İşçi-Köylü Sayı 22

Page 1

YENİ DEMOKRASİ YOLUNDA

işçi-köylü www.iscikoylu.org

Say›: 2003-22 22 *Y›l:1 *21 Kas›m-4 Aral›k 2003 *Fiyat›: 500 000 TL ISSN:1303-9350

Kamu Reformu Yasas› ile özellefltirmeye, esnek çal›flmaya, iflten atmalara karfl›;

B‹RL‹K MÜCADELE ZAFER EGEMENLER‹N SALDIRI DALGASI BÜYÜYOR Emperyalist sistemin yaflad›¤› gerileme ve gittikçe derinleflen yönetememe krizi her gün biraz daha pervas›zca sald›rmalar›na neden oluyor. Halk kitlelerinin artan hoflnutsuzlu¤u ve tepkisi karfl›s›nda yapabildikleri tek fley azg›nca sald›r› ve dizginsiz sömürü. Sistemlerinin devam›n› sa¤lamak için ülkemiz egemen s›n›flar› da dahil olmak üzere emekçilere yönelik sald›r›lar›n› her gün biraz daha ivmelendiriyorlar. Son dönemde gündeme gelen Kamu Yönetimi Reformu ile mevcut sald›r›lar›n› hem art›rmay› hem de yayg›nlaflt›rmay› hedefliyorlar. Baflta TEKEL olmak üzere birçok kurum özellefltirilerek yedi¤imiz kuru ekme¤i de sofralar›m›zdan almak istiyorlar. Bedel ödeyerek kazand›¤›m›z haklar›m›z elimizden al›nacak. Daha fazla ifl daha az ücret dayat›lacak.

SALDIRI GELECE⁄‹M‹ZE Bedel ödenerek kazan›lm›fl sosyal ve ekonomik haklar›m›z›n tümüne göz diken egemenler her alanda örgütsüzlü¤ü dayatarak gelece¤imizi elimizden almak istiyorlar. Örgütsüz bir toplum yaratt›klar›nda tüm sald›r›lar› rahatl›kla hayata geçirebileceklerini çok iyi biliyorlar. ‹flte bu yüzden de en demokratik hakk›m›z için soka¤a ç›kt›¤›m›zda terörist diyorlar. Bizleri örgütsüz birer birey haline getirerek gelece¤imizi yok etmek istiyorlar. Gerçek özgürlü¤ün ancak örgütlenerek ve örgütlü mücadele ederek gelece¤i bilincini karartarak umudumuzu yok etmeye çal›fl›yorlar. Egemen sisteme karfl› elimizdeki en büyük silah›m›z olan örgütlülü¤ümüz en küçük parçada bile da¤›t›larak, silah›m›z elimizden al›nmak isteniyor.

EMPERYAL‹ZME VE UfiAKLARINA KARfiI GÜCÜMÜZ ÖRGÜTLÜLÜ⁄ÜMÜZDÜR Aylard›r ABD emperyalizminin iflgaline karfl› direnen Irak halk›n›n hergün biraz daha örgütlenerek büyüyen direnifli, halk›n örgütlü gücünün yenemeyece¤i hiçbir fleyin olmad›¤›n› bir kez daha gösterdi. ABD Vietnam’da ald›¤› yenilginin benzerini bugün Irak’ta yafl›yor. Bu direnifl umudumuzu büyüterek devam ediyor. Bugün ABD’den çözüm bekleyen ve kendi mücadelesine s›rt dönenlere inat, halklar›n örgütlü mücadele tarihi gelece¤in yolunu gösteriyor. Gelece¤imizi örecek olan bu yolun öncülerinin de ancak Maoistler olaca¤› ise bir kez daha kan›tlan›yor. Filipinler’de, Nepal’de, Hindistan’da ve dünyan›n daha birçok yerinde dalgalanan Maoizmin k›z›l bayra¤›d›r. Bu bayrak alt›nda dünden daha cesur ve daha cüretli örgütlenerek özgürlü¤ümüzü, ba¤›ms›zl›¤›m›z› kazanal›m.

Dünümüzde gizli olan tarihimize sahip ç›karak TESL‹M‹YETE VE REFORM‹ZME KARfiI DURALIM!

Bayrakta tafl›nan amblemin de¤ifltirilmesiyle bafllayan süreç, bugün örgütlülü¤ün feshedilmesine kadar geldi ve önümüzdeki dönem devletle uzlaflma noktas›nda at›lacak daha ileri ad›mlarla

bu tarihsel süreç iflletilecek. “Kürt sorununun çözümü devletle yürütülecek pazarl›k masalar›nda halledilecek” politikas› taleplerin daha da gerilemesini beraberinde getirecek. Dün kendi devletini isteyen Kürt ulusu bugün Kürtçe dil kurslar›n›n aç›lmas›yla, Kürt isimlerinin kullan›lmas›na izin vermekle yetinecek. Ve bu isimler sokakta d›flk›yla gezdirilen insanl›¤›m›zla kulland›r›lacak. Kürt sorununun çözümünde bu geri ad›mlar örgütlülü¤ün da¤›t›lmas›n› da beraberinde getirdi. Abdullah Öcalan’›n yakalanmas›n›n ard›ndan h›zlanan bu süreçte Ulusal hareket yapt›¤› konferansta PKK’yi tasfiye ederek kendi deyimleriyle “Leninist örgütlenmeyi aflarak” tasfiye yolunda h›zla ad›mlar att›. K›sa bir süre önce Kürt sorununun çözümünde 3 aflamal› çözüm yolu olarak ortaya konulan proje gere¤ince taleplerin daha gerilemesi, gerillan›n büyük bir bölümünün silahs›zland›r›larak da¤›t›lmas› ve “çözüm masas›nda” pazarl›klar›n yürütülmesi ve bunun içinde ülkeye çözüm heyetlerinin gönderilmesi kararlaflt›r›ld›. Sayfa 16-17

‹flçi-köylü’den

TESL‹M‹YETE VE REFORM‹ZME KARfiI HAKLI MÜCADELEM‹Z‹ YÜKSELTEL‹M!

Sayfa 30


2

21 Kasım-4 Aralık 2003

OLD HABITS DIE HARD (ESK‹ GELENEKLER ZOR ÖLÜR)

12 Nisan 1967 tarihinde Yunanistan’da gerçeklefltirilen askeri cuntan›n ard›ndan üniversitede ö¤rencilerin “Askere gitme yurduna sahip ç›k” ad›yla bafllatt›klar›

kampanya çerçevesinde 4000 ö¤renci Hukuk Fakültesi’ni iflgal etti. 17 Kas›m 1973’te 1500 ö¤renci politeknik üniversitesini iflgal ettiler ve “özgür ö¤renci se-

Emperyalist iflgal ve sald›r›lara karfl› yürütülen kampanya sürüyor ABD-‹ngiliz emperyalizminin Irak’› iflgaline karfl› AT‹K (Avrupa Türkiyeli ‹flçiler Konfederasyonu)’in bafllatt›¤› “Tüm ‹flgalciler Irak’tan defolun!” kampanyas›, AT‹K’e ba¤l› federasyon ve derneklerde çeflitli etkinliklerle devam ediyor. ‹sviçre Türkiyeli ‹flçiler Federasyonu (‹T‹F)’e ba¤l› faaliyet yürüten Zürih Gençlik ve Kültürevi de bu kampanya çerçevesinde “Emperyalist ‹flgal ve Sald›r›lara Karfl› Görevlerimiz” ad›yla bir panel düzenledi. Panele ‹TF’ten bir temsilci, ‹sviçre GBI sendikas›ndan bir temsilci ve Türkiye’den de Aç›l›m Hukuk Bürosu avukatlar›ndan Hakan Karakufl kat›ld›. Emperyalizmin iflgal ve dünya halklar›na yönelik sald›r›lar›n›n nedenleri; kitlelerin bilincinde bulan›kl›k yaratma ve amaçlar› temelinde yönlendirmeyi hedefleyen manipülasyonlar›n a盤a vurulmas› ve gerçeklerin kavrat›lmas›, özellikle de ciddi k›r›lmalar yaflayan anti emperyalist bilincin canland›r›lmas› ve kitlelerin duyarl› hale getirilmesi aç›s›ndan oldukça olumlu geçti. Kapitalist emperyalizmin yo¤unlaflm›fl ideolojik-kültürel sald›r›lar›yla “Tarihin Sonu”, “Kapitalizmin alternatifsizli¤i” (!) vb. propagandalarla ezilenlerin umutlar›, idealleri tutsak k›l›nmak istenmektedir. Yan›s›ra fiziki-askeri sald›r›lar›yla “karfl› konulmaz güç”, “istedi¤i anda istedi¤i sonucu al›yor”, “mücadele etmek anlams›z” vb. yönlü propagandalarla ezilenlere “korku imparatorlu¤u” fleklinde empoze edilmekte ve emperyalizmle uzlaflman›n “kaç›n›lmazl›¤›”n› ve kapitalizmi kitlelerin bilincinde meflrulaflt›rmay› hedeflemektedirler. Panel, kat›lan panelistlerin düflünsel sunumlar›, dinleyicilerin soru ve düflünceleriyle kat›l›mlar›, ve Gençlik ve Kültürevi’nin kendi haz›rlad›¤› sinevizyon gösterimi ile oldukça olumlu geçmifltir. Ve yukar›da anlatt›¤›m›z temel noktalar›n aç›kl›¤a kavuflturulmas›, anti-emperyalist bilincini canlanmas› ve bu temelde hareket edilmesi noktas›nda ciddi katk›s› olmufltur. Bu tür etkinliklerin süreklilefltirilmesi ise a盤a ç›kan di¤er bir noktayd›. Irak halk›n›n iflgalcilere karfl› direnifli ve iflgalcileri Irak’tan ç›kamaz hale sokan prati¤i, bizlere canl› olarak emperyalistlerin ka¤›ttan kaplanl›¤›n› yal›n bir flekilde göstermekte ve kavratmaktad›r. ‹flgalcilerin kaybetmeye mahkumlu¤u; Irak halk›n›n vicdanlar›n›n sesi olan silahlar›, bombalar› ve direngen iradeleri ile iflgalcilere sald›¤› korku ile aç›kt›r. ‹sviçre ‹flçi köylü okurlar› işçi-köylü senin sesin!

22 çimleri” “özgür ö¤renci meclisi” talep ettiler. Sabaha karfl› askerler ve polis tanklarla gelerek demir kap›lar› k›rd›lar ve yüzlerce ö¤renciyi katlettiler, birçok insan› a¤›r yaralad›lar. Yunanistan tarihine kanl› bir gün olarak, dünya halklar›n›n tarihine ise direniflle yaz›lan o günden itibaren 17 Kas›m’da katledilen ö¤renciler için anma törenleri yap›l›yor. Bu törenlerden biri de 16 Kas›m 2003 tarihinde ‹stanbul’da gerçekleflti. ILPS (Halklar›n Uluslararas› Mücadele Ligi) Türkiye Seksiyonu ve Yeni Demokrat Gençlik 13:30’da Yunanistan Konsoloslu¤u önünde bir araya gelerek katliam› lanetlediler ve katledilen ö¤rencileri and›lar. Konsolosluk önünde toplanan ILPS’ye, ara sokaklardan sloganlarla yürüyen “Yaflas›n Enternasyonal Dayan›flma ILPS-YDG” yaz›l› pankart›yla Yeni Demokrat Gençlik kat›ld›. “Yaflas›n devrimci dayan›flma”, “Gün gelecek devran dönecek, katiller halka hesap verecek” sloganlar›n› atan, “Atina ö¤renci katliam›n› unutmad›k”, “Ka¤›ttan kaplanlar halkla-

13. Gençlik Kültür-Sanat Yar›flmas› Baflar›yla Sonuçland› Yeni Demokratik Gençlik’in her y›l geleneksel olarak düzenledi¤i Kültür- Sanat Yar›flmas›; bu y›l “emperyalist savafllara, iflgallere karfl› ezilen halklarla dayan›flmak için 13. KültürSanat yar›flmas›” slogan› alt›nda Almanya’n›n Frankfurt kentinde gerçeklefltirildi. 6 Kas›m günü Avrupa’n›n birçok ülkesinde, 1200’ü aflk›n gençlik kitlesinin coflkulu kat›l›m›yla gerçekleflen etkinlik, gençli¤in gelece¤ine sahip ç›kma kültürünün de bir göstergesi oldu. Tüm haz›rl›klar› gençler taraf›ndan yap›lan bu etkinli¤in ilk basama¤›, 18 Ekim 2003 tarihinde Frankfurt’ta, Türk devletinin Irak’a asker gönderme karar›n› protesto etmek amac›yla yap›na gençlik mitinginden sonra, “Halk Kültürü ve Gençlik Kültür-sanat Yar›flmas›” konulu panelle bafllat›ld›. Olumlu tart›flmalar›n yürütüldü¤ü panelde, emperyalist yozlaflmaya gençli¤in kültürel u¤rafllar›n›n gelifltirilmesi ve bu konuda kültür–sanat yar›flmas›n›n yeri genifl bir flekilde tart›fl›ld›. Müzik, halk oyunlar›, fliir, tiyatro dallar›nda yaklafl›k 70 civar›nda yar›flmac›n›n kat›ld›¤› etkinlikte, geçmifl y›llara göre daha olumlu ve seviyeli bir kat›l›m vard›. Gençlerin yozlaflmaya, kifliliksizlefltirilmeye, bencilli¤e karfl› kültürel u¤rafllar›n› çok iyi sergiledikleri etkinlikte, özellikle haz›rlanan tiyatrolarda emperyalist sald›rganl›k çok iyi bir flekilde teflhir edildi. Kültür-Sanat yar›flmas›nda, gerek aç›l›fl konuflmas›nda, gerek gönderilen mesajlarda ve gerekse yap›lan ara konuflmalarda; emperyalist sald›rganl›k, iflgal ve buna karfl› direniflin tüm alanlarda sürdürülmesi, gençli¤inde bu konuda tüm at›lganl›¤›yla buna karfl› mücadele etmesi gerekti¤i üzeride yo¤un duruldu. Ayr›ca; her y›l verilen Jüri özel ödülü, bu y›l çizdi¤i resimlerden dolay› ceza alan, resimleri tu-

ABONEL‹K fiARTLARI 6 AYLIK: 10.200.000 • 1 YILLIK: 20.400.000

OKU-OKUT! ABONE OL! ABONE BUL!

r›n devrimci f›rt›nas›yla y›k›lacakt›r”, “Emperyalizme karfl› zafer halklar›nd›r” dövizleri tafl›yan eylemciler yapt›klar› bas›n aç›klamas›nda “Türkiye ve Yunanistan halk› kardefltir, bu topraklar bizim topraklar›m›zd›r, emperyalizme karfl› mücadelede komflu ülkemizin yan›nda olaca¤›z. Çünkü düflmanlar›m›z ortakt›r ve bu ortak düflmana karfl› mücadelemizi sürdürece¤iz. Bizler ILPS Türkiye Seksiyonu ve Yeni Demokrat Gençlik olarak bu katliam› k›n›yoruz. Yunanistan’da her sene her yerde flu cümle yaz›lmaktad›r; Old Habits Die Hard-Eski Gelenekler Zor Ölür” dediler. Bas›n aç›klamas›n›n ard›ndan Konsolosluk önüne k›rm›z› karanfil b›rakmak isteyen eylemcilere izin vermeyen polis, grubu taciz etmeye bafllay›nca “Emperyalizme karfl› zafer halklar›nd›r”, “Yaflas›n enternasyonal dayan›flma” sloganlar›yla karfl›laflt›. Çevik kuvvet ablukaya alarak tartaklad›¤› eylemcilerden konsolosluk önüne karanfil b›rakmak için iki kifliye izin verdi. Eylemciler slogan atarak karanfil b›rakt›ktan sonra bas›n aç›klamas›n› bitirdi. (H. Merkezi)

NOT: ‹stedi¤iniz süreye denk gelen oranda paray› hesap numaralar›m›za yat›rarak banka dekontunu yay›nevimize fakslay›n›z ya da postalay›n›z. Abonelik ücretine posta masraflar› dahildir.

tuklanan ve ayn› zamanda ölüm orucu gazisi olan ressam Sait Oral Uyan’a, yine bu y›l halk oyunlar› dal› jüri özel ödülü, Innsbruck’ta halk oyunlar› dal›nda kat›lan çocuk ekibine verildi. Bu y›l kültür- sanat yar›flmas›nda dereceye girenler flöyle oldu: fiiir dal›nda: 1. Gülnaz Topal (Hamburg) 2. Kubilay Özdemir (Den-Haag) 3. Bar›fl fiengül (Viyana) Tiyatro dal›nda: 1. Anka Tiyatro Ekibi (Den-Haag) 2. Çengel Tiyatro (Duisburg) 3. Tiyatro Hamburg (Humburg) Halk oyunlar› dal›: 1. Anatolia Halk Oyunlar› Ekibi (Heidelberg) 2. Turkuaz Halk Oyunlar› Ekibi (Heidelberg) 3. Koma Welat (Hamburg) Müzik Grubu dal›: 1. Grup Rojda (Strasbourg) 2. Grup Mavi (Mülheim) 3. Grup Tohum (Stutgart) Solist dal›: 1. Müge Tosun (Zürich) 2. Aylin Zengin (Ober-Ramstadt) 3. Eren Karabulut (Bremen)

Yurtd›fl› Hesap Numaralar› Sema Gül Euro Hesab› Ziraat Bankas› ‹stanbul Aksaray fiubesi: 0 751 00 38 65 97 00 00 009 Halk Bankas› Laleli fiubesi: 3474/63487 Vak›f Bank Valide Sultan fiubesi: 401 20 35


3

22

21 Kasım-4 Aralık 2003

Emperyalistler çaresizlik içerisinde sald›r›yor, Ortado¤u halklar› direniyor

ORTADO⁄U’DA EMPERYAL‹STLER KAYBEDECEK

gruplar› henüz aç›k olarak tan›mlanmasa da daha önce bilinmeyen dört grup kimliklerini aç›klayarak Irak özgürleflinceye kadar savaflacaklar›na dair iflgal güçlerini uyard›lar. Bu gruplar; El Kaide için Silahl› ‹slami Hareket, Irak Direnifli Ulusal Tugaylar›, Ulusal Fedai Cephesi, Salfist Cihat Grubu. (Kaynak: El Cezire TV) Bu durum, iflgalcilerin daha zor günler yaflamas›n› da beraberinde getirecektir. Irak’ta ki direnifl bu haliyle bile iflgalcilere gün yüzü göstermemektedir. Irak’ta zor günler yaflayan ABD emperyalizmi kay›plar›n say›s›n›n her geçen gün artmas›yla sivillere yönelik sald›r›lar›n› yo¤unlaflt›rd›. ‹flgalcilere yo¤un sald›r›lar›n düzenlendi¤i bölgelere yeniden hava bombard›man›na bafllayan ABD’li askerler, Irakl›lar›n evlerine yönelik gece yar›s› bask›nlar›n› da art›rd›. ‹flgalciler taraf›ndan oluflturulan polis örgütlenmesinin daha da güçlendirilece¤ini aç›klayan iflgalciler, Irakl› polisleri parayla kalkan haline getiriyor. Bununla birlikte ABD kendisi taraf›ndan kurulan Irak Geçici Hükümet Konseyi’nden memnun olmad›¤›n› aç›klayarak, konseyi yeniden flekillendirmeye giriflti. Has uflaklar›ndan kurulu konseyden memnun olmad›¤›n› aç›klayan ABD yönetimi Irak’ta di-

renifl kar›fl›s›nda düfltü¤ü acizli¤i de gözler önüne seriyor. Irak cephesindeki direniflin bu hali, ABD emperyalizminin Ortado¤u merkezli genifl bir co¤rafyay› kapsayan bir bölgede hegemonyas›n› kabul ettirmek için yo¤unlaflt›rd›¤› sald›rganl›¤›n› rahats›z etse de, bu bölgeye yönelik konsepti do¤rultusunda sald›rganl›¤›n› devam ettirmektedir. ‹çinde debelendi¤i kriz hali düflünüldü¤ünde baflka da çaresi yoktur. Bu do¤rultuda Suriye’ye bir sald›r› için ABD emperyalizminin karar ald›¤› ve bunun haz›rl›klar›na bafllad›¤› bilinmektedir. Keza ‹ran ve di¤er Ortado¤u ülkeleri için de ayn› durum söz konusudur. Hiç flüphesiz bu ülkelere yönelik fiili sald›r› Irak’taki durumla ba¤lant›l›d›r. Emperyalistlerin tüm haz›rl›klar› Ortado¤u eksenli sald›r›lar do¤rultusundad›r. Tüm bu geliflmelerle birlikte dünyan›n çeflitli bölgelerinde ayn› tipte tonlarca patlay›c›yla düzenlenen bombal› sald›r›lar h›z kazand›. Son olarak 15 Kas›m tarihinde ‹stanbul’da bombal› sald›r›lar gerçekleflti. Beyo¤lu ve fiiflli’deki Musevi dinine mensuplar›n ibadet yerleri olan Sinagog’lar›n önünde patlayan tonlarca bombayla 20’nin üzerinde kifli yaflam›n› yitirirken,

yüzlerce kifli de yaraland›. ‹stanbul’daki bu sald›r›lar›n dünyan›n çeflitli bölgelerinde gerçeklefltirilen -ki ço¤u El Kaide taraf›ndan düzenlendi¤i iddia edilen- sald›r›lara benzemesi önemli bir durumdur. (Nitekin, El Kaide bu sald›r›y› üstlenmifltir.) ABD emperyalizminin bu türden sald›r›lar› bahane ederek birçok ülkeye müdahale etti¤i bilinmektedir. Bu tür sald›r›lar›n en büyü¤ü olan 11 Eylül sald›r›s› ABD emperyalizmi için hegemonyas›n› kabul ettirmek amac› ile yo¤un bir sald›rganl›¤a giriflmesinin bahanesi yap›lm›flt›r. Ancak ‹stanbul’daki sald›r›larda neyin hedeflendi¤ini net olarak koymak için henüz erken olmakla birlikte, bu sald›r›lar›n ard›ndan Türkiye’nin, ABD’nin hegemonyas›n› korumak için yo¤unlaflan sald›rganl›¤›nda daha aktif kullan›laca¤›n› söylemek için erken olmaz. Bu noktada ABD emperyalizminin planlar› vard›r. TC’nin Irak’a asker göndermesinin ertelenmesi de ABD emperyalizminin planlar›n›n birer parças›d›r. Burada alt›n›n çizilmesi gereken önemli bir nokta olarak, Türkiye’nin Irak’a asker göndermesinin ask›ya al›nmas›n›n nedeni ne Irak’taki gerici Kürt liderlerin muhalefetidir ne de ülke içersindeki muhalefettir. Yukar›da belirtti¤imiz gibi esas olarak ABD emperyalizminin uzun vadeli planlar›n›n bir parças›d›r. Meclisten tezkerenin ç›kmas›na ra¤men TC’nin asker göndermesini erteleyen ABD emperyalizmi, esasta 1 Mart’ta kabul edilmeyen tezkere nedeniyle onu cezaland›rmakta ve bir daha böyle yol kazalar› olmamas› için ufla¤›n› kal›ba dökmektedir. Emperyalizmin tüm stratejileri Ortado¤u halklar› için açl›k, yoksulluk ve ölümdür. Bugün Irak’ta ve Filistin’de yaflananlar ortadad›r. Ancak emperyalistler Ortado¤u halklar›n› teslim alamamaktad›r ve alamayacakt›r da. Filistin halk› duvarlar örülerek hapis edilemeyecek, Irak halk› öldürmekle bitmeyecektir. Ortado¤u’yu kaynayan bir kazan haline getirenler, er ya da geç o kazanda kaynayacaklard›r.

TEKEL haraç mezat sat›l›yor

fabrikalar›n kap›lar›na tek tek kilit vurulmaktad›r. Özellefltirme tamamland›ktan sonra da fabrika kapatmalar devam edecektir. Son dönemde TEKEL’in sigara bölümü için en önemli ham maddesi olan tütün üzerinde uygulanan politikalar ve tütün üretiminin durma noktas›na do¤ru ilerlemesi özellefltirmeyle birlikte tütün ithalat›n›n daha da artmas›na neden olacakt›r. Öyle ki Türkiye’de 1980 y›l›nda tütün ithal edilmezken 1999 y›l›nda 300 milyon dolarl›k tütün ithal edilmifltir. Yine 1980 y›l›nda sigara üretimi için ifllenmifl yerli yaprak tütün 74 bin ton iken, 1999 y›l›nda 54 bin tona düflmüfltür. Türkiye’de 1989 y›l›nda üretilen sigarada ithal tütünün miktar›n›n oran› %6,7 iken bu rakam 1999 y›l›nda %40’a ulaflm›flt›r. Rakamlar›n da çok aç›kça gösterdi¤i gibi ülkedeki sigara üretiminde yabanc› flirketlerin pay› her geçen gün daha da artmaktad›r. Rakamlardaki de¤iflikli¤in nedeni en çok tüketilen mallar›n bafl›nda gelen TEKEL ürünlerine emperyalistlerin söz sahibi olma iste¤idir. 1980 y›l›na kadar Türkiye sigara pazar›nda hiçbir pay kapamayan emperyalist flirketler, 12 Eylül darbesinin ard›ndan uygulanan ekonomik programla birlikte ülkenin sigara pazar›n› kontrol alt›na alm›fllard›r. 1986 y›l›na kadar devlet eliyle iflletilen tek üretici olan TEKEL’in, tütün tekeline son verilerek,

20.08.1986 tarihli Bakanlar Kurulu karar› ile yerli veya yabanc›, gerçek veya tüzel kiflilerin TEKEL ile ortakl›¤› teflkil suretiyle yurt içinde tütün mamulleri üretimi serbest b›rak›lm›flt›r. Böylelikle baz› emperyalist flirketler ülke içerisinde fabrikalar kurarak pazardaki etkisini art›rm›flt›r. Yabanc› sigaralar Amerikan filmlerinin de etkisiyle Türkiye pazar›nda söz sahibi oldular. Yabanc› sigaralar›n tüketimi için yap›lan yo¤un reklam kampanyalar› ve TEKEL’in kalitesi düflük mal üretmesine ra¤men, TEKEL pazardaki hakimiyetini bugüne kadar korudu. Bu nedenle TEKEL, emperyalist flirketler için tasfiye edilmesi gereken bir kurum halini ald›. Art›k tamamen emperyalistlerin denetimine giren sigara pazar›nda son engel olarak TEKEL’in özellefltirilmesi kalm›flt›r. Bu görev de emperyalistlerin has ufla¤› R. Tayyip Erdo¤an’a kalm›flt›r. TEKEL’in tamamen özellefltirilmesiyle birlikte fabrikada çal›flan binlerce iflçi ya iflten ç›kart›lacak ya da tüm sosyal haklar budanarak düflük ücretle çal›flt›r›lacakt›r. Bununla birlikte IMF emirleriyle uygulanan tar›m politikas›yla tütün üretimi azalt›lm›flt›r. Özellikle Dervifl Yasalar› olarak bilinen 15 günde 15 yasa içerisinde yer alan Tütün Yasas› tütün üreticisine a¤›r bir darbe vurmufl ve üretici tütün üretemez hale getirilmifltir.

Irak’ta direnifl her geçen gün daha da büyümektedir. ‹flgalcilerin konvoylar›na ve polis karakollar›na düzenlenen sald›r›larla birlikte, iflgalcilerin en güvenilir üslerine de sald›r›lar yo¤unlaflmakta, askeri helikopterler kufl misali düflürülmektedir. Art›k iflgalciler ve iflgalcilere destek verenler için Irak, batakl›ktan baflka bir anlam ifade etmemektedir. Son dönemde direniflçilerin hedefi haline gelen ve bu nedenle adeta bir ordu taraf›ndan korunan, ABD’nin Irak’taki iflgal valisi Paul Bremer, Irak’taki durumu flöyle özetliyor; “Sald›r›ya hedef oluyoruz ve daha çok sald›r›yla karfl›laflaca¤›z.” Irak’taki durum öyle bir hal ald› ki art›k hemen hemen herkes Irak’›, ABD emperyalizminin tarihindeki en büyük yenilgiyi ald›¤› Vietnam’a benzetiyor. Vietnam ile Irak aras›nda yap›lan k›yaslamada en dikkat çeken nokta, Irak’ta ölen ABD askerlerinin say›s›n›n Vietnam savafl›n›n ilk üç y›l›nda ölen askerlerin say›s›n› aflmas›. ABD Savunma Bakanl›¤›’n›n istatistiklerini kullanarak Reuters Haber Ajans› taraf›ndan yap›lan habere göre, ABD yönetimi taraf›ndan Vietnam Savafl›n›n bafllang›ç tarihi olarak ilan edilen 11 Aral›k 1961 tarihinden 1964 y›l› sonuna kadar Vietnam’da 392 ABD askeri öldürülmüfltü. Bu tarihler aras›nda Vietnam’›n Çin Hindi bölgesinde sadece 17 bin ABD askeri bulunuyordu. 20 Mart 2003 tarihinde bafllayan Irak’›n fiili olarak iflgalinden günümüze ölen ABD askeri say›s› 400’ü aflt›. Irak’taki ABD askerinin say›s› ise 130 bin civar›nda. 1970’lerin ortalar›nda sona eren ve Vietnam halk›n›n zaferiyle sonuçlanan Vietnam Savafl›’nda ABD’nin 58 bin askeri öldü. Hiç flüphesiz Irak ile Vietnam aras›nda yap›lan bu benzetmede iki ülkenin özgül koflullar›n› da gözard› etmemek gerekir. Irak’taki direnifl Vietnam’da Ho fii Minh önderli¤inde verilen direniflten çok uzakt›r. Ancak Irak halk›n›n esasta kendili¤inden gelifltirdi¤i direniflin zamanla daha örgütlü bir hal alaca¤› bugünden görülmektedir. Irakl› direnifl

di. TEKEL’in alkol ve sigara bölümleri için verilen bu fiyatlar, kamuoyunu ikna etmenin ötesinde peflkefl çekildi¤ini en aç›k bir flekilde göstermesi nedeniyle sigara bölümü için verilen ihale durduruldu. Fiyat› art›r›lacak aldatmacas› yap›larak sat›fl› durdurulan sigara bölümü için JTI flirketinden verdi¤i fiyat› sadece 250 milyon dolar daha art›rmas› istendi. Alkol bölümü ise verilen fiyat yeterli bulunarak peflkefl çekildi. Pay (%) Tekel . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 57.5 Philip Moris . . . . . . . . . . . 31.4 JTI . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 10.7 BAT . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 0.5 Dünyan›n tek kamu sigara tekeli olan TEKEL, yabanc› sigara tekelleri taraf›ndan ablukaya al›nd›. Uzun bir dönemdir özellefltirme kapsam›nda olan TEKEL için, özellefltirme ihalesine verilen teklifler, 5 Kas›m günü Özellefltirme Yüksek Kurulu taraf›ndan aç›kland›. TEKEL’in sigara bölümü için aç›lan ihalede en yüksek teklifi 1 milyar 250 milyon dolarla Japon Tobacco International (JTI) verirken, alkollü içkiler bölümü için ise en yüksek teklif 292 milyon dolarla, Nurol-Limak-Özalt›n-Tütsab’›n oluflturdu¤u konsorsiyum taraf›ndan veril-

TEKEL EMPERYAL‹STLER‹N ‹fiTAHINI KABARTIYOR Türkiye’nin en fazla kâr getiren flirketlerinden biri olan TEKEL’in devlet taraf›ndan ›srarla sat›fla ç›kar›lmas› ve bu ihalelerde TEKEL’in 2 y›ll›k gelirinin alt›nda fiyat verilmesi, ülkede uygulanan ekonomik program›n da çarp›kl›¤›n› gözler önüne sermesi bak›m›ndan önemlidir. Sigara ve içki sanayiinde büyük bir pazar olan Türkiye’de TEKEL, pazar içindeki %57,5’l›k pay›yla önemli bir yer tutmaktad›r. Tabloda da görüldü¤ü gibi TEKEL en yak›n rakibine dahi fark atmaktad›r. Ülkedeki bu pazar pay› ile sürekli olarak emperyalist flirketlerin ifltah›n› kabartan TEKEL’in özellefltirilmesi milyonlarca insan› da ma¤dur edecektir. Öyle ki özellefltirme süreciyle birlikte TEKEL kapsam›nda olan


S›n›fsal Bak›fl AYRIfiMA VE SAFLAfiMANIN KAÇINILMAZLI⁄I “Uzun y›llar sürecek bir savafl” bafllatt›klar›n› ilan edenler, flimdi de “dönüm noktas›”na geldiklerini söylüyorlar. Çok de¤il 6 ay sonunda peflpefle Chinook ve Black Hawk’lar› vurulup, M-1 Abrams tanklar› devre d›fl› b›rak›l›p, asker kay›plar› 5’er 10’ar art›fl gösterince, “yeterince cesur davranmad›k” diye yak›nmaya bafllad›lar. Bu durum, geldi¤imiz aflaman›n hayli ilginç bir dönemeci ifade etti¤ini gösteriyor. Bu dönüm noktas›, daha önce de üzerinde durdu¤umuz üzere, hamle üstünlü¤ü bak›m›ndan s›n›f mücadelesinin yönünü tayin edici bir karakter tafl›maktad›r. Anti-emperyalist mücadele cephesinin bir dizi sorun ve zaaf›n›n yol açaca¤› sonuçlar›n a¤›r bir bedel oluflturaca¤› gerçe¤i, bu çerçevede hayatiyet kazanmaktad›r. Bu sorunlar›n önderlik ve örgütlülük parantezinde tafl›d›¤› a¤›rl›k; s›ra “birlik”, “ittifak”, “en genifl platform” tart›flmalar›na geldi¤inde daha hassas bir durum yaratmaktad›r. Burada ortaya ç›kan problemlerin “niyet” boyutlu tart›flmas›, bizi do¤al olarak “s›n›fsal” bir sorumluluk ve durufl sorgulamas›na götürmektedir. Konuyu ülke içi zeminde ele ald›¤›m›zda, öncelikle “koordinasyon” deneyimini sorgulamam›z gerekiyor. Yaklafl›k 1 y›ll›k sürecin do¤ru biçimde analizi, her fleyden önce günümüzdeki görevlerin yerine getirilmesiyle, önümüzdeki aflamay› lehimize çevirmenin f›rsatlar›n› yaratacakt›r. Sorun, “solun müzmin hastal›¤›” gibi klasik ve esasen apolitik nitelemelerle geçifltirilemez. Daha önemlisi, kalk›fl noktas› olarak isabetli bir tespit yap›lamamas› halinde, sürece yön verilebilmesi mümkün de¤ildir.

Genifl bir yelpazede çok say›da kifli, kurulufl ve çevreyi “Irak’a yönelik sald›r›ya/savafla karfl› ç›kma” temelinde bir araya getiren “Irak’ta Savafla Hay›r Koordinasyonu; “düzenledi¤i bir dizi kitlesel etkinlik ve eylemle (01.12 Ça¤layan, 26.01 Beyaz›t, 15.02 Kad›köy, 01.03 Ankara, 20.03 Taksim, 27.03 Dolmabahçe, 06.04 Ça¤layan) ilk 6 ayl›k dönemde etkili bir rol oynad›. Bu, ayn› zamanda Saddam rejiminin y›k›l›fl›na denk düflen bir aflamayd›. Fiili iflgalin kat etti¤i bu evre, dünya çap›nda da tansiyonun düflmesini beraberinde getirmiflti. Art›k hümanist kayg›lardan öte bir mücadele hatt›n›n örülmesi, karfl› koyufl ve direniflin gösterilmesi gereken noktada saflaflman›n yeni bir hal almas› kaç›n›lmazd›. ÖDP ve yandafllar›n›n sahne almas› gecikmedi. “Koalisyon”cular›n “savafla karfl› gösterilerin savafl gösterisine dönüfltü¤ü”, “eylem içinde eylem h›rs›zl›¤› yap›ld›¤›”, “koordinasyonun ifllevini tamamlad›¤›” bahaneleriyle girifltikleri parçalama faaliyeti, bir tür “karfl›-devrime rüflt ispatlama” operasyonuydu. Onlar› di¤er “rüstçüler”in takip etmesi son dönemde yürütülen tart›flmalar›n ortaya ç›kard›¤› bir baflka gerçeklik olmufltur. Kerhen veya taban›n bask›s›yla koordinasyonda zoraki duran baflta DEHAP olmak üzere kimi çevrelerin, “gündemde öncelik” ad› alt›nda kulvar de¤ifltirme yönelimine girmesi, ilk saflaflmadan nitelik bak›m›ndan ayr›l›k göstermemektedir. Son tahlilde “bir eylem birli¤i faaliyeti” olan koordinasyonun, ortak teman›n esasen de¤iflmedi¤i flartlarda yaflat›lmas› gerekmektedir. Yöneliminin giderek daha net bir biçimde ifade edilmesi,

Patrondan sendikal örgütlülü¤e tahammülsüzlük Ben Bursa’n›n Kestel ilçesinde bulunan NERFE Tekstil Afi’de çal›flan 300 iflçiden biriyim. Çal›flmakta oldu¤um fabrika asgari ücretle eleman çal›flt›rmaktad›r. 10 senelik iflçiye dahi asgari ücret verilmektedir. Bizler NERFE iflçileri olarak yo¤un çal›flma flartlar›n›n ve düflük ücret koflullar›n›n düzelmesinin tek yolunun, örgütlü mücadele ile olaca¤›n› düflünerek önce kendi aram›zda bir araya gelip D‹SK’e ba¤l› tekstil sendikas›na üye olduk. Ancak sendikaya üye oldu¤umuzu ö¤renen patron, bize bask› uygulamaya bafllad›. Sonra hepimizi bir bir müdürün odas›na çekerek

22

4

21 Kasım-4 Aralık 2003

istifaya zorlad›. Bunu baflaramayan patron “pis Kürtler” diye küfürvari hakaretlerde bulunarak iflçi arkadafllar›m›z› tehdit etti. En çok Brode bölümünde öncülük eden iflçilere yüklendi. Ancak iflçilerin kararl› tutumu sonucu kimse istifa etmedi. Baz› bilinçsiz zay›f iflçileri, sendikaya üye olan bize karfl› kullanarak iflçileri birbirine düflürmeye çal›flt›. Ayr›ca ustabafllar› ve flefler taraf›ndan sendikaya üye olan iflçilerin dövülmesine kadar gidildi. Patronun ve yardakç›lar›n›n bu sald›rgan tutumu, sendikal mücadelemizde bizleri y›ld›rmayacak. Bursa’dan NERFE Tekstil iflçisi

vurgular›n güçlendirilmesi, bu süreçte sa¤l›kl› yol alman›n ön flart› haline gelmifltir. Yani “ayr›l›k” dayatan ya da ayr›lanlara, salt “birlik”, “kitlesellik” kayg›s›yla taviz verilmesi düflünülemez. Zaten oldukça genifl bir çerçeve içinde, giderek silikleflen slogan ve talepleriyle etki gücünü belli ölçülerde yitiren koordinasyonun saflaflmaya paralel kendini daha aç›k ifade edebilmesinin flartlar› oluflmufl durumdad›r. Bu olguyu “küreselleflme karfl›t›” hareketler cephesinde yaflanan tart›flma ve saflaflmadan, buna büyük oranda etki eden karfl›-devrimci müdahalenin sonuçlar›ndan soyutlamak mümkün de¤ildir. Dünya, Asya, Avrupa Sosyal Forum’lar›n›n, “bar›fl ve adalet” temal› oluflum ve giriflimlerin, silahl› mücadele hatta devrimci mücadele karfl›s›ndaki hassasiyetlerinin giderek daha net bir biçimde kendini göstermesi, dönemin karakteristi¤ine uygunluk arz etmektedir. Bunun önümüzdeki süreçte daha keskin bir hal almas› için emperyalistler bütün çabalar›n› sarf edeceklerdir. Onlar›n istedikleri, bölünmeden öte bir tür iç çat›flma yaratabilmektir. Enerjinin tüketilmesi ve esas yönden sap›lmas›, bölünmüfllük tablosundan daha fazla önem kazanmaktad›r. Böylesi aç›k bir gerçeklik karfl›s›nda son derece dikkatli politikalar gelifltirmemiz gerekiyor. K›stas›m›z kitlesel temelde güçlerin bölünmesini engellemek, bunu nitelik kayb›na izin vermeden baflarabilmektir. Bu anlamda ILPS (Halklar›n Uluslararas› Mücadele Ligi)’nin “sosyal forum”cular karfl›s›nda izledi¤i politika ve gelifltirdi¤i taktikler, bu kavray›fl›n somut görünümleri olmufltur. Benzer kavray›fl›n ülkemiz özelinde de titizlikle gösterilmesi gerekmektedir. Farkl› söylem, k›l›f ve bahaneler alt›nda, anti-emperyalist hareketin yönünü flafl›rtmay›, duruflunu bozmay›, güçlerini bölmeyi hedefleyen bütün giriflimler uzlaflmaz bir kararl›l›kla yan›tlanmal›d›r. Bunlarla ve halen saflarda kalmakla beraber proletaryan›n

çizgisine yabanc› bütün ak›mlarla s›k› bir ideolojik mücadele yürütülmelidir. Emperyalizmin temel niteliklerine, devrim teorisine, iflçi s›n›f›n›n tayin edici önderlik rolüne, komünist ideolojinin esaslar›na iliflkin bütün tahribat, yozlaflt›rma ve karalama kampanyalar› bozguna u¤rat›lmal›d›r. Bunun di¤er yandan okunuflu; MLM ideolojinin bu etkinlik ve platformlar›n elveriflli koflullar›nda kitlelere nüfuz edebilmesini azami oranda sa¤layabilmekten geçiyor. Enerjinin azami oranda harcanmas› gereken günlerden geçiyoruz. Emperyalistlerin yeni mevziler elde etmesini engellemek, hamlelerini savuflturmak, ilerlemelerini durdurmak zorunday›z. Onlar; kifli bafl›na gelir Etiyopya’da 100, Bangladefl’te 360, Angola’da 660, Türkiye’de 2200 dolar civar›nda iken; inek bafl› sübvansiyonun AB ülkelerinde 803, ABD’de 1057, Japonya’da 2555 dolar oldu¤u bir dünyada yaflamaya devam etmemizi istiyorlar. Onlar; karfl› ç›k›fllar›m›z›n yak›nma ve protestodan öteye taflmamas›ndan yanalar. Onlar; iktidar›n hedeflenmesine karfl› son derece hassas davran›yorlar. Bütün bunlardan ötürü de anlad›klar› yegane dilden konuflmam›z›, en etkili yöntemleri uygulamam›z› istemiyorlar. ‹cazetçi anlay›fllar› beslemeleri, güçlendirmeleri ve onlara yol açmalar›n›n esas nedeni budur. Emperyalizmin iflçi s›n›f› içindeki ajanlar›n›n son süreçte bu kadar faal olmas› tesadüf de¤ildir. Tabanlar›ndaki potansiyeli ve etkiledikleri kesimlerin durumunu ihmal etmemekle beraber; “güç kayb›”, “kitlesellik yitimi” “en genifl birliktelik” vb. kayg›larla, tavizsiz mücadele hatt›ndan ç›kmamal›y›z. Çünkü s›n›f mücadelesinin günümüzde ald›¤› mesafe, bize sadece emperyalist-kapitalist sistemin temelli bir biçimde de¤ifltirilmesi gerekti¤ini de¤il, ayn› zamanda bunun ancak iflçi s›n›f› önderli¤inde ve fliddet/zor yoluyla olaca¤›n› döne döne gösteriyor. En kritik ayr›m ve saflaflma noktas› da burada flekillenmektedir.

Prelli Ekolas iflçileri davalar›n› kazand› D‹SK Nakliyat-‹fl’e üye olduklar› gerek- rildi. Bu kararla birlikte dava açan 144 iflçiçesiyle iflten ç›kar›lan Prelli-Ekolas iflçileri- den 138’inin tazminat alarak ifllerine geri nin, ifllerine geri dönmek için Ekolas fiirketi dönmesi sa¤lan›rken, 6 iflçinin ise çal›flma sühakk›nda açt›¤› dava, karara ba¤land›. Dava relerinin k›sal›¤› nedeniyle tazminat almadan sonucunda iflçilerin ifllerine geri dönmesine ifllerine dönmesine karar verildi. karar verildi. Mahkeme ç›k›fl›nda adliye önünde toplanan iflçiler, Sendikaya üye olduklar› gün Uzun bir mücadele “Kanunsuz lokavt kald›topluca iflten ç›kart›lan D‹SK Naksonucu Prellir›ls›n iflçiler iflbafl› yaps›n” liyat-‹fl üyesi Prelli-Ekolas iflçileriEkolas iflçileri yaz›l› pankart açarak, “Yanin, Kocaeli Adliyesi 2. ‹fl Mahkemesi’nde görülen davas›n›n son açt›klar› davay› kaza- flas›n Prelli-Ekolas direniflimiz”, “Sendika hakk›m›z duruflmas›na, Prelli-Ekolas iflçileri narak ifllerine engellenemez” fleklinde ve avukatlar› ile daval› taraf›n avudöndüler. katlar› kat›ld›. Karara ba¤lanan dasloganlar att›. ‹flçiler ad›na aç›klama va sonucunda, iflçilerin ifle geri dönmesine, çal›flma süreleri 6 aydan az olan yapan Nakliyat-‹fl Genel Baflkan› Ali R›za iflçiler Sad›k Sevim ile Özgür Karakurt ha- Küçükosmano¤lu, verilen mücadelenin Türriç di¤er iflçilere, daval› Ekolas fiirketi tara- kiye’deki en uzun mücadelelerden biri olduf›ndan 4 ayl›k tazminat ödenmesine karar ve- ¤una dikkat çekti. (H. Merkezi)


5

22

21 Kasım-4 Aralık 2003

Eskiflehir’de sald›r›lar sürüyor Paflabahçe Fabrikas›ndan at›lan iflçilerin direniflleri 50. güne ulafl›rken, sald›r›lar da devam ediyor. Seslerini kamuoyuna duyurabilmek amac›yla ‹stanbul’da bulunan ‹fl Bankas›’n›n kuleleri önünde fiifle Cam yönetimini protesto eden, Ankara’ya gelerek Türk-‹fl baflkan› ile görüflen iflçiler, jandarman›n sald›r›lar›na ra¤men kararl›l›klar›ndan geri ad›m atm›yorlar. 8-9 Eylül tarihinde patronun 50 kadrolu toplam 350 iflçiyi atmas› ile bafllayan direnifl, 7 Kas›m günü jandarman›n çad›rlar›n› y›kmas›na ra¤men sürüyor. ‹tfaiye ile fabrika önüne gelen jandarma iflçilerin çad›rlar›n› sökmesini istedi, iflçilerin bunu kabul etmemesi üzerine jandarma çad›rlar› kendisi sök-

tü. ‹flçilerde alk›fl ve ›sl›klarla jandarmay› protesto etti. Jandarma fabrika önünde bulunan 100 iflçiyi de gözalt›na ald›. ‹flçiler 13 Kas›m’da yapt›klar› bir bas›n aç›klamas› ile geliflmeleri aktard›lar. Cam ‹flçileri Kültür ve Dayan›flma Derne¤i önünde yap›lan aç›klamada iflten at›lanlar›n say›s›n›n 412’ye ulaflt›¤›na dikkat çekildi. Fabrikada çal›flan iflçilerin kendilerine destek verdi¤ini dile getiren iflçiler; fabrika önünde otomobillerde sabahlad›klar›n› söylediler. ‹flçiler sorunlar›n› yetkililere duyurmak amac›yla 17 Kas›m Pazartesi günü Ankara’ya gelerek Türk-‹fl ve siyasi parti temsilcileriyle görüflecekler. (Ankara)

TEKEL iflçilerinden ÖZELLEfiT‹RMEYE TEPK‹ 7 Kas›m 2003 tarihinde Tek G›da-‹fl Sendikas›, Malatya Sigara Fabrikas› önünde TEKEL iflçileriyle birlikte AKP hükümetinin, TEKEL’i ve di¤er kamu kurulufllar›n› emperyalistlere peflkefl çekmesini bas›n aç›klamas›yla protesto etti. Aç›klamay› yapan Tek G›da-‹fl Malatya fiube Baflkan› Macit Amaç, “TEKEL sigara fabrikalar›nda üretilen bir paket Samsun veya Maltepe’nin maliyeti 260 bin lirad›r. Bu sigaralar piyasada 1.250.000 TL’ye sat›lmaktad›r. Bir paketten 950 bin lira vergi, fon, ve kâr olarak devletin kasas›na girmektedir. 2002 y›l›nda

2.8 katrilyon katma de¤er, 318 trilyon net kâr sa¤layan bir kamu kuruluflunun de¤eri bir milyar dolar de¤ildir. 450 bin tütün üreticisi aile, 250 bin üzüm ve anason üreticisi aile ve bunlar›n yan›nda 25 bin çal›flan› ile 3-4 milyon insan›n geçim kayna¤› olan ve ba¤›ms›z kurulufllarca piyasadaki de¤eri 7 ile 10 milyar dolar olarak bilinen TEKEL’in bir milyar dolar gibi komik bir fiyata sat›lmas›n› k›n›yoruz” dedi. TEKEL iflçileri “TEKEL bizimdir bizim kalacak” slogan›n› att›ktan sonra eylemlerini bitirdiler. (Malatya)

Emekçinin Gündemi STATÜKO MU, DE⁄‹fi‹M M‹? Konuya böyle bir bafll›kla girmeyi uygun bulduk. Çünkü söz konusu olan TÜRK‹fi’in 19. Genel Kurulu olunca, bafll›k yerli yerine oturuyor. Zira bugüne kadar statükocu bir anlay›fl›n egemen oldu¤u TÜRK-‹fi kongreleri, her seferinde ne flifl yans›n ne kebap misali “sa¤”, “sol” dengeleri “gözetilerek” sar› bürokrat uzlaflmac› ve egemen s›n›flar›n dümeninde bir yönetim ve yönetim anlay›fl› ülkemizin en büyük iflçi kuruluflunun bafl›na bela edile gelmifltir. Her seferinde, kâh koalisyon hükümetleri, kâh tek parti yönetimlerine uygun, ama her seferinde “partiler üstü” yaftas›yla, flekil kazand›r›lmak üzere yap›lan TÜRK-‹fi kongrelerinde hep uzlaflmac›, düzene yedeklenmifl, düzenin sac aya¤› durumunda yönetimler oluflturulmufltur. Egemen s›n›flar iflçi s›n›f› ve emekçi halk y›¤›nlar›n›n haklar›na dönük sald›r›lar›nda, gücünü ve cesaretini bir anlamda, yedekledikleri bu yönetimlerden almaktad›rlar. Bu halleriyle bugüne kadar bu yönetimler ayn› statükocu zihniyetle sendikal politikalara ve sürece yön vermifl ve iflçi mücadelesinin dalgak›ranlar› olarak, haklar›n bir bir elden ç›kar›lmas›n›n koflullar›n› oluflturmufllard›r. Bunun art›k gizlenecek, inkar edilecek, görmezden gelinecek bir taraf› kalmam›flt›r. En son, bafl›n› ABD’nin çekti¤i emperyalist sald›rganlar›n Irak’ta gerçeklefltirdikleri iflgale ve vahflete do¤rudan destek anlam›na gelen, Türkiye’nin Irak’a asker göndermesi sorununda AKP hükümetine do¤rudan destek verenlerin bafl›nda, yine Salih K›l›ç’›n baflkanl›¤›ndaki TÜRK-‹fi yönetimi olmufltur. Bu haliyle bile statükonun ötesinde, do¤rudan sermaye güçlerinin saf›nda bir çizginin sahipleri olmufllard›r.

18. Genel Kurulda, bir dizi “mücadele” karar› almalar›n›n tersine, kendili¤inden yükselen mücadeleleri pasifize ederek, düzene yedekleyen TÜRK-‹fi yönetiminin, bu 19. Genel Kurula gelece¤e iliflkin ne tür önerilerle gelip, ne tür kararlar alaca¤›; bu haliyle de kongre sonras›nda nas›l davranaca¤› pek de meçhul de¤ildir. Perflembenin gelifli, çarflambadan bellidir. Dolay›s›yla çok da bir fley beklenmemesine ra¤men, yine de TÜRK-‹fi’e ba¤l› sendikalar›n, özellikle de emek yanl›s› görünenlerin, bu sürece sahip ç›k›p, üst kurulufl olan TÜRK-‹fi’e, ve kongresine müdahale etmeleri, TÜRK-‹fi’in iflçi s›n›f›n›n ç›karlar›na dönük bir noktaya evrilmesine yönelik çaba içerisinde olmalar› ve bu yönlü taktik yönelimlerle belirli ittifaklar gelifltirmeleri hayati bir hal alm›flt›r. 19. GENEL KURUL SESS‹Z SEDASIZ GEÇ‹fiT‹R‹LMEYE ÇALIfiILIYOR Geçmifl kongrelerde günler aylar öncesinde yo¤un tart›flmalar yaflan›r, bas›n yay›n organlar›nda hemen her gün bu tart›flmalar çeflitli boyutlar›yla ele al›n›rd›. Bizler bunlar›n ne tür atraksiyonlar oldu¤unu bilirdik. Ama bir canl›l›k, bir hareketlilik ve bu haliyle gelece¤e dönük, s›n›f üzerinde belirli umut beklentileri de oluflmuyor de¤ildi. Sonuç tersi de olsayd›, bütün bu hareketlilikler TÜRK-‹fi’in bafl›na hangi bürokrat sendikac›n›n gelece¤i için de olsayd›, günler aylar öncesinde kamuoyuna yans›mas› görülüyordu. Bugün b›rakal›m s›radan kamuoyunu, iflçi ve emekçilerin bile yaklaflan kongreden pek haberleri yoktur. 19. Genel Kurulda sessiz sedas›z geçifltirilmeye çal›fl›l›yor. Bu durum bile TÜRK-‹fi’in hem nitel hem de nicel olarak ne kadar çok afl›nd›¤›n› ve zay›flat›ld›¤›-

D‹YARBAKIR’DA GREV SONA ERD‹ Diyarbak›r ‹l Özel ‹daresi iflçilerinin bir ay önce bafllatt›¤› grev anlaflma ile sona erdi. Diyarbak›r ‹l Özel ‹daresi’nde çal›flan Diyarbak›r Yol-‹fl Sendikas› iflçilerinin bir ay önce bafllatt›¤› grevin sona erdirilmesi için Diyarbak›r Valisi Nusret Miro¤lu ile Yol-‹fl Sendikas› Diyarbak›r 1 No’lu fiube Baflkan› Halil ‹brahim Öztopalan aras›nda yap›lan görüflmeden anlaflma ç›kt›. Öztopalan ile Miro¤lu aras›nda var›lan anlaflmaya göre, sendika üyesi iflçiler y›ll›k yüzde 3 zam ve y›pranma primi alacak. Yol-‹fl Sendikas› Baflkan› Öztopalan, Özel ‹dare binas›nda düzenledi¤i bas›n toplant›s›nda “Diyarbak›r Valisinin s›f›r zam önerisine karfl› üyelerimiz hakl› olarak greve girdiler. Grevin 35. gününde Vali Beyle son görüflmemizde, önümüzdeki y›l yap›lacak sözleflmeye kadar yüzde 3 zam ve y›pranma primi öngörülerek anlaflma sa¤land›” dedi. (H. Merkezi)

‹ZM‹R’DE TEK L‹STEL‹ SEÇ‹M D‹SK’e ba¤l› Genel-‹fl Sendikas› ‹zmir 4. Bölgesi yapt›¤› seçimle baflkanl›¤a yeniden Kani Beko’yu seçti. 9 Kas›m 2003 tarihinde yap›lan seçimde tek listeyle seçime gidildi. Türkiye Profesyonel Hakemler Derne¤i ‹zmir fiubesi Toplant› Salonu’nda gerçeklefltirilen seçimde 230 delege oy kullan›rken Yönetim Kurulu’na seçilen isimler ise flunlar; fienol Erbafl, Hilmi Soyyi¤it, Mahmut Taflç›, Ahmet Kans›z, Muharrem Kurt, Mustafa Köksal ve Haydar Y›ld›rak. (‹zmir)

n›, iflçi taban›ndan yal›t›ld›¤›n›, emekçi halktan kopuldu¤unu göstermektedir. ‹flçi s›n›f›n›n heyecan ve coflkusunun çok çok gerisine düflülmüfltür. ‹flçi s›n›f› hareketi içinde, bu haliyle bile gördü¤ü ifllev dalgak›ranl›kt›r. Sermayeye yaklaflt›kça, iflçilerden uzaklaflan ya da tersi, iflçilerden uzaklaflt›kça sermayeye yaklaflan bir TÜRK-‹fi’in tabanda herhangi bir heyecan yaratmas› mümkün müdür? Bugüne kadar oldu¤u gibi, bugün de TÜRK-‹fi delegelerini oluflturanlar›n en alt seviyesi, sendika flube baflkanlar›d›r. ‹flçilerin TÜRK-‹fi delegesi olmas› mümkün de¤ildir ve bu pek istenmemektedir de. Zira tabandaki heyecan ve mücadele azminin genel kurula, oradan da TÜRK-‹fi yönetimine tafl›nmas› istenmemektedir. Bu iflçi iradesinin de oraya tafl›nmas›n›n istenmemesi demektir. Dolay›s›yla bunun, statükoda ›srar, de¤iflime ve dönüflüme ayak direme, s›n›f ç›karlar› yerine sermaye ç›karlar›n› gözeten bir anlay›fl›n, bir kez daha devam›n› sa¤lamak üzere tezgahland›¤›n› ifade etmek pek de yanl›fl olmayacakt›r. Bafl›nda faflist, iflbirlikçi yöneticilerin bulundu¤u kalabal›k üyeli sendikalar›n, bugüne kadarki misyona uygun hareket edece¤ini tahmin etmek zor de¤ildir. Olacak olan da budur. Bunlardan statükoyu parçalay›p, TÜRK-‹fi’i s›n›f eksenine oturtacaklar›n› bekleyemeyiz. Onlar›n derdi trilyonlarca mal varl›klar›n›, mali olanaklar›n› daha da art›rmak ve çeteci, hortumcu icraatlar›n› ve devam›nda imparatorluklar›n› devam ettirmektir. Onlar›n de¤iflimden anlad›¤› ve anlayaca¤›, rakamsal de¤iflikliklerdir. S›n›f ç›karlar› onlar› ilgilendirmiyor. Bas›nda bunlara dair bol bol haber görmek mümkün. Oysa küresel sald›r›yla ifl yasalar›n›n, sermaye güçlerinin ç›karlar›na dönük flekillendirildi¤i, çal›flma yaflam›n›n allak bullak edilerek, kazan›lm›fl haklar›n bir bir ortadan kald›r›ld›¤› ve yeni sald›r›lar›n kap›da oldu¤u günümüz Türki-

ye’sinde her namuslu, dürüst insan gibi, sendikalar›n bafl›nda bulunan bütün sendikac›lar›n da, bu geliflmelerin bilincinde sürece müdahale etmeleri ve iflçi s›n›f›na gereken önderli¤i yapmalar›, ahlaki ve zorunlu bir görevdir. Evet, bu görev öncelikle TÜRK-‹fi içerisinde kendisine devrimci, demokrat, ilerici diyen, iflçi önderi olma iddias›nda bulunan sendikac›lar›n omuzlar›ndad›r. Önlerine çok büyük bir olanak ç›km›flt›r. 19. Genel Kurul bu aç›dan önemlidir, belki de dönüm noktas› olacakt›r ve statükonun devam›na karfl›, de¤iflim dönüflümle, s›n›f kimli¤ine uygun bir yap›lanma isteklerinin mücadele arenas› olmal›d›r. Bu anlay›flla birleflebilecek bütün güçler ortak hareketin olanaklar›n› sonuna kadar zorlamal›, ilkeli, do¤ru temellerde, do¤ru bir yönetim ve yönetim anlay›fl›n›n TÜRK-‹fi kongresinde etkin hale gelmesi ve iktidara tafl›nmas› hedeflenmelidir. Çeflitli kayg›larla bu görevi üstlenmeyen, baflkas›na havale eden, kendi gelece¤ine iliflkin kayg›larla oportünist, teslimiyetçi, uzlaflmac› bir yönelimle hareket edenlerin, iflçi s›n›f›na ihanetten öte bir davran›fl içinde olmayaca¤› aç›kt›r. Bu süreçte yap›lan müdahalelere ve do¤ru yönelimlere ra¤men somut kazan›mlar elde edilemese bile, Devrimci Demokratik s›n›f güçlerinin, iliflkilerinde s›cak, samimi, gelece¤e dönük olumlu mesajlar vermeleri gerekti¤i kabul edilmelidir. Kendi içerisinde herhangi bir mücadele potansiyeli ve iste¤i görmeyen bir yap›n›n gelece¤e iliflkin alaca¤› kararlar ve oluflturaca¤› yönetimler, mevcut statükocu yap›n›n devam›ndan baflkas›n› sa¤lamayacakt›r. Bu süreçte baflta Devrimci Demokratik Sendikal Güçler olmak üzere, s›n›f sendikac›l›¤› kayg›s› tafl›yan tüm güçlerin TÜRK-‹fi Genel Kuruluna gereken duyarl›l›¤› göstermesi ve TÜRK- ‹fi’in en büyük sendikal kurulufl olmas›n›n ötesinde, egemen sermaye güçlerine karfl› mücadele oda¤›nda olmas›n› sa¤lamas› hayati önemde bir görevdir.


22

6

21 Kasım-4 Aralık 2003

Bitirilen hayvanc›l›k ve süt sektörü

Ülkemizde 15-20 y›l öncesine kadar önemli bir geçim kayna¤› olan “hayvanc›l›k” ülke tar›m›n›n özellefltirmeler yoluyla emperyalist tekellere peflkefl çekilmesi sonucunda bitme aflamas›na getirilmifltir. 1920’lerden sonra kurulan TÜGSAfi, T‹GEM, YEMSAN gibi üreticiye girdi sa¤layan kurumlar ile TMO, ÇAYKUR, TEKEL, TSEK, EBK gibi piyasadan ürün alan kurulufllar teker teker çok uluslu flirketlere (ÇUfi) yok pahas›na sat›lm›flt›r. Böylelikle devletin bir bütün olarak üretimden çekilmesi sa¤lanarak, köylü tekellerin insaf›na terkedilmifltir. ÖLDÜRÜLEN HAYVANCILIK SEKTÖRÜ Tek bafl›na hayvanc›l›k sektöründe yaflananlar üreticinin u¤rad›¤› y›k›m ve sefaleti anlatmaya yeterlidir. 1980 y›l›nda 16 milyon s›¤›r ve 49 mil-

yon koyun varl›¤› mevcut iken bu say› aradan geçen 23 y›l içinde eriyerek 10 milyon s›¤›r ve 26 milyon koyuna kadar düflmüfltür. Geçimini özellikle hayvanc›l›kla sa¤layan T. Kürdistan› için bu durum açl›k ve sefaleti beraberinde getirmifltir. Bu süreç öncelikle uluslararas› flirketlerin dayatmalar› sonucu ülke tar›m›n›n kalbi durumundaki K‹T’lerin özellefltirilmesi ile bafllat›lm›flt›r. Bu politikalar sonucunda taban fiyat uygulamalar› kald›r›lm›fl, Tar›msal Kredi Faizleri yükseltilmifl, Tar›m Sat›fl Kooperatifleri ve Birliklerinin deste¤i azalt›lm›fl ve bunlar özellefltirilmifltir. Özellikle 1980’lerden sonra daha yo¤un bir flekilde uygulamaya sokulan sözleflmeli çiftçilik ile bu süreç h›zland›r›lm›flt›r. ÖZELLEfiT‹R‹LEN SÜT SEKTÖRÜ VE YIKIM Bugün marketlerden ald›¤›m›z P›nar

“TEKEL özellefltirilme kapsam›ndan ç›kar›ls›n”

Türkiye Ziraatçiler Derne¤i Genel Baflkan› ‹brahim Yetkin, ‘Ulusal Tar›m Platformu’ oluflturacaklar›n› aç›klad›. TEKEL’in özellefltirilmesiyle sigara pazar›n›n Japon sigara devine verilece¤ini söyleyen Yetkin, TEKEL’in derhal özellefltirme kapsam›ndan ç›kar›lmas›n› istedi. Türkiye Ziraatç›lar Derne¤i Genel Baflkan› ‹brahim Yetkin, genel merkez binas›nda yapt›¤› bas›n aç›klamas›nda, TEKEL’in Japon sigara devine verilece¤ini belirterek, “TEKEL’i alamayacaklar›n› bildikleri halde bu flirketlere biraz daha yüksek fiyattan verilecek. ‘Ya, tamam verelim’ diyecekler. Türkiye sigara pazar›n› paylafl›p Türkiyeli üreticiden tütün almayacaklar. Fabrikalar› tasfiye edip, kendi sigaralar› ve markalar›y-

la pazar› ele geçirecekler. fiartlar de¤iflir, masaya oturulur ve yeniden karar verilir. O zaman özellefltirilir” diye konufltu. TEKEL’in özellefltirme kapsam›ndan ç›kar›lmas›n› isteyen Yetkin, kitle örgütleri ve meslek kurulufllar›n›n kat›l›m›yla “Ulusal Tar›m Platformu”nu oluflturacaklar›n› belirterek, “TEKEL hepimizin mal›, gücümüzü birlefltirip hakl›l›¤›m›z› kamuoyuna anlataca¤›z” dedi. AKP’nin bir y›ll›k tar›m politikas›n› elefltiren Yetkin, olumlu ve olumsuz yönleri flöyle s›ralad›: “Çiftçi kay›t sisteminin gelifltirilmesi, hayvanc›l›¤a verilen deste¤in olumlu düzeyde olmas›, f›nd›¤a verilen ilave destek, mazot deste¤i, tar›msal kredi faiz oranlar›n yüzde 35’e indirilmesi, K›rsal Alanda Sosyal Destek ve 1000 köye 1000 tar›mc› projeleri ve üreticiye yönelik telafi edici ödeme sistemi çiftçiye olumlu yans›m›flt›r. Çiftçi borçlar›n›n yeniden yap›land›r›lmas› çerçevesinde ikinci taksidin borcun yüzde 40’› düzeyinde ise çiftçiyi zorlam›flt›r. Üreticilerin yüzde 70’inine yak›n› ikinci taksidi ödeyemiyor ve yüzde 50’lik faizin alt›nda eziliyor. Hububat fiyatlar› yetersiz, TMO’nun baz› birimlerinin kapat›lmas› ise intihard›r.” (H. Merkezi)

Süt, Mis Süt, SEK etiketli birçok ürün üreticinin al›nteri üzerinden piyasaya sunulmaktad›r. 1962 y›l›nda üreticinin üretti¤i sütü ifllemek, de¤erlendirerek piyasaya sürmek ve süt sanayini gelifltirmek amac›yla kurulan Türkiye Süt Endüstrisi Kurumu (TSEK)’nun geçirildi¤i zorunlu dönüflüm, çok uluslu flirketlerin güdümünde komprador burjuvazinin ülkeyi nas›l ya¤malad›klar›n›n bir örne¤idir. 1968 y›l›nda Türkiye’deki ilk pastörize sütü 1972’de homojenize edilmifl yo¤urdu, 1979’da ilk kez beyaz ve kaflar peyniri, içi hava almayan vakumlu ambalajda paketlemifl ve dil peynirini üretmifl olan TSEK, 1992 y›l›nda özellefltirme kapsam›na al›nm›flt›r. Y›lda 100 tonluk üretim kapasitesine sahip ve 1308 adet iflletmesi olan bu dev kuruluflun ‹stanbul, ‹zmir ve Bursa’daki iflletmeleri %100’lük kapasite kullan›m oran›na sahiptir. Böyle bir kuruluflun özellefltirilmesi sürecinde flirketlerin kârlar› hesaplanm›fl ve bunun sonucunda iflletmelerden sadece biri kooperatiflere sat›lm›flt›r. Oysa K‹T’lerin tasfiyesini dayatan ABD’de iflletmelerin %78’i, Belçika’da %70’i, Almanya’da %79’u kooperatifler taraf›ndan iflletilmektedir. Özellefltirme öncesi-sonras›nda yaflanan fiyat de¤iflimlerine ‹zmir bölgesi çok aç›k bir örnektir. 1995 y›l›nda çi¤ süt al›fl fiyat› 14.000 TL. iken özellefltirme sonras›nda 10.000 liraya gerilemifltir. Kutu sütün sat›fl fiyat› ise tersine artarak 33.000 liradan 50.000 liraya yükseltilmifltir. Özellefltirme öncesinde Adana’da y›lda 4.328 litre sürt üretilirken sonras›nda bu say› 1750 litreye düflmüfltür. ‹zmir iflletmesinde yaflanan durum ise çok daha kötüdür. 31.576 litre olan üretim özellefltirme sonras›nda s›f›ra inmifltir. Elimizdeki tablonun yarat›c›s›, emperyalist tekellerin emirleri do¤rultusunda faaliyet

yürüten Koç, Sabanc›, Tekfen Holdingler ile bu politikalar› uygulatan hükümetteki ve meclisteki bürokratlard›r. fiu anda TSEK’nin iflletmelerini alarak piyasaya hakim olan 6 tekel vard›r. -P›nar Süt (Yaflar Holding)-Mis Süt (Nestle)-SEK (Koç Holding)-DanonesaTikveflli-Birtat (Sabanc› Holding)-ÜlkerSütafl Bu tekeller girdikleri marketlerde raf fiyat›n› yükselterek küçük üreticiye yaflam hakk› tan›mam›flt›r. Bal›kesir Mand›rac›lar Birli¤i’nin 60 olan üye say›s›n›n 10’a düflmesi bunun bir göstergesidir. Piyasay› belirleyen bu tekellerin herbiri mutlaka uluslararas› bir tekel ile ba¤lant›l›d›r. Mis Süt çok uluslu Nestle ile, Sabanc› Philip Morris ile, Ülker United Eur Book ile birlikte hareket ederek emperyalist politikalar›n ülkemizdeki uygulay›c›lar› olmufllard›r. Her f›rsatta K‹T’lerin devletin s›rt›ndaki kamburlar› oldu¤unu dile getiren ve özellefltirilmesini savunan flirket patronlar›n›n sözcüleri, hükümet bakanlar›, bu kurulufllar›n kapat›lmas› ile iflsiz kalan ve üretemeyen milyonlarca köylüyü görmezden gelmektedirler. Rakamlar ve belgelerle ispatlanan ve y›k›m ortaya ç›kan politikalarda ›srar etmek ancak emperyalist tekellere yak›nl›¤›n bir kan›t›d›r. Son günlerde s›kça tart›fl›lmaya bafllanan Toprak Mahsulleri Ofisi’nin tasfiye edilmesi bu sürecin bir devam›d›r. Uygulanacak politikalar›n geçmiflte uygulanm›fl olanlar gibi iflçi-emekçi-yoksul köylüler için bir yarar getirmeyece¤i aç›kt›r. Emperyalist politikalar flirketler için birer kâr kayna¤› iken köylüler için kabustan baflka birfley ifade etmiyor. Köylülerin kendilerine yönelik dayatmalara karfl› ç›kmaktan ve bu kurulufllar› sahiplenerek, kaybedilenlerin geri al›nmas› için örgütlenmekten baflka ç›kar yolu yoktur. (Ankara)

‹ncir ihracat›nda devletin oyunu Tar›m› bitirmeyi hedefleyen egemenler incir üreticisinin ürününü ihraç etmemesi için her y›l yeni bir yönteme baflvuruyor. Geçti¤imiz iki y›l boyunca üretici incirde aflatoksin bulundu¤u iddias› ile AB standartlar›na uymad›¤› için tüccara ürününü de¤erinin çok alt›nda satmak zorunda kalm›flt›. Bu y›l da incir üretcisi, tedirgin bir flekilde yine tüccar›n eline düflme kayg›s›yla bekleyifl içinde. Yap›lan istatistiklere göre Türkiye dünya kuru incir ihracat›n›n %60’›n› tek bafl›na karfl›l›yor. Ancak bu durum 3 Kas›m seçimlerinden önce “çiftçiyi rahata kavuflturaca¤›m, istihdam› sa¤layaca¤›m” vaatlerinde bulunan AKP hükümetini rahats›z etmifl olacak ki incirde ihracat oyunu sergiliyor. Hiçbir ülkede ve üründe uygulanmayan “ihracat tarihi” uygulamas›, kuru incirde uygulan›yor. Peki bu uygulama, neye yol aç›yor? Belirlenen tarih 2 Ekim, oysa incir Eylül ay›nda toplan›p depolan›yor. Eylül ay›n›n ortas›nda dalda incir kalm›yor. ‹ncirin depolanmas›yla ihracat tarihi aras›ndaki dönemde ise incir çürümeye bafll›yor. Aflatoksin maddesi ortaya ç›k›yor. Bu da

ihracatç›lar›n ürün fiyatlar›n› afla¤› çekmesi için bahane yaratmalar›na neden oluyor. Böylece “çiftçi dostu” hükümetin kimin yan›nda oldu¤u gerçekli¤i bir kez daha günyüzüne ç›k›yor. Bu tehlikeye karfl›l›k TAR‹fi ‹ncir Birli¤i Yönetim Kurulu Baflkan› Muzaffer Avc› bas›na yapt›¤› aç›klamada TAR‹fi ‹ncir Birli¤i’nin 1912 y›l›nda üreticinin karfl› karfl›ya kald›¤› oyunlarla mücadele etmek için kuruldu¤unu vurgulayarak “bugün de incir üreticisi ayn› oyunlarla karfl› karfl›ya. ‹ncir Birli¤i y›lmadan ayn› mücadeleyi sonuna kadar sürdürecektir” diyor. Buna karfl›n Ege Kuru Meyve ve Mamul Birli¤i Baflkan› Ayd›n Ünsal ihracatç›n›n incire verdi¤i fiyat›n TAR‹fi’in ödedi¤i net fiyattan daha yüksek oldu¤unu iddia etti. Ünsal “TAR‹fi’in al›mdaki pay› yüzde 6-7, ihracattaki pay› yüzde 3-4 dolay›nda; TAR‹fi üreticiyi korumak istiyorsa daha fazla al›m yaps›n” dedi. Tüm bu tart›flmalar üreticiyi daha da ç›kmaza sürüklerken aç›klanan taban fiyat›n›n en düflü¤ünün 1 milyon 550 bin lira olmas›na ra¤men üretici bu fiyat›n piyasada 800 bine düflece¤inden endifle ediyor. ‹ncir ihracat›nda oynanan son oyun üreticinin dostunu düflman›n› bir kez daha gözler önüne serdi. (Samsun)


7

22

21 Kasım-4 Aralık 2003

“Üretici de¤il, ithalat destekleniyor”

Vedat Erikli Eylül ay›n›n son haftalar›nda yap›lan çeltik hasad›yla beraber ürününü TMO (Toprak Mahsulleri Ofisi)’ne veremeyen köylüyü zor durumda b›rakt›. Görüfllerini ald›¤›m›z öfkeli bir köylü sorunlar›n› flöyle dile getirdi. -Kendinizi tan›t›r m›s›n›z? -Vedat Erikli: 30 y›ld›r çeltik yap›yorum. Samsun Terme’nin Gölyaz› beldesinde. Bu sene de ayn› flekilde çeltike devam ettim. Verim iyi olmas›na ra¤men fiyatlar›n düflük tutulmas› s›k›nt› çekmemize neden oldu. Taban fiyat 700 bin lira verildi. Sergilerinden kaynakl› 550 bin liraya kadar indi. Ofisin al›mlar› düfltü. Tüccar da tüm bunlar› baz alarak fiyat› daha afla¤› çekti. -Çeltik üreticisinin ma¤dur olma nedenleri nelerdir? -Geçen y›l piyasaya ithal pirinç vs. sürüldü¤ü için TMO köylüden ald›¤› ürünleri satamad›, elinde kald›. Stok oluflunca çeltik fiyat› bu y›l

düflük tutuldu. Çeltik üretimi zaten pahal›. Bak›n ben 2001 y›l›nda 460 bin liraya çeltik satt›m. 2002 y›l›nda 600 bine 2003 y›l›nda 500 bin liraya satt›m. Yani üç y›ld›r çeltik üretiminde en ufak bir k›m›ldama yok. Bunun nedeni d›flardan ithal edilen pirinç. Türkiye’deki çeltik üretimini baltalamakta. Türkiye üretime de¤il de ithalata destek verdi¤i sürece t›pk› di¤er üreticiler gibi bizim de ma¤duriyetimiz kaç›n›lmazd›r. Bunlar›n yaflanmamas› için devlet üreticiyi desteklemeli. ‹thalata fon, vergi vb. birfleyler konmas› laz›m. Bazen bakm›fls›n yukar›ya, bazen tam dibe vurmufl ibre. Bu dengelenmeli. Durum böyle olunca çeltikten kazanamayan üretici o y›l para eden bir ürünü ekmeye kalk›yor. Bunu bilinçsizce yapt›¤› için bu kez tümden bat›yor. -Ürününüzü nereye veriyorsunuz? -Tüccara veriyoruz. fiimdi TMO’ya çeltik vermek büyük bir eziyet. Üreticinin yüklü bir üretimi oldu¤u zaman TMO’ya çeltik vermek zorlafl›yor. O arada çelti¤in rutubeti % 16 olacak flu flöyle olacak, bu böyle olacak vs. al›mlar çok yavafl yap›l›yor. 100 ton, 200 ton üreten bir köylü ofise günde sadece 10 ton verebiliyor. Böylesi bir durumda köylü hasat›n› yapacak ofisin kap›s›nda m› bekleyecek. Bu nedenle de üretici daha düflük bir fiyat vermesine ra¤men tüccar› tercih etmekte. Çünkü çeltik k›sa bir dönem içerisinde hasat yap›lmak durumundad›r. -Uygulanan tar›m politikalar›na iliflkin ne düflünüyorsunuz? -Herhangi bir tar›m politikas›n›n izlendi¤ini düflünmüyorum. D›fl güçlerin ç›karlar›n› koruyan de¤iflik bir tar›m politikas› izlenmekte. Bu nedenle Türkiye’de tar›m politikas› tar›m› bitir-

meye yöneliktir. Bu flekilde giderse Türkiye’de tar›m kalmaz. Türkiye’nin %70’i bana göre tar›mla geçiniyor. Emekli ö¤retmen tar›mla geçiniyor, tüccar tar›mla geçiniyor, f›nd›k üreticisi ve iflçisi tar›mla geçiniyor, çeltik üreticisi yani Türkiye’deki iflçi, memur, esnaf vs… hepsinin tar›mla bir ba¤lant›s› var; tar›m destekli geçiniyor sadece bir maaflla geçinmek mümkün de¤il, ille tar›mdan birfleyler geliyor. Bunu bölge aç›s›ndan söylerim ama bu Anadolu’da da, Akdeniz’de de böyle. Aksi oldu¤unu düflünmüyorum. Öyle olsa bu memleketin büyük bir bölümü açl›k çeker. -DGD uygulamas›na iliflkin ne düflünüyorsunuz? -DGD, üretici için fluna benziyor. Bay›lm›fl bir adam›n surat›na su serpmek, ay›ltmak için. Ay›ld›k ama bu flekilde bizim yaflamam›z mümkün de¤il. Geçen sene mazot paras› diye birfley ç›kard›lar. Dönüm bafl›na 5 milyon mazot paras› verdiler. 3 litre için. Mazot alm›yor bu mazot traktörün dibini örtmüyor. Bununla sen nas›l 1 dönüm isteyeceksin, bu bahane edilerek DGD’ler ödenmedi. Bana göre bunlar birer kand›rmacadan baflka birfley de¤il. -Siz birfleyler söylemek ister misiniz? -Terme Ziraat Odas› Baflkan›, M. Yetkin Karamollao¤lu Çiftçimiz güzel fleylere de¤indi. Sulama sorunlar› olan bir yerde, hala taban suyu olan bir yerde kesinlikle kendi kaderine terk edilmifl bir çiftçi kitlesinin bulundu¤u bir yerde, siz sa¤l›kl› bir tar›m bekleyemezsiniz. Bu bölgede çiftçimiz bir kere sulama sistemlerinden mahrumdur. Çiftçi üretti¤i ürünün maliyetini serbest piyasa-

M. Yetkin Karamollao¤lu daki k›r›c› yaparsa, çiftçinin görüflü al›nmadan tüccar baz al›narak çeltik taban fiyat› belirlenirse bu durumdan ne beklenir. Bu y›l Terme’de resmi olarak 15 bin dekarda çeltik üretimi yap›ld›¤› söyleniyor. Bunu 20 bin olarak kabul edelim. Çeltik üreticisi üç y›ld›r büyük umutlarla dengesiz bir tutum içinde, yani fiyat alamad›lar. Bunu kimler kumanda ediyor, bilmek gerek. Bu y›l ilçede TMO aç›klamalar›na göre %40 ürünü alacakt›, ama maalesef almad›lar. Niye sanki tüccarla anlaflm›fllar. Önce tüccar als›n olay›n özü bu. % 16 rutubet flart konuluyor. Zaten Karadeniz bölgesi nem oran› yüksek bir bölge. Çeltik üreticisi bu periflanl›k içerisinde. Kara gün dostu TMO’dan umdu¤u deste¤i göremedi. Giden çiftçi geri döndü. Nedeni stok deniyor ama bu de¤il, tamamen Avrupal› d›fl güçlerle olan iflbirli¤idir. (Samsun)

“Çevreye, insana zarar›m›z yok dediler bizi aldatt›lar” Bergama’y› bizler Eurogold (Yeni ad› Normandy)’a karfl› verdi¤i siyanürlü alt›na hay›r mücadelesiyle tan›d›k. Mehmet Uslu da Bergamal› köylü. Bergama’n›n Ovac›k köyü köylüsü Mehmet Uslu tesisler aç›ld›¤›ndan beri bu tesislerde çal›flm›fl. Ancak son günlerde siyanürden zehirlenen Uslu tedavisi yap›lmayarak Normandy fiirketi yetkililerince kap›n›n önüne konuldu. Buna karfl› günlerdir hakk›n› arayan Uslu’yla yaflanan geliflmeler üzerine bir söylefli yapt›k. -Bize yaflad›¤›n›z geliflmeleri anlatabilir misiniz? -Mehmet Uslu: Ben 1997 y›l›nda Eurogold’da ifle bafllad›m. 98 y›l›n›n 6. ay›nda madene ara verildi. 99’da medyaya iyi görülmesi için bizi siyanürlü havuza soktular. Benimle birlikte 5 arkadafl›m daha vard›. 2001 y›l›nda maden tekrar aç›ld›. Bergama Devlet Hastanesi’nden sa¤lam oldu¤umuza dair bize rapor ald›rd›lar. Zaten sa¤lam olmasayd›m ifle bafllayamazd›m. Ben madenin her yerinde çal›flt›m. Siyanür havuzunu genifllettiler. Burada da çal›flt›m. Burada hastal›¤›m meydana ç›kt›. Beni Bergama Devlet Hastanesi’ne gönderdiler. Daha önce 157.000 olarak ölçülen trombositler 17.000’e düflmüfltü. Hayati risk oldu¤u için beni acil olarak ‹zmir SSK’ya sevk ettiler. 2 gece kald›m, 2 ünite trombosit (kandaki alyuvarlar) verdiler. Kortizon hap›yla tedaviye bafllad›lar. 6 ayl›k tedavi süresince iyileflme görmediler. fiirket “a¤›r ve tehlikeli ifller”de çal›flamayaca¤›m› söyleyerek beni iflten att›. Raporda ise tedavi süresince çal›fla-

mayaca¤›m yaz›yordu. Buna ra¤men iflten at›ld›m. - Bergamal› köylülerin bu flirkete karfl› sürekli yap›lan eylemleri vard›. Siyanür tehlikeli oldu¤u için karfl› ç›k›l›yordu. fiimdi sizin durumunuz da bunu do¤ruluyor… - Bize o zamanlar tam tersini söylüyorlard›. Do¤aya hiçbir zarar›n›n olmad›¤›n›, tamamen çevreci oldu¤unu söylüyorlard›. Fakat gördük ki söyledikleriyle yapt›klar› birbirinden farkl›. Çevreye zarar vermedi¤ini söylüyorlard›. Ama bu flirkete yol yapmak için geçen hafta benim 20 çam, 20 tane de zeytin fidan›m› dozerle topra¤a gömdüler. “Çevreciyim” diyen bunu yaparsa, “çevreci de¤ilim” diyen ne yapar. Bizim bu a¤açlardan ileriye dönük beklentilerimiz vard›. Ancak flimdi bizi ölüme terk ettiler. E¤er benim a¤açlar›m›n bedelini ödemezlerse ben de a¤açlar›m›n kesildi¤i yerde açl›k grevi yapaca¤›m. ‹nsan sa¤l›¤›na gelirsek; Çamköy köyünden Necati Kahraman Normandy’de çal›fl›rken kanserden öldü. Buradaki halk yoksul oldu¤undan, gidip tedavi yapt›ram›yor. Belki köy halk›ndan böyle benim gibi rahats›zl›¤› olanlar da olabilir. “Önce sa¤l›k” politikas› yapan bu flirket, e¤er bizi böyle kap› d›flar› ediyorsa bu flirketten ne beklenebilir? Yani bizi çevreye zarar›m›z yok diyerek kand›rd›lar, aldat›ld›k. -fiirkette flu an çal›flma koflullar› nas›l? - fiirket çal›flmaya devam ediyor. Ruhsat› olmad›¤› halde çal›fl›yor. Bu flirket büyük bir flirket. Her taraf› susturuyor. fiu anda zaten Bakanlar Kurulu karar›yla çal›fl›yor. Mesela

iflyerinde rahats›zlanan bir iflçiyi SSK ya da devlet hastanesine göndermiyorlar. Bunlar› özel hastanelerde tedavi ettirerek kamuoyuna yans›mas›n› engelliyorlar. Çünkü gelecek tepkilerin önünü kesmek istiyorlar. Orada ifl kazalar› da oluyor. Mesela a¤›r yük kald›rmaktan bel kaymas› oluyor. Makinalara eller, parmaklar kapt›r›labiliyor. Bu tür kazalar›n olmas›n›n sebebi de bu ifllerden anlamayan insanlara bu ifllerin yapt›r›lmas›d›r. Genelde bu yüzden oluyor ifl kazalar›. - Peki flu an flirkete yönelik tepkiler var m›? Köylülerin yaklafl›m› nas›l? -Tepkileri kald›rmak için 270 kiflilik ifle 450-500 kifli yerlefltiriliyor. Yani insanlara ifl vaadlerinde bulunarak tepkileri ortadan kald›rd›lar. Zaten burada ifl kollar› olmad›¤› için insanlar iflsiz. fiirketin tepkileri ortadan kald›rmak için “ifl” vermesi de bu tepkileri epey azaltt›. Ama herkesin tepkisini törpüleyemediler. Bir eylem olsa insanlar yine gider. Çevreye ve insana zararl› olan bu flirkete yine birçok insan da tepki duyuyor. Benim bu durumumu gören insanlar›n kafas›nda soru iflaretleri de oluyor tabi. Bu durum insanlar› rahats›z ediyor. ‹nsanlar “bizim de bafl›m›za gelebilir” diye düflünüyorlar. fiirkette iflçilerin bir birlikteli¤i yok. fiu an bir örgütlülük de yok. Baz› iflçilere iyi, baz›lar›naysa kötü maafl verilerek iflçiler karfl› karfl›ya getiriliyor. Örgütlülü¤ün önüne geçiliyor. ‹flçileri birbirine ispiyon ettirerek performans (maafl yükseltme) veriyorlar. Böylece iflçiler birbirinden so¤uyor. fiu anda flirkette Maden-‹fl Sendikas› var.

Bu sendika kukla oldu¤u için benim iflten at›lmamla ilgilenmedi, haberi bile olmad›. Geçen sene arkadafllarla Genel-‹fl Sendikas›’n› flirkete getirmeye çal›flt›k. Bunu duyan patronlar 4 öncü arkadafl›m›z› iflten att›. Arkadafllar›n bir an önce biraraya gelmesi gerekiyor. Bu arada flirkette bir Avusturyal› yönetici var. Al›m-sat›m tedarik iflleriyle u¤rafl›yor. ‹smi Anderson. Arkadafllara “biz buraya köleleri yönetmeye geldik” demifl. Arkadafl da bu adama maddi ve manevi dava açt›. - Son olarak söylemek istedikleriniz nelerdir? - Bu flirket aç›l›rken bizi kullanarak açt›lar. Hastalan›nca da kap›n›n önüne koydular. Tedavimi bile yapt›rmad›lar. Yani benimle hiçbir flekilde ilgilenmediler. Benim beklentim; Sa¤l›k Bakanl›¤› ve Çevre Bakanl›¤›’n›n önlem almas›d›r. Benim durumuma di¤er iflçilerin de düflmemesi için denetim yap›lmas›n› istiyorum. Bas›n›n da halka gerekli bilgileri vermesi için özen göstermesini istiyorum. Çünkü bas›n bu konulara pek ilgi göstermiyor. Ama magazin vb. haberlere hemen kofluyorlar. Biz daha önceden bilinçlenmifl olsayd›k flirketin bu oyunlar›na gelmezdik. fiirkete bana tazminat ödemeleri için dava açt›m. 3 y›ll›k sigortam› ödemediler. Bizi çal›flt›rd›lar ama sigortam›z› ödemediler. Bunun için de dava açaca¤›m. Son olarak da maddi ve madevi tazminat davas› açaca¤›m. Sonuna kadar hakk›m› arayaca¤›m. Benim durumuma düflen her köylüye de deste¤imi sunaca¤›m. (‹zmir)


22

8

21 Kasım-4 Aralık 2003

Dersim onurdur, onuruna sahip ç›k! Devlet y›llard›r Dersim’e karfl› özel politikalar uygulam›flt›r/uygulamaya da devam etmektedir. 1938’den bu yana Dersim halk› birçok bask›yla, katliamla, sürgünle karfl›laflm›flt›r. Devletin tüm bu bask› zulüm ve katliamlar›na karfl› Dersimliler onurluca direnmifl, kendi örf ve adetlerinden uzaklaflmam›flt›r. Dersim topraklar› nice direnifllere tan›kl›k etmifl; devrimcileri ve komünistleri ba¤r›nda saklam›flt›r. S›n›f mücadelesine nice yi¤itler vermifltir. Devlet özellikle 12 Eylül sonras› birçok yerde oldu¤u gibi Dersim’de de bask›lar›n› yo¤unlaflt›rm›flt›r. Bu bask› çeflidi kimi zaman köy yakmayd›, kimi zaman ambargoydu, kimi zaman faili meçhuldü, kimi zaman sürgün... Devlet y›llard›r Dersim’i Dersim yapan özelliklerinden ar›nd›rmak için her türlü politikalar› uygulam›flt›r. Gerilla mücadelesinin verildi¤i bölgelerde halka her türlü bask› ve fliddeti uygulayan devlet, devrimci ve komünistlerin sahiplenebilece¤i yerlerde ideolojik sald›r›lar›n› art›rarak halk› de¤erlerinden uzaklaflt›rmay› hedefliyor. Dersim de bu illerden biri. Devlet halk› kendi de¤erlerinden uzaklaflt›rmak için Dersim’e kendi elleriyle uyuflturucu, fuhufl gibi kötü al›flkanl›klar› sokmufl, insanlar› kand›rarak, al›flt›rarak, teflvik ederek uyuflturucuya, fuhufla vb. ba¤›ml›l›k yaratm›flt›r. Yani, fiziksel anlamda katletse de, tutuklasa da, topra¤›ndan zorla sürgüne gönderse de düflünsel olarak bitiremedi¤i Dersim’i, Dersimlileri flimdi kendi yoz kültürünü yavafl yavafl fl›r›nga ederek bitirmeye çal›fl›yor. Egemen s›n›f›n, Dersim’de özel olarak uygulamaya çal›flt›¤› kültürel ve ahlaki yozlaflt›rman›n bir parças› da, buradaki birahanelerde kad›n garsonlar çal›flt›r›lmas› ve bu kad›nlar›n fuhufl yapmas›na gözyumulmas›d›r. Tunceli il Kad›n Platformu ‘yozlaflma ve sömürüye karfl› halka ve kad›nlara ça¤r›’ yaparak 4 Kas›m 2003 tarihinde Yeralt› çarfl›s› önünde 1000’in üzerinde Dersimlinin kat›ld›¤› bir bas›n aç›klamas› yapt›. Yap›lan aç›klamada sistemin Dersim halk›na yoz kültürünü ve ahlaks›zl›¤› dayatt›¤› dile getirilirken Dersim kültürünün yozlaflmas›na yol açan bütün faktörlerin önünü t›kayacaklar›n› belirttiler. Aç›klamada “Dersim onurdur, onuruna sahip ç›k”, “Dersim’de batakhane istemiyoruz” vb. sloganlar› hayk›r›ld›. Biz de Dersim’deki halk›n düflüncelerini ö¤renmek ve sizlerle paylaflmak için Dersim’e giderek halk›n çeflitli kesimleriyle söylefli yapt›k. “ÖNCÜLER‹N, HALKA B‹L‹NÇ TAfiIMASI GEREK‹YOR” - Dersim’in öz kültürü yok edilmek isteniyor. Sizce bu kimler taraf›ndan yap›lmak isteniyor? -Bayan ö¤renci: Evet Dersim kültürü yok edilmek isteniyor. Bunun kimler taraf›ndan yap›ld›¤› malum. Gençlerimiz yoz kültürden etkilenmifl durumda. En k›sa zamanda bunun önüne geçmek gerekiyor. Dersim’li bir genç olarak önerim, bir an önce bilinçli insanlar öncülü¤ünde bir dernek ad› alt›nda insanlara bir fleyler vermek gerekiyor. Ben kültürümüzün yok olup gitmesini istemiyorum. Bilinçli, devrimci insanlar›m›z›n bunu yapaca¤›na eminim. Buna ümitliyim, ümitli olmaya da devam edece¤im. - Tunceli’deki birahanelerde kad›n

garsonlar çal›fl›yor. Bu konuda neler düflünüyorsunuz? -Ev kad›n›: Evli bir kad›n olarak birahanelerde kad›nlar›n çal›flt›r›lmas›n› istemiyorum. ‹nsanlar›m›z›n huzuru kaç›yor. Efllerimizin birahaneye gitti¤ini duyduk mu evde huzurumuz kalm›yor. Efllerimizle kavga ediyoruz. Birahanede çal›flan kad›nlar yüzünden hemen hemen her gece kavgalar oluyor. ‹nsanlar›m›za kötü örnek oluyor. O yüzden Tunceli’deki birahanelerde kad›nlar›n çal›flmas›n› istemiyoruz. “DEVLET DERS‹M’DE ÖZEL POL‹T‹KA UYGULUYOR” - Sistemin Dersim’de, Dersimlilerin yaflad›¤› kültürü ve gençli¤in devrimci ruhunu yok etme giriflimleri var. Bu konuda neler söylemek istersiniz? -Esnaf: Bundan 5-6 y›l öncesinde Dersim’de duyarl› bir toplum vard›. Sosyal ve ekonomik olaylarda daha çok sorgulay›c›y-

DKÖ’ler ciddi bir platform kurabilir. Bu platformda Dersim ve ülke sorunlar› tart›fl›l›r. Sorunlar›n nas›l çözülece¤i belirlendi¤inde halkla bütünleflip çözümü prati¤e yans›tmak gerekir. “‹NSANLAR NASIL BU HALE GELD‹LER, SORGULANMALI” - 4 Kas›m’da Dersim’de kad›n platformu taraf›ndan, kendi öz kültürlerini sahiplenmek ve birahanelerde çal›flt›r›lan kad›nlar›n Dersim’den gönderilmesini isteyen bir eylem gerçeklefltirdiler. Yap›lan eylemi nas›l de¤erlendiriyorsunuz? -Bayan ö¤renci: Bu eylemi geç kalm›fl bir eylem olarak de¤erlendiriyorum. Geçen sene de ayn› durumla karfl›lafl›ld›. Bir eylem yap›ld› fakat sonuçta bir insan yaflam›n› yitirmiflti. O süreçten sonra bu eylemin yap›lmas›na gerek kalmamal›yd›. Demek ki toplum yap›s›nda bir sorun söz konusu. Asl›nda bütün suç toplumun bireylerinde de de¤il.

Bir as›rd›r Dersim’i bask›larla, zulümlerle, katliamlarla, sürgünlerle kendi istedikleri hale getirmeye çal›flt›lar. Ancak halk kendi de¤erlerine sahip ç›karak ve her türlü bask›lara gö¤üs gererek, bu u¤urda bedeller ödeyerek belli bir yere kadar direndi. d›. Ülkemizde ve Dersim’de yaflanan sorunlara kafa yoruyor, çözüm üretmeye çal›fl›yordu. Sistemi her yerde teflhir etmeye çal›fl›yordu. Bir as›rd›r Dersim’i bask›larla, zulümlerle, katliamlarla, sürgünlerle kendi istedikleri hale getirmeye çal›flt›lar. Ancak halk kendi de¤erlerine sahip ç›karak ve her türlü bask›lara gö¤üs gererek, bu u¤urda bedeller ödeyerek belli bir yere kadar direndi. Ama son süreçte devletin politikas›n›n bir parças› olarak gençlerimiz uyuflturucuya, fuhufla ve adi suçlara al›flt›r›ld›. Devlet bu tip olaylar› teflvik etti, göz yumarak flimdiki gençli¤i araflt›rmayan, sorgulamayan insanlar haline getirmeye çal›flt›. Ki bunda da baflar›l› oldu. Bu sorunlar büyüdü¤ü halde sivil toplum örgütlerimiz söylemde çözüm üretmeye çal›flsa da her hangi ciddi bir giriflimleri yok. - Peki yaflanan bu sorunlar nas›l çözülecek? Esnaf: Bu sorunlar öyle bir hale geldi ki bireysel olarak bir vatandafl›n çözebilece¤i bir durum de¤il. Sivil toplum örgütleri ve

Burada devrimci bir politika yürüten, yürütmeye çal›flan insanlar›n ya da koflullar›n›n yetersizli¤i söz konusu. Tabi ki burada birey olarak kendimizi de sorgulamak durumunday›z. Biz toplum bu yöne sürüklendi¤inde bir fleyler yapabildik mi? S›kça örnekleriyle karfl›lafl›yorum, Dersim eski Dersim de¤il. Yozlaflma var, insanlar 盤r›ndan ç›km›fl. Bu insanlar nas›l bu hale geldiler sorgulanmal›. Nihayetinde Dersim’de yaflayanlar da insan. Onlar›n da farkl› talepleri olabilir ama bu Dersim’e kültürüne yak›fl›r olmal›. Mücadele veren, de¤erleri u¤runa flehit düflen birçok insan›n yaflamlar›, kimlikleri göz önünde bulundurularak talep edilmeli baz› fleyler. Tüm toplum genelinde bir sorun söz konusu. fiuna inan›yorum ki Dersim tüm Türkiye’nin aynas› durumunda. ‹nsanlar bu aynan›n yans›mas›na bakarak ne yapmalar› gerekti¤ini çok güzel görebilir. Dersim kültürü güzel bir kültür, Dersim insan› çok güzel, emektar emekçi insanlar. Bu güzel insanlar› devletin politikalar›na kurban etmemeliyiz. Yarg›lamak yerine ne yapmal›y›z da bu du-

rumdan kurtulmal›y›z demeliyiz. “‹K‹NC‹ B‹R DERS‹M YOK” - Dersim kültürü kimler taraf›ndan yok edilmek isteniyor. Bu sald›r›lara karfl› ne yap›lmal›d›r? -2. ö¤renci: Dersim kültürü kim taraf›ndan yok ediliyor ya da edilmeye çal›fl›l›yor bunu herkes biliyor. Neden böyle bir fley yap›l›yor sorusuna cevap vermek ise çok basit. Çünkü ikinci bir Dersim yok, bunu bilmek gerek. Bu kadar güzel, inançl›, iradeli, isyankar toplum baflka bir yerde yok. Dersim birçok yerden daha önde ilerliyor, olumlu ya da olumsuz. Emek verildi¤inde iyiye, bofl b›rak›ld›¤›nda ise kötüye do¤ru ilerleyecektir. Burada ifl bilinçli ve devrimci insanlara düflüyor. Ne yap›lmal›, ne yapmal›y›z sorusu flimdi de¤il bu sürece gelinmeden önce düflünülmeliydi. Çok geç kal›nm›fl da de¤il. fiu bilinmelidir ki; Dersim her zaman içinde çok güzel insanlar› bar›nd›racakt›r daha önce bar›nd›rd›¤› gibi. O kadar da umutsuz bir durumda de¤iliz. Dersim’in yeri gönlümüzde farkl›. Her zaman da farkl›l›¤›n› koruyacakt›r. - 4 Kas›m’da burda birahanelerde çal›flan kad›nlar›n gönderilmesi için halk bir eylem yapt›. Bu konuda bir fleyler söylemek ister misiniz? -Ev kad›n›: Birahanede çal›flan kad›nlar yüzünden sürekli olaylar oluyor. Kocaman adamlar birahanede çal›flan kad›nlar yüzünden birbirleriyle kavga ediyorlar. ‹nsanlar›m›z kazand›¤› paray›, çolu¤unun çocu¤unun r›zk›ndan kesip bu kad›nlara yediriyor. Evlerimizde huzur kalm›yor. Bu kad›nlar yüzünden sürekli efllerimizle tart›fl›yoruz. ‹nsanlar›m›z›n huzurlu olabilmesi için bu kad›nlar›n bir an evvel flehirden ç›kart›lmas› laz›m. - Birahanelerde çal›flan kad›nlar›n il d›fl›na ç›kar›lmas› için geçenlerde burada eylem yap›ld›. Siz bu konuda ne düflünüyorsunuz? -Erkek ö¤renci: Tunceli’de birahanelerde kad›nlar›n çal›flt›r›lmas› toplumun bir versiyonu bence. Buralarda yap›lan mücadelenin ne kadar etkisinin de oldu¤unu gösteriyor. Burada bence en büyük sorun ailelerden kaynaklan›yor. Bir aile çocu¤una nas›l örnek olursa, nas›l yetifltirirse, gençler o flekilde yetiflir. Birahaneler gidenlerin ço¤u 25 yafl ve üstündeki insanlar. Bunlar›n birço¤u aile sahibi. Onlar çocuklar›na çok kötü örnek oluyorlar. Teknoloji de çok geliflti. Her evde TV var. Magazin programlar›d›r benzeri programlard›r, bunlar insanlar›n yozlaflmas›nda çok etkili oluyor. ‹nsanlar›n birahanelere yönelmesinde de etkili oluyor. Bu soruna Tunceli halk› çok tepki gösteriyor. Ama ciddi olarak kimse sorunun çözüm yollar›n› aram›yor. Sadece lafta kal›yorlar. Toplum olarak, yaflad›¤›m›z sorunlara çözüm aramak zorunday›z. Yaflanan sorunlar çözülmek zorunda. Burdaki en büyük sorumlulukta büyüklerimize düflüyor. Çocuklar›n› adam ak›ll› yetifltirmeleri gerekiyor. Çocuklar›n en büyük örne¤i anne ve babas›d›r. Arkadafl çevresinden ziyade anne, baba çocu¤unu nas›l yetifltirirse çocuklar›n o flekilde yetiflece¤ine inan›yorum. Aileler çocuklar›na yeterli ilgiyi göstermiyor. Aileler çocuklar›na sahip ç›kmal›d›r diyorum. (Malatya)


22

9

21 Kasım-4 Aralık 2003

Kürt halk›na abluka ve devlet terörü Abdullah Öcalan’›n üzerindeki tecritin kald›r›lmas› amac›yla Bursa’n›n Gemlik ilçesinde bas›n aç›klamas› yapmak isteyen Tutuklu Hükümlü Aileleri Yard›mlaflma ve Dayan›flma Derne¤i (TUHAY-DER) ve DEHAP’l›lar abluka ve gözalt› terörü ile karfl›laflt›. 12 Kas›m 2003 günü Gemlik’te yap›lmak istenen bas›n aç›klamas› için Türkiye Kürdistan›’n›n birçok ilinden ve Ankara, ‹zmir, ‹stanbul baflta olmak üzere Türkiye’nin di¤er illerinden de gelen TUHAY-DER üyeleri ve DEHAP’l›lar›n bir k›sm› geldikleri illerin ç›k›fl›nda di¤erleri de Bursa ‹negöl ilçesine 25 km. mesafedeki Mezitler mevkiinde yola barikat kuran polis ve jandarma taraf›ndan durduruldu. 70 otobüsle gelen kitle KADEK lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit ve sa¤l›k sorununun çözümü için sloganlar atarak oturma eylemi yapt›. Polisin kurdu¤u barikat› aflamayan kitle bulundu¤u yerde bas›n aç›klamas› yapt›. Kitle ad›na Ankara TUHAY-DER’in yapt›¤› bas›n aç›klamas›n›n ard›ndan kitle otobüslerine binerek geldikleri yerlere geri döndü. Ayr›ca Bursa’da da DEHAP’l›lara abluka ve gözalt› terörü uyguland›. DEHAP

Bursa il ve ilçe örgütlerini ablukaya alan polis, 11 Kas›m Sal› günü DEHAP PM üyesi M. fierif Canc›, DEHAP Bursa ‹l Baflkan› Nizam Kapan, ‹l Baflkan Yard›mc›s› Murat Avc›, ‹l Sayman› Mehmet Teky›ld›z, Merkezi Gençlik Kollar›ndan Mesut Sürer, ‹l Gençlik Kollar› Baflkan› Halil Bage ile DEHAP Bursa Gençlik Kollar› Üyeleri Fatih Arcan ve Tuncay Aslan’› gerekçe göstermeden gözalt›na al›nd›. DEHAP Y›ld›r›m ilçesinde bir araya gelenler de polis taraf›ndan durduruldu. Kitlenin kulland›¤› araçlar polis taraf›ndan ba¤land›. Bunun üzerine kitle ilçe binas› önünde toplanarak halay çekti. Buna da tahammül edemeyen polis “Ya da¤›l›n, ya da içeri girin yoksa biz da¤›t›r›z” diye tehdit savurdu. DEHAP Y›ld›r›m ilçe Baflkan› M. Emin Ekinci bu yaflananlarla ilgili bas›n aç›klamas› yapt›. Ekinci “Tekrar iç çat›flman›n yaflanmamas› için temel hak ve özgürlükler çerçevesinde Kürtlerin en demokratik taleplerine cevap verilmelidir” dedi. Ekinci “Partimize yönelik bu anti-demokratik uygulamalar› k›n›yor, arkadafllar›m›z›n bir an önce serbest b›rak›lmas›n› istiyoruz” diyerek sözlerini noktalad›. (Bursa)

PSAKD KADIKÖY fiUBES‹NDE GENÇL‹K ETK‹NL‹⁄‹ PSAKD Kad›köy fiubesi Gençlik Komisyonu tan›flma ve çal›flmalar› hakk›nda bilgi vermek üzere 16 Kas›m günü bir etkinlik düzenledi. Saat 14:00’te bafllayan etkinlikte ilk olarak dernek baflkan› Fethi Bölükgiray söz ald›. Bölükgiray; “etkinli¤imizde daha çok yeni yüzlerin olmas› sevindirici, özellikle gençlerin buray› tan›mas› için bu tür etkinliklerin rolü büyük” dedikten sonra, derne¤in çal›flmalar› hakk›nda bilgi verdi. Bafllat›lan kurslara ve komisyonlara herkesin aktif olarak kat›lmas›n› isteyen Fethi Bölükgiray son olarak “Alevi diyaneti ad›nda, Alevi burjuvazisinin sisteme yedeklenmifl kesimi taraf›ndan oluflturulmaya çal›fl›lan bir kurum var. Bizler zorunlu din e¤itiminin ve diyanetin kald›r›lmas›n› istiyoruz. Ancak bu oluflum bunun aksine bu durumu meflrulaflt›rarak, diyanetin yerini sa¤lamlaflt›rmaktad›r. Önümüzdeki süreçte bu konuyla ilgili çal›flma yürütece¤iz” dedi. Daha sonra Gençlik Komisyonu yönetim kurulu üyeleri kendilerini tan›tt›lar. Gençlik Komisyonu Baflkan› Hüseyin Y›ld›r›m yapt›¤› konuflmas›nda

genel olarak çal›flmalar hakk›nda bilgi verdi. Üç hafta önce çal›flmalar›n›n bafllad›¤›n›, kültür-sanat, halk oyunlar›, tiyatro, bas›n yay›n, halkla iliflkiler, e¤itim ve spor birimlerinin oluflturuldu¤unu söyledi. Gençli¤in öneminden bahseden Y›ld›r›m, “Egemen sistem ‘80 darbesi sonras› gençli¤i apolitiklefltirdi. Kendi kimli¤ine yabanc›laflm›fl, tamamen bencil, kendi bireysel ç›karlar›n›n pefline düflen bir gençlik yarat›lmaya çal›fl›yor. Dünyada iki tür insan vard›r. Birincisi; olaylara ve olgulara boyun e¤enler, her fleyi kabul edenler, ikincisi; olaylara ve olgulara boyun e¤meyen, mücadele edenlerdir. Bizler de ikinci yolda mücadele ediyoruz: son olarak gelin canlar bir olal›m diyorum” dedi. Ard›ndan 12-13 yafllar›nda bir çocuk ba¤lamas›yla dinleti verdi. PSA bünyesinde oluflturulan müzik grubu, fliirler, Kürtçe, Türkçe türkülerle ve çald›klar› halay parçalar›yla kat›l›mc›lar› coflturdu. Etkinli¤in son bölümünde ise kat›l›mc›lar söz alarak çal›flmalarla ilgili önerilerini dile getirdiler. (Kartal)

‹HD’DEN SALDIRIYA TEPK‹ TUHAY-DER ve DEHAP’l›lar›n Bursa’n›n Gemlik ilçesinde yapmak istedikleri aç›k hava toplant›s›na polisin sald›rmas› ‹HD Bursa fiubesi taraf›ndan bir aç›klamayla protesto edildi. 13 Kas›m 2003 Perflembe günü saat 12:30’da ‹HD Bursa fiube binas›nda ya-

p›lan aç›klamada sald›r› k›nand›. Aç›klamay› yapan fiube Baflkan› Ayfle Batumlu; “Devletin Kürt sorununa inkarc› bir anlay›flla ve Irak’ta ABD iflgaline ortak olarak, Kürtlerin imha etmek giriflimiyle yaklaflmas› daha fazla kan ve gözyafl›ndan baflka birfley getirmeyecektir” dedi. (Bursa)

Depremin y›ldönümünde depremzedeler gözalt›na al›nd›

Düzce depreminde evleri y›k›lan depremzedeler kal›c› konut talepleri için aylard›r Abdi ‹pekçi Park›’nda bekliyorlar. Devletin bu talebe cevab› ise onlar› gözalt›na almak oldu. 2 Eylül’den itibaren Depremzedeler Derne¤i’nin çabalar› ile biraraya gelen, y›k›lan evlerinin yerine k›fl› geçirebilecekleri kal›c› konutlar›n yap›lmas›n› isteyen depremzedeler, devletin bütün sald›r›lar›na

ra¤men 74 gündür Abdi ‹pekçi Park›’nda çad›rlarda yafl›yorlar. Naylonlardan yapt›klar› çad›rlarda so¤uktan korunmaya çal›flan depremzedeler, daha önce de çevik kuvvet polislerinin sald›r›s›na u¤ram›flt›. Geçen süre içinde hiçbir yetkiliyle görüflmeyen depremzedeler, depremin y›ldönümünde çad›rlar›n önünde “Depremi Unutmad›k, Unutmayaca¤›z” dövizlerini açarak ac›lar›n› dile getirdiler. Görüfltü¤ümüz depremzedelerin gazetemizin önceki say›lar›nda belirtti¤imiz kararl›l›klar› so¤u¤a ra¤men sürüyor. 12 Kas›m’da kal›c› konut beklediklerini baflbakana iletmek isteyen depremzedeler bu sefer de gözalt›na al›nd›lar. Haklar›nda 5 y›la kadar hapis istemiyle dava aç›lan 45 depremzede, depremin y›ldönümünde devletten yard›m beklerken sorunlar›n› dile getirdikleri için, depremin y›ldönümünü gözalt›nda geçirdiler. Depremzedeler ad›na kamuoyuna bir aç›klama yapan Düzce Depremzedeler Derne¤i Baflkan› Av. Ayflegül fienol gözalt›lar› k›nayarak bunun için herhangi bir gerekçenin olmad›¤›n› söyledi. Depremzedeler serbest b›rak›ld›ktan sonra kaybettikleri yak›nlar›n›n yeme¤ini vermek amac›yla ayn› gün Düzce’ye döndüler. (Ankara)

GER‹LLAYA YÖNEL‹K OPERASYONLAR YO⁄UNLAfiIYOR T. Kürdistan›’nda devletin kolluk güçlerinin bafllatt›¤› operasyonlarda yer yer gerillalar ile devlet güçleri aras›nda çat›flmalar yaflan›yor. Bingöl Valisi Hüseyin Avni Cofl’un iddialar›na göre, Bingöl’de ç›kan çat›flmalarda 3 gerilla yaflam›n› yitirdi, 2 gerilla da yaral› olarak yakaland›. Ç›kan çat›flmalarda ayr›ca 1 uzman çavufl öldü, 1 astsubay ile 2 uzman çavufl da yaraland›. Olayla ilgili aç›klama yapan Bingöl Valisi Hüseyin Avni Cofl, Adakl› ‹lçesine ba¤l› Çiçekli bölgesinde, ç›kan çat›flmada 3 gerillan›n öldürüldü¤ü 2 gerillan›n da yaral› olarak yakaland›¤›n› iddia et-

ti. Çofl aç›klamas›n›n devam›nda destek için gönderilen askeri birli¤in merkeze ba¤l› Kartal köyü Kartaltepe mevkiinde gerillalar taraf›ndan pusuya düflürüldü¤ünü ve ç›kan çat›flmada 1 astsubay ile 3 uzman çavuflun yaraland›¤›n› ve kald›r›ld›¤› Bingöl Devlet Hastanesinde Uzman Çavufl Hilmi Atefl’in öldü¤ünü söyledi. Tunceli’de de askeri operasyonlar yo¤unlaflarak devam ediyor; Tunceli’nin Hozat, Çemiflgezek, Pertek köyleri ve Ovac›k ilçeleri aras›ndaki Alibo¤az, Geyiksuyu, Belgeç, Kuflkuca bölgelerinde operasyonlar›n yo¤unlaflt›¤› bildirildi. (Malatya)


22

10

21 Kasım-4 Aralık 2003

Sistem de¤irmeni, halk›n çocuklar›n› ö¤ütüyor Son iki haftad›r gazete ve televizyonlarda bolca yer verilen yeni bir gündemimiz var art›k; ‹zmir Buca Hapishanesi’ndeki “sübyan ko¤uflu”nda ç›kan “isyan.” Televizyonlarda haber olarak verilen, gazetelerde büyük puntolarla ç›kan haberler, büyük bir ifltahla verdikleri “az›l› teröristlerin isyan›” de¤il bu defa. Bu defa söz konusu olanlar “sübyan ko¤uflu” yani d›flar›da yafl›tlar› oyun oynayan, mahallede fiyakayla dolaflanlar›n yafl›tlar› olan bu çocuklar. Onlar›n fark› “içeride” olmalar›. Ço¤u zaman, yaflam›n kendisinin parça parça hücrelefltirildi¤i ülkemizde, içerisi ve d›flar›s› ayr›m›n›n silikleflti¤i bu ülkede, bu fark çocuklara oldukça pahal›ya mal oluyor. Her olay› magazinlefltirerek “reyting alma” ifltah›yla ele alan medya olaya yer verirken de kuflkusuz, ayn› fleyi yap›yor. Büyük puntolar çocuklar›n “ac›s›n›n büyüklü¤ü”nü dile getirmiyor ne yaz›k ki. Sadece “büyük” devlet, “büyük” adamlar ve “büyük” ç›karlar için olay›n ne kadar “küçük”, çocuklar›nsa nas›l belal›, nas›l ifle yaramaz olduklar› -asl›nda içten içe bu uygulamalar› hakettikleri- bir kez daha beynimize kaz›n›yor, bir kez daha yap›lan tüm insanl›k d›fl› uygulamalara meflruluk kazand›r›l›yor. Evinde dizinin dibinde üstü bafl› temiz, karn› tok, çizgi filmini seyreden çocuklar›n anne yada babas› bu haberleri gördü¤ünde üzülmüyor, çünkü kendi ço-

cu¤u farkl›, o “iyi ve uslu” bir çocuk. Oysa bu içerideki “devletin bafl›n›n belas›” olan çocuklar “iyi” de¤il. ‹yi olsalar zaten oraya düflmezlerdi diye düflünüyor. “Hepsi uyuflturucu müptelas›”, “h›rs›z” çocuklar bunlar, zaten bunlara da “al›flk›nlar”, “ac› patl›can› k›ra¤› çalmaz” diye düflünüyorlar. Oysa varolan halleriyle bu çocuklar tam da bu çarp›k sistemin, bu yozlu¤un, bu çürümüfllü¤ün en büyük kan›t› olarak gözümüzün önünde duruyor. Soka¤a at›lm›fl çocuklara sahip ç›kmayan sistem, onlar› dört duvar aras›na kapatarak “ehlilefltirebilece¤ini” düflünüyor. Çocuklar›n “topluma kazand›r›lma” yöntemlerine bakal›m flimdi: 5 Kas›m 2003 tarihinde jandarma ve gardiyanlar Buca Hapishanesi Yeni Blok 14. ko¤uflu “isyan var” gerekçesiyle bas›yorlar. “fiefkatli”

YEN‹ CEZA ‹NFAZ KANUNU YA DA DEVLET‹N “KÖLELEfiT‹R‹LM‹fi TUTSAK” HAYAL‹ aflkanl›¤›n› Prof. Dr. Sulhi Dönmezer’in yapt›¤› Yasa Komisyonu taraf›ndan haz›rlanan Yeni Ceza ‹nfaz Kanunu, ‹stanbul Tabipler Odas›, TMMOB ve ‹HD ‹stanbul fiubesi taraf›ndan ortak incelemeye tabi tutularak bir bas›n aç›klamas› ile kamuoyuna sunuldu. 11 Kas›m 2003 tarihinde ‹stanbul Tabip Odas›’nda yap›lan aç›klamada kanun maddeleri tek tek ele al›narak tutsaklara yönelik devlet politikalar› elefltirildi. Aç›klamada Birleflmifl Milletler’in Mahpuslar› Islah ‹çin Asgari Standart Kurallar›n›n 60. maddesinin “dört duvar ile özgür yaflam aras›ndaki fark› mümkün oldu¤unca en aza indirmek” kayd›yla mahpusluk rejimini düzenledi¤i belirtildi. Aç›klamada “Oysa ortaya konulan yeni tasar› ile zorla çal›flt›rma, tek tip elbise, sessiz protestonun yasaklanmas›, bedene mahpusun izni olmamas›na ra¤men dokunulabilmesi, zorla e¤itim, içe ve d›fl dünyaya yönelik izolasyon, savunma haklar›n›n k›s›tlanmas›, çok genifl yelpazeye yay›lm›fl disiplin cezalar›, özgür e¤itimin ve haber alman›n k›s›tlanmas›, mahpuslar›n söz hakk›n›n bulunmamas›, sa¤l›k bak›m›n›n yetersizli¤i, tutuklularla hükümlülerin ayn› sert rejime tabi olmas› gibi hükümlerle, mahpuslar›n kifliliklerini gelifltirmesini, top-

B

lumla dayan›flma arzular›n›n yaratmas›n›/ço¤altmas›n› yok etmeyi hedeflemifltir” denildi. “Toplam 129 maddeden oluflan tasar›y› haz›rlayan egemen anlay›fl kendini mutlak “iyi” yerine koymakta, suçu ne olursa olsun mahpusu “iyilefltirme” nesnesi olarak alg›lamakta, kendi siyasi, ideolojik görüfllerine uygun bir kiflilik yaratmay› hedeflemektedir” denilerek sistemin yeni sald›r›s›na dikkat çekildi. Öte yandan, geçti¤imiz günlerde Adalet Bakan› yapt›¤› aç›klamada yeni hapishanelerin yap›lmas›n›n gerekti¤ini belirterek, sadece ‹stanbul’da 13 hapishanenin yap›laca¤›n› ekledi. Hapishanelerin L tipi (mezar tipi) olmas›n›n s›kça dile getirildi¤i flu günlerde, devlet önümüzdeki süreçte de hapishanelere yönelik sald›r›lar›n h›z kesmeyece¤inin sinyallerini vermifl oldu. Hapishanelerde devrimci tutsaklara yap›lan/yap›lmas› düflünülen bu sald›r›lar, “yaflam› hücrelefltirmenin” bir ad›m› olarak görmek gerekiyor. Bu sald›r›lar›n iflçiye, memura, köylüye, ö¤renciye yap›lan sald›r›lar›n bir parças› oldu¤unu anlatmak için hepimize büyük görevler düflüyor. ‹HD, TMMOB ve ‹TO, Yeni Ceza Yasa Tasar›s›yla ilgili haz›rlad›klar› elefltirileri 18 Kas›m’da Adalet Komisyonu’na postalad›lar. (H. Merkezi)

ellerini kullanan jandarma, isyan› fliddetle bast›r›yor. Bahçeye ç›kar›lan çocuklar, ç›r›lç›plak soyunmaya zorlan›yor. Sonras›nda “flefkat” araçlar›: sopa, cop, hortum vb. oluflan çubuklarla dövülme oluyor. Daha sonra teker teker hücre cezas› veriliyor. Burada da ayn› flekilde iflkence devam ediyor. Hapishane Müdürü Zeki Uzun olay› bizzat denetliyor! ‹zmir Barosu ‹flkenceyi Önleme Komisyonu Koordinatörü Bar›fl Çilingir’e göre, hapishanede “iflkence rutin, hücre cezas› keyfi.” Oysa yasal olarak çocuklar›n hücreye konulmas› kesinlikle yasak. Çocuklar›n anlat›m›na göre; Bir çocuk uzun süre kalçalar›na vurularak dövüldü¤ü için oturam›yor. Bir di¤erinin bafl›na ald›¤› darbeler yüzünden, sürekli midesi bulan›yor. Pekço¤unun vücudunda darp izleri, morluklar var. Çocuklar›n hastaneye sevkini isteyen avukatlar ‹HD Cezaevi Komisyonu ve ‹zmir Barosu ‹flkenceyi Önleme Komisyonu Üyesi Av. Özlem Mungan görevlerini yapamad›klar›n›, hapishane personeli taraf›ndan engellendiklerini söylüyor. ‹zmir Barosu Baflkan› Av. Bahattin Özcan Acar ise, olay›n takipçisi olacaklar›n› belirtiyor. Yaflanan olaylar›n ard›ndan, TBMM ‹nsan Haklar› ‹nceleme Komisyonu heyeti ve bir grup milletvekili hapisha-

neye gitti. Ziyaretin ard›ndan konuflan CHP ‹zmir Milletvekili Ahmet Ersin “Bu cezaevinde sistemli iflkence uyguland›¤›na, bu nedenle isyan›n iflkenceyi protesto etmek için yap›ld›¤› izlenimini almad›m, af talebine dönük bir isyan olmufl” derken, bir kez daha devletin ne kadar “sütten ç›km›fl ak kafl›k” oldu¤unu gösterme yönünde ç›rp›n›yordu. Di¤er komisyon üyeleri de aç›klama yap›p “Cezaevinde hap yada tiner bulamay›nca tüpe dadanm›fllar. Tüpe ulaflamayanlar ise çakmak gaz› ile kafa bulmaya çal›flm›fl. ‹lginç bir yerdi ama bizce orada iflkence söz konusu de¤il” derken, bu çocuklar›n ne kadar “marjinal” oldu¤unu, hepimizin gözüne sokmak istercesine hayk›r›yordu. Peki çözüm ne? Devletin bu çocuklar› rehabilite etme yönünde ne gibi çal›flmalar› vard›? Cevap yok. Çünkü kendi “tuzu kuru” çocuklar›, bu çocuklardan binlerce mil uzakta ve nas›lsa halk da böyle düflündürülecek, hiç kimse bu çocuklar› kendi çocuklar›yla “özdefllefltirmeyecekti.” Hiç kimse “Ya oradaki benim çocu¤um olsayd›” diye geçirmeyecekti akl›ndan. Yaflad›klar›n› ailelerine anlat›p “sak›n kimseye söylemeyin, duyulursa daha çok dövülürüz” diyen çocuklar isyan ediyor... Ve biliyoruz ki, bu çocuklar büyüyecek -tüm çocuklar gibi- e¤er sa¤ ç›kmay› baflarabilirlerse tabi. Yine gündemden düflecekler. Geçenlerde o¤lu h›rs›z oldu¤u iddias›yla vurularak öldürülen Sinoplu baba hayk›r›yor: “‹flkence, yarg›s›z infaz diye duydu¤umda hep devleti y›pratmak isteyen teröristler uyduruyor diye düflünürdüm. Oysa öyle de¤ilmifl.” diyor. Sistem de¤irmeni, hem kendine muhalif gördü¤ü devrimcileri, hem de otoritesine boyun e¤meyen halktan her insan› ö¤ütmek istiyor. Öyleyse gidiflat› tersine çevirip hep birlikte bu sistemi un ufak etmek gerekiyor. (H. Merkezi)

KORSAKOFF HASTALARI TUTUKLANIYOR Daha önce Adli T›p Kurumu taraf›ndan Wernice Korsakoff teflhisi konularak cezalar› 6 ay süreyle ertelenen hükümlülere bir süredir erteleme verilmiyor. Adli T›p taraf›ndan “hapishane koflullar›nda kalamaz” ve “hastal›klar›n kal›c›” oldu¤u yönünde rapor verilen hükümlülerin, tedavisi d›flar›da sürerken, 14 kifli hakk›nda tutuklama karar› ç›kt›. Baz› hükümlülerin ise tutuklanarak hapishaneye konuldu¤u ö¤renildi. Tutuklama karar› ç›kan hükümlülerden isimlerini ö¤renebildiklerimiz flunlar; Muhnis Özgül, Bülent Kurtbafl, Esra Karagöz, Serkan Aydo¤du, Bekir Boyamaz, Savafl Erbeldafl, Kas›m Aksakal, Tülin Dal, Ayfle E¤ilmez. Ayr›ca ‹dris Yi¤it adl› hükümlüye ise, Adli T›p taraf›ndan rapor verildi¤i halde Savc›l›¤›n tutuklama talebi, karar›n tamamen keyfi bir flekilde verildi¤ine küçük bir örnek. Daha önce hastal›klar›n kal›c› oldu¤unu söyleyerek, hapishanede kalamaz raporu veren Adli T›p Kurumu personelinin tümden de¤iflti¤i de edinilen bilgiler aras›nda(!) Bu da hapishanelere, tutuklu ve hükümlülere iliflkin verilen kararlar›n, gerçekten insan yaflam›n›n önemi dikkate al›narak de¤il de, süreçteki politikalara göre verildi¤ini gösteriyor. (H. Merkezi)


11

22

21 Kasım-4 Aralık 2003

BABADAN O⁄ULA M‹RAS: ‹fiKENCE!

‹brahim Dedeo¤lu

“Erken büyüyor çocuklar›m›z...” diye bafll›yordu bir fliir. Onalt›s›nda silah elde da¤a ç›k›p, umudun türküsünü söyleyebiliyor, ya da onsekizinde direnerek düflüyor topra¤a. Kimisi annesinden, babas›ndan devrimci de¤er yarg›lar›n› edinip, hayat›n› devrime adarken kimisi de çürümüfllü¤ün en rezilini alabiliyor miras olarak... ‹flte eli kanl› polis ‹brahim Dedeo¤lu ile Terörle Mücadele fiubesi’nde görevli olan o¤lu Murat Dedeo¤lu böyle bir onursuzlu¤u paylafl›yorlar. Hacettepe Üniversitesi Ö¤rencisi Birtan Alt›nbafl’› iflkenceyle öldürmekten yarg›lanan ‹brahim Dedeo¤lu Ankara 2. A¤›r Ceza Mahkemesi’nde yarg›lan›rken, o¤lu Murat Dedeo¤lu ise Üniversite ö¤rencisi fienol Gürkan’a iflkence yapmaktan Ankara 21. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yarg›lan›yordu. Belli ki baba ‹brahim Dedeo¤lu, “yüce devletine hizmet etmek” için “her yolu mübah” görmeyi ö¤retmiflti o¤luna. O¤lunu büyütürken nas›l “az›l› terörist”lerden bahsetmiflti. Gece uykular›nda “karaba-

san” olarak devrimcileri mi görmüfltü babas›? Katletti¤i insanlar›n hesap soraca¤›ndan korkmufl, o¤lunu da bu “bela”n›n “kökünün kaz›nmas›”na hizmet etmesi için mi yetifltirmiflti? Görünen o ki, o¤ul babas›ndan ald›¤› miras›, ikirciksiz bir flekilde yerine getiriyor, ama rahat uyku uyuyamayaca¤›n› ö¤renmemifl babas›ndan/onu da yaflamdan ö¤renir. Öte yandan Birtan Alt›nbafl davas›nda, 8 y›l hapsi istenen polisler, suçlamay› kabul etmeyerek davan›n geniflletilmesini istediler. 14 Kas›m’a ertelenen duruflmada ise, yine sonuç ç›kmad›. 1998’den bu yana san›k polisleri savunan Av. Özber Duvarc› çeflitli sebepler ileri sürerek davadan çekildi. Davan›n karara ba¤lanmas› için esas hakk›ndaki savunmalar›n› yapmas› gereken sekiz polisten hiçbiri davaya kat›lmad›. 2006’da zaman afl›m›na girecek olan davada karar için önce tebli¤, sonra san›klar›n savunmalar›n› yapmalar› beklenecek. Alt›nbafl ailesinin avukatlar›ndan Oya Ayd›n ise, Duvarc›’n›n çekilme nedeninin davay› uzatmak oldu¤unu belirtti. Ayr›ca

Birtan Alt›nbafl o¤ul Murat Dedeo¤lu’nun yarg›land›¤› davada 7. Uyum Paketi “ask›ya al›nd›”. Mahkeme “iflkence davalar› 30 günden fazla süreyle ertelenemez” hükmünü görmezden gelerek, duruflmay› 70 gün sonraya erteledi. (H. Merkezi)

Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i’nden gece ‹HD’den çuvall› protesto

TAYAD’l› ailelerin direnifli sürüyor Tecrite dikkat çekmek ve Ölüm Orucu direniflini sahiplenmek amac›yla yaklafl›k iki ay önce Ankara Abdi ‹pekçi Park›’nda açl›k grevine bafllayan aileler, so¤u¤a ra¤men eylemlerini devam ettiriyorlar. Biz de gazetemiz arac›l›¤› ile TAYAD’l› ailelerin taleplerini duyurmak amac›yla aileleri ziyaret ederek görüfllerini ald›k. -Nereden geldiniz? Buradaki amac›n›z nedir? Ertu¤rul Yüce: ‹stanbul’dan geliyorum. Benim çocu¤um da tutuklu. Tutuklu aileleri buraya geliyor. Çocuklar›m›za destek vermek amac›yla buraday›z. O¤lum Tekirda¤ F tipi Hapishanesi’nde 3 y›ld›r yat›yor. 146/1’den idamla yarg›lan›yor. F tipleri düflünceyi k›s›rlaflt›rmay› amaçl›yor. Biz buna karfl›y›z. -Burada yaflad›klar›n›z nelerdir? Ertu¤rul Yüce: Hamama giren terler. Biz de buraya istirahat amac›yla gelmedik. So¤uk, kar, k›fl bizim için fark etmiyor. ‹nsanlar›n bir k›sm› duyars›z, bir k›sm› duyarl›. fiu an direniflimize devam ediyoruz. Çad›r›m›za ilgi her gün biraz daha art›yor. Biz bu ifl bitene kadar burada kalaca¤›z. Belki y›llar sürecek. Kendi ihtiyaçlar›m›z› flu an karfl›layabiliyoruz. Devlet toplumun baz› kesimlerini F tipi hapishanelere atarak ruh hastas› yapmak istiyor. Medya buradaki direniflimizi daha fazla yans›tmal›. Bir kedi bir a¤aca t›rman›yor, günlerce haber oluyor, ülkemizde insanlar ölüyor, medya ilgilenmiyor. Demek ki Türkiye de bir insan›n kedi kadar de¤eri yok. (Ankara)

Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i, La Bella Dü¤ün Salonu’nda “‹flgal ve Tecrite Son” konulu bir gece düzenledi. 9 Kas›m 2003 tarihinde La Bella Dü¤ün Salonu’nunda düzenlenen geceye, Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i Baflkan› Erol Ekici ile çok say›da flair ve sanatç› kat›ld›. fiiir ve dia gösterisi ile bafllayan gecede konuflan Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Göçebe, 11 Eylül sald›r›lar›ndan sonra ABD’nin “terör” ad› alt›nda iflgallere bafllad›¤›n› ileri sürerek, “‹ki yol var. Ya emperyalizmle olacaks›n ya da karfl›s›nda olacaks›n” dedi. Göçebe’nin ard›ndan iki k›z›n› hapishanede açl›k grevlerinde kaybeden Ahmet Kulaks›z ise yapt›¤› konuflmada, hapishanelerdeki tutsaklara uygulanan tecriti k›nad›. Gece Bilgesu Erenus ve Grup Yorum’un müzik dinletisi ile sona erdi. (H. Merkezi)

‹HD ‹stanbul fiubesi, ABD’nin Guantanamo ve Irak’ta bulunan savafl esirleri ve sivil halka yönelik hukuk d›fl› uygulamalar› protesto etmek amac›yla ABD Baflkan› George W. Bush’a mektup gönderdi. ABD’nin Guantanamo ve Irak’ta savafl esirlerine yönelik tepkilerini dile getirmek isteyen ‹HD ‹stanbul fiubesi üyesi bir grup, ABD’nin ‹stinye’deki Konsolosluk binas› önünde bir araya geldi. Savafl esirlerine uygulanan yöntemleri protesto etmek için savafl esirlerinin k›yafetlerini giyip kafalar›na çuval geçiren ‹HD’liler ad›na aç›klamay› ‹HD ‹stanbul fiube Baflkan› Kiraz Biçici yapt›. ABD Baflkan› George W. Bush’a hitaben yaz›lan mektubu okuyan Biçici, flu anda esaret alt›nda tutulan esirlerin ABD’nin insanl›k d›fl› fliddet hareketleri sonucu esaret alt›na al›nd›klar›n› söyledi. Bush’a hitaben yaz›lan mektupta flunlar dile getiriliyor: “Öncelikle belirtmek istiyoruz ki bu sivil ve askeri flah›slar Afganistan ve Irak’a yönelik devletinizin giriflmifl oldu¤u sömürgeci, haks›z ve insanl›k d›fl› fliddet hareketleri neticesinde esaret alt›nda tutulmaktad›r. Bu nedenle evrensel insan haklar›na uygun tutum bir an önce bu istila hareketlerinizden vazgeçip ad› geçen ülkelerin özgür ve demokratik yönetimlere kavuflturulmas› ve savafl esirlerinin serbest b›rak›lmas› olacakt›r. 1949 tarihli Uluslararas› Cenevre Sözleflmesi’nde ‘esir düflen asker ve sivil halka onur k›r›c›,

kifliye yönelik fliddet ve iflkence yap›lamayaca¤›’ aç›kca belirtiliyor. Tüm bu aç›k, insanc›l hukuk kurallar›na ra¤men, devletiniz Guantanamo’daki ve Irak’taki silahl› ya da sivil esirlerin aç›k, adil yarg› önüne ç›karmadan d›fl dünyadan, yak›nlar›ndan tamamen tecrit ederek, fiziki ve psikolojik iflkence alt›nda tutarak, y›llarca hapislik koflullar›nda tutuyorsunuz. Baflta belirtti¤imiz gibi öncelikle haks›z, emperyal iflgallerinize son vermenizi ve savafl esiri konumunda bulunan mahpuslara uluslararas› ve insanc›l hukukun gereklerine uygun bir flekilde davranman›z› talep ediyoruz.” “Kahrolsun ABD emperyalizmi” fleklinde slogan atan grup ad›na daha sonra Biçici, elindeki mektubu Bush’a iletilmek üzere Konsolosluk Bas›n-Kültür Sorumlusu Benit Lewantal’a verdi. Polisin yo¤un güvenlik önlemi ald›¤› eylem; mektubun iletilmesinin ard›ndan olays›z bir flekilde sona erdi. (H. Merkezi)


21 Kasım-4 Aralık 2003

12

22

UHAB’›n 2. Kongresi ‹stanbul’da gerçeklefltirildi

Uluslararas› Halk›n Avukatlar› Birli¤i (UHAB) ‹kinci Kongresini 7-9 Kas›m tarihleri aras›nda ‹stanbul’da gerçeklefltirdi. Asya, Latin Amerika, Ortado¤u ve Avrupa ülkelerinden delegelerin kat›ld›¤› Kongrenin ana temas› “‘Terörizm’ ve Direnifl Sürecinde Halk›n Avukatlar› ve Hukukçular›n›n Görevleri”ydi. Kongreye Türkiye, Hindistan, Filipinler, Belçika, Brezilya, ‹ngiltere, Hollanda, Afganistan ve Almanya’dan 26 halk›n avukat› ve hukuk ö¤rencisi kat›ld›. Nepal bir Kongreye kat›lamayaca¤›n› bildirerek dayan›flma mesaj› gönderdi. 7 Kas›m günü insan haklar› mücadelesinde yaflam›n› yitirenler için yap›lan bir dakikal›k sayg› duruflu ile aç›lan Kongrede, Hindistan, Filipinler ve Belçika delegeleri Divana seçildi. Kongrenin ilk konuflmas›n› UHAB Baflkan› P.A Sebastian (Hindistan) yapt›. P.A. Sebastian yapt›¤› konuflmada mevcut dünya durumunu genel hatlar›yla de¤erlendi-

rerek böylesi koflullar alt›nda avukatlar›n rolüne de¤indi. Ard›ndan Avrupa, Latin Amerika, Ortado¤u ve Asya’dan konferans›n temas› üzerine haz›rlanan çal›flmalar Kongreye sunuldu. Ülke raporlar›n›n sunulmas›yla bafllayan 2. günde Kongreye konuk olarak eski ‹stanbul Baro Baflkan› Yücel Sayman ve Dr. fiebnem Korur Fincanc› kat›ld›. Fincanc›, 1. Kongreye de kat›ld›¤›n› ve yine burada olmaktan gurur duydu¤unu belirterek bafllad›¤› konuflmas›nda Türkiye’de ve dünyada yaflanan insan haklar› ihlallerinin art›fl›ndan ve ülkemizde yaflanan açl›k grevi ve ölüm oruçlar›ndan bahsetti. Yücel Sayman ise özellikle Birleflmifl Milletler’in art›k ifllevini yitirdi¤ini söyleyerek uluslararas› bar›fl›n ayaklar alt›na al›nd›¤›n›, oysa silaha baflvurma yasa¤›n›n devletler taraf›ndan BM’nin getirdi¤i bir yasak olmad›¤›n›, dünya halklar›n›n mücadelesi sonucu kazan›lm›fl oldu¤unu söyledi.

9 Kas›m’da sona eren Kongreye Afganistan’da yaflanan yayg›n insan haklar› ihlalleri ve kanunsuzlu¤un devam›; Brezilya’daki halk›n avukatlar›na (özellikle de Rondonia Yoksul Köylüler Birli¤i’nin avukat› Ermogenes Jacinto de Souzo’ya) karfl› zulüm; Filipinler’de legal demokratik hareket üzerindeki sald›r›lar, J.M Sison ve di¤er ilerici kifli ve gruplar›n terör listesine al›nmas›; Brezilyal› köylülerin avukat› Gabriel Sales Pimenta için adalet ça¤r›s› ve Tunuslu avukat Nadia Nasravi’nin açl›k grevini destekleyen önergeler sunuldu. Kongrede al›nan baz› kararlar ise flöyleydi: UHAB’›n geniflletilmesi için çal›flma yap›lmas›, yay›n organ› Ayk›r›-Dissent’in gelifltirilmesi, Ocak 2004’te Hindistan’da Andra Pradefl bölgesi için gerçekleri araflt›rma komisyonu kurulmas›, ILPS’nin Kas›m 2004’teki kongresi için haz›rl›k ve ILPS’nin insan haklar› çal›flma grubuna kat›l›m. Son gün yap›lan seçimlerde Yönetim Kurulu üyeliklerine UHAB Baflkan› Hakan Karakufl (Türkiye), Baflkan Yard›mc›s› Edre Olalia (Filipinler), Genel Sekreter Gabrielle Machado (Brezilya), Sayman Dündar Gürses (Hollanda), Yazman Rateb Ahmed (Afganistan), Raf Jespers (Belçika) ve Rajinder Claire (‹ngiltere) seçildi. Ayr›ca Onursal Baflkanl›¤a Hindistan’dan P.A. Sebastian seçildi. Kongrenin kapan›fl konuflmas›n› yapan UHAB’›n yeni Baflkan› H. Karakufl, konuflmas›na kendisinden önce bu görevi baflar›yla yürüten P.A. Sebastian’a ve kendisini Baflkanl›¤a seçen Kongreye teflekkür ederek bafllad›. “Gerek ana temaya iliflkin sunulan önergelerde, gerek ülke raporlar› ile ilgili sonuçlarda, gerekse de tart›flmalarda kuruluflumu-

zun amac›na ve hedeflerine uygun bir yönelim içinde oldu¤umuz ortaya ç›kt›… Biz dünya çap›nda yürütülen ulusal ve sosyal kurtulufl mücadelelerinin bir parças›y›z. Hem de önemli bir parças› oldu¤umuz iddias›nday›z” diyen H. Karakufl konuflmas›n› “Biz emperyalistleri, faflistleri ve gericileri tabi ki sevmiyoruz; ama 10-15 gün önce Wolfowitz’in Ba¤dat’taki patlamalardan sonra yüzündeki flaflk›nl›¤›, pani¤i ve korkuyu seviyoruz” fleklinde bitirdi. Kongre yay›nlad›¤› sonuç bildirgesinde flu görüfllere yer verdi: Her ne kadar ABD emperyalizmi her zamankinden daha güçlü görünse de, geliflen ve yo¤unlaflan s›n›f mücadelesi ve halklar›n direnifliyle yüzyüze gelmektedir. Bu direnifli k›rmak için Birleflik Devletler ve di¤er emperyalist ülkeler bask›c› yasalar› yaflama geçirmek için 11 Eylül olaylar›n› kulland› ve di¤er devletlerin de ayn›s›n› yapmalar› için onlar› etkiledi ve bask› yapt›. Bu yasalar görünüflte terörizm hedeflidir, ancak gerçekte meflru demokratik haklar›n içinin boflalt›lmas›n›; ulusal ve sosyal hareketlerin bast›r›lmas›n› hedeflemektedir. Böylece varolan insan haklar› ve uluslararas› insan haklar› anlaflmalar› anlams›z hale getirilmektedir. Halk mücadelelerinin yo¤unlaflmas› karfl›s›nda halklar›n avukatlar›n›n, hukuk ö¤rencilerinin ve çal›flanlar›n›n omuzlar›na büyük bir yük binmektedir. Ve özelde UHAB çok daha militan olmaya ve bunlara yan›t olmaya ça¤r›lmaktad›r. Kongreye ayr›ca ILPS Genel Sekretaryas› ve ‹nsan Haklar›n› Gelifltirme Birli¤i (Karapatan-Filipinler) dayan›flma mesajlar› gönderdiler. 8 Kas›m akflam› Tohum Kültür Merkezi’nde düzenlenen Dayan›flma Gecesi’nde de çeflitli kültürel etkinlikler sunuldu.

Sa¤l›k emekç ileri ifl b›rakt› TTB ve SES üyesi sa¤l›k emekçileri, AKP hükümetinin uygulad›¤› özellefltirme politikalar›n› ve 2004 y›l› için sa¤l›¤a ayr›lan bütçeyi protesto etmek ve hükümeti uyarmak için 5 Kas›m günü yurt çap›nda ifl b›rakt›. ‹stanbul’da çeflitli hastanelerde ifl b›rakarak eylemler yap›ld›. Çeflitli hastanelerden sa¤l›k emekçileri ve bunlara destek veren iflçi sendikalar›, Haydarpafla Numune Hastanesi Acil Servis önünde bir araya geldiler. Yaklafl›k 500 kiflinin kat›ld›¤› eyleme, SES Aksaray fiubesi, “‹flsizli¤e, yoksullu¤a, özellefltirmeye ve savafla hay›r” pankart›yla SES fiiflli fiubesi, Genel-‹fl 3 No’lu fiube ve ba¤l› flubeler, ‹stanbul Sendikalar Birli¤i, “Yaflas›n ‹flçilerin Mücadele Birli¤i” pankart›yla Belediye-‹fl ‹stanbul fiubeleri, ESM ‹stanbul fiubesi, TEKS‹F Bak›rköy fiubesi ve “Köle De¤il ‹flçiyiz, Birleflince Güçlüyüz” pankart›yla Bahçelievler PTT iflçileri eyleme kitlesel kat›l›rken, D‹SK’e ba¤l› sendika yöneticileri, Marmara Üniversitesi ö¤rencileri, Halkevleri ve Hasta Yak›nlar› Derne¤i (HAYAD) de destek verdi. “Direne direne kazanaca¤›z”, “Savafla de¤il, sa¤l›¤a bütçe”, “Zafer direnen emekçinin olacak” sloganlar›n› atarak Acil Servis önünde bir süre bekleyen grup Kad›köy’e yürümek istedi. Polisin izin vermemesi üzerine, hastane içinde yürüyüfl yapan grup s›k s›k, “Yürüyüfl hakk›m›z en-

gellenemez”, “Gün gelecek devran dönecek, hainler halka hesap verecek”, “Genel grev genel direnifl”, “Emekçiye de¤il soyguncuya barikat” sloganlar›yla yürüme isteklerini engelleyen polise ve polisle uzlaflan sendika yöneticilerine tepkilerini gösterdiler. Tekrar Acil Servis önüne gelen grup, burada bas›n aç›klamas› yapt›. Aç›klamay› okuyan SES Anadolu fiube Baflkan› Özkan Tüm, “2004 bütçesinde halk›n sa¤l›k hizmetlerindeki beklentilerine, sa¤l›k ve sosyal hizmet emekçilerinin özlük haklar›n›n iyilefltirilmesine, bölgeler aras› eflitsizli¤i giderecek sa¤l›k politikalar›na yer yoktur. Sa¤l›kta dönüflüm program›, Kamu Yönetimi Temel Kanunu haz›rl›¤›n›n bir parças›d›r. Amaçlanan; devletin sa¤l›k hizmeti vermekten elini çekerek sa¤l›k hizmetlerinin standard›n› ve sa¤l›k politikalar›n› belirleyen, denetleyici ve düzenleyici bir görevle s›n›rlanmas›d›r” dedi. BÜTÜN ‹LLERDE EYLEM Birçok ilde oldu¤u gibi Samsun’da da 5 Kas›m günü ifl b›rakma eylemi yap›ld›. Tüm gün acil servisler d›fl›nda sa¤l›k hizmetlerinin verilmedi¤i hastaneler ve poliklinikleri dolaflan Samsun-Sinop Tabip Odas› Baflkan› Doç. Dr. Ramazan Aflç› ile Yönetim Kurulu Üyeleri doktorlar görüfltüler. SSK Samsun Bölge Hastanesi, Devlet Hastanesi,

Do¤um ve Çocuk Bak›mevi Hastanesi gibi hastanelerde yatan hastalar›n da doktorlar›n yapt›¤› ifl b›rakma eylemlerine destek verdikleri görüldü. ‹zmir’de ise baflta Yeflilyurt Devlet Hastanesi olmak üzere birçok hastane önünde çeflitli eylemler yapan emekçiler sald›r›lar› protesto ettiler. Halk›n da destek verdi¤i eylemlerle AKP hükümeti uyar›ld›. 5 Kas›m 2003 tarihinde birçok ilde %90 kat›l›mla bir günlük ifl b›rakma eylemi gerçeklefltiren SES ve TTB fiubesi önünde toplanan sa¤l›k emekçileri Ankara’da da açt›klar› pankartla ve sloganlarla Çankaya’daki Sa¤l›k ‹l Müdürlü¤ü’ne yürüdüler. Bursa’da ise yap›lan eyleme 1500 hekim kat›ld›. SSK önünde yap›lan eyleme Türk-‹fl, D‹SK, KESK, Kamu-Sen ve Eczac›lar Oda-

s› destek verdi. Burada Bursa Tabip Odas› Baflkan› Murat Ünal geçmiflten beri devletin sa¤l›k politikalar›n›n olumsuzluklar›na de¤inerek “Bu flekilde hizmet sunmaktan yorulduk. Bizlerin bu hakl› feryad›na baflta Sa¤l›k Bakan› olmak üzere tüm kamuoyunun kulak vermesini bekliyoruz” dedi. Ayr›ca saat 12:30’da Devlet Hastanesi önünde Bursa SES fiubesi de bas›n aç›klamas› yapt›. 5 Kas›m’da SES Malatya fiubesi Malatya Devlet Hastanesi önünde bas›n aç›klamas› yapt›. Bas›n metnini SES Malatya fiubesi fiube Baflkan› Hasan Kald›k okudu. Kald›k, AKP hükümetinin, IMF’nin tavsiyeleri do¤rultusunda haz›rlad›¤› 2004 bütçesinde sa¤l›¤a yeterli pay›n ayr›lmad›¤›n› belirterek hükümeti uyard›. (H. Merkezi)


13

22

21 Kasım-4 Aralık 2003

Kamu emekçilerinden ülke çap›nda

BÜTÇE PROTESTOLARI E¤itim-Sen üyesi kamu emekçileri çeflitli illerde yapt›klar› eylemlerle, 2004 y›l› bütçesine ve Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasar›s›’na karfl› greve kadar gidecek bir mücadeleyi hayata geçireceklerini duyurdular. * Ankara’da yap›lan eylemlerden birinde TBMM’de görüflülen Ulafl›m Bakanl›¤› 2004 y›l› bütçesini protesto eden BTS ve Haber-Sen, yeni bir bütçe haz›rlanmas›n› istedi. 2004 bütçesinin TBMM’de görüflülmeye bafllamas› üzerine, Ulaflt›rma Bakanl›¤› önünde toplanan BTS ve Haber-Sen temsilcisi emekçiler, 2004 y›l› bütçesini protesto etti. BTS Genel Baflkan› Fehmi Kütan, kamu kurulufllar›n›n gözden ç›kart›ld›¤›n› söyledi. Yine Ankara’da Meclis Dikmen kap›s› önünde toplanan e¤itim emekçileri ad›na aç›klama yapan E¤itim-Sen Genel Baflkan› Alaattin Dinçer, 2004 y›l› bütçesinden e¤itime ayr›lan pay›n yetersizli¤ine vurgu yaparak bütçenin IMF direktifleriyle haz›rland›¤›n› belirtti. * ‹stanbul’da ise Milli E¤itim Müdürlü¤ü önünde biraraya gelen E¤itimSen ‹stanbul fiubelerine üye kamu emekçileri “Kamu Reformu Yasas›’na hay›r”, “Rantiyeye de¤il, e¤itime bütçe”, “Kahrolsun ABD emperyalizmi” vb. gibi sloganlar att›lar. Burada konuflan E¤itim-Sen 5 No’lu fiube Baflkan› Nejdet Uygun, 2004’ün e¤itim için kay›p bir y›l olaca¤›n› belirtti. * E¤itim-Sen Kocaeli fiubesi taraf›ndan düzenlenen ve çok say›da siyasi parti ile sivil toplum örgütünün de destek verdi¤i “Demokratik Bilimsel Laik E¤itim” mitinginde ise, AKP hükümetinin e¤itim politikalar› elefltirildi. Kocaeli’de yaklafl›k 3000 kiflinin ka-

t›l›m›yla bütçe ve Kamu Reformu’na karfl› miting yap›ld›. 11:30’da biraraya gelen kitle mitingde “Kölelik Yasas›na hay›r”, “Kadrolaflma de¤il, demokratik yönetim”, “YÖK’e, YEK’e hay›r”, “Direne direne kazanaca¤›z” sloganlar›n› att›. * Mersin’de ise Valilik önünde bir araya gelen E¤itim-Sen üyeleri, “Kamusal alan›n talan›na hay›r”, “Faizciye de¤il e¤itime bütçe”, “Halka ra¤men bütçe yap›lamaz” sloganlar›n› atarak, Milli E¤itim Bakanl›¤›’n›n 2004 y›l› bütçesini protesto etti. BTS, SES ve BES’in de destek verdi¤i eylemde konuflan E¤itim-Sen Mersin fiube Baflkan› Ünsal Y›ld›z, 2004 y›l› e¤itim bütçesi için düflünülen miktar›n yetersiz oldu¤unu, e¤itim ordusunun her y›l katlanarak artt›¤›n›, bütçeden e¤itime ayr›lan pay›n sadece % 1 artmas›n› kabul etmediklerini belirtti. E¤itim emekçilerinin

e¤itim bütçesinin ve haklar›n›n takipçisi olacaklar›n› kaydeden Y›ld›z, her y›l e¤itim sorunlar›n›n artt›¤›na da dikkat çekti. * Adana’da da ‹l Milli E¤itim Müdürlü¤ü önünde yap›lan eylemde konuflan E¤itim-Sen Adana fiube Baflkan› Halil Kara emekçiler olarak hükümeti bir kez daha uyard›klar›n› belirtti. * Diyarbak›r’da ise E¤itim-Sen Diyarbak›r fiube Abdullah Demirbafl, 2004 bütçesinde e¤itim için yüzde 7.9’luk bir pay›n öngörülmesinin, insanlar›n açl›¤a mahkum edilmesi anlam›na gelece¤ini belirterek, “2004 bütçesindeki kaynaklar insan öldürmeye harcan›yor” dedi. * Bunlar›n d›fl›nda Gaziantep’te gerçeklefltirilen ve E¤itim-Sen Gaziantep fiubesi taraf›ndan oranize edilen bas›n aç›klamas› AKP ‹l binas› önünde yap›ld›. AKP Gazinatep ‹l binas› önünde

PTT iflçilerinden kart atma eylemi

PTT Bahçelievler Da¤›t›m Merkezi’nde 1 ayd›r çad›r açarak eylem yapan iflçilerin eflleri ve çocuklar› ile birlikte PTT Baflmüdürlü¤ü önünde yapt›klar› eyleme, üniversite ö¤rencileri destek verdi. PTT Bahçelievler Da¤›t›m Merkezi’nde çal›flan tafleron iflçiler, kadrolu iflçilerle ayn› ifli yapmalar›na ra¤men haklar›n› alamad›klar› patronla tak›m sözleflmesi imzalamak için 17 Ekim’de eyleme bafllad›lar. 13 Kas›m 2003 tarihinde PTT Baflmüdürlü¤ü önünde “Köle de-

¤il, iflçiyiz birleflince güçlüyüz” pankart› açarak yürüyen iflçiler “Özgürlük savaflan iflçilerle gelecek”, “PTT iflçisi yaln›z de¤ildir”, “PTT uyuma, üstencine sahip ç›k” sloganlar›n› att›lar. “Kadrolu üstenci kardefltir, ay›ranlar kallefltir”, “Birleflen iflçiler asla yenilmezler”, “Patronlar için de¤il, halk için bütçe” yaz›l› dövizler tafl›nan eylemde konuflan B‹S Genel Sekreteri Y›lmaz Emir “Sermaye yanl›s› iktidar›n Kamu Personel Reformu maskesi alt›nda azg›n bir tafleronlaflma-esnekleflme sald›r›s›na haz›rland›¤› böylesi bir süreçte, PTT tafleron iflçisinin bu mücadelesine baflta sendikalar olmak üzere tüm demokratik kitle örgütleri ile duyarl› halk›m›z›n etkili kat›l›m›, bu yasa tasar›s›na karfl› yürütülecek mücadelede de olumlu bir ad›m olacakt›r” dedi. PTT iflçileri sözcüsü ‹smail Karada¤ ise “Ölmek var dönmek yok fliar› ile direnen B‹S üyesi postac›lar olarak sizleri de bu hakl› mücadeleye davet ediyoruz. Gelin hizmet üretiminden do¤an gücümüzü birlefltirelim ve ortak bir mücadele hatt› örelim. Birleflirsek zafer bizimdir” dedi. Haber-Sen, Enerji Yap› Yol-Sen temsilcilerinin de kat›ld›¤› eyleme Karyer iflçileri, Pirelli-Ekolas iflçileri, Devrimci ‹flçi Komiteleri, ‹stanbul Üniversitesi ö¤rencileri, Bak›rköy Gençli¤i, Halkevleri ve Devrimci Proleter Gençlik pankartlar› ve dövizleriyle destek verdiler. Eylem PTT Avrupa Yakas› Bafl Müdürlü¤ü, PTT Ankara Baflmüdürlü¤ü ve ilgili bakanl›klara kart atarak sona erdirildi. (‹stanbul)

bir araya gelen sendika üyeleri, “Kahrolsun IMF demokratik Türkiye”, “Paras›z e¤itim paras›z sa¤l›k”, “Kahrolsun IMF iflbirlikte AKP”, “Susma sustukça s›ra sana gelecek” sloganlar›n› atarak Milli E¤itim Bakanl›¤›’n›n 2004 y›l› bütçesini protesto etti. Burada aç›klama yapan E¤itim-Sen Gaziantep fiube Baflkan› Mehmet Bozgeyik, 2004 y›l› e¤itim bütçesi için düflünülen miktar›n yetersiz oldu¤unu belirtti. * Van ve fianl›urfa’da ise E¤itimSen Van ve fianl›urfa flubeleri de, 2004 y›l› bütçesinde e¤itime yeterli oranda pay ayr›lmamas›n› protesto etti. Van’da Milli E¤itim Müdürlü¤ü önünde toplanan 100 E¤itim-Sen üyesi, 2004 y›l› bütçesini protesto etti. Burada E¤itim-Sen üyeleri ad›na aç›klamada bulunan E¤itim-Sen Van fiube Baflkan› Metin Çak›r, 2004 tahmini bütçesiyle 59. hükümetinin iç yüzünü de ortaya ç›kt›¤›n› belirtti. E¤itim-Sen fianl›urfa flubesi üye yaklafl›k 70 kifli Ahmet Bahç›van ‹fl Merkezi önüne gelerek bir bas›n aç›klamas› yapt›. (H. Merkezi)

MAKTEK ‹fiÇ‹S‹NDEN ‹fiYER‹N‹ TERKETMEME EYLEM‹ 2 ayd›r ücretleri ödenmeyen Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’ndeki MAKTEK’te çal›flan 150 iflçi, iflyerlerini terk etmeme eylemi yapt›. 11 Kas›m 2003 tarihinin akflam saatlerinde eylemlerini bafllatan iflçiler gazetemiz yay›na haz›rlan›rken eylemlerini sürdürüyordu. Eylemdeki iflçiler asgari ücretle çal›flt›klar›n› belirterek, Birleflik Metal‹fl’e 4,5 ayd›r üye olduklar›n› söylediler. Örgütlemeyi engelleyemeyen patronun sürekli sald›r›larda bulunmas› ve ücretleri ödememesi iflçileri harekete geçirdi. Birleflik Metal-‹fl ‹zmir fiube Baflkan› Özkan Atar ise ücretler ödenene kadar eylemin sürece¤ini aç›klad›. (‹zmir)

KÖMÜR OCA⁄I Y‹NE CAN ALDI Grizu patlamalar›yla gündeme gelen kömür ocaklar› can almaya devam ediyor. Sa¤l›ks›z yaflam koflullar› ve gerekli tedbirlerin al›nmamas› birçok madencinin ölmesine ve geride periflan aileler b›rak›lmas›na neden oluyor. Bunun son örne¤i ise Edirne’ye ba¤l› Keflan ilçesi Küçükdo¤an köyündeki kömür oca¤›nda gazdan zehirlenerek üç iflçinin yaflam›n› yitirmesi oldu. 4 Kas›m 2003 tarihinde akflam vardiyas›nda üç iflçi Dekor Madencilik’e ait kömür oca¤›na indi. Kazd›klar› oca¤›n yan›ndaki eski bacadan s›zan gazdan Özdemir Özdemir, o¤lu Arif Özdemir ve Çetin Öztürk adl› iflçiler yaflamlar›n› yitirdiler. (H. Merkezi)


21 Kasım-4 Aralık 2003

14

22

“Mücadele edenler her zaman kazanamayabilir ama kazananlar hep mücadele edenler olmufltur” Son süreçte AKP hükümetinin gündeme getirdi¤i Kamu Yönetimi Yasa Tasar›s› baflta kamu emekçilerinin tepkisini alan sald›r›, esasta AKP hükümetinin de¤il, uflakl›¤›n› yapt›¤› “emperyalizmin bizi gibi ülkelere dayatt›¤› ekonomik politikalar›n devam›d›r.” Bu sald›r› ve karfl›s›nda gelifltirilmesi gereken eylem plan› konusunda E¤itim-Sen Tarsus fiube Baflkan› Cuma Erçe ile yapt›¤›m›z söylefliyi yay›nl›yoruz. ‹K- Kamu Yönetimi Temel Kanunu tasar›s› hakk›ndaki görüfllerinizi alabilir miyim? Bu yasa neyin ihtiyac› olarak ortaya ç›km›flt›r? -Paylafl›m savafl›n›n sonlar›na do¤ru patlak veren 1917 Bolflevik Devrimi, dünyada dengeleri alt üst eden bir sürecin bafllang›c› olmufltur. SSCB’nin kurulmas› ile birlikte Sosyalizm flahlan›fla geçmifl ve k›sa bir sürede iflçi s›n›f› ve halk hareketleri dünyay› kas›p kavurmaya bafllam›flt›r. Bu süreç 2. Emperyalist Paylafl›m Savafl›n›n hemen ard›ndan h›zlanm›fl ve birçok ülkede sosyalist ve demokratik halk devrimleri yaflanm›flt›r. Bu durum kapitalist ve emperyalist ülkelerin egemen güçlerinin pani¤e kap›lmalar›na neden olmufllard›r. Bu ülkelerde h›zla geliflen iflçi s›n›f› ve halk hareketleri burjuvaziyi yeni aray›fllara sevk etmifl ve s›n›f›n sosyalizme evrilmesini engellemek için bir tak›m yönetim modelleri tart›fl›lmaya bafllanm›flt›r. Sosyal devlet modeli iflte bu süreçte devreye sokulmufltur. E¤itim, sa¤l›k, belediye vb. hizmetlerin devlet eliyle ücretsiz yürütülmesini ön gören bu model birçok ülkede geçici bir rahatlama sa¤lam›flt›r. S›n›f hareketlerini frenlemeyi amaçlayan bu model sermayenin pek de hofluna gitmese de sosyalizm korkusuyla zorunlu olarak uygulad›¤› bir modeldir. 1980’lerin sonlar›na do¤ru sosyalist blokun (esasen sosyal emperyalizm) da¤›lmas›yla ve parçalanmas›yla birlikte Emperyalizm ciddi bir zafer kazanm›fl ve sosyalizm geçici bir yenilgiye u¤ram›flt›r. Art›k egemen güçlerin “Sosyalizm öldü, ideolojiler öldü” türü söylemleri en büyük propagandas› olmufltur. Sosyalizmi art›k bir tehlike olarak görmeyen sermaye s›n›f›, iflçi s›n›f›n›n ve yoksul ezilen halk›n kazan›lm›fl haklar›na yönelik sald›r› bafllatm›flt›r. Art›k sosyal devlet olgusuna gerek duyulmamaktad›r. Uygulanan Neo-Liberal politikalar sonucu iflçi s›n›f›n›n kazan›lm›fl haklar› bir bir elinden al›nmaya bafllam›fl,

sosyal devlet olgusu ortadan kald›r›lm›fl, sendikas›zlaflt›rma, özellefltirme, tafleronlaflt›rma politikalar› hayata geçirilmifltir. Dünyada süreci bu flekilde özetledikten sonra sorunuza yan›t vermeye çal›flay›m. Neo-liberalizmin kuramc›lar› de¤erlerin ve kavramlar›n içini boflaltarak ifle bafllarlar. Uygulayacaklar› en azg›n politikalar› bile süsler, boyar, cilalar ve halka bu flekilde sunarlar. Kamu Yönetimi Temel Kanunu haz›rl›klar›nda da bunu yapm›fllard›r. Ve bu tasar›y› reform diye yutturmaya çal›flm›fllard›r. Bu aldatma kampanyas›nda da baflar›l› olmufllard›r. Genifl halk y›¤›nlar›n›n bu yasa hakk›nda bildikleri tek fley devletin kenCuma Erçe dilerine anlatt›klar› süslü sözlerdir. Zaten ülkemizde her sald›r› yasas› bu flekilde anlat›lm›flt›r. Bu yasalar› geri Ancak yasalar uygulamaya geçtikten püskürtmek ad›na sonra gerçek yüzü ortaya ç›km›fl anKESK’in bir dizi eylem cak ifl iflten geçmifltir. yönetimi temel kanunu takarar› vard›r. Bununla sar›s›Kamu ülkemizde uygulanmakta olan 25 y›ll›k ekonomik politikalar›n devailgili alm›fl oldu¤u m›d›r. Bu politikalar Emperyalizmden eylem kararlar›n› bir ba¤›ms›z düflünülemeyece¤ine göre bir uygulayacakt›r. bu tasar› emperyalizmin bizim gibi ülAncak, bu yasalar› geri kelere dayatt›¤› ekonomik politikalar›n devam›d›r. püskürtmek için 24 Ocak 1980 de al›nan ekonomik kararlarla üretim ekonomisi yerine KESK’in tek bafl›na rant ekonomisine geçilmesi, K‹T’lerin yapaca¤› eylemlerin tek özellefltirilmesi, ücretlerin düflürülmesi, vergi alma yerine borç al›nmas› bafl›na yeterli amaçlan›yordu. Ancak o dönemde bu olmayaca¤› aç›kt›r. politikalar›n rahatça uygulanabilmesi için bir fley yap›lmal›yd› ve yap›ld›. Toplumun bütün 12 Eylül Askeri darbesi yapt›r›ld›. Yakesimlerini ciddi p›lan bu darbeyle birlikte bu kararlar bir bir uygulamaya sokulmufl, ücretler anlamda olumsuz sendikalaflma oran› düflüetkileyecek bu yasalara düflürülmüfl, rülmüfl ve K‹T’ler büyük oranda özelkarfl› birleflik lefltirilmifltir. O günlerde bu politikalar› öve öve bir emek hareketini bitiremeyen siyasi iktidar, K‹T’lerin örmek gerekir. devlete büyük zarar› oldu¤unu, buralar›n arpal›k oldu¤unu, buralar yüzünBunun içinde den enflasyonun artt›¤›n›, d›fl borçlaen genifl eylem r›n artt›¤›n›, devleti küçültmek gerekti¤ini anlat›p durmufllar hatta, buralar› birlikteli¤ini satar isek iflçi ücretleri artar, özel teyakalamak gerekir. flebbüs geliflir ve istihdam artar de-

mifllerdi. Sonuçta da K‹T’ler sat›ld›. Devletin resmi kay›tlar›na göre gerçek de¤eri 60 milyar dolar olan bu kurulufllar 8 milyar dolara sat›lm›fl, bunun sadece 6 milyar dolar› tahsil edilebilmifltir. Ancak bu sat›fl ifllemleri s›ras›nda da 7,9 milyar dolar harcama yap›lm›flt›r. Yani bu kurulufllar haraç mezat de¤il üzerine para verilerek sat›lm›flt›r. ‹ç ve d›fl borç 10 milyar dolardan 220 milyar dolara ç›km›fl, iflsizlik katlanarak artm›fl, ekonomi ciddi bir krize sokulmufltur. Bugün ortaya at›lan ve ad›na da reform denilen Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasar›s› da ayn› söylemlerle ortaya ç›kar›lmaktad›r. Ancak toplumsal bir intihara sürükleyen bu yasa 24 Ocak kararlar›ndan daha a¤›r sonuçlar do¤uracakt›r. Bir temel yasa görevi gören bu yasan›n hemen ard›ndan, Yerel yönetimler yasas›, Kamu personel rejimi yasas›, idari usul yasas›, sosyal güvenlik yasas›, kamu mali yönetimi yasas› ç›kar›lacakt›r. -Bu yasalar ne getiriyor? Niçin bu yasalara karfl› ç›kmak gerekiyor? -Esas›nda bu yasalar bir fley getirmiyor. Aksine çok fley götürüyor. Bu yasalarla birlikte: 1-Kamusal alan tasfiye ediliyor. 2-Kamu hizmetleri paral› hale getiriliyor. 3-Yeni bir özellefltirme dalgas› bafllat›yor, kamusal alan› piyasaya aç›yor, ticarilefltiriyor. 4-Kamu emekçilerinin ifl güvenli¤ini ortadan kald›r›yor. Performansa göre ücretlendirme getiriyor, esnek çal›flma getiriyor ve daha da önemlisi örgütsüzlefltirme ve sendikas›zlaflt›rma getiriyor. 5-Kamusal alan› uluslararas› tekellerin denetimine sunuyor. Merkezi otoriteyi ortadan kald›rarak yerelleflmeyi dolay›s›yla demokratikleflmeyi getirdi¤i iddia edilen bu yasa, tam tersine merkezi otoriteyi yani militarist devlet yap›s›n› hücrelere kadar nüfuz etmesini sa¤l›yor. Yerel yönetimleri güçlendirmiyor ama sermayeye sunup holdinglefltiriyor. Bütün bu nedenlerle bu yasalara karfl› ç›kmak ve bu yasalar› birleflik bir emek hareketiyle geri püskürtmek gerekiyor. Bu yasalar halk›n yarar›na en küçük bir fley getirmiyor, kazan›lm›fl haklar› elimizden al›yor. ☞


22 -Peki bu yasalar›n ç›kmas›n› hangi güçler istiyor? -Bu yasalar›n ç›kmas›n› iflçiler, köylüler, ö¤renciler, gençler, iflsizler, kad›nlar yani ezilen halklar istemiyor. En az›ndan bu kesimlerin böyle bir talebi yok. Öyleyse kim istiyor. Tabi ki Emperyalist güçler istiyor. IMF’nin 19. Stand-by anlaflmas›n›n en önemli flartlar›ndan biri bu yasalar›n ç›kmas›d›r. DB bu yasalar›n ç›kar›lmas› karfl›l›¤›nda Türkiye’ye 3 milyar dolar kredi vermifltir. DTÖ ile 1995 y›l›nda imzalanan Hizmetler Genel Antlaflmas› (GATS) ile bu yasalar›n ç›kar›lmas› taahhüt edilmifltir. En son ABD ile yap›lan 8,5 milyar dolarl›k yard›m anlaflmas›n›n 2. flart› bu yasalar›n ç›kar›lmas›d›r. Görüldü¤ü gibi bu yasalar bu ülkede yaflayan halklar›n genel talepleri ve ihtiyaçlar› üzerinden de¤il emperyalist ülkelerin dayatmalar› üzerinden ç›kar›lmak istenmektedir. Bu anlam›yla tam bir sömürge ülke durumuna düflürecek bu yasalar›n emekçi halk kitlelerince kabul edilmemesi gerekmektedir. -Bu yasalara karfl› ç›kmak mevcut devlet yap›s›n› ve kamu yönetimini savunmak anlam› tafl›m›yor mu? -Sorunun en can al›c› noktas› buras›. Bu yasalara karfl› ç›kmak bu günkü statükoyu kabul etmek anlam› tafl›mamal›d›r. Biz KESK ve E¤itimSen olarak bu günkü t›kanm›fl, yozlaflm›fl, hantallaflm›fl kamu yönetimine karfl› mücadele ediyoruz. Bu günkü devlet yap›s›n›n demokratiklefltirilmesini, fleffaflaflt›r›lmas›n› ve kamu hizmetlerinin tamamen paras›z hale getirilmesini talep ediyoruz. Ancak bu yasa bizim taleplerimizi karfl›lamad›¤› gibi bugünkü durumun çok gerisine düflüyor. Bize düflen görev hem bu yasaya karfl› mücadele etmek, hem de mevcut anti demokratik devlet idaresini demokratiklefltirme talebimizi hayk›rmak olmal›d›r. Buna ra¤men içimizde bu yanl›fla düflen anlay›fllarda vard›r. Bu yasalar›n üniter devlet yap›s›n› bozaca¤›n›, Cumhuriyetin temel kazan›mlar›n› ortadan kald›raca¤›n› iddia eden dolay›s›yla bugünkü sistemi savunan bu yanl›fl anlay›fllara karfl› da mücadele etmemiz gerekiyor. -Ç›kar›lmas› düflünülen bu yasalar›n 1475 say›l› yasa ile benzerlikleri var m›d›r? Emekçilere yönelik tüm sald›r› yasalar› ile benzerlikleri vard›r. Zaten bilinçli olarak sürdürülen emperyalist ekonomik politikalar›n ürünüdür bu yasalar. 1475 say›l› yasa ç›kar›l›rken de iflçilere ifl güvenli¤i getirildi¤i iddia edilmifl, iflçiler sendikal› olduklar› için iflten at›lmayacaklar

15 denilmiflti. Ama yasa ç›kt›ktan ve yürürlü¤e girdikten sonra görüldü ki bu yasa tam bir kölelik yasas›. ‹flçiler topluluklar halinde iflten at›lmaya, sendikas›zlaflt›r›lmaya baflland›. Tafleronlaflt›rma yayg›nlaflt›r›ld›. Ücretler h›zla afla¤›ya çekildi. Esnek üretim yayg›nlaflt›r›ld›. Kazan›lm›fl sosyal haklar ellerinden al›nd›. Ç›kar›lmas› düflünülen bu yasalar da kamu emekçileri için ayn› anlamlar› tafl›maktad›r. 1475 say›l› yasan›n paralelinde bir yasad›r. -Türkiye’de Kamu çal›flan› say›s› ihtiyac›n çok üstünde oldu¤u iddia edilmektedir. Bu say›n›n 2/3’ün tasfiye edilece¤i aç›kça ifade edilmektedir. Sizce bu say› gerçekten fazla m›d›r? -Türkiye’de kamu çal›flan› say›s›n›n fazla oldu¤unu hem hükümet kanad› hem de AB ve ABD emperyalistleri ve onlar›n ajan kurulufllar› (IMF; DB ve DTÖ) taraf›ndan dile getiriliyor. Öncelikle istatistik bir iki bilgi vermek gerekiyor. Bizim kamu personeli say›m›z›n nüfusumuza oran› %2.5’dur. Halbuki bu oran AB ülkelerinin ortalamas›nda %7.5 ABD de ise %12’dir. Bu söylemler tamamen halk› aldatmaya yönelik ifadelerdir. Kamu personelinin etkin ve verimli kullan›lmad›¤› sorunu tamamen sistemin niyet sorunudur. Kamu personeli say›s›n›n fazla oldu¤u iddialar› yaland›r ama oldukça yetersiz oldu¤u gerçektir. Bankalarda, elektrik, su, telefon kuyruklar›nda, nüfusta, tapuda yaflanan t›kanmalarda memur say›s›n›n az oldu¤u gerçe¤ini görmek mümkündür. Ayr›ca ö¤retmensiz geçen ders ve okul say›lar›na bak›ld›¤›nda ve de 60-70 kiflilik s›n›flara bak›ld›¤›nda bu say›n›n fazla de¤il az oldu¤unu görmek mümkündür. -E¤itim Sen ve KESK olarak bu yasalar› geri püskürtmek için neler yapmay› planl›yorsunuz?

Bu yasalar› geri püskürtmek ad›na KESK’in bir dizi eylem karar› vard›r. Bununla ilgili alm›fl oldu¤u eylem kararlar›n› bir bir uygulayacakt›r. Ancak, bu yasalar› geri püskürtmek için KESK’in tek bafl›na yapaca¤› eylemlerin tek bafl›na yeterli olmayaca¤› aç›kt›r. Toplumun bütün kesimlerini ciddi anlamda olumsuz etkileyecek bu yasalara karfl› birleflik bir emek hareketini örmek gerekir. Bunun içinde en genifl eylem birlikteli¤ini yakalamak gerekir. Ayr›ca yasak savmac› ve protestocu eylem tarzlar› yerine halk›n deste¤ini yan›na alacak hak al›c› eylemlerin örgütlenmesi gerekir. Kamusal alan›n tasfiyesini hedefleyen, hizmeti al›n›p sat›lan bir meta haline getiren bu yasa halka ve emekçilere iyi anlat›lmal›d›r. Bu noktada KESK belirleyici olmal›d›r. Zaten flu anda yerellerde KESK bileflenleri h›zl› bir bilgilendirme ve bilinçlendirme etkinli¤i sürdürmektedir. Bu çal›flma devam edecektir, ancak yasa da h›zl› bir flekilde meclise gelmifltir. Bu bak›mdan da h›zl› hareket etmek ve uyan›k olmak flartt›r. Ayr›ca meclise endeksli bir mücadelenin baflar›l› olmad›¤› daha önceki pratiklerimizde görülmüfltür. Yani meclis genel kuruluna geldi¤i gün eyleme geçece¤iz türü aç›klamalar gücümüzü olumsuz yönde etkilemekte ve baflar›l› olunamad›¤›nda ise umutsuzlu¤a sürüklemektedir. O nedenle meclis genel kuruluna gelmeden bir mücadele bafllatmak ve sonuç al›ncaya kadar eylemleri ve direniflleri devam ettirmek gerekmektedir. Do¤rusunu söyleyecek olursak KESK’in son y›llarda ortaya koydu¤u mücadele tarz› fiili ve meflru bir mücadele tarz›ndan, hak al›c› bir mücadele tarz›ndan protesto edici bir tarza evrilmifltir. Görüflmeci, yasal bir tarz kitlelerin güveni-

21 Kasım-4 Aralık 2003 ni sarsm›fl ve eylemlere kat›l›m› zay›flatm›flt›r. Bu güne kadar gerçeklefltirilen devasa eylemlerde kazan›m elde edilememesi eylemlerin sönük geçmesini sa¤lam›flt›r. Yani KESK bugüne kadar bir çok f›rsat› kaç›rm›flt›r. ‹flçilerin, köylülerin, esnaf›n, ö¤rencilerin, iflsizlerin verdi¤i ve verece¤i mücadelelerle birlefltirilemeyen eylemlerimiz çok baflar›l› olamayacakt›r. Ama yine de umutsuzlu¤a kap›lmamak gerekir. Çünkü yoksul emekçi halklar›n ortak bir mücadele program› ortaya koyabilece¤i en uygun ortam bu ortamd›r. ‹flçiler topluluklar halinde iflten ç›kar›l›yor, ö¤renciler üzerinde YÖK bask›s› giderek art›yor, sokaklar terörize ediliyor, esnaf kan a¤l›yor, iflsizlik ve yoksulluk h›zla büyüyor. Bu ortamda birde bu yasan›n ç›kar›lmak istenmesi çeliflkileri derinlefltiriyor. Emekçi halk› birbirine yaklaflt›r›yor. Örne¤in Tarsus’ta Çukurova Tekstilden at›lan iflçilerin pratiklerinde bu yak›nlaflmay› görmek mümkündür. K›sacas› bu kölelik yasalar›na karfl› koflulsuz ortak mücadelenin yarat›lmas›n› sa¤lamak gerekiyor. - Son olarak söylemek istedi¤iniz bir fley var m›? - Bu yasan›n meclisten derhal geri çekilmesi talep edilmelidir. Bu yasalar y›rt›l›p at›lmal›d›r. Ancak bunun alternatifi olarak bugünkü durum savunulmamal› ve kamu yönetiminin demokratiklefltirilmesi için mücadele edilmelidir. KESK alternatif kamu yönetimi modelini en k›sa zamanda deklare etmelidir. Son söz olarak bu sald›r›, k›y›m, y›k›m ve kölelik yasalar›na karfl› bütün emek güçlerini ve halk›m›z› ortak mücadeleye davet ediyor ve sizlere de teflekkür ediyorum. Mücadele edenler her zaman kazanamam›flt›r ancak kazananlar hep mücadele edenler olmufltur.


16

21 Kasım-4 Aralık 2003

22

Dünümüzde gizli olan tarihimize sahip ç›karak teslimiyete ve reformizme karfl› dural›m!

TESL‹M‹YETTE B‹R ADIM DAHA, KADEK DE⁄‹L KONGRA-GEL “Bizler Mazlumun ard›llar›y›z. Eylem do¤ru anlafl›lmal›. ‹hanete, teslimiyete, inkara karfl› konulan bir eylemdir.” Diyarbak›r zindan›nda yaflanan teslimiyet, dörtlerin bedeninde harlanan direnifl atefliyle ve onlar›n tarihe geçen bu sözleriyle vücut bularak parçaland›. “Bizler Mazlumun ard›llar›y›z. Eylem do¤ru anlafl›lmal›. ‹hanete, teslimiyete, inkara karfl› konulan bir eylemdir.” Diyarbak›r zindan›nda yaflanan teslimiyet, dörtlerin bedeninde harlanan direnifl atefliyle ve onlar›n tarihe geçen bu sözleriyle vücut bularak parçaland›. Tarihi, salt zulümle yaz›lmad› TC’nin. Kürt ulusunun baflkald›r› ve isyan› da bu tarihte önemli bir yer tuttu ve tutmaya devam ediyor. Zorbal›kla bast›r›lan her direniflin kendi ba¤r›nda daha büyük direnifllerin zeminini oluflturmas›yla yaz›ld› Kürdün isyan ve zulüm dolu tarihi. Kendi ba¤›ms›zl›¤›n› ve özgürlü¤ünü elde etmenin yolu olarak zora dayal› olan bu sistemin karfl›s›na devrimci silahl› zorla ç›kmak bir zorunluluktu. Bedelleri a¤›r olan bu yolda yürümek ve bu bedelleri ödeyerek zaferi kazanmak, uzun erimli bir mücadelenin sonucunu almak Kürt halk› için büyük bir özlemdi. ‘84’de at›lan ilk kurflun ve bu anlamda yap›lan ilk hamle ülkemiz topraklar›nda yaflanacak olan önemli geliflmelerin de ilk ad›m› oldu. Tarih zulüm önünde bafl e¤mezli¤i ö¤rendi bu tarihi süreçte. Devletin katliamlar› aratmayacak uygulamalar›, bask› ve zoru hiç bitmedi dünden bugüne ve yar›na… Haf›zalar›m›zdan hiç silinmeyecekler yafland›. Halepçe katliam›n› neredeyse aratmad› daha sonraki y›llarda yaflananlar. Tek fark› vard› belki de zaman ve mekan farkl›yd›. Diyarbak›r, fi›rnak, Batman, Dersim zulümlerin ve baflkald›r›lar›n flehirleri haline geldi. Newroz kutlamalar›na yap›lan sald›r›lar, gözalt›nda kay›plar, yarg›s›z infazlar, demokratik kurumlar›n bombalanmas›, ev bask›nlar›, sokak ortas›nda insan kaç›rmalar, köy boflaltmalar ve daha birçok örnek bu tarihsel sürecin birer parças› haline geldi. Dün tam da bunlar› yaflarken, yaflad›klar›m›z›n ad› “ül-

ke bütünlü¤ü” içindi. Bugün yaflad›klar›m›z›n k›l›f› ise dünün devam›n› koruyarak “bar›fl ve demokrasi” için. Üstelik üstümüze olmayacak kadar dar olan bu elbise, sadece sistem taraf›ndan de¤il “bizi kurtulufla götürmesini bekledi¤imiz önderlik” taraf›ndan da giydirilmeye çal›fl›l›yor. BEDEL ÖDEYEREK YARATILAN TAR‹H‹ UNUTMAK ‹HANETT‹R Tarih, tüm yaflananlar gelece¤imize ›fl›k tutan önemli birikimleri ba¤r›nda büyüterek gelece¤e yön veriyor. Kürt ulusunun zengin tecrübeleri ise bir bütünlük içinde ö¤reterek tüm gerçekli¤ini koruyor. Bugün birileri bu tarihi çarp›tmaya çal›flsa da ya da tarihi tersinden yorumlamaya çal›flsa da yaflanm›fll›klarla tarih kimi zaman yorum gerektirmeyecek kadar aç›k ve ç›plak. Ve biz flunu da çok iyi biliyoruz ve ö¤reniyoruz ki bu tarihi çarp›tmaya çal›flanlar, yaflananlar› tersinden yorumlamaya çal›flarak, Kürt halk›na uygulanan zulmün temellerine minnet duysalar da Kürt halk› kendi tarihine ve gelece¤ine sahip ç›kacak dinamikleri kendi ba¤r›nda her zaman tafl›yacakt›r. Bu tarihi bizlere unutturmaya çal›flanlara iflte birkaç örnek; 1992 YILI NEWROZ KUTLAMALARI; Kürt ulusunun tarihinde isyan ve baflkald›r›n›n ad› olan Newroz o y›l da yine tüm coflku ve isyan›yla Diyarbak›r sokaklar›nda yak›lan atefllerle kutlanacakt›. Ancak devlet bu isyan› ve coflkuyu Kürt halk›na yaflatmamaya kararl›yd›. Evlerin çat›lar›nda uzun namlulu silahlarla, sokaklarda tanklarla askeri darbe görünümü içinde halk kutlamalara haz›rlan›yordu. 22 kifli katledildi o y›l Newroz kutlamalar›nda. Halk vur emirli anonslarla sokak

ortas›nda adeta kurfluna dizildi. 10 yafl›nda çocuklar vard› katledilenlerin aras›nda. Ve yine 10 yafl›ndaki çocuklar›n gözü önünde katledildi en sevdikleri. Ve ölülerini evlerinde saklayan aileler yine gizlilikle topra¤a verdiler cenazelerini. Panzerin alt›nda ezilen çocuk bedenler sokaklarda kald›. Aç›lan yayl›m ateflleriyle birçok evin duvarlar› savafl görüntülerini and›r›yordu. Yaral›lar… Kolu ve baca¤› kopan küçük bedenler yine. Yüzleri tan›nmayacak halde olanlar ve ayakkab›lar› gerilla ayakkab›lar›na benzedi¤i için günlerce iflkence alt›nda kalanlar. Ve 22 Mart günü güneflin ilk ›fl›klar› sokaklarda ölülerin üzerine do¤du o gün… YIL 1993: L‹CE KATL‹AMI 22 Ekim 1993 Diyarbak›r’›n Lice ilçesinde bir katliam ve direniflti yine yaz›lanlar. Kimyasal silahlar kullan›larak 380 Kürt katledildi. Katliam s›ras›nda d›flar› ç›kmalar› yönünde anons yap›lan halk, evlerinden d›flar› ç›kt›¤›nda önce tarand›, ard›ndan lav silahlar›yla yak›ld›. Bu vahfletin foto¤raf›n› en yal›n çizen ise 8-9 yafllar›ndaki küçük çocu¤un a¤z›ndan ç›kan o iki sözcük oldu: “Berxwedan Jiyane” Bu katliam ve direnifl örnekleri daha da ço¤alt›labilir. Çocuklar›m›z›n yüzlerine d›flk› sürdürülerek sokaklarda teflhir edilmeleri yaflanan bu katliamlardan daha hafif bir olay de¤il. Devletin tüm talepleri sald›r›yla yan›tlamas› dün yukar›da örne¤ini verdi¤imiz katliamlardan farkl› bir zihniyet de¤ildir. Bu katliamlar ise bugün Abdullah Öcalan ve Ulusal Hareket önderli¤i taraf›ndan vurguland›¤› gibi Türkiye’ye bar›fl ve kardeflli¤in ya da demokrasinin getirilmesi için yap›lmas› gereken katliamlar de¤ildir. Bu katliamlar TC faflizminin bir ulusun inkar› ve imhas›

için yapt›¤› katliamlard›. PKK’DEN KADEK’E UZANAN Ç‹ZG‹ Abdullah Öcalan’›n yakalanarak ‹mral› adas›na götürülmesiyle daha da geliflen reformist mücadele hatt› kendisini o güne kadar yaflanan geliflmelerde gösterdi. Ulusal hareket tafl›d›¤› devrimci de¤erlerden yavafl yavafl ar›narak bugünkü sürecine geldi. Bir anlamda bugünü ve yar›n› dünden belli olan ulusal hareket ideolojik olarak üzerinde durdu¤u zeminle bugününü ad›m ad›m iflletti. Yap›lan her kongrede devrimci ö¤eler biraz daha törpülenerek tasfiye edildi. Bayrakta tafl›nan amblemin de¤ifltirilmesiyle bafllayan süreç, bugün örgütlülü¤ün feshedilmesine kadar geldi ve önümüzdeki dönem devletle uzlaflma noktas›nda at›lacak daha ileri ad›mlarla bu tarihsel süreç iflletilecek. “Kürt sorununun çözümü devletle yürütülecek pazarl›k masalar›nda halledilecek” politikas› taleplerin daha da gerilemesini beraberinde getirecek. Dün kendi devletini isteyen Kürt ulusu bugün Kürtçe dil kurslar›n›n aç›lmas›yla, Kürt isimlerinin kullan›lmas›na izin vermekle yetinecek. Ve bu isimler sokakta d›flk›yla gezdirilen insanl›¤›m›zla kulland›r›lacak. Kürt sorununun çözümünde bu geri ad›mlar örgütlülü¤ün da¤›t›lmas›n› da beraberinde getirdi. Abdullah Öcalan’›n yakalanmas›n›n ard›ndan h›zlanan bu süreçte Ulusal hareket yapt›¤› konferansta PKK’yi tasfiye ederek kendi deyimleriyle “Leninist örgütlenmeyi aflarak” tasfiye yolunda h›zla ad›mlar att›. K›sa bir süre önce Kürt sorununun çözümünde 3 aflamal› çözüm yolu olarak ortaya konulan proje gere¤ince taleplerin daha gerilemesi, gerillan›n büyük bir bölümünün silahs›zland›r›larak da¤›t›lmas›


22 ve “çözüm masas›nda” pazarl›klar›n yürütülmesi ve bunun içinde ülkeye çözüm heyetlerinin gönderilmesi kararlaflt›r›ld›. Ancak ne yaz›k ki bu geri ad›m da TC için yetmedi ve yan›t “teröristli¤ini koruyor” yönünde oldu. Devlete göre bunlar yine bir aldatmacayd› ve yetmiyordu. ABD’nin Irak’a sald›r›s›nda somutlanan bu tasfiyeci politika, Irak’ta kan› ak›t›lan mazlum halk› bir kenara b›rakarak ABD’nin peflinden pazarl›k yürütmek için koflma politikas› oldu. Yap›lan aç›klamalarda ABD’ye ak›l hocal›¤› yap›larak Türkiye’nin gerçek bir müttefik olmad›¤› vurgulan›rken müttefiklik konusunda adres kendileri olarak gösterildi. Halk›n bilincinde bulan›kl›k yaratma amaçl› yap›lan “biz Irak’a bar›fl götürüyoruz” söylemi ulusal hareketin önderli¤i taraf›ndan da adeta benimsenerek ça¤dafllaflman›n adresi olarak ABD verildi. Ancak bunca taviz de ifle yaramad›. TC Türkiye Kürdistan›’nda ABD’den ald›¤› destekle operasyonlar›na h›z verdi. Yani ABD’nin her iki taraf› da elinde tutma politikas› bir anlamda amac›na ulaflt›. Belli anlamda bu süreçte hem KADEK’e hem de TC’ye gülümsedi. Tasfiye sürecinin ad›mlar›n› h›zland›ran KADEK, bu dönemde açt›¤› çeflitli kampanyalarla “demokratikleflme” ad›mlar›n› att›. Bu politikayla Kürt halk›n› kendi çeperinde ve bünyesinde tutmay› sa¤lad›. Y›llard›r ödenen bedellerin ve ac›lar›n bedeli Kürtçe isim kullanma serbestli¤i olunca kazan›lm›fl zaferlerden dem vuruldu. KADEK’DEN KONGRA-GEL’E Ça¤›n gerekleri yerine getirilerek(!) KADEK feshedildi ve Kongragel dönemi aç›ld›. Gerekçe ise sonuç bildirgesinde flöyle aç›klan›yor; “Özgürlük ve demokrasi mücadelesinde yeni bir 盤›r”. PKK’nin feshi s›ras›nda “Leninist parti örgütlenmesi” tasfiye edilirken KADEK’in tasfiye gerekçesi ise flu flekilde belirtiliyor; “Demokratik ekolojik sisteme denk düflecek yeni bir örgütsel yap›lanman›n yolunu açmak; Kapsay›c›, demokratik, özgür kat›lma imkan veren ve Leninist parti etkilerini aflan yeni bir yap›lanmaya yol açmak; Bu temelde Kürtleri temsil edebilecek, uluslararas› kriterlere uygun, meflru, demokratik ve yasal siyaset yapabilen bir muhatapl›k durumunun geliflmesinin yolunu açacak.” KADEK feshedildi ancak ulusal savunma anlay›fl› korunarak gerilla “varl›¤›n›” koruyacak anlay›fl› da bu de¤iflim içinde belirtildi. Sadece savunma için silah tafl›yacak olan Halk Savunma Güçleri evrensel savunma anlay›fl› kriterlerine ba¤l› olarak varl›¤›n› koruyacak. Çözüm paketi olarak konulan Yol Ha-

17 ritas› ise yeni düzenlemeyle yeniden biçimlendirilerek devam edecek. “Bar›fla bir katk› da sen sun” kampanyas› bu anlay›flla daha da geniflletilerek devam ettirilecek. Örgütlenmeyi “ekolojik” bir anlay›flla ele alacaklar›n› söyleyen ulusal hareketin önderli¤i bu modeli nas›l uygulayacak merakla bekleniyor. Yani bundan sonra ulusal hareket de¤il de bir çevre örgütlenmesi mi olacak? Sosyal yaflam›n örgütlenmesinde “demokratik-ekolojik” bir anlay›flla hareket edeceklerini

söyleyen ulusal hareketin bu anlay›fl›n› nas›l somutlayaca¤›n› önümüzdeki dönem daha net görece¤iz. Bundan sonra geri ulusal taleplerin yan›s›ra ekolojik sorununda m› çözümüne yo¤unlafl›lacak? Gerillan›n korunmas› ise Kürt halk›n›n aldat›lmas›ndan öte bir anlam ifade etmiyor. Halk› mevcut yap›lanman›n içinde tutup, koruyabilmek için bu söylemi s›kl›kla vurgulama ihtiyac› duyuluyor. Halk›n gerilla mücadelesine olan güven ve inanc› bu söylemlerle diri tutulmaya çal›fl›l›yor. Ve ça¤dafllaflman›n adresi yine ABD gösteriliyor ve at›lan bu ad›-

m›n ard›ndan ABD’nin arabuluculuk yaparak Kürt sorununun çözümünde ad›m at›lmas› isteniyor. “Ça¤dafl” ABD’nin “ça¤dafll›k” ve “uygarl›k” götürece¤i söylemiyle sald›rd›¤› Irak’ta yaflananlar› hepimiz biliyor ve görüyoruz. Katledilen binlerce masum halk, tecavüz edilen kad›nlar, parçalanan yüzlerce aile... Arabuluculuk yapt›¤› Filistin topraklar›nda Filistin halk›n›n yaflad›klar› gözler önünde. Bugün Kürt halk› için yapaca¤› “çözüm” arabuluculu¤unda ise nas›l bir durum yafla-

naca¤› bu pratiklerde oldukça somut ve nettir. Kürt halk› potansiyel terörist, ulusal hareket terör bafl›. Bu yüzden de ezilmeli ve yok edilmeli. ‹flte ABD’nin arabuluculuk anlay›fl› bu. ‹SYAN VE BAfiKALDIRININ S‹MGES‹ OLAN BU TAR‹H B‹Z‹M Tüm Ortado¤u için bar›fl söylemiyle yap›lan bu son de¤iflikliklerin devlet taraf›ndan nas›l yan›tland›¤› gözleri oyularak ellerimize teslim edilen, kimsesizler mezarl›¤›na gömülen gerilla cenazelerimizde kendini gösteriyor.

Gerillan›n korunmas› ise Kürt halk›n›n aldat›lmas›ndan öte bir anlam ifade etmiyor. Halk› mevcut yap›lanman›n içinde tutup, koruyabilmek için bu söylemi s›kl›kla vurgulama ihtiyac› duyuluyor. Halk›n gerilla mücadelesine olan güven ve inanc› bu söylemlerle diri tutulmaya çal›fl›l›yor.

21 Kasım-4 Aralık 2003 D›flk› sürülerek sokakta gezdirilen çocuklar›m›z›n çaresiz, utangaç bak›fllar›nda yan›t buluyor. Analar›m›z›n hâlâ dinmeyen gözyafllar›nda buluyor. May›n dolu topraklar›m›zda kollar›, bacaklar› kopan çocuklar›m›zda buluyor. En demokratik hakk›m›z için ç›kt›¤›m›z sokaklarda üzerimize inen coplarda ve dipçiklerde yan›t buluyor. Kan gölüne döndürülen Ortado¤u halklar›n›n ak›t›lan kan›yla yan›tlan›yor. ‹nkar ve imhay› içeren katliamlar bugün unutturulmaya çal›fl›larak, yürütülen hakl› savafl›n gereksizli¤inden dem vurularak bu mücadelenin ça¤›n gereklerini karfl›lamad›¤› ifade ediliyor. Ve ça¤›n gerekleri yerine getirilmeye çal›fl›l›rken verdi¤imiz el yetmiyor kolumuz isteniyor. Bununla da bitmiyor istekler ve kendimizi yok saymam›z isteniyor. “Yurtta Sulh Cihanda Sulh” anlay›fl› önümüze konularak bu masala inanmam›z isteniyor. Ülkede bar›fl, imham›z üzerine kurulu iken dünyada bar›fl ise bir avuç haydutun ç›karlar› için dünya halklar›n›n kan›n› ak›tmas› felsefesi, ça¤dafll›¤›n slogan› olarak gösteriliyor. Kemalizmin yurtta bar›fl anlay›fl›n› ‘38 Dersim isyan›ndan bugüne kadar çok defa gördük ve yaflad›k. Bundan de¤il miydi baflkald›r›fl›m›z ve isyan ediflimiz. fiimdi bu baflkald›r›y› ve isyan› devral›rken geçmiflimizden ve tarihimizden ö¤renerek ihanetin, teslimiyetin örmeye çal›flt›¤› bu çemberi y›kacak olan yine bizleriz. Tarih bu yönüyle diyalektik olarak hükmünü koruyarak devam edecektir. Günefl art›k sokaklarda ç›plak yatan ölülerimiz üzerine de¤il gerçek özgürlü¤ümüzü kazand›¤›m›z günler için do¤acaksa teslimiyetin ve reformizmin çemberine karfl› ç›karak dünümüze ve yar›n›m›za sahip ç›kal›m.


21 Kasım-4 Aralık 2003

18

22

AKP hükümetinin çal›flmalar›n› h›zla sürdürdü¤ü ve “kamuda devrim” olarak yans›tt›¤› Kamu Yönetimi Reformu dizginsiz bir özellefltirme, esnek çal›flma ve kazan›lm›fl haklar›n gasp edilmesi furyas›ndan baflka bir fley de¤ildir

Kamu Yönetimi Reformu; dizginsiz sömürü ve özellefltirme demektir! Devletin halka dönük genifl çapl› sald›r›s›n›n önemli bir aya¤›n› oluflturan Kamu Yönetimi Reformu bütün düzenlemeleri ile birlikte tüm kamusal alan›n özellefltirilmesi ve emperyalist talana daha aç›k hale getirilmesi anlam›na gelmektedir. Reform ad› verilen bu düzenlemenin as›l amac› kamu emekçilerinin ekonomik ve sosyal haklar›n› gasp ederek emperyalistlerin planlar›n› hayata geçirmektir. Hedeflenen kesim yani kamusal alan emperyalistler aç›s›ndan oldukça ifltah kabartan verimli bir sektördür. Kamu hizmetlerinin emperyalist flirketlere devredildi¤i süreçte sadece ekonomik anlamda elde edilecek rakam düflünüldü¤ünde dahi akl› zorlayacak veriler ortaya ç›kmaktad›r. Çünkü kamu hizmetleri niteli¤i gere¤i genifl bir kesimin ihtiyaçlar›n› karfl›lamaktad›r. Örne¤in e¤itim ve sa¤l›k gibi. Bu egemenlerin ifltah›n› kabartan bir durum iken ayn› zamanda yasadan etkilenecek kitlenin de geniflli¤ini göstermektedir. Her fleyden önce bu tasar› yasalara uygun de¤ildir. Tasar› metninde baz› maddelerin alt›nda “Anayasan›n … maddesinde de¤ifliklik gerekebilir ya da gerekir” ifadesi yer almaktad›r. Yani bu yasa ç›kt›ktan sonra devlet “Ana” yasay› bu tasar›ya uygun hale getirecektir. Yasay› kendi maddeleri ile birlikte ele alarak ad›n› koymaya çal›fl›rsak onu özetleyen en önemli maddelerden birisi de “Kamu kurum ve kurulufllar› piyasada rekabet koflullar› içinde üretilen mal ve hizmetleri üretemez ve piyasaya haks›z rekabet oluflturulamaz. Bu ilkelere ayk›r›l›k teflkil eden bütün birimler tasfiye edilir ve yenileri kurulmaz” maddesidir. Bu flu demektir: E¤er bir hizmeti bir firma üretiyor ya da herhangi bir fiyattan veriyor ise devlet ya da herhangi yerel yönetim bu hizmeti daha ucuza üretse de halka veremeyecektir. Dahas› zaten üretiyor ve veriyor olsa bile bu kurum ve kurulufllar derhal tasfiye edilecektir. Bunun en bariz örne¤i halk ekmek fabrikalar›d›r. Tasar›n›n yasalaflmas› ile birlikte ilk olarak kapat›lacak olan bu fabrikalard›r. Ayn› fley e¤itim ve sa¤l›k için de geçerlidir. Devlet ya da yerel yönetimler taraf›ndan daha ucuz, daha temiz, daha etkin sa¤l›k ve e¤itim hizmetlerinin verilmesi yasa ile yasaklanmaktad›r. Kurulan bu mekanizmayla genifl görev ve yetkilere kavufltu gibi görünen yerel yönetimler asl›nda birer aktarma merkezi gibi kullan›lmaktad›r. Yani taslak asl›nda söylendi¤i gibi yerel

Yani taslak asl›nda söylendi¤i gibi yerel yönetimleri güçlendirmeyi de¤il her türlü hizmeti yerel yönetimleri kullanarak emperyalist tekellere açmay› hedeflemektedir. Örne¤in flehirlerin su ihtiyac›n› karfl›layan barajlar, belediyelerin su iflletmecili¤i, çöp toplama ifllemleri, metro ya da rayl› sistem vb. gibi yerel yönetimlere aktar›lan hizmetler birer birer emperyalist yöganlaflirketlerin kâr araçlar› netimler› ile yanhaline gelecektir. ri güçlendirmeyi de¤il her türlü hizmeti yerel yönetimleri kullanarak emperyalist tekellere açmay› hedeflemektedir. Örne¤in flehirlerin su ihtiyac›n› karfl›layan barajlar, belediyelerin su iflletmecili¤i, çöp toplama ifllemleri, metro ya da rayl› sistem vb. gibi yerel yönetimlere aktar›lan hizmetler birer birer emperyalist flirketlerin kâr araçlar› haline gelecektir. Böylece bu durum bir yandan bölgesel eflitsizlikleri art›r›rken bir yandan da bu hizmetlerde yaflanacak fiyat art›fllar› yüzünden halk birçok ihtiyac›n› gideremeyecek duruma gelecektir. 2003 y›l›n›n Nisan ay›nda Bakanlar Kurulu’nda gündeme getirilip görüflülen “Kamu Yönetimi Reformu” toplam dokuz tasar› ve taslaktan olufluyor. Maddeler halinde bunlar› özetlersek; 1) Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasar›s› 2) Kamu Personel Rejimi Yasa Tasar›s› 3) Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu Tasla¤› 4) Özel ‹dare, Büyükflehir ve Belediye Kanunu Tasla¤› 5) Bölge Kalk›nma Ajans› Kanunu Tasla¤› 6) Üst Kurullar Kanunu Tasla¤› 7) K‹T Yasa Tasla¤› 8) ‹dari Usul Taslaklar› 9) Sosyal Sigorta Sistemi ‹çin Haz›rl›klar AKP hükümetinin “kamuda büyük reform” hatta “kamuda devrim” slo-

s›tt›¤› ancak içerdi¤i hükümler ve getirdi¤i yenilikler(!) ile asl›nda kamuda “reform” de¤il tam anlam› ile deprem yaratan tasar› mecliste görüflülüyor. Tar›m sektöründen kamu çal›flanlar›na kadar genifl bir yelpazeyi etkileyen bu yasay› di¤er y›k›m yasalar› ve imzalanan anlaflmalar ile birlikte ele almak daha anlafl›l›r k›lacakt›r. Yasan›n özellikle ba¤lant›l› oldu¤u iki noktadan birincisi GATS di¤eri ise Yerel Yönetimler Yasas›. Bu iki nokta ile beraber al›nd›¤›nda kamuda tam anlam› ile deprem niteli¤inde olan bu tasar›n›n getirileri daha net görülecektir. Emperyalistlerin yerellefltirme-özellefltirme sald›r› denklemi içerisinde ele al›nmas› gereken bu yasa, birçok kurumun özellefltirilmesinin kap›lar›n› ard›na kadar açmakta; adeta ülke ekonomisinin bel kemi¤i olan baz› kurumlar› tasfiye etmenin alt›na imzas›n› atmakta; GATS hükümleri ve Yerel Yönetimler Yasas› ile birlikte ele al›nd›¤›nda birçok hizmet sektörünü yabanc› tekellere devretmektedir. Dünya Ticaret Örgütü eski baflkan› Renato Roggerio’nun “korkar›m flu anda ne hükümetler neyin alt›na imza att›klar›na ne de flirketler ne kazand›klar›n›n fark›nda de¤iller” diyerek yorumlad›¤› GATS hükümleri üzerinde yap›lan küçük bir inceleme dahi ne denli büyük boyutlarda bir sömürü sald›r›s› ile karfl› karfl›ya olundu¤unu göstermeye yetecektir. Aç›l›m›

“Hizmet Ticareti Genel Anlaflmas›” olan GATS’›n hükümleri oldukça genifl. ‹flte bunlardan baz›lar›; * Telekom, posta hizmetleri, görsel ve iflitsel iletiflim hizmetleri de dahil olmak üzere iletiflim * ‹nflaat ve ba¤lant›l› mühendislik hizmetleri * E¤itim * Su iletim sistemleri, enerji ve at›k su iflleme * Tüm çevresel hizmetler * Kültürel ve sportif hizmetler * Kara, hava, deniz ve tüm ulafl›m hizmetleri * Sosyal hizmetleri de kapsayacak flekilde sa¤l›k ve ba¤lant›l› hizmetler Tüm bu kapsama alan› ile birlikte bak›ld›¤›nda emperyalistlerin yerelleflme-özellefltirme denklemi alt›nda hedefledikleri vurgunun ne kadar büyük oldu¤unu görebiliyoruz. Söz konusu bu anlaflmaya göre her fleyin “serbest dolafl›ma” tabi oldu¤u dünyada kamu hizmetleri de “serbestleflme”lidir. Yukar›da sayd›klar›m›z›n yan›nda GATS o kadar genifl bir anlaflma ki hapishaneleri dahi içine alm›fl durumda. Türkiye’de hapishanelerde yaflanan geliflmeleri ve özellikle L tipi hapishanelere yap›lan vurguyu da bu kapsamda de¤erlendirmek gerekir. Bu konuda ABD’de hapishanelerde yaflananlar örnektir. ABD’de halihaz›rda kâr amac› ile faaliyet yürüten 193 “hapishane iflletmesi” bulunmaktad›r. Bu flirketlerin sadece hapishaneler üzerinden elde ettikleri y›ll›k 1 milyar dolar gibi bir kâr rakam› da düflünüldü¤ünde yaflanan vurgunun boyutu ve GATS anlaflmas› ile hedeflenen yelpazenin geniflli¤i anlafl›labilir. Di¤er alanlarda yaflanan y›k›m da eklendi¤inde ve Kamu Reformu Yasa Tasar›s› ekseninde ele al›nd›¤›nda yap›lacak “vurgu”nun ve kamuda yaflanacak depremin boyutlar› anlafl›labilir. Türkçede kullan›m› aç›s›ndan bak›ld›¤›nda halka daha yak›nlaflma, hizmetlerin halka yak›n birimler taraf›ndan yerine getirilmesi anlam›na geldi¤i için özellikle kullan›lan “yerelleflme” burada asl›nda halka inmek bir kenara, halka sunulan tüm hizmetleri özellefltirmek anlam›na gelmektedir. Köy hizmetlerinden trafik hizmetlerine kadar birçok hizmet sektörü yabanc› tekellere devredilerek özellefltirilmektedir. Yerellefltirme ad› alt›nda özellefltirme diyebilece¤imiz bu yasa ile bafll›ca kamu görevleri egemenlerin deyimi ile yerel yönetimlere ancak asl›nda emperyalist flirketlere devrediliyor.


22 KAMU ÇALIfiANLARININ ÖRGÜTLENME KOfiULLARI ZORLAfiIYOR VE ÇALIfiAN SAYISI AZALTILIYOR Bu aç›dan bak›ld›¤›nda Türkiye’de bulunan yaklafl›k 1.5 milyon kamu çal›flan›n›n yasan›n uygulanmaya konmas›n›n ard›ndan yaflayaca¤› s›k›nt›lar›n artaca¤›n› görmek için çok uzak görüfllü olmaya gerek yok. Yasa ile çal›flma koflullar› alt üst edilen kamu çal›flanlar› için en önemli sorunlardan biri yasa gere¤i kamu çal›flanlar›n›n say›s›n›n azalt›lmak istenmesi. Bunun yan›nda Kamu Yönetimi Temel Kanunu’na göre ‹çiflleri, Maliye ve Çal›flma Bakanl›klar› taflrada valilik yönetiminde örgütlenebilecek. Milli E¤itim Bakanl›¤›, Sa¤l›k Bakanl›¤›, Kültür ve Turizm Bakanl›¤›, Çevre ve Orman Bakanl›¤›, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Genel Müdürlü¤ü, Sanayi ve Ticaret Bakanl›¤›, Gençlik ve Spor Genel Müdürlü¤ü ve Köy Hizmetleri Genel Müdürlü¤ü il özel idare ve belediyelere devredilecek. Bu durumda bu sektörlerde çal›flan 1.5 milyon emekçi yerel yönetimlere devredilmifl olacak. Bu hem sendikal anlamda bir bütün olarak belli s›k›nt›lar yarat›rken di¤er yandan da iflten atmalarla birlikte kamu çal›flanlar› için bir y›k›m anlam›na gelmektedir. Tasar›da “kald›r›lacak”, “özellefltirilecek” veya “baflka birimlere ba¤lanacak” belirlemeleri baflta kamu emekçileri olmak üzere onlarla ba¤lant›l› olarak birçok insan› etkileyecektir. Yasa ile asl›nda emekçiler yok say›lmakta ve yok edilmeye çal›fl›lmaktad›r. Yine yasa ile birlikte getirilen esnek çal›flma vb. di¤er koflullar› tek bir cümle ile özetlersek; “Kamu çal›flanlar›n›n say›s›n›n azalt›lmas›, sözleflmeli personelin yayg›nlaflt›r›lmas›, esnek istihdam uygulanmas›, performansa dayal› ücret.” Yasan›n maddeleri incelendi¤inde ç›kan sonuç, kamuda personel say›s›n›n fazla oldu¤udur. Ancak bu say›n›n neden, neye göre fazla oldu¤u belirtilmemifl, belirsiz b›rak›lm›flt›r. Yap›lan tek belirleme 2.6 milyon civar›nda bir fazlan›n oldu¤u; genel idari hizmetlerde çal›flan 320 bin, yard›mc› hizmetler s›n›f›nda 150 bin personelin halka hizmet etmek yerine yöneticilere hizmet etti¤i

19 iddias›. Bu kaba hesaba göre devlet 450-500 aras› çal›flan›n “fazla” oldu¤unu iddia etmektedir. Neye göre fazla oldu¤u, bu fazlan›n nas›l eritilece¤i ve iflten at›lanlar›n ondan sonra ne yapacaklar› konusunda ise devlet sessizli¤ini korumaktad›r. Aç›kt›r ki bu “fazla”, iflten atmalar, erken emeklilik vb. yollardan eritilmeye çal›fl›lacakt›r. AKP hükümeti bu fazlay› eritmenin yollar›ndan biri olarak flimdiden kendi iste¤i ile iflten ayr›lanlar için ayr› bir fon oluflturma çal›flmalar›na bafllam›flt›r. Kald› ki sürekli kamuda fazla olarak gösterilen rakamlara bakt›¤›m›zda da asl›nda “fazla” olarak, “s›rtta kambur” olarak gösterilmeye çal›fl›lan›n kambur veya fazla olmad›¤›n› görüyoruz. Öyle ki yap›lan bir araflt›rmaya göre Finlandiya’da her 10, Kanada’da her 12, ‹rlan-

da’da her 14 kifliden biri kamu personeli durumunda iken Türkiye’de bu rakam 30 kifliden biridir. Yani devlet her ne kadar kadronun fliflkin oldu¤unu iddia etse de rakamlar ayr› bir dilden gerçekleri yans›tmaktad›r. Yine yasa tasla¤›nda aç›k olarak ifade edilen bir baflka sald›r› da esnek çal›flmad›r. “Sözleflmeli Personel” olarak yuvarlat›lmaya çal›fl›lan esnek çal›flma Yeni ‹fl Yasas› ile beraber ele al›n›nca geçici, mevsimlik, k›smi gündelikçi, ça¤r› üzerine, kiral›k çal›flman›n habercisi olmaktad›r. Yasa ile ayr›ca “performansa daya-

l› ücret sistemi” de getirilmektedir. AKP hükümeti taslakta “kamuda yöneticiler ile çal›flanlar aras›nda yap›lacak sözleflmelerde performans sistemi gelifltirilecek, uzun vadede performansa dayal› ücret sistemine geçilecek” demektedir. Bu bir yandan çal›flanlar› kendi aralar›nda yar›flt›rmak anlam›na gelirken di¤er yandan ise iflyerinin kârl›l›¤› aç›s›ndan düflünüldü¤ünde kiflisel performans iyi olsa bile ücretlerin düflük tutulmas›n›n yolunu açacakt›r. YERELLEfiT‹RMEÖZELLEfiT‹RME DENKLEM‹NDE SA⁄LIK VE E⁄‹T‹ME DARBE Tasar›n›n geçici maddelerinde e¤itimin ticarileflmesi “bu kanun yürürlü¤e girdi¤i tarihte; MEB taflra teflkilat›n›n görev ve yetkileri ile bina, okul araç, gereç, tafl›n›r, tafl›nmaz mallar›, alacak ve borçlar›, bütçe ödenekleri ve kadrolar› ile birlikte il özel idarelerine devredilmifltir” denilerek itiraf edilmektedir. Birinci olarak di¤er kamusal alanlarda da geçerli oldu¤u gibi bu de¤iflikli¤in sadece kendisinin bile onlarca sorunu beraberinde getirece¤i aç›kt›r. E¤itim, bir bütün olarak devlet taraf›ndan yap›ld›¤› bu koflullarda içler ac›s› bir durumda iken bu ifli olanaklar› oldukça s›n›rl› olan yerellere devretmenin getirece¤i zorluklar ortadad›r. Yine önemli bir sak›nca olarak ortaya ç›kacak o l a n geliflme de e¤itimin yerelleflmesi ile birlikte ortaya ç›kacak eflitsizliklerin iyice artmas›d›r. E¤itimi ticari bir meta ve al›nd›¤›nda bedeli ödenmesi gereken bir olguya çeviren yasa, y›llard›r uygulamaya sokulmaya çal›fl›lan “Geçici ö¤retmenlik”, “Sözleflmeli ö¤retmenlik”, “ Vekil ö¤retmenlik”, “ders ücreti karfl›l›¤›nda çal›flma” uygulamalar› ortaya ç›kacakt›r. E¤itimde yaflanacak bu s›k›nt›lar›n benzerleri sa¤l›kta da yaflanacakt›r. Kamu Yönetimi Temel Kanunu tasar›s›na göre Türkiye’de oldukça önemli bir yer tutan sa¤l›k müdürlükleri ifllevsiz hale getirilecek. Sa¤l›¤›n özellefltirilmesi diyebilece¤imiz bu uygulama ile y›llard›r birçok hastanede görülen yemek, çama-

21 Kasım-4 Aralık 2003 fl›r, temizlik, güvenlik vb. hizmetlerin tafleronlaflmas›, yabanc› flirketlerle ortaklafl›lmas› ve böylece onlara devredilmesi gündeme gelmektedir. Sa¤l›k alan›ndaki bu uygulamalar yeni de¤ildir. De¤iflen tek fley bu uygulamalar›n daha da boyutlanmas›d›r. Böylece hastaneler bölüm bölüm sat›lacak; bir klinik, bir laboratuar yabanc› flirketlere devredilebilecektir. Ad›n› dizginsiz bir özellefltirme furyas› olarak koyabilece¤imiz bu uygulama ile sa¤l›k hizmeti de bedelini ödedi¤inde yararlanabilece¤imiz bir duruma getirilecektir. Bu duruma bir örnek olarak Kenya verilebilir. Kenya’da 1989 y›l›na kadar tüm halk sa¤l›k hizmetlerini bedava al›yordu. Ancak 1989’dan sonra Kenya devleti kamu harcamalar›n› azaltma ad›na ve GATS hükümleri gere¤i “kullan›c› katk›s›” uygulamas›na bafllad›. Art›k Kenya’da sa¤l›k hizmetlerine ulaflmak imkans›z hale geldi. Gelinen aflamada Kenya’da paras› ve sigortas› olmayan hastalar yaflamsal riskleri bile olsa paralar›n› ödeyemiyorlarsa tedavi olamamakta, hastane faturas›n› ödeyemeyenler hasta yataklar›na zincirle ba¤lanmaktad›r. Bu aç›dan bak›ld›¤›nda yasan›n temel amac› kamu hizmetlerini özellefltirmektir. TARIMA SON DARBE; ÜRET‹C‹YE DESTEK YER‹NE KÖSTEK Tasar›n›n getirdi¤i yeni düzenlemelere göre Tar›m ve Köy ‹flleri Bakanl›¤›’n›n merkez teflkilat› daralt›lmakta, taflra teflkilatlar› ise il özel idarelerine devredilmektedir. Bu kurumlarda çal›flanlar ise kamu çal›flan› statüsünden ç›kart›lmaktad›r. Di¤er sektörde oldu¤u gibi tar›m kurulufllar› üzerinde planlanan dizginsiz sömürü özellefltirmelerle devam etmektedir. Örne¤in Tar›m ‹flletmeleri Genel Müdürlü¤ü, Türkiye fieker Fabrikalar› A.fi. Genel Müdürlü¤ü’nün özelleflmesi flimdiden gündemdedir. Bunun yan›nda kald›r›lacak kurumlar ise Devlet Su ‹flleri Genel Müdürlü¤ü, Türkiye Zirai Donat›m Kurumu, Tar›m Reformu Genel Müdürlü¤ü, GAP Dairesi Baflkanl›¤›’d›r. Belirtilen bu kurumlar her ne kadar mevcut durumlar› itibar› ile vermeleri gereken hizmeti vermese de kald›r›lmalar› durumunda üretici tohum, gübre, su da¤›l›m›, ürün iflleme vb. hizmetlerden tamamen yoksun kalacakt›r. Devletin tar›m sektöründen elini ete¤ini tamamen çekmesi anlam›na gelen yasa tasar›s›, zaten mevcut politikalar ile beli bükülen köylüleri iyice k›skaca almaktan baflka bir anlam tafl›mamaktad›r. Sözleflmeli çiftçilik bundan sonras› için verilebilecek en basit ve anlafl›l›r örnek. Üreticinin karfl›s›ndan devleti kald›r›p tekellerin yerlefltirilmesi olan sözleflmeli çiftçilik vb. uygulamalar›n her alanda yayg›nlaflmas› demek olan bu yasa tasar›s› ile tar›msal K‹T’lerin özelleflmesi sonras› onlardan boflalan yeri emperyalist flirketler alacakt›r. Bu durumda do¤al olarak kaybeden yine üretici, kazanan ise yine emperyalist flirketler olacakt›r.


21 Kasım-4 Aralık 2003

20

22

Hatalar› düzeltmek ‹NCE B‹R SANAT ‹fi‹D‹R Hatalar›m›zdan her ar›nma baflar›s› s›n›f mücadelesinde usta bir militan olmam›z› sa¤layacakt›r Hatalara yaklafl›m geliflim göstermede, ilerlemede, baflar›l› olmada temel bir sorundur. Bu sorunda zaafl› davrananlar›n baflar›l› olma ihtimalleri ya hiç yoktur, ya da baflar›lar› süreklilik içermez. Bizim gibi devrimci politika ile iç içe olanlar, sömürülen halk kitlelerinin, esas olarak da proletaryan›n muzaffer olmas› için mücadele edenlerin, nicelik olarak zay›f olanlar›n bu sorunla iliflkisi bu bak›mdan oldukça önemlidir. Hatalar› düzeltmekte dirayetsiz, yeteneksiz ve cahil olanlar›n bunu tersine çevirmeleri ve hatalar›n nas›l düzeltilece¤i konusunda bilinçlenmeleri katiyetle bir zorunluluktur. Ve, hatalar› düzeltmek kesinlikle bilinçli bir u¤rafl›; hedefe, davaya ba¤l›l›kta kesin bir itaati gerektirir. Yap›lan ifle, hedefe, davaya ba¤l›l›kla bütünleflen her düzeltme hareketinin baflar›l› olabilmesi için, bununla birlikte, ayn› zamanda aç›k bir duyarl›l›k ve ifl görmede bir hüner ve incelik gerekir. Bir tafltan insan sureti yapmak gibi, tuvale manzaray› nakfletmek gibi… Hatalar› düzeltmek de bir sanat u¤rafl› gibi incelikli bir ifltir. Bu incelik, gücünü bilimsel bir yöntemle sarf edilen yo¤un emek ve gösterilen proleter sab›rdan al›r. Bu sabr›, bu yo¤un eme¤i ortaya koyamayanlar, yoldafllar›n hatalar›n› düzeltme becerisini gösteremezler. Hatalar› düzeltme sanat›nda bu duyarl›l›¤›, bu bütünselli¤i yakalayamayanlar kendi hatalar›na karfl› da gereken Marksist tutumu tak›namazlar. Çünkü, sorun niyet sorunu de¤ildir, sorun s›n›f mücadelesinin yasalar›n› kavrama ve uygulama sorunudur. Sözgelimi, “ifl yapan hata yapar” söylemini s›kça ifade ederiz. Ki, bu söylem yanl›fl bir soyutlama de¤il, oldukça somuttur/nesnel sürecin bir ürünüdür. Gerçekten de hatalar pratik faaliyetlerle, icraatlarla gündeme gelir. Pratik bir çabas› olmayan›n hata yapmas› da düflünülemez. Bu demektir ki, pratik faaliyet içinde olan her militan›n hata yapma olas›l›¤› vard›r. Evet, hata yapmak kazan›lm›fl bir hak de¤ildir. Ama ifl yaparken, hiç hata yapmamak da imkans›za yak›n bir fleydir. Hatas›z olmam›z›n esasen mümkün olmad›¤›n› bildi¤imize göre; o halde bizim için temel sorun, pratik faaliyetlerimizde hatalar› asgari düzeye indirmeye çal›flmak ve hatalar›m›za karfl› özelefltirel bir tutum tak›nmak sorunudur. Ve istisnas›z, “hatalara karfl› özelefltirel bir tutum tak›n›lmas›” gerekti¤i konusunda herkes hemfikirdir. Yani, bu görüfl, kabul görülen ortak bir görüfltür. Söylem düzeyinde-

ki bu hemfikirli¤i, pratik tutumlarda her zaman görmek mümkün de¤ildir. Elbette ki, burada flafl›lacak bir durum yok. Nedenine gelince; hatalara karfl› tutum, bireyin s›n›f mücadelesi içindeki duruflu, kavray›fl› ile ilgili bir sorundur. S›n›f mücadelesinin kavran›fl›ndaki ilerleme toplumsal dönüflüm sürecine yans›r. ‹çinde bulundu¤umuz toplumsal koflullar ve bizim bu koflullar içindeki zay›fl›¤›m›z ayn› zamanda proleter bilincin de zay›fl›¤› oldu¤una göre bu sorundaki yanl›fllar›n çoklu¤u bizi flafl›rtm›yor/flafl›rtmamal›. Bununla birlikte, bizler hatalar›m›z›n kökenlerine inip onlar› düzeltmenin de s›n›f mücadelesini gelifltirmenin bir gere¤i oldu¤unu asla unutmamal›y›z. Çünkü,

hatal› tutumun, bireye ve dolay›s›yla mücadeleye verdi¤i zarar tart›fl›lmaz. Tart›flma götürmeyecek di¤er bir gerçek ise, elefltiri-özelefltiri silah›n› do¤ru tarzda kullanmak, di¤er bir ifadeyle hatalara karfl› Marksist bir tutum tak›nmak tamamen kavray›fl ve nitelikle ilgili bir sorundur. Bu niteli¤i ve sorumlulu¤u tafl›yamayanlar, hatalar›na karfl› öz-elefltirel ve yoldafllar›n›n hatalar›n› düzeltmek için de, gereken proleter sabr› ve yap›c›l›¤› gösteremezler. Bu ön aç›klamadan sonra, genel olarak hatalara karfl› tak›n›lmas› gereken tav›r üzerinde durabiliriz. ‹fle Baflkan Mao’dan yapaca¤›m›z uzun bir aktarmayla bafllamakta fayda görüyoruz: “Hata yapm›fl yoldafllar konusunda, baz›lar› onlar› gözlemlememiz ve hatalar›n› düzeltip düzeltmeyeceklerini görmemiz gerekti¤ini söylüyor. Bence, yaln›zca gözlemlemek yetmez, ay-

yap›lan her hata, sonuç itibar›yla, o somut durumda, s›n›f mücadelesine, partiye, yoldafllara zarar vermifltir. Yani yap›lmas› gereken bir görev zaman›nda yerine getirilmemifltir. Bu da, kimi zaman tutsakl›¤a, deflifrasyonlara, çal›flmalar›n sekteye u¤ramas›na vb. yol aç›yor. Hatalar›m›z her zaman, devrim mücadelesinde olumsuzluklara neden olmufltur. ‹flte bu hatalar›n neden kaynakland›¤› sorusuna yan›t aramak, yap›lan hatan›n yol açt›¤› zararlar karfl›s›nda ac› duymak ve bu tavr›n ideolojik-siyasi kökenlerini a盤a ç›kar›p özelefltirel bir tutum tak›nmak, halka, partiye ve devrime karfl› asgari düzeyde bir sorumluluk tafl›may› gerektiriyor. Bu sorumlulu¤u tafl›mayanlar, bu dürüst yaklafl›m› sergilemeyenler peki ne yaparlar? Yapt›klar› en iyi fley, yap›lanlar›n, bu hatan›n/hatalar›n hesab›n› vermemek için durmaks›z›n gerekçe üretmektir. Hal böyle olunca elefltiri-özelefltiri silah›n› ifllevsiz hale getirmifl oluyoruz. Tabi, önce hata sahibi kendini hatalar›n› aflma noktas›nda silahs›zland›rm›fl olur. Bu

n› zamanda hatalar›n› düzeltmelerine de yard›mc› olmal›y›z. Bunun anlam› fludur: Önce gözlemde bulunmak, sonra da yard›m etmeliyiz. Herkesin yard›ma ihtiyac› vard›r, hata yapm›fl olanlar›n daha da fazla ihtiyac› vard›r. Herhalde, hiç kimse hatalardan ar›nm›fl de¤ildir, yaln›zca baz›lar› daha fazla, baz›lar› daha az hata yapar ve bir kere hata yapt›klar›nda yard›ma ihtiyaçlar› olur. Yaln›zca gözlemde bulunmak pasif bir fleydir, hata yapanlar›n kendilerini düzeltmelerine yard›mc› olman›n koflullar› yarat›lmal›d›r. Çünkü, parti içindeki ilke tart›flmalar›, toplumdaki s›n›f mücadelesinin parti içindeki yans›mas›d›r ve bu konuda belirsizli¤e göz yumulmamal›d›r. Somut duruma uygun olarak, hata yapan

yoldafllara do¤ru ve bir temele dayanan elefltiriler yöneltmek ve hatta onlara karfl› gerekli bir mücadeleyi vermek normaldir; bu onlar›n hatalar›n› düzeltmelerine yard›m eder.” Mao yoldafl›n söyledikleri hiçbir yorumu gerektirmeyecek kadar aç›k ve nettir. Tüm sorun bizim bunlar› ne ölçüde kavray›p, uygulad›¤›m›z noktas›nda dü¤ümleniyor. Ve yine flu noktan›n üzerinde durmal›y›z. Birincisi, do¤ru ile yanl›fl aras›nda kesin bir ayr›m yapmak zorunday›z. Yani bunun orta yolu yoktur. Bir fley esas olarak ya do¤rudur ya da yanl›flt›r. Do¤ruda ›srar etmek ne kadar gerekli ve anlaml›ysa, yoldafllar›m›z›n yanl›fllar›n› düzeltmek, onlar›n yanl›fllar›yla uzlaflmamak da o kadar gerekli ve anlaml›d›r. Bunu yaparken yaklafl›mlar›m›zda kesinlikle toptanc› olmamal›y›z. Yani, yap›lan bir hatadan yola ç›karak genel bir yarg›ya varmak bilimsel bir yöntem de¤ildir. Elbette ki yap›lan her hatada, ortaya belli sonuçlar ç›karabiliriz. Ama kesin bir yarg› için bir süreç, bir pratikler dizisi gereklidir. ‹kincisi, hatalara karfl› mücadele etmek, onlarla uzlaflmaman›n temel hedefi do¤ruyu hakim k›lmak, bireyi ikna etmektir. ‹kna sürecinin dil ve üslubu, hedefimize uygun olmak zorundad›r. E¤er hedefle üslup birbiriyle çelifliyorsa hatalar› düzeltme flans›m›z zay›flar. Burada Mao yoldafl›n çeliflkileri çözüm yöntemindeki “teori ile pratik iliflkisini” örnek almal›y›z. Bazen, çok karmafl›k ve zor bir problem çözülebilirken bazen de çözüm noktas›nda izlenen yanl›fl yöntemden dolay› en ufak sorun dahi, içinden ç›k›lmaz bir hale gelebiliyorsa, burada parti içi mücadelede hatalar› düzeltmek sanat›nda ciddi bir problemin oldu¤u kesindir. Her fleyden önce, burada hatay› düzeltme konusunda ya gereken yard›m› yeteri kadar sunamam›fl ya da yard›m sunmada yanl›fl bir yöntem izlemiflizdir. Dolay›s›yla böylesi durumlarda “söylüyorum/söylüyoruz anlam›yorlar” söyleminden önce, izledi¤imiz yöntem ya da yöntemleri gözden geçirmek, sorgulamak daha do¤ru olacakt›r. Yani öncelikle soruyu kendimize sormak, yapaca¤›m›z de¤erlendirmelerde daha objektif olmam›za hizmet eder. Çünkü, unutmamal›y›z ki, biz de ifl yap›yoruz ve dolay›s›yla hata yapma olas›l›¤›m›z da vard›r. Olas›l›k dahilinde olan bir fleyi hiç dikkate almamak, üzerinde düflünmemek hem bizi yan›lg›l› sonuçlara götürebilir, hem de elefltiri gücümüzü zay›flat›r.


21

22 Oysa, elefltirinin gücü hakl› ve do¤ru bir zeminde yükselmesindedir. ‹fade edilifliyle, ortaya koyuflla hata sahibini düflündürecek, ikna edecek bir dil, bir üsluba sahip olmas›ndad›r. Böyle bir elefltiri hata sahibi üzerinde güvensizlik de¤il, güven duygusu yarat›r. Ki, bu çok önemlidir. Çünkü, güvensizli¤in oldu¤u bir ortamda söylenenlerin etki gücü olmaz. Yani söylenenlerden çok, söyleyen birey ya da kuruma duyulan güvensizlikten dolay› es geçilir. Kuflkusuz, bu yaklafl›m bilimsel bir yaklafl›m de¤il, en olumsuz bireyin dahi zaman zaman do¤ru elefltiriler yapaca¤› gerçe¤inin yads›nmas›d›r. Dolay›s›yla, temel bak›fl aç›m›z kimden geldi¤inden çok do¤ru ve yanl›fl oldu¤una bakmak olmal›d›r. Bu da ancak, önyarg›s›z bir de¤erlendirmeyle mümkün olabilir. Her birimizin uyar› ve elefltirilere ihtiyac› oldu¤u gerçe¤ini kavramakla olur. Bunu kavramayanlar, bu niteli¤i yakalayamayanlar hep yarg›layan olurlar ve yarg›lanmaktan da asla hofllanmazlar. Sonuç itibar›yla, kendini yan›lmaz gören ve hatalar›n› korumakta ba¤naz olan hiçbir bireyin kendini aflma ve yenileme flans› da olmaz. Kendini aflmayan ve yenilemeyen bir bireyin baflkalar›n› olumlu temelde etkileme ve bir bütün olarak sürece katk›da bulunmas› da düflünülemez. S›n›f savafl›m› içinde, proletarya partilerinin tarihi misyonlar›n› oynama konusunda geriliklerin yafland›¤› dönemlerde hatalar›n daha yo¤un olarak yaflanabilece¤i gerçe¤ini

gözard› etmemek laz›m. Çünkü böylesi dönemlerde disiplin ve manevi otoritenin zay›flamas›, güvensizliklerin geliflmesi, feda ruhunun zay›flamas› vb. olumsuz etkiler için zemin daha çok güçlüdür. Bu olumsuz güçlü zemin, bencil, bireyci tutumlar›n örgütlü yap›n›n d›fl›na ç›k›lmas›na ya da gerilemelere yol açar. ‹flte böylesi süreçlerde hata ve olumsuzluklara karfl› tav›r ve düzeltme hareketlerinde gelifltirece¤imiz yol ve yöntemler bu somut durumdan ba¤›ms›z olmamal›d›r. Genel koflullardan, taktik koflullardan ba¤›ms›z do¤ru bir de¤erlendirme olmaz. Bunun pratik aç›l›m›n› flöyle özetleyebiliriz: böylesi süreçlerde bireyin üzerinde d›fl faktörlerin olumsuz etkileri daha bir dikkate al›narak, yaklafl›mlarda daha esnek ve kazan›c› olunmal›d›r. Mümkün oldu¤u kadar, bireyle gevflek de olsa bir iliflki sürdürülebilir. Geri düzeyde de olsa, kolektifin faaliyetleri içinde tutulmaya çal›fl›r. Tabi tüm bunlar› yapman›n temel ölçütü bireyin Proletarya Partisi’ne karfl›t bir tav›r ve davran›fl içine girmemesidir. Elefltirilerinin, tepkilerinin devrimci normlara uygun olmas›d›r. Elefltirilerinin do¤ru ve yanl›fl olmas› tamamen bu tutumlar›ndan ba¤›ms›zd›r. Burada dikkat çekti¤imiz nokta, kiflinin hangi yol ve yöntemi izledi¤i noktas›d›r. Bu konuda yeniden Baflkan Mao yoldafla baflvurman›n yararl› olaca¤›n› düflünüyoruz: “Hata yapanlar cesaretlendirilmelidir. Hata yapan kimse hatalar›n› gördü¤ünde

PUSULA OTUZ YILLIK DE⁄ER‹N ÜRÜNÜ OLAN PART‹ Yedinci yönelimin tespitlerinin önemi ve anlam› kavrand›kça s›n›f savafl›m›nda etkin güç olur. “Proletarya Partisi yok edilemeyecek, teslim al›namayacak kadar güçlüdür. Bu güç onun bilimsel ideolojisinden bu güç onun bilimsel programatik görüfllerinden gelmektedir. Gerili¤imizi giderecek olan s›n›f savafl›m›d›r. Ezilenlerin yaflad›klar› bilincimizde yerini bulmal› ve Marksizm-Leninizm-Maoizm biliminin rehberli¤inde ezilenleri kurtulufla sevk etmeliyiz.” (Komünist say› : 43) Belirlenen tespitler ve belirlenen tespitlere uygun görevlendirmeler, canla baflla s›n›f savafl›m›n›n prati¤ine uyguland›¤› boyutta ezilenlerin yaflad›klar› bilincimizde yerini bulur. Ezilenlerin yaflad›klar› bilincimizde yerini buldukça da Marksizm-Leninizm-Maoizm biliminin rehberli¤ine daha fazla ihtiyaç duyulacakt›r. Marksizm-Leninizm-Maoizm bilimini sürekli bir tarzda titizlikle inceleyerek, partinin tarihsel tecrübelerini inceleyerek, baflar›lar ve zaferler elde edilir. Nesnel dünyan›n de¤ifltirilmesi süreci ayn› zamanda öznel dünyan›n da yeniden kal›ba dökülmesini sa¤lar. Neden öznel dünyan›n yeniden Marksist-Leninist-Maoist kal›ba dökülmesi gerekir? S›n›f bilinciyle, parti ve önderlik bilinciyle güçlü donanmayan, kendini sürekli yenileyip s›n›f savafl›m›n›n sorunlar›na yan›t olamayan özne, gö-

rev ve sorumluluklar›n› lay›k›yla yerine getiremez. Her türlü zaaf ve yetmezliklerin devrime hizmet etmeyece¤i aç›kt›r. Gerili¤imizi giderecek olan s›n›f savafl›m› prati¤iyse öyleyse bu pratik içinde ortaya ç›kan hata ve zaaflar›n en k›sa sürede giderilmesi devrimin kazan›m›n› ço¤altacakt›r. Zaaf ve geriliklerin oldu¤u yerde s›n›f bilinci zay›flam›fl demektir. Zay›flam›fl s›n›f bilinciyle kitleler ve devrimci savafl örgütlenemez. S›n›f bilincindeki gerilikleri giderecek olan kitleleri ve devrimci savafl› örgütlemek kadar Marksizm-Leninizm-Maoizm biliminin evrensel ö¤retilerini titizlikle incelemek, yaflad›¤›m›z sorunlara çözüm bulmak amaçl› çal›flmakt›r. Kitleler içinde çal›fl›lmadan, kitleleri kendi yaflad›klar› sorunlar etraf›nda örgütleme çal›flmas› yürütmeden, ‘politik çal›flma bütün çal›flmalar›n can damar›d›r’ espirisine uygun hareket edilmeden gerilikler afl›lamaz. Kitleler, yaflad›klar› sorunlar etraf›nda örgütlenip, savaflt›r›l›yorsa, politik çal›flmalar içinde yo¤unlafl›l›yorsa özne olunur. Kitleler içinde olmayan, kitlelerle güçlü politik ba¤lar› olmayan, politik çal›flma yürütmeyenler hastal›klardan kurtulamaz. Kronik özürlü küçük burjuva olmaktan kurtulamaz. Cüce olmaktan, küçük olmaktan kurtulman›n yolu Marksizm-Leninizm-Maoizm ideolojisiyle, parti tarihi tecrübesiyle donanmak ve kitlelerin ka-

onun iyi yanlar›n› iflaret etmelisiniz. Gerçekten de içinde hala pek çok iyi fley bar›nd›r›yordur. Hata yapanlar temizlenmek için ›l›k suda y›kanmal›d›r. Su s›cak olursa dayanmazlar; ›l›k su en uygunudur. Hata yapan genç insanlar tasfiye edilmemelidir. Bu onlara zarar verir ve aç›k çal›flmalar› ört bas eder. Bu yolla Kang Le gibi kimseler düzeltildiler. Düzelmeyenler gençler aras›nda baz› parti üyeleri ve baz› Gençlik Birli¤i üyeleri de var. Onlar› tasfiye etmek, meseleyi çok fazla basitlefltirmek olur”. Burada önemle görmemiz gereken fley, tüm hesaplar›n hatalar› düzeltme üzerine kurulmas› gerçe¤idir. Baflkan Mao burada kiflinin psikolojisini hesaba katarak da çözüm önerilerini sunuyor; “hata yapanlar cesaretlendirilmelidir” diyor. Ve en büyük cesaretlendirme de “hata anlar›nda onlar›n iyi yanlar›n› iflaret etmek”tir. Yani, hata yapan bireye baflar›lar›n› göstermek, hatalar›n› aflma konusunda cesaretlendirip kiflide özgüveni sa¤lamakt›r. Çünkü, baflar›s›zl›klar› baflar›ya dönüfltürmek için; bir iddia, ›srar ve özgüven gereklidir. ‹flte, hata yapan Proletarya Partisi’nin her militan› alaca¤› yap›c› elefltiri ile birlikte, ancak tafl›yaca¤› iddia ve ›srarl› durufluyla kendini aflabilir; bu aflma ve yenilenme de ancak pratik içinde olabilir. Pratikten kopuk olarak olumsuzluklar›ndan ar›nan, kendisine çeki-düzen veren bir birey düflünülemez. Baflkan Mao bize “örgütsel tasfiye” konusunda da bir uyar›da bulunmaktad›r. Tas-

p›s›n› çalmakt›r. “Kap›y› çal›n aç›lacakt›r” diyen Lenin yoldafl›n ça¤r›s›na uymak yaflamsal önemdedir. Halk›n kap›s›n› çal›n›z! Proletaryan›n evrensel biliminin kap›s›n› çal›n›z. Devrimci savafl›n kap›s›n› çal›n›z. Umut, gelecek, ayd›nl›k oradad›r. ‹nanç, kararl›l›k, irade oradad›r. Baflar›, zafer oradad›r. De¤iflim dönüflüm proleter nitelik oradad›r. ‹deolojik anlamda proleterleflmek Marksist-Leninist-Maoist e¤itimle, devrimci kitle mücadeleleriyle baflar›l›r. Proletarya Partisi’ne örgütsel olarak kat›lmak, bütünüyle ideolojik olarak kat›lmak anlam›na gelmez. Böyle olsayd› ifller çok kolay olurdu. Ancak ifllerin öyle kolay olmad›¤›, pratikte yaflanan geriliklerden anlafl›lm›yor mu? Proletarya Partisi d›fl›ndaki küçük burjuvazi oldukça genifl bir kesimi kaplamaktad›r. Bu gerçeklik parti içine yans›maktad›r. Küçük burjuva kökenli proleterlerin çoklu¤u toplumsal dokudan kaynaklanmaktad›r. Bu durum ifllerin daha ciddi oldu¤unu, devrimci dikkat ve proleter uyan›kl›¤›n daha fazla art›r›lmas›n› beraberinde getirmektedir. ‹deolojik dönüflüm demek fazla “bilgi” yüklenmek de¤ildir. ‹deolojik olarak proleterleflmek demek, düflüncede, yaflamda, davran›fl ve çal›flmada proleterleflmek demektir. Düflünce yönteminde öznelcilikten kurtulamamak, küçük burjuva kökenden kurtulamamak demektir. Sorunlar› incelerken tek yanl› olanlar, öznel dileklerini gerçe¤in yerine koyanlar küçük burjuval›ktan kurtulamayanlard›r. Görüngülere bakarak “gerçe¤e” ulaflt›¤›n› zannedenler, bir tek yönü görüp cepheyi gördü¤ünü düflünenler, parçay› bütün kabul edenler a¤ac› orman sananlar küçük burjuva

21 Kasım-4 Aralık 2003 fiye etmek de¤ifltirmekte, düzeltmekte baflar›s›z kalman›n bir sonucudur. Bu nedenle tasfiyeler, düzeltme süreçlerinin son süreci olarak de¤erlendirilirler. Hatalara karfl› ideolojik mücadele ile düzeltme hareketi yerine, hemen örgütsel tedbirlere baflvurmak do¤ru bir yaklafl›m de¤ildir. Örgütsel tedbirler son çare olmal›d›r. Çünkü, örgütsel tedbirler en kolay yöntemlerdir. Mao yoldafl›n da dedi¤i gibi “meseleyi çok fazla basitlefltirmemek” gerekir. Çünkü, s›n›f savafl›m›nda basit yaklafl›mlarla ciddi dönüflümler yarat›lamaz. Bizim için esas sorun ise, s›n›f savafl›m›nda ciddi dönüflümler yaratmakt›r. Hatal› davranan biri karfl›s›nda elefltiri yapan›n kendini onunla k›yaslayarak sorunu çözmeye kalk›flmas› sorunun kayna¤›na inmemesi anlam›na gelir. Herhangi bir sorun kayna¤›ndan ele al›n›p çözümlenmedikçe o sorun esas olarak çözülmüfl olmaz, ciddi bir dönüflüm gerçekleflmifl olmaz. Hatalar olacakt›r. Hata yapmak ifl yapman›n do¤al bir ö¤esidir. Bütün sorun hatalar›n alt edilebilir oldu¤unu bilmek ve bunun da somut bir inceleme ile baflar›labilece¤ini unutmamakt›r. Hata yapan›n hatas›n› düzeltmek için cesarete ihtiyac› vard›r. Bizler, “sadece gözlemek” ya da elefltirmekle kalmamal›, daha da önemlisi yard›mc› olmal›y›z. Hata yapan›n, hatas›ndan ar›narak yürümeye devam etmesi kesinlikle iyi bir fleydir. ‹yi fleyler yapmak da görevimiz olmal›d›r.

kökenden kurtulamayanlard›r. Yar›-ayd›n küçük burjuva entelektüeller sadece kitabi bilgiye sahiptirler, alg›sal bilginin darl›¤›ndan kurtulamazlar. Dolay›s›yla dogmatizmden muzdariptir. Küçük burjuva üretim içinde yer alanlar üretimin getirdi¤i s›n›rl›l›ktan ve darl›ktan kurtulamaz. Bu kesimin düflünce yöntemleri deneycidir. Dolay›s›yla politik anlamda bu kesim sab›rs›zd›r, hemen baflar› arar, çabuk sonuç almak isterler. “Sol” devrimci sloganlara, söylemlere düflkündürler, askeri çizgide “sol” sapmalara macerac›l›¤a düflerler. Karamsarl›k ve umutsuzluk en belirgin ruh halleridir. Bu kesimin örgütsel alanda e¤ilimleri bireyci sekter ve kitlelere yabanc›d›rlar. Kitlelerle güçlü politik ba¤lar kurmakta sürekli sorun yaflarlar. Bireysel kahramanl›¤›, yar› anarflizmi, afl›r› demokrasi, “ba¤›ms›z”, “parti üstü” e¤ilimleri ve tutumlar› güçlüdür. Proletarya Partisi saflar›nda ortaya ç›kan sa¤ ve sol sapmalar›n temelinde küçük burjuvazinin düflünme, çal›flma ve hareket tarzlar› vard›r. “Herhangi bir politik, örgütsel, askeri çizginin do¤rulu¤unun ve yanl›fll›¤›n›n, ideolojik kökleri vard›r.” (ÇKP tarihi). Proletarya Partisi’nde s›k s›k küçük burjuva ideolojinin görülmesi flafl›lacak bir durum de¤ildir. Çünkü Proletarya Partisi içinde küçük burjuva kökenli kiflilerin ço¤unlukta olmas›, iflçi s›n›f› kökenli kiflilerde bile küçük burjuva özelliklerin olmas› s›k s›k görüngü olarak ç›kmas›n› beraberinde getirir. Marksizm-Leninizm-Maoizm bilimi, Parti ve kitleler bütün hastal›klar›n derman›d›r. Bu derman, gerilikleri alt edecek, baflar›y› getirecektir.


21 Kasım-4 Aralık 2003

22

22

YKP(M-L) yöneticilerinden komünist önder

VAS‹L‹S GEM‹STOS ANILDI flananlar, bugünkü sonuçlar ve gelecekte yaflanacaklar O’nun yaz›lar›ndan al›nt›lar da yap›larak, genelde ve özellikle iflçi alan›nda süreci görme ve ona göre politikalar oluflturmada Vasilis Gemistos yoldafl›n görüfllerindeki do¤ruluk ortaya kondu. Özellikle 1990’dan sonra, kapitalist-emperyalist sistemin iflçi s›n›f›na ve genelde emekçilerin haklar›na yönelik yaflanmaya bafllayan sald›r›lar›n ne sonuçlar do¤uraca¤›, bugün yaflananlarla daha aç›k oldu¤u belirtildi. Sendikal alanda beraber çal›flt›¤›, ba¤›ms›z ve di¤er yap›lardan dostlar da benzer çerçevede görüfllerini ve duygular›n› belirttikleri konuflmalar yapt›lar. TKP/ML-MK da gönderdi¤i mesajla Vasilis Gemistos yoldafl›n an›s›na sayg›lar›n› sundu. YKP(M-L) Yönetici Organ üyesi Vasilis Gemistos ölümünün 2. y›l dönümünde yoldafllar›n›n düzenledi¤i bir toplant›s› ile an›ld›. O’nun an›s›na YKP(M-L)’nin organize etti¤i, yoldafllar›, akrabalar› ve iflçi alan›ndan arkadafllar›n›n haz›r bulundu¤u 200’ün üzerinde kat›l›m›n oldu¤u toplant› 3/11/2003 tarihinde gerçekleflti. Yoldafl Vasilis Gemistos 13 Mart 1955 y›l›nda Girit-Retinmu, Honos köyünde do¤du. 1973 y›l› sonunda e¤itim için gitti¤i ve Fransa’da Yunanistan Marksist-Leninist Örgüt’ünün Gençlik Organ›nda faaliyet yürüttü. Fransa’da gerçekleflen ö¤renci eylemlerine aktif olarak kat›ld›. Bu eylemlerde ileri derecede sorumluluklar yüklendi. 1976 y›l›nda Grev Komitesi-Bas›n-‹letiflim Birimi’nde yer al›rken eylemlerin yayg›nlaflmas›, güçlenmesi ve baflar›l› olmas› amac›yla sendikalarla ve di¤er ülke devrimci örgütleriyle sa¤l›kl› iliflkiler kurdu. Yoldafl Vasilis Gemistos’un bu süreci, O’nun Komünist kiflili¤inin, bak›fl aç›s›n›n o dönemlerden itibaren olgunlaflm›fl oldu¤unu ve prati¤ine yön verdi¤ini göstermektedir. Yunanistan devrimine katk›lar›n› sunmak üzere 1982’de Yunanistan’a döner. Yunanistan’da 1980’de PASOK iktidar›ndan sonra Yunanistan Sol Hareketi ciddi düzeyde bir tasfiye sürecine girmifltir. Vasilis yoldafl›n Yunanistan’a dönüflü bu tasfiye sürecinin önemli boyutlara vard›¤› bir süreçtir. Tasfiyecili¤e aç›k bir tav›r al›r ve Yunanistan’da YKP(M-L) Yönetici Organ› üyesi olarak politik faaliyetlerine devam eder. Sendikal alanda YKP(M-L) politikalar›na yak›n olan Emekçilerin Mücadele Hareketlerinin oluflturulmas›nda birinci derecede sorumluluk ald›. Bu oluflumun devrimci yap›larla ve ba¤›ms›z grup ve çevrelerle ortak hareket etmelerine bir fiil kat›ld› ve bu yönlü çal›flmalar› yönlendirdi. Hastal›¤›na yenik düfltü¤ü 11/10/2001 y›l›na kadar da politik faaliyetlerini YKP(ML) Yönetici Organ üyesi, ‹flçi Bürosu sorumlusu olarak sürdürür. Yoldafl Vasilis Gemistos’un iflçi alan›ndaki çal›flmalara, sorunlara ve çözümlere iliflkin yaz›lar›n›n yer ald›¤› bir kitap da ölüm y›ldönümü an›s›na yay›nland›. Anma toplant›s›nda, Vasilis Gemistos’un görüflleri, çal›flmalar› hakk›nda konuflmalar yap›ld›. Özellikle iflçi alan›nda geçmiflte ya-

TKP/ML-MK’NIN MESAJI Yoldafl Vasilis Gemistos an›s›na… ‹nsanlar için ölüm do¤al bir olayd›r. Biz Marksistler için komünistlerin ölümü, Baflkan Mao’nun belirtti¤i gibi “Tay da¤›ndan yücedir”. Çünkü, Marksistlerin fikirleri halk›n prati¤inden gelir. Halk›n yaflam›nda gizli olan devrimci prati¤in bilgisi ölümlerle küçülmez, yok olmaz, aksine büyür ve güçlenir. Vasilis yoldafl örnek bir komünist olarak, Yunanistan devrimine kazand›rd›¤› de¤erler ve yetifltirdi¤i genç komünistlerle sadece Yunanistan devrimi için de¤il, ayn› zamanda dünya devrimi için de büyük bir de¤ere sa-

hiptir. Vasilis Gemistos yoldafl di¤er ülke Komünistleriyle kurdu¤u sa¤l›kl› iliflkilerle bunun gerçek oldu¤unu da göstermifltir. O, her fleyden önce bir Komünisttir. Komünistleri bir araya getiren de ait olduklar› ulus de¤il, temsil ettikleri s›n›f ve bilimsel fikirlerdir. Bizler, O’nu and›¤›m›z bugün Komünist yoldafll›¤›n bu en yüce de¤erine de tan›kl›k etmifl olmaktay›z. Vasilis yoldafl›n ölümü e¤er böyle bir tan›kl›¤a dönüflüyorsa, demek ki, O’nun ölümü oldukça de¤erli ve yol gösteren bir ölümdür. Komünistler için en büyük enternasyonal görev ülkesinde devrim yapmakt›r. Vasilis yoldafl, bu görevi omuzlam›fl ve üzerine düfleni yapm›flt›r. Yunanistan d›fl›ndayken de O, Yunan halk›n›n kurtuluflu için mücadele etmifl, d›flar›da yaratt›¤› de¤erleri ülkesine tafl›m›flt›r. Yunanistan’da tasfiyecili¤e karfl› sa¤lam duran YKP(M-L)’ye önderlik etmifltir. Son gününe kadar Yunanistan devriminin bafl e¤mez bir önderi olmufltur. Bugün Vasilis Gemistos’un an›s›n› yaflatmak demek, O’nun zor flartlar alt›nda Yunanistan proletaryas›n›n zaferi için gerçeklefltirdi¤i tüm hamleleri özümsemek ve bu hamlelerin bütünlü¤ünü oluflturan güzergah› kavramak için çal›flmakt›r. Bugün, fiziki olarak aram›zda olmayan bir yoldafl› anmak demek, O’nun yaflam›n› adad›¤› fikirleri ve içinde yer ald›¤› Komünist Partisini iktidar mücadelesinde gelifltirmek ve yenilmez bir güç hali-

ne getirmek demektir. Biz, Yunan komünistlerinin, yoldafllar›m›z›n bunun için yo¤un bir çaba içinde oldu¤unu görüyor ve bundan k›vanç duyuyoruz. Biz, Vasilis yoldafl›n b›rakt›¤› miras›n güçlü ve sa¤lam ellerde oldu¤unu biliyor ve bundan gurur duyuyoruz. YKP(M-L) ile TKP/ML iki kardefl partidir. ‹ki ülke egemenlerinin halklar›m›z aras›nda düflmanl›k yayan tüm çabalar›na ra¤men yaratt›¤›m›z bu kardefllik, dünya halklar›n›n gelece¤i için gerçek bir umut olmaktad›r. Vasilis yoldafl›n Komünist Partiler aras›ndaki iliflkilere verdi¤i de¤erin ve Partilerimiz aras›ndaki kardeflli¤e katk›lar›n›n savunucular› ve uygulay›c›lar› olmaya devam edece¤iz. YKP(M-L)’li yoldafllar›m›z›n Vasilis yoldafl için düzenledikleri bu toplant›daki duygular›n› paylafl›yoruz. Vasilis Gemistos bizlere yol gösteren yaflam› ve ölümüyle örnek bir yoldaflt›r. Sizlerle yürüdü¤ümüz ayn› yolun önder kadrolar›ndan Vasilis yoldafl›n an›s› önünde sayg›yla e¤iliyoruz. fian Olsun Ölümüyle Yol Gösterenlere! fian Olsun Vasilis yoldafl›n Komünist partisi YKP(M-L)’ye! Yaflas›n YKP(M-L) Ve TKP/ML’nin Proleter Dayan›flmas›! Yaflas›n Marksizm-Leninizm-Maoizm! Yaflas›n Proletarya Enternasyonalizmi! Kas›m 2003 TKP/ML MK

Politik tutsak Sergei Berdiugin yaflam›n› yitirdi Ülkemizde oldu¤u gibi tüm dünyada devrimci ve komünist tutsaklar iflkencelerden geçirilmekte ve at›ld›klar› zindanlarda da bu iflkencelerin devam› olarak tecrit alt›nda tutulmakta, ölümlerine neden olunmaktad›r. Bunun bir örne¤i de Ukrayna zindanlar›nda yafland›. Kas›m 2002’de 18-35 yafl aras› on devrimci Odesa kentinde tutuklanarak, a¤›r iflkencelerden geçirilmifl ve hapishaneye at›lm›flt›. 5’i Ukraynal›, 4’ü Rus ve 1’i de Moldoval› olan devrimciler Ukrayna devletine karfl› ayaklanma örgütlemekle suçlan›yorlard›. Nikolaev ve Odesa zindanlar›nda polisin ve Gizli Servisin a¤›r iflkencelerine maruz kalan tutsaklar›n t›rnaklar›n›n aras›na i¤neler bat›r›lm›fl, kafalar› sürekli duvarlara vurulmufltu. Tüm bu iflkenceler sonucunda baz›lar›n›n kaburgalar› ve kemikleri k›r›l›rken do¤ru düzgün bir t›bbi yard›m da görmemifllerdi. Ancak tüm iflkencelere ra¤men cellatlar devrimci iradeyi k›ramam›fllar, bu genç insanlar suçlamalar› reddederek, rejimi jenosid yapmakla yarg›lam›fllard›. Onlar hiçbir yerde Sovyetler Birli¤i’nin yeniden kurulmas› ve ulusal de¤erleri için mücadele ettiklerini gizlemediler. Bu sald›r›lar›n bir parças› olarak bu on tutsa¤›n mahkemesi halka kapat›ld›, bundan sonra mahkemeleri “kapal› kap›lar ard›nda” devam edecek. Bu karar›n ard›ndan çeflitli uluslara-

ras› kurumlara mektup yazan Semenov Evgeny flöyle sesleniyordu tüm devrimcilere: “Sevgili Yoldafllar, Ad›m Semenov, Evgeny. Burada, Odesa Hapishanesinde, 9 yoldafl›mla birlikte tutukland›k ve 6 ayl›k sorgu boyunca sistematik iflkenceye maruz kald›k. fiimdi duruflmalar›m›z kamuoyuna kapat›ld›. ‹flkencelerinin üzerini kapamak için, Ukrayna Güvenlik Birimi duruflmalar›m›z›n, bizleri savunan avukatlar olmaks›z›n, kamuoyunun gözlerinden uzakta, hiçbir gözlemci ya da gazeteciye izin verilmeksizin görülmesini planlamaktad›r. Bunu yaparlarsa, mahkememizin aç›k görülmesi için açl›k grevine bafllayaca¤›z. ‹çimizden birinin ölümüyle (sa¤l›¤›m›z bütünüyle bozulmufl durumdad›r zaten) di¤er yoldafllar›m›z belki anayasal haklar› olan aç›k duruflma haklar›n› kullanabileceklerdir. Bizler Ukrayna devletine karfl› suç ifllemekle itham ediliyoruz. Bizler de kendi aç›m›zdan, burjuva hükümeti KEND‹ HALKINA KARfiI JENOS‹D YAPMAKLA SUÇLUYORUZ. Duruflmalar›m›z AÇIK OLARAK GÖRÜLMEL‹D‹R, zira 10 yoldafl›m›z›n da bizim faaliyetlerimizle ilgi dereceleri farkl›d›r ve herkes mahkemede bu ilgile-

rine göre yarg›lanmal›d›r. Evet! B‹Z BU REJ‹M‹ ‹NSANLI⁄A KARfiI EN KÖTÜ SUÇU ‹fiLEMEKLE SUÇLUYORUZ! B‹ZLER ANAYURDUMUZ SOVYETLER B‹RL‹⁄‹ YEN‹DEN ÖZGÜR OLUNCAYA KADAR SAVAfiACA⁄IZ! Ve iflte bu yüzden ölürsek, flu söylediklerimizin hat›rlanmas›n› istiyoruz: B‹ZLER KOMÜN‹ST‹Z. B‹ZLER KOMÜN‹ST‹Z VE BOYUN E⁄MEKS‹Z‹N ÖLECE⁄‹Z! YOLDAfiLAR, bizler bu iflkence çemberinden kurtulamazsak ‹NT‹KAMIMIZI ALIN! Onlar›n sizleri yakalamas›na ve sesinizi bo¤malar›na izin vermeyin!” ‹çlerinden birinin tüm dünyadaki devrimci ve komünistlere verdi¤i mesaj buydu. Bu geliflmelerin ard›ndan 1 Kas›m günü 10 Komsomol üyesinden 19 yafl›ndaki Sergei Berdiugin yata¤›na ç›r›lç›plak zincirlenmifl bir flekilde yaflam›n› yitirdi. Sergei’nin ölümü Ukraynal› yetkililer taraf›ndan “fliddetli karaci¤er iltihab›” olarak aç›kland›. Ancak yoldafllar› bir aç›klama yaparak Sergei’nin ölmedi¤ini katledildi¤ini aç›klad›lar. Aylarca süren iflkenceler ve tedavi edilmeksizin ölüme mahkum edilen Sergei tüm dünya halklar›n›n yüre¤inde yaflamaya devam edecektir.


23

22

Filipinli askerlerden umutsuz eylem

Ka Roger bir kitle toplant›s›nda 8 Kas›m günü Filipinler’de ordu donanmas›nda görevli iki asker Filipinler uluslararas› havaalan›n› basarak kuleyi ele geçirmifl, ard›ndan yap›lan operasyonla, askerler teslim olmalar›na ra¤men katledilmifllerdi. Bu konu ile ilgili 10 Kas›m’da bir aç›klama yapan Filipinler Komünist Partisi, Donanma görevlisi Panfilo Villaruel’in kendisini ç›lg›nca bir muhalefet eylemine sürükleyen çürümüfl sisteme karfl› uyanmas›n› ve is-

yan›n› Filipinler ordusu içindeki s›radan ve genç görevlilerin aras›nda yayg›n olan afl›r› hassasiyetin bir yans›mas› oldu¤unu söyledi. FKP sözcüsü Gregorio Rosal (Ka Roger) “Villaruel’in k›sa süren muhalefet eylemi askeriye, hükümet ve hakim sosyal sistemin içindeki mutlak çürümeye karfl› suçlamay› ifade etmektedir” dedi. Rosal “onun gibi insanlar kitlelere kat›lmal› ve daha genifl ve etkili eylem

için devrimci güçlerle iflbirli¤i yapmal›d›r” ça¤r›s›nda bulundu. Sistemin yap›s›yla ilgili de bilgi veren Ka Roger, hakim olan sistemin çürümüfllü¤ünün sistematik oldu¤unu ve ABD emperyalizminin hakimiyeti alt›ndaki en kötü politikac›lar, aç gözlü büyük kapitalistler ve kompradorlar›n yönetti¤i hakim sistemin ancak devrimci yöntemlerle ortadan kald›r›labilece¤inin alt›n› çizdi. Rosal son olarak, Temmuz 2003’ten beri, hükümetin askeri güçleri ve para militer güçler aras›nda dikkat çekici say›da insan›n devrimci harekete kat›lma ve onlarla ba¤ kurma çabalar›n› ifade ettiklerini sözlerine ekleyerek, “mevcut durumu, gelecekte çürümüfl Filipinler ordusundan ayr›larak Yeni Halk Ordusu’na kat›l›mlar›n artaca¤› bir sürecin bafllang›c› olarak görüyoruz” dedi.

Dünyadan Notlar EMPERYAL‹ZM‹N EN BÜYÜK SUÇU B‹R SONRA ‹fiLEYECE⁄‹D‹R! Emperyalizm, dünya sahnesine ç›kt›¤›ndan bu yana dünya halklar›n›n bafl düflman› olarak tarihteki yerine ald›. O y›llardan bu yana Lenin’in emperyalizm hakk›ndaki temel tespitleri geçerlili¤ini koruman›n yan›nda suç dosyas› sürekli kabararak ve sald›rganl›kta sürekli “kendini aflarak” bugüne kadar geldi. Ama biz hala (Yunanistanl› devrimcilerin söyledi¤i gibi) hep en büyük suçunun bir sonraki olaca¤›n› bilerek emperyalizme (ve tabi onun yerli iflbirlikçi ve uflaklar›na) karfl› savafl›m› yükseltmek zorunday›z. EMPERYAL‹ZM‹N TAR‹H‹ SAVAfi VE KATL‹AMLARLA DOLUDUR Emperyalizmin kara kitab›n› doldurmak için belki da yaln›zca 1. ve 2. Emperyalist Paylafl›m Savafllar› yeterlidir. Emperyalizmin krizi ve sömürü alanlar›n›n yeniden paylafl›m›yla gündeme giren paylafl›m savafllar›n›n birincisinde 10 milyon insan yaflam›n› yitirirken, ikincisinde kay›p 6 kat›na ç›karak 60 milyon insan bu kanl› tabloda yerini alm›flt›r. Emperyalizmin halklar için kanl› bilançosunu bu iki paylafl›m savafl›yla s›n›rlamak ona “haks›zl›k” olacakt›r. 1939 y›l›nda Alman ve ‹talyan faflizminin deste¤iyle iktidara gelen Franco ve ordusu ‹spanya’da bir milyondan fazla insan› katletmifltir. Portekiz’de 1930’dan 1974 y›l›na kadar hüküm süren Salazar diktatörünün CIA deste¤iyle ülkede yapt›¤› katliamlarda binlerce insan yaflam›n› yitirdi. Yunanistan’da iç savafl s›ras›nda 185 bin kifli katledildi, bu say› Yunanistan’›n toplam nüfusunun yüzde onuydu. 1960’larda Albaylar Cuntas› döneminde

binlerce kifli katledilmifl, iflkenceden geçirilmifl ve zindanlara at›lm›flt›. Tabi bu cuntan›n ard›nda da CIA’n›n parma¤› gün gibi aç›kt›. Amerika k›tas›nda da baflta K›z›lderililer ve siyahlar olmak üzere halklar üzerinde büyük bir imha politikas› uyguland›. 30 milyonun üzerinde yerlinin katledildi¤inin ifade edildi¤i Amerika’da siyahlar da katliam, ayr›mc›l›k ve afla¤›lanmayla karfl›lanm›flt›r y›llarca. Bugün de bu ayr›mc›l›k her alanda hala varl›¤›n› korumakta, siyahlar›n sokak ortas›nda iflkence görmesi veya öldürülmesi devam etmektedir. Latin Amerika ülkelerinden 189 CIA destekli darbe görmüfl Bolivya’da on binlerce kifli bu darbeciler taraf›ndan katledildi. Yine cuntalar›yla ün yapm›fl Kolombiya’da yüz binlerce insan yaflam›n› bu cunta yönetimlerinin katliamlar›nda yitirdi. Bir baflka Latin Amerika ülkesi olan Nikaragua’da ABD destekli Somoza diktatörlü¤ü döneminde yaln›zca bir defada üç yüz bin insan kurfluna dizildi; 1976’ya kadar on binlerce insan katledildi. fiili’de Pinochet diktatörlü¤ü alt›nda on binlerce kifli yaflam›n› yitirdi. Afrika ülkelerinin emperyalist talan, sömürü ve katliamlardan ald›¤› pay tüyler ürpertecek düzeydedir. Koskoca bir k›tan›n halk›n›n kan›yla ›slanmad›k tek bir metre karesini bulmak imkans›zd›r. Yine Filipinler, Kore, Vietnam, Peru, Filistin… daha onlarca ülkenin halklar› emperyalizmin kanl› ve kara kitab›nda yerlerini almaktad›r. Ve son y›llarda Somali, Afganistan ve Irak’ta yaflananlar› da eklemek gerekir. Bunlar emperyalizmin direkt ya da

21 Kasım-4 Aralık 2003

Dominik Cumhuriyeti’nde genel grev ve katliam Karayipler ülkesi Dominik Cumhuriyeti’nde, IMF direktifleriyle uygulanan ekonomik politikalara karfl› yap›lan 1 günlük genel greve polis ve ordu birliklerinin sald›r›s› sonucu 7 kifli yaflam›n› yitirdi. 11 Kas›m günü gerçeklefltirilen genel grevin talepleri aras›nda benzin fiyatlar›n›n düflürülmesi, sa¤l›k hizmetlerinin iyilefltirilmesi, d›fl borç ödemelerinin durdurulmas›, IMF programlar›n›n iptal edilmesi, baflta elektrik olmak üzere özellefltirmelerin durdurulmas›, ücretlerin art›r›larak zam politikalar›na son verilmesi yer al›yordu. Halk›n Mücadelesi Cephesi taraf›ndan örgütlenen grev ve gösterilere Ba¤›ms›z Birlik ve De¤iflim Hareketi (MUICA), Ö¤retmenler Sendikas› (CMJPD), Karayipler Gençlik Örgütü (JC), Üniversite Ö¤rencileri Örgütü (FEFLAS) ve Semt Örgütleri Hareketi (MTI) kat›ld›. Grev gösterilerine ordu ve polis güçlerinin sald›r›s›yla Higuey ve Cristo Rey bölgelerinde 7 kiflinin öldürüldü¤ü, onlarcas›n›n da yaraland›¤› aç›kland›. Öldürülenlerin ikisinin 18, birinin de 19 yafl›nda oldu¤u ifade edildi. Genel grevden bir gün önce de polis 106 iflçi ve sendikac›y› tutuklam›fl, sendikalar› karalamak amac›yla, sendikalar› gösterilere kat›lmalar› için halka para da¤›tmakla suçlam›flt›. Bu karalamalara ve eylem günü yap›lan sald›r›lara ra¤men, genel grevin büyük bir baflar›yla ve genifl bir kat›l›mla gerçeklefltirildi¤i bildirildi, ulafl›m tamamen dururken, esnaf da tüm ülke çap›nda kepenk kapatarak eyleme destek verdi. Sald›r›lara karfl› birçok bölgede hükümetteki Dominik Devrimci Partisi’nin bürolar›, sular idaresine ait binalar atefle verildi ve askerlere tafllarla karfl›l›k verildi. Grevin ard›ndan Genelkurmay Baflkan› Euripides Uribe, tehditler savurarak “Silahl› kuvvetlerin itaatsizli¤e izin vermeyece¤ini” söyleyerek “bir askere meydan okuyan kifli, o askerden yan›t alaca¤›n› bilmelidir” dedi.

perde arkas›ndan yönetti¤i katliamlarda yaflam›n› yitirenlerden sadece birkaç örnek. Ve bir de emperyalizmin sömürü ve talan› sonucu açl›ktan, so¤uktan,ilaçs›zl›ktan, do¤a katliam›ndan vb. yaflam›n› yitirenler, sakat kalanlar; kendi topraklar›n›n, vatanlar›n›n d›fl›nda yaflamaya zorlananlar… Yani bu yüzy›ll›k kitab›n her sayfas›nda ac›, yokluk, yoksulluk ve ölüm var. HALKLARIN EMPERYAL‹ZME KARfiI D‹REN‹fi K‹TABI Emperyalizmin bu vahfletinin karfl›s›nda, ona karfl› halklar›n direniflinin kitab› umut dolu, enternasyonalist dayan›flma ile örülü bir flekilde yaz›lmaya devam ediyor. Vietnam’da halka karfl› binbir zulüm uygulayanlar, kolayca bu küçük ülkenin hakk›ndan geleceklerini sananlar Ho Shi Minh önderli¤inde sürdürülen direnifl karfl›s›nda flaflk›na düflerek çekiliyor bu ülkeden. Uluslararas› askeri güç gönderilen Kore’de halk on binlerce kay›p veriyor ama ülkesini yabanc› iflgalden de kurtarmay› baflar›yor. ‹flte Peru’da binlerce insan Fujimori diktatörlü¤ü alt›nda yaflam›n› yitirirken, Peru Komünist Partisi önderli¤inde savaflan halk, kurtuluflunun yolunu çiziyor. Kolombiya’da FARC gerillalar› emperyalizme ve gericilere karfl› uzun y›llard›r savafl veriyor. Filistin’de, kendi yurdunda sürgün olanlar yedisinden yetmifline ellerinde tafllarla sapanlarla direnen halklar›n teslim al›namayaca¤›n›, emperyalizme ve iflbirlikçilerine karfl› baflkald›r›n›n umutsuz bir ç›lg›nl›k olmad›¤›n› gösteriyor dünyan›n geri kalan›na. Yunanistan’da y›llarca faflizme karfl› verilen mücadelede büyük kahramanl›klar yazan halk, emperyalizme karfl› mücadelesini her cephede sürdürüyor. Bolivya’da halk emperyalist y›k›m politikalar›na karfl› isyan ederek baflbakan›n›n istifa etmesine neden oluyor. Brezilya’da topraks›z köylüler baflkente do¤ru yürüyüfle geçiyor. Filipinler’den Marcos, Estrada gibi

ABD destekli diktatörler geçiyor ama bunlar› tarihin çöplü¤üne gönderen Filipin halk› flimdi de Macapagal-Arroyo diktatörünü devirmeye haz›rlan›yor, ülkede Filipinler Komünist Partisi önderli¤inde halk savafl› veren Yeni Halk Ordusu savafl›n› sürdürüyor. Meksika’da özellefltirmelere ve IMF politikalar›na karfl› halk iflgaller yap›yor, Dominik Cumhuriyetinde genel grevle sallan›yor ülke. Ve son olarak Irak halk›n›n ABD ve ‹ngiliz emperyalistlerine karfl› direnifli iflgalcilere gün yüzü göstermeksizin büyüyor. Bu haneye de onlarca örnek daha yerlefltirebiliriz. Tüm katliamlara, emperyalizmin o büyük askeri güçlerine, propagandalar›na ra¤men halklar, ortak düflmanlar›n› görebiliyor. Y‹NE DE ESAS ANAHTAR: MAO‹ZM Ezilen dünya halklar›, düflman›n› görüyor ve ona karfl› mücadele ediyor. Ama bu mücadelenin esas anahtar gücünün, zafere giden yolun rehberinin Maoizm oldu¤u gerçe¤i, bugün kendini biz Maoistler aç›s›nda daha net olarak ortaya koyuyor. Bu yüzden 21. yüzy›l Maoizm’in zaferi olacakt›r diyoruz. Bu yüzden Maoist hareket ve örgütlenmelerin oldu¤u ülkelerdeki önderliklerin üzerine daha fazla yük düflmektedir. Kendi ülkelerinde verdikleri mücadelenin enternasyonal düzeydeki önemini görmek, çabas›n› ve devrim yürüyüflündeki h›z›n› iki kat›na ç›karmak zorundad›r. Bu tarihsel sorumluluk Maoist güçlerindir. Elimizde Marksizm-Leninizm-Maoizm silah› olmaks›z›n halklar›n direnifli yine devam edecektir ve emperyalizme ve kendi ülkelerinin egemenlerine teslim olmayacaklard›r ama emperyalizmin ortadan kald›r›lmas› ancak bu silah›n do¤ru bir flekilde kullan›lmas›yla mümkün olacakt›r. O zaman hem kendi ülkelerimizde ve hem de enternasyonal düzeyde görevlerimizi yerine getirmek için elimizdeki bu silah› kullanal›m.


22

24

21 Kasım-4 Aralık 2003

fian olsun “f›rt›nalar içinde b›çak s›rt›nda” dövüflenlere 23 Kas›m 1997 enternasyonal proletaryan›n k›z›l bayra¤›n›n bir kez daha Karadeniz semalar›ndan faflizmin burçlar›na dikildi¤i gün… Ülkemiz proletaryas› ve ezilen emekçi s›n›flar›n öncü kurmay› Proletarya Parti’sinin flehit düflen 4. Genel Sekreteri Mehmet Demirda¤ ve savaflç›lar Ümit Dinler, Dilek Konuk, Ümit Ça¤layan San ve Duran “S›n›f mücadelesine kat›lm›fl her genç komünist, bu mücadelenin gerektirdi¤i temel özelliklere Ümit Ça¤layan San sahip olmak zorundad›r. E¤er bu özellikler tafl›nmazsa yap›lan iflin ad› ne olursa olsun kendisi devrimcilik, komünistlik olmaz ya da ciddi eksiklikler tafl›yan, devrimi gerçeklefltirmeye yetmeyen bir devrimcilik, komünistlik olur. Kimse Komünist Partisi’nin ve onun önderli¤indeki yan örgütlerinin d›fl›nda kalarak s›n›f mücadelesinin gerektirdi¤i temel özelliklere sahip olamaz. Ayn› flekilde bu örgütlerin ne kadar içindeyse, yani örgütlü yaflam› ne kadar içsellefltirebilmiflse buna denk düflen bir biçimde bu özelliklere sahip olma flans›n› yakalayabilir. Bunlardan hareketle fluraya var›r›z: S›n›f mücadelesinde yetkinleflmenin, geliflmenin birinci ve üzerinden atlan›lamaz koflulu Proletarya Partisi’yle bütünleflmek, Proletarya Partisi’yle özdeflleflmektir. Parti’yle bütünleflmek, özdeflleflmek demek Proletarya Partisi’nin her sorununu kendi sorunumuz, her faaliyetini kendi faaliyetimiz, her de¤erini kendi de¤erimiz bilmek, yaflam›m›z› Parti’yle, örgütlü yaflamla birlefltirmektir. Bununla ayn› anlama gelecek flekilde kendimizin her olana¤›, zaman›n›, bilgisini Parti’ye adamakt›r. K›sacas› Parti’yle yaflam d›fl›nda soluk almamak ve her al›nan solu¤u Parti için harcamakt›r. Yaflam›n›n bir bölümünde devrimcilik, komünistlik yapmak, geri kalan›nda düzenin koflulland›¤› ortamlarda devrimci, komünist olmay› bir yana b›rakarak “yaflamak, sade yaflamak” böylesi bir tav›r “yosun solucan harc›d›r” diyor Ahmet Arif. Yaflam›n bir k›sm›n› yosun, solucan olarak yaflay›p geri kalan›nda devrimcilik, komünistlik yap›lmaz. Yap›lmaya çal›fl›l›rsa olmaz m›? “Abdestsiz namaz› ben k›ld›m oldu” demifl Bektafli. Ama abdestsiz namazla sevap, tüm yaflama damgas›n› vurmayan devrimcilikle, komünistlikle devrim kazan›lmaz. S›n›f mücadelesinin gerektirdi¤i temel özelliklere sahip olunamaz. Bu nedenlerle eksikliklerimizi, zaaflar›m›z› aflmak istiyorsak önce devrime ve Parti’ye sar›lmam›z gerekir. Hem bunu yapmayay›m, hem de her fleyim dört dörtlük olsun düflüncesi ahmakça bir küçük burjuva m›zm›zlanmas›d›r. S›Ümit n›f mücadelesiDinler nin gerektirdi¤i

Salman’›n Ese yaylas›nda Karadeniz’i k›z›llaflt›rd›¤› gün… Karadeniz topraklar› bir kez daha flehitlerimizin, onurun, bafle¤mezli¤in, s›n›f bilincinin, iflçi s›n›f› ve emekçi halka ölüm pahas›na ba¤l›l›¤›n, partiye, devrime sevdal› komünistlerin umutlar›n›n boy verdi¤i yer oluyor. Bir kez daha Karadeniz yefliliyle, mavisiyle h›rç›n dal-

özellikler koflullara paralel olarak sürekli de¤iflir. Ama yine de her devrimcide, komünistte her zaman olmas› gereken temel baz› özellikler vard›r. Bunlar devrimcili¤in, komünistli¤in olmazsa olmazlar›d›r. Atak olmak, bilgili olmak ve fedakar olmak. Bu yaz›da esasta kendi özgülümüzden hareketle bu özellikleri açmaya, bunlara ulaflmak için yapmam›z gerekenleri ortaya koymaya çal›flaca¤›z. Ama flunu da en baflta an›msatarak: Sorunlar› ancak onlar› çözmek isteyenler-gerçekten çözmek isteyenler- çözebilir. Bunun ölçütü de gösterilen çaban›n boyutudur. Atak olmak: yarat›n, belirleyin, dönüfltürün, yönlendirin! Devrim uygun nesnel koflullara müdahaleyle gerçekleflir. Ve nesnel koflullar ne kadar uygun olursa olsun gerekli müdahaleyi gerçeklefltirmek oldukça zorlu bir çabay› gerektirir. KP’nin ve devrimin di¤er ayg›tlar›n›n inflas›, yetkinlefltirilmesi, kitlelerin bilinçlendirilmesi ve örgütlenmesi, düflman›n zorunun altedilmesi, tüm kurumlar›n y›k›larak yerlerine yeni kurumlar›n geçirilmesi. Yani devrimin gerektirdi¤i müdahaleler gelifligüzel, birbirinden kopuk, hedefsiz vb. olamazlar. Örgütlü ve planl› müdahaleler gerekir. Müdahale etmek; yaratmak, belirlemek, dönüfltürmek ve yönlendirmektir. Bunlar›n hepsi etkin olmay›, atak olmay› gerektirir. Duran, uyur-gezer yada uyur-koflar olan, akl› bafl›nda olmayan, akl› iflinde olmayan, emek harcamayan, ter dökmeyen bunlar› baflaramaz. Devrim nas›l müdahaleye ba¤l›ysa, devrimci olup olmamak da müdahaleci olup olmamaya ba¤l›d›r. Bir nesnenin canl› olup olmad›¤›, yaflamsal ifllevlerinin var olup olmad›¤›, sürüp sürmedi¤i ile anlafl›l›r. Devrimcinin, komünistin varl›¤› da buna benzer bir flekilde, kendi niteli¤ine uygun ifllevleri yerine getirip getirmedi¤ine, yaflamdaki etkilerine bak›larak anlafl›l›r. E¤er bir devrimcinin, komünistin bulundu¤u ortamda onun yaratt›¤›, belirledi¤i, dönüfltürdü¤ü ve yönlendirdi¤i eylemler, kurumlar, kitleler, politikalar yoksa, varl›¤› yoklu¤u çok fark etmiyorsa orada devrimcilik, komünistlik de yoktur. Müdahalenin boyutu devrimcili¤in, komünistli¤in boyutunun flaflmaz göstergesidir. Müdahale etmek, yani yaratmak, belirlemek, dönüfltürmek ve yönlendirmek iradi çaba gerektirir. ‹radi çaba harcamak; hareket etmek, emek harcamak, kafa yormak demektir. Etkin özne olmak, k›sacas› atak olmak demektir. Yaflama karfl›, düzene karfl›, sürekli atak halinde olmayan, ona sald›rmayan, sald›rmak için donanmayan müdahale edemez. Atak olmak en özlü ifadesiyle enginleri fethetme ruhuna sahip olmakt›r. Etkin özne olma, yani atak olmay› gerçekte birbirinden kopart›lamazsa da, daha kolay inceleyebilmek için iki bölüme ay›r›p inceleyebiliriz. Zihinsel atakl›k ve bedensel atakl›k. Zihinsel atakl›k: Düflünün! Zihinsel atakl›k, en k›sa ve yal›n tan›m›yla kafay› kullanmakt›r. Düflünmektir, yorum-

galar›, sarp geçitleri, bafl e¤mez da¤lar›yla flehitlerimiz önünde selama durdu. Partizanlar›n yi¤itlikleri, bafl e¤mezlikleri söz oldu dolaflt›, Karadeniz halk›ndan, yurdun tüm emekçilerine. Hayk›rd› Anadolu halklar›: Ese Yaylas› fiehitleri Ölümsüzdür! diye… fian olsun, silah elde topra¤a düflenlere…

lar, ç›karsamalar, yarg›lamalar, planlar yapmakt›r. Her ne kadar “insan›n en temel özelli¤i düflünmektir”, “insan düflünen hayvand›r” denilmekte ve böylelikle de düflünmenin kolay, herkeste olan s›radan bir özellik oldu¤u vurgulanmaya çal›fl›lmaktaysa da, ç›karlar›n› y›¤›nlar›n düflünmemesine dayand›ranlar›n egemen oldu¤u ve bu egemenliklerini binlerce y›ld›r sürdürdükleri dünyam›zda ezilen y›¤›nlar›n gerçekte düflünmesinin önünün al›nmas› için egemen az›nl›kça binbir yol, yöntem kullanmaktad›r ve böylelikle de egemenlerin istedi¤i do¤rultuda düflünmeleri ya da en az›ndan onlara karfl› ç›kacak bir düflünsel düzeye ulaflamamalar› amaçl› bu çabalar büyük baflar›lar sa¤lam›flt›r. Oysa bizim devrim yapmak için yaflama müdahalede bulunmam›z gerekmektedir. Bu müdahaleyi en do¤ru, en verimli ve en etkili bir flekilde yapmam›z›n yolu ise iradi çabam›z›n hedeflerini, yöntemlerini, biçimlerini belirlememizden geçmektedir. Peki bu belirlemeleri nas›l yapaca¤›z? Düflünerek, yorumlar, ç›karsamalar, yarg›lamalar, planlar yaparak. Demek ki, müdahalenin ilk ad›m› düflünmektir. Zihinsel olarak atak olmakt›r. Gerçekli¤imizi ele al›rsak bize damgas›n› vuran›n zihinsel atakl›k de¤il, zihinsel tembellik oldu¤unu görürüz. Biz unuturuz, kar›flt›r›r›z, planlamay›z, iki ifli bir arada düflünemeyiz, olgulara çok yönlü yaklaflamay›z, süreçleri tüm bileflenleriyle ele almay›z, ya her fleyi aklar›z ya her fleyi karalar›z yada net ayr›fl›mlar yapmadan hem ak hem kara deriz…Böyle olmam›z bir yönüyle do¤ald›r, çünkü belli bir toplumun ürünleriyiz. Böyle olmam›z bir yönüyle de ak›l almazd›r. Çünkü biz devrimciyiz, komünistiz. Bu do¤all›kla ak›l almazl›¤›n birlikteli¤i, bizim çeliflkimizdir. E¤er çeliflkinin do¤urdu¤u hareket ileriye do¤ruysa, zihinsel tembellik geriliyor, zihinsel atakl›k ilerliyorsa durum iyidir. Ama durumumuz esasta böyle de¤il. Birçok yoldafl zihinsel tembelli¤inin, uyur-gezerli¤inin, uyurkoflarl›¤›n›n, düflünme, planlama özürlü oldu¤unun henüz fark›nda de¤il. Böyle olunca sorunun çözülmesi de mümkün olmaz, olmuyor. Sürekli unutuyorsak, kar›flt›r›yorsak, planlar›m›z yaflama uymuyorsa yada daha kötüsü plan yapm›yorsak, karar al›rken üzerinde çok düflünmüyorsak, hep ayn› hatalar› yap›yorsak, ya hep ya hiç, yada öyle de böyle de fark etmez diye düflünüyorsak, bir taflla iki kufl vurmak bir yana, onlarca tafl at›p sonunda da kendimizi vuruyorsak, güne “haydi Kerim, Allah Kerim” diye bafll›yorsak, akflama kadar somut bir sonuç almadan dolafl›yorsak, ifllerimizi yumurta kap›ya gelince yalap flalap yap›yorsak, kiflilere göre de¤erlendirmelerde bulunuyorsak, “acaba”, “neden”, “niçin”, “nas›l”, “ne zaman”, “plan”, “sorgulama”, “denetim” sözcüklerini yolda görsek tan›mayacak haldeysek, elimize kalem alm›yorsak, ald›¤›m›zda da tekerlemeler yaz›yorsak… Bunlar›n gerisinde yatan bir neden var. Bunlar› sürekli yaflay›p, bunlar› yaflad›¤›m›z› da hemen unutarak bu sorunlar› çözemeyiz, çözemiyoruz da. Her yaflad›¤›m›z› sorgulamal› ve nedenlerini bulmal›y›z. Belirtiler bunlarsa hastal›¤›n

ad› zihinsel tembelliktir. Yaflananlar bunlarsa önce düflünmedi¤imizi, uyurgezer yada uyur-koflar oldu¤umuzu kabul etmeliDilek yiz. Ki çözümün Konuk yar›s›n› gerçeklefltirmifl olal›m. Düflünmeyi nas›l ö¤renece¤iz ve bu yetene¤imizi nas›l gelifltirece¤iz? evet soru budur. Çünkü düflünmek, bizim anlad›¤›m›z anlamda elefltirel, sorgulay›c›, planlay›c›, eyleme yönelik düflünmek, bir dünya görüflünün MLM’nin bak›fl aç›s›yla, yöntemiyle düflünmektir. Bu konuda; Birinci olarak, yönelece¤imiz kaynak ustalard›r. MLM’yi “dogma de¤il eylem klavuzu” olarak ele al›p onlar›n yazd›klar›n›, düflünme yöntemlerini kavramaya çal›flarak incelemektir. Lenin devleti, emperyalizmi, partiyi nas›l ele ald›? Hangi yöntemle düflündü, sonuçlara nas›l vard›? ‹flte ustalar› bu gözle okumal›y›z. Görece¤iz ki onlar bir olguyu her yönüyle, koflullar› içinde, iç ve d›fl iliflkileriyle, çeliflkileriyle, geliflim süreciyle birlikte ele alarak ve hep devrim cephesinden yaklafl›p “Ne yapmal›?” sorusuna yan›t bulma çabas›yla düflündüler. ‹flte biz de böyle düflünmeliyiz. ‹kinci olarak, her konuda mutlaka plan yaparak, plan yaparken her ayr›nt›y›, olas›l›¤› hesaba katmay›, planlar›m›z› uygularken de yarat›c› ve esnek olmay›, birlefltirmeyi sa¤layarak düflünme yetene¤imizi gelifltirebiliriz. Üçüncü olarak, hatalar›m›z›n, eksikliklerimizin, pratiklerimizdeki aksamalar›m›z›n, yanl›fl politikalar›m›z›n üzerinden atlamayarak, bunlar› yok saymayarak, tesadüflere, anl›k, tekil “kaza”lara ba¤lamayarak tüm ç›plakl›¤›yla masaya yat›r›p sorgularsak, niye böyle oldu diye, kendimizi aklama mant›¤›yla de¤il, do¤rular› bulmak anlay›fl›yla sorunlara yaklafl›rsak çok de¤erli dersler elde edebiliriz ve düflünme yetene¤imizi gelifltirebiliriz. Dördüncü olarak, kendimize yönelik elefltirilere kulaklar›m›z› t›kamay›p, kimden gelirse gelsin kendimizi denetleyip do¤ru elefltirilerden, bu en de¤erli yard›mlardan yararlanarak eksiklerimizi görebilir ve nerelerde yan›ld›¤›m›z›, bunlar›n nedenlerini görerek düflünme yetene¤imizi gelifltirebiliriz. Beflinci olarak, her sorunda mümkün oldu¤unca çok yoldafl›n görüfllerini alarak, tart›flarak kendi eksikliklerimizi görüp böylelikle de daha genifl bak›fl aç›lar› kazanarak Duran düflünme yetene¤imizi Salman gelifltirebiliriz.


22

25

21 Kasım-4 Aralık 2003

“O her alanda ö¤retmendi”

22 Kas›m 1986’da TKP/ML 3. Konferans haz›rl›klar› için bir arada olan Dersim k›rsal›nda bulunan Konferans delegeleri ile halk ordusu gerillalar› bir ihbar sonucu devlet güçleriyle çat›flmaya girerler. Çat›flmada Konferans delegelerinden Zeki Uygun, Ali R›za Boyo¤lu, R›za Sökmen, ‹brahim Polat, M. Kemal Y›lmaz, Hüseyin Tosun, Ünal Küçükbayrak ve savaflç›lardan Kamile Öztürk ile ‹smail Do¤an flehit düfltü. Bu çat›flmada flehit düflenlerden yurtd›fl› delegesi olan Zeki Uygun’un hem çocukluk arkadafl›, hem de çok yak›n bir mücadele arkadafl›yla söylefli yapt›k. -Zeki Uygun kimdir? Bize onu anlatabilir misiniz? -Zeki Uygun 1953 y›l›nda Sivas Kervansaray’da dünyaya geldi. ‹lkokulu köyde bitirdikten sonra ailece ‹stanbul’a göç ettiler. Ortaokulu ve liseyi ‹stanbul’da okudu. Ortaokul’dan sonra Ortaköy’de bulunan Çapa Ö¤retmen Okulu’na girdi. Daha sonra da mecburi hizmet için Kars’a gitti. -Devrimci düflüncelerle Kars’ta m› tan›flt›? -Hay›r Ö¤retmen Okulu’ndayken tan›flt›. Çok iyi hat›rl›yorum. 12 Mart dönemiydi. Biz fotoroman falan okurduk. Zeki bize tepki verirdi. “Ülkede neler yaflan›yor, siz nelerle ilgileniyorsunuz” diye bize k›zard›. -Direkt TKP/ML düflüncesiyle mi tan›flt›? -Tabi tabi. Aksaray’da Devrimci Gençlik Derne¤i (DGD) diye bir yerimiz vard›. Sürekli oraya giderdik. DGD ‹brahim Kaypakkaya düflüncelerini benimseyenlerin yeriydi. Sonras›nda ayr›l›klar, sapmalar, hizipler oldu ama O hep oradayd›. -Siyasi düflüncelerinden dolay› hiç tutukland› m›? -80’li y›llarda tutukland›. Ben de tutukland›m. Ben içerdeyken onun Tunceli-Elaz›¤ bölgesinde tutukland›¤›n› ö¤rendim. Yanl›fl hat›rlam›yorsam May›s ay› olmas› gerek. Üyelikten hüküm giydi. Elaz›¤ Hapishanesi’nden sonra Tekirda¤

Saray Hapishanesi’nde kald›. Sonras›nda da ayr›ca sürgün cezas› ald›. ‹zmit’e gidip imza veriyordu. Sürgün dönemiydi galiba. Sonra yurtd›fl›na ç›kt›¤›n› ö¤rendik. -Tutukland›¤›nda ö¤retmenlik yap›yor muydu? Nerelerde ö¤retmenlik yapt›? -Tabi tabi. Uzun süre ö¤retmenlik yapt›. Liseden sonra hemen ö¤retmen oldu. Önce Kars Ardahan’da yat›l› bölgede yapt›. ‹lkokul ö¤retmeni olarak mezun oldu. Ama d›flardan devam etti. Ortaokul ö¤retmeni oldu. Daha sonra da Çorum Alaca’da ö¤retmenlik yapt›. -Köylülerle iliflkisi nas›ld›? -Sevgi dolu bir insand›. Görev yapt›¤› yerlerde hala efsane gibi anlat›l›yorsa art›k gerisini siz düflünün. Kars’tan gelirken köylüler buna yün yatak, yorgan vermifller ailesi onu hala saklar. Yine Çorum’da da köylülerle aras› o kadar iyiymifl ki gidece¤i zaman köylüler günlerce a¤lam›fllar. -Onunla ilgili bizimle paylaflmak istedi¤iniz bir an›n›z var m›? -Müthifl bir iradesi, ö¤renme azmi vard›. Sürekli okur araflt›r›r, hiç bofl durmazd›. O yaflta hapishanede Frans›zca ö¤rendi. Hem de anadili gibi konuflacak flekilde. Yine saz çalmay› da hapishanede ö¤rendi. ‹nsanlar› tahlil etme yetene¤i çok güçlüydü. Kime nas›l davranmas› gerekti¤ini çok iyi biliyordu. Baz› devrimcilerin bir hastal›¤› vard›r. Olaylara s›¤, tek yönlü bakarlar. O öyle de¤ildi. Birçok yönden bakmas›n› bilirdi. Yani k›saca Zeki Uygun her alanda ö¤retmendi diyebilirim. Ailesine karfl› da, yoldafllar›na karfl› da. Yurtd›fl›ndan geldikten sonra annesi demifl; “o¤lum art›k b›rak bu iflleri”, o ise “anne benim için bu önemli. Benim mücadelem, halk›m, baflka hiçbirfley yok.” Düflünün ö¤retmenli¤i b›rakt›, ailesinin olanaklar› iyi idi. Bunlar› da reddetti. “Benim için halk›m” dedi ve tercihini ordan yana yapt›. O kadar bedeller ödedi, iflkenceler gördü. Benim devrimci müca-

Kamile Öztürk

‹brahim Polat

R›za Sökmen

Hüseyin Tosun

deleye girmem tamamen onun etkisiyle oldu. Ben onun kadar iflkence görmedim, bedel ödemedim ama ben b›rakt›m. O b›rakmad›. Bu da onun halk›na inanc›n›, azmini gösteriyor. -Onu en son ne zaman gördünüz? -Konferans için Tunceli’ye gitmeden önce yurtd›fl›ndan geldi¤inde bana gelmiflti. 4-5 gün kald›. Ben yeni evliydim. Herfleyi b›rakt›ktan sonra evlenmifltim. O dönem hat›rlad›¤›m tek fley ne biliyor musun? Beni çok yo¤un elefltiriyordu. “Üretime kat›lm›yorsun, hiçbir üretimde bulunmuyorsun” diyordu. Evlili¤imi de hiç onaylamam›flt›. Biraz k›rg›n ayr›ld›k diyebilirim. 4-5 günlük süre içinde hiç bofl durmad›. Sabah erkenden kalkard›, yata¤›n içinde birfleyler okurdu. Bizim evde kitap da yoktu ama o eski gazeteleri al›r, didik didik ederdi. Ne bulsa okuyan biriydi. Bu kadar çok okuyan birini daha görmedim. Benden sonra ailesine de u¤ram›fl, onlara demifl “ben gelece¤im” ama bir daha geri gelemedi ölüm haberini ald›k. -fiehit düfltü¤ü haberini nas›l ald›n›z? -Ailesine polis gidip çocuklar›n›n öldü¤ünü söylemifller Tunceli’de. Ailesi birkaç kez gitti Tunceli’ye ama cesedi teflhis edemediler. Orada bir yanl›fll›k oldu galiba. Ailesi teflhis edemeyince oradan bir aile bilinçli olarak kendi çocuklar›ym›fl gibi al›p gömmüfller, sahip ç›km›fllar. Ailesi bu olaya çok üzülüyor. “Mezar› belli olsayd› da ziyaretine gidebilseydik” diyorlar. -Baflka onunla ilgili anlatmak istedi¤iniz birfley var m›? -Hiç kimseye yük olmazd›. Hapishaneden ç›km›flt›. Hüküm giydi¤i için ö¤retmenlik de yapam›yordu. ‹fli de yoktu. Bir ara ekonomik olarak bofllukta kald›. Çok net hat›rl›yorum. Ahflap anahtarl›k yap›p, sat›yordu. Zeki’nin el yaz›lar› çok düzgündü. Tahtalar› çeflitli flekillerde kesip üzerine yaz›lar yazar, onlar› vernikler anahtarl›k yap›p, satard›. O flekilde harçl›¤›n› ç›kar›r, kimseye yük olmazd›.

Ünal Küçükbayrak

‹smail Do¤an

M. Kemal Y›lmaz

Ali R›za Boyo¤lu

KAVGADA ÖLÜMSÜZLEfiENLER Do¤an Erdem: Kas›m 1984’de Dersim’de 盤 alt›nda kalarak flehit düfltü. Ergül Küçükbafl: Kas›m 1990’da çat›flmada flehit düfltü. Ali Ekber Bahad›r: TK‹H militan› olan A. Ekber Bahad›r 22 Kas›m 1991’da polisle girdi¤i çat›flmada flehit düfltü. ‹sa Demirbafl: 23 Kas›m 1979’de Samsun’da devletin kolluk güçlerince katledildi. Mehmet Zeki fierit: 24 Kas›m 1977’de ‹stanbul’da yaral› ele geçti, iflkencede katledildi. Sate (‹kiyaka) köylüleri: Yüksekova’n›n Sate (‹kiyaka) köyünde oturan 30 Kürt köylüsü 24 Kas›m 1989’da Özel Timlerce katledildi. Ölüm Orucu fiehitleri: 30 Kas›m 2002’de Zeliha Ertürk (DHKP-C), 1 Aral›k 2002’de ise Feridun Yücel Batu (DHKP-C) flehit düfltüler. Naki Gök: 1 Aral›k 1976’da Samsun’da sivil faflistler taraf›ndan katledildi. Mazgirt fiehitleri: 1 Aral›k 1986’da TKP/ML-T‹KKO gerillalar› ile devletin kolluk güçleri aras›nda Mazgirt Geçitveren köyünde ç›kan çat›flmada savaflç›lar Besime Do¤an, Suna Y›ld›r›m, Timur Demir flehit düfltüler. Halktan insanlar olan Kaz›m Demirtafl ve Celal Usta ise çat›flma alan›ndan uzaklaflmak isterken devletin güçleri taraf›ndan katledildiler.

GÜNDE DÜN… 28 Kas›m 1831: Tarihteki ilk proleter baflkald›r› Lyon dokuma iflçileri ilk kez burjuva bask›s›na baflkald›rd›lar. 28 Kas›m 1820: Engels do¤du. 29 Kas›m 1944: Arnavutluk Nazi iflgalinden kurtuldu. (Arnavutluk Devriminin zaferi) 1 Aral›k 1990: Zonguldak grevi (Maden-‹fl) 1939: Macar Devrimi’nin önderi Bela Kun Ukrayna’da kurfluna dizildi. 1945: Muhalif dergileri ç›kard›¤› için Tan Matbaas› ‹stanbul’da y›k›ld›. 1967: Güney Yemen Halk Cumhuriyeti kuruldu. 1969: Türkiye’nin ilk ö¤retmen sendikas› olan TÖS, boykot karar› ald›. 1984: TRT’de “yurttafl, ozan, yaflam, özveri, olanak, koflul, bilimsel, toplumsal, tarihsel” gibi sözcüklerin kullan›m› yasakland›. 1988: Tek tip elbiseye karfl› hapishanelerde yap›lan açl›k grevi, befl hapishanede anlaflmaya var›lmas› üzerine sona erdirildi. 1994: Özgür ülke gazetesinin ‹stanbul ve Ankara’daki üç bürosu bombaland›, 1 kifli öldü, 20 kifli yaraland›. 2000: fiili’nin eski diktatörü Augusto Pinochet’in tutuklanmas›na karar verildi.


21 Kasım-4 Aralık 2003

26

22

Erkek egemen toplum yüzy›llard›r kad›n› törelerle çevirmifl, yaflam hakk›n› elinde bulunduruyor!

Kendini, kad›n›n sahibi olarak gören erkek egemen sistem

Kad›n› törelere kurban ediyor! Birçok örnek var yaflamda... Belki yan›bafl›m›zda gerçekleflen, belki uzaklardan ald›¤›m›z bir haberle yaflam›m›za konuk etti¤imiz belki de tüm s›cakl›¤›yla kendimizin yaflad›¤›. Evet kad›nlar dört bir yandan çevrilmifl sistemin erkek egemen bak›fl aç›s›yla. Kad›n eziliyor, kad›n sömürülüyor... Hem sistem taraf›ndan, hem "sahibi olan" kocas› taraf›ndan hem de ailesi taraf›ndan... Ana, baba, kardefl; kad›n›n namus bekçisi bizim gibi yar›-feodal toplumlarda. Kad›n›n kendi bedenine, kimli¤ine, kiflili¤ine sahip ç›kma hakk› yok. Sahip ç›kmaya; yüzy›llard›r kad›n› çepeçevre saran tabular› y›kmaya kalkarsa ne olur biliyoruz... Buna ra¤men hala kad›nlar söz hakk› istiyor, kimli¤ine sahip ç›kmak, bedeninde tek söz sahibi olmak istiyor. Hem de ölümü göze alarak. Birçok kifli bu yaz›y› okurken ne kadar bildik, ne kadar klasik laflar diyebilir. Evet klasikleflmifl laflar, çünkü kad›n›n yüzy›llard›r süren çilesi de klasikleflmifl ve hala kökten bir çözüme kavuflmufl de¤il. Elbette biz biliyoruz kad›n›n nas›l kurtulaca¤›n›; ya onlar, onlar biliyorlar m›? fiu an yaflad›klar›ndan daha özgür, daha onurlu bir yaflam› hayal bile edebiliyorlar m›? Hay›r birço¤u edemiyor. Çünkü bilmiyor elini uzatsa tutabilece¤i özgür dünyay›. Biliyoruz ki bilinçlenen kad›n her türlü zorlu¤u aflabiliyor, kendini kabul ettirdi¤i gibi, yar›nlar› güzellefltirme çabas›na da girebiliyor. Elbette kolay de¤il, hem de hiç de¤il bizi çepeçevre saran tabular› öyle bir ç›rp›da y›kmak. Ama inan›rsak, inan›rsak ve çabalarsak herfleye ulaflabilece¤imizi görüyoruz. Bunun örneklerini de görüyoruz. Tarih kendini aflan, toplumlar› ileriye tafl›yan nice kad›na tan›kl›k etmifltir. Kad›n›n süren bu mücadelesi elbette çok yol katetmesini beraberinde getirdi. Daha düne kadar çal›flamayan, hiçbir alanda söz sahibi olamayan kad›n, mücadelesi sayesinde zorla, söke söke ald› haklar›n›. Fakat hala sürüyor kad›n›n çilesi. Çünkü biliyoruz ki ne kadar zorla da alsa kimi

haklar›n›; hala iki kat fazla ezilen ve sistem taraf›ndan afla¤›lanan, törelerle çepeçevre sar›lan yine onlar. Yani biz kad›nlar. TÖRELER CAN ‹ST‹YOR Töreler dedik. Evet töreler bizim gibi toplumlarda varl›¤›n› sürdürmeye devam edecek. Kimi bu törelere boyun e¤ecek... kimi de Urfal› Gönül gibi F›rat nehrinin sular›na at›lacak, ailesinin namusu temizlensin diye. Ya da 16 yafl›ndaki A.Ç gibi yedi¤i pideye zehir kat›larak öldürülecek ve bir tarlaya at›lacak cesedi. Daha birçok örnek say›labilir törelere kurban giden kad›nlar üzerine. Bu noktada devletin de hiçbir deste¤i olmuyor kad›na. Necla bariz bir örnekti geçti¤imiz y›llarda yaflanan. O da törelere kurban edilmek üzere seçilmiflti. Töreler kan istiyordu ve verilmeliydi. Teyzesinin yo¤un u¤rafl›lar›na ra¤men o kurtulamad›. Çünkü bir kere kurban seçilmiflti. Teyzesi bölgedeki "güvenlik güçlerine" baflvurmufl, ona sahip ç›k›lmas›n› istemiflti. Herkes ölece¤ini biliyordu fakat hiçbir fley yap›lmam›flt›. Bu örnek de devletin tüm ça¤d›fl› uygulamalara nas›l sahip ç›kt›¤›n›n, insandan yana ne varsa yok etmek için elinden geleni yapt›¤›n›n bir göstergesiydi. Devlet her dönem destek oldu¤u bu ça¤d›fl› uygulamalar› besler ve varl›¤›n› sürdürmesini sa¤lar. Öyleyse kendi sorunlar›m›za kendimiz sahip ç›kmak ve çözmek zorunlulu¤u ve sorumlulu¤unu yüklüyor ülkemiz gerçekli¤i, biz kad›nlara. Kad›n, tüm s›cakl›¤›yla yaflarken zulüm dolu yaflam›; sistem, daha da zorlafls›n diye yaflamlar› elinden geleni esirgemiyor. Yasalar›yla ve tüm kurumlar›yla kad›n› daha fazla nas›l ezebilirim, daha fazla nas›l faydalanabilirim, daha fazla nas›l kimliksizlefltirebilirim bunun hesab›n› yap›yor. Devlet; fiziksel, cinsel, psikolojik her yönden bask› gören kad›na; özgürlü¤ü, umudu hatta kendi bedenine sahip ç›kmay› bile televizyonlar›yla, bas›n›yla, yani her türlü görsel ve iflitsel iletiflim araçlar›yla çarp›tarak yozlu¤un içinde yaflamak olarak gösteriyor. Çün-

kü kad›n›n bilinçlenmesinden, bilinçli ve örgütlü bir flekilde karfl›s›na ç›kmas›ndan korkuyor. 12 Kas›m 2003 tarihli Cumhuriyet gazetesinde Oral Çal›fllar bir yaz›s›nda bir profesörden bahsediyor. Profesör kad›n›n dövülebilirli¤ini islamiyet aç›s›ndan anlatmaya çal›flm›fl. Demek ki her profesörlük ünvan› alan ayd›n(l›k) bir kafay› simgelemiyor. Oral Çal›fllar’›n yaz›s›n›n kad›n aç›s›ndan ülke gerçekli¤imizi çok iyi ifade etti¤ini söyleyebiliriz. Kad›n ince bir çubukla dövülebilirmifl hem de flevkatli bir flekilde diyerek devam eden anlay›fl› çok güzel koymufl Oral Çal›fllar. Kapitalist-emperyalist sistemin feodalizmi koruyup kollad›¤› bizim gibi ülkelerde; din en etkili uyuflturucu görevini görmeye devam ediyor. Al›nt› yapt›¤›m›z örnek ise dinin ülkemiz insan› üzerindeki korkunç ifllevini gözler önüne seriyor. ‹nsanlar ça¤lar öncesin-

den kalma inanç ve ibadetlerle uyutulmufl, uyuflturulmufl durumdad›r. Geliflmemifl, düflünmeyen insan elbetteki hayvani içgüdülerle hareket edecek. Kad›n› ise yaln›zca cinsel bir varl›k olarak görecektir. Görüyoruz ki ülkemiz gerçekli¤i kad›n›, insan olarak de¤il; kad›n olarak görüyor. Yani bedensel ihtiyaçlar›n› karfl›lamaya yönelik bir mal. Al›n›p sat›labilen yaln›zca erke¤in mal› olan kad›n, erkek taraf›ndan bak›l›p korunacak; onun düflüncesine, onun anlay›fl›na ve kafa yap›s›na uygun olmad›¤› taktirde dövülecek ve hatta öldürülebilecek. Tüm bu anlay›fllar› yok edecek olan bizlerin el ele verip birlikte hareket etmemiz ve bu anlay›fllar› yaratan sistemi kökten de¤ifltirmemizdir. Haydi kad›nlar; kimli¤imize, kiflili¤imize, onurumuza ve insanl›¤›m›za sahip ç›kal›m...


27

22

21 Kasım-4 Aralık 2003 Abidin Dino’ya Sen mutlulu¤un resmini yapabilir misin Abidin iflin kolay›na kaçmadan ama gül yanakl› bebesini emziren melek yüzlü anneci¤in resmini de¤il ne de ak örtüde elmalar›n ne de akvaryumda su kabarc›klar›n›n aras›nda dolanan k›rm›z› bal›¤›nkini sen mutlulu¤un resmini yapabilir misin Abidin 1961 yaz› ortalar›nda Küba’n›n resmini yapabilir misin... Naz›m Hikmet

abidin dino ‹stanbul, 1913 Paris, 1993

Yay›nc› ‹lhan Erdost MEZARI BAfiINDA ANILDI 1980 y›l›nda gözalt›na al›nd›ktan sonra götürüldü¤ü Mamak Askeri Hapishanesi’nde dövülerek katledilen ‹lhan Erdost, yak›nlar› ve dostlar› taraf›ndan an›ld›. Karfl›yaka Mezarl›¤›na gelen Erdost’un a¤abeyi, k›zlar›, Halit Çelenk, TMMOB Genel Baflkan› Kaya Güvenç ve Erdost’un sevenleri; katledildi¤i 7 Kas›m 1980 tarihinden bu yana Türkiye’nin halen karanl›k geçmiflini ayd›nlatamad›¤›na dikkat çektiler. Anmada konuflan ‹lhan Erdost’un a¤abeyi Muzaffer ‹lhan Erdost; ülkenin kirlenmifl kimli¤inden kendini ar›nd›rmas› gerekti¤ini söyledi. Sadun Aren ise ‹lhan Erdost’un Marksist eserleri çevirerek ülkemize kazand›rd›¤› için öldürüldü¤ünün alt›n› çizdi. ‹lhan Erdost’un mezar› çiçeklerle süslenirken dostlar› gözyafllar›n› tutamad›. (Ankara)

1913

y›l›nda ‹stanbul’da do¤an Abidin Dino, Ça¤dafl Türk resim sanat›n›n öncülerindendi. Ayn› zamanda yazar ve siyasetçiydi. Yaflam› ço¤unlukla yurtd›fl›nda geçen Abidin Dino, Birinci Emperyalist Paylafl›m Savafl› bafllad›¤› s›ralarda ailesiyle birlikte Cenevre’ye yerleflti. Bir süre de Fransa’da kald›ktan sonra 1925 y›l›nda ‹stanbul’a döndü. Sanatsever bir ailenin ve çevrenin içinde büyüyen Abidin Dino’nun resme olan ilgisi erken yafllarda bafllam›flt›. ‹leriki yafllar›nda da kendisini yetifltirmeye çal›fl›rken ayn› zamanda edebiyatla ilgileniyordu. 1931 y›l›nda Artist adl› dergide ilk çizgileri ve yaz›lar› yay›nland›¤›nda henüz 18 yafl›ndayd›. Bu arada Naz›m Hikmet’in fiiir

ve oyun kitaplar›na kapak desenleri çizdi. Art›k çizgileri olgunlu¤a ulaflm›fl, ressam olarak kendini kabul ettirmiflti. O dönem “D Grubu" ad› alt›nda bir sanat grubu kurdu. O güne dek üç sanat grubu vard›. (Türk Resim Tarihinde Osmanl› Ressamlar Cemiyeti, Sanayi-i Nefise Birli¤i ve Müstakil Ressamlar ve Heykeltrafllar Birli¤i) Abidin Dino’nun kurdu¤u dördüncü grup alfabenin de dördüncü harfinin ad›n› alm›flt›. Amac› memlekette sanat›n geliflmesini ve yay›lmas›n› sa¤lamak, çevreyi uyand›rmak ve sanat›n ne oldu¤unu, geçmiflini, gelece¤ini halka anlatmakt›. 1939 y›llar›nda ressamlar aras›nda, ‹stanbul’da yaflam›n› güç koflullar içinde kazanan yoksul insanlara, özellikle de ekme¤ini denizden ç›karan ba-

l›kç›lara karfl› büyük bir ilgi bafllam›flt›. Abidin Dino’nun da içinde bulundu¤u "Liman Grubu" diye de an›lan "Yeniler" ad›nda bir topluluk 1941’de Liman çevresindeki bal›kç›lar› konu alan ve yank› uyand›ran bir sergi açt›. Abidin Dino ayn› y›l siyasal nedenlerden dolay› önce Mecitözü’ne sonra da Adana’ya sürgüne gönderildi. Sürgündeyken Adana’da Türk Sözü gazetesini yönetti. "Kel" adl› bir oyun yazd›. Bu dönem resimlerinde Çukurova’n›n pamuk iflçilerini konu ald›. Abidin Dino daha sonra ‹stanbul’a döndü. Yurtd›fl›na ç›kma yasa¤›n›n kald›r›lmas›ndan sonra 1951’de Paris’e yerleflti. Zaman zaman Türkiye’ye gelerek kiflisel sergiler açt›. Abidin Dino 1993’de Paris’te yaflam›n› yitirdi.

Diyarbak›r Kitap Fuar›’na yo¤un ilgi Diyarbak›r Edebiyat Günleri kapsam›nda çok say›da yay›nevinin kat›l›m›yla 10 bin kitab› bar›nd›ran Kitap Fuar› aç›ld›. Diyarbak›r Edebiyat Günleri kapsam›nda yazarlar, flairler ve edebiyatç›lar› kentte konuk etmenin yan›nda, okurlar› kitaplarla buluflturmak için Belediye Konukevi’nde Kitap Fuar› aç›ld›. Büyükflehir Belediyesi’nin Aram Yay›nc›l›k’›n katk›lar›yla açt›¤› Kitap Fuar›, 5-19 Kas›m tarihleri aras›nda yüzde 25 ile 30 aras›nda de¤iflen indirimle, Diyarbak›rl›lara okumak istedikleri kitaplar› alma f›rsat› sa¤layacak. Birçok yay›nevinin stand açt›¤› fuarda, yediden yetmifle herkesin ilgi-

sine yönelecek türden kitaplar yer al›yor. Büyükflehir Belediye Baflkan› Feridun Çelik, Sur Belediye Baflkan› Cezair Serin, Kayap›nar Belediye Baflkan› M. Can Tekin, Yeniflehir Belediye Baflkan› Remzi Azizo¤lu, DEHAP Diyarbak›r ‹l Baflkan› F›rat Anl›, yazarlar Mehmed Uzun, fiebnem ‹fligüzel, fiair Sunay Ak›n ve Sezai Sar›o¤lu’nun aç›l›fl›na kat›ld›¤› kitap fuar›, ilk günde yo¤un ilgi gördü. Büyükflehir Belediye Baflkan› Çelik, ‹stanbul Kürt Enstitüsü taraf›ndan yay›nlanan “3’üncü Ö¤retmen Ahmedê Xanî” kitab› sat›n al›rken, di¤er kat›l›mc›lar da indirimi f›rsat bilerek kitap ald›. (H. Merkezi)

Diyarbak›r Edebiyat Günleri, Ezginin Günlü¤ü ve Koma Azad'›n sahne ald›¤› “fiark›lardaki fiiirler” bafll›kl› coflkulu konserle sona erdi. Birçok yazar, flair ve edebiyatç›y› Diyarbak›r'da buluflturan ve say›s›z etkinli¤e ev sahipli¤i yapan Diyarbak›r Edebiyat Günleri, Ezginin Günlü¤ü ve Koma Azad'›n "fiark›lardaki fiiirler" bafll›kl› coflkulu konserleri ile sona erdi. Ziya Gökalp Kapal› Spor Salonu'nda yap›lmas› beklenen konser, Demirok Tesisleri'nde çok say›da kiflinin kat›l›m›yla gerçekleflti. (D‹HA)

Ataol Behramo¤lu’ndan fi‹‹R VE MÜZ‹K D‹NLET‹S‹

“Yaflad›klar›mdan Ö¤rendi¤im Birfley Var” adl› fliir ve müzik dinletisinde salondaki kalabal›¤› gören fiair Ataol Behramo¤lu, gençlerde büyük bir enerji oldu¤unu ifade ederek, bu enerjinin bat›daki hümanist güçlerle birleflip büyük bir direnifl cephesi oluflturmas› gerekti¤ini söyledi.


21 Kasım-4 Aralık 2003

28

22

Ö⁄RENEREK GEL‹fiEN MÜCEDELE, ‹fiÇ‹LER‹N KARARLI DURUfiLARI ‹LE ZAFERLE SONUÇLANACAKTIR

Arkadafllarla güzel çal›flmalar içerisindeyiz. En basit örne¤i görev bölümü olarak baz› ifllerimiz örgütlü bir flekilde yap›l›yor. Ufak tefek aksakl›klar›m›z olsa da çad›r eylemimiz birçok güzelliklerle devam etmektedir. Çukurova Tekstil’den at›lan iflçilerin eylemleri günden güne büyüyor. ‹flçiler 6 Kas›m günü fabrikan›n önüne giderek sloganlarla oturma eylemi bafllatt›lar. Çukurova Tekstil iflçileri, 3 günlü¤üne geldikleri fabrika önünde hakl› ve meflru eylemlerine gerek iflçilerin kararl›l›¤› gerek kitle örgütleri, sendikalar ve Tarsus halk›ndan ald›klar› destekle süresiz devam edeceklerini belirttiler. Çukurova iflçisi direniflini patronun bask›lar›na karfl› sürdürüyor. Y›llard›r Çukurova Tekstil’de çal›fl›p, Teksif sendikas›na üye olan iflçiler, sendika baflkan› Necdet ‹nand›o¤lu’nun da patronla iflbirli¤i yapmas›yla ortada kalm›flt›. Ancak hepsinin ortak sorunu olan haklar›n›n gasp› ve sendikalar›n›n ihaneti onlar› biraraya getirdi. Acemice bafllad›klar›, ifllerini ve haklar›n› istedikleri mücadelelerinde bir ayda çok yol kat ettiler. Bas›n aç›klamalar›yla, el ilan› da¤›tmalar›yla, destek ziyaretleriyle, dayan›flmalar›yla, yard›mlaflmalar›yla, dostluk ve birlikte mücadele etmeleriyle kendi güçlerini görerek ve yaflayarak ö¤rendiler. Fabrika önünde kendilerini ya¤murdan ve so¤uktan korumak için kurduklar› derme çatma naylon barakalarda kalan iflçilerin direnifli patronda ve Teksif Sendikas› Tarsus fiubesi’nde büyük panik ve k›zg›nl›k yaratt›. ‹flçiler ilk bafllarda tuvalet ve su ihtiyaçlar›n› fabrikan›n giriflinde bulunan güvenlik kulübesinden karfl›l›yorlard›. Patron buna da taham-

mül edemeyerek yasaklad›. Bu yasakla iflçileri daha da zor durumda b›rakaca¤›n› ve y›ld›raca¤›n› düflünüyordu. ‹flçiler giriflimleri ile Tarsus Belediyesi’nden bir seyyar tuvalet sa¤lad›lar. Patron barakan›n kald›r›lmas› ve iflçilerin da¤›t›lmas› için Tarsus Kaymakaml›¤›’na baflvuruda bulundu. Ancak baflvurular› reddedildi. ‹flçilerin fabrika önüne gittikleri günden itibaren ne fabrika Genel Müdürü Osman Y›lmazcan ne de Teksif Sendikas› Tarsus fiube Baflkan› Necdet ‹nand›o¤lu fabrikaya u¤ramad›lar. Çukurova iflçisinin fabrika önündeki direnifline Tarsus, Mersin ve Adana’dan destek ziyaretleri her gün artarak devam ediyor. Yap›lan bu destek ziyaretlerinde en önemli ve göze batan› ise Paflabahçe iflçilerinin 2 günde bir servisleri ile Çukurova iflçilerini ziyarete gelmesi. Çok anlaml› bir s›n›f dayan›flmas› sergileyen Paflabahçe iflçilerinin maddi ve manevi deste¤i Çukurova iflçisi için çok önemli bir moral deste¤i oluyor. Direnifl yaflam›n›n zorluklar›, ya¤mur, so¤uk hava, uykusuzluk ve ekonomik s›k›nt›lar, Çukurova iflçilerini zorlasa da morallerinin yüksek olmas› mücadele aç›s›ndan umut verici. Ö¤renerek geliflen mücadele, iflçilerin kararl› durufllar› ile zaferle sonuçlanacakt›r. Çukurova iflçilerinde hava koflullar›ndan kaynakl› bafllayan sa¤l›k so-

runlar› nedeniyle Tarsus TTB’den ve SES’den gelen doktorlar sa¤l›k taramas› yapt›lar. Teksif Sendikas› Genel Merkezi’nden gelen Zeki Polat, Çukurova iflçilerinin önünden geçerek fabrikaya girdi. Daha sonra iflçiler ad›na bir grubu fabrikaya ça¤›rarak onlarla görüflmek istedi¤ini bildirdi. ‹ste¤ini kabul etmeyen iflçiler Zeki Polat’›n yanlar›na gelmesini istediler. Zeki Polat iflçilerin iste¤ine uyarak Adana Teksif fiube Baflkan› ve Teksif Sendikas› Genel Sekreteri ile birlikte iflçilerin yan›na gelerek sorunlar›n› dinledi. Ankara’ya gider gitmez bu sorunlar›na çözüm bulaca¤›n›n sözünü vererek iflçilerin yan›ndan ayr›ld›. Teksif Sendikas› Tarsus fiube Baflkan› Necdet ‹nand›o¤lu ise fabrikaya Zeki Polat’la birlikte gelmesine ra¤men iflçilerin yan›na u¤ramad›. Organize Sanayi Bölgesi’nde çal›flan iflçilerin dayan›flma için u¤rad›klar› fabrika önünde duygusal anlar yafland›. Organize sanayi iflçilerinin yard›mlaflma için getirdikleri çantalarda kendilerinin ö¤le yemekleri olmas› s›n›f dayan›flmas›n›n en güzel ifadesiydi. 15 Kas›m 2003 günü Mersin Emek Platformu taraf›ndan organize edilen “Y›k›m Yasalar›na, 2004 Rantiye Bütçesine, Irak ‹flgaline Hay›r” mitingine kat›lan Çukurova iflçileri coflku ve kararl›l›klar› ile mitinge damgalar›n› vurdu. Mersin Emek Platformu’nun ald›¤› karar ile

mitingin en önünde yürütülen iflçiler s›k s›k; “‹flçilerin birli¤i sermayeyi yenecek”, “Çukurova iflçisi yaln›z de¤ildir”, “Birlik Mücadele Zafer”, “Direne direne kazanaca¤›z”, “Yaflas›n S›n›f Dayan›flmas›” ve “Babalar iflsiz çocuklar› aç” sloganlar›n› att›. Çukurova iflçilerinin fabrika önündeki eylem ve miting hakk›ndaki görüfllerini ald›k. Ramazan Harmanda: Günden güne ileri gidiyoruz. Benim görüflüm bu büyük bir aflamad›r. Biz düne kadar birbirimizi dinlemesini bilmiyorduk, flimdi birlikte hareket ediyoruz. Halk›n eylemimize duyarl›l›¤› çok güzel. Polis bile hakl›s›n›z diyor. Her gün bizi dinleyenler, destekleyenler art›yor. Burada içeride çal›flan arkadafllar›m›zla görüflmememiz için patron bask› yap›yor. Son üç günde Mersin CHP geldi. Baya¤› duyarl›yd›lar. Tarsus ‹lçe Teflkilatlar›n›n duyars›zl›¤›ndan bahsettik. Onlarla görüfleceklerini ve gerekirse milletvekilleri arac›l›¤›yla seslerini meclise tafl›yacaklar›n› söylediler. Bugün bizim için bir devrim. Teksif iflçisi olarak 20 y›lda yapamad›¤›m›z› 10 günde yapt›k. E¤itim-Sen Tarsus fiubesi’nin yard›mlar›n› asla gözard› edemeyiz. Mersin’deki mitinge gitti¤imizde devrimci arkadafllar›n açt›¤› pankart› görünce çok duyguland›m, gözlerim yaflard›. Yerelde sesimizi duyurduk amac›m›z sesimizi tüm Türkiye’ye duyurmak.


22 Çi¤dem Harmanda (8 yafl›nda 2. s›n›fa giden iflçi çocu¤u): Mersin’e Çukurova iflçisini korumak için gittim. Bu iflçilerden biri de babamd›. Adamlar konuflmalar yapt›. Babam 5 gündür fabrikada kal›yor, eve gelmiyor. Babam orada hasta olmufltu sesi k›s›lm›flt›. Orada iflçilerin konuflmalar› hofluma gitti. “Babalar ‹flsiz Çocuklar› Aç”, “Çukurova ‹flçisi Yaln›z de¤ildir” diye ba¤›rd›lar. Babam› çok özledim. Babam için her fleyi yapard›m. Babam iflten ç›kt›¤› için çok üzüldüm. Babam bana harçl›k veremedi¤i için harçl›klar›m›z azald›. Babam›n ifle dönmesini istiyorum. Babam çal›fl›rken çok mutluydum. Nalan Akbulut: Bugün direniflimizin yedinci günü. Gittikçe büyüyen bir destekçi kitlemiz var. Hergün ziyarete gelen kurumlar ve insanlar adeta bize doping etkisi yap›yor. Bugün özellikle direniflin yedinci gününde TEKS‹F Genel Baflkan› Zeki Polat bizi çad›r›m›zda ziyaret etti. Belki hala çal›fl›yor olsayd›k gelip gitti¤inden haberimiz olmayacakt›. Y›llard›r sendikan›n yapmas› gereken görevlerini yapmad›¤›n› birinci a¤›zdan dile getirdik. Ço¤u arkadafl›m›z kendi flube baflkan›m›z geldi¤inde bile sorunlar›n› anlatamazken genel baflkana herfleyi aç›k seçik anlatt›k. Elimizdeki gazete küpürleri ve baz› belgeleri genel baflkana verdik. Asl›nda son bir ayd›r birço¤umuzun hayat› de¤iflmiflti. Gerçekten hiçbir arkadafl›m›z›n elindeki güçten haberi yoktu. Son bir ayl›k süreç bizim arkadafllar›m›z için sanki bir okul gibiydi. (13-112003) Bugün direniflimizin dokuzuncu günü. Direniflimizin üçüncü gününde bizi ziyarete gelen Emek Platformu üyeleri bizi eylemlerine davet etmifl ve en ön s›ray› teklif etmiflti. Onlar›n toplant›s›na üç arkadafl›m›z kat›ld›. Buraya gelen arkadafllar›m›za bunu anlatmam›z biraz zor oldu. Birçok arkadafl›m›z en önde olursak, daha önceki televizyondan izledikleri gösterilerde dayak yiyen insanlar› gördüklerini ve neden bizi önde yürütmek istediklerini sordular. Arkadafllar›m›z› ikna etmek biraz güç oldu ama sonuçta 110 kifli falan mitinge kat›ld›k. Sanki Çukurova’dan at›lan iflçiler için yap›lm›fl gibiydi. Sanki biraz haz›ra konmufl gibi olduk. Mersin’den Çukurova’dan at›lan iflçilere destek mitingi olsayd› ancak bu kadar olurdu. Miting gayet güzel oldu ve dönüflümüzde giderken çekinen baz› arkadafllar›m›z›n çok güzel bir duygu oldu¤unu söylemelerine flahit olduk. Toplum olarak yanl›fllar›m›z var. Herfleyi baflkalar›ndan bekliyoruz. Bu anlamda asl›nda biz iflçiler

29 elimizdeki gücün fark›nda de¤iliz ve kendimizi küçümsüyoruz. Bu ülke de bizim, bu fabrika da, sendikalar da her fleyiyle bizim. Bizi bu duruma düflüren patronlar da biz iflçiler sayesinde zevki sefa içerisindeler. Bizim eme¤imizle onlar rahat ama ifl bizim eme¤imizi ödemeye gelince her türlü sahtekarl›k var. Patronlar örgütlüler ve az›c›klar. Toplumumuzda bir yarg› vard›r. Denir ki ekmek yedi¤in yere nankörlük etme. Ama burada bize ekmek veren patron olmuyor ki biz ona ekmek veriyoruz. Biz uykusuz da hasta da olsak iflimize gelip üretiyoruz. Ama onlar sadece kâr hesab›ndalar. Bizler yaz›n 50-60 C s›cakl›kta çal›fl›rken patronlar klimal› ve deri koltuklarda nerde, hangi fabrika daha fazla kâr getirir hesab›ndalar. Evet bir mücadeleye bafllad›k ve bana göre bu mücadelenin bizi yani bütün iflçi s›n›f›n›, iflsizi, ifli olan bütün arkadafllar›m›z› kaps›yor. Burada yaflanan sorunlar hepimizin sorunu. Ve art›k eski düflüncelerimizden silkinip farkl› gözlerle bakmak zorunday›z. Sonuna kadar direnmeliyiz. Bizim yaflam biçimimiz olmal› direnmek. (15-112003) Bilal Çetin: Direniflimiz yeni kat›lan arkadafllarla büyüyor. Direniflimize direkt destek vermeyen sadece yasal olarak haklar›n› alabileceklerini düflünen arkadafllara direnifle destek vermelerinin gerekti¤ini anlatt›k ve bu baflar›l› oldu. Onlar da yavafl yavafl direnmeye bafllad›lar. Biz çad›r yaflam›nda paylaflmay› ö¤rendik. Bu mücadeleyi sürdürmezsek daha kötü günlerin bizi bekledi¤ini ö¤rendik. Y›lmaz Y›ld›z: Bu çad›r yaflam› biz emekçilerin ilk deneyimi. Kendi haklar›m›z ve sosyal haklar›m›z›n korunmas› amac›yla bafllatt›¤›m›z bu eylem flu an Çukurova Sanayi iflletmelerinin önünde sürmektedir. Çad›r eylemimizin elbette ki birçok zor yönleri var. Gündüz s›cak, gece so¤ukla savaflmak zorunday›z. Ama biz bunu kararl›l›¤›m›zla devam ettiriyoruz. Çad›rda bulundu¤umuz günler içinde sivil toplum örgütleri ve baz› siyasi partilerin bizi ziyaret ederek bizimle dayan›flma içinde olmas› bizim bu karal›l›¤›m›za güç kat›yor. Arkadafllarla güzel çal›flmalar içerisindeyiz. En basit örne¤i görev bölümü olarak baz› ifllerimiz örgütlü bir flekilde yap›l›yor. Ufak tefek aksakl›klar›m›z olsa da çad›r eylemimiz birçok güzelliklerle devam etmektedir. Emek platformunun Mersin’deki iflgale hay›r ve yeni ç›kar›lan kölelik yasalar›na karfl› düzenlemifl oldu¤u mitingde bulunduk. Birçok arkadafl›-

21 Kasım-4 Aralık 2003

m›z›n ilk kez kat›ld›¤› bu yürüyüfl gerçekten güzel geçti. Emek Platformundaki tüm kurulufllar gerçekten bize büyük ilgi gösterdiler. Ayn› zamanda bu miting biz Çukurova’dan at›lan emekçilerle dayan›flma mitingine dönüfltü¤ü kan›s›nday›m. Çad›r yaflam› bize direnmeyi ö¤retti. Direniflimizi de haklar›m›z› alana kadar sürdürece¤iz. ‹flçileri ziyarete gelen bir e¤itim emekçisi: Çukurova iflçileri yapt›klar› mücadelede hakl›lar. Ortada bir gasp var. Y›llard›r emeklerinin karfl›l›¤›n› alamam›fllar, bunun yan›nda patron k›dem tazminatlar›n› da vermiyor. Sonuçta bunun ad› h›rs›zl›kt›r. Arkadafllar bafl›ndan beri yapt›klar› eylemlerle kararl›l›klar›n› gösterdiler. Mücadele ettikçe kazan›m elde edeceklerini gördüler. Dostlar›n› ve düflmanlar›n› tan›d›lar. Bu mücadelenin artarak devam etmesi gerekiyor. Bafl›ndan beri olaya tepkisiz kalan sendika genel baflkan›n›n buraya gelmek zorunda kalmas› mücadele edildikçe kazan›mlar›n›n da artaca¤›n› gösteriyor. Ben sonuna kadar destekliyorum ve zafer direnen emekçinin olacak diyorum. B‹R D‹REN‹fi, B‹R ‹HANET Çukurova iflçisi yaklafl›k bir ayd›r

sürdürdü¤ü mücadelelerinde çok fleyler ö¤rendi. S›n›f bilincini, dayan›flmay›, ortak yaflamay›, mücadele etmeyi, kimin dost kimin düflman oldu¤unu görerek ö¤reniyorlar. Daha ilk günlerde bafllayan mücadele azmi ve dayan›flma çok zor koflullarda geliflirken ihaneti de yaflad›lar. Bunun en somut örne¤i olarak mücadelenin bafl›ndan beri iflçilerin içinde olan, her zaman öne ç›kmay› arzulayan ve iflçilerin kurdu¤u komite yer alan Gaffur Pehlivan... 27 Ekim’de iflçilerin fabrika önüne ilk kez giderek orada yapt›klar› bas›n aç›klamas›yla patrona ciddi bir geri ad›m att›rarak daha önce ödemeyece¤ini aç›klad›¤› ihbar tazminatlar›n› ald›lar. Bu kazan›mla birlikte ifle geri dönerim umuduyla önce komite içerisinde çatlak ses ç›karamaya bafllayan Gaffur Pehlivan’›n, komiteyi bölme giriflimleri iflçilerin bilinçli ve kararl› tutumlar› ile bofla ç›kt›. Daha sonra iflçileri hiç umursamayan patronla ifl ortakl›¤› yapan sendika baflkan›na ifle geri dönerim umudu ile iflbirli¤i yapma yolunu seçti. ‹hanetini sendika baflkan›n›n memnuniyetle kabul etmesine ra¤men patron yine ifle almad›. Çukurova iflçisi bütün bu olumsuz koflullara ra¤men s›n›f bilinci ve mücadele iste¤iyle ihanetlerden etkilenmeden yoluna devam ediyor.

15 Kas›m 2003 Cumartesi günü Mersin Emek Platformu taraf›ndan “Y›k›m Yasalar›na, 2004 Rantiye Bütçesine, Irak ‹flgaline Hay›r” mitingi düzenlendi. Hastane caddesinde saat 11:00’de 1500 kiflinin kat›l›m› ile gerçekleflen mitinge Partizan ve ‹flçi-köylü gazetesinin yan›s›ra demokratik kitle örgütleri, sendikalar, siyasi partiler, devrimci bas›n ve Çukurova ‹flçileri kat›ld›. Mitingde s›k s›k “ABD Askeri olmayaca¤›z”, “Susma hayk›r halklar kardefltir”, “‹flçi memur el ele genel greve”, “Çukurova iflçisi yaln›z de¤ildir” sloganlar› at›ld›.


30

21 Kasım-4 Aralık 2003

‹flçi-köylü’den TESL‹M‹YETE VE REFORM‹ZME KARfiI HAKLI MÜCADELEM‹Z‹ YÜKSELTEL‹M! Geçti¤imiz hafta ülke gündemini meflgul eden ve etmeye de devam eden konulardan biri KADEK’in kendini feshederek KONGRA-GEL ad›n› almas› di¤eri ise ‹stanbul’da meydana gelen patlamalar oldu. Her iki geliflmenin ard›ndan birçok çevreden tahmin edilebilecek yorumlar geldi, gelmeye de devam ediyor. Abdullah Öcalan’›n yakalanmas› ve ard›ndan geliflen süreçle birlikte tasfiyecilik rüzgar›yla oradan oraya sallanan KADEK’in son ad›m› ad›n› de¤ifltirerek, silahl› güçlerini bitirme noktas›na getirmek oldu. Bu yaz›m›zda bu sürecin nas›l geliflti¤ine ve bu noktaya nas›l gelindi¤ine de¤inmek yerine özellikle vurgu yap›lan ve alt› çizilen baz› noktalar› açmaya çal›flaca¤›z.Bunu yaparken de KADEK’in yerine kurulan KONGRAGEL’in Genel Baflkan› Zübeyir Aydar’›n aç›klamalar›ndan yararlanaca¤›z. Bu de¤iflikli¤i kamuoyuna duyurmak için aç›klamalarda bulunan Aydar “biz silahs›z olarak siyaset yapmak istiyoruz” diyerek Türkiye’de art›k legal alanda çal›flmak istediklerinin alt›n› da özellikle çiziyor. Uzun y›llar verilen mücadelenin ard›ndan art›k koflullar›n de¤iflti¤ini öne süren Aydar “eski” yap›larla, “eski” düflünce ve örgütlenme sistemleri ile mücadele edilemeyece¤ini belirterek “yeni” ekolojik ve demokratik yollarla legal alanda çal›flma yürüteceklerini de sözlerine ekliyor. ‹lk olarak özellikle her konuflmada alt› çizilen ve vurgulanan “bölgede de¤iflen koflullar”a de¤inmek gerekiyor. Emperyalizmin ve özellikle de ABD emperyalizminin Ortado¤u üzerinde yapt›¤› planlar, bunlar› hayata geçirmek için ABD emperyalizminin Irak’a yönelik sald›r› ve iflgalinin ard›ndan Türkiye’de ve bölgede önemli de¤iflikliklerin yafland›¤› bir gerçek. Ancak bunlar›n ne an-

lam içeren, neye yol açacak ve neden kaynaklanan de¤ifliklikler oldu¤unun iyice kavranmas› gerekmektedir. ABD emperyalizminin ufla¤› durumundaki Türkiye’ye dayatt›klar› bir yandan da Kürtlerle ilgili planlar›, Irak’ta geliflen direnifl elbette ki önemli geliflmelerdir. Ancak emperyalizmin sald›rganl›¤›nda de¤iflen bir fley yoktur. ABD emperyalizmi azg›nca Irak’a sald›rm›fl ve iflgal etmifltir. Ayn› vahflet yine ABD emperyalizminin deste¤i ile Filistin’de sürmektedir. Türkiye’ye bakt›¤›m›zda da ayn› sald›r›lar› görmek mümkün. Devlet bir yandan en ufak bir talebi dahi dayakla, copla, sopa ile bast›r›rken bir yandan da yeni yeni yasalarla emekçileri tam bir cenderenin içine almaya çal›flmaktad›r. Buna en somut örnek ç›kar›lmak istenen Kamu Reformu Yasas›’d›r. Söz konusu bu yasa ile esnek çal›flma, özellefltirme vb. uygulamalar daha s›k ve rahat uygulanabilir hale getirilmek istenmektedir. Tüm bunlar ise mücadelede duraksamay›, silahlar› b›rakmay› de¤il; silah›m›za daha s›k› sar›lmay› gerektirmektedir. KONGRA-GEL aç›s›ndan bak›ld›¤›nda hala silahl› kuvvetlerin bulundurulaca¤›n›n söylenmesi ise hem halkta geliflecek tepkiyi törpülemek hem de devlete karfl› bir tehdit unsuru olmas› için silah tafl›makt›r. Ancak Türkiye koflullar›nda silahl› mücadele sadece devlete karfl› bir tehdit unsuru olarak kullanmak için verilecek bir mücadele yöntemi de¤ildir. Ulusal hareketin yapmak istedi¤i gibi silahl› mücadele ile siyasi mücadele karfl› karfl›ya gelebilecek iki unsur de¤ildir. Silahl› mücadele siyasi mücadelenin tek de¤il ama bir biçimidir. Ve ülkemiz koflullar›nda esas biçimidir. Mao’nun deyimi ile “emperyalizme karfl› s›n›f mücadelesinin deneyimi bize iflçi s›n›f› ile emekçi y›-

DGD aldatmacas› devam ediyor

22

¤›nlar›n silahl› burjuvazi ve toprak a¤alar›n› ancak tüfek gücü ile yenebilece¤ini göstermifltir. Bu anlamda bütün dünyan›n ancak tüfekle de¤ifltirilebilece¤ini söyleyebiliriz.” Oysa yap›lan aç›klamalarda en göze çarpan yan siyaseti silahla yap›lamaz bir biçime büründürmeye çal›flmalar›d›r. Silah b›rakmay› ça¤a uyum sa¤lama, eski yöntemleri bir kenara atma, mücadeleyi günün flartlar›na uygun hale getirme vb. olarak görmek ve göstermek isteyenler elbette ki vard›r. Ancak bu tamamen yanl›flt›r. Silahl› mücadeleyi reddetmek her ne kadar bugün bir erdem olarak gösterilmeye çal›fl›lsa da as›l olarak ça¤›n, bilimin gerisinde kalmak anlam›na gelmektedir. “fiiddet politik bir amaç olmaktan uzaklaflt›. Art›k dünya bar›flç›l yollarla sorunlar›n› halletmeye gidiyor” söylemleri ise de¤erlendirmelerin objektif koflullarla de¤il ulusal hareketin bugün için nas›l bir zemin üzerinde durdu¤unu gözler önüne sermektedir. Emperyalist sald›rganl›¤›n her geçen gün yay›ld›¤› ve tüm dünya halklar›n› tehdit eder bir aflamaya geldi¤i bugün dünyan›n sorunlar› bar›flç›l yollardan çözmeye çal›flt›¤› tespiti süreçle tam tam›na z›t bir de¤erlendirmedir. Yaflanan bir di¤er geliflme ise ‹stanbul’da meydana gelen patlamalard›r. Bugünden ortaya ç›k›p bu eylemlerin kimler taraf›ndan yap›ld›¤›, neyi hedefledikleri konusunda yorum yapmak gereksiz ve yetersiz bir tart›flma olacakt›r. As›l olarak eylemlerden sonra yap›lan yorumlar ve sald›r›lar›n ard›ndan yaflanabilecek geliflmeler önemlidir. Çünkü bugüne kadar ki k›sa süreç göstermifltir ki eylemlerin ard›ndan yo¤unluklu olarak El Kaide yorumlar› yap›lmaktad›r. ABD emperyalizminin yapaca¤› sald›r›lar için gerek duydu¤u zamanlarda ortaya ç›kan El Kaide flüphesi flimdi de Türkiye’de yaflat›lmak istenmektedir. ‹lk olarak sald›r›lar› Hizbullah örgütünün yapt›¤› yönlü haberler ortaya at›l›rken daha sonra El Kaide isminin ç›kmas› tesadüfi bir olay olarak alg›lanmamal›d›r. ABD emperyalizminin çocu¤u olan ve bugün bafl›n› a¤r›t›r bir nitelik tafl›yan El Kaide’nin ülke bas›n›nda neden bu kadar ön plana ç›kart›ld›¤› ve tar-

Emperyalist efendilerinin istemi üzerine uflaklar› patron-a¤alar 2000 y›l›nda tar›mda uygulanan tüm sübvansiyonlar› kald›rm›fl, yerine DB propagandas› yap›larak DGD (Do¤rudan Gelir Deste¤i) uygulamas›n› getirmiflti. DGD ile yap›lmak istenen tar›msal desteklerin kald›r›larak köylünün üretim yapmas›n›n önünü kesmekti. Nitekim bu ve benzeri uygulamalarla Türkiye’yi kendi kendine yeterli durumdan ç›karan egemenler köylüyü açl›¤a mahkum ettiler. Geçen süreç zarf›nda yap›lmayan DGD ödemeleri aç›k bir flekilde bunun bir aldatmacadan ibaret oldu¤unu ortaya

t›fl›ld›¤› akla gelen ilk sorular aras›nda. Ayr›ca neden bu dönemde böyle bir eylem sorusu da yine ak›llara tak›lan di¤er soru. Egemenlerin ve efendisi ABD’nin eylemlerin hemen ard›ndan yapt›¤› terörizm 盤›rtkanl›¤› ülkemiz devrimci hareketlerine yans›mas›n› mutlaka önümüzdeki dönem gösterecektir. Bu sald›r›lar pervas›z sald›r›lar›n gerçekleflmesinin daha güçlü zeminini yaratmak için kullan›lacak ve önümüzdeki dönem bu tarz da flekillendirilmek istenecektir. ‹nsan haklar› konusunda Avrupa’dan gelen “dikkatli olmak gerekir” uyar›s› hat›rlatma amaçl› yap›lan uyar›lar de¤ildir. Terörizm maskesiyle emperyalistler ve uflaklar› önümüzdeki dönem iflçi ve emekçilere ve onun öncülerine yönelik sald›r›lar›n› daha da kapsaml› bir flekilde yürütmenin hedef ve planlar› içinde hareket edeceklerdir. Çünkü Irak’ta al›nan yenilgi ve çamura batm›fll›ktan baflka bir ç›k›fl yolu yok. Ve her sald›rd›klar›nda kendi sonlar›n› biraz daha yak›nlaflt›rm›fl olacaklar. Bugün dünya halklar›n›n nefretini kazanan baflta ABD emperyalizmi olmak üzere tüm gerici iktidarlar halk›n öfkesini bu sald›r›larla daha fazla büyütüyorlar. ABD’nin Irak’ta ald›¤› yenilgi önümüzdeki dönem aç›s›ndan da önemli birikimleri ba¤r›nda tafl›yor. Irak’a büyük umutlarla giren ABD b›rakal›m bu umutlar›n›n bir k›sm›n› gerçeklefltirmeyi, flu anda sapland›¤› krizden ç›k›fl›n yollar›n› ar›yor. Dünya halklar›na büyük tarihi miraslar b›rakan bu direnifl emperyalizme dünya halklar› cephesinden de verilen anlaml› bir yan›tt›r. Bu direnifle ortak olmak ve büyütmek ise bugün omuzlar›m›zda duran önemli görevlerden biri. Bu direniflin gücünü ülkemiz gerçekli¤inde büyütmek ve somutlamak için s›n›f mücadelesindeki ad›mlar›m›zda daha bilinçli, cesur ve atak olmak durumunday›z. Egemenlerin yönetememe krizine karfl›l›k ezilenlerin de bu tarzda yönetilmemek istememe bilinci her gün biraz daha büyüyor. Ezilenler bu bilinci kendi yaflamlar›nda yüz yüze kald›klar› sald›r›lardan yola ç›karak yafl›yorlar. Bu bilinci büyütüp örgütlü bir güç haline getirmek ise sadece bizim görevimiz.

koydu. Geçti¤imiz günlerde Tar›m ve Köyiflleri Bakan› Sami Güçlü, dört y›ldan bu yana uygulanmayan tar›msal kredi deste¤i için 2004 bütçesinde 100 trilyonluk kaynak ay›rd›¤›n› aç›klad›. DGD ödemeleri için 3 katrilyon lira ödenek konuldu¤unu belirten Güçlü, paran›n 2 katrilyon 220 trilyon liras›n›n 2003 y›l› ödemelerine ayr›ld›¤›n›; ödemelerin Kas›mAral›k aylar›nda yap›laca¤›n› aç›klad›. Güçlü tüm piflkinli¤i ile DGD ödemelerinin gecikmesinin nedenini 3 Kas›m seçimlerinde R. Tayyip Erdo¤an’›n köylüye vaad etti¤i mazot

deste¤ine ba¤lamaktan geri kalmad›. Bu durumda 2003 y›l›nda devletten hiçbir destek almayan köylülerin alaca¤› para ancak borçland›¤› paray› ödemeye yetecek ve bir dahaki ekim ay›nda köylü yine “nas›l üretirim” sorular›na cevap bulmaya çal›flacak. DGD’nin uygulamaya konuldu¤u 4 y›ll›k süreçte istatistikler göstermifltir ki yoksul köylüyü desteklemek ad›na uygulanan DGD, bu deste¤e gerçekten ihtiyac› olan yoksul köylü yerine zengin köylü ve de¤iflik meslek kollar›nda bulunan büyük arazi sahiplerini destekten baflka bir ifle yaramam›flt›r. (Samsun)


31

22 Bafltaraf› sayfa 32’de Tüm bunlar da göstermektedir ki iktidarda olan oportünizm tüm ç›karlar› elde etmekte ve halka ise bask›, yok olufl düflmektedir. Halk bu yasalar›n uygulanmas›ndan ve yeni yasalardan büyük ac›lar çekmektedir. Dünya Sosyal Forumu’na gelince, Bu forum içinde en büyük etkiye Lula’n›n ‹flçi Partisi sahiptir. Lula’n›n Partisi (PT) de dahil tüm oportünist, revizyonist partiler bu forum içinde yer almaktad›r. Ayn› zamanda iyi niyetli halk da buraya kat›lmaktad›r. Fakat onlar da bu konuda do¤ru anlay›fla sahip de¤iller. Bu Forumun politik olarak ne sundu¤unun fark›nda de¤iller. Bunu anlam›yorlar. Asl›nda bu forum içinde en büyük hakimiyete sahip olanlar sosyal demokratlar ve oportünist partilerdir. Ayn› flekilde Avrupa emperyalistlerinin ç›karlar›n› temsil eden entelektüeller de buraya kat›lmaktad›r. Örne¤in Frans›z gazetesi Le Monde bu forumun sürekli kat›l›mc›lar›ndan. Lula baflkanl›k kampanyas› süresince bu tür toplant›lar› çokça kulland›. Ayn› flekilde ekonomik planlar›n› savunabilmek için bu zemini kulland›. Örne¤in, Porto Alegre’deki toplant›da bu projelerin planlar›n büyük bir propagandas› yap›ld›. Ancak bu toplant›lar halk›n ç›karlar›ndan çok uzaktad›r. Savaflmak ve mücadele etmek isteyen birçok insan›n üzerinde bu toplant›lar›n büyük etkisi vard›r, zira onlar gerçek durumu göremiyorlar. Onlar kazanacaklar›na inan›yorlar ama böylesi forumlarla bu mümkün de¤ildir. Kendim bu forumlara kat›lmad›m ama gazetelerde bununla ilgili birçok fley okudum ve gördüm ki birçok ilerici, demokrat insan sosyal foruma kat›ld›. Ancak bu forum anti-emperyalist bir forum de¤ildir. Lula, bu forumun bafl› olarak Brezilya’da büyük bir fley kazand›. Fakat bir kez daha söylemek gerekir ki, ne Lula’n›n ne de Sosyal Forumun düzenleyicilerinin anti emperyalist bir karakteri yoktur. -Maoistlerin faaliyetlerinden ve örgütlenmelerinden de bahsedebilir misiniz? Özellikle de k›rsal kesimde örgütlenmelerinden.. -Maoistlerin flu anda yapt›klar› fley, devrimci yolu güçlendirmektir. Çünkü halk›n içinde bulundu¤u genel durum daha önce bahsetti¤im gibi, kriz, yoksulluk içindedir. Halk bir yandan kendisini sömüren ve ezenlere karfl› mücadele etmeye çal›fl›rken di¤er yandan da revizyonist ve oportünistlerle de mücadele etmek zorunda. Biz Maoistler ise devrimci yöntemi, yolu gelifltirmeye ve güçlendirmeye çal›fl›yoruz. Bu mücadelede pratik çok önemli, çünkü somut olarak köylüler toprak istiyorlar. Fakat revizyonistler ve oportünistler köylülere Lula’y› beklemelerini söylüyor. Topraks›z köylüler, “onlar›n zaman› gelinceye kadar” bekletilmek isteniyor. Devrimciler ise bizler topraklar›m›z› toprak a¤alar›ndan flimdi alaca¤›z, ikinci olarak onlar› savunaca¤›z. Çünkü toprak a¤alar› köylülere sald›r›yorlar ve onlar› öldürüyorlar. Bu yüzden kendimizi savunmak zorunday›z. Üçüncü olarak kolektif üretim yapaca¤›z. Mülkiyet ise bireysel, fakat üretim kolektif olarak gerçeklefltirilecek. Bu çok önemli, çünkü köylüler toprak istiyorlar. Mücadelenin bu aflamas›nda bu çok önemli. Bugün Maoistlerin Brezilya’daki en büyük faaliyeti budur. Çünkü topraks›z köylülerin bugün en ac› çektikleri konu bölünmüfllüktür. Örne¤in, dünyada da çok bilinen ve en büyük köylü hareketi olan SMT

(Topraks›z Köylü Hareketi)’yi alal›m. Köylüler bu zeminde toprak istiyorlard›, fakat topraks›z hareketinin liderli¤i Lula ile birlikte hareket etmeye bafllad›. Bu büyük bir ayr›flmay› ortaya ç›kard›, topraks›z köylüler aras›nda büyük bir iç ayr›flmay› getirdi. Son olarak Brezilya’daki büyük gazetelerden birinde, bu hareketin liderlerinden biri kendi yoldafllar›na bir suçlama getirdi. Onlar› radikal olmakla suçlad› ve radikallerin örgütleri içinde yer almaya devam edemeyece¤ini söyledi. Bu durum çok önemlidir. ‹lkesel olarak bugün en önemli fley köylülerin toprak istemidir. Bunun yan›nda flehirlerde de, iflçiler, ö¤renciler, kad›nlar haklar› için mücadele ediyorlar. Hareketin önderlikleri kendi üyelerinin mücadelesini bu zeminde her zaman s›n›rlamaya çal›flmaktad›r. hareketin radikal bir zemine kaymamas› için u¤raflmaktad›rlar. Hareketin patlamamas› için çal›flmaktad›rlar. Hareketin tüm çeflitleri, örne¤in ö¤renci ya da iflçi s›n›f› ya da köylü hareketinde her zaman iki kamp bulunmaktad›r. Revizyonist/oportünist kamp ve B‹ZLER. Bizim her bir hareketin içinde yapmaya çal›flt›¤›m›z bu hareketlere do¤ru önderli¤i vermektir. Ayn› fley iflçi s›n›f› mücadelesinde de yaflanmaktad›r. Çünkü Brezilya’da bunu çok aç›k bir biçimde görebilirsiniz. Örne¤in eylem içinde yer alanlar›, haklar› için sokaklara ç›k›p mü-

gesi dedi¤imiz bölgeyi kontrol alt›nda tutmak için planlar›n› yaflama geçirmektedirler. Amazon dedi¤imiz bölgenin en büyük bölümü Brezilya topraklar› üzerindedir. Di¤er bölümleri de Peru ve Bolivya s›n›rlar› içinde yer almaktad›r. Bu Amazon bölgesi, emperyalistlerin varl›¤›n› sürdürmeleri için çok önemlidir. Bunun için örne¤in Kolombiyal› gerillalar olan FARC’› faaliyetleri için s›n›r bölgesini kullanmakla suçluyorlar. Ve onlar› narko-gerillalar olarak adland›r›yorlar. Yani onlar›n faaliyetlerini sürdürmek için uyuflturucu satmakla suçluyorlar. Devrimcileri gözden düflürmek için bu gruba böyle bir isimlendirme yap›yorlar. Bu ABD emperyalizminin Latin Amerika’da kulland›¤› bir konsepttir. Bunun yan›nda halk için mücadele eden gruplar› ve devrimcileri terörist olarak adland›r›yorlar. ‹flte bu yüzden emperyalistler aras›nda hegemonya için mücadele için emperyalistler aras›ndaki çeliflkilerin yo¤unlaflt›¤› bir dönemde Latin Amerika’da durum patlamaya haz›r bir volkand›r. Çünkü bilindi¤i gibi bölgenin hegemonyas› ABD emperyalizminin elindedir. Burada hegemonyalar›n› koruyabilmek için ekonomik zemini kontrol alt›nda tutmaya ihtiyaç duymaktad›rlar. Bu ABD politikas›n›n uygulanmas› tüm Latin Amerika ülkelerinde durumu daha da ciddi hale getirmektedir. Bu

cadele edenleri gördü¤ünüzde flunu rahatl›kla söyleyebilirsiniz: Bunlar devrimciler. Çünkü di¤erleri gerçekte, pratikte hiçbir fley yapm›yorlar. Brezilya çok büyük bir ülke, ve Maoistler tüm örgütlenmelerin; köylü, iflçi, ö¤renci, kad›n vb. içinde aktif olarak yer al›yorlar. -Brezilya’n›n halk savafllar›n›n verildi¤i birçok ülke ile s›n›rlar› var. Bu ülkelerle ve tüm dünya halklar› ile iliflkilere nas›l bak›yorsunuz? -Öncelikle Brezilya’n›n bu bölgedeki yerini ve durumunu bilmek çok önemlidir diye düflünüyorum. Çünkü Brezilya’da mücadele yürütenler bu çal›flmalardan ve somut flartlar›ndan ö¤reniyorlar. Bildi¤iniz gibi Peru’da halk savafl› yürütülmekte, Kolombiya’da mücadele yürüten FARC var, ayn› flekilde Latin Amerika’n›n di¤er ülkelerinde de ayaklanmalar mevcut. ‹flte bu yüzden ABD emperyalizmi Brezilya ve di¤er Latin Amerika ülkelerine bu kadar büyük dikkat sarf etmektedir. Çünkü Brezilya’da geliflecek büyük bir devrimci hareket ayn› flekilde di¤er ülkeleri de etkileyecektir. Örne¤in, flimdi s›n›r bölgesini, özellikle de Amazon Böl-

yüzden halk uyanmakta ve savaflmaktad›r. Buna karfl›l›k bask› da çok daha vahfli olmaktad›r. Ve gelecekte onlar için Latin Amerika’ya direkt askeri müdahale gerekli olabilecektir. Emperyalizmin hegemonya için kendi aralar›ndaki çeliflkilerin yo¤unlaflmas› ile, Latin Amerika zincirin en zay›f halkas› durumuna gelmifltir. ‹flte bu yüzden Latin Amerika’daki durum s›n›f mücadelesi aç›s›ndan bu kadar önemlidir. Bugün kuflkusuz Ortado¤u’daki örne¤in Irak’taki, Filistin’deki durum çok önemlidir ve petrol için savafl devam etmektedir ama emperyalizmin kendi içindeki çeliflkilerin yo¤unlaflmas›yla birlikte Latin Amerika da sonuç olarak çok önemli bir konuma gelmektedir. Tüm bunlar Latin Amerika’y› zincirin en zay›f halkas› yapmaktad›r. -Bizimle röportaj yapt›¤›n›z için teflekkür ediyoruz. Bu bizi gerçekten çok heyecanland›rd›. Son olarak Türkiye’deki devrimcilere özellikle de Maoistlere iletmek istedi¤iniz mesaj›n›z var m›? -Bizce Türkiyeli Maoistlerin deneyimleri çok önemlidir. Karfl› karfl›ya oldu¤umuz bu süreçte Maoist ideolojinin önemi bir kez daha ortaya ç›k›yor. Ayn› flekilde Halk Savafl›n›

21 Kasım-4 Aralık 2003 bafllatan ve sürdüren Maoistlerin deneyimleri çok önemlidir. Emperyalist savafllar› engellemek ancak ve ancak Halk Savafl› ile mümkündür, yani sadece tüm dünya ezilenlerinin savafl›yla. Bu yüzden politik ve pratik deneyimler ve bu deneyimlerden ö¤renmek bizim için çok önemlidir. Ve en önemlisi de Maoizm’i rehber edinmektir. Bu deneyimler bizim için oldu¤u kadar tüm dünyadaki s›n›f mücadeleleri için de büyük önem tafl›maktad›r. Çünkü her ülkenin kendine ait spesifik özellikleri olabilir, fakat örne¤in Türkiyeli Maoistlerin deneyimleri dünyadaki s›n›f mücadeleleri için özellikle önemlidir. Bizler emperyalizme karfl› mücadele edebilmek için ilk olarak di¤er düflmanlar›m›z olan revizyonizm/oportünizmle mücadele etmek zorunday›z. Türkiye’nin deneyimleri ideolojik zeminde dünyadaki mücadele için önemlidir. Çünkü örne¤in bizler flöyle söyleyebiliriz: “Bak›n, iflte bu do¤ru yoldur. Bak›n Türkiye’de Maoistler neler yap›yorlar?” bizler örne¤in ülkemizde ideolojik mücadele yürütüyoruz ama bunu uluslararas› alanda da yapmal›y›z. Bunu özellikle de ülkelerinde Halk Savafl›n› yürüten bu partiler yapmak zorundad›r. Onlar›n önemi çok daha büyüktür. ‹flte bu yüzden Türkiyeli devrimci yoldafllar›m›z yaln›zca kendi ülkelerinin halklar› için de¤il tüm dünya halklar› için de sorumluluk tafl›maktad›rlar. Bizler büyük baflar›lar elde edece¤inizi umut ediyoruz. Halk Savafl› veren devrimciler birbirlerinden çok uzakta olabilirler ama ideolojik olarak bizler birbirimize çok yak›n›z. Ve flimdi bu koflullardaki bir dünyada daha da yak›n olmak zorunday›z. -Bizler de ülkenizde tüm yoldafllara devrimci selamlar›m›z› iletmenizi istiyoruz. Ve son olarak bize yard›mc› olan sevgili tercüman›m›z›n da görüfllerini almak istiyoruz. -Benim ülkemdeki (Endonezya) durum afla¤› yukar› Brezilya’da oldu¤u gibi. Çünkü benim ülkem de yar› sömürge, yar› feodal bir karaktere sahip. Ve o da hala emperyalizm ve feodalizmin hakimiyeti alt›nda. Halklar›m›z ayn› problemleri yafl›yor ve onlar da mücadele yürütüyorlar. Çünkü halklar›n kurtuluflu için yaln›zca tek bir yol var. Ancak bu yol en zor ve en uzun olan›. Ama tek ve en do¤ru olan yol da budur. Benim ülkemde, uzun y›llar süren askeri diktatörlük sürecinde Endonezya Komünist Partisi ve tüm devrimci hareket imha edildi. Bizler ancak flimdi yeniden mücadeleye bafllayabiliriz. Fakat hareket hakk›nda konuflmadan önce ideolojik ve politik bak›fl›m›z› netlefltirmek zorunday›z. Kuflkusuz biz gerçek yolu biliyoruz. Fakat bunu prati¤e koymak için öncelikle bir örgüte ihtiyac›m›z var. Ve bu örgüt Endonezya’da hala kurulufl aflamas›ndad›r. fiimdi bizler Halk Savafl› yürüten ve zengin deneyimler edinen partilerden ö¤renmek zorunday›z. Maoist güçlerin henüz küçük oldu¤u ancak Halk Savafl› yürüten partilerin oynad›klar› rolün çok büyük oldu¤u uluslararas› koflullarda bu çok çok daha önemli hale gelmektedir. Sizler olmaks›z›n bu bizim için çok daha zor olacakt›r. Çünkü bizler flimdi bafll›yoruz, fakat sizler y›llar önce bu mücadeleye bafllad›n›z ve birçok deneyim edindiniz. Sizler bizim için bir örneksiniz. Bu yüzden bu do¤ru çizgide yolunuza devam etmenizi istiyoruz. Sizlerin ulusal olarak kendi halk›n›z›n liderli¤ini yerine getirmenin yan›nda uluslararas› alanda da oynaman›z gereken önemli bir rol bulunmaktad›r. Bizler bir arada çok daha güçlü olaca¤›z.


işçi-köylü

BÜROLAR

YENİ DEMOKRASİ YOLUNDA

B‹Z HALKIZ GELECEK ELLER‹M‹ZDED‹R

UMUT YAYIMCILIK VE BASIM SANAY‹ LTD. fiT‹ Yönetim yeri: Gureba Hüseyin A¤a Mah. ‹mam Murat Sok. No:14/1 Aksaray-Fatih/‹STANBUL. Tel: (0212) 521 34 30, 531 48 53 FAKS: (0212)621 61 33 Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Beflir KASAP Bask›: Gün Matbaac›l›k Genel Da¤›t›m: YAY-SAT @mail: umutyayimcilik@superonline.com

➧ KARTAL: HAMAM SOK. DEM‹RL‹ ‹fiHANI NO: 57/14 KARTAL, TELEFAKS: (0216) 306 16 02 Cep: 0 544 521 34 30 ➧ ANKARA: MEfiRUT‹YET MAH. KONUR SOK. NO: 14/24 KIZILAY/ANKARA TEL: (0312) 418 25 26 Cep: 0 535 562 33 72 ➧ ‹ZM‹R: GAZ‹OSMANPAfiA BULVARI, KOÇAfi ‹fiHANI NO: 87, DA‹RE:318 KONAK, TELEFAKS: (0232) 441 93 09 Cep: 0535 310 31 84 ➧ MALATYA: DABAKHANE MAHALLES‹, BOZTEPE CAD., BABACAN ‹fiHANI NO:9 KAT:1/16 MALATYA TEL: (0422) 325 78 13 Cep: 0536 697 94 19 ➧ BURSA: GÜMÜfiÇEKEN CAD. ERKMEN ‹fiHANI, NO:7/21, HEYKEL, TEL: (0224) 224 09 98 Cep: 0 536 612 81 98 ➧ SAMSUN: KALE MAH., YUSUF KEFEL‹ ‹fiHANI, KAT: 6 NO: 9 , TEL: (0362) 435 64 57 Cep: 0 537 427 71 48 ➧ TURHAL: YAVUZ SULTAN SEL‹M MAH. TANRI-VERD‹ SOK. 19/15 2. NOTER YANI TURHAL/TOKAT TEL: 0356 276 37 20 Cep: 0533 414 65 54 ➧ MERS‹N: ÇANKAYA MAH. S‹L‹FKE CAD. ÜZÜM ‹fiHANI KAT :1 NO: 47 MERS‹N ➧ AVRUPA MERKEZ BÜRO: WESELER STR 93 47169 DUISBURG-DEUTSCHLAND TEL: 0049 203 40 60 958 FAKS: 0049 203 40 60 959

“Ülkelerimiz birbirinden uzak olabilir, ama ideolojik olarak çok yak›n›z” “21. yüzy›l Maoizmin olacak” fliar›n› s›kça kulland›¤›m›z bugün, çeflitli ülkelerdeki Maoist hareketlenmelerin geliflim seyrini takip etmek, birbirimizi tan›mak ve deneyim al›flverifli yapmak önemli bir görevdir kuflkusuz. ‹flte Brezilya’n›n sosyo-ekonomik yap›s›, halk›n›n durumu, politik yaflam› ve devrimci ve Maoist mücadelenin seyri üzerinde Brezilyal› Maoist bir militan yoldaflla yap›lan bu söyleflinin de bu çabaya katk› sunaca¤›n› düflünüyoruz. -Bize Brezilya’n›n genel durumunu, özellikle de devletin ve sistemin yap›s›n›, sosyo ekonomik durumunu özetler misiniz? -Brezilya’da durum çok ciddi. Lula hükümeti her fleyin iyi gitti¤i, ekonominin iyileflti¤i ve örne¤in yoksulluk ve açl›k sorunu için çözüm arad›klar› görünümü vermeye çal›fl›yor. Oysa bugün halk›n durumu asl›nda çok daha kötü. Çünkü dünya sisteminin genel krizi, büyük bir ülke olarak Brezilya için de ciddi sonuçlar do¤uruyor. Brezilya büyük ve sömürge bir ülkedir. Emperyalistler aras›ndaki çeliflkiler, varolan krizi çok daha ciddi hale getirmekte, yoksulluk daha da kötüleflmekte. Brezilya Latin Amerika için önemli bir ülkedir. Latin Amerika Birleflik Devletler için en önemli ekonomik zemindir. Bu yüzden ABD, bildi¤iniz gibi kendi politikalar›n› Brezilya’ya empoze etmeye çal›flmaktad›r. IMF, Brezilya’dan, % 3.75 art›fl ödemesini istemektedir. Bu art›fl Brezilya’n›n d›fl borçlar›n›n karfl›l›¤› olarak istenmektedir. Ve Lula, ABD’nin istedi¤inin de üstünde vermektedir. Borçlar›n ödemesi için % 4.20 oran›nda fazlal›k vermektedir. Bu hareket Lula hükümetinin ABD’nin ç›karlar›na olan teslimiyetinin ne kadar büyük oldu¤unu göstermektedir. Bu davran›fl halk için ise daha çok yoksulluk, daha çok açl›k ve daha çok iflsizliktir. Lula bugün ülke içinde büyük bir ittifak kurmak için u¤rafl›yor. Büyük bir iç birlik. Yasalardaki “reform” de¤ifliklikleri konusunda bu ittifakla, parlamentonun onay›n› elde etmek istemektedir. Bu sözde reformlara biz gerçekte reform karfl›t› diyebiliriz. Çünkü bu “reformlar” halk›n ç›kar›na de¤ildir. Aksine halk›n ç›karlar›na karfl›d›r. Çünkü bu “reformlar›n” amac› borçlar›n ödenmesi için daha fazla para elde etmektir. Bu da Brezilya halk› için daha fazla sömürü ve daha az hak demektir. Örne¤in, Lula sosyal güvenlikte bir reform yaflama geçirmeye çal›flmaktad›r. Bu reform, zaten emekli olanlar›n daha fazla para ödemesini getirmektedir. Böylece e¤er emekli olmak istiyorsan daha fazla çal›flmak zorunda olacaks›n. Di¤er bir “reform”da çal›flma yasalar› ile ilgili oland›r. Bu sözde reformla çal›flma daha da esnek bir hale getirilmektedir. Bunun anlam› art› de¤er sömürüsüdür, bunun anlam› iflsizliktir. ‹flte bu yüzden Brezilya’da durum her geçen gün kötüye gitmektedir. Ve bu kötü durum k›rsal bölgelerde çok daha kötüdür. Brezilya’da neler oldu¤unu anlamak için bir daha geçmifl tarihine bakmak yararl› olacakt›r. Brezilya 1500 y›l›nda Portekiz sömürgecileri taraf›ndan keflfedildi. O y›llardan bugüne kadar ülkede birçok de¤ifliklik oldu, ama bunlar›n hiçbiri yap›sal de¤ifliklikler de¤ildi. Portekiz’den “ba¤›ms›zl›k” kazan›ld›¤›nda bile hiçbir fley de¤iflmedi. Kölelik düzeni aynen kald›. Önceleri ülkeyi Portekizliler direkt olarak kontrol ediyorlard›, daha sonra bunu b›rakt›lar ve temsilcilerini, o¤ullar›n›, çocuklar›n› gönderdiler. Söyledikleri fley “Brezilya art›k özgür bir ülkedir”di. Fakat asl›nda ülke hala

bugün de emperyalistler taraf›ndan kontrol edilmektedir, belki direkt olarak de¤il ama dolayl› olarak bu hala böyledir. Dolay›s›yla ilk olarak Portekiz’den ayr›lmak, ikinci olarak köleli¤i ortadan kald›rmak ve üçüncü olarak ba¤›ms›zl›¤›n› ilan etmek. Ancak bunlar›n hiçbiri yap›sal de¤ifliklik de¤ildi. Sadece görünümde yaflanan olgulard›. Bu yüzden problemler, örne¤in toprak sorunu aynen varl›¤›n› korumaktad›r. Kölelik

kald›r›ld›¤› zaman tabi ki toprak sat›n alma ile ilgili yasalar de¤iflti ve toprak sat›n almak serbest hale geldi. Ama toprak fiyatlar› o kadar yüksekti ki yaln›zca en zenginler bu topraklara sahip olabildi. ‹flte bu yüzden büyük topraklar çok az toprak a¤alar›n›n elinde topland›. Bunlar›n sahip olduklar› topraklar çok çok büyüktü ve bugün hala da bu flekilde varl›klar›n› korumaktad›rlar. Brezilya’da ulusal demokratik devrim hiçbir zaman gerçekleflmemifltir. Bu yüzden de k›rsal kesimde yaflanan sömürü ve bask› çok daha korkunç boyutlardad›r. Bunu hayal edebilmeniz çok zor, çünkü Brezilya’da çok küçük bir az›nl›k müthifl büyük topraklara sahiptir. Örne¤in ülkemizde 5 milyon civar›nda topraks›z köylü bulunmaktad›r. Onlar›n sahip olduklar› hiçbir fleyleri yok ve k›rsal kesimde çal›flmak ve toprak a¤alar› taraf›ndan sömürülmek zorundad›rlar. ‹flçilerin durumu da böyledir ancak di¤er 3. dünya ülkelerinde oldu¤u gibi k›rsal kesimdeki halk hala toprak a¤alar› için köle gibi çal›flmakta ve yaflamaktad›r. Brezilya’daki bu koflullardan kaynakl› k›rsal kesimler patlamaya haz›r bir durumdad›r. Çünkü örne¤in büyük kentlerdeki iflçiler ifl bulduklar›nda iflgüçlerini satmakta, ifllerini kaybettiklerinde ise yaflamlar›n› sürdürebilmek için baflka bir ifl bulmaya çal›flmaktad›rlar. Fakat k›rsal kesimde yaflayan halk için bu mümkün de¤ildir, çünkü ne satabilecekleri bir fleyleri vard›r ne de yaflamlar›n› sürdürebilmek için yapabilecekleri baflka bir ifl. Onlar yaflamak için toprak a¤alar›n› yok etmekten baflka bir çözüm görememektedirler. Lula baflkanl›k kampanyas›nda halka “Topraks›z köylüler için toprak” sözü vermiflti. fiimdi ise ayn› Lula, baflkan olduktan sonra onlara sab›rl› olmalar›n›, her fleyin yap›laca¤›n›, so¤ukkanl› ve sab›rl› bir flekilde beklemelerini söylüyor. “K›rsal kesimde büyük

bir felaket yaratmamal›y›z, bu yüzden dikkatli ve sab›rl› olmal›y›z, zaman› gelinceye kadar böyle davranmam›z gerekiyor” diyor. - Lula’n›n bu anlatt›¤›n›z politik karakterini halk da görebiliyor mu? Yani Brezilya halk› Lula’ya inan›yor mu? -Lula’n›n bu durumu karfl›s›nda halk›n küçük bir bölümü öncelikle biraz flafl›rd›. Belki flaflk›nl›k de¤il ama hayal k›r›kl›¤›na u¤rad›lar. Lula’n›n gerçek yüzünü görebilen nüfusun küçük bir bölümü ondan desteklerini çektiler. Fakat büyük bir ço¤unlu¤u ise hala bekliyorlar, çünkü neler yaflad›klar›na hala inanam›yorlar. Onlar sadece bekliyorlar. Bunu anlayabilmek için Lula’n›n geçmiflte bir iflçi lideri oldu¤unu hat›rlamak gerekiyor. ‹flte bu geçmiflini, geçmiflte kendisinin de bir iflçi olmas›n›, bir sendika lideri olmas›n› hat›rlamak gerekiyor. Lula bu geçmiflini iktidara gelmek için birçok kez kulland›. Fakat halk bir süre sonra sormaya bafllad› “Lula’n›n s›n›f kökeni çok alçakgönüllüydü, O iflçi s›n›f›n›n o¤luydu. Bize nas›l ihanet edebilir?” ‹flte bu kesim dünyada yaflanmakta olan büyük krizi kavrayam›yorlar; ve Lula gibi bir baflkan›n emperyalistler için en iyi seçenek, en iyi araç oldu¤unu kavram›yorlar. Çünkü iflçi s›n›f› maskesinin alt›ndaki gerçek yüzü göremiyorlar. Fakat insanlar (tabi ki hepsi de¤il) Lula’n›n hiçbir zaman halk›n ç›karlar›n› savunamayaca¤›n› görebiliyorlar. Zira, baflkanl›k kampanyas›nda, Lula burjuvazi ve bürokratlar›n bir k›sm› taraf›ndan desteklenmiflti. ‹flte bugünkü hükümet asl›nda emperyalizmin özellikle de ABD emperyalizminin ç›karlar› için çal›flmaktad›r. Kampanya sürecinde Lula ülkenin birçok yerini dolaflt› ve birçok kez flu slogan› kulland›: “Tek bir aç kalmayacak”. Bu slogan› nas›l yaflama geçirme plan›ndan bahsetti her yerde. Fakat flimdi bunun nas›l yaflama geçirilece¤i meselesine gelindi. Bu imkans›z. Bunu tüm sistemi de¤ifltirmeksizin gerçeklefltirmesi mümkün de¤il. Buna imkan yok. Yoksullu¤u sözlerle ortadan kald›ramazs›n›z. ‹flte bu yüzden durum çok ciddi ve büyük. Bunu Lula’n›n düzeltebilece¤ini düflünmüyorum. Çünkü Lula, büyük burjuvazi, toprak a¤alar› ve emperyalizmin ç›karlar›n›n hizmetindeki yeni yöneticidir. - Bize Brezilya’daki devrimci hareketin durumundan bahseder misiniz? Ve ülkenizde her y›l yap›lan Dünya Sosyal Forumu ile ilgili düflüncelerinizi söyler misiniz? -Brezilya’da, devrimciler gerici, eski devleti y›kmak ve tabi ki yerine yenisini kurmak için, bugün ezilen s›n›flarla birleflebilmeye ve kendilerini yeniden örgütlemeye çal›flmaktad›r. Bu çok çok büyük bir mücadeledir. Zira Brezilya’da bütün süreç boyunca oportünizm ve revizyonizm devrimci harekete hakimdi. Brezilya Komünist Partisi 1922 y›l›nda kuruldu. Bu parti kuruldu¤unda ideolojik temeli

anarko sendikalizm üzerine oturuyordu. Ayn› zamanda bu geçmifl, bugün harekete egemen olan mevcut revizyonizm ve oportünizmin de zeminidir. Bizler Brezilya’da çok büyük bir devrimci süreç yaflad›k. Birçok çok iyi kadro bu mücadele içerisinde ortadan kald›r›ld› ya da öldürüldü. Brezilya’da bask› çok seçici olarak iflletildi. Öncelikle her zaman ideolojik olarak en güçlü olanlar seçilerek ortadan kald›r›lmaya çal›fl›ld›. Bugün en önemli sorun, geçmiflindeki yanl›fl zeminden kaynakl› harekete do¤ru ideolojik yönü verebilmektir. Brezilya halk› bugüne kadar birçok devrimci savafl›m verdiler. Fakat esas sorun devrimci harekete yön veren liderli¤in ideolojik durufluydu. Bu uzun sürecin sonucu olarak, komünist partinin kuruluflundan 2003 y›l›na kadar, bugün Brezilya’da iki sözde komünist parti bulunmaktad›r. Biri daha küçük bir partiyken di¤eri biraz daha büyük bir partidir. Bunlar kendilerine komünist deseler de asl›nda bu ismi yaln›zca kullan›yorlar. Bunlar oportünist ve revizyonist partilerdir ve bugün de Lula’y› desteklemektedirler ve devrim kelimesini a¤›zlar›na dahi almamaktad›rlar. ‹flte bu yüzden yeniden örgütlenmek bu kadar önemli ve gereklidir. Bugün Maoist kadrolar kendilerini biraz önce söz etti¤im uzun süreçten ba¤›ms›z, onun d›fl›nda görmüyorlar. Onlar bu tarihin bir parças›d›rlar ve bugün de bu yeniden örgütlenmenin bafl›n› çekmektedirler. Brezilya’da devrimci hareketin durumu budur. Birçok insan kendine “Sol” demektedir, fakat hepsi de revizyonist üstelik her türden revizyonisttirler. Bu yüzden bugün toprak devrimini gerçeklefltirmek için en önemli fley do¤ru bir önderli¤e ve do¤ru bir yönelime sahip olmakt›r. Yeni bir sistem kurabilmek için, bu eski sistemi y›kmak zorundas›n›z. Tüm bu durumdan kaynakl› yeni bir devrimci dalga yaratabilirsiniz. Bugün oportünistler iktidardad›r. Oportünistler devlet yönetimi içindeler ve bu gücü halka karfl› kullanmaktad›rlar. Onlar halka karfl› sald›r›lar›n› sürdüreceklerdir. Bunu bugünden görebiliyoruz, büyümekte olan bir faflizmle karfl› karfl›yay›z. Belki bugün bu derecede de¤il ama Lula halka karfl› katliama kadar gidebilir. Kuflkusuz bunu konuflmalar›nda söylemiyor, fakat pratikte bunu yap›yor. Örne¤in uluslararas› alanda Lula Bush yönetiminin “Terörizm” ile ilgili bütün politikalar›n› desteklemektedir. Yine Birleflmifl Milletler’de Lula her türlü “terörizme” karfl› bir konuflma yapt›. O emperyalizmin ç›karlar› gere¤ince “Terörizmle” savafla haz›rd›r. Yine Bush yönetimine istihbarat konusunda iflbirli¤i öneren de kendisi olmufltur. Lula hükümeti, son olarak mecliste onaylatmak üzere yeni bir proje gelifltirdiler. Bu yasa politik tutsaklar›n hapishanelerde tecrit alt›nda tutulmas›n› öngörüyor. Bir baflka projeleri ise ordunun yöntemleri üzerine. Ordu, köylü liderlerini tutuklad›klar› zaman onlar› gerilla gruplar› örgütlemekle suçluyorlar

Devam› sayfa 31’de