İşçi-Köylü Sayı 28

Page 1

YENİ DEMOKRASİ YOLUNDA

www.iscikoylu.org

Say›: 2004-4

28

*Y›l:2 *14-27 fiubat 2004 *Fiyat›: 750. 000 TL ISSN:1303-9350

“Demokratik Güç Birlikleri” düzen partilerinin gerçek yüzünü gizleyemez

DÜZEN PART‹LER‹N‹N ADAYLARINA OY YOK! Seçim Platformundan, parlamento zemininden, faflizmin icazet kuca¤›ndan "Yerelden Genele halk iktidar› yürüyüflü"ne ç›kanlar, de¤il halk›, kendilerini bile kand›ramazlar. DEMOKRAT‹K GÜÇ B‹RL‹⁄‹ K‹ME UMUT TAfiIYOR? DEHAP, ÖDP, EMEP, SDP ve ÖTP, SHP çat›s› alt›nda "Demokratik Güç Birli¤i" oluflturdu. Bileflenleri taraf›ndan "demokratik halk hareketinin yarat›lmas›", "Tarihi bir sorumluluk" olarak gösterilmeye çal›fl›lan bu ittifak, gerçekten tarihi olarak m› yoksa halk düflmanl›¤›nda, uflakl›kta kendini kan›tlam›fl SHP’nin çat›s› alt›nda bir utanç tablosu olarak m› de¤erlendirilmelidir? K›saca söylemek gerekirse bu ittifak ortaya att›¤› iddialar› gerçeklefltirecek zeminden tamamen z›t bir oluflumdur. Sadece bileflenleri için bir aymazl›k ve acizlik durumundan ibarettir. Asl›nda kendileri aç›s›ndan bu ittifak›n "tarihi" önem tafl›d›¤› bir bak›ma do¤rudur. Yanl›fl olan bunun Türkiye halk›na, gelece¤ine ve s›n›f mücadelesine mal edilmesidir.

SHP’N‹N KANATLARI ALTINDA “‹KT‹DAR” YÜRÜYÜfiÜ SHP ilk bafllarda sosyal demokrat oy pazar›nda CHP ile süren davas›n›n peflinde, özellikle oy potansiyeli olan DEHAP’› tavlamakla meflguldü. Çünkü baflka türlü düzlü¤e ç›kma flans› yoktu. Yan›na di¤er kesimden ekleyebilece¤i herkes kâr kalacakt›. DEHAP ve ÖTP ise ittifak› "yeni bir umut ve alternatif" olarak de¤erlendirme eksenine kilitlenmifltir. EMEP’e gelince; onlar bütün süreçlerin en tescilli oportünisti olma unvan›n› yine kimseye b›rakmad›lar. Daha 15 Ocak tarihli GYK imzal›, çat› partisi, konulu SHP’yi elefltiren bas›n aç›klamalar›n›n mürekkebi kurumadan SHP’nin koltu¤u alt›nda "iktidar" yürüyüflünü bafllatt›lar.

KARfiI DEVR‹MC‹LER‹N ‹Ç‹NDE YER ALDI⁄I ‹TT‹FAKIN DEMOKRATLI⁄I NEREDE? ‹ttifak bileflenlerinin içler ac›s› durumu iflte böyledir. ‹nisiyatif belirgin bir flekilde SHP’nin elindedir. Ve bu ittifak içinde lafta bile olsa sosyalizmden hiç bahsetmeyenler vard›r. AB yanl›s› olanlar vard›r. "Kamu Reformu" ve bu ba¤lamda "Yerel Yönetimler Yasas› Tasla¤›"na esasta karfl› ç›kmayanlar vard›r. Emperyalizme, ABD emperyalizmine karfl› tavr› olmayanlar vard›r. Dahas› SHP gibi patron a¤a devletinin has bir temsilcisi vard›r. ‹flte tüm bunlar ittifak›n asl›nda iddia ettiklerinin yan›ndan bile geçemeyece¤inin göstergesi ve kan›t›d›r.

Rag›p Zarakolu

SÖYLEfi‹ “Ben inan›yorum ki Amerika terketmek zorunda kalacak bölgeyi. Fakat yerinde bir y›k›nt›, bir kaos b›rakacak. Buna karfl› devrimci ve sosyalist güçlerin çok ciddi projeler üretmesi gerekiyor. Çözümsüzlük politikalar›n›n art›k devri kapand›. Çünkü dünyada art›k kaçacak yer kalmad›. Çünkü pasta ufalmaya bafllad›.” Sayfa 10

‹flçi-köylü’den R. TAYY‹P ERDO⁄AN’IN ABD Z‹YARET‹N‹N ÖZET‹; “ABD B‹Z‹ DAHA ÇOK KULLANMALI”

Sayfa 30


14-27 Şubat 2004

2

28

fiiflecam iflçileri grevde

Kristal-‹fl bünyesindeki fiiflecam’a ba¤l› 13 cam fabrikas›nda çal›flan 5 bini aflk›n iflçi 30 Ocak 2004 tarihinde greve ç›kt›. Patronla sendika aras›ndaki son görüflme 29 Ocak 2004 tarihinde son bulmufltu. Görüflmede Eskiflehir iflçilerinin sendika seçme hakk›na sayg› gösterilmesi, esnek çal›flma uygulamalar›n›n kald›r›lmas›, Eskiflehir iflçilerinin geri al›nmas›, Gebze Cam Elyaf Fabrikas› Bafltemsilcisi’nin ifle dönmesi gibi taleplerin kabulü noktas›nda de¤iflen bir fley olmad›. Cam patronlar› görüflmede iflçilerin taleplerini kabul etmeye yanaflmad›. Yap›lan görüflmede anlaflma sa¤lanamad›¤› için fabrikalarda greve baflland›. ‹stanbul Topkap› fiiflecam fabrikas› iflçileri 30 Ocak Cuma günü saat 11:00’de makineleri kapatarak fabrika önüne ç›kt›lar. Fabrika kap›s›n›n önüne “Bu fabrikada grev var” yaz›l› pankart› asan iflçiler alk›fllar eflli¤inde “‹flçiler kardefl, iflveren kallefl”, “Hükümet istifa”, “Yaflas›n s›n›f dayan›flmas›” vb. sloganlar atarak davul zurna eflli¤inde halay çektiler. Eskiflehir’de ise günün erken saatlerinde yaklafl›k 300 iflçi, fabrikan›n önünde toplanarak grev halay› çektiler. “Direne direne kazanaca¤›z”, “‹flçilerin birli¤i sermayeyi yenecek” vb. sloganlar at›ld›. ‹flyeri temsilcisi Hür Keskin yapt›¤› konuflmada, anayasal haklar›n› kullanarak sendika de¤ifltirdiklerini belirtti ve “‹flveren baz› ayak oyunlar›na bafl-

vurdu, ancak s›n›f kardefllerimiz bu ayak oyunlar›na itibar etmedi” dedi. Patronun bu oyunlar›n›n 5 bini aflk›n cam iflçisi taraf›ndan cezaland›r›laca¤›n› da söyledi. “D‹PTEN GELEN DALGA BU” Mersin’de ise grev 1600 cam iflçisinin Anadolu Cam fabrikas› önüne gelerek “Yaflas›n s›n›f dayan›flmam›z”, “Hükümet istifa”, “‹flçiler kardefl, iflveren kallefl” sloganlar›n› atmas› ile bafllad›. Cam iflçilerinin grevine KESK, Türk-‹fl ve D‹SK’e ba¤l› sendikalar da destek verdi. Bir konuflma yapan Kristal-‹fl fiube Baflkan› Fehmi Sandall› “Sendikal faaliyetlerden dolay› iflten ç›kar›lan arkadafllar›m›z ifle geri al›ns›n, saat bafl›na 1 milyon 600 bin olan ücret zamm› da bir an önce uygulans›n” dedi. Biz de grevde olan iflçilerin görüfllerini ald›k. Mahmut Özcan: Kristal-‹fl sendikas› üyesiyim. 9 y›ll›k fiiflecam Paflabahçe iflçisiyim. 2 y›lda bir toplu ifl sözleflmesi yapar›z. Toplu ifl sözleflmesinde, ç›kt›¤›m›z grevin 16. gününde 59. hükümet Milli Güvenli¤i bozdu¤u gerekçesiyle grevimizi ertelemesiyle vasat bir toplu sözleflme imzalad›k. 2003 Toplu ‹fl Sözleflmesi Aral›k 2002’de bafllamas› gerekirken iflverenin açt›¤› yetki mahkemeleri, süreci uzatarak 18 Temmuz 2003’te toplu sözleflme süreci bafllat›lm›flt›r. ‹flverenin dayatmalar›, uzlaflmaz tutumu sürerken ayn› ifl koluna ba¤l› Çimse-‹fl sendikas›n›n örgütlü oldu¤u

Eskiflehir Paflabahçe fabrikas›nda iflçilerin özgür iradesiyle 706 kifli Kristal-‹fl üyesi olmufltur. ‹flveren anayasal hakk› ihlal ederek bu iflçilerin 364’ünü iflten atm›flt›r. Eylül-Ekim aylar›nda olan bu olaylar, toplu ifl sözleflmesini de t›kam›flt›r. Yasal uzlaflma sürecinin bitmesiyle 9 Aral›k 2003’te grev karar› al›nm›flt›r. Bu süreye kadar mesai, iflyerini terk etmeme, sakal b›rakma eylemleri yap›lm›flt›r. 8 Aral›k’ta AKP hükümeti grevimizi “milli güvenlik” gerekçesiyle 60 gün süreyle ertelemifltir. Ertelemenin ard›ndan Dan›fltay Mahkemesine baflvurulmufltur. 16 Ocak 2004’te Dan›fltay yürütmeyi durdurarak hükümeti haks›z bulmufl, greve ç›kmam›z›n önündeki engeli kald›rm›flt›r. 6 gün süresinden sonra 30 Ocak’ta 13 iflyeri yaklafl›k 5 bini aflk›n iflçi greve ç›km›flt›r. Ne yaz›k ki Türkiye Cumhuriyeti yasalar›n›n iflverenin lehine düzenlemelerle dolu olmas›, yeni yasalar›n da buna kalkan olarak kullan›lmas› neticesinde 14 ay gecikmeyle greve ç›kt›k. Dan›fltay›n bozma karar› da tarihte ilktir. Onurlu duruflumuzu, gücümüzü tüm Türkiye’ye kan›tlay›p hiçbir siyasi amaç gütmeden, ekmek mücadelesinde cam iflçisinin birlik ve beraberli¤i Türkiye iflçi s›n›f›na örnek olmufltur. Bize yaflam hakk› tan›mayanlar›n para kazanma devri kapanm›flt›r. Bunu ben dip dalga olarak de¤erlendiriyorum. Bu dalga yüzeye ç›kt›¤›nda toplumun üreten kesimi yönetimde de kendini gösterecek, kapitalizmi ve emperyalizmi tarihin derin sayfalar›na gömecektir. Milli gelirin sadece %5’ini alan ço¤unluk %90’›n› paylaflan mutlu az›nl›ktan hesap soracakt›r. Mehmet Torolu: Türkiye’de yaflanan bir süreç var. ‹fl kanunu de¤ifltiriliyor. Bununla ilgili olumsuzluklar›m›z var. Çocuklar›m›z›n, kendi gelece¤imize için yapt›¤›m›z bir grev bu. Sosyal haklar›m›z› gelifltirmek istiyoruz. Bu anlamda greve ç›k›ld›. Para ikinci plandad›r, mümkün oldu¤unca direnece¤iz. “ARKADAfiLARIMIZ ‹fiE TEKRAR ALINMAZSA BU GREV B‹TMEZ” Gebze Çay›rova’da bulunan fiiflecam fabrikas›nda greve ç›kan iflçilerin görüflleri de flöyle; ‹lhan Beyaz: Kristal-‹fl üyesiyim. Grevimizin bugün 8. günü. Genel olarak grevimiz iyi gidiyor. Konfederasyon, sivil toplum örgütleri ve baz› siyasi partiler seçim yaklaflt›¤›

için desteklerini sunuyorlar. Bunlar›n yan›nda Gebze Sendikalar Birli¤i, Türk Metal-‹fl ve Harb-‹fl’e ba¤l› arkadafllar da bizi destekliyorlar. Genel olarak greve ç›k›fl nedenlerimizi flöyle s›ralayabiliriz. Birincisi ücret politikas›, ikincisi yeni ifl yasas› ile ilgili olarak hükümetin ç›karmak istedi¤i esnek çal›flma ve performansa dayal› üretimin yürürlü¤e sokulmak istenmesi. Bunlar›n yan›nda greve bafllamam›z›n en önemli nedeni iflten ç›kar›lan 68 arkadafl›m›z›n tekrar ifle al›nmas›. ‹fl yasas› ile ilgili olarak ikramiyelerin ve k›dem tazminatlar›n›n uygun hale getirilmesini istiyoruz. Daha önce grevimiz Bakanlar Kurulu karar›yla 2 ay ertelenmiflti. Dan›fltay’a baflvurumuz sonucunda karar bizim lehimize ç›kt› ve flimdi grevdeyiz. Haklar›m›z› alana kadar da bu grev sona ermeyecek. Mustafa Akçay: Greve ç›k›fl›m›z›n 8. günü bugün. Halen herhangi gözle görülür bir geliflme yok. Sendika yöneticileri ile patronlar aras›ndaki görüflmeler devam ediyor. Kristal‹fl sendikas›na ba¤l› bütün fabrikalar grevde, onlarla birlikte Gebze’deki çeflitli fabrikalarda çal›flan iflçi arkadafllar da bize destek sunuyorlar. Grevimiz iflten at›lan arkadafllar›n tekrar ifle al›nmas›, geçen ay komik rakamlarla ifade edilen zamlar›n düzeltilmesi ve hükümetin ç›karmaya çal›flt›¤› ifl yasas›ndaki iflçinin eme¤inden çal›p patronlar›n ceplerini doldurmay› amaçlayan maddelerin kald›r›lmas›n› hedefliyor. E¤er bu noktalar düzeltilmezse grevimiz bitmez. 8 gündür fabrikada üretime dair hiçbir ifllem yapm›yoruz. Sadece sendikan›n belirlemifl oldu¤u baz› arkadafllar makinelerin bak›m›n› yap›yorlar, cam girifl ve ç›k›fl›n› yasaklad›k. Hüseyin Akp›nar: 3 ayd›r fiiflecam fabrikas›nda kadrolu olarak çal›flmaktay›m. Greve ç›k›fl nedenimiz iflten ç›kar›lan arkadafllar›m›z›n tekrar ifle al›nmas› ve geçimimizi sa¤layacak ücretin verilmesi. Zaten flimdi ald›¤›m›z ücretle çok zor geçiniyoruz. Bir de hükümet Yeni ‹fl Yasas› ile birlikte daha fazla iflçinin belini bükmeyi amaçl›yor. Hükümet k›dem tazminat›n› ortadan kald›rmay› da düflünüyor. 40 yafl›nda iflten ç›kar›lan bir iflçi hiç yoktan bir tazminat al›yordu. fiimdi onu da ortadan kald›r›p iflçiyi ölüme terketmek istiyorlar. Daha önce müteahhitin yan›nda çal›fl›yordum. 500 milyon maafl al›yordum. Evliyim anca yetiyordu. fiimdi ise asgari ücretle ay sonunu çok zor getiriyorum. (Mersin/Kartal) Evrensel Bas›m Yay›n’dan ç›kan ATEfi‹ ÇALMAK 5. C‹LT

Ütopya Yay›nlar›’ndan ç›kan -ABD sald›rganl›¤›: Irak ve Ötesi -11 Eylül’den Afganistan’a ABD imparatorlu¤u -Kovboyun Sömürge ‹mparatorlu¤u adl› kitaplar kitapç›larda

K‹TAPÇILARDA işçi-köylü senin sesin!

ABONEL‹K fiARTLARI 6 AYLIK: 10.200.000 1 YILLIK: 20.400.000

OKU-OKUT! ABONE OL! ABONE BUL!

NOT: ‹stedi¤iniz süreye denk gelen oranda paray› hesap numaralar›m›za yat›rarak banka dekontunu yay›nevimize fakslay›n›z ya da postalay›n›z. Abonelik ücretine posta masraflar› dahildir.

Yurtd›fl› Hesap Numaralar› Sema Gül Euro Hesab› Ziraat Bankas› ‹stanbul Aksaray fiubesi: 0 751 00 38 65 97 00 00 009 Halk Bankas› Laleli fiubesi: 3474/63487 Vak›f Bank Valide Sultan fiubesi: 401 20 35


28

3

14-27 Şubat 2004

Erdo¤an ABD ziyaretiyle TC’nin uflakl›¤›n› bir kez daha tescil etti

HED‹YELERLE G‹TT‹ BOfi DÖNDÜ Bugün Recep Tayyip Erdo¤an, bavullar dolusu hediye ile gerçeklefltirdi¤i ziyaretle, efendisinin gönlünü almaya ve biraz da k›r›nt› koparmaya çal›flmaktad›r. Özellikle de TC’nin geleneksel Kürt politikas›n›n iflgalle birlikte sekteye u¤ramas› karfl›s›nda Irak Kürdistan›’nda var oldu¤unu iddia etti¤i “k›rm›z› çizgilerin” biraz daha belirginleflmesini talep etmektedir. Keza K›br›s politikas› için de ayn› fleyler geçerlidir. Ne var ki, ABD emperyalizmi k›r›nt› vermeye niyeti olmad›¤›n› bir kez daha göstermifltir. Erdo¤an ziyaretten yine eli bofl dönmek zorunda kalm›flt›r. koruma mücadelesinde bir ad›m daha atmak istemektedir. Bu nedenle TC’nin arabulucu olarak ABD D›fliflleri Bakan› Colin Powell’› istemesi tesadüf de¤ildir. Annan Plan› çerçevesinde 10 fiubat’ta New York’ta bafllayan müzakerelerde, ABD emperyalizmi TC’yi kullanarak elindeki kartlar› güçlendirmektir. Ada üzerinde yo¤unlaflan dalafl, müzakerelerin bafllamas›yla daha da k›z›flaca¤a benzemektedir. Bu noktada TC efendisi ABD emperyalizminin ç›karlar› do¤rultusunda hareket edecektir. Erdo¤an ziyaretinin her iki gündeminde de ABD emperyalizminin ç›karlar› esas olmufltur. Erdo¤an ABD’den bir k›r›nt› bile koklamadan geri dönmek zorunda kalm›flt›r. Ancak efendisinin hediyelerini kabul etmesi bile TC için bir “onurdur.”

Recep Tayyip Erdo¤an’›n uzun süredir gündemde olan ABD ziyareti geçti¤imiz haftalarda gerçekleflti. Ziyaret, zamanlamas› bak›m›ndan, sadece TC-ABD iliflkileri aç›s›ndan de¤il, di¤er emperyalistlerle birlikte bölge halklar› aç›s›ndan da önemliydi. Öyle ki, emperyalist kapitalist sistemin içinde bulundu¤u mevcut kriz halinin derinleflti¤i, bununla birlikte emperyalistler aras› dalafl›n ve dünya halklar›na yönelik sald›rganl›¤›n yo¤unlaflt›¤› bir süreçten geçiyoruz. Böyle bir süreçte yap›lan ziyaret, ABD emperyalizminin hegemonyas›n› korumaya yönelik ataca¤› yeni ad›mlarda ufla¤› durumundaki TC’ye yükleyece¤i görevler bak›m›ndan oldukça önemlidir. Ziyarette öne ç›kan yorumlar›n bafl›nda TC’nin efendisi ABD emperyalizmi ile Irak iflgali sürecinde “çeliflkilerin” ortadan kalkt›¤› iddias› geliyor. ABD emperyalizminin ufla¤› durumundaki TC, efendisinin Irak iflgalinde büyük bir beceriksizlik gerçeklefltirmifl ve 1 Mart 2003 tarihindeki tezkereyi meclisten geçirememifltir. TC aç›s›ndan bir yol kazas› olarak de¤erlendirdi¤imiz bu durum, ABD emperyalizminin TC’yi belli noktalarda hizaya getirmesinin gereklili¤ini de ortaya ç›karm›flt›r. Bugün Recep Tayyip Erdo¤an, bavullar dolusu hediye ile gerçeklefltirdi¤i ziyaretle, efendisinin gönlünü almaya ve biraz da k›r›nt› koparmaya çal›flmaktad›r. Özellikle de TC’nin geleneksel Kürt politikas›n›n iflgalle birlikte sekteye u¤ramas› karfl›s›nda Irak Kürdistan›’nda var oldu¤unu iddia etti¤i “k›rm›z› çizgilerin” biraz daha belirginleflmesini talep etmektedir. Keza K›br›s politikas› için de ayn› fleyler geçerlidir. Ne var ki, ABD emperyalizmi k›r›nt› vermeye niyeti olmad›¤›n› bir kez daha göstermifltir. Erdo¤an ziyaretten yine eli bofl dönmek zorunda kalm›flt›r. Bu durumun yarataca¤› güvensizlik ortam›n› engellemek yine bir manipülasyon kampanyas›yla medyaya düflmektedir. Televizyon ekranlar›nda Bush ve Erdo¤an’›n görüntüleri bol bol yay›nlanmakta, ve Bush’un “Arkadafl›m Erdo¤an” sözüyle övünülmeye çal›fl›lmaktad›r. Amerikanc› köfle yazarlar› ziyaretteki Erdo¤an’›n pozlar›n› ve TC-ABD aras›ndaki “stratejik ortakl›¤›” anlatmaya çal›flmakta-

d›r. Bu noktada ABD emperyalizmi de ufla¤›n› yaln›z b›rakmayarak, medya arac›l›¤› ile yürütülen manipülasyon kampanyas›na, Erdo¤an’a ve TC’ye övgüler ya¤d›rmaktad›r. Burjuva medyan›n, Irak Kürdistan›’ndaki PÇDK bürolar›n›n ABD askerleri taraf›ndan bas›ld›¤› haberini geçmesi, Erdo¤an’›n ziyaretinin zaferi olarak ilan ediliyordu. Erdo¤an ziyaret dönüflünde havaliman›nda böbürlenerek gazetecilere “tabii ki bu bir tesadüf de¤ildi” aç›klamas›nda bulundu. Tarihin cilvesine bak›n ki Türk hakim s›n›flar›n›n övündü¤ü bu tek olay›n da yalan oldu¤u ortaya ç›kt›. Özgür Gündem gazetesi bu bask›nlar›n olmad›¤›n› aç›klarken, araflt›rmac› yazar Koray Düzgören de Yeni fiafak’taki köfle yaz›s›nda “ben flahsen yapt›¤›m araflt›rmalar sonucu bölgede bu bask›n› do¤rulayan bir haber kayna¤›na rastlamad›m” aç›klamas›nda bulundu. Erdo¤an’›n hediyeler götürüp k›r›nt›lar istedi¤i, Irak Kürtlerinin durumu konusunda ABD emperyalizminden istedi¤ini alamam›flt›r. Çok da ›srarl› olacak bir durumu da yoktur zaten. ABD emperyalizminin Kürtlere yönelik politikas› esasta bölgedeki içinde bulundu¤u durumlara göre de¤iflim gösterecektir. fiu aflamada TC’nin Irak Kürdistan›’ndaki “k›rm›z› çizgileri” ABD’nin bölgedeki politikas›na ters düflmektedir. Ancak, ABD emperyalizmi TC’nin kendi s›n›rlar› içindeki Kürtlere yönelik imha ve inkar sald›r›s›na da destek sunmaktad›r. Bu desteklerden biri de KONGRAGEL’in terör listesine al›nmas›d›r. Ancak bu örgütün Irak Kürdistan›’ndaki faaliyetini de TC’nin istedi¤i tarzda engellememektedir. Ziyaretin di¤er gündemini ise K›br›s oluflturmufltur. Bugün aç›s›ndan K›br›s, emperyalist dalafl›n merkezlerinden biridir. ABD emperyalizmi TC’nin Adadaki garantörlü¤ünü kullanarak Adadaki etki gücünü art›rmay› planlamaktad›r. Ayn› flekilde AB emperyalistleri ise Aday› AB’ye tam üye yaparak etki gücünü art›rmak istemektedir. Öyleki Ada hem ABD aç›s›ndan hem de AB aç›s›ndan stratejik öneme sahiptir. ABD emperyalizmi Adadaki etki gücünü art›rarak askeri bir üsse çevirmeyi planlamaktad›r. Böylece hegemonyas›n›

Erdo¤an’›n ABD gezisinin önemli gündem maddelerinden biri yine Kürtler oldu Güncel olmas› aç›s›ndan baflbakan R. Tayyip Erdo¤an’›n Amerika gezisinin sonuçlar›n› Kürt sorunu boyutuyla da ele almak gerekiyor. Hemen belirtmeliyiz ki TC aç›s›ndan Kürt sorununa yaklafl›mda ortaya ç›kan yeni bir durum yoktur. TC tüm yaklafl›mlar›n› bugüne kadar inkar ve imha ›srar› üzerine kurmufl ve Irak’taki olas› tüm geliflmeleri de bu soruna endekslemifltir. Efendisi ABD ise planlar›n› bölgeye yerleflme üzerine kurmufltur. ‹flte ABD emperyalistlerinin Kürtlere gösterece¤i hoflgörünün(!) s›n›r› da Kürtlerin bu planda oynayacaklar› rolle s›n›rl›d›r. E¤er Irak Kürdistan›’ndaki Kürt güçlerinin bu planda oynayacaklar› rolleri büyükse, yani Irak’taki direnifl ve bölgedeki di¤er geliflmeler ABD’ye bunu dayat›rsa ABD emperyalistleri bildi¤ini okur/okuyacak. Her zaman ifade etti¤imiz gibi TC ile ABD iliflkisi, stratejik ortakl›k de¤il, stratejik uflakl›k iliflkisidir. Bir ufla¤›n efendisini etkileme düzeyi ne ise, TC’nin de emperyalist politikalar üzerindeki etki düzeyi de odur. Ve Erdo¤an’›n son ziyaretinde Kürt ve K›br›s sorunlar›na iliflkin efendisini etkileme gücünü de bu bak›fl aç›s›yla ele al›p de¤erlendirirsek ortaya daha do¤ru sonuçlar ç›karabiliriz. Nitekim baz› Kürt çevreleri, hayat›n gerçekleriyle yüzleflmeye bafllay›nca, yeniden ABD’nin kötü niyetli oldu¤unu “keflfetmeye” bafllad›lar. Bilindi¤i üzere, Kürt sorunu, yaln›z TC’yi ilgilendirmiyor. Parçalanan Kürt topraklar› üzerinde egemenlik kuran bölgenin di¤er gerici ülkeleri ‹ran ve Suriye’yi de direkt ilgilendiriyor. Yak›n tarihe kadar KONGRA-GEL’in militanlar›n› ülkesinde bar›nd›r›yor diye, Suriye’ye savafl ilan edecek duruma gelen TC’nin son ziyaretiyle birlikte Kürtlere karfl› ortak bir hareket gelifltirme konusunda önemli oranda bir hemfikirlik sa¤lad›klar› görülüyor. Yine ‹ran’la sürdürülen görüflmelerde de bu sorun di¤er tüm sorunlar›n önüne ç›kmaktad›r. K›sacas› Irak’ta sürdürülen federasyon tart›flmas›, Kürt halk›na düflman olan tüm faflist ve bölgedeki gerici devletlerin harekete geçmesine neden oldu. Federasyon tart›flmas›na girmeden önce TC’nin son süreçte Suriye ve ‹ran’la gelifltirdi-

¤i iliflkilerede k›sa bir de¤ini yapmakta yarar görüyoruz. Hat›rlanaca¤› gibi, emperyalist iflgalciler Irak’ta zafer 盤l›klar› atarken, Suriye ve ‹ran’a yönelik ise en üst boyutta tehditler savurmaktayd›lar. Ama geliflmeler ne ABD’nin ne de TC’nin bekledi¤i yönde oldu. Çünkü Irak’taki zeminlerini istenilen düzeyde güçlendiremeyen iflgalciler, kendilerine yeni cepheler açmakta zorlan›yorlard›. Dolay›s›yla Irak’taki direniflin boyutu ve uluslararas› geliflmeler iflgalcilerin yeni hamleleri için belirleyici derecede önemli etkenlerdir. Nitekim Irak’ta direnifl boyutlan›nca bölgeye “istikrar” için gelen emperyalistler, b›rakal›m “istikrar” sa¤lamay› var olan istikrars›zl›¤› daha da derinlefltirdiler. Tekrar TC’nin ‹ran, Suriye iliflkilerine dönecek olursak; yukar›da da ifade etti¤imiz gibi TC bu iliflkileri ABD’ye ra¤men gelifltirmiyor. Ama TC, ABD bilgisi dahilinde geliflen bu iliflkiyi Kürtlere karfl› ortak bir fler cephesine dönüfltürme çabas› içinde. Ki Suriye ve ‹ran’›n da bu konudaki ç›karlar› TC ile çak›fl›yor. Irak’taki federasyon tart›flmalar›na Tahran’dan ve fiam’dan gelen tehditlerin-ikazlar›n TC’den geri yan› yoktur. TC’nin Kürtlere iliflkin tek politikas›; ‹mha ve inkar Erdo¤an’›n “Arjantin’de de kurulsa Kürt devletine karfl› ç›kar›z” söylemi TC’nin Kürtlere karfl› yürüttü¤ü politikan›n özlü bir ifadesidir. Son süreçte, özelikle d›fl politikada Kürt sorunu TC’nin de¤iflmez gündem maddelerinden biridir. Kürtlere karfl› ‹ran ve Suriye ile ittifak kurmaya çal›flan TC, uluslararas› planda da kat›ld›¤› tüm platformlarda yapt›¤› tüm görüflmelerde bu sorunu flu veya bu flekilde gündeme getirmektedir. Özel olarak Irak’ta sürdürülen federasyon tart›flmas›na paralel olarak faflist diktatörlü¤ün içte ve d›fltaki sald›r›lar› daha bir yo¤unlaflt›. Özellikle yerel seçimlerin de yaklaflmas›yla birlikte, baflta DEHAP olmak üzere demokratik kurum ve partilere yönelik sald›r›lar daha da artmaya bafllad›. Van alay komutan›n›n 500 korucuyu toplayarak DEHAP oy vermemeleri konusunda uyarmas›, yine lokal düzeyde de olsa kimi Kürt ilçelerinde tüm faflist burjuva partilerinin birleflip, DEHAP’a adaylar›na karfl› tek aday ç›karmalar›, sald›r›n›n boyutunun ve tek merkezden yürütüldü¤ünün aç›kça iflaretidir. Dün bu topraklarda federasyon dahil her fley tart›fl›labilir diyen anlay›fl›n sürdürücüleri, bugün Irak’ta ulusal temelde oluflacak bir federal yap›y› “savafl” gerekçesi say›yorlar. Bundan dolay› da Irak’ta oluflacak yap›n›n “etnik ve mezhepsel temelde de¤il, co¤rafi temelde” olmas›n› istiyorlar. Hiç flüphesiz TC’nin bu denli pervas›zca davranmas›nda “silahl› mücadele misyonunu doldurdu” diyen ve sistemle bütünleflmek için, her türlü fedakarl›kta(!) bulunan reformist politikan›n rolü oldukça büyüktür. Egemenlerin, reformist önderli¤in sistemle bütünleflme ça¤r›s›na verdi¤i yan›t ise, “ulusall›k ad›na neyin varsa, b›rak da gel” olmaktad›r. Ve bunun içinde, devrimci ulusal savafl›m›n yaratt›¤› tüm kazan›mlar› yok etmeye çal›fl›yor.


28

4

14-27 Şubat 2004

S›n›fsal Bak›fl KARAYALÇIN’IN fiEFKATL‹ KOLLARINDA “DEMOKRAT‹K GÜÇ B‹RL‹⁄‹” Sahtesinden, milliyetçisine, farkl› renklerini temsil eden as›llar›na kadar reformist a¤›rl›kl› bir koalisyonun, yerel seçimler vesilesiyle ilan ettikleri merkezi ittifak anlaflmas›, kendilerinin niteleyifline uygun olarak “tarihi” mi de¤erlendirilmelidir? Yine buradan yola ç›karak, bu geliflmenin, hem önümüzdeki yerel seçimlerde izleyece¤imiz politikay›, hem de devam›ndaki süreç aç›s›ndan, gerek ciddi bir bölümü halk saflar›nda olan bu güçlerle olan iliflkilerimizi gerekse de bir bütün olarak s›n›f mücadelesini ne oranda etkileyebilece¤ini de¤erlendirmek durumunday›z. Zira, bu ittifak sahipleri, ortak aç›klamalar›nda, oluflturduklar› güçbirli¤inin yerel seçimlerle s›n›rl› olmad›¤›n›, merkezi iktidar› hedefledi¤ini söylemektedirler. Yani, bu en az›ndan kimileri hem kiflisel hem siyasi hareket olarak “gayri ciddi” flahsiyetlerin imzalad›klar› deklarasyondaki laflar, “hayli ciddi”dir. Gelinen aflama itibar›yla bu ittifak› veya ad›na ne denirse densin bu iflbirli¤ini, güçbirli¤ini, bir “olay” olarak nitelendirmek mümkünse de bunu “tarihi” olarak de¤erlendirmek ancak ucuz medya manfletlerine özenmek olur. Bas›n toplant›s›nda (29.01.04) aksini tercih etme talihsizligine düflen ittifak bileflenleri liderlerinin her biri, ayn› zamanda nas›l bir aymazl›k ve acizlik içinde olduklar›n› da tescil etmifl oluyorlard›. Asl›nda kendileri aç›s›ndan bunun “tarihi” bir önem tafl›d›¤› bir bak›ma do¤ru say›l›rd›. Yanl›fl olan, bunun Türkiye halk›na, gelece¤ine, s›n›f mücadelesine mal edilmesi idi. SHP, sosyal demokrat oy pazar›nda CHP ile süren davas›n›n peflinde, birilerini, özellikle oy potansiyeli olan DEHAP’› tavlamakla meflguldü. Baflka türlü düzlü¤e ç›kma flans› yoktu ve olamazd›. Yan›na di¤er kesimden ekleyebilece¤i kadar ekledikleri kãr kalacakt›. Usulen CHP, DSP di¤erleri ve özellikle YTP ile ilk bafltaki pazarl›klar sonuç vermeyince bu yola sapm›flt›. Kald› ki bu hesaplar 3 Kas›m’da da böyle ifllemifl ama tutmam›flt›. Karayalç›n’›n her konuda oldu¤u gibi düzenbazl›kta da sicilinin ne kadar kabar›k oldu¤unu bilmeyen yoktu.

Kürt milliyetçilerinin politikas›, hem de kesin bir dille, ittifak›n ilan edilmesine k›sa bir süre kala çok aç›k vurgularla ve “tarihi” söylemlerle flöyle çiziliyordu: “28 Mart seçimleri Türkiye için mutlaka yeni bir bafllang›ç olmal›d›r. Yeni bir umut ve alternatif ortaya ç›karmal›d›r. Aksi halde Türkiye her geçen y›lda on y›l kaybetmifl olacakt›r. Bu nedenle demokrasi güçlerine tarihi bir sorumluluk düflüyor. Demokratik bir programla genifl bir ittifak gerçekleflmezse, demokratik ve sol güçler Türkü ve Kürdüyle Türkiye halk›na karfl› en büyük suçu ifllemifl olur.” (Cemil Bay›k, Röportaj, Özgür Gündem, 25.01.04) DEHAP ve ÖTP bu eksene kilitlenmiflti. Yani onlar için de bu ittifak kendileri aç›s›ndan “tarihi” idi. EMEP’e gelince onlar bütün süreçlerin en tescilli oportünisti olma unvan›n› yine kimseye b›rakmad›lar. Daha 15 Ocak tarihli GYK imzal›, çat› partisi konulu, SHP’yi hedefleyen bas›n aç›klamalar›n›n mürekkebi kurumadan SHP’nin koltu¤unun alt›nda “iktidar” yürüyüflü bafllatt›lar. Üstelik 20 Ocak tarihli Evrensel’deki köflesinde EMEP genel merkez yöneticilerinden K.T. Sürek SHP’ye çatarken, EMEP Genel Baflkan Yard›mc›s› Ender ‹mrek, 24 Ocak tarihli Evrensel’deki röportaj›nda, ittifak› “demokratik bir halk hareketinin yarat›lmas›” olarak tan›mlad›ktan sonra, bu süreçteki görüflmelerin “çat› partisine gidiflin önünü açabilece¤inden” söz ediyordu. SHP’nin dostu ÖDP ve onunla beraber bu ittifak› “tarihi” olarak nitelemesi “en anlaml›” olan SDP için ise böylesi birlikteliklerden baflka bir “varl›k” koflulu zaten yoktu. “Politika” dedikleri arac› bu tür platformlarda pazarl›k nesnesi olarak kullanmak, kitlelerin o çok sözünü ettikleri özlem ve duygular›n› sömürmek ad›na, bir yerden al›p bir baflka bofllu¤a sürüklemek fleklinde öteden beri gerçeklefltirilmekteydi. DGB (Demokratik Güç Birli¤i) bileflenlerinin durumu ve beklentileri k›saca böyledir. ‹nisiyatif gözle görülür biçimde SHP’nin elindedir. Kitlesel güç olarak a¤›rl›k DEHAP/ÖTP’de oldu¤u halde, ‹mral›

çizgisinin edilgenlefltirdi¤i, kendine güvenini kaybettirdi¤i, yaranmac›, yamanmac›, aman dilemeci bir ruh haline hapsederek flekillendirdi¤i anlay›fl sayesinde bu potansiyele uygun bir a¤›rl›k sergilenememektedir. Hem de Türkiye Kürdistan›’ndaki katliamlarda imzas› olan, komprador patron-a¤a devletinin has bir temsilcisi karfl›s›nda. DEHAP/ÖTP bunu yapamazken di¤erlerinden itiraz etmeye namzet olabilecek sadece EMEP vard›r ki onun da niyeti olsa bile gücü yoktur. Aç›klanan ortak deklarasyonun içeri¤i bir yana, bas›n toplant›s›ndaki sahne dekorundan, parti baflkanlar›n›n oturufl düzenine, mikrofonun kullan›m›na kadar herfleyiyle DGB’nin niteli¤i apaç›k kendini ele vermektedir. Dekor olarak kullan›lan pankartta “Türkiye ‹çin” ibaresine yer verilmifl, Mustafa Kemal’in bir tane az gelir diye düflünülmüfl olmal› ki iki adet portresi as›lm›fl, Karayalç›n merkeze oturup mikrofona kurulmufl ve Kürt temsilciler iki uca itilmifltir. Efendilere, gerekli yerlere gerekli mesajlar tastamam verilmifltir. Bu sahnede ve bu aktörlerle “halk iktidar›na yürüyüfl” konulu bir oyun sergilense, herhalde komedi dal›nda büyük ödül, birincilik gibi bir derece kazan›rlard›. Deklarasyon, yukar›da bu partilerin hangi menfaatlerle birbirlerine yaslanmalar›, tutunmalar›n› aç›klamam›zdan anlafl›laca¤› üzere, içinde flekerden baflka birçok fley olan aflureye benzemektedir. Bu partilerden lafta da olsa sosyalizmden hiç bahsetmeyenler vard›r. Bunlar›n aras›nda AB yanl›s› olanlar vard›r. “Kamu reformu” ve bu ba¤lamda “Yerel Yönetimler Yasa Tasla¤›”na esasta karfl› ç›kmayanlar vard›r. Emperyalizme, ABD emperyalizmine karfl›, de¤il tutarl›, tavr› olmayanlar vard›r. Dahas› SHP gibi düzen partisi yani faflist karakterli olan› vard›r. Dolay›s›yla, hepsinin bir biçimde tabanlar›n› hoflnut etme ad›na hem sempatik baz› kelimelerin geçmesine, hem de antipatik ibarelerin kullan›lmamas›na özen gösterilerek ucube bir bildiri haz›rlanm›flt›r. Üstelik bu bildirinin son bölümünde, siyasi iktidar›n elde edilmesi hedefinden bahsedilmekte ve bütün sorunlar›n çözümünde DGB’nin “tek alternatif” oldu¤u vurgulanmaktad›r. Özellikle bu vurgu imzac› partiler aç›s›ndan ba¤lay›c› bir anlam tafl›maktad›r. ‹ttifak ortaklar›, yönetiminde söz sahibi olduklar› kimi sendika, meslek örgütü, demokratik kitle örgütü, vb. kuruluflu da bu faaliyetin içerisi-

ne sokarak harekete geçmifl bulunuyorlar. Üstelik yerel platformlarda sa¤lanan bu “güçbirli¤i” olay›n›n kimi alanlarda (baz› yörelerde farkl› bileflenlerle ) belirli bir heyecan yaratmas› da söz konusu olmufltur. Kald› ki DEHAP’›n halihaz›rda tek bafl›na seçimi kazanabilece¤i özellikle T. Kürdistan’›nda az›msanmayacak say›da il, ilçe ve belde bulunmaktad›r. Bütün bunlar, bizim daha önce aç›klam›fl oldu¤umuz seçim takti¤imizde de¤ifliklik yapmam›z› gerektirecek geliflmeler de¤ildir. Merkezi bir oluflumunun ard›ndan, ülke çap›nda daha fazla say›da karfl›m›za ç›kacak DGB adaylar›na karfl› tavr›m›z, öncelikle, SHP listesinden gösterilip gösterilmemeleri ile bir ayr›fl›m gösterecektir. Hat›rlanaca¤› gibi düzen partilerinin hiçbir aday›na kiflisel özelliklerine bak›lmaks›z›n oy verilmeyece¤ini prensip olarak ilk elden vurgulam›flt›k. Örgütlü oldu¤umuz bir alanda, DGB aday› olup da SHP d›fl›nda bir partinin listesinden gösterilen ve bizim k›staslar›m›za uygun bir aday sözkonusu ise, o durumda, ilk aç›klamam›zda belirtilen koflullar›m›z ile birlikte destek verebilece¤imizi bir kez daha tekrarlamak istiyoruz. Reformist partilerin kimi beldelerdeki, kriterlerimize uygun adaylar›n›, genel merkezlerinin SHP ile kurduklar› ittifaka kurban etme tavr›na girmeyece¤iz. Karayalç›n’›n alicengiz ittifak› her ne kadar di¤erlerinin de oportünist, ç›karc› birlikteli¤ine dayan›yorsa da uzun ömürlü de¤ildir. Böylesi ilkesiz, flekilsiz “birlik” sahipleri, bir süre sonra kendilerini encümen sandalyelerini birbirlerinin kafalar›na indirirken bulurlar. Bu tip kof “birlik”ler, “güç” de¤il, “güçsüzlük” yarat›r. Nitekim, her halleriyle verdikleri görüntü budur. Seçim platformundan, parlamento zemininden, faflizmin icazet kuca¤›ndan, bu devletin k›l›c›n› sallayanlar›n ete¤i alt›nda, “yerelden genele halk iktidar› yürüyüflü”ne ç›kanlar, de¤il halk› kendilerini bile kand›ramazlar. Yerel alanlarda, farkl› bir mesaj verilebilse de bunun toplam›n›n merkezi iradeye tafl›nabilece¤inin iflaretlerinin mevcut önderliklerde esamesi okunmamaktad›r. Bunlar›n görüntüdeki havas›n›n, önümüzdeki süreçte emperyalizmin ve faflizmin bölgede ve ülkemizdeki rutin sald›r›lar›na paralel çok çabuk da¤›laca¤›n› söylemek için kahin olmaya gerek yoktur.


5

28

14-27 Şubat 2004

PETK‹M ve TÜPRAfi iflçileri omuz omuza

PETK‹M ve TÜPRAfi iflçileri, Rekabet Kurulu’nun TÜPRAfi’›n özellefltirilmesi yönündeki karar›n› ifl b›rakarak protesto etmeye devam ediyor. Baflta ‹zmirAlia¤a olmak üzere ülkenin birçok bölgesinde TÜPRAfi ve PETK‹M’in özellefltirilmesinin durdurulmas› için eylemler yap›l›yor. 30 Ocak 2004 tarihinde ‹zmir-Alia¤a’da PETK‹M iflçileri sabah saatlerinde fabrika giriflinde servislerden inerek kortej oluflturup yürüyüfle geçtiler. Vardi-

yadan ç›kanlarla say›lar› yaklafl›k 2500’ü bulan iflçilere TÜPRAfi kavfla¤›nda 500 TÜPRAfi iflçisi de kat›ld›. “Özellefltirmeciler suç ifllemeye devam ediyor” pankart›n› açan ve “Susma sustukça s›ra sana gelecek”, “IMF ufla¤› hükümet istifa” sloganlar›n› atan iflçilerin yolu panzer ve çevik kuvvet polisleri taraf›ndan kesildi. Sendikac›lar ve polis aras›ndaki tart›flma sonucunda iflçiler, AKP binas› önündeki caddeyi kullanmadan Demokrasi Meydan›’na do¤ru yürü-

Emekçinin Gündemi PETK‹M, TÜPRAfi VE fi‹fiECAM ‹fiÇ‹LER‹ D‹REN‹fi‹ BÜYÜTÜYOR Özellefltirme olarak adland›r›lan talan sald›r›s›n›n ivme kazanmas›yla birlikte ülkenin birçok ilinde iflçilerin direnifli kendini göstermeye bafllad›. Her gün biraz daha büyüyen iflsizler ordusu, art›k tepki ve öfkesini hangi kayg› ve nedenden ötürü olursa olsun ortaya koyuyor. Örgütlenen her direnifl iflçilerin politikleflme süreci olarak ifllerken direnifllerin sonuç ve kazan›mlar›n› bugünden tart›flmak yerine bu direnifllerin büyütülmesi ve sahiplenilmesi prati¤i üzerinde durmak daha do¤ru olacakt›r. Esnek üretim ve sendikas›zlaflt›rma sald›r›lar› ülkemiz iflçi s›n›f›n›n gündemine daha yo¤un bir biçimde girdi. fiiflecam iflçilerinden önce bafllayan sald›r›lar karfl›s›nda örgütlenen yer yer merkezi, kimi dönem c›l›z eylemlerin bu sald›r›lar› püskürtme güç ve cüretine sahip olmad›¤› bir gerçekti. Eskiflehir fiiflecam iflçilerinin sendikal› olduklar› gerekçesiyle iflten at›lmalar› ve toplu sözleflme sürecinin t›kanmas› ile birlikte bafllayan eylemler bugün befl bini aflk›n fiiflecam iflçisinin bafllatt›¤› grev ile devam ediyor. Eskiflehir, ‹zmir, Mersin ve daha birçok ilde örgütlenen bu direnifller iflçi s›n›f› mücadelesi aç›s›ndan üzerinde önemle durulmas› gereken eylemlerdir. Bunlar›n yan›s›ra özellefltirme süreci ile gündemde olan TÜPRAfi iflçilerinin ve PETK‹M iflçilerinin direnifli bugün

önemle sahiplenilmesi gereken direnifller. Egemenlerin önemli sald›r›lar› uygulamaya soktu¤u bu dönemde bu direnifller iflçi s›n›f›n›n mücadelesi aç›s›ndan özellikle önümüzdeki dönem aç›s›ndan yarataca¤› canlanma ve sald›r›lara karfl› mücadelede genel bir canlanman›n yarat›lmas›nda önemli geliflmeleri beraberinde getirebilecek bir niteli¤e büründürülebilir. Bunun yarat›lmas› ise ancak bizlerin iradi müdahalesi ile mümkündür. Mevcut sendikalar›n birço¤u bugün aç›s›ndan sistemle bar›fl›k yaflaman›n telafl›nda oldu¤u bilinmektedir. Özellefltirme sald›r›s› ile birlikte bugün artan iflten atmalar iflçilerin ana gündemlerinden biri. Bugün birçok özel sektör ve iflletmelerde küçümsenmeyecek say›da iflçi iflten at›lm›fl durumda. Bu durum iflçilerde tepkinin oluflmas›na zemin sunuyor. Ancak bu tepkinin örgütlenmedi¤i sürece kendi içinde silikleflmesinin ve geçici bir zaman dilimini kapsamas›n›n ötesine geçmeyece¤i de bir gerçek. ‹flçi s›n›f›n›n nabz›n› yakalamak ve buna müdahale etmenin bizler aç›s›ndan önemi aç›kt›r. Egemenler, sendikalar›n iflçi s›n›f› üzerindeki etkisini k›rmak için baflta özellefltirme olmak üzere birçok sald›r›y› devreye koymaktad›r. ‹flsizlik bu etkinin k›r›lmas›nda oldukça önemli bir yere sahip. ‹flçiler üzerinde etkinin korunmas› ve bilinçlendirilmesi konu-

yüfle geçtiler. Demokrasi Meydan›’nda iflçiler ad›na aç›klama yapan Petrol-‹fl Alia¤a fiube Baflkan› ‹brahim Do¤angül “Biz AKP ilçe binas› önünde aç›klama yapacakt›k, buna izin vermediler. Bakal›m 28 Mart’ta AKP ne yapacak?” dedi. Aç›klamas›n›n devam›nda Do¤angül TÜPRAfi’› alan Etremov flirketinin yeterince incelendi¤ine inanmad›klar›n›, bu flirketin hisselerinin yar›s›n›n sahibinin Almanya’da tabelas› var, kendisi yok. Di¤er yar›s›n›n sahibi ise Ottshore flirketi, adresi okyanusun ortas›nda bir oda, yetkililer bunlar› bilmiyorlar m›?” dedi. ‹ZM‹T Petrol-‹fl fiubesi üyesi TÜPRAfi iflçileri, 30 Ocak günü yapt›klar› eylemle Rekabet Kurulu’nun TÜPRAfi’›n yüzde 65.76 hissesinin özellefltirme yoluyla devredilmesini protesto etti. Petrol-‹fl Sendikas› binas› önünde bir araya gelen iflçiler, özellefltirmeye karfl› sloganlar atarak Rekabet Kurulu’nu ve hükümeti protesto ettiler. fiube Baflkan› Ali Ufuk Yaflar Türkiye’nin en önemli kayna¤› olan TÜPRAfi’›n yok pahas›na sat›lmamas›n› istedi. (Kartal)

sunda at›lacak ad›mlar bu sald›r›lar› bofla ç›karmada oldukça önemlidir. Bu anlamda somut politikalar belirlemek ve harekete geçmek, bu politikalar›n yaflamda uygulanabilirli¤ini kan›tlamak bugün önümüzdeki görevlerden biri. Direniflteki iflçilerle dayan›flma etkinlikleri düzenlemek, ziyaretler örgütlemek, canl› propaganda faaliyetleri örgütlemek, direniflleri desteklemek anlam›nda örgütlü bulundu¤umuz alanlarda direnifller ve eylemler gerçeklefltirmek bugün yapabilece¤imiz pratikler. ‹flçi kitlelerinin bizlere güven duymas› da ancak bizim bu pratiklerimizle olacakt›r. Salt söylemle s›n›rl› pratiklerle iflçilerin güvenini kazanman›n mümkün olmayaca¤›n› biliyoruz. Her pratik s›n›f›n bilinçlenmesinde, örgütlenmesinde önemli koflullar sunuyor. Bu pratikler ayn› zamanda iflçilerin kendi pratiklerinden de çok fley ö¤renmelerini sa¤l›yor. Yap›lan eylemlerin salt ekonomik taleplerle s›n›rl› kalmayarak, politik talepleri içermesi belli bir zamanla birlikte müdahale istemektedir. Bu konuda verilecek say›s›z örnek mevcut. Egemenlerin sald›r›lar› önümüzdeki dönem daha fazla yo¤unlaflacak. Bu sald›r›lar emekçilerin haklar›n kazan›m› için yürüttükleri mücadeleye sald›r›larla daha fazla gündeme oturacak. Haklar›nda tutuklama karar› ç›kar›lan kamu emekçilerine yönelik bu sald›r›lar sindirme politikalar›n›n bir parças› olarak gündemde. Bu sald›r›lar iflten atmalarla birleflti¤inde emekçilerin mücadelesini somut anlamda etkilemesi kaç›n›lmaz bir sonuç olacakt›r. Bu sindirme sald›r›lar› ise devletin mevcut sald›r›lar›na karfl› her alanda kitlesel kat›l›ml› eylemlerin ve mücadelenin örgütlenmesi ile bofla

Hakl› mücadele devam ediyor ‹fllerini ve haklar›n› almak için mücadele eden Çukurova Tekstil Fabrikas›’ndan at›lan iflçiler, 26 Ocak’ta fabrika önüne giderek burada bir süre beklediler. Daha sonra maafllar›n› alamad›klar› için üretimi durduran di¤er iflçilerin de fabrika önüne gelmesiyle say›lar› 800’ü bulan iflçiler Tarsus-Mersin aras› E-5 Karayolunu trafi¤e kapatt›. Bu eylem üzerine polis 28 Ocak’ta 15 kifliyi izinsiz gösteri ve yürüyüfl yapmaktan gözalt›na ald›. Gözalt›na al›nan iflçiler ç›kar›ld›klar› savc›l›k taraf›ndan tutuksuz yarg›lanmak üzere serbest b›rak›ld›lar. Bu arada iflçilerin alacaklar›n›n ödenmesi için açt›klar› dava iflyeri sahibinin sürekli eksik evrak getirmesinden dolay› erteleniyor. (Mersin)

ç›kart›labilir. Bu dönem geliflecek hareketin militan bir tarza büründürülmesi yine önderlik ve örgütleme sorunu. Mevcut sendikal önderlikle bunun yarat›lamayaca¤› ortada. Emekçilerin öfkesini Ankara sokaklar›nda boflaltman›n ötesine geçmeyecek olan pratik hatt› mahkum etmekle yetinmeyerek alternatifini mutlak suretle oluflturmak durumunday›z. PETK‹M, TÜPRAfi, fiiflecam iflçilerinin direnifllerinin yan› s›ra Adana’da BOSSA iflçileri, Çukurova tekstil iflçileri ve daha birçok direnifl gelecek direnifllerin habercisi. Süreci örgütleme ve öncülük etme misyonunu kendi d›fl›m›zda arayamay›z. Bugünden belli öngörülerle belirleyece¤imiz durufl yar›n için de belirleyici önemdedir. Sürecin gerisinde kald›¤›m›z sürece iflçi ve emekçilerin mücadelesinin bizi sürüklemesi kaç›n›lmaz bir sonuç olarak yaflanacakt›r. Yine emekçilere yönelik kapsaml› sald›r›n›n ad› olan Kamu Reformu Yasa Tasar›s›’na karfl› mücadeleyi bu süreçte özellefltirme, iflten atmalar, esnek çal›flma sald›r›lar› ve bu sald›r›lara karfl› yükseltilecek taleplerle birlikte ele almal›y›z. Sar› sendikal anlay›fllar›n mahkum edilmesi ve s›n›f sendikal anlay›fl›n emekçi kitleler içine nüfuz etmesi bu pratik süreçlere yap›lacak do¤ru önderlikle olacakt›r. Bu anlamda süreci do¤ru tahlil ederek ve somut pratik ad›mlar ve hedefler belirleyerek do¤rular›m›zda ›srarc› bir flekilde ve sab›rl› ad›mlarla öncülük misyonumuzu lay›k› ile yerine getirmeliyiz. Do¤ru politik gündemler etraf›nda yürütece¤imiz faaliyetle kazan›mlar›m›z› artt›rabiliriz. Bu bizim elimizde.


14-27 Şubat 2004

28

6

Tar›msal K‹T’leri yok pahas›na tekellere peflkefl çeken devlet köylünün gözünün içine bakarak yalan söylüyor

Ayçiçe¤i üretimi ve özellefltirmenin sonuçlar›

Ülke tar›m›m›z›n flu anda içinde bulundu¤u durum, özellikle 12 Eylül Askeri Faflist Darbesi ile birlikte temelleri at›lan politikalar›n bir sonucudur. Ülke tar›m›n› ele geçiren tekeller, uygulad›klar› politikalar ile hayvanc›l›¤› yok etmifl, tar›m› da d›fla ba¤›ml› hale getirerek bitme noktas›na getirmifltir. Emperyalizmin ülke kaynaklar›n› talan etmesinin en önemli arac› ise özellefltirmelerdir. K‹T’leri yok pahas›na tekellere peflkefl çeken devlet, köylünün gözünün içine bakarak yalan söylemekte ve tar›m›n geliflece¤ini, ülke ekonomisinin kalk›naca-

¤›n› iddia etmektedir. Son 20 y›ll›k süre içerisinde ekonominin ve tar›m›n ulaflt›¤› yer, sermayenin halk›m›z› daha fazla sömürmesinin önündeki engellerin bir bir kald›r›lmas›ndan ibarettir. Tar›m ve hayvanc›l›¤›n gelifltirilebilmesi amac›yla kurulan birçok K‹T (EBK, SEK, TEKEL) “piyasaya uyumlu hale getirilecekleri” gerekçesiyle üreticilerin gözü önünde tasfiye edilmektedir. Ülke genelinde 16 bölge birli¤i, 2 bin 281 kooperatifi, 1 milyon 600 bin orta¤› ile 29 bin köye hizmet götüren Tar›m Kredi

fiekerpancar› üreticisi s›k›nt›da 2003 y›l›nda 88 bin lira olan fleker pancar› fiyat› 2004’te ekimi yap›lmadan % 12 art›r›larak 98 bin 300 lira olarak aç›kland›. Baflbakan R. Tayyip Erdo¤an’›n ABD’ye gitmeden önce yapt›¤› bu aç›klama, üretici taraf›ndan Cargill’e verilen sözlerin tutulmaya bafllanmas› olarak yorumlan›yor. fiekerpancar› Üreticileri Birli¤i Baflkan› “Aç›klanan fiyatlar güle oynaya al›nm›fl fiyatlar de¤il. Umar›m baflbakan seçim meydanlar›nda Cargill’e de¤il, üreticiye verdi¤i sözleri tutar” aç›klamas›n› yaparak belirlenen son fiyatlar›n 350 bin üreticiyi zor durumda b›rakaca¤›n› da sözlerine ekledi. Tar›m ve Hayvanc›l›k Sendikalar Giriflim Komitesi Sözcüsü Abdullah Aysu ise belirlenen fiyatlarla pancar ekim alanlar›n›n daralt›lmas›n›n hedeflendi¤ini belirtti. (H. Merkezi)

Kooperatifleri de bu ya¤madan nasibini almaktad›r. Ço¤unlukla Marmara, Ege, Trakya ve Orta Anadolu’da ekimi yap›lan ayçiçe¤i bu talan politikalar› ile üretimi düflürülen ürünlerden sadece biridir. Ayçiçe¤i üretimine dayanan Trakya Ya¤l› Tohumlar Tar›m Sat›fl Kooperatifler Birli¤i, IMF ve DB ile yap›lan anlaflmalarla özellefltirilerek emperyalist tekellere peflkefl çekilmeye çal›fl›lmaktad›r. Yetiflti¤i koflullara adapte olma özelli¤inden dolay› ayçiçe¤i Türkiye’de ve dünyan›n hemen her yerinde üretilmektedir. As›l üretim alanlar› ise ›l›man iklimin hakim oldu¤u bölgelerdir. Baklagillerden sonra ekildi¤inde verimi en yüksek olan bitki ayçiçe¤idir. ‹lk olarak 1924 y›l›nda Bulgaristan ve Romanya’dan gelen göçmenlerin getirdi¤i ayçiçe¤i daha sonra Zirai Araflt›rmalar Enstitülerince kalitesi art›r›larak üretilmeye bafllanm›flt›r. Rusya, Arjantin, Fransa, ABD, Çin, Japonya ve Macaristan’dan sonra en fazla ayçiçe¤i üretiminin yap›ld›¤› yer Türkiye’dir. Özellikle 1965’lerden sonra ABD’nin direktifleri do¤rultusunda haflhafl ekimi s›n›rland›r›larak alternatif ürün olarak ayçiçe¤i piyasaya sürülmüfltü. Önce alternatif ürün olarak köylüye sunulan ayçiçe¤i, di¤er ürünlerin ekiminin engellenmesi ile s›n›rland›r›lm›fl, 1991 y›l›ndan sonra da Rusya ve Bulgaristan’dan ithal edilmeye bafllanm›flt›r. Yaflanan geliflmeler emperyalistlerin tar›m› yok etme oyunlar›n› aç›k bir flekilde ortaya sermektedir. Ayn› durum hibrit tohumlar› için de geçerlidir. Köylüyü hibrit tohumuna al›flt›ran devlet, sonra da bu tohumun üretimine büyük oranda kota koymufltu. Uygulanan bu politikalar ile köylü uluslararas› tekellerin insaf›na terkedilmifl ve ayçiçe¤inde aç›k bir flekilde görüldü¤ü gibi üretemez duruma gelmifltir. TRAKYA B‹RL‹K 1966 y›l›nda Edirne, Lüleburgaz ve Babaeski Kooperatifleri’nin bir araya gelmesiyle kurulan, Marmara ve Trakya bölgesi a¤›rl›kl› olmak üzere, 13 ilde 48 kooperatifi bulunan birlik 109.391 üretici orta¤a sahip

bir kurulufltur. 48 kooperatifin tamam›nda hizmet binalar› ile birlikte 81 adet lojman ve 1282 dekar› aflan arsaya sahiptir. Üretici ortaklar›n›n ekti¤i ayçiçe¤ini de¤erlendirmek amac›yla 1976 y›l›nda Karacabey Ya¤ Fabrikas›’n› sat›n alarak TRAKYA⁄ markas› ile piyasaya girmifltir. 1989 y›l›ndan sonra Tekirda¤ entegre tesisleri de devreye girmifltir. Birlik köylünün üretti¤i ayçiçe¤i de¤erlendirmek, arac›lar› azaltarak tüketiciye ekonomik hizmet vermek, fiyat dalgalanmalar›n› engellemek, köylünün tohum, gübre, ilaç, tar›m aleti vb. ihtiyaçlar›n› ucuz ve kredili olarak karfl›lamak amac›yla kurulmufltur. Ayr›ca toprak tahlil laboratuarlar› ile gübre kullan›m›nda tasarruf sa¤lanmaktad›r. Özellikle son 5 y›l içerisinde Trakya ve Marmara’da ayçiçek üretimi ciddi oranda azalma göstermifl ve ülkemizin ihtiyac› olan ayçiçe¤i ithal edilir hale getirilmifltir. Tekellerin do¤rudan yönlendirilmesi ve denetiminde sa¤lanan üretimdeki düflüflün ç›kar›lacak yasalarla daha da perçinlenmesi ve kooperatiflerin de sermayenin talan›na aç›lmas› hedeflenmektedir. Bu amaçla uflak hükümet AKP taraf›ndan birlik yönetimlerinin görevden al›narak Tar›m Bakanl›¤›’n›n 4 y›l süreyle atayaca¤› “Yap›land›rma Kurullar›” oluflturulmas›na çal›fl›lmaktad›r. Yap›land›rma Kurulu personel alma ve ç›karma, kooperatifin kay›tl› mallar›n› satmaya yetkili olacakt›r. Bu kurullar›n finansman› yerli ve yabanc› sermaye ile kooperatiflere ait menkul ve gayri menkul mallar›n sat›lmas›ndan elde edilecektir. Halk›m›z›n s›kça kulland›¤› gibi “görünen köy k›lavuz istememektedir.” Yap›lmak istenenin, uygulanacak politikalar›n halk›n ç›kar›na olmayaca¤› ortadad›r. Hükümet halka ve iflçi s›n›f›na yönelik bunca sald›r›s›na ra¤men hiçbirfley yokmufl gibi propaganda yapmakta ve yerel seçimlerde kazanman›n hesaplar›n› yapmaktad›r. Üreticiler seçim propagandalar›na aldanmamal› ve kooperatiflerine sahip ç›kmak için mücadele etmelidir. (Ankara)

Zeytincili¤e darbe Türkiye zeytincilik alan›nda Bornova Zeytincilik Araflt›rma Enstitüsü’nde ikinci s›rada yer alan Edremit Zeytincilik Üretme ve Araflt›rma ‹stasyonu’nun 2004 y›l› içerisinde kapat›lmas›n›n gündeme gelmesine tepkiler geliyor. Bu tepkilerden biri de TAR‹fi zeytin ve zeytin birli¤i Baflkan› Cahit Çetin’den geldi. Çetin olay› “saçmal›k” olarak nitelendirerek karara karfl› giriflimlerde bulunacaklar›n› belirtti. Türkiye’nin zeytin a¤ac› bak›m›nda %11’ine sahip olan Edremit Körfezi’nde bulunan Edremit Zeytincilik Üretme ve Araflt›rma ‹stasyonu’nun kapat›laca¤›n› ö¤renen Çetin, Tar›m ve Köy ‹flleri Bakanl›¤› ve Ticaret Bakanl›¤› nezdinde giriflimlerde bulunaca¤›n› da belirtti. (‹zmir)


7

28

14-27 Şubat 2004

F›nd›k üretimi yeni yasalar›n k›skac›nda Ülkemizde bir zamanlar f›nd›k dikim alanlar› ve veriminde yaflanan art›fl, ülke üretimini önemli oranda yükselterek, bizi dünyadaki en önemli üretici ülke konumuna getirmiflti. Türkiye dünya f›nd›k üretimi ortalamas›na göre dünya üretiminin %70’ini üretmifltir. F›nd›k piyasas›nda uygulanan politikalarda di¤er ürünlerde oldu¤u gibi 1964 y›l›ndan beri fiyat deste¤i ve al›nan garantisi vermifl, üreticinin ürün maliyeti dikkate al›narak her pazarlama sezonu öncesinde f›nd›k destekleme fiyatlar› ilan edilmifl, destekleme al›m›n› ise F‹SKOB‹RL‹K yapm›flt›r. IMF’ye 1999 y›l›nda hükümetin verdi¤i niyet mektubu do¤rultusunda di¤er üretim alanlar›nda oldu¤u gibi girdi deste¤i ile birlikte fiyat deste¤inin de kald›r›lmas› f›nd›k üreticisini ma¤dur etmifltir. Son y›llarda belirlenen taban fiyatlar›, üretim maliyetinin alt›ndad›r. Haziran 2000 tarihinde ç›kart›lan yasa ile Tar›m Sat›fl Kooperatifleri ve F‹SKOB‹RL‹K’in de etkinli¤i engellenmifltir. F›nd›k üretimi ve pazarlama-

s›n›n dünya ortalamas›ndan yüksek olmas›, ihracat›ndaki pay›n›n 4’te 3’üne yak›n›n› karfl›lamas› emperyalist pazarlar›n hareketini daraltt›¤› için Türkiye’de f›nd›k alanlar›n›n daralt›lmas›n› hedeflemifltir. Bu yönlü ç›kart›lan yasalarla ekonomik ömrünü doldurmam›fl f›nd›k bahçelerinin sökümüne gidilmifltir. Söküm için dönüm bafl›na 2003 y›l›nda 200 dolar teflvik verilmifltir. Sökülen alanlara alternatif ürün projeleri sunularak kivi, hurma vb. yetifltirilmeye çal›fl›lm›flt›r. F›nd›k ihracat›n›n yüksek olmas› emperyalist ülkelerin ifline gelmemifl, aflatoksin bahanesiyle AB ürün standartlar›na uygun olmad›¤› vb. gerekçelerle d›fl sat›m›na engellemeler getirilmeye çal›fl›lm›fl. Fiskobirlik’in de siyasi ç›karlar u¤runa hakim olan genel kooperatif anlay›fl›yla, depolar›nda ço¤u zaman 200 bin tonun üzerinde f›nd›k kalm›flt›r. Bu stoklar, siyasi ç›karlar ve rant u¤runa yeni mahsul sat›fl dönemlerinde piyasaya sürülmüfl fiyatlar›n düflmesine sebep olmufltur. (Samsun)

Tar›m dan›flmanlar› çal›flmaya bafll›yor Önceki hükümetler gibi AKP hükümetinin de sistemli bir flekilde devam ettirdi¤i emperyalist politikalar sonucu köylülere kotalar dayat›l›yor. Bu yüzden ürünlerini de¤erlendiremeyen, serbest piyasa koflullar›nda ürününü maliyetinin alt›nda tüccara satmak zorunda kalan köylülerin tepkisi her geçen gün art›yor. Köylünün kabaran öfkesini sindirmek isteyen AKP hükümeti k›sa vadede “çözüm” aray›fllar› içerisinde planlad›¤› “100 köye 1000 tar›m gönüllüsü” projesini uygulamaya bafllad›. Bu projede köylerin özelli¤ine göre ziraat mühendisi veya veteriner istihdam›, yerel mülakat komisyonlar›nca, Tar›m ‹l Müdürlüklerine müracat etmifl olan ziraat mühendisi ve veterinerler aras›ndan, birebir görüflmelerde sözlü olarak yöneltilen sorular›n kendi do¤rular›na göre s›nava kat›lanlar eleniyor veya baflar›l› oluyor(!) Yaz›ya bafllarken belirtti¤imiz gibi tar›mda IMF, DB ve DTÖ gibi emperyalist kurumlar›n emirleri do¤rultusunda her gelen hükümetin uygulad›¤› y›k›m politikalar›, üretimin önüne geçerek istihdam›n›n azalmas›na sebep olurken kendi stok fazlas› tar›m ürünlerinin ülkemizde tüketilmesini kolaylaflt›r›yor. ‹thalat yoluya sat›fl› yap›lan ürünler, köylünün yetifltirdi¤iyle rekabet oluflturarak fiyatlar maliyetin çok çok alt›na düflmektedir. Tüm bunlar yap›l›rken k›sa vadede haz›rlanan ve sa¤lam temeller üzerine oturmayan tar›m dan›flmanl›¤› projelerinde mühendislere ve veterinerlere biçilen görev; tar›mdaki yap›y› ve köylünün mevcut potansiyelini harekete geçirerek imkanlar›n› geniflletmek için yol gösterici olmak fleklindedir. Halen ülkemizde 24 milyon hektar tar›m arazisi kullan›l›yor. Bunun 8 milyon hektar› sulanabilir nitelikte iken sulama alt yap›s› olan ise 4 milyonu teflkil ediyor. Tar›mla u¤raflan köylüler, toplam nüfusun yüzde 35’ini oluflturuyor. Ayr›ca ilçe ve flehirlerde oturan nüfusun yüzde 10’unun da tar›mdan geçimini sa¤lad›¤›n› ekledi¤imizde toplam nüfusun yüzde 45’inin tar›mla geçimini sa¤lad›¤› anlafl›lmaktad›r. Tar›m alanlar›n›n genelde engebeli olmas›n›n yan›nda çok parçal› ve da¤›n›k bir yap› teflkil etmesi nedeniyle tar›m teknolojisi ve tekni¤inden yeterince faydalan›lmamas›na sebep olmaktad›r. Verimlilikte etkili olan kaliteli tohumluk, gübre, ilaç vb kullan›m›nda maliyetin yüksek olmas›, köy-

lüye devlet deste¤i ve sübvansiyonlar›n kald›r›lmas› vb. s›ralanabilecek bir dizi sorun nüfusun %45’ini yoksullaflt›rmaktad›r. ‹stihdam edilen 1000 tar›m dan›flman› mühendis ve veteriner hangi çözüm önerilerini sunacakt›r? Tar›m dan›flmanlar› bulunduklar› yörenin iklim ve toprak özelli¤ine göre üretim deseni projesi olufltursa bile bunlar› faaliyete geçirecek köylü, bu maliyetinin alt›ndan kalkabilecek mi? Tütün, flekerpancar› gibi kota s›n›rlamas› getirilen ürünlerin ne kadar›n› köylüler ekecek? Yetifltirilen ürünler maliyetinin üzerinde sat›labilecek mi? Depoda bekletme süresi k›s›tl› olan yeflil sebze ve meyveleri zaman›nda pazara sürebilecek mi?

Ülkemiz tar›m› emperyalist politikalar nedeniyle zay›flam›flken, bu tür projeler çözüm üretmekten çok k›sa vadede köylüyü oyalamaktan baflka bir fley de¤ildir. Bu projede tar›m dan›flmanlar›na düflen pay köylülerle devlet aras›nda köprü olma görevidir. Ordu ilinde tar›m dan›flmanlar›na verilen e¤itim seminerlerinde Tar›m Bakanl›¤› Tar›msal Üretimi Gelifltirme Merkezi (TÜGEM) Genel Müdür Yard›mc›s› Cevdet Akdeniz’in konuflmas›nda mühendis ve veterinerlere yöneltti¤i aç›klamada “Sizin rolünüzü flöyle düflünelim; dünyaya bir bebek geliyor, bu bebe¤in sakat do¤up do¤mayaca¤›, sa¤l›kl› büyüyüp büyümeyece¤i sizin eliniz-

de” ifadesi gerçekleri aç›kça ortaya koyuyor. Halk›m›z art›k bilmelidir ki emperyalist politikalar› hayata geçiren egemenler, halk›n sorunlar›n› sistemde aramas› yerine tek tek bireylere indirgemeye çal›flmaktad›r. Vurgulamak gerekir ki bu ve buna benzer projelerin uygulanmas› yaflanan sorunlara çözüm üretmek de¤il, as›l sorunun/sorumlular›n yönünü de¤ifltirerek hedefi flafl›rtmakt›r. Sorunlar› çözmenin tek yolu egemenlerin bizi aldatmaya yönelik politikalar›na kanmadan, kooperatiflerde, birliklerde, derneklerde vb. yerlerde aktif çal›flmak ve yeni örgütlenmeler kurarak faaliyet yürütmekten geçer. (Samsun)

SERA ÜRET‹C‹LER‹ ZORDA Dünyada sebze üretiminin hemen hemen yar›s› Türkiye’de yap›lmaktad›r. Türkiye’de Akdeniz, Ege ve Marmara Bölgesinde aç›kta sebzecilik yap›l›rken Akdeniz Bölgesinde ise sera yetifltiricili¤i çok geliflme göstermektedir. Serac›l›kta en çok yetifltirilen sebze domates, biber, salatal›kt›r. Serac›l›kta ya¤›fl durumu, rüzgar h›z› ve yönü, günefllenme durumu iyi bilinmelidir. Su bask›nlar›ndan, afl›r› ya¤›fllardan etkilenmemesi gerekmektedir. Ama son y›llarda gerek hava koflullar›ndan, gerek ise al›m gücünün düflmesinden sebzelerin sat›fl›n›n düflmesinden dolay› üretici her sene önceki seneye oranla daha fazla zarar etmeye bafllam›flt›r. Mersin Tarsus yolu üzerinde bulunan Kazanl› Köyü de geçimini serac›l›ktan sa¤lamaktad›r. Kazanl› Köyündeki serac›lara devlet hiçbir flekilde yard›m etmedi¤inden köylüler kendi ya¤lar›yla kavrulmaya çal›fl›yorlar. Kemal SARI: Ben bu köyde oturuyorum, bu meslek bize babadan kald›. Serac›l›k çok zor bir ifl, ya¤mur var, rüzgar var. Bu olaylara karfl› önlem almam›z gerekiyor, gece-gündüz demeden çal›fl›yoruz. Ekim ay›nda domates ektik. Bu sene ya¤an ya¤murlar bizi olumsuz etkiledi. Bizim devletten ald›-

¤›m›z bir destek yok, ekim yaparken tohum, gübre gibi malzemeleri cebimizden al›yoruz. Serac›l›k çok riskli bir ifl. Herhangi bir olumsuzlukta mesela bir sel veya sebzenin sat›lamamas› durumunda cebimizdeki paradan da oluyoruz. ‹brahim BALKIfi: Ben Mardin’liyim. Mardin’de ifl olmad›¤› için buraya göç ettik. 5 senedir serac›l›k yap›yorum. Genelde domates yetifltiriyorum. Burada tarlay› kiral›yorum, bu sene 700 milyon verdim. Tarla, gübre, tohum, naylon birçok giderimiz oluyor. Ya¤›fl oluyor, rüzgar oluyor, bu olaylara karfl› gece kalk›p ya¤murda önlem al›yoruz. Bu kadar emek harc›yoruz. Sebzeyi satt›¤›m›zda ise eme¤imizin karfl›l›¤›n› alam›yoruz. Devletten de herhangi bir yard›m alam›yoruz. Zaten devletin yard›m etmesi için de bir sürü evrak gerekiyor, mal sahibirir senin üzerine vekalet vermesi gerekiyor. Bir sürü oyalan›yorsun. Hasan KORKMAZ: Biz genelde domates, kavun, salatal›k, biber yetifltiriyoruz. Burada üretilen sebze ile Antalya’da üretilen sebze ayn› ama orada daha yüksek fiyata gidiyor. Mesela burada 250 bin ise orada 1 milyon 250 bin oluyor. Bu sene ya¤murlardan çok etki-

lendik. Kimisinin naylonu parçaland›, çok zarar gördük ve havan›n kapal› olmas›ndan kaynakl› da sebze iyi yetiflmedi. Devletin bize yapt›¤› her hangi bir deste¤i yok. Geçimimizi bile zor karfl›l›yor olduk. AKP hükümeti de bir önceki hükümetler gibi hükümete gelmeden önce köylüye birçok vaadde bulundu. Ama hükümete geldi geleli hala köylülere hiçbir yard›mda bulunmad›, aksine köylülü¤ün önüne engeller koymaya çal›fl›yor. Ç›kacak olan kamu reformu ile tar›mda da de¤ifliklik yapmaya çal›fl›yor. Tar›m Kooperatiflerinin ifllevini yitirmesi, özellefltirmeler ile köylülü¤ü de yok etmek istiyor. (Mersin)


14-27 Şubat 2004

28

8

Devletin piflmanl›k ç›kmaz›

Hakim s›n›flar her dönem kendi rejimlerini tehlikeye düflürecek hareketlere karfl› de¤iflik bask› araçlar›yla önlem almaya, varolan toplumsal muhalefeti sindirmeye, yok etmeye çal›fl›rlar. Bunun için de de¤iflik yöntemlerle ajitasyon-propaganda araçlar›n› kullanarak, toplumun ileri kesimlerini direkt hedef alarak, iflkencelerle, katliamlarla, hapishanelerle “kontrol” alt›na almaya çal›fl›rlar. Sistem kimi zamanda yüzüne “flefkatli aile(!)” maskesini takarak, çeflitli demagojilerle, yalanlarla halka flirin görünmeye çal›fl›r. Ç›kard›¤› göstermelik yasalarla demokrasi dersleri vermeye kalk›fl›r. Bu demagoji çerçevesinde k›r›lma, bölünme yaratmaya çal›fl›r. Bu oyunlar›n son perdesi de kamuoyuna “Topluma Kazand›rma Yasas›” olarak lanse edilen yeni bir Piflmanl›k Yasas› idi. Kimin ne için, kime karfl› topluma kazand›r›laca¤›n›n merak konusu oldu¤u bu yasayla, faflist sistemin hedefledi¤i özelde gerillalar› genelde ise devrimci, demokrat, yurtsever insanlar› itirafç›laflt›rmak, hainlefltirmek ve bu “itiraflar” do¤rultusunda da örgütleri çökertmektir. Son ç›kar›lan piflmanl›k yasas› bir ilk de¤ildir. Daha önce de buna benzer örneklerle karfl›laflt›k. TC devleti toplumun ilerici kesimleri olan devrimci, komünist ve yurtseverleri tasfiye amaçl› ç›kard›¤› yasalar›n ilkini 1985 y›l›nda 3216 say›l› Piflmanl›k Yasas› ad›yla ç›kard› ama bu yasadan istenilen sonuç al›namad›. Bu olumsuz sonuca ra¤men devlet birkaç y›l arayla peflpefle yeni yasalar ç›karmaya devam etti. 1988, 1990, 1995, 1999 ve 2000’deki piflmanl›k yasalar› birbirini izledi. Faflist devlet bugüne kadar ç›kar›lan 7 yasan›n hiçbirinden istedi¤ini alamad›. Bu konuda Adalet Bakan› Cemil Çiçek’in bir soru önergesine verdi¤i yan›ta göre 1985, 88, 90, 92, 95, 99 ve 2000 tarihlerinde ç›kar›lan ve kamuoyunda “piflmanl›k yasalar›” olarak isimlendirilen “baz› suç failleri hakk›nda yasa”lardan yararlanmak için toplam 4 bin 429 kifli baflvuruda bulundu. Adalet Bakanl›¤› Adli Sicil ve ‹statistik Genel Müdürlü¤ü’nün verilerine göre, yasalardan 2 bin 40 kifli yararland›. 409 kifli ile en fazla kiflinin yararland›¤› yasa 1995 y›l›nda ç›kart›lan 4085 say›l› yasa olurken, en az yararlan›lan yasa ise 8 kifli ile 2000 y›l›nda ç›kar›lan

4537 say›l› yasa oldu. Asl›nda bu istatistikler ç›kar›lan yasalardan ne kadar “verim” al›nd›¤›n› ortaya sermektedir. YEN‹ YASA BÜYÜK PROPAGANDALARLA GELM‹fiT‹ ABD ve ‹ngiliz emperyalistlerinin Irak’› iflgalinin ard›ndan KADEK güçlerinin Irak Kürdistan›’n› terk ederek Türkiye’ye gelece¤i ve son süreçte ulusal hareketin içine girmifl oldu¤u reformist-teslimiyetçi durum da gözönünde bulundurularak TC taraf›ndan 6 A¤ustos 2003’te “eve dönüfl” olarak da nitelendirilen “Topluma Kazand›rma Yasas›” ad› alt›nda yeni bir Piflmanl›k Yasas› ç›kar›ld›. Yasayla hedeflenen da¤daki gerillan›n silahlar›n› b›rakarak gelip teslim olmas›yd›. Bunun yan›nda teslim olanlar›n örgütü hakk›nda ayr›nt›l› bilgi vermesi flart› konarak, aç›kça itirafç›l›k dayat›l›yordu. Bunlar› yapt›ktan sonra “yap›lan araflt›rmalar” sonucu “ciddi” bir “suç” ifllememiflse serbest b›rak›lacak veya cezas›ndan indirim yap›lacakt›. Bu projenin sonunda örgütlere ciddi zararlar verece¤inden, gerillan›n büyük ço¤unlu¤unun teslim olaca¤›ndan emin olan devlet, aylar öncesinden hummal› bir çal›flma bafllatt›. Bu çerçevede toplu baflvurular›n olabilece¤ini düflündü¤ü K›rklareli, Van ve fi›rnak-Silopi’de “Topluma Kazand›rma Merkezleri” kuruldu. Bu merkezlerde flatafatl› bir haz›rl›k yap›ld›, savc›lar, psikologlar özel olarak bu ifl için görevlendirildi. Özellikle bu bölgelerde valilik ve emniyet görevlileri, yasan›n propagandas›n› yapmak için sokaklara döküldü. Burjuva medyada günlerce yasaya iliflkin propaganda içerikli haberler yay›nland›. Yasan›n büyük ilgi gördü¤üne dair yalan yanl›fl haberler her gün televizyonlar›n haber bültenlerinde ve gazete manfletlerinde bafl s›rada yerini ald›. Bas›lan onbinlerce bildiri helikopterler ve uçaklarla havadan gerillan›n yo¤un oldu¤u bölgelerdeki köy ve ilçelere at›ld›. Yine yasayla ilgili ç›kar›lan afifller dört bir yana as›ld›. Kahvehane ve esnaf›n camlar›na zorla yap›flt›r›ld›, asmayanlar cezaland›r›ld›. Köy köy, mahalle mahalle dolaflan askeri güçler ve özel tim, gerilla ailelerine bask› yaparak çocuklar›n›n gelip teslim olmalar› için ikna etmelerini istediler. Hemen her gün televizyonlarda boy gösteren ‹çifl-

leri Bakan› Abdülkadir Aksu s›k s›k “devletin flefkatli kollar›na s›¤›n›n” ça¤r›s›n› yineledi. Ancak milyarlarca lira harcanarak yap›lan “topluma kazand›rma merkezleri” bofl kal›nca, di¤er yandan da hapishanelerdeki tutsaklara yönelik bask›lar art›r›ld›. Duruflmalara ç›kan tutsaklara hakim ve savc›lar taraf›ndan zorla yasadan yararlanmak için baflvuru dilekçesi imzalatt›r›lmaya çal›fl›ld›. Di¤er taraftan valilikler harekete geçirilerek, aileler üzerinde bask›lar art›r›ld›. Van Valili¤i, gerilla aileleri için bir yemek düzenlemeye karar verdi. Tek tek polisler taraf›ndan ailelere gidilerek yeme¤e davet edildi, ancak yan›t al›namay›nca yemek iptal edilmek zorunda kal›nd›. Bu kez baflka bir yöntem denendi. Emniyet müdürlükleri tek tek ailelere mektup göndererek yard›m istedi. Bu ifl öyle abart›ld› ki daha önce çat›flmalarda yaflam›n› yitiren gerilla ailelerine bile mektup gönderilmifl, “ölü evlatlar›n›n teslim olmas›” istenmiflti. Tabi bütün bunlar›n “flefkatli, büyük, ba¤›fllay›c› devlet” propagandas›yla yo¤rularak yap›lmas› da ihmal edilmemiflti. H‹ÇB‹R ÇABA YASAYI KURTARAMADI Bugün itibar›yla yasa tam bir fiyaskoyla sonuçlanm›flt›r. Devletin resmi a¤›zlar› da bunu aç›kça söylemektedirler. Askeri kesim de yasan›n sonuç getirmedi¤ini aç›klad›. 1.Ordu Komutan› Orgeneral Yaflar Büyükan›t yasadan yararlanmak için baflvurular›n daha çok hapishanelerden gelmesiyle ilgili olarak “bizi da¤dakiler ilgilendiriyor, onlardan da sadece iki kifli baflvurdu” diyerek durumu aç›klarken, 3. Ordu Komutan› Orgeneral Oktar Ataman, yasadan yararlanmak için bölgeden 279 kiflinin baflvurdu¤unu, bunlardan ikisinin k›rsal kesimden geldi¤ini söyleyerek “flu an için yasan›n amac›na ulaflt›¤›n› söylemek mümkün de¤il” dedi. (6 fiubat 2004 Özgür Gündem) Yasan›n as›l hedefi olan “da¤dakilerin” eve dönüflünde tam bir hayal k›r›kl›¤› yafland›. Resmi aç›klamalarda kendili¤inden teslim oldu¤u ileri sürülen ve PKK-KADEK üyesi olarak nitelendirilen 201 kiflinin büyük ço¤unlu¤unu örgütten kaçan itirafç›lar oluflturuyor. ‹çiflleri Bakan› Abdülkadir Aksu hapishaneler d›fl›nda d›flar›dan beklenilen sonucun al›nmad›¤›n› belirtirken “topluma kazand›rma merkezlerini özellikle Kuzey Irak’tan baflvurular için haz›rlad›k, ama olmad›. Örgütten bir grup kopsayd›, arkas› gelirdi. Ben hep bunu bekliyordum” diyerek içine düfltükleri zavall› durumu aç›klamaktad›r. Piflmanl›k Yasas›’n›n süresinin dolmas›yla, AKP hükümetinin yapaca¤› de¤ifliklikler merak konusu. Her konuda oldu¤u gibi bu konuda da uflak devlet, efendisi ABD’den gelebilecek iflaretleri bekliyor. ABD’li yöneticilerin yasan›n daha cazip hale getirilebilece¤i yönündeki aç›klamalar›, önümüzdeki günlerde yeni oyunlar›n oynanaca¤›n›n göstergesidir. Sonuç olarak bu yasadan beklenen, istenen, hedeflenen sonuç al›namam›fl, tam bir fiyaskoyla sonuçlanm›flt›r. Devlet kendi içinde, kendi ç›kard›¤› yasalarla tam bir ç›kmaz içinde aciz duruma düflmüfltür.

DA⁄ITIMCIYA ÖLÜM TEHD‹D‹ 28 Ocak 2004 tarihinde Adana’n›n Seyhan ilçesine ba¤l› Havuzlubahçe mahallesinde Yeniden Özgür Gündem da¤›t›mc›s› Sunar Kutluk, da¤›t›m yapt›¤› s›rada kaç›r›larak ölümle tehdit edildi¤ini söyledi. Kutluk kaç›r›lma olay›n› flöyle dile getirdi. “Da¤›t›m yapt›¤›m s›rada yan›ma yaklaflan sivil polisler taraf›ndan zorla polis otosuna bindirildim. Polisler gözlerimi ba¤lad›lar. Araç içerisinde tekme, tokat ve ölüm tehdidiyle bir daha bu gazeteyi da¤›tmamam› söylediler” dedi. (Mersin) MALATYA’DA KEYF‹ SALDIRILAR ARTIYOR At›l›m gazetesi okuru ve ESP aktivisti Sami Sucu, 26 Ocak akflam› saat 20.30 civar›nda evine yak›n bir yerde yüzleri maskeli 4 polis taraf›ndan kaç›r›ld› ve iflkenceye maruz kald›. Polisler Sucu’yu bir binan›n bodrum kat›na götürerek elektrik, so¤uk suda bekletme, kaba dayak gibi iflkenceler yaparak, “bizi biliyorsun biz kontr-gerillay›z, bu resmi gözalt› de¤il, seni bu akflam öldürece¤iz” vb. tehditlerde bulundular. Polisler ayr›ca Sucu’ya “sen burda MLKP ad›na faaliyet yürütüyorsun. Ne yapt›¤›n›z›, kimlerle yapt›¤›n›z› bize anlatmazsan seni yaflatmay›z” gibi tehditlerde de bulundular. Sami Sucu sabah saat 03.00 civarlar›nda gözleri kapal› bir halde oturdu¤u mahalleye yak›n bir arsaya b›rak›ld›. Sucu’nun kimli¤ine ve üzerindeki tüm evraklara da polis taraf›ndan el konuldu. Sucu, Adli T›p’tan rapor ald›ktan sonra savc›l›¤a baflvurarak yasal ifllemleri bafllatt›. Sucu, 31 Ocak Cumartesi günü ise ‹HD Malatya flubesine baflvurarak olay›n takipçisi olmalar›n› istedi. (Malatya) MAXMUR KAMPI’NA P‹fiMANLIK DAYATMASI Kürt mültecilerin yaflad›¤› Maxmur Kamp› boflalt›lmaya çal›fl›l›yor. ABD’nin Irak’› iflgal etmesinden sonra 31 Temmuz’da Türkiye’den bir heyet Maxmur Kamp›’na gitti. Heyet mültecilere geri dönmeleri için “Piflmanl›k Yasas›”n› flart koymufltu. Olayla ilgili bir aç›klama yapan Göç Edenler Sosyal Yard›mlaflma ve Kültür Derne¤i Baflkan› fiefika Gürbüz Maxmur Kamp›n›n boflalt›lma karar›n›n yeniden gözden geçirilmesi gerekti¤ini belirtti. Gürbüz ayr›ca “terör ve terörden do¤an zararlar›n karfl›lanmas›” ile ilgili yasay› da elefltirdi. 12 y›ld›r kampta yaflayan mültecilerin parayla tazmin edilemeyecek ac›lara maruz kald›¤›na vurgu yapan Gürbüz, zararlar›n bir keçi veya koyunla karfl›lanamayaca¤›n›, görüflmelerin t›kanmas›ndan da AKP hükümetinin Kürt kelimesinden ar›nd›r›lm›fl çözüm aray›fl›ndan kaynakl› oldu¤unu belirtti. Mültecilerin terketmek zorunda kald›klar› köylerine geri dönmelerine de¤inen Gürbüz bunun için koruculu¤un kald›r›lmas›, may›nlar›n temizlenmesi, Kürtlerin temel özgürlük haklar›n›n anayasal güvence alt›na al›nmas› gerekti¤ini söyledi. (Mersin)


28

9

14-27 Şubat 2004

Halkevlerinin bas›n aç›klamas›na polis sald›r›s› ti.

Baflbakan R. Tayyip Erdo¤an’›n, ABD Baflkan› George W. Bush’la görüflmesini protesto etmek için 28 Ocak 2004 tarihinde Taksim Meydan›’nda bas›n aç›klamas› yapmak isteyen gruba polis biber gaz› ile müdahale etti. Müdahalenin ard›ndan grubun tamam› dövülerek gözalt›na al›nd›. Baflbakan R. Tayyip Erdo¤an’›n ABD gezisini ve ABD Baflkan› Bush ile görüflmesini protesto eden Halkevleri üyesi bir grup, ‹stiklal Caddesi’nde bir araya geldi. “Pazarl›¤a son, bu ülke bu halk sat›l›k de¤ildir” yaz›l› pankart ile Halkevleri’nin flamalar›n› açan grup daha sonra sloganlar eflli¤inde Taksim Meydan›’na do¤ru yürüyüfle geç-

Polisin, “AKP’nin tüccar› kaça satt›n bu halk›” fleklinde slogan atarak yürüyüfle geçen grubun önünü kesmesi üzerine göstericilerle polis aras›nda k›sa süreli arbede yafland›. Sivil polislerden birinin göstericilere gaz s›kmas›yla daha da artan gerginlik, çevik kuvvetin göstericilerin etraf›n› sarmas›yla sona erdi. Ancak grubun sloganlar eflli¤inde yürümekte kararl› oldu¤unu belirtmesi üzerine çevik kuvvet ekipleri biber gaz› ve spreyle eylemcilere müdahale etti. Polisin müdahalesini ellerindeki bayraklar, tekme ve tokatlarla engellemeye çal›flan göstericilerle polis aras›nda tekrar arbede yafland›. Arbededen çevredeki insanlar ve bas›n mensuplar› da etkilenirken, eylemcilerin tamam› sert bir müdahalenin ard›ndan dövülerek gözalt›na al›nd›. Polis otobüslerine bindirilen eylemcilerin otobüs içerisinde slogan atmaya devam etmesi üzerine otobüse binen polislerin, eylemcileri otobüs içerisinde de dövdükleri görüldü. Otobüsün camlar›n› tekmeleyen göstericilere, baz› polislerin de d›flar›dan gaz s›karak müdahale etmesi dikkat çekti. Müdahalede yaralanan baz› göstericilerin Haseki Devlet Hastanesi ve fiiflli Etfal Hastanesi’ne götürülerek, kontrolden geçirildikleri ö¤renildi. (D‹HA)

Korucu terörü sürüyor Mardin merkeze ba¤l› Cevizli (Cewzat) Köyü’nde korucular taraf›ndan dövülen ve 15 günlük ifl göremez raporu alan Hasan Keren, ‹nsan Haklar› Derne¤i (‹HD) Mardin fiubesi’ne baflvurarak hukuki yard›m talebinde bulundu. Mardin merkeze ba¤l› Cevizli Köyü’nde korucular›n sald›r›s›na maruz kalarak feci flekilde dövülen Hasan Keren adl› genç, ‹HD Mardin fiubesi’ne baflvurdu. 29 Ocak günü korucular›n sald›r›s›na u¤rad›ktan sonra Mardin Devlet Hastanesi’nden 15 günlük ifl göremez raporu alan Keren, yaflad›klar›n› D‹HA’ya anlatt›. Sald›r› sonras› kendinden geçti¤ini ve ailesinin kendisini Mardin Devlet Hastanesi'ne kald›rd›¤›n› belirten Keren, “Dayak sonucu gözlerimden, bafl›mdan ve s›rt›mdan yaralanm›fl, kanlar içinde kalm›flt›m. Ailem beni hastaneye kald›rd›. Tedavi olduktan sonra 15 günlük ifl göremez raporu ald›m” dedi. Korucular›n daha önce de benzer sald›r›larda bulundu¤unu ifaden eden Keren bu sald›r›lara iliflkin ise flu bilgileri verdi: “Korucular bundan bir süre önce babam› da dövmüfllerdi. Bizim köyde bulunan karakol da koruculara destek sunuyor. 10 y›l önce korucu ve asker bask›s› nedeniyle köyümüzden göç etmifltik. 5 y›l önce köye tekrar döndük. Korucular köyde bulunan topraklar›m›za göz koymufllar ve tekrar köyü terk etmemizi istiyorlar. Bu yüzden bu sald›r›lar› gerçeklefltiriyorlar. Yetkililerin bu konuda duyarl› olmas›n› istiyorum.” (H. Merkezi)

Rüflvet, yolsuzluk ve denetimsizlik sonuç verdi:

‹NSAN HAYATININ DE⁄ER‹ YOK!

2 fiubat 2004 tarihinde Konya’ya ba¤l› Selçuklu ilçesinde Zümrüt apartman› çöktü. Çöken apartmanda yaflayan 62 kifli bu enkaz›n alt›nda yaflam›n› yitirdi. Enkaz›n üzerindeki çal›flmalar halen devam ediyor. Konu ile ilgili birçok yorum yap›l›rken uzman kiflilerin yapt›¤› inceleme sonucu binan›n yap›ld›¤› esnada çürük demir, yan›k beton ve eksik malzeme ile yap›ld›¤›, iflçili¤in hatal› oldu¤u ve denetimlerin yap›lmad›¤› ortaya ç›kt›. Yani çökece¤i henüz yap›m aflamas›nda belli olan apartmanda onlarca insan ölüme mahkum edildi. Apartman›n müteahhiti Ali Vedat Kaya ve tafleron orta¤› ‹smail Canl›er

olay›n ard›ndan bas›nda “jet operasyon” olarak adland›r›lan göstermelik bir operasyonla göz alt›na al›nd› ve tutukland›. Tutuklamalardan sonra ortaya ç›kan tablo ise Türkiye’de insan hayat›n›n ne kadar ucuz oldu¤u oldu. Çünkü inflaata bafllamak için gerekli olan ve yetersiz oldu¤u bilinen projeyi Ali Vedat Kaya’n›n milli görüfl gelene¤inden oldu¤u için Konya Büyükflehir Belediyesi’nden ald›¤›, inflaat tamamland›ktan sonra zemin kat›n ma¤aza olarak ve bodrum kat›n otopark olarak kullan›lmas› için kolonlar›n kesildi¤i; durumdan defalarca haberdar edilen müteahhit ve mühendislerin ise “birfley olmaz, takdir-i ilahidir”diyerek durumu idare etmeye çal›flt›klar› ortaya ç›kt›. Müteahhit Ali Vedat Kaya ve orta¤› ‹smail Canl›er’in yarg›lanmalar›na baflland›. Anayasan›n 383. maddesine göre “tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu ölüme sebebiyet vermek” suçundan yarg›lanacak olan müteahhit ve orta¤›, yüksek ihtimal ile 5 y›ldan fazla olmamak kayd› ile hapis cezas› ile yarg›lanacaklar. Ancak bu cezay› alsalar bile en fazla iki y›l hapis yat›p ç›kacaklar. ‹ki kiflinin de ifadesini alan savc›n›n 17 A¤ustos depreminde Ç›narc›k’ta yapt›¤› sitelerin y›k›lmas› sonucu 200’e yak›n insan›n ölmesine neden olan müteahhit Veli Göçer’in duruflma savc›l›¤›n› yapan Hasan Hüseyin Ak-

do¤an olmas› dikkatlerden kaçmayan baflka bir unsur oldu. Veli Göçer de on y›llara varan hapis cezalar› ile yarg›lan›p ceza indirimlerinden faydalanarak 8.5 ay hapis yat›p ç›km›flt›. Düzce, Dinar depremlerinde, Bingöl depreminde vb. yarg›lanmas›, cezaland›r›lmas› gereken insanlar›n büyük bir k›sm› da ya beraat etti ya da bir kaç ay hapis yat›p ç›kt›. Konya’da y›k›lan binan›n sorumlular› olan isimlerin de birkaç ay hapis yat›p ç›kacaklar› ve zaten as›l yarg›lanmas› gerekenin bu bir kaç isim olmad›¤› ortadad›r. Zaten bunu inkar etmeyen

devletin adalet bakanl›¤›n›n verileri de gerçekleri ortaya koyuyor. Marmara depremleri sonras›nda devletin aç›lan davalarda verdi¤i kararlar flöyle; * Kocaeli’de 932 ceza davas› aç›ld›. 921 dava müteahhitler lehine sonuçland›. * Sakarya’da aç›lan 418 davadan 394’ü müteahhitlerin lehine sonuçland›. * Yalova’da 108 ceza davas› aç›ld›. 44 dava sonuçland›, 12 davada müteahhitler beraat eti. *Düzce’de 447 ceza davas› aç›ld›. 473’ünden beraat karar› ç›kt›.

Kürtçe kurs flubelerine izin yok Özel Van Kürt Dili Ö¤renim Merkezi olarak aç›lmak istenen kursa, Milli E¤itim Bakanl›¤› taraf›ndan Özel Van Kürtçe Kurs ad›yla izin verildi. Uluslar›n kendi dil ve lehçelerini ö¤renmeleri engellenmeye çal›fl›l›yor. Daha önce de yang›n merdiveni olmad›¤› için izin verilmeyen kurs, flimdi de flubelerinin aç›lmamas› için engellenmeye çal›fl›l›yor. Kurs Müdürü Hasan Güven “fiimdiye kadar bize 3 bin 500 kifli baflvuru yapt›. Ancak biz 75 kifli ile e¤itime bafllayabiliriz. Ancak bu da bize çok s›k›nt› yaratacak. Verdi¤imiz isim kabul edilmedi¤i için Valili¤e itiraz dilekçesi verdik. ‹smi tekrar almak için tüm yollara baflvuraca¤›z” dedi.

Adana’da ise kursun aç›lmas› için 10 ayd›r beklenen belge daha gelmedi. Kurs Müdürü Abdurrahman Bak›r’›n en son görev yapt›¤› yerden sicil kayd› gelmedi¤i için belgesi verilmedi. 24 Aral›k 2003 tarihinde ‹stanbul ‹l Milli E¤itim Müdürlü¤ü’ne baflvuru yapt›¤›n› fakat hiçbir sonuç alamad›¤›n› söyleyen Bak›r; ‹stanbul ‹l Milli E¤itim’e baflvuru yapmadan önce Sicil Bürosu ile görüfltüm ve bir ifl için memuriyet sicil kayd›na ihtiyac›m oldu¤unu ve bu belgeyi ne zaman alabilece¤imi sordum. 1 gün içerisinde alabilirsin yan›t› geldi ama ben 24 Aral›k’tan bu yana hala bir haber alamad›m” dedi. (Mersin)


14-27 Şubat 2004

28

10

Piflmanl›k Yasas›’ndan beklentiler sonuçsuz kald› “TESL‹M‹YET GENELGES‹” DE EL‹N‹Z‹ BOfi BIRAKACAK!

Baflvuru süresi 6 fiubat 2004 tarihinde sona eren “Eve Dönüfl Yasas›”n›n kimseyi “eve” döndürememesi, “dönen”lerin ço¤unlu¤unun da hapishaneden olmas›, itirafç›lar›n baflvuranlar›n say›s›n›n hesaplanmas›nda yeralmas›na ra¤men 3 bin 107 kiflinin baflvurmas›, sistemin yeni uygulamalardan medet ummas›n›, buna paralel olarak da yeni bir genelgeyi gündeme getirdi. 20 Ocak 2004 tarihinde Adalet Bakan› Cemil Çiçek’in yay›nlad›¤› genelgeye göre; siyasi tutsaklar F, M, E, H, D Tipi hapishanelerde kalacak. Bu genelgeye göre “Yard›m ve yatakl›k” suçlamas›yla 169. maddeden tutuklu olanlar di¤er maddelerden tutuklu bulunanlarla iletiflim kuramayacak flekilde hapishanenin ayr› bir bölümünde tutulacaklar.

olmak üzere D, M, H ve E Tipi hapishaneden baflka bir hapishaneye sevkedilmek isteyenler “Örgütle ba¤›n› koparma” koflulunu yerine getirip bunu ispat edecekler! Örgütle ba¤lant›lar›n› kopard›klar› ise idare kurulu karar› ile tespit edilecek! Bunun yan›s›ra “hükümlülük sürelerinin üçte birini tamamlayanlar” da di¤er hapishanelere geçebilecek. Sözde yeni ama öz itibariyle devletin devrimci tutsaklar› teslim alma, bunun yan›s›ra örgütlü kimli¤in yokedilmesi/örgütsüzlefltirme sald›r›s›n›n bir parças›d›r bu genelge. Piflmanl›k Yasas› ile umdu¤unu elde edemeyen devlet, flimdi de bu yola baflvurarak, devrimci iradeyi teslim almay›, devrimci örgütleri ve Kürt Ulusal Hareketini tasfiye etmeyi amaçl›yor. Örgütlü gücün yenilemeyece¤ini çok iyi bilen sistem, devrimcileri yaln›zlaflt›rarak, yal›tarak, kimli¤ini yok ederek teslim almaya çal›fl›yor. Genelgeye

a¤›r elefltiri getiren hukukçular, hapishanelerin genelgelerle idare edilmeye çal›fl›lmas›n›n bafll› bafl›na bir sorun oldu¤unu dile getiriyorlar. Bu anlamda bütünlüklü ve evrensel hukuk kurallar›na uygun bir yasan›n olmas› gerekti¤ini vurguluyorlar. Genelgenin “Piflmanl›¤›n süreklilefltirilmesi” anlam›na geldi¤ini söyleyen hukukçular, kiflinin hapishaneye girmesinin “Örgütle ba¤›n›n koptu¤u” anlam›na geldi¤ini, baflka flartlar aranmas›n›n hukuk ilkeleriyle ba¤daflan bir yan› olmad›¤›n› belirtiyorlar. Toplumun büyük kesmi taraf›ndan elefltirilen F Tipi hapishanelerin, “kötü hapishane” oldu¤unun bu genelgeyle kabul edildi¤ini belirten hukukçular, hapishane koflullar›n›n düzenlenmesinin F Tipi ya da baflka bir hapishaneye sevk etme yetkisinin genelgeyle idareye verilmesinin tamamen hukuka ayk›r› bir uygulama oldu¤unu ifade ederek “ha-

pishane idare kurullar›na ikinci mahkeme gibi ifllev veriliyor” diye belirtiyorlar. Gerek F Tipi hapishanelerin uygulamaya konmas›nda, gerek D Tipi’ne nakillerde olsun sürekli vurguland›¤› gibi, bir kere daha vurgulamakta yarar var: Sistemin hapishanelere ve devrimci, komünist ve yurtsever tutsaklara sald›r›s›, d›flardan ba¤›ms›z de¤ildir. Sistemin yoksul ve ezilen halka dayatt›¤› sömürünün, bask›n›n bir parças›d›r. Devlet yoksul halk›n ç›karlar›n› savunan en bilinçli kesim olan devrimci ve komünistlerden bafllayarak kendi ç›karlar›na karfl› koyan tüm emekçi kesimlere karfl› farkl› uygulamalarla sindirme, yok etme, yaln›zlaflt›rma politikas›na baflvuracakt›r. Ancak defalarca söylendi bir kez daha yineliyoruz: Yap›lan hiçbir uygulama, devrimci iradeyi teslim alamaz! Bu genelgeyle de egemenlerin hevesi kursaklar›nda kalacak.

“ÖRGÜTTEN AYRIL” DAYATMASI Genelge ile baflta F Tipi hapishaneler

Ayd›n E Tipi’nde aileler endifleli Aylard›r çocuklara yap›lan çeflitli iflkenceler ile gündemden düflmeyen Ayd›n E Tipi Hapishanesi’nde çocuklar› bulunan aileler, aylard›r göremedikleri çocuklar›n›n sa¤l›¤›ndan endifleli. Çocuklar›ndan hiçbir haber alamad›klar›n› belirten aileler, çocuk ko¤uflunun da¤›t›larak adli tutuklular›n yan›na verildi¤ini iddia etti. Ayd›n Hapishanesi’nde yafllar› 14 ile 18 aras›nda de¤iflen çocuklar›n bulundu¤u çocuk ko¤uflunda, “kavga ettikleri ve isyan girifliminde bulunduklar›” gerekçesiyle birçok çocu¤a uygulanan görüfl-mektup yasa¤› devam ediyor. Çocuklar›n›n yaflam›ndan ve sa¤l›¤›ndan endifle duyan aileler yetkililerden çözüm bekliyor. O¤lu H.F’nin 3 ayd›r hapishanede oldu¤unu ve 2 ayd›r görüfl yasa¤›ndan dolay› görüflemedi¤ini belirten Anne Herdem F. (45), “Çocuklar içerideki bask›lardan dolay› çat›ya ç›km›flt›. O¤lum da onlar›n aras›ndayd›, o günden sonra üç ay görüfl yasa¤› alm›fl” dedi. Bayramda yap›lan aç›k görüfllere bile kendileri için izin verilmedi¤ini hat›rlatan

Herdem F. “O¤lum 2 gün önce 18 yafl›na girdi. Aylard›r haber alam›yorum. Cezaevine gittim görüflmeme izin vermediler. Bayramda bile görüfltürmüyorlar bu nas›l adalet?” diye konufltu. Çocu¤unun hapishanede apandistinin patlad›¤›n› ve son anda hastaneye yetifltirildi¤ini belirten C.R’nin (15) annesi Ayfer R. ise flunlar› söyledi: “O¤lumdan aylard›r haber alam›yorum. ‹syan girifliminde bulundu¤u için görüfl yasa¤› alm›fl. Yeni ç›kan biri bize haber verdi. Onlar› büyüklerin içine da¤›tm›fllar. 25 Aral›k 2003 tarihinde gece rahats›zlanm›fl, gardiyana söylemifller inanmam›fl, sonra durumu a¤›rlaflm›fl Ayd›n Devlet Hastanesi’ne kald›rm›fllar. Doktor apandistinin patlad›¤›n› söylemifl.” Hapishane savc›s›na konuyla ilgili görüflmek üzere gitti¤ini belirten anne Ayfer R., “Befl dakika izin istedim. Hastaym›fl merak etti¤imi söyledim. Ancak kesinlikle izin veremeyeceklerini söylediler. Avukat›m›z dilekçe yazd› ama yine ayn› sonucu ald›k” diye konufltu. (H. Merkezi)

Ulucanlar’da devlet hem katleden hem de davac› 26 Eylül 1999 tarihinde Ulucanlar Hapishanesi’nde 10 devrimci tutsa¤› katleden devlet, ayn› zamanda davac›. 85 tutsa¤›n yarg›land›¤› davada, devrimcilere sald›raran devlet, tutsaklar›n kamu mal›na zarar verdi¤ini iddia ederek Adalet ve Maliye Bakanl›klar›n› da davaya dahil etti. 28 Ocak tarihinde Ankara 3. A¤›r Ceza Mahkemesi’nde görülen davan›n duruflmas›nda Hasan Mentefle ve Nesrin Kirman ile hazine avukat› haz›r bulundu. Hazine avukat› Mentefle ve Kirman’›n hapishane idaresine karfl› isyan etti¤i, kamu mal›na zarar verdi¤i iddialar›nda bulundu. Yaflanan olaylarda tutsaklar›n sald›r›yla karfl› karfl›ya kald›¤›n› belirten Kirman ve Mentefle iddialar› kabul etmedi. Mahkeme heyeti savunmalar› al›nmayan san›klar›n adreslerinin belirlenmesi, adresleri tespit edilemeyen 13 san›¤›n g›yaben tutuklanmas›na karar vererek duruflmay› erteledi. 1 tutsak hakk›nda idam, 85 san›k hakk›nda 12 ile 47 y›l aras›nda de¤iflen a¤›r hapis cezalar› talep edilen davada 161 jandarma da 6. A¤›r Ceza Mahkemesi’nde yarg›lan›yor. Katliamdan sa¤ kurtulan tutsaklara arkadafllar›n› öldürdükleri iddias› ile dava açan devletin 161 jandarmay› nas›l yarg›layaca¤›(!) ise apaç›k ortadad›r. (Ankara)


11

28

14-27 Şubat 2004

TBMM ‹nsan Haklar›n› ‹nceleme Komisyonu Bolu F Tipi’ni inceledi

“Ferdî bazda kötü muamele devam ediyor!” TBMM ‹nsan Haklar›n› ‹nceleme Komisyonu’nun Bolu F Tipi Hapishanesi’nde yapt›¤› incelemeler sonucunda “Hapishanede yayg›n olmayan bir flekilde ‘ferdî bazda’ da olsa kötü muamele devam etmektedir” sonucuna ulaflt›¤› aç›kland›! Komisyon baflkan› Mehmet Elkatm›fl ile Komisyon üyeleri Cavit Torun, Hakan Taflç›, Yüksel Çorbac›o¤lu ve Faruk Ünsal’›n Bolu F Tipi Hapishanesi’yle ilgili raporu tamamland›. 30 dolay›nda tutsak ve gardiyanla görüflme yap›ld›¤› belirtildi. Bolu Cumhuriyet Baflsavc›s›’n›n verdi¤i bilgiye göre bir görevliye 1.1 tutsak düflüyor ve yeterli say›da infaz koruma memuru yok! Yap›lan aç›klamalar bir çifte standart› gözler önüne serdi; tutsaklara uygulanan üç kitap s›n›rlamas›n›n, bakanl›k talimat›yla kutsal kitaplar için uygulanmad›¤› aç›kland›. Siyasi tutsaklar›n dile getirdi¤i sorunlar flöyle: *Kitap getiren akrabalar›m›z gözalt›na al›nmakta, efllerimize “Niye bu adamla evlendin” denilerek psikolojik bask› yap›lmakta, *Hastalan›p doktora ç›kt›¤›m›zda, doktorun karfl›s›nda asker gibi bekletiliyoruz, muayene yap›lmadan sözlü bilgiye dayan›larak tefl-

histe bulunulup ilaç yaz›lmakta, *Hapishaneye girifl ve ç›k›fllarda iç çamafl›r›m›za dek arama yap›lmakta, *Sosyal alandan yararlanmam›z engelleniyor. Gardiyanlar›n olur olmaz flikayetiyle 8-12 ay sosyal alana ç›kma yasa¤› uygulanmakta, *Bize gelen ve gönderdi¤imiz mektuplardaki kelimeler Mektup Okuma Komisyonu taraf›ndan çi-

zilmekte, *Aramalarda cinsel taciz uygulanmakta, *Hücreden zorla ç›kar›larak dövülerek götürüldüm ve alt› ay sonra doktora ç›kar›ld›m, *Tutsaklar birbirleriyle notlarla haberleflirken ad›m yaz›l› oldu¤u için bir y›l sosyal alana ç›kma yasa¤› ald›m. Görüflülen gardiyanlar›n ise kendilerine iyi davranmayan tutsaklar üzerinde cayd›r›c› olmas› için(!) silah tafl›ma talebinde bu-

lundu¤u belirtildi. Maafllar›n›n düflüklü¤ünden yak›nan gardiyanlar, ailelerine zaman ay›ramad›klar›n› belirttiler. Komisyon raporunda, “Cezaevinde yayg›n olmayan bir flekilde ferdî bazda da olsa kötü muamelenin devam etti¤ini, bunda cezaevi idaresinin inisiyatif kullanmamas›n›n önemli etken oldu¤u” belirtildi! Ancak komisyon da çok iyi bilmektedir ki, hapishanelerde uygulanan politikalar, belli bir hapishaneye özgü de¤il, sistemin genel bask›c› politikalar›d›r. F Tipi hapishanelerin ne kadar insan haklar›na uygun oldu¤u (!) ortaya konmadan, sadece “ferdî” olarak göstermek sistemi aklama, F Tiplerini meflru gösterme çabas›ndan baflka birfley de¤ildir. Kald› ki yap›lan bask›c› uygulamalar, sistemden ba¤›ms›z “ferdî” olarak de¤il, tam tersi bilinçli bir politika olarak uygulanmaktad›r. Türkiye’deki onca insan haklar› ihlallerine, iflkencelere, hukuksuz uygulamalara dair tek söz etmeyen, F Tipi hapishanelerdeki “tecrit ve izolasyon” ile ilgili tek kelime etmeyen TBMM ‹nsan Haklar› Komisyonu, sözümona “demokratikleflti¤imiz” ve “AB’ye haz›r” hale geldi¤imizin ispat›(!) olarak göstermelik varl›¤›n› devam ettirmektedir. Onlar göstermelik raporlar›n› yaza dursun, tarih gerçekleri yazmaya ve nihai hükme do¤ru ilerlemeye devam etmektedir.

✔116 Mart Katliam› A‹HM yolunda Beyaz›t’ta yedi sol görüfllü ö¤rencinin öldürülmesiyle sonuçlanan ve tarihe “16 Mart Katliam›” olarak geçen katliamla ilgili yarg› süreci çeyrek asr› geride b›rakt›. Mahkemenin alt› y›ld›r M‹T’ten istedi¤i belge gönderilmedi¤i için sonuç al›nam›yor. Avukatlar davay› A‹HM’e tafl›ma karar› ald›. ‹lk olarak 1978’de aç›lan, 1982’de bir kiflinin tutuklanmas›yla sonuçlanan dava, avukatlar›n sahip ç›kmas›yla 1995’te yeniden bafllad›. 1997’de ‹stanbul Barosu bünyesinde kurulan “Susurluk Komisyonu”na gelen baz› belgeler katliam› ayd›nlatacak unsurlar tafl›yordu. Dönemin Ülkü Ocaklar› Baflkan› Lokman Kondakç› ile dönemin ‹çiflleri Bakan› Hasan Fehmi Günefl aras›nda katliam›n ayd›nlat›lmas›n› sa¤layacak bir görüflme yap›lm›flt›. 16 Mart davas›n› yürüten avukatlar M‹T’ten bu belgenin ve görüflme tutanaklar›n›n tamam›n›n gönderilmesini istedi. M‹T mahkeme karar›na uymad› M‹T, mahkemenin iste¤ine olumsuz yan›t verdi ve göndermemekte ›srar etti. Oysa belgenin büyük bölümü aç›klanm›fl, mahkemeye sunulmufltu. Belgeyi mahkemeye veren avukat Cem Alptekin hakk›nda “M‹T’in gizli belgelerini iffla etmekten” aç›lan dava beraatle sonuçland›. Belgenin gönderilmemesi ve Alptekin’e aç›lan dava sonunda avukatlar “M‹T mahkemeye müdahale ediyor, savunma hakk› k›s›tlan›yor” diyerek davadan çekildi. Katliam›n üzerinden 25 y›l geçti ve duruflmalar tan›ks›z, san›ks›z, avukats›z olarak dosya üzerinden sürüp gidiyor. Davan›n ikinci kez aç›lmas›nda etkili olan avukatlardan Hilmi Hanta “16 Mart’›n çözülmesi demek, 12 Eylül’ün çözülmesi demek. Aradan 25 y›l geçtigi halde M‹T belgeyi göndermiyor, deliller karart›l›yor, toplanmas› engelleniyor” dedi. Davay› yeniden bafllatan avukatlar›n yeniden biraraya gelece¤ini söyleyen Hanta: “Bu davayla ilgili bilgi ve belge sahibi tan›klar›n ortaya ç›k›p tarihi bir görevi yerine getirmelerini istiyoruz” diyerek dönemle ilgili belge sahibi olanlara ça¤r› yapt›.

Ayfle Nur Zarakolu mezar› bafl›nda an›ld› Belge Yay›nlar› Kurucusu ve Yay›n Yönetmeni ve ayn› zamanda ‹HD’nin kurucular›ndan Ayfle Nur Zarakolu, ölümünün ikinci y›ldönümünde sevenleri taraf›ndan mezar› bafl›nda an›ld›. Ayfle Nur Zarakolu için ölümünün ikinci y›ldönümünde Zeytinburnu Kozlu Mezarl›¤›’nda bulunan mezar› bafl›nda tören düzenlendi. Törene Ayfle Nur Zarakolu’nun efli Rag›p Zarakolu, o¤lu Deniz Zarakolu, ‹HD Genel Baflkan Yard›mc›s› Av. Eren Keskin, ‹HD ‹stanbul eski fiube Baflkan› Kiraz Biçici’nin yan›s›ra çok say›da sivil toplum kuruluflu temsilcisi ve sevenleri kat›ld›. Ayfle Nur Zarakolu’nun an›s›na bir dakikal›k sayg› duruflu ile bafllayan törende konuflan Eren Keskin, savafl›n çok yo¤un oldu¤u ve herkesin evinde oturdu¤u bir dönemde Ayfle Nur Zarakolu ile çok fley baflard›klar›n› söyledi. “E¤er biz bugün sokaklarda eskiye oranla biraz daha rahatsak, bu ödenen bedeller sayesindedir. Bunu unutmamak gerekir. Ayfle de o bedellerden biridir” diye konuflan Keskin, verdikleri mücadele sayesinde biraz daha

iyi durumda olduklar›n› dile getirdi. Keskin’in ard›ndan konuflan yazar Rag›p Zarakolu ise, efli Ayfle Nur Zarakolu’nun örnek oldu¤unu belirterek “Mücadele arkadafl›m› çok özlüyorum. Onun çok iyi bir direnci vard›. Mücadelede hepimiz için bir örnek teflkil ediyordu. Cezaevindeki tecrit karfl›s›nda çok duyarl›yd›. Ve bugün halen Türkiye’deki tecrit devam ediyor. Türkiye’deki insan›n direnci ve özgürlükçü yürüyüflü de buna karfl› kararl› bir flekilde devam ediyor. Ayfle de bu u¤urda kendini adad›. Kendini hiç önemsemeden önceli¤i insanl›¤a adad›. Ve bu u¤urda da bedel ödedi” dedi. diyen Kiraz Biçici ise, sözlerini “Güzel günleri yine Ayfle ile birlikte karfl›layaca¤›z. Onun coflkusu ve varl›¤› ile karfl›layaca¤›z” diye tamamlad›. Bar›fl Anneleri ‹nisiyatifi’ni temsilen Müesser Günefl, Tutuklu ve Hükümlü Yak›nlar› Birli¤i’ni (TUYAB) temsilen Güzel fiahin ve Yazar Sungur Savran’›n k›sa birer konuflma yaparak duygular›n› dile getirdi¤i tören, Zarakolu’nun mezar›n›n k›rm›z› güllerle süslenmesinin ard›ndan sona erdi. (‹stanbul)


14-27 Şubat 2004

28

12

Tutsak gazetecilerle dayan›flma Dünyada tüm gerici yönetimler, halk› daha rahat ve zahmetsizce sömürmek ve kendi etki alan› içinde tutmak amac›yla onlar›n bililnçsiz kalmas›n›, gerçeklerden uzak durmas›n› sa¤lamak, kitleleri yalan ve çarp›t›lm›fl haberlerle manipüle etmek için yo¤un u¤rafl verirler. Sözkonusu bilinçlenmek ve haber almak olunca, bu sald›r›lardan da en çok nasibini alanlar aras›nda görsel, iflitsel ve yaz›l› medya kurumlar› ve çal›flanlar› ya da konu özgülülnde “gazeteciler” yer al›r. Ancak “gazeteciler”in niteli¤i de önemli bir etkendir bu sald›r›larda. Zira kimi zaman sermayenin çeflitli kesimleri aras›ndaki ç›kar dalafl›ndana kaynakl› burjuva bas›n da bir tak›m sald›r›lara u¤ramas›na karfl›n bu sald›r›lar›n esas hedefi her zaman devrimci, sosyalist, yurtsever ve ilerici bas›n ol-

maktad›r. Ülkemizde de egemen s›n›flar›n ç›karlar› do¤rultusunda haz›rlanan Bas›n Yasalar› ile bu kesimlere karfl› yo¤un bask›lar sözkonusu. Mevcut bas›n örgütleri taraf›ndan sahiplenmenin de olmad›¤› bu koflullarda kurulan “Tutuklu Gazetecilerle Dayan›flma Platformu” bir aç›klama yaparak bu duruma da dikkat çektiler. Aç›klamada flu görüfllere yer verildi: “Onlar, halk›n haber alma hakk›n›, bas›n özgürlü¤ünü savunduklar› için tutukland›lar. Onlar ezilen, sömürülen, yaflamdan d›fllanan, ayr›mc›l›¤a tabi tutulan, en temel insani, demokratik haklar› gasp edilen halk›m›za kendi görüflleri do¤rultusunda ayd›nlatma çabas› içerisinde olduklar› için tutukland›lar. Ama onlar, gazeteci-yazarmuhabir kimlikleri nedeniyle de¤il, komplolarla yarg›lan›yorlar. Memik

Horuz, Necati Abay, Kambir Sayg›l› örneklerinde görüldü¤ü gibi...” Platform, hala tutuklu bulunan gazetecilerin isimlerini de flöyle s›ralam›fl: “Memik Horuz (‹flçi-köylü)-Tekirda¤ F Tipi Cezaevi, Nurettin fiirin (Selam Gazetesi) Kand›ra-F Tipi Cezaevi, Sinan Kara (Datça Haber Gazetesi)-Urla Cezaevi, Erol Zavar (Odak)-Tekirda¤ F Tipi Cezaevi, Erdal Tan (Odak)-Tekirda¤ F Tipi Cezaevi, Bülent Genç (Eme¤in Bayra¤›)-Edirne F Tipi Cezaevi, Mehmet Emin Tafltan (Özgür Halk)-Mersin Cezaevi, Özgen ‹fl (Mücadele Birli¤i)-Metris Cezaevi, Hatice Duman (At›l›m)-Gebze Cezaevi, Kemal Evcimen (Özgür Karadeniz Gazetesi)Sincan F Tipi Cezaevi.”

Soruflturma terörü protesto ediliyor Aç›lan soruflturmalar› protesto eden ö¤renciler birçok ilde çeflitli eylemler yapt›lar.

TPAO iflçilerinden hükümete faks ‹fl akitleri yenilenmedi¤i için geçti¤imiz hafta bir dizi eylem düzenleyen Türkiye TPAO geçici iflçileri, 28 Ocak 2004 tarihinde de AKP Genel Merkezi, Baflbakan R. Tayyip Erdo¤an, TBMM Baflkan› Bülent Ar›nç, Devlet Bakan› Ali Babacan ve Enerji Bakan› Hilmi Güler’e faks çekerek, yeniden ifle al›nmalar›n› istedi. Faks çekme eylemi için yaklafl›k 250 iflçi Petrol-‹fl Sendikas› Batman fiubesi önünde topland›. Burada iflçilere hitaben k›sa bir konuflma yapan fiube Baflkan› Nimetullah Sözen, iflçilerin ifle geri al›nmas› için ellerinden geleni yapacaklar›n› söyledi. Sözen’in konuflmas›n›n ard›ndan Merkez Postanesi’ne do¤ru yürümek isteyen iflçiler ile polis aras›nda k›sa süreli gerginlik yafland›. Toplu yürümesine izin verilmeyen iflçiler, 50’fler kiflilik gruplar halinde yürüyerek postaneye geçtiler. ‹flçiler gönderdikleri fakslarda hükümetin sorunlar›na duyars›z kald›¤›n› belirttiler. (H. Merkezi)

*28 Ocak 2004 tarihinde ö¤renciler kendilerine yönelik sald›r›lar› protesto için bir bas›n aç›klamas› yapt›lar. Daha önce YÖK’ü ve Irak’taki iflgali AKP önünde yapt›klar› eylemle protesto eden ö¤renciler hakk›nda dava aç›lm›flt›. Bunun üzerine dava aç›lan 24 ö¤renci ve yaklafl›k 200 ö¤renci ‹zmir Adliyesi önünde bas›n aç›klamas› yapt›lar. ‹zmir 9. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 2911 say›l› “Toplant› ve Gösteri Yürüyüflleri Kanunu”na muhalefetten yarg›lanan 24 ö¤renciye arkadafllar› mahkeme s›ras›nda destek oldular. Duruflma sonras›nda toplanan ö¤renciler yapt›klar› aç›klamayla YÖK’e ve iflgale karfl› ç›k›ld›¤› için yüzlerce ö¤renciye dava ve soruflturma aç›ld›¤› belirtilerek “ö¤renciler e¤itim hakk›n›n gasp›na karfl› ç›kt›¤› için yarg›lan›yor” denildi. Eyleme müdahale eden polisle ö¤renciler aras›nda k›sa süreli bir gerginlik yafland›. *Toplumsal olayalara kat›ld›k-

lar› gerekçesiyle haklar›nda idari soruflturma aç›lan Ege Üniversitesi ve 9 Eylül Üniversitesi ö¤rencisi 12 kifli 3 günlük açl›k grevine bafllayarak sald›r›lar› protesto etti. Yaklafl›k 200 ö¤renci hakk›nda aç›lan idari soruflturmay› protesto eden ö¤renciler 27 Ocak 2004 tarihinde açl›k grevine bafllad›lar. Befl tanesi ‹HD ‹zmir fiubesi’nde olmak üzere açl›k grevine bafllayan ö¤renciler soruflturma terörünün son bulmas›n› istiyorlar. *Ö¤renciler yaflanan sald›r›lar› protesto etmek için bir etkinlik de Konak-Sümerbank önünde yapt›lar. 30 Ocak 2004 tarihinde bir araya gelen ö¤renciler YÖK’ü elefltiren k›sa bir tiyatroyla etkinliklerini bafllatt›lar. Tiyatronun ard›ndan yap›lan bas›n aç›klamas›nda “”Baflta Ankara ve ‹stanbul olmak üzere tüm üniversitelerde yaflanan sald›r›lar her geçen gün art›yor. Sald›r›lara karfl› bafllatt›¤›m›z açl›k grevi boyunca yo¤un destek ald›k. Soruflturmalar ve aç›lan davalar e¤itim hakk› için verdi¤imiz mücadeleye karfl› yap›lan sald›r›lard›r” denildi. Aç›klaman›n ard›ndan bir süre türkülerle halay çeken ö¤renciler, sloganlar ve alk›fllarla eylemlerini bitirdiler. (‹zmir)

E⁄‹T‹M-SEN ÜYES‹ Ö⁄RETMENLERE DAVA 16 Ocak 2003 tarihinde E¤itimSen’in ald›¤› karar sonucu “Savafla hay›r” içerikli bas›n aç›klamas› yapan Bergama Anadolu Meslek ve K›z Meslek Lisesi ö¤retmenlerinden Sevim Akbulak, Asl› Aktürk, Özlem Çokmak, Zeynep Tomrukçay, Yaflar Çabuk ve iflyeri temsilcisi Bekir A¤can’a dava aç›ld›. Kendisi de E¤itim-Sen üyesi olan okul müdiresi Nuran Çeflmeci’nin flikayet etmesi sonucu aç›lan dava ise sürüyor. ‹lk duruflmada ö¤retmenlerin ö¤rencileri olay günü okul bahçesine ç›kard›klar›na iliflkin ö¤renci ifadelerinin de kendinde oldu¤unu söyledi. Geçici bir süreli¤ine ‹zmir Cumhuriyet Nevval Salih ‹flgören Anadolu Meslek ve K›z Meslek Lisesi’nde okul müdürlü¤ü yapan Çeflmeci, mahkeme ç›k›fl› E¤itim-Sen üyeleri ve yöneticileri taraf›ndan protesto edildi. E¤itim-Sen’liler Çeflmeci’nin üyelikten ç›kar›lmas› gerekti¤ini söylediler. Duruflma ise 1 Nisan 2004 tarihine ertelendi. (‹zmir) ‹ZM‹R BAROSU AÇTI⁄I DAVAYI KAZANDI 24 Nisan 2003 tarihinde Resmi Gazete’de yay›mlanan ve yürürlü¤e giren “Adli Ve Önleme Aramalar› Yönetmeli¤i”nin 9. ve 13. maddeleri gere¤ince “Okul ve resmi dairelerdeki arama ve denetimlerde hakim karar›na gerek yok” fleklindeki karara ‹zmir Barosu taraf›ndan itiraz edilmifl ve Dan›fltay’a dava aç›lm›flt›. ‹zmir Barosu açt›¤› davay› kazan›rken Baro Baflkan› Bahattin Özcan Acar sonuç ile ilgili olarak “mahkeme karar› olmadan okullarda arama yap›lamayacak” dedi. Bu maddelerin, özel hayat›n gizlili¤i, konut dokunulmazl›¤› ve temel haklar›n özüne dokunulamayaca¤›n› belirten anayasa maddelerine ayk›r› oldu¤unu da belirten Acar, ilgili kurumlar›n al›nan bu karara uymalar› gerekti¤ini belirtti. Dan›fltay’›n karar› sonucu Baronun talebi kabul edilirken itiraz edilen maddeler ise yürürlükten kalkm›fl oldu. (‹zmir) ÖZELLEfiT‹REMEY‹NCE KAPATIYORLAR Manisa Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan ve Et ve Bal›k Kurumu’na ait tesislerde 3 ayd›r kesim yap›lamad›¤›, bu yüzden trilyonluk tesis ve makinalar›n çürümeye b›rak›ld›¤› ö¤renildi. 1980 y›l›nda 170 dönüm arazi üzerine kurulan ve 9 y›l öncee devletin özellefltirme sald›r›lar› sonucu Özellefltirme ‹daresi Baflkanl›¤› (Ö‹B) taraf›ndan ihaleye ç›kar›lan Et ve Bal›k Kurumu (EBK)Ürünleri Afi Manisal› müteahhit Musa Kök taraf›ndan sat›n al›nm›flt›. ‹flçilerin uzun süre yapt›klar› eyleme ra¤men sat›lan tesisler kamuoyunun tepkisi üzerine özellefltirilmemifl ve sat›fl iptal edilmiflti. Özellefltirmenin iptal edilmesi üzerine üretimi düflürülen tesisler Ege’nin en büyük kesim tesisleri. fiu anda üretim yap›lamayan tesislerde iflçiler “e¤er üretime geçilmezse 18 so¤uk hava deposu ve trilyonluk tesisler çürüyecek” diyorlar. (‹zmir)


28

13

14-27 Şubat 2004

Kamu emekçileri yasalara karfl› alanlarda

Kamu Yönetimi Temel Kanunu’nun geri çekilmesi talebiyle KESK Bursa fiubeler Platformu AKP önünde 27 Ocak 2004 Sal› günü bir bas›n aç›klamas› yapt›. Fomara Meydan›’nda toplanan yaklafl›k 50 emekçi memur AKP il binas›na sloganlarla yürüdü. Yürüyüfl boyunca “AKP yasan› al bafl›na çal”, “Paras›z e¤itim paras›z sa¤l›k”, “Gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap verecek”, “Kölelik yasalar›na hay›r” sloganlar›n› hayk›ran emekçiler AKP il binas› önüne geldiler. Burada bir konuflma yapan Platform Dönem Sözcüsü Çetin Erdolu KYTK’n›n ve onu izleyecek olan Yerel Yönetimler ile Kamu Personel Rejimi yasa tasar›lar›n›n hizmetleri ücretli, ülkeyi ticarethane, halk› ise müflteri haline getirme amac› tafl›d›¤›n› belirtti. AKP’nin DB, IMF, WTO, TOBB ve TÜS‹AD gibi sermaye örgütlerinin sesine de¤il, halk›n ve emekçilerin sesine kulak vermesi gerekti¤ini vurgulayan Erdolu, taleplerini s›ralayarak KYTK’n›n geri çekilmesini istedi. Konuflman›n ard›ndan eylem “Zafer direnen emekçinin olacak”, “Emekçiyiz hakl›y›z kazanaca¤›z” sloganlar›yla bitirildi. * Adana AKP ‹l örgütü önünde gerçekleflen eylemde buluflan KESK Adana fiubeler Platformu üyesi bir grup emekçi, tasar›n›n geri çekilmesini istedi. Platformun dönem sözcüsü Tüm Bel-Sen fiube Baflkan› Cabir ‹neci, “Bas›n aç›klamalar›, paneller, vizite eylemleri, ifl b›rakma eylemleri,

iflyeri terketmeme eylemleri ve mitingler yapt›k. Ama IMF ve Dünya Bankas› gibi uluslararas› finans kurumlar›n›n talimatlar›n› uygulamakta kararl› görünen AKP hükümeti bu tepkilerimizi görmezden geliyor” diye konufltu. * E¤itim-Sen Gaziantep fiubesi’nde bir bas›n aç›klamas› yapan KESK Gaziantep Dönem Sözcüsü Yusuf fiahinler de, Kamu Yönetimi Temel Kanun Tasar›s› haz›rlan›rken valilerin, belediye baflkanlar›n›n, TOBB’un ve TÜS‹AD’›n görüfllerine baflvuruldu¤u halde KESK ve di¤er emek örgütlerinin yok say›ld›¤›n› belirtti. fiahinler, “Tasar› ölü do¤mufltur” diyerek, kamu hizmetlerinin merkezi planlamayla yerinden, do¤rudan, nitelikli, ulafl›labilir ve paras›z verilmesi gerekti¤ini söyledi. * Tasar›ya karfl› bir di¤er gösteri de Mersin’de yap›ld›. AKP Mersin ‹l binas› önünde bas›n aç›klamas› yapan KESK Mersin fiubeler Platformu üyeleri, AKP hükümetinin sa¤›r sultanl›k politikas›n› b›rakmas› gerekti¤ini söyledi. DEHAP, EMEP, SDP, Liman-‹fl, Petrol-‹fl ve Mersin Tabip Odas›’n›n destek verdi¤i bas›n aç›klamas›nda konuflan KESK Mersin fiubeler Platformu Dönem Sözcüsü Gürsel S›¤›n›r, Kamu Yönetimi Temel Kanunu’nun 1980’li y›larda bafllat›lan ‘Liberal ekonomiye geçifl’ uygulamalar›n›n son aya¤›n› oluflturdu¤una iflaret etti. S›¤›n›r, “Taslak hem üst düzey yöneticileri siyasal kadro haline getir-

mekte, hem de kamu hizmetinde istihdam›n ana gövdesini sözleflmeli personel üzerine kurmaktad›r” dedi. Aç›klama at›lan “Hükümet al yasan› bafl›na çal”, “Reform yalan hedef talan” sloganlar›yla bitirildi. * KESK Van fiubeler Platformu üyesi bir grubun AKP Van il binas› önünde yapt›¤› bas›n aç›klamas›nda konuflan KESK Dönem Sözcüsü ve

E¤itim-Sen fiube Baflkan› Metin Çak›r, Kamu Yönetimi Temel Kanunu Yasa Tasar›s›’n›n Meclis Komisyonu’nda gizli oturumlarla görüflülmeye baflland›¤›na vurgu yapt›. Çak›r, “AKP Hükümeti, tepkilerimizi hiçe sayarak, kapal› kap›lar ard›nda kendine göre düzenlemeler yap›yor. Bu çal›flmalar reform de¤il, kamu hizmetlerini tasfiye amaçl›d›r” dedi. (H. Merkezi)

KESK’ten sürgünlere protesto KESK son dönemde yo¤unlaflan sürgünlere ve Kamu Reformu aldatmacas›na tepki gösterdi. 28 Ocak 2004 Çarflamba günü Haydarpafla Numune Hastanesi önünde toplanan KESK ‹stanbul fiubeler Platformu tasar›n›n geri çekilmesini istedi. Eylemde söz alan SES Anadolu Yakas› fiube Baflkan› Özkan Tüm; kamu hizmetlerinin özellefltirilmesine karfl› demokratikleflme ve iflyerine sahip ç›kma mücadelesine devam edeceklerini söyledi. “Kölelik yasalar› geri çekilsin”, “‹nsanca yaflam, demokratik Türkiye” sloganlar›n›n at›ld›¤› eylemde iflçi sendikalar› da yer ald›. Özellikle son günlerde yo¤unlaflan sürgün sald›r›lar›na karfl› 29 Ocak’ta biraraya gelen KESK’e ba¤l› sendikalar bu uygulamay› k›nad›-

lar. Ankara’da Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlü¤ü önünde toplanan SES üyeleri ad›na konuflan KESK Genel Baflkan› Sami Evren bask›lar›n kamu emekçilerine silah çekmeye kadar vard›¤›n› söyledi. Coflkunun az oldu¤u gözlenirken Devlet Bakan› Güldal Akflit’in hukuk tan›maz tavr›na dikkat çekildi. ‹sanbul’da da Çemberlitafl Sa¤l›k Müdürlü¤ü önünde SES ‹stanbul fiubeleri ile Tabip Odas› taraf›ndan bir aç›klama yap›ld›. SES Aksaray fiube Baflkan› Songül Beydilli soruflturma ve k›nama cezalar›n›n verildi¤ini ifade etti. SES Anadolu fiubesi de Kartal Devlet Hastanesi önünde yapt›klar› eylem ile özellefltirmelere tepki gösterdi. (Ankara)


14-27 Şubat 2004

14

28

Kürtleri yeni tehlikeler bekliyor Irak’›n Erbil kentinde geçti¤imiz hafta içinde KDP ve KYB bürolar›na bombal› sald›r›lar düzenlendi. Bu sald›r›lar s›ras›nda yüzlerce insan yaflam›n› kaybetti. Bölgede yeni bir etnik çat›flman›n yaflanmas› tehlikesinin yan›s›ra Kürtleri daha zor günlerin bekledi¤i bugünden görülüyor. Bu konu ile ilgili Özgür Gündem gazetesi yazarlar›ndan Rag›p Zarakolu ile bir söylefli yapt›k.

Erbil’deki bombalama eylemleri de ‹stanbul’daki bombalama eylemi de bence çok karanl›k yönleri olan, sivil halk› hedef alan eylemler. Bir defa devrimci aç›dan bakt›¤›n zaman onaylanmas› mümkün olmayan, halk› hedef alan eylemler ve hedefleri aç›s›ndan da bu ülkede Türkiye’yi yada Kürt bölgesi ile Amerika’y› uzaklaflt›ran de¤il yak›nlaflt›ran eylemler. Kimler taraf›ndan yap›lm›fl olduklar› hala çok aç›k de¤il. Çünkü biz gerilla savafllar› tarihinden, halk direnifllerinden bu tür mücadelelerin yap›s›n› oldukça iyi biliyoruz. Ama bu eylemliliklerde bu yanlar› tafl›yan unsurlar yok.

- Irak’ta yaflanan geliflmeleri ve Kürtlerin son durumunu özetler misiniz? - ABD kendisi aç›s›ndan son derece hayati önem tafl›yan bir petrol kayna¤›n› denetim alt›na alm›fl oldu. Bilindi¤i gibi dünyadaki petrol kaynaklar› son derece s›n›rl›. Önümüzdeki on y›llar bu nedenle petrol için ciddi denilebilecek çat›flmalara gebe. Bu ayn› zamanda emperyalist ülkeler aras›nda rekabeti k›z›flt›ran bir neden. Örne¤in ABD müdahalesine karfl› AB’den sesler yükseldi. Bunun en önemli maddi nedeni ise uluslararas› hukuktan çok Irak pastas›ndan o dönemde Avrupa’n›n özellikle Fransa’n›n ve Almanya’n›n daha çok pay almak istemesi idi. fiimdi o pastan›n paylar› gitti. O paylar ABD ve onu destekleyenlerin hanesine yaz›ld›. Kürtlerin çok stratejik durumu söz konusu. Zaten on y›l› aflk›n bir süredir burada fiili olarak bir Kürt yönetimi oluflmufl durumda. Fakat bu, bölge hükümetlerinin hofluna gitmeyen bir olgu. Çünkü geçmiflten beri bölge ülkeleri herhangi bir Kürt oluflumunu kendi güvenlikleri aç›s›ndan en büyük tehdit olarak gördüler. Ve “s›n›r komisyonu” ad› alt›nda dört ülke geçmiflten beri toplant›lar yapt›lar. S›n›r sorunlar› ad› alt›nda tart›flt›klar› kendi bölgelerindeki Kürtler ve bunlar›n gelece¤i idi. fiimdi dört ülkede Irak da dahil olmak üzere ayr› bir Kürt devleti oluflumu hatta federal bir devlet olgusunu kötü bir örnek olarak kabul edip denemeye çal›fl›yorlar. Bunun için de güçlerini birlefltirebilirler. Her ne kadar birbirlerine karfl› pozisyonlarda olsalar bile Kürt sorunu onlar› birlefltiriyor. Halbuki gönül isterdi ki Kürt sorunu onlar› baflka aç›lardan birlefltirsin. Her biri Kürtlerin haklar›n› tan›yarak Ortado¤u’da bar›flç›l bir ortam›n yarat›lmas› olan Ortado¤u Halklar› Federasyonu’nun önünü açabilsin. Yani Kürtler niye bir birleflti-

rici unsur olmas›n, her birinin bafl›na sorun olacak yerde. Bu da mümkün. Halbuki daha farkl› bir politik bak›fl, daha farkl› bir dünya görüflü mümkün. Bunu gerçeklefltirebilecek olan ancak sosyalist dünya görüflü. Ortado¤u için de geçerli bu. Ortado¤u’da Türk, Arap, Fars milliyetçili¤i çok fazla ve kendi aralar›nda da bir çeliflki var. Ama Kürt sorunu gündeme geldi¤inde bu üç milliyetçilik gayet iyi anlaflabiliyor. Bu ise bölgeyi istikrars›z hale getiriyor. E¤er bu ülkeler gerçekten rahats›zlarsa emperyalizmin müdahalesinden kendileri Kürt sorununu çözmek ve çözüm hakk›n› vermek zorundalar. Vermedi¤i sürece bu bölgelere yap›lan müdahaleleri meflrulaflt›rma arac› olacakt›r. 1990 y›l›nda Körfez Savafl› patlak verdi¤i zaman Irak’ta yaflayan Kürt halk› kahramanca ayakland›. Ve kendi güçleri ile BAAS güçlerini yaflad›¤› yerlerden kovmay› baflard›. Ama Saddam’›n elinde bulunan hava gücünün a¤›r bombard›manlar› sonucu bu ayaklanma zehirli gaz kullanma tehdidi nedeni ile k›sa zamanda s›n›rlara do¤ru milyonlarca insan›n göçüne dönüfltü. E¤er o dönemde Amerika (Kürtleri seviyordu madem) Saddam’›n hava güçlerini engelleseydi Kürtler kendi kendilerini kurtarm›fl olacaklard› zaten. Ve kurtar›c›ya ihtiyaç olmayacakt›. Ama Amerika önce Kürtlerin ezilmesine izin verdi. Daha sonra da onlar›n “kurtar›c›s›” oldu. - Son olarak yaflanan bombalamalara gelirsek... - ‹ki Kürt partisine, iki hükümet

Kürtler emperyalistler taraf›ndan defalarca sat›ld› Ortado¤u’da. Buna yeni bir flat›fl›n eklenmemesi için hiçbir neden yok. Çünkü onlar aç›s›ndan önemli olan kâr hesaplar›, zarar hesaplar›. Terkedildikleri zaman ne olur? Bence en büyük tehlike bu. Ben inan›yorum ki Amerika terketmek zorunda kalacak bölgeyi.

partisine bombal› sald›r›lar düzenlendi. ‹stanbul’da yaflanan sald›r›lar› izledi bu sald›r›. Böylece ABD’nin bölgeye girifli ile birlikte sadece bu bölgede istikrar de¤il Türkiye’de ne kadar asker yollamasada ayn› flekilde bütün bu çeliflkilerden mahrum kalamayaca¤› anlafl›ld›. Bugün Kürt bölgesinin de ayn› flekilde bütün bu çeliflkilerden mahrum kalamayaca¤› anlafl›ld› bu bombalama eylemleri ile. Yani Amerika’ya sa¤lad›klar› destek nedeni ile iki halk da bu eylemlerin bir anlam› ile hedefleri haline gelmifl oldular. Bu bak›mdan bütün bu sorunlar›n afl›lmas› için emperyalizmin özellikle de ABD emperyalizminin bölgeden elini çekmesi gerekiyor. Emperyalist güçler elini çekti¤i vakit, bölge halklar› aç›s›ndan binlerce y›ldan beri birlikte yaflama kültürü var. Bölgeye gelen milliyetçilik hastal›¤› da zaten bat› patentli bir hastal›k. Yani bölgede kökleri olmayan, yapay, abart›lm›fl, sömürge devletler taraf›ndan güçlendirilmifl gelenek, iterek, kakarak, asimile ederek zorla tek bir millet yaratmaya dönük projeler farkl› farkl› ülkelerde uygulamaya konuldu. fiimdi bu projenin iflas etti¤i anlafl›l›yor. O zaman Bütün Ortado¤u’daki devrimci sosyalist güçlerin kendi deneyimlerini birbirlerine aktararak önlerine demokratik-sosyalist bir Ortado¤u Halklar› Federasyonu yaratmak için bir program oluflturmalar› gerekiyor. Yani ben inan›yorum ki ne Amerika’n›n dayatt›¤› bir biçimsel demokrasi ne de ›rkç› diktatörlükler Ortado¤u halklar› için bir çözüm olamaz. ☞


28 - ABD emperyalizminin Irak iflgalinde ve sonras›nda en rahat hareket etti¤i bölge Irak Kürdistan›. Bu durum bölge halk›n›n Kürtlere yönelik tepkisine neden oluyor mu? - Kürtlerin kendi kaderini belirleme hakk› oldu¤unu düflünüyorum. Bunun için de özerklik, federasyon ve ba¤›ms›zl›k konusunda tek karar mercii Kürt halk›n›n kendisidir. Bir ba¤lant› içinde yine Kürtlerin kendi politik seçimlerine de sayg› gösterilmeli. fiu anda en önemli unsurun daha az sanc›l›, daha az kay›ps›z birli¤in sa¤lanmas› oldu¤unu düflünüyorum. fiimdi Kürtler bu uluslararas› çat›flma ortam› içinde ayn› 1. ve 2. Dünya Savafllar›nda oldu¤u gibi kendisine potansiyel görece özerk bir alan sa¤lam›fl oldular. Fakat bunu güvenli bir durum olarak kabul etmemek gerekir. Bence Kürtleri Amerikan iflbirlikçisi olarak tan›mlamak do¤ru de¤il. fiu anda meydana gelmifl uluslararas› bir politik denge içinde onlar kendi güvenliklerini ve geleceklerini sa¤lamaya çal›fl›yorlar. Uluslararas› politikada benzeri durumlar› daha önce de yaflad›k. Örne¤in Sovyetler Birli¤i’nin faflizme karfl› Amerika ve ‹ngilizler ile ifl birli¤i politikas›na girdi ve kimse ifl birlikçi olarak suçlamad›. Tehlikelerin de fark›ndalar ama kendilerini daha iyi anlatmalar› gerekiyor. Yani bu etiketi üzerlerinden atmalar› gerekiyor. Erbil’deki bombalama eylemleri de ‹stanbul’daki bombalama eylemi de bence çok karanl›k yönleri olan, sivil halk› hedef alan eylemler. Bir defa devrimci aç›dan bakt›¤›n zaman onaylanmas› mümkün olmayan, halk› hedef alan eylemler ve hedefleri aç›s›ndan da bu ülkede Türkiye’yi ya da Kürt bölgesi ile Amerika’y› uzaklaflt›ran de¤il yak›nlaflt›ran eylemler. Kimler taraf›ndan

15

yap›lm›fl olduklar› hala çok aç›k de¤il. Çünkü biz gerilla savafllar› tarihinden, halk direnifllerinden bu tür mücadelelerin yap›s›n› oldukça iyi biliyoruz. Ama bu eylemliliklerde bu yanlar› tafl›yan unsurlar yok. fiimdi flu an Irak’taki Kürt bölgesinde de böylece bir savafl alan›n›n yarat›lm›fl oldu¤unu görüyorum. Daha önce böyle bir tehlike Kürt bölgesinde Türkiye aç›s›ndan vard›. Türkiye’nin bölgeye gidip müdahale ederek buran›n bir çat›flma alan› haline gelmesi tehlikesi vard›. fiimdi bu tehlikenin Güney’de de meydana geldi¤ini görüyoruz. Kürt halk› aç›s›ndan oluflan tehdit devam ediyor. Çünkü fiili dünya dengeleri

14-27 Şubat 2004

ile bazen geçici olarak özgürlük kazan›labilir ancak bu özgürlük gerçekten çok sa¤lam temellere oturtulmal› ve uzaktan desteklerden çok bölge halklar›n›n da deste¤ini kazanabilmeli. Çünkü uzaktan gelen destek bir gün gidebilir. Bu defalarca yaflanm›flt›r. Çünkü Kürtler emperyalistler taraf›ndan defalarca sat›ld› Ortado¤u’da. Buna yeni bir flat›fl›n eklenmemesi için hiçbir neden yok. Çünkü onlar aç›s›ndan önemli olan kâr hesaplar›, zarar hesaplar›. Terkedildikleri zaman ne olur? Bence en büyük tehlike bu. Ben inan›yorum ki Amerika terketmek zorunda kalacak bölgeyi. Fakat yerinde bir y›k›nt›, bir kaos b›rakacak. Buna karfl›

fiimdi dört ülkede Irak da dahil olmak üzere ayr› bir Kürt devleti oluflumu hatta federal bir devlet olgusunu kötü bir örnek olarak kabul edip denemeye çal›fl›yorlar. Bunun için de güçlerini birlefltirebilirler. Her ne kadar birbirlerine karfl› pozisyonlarda olsalar bile Kürt sorunu onlar› birlefltiriyor.

devrimci ve sosyalist güçlerin çok ciddi projeler üretmesi gerekiyor. Çözümsüzlük politikalar›n›n art›k devri kapand›. Çünkü dünyada art›k kaçacak yer kalmad›. Çünkü pasta ufalmaya bafllad›. Böylesi politikalar karfl›s›nda dünya halklar›n›n gösterece¤i bir karfl› politika, güç oluflturma, karfl› bir çekim merkezi oluflturmas› gerekiyor. Bunun zorunlulu¤u var. Bunun ilk ad›m› da halklar aras›nda kardefllik, dostluk duygular›n›n güçlendirilmesi ve kimliklere sayg›. - Son olarak “Topluma Kazand›rma Yasas›” yani Piflmanl›k Yasas›’n›n süresi doldu. Ve devlet bu yasadan bekledi¤i sonucu alamad›. Bunu nas›l de¤erlendiriyorsunuz? Topluma Kazand›rma Yasas› süslü püslü, makyajl› sunuldu ama de¤iflmeyen bir yaklafl›m. Ayn› yaklafl›m sergilendi. Bu yüzden daha önce nas›l sonuç al›nmad›ysa bundan da bir sonuç al›nmad›. Yani bu ifli gerçekten e¤er bir sorun olarak görüyorsan›z önünüze koyup, kafa yorman›z gerekir. Bu zaten gayr› ciddi bir yaklafl›md› bence. Oluflmufl baz› gerçekler var. Bu gerçekleri görmek ve bu temelde hareket etmek gerekir. Tarihte belli sayfalar çevrildi ise, belli gerçeklikler yafland› ise onlar› yok sayamazs›n›z. Türkiye’de e¤er 15 y›ll›k bir çat›flma ortam› yafland› ise ve ondan önce yine bir iç savafl dönemi yafland› ise bütün bunlar›n toplu olarak muhasebesi yap›lmak zorunda. Yok saymakla, imha etmekle çözülmedi¤i ortada. Ve her fley var. Yani ne Türkiye’de sol ortadan kalkt› ne de Kürt ulusal hareketi kalkt›. Çünkü bunlar sosyolojik temelleri olan bilimsel gerçekler. Bu bak›mdan bu yasan›n zaten iflas edece¤i belli idi. Demek ki baflka bir flekilde kafa yormak gerekiyor.


14-27 Şubat 2004

16

28

Hindistan’da çeliflkilerin ve s›n›f mücadelesinin merkezlerinden

ANDHRA PRADESH’de devlet terörü Yoklu¤un ve yoksullu¤un tablosunun en ince ayr›nt›lar›na kadar çizildi¤i ama bununla da yetinilmeyip o ›fl›lt›l› rengarenk zenginlikle kontras›n alabildi¤ine iç içe geçirilerek bu gri rengin hakim oldu¤u tablonun tamamland›¤› bir ülke Hindistan. bat’taki evinde tan›flm›flt›k. Dr. Laxman motosikletli kifliler tararf›ndan defalarca kaç›r›larak ayn› tehditlere maruz kal›yor. Laxman, kendisini kaç›ran kifliyi de tan›yor: bu kifli Halk Savafl› saflar›ndayken teslim olan Nayeemudin. Nayeemudin’in ismi daha birçok kez karfl›m›za ç›k›yor. En son 6 Kas›m 2003’te kaç›r›lan Laxman’›n yaflam›n›n hala tehlikede oldu¤u aç›k, zira en son “fake encounter”da katledilen iki kiflinin de ölümüyle ilgili olarak polis yine Laxman’›n ad›n› dillendiriyordu. ÖZEL SUÇ ÇETELER‹N‹N KATL‹AMLARI Andhra Pradesh’de teslim olan Naxalistlerden özel olarak kurulmufl suç çeteleri öldürme, tehdit etme, bask› uygulamalar›nda polis taraf›ndan yayg›n olarak kullan›l›yor. Bunlar kendilerini “Kaplanlar” olarak tan›t›yorlar ve say›s›z suça imza att›klar› sabit oldu¤u halde ellerini kollar›n› sallayarak geziyorlar. Bu çetelerin en vahfli suçlar›ndan biri Belli Lalitha adl› genç k›z›n katledilmesi. Haydarabat’ta görüflülen anne, k›z›n›n 26 May›s 1999’da bu çete taraf›ndan katledildi¤ini ve bedeninin parça parça edilerek bölgenin çeflitli yerlerine at›ld›¤›n› anlat›yor. Haydarabat’ta, daha önce ad› geçen Nayeemudin taraf›ndan Kas›m 2003’te gündüz vakti, sokak ortas›nda bafl› k›l›çla uçurulan Andhra Pradesh Sivil Haklar Komitesi yöneticisi Avukat Tatina Purushotham’›n efli Jyoti ile görüflüyoruz. Jyoti ac› dolu hikayesine ra¤men güçlü bir kad›n. fiu anda da Andhra Pradesh Chaitanya Mahila Samakhya adl› kad›n örgütünün baflkanl›¤›n› yap›yor. Jyoti’nin k›z kardefli de efliyle birlikte gerilla iken Guntur bölgesinde katledilmifller. fiEH‹T A‹LELER‹ KOM‹TES‹ Köy köy ziyaretlerin birinde araba durup, afla¤›ya indi¤imizde etkileyici bir manzarayla karfl›lafl›yoruz. Yolun

karfl›s›nda küçük bir binan›n üzerinde befl ustan›n resimleri ve orak çekiçli bayraklar bizi heyecanland›r›yor. Gerçi Hindistan’da 5 usta olmasa da orak-çekiç, k›z›l bayrak, devrim (ink›lap) vb. simgeler oldukça yo¤un. Bunlara bir duvarda, bir evin çat›s›nda ya da dükkanlarda rastlamak mümkün. Kuflkusuz bu Hindistan Komünist Partisi gibi ülkenin faflist bir partisinin ve benzeri

farkl› geliyor. Ama faflizm bizim ülkemizde zor yoluyla bu de¤erlere ait simgeleri yok etmeye çal›fl›l›rken, Hindistan’da ise tam tersi suland›rarak de¤erleri karartmaya, halkta güvensizlik yaratmaya çal›fl›yor. Yöntemler farkl› olsa da sonuç ayn› yöne ç›k›yor. Yine de bir yerlerde bu simgeleri böyle aç›kça görmek bizleri coflkuland›r›yor. Sonuçta buras›n›n Hindistan Komünist Par-

Kabilelere yönelik sald›r›lar›n yo¤unlu¤unun nedeni olarak, onlar›n yaflad›klar› alanlar›n ormanl›k alanlar olmas›ndan kaynakl›, poliste varolan Halk Savafl› savaflç›lar›na su ve yiyecek verdikleri yarg›s› gösteriliyor.

birçok partinin kulland›¤› simgeler oluyor. Yoksa Maoist hareketin ad›n› bile ortal›kta, özellikle Andhra Pradesh gibi yerlerde söylemek öyle kolay de¤il. Ama bizim ülkemizdeki özellikle 1980 AFC süreciyle birlikte dilimizden devrim kelimesinin silinmesi, devrim ad›n› tafl›yan okullar›n ad›n›n ink›lap vb. flekillerde de¤ifltirilmesi ya da renklerin yasaklanmas›, üç rengin bir araya gelmesinin yasaklanmas› düflünüldü¤ünde

tisi (ML)’nin bürosu oldu¤unu ö¤reniyoruz. Bu parti, HKP(ML) içinde 1967 y›l›nda komünistlerin bafl›n› çeken Charu Mazumdar önderli¤indeki ayr›flmada yasal yollar›na devam eden ve Halk Savafl›’n›n yeni revizyonistler olarak adland›rd›¤› parti. Ancak bu partinin de az say›da askeri birlikleri var ve somut sorunlar üzerinde Halk Savafl› ile ortak hareket edebiliyorlar. fiehit Aileleri Komitesi ile görüflmemiz de

onlar›n bürosunda gerçeklefliyor. Komite, çocuklar›n› bu savafl içinde flehit vermifl aileleri bir araya topluyor, onlara yard›mc› oluyor ve aralar›ndaki dayan›flmay› gelifltiriyor. Piduguralla köyündeki bu binada görüflülen ailelerin hepsi çocuklar›n›n adalet için savaflt›klar›n›, kötü bir fley yapmad›klar›n› söylüyor. Ama yine de gözlerinden süzülen yafllara da engel olam›yorlar. Bu Komite de devlet teröründen sürekli olarak paylar›na düfleni al›yorlar; evleri bas›l›yor, kaç›r›l›yor, Naxalistlerle iliflkileri kurulmaya çal›fl›l›yor. KOM‹SYONUN ÇALIfiMASI POL‹S‹ RAHATSIZ ED‹YOR Guntur Bölgesindeki çal›flmada, yerel bas›n sürekli Komisyonla birlikte hareket ediyor ve her görüflmeden sonra Komisyon üyelerinin duygu ve düflüncelerini alarak gazete ve televizyonlar›nda yay›nl›yorlar. Bu, bir yan›yla bölgede özellikle APCLC gibi ilerici örgütlerin yerel çal›flmas›na katk›da bulunsa da di¤er yandan polisin dikkatlerini de Komisyon’un üzerine çekiyor. O zamana kadar köy yolculuklar›nda özel polis güçlerince durdurulan arabam›z, içindeki biz yabanc›lar› görünce gitmemize izin verilirken bu haberlerin de etkisiyle polis, Komisyon’a haber göndererek karakola ça¤›r›yor üyeleri. Önce kendilerinin de Komisyon’a kendi cephelerinden “bilgi” verece¤i düflünülüyor ama karakola gelindi¤inde durumun hiç de öyle olmad›¤› ilk anda belli oluyor. Kamera kapatt›r›l›yor, Hindistanl› Komisyon üyelerinden bir kifli d›fl›nda içeri kimse al›nm›yor, sald›rgan bak›fllarla pasaportlar isteniyor. Ve tabi bu arada karfl› propaganda da bafll›yor. Üzerinde “Sweat memories=Tatl› hat›ralar” yazan bir albüm konuluyor önümüze ve “Naxalistlerin cinayetleri” dedikleri foto¤raflar gösteriliyor. Bunlardan bir k›sm› oldukça tan›d›k, ziyaret edilen köylerde devlet


17

28

Köy köy ziyaretlerin birinde araba durup, afla¤›ya indi¤imizde etkileyici bir manzarayla karfl›lafl›yoruz. Yolun karfl›s›nda küçük bir binan›n üzerinde befl ustan›n resimleri ve orak çekiçli bayraklar bizi heyecanland›r›yor. kabile ailesi yafl›yor. Köye bak›ld›¤›nda hangi yüzy›lda yaflad›¤›n›z› unutman›z çok do¤al, zira içlerinde birkaç mutfak malzemesinden baflka bir fley olmayan ve her yanda yoksullu¤un ve sefaletin izlerinin görüldü¤ü bu köyde yüzy›l›n hiçbir “nimetini” bulmak mümkün de¤il. Bir anda Komisyon’un etraf›n› saran hatta eflleri katledilen kad›nlar›n ayaklar›na kapand›klar› Komisyon üyelerinin bu köyde 5 Ocak 2003 tarihinde polis taraf›ndan hiçbir aç›klama yap›lmaks›z›n 3 erkek evlerinden al›narak bilinmeyen bir yere götürülüyorlar. Hemen o gece vahflice katledilen üç kiflinin eflleri olaydan habersiz 35 km uzakl›ktaki Vinukonda kasabas›na giderek efllerini polisten soruyorlar. Polis onlar› oyalarken, olay gazetelerde bile yer alm›fl durumdad›r. Cesetlerin bulundu¤u yer ise hemen köyün ç›k›fl›nda. Buralarda kanl› cesetlerin bulundu¤unu düflünmek ürpertici bir so¤ukluk veriyor insana, Hindistan’›n yak›c› s›ca¤› alt›nda. Köyde, bu sahte çat›flmada yaflamlar›n› yitirenler için bir de an›t mezar benzeri bir fley yap›lm›fl köylüler taraf›ndan. Aileler APCLC avukatlar› arac›l›¤›yla mahkemeye baflvurarak dava aç›yorlar, ancak mahkeme karar›na ra¤men polis mezarlar›n aç›lmas›na izin vermiyor ve mahkeme sürüyor. Yine devrimci bir yazar ve ayn› zamanda Halk Savafl› liderlerinden olan Koumidu ve efli Latha da böyle bir “fake encounter”da katledilenlerden. Gerçekte ise 22 Ekim 2003’te evlerinden al›narak, da¤l›k bir bölgede korkunç iflkencelerden geçirilerek Özel Polis taraf›ndan vurularak öldürülüyorlar. Silah sesleri, yak›nlarda bulunan köylüler taraf›ndan duyuluyor. 15 y›l-

l›k devrimci yaflam› olan Latha ve devrimci faaliyet için geldi¤i bölgede evlendi¤i yine devrimci bir lider olan Koimidu’nun katledildi¤i yerde de Komisyon inceleme yap›yor. VAHfi‹ ‹fiKENCE METOTLARI Eyalette görüflülen iflkence ma¤durlar›n›n anlat›mlar› iflkencenin en a¤›r ve en vahfli biçimlerini gözler önüne seriyor. Silindir iflkencesi, ask›, elektrik en beterleri aras›nda yer al›yor. Ve konuflulan ma¤durlar, sadece bunlar› anlatt›klar› için yeniden ayn› iflkencelere maruz kalabileceklerini söylüyorlar. Ve yine en afla¤›l›k iflkence yöntemlerinden biri olarak tecavüz de Andhra Pradesh’li kad›nlar›n maruz kald›klar› yöntemlerden biri. Böyle bir iflkenceye maruz kalan genç k›zlarla görüflmek üzere önce Davupalli köyüne do¤ru yola ç›k›yoruz. Uzun yolculuk sonras› bir sürpriz bekliyor bizi. Zira hemen köyün giriflindeki evde yaflayan ve tecavüze u¤rayan k›z, arabay› görür görmez kaçarken, annenin ac›l› ve öfkeli hayk›r›fllar›na tan›k olunuyor. Ne söyledi¤ini çevirecek olan ve bu ziyaretlere ev sahipli¤i yapan hukuk profesörü, evin kap›s›na çökerek ne söyleyece¤ini bilemiyor. Sonra güç bela anlat›yor kad›n›n söylediklerini. Bir hafta önce bu ziyaret için kendileriyle görüflülen kad›n flöyle ba¤›r›yor: “Sizler buradan ç›k›p rahat evlerinize döneceksiniz. Ama sonra buraya yine polis gelecek ve bize zulmedecek. Sizler rahats›n›z, en iyi yemekleri yiyorsunuz, bu yüzden beyazs›n›z. Ama biz böyle çal›fl›-

yoruz ve yafl›yoruz. O yüzden rengimiz siyah”. Bu öfkenin hedefi biz de¤iliz belki ama bu insanlar›n yaflam koflullar› ve kendilerine uygulanan terör düflünüldü¤ünde k›z›lacak ya da flafl›racak bir tav›r da de¤il. Ama profesör, belki de daha bir hafta önce görüflüldü¤ü için flaflk›nl›¤› biraz daha uzun sürüyor. ‹kinci köydeki tecavüze u¤rayan genç k›z, gözlerinde o an› yafl›yormuflças›na korku, ac› ve dehfletle anlat›yor yaflad›klar›n›. Yaflad›¤› bu iflkencenin henüz üzerinden 4 ay geçmiflken bu iflkenceyi unutmas› da beklenemezdi. Veldurthi köyünden Anjamma, iki k›z arkadafl›yla 26 Eylül 2003 tarihinde polis taraf›ndan gözalt›na al›n›yor ve üçüne de tecavüz ediliyor. Naxalistlerle iliflkileri konusunda bilgi isteyen polisin sorgusuna karfl› Naxalistlerle iliflkisini reddeden genç k›zlar 4 gün sonra serbest b›rak›l›yorlar. Kad›n örgütlerinin yard›m›yla dava açmak istiyorlar ama Hindistan’da tecavüze karfl›l›k cezalar zaten çok azken, böyle bir dava da aç›lam›yor. Köyde kal›fl›m›z k›sa sürüyor, zira Anjamma’n›n korku ve ac› dolu güzel gözleri fazla soru sorulmas›n› da engelliyor. Kabilelere yönelik sald›r›lar›n yo¤unlu¤unun nedeni olarak, onlar›n yaflad›klar› alanlar›n ormanl›k alanlar olmas›ndan kaynakl›, poliste varolan Halk Savafl› savaflç›lar›na su ve yiyecek verdikleri yarg›s› gösteriliyor. KÖYLÜLERE AÇILAN DAVALAR Halk›, Halk Savafl›ndan ayr› tutmak ve deste¤ini kesmek için kullan›lan yöntemlerden biri de mahkemelerde aç›lan davalar oluyor. Böyle yarg›lamalara maruz kalan köylerden ikisine yap›lan ziyarette köylülerin anlat›mlar› hem Halk Savafl›’n›n gücü hem de devletin bu güç karfl›s›ndaki çaresizli¤ini gözler önüne seriyor. Gummanam Padu köyünde 117 köylü soygun suçlamas›yla yarg›lan›yor. 18/19 A¤ustos tarihlerinde Parti’nin büyük toprak sahiplerinin evlerini basarak ürünlerine el koymas› ve bunlar› köylülere da¤›tmas› sonras› polis köye bask›n düzenleyerek, köylüleri kamyona dolduruyor ve gözalt›na al›yor. Bu köy 5000 kiflilik nüfusuyla büyük bir köy ve köyde üç topluluk yafl›yor. Hindular, Müslümanlar ve H›ris-

14-27 Şubat 2004 tiyanlar. Hindular di¤erlerine göre çok daha zenginler ve politik olarak yönetim sisteminde de sadece onlar var, di¤er iki topluluk ise çok yoksullar ve ezilen-sömürülen kesimi oluflturuyorlar. Topraklar›n büyük k›sm› da Hindulara ait, di¤erleri çok düflük ücretlerle onlar›n topraklar›nda çal›fl›yorlar. Köylere sadece geceleri elektrik veriliyor, bu da sadece köye girifl ç›k›fllar› denetleyebilmek için. Tutuklanan köylülerin hepsi de bu yoksul kesimde yer alan insanlar. Benzer bir sald›r›ya u¤rayan di¤er bir köy de Pamidipadu köyü. 14 Nisan 2003 tarihinde köye 35 km uzaktaki bir bankan›n Halk Savafl› taraf›ndan soyulmas› üzerine köyü saran polisler, erkekleri toplayarak götürüyorlar. Kad›nlar bunun üzerine isyan ediyorlar ve polis onlara karfl› da sert bir flekilde yan›t veriyor ve üzerlerine atefl aç›yor. Direnifllerini anlatan kad›nlar›n gözlerindeki gurur aç›kça görülüyor. Köyden 5 kifli hala tutuklu bulunuyor ve mahkemeleri de sürüyor. TEHD‹T, KAÇIRMA, EV BASKINLARI VB YÖNTEMLERLE BASKI Gerçekleri Araflt›rma Komisyonu, faaliyetlerinden dolay› birçok bask›yla karfl› karfl›ya kalan insanlarla görüflme imkan› buldu, bu 5 günlük süreç içinde. Guntur bölgesinde ilk durak yeri Vinukonda kasabas›ndaki APCLC’li avukat Ch Murthy’nin evi oluyor. Eyaletten ayr›ld›¤›m›z ana kadar yan›m›zda olan ve Türkiyeli dostlara “Lal salam” diyen Murthy, geçmiflte gördü¤ü iflkencelerden dolay› yoruldu¤unda a¤r›yan bacaklar›yla her fleye koflturmaktan geri durmad›. Murthy’nin yaflad›¤› bask›lara geçmeden önce yaflad›¤› Vinukonda kasabas›n› da anlatmak gerekiyor. Zira sabah›n 5’inde korkunç bir otobüsle Haydarabat’tan geldi¤imiz ve kasaban›n ortas›ndaki Buda heykeli ve kulaklar› y›rtarcas›na tiz bir ses ve çanlarla havay› dolduran ürkütücü ezgi, bu ilk ziyaret yerini ilginç k›lmaya yetmiflti. Bize ilginç gelen bir di¤er fley de, sabah›n 5’inde herkesin uyan›k ve sokaklarda olufluydu. 70 bin nüfusuyla oldukça büyük bir kasaba olan Vinukonda, ormanl›k bölgeye çok yak›n. Bir-iki saatlik dinlenme molas›ndan sonra hava art›k ayd›nlanm›flken gidilen Murthy’nin evinde güleryüzlü efli ve iki çocu¤u karfl›l›yor kap›da ziyaretçileri. Ve son üç ay içinde yaflad›klar› iki sald›r›y› anlat›yorlar. Palnadu Kaplanlar› ad› alt›nda 5-6 maskeli kiflinin evlerine geldiklerini, e¤er Naxalistlerin davalar›na bakmay› ve Sivil Haklar Komitesindeki faaliyetlerini durdurmazsa ailesiyle birlikte öldürülecekleri tehditlerini anlat›yorlar. Ailesinin de duruflu t›pk› Murthy’ninki gibi dirençli ve gururlu. Ve kendilerini Palnadu kaplanlar› olarak tan›tanlar›n polis oldu¤unu biliyorlar. Yine bu tür bir bask›ya maruz kalarak kaç›r›lan Dr. Laxman ile Haydara-


14-27 Şubat 2004 Yoklu¤un ve yoksullu¤un tablosunun en ince ayr›nt›lar›na kadar çizildi¤i ama bununla da yetinilmeyip o ›fl›lt›l› rengarenk zenginlikle kontras›n alabildi¤ine iç içe geçirilerek bu gri rengin hakim oldu¤u tablonun tamamland›¤› bir ülke Hindistan. Bu tabloya bir de ülkenin nükleer silahlar›na vb. sahip oldu¤u düflünülerek bak›ld›¤›nda ya da asansörlerinde “köpekler ve uflaklar binemez” yazan apartman dairelerine girildi¤inde tüm renkler birbirine kar›fl›yor; gri ve yeflilin birbirini yok etmek üzere amans›z savafl›m› doluyor gözlere. Ad›m bafl› elini uzatarak dilenen insanlar, pis sokaklarda, içinde ne oldu¤unu kestirmenin çok zor oldu¤u kazanlardan tenceresini doldurup uzaklaflanlar, eme¤in de¤erinin ne kadar da ucuz oldu¤unu anlat›rcas›na birkaç yüz rupiye bir fleyler satan (45 rupi=1 dolar), ilgilenmedi¤inde hemen söyledi¤i fiyat›n üçte birine elindekini b›rakan sat›c›lar, art›k batakl›¤a dönüflmüfl sokak aralar›nda oynayan çocuklar… her fley ve herkes karfl›s›ndakini dehflete düflürüyor. Türkçe’ye Kenar Mahalle olarak çevirebilece¤imiz ama yine de asla gerçek anlam›n› yeterince ifade etmeyen Slum’lar buralar. 28 eyaletiyle yüzölçümü bak›m›ndan Hindistan, dünyan›n 7 büyük ülkesi ama 1 milyar›n üzerindeki nüfusuyla ise 2. ülke durumunda. Yaz›ya konu olan Andhra Pradesh eyaleti ise 275.058 km2 yüzölçümü ve 75 milyonluk nüfusuyla ülkenin 5. büyük eyaleti. Ülke genelinde okur yazarl›k oran› % 65.38 iken bu oran, Andhra Pradesh’de % 61. Çeliflkilerin güçlülü¤ünü bu oranlarda da görmek mümkün. Örne¤in Delhi (% 81), Goa (% 82.3), Kerala (%90.9) vb. eyaletlerde okuma yazma oran› ortalaman›n çok üstündeyken Bihar (% 47.5), Jarkhan (% 54.1), Cammu ve Keflmir (% 54.5), Uttar Pradesh (% 57.4) vb. eyaletlerde ise bu oran oldukça düflük. Bu eyaletlerdeki köylerde (özellikle de kabilelerin yaflad›klar›nda) halk›n yaflam koflullar› s›f›r düzeyinde. Halk›n

18 % 70’inin tar›mla u¤raflt›¤› ancak hemen hemen tamam›n›n kendine ait topra¤›n›n olmad›¤› eyalette, büyük toprak sahiplerine ait topraklarda çal›flan kad›nlar günlük 30 rupi, erkekler ise 50 rupi “kazan›yorlar”. Yani emperyalizmden bahsederken s›kça kulland›¤›m›z istatistiki bilgilerdeki günlük bir dolar›n alt›nda gelire sahip olanlar iflte bu insanlar ve bu koflullar alt›nda yaflamlar›n› sürdürmeye çal›fl›yorlar. HALK SAVAfiININ GÜCÜ VE KARfiI DEVR‹MC‹ fi‹DDET Yukar›da sayd›¤›m›z tüm bu çeliflkiler, silahl› devrimci mücadelenin de ç›k›fl ve geliflme noktas› olarak al›nd›¤›nda anlam›n› do¤ru yerde buluyor. Yoksulluk tüm dünya halklar›n›n yaflamlar›n›n bir parças› iken, Hindistan’da bu yo¤un çeliflki Maoist hareket taraf›ndan do¤ru stratejik ve taktik politikalarla ele al›narak Halk Savafl›’n›n da yolu çiziliyor. Andhra Pradesh ise ülkede önemli bir güce sahip olan Hindistan Komünist Partisi (MarksistLeninist) Halk Savafl›’n›n gelifliminde hem önemli bir yere sahip olmas›yla ve hem de Parti’nin zorlu mücadele tarihinin geliflti¤i en önemli yerlerden biri olmas›yla önemli bir konumda. Zira Andhra Pradesh, HKP(ML) Halk Savafl›’n›n kurucular›n›n da içinde yer ald›¤› Naxalbari köylü hareketinin k›v›lc›m›n›n tutuflturdu¤u ilk bozk›rlardand›. (Bu arada bölgede HKP(ML) Halk Savafl›na k›saca Halk Savafl› ya da Naxalistler deniliyor.) Ancak Andhra Pradesh’in direniflçi tarihi burada da bafllam›yor; eyalet halk› daha önce de ‹ngiliz sömürgecili¤ine ve Müslüman Nizam Krall›¤›na da karfl› köylü isyanlar›n›n merkezi olmufl bir eyaletken, bugün de Halk Savafl›’n›n önemli ölçüde ilerledi¤i ve kitle taban›na sahip oldu¤u eyaletlerden biri. Ve iflte bu önemli özelli¤ine karfl› devletin de karfl› devrimci sald›r›lar›, katliamlar›, iflkenceleri vs sürekli gündemde olmakta; halk düflük yo¤unluklu savafl›n tüm kirli yöntemleriyle karfl› karfl›ya kalmakta.

UHAB 2. KONGRES‹ VE GERÇEKLER‹ ARAfiTIRMA KOM‹SYONU Andhra Pradesh’de yaflananlar Uluslararas› Halk›n Avukatlar› Birli¤i’nin Kas›m 2003’te ‹stanbul-Türkiye’de yapt›¤› 2. Kongre’sinde de Hindistan delegesi taraf›ndan gündeme getirilmifl ve bölgede yaflanan insan hak ihlallerini, yarg›s›z infaz, iflkence, kaç›r›lma vb.lerini araflt›rmak üzere bir komisyonun kurulma önerisi kabul edilmiflti. Anti-emperyalist mücadelede halk›n avukatlar›na düflen görev ve sorumlulu¤un bilinciyle hareket eden ve ILPS’nin de bir üyesi olan UHAB, bu komisyonun çal›flmalar› için tarih olarak Mumbai’de 17-21 Ocak 2004 tarihlerinde yap›lan Mumbai Direnifli 2004 (MR-2004) sonras›n› seçmiflti. Ve MR2004 sonras› komisyonda yer alan Türkiye, Filipinler, Hindistan, Belçika, Yeni Zelanda, Kanada’dan avukatlar ve ILPS faaliyetçisi 23 Ocak günü Andhra Pradesh’in baflkenti Haydarabat’ta çal›flmalar›na bafllad›. Çal›flma boyunca ABD’li bir gazeteci de yaflananlar› belgeledi, çekimler ve röportajlar yapt›. 5 gün süren çal›flmada bölgede önemli faaliyetleri olan ve kendi üyeleri de birçok sald›r›ya u¤rayan, kaç›r›lan, iflkenceye maruz kalan, evleri bas›lan ve katledilen Andhra Pradesh Sivil Haklar Komitesi (APCLC) ev sahipli¤i yaparak, faaliyetin yerelde örgütlenmesini sa¤layarak önemli katk›larda bulundu. 23 Ocak’ta Haydarabat’ta birçok Hindistanl› avukat ve insan haklar› aktivistinin kat›ld›¤› toplant›da, Andhra Pradesh Sivil Haklar Komitesi taraf›ndan belirlenen iki bölgeye göre Komisyon içinde iki grup oluflturularak zaman kaybetmeksizin ifle baflland›. Bu bölgeler, halk›n ciddi yoksulluk ve sefalet içinde bulundu¤u, Halk Savafl›n›n güçlü oldu¤u ve devlet terörünün de en üst düzeyde yafland›¤› Warangal-Mahabubnagar bölgeleri ile GunturKrishna bölgeleriydi. Gruplar yola ç›kmadan önce araflt›rma konusunun her yerde yafland›¤› Andhra Pradesh’de baflkent Haydarabat’ta bu uygulamalara maruz kalan iki ma¤dur ve ma¤dur yak›n› ile görüflülerek Komisyon’un faaliyeti bafllad›. Yola ç›kmadan önce, gidilen bölgede geceleri yolculuk yap›lamayaca¤› ve köylere girilemeyece¤i uyar›s› yap›l›yor. Zira gece bir köyde “fake encounter”da (sahte çat›flma) kurban gitmek çok olas› bir durum. Komisyon’un çal›flmalar›n› ve tan›kl›k etti¤i olaylar›, hak ihlallerinin biçimlerine göre bafll›klar alt›nda vermek –ki Komisyon’un ön raporunda da böyle yap›lm›flt›r- yaflananlar›n boyutunu belki daha da net olarak gözler önüne serecektir. Bu befl günlük süre içinde onlarca köy, kasaba ve flehir gezilerek ve yüzlerce ma¤dur, ma¤dur yak›n› ve tan›kla görüflülerek onlar›n ac› dolu öyküleri kendi dillerinden din-

28 lenildi. Kuflkusuz anlat›lacak olanlar, haz›rlanacak raporlar b›rakal›m bu terörle karfl› karfl›ya kalanlar›n ve Komisyon ülkeden ayr›ld›ktan sonra da ayn› flartlarda yaflamaya çal›flacak olanlar›n ac›lar›n› ve mücadelelerini tam olarak dile getirebilmeyi; Komisyon üyelerinin duygular›n› dahi yeterince ifade edemeyecek. Zira böylesi ifadeler, sözcüklerle s›n›rl› oldu¤u için yetersiz kal›yor, ancak bunlar, onlar›n mücadelesiyle birlikte ele al›nd›¤›nda ve duyduklar›m›z› kendi mücadelemizde somutlad›¤›m›zda, gerçek ifadeler yerini bulacak. YARGISIZ ‹NFAZLAR Özellikle 1990’l› y›llarda bizim ülkemizde de devletin s›kça kulland›¤› katliam biçimi olarak yarg›s›z infazlar, bölgede en yo¤un görülen devlet terörü örneklerinden. Hatta Komisyon’un çal›flma yapt›¤› günlerde de, iki kiflinin Halk Savafl› ile devlet güçleri aras›nda ç›kt›¤› iddia edilen çat›flmada yaflamlar›n› yitirdi¤i bir olay yafland›. Televizyon ve gazetelerde ç›kan foto¤raflarda, uzman olmak gerekmeksizin, bunun bir infaz oldu¤u anlafl›l›yordu. Bu öylesine s›k kullan›lan bir yöntem ki devlet de gizlemek için çok fazla çaba harcam›yor, infaza “çat›flma süsü” vermek için s›k›nt›ya girmiyor. Hatta bu konuda çok çarp›c› bir literatür de oluflmufl Hindistan’da. Devlet bu tür olaylar için, karfl›l›kl› iki gücün çat›flmas› anlam›na gelen “encounter” kelimesi (ki bu da Hindistanl› ilerici insanlar taraf›ndan fake encounter=uydurma çat›flma olarak) kullan›yor. Hindistan’da “You will be killed=Öldürüleceksin” tehdidi “You will be encountered” olarak kullan›lmaya bafllanm›fl. (Bunun Türkçe’ye çevrilmesi imkans›z ama “çat›flt›r›lacaks›n” fleklinde anlafl›labilir.) ‹flte böylesine, “yaflam›n” bir parças› haline gelmifl olan “fake encounter” ya da yarg›s›z infazlarda yaflamlar›n› yitirmifl insanlar›n yak›nlar›yla görüflen Komisyon üyeleri, onlar›n öykülerini dinledi. Bunlardan birkaç›na yer verirsek: Warangal bölgesinde a¤abeyi Ilaiah’›n 25 Aral›k 2001 tarihinde katledilmesini anlatan Ravi of Torrur, abisinin kalp hastas› oldu¤unu ve Eyalet Hükümeti Sosyal Yard›m Bölümüne kalp ameliyat› için borç almak için baflvurdu¤unu anlat›yor. 24 Aral›k 2001 gecesi iki motosikletli kifli, kendine borç verilece¤ini söyleyerek Ilaiah’› yanlar›na al›p götürüyorlar. Ard›ndan kendisinin bir cipe bindirilerek kaç›r›ld›¤›n› görenler oluyor. Ama görgü tan›klar›na ra¤men polis bir gün sonra Ilaiah’›n “çat›flmada öldürüldü¤ünü” aç›kl›yorlar. Ilaiah kast sisteminin en alt tabakas› olan dalitlerdendi. Yine Guntur bölgesinde ziyaret edilen Bodipalem Thanda köyünde yaflanan yarg›s›z infazda, 3 kabile üyesi de benzer flekilde katlediliyor. Küçük bir köy olan Bodipalem Thanda’da 50


28 Di¤erlerinin de yine Naxalistler taraf›ndan cezaland›r›lm›fl hainler, halk düflmanlar› olabilece¤ini düflünüyoruz. Pasaport bilgileri al›nd›ktan sonra düflman bak›fllar alt›nda serbest b›rak›l›yoruz ama Yabanc›lar fiubesine gitmemiz gerekti¤i söylenerek. Yabanc›lar fiubesinde durum biraz daha farkl›. Bir yandan hemen b›rakacaklarm›fl, önemli bir fley yokmufl gibi tav›rlar gösterilirken, di¤er yandan tek tek sorgulanaca¤›m›z söyleniyor. ‹lk kifliden sonra toplu olarak karfl›s›na ç›kar›ld›¤›m›z genç ve e¤itimli bir polisle karfl›l›kl› rollerimizi oynuyoruz. Daha önceki karakolda gösterilen foto¤raflar burada da karfl›m›za ç›kar›l›yor. Önemsizmifl gibi sorulan sorular, ne kadar e¤itimli de olunsa gizlenemeyen düflman bak›fllar… Burada tutulma nedenimiz de turist vizesine sahipken köylerde gezmemizmifl. Bize Tac Mahal’e gitmemiz ö¤ütleniyor, bu vize ile bu özel bölgelerde dolaflamayaca¤›m›z vurgulan›yor. En hofl olan› da, üstleriyle konuflurken MR-2004’e kat›ld›¤›m›z› ö¤renince büyüyen, yuvalar›na s›¤mayan gözler. Böylece MR-2004’ün Hindistan devleti için anlam›n› da bu gözlerde görebiliyoruz. 1-2 saatlik beklemeden sonra serbest b›rak›l›yoruz. Tabi bu arada kap›n›n önünde bizi bekleyen APCLC’den dostlar hakk›nda “dedikodu” yap›lmadan, onlardan uzak durmam›z gerekti¤i uyar›s› yap›lmadan da geçilmiyor. Komisyon’daki üyelerin tüm bu faaliyet süresince söyledikleri “ezilen halklar nerede olursa olsun, gözlerinde ayn› ›fl›¤›, umut ›fl›¤›n› tafl›yor” tespitlerine bir yenisi daha ekleniyor “düflman da gözlerinde ayn› i¤renç korku ve düflmanl›¤›, karanl›¤› tafl›yor”. Öyle ki gitti¤imiz her yerde rahatl›kla seçebiliyoruz polisi. ‹kincisi de Mumbai’de gördü¤ümüz polislerin sadece birkaç›nda silah olmas›, ellerinde tuttuklar› sopalara o kadar gülmüflken, bu bölgedeki polislerin donan›mlar› ise hiç de gülünç gelecek cinsten de¤il. Polisle direkt yüzyüze gelmemiz burada da bitmiyor, Haydarabat’tan ayr›l›rken bizim için uça¤› bekletme pahas›na havaalan›na girip pasaportlar›m›z› uzat›r uzatmaz, uzun kontroller, tart›flmalar, çekim yap›lan kasetleri aramalar yaflan›yor. Burada da Hindistanl› UHAB avukat›n›n müdahalesiyle b›rak›l›yoruz. Yine de her fleye ra¤men devleti rahats›z etmek güzel, do¤ru bir fleyler yapt›¤›m›z› ispatl›yor. BEZWADA BAROSUNDA TÖREN VE TOPLANTI 25 Ocak günü Vijayawada’da olmam›z gerekirken, gözalt› nedeniyle plan›m›zda aksama oluyor. Gece flehre geldi¤imizde kalabal›k bir avukat grubunun toplant› için geç saatlere kadar beklediklerini, gözalt›na karfl› giriflimlerde bulunduklar›n›, mahkemede bulunan avukatlar›n da Adliye koridorunda gözalt›na al›nmam›z› k›nad›klar›n› ö¤reniyoruz. Bir yanda onlar› beklet-

19 menin üzüntüsü, di¤er yanda sahiplenilmenin hofl duygusu… Bu toplant› kaç›r›l›yor ama 26 Ocak günü ulusal bayram nedeniyle Bezwada Barosu’nun törenine davetli olarak kat›l›yoruz. Bezwada Barosu 100 y›l önce kurulmufl, 2300 üyeye sahip bir baro, bu üyelerin 300’ü de kad›n avukat ve savc›lardan olufluyor. Törenden sonra deneyim al›flveriflinin yap›ld›¤›, sorular›n yan›tland›¤› genifl bir toplant› yap›l›yor. Tören ve toplant›n›n ard›ndan Guntur bölgesinden Haydarabat’a dönmek üzere yola ç›k›yoruz. ‹lk vedalaflma oldukça zor. Ama dopdolu gidiyoruz, gördüklerimiz, tan›kl›k ettiklerimiz, konufltuklar›m›z çok önemli. Tüm bunlarla ayr›l›yoruz Vijayawada’dan. En çok Komisyon’da bulunan Hindistanl› kad›n avukat Shiala’dan ayr›lmak zor oluyor. fien kahkahalar›, duruma her zaman hakim haliyle bizlerin sempatisini kazanan Shiala, otobüsümüzün kalkaca¤› yere geliyor ve s›ms›k› sar›larak ayr›l›yoruz. BASIN KONFERANSI VE SON VEDA Guntur-Krishna bölgesinde çal›flmalar›n› yapan grupla, Warangal-Mahabubnagar bölgesinden gelenler gece geç saatlere kadar ve sabah›n erken saatleriyle birlikte ön rapor haz›rl›yorlar. Bu ifl de daha çok Hindistanl› avukatlar taraf›ndan yap›l›yor. Di¤erleri de girifl ve yorum k›s›mlar›n›n yaz›lmas›yla meflguller. Ön raporda k›saca verilen örneklerin d›fl›nda flu görüfllere yer veriliyor: “Andhra Pradesh halk›n›n büyük ço¤unlu¤u, müthifl kötü ekonomik ve sosyal koflullarda yafl›yorlar. Halk›n daha iyi yaflam koflullar› için mücadeleye güçlü bir istekleri oldu¤una tan›kl›k ettik. Yarg›s›z infazlar, vahfli iflkence metotlar›, sosyal ve politik faaliyetlerin polis taraf›ndan engellenmesi, tehditler, özel suç çetelerinin faaliyetleri halk› susturma amac› tafl›maktad›r. UHAB Gerçekleri Araflt›rma Komisyonu ma¤durlar, ma¤dur yak›nlar› ve tan›klar›n ön raporda özetledi¤imiz anlat›mlar›nda yer alan say›s›z insan hak ihlallerini k›namaktad›r.” Bu ön rapor 27 Ocak günü Andhra Pradesh Çal›flan Gazeteciler Birli¤i salonunda yap›lan bir bas›n konferans›yla aç›kland›. Bas›n konferans›na kat›lan bas›n mensuplar›na yönelik olarak UHAB Onursal Baflkan›n›n yapt›¤› giriflin ard›ndan UHAB Baflkan› da yapt›¤› konuflmada “Gezimiz boyunca çok say›da insanla tan›flt›k. Birçok köy ve kasabay› ziyaret ettik. Dramatik öyküler dinledik. Ac›lara tan›kl›k ettik. Bunlar kadar önemlisi çok vahim yoksulluk manzaralar› ile karfl›laflt›k. Bütün bunlar›n oluflturdu¤u tablonun birbirinden ba¤›ms›z olmad›¤›n› düflünüyoruz. Dolay›s›yla tüm sorunlar›n çözümü de birbiriyle ilintili olarak de¤erlendirilmek zorundad›r. Bizler temel hak ve özgürlükler u¤runa dünyan›n her yerinde yürütülen mücadelelere destek vermeyi misyon edinmifl bir kuruluflun

üyeleriyiz. Kendimiz de ayn› mücadeleyi ülkelerimizde sürdürüyoruz. Bunun tamamen hakl› ve meflru oldu¤una inan›yoruz. Hukuk, gücünü yaln›zca bu zeminden almal›d›r diye düflünüyorum. Oysa bugün dünyada ‘güçlünün hukuku’ egemen k›l›nmaya çal›fl›lmaktad›r. Bugün dünyadaki ve pek tabi ki Hindistan’daki temel sorun da budur. Ancak bizim bildi¤imiz bir baflka gerçek fludur ki, as›l güç milyarlarca insan›n gücüdür, onlar›n iradesidir. Bunu Irak halk› bütün dünyaya her gün döne döne ispatlamaya devam ediyor” dedi. Bu bas›n konferans›yla Andhra Pradesh’deki faaliyet de sona ermifl olurken bu kez bafl›ndan itibaren beraber çal›flt›¤›m›z dostlarla vedalaflma zaman› geliyor. Zor ve duygulu anlar yafl›yoruz ayr›l›rken. Bunca yoksullu¤un ve keskin çeliflkilerin yafland›¤› bu büyük ülkede ve özelde Andhra Pradesh gibi eyaletlerde devrimci silahl› mücadelenin geliflmesine paralel olarak devlet terörünün fliddetlenmesine karfl› esas gücün ezilen, sömürülen ve bask› alt›nda tutulmak istenen halk oldu¤unu çok aç›k bir kez daha görüyoruz bu 5 günlük k›sa süreç içinde. ‹nsanlar, süslü laflar edemeseler de, zor kavramlarla konuflamasalar da yal›n bir flekilde ifade ediyorlar gerçekleri. Örne¤in “küreselleflme-

14-27 Şubat 2004 nin son on y›lda yaflamlar›nda ne gibi bir de¤iflim yaratt›¤›n›” soran Komisyon üyesine evlerinin halini gösteriyorlar. “Küreselleflme”nin geliflme yaratt›¤›n› ispat etmeye çal›flt›¤›n› zannederek, alays› bir edayla yap›yorlar bunu ve “iflte bizdeki geliflme” diyorlar. Ya da “kurtulufllar›n›n nas›l olaca¤›n› düflündükleri” soruldu¤unda yine h›nz›r bir gülümsemeyle kafalar›n› çeviriyorlar. Kendilerine onca eziyet yapan devlet ve onun silahl› güçlerinden bir fleyler umut etmenin imkans›zl›¤›n›, soruyu soran›n görememesine gülümsüyorlar. Kimin dost, kimin düflman oldu¤u Andhra Pradesh’de halk aç›s›ndan oldukça net. Ki bu ayr›m, onlar›n pratiklerine de yans›yor ve birço¤u saflar›n› buna göre belirliyor. Hindistan’da 15 farkl› dil ve 1.652 lehçe kullan›l›yor. Ama ac›lar›n ve savaflman›n dili tek, gözlerdeki umudun dili de lehçesi de yok. Bizlerle de dil farkl›l›¤› var ama dost oldu¤umuzu biliyorlar, bizim gibi. Onlara bizim yard›m edemeyece¤imizi, bunun için de burada olmad›¤›m›z›, kendilerinin yazg›lar›n› kendilerinin ve mücadelelerinin belirleyece¤i söylendi¤inde, bu ortak dil konufluluyordu. Bizler için de kendi ülkelerimizde gücümüzün kendi ellerimizde oldu¤u onlar taraf›ndan görülüyordu.


20

4-27 Şubat 2004

28

S›n›f savafl›n›n yasalar›n›

do¤ru kavrayal›m Parti içi mücadele ya da parti içinde iki çizgi mücadelesi sorunu öteden beri devrimci ve komünist hareket içinde tart›fl›la gelen bir sorundur. Özellikle sosyalist ülkelerde yaflanan geriye dönüfller ve birçok komünist partide yaflanan iç ihanetler, karfl› devrim saflar›na iltihak etme pratikleri, bu sorunun tart›fl›lmas›n› daha da gerekli ve zorunlu k›lmaktad›r. Çünkü yaflanan bu iç ihanetler ve geriye dönüfllerin neden ve niçinlerine bilimsel bir temelde gereken yan›t verilmezse bunun proletaryay› bu tehlikelere karfl› daha da silahs›zland›rmak anlam›na gelece¤i aç›kt›r. Dolay›s›yla s›n›f mücadelesi, s›n›f mücadelesinin yasalar› ve bu yasalar›n parti içi mücadeledeki etkileri, buna karfl› yürütülen mücadelede izlenen taktik yöntemler vb. konularda daha aç›k ve berrak görüfllere sahip olmak gerekir. Ki bu berrakl›k da ancak s›n›f mücadelesinin yasalar›n› kavramakla mümkün olabilir. Bu yasalar kavrand›¤› taktirde bugüne kadar devrimci ve komünist hareketlerin saflar›nda süren s›n›f savafllar› neticesinde al›nan baflar›s›zl›klar ve yenilgilerin nedenlerine daha do¤ru yan›tlar verilir. Böyle de¤erlendirdi¤imizde ortaya do¤ru devrimci sonuçlar ç›karmak pekala mümkündür. Özellikle SBKP ve ÇKP’nin tarihi tecrübeleri önemlidir. Ki bu tecrübeler hem bu partilerin iç mücadelelerini hem de 57-60 deklarasyonlar›yla birlikte kendi aralar›nda sürdürdükleri mücadele dönemlerini kapsamaktad›r. Bu mücadele Marksist-Leninistlerle anti Marksistler aras›nda süren bir mücadeleydi. Tabi ki parti içi ve parti d›fl› mücadelede izlenen yol, yöntem vb. noktalarda farkl›l›klar olacakt›r. Ama bu farkl›l›klara ra¤men sonuç olarak yürütülen mücadele do¤ru ile yanl›fl, bilimsel olanla anti bilimsel olan aras›nda yürütülen bir mücadeledir. SINIFLI TOPLUMUN ÜRÜNÜ OLAN PART‹LER Yaflad›¤›m›z s›n›fl› toplumda her birey mensup oldu¤u s›n›f›n al›flkanl›klar›n›, düflüncesini tafl›r. Proleter önderlikli KP’ler ise ideolojik, siyasi ve demokratik modern örgüt yap›s› bak›m›ndan ça¤›m›z›n en ileri, en devrimci olan iflçi s›n›f›n›n temsilcileridir. Bu gerçek olan bir olgudur. Bunun kadar gerçek olan di¤er bir olguysa kurtuluflunu proletaryan›n ideolojik, siyasal, örgütsel önderli¤inde gören; di¤er bir ifadeyle örgütsel olarak proletarya saflar›na kat›lan ama ideolojik, siyasal anlamda henüz istenilen dönüflümü sa¤lamayan ve eski s›n›f al›flkanl›klar›n› tafl›yan anlay›fllar›n varl›¤›, parti içinde do¤ru ile yanl›fl›n mücadele zeminini oluflturur. Bu ayn› zamanda her bireyin flahs›nda yaflayan eski ile yeni düflünüfl tarz› ve al›flkanl›klar›n da bir çat›flmas›d›r. Çeliflkinin iki yönü ya da z›tlar›n birli¤i ve mücadelesi yasas› da budur. Baflkan Mao’nun flu saptamalar› gerçekli¤in özlü ifadesidir: “Parti içinde durmadan çeflitli fikirler aras›nda karfl›tl›k

ve çat›flma olur. Bunlar, parti içindeki s›n›f çeliflkilerini, toplumdaki yeni ve eski fleyler aras›ndaki çeliflkileri yans›t›r. Partide çeliflki ya da çözülecek ideolojik savafl›m yoksa, partinin yaflam› sona erer.” Evet, yaflam bir çeliflkidir. Çeliflkisiz bir yaflam düflünülemez ve her fley z›dd› ile birlikte vard›r. Ve geliflmenin do¤ru ile yanl›fl› ayr›flt›rman›n yolu da bu z›tlar›n birli¤i ve mücadelesinden geçer. Di¤er bir anlat›mla, do¤ruyu gerekli ve anlaml› k›lan, karfl›t› olan yanl›fl›n varl›¤›d›r. Ve do¤ru da felsefe-

nin parti içinde süren s›n›f savafl›m› oldu¤u gerçe¤ini flimdi de yeteri kadar bilince ç›karm›fl de¤ildirler. Bundan dolay›d›r ki parti içi iki çizgi mücadelesi fesh ediliyor. “Peki sosyalist ülkelerde s›n›flar var m›d›r? S›n›f mücadelesi var m›d›r? fiimdi sosyalist ülkelerde s›n›flar›n var oldu¤unu ve s›n›f mücadelesinin de flüphesiz var oldu¤unu kesinlikle söyleyebiliriz. Lenin flöyle demiflti; “ihtilalin zaferinden sonra uluslararas› alanda burjuvazi için, ülke içinde burjuva kal›nt›lar› var oldu¤u için, küçük

abi ki parti içi ve parti d›fl› mücadelede izlenen yol, yöntem vb. noktalarda farkl›l›klar olacakt›r. Ama bu farkl›l›klara ra¤men sonuç olarak yürütülen mücadele do¤ru ile yanl›fl, bilimsel olanla anti bilimsel olan aras›nda yürütülen bir mücadeledir.

T

de, siyasette k›sacas› yaflam›n her alan›nda bu z›dd›yla çat›flarak geliflip netlik kazanm›flt›r-sistemleflmifltir. Dahas› bu nesnel bir olgudur. Yani bize ra¤men vard›r. Tüm sorun bu tarihi dönüflümün bilimsel yasalar›n› do¤ru bir tarzda kavramak ve buna uygun olarak tarihsel yönlendiricilik misyonumuzu en iyi flekilde oynamakta dü¤ümleniyor. Bu durumda flunu söylemek yanl›fl olmaz. S›n›f mücadelesi yaln›z emperyalizm ve iflbirlikçilerine/uflaklar›na karfl› de¤il ayn› zamanda burjuva ve küçük burjuva düflüncelerin parti içindeki etkilerine karfl› da sürdürülür. Bu burjuva etkilerin ve tehlikenin süreklili¤i, mücadelenin süreklili¤ini de kaç›n›lmaz hale getirir. Hat›rlanaca¤› gibi, sosyalizmde s›n›flar ve s›n›f mücadelesi gerçe¤ini kabul etmeyenler, sosyalizmden geriye dönüfl olgusunu da reddediyorlard›. Bu geri düzeydeki kavray›fl sahipleri, gerçekleri ancak bürokrat burjuva diktatörlüklerin birer birer y›k›l›fl›yla yani sonuçtan hareketle görebildiler. Ancak bu sonucu haz›rlayan nede-

burjuvazi varoldu¤u ve sürekli olarak burjuvaziyi yaratt›¤› için de devrilmifl olan, gelecekte uzun bir zaman için varl›klar›n› sürdürecekler. Ve hatta geri dönüfl girifliminde bulunabileceklerdir.’ “Avrupa’da, ‹ngiltere’de ve Fransa gibi ülkelerde burjuva devrimlerinin birçok inifli ve ç›k›fl› oldu. Feodalizmin y›k›lmas›ndan sonra, birçok geri dönüfl ve tarihi zikzak meydana geldi. Böyle geri dönüfller sosyalist ülkelerde de mümkündür.” (S.E. Cilt VI. s.283) ‹flte bu iniflli ç›k›fll› süreçleri, tarihi zikzaklar› belirleyen olgu; s›n›f savafl›m›n›n süreklili¤idir. Da¤›lan Rus Cumhuriyetleri, Do¤u Avrupa ülkeleri, Çin vb. tüm eski sosyalist ülkelerin ortak yazg›s›, süren bu savafl›mda bürokrat burjuvalar›n iktidar› yeniden ele geçirmesidir. Elbetteki burjuvazi bu zaferi önce parti içinde kazand›. Ancak bu zaferin geçici oldu¤una inan›yoruz, inanmal›y›z. Ama inanmam›z gereken di¤er bir nokta da, burjuvazinin ilk sonuç al›c› hamlesinin parti içinde oldu¤udur. Tabi ki d›fl

sald›r›lar parti içindeki burjuva e¤ilimleri güçlendirir, canl› tutar. Ama bu ihaneti somut olgu haline getiren, parti içinde varolan nesnel zemindir. Baflkan Mao’nun burjuvaziyi parti içinde aramas›, partinin dikkatini sürekli parti içindeki burjuva sald›r› ve tehlikelere yöneltmesi de iki çizgi mücadelesinde sahip oldu¤u bu bilimsel kavray›fl›n sonucudur. Burada özgünlükleri görmek ne kadar gerekli ve anlaml›ysa, özgünlükler arkas›na s›¤›narak parti içindeki iki çizgi mücadelesinin süreklili¤ini reddeden yanl›fl anlay›fllara karfl› mücadele etmek de o kadar gerekli ve anlaml›d›r. Özellikle parti içinde iki çizgi mücadelesi olmaz diyen yaklafl›m sahipleri Bolflevikler ve Menflevikler, Leninizm ve Troçkizm mücadelesinin parti içinde süren çetin s›n›f savafl›m› oldu¤unu; di¤er bir anlat›mla burjuva cephesinin devrim saflar›ndaki ideolojik uzant›lar› oldu¤u gerçe¤ini kabullenmiyorlar. Hal böyle olunca süreçlerin olumsuzluklar› parti MK’s› veya parti MK’s›n›n içindeki tek tek bireylerin ihanetleriyle aç›klanmaya çal›fl›l›yor. E¤er sorun bu kadar basit olmufl olsayd›; Troçki ve flürekas› yok edildikten sonra ortaya pürüzsüz bir SBKP’nin ç›kmas› gerekmez miydi? Ya da bu dönemde parti içi mücadelenin alt bir düzeyde olmas› iki çizgi mücadelesinin art›k bitti¤i anlam›na gelir mi? Tabi ki gelmez. E¤er gelmifl olsayd› Stalin yoldafl›n ölümünden hemen sonra Kruflçev ve Brejnev flürekas› bir anda nas›l ortaya ç›kard›? Çok iyi bilinir ki hiçbir fley nesnel zemini olmadan ve ayn› zamanda bir anda oluflmaz. Her fleyin oluflumu bir süreç sorunudur. Ve bu süreç embriyon dönemi ile en son vard›¤› noktay› kapsar. Elbetteki dönemler aras›nda geliflim düzeyi, varolan farkl› düflüncelerin sistemli bir hale gelmesi bak›m›ndan farkl›l›klar vard›r. Ama tüm bu farkl›l›klar sürecin bir bütününü oluflturur. Mesela 1912 öncesi, sosyalist infla döneminde, 1929 y›l›ndaki Buharinci sa¤ sapmaya karfl› mücadele dönemlerinin ayn› boyutta oldu¤unu söyleyebilir miyiz? Elbetteki söyleyemeyiz. Burjuva düflüncelerinin parti içindeki etkisi, Marksist-Leninistlerin parti içinde ve kitleler üzerindeki etki gücü, tüm anti-Marksistlerin tutum ve davran›fllar› üzerinde bir etki yarat›r. Hatta bazen ortaya ç›kan güçlü devrimci dalga, otorite bu burjuvalar› sindirir, geri çekilerek yeni sald›r› anlar› için f›rsat kollamaya zorlar. Tam da böylesi dönemlerde “parti içi mücadele bitti, geriye dönüfller art›k olmaz” temelinde yaklafl›mlar içine girmek, parti içi mücadeleyi güce, öze de¤il biçime indirgemektir. Burada öz olarak vurgulamaya çal›flt›¤›m›z s›n›f mücadelesinin süreklili¤idir. Biçim ise bu mücadelenin parti içindeki keskinlik aleni boyutudur. Oysa keskin bir çat›flman›n olmamas›, mücadelenin nesnel zemininin ortadan kalkt›¤› anlam›na gelmez. “Sosyalizmden geriye dönüfller olmaz” diyenlerin en büyük yan›lg›s› burada yat›yor.


21

28 “Parti içinde durmadan farkl› türden düflünceler aras›nda karfl›tl›k ve mücadele ortaya ç›kar. Bu toplumdaki s›n›flar aras›ndaki ve eski ile yeni aras›ndaki çeliflmelerin parti içindeki bir yans›mas›d›r. Parti içinde çeliflmeler ve bu çeliflmeleri çözmek için verilen ideolojik mücadeleler olmasayd›, parti hayat› sona ererdi. Bu nedenle daha flimdiden aç›kt›r ki, gerek basit hareket biçimlerinde, gerekse karmafl›k hareket biçimlerinde, gerek nesnel olgularda gerekse ideolojik olgularda çeliflme evrensel olarak ve bütün süreçlerde vard›r” diyen baflkan Mao parti içinde mücadelenin süreklili¤ini savundu. Ve buna karfl› partiyi uyan›k tutmaya çal›flt›. ‹flte bilimsel yaklafl›m iflte muazzam öngörü: “Linbiao’lar, Vang-ming’ler, Lia-fiao fii’ler, Deng’ler olsun tekrar ortaya ç›kacaklard›r. Bu insan iradesinden ba¤›ms›z bir fleydir. Bu yüzden partimizin bütün yoldafllar›, önümüzdeki uzun y›llar›n mücadelelerine zihnen haz›rl›kl› olmal› ve düflman, taktiklerini nas›l de¤ifltirirse de¤ifltirsin, durumdan en

iyi flekilde yararlanabilmeli ve mücadeleyi proletaryan›n zaferiyle sonuçland›rabilmelidirler.” Düflman›n taktik de¤ifltirmesi, sahip oldu¤u güç ve bulundu¤u pozisyon ile ilgilidir. Troçki ve Deng gibi iflah olmaz burjuvalar›n dönem dönem özelefltiri yapmalar›, nedamet getirmeleri tam da burjuva ikiyüzlülüklerinin do¤al bir sonucudur. Sahip olduklar› burjuva öz, onlar› k›l›ktan k›l›¤a sokmufltur. K›l›ktan k›l›¤a giren burjuvalar› a盤a ç›karmak s›n›f mücadelesinin süreklili¤ini ve zorunlulu¤unu kavramak ve bu konudaki uyan›kl›¤› elden b›rakmamakla mümkündür. ÇKP tarihi ayn› zamanda devrim öncesi ve devrim sonras›nda parti içi mücadele tarihidir. Proletarya diktatörlü¤ü alt›nda sosyalizmin inflas›n›n uzun bir tarihi dönemi kapsayaca¤›na ve bu tarihi dönemde s›n›flar ve s›n›f mücadelesinin sürdü¤üne her f›rsatta dikkat çekilerek, mücadelenin merkezine yine iktidar sorunu konuldu. Çünkü yenilgiye u¤ram›fl s›n›f›n yeniden iktidara yönelmesinin maddi zemini vard›r. Lenin bu durumu

PUSULA DEVR‹M K‹TLELER‹ KAZANMAKLA MÜMKÜNDÜR S›n›f savafl›m›ndan, siyasal iktidar mücadelesinden söz eden her birey bu iste¤ini örgütlü k›lmaya, partili olmaya dönüfltürmek zorundad›r. Çünkü iktidar› istemekle iktidar olunmaz. ‹ktidar olman›n yolu, tepeden t›rna¤a kadar militarist bir ruhla flekillenmifl, emperyalist-kapitalist sisteme uflakl›k yapmakta s›n›r tan›mayan faflist diktatörlü¤ün y›k›lmas›ndan geçer. Bu demektir ki mevcut olan bu örgütlü gücü y›kmak için ortaya daha büyük bir örgütlü güç ç›karmak gerekir. O halde sonuçsuz de¤il, sonuç al›c› bir pratik için devrim iste¤ini dile getiren her iflçinin, her köylünün, her ö¤rencinin yapmas› gereken ilk ifl örgütlü mücadeleye yönelmektir. Kolektifin bir parças› olmakt›r. Bu kolektif Parti’dir. Partisiz devrim, örgütsüz militan düflünülemez. Örgütlülü¤ü, kolektifle birlikte yürümeyi reddeden bir bireyin demokrasi, ba¤›ms›zl›k ve sosyalizme dair söyleyece¤i en güzel ve parlak sözlerinin hiçbir k›ymeti harbiyesi yoktur. Her fleyden önce söylev sahibi, söylediklerinin arkas›nda durmamaktad›r. Söylenenlerin arkas›nda durmak, tamamen prati¤e dönük bir çabay› içerir, söylemle prati¤in uyumunu zorunlu k›lar. Söylemle pratik aras›nda uyum yoksa, orada ideolojik bir sorun vard›r. Orada devrim ve sosyalizm davas› karfl›s›ndaki duruflta, samimiyette ciddi bir problem vard›r. Ve bu problemler do¤ru tarzda çözülüp afl›lmad›kça, hedeflere ulaflmak, tempoyu h›zland›rmak mümkün de¤ildir. Evet parti ve örgütlülük diyoruz. Niçin parti? Niçin örgütlülük? Elbetteki varolan karfl› devrimci örgütlülü¤ü y›kmak için ama bu y›kma eylemini gerçeklefltirmenin yolu da komprador-feodal örgütlülükten daha büyük bir örgütlülü¤ü yaratmaktan geçer. O halde sonuçsuz çabalarla, birbirini tekrarlayan dar pratiklerle yüz yüze kalmamak için, o büyük güce ulaflmal›y›z. O büyük güç kitlelerdir. Kitleleri harekete geçirmenin, örgütlemenin politikalar›, taktikleri üzerinde kafa yormayan, çaba sarf etmeyen her militan›n düflünüfl ve yürüyüfl tarz› problemlidir. Çünkü; ana kayna¤a dayanm›yordur; Ana kayna¤›n coflkusunu, heyecan›n› hissetmeyen her militan yozla-

fl›r, sorumluluk duygusu zay›flar. Bunun say›s›zca örnekleri vard›r. Yaflanan bu ideolojik k›r›lman›n, zay›flaman›n nedeni kitlelerin yarat›c› gücüne olan güvenin yitirilmesidir. “Tarihi yaratan kitleler” ise tarihi yarat›c›lar›n gücüne güvenmeyen, onu hissetmeyen militanlar tarihi yaratmakta öncü bir rol oynayabilirler mi? Elbetteki oynayamazlar. “Bu halkla bir fley olmaz” diyen militan›n kendisinde ne kerametler oldu¤unu görmek için fazlaca bir araflt›rmaya gerek yok. Bulundu¤umuz alanlarda biraz sa¤›m›za-solumuza bakmam›z yeterlidir. Bu ruh halinin yaratt›¤› o yoz resmi bütün ç›plakl›¤›yla görebiliriz. ZAFER‹ KAZANMANIN YOLU, K‹TLELER‹ KAZANMAKTAN GEÇER Kitleleri kazanmak, eskimifl köhnemifl her fleyi yerle bir edip, yeniyi infla etmek demektir. “Kitlelerle her fley mümkün” söyleminin pratik anlam› da budur. Tüm sorun buna lafta de¤il, gerçekten inanmak. Çünkü gerçek inan›fl tespit edilen hedeflere ulaflmak için bitmez tükenmez bir çabay›, bir u¤rafl› beraberinde getirir. Bilimsel olarak yürütülen her çaban›n derin bir inceleme ve araflt›rmay›, politika üretmede taktik yönelimde bir zenginlik ve ›srar› beraberinde yarataca¤› muhakkakt›r. Ama kitlelerin devrimdeki rolünü yeteri kadar göremeyen ve buna uygun ad›mlar atamayan her parti, her örgüt süreç içerisinde devrim hedefinden uzaklaflmaya mahkumdur. Bu mahkumiyet ya onlar› içinden geldikleri sistemin çöplü¤üne geri götürür ya da reformizmin batakl›¤›na sürükleyerek sistemin içinde kendilerine yer edinme çabas› içine sokar. Kuflkusuz bu sonucu haz›rlayan esas neden düflman›n yo¤unlaflan ideolojik, siyasi ve askeri sald›r›lar› de¤ildir. Bu sonucu haz›rlayan bu parti ve örgütlerin sahip olduklar› küçük burjuva ideolojik, siyasal nitelikleriydi. D›fl sald›r›lar›n yo¤unlu¤u, devrim dalgas›n›n dura¤anl›¤› ideolojik planda sallant›l› olan bu güçlerin süreçlerini h›zland›rd›. Di¤er bir ifadeyle iç zaaflar›n› daha da büyüttü. Devrim istemleri yerini sistem içinde kendilerine yer edinme istemine b›rakt›. Bu durum yaln›z kü-

“küçük burjuvazinin kapitalizm do¤urganl›¤›” fleklinde formüle ediyordu. Baflkan Mao da benzeri temelde yani kapitalizmden sosyalizme miras kalan çeliflkilerin varl›¤›na dikkat çekerek kol eme¤i ile kafa eme¤i, kent ile k›r, iflçilerle köylüler, partili ile partili olmayanlar, devlet ile halk vb. bu çeliflkilerin varl›¤›n›n burjuva çizginin maddi zeminini oluflturdu¤una vurgu yapt›. Bu çeliflkilerin ortadan kald›r›lmas›, sosyalizmden kapitalizme geriye dönüflün mümkün olabilece¤inin aç›k iflaretidir. Sonuç olarak; kimi küçük burjuva parti ve örgütler Baflkan Mao’nun ikinci bir çizgiyi iradi olarak yaratmaya çal›flt›¤›n› iddia edecek kadar anti-bilimsel bir davran›fl içine girmektedirler. Oysa Baflkan Mao ikinci bir çizginin gereklili¤ini ve varl›¤›n› ö¤ütlemedi¤i gibi O’nun hayat› Marksist-Leninist çizginin safl›¤›n› korumak için parti içinde ve parti d›fl›ndaki burjuva çizgilerle mücadele etmekle geçti. ‹kinci bir çizginin “bir ideoloji sorununu içerdi¤ini” partinin genel çizgisinde bir sapma oldu¤unu her f›rsatta çük burjuva ve burjuva mülkiyetçi partilerde yaflanmad›. Ayn› zamanda MLM saflarda da sürecin zorluklar›na gö¤üs geremeyip saflar› terk ederek sistemle bar›fl›k yaflamay› tercih edenler oldu. Elbetteki ortaya ç›kan bu sonuçlar› s›n›f savafl›m›n›n yasalar› çerçevesinde çözümleyip yan›t vermek mümkündür. Ki önemli olan da yaflananlar›n nedenlerini a盤a ç›kar›p, do¤ru müdahale yöntemleriyle burjuva ve reformist cepheyi zay›flatarak, MLM cepheyi güçlendirmektir. Proleter ve devrimci militanlarda kitlelere güven duyma duygusunu gelifltirme ve kazanma gelece¤in de¤il, bugünün sorunudur. K‹TLELER; SOMUT POL‹T‹KALAR VE MÜDAHALEDE ISRARLA KAZANILIR Kitle, kitle demekle kitlelerin örgütlenmeyece¤i aç›k. E¤er böyle olmufl olsayd›, flimdi y›¤›nlar›n örgütsüzlü¤ünden de¤il, örgütlülü¤ünden söz ederdik. O halde temel sorun, bu söylemle prati¤in uyumunu sa¤layacak somut politika ve politikay› ›srarla hayata uygulayacak kadrolar›n ve militanlar›n yarat›lmas›ndad›r. Somutluk var olan çeliflkileri do¤ru tan›mlamak ve devrim lehine do¤ru bir tarzda çözümlemeye çal›flmakt›r. Mesela kitlelerin ekonomik, demokratik taleplerini hesaba katmadan bir örgütlülük yaratmak mümkün müdür? Yada di¤er bir ifadeyle “her örgütlenme bir ihtiyac›n ürünüyse” o ihtiyac›n varl›k nedenlerini es geçerek bir örgütlenme yaratabilir miyiz? Elbetteki yaratamay›z. Sözgelimi sendikalar iflçi s›n›f›n›n örgütlülü¤ü için bir ihtiyaçt›r. Ama iflçi s›n›f› içinde çal›flmadan sendikalarda bir güç olabilir miyiz? Veya köy kooparatiflerinde, yöre derneklerinde güç olmak için köylerde ve semtlerde çal›flmam›z gerekmez mi? Yine “kitlelerin oldu¤u her yere gitmeliyiz” söylemi sonuç itibar›yla yanl›fl de¤il, do¤rudur. Ama gerçeklik olan di¤er bir fley ise; bugünkü mevcut kadro ve siyasal etki gücümüzle bunu yerine getirmemiz zordur. Dolay›s›yla çeliflkilerin daha yo¤un oldu¤u ve ileri kitlelerin bulundu¤u alanlara müdahale etmek, burada örgütleyip a盤a ç›kard›¤›m›z yeni güçlerle çemberimizi daha da geniflletecek ad›mlar atmak en do¤ru ve gerekli oland›r. Dört bir yana yumruk sallama ya da sall›yormufl gibi yapmaktansa bulundu¤umuz her alanda çeliflkilerin ve hareketin daha yo¤un oldu¤u noktalarda yo¤unlaflmak, kitlelerin somut talepleri üzerinden propaganda ve ajitasyonu gelifltirmek, kitlelerle ba¤ kurman›n en

14-27 Şubat 2004 vurgulad›. Ve bu sapmalar›n bize ra¤men var oldu¤unun alt›n› çizdi. Çünkü her fley karfl›t›yla birlikte vard›r. Ve sürekli birbiriyle mücadele halindedir. T›pk› yaflamla ölüm gibi, buna bir çeliflmenin yönleri aras›ndaki özdefllik ve mücadele denir. Her fleyin karfl›t› ile birlikte varolmas› ile aralar›ndaki mücadele s›n›f mücadelesinin de temel yasas›d›r. SBKP ve ÇKP’de proletaryan›n karfl›t› burjuvalar olmasayd›, geriye dönüfller mümkün olabilir miydi? Elbetteki olmazd›. Yani bu burjuvalar gökten zembille inmedi; tam aksine bu burjuvalar parti içinden ç›kt›. Ve bunlar› yaratan da varolan nesnel zemindir. Bu demektir ki; sosyalizmde s›n›f mücadelesinin varl›¤›n› savunmak, Büyük Proleter Kültür Devrimleri gibi devrimlerin gereklili¤i ve zorunlulu¤unun alt›n› çizmek, iradi olarak burjuvaziyi yaratmak ya da çizgi peflinde koflmak de¤il bilakis s›n›f savafl›m›n›n yasalar›n› kavramakt›r. Bu yasalar›n bize yükledi¤i zorlu görev ve sorumluluklar ise, proleter uyan›kl›¤› bir an olsun elden b›rakmamakt›r. önemli köprülerinden biridir. Kitleleri etkilemek, kitleleri harekete geçirmek deyim yerindeyse onlar›n yaralar›na parmak basmakt›r. Mesela derin bir dini inan›fl›n etkisinde olan kitlelerin, inan›fllar›na yönelik gelen en ufak s›n›rlamaya karfl› ortaya koyduklar› tepki ya da tepkilerinin hemen kitlesel bir boyut kazanmas› manevi anlamda sahip olunan ortak bir flekilleniflin ve inan›fl›n ürünüdür. Ve burada genifl kitlelerde yarat›lan ortak bir flekillenifl ve inan›fl u¤runa dövüflebilme gerekli¤ine inanan bir kitle gerçe¤i söz konusu. Burada ç›karmam›z gereken di¤er bir sonuç ise devrimcilerin, MLM’lerin kitleleri örgütlemek için gereken iradi müdahaleyi yapmad›klar› ve kitleleri esas olarak gerçek sorunlar› ve nedenleriyle yüzlefltirip, egemen s›n›flar ve siyasi sözcülerinin gerici propaganda ve demagojilerini bofla ç›karmad›klar› müddetçe, din olgusu kitleleri aldatmak ve gerçek sorunlar›nda uzaklaflt›rmak için egemen s›n›flar ve siyasi sözcülerinin elinde bir silah olarak kalacakt›r. Çünkü; bunun nesnel zemini vard›r. Ve bu zeminin ortadan kald›r›lmas› bir bilinçlenmeyi, bir ayd›nlanmay› gerektirir. Bu bilinçlenme ve ayd›nlanma kendili¤inden olmayacakt›r. Bu bilinçlenmenin, bu ayd›nlatman›n özneleri devrimciler ve komünistlerdir. Peki kitlelerin gerçek gündemi ve sorunlar› nedir? Tabii ki iflsizliktir-yoksulluktur. Demokratik hak ve özgürlüklerin kullan›lmas› önünde oluflturulan barikatlard›r. Kürt ulusuna uygulanan milli zulümdür. Ulusal demokratik taleplerini kullan›lmas›n› engelleyen yasal ve militarist sald›r›lard›r. Yine e¤itimin paral› hale getirilip emekçilerin çocuklar›na üniversite kap›lar›n›n kapat›lmas›d›r vb. vb. Tüm bu sald›r›lar›n sorumlusu da emperyalist-kapitalist sistem ve ufla¤› faflist diktatörlüktür. Tüm sorunlar›n gerçek anlamda çözülüflü de, bu faflist gerici iktidarlar›n çözülüflü ve zorla y›k›l›fl›yla mümkündür. Ve bu mümkünü, gerçek k›lacak olan da, ezilenleri bu somut talepleri üzerinde örgütleyip harekete geçirecek olan da Proletarya Partisi’dir. Parti kitlelerin güvenini kazanmak için onlar›n somut sorunlar› üzerinde yo¤unlaflmak ve bu u¤urda savaflmak cesaretini ve cüretini göstermek zorundad›r. Baflkan Mao’nun dedi¤i gibi “gerçekten y›k›lmayan duvar hangisidir? Y›¤›nlard›r. Bütün kalpleriyle, bütün düflünceleriyle devrimi destekleyen milyonlarca ve milyonlarca y›¤›nlard›r”. ‹flte tüm sorun, bu y›¤›nlara ulaflmakta dü¤ümleniyor.


14-27 Şubat 2004

22

28

Anti-emperyalist gençlik F‹L‹P‹NLER’DE BULUfiTU 1-2 fiubat tarihlerinde Filipinler’in baflkenti Manila’da ILPS Gençlik Komisyonu’nu oluflturmak ve anti-emperyalist mücadelede gençli¤in rolünü uluslararas› alanda gelifltirmek üzere bir toplant› düzenlendi. Bu toplant›ya Türkiye’den Yeni Demokrat Gençlik ve AT‹K-YDG de kat›ld›. YDG’nin bu toplant›yla ilgili de¤erlendirmesini k›saltarak yay›nl›yoruz.

“Uzun bir yolculuktan sonra vard›¤›m›z Manila’da dostlarla, yoldafllarla buluflman›n verdi¤i coflkuyla daha kalaca¤›m›z yere yerleflmeden uzun sohbetlere dal›yoruz. Ayn› yerde ILPS toplant›s›ndan hemen önce Asya Ö¤renciler Birli¤i’nin (ASA) toplant›s› yap›lm›flt› ve dostlar›n ço¤u bu toplant›ya kat›lm›fllard›. ASA üyesi birçok örgüt ILPS’nin toplant›s›na da kat›lacaklar› için bu toplant›n›n haz›rl›klar›na da bafllam›fllard›. Emperyalist sald›rganl›¤›n her çeflidini en yo¤un yaflayan bu bölgelerdeki halklarla, gençlerle dayan›flma, ortak tepkiyi örgütleme, birbirlerimizin deneyimlerinden ö¤renme mücadelemizi gelifltirecek, emperyalizme karfl› daha güçlü bir durufl sergilememizi sa¤layacakt›r. Bundan sonraki süreçte emperyalizmin dünya halklar›na özelde de gençli¤ine yönelik toplu sald›r›lar›na ortak karfl› koyuflun ayaklar›n› örmeli, düflüncelerimizi paylaflmal›, bölgesel ve dünya ça-

p›nda platformlar oluflturmal›, örgütlere bu yönde en önemli arac›m›z olan ILPS’yi tan›tmal›y›z. Toplant›n›n ilk günü ILPS Baflkan› Crispin Beltran ve ILPS Filipinler Seksiyonunun baflkan› Rita Baua birer aç›l›fl konuflmas› yapt›lar. Rita yoldafl konuflmas›nda ILPS’nin ve bu toplant› sonucunda oluflmas› planlanan Gençlik Çal›flma Komisyonunun uluslararas› anti-emperyalist mücadele için önemine de¤indi ve bizlerin esas olarak prati¤e yönelmemiz, az laf çok ifl yapmam›z gerekti¤ini belirterek toplant›n›n sonunda uzun dönemli bir eylem plan› oluflturmam›z gerekti¤ini anlatt›. Konuflmas›na gençli¤in devrim mücadelesi içinde önemine de¤inerek bafllayan Beltran, ILPS’nin yeni, yükselen bir hareket oldu¤unu, onun geliflmesinde, güçlenmesinde ve uzun y›llar boyunca sürdürülmesinde gençli¤in öneminden bahsetti. Toplant›n›n ilk gününün ikinci oturumunda

‹ranl› iflçilerin katledilmesini lanetle! 23-24 Ocak tarihlerinde, ‹slam cumhuriyetinin bask›c› güçleri vahfli güç kullanarak Güneydo¤u ‹ran’›n Kerman eyaletinde Babak kenti yak›nlar›nda iflçilerin ve ailelerinin yapt›klar› toplant›ya sald›rd›. Bu vahfli sald›r›n›n sonucunda 15 iflçi katledildi ve onlarcas› da a¤›r bir flekilde yaraland›. Bak›r eritme iflçileri ve aileleri 500 sözleflmeli iflçinin iflten at›lmas›n› engellemek için 18 Ocak’ta protestolara bafllam›fllard›. Talepleri yerel otoriteler taraf›ndan dikkate al›nmayan iflçiler, taleplerini daha yüksek sesle hayk›rabilmek için Katoonabad’dan Babak kentine bar›flç›l bir yürüyüfl yapt›lar. Ald›klar› düflük ücret ve maruz kald›klar› sömürünün derecesine karfl› iflçiler: “Yoksulluk s›n›r› 300.000 ve açl›k s›n›r› 100.000 Tomans (‹ran para birimi) iken bizler 70.000 al›yoruz” dediler. ‹flçilerin bu taleplerle yapt›klar› toplant›ya yetkililer helikopter ve silahlar kullanarak ve flehrin hükümet binas› ve bankalar›n› da yakt›klar› bir sald›r› gerçeklefltirdiler. Yaflanan sald›r›da militan iflçilerin ve kasaba halk›n›n birço¤u bask›c› güçler taraf›ndan tutuklanarak, bilinmeyen yerlere götürüldüler. Tahmini olarak 500 insan tutukland›. Bu sald›r›ya karfl› ‹ranl› Demokratik ve Anti-emperyalist Örgüt bir aç›klama yaparak olay› dünya kamuoyuna duyurdu ve “Tüm iflçi örgütlerini ve anti-emperyalist hareketleri ‹ran iflçileriyle dayan›flma ve ‹ran iflçilerin ve di¤er emekçilere karfl› barbar sald›r›lar yapan suçlu ‹slam Cumhuriyeti rejimini k›nama ve son protestolarda tutuklananlar›n derhal serbest b›rak›lmas›n› istemek için mesaj göndermeye ça¤›r›yoruz” denilerek destek istedi. (Dayan›flma mesajlar› için adres: babak@rahehsorkh.org)

ise gençli¤in ifl alan›ndaki sorunlar› üzerine konufluldu. Filipinler’in militan, devrimci sendikas› olan KMU’nun (1 May›s Sendikas›) e¤itim dairesinden gelen bir yoldafl bizlere dünya çap›nda çal›flan gençli¤in ifl alan›ndaki sorunlar›n› istatistiklerle anlatt›. Toplant›n›n ilk gününün son oturumunda ve ikinci gününün ilk oturumunda ise gençli¤in e¤itim alan›ndaki sorunlar› tart›fl›ld›. Toplant›n›n son oturumunda ise ILPS Gençlik Çal›flma Komisyonunun kurulmas› ve bu komisyonun bir dahaki toplant›s›na kadar yapacaklar› tart›fl›ld›. Buna göre ilk etapta dünya çap›ndaki ILPS üyesi anti-emperyalist gençlik örgütlerinin daha sistemli olarak birbirleriyle görüflmeleri, ortak bildiriler yay›nlamas›, ça¤r›larda bulunmas›, birbirlerine destek mesajlar› göndermesi, ortak eylemler örgütlenmesi üzerinde durulmufltur. Bunun yan›nda ise di¤er anti-emperyalist, ilerici gençlik örgütleriyle ba¤ kurulmas›, onlara ILPS’nin tan›t›lmas›, bu amaçla her ülkede ILPS’yi ve politikalar›n› tan›t›c› etkinliklerin örgütlenmesine karar verilmifltir. Uzun vadede ise dünya çap›nda uluslararas› anti emperyalist gençlik liginin kurulmas› amaçlanmaktad›r. Gençlik Komisyonu üyelerinin haberleflmesini düzenlemek, onlar› yönlendirmek amac›yla komisyon içinden sekreterlik oluflturulmufltur. ‹lk günkü oturumlar›n ard›ndan ise

KMU’nun önderli¤inde grev yapan iflçileri ziyarete gittik. Süper markette çal›fl›rken patron taraf›ndan iflten at›lan iflçiler marketin önünde greve bafllam›fllar. Grevdeki iflçilere destek amac›yla üniversiteli ö¤rencilerin sürekli grevci iflçilerin yan›nda yer ald›klar›n›, onlarla kald›klar›n› ö¤rendik. Toplant›n›n son günü ise Filipinler Üniversitesi’nde ö¤rencilerin düzenledi¤i eyleme kat›ld›k. Üniversitenin sundu¤u bir hizmetin paral› hale getirilmesini protesto eden ö¤renciler ilk olarak bir fakültenin içinde forum düzenlediler. Forumda biz de Yeni Demokrat Gençlik ad›na bir konuflma yaparak ö¤rencilerin mücadelesini destekledi¤imizi belirttik. ILPS’nin gençlik çal›flma komisyonunu oluflturan bu toplant› dünya çap›nda anti-emperyalist gençlik örgütlerini ilk kez bir araya getirmesi nedeniyle ayr› bir öneme sahiptir. Bu tür toplant›lar›n düzenli hale getirilmesi, örgütlerin kendi aralar›nda paylafl›mlar›n› gelifltirmesi, deneyimlerini aktarmas› hem ülkemiz özgülünde hem de bölgesel ve uluslararas› düzeyde antiemperyalist, demokratik hareketin geliflmesine hizmet edecektir.”

Dünya Ekonomik Forumu bu y›l da protesto edildi ‹sviçre’nin Davos kentinde düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu, al›nan tüm önlemlere ve bask›ya ra¤men bu y›l da kitleler taraf›ndan protesto edildi. Davos kenti, Avrupa’n›n en yüksek yerleflim birimi olmas›ndan ve stratejik aç›dan ç›k›lmas› pek mümkün olmayan bir konuma sahip olmas›ndan dolay› tercih ediliyor. Tüm bu önlemlere ve ‹sviçre polisinin di¤er ülkelerden polis ve asker talep etmesine ra¤men kitleler protestolar›n› Davos’ta gerçeklefltirdiler. Esas olarak üç alanda gösterilerin yap›ld›¤› Cumartesi günü Davos’un içinde, Davos’a yak›n Chur ve Sargan’ta toplanan kitle, emperyalistlerin ekonomik reçetelerine hay›r dediler. Yine emperyalistlerin iradesi d›fl›nda Dünya Ekonomik Forumuna Irak iflgali ve Filistin sorunu damgas›n› vurdu. AT‹K-ILPS ve Partizan okurlar› da yürüyüflte yerlerini ald›lar. ‹sviçreli devrimci gruplar ve Türkiyelilerle yap›lan eylem birli¤i çerçevesinde 3 otobüs tutuldu. Bir otobüse Türkiyeliler ve Komiteden ‹sviçreliler olmak üzere hareket edildi. Otobüste AT‹K-ILPS ve

Partizan okurlar› ço¤unluktayd›. Di¤er devrimci örgütlerden MLKP ve T‹KB vard›. Chra yaklafl›ld›¤›nda eylem plan› gere¤i otoban iflgal edildi. Trafik kesildi ve belli bir süre yüründükten sonra tekrar otobüslere binildi. Biraz ilerledikten sonra polisler eylemcileri durdurdu, önce b›rakacaklar›n› söylediler, daha sonra herkesi 3 otobüs ve arabalar›yla birlikte tutuklad›lar. Bu arada eylem alan›na yard›ma gelen DHKP-C taraftarlar› da gözalt›na al›nd›lar. Yaklafl›k olarak 9 saat süren bir gözalt› oldu. Amaçlar› yürüyüfle kat›l›m› engellemekti, onu yapt›lar. Eylemciler trafi¤i kesti¤inde medya oradayd› ve Avrupa çap›nda yay›n yapan Euru Neus Televizyonu 24 saat süre boyunca otoban› iflgal eden “afl›r›” sol örgütleri verdi. AT‹K-ILPS ve Partizan pankart ve flamalar› gün boyunca televizyonda yer ald›. Onlar›n tüm engellemelerine ra¤men ezilen kitleler emperyalistlere hay›r dedi. Sonuçta tutuklama için gerekçe bulamayan ‹sviçre polisi, 20 frank otoban iflgal paras› alarak gözalt›na al›nan herkesi serbest b›rakt›.


23

28

14-27 Şubat 2004

‹flkencecilerin Peflinde si üç general eskisi, Almanya’n›n Nürnberg kentindeki bir mahkemenin verdi¤i karar nedeniyle tutukland›lar. Asl›nda 30 bin kiflinin yok edilmesinden sorumlu olan Videla (78) ve arkadafllar› eski Deniz Kuvvetleri Komutan› Amiral Emilio Massera (78) ile Buenos Aires bölgesi Kara Kuvvetleri Komutan› Carlos Guillermo Suarez Mason (79), bu kez iki genç Alman’›n gözalt›na al›nd›ktan sonra, a¤›r iflkencelerden geçirilip, öldürülmelerinden sorumlu tutuluyorlar. Alman mahkemesinin ç›kard›¤› uluslararas› tutuklama emri üzerine tutuklanan ve yarg›lanmak üzere Nürnberg’e gönderilmeleri istenen cuntac›lar›n Almanya’ya teslim edilmeleri pek gerçekleflecekmifl gibi görünmüyor. Zieshank, iflkenceyle öldürüldü, Elisabeth Kaesemann 15 tutukluyla birlikte kurfluna dizildi. ‹kisi de Almand› ve Arjantin’de cunta döneminde öldürüldüler. Generaller Videla, Massera ve Mason için tutuklama karar› ç›kt›. Neler yafland›, ne olacak? Baflta Jorge Videla olmak üzere 1976-82 aras›nda Arjantin’e hükmeden askeri faflist cunta üye-

CEZASIZLI⁄A KARfiI KOAL‹SYON Latin Amerika’n›n yak›n tarihteki en kanl› yönetimlerinden birini gerçeklefltiren Arjantin Cuntas› üyelerinin tutuklanmas›, 1997’de Almanya’da bafllat›lan ve “Cezas›zl›¤a Karfl› Koalisyon” ismini alan bir sivil toplum girifliminin inatla yürüttü¤ü çabalar sayesinde ger-

Dünyadan Notlar EMPERYAL‹STLER‹N DÜNYA ÜZER‹NDEK‹ S‹LAH PAZARLAMASI Emperyalistler daha çok kâr elde etmek için yeni yeni silahlar üretiyorlar. Bu silahlarla hem kendi pazarlar›n› geniflletiyorlar, hem de ekonomilerini ayakta tutabiliyorlar. Üretmifl olduklar› bu silahlar› hem ülkelerin iflgalinde kullanarak, hem de halklar› birbirlerine düflürerek tüketiyorlar. Nelerdir bu yeni üretilmifl silahlar; ABD Savunma Bakanl›¤›, Hartop Grumman flirketinin flubesiyle düflman füzelerini, f›rlat›ld›ktan hemen sonra yok edecek bir silah gelifltirmek amac›yla kontrat imzalad›. Dev silah flirketi Northop Grumman’›n uzay ve operasyon sistemleri üzerine çal›flan flubesinin imzalad›¤› kontrat›n 8 y›ll›k süreyi kapsad›¤› ve düflman füzelerinin motorlar›n›n atefllendi¤i s›rada imha edecek silah›n gelifltirilmesi ve denenmesini içeriyor. Pentagon her iki flirkete de sözkonusu silah›n tasar›m› amac›yla daha önceden onar milyon dolar ödeme yapt›. Kontratta karaya ya da bir denizalt›ya yerlefltirilecek bir füze savafl sistemi gelifltirilmesi yer al›yor. Di¤er yandan 11 Eylül sald›r›lar›nda sivil uçaklar›n kullan›lmas› üzerine harekete geçen Alman hava yolu flirketi Lufthansa ve Avrupa’n›n ünlü havac›l›k ve savunma flirketi EADS sivil uçaklara füze kalkan› satmaya haz›rlan›yor. Baz› devlet yetkililerinin kulland›¤› VIP uçaklar› füzesavar sistemleriyle korunuyor. Yolcu uçaklar›na anti-füze sistemi kurmak üzere EADS ve Lufhthansa 4 Aral›k 2003 tarihinde bir iflbirli¤i anlaflmas› imzalad›. Öncelik VIP uçaklar›nda. Lufhtfansa, uçaklar›n kabin düzenlenmesi ile ilgilenirken, EADS füze savunma sistemlerini sa¤layacak. Bu savunma sisteminde temel amaç ise, son y›llarda de¤iflik örgütlerin elinde yayg›n olarak bu-

lundu¤u bilinen ve omuzda tafl›nabilmesi itibariyle kullan›m› kolay olan portatif füze sald›r›lar›na karfl› koruma sa¤layabilmek. Öte yandan Rusya da füze tatbikatlar› yap›yor. Geçti¤imiz günlerde Rus donanmas› nükleer bafll›k tafl›yabilen lojistik füze denemesi yapt›. ‹nterfaks ajans›na göre Pasifik filosuna ait Podolsk adl› stratejik taarruz denizalt›s› Uzakdo¤u’daki Ohotsk Denizi’nden Kuzey Kutbu yak›nlar›ndaki Çiya bölgesine füze f›rlatt›. Rus donanmas›n›n elinde 216 nükleer balistik füze tafl›yan 13 stratejik denizalt› bulunuyor. Donanman›n nükleer atefl gücünün %80’den fazlas›n› kuzey filosu sa¤l›yor. En çok silah satan ülkelerin bafl›nda ise Amerika geliyor. ABD son alt› y›ld›r silah sat›fl›nda öteki ülkelerin çok önüne geçti. ABD’nin 1996-2000 aras›ndaki silah sat›fl› (1990 fiyatlar›yla) 49.3 milyar dolara ulaflt›. ABD’nin yak›n takipçisi Rusya’n›n ayn› dönemdeki sat›fl› 15.7 milyar dolar, ama bu sat›fllar›n büyük bir k›sm›n› ikinci el silahlar oluflturuyor. Dünyada en çok silah satan flirketler aras›nda ilk s›ray› iflgal eden firma ise 1999’daki 17.6 milyar dolarl›k sat›fl›yla Lockheed Martin (ABD). Bu flirketi s›ras›yla 15.7 milyar dolar ile Systems (‹ngiltere), 15.3 milyar dolarla General Dynamics (ABD) ve 4.1 milyar dolarla ThomsonCSF (Fransa) takip ediyor. En çok silah sat›n alan ülkeler ise; Tayvan, Suudi Arabistan, Türkiye, Güney Kore. En çok silah satan ülkeler ABD, Rusya, Fransa, ‹ngiltere, Almanya, Hollanda, Ukrayna, ‹talya, Çin. Dünya silah ticaretine iliflkin son rakamlar ABD ve ‹ngiltere gibi ülkelerin “so¤uk savafl›n” bitiminin ard›n-

çekleflti. Giriflim, diktatörlük döneminde öldürülen Almanlar›n yak›nlar›n›n Arjantin’de y›llar süren adalet aray›fllar›n›n sonuç vermemesi ve cunta üyelerinin cezaland›r›lmalar›n›n çeflitli giriflimlerle engellenmesi üzerine Nobel Bar›fl Ödüllü Arjantinli Adolfo Perez Esquivel’in Nürnberg’deki arkadafllar›na ça¤r›da bulunmas› üzerine hayata geçirilmiflti. Diktatörlük döneminde öldürülenler aras›nda 100’e yak›n Alman vatandafl› ya da Alman kökenli de bulunuyordu. Videla ve adamlar› darbe haz›rl›klar› sürerken yapt›klar› bir toplant›da, fiili’deki “kardefl” askeri diktatörlü¤ün, solcular› tutuklat›p kitleler halinde toplama kamplar›na kapatmalar›n› büyük bir hata olarak de¤erlendirmifl, bu durumu gösteren foto¤raflar nedeniyle rejimin d›fl dünyadaki imaj›n›n büyük ölçüde zedeledi¤ini tespit etmifllerdi. Onlar›n çözümü daha az masrafl› ve basitti: Yakalanan muhalifler an›nda infaz edilecek, cesetleri de uçaklarla denize at›larak, yok edilecekti. Almanya’da çeflitli insan haklar› ve hukuk örgütleriyle, avukatlar ve kurbanlar›n yak›nlar›ndan oluflan “Cezas›zl›¤a Karfl› Koalisyon”un avukatlar›, Alman vatandafllar›na karfl› ifllenen

suçlardan hareketle, yap›lanlar›n “soyk›r›m ve insanl›¤a karfl› suç” olarak tan›mlanmas› gerekti¤ini, “insanlar›n sistematik olarak planlanm›fl yöntemlerle ortadan kaybolmas›na yol açan binlerce cinayetin san›klar›n›n vatandafll›k ba¤› ve suçun ifllendi¤i yere bak›lmadan, Almanya’da yarg›lanabileceklerini” savundular. Avukatlar bu do¤rultuda haz›rlanan, tan›k anlat›mlar› ve delillerle desteklenmifl suç duyurular›yla Alman savc›l›klar›na baflvurdular. Sonunda Alman Yarg›tay’› Arjantin’le ilgili tüm suç duyurular›n› birlefltirip, Nürnberg Savc›l›¤› ve mahkemelerine devretti. ‹lk tutuklama karar› 2001’de ç›kt›. Aral›k 2003’te de Mason’un amirleri Videla ve Massera hakk›nda da “siyasi olarak farkl› düflünenleri yok etmek amac›yla bir terör rejimi kurmak, bu ba¤lamda Alman vatandafllar› Kaesamann’la Zieschank’› ve di¤erlerini öldüren birliklere komuta eden Mason’a bu do¤rultuda emir vermekle” suçlamas›yla, hemen tutuklama karar› verildi. Bu arada Nürnberg Savc›l›¤›, kurbanlar›n Alman olmad›¤› 17 olayla ilgili soruflturmay› kapatmaya karar verdi. Savc›l›k, 69 kiflinin suçland›¤› 14 olayla ilgili soruflturmay› ise halen sürdürüyor.

dan pazar s›k›nt›lar›n› gidermek için Ortado¤u, Asya ve Güneydo¤u Asya’y› abluka alt›na ald›¤›n› ortaya koydu. Silahlara olan talebin azalmas› silah tekellerinin savafllarda daha da etkin olmas›na yol aç›yor. Son befl y›lda en çok silah al›m› gerçeklefltiren 20 ülke aras›nda Suudi Arabistan, Türkiye ve Çin bulunuyor. Güney Kore, Hindistan, Yunanistan, ‹srail ve Pakistan gibi ülkeler de önemli silah al›c›lar› aras›nda. Türkiye’nin silah pazar›nda önemli bir yer tutmas›; jeopolitik konumuna, Kürt ulusunun hakl› ve meflru mücadelesine karfl› kullanma ve hiç kuflkusuz ki TC faflizminin, burjuva feodal devlet ayg›t›n›n toplumsal muhalefet üzerindeki, iflçi s›n›f› mücadelesine karfl› kullanma amac›ndan ba¤›ms›z oldu¤unu düflünmemek gerekir. Öte yandan silah al›mlar›ndaki art›fllar bizim gibi yar›-sömürge ülkelerin borç yükünü art›r›rken, kaynaklar›n buralara aktar›lmas› sebebiyle birçok sosyal hak, sa¤l›k, e¤itim olanaklar› vb. k›s›tlan›yor. Böylece halk›n s›rt›na gittikçe daha büyük yükler bindiriliyor. Halklar yoksullu¤a, açl›¤a mahkum ediliyor. Son y›llarda yap›lan araflt›rmalar silah sat›fllar›nda düflüfller oldu¤unu göstermektedir. 1990’larda Körfez Savafl› yüzünden Bat› ülkelerinin silahlanmas›ndaki hafif art›fl say›lmazsa, 1987’den bu yana dünya genelindeki askeri harcamalar düzenli olarak düfltü. Uçak, tank ve patlay›c› sistemler gibi bafll›ca konvansiyonel silahlar alan›nda askeri ithalat hacimleri 1990 rakamlar› esas al›narak 1991’de 23.6 milyar, 1995’te 19.2 milyar, 2000’de 15.3 milyar Amerikan dolar› olarak gerçekleflti. Bu düflüfl ABD baflta olmak üzere büyük silah üreticilerini yeni pazar aray›fllar›na sokmaktad›r. Irak sald›r›s› ve ABD’nin Ortado¤u’ya yönelik planlad›¤› sald›r›lar›n arkas›nda petrol ve silah tekellerinin ç›karlar› yatmaktad›r. fiunu görmek gerekir ki; emperyalistlerin gittikçe artan ekonomik krizlerini aflmak ve pazar paylar›n› geniflletmek için önümüzdeki süreçlerde dünyada varolan pazar-

lar› yeniden paylafl›m› çabas› ve bununla koflut olarak dalaflmalar› daha da artacakt›r. Emperyalist ülkeler gerici rejimlere silah satarken, öte yandan insan haklar› havarisi kesilmekte, “Dünya Silahs›zlanma Günü” dahi ilan edebilmektedirler. Birçok somut örnek, bu “gün”ün ne kadar aldat›c› ve ikiyüzlüce oldu¤unu ortaya koymaktad›r. Örne¤in ‹ngiliz Independent gazetesinin bir haberine göre ‹ngiltere dünya silah ticaretindeki pay›n beflte birine sahip. Bu silahlar›n büyük bölümü ise diktatörlükle yönetilen ülkelere sat›l›yor. ‹ngiltere’nin silah satt›¤› ülkeler aras›nda polisin son üç y›lda 600’den fazla kifliyi öldürdü¤ü Jamaika, Suudi Arabistan, insan haklar› ihlallerinin had safhada oldu¤u Tanzanya, Endonezya gibi ülkeler bulunmaktad›r. Bununla birlikte bireysel silahlanman›n da oldukça fazla yayg›nlaflt›¤› görülmektedir. Dünyada her 12 kifliden biri silah tafl›yor. Umut Vakf›’n›n verilerine göre son 10 y›lda silah sat›fl›nda 10 kat art›fl var. Cinayetlerin yar›s› silahla iflleniyor. Yaralanmalar›n büyük bir k›sm› silahla olurken, intiharlarda da ilk s›ray› silah al›yor. Emperyalistlerin yaratt›¤› güvensizlik ortam›nda insanlar kiflisel olarak silahlanmaya yönlendiriliyor. Sonuçta, emperyalistler üretmifl olduklar› yeni silahlarla pazarlar›n› geniflletiyor, kârlar›na kâr ekliyorlar. Bu silahlar ise Irak iflgalinde gördü¤ümüz gibi halklar›n tepesine bomba olarak ya¤›yor, vücutlar›na kurflun olarak saplan›yor. Bu silahlarla masum insanlar katlediliyor, çocuklar öldürülüyor. Emperyalist silah tekellerinin elde ettikleri kârlar dünya halklar›n›n kan›na, can›na mal oluyor. Emperyalistler yapt›klar› katliamlar› dünya halklar›na kan›ksatmak için halklar›n tepelerine ya¤d›rd›klar› bombalar› televizyonlardan film izletir gibi, naklen izletiyorlar. Ama öte yandan onlara karfl› Filistin halk›, Irak halk› yafll›s›-genciyle, ellerinde k›rmalar, klefllerle savafl›yor. Emperyalistlerin ürettikleri bu silahlar ayn› zamanda kendilerinin sonlar›n› da haz›rl›yor.


28

24

14-27 Şubat 2004

Mermer iflçili¤inden partili militanl›¤a...

5 Ocak 1978 tarihinde ‹stanbul Haznedar’da Süleyman Cihan’la olan randevusuna gitti¤inde ç›kan bir çat›flmada yaral› olarak tutsak düflen ve 2 fiubat 1978 tarihinde iflkencede katledilen Selahattin Do¤an’› daha iyi tan›yabilmek için annesi ve kardefline sorduk. -Bize Selahattin Do¤an’› anlat›r m›s›n›z? -Hamide Do¤an (Annesi): Selahattin’i 10 yafl›nda ‹stanbul’a çal›flmaya yollad›k. Ekonomik durumumuz kötüydü. ‹lkokula befl yafl›nda vermifltik. ‹lkokulu bitirir bitirmez gitti. Daha okutamad›k. Çok zekiydi. Müdür hep gelir derdi bunu okutun diye ama okutamad›k. -Kardefli: Abim, mangal gibi yüre¤i olan, kavgas›n› ve ailesini s›rtlam›fl biriydi. Biz 8 kardefliz. En büyü¤ü oydu. Biz çok yoksulduk, bu yüzden annemle babam› kimse köyde istemezmifl. Babam çok dürüst bir insand›, o ö¤retmiflti bize hakk›-

m›z› aramay›. Abim de öyle yapt›. -‹stanbul’da ne ifller yap›yordu? Çünkü henüz 10 yafl›nda bir çocuktu daha… -Annesi: Bizim köylülerin mermer iflleri vard›. Orada mermer atölyesinde çal›fl›yordu. ‹lk gitti¤i s›ralarda kalacak yeri yoktu. Orada burada kal›yormufl. Bizim köylü bir kad›n görmüfl. Merdivenlerin alt›nda yatarm›fl. Öyle eziyetler çekti de yine de köye geri dönmedi. -Köye gelir miydi hiç? -Annesi: Bir kez geldi köye. Silah›n› temizlerken kazayla aya¤›n› vurdu. Doktora gitmedi. Kendi kendini tedavi etti. Köyde aya¤› iyi olana kadar kald›. Bir daha da gitmedi köye. -Siz nas›l görüfltünüz peki? -Annesi: Ben onun yan›na geldim. Di¤erleri köyde kald›. Bir odal›k bir yer tuttuk. O odan›n içinde kal›yorduk. ‹ki arkadafl› daha vard›. Onlar da bizimle kal›yordu. Onlar sabaha kadar yaz›yla falan u¤rafl›rlard›, ben ba¤›r›rd›m o yaz›yla ne yap›yorsunuz yat›n diye. Onlar bana sen yat derlerdi, dinlemezlerdi. -Devrimcilerle o dönem mi tan›flt›? -Annesi: Ben bilmiyorum, bana anlatmazd›. -Kardefli: Çal›flt›¤› atölyedeyken tan›flm›fl. Atölyenin sahibi baz› fleyler anlat›yormufl. Bu da merak ediyor tabi, okumak istiyor. Onlar›n ne kadar gerçek oldu¤unu görmek istiyor. Bafll›yor okumaya, araflt›rmaya, üst düzeyde sorumluluklar al›yor. -Annesi: ‹ki silahtan afla¤› gezmezdi. Eve arkadafllar› gelse, hep onlar› geçirirdi, evlerine kadar o götürürdü, korkusuzdu. -Seninle hiç tart›fl›r m›yd› ana, düflüncelerini, amaçlar›n› sana anlat›r m›yd›? -Annesi: Hiçbirfley demezlerdi bana. Ben k›zard›m, onun için hiç anlatmazlard›. En son vuruldu¤u zaman tart›flt› benimle. Gitme dedim ona. “Bu gece gitmezsem olmaz” dedi. “Seni vurmam gerekse bile giderim” dedi. Randevusu var-

Anti-emperyalist mücadelede

68 RUHUNU KUfiAN!

m›fl o gün. Sonradan ö¤rendik. Gidifl o gidifl oldu… O gün gözalt›na alm›fllar. O al›n›nca akrabalar› da alm›fllar. Tabi benim haberim yoktu, beni köye gönderdiler. -Kardefli: Abim gözalt›na al›n›nca büyük abim annemi hemen köye göndermifl. Küçüktüm daha, babamla köyde radyo dinlerken haberlerde “bir terörist çat›flmada vuruldu. Cenazesi olayl› bir flekilde al›nd›, köyüne gidiyor” diye bir haber verildi. Ama hiç bir ayl›k iflkenceden bahsetmedi. Sanki hiç gözalt›na al›nmam›fl, çat›flma olmufl ve ölmüfl gibi verdi. Cenazesi ‹stanbul’da olayl› geçmifl, yürüyüfl yap›lm›fl, insanlar dayak yemifl, gözalt›na al›nm›fllar. -Cenazeyi hat›rlayabiliyor musunuz nas›ld›? ‹flkence sonucu öldürüldü¤ünü biliyoruz. -Annesi: Cenaze paramparçayd›. -Kardefli: Cenaze köye parçalanm›fl bir vaziyette geldi. Gözlerini ç›karm›fllar, kulaklar›n›, burnunu kesmifllerdi. fiimdi çat›flmada ölenin vücuduna iflkence yap›yorlar. O zaman diriye yap›yorlard›. Babam onun o halini görünce dayanamad›. Bir y›l sonra intihar etti. Bilinçli bir flekilde kendine fazla i¤ne yapt›rd›. Abim flehit düfltükten sonra aile fertlerine de bask› yapt›lar. Yurtd›fl›ndaki abimler de afl›r› iflkence gördü. Biz de köyde sürekli bask› gördük. Okula giderken bile hemen “anarflistin kardefli” derlerdi. Ö¤retmen bile farkl› davran›rd›. fiu anda bile bir ifle girsek karfl›m›za ç›kart›yorlar. -Son olarak Selahattin Do¤an’la ilgili bize söylemek istedikleriniz var m›? -Kardefli: Ben de arada bir annemle buraya onun yan›na gelirdim. Evde en kü-

çük ben oldu¤um için bana hep ufakl›k derdi. Akflamlar› geldi¤inde hep beni severdi. Biz de ona “mavifl” derdik. Gözleri maviydi. Sürekli evde kalmazd›. Farkl› yerlerde kal›rd›. Ailesine zarar gelmesin diye, flimdi bunu daha iyi anl›yorum. Abim, çok mert bir insand›. Dedi¤ini yapan biriydi. Çevresindekiler hep ona sayg› duyard›. Hem de çok severlerdi. Onu iflkencede öldürdüklerinde uzak-yak›n bütün aileyi iflkenceye ald›lar. Ama birfleyi unuttular. Sizleri, bizleri unuttular. Onun asla ölmeyece¤ini unuttular. O taa yüre¤imizde yafl›yor.

Ekim Devrimi ile bafllayan dünyadaki hareketlenme, anti-emperyalist ve ulusal kurtulufl mücadeleleri tüm dünyay› sarm›fl, dünyada ezilen halklar›n mücadeleleri yükselmiflti. Bu süreçte Büyük Proleter Kültür Devrimi’nin de etkisi vard›. Dünya çap›nda genifl kitlelerin harekete geçmesi, Türkiye’de de bu etkilerin yans›mas›na sebep oluyordu. Emperyalizme karfl› yüzbinler soka¤a dökülüyordu. 6. Filoya karfl› yap›lan eylemlerde 68 kufla¤›n›n anti-emperyalist eylemleriyle bilinçlere kaz›nd›. ABD emperyalizminin deniz kuvvetlerine ait olan 6. Filo’nun ‹stanbul’a gelece¤ini ö¤renen kitleler, 16 fiubat 1969 Pazar günü “6. Filoya emperyalizme hay›r” diyerek kortejler halinde Taksim’e yürüyüfle geçti. 30 bine yak›n kitle Taksim’e ulaflt›¤›nda önceden planlanan faflist sald›r› bafllad›. Sivil faflistler ve polisler taraf›ndan bafllat›lan sald›r›yla yü-

zlerce insan yaralanm›fl, T‹P üyesi Tuna Erdo¤an ve Turgut Aytaç ise flehit düflmüfltü. Tarihe Kanl› Pazar olarak geçen bu gün, kitlelerin coflkusuyla emperyalizme ve onun yerli iflbirlikçi ve uflaklar›na karfl› mücadele ve direniflin ad› olmufltur. Ülkemizin özellefltirmelerle emperyalizme peflkefl çekildi¤i, bir baflka ülkeye karfl› yap›lan emperyalist sald›rganl›k için üslerin kullan›ld›¤› günümüzde, 68’in militan ruhunu kuflanarak, kitleleri harekete geçirmeli, anti-emperyalist bilinci yükseltmeliyiz. Genifl kitlelerin harekete geçirilmesini sa¤lamak, anti-emperyalist bilincin yükseltilmesini ve yayg›nlaflt›r›lmas›n› sa¤lamak her zaman oldu¤undan daha fazla omuzlar›m›zdad›r. Tarihe ve flehitlerimize karfl› olan sorumlulu¤umuz, her geçen gün, mücadeleye ivme kazand›rmam›z gerekti¤ini önümüze görev olarak koymaktad›r.

KAVGADA ÖLÜMSÜZLEfiENLER

Niyazi Sezgin: Dersim Mazgirt ‹bnimahmut köyünde dünyaya gelen Niyazi Sezgin, mücadelesini k›rsalda gerilla olarak yürütürken, Dersim Babaoca¤› köyünde Tülük mezras›nda 24 fiubat 1988’de ç›kan çat›flmada flehit düfltü. Ulafl Bardakç›: Türkiye devrimci hareketinin önder kadrolar›ndan olan Ulafl Bardakç› 1969 k›fl›nda THKP-C çekirde¤ini oluflturan, 1971 y›l›nda THKP-C’yi kuranlardan biriydi. 28 fiubat 1972’de kald›klar› Arnavutköy’deki evleri kuflatmaya al›nd›. Ç›kan çat›flmada Ulafl Bardakç› flehit düfltü.


28

25

14-27 Şubat 2004

N‹KARAGUA BA⁄IMSIZLIK SAVAfiININ SEMBOLÜ:

GÜN’DE DÜN...

Augusto Cesar Sandino

13 fiubat 1925. fieyh Sait Ayaklanmas› bafllad›. 14 fiubat 1980. On bin jandarma komandosu ve çok say›da polis Çi¤li ‹plik Fabrikas›’ndaki iflçi direnifline müdahale etti. Operasyona keflif uçaklar› ve helikopterler de kat›ld›. Gün boyu süren müdahale sonucunda fabrika boflalt›ld›,1500 iflçi gözalt›na al›nd›. ‹stanbul ve Tunceli’de de dükkan kapatma eylemleri yap›ld›. Dükkan sahipleri pahal›l›¤› protesto ettiler. 1987. Tunceli iline ba¤l› 234 köyde yaflayan 50 bin kiflinin Mersin, Antalya, ‹zmir ve Mu¤la’ya yerlefltirilmesi kararlaflt›r›ld›. Karar 6931 say›l› Orman Kanunu’na ve Anayasa’n›n 170. Maddesine dayan›larak al›nd›. 15 fiubat 1950. Sovyetler Birli¤i ile Çin aras›nda karfl›l›kl› savunma antlaflmas› imzaland›. ‹ki ülke kapitalist dünyaya karfl› birleflik cephe oluflturduklar›n› ilan etti. 1975. Tüm Ö¤retmenler Birleflme ve Dayan›flma Derne¤i (Töb-Der) 7 ilde “hayat pahal›l›¤› ve faflizmi protesto” toplant›lar› düzenledi. Toplant›lar sald›r›ya u¤rad›; 1 kifli öldü, 60 kifli yaraland› 1989. Sovyetler’in Afganistan’da 9 y›l süren askeri varl›¤› son Sovyet birliklerinin çekilmesiyle sona erdi. Savaflta 15 000 kadar Rus askerinin yan›s›ra, yaklafl›k 1 milyon Afganl› hayat›n› kaybetti, 5 milyon Afganl› da ülkesinden göç etmek zorunda kald›. 1992. Mardin’in Aytepe, Yardere ve Ahmetli köylerine jandarma operasyon düzenledi. 4 kad›n› gözalt›na almak istedi. Kad›nlar› vermek istemeyen köylülere jandarma müdahale etti. Jandarman›n atefl açmas› sonucu yafllar› 10 ila 20 aras›nda de¤iflen 6 kifli öldü, 5 kifli de yaraland›. 17 fiubat 1983. Dört Filistinli gerilla Ankara 1. A¤›r Ceza Mahkemesi’nce yeniden ikifler kez ölüme mahkum edildi. Filistinli gerillalar M›s›r’›n Ankara Büyükelçili¤i’ni basarak iki güvenlik görevlisini öldürüp içeridekileri 45 saat rehin tutmufllard›. 1993. Dev-Sol ve T‹KKO (Türkiye ‹flçi Köylü Kurtulufl Ordusu) üyesi 18 siyasi tutuklu, kazd›klar› 35 metre uzunlu¤undaki tünelden yararlanarak Nevflehir E Tipi Kapal› Cezaevi’nden firar etti. 18 fiubat 1987. Türkiye’de 12 Eylül sonras› yaflanan en büyük grev olan NETAfi grevi bugün anlaflmayla sonuçland›. 19 fiubat 1932. Halkevleri kuruldu. Amaç; halk›n politik, ideolojik ve kültürel e¤itimini sa¤lamakt›. 20 fiubat 1976. Türkiye’deki 23 Amerikan üssünde grev karar› al›nd›. 22 fiubat 1848. Paris’te iflçiler ayakland›. ‹ki y›l boyunca Avrupa’y› altüst edecek iflçi devrimleri 盤›r› aç›ld›. 1986. 12 Eylül sonras›n›n ilk büyük mitingi ‹zmir’de yap›ld›. Türkiye ‹flçi Sendikalar› Konfederasyonu (Türk-‹fl) taraf›ndan düzenlenen mitinge 50 bin iflçi kat›ld›. 23 fiubat 1951. Van’›n Özalp ilçesinde 33 yurttafl sorgulanmadan kurfluna dizilmiflti. Bugün yap›lan duruflmada Orgeneral Mustafa Mu¤lal› insanlar›n kurfluna dizilme emrini bizzat verdi¤ini söyledi. 27 fiubat 1993. ‹nsan Haklar› Derne¤i Elaz›¤ fiubesi Baflkan› Avukat Metin Can ve Dr. Hasan Kaya öldürülmüfl olarak bulundu. 28 fiubat 1986. ‹sveç Baflbakan› Olof Palme öldürüldü. Baflbakan Palme savafl karfl›t› ve Üçüncü Dünya ülkeleri yanl›s› bir d›fl siyaset izlemesi ve Vietnam’da Amerika Birleflik Devletleri müdahalesine karfl› ç›k›fl›yla biliniyordu. 1996. Türkiye Büyük Millet Meclis’i Genel Kurulu’nda “ö¤renci harçlar›na hay›r” yaz›l› pankart açan 12 üniversite ö¤rencisi tutukland›.

Nikaragua, Latin Amerika devrimci gelene¤inin bir parças›n› oluflturuyor. Böyle olmas› son derece do¤al, çünkü yüzy›llar boyunca Avrupa feodal devletlerinin, krall›klar›n ve emperyalistlerin sömürüsüne maruz kalm›flt›r. Nikaragua 15. yüzy›ldan bafllayarak yaklafl›k 300 y›l ‹spanyol

sonra darbeyle iktidar›n el de¤ifltirmesi sonucu 1926’da ABD ülkeyi tekrar iflgal etti. Ve 1927 y›l›nda liberallerle muhafazakarlar› uzlaflt›rd›. Uzlaflma liberallerin bir k›sm› taraf›ndan reddedildi ve ABD’nin egemenli¤ine karfl› direnifl örgütlendi. Nikaragua’n›n ünlü direnifl ko-

ABD’ye karfl› verilen ba¤›ms›zl›k savafl›n›n sembolü haline gelen Nikaragual› devrimci önder Sandino, Nikaragual›lar taraf›ndan “özgür insanlar›n generali” diye an›l›yor. sömürgecili¤inin egemenli¤i alt›nda kalm›flt›r. 19 yüzy›lda ise art›k ‹spanyol sömürgecili¤i güç kaybetmeye bafllad› ve ondan boflalan yerlere ‹ngilizler ve ABD göz dikti. ‹ki ülke aras›nda s›k s›k sömürgecilik çat›flmalar› yafland›; ülkeye ilk kez giren ABD birlikleri ‹ngilizler taraf›ndan bast›r›lsa da egemenlik çat›flmalar› bitmedi. 1880’lerde baflgösteren K›z›ldereli ayaklanmalar› kanla bast›r›ld›. 1909 y›l›nda ABD ülkeyi tekrar iflgal etti ve ABD sermayesi iyice egemen hale getirilerek iflgale görünürde son verildi. 1910’larda ülkede bir dizi ayaklanma geliflti 1921’de ülke tekrar ABD taraf›ndan iflgal edildi. 1925’te ABD ülkeden çekilmeden önce yap›lan seçimlerde arkas›nda iflbirlikçi bir yönetim b›rakm›flt›. K›sa bir süre

mutan› halk kahraman› Sandino iflte bu direnifle önderlik ediyordu. ABD’ye karfl› verilen ba¤›ms›zl›k savafl›n›n sembolü haline gelen Nikaragual› devrimci önder Sandino, Nikaragual›lar taraf›ndan “özgür insanlar›n generali” diye an›l›yor. Muhafazakar Adolfo Diaz’›n darbesine karfl› Liberallerin öncülük etti¤i ayaklanmaya kat›ld›. Ayaklanma ABD deniz kuvvetlerinin ülkeye ç›kartma yapmas›ndan büyük bir darbe yedi. Liberaller ABD’nin bask›s›yla 4 May›s 1927’de Tipitapo Antlaflmas›n› imzalad›lar. Antlaflmaya karfl› ç›kan tek general Sandino’ydu. Sandino ülkede yabanc› iflgal sürdükçe savaflaca¤›n› ilan etti. Çevresine toplad›¤› birkaç yüz adamla birlikte Nikaragua’n›n kuzeyindeki da¤lara çekilen Sandino, özellikle madenlerde çal›flan iflçileri

1917 fiubat Devrimi Çarl›k Rusya’s›nda, girilen 1. Emperyalist Paylafl›m Savafl›n›n yaratt›¤› koflullar ve etkilerle birlikte devrimci durum olgunlaflm›flt›r. Savafltan bunalan ve gittikçe yoksullaflan ezilen s›n›flar›n varolan durumdan duydu¤u rahats›zl›k artarken egemenler yö-

netemez duruma gelmiflti. Y›llarca süren savafl ve uygulanan savafl ekonomisi sonucu halk›n yoksullu¤u artm›fl, tahammül edilemeyecek hale gelmiflti. ‹flçi s›n›f›n›n önderli¤inde bafllayan grevler, sokak gösterileri, toprak iflgalleri yo¤unlaflm›fl, hal-

ve köylüleri örgütlemeye çal›flarak eski tüfek ve konserve kutular›ndan imal edilen bombalarla savafla devam etti. Sandino’ya göre “Yaln›z iflçiler ve köylüler mücadeleyi sonuna kadar sürdürecek ve zafer onlar›n örgütlü gücünün eseri olacakt›r.” Bu arada ABD deste¤iyle oluflturulan Ulusal Muhaf›zlar adl› bir örgütle birçok çat›flmaya girilerek a¤›r kay›plar verilmifltir. Mücadelenin sürmesi ve yayg›nlaflmas› di¤er Latin Amerika ülkelerinde de büyük sempati yarat›yordu. Sandino’nun bafl›n› çekti¤i muhalefet karfl›s›nda geri çekilmek zorunda kalan ABD, 1933’te deniz kuvvetleri piyadelerini Nikaragua’dan çekmek zorunda kald›. Geri çekiliflin hemen ard›ndan yap›lan seçimlerde Liberal aday Scasa baflkan oldu. Scasa ekonomik nedenlerle Sandino ile anlaflmay› gerekli görüyordu. Karfl›l›kl› uzlaflmadan sonra Sandino savafla son verdi¤ini aç›klayarak hakim oldu¤u Nueva Segovia’da tar›m kooperatifleri oluflturmaya bafllad›. Topraks›z köylü ve iflsiz proleterler sorununu çözmek için uygulanan bu tar›m kooperatifi fikri ilk olarak Rio Coce k›y›s›ndaki bölgede uygulanmaya bafllad›. Ulafl›m yollar› ve Bat›’dan Do¤u’ya telgraf hatlar› infla etmek; Nikaragua’n›n ithal etmek zorunda kald›¤› mallar›n tümünü kendinin üretmesi; bunun için gerekli olan paran›n ülkeyi terk etmifl bulunan Amerikal›lar›n sermayelerine el konarak elde edilmesi vb. görüflleri baflta Ulusal Muhaf›zlar olmak üzere günün iktidar›n› ürkütmeye yetti ve Sandino’nun art›k ölmesi gerekti¤ine karar verildi. Sandino 22 fiubat 1934’te baflkan Scasa’yla Baflbakanl›k saray›nda yapt›¤› görüflmeden ayr›l›rken Ulusal Muhaf›zlar taraf›ndan kaç›r›larak ertesi gün öldürüldü. Sandino’nun oluflturdu¤u kooperatifleri de da¤›tan Ulusal Muhaf›zlar›n bafl›nda bulunan Samoza, bundan böyle y›llar sürecek olan zulüm ve katliamlarla dolu bir diktatörlük dönemi bafllat›yordu. 1979’da iktidar› ele geçiren devrimci ‘Sandinista Ulusal Kurtulufl Cephesi (FSLN)’ örgütü ad›n› Augusto Cesar Sandino’dan alm›flt›r.

k›n öfkesi sokaklara taflm›flt›. Ayaklanman›n önderli¤inin k›sa süreli de olsa burjuvazi taraf›ndan ele geçirilip kendi lehine dönüfltürülmesiyle burjuva demokratik içerikte gerçekleflmifl olan fiubat Devrimi, Bolflevikler taraf›ndan dünyan›n kaderini de¤ifltirecek olan ikinci Rus Devrimi gerçeklefltirilerek proletarya diktatörlü¤üne dönüfltürülmüfltür.


14-27 Şubat 2004

26

Haks›z savafllar›n KADINA YANSIMALARI

Hindistan’da yükselen halk savafl›na karfl› devletin silahl› güçleri birçok vahfli sald›r›n›n yan›nda kad›nlara karfl› da tecavüz iflkencesini yayg›n olarak kullanmaktad›r. Bunlardan biri de Veldurthi köyünden Anjamma adl› genç k›z. Savafl, politikan›n baflka araçlar ile (fliddet araçlar› ile) sürdürülmesidir. Peki bu savafllar›n gereklili¤ine inananlar, sonucunda ç›kar elde edenler kimlerdir? Kuflkusuz ki devlet erkini elinde bulunduranlard›r. Haks›z savafllar›n amac› devlet erkelerinin, militarist güçlerinin, ekonomik, siyasi, yay›lmac› politikalar›n› devam ettirmek, hakimiyetini sars›lmaz k›lmakt›r. Hangi dönem olursa olsun ister Ortaça¤ karanl›¤› ister medeniyetler ve bilim ça¤› olsun savafllar›n savafllar›n en keskin darbesi emekçi yoksul halka indirilmifltir. Ne yaz›k ki ezilen halka indirilen keskin darbeyi (feodal toplum zihniyetinin etkisiyle de) iliklerine kadar en çok yaflayanlar ise kad›nlard›r. Kad›nlara fliddet çok yönlü oldu¤u gibi uygulay›c›lar› bak›m›ndan da farkl›l›klar arzetmektedir. Gerici, feodal zihniyetlerin bask›c› uygulamalar› sonucu kadan kendisine yönleki bu fliddet karfl›s›nda ço¤u zaman kaderci bir tutum sergilemek zorunda kalm›flt›r. Kad›nlar›n fliddete maruz kalmas›, katledilmesi sadece Ortaça¤ karanl›¤›nda de¤il, sonraki dönemlerde ve günümüzde de artarak devam etmifltir. Ça¤lara göre de¤iflerek artan bu fliddet politikalar› da farkl›laflm›flt›r. Bugün Türkiye de dahil dünyan›n pekçok yerinde kad›nlar fliddete maruz kalmakta ve katledilmektedir. Hergün 6000 Afrikal› genç kad›n ve k›z çocu¤u sünnet edilmekte, kad›n sünnetinde testere, jilet, cam ya da makas›n yan›s›ra da¤lama kullan›lmakta. UNICEF’e göre 130 milyon kad›n›n maruz kald›¤› bu vahflet baflta Yeni Gine, M›s›r, Etiyopya olmak üzere ve Afrika’n›n pekçok ülkesinde kad›nlar›n ço¤u, özellikle Somali, Cibuti ve Kuzey Orta Sudan da ise kad›nlar›n tümü sünnet edilmektedir. Hindistan’da do¤umla 5 yafl aras›ndaki k›z çocuklar›n›n ölüm oran› erkek çocuklar›n›n iki kat›d›r. Hatta küçük bir kasabada 5 y›l boyunca hiç k›z çocu¤u kay›tlarda do¤mufl görülmemifltir. Uzak Do¤u’da binlerce k›z çocu¤u fuhufl ticaretinde kullan›lmaktad›r. Tevrat öncesi söylemlerden günümüze bir din kural› gibi dayat›lan recm (taflla öldürme) hala devam etmektedir. En son örne¤i ülkemizde Mardin’de fiemsiye Allak’›n ölümünün yaflanmas›d›r. Bunlardan da anlafl›laca¤› üzere kad›n dinlerin, feodal, bask›c›, içe dönük, bilime kapal› sistemlerin ezici bask›c›, yok edici politikalar›na maruz kalmaktad›r. Ezilen s›n›f›n ezene, kölenin köle sahiplerine, serflerin toprak a¤alar›na, ücretli iflçilerin burjuvaziye, ezilen ulusun

ezen ulusa karfl› verdi¤i savafllar hakl›, ilerici, gerekli savafllard›r. Yak›n zamanda yaflanan savafllar haks›z savafllard›r. Kapitalist-emperyalistlerin militarist-ekonomik merkezli sistemleri (Türkiye’nin de içinde bulundu¤u baz› yar›-sömürge ülkelerin ve bafl›n› ABD’nin çekti¤i emperyalistl ülkelerin orduya ve silahlanmaya devlet bütçesinden ay›rd›klar› pay bu sistemlerin militarist politikalar›n› ortaya koymaktad›r) Kad›n› ikinci s›n›f olarak görmekte insan s›n›f›na dahil etmemektedir. Kad›n savafllarda, öncesi ya da sonras›nda normal koflullarda bile insandan say›lmayacak davran›fllara maruz b›rak›lmaktad›r. En temel hakk› olan insanl›k hakk› dahi elinden al›nmaktad›r. Bütün bu hak gasplar›n›n yaflanmas›na katk› sunan sistemler köhnemiflli¤ini, çürümüfllü¤ünü ortaya koymaktad›r. Savafllarda efllerini, çocuklar›n› yitiren kad›nlar cins yönleri ile de istismar edilmefllerdir. Her türlü fliddeti ve tecavüzleri yaflam›fllard›r. Cinselli¤i mal gibi pazarlanm›flt›r. Tüm savafllarda sald›rgan ve iflgalci askerlerin tecavüzlerine hatta zevk arac› olarak kullan›m›na maruz kalm›fllard›r. “Özgürlük ve demokrasinin” emperyalist ülkelerin elinden sunuldu¤u Afganistan ve Irak savafllarda kad›na yönelik fliddeti ve sömürüyü do¤rular niteliktedir. Yap›lan araflt›rmalar ABD’nin Irak’› iflgal ederek düzen ve nizam getirdi¤ini iddia etti¤i günden bugüne kadar Irak’ta 400 bin kad›n›n sokak ortas›nda kaç›r›larak tecavüze u¤rad›¤› araflt›rmalar sonucu ortaya ç›km›flt›r. ‹flgalin sonuçlar›n› bu flekilde yaflayan kad›nlar zora ve fliddete dayanan sömürü sistemleri de¤iflmedi¤i sürece bunlar› yaflamaya devam edecektir. TÜRK‹YE’DE DURUM Kad›n› ikinci s›n›f gören en temel haklar›ndan yoksun eden ve kad›n›n cins sömürüsüne yasal dayanak oluflturmaya çal›flan sistemin meclise sunulan tasar›s›nda yer alan ça¤d›fl› uygulamalardan birkaç örnek; *Namus cinayetlerine indirim yap›larak insan›n en temel hakk› olan yaflam hakk› hiçe say›l›yor! *Tecavüz s›ras›nda k›zl›k zar› bozulmaz ise ceza indirimi uygulan›r! *Tecavüzcü ma¤durla evlendi¤inde kurtuluyor, 5 y›l evli kald›ktan sonra boflanabiliyor! *Tecavüz çocu¤un r›zas› ile yap›ld›¤›nda indirim yap›l›r! *“Tecavüz cinsel organ yolu ile yap›l›r” diyerek cop vs. ile yap›lan tecavüzler, tecavüz kategorisine al›nm›yor! *Evlilik içi tecavüz tecavüzden say›lmayarak kad›na verilen de¤er yasalarla gözler önüne seriliyor. Bu tasar› maddelerinden de anlafl›laca¤› üzere kadan her türlü fliddet yasalarla reva görülmektedir. Yine bir kad›n milletvekili (Posta Gazetesi 19 Kas›m 2003) Zeynep Tekin “tecavüz eden delikanl› hakl› olmasa bile, karfl›s›nda onu bu yola sevk eden bir difli var” demifltir. Bundan da anlafl›lan flu ki egemen sistemin erkek ya da kad›n taraf›ndan yönetilmesi önemli de¤il zihniyeti fliddet, zor, savafl k›flk›rt›c›l›¤›, militarist duygular›ndan ar›nd›r›lmas›d›r. Bugünkü sistem erkek egemen de¤il kad›n egemen olsa (Tansu Çiller, Zeynep Tekin örnekleri gibi) de¤iflen hiçbir fley olmayacak nitelikli bir de¤iflim kapitalist sistemin y›k›l›fl› ile oluflabilir. Tecavüze getirilen bu cezai indirimler ülkedeki cinsel sömürüyü engellenemez bir boyuta ç›karm›flt›r. Bütün bunlardan da anlafl›laca¤› üzere zora, fliddete, mutlakiyete, militarizme, milliyetçili¤e, savafl k›flk›rt›c›l›¤›na dayal› bu sistemler y›k›lmad›¤› sürece halklar üzerindeki özellikle kad›n üzerindeki bu sömürü fliddet artarak devam edecektir. S›n›flar ortadan kald›r›lmadan eflit ve s›n›fs›z toplumlar var olmadan haks›z savafllar devam edecektir. Haks›z savafllara karfl› etkin bir mücadelenin yolu s›n›f bilinçli örgütlenmeler yaratmak, kad›n erkek omuz omuza mücadele alanlar›nda “küresel” emperyalist sald›r›lara karfl› enternasyonal karfl› koyufllar yaratmakla mümkündür.

28

Irakl› kad›nlar eflitlik için yürüdü

Irak Müsteflarl›k Meclisi Kad›n ve Çocuk Komisyonu Irak’›n yeni kurulacak olan Hükümet Meclisi’nde kad›n›n eflit temsili için bir yürüyüfl düzenlendi. 30 Ocak’ta El Fetih Meydan›’ndan bafllay›p Firdevs Meydan›’na kadar devam eden yürüyüflte kad›nlar istemlerini ve Irak’›n %60’› kad›n oldu¤unu hat›rlat›p hükümetten %40 kota hakklar›n› istediler. 137. maddenin kad›nlar için kötü oldu¤unu bundan vazgeçilmesine sevindiklerini belirttiler. Kad›nlar yürüyüfl boyunca “Kad›na evet, eflitli¤e evet” slogan› atarken, “Kad›n ulusal flekillenmede köklü bir role sahiptir”, “Kad›n erkek eflitli¤i toplumsal geliflmiflli¤in ölçütüdür” yaz›l› pankartlar tafl›d›lar. Yürüyüfl Firdevs Meydan›’nda yap›lan konuflmalar›n ard›ndan saat 11:30’da sona erdi.

Afganistan’daki kad›nlara fuhufl tuza¤› Uluslararas› Göçmenler Dairesi (IOM) Afganistan ile ilgili yay›nlad›¤› bir araflt›rma raporunda, Afganistan’›n insan kaçakç›l›¤›nda önemli bir merkez haline geldi¤ini aç›klad›. Raporda özellikle kad›nlar›n borç karfl›l›¤›nda fuhufla itildi¤i kaydedildi. IOM, “‹nsan kaçakç›l›¤›; Afganistan analizi” bafll›kl› raporda kad›nlar›n özelliklekaç›r›larak zorla evlendirildi¤i vurguland›. K›z çocuklar›n ev ifllerinde köle olarak çal›flt›r›ld›¤›na da dikkat çeken raporda Afganistan’›n ABD ordusunun müdahalesi sonras› zor günler geçirdi¤i belirtildi. IOM raporunda, sorunun özellikle savafl bölgelerinde yafland›¤›, Afganistan’›n da araflt›rmalar sonucu önemli bir merkez haline getirildi¤i belirtildi.


27

28

Kavgan›n flairi Hasan Hüseyin

fiair Hasan Hüseyin ard›nda yüzlerce fliirini b›rakarak ayr›ld› aram›zdan. 1927’de Sivas Gürün’de do¤du. 1948’de Adana Erkek Lisesini bitirdi. 1950 y›l›nda Gazi E¤itim Enstitüsü Edebiyat Bölümü’nü bitirdikten sonra ö¤retmenli¤i seçti. Göksun ilçesinde

bir y›l sürmüfl ö¤retmenli¤inden, politik eylemlere kat›ld›¤› gerekçesiyle uzaklaflt›r›ld›. Arzu-halcilik, tabelac›l›k gibi ifllerde çal›flt›. Forum dergisini yönetti (19681970). 1966’da yay›nlad›¤› K›z›l›rmak adl› fliir kitab› da 142. maddeye ayr›l›k sav›yla yarg›land›, ama beraat etti. Hasan Hüseyin 26 Subat 1984 günü Ankara’da öldü. Hasan Hüseyin yaflam›n› fliirlerle yaflad›. Bütün duygular› en yal›n, en coflkun haliyle yans›d› fliirlerine. Gün oldu “K›z›l›rmak” olup y›kt› yüre¤inin ve yüreklerin bentlerini; gün oldu “Koçero” olup da¤ rüzgarlar›na kar›flt›. Ama ille de öfke yüklüydü onun fliiri. Böyle bir ça¤›n öfkesiz yaflanamayaca¤›n› bilenlerdendi. Öfkesi kavga oldu dile geldi dizelerde. O hep dövüfltü fliirlerinde. “Bi-

rileri ve bir fleyler”le sürekli kavga halindeydi. Düzenle, düzenin sahipleriyle, esaretle, açl›kla, yoklukla, onursuzlukla, bilgisizlikle, bilgiçlikle, öfkesizlerle, sessizlerle, densizlerle, k›saca kendi yetmezlikleri dahil, yanl›fl ve çarp›k gördü¤ü her fleyle kavga etti. Kavga etmedi¤i, ölümüne sevdigi fleyler de vard› elbette. Örne¤in bayraklar› sevdi; ama tümünü de¤il, “bayraklar› severim, tutsakl›¤a yumruk gibi savrulan bayraklar›...”. Örne¤in insanlar› sevdi; ama tümünü de¤il, “insanlar› severim, haks›zl›¤a yumruk gibi s›k›lan insanlar›...” Sevgi de, kin de, nefret de soyut kalmad› Hasan Hüseyin’de. Bunlar›n hepsini yaflam›n somutlu¤undan toplad› en al›c› sözcüklerle aktard› halk›na.

14-27 Şubat 2004

PSAKD Kad›köy fiubesi’nden B‹RL‹K VE DAYANIfiMA GECES‹

6 fiubat 2004 tarihinde Pir Sultan Abdal Kültür Derne¤i Kad›köy fiubesi, ‹çerenköy Salon Ya¤mur’da “Birlik ve Dayan›flma Gecesi” düzenledi. Sunuculu¤unu dernek yöneticilerinden Erdal Y›ld›r›m’›n yapt›¤› geceye yaklafl›k

bin kifli kat›ld›. PSAKD Genel Baflkan› Kaz›m Genç’in yan›s›ra di¤er flube yöneticileri, çeflitli siyasi parti temsilcileri ve demokratik kitle örgütleri de kat›ld›. Sigaray› b›rakma kampanyas›nda sigaray› b›rakanlara plaket verildi¤i gecede Pir Sultan Abdal’›n direnifl ruhunu anlatan türküleriyle ilk olarak Atilla Meriç sahne ald›. Daha sonra Hüseyin Baflaran türkülerini seslendirdi. PSAKD Kad›köy fiubesi Halk Oyunlar› ve Semah Ekibi’nin de gösteri sundu¤u gecede son olarak Anadolu ezgileriyle Sabahat Akkiraz kitleyi coflturdu. (‹stanbul)

Maden ocaklar›ndan yükselen hayk›r›fl; TALAN “Talan” maden ocaklar›nda yaflananlar› anlatan müzikal bir oyun. Çeflitli yaz›lardan, belgelerden, söyleflilerden ve flark›lardan yararlanarak Zafer Diper’in oyunlaflt›r›p yönetti¤i ve sahnede hem oyunu hem de flark›lar›yla ‹lkay Akkaya’n›n yer ald›¤› “Talan”›n 7 fiubat 2004 tarihinde Kad›köy Bar›fl Manço Kültür Merkezi’nde promiyeri yap›ld›. Yönetmen Metin Ye¤in’in Galler’de bir kasabada özellefltirmeye karfl› madencilerin grevlerini konu alan belgesel filmin gösterimiyle oyun bafll›yor. Oyunda maden mühendisi rolünü yönetmen Zafer Diper al›rken mühendisin efli rolünde ise ‹lkay Akkaya var. Talan oyunu gerçek bir hikayeden yola ç›karak ve aylarca maden ocaklar›nda arafl-

V ‹ Z O N T E L E T U U B A

t›rma yaparak haz›rlanm›fl bir oyun. 1992’de dünyan›n en büyük patlamalar›ndan biri olan grizu facias›nda 263 kifli yaflam›n› yitirdi. Ve devlet ailere tazminat ödememek için ölen iflçileri suçlayan bir rapor haz›rlad›. Yönetimde daha fazla üretim sa¤lamak için fonolar› kapamayarak üretimi durdurmam›fl ve iflçiler yaflam›n› yitirmiflti. Oyunun konusu da böyle bafll›yor. Oyunda suçlanan mühendis (Zafer Diper) ve efli (‹lkay Akkaya) ilerici insanlar. Patlamada yaflam›n› yitiren bir iflçinin eflini evlerine al›yorlar fakat kad›n yaflad›klar›ndan sonra akl›n› yitirmifltir. Mühendis ilerici tavr›ndan dolay› hapse at›l›r. Sonra hapisten ç›k›p efliyle buluflur. Bu olaylar olurken oyunda ‹lkay Akkaya’n›n

sahnede canl› olarak söyledi¤i parçalara yer veriliyor. ‹lkay Akkaya’n›n oyun boyunca söyledi¤i 9 parça da oyunla bütünlefliyor. Maden ocaklar›n›n talan›n› konu alan oyun yeralt›nda ucuz iflgücüne s›rt›n› dayayan sermayedarlar›n kirli yüzünü gösteriyor. Oyunda ayr›ca kaçak maden ocaklar›na da dikkat çekilirken gaz s›z›nt›s›n›n oldu¤u kaçak maden oca¤›nda kad›n› arayan mühendisin sözleri oldukça etkileyici: “Her fleyi burada bulunan fareler gibi kemiriyorlar. Her fleyi talan ettiler. Bu egemen güçler, ekonomik olumsuz koflullar›n nedenin bu kamusallaflt›rmalara ve sosyal demokrat anlay›fllara ba¤lar. Ah yaflas›n özellefltirme. Ülkede bir sorun ç›kmayacak. Ç›k ortaya, Os-

Film, 12 Eylül’den görüntülerle bafll›yor. Faflist bir ö¤retmen ve ö¤renciler... Ard›ndan Hakkari’nin Çukurca ilçesi, tüm s›cakl›¤›yla konuk oluyor yüreklerimize. Kütüphanesiz bir köye Kütüphane Müdürü olarak atanan Güner Sernikli’nin köy halk›yla hemen kaynafl›p, birlikte kütüphane kurmalar›na ve gençleri oraya çekmek için çabalar›na tan›k oluyoruz. Mizahi aç›dan bak›ld›¤›nda Y›lmaz Erdo¤an’›n oldukça iyi oldu¤u söylenebilir. Politik aç›dan ise; politika mizaha yedirildi¤inden kaynakl› arada erimifl de denilebilir. Gösterime girdikten sonra oldukça genifl bir kitle taraf›ndan izlenen filmle ilgili olumlu, olumsuz birçok fikir yürütüldü. Hayal k›r›kl›¤›na u¤rayan insanlar neden böyle bir sonuçla karfl›laflm›flt›. Çünkü çok fley beklemifller ve beklediklerini bulamam›fllard›. Öncelikle bu sistem içinde ne kadar verilebilirdi 12 Eylül Askeri Faflist Darbesi. Ve özü mizah olan ve ticari kayg›larla yap›lan bir filmde ne kadar ifllenebilirdi Türkiye gerçekli¤i… Bu sistemde, bu sistemden beslenen insanlar›n düflündü¤ümüz, istedi¤imiz ve hissetti¤imizin ne kadar›n› yans›tabilece¤ini de görmek gerekli. Bu anlamda sisteme yönelik elefltirilerin de tek tek olaylar ›fl›¤›nda ele al›nmas› ve direkt sisteme yönelmesi de beklenemez. Daha film gösterime girmeden, medya taraf›ndan halk›n gündemine sokulmufltu. Hem de oldukça abart›larak, Erdo¤an Y›lmaz Güney’e benzetilerek. Oysa bu ne kadar do¤ru. Y›lmaz Güney; dünya görüflünü aç›kça ortaya koyan, ticari kayg› gütmeksizin düflündüklerini sahneye yans›tan, devletin bask›lar›na boyun e¤meyerek gerçe¤i yal›n bir flekilde dile getiren ve söylediklerinin arkas›nda durarak bedelini de çekinmeden ödeyen devrimci bir sanatç›yd›. Yapt›¤› bir filmde suya sabuna dokunmadan Türkiye’nin yaflad›¤› kara günlere yaln›zca dokunarak geçen bir kifliye,

manl›’dan gelen bir talan ve halen devam ediyor. Gel birlikte durdural›m bu talan› ç›k ortaya.”

Y›lmaz Güney yak›flt›rmas›n›n yap›lmas›n›n gerçeklerle uyuflmad›¤›n› belirtmek gerekiyor. Film; art› ve eksilerinin yan›nda o dönemi yaflayanlara, yeniden an›msatt› o kara günleri. Kahkalar›n yan›s›ra buruk bir gülümseme yay›ld› yüzlere. Özellikle de darbenin gelifliyle devrimcilerin, yaln›zca devrimcilerin de¤il; kütüphane müdürü gibi yaln›zca demokrat insanlar›n da nas›l zindanlara dolduruldu¤unu an›msad›k. Giden cemselerin ard›ndan bakakald›k flimdi gidiyorlarm›fl gibi. Onlar›n yi¤itlikleri, cesaretleri ve yüzlerindeki inanc› gördük. Tabi ki o dönemleri birço¤umuz yaflam›fl oldu¤umuzdan ya da yaflam›fl kadar okuyup dinledi¤imizden olsa gerek; Y›lmaz Erdo¤an’›n anlatmak istedi¤inden çok daha fazlas›n› yaflatt› bize bu film. Devrimciler genelden soyutlanarak, politikadan uzak birfleyler yapmaya çal›flan iyi niyetli gençler olarak verilmeye çal›fl›ld›¤›ndan çok da yans›tm›yor gerçe¤i. Filmin sonunda ise o dönemin Çukurcal› gençli¤i birfleyler yapmaya çal›flan ama yapamayan iyi niyetli gençler olarak gösteren Erdo¤an’a söyleyebilece¤imiz tek fley fludur; onlar çok fley yapt›lar ve bunun bedelini de zindanlarda yatarak, iflkencelerden geçerek ve ölerek ödediler.


14-27 Şubat 2004

28

28

Köylünün Do¤rudan Gelir Deste¤i ç›kmaz› Karadeniz Bölgesi’nin Samsun iline ba¤l› Sal›pazar› ilçesindeki Ça¤layan, K›rg›z, Çiçekli vb. birçok köyündeki üreticiler desteklemeden yararlanamad›¤› gibi sahip olduklar› arazileri de ellerinden al›nd›. Sal›pazar› köylülerinin sorunlar›n› kendilerinden dinledik. AKP hükümeti, emperyalizme uflakl›¤›n› lay›k›yla yerine getirmenin çabas›yla sübvansiyonlar› kald›rarak Do¤rudan Gelir Deste¤i aldatmacas›n› yaflama geçirmekteki gerçek amac›n› ve bu sözde deste¤in köylü için ne anlama geldi¤ini birçok somut sorunda ortaya koydu. Bu somut örneklerden biri de Samsun’a ba¤l› ilçe ve köylerde yaflan›yor. Karadeniz Bölgesi’nin Samsun iline ba¤l› Sal›pazar› ilçesindeki Ça¤layan, K›rg›z, Çiçekli vb. birçok köydeki üreticiler, desteklemeden yararlanamad›¤› gibi sahip olduklar› arazileri de ellerinden al›nd›. Sal›pazar› köylülerinin sorunlar›n› kendilerinden dinledik. -Bilal Kara: Ben Sal›pazar› Muhtarlar Derne¤i Baflkan›, Ça¤layan köyü muhtar› Bilal Kara. Yapm›fl oldu¤umuz incelemede Sal›pazar›’n›n yüzölçümünün 453 bin dekar oldu¤unu tespit ettik. Bunun 117 bininin orman alan›, gerisinin de kullan›lan arazi oldu¤unu tespit ettik. Bu yapt›¤›m›z incelemede belli bir sonuca vard›k. Geçenlerde milletvekilleri geldi. Toplad›¤›m›z bilgileri kendilerine ilettik. Bir hafta on gün içinde karara ba¤lanaca¤›n› söylediler. Biz DGD ve f›nd›kla ilgili yaflad›¤›m›z s›k›nt›lar› da söyledik. 2002 y›l› baz al›nmak kayd›yla bize vekilin sözü oldu. 2002 y›l›nda vatandafla ne yat›r›lm›flsa, 2003 y›l›nda ma¤dur olsa bile 2004 y›l›nda en az›ndan dikkate al›nacak. -DGD ödemeleri için Tar›m ‹l Müdürlü¤ü arazi ölçümlerini ne za-

man yapt›? -Biz 2003 y›l›nda DGD dosyalar›n› Tar›m ‹lçe Müdürlü¤üne verirken bize dendi ki; “bütün muhtarlar toplans›n”. Ben toplad›m muhtarlar›. Bu toplant› esnas›nda dediler ki, “gidin vatandafl›n topraklar›n› ölçün”, köyde 8 kifli, dörder kifliden iki ekip kurduk. 2002 DGD’den Ça¤layan Köyü’nde yararlanan vatandafl 5.800 dönüm arazi paras› alm›fl. Bizim yapt›¤›m›z ölçümde 6.800 oldu. Biz buna da itiraz ettik. Ancak ‹l Tar›m Müdürlü¤ü’nden gelen müdür yard›mc›s› “senin aç›kl›¤›n 2395, bunun d›fl›na ç›kamazs›n” dedi. Biz de vatandafl›n yerini 2395’e çektik ve iki kez k›ymet gösterdiler ve birinde geldiler, 6800 dönüm çok yüksek oldu¤u için dosyay› almad›lar. Tekrar geldiler, görüflmelerle ikna ettim, tekrar düflünerek 2295 olarak vatandafl›n dosyas›n› içeriye verdik. Yani 100 dönüm yeri olan 20 dönüme indirildi. Yüzde 80 düflürüldü. Benim kendimin 140 dönüm yerim var. Senede 10 ton f›nd›k yapar›m, benim yerim flu an 41 dönüm oldu. 10 ton f›nd›k yap›yorum, flimdi biz yerin olmas›nda da de¤iliz. Ancak 2005’de DGD olay› kalkacak, bundan sonra fatura baz›na geçilecek, fatura baz›na geçildi¤inde ben 10 ton f›nd›k yapt›¤›m zaman benim 40 dönümden 2 ton f›nd›¤›m olur. 8 ton f›nd›¤›n faturas›n› kime verece¤im? Ben kendimi örnek gösteriyorum. Ama bu tüm ilçenin sorunu, her köyde ayn› sorun var, flimdi ç›k›p rast geldi¤in bir kifliye sorsan, yerin 2002’de kaç dönüm-

dü, flimdi kaça düfltü, çok k›sa olarak özetlenebilir. Yani öyle bir fley oldu ki tüm Sal›pazar› zan alt›nda kalm›fl, yani Tar›m ‹l Müdürlü¤ünün kendi dosyalar›n› düzeltmesi gerekirken bize böyle yapt›rd›. Hiçbir ilçede böyle bir durum yokken Sal›pazar› genelinde tüm köylerinde 32 köyü, 10 mahallesinde ayn› sorun mevcut. -2003 y›l›nda yapm›fl oldu¤unuz ölçümler 2002’ye oranla fazla, bu konuda ne düflünüyorsunuz? -Biz ölçüm yaparken fluna da özellikle dikkat ettik. Bize 1988 haritas›n› baz al›n denildi. Köyümüz orman köyü oldu¤undan kaynakl› 1988’den sonra tarla aç›l›p da f›nd›kl›k alan, m›s›rl›k alan arazileri de ölçümde yazmamak kayd›yla bu anlatt›¤›m 6800 dönüm, ama 88’den afla¤›s›n› kayda ald›k, yukar›s›n› almad›k. 15 senelik f›nd›¤› kayda-dikkate almad›k, halktan bu nedenle de tepki ald›k. Ama 2001 y›l›nda bu DGD olay› ç›kt›¤›nda bize dediler ki “orman olsun olmas›n bu söz konusu de¤il, tar›m arazisini yaz›n” vatandafla ayn›s›n› dedik. 5 sene olmufl veya 6 senelik f›nd›¤›n› dikti. fiimdi diyorlar ki orman bize müsaade etmedi, ormana bak›ls›n e¤er f›nd›k tarlas›n›n içinde, üstüne basa basa söylüyorum k›z›la¤aç a¤ac›m›z vard›r. K›z›la¤ac› vatandafl her tarlas›nda 5-10 tane ay›r›r, ay›rmas›n›n sebebi de f›nd›¤› bu a¤aç afl›lar, çiçe¤ini afl›lad›¤›ndan dolay› k›z›la¤ac›n püskülde olan tozu f›nd›¤› afl›lama ifllevindedir, vatandafl bu yüzden k›z›la¤ac› f›nd›k tarlas›nda bulundurur. Yani

buna orman iflletmesinden orman muhafaza memurlar› bu nedenle oras› ormand›r diyemez. O a¤açlar› vatandafl kendisi yetifltirmifltir. Ama bir gürgen a¤ac›, bir mefle a¤ac›na diyece¤imiz bir fley yoktur. Ancak burada bunlara da rastlayamazs›n, çünkü 1953-55 senelerinde f›nd›k dikilmifl. Ben daha f›nd›k dikmedim. Bunlar› dedem dikmifl, gerçek olan bu. -Y›llard›r orman arazisi olan yerleri tar›m arazisi olarak kullan›yorsunuz, yan›lma bundan m› kaynaklan›yor? -Tar›m ‹l Müdürlü¤ü personeli bizi yan›ltt›. 1957 y›l›n›n haritas›n› baz alarak, biz o zaman müdahale ettik. 1988 olsun dedik. ‹flletme flefimizle konufltuk, dedi: “ben 2002’de de ayn› dosyan›n alt›na imza att›m, flimdi de atar›m”. 2002’de at›lm›fl, 2001’de bir sorun yok, 2003 y›l›nda fatura vatandafla kesildi. B›rak›n arazinin düflmesini yine raz› gelinsin 2005 y›l›nda DGD kalk›yor. DGD kalkt›ktan sonra ürün baz›nda ödeme yap›lacak. Vatandafl flimdi 100 dönümü 50 dönüme dönüfltü¤ünde geriye kalan 50 dönümün paras›n› kimden alacak, burada çok ma¤dur duruma düfltük ilçe olarak. -Yaflad›klar›n›z nedeniyle ifllem bafllatt›n›z m›? -Ma¤duriyetimizi gidermek için bir ifllem bafllatt›k. Muhtarlardan dilekçe ald›m, dernekte toplanarak bunu kaymakama ilettik, haz›rlad›¤›m›z belgeleri milletvekili Mustafa Çak›r’a ilettik, flimdi sonucu bekliyoruz.


29

28 -Köyünüz kaç y›ll›k yerleflim bölgesi? -Emin Akgül: 60-70 y›ld›r. 100 y›ll›k ayn› arazilerimiz, sonra mahalle olarak ayr›ld›, orta mahallede oturuyorum. Çiçekli Köyü’ne ba¤l›y›m. Geçen y›l desteklemelerden 50 dönüme yak›n destekleme paras› ald›m. 2003 y›l›nda 15 dönüme düflürdüler, bunun nedenini anlam›fl de¤ilim. ‹lçe Tar›m Müdürlü¤ü’ne dilekçe verdim, gelip bakt›lar, sonra orman arazisi olarak gösterdiler. Öyle bir durum meydana geldi ki kimine 25-30 dönüm fazla yaz›ld› kimine noksan. Geçen dönem 1 milyar 200 milyon para ald›m, bu y›l 150 milyon. Demin dediniz ki bir yere baflvurdunuz mu? Ben dilekçe verdim ama kimse oral› olmad›. Hadi bizim köyümüz orman köyü ama Yayla köyü olsun, Hac›lar köyü olsun hiçbiri destekleme alamaz. Diyorlar muhtar imzalam›fl. -Muhtar Derne¤i Baflkan›: Bizim hepsinin alt›nda imzam›z var. fiimdi suç sonuçta muhtarlara at›ld›. Mesela Emin Akgül Çiçekli Köyü’nden müracaat etti¤i zaman Çiçekli Köyü Muhtar› ve azas› bunu onaylad›. Yine bizim ilçemize ba¤l› Alaveren Köyü’nde ‹l Tar›m Müdürlü¤ünden gelen personeller jandarmayla gittiler köye. Acaba bu köyün adamlar› vahfli midir, jandarmaya gitsin. Art› F›nd›kl› Köyü’ne yine jandarmayla gidildi. Sadece halk›n tepkisinden korkuyorlar, görevinden düflürülen muhtarlar oldu. Biz buna ra¤men hep birlikte bunlar› aflar›z, imzalar›m›z› geri almay›z. -Celal Yeflilyurt: Ben Ça¤layan köyündenim. Benim üzerime yer yok, babam sa¤. Babam üzerine 100 dönüm yazd›rm›flt›k, 58 dönüme düfltü. Vatandafl›n alacak oldu¤u hakk› 50 senedir kulland›¤› arazinin bugün düflürülmesi haks›zl›k. Tabi ki vatandafl hakk›n› arayacakt›r. Arad›¤› halde hakk›n› alamazsa o zaman ne yapar bilemem. -Ali Akgül: K›rg›l Köyü’ndenim, benim arazim de düflürüldü 52 dönüme. Çocuklar›mla kendim paylaflt›m ama kanun bir fley yaparsa bilemem. Bunlar bize dedelerimizden kalma arazilerdir. Y›llard›r ziyarette f›nd›k belgemiz var, sonradan orman arazisi dediler. Bir de flu var. Tar›m ‹l Müdürü bir topland›da “Sal›pazar›’nda 1 trilyon h›rs›zl›¤› önledim” diyor. Sal›pazar› üreticisi h›rs›z m›? Yasal hakk›m›z› arayaca¤›z. Bunu ilçe olarak yapaca¤›z. Benim köyüm de ma¤dur ve benim köyüm gibi nice köyler ma¤dur. -Ziraat Odas› arazi büyüklü¤üne göre köylülere belge veriyor ve köylüler y›llard›r bu belgeye göre f›nd›k üretimi yap›yor. Ancak bugün bu belgesi olan araziler de tapusuz oldu¤u gerekçesiyle orman arazisi

kapsam›nda, köylünün kulland›¤› arazi bilinçli olarak küçültülüyor, DGD ödemeleri de ona göre azal›yor. Bu düzenlenen belgeler ne flekilde haz›rlan›yor? -Çarflamba Ziraat Odas› Baflkan› ‹smail Güngör: Haz›rlanan f›nd›k üretim belgeleri köylülerin beyan›yla muhtar›n belgeledi¤i yerlere biz kay›t ediyoruz. Genelde y›llard›r bu flekilde yap›l›r. DGD arazi tespitinde bizim Çar-

“Geçen y›l desteklemelerden 50 dönüme yak›n destekleme paras› ald›m. 2003 y›l›nda 15 dönüme düflürdüler, bunun nedenini anlam›fl de¤ilim. ‹lçe Tar›m Müdürlü¤ü’ne dilekçe verdim, gelip bakt›lar, sonra orman arazisi olarak gösterdiler. Öyle bir durum meydana geldi ki kimine 25-30 dönüm fazla yaz›ld› kimine noksan. Geçen dönem 1 milyar 200 milyon para ald›m, bu y›l 150 milyon.” flamba ‹lçesi’nde yapt›¤›m›z, hazineden, vak›flardan geldiler. Köyün 6000 dönüm arazisi varsa bunun 2000 dönümü hazinedir dediler. Onu ç›kt›ktan sonra biz bildirdik. Ama

Sal›pazar› ‹lçesi’nde böyle yapmam›fllar, duydu¤umuza göre vak›f arazisini, orman arazisini komple kendi arazilerine katm›fllar. Köylüler sorunu bundan yaflad›lar. Yetkililer geldi¤i zaman bu rakamlar tutmam›fl. Köylünün kendi beyanlar›na dayanan bildirim oldu¤u için, burada da olsa böyle bir durumda biz de anlayamazd›k. -Tapusuz araziler sorunu Türkiye’nin gene-

14-27 Şubat 2004 linde yaflan›yor. Köylünün tapu kayd› olmad›¤› için arazisini ispat edemiyor. Bu konuda neler düflünüyorsunuz? -Genelde kadastro sorunu var. 2004 y›l›na girdik, hala kadastro giren köyler yok. Bu nedenle köylü ma¤dur oluyor. Köylülerin aras›nda iyi niyetlilerin yan›nda kötü niyetliler de var. Kötünün yan›nda iyi niyetli olanlar da yand›. Adam›n 800 dönümü var. 20-30 dönüm yer paras› ald›. Bu köylüler ma¤dur, yetkililer ma¤duriyeti nas›l giderecekler bilemiyorum. fiu anda çal›flmalar›n oldu¤unu biliyorum. -Bu konuyla ilgili çözüm nas›l olur. Siz ne düflünüyorsunuz? -Sorunun çözülebilmesi için bir an önce kadastro çal›flmalar›n›n bafllat›lmas› gerekir. Kadastro ne kadar gecikirse bu sorun devam eder. Köylünün ne kadar arazisinin oldu¤unun belli olmas› gerekir. Hatta benim köyümde 13 bin dönüm arazinin 6 bin dönümü bu destekten faydaland›. Gerisi veraset intikali yap›lamad›¤› için DGD’den faydalanamad›. Bir an önce veraset intikalinin yap›lmas›, tapu kadastro geçmeyen yerlerde çal›flmalar›n yap›lmas› laz›m. Benim görüflüm o. Asl›nda oralarda y›llard›r ekim yap›lm›fl, f›nd›k yetifltirilmifl, ekonomiye iyi bir gelir getirmifl ve yurtd›fl›ndan döviz girmifl. Köylüye teflekkür edilmesi, tebrik edilmesi laz›m. Hem toprak erozyonunu önlemifller hem de ekonomiye katk› sa¤lam›fllar. Bu insanlar›n bir an önce ma¤duriyetinin giderilmesi gerekir. Yoksa buralardan Büyükflehirlere göçü de engelleyemezsiniz. Göçten dolay› flehirlerde sorunlar da artar.


14-27 Şubat 2004

30

‹flçi-köylü’den R. TAYY‹P ERDO⁄AN’IN ABD Z‹YARET‹N‹N ÖZET‹; “ABD B‹Z‹ DAHA ÇOK KULLANMALI”

Efendisi önünde bir kez daha k›r›nt› kapma telafl› ile Bush’un eteklerinden ayr›lmayan R. Tayyip Erdo¤an’›n bu ziyaretteki önemli konular›n› flöyle özetleyebiliriz; 1- ABD’nin kulland›¤› “Genifl Ortado¤u” kavram›n›n içine Kafkaslar’› da almak 2- Gürcistan’da bafllayan süreci tüm genifl Ortado¤u’ya yaymak gerekir (Bush ve Erdo¤an’›n deyimi ile Gürcistan’dan bafllayan demokratikleflme süreci) 3- Yine Erdo¤an’›n kendi sözleri ile ifade edersek; Türkiye için “ABD bizi daha çok kullanmal›” iste¤i 4ABD’nin Irak’ta daha sab›rl› olmas› 5- K›br›s sorununda ABD’nin kolaylaflt›r›c›l›¤›nda Annan Plan›’n›n çözüm yöntemi olarak kullan›lmas›. Birinci maddeden bafllarsak; Burjuva bas›nda oldukça genifl yank› bulan “Genifl Ortado¤u” nitelemesi zaten ABD aç›s›ndan yeni bir proje de¤il. Genifl Ortado¤u kavram› Rusya’n›n Kafkaslar’da etkinli¤ini art›rmaya bafllamas› ile birlikte ABD taraf›ndan ortaya at›lan bir niteleme. Nitekim Ulusal Savunma Üniversitesi’nin 1998 y›l›nda yapt›¤› bir araflt›rman›n sonuçlar›na göre bu niteleme Kuzey Afrika’dan Afganistan’a kadar uzanan (dikkat edilirse dünyan›n en önemli enerji kaynaklar›n›n yaklafl›k %70’inin bulundu¤u bölgeler oldu¤u görülecektir) alan› anlatmak için kullan›l›yor. Bush’un haz›rlatt›¤› Ulusal Savunma Strateji belgesi ve Dick Cheney’in haz›rlad›¤› Enerji Raporu da ABD’nin Kafkaslar’da hedeflediklerinin alt›n› çizmektedir. Bugün ABD d›fl politikas› aç›s›ndan

önemli olan birinci yan kendisine rakip olabilecek güçleri engellemekken; ikincisi ise kendi ifadeleri ile “Genifl Ortado¤u”daki enerji kaynaklar›n› tamamen denetim alt›na almakt›r. Ve bunlar ABD emperyalizmi için oldukça önemli ve hayati projelerdir. Çünkü dünyada yaflanan geliflmelere bak›ld›¤›nda yak›n bir gelecekte petrol potansiyeli aç›s›ndan Azerbaycan ve Kazakistan; do¤algaz deposu olarak ise Türkmenistan ve Özbekistan’›n öne ç›kaca¤›n› ve bugünden özellikle ABD emperyalizminin ifltah›n› kabartt›klar›n› söylemek yanl›fl olmaz. ABD d›fl politikas›n›n ikinci önemli aya¤› oldu¤unu söyledi¤imiz di¤er rakiplerini ekarte etmek ba¤lam›nda Çin’in durumuna da de¤inmek yerinde olacakt›r. IEA’ya göre Çin 2003 y›l›nda Japonya’y› geçerek dünyan›n ikinci büyük petrol tüketicisi oldu. Çin petrol ithalat›n›n içinde “Genifl Ortado¤u”nun pay› %80. Bunlar›n yan›nda elbette unutmamak gerekiyor ki ABD ve Avrupa’n›n da enerji ithalat gereksinimi, “Genifl Ortado¤u” petrollerine ba¤›ml›l›klar› art›yor. ABD’nin petrol üretiminin her y›l biraz geriledi¤i de gözlerden kaçmayacak bir durumdur. Bu aç›lardan bak›ld›¤›nda üstünlük halen ABD’de olsa da Çin’in artan petrol ihtiyac› onunda ABD’yi zorlayacak kararlar almas›n› sa¤layabilecektir. ABD’nin Kafkaslar’a yönelik politikas›na ve enerji kaynaklar›na de¤inip Rusya’y› unutmak olmaz. Rusya elindeki enerji gelirlerini as-

keri harcamalar›n d›fl›nda di¤er ülkelere borç vererek onlar› kendine ba¤lama olarak kullanmaya devam etmektedir. Bu konu ile ilgili de¤inilmesi gereken bir di¤er önemli konu “Genifl Ortado¤u” tart›flmas› içinde Türkiye’nin yerine iliflkin. Bu konuyu yeterince aç›klayabilmek için Ocak ay›nda Brüksel’de yap›lan ABD NATO misyonunda konuflan Senatör Chuck Hagel’ in sözlerine gitmek yerinde olacakt›r. Hagel “inan›yorum ki NATO ‘Genifl Ortado¤u’ya güvenlik ve istikrar getirmekte çok büyük rol üstlenebilir” diyor ve “Genifl Ortado¤u”dan ne anlad›¤›n› anlatarak devam ediyor; “Türkiye, Afganistan, Irak, Akdeniz ve ‹srail, Filistin.” ‹stikrar ve güvenlik getirmek için s›ralanan ülkelerden olan Irak, Afganistan gibi ülkelerin yan›nda Türkiye’nin de bulunuyor olmas› özellikle son ABD gezisinden sonra Bush ile oldukça “samimi” pozlar veren Erdo¤an’›n bütün tafras›n› yerle bir ediyor. ABD aç›s›ndan Türkiye’de istikrar ve güvenlik götürülmesi gereken ve “Genifl Ortado¤u” projesi içinde Irak ve Afganistan’la yan yana yaz›lan bir ülke durumundad›r. ‹kinci maddeye gelirsek bunun yukar›da bahsini etti¤imiz dengeler ile yak›ndan iliflkili oldu¤unu görmek gerekir. Asl›nda Gürcistan’da ABD destekli yap›lan “Kadife devrim”in ard›ndan özellikle enerji kaynaklar› noktas›nda öne ç›kan Kazakistan ve Azeybeycan’›n gelece¤ine yönelik bir ipucu oldu¤unu düflünmek mümkün. Yani ABD aç›s›ndan Gürcistan’da yaflananlar›n benzerlerinin di¤er komflu ülkelerde de yaflanmamas› için hiçbir sebep yoktur. Üçüncü madde ise; Erdo¤an’›n her zamanki rolünü üstlendi¤i ve kullan›la kullan›la bir paçavraya dö-

BOSSA’da iflçi k›y›m›na izin yok Adana Sabanc› Holding’e ba¤l› BOSSA fabrikas›nda iflçi k›y›m› yap›lmak isteniyor. BOSSA fabrikas›nda patron 400 iflçiye “zarar ediyor” gerekçesi ile ç›k›fl vermek istedi. Karar› protesto etmek için 500’ü aflk›n iflçi eylem yapt›. ‹nönü Park›’nda 30 Ocak 2004 Cuma günü biraraya gelen iflçiler “Yaflas›n s›n›f dayan›flmas›”, “‹flçilerin birli¤i sermayeyi yenecek”, “‹flçiler kardefl, patron kallefl” sloganlar› att›. Eylemde BOSSA fiube Baflkan› Recep Türky›lmaz konuflma yapt›. Türky›lmaz Sabanc› toplulu¤unun yat›r›m hamleleri, üretim fazlal›¤› ve sermaye birikimiyle reklam yapt›¤›n› ve

28

ancak kendisini kalk›nd›ran iflçileri sürekli kap› d›flar› etti¤ini söyledi. BOSSA’da geçen y›l 487 iflçinin at›ld›¤›n› bu y›l ise 400 iflçinin at›lmak istendi¤ini vurgulayan Türky›lmaz “Sabanc› iflten atmalarla, tafleronlaflt›rma ve sendikas›zlaflt›rma sald›r›lar› ile iflçilere boyun e¤dirmeye çal›fl›yor. ‹flçilerin örgütlenmesini da¤›tmak isteyen Sabanc›’ya BOSSA’da çal›flan tüm iflçiler ifl b›rakarak yan›t verecek” dedi. Yap›lan eylemden sonra Sabanc› ‹fl Merkezi’ne do¤ru ›sl›klar, alk›fllar ve sloganlarla yüründü. Orada da devam eden eylem Sabanc› ‹fl Merkezi’ne siyah çelenk b›rak›larak bitirildi. (Mersin)

nen bir ufla¤›n “beni daha çok kullan›n” 盤l›klar› oldu. Türk hakim s›n›flar›n ABD’ye uflakl›kta zaten s›n›r tan›mad›¤› ortadad›r. Özet olarak söylenirse Erdo¤an’›n Washington ziyaretinin asl›nda efendisine yap›lan planlarda rol almak için haz›r oldu¤unu göstermesi anlam›n› içerdi¤ini özellikle görmek gerekiyor. Erdo¤an’›n gezisinin sonuçlar› aç›s›ndan de¤erlendirildi¤inde önemli olan bir di¤er konu da K›br›s meselesidir. ABD’nin K›br›s’tan üs istemesi konusu ile seçimlerden sonra zaten durulmam›fl olan K›br›s tart›flmalar› tekrar alevlendi. Sina Yar›madas›’ndan Filipinler’e kadar nerede ise bütün dünyay› kendi üs alanlar›na çeviren ABD için Ortado¤u, Kafkasya ve Afrika’daki enerji havzalar›na yak›nl›¤›; BaküCeyhan enerji hatt›n›n kesiflme noktas›nda olmas› K›br›s’› daha da önemli yap›yor. Erdo¤an’›n Bush ziyaretinde dile getirdi¤i “ABD’nin K›br›s için kolaylaflt›r›c› etkisi ve Annan Plan› çerçevesinde ad›m at›lmal›” sözleri de bu geliflmelerle birlikte anlam kazan›yor. Zaten Erdo¤an’›n bu aç›klamas›n› ABD’nin üs önerisi izledi; “K›br›s’ta askeri varl›k göstererek bu güvenlik kayg›s›n›, bu korkuyu giderebiliriz. Ekstra garantiler sa¤layabiliriz” önerisini getiren ABD bu flekilde bir çözüm ile ucu Ortado¤u’ya dönük önemli bir silah› istedi¤i gibi kullanman›n hesaplar›n› yapmaktad›r. Bu noktada R. Tayyip Erdo¤an’›n “Türkiye’yi daha çok kullan›n” ça¤r›s› yank›s›n› bulmufl olacak ki ABD esasta kendisine çok fley kazand›racak bu pratikleri sergilemek için Türkiye’nin “kayg›”lar›n› öne sürmekte ve kullanmaktad›r. Burjuva bas›n›n “Türkiye ABD’den istedi¤ini ald›” dedi¤i de bu olsa gerek.

Çi¤li iflçisi ödenmeyen ü c r e t l e r i n i i s t e d i Çi¤li Belediyesi’ne ba¤l› Kafesan fiirketi’nde çal›flan ve alacaklar› olan 6 milyar paray› alamayan 310 tafleron iflçi ifl b›rak›rken, 37 kadrolu iflçi de ifl b›rakarak arkadafllar›na destek oldular. Her bayram› paras›z geçirdi¤ini belirten iflçiler, 31 Ocak 2004 tarihinde sabah saatlerinde belediyenin flantiyesinde toplanarak “Çal›flmak görevimiz, ücret almak hakk›m›zd›r” yaz›l› Belediye‹fl imzal› pankart açt›lar. “Hakk›m›z› istiyoruz” diyen iflçiler “bizi bu hale getirenlerle seçimde hesaplaflaca¤›z” dediler. 25 Aral›k 2003 tarihine kadar ödenmesi gereken üc-

retlerin ödenmemesi üzerine eylem yapan iflçiler ad›na aç›klamay› Belediye-‹fl Karfl›yaka fiube Baflkan› Atila Aktafl yapt›. Aktafl “25 Aral›k 2003 tarihine kadar ödeme yapamayan Çi¤li Belediyesi mütehahitlere 90 milyar ödeme yapmay› biliyor” diyerek tepkisini gösterdi. Genel-‹fl 5 No’lu fiube Baflkan› Mehmet Ç›nar ise “haklar›m›z› alana kadar eylemlerimiz sürecek” dedi. Akflam saatlerinde aç›klama yapan Çi¤li Belediyesi Baflkan Yard›mc›s› Hakk› Ataç ise iflçilerin ücretlerinin 1 hafta içinde ödenece¤ini belirtti. (‹zmir)


28 Bafltaraf› Sayfa 32’de Ocak ay› Türkiye proletaryas›n›n ve halk›n›n onlarca komünist militan, kadro, üye ve taraftar›n› kaybetti¤i bir ayd›r. Proletarya Partisi, flehit düflen tüm yoldafllar›n› ve devrim flehitlerini anmak ve onlar›n mücadelesini daha da ileriye tafl›yabilmek için Ocak ay›n›n son haftas›n› “Parti ve Devrim flehitlerini anma haftas›” olarak ilan etmifltir. Ve bu hafta boyunca yap›lan etkinliklerde tüm militan ve örgütlülüklerinin önüne parti ve devrim flehitlerini anma, onlar›n u¤runa yaflamlar›n› tereddütsüzce feda ettikleri ideolojik siyasi inançlar›n› daha yo¤un bir çabayla iflçi ve emekçilere tafl›ma görevini koymufltur. Onlar› bir hafta boyunca kampanya temelinde anman›n önemi kuflkusuz onlar›n feda ruhlar›n›, düflüncelerini kitlelere daha yo¤un tafl›ma, onlardan ö¤renme amac›n› tafl›yor. Bu haftan›n ilan›n› s›radan takvimsel bir belirleme olarak anlamak, devrimin üzerinde yükseldi¤i ve yükselece¤i temel dinami¤i kavramamakt›r. Ocak ay› boyunca çeflitli illerde ve Avrupa’n›n çeflitli ülkelerinde bir dizi anma etkinli¤i düzenlendi. Bu etkinlikler faaliyetin bir parças› olarak ele al›nd›. Yani flehitleri anarken sadece onlar›n yaflamlar›n› anlatmakla s›n›rl› olmad› etkinlikler. Her alan›n kendi özgünlüklerine göre faaliyet alanlar›nda karfl›laflt›klar› sorunlara yaklafl›mla flehitlerin ba¤lant›s› kurularak, onlar› anman›n somutumuzda ne anlama geldi¤i üzerine duruldu. fiehitler haftas›yla ilgili ç›kar›lan “Parti ve Devrim flehitlerini an›yoruz. Devrimin yap›tafllar›na bin selam-PART‹ZAN” imzal› broflürün, birçok ilde baflta flehit aileleri olmak üzere emekçi semtlerde ve iflyerlerinde genifl bir flekilde da¤›t›m› yap›ld›. Yine Ocak ay› içerisinde baflta ‹stanbul olmak üzere çeflitli illerde ulafl›labilen parti ve devrim flehitlerinin aileleri ziyaret edilerek flehitleri gerçek anlamda anman›n önemine vurgu yap›ld›. Çeflitli alanlardan yoldafllar›n birlikte yapt›klar› ziyaretlerde flehitlerden ö¤renmenin somutumuzda ne anlama geldi¤i üzerine sohbetler edildi. Bu hafta dolay›s›yla yap›lan etkinlikler ‹stanbul’da son olarak Sar›gazi Mezarl›¤›’nda yap›lan anmayla sona erdi. fiEH‹TLER‹ ANMAK ONLARIN DÜfiÜNCELER‹N‹ HALKA GÖTÜRMEKT‹R S›n›f mücadeleleri tarihinin önümüze koydu¤u tecrübeler proleter ideolojiyle donanm›fl partilerin toplumsal prati¤e yön veren ve stratejiye hizmet eden do¤ru taktik politikalar›, can bedeli hayata geçirilmeye çal›fl›ld›¤›nda devrimlerin somutluk teflkil etti¤ini görürüz. S›n›f mücadelesinde can bedeli mücadeleyi göze alanlar, somut olarak bu u¤urda fle-

31 hit düflmüfl yoldafllar›m›zd›r. fiehitleri anlamak, onlar›n bize miras olarak b›rakt›klar› her mevziyi bir sonraki mevziye kavuflturmak ve bu ilerleyifli iktidar› alana kadar kesintisiz bir flekilde sürdürmektir. S›n›f mücadelesinde devrim perspektifine sahip olanlar; flehitleri anman›n onlara a¤›tlar yakmak

malar›n hangi derecede Maoist ideolojiden etkilendi¤ine paralellikle birebir iliflkilidir. fiehit aileleriyle iliflkilerimizde dikkate almam›z gereken hususlardan biri de her ailenin sosyal çevresinin varl›¤›n› dikkate alarak bir çal›flma ve iliflki gelifltirmemiz gerekti¤idir. Bu çal›flmada flehit ailelerini esas alm›fl olmam›za ra¤men, hedefimiz daha genifl bir örgütlenme içeri¤i tafl›mal›d›r. Ailelerimiz politiklefltikleri oranda sosyal çevresine müdahale etme gücü, azmi daha da pekiflecek, örgütlenmenin nesnesi olmaktan ç›k›p öznesi olma durumuna dönüflecektir. “Bir”den binlere ulaflman›n dinami¤i politikleflmifl ailelerimizin çabas›yla önemli oranda yakalanm›fl olacakt›r. Proletarya Partisi’nin 1978 y›l›nda yapm›fl oldu¤u 1. Konferans›nda alm›fl oldu¤u karar do¤rultusunda çeflitli alanlardan yoldafllar olarak “Parti ve Devrim flehitlerini anma haftas›”na bir kampanya anlay›fl›yla girdik. Bu kampanya süresince karfl›lafl›lan sorunlar incelendi¤inde karfl›m›za ç›kan fley, özellikle flehit ailelerine ‹stanbul yaklafl›mdaki eksik alg›lay›fl›m›z oldu. Oysa flehitlerimize iliflkin söylediklerimizle demek olmad›¤›n› göstererek aksine a¤›t karfl›laflt›rd›¤›m›zda yaz›lan çizilenlerle ve kahramanl›k öykülerine s›¤›nmadan gerçeklerin örtüflmedi¤ini gördük. Proleu¤runa feda olduklar› Proletarya Parti- tarya Partisi bu yönlü bir eksikli¤in varsi’nin politikalar›n› halka götürmek ve l›¤›na zaman zaman dikkat çekmesine yine halk›n içinde bedel veren flehit aile- ra¤men uygulamada faaliyetçilerin bu lerine götürmek, flehit ailelerini sadece eksikli¤i giderme noktas›nda üzerlerine flehit kavram›na hapsetmemekle politik düfleni yeterince bilince ç›karamad›¤›n› bir yaklafl›m sergilemifl olacaklard›r. Ni- söyleyebiliriz. hayetinde flehit aileleri de içinde yaflad›¤›m›z faflist sistemden flu yada bu oranda Z‹YARETLERDE NELERLE etkilenmekte, sömürülmektedir. KARfiILAfiTIK... Kitlelerle özellikle düflmanla girilen fiEH‹T A‹LELER‹ muharebede evlatlar›n› yitiren ailelere, MÜCADELEM‹ZDE do¤ru bir politikayla yaklaflt›¤›m›zda onÖNEML‹ B‹R MEVZ‹D‹R lar›n evlatlar›n› sahiplenme duygusunun ‹flte mücadelemizde önemli bir mev- kan ba¤› duygusundan politik bir sazi olarak gördü¤ümüz ailelerimizin tav- hiplenmeye do¤ru evrilebilece¤ine ve r›n›n b›çak s›rt›nda oldu¤u bir noktadan bundan hareketle politik bir tavr› yayaklafl›m›m›z can al›c› bir önemdedir. Onlar›n duygu ve düflüncelerini iliklerinde hissetmeyen ve do¤ru aç›l›mlarla ailenin zihnindeki çeliflkileri çözemeyen bir yaklafl›m, kazan›c› de¤il düflman saflar›n› s›klaflt›r›c› bir yaklafl›m olur. Unutmayal›m devrim, milyonlarca kitlenin bir safta yumruklar›yla çelikten duvar örmüfl, düflman›n saflar›n› parçalayacak bir kinle çarp›flman›n sonucunda gerçekleflecek. Bizim yi¤itli¤imiz kadar gaddar olacakt›r düflman. fiehit ve tutsak ailelerini devrim mücadelesinin bir mevzisi haline getirme, onlar›n duygu ve düflüncelerini kavray›flla ilgili bir olgudur. Bu olgunun objektif durumla harmanlanmas›yla perspektif olarak karfl›m›za ç›kacak sentezin hayat hakk› bulma ve geliflme koflulu, senteze ulaflana dek izlenecek afla-

14-27 Şubat 2004 flam tarz› haline getirebileceklerine olan inanc›m›z daha da artt›. fiehit yoldafllar›n aileleriyle ilgilendi¤imizde, onlar›n sorunlar›na ortak oldu¤umuzda, onlar› da bu mücadelenin içine katabildi¤imizde, onlarla birlikte hareket etmenin önemini kavratabildi¤imizde bizimle olmamalar› için ya da bizlere yoldafl olmamalar› için bir neden yok... Ancak böyle bir yaklafl›m›n sonucunda do¤ru bir belirleme yakalayabiliriz. Zihinlerdeki çeliflkileri çözmede do¤ru bir ahahtar bulabiliriz. Çeliflkileri çözen bir yaklafl›m her zaman kabul görme potansiyelini bünyesinde bar›nd›r›r. Bugün önümüzde duran hedef, flehit ailelerinin ortak bir temel üzerinde flekillenen örgütlü hareket etmenin zaruriyetini bilince ç›kar›p bu potansiyeli örgütlü bir tarzda politik hedeflere yöneltme sorunudur. Kampanya süresince flehit ailelerinin s›ms›cak gülüflleriyle biraz da sitemleriyle karfl›laflt›k. Çeflitli konularla ilgili sohbetlerin yan›s›ra kimi ailelerin yaflad›klar› sorunlar üzerine konuflup çözüm noktas›nda birlikte hareket etmenin gereklili¤ini tart›fl›p çözümleyebilece¤imiz sorunlar› noktas›nda yard›mc› olmaya çal›flt›k. Kendileriyle birlikte oldu¤umuzu kavrad›klar›nda dile getirilemez diye düflündükleri sorunlar›n› da çekinmeden aç›klayabildiklerini gördük. Ailelerimize güven duygusunu vermemiz bizi daha bir umutland›rd›. Karfl›laflt›¤›m›z kimi tepkisel ç›k›fllar› ise daha çok flimdiye kadar daha s›k ziyaret etmememiz, iliflkilerimizin kopuk olmas› üzerineydi. Bu konudaki eksikli¤imizi kabul ederek ve daha s›k görüflece¤imize dair karfl›l›kl› sözler vererek ailelerimizden ayr›ld›k. Kampanya süresince flehit ailelerimizle birebir ilgilenmemizin karfl›l›¤›n› 1 fiubat günü Sar›gazi Mezarl›¤›’nda yapt›¤›m›z anma etkinli¤inde gördük. Parti ve devrim sloganlar›n›n coflkulu bir flekilde dile getirilifli, çaba gösterince emek harcay›nca bunun karfl›l›ks›z kalmayaca¤›n›n pratikteki yans›mas›yd›. Dinami¤i kitleler olmayan bir teorinin hayat bulma flans› yoktur. Teori halini alan bilgi, kitlelerle kaynaflman›n yaratt›¤› zorunlu bir olgudur.

‹stanbul


BÜROLAR

işçi-köylü YENİ DEMOKRASİ YOLUNDA

UMUT YAYIMCILIK VE BASIM SANAY‹ LTD. fiT‹ Yönetim yeri: Gureba Hüseyin A¤a Mah. ‹mam Murat Sok. No:14/1 Aksaray-Fatih/‹STANBUL. Tel: (0212) 521 34 30, 531 48 53 FAKS: (0212)621 61 33 Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Beflir KASAP Bask›: Gün Matbaac›l›k Genel Da¤›t›m: YAY-SAT @mail: umutyayimcilik@superonline.com

B‹Z HALKIZ GELECEK ELLER‹M‹ZDED‹R

➧ KARTAL: HAMAM SOK. DEM‹RL‹ ‹fiHANI NO: 57/14 KARTAL, TELEFAKS: (0216) 306 16 02 Cep: 0 544 521 34 30 ➧ ANKARA: TUNA CAD. ÇANAKÇI ‹fiHANI NO:11 KAT:3 DA‹RE:32 ÇANKAYA TEL: (0312) 432 23 01 Cep: 0 535 562 33 72 ➧ ‹ZM‹R: GAZ‹OSMANPAfiA BULVARI, KOÇAfi ‹fiHANI NO: 87, DA‹RE:318 KONAK, TELEFAKS: (0232) 441 93 09 Cep: 0535 310 31 84 ➧ MALATYA: DABAKHANE MAHALLES‹, BOZTEPE CAD., BABACAN ‹fiHANI NO:9 KAT:1/16 MALATYA TEL: (0422) 325 78 13 Cep: 0536 697 94 19 ➧ BURSA: GÜMÜfiÇEKEN CAD. ERKMEN ‹fiHANI, NO:7/21, HEYKEL, TEL: (0224) 224 09 98 Cep: 0 536 612 81 98 ➧ SAMSUN: KALE MAH., YUSUF KEFEL‹ ‹fiHANI, KAT: 6 NO: 9 , TEL: (0362) 435 64 57 Cep: 0 537 427 71 48 ➧ TURHAL: YAVUZ SULTAN SEL‹M MAH. TANRI-VERD‹ SOK. 19/15 2. NOTER YANI TURHAL/TOKAT TEL: 0356 276 37 20 Cep: 0533 414 65 54 ➧ MERS‹N: ÇANKAYA MAH. S‹L‹FKE CAD. ÜZÜM ‹fiHANI KAT :1 NO: 47 MERS‹N ➧ AVRUPA MERKEZ BÜRO: WESELER STR 93 47169 DUISBURG-DEUTSCHLAND TEL: 0049 203 40 60 958 FAKS: 0049 203 40 60 959

Şehitlerimizin bayrağını DAHA YUKARI TAŞIYALIM ‹stanbul ‹STANBUL Her y›l oldu¤u gibi bu y›l da Proletarya Partisi’nin “Parti ve Devrim fiehitleri Anma Haftas›” çerçevesinde Sar›gazi Mezarl›¤›nda anma gerçeklefltirildi. Anma öncesi iki hafta boyunca ‹stanbul’da yaklafl›k olarak elli flehit ailesinin evlerine ziyaretler yap›ld›. Yap›lan ziyaretlerde çocuklar›n›n mücadeleleri anlat›ld›. Onlar›n mücadelesine kat›lmalar› ça¤r›s› yap›ld›. Ayr›ca Partizan imzal› ç›kart›lan bildiriler ailelere okundu ve gazetemiz b›rak›ld›. Yine anma öncesi Partizan imzal› ç›kan 5 bin bildiri ‹stanbul’da da¤›t›ld›. Halk taraf›ndan ilgiyle karfl›lanan bildirilerin Tuzla, Kartal, 1 May›s, Sar›gazi, Gazi, Alt›nflehir, Alibeyköy, ‹kitelli, So¤anl›, Yenibosna vb. semtlerde yo¤un da¤›t›m› yap›ld›. Bu çal›flmalar›n bir sonucu olarak; Proletarya Partisi önderlerinden savaflç›lar›na kadar birçok flehidinin mezar›n›n bulunmas› nedeniyle Partizan kitlesi için özel bir yere sahip olan Sar›gazi Mezarl›¤›’nda 1 fiubat tarihinde yap›lan anmaya flehit ve tutsak aileleriyle birlikte yaklafl›k 250 kifli kat›ld›. Mezarl›¤›n d›fl›nda saat 13:00’te toplanan kitle, kortej oluflturarak yürüyüfle geçti. “Devrim ve Komünizm fiehitleri Ölümsüzdür/Partizan” yaz›l› pankart ve Proletarya Partisi’nin flehitlerinin ve devrim flehitlerinin resimlerinin tafl›nd›¤› yürüyüflte, “Devrim flehitleri ölümsüzdür”, “Bedel ödedik bedel ödetece¤iz”, “Gerillalar ölmez yaflas›n halk savafl›”, “Yaflas›n partimiz TKP/ML, halk ordusu T‹KKO” vb. sloganlar at›ld›. Mezarl›k içerisinde devam eden yürüyüfl, Proletarya Partisi’nin flehit düflen 4. Genel Sekreteri Mehmet Demirda¤’›n mezar›n›n bafl›nda son buldu. Anma Parti ve devrim flehitleri an›s›na yap›lan sayg› durufluyla bafllad›. Burada yap›lan konuflmada; flehitleri anman›n ne anlama geldi¤i belirtilerek flöyle denildi, “fiehitlerimizi anmak bizler için ne bir a¤lama töreni ne de kadere lanet ayinidir. Kuflkusuz, duydu¤umuz ac›lar vard›r ama her devrim zaten ac›lardan filizlenir ve ac›lar› güce, dirence ve mücadeleye dönüfltürerek gerçe¤e dönüflür. Tarihin ak›fl› büyük ac›lar›n ve görkemli yitifllerin döfledi¤i yolda ilerliyor. Nihai özgürleflme yolundaki kan ve can vermeler, devrimci ve komünistlerin yaflam ve prati¤inde, emekçi s›n›f ve halklar›n bilinç ve iliflkilerin-

ehit ve tutsak ailelerini devrim mücadelesinin bir mevzisi haline getirme, onlar›n duygu ve düflüncelerini kavray›flla ilgili bir olgudur. Bu olgunun objektif durumla harmanlanmas›yla perspektif olarak karfl›m›za ç›kacak sentezin hayat hakk› bulma ve geliflme koflulu, senteze ulaflana dek izlenecek aflamalar›n hangi derecede Maoist ideolojiden etkilendi¤ine paralellikle birebir iliflkilidir.

de, k›r›lmaz bir dirence, güce ve birli¤e dönüflüyor”. Daha sonra hep bir a¤›zdan “Selam Olsun”, “Yoldafl Senin Cesaretin”, “Biz Karadeniz çocuklar›” vb. marfllar söylendi, fliirler okundu. Anman›n sonunda Partizan and› içildi. Hep bir a¤›zdan içilen and›n coflkusu ayn› zamanda her türlü teslimiyete ve tasfiyecili¤e karfl› flehitlerden ö¤renerek cesaretle ilerlemenin hayk›r›fl›yd›. And›n ard›ndan kitle, “Yaflas›n Partimiz TKP/ML, Halk Ordusu T‹KKO, TMLGB”, “Partiyi örgütle, cesaretle ilerle”, “‹brahim’den Mehmet’e selam olsun Partiye”, “Marks, Lenin, Mao, Önderimiz ‹bo, savafl›yor T‹KKO”, “‹bo yafl›yor T‹KKO savafl›yor” vb. sloganlar›n› atarak bir kez daha umudun ad›n› Sar›gazi sokaklar›na hayk›rd›lar. MERS‹N 29 Ocak 2004 tarihinde Mersin’de Mersin ve Tarsus YDG taraf›ndan organize edilen Parti ve Devrim fiehitleri Anmas› Halil Çak›ro¤lu’nun mezar› bafl›nda yap›ld›. Anmada sayg› duruflunun ard›ndan söz alan bir kifli, devrim flehitlerini anman›n günümüzde önemi üzerinde durdu ve devrim flehitlerini anman›n ancak pratikte olaca¤› vurguland›. Konuflman›n ard›ndan bir kiflinin okudu¤u fliirle anmaya devam edildi. Onun ard›ndan hep birlikte söylenen Gün Do¤du marfl›yla anma sona erdi. Bu anma Mersin’de uzun bir aradan sonra mezar anmas›n›n yap›lmas› bak›m›ndan anlaml›yd›. AVUSTURYA 25 Ocak 2004 tarihinde Linz Partizan okurlar› taraf›ndan “Parti ve Devrim fiehitlerini anma etkinli¤i” gerçeklefltirildi. Anma Ocak ay›n›n öneminin anlat›lmas›n›n ard›ndan yap›lan sayg› durufluyla bafllad›. Etkinlikte yerel sanatç›lar›n yan›s›ra bölgenin tiyatro grubunun kendilerinin yaz›p sahneledi¤i “K›z›l Direnifl Ruhu” adl› oyun da büyük bir be¤eniyle seyredildi. Gece boyunca “‹bo yafl›yor, T‹KKO savafl›yor”, “Yaflas›n partimiz TKP/ML”, “Devrim flehitleri ölümsüzdür” sloganlar› at›ld›. Anmaya Partizan okurlar›n›n yan› s›ra halk›n kat›l›m› da oldukça yo¤undu. ‹SV‹ÇRE 31 Ocak 2004 tarihinde ‹sviçre’nin

Basel flehrinde Parti ve devrim flehitleri an›ld›. Saat 14-15’ten 16-15’e kadar süren anmaya 100 kiflilik bir kat›l›m oldu. Aç›l›fl›n ard›ndan Enternasyonal marflla sayg› duruflu yap›ld›ktan sonra “neden parti ve devrim flehitlerini Ocak ay›nda an›yoruz, neden onlara sahip ç›kmal›y›z, günümüzdeki tasfiyeci ve reformist ak›mlar›n durumu ve Proletarya Partisi’nin bu olumsuzluklar karfl›s›ndaki net duruflu” kitleye anlat›ld›. fiiirler ve anlat›mlarla geçen bu bölümde ayr›ca mesajlar okundu. Aradan sonra müzik dinletisi yap›ld›. Daha sonra TKP/ML MK imzal› bildiri okundu. Anma boyunca gösterilen dia, yine özel olarak haz›rlanan Parti ve Devrim fiehitleri bölümü yay›nland›. En son olarak güncele iliflkin bir yoldafl›n anlat›mlar›ndan sonra anma sona erdi. ALMANYA Köln’de Saat 15.00’de 1 dakikal›k sayg› durufluyla bafllayan anma etkinli¤i, aç›l›fl konuflmas›n› yapan yoldafl›n flu sözleriyle devam etti: “Geçmiflten bugüne yenilgi süreçlerinden, zorlu dönemeçlerden, kahpe kuflatmalardan geçerek geldik. Geldik ve dimdik kavgan›n merkezinde olarak emperyalizme, faflizme ve her türden gericili¤e karfl› k›z›l bayra¤›m›z› daha bir azimle, daha bir kararl›l›kla dalgaland›rmaya devam ediyoruz.” Kitle taraf›ndan coflkuyla karfl›lanan bu konuflman›n ard›ndan sahnede yerini alan May›s Ezgisi Müzik Toplulu¤u,

devrimci türküler ve marfllarla etkinli¤e zenginlik katt›. fiiir dinletisiyle devam eden program ak›fl›nda, flehitlerle ilgili bir film gösterisi yer ald›. S›k s›k sloganlarla bölünen film gösterimi, kitleler taraf›ndan yo¤un ilgi gördü. Etkinli¤e katk›da bulunan Abidin Kaya, türküler ve Zazaca a¤›tlar söyleyerek yo¤un be¤eni toplad›. Program›n ileriki bölümünde Demirda¤ Halk Oyunlar› Ekibi yer al›rken, T‹KB-Almanya Komitesi’nin etkinli¤e gönderdi¤i dayan›flma mesaj› okundu. Son olarak sahneye ç›kan Grup Hayk›r›fl’›n söyledikleri türkülerle salondaki coflku ve sloganlar daha da artt› ve “Partiyi örgütle, cesaretle ilerle” slogan›yla ça¤r›s›yla etkinlik son buldu. HOLLANDA Hollanda’da da Partizan okurlar› taraf›ndan 31 Ocak 2004 tarihinde düzenlenen anma Den Haag’da yap›ld›. Geceye yaklafl›k 200 kifli kat›ld›. Gecede yap›lan konuflmalarda as›l olarak flehitleri anman›n güncelde ne anlama geldi¤i üzerinde duruldu. Oldukça coflkulu geçen gecede Proletarya Partisi ad›na yap›lan konuflman›n ard›ndan, Grup Devinim, Diyar, Anka Tiyatro grubu ve Grup Ç›¤l›k ile son bulmufltur. Anka Tiyatro grubunun sergiledi¤i "Susmas›n silahlar›m›z" isimli flehitleri anlatan oyun oldukça be¤enildi. Gecemizde ayr›ca Hollanda MLKP, MKP örgütlülüklerinin ve H.T.I.B derne¤inin mesajlar› da okundu. Devam› Sayfa 31’de

Basel