Demokratik Halk İktidarı İçin İşçi-Köylü Sayı 1

Page 1

iflflççi-köylü Demokratik Halk ‹ktidar› ‹çin

www.iscikoylu.org umutyayimcilik@ttnet.net.tr

Say›: 2007-01

01

*Y›l:1 * 5-18 Ekim 2007 *Fiyat›: 1 YTL *ISSN: 1303-9350

Komprador sermaye, evdeki bulgurdan olmak istemiyor!

S›n›r ötesi operasyon 盤l›klar›ndan geriye kalanlar

Rejimin yap›sal krizini çözmek ve de ayn› zamanda konjonktürel ihtiyaca göre yeniden flekillendirmek ad›na ortaya at›lan “Anayasa de¤iflikli¤i”ne iliflkin tart›flmalar, bu defa TÜS‹AD gibi patron örgütlenmelerini de içine alarak sürüyor. Sayfa 8

29 Eylül tarihli gazete sayfalar›na bakt›¤›n›z zaman Irak ve TC aras›nda imzalanan son anlaflma ile ilgili çok fley bulamam›fls›n›zd›r. Kiral›k kalemflorlar›n bu konuda suskun kalmas› dikkat çekici ve anlaml›d›r. Sayfa 8

‹flte devlet terörü Dersim-Hozat’›n Boydafl (Samûfle-Amutka) k›rsal›nda odun toplamaya giden Bülent Karatafl ve Ali R›za Çiçek isimli vatandafllara “Dur ihtar›na uymad›klar› ve kaçt›klar›” gerekçesiyle atefl açan askerler Karatafl’› katletti. Bu kaç›nc› “Dur” ihtar›, bu kaç›nc› katliam?

Katledilmek kadar do¤al› var m› bu ülkede! Tüm sömürücü, zorba egemenlerin yöntemidir infazlar. Bunlar, kimi zaman devletin mahkemelerinde yarg›lanma sonucu verilen cezalarla karar yüzünüze okunarak “yasal” olarak gerçeklefltirilmekte kimi zaman da yarg›lama gibi bir komediye dahi gerek duyulmadan sokak ortas›nda, da¤ bafl›nda ya da evinizde hemen orac›kta, önceden kesinleflmifl cezan›z infaz ediliverilir. Tuzla flehitlerinden Hasanpafla’ya, Niflantafl›’ndan Maltepe’ye onlarca devrimci bu flekilde katledildi. Ad›n› da biz bulduk: Yarg›s›z ‹nfaz...

Yarg›s›z infazlar›n en yo¤un oldu¤u bölgelerin bafl›nda gelir Kürt illeri. Yüzlerce yurtsever, devrimci ve halktan insan bu infazlarda yaflam›n› yitirdi. “Dur” ihtar›na uymamak (duymamak, sa¤›r olmak vs. bahane de¤ildir!) durumunda hemen anl›k bir “yarg›lamayla” atefl aç›l›r. Bir de “terörist” “san›larak” katledilmek vard›r buralarda. “Terörist” olunca her fley müstehak ya... Yarg›l› ya da yarg›s›z tüm infazlar› durdurmak bizim elimizde. “Dur” ihtarlar›yla gelen ölümlere son vermek için örgütlenmekten baflka yol

S›n›fsal Yaklaflfl››m Lenin daima Lenin

Sayfa 3

Emekçinin Gündemi Sendikal harekette re(kabet)zalet ve sonuçlar›

Sayfa 4

Pusula Korku devleti

Sayfa 11

Evrensel Bak›fl

Mahalle de¤il, devlet bask›s›

‹flçi köylü’den

Ülkemizin önemli sosyologlar›ndan fierif Mardin’in Hürriyet ve Vatan gazeteleri için verdi¤i röportajlar üzerinden kopar›lan gürültüyle halk›m›z bir kez daha suni korkular yarat›larak, farkl› ç›kar gruplar› aras›ndaki güç savafl›na ortak edilmeye çal›fl›l›yor. Türban meselesi, ülkemizin Malezya olup olmayaca¤›, AKP’nin ülkeye fleriat getirme amaçl› gizli emellerinin var olup olmad›¤› ve buna karfl› tek güvencenin ordu ve onun dayand›¤› 12 Eylül Cunta Anayasas› oldu¤u üzerine yaz›lara bolca rastl›yoruz. Sayfa 3

Gazetemiz (Demokratik Halk ‹ktidar› ‹çin) ‹flçi köylü’nün ilk say›s›yla beraberiz. Partizan, Yeni Demokrasi ve Özgür Gelecek’ten sonra yay›n hayat›na bafllad›¤› 2001y›l›ndan bu yana gazetemiz, sizlerin de bildi¤i gibi çeflitli kapatma davalar›, Yaz›iflleri Müdürlerimize aç›lan yüzlerce dava, çal›flanlar›m›z›n u¤rad›¤› silahl› sald›r›, gözalt›, tutuklama vb. birçok sald›r›, bürolar›m›za gece-gündüz yap›lagelen bask›nlarla karfl› karfl›ya kald›. Hedefi yüksek, cüreti büyük, cesareti örnek bir davan›n bir parças› olarak karfl›laflt›¤›m›z hiçbir bask›, sald›r› karfl›s›nda (iflçi, köylü, emekçi, halk gençli¤i vd. tüm ezilenlerin sesi olma iddias›nda olan her yay›n›n yapt›¤› ve yapmas› gerekti¤i gibi) sesimizi susturmalar›na izin vermedik. Sayfa 2

81 kad›n iflflççi bir y›ld›r direniyor! Novamed, iflçi ö¤üten bir fabrika. Buradaki çal›flma koflullar› birçok serbest üretim bölgesi iflyerinde oldu¤u gibi son derece vahfli. Fabrikada ço¤unlu¤u oluflturan kad›n iflçilere yönelik bask›larsa daha da zorlu. ‹nsan yerine konulmayan kad›n iflçiler, çal›flma koflullar›na isyan ederek Petrol-‹fl Sendikas›’nda iki y›ll›k bir örgütlenme mücadelesine bafllad›lar. Sendika çeflitli zorluklar› aflarak 19 Nisan 2006 tarihinde toplu sözleflme yapma yetkisini ald›. Ancak Fresenius-No-

Stepan fiahumyan komutas›ndaki 26 Bakü siyasi komiserinin, ‹ngiliz emperyalistleri ve onlar›n sad›k uflaklar› Esserler ve Menflevikler taraf›ndan 20 Eylül 1918 flafa¤›nda Aflkabat’ta kurfluna dizilerek katledilmesinin y›ldönümü ile ilgili yaz›n›n ikinci ve son bölümünü yay›nl›yoruz. Sayfa 10

Güngören Belediyesi’nde Hak-‹flfl’’in oyunlar› tutmuyor!

Güngören Belediyesi’nde hareketli günler yaflan›yor. Hak-‹fl Sendikas›’n›n yetki almak için Belediye’de yürüttü¤ü çal›flmalar, tansiyonun yükselmesine neden olmufl durumda. Hak-‹fl, müdürlerle birlikte iflçiler üzerinde bask› kuruyor ve Belediye’de yetkiyi alarak sözleflme imzalamak için her Sayfa 2 yolu deniyor.

Tar›m iflflççilerinin dünyas›... Sabah 6.30’da bir telafl bafllar, herkes bir tarafa koflturur. Kimisi atefli yakar, kimisi yere bir çul serer, kimisi odun getirir. Ama bunlar yavafl yavafl de¤il, tam tersine çok h›zl› bir flekilde yap›l›r. Sonra kahvalt› haz›rlan›r. Ve yafllar› 4–5 olan çocuklar uyand›r›l›r. Hep beraber, h›zl› bir flekilde kahvalt› yap›l›r. Saat 7.30 oldu¤unda traktörler veya kamyonlar çad›rlar›n önüne gelir. Sayfa 5

Büyükan›t’›n toplu mezarlar›!

‹flflg gallerin büyüttü¤ü “kirli” sektörler

Sayfa 13

Enternasyonal

vamed yönetiminin bask›c› tutumundan dolay›, bir anlaflmaya var›lamad›. Fresenius ve Novamed yöneticilerinin kat› tutumu nedeniyle T‹S görüflmelerinde uzlaflma sa¤lanamay›nca iflçiler, insana yak›fl›r çal›flma ve yaflam koflullar› için 26 Eylül 2006 günü greve ç›kt›lar. Greve ç›kan 84 iflçinin 82’sini oluflturan kad›n iflçiler, 1 y›l›n› dolduran grevde bütün hayatlar›n› de¤ifltiren bir deneyim yaflayarak, hem sisteme hem de erkek egemenli¤ine karfl› mücadeleyi grev çad›rlar›nda, dayan›flma etkinliklerinde sür-

dürüyorlar. Novamed grevi 1. y›l›n› doldururken, ‹stanbul’daki kad›n örgütleri, kad›n çevreleri ile sendika ve demokratik kitle örgütlerinden kad›nlar taraf›ndan oluflturulan “Novamed Greviyle Dayan›flma Kad›n Platformu” grevci kad›n iflçilerle ilgili bir dayan›flma kampanyas› bafllatt›. Ve bu kampanya çerçevesinde pek çok eylem ve etkinlik düzenledi. Son olarak da çeflitli illerden platform bileflenleri direniflin 1. y›l›nda Novamed iflçileriyle dayan›flmak amac›yla Antalya’ya gittiler. Sayfa 12

Yüzlerce faili meçhul cinayet ve gözalt›nda kay›plar›n yafland›¤› Diyarbak›r’da, Genelkurmay Baflkan› Yaflar Büyükan›t’›n da bir dönem görev yapt›¤› J‹TEM üssü olarak bilinen 7. Kolordu Komutanl›¤›’nda toplu mezar ortaya ç›kt›. Sayfa 6

F Tiplerinde zorla sevk dönemi baflflllad› 15 Eylül günü 70 tutsak Sincan 2 No’lu F Tipi K›r›kkale F Tipi Hapishanesi’ne zorla nakledildi. Gardiyanlar›n tutsaklar› “Buras› K›r›kkale, ailelerinize söyleyin buraya gelmesinler” fleklinde tehditlerle karfl›lad›¤› hapishanede, iflkence yap›ld›¤› da ö¤renildi. Tutsaklar götürüldükleri hapishanede gardiyanlarca dövülerek, a¤za al›nmayacak küfürlere maruz kalm›fl, hapishane hekimine ç›karak darp edildiklerini belirtip, darp izleri göstermelerine ra¤men rapor alamam›flt›r. Sayfa 7


İşçi-köylü 2

Yaşamın İçinden

Demokrasi mücadelesinden emekli olunmaz! Emeklilerin, ekonomik-demokratik talepleri etraf›nda birleflti¤i örgütlülükleri Emekli-Sen, kuruldu¤u 1995 y›l›ndan bu yana fiili olarak faaliyetlerini sürdürse de, önündeki yasal prosedür henüz kalkm›fl de¤il. Emekçi y›¤›nlar›n örgütlenerek, hak arama mücadelelerini büyütmesinden korkan egemen s›n›flar, emeklilere sendikal örgütlenme hakk›n› vermemekteki ›srar›n› ise, Emekli-Sen’e dönük açt›¤› kapatma davas›yla göstermiflti. ‹flte bu davan›n sürdü¤ü günlerde, 20 Eylül’de Ankara’da yap›lan duruflmadan önce, biraraya gelen Emekli-Sen üyeleri, 17 Eylül tarihinde, saat 12:00’de Kad›köy ‹skele Meydan›’nda bir bas›n aç›klamas› yapt›lar. ‹skele Meydan›’na kadar bir yürüyüfl gerçeklefltiren Emekli-Sen üyeleri, yürüyüfl s›ras›nda üzerinde “EmekliSen Kapat›lamazTüm Emekli-Sen fiubeleri” yaz›l› bir pankart açt›lar ve “EmekliSen’i kapatmak istiyorlar-Sendikama dokunma!” dövizleri tafl›d›lar. ‹skele Meydan›’na gelindi¤inde, kitle ad›na Kartal fiube Baflkan› Y›lmaz Gündo¤du taraf›ndan bir bas›n aç›klamas› yap›ld›. Aç›klamada, emeklilerin yaflad›¤› sorunlar›n ülkede yafla-

Biz sadece kendi ekonomik-demokratik taleplerimiz için mücadele etmiyoruz. Bir bütün olarak tüm toplumsal talepler için de mücadele ediyoruz. yani, Türkiye gündeminin öncelikleri bizim de önceliklerimizdir. Örne¤in, iflgaller, hapishaneler, iflsizlik vb. sorunlar için de soka¤a ç›k›yoruz. Yani genel taleplere gücümüz oran›nda katk› sunmaya çal›fl›yoruz.

nan sorunlardan kopuk olmad›¤›na, kendilerinin sendikal anlay›fllar›n›n ise s›n›f sendikac›l›¤› oldu¤una vurgu yap›ld›. Ancak Emekli-Sen’in 20 Eylül’de Ankara’da yap›lan duruflmas›, karfl› taraf›n, yani ‹çiflleri Bakanl›¤› avukat›n›n mazaret bildirmeden gelmemesi nedeniyle görülemedi. Yasaya göre 1 ay içinde mazeret bildirilmedi¤i takdirde davan›n düflmesi gerekiyordu. Ancak hemen ertesi günlerde yap›lan

yeni bir baflvuru nedeniyle EmekliSen davas›na kald›¤› yerden devam edilecek. ‹flçi-Köylü Gazetesi olarak Emekli-Sen’in sürecine iliflkin, sendikan›n aktif bir üyesi olan Ali Kolafl ve Kartal fiube Baflkan› Y›lmaz Gündo¤du ile görüfltük.

Ali Kolafl: Meflruluk sorunumuz yok! - Emekli-Sen’in bugüne kadarki sürecini anlat›r m›s›n›z? -Bizim 12 y›ll›k bir sürecimiz var. 12 y›ld›r fiili olarak faaliyet sürdürüyoruz. Ancak kurulufltan itibaren sendikam›z tan›nmama sorunu yaflamaktad›r. Bu tan›nmama sorununa ra¤men, çok genifl bir örgütlenme oluflturulmufl durumda. Biz ekonomik ve demokratik mücadelenin yan› s›ra bir de yasal statü mücadelesi veriyoruz, ancak buna karfl›n genifl bir örgütlenme yakalad›k. Uluslararas› sözleflmeler bize örgütlenme hakk› vermesine karfl›n, hükümetler (ve bununla birlikte devlet) örgütlenmemizin önüne sürekli engel ç›karmay› sürdürüyorlar. En son kapat›lmam›z için mahkemeye baflvuruldu. Yerel mahkeme kapatmama yönlü karar almas›na ra¤men, hükümet Yarg›tay’a gitti. Yarg›tay ise kapat›labilir karar› verdi. Tüm bu dava sürecinde EmekliSen, kendini anlatmaya çal›flt›. Emekli-Sen’in mücadelesinin genifl

kamuoyunda yank› bulmas›n›n en önemli nedeni, sol, yani devrimci bas›n›n gösterdi¤i ilgidir. Çeflitli demokratik kurumlar›n da oldukça büyük katk›s› oldu. En son 20 Eylül’de duruflma vard› Ankara’da. Ülkenin her yerinden emekliler geldi. Bu çok umut vericiydi. Ancak ‹çiflleri Bakanl›¤›’n›n avukat› gelmedi, bu durumda yasal olarak davan›n düflmesi gerekiyordu. - Peki yasal statü niçin bu kadar önemli? - Her fleyden önce yasal konuma kavufluyorsunuz ve muhatap al›nmama sorunu ortadan kalk›yor. Ayr›ca kamuoyunda da resmi olarak kabul görmek anlam›na geliyor bu. Ancak flunu vurgulamak gerekiyor ki; biz kendimizi zaten meflru görüyoruz. O noktada bir s›k›nt›m›z yok. Yasal statüyü ayr›ca masaya oturma flans›n› yakalayabilmek için istiyoruz. - Emeklilerin yaflam koflullar› nas›l? - Tüm emekçilerin oldu¤u gibi, yaflam koflullar› çok zor. Pazara ç›kamayan emekliler var. Emeklilerin büyük bölümü asgari ücretin alt›nda ücretlerle bir yerlerde çal›flmak zorunda kal›yor. Hele de kendi evleri yoksa, kira veriyorlarsa durum daha da kötü. Ben eminim ifl imkan› olsa, emeklilerin % 70-80’i çal›fl›r. fiimdi sadece ifl bulabilenler çal›fl›yor. ‹nsanlar›n hiçbir sosyal yaflam› yok. Sinema, tiyatro gibi faaliyetleri izlemeye gidemiyorlar. Maafllar enflasyona ba¤l› olarak art›yor. Ancak siz de biliyorsunuz ki, resmi art›flla gerçek art›fl aras›nda büyük fark var. - 20 Eylül’deki duruflmadan sonra ‹çiflleri Bakanl›¤›’n›n avukatlar› tekrar baflvuru yapt› ve bu durumda dava sürecek. Son olarak, bununla ilgili ve de genel anlamda söyleyece¤iniz bir fley var m›? - Bu mücadeleye tüm duyarl› kesimlerin destek vermesini bekliyoruz. Bu tüm hak alma mücadelesinin bir parças›d›r. Emekli-Sen olarak daha güçlü olmak için de, özellikle sendikalar›n emekli olan üyelerini EmekliSen’e yönlendirmelerini bekliyoruz. Çünkü demokrasi mücadelesinden emekli olunmaz!

Kapatma ›srar› sürüyor Ali Kolafl ile yapt›¤›m›z görüflme-

“Sendikam›za sahip ç›kaca¤›z” Emekli-Sen’in kapat›lmas› ile ilgili olarak sendika üyelerinden ulaflabildiklerimizle konu üzerine sohbet ettik. Y›llard›r mücadele eden emekliler, hükümetin onlar› y›ld›rmak için elinden geleni yapt›¤›n›, fakat bu sald›r›lar›n onlar› etkilemedi¤ini belirtiyorlar. “Bizler çal›flt›¤›m›z süre içinde sömürülmeye karfl› mücadele verdik. Kimimizin saçlar›na ak düflmüfl, kimimiz sakat, kimimizin beli bükük ama, bu halimizle de olsak sendikam›za sahip ç›kmak için mücadele etmeye kararl›y›z” diyorlar. “Bildi¤iniz gibi sözde yasal olmad›¤›, emeklilerin sendika kuramayaca¤› gibi gerekçelerle sendikam›za kapatma davas› aç›ld›. Anayasada da oldu¤u gibi emekliler sendika kurabilir. Uluslararas› sözleflmelere göre de sendika kurma hakk›m›z var. Biz bu hak için mücadele ediyoruz. Bu karar siyasi bir karard›r. Kapatma karar› ç›kmas› durumunda da

A‹HM’e baflvuraca¤›z. Arkas›n› b›rakmayaca¤›z, mücadelemize devam edece¤iz” fleklinde konuflan emekliler, hükümetin örgütlü bir toplum istemedi¤inin alt›n› özellikle çiziyorlar. “Bizler emeklileriz, bu ülkenin y›llard›r çal›flm›fl, vergisini ödemifl, bütün yarat›lan de¤erlerde al›nteri ve eme¤i olan insanlar›y›z. Bizim insanca yaflam talebimizi sa¤lamas› gereken yer siyasi iktidard›r. Ancak böyle bir fley de yok bugün için. Bak›yorsunuz; orada burada kömür, makarna da¤›tarak kitleleri yanlar›na almaya çal›fl›yorlar. Bizim insanca yaflama talebimiz sadece kendimiz için istedi¤imiz bir fley de¤il, tüm toplumun insanca yaflama hakk› vard›r. Ama ne yaz›k ki Türkiye’de bunun için bile zorlu mücadelelere giriflmek gerekiyor” diyen emekliler devlet temsilcilerinin “yatt›klar› yerden maafl al›yorlar, bir de bunu be¤enmiyorlar” sözlerini

hat›rlatarak, “Baflbakan iflçiye, emekçiye ‘anan› da al git!’ diyorsa bu da bizlere verilen de¤erin en bariz örne¤idir” dediler. Devletin ›srarla Emekli-Sen’e dönük kapatma davas› açmas›n› sadece Emekli-Sen’e yönelik bir politika olarak alg›lamayan emekliler, hayat›n tüm alanlar›nda bask›lar›n sürdü¤ünü eklediler. “Önümüzde duran bir Tuzla gerçe¤i var; tersanede her y›l onlarca insan ölüyor ve oraya gelip giden yetkililer hiçbir fley yokmufl gibi davran›p çekip gidiyorlar” diyen emekliler sözlerini “Milletvekili olan Torlak Tersanesi’nin sahibi Ali Torlak iflçilerle alay eder gibi; ‘patronlar baret alm›yorsa iflçiler kendileri als›nlar!’ diyebiliyor. ‹flte bu anlamda haklar›m›z› kopar›p aya¤a kalkmak için ›srarl› bir mücadele hatt› izlemek gerekir ve bizler de bunu yapmaya kararl›y›z. (Mersin)

Baflbakan Hizmet‹fl’in kongresinde flöyle demiflti: “Türkiye’de bir dönem sendikal haklar ve özgürlüklerle ilgili her fley öcü olarak görülüyordu. Örgütlenmenin önünde engeller vard›. Bundan esas olarak o dönemin siyasetçileri sorumludur. Ancak biz bu engelleri kald›raca¤›z.” Evet, Baflbakan afla¤› yukar› bunlar› söylemiflti. Ama bir taraftan bunlar söyleniyor, di¤er taraftan sendikalar› kapatma davalar› aç›l›yor. ‹flte bu tutars›zl›¤›n üzerine gitmek gerekiyor. Biz de bunu yapaca¤›z. Bize dönük bu sald›r› genel sald›r›lar›n bir parças›d›r. Ve bunun için de, bir yandan tüm emeklileri örgütlü mücadeleye ça¤›r›rken, tüm duyal› kamuoyunu da Emekli-Sen’i sahiplenmeye ça¤›r›yoruz. nin ard›ndan, Emekli-Sen Kartal fiube Baflkan› Y›lmaz Gündo¤du’yla da k›sa bir söylefli yapt›k. - Emekli- Sen önümüzdeki sürece nas›l haz›rlan›yor? - Bildi¤iniz gibi, 20 Eylül’deki duruflmaya, karfl› taraf›n avukatlar› kat›lmam›flt› ve davan›n düflmesi söz konusuydu. Ancak bu arada avukatlar mazeret bildirdi¤i için davaya devam ediliyor. 9 Ekim’de Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi’nde yeni bir duruflma var. Devletin sendikay› kapatma ›srar› sürüyor. Ancak bu arada flöyle bir durum ç›kt› ortaya. ‹çiflleri Bakanl›¤› davay› biz açmad›k diyor. Antep Emniyet Müdürlü¤ü’nün Hazine’ye baflvurusu üzerine aç›lm›fl. Bunlar bize söylendi¤inde “madem davay› siz açmad›n›z, çekilin o zaman davadan” dedik. - Emeklilerin örgütlenmesinin önünde yasal bir engel yok bildi¤imiz kadar›yla. Peki kapatmak istemedeki bu ›srar›n nedeni nedir sizce? - Ortada devlet ciddiyetiyle ba¤daflmayan bir durum var. Hem uluslararas› sözleflmelerde hem de anayasada böyle bir engel yok. Zaten bizim için flu an önemli olan uluslararas› sözleflmeler veya anayasa de¤il, devletin tutumu. - 9 Ekim’deki duruflmaya dönük bir haz›rl›k söz konusu mu? - Biz bu duruflmaya da tüm gücümüzle kat›lmaya çal›flaca¤›z. Ancak 9 Ekim’deki duruflmaya toplu kat›l›m noktas›nda sorunlar yaflanabilir. 20 Eylül’de gidildi ve otobüs tutuldu. K›sa süre içinde yeniden otobüs tutmak mümkün olacak m› bilmiyoruz. Bunun d›fl›nda, bir dizi etkinlik program› ç›kard›k. Örne¤in imza stantlar› açaca¤›z ve imza toplanacak. Cumhurbaflkan›’na, Baflbakan’a, Çal›flma ve ‹çiflleri Bakanl›klar›na faks çekme eylemi olacak. Bu eylem ise flöyle gerçekleflecek: 1-5 Ekim aras›nda destek veren kurumlar, Emekli-Sen dostlar› faks çekecek. Herkes bulundu¤u yerden örgütleyecek bunu. 4 Ekim’de ise Emekli-Sen flubelerinin faks eylemi olacak. Bunlar›n yan› s›ra, yürüyüfl, oturma eylemi vb. eylemler düflünülüyor. Ancak bunlar çok somutlaflm›fl de¤il. (Kartal)

5-18 Ekim 2007

işçi-köylü’den Merhaba Gazetemiz (Demokratik Halk ‹ktidar› ‹çin) ‹flçi köylü’nün ilk say›s›yla beraberiz. Partizan, Yeni Demokrasi ve Özgür Gelecek’ten sonra yay›n hayat›na bafllad›¤› 2001y›l›ndan bu yana gazetemiz, sizlerin de bildi¤i gibi çeflitli kapatma davalar›, Yaz›iflleri Müdürlerimize aç›lan yüzlerce dava, çal›flanlar›m›z›n u¤rad›¤› silahl› sald›r›, gözalt›, tutuklama vb. birçok sald›r›, bürolar›m›za gece-gündüz yap›lagelen bask›nlarla karfl› karfl›ya kald›. Hedefi yüksek, cüreti büyük, cesareti örnek bir davan›n bir parças› olarak karfl›laflt›¤›m›z hiçbir bask›, sald›r› karfl›s›nda (iflçi, köylü, emekçi, halk gençli¤i vd. tüm ezilenlerin sesi olma iddias›nda olan her yay›n›n yapt›¤› ve yapmas› gerekti¤i gibi) sesimizi susturmalar›na izin vermedik. Her seferinde daha yüksek sesle gerçekleri, (burjuva-medya taraf›ndan çokça allan›p pullanan sahte objektiflik kayg›s›yla da de¤il) ama ezilen halk›n penceresinden duyurmaya çabalad›k. Bu çabam›z hedefe var›ncaya kadar -ismimiz de¤iflse de- büyüyerek devam edecek ve hedefin büyüklü¤üne lay›k bir yay›nla sizlerle buluflmak için eme¤imizi büyütece¤iz. Gazetemizin ismiyle birlikte sayfalar›nda da bir dizi de¤iflikli¤e gittik. Bu de¤ifliklikleri bir süredir içerde, d›flar›da, semtte, okullarda, fabrikalarda, yurtd›fl›nda vd. alanlardaki okurlar›m›zdan gelen öneri ve elefltiriler do¤rultusunda gerçeklefltirmeye çal›flt›k. Örne¤in “Gö¤ün yar›s›” olan kad›nlar›m›za yönelik özel bir sayfan›n olmay›fl› uzun zamand›r okurlar›m›zdan gelen bir elefltiriydi. Bu say›m›zla birlikte 12. sayfam›z› emekçi kad›nlar›n sorunlar›na ay›rd›k. Bunun yan› s›ra, yine gerçekte özel bir sayfas› olmas›na karfl›n içeri¤i anlam›nda sürekli de¤ifliklikler yapt›¤›m›z Kürt Ulusal Sorununa iliflkin sayfam›z› tamamen, mücadelemizin en dinamik ö¤elerinden olan Kürt halk›na yönelik olarak ç›karmaya bafll›yoruz. Bu ve buna benzer-ba¤l› de¤ifliklik ve yenilikleri tüm sayfalarda bulabileceksiniz. Kuflkusuz elefltiri ve öneride bulunmak okurlar›m›zla gazetemiz aras›ndaki en önemli diyalog araçlar›ndan biridir. Ancak bunun di¤er bir yan› da tüm bu önerileri ancak sizlerle birlikte gerçeklefltirebilece¤imiz olgusudur. Bu noktada okurlar›m›zdan bir dizi talebimiz de mevcut. Daha nitelikli ve s›n›f mücadelesinde önemli bir yere sahip (olmas› gereken) bir gazete ç›karmam›z için öncelikle gazetenin kolektif örgütleyici, ajitasyon ve propagandist misyonunun do¤ru bir flekilde kavranmas› gerekmektedir. Bu noktada gazetemizin sizlerden gelecek yaz›lar, haberler, okur mektuplar›yla beslenmesi önemlidir. Daha nitelikli bir yay›n için gördüklerimizi, yaflad›klar›m›z›, deneyimlerimizi, bilgi ve birikimlerimizi birlefltirmek durumunday›z. Kolektif ç›kan bir yay›nla 5-10 kiflinin ç›kartaca¤› bir yay›n aras›ndaki nitelik fark› küçümsenemez. Yani her okurumuz ayn› zamanda muhabirimiz, ayn› zamanda yazar›m›z olmal›d›r. K›sacas› Lenin’in Proletarya Kültürü adl› eserinde bahsetti¤i ve ad›na “yar› Oblomovcu, yar› ç›karc› eski Rus ilkesi” dedi¤i “Yazar, can› isteyince yazar; okuyucu ifline gelirse okur” tarz›na son vermeliyiz. Bizler madem ki kendimizi büyük bir davaya adad›k, madem ki gecemizle-gündüzümüzle bu onurlu yaflam› seçtik o takdirde “can›m›z isteyince/iflimize gelince” de¤il ihtiyaçlar do¤rultusunda yapmam›z gerekenleri yapmak durumunday›z. Meselenin ikinci yan› da yay›n›m›z›n kitlelere ulaflma meselesidir. Bizler ne kadar önemli konular üzerinde ne kadar de¤erli yorumlar da yapsak; en etkili örgütlenme ça¤r›lar›nda da bulunsak, çok do¤ru perspektifler de sunsak bunlar sadece ka¤›t üzerinde kal›r, kitlelere ulaflmazsa yazd›klar›m›z›n çok da bir anlam› olmaz. Okurlar›m›z, faaliyetçiler gazetemizi elinin ulaflabilece¤i her yere götürmeli, kitlelerle kurulacak ba¤›n önemli ve kolektif bir arac› olarak gazetemizi emekçi kitlelere ulaflt›rmal›d›r. Bizlerin belki de 1-2 saat içinde anlatmaya çal›flt›klar›m›zdan çok daha fazlas›n› bulabilece¤i ve bizi ifade eden bir yay›n›n kitle faaliyeti içinde kullan›lmamas› anlafl›lmaz gelmelidir herkese. Da¤›t›m konusunda küçük bir uyar› yapmadan geçmeyelim. Gazetemizin da¤›t›m› derken kitlelere gitmenin, onlarla iletiflim içine girmenin, bizlerin k›sa bir sürede söyleyebilece¤inden çok daha fazlas›n›n gazete sayfalar›nda yer almas›n›n yani k›sacas› kitleleri örgütlemenin bir arac› olarak kullan›lmas›ndan bahsediyoruz. Bunun baflar› ölçütü de (yabana at›lmamas› gerekmekle birlikte) kaç gazete “satt›¤›m›z” de¤il, gazetemizle kaç kifliyi örgütledi¤imiz, kaç örgütlülük yaratabildi¤imizdir. Bu iki noktada (yani gazetemizin beslenmesi ve da¤›t›m›) ortak-kolektif hareket etmedi¤imiz sürece nitelikli gazete ve kitlelerin sahiplendi¤i bir gazete olmaktan uzak kal›r›z. Bunu sadece gazete olarak yapamayaca¤›m›z için okurlar›m›zla çok daha yak›n, birbirini anlayan, ortak dilin konufluldu¤u vb. bir iliflki a¤›n›n kurulabilmesi gerekmektedir. Gazetemize direkt ulaflabilece¤iniz mail adresimiz, gazete bürolar›m›z, adresimiz vs. mevcuttur. Her konuda bizimle iletiflim içine girebilir, baflta da söyledi¤imiz gibi ortak hedefimizin büyüklü¤üne lay›k bir yay›n için yeni ad›mlar atabiliriz/atmal›y›z. Sürekli olmakla birlikte özellikle gazetemizin yeni say›s›yla ilgili düflüncelerinizi bize iletmeniz önemli. 15 gün sonra görüflmek üzere… ‹yi ki var›z!


İşçi-köylü 3

5-18 Ekim 2007 Ülkemizin önemli sosyologlar›ndan fierif Mardin’in Hürriyet ve Vatan gazeteleri için verdi¤i röportajlar üzerinden kopar›lan gürültüyle halk›m›z bir kez daha suni korkular yarat›larak, farkl› ç›kar gruplar› aras›ndaki güç savafl›na ortak edilmeye çal›fl›l›yor. Türban meselesi, ülkemizin Malezya olup olmayaca¤›, AKP’nin ülkeye fleriat getirme amaçl› gizli emellerinin var olup olmad›¤› ve buna karfl› tek güvencenin ordu ve onun dayand›¤› 12 Eylül Cunta Anayasas› oldu¤u üzerine yaz›lara bolca rastl›yoruz. Elbette ki, fierif Mardin’in sözleri aç›kça ve sayg›s›zca çarp›t›lmaktad›r. Faflist burjuva bas›n içinde ayr›cal›kl› yerini koruyan Hürriyet’in “kaptan›” Ertu¤rul Özkök, bu çarp›tman›n bafl›n› baflar›yla çekmekte ve misyonuna uygun bir karakter oldu¤unu kan›tlamaktad›r. Ard›ndan onlarca muhabir ve gazeteci Malezya’ya gönderilerek ileride karfl›laflaca¤›m›z potansiyel tehlike bizlere gösterilip, halk›m›z›n özellikle de kendisini demokrat olarak gören kesimlerin s›tmaya yani bu düzene raz› olmas› talep edilmektedir. Ülkemizde hâkim rejimin elitist bir rejim oldu¤unu, bask› ve yasaklarla halk› biçimlendirmeye çal›flt›¤›n›, giydirmeye çal›flt›¤› elbisenin dar oldu¤unu ve bu flekilde devam etmemesi gerekti¤ini vurgulayan Mardin, halktan kopuk olan bu rejimin korkular›n›n kayna¤›n› halka yabanc› olmas› olarak (bizim görüflümüzle de buna ek olarak halka düflman olmas› olarak) gösteriyor. Bununla birlikte din konusunda da ülkemizde yüzy›llara varan ciddi ve güçlü bir dini örgütlenme oldu¤unu, bu örgütlenmenin halk›n içindeki kollar›n›n daha fazla oldu¤unu vurguluyor. Ancak fierif Mardin, ülkemizde demokrasiye olan ihtiyac› belirtip, bask› ve korkuyla ileriye do¤ru ad›m atamayaca¤›m›z›, din konusu da dahil olmak üzere, her konuda farkl› düflüncelere taham-

Politika gündem

l i ¤ e d e l l a h a M

devlet bask›s› mül edilmesini, kimsenin kendi do¤rusunu di¤erine bask›yla kabul ettirmemesi gerekti¤ini anlat›yor. “Çat›flma ve gerilme sa¤l›kl›d›r. Yeter ki darbe olmas›n. Biz bu iflin pasif taraf›n› çok iflledik. Oysa demokrasi pasif de¤il, aktif bir fley. Kat›lma, tart›flma iyidir” diyen Mardin, her türlü insan hakk› gasp›na karfl› uyan›k olmak gerekti¤ini vurgulamakta ve demokrasinin/demokratik bilincin geliflmedi¤i ülkemizde demokrasiden yana olanlar›n, özellikle de kad›nlar›n kayg›lanmas›n›, var olan koflullara raz› olmamas›n› ve görüfllerini ifade etmesini önemli buldu¤unu ancak bu flekilde demokrasi bilincinin geliflece¤ini aç›kl›yor.

Toplumu korkuyla örgütlemek Özü bu olan röportaj› çarp›tan Özkök ve genel olarak burjuva-feodal bas›n, dini örgütlenmenin gücü üzerine söylenenleri ön plana ç›ka-

rarak kad›nlar›, ilericileri korkmaya ça¤›rmakta ve kurtulufl için çarenin kalmad›¤›n› iddia ederek orduyu ve yarg›y› ba¤›ms›z güçler olarak göstermekte ve bir bilim insan› olarak Mardin’le faflist yarg›n›n korkular›n›n ayn› oldu¤unu öne sürerek, egemen s›n›flar›n kendi aras›ndaki güç mücadelesinde ordu/CHP taraf›nda saf tutmam›z› talep etmektedir. Hatta bu vesileyle Bolfleviklere olan nefretini bir kez daha gösteren Özkök, Rusya’da 1917 fiubat Devrimi’nden sonra bafla geçen Kerenski’yle Erdo¤an’› karfl›laflt›rmakta ve Kerenski gibi çaresiz kal›rsa Bolfleviklere benzer flekilde daha radikal bir hareketin kendisini aflarak iktidar› gasp edece¤ini, darbe yapaca¤›n› iddia ediyor. Ancak bu tart›flma dahi bizlere gerici medyan›n halka bak›fl›n›/düflmanl›¤›n› göstermektedir. Burada korku duymam›z gereken adres halk olarak gösterilmektedir. fierif Mardin’in ulusal ve evrenseli de¤erlendirirken yerelin artan

S›n›fsal Yaklafl›m PART‹ZANLARIN EK‹M DEVR‹M‹ ZAFER‹ 90 YAfiINDA, LEN‹N DA‹MA LEN‹N! Lenin, 1917 Haziran’›nda “Ya Sovyetler da¤›lacakt›r ve flerefsiz biçimde ölecektir ya da tüm iktidar Sovyetlere!” dedi¤inde, geri dönülmez bir sürece girildi¤ini iflaret ediyordu. Marks’›n ayaklanma sanat›na iliflkin ünlü formülasyonuna göndermede bulundu¤u devrim sürecinde; “zamanlama” (erken davranma/geç kalma) olgusu üzerinde durmufl ve o an geldi¤inde de grev k›r›c›lara, hainlere ve iflbirlikçilere karfl› büyük bir mücadele vererek, “zaman kaybetmek ölüm demektir” fliar›yla düflmana son darbeyi indirme harekat›n› bafllatm›flt›. Bu harekat, 90. y›l›n› kutlamakta oldu¤umuz Büyük Proleter Ekim Devrimi’ni getirdi. Ekim Devrimi, her fleyden önce kendisinden yaklafl›k 50 y›l önce yar›m kalan bir “rüya”n›n tamamlanmas›n› ifade etmesi bak›m›ndan önemliydi. Burjuvazi, Paris Komünü’nün yar›m kalan sürecinden “solu¤u daha fazlas›na yetmeyecek bir giriflim” olarak propaganda malzemesi üretmifl, sosyalizm/komünizm hedefli devrimleri “ütopyalar müzesi”ne kald›rmaya çal›flm›flt›. Marks ve Engels yoldafllar›n kuramsallaflt›rd›¤› bilimsel sosyalist teorinin pratiklefltirilmesi bak›m›ndan Ekim Devrimi’nin oynad›¤› rol tarihsel önemdedir. Komün dersleri, Almanya, Fransa, ‹ngiltere iflçi s›n›f› mücadele deneyimleri, Marksist teorinin geliflim süreci aç›s›ndan s›çrama yaratacak bir boyut oluflturamad›. Bunun için enternasyonal proletaryan›n, Lenin’in Rusya’n›n tarihsel koflullar› içerisinde sahne almas›n› beklemesi gerekecekti. Lenin yoldafl, Marksizm’i yarat›c› bir biçimde kendi ülkesindeki devrim sorunlar›n›n çözümü için rehber olarak kullanmakla yetinmedi, onu gelifltirmek ve daha ileri tafl›mak gibi bir misyonla hareket etme ustal›¤›n› gösterdi. Ekim Devrimi, Marksist teorinin eseridir. Marksizm’in, “devrimci teori olmadan dev-

rimci hareket/pratik olmaz” önermesi, bu devrim deneyi özgülünde bir kez daha do¤rulanm›flt›r. Lenin, büyük bir usta olmas›na karfl›n her fleyden önce Marksisttir. Marksist teori, Lenin’i bilinçlendirmifl, ayd›nlatm›flt›r. Tarihsel materyalizmin izini süren Lenin hem büyük bir eylem adam›, büyük bir devrimci, hem de di¤er yandan çok baflar›l› bir bilim insan›d›r. Büyük Proleter Ekim Devrimi, her bak›mdan bu ustal›¤›n damgas›n› tafl›r. Her aflamas›nda, her kilometresinde Lenin’in izi vard›r. Bu hususun alt› önemle çizilmelidir. ‹flte tam da bu noktada, Lenin’in hakk›n› teslim etmenin en önemli gere¤i olarak vurgulanmas› gerekenler, onun Marksizm’e yapt›¤› katk›lar›n, Ekim Devrimini yaratan olgular›n ta kendisi olduklar› gerçe¤idir. Bunlar, Marksizm’den kopuk ya da onun özüne yabanc› de¤il aksine onun felsefesi temelinde flekillendirilmifl, s›n›f mücadelesi içerisinde gelifltirilmifl tezler, tespitler ve modellerdir. Ekim Devrimi, proleter devrimleri ça¤›n› bafllatm›flt›r. Bu, emperyalizm olgusundan kopuk de¤ildir. Serbest rekabetçi dönemin sona ermesi, sermaye ihrac›yla birlikte tekelleflme olgusu ve dünya pazarlar›n›n parsellenmesi ile beraber flekillenen emperyalizm; gericileflen burjuvazi karfl›s›nda sonuna kadar devrimci tek s›n›f olan proletarya önderli¤indeki devrimleri koflullamaktad›r. Ekim Devrimi, bu tespitteki öngörüyü do¤rulayan biçimde ça¤› bafllatan bir milat konumundad›r. Emperyalizm ve Proleter Devrimleri ça¤› sürmektedir… Tarihte zorun/fliddetin rolüne dair tart›flmalar ile birlikte “devrim” sorunu Marksist teorinin u¤raflt›¤› bafll›ca sorunsallar aras›ndayd›. Bu hususlar›n dönemsel olarak güncellik kazanmas› da anlafl›labilir özelliktedir. Ekim Devrimi, burjuva devlet mekanizmas›n›n parçalanmas› ve proletarya diktatörlü¤ü-

önemini anlatmak için kulland›¤› soyut mahalle kavram› çarp›t›larak somut/gerçek mahallede yaflayan s›radan halk kitleleri kötülü¤ün kayna¤› olarak gösterilmektedir. Bu halk “gerici ve karanl›kt›r” ve ordunun, cumhuriyetçi elitin ve Kemalist ideolojinin sopa zoruyla uygulad›¤› yasaklar ve bask›lar olmasa bu fler kayna¤›n› durdurabilmek mümkün de¤ildir. Halka d›flar›dan ve yukar›dan bakan bu anlay›fl halka karfl› nefretini her sat›r›na yedirmekte ve bu halk›n adam olmak bir yana modernleflmeye direnen, kaba, cahil bir halk oldu¤unu yine bizlere ikna etmeye çal›flmaktad›r. Bu, röportaj› yapan Ayfle Arman’›n sorusundaki ukalal›kta dahi bariz flekilde görülmektedir: “E¤er benim hayat tarz›m de¤iflmek zorunda kalacaksa, Bo¤az’da istedi¤im gibi içki içip bal›k yiyemeyeceksem, istedi¤im gibi giyinemeyeceksem ben ne yapaca¤›m? O zaman da askerin varl›¤› emniyet sübab› gibi geliyor insanlara..” Oysa ki gerçek böyle midir?

nün kurulmas› meselesini, “Sovyetler” örgütünün devrim öncesi kurulmas› ve model olarak gelifltirilmesi süreci de dahil olmak üzere ispatlam›flt›r. “Bar›flç›l” tezleri savunanlar karfl›s›nda fliddet ö¤esinin zorunlulu¤unu, reform yerine devrimin flart oldu¤unu göstermifltir. Bu ba¤lamda proletarya diktatörlü¤ü, özel bir yere sahiptir. Marks ve Engels Paris Komünü’nü sömürücülerin direniflini bast›rmakta yetersiz kalmakla elefltirmifller ve yenilgide bu hususa önemli bir pay biçmifllerdi. Lenin’in ›srarla vurgulad›¤›, “devrim kitlelerin eseri olacakt›r” tezi, Ekim Devrimine rengini veren bir baflka gerçeklik olarak an›lmal›d›r. ‹flçi ve köylü y›¤›nlar› ile askerlerin büyük bir maddi güç oluflturarak koydu¤u a¤›rl›k karfl›s›nda düflman›n atefl gücü çaresiz bir duruma düflmüfltür. Kitlelerde devrim için yarat›lan seferberli¤in estirdi¤i rüzgar›n karfl›s›nda, gerici devlet mekanizmas›n›n direnme flans› bulamamas› hiç de flafl›rt›c› de¤ildir. Kitleleri kazanma ad›na izlenen politikan›n “kitlelere gitme, onlardan ö¤renme, onlara ö¤retme” gibi prensiplerle hayata geçirildi¤i de unutulmamal›d›r… Kitlelerin maddi bir güç oluflturabilmesi için örgütlü olmas› flartt›r. Örgütleme iflinin alt›ndan kalkabilecek olanlar s›n›f bilinçli unsurlar, yani komünistlerdir. Bunun için her fleyden önce komünistlerin örgütlü olmas› gerekir. Komünistleri örgütleyecek olan proletaryan›n partisidir. K›saca ve özcesi devrimin, dahas› komünizm hedefinin as›l olarak proletarya partisine ihtiyac› vard›r. Lenin’in üzerinde en çok durdu¤u meselelerden birisi budur… Parti, Marks ve Engels yoldafllar›n Manifesto’da felsefi temellerini belirledi¤i bir platform üzerinde yükselmekle beraber, s›n›f mücadelesinin geliflimine paralel olarak infla edilmek durumundad›r. ‹deolojik bütünlü¤ü olan parti, bir yan›yla önderler bir yan›yla profesyoneller örgütüdür. Esasta illegal örgütlenecek, demokratik merkeziyetçili¤i iflletecek, s›k› bir disiplinle çal›flacakt›r. S›n›fa, kitlelere, devrime öncülük ve önderlik etme sorumlulu¤u ona aittir. Bolflevik tipte parti örgütlenmesi, Ekim Devrimi’ni arma¤an etmifltir. Lenin; partiyi “elefltiri özgürlü¤ü yok” suçlamas›yla tart›flma kulübüne çevirmek isteyen, “kölelik dayat›l›yor” denilerek disiplini gevfletmek is-

Hrant Dink’i katleden katillerle empati kurmam›z› isteyen, bu iklimi kimin yaratt›¤›n› sorup da aynaya bakamayan Özkök gibiler, flimdi de bu yasaklar kald›r›l›rsa üniversitelerde/flehirlerde genç kad›nlar›n bafllar›n›n zorla kapatt›r›laca¤›n›, buna ön ayak olacak “türban Ogünlerinin” ortaya ç›kaca¤›n› söyleyerek bizi tehdit etmektedir. Ancak burada bizden çaresizce saklanmaya çal›fl›lan gerçek ise tüm bu bahsetti¤i fler odaklar› olan fleriatç›/dinci örgütlenmeler/cemaatler/tarikatlar ve halka kabaday›l›k taslayan faflist ülkücü çetelerin bizzat devletin örgütledi¤i/destekledi¤i/göz yumdu¤u ve yönlendirdi¤i halk düflman› yap›lanmalar oldu¤udur. Bunu çok aç›k flekilde son günlerde medyaya yans›yan Hrant Dink suikast›yla ilgili bilgilerden de anlamaktay›z. Ogün, Yasin vb. faflist katillerin bizzat polis taraf›ndan yukar›dan afla¤›ya do¤ru örgütlendi¤ini, Hrant Dink’in medyada teflhir edilerek hedef gösterildi¤ini, kendisinin üst düzey devlet görevlilerinden tehditler ald›¤›n›, aç›lan davalarla hedef haline getirildi¤ini ve son görevin 17 yafl›ndaki bir fafliste verildi¤ini herkes bilmektedir. O zaman yeni Ogünleri ç›karan kayna¤›n da devlet oldu¤u ve bu devlet yok olmad›¤› müddetçe devlet ad›na zorbal›¤a resmi kurumlar›n yan› s›ra bu “sivil” örgütlenmelerin de ortak olaca¤› anlafl›lacakt›r.

Zorbal›¤›n kökeni faflist sistemdir Bugün tüm “devrim yasalar›na”, bask›lara ve yasaklamalara ra¤men ve Özköklerin bahsini etti¤i tehlikeye karfl› koruyucu olan TC ordusu iflbafl›ndayken(!) dahi ülkemizin birçok bölgesinde ramazan ay›nda oruç tutmamak sald›r› ve d›fllanma nedeni olmaktad›r. Az›nl›k milliyetlerden ve Kürt ulusundan olmak, kad›n veya eflcinsel olmak, Alevi veya H›ristiyan olmak veya dine inan-

teyen, kendili¤indencili¤e boyun e¤en, flovenizme saplanan, ekonomizm ve dogmatizmden muzdarip, her türden uzlaflmac›, iflbirlikçi, oportünist, anarflist, revizyonist ve reformist ile “iki atefl aras›nda” mücadele yürütmek durumunda kalm›fl, bütün bunlar› yenilgiye u¤ratarak Ekim Devrimi’ni zafere tafl›m›flt›r. Ekim Devrimi; s›n›f mücadelesine paralel her türlü burjuva ak›m, çizgi ve sapmaya karfl› k›yas›ya ideolojik mücadele yürütülmeksizin devrimin baflar›ya ulaflamayaca¤›n› göstermesi bak›m›ndan da ö¤retici derslerle doludur. Köylülü¤ün demokratik ve daha önemlisi proleter devrimlerdeki rolü ve iflçi-köylü ittifak› üzerine gelifltirilen tezlerin yaflamda karfl›l›k buldu¤u ilk büyük ve etkili deneyim için de Ekim Devrimi’nden söz etmek gerekecektir. Engels’ten devamla Lenin yoldafl, köylülü¤ün s›n›fsal tahlilini yaparken demokratik devrimden ç›kar›n› tart›flmad›¤› gibi, proleter devrimle iliflkisinde “ç›kar” derecesinin alt›n› bilhassa çizmektedir. Bu, yar›-proleter/k›r proletaryas› olarak tan›mlad›¤› yoksul köylülerle ittifak›n gere¤i aç›s›ndan önemlidir. Nitekim Ekim Devrim’in baflar›lmas›nda ve sosyalist inflada, köylülük içerisindeki çal›flman›n, köylü hareketinin, iflçi-köylü ittifak›n›n rolü son derece büyüktür. Büyük Proleter Ekim Devrimi; tüm uluslar için hak eflitli¤i çerçevesinde, uluslar›n kendi kaderlerini tayin hakk› ilkesini savunman›n gere¤i olarak, halklar hapishanesi olarak bilinen Rusya’da, gelifltirdi¤i demokratik örgütlenme modeli ve kurdu¤u sistemle ulusal bask›y› ve ulusal ayr›cal›klar› ortadan kald›rarak, dünya ölçe¤inde 盤›r açm›flt›r. Proletarya partisi, çeflitli milliyetlerden Rusya halk›n›n kurtuluflunun/ç›karlar›n›n yekpare bir proleterler örgütü çat›s› alt›nda örgütlenmekten geçti¤i tespitiyle yola ç›km›fl, burjuva milliyetçili¤ine karfl› mücadele yürütmüfl ve Ekim Devrimi’ni zafere ulaflt›rm›flt›r. Ekim Devrimi’nin kan›tlad›¤› bir di¤er husus, kad›nlar kat›lmadan proletarya önderli¤indeki devrimlerin baflar›lamayaca¤›, devrimler olmaks›z›n kad›nlar›n kurtulamayaca¤› gerçe¤idir. Büyük Ekim Devrimi’nde kad›n örgütlenmesi ve faaliyetinin özel bir yeri bulunmaktad›r. Kad›nlar, devrimci mücadele ve çal›flmada yard›mc› de¤il asli unsur olarak aktif rol oynamay› baflarm›fllar; gerek devrimin haz›r-

mamak, devrimci ve komünist olmak dikkat edilmesi gerekilen ve her yerde aç›kça savunulmamas› gereken niteliklerdir. Bunun nedeni ise halk›m›z›n genlerine iflleyen ›rkç›-dini düflünceler de¤ildir. Birçok flehirde farkl› veya öteki olana yönelik büyük bir bask› varsa bunun anlam› orada a¤›rl›¤› oluflturan geri kitleleri örgütleyen devlet mekanizmas›n›n baflar›l› olabildi¤idir. Özcesi mahalle bask›s›n›n hissedildi¤i birçok bölgede net olarak görünen olgu, polisin, ordunun ve mülkiye amirinin bilgisi dahilinde ve aç›ktan verdi¤i destek sayesinde faflist ülkücülerin, dini tarikatlar›n rahatl›kla örgütleniyor oluflu ve bu örgütlenmelerin deste¤i ile düzene muhalif her türlü yaklafl›m›n güçlenmeden bast›r›labildi¤idir. Son y›llardaki linç sald›r›lar›na kadar bu yöndeki her sald›r›n›n söz konusu örgütler taraf›ndan devletin haberi, yönlendirmesi ve teflviki dahilinde gerçeklefltirildi¤ini herkes bilmektedir. Ülkemizde mahalle de¤il devlet bask›s› hakimdir. Halk›n üzerinde uygulanan her türlü ayr›mc›l›¤›n, bask›n›n ve zorbal›¤›n kökeni ve yarat›c›s› faflist sistemdir. Ülkemizde asimilasyonun, ›rkç›l›¤›n, dini yobazl›¤›n üretildi¤i flartlar› yar›-feodal sistem yaratmaktad›r. Bu nedenle halk›n gerçek sorunlar›na de¤inmemek için elinden geleni yapan, suni gündemlerle halk› oyalayan, dini gericili¤e karfl› ç›kma ad› alt›nda zorla Kemalizm’i dayatan, türban tart›flmas› yaparken her tarafa devasa bayraklar asan/ast›ran medyaya karfl› ç›kmal›, bu oyuna gelmemeliyiz. Günümüzü ve gelece¤imizi karartan faflizme ve onun efendisi emperyalizme karfl› gerçek demokrasi, halk demokrasisi için, gerçek ba¤›ms›zl›k için devrimci mücadelede birleflelim. Emperyalizme, faflizme, flovenizme ve her türden gericili¤e karfl› en etkili mücadelenin devrimci mücadele oldu¤unu görerek, haklar›m›za sahip ç›kal›m.

lanmas›nda, gerekse de ayaklanma ve devrimin sürdürülme safhalar›nda, parti komitelerini etkin k›lan önemli bileflenler olarak faaliyet yürütmüfllerdir. Paris Komünü komünizme aç›lan bir pencere ise, Ekim Devrimi’nden bir kap› olarak söz etmek gerekecektir. Pencereden ancak içeriye bak›labiliyordu. Bu da çok önemli bir fleydi ama kap› bambaflka bir imkan yaratm›flt›r. O günden sonra, içeriye girmenin yolu daha da kolayd›(r) art›k… Nitekim Büyük Ekim Proleter Devrimi’ni takip eden nice devrimler geçti¤imiz yüzy›l içerisinde o kap›dan içeriye ya da baflka bir deyiflle o kap›dan d›flar›ya sökün ettiler. Onun büyük dersleri, deneyim ve ö¤retileri nice kuflaklar yetifltirdi, yetifltirmeye devam ediyor… Ekim Devrimi’nin Rusya topraklar›nda yaratt›¤› eserin yerinde, proletaryan›n sosyalizmde süren s›n›f mücadelesi raundunu kaybetmesiyle, yaklafl›k yar›m as›rd›r yeller esiyor. Bu çok uzun mücadele, daha çok devrimlere, yengi ve yenilgilere gebe olacakt›r. Çin’deki demokratik, proleter ve kültür devrimlerinin mimar› olan Mao Zedung yoldafl, Ekim Devrimi’nin ihanete u¤ramas› üzerine ç›kartt›¤› derslerle, ülkesindeki tehlikenin üstüne, “binlerce kültür devrimi” formülasyonu ile yürümeye çal›fl›yordu. Ard›llar›, bu misyonu yeterince tafl›yamad›lar… Ekim Devrimi, emperyalizmin duvarlar›nda büyük bir gedik açm›flt›r. O gedi¤i onarmak için bugün bile nafile çabalar harc›yorlar. Onun, proleter dünya devrimine katt›¤›, enternasyonal proletaryaya kazand›rd›¤› ideolojik kavram ve ö¤retilere sald›r›yor, kurum ve sembolleri karalamaya çal›fl›yorlar. Dünya halklar› nezdindeki sayg›nl›¤› ve otoritesini karartmaya, ayd›nlatma gücünü yok etmeye çabal›yorlar. 1990’larda silueti bir sis bulutu misali da¤›l›nca, “sosyalizm/komünizm çöktü” kampanyas› ile yeri gö¤ü inleterek kampanya düzenleyen burjuvazinin estirdi¤i rüzgar da gerilerde kald›. Emperyalizm var olmaya devam ediyor. Ça¤ emperyalizm ve proleter devrimleri ça¤› oldu¤una göre ça¤, proleter devrimleri ça¤›r›yor. Ekim Devrimi’nin 90 y›ll›k bilgeli¤i ile donanan proletarya önderli¤indeki ezilen halklar bu ça¤r›y› yan›ts›z b›rakmayacakt›r…


İşçi-köylü 4

İşçi köylü

5-18 Ekim 2007

Güngören Belediyesi’nde Hak-‹fl’in oyunlar› tutmuyor! Güngören Belediyesi’nde hareketli günler yaflan›yor. Hak-‹fl Sendikas›’n›n yetki almak için Belediye’de yürüttü¤ü çal›flmalar, tansiyonun yükselmesine neden olmufl durumda. Hak-‹fl, müdürlerle birlikte iflçiler üzerinde bask› kuruyor ve Belediye’de yetkiyi alarak sözleflme imzalamak için her yolu deniyor. Güngören Belediyesi’nde sözleflme yapma yetkisi Belediye-‹fl 2 No’lu fiube’nin elinde ve uzun bir süredir sendika burada örgütlü. Bir süredir kamuoyunu da meflgul eden geliflmelerle ilgili daha fazla bilgi almak için Güngören Belediyesi’nde çal›flan iflçileri ziyaret ettik.

“Hak-‹fl bunu her yerde yap›yor” “Ben büro eleman› olarak çal›fl›yordum. Daha önce yapt›klar› gibi ‘Hak-‹fl’e geçmezsen seni yola veririz’ dediler. Ben geçmedim. Ve temizlik ifllerine verildim. Amaçlar› iflçileri tamamen sendikas›zlaflt›rmak ve sendikay› tasfiye etmek. Patron istedi¤i gibi at›n› koflturacak, istedi¤ini yapacak, amaçlar› bu. Hak-‹fl’in ifl-

Tüm-Bel Sen’den ‹flten atmalar› protesto!

Tüm-Bel Sen yönetimi taraf›ndan maddi s›k›nt› oldu¤u gerekçesiyle 8 iflçinin iflten ç›kar›lmas› protesto edildi. 27 Eylül günü Aksaray’da bulunan Tüm-Bel Sen flube binas› önünde biraraya gelen Tüm-Bel Sen ve Tez-Koop ‹fl Sendikas› üyeleri, Tüm-Bel Sen yönetiminin bir emek örgütüne yak›flmayan tutum tak›nd›¤›n› dile getirdiler. Saat 10.00-12.00 aras›nda oturma eylemi yapan sendika üyeleri saat 12.30’da da bir bas›n aç›klamas› yapt›. Eylemde konuflan Sezgin Diler, Tüm-Bel Sen’de iflçi olarak çal›flan ve TezKoop ‹fl Sendikas›na üye olan iflçilerin Tüm-Bel Sen yönetimi taraf›ndan iflten ç›kar›ld›¤›n›, bunun do¤ru olmad›¤›n› ve arkadafllar›n› yaln›z b›rakmayacaklar›n› söyledi. (‹stanbul)

çilere verece¤i hiçbir fley yok asl›nda. Direnerek kazand›¤›m›z tüm haklar›m›z da yok olacak. fiu an Hak-‹fl’e üye olanlar az›nl›kta. Müdürler ‘biz ço¤unlu¤u sa¤lad›k’ diyerek iflçileri kand›r›yorlar. Hak-‹fl bunu her yerde yap›yor. Bahçelievler’e, Esenler’e de gitmifller. Benim ‹ETT’de çal›flan 25-30 arkadafl›m var. Onlar daha önce Hak-‹fl’e geçmifllerdi. ‘Siz sak›n yapmay›n’ diyorlar.” Bu sözlerin sahibi belediye iflçisi Hüseyin U¤ur, Hak-‹fl’in kimli¤ini bu flekilde aç›kl›yor. Bir di¤er temizlik iflçisi Veis Erdo¤an da müdürlerin bask›s›na yönelik tepkisini dile getiriyor; “1992 y›l›ndan bu yana geliflen bir durum bu. Müdür, ‘Hak-‹fl’e geçersen seni rahat yere veririz’ diyor. ‘Sizi kaymakaml›¤a verece¤iz, ama bir flartla; Hak-‹fl’e geçerseniz’ diyorlar. Arkadafl 20 y›ld›r flofördür. Kanalizasyon ifline ald›lar. Bak›n Esenler Belediyesi’ne; Hak-‹fl geldikten sonra iflçiye verilen bir kal›p sabun bile kald›r›lm›fl durumda.” Özellikle yerel seçimlerin yaklaflmas›yla birlikte Hak-‹fl, birçok

Merter’de kurulu bulunan Texim Fabrikas›’nda çal›flan iflçiler ‹stanbul Bölge Çal›flma Müdürlü¤ü’nün önünde bir bas›n aç›klamas› yaparak sorunlar›n›n çözülmesini istedi. 23 Eylül günü saat 12.00’de biraraya gelen iflçiler “Köle de¤il iflçiyiz, birleflirsek güçlüyüz/Texim iflçileri” yaz›l› bir pankart açt›. ‹flçiler, bordrolar›n›n verilmedi¤ini, fleflerin ve müdürlerin sürekli küfür ve hakaretlerine maruz kald›klar›n›, hastaland›klar›nda bile doktorun vizite vermedi¤ini dile getirdiler. Aç›klaman›n s›k s›k sloganlarla kesildi¤i eylemde tersane iflçileri de Texim iflçilerine destek verdi. Eylemden önce tersanede çal›flan bir iflçi ile k›sa bir söylefli

KP hükümeti ile birlikte h›z kazanan tafleronlaflt›rma ve özellefltirme uygulamalar› Güngören Belediyesi’nde de karfl›laflt›¤›m›z gibi, iflçilerin kazan›lm›fl haklar›n› hedefliyor. AKP kendisine yak›n sendikalar› örgütleyerek hem iflçilerin örgütlülü¤ünü da¤›t›yor hem de egemenlere yeni rant kap›lar› aç›yor.

A

‹flçilerin dini duygular›n› istismar eden Hak-‹fl’in kazan›lm›fl haklar› da hedefledi¤ine vurgu yapan iflyeri temsilcisi flunlar› söylüyor; “Bugüne kadar iflimizde huzurlu çal›fl›yorduk. Birileri Hak-‹fl Sendikas›’n› devreye sokarak huzurumuzu bozdu. Memurlarla birlikte iflçilerin Hak-‹fl’e geçmesi için bask› yapmaya bafllad›lar. Biz de duyarl› iflçilerle beraber direniyoruz. Ayn› fleyleri 94’lerde de yapm›fllard›. Bellerinde silahlarla iflçileri tehdit etmifllerdi. Baz› iflçi arkadafllar›m›z sürgün korkusundan Hak-‹fl’e geçtiler. Ama bizim de çal›flmam›z sürüyor. ‹flçi-

yerde yetki almak için benzer giriflimlerde bulunmufl. AKP’ye yak›nl›¤› ile bilinen Hak-‹fl, patron eliyle örgütleniyor. Belediye’de müdürler, flefler arac›l›¤›yla iflçilere ra¤men “sendikal” çal›flma yürütüyor. ‹flçilerden Muharrem Bayraktar yaflad›klar›n› flöyle anlat›yor; “Ben Fen ‹fllerinde flofördüm, Hak‹fl’e üye olmad›¤›m için sürgüne verdiler. Evlerimizi aray›p ‘e¤er kocan Hak-‹fl’e üye olmazsa iflten ataca¤›z’ diyorlar. Böyle bir fley olabilir mi?”

k›sa bir özeti niteli¤indeydi. Eylemden sonra sorunlar›n› dinledi¤imiz Texim iflçilerinin anlatt›klar›, iflçi s›n›f›n›n çal›flma koflullar›n› da yans›t›r nitelikte. ‹flçiler, zorunlu mesainin uyguland›¤›n›, tuvaletlerde bile kamera oldu¤unu, ifle bir gün gidilmedi¤inde 3 günlük yevmiyenin kesildi¤ini dile getiriyor. Te-

yor. Patron Haldun Boz, iflçileri asgari ücretli göstererek vergi kaç›r›yor. Bunun üstündeki maafllar› parça parça elden veriyor. Fabrikada avanslar kald›r›lm›fl durumda. Patron iflçileri bir y›l çal›flt›r›p bir y›l dolmadan iflten ç›kar›yor, böylece tazminat ödemiyor. ‹flçiler Pazar günü bile çal›fl›yor. Fabrikada kad›n iflçiler de dâhil olmak üzere tüm iflçilere küfür edildi¤ini söyleyen iflçiler, bask›lardan bunalm›fl durumda. 4 y›ld›r fabrikada çal›flan bir iflçi maafl istedi¤ini ancak müdürün kendisine “git at yar›fl› oyna” dedi¤ini ve fabrikaya 410 YTL maaflla bafllad›¤›n›, 4 y›l içinde maafl›nda sadece 10 YTL art›fl oldu¤unu dile getiriyor konuflma s›ras›nda. (‹stanbul)

” ! a n y o › fl › r a y “At gerçeklefltirdik. Tersane iflçisi bir haftada 5 iflçinin öldü¤ünü söyleyerek, Texim iflçilerinin kendilerini yaln›z b›rakmad›¤›n› aktard›. “‹flçiler olarak birbirimize destek olmal›y›z” diyen iflçinin bu sözleri, s›n›f dayan›flmas›n›n da

xim’in 10 y›l öncesine kadar küçük bir iflletme iken k›sa sürede holding olmas›n›n anahtar› da bu uygulamalar olsa gerek. ‹flçiler de bunu getiriyor. Patronun vergi kaç›rmas›n›n ve yo¤un sömürüsünün sonucu iflleri ilerletti¤ini belirtiyorlar. Texim’de maafl bordrolar› verilmi-

Petkim iflflç çisinden uyar› Petrol-‹fl Sendikas› ile PETK‹M yönetimi aras›nda yürütülen Toplu ‹fl Sözleflmesi görüflmelerinin t›kanmas› üzerine, PETK‹M Alia¤a iflçileri 28 Eylül günü ifl bafl› yapmad›. Gece vardiyas› üretimi sürdürürken, sat›fl ifllemleri durduruldu. Sabah saatlerinde PETK‹M A kap›s›ndan servisten inen iflçilere bir aç›klama yapan Petrol-‹fl Sendi-

Sendikal harekette re(kabet)zalet ve sonuçlar›

Sendikalar iflçi s›n›f›n›n mücadelesi içinde hak alma ve gelifltirme mücadelesi ile s›n›fsal kurtulufl mücadelesinde önemli araçlard›r. Bu araçlar›n nas›l kullan›ld›¤› ve kimin elinde oldu¤u ise çok

“Biz dürüst çal›fl›yoruz”

Texim patronundan zam isteyen iflflç çiye yan›t;

Emekçinin Gündemi

S›n›f mücadelesinde her s›n›f kendi araçlar›n› yarat›r, iflçi s›n›f› da demokratik alanda sermaye ve onun sistemine karfl›, kendini savunan ve koruyan kurumlar› oluflturmufltur. Bunlar; tarihsel olarak sand›kla bafllay›p, dernek, lokal gibi kimi araçlar sonras› en son sendikalar olmufltur.

‹flçiler Belediye’de örgüsüz olan çok say›da iflçinin oldu¤una, ancak Hak-‹fl’in bu iflçilerle ilgilenmedi¤ine de dikkat çekiyorlar ve “Hak ‹fl’i buraya sokmaya çal›fl›yorlar. Sözleflme zaman› yap›yorlar bunu. Biz dedik ki ‘tafleronda çal›flan 380-400 kifli var, gidin orada örgütlenin’. ‘Onu kar›flt›rmay›n’ diyorlar. Örgütsüz yerleri örgütlemiyorlar.”

önemlidir. Tarih boyunca sermaye s›n›f› ve onlar›n sözcüleri iflçi s›n›f› hareketinin demokratik mücadelesinin sistem içinde kalmas› ve politikleflmemesi için sendikalar› bazen bizzat kurmufl bazen de sat›n alarak kendi denetiminde tutmay› önemsemifl, bu yönde politikalar gelifltirmifltir. Ülkemizde 1952’de kurulan Türk-‹fl’in iflçiler taraf›ndan kurulmad›¤›n›, ABD’nin CIA örgütü taraf›ndan kuruldu¤unu art›k herkes bilmektedir. Kurulmas›ndan yak›n tarihimize kadar Türk-‹fl, zaman zaman

kas› Genel Mali Sekreteri ‹brahim Do¤angül, Toplu ‹fl Sözleflmesi’nde Türk-‹fl ve hükümet aras›nda yap›lan Çerçeve Protokolü d›fl›nda baflka ücret verilemeyece¤ini, bunun hukuki zeminini bulamamas› nedeniyle görüflmelerin t›kand›¤›n› belirtti. Do¤angül, “Biz de, diyalog ile bu süreç bitmezse, eylemlerle sözleflmenin bitirilece¤ini anlatt›k” dedi.

tabandan gelen zorlamayla mücadelede geliflme gösterse de esas olarak iflçi s›n›f› içinde yükselen mücadelede hep dalga k›ran rolü oynam›flt›r. 1980 Askeri Faflist Cuntas› ile birlikte D‹SK’in kapat›lmas› sonras› bütün iflçiler kapat›lmayan Türk-‹fl içinde toplanm›flt›r. Tek çat› alt›nda toplanan iflçiler 89’lu y›llarda hiç beklenmeyen bir geliflme göstermifltir. Bahar Eylemleri olarak adland›r›lan bu süreçte tüm iflçiler yeni haklar elde etmek ve hak gasplar›na engel olmak için mücadeleyi yükselttiler. Tam da bu süreçte D‹SK’in aç›lmas› gündeme getirildi. Patronlar D‹SK’in aç›lmas›n› istemese de dönemin Baflbakan› Turgut Özal taraf›ndan dillendirilen “sendikal rekabetten zarar gelmez” sözleri ile birlikte iflçi s›n›f›na yönelik yeni hamlelerin yap›ld›¤› bir süreci hep

Daha sonra topluca yemekhaneye giden iflçilere hitaben konuflma yapan Petrol-‹fl Alia¤a fiube Baflkan› Mehmet Salih Ayd›n, eylem sürecinin bafllad›¤›n›, sözleflme bitene kadar da eylemlerinin edece¤ini belirtti. Petrol ‹fl Genel Baflkan› Mustafa Öztaflk›n ise, Ankara’da Bakanl›k ve Türk-‹fl nezdinde görüflmeler yap›ld›¤›n›, sözleflmedeki sorunun sadece ifle

beraber yaflad›k. Bu süreç inan›lmaz bir kay›p ve etkisizleflmenin de bafllang›c›yd›. Öyle ki Türkiye’de 1983 sonras› sendikal hareketteki kazan›mlar yok denecek kadar azd›r. Bu süreçte sendikal harekette bölünmüfllük yarat›lm›flt›r. Mücadele içe dönmüfl, hak kay›plar› ve sald›r›lar bu süreçte h›zlanm›flt›r. Sendikal yönetimler gericilerin elinde kalmaya zorlanm›flt›r. Bu durum sendikal hareketin duraklama ve gerileme dönemi oldu. Bugün yaflanan sendikal re(zalet)kabet yaflanan krizin dip noktas›d›r. Sendikal hareketin önemli bir bölümünü oluflturan hizmet iflkolunda yaflananlar da bu duruma bir örnektir. Türkiye’nin çeflitli yerlerinde benzer durumlar yaflanmaktad›r. ‹stanbul’da da Hak-‹fl’e ba¤l› Hizmet-‹fl Sendikas› nerede AKP’li belediye varsa, orada çal›flanlar› Hak-‹fl’e geçirmeye çal›flmaktad›r.

son giren iflçilerin ücret sorunu olmad›¤›n›, bu sorunun tüm Petkim iflçisini ilgilendirdi¤ini söyledi. Öztaflk›n ayr›ca, “Özellefltirmeyi engellemek için de tüm Petkim iflçileri haz›rd›r. Bizler buraday›z istenildi¤i takdirde görüflmeye haz›r›z” dedi. Pektim iflçileri iflbafl› yapmayarak ve sat›fl› keserek eylemlerini sürdürüyorlar. (‹zmir)

fiu günlerde Hak-‹fl Ba¤c›lar, Bahçelievler ve Güngören’de Hak‹fl’e ba¤l› Hizmet-‹fl Sendikas›n›n çal›flmas›n› Belediye Baflkan› ve yöneticileri yapmaktad›r. Belediye yöneticileri iflçileri toplay›p, herkesin bahsi geçen sendikaya geçmesini, aksi takdirde sürgün, kadro de¤iflimi, iflten atma vb. yaflanaca¤›n› bildirmektedir. Bir zamanlar›n devrimci sendikas› D‹SK ise bu yaflananlar› seyrediyor. Bahçelievler’de 2 günde 301 kifli, Ba¤c›lar’da 10 günde 234 kifli Hak-‹fl’e geçmifl durumdad›r. Ayn› çal›flmalar Güngören’de de devam etmektedir. Patronlar›n ve Belediye yetkililerinin tüm oyunlar›na ra¤men iflçiler zaten örgütlü olduklar› Belediye-‹fl 2 Nolu fiube ile birlikte karfl› koyufl sürecini örmekteler. Bugün yaflanan bu tutum, esas olarak AKP hükümetinin sendika-

lerle görüflüyoruz, ikna ediyoruz.” Belediye-‹fl 2 No’lu fiube Baflkan› Hasan Gülüm de yetkiyi alacaklar›n› dile getiriyor. fiube yöneticileri iflçilerle tek tek konuflarak onlar› ikna etmeye çal›flarak Hak‹fl’in bu oyunlar›n› bozmaya çal›flt›klar›n› belirtiyor. AKP hükümeti ile birlikte h›z kazanan tafleronlaflt›rma ve özellefltirme uygulamalar› Güngören Belediyesi’nde de karfl›laflt›¤›m›z gibi, iflçilerin kazan›lm›fl haklar›n› hedefliyor. AKP kendisine yak›n sendikalar› örgütleyerek hem iflçilerin örgütlülü¤ünü da¤›t›yor hem de egemenlere yeni rant kap›lar› aç›yor. Hak-‹fl’in tüm bunlar› sendikal faaliyet ad›na yapmas› da, sorunun bir baflka can al›c› boyutu. ‹flçiler Hak-‹fl’in bu pratiklerinden sonra, sendikal çal›flmaya daha mesafeli yaklafl›yor, sendikalara olan güveni y›pran›yor. ‹flçi s›n›f›n ç›karlar›n› savunan ve ekonomik-demokratik haklar› için mücadele eden bir sendika, örgütsüz iflyerlerini örgütlemeli, iflçilerin ç›karlar›n› önde tutmal›d›r. (‹stanbul)

Derkafon’da direnifl bitti!

Tuzla Deri Organize Sanayii içinde yer alan Derkafon Deri’den at›ld›klar› için iki ay› aflk›n süredir direniflte olan deri iflçilerinin eylemi sona erdi. Görüfllerini ald›¤›m›z Deri-‹fl Sendikas› Tuzla fiubesi yöneticileri, Derkafon Deri direniflinin bitirildi¤ini, ancak yarg› sürecinin iflledi¤ini söylediler. Sürecin takipçisi olacaklar›n› da belirten yönetim, yasal zemine tafl›nd›¤› için böyle bir karar al›nd›¤›n› ve ifle geri al›nman›n yan› s›ra, geriye dönük haklar ve manevi tazminat davas› açt›klar›n› belirttiler. Böyle bir karar almalar›nda, içerde üretimin olmamas›n›n ve böylelikle de d›flar› mal kaç›rma gibi bir durumun söz konusu olamayaca¤› gibi etkenlerin de rol oynad›¤›n› söyleyen sendika yönetimi, sürecin yak›n takipçisi olmay› sürdüreceklerinin alt›n› çizdi. (Kartal)

lara yönelik tutumudur. Her üç Belediye’de de Hizmet-‹fl yöneticileri ortada görünmemekte, bunun yerine Belediye Yöneticileri iflçileri tehditlerle “örgütlemeye” çal›flmaktad›r. Sendikalar›n sessizli¤i ise birbirlerine karfl› kulland›klar› yöntemlerin ayn› olmas›ndan ve kitle ile ba¤lar›n zay›fl›¤›ndan kaynakl›d›r. Dün D‹SK de örgütlenirken emekçilerin ekonomik-demokratik taleplerini esas almam›flt›r, Türk-‹fl de AKP’den aç›k destek almaktad›r. Ancak tüm olumsuzluklara ra¤men herkes süreçteki devrimci ç›k›fl› beklemektedir. Sendikal hareketin etkisizleflti¤i, darald›¤›, kitle ile ba¤lar›n›n alabildi¤ine zay›flad›¤› süreçte örgütsüz alanlara yönelmek esas nokta olarak seçilmelidir. Bu, bugün sendikal hareket içindeki devrimci ve ilericilerin görevidir.


İşçi-köylü 5

5-18 Ekim 2007 Sabah 6.30’da bir telafl bafllar, herkes bir tarafa koflturur. Kimisi atefli yakar, kimisi yere bir çul serer, kimisi odun getirir. Ama bunlar yavafl yavafl de¤il, tam tersine çok h›zl› bir flekilde yap›l›r. Sonra kahvalt› haz›rlan›r. Ve yafllar› 4–5 olan çocuklar uyand›r›l›r. Hep beraber, h›zl› bir flekilde kahvalt› yap›l›r. Saat 7.30 oldu¤unda traktörler veya kamyonlar çad›rlar›n önüne gelir. Her römork ve kamyonete yaklafl›k 35-40 kifli biner. Üst üste binilir dersek yanl›fl olmaz. Tarlaya gidene kadar en çok zarar› gören çocuklard›r. Çünkü Konya’da sabahlar› ve akflamlar› çok so¤uk olur. Tarlaya var›ld›¤›nda ifle bafllan›r. Çocuklar kasalar›n gölgesine b›rak›l›r ve ö¤lene kadar çocuklarla kimse ilgilenmez, asl›nda ilgilenemezler. Çünkü art›k orada patron vard›r. Patron terörü bafllam›flt›r. E¤er anne çocuklar›n›n yan›na bir defa dahi giderse patron bafllar hakaret etmeye. Anne ve baba çaresiz susarlar. Çünkü uzak yerlerden buralara çal›flmaya gelmifllerdir. Mevsimlik iflçilerdir. Patron bunu bildi¤i için daha da vahflileflir. Anne ve baba çocuklar›n›n yan›na ö¤len saatleri d›fl›nda gidemezler. O saate kadar da zaten çocuklar tozun içinde tan›nmayacak hale gelirler. Gözyafllar›n›n akt›¤› yerler hep çamur tutar. Bir saat ö¤len molas›ndan sonra kalk›l›r. Ve akflam kaçta b›rakacaklar› belli olmaz. Art›k 7’de mi “eve” giderler 8’de mi bilinmez.

“Biz insan de¤il miyiz?” - Nereden geldiniz. Gelirken ne tür zorluklar çektiniz?

Hal, pazar ve market zincirinde üreticiler ma¤dur

ürkiye Ziraat Odalar› Birli¤i (TZOB) Baflkan› fiemsi Bayraktar, Ramazan ay›nda üretici fiyatlar›nda önemli bir art›fl olmad›¤›n› belirtti.

T

TZOB Baflkan› fiemsi Bayraktar, Ramazan ay›ndaki üretici fiyatlar›na iliflkin yapt›¤› yaz›l› aç›klamada Ramazan ay›nda tar›msal ürün fiyatlar› üzerindeki spekülatif art›fllara iliflkin medyada yer alan haberler üzerine yapt›klar› araflt›rmada, son 20 günde marketlerde yafl meyve ve sebze fiyatlar›nda indirim gözlendi¤ini söyledi. TZOB’un uyar›lar›n›n belirli ölçüde etkili oldu¤unu ve bu süreçte market fiyatlar›nda yafl meyve ve sebze için indirim gözlemlendi¤ini kaydeden Bayraktar, aç›klamalar›n market fiyatlar›n› frenledi¤ini, ancak üretici ve market fiyatlar› aras›ndaki makas›n hala çok yüksek oldu¤unu, Ramazan ay› boyunca üretici fiyatlar›nda art›fl olmad›¤›n› kaydetti. Üretici ile tüketici fiyatlar› aras›ndaki fark›n yafl sebze ve meyve ile kurutulmufl ürünlerde yüzde 208’lere, baklagiller ve hayvansal ürünlerde yüzde 228’lere kadar ç›kt›¤›na iflaret eden Bayraktar, üreticiden tüketiciye ulaflan hal, pazar ve market gibi zincirin halkalar›n›n fiyat art›fllar›nda etkili oldu¤unu savundu. (H. Merkezi)

İşçi-köylü

Tar›m iflçilerinin dünyas› Tarsus Yeni Demokrat Gençlik yaklafl›k 2 hafta Konya’da tar›m iflçileriyle birlikte çal›flarak hem iflçilerin yaflamlar›n› gözlemlediler hem de üretim sürecine girdiler. Afla¤›da bu çal›flma s›ras›nda yapt›klar› röportaja yer veriyoruz. 1. tar›m iflçisi: Tarsus’tan. Her türlü zorlu¤u çektik. Açl›k, susuzluk. Arac›m›z bozuldu. Benzin paras›n› bulamad›k. Param›z yoktu, o yüzden buraya geldik. - Çad›rda kal›yorsunuz. Çad›rda ne tür problemler yafl›yorsunuz? - Periflanl›k iflte. Çad›r hayat› dedin mi her fley var. Çocuklar›m›z hastalan›yor. Kimimizin yeflil kart› yok. Suyu 250-300 metre ilerden s›rtlar›nda getiriyorlar varillerle. Vas›tas› olan da vas›tas› ile getiriyor. (Motosiklet veya bisiklet.) Haftadan haftaya banyo yap›yorlar. Ne belediyeler ne devlet ne de Sa¤l›k Bakanl›¤› bir fley yap›yor. Temizlik imkan›m›z yok. Burada patronlar az›c›k yard›m etse banyosu, tuvaleti olsa iflçiler en az›ndan ald›¤› para-

y› hastaneye vermez. Sa¤l›k Bakanl›¤› her yerde sa¤l›k taramas› yapt›¤›n› söylüyor. Ama biz burada bir fley görmüyoruz. Kimse bizimle ilgilenmiyor. Gelseler bize de¤il, sadece çocuklar›m›za baksalar yeterli. Ne olur yani, ne olur? Bizi insan görmüyorlar kardeflim. Bizler garip iflçiler oldu¤umuz için kimseye elimizi uzatam›yoruz. Kimseye söz diyemiyoruz. Gidip konuflsak da zaten kimse bizi takm›yor. - Yevmiyeler ne kadar? Ald›¤›n›z para yetiyor mu? 1. tar›m iflçisi: 15-17 YTL. Yetmiyor, nereye yetecek. Bir çuval un 36 YTL olmufl. 5 kiloluk ya¤ 15 milyon. ‹flçiye verilen para 17 milyon. Et yüzü görmüyoruz. - Sizce yevmiyelerin ne kadar olmas› gerekiyor?

- En az 25 veya 30 olmas› laz›m. ‹flçinin hayat sigortas› yok. ‹flçi tarlalarda çal›fl›yor. Y›lan m› sokar, böcek mi sokar, bunlar› hiç düflünen yok. - Bugün zengin ailelerin çocuklar› tatildeyken sizinkiler tarlada çal›fl›yor. Bununla ilgili ne diyeceksiniz? - Zengin her zaman zenginlefliyor. Fakir her zaman fakirlefliyor. Onlar tatil yaparken bizler tarlalarda yolma yap›yoruz, pancar kesiyoruz, domates, mercimek topluyoruz. Güneflin alt›nda yan›yoruz. Alt› ayda bir milyar› bir arada görmüyoruz. - Tarlada patron iflçilere nas›l davran›yor? - Ölen iflçiler bile patronu hiç etkilemiyor. Patron, “benim ifl-

çim” diyor “kaza geçirmifl, ölmüfl, bana ne!” Onlar yoksa baflka iflçi buluyor. Paraya ihtiyac› olan geliyor, ölümü de göze al›yor. Çünkü çal›flmazsa aç kal›yor. Çolu¤unu çocu¤unu okutam›yor, elbise alam›yor, ayakkab› alam›yor. Ço¤u insan›n çocu¤u yal›n ayak geziyor burada. Köpe¤e de¤er veriyorlar, iflçiye de¤er vermiyorlar. ‹fli bitti¤i zaman bak›yor adam güçsüz biri, paras›n› vermiyorlar. Bir de dövüyorlar veya silah çekiyorlar. - Yak›nda okullar aç›lacak. Ne yapacaks›n›z? - Çocuklar›m›n biri sekiz yafl›nda, di¤eri yedi yafl›na girdi. Sen de görüyorsun para kazanamad›k ki gönderelim okula. Bu sene de yollamayaca¤›z. Zaten di¤erinin yafl› sekiz oldu, gönderemedik geçen sene. Yine böyle burada kald›k. Okutma imkan›m›z yok.

Eksik hayatlar... - Tarsus’tan buraya geldiniz? Eme¤inizin karfl›l›¤›n› alabildiniz mi? 2. tar›m iflçisi: Valla abi ço¤umuz memleketten bir hevesle geldik para kazanal›m diye. Bizim geldi¤imizi gören esnaf; manav, bakkal, kasap, hemen % 100 zamm›n› koyuyor. Biz de burada kazand›¤›m›z› cebimize bile koymadan esnafa veriyoruz. Arkam›za baka baka köyümüze gidiyoruz. - Nereden geldiniz? Gelirken ne tür zorluklar çektiniz? - Mersin’den geldik. Bir tane külüstür arabam›z var, ona atlad›k geldik. Yar› aç yar› tok geldik iflte. - Çad›rda kal›yorsunuz, ne tür sorunlar yafl›yorsunuz?

Seçimin ard›ndan kald›¤›m›z yerden devam! Samsun’un Tekkeköy ‹lçesi’nde bulunan Mobil Santral tüm canl›lar›n sa¤l›¤›n› tehdit ediyor. 2001 y›l›nda faaliyete geçen santral, Samsun ve Karadeniz’de birçok çevre ve sa¤l›k örgütünün tepkisi üzerine 2002 y›l›nda mahkeme karar› ile faaliyetleri durdurmak zorunda kalm›flt›. Aradan geçen 5 y›l sonra santralin 22 Temmuz seçimlerinin ard›ndan faaliyete geçmesi dikkat çekici bir durum. 2002 y›l›nda çevre ve sa¤l›k örgütlerinin de çabas›yla Ankara 10. ‹dare Mahkemesi’nin, “santrallerin kamu yarar› olmad›¤›” karar›n›n Dan›fltay 10. Dairesi taraf›ndan onanmas›n›n ard›ndan santral Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanl›¤›’n›n emriyle 22 Temmuz seçimlerinin ard›ndan tekrar çal›flmaya bafllad›. Santralin çal›flmaya bafllamas› 22 Temmuz seçimleri sonras›na denk gelmesi dikkatlerden kaçmazken, santralin faaliyete geçece¤i yönündeki ilk aç›klama, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan› Hilmi

Güler’den gelmiflti. Güler 30 Temmuz tarihinde bas›na yapt›¤› aç›klamada mobil santralin yaratt›¤› çevresel sorunlar›n çözüldü¤ünü iddia ederek, flunlar› söylemiflti: “Samsun’da bulunan Mobil Santral’in çevre ile ilgili sorunlar› halloldu. Hatta standartlar›n üzerine ç›kar›ld›, ihtiyaç oldu¤unda mobil santralleri kullanabilece¤iz. Sorunlar›n hepsi düzeltildi, gerekli çal›flmalar yap›ld›, onlar da bizim kayna¤›m›z.” Bakan Güler’in “Sorunlar çözüldü” fleklinde yapt›¤› aç›klamaya karfl›n, Temmuz ay›nda tekrar faaliyete geçen santralin sa¤l›k örgütlerinin “yasakl›” olarak gösterdi¤i çeflitli fuel-oil yak›tlar› kullanmas› ve yine santralin bacas›ndan ç›kan duman›n Dünya Sa¤l›k Örgütü (WHO) normlar›n›n üzerinde zehirli gaz sald›¤› da ortaya ç›kt›. Santralin çal›flmaya bafllamas› için Çevre Etki De¤erlendirme (ÇED) raporu yerine, Çevresel Durum De¤erlendirme Raporu (ÇDD) alarak faaliyet geçmesi ak›llarda soru iflareti b›rak›rken,

Hakkari’de so¤an ekimi yapan köylüler umduklar› verimi alamazken, ürünlerinin “küresel ›s›nma” yüzünden kurudu¤unu belirtiyorlar.

Hakkari’de so¤anlar tarlada çürüdü fiehirden 8 kilometre uzakl›kta bulunan Otluca Köyü Uyan›k Mahallesi’ndeki köylüler taraf›ndan büyük emekler sarf edi-

Samsun Büyükflehir Belediyesi santral için “deneme süresi” verdi. Mobil santralin her iki bacas›nda ç›kan kükürtdioksit, karbonmonoksit, azotoksitler, oksijen, toz, bas›nç ve debinin baca gaz› emisyon de¤erlerinin bacalara tak›l› bulunan sabit baca gaz› ölçüm cihazlar› ile online olarak internet üzerinde 24 saat kesintisiz izlenebilirken, bu istasyon verilerine göre de santralin standartlar›n üzerinde zehirli gaz havaya sald›¤› gözlendi. Santralin WHO verilerine göre, PM10 (Partiküler Madde) adl› kimyasal›n normunun 24 saatlik s›n›r de¤erinin 50 mg/m3’ü aflmamas› gerekirken, Mobil santralin bacas›ndan ç›kan duman›n ölçüldü¤ü istasyonun Eylül ay› raporuna göre santralin ilk 8 günde 5 defa bu de¤erin üzerine ç›kt›¤› görüldü. Mobil santralin saçt›¤› ve akci¤er kanseri baflta olmak üzere birçok hastal›¤› tetikleyen Partikül Madde (PM10), AB’nin belirledi¤i günlük s›n›r de¤erlerini de afl›yor. 24 saatlik

lerek ekilen so¤anlar›n afl›r› s›caklar nedeniyle zarar gördü¤ü bildirildi. Köylülerden Ramazan Tafl, bu y›l so¤anlardan bekledikleri üretimi alamad›klar›n› belirtti. So¤anlar›n büyüyece¤i yerde küçülüp çürüdü¤ünü ifade eden Tafl, onca emeklerinin bofla gitti¤ini söyledi. Tafl, “Bir tarlay› bafltan sona kadar so¤an ektik. Ancak ne hikmetse küresel ›s›nma m› veya baflka nedenlerden dolay› m› so¤anlardan beklenen ürünü alamad›k. Onca emeklerimizin bofla gitmesi bizleri üzmüfltür. Tarlay› sürekli sulamam›za ra¤men afl›r› s›caklar yüzünden so¤anlar kurudu. Her y›l ufak bir tarlada en az›nda 1 tona yak›n so¤an ç›kart›yorduk, flimdi ise ancak 2 çuval dolusu so¤an elde ettik” dedi. (H. Merkezi)

- Ne problemi yaflayaca¤›z? Banyo yok, tuvalet yok, iflte bunlar› yafl›yoruz. fiu gördü¤ün yadigar arabamla suyu getiriyorum. Bazen çocuklar s›rt›nda getiriyor, banyo için bidonlara dolduruyoruz. ‹dare ediyoruz iflte. Bizim büyük le¤enlerimiz var içerisine giriyoruz, suyu da ›s›t›yoruz ateflte. Kafam›zdan afla¤› döküyoruz. Vallahi temizli¤i öyle yap›yoruz. - Yevmiyeler ne kadar, sizce ne kadar olmas› gerekiyor? - Yevmiyeler 16-17 milyon. Bu yevmiye bizi kurtarm›yor bile. En az›ndan 25-30’u bulmas› gerekir. Bafl›m›zda kim varsa onlara iletmek gerek. Söylediklerimizi onlar›n duymas› gerekir. Ama kim kime? Bize ne el uzatan, ne yard›m eden var? - Çocuklar›n durumu nas›l? - 6 tane çocu¤um var. Her fley göz önünde, tozdan topraktan okuyam›yorlar. Her taraf pislik pire dolu, suratlar›nda bir kar›fl toz var. Onlar› da beraberimizde getiriyoruz ekmek için. Ne yapal›m bizimki de böyle bir hayat iflte. - Patronlar size nas›l davran›yor? - De¤erimiz yok bir iflçi olarak. Biz fluraya geldik geleli çok sorunla karfl›laflt›k. Vay sen hastaym›fls›n, vay ölmüflsün, vay sen fakirmiflsin, vay paras›zm›fls›n, vay senin hastan m› var, hiç kimsenin umurunda de¤il. Hakk›n› da alabilsen do¤rulukla. Hep eksik hayat›m›z. A¤alar, beyler hakaretler ediyor, mesela ufak çocu¤unu niye getiriyorsun diyorlar. Zengin adamda kibirlilik mi var, ezmek hofllar›na m› gidiyor, bilmiyorum. (Tarsus YDG)

Çay Üreticileri Sendikas› kuruldu

limit de¤eri, 2001/744/EC say›l› AB Direktifi’ne göre 50 µg/m3 olarak belirlenirken, santralin istasyon verilerine PM10 de¤erinin gece yar›s› de¤erlerinde kimi zaman 70’lere kadar ç›kmas› dikkatlerden kaçmad›. (H. Merkezi)

Evlerinin yan›bafl›nda kurulu olan Çimento Fabrikas›’n›n kapat›lmas› için mücadele eden ve çeflitli eylemliliklerle mücadelede kararl› olduklar›n› belirten Naldöken-

Naldöken halk› kararl›... liler, bu kez de 21 Eylül 2007 tarihinde 2.5 km’lik da¤l›k yolu t›rmanarak ifl maki-

Üretici köylülerin örgütlenmesinin bir arac› olarak gündeme gelen sendikalaflma çabalar›nda bir ad›m daha at›ld› ve Çay Üreticileri Sendikas› (Çay-Sen) kuruldu. 2002 y›l›ndan itibaren iki defa “Çay Üreticiler Kurultay›” düzenleyen ve sorunlar›n› tart›flarak çözüm arayan çay üreticisi köylüler 2005 y›l›nda bafllatt›klar› çal›flmalar›n› 25 Eylül’de Rize’nin Pazar ilçesinde sendikan›n genel merkezini oluflturarak yasal statüye kavuflturmufl bulunuyorlar. Çay-Sen Genel Baflkan› Recep Memiflo¤lu imzas›yla yap›lan aç›klamada kurucu üyelerinin ço¤unlu¤unun Of, Rize Merkez, Pazar, F›nd›kl› ve Hopa’dan oluflturuldu¤u söylenerek sendikan›n bölgede bir eksikli¤i dolduraca¤›na inand›klar› ifade edildi. Aç›klamada ayr›ca “örgütlü durufla inanan herkesin desteklerini” bekledikleri de vurguland›. (H. Merkezi)

nelerini durdurdu. “Sa¤l›kl› yaflamak istiyoruz”, “Zehir solumak istemiyoruz” vb. sloganlarla ifl makinelerinin oldu¤u yere yürüdüler. Naldökenli kad›nlar›n ço¤unlukta oldu¤u eylemde köylüler çimento fabrikas› ve maden oca¤› kapat›lana kadar mücadele etmekten vazgeçmeyeceklerini belirttiler. Ocak alan›na gelen jandarman›n ifl makinelerinin gidece¤i ve bir daha çal›flmayaca¤› konusunda söz vermesi üzerine eylemi bitirme karar› alan köylüler, ifl makinelerinin uzaklaflmas›n›n ard›ndan dinamit yerlefltirilmek üzere aç›lan delikleri kum ve tafllarla kapatarak delik aç›lmas› için iflaretlenen yerlere yerlefltirilen tabelalar› da söktüler. (H. Merkezi)


İşçi-köylü 6

Denge azadi

5-18 Ekim 2007

“Dur ihtar›yla” gelen ölümler art›flflt ta! eçti¤imiz y›llarda hemen her gün karfl›laflt›¤›m›z bizce faili çok aç›k ama faflizm taraf›ndan yapt›klar›n› gizlemek için s›¤›nd›¤› bir araç olarak gösterdi¤i “faili meçhul” cinayetlerle yüzlerce devrimci, yurtsever, ilerici, ayd›n katledilmifltir. Sistem, bugün de daha pervas›zlaflarak bu katliamlar›n› sürdürmektedir.

G

‹deolojisini korku, yalan, aldatma, katliam, inkar, zor ve zulüm üzerine kurmufl TC faflizmi, bu ideolojik yaklafl›m üzerinden de pratiklerini “baflar›yla” hayata geçiriyor. Kendi faflist, ›rkç› zihniyetine karfl› duran, muhalif olan herkesi bir flekilde, bazen komplolarla, bazen aç›ktan, bazen uflaklar› arac›l›¤›yla pervas›zca ortadan kald›rmaktad›r. Halka karfl› bu suçlar› ifllemifl olanlar ise daha bir cesaretlendirilmekte, mükâfatland›r›lmaktad›rlar. Geçti¤imiz y›llarda hemen her gün karfl›laflt›¤›m›z bizce faili çok aç›k ama faflizm taraf›ndan yapt›klar›n› gizlemek için s›¤›nd›¤› bir araç olarak gösterdi¤i “faili meçhul” cinayetlerle yüzlerce devrim-

ci, yurtsever, ilerici, ayd›n katledilmifltir. Sistem, bugün de daha pervas›zlaflarak bu katliamlar›n› sürdürmektedir. Birkaç ay önce ç›kar›lan PVSY (Polis Vazife ve Selahiyeti Yasas›)’nin ard›ndan bu sald›r›lar giderek artmakta ve bu kez faillerinin gizlenmesine bile gerek duyulmamaktad›r.

“Dur ‹htar›”yla yap›lan katliamlar Devletin bir süre önce gelifltirdi¤i katliamlar›n üstünü örtme oyunlar›ndan biri de “dur” ihtar›na uyulmad›¤› gerekçesiyle gelen ölümlerdir. Gazetemizin sayfalar›nda da s›kça yer verdi¤imiz, ya bir köylünün, ya bir sa¤›r ve dilsizin ya da bir çoban›n öldürülmesi-

ne neden olan ve arkas›ndan “Dur dedik ama uymad›, kaçt›” aç›klamalar›n›n ard› arkas› kesilmiyor. En son olay ise Tunceli’nin Hozat ‹lçesi Boydafl Köyü (Samûflê-Amutka) k›rsal›nda meydana geldi. 27 Eylül günü Ali R›za Çiçek ve Bülent Karatafl isimli vatandafllar ö¤len saatlerinde odun toplamaya gittikleri esnada bölgede operasyona ç›kan askerler taraf›ndan tarand›. Aç›lan atefl sonucu Bülent Karatafl yaflam›n› yitirirken, Ali R›za Çiçek adl› vatandafl da a¤›r yaral› olarak Elaz›¤ Araflt›rma Hastanesi’nde yo¤un bak›ma al›nd›. Çiçek’in akci¤erinin yar›s›n›n al›nd›¤› bildirildi. Göz göre göre bilinçli olarak askerler taraf›ndan taranan

Cenazeye kitlesel sahiplenme 28 Eylül tarihinde Hozat’ta devrimci demokratik siyasetler ve halk›n kat›l›m›yla binlerce kifli sloganlarla cenaze törenini gerçeklefltirmifltir. Merkezden cenaze törenine kat›lmak isteyenlerse engellenmifltir. Buna ra¤men halk kitlesel flekilde evlad›n› sahiplenerek faflizme cevab›n› vermifltir. Mezarl›¤a gelen kitle Karatafl için bir dakikal›k sayg› duruflu yapt›. Karatafl’›n resimlerinin tafl›nd›¤› cenaze törenin ard›ndan kitle ilçe merkezine kadar sloganlar ve alk›fllar eflli¤inde yürüdü. Bu sald›r›lar ne ilktir ne de son. Faflist diktatörlük özelde Dersim halk›n› genelde ise tüm halk› bask› alt›na almak için elinden geleni yapacakt›r. Bize düflen görev ise bu süreci k›rmak ve halk içinde örgütlülü¤ümüzü güçlendirmektir. Çünkü sadece örgütlü bir halk faflist kuflatmay› tersine çevirebilir. (Dersim Partizan)

TUDEF ormanlar›n yak›lmas›n› protesto etti Dersim’de ormanlar›n operasyonlar s›ras›nda devlet taraf›ndan yak›lmas› yap›lan bir eylemle protesto edildi. 30 Eylül Pazar günü saat 13.00’te Galatasaray Lisesi önünde biraraya gelen TUDEF(Tunceli Dernekleri Federasyonu) üyeleri Dersim halk› üzerindeki bask›lar› ve ormanlar›n yak›lmas›n› k›nad›. TUDEF ad›na yap›lan aç›klamada ABD emperyalizminin Türk hâkim s›n›flar›na yeni görevler verdi¤i bunun da daha fazla bask› getirece¤ine dikkat çekildi. TUDEF Baflkan› ‹smail Aslan taraf›ndan okunan aç›klamada; Kürtlere yönelik bask›lar›n artt›r›ld›¤›, devrimci bas›n›n engellemelerle karfl›laflt›¤›, köylülü¤ün tasfiye edilmek istendi¤ine dikkat çekildi. Dersim halk› üzerinde bask›lar›n yo¤unlaflt›¤› ifade edildi. Dersimde yap›lan barajlar›n bölgeyi insans›zlaflt›raca¤›n›n da alt› çizildi. Eylemde Hozat’ta odun toplamaya giden köylülerin taranmas›na ve Bülent Karatafl’›n katledilmesine de de¤inildi. Eylem s›ras›nda “Dersim onurdur onuruna sahip ç›k”,”Bask›lar bizi y›ld›ramaz” sloganlar› hayk›r›ld›. (‹stanbul)

ve birinin ölümüne neden olan olay›n arkas›ndan bildik aç›klamalar geldi hemen. Tunceli Valisi yapt›¤› ilk aç›klamada iki teröristin ölü ele geçirildi¤ini söyledi. Daha sonra bölge halk› ve DKÖ taraf›ndan duruma tepki gösterilmesi üzerine ise bu aç›klama “dur ihtar›na uymad›klar› için öldürüldüler” fleklinde de¤ifltirildi. Ancak ölen Karatafl ve yaral› Çiçek’in daha önceden “yard›m yatakl›k” suçundan kaynakl› içeri girip ç›kmalar›, onlara “terörist” damgas›n›n yap›flt›r›lmas›na yeterli görülüyordu faflizm taraf›ndan. Dolay›s›yla da katledilmeleri kadar “do¤al” bir fley yoktu onlar için. Bu olaydan çok k›sa bir süre önce yine Dersim’e ba¤l› Mazgirt ‹lçesi’ne ba¤l› Koyunufla¤› Köyü’ne ba¤l› Gölek mezras›nda H›d›r Taydafl adl› köylü ve kardefli akflam saatlerinde evlerine giderken askerler taraf›ndan tarand›. A¤›r yaralanan H›d›r Taydafl’›n bir baca¤› koptu. Yap›lan aç›klama yine benzer. “HPG’li sand›k vurduk.” Ayn› tarihlere denk gelen bir di¤er olay da, Dersim Ovac›k Yeflilyaz› Köyü’nde meydana geldi. Köyde bulunan karakolun bas›ld›¤› iddia edilerek köylülerin evleri sabaha kadar askerler taraf›ndan kurflun ya¤muruna tutuldu. Evlerinde yerlere yatan, duvar diplerine s›¤›nan köylülerden ölen ya da yaralanan olmad› tesadüfen.

Y›llard›r gerilla mücadelesinin sürdürüldü¤ü Dersim’de bu ve buna benzer yüzlerce örnekle karfl›laflmaktay›z. Ancak tüm bu nafile çabalar ne mücadelenin bitmesine, ne de Dersim halk›n›n bu mücadeleye destek vermesine, kat›lmas›na engel olamamaktad›r. Nitekim Dersim halk› oynanan bu oyunlar› çok iyi bilmekte ve gerekli karfl›l›¤› vermektedir.

Dersim’de halka yönelik sald›r›lar protesto edildi. * 28 Eylül günü Hozat’ta düzenlenen bir bas›n aç›klamas›yla yap›lan sald›r› protesto edildi. Eylemde bir konuflma yapan ‹HD Tunceli Temsilcisi Av. Bar›fl Y›ld›r›m, son bir ayda Tunceli’de hak ihlallerinin artmaya bafllad›¤›na dikkat çekerek, “Biz bu olay›n peflini b›rakmayaca¤›z. Vuran kolluk güçleridir ve biz gereken bütün hukuki ifllemleri yapaca¤›z” diye konufltu. *29 Eylül günü ise Dersim Merkez’de bulunan Sanat Soka¤›nda Partizan, ‹HD, Baro, DTP, EMEP, DHP, ESP, KESK, Ana Der, D‹SK, siyasi partiler ve çeflitli demokratik kitle örgütlerinin kat›ld›¤› bir bas›n aç›klamas› yap›ld›. Aç›klama s›ras›nda, “Katil devlet hesap verecek”, “Bülent Karatafl ölümsüzdür”, “Analar›n öfkesi katilleri bo¤acak” sloganlar› at›ld›. (Erzincan)

Büyükan›t’›n toplu mezarlar› Yüzlerce faili meçhul cinayet ve gözalt›nda kay›plar›n yafland›¤› Diyarbak›r’da, Genelkurmay Baflkan› Yaflar Büyükan›t’›n da bir dönem görev yapt›¤› J‹TEM üssü olarak bilinen 7. Kolordu Komutanl›¤›’nda toplu mezar ortaya ç›kt›. ‹halesi özel bir flirket taraf›ndan al›nan hafriyat çal›flmas› kapsam›nda 7. Kolordu Komutanl›¤› bahçesinde kaz› yap›ld›. Kepçelerle yap›lan kaz›da 12 Eylül 1980 döneminde Diyarbak›r Askeri Cezaevi olarak kullan›lan alan›n yak›n›nda bulunan bölgede insanlara ait oldu¤u belirlenen çok say›da kemik parças› ç›kt›. ‹flçilerin aç›k bir flekilde gördü¤ü kemik parçalar›, daha sonra hafriyatla birlikte kamyonlara yüklenerek 7. Kolordu Komutanl›¤›’n›n d›fl›na ç›kar›ld›. Kemiklerle birlikte ceket ve gömlek dü¤meleri de bulundu. Topraktan ç›kar›lan kemikler konusunda bilgi veren uzman bir doktor, kemiklerin insana ait oldu¤unu söyledi. Uzman doktor, kemiklerin hangi döneme ait olabilece¤inin ise yap›lacak kemik yafl› testi ile ortaya ç›kabilece¤ini belirtti. Olay›n ‹HD Diyarbak›r fiubesi’ne bildirilmesi üzerine harekete geçildi. ‹HD Diyarbak›r fiubesi avukatlar›ndan Bülent Temel, kemikleri Diyarbak›r Cumhuriyet Baflsavc›l›¤›’na götürerek, baflvuruda bulundu. Baflsavc›l›k kemiklerle ilgili baflvuruyu kabul etmezken etkin soruflturma ge-

rekçesiyle, haberi yapan muhabirlerin baflvuru yapmas›n› istedi. Haberin ortaya ç›kmas›ndan sonra demokratik kitle örgütleri harekete geçti. ‹HD, MazlumDer ve Diyarbak›r Barosu’ndan oluflan bir heyet, kemiklerin bulundu¤u yer olan Gazi Köflkü’ne giderek gazeteciler eflli¤inde hafriyat›n bulundu¤u yerde inceleme yapt›. Yap›lan incelemelerde olay yerinde çok say›da kemik tespit edildi. Yaklafl›k 20 kamyon hafriyat malzemesinin y›¤›ld›¤› alanda toprak y›¤›nlar› aras›ndan çok say›da kemik ç›kar›ld›. Heyet ad›na aç›klama yapan Bülent Temel, tekrar savc›l›¤a baflvurarak inceleme yap›lmas›n› isteyeceklerini aç›klad›. Daha önce de Bitlis’in Tatvan ve Hizan, Mardin’in K›z›ltepe ve Nusaybin, Van’›n Ercifl ve Baflkale, Batman’›n Sason ve Diyarbak›r’›n Kulp ilçesinde gerillalara ait oldu¤u belirtilen toplu mezarlar ortaya ç›km›flt›. Ailelerin yapt›klar› baflvurulardan hiçbir sonuç elde edilemedi. Son y›llarda Türkiye’nin gündeminden düflmeyen toplu mezar olaylar›n›n en çarp›c›s› ise Mardin’in Nusaybin ilçesine ba¤l› Xirabêbaba (Kuru) köyünde 17 Ekim 2006’da ortaya ç›kar›lm›flt›. Uzmanlarca Ermeni ve Süryanilere ait oldu¤u belirtilen toplu mezarda devlet yetkililerinin yapt›¤› incelemelerden sonra hem kemikler gizlenmiflti, hem de de¤ifltirilmiflti. Türkiye toplu mezarlar gerçe¤iyle ilk kez 1989 y›l›nda yüz-

leflti. Siirt’e ba¤l› Newala Qasaba’da (Kasaplar Deresi) çok say›da ceset bulundu. Bugüne kadar Kürt illerinde 21 toplu mezar tespit edildi, ancak keflfedilmeyi bekleyen 10 yeni toplu mezar daha bulunuyor. Sadece Kulp ve Tatvan’daki mezarlara yönelik hukuki süreç bafllat›ld›. Kulp’taki toplu mezar›n köylülere ait oldu¤u DNA testiyle belgelendi, ancak Tatvan’daki toplu mezara yönelik sürdürülen prosedür ise Adli T›p’a tak›ld›. Diyarbak›r 7. Kolordu Komutanl›¤›’ndan ç›kan insan kemiklerine dair henüz Genelkurmay bir aç›klama yapmad› ancak yürütülecek soruflturman›n gizli kalmas› yönünde talimatlar verdi. Bugüne kadar ortaya ç›kan birçok faili meçhul cinayette, toplu

katliamda oldu¤u gibi olay›n devletin güvenli¤i aç›s›ndan üstünün kapat›ld›¤› biliniyor. Üstelik üstün hizmetlerinden dolay› Genelkurmay Baflkanl›¤›’na getirilmifl olan Yaflar Büyükan›t Pafla’n›n iyi çocuklar› himayesine ald›¤›n› söyleyenlerin sürgün edildi¤i, mesleklerinden at›ld›¤› bir dönemi yeni atlatm›flken, J‹TEM üssü olarak bilinen 7. Kolordu Komutanl›¤›’ndaki kanl› icraatlar›n›n ortaya ç›kmas›yla benzer bir yol izleyece¤i görünüyor. Ancak 1980 AFC’sinden bu yana Diyarbak›r’da yak›nlar›n› kaybedenlerin nas›l bir yol izleyece¤i de görünüyor. Öncelikle kaybolan yak›nlar›na ait kemikleri tespit ettirmek sonras›nda ise olay›n ortaya ç›kmas› için alanlara ç›kmak.

Kürt halk› üzerinde son dönemde artan sald›r›lar› k›namak için bir araya gelen ESP, Partizan, EHP, DTP, Odak, ‹flçi Mücadelesi ve Kald›raç 29 Eylül günü Taksim Tramvay Dura¤›’nda bir bas›n aç›klamas› düzenledi. Kitle ad›na aç›klamay› okuyan Ersin Sedefo¤lu; “Laik anti-laik fleklinde kutuplaflan, generallerle siyasal çat›flma içinde olan AKP, söz konusu Kürt ulusal mücadelesi olunca, iflçilerin, emekçilerin mücadelesi olunca generallerle omuz omuza hareket etmede hiç tereddüt etmiyor. Kürt halk›na dönük bask› politikalar›n›n yürütücüsü oluyor. DTP’li belediye baflkanlar› sürekli hedefe al›yor, DTP’liler hakk›nda sürekli soruflturmalar, davalar açt›r›yor. Ormanlar yak›l›yor, da¤larda çobanlar, köylüler kurfluna diziliyor” dedi. (‹stanbul)

Kürt halk›na yönelik sald›r›lar art›yor

Bask› ve katliamlar protesto edildi Devlet taraf›ndan son aylarda Dersim’de daha da yo¤unlaflt›r›lan orman yang›nlar›, yarg›s›z infazlar, gözalt› ve tutuklamalarla birlikte Dersim Derneklerinin yönetici ve üyelerine yönelik bask›da da art›fl oldu. Bundan dört ay önce Tunceli Kültür Derne¤i Baflkan› Nefle Demir tutuklan›rken, 25 Eylül günü Bursa Tuncelililer Derne¤i Baflkan› Celal Hanbayat’›n evi ve iflyeri bas›larak aranm›fl ve as›ls›z gerekçelerle Hanbayat gözalt›na al›narak tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edildi. Mahkeme heyeti ise Hanbayat’› tutuksuz yarg›lanmak üzere serbest b›rakt›. Dersim’de ve Dersim Dernek yöneticilerine yap›lan bu faflist uygulamalar› protesto etmek üzere 28 Eylül günü AVP Tiyatrosu önünde Bursa Tuncelililer Derne¤i bir bas›n aç›klamas› yaparken eyleme Partizan, DHP, ESP, BDSP, SDP, ÖDP ve ‹HD destek verdi. Aç›klamay› okuyan Dernek Yönetim Kurulu üyesi Sinan Ayd›n “Yap›lan bu bask›lar› fliddetli k›n›yoruz ve Dersim halk› olarak diyoruz ki; Bask›lar bizi y›ld›ramaz” dedi. Kitle alk›fl ve sloganlar hayk›rarak aç›klamaya destek verdi. (Bursa)

Bülent Karataflfl’’›n katili devlettir

Dersim’de yaflanan yarg›s›z infaz› k›namak için Demokratik Haklar Platformu taraf›ndan 29 Eylül günü Galatasaray Lisesi önünde bir bas›n aç›klamas› düzenlendi. ‹flçi köylü okurlar›n› da destek verdi¤i aç›klamada “Bülent Karatafl’›n gündüz gözüyle katledilifli, 12 Eylül Darbesi’nin 27. y›ldönümüne denk gelen bugünlerde sistemin özünde bir de¤iflikli¤in olmad›¤›n› gözler önüne seriyor. Faflizmin hüküm sürdü¤ü bu co¤rafyada haktan-hukuktan bahsetmenin, demokratik talepleri dillendirmenin bedeli dün oldu¤u gibi bugün de ölmektir, öldürülmektir” denildi. Bas›n aç›klamas› bittikten sonra polis bir kifliyi “ifade vermesi gerekiyor” gerekçesiyle gözalt›na almak isteyince, kitleyle kolluk güçleri aras›nda tart›flma yafland›. “Bask›lar bizi y›ld›ramaz” slogan›n›n at›lmas›yla, polis eyleme sald›rd›. Sald›r› s›ras›nda toplam 11 kifli gözalt›na al›nd›. Gözalt›na al›nanlardan 10’u ayn› gün, ‹flçi-köylü okuru Birsen Gülünay ise baflka bir davadan g›yabi tutuklamas› oldu¤u için birsonraki gün serbest b›rak›ld›. (‹stanbul)


İşçi-köylü 7

5-18 Ekim 2007

Halkın gündemi

F tiplerinde zorla sevk dönemi bafllad›...

Sincan 2 No’lu F Tipi’nden 15 Eylül günü 70 tutsak K›r›kkale F Tipi Hapishanesi’ne zorla nakledildi. Gardiyanlar›n tutsaklar› “Buras› K›r›kkale, ailelerinize söyleyin buraya gelmesinler” fleklinde tehditlerle karfl›lad›¤› hapishanede, iflkence yap›ld›¤› da ö¤renildi. Hapishanelerde bask› ve sindirme politikalar›na her geçen gün bir yenisi eklenmekte, ‹mral› dahil olmak üzere F Tipi hapishanelerde yo¤un hak gasplar› yaflanmakta, tutsaklar tedaviye zaman›nda götürülmemekte, telefon ve aile görüflmelerinde Kürtçe konuflma yasa¤› getirilmekte, tutsaklar hapishanelere ilk girifllerinde veya nakillerde yeni gitti¤i hapishanelerde ç›r›lç›plak soyulmakta,

tahrik edici söylemlerde bulunulmaktad›r. Kurumlara yaz›lan yaz›lar ve mektuplar hapishane idarelerinin keyfi davran›fllar› ile disiplin cezas›na dönüfltürülmektedir. Son olarak 15 Eylül tarihinde Sincan 2 No’lu F Tipi’nden 70 kiflinin yeni aç›lan K›r›kkale F Tipi’ne nakledildikleri gelen bilgiler aras›nda. Tutsaklar götürüldükleri hapishanede gardiyanlarca dövülerek, a¤za al›nmayacak küfürlere maruz kalm›fl, hükümlüler hapishane hekimine ç›karak darp edildiklerini belirtip, darp izleri göstermelerine ra¤men rapor alamam›flt›r. K›r›kkale Hapishanesi’nde bilgisayar kay›tlar› tutulmad›¤›ndan apar topar sevk edilen tutsaklara aileleriyle görüflme imkân›

verilmiyor ve iletiflim haklar›ndan yoksun b›rak›l›yorlar. Zaten görüfle giden ailelerin flehir merkezinden sonra hapishaneye gidecek araç bulmalar› imkâns›z. Henüz hapishane yönüne giden bir araç tahsis edilmedi¤i için, tutsak yak›nlar› özel araç tutarak ya da saatler süren yürüyüfl sonunda yak›nlar›n› görebiliyor. Hapishanelerle ilgili yeni düzenlemelere giden Adalet Bakanl›¤›’n›n adli ve tutsaklar› bir yerde toplayaca¤›, siyasilerin ise birkaç hapishanede bulundurulaca¤› yönünde haberler gündemde. Siyasilerin içerisinde de a¤›rlaflt›r›lm›fl müebbetle yatanlar›n ise baflka bir hapishaneye nakledilmesi ve kalan “ceza”lar›n› orada tamamlamas›n› hedefledikleri tutsaklar taraf›ndan ifade ediliyor. (Ankara)

TUAD’da sevkleri k›nad› TUAD da ‹HD ‹stanbul fiubesi’nde bir bas›n toplant›s› düzenleyerek K›r›kkale’de yaflananlarla ilgili sessiz kalmayacaklar›n› duyurdu. Bar›fl Anneleri ‹nsiyatifi ve DTP ‹stanbul ‹l yöneticilerinin de destek verdi¤i aç›klamada konuflan TUAD Yöneticisi Öztürk Sar›tafl, “hapishane yönetimlerinin kendilerine verilen s›n›rs›z yetkilerden kaynakl› keyfi yaklafl›mlarda eklendi¤inde hak gasplar› had safhaya ç›kmaktad›r” dedi. (‹stanbul)

Sürgünler durdurulsun! 3 Eylül günü Taksim Tramvay Dura¤›’nda biraraya gelen TUYAB’l› aileler, iflkenceli sürgünleri k›nad›. “Hapishanelerde insanl›k d›fl› uygulamalara son” yaz›l› TUYAB pankart› açan aileler, “Sürgünlere hay›r”, “Tutsaklara özgürlük” sloganlar›n› hayk›rd›. Yap›lan bas›n aç›klamas›nda 15 Eylül Cumartesi günü sabaha karfl› Sincan F Tipi’nden 28 PKK ve 42 adli tutsa¤›n K›r›kkale F Tipi’ne iflkenceden geçirilerek sürgün edildikleri, hapishanelerdeki hak gasplar›n›n artt›¤› Tekirda¤ F Tipi’nde ise arkadafl görüflçüsü için dilekçe veren tutsa¤›n 10 günlük süre bitti¤i gerekçesiyle hakk›n›n gasp edildi¤i dile getirildi. TUYAB’l› aileler ayr›ca, iletiflim gasplar›n›n sona erdirilmesini, aç›k ve kapal› görüfl yasaklar›n›n kald›r›lmas›n› da istediler. Bas›n aç›klamas› s›ras›nda sürgünden sonra Sincan F Tipi Hapishanesi’nde tutsaklarla görüflen Sevim Kalman tutsaklar›n olas› bir sald›r›ya karfl› 3 gün elbiseleri ile yatt›¤›n› ve sürgünleri protesto etmek için slogan atan Cengiz Kahraman ve Kenan Özyürek adl› tutsaklar›n gardiyanlar taraf›ndan darp edildi¤ini dile getirdi. (‹stanbul)

2

Göç; Umuda uzanan yolculuk! Türkiye’de resmi rakamlara göre 10 bine yak›n s›¤›nmac› oldu¤unu biliniyor. Fakat ‹çiflleri Bakanl›¤›’n›n geçen y›lki aç›klamalar›na göre ülkede kaçak olarak bulunanlar›n say›s› 50 bine yak›n. ‹TO’nun yapt›¤› araflt›rmaya göre, Türkiye’ye her y›l yaklafl›k 300 bin kaçak göçmen giriyor. Dünyan›n birçok ülkesinde iflçi ve emekçilerin ço¤u zaman daha iyi bir hayat için zorunlu yolculu¤unun ad›d›r göç. Emekçiler yaflad›klar› topraklardan tan›mad›klar›, dillerini, kültürlerini bilmedikleri yerlere göç etmektedir. Ülkemizin ve dünyan›n yaflad›¤› trajik bir gerçekliktir göçmenlik. Ancak birço¤u için öykü hiç de mutlu sonla bitmemektedir. Sevdiklerinden ayr›larak yollara düflen göçmenler yol boyunca insanl›k d›fl› koflullarda yaflamakta, emperyalistler ve onlar›n ufla¤› devletler taraf›ndan afla¤›lanmaktad›r. Özellikle yar›-sömürge ülkelerden Avrupa ülkelerine do¤ru yo¤un bir göç trafi¤i yaflanmaktad›r. Egemen s›n›flar ise bir taraftan uygulad›klar› politikalarla emekçilere daha fazla açl›k ve yoksulluk getirirken öte yandan kurtulufl yolu olarak görülen göçmenlikten de büyük rantlar elde etmektedir. Göçmenler gittikleri ülkelerde korkunç bir sömürüye tabii tutmaktad›r. Ülkemizde göçmenlik daha çok emperyalist-kapitalist ülkelere göç fleklinde yaflan›rken son on y›l da yo¤un bir göç de almaktad›r.

Özellikle Do¤u Avrupa, Asya ve Afrika ülkelerinden büyük bir göç yaflanmaktad›r. Helsinki Yurttafllar Derne¤i’nin verilerine göre, her y›l Türkiye’ye mülteci statüsü alabilmek için 40’tan fazla ülkeden

binlerce insan gelmektedir. Ço¤unlukla iflkence görmüfl, maddi geliri olmayan ve Türkçe konuflamayan bu insanlar›n bar›nma, sa¤l›k, e¤itim gibi hizmetlere ulaflma olanaklar› son derece s›n›rl›. Türkiye’de resmi rakamlara göre 10 bine yak›n s›¤›nmac› oldu¤unu biliniyor. Fakat ‹çiflleri Bakanl›¤›’n›n geçen y›lki aç›klamalar›na göre ülkede kaçak olarak bulunanlar›n say›s› 50 bine yak›n. ‹TO’nun yapt›¤› araflt›rmaya göre, Türkiye’ye her y›l yaklafl›k 300 bin kaçak göçmen giriyor. Bu göçmenlerin yar›s› ev iflleri ve bak›c›l›¤›n yan› s›ra, fuhufl, inflaat, tekstil, g›da sektörlerinde çal›fl›yor. 163 farkl› ülkeden gelen kaçak göçmenlerin say›s› 1 milyonu buluyor. Türkiye’ye illegal yollarla girifl-ç›k›fl yapmaya çal›fl›rken veya Türkiye’de yasad›fl› konumdayken yakalanan göçmenlerin say›s› 1995’te 11 bin 362 iken, 2001 y›l›nda 92 bin, 2002 y›l›nda 82 bin gibi yüksek rakamlar› ulaflm›fl durumda. 1995 ve 2003 aras›nda Türkiye’de yakalanan yasad›fl› göçmen say›s› tam 419 bin! Do¤u Avrupa ülkelerinden ifl aramak için yasal olarak gelen göçmenlerden Moldoval› kad›nlar ev ifllerinde, Moldova, Uk-

Tekirda¤ 1 Nolu F Tipi’de adli bir tutsak intihar etti

Devlet, F Tipi hapishanelerde “›slah etme” ad› alt›nda tutsaklar›n kiflilik de¤erlerine sald›rmakta, en küçük insani talepler yok say›lmakta, hak gasplar› ve keyfi uygulamalar yoluyla birbirinden yal›t›lm›fl olan tutsaklar için yaflam koflullar› daha da zorlaflt›r›lmaktad›r. Devlet, tecrit politikas›yla baflaramad›¤› imha ve yok etmeyi baflka yollarla denemekten de geri durmamakta. Hapishanelerde

ölümcül rahats›zl›¤› olan, kal›c› psikolojik sorunlar› olan siyasi tutsaklar› adeta ölüme terk etmektedir. Erol Zavar, Yaflar ‹nce, Mesut Deniz, Hatice Bolat ve isimlerini sayamayaca¤›m›z onlarca tutsak, bu kal›c› hastal›klarla bo¤uflmaktad›r. Tedavileri bilerek engellenerek, iflkenceye çevrilerek tutsaklar yok edilmeye çal›fl›lmaktad›r. Di¤er yandan F Tipi hapishanelerde bulunan adli mahkumlar da tecrit-tredman sisteminden a¤›r flekilde etkilenen kesimdir. ‹nfaz rejimi devrimci tutsaklar taraf›ndan gelifltirilen karfl› mekanizmalarla bofla ç›kar›labildi¤i halde, ayn› durum adli mahkumlar aç›s›ndan geçerli olmayabilmektedir. Bunun sonucunda do¤al olarak adli mahkumlarda tecrit-tredman sisteminin etkilerini a¤›rlaflt›rmakta, psikolojik çöküntülere yol açmaktad›r. Bilindi¤i gibi F Tipi hapishaneler bugüne kadar birçok intihar olay›na sahne olmufltur. Yaflanan bu durumun son örne¤i Tekirda¤ 1 Nolu F Tipi’nde Zeki Ünlü adl› adli hükümlünün 15 Eylül 2007 tarihinde bulundu¤u hücrenin banyosunda kendisini asmas›yla yaflanm›flt›r. Uzun bir süredir hapiste olan Ünlü, tecrit sisteminin yaratt›¤› psikolojik tahribat›n etkisi ile intihara yönelmifltir. Psikolojik sorunlar yaflad›¤› hapishane

idaresi taraf›ndan bilinen Ünlü, tedavi koflullar›n›n yarat›lmas› yerine var olan sorunlar›n› derinlefltirecek uygulamalara maruz kalm›flt›r. Hapishane atölyesinde çal›flan Ünlü’nün önce “disipline etme” anlay›fl›yla atölyeye ç›kmas› engellenmifltir. Bunun d›fl›nda baflka disiplin cezalar› verilerek durum daha da a¤›rlaflt›r›lm›flt›r. Ki bu cezalardan biri de hücre cezas›d›r. Ünlü’nün içinde bulundu¤u psikolojik durum yak›n›nda bulunan di¤er mahkumlar taraf›ndan da fark edilmifl ve idareye bu duruma dair tedbir almalar› yönlü baflvurularda bulunulmufltur. Hapishane idaresi ise tedavi koflullar›n› sa¤lamak yerine sorunu geçifltirerek, sorunu havaland›rma kap›lar›n› s›rayla açmak gibi bir nevi hücre cezas› olan yöntemle çizmekte bulmufltur. Anlafl›laca¤› gibi idarenin sorumsuz-duyars›z davran›fllar› Ünlü’nün tecritten kaynakl› yaflad›¤› psikolojik sorunlar› daha fazla tecrit uygulayarak “çözmeye” çal›flmas›, sonuçta Ünlü’nün intihara sürüklenmesine yol açm›flt›r. Bu intihar›n sorumlusu, tecrit-tredman sistemini bilinçli bir politika olarak dayatan devlet ve yine uygulaman›n sorumlusu olan hapishane idaresidir. Bir kez daha söylemek gerekirse söz konusu olan intihar de¤il devlet eliyle ifllenen bir cinayettir.

rayna, Romanya ve Rusya’dan gelen kad›nlar fuhufl ve e¤lence sektöründe, Moldova ve Romanyal› kad›nlar tekstil sektöründe, ‹ran, Irak, Moldova ve Romanya’dan gelen erkekler inflaat, de¤iflik ülkelerden gelen kad›n ve erkek göçmenler ise lokanta ve g›da sektöründe ifl buluyor. Bu göçmenlerin vizeleri bitince yenilemiyor. Transit geçifl yapan göçmenler ço¤unlukla ‹ran ve Irak olmak üzere Ortado¤u’dan gelen göçmenler oluyor. Ülkemiz hâkim s›n›flar›n›n göçmenlere yaklafl›m› da t›pk› efendileri gibi olmakta. Göçmenler en kötü koflullarda ucuz ifl gücü olarak kullan›lmaktad›r. Son olarak Festus Okey isimli bir Nijeryal›’n›n Beyo¤lu Polis Karakolu’nda katledilmesi ile yeniden gündeme gelen göçmenlere yönelik sald›r›lar devletin ›rkç› yüzünü de gözler önüne sermektedir. Ülkemizde yaflayan çeflitli milliyetlerden emekçilere imha ve inkâr politikas› uygulayan egemen s›n›flar, göçmenlere sald›rmaktan geri durmuyor. Göçmenler potansiyel suçlu muamelesi görüyor her an s›n›r d›fl› edilme, iflkence görme korkusu ile yafl›yor. (H. Merkezi)

Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i’ne sald›r› Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i’nin ‹kitelli’de bulunan bürosuna 24 Eylül günü akflam saatlerinde çeteler taraf›ndan sald›r› düzenlendi. Saat 22.00 dolaylar›nda, silahl› ve sopal› 30 çete üyesinin ‹kitelli Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i’ne yönelik sald›r›s›nda derne¤in camlar› ve içerdeki eflyalar tahrip edildi. Atatürk Mahallesi 1. Sokak 51 numarada bulunan derne¤e yönelik sald›r›da içeride bulunan dernek üyeleri ile sald›rgan grup aras›nda arbede yafland›. Sald›r›da darp sonucu bir kifli yüzünden yaralan›rken, çete üyeleri sald›r›n›n ard›ndan mahalle aralar›nda silahlarla atefl ederek da¤›ld›klar. (H. Merkezi)

Rakamlar hükümeti yalanlad›!

Bugüne kadar devletin “iflkenceye s›f›r tolerans”, “münferit olaylar”, “düflünce özgürlü¤ü vard›r” vb. aç›klamalar› ‹nsan Haklar› Derne¤i ve benzeri kurumlar›n aç›klad›¤› rakamlarla yalanlanagelmiflti. Bu gelenek yine bozulmad› ve devletin temsilcisi Baflbakan›n tüm iddialar›na karfl›n ‹HD, y›l›n ilk alt› ay›nda 451 kifli hakk›nda 94 dava aç›ld›¤›n›, 103 davada 193 kifliye 229 y›l 3 ay 15 gün hapis ve 7.981 YTL para cezas› verildi¤ini aç›klad›. ‹HD, 2007 y›l›n›n Ocak-Haziran döneminde ifade özgürlü¤ünü kullanan 451 kifli hakk›nda 94 dava; 361 kifli hakk›nda da 88 soruflturma aç›ld›¤›n› aç›klad›. ‹HD, bu rakamlar›n “düflünce özgürlü¤ü alan›nda geçmifl y›llara oranla herhangi bir ilerlemenin sa¤lanamad›¤›n› ispatlad›¤›n›” duyurdu. Derne¤e göre, bu dönemde aç›lan davalardan 17’si “Türklü¤ü, Cumhuriyeti, Devletin kurum ve organlar›n› afla¤›lama” bafll›kl› Türk Ceza Yasas›’n›n (TCK) 301., 22’si “Suçu ve suçluyu övme” ile ilgili 215., 4’ü 314., 2’si “Halk› kin ve düflmanl›¤a tahrik veya afla¤›lama” bafll›kl› 216., 2’si “Adil yarg›lamay› etkilemeye teflebbüs” fiiline iliflkin 288. maddelerden; 20’si “terör örgütü propagandas›”na dair Terörle Mücadele Yasas›’n›n (TCK) 7. maddesinden; 2’si Atatürk Aleyhinde ‹fllenen Suçlara ‹liflkin Kanun’dan ve 1’i de eski TCK’n›n 312. maddesinden aç›ld›. Ayr›ca, 301’den aç›lan davalardan 25, 215’den aç›lanlardan da 23’ünün, 216’dan da 4’ünün de bu dönemde sonuçland›¤› duyuruldu. ‹HD Genel Baflkan Reyhan Yalç›nda¤ imzas›yla yay›mlanan aç›klamada, “ifade özgürlü¤ünün suç addedilmesi sadece yarg›lama sonucu do¤urmuyor, milliyetçi kesimlerin provoke edildi¤i flovlara ve linççi sald›r›lara da dönüflebiliyor” denildi. (H. Merkezi)


İşçi-köylü 8

Politik gündem Rejimin yap›sal krizini çözmek ve de ayn› zamanda konjonktürel ihtiyaca göre yeniden flekillendirmek ad›na ortaya at›lan “Anayasa de¤iflikli¤i”ne iliflkin tart›flmalar, bu defa TÜS‹AD gibi patron örgütlenmelerini de içine alarak sürüyor. Aç›kland›¤› kadar›yla, anayasa tasla¤›na bakt›¤›m›zda, neo-liberal politikalar›n hayata geçirilmesi önündeki tüm engellerin kald›r›lmas› yönünde en sab›rs›z olan bu kesim, bu yönlü beklentilerinin çok da d›fl›nda olmayan bu tasla¤a karfl› ne oldu da karfl› ç›kma ve bunun üzerinde aç›klamalar yapma ihtiyac› hissetti? Hem de, özellikle de seçimler öncesinde ve sonras›nda AKP’ye verdikleri deste¤i her f›rsatta dile getirirken. Örgütlenme hakk›n›n önüne yeni engeller ç›karma gibi, iflçi-emekçi düflman› politikalar› içeren bu Anayasa tasla¤›na patron örgütlerinin neden tepki verdi¤i asl›nda çok aç›k: bunca kendi lehlerine düzenlemeye ra¤men, zaten krizde olan sistemin kilitlenmesinden ve yönetememe krizini de içeren krizin büyümesinden duyulan korku. Çünkü böylesi bir kilitlenme ve yönetememe krizinin büyümesi, her anlamdaki istikrar›n da, belki uzunca süre denetim alt›na al›namayacak biçimde bozulmas› demektir. Ve komprador sermayeyi korkutan da budur. Anayasa tart›flmalar› s›ras›nda türban ve laiklik meselelerinin neredeyse tek tart›flma noktas›n› oluflturmas›, ülkenin egemen s›n›flar› aras›ndaki güçler dengesinin her an de¤iflebilece¤i izlenimi yaratmaktad›r. Bugün AKP’den yana gibi görülen dengelerin, laiklik, türban tart›flmalar›n›n daha da alevlenmesi durumunda askerin ve de bir bütün olarak laiklik 盤›rtkanl›¤› yapan kesimin lehine de¤iflebilme ihtimalini de gözard› etmek istemeyen sermayenin ç›k›fllar›n›n ard›nda, asl›nda bu kesimlerle ters düflmeme mant›¤› da yat›yor. Bugün AKP’nin arkas›nda gibi görünen ABD’nin yar›n kendi ç›karlar›n› tehdit edecek biçimde istikrars›zlaflm›fl bir ülke karfl›s›nda tavr›n› de¤ifltirebilme ihtimali hiç de uzak de¤ildir. Sermayenin ç›k›fllar›n› ayn› zamanda bu aç›dan da de¤erlendirmek gerekmektedir.

Komprador sermaye evdeki bulgurdan olmak istemiyor

29 Eylül tarihli gazete sayfalar›na bakt›¤›n›z zaman Irak ve TC aras›nda imzalanan son anlaflma ile ilgili çok fley bulamam›fls›n›zd›r. Kiral›k kalemflorlar›n bu konuda suskun kalmas› dikkat çekici ve anlaml›d›r. Anlaflmadan, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Baflkan› Barzani’nin dayatmas› sonucu “s›cak takip/s›n›r ötesi harekat” ile ilgili madde ç›kar›lm›flt›r. Cumhurbaflkan›’n›n kim olaca¤› tart›flmalar›ndan önce ilk s›rada gelen “s›n›r ötesi harekat gereklidir yaygaras›” bu anlaflmayla beraber flimdilik rafa kald›r›lm›fl görünüyor. Rafa kald›r›lan sadece bu manipülasyon argüman›d›r. Yoksa sald›r›lar her yerde devam etmektedir. Farkl› biçimleriyle yaflanan siyasal kriz, esasen yaklaflan ekonomik krizi gizlemeye yöneliktir. Korkunun kayna¤› krizle beraber yükselecek toplumsal muhalefetin komünist ve devrimci hareketle kucaklaflmas› olas›l›¤›d›r. Haz›rl›klar bu yöndedir. Anlafl›laca¤› üzere TC ve Irak devletleri aras›nda “güvenlik” konulu bir anlaflma imzalanm›flt›r. TC’nin bu anlaflmayla beklentileri-hedefleri nelerdi? Birincisi; Devlet bu anlaflma ile PKK’ye yönelik imha sald›r›lar›nda daha genifl manevra alanlar›na sahip olacak, gerillan›n üs alanlar›na yönelme imkanlar›na yaklaflabilecekti. ‹kincisi; Daha çok Irak devletine yapt›r›m uygulayan bu anlaflman›n önemli bir maddesi de, PKK’nin Irak’taki finans, haberleflme, ulafl›m kaynaklar›n›n engellenmesi, PKK’nin esnek bir federatif yap› içinde, özerk bir devlet olarak öngörülen Kürt Devleti üzerindeki etkisini yok etmektir. Üçüncü bir nokta da;

Irak s›n›r›ndan 75 km içlere kadar askeri sald›r› düzenlemekle kalmay›p, bu alanda bir nüfuz gücüne sahip olmay› hedeflemekteydi. Hat›rlanaca¤› gibi, Kürt Devleti gündeme her geldi¤inde, TC faflizminin ç›karlar› gere¤i kardefl olarak ilan etti¤i Irak Türkmenlerinin haklar›n›n çi¤nendi¤inden dem vurmaktayd›. Ancak

“Anayasa de¤iflikli¤i”ne iliflkin tart›flmalar, bu defa TÜS‹AD gibi patron örgütlenmelerini de içine alarak sürüyor. Ancak TÜS‹AD ad›na yap›lan ve TÜS‹AD’›n kimi üyelerince “kendini ba¤lar” denilen ç›k›fl›n, giderek büyüyen bir medya devi olman›n yan›s›ra, ülkenin en büyük sermayelerinden biri olma yolunda h›zla ilerleyen ve hatta art›k en büyük sermaye gruplar›ndan biri olan Do¤an’lardan gelmesi de meselenin bir di¤er yan›n› oluflturuyor. Bilindi¤i gibi Do¤an Grubu’nun sermayesini en fazla büyüttü¤ü dönem, AKP’nin hükümet oldu¤u dönemdir. Böylesi “iyi iliflkilere” ra¤men bir ç›k›fl yap›labiliyorsa, korku gerçekten büyük demektir. Bu korku ise, pirince giderken evdeki bulgurdan olma korkusudur. Anlafl›lan, sermayeye daha genifl sömürü-talan alanlar› yaratmay› ve yerli sermayenin yan› s›ra, uluslararas› tekellere de ülkenin zenginliklerini peflkefl çekmenin önündeki tüm engelleri kald›rmay› içeren bu anayasa tasla¤›nda uzlafl›lamamas› durumunda ortaya ç›kabilecek durum sermayeyi oldukça ürkütmektedir.

Faflist Kemalist düzenlemeler miad›n› doldurunca.... ‹lginçtir (asl›nda do¤ald›r) ki, Anayasa üzerinde tart›flma yürütü-

lürken “özgürlükler”, “demokrasi” vb. söylemleri dilinden düflürmeyenler, bu kavramlar› sadece türban ve laiklik üzerinden getirmekteler. Bundan da, bu kesimlerin asl›nda özgürlük ve demokrasiden ne anlad›klar› ortaya ç›kmaktad›r. Onlar bu de¤erlerin de¤il, asl›nda faflist Kemalist rejimin yara almas›ndan, devam›n›n tehlikeye girmesinden korkmakta ve bunun pefline düflmekteler. Oysa faflist Kemalist rejim çoktan miad›n› doldurmufltur. Kemalizm’in çizdi¤i s›n›rlar bugün komprador burjuvaziye bile dar gelmektedir. Egemen s›n›flara art›k dar gelen bir di¤er unsur ise, 12 Eylül Anayasas›’d›r. Neo-liberal politikalar›n hayata geçirilmesine h›z verilmesi, her ne kadar 12 Eylül ve onun ‘82’de ç›kar›lan anayasas›yla birlikte olmuflsa da, art›k bu Anayasa da ne emperyalistlerin ne de ülkedeki egemen s›n›flar›n ihtiyac›na cevap vermekten uzakt›r. ‘82 Anayasas› üzerinde zaman zaman de¤ifliklikler yap›lm›fl, ancak iflçi emekçilerin haklar›n› daha da k›s›tlamay›, sermayeye ise daha fazla özgürlükler tan›may› hedefleyen bu de¤ifliklikler de çözüm olmam›flt›r. Gelinen noktada ise tümüyle de¤ifltirilmesi gündeme

defas›nda farkl› bir üst isimle yeniden ve yeniden yay›mlanan Gündem “özgür bas›n” alan›nda bir gelene¤i de temsil ediyor. Gündem, belki de en çok bu yönüyle faflizmin bütün sald›r›lar›na karfl› durufluyla bir klasik olarak kabul edilmeyi hak ediyor. En son 2829 Eylül tarihli bas›mlar›yla Azadiya

gelmifltir. Bugün AKP’nin hem emperyalistlerin hem de sermayenin büyük bir kesiminin deste¤ini alarak yeniden hükümet olmas› ya da kendi deyimleriyle seçimlerden “büyük bir zaferle” ç›kmas›, seçimler öncesinde bafllat›lan de¤ifliklik tart›flmalar›n›n, hemen seçimler sonras›nda somutlaflt›r›lmas› çabalar›n› da getirmifltir. K›sacas›, faflist Kemalist düzenlemeler miad›n› doldurunca, bugün AKP’yi destekleyen egemen klik devletin tüm kurum ve yasalar›n›, kendi ç›karlar› do¤rultusunda, yeniden düzenlemeye çal›flmaktalar.

Özgürlükler anayasayla de¤il, s›n›f mücadelesiyle gelecek! Egemen klikler aras›ndaki ç›kar mücadelesi sürerken, Anayasa tart›flmalar›n›n neye hizmet etti¤ini iyi tahlil etmek gerekmektedir. Ve bundan hareketle de bu tart›flmalarda taraf olman›n ne anlama gelece¤ine. Devrimci-demokrat ve ilerici kesimler uzunca y›llard›r 12 Eylül Anayasas›’n›n de¤iflmesi ve hatta tüm sonuçlar›yla birlikte ortadan kald›r›lmas› mücadelesi verdiler ya da en az›ndan bunu dillendirdiler.

ruz: (Diyarbak›r’daki e¤itim süreci ile ilgili ifadeden) “O süreçte benimle birlikte 40-50 ajan da gelmiflti. Baz›lar›n› da tan›yordum. Biz de böyle sahnenin karfl›s›ndaki koltuklarda oturduk… Herkes kendi bölümünde kalk›yor e¤itim veri-

n o y s a r e p o i s e t ö S›n›r r a l n a l a k e y i r e g 盤l›klar›ndan

Kürt Bölge Meclisi’nde de temsil edilen Türkmen vekillerin grup baflkan›, Türkmenlerin hiçbir zorlukla karfl›laflmadan Meclis’te temsil edildiklerini, haklar›n›n çi¤nenmedi¤ini, bu nedenle Türkiye’nin Irak konusunda kendileri üzerinden politika gelifltirmemeleri gerekti¤ini ifade etmiflti. Bu tepki, Türkmenler üzerinde TC’nin nüfuz gücünü ifade etmesi aç›s›ndan önemlidir. Ancak TC’nin özellikle Musul ve Kerkük çevresinde bir nüfuz alan› oluflturmas› bununla s›n›rl› kalm›yordu. Geçmiflten beri bu bölgede kontra faaliyeti sürdürdü¤ü bilinen TC, bu önemli kozunu kullanmaktan yoksun kal›nca ise kontra faaliyetlerini yo¤unlaflt›rm›fl bulunmaktad›r. Bu konuya geçmek için yeni bir paragraf açarsak;

Ölüm mangalar› iflbafl›nda Bildi¤iniz gibi; Gündem gazetesi bir kez daha kapat›lm›fl bulunuyor. Her

Welat eki olarak tekrar karfl›m›zda. Ölüm Mangalar› bafll›kl› dizsiyle kontrgerilla gerçe¤ini bir kez daha iffla etmektedir. Bu dizinin ilk bölümünü okudu¤umuzda zorla ajanlaflt›r›lan köylülere uygulanan iflkenceler bir tarafa, J‹TEM gerçe¤ini aç›kça görebilmekteyiz. Bir kez daha a盤a ç›kan fludur ki, J‹TEM devletin bizzat kendisinin örgütledi¤i bir illegal sindirme-katliam flebekesidir. Sözü burada, PKK taraf›ndan, a盤a ç›kar›lan, sorgulanan J‹TEM elemanlar›ndan M. Sait Y›ld›r›m’a b›rak›yo-

yor. Diyarbak›r valisi Efkan Ala da ilk gün oradayd›. O da kalkt›. Diyarbak›r’da halk içerisinde yap›lmas› gerekenlerden bahsetti. Halk› nas›l yönlendirebilece¤imizi, onlardan nas›l bilgi alaca¤›m›z›, eylemlerde içlerine nas›l s›zabilece¤imizi anlat›yordu…’’ Fazla söze gerek yok asl›nda iflte karfl›n›zda, flimdinin en üst düzey bürokrat›, yeni Baflbakanl›k Müsteflar›, burjuva medyan›n demokratl›k cilas› çekti¤i Efkan Ala ›fl›l ›fl›l par›ldamakta. Görevini “iyi” yapm›flt›,

5-18 Ekim 2007 En basit tan›m›yla, iflçi emekçi y›¤›nlar›n örgütlenme, grev, T‹S vb. temel haklar›n› neredeyse bir bütün olarak ortadan kald›ran, YÖK gibi gerici-faflist bir kurumla e¤itimin bilimsel olmaktan tamamen ç›kar›lmas›n› getiren bu Anayasa’n›n de¤iflmesine iliflkin tart›flmalar bugün hala sürmektedir. Özellikle de egemenlerin anayasay› de¤ifltirme e¤ilimlerinin h›z kazand›¤› ve bu yönlü kendi içlerinde de anlaflmazl›klar yafland›¤› bir süreçte, kimi çevreler bu tart›flmalara taraf olur bir pozisyona düflebilmekteler. Öncelikle flunu ortaya koymak gerekmektedir ki, Anayasa’da yap›lmak istenen de¤ifliklikler, hatta bir bütün olarak kald›r›larak, bafltan sona yenilenmesi söz konusu olsa bile, bu de¤iflim iflçi-emekçi y›¤›nlar›n ve onlar›n öncülerinin verdikleri mücadelenin sonucu ortaya ç›kan bir de¤iflim olmayacakt›r. Tekrar etmek gerekirse, bu de¤iflim hem ülke egemenlerinin hem de emperyalistlerin dönemsel ihtiyac›n›n ürünü olarak ortaya ç›kacakt›r. Tart›flmalar› yaratan da zaten bu ihtiyaç olmufltur. Oysa üzerinde tart›fl›lan Anayasa’n›n tasla¤›na bile bakt›¤›m›zda, bunun özünün de 12 Eylül Anayasas›’ndan çok farkl› olmad›¤›n›/olamayaca¤›n› görebiliriz. Çünkü mevcut düzen de¤iflmedi¤i sürece, egemenlerin yapt›¤› anayasalar›n gerici-faflist özelli¤i de¤iflmeyecek, karakter olarak ayn› kalacakt›r. Bugün ülkede geçmiflten günümüze haz›rlanan tüm anayasalar, ruhunu Osmanl›’dan almaktad›r. Osmanl›’n›n bask› ve zora dayal› egemenlik anlay›fl›ndan. Ülke tarihinde ç›kar›lan tüm anayasalara bakt›¤›m›zda, bunlar›n hemen tümünün 1876 ç›kar›lan ve “Kanun-i Esasiye” (Temel Kanun) olarak bilinen anayasan›n, üzerinde dönemsel ihtiyaçlara göre de¤ifliklik yap›lm›fl halini görürüz. Kald› ki bu de¤ifliklikler genelde kullan›lan deyimler üzerinde yap›lan de¤iflikliklerdir. En esasl› de¤iflikliklerden biri ise, “ülke topraklar›nda yaflayan vatandafllara hangi din ve mezhepten olursa olsun Osmanl› denir” tan›mlamas›ndaki Osmanl›”n›n yerini, sonraki y›llardaki Türklefltirme politikalar› çerçevesinde “Türk” tan›m›-

n›n almas›d›r. Bunun d›fl›nda, ülkenin bölünmez bütünlü¤ü, devlet dairelerinde Türkçe zorunlulu¤u gibi, faflist-›rkç› yaklafl›mlar hep korunmufltur. Bu durum yeni Anayasa tasla¤›nda da çok farkl› de¤ildir. Özellikle de iflçi-emekçilerin örgütlenme haklar›na iliflkin daha büyük k›s›tlamalar, böylelikle de sald›r›lar yer alan yeni taslak, sadece bunlara bak›lmas› durumunda bile, kimin ç›karlar›na hizmet etti¤ine ›fl›k tutmaktad›r. Bu Anayasa ayn› zamanda neoliberal sald›r›lar› daha boyutlu hayata geçirmeye dönük bir anayasa olmas› bak›m›ndan “neo-liberal Anayasa” olarak da tan›mlanabilir. Kimi ayd›nlar›n bu yeni anayasa haz›rl›klar›na “12 Eylül Anayasas›-2” demeleri ise bofluna de¤ildir. Hatta temel hak ve özgürlükleri çok daha boyutlu k›s›tlamas› ve bunlara dönük daha kapsaml› sald›r›lar içermesi bak›m›ndan, “gelen gideni arat›r” denecek bir Anayasad›r haz›rlanan. Sadece bu yönüyle bile, bu tart›flmalara “12 Eylül Anayasas› de¤ifliyor” vb. yaklafl›mlarla taraf olmak demek, hem AKP’ye hem de O’nu destekleyen egemen kliklere destek ve taraf olmak demektir. Gerek TÜS‹AD ile AKP aras›nda gerekse bir bütün olarak egemen klikler aras›nda anayasa üzerinden yürütülen tart›flmalar yukar›da da belirtti¤imiz gibi, kendi ç›karlar›n› korumaya dönük oldu¤u gibi, kimi sermaye çevrelerinin daha fazlas›n› elde edelim derken, eldekini yitirme tehlikesinden duyulan korkunun ürünüdür. Bunun içindir ki, tart›flmalara taraf olma e¤iliminden ziyade, iflçiemekçilerin ve tüm ezilen kesimlerin bu yeni anayasa aldatmacas›na taraf olmas›n› engellemek ve sistemin yeni bir sald›r› politikas› oldu¤unu kavratarak, s›n›f mücadelesini yükseltmek göreviyle karfl› karfl›yay›z. Temel hak ve özgürlükler, egemenlerin haz›rlad›¤› anayasayla de¤il, sömürü ve talan sistemini tüm kurum ve kurulufllar›yla ortadan kald›rarak elde edilecektir. Gerçek demokrasi de ancak o zaman gelecektir. Çünkü o demokrasi, iflçi-emekçi y›¤›nlar›n ve de tüm ezilenlerin yükseltece¤i s›n›f mücadelesiyle elde edilen, gerçek Halk Demokrasisi olacakt›r!

2006 Amed Serh›ldan›’nda faflizmin kurumlar› aras›nda iyi bir koordine unsuru olarak, ço¤u çocuk ve yafll› on bir insan›m›z›n katledilmesinde önemli bir rol üstlenmiflti. Yukar›da dedi¤imiz gibi J‹TEM’in çal›flmalar›n›n Türkiye ile s›n›rl› olmad›¤› bilinen bir gerçekti. Bu gerçek bir kez daha dile geliyor. Söz yine ayn› J‹TEM eleman›nda: “…Bu operasyona göre (TSK’n›n Kandil’i hedefleyen Sarmafl›k isimli operasyonu anlat›yor…) öncelikle Güney Kürdistan’daki Kürt bölgelerine s›zd›r›lm›fl birliklerce o hattan bir çember oluflturulacakm›fl. Güneyli güçlerin de istihbarat ve engelleme gibi k›smi deste¤i de al›nacakm›fl…’’ ‹flte durum böyle ancak, ekonomik-siyasi geliflmeler böylesi bir duruma flimdilik olanak tan›m›yor. Her ne kadar TSK eliyle yürütülen provokasyon faaliyetleri devam etse de geliflmeler bunu engellemekte. R. T. Erdo¤an, ABD’de geçti¤imiz günlerde yapt›¤› konuflmada, PKK’nin tank ve toplara sahip oldu¤unu belirterek, ABD’nin harekete geçmesini istedi. Daha do¤ru bir ifadeyle; efendisinden bir çözüm yolu diledi. Ancak efendisi, bunun adeta bir deli saçmas› olaca¤› yönünde cevap vermekte gecikmeyecekti. Konuflmadan sadece bir gün önce de ABD Kongresi’nde Irak’›n gelece¤i oyland›. Ba¤lay›c›l›¤› olmayan ancak iflin rengini belli eden bu oylama sonucu, Irak’ta esnek bir federatif yap›n›n gereklili¤ini öngörüyor. Fiili anlamda var olan ve yasal zemini sa¤lamlaflt›r›lacak bir Kürt Devleti’nin kurulaca¤› anlam›na gelen bu oylama TC’nin heveslerini törpülemifltir.

Irak’›n yeniden siyasal yap›land›r›lmas› plan›n›n içeri¤i Ekim ay› sonunda biri Kuveyt’te, di¤eri ‹stanbul’da ABD ve Irak’a komflu devletlerin yapaca¤› bir toplant›yla doldurulacak. ABD, uflaklar›na ve uflaklaflt›rmak istediklerine yeni sald›r› planlar›n› kavratacak.

Yeni dalgak›ranlar gelifltirelim! Dedi¤imiz gibi s›n›r ötesi operasyon, bizzat ABD taraf›ndan flimdilik durdurulmufl bulunmakta. Buna bu konuda, muhatab›n Ba¤dat olaca¤› görüntüsü de, özellikle bu son anlaflma ile eklenmifl bulunuyor. TC’nin Irak Kürdistan›’nda gerçeklefltirece¤i sald›r›lar ise ABD taraf›ndan/aç›s›ndan katlanabilir düzeyde tutulmaktad›r. Önümüzdeki süreç ise sald›r›lar›n biçimini belirtmesi aç›s›ndan daha aç›klay›c› olacakt›r. Ne var ki, faflizm bofl durmuyor, inkara ve imhaya devam ediyor. Yeni Anayasa tasla¤› ve çevresinde yürütülen tart›flmalar inkar yönünde süreklili¤i ifade ederken, 27 Eylül’de DersimHozat’ta iki gençten birinin katledilmesi, di¤er gencin de yaral› kurtulmas› ise imhan›n sürdü¤ünün en son kan›tlar› olarak ç›k›yor karfl›m›za. Gelifltirilecek sald›r› dalgalar› hiçbir zaman baflta Kürtler olmak üzere halka uzak olmad›. Yeni dalgalar söz konusudur. O halde yeni dalgak›ranlar gelifltirilmeli, düflmana ortaklafla direnifl bilinciyle karfl› konulmal›d›r. Mutlak zafer, mutlaka gerçeklefltirilecektir. Bunu yak›nlaflt›rmak ise ancak ve ancak bizim ellerimizdedir.


İşçi-köylü 9

5-18 Ekim 2007

Politik gündem

Kapitalizmin çölüne hofl geldiniz! Küresel ›s›nma, dünya gündeminde önemli bir yer al›rken Türkiye’de de bu y›l yaflanan kurakl›k nedeniyle uzun bir zamand›r gündemdeki -öyle ki neredeyse tüm sorunlar küresel ›s›nmaya ba¤lanarak- birçok manipülasyonla birlikte gerçekler karart›lmaya çal›fl›l›yor. Küresel ›s›nman›n tüm dünya için art›k büyük bir tehdit oluflturdu¤u ve bu durum içerisinde ne tür küresel oyunlar oynand›¤›n› aç›kl›¤a kavuflturmadan küresel ›s›nmay› tart›flmak bir anlam tafl›m›yor. ‹nsanlar taraf›ndan atmosfere sal›nan gazlar›n, sera etkisi yaratmas› sonucunda dünya yüzeyinde s›cakl›¤›n artmas› olarak tan›mlan›yor küresel ›s›nma. 250 bin y›lda bir dünyan›n ›s›s› 1 derece artar veya düflerken, 1850’li y›llardan bugünlere, 150 y›ll›k bir zamanda dünyan›n ›s›s›n›n 1 derece artt›¤› belirtiliyor. Bu da bize küresel ›s›nma sorununun kapitalizmin özellikle de tekelci kapitalizmin bir ürünü oldu¤unu gösteriyor. Öyle bir aflamaya gelinmifltir ki, sera etkisi yaratan gazlar›n sal›n›m› azalt›lsa dahi, önleyici bir etkisi olmayacakt›r. Baz› bilim adamlar› ›s›narak iklim de¤iflikli¤ine u¤rayan dünyan›n daha sonra bu de¤iflimin bir sonucu olarak buzul ça¤›na geçece¤ini belirtiyorlar. Bu tür aç›klamalar “felaket senaryosu” olarak dikkatimizi çekse de, baz› ciddi tahminlerin yabana at›l›r niteli¤i yoktur. Engels, dünyan›n her geçen gün ›s›s›n› yitirerek so¤uyaca¤›n› belirtti¤inde, kapitalizmin “küresel ›s›nma” gibi bir sorunu ortaya ç›karaca¤›n› öngöremedi belki. Ama so¤uma, dünya ›s›s›nda as›l hareket olma özelli¤ini koruyor. Bu nedenle dünya yüzeyindeki ›s›nman›n bir aflamadan sonra h›zl› bir flekilde dünyan›n genel so¤umas›na hizmet edece¤ini düflünmek yanl›fl olmayacakt›r.

Sinyalleri verilen y›k›m… Atmosferin çok etkenli hareke-

ne geldi. Örne¤in Hollywood sinemas›n›n son on y›lda en çok baflvurdu¤u film senaryolar›ndan birinin do¤a felaketleri olmas› gibi. Bu “umursamaz” tav›rlar sonucunda da konutsuzluk, açl›k, susuzluk ve salg›n hastal›klarla felaketler çok daha kitlesel ölümlere yol açm›flt›r. Marmara’daki büyük depremde yaflananlar haf›zalardad›r. Benzer durumlar› T. Kürdistan›’nda yaflanan sel felaketlerinde de aç›kça görmüfltük. Yoksul Kürt halk› kendi haline b›rak›lm›fl, bölge “felaket bölgesi” ilan edilmeyerek, en küçük bir yard›m ve destekten dahi kaç›n›lm›flt›. Dünyan›n belki de en çok tart›fl›lan ve küresel ›s›nmay› sorgulatan felaketi Güneydo¤u Asya’y› vuran tsunami olmufltu. Bu boyutta bir felaketle ilk defa karfl›lafl›lm›fl ve yükselen sular yüz binlerce insan›n hayat›na mal olmufltu. Dünyada süren iflgal ve savafllarda öldürülen yüz binler yan›nda çok daha kitlesel ölümler do¤al felaketlerle gerçeklefliyordu. Emperyalistler, iflgal ettikleri bölgelerde bafl e¤meyen halk› kitlesel bir flekilde katlederek hedef bölgelerini bir nevi insans›zlaflt›r›yorlar. Emperyalistler aç›s›ndan dünyada çok fazla nüfus vard›r ve küresel sermayeye hizmet etmeyen milyonlar›n yaflam›n›n da pek bir önemi yoktur. Onlar katledilebilir, açl›¤a, salg›n hastal›klara ve do¤al felaketlere maruz b›rak›larak yok edilebilirler.

Yoksullara susuz yaflam! Tüm bu geliflmelerin göbe¤inde flu an dünyadaki su kaynaklar›n›n her geçen gün azalmas› bulunuyor. Özellikle temiz, içilebilir su sorunu bugün milyarlar›n yaflamsal bir sorunu durumuna geldi. Dünyada 1 milyon insan içecek tatl› su kaynaklar›ndan yoksun durumda. 2.5 milyon insan ar›t›lm›fl kirli sular› içiyor. Kirli sulardan bulaflan hastal›klardan haftada ortalama 35 bin kifli ölüyor. Dünya Sa¤l›k Örgütü’nün raporlar›na göre “geliflmekte olan

su ayn› olacakt›r” denmektedir. Suyun, dünyadaki canl› varl›¤› ve özellikle insanlar aç›s›ndan önemi de¤il de ilk olarak ticari bir sorun boyutuyla emperyalistlerin gündemine girmesi bugün gelinen aflamay› da aç›klar niteliktedir. Ayn› dünya tar›msal üretiminin çok uluslu flirketlerin ç›karlar›na uygun flekillendirildi¤i gibi, dünyadaki su kaynaklar› da h›zl› bir flekilde bu ç›karlara uygun olarak flekillendirilmektedir. Bu ba¤lamda yar›-sömürgeler ve dünyan›n geri b›rakt›r›lm›fl bölgeleri sald›r›n›n öncelikli hedefleri durumundad›r. Nas›l ki daha fazla kâr için çok uluslu flirketler d›fl›nda dünyadaki üretimin yok edilmesi veya geriletilmesi gerekmekteyse, ayn› amaçla birçok su kayna¤›n›n da kurutulmas›, kirletilmesi, kullan›lamaz hale getirilmesi ya da emperyalist flirketlere ba¤l› hale getirilmesi gerekmektedir. Bugün ülkemiz de dahil, birçok yar›-sömürge ülkede yaflanan geliflmeler tam da emperyalizmin bu su rekabetindeki ekonomik ve siyasi ç›karlar›yla ilintilidir.

Su çat›flmalar›n›n ortas›nda Ortado¤u! Dünyada “Sorunlu Su Havzalar›” olarak belirtilen gerginlik alanlar›n›n bafl›nda 2050’de su k›tl›¤›n› yo¤un bir flekilde yaflayacak olan Ortado¤u geliyor. F›rat ve Dicle nehirleri kapsam›nda Türkiye, Suriye ve Irak’la birlikte ayr›ca önemli bir çat›flma alan› içerisinde yer al›yor. Petrol üretimindeki gerilemeler ve Ortado¤u’nun enerji savafllar›nda var olan konumuyla beraber düflünüldü¤ünde Türkiye’nin çok daha büyük ve çeflitli çat›flmalar›n ortas›nda kalaca¤›n› söyleyebiliriz. Türkiye flu an var olan kullan›labilir su oranlar›yla “su s›k›nt›s› olan ülke” kategorisinde de¤erlendiriliyor. Ancak bu gidiflle yak›n bir zamanda “su fakiri ülke” kategorisine gerileyece¤i de belirtiliyor. Tabi ki tüm bu hesap ve planlar temelde emperyalistlerce yap›lmakta

ABD, yüzde 36.1 oranla atmosfere en fazla zehirli gaz b›rakan ülke konumundad›r.

ti içerisinde, yaflanan iklim de¤ifliklikleriyle art›k ya¤mur ne zaman, nereye ya¤acak, sel veya kurakl›k nerelerde gerçekleflecek tahmin etmek de zorlafl›yor. Dünyam›zdaki daha ileriki geliflmelerin insanl›¤› çok daha büyük felaketlerle karfl› karfl›ya b›rakaca¤› apaç›k ortada. Do¤a asl›nda bunun sinyallerini çok önceden vermeye bafllam›flt›. ‹lk önce çeflitli hayvan türlerinin nesli tükenmeye bafllam›fl, ozon tabakas› delinmeye, dünyan›n her taraf›nda buzullar erimeye, ormanlar yanmaya, seller, tufanlar ve tsunamiler yaflanmaya bafllam›flt›. Emperyalistler ise tüm bu geliflmeleri film seyreder gibi seyrettiler. Hemen hiçbir önlem al›nmad›¤› gibi, felaketler sonucu oluflan kay›plar ve sonras›nda gelifltirilen “telafi” yöntemleri kapitalistlerin önemli bir kâr alan› hali-

Tart›flmalar›n oda¤›nda bulunan küresel ›s›nma, bugün kapitalistleri ve onlar›n ekonomik ç›karlar›n› da tehdit eder boyuta gelmifltir. fiu an gösterilen ilginin as›l nedenini de bu oluflturmaktad›r. Fakat emperyalist rekabetin s›n›rl› dahi olsa dünya çap›nda çeflitli önlemler al›nmas›n› mümkün k›lmad›¤›n› rahatl›kla söyleyebiliriz. Sorunun çözümünde yeterli bir etkisi bulunmayan Kyoto Protokolü’nü dahi ABD emperyalistleri (ve TC de) imzalam›yor. Bunun nedeni ise

“ulusal ç›karlar” olarak gösteriliyor. ABD için bu ulusal ç›karlar›n emperyalist ç›karlar oldu¤u, Türkiye gibi yar›-sömürge ülkelerde ise emperyalizme uflakl›k çizgisinde ekonomik ç›karlar oldu¤u aç›kt›r. Bugün ABD, yüzde 36.1 oranla atmosfere en fazla zehirli gaz b›rakan ülke konumundad›r. ABD emperyalizminin sad›k yar› sömürgelerinden Türkiye’nin ise sera etkisi yaratan gazlar›n sal›m›n›nda en h›zl› art›fl gösteren ülke olmas› dikkate de¤erdir.

ülkelerde” hastal›klar›n yüzde 80’ine kirli sular yol aç›yor. Bunlar yoksul dünyan›n çarp›c› rakamlar›… Fakat bu kadar de¤il. Bir ABD’li günde ortalama 500 litre, bir ‹ngiliz ise 200 litre su tüketiyor. Birçok yoksul ülkede ise bu oran 10 litrenin dahi alt›na düflüyor. Örne¤in Gambiyal›lar 3.3 litre su kullanarak yaflamlar›n› sürdürüyorlar. Elektrik üretimindeki yeri, nükleer, termik vb. santrallerde duyulan ihtiyaç, tar›msal üretimdeki önemi (dünyadaki tatl› su kaynaklar›n›n % 70’i tar›mda kullan›l›yor) ve yaflam› do¤rudan ya da dolayl› bir biçimde etkileyen birçok nedenden kaynakl› su sorunu, temel bir mücadele alan› da olmufl durumda. Art›k “su savafllar›” ciddi ciddi tart›fl›l›r durumdad›r. Öyle ki “20. yüzy›lda petrol neyse, 21. yüzy›lda da

ve hayata geçirilmektedir. Sa¤l›k Bakanl›¤›’n›n AB direktiflerine uyum çerçevesinde 2003 ve 2004 y›llar›nda yürürlü¤e koydu¤u “Do¤al Mineral Sular Hakk›nda Yönetmelik” ile “‹nsani Tüketim Amaçl› Sular Hakk›nda Yönetmelik”ler tam uygulanmaya baflland›¤›nda ülkede su sektöründe önemli de¤iflikliklerin yaflanaca¤› ortadad›r. Tar›msal üretimde yaflanan geliflmelerin bir baflka versiyonunun suda da yafland›¤›n› rahatl›kla söyleyebiliriz. Kalite, verimlilik, AB standartlar› vb. olarak ifade edilenler suda baflka veya benzer adlarla ülkeye dayat›lmaktad›r. Tar›mda bilinçli olarak üretim geriletilir veya baz› ürünler yok edilirken su kaynaklar› da benzer flekilde kurutulmakta, kirletilmekte veya bir flekilde kullan›lmaz hale getirilmekte-

dir. Yaflanan kurakl›kla paralel kopart›lan f›rt›na ve dönen onlarca oyun bu çerçevede anlam›n› bulmaktad›r. Devletin su kaynaklar› üzerindeki yönetim, planlama ve kontrolü bilinçli ad›mlarla zafiyete u¤rat›larak ciddi boyutta su sorunlar› oluflturuluyor ve özel sektör öne ç›kart›l›yor. Yapay birçok sorun, suyla ba¤lant›l› elektrik kesintileri vb. ile de kitleler tedirgin edilerek suyun özellefltirilme ad›mlar›na zemin yarat›l›yor. Dünyan›n en büyük su flirketleri Antalya’da belediye su iflletmecili¤i imtiyaz›na 10 y›ll›k süre ile el koymufl; ‹zmit’te Yuvac›k Baraj› iflletme imtiyaz› 16 y›ll›¤›na yine çok uluslu bir flirkete devredilmifl; ÇeflmeAlaçat› ile Bursa Su ‹flletmecili¤inde benzer imtiyazlar ç›kart›lmas› için DB devreye girmifltir. Fakat as›l büyük özellefltirme ve sald›r›lar›n bundan sonra yaflanaca¤›n› söylemeliyiz. Büyük çapta henüz yeni yeni flekillenmekte olan su kaynaklar› üzerindeki sektörün kendisiyle beraber alt sektörler yaratt›¤› ve burjuvaziye ek kâr kaynaklar› yaratt›¤›n› da biliyoruz. Ar›t›m, depolama, ambalaj vb. gibi alt sektörler gelifltirilirken bir yandan da temiz, içilebilir suya eriflim zorlaflt›r›larak halk›n, özel flirketlerin mecburi müflterisi haline gelmesi de sa¤lan›yor. 2030’a iliflkin “Türkiye Su Senaryolar›”nda, s›cakl›klardaki küçük rakaml› de¤iflikliklerde; bir tar›m ülkesi olan Türkiye’nin tar›msal üretiminde, ›rmaklar, barajlar (ve dolay›s›yla elektrik üretimi) göllerin su kapasitelerinde büyük gerilemeler yaflanaca¤›, deniz suyundaki yükselmelere paralel kimi tatl› su kayna¤› ›rmaklar›n ve yer alt› su kaynaklar›n›n tehdit alt›nda kalaca¤› belirtilmektedir. Bu felaket senaryolar› içerisinde “GAP”ta yaflanacak gerilemeler, barajlar nedeniyle ülke elektrik üretimini ve ayr›ca bölgedeki tar›msal üretimi sarsacak nitelikte gösterilmektedir. Zaten bir bütün olarak T. Kürdistan› da

b u gün olmasa bile yar›n ciddi su sorunlar›yla karfl›laflacak durumdad›r. Eriyen karlar, ani ya¤›fllar ve y›ll›k bazda ise azalan ya¤›fllarla hem sel hem de kurakl›k, da¤l›k yap›daki T. Kürdistan›’n› ileride daha çok tehdit edecek etmenlerdir. Hakkâri’de, 4000 metreleri aflan 20 binlik y›ll›k Cilo Buzullar›n›n erimeye bafllamas› yaflanacaklar›n da habercisi niteli¤indedir. Dünyadaki tatl› suyun büyük k›sm›n›n buz kütleleri halinde bulundu¤u düflünülürse da¤l›k bölgelerin ve dolay›s›yla T. Kürdistan›’n›n temel bir su kayna¤›n› kaybedece¤ini söyleyebiliriz. ‹klimsel de¤iflikliklerin f›nd›k, çay gibi birçok ürünün üretimini de geriletece¤i, denizlerdeki ›s› de¤iflimleriyle beraber hamsi gibi birçok bal›k varl›¤›n› tehlikeye sokaca¤› da tart›fl›lan konular aras›nda yer al›yor. Sadece bu sene kurakl›k nedeniyle tar›msal üretimde yaflanan gerilemeye bakmak bile ülkenin nas›l bir gelecekle karfl› karfl›ya oldu¤unu anlamak aç›s›ndan önemli bir veri olacakt›r. Emperyalist ç›karlara ba¤l› bir devlet politikas› olsa da AKP hükü-

meti döneminde, hemen her konuda oldu¤u gibi do¤an›n tahribat›na yol açan ad›mlarda da h›zl› geliflmeler yafland›. AKP hükümeti gerekti¤inde yasal mevzuat› da düzenleyerek, do¤aya ve insanl›¤a büyük zararlar› dokunan geliflmelere önayak oldu. Orman ve meralar›n yok edilerek arsa haline getirilmesini, tar›m arazilerinin fabrikalarca talan edilmesini, çevreye ve insanlara zehir saçt›¤› için kapat›lan santrallerin yeniden devreye sokulmas›n›, yeni termik ve nükleer santral açma giriflimlerini bu paralelde sayabiliriz. Özellikle nükleer santral açma giriflimlerinin Türkiye’yi çok büyük bir riskle karfl› karfl›ya b›rakt›¤› biliniyor. Yaratt›¤› büyük ve ciddi problemler nedeniyle emperyalist ülkelerde nükleer enerji üretimi terk ediliyor. Oralardan sökülen eski ve y›pranm›fl teknolojilerle ise Türkiye’de nükleer santral inflaatlar›na girifliliyor. Ve bu büyük bir avantajm›fl gibi medya arac›l›¤›yla yo¤un propagandas› yap›l›yor. Bu gidiflata bakt›¤›m›zda yak›n gelecekte ülkemizde kitlesel ölümlere ve kanser gibi hastal›klara yol açabilecek birçok politikan›n h›zla hayata geçirildi¤ini görece¤iz. Egemenler her zaman oldu¤u gibi küresel ›s›nma sorununda da kendi rollerini gizlemeye, sorumlulu¤u halka mal etmeye u¤raflmaktad›rlar. Hatta Ankara Belediye Baflkan› Melih Gökçek gibileri y a fl a n a n l a r › “Allah’›n takdiri” olarak halka yutturmaya, bu yetmeyince de sorumlulu¤u baflka kurumlara ve halka yüklemeye çal›flmaktad›rlar. Oysa bu felaketlerin sorumlusu ne Allah ne halk, ne de tek bafl›na devletin kimi kurumlar›d›r. Sorumlu kapitalizm ve kapitalistlerdir. Tüm bu sorunlar kapitalizmin kâr h›rs› nedeniyle do¤ada yaratt›¤› tahribat›n sonuçlar›d›r. Bu yüzden bir anlamda do¤an›n insanl›¤a yan›t› olarak kas›rga, sel, kurakl›k gibi felaketlerle ölümler dünyan›n “ola¤an” geliflmelerinden biri haline geliyor. Kapitalizmin dünyay› geleceksizli¤e mahkum etti¤i ortadad›r. Kapitalizm, küresel ›s›nmaya ve felaketlere yol açan etmenler yan›nda do¤rudan ormanlar› yakarak (Yunanistan, Ege ve Akdeniz’de orman yang›nlar›), sular› kirleterek vb. de do¤ay› ve insanl›¤› daha fazla kâr u¤runa yok olufla sürüklemekten geri durmuyor. Yerküremiz tamam›yla çöllefltirilmeden kapitalizm dünya üzerinden silinmek zorundad›r. Komünist ve devrimciler bu gerçeklerin yak›c›l›¤› ve omuzlar›ndaki yükün a¤›rl›¤›n› bilerek devrim mücadelelerine h›z verme göreviyle karfl› karfl›yad›r.

Suyun sermaye taraf›ndan kontrol edilmesinin ilk ad›m›: GATS ugün dünya nüfusunun yaln›zca yüzde 5’i suyu çok uluslu flirketlerden ald›¤› halde, bu flirketlerin y›ll›k gelirleri dünya petrol ticaretinin y›ll›k gelirinin yar›s›na ulaflm›fl durumda. Kurakl›k, sel gibi olaylar ve bilinçli politikalarla suyun her geçen gün sat›n al›nan bir konuma geldi¤i dünyam›zda, suyun önemli bir rekabet ve savafl konusu ol-

B

mas› da do¤ald›r. Bunun di¤er bir aya¤›n›n talan ve sömürü oldu¤u biliniyor. Suyun sermaye taraf›ndan dünya çap›nda kontrol alt›na al›nmas› için imzalanan en önemli anlaflma 1994 y›l›nda DTÖ’yü oluflturan anlaflmalardan biri olarak imzalanan ilk çok tarafl› özelli¤indeki GATS-Hizmet Ticari Genel Anlaflmas›’yd›.


İşçi-köylü 10

Enternasyonal

(STEPAN fiAHUMYAN komutas›ndaki 26 Bakü siyasi komiser, ‹ngiliz emperyalistleri ve onlar›n sad›k uflaklar› Esserler ve Menflevikler taraf›ndan 20 Eylül 1918 flafa¤›nda Aflkabat’ta kurfluna dizilerek katledildi.)

Bakü proletaryas›, önderlerinin ola¤anüstü zenginlikteki bilimsel ve politik aç›klamalar›ndan ald›klar› cesaretle, görevlerini büyük bir ustal›kla yerine getirirler, adeta birer diplomasi uzman› ve ayn› zamanda Leninist güzergah›n onurlu temsilcileri olduklar›n› pratikleriyle sergiler. Onlar, Sovyetler iktidar›n› korumak için ola¤anüstü çaba sarfederler. Gerçekten de Bakü’de durum oldukça zordur, özellikle yiyecek ve içecek s›k›nt›s› yaflanmaktad›r. Bu durumdan yararlanan iç düflmanlar, ülkenin genelinde Bolflevikler hakk›nda söylentiler yayarak, onlar› halk nezdinde küçük düflürecek karfl› propagandaya bafllar. A¤›r koflullar alt›nda 25 Temmuz’da ola¤anüstü (Menflevik-Esserlerin, Taflnaklar›n ço¤unlukta oldu¤u) Bakü Sovyetleri toplan›r, oturuma halk komiserleri konseyi, bölge Sovyetleri, deniz ve bölük komitelerinin yan› s›ra Kafkasya ordusunun Devrimci Askeri Komitesi üyeleri de kat›l›r. Toplant›ya baflkanl›k eden P. Çaparitze, içinde bulunduklar› durumun kapsaml› bir flekilde analizini yapmas› için sözü fiahumyan’a verir. O, yapt›¤› konuflmada, düflmanlar›n Bakü üzerindeki bask›lar›n›n nedeninin Sovyetler Rusya’s›na karfl› sald›rgan emperyalistlerin ve karfl› devrimci hain odaklar›n, iflçi-köylü Sovyetleri iktidar›na yönelerek sosyalist devrimi bo¤mak oldu¤unun alt›n› çizer. Bundan dolay›, Sovyetler iktidar›n›n iç ve d›fl düflmanlar›na karfl› her zaman daha kararl› mücadele etmenin çok daha önemli oldu¤una ve ba¤›ms›z bir politikalar›n›n olmas›n›n gerekti¤ine dikkat çeker. Tüm bunlar› aç›klad›ktan sonra fiahumyan, ‹ngilizlerin davet edilmesi propagandas›na kesinlikle bir son verilmesini talep eder, dahas› bu sorunun genellikle gündemden ç›kart›lmas›n› ve Bakü’deki savunman›n güçlendirilmesi sorununun tart›fl›lmas›n› önerir. “Umudumuzu yabanc› güçlere ba¤layaca¤›m›za devrimci Rusya’ya baflvurmam›z en mant›kl› ve gerçekçi olan›d›r, bu arada üzerimize düflen en önemli görev, baflta proletarya s›n›f›m›z olmak üzere var olan bütün ordu ve donanma güçlerinin birli¤ini ideallerimiz u¤runa sa¤lamak olmal›d›r” diye sözlerini noktalar fiahumyan. Ayn› coflkunlukla konuflmalar›na devam eden P. Çaparitze, G. Korganov, M. Azizbekov, Y. Zevin ve di¤erleri de, ‹ngilizlerin davet edilmesinin en bafll›ca nedeninin Sovyetler Rusya’s›na karfl› oldu¤u ve bunun da sadece y›k›m ve felaketlere neden olaca¤›n›n alt›n› çizerek vurgular. Oysa MenflevikEsserler ve Taflnaklardan oluflan blok ve cephedeki durumlar› incelemekten sorumlu komisyon ve üyeleri, Sovyetlere karfl› beyinlerinde tamamen kin ve nefret duygular› beslemekteydiler, bu grup da kesinlikle ‹ngilizlerin yard›mlar›na baflvurulmas› taleplerinde diretiyor ve Bakü’de bir koalisyon hükümetinin oluflturulmas›n›, oluflacak bu hükümetin, Bakü Sovyetleri içinde bulunan partilerin temsilcilerinden oluflmas›n› öne sürüyorlard›. Gergin bir atmosfer hüküm sürer. En az 500’e yak›n kifli, bu iki uzlaflmaz taraf›n kararlar› do¤rultusunda görüfllerini belirtmek zorundayd›. Yap›lan oylaman›n sonunda, emperyalistlerinin sad›k uflaklar› sa¤ partiler (236’ya karfl› 259 oyla) taslaklar› 23 oy üstünlü¤üyle kabul edilir. Oylama ifllemlerinden sonra oturuma k›sa bir süre ara verilir, bu esnada sol Esserler ve sol Taflnaklar›n kat›l›m›yla Bolflevikler fraksiyonunun

5-18 Ekim 2007

! A M T U N U ’i 8 1 9 1 20 EYLÜL

DEVR‹M‹N VERENA(KUTUP YILDIZ)LARI BAKÜLÜ 26 S‹YAS‹ KOM‹SER ÖLÜMSÜZDÜR! -2-

toplant›s› yap›l›r. Toplant›ya kat›lanlar›n hepsi fiahumyan’›n kaleme ald›¤› ve bir an önce gerçeklefltirilmesini istedi¤i acil önlemler paketi tasla¤›n› desteklediklerini belirtirler. Söz saflaflmalara geldi¤inde, sa¤ fraksiyonlar›n zaferinin geçici oldu¤unu, bundan umutsuzlu¤a kap›n›lmamas›n›, tam tersine buna karfl› örgütlü mücadeleyi sürdürmelerini önerir. Daha sonra iktidar› teslim etmeyeceklerini ve daha etkin ve direngen mücadele yöntemlerine baflvurarak durumu kendi lehlerine çevirecek politik kararlar al›rlar. ‹flte böylesine önemli kararlara damgas›n› vuran Bakü Sovyetleri çal›flma kurulunun 26 Temmuz tarihli ola¤anüstü oturumu, P. Çaparitze önderli¤inde toplan›r. Toplant›da oy birli¤iyle flehir savunmas›n›n güçlendirilmesi, savafla haz›rl›kl› olunmas› ve güvenli¤in sa¤lanmas›nda ola¤anüstü askeri önlemlerin al›nmas› gibi bir dizi kararlar› birlikte al›rlar. 27 Temmuz’da ise parti flehir konferans› yap›l›r, burada kitlesel bir gösterinin organize edilmesi tart›fl›l›r, ertesi gün fiahumyan, Çaparitze ve fiuboldayev’in imzas›n› tafl›yan Bakü Halk Komiserleri Konseyi ve Sovyetlerin ça¤r› duyurusu yay›nlanarak y›¤›nlara da¤›t›l›r. Proleterlerin ve askerlerin toplu gösterileriyle sars›lan Bakü, ezilen halk y›¤›nlar›n›n da yo¤un kat›l›m›yla dev bir gösteriye dönüflür ve ‹ngiliz emperyalistlerinin davet edilmelerini isteyen bir avuç hain ve iflbirlikçinin bu politikalar› gösteriye kat›lan binlerce emekçi taraf›ndan mahkum edilirken, Sovyetler iktidar›n› savunmak için haz›r olduklar›n› büyük bir coflkuyla hayk›r›rlar. Hac›kabul Cephesi’nde bulunan 3. Z›rhl› Birlikler Komutan› Komiser Mudrin, 27 Temmuz’da kendi komutas› alt›nda savaflan k›z›l ordu erleriyle yapt›klar› ola¤anüstü toplant›da, ‹ngilizlerin ve di¤er emperyalist güçlerin bölgeye davet edilmesi politikalar›n› nefretle karfl›lad›klar›n› ve kanlar›n›n son damlas›na kadar savaflmaya haz›r olduklar›n› belirtir.

“Komüncü yoldafllar›n tuttuklar› yol devrimci yoldur!” Bakü Sovyetleri 30 Temmuz günü “son oturum” toplant›s›na ça¤r›l›r; toplant›ya, Yürütme Kurulu Baflkan› P. Çaparitze oluflan bu umutsuz tabloyu oldu¤u gibi anlat›r. O, konuflmas›na devam eder ve “Sizlere Halk Komiserleri Konseyi ad›na sesleniyorum, bundan böyle biz her türlü sorumluluklar›m›zdan vazgeçiyoruz ve ayn› zamanda, bir iktidar olarak varl›¤›m›za son veriyoruz. Tasfiyeciler bar›fl antlaflmalar› görüflmelerine bafllamak için can at›yorlard›, bunu art›k rahatça yapabilirler, zaten istedikleri de buydu”

der. Bakü Halk Komiserleri Konseyi bütün olanaklar›n› seferber ederek olas› provokasyon ve sald›r›lara karfl› baflta Sovyetleri savunmaya ve yaflanan g›da s›k›nt›s›na çözüm olarak da y›¤›nlar› toplu üretime teflvik ederken, düflmana karfl› güçlü bir direniflle karfl›l›k vermek için de y›¤›nlar›n askerli¤e kat›lmalar›n› teflvik ederler. Harekete geçen y›¤›nlar›n gruplar halinde kat›l›m›yla Kafkasya K›z›l Ordusu Askeri Konseyi önderli¤inde direnifl cephesinin saflar› oldukça güçlendirilir. fiahumyan, düflman güçlerinin kendilerinden say›ca çok olduklar›n› iyi bildi¤inden, Sovyetler Rusya’s›na baflvurarak acil yard›m talebinde bulunman›n gerekli oldu¤una inan›r. Kendisiyle Lenin aras›ndaki haberleflmelerini sadece J. Stalin arac›l›¤›yla sa¤layan fiahumyan, Tsaritsin’de bulunan Stalin’e acil bir telgraf çekerek Kafkasya’daki son geliflmeleri anlat›r. 22 May›s’ta bu kez Moskova’ya bir telgraf çeken fiahumyan, Halk Komiserleri Komisyonu’na yazd›¤› önemli yaz›s›nda, aradan geçen üç aya ra¤men istedikleri güçlü bir haberleflme istasyonunun halen kurulamad›¤›n› ve bundan dolay› haberleflmenin imkans›z hale geldi¤ini belirtir. Bütün bunlar›n yan› s›ra fiahumyan’›n en çok kafa yordu¤u sorunlar›n bafl›nda, proleterlerin, askerlerin ve köylülerin birlikte mücadelesini örgütlemek ve önderlik etmek sorunu gelmekteydi. Bu amaçla kaleme ald›¤› “Zafer Garantisi” bafll›kl› (24.5.1918) makalesinde, bu güne kadar karfl› devrimcilere ve onlar›n çapulcu ve talanc› ordular›na karfl› amans›z mücadele eden Bakü proletaryas›n›n, bundan böyle karfl›lar›na sadece Kafkasya gerici seyminin (parlamento) de¤il, düzenli AlmanTürk ordular›n›n... “dünya emperyalistlerinin örgütlü gücünün” oldu¤unu önemle vurgular. Tüm bu zorluklara ra¤men, zaferi Sovyetler iktidar›n›n kazanaca¤›n› ve mücadelenin önemini “sorunun köklü çözümü kararl›l›¤›m›z ve cesaretimizde yatmaktad›r. Devrimin en büyük stratejisyeninin ölümsüz deyimiyle -cesaret, cesaret ve yine cesaret- iflte bizi zafere götürecek ve yolumuzu ayd›nlatacak olan en büyük dayana¤›m›z›n temelini bu oluflturmal›d›r” diyerek vurgular. 1 Haziran’da yay›nlanan, S. fiahumyan, P. Çaparitze ve G. Korganov imzal› Bakü Halk Komiserleri ça¤r›s›, Kafkasya’da yaflayan çeflitli milliyetlerden tüm proleterlere ve köylülere seslenir. Yap›lan bu ça¤r›da, ülkedeki karfl› devrimcilerden ald›¤› destekle vahflice sald›r›ya geçen Türk iflgalcilerinin, ülkenin dört bir yandan ölüm sald›klar›n› duyurur. Emperyalist iflgalcilere, soyguncu ve talanc› iç düflmanlara karfl› tek kurtulufl yolunun, Kafkasya emekçi y›¤›nlar›n›n silahl› mücadelesiyle olaca¤› flu sözlerle

“Bakü proletaryas› üzerine yürüyen kana susam›fl vampirlere karfl› isyan bayra¤›n› yükseltin” belirtilir. Komünarlar Bakü ve çevresinde emperyalist haydutlar›n kuflatmas› Osmanl› (Türk) iflgalcilerin sald›r›s› alt›nda açl›k ve k›tl›k içinde tüm olumsuzluklara ve zorluklara ra¤men komün düflmanlar›na karfl› 4 ay proletaryan›n kalelerini savunmak için direnirler. Sonuç olarak, Bakü komüncüleri iç ve d›fl düflmanlar› taraf›ndan tamamen kuflat›lm›flt› ve güçler dengesi onlardan yanayd›. Tek bafllar›na onlar› yenmelerinin olana¤› hemen hemen imkans›zd›. Tek bir yol vard›, savaflmak ve komünarlar önderli¤inde Bakü proleterleri savafl›r.

Son yolculuk, tren durur ve ›fl›klar söner… Politik iktidar›n ele geçirilmesi mücadelesinde en büyük engel olarak görülen Bakü’nün önde gelen komünistleri ‹ngiliz emperyalistlerinin deste¤i ve onay›yla Menflevikler taraf›ndan tutuklan›r. Yarg›lanmak üzere Baylov Hapishanesi’ne at›l›r. Bakü’deki Bolfleviklerin bask›s› sonucu zindandan ç›kart›l›r, ancak Menflevikler onlar› yeniden tutuklar. Tutuklular› tafl›yan tren Aflkabat’a hareket eder. Ayn› zamanda (gece) Afla¤› Hazar havzas› gerici hükümetin resmi organ› bas›ma girer. Bu say› a¤z› salyal› kan emici kudurganlar›n bir haberini “bu sefer de flans›m›z yaver gitti. Bakü’nün kaderini belirleyen eski yöneticileri elimize geçti. Av›m›z›n aras›nda ad›na çoktand›r ‘Kafkaslar›n Lenin’i’ diye hitap edilen, en tan›nm›fl komünist kahramanlar›ndan Stepan fiahumyan da bulunmaktad›r” diye büyük puntolarla yay›nlar ve devamla “onlar, Bakülü vatandafllar›m›za samimiyetle kurtuluflun ça¤r›s›nda bulunan dostumuz ‹ngiliz müttefiklerimize karfl›, büyük güvensizlik zehrinin tohumlar›n› serpifltirmekteydiler. Onlar, ›srarla, ‘‹ngiliz emperyalistlerinin yan›nda savafla kat›lmak dürüst devrimciler için bir onursuzluktur’ diye onlar› sert bir dille elefltirmekte ve cezaland›rmaya haz›rlanmaktayd›lar. Ama kader bir kez daha bizden yana güldü ve onlar flimdi elimizde... Biz barbarl›¤›n flaha kalkt›¤› bir yüzy›lda yafl›yoruz, o halde, onun yasalar›ndan yararlanmal›y›z... Bundan dolay› fiahumyan, Çaparitze, Petrov, Korganov, Fioletov ve di¤erleri bunun cevab›n› bafllar›yla ödeyeceklerdir” dediler. Anglo-Esserler ve bütün karfl› devrimci odaklar›n oluflturdu¤u cellatlar sürüsü, topyekün olarak kendi verdikleri sözlerinde durdular ve 26 halk komiserlerini, halk›n en de¤erli evlatlar›n›, devrimi ilmik ilmik nak›fl nak›fl gözlerinin nuru gibi iflleyen dev-

rimcileri efli görülmemifl sadistlikle vahflice katlettiler. Aflkabat’a do¤ru yol alan bu özel tren, Krasnovodsk’a 207 verst (1 verst = 1.6 km) uzakl›ktaki Akça-Kuma ve Pereval istasyonlar› aras›nda ›fl›klar› söndürüldükten sonra aniden durur. Mahkumlar› grup grup d›flar› ç›kartt›ktan sonra, demir yollar›n›n az ilerisindeki tepenin yamac›na götüren gözü dönmüfl hainler, onlar› vahflice kurflunlay›p delik deflik ettikten sonra parçalanm›fl cesetleri hemen yanlar›nda bulunan bir çukura doldurarak üzerlerini kumla örttüler. Halk komiserleri ölümle karfl› karfl›ya geldikleri zaman bile kendi onurlar›ndan asla ama asla taviz vermemifl, öfkeyle düflmanlar›n›n yüzlerine hayk›rarak direnifle geçmifllerdir, bu durum karfl›s›nda daha da kudurganlaflan karfl› devrimci sarhofl Esserler ve beyazordu mangas›n›n haydutlar›, komiserlerin üzerine kurflun ya¤d›rmaya bafllar. Bunlar›n aras›nda bulunan Piotroviç... “fiahumyan ve di¤er komiserler hemen öldürülmediler, onlar›n yaflamlar›na kendi tabancas›yla kafalar›na birer kurflun s›karak son verdi¤ini, daha sonra vagona döndüklerinde Fundikov’un herkese konyak ikram etti¤ini” söyler.

Son söz; “Bizler yaflamlar›m›z› kurtarmak için ihanet etmektense devrimin mevzisinde onurumuzla ölmeyi tercih ederiz.” (fiahumyan) Tan›nm›fl Leninist yaflam›yla ve ölümüyle cesur bir devrimcinin ve büyük bir politikac›n›n nas›l olmas› gerekti¤ine parlak bir örnek olmufltur. Onun çok verimli çal›flmalar› ve f›rt›nal› yaflam› epik bir kahramanl›k destan›d›r, bu usta eller taraf›ndan yarat›lan eserin her bir sat›r› derin bir anlam tafl›makta ve devrimci fedakârl›¤a yaflam vermektedir ve insanl›¤› yeni bir dünyan›n efli¤ine tafl›maktad›r Komünarlardan Çaparitze yoldafl ölüm yolculu¤undan k›sa bir süre önce zindanda yapt›¤› son konuflmas›nda “gidiflata bak›l›rsa, durumlar umutsuz gibi... Ben seve seve çarp›flmada ölmeyi, barikatlarda düflmeyi isterdim, ama bu hayvanlara karfl› elimizi bile k›p›rdatmadan böyle ölmek, bu komünistlere yarafl›r bir ölüm de¤ildir” der. Silahs›z olmalar›na ra¤men Bakülü komünarlar kahramanca direnerek tarih yazarlar.

Bakü, bir yol kavfla¤›d›r! Bakü, do¤u ve bat› aras›nda “dev bir iflaret levhas›”, yollar›n ayr›laca¤› dev bir kavflak haline gelmifl, bir yanda onun halk komiserlerini tarihte efline az rastlan›r barbarl›kla katlederek bölgeyi iflgal etmek isteyen ve varl›klar›n› sürdürebilmek için her türlü vahflili¤e baflvurmaktan, katliamlardan çekinmeyen eskinin ve köhnemifl dünyan›n

temsilcilerini emperyalist-kapitalistleri ve di¤er yanda da, karanl›klar› yeni do¤makta olan güneflin k›z›l ›fl›klar›yla ayd›nlatmaya ve tarihin bu en keskin dönemeci ve Sovyetler iktidar›n›n flafa¤›nda, yüce komünizm idealleri için topra¤a düflen komiserleri hakl› olarak yücelten, davalar›na sahip ç›kan sosyalizmin temsilcilerini, iflte bu stratejik bölgede karfl› karfl›ya getirir. Bakü 26 komiserleri Sovyetler toplumunun enternasyonalist gururu ve her ulusun sayg›nl›k duydu¤u övünç kayna¤›yd›lar. Bakü komününün inançl› ve yi¤it militanlar›na önderlik eden bilimsel sosyalizmin ve kuramsal Marksizm’in a¤›r topu S. fiahumyan, baflta Kafkasya halklar›n›n olmak üzere, ezilen tüm dünya halklar›n›n gönüllerinde taht kurmufl efline az rastlan›r devrimci bir komünistti. Bakü 26 komiserleri, s›n›f savafl›n›n tüm fliddetiyle devam etti¤i devrimci mücadelenin barikatlar› üzerinde düfltüler. Onlar son nefeslerini verene kadar hainlerin ve afla¤›l›k düflmanlar›n›n önünde asla boyun e¤mediler. Kurflunlanacaklar› anda bile ideallerine olan derin ba¤l›l›klar›n› ve hakl› davalar›na güvendikleri dile getirirler. S. fiahumyan ve yoldafllar›n›n son sözleri... (Paris komüncülerinin 1871 Pere la chese duvarlar› önünde s›n›f düflmanlar› taraf›ndan kurflunlanacaklar› anda “Vive la commun” diye hayk›rd›klar› gibi...) ..“Biz yüce komünizm idealleri için ölüyoruz, yaflas›n komünizm” olur. Sovyetler iktidar›n›n kan emici düflmanlar›, komiserleri barbarl›kla katletmelerine ra¤men amaçlar›na ulaflamad›lar, baflaramad›lar ve zaten baflaramazlard› da, hiçbir güç kaç›n›lmaz› durdurmaya yetmedi. Bu amans›z mücadelede zaferi, tüm yaflamlar› boyunca mücadele eden ve u¤runda ölümü göze alacak kadar fedakarl›¤a katlanan, dahas› ölümle alay edercesine topra¤a tohum olmak için düflen Bakü 26 komüncüleri kazand›. Yirmi alt›lar›n her biri kendilerinin en verimli zamanlar›nda flehit oldular. Bunlar›n aras›nda en küçükleri (A. Bogdanov) 22 yafl›nda, en büyükleri ise (T. Amirov) 45 yafl›ndayd›. Bakü komiserlerinin bilimsel önderlerinden Stepan fiahumyan’a gelince daha 40’›ndan bile gün almam›flt›... Böylesine büyük kay›p ve kay›plar... Sovyet Ermenistan’›n›n tan›nm›fl komünist flairlerinden Ye¤ifle Çarentsin, komüncüler ad›na... Yirmi alt› idik biz, yirmi alt›, Ama say›s›z, Say›s›zd›r ismimiz, Ne kurflun öldürür bizi Ne de yorgunluk, Siz var oldukça yoldafllar, Siz var oldukça, Mücadelemiz sürdükçe, Yürüyüflümüze ölüm yok, Ve ayd›nl›k davam›zayenilmek... Bitti


İşçi-köylü 11

5-18 Ekim 2007

Kavga okulu

12 Eylül’le günümüz aras›ndaki Türkiye foto¤raf›nda bir fark yok

Yarg›s›z infazlar sürüyor!

7

Ekim 1988 günü Tuzla Köprüsü’nde pusuya

düflürülerek katledilen ‹smail Hakk› Adal›, Kemal So¤ukp›nar, Reha fien ve Fevzi Yalç›n’› fle-

hit düflüfllerinin 19. Y›l›nda sayg›yla an›yoruz. ‹.H. Adal›

K . So¤ukp›nar

Ülkemiz yak›n tarihi, adaletin yal›n yüzünü net olarak görebilmemiz aç›s›ndan son derece genifl olanaklar sunuyor. Cumhuriyet döneminin “adalet” anlay›fl›na, Kürt isyanlar›n›n bast›r›lmas›n›n ard›ndan kurulan ‹stiklal Mahkemeleri, Dersim ‹syan› ve katliam›n›n ard›ndan yap›lan sürgünler, kurulan dara¤açlar›, 1950’li y›llarda ilericilere, komünistlere yönelik kitlesel tutuklamalar, 27 May›s, 12 Mart, 12 Eylül ve sonras›n›n ola¤anüstü mahkemeleri damgas›n› vurdu. Hiç kuflku yok ki tüm zamanlar içinde 12 Eylül 1980 Darbesi’nin her zaman ayr› bir yeri vard›r. Çünkü bu dönem, en yo¤un kitlesel gözalt› ve tutuklamalar›n yafland›¤›, yarg›l›/yarg›s›z infazlar›n s›n›r tan›mad›¤›, en derin haks›zl›klar›n toplumun hücrelerine kadar iflledi¤i, “adaletin” y›¤›nlar›n sindirilmesinde araç haline dönüfltürüldü¤ü bir dönemdir. Ve bugünün adalet anlay›fl› da, s›n›flar›n ortaya ç›k›fl›ndan itibaren sömürücülerin biriktirdi¤i deneyimlerin bir ürünü olmakla birlikte, özelde 12 Eylül 1980 Darbesi’nin eliyle yo¤rulup flekillendirilmifltir. 12 Eylül zihniyeti darbeci mimarlar› ve ard›llar›yla birlikte hala ayaktad›r. Evet, 12 Eylül’de “adalete”, genifl y›¤›nlar›n sindirilmesi rolü biçilmiflti. Bunu yerine getirdi 12 Eylül “adaleti”. Bu anlamda fliddetin ç›plak ve herkes taraf›ndan görünür oldu¤unda “adalet”i anlamakta zorluk çekmiyoruz ama sözde “demokrasinin” bulundu¤u zamanlarda mu¤lâklafl›yor bazen adalet kavram›. ‹flin gerçe¤i “ifllerin kar›fl›k” olmad›¤›, s›n›flar›n birbirine karfl› inan›lmaz bir düflmanl›kla –görünürde- sald›rmad›¤› dönemlerde de adalet ayn› ifllevi görür. Yani ezen s›n›f›n ç›karlar›n› koruma görevini devam ettirir. Ama 12 Eylüllerde, Evren’in, Hitler’in, Franco’nun elinde bu adalet sistemi çok daha sert, çok daha fliddetli biçimde ezilen s›n›flar›n üzerine yüklenir ki; bunun da ad› -maalesef- adalettir. 12 Eylül… Faflizmin ç›plak yafland›¤› bu dönemlerde insanlar en a¤›r iflkenceleri görmüfl, gözalt›nda kaybedilmifl, sokak ortalar›nda yarg›s›z infazlar yap›lm›flt›r. Bu sürecin bugün bitti¤ini düflünmek mümkün de¤il elbette. Günümüzde de farkl› ifllemiyor bu mekanizma. fiimdi “demokratikleflme” ad›na yasalar de¤i-

R. fi fieen

F. Yalç›n

fliyor ama bir yandan da yerine ikame yasalar getiriliyor. Bu da cenderenin nas›l da s›klaflt›¤›n› gösteriyor. Ve sistemin özünde bir de¤ifliklik olmad›¤›n›... Yani faflizm yine ayn›/bildi¤iniz faflizm. O dönemde sokaklarda, hapishanelerde, evlerde, da¤ bafllar›ndaki köylerde zulüm ac›mas›zca sürüyordu. Gencecik insanlar›n kaderleri belirleniyordu “yarg›ç”lar taraf›ndan. 17 yafl›ndaki Erdal Eren’i idama götüren bu sistemin kendisiydi. Yine Kenan Evren’in vermifl oldu¤u kararla idam edilen Necdet Adal› ve daha niceleri… Faflizm denilen koca resmin bir parças› 12 Eylül AFC’si… Ama bu resim henüz tamamlanm›fl de¤il ve tüm zulmüyle çizilmeye devam ediyor.

Tuzla Katliam› 12 Eylül’ün karanl›k günlerinden sonra gerçeklefltirilen ilk sokak infaz›yd› Tuzla Katliam›… 7 Ekim 1988 günü Gebze’den ‹stanbul’a giden ‹smail Hakk› Adal›, Kemal So¤ukp›nar, Reha fien ve Fevzi Yalç›n hâkim s›n›flar›n bir piyonu olarak TKP/ML çevresine s›zm›fl olan Engin Kaya adl› ajan›n verdi¤i bilgiler do¤rultusunda Tuzla Köprüsü’nde pusuya düflürülerek katledildiler. Katliamda Adal›’n›n vücuduna 15, Yalç›n’a 7, So¤ukp›nar’a 32 ve fien’e 30 kurflun isabet etti. Beyaz bir otomobil, yan›nda al kanlar içinde yerde uzanan bedenleri belleklerimizden silinmeyecek hiç. Tuzla Köprüsü bize hep onlar› hat›rlatacak, hep ac›m›z› kanatacak… 4 Proletarya Partisi militan›n›n flehit düflmesiyle sonuçlanan bu katliam ard›ndan geliflecek yarg›s›z infazlar›n da habercisi olmufltur. Zira devrimci mücadelenin yükselifle geçti¤i dönemlerde devletin elindeki önemli ve topluma gözda¤› verici silahlar›ndan biridir yarg›s›z infazlar… Tuzla’yla bafllayan ve 1991’de Proletarya Partisi militan› Hatice Dilek ve TMLGB Genel Sekreteri ‹smail Oral’›n katledildi¤i Hasanpafla katliam› ve Maltepe, Çiftehavuzlar, Niflantafl› katliamlar›na de¤in uzanan kanl› süreçte onlarca devrimci ve komünist, (daha sonra M. A¤ar’›n itiraf etti¤i 1000 operasyon çerçevesinde) polis timleri taraf›ndan katledildi.

Katlinden sual olunmaz Sistemin kanl› elleri sadece devrimci ve komünistlere de¤il, “potansiyel suçlu” olan topluma yani halka da bulaflt›; ki baflka türlüsü de zaten beklenemez. 1980 sonras› özellikle ad› yarg›s›z infazlarla an›lan Türkiye Kürdistan’›nda Kürt halk› üzerinde estirilen terörle nice zulümlere, nice katliamlara imza att› faflist TC devleti. Peki ya flimdi? fiimdi de de¤iflen bir fley yok. Aradaki “fark›” anlamak için çok uzaklara gitmeye de gerek yok. “Dokuzunun yaras›nda yak›n at›fl izlenimi uyand›ran barut izleriyle sa¤ ve sol eline 4 adet, vücudunun s›rt bölgesine 9 adet olmak üzere toplam 13 adet mermi” ile vurulan U¤ur Kaymaz’› hepimiz

U¤ur Kaymaz 12 yafl›nda 13 kurflunla öldürüldü. Erdal Eren 17 yafl›nda bu ülkenin mahkemelerinin verdi¤i karar sonucu as›larak öldürüldü. ‹mha etmenin yarg›l› ya da yarg›s›z olmas› neyi meflrulaflt›r›r ki, neyi temizler, neyi de¤ifltirir… Yarg›l› ya da yarg›s›z infaz, faflist diktatörlü¤ün “adalet” anlay›fl›n›n birbirinden ayr›lmaz iki yüzüdür. Yarg›s›z infazlar bizim ve bizim gibi ülkelerin gerçekli¤idir. Devletin, düzenin bekas› için faflizmin bir yöntemi sadece. Ve son zamanlarda yine s›kça duymaktay›z “dur ihtar›na” uymayarak vurulmak “zorunda” kalanlar›n haberini. En son 27 Eylül’de karfl›laflt›k bir yarg›s›z infaz haberiyle daha televizyon ekranlar›nda. Dersim’in Hozat ilçesinde Jitem’in

Tuzla Köprüsü bize hep sizi hat›rlatacak, hep ac›m›z› kanatacak…

hat›rl›yoruz de¤il mi? Onun aya¤›nda terliklerle kana bulanm›fl cesedi hala gözlerimizin önünde birço¤umuzun. Babas›yla birlikte öldürülen 12 yafl›ndaki U¤ur’un çocuk bedeni kanlar içinde bir soru iflareti gibi yatarken, bu ölümü de bambaflka bir dünyan›n, akl›m›z›n ermeyece¤i çat›flmalar›n›n “büyük ihtimalle hak edilmifl bir sonucu olarak” görüp sustuk belki de. U¤ur, Türkiye Kürdistan›’nda katlinden sual olunmayan çocuklar›n ilki de¤ildi elbet. Sonuncusu da olmad›. As›labilsin diye yafl› yükseltilen çocuklar›n cellâtlar› dün 12 yafl›ndaki bir çocu¤u babas›yla birlikte terörist oldu¤u gerekçesiyle 13 kurflunla vurdu. Tuzla flehitlerinin, Erdal’›n, U¤ur’un ve daha nicelerinin katilleri hâlâ “sayg›n” kimliklerine bürünmüfl, s›cak evlerinde ecel bekliyor!

açt›¤› atefl sonucu Bülent Karatafl yaflam›n› yitirdi. Bir kifli de yaraland›. Ve bu duruma sessiz kalmak istemeyenlerse yine polis vahfletiyle karfl›laflt›. “Demokratiklefliyoruz” söylemlerinin eksik olmad›¤›, sivil anayasa tart›flmalar›n›n dillendirildi¤i flu günlerde sistemin özünde de, adaletsizli¤inde de hiçbir de¤iflikli¤in olmad›¤› her gün baflka bir olayla kan›tlan›yor. Faflizmin yasalar› da kurallar› da vard›r. Ancak bu yasa ve kurallar kendilerinden baflkas›na yaflam hakk› tan›maz. Ç›kar›lan her yasa devletin azg›n sald›r›s›na “yasal” zemin haz›rlamaktan baflka bir anlam ifade etmiyor. Öyleyse bize düflen görev faflizme karfl› mücadeleyi büyütmektir.

“Atefl öldürmez direnenleri” diyen Behzat Firik’ti yenen...

1981 y›l›nda T‹KKO gerillas› Pir Hasan Kulaç’›n flehit düfltü¤ü çat›flman›n ard›ndan süren operasyonlar s›ras›nda bölgedeki gerillan›n yerini ö¤renebilmek amac›yla Dersim-Ovac›k Hölükufla¤› Köyü do¤umlu Behzat Firik, evinden al›narak ormanda Kulaks›z Yüzbafl› olarak bilinen Aytekin ‹çmez taraf›n-

dan soruya çekilir. Behzat’›n a¤abeyi “kardeflimi nereye götürüyorsunuz” deyince Onu da birlikte götürürler. ‹ki kardefli a¤aca ba¤layan faflistler Behzat’› konuflturmak için vücudunun çeflitli yerlerini ateflte ›s›tt›klar› k›zg›n demirle yakarlar, ayaklar›n› atefl közüne sokarlar. Ancak bu flekilde bir fley elde edemeyince çareyi Onu kurfluna dizmekte bulurlar. Sonras›nda ise “kaçt›, dur ihtar›na uymad›, biz de vurduk” diye meseleyi geçifltirmeye çal›fl›rlar, t›pk› bugün yapt›klar› gibi.

“Dört kelebek ateflin gerçek s›rr›na ulaflmaya karar verirler. ‹lk kelebek, ateflin uza¤›ndan geçip gelir ve flöyle der: “Atefl ayd›nlatan bir fleydir” Bu, gerçe¤in tam bilgisi de¤ildir ve ikinci kelebek atefle biraz daha yaklafl›p döner ve anlat›r: “Atefl, ›s›tan bir fleydir” Bu da gerçe¤i anlatmak için eksiktir ve üçüncü kelebek atefle iyice yaklafl›r alevler kanatlar›n› yalay›p geçer. Geldi¤inde, “‹flte ateflin gerçek bilgisi” der. “Atefl yak›c› bir fleydir.”

Dördüncü kelebek bununla yetinmez. Ateflin çevresinde dolan›r, döner, kavrulur ve birden bire ateflin içine dalarak bir an parlad›ktan sonra alevlerin içinde görünmez olup gider. Ateflin gerçek bilgisini anlayan tek kelebektir O. Ancak bunu art›k di¤erlerine anlatacak durumda de¤ildir…” Böyle midir? Hay›r. 19 yafl›nda genç bedeni as›rl›k bir a¤ac›n yatay dal›na iple ba¤lanm›fl, atefle verilirken evetleri yutan, ölümüne susan Behzat küllenmifl bedeniyle anlatm›flt›r ateflin gerçek bilgisini…

Pusula Korku devleti Korku ve zorbal›k kardefltir. Tarihte ve günümüzde zorbal›k ve korku hep yan yana olmufltur. Zorbal›k korku da¤lar› yaratamadan varl›¤›n› sürdüremez. Devlet denilen korku ve zorbal›k merkezi, neden korku yaratmaya ihtiyaç duymaktad›r? Zorbal›k ve korku neyi koruman›n güvencesidir? Hangi biçimde oluflmufl olursa olsun (cumhuriyet-monarfli-aristokrasi vb.) devlet bütün kötülüklerin kayna¤› olan özel mülkiyeti korudu¤u için korku ve zorbal›¤a ihtiyaç duymaktad›r. Tarihte bu hep böyle olmufltur. Günümüzde de durum böyledir. Özel mülkiyeti koruyan devlet, mülkiyet sahiplerine her türlü deste¤i ve yard›m› sunmak, onlar›n ç›karlar›n› her türlü fliddet ayg›t›yla koruma ve güvence alt›na almak zorundad›r. TC devleti dünya sermayesinin temsilcilerine baflta olmak üzere, her kompradora, büyük tüccara, fabrikatöre, toprak a¤as›na, tefeciye, özel mülkiyeti koruyaca¤›na, onlar›n ç›karlar›n› savunaca¤›na dair güvence veriyor. Ve devlet özel mülkiyetin ve sermayenin s›n›rs›z koruyucu gücü üzerinde, tüm mülksüz iflçileri, emekçi köylüleri, yoksul ve kimsesizleri boyunduruk alt›na al›p egemenli¤ini koruyor. Onlar› her türlü iflsizli¤in ve açl›¤›n dayan›lmaz bask›s› alt›nda kölelefltiriyor. Gerek uluslararas› sermayeye karfl› gerekse ülkemizdeki uflak temsilcileri olan komprador ve toprak a¤alar›na karfl› mücadeleyi kavramak için devletin özü ve niteli¤ini kavramak politik uygulamalar›n› yak›ndan izlemek zorundad›r. Bu kavranmadan ne do¤ru ve sa¤lam bir mücadele yürütülebilir ne de onun eflitsiz sald›r› ve bask›s› alt›nda devrimci tarzda dik durulabilir. S›n›f bilinçli proleterler, proleter ajitatör ve propagandac›lar sürekli olarak devleti ve onun sömürü ve bask›ya dayal› faflist politikalar›n› yalanc› ve iki yüzlü tutumlar›n›, kokuflmufl i¤renç yüzlerini kitlelere teflhir etmelidir. Devrimci propaganda ve ajitasyona çok yer vermek, devletin niteli¤i sömürü ve bask›ya dayal› politikalar›n› teflhir etmek ve bunlar› milyonlarca kez yinelemek durumunda gere¤inden çok yer verildi¤i izlenimi do¤urmamal›d›r. S›n›f bilinçli proleterler kesinlikle böylesine yanl›fl bir düflünceye kap›l›p, “bir defaya özgü” yap›lan propaganda ve ajitasyon çal›flmas›yla kendilerini s›n›rlamamal›d›r. Unutulmamal›d›r ki devletin niteli¤ini, sömürü ve bask›ya dayal› politikalar›n› despotik ikiyüzlü uygulamalar›n› milyonlarca kez yinelemek, yineleme olmayacak, tam tersine iflçi ve köylüler için gerekli ve zorunlu yeni aç›klamalar olacakt›r. Devlet halka karfl› s›n›rs›z bir flekilde bask› ve zulüm uygularken, halk üzerinde korku duvarlar› yarat›rken egemen s›n›flar aras›nda devam eden çeliflki ve çat›flmada da korku ve sindirme yöntemleri uygulan›r. Sonuçta bunun en büyük ve en a¤›r faturas› halka ç›kar›l›r. Buna örnek olarak cumhurbaflkanl›¤› seçimi verilebilir. Ülkemizde b›rakal›m halka karfl› demokrasi uygulanmas›n› hakim kliklerin kendi aralar›nda yaflanan çeliflki ve çat›flma örneklerinde bile birbirleri üzerinde üstünlük ve ayr›cal›k sa¤lama dalafl›nda bile birbirlerini nas›l tehdit edip y›ld›rmaya, sindirip saf d›fl› b›rakmaya çal›flt›klar›n›n örnekleri yafland›. Sömürü ve hegemonya ç›karlar›na ters düflüldü¤ünde kendi koyduklar› yasa ve kurallara kendilerinin bile rahatl›kla ve çok kaba bir görüntü alt›nda uymad›klar›, nas›l da birbirini askeri k›flla demokrasisine uygun hizaya sokmaya çal›flt›klar› aç›k bir flekilde görüldü. Hakim s›n›flar gerek halka karfl› uygulad›klar› politikada gerekse kendi aralar›nda yaflanan çeliflki ve ç›kar çat›flmas›nda s›n›fsal nitelikleri, devlet ve demokrasi anlay›fllar› yasa ve anayasa karfl›s›ndaki ahlak reflekslerinin nas›l faflist karakterde oldu¤u gerçekli¤i bir kez daha ortaya ç›kt› ve ç›kmaktad›r. Türk egemen s›n›flar›n›n ve onlar›n bilimum ayd›n-yazar-sanatç›-bilim adam›-gazeteci-profesörlerinin “asil” damarlar›nda akan kan Kemalizm’dir. Kemalizm demokrasi ve özgürlük düflman› bir ideolojidir. O, korku ve bask›ya dayal› ›rkç› floven bir ideolojidir. O’nun damarlar›nda demokrasi dolaflamaz ve dolaflmaz. Oysa bilinir ki demokrasilerde ne korku ve korkutma ne y›ld›rma ve sindirme tehditleri vard›r. Demokrasilerde korku ve tehdit üzerinde politika ve seçim yap›lmaz, yap›l›yorsa (Türkiye’de oldu¤u gibi) orada demokrasi yoktur demektir. Oysa Türkiye demokrasisinde (siz bunu burjuva-feodal demokrasi olarak anlay›n yani diktatörlük olarak okuyun) korku ve korkutman›n, y›ld›rma ve sindirmenin her türlü renk ve örneklerine rastlamak mümkündür. Bundand›r ki Kemalist ideolojiden beslenen ve onun kayna¤›ndan yaflam suyu bulanlar asla (ayd›n-yazar-profesör-parlamenter) demokrat ve ilerici olam›yor. Asla ilerici olam›yor ve demokratlaflam›yor. Bu kanda farkl›l›¤a ve ayr›l›klara asla yer yoktur ve olamaz. Kemalist kanda farkl› renklere (ulus ve az›nl›k milliyetlere) farkl› inanç ve düflüncelere asla yer yoktur ve olamaz da. 80 küsur y›ll›k faflist Kemalist tarih bunun ac› ve kanl› örnekleriyle doludur. Kemalist kanda asla demokrasi ve düflünce özgürlü¤ü dolaflamaz. Y›llar önce bilge komünist ‹brahim Kaypakkaya ne kadar yerinde söylemifl, ayd›nl›k dolu bak›fl aç›s›yla nas›l da Kemalizm’i do¤ru belirlemifltir. “Kemalizm demek, her türlü ilerici ve demokratik düflüncenin zincire vurulmas› demektir”,” “Kemalizm demek, her alanda Türk flovenizminin k›flk›rt›lmas›, az›nl›k milliyetlere amans›z bir milli bask›n›n uygulanmas›, zorla Türklefltirme ve kitle katliam› demektir”, “Kemalizm, iflçiler için süngü ve atefl, cop ve dipçik, mahkeme ve zindan, grev ve sendika yasa¤› demektir”.


İşçi-köylü 12

Göğün yarısı

5-18 Ekim 2007

Ne Bursa’da yanan genç iflçi kad›nlar, ne de Ceylanp›nar’da bo¤ulan ya da kamyon kasalar›nda f›nd›k toplamaya giderken ölen Kürt kad›nlar› patronlar›n ve devletin umurunda. Novamed’li kad›nlar sürdürdükleri direniflle, bir y›ld›r bu zinciri k›rmak için mücadele ediyorlar. fiimdi Novamed’li kad›nlarla dayan›flma zaman›. Biz kad›nlar eme¤imize, bedenimize, kimli¤imize sahip ç›kma mücadelemizi Novamed’li kad›nlar›n mücadelesine katmal› ve hep birlikte hayk›rmal›y›z; “Bedenimiz, eme¤imiz, kimli¤imiz bizimdir!”

81 kad›n iflçi 1 y›ld›r direniyor!

Kad›n›z, örgütlüyüz, daha güçlüyüz… “Biz emekçi kad›nlar›z/ Sat›l›k de¤ildir gururumuz, onurumuz, kan›m›z, ruhumuz, can›m›z/ Sen sen ol eme¤imize laf söyleme/ Biliyorum her fley güzel olacak/ Bu sessiz 盤l›¤›m›z bir gün elbet duyulacak/ Gelin ey iflçi kardefllerim bir olal›m/ Gökteki kufllar bile yaln›z uçmuyor bilinmeyene/ Gelin ey iflçi kardefllerim bir olal›m/ Bal›klar bile sürüyle yüzüyor denizin mavili¤inde...” (Direniflçi bir kad›n iflçi) ‹stanbul’dan Antalya’yayd› yolculu¤umuz… Direniflin oldu¤u yere. Sisteme, erkek egemen anlay›fla, emek sömürüsüne karfl› 365 gündür direnen Novamed ifllerinin yan›na… Bir tarih yaz›l›yor kad›n sömürüsüne karfl› Antalya’da. ‹nsan onuruna yak›fl›r bir ortamda, örgütlü kalabilmenin mücadelesini veriyor 81 Novamed kad›n iflçisi. At›lan sloganlar›n coflkusunu, direniflteki iflçilerin patron cenderesini k›rmak için bafllatt›klar› direniflin heyecan›n› yaflarken, yolda kad›n sömürüsünün bir baflka biçimi olan “cinsel” sömürüye maruz kalan, yaflayabilmek için bedenini sunan kald›r›mdaki kad›nlara tak›l›yor gözümüz. Sonra Bursa’da yanarak ölen gencecik kad›n iflçilere kay›yor düflüncelerimiz, Ceylanp›nar’da bo¤ulanlara, bir lokma ekmek için kamyon kasalar›nda

Serbest Bölgesi’ndeki Novamed adl› fabrikas› 2001 y›l›ndan bu yana faaliyette. ‹flçilerin söylediklerine göre, bu fabrikada dört y›l boyunca ücretler en alt düzeyde tutulmakla kalmam›fl, insan onurunu zedeleyen uygulamalar da günlük yaflam›n parças› haline getirilmifl. Patron temsilcilerinin kesin bir dille yalanlad›¤› bu uygulamalar aras›nda, iflçilere konuflma yasa¤›, hamileli¤in ancak izin ve s›rayla mümkün olabilmesi, kazayla hamile kalma durumlar›nda afla¤›lanma, iflçilerin tuvaletten ç›kt›ktan sonra içeride ne yapt›klar›n› rapor etme zorunluluklar› da var. ‹flçilerin anlat›mlar›na bak›l›rsa fazla mesaiye kalanlara de¤il ama tuvalette k›sa kalanlara “bonus” bile veriliyor. Tüm bu olumsuz koflullar›n son bulmas› için bafllat›lan mücadelede Novamed’in karfl›s›na yerlefltirilen mob içinde, iflçiler günde üç vardiya ikiflerli grev nöbeti tutuyorlar. ‹flte Antalya Serbest Bölgesi’nde kad›nlar›n damgas›n› vurdu¤u ilk grevin hem dram, hem de büyük bir heyecanla yüklü olan öyküsünü kahramanlar›ndan dinlemek istedik biz de. Baz›lar› isimlerini vermek istemedi.1 y›ll›k bir direniflin ard›ndan bir sonuç görmek istiyorlar hakl› olarak. Ve oluflturulan kamuoyuyla bekledikleri sonuca yaklaflt›klar›n› düflündükleri için olsa gerek, bir “aksilik” olsun is-

Hata oldu¤u zaman ba¤›rd›lar. Biz bunlar› hak etmiyorduk. ‹lkokul mezunuyuz diye afla¤›land›k, üstelik ilkokul mezunu flefimiz varken. Üniversite mezunu gençlerimiz içeride iflçi olarak çal›fl›yordu. Ama ‘büyük’lere yak›nl›¤› olanlar flef oluyordu. Yani yükselmek için okumak gerekmiyor. Okumak çok önemli ama böyle politikalar oldu¤u sürece, böyle patron oldu¤u sürece adalet de olmayacakt›r. Öyleyse neye yarar?” 80 kad›n iflçiden biri O. ‹smini vermek istemeyenlerden. Onu size bir cümleyle flöyle tan›tabilirim: Öfkeli, k›rg›n ve gururlu… O konuflurken, elleri gün boyu toprakla söyleflen, ekme¤inin peflinde göçebe umutlar tafl›yan kad›n tar›m iflçileri geliyor gözlerimizin önüne. Ne kadar da ortak bir yaflamlar› var asl›nda. Tarlada ya da fabrikada ikisi de beden ve kol eme¤ini gerektirecek en a¤›r ifllerde çal›flacak ucuz iflgücü ordusunu oluflturuyor. ‹çine yuvarland›klar› yaflam dehlizinde kaybolmalar› isteniyor onlardan…

“Ellerimdeki kanlar setlere bulaflflaa bulaflflaa çal›flfltt›m” “Ellerim patlam›fl halde çal›fl›rken elim ac›yor dedi¤imde, ‘herkesin eli ac›yor, o zaman burada ne iflin var, gidip evde duracaks›n’ der-

Patronlar kalleflfl,, iflflç çiler kardefl Novamed, iflçi ö¤üten bir fabrika. Buradaki çal›flma koflullar› birçok serbest üretim bölgesi iflyerinde oldu¤u gibi son derece vahfli. Fabrikada ço¤unlu¤u oluflturan kad›n iflçilere yönelik bask›larsa daha da zorluydu. ‹nsan yerine konulmayan kad›n iflçiler çal›flma koflullar›na isyan ederek Petrol-‹fl Sendikas›’nda iki y›ll›k bir örgütlenme mücadelesine bafllad›lar. Sendika çeflitli zorluklar› aflarak 19 Nisan 2006 tarihinde toplu sözleflme yapma yetkisini ald›. Ancak Fresenius-Novamed yönetiminin bask›c› tutumundan dolay›, bir anlaflmaya var›lamad›. Fresenius ve Novamed yöneticilerinin kat› tutumu nedeniyle T‹S görüflmelerinde uzlaflma sa¤lanamay›nca iflçiler, insana yak›fl›r çal›flma ve yaflam koflullar› için 26 Eylül 2006 günü greve ç›kt›lar. Greve ç›kan 84 iflçinin 82’sini oluflturan kad›n iflçiler, 1 y›l›n› dolduran grevde bütün hayatlar›n› de¤ifltiren bir deneyim yaflayarak, hem kapitalizme hem de erkek egemenli¤ine karfl› mücadeleyi grev çad›rlar›nda, dayan›flma etkinliklerinde sürdürüyorlar. Novamed grevi 1. y›l›n› doldururken, ‹stan-

ölen tar›m iflçilerine, evini dünyas› belleyen kad›nlara… Emekçi kad›nlar›n defalarca kez yaflad›¤› bu yazg›n›n Novamed’de oldu¤u gibi ilmek ilmek örülerek ve örgütlenerek bozulaca¤›n› ve fakat yolumuzun uzunlu¤unu düflününce biraz hüzünleniyoruz...

Nedir Novamed? FMC, 12 ülkede fabrikas›, 100 bin çal›flan› olan diyaliz filtre setleri alan›nda dünya pazar›n› elinde tutan uluslararas› bir flirket. Merkezi Almanya’da olan bu flirketin Antalya

bul’daki kad›n örgütleri, kad›n çevreleri ile sendika ve demokratik kitle örgütlerinden kad›nlar taraf›ndan oluflturulan “Novamed Greviyle Dayan›flma Kad›n Platformu” grevci kad›n iflçilerle ilgili bir dayan›flma kampanyas› bafllatt›. Ve bu kampanya çerçevesinde pek çok eylem ve etkinlik düzenledi. Son olarak da çeflitli illerden platform bileflenleri direniflin 1. y›l›nda Novamed iflçileriyle dayan›flmak amac›yla Antalya’ya gittiler. ‹stanbul’da saat 19:30 Taksim Tramvay dura¤›nda bir araya gelen kitle eski TÜYAP’a kadar sloganlarla yürüdü. K›sa müzik dinletilerinin verildi¤i Antalya’ya gidecek grubu u¤urlama etkinli¤ine Sebahat Tuncel de yapt›¤› konuflmayla destek verdi. Etkinlikten sonra Antalya’ya gidecek grup alk›fl ve sloganlarla yolcu edildi.

Antalya Çeflitli illerden gelen yüzlerce kifli 1 y›ld›r direnen Novamed iflçileriyle Antalya’da bulufltu. Saat 11:00’de iflçilerle birlikte Antalya Serbest Bölge önü-

temiyorlar. Anlay›flla karfl›l›yoruz elbette isteklerini. Ve aram›zda kal›yor isimleri kahramanlar›m›z›n, söz verdi¤imiz gibi…

Yükselmek için okumak gerekmiyor “Ben önceden tarlada çal›fl›yordum. ‹nan›n ellerim buradaki kadar nas›r toplam›yordu. Ellerimiz nas›r oldu, patlad›, fliflti bantlad›k, onun ac›s›yla linenin h›z›na yetiflmeye çal›flt›k. Yetifltiremeyince hakaretler duyduk.

Yanan kad›n iflçilerden biri 3 ayl›k hamileydi. O hiç anne olamad›. Nedeni patronunun, bu sistemin onun hayat›na biçti¤i “de¤er(sizlik)”di. Hepimizin kan›n› donduran ve haf›zalar›m›zdan silinmeyen onlara ait baflka bir ayr›nt› daha var. Henüz biri 15, di¤eri 18 yafl›nda olan çocuk yafltaki iki iflçinin yang›ndan sonra gazetelerde ç›kan foto¤raflar› fotokopi ile ço¤alt›larak sigorta bildirgeleri ç›kar›ld› patron Özay taraf›ndan. Safiye ve Ayfle de ölü iflçiler olarak sigorta hakk›na böyle sahip oldular. Sonra ne mi oldu? Bursa Özay Tekstil Patronu Lokman Özay’›n hapis cezas› para cezas›na çevrildi. Yitip giden yaflamlar›n, umutlar›n, hayallerin bedeli de böylece “ödenmifl” oldu.

“Böyle bir cehennem görmemiflflttik!” ‹flyerinden at›lan Havva Akgül’le devam ediyoruz sohbetimize. ‹flten at›ld›ktan sonra tazminat davas› açm›fl ve kazanm›fl. fiimdi baflka bir iflte, daha rahat koflullarda yaflad›¤›n› söylüyor. Ama Novamed’de çal›flt›¤› y›llar, üzerinde unutulmayacak izler b›rakm›fl: “Müdür beni masas›na ça¤›rd›. A¤za al›nmayacak küfürler etti. ‘Novamed’in 6 tane avukat› var, böyle bir fleyi yapmaya nas›l cesaret edersin’ dedi. ‹lkokul mezunuyum diye afla¤›lad›lar beni. Ben de ‘lise

Girmifl olduk Novamed’le” diyor. Ama Havva’n›n baz› güvensizlikleri de var. “Sendika yard›m etmeseydi bu kadar sürmezdi bu direnifl” diyor. Havva’n›n beraber çal›flt›¤›, ayn› ac›y›, ayn› yoksullu¤u paylaflt›¤› s›n›f kardefllerine olan bu güvensizli¤inin nedenlerini düflünüyoruz. Cevab› m›, sizce de gayet aç›k de¤il mi? Havva’n›n son sözlerinde yine sitem var hakl› olarak. “Ne söyleyeyim ki. Bir müdürün ettiklerine bak›n. ‹stedi¤i gibi hakaret ediyor. Ben bunu ispat edemezdim. Hakaret davas› açsam da ispat edemezdim. Çünkü adalet de onlardan yana.” Bu da adalet de¤il galiba Havva…

“Kedi yavrusundan daha de¤erli oldu¤umuzu düflflüünmüyorum” 365 gündür sessizli¤in içinde direniyor onlar. Bas›n›n 盤l›klar›na olan duyars›zl›¤›na karfl› tepkililer. Bu sessizlik ortam› içinde örülen direniflin 1. y›l›nda neler hissettiklerini sordu¤umuzda k›rg›nl›klar›n› bak›n nas›l anlat›yorlar Novemed’li iflçiler. “Ben ço¤u gazeteyi almama karar› ald›m. Bu ülkede büyük bir televizyon kanal›n›n kedinin a¤aca ç›k›p da itfaiyenin onu kurtard›¤›n›n haberi gösteriliyor ama burada 81 kad›n bir mücadele veriyor, yaflam mücadelesi… Haklar›m›z ve eme¤imiz için mücade-

ne yürüyüfl gerçeklefltirildi. ‹çeri girilmesine izin vermeyen polisin tutumu üzerine Serbest Bölge’nin yak›nlar›nda toplanan kitle burada bir bas›n aç›klamas› yapt›.

“Novamed Cesaretin ve azmin grevi” ‹lk konuflmay› yapan Petrol ‹fl Genel Baflkan› Mustafa Öztaflk›n flunlar› söyledi: “Bu grev serbest bölge gerçe¤ini a盤a ç›karan bir grevdir, bu grev kad›n eme¤i sömürüsünün ne düzeyde oldu¤unu gösteren bir grevdir. 1 y›ld›r grevdeyiz, 2 y›l da sürse direnece¤iz ve buradan zaferle ç›kaca¤›z.” Öztaflk›n’›n konuflmas›n›n ard›ndan s›rayla uluslararas› konuklar ve di¤er illerden gelen Novamed Kad›n Platformu üyeleri birer konuflma yapt›lar. Daha sonra yaklafl›k 15 kiflilik bir heyet direnifl çad›r›n› ziyaret etmeye gitti. ‹flçilerle yap›lan görüflmelerden sonra Tar›m-‹fl kongre salonunda direniflteki iflçiler di¤er illerden gelen misafirlerin sorular›n› yan›tlad›. Dayan›flma eylemi hep beraber söylenen “Kad›n›z örgütlüyüz, daha daha güçlüyüz/Hepimiz Novamedliyiz, hepimiz grevdeyiz” flark›s›yla son buldu.

lerdi. Benim yerime iyileflene kadar ifli bilen baflka birini de verebilirlerdi. Ama yapmad›lar, beni 8 saat boyunca a¤latt›lar. Elimdeki kanlar setlere bulafla bulafla, üzerine yara band› yapa yapa çal›flt›m. Biz de insan›z ama bunu anlayan kim!” Bir anneyle konufluyoruz bu defa. S›rayla hamilelik uygulamas›yla dünyaya getirmifl bebe¤ini. Her anlat›m baflka bir ac›y› ça¤r›flt›r›yor adeta. Yang›na sigortal› fabrikada yanan kad›n iflçileri hat›rl›yor musunuz? Özay Tekstil iflçilerini… Onlar›n sigortas› yoktu.

mezunuyum diye girmedim, iflinize gelirse’ dedim. Bana savunma k⤛d› haz›rlad›lar. Ben de savunmam› yapt›m, ç›kt›m.” Direnifle devam eden arkadafllar› için ne düflündü¤ünü sordu¤umuzda; “Arkadafllar›m› sonuna kadar destekliyorum, bugün de bunun için buraday›m. Novamed olmasayd›, açl›ktan ölmezdik ama bari bizden sonrakiler bizim yaflad›klar›m›z› yaflamas›nlar. Bize yap›lan bask›lar onlara yap›lmas›n. Biz böyle bir cehenneme girmemifltik.

le ediyoruz, bir kerecik ismimiz geçmiyor. Destek verenler çok az, onlar da biz ça¤›r›rsak geliyor. Arayan soran yok. Hatta ça¤›rd›¤›m›z halde gelmeyenler de var.” Haks›zlar m›? 1 y›ld›r örülen direnifl boyunca ne kadar konuk ettik onlar› evimize. Ne kadar duyduk/duyurduk seslerini, ne kadar paylaflt›k ac›lar›n›… Hakl›lar hem de çok…

“Dayan›flflm may› ö¤rendik” 1 y›ld›r direnen Novamed iflçilerinin amac› insan onuruna yak›fl›r bir ortamda, örgütlü mücadelelerini sürdürebilmek. Onlar henüz ifle al›nmad›lar. Yani amaçlar›na henüz ulaflabilmifl de¤iller, ama direnifl onlar›n yaflant›s›nda pek çok fleyi de¤ifltirmifl. Konufltu¤umuz iflçiler “en baflta dayan›flmay› ö¤rendik” diyor. Küçük dar dünyalar›ndan ç›km›fl olman›n, kendilerini s›kan cendereyi biraz gevfletmifl olman›n rahatl›¤› var sözlerinde. “Art›k rest çekmeyi ö¤rendik” diyorlar. Kendilerine ve örgütlü güçlerine güveniyorlar. Kazanacaklar›na olan inançlar› da tam. ‹flte bu yüzden sesleri gür ç›k›yor: “80 kifli 80 bin kifliye bedeldir, kazanaca¤›z.”

Elimizi uzat›r›z, çünkü güçlü biziz Fabrikada üretim flu anda hiçbir aksama olmadan ilerliyor. Çünkü Novamed patronu iflçiler henüz greve ç›kmadan yerine yeni iflçileri ifle alm›fl. Çal›flan iflçilerin grevdeki iflçilerle konuflmas› yasak. Bir de kendilerine ifle girmeden önce greve kat›lmayacaklar›na dair taahhütname imzalatt›klar› için kanunen bu haklar› ortadan kalkm›fl. “Yoksa gönülleri bizimle biliyoruz” diyor Novamed’li kad›nlar. Arkadafllar›n›n iflten at›lma korkusu alt›nda olduklar›n› ve bunun anlafl›labilir bir durum oldu¤unu söylüyorlar. “Ne de olsa ekmek kavgas›.” Ama k›rg›nlar onlara. “Bugün arkadafll›¤›m›z bitti” diyorlar. Onlara böyle söylettiren direniflin 1. y›l›n› doldurdu¤u gün iflçi kardefllerinin patronun da¤›tt›¤›, üzerinde “I Love You Novamed” yazan tiflörtleri giymeleri. K›zg›nlar do¤ru, ama sözlerine flunlar› eklemeyi ihmal etmiyorlar. “‹fle geri al›n›rsak elimizi yine uzataca¤›z arkadafllar›m›za, çünkü örgütlüyüz ve güçlü olan biziz.” 8 Mart’›n Dünya Emekçi Kad›nlar Günü ilan edilmesini sa¤layan dokuma iflçisi kad›nlar›n grevinin üzerinden tam 150 y›l geçti. Ülkemizde her gün yaflanan binlerce örnek, 150 y›l önce, 129 kad›n›n yanarak ölmesine neden olan koflullar›n ne kadar de¤iflti¤i sorusuna yan›t oluyor. Bursa’da yanan, Diyarbak›r’da, Dikmen’de direnen, Urfa Ceylanp›nar’da bo¤ularak ölen genç kad›nlar gibi… Biz hiçbirini unutmad›k. Novamed’li kad›nlar… Onlar›n direnifli, % 90’n›n›n kad›n olmas›yla ve hepsinin ilk grevi olmas›yla bir ilk. Grevde 365. gününü dolduran kad›n iflçilerin bu onurlu mücadelesini yürekten kutluyor ve mücadelelerinde yanlar›nda oldu¤umuzu bilmelerini istiyoruz.


İşçi-köylü 13

5-18 Ekim 2007

Sarkozy ifl flç çi s›n›f›na “savafl fl” ” açt›!

Cumhurbaflkan› seçildi¤inden bu yana Frans›z emperyalist sermayesinin istemleri do¤rultusunda, iflçi s›n›f›na karfl› kelimenin tam anlam›yla “savafl” ilan eden faflist Sarkozy, kazan›lm›fl haklar› birer birer t›rpanlama çabalar›n› sürdürüyor. Son olarak gündeme gelen “reform yasas›” ile birlikte, çal›flma saatleri haftada 35’in üzerine çekilmeye, emeklilik yafl› yükseltilmeye, çal›flan›n sa¤l›k hizmetlerine katk› pay› art›r›lmaya ve esnek çal›flma dayat›lmaya çal›fl›l›yor. Bunun anlam›, önümüzdeki süreçte sabit çal›flma saatinin olmamas› ve ifl saatlerinin her ifl yerinde, patronun keyfine göre düzenlenmesi. Sarkozy bu yeni sald›r› dalgas›n›, “mevcut sosyal sistemin art›k ekonomik olarak kald›r›lamaz” oldu¤u ve çal›flma yaflam›n›n ve f›rsat eflitli¤inin önünde engel oluflturdu¤u biçiminde savunmakta. Böylece Frans›zlara haftada 35 saatin üzerinde çal›flma f›rsat› verilmeliymifl! ‹fl Bulma Kurumu’nun verdi¤i ifli gerekçesiz olarak iki kez reddeden iflsizleri ve sosyal hizmetleri “suistimal” edenleri de yapt›r›m tehdidi bekliyor. Bu yeni sald›r› dalgas›n›n, ekonomik krizini aflmaya çal›flan Frans›z sermaye s›n›flar›n›n dayatmas› oldu¤u bilinmekte. Krizin faturas› ise bir kez daha ezilen iflçi-emekçi kesimlere ç›kar›lmak isteniyor. Ancak ayn› Emeklilik Yasas› 1995 y›l›nda da gündeme getirilmifl ve o dönem yap›lan genel grevler Fransa’da hayat› felç etmifl, hükümet istifa etmek zorunda kalm›flt›. CFDT Sendikas› Baflkan› François Chereque; “Bize önerilen takvim plan›na uymak imkans›z” diyor ve ekliyor: “Böylesi köklü reformlar eflzamanl› olarak yap›lamaz.” CGT Sendikas› ise, “Bu reform planlar› en fazla çal›flanlar› etkiler. Bana göre bu giriflim iflçi s›n›f›n› daha güçlü harekete geçirmeye dönük bir meydan okumad›r” aç›klamas› yap›yor. Frans›z emperyalizmi bir yandan iflçiemekçi y›¤›nlara dönük sosyal y›k›m sald›r›lar›n› olanca h›z›yla sürdürürken, di¤er yandan da iflgallerin bafl müttefiki olma yönünde ad›mlar atmakta.

Kitleler faflist cuntaya karfl› aya¤a kalkt› On binlerce kifli haftalard›r Myanmar’›n eski baflkenti Rangun sokaklar›nda eylemler yap›yor. Eylemcilerin say›s› son günlerde yap›lan gösterilerde 130 bini geçti. Ayr›ca ülkenin 14 eyaletinin yedisinde on binlerce kifli sokaklarda. Ordu panzerlerle caddelerde gezmeye bafllay›p ve halka evlerinde kalma ça¤r›s› yapt›ktan sonra bile protestolar devam etti. “Özgürlük istiyoruz” sloganlar›yla gerçekleflen protestolar›n fitili, % 500 kadar artan benzin, mazot ve temel g›da fiyatlar›yla atefllendi. Ancak protestolar›n esas hedefinde askeri cuntan›n diktatörlük rejimi var. Eylemlere en büyük destek ise Budist rahiplerden geldi. Eylemlerden birinde polisin azg›nca sald›r›s›na maruz kalan rahipler, demokrasi talepli eylemlerine, kendilerinden özür dilenmesi talebini de ekleyerek, uzun bir yürüyüfl eylemi bafllatt›lar. Myanmar halk›n›n % 89’u Budist. Budist bir hükümetin rahiplere sald›rabilmesi için ise çok “geçerli” bir nedeni olmak zorunda. Ancak son eylem sürecinin daha ilk günlerinde, polis rahiplere sald›rarak, birço¤unu ciddi biçimde tartaklad›. Kendilerine dönük bu sald›r›y› protesto eden rahipler, kendilerinden özür dilenmedi¤i takdirde orduyla ve askerlerin aileleriyle tüm iliflkilerini keseceklerini ve tap›naklar›ndan ç›karak yürüyeceklerini aç›klam›fllard›. Ancak askeri diktatörlük özür dilemek bir yana, baflta rahipler olmak üzere, eylemcilere azg›nca sald›rarak, çok say›da insan› katletmekten çekinmedi. Myanmar, yeralt› zenginliklerine bak›ld›¤›nda zengin bir ülke. Ancak ülke halk› büyük bir yoksulluk içinde. Ülke petrol, gaz ve do¤algaz rezervlerinin 540 milyar

küp oldu¤u tahmin ediliyor. Ancak bunlar›n ihracat›ndan elde edilen gelirin büyük bölümü generallerin ve onlar›n bürokratlar›n›n cebine giriyor. Bütçenin % 40’› orduya gidiyor. Halk›n e¤itimi için ayr›lan pay ise sadece % 0. 3. Ülkenin bugüne kadarki bafll›ca ticari ortaklar›, ülkedeki petrol ve gaz› kendi ekonomileri için talan eden Çin ve Hindistan. Ancak bat› emperyalistlerinin ve onlar›n propagandac›lar›n›n Myanmar’›n zenginliklerine dönük ilgilerini de atlamamak gerekiyor. Eylemlerdeki özgürlük talebi de hakl› bir talep. Çünkü Bengal Körfezi’ndeki, Çin, Tayland ve Hindistan’›n ortas›nda kalan ülke 20 y›ld›r, her türden muhalefeti yasaklayan bir askeri cunta ile yönetilmekte. 1948’de ad› Burma’yken Britanya sömürgecili¤inden ba¤›ms›zl›¤›n› elde eden Myanmar 1962’den beri askeri diktatörlükle yönetiliyor. 1988’de bir darbe daha gerçeklefltiren askeri yönetim, ülkenin ad›n› 1989’da Myanmar’a çevirmiflti. 1988’de kitlesel demokrasi gösterilerinin fliddetle bast›r›lmas› ve 3 bin kiflinin katledilmesinin ard›ndan, 1990 genel seçimlerini Aung San Suu Kyi ve partisi Ulusal Demokrasi Birli¤i Partisi yüzde 60 oyla kazanm›flt›. Ancak Cunta, bu zaferi geçersiz sayd› ve muhalefet lideri Aung San Suu Kyi’yi hapse att›. Gerçi bu süre içinde birkaç kez k›sa süreli olarak serbest b›rak›ld› ama, kendisi flu anda ev hapsinde. Eylemciler bunu da protesto etmek

Alman Parlamentosu’nun Afganistan’daki Alman iflgal birliklerinin süresini uzatma karar› almaya çal›flt›¤› günlerde Berlin’de biraraya gelen binlerce kifli birliklerin görev süresinin uzat›lmamas›n› ve hemen çekilmelerini talep etti. CDU/CSU ve FDP’den oluflan koalisyon hükümeti, uzatman›n d›fl›nda baflka bir alternatifin olmad›¤›n› savunurken, bunun “terörizmle mücadele”, Afganistanl› kad›nlar›n “özgürlü¤ü” ve ülkenin yeniden inflas› için zorunlu oldu¤unu getirmekte. Ancak

‹flgallerin büyüttü¤ü “kirli” sektörler lerden askerlerini çekti¤i flu süreçte, Afganistan’da kalmaktaki ›srar›n› neden koruyor? Bunun cevab› çok basit: Çünkü burada dünyan›n bugüne kadar gördü¤ü en büyük eroin pazar› var ve ‹ngiltere bu pazardan en büyük kâr pay›n› elde etmekte. ‹flgalden önce neredeyse s›f›r seviyeye inmifl olan haflhafl ekimi, iflgalle birlikte inan›lmaz boyutlara ve haliyle inan›lmaz kârlara ulaflm›fl durumda. 2006 y›l›ndaki haflhafl üretimi tarihteki en yüksek miktar olarak verilirken, bu y›l bu oran›n daha da yukar›lara ç›kmas› bekleniyor. Ancak haflhafl art›k hammadde olarak baflka ülkelere gönderilmiyor. ‹fllenip, öyle gönderiliyor. Yani haflhafl de¤il, do¤rudan eroin ihraç ediliyor. Hem de BM’nin, ABD’nin ve özellikle de ‹ngiliz askerlerinin eskortlu¤un-

getirilen tüm bu gerekçelerin emperyalizmin gerçek hedeflerini gizlemek oldu¤u biliniyor. Ki son eylem de bunu kan›tlam›fl durumda. ‹flgal karfl›t› eylemlerin yan› s›ra, temel hak ve özgürlüklerin k›s›tlanmas›na karfl› eylemler de sürüyor. Federal hükümetin, “terörle mücadele” ad› alt›nda, özel yaflam alanlar›n›n dinlenmesini, izlenmesini ve kay›t alt›na al›nmas›n› öngören bir yasay› ç›karmaya dönük çabas› geçti¤imiz günlerde Almanya’n›n baflkenti Berlin’de yap›lan kitlesel bir eylemle protesto edildi.

flgal karfl›t› eylemlerin yan› s›ra, temel hak ve özgürlüklerin k›s›tlanmas›na karfl› eylemler de sürüyor.

da. Tüm bunlar elbetteki, baflta Karzai olmak üzere, Afganistan’›n belli elit tabakas›n›n bilgisi ve ortakl›¤› dahilinde gerçeklefliyor. ‹ngililiz muhalif çevreler mevcut durumu flöyle özetliyorlar: “Afganistan’da ölen her asker ayn› zamanda eroin ba¤›ml›l›¤› nedeniyle hayatlar› kararan veya afl›r› dozdan ölen genç insanlar aras›nda say›lmal›. Çünkü hepsi de ayn› politikan›n kurbanlar›d›r.” ‹flgallerin büyüttü¤ü “kirli sektör” sadece eroin sektörü de¤il. Bir di¤er kârl› ve giderek büyüyen sektör de Irak iflgali sürecinde oluflmufl durumda. Bu sektör ise “özel güvenlik” sektörü. Son aylarda giderek büyüyen bu sektörden elde edilen kârlar da yine oldukça yüksek. Baflta ABD flirketleri olmak üzere, iflgalin müttefi¤i bir dizi ülkenin burada özel güvenlik alan›nda “hizmet” verdi¤i bilinmekte. Bunun getirece¤i tehlikelere ise aylar öncesinden dikkat çekilmiflti. Ve nitekim bu özel güçlerin iflgal bölgesinde, yüksek mebla¤lar karfl›l›¤›nda, üst düzey kiflilerin can güvenli¤ini sa¤lamaktan ziyade, Irak

Güney Afrika Düflük ücret ve kötü çal›flma koflullar›n› protesto eden binlerce otomobil yedek parça üretimi iflçisi, örgütlü olduklar› NUMSA Sendikas› öncü¤ünde greve gittiler. Grevin haftalard›r sürmesi, otomobil sektöründe büyük s›k›nt› yaratt›. Yedek parça üretiminin durmas› otomobil firmalar› aç›s›ndan büyük bir kayba yol açarken, NUMSA Sendikas› ücretlerin yükseltilmesi ve çal›flma koflullar›n›n düzeltilmesi taleplerinde ›srarl› olduklar›n› aç›klad›.

Kanada

için Kyi’nin evinin önünde de bir yürüyüfl gerçeklefltirdiler. fiu süreçteki protestolar›n bir di¤er nedeni ise, generallerin, ne halka ne de muhalefete dan›flmadan oluflturduklar› ve içeri¤i aç›klanmayan yeni anayasa. Bu anayasan›n ç›kmas›ndan sonra, yap›lmas› gereken -en son 1990’da yap›lan- seçimlere iliflkin bir tarih aç›klanmad›. K›sacas›, generallerin vaad etti¤i “demokrasiye geçifl”ten söz etmek mümkün de¤il. Dünyan›n birçok yerindeki ilerici-devrimci ve demokratik güçler Myanmar halk›yla ve onlar›n demokrasi talebiyle yürüttükleri mücadeleyle dayan›flma ça¤r›s› yapmakta. Myanmar’daki kitle eylemlerinin gerçek anlamda özgürlük ve demokrasi getirebilmesinin tek koflulu ise, bu eylemlerin, s›n›fsal temelde yükselen, anti-emperyalist bir rotaya kanalize edilmesinde yatmaktad›r.

“Özgürlük dilenilmez, mücadeleyle al›n›r!”

Evrensel Bak›fl Eski ‹ngiliz elçisi Craig Murray Afganistan iflgaline iliflkin geçti¤imiz günlerde yapt›¤› bir aç›klamada: “Savafl›n en büyük kâr›, dünyan›n bugüne kadar gördü¤ü en büyük eroin ticaretidir” diyor. Ayn› günlerde Afganistan iflgalinde ölen 64. ‹ngiliz askerinin cenazesi vard›. ‹ngiliz iflgal güçlerinin giderek artan asker kayb›, tedirginli¤i art›r›p, bununla birlikte de uzunca süredir devam eden tart›flmalar› alevlendirirken, askerlerin ne için öldükleri sorusunun da daha s›kça sorulmas›n› getiriyor. Britanya ‹mparatorlu¤u Afganistan’› geçmiflte en güçlü oldu¤u y›llarda bile askeri aç›dan yenememiflti. O halde ‹ngiltere Irak iflgalinden çekilme belirtileri gösterdi¤i, hatta denetimi alt›na almaya çal›flt›¤› (çünkü hiçbir zaman tam denetim sa¤layamad›) bölge-

Dünya

Irkç›l›¤a karflfl›› kitlesel eylem ‹sviçre’de son dönem giderek t›rmanan ›rkç›l›k ve yabanc› düflmanl›¤›, Lozan’da yap›lan kitlesel bir eylemle protesto edildi. Sa¤c› partilerin, ‹sviçre’de 21 Ekim’de yap›lacak olan parlamento seçimleri öncesi, seçim kampanyalar›nda afl›r› ›rkç›-faflist söylem ve materyalleri kullanmaya a¤›rl›k vermesi üzerine gerçekleflen eylem, bir miting fleklinde örgütlendi. Geçen dönemde de ›rkç› ve faflist söylemler kullanarak ‹sviçre Parlamentosu’nda en fazla sandalyeye sahip olan

halk›n›n can güvenli¤ini ortadan kald›rma gibi bir iflleve sahip oldu¤u gizlenemez biçimde ortaya ç›kt›. Burada “güvenlik hizmeti” ad› alt›nda faaliyet sürdüren flirketler içinde en büyük paya sahip olan ve kazanc› her geçen gün katlanarak büyüyen flirket, “Blackwater” flirketi. Geçti¤imiz günlerde, bu flirkete ba¤l› “özel ölüm mangalar›”n›n, ABD’li diplomatlar› tafl›yan konvoydan açt›klar› rastgele atefl sonucu çok say›da sivilin yaflam›n› yitirmesi ve yine çok say›da insan›n a¤›r yaralanmas›, tüm dünya kamuoyunda tart›flmalar yaratt›. Ancak ayn› zamanda da iflgalin yaratt›¤› “kirli” ancak büyük kârl› bir sektörü de gözler önüne serdi. Bu alandan elde edilen kârlar›n boyutu ise, meselenin kukla Maliki hükümetinden bile tepki almas›yla birlikte, Rice’in devreye girerek, olay› örtbas etme çabalar›nda görüldü. Öyle görünüyor ki, ABD ve AB emperyalistleri, sadece Ortado¤u’nun, petrol, gaz vb. yer alt›-yerüstü zenginliklerini ya¤malamakla yetinmeyip, kârlar›na kâr katacak yeni alanlar yaratma-

UDS, bu dönem seçim propagandas›n› daha aç›k ve pervas›z bir flekilde ›rkç›l›k üzerinden yürütüyor ve ekonomiksiyasal sorunlar›n kayna¤› olarak ülkede yaflayan yabanc›lar› gösteriyor. Bu ›rkç›-faflist kampanya, ‹sviçre’nin ilerici-devrimci kamuoyu ve göçmen iflçiler taraf›ndan büyük bir nefret ve tepkiyle karfl›land› ve Lozan’da kitlesel bir eyleme dönüfltü. Afifller görüldükleri her yerde (duvar, direk, panolar vb.) y›rt›larak, imha edildi.

y› da sürdürüyorlar. Ve bu alanlardan elde edilen kârlar da yine halklar›n kan›-can› üzerinden elde edilmekte- ya do¤rudan, ya da uyuflturucu örne¤inde oldu¤u gibi, dolayl› olarak. Ancak elde edilen onca kâra ra¤men sistem, içinde bulundu¤u ekonomik-siyasal krizi bir türlü aflamamaktad›r. Çünkü bu kârlar krizi aflmak için kullan›lmaktan ziyade, tekellerin kasalar›na girmektedir. Bunun içindir ki, kriz büyüdükçe iflgallerin genifllemesi de gündem olmay› sürdürmektedir. ‹ran’a dönük sald›r› tehdidinin son günlerde artarak sürmesi de bundand›r. Hem de bu defa tehdit sadece ABD emperyalizminden gelmiyor. Blair’in hem hükümetten böylelikle de gözden düflmesiyle birlikte, O’nun yerini doldurmaya aday oldu¤unu, her f›rsatta sergiledi¤i emek ve halk düflman› politikalarla gösteren Fransa Cumhurbaflkan› faflist Sarkozy taraf›ndan geliyor en baflta da. Tabii ki bir bütün olarak da Frans›z emperyalizminden. O’nu, kendi ülkesinde izledi¤i sosyal y›k›m vb. halk düflman› politikalar› gide-

Bir uluslararas› sendikalar birli¤i olan, ‹nflaat-ve Orman ‹flçileri Sendikas› bir kampanya örgütleyerek, Kanada Eyaleti British Columbia’da, 21 Temmuz’dan bu yana grevde olan 7 bin orman iflçisiyle dayan›flma ça¤r›s› yapt›. Zorlu geçen grev, çal›flma saatlerinin, yaflam ve sa¤l›k koflullar› hiçe say›larak, uzat›lmak istenmesine karfl› yap›l›yor. Grevin gerçekleflti¤i bölgede Haziran 2006’dan bu yana 65 ormanc› yaflam›n› yitirdi.

Bangladefl Savar’daki Dhaka ‹hracat Üretim Bölgesi’nde (DEPZ) çal›flan protestocu ihracat iflçileri, serbest bölgedeki 88 fabrikay› felç ettiler. Yüzlerce iflçi, önce bir iflçinin öldürüldü¤ü duyumunu ald›klar› bir fabrikay› iflgal ettiler. Ard›ndan çat›flmalar yafland›, sokaklar iflgal edildi. Çat›flmalar s›ras›nda polise sald›ran kitle, ayr›ca fabrikadaki mallar› da k›rd›. Çat›flmalar s›ras›nda en az 100 iflçi yaralan›rken, polis eylemcilere karfl› göz yaflart›c› bomba kulland›. Yine Bangladefl’de, hükümetin koydu¤u eylem yasa¤›na karfl› koyan 25 bin tekstil iflçisi, yasa¤a ra¤men eylem gerçeklefltirerek, düflük ücretleri protesto etti. Polisin Dakka’da yap›lan eyleme coplarla vahfli bir sald›r› gerçeklefltirmesi üzerine, eylemci iflçiler ellerindeki sopa ve tafllarla belediye otobüslerine sald›rarak, otobüsleri tahrip ettiler.

Tayland Tayland’›n baflkenti Bangkok’da bir araya gelen binlerce nakliyat iflçisi, demiryolunun ve karayolundaki nakliyenin özellefltirilmesi çabalar›na karfl› eylem yapt›. Eylem nakliyat sektöründeki, uluslararas› Nakliyat ‹flçileri Federasyonu’na üye, 4 sendika taraf›ndan organize edildi. rek büyüten Almanya Baflbakan› Merkel ve de böylelikle Alman emperyalizmi izliyor. Ancak gerçekte ise AB emperyalizmi, yekvücut olmufl bir halde, ABD’nin sald›rganl›k politikalar›n› sadece sahiplenmekle kalm›yor, çoktan kendi politikas› haline getirmifl bulunuyor. Bunun nedenlerinin bafl›nda ise, Avrupal› emperyalist güçlerin giderek, emperyalizmin öncü gücü olma pozisyonunu kapt›rd›klar› ABD ile yar›flabilecek güce eriflmeye bafllam›fl olmalar›d›r. Hem ekonomik ve siyasal, hem de askeri anlamda. Bunun içindir ki, ya¤ma ve talan pastas›ndan paylar›n› art›rmaya çal›flmaktalar. Ancak gerek iflgal karfl›t› direnifllerin emperyalistleri tüm kalma çabalar›na ra¤men (‹ngiltere örne¤inde oldu¤u gibi) iflgalden çekilmeye zorlamas› gerekse emperyalist ülkelerde ve de ba¤›ml› ülkelerde iflçi-emekçi y›¤›nlar›n grev vb. direnifllerle yaflam› felç etmesi, ezilen halklar›n, gerek katliamlarla gerekse büyütülen “kirli setör”lerle, kanlar› üzerinden elde edilmeye çal›fl›lan pastay› emperyalistlere öyle kolay kolay yedirmeyece¤inin göstergesidir.


İşçi-köylü 14

Tarihten sayfalar

5-18 Ekim 2007

Bugünün s›n›f bilincinden ve örgütsel tepkisinden uzak olan bu hareketin sahipleri olan göçmen emekçiler unutulmas›n ki, II. Emperyalist Paylafl›m Savafl› y›llar›nda Nazi iflgaline karfl› ilk direnifli bafllatanlard›.

Özgürlük ve gelecek arayan dilsizlerin isyan› Paris’in kenar semtlerinde y›llard›r horlanan, afla¤›lanan güven ve gelecek duygusundan yoksun, derdini anlatma yolu bulamayan, umutsuz, çaresiz Kuzey Afrika’n›n, Asya’n›n göçmen emekçilerinin öfkesi, yang›na dönüfltü. Paris’i kenar semtlerden ad›m ad›m saran, önce baflkente, sonra da ülke geneline yay›lan ve giderek di¤er Avrupa ülkelerinden Belçika ve Almanya varofllar›na s›çrayan yang›n, emperyalist-kapitalist sistemin efendilerinin bafl›n› a¤r›tan, çözüm bekleyen ciddi bir toplumsal sorun oldu¤unu da gösterdi. Fransa toplumunda zenginlerle yoksullar, yerli halk ile göçmen halklar aras›nda eflitsizlik, farkl›l›k artmakta, arada ciddi duvarlar oluflmaktad›r. Toplumsal temel sorun olan iflsizlik, eflitsizlik, adaletsizlik her geçen gün artmaktad›r. Frans›z egemenleri taraf›ndan önce önemsenmeyen, ciddi bir toplumsal sorun olarak görülmeyen göçmen emekçilerin sorunlar›, uzun süre çözümsüz kalman›n sonucu bugün art›k patlama noktas›na gelmifltir. Fransa’n›n dört bir yan›na yay›lan “sans culotte” (bald›r› ç›plak)lar›n yang›n›, iktidar› ciddi flekilde meflgul etmifl, sorunun çözümü konusunda düflünmeye, yeni ad›mlar atmaya zorlam›flt›r. Bu yang›n›n s›n›f karakteri, örgütlü olmay›fl› egemenleri belli ölçüde rahatlatsa da, yang›n›n geliflim ve yay›lma boyutu egemenleri korkutmufltur. 1960’lar›n bafl›nda Cezayir, Tunus ve Fas’tan, a¤›rl›kl› olarak Kuzey Afrika ülkelerinden baflta Fransa ve Belçika olmak üzere Avrupa’n›n çeflitli ülkelerine çal›flmak amac›yla göç eden Müslüman kökenli Magrep halk› bugün yafll› Avrupa k›tas›n›n bafl›n› a¤r›tan, acil çözüm bekleyen ciddi toplumsal bir sorun

t a n sa

r ü t l

oluflturmaktad›r. Avrupa’da 15 milyonu Müslüman olan toplam 20 milyon göçmen yaflamaktad›r. Baflta Fransa olmak üzere “uygar” ve “geliflmifl” Avrupa ülkelerinde uzun süredir göçmen emekçilere karfl› ›rkç› ve ayr›mc› bazen aç›k, bazen gizlenmeye çal›fl›larak uygulanan floven bir politika izlenmektedir. Özellikle 11 Eylül sald›r›lar›n›n ard›ndan ezilen dünya halklar›na karfl› sürdürülen çok yönlü sald›r› dalgas› Avrupa ülkelerinde etkili olmaya bafllam›flt›r. Önce ‹ngiltere’de, ard›ndan Fransa’da “teröre karfl› önlem” ad› alt›nda anti-terör yasalar›n›n uygulamaya konmas›yla birlikte, sosyal yaflama ve insan haklar›na yönelik sald›r›lar her geçen gün artmaktad›r. Fransa’da ›rkç› sa¤ partileri, hiç de yabanc› olmad›¤›m›z “ya sev ya terk et” slogan›yla sürdürdükleri floven ›rkç› propaganda çal›flmas›yla, Frans›z halk›n›n deste¤ini kazanmay› amaçlamaktad›r. Bunun için yo¤un ve sistematik bir flekilde yabanc› düflmanl›¤› eksenli propaganda yürütülmektedir. Bu partiler en üst s›n›rda yabanc› düflmanl›¤› yaparak kitle deste¤i bulmaya, etki güçlerini art›rmaya çal›flmaktad›r. Son y›llar›n en kötü dönemini yaflayan Frans›z ekonomisi, iflsizlik sorununu çözmekten aciz durumdad›r. ‹flsizlik ülke genelinde yüzde 10 civar›ndayken bu oran varofllarda (banlieues) yüzde 20 ve 30’larda seyretmektedir. Ayn› oran 26 yafl grubu gençler için baz› göçmen mahallelerinde yüzde 40’lara kadar varmaktad›r. Fransa’da artan iflsizlik oran›ndan göçmenler daha fazla pay almaktad›r, bu oran göçmen emekçiler aras›nda daha yüksek bir rakama ulaflmaktad›r. ‹flsizlikteki bu eflitsiz oran e¤itim, konut ve sa¤l›k hizmetlerinde de görül-

mektedir. Eflitsizlik, ayr›mc›l›k ve ›rkç›l›k sosyal yaflam›n bütününde hakimdir. Fransa’da ekonomideki ve toplumsal yaflamdaki kötü gidiflat›n, sosyal huzursuzlu¤un sorumlusunun göçmenler olarak gösterilmesi, y›llard›r uygulanan yabanc› düflmanl›¤› eksenli politikan›n anlafl›lmas› aç›s›ndan önemli bir veridir. Kapitalist ülkeler y›llarca a¤›rl›kl› olarak Müslüman göçmen emekçileri kendi ülkelerinde en a¤›r, en zor ve en sa¤l›ks›z ifllerde çal›flt›rarak, emeklerini vahfli bir flekilde sömürdüler. Onlarca yüzlerce metre derinliklerinde, madenlerde metro, yol ve alt yap› çal›flmalar›nda emek ve kanlar›n› ak›tanlar, kar›n toklu¤una çal›flanlar a¤›rl›kl› olarak Müslüman kökenli göçmen emekçiler oldu. Ancak bu “geliflmifl” ülkeler, iliklerine kadar sömürdükleri göçmen emekçileri gözden uzak semtlerde, toplu olarak kald›klar› konutlarda en alt düzeyde sosyal hizmetin götürüldü¤ü bak›ms›z bir yaflama mahkum ettiler. Göçmen emekçiler, kenar yaflam›n yaln›zl›¤›nda itilmifllik, unutulmuflluk, d›fllanm›fll›k psikolojisi içinde kin ve nefretlerini büyüttüler. Frans›z efendileri göçmen çocuklar› iflsiz ve e¤itimsiz b›rakt›, ellerine tutuflturduklar› Frans›z kimli¤inden ve pasaportundan baflka hiçbir yurttafll›k hakk› vermedi. Müslüman göçmen emekçi çocuklar›n› kör ve ba¤naz milliyetçili¤in her türden afla¤›lama, d›fllama ve horlamalar›na maruz b›rakt›. Uyuflturucu tacirlerinin maddi ve manevi kölesi durumuna getirdi. Her türlü uyuflturucu kullanma oran› artarken ayn› zamanda bunlar›n kullan›m›n›n yafl s›n›r› da her geçen gün daha altlara indi. Bu tablonun yarat›c›s› emperyalist-kapitalist sistemdir.

Yafll› yerkürede ekonomik-toplumsal-politik her geliflme MLM biliminin evrensel tezlerini ve devrim bilimini, s›n›flar›n varolufl gerçekli¤ini ve s›n›flar mücadelesi yasas›n› do¤rular temelde geliflmektedir. Bu geliflim dengesiz, eflitsiz, iniflli ve ç›k›fll› da olsa onun iç geliflim yasalar›n›n özünü de¤ifltirmemektedir. Ve Lenin yoldafl›n flu tespitini do¤rular temelde geliflmektedir. “Sermaye için zorla çal›flt›r›larak ezilmifl ve sürekli olarak yoksullu¤un, ilkelli¤in ve yozlaflman›n ‘de-

tem olmaya devam ediyor. 4 Ekim tarihinde Paris ve Fransa’n›n yoksul ve bak›ms›z varofllar›nda genç göçmen hareketi bir devrim hareketi olmad›¤› için kapitalizmi çökertemezdi. Bu hareket kendili¤inden ve göçmen karakterli de olsa kendili¤inden oluflan isyan hareketleri olmadan ve bu geliflmeler yaflanmadan devrimci kalk›flman›n olgunlaflmayaca¤› ve gerçekleflmeyece¤i de ayr› bir gerçektir. Kapitalist sistemin yumuflak karn› olan varofllar›nda (gettolar›nda-ban-

rinliklerine’ itilmifl olan proletarya” ancak MLM biliminin devrim ilkeleri ve proleter ideolojinin yön verdi¤i emekçi ordusunu yaratt›¤› zaman yenilmez ve sa¤lam bir güç durumuna gelecektir. Ve o zaman kapitalizm, emekçi y›¤›nlar› rahatl›kla sömüremeyecek ve onlar› toplumun yoklu¤un ve bilgisizli¤in derinli¤inde yoz bir yaflama mahkum edemeyecektir.” Emperyalist-kapitalist sistem evrensel bir sömürgeci bask› sistemi olmaya, bir avuç “ileri ve geliflmifl” ülkenin dünya nüfusunun büyük ço¤unlu¤unu mali yönden bo¤du¤u kölelefltirdi¤i bir sis-

liyölerinde) bafllayan “ifl, sosyal haklar, eflitlik, adalet” talebini içeren göçmen emekçilerin isyan› Avrupa’n›n bütününe yans›yacak, yükselen alevlerden kaç›namayacakt›r. Egemenlerin ›rkç›, bask›c›, faflizan politikalar›na, yerel yönetimlerin haks›z uygulamalar›na karfl› örgütlenen yoksul göçmenlerin ayaklanmalar› kendi özgür s›n›f yata¤›na kavuflacakt›r. Bugün dünyan›n k›rlar›nda ve en zay›f ülkelerinde bafllayarak yay›lmaya ve genifllemeye devam eden “yeryüzünün lanetleri” olan “bald›r› ç›plaklar›n” isyan hakk› bir gün kapitalist ülkelerin varofllar›nda tutuflan yang›nla

Bald›r› ç›plaklar›n isyan›...

buluflacakt›r. Göçmenlerin öfke slogan›nda az say›da da olsa kültür devriminin yarat›c›s›n›n büyük komünist usta baflkan Mao’nun görkemli posterinin olmas›, k›z›la boyanacak gökyüzünün anlaml› habercisidir. Bugünün s›n›f bilincinden ve örgütsel tepkisinden uzak olan bu hareketin sahipleri olan göçmen emekçiler unutulmas›n ki, II. Emperyalist Paylafl›m Savafl› y›llar›nda Nazi iflgaline karfl› ilk direnifli bafllatanlard›. Nazilerin iflgalci postallar› alt›na ilk direnifl dinamitlerini koyanlar göçmen kökenli Frans›z direniflçilerdi. “Kahrolsun faflizm, kahrolsun iflgal” diye slogan atan “Yaflas›n tam ba¤›ms›z Fransa” slogan›n› hayk›ran yine bugünkü lanetli göçmen emekçilerin ilk atalar›yd›. Ve bundan dolay› Nazi iflgalcileri taraf›ndan k›rm›z› afiflle arand›lar, Paris’in en vahfli ve en berbat Frenses Hapishanesi duvarlar›nda bedenlerini faflizmin kurflunlar›na siper ettiler, kanlar›n› ba¤›ms›z, özgür, sosyalist Fransa için arma¤an ettiler. Onlar göçmen kökenli Yeni Komünarlard›. Onlar›n bafl›nda ‹ttihat Terakki’nin tehcir ad›yla soyk›r›ma u¤ratt›¤› ve bu soyk›r›mdan sa¤ kurtulan çocuk yaflta Fransa’ya göç ettirilen Ermeni as›ll› Ad›yaman do¤umlu devrimci Misak Manuflyan vard›. Ve yan›nda yirmi bir göçmen vard›. Onlar ‹spanyol, Portekizli Yahudi göçmen militanlard›. Ve bu göçmen emekçi kökenli direniflçiler ilk kurflunu Nazilerin al›n çat›s›nda patlatt›. Ayaklar›n›n alt›nda beklenmedik yerde patlayan ilk direnifl öfkesi onlar oldu. Dün çekinmeden, gözlerini bile k›rpmadan ba¤›ms›z, özgür, sosyalist Fransa için canlar›n› ilk arma¤an edenler, bugün ayn› ülkenin efendileri taraf›ndan ilk lanetlenenler olmaktad›r.

Demokratik Halk Kültürü’nü yaratmak bugünden onun nüvelerini oluflfltturmakla mümkündür!

Bir toplulu¤un tinsel özelli¤ini, duyufl ve düflünüfl birli¤ini oluflturan gelenek durumundaki her türlü yaflay›fl, düflünce ve sanat varl›klar›n›n tümü olarak tan›mlanan kültür, toplumun sosyo-ekonomik yap›s› temelinde flekillenen ve ideolojinin yön verdi¤i bir yaflay›fl, düflünüfl birli¤idir. Baflkan Mao; “Kültür bir toplumun ideolojik planda yans›mas›d›r” demektedir. O halde ülkemizde do¤ru kültür politikalar› belirlemek ve bunlar› etkin biçimde yaflama geçirebilmek için, öncelikle yaflad›¤›m›z toplumun yap›s›na bakmak gerekir. Ülkemizde yar›-feodal ve emperyalizmin etkisinde çürümüfl, yozlaflan bir kültür egemendir. Her fleyin karfl›t›n› do¤urmas›n›n sonucu olarak bu yoz kültüre karfl› halk›n önemli bir kesiminde bir karfl› koyufl söz konusudur ve bu, halk kültürünün ileri yan› olarak karfl›m›za ç›kmaktad›r. Bu topraklarda emperyalizme, faflizme ve her türden gericili¤e karfl› verilen mücadele kültür alan›nda verilmesi gereken mücadeleden ba¤›ms›z ele al›namaz. Bu anlamda Kültür Merkezimiz önemli bir iflleve ve göreve sahiptir. Bugün bu alanda yapmam›z gereken, halk kültürünün ileri yanlar›n› a盤a ç›kararak, bunu Yeni Demokrasi kültürüyle birlefltirmek ve tüm topluma mal etmektir. Alabildi¤ine yoz

bir kültürün dayat›ld›¤› günümüzde, egemenlerin bu dayatmas› halk›n kendi sorunlar›ndan uzak, egemenlerin yaratt›¤› sunni gündemlerle u¤raflan, siyasetten uzak topluluklar haline getirilmesini amaçlamaktad›r. Egemen ideolojiden kopufl; geri kültürün ege-

düflen görev; s›n›f mücadelesinin kültürel alanda da sürdürülmesinin ve bunun en etkin ve ifllevli biçimde yap›lmas›n›n yol ve yöntemlerini oluflturmakt›r. Unutulmamal›d›r ki; s›n›f mücadelesinin örgütlenip yayg›nlaflmas›nda

menli¤inin y›k›lmas›, yeni demokratik kültürün yaflama geçirilmesi ve yayg›nlaflt›r›larak kitleler taraf›ndan benimsenip bir yaflam, düflünüfl tarz›na dönüfltürülmesiyle mümkündür. Bu halk›n ileri yanlar›n›n ortaya ç›kar›lmas› ve demokratik halk iktidar›n›n kurulmas› mücadelesinde aktiflefltirilmesi ile paralel ilerleyecektir. Bugün bize

kültür-çal›flmalar›n›n iki bilefleni sanat ve edebiyat cephesi oldukça önemlidir. Ülkemizin somut koflullar›na uygun olarak, emperyalizme ba¤l› burjuva-feodal kültürü kitlelerin üzerinden söküp atmak ve yeni proleter kültürü egemen hale getirmek, bu yönde mücadeleyi sürdürmek temel görevlerimiz aras›ndad›r.

Bu noktada Büyük Proleter Kültür Devrimi bizim için örnek al›nacak en önemli kaynaklardan biridir. Bu deneyimi günümüz koflullar›nda ülkemizin somut koflullar›nda nas›l ö¤renebilir, nas›l uygulayabiliriz? Bu deneyimlerden yararlanmak ve Kültür Merkezi’nin çat›s› alt›ndan bafllayarak yeni demokrasi kültürünü yerlefltirmek ve tüm iliflki ve çal›flmalarda bu perspektifle hareket etmek ataca¤›m›z ilk ad›mlardan biri olmal›d›r. Kültür Merkezi, proleter kültürün hâkim oldu¤u bir kurum olarak kitlelerin çekim merkezi olan, kolektif çal›flmay› esas alan, halk›n›n sorunlar›na duyarl› olan ve çözüm üretebilen, halk içindeki çeliflkileri do¤ru temelde çözümleyerek kitleler nezdinde sayg›n, etkin bir konumda olmak zorundad›r. Bunu kolektif gücümüzü birlefltirerek, yeteneklerimizi a盤a ç›kar›p yarat›c›l›¤›m›z› kullanarak sa¤layabiliriz. Yeni demokrasi kültürünü benimsemek, burjuva-feodal kültürle savaflmaktan ve öncelikle kendimizden bafllayarak bu kültürü yok ederek kendi kültürümüzü benimsemek ve bunu çal›flt›¤›m›z alanda kucaklad›¤›m›z kitlelerde de y›kmak ve yeniyi kurmakla baflarmak anlam›na gelmektedir. Kitlelere yönelik çal›flmam›zda esas ala-

ca¤›m›z nokta, yeni demokrasi kültürünü oluflturmak ve bunu yayg›nlaflt›rman›n çal›flmalar›n› yapmakt›r. Çal›flmalar›m›z› sürdürürken dünya devrimlerinin deneyimlerinden ve özellikle Büyük Proleter Kültür Devrimi’nin (BPKD) deneyimlerinden yararlanmal›, ülkemizin özgünlüklerini gözönünde bulundurarak, kendi sürecimizin deneyimlerinden, özellikle kültür devrimine hizmet eden deneyimlerden ö¤renmeyi esas almal›y›z. Elbette ülkemizde henüz bir halk devrimi yap›lmam›flt›r, bu nedenle biz oluflturdu¤umuz nüvelerde BPKD’nin deneyimlerinden yararlanarak kitlelere ulaflmak, s›k› ba¤lar kurmak ve yeni demokrasi kültürünü yaflam›n her alan›nda etkin k›lmada bunlardan yararlanmay› esas almal›y›z. Bugün insanl›¤›n geliflim tarihinin birikimini a盤a ç›karmak, ülkemizde de bunun biçimlerini inceleyerek araflt›rmalar yapmak ve bu büyük birikimi önümüzü ayd›nlatan bilgilere dönüfltürmek yaflama uygulamakla yükümlüyüz. Kurumumuzun bu büyük birikimin incelendi¤i-araflt›r›ld›¤›, ileri yanlar›n›n a盤a ç›kar›ld›¤› ve kitleleri dayat›lan yoz kültürden kurtararak kendi özüne dönmelerini sa¤layacak, bunu çeflitli araçlarla yaflama geçiren temel fonksiyonunu oynamas› gerek-

mektedir. Marksizm-Leninizm-Maoizm’in tafl›d›¤› tarihi önem, uzun bir geçmifli olan insan kültürünü ve düflüncesinin de¤erli olan bütün yanlar›n› alarak biraraya getirmesi ve yeniden gözden geçirmesinden ileri gelmektedir. Kültür alan›ndaki çal›flmalar›m›z da bu temel üzerinden flekillenmek ve yürütülmek zorundad›r. Yaflad›¤›m›z toplumun kültürünü tan›mak, ilerici-gerici yanlar›n› ortaya ç›karmak, ilerici yanlar›n› yeni demokratik kültürle birlefltirerek gelifltirmek ve gerici yanlar›n› ortadan kald›rmak için öncelikle araflt›rma-inceleme yapmak zorunday›z. Bu araflt›rmalar teorik çal›flmalar› ve pratik çal›flmalar› ortaklaflt›racak temelde yap›lmal›d›r. Örne¤in müzik çal›flmalar›, ülkenin müzi¤ini derlemek için bölge araflt›rmalar› yaparak halk›n üretti¤i müzi¤i kayna¤›ndan almal›d›r. Tiyatro grubu halk tiyatrosunu, biçimlerini, oynanan oyunlar› vb. araflt›racak bilimsel bir incelemeyle onlar› sahneye tafl›mal›d›r. Resim grubu kendi konusu temelinde ayn› fleyi yapmal›d›r. Sanat çal›flmalar› d›fl›nda halk› derinden etkileyen ve bu düzenin sürmesinde önemli rol oynayan halk›n inançlar›n› araflt›racak ve bunlar›n bofl inançlar oldu¤unu a盤a ç›karacak çal›flmalar sürdürülmelidir.


İşçi-köylü 15

5-18 Ekim 2007

Haber

“Bizler, gecesinde-gündüzünde aç yat›lmayan bir ülke u¤runa katledildik!” Gülsuyu

‹stanbul

Bursa

Ulucanlar katliam›n› unutmad›k-unutturmayaca¤›z!” “U Ulucanlar katliam›n›n üzerinden 8 y›l geçti. F Tipi hapishanelere geçiflin bir önad›m› olarak hayata geçirilen bu vahfli katliam, ayn› zamanda o döneme kadar gerçekleflen hapishane katliamlar› içinde ateflli silahlar›n kullan›ld›¤› ilk katliam olma özelli¤i tafl›maktad›r. Bu katliam, devrimci tutsaklar› sadece fiziksel olarak teslim alma amac› tafl›m›yordu. Katliam›n bir di¤er ve asl›nda gerçek amac›, devrimci iradeyi, devrimcilerin siyasi düflüncesini teslim almakt›. Ancak devrimci tutsaklar bu azg›nca sald›r›ya amans›z bir direniflle karfl› koyuyor ve de¤erlerini kan-can pahas›na savunmakta en küçük bir tereddüt göstermiyordu. Bu durum karfl›s›nda ç›lg›na dönen faflist devletin özel e¤itilmifl faflist kolluk güçleri, sald›r›lar›nda daha da pervas›zlafl›yor ve tutsaklar› sadece ateflli silahlarla de¤il, ayn› zamanda hapishanenin hamam›nda gerçeklefltirdikleri, benzeri görülmemifl iflkencelerle katletme yoluna gidiyordu. Ancak ne bu vahfli iflkenceler ne de ateflli silahlar, devrimci onurun ve de¤erlerin korunmas›na ve son nefeslere kadar savunulmas›na engel olam›yordu. Evet Onlar Ulucanlar’da katledilirken, ayn› zamanda bir direnifl destan› yaz›yorlard›. Ve bu destan hala devrim mücadelesine ilham olmaya devam ediyor. Ulucanlar’da katledilenlerin yazd›¤› direnifl destan›, her y›l onlar›n an›s›na düzenlenen anmalarda haf›zalara daha güçlü kaz›n›yor.

‹stanbul Ulucanlar katliam› 26 Eylül 2007 tarihinde ‹HD ‹stanbul fiubesi’nde yap›lan bas›n aç›klamas› ile protesto edildi. TUYAB ad›na yap›lan aç›klama-

da “Borcumuz yas tutmak de¤il, onlar›n u¤runa mücadele etti¤i davay› günden güne büyütmektir. Ve bugün de devam eden hapishanelerdeki tecrit sorununa duyars›z kalmamakt›r” denildi. Ard›ndan TUYAB gönüllülerinden bir kifli söz alarak “devletin F tipleriyle sessiz ölümler sürüyor. Hapishanelerde devlet, F tipi sald›r›s›n› devam ettirerek sessiz ölümlerini devam ettiriyor” dedi. Aç›klama kamuoyuna duyarl›l›k ça¤r›s› ile sona erdi.

Tutsak Oldukça” marfllar› söylendi. * Her y›l oldu¤u gibi, Ulucanlar katliam›n›n ve de direniflinin 8. y›ldönümünde, TUYAB taraf›ndan bir anma etkinli¤i düzenlendi. Karacaahmet Mezarl›¤›’nda, Ulucanlar flehidi Ümit Alt›ntafl’›n mezar› bafl›nda gerçekleflen anma etkinli¤i, saat 13:30’da bafllad›. Mezarl›k içinde toplanan aileler,

Gülsuyu Kitle Partizan, BDSP, HÖC, PDD taraf›ndan örgütlenen; HKM, DHP, KÖZ gibi kurumlar›n destek verdi¤i eylem için, Gülsuyu’nda bulunan As K›raathanesi önünde topland›. Saat 20:30’da, üzerinde “Ulucanlar Katliam›n› Unutmad›k, Unutturmayaca¤›z” yaz›l› bir pankart açan kitle, ellerindeki meflaleleri yakarak, Heykel Meydan›’na do¤ru yürüyüfle geçti. Yürüyüfl s›ras›nda belli noktalarda durularak, halka ajitasyon konuflmalar› yap›ld›. Heykel Meydan›’na gelindi¤inde, baflta Ulucanlar’da flehit düflenler olmak üzere, tüm devrim flehitleri an›s›na sayg› duruflu yap›ld›. Ard›ndan kitle ad›na yap›lan aç›klamada; Ulucanlar’›n sadece katliamla de¤il, ayn› zamanda destans› bir direniflle an›lmas› gerekti¤ine vurgu yap›larak, “Ulucanlar direnifli hakl› davam›z›n yenilemeyece¤inin göstergesidir” denildi. Aç›klaman›n ard›ndan hep bir a¤›zdan “Gün Do¤du”, “Özgür

burada flehitlerin resimlerinin oldu¤u dövizler ve üzerinde “Ulucanlar Katliam›n› Unutmad›k-Unutturmayaca¤›z- TUYAB” yaz›l› bir pankart açarak, sloganlar, alk›fllar ve z›lg›tlar eflli¤inde yürüyüfle geçtiler. Ümit Alt›ntafl’›n mezar›na kadar

sloganlar atarak yürüyen kitle, mezar bafl›nda bir anma gerçeklefltirdi. Ulucanlar’da flehit düflenlerin flahs›nda, tüm devrim flehitleri an›s›na yap›lan sayg› duruflunun ard›ndan, TUYAB ad›na yap›lan konuflmada; Ulucanlar katliam›n›n, iflçi emekçi y›¤›nlara dönük sald›r›lar›n bir parças› olarak gerçeklefltirildi¤i, dönemin baflbakan›n›n, “içeriyi teslim almadan d›flar›y› teslim almak mümkün de¤ildir” dedi¤i belirtilerek, ayn› politikan›n 19 Aral›k sald›r›s›nda da hayata geçirildi¤i vurguland›. Bu aç›klaman›n ard›ndan söz alan Ulucanlar tan›klar›ndan Filiz Gülkokur ve Baflak Otlu, katliama tan›kl›klar›n› anlatman›n yan› s›ra, o süreçte yaflanan iliflkilerin devrimci iliflkilerine, siper yoldafll›¤›ndan çok, art›k yoldafll›k iliflkisine dönüflmüfl olmas›na vurgu yapt›lar. Ard›ndan, Ümit Alt›ntafl’›n efli Melek Alt›ntafl k›sa bir konuflma yapt›. Alt›ntafl konuflmas›nda, Ulucanlar katliam›nda on devrimcinin yaflam›n› yitirdi¤ine ve onlarcas›n›n da yaraland›¤›na, ancak devrimci iradenin teslim al›namad›¤›na vurgu yapt› ve “Hiçbir güç, hiçbir bask› bizleri mücadelemizden al›koyamaz” dedi. Konuflmalar›n ard›ndan k›sa bir dinleti veren Grup Vardiya, Hücrem ve K›rm›z› Gül Demet Demet parçalar›n› seslendirdi. TUYAB taraf›ndan örgütlenen ve Odak ve HKM’nin de destek verdi¤i anma etkinli¤i at›lan sloganlarla sona erdi. (Kartal)

Anadolu Lisesi ö¤rencileri “tecrit” s›n›flar›n› protesto etti

Sistemden kaynakl› tüm çarp›kl›klar gibi, e¤itim sistemindeki çarp›kl›klar ve bunlara ba¤l› uygulamalar da tüm h›z›yla sürüyor. E¤itim sisteminde getirilen sözde “yenilikler” gençlerin gelece¤ini karartmaktan baflka bir anlam ifade etmiyor. E¤itimde de hayata geçirilmeye çal›fl›lan özellefltirmeler, “paras› olan okusun olmayan okumas›n”

mant›¤›n›n geçerli oldu¤unu gösteriyor. Yani e¤itimin yolu yoksullara kapat›lmak isteniyor. Ezbere dayal› e¤itim müfredatlar›n›n getirisi olarak, dershaneye gitmeyen ö¤rencilerin üniversiteye gitme flans›n›n neredeyse ortadan kalkmas›n›n yan›s›ra, s›n›f›n› bile geçememesi söz konusu oluyor. S›n›f›n› geçemeyen ö¤rencilere dönük uygulamalar ise, bu

ö¤rencilerin hem okul arkadafllar›ndan tecrit edilmesini, hem de sistemin flekillendirdi¤i kimi ö¤retmenlerin bu ö¤rencilere karfl› afla¤›layan, ayr›mc› vb. okulda baflar› flans›n› neredeyse s›f›ra indiren yaklafl›mlar›n› getirmekte. S›n›fta kalan ö¤rencilerin “tecrit” edilmesi olarak tan›mlanabilecek son uygulama ise, Anadolu Liselerinde gerçekleflmifltir. Birçok Anadolu Lisesi’nde, s›n›fta kalan ö¤renciler, kendi okullar›ndan al›narak, tek bir s›n›fta birlefltirilmifllerdir. Bu duruma karfl› tav›r gelifltiren ve bunu protesto eden Anadolu Lisesi ö¤rencileri 28 Eylül Cuma günü Kad›köy ‹skelesi’nde bir bas›n aç›klamas› gerçeklefltirerek, okulda takt›klar› kravatlar›n› yakt›lar. Kadir Has Anadolu Lisesi, Burak Bora Anadolu Lisesi, Befliktafl Atatürk Anadolu Lisesi ve Kabatafl Anadolu Lisesi ö¤rencileri taraf›ndan gerçeklefltirilen eylemde, ö¤renciler

ad›na konuflan Deniz Küçükbumin; “Bizler bu s›n›flarda, s›n›fta kalan tembel ö¤renci muamelesi gördü¤ümüz için, okuldan mezun olma durumumuz engellenmifltir. Ayr›ca ö¤retmenlerimizin bize tembel, yaramaz, üvey evlat gibi ön yarg› ile yaklaflmas›na neden olmufltur” dedi. Küçükbumin konuflmas›n›n devam›nda, Milli E¤itim Bakanl›¤›’ndan, bu s›n›flarda toplanan arkadafllar›n›n sorumlu geçmelerinin sa¤lanmas›n› talep ederek, yeni tecrit s›n›flar›n aç›lmamas› gerekti¤ini belirtti ve ayr›ca uygulaman›n kald›r›lmas› için okullar›nda imza toplayacaklar›n› söyledi. E¤itim haklar›n›n ellerinden al›nmak istendi¤ini ve buna karfl› mücadelelerini sürdüreceklerini söyleyen ö¤renciler, aç›klaman›n ard›ndan kravatlar›n› yakt›lar. Aç›klama “E¤itim hakk›m›z engellenemez”, “Tecrit s›n›flar› kald›r›ls›n” gibi sloganlar›n at›lmas›yla son buldu. (Kartal)

Ankara Ulucanlar katliam›n›n 8. y›ldönümünde ilk eylem katliam›n gerçeklefltirildi¤i Ulucanlar Hapishanesi önünde gerçeklefltirildi. Ulucanlar önünde aç›lan “Ulucanlar flehitleri ölümsüzdür-Unutmad›k unutturmayaca¤›z” yaz›l› pankart ile yol trafi¤e kesilerek yüründü. Hapishane önüne gelindi¤inde Ulucanlar flehitleri nezdinde tüm devrim flehitleri için yap›lan sayg› duruflu ile eylem bafllat›ld›. Al›nteri, BDSP, DHP, ESP, HÖC, Kald›raç ve Partizan ad›na yap›lan aç›klamada Ulucanlar Hapishanesi’nin flenlik yapma yeri olmad›¤›na de¤inildi. Bas›n aç›klamas›n›n ard›ndan Av. Selçuk Koza¤açl›, Ça¤dafl Hukuçular Derne¤i ad›na bir aç›klama yapt›. Daha sonra TAYAD’l› bir aile söz alarak katliam›n d›flar›daki boyutunu anlatt›. Hep birlikte söylenen marfllar›n ard›ndan Ulucanlar Hapishanesi önüne karanfiller b›rak›ld›. Buradaki eylemin bitmesinin ard›ndan topluca Karfl›yaka Mezarl›¤›’na hareket edildi. Karfl›yaka Mezarl›¤›’nda bulunan Mahir Emsalsiz, Önder Gençaslan ve ‹smet Kavakl›o¤lu’nun mezarlar› bafl›nda anma etkinli¤i devam ettirildi. Mezar anmas› devrim flehitleri için yap›lan sayg› durufluyla bafllad›. Ard›ndan Ulucanlar flehitlerinin k›saca özgeçmifllerinden bahsedildi. Anma etkinli¤i okunan fliirler ve hep birlikte söylenen Enternasyonel marfl› ile sonland›r›ld›.

‹zmir Hapishane katliamlar›n› lanetlemek amac›yla Partizan, ESP, BDSP, HKM, EHP, Kald›raç ve Köz taraf›ndan anma haftas› örgütlendi. Bu hafta çerçevesin-

de ilk olarak 21 Eylül Cuma günü Buca Hapishanesi önünde biraraya gelen kitle örgütleri, bir bas›n aç›klamas› gerçekleflirdiler. Bas›n aç›klamas›nda Buca, Diyarbak›r, Ulucanlar katliamlar› anlat›larak, tüm bu operasyon ve katliamlara ra¤men tecrit karfl›t› mücadelede devrimci tutsaklar›n gözlerinde korkuyu de¤il direnifli besledi¤ine vurgu yap›ld›. 26 Eylül Çarflamba günü ise Kemeralt› giriflinde bir araya gelen kitle sloganlar ve "Ulucanlar Katliam›n› Unutmad›k, Unutturmayaca¤›z!" pankart› ile beraber bir bas›n aç›klamas›n› gerçeklefltirdi. 30 Eylül Pazar günü ise Ulucanlar Hapishanesi’nde katledilen Habib Gül’ün ‹zmir Helvac› köyündeki mezar›nda anma gerçeklefltirildi. Gül’ün ailesinin de kat›ld›¤› anma etkinli¤inde jandarma sürekli gerginlik yaratmaya çal›flt›, ancak bu çaba devrimciler taraf›ndan bofla ç›kar›ld›. Köy giriflinden mezarl›¤a kadar yap›lan yürüyüfl esnas›nda çeflitli sloganlar at›ld›. Mezar bafl›nda okunan ortak bas›n aç›klamas›nda, devrimci direnifl gelene¤inin Ulucanlar’da da devam ettirildi¤i vurguland›. Anma direnifl fliirleri ve devrimci marfllar ile sona erdi.

Bursa 26 Eylül günü AVP Tiyatrosu önünde Partizan, DHP, BDSP, ESP’nin örgütledi¤i SDP, Tuncelililer Derne¤i ve ‹HD’nin de destek verdi¤i bir bas›n aç›klamas› yap›larak hapishane katliamlar› protesto edildi. Kurumlar ad›na bas›n metnini okuyan Serpil Aslan “Bizler biraraya gelen kurumlar olarak hapishanelerde yaflanan hak gasplar› ve bask› ve katliamlara karfl› tüm toplumu dayarl› olmaya ça¤›r›yoruz” dedi.

TÜYAP K‹TAP FUARINDAYIZ 26. ‹stanbul Kitap Fuar› 27 Ekim-04 Kas›m 2007

“Tek suçumuz hür insanlar gibi konuflmak, kitaplar suç orta¤›m›z!”

-

Yeni bafllayanlar için Mao Yeni Demokratk Devrim ÇKP k›sa tarih Baflkan Mao seçme sözler

- Komsomol yaz›lar› 1 - Komsomol yaz›lar› 2 - Yeni Demokrat Gençlik Konferans Belgeleri

20 YTL Stand yeri:3. Salon

15 YTL No:511 B

Umut Yay›mc›l›k


işçi-köylü

UMUT YAYIMCILIK VE BASIM SANAY‹ LTD. fiT‹ Yönetim yeri: Gureba Hüseyin A¤a Mah. ‹mam Murat Sok. No:8/1 Aksaray-Fatih/‹STANBUL Tel: (0212) 521 34 30 FAKS: (0212) 621 61 33 Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Çilem ÖNSEL Bask›: Gün Matbaac›l›k Beflyol Mah. Telsizler Mevkii Akasya Sk. No:23/A K.Çekmece/‹stanbul Tel: 0212 426 63 30-580 63 80 Genel Da¤›t›m: YAY-SAT ISSN: 1303-0299

B‹Z HALKIZ GELECEK ELLER‹M‹ZDED‹R

e-mail: umutyayimcilik@ttnet.net.tr

Demokratik Halk ‹ktidar› ‹çin

www.iscikoylu.org

BÜROLAR KARTAL: ‹STASYON CAD. DÖRTLER APT. NO: 4/2 KARTAL, TELEFAKS: (0216) 306 16 02 ANKARA: TUNA CAD. ÇANAKÇI ‹fiHANI NO:11 KAT: 3 DA‹RE: 32 ÇANKAYA TEL: (0312) 430 67 65 Cep: 0 535 562 33 72 ‹ZM‹R: 856 SOKAK, NO:48/203 KEMERALTI KONAK, TEL: (0232) 446 78 07 Cep: 0 544 932 24 15 MALATYA: DABAKHANE MAHALLES‹, BOZTEPE CAD., BABACAN ‹fiHANI NO: 9 KAT: 1/16 TEL: (0422) 325 78 13 Cep: 0 543 746 36 31 ERZ‹NCAN: ORDU CAD. ORDU ‹fiHANI KAT:3 TEL: (0446) 223 67 18 CEP: 0 536 697 94 19 BURSA: SELÇUK HATUN MAH. ÜNLÜ CAD. SÖNMEZ ‹fi SARAYI KAT: 2 NO: 185 HEYKEL, TEL: (0224) 224 09 98 Cep: 0 536 613 81 98 MERS‹N: S‹L‹FKE CAD. ÇAVDARO⁄LU ‹fiHANI KAT: 3 NO: 118 MERS‹N AVRUPA MERKEZ BÜRO: WESELER STR 93 47169 AS-DRUCK DUISBURG-ALMANYA TEL: 0049 203 40 60 958 FAKS: 0049 203 40 60 959

“Dünyada hiçbir güç halk›n zaferini engelleyeme(Prachanda) z!” Geçti¤imiz say›da gazetemizde yer verdi¤imiz ve 3-8 A¤ustos tarihlerinde 2.174 üyesinin kat›larak gerçeklefltirdi¤i Nepal Komünist Partisi (Maoist)’in Beflinci Geniflletilmifl Toplant›s›’nda al›nan kararlara uygun olarak, hükümete sunulan 22 maddelik talep listesi kabul edilmedi¤i için NKP(Maoist), 18 Eylül’de hükümetten çekildi¤ini aç›klad›. Ülkenin büyük devrimci olanaklar veya a¤›r bir kaza ile yüz yüze oldu¤unun uyar›s›n›n yap›ld›¤› aç›klamada, Haziran ay›nda gerçekleflmesi planlanan ancak seçim kanunlar›ndaki yetersizlikler bahane edilerek 22 Kas›m’a ertelenen Kurucu Meclis seçimlerinden önce kraliyetin ortadan kald›r›larak cumhuriyetin ilan edilmesi ve nispi temsile (siyasi partilerin ald›klar› oy oran›na göre mecliste temsil edilmesi) uygun adaletli bir seçimin örgütlenmesi talebiyle genifl çapl› protesto programlar›na bafllayaca¤›n› ilan etti. Nepal’deki devrim tüm karmafl›kl›¤›yla ve çeliflkileri ile s›ca¤› s›ca¤›na devam ediyor. Bir tarafta halkla birlikte hareket eden ve halka Demokratik Halk Devrimi rotas›nda önderlik eden Nepal proletaryas›n›n partisi öte tarafta ise çürümüfl ve tarihin çöplü¤ünü hak eden faflist sistemlerini efendileri olan ABD emperyalizminin ve Hindistan yay›lmac›l›¤›n›n deste¤i ile korunmaya çal›fl›lan bir avuç sömürücü, bask›c› komprador burjuva, toprak a¤alar› ve onlar›n temsil edildi¤i kraliyet ve parlamenter partiler. ‹flte bu güçler, hem ulusal hem de uluslararas› koflullar› göz önüne alarak karfl›l›kl› bir taktik savafl› vererek ülkenin yönünü z›t taraflara do¤ru çekiyorlar. 10 y›l› aflk›n bir süre içinde infla edilen güçlü bir Komünist Partisi ve onun önderli¤inde küçükten büyü¤e gelifltirilen Halk Ordusu ve halk›n örgütlenmesiyle kurulan siyasi iktidar, k›rsalda devrimin zafer kazanmas›n› sa¤lam›flt›. Bu görevin baflar›s›na paralel daha geriden takip eden flehirlerde örgütlenmenin gelifltirilmesi, proletaryan›n flehirde yaflayan di¤er s›n›f ve tabakalar› yan›na çekebilmesi, devletin yo¤un karfl›-propagandas›na aldanan kitlelere gerçekleri anlatma görevi ön plana ç›km›flt›. ‹flte NKP(Maoist) bir yandan flehirlerdeki örgütlülü¤ünü güçlendirerek ve küçük ve milli burjuvaziyi, ayd›nlar›, az›nl›k milliyetleri yan›na çekmeyi baflar›rken, öte yandan h›zl› ve etkili sonuçlar elde edebilmek amac›yla gerici güçlerle anlaflmalar imzalamakta, aç›k

faaliyet yürütme imkan›na, halka do¤rudan seslenme flans›na sahip olmakta ve gericilerin komplo ve oyunlar›n› teflhir etmektedir. NKP(Maoist) Nisan 2006’daki halk ayaklanmas›yla kral›n geri ad›m atmas› ve parlamenter partilerin ihanetiyle hükümetin kurulmas›ndan itibaren bafllayan süreç içinde bu hedeflerine ulaflmay› baflarm›flt›r. Bununla birlikte dünya genelindeki koflullar›n Nepal Devrimi aç›s›ndan yaratt›¤› olumsuz flartlar, Hindistan ve ABD olmak üzere emperyalist kamp›n tüm üyelerinin kendisine karfl› birleflmesine ve içerdeki ajanlar›, uflaklar› ile türlü yöntemlerle Maoistleri karalamaya, NKP(Maoist)’i zay›flatmaya çal›flmalar›na neden olmaktad›r. Kurucu Meclis seçimlerinin türlü oyunlarla ertelenmesi, eski kraliyet ordusu generallerinin ve Hindistan’dan akan din adamlar›n›n ve gerici s›n›flar›n örgütlerinin parlamenter partilerle iflbirli¤i içinde Maoistlere karfl› isyanlar ç›karmaya çal›flmalar›, NKP(Maoist) üyelerine yönelik cinayetlerin ifllenmesi, Gaur’da 27 devrimcinin katledilmesi ve en son 16-22 Eylül tarihlerinde Kapilvastu’da ço¤unlu¤u NKP(Maoist) taraftar› ailelere yönelik bafllat›lan sald›r›lar ve bu çat›flmalar s›ras›nda ölen 31 kifli ve yüzlerce kay›p da gericilerin halk›n iktidar›n› engellemek için her türlü yol ve yönteme baflvurduklar›n› kan›tlamaktad›r. 2007’nin bafllar›nda parlamentoya giren NKP(Maoist), seçimlerin sa¤l›kl› ve adil bir ortamda örgütlenmesini sa¤lamak amac›yla Nisan ay›nda hükümette yer al-

maya bafllam›fl ve 4 bakanla temsil edilmiflti. Ancak Kurucu Meclis seçimlerini hedefleyen 12 maddelik anlaflmaya parlamenter partilerin uymamas›, Maoist devrimcilere yönelik sald›r›lar›n engellenememesi ve emperyalizmin müdahaleleri nedeniyle NKP(Maoist) hükümete 22 maddelik talepler listesini sundu ve aksi takdirde hükümette kalmayaca¤›n› ilan etti. Bu talepler aras›nda monarflinin derhal la¤vedilmesi, Kurucu Meclis seçimlerini beklemeden cumhuriyetin ilan edilmesi, seçimlerde ezilen ulus ve milliyetlerin ve di¤er kesimlerin adil flekilde temsil edilmesi için gereken düzenlemelerin yap›lmas› ve seçim sisteminin nispi temsile uygun flekilde yap›lmas› bulunmaktad›r. Aksi takdirde bu seçimlerin birer tiyatro oyununa döndü¤ünü ve gerçek seçimleri örgütlemek için halk›n NKP(Maoist)’le birlikte aya¤a kalkaca¤› vurguland›. 18 Eylül’de istifalar›n› verdikten sonra düzenlenen büyük kitle eyleminde konuflan NKP(Maoist) önderlerinden Baburam Bhattarai, “bizler gerçek seçimler için mücadele edece¤iz, bu ikiyüzlü tiyatro için de¤il” diyerek seçim komisyonunun ald›¤› kararlar› kabul etmediklerini ve seçim üzerine oynanan oyunlar› bozacaklar›n› ilan etti. Baburam, bar›flç›l eylemler düzenleyeceklerini ancak eylemlerin engellenmesi veya bast›r›lmas› durumunda cevap verme haklar›n›n sakl› oldu¤unu da belirtti. Bu do¤rultuda bir eylem program› haz›rlayan NKP(Maoist) ilk etapta ajitasyon kampanyas› düzenlemeyi planlad›. 18 Eylül’deki kitle eylemiyle monarflinin cenaze törenini düzenlemekle ifle bafllayan komünistler 19-21 Eylül tarihlerinde “kap›dan kap›ya” giderek halka ça¤r› yapt›lar. 23 Eylül’de Maoistlerin önderli¤indeki Nepal Ulafl›m ‹flçileri Sendikas› grev yapt›. 30 Eylül’de Bölge Yönetim Ofisleri’nin önünde oturma eylemleri örgütlendi.

Parti 29 Eylül-3 Ekim tarihlerinde Nisan 2006 halk hareketinde halka karfl› suç iflleyen ancak flu an yönetimde olan ve yolsuzluk yapanlar› teflhir edecek. 4-6 Ekim tarihlerinde ise ülke çap›nda genel grev ça¤r›s› yap›ld›. “Cumhuriyeti meclis üzerinden ilan etme çabalar›m›z bofla ç›kt›. Art›k cumhuriyeti sokaklardan ilan edece¤iz. Bu nedenle halk›n içerisine girmeye karar verdik” diyen Baburam yoldafl emperyalistleri ve Hindistan yay›lmac›lar›n› müdahalede bulunmamalar› do¤rultusunda uyard›. Özellikle Hindistan’›n Nepal’in bir ulus devlet olarak egemenli¤ini içine sindiremedi¤ini belirterek d›fl müdahalelerin ifle yaramayaca¤›n› vurgulad›. Bas›nda ç›kan yorumlara göre baz› Maoist önderler de flu anki sistemle gerçekleflecek seçimleri kabul etmeme ve seçimleri boykot etme tavr›n› gösterebilecekleri yorumunu yapmaktalar. Badal yoldafl ise, kitle eylemindeki konuflmas›nda partinin hedeflerine ulaflmada son aflamaya vard›¤›n› belirterek yabanc›lar›n ve ülkedeki uflaklar›n›n Nepal’i iki büyük kaya (Hindistan ve Çin) aras›nda bir yer elmas› olarak b›rakmak istediklerini ancak kendilerinin ülkeyi bir dinamit haline getireceklerini ilan etti. Hükümetten ayr›larak önemli bir zafer elde ettiklerini, yedi parti hükümetinin meflruiyetinin kalmad›¤›n› ve bu geçifl döneminin art›k son bulaca¤›n› da Badal yoldafl sözlerine ekledi. 19 Eylül’de fiaktikhor’daki Halk Kurtulufl Ordusu askerleri de kamplar›ndan ç›karak cumhuriyet talebiyle yürüyüfl yapt›lar. Askeri k›yafetleriyle ve silahlar›yla flehrin merkezine yürüyüfl yapan 5 bin savaflç› flehir merkezinde halkla birlikte miting yaparak hükümeti protesto etti. 24 Eylül’de ise NKP(Maoist), NKP(Marksist-Leninist-Maoist)’le birleflti¤ini aç›klad› ve geçici parlamentodaki sandalye say›s›n› artt›rarak ikinci parti oldu. Prachanda ile NKP(MLM) Baflkan› Kriflna Raj firestra partilerin birleflti¤ini ilan ederken bu geliflmenin ülkede yükselen siyasal kutuplaflman›n bir yans›mas› oldu¤u vurgusu yap›ld›.

Prachanda ile röportaj

- Beflinci Geniflletilmifl Toplant›n›z dikkat çekici. Toplant›n›n özel önemi nedir? - Daha önceki dört geniflletilmifl toplant›daki siyasi koflullar daha farkl›yd› ve bu senekinin kendi özgünlükleri bulunmakta. Daha önceki geniflletilmifl toplant›lar savafl zaman›nda, savafla haz›rl›k amac›yla gerçeklefltirildi. Bu y›l, geniflletilmifl toplant› bar›fl sürecinde tamamen farkl› bir ortamda, hükümetin bir parças›yken örgütlendi. ‹kinci olarak, Halk Savafl› sürecinden bar›fl sürecine geçerken do¤al olarak partinin içinden ve d›fl›ndan çok say›da soru yükseldi. Beflinci Plenum tüm bu sorulara cevap vererek anlay›flta birli¤i sa¤lad›. - Anlay›flta birlik derken neyi kastediyorsunuz? - S›n›f, kast, bölge ve cinsiyet konular›na de¤inen geçifl dönemini bar›flç›l yöntemler kullanarak ve Kurucu Meclis seçimlerine hükümetin bir parças› olarak kat›larak ülkeyi dönüfltürmek komünist hareketlerde ender görülen deneyimlerdir. Partimiz Halk Savafl›’n› stratejik savunmadan, dengeye ve ard›ndan stratejik sald›r›ya dönüfltürdü ve ard›ndan bafll› bafl›na yeni bir deneyim olarak bar›fl sürecine çevirdi. Bu nedenle bu sürece dair partinin içinden ve d›fl›ndan çok say›da soru geldi. Bu süreç bizi baflar›ya m› yoksa teslimiyete mi götürecekti? Bu sorular›n sorulmas› çok do¤ald›r. Bu sorulara cevap vermemiz gerekiyordu. Ve 20. yüzy›l›n bütün devrimlerini ve karfl›-devrimlerini analiz ederek toplumsal ve devrimci de¤iflimi yeni flekilde gerçeklefltirmek için seçti¤imiz yolun gerçekli¤ini anlamak anlay›flta birli¤i sa¤lad›. - Duydu¤umuz kadar›yla partiniz içinden size a¤›r flekilde yüklenilmifl. ‹çteki ayr›mlar ortaya ç›km›fl ve beflinci toplant›da üç çizgi kendisini göstermifl. Bu do¤ru mu? - Bana yönelik a¤›r sald›r›lar›n oldu¤u tamamen yanl›fl. Öyle olsayd› plenumun sonunda 2.200 temsilcinin birleflmesi mümkün olamazd›. Asl›nda, dürüst devrimciler partinin orijinal yolundan sap›p sapmayaca¤› konusunda kayg› duymaktad›r. Bu kayg›lardan dolay› çok say›da soru soruldu. Merkezi önderler Kathman-

du’dayken güvenlikten nas›l bahsedebiliriz? Kathmandu’da kalarak ve motorlu araçlardan yararlanarak NKP(BML) gibi sapma yola m› girece¤iz? Bunun gibi kayg›lar›n soruldu¤u do¤rudur. Ancak daha net olan bir fley var ki, o da önderli¤e duyulan büyük güvendir. Ortaya ç›kan üç farkl› çizgi konusunda da, bu tüm partilerde geçerlidir: sa¤c›lar, solcular ve ortayolcular. Biz devrimci yolu temsil ediyoruz. - Daha önceki belgelerde do¤rudan sald›r›rken flimdi birçok fleyi dolayl› olarak ifade etmektesiniz. Neden? - Rolpa’da kulland›¤›m›z dille flu an Kathmandu’da kulland›¤›m›z dil tamamen farkl›d›r. O dili kendi üs alan›m›zda kullan›yorduk, bu dil Beyaz Bölgede ayn› flekilde kullan›lamaz. - Kathmandu’yu halen “Beyaz Bölge” olarak m› ele al›yorsunuz? - Evet, çünkü Kathmandu halen halka ait de¤il. - “Yeni deneyimler” sözünü çok s›k kullan›yorsunuz. Bu deneyim devrim için mi yoksa uzlaflma için mi? - Yeni deneyimden bahsederken devrimi kastediyoruz. Küresel ve ulusal koflullar› ve bilim ve teknolojideki geliflmeleri göz önüne alarak devrimi ilerletmek için sonuçlar bulmam›z gerekiyor ve bunlardan yeni deneyimler ortaya ç›k›yor. -Devrim ne yapacak? - Nepal koflullar›nda devrim feodal üretim iliflkilerini ve feodal mülkiyet iliflkilerini yok edecek. Ayr›ca feodal-siyasi iliflkileri ve feodal-kültürel iliflkileri de¤ifltirecek. ‹kinci olarak, Nepal’i ve Nepal halk›n› yabanc› emperyalistlerin, gericilerin ve yay›lmac›lar›n müdahalelerinden özgürlefltirecek - Bu demektir ki, belirli bir anda, devrim ad›na fliddet yeniden ortaya ç›kacak? - fiu ya da bu flekilde, her devrim fliddettir. Ne kadar bar›flç›l bir hareket ça¤r›s›nda bulunursan›z bulunun hepsinde fliddet ve karfl›-fliddet bulunmaktad›r. ‹kinci olarak, 10 y›ll›k Halk Savafl›n›n ard›ndan siyasi temelde ilerleyebilece¤imizi, halk›n özgürlü¤ü bar›flç›l yollarla elde edebilece¤ini ve yeni bir toplumu yaratabilece¤imizi anlad›k. Ancak bunun sürekli bar›flç›l olaca¤› veya fliddete dönüflece¤i bize de¤il karfl›tlar›m›za ba¤l›. Tamamen def edilemeyen emperyalistlere ve feodal unsurlara ba¤l›. Halka tekrar fliddet uygulama ihtimalleri bulunmaktad›r. Bu durumda halk ayn› flekilde karfl›l›k verecektir. O durumda devrim yeniden fliddete dönüflebilir. - O zaman halen son karfl›laflma ihtimali bulunmakta, de¤il mi? - Bu flekilde anlafl›labilir. fiayet 12 maddelik anlaflma ve di¤er anlaflmalara uyulmazsa ve e¤er halka seçimini yapmas› için gereken ortam sa¤lanmazsa ve e¤er halka karfl› fliddet uygulan›rsa, o zaman son savafl gerçekleflecektir. Not: Bu röportaj, NKP(M)’nin hükümetten çekilmesinden k›sa bir süre önce gerçeklefltirilmifltir.