İşçi-Köylü Sayı 32

Page 1

YENİ DEMOKRASİ YOLUNDA

işçi-köylü www.iscikoylu.org

Say›: 2004-8

32

*Y›l:2 *9-22 Nisan 2004 *Fiyat›: 750. 000 TL ISSN:1303-9350

Önümüzde flanl› ama çetin mücadele günleri var. S›n›f mücadelesinin denizine bütün varl›¤›m›zla at›lal›m!

NATO Z‹RVES‹’NE KARfiI, ‹STANBUL D‹REN‹fi‹NE! ✔

Yaklaflan NATO toplant›s› öncesi devlet sald›r›lar›n› iyice artt›rd›. 1 Nisan günü aralar›nda Ekmek ve Adalet dergisi, TAYAD ve Halk›n Hukuk Bürosu’nun da bulundu¤u birçok kurum bas›larak bilgisayarlar› da dahil birçok eflyaya el konuldu ve kurum çal›flanlar› ile beraber misafirler de gözalt›na al›nd›. Yaklaflan 1 May›s ve NATO toplant›s› öncesi efendilerine olan sadakatini gösterme telafl›nda olan AKP hükümeti, bu sald›r›lar ile tüm halka gözda¤› vermeye çal›fl›yor. 28 Mart Yerel Seçimlerinin ard›ndan tüm egemenler seçimi kendilerinin kazand›¤›n› ilan etse de seçimlerin as›l galibi egemenlerin tüm vaatlerine, göz boyama çal›flmalar›na ra¤men sand›k bafl›na gitmeyen kitlelerdir. Oy kullanmayan yaklafl›k 13 milyon kifli kötünün içinden iyiyi seçmeyi reddeden, seçim oyununa gelmeyenlerdir. Bu sald›r›lar› püskürtmenin tek yolu ise direnmekten geçiyor. Devletin verdi¤i tüm gözda¤›na karfl› 1 May›s’ta alanlara ç›karak, NATO toplant›s›nda ‹stanbul’u emperyalistlere dar etmek için cesaretimizi kuflanarak s›n›f mücadelesinin engin denizine at›lal›m.

Karadeniz’de neler yaflan›yor? Düflman›n uygulam›fl oldu¤u bask›lar zamanla içten içe bir tepkiyi beraberinde getirdi. Köylüler tepkilerini aç›kça dile getirmekten korksalar da bu politikalardan hoflnut de¤illerdi. Devlet, köylülerin bu durumunu ayr›nt›l› tahlil ederek hiçbir zaman tepkilerinin boyutlanmas›na izin vermedi. Tam tersi böyle bir dönemin sonunda, bu dönem içerisinde direkt köylülerle karfl› karfl›ya gelen, kitleler taraf›ndan bask›c› olarak teflhir olmufl valilerini, albaylar›n›, karakol komutanlar›n› de¤ifltirerek, bunlar›n yerine sözde daha “babacan” daha “›l›ml›”, köylülerin sorunlar›na sözde yard›mc›

olan kiflileri getirdi. Bu politikayla köylüler öfkelerini, kinlerini, sisteme de¤il, kendilerine direkt bask› yapan karakol komutanlar›na, albaylar›na yönelttiler. TC’nin amaçlad›¤› nokta da buras›yd›. Bir taraftan köylüler üzerinde sürekli bir bask›, sindirme ve bu bas-

k›lar›n köylülere kan›ksat›lmas›, di¤er taraftan yaflad›klar› sorunlar›n, kiflilerle s›n›rl› kalmas›... Böylece devlet kitleleri ehlilefltirip, kendi siyaseti etraf›nda flekillendirip gerçekleri istedi¤i gibi kapatarak halk›n gerçekleri görmesine engel olmaktad›r. Sayfa 16-17

SÖYLEfi‹ “Lastik-‹fl grevimiz mili güvenli¤i tehdit ediyor gerekçesiyle ertelendi. Bize ilginç gelen taraf› sanki lastik iflçileri “teröristmifl” gibi halka yans›t›lmaya çal›fl›l›yor. En son grev karar›m›z ertelendi¤i için bas›n aç›klamas› yapma karar› ald›k. ‹zmit’te yapmak istedi¤imiz bas›n aç›klamas› mitinge dönüfltü ve 10 bin civar›nda insan bu eyleme destek verdi. Bu lastik iflçisinin mücadelesinin meflrulu¤unun bir belirtisidir.” Sayfa 14-15

denSon 20 y›l›n en düflük kat›l›ml›

lü’ köy

-

‹flçi

Selahattin Y›lmaz

seçimi olan 28 Mart’›n ard›ndan; SEÇ‹M‹ SANDIK BAfiINA G‹TMEYENLER KAZANDI Sayfa 30


işçi-köylü senin sesin! OKU-OKUT! ABONE OL! ABONE BUL!

ABONEL‹K fiARTLARI 6 AYLIK: 10.200.000

1 YILLIK: 20.400.000

NOT: ‹stedi¤iniz süreye denk gelen oranda paray› hesap numaralar›m›za yat›rarak banka dekontunu yay›nevimize fakslay›n›z ya da postalay›n›z. Abonelik ücretine posta masraflar› dahildir.

Yurtd›fl› Hesap Numaralar› Sema Gül Euro Hesab› Ziraat Bankas› ‹stanbul Aksaray fiubesi: 0 751 00 38 65 97 00 00 009 Halk Bankas› Laleli fiubesi: 3474/63487 Vak›f Bank Valide Sultan fiubesi: 401 20 35


32

3

9-22 Nisan 2004

NATO Dünya halklar›na karfl› geniflliyor ABD bu genifllemeyle bir süredir planlad›¤› baflta Bulgaristan olmak üzere çeflitli ülkelere askeri üsler kurma giriflimlerini bundan sonra daha da artt›racakt›r. Bu ülkelerde kurulacak askeri üslerle birlikte yap›lacak askeri y›¤›nakla önemli stratejik bölgelere müdahale flans› daha da artacakt›r. “Terörle mücadelede NATO Ortado¤u’ya do¤ru uzanacak. NATO, özgürlük ve bar›fl davas›n› ileriye götürecek.” Bush NATO’ya üye ülkelerin say›s›n›n 19’dan 26’ya yükseldi¤ini ilan etti¤i törende yeni durumu bu konuflmas›yla aç›klad›. Estonya, Letonya, Bulgaristan, Romanya, Slovakya ve Slovenya’n›n üye oldu¤u 7 Do¤u Avrupa ülkesi ile birlikte NATO’nun askeri gücü 200 bin kadar artacak. 200 bin askerin dörtte üçünü Rumen ve Bulgarlar sa¤layacak. Bu duruma iliflkin NATO’daki ABD büyükelçisi Nicholas Burns, yeni üyeler için “bizi askeri aç›dan güçlendirecek” diyerek, “bunlar büyük ülkeler de¤il, ama askeri kapasiteleri önemli. Kosova, Bosna, Afganistan ve Irak’taki çokuluslu operasyonlar›m›za kat›labilirler.” Yap›lan bu aç›klamalar genifllemenin ABD taraf›ndan nas›l de¤erlendirildi¤i ve bu ülkelerin NATO içerisinde nas›l de¤erlendirilece¤inin de önemli ipuçlar›n› veriyor. Daha önce de vurgulad›¤›m›z gibi ABD’nin önümüzdeki dönem için belirledi¤i politikalar›n içinde misyonu artacak olan NATO’nun bu geniflleme ad›mlar› süregelen politikalar›n d›fl›nda özel bir anlam ve önem tafl›yor. Y›llar önce komünizm tehdidine karfl› kurulan NATO’nun bugünkü yeni misyonu “teröre karfl› birli¤i sa¤lamak” olarak gösterilse de bunun tak›lan bir maskeden ibaret oldu¤unu vurgulamak gerekir. NATO’da at›lan bu son geniflleme ad›m› ABD aç›s›ndan önemli. Çünkü bu yeni üyeler uygulamak için bekletti¤i belli politikalar›n› hayata geçirmenin ilk ad›m›. Yeni üye ülkelerin dünya co¤rafyas›ndaki yerlerini Rusya’ya yak›n oluflu basit, tesadüfi bir seçim olmasa gerek. Haydut ABD yeni üyeler vas›tas›yla “es-

ki Avrupa” olarak nitelendirdi¤i Almanya, Fransa ve Belçika’ya karfl› alternatif bir güç oluflturmay› hedeflerken di¤er taraftan da Rusya’y› tehdit etmektedir. Rusya-ABD kap›flmas› ve çatla¤›n›n bu son geliflme ile birlikte artaca¤› belli. Dünya pazarlar›na hakim olma savafl›nda Rusya’n›n ABD’ye yönelik tehditkar aç›klamalar› ve alternatif bir kamplaflma yaratma giriflimleri ABD aç›s›ndan bir tehdit. Bu tehdit unsurunun gücünü k›rmak ve hakimiyetini zedelemek için yeni piyonlar›n› s›n›rs›z kullanacakt›r. NATO’ya al›nan bu 7 ülke askeri harcamalar›n› artt›rarak ihalelerini ABD ve ‹ngiltere gibi ülkelere yönlendirecekler. At›lacak bu ad›mla iki ülke emperyalistlerinin kasalar›na milyarlarca dolar girecek. Bu giriflim ayn› zamanda özellikle ABD aç›s›ndan bu ülkeleri kendi denetimi alt›na alma anlam›nda da önemli bir hamle. Bu geliflmeye paralel olarak yaflanan di¤er bir önemli geliflme de yeni üyelerin kabulünden k›sa bir süre sonra NATO savafl uçaklar›n›n Balt›k ülkelerinde devriye uçuflu yapmak için hemen göreve bafllamalar›. Bu geliflmelere karfl› sessiz kalmayan Rusya yapt›¤› aç›klamalarla ABD’yi bir nevi tehdit etti. Rusya D›fliflleri Bakanl›¤› sözcüsü Aleksand›r Yakovenko, yapt›¤› aç›klamada “bütün bunlar, Rusya ile NATO aras›ndaki ortakl›k zihniyetine pek az uymaktad›r” diyerek geniflleyecek çatla¤›n haberini verirken elindeki önemli kozu da kullanarak NATO’nun genifllemesi halinde “nükleer savunmay› yeniden infla edebileceklerini” aç›klamas›yla ilan etti. NATO tarihinin bu en büyük genifllemesi ABD aç›s›ndan özel önem tafl›mas›n›n di¤er bir nedeni ise önümüzdeki dönem için hedef tahtas›na koydu¤u bölgelere müdahalede daha rahat ad›m atabilecek olmas›d›r. Estonya ve Letonya Rusya’n›n s›n›r komflusu. Litvanya ise kritik bölgeler aras›nda ad› geçen Kaliningrad bölgesine s›n›r. Böylelikle ABD Balkanlar’a, Kafkasya, Ortado¤u ve Orta Asya’ya askeri gücünü daha da yak›nlaflt›rm›fl oldu. Bu bölgelerde petrol ve enerji kaynaklar›n› ele geçirme anlam›nda bu ad›mlar önemlidir. NATO’nun kurulufl y›ldönümünü geride b›rakaca¤›m›z bugünlerde bu tarihi geniflleme ile birlikte buna paralel de bir dizi geliflme yaflan›yor. R. Tayyip Erdo¤an yerel seçimlerden ald›¤› sonuçla birlikte uflakl›k için ad›mlar›n› h›zland›r›rken ayr›ca ABD’nin bafl figüran› olarak görevlerini yerine getirebilmenin telafl›nda. 28 Mart yerel seçimlerinin hemen ertesinde ‹sviçre’ye giden Erdo¤an ABD politikalar›n›n hayat bulabilmesi için oldukça enerji sarf ediyor. Erdo¤an’›n ‹sviçre gezisinin ard›ndan Ukrayna’y› ziyaret etmesi tarihi geniflleme ile birlikte düflünüldü¤ünde önemli. Çünkü ABD aç›s›ndan önemli bölgeler aras›nda bir köprü durumundaki Ukrayna bu stratejik konumuyla ABD aç›s›ndan hayli önem

tafl›yor. Bilindi¤i gibi Ukrayna eski Sovyet Cumhuriyetleri’nin içerisinde yer alan bir ülke. Ve bu durumundan kaynakl› Rusya Federasyonu ile de zorunlu bir iliflki içerisinde. Rusya-ABD çatla¤› aç›s›ndan bu iliflki özel bir önem arz ediyor. Ukrayna Avrupa’dan ‹ç Asya’ya uzanan kilit bir köprü olarak Kuzey’deki en stratejik ülke konumunda. Bu konumu itibar›yla da NATO’nun kesintisiz bir flekilde Kafkaslar ve ‹ç Asya’ya uzanmas›nda en kritik co¤rafi ve siyasi konuma sahip bir ülke. Bu anlam›yla da Erdo¤an’›n ziyareti klasik anlamda bir ülke ziyaretinin ötesinde özel bir anlam tafl›yor. Önümüzdeki dönem için çizilecek genifl hareket planlar›n›n içinde üzerinde durulan bu ülkelerle olan iliflkilerin biçimi önümüzdeki dönem daha fazla belirgin bir hal alacakt›r. Bu geliflmenin yan›s›ra ABD’nin Türkiye’ye iliflkin aç›klamalar› hayli s›klaflt›. Ortado¤u halklar›na giydirilmeye çal›fl›lan “demokrasi” elbisesinin rengi Irak’tan belli oldu. Ve yine ABD aç›s›ndan Türkiye’nin nas›l bir model ülke oldu¤u Erdo¤an’›n Ocak ay› ABD ziyaretinde vurguland›. Ortado¤u ülkelerinin önüne alt›n tepside sunulmaya çal›fl›lan model ülke “Türkiye ‹slam Cumhuriyeti” modeliyle bu görevini oynamaya çal›flacak Powell’in yapt›¤› aç›klama bir süredir devam eden model ülke tart›flmalar›n› yeniden gündeme getirdi. Powell yapt›¤› aç›klama da “Irak’ta bir ‹slam cumhuriyeti olacak. Türkiye ve Pakistan’daki di¤er ‹slam cumhuriyetleri gibi. Ancak bu, anayasal çerçeve, fleriat hukuku, Kuran hukuku çerçevesinde olacak...” dedi. Bu aç›klama asl›nda ABD yönetiminin önümüzdeki dönem aç›s›ndan Türkiye’yi nas›l de¤erlendirdi¤inin de önemli verilerini ortaya koyuyor. Asl›nda söylenen flu; ABD Ortado¤u’da TC devletinden daha ideal bir uflak bulamayaca¤›. Bu uflakl›¤›n› çeflitli kereler aç›klayan efendisine inat AKP hükümeti, figüran de¤il aktör olacaklar›n› vurgulad›. Ancak iflin gerçe¤i Türkiye’nin hiçbir zaman aktör olamayaca¤›. Ocak ay› ziyaretinden bugüne yaflanan ve bundan sonra rengi biraz daha belli olacak Ortado¤u’ya model ülke olma misyonu haziran ay›nda ‹stanbul’daki

zirvede netleflecek. ABD emperyalizminin Büyük Ortado¤u Projesi kapsam›nda misyonunu artt›rd›¤› NATO’nun geniflleme giriflimleri önümüzdeki dönem farkl› biçimlerle de olsa devam edecektir. ABD’nin bu kanl› projesinin askeri aya¤›n› oluflturan NATO’nun hareket kabiliyetini artt›r›c› giriflim ve ad›mlar at›lacakt›r. ABD bu genifllemeyle bir süredir planlad›¤› baflta Bulgaristan olmak üzere çeflitli ülkelere askeri üsler kurma giriflimlerini bundan sonra daha da artt›racakt›r. Bu ülkelerde kurulacak askeri üslerle birlikte yap›lacak askeri y›¤›nakla önemli stratejik bölgelere müdahale flans› daha da artacakt›r. Bu durumu yine ABD Büyükelçisi Burns flu aç›klamas›yla ifade ediyor; “NATO’nun donan›m› yeterlidir ve yeni üyelerden gelecek tek bir tanka bile ihtiyac›m›z yok. Bu ülkeler stratejik konumlar› nedenleriyle önem tafl›yorlar” diyor. Tüm bu geliflmelerle birlikte Haziran ay›nda ülkemizde yap›lacak olan NATO Zirvesinin de önemi ve rengi belirginlefliyor. Devletin aylar öncesinden estirdi¤i terörle haz›rl›klar›na bafllad›¤› NATO Zirvesi dünya halklar›na karfl› tehdit olma misyonu ve özünü daha da belirginlefltirecektir. ‹ddia edildi¤i gibi NATO “bar›fl” ve “özgürlük” götüremeyece¤i gibi emperyalizmin militarist bu gücü dünya halklar›na karfl› iflleyece¤i suç listesini daha da kabartacak. Bu giriflimler emperyalistlerce ad› her ne olarak konulursa konulsun halklar›n nefretini ve öfkesini almaktan öteye gitmeyecektir. ABD emperyalizmi baflta olmak üzere dünya halklar› emperyalizmden nefret ediyor. Çünkü emperyalizmi direkt ve bizzat yaflayarak görüyor ve ö¤reniyor. Geçti¤imiz günlerde öldürülen ABD askerlerinin cesetlerinin Irak halk› taraf›ndan linç edilerek köprülere as›lmas›n› baflka nas›l aç›klayabiliriz ki? Irak’taki halklara yap›lan zulme “vahflet” demeye dili varmayan birileri bunun ad›n› vahflet olarak tan›ml›yor. Onlar ad›n› vahflet olarak koysun. Halklar›n biriken bu öfkesini dindiremeyecekleri gibi gelecek kuflaklar› da bu senaryolara inand›ramayacaklar, tarihin tozlu sayfalar›nda lanetlenerek yerlerini alacaklard›r.


32

4

9-22 Nisan 2004

S›n›fsal Bak›fl 10 M‹LYON 400 B‹N K‹fi‹ OY DE⁄‹L MESAJ VERD‹! Yerel yönetim seçimlerini takiben istisnas›z bütün çevreler taraf›ndan sözlü ve yaz›l› olarak yap›lan de¤erlendirmelerde ortaklafl›lan bir tak›m hususlar olmakla beraber, dikkati fazlas›yla çeken en önemli nokta ise herkesin kendi tavr›n› ve elde etti¤i sonucu “do¤ru”, “baflar›l›”, “kazançl›” vb. nitelendirmesiydi. Bu duruma asl›nda önceki seçimlerde rastlan›yorduysa da bu sefer iflin dozu fena halde kaçt›. Ortaklafl›lan tespitlere geçmeden önce, “herkesin kendisini baflar›l› saymas›” konusunu yorumlayacak olursak, burada kendi “kast”›n› koruma çabas› kadar, seçimlerin tam bir tezgah, oyun ve aldatma arac› oldu¤unu bilme, kendi ak›betini önceden görme, dönemin mizansenine ortak olma iradesi söz konusudur. Reformistler (örne¤in DGB) ve kimi ilerici devrimci çevrelerin benzer tutumlar› aç›s›ndan konuyu yorumlad›¤›m›zda ise ayn› oranda samimiyetsizlik rahatl›kla okunabilmektedir. Ortaklaflma, seçim sonuçlar›n›n say›sal verilerinin kaba okunuflu üzerinden yap›lmaktad›r. “Sand›ktan AKP/ABD ç›kt›”, vb. manflet veya makale bafll›klar›n›n “Devrimci Demokrasi”den “At›l›m”a oradan burjuva bas›n›na kadar uzanan en genifl matbu yelpazede okunmas› buna örnek teflkil etmektedir. Yine, CHP’nin kan kayb›, DGB’nin bekledi¤i ç›k›fl› yakalayamay›fl›, GP’nin çözülüflü ile MHP’nin bir ölçüde toparlan›fl› ve yerini koruyan DYP ile baraj› aflabilecek görüntü vermesi gibi hususlar, s›radan tablo okumalar› olarak herkesçe yap›labilecek “yorumlar” fleklinde yaz›ld›, çizildi. Bütün bunlar, “biz demifltik” ukalal›¤›na düflme pahas›na söyleyelim ki, ko-

nuyla ilgili son iki ayda yay›nlad›¤›m›z makalelerde aç›k bir biçimde öngörülmüfltü. AKP’nin 3 Kas›m’›n havas›n› esasen kaybetmedi¤i, CHP’de gerileme oldu¤u, DGB’nin iddia edilen rüzgar› estiremeyece¤i, kitlelerin seçimlere karfl› 3 Kas›m’daki tavr›n›n devam etti¤i vd. tespitlerde bulunmufl, bunlar›n nedenlerini s›ralam›flt›k. 28 Mart’›n bilançosunun büyük ölçüde netleflti¤i bugün, tam da ileri sürdü¤ümüz gerekçelerden kaynakl› tablonun böyle flekillendi¤ini görüyoruz. fiekillenen seçim tablosunun, bu kez gözden kaç›r›lamayacak denli dikkat çekici yan› seçime kat›lma oran›n›n düflüklü¤ü oldu. ‹flin ilginç yan›, bu konuyu en az iflleyenler ya da hiç ifllemeyenler, ilerici, devrimci, yurtsever kesimler olarak dikkat çekti. Bunun anlafl›lmayacak bir taraf› yok ama, yaz›m›z›n bafl›nda de¤indi¤imiz noktaya at›fta bulunacak olursak, baz› fleyleri kendimize yontarken bir tak›m olgular› bu kadar yok sayarak hareket edersek, hem komik duruma düfleriz hem de daha önemlisi ciddiyetimiz kalmaz. Seçim sonuçlar› denildi¤inde akla ilk gelen, de¤erlendirmeye ilk tabi tutulan verilerden birisi hiç flüphesiz kat›l›m oran›d›r. Bu verilerin ortalama de¤erin üzerinde veya alt›nda olmas›, istikrarl› olup olmamas›, sürekli düflen ya da yükselen bir grafi¤e sahip olmas› vb. sonuçlar, nedenlerini sorgulatarak önemli siyasi de¤erlendirmeler üretir. 3 Kas›m’da k›smen, 28 Mart sonras›nda daha fazla burjuva yazar ve akademisyen taraf›ndan yap›lmaya çal›fl›lan, esasen özellikle devrimci, ilerici, yurtsever çevrelerin daha ilgili olmas› gereken bu çal›flma, özünde tam da sistemin sorgulanmas›n› içermektedir.

3 Kas›m 2002’den 28 Mart 2004’e seçmen say›s›nda yaklafl›k 2 milyon 250 bin kiflilik bir büyüme olmas›na karfl›n, en fazla say›sal geliflme 2.5 milyon oyla AKP ve 1 milyon 800 bin art›flla (8.6’dan 10.4’e) sand›k bafl›na gitmeyenlerde görülmüfltür. Di¤erleri, örne¤in MHP’nin 700 binlik oy art›fl›n›n büyük ölçüde GP’nin çözülüflü ile ba¤lant›s› vard›r. Burada bizim de¤inmek istedi¤imiz nokta, sand›k bafl›na gitmeyenlerdeki yükselifl trendinin sürmesidir. Son iki seçim k›yaslamas›yla bakt›¤›m›zda; kat›l›m oran›, beflte dörtten dörtte üçe do¤ru (79.1den 76.1’e) kayan; belediye baflkanl›¤› aç›s›ndan yüzde 70’lere kadar düflen (baz› illerde-Malatya, Ad›yaman- yüzde 50’nin alt›nda); salt yerel seçimler düzeyinde son yirmi y›l› hesaba katt›¤›m›zda “rekor” bir düflüfle tan›k olunan 28 Mart seçimleri; kitlelerin sistemden kopufl sürecinin, yarat›lmaya çal›fl›lan alternatiflerle de buluflturulamad›¤›ndan sürdü¤ünü göstermektedir. Bu potansiyelin, bir tak›m çevrelerin söyledi¤inin aksine, hiç de apolitik bir nedenle de¤il, kendili¤inden de olsa düzene tepki nedeniyle olufltu¤u anlafl›l›r bir biçimde kendini göstermektedir. Nitekim, aç›k bir biçimde yap›lan bütün alan çal›flmalar›, hatta burjuva medya organlar›ndaki röportajlara da yans›yan biçimiyle, halktan kifliler neden sand›k bafl›na gitmeyeceklerini/gitmediklerini belli bir mant›k çerçevesinde ve politik gerekçelerle aç›klamaktad›rlar. Bu potansiyelin bir bölümünün apolitik oldu¤u, ya da farkl› nedenlerle sand›k bafl›na gitmemifl oldu¤u, hatta seçmen listelerinde az›msanmayacak denli yaz›m hatalar› bulundu¤u vb. do¤rudur. Ancak bütün bunlar, ana gövdenin, yani sand›k bafl›na gitmeyen kitlenin büyük oranda “tepki” ad›na bu tavr› gösterdi¤i gerçe¤ini de¤ifltirmez. Bunun böyle oldu¤unu anlamak için sadece bu halk›n içinde yafl›yor olmak yeterlidir. Baflka hiçbir kan›ta da veriye de ihtiyaç yoktur. 20 Ekim 1991 seçimlerinde sand›k bafl›na gitmeyen 5 milyona yak›n seçmen (4.7 milyon) yok say›larak de¤erlendirme-

ler yap›ld›¤› için, o tarihteki dergimizin kapa¤›nda “Faflizm Cephesinde Bunal›m: Befl Milyon Seçmen Öldürüldü” bafll›¤›n› kullanm›flt›k” (Yeni Demokrasi, Kas›m 1991, Say›: 38, Y›l: 5). Ayn› tablo aradan geçen y›llar boyunca biraz evrim geçirerek devam ediyor. Art›k, burjuva sosyologlar›, bunu hesaba katmay› ö¤renmeye bafllad›lar ve bu do¤rultuda makaleler de yaz›yorlar. (CHP ‹kinci Parti Olamad›, Dr. Ali Eflref Turan, Radikal, 02.04.04) Ancak “sosyalistler” hala ifli ö¤renemediler. Dostlar›m›z ise bu gibi analizlerden hiç nasibini alamad›lar. 28 Mart seçimleri en çok AKP’nin önümüzdeki süreçte oynayaca¤› rol için taze kan sa¤lamas› bak›m›ndan önem tafl›yordu. Bunu bekledi¤i oranda elde edemedi¤ini söylemek mümkünse de karfl›s›nda ciddi bir engelin oluflturulabildi¤inden de söz edilemez. Bu konuda ataca¤› ad›mlar›n önünün kesilmesi bu seçimler vesilesiyle mümkün olamam›flt›r. Ancak yak›n süreçte giriflece¤i hamlelere karfl› gelifltirilecek kampanya ve eylemliliklerin baflar›s› tayin edici olabilecektir. Bu konudaki potansiyelin varl›¤› seçimlerde pek rahatl›kla görülmüfltür. Bu, seçim sonuç tahlili ayr› bir yaz› konusu olan DGB (tutmas› mümkün olmayan afl›) içindeki reformist güçler aç›s›ndan bile böyledir. Yap›lacak de¤erlendirmeler, hesaplaflmalardan öte an›n ve yar›n›n görevlerine hizmet edici olmad›kça hiçbir de¤er tafl›mayacakt›r. Nitekim Faflist diktatörlü¤ün temsilcileri solu¤u K›br›s mesaisi için ‹sviçre’de ard›ndan Ukrayna’da alm›fl, bir yandan “eflzamanl› uluslararas› anti-terör operasyonu” ad› alt›nda yeni bir sald›r› dalgas›na giriflmifllerdir. Düflman, soluksuz ve kesintisiz bir flekilde üstümüze geliyor. Hep savunmada kalarak, hep hamle üstünlü¤ünü vererek ilerleme kaydedemeyece¤imizi bilmemiz gerekiyor. Ama her fleyden önce, içinde bulundu¤umuz flartlar› ve yaflad›¤›m›z olgular› do¤ru tahlil etmeyi becermeliyiz. Bu yüzden 28 Mart’›n sonuçlar›, basit birer istatistik tablosu olarak geçifltirilmemelidir.

Lastik iflçileri mücadelede kararl› Lastik-‹fl grevinin ertelenmesine iliflkin burjuva bas›nda ç›kan haberler üzerine, Lastik-‹fl Sendikas›na üye iflçiler tepkilerini dile getirmek amac›yla 22 Mart 2004 tarihinde biraraya geldi. Brissa, Goodyear iflçileri Kocaeli, Köseköy’deki Pirelli fabrikas› önünde topland›. D-100 karayolu üzerinde yer alan fabrikalardaki iflçilerin gelifl gidiflleri nedeniyle karayolu uzun bir süre trafi¤e kapand›. D‹SK Genel Baflkan› Süleyman Çelebi ve Lastik-‹fl Genel Baflkan› Abdullah Karacan burada son geliflmeler konusunda iflçilere bilgi verdi. Karacan buradaki konuflmas›nda al›nan bu son kararla Bakanlar Kurulu’nun taraf oldu¤unu kan›tlad›¤›n› söyledi. ‹ktidar›n yetkilerini kötüye kulland›¤›n› belirten Karacan, Anayasa suçu ifllendi¤ini vurgulad›. D‹SK Genel Baflkan› Çelebi ise “iktidar›n hak, hukuk tan›mad›¤›-

n› belirterek, haklar›m›za sahip ç›kaca¤›z” dedi. Çelebi, D‹SK Baflkanlar Kurulu’nun karar›na vurgu yaparak mücadelenin ortaklaflt›r›lmas› için çal›flmalar› bafllatt›klar›n› ve her zeminde mücadeleyi kararl›l›kla sürdüreceklerini söyledi. ‹ktidar›n hukuksuzlu¤una karfl› tepkilerine dile getirmek isteyen lastik fabrikalar› iflçileri, 24 Mart 2004 Çarflamba günü Kocaeli’de yeni bir uyar› eylemi yapt›. Eflleri ve çocuklar›yla Kocaeli Merkez Bankas› binas› önünde saat 16.30’da toplanan lastik iflçileri burada bir bas›n aç›klamas› yapt›. D‹SK üyesi sendikalar›n da bölgesel düzeyde destek verdi¤i bas›n aç›klamas›na D‹SK Genel Baflkan› Süleyman Çelebi, Lastik-‹fl Genel Baflkan› Abdullah Karacan baflta olmak üzere D‹SK üyesi sendikalar›n baflkan ve yöneticileri de kat›ld›.


5

32

9-22 Nisan 2004

Grammer iflçisinin direnifli sürüyor

Bursa Demirtafl Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan GRAMMER A.fi’ ye ba¤l› Oto koltuk üretimi yapan Grammer fabrikas›nda çal›flan iflçiler, haklar›n› almak için D‹SK’e ba¤l› Birleflik Metal-‹fl Sendikas›’na üye oldular. Sendikal örgütlülü¤e tahammül edemeyen patron iflçiler üzerinde bask›, tehdit, ifl koflullar›n› zora sokma gibi uygulamalara h›z verirken, bunlar›n yan› s›ra sendikal mücadeleye öncülük eden 60 kiflinin de ifline son verdi. ‹fllerine son verilen iflçiler, fabrika önünü terk etmeyerek kararl›l›klar›n› sergilediler. Biz ‹flçi köylü gazetesi olarak fabrika önünde direnifllerini sürdüren iflçilerden, bu hakl› mücadelelerini dinledik. ‹flçiler, günlerdir devam eden direnifllerinde manevi olarak yaln›z kald›klar›n› dile getirdiler. Siyasi partilerin seçim dalafl›ndan, kurumlar›n, kitle örgütlerinin duyars›zl›¤›ndan yak›nan iflçiler “tek bafl›m›za da kalsak haklar›m›z› alana kadar direniflimizi sürdürece¤iz” dediler. 4 Sizi tan›yabilir miyiz? Bize Grammer’de yaflananlar› anlat›r m›s›n›z? - Ben Fuat Kumafl, sendika flube sekreteriyim. Arkadafllar›m›z uzun y›llard›r bu iflyerinde çal›fl›yorlar. Mesailerini ve haklar›n› alam›yorlar. Zor

flartlarda çal›fl›yorlar. Yemek molas› bile 20 dakika. Son verilen zam %7. Bugünün flartlar›nda 303 milyon maafl alan bir insan›n %7’ye “evet” demesi mümkün de¤ildir. Arkadafllar›m›z burada uygulanan bask› ve çok çal›fl›p, çok az kazanman›n sonucunda sendikal› oldu. Anayasaya göre iflçi sendikal› olur, sendikal› olmak onun hakk›d›r. Bu hakk›n verilmesi laz›m. Arkadafllar›m›z sendikal› olmak istemifllerdir. Ancak s›rf sendikaya üye olduklar› için iflten at›ld›lar. Biz iflten at›lan iflçilerle birlikte mücadelemizi sonuna dek sürdürece¤iz. 4 Fabrikada kaç kifli çal›fl›yor? Kaç› sendikaya üye oldu?

Emekçinin Gündemi SALDIRILARA KARfiI EMEKÇ‹ DUVARINI BÜYÜTEL‹M AKP hükümeti yerel seçimlerden ald›¤› sonuçla iflçi ve emekçilere yönelik sald›r›lar›n› artt›rarak sürdürüyor. Özellefltirme listesinde olan TÜPRAfi üzerindeki pazarl›klar devam ediyor. Ülke kaynaklar›n› emperyalist tekellere pefl kefl çekme h›z›n› daha da ivmelendirecek olan AKP hükümeti daha bir dizi sald›r› ile emek düflmanl›¤›n› daha belirgin bir flekle sokmakta. Yerel seçimler öncesi yap›lan her miting emekçilerin protesto gösterilerine sahne oldu. Hemen hemen her il ve bölgede özellikle de iflsizlik sald›r›s›yla yüz yüze olan iflçilerin eylemleri ve sand›k sonuçlar› önemli veriler sundu. Halk›n sand›¤a artan ilgisizli¤i ve vurgulanan “gizli boykot” ve o dönem hat›rlanaca¤› gibi iflçilerin dilinden eksik olmayan “sand›kta görüflürüz” sözü anlaml› bir biçimde hükümete iletildi. Seçimlere kat›l›m›n her dönem biraz daha azald›¤› bu dönemde, kat›l›m›n azl›¤› bak›m›ndan oran›n en düflük oldu¤u bu seçimlerde a盤a ç›kan potansiyeli ifllemek ve üzerinde düflünmek gerekir. AKP hükümetinin emperyalist efendileriyle ald›¤› grev erteleme kararlar›n› bu

dönem böylesine yayg›n bir flekilde uygulamas›n›n basit bir tesadüfler zinciri olmad›¤›n› iyi biliyoruz. Uzun bir süredir bafllat›lan ve t›rmanarak devam eden sald›r›lar›n bir parças›. Lastik iflçilerinin grev karar› “milli güvenlik” gerekçesiyle ertelendi. ‹flçilerin bin kiflilik bir kat›l›mla yapt›klar› eylem dönem aç›s›ndan önemli. Bu sald›r›lar›n bir parças› olarak, fabrikalarda bildiri da¤›tan iflçilere sald›r›lmas›, fabrika önlerinde kurulan polis-jandarma barikat› bu sald›r›lara paralel olarak gelifliyor. Geliflen bu sald›r›lara karfl› ortaya konulan tepkiler sald›r›n›n merkezi ile s›n›rl› kal›rken kitlesel militan bir karfl› durufltan söz etmek henüz mümkün de¤il. Sald›r›lar› bir çok arac›n› devreye soksa da sistem tek merkezden yürütüyor. Bu anlam›yla da emekçilerin seslerinin ortak ç›kt›¤› bir merkezle bu sald›r›lara dur demesi ve karfl› koymas› önemli. Grev kararlar›n›n ertelenmesi, özellefltirme gibi sald›r›lar›n geri püskürtülmesi yaln›zca yerellerde yap›lacak eylemlerle olamayaca¤› bir gerçek. Bu anlamda eylemlerin merkezilefltirilmesi ve destek eylemlerin

- Yaklafl›k 700-800 kifli çal›flmaktad›r. 500 kifli sendikaya üye oldu. Ço¤unluk sa¤lanm›fl durumda. 4 Grammer’de yaflanan koflullar›, iflten neden at›ld›¤›n›z› bize anlat›r m›s›n›z? Bu mücadele ruhunu sonuna kadar sürdürecek misiniz? - ‹çerde yaflanan koflullar çok a¤›r. 3 kiflinin yapabilece¤i ifli tek kifliye yapt›r›yorlar. Bask› yap›yorlar. A¤›r kelimeler kullan›yorlar. Kimse kimsenin ald›¤› maafl› bilmiyor. Ödenmiyor zaten. Mesailer verilmiyor. Bu direniflimiz hakk›m›z› al›ncaya kadar sürecek. Gerekirse ailemizi, çocuklar›m›z› buraya y›¤aca¤›z. A¤›r sanayide böyle bir ücretle çal›flt›r›lan ilk yer buras›.

birçok yerde örgütlenmesi önemli. Sald›r› dalgas›n›n k›r›lmas›nda, iflçi ve emekçilerin bu mücadele prati¤inde örgütlenmesi önemli. Çünkü yaflanan geliflmelerle tepkiler gittikçe art›yor. Açl›k bugün birçok iflçinin gündeminde, çünkü ekmek kap›lar› birer birer özellefltiriliyor. Bu sald›r› prati¤inde devleti tan›yan ve bu dönemde politikleflen kesimleri örgütlemek durumunday›z. S›n›f sendikac›l›¤› anlay›fl›n›n gereklerini yerine getirmek ancak bu sürecin dayatt›¤› acil görevleri yerine getirmekle mümkün olacakt›r. Acil görevlerimiz aras›nda yer alan örgütleme, örgütlenme ve harekete geçirme prati¤ini hayata geçirmek durumunday›z. Önümüzde zorlu mücadele günleri bizi bekliyor. Bu zorlu süreci baflar›l› bir biçimde karfl›lamak ise ancak iflçi ve emekçileri harekete geçirmekle olacakt›r. Devlet yaklaflan NATO toplant›s› ile birlikte terör ve sald›r›lar›n› t›rmand›r›yor. Artacak devlet terörüne karfl› emekçilerin kendi talepleri ile birlikte emperyalist sald›rganl›k ve onun militarist gücü NATO’ya karfl› durufl ve tepkileri örgütlemeliyiz. Bizim d›fl›m›zda yap›lacak eylemlere kat›l›m›n d›fl›nda kendi gücümüzle ve daha ilerisini hedefleyerek sürece müdahalemizi gerçeklefltirmeliyiz. 1 May›s çal›flmalar›n› bu ana eksende örmeli ve büyütmeliyiz. Haz›rl›k çal›flmas›n› emekçilere ulaflman›n ve örgütleme-

4 ‹çerde çal›flan arkadafllar›n›zla bir birliktelik sa¤lad›n›z m›? ‹fle yeni al›nan iflçilerle diyalog kurdunuz mu? - Birliktelik eskiden oldu¤undan daha fazla. Yeni girenlerle de diyalog kurmaya çal›fl›yoruz. Sendika olacak, sendikal› olaca¤›z, içerde çal›flan arkadafllar›m›z da bizi destekliyor. Hep birlikte daha güçlüyüz. 4 Anayasal bir hak olan sendikal› olma hakk›n›z› kulland›n›z. Bu anayasal bir haksa patronun tepkisi neden bu kadar sert oldu? - Korkusundand›r herhalde. Daha önce burada sendika vard›. Onlar sendikay› kendi saflar›na çektiler. 2001’den önce Türk-Metal Sendikas›na üyeydik. Bütün haklar›m›z› elimizden ald›lar. Bunlar› tekrar kazanmak için D‹SK’e üye olduk. Madem ki Türk-Metal bizi satt›; gidelim bizimle olan sendikaya, yumru¤umuzu vural›m masaya. Ne istiyorsak alal›m. Fabrikan›n her taraf›n› bezle kapat›p, kap›lara köpük koyuldu¤unu, arkadafllar›n›n zorla ikna edilmeye çal›fl›ld›¤›n›, kap› önünde duran arkadafllar›n›n hortumla su s›k›l›p ›slat›ld›¤›n›, içerde çal›flan arkadafllar›na 1 milyar para teklif ederek istifa ettirilmeye çal›fl›ld›¤›n› belirten iflçiler, direnifllerini sürdüreceklerine de eklediler. (Bursa) nin bir arac› olarak kullanma anlay›fl›n›n yan›s›ra, önümüzdeki sürece bir haz›rl›k olarak da alg›lanmal› ve ifllenmelidir. Çal›flmalar›m›z› sürdürürken emekçilere yönelik gerçekleflen somut sald›r›larla birlikte emperyalist sald›rganl›k ve haziran sürecini birlefltirmeliyiz. Propaganda ve ajitasyon çal›flmam›z›n hedefe ulaflmas› ancak böyle olacakt›r. Somut siyasal propaganda anlay›fl›m›z›n hayata geçmesi ancak böyle olacakt›r. Yo¤unlaflaca¤›m›z tek gündem, ya da k›s›rlaflan sorunlara yo¤unlaflmak bu süreci gö¤üslememizin önünde engel oluflturan yaklafl›mlard›r. S›n›f sendikal anlay›fl›m›z›n emekçiler içinde nüfuz bulmas› ancak bizim güncele bu tarz müdahalelerimizle gerçekleflecektir. Bu süreçte at›lacak ad›mlar› ve çal›flmalar› ileriye yönelik at›lacak ad›mlarla birlikte düflünerek çal›flma tempomuzu ve yöntemimizi ona göre belirlemeliyiz. Kazan›c› ve uzun vadede kal›c› iliflkilerin kurulmas› ve buna uygun bir prati¤in örülmesi önemli. Sendikal gücümüzü geniflletmek de ancak bu sa¤l›kl› müdahalelerle olacakt›r. Önümüzdeki dönem ve bugün için talep ve hedefleri belirlenmifl bir çal›flmayla kitleleri öz örgütlülükleri içinde örgütlemek örgütlü güç haline getirmek önemli. Bunun için omuzlar›m›zdaki görevlerin sorumlulu¤uyla hareket edelim. Anlay›fl ve düflüncelerimizi prati¤imizle bütünlefltirerek somutlayal›m.


9-22 Nisan 2004

32

6

Tar›mda y›k›m politikalar› köylüyü y›kt›

TARIM GÖZDEN ÇIKARILIYOR r› yüklü olmas›ndan kaynakl› zeytin kalite yapmad›. Tane ufak kald›, yüzde elliden fazlas› ya¤l›¤a gitti. Zeytin üreticisi maalesef çok güç durumda. fieftaliye gelince geçti¤imiz ocak ay›nda Bursa de¤il, Marmara Bölgesi’nde bilhassa fleftalide gözyan›¤› oldu. Bu yan›k a¤açlar çiçek aç›nca ortaya ç›kt›. Baz› cinslerde yüzde yirmi-otuz gibi bir eksiklik ortaya ç›kt›. Bu eksikli¤i Türkiye’de belki Ege falan kapatabilir. Ama zeytin öyle de¤il. Zeytin sadece, bilhassa sofral›k zeytin Marmara Bölgesi’ne has bir fley. Üreticinin kab›nda bile zeytin kalmad›. -Üretimde özellikle bu sene, bu denli düflüfl yaflanmas›n›n nedenleri nelerdir? -F. Sar›: Geçti¤imiz sene kurakl›k yaflad›k. Zaten bu bölgede zeytini sulama imkanlar› yok. Sulama imkanlar› olmad›¤›ndan dolay› kurakl›k geldi. Son 5 y›ldan beri tar›msal yat›r›mlar tamamen durdu. Herhangi bir altyap› yani sulama kanallar›, tesisler, barajlar krizlerden dolay› flu anda durmufl vaziyette. Tar›m ihmal edildi. Bugün de ayn› durum yaflanmaktad›r. Önümüzdeki y›llarda nüfus artt›kça durum kötüleflecektir. Zaten ekonomik olarak s›k›nt›lar›n bafll›ca sebebi tar›m› ihmal etmektir. Madem ki tar›m ekonominin lokomotifi diyoruz. O halde bu durum kayg› vericidir. -Ülkemizdeki gübre fabrikalar› flu an özellefltirme yoluyla kapat›lmaya çal›fl›l›yor. Senede 7 kere gübreye zam yapan devlet, elinde kalan birkaç gübre fabrikas›n› da özellefltiriyor. Bu konuda ne düflünüyorsunuz? -F. Sar›: Üretimin bu kadar düflmesinin tek sorunu sulama de¤il. Yani bugün Tür-

kiye’de enflasyon düfltü deniliyor ama geçti¤imiz 2003 y›l›nda sizin de dedi¤iniz gibi 7 defa gübreye zam yap›l›yor. Bilindi¤i gibi gübrenin ham maddesi petroldür. “Enflasyonu düflürdük” diyorsunuz, “akaryak›t fiyatlar›n› düflürdük” diyorsunuz. Akaryak›t fiyatlar› flu an düflmüfl de¤il. Akaryak›t fiyatlar› gerekti¤inden fazla. Yani flu an dünyada en pahal› olan akaryak›t Türkiye’de. Bu akaryak›tla çiftçinin mücadele etmesi, ya da dünya ülkeleriyle rekabet etmesi mümkün de¤il. Bugünkü Baflbakan›m›z ne kadar “akaryak›ta ben destek verdim” dese de o sadece göstermelik. Dönüm bafl›na iki milyon para verdi. Yani bir köylüye en fazla akaryak›t deste¤i 200 milyon kadar intikal etmektedir. O 200 milyon akaryak›t› 2 günde yakar o köylü. Yani bu sus pay› gibi bir fley diyo-

bas›ndan 750 bin ton stokta kalm›fl çürüyor. So¤uk hava depolar›nda k›yamet kadar elma var. Üreticiler kara kara düflünüyor. -Zeytin üreticileriyle yapt›¤›m›z bir röportajda üreticinin en büyük s›k›nt›s› pazar alan› bulamamas›yd›. Köylü elindeki mahsulü devletin denetiminde olan Marmara Birli¤e vermek zorunda kal›yor. Bu birliklerin de fiyatlar› geç belirlemesi, kota uygulamas› ve yüklü bir üyelik paras› istemesi, köylüyü yeni tefeci tüccarlar›n eline düflürüyor. Bu konuda ne düflünüyorsunuz? F. Sar›: Bu 57. hükümetten bafllayan program, ayn› program›n içinde tar›m› küçültmek için, tar›m› yok etmek için uygulanan bir politikad›r. Türkiye’de bu birlikler ürün destekleme yaparlard›. Yani piyasa belirlerlerdi. Bunu çökertmek için, üretici-

Fiskobirlik tüccarlafl›yor mu?

rum. Akaryak›ta deste¤i kesinlikle kabul etmiyoruz. Sadece dönüm bafl›na verilen parayla akaryak›t deste¤i olmaz. Geçmiflte girdide yani gübrede, zirai ilaçlarda falan bir tak›m destekler vard›. Bunlar 57. hükümet zaman›nda kalkt›. Yerine “Do¤rudan Gelir Deste¤i” getirildi. Bu o desteklerin ancak yüzde 10’u kadar bir destek. Tamamen bir sadaka maiyetinde. Köylünün üretimine hiçbir katk›s› olaca¤›n› sanm›yorum. Geçmiflte destek, girdiye olurdu. S›rf bu yüzden kald›rd›lar. Ve bu sefer de üretime olur. Sizin satt›¤›n›z herhangi bir ürüne destek verilir. Üretim ancak bu flekilde artar. Böyle dönüm bafl›na para vererek, ekilen ve ekilmeyen yeri ay›rmadan dönüm bafl›na para vermeyle üretimi art›rman›z mümkün de¤il. Zaten flu anda IMF’nin uygulad›¤› tar›m politikalar›n›n amac›, tamamen üretimi durdurmaya yöneliktir. Bu program devam etti¤i müddetçe Türkiye’de tar›m›n bir tarafa ç›kmas› mümkün de¤il. Çünkü ortada pancar ekmeyin, tütün ekmeyin, flunu ekmeyin, bunu ekmeyin bir sürü dayatmalar var. Bu durumda köylü de ne yapaca¤›n› bilemiyor. Zeytin olmayacak yere zeytin ekiliyor, ondan sonra sert bir k›fl oluyor. fieftali olmayacak yere fleftali ekiyor, ondan sonra pazar bulam›yor elde kal›yor. ‹flte patates, duyuyoruz

yi ma¤dur etmek için devlet bu birliklerden elini çekti. Bu birlikler yeniden yap›land›rma ad› alt›nda üyelik tazelemesine gittiler. Üye yenilemesine de bir tak›m kriterler getirdiler. Daha önceleri tapudur falan flimdileri bunun yan›nda üyelik paras› ad› alt›nda para istediler. Yani Marmara Birli¤e üreticinin ürün verebilmesi için oraya onlar›n flartlar›na uyup bir miktar para ödemesi gerekli. Köylü mal›n› rahatça elden ç›karmak için Marmara Birli¤i tercih ediyordu. Ama Marmara Birlik de ne yaz›k ki bu sene kaliteli zeytin olmad›¤› halde ayn› uygulamalar›ndan vazgeçmedi. Önümüzdeki sene zeytin eksik olaca¤› gibi, köylünün stoklar›ndaki zeytin de eksik olacak. Yani üreticiyi de tüketiciyi de uygulanan yanl›fl tar›m politikalar›ndan dolay› zor günler bekliyor. -Bu durumda üreticinin beklentisi nedir, tar›m›n hiçe say›ld›¤› bir süreçte nas›l bir çözüm istiyor? F. Sar›: Dünyan›n her ülkesinde tar›m destekleniyor. En zengin ülkede de en fakir ülkede de tar›m destekleniyor. Ama Türkiye’de hiç kimse iddia etmesin do¤as›yla, co¤rafi konumuyla tamamen bir tar›m ülkesi. Dedi¤imiz gibi bütün sektörlerin lokomotifidir. Tar›m olmazsa olamaz. Onun için tar›m›n desteklenmesi laz›m. (Bursa)

Türkiye’de IMF’nin dayatmalar›yla ç›kar›lan tar›mda y›k›m politikalar› köylüyü y›kt›. Üreticiye verilen de¤erin kesilmesi zeytin, fleftali, patates, elma, ayva ve daha pek çok üründe kalitenin gerilemesine ve üretimin yüzde elli düflmesine yol açt›. Özellikle Marmara’da baflta zeytin olmak üzere birçok üründe yar› yar›ya düflüfl yafland›. Köylüler desteklenmediklerini, verilen deste¤in de sus pay›, yani sadaka niyetine verildi¤ini söylüyor. Konuyla ilgili Bursa Ziraat Odas› Baflkan› Fuat Sar›’yla yapt›¤›m›z röportaj› yay›nl›yoruz: -F. Sar›: Geçti¤imiz günlerde Anadolu Ajans›’n›n haberinde zeytin ve fleftali ile ilgili bir haberde yanl›fl anlafl›lma olmufltur. fieftalide de¤il, zeytin üretiminde yüzde elli civar›nda zarar olmufltur. A¤açlar›n bir k›sm› kökten dondu, bir k›sm› da göz yan›¤› oldu. Yani önümüzdeki sene zeytin bir defa çok eksik. Onun d›fl›nda da kökten yanan a¤açlar›n en az 3-4 y›l ürün vermemesi söz konusudur. Zeytin üreticisi zaten geçti¤imiz y›ldan çok büyük zarar gördü. Hem kurakl›ktan hem de mahsulün afl›-

Kooperatiflerin özerkleflmesi (ticarileflmesi) yasas›n›n ard›ndan yaklafl›k 4 y›ld›r devam eden yap›sal düzenlemelerini Haziran ay›nda tamamlayaca¤›n› belirten F‹SKOB‹RL‹K Yönetim Kurulu Baflkan› Salih Erdem, f›nd›k piyasas›nda bir “tüccar gibi” hareket edeceklerini aç›klad›. Erdem “kamuoyunda F‹SKOB‹RL‹K kooperatifçilik yapm›yor, baflka ifllere kay›yor fleklinde spekülasyonlar gereksiz. Üreticiler ve ortaklar›m›z bizi bugüne kadar f›nd›¤› al›r paray› öder fleklinde sanki TMO gibi biliyor. Art›k devlet kurumu de¤iliz. Para kazanaca¤›z. fiu anda Entegre F›nd›k ‹flletmeleri (EF‹T), Ordu Ya¤ Sanayi ve Fiskomar Marketler Zinciri bizi ayakta tutan ve tutacak mali portrelerimiz. Ayr›ca bir pazarlama flirketimiz ve kurulma aflamas›nda olan flirketimiz de var” diye aç›klama yapt›. Bu y›l f›nd›k al›m fiyat›n› belirleyerek piyasaya tüccar zihniyetinde

girmesinin F‹SKOB‹RL‹K’in f›nd›k üreticisi ortaklar›n› teflvik etmek, al›mlarda kolayl›k sa¤lamak, üretimi için destek ve kredi olanaklar›n› sunmak gibi desteklemeleri kolayl›klar› sa¤lamalar› gerekirken üreticiden tüccar zihniyetiyle ürününü alarak f›nd›¤› iflleme, pazarlama ve perakende sat›fl›n› gerçeklefltirmeye bafllamaktad›r. Bu yönde broflürler bast›r›larak haz›rl›klar› yap›l›yor. Ayr›ca F‹SKOB‹RL‹K’in 1994-2004 y›llar› aras›nda 5 bin olan çal›flan say›s› bin beflyüze düflürülmüfl durumda. fiu an 2 vardiya olarak çal›flan fabrikan›n yak›n zamanda 3 ve 4 vardiyaya ç›kar›lmas› planlanarak az say›da çal›flan personelle çok ifl yap›lmas› hedeflenmektedir. Ortaklar› olan üreticileri hiçe sayan F‹SKOB‹RL‹K, sistemin çark›na yerleflme çal›flmalar›na h›z vermifl durumda. Üretici köylüler bu duruma müdahale etmedi¤i sürece tefeci tüccar gibi F‹SKOB‹RL‹K de sömürüsüne devam edecektir.(Samsun)


7

32

9-22 Nisan 2004

Tar›mda gübre kullan›m› ve fabrikalar›n özellefltirilmesi Dünyada oldu¤u gibi ülkemizde de artan nüfusun beslenebilmesi, ihtiyac› olan g›day› karfl›layacak yeterli miktardaki ürünlerin yetifltirilebilmesi için tar›m arazilerinin miktar›n›n art›r›lmas› mümkün olmayaca¤›na göre; yetifltirilen ürün çeflitlerinin verim ve kalitesinin art›r›lmas› için gerekli girdilerin kullan›m›n› zorunlu hale getirmifltir. Gübre, tar›msal üretimle geçimini sa¤layan köylülerimiz için gerekli temel tar›m girdilerinden biridir. Gübreleme ifllemi; bitkisel ürünü yetifltirirken verim ve kalite art›fl›n›n sa¤lanabilmesi için ürün çeflitlerinin ihtiyac›na göre, toprakta eksik olan besin maddelerinin belirlenerek zaman›nda uygun bir flekilde topra¤a veya do¤rudan bitkiye uygulanmas›d›r. Gübreleme topraktan sömürülen besinin tekrar topra¤a verilmesi anlam›n› tafl›d›¤› gibi, gerek önemsiz ve yeterince geliflmemifl teknoloji, gerekse bilinçsiz ve afl›r› tüketim de topra¤›n çoraklaflmas›na çölleflmesine sebep olmaktad›r. Ülkemizde, özellikle k›fl› so¤uk geçen iç bölgeler ve T. Kürdistan›’nda gübrenin büyük bir k›sm› ihtiyaçlardan kaynakl› yak›t olarak kullan›ld›¤›ndan tar›msal amaçla kullan›m›ndan yararlan›lamamakta. Dengeli ve ekonomik gübreleme yap›labilmesi için; toprak analiziyle gübre-ürün-fiyat iliflkilerini içeren hesaplamalar›n yap›lmas› gerekir. Türkiye’de Ticari Gübre Üretimi Pazarlanmas› ve Kullan›m Miktar› Ülkemiz topraklar› Azot (N) ve Fosfor (P) gibi bitki besin maddelerince fakir olup, Potasyum (K), Kalsiyum (Ca) ve Magnezyum (Mg) gibi besin maddele-

TÜGSAfi Samsun Gübre Fabrikas›’n›n özellefltirilmesine karfl› iflçiler çeflitli eylemler yap›yorlar.

rince sorun yaflamamaktad›r. Bu nedenlerden dolay› tar›m arazilerimizin sürekli azot ve fosforlu gübrelere ihtiyac› bulunmakta ve köylülerimiz de ço¤unlukla bu yönde üretilen ve pazarlanan gübreleri kullanmaktad›r. Türkiye Zirai Donat›m Kurumu ile Türkiye fieker Fabrikalar› Afi 1973 y›l›ndan itibaren ülkede devletin belirledi¤i fiyattan bu gübreleri sat›n alarak, da¤›t›m›n›n yap›lmas›n› sa¤lam›fllard›r. 1975-1986 döneminde ise köylünün gübre ihtiyac›n›n yaklafl›k % 89’u Türkiye Zirai Donat›m Kurumu taraf›ndan sa¤lanm›flt›r. 1986 tarihinden bafllayarak gübrenin sat›n alma ve pazarlamas›nda serbestleflmeye gidilmifl; kamu kurulufllar›na, kooperatiflere, gübre üreti-

Borcunu ödemeyen köylüye kredi yok AKP hükümeti Do¤rudan Gelir Deste¤i ile birlikte “mazot deste¤i” de yap›laca¤›n› aç›klam›fl ancak ikisinden de üretici köylü faydalanamam›flt›. Do¤rudan Gelir Deste¤i ödemelerinden ço¤unlukla tar›m arazisi bulunan ancak tar›msal faaliyet göstermeyen arazi sahipleri faydalan›rken, tar›m arazisinde üretim yapan köylülerin çok az bir k›sm› yararlanabilmektedir. DGD’nin 20 milyon olaca¤› aç›kland›ktan sonra hükümet mazot deste¤i verece¤ini söyleyerek deste¤i 16 milyona indirmifltir. Böylece Mazot deste¤i de(!), DGD’den düflülerek yap›lm›flt›r. DGD ödemelerinde yaflanan gecikmeler köylünün ürün ekimi için girdi almas›n› zorlaflt›r›rken geri ödemelerde ise gecikmeye tahammül edilmemektedir. 2002 y›l›na ait ödemeler 2003 Ekim ay›nda yap›lmaya bafllan›rken 2003 y›l› ödemeleri de 2004 y›l›na sarkmaktad›r. Dünya Bankas›’n›n direktifleri do¤rultusunda her y›la ait DGD ödemeleri sonraki y›ldan itibaren yap›lmaya bafllanacak. Yani 2003 y›l›n›n ödemeleri 2004’te, 2004’ün ödemeleri ise

2005’te yap›lmaya bafllanacak. Yap›lan ödemelerden üretim yapan küçük toprak sahibi köylüler yararlanamad›¤› gibi yeni ödeme alabilmek için de borcunu ödemek zorunlulu¤u getirildi. Köylü bir önceki y›l›n ödemesini geri ödeyene kadar DGD’den yararlanamayacak, 10 ayl›k dönem için 2 katrilyon 67 trilyon liral›k DGD ödemesi yapmay› planlayan Tar›m ve Köyiflleri Bakanl›¤›, 25 fiubat 2004 tarihinden önce aç›lm›fl ve kulland›r›lm›fl olan halen bakiyesi bulunan, bankaya ertelenmifl, taksitlendirilmifl kay›tl› borcu bulunanlara, yeniden yap›land›r›lm›fl kredi borcu olup, geri ödeme süreci devam eden köylülere bu kredilerden para ödemesi yapmayacak. Köylüye destek olarak sunuldu¤u iddia edilen ve di¤er bütün sübvansiyonlar›n kald›r›lmas› için gerekçe olan DGD, köylünün sorunlar›n› çözmekten ziyade, daha da a¤›rlaflmaktad›r. Dünya Bankas› ile yap›lan anlaflmalar ile tar›m› bitirmeyi isteyen hükümet bunu da köylüye yard›m, destek ad› alt›nda yap›yor. (Ankara)

cileri ve gübre üreticilerinin kurdu¤u pazarlama flirketlerine gübre üretimi, ithali ve pazarlanma izni verilmifltir. Böylece kamu sektörünün pay› giderek azal›rken, özel sektör kurulufllar›n›n paylar›nda ise artma meydana gelmifltir. 2002 y›l› Gübre üretimi ve pazar›nda en fazla paya sahip kurulufllar Toros Gübre, TÜGSAfi, TKKMB ile ithalatç› kurulufllar BAGFAfi, PANKOB‹RL‹K, ‹GSAfi, GÜBRETAfi ve EGE GÜBRE’dir. TÜGSAfi ve ‹GSAfi kamuya ait faaliyet gösteren gübre fabrikalar› olmakla birlikte Türk hakim s›n›flar›n›n yo¤unluklu olarak uygulamaya devam etti¤i emperyalist politikalar›n devam›nda özellefltirmelerle TÜGSAfi Gemlik Gübre Fabrikas›’n›n 9 Aral›k 2003 tarihinde 83 milyon 100 bin dolarla Y›ld›r›mlar Kömür flirketine sat›fl› gerçekleflmifl, ayn› tarihte ihalesi yap›lan fakat Ö‹B taraf›ndan belirlenen de¤erin alt›nda teklif verilen ihale ertelenerek 15 Mart 2004’te tekrarlanan TÜGSAfi Samsun Gübre Fabrikas›’n›n ihalesi yap›larak 54 milyon dolar karfl›l›¤›nda Erkan ‹nflaat Madencilik LTD. fiT‹’ne sat›fl› gerçekleflmifltir. Bu sektörde faaliyet gösteren özel sektör kurulufllar› flunlard›r: BAGFAfi, Ege Gübre Afi, Toros Gübre Afi, GÜBRETAfi, Akdeniz Gübre Sanayi Afi. Özel sektör gübre fabrikalar› toplam gübre üretim kapasitesinin ortalama % 60’›na sahiptir. Özellefltirmeler sonucu gübre sektöründe meydana gelen de¤ifliklikler ve köylünün durumu Köylümüzün yaz›n›n bafl›nda belirtti¤imiz girdi kullan›mlar›m›nda gübreürün-fiyat dengesini kurabilmesi için gübre sektöründe istikrarl› fiyat oluflumunun gerçekleflmesi, orta¤› oldu¤u kooperatifler arac›l›¤›yla desteklemelerden yararlanabilmesi gerekir. Ancak 1980 AFC darbesinin ard›ndan TC egemenlerinin uygulad›¤› emperyalist politikalarla

tar›mda “yeniden yap›lanmalar” ad› alt›nda Tar›msal K‹T’lerin özellefltirilmesi, ürünlerin serbest piyasalarda fiyat oluflumuna terk edilmesi ülkemiz tar›m›n›n tasfiyesini amaçlamaktad›r. 1980 AFC’si alt›nda emperyalist sermayenin taleplerine uygun de¤iflikliklerin hayata geçirilmesi daha kolay olmufltur. Sermayenin taleplerine uygun herfleyi piyasa koflullar›na tabi k›lma politikalar›n›n araçlar›ndan biri olan, özellefltirmeyi kolaylaflt›rmak için K‹T’lerin kurumsal yap›s›n› de¤ifltiren yasalar ç›kart›larak özellefltirmelerin önünde engel olarak görülen karar alma süreçleri h›zland›r›lm›flt›r. K‹T’lerin ço¤unda yap›lan bu uygulamalardan TÜGSAfi ve ‹GSAfi da nasibini alan kurulufllardand›r. Gübre sektöründe 1986 y›l›nda yap›lan düzenleme ile TÜGSAfi ve ‹GSAfi’›n faaliyet amac› de¤ifltirilmifltir. Gübre fiyatlar›, gübre ithalat› ve ihracat›n› serbest b›rakan 1 Temmuz 1986 tarihli kararnamedir. Kararname ile gübre sektöründe do¤rudan faaliyet gösteren kamu kurulufllar› (TÜGSAfi, ‹GSAfi, Türkiye Zirai Donat›m Kurumu) piyasa koflullar›na terk edildi. Üstelik bu kurulufllar›n sürece haz›rl›kl› girmeleri engellenmifltir. Tar›msal faaliyete üretim yoluyla destek sa¤lamak amac› olan TÜGSAfi ve ‹GSAfi’›n mali yap›s› söz konusu kararnamenin ç›kar›lmas›yla birlikte bilinçli olarak bozulmufl, özellikle TÜGSAfi’›n net iflletme sermayesi tüketilmifl, mali yap›s›n›n bozulmas› sonucu y›ll›k bilançosunda zararlar gözükmeye bafllam›flt›r. 23-08-1984 tarihli karar ile gübre fiyatlar› dolardaki de¤iflimlere ba¤lanm›flt›r. 1986/10715 say›l› Bakanlar Kurulu karar› ile gübre fiyatlar› ithalat ve ihracat› serbest b›rak›ld›. Özel sektör firmalar› bu kararla ithalat, ihracat ve pazarlama yapma olana¤›na kavuflmufltu. 1986 y›l›ndan günümüze gübreye yap›lan destekleme ödemeleri ve biçimleri hükümetler taraf›ndan sürekli de¤ifltirildi. Gübre sektöründe kurulu kapasitesine göre üretim oran›n›n, özel sektöre göre ortalama % 40’›n› elinde bulunduran TÜGSAfi ve ‹GSAfi’›n özellefltirme kapsam›nda pazar paylar›n›n düflürülmesi gübrede d›fla ba¤›ml›l›¤› art›rarak, piyasalarda hammadde s›k›nt›s›na girilmesine neden olacakt›r. Bahar›n gelmesiyle ekim haz›rl›klar›na giriflen köylünün üretiminin önüne engel koyan emperyalist sermayenin ufla¤› AKP hükümeti, 2000 y›l›ndan bugüne desteklemelerin kald›r›lmas›yla serbest piyasada denetimsizlikten kaynakl› sorunlara göz yummaktad›r. Gübre Fabrikalar›na yönelen özellefltirme sald›r›s›n›, iflçi s›n›f›n›n buralarda y›llarca kazanm›fl oldu¤u sendikal haklar›n› ortadan kald›rmaya yönelik sald›r›larla ve tar›msal faaliyetle geçinen köylümüzün talan politikalar› alt›nda her geçen gün daha da yoksullaflt›r›lmas› sald›r›s› olarak da kapsaml› de¤erlendirmek gerekir.


9-22 Nisan 2004

32

8

Kürt illerindeki seçim sonuçlar› ve düflündürdükleri Yurtsever Kürt kitlesinin “Demokratik Cumhuriyet” projesinin ürünü olan bu ittifak› benimsemede ciddi tereddütler tafl›d›¤› ve az›msanmayacak bir kitle taraf›ndan da onaylanmad›¤› noktas›nda seçim sonuçlar› kesinlikle bir veridir.

Bir yerel seçimi daha geride b›rakt›k. Seçimlerin ortaya ç›kard›¤› sonuçlar tart›fl›l›yor ve tart›fl›lmaya da devam edecektir. Hiç flüphesiz her güç seçim sonuçlar›n›, baflar› ve baflar›s›zl›klar›n› ideolojik g›das›n› ald›¤› s›n›f›n penceresinden bakarak de¤erlendirecektir. Neden sonuç iliflkisi do¤ru bir tarzda kurulmazsa ortaya do¤ru bir sonuç da ç›karmak mümkün olmaz. Do¤ru, bilimsel bir sonuç ancak bilimsel bir bak›fl aç›s›yla elde edilir. Tersi yaklafl›mlar, tali noktalara saplan›p kalmaktan kendini kurtaramaz. Biz bu k›sa de¤erlendirmemizde bir bütün olarak seçim sonuçlar›n› de¤il, yaln›z SHP çat›s› alt›nda seçimlere giden “Demokratik Güçbirli¤i”nin ald›¤› sonuçlar üzerinde duraca¤›z. Bilindi¤i gibi SHP çat›s› alt›nda yap›lan bu ittifak s›radan bir ittifak de¤ildi. Nedenine gelince; bir yanda bu ittifak›n en büyük gücü olan DEHAP di¤er yanda sistemin “sol” maskeli Kemalist partisi SHP vard›. Bir yanda Kürt sorununun çözümünü sistem d›fl›nda de¤il, içinde arayan ve bunun için her türlü özveride(!) bulunan KONGRA GEL’in destek sundu¤u DEHAP di¤er yandan sisteme hizmet etmekte kusuru bulunmayan, Kürt ulusal mücadelesine karfl› Çillerle suç ortakl›¤› yapmaktan çekinmeyen Murat Karayalç›n’›n SHP’si vard›. Daha basit ve yal›n dille ifade edecek olursak biri sistem içinde kendine yer edinmek için “sol” maskeli Karayalç›n flemsiyesinde yararlanmaya çal›fl›rken, di¤eri ise flemsiyesinden alt›na s›¤›nan bu güçte ilerici-ulusal demokratik muhteval› ne varsa, dejenere ederek kendisine daha da yabanc›laflt›rma çabas› içinde idi. Seçim sonuçlar› aç›klanmaya bafllar bafllamaz, egemen s›n›flar›n kalemflörlü¤ünü yapmaktan baflka hiçbir vas›flar› olmayan kimi köfle yazarlar› SHP çat›s› alt›nda seçimlere giren “Demokratik Güç Birli¤i”nin (ki burada üzerinde durduklar› esas olarak DEHAP’t›r) gereklili¤i

üzerinde ›srarla durmay› ihmal etmediler. Hatta bu kalemflörlerden biri, DEHAP’›n sistemle “entegrasyonu” için bunun gerekli oldu¤unu itiraf edecek kadar aç›k sözlü davranmaktan da çekinmedi. Yani art›k bu baylar M. Karayalç›n’a “bölücüleri belediyelere tafl›d›n›z” demiyorlar tam tersine “bölücüleri ‘bölücü’ olmaktan ç›karma çaban›za devam edin” diyorlar. Bu yönlü destek ve baflar› dileklerinde bulunuyorlar. “Demokratik Güç Birli¤i” nin ald›¤› seçim sonuçlar›, taraflar›n hedef ve amaçlar›na, kitlelerin gösterdi¤i yaklafl›mdan ba¤›ms›z olarak ele al›n›p de¤erlendirilemez. Tabi ki bu sonuçlar tam olarak bir referandum niteli¤ini tafl›m›yor. Ama yurtsever Kürt kitlesinin “Demokratik Cumhuriyet” projesinin ürünü olan bu ittifak› benimsemede ciddi tereddütler tafl›d›¤› ve az›msanmayacak bir kitle taraf›ndan da onaylanmad›¤› noktas›nda seçim sonuçlar› kesinlikle bir veridir. Özellikle baz› Kürt illerinde seçime kat›lma oran›n›n bu kadar düflük olmas›n›n baflka bir izah› olabilir mi? Hiç kimse Amed vb. baz› di¤er illerde sand›k bafl›na gitmeyen kitlenin, esas olarak gerici ve faflist partilere oy veren kitle oldu¤unu söyleyemez. Tam aksine “Demokratik Güç Birli¤i” adaylar›na karfl› biraraya getirilmeye ve tek partiye oy vermeleri için yo¤un bir çaba içinde olduklar› herkesçe bilinmektedir. Bu çaban›n birçok ilde somut prati¤e dönüfltü¤ü de aç›kça ortadad›r. Dolay›s›yla sand›k bafl›na gitmeyen kitlelerin, gitmeme nedenlerini ve e¤ilimlerini asgari düzeyde a盤a ç›karmam›z ve de¤erlendirmelerimizde mutlaka hesaba katmam›z gerekir. Kesin olmayan sonuçlara göre, sand›k bafl›na gitmeyen seçmen say›s› yaklafl›k olarak 13 milyondur. Bu 13 milyonun Kürt illerindeki oran›, ki özelikle yurtsever kitlenin yo¤un oldu¤u illerde bu durumu de¤erlendirmek daha bir önem kazan›yor.

Bu de¤erlendirmemiz için B‹A’ya bilgi veren siyasi analist Kenan Kalyoncu’nun sözlerine bir göz atal›m. Kalyoncu’nun araflt›rmalar›na göre DEHAP’›n 3 Kas›m genel seçimlerinde ald›¤› 2 milyon civar›ndaki oy yaklafl›k 1.65 milyona; oy oran› ise % 6.2’den %5 civar›na düflmüfl durumda. “Demokratik Güçbirli¤i”nin DEHAP içinde bir coflku yaratmad›¤›na vurgu yapan Kalyoncu bunun da Kürt illerinde kendi deyimi ile “gizli boykot” yaratt›¤›na de¤inerek flöyle diyor; “3 Kas›m genel seçimleri ile 28 Mart yerel seçimleri aras›ndaki büyük fark bu ittifak›n Kürt kitlesinde bir heyecan, bir coflku yaratmamas›yla ilgilidir. Coflku yaratmad›¤› gibi çeflitli yörelerde gizli boykot gibi bir tav›r vard›. Hemen hemen her yerde SHP ile niçin ve ne pahas›na ittifak yap›ld›¤›n› sorgulayanlar vard›”. Bu illere örnek olarak Mersin’i veren Kalyoncu Mersin’de ittifak›n %21’lerde kald›¤›n›n alt›n› çizerek bunu yine halk›n ittifak› içine sindirememesi olarak yorumluyor. TAL‹ NEDENLERLE BU SONUÇLAR AÇIKLANAMAZ! “Demokratik Güç Birli¤i” bileflenleri, ortaya ç›kan seçim sonuçlar›n›n de¤erlendirmesini esas olarak tali noktalara odaklam›fl durumdalar. fiöyle ki flu ana kadar ortaya ç›kan baflar›s›zl›klarda d›fl faktörlerin rolüne daha çok vurgu yap›lmaktad›r. Ve vurgu yap›lan ana noktalar› flöyle özetlemek mümkündür: a- AKP’nin hükümet olman›n imkanlar›n› kulland›¤› b- Kürt illerinde “Demokratik Güç Birli¤i” adaylar›na karfl› di¤er burjuva partilerinin birleflti¤i c- Seçim süreci boyunca süren bask›lar ve seçim günü sand›kta yap›lan hileler d- Seçim sürecinde baz› Kürt illerinde gündeme gelen ba¤›ms›z adaylar, KONGRA-GEL’in içinde yaflanan baz› geliflmelerin kamuoyuna yans›mas› e- Bu birli¤in kitlelere iyi anlat›lmamas› ve yerel teflkilatlar›n seçimlerde gerekti¤i gibi çal›flmamas› d- Ve yine aday seçimlerinde yap›lan baz› yanl›fl seçimler vb.vb. Hemen flunu belirtmeliyiz ki, baz› Kürt illerinde ortaya ç›kan ba¤›ms›z adaylar ve KONGRA-GEL’in içinde yaflanan ve kamuoyuna yans›yan geliflmeler d›fl›nda say›lan di¤er tüm genel faktörler Kürt illerinde son genel ve yerel seçimler döneminde flu veya bu flekilde yafland›. Mesela %6,2 oy al›nd›¤› 3 Kas›m milletvekili seçimlerinde sözü edilen problemlerin önemli bir bölümü yafland›. Yine 1999 y›l›nda yap›lan yerel seçimlerde al›nan baflar›lar daha ola¤anüstü koflullar alt›nda sa¤land›. Tüm bu veriler bize flu gerçekleri sunuyor. Bugün baflar›s›zl›¤›n nedeni olarak gösterilen d›fl faktörler daha önceki seçim süreçlerinde de vard›. Hatta kimi

Sand›¤a gitmediler Seçimler boyunca Türkiye’nin birçok yerinde ilginç olaylar yafland›. Baz› yerlede seçim pusulalar› çöplerden ç›karken baz› yerlerde ise ç›kan tart›flmalar sonucu ölümler yafland›. Türkiye genelinde ç›kan 253 olayda toplam 9 kifli öldü ve 430 kifli yaraland›. 407 kifli gözalt›na al›n›rken baz› yerlerde seçim protestolar ile karfl›land› ve halk sand›¤a gitmedi. Denizli’nin Honaz ilçesine ba¤l› Afla¤›da¤dere köyündeki maden oca¤›n›n kapat›lmas›n› protesto eden köylüler sand›k bafl›na gitmediler. Yine Diyarbak›r merkez ilçeye ba¤l› Güzel köyünde de köylüler yollar›n›n yap›lma¤›n› söylerek toplu halde oy kullanmad›lar. (H. Merkezi) dönem koflullar daha da a¤›rd›. O halde bu gerilemenin kayna¤›n› d›fl faktörlerden çok “Demokratik Güç Birli¤ine” aç›kça destek sunan KONGRA-GEL’in politikalar›nda, yani içte aramak gerekir. Yine bu politikalar›n kitlelerde yaratt›¤› k›r›lman›n yan›s›ra, mevcut ekonomik s›k›nt›lar, yoksulluk gerçe¤i Kürtleri hükümette olan partinin adaylar›na oy vermeye yöneltti. Yani Kürtlerin somut baz› zorunlu güncel ihtiyaçlar›, siyasal tercihlerinin önüne ç›kt›. Dün yaflanan tüm s›k›nt›lara ra¤men Kürt kitlesi önemli oranda tercihini ulusal eksende, siyasal yönde yaparken, izlenen politikalar›n yaratt›¤› k›r›lmalar, yaflanan ekonomik s›k›nt›lar, beraberinde tercihlerde de belli farkl›laflma ve kimi yerlerde hiç sand›¤a gitmeme fleklinde kendini gösterdi. Ki flu da bir gerçek ki; ‹mral›’da üretilen “Demokratik Cumhuriyet” projesi de sürece yay›lm›fl bir tasfiyecilik projesidir. Bunun olumsuz etkilerini, hedeflenen politikan›n sonuçlar›n› yurtsever Kürt halk› pratik tecrübeleriyle görüyor-görecektir de. Ve gerçek tablo görüldükçe, bu politikaya itirazlar da sesli veya sessiz bir flekilde gündeme geliyor ve gelecektir de. Son befl y›lda yap›lan genel ve yerel seçimlerin ortaya ç›kard›¤› tabloda da bunu belli ölçüde görmek mümkündür. K›sacas› baflar›s›zl›klar›n esas nedeni, içte “Demokratik Cumhuriyet” eksenli politikada aranmal›d›r. Bunu derken, tabi ki d›fl faktörlerin rolünü de¤erlendirmemizde hiç hesaba katmad›¤›m›z anlam›na gelmez. Ama tüm bunlar, DEHAP’›n ald›¤› baflar›s›z sonuçlar›n esas nedeni olamaz. Esas neden DEHAP’a yön veren politikada aranmal›d›r. Do¤ru ve bilimsel olan da budur.


32

9

3 DHKP-C gerillas› flehit düfltü

Yerel kaynaklardan edindi¤imiz bilgilere göre bahar›n gelmesiyle birlikte bölgedeki operasyonlar›n› yo¤unlaflt›ran devletin kolluk güçleri ile DHKP-C gerillalar› aras›nda 27 Mart 2004 tarihinde saat 14:00 civarlar›nda Tunceli Hozat ilçesinin Kinz›r ormanlar›nda çat›flma ç›kt›. Pusuya düflürülen DHKP-C gerillalar›ndan Fuat kod adl› H›d›r Demir, Erhan Kökdemir ile Haydar Boyraz flehit düflerken devletin kolluk güçlerinin kay›p verip vermedi¤i hakk›nda bilgi edinilemedi. fiehit düflen gerillalar›n cenazeleri 29 Mart Pazartesi günü Elaz›¤ Yeni Araflt›rma Hastanesine getirildi. Gerillalardan H›d›r Demir’in teflhisi ayn› gün yap›l›rken di¤er gerillalar›n cenazesi 30 Mart günü teflhis edilerek aileleri taraf›ndan al›nd›. HIDIR DEM‹R ÖLÜMSÜZDÜR H›d›r Demir’in (30) cenazesi 30 Mart 2004 tarihinde Yeni Araflt›rma Hastanesi’nin morgundan ailesi, devrimci dostlar› ve yoldafllar› taraf›ndan al›narak Çemiflgezek’e ba¤l› Paflac›k (Husuk›¤) köyüne do¤ru yola ç›k›ld›. Çemiflgezek ve Tunceli merkezden gelenlerle birleflilerek köye girilirken köylülerle

birlikte cenazeye yaklafl›k 250 kifli kat›ld›. Köy meydan›nda dini tören yafll› bir amca taraf›ndan yapt›r›l›rken Çemiflgezek kaymakam›ndan cenaze için bir imam görevlendirilmesi istenmifl. Kaymakam, “biz teröristlerin cenazesine imam göndermeyiz” diyerek bu talebi reddetmifltir. Dini törenin ard›ndan tabut DHKP-C bayra¤›na sar›larak omuzlara al›nd›. “Kahramanlar ölmez halk yenilmez TAYAD’l› aileler” pankart› ve k›z›l bayraklar kortejin önüne al›n›rken “Hesaplaflma günü korkunç olacak”, “Katil devlet hesap verecek”, “Yaflas›n Devrimci Halk Kurtulufl Cephesi”, “H›d›r Demir ölümsüzdür” vb. sloganlar›yla köy mezarl›¤›na gidildi. Yap›lan defin ifllemlerinin ard›ndan tüm devrim flehitleri için bir dakikal›k sayg› durufluyla cenaze töreni sona erdi. Haydar Boyraz’›n cenazesi de 30 Mart Sal› günü ailesi taraf›ndan Yeni Araflt›rma Hastanesi’nden al›nd›ktan sonra Elaz›¤ Asri Mezarl›¤›’nda defnedildi. Erhan Kökdemir’in cenazesi ise ayn› gün ailesi taraf›ndan al›narak ‹stanbul’a götürüldü. (Malatya)

9-22 Nisan 2004

K›z›ldere flehitleri an›ld› Denizlerin idam›na engel olmak amac›yla Ordu’nun Ünye ilçesinde kurulu olan NATO üssünden 3 Amerikan teknisyeni kaç›ran THKP-C ve THKO önder kadrolar›ndan Mahir Çayan, Ömer Ayna ve Cihan Alptekin’in de aralar›nda bulundu¤u 10 devrimcinin 1972 y›l›nda katledildi¤i gün olan 30 Mart, 32. y›l›nda da ‹stanbul ve Ankara’da ard›llar› taraf›ndan an›ld›. ‹stanbul’da Dolmabahçe Saray› çevresinde K›z›ldere katliam›n›n y›ldönümünde biraraya gelen ESP üyeleri “Yolunuz yolumuz, tek yol devrim” pankart› ve “Yaflas›n devrimci yoldafll›¤›” dövizi açarak Mahir ve arkadafllar›n› yaflatman›n onlar›n ideallerinin sahiplenilmesi emperyalizme ve savafl makinesi NATO’ya karfl› mücadele edilmesiyle mümkün olaca¤›n›n vurgusunu yapt›lar. ESP’liler ad›na aç›klama yapan Hülya Gerçek 28-29 Haziran’da ‹stanbul’da yap›lacak olan NATO Zirvesini hat›rlatarak “Hükümet, s›n›rs›zca emperyalist güçlere sunulmufl askeri üslerle yetinmeyerek, iflçi ve emekçilerin çocuklar›n› kardefl Irak halk›n›n katledilmesine ortak etmeye çal›fl›yor” dedi. Bas›n aç›klamas› “K›z›ldere fiehitleri Ölümsüzdür”, “Kahrolsun ABD emperyalizmi” sloganlar› at›larak son buldu. Ankara’da ise Haklar ve Özgürlükler Cephesi, Devrimci Mücadele, DPG, ESP, Kald›raç, Kurtulufl Sosyalist dergisi ve 78’liler Dayan›flma Vakf› üyeleri Karfl›yaka Mezarl›¤›’na gelerek Mahir Çayan’›n mezar› bafl›nda K›z›ldere fiehitlerini, marfllar söyleyip, fliirler okuyarak and›. 78’liler Dayan›flma Vakf› yöne-

‹stanbul

ticilerinden Ruflen Sümbülo¤lu yapt›¤› aç›klamada flunlar› ifade etti: “Bundan 32 y›l önce 30 Mart’ta katledilen Mahir Çayan ve arkadafllar› bize çok onurlu ve çok güzel bir miras b›rakt›. Mahir’lerin, Deniz’lerin b›rakt›¤› mirasta, dayan›flma vard›r, kararl›l›k ve mücadele vard›r. Biz bu miras› flimdiye kadar koruduk bundan sonra da koruyaca¤›z. Deniz’lere ve Mahir’lere sahip ç›kmak kendimize sahip ç›kmakt›r. Biz onlar› hiçbir zaman unutmad›k ve unutmayacak, unutturmayaca¤›z”. Daha sonra mezarl›¤a gelen ÖDP’li bir grup da bir anma yapt›. Anmada konuflmay› ÖDP Genel Baflkan Yard›mc›s› Haydar Y›lmaz yapt›. ÖDP’nin ard›ndan SDP üyeleri de Mahir Çayan’›n mezar›na çiçek b›rakarak “K›z›ldere’yi unutmad›k unutmayaca¤›z” pankart›n› açarak “Mahir, Hüseyin, Ulafl kurtulufla kadar savafl”, “K›z›ldere son de¤il, savafl sürüyor”, “Devrim fiehitleri ölümsüzdür” sloganlar›n› att›. (H. Merkezi)

Haydar Boyraz ölümsüzdür 31 Mart 2004 tarihinde ‹stanbul Alt›nflehir mezarl›¤›nda topra¤a verilen Haydar Boyraz’›n cenazesinde TAYAD’l› aileler “Haydar Boyraz ölümsüzdür” pankart›n› açarak Boyraz’›n foto¤raflar›n› tafl›d›. Boyraz ve yoldafllar› flahs›nda devrim flehitleri an›s›na 1 dakikal›k sayg› duruflunun yap›ld›¤› cenazede “Haydar Boyraz ölümsüzdür”, “Devrim flehitleri ölümsüzdür” sloganlar› at›ld›. Ankara

Elaz›¤ Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i ile Tunceli Kültür Sanat Derne¤i çal›flanlar› son dönemlerde yaflanan faili meçhul cinayetlerin sorumlular›n›n bulunup cezaland›r›lmalar›n› isteyerek 26 Mart 2004 tarihinde saat 12.30’da Hozat Garaj› önünde bir bas›n aç›klamas› yapt›. Aç›klamaya ‹HD Elaz›¤ fiubesi, DEHAP ve ÖTP de destek verdi. “‹mam Boztafl ölümsüzdür”, “Önder Babat ölümsüzdür” dövizlerinin aç›ld›¤› aç›klamada “Katil devlet hesap verecek”, “‹mam Boztafl

“Yarg›s›z infazlar›n takipçisi olaca¤›z” ölümsüzdür”, “Önder Babat ölümsüzdür” sloganlar› da at›ld›. Bas›n metninde “ülkemizde devrimciler, ilericiler, yurtseverler on y›llard›r bir taraftan tutsak edilip iflkencelerden geçirilirken, bir taraftan da okulda, evde, sokakta yarg›s›z infaz edildiler. Her yarg›s›z infaz›n ard›ndan iktidarlar ‘münferit olaylar’ diyerek, burjuva

medya yazmayarak, yay›nlamayarak veya faili meçhul diyerek sorumlular› aklamaya çal›flt›, aklamaya devam ediyor” denildi. Cihan Tunç’un yaklafl›k iki ay önce Diyarbak›r’da askerli¤ini yaparken ensesinden vurularak öldürüldü¤ü, Önder Babat’›n yaklafl›k bir ay önce ‹stanbul’un en ifllek yerlerinden biri olan Taksim’de; adli t›p raporunun

da onaylad›¤› gibi susturuculu silahla vurularak öldürüldü¤ünü; ‹mam Boztafl’›n Dersim’in Mazgirt ilçesinde evinde iki kar maskeli kifli taraf›ndan kurfluna dizilerek öldürüldü¤ünü belirtti. Konuflman›n devam›nda “binlerce infaz›n faili meçhul de¤il, faili polisler ile dolu Susurluk devletidir. Bu sald›r›lar halk›m›z› y›ld›ramayacakt›r. Bizler bu davalar›n takipçisi olaca¤›z. E¤er bu ülkede demokrasiden söz ediliyor ise yarg›s›z infazlar›n sorumlular› cezaland›r›lmal›d›r” denildi.(Malatya)


9-22 Nisan 2004

32

10

12 Eylül’den günümüze hapishaneler gerçe¤i Tecrit protestosunda

B‹R ÖLÜM DAHA

TUYAB 4 Nisan Pazar günü saat 16:00’da TMMOB’da “12 Eylül’den günümüze ülkemizde hapishaneler gerçe¤i” bafll›kl› tek tip elbise, zorunlu çal›flma yasalar› ve 399. maddeden tahliye edilen Ölüm Orucu direniflçileriyle ilgili olarak bir panel yapt›. Panele TUYAB ad›na Seza Mis Horuz kat›l›rken, 12 Eylül dönemi tek tip elbise tan›klar›ndan Hasan Coflar, hukuki süreçlerle ilgili olarak Avukat Gülizar Tuncer, ‹HD’den Ümit Efe, TOHAV’dan Dr. Veysi Ülgen de panelistlerdendi. TUYAB ad›na kat›lan Seza Mis Horuz, 12 Eylül darbesinin “kimliksizlefltirme, kifliliksizlefltirme” çabalar›ndan bahsederken “Mahpuslar o dönem en küçük haklar›n› bile can bedeliyle kazanm›fllard›” diye ekledi. Daha sonras›nda Demokratikleflme ad› alt›nda yap›lan reformlar›n ise tutsaklar›n yaflamlar›n› kolaylaflt›rmak yerine daha da zorlaflt›rd›¤›n› belirtti. Tek tip elbise tan›klar›ndan Hasan Coflar ise devletin 82-83 y›llar›nda tek tip elbiseyi gündeme getirdi¤ini ancak o dönemden sonra bunu hayata geçiremedi¤ini anlatarak tutsaklar› “siyasal kimli¤inden uzaklaflt›r›p, dayatmalarla teslim almaya çal›flt›klar›na” de¤indi. ‹nsan Haklar› Derne¤i’nden Ümit Efe de hapishanelerin birer fliddet merkezi haline geldi¤ini; yok edebildi¤ini yok eden, teslim alabildi¤ini alan, sistemin çark›n› yürütebilecek ucuz ifl gücü üreten insanlar yaratan bir kurum oldu¤una ve art›k yap›lan iflkencelerin sakl› gizli de¤il de yasalarla da onaylatarak daha rahat yap›laca¤›ndan ve bu yeni infaz yasas›yla beraber tutuklu ve hükümlülere daya-

t›lan tek tip elbise zorunlulu¤undan, keyfi di¤er uygulamalara kadar tutsaklar›n yaflad›¤› zorluklardan örnekler vererek bahsetti. Av. Gülizar Tuncer ise yap›lan dayatmalar›n Master plan›yla ilgili oldu¤unu ve bu dayatmalar›n, iflkencelerin hangi süreçte oldu¤u konusu üzerinde düflünülmesi gerekti¤i ve içinden geçilen süreçte ›srarl› bir flekilde müdahale edilmesi gerekti¤i üzerinde durdu. Dr. Veysi Ülgen ise 399. yasa Wernice Korsakoff’un sadece uzun süreli açl›k durumunda ortaya ç›kmad›¤›n› ayn› zamanda kiflinin gördü¤ü iflkencelerin; kafaya al›nan darp, fiziksel di¤er fliddetlerin yan› s›ra psikolojik olarak da yaln›zlaflt›rma, kimliksizlefltirme çabalar›n›n sonucunda da Wernice Korsakoff hastal›¤›n›n ortaya ç›kt›¤›ndan ve bu hastal›¤a yakalanlar›n ömrü boyunca tedaviye ihtiyaçlar›n›n oldu¤u, 6 ay gibi bir sürede iyileflmelerinin mümkün olmad›¤›ndan bahsetti ve sözde raporlarla hastalara iyileflti raporunu veren Adli T›p Kurumu’na hipokrat yeminini hat›rlatt›. Panel dinleyicilerin sorular›yla devam etti. ‹çinden geçti¤imiz süreçte yap›lan, önümüzdeki süreçte yap›lmas› beklenen sald›r›lar karfl›s›nda örgütlü bir flekilde müdahale edilmesi gerekti¤i sonucu üzerinde hemfikir olunarak sürece müdahale konusunda daha duyarl› olunmas› gerekti¤i üzerinde duruldu. Devrimci demokrat kamuoyunun gündeminin bunlardan uzaklaflt›r›lmamas› gerekti¤i noktas›nda ça¤r›da bulunuldu. Panelde Ölüm Orucu gazilerinin yan›s›ra tutuklu ve flehit ailelerinin kat›l›m› a¤›rl›ktayd›.

‹HD VE KORSAKOFF HASTALARINDAN KINAMA Wernicke Korsakoff hastal›¤› nedeniyle cezalar› ertelenerek tahliye edilen ve Kurtulufl’ta oluflturduklar› “Yaflam Evi”nde bir arada yaflayan ölüm orucu gazileri polisin kendilerine bask› uygulamas›n› protesto etti. ‹HD ‹stanbul fiubesi’nde bir araya gelen 10 korsakoff hastas› kendilerine yönelik bask›lara iliflkin bas›n aç›klamas› yapt›. Aç›klamada ‹HD ‹stanbul fiube Baflkan› Hürriyet fiener’in yan› s›ra korsakoff hastalar› ve yak›nlar› da haz›r bulundu. BASKILARA SON VER‹N ÇA⁄RISI ‹HD flube baflkan› fiener, polislerin Korsakoff’lu hastalar›n kald›¤›

eve yapt›¤› bask›n› hat›rlatarak flöyle konufltu: -Geçen hafta ‘yaflam evi’ne yap›lan bask›n sonras›nda gözalt›na al›nan Ömer Ünal, 5 gün boyunca gözalt›nda tutuldu. -Yürümekte bile zorlanan ve kendi bafl›na hiçbir ihtiyac›n› karfl›layamayan Ünal’›n serbest b›rak›lmas› için yapt›¤›m›z tüm giriflimler sonuçsuz kald›. -Biz Adalet Bakanl›¤›’na sesleniyoruz; hapishanelerde tutuklu bulunan Korsakoff hastalar› serbest b›rak›lmal› ve d›flar›dakiler üzerindeki bask›lara son verilmeli. Korsakoff hastas› Esmehan Ekinci de, 12 Mart’ta kald›klar› ev-

lerine yap›lan bask›n› anlatarak “Ömer Ünal asker kaça¤› oldu¤u gerekçesiyle gözalt›na al›nd›. Biz Adli T›p Kurumu’nun verdi¤i raporu gösterdi¤imiz halde Ömer’i al›p Feriköy Polis Karakolu’na götürdüler. 5 gün boyunca haks›z yere gözalt›nda tuttular. Korsakoff hastalar›na yönelik içerde ve d›flar›da bask› uygulan›yor” dedi. Korsakoff hastas› Refik Ünal ise verdi¤i çeliflkili raporlar nedeniyle Adli T›p Kurumunu elefltirdi. Devletin istedi¤i yönde karar alarak, t›p eti¤ini bir kenara b›rakan Adli T›p Kurumu ise gelen elefltirilere ra¤men, siyasi erkin istedi¤i yönde karar almaya devam ediyor.

F tipi hapishanelerde uygulanan tecride karfl› sürdürülen ölüm orucunda, Ümit GÜNGER 110. flehit olarak sonsuzlu¤a u¤urland›. Sünni bir ailenin çocu¤udur. ‹lkokul ve liseyi Karadeniz’de okuyan Günger ö¤rencilik y›llar›nda Dev-Genç’lilerle tan›flt›. 1993 y›l›nda tutsak düfltü. 96 ÖO’da yer ald›. 19 Aral›k operasyonu ile Tekirda¤ F tipi Hapishanesi’ne götürüldü. Tekirda¤ F Tipi Hapishanesinde, ölüm orucu direniflinin 9. ekiplerinde yer ald›. Zorla müdahale sonucu ölüm orucu eylemine bir süre ara veren Ümit Günger, daha sonra tekrar ölüm orucuna kald›¤› yerden devam etti. Birkaç gün önce yine zorla müdahale için Tekirda¤ Devlet Hastanesi’ne kald›r›ld›. Burada 29 Mart 2004’de tecriti, sansürü ve zorla müdahaleyi protesto etmek için bedenini atefle verdi… Bayrampafla devlet hastanesine kald›r›lan Ümit Günger, 31 Mart günü saat 9:30 sular›nda yaflam›n› kaybetti. Ümit Günger’in cenazesi do¤um yeri olan Artvin’in fiavflat ilçesi Kayadibi köyüne getirildi. Akrabalar›, yoldafllar› ve dostlar› taraf›ndan 250 kiflilik bir grupla buradan günefle u¤urland›.


11

32

9-22 Nisan 2004

‹nsan haklar›nda de¤iflen birfley yok! Türkiye ‹nsan Haklar› Vakf› raporuna göre geçen y›l en az 277 kiflinin ‘yaflam haklar›’ ihlal edildi. Ölenlerin 51’i dur ihtar›na uymama, rastgele aç›lan atefl ve yarg›s›z infaz kurban›... T‹HV 2003 raporu, reformlar›n, ‘yaflam hakk›’ konusundaki ihlalleri durdurmaya yetmedi¤ini gösterdi. Ancak, eskiye oranla say›da azalma gözlendi. Yarg›s›z infaz, dur ihtar›na uymama, rastgele atefl sonucu 51, silahl› çat›flmalarda 115, may›n ve bomba patlamalar›nda 19, faili meçhul siyasi cinayetlerde 11, bombal› sald›r›larda 61, sivil çat›flmalarda bir kifli, hapishanelerde 19 kifli (ikisi ölüm orucu) öldü. Rapora giren örnekler de flöyle: Faili meçhul cinayetlerde; 11 kiflinin öldürüldü¤ü belirtiliyor. S›¤›nd›¤› karakolda: Kerem Saçan, Ayd›n’da 21 Eylül günü yol verme tart›flmas› nedeniyle s›¤›nd›¤› karakolda bir polis taraf›ndan, Ahmet Ayd›n Ankara’da 26 Eylül günü ‘efliyle kavga etti¤i’ için gitti¤i Kavac›k Polis Karakolu’nda polis taraf›ndan öldürüldü. Çat›flma: Silahl› çat›flmalarda en az 25 asker, iki polis, iki korucu ve 86 kifli

öldürüldü. Hapishaneler: 2003’te hapishanelerde 11 adli tutuklu ve hükümlü intihar etti. Devrimci tutsaklardan Orhan U¤ur ve Mehmet Aslan kendini yakarken, üç tutsak hapishanede öldürüldü. Özlem Türk ve Yusuf Arac› ise F tipi hapishaneleri ve tecriti protesto amaçl›

ölüm oruçlar› nedeniyle yaflamlar›n› yitirdi. Mültecinin ad› yok: Bir mülteci intihar etti. Meriç Nehri’nde Marmaris’ten Rodos’a giden tekne batt›, 69 kaçak öldü. ‘Dur’ ihtar›: Adem Avul 29 Haziran’da Van’›n Özalp ilçesi Afla¤› Turga-

l› Köyü’nde ‹ran askerlerinin atefliyle, ‹sa Gözüpek 3 Ocak’ta Van’›n Saray ilçesi Kap›köy’de jandarmalar taraf›ndan, Seyfettin Aslan 15 fiubat’ta Kocaeli Gebze ilçesinde polislerce öldürüldü. Yarg›s›z infaz: 13 yafl›ndaki Nihat Çeri 5 Nisan’da Van’›n Esenyamaç köyündeki patlamada, Çerkefl Ayd›n ‹stanbul Fatih’te 3 Eylül günü evine düzenlenen operasyonda kaçt›¤› gerekçesiyle, 14 yafl›ndaki Zahir Y›lmaz Van’›n Çald›ran ilçesi Üçgözler Köyü’nde 30 Eylül günü askerler taraf›ndan öldürüldü. Kara may›nlar›: 2003’te Mardin’in Beyazsu beldesinde, fi›rnak’ta, Konya Karap›nar’da, Mufl’un Malazgirt ilçesinde, Siirt Eruh’ta, Edirne’nin Meriç ilçesinde, Bingöl Elmadüzü’nde Hatay Dörtyol’da 19 kifli may›n ve patlamam›fl bomba kurban› oldu. Korucu atefli: Süleyman Tafl 26 Mart’ta Batman Sason’da korucular aras›ndaki çat›flmada, Baha Bafl, Batman Kozluk Beyda¤› Köyü’nde korucubafl› taraf›ndan, Abuzer Türk Malatya Uluköy’de korucu taraf›ndan öldürüldü.

MURAT ÖRDEKÇ‹’N‹N A‹LES‹NE “Ba¤›ms›z” mahkeme yine flafl›rtmad›!

TAZM‹NAT KARARI 19 Aral›k katliam›nda Bayrampafla Hapishanesi’nde öldürülen Murat Ördekçi’nin ailesi, katliam›n ard›ndan ‹stanbul 2. ‹dare Mahkemesi’nde açt›¤› tazminat davas›n› kazand›. “Hayata Dönüfl Operasyonu” ad› verilen katliam›n 20 hapishanede 28 devrimci tutsa¤›n katledilmesi gibi bir ‘baflar›yla’ sonuçlanmas›n›n hemen ard›ndan dönemin Adalet Bakan› taraf›ndan yap›lan aç›klamalarda tutsaklar›n asker, polis ve jandarma üzerine atefl açt›klar› iddia edilmiflti. Devlet buna iliflkin geçerli bir kan›t sunamay›nca “10 y›ld›r hapishanelerde say›m alam›yorduk, ç›kartt›klar› isyan› bast›rmak için, cezaevinden güvenlik güçlerine do¤ru atefl aç›l›p can güvenlikleri tehlikeye girince atefl açmak zorunda kald›k” gibi söylemlerle kendisini hakl› ç›karmaya çal›flm›flt›. 25 Mart 2004 tarihinde görülen Ördekçi ailesinin tazminat davas›nda hakim, jandarman›n silah kullanma yetkisi olmad›¤› halde atefl açmas› ve jandarman›n açt›¤› atefl sonucu yaflam›n› yitiren Murat Ördekçi’nin yaflam hakk›n›n ihlal edildi¤i gerekçesiyle, aileye 109 milyar tazminat verilmesi yönünde karar verdi. Bu karar ayn› zamanda devletin katliam› kabullenmesi anlam›na gelmektedir. Ve bu aç›dan önemlidir. 19 Aral›k’tan itibaren katliam›n araflt›r›lmas›, gerçek bilgilerin aç›klanmas›n›n önüne sürekli olarak engel ç›kartan, tazminat davalar› açan aileler ve insan haklar› savunucular›n› tehdit eden, avukatlara katliam raporlar›n›n ulaflmamas› için büyük bir çaba sarfeden devlet, üzerinden 3 y›l› aflk›n bir zaman geçtikten sonra verdi¤i bu kararla ‘demokratikleflme’ yolunda samimi davranmaya bafllad›¤› izlenimini yaratmaya çal›fl›yor. Ancak bir cinayetin itiraf›n› yapmakla bu izlenimi yaratamayaca¤›; pefl pefle iflledi¤i cinayetlerle, katliamlarla, gözalt› ve tutuklamalarla, iflkencelerle efendilerinin direktiflerini harfiyen yerine getirmeye and içmesiyle yine kendi eliyle ispatlan›yor, ispatlanmaya da devam edecektir. (H.Merkezi)

9 Ocak 1991’de Hacettepe Üniversitesi Beytepe kampüsünün ç›k›fl›nda gözalt›na al›nan Birtan Altunbafl, 16 Ocak günü hastaland›¤› gerekçesiyle kald›r›ld›¤› GATA’da yaflam›n› yitirmiflti. Alelacele gerçeklefltirilen otopside “eceliyle” öldü¤ü yaz›lm›flt›. Polis olay› kamuoyundan gizlemek için 22 Ocak 1991’e kadar öldü¤ünü aç›klamam›flt›. Onunla ayn› zamanlarda gözalt›na al›nan Murat Böbrek, yapt›¤› aç›klamada Altunbafl’a elektrik verildi¤ini, ask›ya al›nd›¤›n›, dövülürken gördü¤ünü anlatm›flt›. Zaman› mekan› ve kiflisi de¤iflse de, bu “münferit” olarak adland›r›lan gözalt›nda katletme, sistemin bilinçli bir politikas›. Sistemin kimi zaman daha alengirli, kimi zaman apaç›k, kimi zaman çok yo¤un, kimi zaman daha seyrek baflvurdu¤u bu politika her dönem varl›¤›n› devam ettiriyor. Bu noktada kolluk güçleriyle, “doktoruyla”, “ba¤›ms›z” mahkemesiyle sistemin tüm kurumlar›n›n bu suçu elele örtbas etmesinde sistem aç›s›ndan hiçbir flafl›rt›c›l›k yok tabiki. Görülen onlarca davadan, aradan geçen 13 seneden sonra, Türkiye’nin bu en uzun süren iflkence davas› 26 Mart 2004’te karara ba¤land›: yarg›lanan 8 polisten dördü serbest b›rak›ld›. Gerekçesi ise öldürmek amac›yla de¤il, konuflturmak amac›yla iflkence yap›lm›fl olmas›yd›! Di¤er dört polise ise, 4 y›l 6 ay hapis verildi. Ceza indirimleriyle bu süre 21 aya kadar düflüyor. Davan›n avukatlar› sonuca itiraz edeceklerini belirterek,

cezan›n para cezas›na çevrilebilece¤ini belirttiler. Demek ki ülkemizde bir insan› katletmenin ne kadar ceza edece¤i 13 y›l düflünüldükten(!), resmi olarak çal›flan san›k polisleri y›llarca bulmamaktan sonra 21 ay olaca¤›na karar veriliyor! Tabi bu durum ancak devrimci demokrat duyarl› insanlar düflünüldü¤ünde böyle. ‹flçiler emekçiler sendikac›lar, ayd›nlar oldu¤unda böyle. Yoksul ve ezilen halk›m›z söz konusu oldu¤unda böyle. Kimler için böyle de¤il peki? ‹nsanlar› katledenlere, eli kanl› katillere, sistemin bekçilerine, hortumculara, soygunculara, sermaye sahiplerine ensesi kal›nlara böyle de¤il. “Ba¤›ms›z” mahkemelerimiz s›ra efendilerine geldi¤inde istenilen karar› almakta hiç geç kalm›yor, ama ifl sistemin “suç”lar›na gelince y›llarca geciktirerek zamanafl›m›na u¤rat›yor. Halklar›n katili ABD’nin, iflkencelerin bizzat uygulay›c›s› AKP hükümetinin, eli kanl› Adalet Bakan›’n›n davay› yak›ndan izledi¤i(!) duyuruluyor burjuva bas›n›n sayfalar›ndan. ‹brahim Dedeo¤lu gibi iflkencecileri e¤iten Amerika’da, iflkencenin sorumlusu AKP hükümeti de, sözümona Adalet(!) Bakan› da halk›n bilincini buland›ramaz. Bu “duyarl›” senaryolar›n›za karn›m›z tok, defalarca maskenizin alt›ndaki katliamc› yüzünüzü gördük. Dün katil olanlar›, bugünkü katiller aklayamaz! Halk›n adaleti, günü geldi¤inde sizin yakan›za yap›flacak ve esas mahkeme o gün görülecektir!


9-22 Nisan 2004

32

12

Hepimiz birer Filistinliyiz

HAMAS’›n kurucusu ve ruhani lideri olan fieyh Ahmed Yasin 22 Mart 2004 tarihinde, arabas›na ‹srail helikopterlerinin düzenledi¤i füze sald›r›s›yla yaflam›n› yitirdi. Y›llard›r emperyalizmin deste¤iyle Ortado¤u’ya yerleflen ve Filistin topraklar›n› iflgal eden Siyonist ‹srail gün gün büyüyen Filistin Direniflini bitirebilmek amac›yla yapt›¤› katliamlardan bir sonuç alamay›nca son olarak çareyi “Yak›nda bizim büyük ölümlerimizi

duyacaks›n›z, o zaman al›nlar›m›zda flu yaz›lacak; bizler direndik! ‹leri at›ld›k ve kaçmad›k! Bizden, teslim olmam›z› ve beyaz bayrak dikmemizi beklemeyin! Çünkü biz, bunu yapsak da ölece¤imizi biliyoruz. B›rak›n savaflç› onuruyla ölelim! Dilerseniz bizimle olun, elinizden geldi¤ince öcümüzü sizden her biri boynuna taks›n! Dilerseniz bize ac›yarak ölümümüzü izleyin!” diyen 67 yafl›nda ve vücudunun büyük bir bölümünü

felç olan Filistinlilerin fieyh Yasin’ini katletmekte buldu. Ancak katliam›n hemen ertesinde baflta Ortado¤u ülkeleri olmak üzere pek çok ülkede gerçeklefltirilen eylemler ‹srail’in bu sevincinin kursa¤›nda kalmas›na neden oldu. Türkiye’de de tepki toplayan katliam› protesto eden Özgür-der, Mazlumder, Anadolu Gençlik Dernekleri vb. 26 Mart 2004 tarihinde Beyaz›t Camii’nde k›l›nan Cuma Namaz› sonras›nda Beyaz›t Meydan›’nda toplanarak bir Ahmed Yasin’in öldürüldü¤ünü ancak binlercesinin yetiflti¤ini ve ‹srail’in bunun hesab›n› verece¤ini dile getirdiler. 3000’i aflk›n insan›n topland›¤› Beyaz›t Meydan›’nda Tekbir ve Allahü Ekber sesleri aras›nda yükselen ‹srail ve Amerikan bayraklar› yak›l›rken ‹srail siyonizmine duyulan nefret ön plana ç›kt›. “fiehitlerin yolunu sürdürece¤iz”, “Hepimiz birer Ahmed Yasin’iz”, “Ortado¤u ‹srail’e mezar olacak” vb. dövizlerin aç›ld›¤› eylemde Ahmed Yasin’in vasiyeti okunarak cenaze namaz› k›l›nd›¤› eylemde bas›n aç›klamas›n› Anadolu Gençlik Derne¤i Baflkan› Ö. Fuat Günday yapt›. Günday, “Ahmed Yasin’in flahadeti, intifaday› durdurmayacak aksine güç katacakt›r” dedi. 27 Mart 2004 tarihinde de Irak’ta

TUZLA’DA KERMES Günümüzde egemen kesimlerin dayatmalar› sonucunda yaflanan kültürel yozlaflma ve bunlar›n kifliler üzerinde yaratt›¤› etki sonucu bencil, bireyci, sorunlar›na ve çevresine karfl› duyars›z kifliliklere karfl›, eme¤in yan›nda yer alan, kiflisel kurtulufl yerine toplumsal kurtuluflu esas alan ve bu çerçevede hareket eden ve çevresini harekete geçirmeye çal›flan insan modeli yaratmak, devrimcilerin omuzlar›nda duran en büyük sorumluluklardand›r. Bu do¤rultuda hareket eden s›n›f›n›n

‹flgale Hay›r Koordinasyonu, Yasin’in öldürüldü¤ü sald›r›ya iliflkin ‹srail Konsoloslu¤u önünde protesto eylemi yapt›. Levent’te bulunan konsolosluk önüne Plazalar Dura¤›’ndan yürüyen Koordinasyon bileflenlerinden ILPS, MazlumDer, Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i ve Mücadele Birli¤i Platformu “Katil ‹srail Filistin’den Defol” pankart› arkas›nda yer ald›lar. “Yaflas›n ‹ntifada”, “Filistin’e özgürlük”, “‹flgale de¤il direnifle destek ver” vb. yaz›l› dövizler tafl›yan grup s›k s›k “Yaflas›n halklar›n kardeflli¤i”, “Filistin’de Yasin çok hepimiz birer Ahmed Yasin’iz”, “Yaflas›n halklar›n direnifli”, “Yaflas›n küresel ‹ntifada” sloganlar›n› att›. Mazlum-der imzal› önlük giyen çocuklar›n da kat›ld›¤› eylemde, bas›n aç›klamas›n› yapan Ümit Efe “Onlar›n özgürlük dedikleri, bar›fl dedikleri Filistin’de y›llard›r yaflanan zulümdür, Afganistan ve Irak’›n iflgalidir. Ortado¤u halklar› onlar›n bar›fl ad›n› verdikleri sahtekârl›¤›n sonsuz kölelik oldu¤unu deneyimleriyle ö¤rendiler. Bizler Irak’ta ‹flgale Hay›r Koordinasyonu olarak fieyh Ahmed Yasin’in öldürülmesini protesto ediyor, ‹srail’in Ortado¤u’yu derhal terk etmesini istiyoruz” dedi. Eylem sloganlarla son buldu.

‹zmir’de NATO protestosuna sald›r›

sendikac›l›¤›n› yapan Devrimci Demokratik Sendikal Birlik perspektifiyle hareket eden Tuzla Deri-‹fl Sendikas› 27-31 Mart tarihleri aras›nda, Tuzla’n›n Ayd›nl› mahallesinde geçen aylarda evi yanan ve bu yang›nda vücudunun büyük bir bölümü de yanan bir gencin tedavisini yapmak amac›yla mahalle halk› ve esnaftan toplad›klar› eflyalarla kermes düzenlediler. Mahalle halk›n›n yo¤un ilgi gösterdi¤i kermesten elde edilen gelir gencin tedavisi için ailesine verildi. (Kartal)

Meyvan flehitlerine Almadan dönmezdi çarp›flmalarda Bir parças›n› patlamalar›n Ve üçüncü vuruluflunda mareflald› Önde giden taburlar›n! Kavgan›n asi yürüyeni S›zlanma ruhuna bat›l› diken Ve devrimin alçakgönüllü serüveni Bayraks›z yaflayamaz, güleniydi Partinin 15 Nisan 1995 günü Erzincan Kemah’ta tanklara, toplara karfl›n, ilkeler üzerinde aya¤a dikiliflin kilometretafllar›n› döfleyen ve zor günlerde rehberimiz olan Halil Çak›ro¤lu, Süheyla Da¤deviren, Munzur Keskin yoldafllar›n destans› direnifli ile flehit düfltüklerinin 9. Y›l›nda bizlere b›rakt›klar› bayra¤› dalgaland›rman›n inanc›yla kavgam›zda yaflataca¤›z… Çak›ro¤lu Ailesi

NATO ve Ege Üniversitesi Rektörlü¤ü iflbirli¤i ile düzenlenen paneli protesto eden gruba polis coplarla sald›rd›. Ege Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Konferans Salonu’nda gerçeklefltirilen “NATO’nun De¤iflim Süreci ve Türkiye’nin Durumu” paneli protesto etmek amac›yla üç koldan AKM’ye do¤ru yürüyüfle geçen yaklafl›k 200 kifli, “Yanki go home”, “Emperyalistler, iflbirlikçiler 6. filoyu unutmay›n”, “Katil NATO ülkemizden defol”, “ABD askeri olmayaca¤›z”, “Gün gelecek, devran dönecek katiller halka hesap verecek” fleklinde slogan att›. AKM önünde oluflturulan polis noktas›n› geçmeye çal›flan grupa, cop ve sopalarla sald›ran çevik kuvvet polisleri çok say›da kiflinin yaralanmas›na neden oldu. Yeni Kara Mürsel (YKM) binas› önünde bir süre toplanan kitle ile çevik kuvvet ekipleri aras›nda yine gerginlik ç›kt›. Göstericiler yaklafl›k 40 dakikal›k eylemin ard›ndan da¤›ld›. (D‹HA)


13

32

9-22 Nisan 2004

Avrupa’da 20 Mart protestolar›

Bern

‹sviçre’de 20 Mart coflkusu 20 Mart Cumartesi günü ‹sviçre’nin baflkenti Bern’de düzenlenen yürüyüfle yaklafl›k olarak 500 kifli kat›ld›. TKP/ML taraftarlar›n›n da kat›ld›¤› eyleme MLKP, T‹KB, TK‹H ve DIDF taraftarlar› da kat›ld›. Yürüyüflte TKP/ML ve MLKP birlikte yürüdüler. TKP/ML taraftarlar› en önde 5 usta arkas›nda TKP/ML pankart› açt›. ITIF ve AT‹K pankartlar›n›n da bulundu¤u yürüyüfl boyunca “Yaflas›n enternasyonal dayan›flma”, “Savafla hay›r”, “Emperyalistler Irak’tan defolun” fleklinde sloganlar Almanca at›ld›. AT‹K’in ç›kartt›¤› Almanca bildiri genifl olarak da¤›t›ld›.Yine AT‹K’in ç›kartt›¤› afifl gerek Bern’de gerekse Basel , Zürih ve Lüzern’de çok yayg›n olarak yap›ld›. Bu afifl ve deha önce AT‹K taraf›ndan ç›kar›lan Irak iflgali ile ilgili afifl oldukça ilgi çekti ve kitleler taraf›ndan be¤enildi. Yürüyüfl saat 14:00’te bafllad› ve saat 16:30’da sona erdi TKP/ML taraftarlar› 100 kiflilik bir kitle kat›l›m› sa¤lad›lar.

BERL‹N’DE EYLEM Avrupa Birli¤i ülkelerinde efl güdümlü, paralel bir flekilde bafllat›lan sosyal hak gasplar› bugün daha da pervas›zlaflarak devam ediyor. Tabi ki bu olay tesadüf de¤il, bizzat emperyalist burjuvazi taraf›ndan haz›rlanm›fl tezgaht›r. Avrupa Birli¤i kendi içinde çeliflmeli bir birlik olsa da, özellikle Almanya ve Fransa’n›n bafl›n› çekti¤i emperyalist blok, dünya nimetlerinden daha fazla pay almak, sömürüde daha fazla söz sahibi olmak istiyorlar. Buna sahip olman›n yolunun bir yan›yla askeri oldu¤u gibi, di¤er yan›yla da ekonomik olarak güçlü olmaktan geçti¤ini biliyorlar. Avrupa ordusunu oluflturma tart›flma ve giriflimleri son h›z›yla sürerken, ekonomik olarak da di¤er emperyalist güçler (ABD, Japonya, Rusya, Çin vb.) karfl›s›nda rekabet gücünü art›rmak, daha vahfli, daha aktif k›lmak için, sermayeye yeni imkanlar sa¤l›yor, tekelerin vergi yüklerini azalt›yor, tekelere sunulan sübvansiyonlarla desteklenirken, bunlar sonucunda do¤an aç›klar ve büyük yükler emekçilerin s›rt›na y›k›l›yor. Avrupa’n›n di¤er ülkelerinde çeflitli isimler alt›nda yap›lmaya çal›fl›l›rken, Almanya da Harz I, II, III, IV planlar›, sa¤l›k “reformu”, Agenda 2010 adland›rmalar›yla sosyal haklar bir bir budan›yor. Al›nan bu a¤›r toplumsal y›k›m kararlar›, pratik olarak yans›mas› oran›nda emekçileri harekete geçirmekte. Sendikalar, düzen partileri, çeflitli Sivil Toplum Örgütleri vb. taraf›ndan kitleler pasifize edilmeye, tepkiler törpülenip yanl›fl yönlere kanalize edilme çabas› içerisindeler. Toplumsal y›k›m›n arka ve esas cephesi gizlenerek sadece sonuçlar› boyutunda eylemlikler s›n›rl› tutulmaya çal›fl›lsa da, alttan gelen tepkiler zorlayarak eylemlikleri hem s›klaflt›rmakta, hem çeflitlendirmekte, hem de kitlesellefltirerek boyutland›rmaktad›r. Bizler taraf›ndan, sebepleri çok yanlar›yla bilinmek ve de¤erlendirilmeye çal›fl›lmakla birlikte, önemli olan›n kitlelerin görmesi, gösterilmesi ve harekete geçirilmesidir. Geçen y›llarda yap›lan eylemliklerle karfl›laflt›rmal› de¤erlendirildi¤inde bir çok yan›yla olumlu geliflmelerin oldu¤u görülebilir. Fazla uza¤a gitmeden iki hafta öncesinde Berlin’de sadece emeklilerin düzenledi¤i ve kat›ld›¤› yürüyüfle dahi bakmak, önemli ipuç-

lar›n› verecektir. Yirmi binin üzerinde bir kat›l›m olurken, att›klar› sloganlar, tafl›d›klar› dövizler gelecekteki geliflmelerin ça¤r›fl›m›n› bildiriyordu. Di¤er yandan bir çok kurum ve kuruluflta görülen hareketlilik ve aç›lan kampanyalar politik gidiflat›nda sinyalleridir. Yerli ve göçmen yap›lardan çok önce geliflmeleri de¤erlendiren AT‹K ve AT‹F geçen y›lda açt›¤› ve y›l boyunca çeflitli aktivitelerle sürdürdü¤ü kampanyay› bu y›l da sürdürme karar› al›nm›flt›r, sosyal hak gasplar›na karfl›. Avrupa’n›n bir çok ülkesinde aylar öncesinden belirlenen eylemlikler beklenenin üzerinde kat›l›m ve coflkuyla gerçeklefltirildi. Almanya’n›n üç flehrinde merkezilefltirilen etkinliklerden biri de Berlin de yap›ld›. Berlin ve çevre flehirlerden otobüslerle kat›l›m›n yap›ld›¤› yürüyüflte 250 binin üzerinde insan yer ald›. AT‹K (Avrupa Türkiyeli ‹flçiler Konfederasyonu), ATIF (Almanya Türkiyeli ‹flçiler Federasyonu) ve ILPS (Halklar›n Uluslararas› Mücadele Ligi) ald›¤› kararla Almanya-kuzey merkezi olarak eylemlikte, göçmen örgütler içerisinde yine en kalabal›k kitle kat›l›m›yla yerlerini ald›lar. Emperyalist savafl ve iflgallerinde lanetlendi¤i, haliyle a¤›rl›kl› olarak sosyal hak gasplar›na karfl› pankart ve dövizler tafl›n›rken, amblemli pankartlar kortejde dikkat çekiyordu. TKP/ML yaz›l› k›z›l bayraklar› ise militanlar› taraf›ndan, her zaman oldu¤u gibi yine coflkuyla dalgaland›r›ld›. Binlerce AT‹F imzal› bildiriler da¤›t›larak, genifl propaganda yap›ld›. Saat 10:00 civar›nda ak›n ak›n Berlin`in ayr› ayr› üç semtinde (Alexanderplatz, Breitscheitplatz ve Gendarmenmarkt) toplanan kitle, yap›lan k›sa konuflmalardan sonra yürüyüfle geçti. Kortejler aras›nda büyük kamyon ve kamyonetlere yerlefltirilen güçlü ses cihazlar›ndan seslendirilen müzik, konuflmalar, slogan vb.leri havada birbirine kar›fl›rken flehri adeta inletiyordu. Her üç koldan gelen kitle, tarihi Brandenburgertor önünde buluflmaya çal›flt›, çal›flt›, çünkü; daha yürüyüfl kollar›n›n ön taraf› alana ulaflm›flt›ki alan doldu ve arkada kalan insanlar orman içlerine da¤›ld›lar. Yine yap›lan konuflmalar, müzik dinletisi` nden sonra insanlar, “bir daha ki eylemlilikte görüflmek üzere” dercesine sessizce da¤›ld›lar.

TAR‹H‹ fiATOLARDA OTURANLAR DE⁄‹L KULÜBELERDEK‹ D‹RENENLER YAZIYOR

Bern

Irak’ta ki direniflin birinci y›l›n› doldurmas›ndan dolay› dünyan›n birçok ülkesinde savafl karfl›t›, direnifl yanl›s› gösteriler düzenlendi. Bu gösterilerden biri de Yunanistan’da gerçeklefltirildi. 20 Mart Cumartesi günü kitleler üç ayr› noktada toplanmaya bafllad›lar.Bunlardan biri de YKP/ML’nin de aralar›nda oldu¤u çeflitli devrimci ve sol örgüt ve gruplar›n oluflturdu¤u platformun toplanma alan›yd›. Di¤er bir grup ise Sintagma meydan›nda toplanan Yunanistan Sosyal Forumu’ydu. Di¤er toplanma alan› ise Akademiya meydan›yd›, burada da KKE ayr› olarak topland›. Eylemin Yunanistan seçimlerinden sonra olusu ve örgüt ve partilerin yeteri haz›rl›¤› yapmamalar›ndan dolay› kat›l›m gecen y›la oranla daha düflük oldu. Kat›l›m›n düflük olmas›n›n di¤er bir etkeni ise yap›lar›n üç ayr› noktada toplanmalar› oldu. Bu konuda birli¤in sa¤lanamam›fl olmas› en önemli handikap oldu. Ö¤len saat iki gibi bafllayan yürüyüfle yaklafl›k olarak on binin üzerinde bir kat›l›m sa¤land›.YKP’ML’nin içinde yer ald›¤› platform iki bin kiflilik bir kitleyle yürüyüfle kat›l›m sa¤lad›.Canl› bir atmosferde gerçekleflen yürüyüflte herhangi bir olumsuzluk yaflanmad›.Yürüyüfl s›ras›nda Amerikan karfl›t›,savafl karfl›t›, üsler karfl›t›, olimpiyatlar ve hükümet karfl›t› sloganlar at›ld›. Kitlenin ABD konsoloslu¤u önüne gelinmesiyle kitledeki coflku daha bir artt›. Olays›z gecen yürüyüfl ABD konsoloslu¤una gelinmesinden sonra sona erdi.


9-22 Nisan 2004

14

32

Geçti¤imiz ay yasaklanan Kristal-‹fl Sendikas›’n›n cam grevinden sonra, bu kez de D‹SK/Lastik-‹fl’in Goodyear, Türk Pirelli ve Brissa fabrikalar›nda ald›¤› grev karar› uygulamaya konulmadan bir gün önce, 21 Mart’ta Bakanlar Kurulu’nca “Milli güvenli¤i bozdu¤u” gerekçesiyle iki ay süreyle ertelendi yani yasakland›. Birkaç hafta önce uluslararas› tekellerin yöneticileriyle AKP hükümetinin yapt›¤› toplant›da ‹talyan Pirelli’nin yöneticisi M. Tronchetti Provera’n›n “sendika çok fazla talep ederse, yat›r›mlar›m›za ara vermek zorunda kalabiliriz” demesi, sermayenin ufla¤› olan AKP hükümetine grevi yasaklamas›n›n sinyalini veriyordu. T›pk› Ford’un iste¤iyle cam grevini yasaklad›¤› gibi, hükümet s›n›f karakterine uygun olarak iflçilerin haklar›n› de¤il, sermayenin ç›karlar›n› korumufl, bunun k›l›f›n› da “milli güvenlik” olarak uydurmufltur. Yaflanan geliflmeleri de¤erlendirmesi için Lastik-‹fl Sakarya fiubesi Genel ‹dari Sekreteri Selahattin Y›lmaz’›n görüfllerini ald›k.

Uzlaflmac› sendikac›l›k afl›lmak zorundad›r - Genel olarak Türkiye’de bugün yaflanan geliflmeleri (grev ertelemeleri, KYTK, özellefltirme sald›r›lar›) emekçiler cephesinden özetler misiniz? - Türkiye’de sendikal hareketin özellikle 80’den sonra emek taraf›ndan bak›ld›¤›nda kendi sosyal politikalar›n› oluflturmad›¤›n› ve bu politikalar› halka mal edemedi¤ini ve hükümet üzerinde bask› oluflturamad›¤›n› görüyoruz. Sendikan›n kendine has sosyal politikalar› (e¤itim, sa¤l›k, ekonomik, siyasal vs.) olmas› ve bunlar›n da halka samimi bir flekilde anlat›lmas› gerekiyor. E¤er bu böyle yap›lmaz ise sendika yönetimleri ve sendikalar s›n›ftan koparlar. Özellikle son 20 y›lda yap›lan grev ertelemelerinin en önemli sebebini s›n›f ile sendika aras›ndaki uçuruma ba¤layabiliriz. E¤er iflçisiyle, yöneticisiyle, konfederasyonu ile birlikte tek yürek olunsa idi bu grevler ertelenmezdi. Biz ifl sözleflmeleri yaparken ücretler konusundan daha ziyade iflletme gerçeklerinden yola ç›karak toplu ifl sözleflmelerini de¤erlendiriyoruz. Yani lastikteki bir iflletmenin kazanc› yüksekse, kâr marjlar› yüksekse ve pazar imkanlar› rahatsa, buralarda yap›lan toplu ifl sözleflmelerini, ücret dengelerini, sosyal haklar›n› yaparken bu iflletmelerin gerçekleri gözönüne al›nmal›d›r. Yani kâr oran› daha yüksek olan bir iflletmede elde etti¤imiz hakla daha düflük kâr oran› olan bir iflletmede elde etti¤imiz hak-

lar aras›nda fakl›l›klar olabilir. Örne¤in oto lasti¤i üreten bir iflletmede iflçinin kazan›mlar› bisiklet lasti¤i üreten bir iflletmede farkl› olabiliyor. Bunun nedeni ise d›flar›da ithal edilen ucuz bisiklet lastikleridir. Türkiye’de art›k örgütlülü¤ün d›fl›nda yeni ç›-

kan yasayla birlikte lastik sektöründe ulusal toplu ifl sözleflmelerinin yap›lmas› gerekiyor. E¤er bu yap›lmaz ise iflyerlerinin sözleflmeleri ile s›n›fa büyük kazan›mlar sa¤lanamayaca¤›na inan›yorum. Baz› kazan›mlar›n elde edilebilmesi için iflveren ve sendikal kanunlarda de¤ifliklik yap›lmas› gerekiyor. Bunun mücadelesini sendikalar›n ortaya ç›k›p vermesi laz›m. E¤er sendikalar mevcut hükümetten medet umup ondan çö-

züm beklerlerse s›n›f ad›na kazan›m elde edilemez. ‹flçi s›n›f›n›n kendi öz gücüne güvenmesi ve iflçilere toplumsal sosyal bilincin afl›lanmas› gerekiyor. Bunlar› yapmad›¤›n›z zaman bunlar›n düzelmesi zordur. Biz elimizden geldi¤i kadar›yla di¤er sendikalarla birlikte e¤itim çal›flmalar›, seminerler düzenlemeye çal›fl›yoruz. Yine ayn› seminerlerimiz Fransa’da var. Fransa’da lastik iflçisi haftada 35 saat çal›fl›yor. Orada lastik iflçisinin maliyeti 50 bin dolar, Türkiye’de ise 25 bin dolar civar›nda. Onlar da bu piyasada lastik sat›fl› yap›yorlar. Türkiye’de flöyle bir mant›k var. Rekabet gücünü iflçilik maliyetinden düflürerek kâr etmeyi düflünüyorlar. Burada da sorunlar bafl gösteriyor. Bir yerde 50 bin dolar maliyetle kâr ediliyor bir yerde ise 25 bin dolar maliyetin yüksek oldu¤u söylenerek iflçilik maliyetinin daha fazla düflürülmesi bekleniyor. Bu da lastik iflçilerine ters düflüyor. Temel olarak greve ç›k›fl nedenimiz ücret dengesinden ziyade yeni ç›kar›lmaya çal›fl›lan 4852 yasa ile birlikte iflçi s›n›f›n›n kazanm›fl oldu¤u sosyal haklar›n geri al›nmak istenmesi. Lastik fabrikalar›nda asgari ücretten tutal›m 12 ay tafleron çal›flt›rma izinlerinin 6 aydan 12 aya ç›kar›lmas› gibi sorunlarla karfl› karfl›yay›z. Bizim iste¤imiz ise T‹S’de iflçinin maafl›n›n % 10’u kadar zam yap›lmas›. Bizim bu hakl› iste¤imiz toplum ve siyasi ikti-

dar taraf›ndan lastik iflçisinin çal›flma koflullar›n› bilmedikleri için tepkiyle karfl›lan›yor. “Türkiye’de onca iflsiz varken lastik iflçisi niçin elindeki ile yetinmiyor” diye bir anlay›fl gelifliyor. Ben de bir lastik iflçisi olarak 1979 y›l›nda fabrikada 24 saatte 40004500 lasti¤i 1300 kifliyle ç›kard›¤›m›z› hat›rl›yorum. fiimdi ise 24 saatte 750 iflçi ile 20000 lastik üretiyoruz. Ald›¤›m›z ücret ise o dönemlerde ald›¤›m›z›n yar›s› kadar. Bununla birlikte fabrikalar kendi enerjilerini kendileri üretiyorlar. Enerji maliyetlerini düflürdüler. - Son olarak yine bir grev ertelemesi ile karfl›laflt›n›z. Bu konuda ne diyeceksiniz? - Lastik-‹fl grevimiz mili güvenli¤i tehdit ediyor gerekçesiyle ertelendi. Bize ilginç gelen taraf› sanki lastik iflçileri “teröristmifl” gibi halka yans›t›lmaya çal›fl›l›yor. En son grev karar›m›z ertelendi¤i için bas›n aç›klamas› yapma karar› ald›k. ‹zmit’te yapmak istedi¤imiz bas›n aç›klamas› mitinge dönüfltü ve 10 bin civar›nda insan bu eyleme destek verdi. Bu lastik iflçisinin mücadelesinin meflrulu¤unun bir belirtisidir. Türkiye’deki sermaye gruplar›n›n son 20 y›lda ücret dengelerini afla¤› çekmek için yo¤un bir çabalar› var. Bu çaban›n karfl›s›nda net bir durufl sergilenmemesi ise lastik iflçilerinin reel olarak %35 bir kayba u¤ramas›na mal olmufltur. Bu da iflçiler üzerinde sendikaya karfl› bir güvensizli¤in oluflmas›na neden oluyor. Mevcut hükümetin sermayenin sözcülü¤ünü yapmas› ve iflçiden al›p patrona vermesini ve ç›kard›¤› yasalar›n patronlar›n lehine olmas›n› do¤al karfl›l›yoruz. Çünkü ülkedeki sendikalara hep ekonomik alanda mücadele edeceklermifl gibi bir misyon yükleniyor. Bu da iflçilerin belli kal›plara s›k›fl›p kalmas›na ve bununla beraber topluma yap›lan sald›r›lara yabanc›laflmay› beraberinde getiriyor.


32 Sendikalar›n kendi siyasal politikalar›n› oluflturup bu politikalar› benimseyen çevreleri bir araya getirip bunlarla birlikte ortak mücadele etmesi gerekiyor. E¤er bir sivil toplum örgütünün (esnaf ve zanaatkarlar odas›) yöneticilerinin alt›nda resmi plakal› araçlar varsa bundan bunlar›n mevcut hükümetin sözcülü¤ünü yapt›klar› anlam› ç›kar. Bizim arkadafllar›m›z aras›nda IMF’nin politikalar› do¤rultusunda hükümetin yapm›fl oldu¤u özellefltirmeleri do¤ru bulanlar var, bu arkadafllarda e¤er bir kamu kuruluflu zarar ediyorsa bunlar özellefltirilsin diye bir anlay›fl var. Ama flimdiye kadar özellefltirilen kurulufllara bakt›¤›m›zda bunlardan hiç biri zarar eden bir kurulufl de¤il, bu da sendikalar›n özellefltirme konusunda halen sakat anlay›fllar› bar›nd›rd›¤›n›n bir göstergesidir. Sakarya’da il ekonomisine ve istihdama büyük katk›larda bulunan ve özellefltirilen (Donat›m fabrikas›, vagon fabrikas› -%51 hissesi özelleflti- kapat›lan fleker fabrikas›) fabrikalar bulunmaktad›r. Bu fabrikalarda 7-8 bin iflçi çal›fl›yordu bunu 5 ile çarpt›¤›m›zda bu rakam 40 bine ulafl›yor. Yani bu fabrikalar 40 bin insan›n geçimini sa¤l›yordu, bunun yan›nda fleker fabrikas› boyutuyla olaya bakt›¤›m›zda ise fleker fabrikas›n›n 16 bin köylü orta¤› vard›. Yine PETK‹M ve TÜPRAfi’›n özellefltirilmesi mevcut hükümetin IMF politikalar›na ve yerli sermaye patronlar›na ne kadar ba¤l› bulundu¤unun bir belirtisidir. Bu iflletmeler iflçi s›n›f› ve Türkiye ekonomisi aç›s›ndan büyük zarar demektir - Son 10 y›lda alm›fl oldu¤unuz grev kararlar› 4. kez ertelendi, bu durumu nas›l de¤erlendiriyorsunuz? - Yetki problemleriyle karfl› karfl›yay›z, Türkiye’deki sendikalar % 10 baraj›yla ilgili tehdit alt›ndad›r. Kristal‹fl’te uygulanan bask›lar Lastik-‹fl için de geçerlidir. Kristal-‹fl’in grev karar› almas›n›n en önemli argüman› Kristal-‹fl’i sindirme politikas›na karfl› fitnü flahsiyetinin kabul edilmesine yönelik bir dirençti, bizim için de ayn› durum geçerlidir. Patronlar ve var olan hükümet iflçilerin üretimden gelen gücünü görmeli ve iflçi s›n›f›n›n iradesini tan›mal›d›r. Avrupa çap›nda sendikalar birli¤i olarak ertelenen grevler konusunda bask› oluflturma yolunda ad›m att›k, bunun yan›nda Dan›fltay’da davalar›m›z devam ediyor. 40 y›ld›r lastik iflçisinin direnç göstererek kazanm›fl oldu¤u haklar› bir ç›rp›da yok etmeye ve silmeye çal›fl›yorlar. Patronlar›n en büyük amac› fabrikalarda tafleron çal›flt›rma, geçici iflçi çal›flt›rma ve asgari ücret uygulamalar›n› getirmektir. fiu anda ara bulucu safhas›nday›z bakanlar kurulunun atam›fl oldu¤u ara bulucu ile patronlarla Lastik-‹fl sendikas› bir araya getirilecek. Bu da K›br›s’taki önümüze konulan Annan Plan›’na benziyor. Anlafl›rsak anlafl›r›z, anlaflmazsak bofl kalan yerleri ben doldururum gibi bir anlay›fl hakim. Biz buna ne kadar direnç göstersek de bu

15 kamuoyuna yans›m›yor. Yans›yabilmesi için konfederasyonlar boyutuyla biraraya gelinip ortak direnç sergilenmesi gerekiyor. Bu durumda iflçilerden kopuk de¤il iflçilerle omuz omuza vererek yap›lmas› ve de iflçi ailelerine kabul ettirilmesi gerekiyor. Son dönemlerde yayg›nlaflmaya bafllayan uzlaflmac› sendikac›l›k anlay›fl› ile birlikte s›n›f ile sendikac›lar aras›ndaki mesafe art›yor bu da patronlar boyutuyla bakt›¤›m›zda kendilerine direnç gösteren sendikalardan ziyade kendilerine fazla zorluk ç›karmadan uzlaflabilen sendikalar yaratma e¤ilimi do¤uruyor. Bu da iflçilerin sendikal mücadeleyi ihtiyaç olarak görmemesine neden oluyor. Bunun göstergesi ise 2 milyon üyesi olan bir sendikan›n üye say›s›n›n 100 binlere kadar düflmesidir. - Son süreçte emperyalizmin çok kapsaml› sald›r›lar› var, bu sald›r›lardan en büyük pay› iflçi s›n›f› ve sendikalar almakta. Bu sald›r›lara

karfl› sizce neler yap›labilir? - Biz D‹SK olarak iflçi s›n›f›na yönelik her türlü sald›r›ya konfederasyonlar boyutuyla birleflerek karfl› koyabilece¤imizi düflünüyoruz. Bu yönlü çal›flmalar›m›z› geçmifl y›llarda bafllatt›k. Sendikal anlamda bizden daha tecrübeli olan Avrupa ülkelerindeki sendikalarla görüflmelerimiz, e¤itim seminerlerimiz devam etmektedir. Ama kendi içimizdeki sorunlar olsun, iflletme düzeyindeki toplu ifl sözleflmeleriyle u¤raflmaktan bunlara yo¤unlaflma noktas›nda s›k›nt›lar yafl›yoruz. Türkiye’deki sendikalar yasas›n›n de¤iflmesi için yo¤un mücadele edilmesi gerekmektedir. Ve bütün sendikalar›n bu yönlü ad›mlar atmas› gerekiyor, sabah 8 akflam 5 gibi de¤il de sendikac›l›¤›n bir yaflam tarz› haline getirilmesi gerekiyor. E¤er bu böyle olmaz ise sendikac›lar toplumun ve s›n›f›n gözünde dolgun maafllar›n› al›p yatan insanlar olarak kalacaklard›r.

9-22 Nisan 2004

Son dönemlerde yayg›nlaflmaya bafllayan uzlaflmac› sendikac›l›k anlay›fl› ile birlikte s›n›f ile sendikac›lar aras›ndaki mesafe art›yor bu da patronlar boyutuyla bakt›¤›m›zda kendilerine direnç gösteren sendikalardan ziyade kendilerine fazla zorluk ç›karmadan uzlaflabilen sendikalar yaratma e¤ilimi do¤uruyor.

Türkiye’de flöyle bir mant›k var. Rekabet gücünü iflçilik maliyetinden düflürerek kâr etmeyi düflünüyorlar. Burada da sorunlar bafl gösteriyor. Bir yerde 50 bin dolar maliyetle kâr ediliyor bir yerde ise 25 bin dolar maliyetin yüksek oldu¤u söylenerek iflçilik maliyetinin daha fazla düflürülmesi bekleniyor.


9-22 Nisan 2004

16

32

Faflizmin devrimci ve komünistlere yönelik sald›r›s› geçmiflte oldu¤u gibi bugün de sonuçsuz kalacakt›r!

KARADEN‹Z’DE NELER YAfiANIYOR?-2

Devlet, köylülerin bu durumunu ayr›nt›l› tahlil ederek hiçbir zaman tepkilerinin boyutlanmas›na izin vermedi. Tam tersi böyle bir dönemin sonunda, bu dönem içerisinde direkt köylülerle karfl› karfl›ya gelen, kitleler taraf›ndan bask›c› yönlü teflhir olmufl valilerini, albaylar›n›, karakol komutanlar›n› de¤ifltirerek, bunlar›n yerine sözde daha “babacan” daha “›l›ml›” köylülerin sorunlar›na sözde yard›mc› olan kiflileri getirdi. Bu politikayla köylüler öfkelerini, kinlerini, sisteme de¤il, kendilerine direkt bask› yapan karakol komutanlar›na, albaylar›na yönelttiler. TC’nin amaçlad›¤› nokta da buras›yd›. II. BÖLÜM BÖLGEDE DEVLET‹N UYGULAMIfi OLDU⁄U TAKT‹KLERDEN B‹R‹ DE CELLAT-PAPAZ TAKT‹⁄‹D‹R Özellikle 2002 y›l›na kadarki süreçte devlet, politikalar›n› yaflama geçirebilmek için cellat takti¤ini kulland›. Köylülerin arazilerini kullan›m›ndan, köy girifl-ç›k›fl saatlerine kadar bir dizi keyfi uygulamalar

getirdi. Bunlara uymayanlar ise karakol iflkencelerinden, meydan dayaklar›na, infazlara kadar çeflitli bask›lara maruz kald›. Devlet bunlar gibi birçok yöntemle köylüleri sindirmeyi amaçlayan politikalar› yaflama geçirdi. Köylülerin flehir merkezlerinden alm›fl oldu¤u malzemelerin miktar›na kadar denetimde tutarak, malzemelerin fazla al›nmas› durumunda “teröristlere yard›m ediyorsunuz” diyerek insanlar› “her ad›m›n denetleniyor” psikolojisine sokarak, bu durum içerisinde ihbarc›l›k, iflbirlikçilik a¤›n› yo¤un bir biçimde gelifltirdi. Düflman›n uygulam›fl oldu¤u bask›lar zamanla içten içe bir tepkiyi beraberinde getirdi. Köylüler tepkilerini aç›kça dile getirmekten korksalar da bu politikalardan hoflnut de¤illerdi. Devlet, köylülerin bu durumunu ayr›nt›l› tahlil ederek hiçbir zaman tepkilerinin boyutlanmas›na izin vermedi. Tam tersi böyle bir dönemin sonunda, bu dönem içerisinde direkt köylülerle karfl› karfl›ya gelen, kitleler taraf›ndan bask›c› olarak teflhir olmufl valilerini, albaylar›n›, karakol komutanlar›n› de¤ifltirerek, bunlar›n yerine sözde daha “babacan” daha “›l›ml›”, köylülerin sorunlar›na sözde yard›mc› olan kiflileri getirdi. Bu politikayla köylüler öfkelerini, kinlerini, sisteme de¤il, kendilerine direkt bask› yapan karakol komutanlar›na, albaylar›na yönelttiler. TC’nin amaçlad›¤› nokta da buras›yd›. Bir taraftan köylüler üzerinde sürekli bir bask›, sindirme ve bu bask›lar›n köylülere kan›ksat›lmas›, di¤er taraftan yaflad›klar› sorunlar›n, kiflilerle s›n›rl› kalmas›... Böylece devlet kitleleri ehlilefltirip, kendi siyaseti etraf›nda flekillendirip gerçekleri istedi¤i gibi kapatarak halk›n gerçekleri görmesine engel olmaktad›r. “Halk› kazanan savafl› kazan›r” der Baflkan Mao. Halk› kazanmak ise halk›n ç›karlar› için savaflmaktan, onlar›n yaflad›¤› sorunlar› çözmekten geçer. Bunun yolu da

halk›n kendi iktidar›n› kuraca¤› Demokratik Halk Devrimi mücadelesinden geçer. Egemen s›n›flar hiçbir zaman gerçek anlamda kitleleri kazanamayacakt›r. Onlar›n böyle bir sorunu da yoktur. Kendi politikalar›n› kitleler üzerinde yaflama geçirebilmek için emekçi halk kitlelerini kand›rmak, aldatmak diye bir sorunlar› vard›r. Bunun için onlar›n halka yapm›fl olduklar› “yard›m”larla kitlelerin sorunlar›n› çözmeye çal›flan bir imaj vermeleri halk› kand›rman›n bir arac›d›r. 2003 y›l›nda TC, bölgede halka bask› yapan gerçekli¤ini gizlemek için kendini “flirin” gösteren bir maske takt›. Bölge halk›na daha “babacan” tav›rlarla yaklafl›p, aradaki mesafeyi kapatmaya çal›flt›. Bu paralelde bahar ay›yla beraber yayla yasaklar›n› kald›rd›. Yasaklar kald›r›l›rken, bir dizi kural getirildi. Yaylaya ç›kanlar›n resimlerinden, kimliklerine, traktör ve araç plakalar›na kadar her fley köylüler taraf›ndan zorunlu olarak seçilen yayla a¤as› taraf›ndan cep telefonlar›yla askere bildirilecekti. Köylüler devletin keyfi olarak getirdi¤i bir dizi kurala uymak zorunda kald›lar. Yaylalar›n flimdiki durumu esir kamplar›n› and›r›yor. Devlet bu politikayla yaylalar› denetim alt›na al›rken, di¤er taraftan ajanl›¤›, iflbirlikçili¤i, ihbarc›l›¤› bu yöntemle zorunlu k›l›yor ve uyguluyor. Bunun yan› s›ra bölgede jandarma taraf›ndan flenlikler, festivaller, köy ve kasabalarda toplant›lar düzenleniyordu. Ayn› zamanda en ufak bir aç›l›fla, kutlamaya bile valilerinden albaylar›na kadar kat›l›m göstererek halk›n sempatisini kazanmaya çal›fl›yorlard›. Baflta gençler olmak üzere sohbet ve ifl olanaklar› sa¤lama toplant›lar› düzenlenmekte ve karfl›l›¤›nda ajan, iflbirlikçilik a¤› oturtulmaya çal›fl›lmaktad›r. Bu toplant›lar›n paralelinde düzenlenen anket çal›flmalar›yla sözde “yard›ma muhtaç insanlar

tespit edilerek ifl olanaklar› sa¤lanacakt›r” diye düzenlenen toplant›lar, “teröre karfl› mücadeleye çevrilerek”, kitleler karfl› devrimci bir çal›flmayla yönlendirip flekillendirilmekte ve bölgedeki devrimcilere, demokratlara, Halk Savaflç›lar›na karfl› kullan›lmas› amaçlanmaktad›r. Bunun yan›s›ra devletin uygulam›fl oldu¤u bu pratikler sonucunda, devletle iflbirli¤i içerisinde olan korucubafllar›, korucular taraf›ndan di¤er köyler üzerinde terör estirerek, köylülerin traktöründen römorkuna, mal›na-davar›na kadar h›rs›zl›k, çeteleflme olaylar› daha da artt›. Köylülerle askerlerin aras›ndaki iliflkiler geliflirken, köylülerin kendi aralar›ndaki iliflkilerde ciddi anlamda bir yabanc›laflma ve güvensizlik bafllad›. ‹nsani de¤erlerin silikleflti¤i, insanlar›n bireysel anlamda “iyi bir yaflam” sürebilmek için her yolu mübah görerek ihbarc›l›ktan, koruculuktan, h›rs›zl›ktan çeteleflmeye kadar bir dizi yöntemin içine sokuldu kitleler. TC uygulamaya koydu¤u politikalarla sözde halk›n yaflad›¤› sorunlara çözüm yollar› ar›yor imaj›n› vermeye çal›fl›yor. Oysa ki; bugün ülkemizin yer alt› ve yerüstü zenginlik kaynaklar›n› emperyalizme peflkefl çekti ve çekiyor. Ço¤u fabrika özellefltirildi. Bu politikayla milyonlarca kifliden oluflan iflsizler ordusunu yaratt›. ‹nsanlar› yard›ma muhtaç durumda b›rakan, eme¤ini sömüren, iflçiyi iflsiz yapan, köylünün hayvanc›l›¤›n› tar›m›n› öldüren, bu sorunlar› yaratan çürümüfl olan bu sistemin kendisidir. Her s›n›f, üzerinde yükseldi¤i politikalar› uygulamakla yükümlüdür. Bu savafl›n yasas› gere¤i böyledir. Burjuvazinin kurulu olan düzeni tamamen emekçi yoksul kitlelerin sömürüsünün üzerine kuruludur. Sömürü, bask›, haks›zl›k, adaletsizlik, sahtekarl›k olmadan egemenlerin de düzenlerini sürdürmeleri imkans›zd›r. Böylesi bir zemin üzerinden yükselen bir sistemden, insanl›¤›n yarar›na olacak, sahtekarl›¤›n, aldatmacan›n olmad›¤›, kendinin de¤il halk›n ç›kar›na uygun olan politikalar üretti¤i s›n›flar›n ç›k›fl›ndan bugüne görülmemifltir. Burjuvazi kendi siyasetini yaflama geçirirken bask›yla, zorla insanlar›n aldat›lmas›nda her türlü yolu mübah görerek yapmakta. Bu politikalarla emekçi halklar›n gelece¤ini karartmakta, kitlelerin devletin oynad›¤› oyunlar› görmemeleri için araya siyah bir perde çekmekte, “ancak benim istedi¤im s›n›rlar içerisinde düflünür, hareket edersiniz” demekte, insanlar›n beyinlerini teslim alarak onlara karanl›k bir gelecek dayatmaktad›r. Bu uygulanan politikalar halk› kendi aras›nda bölmüfl, parçalam›fl, birbirine düflürmüfltür. Tam da egemenlerin sürekli yapmaya çal›flt›¤› böl-parçala-yönet takti¤idir. Bir tarafta korucular, bir tarafta kaçakç›lar, bir tarafta çeteler ve h›rs›zlar. ‹nsanlar›n bu kadar parçaland›¤›, yaflanan sorunlar karfl›s›nda ciddi anlamda duyars›zlaflt›¤›, birbirlerine karfl› güvensizleflti¤i bir yerde, iflçileri, köylüleri, k›sacas› ezilenleri kendi sorunlar› etraf›nda bir araya getir-


32 mek örgütlemek daha zordur. Devletin yapmaya çal›flt›¤› fley; emekçi halk› parçalamak, kölelefltirmek, birliktelik ruhunu y›kmak, örgütsüzlefltirmek ve bireysel “kurtulufla” sürüklemektir. Bunu yapt›¤› oranda ömrü biraz daha uzayacakt›r. ‹flte burjuvazinin emekçi kitlelere yönelik “yard›m” anlay›fl›n›n özü, “susacaks›n›z, örgütlenmeyeceksiniz” demektir. K›sacas› efendi ile köle aras›ndaki iliflki gibidir. Kökü olmayan bir a¤aç ne havadan, ne sudan, ne güneflten ne de topraktan beslenebilir. O art›k cans›z bir a¤açt›r. Zamanla kurur ve dökülmeye bafllar. T›pk› bir ceset gibidir. Zamanla çürür erir ve yok olur gider. Aç›kta kalan bu ceset kötü bir koku yayar etrafa. Bu koku çakallar›, lefl kargalar›n› toplar bafl›nda ve tamamen yok olup gidene kadar insanl›¤›n bafl›na bela olarak kal›r. Bu cesedi gömmek ve insanl›¤› bu çileden kurtarmak proletaryan›n, ezilen halklar›n omuzlar›na kalm›flt›r. Bu ceset burjuvazidir. Bu cesedin bafl›nda flimdi üç ka¤›tç›lar, çalanlar, ç›rpanlar, soyguncular, vurguncular toplanm›flt›r. Bir cesedin insanl›¤a, emekçi halklara nas›l bir faydas› olabilir ki? Faflizm her ne kadar insanl›¤a bu çileleri çektirmek için kitlelerin beyinlerine zincir vurmay› baflarsa da proletarya bu zinciri parçalayacakt›r. Bugün emekçi kitleler devrime, sosyalizme olan inanc›, bunun gereklili¤ini flu an için göremeseler bile burjuvazinin insanl›¤a dayatt›¤› sömürü, zulüm, aldatmaca düzeni içerisinde ezilen halklar kendilerini ancak ve ancak kendi kollar›n›n kurtaraca¤› gerçekli¤ini göreceklerdir. Bu bilinci emekçi halk kitlelerine tafl›yacak, onlar› kazanacak, örgütleyecek ve savaflt›racak olan Proletarya Partisi insanl›¤›n kurtuluflunun yolunun devrim mücadelesinden geçti¤ini y›lmadan, usanmadan, gösterdi¤i oranda burjuvazinin gerici prangalar› k›r›lacakt›r. “Her fleye ra¤men durum iyidir. Çünkü gerçekler devrimcidir” diyor Mehmet Demirda¤. Gerçekler devrimcidir, çünkü gerçekler ezilen dünya halklar›n›n üretti¤i gibi, yönetti¤i günleri de görece¤inden yanad›r. Gerçekler devrimcidir. Çünkü egemenlerin saraylar›n›n, saltanatlar›n›n proletarya taraf›ndan y›k›lmaya, insanl›¤› bu zorbal›klardan kurtarmaya, s›n›fs›z, sömürüsüz bir toplumda özgürce yaflamaya haklar› vard›r. Bütün güzellikler emekçi halk kitlelerinindir. Bu bilinçle, devrim mücadelesini ileriye tafl›mak için daha ›srarl›, dirayetli bir flekilde yürüyüflümüzü emekçi halk kitleleriyle birlefltirmeliyiz. ‹nsanl›¤›n bir on bin y›l daha bu ac›lara, bask›lara katlanmas›n› ortadan kald›rmak için Mao’nun dedi¤i gibi “Vaktimiz yok, sar›l güne, sar›l saate!” demeli ve harekete geçmeliyiz. KARADEN‹Z’DE SON B‹R YILDA NELER YAfiANDI Y›llard›r Karadeniz’de gerillaya yönelik imha, kitleden koparma çal›flmalar› yapan Amerikan postall› TC ordusu, 2003 y›l› operasyonlar›n› baflar›l› bir biçimde gerçeklefltirmek için k›fltan haz›rl›klar›n› yapmaya bafllad›¤›, yaz dönemi boyunca sürdürdü¤ü sald›r›larla daha net bir biçimde a盤a ç›kt›. Bahar›n gelmesiyle de iflin rengi iyice belli oldu. Farkl› yönelim bariz biçimde belli oluyordu. K›fl sürecinde (20022003) haz›rl›klar› orta vadeli yönelimde olan TC ordusu, önündeki hedef temelinde daha uzun bir haz›rl›¤a girdi.

17 PKK’n›n son durumu ile nefes alan TC ordusu, emperyalizme ba¤›ml›l›¤› ile beraber sürdürülen politikalar› sonucu Karadeniz’de farkl›laflan bir politika izlemeye bafllad›. Bir taraftan kitleyle gerillan›n ba¤›n› koparmada ekonomik aya¤› güçlendiren devlet, ordusu ile psikolojik aya¤› da güçlendirirken, askeri örgütlenmede de¤iflikli¤e gitti. ‹lk elden Tokat, Bölge Komutanl›¤› düzeyine getirilerek buray› askeri y›¤›nakla güçlendirdi. Tokat’›n Bölge Komutanl›¤› yap›lmas› ile beraber Ordu, Sivas, Tokat ve Giresun illerinde flu an 3 tugay konumland›r›lm›fl oldu. Bu y›¤›nakla beraber teknik güç bak›m›ndan art›fl olmas› ile gerillay› daraltmak, s›k›flt›rmak, bunal›ma ve bu ruh haline sokarak imha etmek istendi. Kimi alanlarda karakol a¤lar› güçlendirilirken, yayg›nlaflt›r›l›rken bölükler, taburlar düzeyinde örgütlenen beyaz ordu an›nda müdahale (birçok yerden ayn› yere aniden müdahale) için z›rhl› araçlar›, helikopterler ve teknik donan›m aletleriyle bir konumlamaya girdi. Alan tutmay› askeri konumlan›fl›yla yayg›nlaflt›rd›. Arazinin derinliklerine kadar giren, pusu faaliyetlerini yo¤unlaflt›ran TC ordusu, ajanlaflt›rma, koruculaflt›rma ifllerini de yayg›nlaflt›rm›fl, 2002-2003 k›fl›ndan yap›lan koruculaflt›rma çal›flmalar›yla di¤er y›llara oranla bir art›fl gözlenmifltir. Giresun, Ordu, Sivas hatt›nda ço¤u köy, koruculaflt›r›lm›flt›r. G›da yard›m› ile beraber telsiz ve silahla donat›lan korucular, operasyonlarda kullan›lm›fllard›r. Yo¤un bir flekilde ihbarc›l›¤› da gelifltiren TC ordusu, köylülere de bask› yapmay› elden b›rakmam›flt›r. K›fl aylar›nda yayla ile ilgili uyulmas› gereken kurallar› aç›klay›p, maddeleri sürekli köylülere bildirerek (kaç kifli kalacaklar›, varsa araçlar, arac›n plakas›, gelen misafirlerini jandarmaya bildirme vb.) yaz›n nelerin olaca¤›n›n sinyali veriliyordu. Yaylalara izin verildi. Fakat “izin verdim ama yine de bask›lar›m› sizden esirgemem” anlay›fl› ile yayla sorumlular›na telefon tahsis ederek gerilla gelince ihbar edeceksiniz bask›s› yap›ld›. Böyle özellikler ile donanan ordu, icraatlar›nda 2002-2003 k›fl›nda yapt›¤› Tokat,

Sivas, Ordu, Giresun hatt›nda yapt›¤› operasyonlar›na ilkbaharla devam ederek sonras›nda hiç h›z›n› kesmedi. Karadeniz’de çok yo¤un bir hareketlilik bafllad›. PKK’nin tekrar Karadeniz’e gelmesi, MKP-HKO’nun, DHKP-C gerillalar›n›n faaliyeti ve de TKP/ML-T‹KKO’nun bölgedeki faaliyeti ile çat›flmalar ilkbaharda yafland›. ‹lk olarak TKP/ML-T‹KKO’ya yönelik imha sald›r›s›nda 3 May›s’ta Tokat Refladiye Kabasakal mevkiinde devlet güçleri ile T‹KKO gerillalar› aras›nda bir çat›flma yafland›. Yukar›da da anlatt›¤›m›z gibi TC ordusu yeni donan›mlar› ile birlikte alana yo¤un bir y›¤›nak yaparken, gerilla bu karfl›laflmadan kay›p vermeden çekilmifltir. Bu çat›flmadan k›sa bir zaman sonra ise ayn› mevkide DHKP-C gerillalar› hain bir pusuya düflürülmüfl ve iki gerilla çat›flmada ölümsüzleflmifltir. Operasyonlar› olabildi¤ine yayg›nlaflt›ran TC ordusu, gerillan›n faaliyetini engellemeye, imhaya u¤rafl›rken, faaliyetine devam eden gerilla ise zaman zaman çat›flmalara giriyordu. May›s ay›ndan çat›flmalar bu kez de Tokat Almus’ta Ar›su köyü Kayaboynu mevkiinde 16 May›s gecesi gerçekleflerek devam ediyordu. Faaliyet dönüflü gece pusuya düflen TKP/ML-T‹KKO 1. M›nt›ka Komutanl›¤›’na ba¤l› gerilla biriminden bu kez ölümsüzlü¤e Emel K›l›ç (Süheyla) u¤urlan›yordu. Bunu 20 May›s’ta Giresun E¤ricalan mevkiinde pusu sonucu ç›kan çat›flma izledi. Bu çat›flmada da feda ruhuyla donanm›fl gerilla yaral› olan yoldafllar›n› s›rt›nda tafl›sa da al›nan a¤›r kurflun yaralar› sonucu TKP/ML-T‹KKO 3. M›nt›ka Komutanl›¤›’na ba¤l› gerilla biriminden Murat Ar›cak ve Bülent Ertürk ölümsüzlefliyordu. Bu ölümsüzleflmeyi Tokat merkeze ba¤l› K›z›lköy’de iki MKP-HKO gerillas› izliyordu. Bu çat›flma sonras› yap›lan operasyonlarda ise tekrar karfl›laflma gerçekleflti. Bu çat›flmada ise faflist TC ordusundan bir asker gerillan›n kurflunlar›na hedef olarak ölürken iki düflman askeri de yaralan›yordu. Gerilla, onlar›n çat›flmalarda s›k›flt›klar›nda nas›l bir ruh haline girdiklerini iyi biliyordu. ‹ki s›n›f›n ideolojisi böyle durumlarda daha net görülüyordu. Bu çat›flma sonras› ise devam›nda, PKK’den Tokat’ta

9-22 Nisan 2004 2, Ordu’da 12, DHKP-C’den Çorum’da 2, MKP-HKO’dan Tokat Zile’de 4 gerilla girilen muharebelerde silah elde topra¤a düfltü. Bu yo¤un operasyonlarla beraber A¤ustos ay›nda yol kontrolü bahanesiyle dur ihtar›na uyulmad› denilerek Tokat’›n Niksar ilçesinde dü¤ünden dönen bir traktöre polis atefl açarak Ufuk Tuncay isimli köylüyü katletti. Daha önceleri de halktan insanlar› katleden devlet güçlerinin Ordu’nun Mesudiye ilçesi Day›l› köyü çobanlar›ndan birini yak›n zamanda nas›l katlettiklerini de yöre halk› bilmektedir. Bu y›l kay›plar yo¤un olsa da, gerilla, devletin imha operasyonlar›n› askeri tecrübesi ve uygulad›¤› taktik manevralarla bofla ç›kar›rken, faaliyetini sürdürmüfltür. Faflizm askeri donan›m›, y›¤›na¤› ile beraber yeni atamalar da yaparak, yeni düzenlemelere de gitti. Bunlara k›sa örnek olarak Tokat’taki de¤ifliklikler verilebilir. Tokat valili¤ine Giresun Valisi Ayhan Nasuhbeyo¤lu getirildi. Keza Tokat Emniyet Müdürlü¤ü’ne de eli kanl› katillerden Atilla Ç›nar atand›. Bölgedeki bu tip yeni düzenlemeleri de elden b›rakmayan devlet, ordusu ile bölgede ablukas›n› sürdürmektedir. K›fl aylar›n›n bugünlerinde Giresun Dereli ilçesi kabaca örnek verilebilir. Yabanc› görülen insan ve araçlar›n hemen bölgede ihbar edildi¤i, Dereli’nin her taraf›n›n askeri araçlarla, askerle donat›ld›¤›, bir mahalleden di¤erine geçerken kimlik kontrolleri oldu¤u bir ortam yaflan›yor. Halk bu ablukadan dolay› tepkilerini dile getiriyor. Gerillay› sindirme, geriletme amaçl› psikolojik boyutu devreye sokan TC ordusu, telsizlerden gerillaya yönelik teslim ol ça¤r›lar› yaparak gerillay› etkileme çabalar›na girmifltir. Telsiz ça¤r›lar› ile beraber MGK’n›n bölgesel yay›n yapan borazan› Yöre FM radyosunda da gerilla aileleri konuflturulmufltur. Radyo konuflmalar›nda bir taraftan yine gerillay› etkilemeye çal›fl›rken, esasta kitleye yönelik “Çocuklar›n›za dikkat edin, siz de böyle olursunuz” mesaj› verilmeye çal›fl›lm›flt›r. Akabinde orman içlerine “Eve Dönüfl Yasas›” ile ilgili broflürler b›rak›lm›flt›r. Bunlarda yetmezmifl gibi itirafç›lar da Yöre FM’den konuflturulmufltur. Devam Edecek


9-22 Nisan 2004

18

32

Gerilla anlat›mlar›... Gerilla anlat›mlar›... Gerilla anlat›mlar›... Gerilla anlat›mlar›...

Bir sevda ki içimize düflmüfl, kan olur, büyür, güzel olana ulaflmak için. Güzel olana ulaflmak için umut gerekiyor, yürek gerekiyor, sevgi gerekiyor. Ve hepsinden de önemlisi bunlar› harmanlayacak bilinç gerekiyor. Çünkü bu yolda önüne ç›kan ac› var, zorluklar var, ölüm var. Ac›lar›, mutlulu¤a, zorluklar› baflar›ya, ölümleri ölümsüzlü¤e çevirebilmek için gerekli olan, yüre¤imizi yakan, sevdaland›¤›m›z güzel olan nedir? Sahip olduklar› zenginliklerin kullan›c›lar›n›n da kendileri yani halk›n oldu¤u bir düzen. Açl›¤a, yoksullu¤a dur denildi¤i, gülmesiz, geliflmesiz çocuklar›n olmad›¤›, analar›n›n çocuklar›n›n gelece¤i kayg›s›n› duymadan yar›nlara bakabildi¤i, insanlar›n hastane kap›lar›nda ölmedi¤i, hastanelerde rehin kalmad›¤›, gencin “paras›z e¤itim” dedi¤i için coplanmad›¤›, demiri, kömürü sökenin, bu¤day›, pirinci ekenin türkü türkü makineyi çal›flt›ran›n eme¤inin karfl›l›¤›n› ald›¤› vb. bir ülke... bir dünya... Bizlere, Proletarya Partisi’ne düflen görevse uyuyan devi, yani kitleleri uyand›rmak. Onlara kendilerinin hakk› olan güzellikleri istemelerini ö¤retmek. Onlara önderlik edebilmek, ac›lar›nda sevinçlerinde onlarla birlikte olabilmek. Kitlelersiz devrim olmayaca¤› hepimiz için tart›flma götürmez bir gerçek. Ayn› flekilde zulmün sahiplerinin de zulüm saltanatlar›n› koruyabilmek için kitlelere ihtiyac› var. Kitleleri kim kazan›rsa zafer de onun olacak. Onlar kitleleri kazanmak için yalan, hile, ac›, zulüm, ölüm sunuyorlar kitlelere. Bizse gerçekleri güzel olan bir dünya. Onlar teknik olarak ve kitleleri aldatma ve yönetmedeki deneyimleriyle daha ileriler. Bizse hakl›y›z ve tarihin durdurulamaz ak›fl›nda do¤rulara sahibiz ve kitlelere kölelikten kurtulufllar›n› gösteren bir ideolojiye sahibiz. Bugün halk kitlelerinden görece uzak da olsak, daha yolumuz çok uzun da olsa, nihai hedefe bakt›¤›m›zda biz kitlelere kendilerinin olan bir gelece¤i yaratmalar›n›n yolunu gösteriyoruz. fiu bir gerçek ki biz kitlelere gittikçe onlarla bütünlefliyor, onlara bir fleyler tafl›yabiliyoruz. ‹ki y›ld›r kitle faaliyeti yürüttü¤ümüz alanlardan birisi de Giresun ili. Her ne kadar genel içinde de¤erlendirildi¤inde denizde damla gibi gözükse de, 2 y›ld›r burada gerillan›n yürüttü-

¤ü genifl bir kitle faaliyeti var. Gidilen her kitlenin, kurulan her iliflkinin bizler aç›s›ndan ayr› bir önemi var. Kitlelerin bizlere katt›klar› bizim onlara katt›klar›m›zla her biri ayr› bir an›, her biri ayr› ayr› paylafl›lmaya de¤er güzellikler. Bizse bunlardan flimdilik küçük bir kesitini paylaflaca¤›z. Gerilla birli¤i son dönem yaz faaliyeti için tekrar gruplara bölünmüfl her biri ayr› alanlara da¤›lm›flt›. Giresun grubu da kitle faaliyeti için yola koyulmufltu. Kitle faaliyeti gerilla grup-

lar›nda her dönem ayr› bir coflku, ayr› bir canlanma yarat›r. Do¤a koflullar›n›n zorluklar›, ya¤mur, çamur, yorgunluk, uykusuzluk, düflman›n sald›r›lar› ve çat›flmalar derken daha zorlu bir süreç yaflan›r. Ama kitlelere do¤rular›, güzel olan düflünceleri götürmek, onlarla buluflmak, ayr› bir canl›l›k katar. Ya¤murun, çamurun, yorgunlu¤un, kofluflturmacan›n, düflman›n hatta ölümün pek bir önemi yoktur, sevdal›s› oldu¤umuz güzelin yan›nda. Giresun’da faaliyet yürüten gerilla birli¤i için de sevinci, hüznü, coflkuyu, kararl›l›¤›, halka, partiye, devrime güven ve ba¤l›l›kla dolu dolu 2 aya yak›n bir süreci yer yer bir önceki y›l gidilen, yer yer yeni ilk defa gidilen kitleler olmak üzere geride b›rak›yorduk. fiimdi gidilecek güzergah›m›zda bir önceki y›l gidilen ve evinde yayla toplant›s› yap›lan bir amca vard›. Komutan yoldafl gidilecek güzergah› söyledi¤inde, Eylem bir y›l öncesine

do¤ru an›larda yolculu¤a ç›km›flt›... Yaylada bulunan köylüler bir eve toplanm›fl, ard›ndan önce evin duvar›na bayraklar›m›z as›lm›flt›. Siyasi komiser yoldafl da bayraklar›m›z› göstererek söze bafllam›flt› “Bunlar bizim bayraklar›m›z”. Parti bayra¤›n› göstererek “Bu bayraktaki orak köylüyü, sizleri temsil ediyor. Çekiç de iflçiyi y›ld›zsa gelece¤i. Yani orak-çekiç ve y›ld›zl› bayra¤›m›z iflçinin-köylünün kurtuluflunun birlikte oldu¤unu, gelece¤i birlikte yaratacaklar›n› göstermektedir” diyor. Ard›ndan ordu

bayra¤›n› göstererek “Bu da ordumuzun bayra¤›. Y›ld›z üzerindeki silah, çark ve baflak yine iflçinin-köylünün gelece¤inin ülkemiz koflullar›nda silahl› mücadeleyle infla edilece¤ini, zaferin silahlarla olaca¤›n› anlat›yor” diyor. Gerillay› tan›mayan, ilk defa karfl›lafl›lan birçok yerde oldu¤u gibi, bu insanlar da ilk baflta korkmufllard›. Çünkü y›llard›r devletin anlatt›¤› bir “terörist” imaj› vard› onlar›n gözünde. Vuran, k›ran, amaçs›zca adam öldüren, kad›nlara tecavüz eden teröristler. Gerillan›n da yapmas› gereken öncelikle bu imaj› y›kmakt›. Gerçekten teröristin kim oldu¤unu, onlar›n al›nterini, eme¤ini çalan, en ufak hak talebinde dahi copuyla, silah›yla halk›n karfl›s›na dikilen, ülkemizin zenginliklerini emperyalizme peflkefl çeken faflist devletin ta kendisi oldu¤unu göstermekti. Bizim kim oldu¤umuz, amac›m›z›n ne oldu¤u, neden bu halk› ç›kars›zca sevdi¤imiz ve bu zorlu koflullara

katland›¤›m›z vb. anlat›ld›ktan sonra korkular› geçmiflti. Yaklafl›mlar› de¤iflmifl rahatlam›fllar, bize yard›mc› olmaya çal›fl›yorlard›. Yafll› bir nine o y›l Akp›nar köyündeki orman iflletme binas› ve araçlar›n›n atefle verilmesi eylemimizle ilgili düflüncelerini “Kim bilir kaç köylünün cezalarla can›n› yakm›fllard›. Hak ediyorlard›” diye anlat›yor heyecanla. Komutan›n eylemin amac›n› bir kez daha anlatmas› üzerine “Ellerinize sa¤l›k, elleriniz dert görmesin” diyor. Baflka bir yayladaki evlerini ve anahtar›n›n yerini tarif ediyor. “Biz olmasak da, ya¤murda, çamurda ›slanmay›n” diye. Ayr›lma saati gelip vedalaflmaya bafllad›¤›m›zda kad›nlar, kad›n gerillalara sar›l›p kulaklar›na “yine gelin” diye f›s›ld›yorlar. S›cak vedalaflmalar›n ard›ndan köylülerin bak›fllar› aras›nda uzaklafl›yor gerillalar. Eylem’in geçmifle yolculu¤unda an›lar›na Süheyla (Emel K›l›ç) ve Duran (Murat Ar›cak) yoldafllar tak›l›yor. Bir y›l önce ayn› faaliyeti bu yoldafllarla paylaflm›fllar, birlikte ilmek ilmek ayn› nak›fl› ifllemifllerdi. Ama flimdi onlar yoktu. Onlar flimdi k›z›l bayra¤›m›z› dalgaland›r›yorlard›. Ve hayk›r›yorlard› “Daha yolumuz uzun yoldafllar, y›lmak yok. Karamsarl›¤a, umutsuzlu¤a düflmek yok. Kavgaya devam!” diye. Düflman da biliyor ki biz kitlelere ulaflt›¤›m›z, onlar› bilinçlendirdi¤imiz oranda, kitleler örgütlenecek ve zulmün sahiplerinin düzenleri bozulacak. Kitlelere ulaflmam›z› engelleyebilmek için her yola baflvuruyorlar. Kitleleri sindirmekten tutun da gerillay› imhaya kadar. Do¤rular›n kitlelere ulaflt›r›lmas›ndan korkuyorlar. Her ne kadar bir avuç, üç-befl kifliler dese de o bir avuç dedi¤i gerilla için yüzlerce askerini operasyona, pusuya ç›kar›yor. Gerilla birli¤imiz bu faaliyet sürecinde defalarca kez düflman operasyonuyla, düflman pususuyla karfl›laflm›flt›. Komutan yoldafl›n aç›klad›¤› güzergaha do¤ru yola ç›kmadan en son bulundu¤umuz noktada A/P faaliyeti için köye giriyoruz. A/P faaliyetinin d›fl›nda düflman›n nerelere konumland›¤›n›, pusu att›¤›n› da ö¤reniyoruz. Düflman yine özüne uygun davran›yordu, haince vurup, bizi imha edip, halka ulaflmam›z› engelleyebilmek için. Biz de kararl›yd›k, oyunlar›n› bofla ç›karacak, hedefimize ulaflacakt›k.


32 Köyden ç›kt›ktan sonra gerilla birli¤i yürüyüfle bafll›yor. Yolumuz uzun. Farkl› bir yerden gidiyoruz. Yer yer köylerin içinden, evlerin, ›fl›klar›n aras›ndan süzülüp geçiyor, yer yer ormanda a¤açlar›n aras›ndan ya da k›vr›l›p uzayan patikalardan yol alarak ilerliyor... Sabaha 1-2 saat var. Komutan yoldafl uygun bir yerde kalaca¤›m›z› söylüyor. Zaman›n az oldu¤u böylesi durumlarda gerilla birli¤i uyku saatini daha iyi de¤erlendirmek için oyalanm›yor bile. Nöbetçi nöbeti bafllat›yor. Di¤er yoldafllar uygun bulduklar› yerlerde uykuya dalm›fllard› bile. Günün ilk ›fl›klar›yla birlikte nöbetçi gerilla birli¤ini uyand›r›yor. Bu yorgunlu¤un üzerine 1-2 saatlik de olsa bir uykunun ard›ndan kahvalt›da s›cak çay oldukça iyi geliyor. Gerilla birli¤i yürüyüflüne devam ediyor. Ya¤mur damlalar› yüzlerine, yüzlerinden bedenlerine afla¤› kayarken, suyun çeli¤i sertlefltirmesi misali, onlar›n do¤an›n zorluklar› karfl›s›nda çelikleflmelerini sa¤l›yordu. ‹radelerini güçlendirip, davaya olan ba¤l›l›klar›n› pekifltiriyordu. Onlar ›slan›p üzerlerine yap›flan elbiselerinin yürüyüflü zorlaflt›rmas›na, elbiselerinin, çantalar›n›n a¤›rlaflmas›na neden olan ya¤mura meydan okurken, zakkumlar ve bö¤ürtlen dikenleri adeta ‘ya¤mura meydan okuyorsunuz, ama s›rada biz de var›z’ diyorlard›. Bir süre geçit vermeme noktas›nda “naz” ediyorlar gerillalara. Ancak onlar da uzun süre dayanam›yorlar gerillan›n kararl›l›¤›, iradesi karfl›s›nda. Evet gerilla kararl›yd›, o sarp da¤lar› aflmakta ve halkla kucaklaflmakta. Çünkü, onlar halk›n susam›fll›¤›n› biliyorlard›. Bir yudum da olsa su ulaflt›rmak istiyorlard›. Zakkum ve bö¤ürtlenler de utangaçça bafllar›n› e¤mifl geçit vermifllerdi. Eylem, gerilla birli¤inin öncüsü. Gerilla birli¤i s›rta ulaflt›¤›nda karfl›lar›na büyük bir patika ç›k›yor. Patikaya ilk ad›m›n› atan Eylem arkaya sesleniyor “yoldafllar burada asfalt var” diye. Bu da gerillalar aras›ndaki bir espri. Giresun ormanlar›nda arazi yap›s›ndan kaynakl› patika vb. bulunmad›¤› durumlarda yürüyebilmek çok zor. Bundan dolay›, bulunan patikan›n cinsine göre gerilla birli¤i de adland›rmaya bafllad›; asfalt, stabilize yol, orman yolu vb. gibi. Komutan “bu s›rt› aflt›k m› akflama Ahmet amcalarday›z” diyor. Eylem çevresine daha duyarl›, daha dikkatli olmaya çal›fl›yor. Biliyor ki öncü oldu¤u için, kendisinin ufak bir dikkatsizli¤i belki de herhangi bir yoldafl›n flehit düflmesine neden olabilir. Bunu hiçbir zaman bilincinden ç›karmamaya çal›fl›yor. Gerilla birli¤i mümkün oldu¤unca çevresine duyarl› yoluna devam ediyordu. Orman›n içinde küçük bir aç›kl›¤a geldi¤inde Eylem bir öncü refleksiyle, aç›kl›¤a girmeden kontrol için duraks›yor. Ard›ndan konuflma sesi duyuyor. Önce önüne, aç›kl›¤a daha dikkatli bak›yor, bir fley göremiyor. Ard›ndan kafas›n› yana çevirmesiyle birlikte 4-5 metre ilerisinde, orman›n içinde, düflman›n pusu atm›fl oldu¤unu ve ya¤murdan dolay› çad›r açm›fl oldu¤unu görüyor. Hemen arkas›na dönüyor, gerilla birli¤ine eliyle geri gidin iflareti yaparken, sessizce arkas›ndaki öncü komutana düflman gör-

19 dü¤ünü söylüyor. Böylece gerilla birli¤i bir kez daha düflman pususuna girmifl ve düflman fark etmeden geri ç›km›fl oluyordu. Komutan Eylem’den daha ayr›nt›l› bilgi al›yor ne gördü¤üne iliflkin. Komutan yard›mc›s› yoldafl düflman›n arka taraf› için “az ileriye bir bakay›m, baflka bir fley var m›” diyor. Komutan yoldafl “Çok yaklaflma” diyerek uyar›yor. Etrafa bakan yoldafl bir süre sonra geri dönüyor, arka tarafta da mevziler yapm›fl olduklar›n› söylüyor. Sonra ekliyor “Uzun süredir pusuda olduklar›, çok kalabal›k ve genifl bir pusu att›klar› anlafl›l›yor” diyor. Eylem “Alçaklar, tam bizi düflürebilecek bir pozisyonda konumlanm›fllar” diyor. Komutan “konumlan›fllar›na bak›l›rsa bizi ters yönde bekliyorlarm›fl” diyor. Baflka bir yoldafl “bir raundu daha biz kazand›k” diyor. Komutan yoldafl›n düflman operasyonlar›n› bofla ç›karmadaki deneyimi, birikimi, manevra kabiliyeti gerilla birli¤ine ayr› bir güven veriyordu. Ve yine düflman sald›r›lar›n›, yönelimini, yeni taktiklerle bofla ç›karmam›z› sa¤layarak. Bu kez “onlar üstü tuttularsa biz de alttan gideriz. Bizi engelleyebileceklerini san›yorlar, ama yan›l›yorlar” diyor... Biz bir savafl yürütüyoruz. Biz milyonlar›n kurtuluflu için savafl›rken karfl› taraf da bir avuç sömürücünün saltanat›n› korumak için savafl›yor. Biz hakl›l›¤›, onuru temsil ederken, onlar da haks›zl›¤›, onursuzlu¤u temsil ediyor. Temeli hile, aldatmaca, talan, zulüm üzerine kurulu bir ordudan kuflkusuz ki yi¤itçe dövüflmesini beklemiyoruz. Özüne uygun davran›yor, kahpece pusularda gerillay› arkas›ndan vurmaya çal›fl›yordu. Oysa tarih defalarca kez ispatlam›flt›r ki, haks›z olan hangi oyuna bafl vurursa vursun, kendisinin etrafa yayd›¤› kirlilikler ve çirkinlikler içinde bo¤ulacakt›r. Halk er ya da geç yönlerini ayd›nl›¤a dönecek, ayd›nl›¤› daha da parlatmaya çal›flacakt›r. Günefle hangi karanl›k direnebilir ki? Yolumuz bir gün daha uzam›flt›. Zorlu bir iniflten sonra akflam da gelip çatm›flt›. Uygun bir yerde komutan “karanl›k olmadan atefl yak›p biraz kurulanal›m” diyor. Nöbetçi nöbeti bafllat›yor. ‹ki yoldafl suya gidiyor. Di¤er yoldafllar›n kimisi odun toplamaya bafll›yor, kimisi atefl yeri haz›rl›¤› yap›yor. Di¤erleri ya¤murdan korunmak için naylon aç›yor. Kar›nca misali bir kofluflturmaca bafllam›flt›... Ateflin tutuflturulmas›yla birlikte, bir taraftan ateflin alevi yüzlerimizi okflarken, di¤er taraftan iç çamafl›rlar›m›za kadar ›slanm›fl olan elbiselerimizi kurutmaya bafllad›k. Karanl›k olmaya bafllad›¤› için elbiselerimizi tamamen kurutabilme durumumuz sözkonusu de¤ildi. Gerçi buran›n iklim yap›s›ndan dolay› pek kuru kald›¤›m›z söylenemezdi. Ancak onurlu bir kavgan›n sürdürücüsü oldu¤unda d›fl koflullar, zorluklar sana daha kolay gelir, önemsemezsin. Ertesi gün yolculuk devam ediyor. Güzergah›m›z üzerinde bir noktaya yine düflman›n konumland›¤›n› dürbünle fark ediyoruz. Düflman önümüzü tutmufl, biz de bu kez s›rt› arkadan dolan›yoruz. Akflam olmadan Ahmet amcalar›n evini uzaktan görüyoruz. Bu kez yayla toplan-

t›s› yapmayaca¤›z, sadece Ahmet amcalara gidece¤iz. Tan›d›k kitleye gitmek ayr› bir coflku veriyor gerillaya. Eylem de flimdi bu coflkuyu yafl›yordu. Ve onlar›n üzerinde nas›l bir etki b›rakabilmifl oldu¤umuzun merak›n›. Etraf kontrol edilip güvenlik önlemleri al›nd›ktan sonra Eylem’le komutan yard›mc›s› yoldafl öncelikli gidiyorlar. Bu güvenlik için de gerekli. Di¤er yoldafllar daha sonra gelecek. Eylemle komutan yard›mc›s› yoldafl eve yaklaflt›klar›nda kap›da Ahmet amcan›n daha önceden gördü¤ümüz o¤lu var. Biz onunla tan›fl›p Ahmet amcay› sorarken, hemen öne at›l›yor “O önceden yoktu. Sizi tan›maz, ben tan›r›m” diyor. Ve Eylem’in boynuna sar›l›yor. ‹çeri davet ediyorlar. Daha sonra di¤er yoldafllar da geliyor. Koyu bir sohbet bafll›yor. Konudan konuya geçiliyor. Düzenin çirkinlikleri, onlar›n sorunlar›, onlar›n kendi sorunlar› etraf›nda bir araya gelmelerinin önemi üzerine bizim köylerde da¤›tmak için önceden haz›rlad›¤›m›z bildirileri veriyoruz ve bunlar üzerine düflüncelerini, önerilerini al›yoruz. Bildirilerimizde vb. her ne kadar köylülerin anlayabilece¤i flekilde yazmaya özen göstersek de, daha da fazla özen göstermemiz gerekti¤ini bir kez daha görüyoruz. Ana bir ara bizi nas›l beklediklerini, kendi aralar›ndaki bizimle ilgili sohbetlerini anlat›yor. Önceki y›l evde yafll› bir nine vard›, onu soruyoruz. Onun da birkaç günlü¤üne Ahmet amcayla birlikte köye gitti¤ini ö¤reniyoruz. Bu nineye, bir önceki y›l Süheyla (Emel K›l›ç) ilaçlar›na bakm›fl ve kullanmas› için bir ilaç ismi yazm›flt›. Ana ilac› ald›klar›n› ve ninenin hastal›¤›na iyi geldi¤ini anlat›yor. Nine Süheyla için “benim k›z›m yine gelir, ilaçlar›ma bakar” diyormufl. Süheyla’n›n Tokat’ta baflka ninelerin, baflka analar›n dertlerine ilaç olmak, onlara bir damla ›fl›k tafl›yabilmek için gitti¤i kitle faaliyeti dönüflü, pusuya düfltüklerini ve flehit düfltü¤ünü anlat›yoruz. Ana üzülüyor ve hüzünleniyor. Bizim için de bir can›m›z›, yüre¤imizin bir parças›n› kaybetmenin kabul edilemez oldu¤unu ancak bu canlar›m›z›n öldükçe yeniden yeniden filizlenip canland›¤›n› anlat›yoruz. Ana yine Giresun-Bektafl’taki çat›flmam›z› ve flehitlerimizi duyduklar›ndaki hissettiklerini, aralar›ndaki sohbeti anlat›yor... “Acaba bizim tan›d›klar›m›za da bir fley oldu mu? Ölenlerin içinde kad›nlar da var m›yd›? ‹nflallah bizim tan›d›klar›m›za bir fley olmam›flt›r” vb. fleklinde. Biz de yine flehitlerimizi, ölümün hain bir pusuda kap›m›z› çald›¤›n› ve bizim de her geçen gün hesap sorucu kinimizin öfkemizin yüreklerimizde, bilincimizde daha da kabard›¤›n› anlat›yoruz. Eylem bir an anan›n etkilenmiflli¤ini düflünüyor. Bu etkilenmifllik gerillan›n halk› de¤ifltirip dönüfltürmesindeki ilk ad›m›yd›. Maddenin do¤as› gere¤i, her fley süreç içerisinde de¤iflir, dönüflür ve aflama aflama ilerler. Halk da önce gerillan›n, devrimcilerin anlat›ld›¤› gibi olmad›¤›n› görüyor, kafalar›ndaki terörist imaj› y›k›l›yor, onlar› sahipleniyordu. T›pk› bu ailede oldu¤u gibi. ‹lk baflta duygusal sahiplenifl, bu süreç içinde gerçek sahiplenifle, savafl›n sahiplenifline dönüflecekti... Bizler de her birimiz ad›m

9-22 Nisan 2004 ad›m devrimcili¤e ilerlemedik mi? Karadeniz halk› isyanc› bir ruha sahiptir. Karadeniz kad›n›ysa ezilmiflli¤ine paralel daha da isyanc› bir ruha sahiptir. Do¤a ve yaflam koflullar› isyankar k›l›yor onlar›. Bundan dolay› kad›n gerillalar›n da köylü kad›nlar üzerinde ayr› bir etkisi oluyor. Tarihten gelen binlerce y›l sinmifl ve süren ezilmiflliklerinin hor görülmüfllüklerinin isyan›n› kad›n gerillalarda görüyor olmalar›ndan, onlar›n cesaret edemedi¤i baflkald›r›y›, onlar›n henüz k›ramad›¤› zincirleri kad›n gerillalar›n yapm›fl, k›rm›fl oldu¤unu görmeleri, onlar› kad›n gerillalara daha da yak›nlaflt›r›yor, onlar› daha fazla sahiplenmelerini sa¤l›yordu. Onlardaki isyanc› ruh patlamaya haz›r volkan gibi. Biz de bu volkan›n patlamas›n› h›zland›rmak ve yay›lan ateflin düzenin kalbine akmas›n› sa¤lamam›z gerekti¤ini bir kez daha görüyoruz. Köylerde gerillalarla ilgili sohbetler, söylentiler dilden dile, kulaktan kula¤a yay›l›r gider. Biraz gerçek biraz abart›. Abart› olan yan› gerilla befl köye girmiflse söylentiler köyden köye ulaflana kadar ona ç›kar. Olumlu olan ve gerillan›n gitmedi¤i yerlerde bile do¤al propagandas› olan gerillan›n olumluluklar›n›n ve halka zarar vermedi¤inin vb. anlat›lmas›. Ana da bu söylentileri anlat›yor. Evlerinin yak›nlar›ndan geçti¤imiz söylentilerini “Bizim tan›d›klar›m›z de¤ildirler, bizim tan›d›klar›m›z olsa bize u¤ramadan gitmezlerdi” diyorlar kendi aralar›ndaki sohbetlerinde. Biz de “Hakl›s›n›z buralardan geçer de sizlerin hal hat›r›n› sormadan gider miyiz” diyoruz. Ayr›lma saati geldi¤inde koridora ç›k›yoruz. Anan›n bir fley sormadan ihtiyac›m›z olaca¤›n› düflündü¤ü malzemelerden bir çanta haz›rlad›¤›n› görüyoruz. Çantalar›m›z› giyinirken Eylem’in üzerinde gömlek oldu¤unu gören Ana Eylem’in çantas›na kal›n bir kazak koymaya çal›fl›yor “Bu kaza¤› sen al” diye. Eylem çantas›nda kaza¤›n›n oldu¤unu, kazak ihtiyac›n›n olmad›¤›n›, ihtiyac› olsa rahatça söyleyebilece¤ini ve fazla kaza¤›n yük olaca¤›n› anlatarak zor ikna ediyor Ana’y›. Devlet her ne kadar halk›m›z› “her koyun kendi baca¤›ndan as›l›r” anlay›fl›yla bencillefltirmeye, sevgi, yard›mseverlik, paylafl›m gibi de¤erlerini köreltmeye çal›flsa da, bunlar halk›m›z›n öz de¤erleri ve sistem bunlar›n ne kadar küllenmesini sa¤larsa sa¤las›n, deflildikçe közü ç›k›yor, yeniden atefli alevlendirmek için... S›cak vedalaflman›n ard›ndan gerilla birli¤i gözlerindeki gülümsemeyle ayr›l›yor evden, karanl›¤a dal›yor... Evden ayr›ld›ktan sonra gerilla birli¤inde her bir yoldafl bir kez daha diyordu, “‹flte halk›m›z›n gerçekli¤i bu kadar yal›n ve güzel. Biz yeter ki onlara emek verelim, ›fl›k tafl›yabilelim. Onlar bunu karfl›l›ks›z b›rakm›yor. fiu da bir gerçek ki; onlar›n ad›m att›¤›n› kendi geleceklerine sahip ç›kmalar›n› görebilmek için bir defa, iki defa onlara gitmek yeterli de¤il. Israrla ama ›srarla onlara gitmek gerekiyor. Düflman›n bizim bofllu¤umuzu doldurmas›na f›rsat vermeden ›srarla gitmek”... Devam Edecek


20

9-22 Nisan 2004

32

KADRO ÖRGÜT VE PRAT‹K

Siyasal iktidar mücadelesinin ivme kazanmas›, hoflnutsuz y›¤›nlar›n Proletarya Partisi’nin bayra¤› alt›nda toplanmas› tamamen örgüt ve örgütlülük sorunudur. Somut çözümlemeler ve bu çözümlemelere uygun olarak devrimci at›l›mlar yapma sorunudur.

S›n›f savafl›m› düz bir rotada ilerlemez. ‹niflli-ç›k›fll›, geriye düflüfl veya s›çramal› bir rota izleyerek ilerler. Türkiye topraklar›nda son yirmi befl y›lda yaflananlara k›sa bir göz atarsak karfl›m›zda tam da böyle bir tablonun resmini görürüz. Bilindi¤i gibi 12 Eylül Askeri Faflist Cuntas›n›n estirdi¤i terör dalgas›, devrimci saflarda yaln›z örgütsel bir da¤›lmaya de¤il ayn› zamanda devrim ve sosyalizm mücadelesine duyulan inanç ve gelece¤i kazanma konusundaki ›srar ve özgüvende de ciddi bir deprem yaratt›. Yarat›lan bu depremin etkisiyle, devrimci saflarda halka güven ve dolay›s›yla devrimci militanlar kendilerine duyduklar› güvende de ciddi derecede tereddütlere ve kayg›lara düfltüler. Bu tereddüt ve kayg›lar ciddi çözülmelere ve çözülen bu güçlerin yeniden burjuva özel mülkiyeti sistemi içinde kendilerine yer aramaya yöneltti. Deyim yerindeyse, burjuva özel mülkiyet sistemini y›kmak-çöplü¤ünü yok etmek için yola ç›kanlar egemen s›n›flar›n terörünün de yaratt›¤› bas›nçla yeniden burjuva çöplü¤üne dönerek kendilerine yer aramaya koyuldular. Elbetteki sorunu tek bafl›na devlet terörüyle aç›klamak eksik ve yanl›flt›r. Yani ortaya ç›kan sonuçlar› salt bununla aç›klarsak, o zaman ideolojik cephedeki duruflu ve niteli¤i gözden kaç›rm›fl oluruz. Çünkü bu tablonun ortaya ç›kmas›n›n esas nedeni devrimci, militanlar› ayd›nlatan, onlara güç veren ideolojiye duyduklar› inançs›zl›kt›. Hal böyle olunca amaçlar›, amaçs›zlaflt›. Parti, örgüt, özveri, fedakarl›k vb. de¤erler onlar için kula¤a hofl, ama içi bofl ve amaçs›z kavramlar olmaktan öteye bir fley ifade edemez hale geldi. Demek ki temel sorun ideolojik sorundur. Çünkü ideoloji bilinçtir. ‹deoloji olaylara, olgulara s›n›fsal bir pencereden bak›flt›r. Ve kendi s›n›fsal ç›karlar› için, örgütsüzlü¤ü örgüte çevirmek ve siyasal iktidara yü-

rüyüfltür. Bu ideolojik tutumda yere sa¤lam basmayan hiçbir bireyin, örgüt ve siyasi iktidara yürüyüfl noktas›nda ideolojik bir netli¤e sahip olmas› düflünülemez. Ve iflte 12 Eylül cuntas›yla birlikte yaflanan h›zl› çözülmelerin temel nedeni buydu. Diyebiliriz ki, estirilen azg›n devlet terörü sadece bu süreci h›zland›rd›, çözülmeyi kolaylaflt›rd›. E¤er her fleyi, devlet terörü ile d›fl faktörlerle aç›klamaya kalkarsak, devrimi imkans›z hale getiririz. Devrimin yap›ld›¤› ülkelerdeki K.P’lerin oynad›¤› tarihsel öncülük misyonunu ve kitlelerin tarihin yarat›c›s› oldu¤u gerçe¤ini göz ard› etmifl oluruz. Bu gerçeklere s›rt dönmek yaln›z yaflanan tarihsel olaylar› kavramadaki s›¤l›¤›m›z› ve bilgisizli¤imizi a盤a ç›karmaz. Ayn› zamanda tarihin yarat›c›s› olan kitlelere duydu¤umuz güvensizli¤i de a盤a ç›kar›r. Tarihi bilincimizdeki bu zay›fl›k, bugünü yorumlamada da problem yarat›r, gelece¤e dönük, umudu büyütmekten çok, umutsuzluk ve karamsarl›k üretir. Koflullar ne kadar zor olursa olsun, her kadro her militan kitlelere olan güvenini, yar›n› kazanma inanc›n› asla yitirmemelidir. Unutmamak gerekir ki yüzy›llar›n al›flkanl›klar›yla flekillenen bir halk›, Kemalist egemenlerin devletini, yani cellad›n›, lokmas›n› çalan h›rs›z› “baba” olarak gören ve devlete karfl› gelinmez felsefesiyle büyüyen bir halk› harekete geçirmek san›ld›¤› kadar kolay de¤ildir. Bu çok yo¤un bir eme¤i, ayd›nlatmay›, gücünü hakl›l›¤›ndan ve meflrulu¤undan alan, özveride s›n›r tan›mayan say›s›zca pratik eylemi gerektirir. Di¤er bir ifadeyle, düflünsel planda bir devrimi, de¤iflmez y›k›lmaz denilenin, nas›l de¤iflti¤ini ve y›k›l›p gitti¤inin pratik tan›kl›¤›n› gerektirir. Bu demektir ki; her kadro her militan, halktaki tüm geriliklere, sistemin gelifltirdi¤i o yoz-bencil al›flkanl›klara-kifliliklere karfl› b›kmadan-usanmadan mücadele et-

me görevini asla unutmamal›d›r. Bu zaten kadrolar›n, militanlar›n varl›k kofluludur. Kitlelere bilinç tafl›mayan, ayd›nlatma görevini yapmayan kadro ve militan›n, kadrolu¤u-militanl›¤› tart›fl›l›r. Yine kitlelerin tüm geriliklerine, yap›lan ça¤r›lara verilen olumsuz yan›tlara ra¤men, kadro ve militan›n kitlelere karfl› güvensizlik ilan› “tarihi yaratan kitlelerdir-halkt›r” fliar›n›n inkar›d›r-reddidir. Bu gerçekleri dile getirmek döne döne alt›n› çizmek ne kitle kuyrukçulu¤udur ne de öncülük misyonunun yads›nmas›d›r. Öncülük; kitleleri ideolojik-örgütsel-siyasal önderli¤i alt›nda seferber edip, savaflt›rmakla anlam kazan›r-yerli yerine oturur. Bunlar olmad›kça, öncülük sadece bir iddia olmaktan öteye bir anlam ifade etmez. fiunu rahatl›kla diyebiliriz ki, tüm zorluklara karfl›n 12 Eylül sonras› süreçte varolan eksikliklere, olumsuzluklara ra¤men ayakta kalan ve kendi çizgisi do¤rultusunda mücadele eden devrimci ve komünist kadro ve militanlar›n en önemli özelli¤i hakl›l›k ve meflruluklar›ndan kuflkuya düflmemeleri ve kitlelere olan güvenlerini esas olarak yitirmemeleridir. Bu gerçek PKK hareketinin 1984 ç›k›fl›n› sa¤lad›. Proletarya Partisi ve yine baz› devrimci parti ve örgütlerin istenilen düzeyde olmasa da-sistemli ve sürekli bir nitelik kazanmasa da yapt›klar› devrimci hamleler, devrim ve sosyalizm u¤runa ödedikleri bedelleri sa¤layan da bu gerçe¤in ta kendisidir. Bu durumu tersine çevirmek, sürecin ihtiyac›na yan›t olacak, kadro ve örgütün yarat›lmas› ve prati¤e dönük devrimci at›l›mlar›n yap›lmas›yla mümkün olabilir. Lenin yoldafl›n ifadesiyle “iflçi s›n›f›n›n gücü, örgüttür. Y›¤›nlar örgütlenmedi¤i sürece proletarya s›f›rd›r. Örgüt her fleydir.” Ve aç›k olan flu ki örgütün yarat›lmas›, sürecin ihtiyac›na yan›t olacak kadrolar›n yarat›lmas›ndan ba¤›ms›z de¤ildir.

Ve yine kitlelerin örgütlenmesi kendili¤inden olmaz. Y›¤›nlar somut ve güncel talepler u¤runa ortaya konulacak politikalar ve bu politikalar ekseninde yürütülecek özverili ve can bedeli mücadeleler sonucu ancak kazan›labilir. Yani kadro, örgüt ve pratik hamleler birbiriyle kopmaz ba¤larla ba¤l› ve kazanman›n büyük baflar›lar elde etmenin de olmazsa, olmaz›d›r. Siyasal iktidar mücadelesinin ivme kazanmas›, hoflnutsuz y›¤›nlar›n Proletarya Partisi’nin bayra¤› alt›nda toplanmas› tamamen örgüt ve örgütlülük sorunudur. Somut çözümlemeler ve bu çözümlemelere uygun olarak devrimci at›l›mlar yapma sorunudur. Tabi ki bu sorunu çözecek olan Proletarya Partisi’dir. Yani kitlelerin mevcut sorunlar›n› varolan burjuva egemenlik sistemi içinde çözmenin mümkün olmad›¤›n› ortaya koyacak ve kitleleri bu yönlü e¤itip ayd›nlatacak olan öncüdür, güçlü devrimci bir muhalefettir. Bu muhalefetin a盤a ç›kar›lmas› ve bu muhalefetin güncel politikada kendini hissettirebilecek alternatif bir kanal yaratmas›, sars›lm›fl olan devrimci otorite ve sayg›nl›¤›n yeniden tesisi için küçümsenmeyecek bir hamle niteli¤ini tafl›d›¤›n› görmek gerekir. Ne yaz›k ki bu gün böyle güçlü bir hamleden söz edemiyoruz. Yani ortada sistemi sarsacak, güncel geliflmeler noktas›nda ideolojikpolitik ve örgütsel olarak genifl kitleleri harekete geçirecek, devrim ve sosyalizme karfl› duyulan güvensizlikleri güvene dönüfltürecek güçlü devrimci ve komünist bir iradeden söz etmek mümkün de¤ildir. Olan bu yönlü ortaya konulan-konulmaya çal›fl›lan mütevaz› çabalard›r. Bu çabalar kesinlikle küçümsenmemelidir. Unutmamak gerekir ki büyük hamleler, büyük kavgalar yap›lan küçük hamleler-küçük çapl› muharebeler üzerinde infla edilmifltir. Küçük hamleleri-muharebeleri küçümseyenler büyük muharebelerin yarat›c›s› olamazlar.


21

32 Daha da somutlarsak, bir bildiri da¤›t›lmas›na, afifl ve pankart as›lmas›na gereken duyarl›l›¤› gösteremeyenler ve bunu da büyük hamleler söylemleriyle perdeleyenler sözlerinin eri olabilirler mi? Bizce olamazlar. Veya bir protesto yürüyüflü için ortaya gereken iradeyi koyamayan bir bireyin, devrimci çal›flmaya dair saatlerce nutuk atmas› ne kadar ciddiye al›nabilir? Aç›k olan flu ki: Söz ile eylem aras›nda uyum yoksa, sarf edilen tüm parlak sözler anlams›z ve gereksizdir. Küçük hamleler yapma iradesini göstermeyenler, büyük at›l›mlar› ancak rüyas›nda görebilirler. “Damlaya damlaya göl olur, akar gider sel olur” halk söylemi ile bu somut sorun aras›nda belli oranda ba¤lant›lar kurabiliriz. Yani yap›lacak her küçük hamle, bu askeri eylem olur, bu iyi organize edilmifl bir kampanya olur, bu Propaganda-Ajitasyon araçlar›yla, görselli¤iyle, disiplin ve kitleselli¤iyle organize edilmifl bir miting veya uluslararas› bir etkinlik olur. Sonuç itibar›yla prati¤e dönük ve hareketsizli¤e hareket ka-

zand›rmaya çal›flan bir eylemlilik süreci. Her eylemin yaratt›¤›-yarataca¤› olumlu etki, a盤a ç›karaca¤› enerji, bütün aç›s›ndan ortaya daha güçlü enerjilerin-pratiklerin ç›kmas›n› sa¤lar. Özellikle suskunlu¤un ve hareketsizli¤in yo¤un oldu¤u dönemlerde en mütevaz› ç›k›fl›n dahi önemi oldukça büyüktür. Ve her militan bu gerçe¤i görmelidir. Enerjisini olumsuz tart›flmalardan çok, anlaml› mütevaz› somut pratiklere yöneltmelidir. Çünkü birincisi çene yorar, ikincisi ise büyük hamlelerin zeminini haz›rlar. Miyomoto’nun dedi¤i gibi: “güçlü nesneleri do¤rudan iterek k›m›ldatmak zordur, bu nedenle ‘köflelerden girersin’ genifl sürekli stratejik düflman kuvvetlerine köflede darbe indirmek yararl›d›r. E¤er köfleleri alt edebilirsen, tüm gövdenin ruhu alt edilmifl olur. Düflman› halletmek için köfleler düflünce sald›r›y› sürdürmelisin.” Burada birbirine ba¤›ml› iki önemli noktay› görmemiz gerekir. Birincisi düflman›, t›pk› suyun kayay› afl›nd›rd›¤› gibi ad›m ad›m en zay›f noktalar›ndan bafllayarak y›p-

PUSULA SAVAfi, BEDELLER ÜZER‹NDE ZAFERE EVR‹L‹R Nepal de “bar›fl görüflmelerinin” kesilmesinin ard›ndan çat›flmalar giderek fliddetleniyor. Halk savafl› ülke geneline yay›larak, ivmesi yükselerek art›yor. Nepalli komünistlerin çok yönlü geliflimi karfl›s›nda karfl› devrimin silahl› sald›r›lar› da t›rmanarak artmaktad›r. Bu olgu savafl›n yasalar› aç›s›ndan do¤al olgulard›r. Yar›-sömürge ülkelerde silahl› karfl› devrimle silahl› devrim karfl› karfl›ya savaflmak zorundad›r. Proletarya partilerinin ve devrimci ordunun geliflimi silahl› mücadele içinde gerçekleflir. Bu partilerin güçlenmesinin, devrimci ordunun büyümesinin, ülkenin ba¤›ms›z, özgür olabilmesi ve demokratikleflmesi için baflka yol yoktur. Savafl sadece savafl cephesinde yürütülmüyor. Savafl birçok cephede ve çok yönlü yürütülmektedir. Karfl› devrimin her türlü bas›n ve yay›n organ› Nepalli Maoist gerillalar›n kayb›n›n befl yüz oldu¤unu belirterek, psikolojik savafl ayg›t›n›n nas›l iflledi¤ini nas›l bir nitelikte psikolojik savafl yürütüldü¤ünü aç›kça göstermektedir. Düflman, kendi kay›plar› hakk›nda do¤ru bilgi vermezken, gerilla güçleri hakk›nda yaflanan kay›plar›n say›s›n› abart›l› tarzda vermesinin alt›nda yatan gerçek, kendilerinin “güçlü” gerilla güçlerinin “zay›f”, kendilerinin “zafer”, gerilla güçlerinin “yenilgi” içinde olduklar›n› kendi kamuoyuna ve genifl emekçi y›¤›nlara anlatmakt›r. Yaflanan geliflmeler, daha fazla psikolojik savafl ayg›t›na ihtiyaçlar› oldu¤unu ortaya koymaktad›r. Irak iflgalinin ilk günlerinde ABD iflgalci güçlerle Saddam askerlerinin aras›nda yaflanan yalan abart› ve manipülasyon karakterli bas›n aç›klamalar›n› hat›rlamakta fayda vard›r. Her iki taraf›n birer yalan makinesi gibi nas›l çal›flt›klar›n› her sa¤duyu sahibi insan görüp anlam›flt›r. Bu tavr›n alt›nda tamamen burjuva s›n›f karakterli bir gerçek vard›r. S›n›f savafl›m› tek bir cephede sürdürülmez. Bu savafl›m›n çok yönlü ve her alanda sürdürüldü¤ünü anlamak gerek. ‹deolojik-politik-psikolojik-kültürel-ahlaki alanda sürdürülen savaflta a¤›rl›k her zaman psikolojik olana verilir. Silahl› savafl ayn› zamanda bir moral savafl›d›r. Güçlü bir moral yüklenme-

den savaflta zafer elde edilemez. Dünya ölçe¤inde yürütülen bütün savafllarda, yalan manipülasyon çarp›tma, karalama ve hileye dayal› psikolojik savafl›n bütün görüngülerini görmek mümkündür. Karfl›-devrimin yürüttü¤ü psikolojik savaflta hiçbir dürüst ve ahlaki yan ve gerçeklik aranmaz. Düflman›n çok yönlü imha ve yok etme, kuflatma ve ezme sald›r› ve operasyonlar›n›n tüm fliddetiyle artt›¤›, her türlü k›y›c› silahlar› pervas›zca kulland›¤› bu savaflta halk savafl›n›n yasa ve kurallar›na, ilkelerine uygun yürütülen her hamle ve örgütlenen her eylem, sürdürülen her sald›r› mutlaka amac›na varacakt›r. Baflkan Mao’nun dedi¤i gibi düflman sald›r›yorsa durum iyidir, düflman difliyle t›rna¤›yla sald›r›yorsa durum daha iyidir, demek ki devrimin kazan›mlar› artarak, büyüyordur. Karfl› devrim kendi s›n›fsal özüne ve ç›karlar›na uygun olarak yalan abart›ya dayal›, hile ve çarp›tma üzerine dayal› propaganda ve ajitasyon çal›flmas› yürütürken, proletaryan›n yegane temsilcileri, halk›n savunucular› da kendi s›n›fsal özüne ve ç›karlar›na uygun gerçe¤e dayal› propaganda ve ajitasyon çal›flmas› yürütecektir. Bugün Nepal’de halk savafl›n›n geliflim düzeyi yoksul köylülük baflta olmak üzere genifl emekçi y›¤›nlar›n hat›r› say›l› bir destek ve sahiplenmesini kazanm›flt›r. Gerilla savafl tecrübeleri göstermifltir ki devrimci bir gerilla hareketi ilk evreyi afl›p halk›n hat›r› say›l›r bir diliminin sevgi ve deste¤ini kazand›ktan sonra düflman›n onu yok etme umudu kalmaz. Ki bugün aç›s›ndan Nepalli Maoistler bu oran›n üzerinde bir kitle deste¤ine sahiptir. Bütün bu baflar›l› geliflmelerin güçlü nedenleri vard›r. Her fleyden önce do¤ru bir politika, do¤ru bir parti, savafl ve kitle çizgisi izleyen Nepal Komünist Partisi k›sa sürede bilimsel gerçeklere, yaflam›n gerçekli¤ine ve halk›n ihtiyaçlar›na yan›t olmay› baflarm›flt›r. Bundand›r ki, k›sa sürede ülkenin büyük bir bölümünde kitlenin genifl bir deste¤ini kazanmay› baflarm›flt›r.

ratmak. ‹kincisi; Küçük kuvvetleri bu tür pratikler içinde e¤itip gelifltirerek, devrimin kadrosunu-militan›n›, ordusunu yaratmakt›r. Yani pratik hareketin do¤uraca¤› bereketli sonuçlara ulaflmak. Bu uzun yolculukta geriye düflmeler de olur. Pürüzsüz yürümek yada birkaç at›l›mla sonuç almak mümkün de¤ildir. Lenin yoldafl›n söylemiyle: “Bir at›l›mda zafere ulaflan ve insanlar› bir defada kendisine inand›rtan devrim olmam›flt›r, yoktur.” Evet bir at›l›mda zafere ulafl›lamaz ama at›l›ms›z zaferin temel tafllar› döflenemez. Dolay›s›yla zaferi isteyen her kadro her militan çal›flma alan›nda, kolektif önderli¤in belirledi¤i politikalara uygun olarak hamle yapma veya hamle yapman›n koflullar›n› haz›rlama çabas› içinde olmak zorundad›r. Kendi çal›flma alan›nda bunu yapmayan, bu yönlü yarat›c›l›¤›n› kullanmayan bir militan›n zafer istemi, zafer söylemi tart›fl›lmaya muhtaçt›r. Devrimin kitlelerin eseri oldu¤u elbetteki tart›fl›lmaz. Ama burada görülmesi ve Nepalli komünistler ideolojik birli¤ini maddi örgütsel birli¤ine dönüfltürmeyi bunu da kitleleri örgütleyerek büyük bir maddi güce ulaflmay› baflarm›flt›r. Temel ve aslolan ideolojik birliktir. Yani MLM bilimine sahip olmakt›r. Bu olmadan hiçbir fley kazan›lamaz. Ancak ideolojik birli¤in oldu¤u yerde maddi örgütsel güç yarat›lamazsa yine baflar› elde edilemez. Nedir maddi örgütsel birlik? Disiplindir. Parti saflar›nda birli¤i ve disiplini korumakt›r. En yüksek düzeyde irade ve eylem birli¤idir! Partinin bilimsel do¤rular›na uymakt›r. Partinin önderli¤ine ve halka güvenmek, devrime inanmakt›r. Partinin önderli¤e, önderli¤in partiye, her ikisinin de kitlelere güvenini sa¤layabilmektir. Bireyin iradesini kolektif irade olan parti iradesine tabi k›lmakt›r. Yani demokratik merkeziyetçilik ilkesine sonuna dek ba¤l› kalmakt›r. Demokrasi ve özgürlük ilkelerine güçlü sar›lmakt›r. Demokrasi ve özgürlü¤ü partinin merkeziyetçilik ve disiplin ilkesinin güçlenmesine tabi k›lmakt›r. Tek ses tek vücut olmakt›r, tek bir güçlü irade olarak s›n›f savafl›m›nda konumlanmak cesaretle yürümektir. Her türlü kiflisel yarat›c›l›k, yetenek, bilgi ve birikimi kolektifin hizmetine sunmakt›r. Yarat›c›l›¤›n özgür geliflimini merkeziyetçili¤in, ortak iradi yürüyüflün hizmetine sunmakt›r. Bu bizim ortak ruhi savaflç› flekilleniflimizi güçlendirecek, illegal çal›flma ilkelerine daha s›k› ba¤lanarak düflman darbelerinden korunmam›z› sa¤layacak, sonuç al›c› eylemler örgütlenecektir. Bu hareket tarz›, güçlü kitle deste¤ini ve sa¤lam örgütü yaratacak, ortak planl› yürüyüflü güçlendirecektir. Yar›-sömürge, yar›-feodal ülkelerdeki devrimci savafl›n belli bafll› ay›rt edici özellikleri vard›r. Bunlar›n bafl›nda ekonomik ve politik bak›mdan geri, eflitsiz ve dengesiz bir karaktere sahip olmas›d›r. Düflman›n say›ca büyük, teknik donan›m ve teçhizat bak›m›ndan güçlü olmas›d›r. Zay›f ve güçsüz olan devrimci savafl ordusunun süreç içinde büyüyerek geliflip güçlenmesidir. Zay›f› güce, küçük olan› büyük olana çevirecek olan Komünist Partinin do¤ru politik çizgisidir. Eflitsiz ve dengesiz ekonomik ve politik gelifliminden kaynakl› olarak, halk savafl› düz bir geliflim çizgisi izlemeyecektir. Baz› bölgelerde yükselirken, baz› bölgelerde durgunlaflacak, baz› bölgelerde gerileyecektir. Halk savafl› sadece ülke çap›nda de¤il, bölgeler ara-

9-22 Nisan 2004 kavranmas› gereken, bu eser sahiplerinin bir gecede bir hamlede bu eseri yaratamayacaklar› gerçe¤idir. Yine kitlelerin bugün devrimcilerin ve komünistlerin c›l›z ça¤r›lar›na gereken yan›t› vermemelerinden hareketle, karamsarl›k tohumu ekenler “bu halkla bir fley olmaz” diyenler, Lenin yoldafl›n flu saptamalar›n› döne döne okumal›d›rlar: “Emekçilerin büyük ço¤unlu¤u öncüleri olan proletarya devrimi gerçeklefltiremez. ‹yi ama bu yak›nl›k bu destek bir anda sa¤lanamaz, oylama ile bir çözüme ba¤lanamaz; uzun, güç, a¤›r, bir s›n›f mücadelesi ile kazan›l›r.” Görüldü¤ü gibi her fley çok aç›k ve net: Devrim isteminde samimi olan her parti her örgüt kitleleri kazanmak zorundad›r. Önce kitleleri kazanal›m, sonra iktidara yürürüz saptamalar› bizim gibi ülkelerde sadece bir hayaldir. Kitleler ancak savafl içinde, a¤›r bedeller ödenerek ve ad›m ad›m kazan›l›r. Ve zafere de ancak uzun, yorucu, onlarcayüzlerce hamleler ve iniflli-ç›k›fll› uzun süreli bir savaflla var›l›r. s›nda da eflit olmayan s›çramal› ve dengesiz bir flekilde geliflecektir. Savafl bazen yo¤unlafl›p, yükselirken, bazen gerileyecektir. Günümüz koflullar›nda Nepal halk savafl› prati¤ini ve Irak iflgal karfl›t› savafl prati¤ini, Filistin intifadas›n› incelemek, her bir prati¤i kendisini koflullayan geliflmeler içinde gözlemlemek, kendi gerçekli¤i üzerinde yükselen, ülkemiz prati¤ine yan›t olacak do¤ru sonuçlar ç›karmak s›n›f bilinçli proleterlerin görevidir. Bugün henüz gerilla gücünün nicel olarak zay›f oldu¤u, kitle deste¤inin zay›f oldu¤u bir süreç yaflanmaktad›r. Zay›f ve c›l›z olan›, güce çevirmenin devrimci s›rr› devrimci politikaya, proletaryan›n politik bilincine “Bir ordunun kurulmas› süreci içinde ideolojik ve politik çal›flmaya öncelik verilmesine” ihtiyaç vard›r. “Devrimci orduda proletaryan›n sars›lmaz ideolojik ve politik önderli¤inin sa¤lanmas› flartt›r.” Orduya devrimci bir nitelik kazand›r›lmaks›z›n ve ileri politik fikirler afl›lanmaks›z›n, ileri askeri tekniklerin azami etki yaratmas› mümkün de¤ildir”. “Politika her fleyin ruhuysa” bu ruhu kuflanarak, savaflç› ve komutanlar›n cesareti yarat›l›r, düflmana askeri vurufllar örgütlenir ve kitlelerin deste¤i kazan›l›r. Proletaryan›n politik bilinç düzeyi yükseldikçe, ideolojik birli¤i maddi örgütsel güce dönüfltürmeyi baflard›kça, irade ve eylem birli¤inin en yüksek geliflim düzeyi yakaland›kça düflmana karfl› derin bir kin, düflmana askeri vurufl gücünde art›fl, kitlelerin destek ve sevgisinde büyüme, güçlü parti örgütlenmesi yarat›l›r. Bugün yap›lmas› gereken bunlard›r. Eksik olan ideolojik kavray›fl› derinlefltirmek, bu kavray›fl› maddi örgütsel güce ve savafl prati¤ine çevirmektir. Bugün yap›lmas› gereken politik bilincin süre¤en tarzda yükseltilmesi, kitlelerin yaflad›¤› ekonomik-politik sorunlar›na yan›t olacak, istem ve taleplerini politik iktidar hedefine çevirecek, bilincinde sars›nt› yaratacak, devrimci moral ve coflkusunu yükseltecek, yönünü gerillaya çevirecek askeri hareket tarz›n› küçükten büyü¤e do¤ru büyütmek, kitlelerin deste¤ini ad›m ad›m kazanarak devrimci savafl› ve partiyi örgütlemektir. Bu ad›mlar at›lmadan devrimci ordunun büyümesi, örgütün silahl› mücadele içinde infla edilmesi mümkün olmaz.


32

22

9-22 Nisan 2004

Avrupal› emekçiler alanlarda

Avrupal› emekçiler tüm Avrupa çap›nda bir kez daha alanlara ç›kt›. Almanya, Fransa, Danimarka, ‹talya, Romanya ve Slovakya’da alanlara ç›kan emekçi kitleleri ekonomik ve sosyal haklar›na

yönelik sald›r›lara karfl› harekete geçtiler. ‹ki güne yay›lan eylemlerin en önemli özelliklerinden biri de Avrupa çap›nda ortak örgütlenen ilk eylem olmas›yd›. 2 Nisan günü bafllayan eylem günlerinde Almanya, Fransa, ‹spanya ve Slovenya’da fabrikalarda ifl b›rak›larak sald›r›lar protesto edildi. ‹fl b›rak›lan fabrikalarda ve fabrika önlerinde yap›lan mitinglerde, iflçilere 3 Nisan günü yap›lacak gösterilere kat›lma ça¤r›lar› yap›ld›. Almanya’n›n baflkenti Berlin’deki Siemens fabrikas›n›n önünde toplanan yüzlerce iflçi sermayenin sald›r›lar›na karfl› mücadele edeceklerini aç›klad›lar. De¤iflik fabrikalardan gelen delegasyonlar yapt›klar› konuflmalarda, “Haklar›m›z› savunmak için üretimden gelen gücümüzü kullanmaktan çekinmeyece¤iz” dediler. Avrupa çap›nda yap›lan eylem günlerine Almanya’da kitlesel kat›l›m gerçekleflti. Almanya’da yüzbinlerce iflçi ve emekçi hükümetin ‘Ajanda 2010’ bafll›¤› alt›nda sürdürdü¤ü sald›r›lara karfl› alanlara ç›kt›. Hükümetin, sermayenin hükümeti olarak elefltirildi¤i gösteriler büyük bir coflku içinde gerçekleflti. Alman Sendikalar Birli¤i (DGB) ve aralar›nda iflsizler, emekliler ve göçmen

emekçilerin örgütlerinin de bulundu¤u onlarca demokratik kitle örgütünün ça¤r›s› ile yap›lan protesto eylemleri büyük kat›lmalarla gerçeklefltirildi. Sadece Berlin’deki gösterilere 200 bin kiflinin kat›ld›¤› bildirildi. Stuttgart’ta da gösteriler 200 binden fazla emekçinin kat›l›m›yla gerçeklefltirildi. Binden fazla otobüsün ve 23 özel trenin Stuttgart d›fl›ndan emekçileri tafl›d›¤› gösteriye metal iflçileri ve kamu emekçileri damga vurdu. ‹flçi ve emekçilerin birçok sosyal hakk› bu hükümetin döneminde gasp edildi¤i gibi çal›flma ve vergi yasalar› emekçilerin aleyhine de¤ifltirildi. Sadece bu y›l›n bafl›nda yürürlü¤e giren reformlar sayesinde emekçilerin ücret kayb› yüzde 15 civar›nda gerçekleflti. Üçüncü büyük gösterinin yap›ld›¤› Köln flehrinde de kat›l›m beklentilerin çok üzerinde oldu. Gösterinin bafllama saati iki saat geçmesine karfl›n kat›l›m›n yo¤unlu¤undan kortejler oluflturulamad›. Sendikan›n 50 bin kat›l›ml› bir gösteri için baflvurdu¤unu bildiren emniyet sözcüsünün, “Daha gösteri bafllamadan 100 bin kifli flehre ak›n etti” diye yak›nmas› dikkat çekti. “Ajanda 2010’u da hükümeti de

‹sviçre Türkiyeli ‹flçiler Federasyonu

Y›ll›k Ola¤an Genel Kurulu Avrupa Türkiyeli ‹flçiler Konfederasyonu (AT‹K)’e ba¤l› bir federasyon olan ‹sviçre Türkiyeli ‹flçiler Konfederasyonu ‹T‹F, 2 dernek ve iki komiteden (kad›n ve gençlik komitesi) oluflan ve toplam olarak 21 delegenin kat›ld›¤› y›ll›k genel kurulunu 3 Nisan 04 tarihinde ‹sviçre’nin Zürih flehrinde afla¤›daki gündem maddeleri ile gerçeklefltirdi. 1- Aç›l›fl ve sayg› duruflu, 2- Delege tespiti, 3- Divan seçimi, 4- AT‹K perspektif yaz›s›n›n tart›fl›l›p onaylanmas›, 5- Ekte sunulan yaz›lar›n tart›fl›l›p onaylanmas›, 6- ‹T‹F faaliyet raporunun tart›fl›l›p onaylanmas› a-Kad›nlar Komitesi faaliyetinin tart›fl›l›p onaylanmas› b-Gençlik Komitesi faaliyetinin tart›fl›l›p onaylanmas›, 7- ‹T‹F mali raporunun onaylanmas›, 8- Denetim kurulu raporunun okunmas›, 9- Yeni yönetim organlar›n›n seçimi a-Yönetim kurulu, b-Denetim kurulu, c-AT‹K delegelerinin seçimi, 10- Dilek ve temenniler, 11- Kapan›fl fleklinde gerçeklefltirilen Genel Kurulda AT‹K’in bu y›l belirledi¤i emperyalistlerin kazan›lm›fl sosyal haklara yönelik sald›r›s›n›n ifllendi¤i ana tema oldukça isabetli ve tart›flmalar›n canl› geçmesini sa¤lam›flt›r. ‹sviçre’nin de esas olarak kendi alan›n› tart›flmas›, ilk kez yabanc›lar›n kendi sorunlar›n› bu denli yo¤un olarak tart›flmas› oldukça olumlu de¤erlendirildi. Gerek delegeler gerekse dinleyicilerin olumlu buldu¤u genel kurulda en çok AT‹K siyasi perspektif yaz›s› içinde ‹sviçre ve buna ek yap›lan yaz› tart›fl›ld› ve delegelerce bu ek yaz›n›n kongreye sunulmas›na karar verildi. Di¤er senelere göre kendi gerçekli¤i üzerinde gerçeklefltirilen ilk ve olumlu genel kurul olarak de¤erlendirildi ve bunun önümüzdeki süreçte takip edilmesi ve siyasal ortam›n bir y›l boyunca devam etmesi gerekti¤i dile getirildi. Saat 15.00’te bafllayan ve 21.30’da sona eren genel kurul gerek kat›l›m gerek tart›flmalar yönünden olumlu geçmifltir.

Nepal’de halk sokaklarda

Nepal Komünist Partisi (Maoist) ile Nepal gerici devleti aras›nda süren görüflmelerin ard›ndan Kral Gyanendra’n›n seçilmifl hükümeti feshederek yerine kendine ba¤l› bir baflbakan atamas›n› protesto eden halk›n gösterileri tüm ülkeye yay›l›yor. Baflkent Katmandu’da düzenlenen protesto gösterisinde polisin sald›r›s› sonucunda sokaklara taflan halkla polis aras›nda çat›flmalar ç›kt›. Polisin göstericilerin üzerine atefl açt›¤› çat›flmada en az 70 kiflinin yaraland›¤› bildirildi. “Mutlak monarfliye son” ve “Parlamento yeniden kurulsun” sloganlar› atan göstericiler, polisin sald›r›s› ve sald›r›da silah da kullanmas› üzerine yollara barikat kurarak polise tafllarla karfl›l›k verdiler. Polis ise halk› da¤›tmak için cop, göz yaflart›c› gaz ve tazyikli su kulland›. Yaralanan 70 kiflinin en az onunun da silahla yaraland›¤› aç›kland›.

istemiyoruz” yaz›l› pankartlarla yürüyen emekçilere onlarca müzik grubu efllik etti. Köln flehrinin çevresindeki bütün otobanlar›n t›kand›¤›n› bildiren trafik dairesi gösteriye 200 bine yak›n insan›n kat›ld›¤›n› aç›klad›. ‹TALYA’DA GENEL GREV Bu eylemlerden önce 26 Mart günü de ‹talyan emekçiler, sözde emeklilik reformuna karfl› 4 saatlik genel grev yapt›lar. Okullar, kamu daireleri, bankalar, postaneler aç›lmazken, tren ve tramvaylar›n çal›flmamas› ülkede ulafl›m› da felç etti. Grev s›ras›nda ülke çap›nda yap›lan 60 mitinge yüzbinlerce emekçi kat›ld›. ‹talyan hükümeti, ç›karmak istedi¤i bu yasayla emeklilik yafl›n› 57’den 60’a ç›karmak istiyor. Bu yasaya karfl› daha önce de 2002 y›l›nda iki, 24 Ekim 2003’te de bir genel grev yap›lm›flt›. YUNAN‹STAN Yunanistan’da da kamu ve özel sektörde insanca ücret talebiyle 31 Mart’ta genel grev yap›ld›. 58 kent ve kasabada sokaklara ç›k›ld›¤› genel grevde toplu tafl›ma araçlar›nda kat›l›m oran› % 100’ü, inflaat ve metal iflkollar›nda % 90’lar› buldu. Gazeteciler de genel greve saat 11:00-1400 aras›nda ifl b›rakarak kat›ld›.

Aborjinler ‘Irkç›l›¤a ve fliddete son’ diye yürüdü

“Ça¤d›fl›” Aborjinleri anlatan filmden bir kare Avustralya’n›n Sydney kentinde polisin geçti¤imiz ay 17 yafl›ndaki bir Aborjin gencin ölümüne sebep olmas›ndan sonra yaflanan olaylar nedeniyle tutuklananlar›n say›s› 60’› aflarken, Sydney’de yaflayan yüzlerce Aborjin, 25 Mart günü hükümeti protesto etti. Yüzlerce Aborjin sabah saatlerinden itibaren Aborjin toplumunun yo¤unca yaflad›¤› Sydney’in Redfern semtinde 17 yafl›ndaki Thomas Hickhey’in öldürüldü¤ü yerde topland›. Polisin y›¤›nak yapt›¤› gösteriye ünlü yazar ve belgesel film yap›mc›s› John Pilger, Aborjin toplum liderleri ve Thomas Hickey’in annesi Gail Hickey kat›ld›. “Irkç›l›¤a ve fliddete son”, “Çok polis, az adalet”, “Bu topraklar Aborjinlerindi ve hep olacak”, “Adalet istiyoruz” sloganlar› atan göstericiler, yaklafl›k 3 kilometre yürüdük-

ten sonra kent merkezinde bulunan New South Wales Eyalet Parlamentosu önüne geldi. Aborjin toplum liderleri, Lyall Munro, Kevin Smith, 17 yafl›ndaki Aborjin genci Thomas Hickey’in annesi Gail Hickey ile John Pilger burada yapt›klar› konuflmalarda, hükümetin Aborjin toplumu üzerindeki bask›lar› ve polisin ›rkç› uygulamalar›n› k›nayarak, Aborjinlere yönelik anti-demokratik ve keyfi uygulamalar›n durdurulmas› için ‘Kraliyet Soruflturma Komisyonu’nun kurulmas› ça¤r›s›nda bulundu. Göstericiler daha sonra Eyalet ve Federal hükümetlere ulaflt›r›lmak üzere, polisin Aborjin toplumuna yönelik ›rkç› uygulamalar›n›n durdurulmas› ve Aborjin sorununa köklü bir çözümün sa¤lanmas›n› kapsayan dosyalar›, yetkililere sundu. (D‹HA)


23

32

9-22 Nisan 2004

“Kan Tad›’nda emperyalist iflgal, Ortado¤u ve sonuçlar›” Emperyalist neoliberal sald›r›larla dünyaya yeni düzen verilmek isteniyor. Emperyalist hegemonya, iflgal ve talan demek olan Yeni Dünya Düzeni, Ortado¤u’ya egemen k›l›nmaya çal›fl›l›yor. Irak’›n ABD ve ‹ngiliz emperyalist ittifak›yla iflgalin üzerinden bir y›l geçti. Irak’ta halklar “iflgal terörü”yle sindirilmek isteniyor. ‹flgal için iddia edildi¤i gibi Irak’ta kimyasal silah bulunamad›. Saddam diktatörü yakaland›. Ama hala iflgal sürüyor. Amerika’n›n iflgalci tarihi Kan Tad›’n› flimdi Irak’a, oradan tüm bölgeye tafl›yor. Irak’ta halklar Kan Tad› emperyalist iflgale direniyor. Tüm ülkelerde halklar iflgali sorguluyor. Çin’den Kore’ye, Vietnam’dan Somali’ye, Balkanlar’dan Irak’a halklar bu Kan Tad›’n› biliyor. Filistin, Türkiye Kürdistan›, Afganistan, Türkiye… Ortado¤u kanat›lmaya devam ediliyor.

Kan Tad› bir tarih dersi. Ö¤rendikçe soraca¤›z “Ya iflgalden yanas›n›z, ya da direniflten”. Bir ezenlerin dünyas›

Dünyadan Notlar “BIRAKIN SAVAfiÇI ONURUYLA ÖLEL‹M!” “Yak›nda bizim büyük ölümlerimizi duyacaks›n›z, o zaman al›nlar›m›zda flu yaz›lacak: ‘Bizler direndik! ‹leri at›ld›k ve kaçmad›k!’ Ve bizimle birlikte çocuklar›m›z, kad›nlar›m›z, yafll›lar›m›z ve gençlerimiz ölecek! Bizden teslim olmam›z› ve beyaz bayrak dikmemizi beklemeyin! Çünkü biz, bunu yapsak da ölece¤imizi biliyoruz. B›rak›n savaflç› onuruyla ölelim!” Bu sözler, 22 Mart günü ‹srail Siyonistlerinin Bakanlar Kurulunda ald›¤› kararla öldürdü¤ü Hamas’›n kurucusu ve ruhani lideri fieyh Ahmed Yasin’e aitti. Yasin bu sözleri, Eylül 2003’te yani ölümünden 5 ay önce, yine bir ‹srail sald›r›s›ndan sa¤ olarak kurtulduktan bir gün sonra söylemiflti. Yasin bu konuflmas›nda ‹slam, Arap sözde dünyas›n› Tanr›ya flikayet ediyordu. Ama Arap devletlerinin Filistin konusundaki ikiyüzlülüklerini sonraya b›rakarak önce bu soruyu kendimize sormam›z önemli. Yani “Her yer Filistin, Hepimiz birer Filistinliyiz” slogan›n›n önemi; iflgalle, katliamlarla ac›ya bulanm›fl Filistinlilerin yaflamlar›, ‹srail’in ördü¤ü duvar›n ötesinde bir tecritle karfl› karfl›yayken kat be kat artmakta iken biz bu tecritin neresindeyiz? Hamas’›n ya da ‹slami Cihad’›n savunulmas› de¤il, bu kuflatma alt›nda on y›llard›r direnen Filistinlilerin sahiplenilmesi ve onlar›n sesine ses kat›lmas› ‹slami çevrelerin de¤il esas olarak devrimci ve komünistlerin görevidir. ‹slamiyetin kapitalizm ya da emperyalizm karfl›s›ndaki tutumu hiçbir zaman tutarl› olamad›¤› ve olamayaca¤› bizim için aç›kt›r. Nitekim

Filistin Kurtulufl Örgütü (FKÖ)’nün “eski” zamanlar›nda ‹srail, bu örgütleri desteklemekteyken de devrimci ve komünistler bu örgütlerin de¤il ama Filistin halk›n›n direniflinin en yak›n dostlar›yd›, t›pk› bugün oldu¤u/olmas› gerekti¤i gibi. Bu nedenle, ça¤r› yap›lmas›n› beklemeksizin destek eylemlerine kat›lma, bu tür eylemler örgütleme bizler için refleks haline gelmelidir. GERÇEK TERÖR‹STLER EMPERYAL‹ZM VE UfiAKLARIDIR! ‹srail’in Yasin’i katletmesinin önemli noktalar›ndan biri de, bu karar›n direkt Bakanlar Kurulunda al›nm›fl olmas›d›r. Bunun anlam›, ‹srail devlet terörünün tescillenmesi ve kendilerince savunulmas›d›r. Vücudunun üçte ikisi felçli, gözleri neredeyse görmeyen ve do¤al bir flekilde ölümüne çok fazla zaman› kalmam›fl bir kifli için böylesi bir karar alarak uygulamak, ‹srail Siyonistlerinin pervas›zl›¤›n› ve ABD gibi bir terörist ülkenin deste¤ini alman›n rahatl›¤›n› göstermektedir. Nitekim birçok ülke yar›m a¤›zla da olsa bu terörü k›narm›fl gibi yaparken ABD aç›kça ‹srail’in kendini savunma hakk›n› kulland›¤›n› ifade etmekten çekinmedi. Büyük Ortado¤u’da örnek olarak gösterilen sözde laik ve Müslüman TC devleti ise katliam› “iyi olmad›” sözleriyle tan›mlayarak ve “karfl› terörü” yükseltece¤ini söyleyerek Filistin halk›n›n direniflini bir kez daha terörist olarak nitelendirerek ne kadar da iyi bir örnek oldu¤unu gösterdi; ama uflakl›kta.

var, bir de ezilenlerin… Emperyalizmin sald›r›lar› karfl›s›nda baflta Irak halk›n›n iflgale karfl› dire-

Gerici Arap yönetimlerinin tavr›n›, bu konuda Londra’da yay›nlanan El Kudsül Arabi gazetesinin yay›n yönetmeni Abdülbari Atwan’›n sözleriyle tan›mlayabiliriz: “Arap rejimleri ‹srail’i düflman olarak görmemekte, aksine halkç› öfke tufan›n›n kendilerini silip süpürmeden önce yönetimde birkaç ay veya y›l kalma mutlulu¤unu bozan Arap, Filistin veya Lübnan direniflini büyük düflman olarak de¤erlendirmekteler. Çünkü bu rejimler Amerikan sopas›ndan korkmakta ve Beyaz Saray’›n efendisinin sevgisini kazanmak ve Büyük Ortado¤u tehditlerinden sak›nmak için sevgi ve af dileyerek fiaron hükümetine s›¤›nmaktalar.” Hatta bu gerici Arap yönetimleri, geçti¤imiz hafta Tunus’ta yapacaklar› Arap Zirvesini, hiçbir gerekçe göstermeden ertelediklerini duyurdular. Gerekçe göstermemelerini makul karfl›lamak gerekir. Yoksa ‹srail’i k›nayamazd›k m› diyeceklerdi, ya da k›namay›p da halklar›n›n öfkelerine daha da fliddetle mi mahzar olacaklard›. Erteleme karar› her ne kadar ev sahibi ülke Tunus taraf›ndan al›nm›fl da olsa, Arap Birli¤i baflkan› Amr Musa’n›n dedi¤i gibi bütün Arap yönetimlerinin suçudur. Zira di¤erleri de en az Tunus kadar ABD’den korkmakta ve uflakl›klar›n› yerine getirmekle meflguldürler. 57 y›ll›k tarihinde ilk kez ertelenen Zirve’de görüflülecek konulardan Büyük Ortado¤u Projesi ve kendi içlerinde yapmay› planlad›klar› “reform”lard›. Ancak bu konuda bir görüfl birli¤ine varmalar› mümkün görünmüyordu. Zirve’de ayr›ca Suudi Arabistan’›n “bar›fl inisiyatifi” de görüflülecekti. Bu öneri, ‹srail’in tüm Arap dünyas› taraf›ndan “meflru” devlet olarak tan›nmas›n› istiyordu. Buna karfl›l›k ‹srail de 1967’de iflgal etti¤i Bat› fieria ve Gazze’den çekilecekti. (Daha önce birçok kez söz verdi¤i gibi!). Ancak Yasin’in katledilmesinin hemen ard›ndan

nifli, yine Filistin halk›n›n ‹srail siyonizmine karfl› direnifli, ezilen halklar›n emperyalist talan, hegemonyac› ve sömürgecili¤ine karfl› direnifli gelifltirmek yayg›nlaflt›rmak flart kofluyor. Bunun için önemine vurgu yapan panelist Haluk Gerger s›n›f örgütünün ve onun Marksist-Leninist ideolojisinin olmazsa olmazl›¤›na dikkat çekerek, gelecekte insanl›¤› yok etmeye, sindirmeye çal›flan emperyalistlerin yok edilmesi için, baflta iflçi s›n›f›n›n aya¤a kalkarak kendi hareketini yarat›p mücadeleyi gelifltirmesi gerekti¤ine de¤indi. Ulm AT‹F ve AG‹F’in düzenledi¤i “Kan Tad›’nda emperyalist iflgal, Ortado¤u ve sonuçlar›” konulu panele 100’e yak›n kitle kat›l›m› sa¤land›. Kat›l›mc›lar›n sorular› ve konuflmalar›yla, konu daha da geniflleterek tart›flma ortam› daha da canl› oldu. (Ulm) bu önerinin görüflülmesinin imkan› yoktu. Bu, önerinin geri çekilmesi anlam›na gelmemekte ancak önerinin görüflülmesi için uygun bir zaman kollanmaktad›r. Ayr›ca Yasin’in katledilmesine karfl› ABD ve ‹srail karfl›s›ndaki tutumlar› nedeniyle bu Zirve’de ç›kmas› mümkün olmayan k›nama da Arap yönetimlerini s›k›flt›ran konuydu. Zira halklar›n›n karfl›s›nda böyle bir karar› alamamak bir yandan, ABD’nin sopas› di¤er yandan karfl›lar›ndayken Zirve’yi erteleyerek asl›nda gerçek tutumlar›n› da aç›k ettiler. Bu tutumun kime hizmet etti¤i ise ard›ndan yap›lan aç›klamalardan görülmektedir. Hamas’›n Gazze emiri Rantisi “Araplar, ‹srail’in Yasin’i öldürerek meydan okumas› karfl›s›nda teslim oldu” yorumunu yaparken, ‹srail “Bu, Arap dünyas›n›n de¤iflti¤ini gösteren olumlu iflaret. ‹srail düflmanl›¤›, art›k ortak payda sa¤lam›yor” diyerek memnuniyetini ifade etti. Zirve ertelenmeseydi, bu konuda en fazla yapabilecekleri Suudi siyaset bilimci Hammad’›n da Zirve ertelenmeden önce dedi¤i gibi “ABD’nin Filistin sorununun çözümü için daha fazla u¤raflmas›n›” isteyecekti. Ve “Bu ça¤r› hiçbir fleyi de¤ifltirmez. Ama belki Arap halklar›n› öfkesini biraz yat›flt›rabilir. Zaten halklar, liderlerinden hiçbir fley beklemiyor. Arap zirveleri hiçbir ifle yaramaz”(d›). Ancak Filistin halk›, Arap yönetimlerini bu ve benzeri tav›rlar›yla ilk kez karfl›laflm›yor ve bu yüzden de esas olarak kendilerine, bomba yap›p ‹srail’i vurdu¤u bedenlerine güveniyor. Ve dünya halklar›n›n göstermesi gereken deste¤ine. Abdülbari Atwan’›n dedi¤i gibi: “Bütün dünya flu an ‹srail’in terörün kayna¤› ve sebeplerinden biri oldu¤unun idrakinde. Sorun sadece zaman. Ayr›nt›lar› ise h›zl› bir intikama haz›rlanan Filistin canl› bombalar› üstlenecek.”


32

24

9-22 Nisan 2004

YÜZÜNDEK‹ GÜLÜfiÜ EKLED‹K YÜZÜMÜZE Yüzündeki gülüflü parçalamaya yetmedi açl›¤›n yüzü. Açl›¤›m›zd› yaflam›n ve direniflin ad› o zaman. Eriyen bedenimizdi silah›m›z. Yaflam› kucaklad›¤›n o güne yaklafl›yoruz yine. Hoflça kal demedi¤imiz, merhabalarla kucaklad›¤›m›z o güne; 11 Nisan’a. Eriyen her hücrede yeni yaflamlar› tomurcukland›rd›k. Bahara b›rakt›k o tomurcuklar› aç›p, büyüsünler diye. fiimdi yaflam› büyütüyor o tomurcuklar. Açt›lar çünkü büyüdüler onlar da. Fedakarl›¤›nd› belle¤imizde çok s›cak kalan ve ö¤reten. ’96 ölüm orucunda hapishaneye ziyarete gelen ufakl›¤›n “sen herkesin annesi misin” sözü hem güldürmüfl hem etkilemiflti. Onun küçük dünyas›ndan bile kaçmam›flt› fedakarl›¤›n. Direniflçilere bakma görevini üstlendi¤inde kafanda senin d›fl›nda bir alternatif de yoktu zaten. Hastanedeki kofluflturman, yoldafllara bakarken gösterdi¤in titizlik, günlerce süren yorgunlu¤una ra¤men mutlulu¤un. Hastalanan her yoldafl›n›n bafl ucunda nöbetçilik, onun bak›c›s› görevi yaflam›n do¤all›¤›nda yüklenmiflti sana. Çünkü yüklenmifltin sen onu. 1996 direniflinde erimeye bafllayan bedeninin üzerinde duramayacak halde iken an›msar›z yaflam› örgütleme çaban› ve inad›n›. ‹radene ihanet eden bedenine yenik düflmese de iraden seni aya¤a kalkamayacak bir duruma getirmiflti. Kendi durumuna gösterdi¤in tepki ve k›zg›nl›k kaçm›yordu gözümüzden. 45. günün ard›ndan ölüm orucu direniflçilerinin aç›kland›¤› ve geri kalan kitlemizin ara verdi¤i o günlerde, solu¤unun yar›s› ölüm orucu direniflçilerinin yan›nda, di¤er yar›s› ara verenlerin

düzenli yemek yemesi iflindeydi. Ba¤l›l›k koymufltuk ad›n› o zamanlar. Ba¤l›l›k ve fedakarl›k. Kiflisel özellik de¤ildi bunu yaratan. Parti ve s›n›f mücadelesinde yer alman›n gerektirdikleriydi. Bu özelliklerini onlardan beslenerek büyütmüfltü çünkü. Kal›ba dökmüfltü Parti ve s›n›f mücadelesinin prati¤inde pekifltirmiflti bu kal›ba döküflü. Beslendi¤in o kaynaktan bütün yoldafllar›n›n beslenmesi için elinden gelen çabay› gösterdin. Ve en önemlisi de yaflamdaki durufl ve prati¤inle ö¤rettin bize. Ümraniye direniflinde dinledik sonra fedakarl›¤›n›. Yaralanan yoldafllar›n bafl›nda nöbet yine senindi. Onlar›n yaralar›n› sarmak senin iflin olmufltu. Hem direnifli sürdürmek, hem yaral›lar›n bafl›nda nöbet tutmak. Ve s›rtlanarak onlar›, düflman namlular›n›n üzerine yürümek sana düflmüfltü. Aksini hiç düflünmedik zaten. Kula¤›m›zda ç›nlayan kahkahanla ölüm orucu direnifline bafllaman› selamlad›k sonra. 123 gün süren direniflinde hücre hücre büyüttü¤ün yaflama soluk olmay› yüklendik. fiüphe yoktu kararl›l›¤›ndan ve inad›ndan. Mücadele prati¤i içindeki duruflundan vermifltin bu güveni yoldafllar›na. Her gözalt›ndan düflmana boyun e¤mez tavr›nla ç›km›flt›n. Orda o direniflte gördük kararl›l›¤›n›. Hapishane sald›r›lar›nda direniflin ön safhalar›nda oluflunla somutlad›k ve kaz›d›k beynimize kararl›l›¤›n›. Ve büyüttük kararl›l›¤›n› 123 günlük yürüyüflünde. Eriyen bedenlerde büyüyen yaflamd›. Düfl de¤il, somut olan gelecekteki yaflam›m›zd›. Özgürlük ve ba¤l›l›k ve inançt› büyüyen. Ve sizlerle bir ad›m daha yaklaflt›k o özgürlü¤e. Gelecek inanc›m›z› pekifltirdik bir kez daha. Çünkü daha da a¤›rlaflm›flt› omuzlardaki görev. Her gidenin b›rakt›¤›n› omuzlamak o sorumlulu¤u yaflamakt› flimdi görevimiz. Ödenen bedelle yarat›lan de¤erlere sahip ç›kmak ve bu de¤erleri büyütme görevimiz bir kez daha çarpt› yüzümüze. Proletarya Partisi’nin ilk

kad›n ölüm orucu flehidi olma onurunu b›rakarak geride tarihsel sorumlulu¤u yerine getirmenin gücüyle u¤urlad›k seni. Senin istedi¤in gibi, sana yak›fl›r biçimde. Halil, Süheyla ve Munzur yoldafllar›n gülüflleri ve kararl›l›¤›n› yüklenmifltin Nisan’›n bahar› müjdeleyen o gününde. “Kolay de¤ildir, zora karfl› zoru örgütleyip difle difl cenkleflmeyi sürdürmek. Kolay de¤ildir bu zorlu yolda, sa¤a-sola yalpalamadan Marksizm-Leninizm-Maoizm biliminin bilinçlerde yaratt›¤› enerjiyle sonuna dek yürüyebilmek. Kolay de¤il, buz kesmifl ellerle, silah› s›k› s›k›ya kavramak, donmufl parmakla tetik çekmek.” Onlar bilimin gerekti¤i gibi yürüdüler sonuna kadar. Ve mücadele dolu yaflamlar›na uygun b›rakt›lar son nefeslerini; “Partiyi gelifltirin, güçlendirin. Size güveniyorum… tüm yoldafllara selam. Yaflas›n TKP/MLYaflas›n T‹KKO!” kulak verdin, kulak verdik onlar›n bu ça¤r›lar›na. Devrim davas›n›n içinde kiflisel menfaatleri bir kenara b›rakarak nefer olabilmek ve onun lay›k›yla yürüyebilmek. Bafl e¤mezli¤i ö¤rendik bir kez daha. Davaya ba¤l›l›¤› ve inanc›. Bugün belleklerimizde siliklefltirilmeye çal›fl›lan, yok edilmeye çal›fl›lan ne varsa ödenen bedellerle yaz›lan tarihimizin miras›, yemeye çal›flanlara inat büyütmek ve ileri tafl›mak için sar›lmay› ö¤rendik. Onlar› anmaya haz›rland›¤›m›z bugünlerde, görevlerimizi bilinçlerimize ve yüreklerimize daha fazla kaz›mak zorunday›z. Boyutlanan ve artan sald›r›lar karfl›s›nda ba¤l›l›klar›ndan ve inançlar›ndan ö¤renmek. Direngenlik ve militanl›klar›n› kuflanmak her hamle ve ad›mda. Böyle büyüyecek yaratt›klar› de¤er, ileri tafl›nacak. Yol uzun ve çetrefilli ve daha ödenecek nice bedelle yarat›lacak yar›nlar›m›z. Ve onlar›n devrim davas›nda yükselttikleri bayra¤›n onuruyla afl›lacak bu yol. fiimdi onlar›n ça¤r›lar›na daha fazla kulak vermenin ve onlar›n ad›mlar›n›n gücüyle ad›mlar› h›zland›rman›n zaman›.

Fedakarl›k bilincinizle yürüyoruz... Erol Özel

Özgür Güler

TOKAT-SERK‹Z fiEH‹TLER‹ 21 Nisan 1999’da Tokat Serkiz’de bir ihbarc› halk düflman›n›n verdi¤i bilgiler do¤rultusunda köy halk›na sezdirmeden gizlice köyün birkaç evine düflman›n yerleflmesiyle at›lan hücre pususu sonucu ç›kan çat›flmada T‹KKO gerillalar› Erol ÖZEL ve Özgür GÜLER flehit düfltü. Erol ÖZEL, 1968 y›l›nda Çorum Mecitözü Da¤saray köyünde alevi kökenli yoksul bir ailenin çocu¤u olarak dünyaya gelir. Çocuk yafllarda ‹stanbul Gülsuyu’na göç ederler. Örgütlü faaliyete 1989 y›l›nda bafllar. Amasya’da ö¤renciyken TMLGB Amasya sorumlulu¤u görevini yürütür. 91 y›l›nda Karadeniz bölgesine ilk ç›kart›lan birliklerde yeral›r. Yerelde örgütlenme faaliyeti yürütürken gözalt›na al›n›r, tutukland›¤› Nevflehir zindan›ndan 93 y›l›nda firar eder. Mart ‘93’den flehit düfltü¤ü 21 Nisan 1999’a kadar gerilla birlikleri içinde çeflitli görevler al›r. Özgür GÜLER:1975 Dersim Hozat Lolan köyü do¤umludur. Proletarya Partisiyle iliflkiye Amasya’da okurken geçer. 1996 Haziran’›nda T‹KKO saflar›nda yerini al›r. 21 Nisan 1999’da flehit düflene kadar pekçok çat›flmada gerilla birli¤inin öncüsü olarak yer alm›flt›r.

15 Nisan 1995 günü akflam saatlerinde Erzincan Kemah’a ba¤l› T›m›¤› (Ya¤ça) köyü civar›nda hareket halinde olan T‹KKO birli¤ine karfl› faflist TC ordusunun termal kameral› silahlarla sald›r›s› sonucu Halil ÇAKIRO⁄LU, Süheyla DA⁄DEV‹REN ve Munzur KESK‹N flehit düfltü. Halil ÇAKIRO⁄LU, 1968 Elbistan do¤umludur. Yoksul bir kürt ailesinin çocu¤u olan Halil ÇAKIRO⁄LU, TKP/ML’nin önder kadrolar›ndan biriydi. Birçok baflar›l› eylemden sonra 3 Ekim 1990’da Ümraniye Tekel deposunda kamulaflt›rma eylemi esnas›nda polislerle girdi¤i silahl› çat›flmada yaral› olarak esir düfltü. ‹flkencelerden bafl› dik ç›karak hiçbir fleyi kabul etmedi. fiubat 1993’de tutuklu oldu¤u Bayrampafla Hapishanesi’nden firar etti. Zaman kaybetmeden mücadeledeki yerini ald›. 3 no’lu ABK’da siyasi komiser olarak görev yürüttü. 15 Nisan’da ç›kan çat›flmada yoldafllar› onun yaral› bedenini çat›flma alan›n›n d›fl›na tafl›rken kendisini b›rakmalar›n› isteyerek son sözlerini söyledi: “Partiyi gelifltirin güçlendirin. Size güveniyorum... tüm yoldafllara selam. Yaflas›n partimiz TKP/ML yaflas›n T‹KKO!” diyerek flehit düfltü. Süheyla DA⁄DEV‹REN: Yoksul bir Kürt ailesinin çocu¤u olarak Dersim Naz›miye’de dünyaya geldi. Ankara Hemflirelik Okulu Cerrahi Bölümünü bitirerek çeflitli hastanelerde hemflirelik yapt›. TMLGB içerisinde aktif faaliyet yürüttü. 1990’da T‹KKO saflar›nda gerilla faaliyetine kat›ld›. Birli¤in doktoru olarak 5 y›l T‹KKO saflar›nda savaflt›, mücadeledeki duruflu ile kad›na dayat›lan ikincil konuma karfl› da cepheden tav›r alan örnek savaflç›lardan biri oldu. Erzincan Kemah çat›flmas›nda yine yoldafllar›na yard›m etmeye onlar› atefl hatt›n›n d›fl›na tafl›maya çal›fl›rken flehit düfltü. Munzur KESK‹N:1969 Dersim Pertek do¤umludur. H›zla yetkinleflen ve geliflen, alçakgönüllü, fedakar ve gözüpek bir komutand›. Atefl hatt›ndaki baz› yaral› yoldafllar›n› çat›flma alan›n›n d›fl›na ç›kard›ktan sonra tekrar geride kalan yoldafllar›n›n yan›na dönmeye çal›fl›rken flehit düfltü.

KAVGADA ÖLÜMSÜZLEfiENLER Ömer Naci GÜVEN: Bahçelievler Lisesi’nde aktif faaliyet yürütürken, 21 Nisan 1977’de okuldan ç›karken faflistlerin açt›¤› yayl›m atefli sonucu flehit düflmüfltür. ‹smail HANO⁄LU: Tokatl› yoksul bir köylü aileden gelen ‹smail Hano¤lu, önceleri PDA saflar›ndayken daha sonra TKP/ML saflar›nda örgütlenmifltir. ‹yi bir propagandist ve ajitatördür. Fabrika ve inflaat iflçileriyle ve emekçi semtlerle iliflkisi çok iyidir. 20 Nisan 1978 tarihinde ‹stanbul Gültepe’de cezaland›rmaya gitti¤i bir faflisti öldürdükten sonra ç›kan çat›flmada flehit düfler. Metin KARATAfi:1962 Ovac›k do¤umludur. 1977’de TKP/ML’nin düflünceleriyle tan›fl›r. Kitle içindeki çal›flmalar›nda her ifle koflturmufl ve defalarca gözalt›na al›nm›flt›r. 1979’da T‹KKO saflar›na kat›l›r, propaganda için gitti¤i Hozat’›n Sövge köyünde düflman pususuna düflürülür. Yaral› olarak çemberi yarmas›na ra¤men afl›r› kan kayb› sonucu 20 Nisan 1982’de flehit düfler. GIZOR‹ fiEH‹TLER‹: Dersim Hozat G›zori köyünde TKP/ML T‹KKO gerillalar›yla devlet güçleri aras›nda ç›kan çat›flmada 21 Nisan 1987 tarihinde Ali METE, Fecire YILDIRIM ve Müslüm YILDIRIM flehit düfltü. Ali METE, 1957 Erzincan Tercan Kürtkaça¤› köyünde dünyaya geldi.1975’te Proletarya Partisi ile örgütlü iliflkiye geçti. ‹flkencehanelerden bafl› dik ç›karak hapis yaflam› sonras› tereddütsüzce gerillaya kat›lm›flt›. Fecire YILDIRIM, Hozat Zankirek köyünde 1962 y›l›nda dünyaya geldi. 1985 y›l›nda gerillaya kat›lm›flt›. Müslüm YILDIRIM, 1964 G›zori köyü do¤umluydu. Milislik görevini yap›yordu. Yaral› partizanlar›n infaz›na karfl› ç›kt›¤› için düflman yüzbafl›s› taraf›ndan kurfluna dizilerek katledildi. Kemal fiAH‹N: Almanya’da 1997 y›l›nda yakaland›¤› kanser hastal›¤› sonucu 11 Nisan 1998’de yaflam›n› yitiren Kemal fiAH‹N, iyi niyeti ve partisine olan güveniyle öne ç›k›yordu. ÖLÜM ORUCU fiEH‹TLER‹: Canan Kulaks›z 15 Nisan 2001 (DHKP-C), fienay Hano¤lu 22 Nisan 2001 (DHKP-C), Fatma Ersoy 11 Nisan 2001 (DHKP-C), Tuncay Günel 12 Nisan 2001 (T‹KB), Celal Alpay 12 Nisan 2001 (TKP(ML)), Abdullah Bozba¤ 12 Nisan 2001 (DHKP-C), Erol Evcil 13 Nisan 2001 (DHKP-C), Murat Çoban 14 Nisan 2001 (DHKP-C), Sedat Gürsel Akmaz 16 Nisan 2001 (DHKP-C), Ender Can Y›ld›z 18 Nisan 2001 (TKP(ML)), Sibel Sürücü 22 Nisan 2001 (TKEP-L), Hatice Yürekli 22 Nisan 2001(TK‹P)


32

25

9-22 Nisan 2004

“Do¤anlar›n hesab› birgün mutlaka sorulacak”

14 Nisan 1999’da Tokat Merkeze ba¤l› Arho¤ (Yeflilalan) köyünde TC askerleriyle T‹KKO gerillalar› aras›nda ç›kan çat›flmada Seyit Külekçi ile birlikte flehit düflen Do¤an Altun’un ailesiyle yapt›¤›m›z söylefliyi yay›nl›yoruz. Y›lg›nl›¤›n, umutsuzlu¤un “kabu¤una çekilmenin” revaçta oldu¤u en zor dönemlerde yafll› bedeniyle eylemlerin hep önünde yer alan, kendini hiçbir fleyden sak›nmayan Elif Ana’yd› O. Elif Külekçi o¤lunun mücadelesini sahiplenmifl, kavgada omuzdafl, yoldafl olmufltu o¤luyla. Elif Ana, 12 Nisan 1998’de Marafl’ta türkülerle u¤urlan›rken sonsuzlu¤a, Tokat da¤lar›ndan o¤lundan ve yoldafllar›ndan yükselen türküler de geliyordu kuflkusuz kula¤›na… Nisan’da u¤urlanm›flt› Elif Ana. Yine bir y›l sonra Nisan ay›n›n 14’ünde iki yi¤it Partizan yi¤itçe düflüyordu topra¤a... Do¤an Altun ve Seyit Külekçi yaflad›klar› gibi; beraberce a¤›z dolusu gülüp, beraberce kederlere yelken açt›klar› gibi, beraberce kucakl›yorlard› ölümü... Seyit Külekçi; 1961 Marafl Elbistan Gücük Köyü do¤umludur. Ailesiyle göç etti¤i Ümraniye 1 May›s Mahallesi’nde tan›fl›r Proletarya Partisi’nin düflünceleriyle. ‹flçilerin aras›nda da, askeri faaliyetlerde de durmaks›z›n koflturand› O. Tutukland›¤›nda 1996 ÖO. direniflçisi olarak TKP/ML temsilcisi olma onurunu tafl›d›. 7 y›ll›k tutsakl›¤›n ard›ndan özlemini duydu¤u gerillaya kat›lman›n arzusunu gerçeklefltirmiflti. Birlikte flehit düfltü¤ü Do¤an Altun’u da ailesinin dilinden dinleyelim. Bize Do¤an Altun’un yetiflti¤i koflullardan bahseder misiniz? Annesi: Erzincan Tercan’a ba¤l› K›z›lma¤ara köyünde do¤du. ‹lkokulu köyde okudu, sonra lise bire kadar Çay›rl› diye bir yer var orada yat›l› okudu. Sonra devam etmedi, lise birden

16-17 N‹SAN KATL‹AMI

Sabahat Karatafl 16-17 Nisan 1992’de ‹stanbul’da dört ayr› evde Sabahat Karatafl, Eda

sonra b›rakt›. Sonra ‹stanbul’a So¤anl› Mahallesine göç ettik. Burada çeflitli ifllerde çal›flt›. Kiflili¤inde hangi özellikler ön plana ç›k›yordu? Annesi: Canl› ve nefle doluydu, espriliydi. Arkadafllar› aras›nda çok sevilirdi, anlafl›rd› herkesle. Peki devrimci düflüncelerle ne zaman tan›flt›? Annesi: Askerden geldikten sonra tan›flt›. Arkadafllar› gelir giderdi. Sonra bakt›k derneklere, eylemlere gidiyor geliyor o zaman anlad›k. Kardefllerine anlat›yordu, onlar biliyorlard›. Bize de anlatmaya bafllam›flt› ama çok kalamad› sonra. Biraz daha fazla kalsa daha çok fley ö¤renirdik ondan. Babas›: Tabi ki kendisi gönüllü olarak gitti, biz bunu biliyoruz. Kimse onu al›p zorla götürmedi. TC’nin bask›lar› ve zulmüne karfl› gitti yoldafllar›yla birlikte. Gerillaya kat›laca¤›n› size söylemifl miydi? K›zkardefli: Tabi tabi. O sürekli gidece¤im diyordu. Ben de anneme babama söylemifltim bunu. Babas›: Gitmeden önce burada Ca¤alo¤lu’nda san›r›m korsan bir gösteriye kat›lm›flt›. Sonra polisler buna sald›rd›¤›nda birinin kafas›na vuruyor Do¤an. Ama baya¤› iflkence etmifllerdi. Annesi: Göstermiyordu bile, hiç söylemiyordu bize.

aras› yap›lan futbol turnuvalar›nda çok baflar›l›yd›. Arkadafllar› O’na “Maradona” ad›n› takm›fllard›. Çal›flmay› severdi, y›lmazd› çal›flmaktan. fiehit düfltü¤ü haberini nas›l ald›n›z? Babas›: Televizyonda ad› söylenmifl, Tokat’ta flehit düfltü diye. Bizi tan›yanlar arad›, sizin o¤lunuz mu diye. Cenazeyi almaya gitti¤inizde herhangi bir bask›yla karfl›laflt›n›z m›? Babas›: Cenazeyi almaya gitti¤imizde çok büyük bask›larla karfl›laflt›k. Neredeyse bizi öldürmeye çal›flt›lar. Ama o yo¤un bask›ya ra¤men yine de bizle gelen arkadafllar, tabi herkesin eme¤i var da, çok so¤ukkanl› davrand›lar. Savc›l›¤a gitti¤imizde bana foto¤raflar›n› gösterdiler. Ben tan›d›m, evet bu benim o¤lum, ben babas›y›m dedim. Morga götürdüler sonra. Cenazelerimizi gördük. Seyit’i, Do¤an’›n üstüne atm›fllard›. ‹nsanl›k d›fl› uygulamalar vard›. Tabi ben o zamana dek inanam›yordum, belki kimli¤i ele geçti, O de¤ildir diye düflünüyordum. Görünce tan›d›m tabi, kabullendim. Vücuduna iflkence yap›lm›flt›. Ben babas› olarak TC’nin yapt›¤› tüm bask›lar›n karfl›s›nday›m, o¤lum için can›m› feda ederim. ‹flkence nedeniyle A‹HM’e dava götürdüm. Tabi bizi saatlerce u¤raflt›rd›lar, ifl bir türlü bitmiyor. Sonra biz hastanenin karfl›s›nday›z, gidip cenazelerimizi alaca¤›z, hastane önüne 200300 kifli geldi, faflistler y›¤›ld›lar, slogan at›yorlard›. Biz diyoruz bu adamlar› da¤›t›n diye. Ne

K›zkardefli: S›rt›na bakmak için odan›n içerisinde kovalam›flt›k O’nu. Sizinle iliflkileri nas›ld›? Babas›: Benimle birlikte çal›fl›yordu bir ara. Aksaray’da otel inflaat› yap›yorduk. Ben yan›mda çal›flan ustalara, amelelere ba¤›rd›¤›mda gelir bana karfl› koyard›. “Ne ba¤›r›yorsun, adamlar çal›fl›yor” derdi. Bana karfl› sayg›l›yd›, ama düflüncelerini ifade ederdi. Bir gün kardefliyle geldiler. “Biz seninle çal›flm›yoruz” dediler, ifli b›rakt›lar. Haks›zl›¤a gelmiyordu gerçekten, kime yap›l›rsa yap›ls›n karfl› ç›k›yordu. Köyler

savc›l›k ne askeriye gidip bir fley yapmad›. Biz dedik biz gidip alaca¤›z ne olursa olsun. Cenazeleri al›rken bize küfretmeye, slogan atmaya ve bizi tafllamaya bafllad›lar. Arabalar›n camlar›n› afla¤›ya indirmeye bafllad›lar. Tabi devlet tezgahlam›flt› bu oyunu. Kim evinden kalk›p gelir oraya? Sivil faflistleri kendi elleriyle getirdiler, bizim gözümüzü korkutup bask› yapmak için. Yolda sürekli peflimizdeydiler. Yolda askeriyeye bu faflistleri söyledi¤imizde bize “Siz de çocuklar›n›z› gerillaya göndermeyin” diyorlard›. ‹stanbul’un giriflinde bizi durdurdular, Do¤an Sar›gazi’ye gömülmek istiyordu. Orada seçim mitingleri var bahanesiyle b›rakmad›lar. Kocatepe Mezarl›¤›na defnettik biz de. Sonra üzerinden 34 ay geçince ikisini birden al›p Sar›gaziye defnettik. ‹steklerini yerine getirdik yani. Peki son olarak okurlar›m›za, mücadele arkadafllar›na iletmek istedi¤iniz bir mesaj›n›z var m›? Babas›: Çok dikkatli olsunlar, tabi partiye bir fley olursa bir zarar gelirse biz her zaman çok üzülürüz, çok ac› çekeriz. Çocu¤umuzun mücadelesini destekliyoruz, tabi onlar da bizim çocu¤umuzdur, onlar da bizim evlad›m›zd›r. Do¤an’lar iflkence gördü, öldürüldü. Tabi yeri doldurulacak ama bir gün mutlaka hesab› sorulacak. Buna olan inanc›m›z bitmeyecek. Annesi: Hepsi birbirine sahip ç›ks›n, kollas›n, gözetsinler. Buradan hepsini kucakl›yorum.

Yüksel, Taflk›n Usta, Sinan Kukul, Arif Öngel, A. Faz›l Ercüment Özdemir, Hüseyin K›l›ç, Sat› Tafl (K›l›ç), Ayfle Nil Ergen ve Ayfle Gülen polisin a¤›r silahlar ve bombalar kullanarak yapt›¤› sald›r›lar sonras›nda katledildiler. Devrimci-Sol’u partileflmeye tafl›ma sürecinde 16-17 Nisan 1992’de düflman›n yapt›¤› bu operasyonlara karfl›l›k Sabahat Karatafl ve yoldafllar› direnifl boyunca pencereden dalgaland›rd›klar› bayrak, att›klar› sloganlar ve ‘varsa cesaretiniz gelin’ hayk›r›fllar›yla bir direnifl destan› yazm›fllard›r.

GÜN’DE DÜN ... 11 Nisan 1984. Sa¤malc›lar ve Metris hapishanesinde devrimci tutsaklar Tek Tip Elbiseye karfl› açl›k grevine bafllad›. 12 Nisan 1968. Naz›m Hikmet’in “Yaflamak Güzel fiey Be Kardeflim” adl› kitab›n› yay›mlad›¤› için hakk›nda soruflturma aç›lan Mehmet Ali Ermifl sorgu s›ras›nda katledildi. 1991. “Terörle Mücadele” Kanunu kabul edildi. Yeni kanuna göre 141, 142 ve 163. maddeler kald›r›ld›. Hapishanede bu maddelerden yatmakta olanlara koflullu af getirildi. 13 Nisan 1975. 4 H›ristiyan Falanjiste karfl›l›k 27 Filistinlinin öldürülmesiyle Lübnan ‹ç Savafl› bafllad›. 14 Nisan 1986. ABD, Amerikan yurttafllar›na ve askeri birliklerine karfl› “terörist” sald›r›lar› destekledi¤i gerekçesiyle Libya’ya hava sald›r›s›na giriflti. 1987. Tek tip ö¤renci derne¤ini hedefleyen Ö¤renci Dernekleri tasar›s›n› protesto eylemleri yap›ld›. Ö¤renciler Ankara’ya do¤ru yürüyüfle geçtiler. ‹ki gün sonra hükümetteki Anavatan Partisi tasar›y› geri çekmek zorunda kald›. 15 Nisan 1969. ‹stanbul fiehir Tiyatrolar› sanatç›lar› ve çal›flanlar› greve gitti. 16 Nisan 1988. ‹srail komandolar› Filistin Kurtulufl Örgütü (FKÖ) askeri komutan› Ebu Cihad’› Tunus’ta öldürdü. 17 Nisan 1974. Sol yay›nlar›ndan ç›kan “Halk Savafl›, Halk Ordusu” adl› kitapta komünizm propagandas› yap›ld›¤› iddias›yla yay›nevi yönetmeni Muzaffer Erdost 7,5 y›l hapis cezas›na çarpt›r›ld›. 18 Nisan 1954. Albay Cemal Abdülnas›r M›s›r’da krall›¤› darbeyle devirerek iktidar› ele geçirdi. 1978. Malatya Belediye Baflkan› Hamit Fendo¤lu’nun öldürülmesini protesto eden Milliyetçi Hareket Partili ve Milli Selamet Partili faflistlerin ç›kard›¤› olaylarda Malatya’da solcu ve alevilere ait birçok iflyeri ve ev tahrip edildi. Birçok kifli yaraland›. 1983. Lübnan’daki ABD askeri varl›¤›n› protesto etmek amac›yla Beyrut’taki ABD elçili¤ine düzenlenen intihar sald›r›s›nda eylemi düzenleyen kiflinin de aralar›nda bulundu¤u 63 kifli öldü. Ölenlerin 17’si Amerikal›. 1992. Kürt Enstitüsü ‹stanbul’da düzenlenen törenle aç›ld›. 19 Nisan 1943. Nazilerce istila edilen Polonya’n›n baflkenti Varflova’daki Yahudilere yönelik “temizlik harekat›na” karfl›, Varflova Gettosu Ayaklanmas› bafllad›. 1966. 79 gündür devam eden Paflabahçe fiifle ve Cam Fabrikas› grevi “halk sa¤l›¤›n› tehlikeye düflürdü¤ü” gerekçesiyle bir ay ertelendi. 20 Nisan 1970. ABD Baflkan› Richard Nixon “savafl› Vietnalaflt›rma süreci” kapsam›nda Vietnam’dan 150 bin kiflilik bir Amerikan gücünün daha geri çekilece¤ini aç›klad›.


9-22 Nisan 2004

26

32

Tar›msal üretimde kad›nlar

Tarlas›nda ürününü yetifltiren, ah›r›nda hayvanlar›n›n bak›m› ile u¤raflan köylümüz, geçmiflinden günümüze geliflen tar›m teknikleri hayat›n› kolaylaflt›rsa da sosyal ve kültürel yaflam›na bu de¤iflikliklerin yans›malar›n› yerlefltirememifltir. Bunun en önemli nedeni; köylerde hala yar›-feodal üretim tarz›n›n ve dolay›s›yla feodal kültürün yo¤un etkilerinin hakim olmas›d›r. Feodal kültürün en a¤›r yükünü de kad›nlar tafl›yor. Yaflad›¤› yörede toplumsal yaflam içerisinde erkekle birlikte tarlada yetiflen ürünün seçiminde, haz›rl›klar›n yap›lmas›ndan hasat›na kadar üretimin her aflamas›na kat›lan kad›nlar evin iflleriyle, çocuklar›n›n yetifltirilmesiyle de yükümlüdür. Kad›nlar tar›msal faaliyette etkin bir rol oynuyor olsa da erkek egemenli¤inin hakim oldu¤u toplumumuzda yaflam›n her alan›nda al›nan kararlarda söz hakk›na sahip olamam›fl, sürekli d›fllanm›fllard›r. E¤i-

tim ve ö¤retim hakk› erkek çocuklara sunulurken k›z çocuklar›n›n okutulmas› yad›rganm›flt›r. Böylece kad›n›n gelifliminin önüne çocuk yafllardan itibaren engel konularak sürekli yönetilen, eme¤i babas›, efli, kardeflleri taraf›ndan sömürülen olmufltur. Tar›msal üretimle sa¤lanan her ürünün sat›fl›nda kendinin ve ailesinin ihtiyaçlar›n› karfl›layacak bir gelir kad›n üreticiye verilmemifl ihtiyac› oldu¤unda e¤er gerekli görülürse verilmifltir. Tar›msal faaliyette erkek egemenli¤i alt›nda aktif çal›flan köylü kad›nlar her üründen gelir elde edememesine karfl›n, ek olarak bostanda yetifltirdi¤i her sebzeyi, meyveyi, evinde sütten yapt›¤› peyniri, yo¤urdu, bulguru, turfluyu, reçeli flehirlerde kurulan semt pazarlar›na getirip satarak kendisinin ve ailesinin ihtiyaçlar›n› karfl›l›yorlar. TARIM ‹fiÇ‹S‹ KÖYLÜ KADINLAR Ülkemizde uygulanan emperyalist politikalar nedeniyle toprak a¤alar› ve zengin köylülerle yoksul köylülerin gelirleri aras›ndaki uçurumun daha da artmas›n›, yoksul köylüler topra¤›n› terk edip a¤alara ve zengin köylülere çal›flmaya mecbur kalm›flt›r. T. Kürdistan›’ndaki topraks›z ve yoksul köylülerin Karadeniz’e gelerek f›nd›k bahçelerinde çal›flmas›, Akdeniz’de pamuk tarlalar›nda, narenciye bahçelerinde tar›m iflçisi olarak çal›flmalar›d›r. Y›l›n 7 ay›n› evlerinden uzakta Karadeniz ve Akdeniz illerinde f›nd›k, pamuk, narenciye, sebze, meyve hasat› için buralarda tarla, ›rmak kenarlar›nda sa¤l›ks›z ve her türlü hastal›¤a sebep olan koflullar alt›nda çad›rlar kuran yoksul tar›m iflçisi köylülerin ço¤unlu¤unu kad›nlar ve çocuklar oluflturuyor. Tar›m iflçisi kad›nlar›n ve çocuklar›n buralarda ald›klar› gündelik ücretler erkeklere oranla çok düflüktür. Örne¤in Karadeniz’de f›nd›k hasat›nda erkek iflçi-

nin günlü¤ü 2003 y›l›nda 9-12 milyon araz›nda de¤ifliyorken, kad›n iflçiler ve çocuklara 6-8 milyon veriliyordu. Al›nan bu ücrete yemek ve temizlik ücretleri dahil de¤ildir. Yeme¤ini temizli¤ini çad›rlarda kad›nlar gidermeye çal›fl›yorlar, böyle ortamlarda ne kadar sa¤l›kl› yaflayabilirlerse. KÖYLÜ KADINLAR ÖRGÜTLENME YOLUNDA Üretici köylü kad›nlar›n flehirlerdeki semt pazarlar›na getirdi¤i ürünü- g›day› satarak çal›flma ve yaflam koflullar› aç›s›ndan seçeneklerini biçimlendirerek feodal koflullardan kurtuluyor olmas›. Kendi topra¤›n› köyünü b›rakarak ekme¤inin peflinde y›l›n 7 ay›n› evlerinden uzakta yaflam›n›n devam ettirebilmek için ailesiyle bilmedi¤i yerlere giderek hiç yetifltirmedi¤i ürünü belki de ilk defa hasat etti¤i ürünün tad›na bakabilen yoksul köylü kad›nlar üretimden gelen gücünün erke¤in yoldafl› olarak fark›na varmas›, gittikçe ailedeki konumunun güçlenmesi köylü kad›nlar›n yaflad›¤› toplum içerisindeki yerinin fark›na varmas›na ve

geliflmesine sebep olmufltur. Ekonomik özgürlü¤ünü kazanmas›yla eme¤inin karfl›l›¤›n› alamayan köylü kad›nlar birlikte hareket ederek örgütlenmeye bafll›yor. Erzurum’un Merkeze ba¤l› Çay›rtepe köyünde 100 kad›n “Çay›rtepe Köyü S›n›rl› Sorumlu Tar›msal Kalk›nma Kooperatifi” kurdu. Yaln›zca köylü kad›nlar›n üye al›nd›¤› kooperatifte, her kad›n iki süt ine¤i sahibi olacak. Çay›rtepeli kad›nlardan Rabia Gül’ün öncülü¤ünü yapt›¤› kooperatifle ilgili bilgileri köylü kad›nlara anlatarak kooperatifi yaln›zca kendilerinin kurabilece¤i fikrini yaymas›yla bafllad›. Ülkemizde bir ilki gerçeklefltiren Çay›rtepeli köylü kad›nlar Çay›rtepe S›n›rl› Sorumlu Tar›msal Kalk›nma Kooperatifi’ni kurdular. Çay›rtepeli köylü kad›nlar çevre köylerden de kad›nlar› kazanabilmek için çal›flmalar›n› sürdürüyor. Ülkemizde bu ilk köylü kad›n örgütlülü¤ü, kolektifle gelen birlikte üretimin, düzenin yaratt›¤› bask›lar ve sald›r›lara karfl› koyabilmenin ön koflulu oldu¤unu gösteriyor. (Samsun)

Tecavüze takipsizlik

Av. Aygül Demirtafl

Mardin Emniyet Müdürlü¤ü Terörle Mücadele fiubesi’nde görevli kad›n polis Hanife fiennur Pat’›n gözalt›na al›nan H.A’ya copla tecavüz etti¤i iddialar› üzerine soruflturma bafllatan Mardin Cumhuriyet Savc›s› Zafer Hazar, “Hakk›nda dava aç›lmas› istenilen flahs›n bir bayan oldu¤unu, bir bayan›n di¤er bir bayan›n ›rz›na geçmesini ceza hukuku anlam›nda mümkün olmad›¤›n›” belirterek takipsizlik karar› verdi. Karara tepki gösteren H.A’n›n avukatlar› S›la Ta-

lay ile Aygül Demirtafl, takipsizlik karar›nda cinsiyet ayr›m›n›n oldu¤unu söyledi. ‘Tecavüz’den takipsizli¤e varan olaylar flöyle geliflti: Mardin’in K›z›ltepe ‹lçesi’ne ba¤l› Yüceli Köyü nüfusuna kay›tl› 5 çocuk annesi H.A. (39), Mardin Cumhuriyet Baflsavc›l›¤›’n›n yürüttü¤ü soruflturma kapsam›nda efli A.A. ile birlikte 5 Mart 2002 tarihinde Yüceli Jandarma Karakolu ekipleri taraf›ndan gözalt›na al›nd›. Bir süre ‹l Jandarma Komutanl›¤›’nda tutulan H.A, efli A.A. ile birlikte Mardin Emniyet Müdürlü¤ü Törerle Mücadele fiubesi ekiplerine teslim edildi. Terörle Mücadele fiubesi’nde sorgulanan H.A üzerine buzlu su döküldükten sonra pervane karfl›s›nda tutuldu¤unu, üzerine buz koyuldu¤unu, hortumla tazyikli su s›k›ld›¤›n›, omuzlar›na coplarla vuruldu¤unu ve makat›na sert bir cisimle tecavüz edildi¤ini söyledi. Gözalt›nda gördü¤ü iflkenceler üzerine rahats›zlanan H.A, Mardin Devlet

Hastanesi’ne kald›r›ld›. Dr. Yekbun Do¤an ve Murat Ilgaz taraf›ndan muayene edilen H.A., i¤ne yap›ld›ktan sonra Emniyet Müdürlü¤ü’ne geri getirildi. Savc›l›¤a ç›kar›lmadan önce üçüncü kez Mardin Devlet Hastanesi’ne götürülen H.A, bu kez Dr. Ayhan Özden taraf›ndan muayene edildi. Dr. Özden, H.A.’ya, “vücudunun herhangi bir yerinde darp ve cebir izine rastlanmad›¤›”na dair rapor verdi. Mardin Cumhuriyet Savc›l›¤›’na ç›kar›lan H.A, burada iflkence ve kötü muameleye maruz kald›¤›n› ifade etti. Savc›l›k, Devlet Hastanesi Bafltabipli¤i’nden daha önce verilen sa¤l›k raporlar› hakk›nda bilgi istedi. Savc›l›k ayr›ca görevini gere¤i gibi yapmayanlar hakk›nda da görevi ihmal suçundan tahkikat›n yap›laca¤›n› belirterek, düzenlenecek raporun ivedi bir flekilde kendisine gönderilmesini talep etti. Bunun üzerine H.A, ayn› gün içerisinde yeniden Mardin Devlet Hastanesi’nde götürülerek, bu kez Genel Cerrah Op. Dr. Ata Hitay taraf›ndan muayene edildi. Hitay da daha önce verilen

raporlar do¤rultusunda “H.A.’n›n hayati tehlike geçirmedi¤i, ifl ve gücüne mani olmad›¤›, vücudunda fliddet izine rastlanmad›¤›n›” öne sürdü. Raporun verilmesinin ard›ndan H.A., efli A.A. ile birlikte tutukland›. Darp ve cebir izine rastland› Mardin E Tipi Kapal› Hapishanesi’ne gönderilen H.A.’n›n fiziki durumunun kötü oldu¤unu tespit eden hapishane idaresi, ayn› gün H.A.’y› Mardin Devlet Hastanesi Acil Servisi’ne götürdü. Acil Servis’te görevli baflka bir doktor taraf›ndan yap›lan muayene sonucunda H.A.’n›n vücudunda darp ve cebir izine rastland›¤› kaydedildi. Raporda ayr›ca, “Sol koltuk alt›nda iç k›sm›nda dirse¤e kadar yayg›n ekimozlar mevcuttur. Ayn› flekilde sa¤ kolu alt›nda da ekimozlar mevcut. Sol kulak alt›nda, yüzünde ödem ve hassasiyet mevcuttur. Ayn› zamanda her iki ayak taban›nda ödem ve hassasiyet mevcuttur. Çekilen filminde k›r›k yoktur” denildi.


27

32

9-22 Nisan 2004

“Görüflece¤iz Lale” Lale Çolak F Tipi Hapishaneleri protesto etmek için Ö l ü m O r u cu’na kat›ld› ve eylemin 222. gününde flehit düfltü. Lale Çolak’›n yönetmen olan ablas› Dilek Çolak Kardefli Lale’nin son befl ay›na tan›kl›k etti ve yaflam›n› belgesele dönüfltürdü. Dilek Çolak’›n kar-

deflini, ‹stanbul’u ve fliiri anlatt›¤› “Görüflece¤iz Lale” adl› belgesel ‹stanbul Foto¤raf ve Sinema Amatörleri Derne¤i’nin (‹FSAK) k›sa film yar›flmas›nda birinci oldu. Lale’nin 27 y›ll›k yaflam› 17 dakika süren belgeselde k›saca anlat›l›yor. Lale Çolak 15 yafl›nda ilk kez Eyüp’te “duvara yasad›fl› yaz› yazmaktan” dolay› tutuklan›p yedi ay hapishanede kal›r. Daha sonra defalarca hapse giren Çolak, son olarak 1996 y›l›nda Ölüm Orucu eylemine destek vermek için Unkapan›’nda yap›lan eyleme kat›l›r ve gözalt›na al›narak “Yasad›fl› T‹KB örgütü üyesi olmak” iddias›yla yarg›lan›p 12,5 y›l ceza al›r. 19 Aral›k 2000’de yap›lan “Hayata Dönüfl” operasyonu ad› alt›nda hapishanelere yap›lan sald›r›ya kadar Ümraniye Hapishanesi’nde tutuklu kalan Lale Çolak; katliam sonras›nda getirildi¤i Kartal Özel Tip Hapishanesi’nde

Dünya Tiyatrolar Günü’nde

SOKAK T‹YATROLARI 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü’nde Devrim Tiyatrolar› ve De¤iflim Atölyesi oyuncular› yapt›klar› sokak etkinlikleri ile tiyatroyu halka tafl›yacaklar›n› dile getirdiler. Devrim Tiyatrolar› Yüksel Caddesi’nde bir sokak tiyatrosu sergiledi. Ard›ndan bir bas›n aç›klamas› yaparak; sistemin elindeki her türlü güce inat tiyatro yapmaya ve oyunlar›n› halka tafl›maya devam edeceklerini belirttiler. Ayn› saatlerde De¤iflim Atölyesi oyuncular› da Sakarya Caddesi’nde bir sokak tiyatrosunu gösterime sundular. 28 Mart günü de Amatör Tiyatrocular Biri Bizi Gözetliyor ve Popstar programlar›n›n insani de¤erlere zarar verdi¤ini söyleyerek bu programlar› izlememe ça¤r›s› yapt›lar. Yüksel Caddesi’nde bir araya gelen tiyatrocular bu gibi programlar ile düflünmeyen, sorgulamayan insanlar›n yarat›lmaya çal›fl›ld›¤›n› söylediler. (Ankara)

Ölüm Orucu’na bafllar. Adli T›p kurumunun raporu üzerine 20 Aral›k 2002’de operasyondan iki y›l sonra serbest b›rak›l›p Çapa T›p Fakültesi Hastanesi’ne yat›r›l›r. Lale’nin ablas› Dilek Çolak, kardeflinin son 15 ay›na tan›kl›k etmiflti. 2002’nin y›lbafl› akflam› arkadafllar›yla Lale’nin yan›bafl›nda buluflup Vedat Türkali’nin ‹stanbul fliirini okudular. Lale ise bir hafta sonra 8 Ocak 2002 günü 222. gününde yaflam›n› yitirdi. Dilek Çolak bir y›l sonra kardefli

23 Mart 2003 tarihinde Ümraniye PSAKD Ümraniye’de bulunan Prenses Dü¤ün Salonu’nda bir gece düzenledi. Gecede aç›l›fl konuflmas›n› PSAKD Ümraniye fiube Baflkan› Ahmet Akça yapt›. Akça; Pir Sultan Abdal’›n, zalimin zulmüne karfl› baflkald›r›n›n ad› oldu¤unu ve bütün Anadolu topraklar› üzerinde yaflayan halk›n yüre¤inde sevgiyi, kardeflli¤i eken bir flahsiyet oldu¤unu dile getirdi. 28 Mart seçimlerinin yak›n bir tarihte gerçekleflen bir gece olmas›ndan kaynakl› siyasiler taraf›ndan yo¤un ilgi gösterildi. Kat›l›m›n yo¤un oldu¤u geceye çok say›da sanatç›, PSAKD bünyesinde çal›flmalar›n› yürüten semah ve halk oyunlar› kat›l›m sa¤lad›. Ayr›ca gecede Tohum Kültür Merkezi bünyesinde çal›flmalar›n› sürdüren Barbara Halk Sahnesi de “Polonya’da Çocuklar Seferi” adl› oyunla geceye renk katt›.

Lale’yi anlatmak için çal›flmalara bafllad›. Lale’nin fliir okudu¤u y›lbafl› gecesi kameraya al›nm›flt›. Ard›ndan hapishane arkadafllar› ve tan›d›klar› Lale’yi anlatt›. Lale’nin 27 y›ll›k yaflam›n›n 17 dakikada anlat›ld›¤› belgeselin ad›n› “Görüflece¤iz Lale” koydu. Dilek Çolak “Görüflece¤iz Lale” ile 2003 y›l› aral›k ay›nda ‹FSAK K›sa Film Yar›flmas›’na kat›ld› ve 135 yap›t aras›ndan belgesel dal›nda birinci seçildi. Belgesel 16. ‹stanbul K›sa Film Günlerinde gösterime girecek.

Ü m ra n i ye P S A K D ’ d e

ETK‹NL‹K

“‹hsan Cibelik Serbest B›rak›ls›n”

KAMPANYASI SÜRÜYOR! araya gelen ‹dilcan Kültür Merkezi çal›flanlar›, Grup Yorum eleman› ‹hsan Cibelik’in serbest b›rak›lmas›n› istedi. 22 Ocak 2004 tarihinde tutuklanarak Sincan F Tipi’ne gönderilen ve Wernicke Korsakoff hastas› oldu¤u belirtilen Cibelik için, yap›lan eylemde kültür merkezi çal›flanlar› müzik enstrümanlar›n› havaya kald›rd›. “‹hsan Cibelik serbest b›rak›ls›n”, “Türküler susmaz, halaylar durmaz” vb. sloganlar› atan grup yapt›¤› bas›n aç›klamas›nda “Biz biliyoruz ki, Sheakspear’in dedi¤i gibi; bir ulusun türkülerini yapanlar ve yaflatanlar, yasalar›n› yapanlardan ve uygulayanlardan daha güçlüdür” dedi. (H. Merkezi) Yüksel Caddesi ‹nsan Haklar› An›t› önünde bir


28

9-22 Nisan 2004

32

Demek ki bir kap yeme¤e ihtiyac›m›z var ki buraya gelip saatlerce bekliyoruz, ihtiyac›m›z olmasa bekler miyiz? Bazen s›ra yüzünden kavga ediyoruz. Çünkü s›ray› kaybedip de yemek alamazsak o gün çocuklar›m›z aç kalacak.fiimdi siz söyleyin gidip h›rs›zl›k m› yapal›m, intihar m› edelim bilemiyoruz. Bu ne biçim ülkedir ki vatandafllar›na sahip ç›km›yor, biz burada açl›ktan ölürken onlar keyif çat›yorlar.

Madalyonun öteki yüzü; Açl›k, yoksulluk, sefalet Emperyalist haydutlar›n ve onlar›n ufla¤› Türk egemen s›n›flar› komprador kapitalistler ve toprak a¤alar›n›n emekçi halk›m›z üzerindeki oyunlar› ve bu oyunlar›n yans›malar› olan açl›k, yoksulluk ve sefalet her geçen gün artarak devam ediyor. ‹flsizlik 盤 gibi büyürken, emekçi halk›m›z her geçen gün daha da yoksullafl›yor, evine bir parça ekmek götüremeyen insanlar›n say›s› 盤 gibi art›yor. Bir tarafta küçük bir az›nl›¤›n har vurup harman savurdu¤u, gününü gün etti¤i ve bunlar›n da her gün burjuva medyada boy boy gösterildi¤i bir yaflam; öte tarafta “ay sonunu nas›l getiririm, bakkala, ev sahibine borcumu nas›l veririm”in hesab›n› yapan, yok say›lan, yaflamlar› televizyon kanallar›nda sadece reyting malzemesi olabilen büyük y›¤›nlar. Bir tarafta milyarlarca lira maafl ald›¤› halde geçinemedi¤ini söyleyen piflkin bir baflbakan, halk›n vekili oldu¤unu söyleyen bakanlar, öteki tarafta asgari ücretle geçinmeye çal›flan Ahmetler, Mehmetler, Fatmalar, Haticeler... Türkiye’nin iki yüzü; biri en lüks mekanlarda yaflarken, di¤eri yoksul gecekondularda hayatta kalma mücadelesi veren bir kesim. Bu gecekondu semtlerinden biri olan ‹stanbul’un Maltepe ilçesine

ba¤l› Gülsuyu Mahallesi’ne gittik, oradaki halk›m›z›n sorunlar›na ortak olmak için. Gülsuyu’nda yemek da¤›tan bir aflevi oldu¤unu ö¤rendik. Biz de bir kap yemek almak için sabah›n erken saatlerinde ya¤mur, kar, çamur demeden bekleyen insanlarla sohbet ettik. Kimi Mufllu, kimi Bingöllü, kimi Samsunlu, Urfal›, Karsl›... Çekiniyorlar baflta “acaba konuflursak bize k›z›p bu yeme¤i de keserler mi” diye. Sonradan aç›l›yorlar. Bizim soru sormam›za bile gerek kalmadan, anlatmaya bafll›yorlar sorunlar›n›. Ço¤unun sorunu ayn›, iflsizlik, yoksulluk vb. Gazeteci oldu¤umuzu söylememize ra¤men, bizden ifl istiyorlar, yard›m etmemizi istiyorlar, a¤layarak yaflad›klar› bu hayattan kurtulmak istediklerini söylüyorlar. Utan›yorlar, s›k›l›yorlar, k›z›p öfkeleniyorlar, birilerinin seslerini duymas›n› istiyorlar. Belediye taraf›ndan hafta içi her gün da¤›t›lan yeme¤i almak öyle kolay olmuyor. Önce muhtardan fakirlik ka¤›d› alman gerekiyor, arkas›ndan belediyede adam›n›n (onlar›n deyimiyle day›n›n) olmas› gerekiyor. Adam bulan “flansl›”, ona bir kart veriliyor. O kart› gösterince iki kepçe yemek alabiliyorsun. ‹ster 10 kifli ol, istersen iki kifli iki kepçeden fazla alam›yorsun. Bizim gitti¤imiz gün mönüde nohut ve portakal var.

“S‹Z GÖRÜYORSUNUZ HAL‹M‹Z‹” ‹K: Neden buradas›n›z, durumunuzu anlat›r m›s›n›z? Nurhayat Do¤an: Bingöllüyüm, uzun y›llard›r ‹stanbul’day›z. Hiçbir fleyimiz yok. Eflim çal›flm›yor, ifl güç yok, maddi durumumuz çok kötü. Kiralarda sürünüyoruz. Ne yapacaks›n iflte mecbursun. Belediye burada yemek veriyor gelip al›yoruz. Günde bir kap yemek al›yoruz onu da çoluk-çocuk paylafl›yoruz. 6 ayd›r büyük tüpüm bitti alam›yorum, küçük tüple idare etmeye çal›fl›yorum. Bakkala bir sürü borcumuz var, hayat çok pahal›, hiçbir fleyin yan›na yaklaflam›yorsun, bir kilo domates, salatal›k alam›yorsun. Aylarca evimize bir kilo et girmiyor. Eflim boyac› ifl yok, depremden sonra hiç çal›flmad›, durumumuz kötü. Bir k›z›m çal›fl›yor, o da staj yap›yor. Böbrek hastas›yd› ilaç alamad›k. Remziye Acar: Bizim konuflmam›za gerek yok, siz görüyorsunuz halimizi. Geliyoruz buralarda so¤ukta, karda, k›flta yemek kuyru¤una giriyoruz. Çoluk çocu¤umuz için mecburuz. Bunlar iflsizlik yüzünden oluyor. Çoluk çocu¤umuz aç kalmas›n diye gelip burada direniyoruz. Muflluyuz, do¤uluyuz. Eflim lise mezunu ama ifl bulamad›¤› için çal›flam›yor. Kirac›y›m,

kiram› ödeyemiyorum. Durumumuz kötü, yeflil kart›m›z var, o da süresi doldu mu götürüp yeniden vizesini ç›karmam›z gerekiyor, onun için de günlerce u¤raflt›r›yorlar, bir sürü zorluk ç›kar›yorlar. Bir küçük k›z›m var, birkaç sefer bay›ld›, tedavisini yapamad›k. Ne ilaç alabildik ne de tedavi sonucunu alabildik. Böyle birçok zorluk yafl›yoruz iflte. “FAK‹R YEME⁄‹ BU” ‹K: Günde bir tas yemek al›yorsunuz, bunun katk›s› ne oluyor size? R. Acar: Ya ne olacak iflte, yemekleri be¤enmiyoruz ama mecburuz. Çoluk çocuk aç kalmas›n diye yani, nereden getirece¤iz, pazara gidecek durumumuz yok, ayl›k yok bu yüzden yani. Geliyoruz kuyru¤a giriyoruz, yeme¤imizi al›p gidiyoruz. Böyle olmas›n› istemezdik. Böyle gelip birilerinin verdi¤i bir kap yeme¤i almak istemezdik. Geçen arabalardan bak›yorlar, yoldan geçenler bak›yor, utan›yoruz ama mecburuz iflte. Be¤ensek de, be¤enmesek de almak zorunday›z, fakir yeme¤i bu ne yapaca¤›z. Bu duruma art›k bir çözüm bulsunlar, sadece yemekle ifl bitmiyor. Yani yeme¤i götürüyorsun bir ö¤ünlük yemektir, akflam yeme¤i, öbür yemek ne olacak?


32 Herkes fakir burada, fakir olanlar gelip yeme¤i al›yor götürüyorlar, herkes görüyor ama yemekle ifl bitmiyor ki. ‹fl bulsunlar, sadece gösterifl olsun diye yemek vermek çözüm de¤il, ifl versinler. Day›s› olanlar ifle girmesin, öbür fakir fukaray› da göz önüne als›nlar. Kaç kere bafl vurduk, hiçbir yerden sonuç alamad›k. Gençsiniz diyorlar, genciz ama gidip ne yapal›m, kötü yollara m› düflece¤iz, h›rs›zl›k m› yapaca¤›z yok. Bize bir çare bulsunlar art›k. Sadece seçim yaklaflt› diye gelip bizden oylar›n› istemesinler, baflka zaman da bizi tan›s›nlar, bilsinler. Zeynep Urgan: Ben 53 yafl›nday›m, 33 yafl›nda özürlü bir çocu¤um var. Çal›flam›yor, di¤er çocu¤um okula gidiyor, baflkas›n›n yard›m›yla okutuyorum, evim kira, üç ayd›r kiram› ödeyemiyorum, ben merdiven silerek geçimimi sa¤lamaya çal›fl›yorum. Bu durumdan hiç memnun de¤ilim ama mecburum. Bu devlet sadece zenginlerin devleti midir? Niye bizi görmüyorlar? Seçim zamanlar›nda her gün televizyonlarda “flunu yapaca¤›z, bunu yapaca¤›z” diyorlar, sözde halk›n yan›ndaym›fl gibi görünüyorlar ama seçimler bittikten sonra bizleri unutuyorlar. Buraya geliyorum ama bafl›m önümde utan›yorum, ama ne yapay›m, baflka çarem yok. “KÖYLER‹M‹Z‹ YAKIP YIKTILAR, B‹R TAS ÇORBAYA MUHTAÇ ETT‹LER” Gülten Ifl›k: Ben 75 yafl›nday›m kirada oturuyorum, adam›m kanser hastas› çal›flam›yor. Maddi durumum çok kötü, sadece 65 yafl emeklisi maafl› al›yoruz. Bu yaflta so¤ukta burada saatlerce s›rada bekliyorum ki bir tas yemek alay›m. Bizi bu hallere düflürenler utans›n. Köylerimizi yak›p y›kt›lar, bizi gurbet ellere sürdüler, flimdi de bir tas çorbaya muhtaç ettiler. Döndü Öztürk: Ben Samsunluyum kendim hastay›m, çocuklar›m da hasta. Bir tek k›z›m çal›fl›yor, baflka çal›flan›m yok. K›z da ne kadar çal›fl›p bize bakacak, asgari ücret yetmiyor. Köyde geçimimizi sa¤layamad›¤›m›z için, ‹stanbul’a biraz daha iyi bir yaflam için 1997 y›l›nda geldik. 1998 y›l›nda benim evim yand›. 1999 y›l›nda zaten deprem oldu. ‹yi bir yaflam için geldi¤imiz ‹stanbul’da gittikçe periflan olduk. Çocu¤um kalp hastas›, siniri var psikolo¤a gidecek durumum yok, çocuklar›m› tedavi ettiremiyorum. Buraya so¤ukta bir tas yemek almak için geliyoruz, çolu¤umuzun çocu¤umuzun üstünde giyecek bir fley yok, hasta oluyoruz ama baflka yapacak bir fleyimiz yok. ‹nsan›n çok zoruna gidiyor. Mesela bir ifl olsa, kendi param› kendim kazansam, ayaklar›m›n üstünde durabilsem daha iyi olur. Yoksa k›fl günü iflim ne, bir tas yemek için gelip bir iki saat bekleyeyim, onu da çocuklar be¤enmiyorlar.

29 Benim çocuklar›m›n da istedi¤ini yemek, istedi¤ini içmek, istedi¤ini giymek hakk› var, istiyorlar ama durumlar el vermiyor ki. Ben çal›flmak istiyorum, ifl bulam›yorum. Devletin bizi duymas› gerekiyor. Melek Özdemir: Benim de maddi durumum hiç iyi de¤il. Tek göz bir odada oturuyorum. Evin her yeri ak›yor, çok rezillik içindeyim. Eflim asgari ücretle çal›fl›yor yetifltiremiyoruz eve. 2 çocu¤um var. Bir odan›n içinde 4 nüfus yat›p kalk›yoruz. Bu durumdan hiç memnun de¤iliz. Demek ki bir kap yeme¤e ihtiyac›m›z var ki buraya gelip saatlerce bekliyoruz, ihtiyac›m›z olmasa bekler miyiz? Bazen s›ra yüzünden kavga ediyoruz. Çünkü s›ray› kaybedip de yemek alamazsak o gün çocuklar›m›z aç kalacak.

“B‹Z AÇLIKTAN ÖLÜRKEN ONLAR KEY‹F ÇATIYORLAR” Nazife Kaya: Ben Urfal›y›m beyim Karsl›. 12 senedir ‹stanbul’day›z. Eflim çal›flm›yor. Kirada oturuyorum, evim çok rutubetli, resmen su içinde yat›p kalk›yoruz. 3 tane çocu¤um var inan›n ki bizim oturdu¤umuz yerde kimse oturamaz. Beyim böbrek hastas› çal›flam›yor, ben de karaci¤erimden ameliyatl›y›m. Hiçbir yere gidemiyorum. Sadece bu yeme¤i almak için buraya geliyorum. Benim tek iste¤im bize ifl imkan› sa¤lans›n, birileri yard›m elini uzats›n geçimimizi sa¤layal›m. Yard›m için her yere baflvurduk, hiç kimse bize yard›mc› olmuyor. Benim 3 k›z›m var, üçü de okula gidiyor. ‹nan›n kahvalt›s›z okula gidip geliyorlar. Ö¤retmeni bir parça ekmek verirse yiyorlar, vermezse öyle aç geri dönüyorlar. Eflim 43 yafl›nda iki kez ameliyat oldu, böbre¤ini ald›lar, üçüncü ameliyat› olmas› gerekiyor ama yapam›yo-

ruz. Hasta oldu¤u için nereye gittiyse ifl vermediler. fiimdi siz söyleyin gidip h›rs›zl›k m› yapal›m, intihar m› edelim bilemiyoruz. Bu ne biçim ülkedir ki vatandafllar›na sahip ç›km›yor, biz burada açl›ktan ölürken onlar keyif çat›yorlar. Cemile Ekfli: 19 yafl›nda bir o¤lum var. Sara hastas›, sürekli nöbet geçiriyor. Doktor kurban› oldu, param›z olmad›¤› için doktorlar ameliyat etmiyorlar. fiimdi çocu¤un gözleri riskli, evde yat›yor. Vak›f ilac›n›n bir k›sm›n› veriyor o da raporda yaz›l› olan› veriyor, ilaçlar› 100-150 milyon tutuyor, alam›yorum zor durumday›m. Beyim askerde kaza geçirdi. Kozyata¤›’nda seyyar sat›c›l›k yap›yor. Zab›talar yakas›n› b›rakm›yor, zab›talar b›raksa iyi kötü ekmek param›z ç›kar ama beledi-

9-22 Nisan 2004 yelerin kendi adamlar›na yerleri vermeleri bizi zor durumda b›rak›yor. Bu yeme¤i almak için çalmad›k kap› b›rakmad›k. Önce muhtara gittik, o bizi tersledi geri gönderdi. Daha sonra belediyeye bafl vurduk, oradan da bir cevap alamad›k. Ne zamanki seçimler gündeme geldi tekrar muhtara gittik, sanki daha önce bizi kovan o de¤ilmifl gibi, tamamen oylar› kapmak için bize gerekli evraklar› verdi. Bu verilen yeme¤i al›yoruz, fluradan buradan yard›m al›yoruz yoksa aç susuz kal›r›z. Buradan iki kepçe yemek al›yoruz yeterli olmuyor. Yemekler bazen çok kötü ç›k›yor çoluk çocuk ishal oluyor, hastalan›yor. Bu yeme¤i de al›rken kimi zaman da¤›t›c›lar taraf›ndan afla¤›lan›yoruz, bize ba¤›r›p ça¤›r›yorlar. (Kartal)


9-22 Nisan 2004

30

‹flçi-köylü’den Son 20 y›l›n en düflük kat›l›ml› seçimi olan 28 Mart’›n ard›ndan;

SEÇ‹M‹ SANDIK BAfiINA G‹TMEYENLER KAZANDI Egemen s›n›flar›n halka bildik vaatlerini s›ralad›klar› bir seçim sürecini daha geride b›rakt›k. Hem yerel hem de genel anlamda seçimler, de¤iflen koflullara ba¤l› olarak yap›ld›¤› dönemin özelliklerini yans›tmas› aç›s›ndan oldukça önemli ve incelenmeye de¤erdir. Hiçbir seçim süreci bizler aç›s›ndan bir önceki ya da daha öncekiler ile ayn› de¤ildir, olamaz da. Yaflad›¤›m›z süreç içinde genifl kitlelerin düflünceleri, umutlar›, umutsuzluklar›, talepleri ile ilgili çok somut veriler sunan bir çeflit kamuoyu araflt›rmas›, yoklamas› da diyebilece¤imiz seçimlerin, hepsinin içinden geçilen süreç ile beraber kendisine özgü nitelikleri vard›r. 28 Mart Pazar günü yap›lan yerel seçimler de bu özellikleri tafl›maktad›r. Geliflmesi ve sonuçlar› aç›s›ndan bak›ld›¤›nda kendine özgü yanlar› oldukça çok olan ve son 20 y›l›n en düflük kat›l›ml› seçim süreci oldu¤u için ayr›ca önemlidir. Seçimlerin hemen ard›ndan özellikle AKP hükümetine yak›nl›¤› ile bilinen medya, seçimin galibini AKP olarak yans›tmaktan geri kalmad›. Zaten seçim öncesi binbir çeflit “araflt›rma flirketleri” taraf›ndan yap›lan ve güvenilirli¤i konusunda ciddi endifleler tafl›nan/ tafl›nmas› gereken anket sonuçlar› da bas›nda çarflaf çarflaf verilmiflti. Her ne kadar bunun seçim sonuçlar›n› etkilemeyece¤i iddia edilse de tüm bunlar›n plans›z, kendili¤inden olan geliflmeler oldu¤unu düflünmek safl›k olur. ‹lk olarak seçim sonuçlar›na bak›ld›¤›nda gerçekten tam da devletin yapmaya çal›flt›¤› gibi AKP’nin seçimlerden büyük zaferle ç›kt›¤›, DYP ve MHP’nin kendini toplad›¤› hatta seçim otobüsüne asansörle ç›kar›lan Bülent Ecevit’in DSP’sinin bile ad›m ad›m ilerledi¤i yorumu yap›labilir. Ancak önemli olan buz da¤›n›n arkas›ndaki gerçekleri görmek ve göstermektir.

Böyle bak›ld›¤› zaman görünen tek gerçek ise; seçimi her de¤erlendirirken kendilerinin kazand›¤›n› iddia eden düzen partilerinin hepsinin yan›ld›¤› ve 28 Mart’›n tek galibinin sand›k bafl›na gitmeyen kitleler oldu¤udur. Bu konuda rakamlara baflvurmakta fayda var. Seçimlere kat›l›m oran› ile bafllarsak; Türkiye’de son 20 y›l içinde yap›lan seçimlerde kat›l›m oran› genelde %80’in üstünde bir grafik izlemifltir. 2002 y›l›n›n Kas›m ay›nda yap›lan genel seçimlerde bu oran % 79.1’e düflmüfltü. 2004 Mart yerel seçimlerinde ise ayn› oran son 20 y›l›n rekorunu k›rarak % 72.1’e kadar gerilemifltir. Bu say› 70’li y›llardaki oranlar ile hemen hemen ayn›d›r. Yani genel seçimlerden sonra seçmen say›s› yaklafl›k iki kat artt›¤› halde toplam oy say›s› nerede ise ayn› verilerde kalm›flt›r. Baflka bir deyiflle tüm flatafatl› çal›flmalar, yapt›r›lan anketler, seçmenlere sunulan vaatler ve daha somut olarak seçim hediyeleri, kaçak yap›laflmaya göz yummalar, savrulan vaatler düzenden umudunu kesen yaklafl›k 13 milyon insan› kand›rmaya yetmemifl, sand›k bafl›na çekememifltir. AKP’nin oy art›fl›n›n medyan›n deklare etti¤i gibi büyük bir zafere iflaret etmedi¤i de bir gerçektir. Keza 2002 y›l›na göre de¤erlendirme yap›l›rsa AKP’nin kendi içinde 0.189’luk bir geliflme gösterdi¤i görülür. Bu rakama göre seçime kat›l›m oranlar› 2002 y›l›ndaki verilerde olsayd› AKP’nin oy oran› % 40’larda ancak olacakt›. Kald› ki R. Tayyip Erdo¤an fiubat ay›nda yapt›¤› bir konuflmada “% 50’nin üzerine ç›kmal›y›z” diyerek somut hedeflerini aç›klam›flt›. Oysa seçimden önce yap›lan “kamuoyu araflt›rmalar›” AKP’nin bir rekor denemesinde bulunaca¤›n›, % 50 civar›nda oy alaca¤› beklentisi-

ni yay›yordu. Yap›lan anketlerin bizler için en güzel yan›lg›lar›ndan biri de sand›k bafl›na gitmeyen genifl kitlenin belirlenmesinde düflülen hatad›r. Oy miktar› olarak yaklafl›k 16 milyon gibi bir rakam veren devlet, hem oy miktar› hem de oy oran› olarak bu rakamlar›n çok çok alt›nda bir gerçeklik ile yüz yüze kalm›flt›r. 28 Mart’ta ülkede bulunan 43.7 milyon seçmenden sadece 31.8’inin sand›k bafl›na gitmesi bafll› bafl›na AKP’nin planlar›n›n tutmamas› anlam›na gelmektedir. AKP’nin ilk bak›flta bu denli yüksek rakamlarla seçimlerden ç›km›fl olmas›n›n elbette ki oldukça fazla nedeni var. Bu nedenlerden biri AKP’nin, yaflad›¤› koflullardan rahats›z olan ancak bunu düzeltecek bir alternatif bulamayan seçmen için çok fazla y›pranmam›fl, di¤erlerine göre yeni say›lacak bir parti olmas›d›r. Yani AKP asl›nda kendisine inanan kitlelerin oylar› ile de¤il hoflnutsuz olan, çaresiz kalan, kötünün iyisini seçmeye karar veren oylar ile “baflar›y›” yakalad› denilebilir. Yine yabanc›s› olmad›¤›m›z bir durum da Denizli’nin Honas ilçesine ba¤l› Afla¤› Da¤dere köyünde yafland›. Afla¤› Da¤dere köylüleri köylerinde yap›lan maden oca¤›n›n çal›flmas›n› protesto etmek için oy kullanmad›. Ayn› yöntemi kullanan Diyarbak›r merkeze ba¤l› Güzel köylüleri ise köy yollar›n›n yap›lmamas›n› protesto etmek için toplu halde oy kullanmad›lar. Baflta da de¤indi¤imiz gibi hiçbir seçim süreci bir önceki ile ayn› özellikleri tafl›maz. Bu aç›lardan de¤erlendirildi¤inde bu seçim sürecinin de özgün yönleri bulunmaktad›r. Ama vurgulamaya çal›flt›¤›m›z gibi seçim sonuçlar›n› de¤erlendirirken öncelik vurgusu mutlaka halk›n duydu¤u tepkiye, hoflnutsuz kitlenin sand›k bafl›na gitmedi¤ine yap›lmal›d›r. Çünkü bu kesim özellikle AKP’nin tüm flaflal› çal›flmalar›na, yan›lt›c› anketlere ra¤men egemenlerin tuza¤›na düflmemifl, yalanlar›na kanmam›fl bir kesimi temsil etmektedir. Bu geliflmelere bakarak yerel seçimlerden önce bafllayan ve azg›nca devam edene devlet terörünün devam edece¤ini söy-

32 lemek yanl›fl olmaz. Önder Babat ve ‹mam Boztafl’›n katledilmesi, 13 Mart’ta Ankara K›z›lay’da ö¤rencilerin eylemine azg›nca sald›r›lmas› ve tutuklamalar›n olmas› vb. olaylar›n ard›ndan son sald›r› furyas› Ekmek ve Adalet, Gençlik Gelecektir dergileri, Halk›n Hukuk Bürosu, Anadolu’nun Sesi radyosu, TAYAD vb. kurumlar›n polis taraf›ndan bas›lmas› ile devam etti. Bu sald›r›lar› devletin özel süreçler öncesi sald›r›lar›nda yo¤unlaflmas› olarak nitelendirmek ve böyle geçifltirmek do¤ru olmayacakt›r. Sald›r›lar›n vermek istedi¤i mesaj aç›k ve nettir. “Devlete karfl› ç›kmay› akl›n›zdan bile geçirmeyin, yoksa sonunuz böyle olur” mesaj›n› tüm ilerici, devrimci, demokrat kitleye vermeye çal›flan devlet, NATO zirvesi öncesi t›pk› burjuva bas›na yans›tt›¤› gibi “terör temizli¤i” yapmaktad›r. Bir yandan efendilerine zirveye “ne kadar iyi” haz›rland›¤›n›n mesaj›n› vermeye çal›flan devlet bir yandan da topluma göz da¤› vermeyi amaçlamaktad›r. Çünkü her ne kadar egemenler yerel seçimlerden zaferle ç›kt›klar›n› iddia etseler de iflsizler ordusunun her geçen gün artt›¤›, sistemden hoflnutsuz kitlenin ço¤ald›¤›, sand›k bafl›na gitmeyen insanlar›n nerede ise 13 milyonluk bir say›ya ulaflt›¤› Türkiye’de AKP hükümetinin halka sald›rmaktan baflka çaresi yoktur. Bizlerin de bu sald›r›lar karfl›s›nda durmaktan, direnmekten baflka çaremiz yoktur. Sald›r›lar tek tek kurumlara de¤ildir. Sald›r› hepimizedir. 1 Nisan’da yap›lan sald›r›lar› k›namak için devrimci ve sosyalist bas›n çal›flanlar›n›n bir araya gelerek yapt›klar› eylemler devrimci dayan›flman›n güzel örneklerini sergilemektedir. Yaklaflan 1 May›s ve Haziran ay›nda yap›lacak olan NATO zirvesi bir yandan devlete yeni sald›r›lar› için gerekçe olufltururken bir yandan da bizlerin bu sald›r›lara karfl› alanlarda olaca¤›m›z direnifl günler olmalar› aç›s›ndan önemlidir. 24 Nisan, 1 May›s, 18 May›s gibi önemli tarihleri anlaml› k›lmakta ancak onlar› bugünün sald›r›lar›na barikat örmenin araçlar› olarak kulland›¤›m›z oranda olacakt›r.

“Bizler iflçiyiz, sistemin oyunca¤› de¤iliz” Bursa’ya ba¤l› dört da¤ ilçesinden biri olan Harmanc›k belediye iflçilerinin sendikal örgütlülü¤e bafllamas› sonucu yaflanan sorunlar› iflçilerin kendi aktar›m›yla sizlere ulaflt›r›yoruz. -Bize kendinizi tan›t›r m›s›n›z? 1. ‹flçi: Ben Harmanc›k Belediyesi’nde çal›fl›yorum. 1999 y›l›ndan bu yana bu beledeyide bilfiil çal›flmaktay›m. 11 Aral›k 2003 tarihinde D‹SK’e ba¤l› Genel-‹fl Sendikas›’na üye olduk. Belediyede 20 iflçi çal›fl›yor. 13 kifli sendikaya üye olduk. Bir arkadafl›m›z yap›lan bask›lar sonucu sendikadan istifa ettirildi. Üye olduktan sonra 8 kifli, üye tarihinden 3 gün sonra geri kalan bizler ise 1 Ocak 2004 tarihin-

den itibaren “Valilikten al›nan vizenin dolmas›” bahane edilerek ücretsiz izin ad› alt›nda iflten at›ld›k. Çal›flmad›¤›m›z bu dönem içinde zorlay›c› sebepler gerekçesiyle “kanunca” verilen yar›m ücret hakk›m›z› da alamad›k. 2 ayl›k bir dönem sonunda baz› arkadafllar›m›z› ça¤›rmalar›na ra¤men, sendika üyesi 6 kifli hala “ücretsiz izin vaadiyle” çal›flt›r›lmamaktad›r. - Sizleri sendikal örgütlülü¤e sevkeden sebepler nelerdi? ‹flyerinde çal›flma koflullar›n›n zorluklar›n› anlat›r m›s›n›z? 1. ‹flçi: Belediye kuruldu¤undan bu yana her gelen baflkan bir önceki bafl-

kan›n alm›fl oldu¤u iflçileri ç›kart›p, kendi siyasi düflüncesine uygun bir baflka deyiflle (yandafllar›n›) ç›kan iflçilerin yerine almaktad›r. ‹lk amac›m›z olarak bunu hedef seçip her baflkan›n uygulad›¤› keyfi uygulamalara dur demektir. Bizler iflçiyiz, sistemin oyunca¤› de¤il. 2. ‹flçi: Çal›flt›¤›m yerde kuru bir asgari ücret verilmekte. Haftal›k 48 saat çal›flmaya karfl›l›k, 45 saatlik mesai veriliyor. Yapt›¤›m›z mesainin de karfl›l›¤›n› alam›yoruz. Belediyedeki ifl makinalar›n›n ve araçlar›n iflçi sa¤l›¤›na uygun olmamas›ndan dolay› can güvenli¤imiz olmadan, Baflkan›n zorlamas› ile arkadafllar›m›z bu araçlar›

kullanmak zorunda kal›yorlar. Bunca a¤›r koflullarla birlikte yasal olarak hak kazand›¤›m›z 3 ayl›k dönemlerde 13 günlük ödeme yap›lmas› gereken ikramiyemizi alam›yoruz. Devletin verdi¤ini baflkan vermiyor. Bizim hakk›m›z› baflka yerlerde kullan›yor. “Sizler geçici iflçisiniz sizin ikramiyeniz yok” cümlesini kullanarak bu hakk›m›z› göz göre göre gasp ediyor. Bizler de haklar›m›z› alman›n tek yolunun örgütlü mücadelede oldu¤unu ve haklar›m›z› alana kadar da mücadelemizi sürdürece¤imizi dile getirerek, demokratik hakk›m›z olan sendikal mücadelemize sonuna kadar devam edece¤iz. (Bursa)


32 Oysa ‹stanbul’da 28-29 Haziran’da yap›lacak olan NATO toplant›s›n›n ‘verimli’ geçmesi için, toplant› öncesi ve toplant› esnas›nda bu toplant›n›n gerçekleflmemesi yönünde çal›flmalar yapacak olan kurumlar› bas›p çal›flanlar›na iflkence yaparak iflçi s›n›f›na ve devrimcilere gözda¤› vermeye çal›flan TC’nin gözard› etti¤i bir nokta var: Devrimci Dayan›flma. Sald›r›lar›n hemen ard›ndan bir araya gelen Partizan, At›l›m, Sosyalist Demokrasi, Hareket, Barikat, Devrimci Demokrasi, Odak, Ça¤r›, Direnifl, Devrimci Hareket, K›z›l Bayrak, Dayan›flma, Özgür Gençlik, Ekmek ve Adalet dergileri yapt›klar› eylemler ve ortaya koyduklar› devrimci durufllar›yla Ekmek ve Adalet dergisi flahs›nda hiçbir kurumun yaln›z olmad›¤›n› ve olmayaca¤›n› en güzel biçimde ifade ettiler. * 2 Nisan’da Türkiye Gazeteciler Cemiyeti önünde bir araya gelen devrimci ve sosyalist bas›n çal›flanlar› ellerinde “Ekmek ve Adalet dergisi yaln›z de¤ildir”, “Sosyalist bas›n susturulamaz”, “AB, ABD, NATO bizi susturamaz” dövizleri ve boyunlar›nda foto¤raf makineleriyle “Bask›lar bizi y›ld›rmaz”, “Devrimci-sosyalist bas›n susturulamaz” sloganlar›n› att›lar. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin yap›lan sald›r›lara tepkisiz kalmas› nedeniyle cemiyet binas› önünde saat 12:00’de gerçekleflen eylemde K›z›lbayrak Dergisi’nden ‹mdat Babal›k’›n okudu¤u ortak metinde “Bu tür sald›r›larda en baflta devrimci-sosyalist bas›n›n hedef seçilmesi bofluna de¤ildir. Onlar gerçeklerin emekçi halk kitlelerine aç›klanmas›ndan korkuyorlar. Onun için haber yapma hakk›m›za ve halk›n haber alma hakk›na, gerçekleri bilme özgürlü¤üne sald›r›yorlar. Bizler baflta Türkiye Gazeteciler Cemiyeti olmak üzere tüm bas›n örgütlerini gözalt›ndaki gazetecileri sahiplenmeye, kamuoyunu duyarl› olmaya ça¤›r›yoruz” ifadelerine yer verildi. Sloganlarla son bulan eylemin ard›ndan Ekmek ve Adalet dergisinin Mecidiyeköy’deki bürosuna gitti. * Saat 13:00’de Makine Mühendisleri Odas›’nda yap›lan bas›n toplant›s›nda ise sald›r›lar hakk›nda bilgilendirme yap›ld› ve destek amaçl› gelen kurumlar›n sald›r›lar hakk›nda düflündükleri ifade edildi. Ayd›n ve sanatç›lardan Cezmi Ersöz, Ruhan Mavruk, fianar Yurdatapan, Grup Yorum elemanlar› ve Abdurrahman Dilipak’›n kat›ld›¤› toplant›ya ILPS (Halklar›n Uluslararas› Mücadele Ligi), Tohum Kültür Merkezi, ‹flçi-Köylü, TUYAB, ESP, BEKSAV, ‹HD ‹stanbul fiubesi, Mazlum-der, Özgür-Der, Mezopotam-

31 ya Kültür Merkezi vb. kurumlar da bas›n toplant›s›na destek verdi. TAYAD ad›na aç›klama yapan yönetim kurulu üyesi Naime Kara, geçti¤imiz aylarda bafllatt›klar› “Hapishanelerde 107 ‹nsan Öldü Duydunuz mu?” kampanyas›yla beraber kurumlar› üzerinde gözle görülür bir bask›ya maruz kald›klar›n› ifade etti. Erdo¤an Kaldi adl› kiflinin gözalt›nda verdi¤i sahte ifadelerle baflta TAYAD Baflkan› Tekin Tangün’ün kaç›r›l›p tutuklanmas› ve ard›ndan 148 kiflinin gözalt›na al›nmas›n›n bu komplonun bir parças› oldu¤unu belirtti. Yazar Cezmi Ersöz ve fianar Yurdatapan ise sonuna kadar bu sald›r›lar›n karfl›s›nda olacaklar›n› belirterek, kampanya bafllad›¤› anda ÖO. flehitlerinin say›s›n›n 107 iken bu say›n›n 110’a ulaflt›¤›n› dile getirdiler. Ersöz “Bu gençlerin yapt›¤› sadece yasal bir afifl asmakt›. Ama gözalt›na al›n›p iflkenceye maruz kald›lar. Bu sald›r›lar› omuzlamak için her alanda dayan›flmaya ihtiyac›m›z var” dedi ve ça¤r› yapt›klar› halde bas›n toplant›s›na gelmeyen ayd›n ve sanatç›lar›n duyars›zl›¤›na de¤inerek Tekirda¤ F Tipi’nden ‹nan Do¤an adl› tutsa¤›n yazd›¤› mektubu okudu. Ersöz ve Yurdatapan’›n ard›ndan söz alan Abdurrahman Dilipak, ‹HD ‹stanbul fiubesi Baflkan› Hürriyet fiener, Ruhan Mavruk, BEKSAV ve ILPS temsilcileri sald›r›lara karfl› ayn› alanda faaliyet yürüten kurumlar›n ortak hareket etmesi gerekti¤inin alt›n› çizdi. Ruhan Mavruk “Bu bir ça¤ yang›n›ysa bizler sanatç›lar olarak yüre¤imiz bu yang›nla s›nayal›m” diyerek bafllad›¤› konuflmas›n› fliirle sonland›rd›. Kat›lan kurumlar›n temsilcileri de düflüncelerini ifade ederek bu sald›r›lar›n devletin kendisinin de aç›kça ifade etti¤i gibi NATO öncesi “temizlik operasyonu” oldu¤u belirtilerek bu

birlikteli¤in NATO’ya karfl› yap›lacak olan eylem ve etkinliklerde de olmas› gerekti¤ine vurgu yap›ld›. * Ayn› gün Ça¤dafl Hukukçular Derne¤i ‹stanbul fiubesi’nde toplanan Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i, TAYAD, ‹stanbul Gençlik Derne¤i, Grup Yorum ve ÇHD’li avukatlar bas›n toplant›s› düzenleyerek gözalt›nda olanlar›n durumlar› ve sald›r›lara iliflkin bilgilendirme yapt›. ÇHD ad›na aç›klamay› yapan Av. Taylan Talay 1 Nisan gecesi gözalt›na al›nanlarla karakolda yapt›¤› görüflmeyi flu sözlerle ifade etti: “Görüfltü¤ümüzde dikkatimizi çeken ilk fley herkesin vücudunda gördükleri iflkenceden kaynaklanan morluklar ve eziklikler oldu. Herkesle görüflme imkan›m›z olmad›. Ancak bize anlatt›klar› su, fleker, tuz vb. en temel ihtiyaçlar›n›n karfl›lanmad›¤› ve ç›plak bir vaziyette nezarette bekletildikleri. Emniyettekilerle konuflup bu yap›lanlar›n tamamen hukuksuz ve insanl›k d›fl› uygulamalar oldu¤unu, böyle bir fleye haklar› olmad›¤›n› anlatmaya çal›flt›¤›m›zda bize söyledikleri ‘AB’den bize gelen emir böyle. Gidin derdinizi onlara anlat›n’ oldu”. Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i ad›na Tigin Öztürk ve TAYAD ad›na Naime Kara’n›n da aç›klama yapt›¤› bas›n toplant›s› tüm DKÖ’ler ve bas›n›n bu sald›r›lara karfl› ortak hareket etmesi gerekti¤i belirtilerek sona erdirildi. * 3 Nisan 2004 tarihinde ise devrimci-sosyalist bas›n ve çeflitli DKÖ temsilcileri AB Enformasyon Merkezi önünde bas›n aç›klamas› yaparak bundan önceki sald›r›larda nas›l ortak hareket edildiyse bugün de yar›n da bu ortak karfl› duruflun devam etti¤ini ve edece¤ini bir kez daha gösterdi. Devrimci Demokrasi gazetesi çal›flan› Hakan Bingöl’ün bas›n metnini okudu¤u

AB Enformasyon Merkezi önünde yap›lan eylemde “Devrimci ve sosyalist bas›n susturulamaz” sloganlar› yank›land›.

9-22 Nisan 2004 eylemde “Devrimci-sosyalist bas›n susturulamaz”, “Yaflas›n devrimci dayan›flma”, “Ekmek ve Adalet yaln›z de¤ildir”, “Bask›lar bizi y›ld›ramaz”, “AB, ABD, NATO bizi susturamaz” dövizleri tafl›n›p gözalt›na al›nanlar›n derhal serbest b›rak›lmas› istendi. Bingöl yapt›¤› aç›klamada “Ne Avrupa Birli¤i emperyalistleri, ne ABD, ne de NATO sosyalist bas›n›n sesini k›samaz” dedi. “Devrimci-sosyalist bas›n susturulamaz”, “Yaflas›n devrimci dayan›flma”, “Bask›lar bizi y›ld›rmaz” vb. sloganlar›n at›ld›¤› eylemin bitiminde devrimci-sosyalist bas›n çal›flanlar› ‹stiklal Caddesi’nde Ekmek ve Adalet’in eski say›lar›n› da¤›tarak dosta düflmana karfl›, devrimci dayan›flman›n her koflulda gerçekleflebilece¤ini gösterdiler. At›l›m ve Partizan çal›flanlar› ve okurlar›n›n önlükleriyle kat›ld›¤› gazete sat›fl›nda polisin ortam› germe çabalar› sosyalist bas›n taraf›ndan bofla ç›kart›ld›. Caddeden geçen insanlar gazeteye yo¤un ilgi göstererek bu birlikteli¤in devam etmesi yolunda isteklerini dile getirdiler. Daha sonra aralar›nda Devrimci Demokrasi, At›l›m, Odak, Özgür Gençlik, Devrimci Hareket ve Partizan dergisinin de bulundu¤u bir grup TAYAD’› ziyaret ederek gazete sat›fl›ndan elde edilen geliri verdi ve gelen olumlu tepkileri de oradaki ailelerle paylaflt›. *5 Nisan 2004 tarihinde Befliktafl DGM’ye ç›kar›lan 29 kiflinin serbest b›rak›lmas› için (10 kifli savc›l›¤a ç›kar›lmadan, gözalt›ndayken serbest b›rak›ld›) saat 12:00’de mahkeme önünde devrimci-sosyalist bas›n çal›flanlar› ve okurlar› eylem yapt›. Ellerinde “ABD, AB, NATO bizi susturamaz”, “Ekmek ve Adalet yaln›z de¤ildir”, “Gözalt›lar serbest b›rak›ls›n”, “Grup Yorum’a özgürlük” vb. dövizleri açan grup “Sosyalist bas›n susturulamaz”, “Ekmek ve Adalet yaln›z de¤ildir” sloganlar›n› att›. Halkevleri, Kald›raç, DDSB, Tuzla Deri-‹fl Sendikas›, Tohum Kültür Merkezi, ILPS, TUYAP, Emekçi Hareket Partisi, BEKSAV, ESP ve ‹HD ‹stanbul fiubesi’nin de destek verdi¤i eylemde bas›n metnini okuyan Partizan dergisinden Gülseren Diken “Haziran ay›nda ‹stanbul’da yap›lacak olan NATO zirvesi öncesi, muhalefet güçlerinin sesi bo¤ulmak istenmektedir. Bizler yap›lan sald›r›y› k›n›yoruz ve gözalt›ndakilerin derhal serbest b›rak›lmas›n› istiyoruz. 12 Eylül karanl›¤›n›n ürünü DGM’ler, sosyalist bas›n›n ve demokratik kurumlar›n sesini k›samaz” dedi. Eylem sloganlarla son buldu. Operasyonlar›n oldu¤u birçok ilde de protesto eylemleri yap›ld›.


UMUT YAYIMCILIK VE BASIM SANAY‹ LTD. fiT‹ Yönetim yeri: Gureba Hüseyin A¤a Mah. ‹mam Murat Sok. No:14/1 Aksaray-Fatih/‹STANBUL. Tel: (0212) 521 34 30, 531 48 53 FAKS: (0212)621 61 33 Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Beflir KASAP Bask›: Gün Matbaac›l›k

B‹Z HALKIZ GELECEK ELLER‹M‹ZDED‹R

BÜROLAR ➧ KARTAL: HAMAM SOK. DEM‹RL‹ ‹fiHANI NO: 57/14 KARTAL, TELEFAKS: (0216) 306 16 02 Cep: 0 544 521 34 30 ➧ ANKARA: TUNA CAD. ÇANAKÇI ‹fiHANI NO:11 KAT:3 DA‹RE:32 ÇANKAYA TEL: (0312) 432 23 01 Cep: 0 535 562 33 72 ➧ ‹ZM‹R: GAZ‹OSMANPAfiA BULVARI, KOÇAfi ‹fiHANI NO: 87, DA‹RE:318 KONAK, TELEFAKS: (0232) 441 93 09 Cep: 0535 310 31 84 ➧ MALATYA: DABAKHANE MAHALLES‹, BOZTEPE CAD., BABACAN ‹fiHANI NO:9 KAT:1/16 MALATYA TEL: (0422) 325 78 13 Cep: 0536 697 94 19 ➧ BURSA: GÜMÜfiÇEKEN CAD. ERKMEN ‹fiHANI, NO:7/21, HEYKEL, TEL: (0224) 224 09 98 Cep: 0 536 612 81 98 ➧ SAMSUN: KALE MAH., YUSUF KEFEL‹ ‹fiHANI, KAT: 6 NO: 9 , TEL: (0362) 435 64 57 Cep: 0 537 597 69 84 ➧ TURHAL: YAVUZ SULTAN SEL‹M MAH. TANRI-VERD‹ SOK. 19/15 2. NOTER YANI TURHAL/TOKAT TEL: 0356 276 37 20 Cep: 0533 414 65 54

Genel Da¤›t›m: YAY-SAT

➧ MERS‹N: ÇANKAYA MAH. S‹L‹FKE CAD. ÜZÜM ‹fiHANI KAT :1 NO: 47 MERS‹N

@mail: umutyayimcilik@superonline.com

➧ AVRUPA MERKEZ BÜRO: WESELER STR 93 47169 DUISBURG-DEUTSCHLAND TEL: 0049 203 40 60 958 FAKS: 0049 203 40 60 959

NATO toplant›s›n›n yaklaflmas› ile beraber devletin devrimci kurumlara sald›r› dalgas› geniflledi

DEVLET‹N “NATO TEM‹ZL‹⁄‹” SÜRÜYOR Mart ay›n›n bafl›ndan beri artan devlet sald›r›lar›na gazetemizin daha önceki say›lar›nda da yer vermifltik. Üniversite ö¤rencisi Önder Babat’›n katledilmesinin ard›ndan sald›r› dalgas›n›n son örne¤ini 1 Nisan 2004 tarihinde Ekmek ve Adalet dergisi, Anadolunun Sesi radyosu, Halk›n Hukuk Bürosu, Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i, ‹dil Kültür Merkezi, Okmeydan› Halk›n›n Sesi ve Gençlik Gelecektir dergisinin bas›lmas› olarak yaflad›k. Bu tarihler aras›nda Dersim’de Devrimci demokrasi gazetesi okuru olan ‹mam Boztafl ailesinin gözü önünde katledildi. ‹stanbul’da EKB çal›flan› Derya Aksakal’›n kaç›r›lmas›n›n ard›ndan Ölüm Orucu gazilerine yönelik sald›r›lar gündeme geldi. Ama sald›r›lar bunlarla da bitmedi. Seçim çal›flmalar›n›n engellenmesini protesto etmek isteyen ESP’liler de bu azg›n sald›rd›lardan paylar›n› ald›. Bu sald›r›lar s›ras›nda 40 kifli gözalt›na al›nd›. Yine 16 Mart anmalar› için Beyaz›t’ta toplanan kitleye sald›ran polis onlarca kifliyi gözalt›na ald› ve sald›r›da a¤›r yaralananlar oldu. Bu arada TAYAD’a yönelik sald›r›lar da devam etti. Yap›lan operasyonlarda neredeyse 500 kifli gözalt›na al›nd›. Adeta bir sald›r› furyas› bafllatarak efendilerine NATO zirvesine haz›r oldu¤unu ispatlamaya çal›flan AKP hükümeti yerel seçimlerden ald›¤› “moral” ile bundan sonra sald›r›lar›na daha da h›z verecek gibi görünüyor. Sald›r›lar›n ard›ndan burjuva bas›nda ç›kan haberler ise tam bir iki yüzlülük örne¤i. Öncesinde “NATO zirvesinin terör örgütlerinin hedefi olabilece¤i” yönlü duyumlar ald›klar›n› belirten egemenlerin bu çabas›n› sonuna kadar sahiplenen burjuva bas›n, sald›r›lar›n ard›ndan da “NATO öncesi terör temizli¤i”, “Eylem haz›rl›¤›ndaki teröristlere darbe” vb. haberler ile sald›r›y› meflrulaflt›rma harekat›na giriflti. Gözalt›na al›nan 59 kiflinin götürüldükleri iflkencehanelerde polislerin avukatlara “AB bizden bunu istedi, gidin onlara sorun” demesi bunun göstergesi. Yap›lan bu sald›r›lar›n elbetteki bir mesaj›

var. Devletin politikalar›na durmay› düflünen, karfl› duran herkese, yaklaflan NATO toplant›s› öncesi protestolar› planlayan kesimlere “bu ifle kalk›flmay›n, bafl›n›za bunlar gelebilir” mesaj›n› vermek isteyen devletin bu sald›r›lar› karfl›s›nda verilecek yan›t da nettir. ‹stanbul’da sald›r›lar›n ard›ndan devrimci ve sosyalist bas›n çal›flanlar›n›n bir araya gelerek yapt›klar› eylemler, ayd›n ve sanatç›lar›n protestolar› sald›r›lara verilen yan›tlard›r. Bu yan›tlar› gelifltirmek, kitlesellefltirmek önemlidir. SALDIRILAR DEVR‹MC‹ DAYANIfiMA ‹LE YANITLANDI 1 Nisan 2004 tarihinde Ekmek ve Adalet, TAYAD, Gençlik Gelecektir dergisi, ‹dil Kültür Merkezi, Halk›n Hukuk Bürosu, Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i, Okmeydan› Halk›n›n Sesi gazetesi, Okmeydan› Kültür Merkezi, ‹stanbul Gençlik Derne¤i, Anadolu’nun Sesi radyosu vb. kurumlar Siyasi fiube polislerince bas›ld›. Saatler boyu süren aramalarda kurumlar ve çal›flanlar› üzerinde estirilen terörün, devletin kendi yapt›¤› aç›klamalara göre 1 y›l öncesinden planland›¤› ve 1 Nisan’da da hayata geçirildi¤i ortaya ç›kt›. Uluslararas› çapta yap›lan bask›nlar yurtd›fl›nda Belçika, Almanya, ‹talya ve Hollanda; yurtiçinde ‹stanbul, Adana, ‹zmir, Bursa vb. illerde yap›ld›. Yurtiçi ve yurtd›fl›nda toplam 59 kifli gözalt›na al›nd›. Bir yandan uyum paketleri ç›karan ve bu paketlerle demokratikleflmeye do¤ru ad›m att›¤›na dair kitleleri aldatabilece¤ini sanan TC devleti bir yandan da devrimci-demokrat-ilerici kurumlara yönelik ilk olmayan ve son da olmayacak olan faflizan sald›r›lar›n› sürdürerek hem kendisinin ve hem de Avrupa demokrasisinin gerçek yüzünü göstermeye devam ediyor. Devrimci-demokrat kurumlara illegal örgüt muamelesi yapan ancak planlad›¤› operasyonlardan tatmin edici bir sonuç alamay›nca burjuva bas›n› devreye sokan Emniyet Genel Müdürlü¤ü günlük gazeteler ve televizyonlarda, as›l teröristin kendisinin oldu¤unu kan›tlayan görüntüleri yay›nlatmaktan da geri durmad›.