Demokratik Halk İktidarı İçin İşçi-Köylü Sayı 18

Page 1

±CMYK Egemenler söz dalafl flllar›yla halk› kendi gerçekli¤inden uzaklafl fltt›r›yor

Katledilifl fliinin 35. y›l›nda ifl flk kencede k›z›l bir direnifl fl....

1 May›s’ta iflçi s›n›f›na ve yandafllar›na karfl› gösterilen tahammülsüzlük nedeniyle egemen s›n›f kliklerinin söz dalafl› yeni biçimler alt›nda devam ederken ve Tayyip Erdo¤an ayaküstü “Kas›mpaflal›”l›¤›na uygun yeni deyimler bulup ortaya saçarken d›fl politikada TC, halka ra¤men büyük oyunlara arac› olmay› sürdürmektedir.. ❐ Sayfa 9

Bundan tam 35 y›l önce, Proletarya Partisi’nin kurucusu ve teorik kuramc›s›, Türkiye proletaryas›n›n komünist önderi, ‹brahim Kaypakkaya, faflist diktatörlü¤ün cellatlar› taraf›ndan Diyarbak›r Zindan›’nda hunharca katledildi. ❐ Sayfa 8

iflflççi-köylü

Enternasyonal Filipinler halk›n›n büyük evlad›

Crispin Beltran’› kaybettik!

Demokratik Halk ‹ktidar› ‹çin

www.iscikoylu.org umutyayimcilik@ttmail.com

Say›: 18

*Y›l:1 *30 May›s-12 Haziran 2008 *Fiyat›: 1 YTL *ISSN: 1307-878X

Her gün bir ifl cinayetinin yafland›¤› Tuzla’da s›n›f dayan›flmas›!

‹flçi s›n›f›n›n ve Filipinler halk›n›n büyük kahraman› ve büyük enternasyonalist Crispin Beltran “Ka Bel”, 75 yafl›nda aram›zdan ayr›ld›. Evinin çat›s›n› tamir ederken 10 metre yükseklikten düflen Beltran bu talihsiz kazan›n ard›ndan kald›r›ld›¤› hastanede kurtulamam›fl ve 20 May›s’ta hayat›n› kaybetmifltir.

❐Sayfa 10

‹fl cinayetleri kader de¤ildir!

Desa’da direnifl sürüyor

1985’den bu yana Türkiye’deki tersanelerde ölen 96 iflflççinin 21’i 22 Temmuz 2007’den bu yana Tuzla’da katledildi. Tersaneler cehenneminde yaflananlar, s›n›f mücadelesinde birçok önemli hususa dikkat çekip dersler sunarak ilerlemektedir. Tafleron-esnek üretim düzenine karfl› mücadele ile örgütlenme refleksi ve taktikleri konusunda sendikal alan faaliyetinin aczi ve ihmali bir kez daha gözler önüne serilmifltir. Özellikle Türk-‹fl ve ço¤u flube yönetimlerinin patron kulübü hüviyetinde çal›flt›klar› -yeni bir ör-

nekle- somut biçimde görülmüfltür. S›n›f sendikac›l›¤›nda iflçi havzalar›n› dikkate alan bir perspektifle örgütlenme ve faaliyet yürütmenin gere¤i, kendi gerçekli¤ini dayatacak aç›kl›ktad›r. S›n›f dayan›flmas› ve devrimci dayan›flma diye çokça dillendirilen olgular›n, mevki ve grup hesaplar›na bo¤durulmayacak önemde a¤›rl›k tafl›d›¤› her geçen gün daha fazla hissedilmektedir.

Türkiye’nin en büyük Deri markalar›ndan Desa Deri’de iflçilerin mücadelesi patronun, jandarman›n ve valili¤in tüm engellemelerine ra¤men sürüyor. ❐Sayfa 4

Engellere ra¤men eylem...

‹pleri emekçilerin “bildirisi” koparacak! Kad›n sorununu sorgulamak sistemi sorgulamakt›r!

Ülke emekçi s›n›flar›n›n düzene karfl› hoflnutsuzlu¤unun ifadesi olan hareketlenmelerle birlikte, kendi seçmenleri de dahil, halk deste¤ini giderek yitirmeye bafllayan AKP’nin flu süreçteki tek umudu art›k emperyalist güçlerdir.

Kad›nlar›n ilahi mahkumiyeti...

Neredeyse bafl döndürücü bir h›zla yaflanan geliflmelerle birlikte, ülke iflçi ve emekçi y›¤›nlar›n› hayati olarak ilgilendiren gündemler habire öteleniyor, gözler istenildi¤i ve de hedeflendi¤i biçimiyle, bu suni denebilecek tart›flmalara çevriliyor.

Ölümle burun buruna yaflam! Kot pantolon giydi¤i için, “göz süzdü¤ü, tahrik edici bakt›¤›” için, tecavüzcüsüne “a¤›r tahrik olma” indirimi uyguland›¤›, tecavüze u¤rarken korkusundan sesini ç›karamayan k›z çocu¤unun tecavüz r›zal› oldu¤una kanaat getirildi¤i bu “adalet” topraklar›nda faflist, eril siyasetin, hukukun ve dilin itinayla korunmas› tacize-tecavüze, cinayete giden yolda daha nicelerinin s›rt›n›n s›vazlanmas› de¤il midir? ❐Sayfa 12

‹flçi köylü’den

18 May›s’›n ard›ndan...

Son günlerde meydana gelenlerle birlikte, art›k seri cinayete dönüflen ifl cinayetleri, tüm gözleri bir kez daha Tuzla Tersaneleri’ne çevirdi. Ancak bas›nda pek de¤inilmese de tersane iflçileri sadece ifl yerlerinde de¤il, günlük yaflamlar›nda da büyük zorluklarla yüz yüze. Özellikle de “gurbetçi iflçiler” olarak tan›mlanan kesim.

Tüm çal›flma alanlar›nda, belli toparlanmalar›n oldu¤u bir süreçte, komünist önder ‹brahim Kaypakkaya anmalar›n› geride b›rakt›k. Sayfa 2

Büyük ço¤unlu¤u, Urfa, Diyarbak›r, Bitlis gibi, Kürt illerinden gelen bu iflçiler, a¤›r ve kurals›z ifl koflullar›n›n yan› s›ra, kelimenin tam anlam›yla insanl›k d›fl› koflullarda yaflamaktalar. Gurbetçi iflçilerin yaflamlar›n› biraz daha yak›ndan görmek için kald›klar› yere giderek, kendileriyle görüfltük. ❐Sayfa 2

S›n›fsal Yaklaflfl››m Tersanelerde ölüm de¤il, direnifl kazanacak!

Sayfa 3

Gerici egemen s›n›f klikleri aras›ndaki dalafl› yeni bir düzeye tafl›yan son geliflme, Yarg›tay Baflkanlar Kurulu’nun (YBK) hükümeti hedef alan aç›klamas›yla birlikte yafland›. Özü “laikler” ile “dinciler” aras›ndaki çat›flma olarak getirilen ve “laik” kesimi temsil etti¤i varsay›lan, YBK taraf›ndan 21 May›s’ta yay›mlanan bildiride, AKP hükümeti “Cumhuriyet’in temel ilkelerini zedelemek”, “yarg› erki”ne karfl› sistemli sald›r›lar yürütmek, kendine “yandafl yarg›” yaratmaya çal›flmakla suçlan›yor. ❐ Sayfa 3

Emekçinin Gündemi ‹flçi cinayetlerinin gerçek sorumlusu sistemin afl›r› kâr h›rs›d›r!

Sayfa 4

Yaz›n gelmesiyle birlikte bir taraftan “su sorunu yok” aç›klamalar›na h›z veren, di¤er taraftan köylülere ya¤mur duas›na ç›kmay› öneren devlet yetkilileri, bu konuyu gündemine alanlar› engellemek için de elinden geleni yap›yor. ❐Sayfa 5

Çürümüfllük sistemin temelindedir! Hiçbir iflkence hiçbir zor arac› ezilenin sömürülenin meflru direnifline k›rmaya yetmemifltir, yetmeyecektir. Bu nedenle farkl› yollar aranmakta, yöntemler hayata geçirilmektedir. Bu yöntemlerden birisi de kültürel yozlaflmad›r. ❐Sayfa 6

Evrensel Bak›fl

Pusula Süreci analizci tutum ve militanca karfl›lamal›y›z!

Sayfa 11

Do¤al afetlerin yaratt›¤› “f›rsat”lar

Sayfa 13


İşçi-köylü 2

Yaşamın İçinden

Gurbette, ölümle burun buruna, yoksulluk içindeki yaflamlar! Son günlerde meydana gelenlerle birlikte, art›k seri cinayete dönüflen ifl cinayetleri, tüm gözleri bir kez daha tersanelere çevirdi. Ancak bas›nda pek de¤inilmese de tersane iflçileri sadece ifl yerinde de¤il, günlük yaflamlar›nda da büyük zorluklarla yüz yüze. Özellikle de “gurbetçi iflçiler” olarak tan›mlanan kesim. Büyük ço¤unlu¤u, Urfa, Diyarbak›r, Bitlis gibi, Kürt illerinden gelen bu iflçiler, a¤›r ve kurals›z ifl koflullar›n›n yan› s›ra, kelimenin tam anlam›yla insanl›k d›fl› koflullarda yaflamaktalar. Gurbetçi iflçilerin yaflamlar›n› biraz daha yak›ndan görmek için kald›klar› yere giderek, kendileriyle görüfltük. Görüfltü¤ümüz gurbetçilerden biri Yasin Yalç›n. Bitlis’ten geldi¤ini ö¤rendi¤imiz Yasin’le o günün sabah›, Selah Tersanesi önünde yap›lan eylemde tan›flt›k ve akflam buluflmak üzere sözlefltik. Saat 18.30 civar›nda buluflup gurbetçilerin kald›¤› eve do¤ru yola koyulduk. Yasin ‹stanbul’a çal›flmaya gelifl nedenini, daha yolda anlatmaya bafllad›: “Biz tar›m ve hayvanc›l›kla u¤rafl›yorduk. Topra¤›m›z bize yetiyordu. Kendi iflimizin ustas›yd›k. Bu¤day, pamuk, patates ve daha bir dizi ürün ç›kar›yorduk. Ancak kurakl›k geldi. Özellikle de bu y›l büyük bir kurakl›k var. Hiç kimse (yetkili) gelip halimizi sormad›. Topra¤›m›z› terk etmek zorunda b›rakt›lar bizi. Kimse zorunlu olmasa topra¤›n›, evini b›rak›p gelmez buraya. ” Bu arada kald›klar› binaya geliyoruz. Bina d›flar›dan bak›ld›¤›nda bile harabe bir görüntü içinde. Bu görüntünün nedenini ise içerde yapt›¤›m›z sohbette ö¤reniyoruz. Bina depremden dolay› hasarl›ym›fl ve bunun için de normalde oturulmas› sak›ncal›ym›fl. Bu yüzden de ailelere kiraya veremiyormufl ev sahibi. Binada 100 kadar iflçi kal›yor. 10-12 metre karelik odalarda 4-5 kifli birarada yafl›yor. Mutfak olarak kullan›lan alan da dahil, bütün yaflam alanlar› bu kadar. Birinci kata ç›k›yoruz ve buradaki odalardan birine giriyoruz. Binada kalan iflçiler a¤›rl›kl› olarak Urfal› olmas›na karfl›n, bu odada kalanlar Diyarbak›rl›.

“‹flçiye hayvan gözüyle bak›l›yor!” ‹lk olarak Kas›m Pervane anlat›yor. 26 yafl›nda olan Kas›m, 2-3 y›ll›k tersane iflçisi oldu¤unu söylüyor. Memleketinde oldukça

Tepki eylemleri sürüyor Kartal Tersane patronlar›n›n örgütü olan G‹SB‹R, tersane tafleronlar› ve de iflçi s›n›f›n›n düflman› konumundaki Dok Gemi-‹fl Sendikas› taraf›ndan, 23 May›s günü tersanelerde gerçeklefltirilen provokatif eylemin ard›ndan, emek örgütleri taraf›ndan gerçeklefltirilen eylemlerden biri de, 25 May›s’ta Kartal Meydan›’nda gerçekleflti. Saat 13.00’de Limter-‹fl Sendikas› taraf›ndan gerçeklefltirilen eyleme Emekli-Sen, EKD, ESP, Partizan, ÖDP, E¤itim-Sen ve Tüm BelSen de kat›larak destek verdi. Tersanelerde yaflam›n› yitiren ve çal›flan iflçilerin ailelerinin de kat›ld›¤› eylemde yap›lan aç›klamada, tersane patronlar›n›n, ölümlerin sorumlusu olarak "d›fl güçleri" göstermesi protesto edildi. Aç›klaman›n ard›ndan tersanelerde yaflam›n› yitirenlerin aileleri de söz alarak, k›sa birer konuflma yapt›lar.

Bursa Tuzla Tersanelerinde yaflanan iflçi katliamlar› Bursa’da Partizan, ESP, BDSP’nin örgütledi¤i SDP, DHP ve ‹HD’nin de destekledi¤i tabutlu bir eylemle protesto edildi. 24 May›s günü Çiçekçiler Park›’nda biraraya gelen kitle ad›na bas›n aç›klamas›n› okuyan Serpil Arslan, aç›klamada "Tuzla Tersaneleri’ndeki ölümlerin sorumlusu AKP ve önceki hükümetlerin uygulad›¤› özellefltirme, tafleronlaflt›rma, kay›ts›z güvencesiz kölece çal›flma koflullar›d›r" dedi.

iyi bir ifli varm›fl daha önceleri. “Ama ekonomik krizle birlikte ifl batt›, borçlar giderek yükseldi. Ben de memleketimi b›rak›p gelmek zorunda kald›m” diyor. “Neden tersane?” sorumuza yan›t›: “Yapacak baflka ifl yoktu. Tersanelerde çal›flan arkadafllar vard›, ben de ancak burada ifl bulabildim” oluyor. Memlekette ancak sezonluk ifllerin bulundu¤unu, bunlara girmenin ise, talebin çoklu¤undan dolay›, neredeyse imkans›z oldu¤unu söylüyor. S›ra kald›klar› yerin koflullar›ndan söz et-

Ancak bunun nedenini sadece bekar olmalar›na ba¤lam›yorlar. Kürt olmalar›n›n da büyük pay› oldu¤unu düflünüyorlar. Hem ev hem de ifl bulmada Kürt olmalar› “dezavantaja” dönüflüyormufl. Ayd›n bu duruma iliflkin yaflad›klar›n› flöyle aktar›yor: “Bir gün bir ifl yerinin cam›nda bir ifl ilan› gördüm. ‹çeri girdim sordum. Önce olumlu yaklaflan patron, Diyarbak›rl› ve Kürt oldu¤umu ö¤renince beni ifle almad›. Ayn› flekilde ev sahipleri de. Bekara ev veren yerler olsa da. Kürt ve bekar oldu¤umuzu ö¤renince vazgeçiyorlar.

ortadan kalkan insanlar, önce bölgelerindeki büyük kentlere gelmifl. Oradan da süreç içinde ‹stanbul’a uzanan gurbet yolculuklar› bafllam›fl. Ayn› odada kalan Ayd›n Ercan da yine benzer nedenlerle gelenlerden. Ayd›n 28 yafl›nda ve evli. O da memleketinde hayvanc›l›k ve tar›mla u¤rafl›yormufl gelmeden önce. “Kurakl›k, iflsizlik bizi mecbur etti buraya. Burada ise her gün ölüme biraz daha yaklafl›yoruz” diyor, tersanedeki koflullar› kast ederek. Söz çal›flma koflullar›na geliyor. Ölümle burun buruna olarak tan›mlanmas› gereken koflullar, k›fl aylar›nda daha da zorlafl›yor diyorlar.

Çözüm bütün iflçilerin birli¤inde

Gurbete ç›kmalar 1990’lar›n bafl›ndan itibaren artm›fl. Bu y›llar bölgede köy yakma ve boflaltmalar›n da en yo¤un olarak hayata geçirildi¤i y›llar. Köylerinde kalma koflullar› ortadan kalkan insanlar, önce bölgelerindeki büyük kentlere gelmifl. Oradan da süreç içinde ‹stanbul’a uzanan gurbet yolculuklar› bafllam›fl. meye geliyor. Kifli bafl› ayl›k 130 YTL veriyorlarm›fl. Binan›n küçücük mutfa¤›n› bile, 45 kifliye ayn› anda, oda olarak kiraya veriyormufl ev sahibi. Lavabolar› (tuvalet) ise ortak. Bir lavaboyu en az 20 kifli kullan›yorlarm›fl. Bölgedeki bina sahipleri aralar›nda anlaflm›fllar ve tümü binalar›n› ayn› koflullarda kiraya veriyormufl. Ev sahiplerinin kendilerine bak›fl aç›s›n› ise flöyle özetliyor Kas›m: “Bunlar bizi insan olarak görmüyorlar. ‹flçiye hayvan gözüyle bak›yorlar.”

Bekara ev yok, Kürt bekara hiç yok! Bar›nma sorununu ortak ev tutarak çözmeye çal›flm›fllar. Ancak bunda pek baflar› sa¤layamam›fllar. Çünkü bölgede bekarlara ev vermeye yanaflan ev sahibi bulmak zor.

Yani bekara ev yok. Kürt bekara hiç yok!” Ayn› flekilde çal›flt›klar› ifl yerinde de patron ve akrabalar›n›n Kürtlerden bahsederken a¤›zlar›na gelen küfrü ettiklerini söylüyorlar. Dahas› kendilerine potansiyel “terörist”, “bölücü” gözüyle bak›lmas›ndan büyük rahats›zl›k duyuyorlar.

Ölümle burun buruna Memleketlerini b›rak›p, gurbet yoluna düflme nedenlerini, iflsizlik ve kurakl›k gibi gerekçelerle aç›klasalar da, kendilerini gurbete ç›kmaya zorlayan gerçek nedenin daha farkl› oldu¤unu düflünmekteler. Gurbete ç›kmalar 1990’lar›n bafl›ndan itibaren artm›fl. Bu y›llar bölgede köy yakma ve boflaltmalar›n da en yo¤un olarak yafland›¤› y›llar. Köylerinde kalma koflullar›

Tersanelerde son aylarda yap›lan eylemlerin içinde yer alm›fl hepsi de. Ancak kat›lmayanlar›n say›s›n›n oldukça yüksek oldu¤unu söylüyorlar. ‹nsanlar›n bu tutumunu ise, evlerine ekmek götürme derdinde olmalar›na ba¤l›yorlar. Eylemlere en yüksek kat›l›m› gurbetçi iflçiler sa¤l›yormufl. Patron cephesinin, eylem ve grevleri terör olarak gösterme çabas› baz› iflçiler aras›nda baflar›ya ulaflm›fl ve eylemlere kat›lmayan bu iflçiler eylemlere terör gözüyle bakar olmufl. “‹flverenlerin yapt›¤› ‘grev alet ediliyor, terör örgütleri lehine eylem yap›yorlar’ propagandas›n›n sonucudur bu” diyorlar 27-28 fiubat grevinde, birço¤u ne ifle gitmifl ama ne de grev yerine. Evlerinde kalm›fllar. “‹flçiler aras›nda birlik yok” diyor Kas›m ve ekliyor; “Çözüm ancak bütün iflçilerin birlik olmas›nda, toplu ifl b›rakmas›nda. ‹flçiler ifle gelmezse, gemiler yap›lamaz ve patronlar talepleri kabul etmek zorunda kal›r.” Yasin, Kas›m ve Ayd›n’›n d›fl›nda odada kalan bir di¤er iflçi de Fersende Ercan. Ercan k›sa süre önce gelmifl. Memlekette niflanlanm›fl, flimdi evlenebilmek için para biriktirmeye çal›fl›yor. Düflüncesini almak istedi¤imizde, “susma hakk›m› kullan›yorum” diyor espriyle. Konuflmak istememesinin as›l nedeni, ifle yeni girmesi ve söyleyeceklerinin patronun kula¤›na gitmesi durumunda, iflten at›lma riskiyle yüz yüze gelecek olmas›. Asl›nda hepsi ayn› kayg›y› tafl›yorlar. Daha eski olanlar bu kayg›y› bir kenara b›rakabilirken, yeni olanlar konuflmamay› tercih ediyorlar. Neredeyse tamam›n› Kürtlerin oluflturdu¤u gurbetçi iflçiler, üzerlerindeki, ulusal-s›n›fsal, bask› ve sömürüyü yaflamlar›n›n her alan›nda hissetmelerine karfl›n, fakirli¤in, ezilmiflli¤in, sömürünün Kürt-Türk ayr›m› yapmad›¤›n›n, her milliyetten iflçi ve emekçiyi kapsad›¤›n›n da fark›ndalar. Bunu da ayr›l›rken flu sözlerle ifade ediyorlar: “‹flçinin Kürdü-Türk yok. ‹flçi iflçidir. Türk-Kürt-Çerkez fark etmiyor. Tüm iflçiler sömürülüyor, hepsi fakirlik içinde!” (Kartal)

Tersane patronlar› kana doymuyor! Kuruldu¤u günde bu yana, tespit edilebilen iflçi ölümü say›s› 95’i bulan Tuzla Tersaneleri’nde, sadece 2008’in ilk befl ay›nda yaflam›n› yitiren iflçi say›s› 10. En son ölümler ise, Selah ve Desan Tersane’lerinde, ‹zzet Gider, Deniz Kafl›keman ve Murat Çal›flkan adlar›ndaki üç iflçinin, ard› ard›na yaflam›n› yitirmesiyle gerçekleflti. Ölümlerin h›z kesmeden sürdü¤ü günlerde ise, Çal›flma Bakan› Faruk Çelik hükümetin ve de devletin tüm kurum ve kurulufllar›yla sermayenin ve de böylelikle, tersane patronlar›n›n yan›nda oldu¤unun da ispat› olarak, ölümlerin art›k kan›ksand›¤›n› ve hatta devam edece¤ini söylüyordu “aç›k yüreklilikle”! Ancak gerek tersane iflçileri, gerek emek örgütleri gerekse de bir bütün olarak duyarl› kamuoyu bunun böyle olmad›¤›n›, olamayaca¤›n› ve de buna izin verilmeyece¤ini hayk›rmay› sürdürüyor. Son eylem, 20 May›s günü, sabah saat 07.30’da, Selah Tersanesi önünde gerçekleflti. Eylem sabah› Limter-‹fl Sendikas› önünde biraraya gelen tersane iflçileri ve sendikac›lar, ellerinde dövizlerle Selah Tersanesi önüne kadar yürüdüler. Yürüyüfl boyunca tersane iflçilerine eyleme kat›lma ça¤r›s› yap›l›rken, polisin tersane etraf›nda yo¤un “güvenlik” önlemi ald›¤› gözlendi. ‹fl bafl› yapmak üzere gelen iflçilerin eyleme kat›lan iflçiler ve sendikac›-

lar taraf›ndan eyleme kat›lmaya ça¤r›lmas› çabalar› ise polisin müdahalesiyle karfl›laflt›. Ça¤r›lar›n sürmesi durumunda gözalt›na almakla tehdit eden polis, eyleme kat›lanlar›n karfl› koymas› üzerine geri ad›m atmak zorunda kald›. Tersane önündeki aç›klamada ilk sözü, Limter-‹fl Genel Baflkan› Cem Dinç ald›. Dinç konuflmas›nda “Tuzla art›k kangren olmaya bafllad›” dedi. Aç›klaman›n ard›ndan 5 dakikal›k bir oturma eylemi gerçeklefltirildi. Yaflam›n› yitiren iflçileri temsilen haz›rlanan iki tabutun da tersane önüne b›rak›ld›¤› eylemde, “Tersane patronlar› kana doymuyor. Bu kan› gözlerini doyursun diye döküyoruz” sözleri eflli¤inde, yere ve tabutlar›n üzerine, kan› simgeleyen k›rm›z› boya döküldü. Ölümlerle gündeme gelen Selah Tersanesi, bu eylemden bir gün sonra Valilik taraf›ndan kapat›ld›.

Provokasyonlar “meyvesini” veriyor! Selah Tersanesi’nin kapat›lmas›, gerek sendikalar›n gerekse kamuoyunun “çözüm kapatmada de¤il, insanca çal›flma koflullar› yaratmada” olarak özetlenmesi gereken aç›klamalar›n› da beraberinde getirdi. Çeflitli sendika ve kurumlar ayn› günlerde Selah Tersanesi önünde protesto eylemleri gerçeklefltirmeye devam ettiler.

23 May›s Cuma günü, saat 12.30’da, Emekli-Sen ‹stanbul fiubeleri, G‹SB‹R Hastanesi önünden bafllayan bir yürüyüflle, tersane önüne gelerek, burada bir bas›n aç›klamas› gerçeklefltirdiler. Bu aç›klamadan bir saat sonra, TMMOB bünyesindeki Gemi Mühendisleri Odas› ayn› yerde bir aç›klama gerçeklefltirdi. Ancak bu aç›klama adeta patronlar›n, tafleronlar›n ve de patrona uflakl›k eden ustabafl› vb. kifliliklerin, iflçileri karfl› karfl›ya getirme hedefini yans›tan bir görüntü içinde gerçeklefliyordu. Eylem, “bölücülere” ve Limter-‹fl Sendikas›’na karfl› bir gösteriye dönüfltürülmeye çal›fl›l›yordu. S›n›f bilincinden yoksun, gerçek düflman›n›n kim oldu¤unu görmekten uzak baz› iflçilerin ellerine “Limter-‹fl sana Tuzla’da Mama yok”, “Bölücüler defolun” yaz›l› pankartlar verilmiflti. Çok say›da Türk bayra¤› da yine “görselli¤i tamamlamak” amac›yla, ustalar›n, tafleronlar›n ve de gerçekte patronlar›n “telkinleri” ile, eylem alan›na getirilmifl olan iflçilere da¤›t›l›yordu. Selah Tersanesi’nde usta oldu¤unu sonradan ö¤rendi¤imiz bir kifli ise, ölümlerin yalan oldu¤u, bunlar› bölücülerin icat etti¤i yönlü konuflmalar yap›yordu. ‹flçi kan› üzerinden beslenen bu faflist güruhlar ayn› s›rada, “yalan haber” yapma, “bölücüleri koruma” iddialar›yla, devrimci ve sosyalist bas›n› da hedef gösterdiler. (Kartal)

30 Mayıs-12 Haziran 2008

işçi-köylü’den 18 May›s’›n ard›ndan... Tüm çal›flma alanlar›nda, belli toparlanmalar›n oldu¤u, çal›flmalar›n belli düzeyde de olsa bir sistemati¤e oturdu¤u bir süreçte, komünist önder ‹brahim Kaypakkaya anmalar›n› da geride b›rakt›k. Birçok yerde, olanaklar ve güç ölçüsünde eylem, etkinlik vb. anmalar gerçeklefltirildi¤ini görüyoruz. Kimi yerlerde kat›l›m aç›s›ndan önemli geliflmeler kaydedilmiflken, kimi yerlerde soka¤a ilk kez ç›k›l›yor oluflu, kimi yerlerde uzun y›llar sonra ilk kez anma yap›l›yor olmas› dikkat çekiyor. 8 Mart’tan 1 May›s’a kadar geçen ve de egemenlerin sald›r›lar›n›n ard›ndan geliflen eylemlilik sürecinin coflkunlu¤unun ve kazan›mlar›n›n bu çal›flmam›za da yans›d›¤›n› ifade etmek gerekiyor. fiimdi önümüzdeki sürecin görevlerini belirlerken, özellikle geçirdi¤imiz dönemin kimi özelliklerine vurgu yapmak gerekiyor. S›kça tekrarlad›¤›m›z gibi, özellikle Sosyal Güvenlik ve Genel Sa¤l›k Sigortas› Yasa Tasar›s›’n›n emekçi kitleler üzerinde yaratt›¤› öfke sonucu iflçi ve emekçi eylemlerinde önemli mesafelerin kat edildi¤ine tan›kl›k ettik. Baflta ‹stanbul olmak üzere birçok ilde oluflturulan platformlarla sürece müdahale edilmeye çal›fl›ld› ve önemli eylem ve etkinliklerin alt›na imza at›ld›. Ard›ndan yine özellikle ‹stanbul’da 1 May›s tart›flmalar› ve devletin sald›rgan tutumu gündeme geldi. Emekçiler ve devrimciler ‹stanbul özgülünde Taksim ›srar›n› aç›k ve net olarak sürdürürken, bu ›srar tüm illerdeki çal›flmalarda coflku ve kararl›l›k olarak yans›d› ve güç verdi. Konfederasyonlar›n bu süreçteki tutumu ise daha önceki say›m›zda da ifade etti¤imiz gibi ibretlikti. Ancak daha da çarp›c› olan ise, 1 May›s öncesi ve 1 May›s günü ile birlikte bir ivme yakalanm›flken, hemen sonras›nda ise devletin ve hükümetin tüm teflhir olmufllu¤una, burjuva-feodal medyada dahi buldu¤u yank›ya ra¤men derin bir sessizli¤e geçilmesidir. Taksim’de yap›lmak istenen 1 May›s kutlamalar›na karfl› yaflanan azg›nca sald›r› 2008 1 May›s’›n daha çok bu boyutuyla ve direnifl eksenli tart›fl›lmas›na yol açt› denilebilir. Oysa yukar›da da alt›n› çizdi¤imiz gibi, 2008 1 May›s’›n› geçen y›ldan farkl› k›lan elbette ki, içinden geçti¤imiz süreçtir. 1 May›s’la birlikte militan mücadelenin de ivme kazanmas› beklenirken, aç›kt›r ki konfederasyonlar›n 1 May›s’taki tutumunun bir devam› olarak, meselenin sessizlikle geçifltirilmesi, sar›-reformist özelliklerine ek olarak popülist yaklafl›mlar›n da ortaya ç›kt›¤›n› görüyoruz. 1 May›s ile ilgili tart›flmalarda bu meselenin esasta devrimcilerin öncülü¤ünde çözülebilece¤ini daha önceki yaz›lar›m›zda da ifade etmifltik. Yukar›da bahsetti¤imiz gerçeklikler de göz önüne al›nd›¤›nda bundan sonraki sürecin de devrimciler taraf›ndan örgütlenece¤ini aç›kça ortaya ç›kmaktad›r. Bu do¤rultuda bulundu¤umuz her alanda, sendikalar› sürecin bir parças› haline getirmek için u¤raflmak ve çaba sarf etmenin ötesinde devrimcilerle birlikte ortak bir direnifl hatt› örmeyi önümüze koymak durumunday›z. Konfederasyonlar›n içinde bulunduklar› süreç öylesine bir hal alm›flt›r ki, ‹stihdam Paketi gibi, son say›lar›m›zda özellikle vurgu yapt›¤›m›z ciddi bir sald›r› yasas› daha (üstelik tek bir bas›n aç›klamas›yla dahi protesto edilmeden) Çankaya’n›n noteri taraf›ndan onaylanm›flt›r. Bunun yan› s›ra Desa, fiahin Motor, Tuzla Tersaneleri, Yörsan, Nefle Plastik vd. birçok iflçi direnifli lokal olarak kendi alanlar›na s›k›flt›r›lmaya, direnifllerin baflka alanlarda yank› bulmas›n›n önüne geçilmeye çal›fl›lmaktad›r. Öyle ki Düzce’deki Desa Deri direniflini yaln›zlaflt›rmak için elele veren Valilik ve Jandarma bölgeye iflçi olmayanlar›n girifl ç›k›fl›n› yasaklama seviyesine kadar vard›rm›flt›r aymazl›¤›n›. S›n›f dayan›flmas›na ihtiyac›n bu kadar yo¤un oldu¤u bir süreçte, bu direnifllerin bulundu¤umuz her alanda sesi olmak önemli bir görevdir. Önümüzde bu direnifllerle birlikte daha bir anlam kazanacak olan 15-16 Haziran Büyük ‹flçi Direnifli’nin y›ldönümü bulunmaktad›r. Geçen say›lar›m›zda da önder yoldafltan bahsederken alt›n› önemle çizdi¤imiz köylülerin içinde olma, iflçi s›n›f›n›n grev ve eylemlerine kat›lma ve bu direnifllerden ders ve deneyim ç›karma prati¤i hepimize örnek olmal›d›r. Bunun için yap›lacak direnifl ziyaretleri, ortak eylemler, örgütlenen etkinliklere güçlü bir flekilde kat›l›m sa¤lama vb. pratikler bu süreçte önemlidir. Bu pratikler bize genifl kitlelerin sorunlar›n› anlama, kavrama ve müdahale etme anlam›nda oldu¤u gibi, yaflanan sorun ve s›k›nt›lar›m›z› aflman›n yöntemlerini de sunacakt›r.


İşçi-köylü 3

30 Mayıs-12 Hazriran 2008 AKP’ye aç›lan kapatma davas›yla birlikte yeni bir boyuta tafl›nan, ülke egemen s›n›f klikleri aras›ndaki hegemonya dalafl›, yeni, ancak yabanc› olunmayan, biçim ve yöntemlerle gündemdeki yerini koruyor. Neredeyse bafl döndürücü bir h›zla yaflanan geliflmelerle birlikte, ülke iflçi ve emekçi y›¤›nlar›n› hayati olarak ilgilendiren gündemler habire öteleniyor, gözler istenildi¤i ve de hedeflendi¤i biçimiyle, bu suni denebilecek tart›flmalara çevriliyor. Gerici egemen s›n›f klikleri aras›ndaki dalafl› yeni bir düzeye tafl›yan son geliflme, Yarg›tay Baflkanlar Kurulu’nun (YBK) hükümeti hedef alan aç›klamas›yla birlikte yafland›. Özü “laikler” ile “dinciler” aras›ndaki çat›flma olarak getirilen ve “laik” kesimi temsil etti¤i varsay›lan YBK taraf›ndan 21 May›s’ta yay›mlanan bildiride, AKP hükümeti “Cumhuriyet’in temel ilkelerini zedelemek”, “yarg› erki”ne karfl› sistemli sald›r›lar yürütmek ve kendine “yandafl yarg›” yaratmaya çal›flmakla suçlan›yor. Ayr›ca anayasa de¤iflikli¤i giriflimlerine, AKP’ye aç›lan kapatma davas›na ve AKP’nin bu kapatma davas› özgülünde AB ile gelifltirdi¤i iliflkilere, sözde ciddi elefltiriler getiriliyor. Egemenler aras›ndaki bu dalafltan nemalanan burjuva-feodal medya, bildirinin aç›kland›¤› saatlerde yapt›¤› “son dakika” haberleri ile Ankara’da “ipleri kopar›yor”, ancak yine de her an de¤iflebilecek “dengelerden” dolay›, ç›karlar›na “halel” getirmemek için, dikkatli bir dil kullanmay› da ihmal etmiyordu. Kapatma davas›yla birlikte kendini zor duruma düflürecek aç›klama ve ç›k›fllardan uzak durmaya çal›flan AKP ise, bu defa “so¤ukkanl›” olmay› elden b›rak›yor ve ayn› sertlikte aç›klamalar yapmakta gecikmiyordu. CHP, MHP gibi faflist partilerin bildiriden yana aç›k tav›r koymas› fleklinde devam eden “bildiri savafl›”na Dan›fltay Baflkanlar Kurulu da dahil olarak, Yarg›tay’a aç›k destek veriyordu. AKP hükümetinin gündeminde Yarg› Reformu Strateji Tasla¤›’n›n bulundu¤u ve bu tasla¤›n Yarg›tay ve Dan›fltay’a sunulmadan, AB’ye sunulmas› üzerinden tart›flmalar›n yürütüldü¤ü bir dönemde ortaya ç›kan bildiri, AKP’nin yarg›da kadrolaflma

çabalar›n›n yaratt›¤› rahats›zl›¤›n ürünü olarak da getirilmekte. Bu arada, bir faflist-gerici kli¤in di¤er bir faflist-gerici klik üzerinde üstünlük sa¤lama çabas›na da ba¤lanmas› gereken mevcut çat›flmay› h›zland›ran bafll›ca etkenin, AKP gericili¤inin mevcut konumunu, tüm devlet ayg›tlar›nda ve de toplumsal yaflam›n tüm alanlar›nda güçlendirme çabas› oldu¤unun, bunu sa¤lamaya dönük çeflitli yol ve yöntemlere baflvurdu¤unun da alt›n› çizmek gerekmekte. ABD emperyalizminin yan› s›ra, AB emperyalistlerinin AKP’ye dönük desteklerinin sürdü¤ü izlenimine bak›ld›¤›nda ise,

Tekrar yarg›ya iliflkin tart›flmalara dönecek olursak, bu tart›flmalar›n merkezine “yarg›n›n ba¤›ms›zl›¤›” üzerinde yürütülen tart›flmalar›n damgas›n› vurdu¤unu söyleyebiliriz. Ancak tart›flmalar yap›l›rken gözlerden kaç›r›lmaya çal›fl›lan bir fley var ki, o da yarg›n›n zaten bugüne kadar hiçbir zaman ba¤›ms›z olmad›¤›d›r. Gerek ülkemizde gerekse sömürü sisteminin hüküm sürdü¤ü di¤er ülkelerde, yarg› her zaman egemen

tir. Ve AKP’nin köflke ç›kard›¤› ve Çankaya “noteri olarak” adland›r›lan Gül’ün, bunlardan boflalacak olan görevlere kendi yandafllar›n› atamas›na kesin gözüyle bak›lmaktad›r. Bunun fark›nda olan “laik” kesimin, kapatma davas› ve son bildiriyle yapmaya çal›flt›¤› ise, bir yandan da bunu engellemeye, bu “son kalelerini” de yitirmemeye dönük olarak da okunabilir. Ayr›ca faflist TSK’nin, yap›ld›¤› söylenen baz› “anlaflmalar” sonucu, “laiklik” konusunda uzunca süredir içine girdi¤i “sessizlik”le birlikte, ellerinde kalan son kozlar› oynamaya çal›flt›¤› da söylenebilir.

k›flt›r›lmaya bafllam›flt›. Küresel ekonomide ortaya ç›kan belirsizlikler, yabanc› sermayenin giriflindeki h›z› düflürmüfl, Türkiye’nin cari ifllemler a盤›nda yaflanan finansman zorlu¤u, ülke ekonomisini giderek daha fazla tehdit eder olmufltu. Bu tehdit, varil fiyat› giderek artan, 200 Dolar gibi rekor bir düzeye ulaflaca¤› söylenen petrol fiyatlar›ndaki art›flla birlikte, daha da büyümekte. Siyasal krize ba¤l› olarak büyüyen ekonomik kriz, bir yandan da egemen klikler aras›ndaki dalafl›n sona erdirilmesini, bu yönlü formül aray›fllar›na gidilmesini de zorunlu k›lmaktad›r. Bu zorunluluk ise bir süre önce AKP taraf›ndan “herkese oh dedirtecek formül aray›fl› içinde olundu¤u” biçiminde aç›klanm›flt›r. Yarg›tay bildirisinin bu formül aray›fl›n› ne kadar etkiledi¤ini ise, önümüzdeki günlerde görece¤iz. Ancak net olan bir fley varsa, o da egemen kliklerin, derinleflen siyasal-ekonomik krizin yans›malar› olarak ortaya ç›kan dalaflta, uzlaflma sinyalleri vermeye bafllad›klar›d›r. Yarg›tay Baflkan›’n›n bildiri tart›flmalar›n›n sürdü¤ü günlerde, “kutuplaflmadan yana olmad›klar›” yönlü aç›klamas›na bak›ld›¤›nda da bunu

‹pleri emekçilerin “bildirisi” koparacak! AKP’nin bu yönlü çaba ve giriflimlerinde neden bu kadar “cesur” davranabildi¤i de görülecektir. Ülke emekçi s›n›flar›n›n düzene karfl› hoflnutsuzlu¤unun, eskisi gibi yönetilmek istemediklerinin ifadesi olan hareketlenmelerle birlikte, kendi seçmenleri de dahil, kitledeste¤ini giderek yitirmeye bafllayan AKP’nin flu süreçteki tek umudu art›k emperyalist güçlerdir. Bu süreçte yapt›klar› destekleyici aç›klamalara bak›ld›¤›nda ise, bu güçlerin, bölgesel politikalar›ndaki biçtikleri rolü- en son, AKP’nin önayak oldu¤u ‹srail-Suriye görüflmesinde de görüldü¤ü gibi- büyük bir gayretkefllikle yerine getirmeye çal›flan AKP ile ifllerinin henüz bitmedi¤i söylenebilir.

S›n›fsal Yaklafl›m Tersanelerde ölüm de¤il Direnifl kazanacak! E¤er patronlar›n gözü dönmüfl kâr h›rs› seri cinayetlerle örülü bir katliam süreci yaratmasayd›, kamuoyu, Tuzla tersanelerinde trilyonluk yat ve gemilerin iflçilerin ölümüne çal›flt›r›ld›¤› koflullarda infla edildi¤ini ö¤renemeyecekti. Zira, 1985’den bu yana Türkiye’deki tersanelerde ölen 96 iflçinin 21’i 22 Temmuz 2007’den bu yana Tuzla’da katledildi. Sorunun esas›na iliflkin en aç›klay›c› demeç, Çal›flma Bakan› Faruk Çelik’in, “20 tersane olmas› gereken yerde 50 tersane olursa ve bu bir flekilde ruhsatland›r›l›rsa, o karmaflan›n içinde ne yaz›k ki bu üzücü olaylar cereyan etmeye devam edecek” (19.05.08) yan›t›yla ortaya serilmifl, yaflananlar›n ihmal, bozukluk ve sorumsuzlukla aç›klanamayacak bir düzen sorunu oldu¤u kan›tlanm›flt›. Bu aç›klama, çaresizli¤e gönderme içermiyor, devletin tercihini aç›k bir biçimde gösterme özelli¤i tafl›yordu. Ölümleri durdurmak için yap›lmas› gerekenlerin bir dizi uzman raporuyla da sabit oldu¤u durumda, koflullar› de¤ifltirmek amac›yla ad›m atmayacaklar›n› kesin bir dille belirtenlerin, cinayetlere iliflkin, -eylemlerini üstlenircesine- “ölümler sürecek” diye konuflmas›ndan daha do¤al bir fley olamazd›.

Yarg› hiçbir zaman ba¤›ms›z olmam›flt›r

Politika gündem

Devlet tercihini çoktan yapm›flt›. Türkiye’yi tersanecilik sektöründe 2002’de 23. iken bugün dünya sekizincisi, “mega yat” üretiminde ise dünya üçüncüsü konumuna getirebilmek için Tuzla’da gerekli “altyap›” özellikle son 6 y›l içerisinde oluflturuldu. Say›lar› 44’e ulaflan tersanelerde (Türkiye toplam› 62) çal›flma düzeni büyük oranda (yüzde 90) tafleron sistemine ba¤l› olarak flekillendirildi. Öyle ki 30 bine ulaflan iflçilerin 20 bini bu tafleron firmalara ba¤l› olarak çal›flt›r›l›yor(du). Gerek çal›flma düzeni-saatleri (esnek üretim) gerek ifl koflullar› gerekse de ücret bak›m›ndan kölelik ve angaryan›n en afla¤›l›k ve vahfli biçimi devreye sokuldu. Haliyle en önemli yasak örgütlenmeye yönelikti ve sendikal› iflçi say›s› yüzde 10’lar› aflamad›. Bu koflullarda her gün ifl kazas› yaflanmas›, onlarca iflçinin ölmesi, yüzlercesinin yaralanmas› ve sakat kalmas›yla beraber a¤›r meslek hastal›klar›na yakalanmas› da kaç›n›lmazd›. Bunun “üretim/ifl zayiat›” olarak de¤erlendirilece¤i ve düzenin bozulmas›n› gerektirmeyece¤i tabiiydi. Nitekim, patronlar›n örgütü G‹S-B‹R (Gemi ‹nfla Sanayicileri Birli¤i)’in beyan›na göre 2009’a kadar yeni siparifl alamayacak denli ifl kapasitesi dolu olan

s›n›flar›n hizmetinde olmufltur/olmaktad›r. Yarg›n›n iflçi ve emekçi y›¤›nlar›n hak alma mücadeleleri ve hak gasplar› noktas›nda ald›¤› tutuma ve kararlara bak›ld›¤›nda, gerçekte ba¤›ms›z olmad›¤› da net olarak görülecektir. Bunun içindir ki, bu bildirinin bugünlerde gündeme gelmesi, gündem sapt›rma oldu¤u gibi, kendini “laik” olarak tan›mlayan kesimin, AKP’yi köfleye s›k›flt›rmaya dönük yeni bir hamlesi olarak da alg›lamak gerekmektedir. En üst yarg› organlar›nda, örne¤in Anayasa Mahkemesi’nde hali haz›rdaki üyelerin ço¤unlu¤unu Sezer döneminde atanan “laik” kesimden hukukçular oluflturmaktad›r. Ancak bunlar›n görev süresi 2 y›l içinde sona erecek-

Tuzla tersanelerinde, dur-durak tan›maz bir tempodan taviz verilemezdi. Kald› ki G‹S-B‹R baflkan› Murat Bayrak, t›pk› bakan gibi net ve “samimi” konuflmay› tercih etmiflti: “Bizim kâr›m›z tamamen iflçilikten, iflçilik fiyatlar› da Avrupa’n›n fiyatlar› düzeyine gelirse, Türkiye’deki gemi infla sanayisinin avantajlar› yavafl yavafl ortadan kalkar.” (01.09.2007) Yasalarda pefl pefle yap›lan düzenlemelerle amaçlanan›n ne oldu¤u, genellikle uygulamadaki a¤›r sonuçlar›yla ancak görülebilmektedir. 4857 say›l› ifl yasas›yla 2003 y›l›nda getirilen hükümlerin Tuzla’daki katliama zemin haz›rlayan önemli faktörler aras›nda yer almas› gibi. Tersanelere kurulan ölüm çark›n›n difllileri, esnek üretim ve tafleronluk yeni yasa sayesinde donan›ml› biçimde hukuki altyap›ya kavuflturulunca daha h›zl› ifllemeye bafllad›. Örgütlenme ve hak aramaya yönelik yeni engel ve yapt›r›mlar da yasan›n cendereyi sa¤lama alan di¤er yenilikleriydi. SSK taraf›ndan kay›t alt›na al›nabilen rakamlara göre, ifl kazalar›nda dünya üçüncüsü ve Avrupa birincisi konumundaki Türkiye’de; 2002’deki kazalarda hayat›n› kaybedenler 878 kifliyken, bu say› 2006 y›l›nda (79 bin kaza) yüzde 83’lük bir art›flla 1601’e ç›km›flt›r. Bu tablo, pefl pefle gelen ölümlerle hakl› olarak ilgi oda¤› haline gelen Tuzla tersanelerinin “özel” ve “istisnai” bir yere sahip olmad›¤›n›, iflçi ve emekçi kitlelerin bir bütün olarak “ölüm” ve “y›k›m”la yüz yüze, iç içe yaflad›¤›n›

Geliflmeler derinleflen krizin d›fla vurumudur Dünyada yaflanan siyasal-ekonomik krizin yans›malar›n› mümkün mertebe gizleme çabas›n›n da rol oynad›¤› klik çat›flmalar›n›n, gerçekte ne kadar suni oldu¤u da yine ayn› günlerde ortaya ç›k›yordu. Kendine dönük sald›r›lar›, Ergenekon operasyonu ve Anayasa de¤iflikli¤i gibi giriflimlerle yan›tlamaya çal›flan AKP, asl›na bak›l›rsa, bu giriflimlerin, önünde daha çok engel olmaya bafllad›¤›n› görmüfl ve son dönemde uzlaflma sinyalleri de vermeye bafllam›flt›. Çünkü AKP sadece “laik” klik taraf›ndan de¤il, ayr›ca TÜS‹AD gibi sermaye kurulufllar› taraf›ndan da s›-

göstermektedir. Ölüm, yaralanma, sakatlanma, meslek hastal›klar› ve di¤er bütün bedeller, sektöre göre de¤iflen biçim ve oranda s›n›f›n “kaderi” olmaktad›r. Egemen s›n›flar›n, patronu, bakan›, müsteflar› ve sistemin bütün kurumlar›yla birlikte uyum içinde hareket etmesi, mevcut düzeni bu tarzda kurmas›, iflletmesi ve korumaya çal›flmas›nda flafl›lacak hiçbir fley yoktur. Dahas›, 9-17 May›s tarihleri aras›nda 1 haftada 3 iflçinin ölümü üzerine artan tepkiler karfl›s›nda süresiz olarak kapat›lan Selah Tersanesi’yle ilgili karar› protesto amac›yla patron örgütü G‹SB‹R’le birlikte eylem düzenleyen ve iflçileri Limter-‹fl’e karfl› sloganlarla (örn.“bölücüler defolun!”) k›flk›rtmaya çal›flan Türk-‹fl’e ba¤l› Dok Gemi-‹fl Sendikas›n›n tutumuna da flafl›rmamak gerekir. Üstelik ayn› gün Türk-‹fl genel baflkan› Mustafa Kumlu bu kapatma karar› için, “Geç kalm›fl olsa da olumlu bir ad›md›r.”(24.05.08) dedi¤i halde… Hatta bu eyleme destek veren Gemi Mühendisleri Odas›’n›n saf›n› “kar›flt›ran” tutumunu da yad›rgamamak gerekir! Elbette, hükümet Selah Tersanesi’ni kapatma karar› ile yasak savmaya çal›flmakta ve kamuoyu bask›s›n› düflürmeyi hedeflemektedir. Kuflkusuz, Selah’ta çal›flan iflçilerin bir süre ya da süresiz iflsiz kalmas› son derece olumsuz bir durumdur. Yine, Selah ya da di¤er baflka tersanelerin kapat›lmas› çözüm için geçerli yöntem de¤ildir. Ancak bütün bu do¤rular›n ötesinde, patronlar›n kapatma karar›n› kullanarak yapmak istedikleri ey-

net olarak görmek mümkündür. Bunun baflka türlü olmas› da zaten mümkün de¤ildir. Çünkü çat›flmalar›n bafllamas› oldu¤u kadar bitirilmesi süreci de, baflta güdümünde olunan emperyalist güçler olmak üzere, sermaye s›n›flar›n›n inisiyatifinde gerçekleflmektedir ve mevcut krizin giderek büyüdü¤ü bir süreçte, egemen s›n›f cephesinde yaflanan bu sürtüflme, ya¤ma ve talan politikalar›n›n zora girmesini de beraberinde getirecektir. Bunun içindir ki, gerilimin “kabul edilebilir” düzeye indirilmesi, bir kez daha “ortak düflmana” karfl› birleflilmesi, egemen s›n›flar›n flu süreçte ihtiyaç duydu¤u en acil yönelim olarak önlerinde durmaktad›r. Bu “ortak düflman”

lemle esas hedefleri, Tuzla tersanelerinde geliflmekte olan direniflin k›r›lmas› ve iflçi kan› dökerek büyüttükleri saltanatlar›n›n y›k›lmamas›d›r. Dolay›s›yla patronlarla böyle bir eylemi örgütleme ya da destek verme tavr›n›, “iflçilerin haklar›n› savunma” fleklinde örtmeye çal›flmak, kabul edilebilir gibi de¤ildir. Tuzla’da yaln›zca katliam ve sömürü yoktur. Elbette ki nerede bask›, terör ve zulüm varsa orada direnifl ve isyan da olacakt›r. Tersanelerdeki katliam ve zulme karfl› tek sendikal mevzi olarak D‹SK’e ba¤l› Limter-‹fl, kendi kapasitesini zorlayan bir mücadele içerisindedir. S›n›f›n di¤er sektörlerindeki örgütlü güçlerin, baflta Tuzla olmak üzere içinde bulundu¤u iflçi havzas›ndaki dinamiklerin, bütün demokratik, yurtsever ve devrimci güçlerin azami deste¤ine ihtiyac› vard›r. Tuzla’da kamuoyuna genifl çapl› mal olmas› itibar›yla iflçi s›n›f› mücadelesini do¤rudan etkileyecek önemde bir çat›flma yaflanmaktad›r. Sorunun, baz› kesimlerin trajik bir dekor alt›nda duygusal tepki ile berhava etmeye çal›flt›klar› türden “insani tepki” düzlemine kayd›r›lmas›na izin verilmemeli, egemenlerin yeni hamle ve ataklarla yüklendikleri devrimci direnifl cephesi güçlendirilmelidir. Tersaneler cehenneminde yaflananlar, s›n›f mücadelesinde birçok önemli hususa dikkat çekip dersler sunarak ilerlemektedir. Tafleron-esnek üretim düzenine karfl› mücadele ile örgütlenme refleksi ve taktikleri konusunda sendikal alan faaliyetinin aczi ve ihmali bir

ise, sisteme karfl› öfkesi giderek kabaran, emekçi halk y›¤›nlar›ndan baflkas› de¤ildir. Çünkü onlar da çok iyi bilmekteler ki, emekçiler bildiri verdi¤inde ipler gerçekten kopacakt›r!

Emekçi y›¤›nlar ciddi bir s›navla yüz yüze Egemenler cephesinde yaflanan bu geliflmeler, yoksullaflt›rma, sindirme vb. sald›r›larla teslim al›nmaya çal›fl›lan emekçi y›¤›nlar›n, kendilerini “ortak düflman” olarak gören egemen s›n›flar›n topyekun sald›r›lar›na karfl› topyekun bir karfl› koyuflu örgütlemelerinin aciliyetini, giderek daha fazla dayatmaktad›r. Özellefltirmelere, örgütsüzlefltirmeye, tafleronlaflt›rmaya vb. sosyal y›k›m sald›r›lar›na karfl›, say›lar› her geçen gün artan grev vb. direnifllerin, s›n›fsal öze kavuflturularak, bunlar›n do¤rudan sistemi hedef alan mücadeleler olarak ele al›nmas›, art›k zorunluluktan da öte bir hal alm›flt›r. Yine Kürt halk›na dönük imhainkar sald›r›lar›n›n, ›rkç›-faflist k›flk›rtmalar eflli¤inde geldi¤i boyut, böl-parçala-yönet politikas›na karfl›, anti-faflist mücadelenin, iflçi-emekçi y›¤›nlar›n direniflleriyle birlikte ele al›nmas›n› gerektirmektedir. Egemen s›n›flar›n söz konusu ›rkç›-faflist k›flk›rtmalar›n›, art›k aç›k bir biçimde iflçilerin grev ve direnifllerini, birliklerini bozmaya dönük hayata geçirme çabalar›, emekçilerin grev vb. eylemlerini “bölücü”, “terörist” ilan etmeleri, sald›r›lar›n ald›¤› ve daha da alaca¤› boyutlara iflaret etmektedir. Bu geliflmelere bak›ld›¤›nda ortak bir mücadele hatt› örmenin önemi ve aciliyeti daha da anlafl›lacakt›r. Kürt, Türk ve tüm milliyetlerden ülke emekçilerinin eflitlik-kardefllik ve bar›fl içinde yaflayabilece¤i bir sistemin önü de ancak bu ortak mücadeleyle aç›lacakt›r. Bu vesileyle söylemek gerekirse, Kürt halk›n›n mücadelesinin önündeki engel, Kürt Ulusal mücadelesini bugünlere tafl›madaki en önemli faktör olan, silahl› mücadele de¤il, ezilen tüm emekçi kesimlerin, gerek ülke faflist egemen s›n›flar›na gerekse emperyalistlere karfl›, anti-faflist, anti-emperyalist bir ortak mücadele hatt› örememesidir. Ancak bunun için geç kal›nm›fl de¤ildir!

kez daha gözler önüne serilmifltir. Özellikle Türk-‹fl ve ço¤u flube yönetimlerinin patron kulübü hüviyetinde çal›flt›klar› -yeni bir örnekle- somut biçimde görülmüfltür. S›n›f sendikac›l›¤›nda iflçi havzalar›n› dikkate alan bir perspektifle örgütlenme ve faaliyet yürütmenin gere¤i, kendi gerçekli¤ini dayatacak aç›kl›ktad›r. S›n›f dayan›flmas› ve devrimci dayan›flma diye çokça dillendirilen olgular›n, mevki ve grup hesaplar›na bo¤durulmayacak önemde a¤›rl›k tafl›d›¤› her geçen gün daha fazla hissedilmektedir. ‹flçi ve emekçilerin geliflen mücadelesinin Taksim’de kitlesel bir flahlan›flla bentlerini y›kan bir noktaya tafl›nmamas› için bütün güçlerini seferber eden faflist diktatörlük, bunda göreceli olarak baflar›l› olmuflsa da; sergiledi¤i dizginsiz terör ve acz nedeniyle u¤rad›¤› yenilgi ve bu durumda bafl rol oynayan devrimci irade ve kararl›l›¤›n elde etti¤i kazan›mlar›n önüne geçememifltir. fiimdi, k›yas›ya sürmekte olan çat›flman›n t›pk› 1 May›s gibi çeflitli k›r›lma noktalar› olacak, buralarda hamle üstünlü¤ü sa¤layan taraf ilerleme kaydedecektir. Tuzla, bu muharebe alanlar›n›n bafl›nda gelmektedir. 16 Haziran’da devreye sokulacak olan grevle beraber direnifl daha ileri noktalara tafl›nabilecektir. S›n›f bilinçli iflçilere ve tüm devrimci-demokrat güçlere düflen görev, Tuzla tersanelerindeki direnifl yang›n›n› büyütmektir. Komprador patron-a¤a düzeninin esnektafleron tarzla bütün sanayi kollar›na dolad›¤› zincir, Tuzla’da parçalanmal›d›r.


İşçi-köylü 4

İşçi/köylü Türkiye’nin en büyük Deri markalar›ndan Desa Deri’de iflçilerin mücadelesi patronun, jandarman›n ve valili¤in tüm engellemelerine ra¤men sürüyor. Sefaköy, Çorlu ve Düzce’de kurulu bulunan fabrikalarda dünyaca ünlü uluslararas› markalara üretim yapan Desa Deri’de Deri‹fl Sendikas›’n›n Desa’da örgütlenme çal›flmas› yürütmesi sonucu 29 Nisan’da 5 iflçiyi iflten ç›karan patron, sendikalaflman›n devam etmesi üzerine 40’a yak›n iflçiyi daha iflten ç›kard›. Patronun bask›lar›na karfl› anayasal bir hak olan sendika hakk›na sahip ç›kan iflçilerin fabrika önündeki direnifli devam ediyor. Desa’da yaflanan geliflmelerle ilgili olarak sendikan›n görüflme talebini reddeden patron, sendikay› karalayarak iflçilerin güvenini de sarsmaya çal›fl›yor. Deri-‹fl Sendikas›n›n Desa’da yaflanan hukuksuzlu¤un engellenmesi amac› ile Düzce Valili¤i ile yapmak istedi¤i görüflmeler de sonuçsuz kald›.

16 May›s günü Desa’n›n Düzce’deki fabrikas› önünde iflçilerle birlikte bekleyen sendika temsilcisi Cemil T›knaz, jandarma taraf›ndan gözalt›na al›nd›. Daha önce de Deri-‹fl Sendikas› Genel Baflkan› Musa Servi’yi gözalt›na alan jandarma, Desa patronu ile birlikte sendika düflman› yüzünü bir kez daha gösteriyor.

Desa’da direnifl sürüyor ‹flçilerin fabrika önünde yapt›klar› eylemler jandarma taraf›ndan “2911 Say›l› Kanuna” ayk›r› oldu¤u gerekçesiyle engelleniyor. 16 May›s günü Desa’n›n Düzce’deki fabrikas› önünde iflçilerle birlikte bekleyen sendika temsilcisi Cemil T›knaz, jandarma ta-

Fabrikalar›n hurdas› bile iflçilere mezar oluyor

Tuzla Tersanelerinde ifl cinayetleri devam ederken di¤er yandan da fabrikalar›n hurdas› bile can al›yor... Geçti¤imiz günlerde Tuzla Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren bir sabun fabrikas›nda meydana gelen patlama, bir kiflinin yaflam›na mal olurken 2 kifli de a¤›r yaraland›. 15 May›s’ta gerçekleflen olay›n, oksijen tüpünün patlamas› sonucu meydana geldi¤i aç›kland›. Olay›n meydana geldi¤i, sabun imalat› yapan ASC isimli fabrikan›n, yaklafl›k on y›ld›r bölgede faaliyet sürdürdü¤ü, ancak geçti¤imiz y›llarda banka borcu nedeniyle TMSF taraf›ndan el konuldu¤u ö¤renildi. Fabrika flu an tam bir faaliyet göstermezken, patronun fabrikada bulunan kimi makine ve kazanlar›, herhangi bir güvenlik önlemi almadan paraya çevirmek istedi¤i ve bu nedenle de hurdac›lara satmaya çal›flt›¤›, patlaman›n da bu s›rada meydana geldi¤i söyleniyor. Patlaman›n, hurda olarak sat›lmak istenen makine ve kazanlar› almak için fabrikaya gelen üç hurdac›n›n, oksijen kazanlar›ndan birini keserek arabaya yüklemek istedi¤i s›rada gerçekleflti¤i bildiriliyor. Patlamada Mehmet Atlan adl› hurdac› yaflam›n› yitirirken, di¤er ikisi de a¤›r yaraland›. Yaral›lar Kartal E¤itim ve Araflt›rma Hastanesi ve Tuzla Devlet Hastanesi’ne kald›r›larak, tedavi alt›na al›nd›lar. Konuya iliflkin fabrikan›n muhataplar› taraf›ndan herhangi bir aç›klama yap›lmazken, olayla ilgili bilgi almaya giden Deri-‹fl Sendikas› Tuzla fiubesi yöneticileri, fabrikaya gittiklerinde muhatap bulamad›klar›n›, kap›da sadece bekçilerin bulundu¤unu söylemekteler. (Kartal)

dayan›flma ziyaretlerini engellemek amac›yla “iflçi olmayanlar›n organize sanayi bölgesine giremeyece¤i” karar›n› ald›. Tüm bunlara ra¤men iflçiler 22 May›s günü bir eylem gerçeklefltirerek sendikalaflma mücadelesinden vazgeçmeyeceklerini hayk›rd›lar.

22 May›s günü Desa Düzce Fabrikas› önünde biraraya gelen iflçiler, halaylar çekerek direnifl coflkusunu dosta ve düflmana gösterdiler. TEKS‹F sendikas›na üye olduklar› için iflten at›lan Venüs Giyim iflçilerinin de destek verdi¤i eylemde iflçiler “Sendika anayasal hakt›r, sendika hakk›m›zd›r engellenemez, sendikaya üye olmak suç de¤ildir” yaz›l› pankart açt›lar. ‹flçilere seslenen Musa Servi, patronun hukuksuzlu¤una ra¤men direniflin sürece¤ini söyledi. Desa’da iflçiler 440 YTL’ye açl›k s›n›r›n›n alt›nda bir ücretle çal›flmak zorunda. ‹flçiler ald›klar› ücretleri yükseltmek için de mesaiye kal›yor. Ailesinin yüzünü bile göremeyen iflçiler ayda 180 saate varan mesailerle zorla çal›flt›r›l›yor. Marka denetçilerinin geldi¤i günlerde damacanalardan su içen di¤er günlerde tuvaletlerde gezen hortumlardan doldurulan sular› içen iflçiler insanca çal›flma koflullar› istiyor. (‹stanbul)

Sermaye ilaç pazar›ndaki pastaya da göz dikti! ‹stanbul Eczac› Odas›, baz› ilaçlar›n eczane d›fl›nda da sat›labilmesini, ilaç reklam›n›n yap›labilmesini ve eczac› olmayanlar›n da eczane açabilmesini sa¤layacak yasa tasar›lar›na karfl› eyleme gitti.13-14 May›s günlerinde vitrinlerini karartan eczaneler, ayr›ca 14 May›s’ta, ‹stiklal Caddesi boyunca gerçeklefltirdikleri bir yürüyüfl sonucunda, Taksim’de bir bas›n aç›klamas› yapt›lar. Eczac›lar, ç›kar›lmak istenen yasalar›n, ilac› eczac›dan ve kamusal güvenceden koparmay› amaçlad›¤›n›, ilaç ve eczac›l›k alan›n›n denetiminin, Sa¤l›k Bakanl›¤›’ndan al›n›p

‹laç Kurumu gibi toplumsal sorumlulu¤u olmayan sözde özerk ve sermayenin etkisi alt›nda bir kuruma devredilmek istendi¤ini söylediler. Eczac›lar›n vitrinlerini karartt›klar› günlerde, eyleme kat›lan baz› eczanelere giderek, görüfllerini ald›k. ‹lk görüflmemizi, Kartal’daki Eczane Medikal’in kalfas› Ecevit ‹flenfl ile gerçeklefltiriyoruz. ‹flenfl’in ilk

söyledi¤i fley, “Bu yasayla birlikte halk›n yaflam›n› tehlikeye at›yorlar” oluyor. Devam›nda ise “iflin ehli olmayan, ancak büyük flirketleri olan insanlar, eczaneler zinciri kuracak” diyor. Görüflünü ald›¤›m›z bir di¤er kifli ise, Yeni Kartal Ec-

zanesi’nin sahibi, eczac› Hale Mekik. Mekik “Yasa, sermayenin ilaç pazar›na göz dikmesinin ürünüdür” diyor do¤rudan. “‹laç pazar›ndaki pastadan pay kapmaya çal›fl›yorlar” diye de ekliyor. Yine Kartal’da bulunan Lale Eczanesi’nin kalfas› ‹hsan Aynac›’n›n ilk sözleri ise, “Bu iflten devlet ve sermaye kârl› ç›kacak” fleklinde oluyor. Eczac› odalar›n›n devre d›fl› b›rak›laca¤›n›, halk›n bilinçsiz ilaç tüketimine zorlanaca¤›n› ve bunun ise do¤rudan halk›n sa¤l›¤› ile oynamak anlam›na geldi¤ini söylüyor. (Kartal)

fiahin Motor’da anlaflma süreci Patronun, sendikal örgütlenmeyi tasfiye etmek amac›yla iflten ç›kard›¤› fiahin Motor iflçilerinin direnifli, 3 aya yaklaflt›. Direniflin 80’li günlerinde, bir kez daha iflçilerin yan›na gittik ve direniflin geldi¤i aflamayla ilgili görüfltük. ‹flyeri temsilcisi fiaban Gündüz, flu an anlaflma sürecine girildi¤ini, karfl›l›kl› güvencelerin verildi¤ini, protokol oluflturma aflamas›na gelindi¤ini söylüyor. Kimlerin hangi koflullarda ifle tekrar geri al›naca¤›na bu süreçle birlikte karar verilecekmifl. Direniflin taleplerinin ko-

Emekçinin Gündemi ‹flçi cinayetlerinin gerçek sorumlusu sistemin afl›r› kâr h›rs›d›r! Tuzla Tersaneler bölgesinde meydana gelen iflçi cinayetleri son aylarda art›nca ve art›k m›zrak çuvala s›¤maz hale gelince iflçi cinayetleri kamuoyunda tart›fl›lmaya baflland›. Görünürde bu sorunun tart›fl›lmas›n› ve çözümler üretilmesini istiyormufl gibi yapan patronlar ve egemenler, esasta cinayetlerin gerçek nedenlerinin kamuoyundan gizlenmesi için büyük çaba içindeler. Sorunun kayna¤›nda iflçilerin e¤itimsizli¤inin yatt›¤›n›, alt yap›n›n yetersiz oldu¤unu, tersane say›s›n›n çok oldu¤unun propagandas›n› yapt›lar. Oysa yaflananlar›n esas

raf›ndan gözalt›na al›nd›. Daha önce de Deri-‹fl Sendikas› Genel Baflkan› Musa Servi’yi de gözalt›na alan jandarma, Desa patronu ile birlikte sendika düflman› yüzünü bir kez daha gösteriyor. Jandarma iflçileri ve sendika görevlilerini sürekli rahats›z ederken Düzce Valili¤i giderek artan

30 Mayıs-12 Haziran 2008

nedeni sistemin afl›r› kâr h›rs›d›r. Yukar›da ifade edilenler bu afl›r› kâr h›rs›n›n sonuçlar›d›r. 1940 y›l›ndan günümüze kadar yaflanan 60 y›ll›k zaman içinde yaflanan ifl cinayetlerindeki ölüm rakamlar›n› incelerken Türkiye’de sigortas›z, kay›t d›fl› çal›flmaya zorlanan iflçilerin say›s›n›n sigortal› ve kay›tl› çal›flan iflçilerin say›s›ndan katbekat fazla oldu¤unu unutmamak gerekir. Yine kay›t d›fl› çal›flmaya zorlanan iflçilerin çok daha zor ve sa¤l›ks›z koflullarda çal›flt›r›ld›¤› dikkate al›nd›¤›nda bu rakamlar›n da ancak buz da¤›-

runup korumad›¤› yönlü sorumuzu “Talepler tam karfl›lanm›yor. Karfl›l›kl› geri ad›mlar söz konusu. Bunda bizim mevcut durumumuz da etkili oldu. Maddi vb. zorluklar insanlar›n dayanma gücünü azaltt›” sözleriyle yan›tl›yor. Kendini Geyveli Emin olarak tan›tan 26 y›ll›k iflçi ise, baz› iflçilerin direnifl yerine gelmek yerine, evde oturmay› tercih etmelerini elefltiriyor ve diyor ki; “Hak al›nd›¤›nda herkesin hakk› al›nacak. Ancak mücadele edenler bu hakk› onuruyla hak edecek, di-

n›n görünen k›sm› oldu¤u anlafl›lacakt›r. 1946’dan bu yana ifl cinayetlerinde ölen iflçi say›s› 55 bine, sakat kalan iflçi say›s› ise 145 bine ulaflm›flt›r. 60 y›l›n ortalamas›na bakt›¤›m›zda her y›la 900 iflçi ölümü düflüyor. Son 25 y›lda ise 70 bin iflçi ifl cinayetleri sonucu hayat›n› kaybetmifltir. Bunun y›ll›k ortalamas› ise her bir y›la 1.200 iflçi ölümüdür. Tuzla Tersanelerindeki ifl cinayetlerinin kamuoyunda yer bulmas› sonucu bu yaflananlar›n sektöre zarar vermemesi gerekti¤i tüm egemen güçler taraf›ndan ifade edilmeye baflland›. Türkiye’nin gemi yap›m› ve sökümü alan›nda dünyada 5., Avrupa’da ise 1. oldu¤u ifade edildi. Bu sorunlar›n bu flekilde gündeme tafl›nmas›ndan sektörün zarar görece¤ini, yaflanan sorunlar›n ifl cinayetlerinin öne ç›kar›lmamas›n› isteyerek kendileri için pek önemli bir sorun olmad›¤›n›

Aile hekimli¤i protesto edildi 21 May›s Çarflamba günü Adana Tabip Odas› ve SES Adana fiubesi’nin ortak örgütledi¤i ve çeflitli demokratik kitle örgütlerinin destek verdi¤i bir bas›n aç›klamas› yap›ld›. Aile hekimli¤i uygulamas›n›n Adana’da bafllamas›yla ilgili olarak Reflatbey Sa¤l›k Oca¤› önünde yap›lan bas›n aç›klamas›nda ortak haz›rlanan bas›n metnini SES fiube Baflkan› Dr. Mehmet Antmen okudu. Okunan bas›n metninde; “Sa¤l›k çal›flanlar›n›n çal›flma ortam›n› bozan, halk›m›z›n sa¤l›k hizmetlerinden yararlanmalar›n› engelleyen bu sistem bugün sorunsuz bir flekilde uygulanacakm›fl gibi görünse de özellikle SSGSS’nin yürürlü¤e girmesiyle çok ciddi sa¤l›k sorunlar›n›n gündeme gelmesi kaç›n›lmazd›r” ifadelerine yer verildi. Aç›klamaya alk›fllar ve sloganlarla son verildi. (Adana YDG)

Nefle Plastik iflçileri greve ç›kt› Petrol-‹fl Sendikas› ‹stanbul 2 No’lu flubenin örgütlü oldu¤u, Gebze-fiekerp›nar, TOSB-TAYSAD Organize Sanayii Bölgesi’nde bulunan Nefle Plastik Ticaret ve Sanayi Ltd. fiti’nde çal›flan 141 iflçi, 5 Aral›k 2007’den beri süren Toplu ‹fl Sözleflmesi (T‹S) görüflmelerinden bir sonuç ç›kmay›nca, greve gittiler. Petrol-‹fl Genel Merkezi, Nefle Plastik’te bafllayan greve iliflkin yapt›¤› aç›klamada, T‹S görüflmelerine kat›lan patron temsilcilerinin, ücret ve ücretle ba¤lant›l› maddelerde art›fl yapmaya yanaflmamas› nedeniyle, uyuflmazl›k prosedürü bafllat›ld›¤›na, ortalama ücretin 750 YTL ve sosyal yard›mlar›n son derece düflük oldu¤u iflyerinde, daha sonraki süreçte iflverenin “zam vermeme” yaklafl›m›n›n afl›ld›¤›na, ancak verilen teklifin düflük olmas› nedeniyle anlaflmaya var›lamayarak, sendikaya üye 141 iflçinin greve ç›kt›¤›na yer verdi. Grev karar›ndan sonraki günlerde görüfltü¤ümüz Petrol-‹fl Sendikas› 2 No’lu fiube yöneticileri, aradan geçen süreye ra¤men, patron cephesinden henüz olumlu bir ad›m at›lmad›¤›n› ve grevin ayn› kararl›l›kla sürdü¤ünü söylediler. Nefle Plastik önüne as›lan “Bu ifl yerinde grev vard›r” pankart› önünde süren grev 4’er kiflilik ekipler halinde, iflyeri temsilcileri gözetiminde gerçeklefltiriliyor. (Kartal)

SES Adana fiubesi’nden bas›n aç›klamas› ¤erleri böyle bir onura sahip olamayacak.” O s›rada 16 y›ll›k fiahin Motor iflçisi Özkan Dursun söze giriyor ve maddi imkans›zl›klar›n herkesi zorlad›¤›n›, ancak kendisinin flu ara geceleri bir yerde geçici bir iflte çal›flt›¤›n›, gündüzleri ise akflama kadar burada nöbet tuttu¤unu söylüyor. Direniflçi iflçilerden Deniz Kalem ise, en çok da y›llar boyu patrona kanmalar›na içerliyor.

bir kez daha ifade etmifl oldular. Tuzla Tersaneleri ald›klar› siparifllerle 2012 y›l›na kadar % 100 kapasitede çal›flacakt›r. Y›ll›k elde edilen cironun 3 milyar dolar›n üstünde oldu¤unu da düflündü¤ümüzde patronlar›n as›l sorununun bunlar› kaybetme korkusu oldu¤u, iflçi ölümlerinin onlar için hiçbir fley ifade etmedi¤i bir kez daha tüm ç›plakl›¤›yla ortaya ç›km›fl oluyor. Emperyalistlerin yo¤un emek gerektiren sektörleri daha ucuz ifl gücünün oldu¤u yar›-sömürge ülkelere kayd›rd›¤› bir gerçek. Gemi yap›m› ve sökümü de yo¤un emek gerektiren sektörlerden biri. Bunun yan›nda gemi söküm iflleri hem insan sa¤l›¤› hem de çevre için tehlikeli olan kimyasal maddeleri de içeriyor. Emperyalistler bu konuda kendi ülke kamuoylar›nda oluflan tepki ve duyarl›l›k nedeniyle de bu tür iflleri yar›-sömürge ülkele-

Fabrikada çal›flan iflçi say›s› 2001 y›l›na kadar yaklafl›k 120 kifliymifl. Patron o y›l 47 kifliyi iflten ç›karm›fl. Geriye kalan ve flu an iflten ç›kar›lm›fl olan 59 kifliden her biri, 2001’den itibaren iki kiflilik çal›flmak zorunda kalm›fl. fiahin Motor iflçisi görüflmelerin sonucunu bekliyor. Talepleri tam olarak karfl›lanmasa da, direniflin belli kazan›mlarla sonuçlanaca¤›na inan›yorlar. (Kartal)

12 May›s Ebeler ve Hemflireler Günü vesilesiyle SES Adana fiubesi sendika binas›nda bir bas›n aç›klamas› gerçeklefltirdi. Yeni ç›kar›lan SSGSS yasas›yla sa¤l›k çal›flanlar›n›n ve halk›n zor duruma düflmesinden bahsedilen bas›n aç›klamas›n› SES Adana fiubesi E¤itim Sekreteri Halide ‹nci okudu. Bas›n aç›klamas›nda; “Koruyucu sa¤l›k hizmetlerine yeterince önem verilmemesi, tedavi edici sa¤l›k hizmetlerinde y›¤›lmaya neden olmakta, bunun sonucunda ise tedavi edici hizmetlerde görev yapan ebe ve hemflirelerin ifl yükü artmaktad›r” ifadelerine yer verildi. ‹nci, konuflmas›n› SSGSS yasas›na karfl› ortak mücadele etmenin önemine bir kez daha vurgu yaparak sonland›rd›. (AdanaYDG)

re havale ediyorlar. Köyden flehre göçün her gün artt›¤›, flehirlerde milyonlarca iflsizin var oldu¤u koflullarda egemenler ucuz ifl gücü bulmakta zorlanm›yorlar. Ailesinin geçimini sa¤lamak, açl›ktan ölmemek için her türlü sosyal haktan yoksun en az ücrete emek gücünü satmaya haz›r milyonlarca iflsizin olmas› egemenlere bu durumu azami ölçüde sömürme olana¤›n› sunuyor. Emperyalist politikalar sonucu tar›m›n tasfiyesinin her geçen gün h›zlanarak devam etmesi nedeniyle köyünden, topra¤›ndan kopar›lan milyonlar ifl bulma umuduyla flehirlerin yoksul emekçi semtlerinde çok zor flartlarda yaflamaya mahkum ediliyor. Tersaneler bölgesindeki patronlar da kârlar› artt›kça daha fazla kâr elde edebilmek için sömürüyü daha fazla artt›r›yorlar. Artan sömürüye ve kârlar›na paralel ifl cinayetlerinin de

artmas› bu kârlar›n iflçilerin canlar›ndan, kanlar›ndan elde edildi¤inin somut kan›t›d›r. Bu yaflananlar bir kez daha göstermifltir ki, en azg›n sömürüye ve bask›ya toplumun en yoksul kesimleri u¤ramaktad›r. Bizler de kitlelerle bütünleflmeye toplumun en yoksul kesimlerinden bafllamal›y›z. Bilinç düzeyleri objektif gerçeklikten dolay› geri olsa da yine objektif durumlar›ndan kaynakl› en h›zl› flekilde bilinçlenecek kesim toplumun en yoksul kesimleridir. Eski al›flkanl›klar›m›zla hareket etmeyip kelimenin gerçek anlam›yla “zincirlerinden baflka kaybedecek bir fley olmayanlara” gitmeli, onlarla bütünleflmenin yol ve yöntemlerini gelifltirmeliyiz. Kitlelerle bütünleflmek, onlarla birlikte ilerlemek ancak o zaman bir niyet olmaktan ç›k›p, pratikte ete kemi¤e bürünecektir. Bu gerçekli¤i bir an olsun unutmamal›y›z.


İşçi-köylü 5

30 Mayıs-12 Haziran 2008

İşçi/köylü

Engellemelere ra¤men kurakl›kla ilgili eylemler yap›l›yor

Bismil’de de kurakl›k mitingi

Hükümet bir yandan su sorununun varl›¤›n› yalanlayan aç›klamalar yaparken bir yandan da gerçekleri söyleyenleri susturmaya çal›fl›yor. az›n gelmesiyle birlikte bir taraftan “su sorunu yok” aç›klamalar›na h›z veren, di¤er taraftan köylülere ya¤mur duas›na ç›kmay› öneren devlet yetkilileri, bu konuyu gündemine alanlar› engellemek için de elinden geleni yap›yor. Bunun son örne¤i Batman’da DTP taraf›ndan kurakl›k nedeniyle düzenlenen bas›n aç›klamas›na kat›lmak isteyen köylülerin, jandarma taraf›ndan engellenmek istenmesidir. Ancak tüm engelleme ve para cezalar›na ra¤men yüzlerce kiflinin kat›ld›¤› aç›klamada, öfke AKP hükümetine yönelikti. Panzerler eflli¤inde “güvenlik” önlemi alan askerler, traktörleri ile

Y

gelen köylülerin ilçe girifline izin vermedi ve ayr›ca baz› köylülere de 110 ile 170 YTL aras›nda para cezas› vererek cezaland›rmaya çal›flt›. Traktörleri ile köylülerin kat›ld›¤› aç›klamada, “Toprak reformu istiyoruz”, “Toprak hazinenin de¤il çiftçinin mal› olmal›d›r”, “Baraj de¤il ifl istiyoruz”, “Önce insan yerine önce talan dediniz”, “Yeni göçlere dur diyece¤iz”, “Köylü milletin efendisi midir?”, “Ankara Ankara duy sesimizi iflte bu çiftçinin ayak sesleri”, “AKP do¤al olmayan bir afettir”, “Yayla yasa¤›na son”, “Adaletin bu mu Tayyip?”, “Devlet a¤a ka erdê me” dövizleri aç›ld›.

Divri¤i’de neler yaflan›yor? 14 May›s Çarflamba günü iflten ç›kart›lan iflçilerle dayan›flmak için Divri¤i’ye gidildi. Divri¤i’de k›sa süre önce iflten at›lan 25 güvenlik görevlisi ile röportaj yapt›k ve iflten at›lm›fl iflçilerin yo¤un oldu¤u yerde gazete da¤›t›m› yapt›k. 14 May›s 2007 tarihinde 18 iflçi iflten at›lm›flt›. Bu iflçiler yaklafl›k 1-2 ay önce sözleflmeli olarak ifle al›nm›fl, ancak a¤›r sanayide, kötü koflullar alt›nda ve düflük ücretle çal›flmak zorunda b›rak›lm›flt›. Çal›flma Bakanl›¤›’na daha iyi bir ifl imkân› için dilekçe veren 18 iflçi iflten at›lm›flt›r. Bakanl›¤›n gönderdi¤i müfettifl, iflçilerin asgari ücretle bu koflullar alt›nda çal›flt›r›lamayaca¤› karar› vermifl, ancak iflletme sahibine herhangi bir yapt›r›mda bulunmad›¤› gibi iflçiler ifllerinden olmufltur. Kamuoyu oluflturulup, iflçilerin tekrar ifle al›nmas› istemiyle imza toplanm›fl. 22 A¤ustos 2007 tarihinde toplanan imzalar›n içinde olduklar› için iflletmede çal›flan 3 kifli daha iflten at›lm›flt›r. Bu 3 kifli daha önce iflletme özellefltirilirken performanslar›ndan dolay› ustabafl›l›¤a yükseltilmiflti. 31 Mart 2008’de de 25 güvenlik görevlisi hiçbir gerekçe gösterilmeden, keyfi olarak iflten at›lm›flt›r. Divri¤i Platformu kurulmufl ve bir heyet oluflturularak OYAK Divri¤i Demir-Çelik Yönetim Kurulu’na gönderilmifl; platformun içinde Belediye Baflkan›, Kaymakam, parti temsilcileri, sendika yönetimi olmas›na ra¤men hiçbir sonuç al›namam›flt›r. 3 Nisan tarihinde Divri¤i’den Demir-Çelik’e kadar yürünmüfl ve bas›n aç›klamas› yap›lm›flt›r. ‹flten at›lan iflçilerin yerine ise kendi kadrolar›n› yerlefltiren OYAK yönetimi, bu iflçilere iflten att›klar› iflçilerden daha iyi imkânlar sa¤lam›flt›r. Öyle ki; bar›nma, beslenme ve ücret konusunda neredeyse 2 kat daha fazla ödeme yapmaktad›r. Daha sonra Divri¤i Belediyesi’nde yaflanan olaylar› ö¤renmek için D‹SK Genel-‹fl Divri¤i Temsilcili¤i’ne gidildi ve bafl temsilci Nusrettin Özgür ile görüflüldü. Belediye iflçilerinin mesai saati d›fl›nda ve olur olmaz zamanlarda çal›flt›r›lmas› ve ücret verilmemesi üzerine bafllat›lan direnifl sonunda imzalanan toplu sözleflme emekçilerin lehine sonuçlanm›flt›r. 8 Ocak 2008 tarihinde imzalanan toplu sözleflme görüflmeleri s›ras›nda sözleflmenin baz› maddelerinde anlafl›lamamas› üzerine Belediye’nin yüksek hâkim ça¤›rmas› iflçileri çileden ç›karm›flt›r. “Yüksek hâkim istemiyoruz” slogan›yla toplu sözleflme maddelerinin hepsinin kabul edilmemesi halinde greve bafllayacaklar›n› belirten iflçiler birkaç gün içinde grev ça¤r›s›na bafllamalar› ve k›smi ifl yavafllatmalar› üzerine iflçilerin kararl› olduklar›n› gören Belediye, toplu sözleflme maddelerinin hepsini kabul etmifltir. (Sivas YDG)

Burada bir konuflma yapan Befliri Belediye Baflkan› Burhan Kurhan, aç›klamaya gelmek isteyen köylülerin askerler taraf›ndan engellendi¤ini ifade etti. Yaflan›lan co¤rafyada binlerce sorunun oldu¤unu söyleyen Kurhan, kurakl›¤›n kendilerini son derece üzdü¤ünü söyledi. ‹stem ve taleplerinin insani oldu¤unu belirten Kurhan, “Kaymakaml›k ve güvenlik güçleri 3 gündür Befliri’de ellerinden geleni yap›yorlar. Askerler köylülerin çiftçilerin aç›klamaya gelmesini engelleyerek, cezalar kesiyor. Sizin sesinizi k›s›tlayan bir anlay›flla karfl› karfl›yay›z” diye konufltu. DTP Batman ‹l Baflkan› Özcan

Son dönem bölgede yaflanan kurakl›¤a karfl› Diyarbak›r’›n Bismil ilçesinde de DTP taraf›ndan miting düzenlendi. Öncesinde yap›lan mitingler gibi Bismil mitingi de, halk›n sistemin tar›m politikalar›na karfl› öfkesini ve taleplerini dile getirmesine vesile oldu. Öncelikle bölgenin afet bölgesi ilan edilmesi talep edildi. Mitingde konuflan Diyarbak›r Milletvekili Gülten K›flanak köylünün büyük oranda zarar gördü¤ünü, buna karfl›l›k devletin zarar› gidermeye yönelik köklü çözümler getirmeyerek, sadece köylünün devlete olan

Erdem ise kurakl›¤›n bu¤day, arpa ve mercimek tar›m›n› yüzde 90 ve yüzde 100’lere varan bir oranda etkiledi¤ini söyledi. Bölgenin temel geçim kaynaklar›ndan biri olan hayvanc›l›kta da ciddi kayg›lar›n yafland›¤›n› ifade eden Erdem, kurakl›k nedeniyle otlak alanlar›n yeflermedi¤ine ve meralar›n tamamen çölleflti¤ine de vurgu yapt›. Aç›klamaya kat›lmayan Befliri Ziraat Odas›’n› elefltiren Erdem, “Sivil toplumculukla hükümetin kuyru¤una tak›lmay› ayn› sayanlar› kutluyoruz. Afette bile yan›n›zda olmayanlar› ve ses ç›karmayanlar› kutluyoruz” diyerek tepki gösterdi. (H. Merkezi)

borçlar›n› bir y›ll›¤›na ertelemesine tepki gösterdi. Üreticinin seneye de borçlar›n› ödeyemeyece¤ine vurgu yap›ld›. Öyle ki; her ne kadar yaflanan kurakl›ktan kaynakl› bu y›l üreticiler daha zor durumda olsa da, üreticinin yaflad›¤› s›k›nt› bu y›la özgü de¤ildir. Sistemin tar›m politikalar›n›n yan›nda söz konusu bölge T. Kürdistan› olunca, Tar›m Bakan› baflta olmak üzere sistem sözcüleri olabildi¤ince aymazca davranmaktad›r. Alanda toplanan binler 2 saat sonra da¤›larak miting sonland›r›ld›. (Diyarbak›r YDG)

Kurakl›k ar›c›l›¤› da vurdu! Bitkilerin kurakl›ktan açmamas› ya da kurumas› nedeniyle hayvanc›l›k sektörü de zor günler yafl›yor. Çiçek açmamas› nedeniyle polen bulamayan ar›lar kurakl›ktan en çok etkilenen hayvanlar aras›nda. Operasyonlar sonucu yaylaya da ç›kamayan ar›c›lar zor günler geçiriyor. D‹HA’ya bilgi veren ar› besicisi Aziz Umut, ilkbaharda ar›lar› flekerle beslemek zorunda kald›klar›n›, her y›l onlarca çiçek çeflidinin açt›¤› tarlalarda, bu y›l kurakl›k nedeniyle otlar›n bile yeflermedi¤ini söyledi. Bu y›l yaylalara ç›kmalar›na izin verilmedi¤i takdirde ar›lar›n›n telef olaca¤›n› söyleyen Umut, flu ana kadar 750 ar› kovan›ndan 250’sinin telef oldu¤unu ifade etti.

K›fl mevsiminde ar›lar›n› Mersin’e götürdü¤ünü, yaz aylar›nda ise Bingöl ve Hakkâri yaylalar›na ç›kt›¤›n› dile getiren Mehmet Ak ise, “güvenlik” nedeniyle bir süredir yayla yasaklar›n›n konuldu¤unu kaydetti. Devletin bir an önce yaylalara ç›kmalar›na izin vermesini isteyen Ak flunlar› söyledi: “Ya tekrar yaylalara gitmemize izin versinler ya da kurakl›ktan zarar gören ar›c›lar›n zararlar›n› karfl›las›nlar. fiu anda ar›lar› besleyecek flekeri bile alam›yoruz. Bu y›l da kurakl›k nedeniyle ar›lar›m›z bahar mevsimi gelmesine ra¤men maalesef bal yapamad›klar› gibi do¤adan gerekli besini alamad›¤› için ölmeye bafllad›.” (H. Merkezi)

Samanda¤’da baz istasyonuna tepki Antakya Samanda¤’a ba¤l› Ataköy s›n›rlar›na baz istasyonu kurulmak istenmiflfl,, köylüler taraf›ndan baz istasyonu k›r›lm›flfl,, ancak daha sonra jandarma müdahalesiyle baz istasyonu kurulmuflflttur. Bizler Ataköy ve baz istasyonundan etkilenen Çanako luk köylülerinin baz istasyonuna karflfl›› hakl› olarak verdikleri mücadelede yanlar›nda oldu¤umuzu göstermek amac›yla onlarla görüflflttük. Baz istasyonlar›, GSM iletifliminin kapsama alan›n› geniflletmek için kurulan ve mikrodalga yayan cihazlard›r. Baz istasyonlar›n›n yayd›¤› mikrodalgalar, çevresinde bir elektro manyetik alan›n oluflmas›na neden olur. Bu da çevrede elektro manyetik kirlili¤e neden olur. Yay›lan mikrodalgalar, insanlarda unutkanl›k, sinirlilik, uykusuzluk, bafl a¤r›s›, bafl dönmesi, depresyon, Alzheimer, Parkinson gibi hastal›klara neden olur. Ayr›ca hücre enzimlerinde bozulmalar ve DNA tahribine yol açar. Lenf bezi kanseri, ben kanseri, erbezi tümörü, çocukluk kanserlerine neden olur. Gözde katarakt, iris iltihab›, kulakta iflit-

me kayb›na yol açar. Cinsel yaflam› etkiler. Kan›n yap›s›n› bozarak ölüme neden olabilir. Ba¤›fl›kl›k sistemine olumsuz etkileri vard›r. Hamilelerde düflü¤e neden olur. Mutat bebek do¤umlar›na yol açar. Bütün bu olumsuzluklar› nedeniyle baz istasyonlar›na çeflitli yerlerde defalarca davalar aç›lm›flt›r. Bu davalar›n sonucunda halk kazanm›fl, baz istasyonlar›n›n kald›r›lmas›na karar verilmifltir. Bunlar çok iyi bilinmesine ra¤men egemen s›n›flar, emekçi halk›n sa¤l›¤›n› ve yaflam›n› hiçe sayarak daha fazla kâr amac›yla yerleflim yerlerine baz istasyonlar› kurmaya devam etmektedir. Burjuva kalemflörleri de baz istasyonlar›-

TZOB: Kurakl›k en çok bölgeyi vuracak ürkiye Ziraat Odalar› Birli¤i (TZOB) Baflkan› fiemsi Bayraktar, 14 May›s Dünya Çiftçiler Günü’nü bu y›lki kurakl›k ve hükümetin tar›m politikalar›n›n yaratt›¤› sorunlar nedeniyle s›k›nt›yla kutlad›klar›n› belirterek, tar›m sektörünün darbe almas›yla birlikte özellikle T. Kürdistan›’nda ekonomik ve sosyal sorunlar›n artaca¤›na dikkat çekti. Bu y›l Devlet Meteoroloji ‹flleri Genel Müdürlü¤ü’nden al›nan ilk verilerin bölgede kurakl›¤› gösterdi¤ini dile getiren Bayraktar, DM‹’nin Ya¤›fl Raporu’na göre 1 Ekim 2007-31 Mart 2008 tarihlerini kapsayan 6 ayl›k dönemde normale göre en fazla ya¤›fl azalmas›n›n yüzde 44 oran› ile bölgede gerçekleflti¤ini vurgulad›. TZOB verilerine göre kurakl›¤›n tar›ma verdi¤i zarar›n 5 Milyar YTL’ye ulaflt›¤›n› ve tar›mda yüzde 7.3 oran›nda bir küçülme meydana geldi¤ini dile getiren Bayraktar, yapt›klar› bir çal›flma sonucunda Mardin, fianl›urfa, Diyarbak›r, Batman, Hakkari, Mufl, Siirt, fi›rnak, Gaziantep, Elaz›¤ illerinde

T

bu¤day ve arpada zarar oranlar›n›n yüzde 90’›, k›rm›z› mercimekte yüzde 60’› buldu¤unu kaydetti. “Türkiye bu¤day üretiminin 2.8 milyon tonunu gerçeklefltiren Güneydo¤u Anadolu Bölgesi’nde görülecek yüzde 90 azalma ile Türkiye bu¤day rekoltesinde 2.5 milyon ton azalma, yine Türkiye’de arpa üretiminin 1.55 milyon tonunu gerçeklefltiren Güneydo¤u Anadolu Bölgesi’nde görülecek yüzde 90 azalma ile Türkiye arpa rekoltesinde ise 1.4 milyon ton azalma beklenmektedir” diye konufltu. (H. Merkezi)

n›n zararlar›n›n kan›tlanmad›¤›n› yazmaktad›r. Hatta yüzsüzlükte daha ileri giderek baz istasyonlar›n›n toplum yarar›na oldu¤unu, amac›n topluma hizmet oldu¤unu iddia etmekteler(!) Bu iddialarda bulunurken baz istasyonlar›n›n yerleflim yerlerinin d›fl›na kurulabilece¤ini, fakat bunun daha masrafl› oldu¤unu, dolay›s›yla daha fazla kâr etmek için yerleflim yerlerinin seçildi¤ini emekçi halktan itinayla sakl›yorlar. Antakya Samanda¤’a ba¤l› Ataköy s›n›rlar›na da baz istasyonu kurulmak istenmifl, köylüler taraf›ndan baz istasyonu k›r›lm›fl, ancak daha sonra jandarma müdahalesiyle baz istasyonu kurulmufl-

tur. Bizler Ataköy ve baz istasyonundan etkilenen Çanakoluk köylülerinin baz istasyonuna karfl› hakl› olarak verdikleri mücadelede yanlar›nda oldu¤umuzu göstermek amac›yla onlarla görüfltük. Baz istasyonlar›n›n baflta insan olmak üzere tüm canl›lara verdikleri zararlarla ilgili bir bildiri da¤›tt›k. Daha sonra bir avukatla beraber baz istasyonundan etkilenen her iki köye gidip toplant› yaparak neler

yap›laca¤›yla ilgili sohbet ettik. Öncelikle bir imza kampanyas› yap›lmas›na ve kampanyan›n bas›n aç›klamas›yla deklare edilmesine karar verildi. Yap›lan bu imza kampanyas›n›n olumlu bir sonuç vermemesi durumunda, Ataköy ve Çanakoluk köylüleri GSM flirketine dava açacaklar›n› belirttiler. Köylüler baz istasyonuna karfl› mücadelede hakl› ve sonuna kadar kararl›lar. (Antakya ‹K okurlar›)

“IMF yüzünden tar›mda çöküfl sürecindeyiz!” ntakya’da gerçeklefltirilen Ziraatç›lar Zirvesi’ne kat›lan Gökhan Günayd›n, Antakya Gazeteciler Cemiyeti’ndeki bas›n toplant›s›nda ülke tar›m›nda 1980 y›l›ndan itibaren gerileme döneminin yafland›¤›n›, bu durumun 2000’li y›llarda çöküfle dönüfltü¤ünü, 20042007 y›llar› aras›nda 1.4 milyon köylünün karn›n› doyuramamas› gerekçesiyle köyünü terk edip

A

varofllara yerleflti¤ini belirtti. Tar›mda yap›lan temel yanl›fllar, tekelleflme ve ya¤maya dönüflen özellefltirmelerin kötü gidiflatta büyük etken oldu¤unu belirten Günayd›n, mevcut siyasi iradenin bu yap›s›yla tar›mda dönüflüm sa¤layamayaca¤›n› söyledi. Günayd›n, “Türkiye gibi bir ülke do¤ru ve rasyonel tar›m uygulamalar› koyarsa çöküflü sona erdirip kalk›nabilir. Ancak IMF ve Dünya Bankas›’n›n talimatlar› do¤rultusunda devam edilirse çöküfl de devam eder” dedi. 70 milyonun üzerinde bir nüfusu olan Türkiye’nin tar›mda kendini doyuramayan konumda oldu¤unu, pamuk, ya¤ bitkileri, çeltik, bu¤day, arpa, m›s›r, soya ve yem bitkilerinin ithal edildi¤ini belirten Günayd›n, “70 milyonluk ülkede 3.5 milyarl›k ithalat yap›l›yorsa yar›n öbür gün 100 milyon oldu¤umuzda ithalata verilecek paran›n haddi hesab› olmaz. Tar›m ülkesi olan Türkiye bugün kendini doyurmakta zorlan›yorsa ileride daha büyük s›k›nt›lar yaflanacak demektir” dedi. (H. Merkezi)


İşçi-köylü 6

Dengê azadî

30 Mayıs-12 Haziran 2008

Çürümüflflllük sistemin temelindedir... Geçti¤imiz günlerde Diyarbak›r’›n Hani ilçesinde görev yapan bir sivil polisin genç bir kad›na tecavüz giriflimi, halk›n yürüyüfle geçmesine neden olmufltu. ‹lkin söz konusu polisin derhal görevden al›naca¤›n› aç›klayan ilçe Emniyet Müdürlü¤ü, daha sonra olay›n tecavüz de¤il karfl›l›kl› iliflki oldu¤u yolunda beyanlarda bulunmufltur. Devletin kutsall›¤›na halel getirmemeye ant içmifl “apoletli medya” da olay karfl›s›nda üç maymunu oynayarak görevini yapmaktad›r. Belki olay kapand› veya kapanacak. Ancak bu olay ak›llara birçok fleyler getiriyor/hat›rlat›yor. Özelikle T. Kürdistan›’nda direnenleri iflkenceyle çözemeyen bu katil sürüsünün elemanlar›n›n, iflkence ettikleri kiflinin eflini, k›z›n› veya sevdi¤ini iflkencehaneye alarak gözleri önünde tecavüz tehdidinde bulunduklar›n› hat›rlat›yor mesela... Mardin Derik’e ba¤l› Çayköyü’nde yaflayan fi.E., ilk olarak ’93 Kas›m’›nda gözalt›na al›n›yor. Surat›na yedi¤i yumrukla üç difli k›r›l›yor. Bir üste¤men saçlar›ndan tutup kafas›n› panzere vuruyor. Sonra karakol. Orada ç›r›lç›plak soyuyorlar. Bir araba lasti¤inin içine yerlefltirip, ellerindeki sopay› cinsel organ›na sokuyorlar. Bu arada üstüne tazyikli su s›k›yorlar. O bir hafta boyunca tazyikli su, elektrik verme, tekerin içine sokma, filistin ask›s›, ayaklardan bafl afla¤› asma iflkencelerinin yan› s›ra defalarca tecavüze u¤ruyor. Bir hafta sonra

Hiçbir iflflkkence hiçbir zor arac› ezilenin sömürü lenin meflflrru direniflfliine k›rmaya yetmemiflflttir, yetmeyecektir. Bu ne denle farkl› yollar aranmakta, yöntemler hayata geçirilmektedir. Bu yöntemlerden birisi de kültürel dezenfor masyondur. savc›l›¤a ç›kar›lmadan serbest b›rak›l›yor. Dört ay sonra, evi bas›larak bir kez daha gözalt›na al›n›yor. Bu kez de ayn› iflkenceler ve iki hafta boyunca sürekli tecavüz. Yine savc›ya ç›kar›lmadan, olanlar› anlatmaya kalkarsa k›z kardefllerini de ayn› muamelenin bekledi¤i tehdidiyle sal›verilme... fi.E., köyüne dönemeyip Derik’te akrabalar›n›n evinde saklanmaya bafll›yor. Ancak birkaç ay sonra köyüne dönüyor. Bir tarlada çal›flmaya bafll›yor. Bu kez de operasyona ç›kan bir askeri birlik onu ve birkaç kifliyi tarladan al›p boflalt›lm›fl köydeki evlerden birine sokuyor. Dayak yiyor. A¤z›na tuz dolduruluyor. “‹ri, yeflil gözleri olan bir subay vard›. Beni ç›r›lç›plak soyup üzerimden geçti. ‹flini bitirdikten sonra oradaki askerlere dönüp ‘siz de serbestsiniz’ deyince bu kez de onlar üzerime sald›rd›. Bay›lana dek dört kifli daha tecavüz etti.” Silah dipçi¤iyle dövülen

Sivas’ta faflist sald›r› 16 May›s Cuma günü gece saat 23.00 s›ralar›nda Sivas Adliye binas›n›n arkas›nda, yani flehrin ortas›nda, yaklafl›k 20 kiflilik faflist bir grup 7 arkadafl›m›za demir sopalarla sald›rm›flt›r. Sald›r›ya u¤rayan 7 arkadafl›m›z çeflitli yerlerinden a¤›r flekilde yaralanm›flt›r. 12 May›s Pazartesi günü bafllayan geleneksel Cumhuriyet Üniversitesi Bahar fienlikleri’nde devrimci ve demokrat ö¤rencilerin açt›¤› stantlara tacizde bulunan faflistler, flenlik bitiminde gerçek yüzlerini göstermifllerdir. Bahar fienlikleri’nde biz de Demokratik Ö¤renci Kulübü olarak açt›¤›m›z standa yönelik yap›lan tacizler sonras›nda üniversitenin Özel Güvenlik Birimi’ni uyarm›fl, ç›kacak olaylardan sorumlu olmayaca¤›m›z› bildirmifltik. Ancak faflistler arkadafllar›m›za pusu kurarak, haz›rl›ks›z yakalam›fl ve haince sald›rm›flt›r. Burada önemli olan bir di¤er nokta da olay s›ras›nda bölgedeki esnaf›n tutumudur. Olay s›ras›nda esnaf kap›lar› kilitleyerek olaya seyirci kalm›fllard›r. Sald›r›y› k›namak için 17 May›s Cumartesi günü saat 13.30’da bir bas›n aç›klamas› yap›lm›flt›r. Bas›n aç›klamas›nda flunlara de¤inilmifltir: “Uzun süredir ülke genelinde yayg›nlaflt›r›larak hâkim k›l›nmak istenen faflist gerici terörün iç yüzünü dün Gazi’de, Eskiflehir’de, Akdeniz’de, Erzincan’da ve Sakarya’da, 1 May›s Taksim’de en vahfli boyutuyla görürken bugün bir yenisini Sivas’ ta yaflad›k. Bu sadece 3-5 çapulcunun yapt›¤› bir olay de¤il, genel olarak ülke genelinde oynanan oyunun bir parças›d›r.” Aç›klamaya yaklafl›k 250 kifli kat›l›rken Sivas caddeleri “Faflizme karfl› omuz omuza”, “Yaflas›n devrimci dayan›flma”, “Sivas faflizme mezar olacak!”, “Faflizmi döktü¤ü kanda bo¤aca¤›z!” sloganlar› ile inletildi. (Sivas YDG)

fi.E., öldü san›l›p orac›kta b›rak›l›yor. Gözünü hastanede aç›yor. Birkaç ay sonra ‹zmir’deki akrabalar›n›n yan›na kaç›yor. Kimseyle konuflmamas›, s›k s›k düflüp bay›lmas›, sinir krizleri geçirmesi akrabalar›n› kayg›land›r›yor. fi.E.’yi 1995 A¤ustos’unda Türkiye ‹nsan Haklar› Vakf› tedavi merkezine götürüyorlar. Orada üç ay boyunca tedavi görüyor. Raporuna düflen, anlatt›¤› hikâyelere uygun travma belirtileri, afl›r› güvensizlik, majör depresif bozukluk ve yüksek anksiyete düzeyi. Sürekli kâbuslar gördü¤ü, dikkat toplamakta güçlük çekti¤i de raporda belirtilmifl. 1997 y›l›nda köyünden gelen akrabalar›n›n “askerler seni ar›yor” haberi üstüne Almanya’ya kaç›yor. ’98’de Almanya’da “Kad›na Yönelik Devlet Kaynakl› fiiddet” konulu bir panelde söz al›p a¤layarak bafl›ndan geçenleri anlat›nca tam befl

y›l sonra bafllayacak bir hukuki süreci tetiklemifl oluyor. fi.E.’nin anas› ‹.E. de, k›z› ilk tutukland›¤›nda yan odada k›z›n›n 盤l›klar›n› dinleyerek ayn› muameleden geçiyormufl. O da k›z›n›n ac›lar›ndan ve neden sonra rahminden ameliyat oluncaya dek kesilmeyen kanamalar›ndan söz ediyor. Ana da daha sonra a¤›r iflkenceye ve tecavüze maruz kalm›fl. fi.E. ve anas›, o yörede gözalt›nda tecavüze u¤rayan binlerce kad›ndan sadece ikisi. T. Kürdistan›’nda özellikle ’9095 y›llar› aras›nda gözalt›nda tecavüzün sistematik olarak uyguland›¤›n› bilmeyen kald›ysa hat›rlatal›m. Bir örnek: O dönemin Derik Karakol Komutan› Yüzbafl› Musa Çitil, daha önce de fiükran Ayd›n’a tecavüz suçuyla yarg›lanm›fl, tabii ki delil yetersizli¤inden beraat etmiflti. Yörede naml› bir iflkenceci olarak tan›nan yüzbafl›, bu topraklarda yar-

g›lanamay›nca ifl A‹HM’e kalm›fl, Türkiye, iflkence kurban› Salih Tekin’e 25 bin sterlin tazminat ödemek zorunda b›rak›lm›flt›. Karakolda askerlerin cinsel ihtiyaçlar›n› karfl›lamak için mutlaka gözalt›na al›nm›fl bir kad›n kurban bulunduruldu¤u da ayyuka ç›km›fl “söylentilerden”. Tecavüz, gerek kan›tlanmas› güç oldu¤undan, gerekse kurbanlar›n bafllar›na geleni anlatamamas›ndan, herkesin bilip kimsenin engelleyemedi¤i bir gerçeklik olarak surat›m›za s›r›t›yor. “Türk askeri böyle fley yapmaz” diye hayk›ranlar, bu y›l Newroz kutlamalar›na izin verilece¤ini aç›klayan Bakanl›k’a ra¤men asker taraf›ndan iflbafl›na sürülen polislerin Yüksekova’da panzerlerinden megafonla yapt›¤›, “Jandarmalar geliyor. Bac›lar›n›z› yollay›n” anonslar›n› hat›rlamad›. Hiçbir iflkence hiçbir zor arac› ezilenin-sömürülenin meflru direniflini k›rmaya yetmemifltir, yetmeyecektir. Bu nedenle farkl› yollar aranmakta, yöntemler hayata geçirilmektedir. Bu yöntemlerden birisi de kültürel yozlaflmad›r. Bu durumu engellemek için kurulan kurumlara, gelifltirilen etkinliklere devlet fuhufl evlerini, birahaneleri, kafe görünümlü randevu evlerini desteklemekle karfl› duruyor. T. Kürdistan›’ndan o kadar örnek verebiliriz ki bu konuya. Oysa söz tükenmifltir ço¤u zaman. Çürümüfllük d›fl yüzeyinde de¤il sadece, sistemin temelindedir...

Deniz Gezmifl ve arkadafllar› an›ld› Mersin Deniz Gezmifl, Yusuf Arslan ve Hüseyin ‹nan’›n idam edilifllerinin 36. y›ldönümünde Mersin’de binlerce kiflinin kat›ld›¤› bir etkinlik düzenlendi. Suavi’nin de konser verdi¤i etkinlikte, dönemin tan›klar› o günleri anlatt›. Mersin 68’liler ve 78’liler Derne¤i’nin düzenledi¤i baz› siyasi partiler, devrimci ve demokratik kurumlar›n ve sendikalar›n deste¤iyle örgütlenen “‹dam Edilifllerinin 36. Y›ldönümünde Denizleri An›yoruz” adl› anma etkinli¤i Bar›fl ve Kardefllik Orman›’nda gerçeklefltirildi. Yerel gruplar, Önder D›lb›r›n ve Suavi’nin konserleriyle renklenen anma etkinli¤ine dönemin tan›klar›ndan Deniz Gezmifl’in arkadafllar› Ertu¤rul Kürkçü, Eflber Ya¤murdereli, Fahri Aral, Celal Do¤an, Emine Ayna, Filiz Koçali ve Hamiyet K›z›ler konuflmac› olarak kat›ld›. Gençlerin yo¤un kat›l›m gösterdi¤i, s›k s›k sloganlar›n at›ld›¤› etkinlikte marfllar ve türküler söylendi. Mersin 68’liler Derne¤i Baflkan› Selçuk Polat ile Mersin 78’liler Derne¤i Baflkan› Osman Koçak’›n konuflmalar›yla bafllayan etkinlikte dönemin tan›klar› kürsüye ç›karak, Deniz Gezmifl ve arkadafllar›n›n mücadelesi ile günümüzde gelinen noktay› anlatt›. Mahir Çayan ve arkadafllar›n›n öldürüldü¤ü K›z›ldere çat›flmas›ndan yaral› kurtulan tek kifli olan eski Dev-Genç lideri Ertu¤rul Kürkçü, bugün bir kez daha devrimci dalgan›n yeni-

den kabarmaya bafllad›¤›na tan›k olduklar›n› söyledi. Eski Gaziantep Büyükflehir Belediye Baflkan› ve Deniz Gezmifl’in ev arkadafl› Celal Do¤an da, mücadelenin demokratik yollarla yap›lmas› gerekti¤ine vurgu yapt›. Do¤an’›n, “Gençlere tavsiyem; bütün inançlar›n›z›, düflüncelerinizi demokratik ortamda tart›flarak

çözme yolunu seçiniz. Yap›lmas› gereken fludur; gençlerimizi k›rd›rmadan, ölüme sevk etmeden, silahl› mücadeleden al›koyarak, inanarak ve isteyerek demokratik cephede birlefltirmeliyiz” sözleri üzerine kat›l›mc›lar-

dan birço¤u tepki göstererek, Do¤an’›n kürsüden inmesini istedi. Tart›flma bir süre karfl›l›kl› at›flmayla sürerken, konuflmas›na devam etmek isteyen Celal Do¤an’›n sözleri bu kez de gençlerin att›¤› sloganla kesildi. Kahvalt› ve ö¤le yeme¤inin verildi¤i anma etkinli¤i,

bir forum ve Suavi konseriyle sona erdi. Partizan olarak anmadaki yerimizi ald›k ve kitlesel bir kat›l›mla sloganlar att›k.

Malatya Deniz Gezmifl, Yusuf Aslan ve Hüseyin ‹nan’›n idam

Anneler gereken aç›klamay› yapt›lar 11 May›s günü “Analar ‹nisiyatifi” ad› alt›nda biraraya gelen DTP’li kad›nlar, “Anneler Günü” nedeniyle Hasret Dü¤ün Salonu’ndaki etkinlik öncesi bas›n aç›klamas› yapt›. DTP Efl Baflkan› ve Mardin Milletvekili Emine Ayna’n›n da kat›ld›¤› bas›n aç›klamas›nda DTP’li kad›nlar, “Askere gitme kardefl kan› dökme”, “Asker analar› evlatlar›n›z› öldürtmeyin” yaz›l› dövizler tafl›d›. Burada Analar ‹nisiyatifi ad›na aç›klama yapan DTP yöneticisi Fatma Bozaner, “Anneler Gü-

edilmeleri yap›lan bir yürüyüfl ve bas›n aç›klamas› ile protesto edildi. YDG, SGD, DÖDER ve Emek Gençli¤i taraf›ndan, Pir Sultan Abdal Kültür Derne¤i önünden Emeksiz Üst Kavfla¤›’na kadar bir yürüyüfl yap›ld›. Yürüyüfl boyunca çeflitli sloganlar at›ld› ve meydana karanfiller b›rak›ld›. Yap›lan bas›n aç›klamas›nda, “Onlar 6. Filo’nun Amerikan askerlerini Dolmabahçe’de denize dökerek anti-emperyalist mücadele bayra¤›n› ve tam ba¤›ms›zl›k talebini yükselttiler. Onlar 15-16 Haziran ‹flçi Direnifli’nde, Malatya köylüsünün haflhafl mitinginde, üniversitelerin bilimsel demokratik mücadelesinde bütün güçleriyle yer ald›lar” denildi. Ayr›ca aç›klamada “‹brahimler, Mahirler, Denizler, bask› ve iflkenceler karfl›s›nda direngenlikleriyle, birbirleri için ölümü göze alan devrimci dayan›flmalar›yla bizlere yol gösterdiler” denildi. Aç›klama at›lan sloganlarla sona erdirildi. (Malatya YDG)

nü”nde çocuklar› taraf›ndan çiçekle ve sevgiyle karfl›lanmak istediklerini, ancak yaflananlar›n buna engel oldu¤unu belirtti. Konuflmas›nda, ülkede bir savafl ortam›n›n oldu¤unu vurgulayan Bozaner, “Biz kendi can›m›zdan bir parça olan çocuklar›m›z› askere göndermeyece¤imizi söylüyoruz. Bütün annelere sesleniyoruz; çocuklar›n›z› askere göndermeyin. En çok ac›y› çeken bizleriz” dedi. Aç›klaman›n ard›ndan DTP’li kad›nlar k›sa süreli oturma eylemi yaparken, bas›n aç›klamas›n› de¤erlendirmesi istenen Emine Ayna, “Anneler gereken aç›klamay› yapt›lar” diye konufltu. (Mersin)

Yedinci Gün Gazetesi imtiyaz sahibi tutukland› Devrimci, sosyalist ve yurtsever bas›na yönelik bask› ve sald›r›lara bir yenisi daha eklendi. Yedinci Gün gazetesi imtiyaz sahibi Ali Turgay tutukland›. Terörle Mücadele Kanunu kapsam›nda gözalt›na al›narak tutuklanan Turgay, Gündem gelene¤ine yönelik tahammülsüzlü¤ün son örne¤i oldu. Ç›kart›lan TMK ile birlikte ifade özgürlü¤üne ciddi darbeler vurulurken gazete sayfalar›na yans›yan her aç›klama yard›m ve yatakl›k kapsam›nda cezalara çarpt›r›ld›. 4 A¤ustos 2006 ile 13 May›s 2008 tarihleri aras›nda Ülkede Özgür Gündem, Gündem, Yaflamda Gündem, Güncel, Azadiya Welat, Gerçek Demokrasi, Yedinci Gün, Haftaya Bak›fl, Yaflamda Demokrasi, Toplumsal Demokrasi, Öteki Bak›fl ve Yeni Bak›fl gazeteleri toplam 31 kez kapat›ld›. Yurtsever bas›na yönelik engellemeler ifade ve bas›n özgürlü¤ünün ülkemizde ne anlama geldi¤ini de gösteriyor. Kürt halk›na yönelik sald›r›lar ile imha ve inkâr politikas›n› sürdüren devlet gerçekleri halka ulaflt›ran bas›n› da k›skaca al›yor. Emekçilere yönelik yo¤un bir propaganda yürüten devletin bu çemberini k›rmak, halka do¤ruyu götürmek amac›yla faaliyet gösteren devrimci ve ilerici bas›n tutuklamalar ve gözalt›larla durdurulmaya çal›fl›l›yor. Ali Turgay’›n tutuklanmas›na iliflkin ‹stanbul 9. A¤›r Ceza Mahkemesi’ne yap›lan iki itiraz da reddedildi. Toplatma ve kapatmalara ra¤men Gündem gelene¤i ç›kard›¤› yeni yay›nlar ile yoluna devam ediyor. Alternatif gazetesi Gündem gelene¤inin son gazetesi olarak okuyucular› ile bulufltu. Yay›n hayat›na 19 May›s günü bafllayan Alternatif gazetesi Mardin’in Derik Maz›da¤›, Midyat, Nusaybin ve K›z›ltepe ilçelerinde, fi›rnak Cizre’de Hakkari Yüksekova’da ve ‹stanbul’un birçok bölgesinde okurlar› taraf›ndan da¤›t›larak emekçilere ulaflt›r›ld›. (‹stanbul)

Yasa¤›n s›n›r› yok:

Önce yaylalar, flimdi de tarihi mekanlar! Kürt halk›na dönük imha-inkar politikalar›n›n olanca h›z›yla sürdü¤ü günümüzde, Türk egemen s›n›flar›n›n Kürtlere dönük yasak kapsam› da giderek geniflliyor. Diyarbak›r’da yaflanan son geliflme ise, yasa¤›n boyutlar›n›n nerelere varabilece¤i noktas›nda önemli bir ipucu sunuyor. Ergani’de bulunan tarihi Hilar Ma¤aralar›’n› gezmek isteyen gençler, jandarma engeline tak›ld›! Gençlerin önüne barikat kuran jandarma, ma¤aralara geçifllerine izin vermedi. “Propaganda yapacaklar”› için bu yasa¤› koydu¤unu aç›klayan jandarma, gençler taraf›ndan protesto edildi. Ülkenin çok say›da tarihi de¤erini yok eden zihniyet, yok edemediklerine ise yasak getirerek, bölge halk›n›n tarihi de¤erlere ulafl›m›n› engellemekte sak›nca görmüyor. Diyarbak›r’da “Genç Yüreklerle Özgür Yar›nlara” slogan›yla gerçeklefltirilen Yeniflehir Gençlik Kültür ve Spor fienlikleri’nin son gününde, flenlik kapsam›nda Hilar Ma¤aralar›’na gezi düzenlendi. Batman Bahar Kültür Merkezi bünyesinde faaliyetlerini sürdüren Arsen Poladov Tiyatrosu oyuncular› taraf›ndan sergilenen, “Çend Dîmen Ji Jiyanê” adl› oyunun ard›ndan, araçlarla Ergani’ye 8 kilometre uzakl›kta bulunan ma¤araya do¤ru hareket eden kitle, buraya vard›¤›nda, bölgeye y›¤›nak yapm›fl olan jandarman›n üst aramas› dayatmas›yla karfl›laflt›. Jandarman›n tüm ›srarlar›na karfl›n üst aramas› yapt›rmamadaki kararl›l›¤›n› koruyan ziyaretçiler, geziyi iptal etme karar› ald›lar. Geziye kat›lan gençler ise olay›n ard›ndan yap›lan görüflmelerde, Kürt gençlerinin kendi tarihlerinden kopar›lmaya çal›fl›ld›¤›n›, siyasi faaliyetleri gibi, sportif ve kültürel faaliyetlerinin de engellenmek istendi¤ini belirttiler.


İşçi-köylü 7

30 Mayıs-12 Haziran 2008

Halkın gündemi

“Kay›plar Haftas›”nda mücadeleyi yükseltme ça¤r›s› ettiklerini ve bu tarihten itibaren her y›l kay›plar› and›klar›n› söyledi. Bas›n aç›klamas›n› okuyan ‹HD Genel Sekreteri Sevim Saliho¤lu, kay›plarla birlikte insanl›¤›n kayboldu¤unu belirterek, kaybedilenlerin hikayesinden örnekler vererek aç›klamaya devam etti.

Diyarbak›r ‹HD Diyarbak›r fiube Baflkan› Muhharrem Erbey yaz›l› aç›klama yapt›. Erbey, Türkiye’de yaflam haklar› devlet güvencesi alt›nda olan yüzlerce kiflinin yak›nlar›ndan kopar›larak, ans›z›n benzer yöntemlerle ortadan kayboldu¤una dikkat çekti. Erbey, “Onlar› unutmam›z› bekleyenlere bir kez daha sesleniyoruz. Asla unutmayaca¤›z” dedi.

‹stanbul

Ankara ‹HD Ankara fiubesi Yüksel Caddesi ‹nsan Haklar› An›t› önünde bas›n aç›klamas› yapt›. Aç›klamada, “Kay›plar bize sesleniyor, Neredesiniz ey insanlar?” pankart› aç›ld›. Aç›klamada konuflan ‹HD Genel Baflkan› Hüsnü Öndül, 1995 y›l›nda gözalt›nda kay›plar›n artmas› üzerine 17-31 May›s tarihlerini Kay›plar Haftas› olarak ilan

Merhaba, 18 May›s 2008 tarihinde 1995 Gazi olaylar›nda gözalt›na al›narak katledilen Hasan Ocak’› anmak için ESP’nin düzenlemifl oldu¤u anmaya Gazi Mahallesi Partizan olarak destek verdik. Cemevi önünde toplanan kitle, “Yaflas›n devrimci dayan›flma” sloganlar›yla yürüyüfle geçerek Gazi Mezarl›¤›’na yürüdü. “‹brahim Kaypakkaya ölümsüzdür”, “Hasan Ocak ölümsüzdür” sloganlar› s›k s›k at›ld›. Burada yap›lan anmadan sonra Gazi Partizan faaliyetçileri olarak 27 May›s 2007 tarihinde Dersim da¤lar›nda faflist TC devletinin kolluk güçleriyle girmifl olduklar› çat›flmada flehit düflen halk savaflç›s› Mahmut Polat ve H›d›r U¤ur’un katlediliflinin 1. y›ldönümü vesilesiyle Mahmut Polat’›n mezar›na giderek k›sa bir anma yapt›k. Sloganlar atarak mezar temizli¤i yap›p Partizan flamas›n› mezar tafl›na asarak mezarl›ktan ayr›ld›k. 27 May›s 2007 tarihinde Dersim da¤lar›nda faflist TC devletinin teslim ol uyar›lar›na karfl› silahlar›na sar›lan Mahmut Polat ve H›d›r U¤ur düflmana teslim olmam›fl ve kanlar›n›n son damlas›na kadar savaflm›fllard›. (Gazi Mahallesi Partizan)

17-31 May›s Kay›plar Haftas› nedeniyle, birçok ilde yap›lan aç›klamalarda, mücadeleyi yükseltme ça¤r›s› yap›ld›. 8 May›s 2008 tarihinde Çi¤li’nin Güzeltepe semtinde oturan 3 lise ö¤rencisi, fiehit Erdal K›l›ç Karakolu’nun önünden geçerken nöbet tutan bir polisin sözlü sataflmas›na maruz kald› ve böyle bafllayan olay, karakolda iflkence ile bitti. Gençlerin anlat›m›na göre, saat 23.15 civar› karakolun önünden geçerlerken bir polis memurunun söz-

bizden daha iyi mi biliyorsun?” denilerek tekrar dövülmeye bafllad›klar›n› söylediler. Yaflanan bu olay ilk olmad›¤› gibi son da de¤ildir. Yine 16 May›s 2008 günü ‹zmir’in Bornova semtinde yaflayan asistan doktor Deniz Yaz›c› evine geldi¤i s›rada kap›s›n›n önünden al›n›p iflkenceye maruz kald›. Evinin

Kay›plara Karfl› Uluslararas› Komite (ICAD), Yak›nlar›n› Kaybeden Ailelerle Yard›mlaflma ve Dayan›flma Derne¤i (YAKAY-DER) ve ‹HD ‹stanbul fiubesi Galatasaray Postanesi önünde bir bas›n aç›klamas› yapt›. Gözalt›nda kaybedilenlerin foto¤raflar›n›n tafl›nd›¤› aç›klamada, yere k›rm›z› karanfiller b›rak›ld›. Aç›klamay› okuyan ‹HD ‹stanbul fiube Baflkan› Gülseren Yoleri, yaklafl›k 20 y›ldan beri gözalt›nda kay›plar için mücadele karakola götürülen doktor, burada da ç›r›lç›plak soyularak dövülmüfltür. Yaflanan bu olay›n ard›ndan protesto eylemi yapan doktorlar soruyorlar: “Can güvenli¤imizi teslim etti¤imiz kiflilerin, doktor oldu¤unu söyleyen birini karakolda ç›r›lç›plak soyarak dövmelerinin gerekçesini ö¤renmek istiyoruz ?”

‹flkence her yerde! lü sataflmas›n›n ard›ndan, dövülerek karakolun içine götürülen gençlere burada yang›n söndürme tüpleri, tabanca dipçikleri ve coplarla sald›r›ld› ve ayr›ca tecavüz ile tehdit edildiler. Gençler kimlik sorgulamas› yap›ld›¤› s›ras›nda do¤um yerlerini söyledikleri zaman kafalar›n›n duvarlara vuruldu¤unu, ailelerine haber vermek isteyip, bunun bir yasal hak oldu¤unu söylediklerinde kendilerine “yasalar›

önünde kendisine kimlik soran polislere kimli¤inin yan›nda olmad›¤›n›, doktor oldu¤unu, kaflesini gösterebilece¤ini söyleyen doktor, dövülerek polis arac›na bindirildi. Bofl bir araziye götürülen Yaz›c›, burada da polis daya¤›na maruz kald›. Ard›ndan

Bu co¤rafyada iflkence görmek için her zaman bir “neden” vard›r. Kimli¤imiz, bunun için bir nedendir, düflüncelerimiz bir nedendir. 12 yafl›nda bir çocuksundur “yasad›fl› örgüte üyelikten” 13 kurflun ile

ettiklerine ancak kay›p olgusunda devletin de rolü oldu¤u için önemli bir yol alamad›klar›na dikkat çekti.

‹zmir Konak Pier önünde bir araya gelen ‹HD ‹zmir fiubesi üyeleri, Konak eski Sümerbank’a do¤ru yürüyüfle geçti. Yürüyüflte “Susma, sustukça s›ra sana gelecek”, “‹nsanl›k onuru iflkenceyi yenecek” sloganlar› at›ld›. Aç›klamay› yapan ‹HD ‹zmir fiubesi Baflkan› Lütfü Demirkap›, “22 y›ld›r yürüttü¤ümüz insan haklar› mücadelesinde kay›plarla birlikte kaybolan›n insanl›¤›m›z oldu¤unu bilerek mücadele ettik ve kay›plar›n ak›betini sorduk” dedi.

Adana ‹nönü Park›’nda bir araya gelen ‹HD, KESK, DTP, ÖDP, EMEP, ölebilirsin. Karakolun önünden geçen 15 yafl›nda bir çocuksundur, dayakla içeri al›nd›ktan sonra do¤um yerin be¤enilmemifltir, kafan duvarlara vurulabilir. Newroz kutlamalar›na kat›lm›fls›nd›r, tüm ülkenin gözü önünde kolun k›r›labilir. Dergi sat›yorsundur, sokak ortas›nda polis kurflunu yiyebilirsin. Tutsak düflmüflsündür tecrit, izolasyon, hak gasplar› ile “sessiz iflkence”ye maruz kalabilirsin. “Ayak tak›m›”s›nd›r, kendilerini bafl sananlar, o bafl› da ayaklar›n tafl›d›¤›n› unutanlar sana 1 May›s’a kat›ld›¤›n için gaz bombalar›, coplar ve tekmelerle sald›rabilir. Egemenlerin iflkence için her zaman bir “nedeni” vard›r. Tüm bu sald›r›lar ve bask›zor muhaliflerin susturulmas›, devrimci düflünceye sahip olanlar›n y›ld›r›lmas› amac›yla yap›lmaktad›r. Ezilen halklar›n gözü kula¤›, atan yüre¤i olan devrimci düflüncenin tüm bu yaflananlar›n nedenlerini do¤ru kavramas› ve verilecek yan›t› bu do¤ru üzerinden bilince ç›karmas› gerekmektedir. (‹zmir’den bir YDG’li)

Merhaba, 14 May›s 2008 tarihinde Gazi Mahallesi ‹smet Pafla Caddesi ve Fevzi Çakmak Caddelerinde “‹brahim Kaypakkaya ölümsüzdür-Partizan” yaz›l› afiflleri yaparken 3 arkadafl›m›z yap›lan çal›flman›n yasal bir dayana¤› olmad›¤› ve çevre kirlili¤i yaratt›¤› gerekçe gösterilerek gözalt›na al›narak saatlerce bekletilmifltir. Gazi Karakolu’na götürülen arkadafllar›n ifade vermemeleri sonucu, kendilerine para cezas› verilerek 4 saatlik bir keyfi gözalt›dan sonra serbest b›rak›lm›fllard›r. Genç bir kad›n arkadafl›m›za çikolata teklif eden faflistler, arkadafl›m›z›n tavr› karfl›s›nda babacan pozlar›na girerek “iyi niyetli” olduklar› yalan›na baflvurmufllard›r. Oysa ki bizler onlar›n ne kadar “iyi niyetli” oldu¤unu çok iyi biliyoruz. Yaflanan bu keyfi gözalt› sonras› çal›flmalar ayn› flekilde devam etmifltir ve edecektir. (Gazi Mahallesi Partizan)

Sansür protestosuna sansür! Yürüyüfl Dergisi’nin kapat›lmas› üzerine yay›n hayat›na bafllayan Halk Gerçe¤i Dergisi’ne yönelik yay›n durdurma karar›n› protesto etmek isteyen çal›flanlar ve okurlar› ‹stanbul Adliyesi önünde polis sald›r›s›na u¤rad›. Halk Gerçe¤i Dergisi’ne 13. A¤›r Ceza Mahkemesi taraf›ndan 1 ay süreyle verilen yay›n durdurma karar›n› protesto etmek isteyen kitle polis terörüne maruz kald›. Polis, gazetecilere yönelik gözalt› sald›r›s›na gerekçe olarak savc› emri oldu¤unu gösterdi. (H. Merkezi)

F tiplerinde hak ihlalleri sürüyor... F tiplerinde yaflanan sorunlar her geçen gün artarak devam ediyor. Aç›k görüfl alanlar›na konulan kameralar, sürekli verilen keyfi disiplin cezalar›, tedavi engelleri gibi sorunlar bunlar›n baz›lar›. Bu sorunlara dikkat çekmek için ‹HD Ankara fiube Cezaevi Komisyonu, 22 May›s günü dernek binas›nda düzenledikleri bas›n toplant›s› ile (Ocak–Nisan 2008) 4 ayl›k ‹ç Anadolu Bölgesi Cezaevi Raporu’nu aç›klad›. Komisyon ad›na yap›lan aç›klamada; “Cezaevlerinde yaflanan keyfi hak gasplar› her geçen gün artarak devam etmektedir. Keyfi uygulanan disiplin cezalar› ile birlikte haberleflme hakk› engellenirken aç›k görüfl yerlerine konan kameralar sonucu tutsaklar görüfle ç›kmamaktad›r” denildi. Aç›klaman›n devam›nda yap›lan baflvurulardan örnekler de verildi; - Adalet Bakanl›¤›’n›n 2007 y›l›n›n bafl›nda yay›mlad›¤› 10 kiflinin

haftada 10 saat görüflmesine olanak tan›yan 45/1 say›l› genelge cezaevi idaresince uygulamand›¤› gibi uygulama adeta iflkenceye dönüfltürülmüfltür. - SES MYK Üyesi Meryem Özsö¤üt mahkemeye gelifl-gidifllerde askerin adli tutuklular› k›flk›rtmas›yla adli kad›n tutuklular›n sald›r›s›na u¤ram›flt›r. Yine mahkemeye gelifl-gidifllerde Resmiye Vatansever ve arkadafllar› askerlerin sald›r›s›na u¤ram›flt›r. - Mahkeme ve hastaneye geliflgidifllerde askerler taraf›ndan tutsaklara özellikle kaburga bölgelerine dirsekle vurulmak suretiyle iflkence yap›lmaktad›r. Aç›klaman›n sonunda ‹HD Ankara fiube Cezaevi Komisyonu olarak hapishanelerde yaflanan hak ihlallerinin takipçisi olacaklar› dile getirildi. Komisyonun yapt›¤› aç›klaman›n ard›ndan Selvi Gülmez de k›sa bir konuflma yaparak yaflad›¤› s›k›nt›lar› dile getirdi. (Ankara)

SDP, ESP, ÇHKM, Partizan, Sosyalist Parti Giriflimi, PSAKD, Halkevleri ve THAY-DER konuya iliflkin bas›n aç›klamas› yapt›. “Kay›plar bulunsun faillerden hesap sorulsun” pankartlar›n›n aç›ld›¤› eylemde kitle ad›na bas›n aç›klamas›n› okuyan ‹HD Adana fiubesi Yöneticisi Osman Kara, J‹TEM, T‹T, Vatansever Kuvvetler Güç Birli¤i, Ergenekon ad› alt›nda devlet içerisinde örgütlenen bu çetelerin kirli faaliyetler yürüttü¤ünü dile getirdi.

Bursa 25 May›s günü Büyükflehir Belediyesi önünde toplanan ‹HD, ESP, Partizan ve BDSP bir bas›n aç›klamas› yapt›. Aç›klamay› okuyan ‹HD fiube Baflkan› Abdullah Akyol, son dönemde artan sald›r›lara de¤inerek mücadeleyi büyütme ça¤r›s› yapt›.

El Nakba’ya ‹stanbul’dan lanet! ‹flgal alt›ndaki Filistin halk› taraf›ndan “Felaket Günü” (El Nakba) olarak kabul edilen ‹srail’in kuruluflunun 60. y›l› tüm dünyada lanetlendi. ‹stanbul’da da Filistin Halk›yla Dayan›flma Derne¤i (FHDD) taraf›ndan oturma eylemi ve yürüyüfl yap›ld›. Filistin bayraklar› tafl›yan kitle, Filistin’in 1948’den 2000 y›l›na kadar toprak de¤iflimini simgeleyen haritalar tafl›d›. FHDD Baflkan› Füsun Band›r, 10 Nisan 1948’den bu yana ‹srail’in Filistin’de katliamlar yapt›¤›n› belirtti. “Deir Yasin, Sabra-fiatilla, Tel Zaater gibi katliamlar ve soyk›r›mlarla, baflta Filistin halk› olmak üzere, Ortado¤u ve dünya halklar›na varl›¤›n› kabul ettirmeye çal›flan Sionist ‹srail, haydut ABD eliyle varl›¤›n› sürdürmeye çal›flm›flt›r” diyen Band›r, ‹srail’in ABD deste¤iyle katliamlar gerçeklefltirdi¤ini söyledi. Aç›klaman›n ard›ndan FHDD üyeleri, 5 dakikal›k oturma eylemi yaparak, sessiz bir flekilde ‹stiklal Caddesi’nden Taksim Tramvay dura¤›na kadar yürüdü. (‹stanbul)

Pendik’te zab›ta terörü

Bafl›büyük’te aldatmaca Bafl›büyük halk›n›n Kentsel Dönüflüm’e karfl›, aylard›r polis ablukas› ve terörü alt›nda sürdürdü¤ü direniflte yaflanan son geliflmeler, Belediye’nin halka dönük yeni bir aldatmaca hamlesi gerçeklefltirdi¤ini gösteriyor. Polis barikatlar›n›n hemen karfl›s›nda kurduklar› çad›rlarda geceli-gündüzlü bir bekleyifl sürdüren Bafl›büyüklüler, aldatmacan›n yan› s›ra, yine belediyenin “el alt›ndan” yürüttü¤ü “bölünme” riskiyle yüz yüze. Geçti¤imiz haftalarda halk ve Belediye aras›nda gerçekleflen görüflmeler s›ras›nda Belediyeye taleplerini ileten Bafl›büyüklüler, kendilerine verilen sürenin sonunda, taleplerinin karfl›lanmak yerine, y›k›m projesinin aynen hayata geçirilmesi yönlü giriflimlerin geçerlili¤ini korudu¤unu ö¤renmifllerdi. Çünkü ayn› günlerde yap›lan Belediye Meclis Toplant›s›’nda proje aynen kabul edilmiflti. Talepleri dikkate al›nmayan Bafl›büyüklüler, halen mahalleyi abluka alt›nda tutan polis y›¤›na¤›n›n karfl›s›nda bekleyifllerini sürdürüyorlar. Geliflmelerin hangi aflamada

oldu¤unu ö¤renmek için Bafl›büyük Mahallesi Çevre Düzenleme ve Koruma Tabiat› Yaflatma Derne¤i Baflkan› Adem Kaya ile görüfltük. Kaya, resmi anlamda bir görüflme olmazken, halk› bölme giriflimleriyle yüz yüze olundu¤unu vurguluyor ve flöyle diyor: “Belediye kamuoyunu aldatmaya dönük beyanlarda bulunuyor. Bu beyanlar, halkla uzlaflma sa¤land›¤›, halk›n onay›n›n al›nd›¤› yönlü. Oysa böyle bir durum yoktur. Biz taleplerimizdeki ›srar›m›z› koruyoruz. Fakat bu günlerde ö¤rendi¤imiz bir fley var ki, o da kimi mahalleliyle yap›lan gizli görüflmeler ve uzlaflmalar oldu¤u yönünde. Biz bu durumu engellemeye dönük bir dizi eylem-etkinlik kararlar› alma aflamas›nday›z ve direnifli aynen devam ettirmede kararl›y›z.” (Kartal)

Faflist devletin kolluk güçleri taraf›ndan hayata geçirilen iflkence vahfletinin en son örneklerinden biri de Pendik’te yafland›. ‹flkenceciler bu defa polis de¤il, polisten ald›klar› iflkence yöntemlerini kullanan zab›talard›. K›sa bir süre önce, zab›talar›n baz› belediyeler taraf›ndan halka dönük sald›r›larda kullan›lmak üzere, polisler taraf›ndan e¤itildi¤i haberleri gündeme gelmifl, hatta Ankara Alt›nda¤ Belediyesi’nin zab›talar› k›sa süre önce, robokop k›yafetleri giydirilerek, ellerine kalkan verilerek, belediye baflkanlar› eflli¤inde bas›na “poz” vermifllerdi. Ankara’da ka¤›t toplayarak geçimini sa¤layan emekçilere dönük gerçekleflen zab›ta terörünün daha katmerlisi bu defa Pendik’te yafland›. Pendik sahilinde balon satan Yusuf fiirin, seyyar sat›c›l›k yapt›¤› gerekçesiyle üç zab›ta taraf›ndan belediyeye ait bir depoya götürülerek, burada öldürülesiye dövüldü. Balonlar›na, kazand›¤› 60 YTL’ye ve cep telefonuna da el konulan, a¤›r yaral› halde Kartal Devlet Hastanesi’ne kald›r›lan fiirin’in böbre¤i ve dala¤› al›nd›, bir daha çal›flamaz raporu verildi. Pendik Belediye Baflkan› Erol Kaya ise, olay›n duyulmas›yla birlikte, olay›n üzerini örtmek amac›yla fiirin’i hastanede ziyaret etti ve zab›talar› korudu. (Kartal)


İşçi-köylü 8

Politik gündem

30 Mayıs-12 Haziran 2008

‹flkencede k›z›l bir direnifl ve önder olarak Kaypakkaya! Bundan tam 35 y›l önce, Proletarya Partisi’nin kurucusu ve teorik kuramc›s›, Türkiye proletaryas›n›n komünist önderi, ‹brahim Kaypakkaya, faflist diktatörlü¤ün cellatlar› taraf›ndan Diyarbak›r Zindan›’nda hunharca katledildi. Kaypakkaya, Türkiye Komünist Partisi’nin kurucu önderi Mustafa Suphi ve yoldafllar›n›n 1921 y›l›nda Kemalistlerce Karadeniz’de katledilmelerinin ard›ndan, uzun bir dönem önderliksiz kalan s›n›f hareketinin sessizli¤ini, 24 Nisan 1972 y›l›nda, Proletarya Partisi’ni kurarak bozdu. Yeni Demokratik Devrim mücadelesini gerçek önderli¤ine yeniden kavuflturdu. 24 Nisan, bu anlam›yla, Türkiye devrim tarihine alt›n harflerle yaz›lm›flt›r. 24 Nisan 1972, Demokratik Halk Devrimi’nin kurulufluna giden yolun en önemli ve ilk ad›m›d›r. Gerçek s›n›fsal kurtulufl için s›k›lan ilk kurflundur, bir baflkald›r›d›r, bir isyand›r.

Neydi o dönemde Proletarya Partisi’ni do¤uran iç ve d›fl flartlar? 1917’de Lenin önderli¤inde Rusya’da Çarl›k y›k›larak ilk sosyalist devlet kurulmufltu. Ekim Devrimi sadece Rusya s›n›rlar› içinde kalmam›fl, dalga dalga dünyan›n di¤er co¤rafyalar›nda da yank›s›n› bulmufltu. Proleter devrimler ça¤›n› da açan nitel özelli¤iyle tüm 20. yüzy›la damgas›n› vurmufl, sosyalizm teoriden maddi bir güce dönüflerek, proletarya diktatörlü¤ü zalimlerin korkulu rüyas› olmufltu. Ekim Devrimi’yle birlikte do¤an bir dizi komünist partisi, elde etti¤i birikim ve dersler ›fl›¤›nda, Sovyetler Birli¤i’nin 2. Emperyalist Paylafl›m Savafl›’nda Hitler faflizmini ve müttefiklerini, tarihin derinliklerine gömerken, iflgal alt›ndaki ülkelerde iflgalci emperyalistlere ve iç gericili¤e karfl› elde edilen baflar›larla yine bir dizi demokratik ve sosyalist cumhuriyetler kurulmufltu.

Dünya halklar›, arkalar›na ald›klar› bu rüzgarla devrim f›rt›nas›n› büyüttüler. 1949’da, Asya k›tas›nda Baflkan Mao önderli¤inde, Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurulmas›yla dünya devrimi yeni bir aflamaya giriyordu. Baflkan Mao, sadece Çin’de devrimi baflar›ya ulaflt›rmakla kalm›yor, ayn› zamanda Marksizm-Leninizm’e yapt›¤› katk›larla yeni bir 盤›r aç›yordu. Çin’de baflar›ya ulaflan Demokratik Halk Devrimi, Büyük Proleter Kültür Devrimi’yle dünyay› kas›p kavurmufltu. Asya’dan Latin Amerika’ya, Avrupa’ya, Afrika’ya yay›lan sosyalizm f›rt›nas›, ayn› zamanda Rusya’da ifl bafl›na gelen yeni tipte revizyonistlere de ideolojik bir cevap niteli¤indeydi. Ülkemiz bu geliflmelerin d›fl›nda kalamazd›. Ve öyle de oldu. Bir yandan Büyük Proleter Kültür Devrimi’nin etkisi, di¤er yandan ülkemizdeki 15-16 Haziran ‹flçi Direnifli, topraks›z köylülerin toprak iflgalleri, ve ö¤renci gençli¤in baflkald›r›s›, ba¤r›ndan genç, at›lgan ve özgün fikirleriyle yeni önderleri ç›kard›. 50 y›ll›k proleter suskunluk bozuldu. Ve Proletarya Partisi, s›n›fla buluflma, köylülü¤e yol gösterme, ö¤renci gençli¤i saflar›nda toplama, ayd›nlar› politik yönden etkileme mücadelesinde genç bir komünist partisi olarak, 24 Nisan 1972’de, sosyal kurtulufl u¤runa politika sahnesinde yerini ald›. Kaypakkaya sadece Proletarya Partisi’ni kurmakla kalmad›. O, ayn› zamanda, onun teorik önderli¤ini de omuzlayarak, Proletarya Partisi’ni bilimsel olarak yönlendirerek asgari ve azami bir programa da kavuflturdu. O, tezlerini MLM bilimi üzerine infla etti. Evrenselden somuta inerek Türkiye’yi tahlil etti.

Sald›rganl›k artt›kça, sosyalizme özlem de art›yor! Katlediliflinin 35. y›l›nda ‹brahim Kaypakkaya’y› and›¤›m›z tarihin bu an›nda, s›n›f mücadelesi tüm fliddetiyle devam ediyor. Emperyalistler ve uflaklar›

dünyan›n her yerinde iflçi s›n›f›na, yoksullara ve insanl›ktan yana olan herkese daha azg›n sald›rmaktad›rlar. Faflizmle yönetilen bizimki gibi ülkelerde hak ihlalleri, politik bask›lar, katliamlar, ulusal sorundaki çözümsüzlük, inanç özgürlüklerinin önündeki engeller, yoksulluk ve açl›k bir kadermifl gibi dayat›lmaktad›r. “Küreselleflme” gerici dünyan›n yeni politik argüman› olarak yayg›nlaflt›r›l›rken, emperyalist ve kapitalist ülkelerde bile kan ve can pahas›na kazan›lan haklar, birer birer gasp edilmektedir. Ücretler sürekli düflürülmekte, toplu sözleflmelerde en düflük ücretler dayat›lmakta, ö¤renim ve sa¤l›k paral› hale getirilmektedir. ABD’de bafllayan ve tüm dünya kapitalist sistemini bir anda saran ekonomik kriz, emperyalizmin ne kadar zay›f oldu¤unu aç›k olarak göstermektedir. Bir kan emici olan emperyalizm flifltikçe daha fazla sermayeye ihtiyaç duymakta, buna yat›r›m alan› bulamad›¤›nda ise, sistem yeni krizlere gebe olmaktad›r. Bunun için her f›rsatta ve her yerde sald›rganlaflmakta, iflgaller yapmakta, katletmektedir. En yak›n›m›z olarak Ortado¤u buna tan›kl›k etmeye devam ediyor. Irak iflgaliyle emperyalizmin ne vahfli bir sald›rganl›k oldu¤unu gördük ve yafl›yoruz. Emperyalizmin tüm vahflice sald›r›lar›na ve bütün dezavantajlar›m›za ra¤men, ezilen mazlum halklar›n mücadelesi de giderek ivme kazanmaktad›r. Filipinler ve Hindistan’daki Halk Savafllar›, Asya’da yeni umutlar› aralarken, Nepal’de NPK(Maoist) önderli¤indeki seçim zaferi emperyalistleri daha flimdiden tedirgin etmektedir. Latin Amerika’da silahl› halk hareketleri ve ABD karfl›t› politikalar›yla ifl bafl›na getirilen yeni hükümetler, halk›n sosyalizme duydu¤u özlemi sembolize etmektedir. Avrupa k›tas›nda; Yunanistan, Almanya ve Fransa’daki iflçi grevleri emperyalist-kapitalist tekelleri köfleye s›k›flt›rmas›yla, dipten gelen dalgan›n önümüzdeki y›l-

larda giderek daha da büyüyece¤inin flimdiden iflaretini vermektedir. Ülkemizde burjuva-feodal sistemin derin bir bunal›m içinde oldu¤unu art›k kimse inkâr edemiyor. Hâkim s›n›flar bu bunal›mlar›n› örtbas etmek için halka sald›rmaktan geri kalm›yor. 1 May›s 2008’de devletin iflçi ve emekçilere tüm gücüyle sald›rmas›na ra¤men iflçi s›n›f›n›n, devrimci iradenin Taksim’e ç›k›fl›n› engelleyememifltir. Efendilerine uflakl›kta kusursuzca hizmetlerine devam eden AKP hükümeti, emperyalistlerin tüm istemlerini yerine getirmekten geri durmamaktad›r. Yoksulluk ve açl›k daha da katlanarak devam etmektedir. Binlerce insan›n yeterli beslenemedi¤i, bar›namad›¤›, ifl bulamad›¤›, ürününü satamad›¤› bu koflullarda, üstüne üstelik ç›kart›lan yeni Sosyal Güvenlik Yasas› ile çal›flan emekçiler daha da yoksullaflmakta, yeni ceza yasalar›yla toplum k›skaca al›nmakta, hapishanelerde devrimci tutsaklar üzerindeki bask›lar daha da a¤›rlaflt›rmakta, polise tan›nan genifl yetkisiyle tam bir devlet terörü uygulanmaktad›r. Sökecek flafa¤›n tüm toplumun üzerine do¤aca¤› günleri yak›nlaflt›rmak bize ve yaln›zca bize ba¤l›d›r. ‹flimiz zor, bunun bilincindeyiz, sorumluluklar›m›z büyük, bunun da fark›nday›z. Kitlelerin burjuva yaflam tarz› ve ideolojisi ile yolundan sap›t›l›p, sapt›r›l›p, aldat›ld›¤› bir mecraday›z. ‹nsanl›¤›n sermayenin “küreselleflme” masal›yla bozulup a¤uland›¤› an›n koflullar›nda, zenginleflmek u¤runa “her fleye ihanet etmeye yatk›n” bir toplumun fidelendi¤i bir dönemde, insanlar›n adeta tüketim budalas› ve terbiyeli birer maymuna çevrildi¤i bir dünyada ve de üstelik ilk hamlesinde yenilgiye u¤rayarak s›¤ sulara çekilen bir devrim dalgas›n›n olumlu-olumsuz bütün miras›n› s›rt›m›zda tafl›d›¤›m›z bir evrede, iflimizin çok daha zor olaca¤› aç›kt›r. Ancak bilinmelidir ki, zorluklar olmadan, devrimin yol kazalar› olmadan,

ara s›ra büyük gerilemeler olmadan dünya tarihi anlafl›lamaz ve toplum ileriye do¤ru yol alamaz. Bunun tersi, tarihi ve tarih bilincini kendi “dar ufkumuz” içinde hapsetmek olur. ‹deal ve uygun olmayan koflullarla kuflat›lm›fl da olsak, yeterince hareket serbestimizi sa¤layacak olan etmenlerden yoksun olsak da, yenilgilerden, gerileme ve savrulmalardan ders ç›karacak devrimci bir ruha, kararl›l›¤a ve cürete her zaman sahip olduk/olaca¤›z. Biz biliyoruz ki ve devrimci Marksizm bize ö¤retmifltir ki, tüm politik yaflam ve tarih, sonsuz halkalar dizisinden oluflan, sonsuz bir zaman zinciridir. Öncünün tüm mahareti, bu sonsuz zincir içinde en önemli olan, en zaruri olan halkay› bulup ç›karmas›nda yatmaktad›r. Proletarya Partisi’nin 8. Konferans› da iflte bu halkay› göstermifltir; bize düflen görev onda ›srar ve inat etmektir. Ve bizler, bize “pahal›ya mal olmufl deneyimlerimizden” ne denli çok ö¤renirsek, kendi “öz yan›lg›lar›m›zla” kendimizi ne denli iyi e¤itirsek ve hata-

lar›m›z› “felaket görmeyip” onlar›n “sonuçlar›ndan” ne denli çok dersler ç›kar›rsak, kitlelere o denli iyi önderlik eder ve Halk Savafl›n› o denli iyi örgütleriz. Ve elbette ›srarla yinelenen bir mücadele ruhunu asla yitirmeden hedefe kilitlenirsek eninde sonunda muzaffer olabiliriz Katlediliflinin 35. y›l›nda komünist önder ‹brahim Kaypakkaya yolumuzu ayd›nlatmaya devam ediyor. Onun yol göstericili¤inden flaflmadan varl›¤›n› sürdüren ve pekifltiren Proletarya Partisi; devrimci kurtulufl mücadelesi yolunda sab›r, inat ve ›srarla kuvvet biriktiriyor! Bugün, da¤lar›n doruklar›nda, fabrikalarda, okullarda Kaypakkaya’n›n ard›llar› faflizme karfl› partizanca direniyor. Kaypakkaya’n›n bütün ard›llar›; parti kadrolar›, militanlar ve partizanlar, ayn› inanç ve kararl›l›kla, k›z›l bayra¤› elden ele dalgaland›rmay› sebatla sürdürüyorlar, özgür gelece¤imizin k›z›l iradesi Partizanlar›n doruklarda ve enginlerdeki k›z›lca kavgalar› yolumuzu ayd›nlat›yor!

Bu bölümde M›s›r’dan kat›l›mc›n›n yapt›¤› konuflma oldukça canl› ve çarp›c›yd›. 24 Aral›k 2006 y›l›nda 24 bin tekstil iflçisinin grev ve direnifl sürecini, devletin bu direnifle yönelik sald›r›lar›n› anlatt›. “Direniflle birlikte devlet iflçilere bir tak›m haklar›n sa¤lanaca¤› konusunda sözler verdi, ancak verdi¤i sözlerde durmad›. Bunun üzerine El-Mahalla’daki iflçiler greve ç›kacaklar›n› aç›klad›. Devlet bu aç›klamay› önce dikkate almad›. Ancak grev ve eylemlerle birlikte önemsemek ve ciddiye almak zorunda kald›” diyerek konuflmas›n› bitirdi. Bu bölümden sonra Uluslararas› Dayan›flma bafll›kl› bölüme geçildi. Delegasyonlar›n yapt›klar› sunumlarla Konferans Sonuç Bildirgesi’nin haz›rlanmas› için ara verildi. Sonuç deklarasyonu kat›l›mc› ülkelerden onay al›nmad›¤› için okunmad› ve önümüzdeki günlerde ilan edilece¤i aç›klamas›yla bitirildi. Konferansa Türkiye’den kat›l›mc›lar›n yapt›klar› konuflmalarda Sosyal Güvenlik Yasas›’na karfl› son dönemde kurulan yerel platformlara de¤inilmesi önemliydi. Bu platformlar›n son dönem geliflen sald›r›lara yan›t olmas› anlam›nda önemli pratikleri gerçeklefltirmesi, mevcut sendikal bürokrasiye tav›r almas› anlam›nda önemsenmesi ve yayg›nlaflt›r›lmas› vurgusu öne ç›kt›. Ankara, Adana gibi illerden gelen delegeleri kamu, iflçi sendikalar› ayr›m› yap›lmaks›z›n bu birlikteliklerin kurulmas› ça¤›r›s›nda bulundu. Bu tarz yaklafl›mlar mev-

cut sendikalardan beklentinin olmad›¤›n› gösterirken ayn› zamanda muhalif anlay›fl ve mücadelenin buralardan yükselece¤i yönlü e¤ilimi de göstermektedir. Konferans gerek ülkemiz gerekse de dünya iflçi s›n›f›na yönelik tek merkezden yönelen sald›r›lar›n boyutunu gösterirken, bu sald›r›lar›n görülmesinin ve tespit edilmesinin bir anlam› olmad›¤›n› da bize bir kez daha gösterdi. Tart›fl›lan konu bafll›klar› bugün yaflanan temel sorunlar› kapsasa da önemli olan bunlara karfl› nas›l bir durufl sergilenece¤idir. Emperyalizmin ve yerli iflbirlikçi ve uflaklar›n›n iflçi s›n›f›na yönelik kapsaml› sald›r›lar›n›n ancak militan ve kararl› bir mücadele ile afl›laca¤› gerçe¤ini unutarak, çözümü belli reformlar›n gerçeklefltirilmesinde arand›¤›nda bunun kitlelerin beklentilerini ve umutlar›n› k›raca¤› ortadad›r. Dünya ve ülkemiz ezilenlerinin bu düflüncelerin etkisi alt›ndan ç›kar›lmas›n›n ve do¤ru hedefin gösterilmesinin önemli bir görevimiz oldu¤unu bizlere bir kez daha gösterdi. Potas›nda eritti¤i dinamiklerle reformizm sadece ülkemizde de¤il dünya iflçi s›n›f›n›n mücadelesine de zarar vermektedir. Küba’da, Venezüella’da “tamamlanmam›fl sosyalizmi” selamlayanlar›n, Asya’da ezilenlerin mücadelesini görmemesi bir tesadüf de¤il, bilinçli bir tercihtir, bilinçli bir körlüktür. 3 günlük konferans ülkemiz ve dünya ezilenlerinin sorunlar›n›n ortakl›¤›n› gösterirken, çözüm yollar›m›z›n ayr›, reformizmin renginin her yerde ayn› oldu¤unu bir kez daha kan›tlad›.

4. Uluslararas› Sendikal Konferans gerçeklefltirildi!

Sald›r›lar ortak, çözüm yollar› ayr›, reformizmin rengi her yerde ayn›! 23-25 May›s tarihleri aras›nda Gönen’de bulunan Birleflik Metal-‹fl Sendikas› Kemal Türkler Sosyal Tesisleri’nde 15 ülkeden, toplam 300 delegenin kat›l›m›yla 4. Uluslararas› Sendikal Konferans gerçeklefltirildi. Türkiye’den ev sahipli¤ini EMEP ve çeflitli sendikalar›n yapt›¤› Konferansa M›s›r, Tunus, ‹ran, Yunanistan, ‹spanya, Irak vs. ülkelerden kat›lan delegeler iflçi s›n›f›na yönelik sald›r›lardan, bu sald›r›lar›n kendi ülkelerinde nas›l yaflama geçirildi¤inden, örgütlenme ve mücadele deneyimlerinden söz ettiler. Program 23 May›s’ta delegelerin tan›flmas› amac›yla verilen kokteylle bafllad›. ‹kinci gün sabah 9:30’da bir sinevizyon gösterimi yap›ld›. Sinevizyon s›n›fa yönelik sald›r›lar› ve Uluslararas› Sendikal Konferans’›n tan›t›m›n› içeriyordu. Enternasyonal dayan›flman›n da vurguland›¤› sinevizyonda, ülkeleri temsilen ulusal bayraklar›n gösterilmesi oldukça ilginçti. Türkiye iflçi s›n›f› ve ezilen halk›n› temsil etti¤i iddia edilen Türk bayra¤›n›n ekranda dalgaland›r›lmas›, etkinli¤in içeri¤inin, politik muhtevas›n›n, nas›l sonuçlar›n ç›kabilece¤inin sinyallerini de veriyordu. Divan›n oluflturulmas›ndan sonra kat›l›mc› delegelerin sunumlar›yla Konferans bafllat›ld›. Kemal Türkler Tesisleri’nde yap›lan etkinlikte onun flahs›nda bile olsa sayg› duruflunda bulunulmamas› ise gözden kaçmayacak önemli bir ayr›nt› olarak yaz›ld› ilk güne. Belli ki konferansa ev sahipli¤i yapanlar, iflçi s›n›f›n›n kurtuluflu mücadelesinde ölümsüzleflenleri unutarak, an›lar›n› yad ettikleri sohbetlerde b›rakarak gelmifllerdi. Konferans Birleflik Metal-‹fl Sendi-

kas› Baflkan› Adnan Serdaro¤lu’nun yapt›¤› aç›l›fl konuflmas›yla bafllad›. Serdaro¤lu s›n›fa yönelik artan sald›r›lardan söz ederek, mevcut konfederasyonlar›n gelifltirdi¤i “sosyal diyalog” prati¤inin verdi¤i zarardan kaynakl› bu anlay›fla son verilmesi gerekti¤ini vurgulad›. Serdaro¤lu’nun konuflmas›n›n ard›ndan “Sermayenin ‹flçi S›n›f›na Yönelik Sald›r›lar›” konu bafll›kl› I. Oturuma baflland›. KESK Genel Baflkan› ‹smail Hakk› Tombul’un sunumuyla bafllayan oturumda, ikinci sözü ‹talya’dan CGL Sendikas› ad›na kat›lan Giggi Drozedari ald›. Drozedari ülkelerindeki yoksulluktan söz ederek, devletin son dönem yo¤unlaflt›rd›¤› özellefltirme sald›r›s›na vurgu yapt›. Tunus Sa¤l›k Emekçileri Sendikas›’ndan Mohamed Syoud, kendi ülkelerinde de t›pk› di¤er ülkelerde yaflanan sald›r› örneklerini ve biçimlerini aktard›. Ard›ndan Tek G›da-‹fl Sendikas› 10 No’lu fiube Baflkan› Muzaffer Dilek söz ald›. Konuflmas›nda örgütlenme sorunlar›ndan söz ederek, Yörsan’da yaflanan süreci anlatt›. BES Genel Sekreteri Döndü Taka Ç›nar da k›sa bir konuflma yapt›. Bölüm bafll›¤› alt›nda Almanya’dan Ver.di Hamburg fiubesi’nden gelen Olaf Harms, Yunanistan delegesi PAME LarissaTemsilcisi ve Yunan Komünist Partisi Milletvekili Tsiogas Dimitris, K›br›s Rus Kesimi’nden Tüm Emek Federasyonu Temsilcisi Antonis Shiathas sunum yapt›lar.

Ver.di sendikas› ad›na yap›lan konuflmada AB Konseyi’nin 2000 y›l›nda Lizbon’da yapt›¤› toplant›da çal›flma koflullar›n›n esneklefltirilmesi ve a¤›rlaflt›r›lmas›, özellefltirmeler, kamu hizmet ve yard›mlar›n›n kald›r›lmas› gibi kararlar›n al›nd›¤›n› vurguland›. Yunanistan’da reformist-sar› sendikalardan biri olan PAME ad›na yap›lan konuflmada iflçilerin sermaye ile uzlaflmadan(!) kendi iktidar mücadelesini yürütmesi gerekti¤i söylendi. Birinci konu bafll›¤› Petrol-‹fl Alia¤a fiube yöneticisi ve E¤itim-Sen üyesi Ha-

san Toprak’›n ard›ndan Belediye-‹fl ‹stanbul 2 No’lu fiube ad›na Bak›rköy iflyeri temsilcisi Selvi Dönmez’in yapt›¤› konuflmayla sonland›. Dönmez konuflmas›nda ülkemiz iflçi hareketinin son sürecini de¤erlendirdi. 1 May›s 2008 kutlamalar› özgülünde faflist diktatörlü¤ün s›n›fa yönelik gerçeklefltirdi¤i sald›r›lar›, bu sald›r›lar karfl›s›nda konfederasyonlar›n iflbirlikçi ve uzlaflmac› tavr›n›, bunun s›n›fta yaratt›¤› güvensizli¤i vurgulad›. Kürt ulusal hareketine yönelik s›n›r ötesi ve T. Kürdistan›’nda yo-

¤unlaflan sald›r›lara da de¤inen Dönmez, iflçi s›n›f›n›n yönelen sald›r›lar› iflbirlikçi-reformist mücadele anlay›fl ve yöntemleriyle de¤il, ancak devrimcilerin öncülü¤ünde yürütece¤i mücadele ile aflabilece¤ini vurgulad›. Bugün yaflanan esasl› sorunlardan birinin s›n›fa önderlik sorunu oldu¤unu hat›rlatarak, devletin önümüzdeki dönemde devrimci ve ilerici kesimlere yönelik sald›r›lar›n› artt›raca¤›n›, bu sald›r›lara karfl› militan bir mücadele hatt›n›n örülmesi gerekti¤i ça¤r›s›nda bulundu. Salonda dikkatle dinlenen konuflman›n baz› kesimleri rahats›z etti¤i, konuflma sonras› yap›lan uyar›lardan ve kimi konuflmac›lar›n Türk-‹fl’e sahip ç›kma telafl›ndan aç›kça anlafl›ld›. Ö¤le yeme¤i aras›ndan sonra 1. günün ikinci konu bafll›¤› olan ‹flçi Hareketi ve Sendikalar bafll›¤›na geçildi. Bu konu bafll›¤›nda da di¤er ülkelerden ve ülkemizden kat›l›mc›lar sunumlar›n› yapt›lar. Akflam saat 19.30’da bitirilen 1. gün oturumlar›, yemekten sonra çeflitli konu bafll›klar›n› kapsayan atölye çal›flmalar› ile sürdü. 2. gün Sendikal Örgütlenme, Yaflanan Sorunlar ve Deneyimler konulu tart›flmayla bafllad›. Ça¤layan Tekstil iflçileri ad›na konuflan Derya Kaya, 10 bin tekstil iflçisinin Ça¤layan’da çok a¤›r koflullarda çal›flt›¤›n› ifade ederek, hiçbir sosyal haklar›n›n olmad›¤›na vurgu yapt›.


İşçi-köylü 9

30 Mayıs-12 Haziran 2008 1 May›s’ta iflçi s›n›f›na ve yandafllar›na karfl› gösterilen tahammülsüzlük nedeniyle egemen s›n›f kliklerinin söz dalafl› yeni biçimler alt›nda devam ederken ve Baflbakan R. Tayyip Erdo¤an ayaküstü “Kas›mpaflal›”l›¤›na uygun yeni deyimler bulup ortaya saçarken d›fl politikada TC, halka ra¤men büyük oyunlara arac› olmay› sürdürmektedir. Türkiye halk› söz konusu dalafl›n renkli ve dolay›s›yla aldat›c› etkisiyle gerçekli¤ine yabanc›laflmakla kalm›yor, bölgedeki kardefl halklara karfl› oynanan oyunlara da böylece sessiz b›rak›l›yor. Bir dinci parti kuruldu¤unda yüzünü Ortado¤u’daki din a¤›rl›kl› devletlere dönece¤inden neredeyse kuflku duyulmayan, 1 Mart tezkeresinin Meclis ço¤unlu¤unca reddedilmesiyle bölgede “itibar” kazanan ve devam eden süreçte de hakim klikler dalafl›nda “laiklik karfl›tl›¤›n›n oda¤›” olarak damgalanan AKP, tüm bu unvanlar›na ra¤men ABD-‹srail merkezli bir Ortado¤u politikas› izlemektedir. Halk›m›z yo¤unluklu olarak bu “dinci” partinin Kemalizm’in aleyhine çal›flt›¤›na dair manipüle edilirken gerçekte d›fl politika “yurtta sulh dünyada sulh” denen tek çizgiye uygun seyretmektedir. Sözde muhalefet lideri Deniz Baykal Erdo¤an’› Katar’› (o da kar›flt›r›p ‘Kuveyt’ diyecek kadar ciddiyetsizce) ziyareti dolay›s›yla elefltirmektedir sadece. ‹ran’a yönelik emperyalist sald›r› haz›rl›¤›n›n bir parças› olarak hareket edilmesi hiç önemsenmemektir. Zira Kemalizm ‹ran ile de¤il emperyalizm ile bar›fl› esas al›r! Renkli iç tart›flmalar kadar cazip olmasa da yaklafl›k bir ayd›r gündemde olan Suriye-‹srail “bar›fl”›, üzerinde durulmas› gereken bir konudur. Çünkü merkezinde ABD ve ‹srail’in vazgeçmedi¤i ‹ran’a sald›r› plan› bulunmaktad›r. Belli aral›klarla gündeme gelen ‹ran’a sald›r› olas›l›¤› aç›s›ndan Suriye’nin verece¤i taviz(ler) büyük önem tafl›maktad›r. Suriye ile ‹srail aras›nda Golan Tepeleri’nin ‹srail taraf›ndan terk edilmesini amaçlayan, daha do¤rusu içeren görüflmelerin oldu¤una ve devam edece¤ine dair haberler okumaktay›z. Hemen bunlar›n Ortado¤u’da bafllat›lan ancak sonuçlanmas› mümkün olmayan “bar›fl” görüflmeleri haberlerinden oldu¤unu düflünüyoruz, hakl› olarak! Ne var ki bu ilk de¤erlendirme hiç de yeterli de¤ildir. Zira koflullar, iliflkiler, hedefler göz önüne al›nmadan belirlenen genel geçer bir sonuçtur bu. Kuflkusuz sonuç önemlidir. Ama daha da önemli olan konu “bar›fl”›n olup olmayaca¤›ndan öte bunun neden ve nas›l gündeme geldi¤idir… Bilinmektedir ki, Suriye ‹ran ile iliflkileri ve Lübnan’daki etkinlikleri nedeniyle ABD ve ‹srail taraf›ndan düflman saflarda de¤erlendirilmektedir. Suriye çeflitli vesilelerle bu ülkeler taraf›ndan suçland› ve bu suçlamalara ço¤u kez ayn› düzeyde karfl›l›k verdi. 2007 Eylül ay›nda ‹srail uçaklar›n›n güya nükleer santral inflaat›na gerçeklefltirdi¤i sald›r› bu suçlamalar›n niteli¤ini anlamak aç›s›ndan bir veridir. Türkiye’nin hava sahas›n›n kullan›ld›¤› bu sald›r› neredeyse tüm devletler taraf›ndan ola¤an karfl›land›. Suriye olas› bir savafl› göze alamayacak oldu¤undan “misilleme” hakk›n› sakl› tuttu, askeri sald›r›yla cevap vermeyece¤ini de aç›kça belirtti…

Ortado¤u gündeminin merkezi: ‹ran ‹srail ile Suriye aras›ndaki görüflmeleri tart›fl›rken ‹ran unsurunu göz ard› etmek mümkün de¤ildir. Zira Suriye’nin bu derecede gündemde olmas›n›n esas nedeni ‹ran ile iliflkileridir. ‹ran Ortado¤u’daki politikas›n› bu ülke üzerine oluflturmufl ABD aç›s›ndan en önemli ülkedir. Uzun zamand›r dünyada ABD’nin ‹ran’a sald›r›s› tart›fl›l›yor. ‹srail de olas› her aksi geliflmede restini çekip ABD yönetiminin elinde patlamaya haz›r silah olmaktan vazgeçmeyece¤ini aç›kl›yor. ABD’li istihbarat flirketleri ‹ran’›n nükleer silah üretimine son verdi¤ini aç›klamalar›ndan sonra ‹srail ve ABD yönetiminden yetkili kifliler bu “yeni” duruma pek fazla k›zm›fllard›. Zaten o raporlardan sonra da politikalar›nda bir de¤iflikli¤e gitmediler. ABD ve ‹srail halen dünya halklar›n› ‹ran’›n çok tehlikeli bir devlet oldu¤una inand›rmaya çal›flmaktad›r. ‹ran’a sald›r› olas›l›¤› geçerlili¤ini korumaktad›r. Suriye’nin “bar›fl” sürecine sokulmak istenmesi de bu olas›l›¤›n bir parças› olarak de¤erlendirilmelidir. Yoksa böylesi bir “bar›fl” için baflka geçerli bir neden bulunmamaktad›r. Annapolis Zirvesi’nden bu yana Suriye, emperyalizmin bölgeye dönük politikalar›nda esasl› bir yer iflgal ediyor. An›msanaca¤› üzere bu zirvede görünürdeki problem Filistin-‹srail “bar›fl”›yd›. Olmert ve Abbas önce Türkiye’ye

Politik gündem

‹ran’a sald›r› olas›l›¤› geçerlili¤ini korumaktad›r. Suriye’nin “bar›fl” sürecine sokulmak istenmesi de bu olas›l›¤›n bir parças› olarak de¤erlendirilmelidir. Yoksa böylesi bir “bar›fl” için baflka geçerli bir neden bulunmamaktad›r.

›n› k l a h e y i k r ü yla T › r a l fl a l a d z sö ak r Egemenler a r › t fl a l k a z en u d n i ¤ i l k e ç r e kendi g

Bölgedeki kardefl halklara karfl› oynanan oyunlara sessiz b›rak›yor gelmifl ve bar›fl konusunda Meclis’te birer konuflma yapm›fllard›. Bu konuflmalarda yeni ve somut hiçbir fley olmad›¤› halde “büyük ilerleme”den söz edilerek Annapolis’e gidildi. Türkiye devlet yetkilileri de bundan övünç duydular; güya Filistin-‹srail bar›fl›na büyük katk› sunmufllard›! Ancak Annapolis’teki sonuç bildirgesi umutlar›n beyhude oldu¤unu zaman geçmeden gösterdi. Geriye Olmert gibi bir Siyonist’in ve Abbas gibi düflmüfl bir iflbirlikçinin Meclis’te “bar›fl” üzerine nutuklar›ndan övünç duyanlar›n utanmazl›klar› kald›! Ama sadece bu de¤il! Türkiyeli yetkililerin as›l baflar›s›n›n Suriye’ye bask› yaparak onu Annapolis Zirvesi’ne kat›lmaya ikna etmeleri oldu¤unu unutmamal›y›z. Gerçekten de Annapolis’te Filistin‹srail “ba-

r›fl›”ndan ziyade ‹ran’a karfl› biraraya getirilen devletlerin “kararl›l›klar›” sergilendi. ABD, ‹ran’a karfl› Arap-‹srail ittifak›n› perçinliyordu Annapolis’te. Buna Suriye’nin kat›lmas› önemliydi. ‹flte Suriye “dostu” Türkiye bu hizmeti gördü… Annapolis Zirvesi, gündemine ald›¤› “bar›fl”›n d›fl›nda ‹ran’a karfl› ABD flemsiyesi alt›nda infla edilen Arap-‹srail koalisyonunun bir gövde gösterisiydi. Suriye de bu koalisyona katt›r›lmak, en az›ndan boyun e¤mek durumunda kalacak “yeni” bir üyeydi. Elbette Annapolis’te bu konuda bir netleflme olmad›, hatta bir ad›m dahi at›ld›¤› söylenemez. Sadece devam edecek süreçte politikalar göze daha net görünür oldu. Suriye, diplomasi yoluyla kazan›lmal›yd›. Takip edilece¤i alan da Lübnan’d›. Lübnan özgülünde bask› devam ettirilecekti…

Golan Tepeleri ve Suriye’den beklenenler Dick Cheney’in ‹ran ziyaretinden hemen sonra Suriye’nin baflkenti fiam’da gerçekleflecek zirveye (Arap Birli¤i Zirvesi) davet edilen Suudi Arabistan ve M›s›r’›n üst düzeyde kat›l›m yapmayaca¤›n› aç›klamalar›, Birli¤in baflkan› Amr Musa’ya toplant› yerini de¤ifltirmesi ça¤›r›s›nda bulunmalar› manidard›. Ayn› aç›klamay› Libya ve Lübnan da yapt›. Zira Suriye devleti Lübnan’daki siyasi krizin sorumlusuydu! K›sacas› Arap-‹srail koalisyonu Suriye’ye somut ad›mlar atmas› için aç›k ve a¤›r bask›lar uygulamaya devam ediyordu. T›pk› Annapolis Zirvesi’ne kat›lmas› yönünde Suriye’ye bask› yaparken Abdullah Gül’ün nas›l bir bölge ve devlet politikas› istendi¤ini aç›klamas› gibi: Emperyalizme kafa tutmayan bir Suriye bekleniyordu! Arap Birli¤i Baflkan› Amr Musa Suriye’nin kabul edemeyece¤i bu talebi hemen reddetti. Birlik esas tafllar› olmadan topland› ve hemen hiçbir karar alamad› denebilir. Ancak bundan sonra Golan Tepeleri’nin merkezde oldu¤u toplant›lar›n, görüflmelerin

Lübnan’›n kaotik yap›s›! Lübnan’daki geliflmeler her zaman oldu¤u gibi yine ABD ile ‹ran aras›ndaki husumetin bir uzant›s› olarak de¤erlendirilmektedir. Belki de en kolay› budur veya bu de¤erlendirme ayn› zamanda bize genifl bir perspektif de sunuyor olabilir. E¤er sadece Lübnan hükümeti ile Hizbullah aras›ndaki çat›flmalar› ABD-‹srail ile ‹ran-Suriye aras›ndaki çeliflkinin devam› oldu¤undan bahsedip ama ayn› zamanda Lübnan’daki iç sorunlardan, Hizbullah’›n neyi temsil etti¤inden, amac›ndan taleplerinden söz etmeyecek olursak neredeyse hiçbir fley ifade etmemifl oluruz. Ama meseleleri Lübnan’daki iç sorunlardan hareketle de¤erlendirirsek, ayn› zamanda ‹ran ve Suriye’nin konumunu da anlamaya bafllar›z. Lübnan hiçbir zaman sadece Lübnan olmad›. Ortado¤u ne derece karmafl›k ve çat›flmal› bir bölge ise Lübnan da ona lay›k derecede kaotik bir ortama sahip olmufltur. Bunun böyle olmas›nda d›fl güçlerin belirleyici düzeyde katk›lar› olmufltur. Ancak bir nedeni de Lübnan’da farkl› dini ak›mlar›n, mezheplerin varl›¤› oldu¤unu da hat›rlamal›y›z. Üç büyük dinin kutsal mekanlar› ile olan yak›nl›¤› ve her bir dinin birbirinden son derece farkl› yaflan›fl› Lübnan’da daima bölünmelere neden olmufltur. Bu dini ak›mlar›n ve mezheplerin Lübnan’da görece yaflama, varl›¤›n› sürdürme imkan› bulmas› yine kendi ülkelerinden sürülenlerin, kaçanlar›n bu ülkeyi genellikle tercih etmesi de söz konu karmafl›k yap›n›n bir nedenidir. H›r›stiyan Marunilerin egemenli¤ine karfl› tarihi bir hoflnutsuzluk esasen hakim olmakla beraber gerek yoksul halk›n iç birli¤inin olmay›fl› gerekse de ABD ve Avrupal› emperyalistlerin ço¤unlukla aç›ktan müdahalesi sonucunda Marunilerin egemenli¤i süregelmifltir. Bu egemenli¤in feodal-komprador karakter tafl›d›¤› da malumdur. fiiiler bu ülkede ekseriyetle yoksul köylülerden, son dönemde k›smen artan iflçilerden oluflmaktad›r. Sünni ve Maruniler ise daha çok orta s›n›flar›n içinde etkilidir. 1960’l› y›llardan sonra fiiilerin ad›m ad›m güçlendi¤ini ve buna uygun olarak siyasal taleplerinin artt›¤›n› görmekteyiz. ‹ç savafllar da yaflayan Lübnan’da yönetim aç›k olarak dini ak›mlar ve mezhepler taraf›ndan paylafl›lmaktad›r. Maruniler Cumhurbaflkan›, Sünniler Baflbakan ve fiiiler de Meclis Baflkan›’n› tayin ediyorlar. Bakanl›klar da yine mezheplere göre ayr›fl›yor. Özellikle ‹srail’in sald›r›lar›na (1982’deki sald›r›s›, kuflatma ve karfl› direnifl an›lmaya de¤erdir. En son 2006’da bir ay süren sald›r› ve direnifl ise henüz herkesin hat›r›ndad›r) karfl› fiiilerin cevab› onlar› tart›fl›lmaz biçimde en etkili ak›m haline getirmifl ve statüko ile de uzlaflmazl›¤› derinlefltirmifltir. Hizbullah’›n özellikle ‹srail siyonizminin sald›r›lar›na güçlü, etkili karfl› koyufllar›, halk içindeki çal›flmalar› onu bir numaral› muhalif güç duruma getirmifltir. Ayn›

zamanda di¤er ülkelerden ayr› olarak Hizbullah, Lübnan’da yasal siyasetin de içinde yer almay› görev kabul ederek bu alanda da ilerleyen bir süreç infla etmifltir. Kuflkusuz bunda gerek ‹ran gerekse de Suriye’nin yard›m ve destekleri göz ard› edilemez. Lübnan’da Marunilerin üstünlüklerini koflulsuz kabul ettirmeye devam etmek istediklerini ve bu nedenle ABD ve Avrupal› emperyalist güçlerden destek ald›klar›n› bilmeliyiz. Sünnilerin de halihaz›rdaki statükoyu, yerine daha iyisini (kendi ç›karlar›na göre) koyamayacaklar›ndan ehveni fler kabul ettiklerini de unutmamal›y›z. Ancak esasen yoksul halk› örgütlemifl olan Hizbullah, bu iki ak›m ve gücün de üstünlü¤ünü, egemenli¤ini ve zorbal›¤›n› kabul etmemektedir. Bu noktada ezilenlerin s›n›fsal davran›fllar›n›n Hizbullah taraf›ndan manipüle edildi¤ini ve dini bir egemenlik u¤runa kullan›lmakta oldu¤unu özellikle belirtelim. Öz olarak; Lübnan’daki bu iç karmaflan›n ayn› zamanda ‹ran ve ABD aras›ndaki çeliflkinin artmas› demek oldu¤unu belirtelim. Hizbullah’›n silahs›zland›r›lmas› hedefinde baflar›l› olmayan ABD, yine Fuad Sinyora hükümetini kullanarak ‹srail ile mücadelede etkili tek hareket olan Hizbullah’› farkl› alanlarda etkisizlefltirmek amac›ndad›r. Oysa bugünkü durumda Hizbullah Lübnan’da tart›flmas›z tek etkili güçtür. ABD bir kez daha ‹srail’in güvenli¤i u¤runa Ortado¤u’da bu kez Lübnan’da bir yenilgi ald›. Her yenilgi ‹ran’a olas› sald›r›y› da koflullamaktad›r. TC devleti ise bu sürece arac›l›k yapmaktad›r. Vatandafl› oldu¤umuz devlet, haks›z savafllar›n, iflgalin, sald›r›lar›n ve bu amaçlar› içeren bar›fl›n hizmetlisi olarak çal›fl›yor ve bundan övünç duyuyorsa devrimi, demokratik sorumluluk, halklar›n kardeflli¤ine samimi yaklafl›m kesinlikle bu politikay› protesto etmek ve mümkünse uygulanmas›n› engellemektir. Çokça demokrasiden, demokrasinin devlet eliyle, mevcut düzen partileri arac›l›¤›yla gelifltirilmesi gere¤inden söz edenlere önümüzde duran bu gerçekli¤e bakmalar›n› öneririz. Demokratl›¤›n birinci flart› baflka ülkelere dönük bu sald›rganl›¤a karfl› durmakt›r. E¤er demokrasi gelifltirilecekse bunun yolu halk›n inisiyatifini bu gibi meselelerde a盤a ç›kartmak ve etkili olmas›n› sa¤lamak üzere harekete geçmesine teflvik etmekten geçer. Demokrasi, nihayetinde ezilenlerin ç›karlar› u¤runa kendilerini ifade etmeleri ve buna uygun olarak politikalar›n› egemenlefltirme sürecidir. Egemenler bu süreci kendileri için iflletip ezilenleri d›fllarlar. “Ayaklar›n bafl olmas›n›n k›yamete” yorulmas› da bundand›r.

gerçekleflmeye bafllad›¤›n› ö¤renmifl bulunmaktay›z. Golan Tepeleri’nin gündemde olmas› Suriye’nin flart›n›n kabul gördü¤üne yorulabilir. Zira ‹srail bunu gündeme almakta neredeyse kesin bir kararl›l›¤a sahipti. Tepeleri terk etmesi ise beklenmeyecek kadar büyük bir geri ad›md›. ‹srail aç›s›ndan gündeme getirip, hatta karar da al›p uygulamamak tutumu flafl›rt›c› olmayacakt›r. Ancak gene de sözü edilen geliflme Suriye’nin tavr›n›n netleflmesi bak›m›ndan pek önemlidir. Golan Tepeleri’nin terk edilmesi karfl›l›¤›nda Suriye’den beklenenler bölgedeki geliflmeleri belirleyecektir. Suriye’den beklenen sadece Lübnan’daki siyasi krizdeki sorumlulu¤una son vermesi de¤il, bundan daha da önemli olarak ‹ran’›n yaln›zlaflmas›na tam destek olmas› ve bölgedeki emperyalizme-Siyonizm’e direnifl odaklar›na deste¤ini çekmesidir. Golan Tepeleri’nde iflgalin sona erebilece¤ine dair haberler hiç kuflkusuz pek mümkün olmayan “yeni” bir “bar›fl” hayali olarak yorumlanmaktad›r. Kimileri ‹srail’in böyle bir ad›m atamayaca¤›ndan emin davranmaktad›r. Ne var ki bu yaklafl›m “‹ran’›n göz göre göre nükleer silaha sahip olmas›na izin vermeme” hikayesini yeterince önemsemeyen bir içeriktir. ‹ran’a sald›r› olas›l›¤› varl›¤›n› güçlü bir flekilde korudu¤u sürece ‹srail bu gibi ad›mlar› atmakta sonuç olarak tereddüt etmeyecektir. Kaba bir ifadeyle “kaz gelen yerden tavu¤u esirgemeyecek”tir. ‹lkin söz konusu haberin içinde TC’nin arabulucu olarak konumland›¤›n› hat›rlayal›m. Türkiye’nin “dinci” hükümeti, “Müslüman” Baflbakan› Suriye’yi ‹ran’a karfl› oluflturulmakta olan Arap-‹srail Koalisyonu’na katmak için az›msanmayacak bir çaba içerisinde! Elbette, biliyoruz bu bir devlet politikas›, hükümetleri aflar. Gerçi hükümetleri aflmayan ne kald› ya da ne var ki memlekette! ‹kinci olarak da “Golan Tepeleri’nin terk edilmesi karfl›l›¤›nda Suriye’ye dayat›lan›n Ortado¤u’nun istilas›na kap›lar› açmas› oldu¤unu unutmayal›m. ‹srail’in Hizbullah’› ezmek ve Suriye’yi dize getirmek amac›yla gerçeklefltirildi¤i Lübnan’a sald›r›dan sonra bu en önemli hamledir. TC öteden beri diplomasinin hayata geçmesini savunuyordu ve flimdi diplomasinin arac›l›¤›n› yürütmektedir. TC bu içerikteki görüflmelere arabuluculuk yapmakla övünmektedir. D›fliflleri Bakan› Ali Babacan, ‹srail D›fliflleri Bakan› Tzipi Livni ile Suriyeli yetkililer aras›nda “Müslüman dost ülke” imaj›n› kullanarak ‹ran’› yaln›zlaflt›rman›n, Hizbullah’› etkisizlefltirmenin, Hamas’› Mahmud Abbas’a mahkum etmenin yolunu döfleyecek! Övünülen arabuluculuk ABD ve ‹srail’in bölgeye dönük iflgalci ve sömürgeci politikalara aç›k destektir. Halk›m›z bunu ö¤renmelidir. Suriye’yi Annapolis Zirvesi’ne kat›lmaya ikna etmek için bask› uygulayan, Golan Tepeleri’nin karfl›l›¤›nda ABD ve Siyonizm’e karfl› direnifl odaklar›n›n tasfiyesini öngören bir anlaflmaya arabuluculuk yapan bir devlet ne halk›n›n ne de Ortado¤u halklar›n›n ç›kar›n› savunuyordur. Bu gibi arabuluculuklar sözde bar›fl ad›na büyük sald›r›lara destekten baflka bir fley de¤ildir. ‹srail’in Golan Tepeleri’ndeki iflgale son vermesinin baflka bir izah› mümkün müdür?


İşçi-köylü 10

Enternasyonal

30 Mayıs-12 Haziran 2008

Filipinler halk›n›n büyük evlad› Crispin Beltran “Ka Bel”i kaybettik! Sen art›k her da¤›n bafl›ndan d ünyaya gülümseyeceksin Ka Bel yoldafl ! Bir gün gidersen e¤er K›nal› bir kufl getirir haberini. Bir gün gidersen e¤er Kar tanelerinden anlar›m, gitmiflsin

FKP’nin kurucu önderlerinden olan ve Sison’un son nefesine kadar halka hizmet eden bir kahraman olarak tan›mlad›¤› Ka Bel için iflçi s›n›f›n›n kahraman› ve yaflayan efsane gibi adland›rmalarda da bulunulmaktad›r. Mütevazili¤i ile herkesin sevgisini kazanan Ka Bel, tüm yaflam›n› devrime adayarak çok farkl› alanlarda farkl› kitlelerin aras›nda baflar›yla mücadelesini sürdürmüfl, “halka hizmet” fliar›n› her alanda büyük bir özveriyle yerine getirebilmifltir. Zaman›n zorlu testinden baflar›yla geçen Ka Bel her türlü adaletsizli¤e karfl› militan mücadelede sembol haline gelmifl, yaflam›n› Filipinler’de demokrasi, sosyalizm ve ulusal kurtulufl ve dünya halklar›n›n ve enternasyonal proletaryan›n adaletli ve eflit bir dünyada yaflama mücadelesine adam›flt›r.

“Mücadele devam ediyor” ‹flçi s›n›f›n›n ve Filipinler halk›n›n büyük kahraman› ve büyük enternasyonalist Crispin Beltran“Ka Bel”, 75 yafl›nda aram›zdan ayr›ld›. Evinin çat›s›n› tamir ederken 10 metreden düflen Beltran bu talihsiz kazan›n ard›ndan kald›r›ld›¤› hastanede kurtulamam›fl ve 20 May›s’ta hayat›n› kaybetmifltir. Filipinler halk›n›n ulusal ve sosyal kurtulufl mücadelesine 60 y›l› aflk›n süre boyunca hizmet eden ve halk aras›nda “Ka Bel” ismiyle tan›nan Beltran yabanc› ve iç sömürücülere ve zalimlere karfl› militan mücadelenin önderleri aras›nda yer alm›flt›r. 2. Emperyalist Paylafl›m Savafl› s›ras›nda Japon iflgaline karfl› gerilla

Bir gün gidersen e¤er namludan ç›kan mermi h›z›yla Gelirim sana Bir gün gidersen ve günefl do¤mam›flsa o gün Anlar›m gitmiflsin o zaman. Yüre¤inde atefl sevdanda türkü kavganda s›k›l› yumru¤u olurum yoldafl›m !

kuvvetlerinde kurye görevini üstlenen Ka Bel, ard›ndan taksi floförlerinin örgütlenmesinde, militan iflçi federasyonlar›n›n kurulmas›nda yer alm›fl, Markos diktatörlü¤üne karfl› savaflm›fl, siyasi tutsakken zindandan kaçmay› baflarm›fl ve k›rsala giderek gerilla olarak iflçi ve köylülerin örgütlenmesi çal›flmalar›na kat›lm›flt›r. Ard›ndan KMU (1 May›s Hareketi Sendikas›) baflkanl›¤›n› üstlenmifl ve Filipinler Meclisi’ne seçilerek çok farkl› alanlarda iflçi s›n›f›n›n ve halk›n ç›karlar›n› savunmufltur. 2001 y›l›nda Halklar›n Uluslararas› Mücadele Ligi (ILPS) Baflkanl›¤›na seçilen Ka Bel uluslararas› anti-emperyalist mücadelenin geliflmesine de büyük hizmetlerde bulunmufltur. Ezilen kitlelerle ve emekçilerle s›k› ba¤lar kuran Ka Bel, bir önderin halk›n sevgi ve sayg›s›n› nas›l kazanabilece¤ini yaflam›yla göstererek önderlik yöntemlerine muazzam katk›lar sunmufltur. Ezenlere ve sö-

Ço¤u zaman bir yoldafl›m›z› kaybetti¤ imizde, onunla ne kadar çok sohbet etmek istedi¤imizi düflünürüz ve gerçek hayatta buna ne kadar az imk an buldu¤umuzu söyleriz. Ka Bel yoldafl, bu insanlar dan bir tanesiydi. Seninle ilk tan›flt›¤›m›zda Atatürk Hav aliman›’nda elimi s›k›p “merhaba, sizlere Filipin ler’den s›cak selamlar getirdim” demifl ve kuc aklam›flt›n. Vedalaflt›¤›m›zda ise yine “ülkeme sizlerden çok selam götürece¤im ve burada verdi¤iniz zor ama anlaml› mücadeleyi anlatac a¤›m, sadece herhangi bir mücadele de¤ il, yoldafl mücadelesi” sözlerini sarfetmifltin, bir de flunu eklemifltin; “‹ki ayr› toprakta verdi¤i miz mücadeleyi y›llard›r bilmekteyiz, anc ak gelip görmek çok ayr› bir duygu ve bun u hiçbir zaman unutmayaca¤›m”. Ne kadar do¤ruydu sözlerin, do¤ruydu, çünkü mücadelem iz enternasyonaldi, do¤ruydu, çünkü bizi birlefltire n enternasyomürenlere karfl› tavizsiz durunal ideolojimizdi. fluyla ve derin s›n›f kiniyle ör- ‹nsan bu dünyada yapt›klar›yla an›l›r ve hat›rlat›l›r. Baz › nek olmufltur. insanlar vard›r, öldüklerinde ülke ve dünya durur, toprak a¤lar ve topra¤a gömüldükler Ka Bel zor zamanlarda do¤ru ve inde üzerine dökülen gözyafllar›ndan yeni bir tohu kararl› durufllar sergileyerek de m filizlenir ve büyür. Çünkü onlar, insanl›¤›n kurtulufl güçlü bir önder oldu¤unu kan›tlamücadelesinin neferleridirler. Sadece kendileri m›flt›r. 1990’lar›n bafllar›nda iflçi haiçin de¤il, bütün emekleriyle insanl›k için yaflarlar reketini pasifize edip sa¤c›laflt›rmak . Sen de öyleydin Ka Bel yoldafl, küçük yafltan itiba isteyenlere karfl› net bir durufl serren düzene isyankarl›¤›n ve direngenli¤in ile öne gilemifl ve iflçi hareketinin do¤ru ç›k›yordun. Bu yap›nla birçok insana örnek oldun. hatta devam etmesine emsalsiz ‹flçi s›n›f›n›n örgütlemelerinde en ön katk›larda bulunmufltur. saflarda halk›n›n ba¤›ms›zl›¤›, demokrasi mücadelesi veriyordun. SeSon y›llarda ise Anakpawis ni ne zaman görsem heyecanl› hey ecanl› kaç tane (Ezilen Kitleler) partisinin greve kaç tane eyleme kat›ld›¤›n› anla t›rd›n. Ülkebaflkan› olarak Temsilciler Mecmize geldi¤inde Tuzla’da iflçilerin önü nde yapt›¤›n lisi’nde iflçi-köylü ittifak›n› gelifltirbir konuflman›n ard›ndan “evet, bura s› güzel” demek için çaba harcam›flt›r. mifltin. Yapt›¤›n ajitasyon konuflmadan sonra sana “bizim sendika temsilcilerimiz bura Ka Bel enternasyonalist bir da böyle konuflma yapsalar, dava aç›l›r belki de hap devrimci olarak dünya çap›ndaki ishaneye giderler” demifltim, sen de gülerek, “öy anti-emperyalist hareketin de ledir yoldafl, faflizm budur! Ben de kendi ülk içinde yer alm›fl ve birçok uluslaemde böyle konuflsam beni de tutuklarlar. raras› örgütte yöneticilik yapm›flOnun için sizin oraya gelmeniz gerekiyor” t›r. Ka Bel’i “yaln›zca” Filipinfleklinde espri yapm ›flt›n. ler’deki grevlerde, flehirlerdeki kitlesel eylemlerde, meclis kori- Sen son nefesine kadar dava ve ilkelerine ba¤l› bir insan olarak her bir k›z›l militan için dorlar›nda, k›rsalda de¤il ayn› zaörnek teflkil ettin ve düflman aç›s›ndan da “k›rm›z manda Hong Kong’da Dünya Ti›” tehlike oluflturd un. Bofluna seni defalarca tutuklamad›la caret Örgütü karfl›t› eylemlerr ve sana suikast girifliminde bulunmad›lar de, Kanada’da Asya-Pasifik Eko. Sadece verdi¤in mücadeleden dolay› de¤il, kiflili¤in, nomik ‹flbirli¤i Örgütü karfl›t› dürüstlü¤ün ve sadeli¤in ile anacak seni proleta yürüyüfllerde yer al›rken, binlerya enternasyonalizmi… Sözüyle ve eylemiyle ayn› re seslenirken görmek mümyd›n. En son tutukland›¤›nda kalp rahats›zl kündür. ›¤›ndan dolay› Manila’daki hastaneye götürdüler seni, seni orada görÇok küçük yaflta Japon iflgadü¤ümde, her fleye ra¤men, gözlerin deki kavga ateline karfl› verilen gerilla mücaflinin ve coflkusunun hiç sönmedi¤ini de görmüfldelesinde kurye olarak yer alan tüm. Senin ölüm haberini almak hep imizin yüre¤inKa Bel, savafl›n ard›ndan benzin de büyük bir yara aç›lmas›na sebep oldu . S›n›f müistasyonunda çal›flm›fl, otobüs cadelesinde birçok dost ve yoldafl›m ›z› kay›p edefloförlü¤ü yapm›fl, daha sonrariz… Üzülürken de elbette güçlü olm ak zorunda s›nda ise taksi floförü olarak olmam›z gerekti¤ini ve ilerlemek zoru nda oldu¤uyaflam›n› sürdürmüfltür. 20 yamuzu bilerek hareket ederiz, çünkü ente rnasyonal fl›nda taksi floförlerinin grevine proletaryaya ve ezilen halklar ve ulus lara sözümüz kat›lm›fl, bu greve vahflice salvar; fiehitlerimizden devrald›¤›m›z bayr a¤› yukar› d›ran polis 3 emekçiyi katlettafl›yaca¤›z! mifl, onlarcas›n› yaralam›flt›r. Sen art›k her da¤ bafl›ndan dünyaya gülü mseyeceksin, O günden bu yana Ka Bel iflçi savaflan her k›z›l militan›n tetikteki nam lu h›z›yla sals›n›f›n›n saflar›ndaki mücadetanat›n› y›kmada yer almaya devam ede ceksin. Filesini sürdürmüfltür. ziksel olarak bizden ayr›ld›n, ama kavg am›zda, yüre ¤imizde ebediyen yaflayacaks›n! Taksi fioförleri Birli¤i ör(Bir yoldafl›n) gütünün kuruluflunda yer alan

Ka Bel 1955-63 aras› bu örgütün baflkanl›¤›n› üstlenmifltir. Ard›ndan iflçi hareketinin di¤er önemli önderleriyle birlikte Filipinler ‹flçi Konfederasyonu’nun örgütleniflinde yer alm›fl ve 1963-1972 y›llar› aras›nda baflkan yard›mc›l›¤› görevini yerine getirmifltir. Cuntan›n bask›c› koflullar› alt›nda Rizal flehrinde Sendikalar Federasyonu’nun ve Filipinler Ulusal ‹flçi Örgütü’nün kuruluflunda yer alm›flt›r ve KMU’nun 1980’de kurulufluna kadar bu örgütlerde mücadelesini sürdürmüfltür. 1980’lerde KMU’nun üye say›s›n› 100 binden 500 bine ç›karmas›na emek vermifl ve KMU’nun Markos diktatörlü¤ünün faflizmine karfl› halk›n mücadelesini birleflmesinde ve güçlenmesindeki katk›lar›nda önderlik düzeyinde yer alm›flt›r. Markos’un 1982 A¤ustos’unda gerçeklefltirdi¤i darbeden sonra Ka Bel ilk tutuklananlar›n aras›ndayd›. 1984 Kas›m’›nda hapishaneden firar eden Ka Bel k›rsalda gerilla olarak mücadelesini sürdürmüfltür. 1987’de KMU Baflkan› Olalia’n›n vahflice katledilmesinin ard›ndan Ka Bel KMU’nun baflkanl›¤›n› üstlenmifl ve 2003 Mart’›na kadar KMU’nun baflkanl›¤›n› sürdürmüfltür. 1987 y›l›nda Bayan Partisi’nin listesinden senatör olmak için aday olan Ka Bel’in 1.5 milyondan fazla oy almas›na ra¤men seçim hileleriyle senatör olmas› engellenmiflti. Toplumun farkl› kesimlerini temsil eden örgütlerin oluflturdu¤u Yeni Yurtsever ‹ttifak (BAYAN) örgütünün Ulusal Konsey üyeli¤ine 1985 y›l›nda seçilen Ka Bel 199399 y›llar› aras›nda bu örgütün baflkanl›¤›n› da üstlenmifltir. 2001-2003 y›llar› aras›nda “Önce Halk” Partisi’nin baflkan yard›mc›l›¤›n› yapan Ka Bel ayn› zamanda partinin Temsilciler Meclisi’ndeki 3 üyesinden biriydi. 2004 y›l›nda Anakpawis Partisi’nin listesinden yeniden Meclis’e girerek iflçilerin, köylülerin, kent yoksullar›n›n ve ezilen di¤er kitlelerinin temsilcisi-sesi olmaya devam etmifltir. Ka Bel 2007 y›l›nda da ayn› partiden meclise girmeyi baflarm›flt›r. Meclis’te yer ald›¤› süre boyunca iflçi s›n›f›n›n, halk›n, özellikle de marjinal kesimlerin haklar› do¤rultusunda ve yurtsever duygularla çok say›da yasa tasla¤› haz›rlam›fl ve meclisin en aktif üyeleri aras›nda yer alm›flt›r. Meclis üyeli¤i s›ras›nda “Y›l›n Filipinlisi” ödülünü alan Ka Bel ayn› zamanda 2002-2005 döneminde “En Sayg›de¤er Meclis Üyesi” ödülünü de alm›flt›r. Bu ödüllerden de anlafl›laca¤› üzere halk›n büyük sayg› ve sevgisini kazanan Ka Bel karfl›s›nda Arroyo yönetimi paniklemifl ve 2006 fiubat’›nda sa¤l›k sorunlar›na ve yafl›na ra¤men Ka Bel’i sahte belgelerle darbe planlamak iddias› ile tutuklatt›rm›flt›r. 1.5 y›l hapiste kalan Ka Bel hakk›ndaki delillerin yetersizli¤inden ve halk›n artan tepkisinden kaynakl› serbest b›rak›lm›flt›r. FKP’nin kurucu önderlerinden Sison’un son nefesine kadar halka hizmet eden bir kahraman olarak tan›mlad›¤› Ka Bel için iflçi s›n›f›n›n kahraman› ve yaflayan efsane gibi adland›rmalarda da bulunulmaktad›r. Mütevazili¤i ile herkesin sevgisini kazanan Ka Bel tüm yaflam›n› devrime adayarak çok farkl› alanlarda farkl› kitlelerin aras›nda baflar›yla mücadelesini sürdürmüfl, “halka hizmet” fliar›n› her alanda büyük bir özveriyle yerine getirebilmifltir. Zaman›n zorlu testinden baflar›yla geçen Ka Bel her türlü adaletsizli¤e karfl› militan mücadelede sembol haline gelmifl, yaflam›n› Filipinler’de demokrasi, sosyalizm ve ulusal kurtulufl ve dünya halklar›n›n ve enternasyonal proletaryan›n adaletli ve eflit bir dünyada yaflama mücadelesine adam›flt›r. Marksizm-Leninizm-Maoizm’e tüm kalbiyle ba¤l› olan ve Filipinler Komünist Partisinin Merkez Komitesi üyesi olan Ka Bel’in s›kça tekrarlad›¤› gibi “Mücadele devam ediyor!”


İşçi-köylü 11

30 Mayıs-12 Haziran 2008 … Yine bir telafl, bir heyecan ve canl›l›k esintisi yerini güçlü bir rüzgara b›rak›yor. Aylar önce ayr›lm›fl olan baflka bir gerilla grubu da nihayet karargaha dönüfl yapt›. Sar›lmalar, kucaklaflmalar öylesine duygulu ki... Evet son grup da gelmiflti. Hep birlikte geçirilen k›fl üslenimi sonras› ayr› ayr› alanlara yol alm›flt›k. Her grup düfltü¤ü yollara umudu tafl›yacakt›. *** Bir ay kadar zaman geçmiflti. M›nt›ka gruplar›n›n faaliyetlerindeki kimi geliflmeler yans›yordu. Düflman›n kapsaml› yönelimleri buna iflaretti. Nafile yine de Partizan yürekler inad›na kitlelere gitmekten geri durmad›. 3. M›nt›ka Gerilla Grubu da kendi faaliyetleriyle h›zl› bir koflturmaca içindeydi. Gerilla grubunun öncüsü R›za (Bülent Ertürk) yoldaflt›. Randevuya giden birim görev için haz›rl›klar›n› yapm›fl yola koyulmufltu. Randevu alan›na gelince R›za öncülü¤ünde

d›¤› bir çat›flma esnas›nda gruptan kopuyor, tek kal›yor. Dört gün dört gece durmadan yürüyerek muhtemelen tahmin etti¤i ve bulaca¤›n› umdu¤u alana gelerek 3. M›nt›ka’ya tesadüfen ulafl›yor. Zaman ak›p gidiyordu. Görevler yap›l›yor, kofluflturmaca devam ediyordu. Ve gerillan›n aya¤›n› prangalayan k›fl mevsimi yaklafl›yordu. 3. M›nt›ka güçleri de di¤er m›nt›kadakiler gibi geçen 3-4 ay›n özlemleriyle buluflma günlerini büyük bir sab›rs›zl›kla bekliyordu. Ancak 3. M›nt›ka güçleri yaflanan kimi aksiliklerden kaynakl› k›fl dönemini bulundu¤u alanda geçirecekti. ‹flte bu gerillan›n duymak istemedi¤i bir geliflmeydi. Gerillalar genelde k›fl› beraber geçirirlerdi. Bar›nak ortamlar›n›n canl›l›¤› bundand› ve onca emek, çal›flma sonunda biraraya gelememenin hüznü büyüktü. Ancak m›nt›ka güçleri gelen k›fla karfl› haz›rl›k yapmal›yd›. Canla-baflla çal›flarak ta-

l› henüz k›sa bir zaman geçmiflti bir anda silah sesleri.... Telsizden hemen girildi cevap veren yok! Gerilla birli¤i hemen mevzilendi. Çat›flma çok k›sa sürdü. Hakim bir yere çekilinmeliydi. ‹ki yoldafl buluflma noktas›nda kalarak grup uygun bir alana çekildi. Etrafta farkl› bir fley yoktu, çat›flma durmufltu. Sessizlik bir an hakim olmufltu. Zaman ne kadar da yavafllam›flt›, ilerlemek bilmiyordu. Oysa nas›l da h›zl›yd›, ak›p gidiyordu. Derken telsizden bekleyen birim sorumlusu konufltu; “‹ki yoldafl da geldi. Durumlar› a¤›r, yard›m gerekiyor”. Bu inan›lmaz bir sevinçti gerilla için. Hemen afla¤›ya at›l›nd› ve yoldafllar›n oradan uzaklaflt›r›lmas›na giriflildi. Böyle anlarda bir baflka olur partinin çocuklar›. Difle difl inada inat çeker al›rlar yoldafllar›n› oradan. May›s’›n 21’iydi, derhal savunma al›narak yaral›lara yo¤unlafl›ld›. R›za ve Duran yoldafllar afl›r› kan kay›plar›na ra¤men kendilerini yoldafllar›n›n bekledikleri yere kadar zorlam›fl ve baflarm›fllard›r. Gelir gelmez kendi durumlar›ndan ziyade faaliyetini anlatmaya çal›flarak “yoldafl depo patlam›fl düflman bafl›na pusu at-

gözleri yuvalar›na çekilmifl, rengi iyice solmufltu. Yoldafllar komutan›n kolunu tutarak olanca gücüyle “yoldafllar bizi b›rak›n, birazdan düflman yüklenecek, gidin” dediler. B›rakmak, hem can›n›, bir parçan›, yüre¤ini, mümkün mü bu? Hay›r, zaten takibe bafllam›fllard›, bulurlard› ama iyi bir yer bulup gizlersek sonradan alabilirdik. Komutan “Hay›r devam edece¤iz, az kald›. Direncinizi yitirmeyin” deyip devam etti. Düflman›n farkl› yönlerdeki takviye gücü gelmeye bafllam›flt›. Duran yoldafl iyice bilincini kaybetmiflti. T›rman›fl bitmiflti. Biraz da yan yan yol al›n›rsa art›k yeni bir fleyler yap›labilirdi. K›sa bir moladan sonra yeniden yola koyulundu. Yaral›lar›n “b›rak›n” ›srarlar› sürerken yoldafllar›n duygular› daha da kabar›yordu. ‹lk temastan sonra bir buçuk saat geçmiflti. Gidifl yönü kontrol edilip zorlu yürüyüfle devam edildi. Tam bu esnada düflman›n z›rhl› araçlar› geldi ve ikinci temas bafllad›. Z›rhl› karfl›s›nda etkili olacak bir silah›n olmay›fl› ve yaral›lar›m›z›n durumu çat›flmay› etkiledi. Arazinin sarp, kayal›k olmas› ise ayr› bir dezavantaj oldu. Bir anda amans›z bir çat›flma bafllad›. Z›rhl›ya yönelik her ne kadar ferdi silahlarla müdahale edilse de ilk anda etkili olmad›. Bu esnada derhal yaral›lar ç›ka-

r›lmal›yd›. R›za yoldafl› tafl›yan yoldafl hemen s›cak temas ortam›ndan yoldafl› ç›karm›fl fakat Duran yoldafl ise ç›kart›lamam›flt›. Yoldafl att›¤› sloganlarla çat›flan yoldafllara güç vermeyi elden b›rakmad›. Ve orada Bektafl Yaylas› E¤ricek mevkiinde 21 May›s günü Karadeniz’in sular›na rengini verdi. Grup toparlanmaya ve yeniden manevra yapmaya yöneldi. R›za yoldafl ikinci çat›flma seyrinde arazinin kötü flartlar›ndan dolay› yine kan kayb›na maruz kald›. Düflman›n yo¤un sald›r›lar›na ra¤men çok az da olsa temas alan›n›n d›fl›na ç›k›labildi. Düflman›n psikolojik sald›r›lar›na karfl›l›k silahlar›n ve sloganlar›n yank›s› susmad›. R›za yoldafl art›k ayakta duram›yordu ve konuflmas› güçleflmiflti. Helikopter destekli alana y›¤›nak sürüyordu. R›za yoldafl› saklamak ve ilk müdahaleyi yap›p b›rakmak gerekiyordu. Çok zordu bunu yapmak. Herkes ilk defa böyle bir fleyi yafl›yordu. Belki bunun bilincinde olunabilir ama yaflam an› tarif edilemez. R›za yoldafl “Yoldafllar beni b›rak›n, bir daha çat›flmaya girmeyin, hemen uzaklafl›n buradan. Yoldafllara selam söyleyin” deyip kendinden geçmiflti. R›za’n›n ifadeleri herkesi allak bullak etmiflti. Karar verildi. Yaralar›na müdahale edildi, sar›ld› ve üzeri örtülerek yan›na yiyecek ve tabanca b›rak›larak ayr›lma an› geldi. Her yoldafl aln›ndan öperek gözyafllar› aras›nda yola ç›kmaya bafllad›. Gerilla grubu ömrünün en zor olan›n› istemeyerek de olsa yap›yordu. Geride kalan de¤il ya da yitip giden de¤il ama hayatta kal›p da onu yaflayanlar için daha zordur böylesi fleyler. 21 May›s, iki can yoldafl›m›z, Partizan›m›z en güzel an›ndayken duygular›n, beklentilerin flehit düfltüler. Çok fleyler b›rakt›lar ard›ndan. Parti ruhunu, s›n›f kini ve donanm›fl, bilenmifl kavga tavr›n› sergilediler. Ölümü öylesine hiçe sayarlar ki yoldafllar›na direnç kayna¤› oldular. Feda ruhunu May›s tad›nda yaflatt›lar. R›za yoldafl›n en güzel düflüydü yoldafllar›na kavuflmak ama asla tereddüt etmedi yaral› haline, kavuflamama kayg›s›na kap›lmad›. Giderken bile selams›z koymad› yoldafllar›n›. Duran yoldafl sloganlar›yla partiyi hayk›rd› ve inanc›n, ba¤l›l›¤›n 盤l›¤›n› yayd› Karadeniz’in coflkun sular›na, sarp vadilerine. *** R›za yoldafl iki y›ll›k gerilla yaflam›nda att›¤› ad›mlarla ve önüne koydu¤u hedeflerle örnek bir yoldafl olmufltur. Halka adanm›fll›¤›n ruhunu hissettirdi d›fl›ndakilere. Parti denince akl›na ilk gelen fley mücadele için büyük-küçük her türden görevi yapmak olurdu. Çal›flkanl›¤›, özverisi ve hesaps›z-ç›kars›z düflünüflü onun en önemli özellikleriydi. Düflman kafas›nda aç›k ve netti. Yoksullu¤u, ezilmiflli¤i yaflam›fl, eme¤in bilincinde oldu¤undan sahiplenme yönü geliflkindi. Maddi-manevi her de¤ere yaklafl›m›nda tafl›d›¤› hassasiyet, duyarl›l›k ve kat›l›m en güzel göstergesiydi. Duran yoldafl dört y›ll›k gerilla yaflam›nda en çok yoldafllara olan ba¤l›l›-

durufl konusunda olmas› gereken yerde olmamas›d›r. Günümüz aç›s›ndan bu durufl kendisini flu ana özelliklerle d›fla vurmaktad›r: Zihinsel olarak tembel, yani soru sorma ve çözümleme gücü zay›flam›fl, bedel ödeme ve at›lganl›kta tereddütlü, kazanma bilinci ve moral gücü sars›larak gerilemifl bir devrimci gerçekli¤i. Elbette ki, bu tablo bir sürecin ürünüdür. Ve bu durum iç ve d›fl nesnel koflullardan ba¤›ms›z olarak da ele al›namaz. Bu bir. ‹kincisi; bunu de¤ifltirmek bizim elimizdedir. Çünkü; art›k ufukta s›n›f mücadelesi alanlar›nda lehimize ortaya ç›kan iflaretler vard›r. Israrl› ve militanca yürütece¤imiz devrimci çabalar›n karfl›l›¤›n› düne göre daha h›zl› bulman›n koflullar› art›yor. Yeter ki sorunlar›n çözümüne hizmet etmeyen eski olumsuz al›flkanl›klar›m›zdan kurtulma becerisini gösterelim. Bugün aç›s›ndan bakt›¤›m›zda günün sorunlar›n› anlamak için s›n›f savafl›m›n›n yasalar›n› kavramaya, tarihi tecrübelerden ö¤renmeye çal›flmal›y›z. Yani devrimci ve komünist partilerin mücadele tarihlerinde karfl›laflt›klar› sorunlar›, çö-

züm yöntemlerini incelemeliyiz. Devrimleri zafere götüren iç ve d›fl nesnel koflullar› iyi tahlil etmeliyiz. Çünkü tüm bu bilgilerden yoksun, donan›ms›z bir tarzla has›mlar›m›z›n bize karfl› yürüttü¤ü sald›r›lar› püskürtemeyiz. Geri kitlelerin beyinlerinde yaratt›klar› karanl›k tabloyu ayd›nlatamay›z; zorbal›kla yüreklere sald›klar› korkular› silemeyiz. Ayd›nlatmak için ayd›nlanmaya, korkular› yok etmek için militanca bir durufla, söz ve eylemin uyumuna ihtiyaç vard›r. Her devrimci militan bu sorumluluk bilinciyle görevine sar›lmak zorundad›r. Art›k flu gerçe¤i kabul etmeliyiz: inceleme ve araflt›rmada, soru sormada henüz zay›f›z. Zihinsel plandaki bu tembelli¤imiz analiz gücümüzü de zay›flat›yor. Bu eksikliklerimizi görmeliyiz ve gidermek için de devrimci bir tarzda kendimize ve hayat›n her alan›na müdahale etmeliyiz. fiu aç›k ki; devrimcilerin ve komünistlerin bugünkü en büyük günah›, kitleler nezdinde varolan sayg›nl›klar›n› önemli oranda kaybetmeleridir. Bu durum kaç›n›lmaz olarak güvensizliklere; yap›lan devrimci ça¤r›lara ileri kitlelerin kay›ts›z kalmalar›na yol açmaktad›r. ‹flte

k›smi hareketlenmelerin oldu¤u böylesi dönemler önümüze f›rsatlar ç›karmaktad›r. Bu f›rsatlar› do¤ru de¤erlendirmek hakl› ve meflru olan her sese ses katmakla, kitlelerin sorunlar›na yan›t, hakl› öfkelerine militan olmakla mümkündür. Kaybettiklerimizi ancak böyle kazanabiliriz. Bu konuda ‹brahimlerin, Mahirlerin, Denizlerin pratiklerine bakal›m. Nerede bir hareket varsa onlar oradad›r. Bu da tüm duyarl› kitleler içinde, devrimcilerin haktan, adaletten, eflitlikten yana oldu¤u düflüncelerini gelifltirdi. Ve dolay›s›yla devrimci mücadele sömürü ve zulme karfl› meflru bir mücadele olarak alg›land›. Kitleler üzerinde yarat›lan devrimci sayg›nl›k, devrimci otorite izlenen bu pratik duruflun ürünüdür. Yani hiçbir fley kendili¤inden oluflmad›. Yarat›lan her fley yo¤un bir eme¤in ve ödenen a¤›r bedellerin sonucudur. Dolay›s›yla sars›lan otoritenin-prestijin yeniden sa¤lanmas› için her alanda yeniden militanca durufllar sergilemek gerekir. Biz de¤iflime ve dönüflüme inanan bilimsel bir bak›fl aç›s›na sahibiz. Pekala dün olmayan bugün olabilir. Dün

geçilerek (vadinin di¤er yamac›) sabah kahvalt›s› için mola verildi. Yap›lan kahvalt›dan sonra yola devam edilecekti. Bundan önce, önceki y›l›n bar›nak deposu kontrol edilecekti. O güne kadar herhangi olumsuz bir geliflme yans›mam›flt›, olmuflsa bile grubun haberi yoktu. Komutanl›k bunu konuflurken R›za yoldafl kendisini önerdi. “Ben gideyim, ne de olsa onca eme¤im var o deponun üzerinde.” Ayn› flekilde Duran yoldafl da devreye girerek gitme talebini bildirdi. ‹ki yoldafl da o çal›flman›n bütün sürecinde yer alm›fllard›. Ve bir k›fl, güçlerimizin üslenimi aç›s›ndan önemini görmüfllerdi. K›vançl›yd›lar. ‹ki yoldaflla gereken konuflma yap›larak göreve gönderildi. Özellikle üzerinden geçen zaman ve bilgisizli¤imize dikkat çekildi. O noktay› ve çevresini iyi bildiklerinden daha emin ad›mlarla yürüdüler. Gerilla birli¤i kahvalt› sonras› toparlanmaya bafllam›flt› ve yoldafllar ayr›la-

Bülent Ertürk (R›za-Polat) ve Murat Ar›cak (Duran) yoldafllar›n an›s›na…

Feda ruhunu May›s tad›nda yaflayanlara

m›fl. Son anda fark etsek de temas kaç›n›lmaz oldu” demeyi elden b›rakmad›lar. Afl›r› kan kaybetmifllerdi, yaralar› a¤›rd› ve müdahalesi zor olan yerlerdeydi. Bacaklar, kas›klar oldu¤undan art›k ayakta duram›yorlard›. Özellikle Duran yoldafl daha a¤›rd›. Durumuna ra¤men “yan›t verdim yoldafl, silah›m› kulland›m ama...” sözlerini bitiremiyordu. “Beni b›rak›n, benden bu kadar, hemen ç›k›n yoldafllar” dedikçe kavga yoldafllar›n›n tafl›ma h›rslar› daha da artm›flt›. Hemen uygun bir noktaya çekilip ilk müdahale yap›lmal›yd›. Çünkü düflman kan izlerini takip edecek, b›rakmayacakt›, en k›sa zamanda takviye güçler gelecekti. Bunun için ilk olarak k›sa da olsa alan de¤ifltirilmeliydi. Tüm yoldafllar›n yo¤un çabalar›na ra¤men yaral› yoldafllar›n a¤›rlaflan durumlar›, al›nmas› gereken yolu iyice zorlaflt›rmaya bafllam›flt›. Buna ra¤men ilk hedef baflar›ld›. Yaral›larla kritik bir noktan›n üzerine geçildi. R›za yoldafl biraz daha iyiydi. Destekle yürütülüyordu. Kan kayb›ndan

Yeniden, yaflananlar süzüldü, elendi ve harmanland›. Ç›kar›lan dersler iyisiyle, kötüsüyle ortaya konuldu ve tekrar yollara koyulman›n sab›rs›zl›¤› bafllad›. 2002 A¤ustos’uyla üç ayr› alana ve her biri bütünün bir görevini omuzlayarak da¤›ld›lar. Ve bir daha buluflman›n heyecan› yeniden ayr›l›kla bafllad›. Beklentiler, umutlar her zamanki gibi canl› ve s›cak ve gerillalar koyuldular yola.

bir birim keflif için çevreye ç›k›yor. Alan kontrol edilip uygun yerlere konumlan›l›yor. R›za yoldafl en önde ve yol hatt›na do¤ru mevzileniyor. K›sa bir süre sonra yoldan birileri gözüküyor. Karanl›kta gelen seçilemedi¤inden R›za emniyeti aç›k, el tetikte durumu birim komutan›na sessizce iletiyor. Tam bu esnada gelen kifli iflaret vererek; “Ben Duran” diyor. R›za “Nerden ç›kt› bu, ne ifli var randevu noktas›nda? Yoksa oyun mu bu? Duran bir ay önce 2. M›nt›ka Grubu’yla gitmiflti, nas›l geldi buraya?” Onlarca soru gelip geçiyor. Atefl edip etmeme aras›nda kalsa da Duran R›za’n›n sesini tan›d›¤› için üzerine do¤ru yürüyor. Ve böylesi bir anda karmafl›k duygular eflli¤inde kucaklafl›l›yor. Evet gelen Duran yoldafl (Murat Ar›cak). 2 . M›nt›ka Grubu’nun yafla-

sarlad›klar› geçici k›fl üslerini yapt›lar. Böylece Seyit Külekçi Geçici K›fl Üssü süreci bafllam›fl oldu. Çal›flkanl›¤›, becerileri ve gerçek bir sahiplenme bilincinin davran›fl›yla sürece kat›lan R›za yoldafl›n bu çal›flmadaki emekleri bir baflka idi. Ekme¤ini kazanmas›n› al›nteriyle ö¤renmiflti. Çal›flma özelli¤i, ona devrimcilik öncesi yaflam›ndan kalm›flt›. ‹flçi olman›n kiflilik özellikleri vard› onda. Sab›rl›yd›, mütevaziydi. Ayn› zamanda inatç›yd›. Bu özelliklerin iç içe geçmesi onda esasta olumlu bir duruflu var ediyordu. Duran yoldafl da y›llar›n tecrübesiyle bu tür çal›flmalara destek olurdu. Gördükleri, ö¤rendikleri ve kendinde somutlad›¤› biçimler üzerinde hareket ederdi. Çal›flman›n her türlüsünde yer al›r ve gücünü sonuna kadar kullan›rd›. *** Gerilla sab›rla bekledi bahar günlerini, doldu ve taflmak istiyordu. Hiç zaman kaybetmeden üslenim alan›n›n kamufle haz›rl›klar› yap›ld›. Duran yoldafl daha öncesinde alanda faaliyet sürdürdü¤ü için daha rahatt›. R›za yoldafl ise öncülü¤ün avantajlar› yan›nda araziyi kavrama özelli¤iyle ayn› özgüveni tafl›yordu. Dolu dolu yollarda ak›yordu gerilla grubu. Derken 2001-2002 Üslenim Alan›’na ulafl›ld›. Belirli bir dinlenme ve erzak temininden sonra yola devam edildi. Gerilla birli¤inin herhangi bir a盤› yoktu. Etraf sakin görünüyordu. Yine de temkinlilik elden b›rak›lmamal›yd›. Üslenim alan›n›n karfl›s›na

Pusula Süreci analizci tutum ve militanca karfl›lamal›y›z! Teori ile pratik, söz ile eylem, örgüt ile hareket iliflkisi s›n›f mücadelesinde asla gözard› edilmemesi gereken iliflkilerdir. Tek bafl›na birinin varl›¤› s›n›f savafl›m› için bir anlam ifade etmez. Örne¤in; pratik yaflamda hayat bulamayan bir teorinin do¤rulu¤u her zaman tart›flmal› hale gelir. Ama bir teorinin hayat bulmas› da örgütü ve hareketi flart koflar. Yine hareketin-eylemlili¤in olmad›¤› bir yerde yarat›lan tüm örgütlenmeler zay›f, karfl› sald›r›lar› gö¤üslemede de yetersiz olurlar. Militan örgütlenmeler, militan prati¤in ürünüdür. Tersten ifade edecek olursak, militan pratikler, sa¤lam ve sald›r›lar karfl›s›nda kolayca yok olmayacak örgütlenmelerin oluflturulmas›na yol açar. Dolay›s›yla parti örgütünün olmad›¤› yerde ne güçlü bir kitle çal›flmas›ndan ne de planl›-sistemli bir

pratikten söz edebiliriz. Kitle çal›flmas›nda, militanca bir prati¤in yarat›lmas›nda örgüt ve örgütlülük olmazsa olmazd›r. Ve tüm bunlar bize içinden geçti¤imiz sürecin zorluklar›n› aflmak için çal›flmalar›m›zda karfl›l›kl› olarak birbirini besleyen bu temel olgular› do¤ru bir tarzda ele alma gerçe¤ini dayat›yor. Özellikle örgütlülü¤e karfl› isteksizli¤in, militanca duruflta zay›fl›klar›n oldu¤u dönemlerde, pratik hareketlili¤e ve örgütlülü¤e daha çok önem vermeliyiz. Pratik tecrübeler bize flu gerçe¤i gösteriyor: Devrimci çal›flmada kendi yaflam›n› örgütlemede zaafl› olan bir faaliyetçi, kolektif çal›flmaya karfl› da gereken duyarl›l›¤› ortaya koyamaz. Yani; disiplinli çal›flma, kolektifin belirledi¤i görevleri yerine getirme çabas› eksik ve yetersiz olur. Tabi ki bunun esas nedeni, bireyin örgütlü yaflam ve militanca

Kavga okulu Kavgada ölümsüzleflenler! Naki Göksu: Malatya do¤umludur. Proletarya partisi ile 88 y›l›nda tan›fl›r. GB saflar›nda faaliyet yürütür. Bu dönemde gerillaya kat›lmaya karar verir. Haziran 91’de bir çat›flma s›ras›nda yaralan›r. Birlikten ayr› düfler. Gitti¤i köyde düflmanla tekrar çat›fl›r ve tutsak düfler. Köylülerin gözü önünde iflbirli¤ine zorlanmas›na direnerek yan›t verir. Bunu hazmedemeyen devlet O’nu köylülerin gözü önünde katleder. Y›ld›z Çiçek: 1968 Dersim Merkez Gevrek köyü do¤umludur. Artvin’e atanan gerilla birli¤inin komutanlar›ndand›r. 1 Haziran 1992’de fiavflat’ta bir hainin verdi¤i bilgiler üzerine gerilla birli¤i kuflat›l›r. Say›ca ve silah gücüyle çok üstün olan düflmana karfl› saatlerce çat›fl›rlar. Çat›flmada komutan Kinem flehit düflerken yoldafllar› çemberi yarmay› baflarm›fllard›r. Ahmet Karg›n: 1963 Dersim Ovac›k Tetufla¤› köyü do¤umlu olan Ahmet Karg›n, T‹KKO gerillas› iken Erzincan-Ergani yöresinde konaklad›klar› s›rada bir hain taraf›ndan Haziran 92’de katledilir. H›d›r Do¤an: Dersim Hozat Alanc›k Köyü do¤umludur. fiehir askeri faaliyetindeyken 1991’de gerillaya kat›l›r. 6 Haziran 92’de Dersim Limek k›rsal›nda TC güçleriyle ç›kan çat›flmada flehit düfltü. Cenazesi halk›n yo¤un kat›l›m›yla u¤urland›. Zülfü Y›ld›z: 1953 Elaz›¤ Karakoçan do¤umludur. Tüm MadenSen içerisinde örgütlü faaliyet yürütmüfltür. Bulundu¤u 1 May›s mahallesinde halk›n sorunlar›yla da yak›ndan ilgilenen bir kiflili¤i vard›. 12 Eylül AFC’si sonras› yaflad›¤› tutsakl›ktan sonra yurtd›fl›na ç›kar ve orada örgütlülü¤ünü sürdürür. 8 Haziran 1993’te geçirdi¤i bir kalp krizi sonucu yaflam›n› yitirdi. Ramazan K›lavuz: 1959 Urfa Siverek do¤umludur. 1975’te örgütlendi. 80 AFC’si döneminde Diyarbak›r Zindanlar›nda a¤›r iflkencelerden geçirildi. 4’ü tecritte 11 y›l yaflad›¤› zindanlarda psikolojik ve fiziki tahribatlar nedeniyle Avrupa’ya ç›kt›. Mücadelesini burada da sürdürdü. Ancak iflkencenin yaratt›¤› tahribat› atamayarak 3 Haziran 2001’de ‹sviçre’de intihar ederek aram›zdan ayr›ld›.

¤›yla öne ç›km›flt›r. Duygusall›¤›, ba¤l›l›¤› ve düflmana karfl› tutumundaki netli¤i Duran’›n özellikleriydi. Girdi¤i birçok çat›flmada tak›nm›fl oldu¤u tav›r herkese güç vermifltir. Zerre kadar kiflisel bir kayg› gütmeksizin sonuna kadar çat›fl›r -ta ki herkes alan›n d›fl›na ç›kana kadar- ve devam ederdi. Kitlelere gitti¤i zamanki heyecan› tarif edilemez. Etkileyici, aç›klay›c› konuflma tarz›yla ortama canl›l›k katard›. (Bir yoldafl›)

a¤›r aksak yürüyen, bugün ad›mlar›n› daha da h›zland›rabilir. Yeter ki tüm bunlar› sa¤layacak, yönlendirecek kolektif iradeyi harekete geçirmeyi baflaral›m. O zaman yaflanan de¤iflimleri görece¤iz. Bunun için kolektif emek, kolektif üretim ve militan pratik olmazsa olmazd›r. Sömürü ve zulüm düzenine karfl› ezilenler cephesinde tepkilerin giderek artt›¤› bu dönemde, kitleleri örgütlemek için tam da yukar›da ifade etti¤imiz bak›fl aç›s›yla, bir duruflla gereken devrimci müdahaleyi yapmal›y›z. Bu müdahalede yöntem ve araç zenginli¤i yaratmak için daha çok çaba sarf etmeliyiz. ‹flçiye, köylüye, gençli¤e, imha ve inkâra maruz kalan Kürtlere ve di¤er az›nl›klara yaklafl›mda yürütece¤imiz propaganda çal›flmalar›, yarataca¤›m›z örgütlenme araçlar› somut duruma denk düflmelidir. Gerçek durumla uyumlu olmayan tüm emeklerin, tüm çabalar›n sonuç itibariyle hedefine ulaflamayaca¤› gerçe¤ini ön görmeliyiz. Bunun için analizci, tutum yarat›c› pratik, temel felsefemiz olmal›d›r. Kal›plar›n gücüne de¤il, gerçeklerin gücüne dayanmal›y›z.


İşçi-köylü 12

Göğün yarısı

Kad›n›n ilahi mahkumiyeti Tanr›n›n, Adem’e ilk efl olarak yaratt›¤› Lilith’i “itaatsiz, asi” olmas› nedeniyle cennetten geri al›p, “uysal, ideal efl” olarak Havva’y› göndermesi, kad›n›n köle cinsi olarak sürecek yazg›s›n›n ilahi iflaretiydi asl›nda! Kapitalist-emperyalist s›n›flar bugün kad›n›n bu “misyonu”nu ve eflitsizli¤ini kendinden evvel toplumsal düzenlerden devralarak, yeni boyutlar kat›p büyüterek devam ettiriyor olma potansiyeliyle, “flehvet sektörünün” bulunmaz metas› olufluyla toplumsal bir çürümenin bata¤›na itilmifl durumda. Art›k kad›n›n konumu, bugüne dek hiç olmad›¤› kadar yaflan›lan sosyo-ekonominin karakterini yans›tmakta; kad›n›n yazg›s› nefes al›nan toplum düzeninin yazg›s›yla koflullanm›fl bulunmaktad›r. Bu yüzden Pippa Bacca, milyonlarca kad›n›n her bir k›tada yükselen feryad›ndan birisi olmas›yla, burjuva-feodal kültürün sahipleri, tafl›y›c›lar› ve 盤›rtkanlar›yla ortaklafla ifllenmifl bir tecavüzün, cinayetin kurban› olarak kavranmak durumundad›r. Kot pantolon giydi¤i için, “göz süzdü¤ü, tahrik edici bakt›¤›” için, tecavüzcüsüne “a¤›r tahrik olma” indirimi uyguland›¤›, tecavüze u¤rarken korkusundan sesini ç›karamayan k›z çocu¤unun tecavüz r›zal› oldu¤una kanaat getirildi¤i bu “adalet” topraklar›nda faflist, eril siyasetin, hukukun ve dilin itinayla korunmas› tacize-tecavüze, cinayete giden yolda daha nicelerinin s›rt›n›n s›vazlanmas› de¤il midir? Pippa Bacca’n›n hemen ard›ndan Gebze’de “toplumsal iliflkiler” görevlisi bir polisin bir kad›na evinde tecavüz etmesiyle beraber, kad›nlara yönelik bu sald›r›lara tepki gösteren kad›nlar›n bizzat Emniyet Müdürünce taciz edilip, engellenmesi flimdi münferitten mi say›lmal›? Yoksa rejimin asli refleksine bir örnek mi? “Helga Türk erkeklerinin ateflli oldu¤unu söylüyor… Christin Türk erkeklerine bay›ld›” manfletleriyle plajlardaki turist ka-

Pippa Bacca, milyonlarca kad›n›n her bir k›tada yükselen feryad›ndan birisi olmas›yla, burjuva-feodal kültürün sahipleri, tafl›y›c›lar› ve 盤›rtkanlar›yla ortaklafla ifllenmifl bir tecavüzün, cinayetin kurban› olarak kavranmak durumundad›r.

Kad›n›n durumunu sorgulamak rejimi sorgulamakt›r d›nlar›n mayolu foto¤raflar›n› bas›p kad›nlara ayn› anda b›y›k buran salyal› medyac›lar›n da taciz ve tecavüzleri k›flk›rtmaktan yarg›lanmalar›n› talep etmek çok mu safça olur? 2007 y›lbafl›nda Taksim’de e¤lenen turistlerin toplu tacizcilerini de bir ‹ranl›y› yakalay›p afifle ederek kurtaranlar›n ayn› riyakarlar olmas› flafl›rt›c› m›d›r?

Ülkemizde kad›n›n fliddete maruz kalmas›n›n “itaatsizlik (% 13), ekonomik sorunlar (% 14), geçimsizlik (% 6), psikolojik sorunlar (% 9), erkeklik gösterisi, güçsüzlük ya da acizlik nedeniyle üstünlük sa¤lama (% 27)” sebeplerinden hemen hepsi egemen ideolojik/kültürel zeminde boy vermektedir.

30 Mayıs-12 Haziran 2008 Geçen sene 72 bin 643 kad›n›n fliddete maruz kald›¤›, 842’sinin cinayete kurban gitti¤i, 5 bin 852’sinin intihar girifliminde bulundu¤u, 1113 kad›n›n tecavüze u¤rad›¤› kay›tl›d›r. Ancak bu sadece buzda¤›n›n görünen yüzüdür. Taciz, tecavüz ve fliddet cehennemi çok büyük oranda ev/akraba/çevre içinde yaflan›p, feodal bir suskunlu¤a hapsedilmektedir. Pippa Bacca’n›n resmini büyütüp popüler bir dram hikâyesi yazan, milli bir davaya dönüfltürenlerin görünmez, sorgulanmaz k›lmak istedikleri bir cehennemdir bu. Zira bu cehennem, bu kay›t rakamlar› rejimin bakiyesidir. Kad›n›n bu cehennem üzerine düflünmek, bu rakamlar›n anlam›n› ortaya koymak burjuva-feodal çürümüfllü¤ünü sorgulamay› getirecektir. Mesela neden kad›nlar›n kendilerini koruyabilme ve örgütlenme haklar›n›n bast›r›lm›fl oldu¤unu, kad›n emek gücünün neden bu denli ucuz k›l›nd›¤›n›, erkek eme¤iyle eflitsiz oldu¤unu soraca¤›z. Kad›n›n özneleflti¤i, toplumsal kabu¤unu çatlatt›¤› yerde mesela bir türban sorununun kad›nlar›n tart›flmay›p din ticaretinde, egemen s›n›f dalafl›nda malzeme oluflunun tuhafl›¤›n› fark edebilece¤iz. Mesela, kapitalist tüketim ve pazarlama kültürüne neden kad›n bedeninin malzemelefltirildi¤ini, bundan kâr› olanlar›n kad›n›n ezilmiflli¤i üzerinden nas›l beslendi¤ini görebilece¤iz. Dinsel, feodal dogmalar›n, gelenek ve tutumlar›n mutlak ve kaç›n›lmaz olarak -kad›nlar gibi- ezilmifllerle, ikinci s›n›flarla katmanlanm›fl/eflitsizlenmifl bir toplum olmadan nas›l da gereksizleflece¤i sonucunu ç›karabilece¤iz. Emperyalist-kapitalist dünya düzeninin, sözde sa¤lad›¤› özgürleflmenin asl›nda ezilmiflli¤i, katmanlaflmay› derinlefltirdi¤ini, çürüttü¤ünü; zira “dini bütün bir Yahudi’yi gene dini bütün bir Yahudi” yapan flartlar gibi “burjuvay› burjuva yapan” flartlar›n bu adaletsizlik üzerine kurulu oldu¤unu görebilece¤iz.

Güldünya’n›n ad›na da tahammül yok! Devlet ve yetkilileri kad›n katliamlar› karfl›s›nda k›l›n› k›p›rdatmazken katledilen kad›nlar›n ard›ndan yap›lmak istenen tüm giriflimlere ise engel olmaya çal›fl›yor. Öyle ki, Bitlisli iki kad›n namus cinayetine kurban giden Güldünya Tören’in ad›n› yeni kurduklar› bir derne¤e vermek isteyince, bafllar›na gelmeyen kalmad›. Aile içi fliddete de maruz kalan kad›nlar, flikayetçi olmak için gittikleri karakolda sözlü tacize u¤rad›. Güldünya’n›n ailesi taraf›ndan da tehdit edilen kad›nlar, binbir güçlükle kurduklar› dernekte, ma¤dur kad›nlar›n sesi olmaya çal›fl›yor. Güldünya Tören, 22 yafl›ndayken “namus cinayeti”yle yaflam›n› kaybettikten sonra Bitlis’te kurulan Güldünya Tören Bitlis Kad›n Derne¤i fliddete, namus ad›na ifllenen cinayetler baflta olmak üzere birçok zorluk ve engellemelere karfl› mücadele edecek yürekli kad›nlar›n ortaya ç›kmas›na da vesile oldu. Dernek, 25 fiubat 2008 tarihinde Güldünya’n›n 6. ölüm y›ldönümünde kuruldu. Derne¤in kurucular›ndan Riskiye Aksoy ve Birsen Yaflar’›n yaflad›klar› ise bir kez daha Güldünya’n›n memleketinde yaflaman›n, kad›n olman›n zorlu¤unu gözler önüne serdi.

‘Neden o kad›n›n ismini kullan›yorsunuz?’ dediler. Bizim çok ciddi ve kararl› oldu¤umuz anlay›nca bu kez fliddete baflvurdular. Babam d›flar›ya ç›kmayay›m diye tüm kimliklerime el koymufltu. 1 hafta ev hapsi uygulad›.”

“Güldünya bizim içimizi ac›tt›” Derne¤in Baflkan› ayn› zamanda ö¤retmen olan Birsen Yaflar, “Asl›nda bir itilmiflli¤in, afla¤›lanman›n ve horlanman›n içinde oldu¤umuzun fark›ndayd›k. Bir k›zg›nl›¤›m›z da vard›, ama yans›tam›yorduk. Kendimize bir nevi öncü ar›yorduk” dedi. Bu çeliflkileri yaflad›klar› dönemde bir kad›n derne¤inin düzenledi¤i e¤itim seminerine kat›ld›¤›n› kaydeden Yaflar, “Güldünya bizim memleke-

timizdendi. Çok talihsiz bir olay›n kurban› oldu. Bizim içimizi ac›tt›. Kad›n derne¤ini kurma fikri akl›m›zdan geçti¤inde ilk akl›m›za gelen ise Güldünya oldu” dedi. Derne¤in kurucular›ndan ö¤renci Riskiye Aksoy ise yaflad›klar›ndan yola ç›karak böyle bir dernek kurmaya karar verdiklerini belirterek, “Güldünya bizim kanayan yaram›zd›” diye konufltu. Bu dönem 9 kad›n taraf›ndan dernek kuruldu. Derne¤i kurarken birçok sorunla karfl›laflan kad›nlar ilk önce ailelerinde fliddete

Ucuz iflgücü olarak görülmek... Ucuz iflgücü olarak görülmenin, ev içindeki eme¤inin görmezden gelinmesinin yan› s›ra emekçi kad›nlar›n ifl yaflam›nda karfl›laflt›¤› bir di¤er mesele de, kriz an›nda ya da di¤er nedenlerle iflten ilk at›lacak kesimi oluflturmas›… ‹flsizli¤in son y›llardaki rekor art›fl› kuflkusuz tüm emekçi halk›m›z›n önemli bir sorunu, ve bu açlar ordusuna yönelik politikalar gelifltirmesi gereken de devrimci güçlerdir. Zira Ocak 2008’de Ocak 2007’ye göre çal›flma ça¤›ndaki nüfusun 750 bin kiflinin artt›¤›, iflgücünün ise 219 bin kifli azald›¤› belirtiliyor. Yani iflgücüne dahil olmayanlar›n say›s›n›n 1 milyon kifliye yak›n artt›¤› kaydediliyor. Ancak bu ordunun önemli ve özel olarak ilgilenilmesi gereken kesimini de kad›nlar oluflturuyor. Ev kad›nlar› say›s›ndaki y›ll›k art›fl 578 bine ulaflm›fl durumda. Devletin ve patron örgütlerinin verdi¤i istatistiksel bilgilerin ne kadar do¤ruyu yans›tt›¤›n› bir yana b›raksak dahi, T‹SK’in (Tür-

kiye ‹flveren Sendikalar› Konfederasyonu) kad›nlara yönelik verdi¤i rakamlar durumu gözler önüne seriyor. Yapt›klar› aç›klamaya göre kad›nlardaki iflsizlik oran› yüzde 11.2’yi bulmufl durumda. Son bir y›lda iflsiz kalan, yani istihdam d›fl›na ç›kart›lan kad›nlar›n yüzde 1.4’ünün yüksek ö¤renimli kad›nlardan olufltu¤u da verilen rakamlar aras›nda. Asl›nda bu durum, R. T. Erdo¤an’›n kad›n› kuluçka makinesi yerine koyarak 3 çocuk do¤urmalar› gerekti¤i yönündeki muhteflem tezleriyle de uyumlu görünüyor. Zira 3 çocuk do¤urup onlar›n bak›m›n›n birinci (ço¤unlukla da tek) dereceden sorumlulu¤unu alan kad›n›n ifl yaflam›nda kalmas›n›n imkan› yok. Sürekli do¤um izni alan kad›nlar› patronlar da pek sevmez. Hat›rlanaca¤› gibi Antalya’da direnifle geçen Novamed iflçisi kad›nlar›n en büyük sorunlar›ndan biri de patronun kad›n iflçileri do¤um yapma s›ras›na koymas›yd›. Emekçilere yönelik “‹stihdam Paketi”

olarak an›lan sald›r›da da kad›nlara yönelik herhangi olumlu bir düzenleme, kad›nlar› üretimin içine katma gibi bir dertlerinin olmad›¤› da geçti¤imiz günlerde onaylanan yasan›n görülecektir. Oysa yasa tasar›s›n›n propagandas› yap›l›rken kad›nlara ve gençlere yönelik özel önlemlerin oldu¤undan bahsediliyor. Sözlerimizi T‹SK’in aç›klad›¤› rakamlarla bitirelim: “- Kad›nlarda iflgücüne kat›lma oran› yüzde 24’ten yüzde 22.3’e, yüksekö¤renimli kad›nlarda yüzde 71’den yüzde 69.6’ya geriledi. - Sanayi istihdam› bir y›lda 155 bin kifli artt›, ancak sanayide kad›n istihdam› 25 bin kayba u¤rad›. - Kad›n istihdam› ekonomi genelinde 295 bin, tar›mda 363 bin azald›. Tar›m d›fl› kad›n istihdam› sadece 65 bin artabildi. - Kad›n iflsizlik oran› yüzde 10.9’dan yüzde 11.2’ye, genç iflsizlik oran› yüzde 20.6’dan yüzde 21’e ç›kt›.”

maruz kald›. Dernek Baflkan› Birsen Yaflar, yaflad›klar› süreci flu flekilde özetledi: “Ailemizden fliddet gördük. Sebeplerden bir tanesi de derne¤in Güldünya Tören an›s›na yap›lm›fl olsayd›. ‘Neden o kad›n›n ismini kullan›yorsunuz?’ dediler. Bizim çok ciddi ve kararl› oldu¤umuzu anlay›nca bu kez fliddete baflvurdular. Babam d›flar›ya ç›kmayay›m diye tüm kimliklerime el koymufltu. 1 hafta ev hapsi uygulad›.” Yaflar, gizlice evden ç›k›p derne¤e giderken babas› ile karfl›laflt›. Zorla eve götürülen Yaflar, “Evden ç›kt›m derne¤e do¤ru gidiyorum, babam karfl›ma ç›kt› beni zorla eve götürdü. fiiddet uygulamaya bafllad›” dedi. Riskiye Aksoy da fliddete maruz kald›. “Benim a¤abeyim daya¤a meyilli. Dernek çal›flmalar›ndan dolay› tepki duyuyordu. Bir tart›flmada ona, ‘Bana fliddet uygulayamazs›n’ dedim. Bir akflam kalk›p beni dövdü, polisi arad›m” diyen Aksoy, fliddetin karakolda da devam etmesini flu flekilde anlatt›: “Polisi arad›¤›ma piflman oldum. Bu kez de kurumsal fliddete maruz kald›m. Mahallebafl› Karakolu’na gittik. Polis arac›n›n içinde a¤abeyim beni tehdit edince, ‘Sen beni tehdit edemezsin’ dedim. Polis bana ‘sen sussana k›z’ fleklinde laflar etti. Karakolda sözsel fliddete maruz kald›m. Bu a¤abeyimin fliddetinden daha a¤›r gelmiflti. Savc›l›¤a ç›kar›ld›¤›m›zda da savc›l›kta ayn› tavr› sergiledi.” Aksoy, dernekle birlikte ailelerinde de bir farkl›laflma oldu¤unu belirtti. Yaklafl›k 4 ayd›r kurulu olan derne¤e flimdiye kadar 15 kad›n maruz kald›klar› fliddet nedeniyle baflvuru yapt›. En son Gürormak ilçesinde efli ölen ve sürekli kayn› taraf›ndan tecavüz edilmek istenen bir kad›na yard›m ettiklerini belirten Aksoy, “Kayn› kad›n› döverek da¤a ç›karm›fl. Tecavüz etmeye çal›flm›fl, kad›n karfl› ç›km›fl izin vermemifl. Da¤daki çobanlar kad›n› kurtarm›fl. Biz kad›n›n baflvurusunu ald›k. Kad›na köyün imam› iki seçenek sunmufl, ya bununla evleneceksin ya da köyü terk edeceksin. Köy korucu köyü. Kad›nla görüfltük. K›z›n›n evine s›¤›nm›flt›. K›z›n›n da durumu iyi de¤ildi. Ev tuttuk, eflyalar›n› temin etti. 1 y›ll›k kiras› ödendi, çocuklar› sa¤l›k kontrolünden geçirildi. Okuyan k›z›na burs ayarlad›k. Bunu yapan 3 kifli de yarg›lan›yor” fleklinde konufltu. Tüm engellemelere ra¤men çal›flmalar›n› yürüten dernek yöneticilerine dolayl› yollardan Güldünya Tören’in ailesinden tehdit geldi¤i de belirtildi.

Yorumsuz...

* Van’›n Çald›ran ilçesinde hasta oldu¤u gerekçesiyle götürüldü¤ü hastanede do¤um yapan 12 yafl›ndaki Z.K., 5 ay sonra kendisine babas›n›n tecavüz etti¤ini öne sürdü. ‹ddialar üzerine baba Y.K tutukland›. Z.K. ise “koruma” alt›na al›narak Sosyal Hizmetler Kurumu’na gönderildi. * Diyarbak›r’›n Hani ilçesinde 18 May›s’ta ‹lçe Emniyet Müdürlü¤ü’nde görevli A. adl› bir polisin F.A. adl› genç kad›n ile kentin ç›k›fl›nda görülmesi üzerine ç›kan olaylar›n ard›ndan toplanan aile meclisi F.A. hakk›nda ölüm karar› ald›. Bu iki kiflinin Hani-Dicle Karayolu üzerinde bir grup genç taraf›ndan bir araçta uygunsuz bir flekilde görülmeleri üzerine polis memuru A. linç edilmek istenmiflti. Koruma alt›na al›nan F.A.’n›n nerede tutuldu¤una iliflkin bilgi verilmezken, olay›n ard›ndan genç kad›n›n aile meclisinin toplanarak, F.A. hakk›nda “ölüm” karar› ald›¤› ö¤renildi. Bunun üzerine DTP Hani ‹lçe Örgütü devreye girdi. DTP’liler F.A’n›n ailesine ulaflarak, bunun insani bir karar olmad›¤›n› belirtti. Konu hakk›nda bilgi veren DTP Hani ‹lçe Yönetimi Veysi Nazl›er, olay olduktan sonra F.A.’n›n evine gittiklerini belirterek, “Buralarda feodalizm hakim” dedi. * Ortado¤u yolculu¤u için motosikletle Danimarka’dan yola ç›kan ve 15 Nisan’da Türkiye’ye girifl yapan Danimarkal› kad›n turist, 10 May›s’ta Yozgat’›n Sorgun ilçesine ba¤l› Karaveli köyü yak›nlar›nda iki kiflinin tecavüzüne u¤rad›. Yol üzerindeki bir çeflmede mola verdi¤i s›rada 5 kiflinin sald›r›s›na u¤rayan kad›n turiste 2 kifli tecavüz etti. * 15 May›s günü fiemdinli’nin Tekeli (Garê) köyüne ba¤l› Günyaz› Mezras› yak›nlar›nda pancar toplarken patlay›c› maddeye basan Nazdar Tekin (50) isimli kad›n yaflam›n› yitirdi. * Sivas’›n Suflehri ilçesinde bir kad›n, bir süre önce bofland›¤› eski eflinin tecavüzüne u¤rad›¤› iddias›yla polise baflvurdu. Evine gelen eski efli S.P. ile aralar›nda tart›flma ç›kt›¤›n› ileri süren F.D, tart›flman›n ard›ndan S.P’nin tabancayla kendisini tehdit ederek tecavüz etti¤ini söyledi.

Çantas›nda leke ç›kar›c› tafl›yan kaç kad›n var? Kad›nlar›n Medya ‹zleme Grubu (MED‹Z), 14 May›s günü Reklâmc›lar Derne¤i önünde “cinsiyetçi reklâmlar›” protesto eylemi yapt›. MED‹Z, Reklâmc›lar Derne¤i önünde yapt›¤› bas›n aç›klamas› ile “medya genelinde egemen olan cinsiyetçi reklâmlardan b›kt›k art›k” dedi. Eylemde aç›klamay› okuyan Bahar Çelik, cinsiyet ve cinselli¤e dair önyarg›lar üreten, cinsiyetçi tabular› yans›tan reklâmlar görmek istemediklerini belirtti. Kad›nlar eylemde, “Çantam›zda leke ç›kar›c› tafl›m›yoruz”, “Reklâmlarda cinsel istismara son”, “K›zlar›m›za Barbi almayaca¤›z, kal›plara sokmayaca¤›z”, “Dikkat emperyalizm ve sömürü içerir”, “Eve t›k›l›p taç takaca¤›ma fabrikada çal›fl›r bone takar›m” dövizleri tafl›d›. Eylemde kad›nlar, çeflitli müzik aletleriyle protestolar›n› destekleyen sloganlar att›lar. (H. Merkezi)


İşçi-köylü 13

30 Mayıs-12 Haziran 2008

Dünya Güney Afrika

Yunanistan’da genel grev yaflam› felç etti Yunanistan’da kamu ve özel sektör çal›flanlar›n›n gerçeklefltirdi¤i 24 saatlik genel grev ülkede yaflam› felç etti. Yunanistan ‹flçi Sendikalar› Konfederasyonu (GSEE) ile Yunanistan Kamu Çal›flanlar› Konfederasyonu’nun (ADEDY) ça¤r›s›yla yap›lan greve, devlet daireleri, kamu kurumlar›, yerel yönetim ve banka çal›flanlar›, posta, elektrik ve su iflleri çal›flanlar›n›n da kat›lmas› hizmetlerde aksakl›klar yaflanmas›n› beraberinde getirdi.. Sivil hava yolu tafl›mac›l›¤› ile deniz yolu ulafl›m› çal›flanlar›n›n da greve kat›lmas› nedeniyle, iç ve d›fl hat uçufllar›nda çok say›da sefer iptal edilirken, ana kara ile adalar aras›ndaki ba¤lant› koptu. Yunan devlet Radyo-Televizyon Kurumu (ERT) teknik elamanlar› da saat 12.00-15.00 aras› genel greve destek amac›yla ifl b›rakt›. Bunun yan› s›ra, Atina ile Pire kentlerinin de içinde yer ald›¤› Atika bölgesinde, devlet hastanelerinde çal›flan doktorlar›n, çal›flma koflullar›n› protesto etmek için gerçeklefltirdikleri 48 saatlik grev nedeniyle, devlet hastanelerinde yaln›zca güvenlik ve acil yard›m birimleri görev yapt›.

Pancar iflçileri direniflte May›s ay›n›n ilk günlerinde greve ç›kan ‹ranl› pancar iflçileri, direnifllerini kararl›l›kla sürdürüyorlar. Grevin 13. gününde aileleri ile birlikte fiufl kentinde bir yürüyüfl düzenleyen iflçilere verilen destekle birlikte, yürüyüfle kat›lanlar›n say›s› 5 binin üzerine ç›kt›.

‹deoloji ve politikada uzlaflma yok... Nepal Komünist Partisi (Maoist) Enternasyonal Büro üyesi CP Gajurel ile NKP (Maoist)’in ‹ngilizce yay›n organ› K›z›l Y›ld›z’da ç›kan röportaja yer veriyoruz. Kurucu Meclis seçimlerinde kazan›lan zaferin ard›ndan ulusal ve uluslararas› alanda NKP (Maoist)’in karfl›laflt›¤› temel sorunlar nelerdir? Kurucu Meclis seçimlerinin sonuçlar›n›n aç›klanmas›n›n ard›ndan partimiz zaferi elde etmifl ve KM’deki tek büyük parti olmufltur. Bu yaln›zca Nepal halk›n›n zaferi de¤ildir, ayn› zamanda dünyan›n ezilen halklar›n›n zaferi olarak da kabul edilmelidir. Fakat bu nihai zafer de¤ildir ve art›k baflka mücadelelerin olmayaca¤› anlam›na da gelmemektedir. Halen çözmemiz gereken büyük sorunlar›m›z mevcuttur. Zaferimize ra¤men di¤er partiler iktidar› partimize vermeye haz›r de¤iller ve halen kimin Baflbakan ve Baflkan olaca¤› üzerine tart›flmalar devam etmektedir. Bir di¤er tart›flma ise temel bakanl›klar›n üç parti aras›nda nas›l paylafl›laca¤› üzerinedir. ‹kincisi, baz› güçler Maoistlerin tek büyük parti olmas›n›, Maoistlerin seçimden zaferle ç›kmas›n› istemediler. Ve halen sorun ç›karmaya devam ediyorlar, öncelikle hükümetin kurulmas›nda ve ikincisi hükümet olufltuktan sonra da sorunlar yaratarak Maoist hükümetin do¤ru yönetemedi¤ini göstermeye çal›fl›yorlar. “fieylerde, mallarda ve materyallerde k›tl›k oldu¤u için kitlelerde memnuniyetsizlik oluflacak ve Maoistlerin hükümeti iyi yönetemeyecekler.” Bunlar çözmemiz gereken sorunlard›r. Fakat bizler milyonlar›n deste¤ine sahibiz, Nepalli kitlelerin ve dünyadaki milyarlarca insan›n deste¤ine sahibiz. Bu

Bunun uluslararas› toplulu¤a verdi¤i mesaj nedir? Evet, Rus Devrimi KM seçimleri esnas›nda gerçekleflti. Çünkü Menflevikler ve Sosyalist Devrimciler (SD) her aflamada güçlüydüler ve koltuklar›n ço¤unlu¤unu elde edebiliyorlard›. Bolflevikler az›nl›kla yetinmek zorundayd›lar. Bu koflullar alt›nda Lenin devrimi sürdürme karar›n› verdi ve KM’yi da¤›tt›. Çünkü sa¤c›lar ve oportünistler kapitalist s›n›f›n temsilcileriydi, proletaryan›n yeni bir anayasa haz›rlamas›na izin vermiyorlard› ve Bolflevik Parti için devrimin bast›r›lmas› tehlikesi vard›. Fakat flimdi koflullar daha farkl›. SMD sisteminde (karma seçim sis-

teminde her bölgeden en fazla oyu alan›n kazand›¤› yöntem-çev) yar›s›ndan fazlas›n› kazanabildik. Nispi sistemde ise ço¤unlu¤u elde edemedik ama en büyük parti olduk. Di¤er hiçbir parti bu oy oran›na ulaflamad›. Çünkü gericilerin, sa¤c› partilerin ve revizyonist partilerin kitlelere, kitlelerin ise onlara güveni yoktur. Partimiz 10 y›ll›k Halk Savafl›nda ve 19 günlük Halk Hareketinde temel rolü oynam›flt›r, geçmiflte k›rsalda yeni hükümetin kurulmas›nda elde etti¤imiz deneyimler sayesinde kitlelerin tek umudu NKP (Maoist)’tir. Bu nedenle yeni anayasay› yazmas› için bize oy verdiler. Gelecekteki hükümetin önünde çok say›da sorun var ve halk NKP (Maoist)’ten oldukça umutlu. Yeni anayasada halk›n özlem ve ihtiyaçlar›na dönük hangi gündemler öne al›nacak? (…) Yeni Demokratik Cumhuriyete do¤ru yol almada baz› sorunlarla karfl›laflaca¤›z. Çünkü burjuvazi kesinlikle bu süreci sabote etmek isteyecektir. Yenilen s›n›f iktidar› geri almak isteyecektir. ‹stedikleri zaman herhangi bir bahaneyle sorun yaratabilirler, sorun yaratmaya müsait bir atmosfer var. Öncelik olarak tüm sorunlara cevap olabilmeyiz. Örne¤in ilk ola-

rak siyasi anlamda monarfliyi yok etmeli ve Federal Demokratik Halk Cumhuriyeti kurulmal›d›r. Ve ikinci olarak toplumumuzun temel ekonomik sorunlar› çözülmeli ve yoksullu¤un üstesinden gelmeliyiz. Kitlelerin temel ihtiyaçlar›n› karfl›lamak zorunday›z. (…) NKP (Maoist) hükümet olacak. Devlet ve devletleraras› iliflkilerle Komünist partiler ve örgütler aras›ndaki karfl›t iliflkileri nas›l ele alacaks›n›z? Hükümetteyken bu iki çeflit iliflkiyi kesinlikle ele almak durumunday›z. Çünkü bizler komünistiz ve partimiz Komünist partisidir, hedefimiz sosyalizmden komünizme geçifli sa¤lamakt›r. Hedefimizden vazgeçmedik. Bu yönde devam ediyoruz. Enternasyonalistiz çünkü komünistiz. Bu nedenle di¤er komünist partilerle iliflkilerimiz de proletarya enternasyonalizmi temelinde olacakt›r. Hiçbir Komünist partisinin ifline müdahalede bulunmadan proletarya enternasyonalizmi temelinde iliflkilerimizi gelifltirece¤iz. Devletleraras› iliflkilerde söz konusu oldu¤unda ise bar›fl içinde bir arada yaflaman›n befl ilkesi temelinde iliflkilerimizi gelifltirece¤iz, iki iliflkiyi bir arada sa¤laman›n büyük bir sorun olaca¤›n› düflünmüyoruz çünkü daha öncesinde iktidarda olan di¤er komünist partilerin derslerinden çok fazla fley ö¤rendik. (…) Hükümette olmak ad›na ideolojimizi ve politikalar›m›z› uzlaflma veya pazarl›k konusu yapmay›z.

Rusya Moskova demiryollar›nda çal›flan iflçiler ücretlerinin art›r›lmas› talebiyle, iki ana hatta grev yapt›lar. Grev iflçilerin yeni kurdu¤u ve mücadeleci çizgide oldu¤u bildirilen demiryolu sendikas›n›n öncülü¤ünde gerçeklefltirildi. Bunun bir uyar› grevi oldu¤unu, talepleri karfl›lanmazsa tekrar greve gideceklerini aç›klayan iflçiler, ayr›ca daha önce üye olduklar› sermaye yanl›s› sendikayla, böyle bir grev karar› al›nmas›n›n mümkün olamayaca¤›n›n da alt›n› çizmekteler.

Peru Peru Maden ve Metal ‹flçileri Sendikas›’n›n ça¤r›s›yla süresiz greve giden Perulu maden iflçileri, grevlerini kararl›l›kla sürdürmekteler. Perulu madencilerin grevine hem ülke içinden hem de ülke d›fl›nden destek ya¤›yor.

Hindistan

Sabah saatlerinden itibaren Valilik önünde toplanarak sloganlar atan iflçilere, göz yaflart›c› gazla sald›ran polis, çok say›da iflçiyi yaralad›.

FHKC militan› flehit düfltü

Haft Tapeh fleker pancar› iflçileri, iki ayl›k fazla mesai ücretlerinin ödenmesini, iflçi önderlerine karfl› aç›lan davalar›n düflürülmesini, flirketin müdür ve yönetiminin görevden al›nmas›n› ve iflçilere karfl› aç›lan davalarda, delil üreten fabrika güvenlik flefinin, iflten ç›kart›lmas›n› talep ediyorlar. Son bir y›l içinde üçüncü kez greve giden iflçilerin befl önderi daha 20 May›s’ta mahkemeye ç›kart›lacak. En son geçen Perflembe günü 2000 iflçinin yapt›¤› yürüyüfle polis sald›rarak befl iflçiyi yaralam›flt›. fieker pancar› iflçileri, grevlerini talepleri kabul edilinceye kadar sürdüreceklerini aç›klamaktalar.

iyonist devletin kurulufl y›ldönümünü, “El Nakba”, yani “felaket” olarak adland›ran Filistinlilerin, El Nakba gününde gerçeklefltirdikleri protestolar sürdü¤ü s›rada, 41. kurulufl y›l›nda olan FHKC de yi¤it bir militan›n› flehit verdi. 18 yafl›ndaki Hamdi Kader, 14 May›s’ta, Gazze’nin kuzeyindeki Beyt Hanun’un ‹srail taraf›ndan bombalanmas› s›ras›nda yaflam›n› yitirdi. FHKC taraf›ndan yap›lan aç›klamada, Hamdi Kader’in iki y›l önce FHKC’ye kat›ld›¤›na yer verilerek, yoldafllar›na ve halk›na olan ba¤l›l›¤›na vurgu yap›ld›.

S

Evrensel Bak›fl Do¤al afetlerin yaratt›¤› “f›rsat”lar Myanmar’da meydana gelen f›rt›nayla birlikte ortaya ç›kan felaketin çap›, 2004 y›l›n›n son günlerinde Güney Asya’y› vuran Tsunami felaketine yaklaflt›. Yüz binin üzerinde insan›n yaflam›n› yitirdi¤i f›rt›nada, milyonlarca insan›n evsiz kalmas›, g›da ve içme suyu sorununun had safhaya ulaflmas›, bulafl›c› hastal›klar›n kol gezme tehlikesinin giderek artmas› da, felaketin di¤er bir boyutunu oluflturmakta. Bu felaket de, t›pk› 2004 y›l›ndaki Tsunami döneminde oldu¤u gibi, öncü emperyalist güçler aç›s›ndan, bölgeye dönük ç›karlar›n› hayata geçirmenin f›rsat› olarak de¤erlendirilmekte gecikmedi. Felaketin ilk günlerinde, yard›mlar› “kendi elleriyle” da¤›tmakta ›srar eden emperyalist güçler, faflist cuntan›n ülkeye girmelerine izin vermedi¤ini gerekçe göstererek, yard›m gönderme giriflimlerini durdurduklar›n› aç›klad›lar.

sorunlar› çözece¤imiz konusunda kendimize güvenimiz tam. NKP (Maoist)’in KM seçimindeki zaferi proleter s›n›f›n zaferidir. Tarihte Lenin yoldafl›n önderli¤indeki Bolflevikler KM seçimlerine kat›lm›fllar fakat yenilmifllerdi. Bugün Nepal’de NKP (M) muzaffer oldu.

Uzun y›llar boyunca ›rkç› “Apartheid” rejimi alt›nda büyük insanl›k dramlar› yaflamak zorunda b›rak›lan Güney Afrika’n›n yoksullar›, ülkede göçmen iflçi olarak çal›flan, di¤er yoksullara karfl› k›flk›rt›l›yor. Bu k›flk›rtmalar sonucu yaflam›n› yitiren göçmen say›s› ise 50’yi geçmifl bulunuyor. Emperyalist-kapitalist sistemin ya¤ma ve talan› sonucu giderek yoksullaflan Güney Afrika emekçilerine, yoksullu¤un nedeni olarak göçmen iflçileri hedef alan propagandalar yap›lmas› sonucu ortaya ç›kan çat›flmalar hala dinmifl de¤il. Güney Afrika Ulusal Metal ‹flçileri Sendikas› ve Uluslararas› Metal Sendikalar› Birli¤i ise, olaylar›n sürdü¤ü günlerde bir aç›klama yaparak, yaflananlar›n, egemen s›n›flar›n, dünyan›n büyük bölümünde hayata geçirdi¤i böl-parçala-yönet politikas›n›n sonucu oldu¤unu aç›klad›lar ve ›rkç› sald›r›lar›n son bulmas› için çaba gösterme ça¤r›s› yapt›lar.

Oysa bölgeye giden ve geliflmeleri kamuoyuna aktaran kimi yard›m kurulufllar›, söz konusu yard›mlar›n, Hindistan, Bangladefl ve Tayland üzerinden ulaflt›r›lmas›n›n mümkün oldu¤unu, buralardan geçifle herhangi bir engelin bulunmad›¤›n› bildiriyorlard›. Ancak emperyalistleri ilgilendiren esas konu, Myanmar halk›n›n çekti¤i ac›lar de¤il, bölgedeki nüfuzlar›n› geniflletmekti. Yard›mlar› “elleriyle” da¤›tmaktaki ›srar›n ard›nda yatan gerçek neden de yine buydu. Myanmar üzerinde hayli bir nüfuza sahip olan Çin, yapt›¤› anlaflmalar ve yat›r›mlarla, ülkenin ham maddelerinin büyük bir bölümünü ele geçirmeyi sürdürüyordu. Bat›l› emperyalistler, felaketi f›rsat bilerek, Çin’in bu avantaj›n› lehlerine çevirme telafl›na düflmüfllerdi. Yard›mlar›n engellenmesi gibi de bir bahaneleri vard› art›k. BM’in, herhangi

Strasbourg’da ›rkç›l›¤a karfl› panel Demokratik Kitle Örgütleri Platformu’nun Avrupa Strasbourg bileflenleri olan Tohum Gençlik Evi, Yaflanacak Dünya gazetesi ve Fransa Demokratik Haklar Federasyonu, son dönemde artan ›rkç› sald›r›lara karfl› 18 May›s günü bir panel örgütlediler. Panel, 18 May›s vesilesiyle 35 y›l önce katledilen ‹brahim Kaypakkaya flahs›nda demokrasi ve devrim mücadelesinde flehit düflenler an›s›na yap›lan bir dakikal›k sayg› durufluyla bafllad›. Ard›ndan sunum yapmak üzere s›ras›yla Yaflanacak Dünya gazetesi temsilcisine, Alsace Kürt Evi temsilcisine ve AT‹K Konsey üyesine söz hakk› verildi. Yaflanacak Dünya gazetesi temsilcisinin ard›ndan sunum yapan Alsace Kürt Evi temsilcisi, “kalkan sosyal devlet bir ülke rejiminin kendi halk›na yard›m etmeyi ret etmesi ve/veya yap›lmak istenen yard›mlar› engellemesi, halk›na bask› uygulamas›, insan haklar›n› ihlal etmesi durumunda, “kriz bölgelerine” do¤rudan müdahaleyi öngören “koruyucu sorumluluk” olarak özetlenebilecek konseptini hayata geçirmek için harekete geçmekte gecikmediler. ABD emperyalizmi ayn› günlerde, üzerinde, ABD Ordusu’na ba¤l› savafl uçaklar› ve helikopterler olan savafl gemilerini, Myanmar’a do¤ru yola ç›kard›. Fransa, bir savafl gemisi göndermek için haz›rl›klara bafllad›. “‹nsani yard›m” ad› alt›nda ülkelerin iflgalini öngören bu BM konseptinin özünde yatan gerçek niyete gelince; bu niyet (bugüne kadar örne¤ine çokça rastland›¤› gibi) kriz yaflanan ülkelerde ortaya ç›kabilecek halk ayaklanmalar›n›n ve özgürlük mücadelelerin bast›r›lmas› olarak aç›klanabilir. ‹flte hem Çin hem de bat›l› emperyalist güçler flu günlerde, zaten uzunca zamand›r isyanlarla sars›lan ülkede, bu felaketle birlikte bu tür ayaklanmalar›n gündeme gelebilece¤inin ve ç›karlar›n›n tehlikeye girece¤inin hesaplar› içinde hareket etmekteler. Ayn›

yap›s›n›n sonucu olarak ›rkç›l›¤›n yaflanan her gün ve her ortamda hissedildi¤ine” dikkat çekti. Ard›ndan konuflan AT‹K Konsey üyesi, ›rkç›l›¤›n bir devlet politikas› oldu¤unun alt›n› çizdi. Irkç›l›¤›n salt göçmenlere özgü bir sorun olmad›¤›n›, devlet politikas› oldu¤undan ötürü yerli halk› da do¤rudan ilgilendirdi¤ini belirten Konsey üyesi, bu anlamda eylem birliklerine yerli kurumlar› da dâhil ederek ›rkç›l›¤a ve di¤er sorunlara karfl› etkili tav›r sergilenebilece¤ini söyledi. Sunum bölümünün ard›ndan kendi görüfllerini ve sorular›n› dile getirmek üzere söz hakk› panele kat›lan kitleye verildi. Ard›ndan toparlama bölümüne geçildi. Bu bölümde panelistler, temsil ettikleri kurumlar›n bu tür eylem birliktelikzamanda Myanmar faflist cuntas›n› da bu yönlü uyarmaktan geri durmamaktalar. Faflist rejim bu tehlikeyi art›k daha yak›ndan hissetmifl olacak ki, geçti¤imiz günlerde bat›l› güçlerin yard›mlar›n›n ülkeye girifline izin verdi¤ini aç›klad›. Ayn› günlerde Çin’de yaflanan deprem, bat›l› güçlerin önündeki Çin engelinin, en az›ndan geçici süre de olsa, kalkmas›n› da beraberinde getirdi denebilir. Resmi rakamlara göre 50 binin üzerinde insan›n yaflam›n› yitirdi¤i bu deprem, Çin’deki sosyal çöküntünün ne kadar derinleflti¤ini de gözler önüne seriyordu. Bilim insanlar›n›n olaca¤› yönünde önceden uyard›¤› deprem, Çin’deki kapitalist restorasyonunun y›k›c› sonuçlar›n› da ortaya ç›kar›yordu. Örne¤in, karton gibi, binlerce ö¤rencinin üzerine çöken okullar›n neredeyse tamam› 1980-90’larda infla edilmiflti. Ayn› y›llardan itibaren infla edilen ve yine depremde binlerce insana mezar olan çok say›da ev gibi, bu okul binalar› da, neredeyse hiç beton kullan›lmayan, çürük binalard›. Bu binalar restorasyon sürecinde h›zl› ve yüksek kâr elde etme derdinde olan in-

lerini önemsediklerini ve çal›flmalar›n› bu yönde sürdüreceklerini ifade ettiler. DEKÖP- Strasbourg bilefleni olmayan Alsace Kürt Evi ad›na konuflan panelist, bu tür eylem birliklerini desteklediklerini, bu sebeple bundan sonraki çal›flmalarda kendilerine düflen sorumluluklar› yerine getirmek üzere yer alacaklar›n› ifade etti. AT‹K Konsey üyesi ise eylem birliklerine verdikleri önemin alt›n› bir kez daha çizerek, dünya çap›nda ayn› ihtiyaç ve duyarl›l›kla kuruluflu ilan edilecek olan Uluslararas› Göçmen Örgütleri Konferans›’n›n yan› s›ra üçüncü kongresi yap›lacak olan Halklar›n Uluslararas› Mücadele Ligi’ne de¤indi. Kat›lan kitle taraf›ndan olumlu de¤erlendirilen panel, toparlama bölümünün ard›ndan sona erdi. flaat firmalar›nca yap›lm›flt›. Ancak gerek günümüz Çin egemen medyas› gerekse bat›l› emperyalist güçlerin güdümündeki medya, depremle birlikte ortaya ç›kan ve gerçekte Çin Devriminin kazan›mlar›n›n bir bir ortadan kald›r›lmas›n›n sonucu olan bu sosyal çöküntüyü, Mao Zedung önderli¤indeki Çin Halk Cumhuriyeti’nin deprem politikas›na ba¤lamakta ve bir k›flk›rtma harekât›na giriflmekte gecikmedi. Oysa, deprem kufla¤›nda bulunan ve bunun için de s›k s›k depremler yaflanan Çin’de kapitalist restorasyon öncesi dönemde yaflanan deprem süreçlerine bak›ld›¤›nda, sosyalist Çin’in ne kadar do¤ru ve halk›n yaflam›n› ön planda tutan bir deprem politikas› izledi¤ini görebiliriz. 2 fiubat 1975’de yaflanan deprem, önceden tespit edilerek, bölgelerdeki parti örgütleri, önlemler almak üzere harekete geçirilmiflti. Bu önlemler nedeniyledir ki, deprem bafllad›¤›nda halk›n büyük bölümü evlerini önceden boflaltm›fl bulunmaktayd›. A¤›llardaki hayvanlar bile, daha deprem bafllamadan d›flar› ç›kar›lm›flt›. Böylece bu depremin yaratt›¤› tahribat olabildi¤ince asgari dü-

Hindistan’›n Tamil Nadu Eyaleti’nde bulunan Gudalur’daki binlerce plantaj iflçisi, çal›flma koflullar›n› protesto etmek için, kitlesel eylemler yapt›lar. Aylard›r ödenmeyen maafllar›n› talep eden iflçiler, yollar› trafi¤e kapatarak, barikatlar kurdular.

‹spanya ‹spanya’n›n baflkenti Madrid’de biraraya gelen on binin üzerinde ö¤renci, AB devletlerinin hayata geçirmeye çal›flt›¤›, Bologna Süreci’ne karfl› eylem yapt›. Ö¤renciler büyük tekellerin üniversitelere giderek büyüyen bir h›rsla el atmalar›n› ve de giderek kötüleflen sosyal koflullar› protesto etti. Güney ‹spanya’daki Bask ülkesinin Bilbao kentinde eylem yapan 16 bin kifli de politik tutsaklar›n serbest b›rak›lmas›n› talep etti. Eylemin ön saflar›nda yer alan tutsak yak›nlar›, 700 politik tutsa¤›n resimlerini tafl›d›.

zeyde kalm›flt›. Çin halk› bu depremin ard›ndan, deprem konusunda e¤itimden geçirildi. Böylece belli bir deneyim edinen Çin halk›, sonraki y›llarda meydana gelen depremlerde, ola¤anüstü bir gayret göstererek, tüm yaralar›n› kendi olanaklar›yla sard›. Bunun içindir ki, Çin’de yaflanan son depremdeki tahribat›n oldukça büyük olmas›n›n nedeni, kapitalist restorasyonun sonucu olarak ortaya ç›kan sosyal çöküntünün geldi¤i boyutun yans›mas›ndan, devrimin kazan›mlar›n›n bir bir ortadan kald›r›lmas›ndan, bununla birlikte daha fazla kâr h›rs›yla, insan yaflam›na verilen de¤erin giderek ortadan kalkmas›ndan baflka bir fley de¤ildir. Bugün, do¤al afetlerin yaratt›¤› “f›rsatlardan” yararlanarak, Çin Devrimi’ne, özde ise Mao Zedung’a dönük gerçeklefltirilen sald›r›lar›n ard›nda yatan neden ise bambaflkad›r. Bu neden, emperyalist sald›rganl›¤›n giderek t›rmand›¤› bu süreçte, Maoizm’in, özellikle de Asya halklar›n›n kurtulufl mücadelesinde tuttu¤u yerdir. Maoizm’in bayra¤›n›n giderek daha yükseklerde dalgalanmas›d›r!


İşçi-köylü 14

Tarihten sayfalar

30 Mayıs-12 Haziran 2008

Dersimliler piknikte buluflflttu!

FKÖ; Bir efsanenin sonu! ‹srail devletinin 1948 y›l›nda kurulmas›ndan sonra, sistematik bask› ve katliamlara, sürgünlere maruz kalan Filistin halk›, tüm bunlara karfl› mücadele etmekten geri durmad›. Dünyan›n en geliflmifl askeri teknolojisi ile kuflanm›fl, emperyalistlerin deste¤i ve yönlendirmesi ile kurulmufl ‹srail devletine karfl› Filistin halk›, flanl› bir mücadele gelene¤i yaratmay› baflard›. Filistin halk›n›n iflgale karfl› intifadalar› ve direnifli birçok örgütün kurulmas›n› da beraberinde getirdi. Halk›n deste¤ini ve güvenini kazanmay› baflarm›fl örgütlerin en önemlilerinden biri de Filistin Kurtulufl Örgütü’dür. Filistin halk›n›n ‹srail Siyonizmine karfl› verdi¤i ba¤›ms›zl›k mücadelesinin en önemli aktörlerinden olan Filistin Kurtulufl Örgütü’nün temelleri 13 Ocak-16 Ocak 1964’te Kahire’de toplanan Arap Zirvesi’nde at›ld›. 29 May›s 1964 tarihinde Filistin Ulusal Konseyi’nin toplanmas›n›n ard›ndan 2 Haziran 1964’te Filistin Kurtulufl Örgütü kuruldu. Siyonizme karfl› mücadele yürüten El-Fetih, Güç 17, Havari Grubu, Filistin Halk Kurtulufl Cephesi (FHKC) ve Filistin Demokratik Halk Kurtulufl Cephesi (FDHKC) gibi örgütlerin biraraya gelerek oluflturdu¤u FKÖ, ‹srail sald›r›lar› karfl›s›nda gösterdi¤i direnifl veYaser Arafat ve E1-Kaddumi gibi etkili isimleri ile Filistin halk›n›n sözcüsü konumuna geldi. FKÖ özellikle 1967 Arap-‹srail savafl›nda etkinli¤ini artt›rd›. Ve 1968 y›l›nda yap›lan Filistin Ulusal Konseyi’nin dördüncü toplant›s›nda yeniden örgütlendi. FKÖ, 1969 y›l›nda Filistin’de “laik ve demokratik” bir devlet kurulmas› amac›yla çal›flaca¤›n› aç›klad›. Silahl› gruplar›n FKÖ içindeki a¤›rl›¤› artarken askeri bir kanat oluflturuldu. FKÖ ‹srail’le mücadelede silahlara yöneldi. Uçak kaç›rma ve ‹srail hedeflerine yönelik gerçeklefltirdi¤i eylemler ile sesini duyurdu.

FKÖ’nün en önemli organ› Filistin Parlamento’suna eflde¤er olan Ulusal Konsey’dir. Konsey’in mevcut kurulu askeri gruplar, Filistin birlikleri, meslek örgütleri ve önde gelen Filistinlilerin görüflmeleriyle belirlenmektedir. Konsey, FKÖ’nün siyasetini ve programlar›n› oluflturan en üst kuruldur. FKÖ kuruluflundan itibaren Filistin halk›n›n deste¤inin yan›nda Arap devletlerinin de yo¤un bir deste¤ini ald›. M›s›r devlet baflkan› Cemal Abdulnas›r, FKÖ’nün kurulmas›nda en etkili isimlerden biri olmufltur. Arap devletleri FKÖ’yü askeri olarak gelifltirmek hedefi ile üyelerini askeri okullarda yetifltirme talebinde bulundular.

FKÖ’nün finansman› için Filistin Milli Fonu oluflturuldu. Arap devletlerinde FKÖ’nün temsilcilikleri oluflturuldu, bürolar aç›ld›. Gazze ve Sina’da üstlenecek bir Filistin Kurtulufl Ordusu kuruldu. FKÖ içinde en büyük ve etkili örgüt Yaser Arafat’›n liderli¤ini yapt›¤› El-Fetih’tir. Arafat 1969’da FKÖ Yönetim Kurulu Baflkanl›¤›’na getirildi. Yaser Arafat 1967’den sonra Ürdün’e 1970’te Lübnan’a ve 1982 y›l›nda da ‹srail’in Lübnan’› iflgal etmesi ile Tunus’a tafl›nd›. Arafat, FKÖ’ye sürgün hükümeti niteli¤i kazand›rd›. 1974 y›l›na Arap Birli¤i ‹slam Konferans› Örgütü (‹KÖ) ve Birleflmifl Milletler (BM) taraf›ndan Filistinli-

lerin temsilcisi olarak tan›nd›. FKÖ, halk deste¤i kazanmas›n› sa¤layan silahl› mücadele ve direnifl çizgisini bu y›llardan itibaren yavafl yavafl de¤ifltirmeye bafllad›. Filistinli direnifl gruplar›n›n ‹srail hedeflerine yönelik eylemlerine karfl›l›k FKÖ Baflkan› Arafat, 1988 y›l›nda “terörizm”i k›nad›¤›n› aç›klad›. 1990 y›l›nda Kuveyt’i iflgal eden Saddam Hüseyin’e tam destek verdi. 1994 y›l›nda yap›lan GazzeEriha Anlaflmas› ve Eylül 1995’te yap›lan II. Oslo Anlaflmas›’yla ‹srail Gazze fieridi’nin tamam›na yak›n›n›n, Bat› fieria’n›n ise baz› bölgelerinin yönetimini Filistin Otoritesi’ne b›rakt›. 1996 y›l›n›n Ocak ay›nda

yap›lan seçimlerin sonucunda 88 üyeli Filistin Otoritesi Konseyi oluflturuldu. Seçimlerin sonunda Arafat Filistin Otoritesinin baflkan› olarak göreve bafllad›. 23 bakanl›ktan oluflan Filistin Otoritesi kabinesinin önemli kararlar› alma yetkisi Arafat’a verildi. Ayr›ca hükümette önemli pozisyonlar El-Fetih üyelerine verildi. Oslo’da 1993 y›l›nda yap›lan görüflmeler Ortado¤u tarihinde yeni bir sayfa açt›. FKÖ Baflkan› Yaser Arafat ile ‹srail Baflbakan› ‹zak Rabin, Amerikan Baflkan› Bill Clinton’›n önünde gazetecilere poz verdiler, el s›k›flt›lar. Oslo’da bafllayan ‹srail-Filistin görüflmelerinin sonucunda imzalanan anlaflma ile

FKÖ ‹srail devletini tan›m›fl oldu. FKÖ 1970’li y›llar›n ortalar›nda itibaren savundu¤u çizgi ile Filistin halk›n›n deste¤ini kaybetmeye bafllad›. FKÖ ‹srail Siyonizmine karfl› Filistin halk›n›n gücüne güvenmekten öte emperyalist devletlerle ve iflbirlikçi uflak Arap devletleri ile iliflkilerini gelifltirdi. Amerikan emperyalizmi ile dirsek temas›na girdi. Ve ‹srail devletini tan›d›. Bu durum FKÖ’nün s›n›fsal temelinin bir sonucu olarak ortaya ç›kt›. FKÖ kuruluflundan beri Arap devletlerinin ve emperyalistlerin deste¤ini ve yard›m›n› ald›. ’68’li y›llarda dünya genelinde geliflen kitle hareketlerinin de etkisi ile Marksizm-Leninizm’i daha fazla dillendiren ve ‹srail’e karfl› önemli bir direnifl hatt› oluflturan FKÖ, ülkemizden giden birçok devrimci kadroya olanaklar›n› açarak gerilla e¤itimi vermifltir. FKÖ Filistin ulusunun ba¤›ms›zl›k mücadelesini kuruluflundan itibaren emperyalist koridorlarda yürütme yolunu tuttu. Kuflkusuz bu durum Filistin burjuvazisinin niteli¤ine uygun düflmektedir. FKÖ Filistin halk›n›n Siyonizm’e karfl› yürüttü¤ü ba¤›ms›zl›k savafl›n› emperyalist pazarl›klarla heba etti. Bunun bir sonucu olarak da halk deste¤ini önemli oranda kaybetti. FKÖ’nün emperyalistlerle olan iliflkileri Yaser Arafat’›n sürgünde Filistin devletinin baflkan› olmas›ndan sonra Filistin halk› için daha fazla su yüzüne ç›kt›. Oslo’dan sonra Yaser Arafat Amerikan emperyalizmi ile iliflkilerini aç›ktan gelifltirdi. Kurulan sürgünde Filistin devleti, ‹srail hedeflerine yönelen eylemcilerin pefline düfltü. Filistin polisi iflgale karfl› direnen gruplar› karfl›s›na ald›. Yaser Arafat’›n 2004 y›l›nda ölümünün ard›nda FKÖ’nün bafl›na geçen Mahmut

Abbas’la iflbirlikçi çizgi daha da derinleflti. Hamas’›n seçimlerden ezici bir üstünlükle ç›kmas›n›n ard›ndan FKÖ Filistin davas›n› bir kenara b›rakarak on y›llard›r ‹srail devletinin türlü entrikalarla gerçeklefltirmek istedi¤i kardefl kavgas›na girdi. El-Fetih yanl›lar› Hamas ile çat›flarak birçok insan› öldürdü. FKÖ bu tavr›yla Hamas ile birlikte Filistin halk›n›n ba¤›ms›zl›k mücadelesine önemli bir darbe indirmifl oldu. Çat›flmalar sonucu FKÖ Bat› fieria, Hamas ise Gazze’yi yönetmeye bafllad›. Yaflanan bu tablo içinde en fazla zarar gören yine Filistin halk› oldu. Filistinliler bir yandan emperyalistlerle iflbirli¤i içindeki Hamas ve FKÖ aras›ndaki çat›flman›n ortas›nda kal›rken öte yandan ‹srail’in devam eden sald›r›lar› alt›nda can vermektedir. Filistin’de iç çat›flmalar yaflan›rken ‹srail Gazze fieridi’ni abluka alt›na ald›. Binlerce Filistinli g›da, elektrik ve suyun olmad›¤› kentte hayatta kalma mücadelesi veriyor. Tüm bu yaflananlar FKÖ’nün Filistin halk›n›n taleplerinden ne kadar uzaklaflt›¤›n› da gösteriyor. Filistinliler ‹srail iflgali alt›nda inlerken FKÖ bu duruma seyirci kald›. Filistin halk› büyük bir açl›k ve yoksullukla bo¤uflurken FKÖ yöneticileri büyük yolsuzluklar yapt›. FKÖ örne¤i ba¤›ms›zl›k mücadelesi veren hareketlerin do¤ru bir ideolojiye sahip olmad›klar›nda gelece¤i yeri iflaret etmektedir. Ulusal burjuva ideolojisinin önderlik etti¤i FKÖ dönem dönem halk›n deste¤ini kazansa da esas olarak Filistin halk›n›n ç›karlar›n› savunmaktan uzakt›r. Bu, bugün çok daha genifl iflçi emekçi Filistinliler taraf›ndan görülmektedir. Filistin burjuvazisi, Filistin halk›n›n özgürlük düflünden ba¤›ms›zl›k tutkusundan yararlanmakta, bunu sömürmektedir. Bunun en önemli ve etkili arac› da FKÖ olmufltur. Ancak Filistin halk› son seçimlerde ‹srail’e karfl› silahl› mücadeleyi yükselten Hamas’› seçerek bu oyunu bozmufl, direniflten, en önemlisi silahl› mücadeleden yana oldu¤unu göstermifltir.

Tunceli Dernekleri Federasyonu (TUDEF) taraf›ndan düzenlenen piknikte buluflan Dersimliler, Munzur’da yap›lmak istenen barajlara hay›r dedi. 25 May›s günü Sar›yer Mehmet Akif Ersoy Piknik Alan›’nda biraraya gelen Dersimliler yok edilmeye çal›fl›lan Dersim kültürüne ve do¤an›n katledilmesine seyirci kalmayacaklar›n› dile getirdi. “Munzur da barajlara hay›r” yaz›l› pankartlar açan Dersimliler siyanürlü alt› arama çal›flmalar›na bafllayan Rio-Tinto flirketini de protesto etti. Dersim halk oyunlar› ekibinin k›sa bir gösteri sundu¤u program boyunca Emre Salt›k, Ferhat Tunç, Mehmet Çetin, Y›lmaz Çelik, Agire Jiyan, Kibar Aslan, Hasan Sa¤lam ve Grup Vardiya da sahne ald›. Piknikte biz de “Çelik ald›¤› suyu unutmad› unutmayacak!” yaz›l› Partizan imzal› pankart›m›zla stant açt›. Kitaplar›m›z› yay›nlar›m›z› Dersimli emekçilere ulaflt›rmaya çal›flt›k. Piknik boyunca ‹brahim Kaypakkaya’ya ve stand›m›za yo¤un bir ilgi oldu. (Bir ‹K okuru)

fieyh Bedrettin için EKM’de panel Stuttgart E¤itim Kültür Merkezi’nde (Tohum, IBS, Gik-Der) 18 May›s günü bir panel düzenlendi. ‹lk olarak komünist önder ‹brahim Kaypakkaya flahs›nda tüm devrim ve komünizm flehitleri için sayg› duruflunda bulunuldu. Ard›ndan panelistler,18 May›s tarihinin önemine, ‹brahim Kaypakkaya’y› komünist bir önder yapan formülasyonlara k›saca de¤indi. Daha sonra Bedrettin’in düflüncelerinin felsefi flekillenifli ifllenerek o dönem Balkanlar’da yaflanan Stoiker (Papaz) ‹syan›’n›n, Bedrettin’in düflünsel flekillenifli üzerinde ciddi etkisi oldu¤u belirtildi. fieyhli¤in geleneksel feodal-kültürel bir s›fatlamadan öte Bedrettin flahs›nda bir fley ifade etmedi¤i vurguland›. Bedrettin’in “...tüm varl›klar do¤adan gelir, yine do¤aya döner..” diyerek canl›lar›n yarat›l›fl öyküsüne materyalist bak›fl aç›s›yla bakt›¤›, yine; “...Yarin yana¤›ndan gayri her yerde,her fleyde, hep birlikte..” demesindeki komünal bak›fl aç›s›n›n öneminin alt› çizildi. Panelin ak›fl› içerisinde bir arkadafl taraf›ndan da Naz›m Hikmet’in fieyh Bedrettin Destan›’ndan kesitler okundu. Panelist arkadafllar›n sunumundan sonra, dinleyiciler gerek yorumlar›yla ve gerekse de sorular›yla canl› bir atmosfer oluflturdular. Bu etkinlikten sonra oluflan ortak kan›, tarihi süreçlerin tart›fl›lmas› ve bilimsel bir flekilde irdelenmesine daha fazla ihtiyaç oldu¤u yönündeydi. (Stuttgart ‹flçi köylü okurlar›)

Kültür-sanat

Sivas ‘93; Hesab› sorulmam›fl bir katliam 1993 y›l›nda yaflanan ve sadece halk› birbirini k›rd›rmakla kalmay›p ilerici ve ilerletici, pek çok sanatç› ve düflünürü de aram›zdan alma “baflar›s›na” ulaflan Sivas katliam›n›n 15. y›l›n›n içindeyiz. Mafla olarak kullan›lan ve bizzat devlet taraf›ndan beslenen birkaç kifli, d›fl›nda suçlanan olmad› hala “ba¤›ms›z yarg›” taraf›ndan… Uzun y›llard›r, baflar›l› tiyatroculu¤u ve muhalif durufluyla tan›d›¤›m›z Genco Erkal bir kez daha harekete geçmifl ve yürek yakan bu katliam› belgesel niteli¤inde bir tiyatro oyunuyla tekrar gündeme getirmifltir. Oyuna haz›rl›k sürecinde pek çok kifli ve kurumun deste¤ini de gören Erkal, katliam s›ras›nda yap›lan çeflitli kay›t, tutanak ve belgeden yararlanarak, bu oyunu sahnelemifl. Oyunun büyük bir bölümünde koltuklar›m›zda nefesimizi tutarak oturuyor ve yaflanan gerçek diyaloglar› baflar›l› oyuncular›n seslerinden dinleyerek, yaflanan katliama tan›kl›k ediyoruz. Bu durumun en büyük destekçisi ise, oyun boyunca arkada akmaya devam eden katliam›n gerçek görüntüleri oluyor. Sloganlarla toplanan kalabal›¤a, y›llarca milliyetçilik ve gericilik ile beslenerek silah haline getirilmifl bu kalabal›¤a öfke ve ac›yarak bak›yorsunuz. Oyun sahnede ak›p giderken bu katliam›n nas›l aflamalarla planland›¤›n› ve hayata geçirildi¤ini görme flans›n› yakal›yoruz. Günler öncesinden da¤›t›lan bildirileri, spor etkinli¤i bahanesiyle flehre getirilen fa-

flist ö¤rencileri görüyoruz. Tabi en can al›c› olanlar günün erken saatlerinde bafllayan olaylar›n polisin ve di¤er devlet yetkililerinin seyrederek hatta zaman zaman kontrolünde oldu¤unu aç›k ederek izlemesi oluyor. En küçük hak talebiyle yap›lan eyleme bile azg›nca sald›ran polis, ölüm getiren kalabal›¤›n çirkinleflerek büyümesini, y›karak ilerlemesini so¤ukkanl›l›kla izliyor. Aziz Nesin’in dilinden yap›lan bir anlat›mda devletin son dü¤meye basarak oteli atefle vermeden önce içeride kendinden biri var m›, yok mu diye kontrol etti¤ini ö¤reniyoruz. ‹ki sivil polis geliyor ve içeride polis olup olmad›¤›n› kontrol ediyor. Onlar›n ç›k›fl›n›n hemen ard›ndan otel atefle veriliyor… Sahnede 盤l›klar, panik ve kofluflturmalar… fians eseri kurtulanlar da oluyor. Aziz Nesin yang›ndan kurtulurken yaflad›¤› sald›r›lar, sald›rganlar›n kimli¤i, katliam›n gerçek suçlular›n› iflaret ediyor. Yang›ndan yaralar ve büyük hasarlarla kurtulabilen bir grup ise üstüne suçlu muamelesi görüyor ve hastane yerine karakolda sabahl›yor. Otelden ç›kan 33 can›m›z›n yanm›fl bedenleri hala gözümüzün önündedir. Suçunu gizleme gere¤i bile duymayan faflist TC’nin temsilcilerinin aç›klamalar› bu görüntüler kadar iç yak›c›d›r. Mesut Y›lmaz “Bu kadar insan futbol

maç›nda da ölüyor” diyor. O dönem Cumhurbaflkan› olan Süleyman Demirel “Devlet güçleriyle halk› karfl› karfl›ya getirmemek laz›m” diyerek halk› kendi beslemeleriyle s›n›r-

l›yor. Ama en çok katliam›n kendilerinin ürünü oldu¤unu aç›k eden Baflbakan Tansu Çiller oluyor: “Otelin çevresindeki insanlar›m›za zarar gelmemifltir ve devlet görevi bafl›ndad›r”… O döneme tan›kl›k edememifl gençlere, yaflan›lan kültür bombard›man›nda geçmifli

unutan halka ve medyaya katliam› tüm bu korkunç ayr›nt›lar›yla hat›rlatan Genco Erkal’› ve oyundaki tüm sanatç›lar› tebrik ediyoruz. Ancak oyunun bütününe hakim olan bir bak›fl aç›s›, oyunun gerçek hedefine ulaflmas›n› engelliyor ve oyunun neden burjuva medya ve pek çok köfle yazar› taraf›ndan bu kadar ilgi gördü¤ünü bizlere aç›kl›yor. Özellikle AKP’nin hükümete oturmas›yla birlikte tekrar körüklenen ve son y›llarda Cumhuriyet Mitingleri gibi büyük giriflimlerle büyütülen dincilaik tart›flmas›na Genco Erkal, Sivas ’93 oyunuyla kat›lm›fl oluyor. Egemenler taraf›ndan sömürü tarihinin bafl›ndan beri kullan›lan ve ülkemizde de yo¤un etkisi olan din, bizler için kap›daki bir tehlike de¤il y›llard›r kullan›lan bir bask›lama ve uyuflturma arac›d›r. fiu ana kadar varolan tüm dini durumlar ve örgütler, devlet taraf›ndan beslenmifl ve daha önce örneklerini gördü¤ümüz üzere kontrol alt›nda tutulmufl, zaman› geldi¤inde sahneden çekilmifltir. Laik-dinci çat›flmas› geçim s›k›nt›s› ve iflsizlikle bo¤uflan halkla yapay bir gündem olarak sunulur ve kendi sorunlar› yerine ilerici olarak sunulan ama sorunun tam kayna¤› olan Kemalist rejimi savunmas› istenir. Yine Sivas katliam›nda da kullan›lan, devlet taraf›ndan beslenmifl afl›r› dinci örgütlerdir ama olay›n tüm aflamalar› ve yaflan›lan ac› süreç ortaya koymaktad›r ki, onlar sadece birer maflad›r. Gerçek suçlu her zamanki gibi sömürücüler ve onlar›n sömürü sistemidir.

Oyunun metnini de haz›rlayan Erkal, oyun boyunca bize do¤rulu¤u olmayan bir vurguyu gereksizce tekrarlar; kendilerine yard›m eden Aziz Nesin’in korumalar›ndan birinin de polis oldu¤u, onlar› orada b›rakan ve seyredenlerin de polis oldu¤u, a¤›r yan›klarla yang›ndan flans eseri kurtulanlar› karakolda o halde tutanlar›n da onlar gibi çaresiz kald›¤›n›… Elbette kolluk güçleri de halktan insanlardan oluflur ve aralar›nda yard›mc› olan veya memur mant›¤›yla hareket edenler vard›r. Ancak bu kolluk güçlerinin genel karakterini de¤ifltirmez. Gözda¤› vermek istediklerinde halk›n üstünden savafl uçaklar›yla geçenlerin, tazyikli sular›n› ve gaz bombalar›n› ya¤mur gibi ya¤d›ranlar›n, onca insan› yanmaktan çekip almayaca¤›na ya da karakoldan hastaneye nakledemeyece¤ine inanmak hiç ak›l al›r bir fley de¤ildir. Belgesel niteli¤indeki oyunda kullan›lan orijinal diyaloglar, belgeler ve geliflmeler gerçek suçlular› ele verse de oyun metnine serpifltirilmifl baz› konuflmalar, bizi koyu dinci örgüt ve yap›lanmalara, fleriat korkusuna sürüklemeye çal›fl›yor. Bu da flu dönem AKP hükümeti karfl›s›ndaki kliklerde yer alanlar›n, Kemalistlerin oyuna s›cak bakmalar›na neden olmakta. Bu bak›fl aç›s›n›n bilinçlerde yarataca¤› bulan›kl›¤a dikkat çekmekle birlikte oyunun iyi bir tan›k ve etkileyici bir bütün oldu¤unu söylemek gerek. Özellikle o dönemi yak›ndan yaflamam›fl gençlere ve olay› an›msamayanlara bir buçuk saatlik etkileyici bir belgesel.


İşçi-köylü 15

30 Mayıs-12 Haziran 2008

Gazete/Okur

Uluda¤ Üniversitesi’nde yaflananlar 10 Mart günü faflistlerin sald›r›s›na u¤rayan 6 ö¤renciye destek vermek için biraraya gelen 200 civar›nda devrimci, demokrat ve yurtsever ö¤renci, kendilerine sald›ran jandarmayla çat›fl-

m›flt›r. Çat›flma sonras›nda bir ö¤rencinin kolu ve bir di¤erinin aya¤› k›r›lm›fl, ikisi uzman çavufl 6 asker yaralanm›flt›r. Çat›flma sonras› müdahalede 70’e yak›n ö¤renci gözalt›na al›nm›flt›r. Gözalt› süresi keyfi bir flekilde uzat›lan ö¤renciler, jandarma tara-

f›ndan küfür ve hakarete u¤ram›fl, psikolojik bask› görmüfltür. Tuvalet ihtiyaçlar› dahi karfl›lanmayan ö¤renciler, sloganlar ve marfllarla faflizmin cellatlar›na kendi kalelerinde en güzel ceva-

larla yerlerinden sökülecek derecede fliddetle sars›larak, hiçbir engelin devrimcileri durduramayaca¤› faflist Kemalist diktatörlü¤ün kolluk güçlerine bir kez daha karakol adeta dar edilerek

b› militanca vermifltir. 30 kiflinin kapat›ld›¤› 20 metre kare kapal› alana sabaha karfl› biber gaz› s›k›lm›fl ast›m› olan bir ö¤renci keyfi bir flekilde hastaneye çok geç götürülmüfltür. Bunun üzerine de sloganlar susmam›fl, demir parmakl›klar tekme ve yumruk-

gösterilmifltir. Olayla ilgili birçok defa mahkemenin serbest b›rakmas›na karfl›n Savc›’n›n itirazlar›yla tekrar gözalt› ve tutuklamalar yaflanm›flt›r. 10 Nisan günü üniversite içerisinde olayla ilgili bas›n aç›kla-

mas› yap›lm›flt›r. 80’e yak›n kifliye toplam 130 soruflturma aç›lm›flt›r. Bask› ve sindirme politikalar›n›n boyun e¤diremedi¤i, tutuklama ve soruflturmalar›n y›ld›ramad›¤› Uluda¤ Üniversitesi devrimci ve demokrat ö¤rencileri, tepkilerini flenlik dönemine tafl›yarak, sistemin destekledi¤i/dayatt›¤› yoz kültür reddetmifl, davul zurna eflli¤inde halaylar çekmifl, türküler söylemifl, tulum eflli¤inde horon tepmifltir. El ele ve omuz omuza birliktelik ve isyan ruhunu kuflanan ö¤renciler, özgürlü¤ü simgeleyen uçurtmalar›n› göklere uçurmufl, her bireyin kendisinin özgürce boyad›¤› ve resimledi¤i “Arkadafl›ma dokunma!” yaz›l› tiflörtleri flenlik boyunca giyerek, tüm ö¤rencileri yaflananlar karfl›s›nda duyarl› olmaya ça¤›rm›flt›r. Ö¤rencilere destek vermek için biraraya gelen devrimci ve demokratik kurumlar 12 Mart günü Heykel Meydan› AVP önünde bir bas›n aç›klamas› yapm›flt›r. Bas›n aç›klamas›n› E¤itim-Sen, KESK Bursa fiubeler Platformu, TMMOB ‹KK Sekreterli¤i, D‹SK ve D‹SK’e ba¤l›

sendikalar, ‹HD, ÇHD, ÇGD Bursa fiubesi bileflenleri örgütlemifl ve aç›klamaya; Partizan, SDP, ÖDP, EMEP, Tuncelililer Derne¤i, ESP, Halkevleri, DHP, BDSP kat›lm›flt›r. 13 Mart günü savunmalar›n› veren ilk grup ö¤renciler ç›k›flta alk›fllarla karfl›lanm›fl ve akabinde üniversite içerisinde bir bas›n aç›klamas› daha yap›lm›flt›r. Kitle ad›na bas›n aç›klamas›n› okuyan Seher Tahran, üniversitede yaflanan haks›z uygulamalar› protesto etmek için 3 Nisan 2008 günü yapt›klar› bas›n aç›klamas›ndan sonra kendileri hakk›nda soruflturma bafllat›ld›¤›n› belirterek; “E¤er bu suçsa biz yine ayn› suçu iflliyor ve bas›n aç›klamas› yaparak yap›lan uygulamalar› protesto ediyoruz. Yaflananlar karfl›s›nda soruflturma aç›lan ve aç›lmayan ö¤renciler olarak birlikte hareket etmeye devam edece¤iz” dedi. Temsili demir parmakl›klar ile a¤›zlar› bantl› bir flekilde oturma eylemi yapan ö¤renciler, birlik ve dayan›flma içerisinde olduklar›n› bir kez daha rektörlü¤e ve tüm ö¤rencilere göstermifl oldu. (Bursa)

‹nönü Üniversitesi’nde alternatif flenlik

Kum torbas› de¤il, ö¤renciyiz!

Üniversitelerde büyük flirketlerin sponsorlu¤unda yap›lan ve gençli¤in yozlaflmas›n› sa¤layan flenliklere karfl› devrimci ve demokrat ö¤renciler kendi flenliklerini yapt›lar. ‹nönü Üniversitesi’nde YDG, DGH, Gençlik Derne¤i, SGD, DÖDER, Emek Gençli¤i 19-20-21 May›s’ta alternatif flenliklerini yapt›lar. fienliklere ‹nönü Üniversitesi ö¤renci olan ve sivil faflistler taraf›ndan öldürülen Ümit Cihan Tarho ad›n› verdiler. Ve bundan sonra her y›l bu flenliklerin yap›lmas›n› karalaflt›rd›lar. fienliklerin ilk günü etkinliklerin neden yap›ld›¤›n›n ve alternatif bir flenli¤in neden yap›lmas› gerekti¤ini anlatan bir konuflma yap›ld›. Daha

Ankara Üniversitesi ö¤rencileyoruz” dövizleri tafl›yarak “Azari, ÖGB ve okul idaresinin son dödi”, “Kum torbas› de¤il ö¤rennemlerde ö¤renciler üzerindeki ciyiz” sloganlar›n› att›. Ö¤renciler bask›lar›n› 16 May›s 2008 tarihinde ad›na aç›klama yapan Zeynep yapt›klar› yürüyüflle protesto etti. Erel, Cebeci Kampüsü’nün son Ankara Üniversitesi Cebeci dönemlerde yar› aç›k cezaevini anKampüsü E¤itim Fakültesi önünde d›rd›¤›n› belirterek, dekanl›k ve biraraya gelen ö¤renciler, “Hapisrektörlü¤ün bu uygulamalara seshane de¤il, ünisiz kald›¤› için k›naversite istiyod›klar›n› söyledi. ruz” pankart› aça- AÜ ö¤rencileri, ÖGB Erel, bu tür uygulave okul idaresinin malar karfl›s›nda birrak, okul giriflindeson dönemlerdeki çok kez dilekçe ve ki turnikelerde ö¤renciler üzerinde- imza toplad›klar›n›, ÖGB’lerin 10 Maki bask›lar›n› protes- gönderdiklerini, bu y›s’ta bir ö¤renciyi to etti. kameralardan uzak uygulamalara bugün bir yerde dövmeoldu¤u gibi yar›n da sini protesto etti. Turnikelerin busessiz kalmayacaklar›n› belirtti. lundu¤u yere kadar yürüyen ö¤Ö¤renciler, özel güvenlik birimi renciler “Susma hayk›r flefinin ad›n›n Aslan olmas› nedeÖGB’ye hay›r”, “Üniversiteler niyle yüzlerine Aslan maskeleri tabizimdir bizimle özgürleflecek”, karak ve ›sl›k çalarak eylemlerini “Güvenlik de¤il özgürlük istisonland›rd›lar. (Ankara)

sonra fliirler okundu ve halaylar çekildi. fienliklerin ilk gününde jandarman›n da bask› vard›. Ö¤rencileri üstü kapal› flekilde tehdit eden jandarma

‹nönü Üniversitesindeki flenliklere sivil faflistler taraf›ndan öldürülen Ümit Cihan Tarho ad› verildi. herhangi bir müdahalede bulunmad› yaln›zca izlemekle yetindi. Çekilen halaylardan sonra ertesi gün için buluflma yeri kararlaflt›r›ld› ve kitle da¤›ld›. Alternatif flenliklerin ikinci günü daha kitlesel ve coflkuluydu. Türküler ve marfllar hep bir a¤›zdan söylenip halaylar çekildi. Daha sonra

YÖK’ü teflhir eden bir skeç gösterildi. Jandarman›n yo¤un bir y›¤›nak yapt›¤› görüldü, buna ra¤men kitle kararl› bir flekilde kendi flenliklerini yapt›. Üçüncü ve son gün ise en kitlesel kat›l›m sa¤land›. Yine fliirler okundu ve halaylar çekildi. Jandarma di¤er günlerde oldu¤u gibi flenli¤imize yo¤un “ilgi” gösterdi. Bask›lara ra¤men kat›l›m›n günden güne artmas› ve herhangi bir geri ad›m at›lmamas› her fleye ra¤men halk gençli¤inin kendi kültürüne sahip ç›kt›¤›n›, yozlaflt›rma politikalar›n›n tutmayaca¤›n› ve devrimci ve demokrat ö¤rencilerin alternatif yaratt›¤› oranda sistemin politikalar›n›n yaflam bulmayaca¤›n› gösterdi. (Malatya YDG)

BURSA TUNCEL‹L‹LER KÜLTÜR VE DAYANIfiMA DERNEG‹ DAYANIfiMA GECES‹ Sanatç›lar: - Ferhat TUNÇ - Metin&Kemal KAHRAMAN - Hilmi YARAYICI - Nurettin GÜLEÇ - Erdal BAYRAKO⁄LU - Grup H‹WDA - Konuk Sanatç›lar

Ç I K T I

H A Z I R L A N I Y O R

H›d›r U¤ur

Merhaba, 27 May›s 2007 tarihinde faflist TC devletinin kolluk güçleriyle girmifl olduklar› çat›flmada flehit düflen Mahmut Polat ve H›d›r U¤ur’un katledilifllerinin birinci y›l› içerisindeyiz. Halk savaflç›s› Mahmut Polat ve H›d›r U¤ur kavgalar›na olan ba¤l›l›k, cesaret ve inanç tohumlar›n› saçarak flehit düflmüfllerdir. “Gerillalar ölmez, yaflas›n Halk Savafl›” diyerek Mahmut Polat’›n sevdi¤i bir fliiri tüm dostlar›m›zla paylaflmak istedik. Yaflad›klar›mdan ö¤rendi¤im bir fley var yaflad›n m› yo¤unlu¤una yaflayacaks›n bir fleyi sevgilin b›kk›n kalmal› öpülmekten sen bitkin düflmelisin koklamaktan bir çiçe¤i insan saatlerce bakabilir gökyüzüne denize saatlerce bakabilir, bir kufla, bir çocu¤a yaflamak yeryüzünde onunla kar›flmakt›r kopmaz kökler salmakt›r oraya kucaklad›n m› s›ms›k› kucaklayacaks›n arkadafl›n› kavgaya tüm kaslar›nla güvenle tutkunla gireceksin ve uzand›n m› bir kez s›ms›k› kumlara bir kum tanesi bir yaprak gibi bir tafl gibi dinleneceksin ‹nsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildi¤ine hem de bütün benli¤ini seslerle ezgilerle dolarcas›na insan bal›klama dalmal› içine hayat›n bir kayadan zümrüt bir denize dalarcas›na Uzak ülkeler çekmeli seni tan›mad›¤›n insanlar bütün kitaplar› okumak bütün hayatlar› tan›mak arzusu ile uyanmal›s›n de¤ifltiremezsin hiç bir fleyi bir bardak suyu içmenin mutlulu¤unu fakat ne kadar sevinç varsa yaflamak özlemiyle dolmal›s›n Ve kederi de yaflamal›s›n namusluca bütün benli¤inle çünkü ac›lar da sevinçler gibi olgunlaflt›r›r insan› kan›n kar›flmal› hayat›n bütün dolafl›m›na dolaflmal› damarlar›nda hayat›n sonsuz taze kan› Yaflad›klar›mdan ö¤rendi¤im bir fley var yaflad›n m› büyük yaflayacaks›n ›rmaklara gö¤e bütün evrene kar›fl›rcas›na çünkü ömür dedi¤imiz bir fley hayata sunulmufl bir arma¤and›r ve hayat sunulmufl bir arma¤and›r insana.

Yer: ATATÜRK KAPALI SPOR SALONU Tarih: 01/06/2008 Saat: 17:30

IK BÜROL IL C IM Y A Y UMUT

Mahmut Polat

(Mahmut Polat’›n ailesi ad›na ye¤eni) Seni hiçbir fliire s›¤d›ramay›z S›¤d›ramay›z gök kafese Yüre¤imiz küçük kal›r Sana olan hasretimiz s›¤maz içimize Sen her do¤an günde, her açan çiçekte Ya¤an her karda sakl›s›n Gün gelecek gözlerin gözlerimiz olacak

ARINDA

Onlar sen gittin sand›lar Seni al›p götürdükleri güne aldand›lar Oysa sen, her zamanki gibi O güzel gülümsemenle Ve bir dal›n heybetiyle Güleceksin onlara Bilmezler mi sen güneflin çocu¤usun Günefl do¤dukça sen Hep yeniden do¤acaks›n Ve flahin olup dolaflt›¤›n bu da¤larda Sen, f›rt›na delikanl› hep eseceksin

Kampanya Fiyat›: 35 YTL

(Mahmut Polat’›n efli Rahime Polat)


±CMYK

iflçi-köylü Demokratik Halk ‹ktidar› ‹çin

www.iscikoylu.org

B‹Z HALKIZ GELECEK ELLER‹M‹ZDED‹R

UMUT YAYIMCILIK VE BASIM SANAY‹ LTD. fiT‹ Yönetim yeri: Gureba Hüseyin A¤a Mah. ‹mam Murat Sok. No:8/1 Aksaray-Fatih/‹STANBUL Tel: (0212) 521 34 30 FAKS: (0212) 621 61 33 Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Çilem ÖNSEL Bask›: Gün Matbaac›l›k Beflyol Mah. Telsizler Mevkii Akasya Sk. No:23/A K.Çekmece/‹stanbul Tel: 0212 426 63 30-580 63 80

e-mail: umutyayimcilik@ttmail.com

BÜROLAR KARTAL: ‹STASYON CAD. DÖRTLER APT. NO: 4/2 KARTAL, TELEFAKS: (0216) 306 16 02 Cep: 0 537 270 75 60 ANKARA: TUNA CAD. ÇANAKÇI ‹fiHANI NO:11 KAT: 3 DA‹RE: 32 ÇANKAYA TEL: (0312) 430 67 65 Cep: 0 535 562 33 72 ‹ZM‹R: 856 SOKAK, NO:48/203 KEMERALTI KONAK, TEL: (0232) 446 78 07 Cep: 0 555 561 04 03 MALATYA: DABAKHANE MAH. TURGUT TEMELL‹ CADDES‹ BARIfi ‹fiHANI KAT: 3 NO: 94 ERZ‹NCAN: ORDU CAD. ORDU ‹fiHANI KAT:3 TEL: (0446) 223 67 18 CEP: 0 536 697 94 19 BURSA: SELÇUK HATUN MAH. ÜNLÜ CAD. SÖNMEZ ‹fi SARAYI KAT: 2 NO: 185 HEYKEL, TEL: (0224) 224 09 98 Cep: 0 536 613 81 98 MERS‹N: S‹L‹FKE CAD. ÇAVDARO⁄LU ‹fiHANI KAT: 3 NO: 118 MERS‹N Cep: 0545 685 25 27 AVRUPA MERKEZ BÜRO: WESELER STR 93 47169 AS-DRUCK DUISBURG-ALMANYA TEL: 0049 203 40 60 958 FAKS: 0049 203 40 60 959

O’nu ne düflmanlar› ne de ard›llar› unuttu! ‹stanbul’da eylemler “Bugün katlediliflinin ard›ndan geçen 35 y›la ra¤men ard›llar›n›n sürdürdü¤ü mücadelede defalarca s›nanan pratikte kan›tlanm›flt›r ki Kaypakkaya’y› emekçi kitlelerin bilincine kaz›yan sadece 90 gün boyunca iflkencehanelerde göstermifl oldu¤u destans› direnifl de¤ildir.” Ezilenlerin, zulme, sömürüye ve de egemen s›n›flar›n her türden sald›r›lar›na karfl› verdi¤i mücadelelerle yaz›lan insanl›k tarihinin sayfalar›na düflülen en önemli notlardan biridir 18 May›s. Ayn› zamanda insanl›¤›n kurtuluflu mücadelesinde, bedel ödemenin s›n›r›n›n olamayaca¤›n›n ve bu bedeli ödemenin, düflmana karfl› net bir durufl gerektirdi¤inin ad›d›r. 1971 devrimci ç›k›fl›n›n önderlerinden, devrimci-komünist önder ‹brahim Kaypakkaya’n›n tüm bu de¤erleri, ser verip s›r vermeyen bir direnifl destan›yla, ard›llar›na arma¤an etmesinin ad›d›r.

‹stanbul Gazi Mahallesi

inanç, bile¤imizde güçtür ‹brahim Kaypakkaya" yazan iki pankart açarak yürüyüfle geçti. Cadde boyunca, alk›fllar ve ›sl›klar eflli¤inde süren yürüyüfl s›ras›nda jandarman›n y›¤›nak yapt›¤› önlemi ald›¤› ve yolu keserek yürüyüflü engellemeye çal›flt›¤› gözlenirken, kitlenin kararl›l›¤› karfl›s›nda geri ad›m atarak, yolu açmak zorunda kald›. Aksoylar Dü¤ün Salonu önüne kadar süren yürüyüfl, burada yap›lan sayg› durufluyla devam etti. Sayg› duruflunun ard›ndan Partizan ad›na bir aç›klama yap›ld›. "Ölümsüzlü¤ünün 35. Y›l›nda bayra¤›m›zd›r, gücümüzdür, önderimizdir ‹brahim" denilen anma eylemi hep birlikte söylenen "‹brahim Yoldafl" ezgisiyle sona erdi.

Ankara

karfl›s›nda yer al›naca¤›n›n ifade edildi¤i aç›klamada “Onlar› bugün anmak kanla, bedel ödeyerek ve ödeterek yaratt›klar› miras ve de¤erlere sahip ç›kmaktad›r” denildi. * Ayn› günün akflam› Natoyolu Tekmezar Park›’nda toplanan Partizan, DHP, ESP ve Ankara 78’liler Birlik ve Dayan›flma Derne¤i sloganlarla Tuzluçay›r’a kadar meflalelerle yürüdü. Tuzluçay›r’da yap›lan bas›n aç›klamas›n›n ard›ndan devam eden yürüyüfl “Devrim flehitleri ölümsüzdür”, “Önderimiz ‹brahim, ‹brahim Kaypakkaya”, “‹bo Haydar Zülfikar, namludad›r iktidar” slogan›yla sona erdi. * 18 May›s günü sabah saatlerinde Ankara’dan yola ç›kan Partizan, DHP, DTP, ESP, Köz, Ankara 78’liler Birlik ve Dayan›flma Derne¤i, ‹HD Ankara fiube, Ovac›k Tuncelililer Derne¤i ve Devrimci 78’liler Federasyonu ‹brahim’in Ankara

* 18 May›s Pazar günü Gazi Mahallesi Eski Karakol Dura¤›’nda bafllayan ve Partizan taraf›ndan örgütlenen eyleme ESP, DTP, BDSP ve DHP de destek sundu. Yürüyüfl öncesi mahalle halk›na ajitasyon konuflmalar› yap›ld›. “Çelik ald›¤› suyu unutmad›, unutmayacak”, “fiehitlerimiz toprakta tohum hasad›m›z devrim olacakt›r” vd. pankartlar aç›larak, alk›fl ve z›lg›tlarla yürüyüfle geçildi. Yürüyüfl s›ras›nda da ajitasyon konuflmalar› yap›ld› ve marfllar söylendi. ‹smet Pafla Caddesi’ne kadar yürüyen kitle, burada bas›n aç›klamas› yapt›. * Sar›gazi’de18 May›s günü Partizan taraf›ndan organize edilen ve DTP’nin yan›s›ra, çok say›da kurumun da kat›larak destek verdi¤i anmada, saat 19:00’da Demokrasi Caddesi’nde toplanan kitle, üzerlerinde "Onu anmak savaflmakt›r" ve "Beynimizde bilinç, yüre¤imizde

Sar›gazi * 17 May›s 2008 tarihinde Yüksel Caddesi’nde yap›lan bas›n aç›klamas›n› düzenleyen Partizan, DHP, DTP, ESP, Köz, Ankara 78’liler Birlik ve Dayan›flma Derne¤i, Devrimci 78’liler Federasyonu ‹brahim Kaypakkaya ve Haki Karer’in resminin yer ald›¤› “fiehitlere devrim sözümüz var. Belki biz olmayaca¤›z ama bu çelik ald›¤› suyu unutmayacak” yaz›l› pankart açt›lar. Kurumlar ad›na yap›lan bas›n aç›klamas›nda medyan›n dizilerle çarp›tarak ortaya koymaya çal›flt›¤› tarihe sahip ç›k›larak devrimci de¤erlerin içinin boflalt›lmas›na izin verilmeyece¤i vurgusu yap›ld›. Baflta Kemalizm ve Kürt Sorunu olmak üzere sistemden köklü bir kopuflun temellerini atan Kaypakkaya’y› unutturmaya çal›flan tüm sald›r›lar›n

Gazi Mahallesi’nde “Çelik Ald›¤› Suyu Unutmad›, Unutmayacak” Etkinli¤i

‹stanbul Avrupa yakas› Partizan okurlar› olarak 24 May›s Cumartesi akflam› Komünist Önder ‹brahim Kaypakkaya’n›n katlediliflinin 35. y›l›nda “Çelik Ald›¤› Suyu Unutmad›, Unutmayacak” fliar›yla kitlesel bir anma etkinli¤i yapt›k. Etkinlik Kaypakkaya flahs›nda tüm komünizm ve devrim flehitleri için yap›lan sayg› durufluyla bafllad›. Daha sonra bir arkadafl Partizan ad›na gecenin anlam ve önemine iliflkin konuflma yapt›. Konuflman›n hemen ard›ndan Ovac›kl› Reflo Memed’in Zazaca skeciyle etkinlik devam etti. Daha sonra Grup ‹syan Atefli sahne ald›. Kaypakkaya için besteledikleri kendi ezgileriyle bafllad›klar› dinletilerinde ‹brahim

Yoldafla A¤›t› Kürtçe söyleyen grubun ard›ndan sahneye Hilmi Yaray›c› ç›kt›. O da söyledi¤i parçalarla 18 May›s’› selamlad›. Yaray›c›’n›n ard›ndan Dursun Güngör sahne alarak Kaypakkaya için düzenlenen böyle bir etkinlikte bulunmaktan onur duydu¤unu belirtti ve Partizanlarla özdeflleflmifl türküleri söyledi. Daha sonra sahneye ç›kan Cengiz Sa¤lam, Grup Kotan ve ‹mam Diler de söyledikleri Zazaca ve Türkçe türkülerle kitleyi coflturdular. Ard›ndan Hasan Sa¤lam ve MKM bünyesinde çal›flmalar›n› sürdüren Koma Çiya sahne ald›. Onlar da söyledikleri ezgilerle ve halay parçalar›yla etkinli¤e ayr› bir renk katt›lar. Etkinlikte baflta proletaryan›n ölümsüz ustalar› Marks, Engels, Lenin, Stalin ve Mao olmak üzere Proletarya Partisi’nin 4 genel sekreteri ve tüm flehitleri, Türkiye devrimci hareketinin flehitlerinden baz›lar›n›n resimleri etkinlik boyunca kurulu olan sinevizyondan gösterildi. Etkinli¤e ayr›ca hapishanelerden Tutsak Partizanlar, PfiTA, Yeni Demokrat Gençlik, BDSP ve Gazi Mahallesi Al›nteri ile Mücadele Birli¤i okurlar› mesaj gönderdi.

mezar›n›n bulundu¤u Karakaya Köyü’ne 2 kilometre kala jandarma taraf›ndan durduruldu. Jandarma, üzerinde ‹brahim Kaypakkaya ve Haki Karer’in resimlerinin bulundu¤u pankarta el koymak istedi. Ancak avukatlar›n ve kurum temsilcilerinin müdahalesi ile jandarma geri ad›m atmak zorunda kald›. Araçlar›n konvoy halinde mezarl›¤›n oldu¤u bölgeye gitmesine ise izin vermedi. Mezarl›¤›n giriflinde tam bir abluka ile karfl›lafl›ld›. Jandarman›n savc›l›ktan ald›¤› izinle gelen kitleyi tek tek kimlik kontrolünden geçirmesi, GBT taramas› yapmas› ve bu esnada onursuz üst aramas› dayatmas› devletin ne kadar korktu¤unun bir göstergesiydi. Yap›lan tüm bu ifllemlerin sonunda bir de tutanak imzalat›ld›. Tüm bu aramalara ra¤men mezarl›¤›n girifline jandarmalardan koridor yap›lmas› tepkiyle karfl›land› ve jandarma çekilmeden yürüyüfle geçilmeyece¤i dile getirdi. Kitlenin kararl› tutumuyla jandarma ablukas›n›n aç›lmas›n›n ard›ndan ortak pankart aç›-

flehitlerini anmak için bütün kurumlara ça¤r› yap›lmas›na ra¤men Al›nteri ve Odak gazetesinin destekleyen kurumlar olarak imza atmas›n›n d›fl›nda baflta devrimci kurumlar olmak üzere demokratik kitle örgütlerinin ça¤r›y› yapan kurumlara (Partizan, DHP ve DTP) hiçbir flekilde cevap vermemesini ayr›ca belirtmek ve üzerinde düflünmek gerekir. Bu noktada sistemin yok sayd›¤› saklamaya çal›flt›¤› ‹brahim Kaypakkaya’ya hak etti¤i yeri ve gereken önemi vermenin devrimci mücadelenin ilkelerinden biri oldu¤unu bir kez daha hat›rlatma ihtiyac› duyuyoruz.

Bursa * 17 May›s akflam› Partizan, DHP, BDSP, ESP, SDP ve Bursa Tuncelililer Derne¤i iki ayr› etkinlikle Kaypakkaya’y› and›. ‹lk etkinlik AVP Tiyatrosu önünde yap›lan bas›n aç›klamas› ile kitlesel olarak gerçeklefltirildi. Kaypakkaya flahs›nda May›s ay› flehitleri ve tüm devrim flehitleri için yap›lan sayg› duruflu ile bafllayan aç›klama, kitle taraf›ndan alk›fl ve sloganlarla desteklendi. * ‹kinci etkinlik ise saat 18.30’da Bursa Tunceliler Derne¤i lokalinde “68 ve 71 Devrimci Ç›k›fl›” bafll›¤› alt›nda yap›lan paneldi. Panelde Partizan, BDSP ve ESP’den konuflmac›lar düflüncelerini ifade ettiler. Konuflmac›lar 68’de dünyada ve ülkemizde yaflanan olaylar ve geliflmelere de¤indiler. Panelin sonunda Tuncelililer Derne¤i Müzik Grubu’nun kitleyle birlikte söyledi¤i türkü ve marfllarla etkinlik sona erdirildi. ‹brahim Kaypakkaya’n›n Bursa’da ilk kez bir sokak eylemiyle an›lmas›n›n olumlulu¤unun yan›nda kendine devrimci, demokratik diyen kurumlar›n anma etkinli¤ine ça¤r›lmas›na karfl›n gelmemeleri ise bir olumsuzluktu.

‹zmir * 17 May›s günü Mine Bademci Kültür Merkezi’nde Partizan, DHP, Devrimci Hareket ve ESP’nin düzenledi¤i anma devrim flehitleri için yap›lan sayg› duruflu ile bafllad›. Sayg› duruflunun ard›ndan Partizan ve Devrimci Hareket ad›na konuflmalar yap›ld›. Etkinlik sinevizyon gösterimi, fliir dinletisi ve verilen müzik dinletileri ile sona erdi. ‹zmir

a¤›zdan söylendi. Ayr›ca ‹brahim Kaypakkaya’y› anlatan bir konuflma yap›ld›. Ö¤le yeme¤inden sonra YÖK Baflkan›’n›n aç›klamalar›n› konu alan k›sa bir skeç yap›ld›. Daha sonra davul zurna eflli¤inde çekilen halaylarla piknik sonland›r›ld›. (Malatya YDG)

Sivas

Bursa

larak yürüyüfle geçildi. Sayg› duruflu ile bafllayan anmada, kurumlar ad›na ortak bir aç›klama okundu. ‹brahim Kaypakkaya’n›n okul arkadafl› Salman Kaya yapt›¤› konuflmada; Kaypakkaya’n›n mücadeleci yan›na vurgu yapt›. fiair ve avukat Ömer Öneren ise, ‹brahim Kaypakkaya’ya yazd›¤› fliiri okudu. Ovac›k Tunceliler Derne¤i ve ‹HD üyelerinin de destek verdi¤i anma, DTP Ankara il yöneticisinin yapt›¤› k›sa konuflman›n ard›ndan marfllar okunarak sona erdi. Anma etkinlikleri program› oluflturulurken ortaklafl›lan Devrimci 78’liler Federasyonu’nun gerek yap›lan bas›n aç›klamas›nda gerekse mezarl›kta ayr›flan bir tutum içerisine girmesi eylem birlikteli¤i ilkelerinin olmas› gerekti¤i gibi hayata geçmesinin önünde engel oluflturdu. Yine tüm çevreler taraf›ndan devrimci bir önder olarak kabul edilen ve sahiplenilen ‹brahim Kaypakkaya ve ulusal hareketin

Elimize e-posta kanal›yla geçen ‹stanbul Semt Üst Komitesi imzal› bir habere göre TKP/ML militanlar› çeflitli eylemlerle ‹brahim Kaypakkaya’y› and›. “May›s’›n 18’i, partimiz TKP/ML’nin öncülü¤ünde Türkiye devrimini gerçeklefltirece¤imize olan inanc›m›z›n ve bu inançla harmanlanm›fl mücadele azmimizin bilendi¤i bir gündür” denilen aç›klamada belirtildi¤ine göre 17 May›s’ta Ümraniye-1 May›s Mahallesi’nde “‹brahim Kaypakkaya beynimizde bilinç, yüre¤imizde cesarettir” yaz›l› ve TKP/ML T‹KKO imzal› bomba süsü verilmifl pankart as›lm›flt›r. Pankart iki saate yak›n as›l› kalm›fl, daha sonra düflman taraf›ndan indirilmifltir. Yine aç›klamaya göre18 May›s akflam› 1 May›s Mahallesi’nde TKP/ML ve PKK militanlar› ortak bir illegal gösteri düzenledi. Gece saat 22.00’de yap›lan gösteriye düflman önce z›rhl› araçlarla müdahale etmifl, ancak militanlar›n molotoflarla z›rhl› araçlar› yakmalar› üzerine geri çekilmifllerdir. Ard›ndan bölgeye çevik kuvvet y›¤›lm›fl ve iki saat boyunca çat›flma yaflanm›flt›r. Militanlar daha sonra eylemi kendi inisiyatifleriyle bitirmifl ve hiçbir kay›p vermeden geri çekilmifllerdir. Eylem boyunca “‹brahim Kaypakkaya ölümsüzdür”, “Devrim flehitleri ölümsüzdür”, “Yaflas›n devrimci dayan›flma”, “‹brahim Kaypakkaya, Mahmut Zengin, Eflref Any›k, Necmi Öner, Ferhat Kurtay, Haki Karer ölümsüzdür” sloganlar› at›lm›flt›r. Ayr›ca TKP/ML militanlar› s›k s›k “Yaflas›n partimiz TKP/ML, Halk Ordusu T‹KKO, TMLGB” sloganlar›n› hayk›rm›flt›r. Ayr›ca aç›klamaya göre So¤anl›, ‹kitelli, Ümraniye, Gülsuyu, Alt›nflehir semtlerinde de ‹brahim Kaypakkaya an›s›na yay›nlanan TKP/ML MK-SB imzal› aç›klama yo¤un bir flekilde da¤›t›lm›flt›r. Yine Gazi Mahallesi’nde 16 May›s 2008 tarihinde akflam saatlerinde Gazi Mahallesi Fevzi Çakmak Caddesi Nalbur Dura¤›, ‹smet Pafla Caddesi ve Son Durak olarak bilinen bölgelere “Komünist önder ‹brahim Kaypakkaya ölümsüzdürTKP/ML” yaz›l› afifller yap›lm›flt›r. Aç›klamaya göre kimi yerlerde düflmanla karfl› karfl›ya gelen TKP/ML militanlar›, kararl› bir flekilde ve cesaretle eylemlerini sürdürmüfl, faflist TC devletinin kolluk güçlerinin “uyan›kl›¤›” ve yo¤un denetim devriyeleri bofla ç›kar›lm›fl, TKP/ML militanlar› eylemi baflar›yla sonuçland›rm›flt›r.

* 18 May›s Pazar günü saat 13:00’de Konak Pier önünde toplanan Partizan, DHP, ESP, Devrimci Hareket, BDSP, KÖZ, ‹LGP, SDP ve DevLis buradan Sümerbank önüne yürüyerek bir bas›n aç›klamas› yapt›. Sayg› duruflunun ard›ndan okunan bas›n aç›klamas›nda “Kaypakkaya yoldafl›m›zdan devrald›¤›m›z ser verip s›r vermeme gelene¤imiz ile emperyalizme, faflizme, flovenizme ve her türden gericili¤e karfl› kavgam›z› her zamankinden büyük bir s›n›f kiniyle yükseltiyoruz” denildi. Kat›l›m›n yüksek oldu¤u eylem, hep bir a¤›zdan söylenen ‹brahim’e A¤›t parças› ve Ali Kaypakkaya’n›n o¤luna yazd›¤› bir fliirin okunmas›n›n ard›ndan sona erdi.

Malatya Kaypakkaya, 18 May›s günü Malatya’da yap›lan bir piknikle an›ld›. Orduzu Piknik Alan›’na giden otobüsü durduran polis burada yaklafl›k 45 dakika kimlik kontrolü yapt›. Piknik alan›na var›ld›¤›nda sayg› duruflunda bulundu. Hep birlikte yap›lan kahvalt›dan sonra, müzik ve fliir dinletisine geçildi. Devrimci marfllar›m›z ve ‹brahim Kaypakkaya’n›n sevdi¤i türkü olan Burçak Tarlas› türküsü hep bir

18 May›s Pazar günü saat 14.00’de E¤itim-Sen Sivas fiubesi’nde ‹brahim Kaypakkaya anmas› yap›ld›. YDG ve DGH olarak ortak örgütlenen etkinli¤e yaklafl›k 40 kifli kat›ld›. Etkinli¤e sayg› duruflu ile baflland›. ‹brahim Kaypakkaya hakk›nda yap›lan k›sa konuflmalar›n ard›ndan, etkinli¤e kat›lan kiflilerle ‹brahim Kaypakkaya hakk›nda sohbet edildi. Konuflmalar›n ard›ndan “Umudun Atefl Toplar›na-2” isimli sinevizyon gösterilerek etkinli¤e son verildi. (Sivas YDG)

Trabzon 18 May›s günü SDP Trabzon fiubesinde saat 14.00’te gerçeklefltirdi¤imiz anma ‹brahim flahs›nda sayg› durufluyla bafllad›.Bir arkadafl›m›z›n ‹brahim’in hayat›n› anlatmas›ndan sonra ‹brahim’in politik duruflu, Kürt sorunu, Kemalizm ve verdi¤i mücadele hakk›nda bilgi verildi. Ard›ndan bugünün sorunlar›, gençli¤in sorunlar› ve ‹brahim’i anlaman›n ne demek oldu¤u üzerine düflüncelerimizi anlatt›k.

Mersin 24 May›s 2008 tarihinde Partizan, DHP, ESP ve Kald›raç taraf›ndan yap›lan panelle ‹brahim Kaypakkaya an›ld›. Panelist olarak kat›lan bir arkadafl›m›z ‹brahim’in ve di¤er devrimci önderlerden ayr›lma noktalar›n›n alt›n› çizdi. Etkinlik süresince fliir ve müzik dinletileri de yap›ld›. Sayg› durufluyla bafllayan etkinlik sloganlarla bitirildi.