İşçi-Köylü Sayı 19

Page 1

işçi-köylü YEN‹ DEMOKRAS‹ YOLUNDA

www.iscikoylu.org

Say›: 2003-19

19 *Y›l:1 *10-23 Ekim 2003 *Fiyat›: 500 000 TL ISSN:1303-9350

Deste¤ini, cesaretini, cüretini ve silah›n›

IRAK HALKINA KARfiI DE⁄‹L EMPERYAL‹ZME VE UfiAKLARINA KARfiI KULLAN ✔ TÜRK EGEMEN SINIFLARI UfiAKLIK VAZ‹FELER‹N‹ Y‹NE DEVAM ETT‹R‹YOR Irak halk›n›n kan› üzerinden kredi alan Türk devleti Dubai’de imzalad›¤› “‹flgal bekçili¤i ve katliamc›l›¤› ücret belgesi” ile emperyalizme olan uflakl›¤›n› bir kez daha ilan etmifltir. Kore’den bafllayarak iflgal ve ya¤ma birliklerine “kan verme” ve halk›n kan›n› dökme politikas› her zamanki hevesle bugün de yürütülmektedir. Bu kararlar ne Bakanlar Kurulu’nun ne de Meclis’in kararlar›d›r. Bunlar, emperyalist savafl kurmaylar›n›n ald›¤› kararlard›r. Bu uflakl›¤›n sonu ise emekçi Türkiye halk› için daha fazla iflsizlik, daha fazla açl›k ve ölüm demektir.

✔ TSK ‹fiGALE HAZIR Aylard›r süren Irak’a asker gönderme pazarl›klar› sonuçland›. 6 Ekim’de Bakanlar Kurulu asker gönderme karar›n› onaylayarak tezkereyi Meclis’e gönderdi. Tüm ayr›nt›s›yla haz›rlanan tezkere, iflgale ortak olmak istemeyen halka ra¤men ve ona karfl› ç›kart›lmaktad›r. Bunu herkes görüyor ve biliyor. Üstelik de devlet bunu sözümona “iyilikseverlik”, “milli menfaatleri koruma”, “komfludaki yang›na müdahale”, “insani yard›m” ad›na yapt›¤›n› iddia ediyor. Oysa Irak’taki iflgale verilecek hiçbir deste¤in insani amaçlar› olamaz. Uflaklar›n milli menfaatleri koruma gücü geçmiflte de olmad›, flimdi de yoktur. Ayr›ca hiçbir milletin menfaatleri baflka bir halk›n topraklar›nda iflgale ortak olmaya ba¤l› de¤ildir. ✔ ‹fiGALC‹ ÜLKEN‹N HALKI MÜCADELEY‹ DAHA DA YÜKSELTMEK ZORUNDADIR Her iflgalin, her haks›z savafl›n, emperyalistlere ait her askeri üssün amac› ayn›d›r: Sömürü alanlar›n›n korunmas› ve geniflletilmesi. Bunun d›fl›ndaki tüm gerekçeler birer aldatmacad›r. Bugün Irak’taki iflgale karfl› direnifl “özgürlefltirme” ad› alt›nda kanla bast›r›lmak isteniyor. Bizden asker talebi ile istenen de Irak halk›n›n özgürlük mücadelesini engellemektir. E¤er gerçekten özgürlükten yanaysak önce iflgalcilere karfl› ç›kmak zorunday›z. Irak’a Türk askeri gitti¤inde Irak topraklar›nda iflgalci konumuna düflecek olan ülkemizde mücadele daha da h›z kazanmak zorundad›r.

✔ S‹LAHIMIZI EMPERYAL‹ZME VE UfiAKLARINA DO⁄RULTALIM Irak halk› ile Türkiye halk›n›n ç›karlar› ortakt›r. Irak halk› için; zulme, katliama, iflgale ortak ettirilmek istenen kendimiz için Irak’ta emperyalist sald›rganl›¤a ortak olmayal›m. Emperyalistlere, iflbirlikçilerine ve onlar›n yerli uflaklar›na de¤il Irak halk›n›n hakl› direnifline omuz verelim. Silah›m›z›, öfkemizi Irak halk›na de¤il emperyalizme do¤rultal›m. Çünkü gerçek düflman›m›z emperyalizm ve onun yerli uflaklar›d›r. Türk-Kürt çeflitli milliyetlerden emekçi Türkiye halk› ortak düflmanlar›na karfl› mücadeleyi yükseltmek zorundad›r.

Örgütlenelim; tarih çizgisini izleyecektir

“Kitlelerin gücünü örgütlemek bir siyasettir.” (Mao) S›n›f bilinçli proleterler her konuda kitlelere güvenmeli ve onlarla kaynaflmas›n› bilmelidir. Kitleler örgütlenmeden onlar›n yarat›-

c› gücü a盤a ç›kar›lmaz, halk savafl› stratejisine kanalize edilemez. Kitleler içinde yürütülecek çal›flmada onlar›n ihtiyaçlar› temelinde örgütlenme yürütülmelidir. Kafam›zdaki plan ve programa göre de¤il, onlar›n ihtiyaçlar› temelinde örgütlenme ve çal›flmaya gidilmelidir. “Proletarya Partisi taraf›ndan örgütlenip, yönetilmeyen bir kitle, da¤›n›k ve görevlerinin bilincinde de¤ildir. Güçlü savafl›m verme yetene¤inden yoksundur, egemen s›n›flar›n usta politikac›lar›n›n bir oyunca¤› olmaya adayd›r.” (Lenin) Her türlü bilinç bulan›kl›¤›, sürekli ve kal›c› örgütlenmelerin yarat›lmas›n› zora sokar. Bu darl›k afl›lmad›¤› sürece bu alana iliflkin uygun politikalar da gelifltirilemez. Bu mevzilerdeki kitleyi proletaryan›n devrim stratejisine uygun tarzda örgütleyip, harekete geçirerek, savaflt›r›lmas› sa¤lanarak, güçlü ve sa¤lam parti örgütleri yarat›l›r. Mevziler sa¤lamlafl›r. Sayfa 16-17

‹flçi-köylü’den ABD VE UfiAKLARININ IRAK’TAK‹ ‹fiGAL‹NE KARfiI HALKLARIN D‹REN‹fi ATEfi‹N‹ HARLAYALIM!

Sayfa 30


2

10-23 Ekim 2003

DÜZELTME Gazetemizin 12-25 Eylül 2003 tarihli 17. say›s›nda, S›n›fsal Bak›fl köflesinde Mao Zedung yoldafl›n bilime katk›lar›na de¤inilmifltir. Ancak, Mao Zedung’un felsefeye katk›lar›ndan söz edilirken baz› önemli hatalara düflülmüfltür. Bu hatalar› belirtip düzeltiyoruz. Okurlar›m›zdan özür dileriz: Köfle yaz›s›n›n 6. paragraf›nda flöyle denmektedir: “Mao Zedung yoldafl›n, M-L felsefeye, “z›tlar›n/karfl›tlar›n birli¤i ve mücadelesi”ne di¤er bir deyiflle “çeliflki yasas›”n› diyalekti¤in eksenine oturtarak yapt›¤› aç›mlama, tarihi önemdedir. Hareket ve geliflmenin, nicel birikim ve nitel dönüflümün, bunlarla ba¤lant›l› flekilde de her olgunun birbiriyle iliflkili bulundu¤u gerçe¤inin kaynak ve ç›k›fl noktas› olarak kavranmas› gereken “çeliflme”; inkar›n inkar› (yads›man›n yads›mas›) süreciyle, tez, antitez, sentez olarak geliflim göstermektedir…” Mao Zedung yoldafl›n Marksist-Leninist bilime temel katk›s› çeliflki yasas› ile aç›klanmal›d›r. Gerçekten de çeliflki yasas›n›n Mao Zedung yoldafl›n kavrad›¤› biçimiyle ele al›nmas› sorunlar›n do¤ru anlafl›lmas›nda ve çözümlenmesinde belirleyici önem tafl›maktad›r. Çeliflme yasas›n›n Mao Zedung yoldafl taraf›ndan diyalektik materyalizmin temel tek yasas› olarak kavranmas›, bilimin önceki dönemlerinde ortaya konan yasalar›n temel kayna¤›n› aç›klar niteliktedir; bu kavray›fl bütün di¤er yasalar›n temelinde çeliflme yasas›n›n olmas› anlam›nda diyalekti¤in gelifltirilmesidir. Mao Zedung yoldafl›n bilimsel felsefeye nitel katk›da bulundu¤unu savunmak, bilimin önceki dönemlerinde çeliflme yasas›n›n görülmedi¤i, kavranmad›¤› anlam›na gelmez. Aksine, daha en baflta, Marks ve Engels yoldafllar taraf›ndan çeliflme yasas›n›n kullan›l›fl›n›n eflsiz örneklerine rastl›yoruz. Buna karfl›n, Mao Zedung yoldafla kadar çeliflme yasas›n›n tek temel yasa oldu¤u bilimin önceki dönemlerinde saptanmam›flt›r. Bunun neden oldu¤u belirsizlikler, hatalar da söz konusu

DÜZELTME Gazetemizin 17. say›s›n›n son sayfas›nda yay›nlanan “Anti-emperyalist Kamp ve Selanik Direnifli 2003 Raporu” bafll›kl› yaz›n›n alt›ndaki imza (YKP(ML), TKP/ML, FKP, HKP(ML)HS, EDKM) yaz›n›n tamam›na de¤il sadece son bölümdeki bildiriye aittir. Bununla birlikte, raporda YKP’nin Yunanistan Sosyal Forum’u içinde oldu¤u belirtilmifltir. Bu do¤ru de¤ildir. YKP Sosyal Forum’u yads›maktad›r. Yunanistan Sosyal Forumu raporda belirtilen, YKP d›fl›ndaki örgütler taraf›ndan örgütlenmifltir. Bu nedenle raporda “Yunanistan Sosyal Forumu içindeki en etkin güç YKP” ya da benzeri ifadeler do¤ru de¤ildir. Hatam›z› düzeltiyor ve okurlar›m›zdan özür diliyoruz.

olmufltur. Çeliflme yasas›n›n bu niteli¤ine ilk dikkat çeken Lenin yoldafl olmufl, ancak incelemeye zaman bulamam›fl ve bu görevi gelece¤in Marksist-Leninistlerine b›rakm›flt›r. Al›nt›m›z›n birinci cümlesine iliflkin yaklafl›m›m›z›n temeli bu olmal›d›r. Ve bu anlamda birinci cümle ve ikinci cümlenin birinci k›sm› içerik olarak do¤rudur. ‹kinci cümlenin son tan›mlamas› ise yanl›flt›r. Bu k›s›mda “.. çeliflme; inkar›n inkar› (yads›man›n yads›mas›) süreciyle, tez, antitez, sentez olarak geliflim göstermektedir” deniyor ki, bu yaklafl›m Mao Zedung yoldafl›n yanl›fl buldu¤u bir yaklafl›md›r. Mao Zedung yoldafl, çeliflmenin hareketteki diyalekti¤ini yads›man›n yads›mas› olarak de¤il, “olumlama, yads›ma, olumlama, yads›ma,…” olarak formüle eder ve, geliflimi tez, antitez, sentez biçiminde de¤il “analiz, sentez” biçiminde aç›klar. Bu iki yaklafl›m da tamamen Mao Zedung’a aittir. Bu kavramlar› ilk kez Mao bu biçimde kullanm›flt›r. Mao Zedung yoldafl›n bu sorunlarla ilgili temel yaklafl›mlar›, “Felsefe Meseleleri Üzerine Konuflma” bafll›¤› ile aktar›lan, 18 A¤ustos 1964 y›l›nda yapt›¤› aç›klamalarda bulunmaktad›r. Kaynak Yay›nlar›’n›n dilimize çevirdi¤i bu aç›klamalar›n konu ile ilgili k›sm› flöyledir: “Sentez nedir? ‹ki z›dd›n, Guomindang ile Komünist Partisi’nin k›ta topraklar› üzerinde nas›l sentez oldu¤unu hepiniz gördünüz. Sentez flu flekilde gerçekleflti: Ordular› üstümüze geldiler ve biz onlar› yendik, lokma lokma yiyip bitirdik onlar›. Yang Sien-çen’in sözünü etti¤i flekilde, ikinin birleflip bir olmas› de¤ildi bu; bar›fl içinde bir arada var olan iki z›tt›n sentezi de¤ildi. Onlar bar›fl içinde bir arada yaflamak istemiyorlard›, bizi yutmak istiyorlard›. Aksi taktirde ne diye Yenan’a sald›rs›nlard›? Ordular› üç s›n›r üzerindeki üç sien hariç, Kuzey fiensi’nin her köflesine girdi. Sizin kendi hürriyetiniz var, bizim de kendi hürriyetimiz. Siz 250 bin kiflisiniz, biz ise 25

19 bin. Birkaç tugay, 20 binin az üzerinde bir fley. Analiz yapt›k, sentezi nas›l yapaca¤›z? E¤er bir yerlere gitmek istiyorsan›z, buyrun gidin, biz yine de ordunuzu lokma lokma yutaca¤›z. Zafer kazanacak flekilde savaflabiliyorsak savafl›yorduk: kazanamayacaksak, geri çekiliyorduk. 1947 Mart’›ndan 1948 Mart’›na kadar düflman›n bütün ordusu do¤aya kar›fl›p gitti, çünkü on binlerce askerini imha etmifltik. Yi-çuan’› sard›¤›m›zda ve Liu Kan, flehri kurtarmaya geldi¤inde, baflkomutan Liu Kan öldürüldü, üç tümen komutan›n›n ikisi öldürülüp di¤eri esir al›nd› ve bütün ordu (bir anda) yok oldu. ‹flte bu sentezdi. Tüfeklerinin ve toplar›n›n tümü bizim tarafa sentez oldu ve askerleri de sentez oldu. Bizimle kalmak isteyen kalabilirdi, kalmak istemeyenlerin ise seyahat masraflar›n› ödüyorduk. Liu Kan’› imha ettikten sona Yi-çuan’daki tugay savaflmadan teslim oldu. Üç büyük seferde Liao-⁄een, Huay-Hay ve Pekin-Tienzin seferlerinde sentez yöntemimiz neydi? Fu Zo-yi 400 bin kiflilik ordusuyla birlikte savaflmadan bizim taraf›m›za sentez oldu ve hepsi tüfeklerini teslim ettiler. Bir fleyin baflka bir fleyi yemesi, büyük bal›¤›n küçük bal›¤› yemesi, iflte sentez budur. Bu flimdiye kadar kitaplarda hiç böyle konmad›. Ben de kendi kitaplar›mda böyle koymufl de¤ilim. Yang Sien-çen’e kalsa, o ikinin birleflip bir oldu¤una ve sentezin, iki z›t aras›ndaki çözülmez ba¤ oldu¤una inan›yor. Bu dünyada çözülmez ba¤ olarak ne var ki? fieyler birbirine ba¤lanabilir, ama sonunda kopar›lacaklard›r. Kopar›lamayacak hiçbir fley yoktur. …” “Analiz olurken, sentez de olmaktad›r ve sentez olurken, analiz de olmaktad›r.” “‹nsanlar, hayvan ve bitkileri yediklerinde de ilk önce analizle ifle bafllarlar. Niçin kum yemiyoruz? Pirinç kumlu oldu¤unda yenmez. Niçin atlar, inekler ve koyunlar gibi ot yemiyoruz da sadece lahana gibi fleyleri yiyoruz? Her fleyi tahlil etmeliyiz. fien Nung yüz otu tatt› ve onlar›n ilaç yap›m›nda kullan›lmas›n› bafllatt›. On binlerce ve on binlerce y›l sonra, analiz nihayet neyin yenebilece¤ini ve neyin yenemeyece¤ini aç›kça gösterdi. Çekirgeler, y›lanlar, kaplumba¤alar yenebilir.

Yengeçler, köpekler ve su hayvanlar› yenebilir.” “Engels üç kategoriden söz etmiflti, ama bana sorarsan›z ben bu kategorilerin ikisine inanm›yorum (z›tlar›n birli¤i en temel kanundur; nicelik ve niteli¤in birbirine dönüflmesi, nicelik ve nitelik z›tlar›n›n birli¤inden ibarettir ve yads›man›n yads›mas› ise hiç yoktur). Nicelikle niteli¤in birbirine dönüflmesini, yads›man›n yads›mas›n› ve z›tlar›n birli¤i kanununu ayn› düzeyde yan yana koymak, “tekçilik” (monizm) de¤il, “üçcülük”tür. En temel fley, z›tlar›n birli¤idir. Nicelikle niteli¤in birbirine dönüflmesi, nicelik ve nitelik z›tlar›n birli¤idir. Yads›man›n yads›mas› diye bir fley yoktur. Olumlama, yads›ma, olumlama, yads›ma… fleylerin gelifliminde, olaylar zincirinin her halkas›, hem olumlama hem de yads›mad›r. Köleci toplum ilkel toplumun yads›mas›yd›, ama feodal toplum aç›s›ndan olumlamay› teflkil ediyordu. Feodal toplum köleci toplum aç›s›ndan yads›nmay›, ama kapitalist toplum aç›s›ndan olumlamay› teflkil ediyordu. Kapitalist toplum feodal toplumun yads›nmas›yd›, ama o da sosyalist toplum aç›s›ndan olumlamad›r.” (Mao Zedung. Seçme Eserler. VI. Cilt. Sayfa 325-326-327) Mao Zedung yoldafltan yapt›¤›m›z bu aktar›mlar “s›n›fsal bak›fl” köflesindeki çeliflme tan›mlamalar› ile çeliflkilidir. Çeliflme; “inkar›n inkar› süreciyle, tez, antitez, sentez olarak” de¤il, “olumlama, yads›ma, olumlama süreciyle, analiz, sentez olarak geliflim göstermektedir. Yads›man›n yads›mas› yasas› diyalekti¤e uygun olmayan bir yasad›r. Hiçbir sürecin geliflimi yads›man›n yads›mas› olarak gerçekleflmez. Her yads›ma bir olumlama içerir. Karfl›tlar›n birli¤i yasas› burada da geçerlidir. Yine, “analiz-sentez” birin ikiye bölünmesi yasas›n›n tek tutarl› geliflimidir. ‹kinin birleflip bir olmas› tezine karfl› analiz sentez do¤ru ve tek tutarl› yan›tt›r. Mao Zedung’tan aktard›¤›m›z bilgiler oldukça zengindir. Süreçlerin böyle kavranmas› karfl›tlar›n mücadelesini do¤ru kavramam›z› ve prati¤in esas oldu¤unu, ifl yapman›n esas oldu¤unu anlamam›z› sa¤lar.

10-19 EK‹M TAR‹HLER‹ ARASINDA DÜZENLENEN

CNR K‹TAP FUARI’NDA BULUfiALIM

IRAK’TA ‹fiGALE, YÖK’E VE YÖK YASA TASARISI’NA KARfiI 2 KASIM’DA ANKARA’DAYIZ!.. ÇA⁄RIMIZ TÜM DUYARLI GENÇL‹⁄ED‹R

Adres: CNR EXPO Yeflilköy Havaalan› Karfl›s› (Not: Metroyla ulafl›m sa¤lanabilir)

Bilgi için Telefon: (0212) 521 34 30-(0212) 531 48 53

işçi-köylü senin sesin!

✖ fiiir Dinletisi: Nihat Behram Tarih: 12 Ekim 2003-Pazar Saat: 12:45-13:45 Yer: ASalonu ✖ Söylefli: ‹flgal alt›nda insan manzaralar› U¤ur Parlak-Nihat Behram Tarih: 13 Ekim 2003-Sal› Saat: 15:30-16:30 Yer: A-Salonu ✖ Panel: AB Uyum Yasalar› ve Düflünce Özgürlü¤ü U¤ur Parlak-Rag›p Zarakolu-Temel Demirer Tarih: 17 Ekim 2003-Cuma Saat: 13:45-15:15 Yer: A-Salonu ✖ Karikatür Sergisi: Savafl ve ‹nsan Recep Ayd›n Tarih: 10-19 Ekim aras› Yer: B Konferans Salonu ✖ ‹mza günü: Nihat Behram Tarih: 12 Ekim 2003 -14 Ekim 2003 -16 Ekim 2003 17 Ekim 2003 -18 Ekim 2003 Saat: 14:00-17:00 Yer: Umut Yay›mc›l›k Stand› Salon: 3 Stand: 302

ABONEL‹K fiARTLARI 6 AYLIK: 10.200.000 1 YILLIK: 20.400.000

OKU-OKUT! ABONE OL! ABONE BUL!

NOT: ‹stedi¤iniz süreye denk gelen oranda paray› hesap numaralar›m›za yat›rarak banka dekontunu yay›nevimize fakslay›n›z ya da postalay›n›z. Abonelik ücretine posta masraflar› dahildir.

ÇIKTI

Devrimci müzik gelene¤ini dünyada temsil eden gruplardan biri olan Grup Yorum’un dünü ve bugününü anlatan S›yr›l›p Gelen Grup Yorum adl› kitap ç›kt›.

Yurtd›fl› Hesap Numaralar› Sema Gül Euro Hesab› Ziraat Bankas› ‹stanbul Aksaray fiubesi: 0 751 00 38 65 97 00 00 009 Halk Bankas› Laleli fiubesi: 3474/63487 Vak›f Bank Valide Sultan fiubesi: 401 20 35


3

19

10-23 Ekim 2003

Irak’a asker göndermenin öngününde

TC’N‹N KADEK “fiARTI” arg›tay 6. Ceza Dairesi DEHAP’›n 3 Kas›m seçimlerine “sahtecilikle” girdi¤i yönündeki yerel mahkemenin karar›n› 29 Eylül’de onaylad›. Al›nan karara göre dört DEHAP yöneticisi 11 ay hapis yatacak. DEHAP hakk›nda verilen bu karar›n ard›ndan 3 Kas›m seçimlerinden büyük bir yenilgiyle ç›kan düzen partileri, seçimin iptali için baflvuruda bulundu. DYP, ANAP, MHP gibi faflist partiler ve bu partilerin temsil ettikleri klikler ortaya ç›kan tablodan en iyi flekilde faydalanmak için YSK’ya baflvuruda bulunarak DEHAP’›n oylar›n›n iptali ve seçimlerin yenilenmesi için baflvuruda bulundular. Ancak bu burjuva partilerin DEHAP’›n oylar› üzerinden politik rant elde etmek için harcad›klar› tüm çabalar sonuçsuz kald› ve YSK yap›lan baflvurular› geri çevirdi. 3 Kas›m seçimleri öncesi Yarg›tay Baflsavc›s› taraf›ndan DEHAP’›n seçimlere girmemesi yönünde yapt›¤› baflvuru o gün YSK taraf›ndan red edilmiflti ve DEHAP seçimlere girmiflti. Seçim sonras› di¤er birçok parti gibi meclis d›fl›nda kalan DYP’nin yapt›¤› baflvuru da yine YSK taraf›ndan reddedilmiflti. Ancak yine hat›rlanaca¤› üzere devlet 2003 Mart ay›nda HADEP hakk›nda kapatma karar› al›rken DEHAP hakk›nda da dava açm›flt›. Bugün DEHAP yöneticileri hakk›nda onanan karar›n geçmiflte yaflanan örneklerinde de oldu¤u gibi, Kürt halk›n›n imhas›na yönelik gerçeklefltirilen sald›r›n›n bir parças› olarak görmek gerekir. Bugünkü mevcut gerçeklikte Kürt halk›n›n kendi iradesini temsil olarak kabul edilen partinin kapat›lmas›, yöneticilerinin tutuklanmas› as›l olarak devlet taraf›ndan bu iradenin tan›nmamas› ve bu iradeye karfl› gösterilen tahammülsüzlüktür. Bu tahammülsüzlük ve sald›r› kendisini ço¤u zaman yarg›s›z infazlarla ve y›llar› bulan hapis cezalar›yla da göstermifltir. Bugün aç›s›ndan bakt›¤›m›zda Kürt Ulusuna yönelik daha da kapsaml› sald›r›lar›n gerçeklefltirilece¤ini görmek için alim olmaya gerek yok san›r›z. Devletin daha da boyutlanan sald›r›lar› karfl›s›nda gelifltirilen tepkilerin c›l›zl›¤› ve yetersizli¤i ise gözden kaç›r›lmamas› gereken bir ayr›nt›d›r. Bu tutumu elbette ki ulusal hareketin içinde bulundu¤u mevcut durumdan ayr› ele alamay›z. Sistemle bütünleflme ad›na, devletin her türlü sald›r›lar›na karfl› sessiz kal›nmaktad›r. Üstelik ortaya at›lan çözüm yöntemleri ise

s›n›f mücadelesinden kopuk, Kürt halk›n›n devrimci dinamiklerinin bast›r›lmas› ve emperyalistlerin hizmetinde olmaya yöneliktir. KÜRT ULUSUNA YÖNEL‹K SALDIRILARA KARfiI DURALIM Meclisin aç›lmas›yla birlikte Irak’a TC’nin 10 bin asker göndermeyle ilgili tezkere karar› mecliste görüflülecek. Bu hafta içerisinde gerçeklefltirilmesi planlanan Meclis otu-

Amerikan uflakl›¤›n› savunan TÜS‹AD bile asker gönderilmesine istikrars›zl›¤›n daha da derinleflece¤i gerekçesiyle “karfl›” ç›km›flt›r! En fanatik Amerikanc›lar›n d›fl›nda Türk hakim s›n›flar›n›n merkezi kanad› her ne kadar ABD yanl›s› hatta durmuflsa da, verece¤i destek stratejik uflakl›¤›n gere¤i kerhen destek olacakt›r. Böyle bir görüntü sergilemifllerdir. Yapt›klar› “pazarl›klarda” Irak Kürdistan› konusunda ABD’nin kararl›l›¤› nedeniyle stratejik olarak geri ad›m atm›fllard›r.

KADEK, Kürt ulusuna yönelik imha sald›r›lar› karfl›s›nda “demokratik çözüm” safsatalar›n› sürdürerek, emperyalistlere “ben size daha iyi hizmet ederim” ça¤r›s›n› yapmaktad›r. Yani egemen s›n›flar›n dün oldu¤u gibi bugün de gerçeklefltirdi¤i sald›r›lar karfl›s›nda, Kürt ulusunun yaflad›¤› ac› ve soyk›r›m, imha ne boyutta olursa olsun ulusal hareket ve önderli¤inin söylemleri sistemle bütünleflme üzerine olmaktad›r. rumundan büyük bir “aksilik” ç›kmazsa tezkere onaylanacak. Ancak Türk egemen s›n›flar› asker göndermeyle ilgili tedirginlikler yaflamaktad›r. Irak’a asker göndermeyle birlikte, emperyalistler taraf›ndan kendisine yüklenen bu rolün külfeti bu sefer hayli fazlad›r. Bir anlamda ABD ile yap›lan “pazarl›klar” ayn› zamanda bu endifleleri de içermektedir. Nitekim egemen s›n›flar bu noktada yekpare bir ses de ç›karm›yorlar. AB yanl›s› ve ‹slamc› klikler, devletçi Kemalist kesimler, ç›karlar› gere¤i ve TC’nin alt›ndan kalkamayaca¤› endiflesiyle asker göndermeye “karfl›d›rlar.” Bu noktada orduda bile çatlaklar gizlenememifl, çeliflkiler iyice su yüzüne ç›km›flt›r. Hatta bafl›ndan beri en uçta

Kredi konusunu, Türkmen sorununu, KADEK sorununu gündemde tutarak gündemi mümkün mertebe sürüncemeye b›rakmak istemifllerse de, ABD’nin bast›rmas›yla karara do¤ru ad›m da atmak zorunda kalm›fllard›r. ABD, Irak’l› Kürtlerin tepkisinden dolay› KADEK’in tasfiyesinden yana de¤ildir. En az›ndan flimdilik. TC’yi, KADEK’e tercih etmesine ra¤men Irak’ta tek destek sa¤lad›¤› Kürtlerin içinden çatlaklar oluflmas›n› da istememektedir. Ama TC ABD’nin istedi¤i hizaya do¤ru da yol alm›flt›r. Nitekim Dubai’de imzalanan anlaflmayla ABD’nin TC’ye 8,5 milyar dolar kredi vermesi resmiyet kazanm›flt›r. Bu kredinin koflullar› ABD emperyalizmi taraf›ndan belirlenmifltir.

Bu belirlemeler; a) “Türkiye’nin güçlü ekonomik politikalar uygulamas›”, b) “Irak konusunda ABD ile iflbirli¤i” flart›na ba¤lanm›flt›r. Bir baflka deyiflle, Türk hakim s›n›flar› 8,5 milyar dolara emperyalistler taraf›ndan tekrar sat›n al›nm›fl, “Irak konusunda ABD ile iflbirli¤i” flart›yla Irak’a asker gönderme karar›n› alm›fllard›r. Öyle ki gönderilecek askerlerden, bu askerlerin nereye konufllanaca¤›na kadar her türlü teknik haz›rl›k da tamamlanm›flt›r. Bu noktada konumuzun bafl›na dönersek, bölgede yaflanan tüm geliflmeler, kendi üzerinde yap›lan imha sald›r›lar› karfl›s›nda ulusal hareketin tavr›, emperyalistlerden medet umma noktas›ndad›r. Özgür Gündem gazetesinin 3 Ekim tarihli nüshas›ndaki “Bak›fl” köflesinde izlenen politika flu flekilde özetlenmektedir; “KADEK yol haritas›n› aç›klad›. Demokratikleflme ve Kürt sorununun demokratik çözümünü sa¤lamak. Demokratikleflme ve AB yolunda gerçeklefltirilecek reformlar› destekleyerek, hak ve özgürlükleri gelifltirmek, böylece dayat›lan inkar ve çözümsüzlük siyasetini aflmak.” Yine KADEK Baflkanl›k Konseyi üyesi Osman Öcalan yapt›¤› aç›klamalarla, KADEK’in içinde bulundu¤u siyasi t›kan›kl›¤› gözler önüne seriyor. ABD D›fliflleri Bakan› Colin Powell’›n KADEK’in Irak Kürdistan›’ndan ç›kar›laca¤› yönündeki aç›klamalar› karfl›s›nda Öcalan flunlar› söylüyor; “Türkiye’nin vahfleti ortadayken KADEK’i tasfiye edeceklerini söylüyor. TC ise ABD’ye dostluk yapm›yor. Türkiye, ABD’ye karfl› ihanet içerisindedir. ABD bilsin ki, Irak’taki direnifl, Türkiye deste¤indedir. Türkiye ABD’nin yenilgisi üzerinden hesap yap›yor.” Yukar›da aktard›¤›m›z pasajlarda da görüldü¤ü gibi KADEK, Kürt ulusuna yönelik imha sald›r›lar› karfl›s›nda “demokratik çözüm” safsatalar›n› sürdürerek, emperyalistlere “ben size daha iyi hizmet ederim” ça¤r›s›n› yapmaktad›r. Yani egemen s›n›flar›n dün oldu¤u gibi bugün de gerçeklefltirdi¤i sald›r›lar karfl›s›nda, Kürt ulusunun yaflad›¤› ac› ve soyk›r›m, imha ne boyutta olursa olsun ulusal hareket ve önderli¤inin söylemleri sistemle bütünleflme üzerine olmaktad›r. Kürt ulusal hareketi bu gerçekli¤ini korurken, bizlerin ise Kürt ulusuna yönelik her türlü sald›r›lar karfl›s›nda tavr›m›z› devrimci bir tarzda Kürt ulusundan yana koymal›y›z.


19

4

10-23 Ekim 2003

S›n›fsal Bak›fl IRAK D‹REN‹fi‹N‹ ZORBALI⁄A KARfiI DALGAKIRAN KILALIM! “KASAP”LI⁄A SOYUNANLARA “KASAP HAVASI” Türkiye’nin sosyo-ekonomik yap›s›, buna ba¤l› olarak s›n›fsal panoramas›, devletin niteli¤i ve bütün bunlar ba¤lam›nda politik arenada/s›n›f mücadelesinde yaflananlar konusunda hata yapma lüksünü sürdürenler; yaflanan her yeni olayla kafalara kak›l›rcas›na sergilenenleri art›k daha ciddi ele almak durumundalar. ‹flin ciddiyeti, hakim s›n›flar›n efendilerinin kaderine endeksli bir biçimde ald›klar› son derece kritik konumlan›fllar›ndan ileri gelmektedir. Bu konumlan›fl, sertleflen bir tabloya iflaret etmekle beraber, saflaflt›rma ve ayr›flt›rmay› da dayatmaktad›r. Son yirmi y›l kabaca ele al›nd›¤›nda görülecektir ki, mevcut bütün faflist renkler, “umut” olma ad›na, halk›n muhalefetini kald›raç k›larken; ilerici, demokrat, yurtsever kesimleri de bir biçimde pefline takabilmifl, en az›ndan bekle-gör tavr›na sürükleyerek tarafs›zlaflt›rabilmifllerdir. Faflizmin 12 Eylül formasyonuyla beraber 21. yüzy›la do¤ru giydi¤i elbisenin de¤il kendisini, ütüsünü bile de¤ifltirmeden yol alan hükümetler zincirinin büyük bir ifltahla üstlendikleri görev; günümüzde 12 Eylül yasa ve kurumlar›n›n aleniyete dökülen bütün yanlar›na ra¤men canl› ve ifllevli olmas›nda önemli rol oynamaktad›r. Maskelerin düfltü¤ü, peçelerin y›rt›ld›¤› bir süreci, bütün dünya ile birlikte ülkemiz de yafl›yor. Böylesi dönemler, kartlar›n aç›ktan oynanmas›na neden olmakta, gerçekler ç›plak hale gelmektedir. Bu yüzden BM genel sekreteri s›fat›yla ABD memurlu¤u yapan Kofi Annan “Orman Kanunu”ndan söz edip (23.09), “ABD plan›n› reddetmek”ten (03.10) bahsedebiliyor. Bu yüzden ABD’de biyologlar, ‹ngiltere’de silah uzmanlar› faili belli bir biçimde ölü bulunabiliyor. Bu yüzden engizisyon hukukuna, pervas›zca hortlat›l›p 21. yüzy›la damgas›n› vurmak amaçl› bir ifllerlik kazand›r›lmas›na çal›fl›labiliyor. Yine bu yüzden ABD’li senatör Edward Kennedy’nin kendi hükümetini aç›kça rüflvet vermekle suçlad›¤› (22.09) günlerde, bütün ayr›nt›lar› bas›na dökülen koflullar›yla (Irak’taki iflgale aktif destek verilece¤i, TSK’n›n tek tarafl› Irak Kürdistan’›na giremeyece¤i, özellefltirmelerin tamamlanaca¤›, vergi reformunun yap›laca¤›, kamu reformu tasas›n›n ç›kar›laca¤›, bankac›l›ktaki düzenle-

melerin bitirilece¤i ve di¤er IMF koflullar›na eksiksiz uyulaca¤›) Dubai’de imzalanan iflgal bekçili¤i ve katliamc›l›¤› ücret belgesi, hükümet yetkililerince aç›ktan savunulabiliyor. Anayasay› de¤ifltirebilecek oranda (birkaç ba¤›ms›zla birlikte) güce sahipken, “yetki alamayaca¤›m›z› anlad›¤›m›z takdirde meclise gitmeyiz” (A.Gül, 24.09) diyebilen bir zihniyet, “s›n›rs›z yetki” yöntemini ciddi bir biçimde tasarlayabiliyor. Ve bu faflist kafa, 12 Eylül rejiminin sad›k bir bekçisi oldu¤unu, yeni YÖK (YEK) tasar›s›n›n gerekçesinde, “YÖK’ün kuruldu¤u zamanlardaki ‘olumlu’ havas›ndan uzaklafl›ld›¤›”saptamas›na yer vermekle, a盤a vurmaktan çekinmiyor. Bunlar›n, TSK-MGK, TÜS‹AD, AKP, CHP, DYP vd. kurum ve klikleri aras›ndaki; gerek türban-laiklik, kadrolaflma, milli e¤itim-YÖK; gerek AB, K›br›s konular›nda; gerekse de “asker gönderme” ve son günlerde “seçimlerin iptali-erken seçim” vesilesiyle yürüttükleri tart›flmalar›n s›ra ABD ve AB ile ciddi anlamda temaslara ve direktiflere geldi¤inde ne kadar önemsiz ayr›nt›/farkl›l›klara dönüfltü¤ü aç›kça görülebiliyor. Tümünün “devletin ç›karlar›” paydas›nda demir att›klar›, hiç flüphe götürmeyen bir gerçeklik olarak belirince, akan sular duruyor, edilen sözler yutuluyor. Nitekim 8.5 milyar dolarl›k “kan ve katliam bahflifli” meselesinde hem TSK generalleri hem de Baykal vb.lerinin tek ciddi “itiraz”lar›n›, “Kuzey Irak’a girme yasa¤›” konusunda dillendirmeleri, “majestik muhalefet” tavr›na denk düflüyor. Gelinen aflamada ya¤man›n boyutlar› ve emperyalizmin talan politikas›n›n daha iyi anlafl›labilmesine en somut örneklerden birisini Türk Telekom ve Milli Piyango’nun özellefltirilmesinde Koç ve Sabanc› holdinglerin birlikte hareket edeceklerine dair anlaflma imzalamas› oluflturuyor. Birbirlerinin en büyük rakibi konumunda olan büyük kompradorlar›n bu ittifak›, efendilerinin dayatt›¤› y›k›m politikalar›n›n karfl›s›nda dayanabilme takatlar›n›n ve ya¤madan pay kapma kavgas›n›n ald›¤› boyutu göstermesi bak›m›ndan anlaml›d›r. TÜS‹AD’›n sonradan çark etse de Irak’taki iflgal rolüyle ilgili “endifle”lerini dile getirmesi ve bunun “d›fl güçler” suçlamas›yla karfl›laflmas› (A.Gül, 25.09), ekonomide yafland›-

¤› iddia edilen “bahar havas›”n›n esasen “bozgun havas›” oldu¤una delalettir. IMF’nin en çal›flkan/sad›k ufla¤› olma s›fat›n› baflar›yla elde edenlerin kaç›n›lmaz bir biçimde ülkeyi getirdikleri nokta, kendi rakamlar›yla dahi belirlendi¤i üzere 25 milyonu aflk›n kiflinin yoksulluk s›n›r›n›n alt›na itilmesine neden olmufltur. Son üç y›lda ücret ve maafllarda yüzde 23 erime meydana gelmifl, e¤itimli genç nüfus içinde iflsizlik oran› yüzde 30’u geçmifl, bütçe daha ilk alt› ayl›k dilimde 30 katrilyon aç›k vermifltir. Gayri-safi “milli” has›lan›n yüzde 80’i ile borç faizlerini ancak karfl›layabilen bir devletten söz ediyoruz. Sendikal› iflçi say›s›n›n 1970’ler düzeyine geriledi¤i koflullarda, ifl ve çal›flma sürelerinin esneklefltirilmesine paralel“s›f›r zam” dayat›lmaktad›r. Hatta T‹SK baflkan› Refik Baydur “eksi zam”dan söz edebilmektedir. Yalan söylemek, kitleleri yanl›fl bilgilendirmek ve yönlendirmek (manipülasyon ve dezenformasyon) sadece MGK’ya ba¤l› T‹B (Toplumsal ‹liflkiler Baflkanl›¤›)’in psikolojik savafl takti¤i olmay›p tüm hakim sözcülerinin ve temsilcilerinin s›kça baflvurdu¤u bir yöntem olagelmifltir. Di¤er emperyalist yetkililerin iflgal ve direniflin ald›¤› boyuta iliflkin üst üste verdi¤i beyanlar›n ard›ndan, en son ABD iflgal kuvvetleri komutan› korgeneral Ricardo Sanchez’in yapt›¤› aç›klamalara (“Düflman de¤ifliyor. Biraz daha öldürücü, biraz daha karmafl›k, baz› durumlarda biraz daha dirençli. 03.10) ve Almanya’daki Askeri Hastane sözcüsünün verdi¤i bilgilere (“Irak’tan günde 40-44 yaral› geliyor.” 03.10) karfl›n, A. Gül’ün “Bölgede art›k savafl de¤il yeniden yap›lanma var.”(03.10) demesi, gözünün içine baka baka yalan söylemek anlam›na geliyor. Bunlar›n devlet gelene¤i hep böyle flekillenegelmifltir. Kore’den bafllayarak iflgal ve ya¤ma birliklerine “kan” verme ve halk›n kan›n› dökme politikas› her zamanki hevesle yürütülmektedir. Ecevit, son baflbakanl›¤›nda, “Afganistan’a asker gönderelim. Hem de ön saflarda çarp›fls›n kendisini göstersin.” demiflti. Bugün benzer mevkiyi iflgal edenlerin tavr›, onu da öncekileri de hiç aratmamaktad›r. A.Gül, Colin Powell ile yapt›¤› yar›m saatlik görüflmenin (25.09) ard›ndan, “tüm konular› gözden geçirdik” diye aç›klama yapmaktad›r. Bu kadar k›sa sürede bütün konular›n konuflulmas› ancak emir ve emir tekrar› biçiminde mümkündür. ‹kili görüflmeler ad› alt›nda olan biten de hep budur. Ancak bütün bunlar›n ötesinde, AB üyeli¤i aldatmacas› çerçevesinde kotar›lan, “uyum paketleri” vas›tas›yla sunulan “demokratikleflme” hamlelerinin yald›zl› par›lt›s› çok ça-

buk dökülüverdi. Ka¤›t üzerinde dahi son derece göstermelik kalan bu “ad›m”lar›n, pratikte 11 Eylül sürecine denk düflen bir biçimde neredeyse tam tersi bir yönelim eflli¤inde yürütülmesi, flafl›rt›c›l›k boyutunu çoktan geride b›rakan bir aflamaya ulaflt›. Sadece “kürt sorunu” ile s›n›rl› kalmayan bir biçimde faflizmin bütün fonksiyonel reaksiyonlar›n›n doludizgin devam etti¤i koflullarda, orta oyununu sürdürmeye çal›flan komprador patron-a¤a devleti, “asker gönderme” tasarrufunu da ayn› ortam›n getirisi olarak de¤erlendirmek istemektedir. Buna karfl› iflgal öncesi karfl› koyufl ivmesinin henüz yakalanamad›¤› gerçe¤i, faflist diktatörlü¤ün iflini kolaylaflt›r›c› en önemli etkenlerden biridir. 27 Eylül prati¤inin son derece zay›f kalmas›, dünya geneline paralel bir görüntü verse de, direniflte süreklilik yakalanamamas› olgusunun önemli bir zaaf› olarak kendini göstermektedir. Sendikalar, demokratik kitle kurumlar› ve çok çeflitli platformlardaki örgütlülük ve inisiyatif sorununun kaç›n›lmaz k›ld›¤› bu durum; Irak’taki direnifle destek mevzisinin, Türkiye’deki barikatla birlikte örülmesi gere¤inin yerine getirilememesi sonucunu do¤urmaktad›r. Oysa emperyalistler ve faflistlerin, sald›r› ve iflgalle ilgili meflruiyet tart›flmas›n›n neredeyse tart›fl›lmaz bir noktaya geldi¤i flu teflhir olunmuflluk flartlar›nda, giderek de güçlenen bir direnifl karfl›s›nda (Irak’taki yurtsever güçler cephe oluflturma aflamas›na ulaflt›lar. 04.10) çaresizlik içinde k›vranma sanc›lar› kronikleflmiflken, yüklenerek bu avantaj› en ileri kazan›mlara çevirmenin flartlar› olgunlaflm›fl durumdad›r. fiu anki gerileme ya da bir baflka ifadeyle eski tansiyonu yaratamama ortam›, ›srarl› olunmas› halinde çok çabuk sürede afl›labilecektir. Çünkü, geriye dönülmez bir yolda ilerleyen emperyalist haydutlar›n git gide sald›rganlaflmas›na paralel dünyadaki hava her geçen gün daha bo¤ucu bir hal almaktad›r. Dünya Bankas› baflkan› James Wolfenson’un Dubai’deki toplant›n›n (23.09) aç›l›fl konuflmas›nda sarf etti¤i, “Gezegenimiz dengeli de¤il. Çok az bir kesim, çok fazla kontrolü elinde bulunduruyor. Çok fazla karmafla, çok fazla savafl ve çok fazla ac› var.” sözleriyle do¤rulad›¤› emperyalist-kapitalist sistemin yaratt›¤› dünya panoramas›, s›n›f çeliflkisini keskinlefltirmekte, çat›flmay› yo¤unlaflt›rmaktad›r. Halklar›n kasapl›¤›na soyunan emperyalistlere, onlara destek için kasap yamakl›¤›na talip olan faflistlere karfl› Irak halk›n›n bir “kasap havas›” edas›yla ördü¤ü direniflin emperyalist sald›rganl›¤›n k›r›lma noktas› haline gelmesi için yüklenmenin tam zaman›d›r.


5

19

10-23 Ekim 2003

Paflabahçe iflçisi Kristal-‹fl Sendikas›’na geçti

PAfiABAHÇE’DE D‹REN‹fi JANDARMAYA RA⁄MEN SÜRÜYOR Paflabahçe yönetiminin iflçilerle görüflmeyi reddederek fabrika etraf›nda jandarma ve polis, y›¤›na¤› art›r›yor. Direniflte bulunan iflçileri zorla boflaltmay› planlayan yönetim bu arada iflten atmalara da devam ediyor. 2 Ekim Perflembe günü yaklafl›k 100 iflçi, jandarma taraf›ndan tek tek fabrika d›fl›na

ç›kar›l›rken 12 iflçi gözalt›na al›nd›, önder iflçilerden 10’u iflten at›ld›. Gece saat 02:00’den itabaren fabrikaya gelen jandarma ile birlikte, TEM’den gelen iki ekip, iki otobüs çevik kuvvet polisi de direniflteki iflçilere sald›rd›. Fabrikan›n kap›s› önünde bekleyen iflçiler, direniflteki iflçilerin eflleri ve çocuklar› “Direne direne kazanaca¤›z”, “Babalar iflsiz çocuklar aç”, “Ölmek var dönmek yok” vb. sloganlar atarak sald›r›lar› protesto ettiler. Morallerinin yüksek oldu¤unu belirten iflçiler, fiiflecam’›n Eskiflehir’de yürüttü¤ü “psikolojik bask›” ile de mücadele ediyorlar. fiiflecam; iflçilerin 1,5 milyar lira maafl ald›¤›n›, fabrikan›n kald›r›laca¤›n› propaganda ederek iflçilere deste¤in düflmesini sa¤lamaya çal›fl›yor. Öte yandan at›lan 300 iflçinin yerine Gaziantep, Çorlu, Uflak ve Mersin’den al›nan iflçilerden 120’si geri döndü. (H. Merkezi)

TEKEL iflçisinin ülke çap›na, TÜPRAfi iflçisinin Körfez’de, TÜGSAfi iflçisinin Samsun’da, Alüminyum iflçisinin Seydiflehir’de, Sümerbank iflçisinin bulunduklar› yerlerde irili ufakl›, ama birbirinden kopuk gerçeklefltirdikleri eylemler, art›k merkezileflmek zorundad›r. Çünkü sald›r› merkezidir. Gücünü uluslararas› emperyalist tekellerden, IMF’den, Dünya Bankas›’ndan alan bu sald›r›lara karfl› mücadelede hem ülke içinde merkezileflmeli hem de evrensel anlamda merkezileflmelidir. ‹flyerlerinde bafllayan hoflnutsuzluk, yer yer soka¤a, eyleme dönüflmesine ra¤men, etkilenen güçlerin bir araya gelmesi ve topyekun bir karfl› koyufl gerçeklefltirmesi, hem sermaye güçlerinin iktidar›nca, hem de iflbirlikçi sendikal önderliklerince engellenmektedir. Bu art›k görülmeli, karfl› koyufl ve mücadele, sermayeye karfl›, iflbirlikçi bürokrat sendikal önderliklere ra¤men gerçeklefltirilmelidir. Bu s›çrama, belirli bir perspektif ›fl›¤›nda ve bir mücadele program› temelinde olmal›d›r. Öncelikle karfl› koyuflun art›k merkezi anlamda gelifltirilip, sonuç al›c› hale gelmesi için afla¤›da s›ralayaca¤›m›z önerilerin bir bir hayata geçirilmesi gerekmektedir. Bunun için; 1) Öncelikle belirli periyotlarla üretim durdurularak, üretimden gelen güç harekete geçirilmelidir. 2) Lokal olarak gerçekleflen eylemler merkezilefltirilmeli; bölgesel bütünleflme giderek ülke çap›nda bütünleflme olmal›d›r. 3) Eylemlerin merkezileflmesi için iflyerlerinden bafllayarak, iflyeri komiteleri kurulup, bunlar gelifltirilerek bölge komitelerine, oradan da merkezilefltirilerek özellefltirmelere karfl› mücadeleyi koordine edecek “koordinasyon komitesi” oluflturulmal›d›r. 4) Özellefltirme sald›r›lar›n›n gerçekleflti¤i iflyerlerinin örgütlü oldu¤u sendikalar›n (ki bunlar baflta Petrol-‹fl, Tek G›da-‹fl, Deri-‹fl vb.dir) birleflerek, bir merkezi güç birli¤i oluflturmalar› gerekli olup, bunun için bir iflkollar› platformu oluflturulmal›d›r. Bu genel teknik belirlemeler ›fl›¤›nda flunlar yap›lmal›d›r: • Hemen her gün iflyerleri önünde bas›n aç›klamalar› ve protesto gösterileri ya-

p›lmal›d›r. • Türkiye özellefltirme ‹daresi önünde sendika konfederasyonlar›n›n da içinde yer alaca¤› bas›n aç›klamalar› yap›lmal›d›r. • AKP’nin il binalar› önünde bas›n aç›klamalar› yap›larak, sald›r›lar›n tetikçi ve uygulamac›lar› olan bu parti teflhir edilmelidir. • Yine sendika konfederasyonlar›n›n içinde yer alaca¤› bir Ankara mitingi yap›lmal›, ayn› gün devam›nda birkaç günü kapsayan bir oturma eylemi gerçeklefltirilmelidir. • Yap›lacak eylemlere paralel, özellefltirmek istenen iflyerlerine al›c›lar sokulmamal›, iflyerleri terk edilmemelidir. • Özellefltirilecek iflyerlerinde yap›lan lokal eylemler koordineli bir biçimde yap›lmal›, buralara dönük destek ve dayan›flmalar gelifltirilmelidir. • Özellefltirmelerden etkilenen üreticiler, köylüler vb. ile iliflkiler gelifltirilerek, özellefltirmelere karfl› hep birlikte tav›r gelifltirilmesi sa¤lanmal›d›r. Bunun için öncelik ve muhatap sendikalar olan Petrol-‹fl, Tek-G›da ‹fl, Deri-‹fl gibi sendikalar›n ve sendika konfederasyonlar›n›n giriflimleri ve pratik eylemler gelifltirmeleri sa¤lanmal›d›r. • Özellefltirmelerin söz konusu olmad›¤› sendikalarca da, özellefltirmelere karfl› geliflen mücadelelerle dayan›flma ve destek eylemleri gerçeklefltirilmelidir. Özetle, ülke çap›nda özellefltirmelere karfl› bir seferberlik bafllat›lmal›d›r. Sermaye güçleri bu mücadeleleri parçalamak ve etkisiz hale getirmek için her türlü yasal düzenlemeyi hayata geçirmektedir. Yeni ifl yasas› bunun en bariz örne¤idir. Öyleyse emek cephesi de “Birlik Mücadele Zafer” perspektifiyle birli¤ini gerçeklefltirmeli ve tarihsel sald›r›y› geri püskürtmek için ülke çap›nda emekçi barikat›n› oluflturmal›d›r. Gelece¤in kendi ellerimizde oldu¤u bilinciyle, baflta Devrimci Demokratik Sendikal Güçler olmak üzere, her türlü sendikal birlik ve oluflum bu mücadele içinde olmal›, mücadelede elinden gelen katk›y› sunmal›, buna destek vermeli; dahas› bu mücadeleyi egemen sendikal yönetimlerin eline terk etmeden, bu sürece önderlik etmeye çal›flmal›d›r.

Paflabahçe iflçileri bir y›ld›r fabrikada çal›flan 300 tafleron iflçisinin iflten ç›kart›lma planlar›n›n oldu¤unu belirterek “ifl arkadafllar›m›z geçimlerini sa¤lad›klar› fabrikadan ayr›lmak istemiyorlar. Ç›kacak olumsuzluklardan iflçi arkadafllar›m›z›n sorumlu olmad›¤›n› kamuoyuna duyurmay› da kendimize bir görev say›yoruz” diyerek bas›n aç›klamas›n› bitirdiler.

Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan Paflabahçe Eskiflehir Cam Fabrikas› çal›flan› 411 iflçi üye olduklar› Çimse-‹fl Sendikas›’ndan istifa ederek Kristal-‹fl sendikas›na geçtiler. Vardar ‹fl Merkezi önünde geliflmeleri aç›klamak için biraraya gelen 250 cam iflçisi bas›n aç›klamas› yapt›. Yap›lan aç›kla-

mada, iflçiler kararlar›na her iki sendikan›n da sayg› göstermesini beklediklerini dile getirdiler. K›sa bir konuflma yapan iflyeri temsilcisi Hür Keskin, “Türk ‹fl’in iflçinin ma¤duriyetinin önlenmesi için iflçilere sahip ç›kaca¤›na inanc›m›z tamd›r” dedi. Ayn› zamanda arkadafllar›na da sahip ç›kan

Emekçinin Gündemi

SEND‹KAL ÇALIfiMADA KEND‹M‹Z‹ E⁄‹TEL‹M, DÖNÜfiEL‹M, DÖNÜfiTÜREL‹M! Genelde ‹MF ve Dünya Bankas›, özelde ise komprador sermaye güçleri özellefltirme sald›r›lar›n› bu kez AKP eliyle hayata geçirmeye çal›flmaktad›rlar. Baflta TEKEL, PETK‹M, TÜGSAfi, SÜMERBANK, SEYD‹fiEH‹R ALÜM‹NYUM vb. gelmek üzere, bütün kamu mülkiyetindeki kârl› kurulufllar› sermaye güçlerine peflkefl çekmeyi bafl görev olarak önüne koyan AKP hükümeti, s›n›r tan›maz bir piflkinlikle, babalar›n›n mal›n› satarcas›na, bu çabas›n› devam ettiriyor. Bunlar›n, bir avuç sermaye gücünün temsilcisi ve tetikçisi oldu¤u gerçe¤inin alt›n› çizdi¤imizde; bu sald›r›lardan kendili¤inden vazgeçmeyecekleri, onlar› durduracak merkezi iflçi mücadeleleri gelifltirilmemesi halinde istedikleri gibi at oynatacaklar›n› bilmek zorunday›z. Bugün egemen s›n›flar›n “istikrar” ad›na gerçeklefltirdikleri her türlü düzenleme ve yasaya karfl› egemen sendikal cepheden gizli bir destek gelmektedir! Sanki aralar›nda bir anlaflma yap›lm›fl; hükümetler her türlü sald›r›y› düzenleyecekler, egemen sar› sendikal yönetimleri de b›rakal›m buna ses ç›karmay›; bunun cephe gerisindeki koflullar› haz›rlayacaklar ve yolu açacaklar! Evet olan tam da budur! Her s›n›f kendi s›n›fsal, ideolojik, politik ve ekonomik ç›karlar› için mücadele eder. Teorik söylemlerine ra¤men iflçi s›n›f› örgütlerinin bafl›na çöreklenmifl olan iflbirlikçi sendikal yönetimlerin engellemelerinden dolay›, iflçi s›n›f› kendi tan›m›na uygun bir pratik ve yönelim gerçeklefltirememektedir. ‹flçi s›n›f›n›n direnifl ve mücadele bilinci yok edilerek, s›n›f›n kendili¤inden ve devrimci dinamiklerin yönlendirmelerinden kaynakl› lokal mücadele ve eylemleri dar s›n›rlar içerisinde hapsedilerek, göstermelik, sembolik “eylemcikler”le süreç geçifltirilmeye çal›fl›lmaktad›r. Ülkemizin kar getiren büyük kamu kurulufllar›, bir bir sermaye güçlerine peflkefl

çekilmektedir. Bugüne kadar yap›lan özellefltirmeler sonras› uygulamalar, özellefltirilen iflyerlerinde yaflananlar ne kadar hakl› oldu¤umuzu göstermektedir. Özellefltirilen ifl yerleri, ya k›sa bir süre sonra kapat›lm›fl çal›flanlar› iflsizli¤e ve açl›¤a mahkum edilmifl ve sadece mülkiyetindeki gayri menkuller, arsalar, binalar, araçlar, makineler vb. sat›fllar›nda özellefltirme için verdikleri tutar›n kat kat fazlas› gelir elde edilmifl ya da yo¤un iflten ç›karmalar›n yan›s›ra, yap›lan üretime ra¤men borçlar›n›n üzerine yatarak, özellefltirme borçlar› ödenmemifl ve özellefltirmeden elde edilece¤i söylenen “tatl› gelir” elde edilememifltir. Bu kadar aç›k gerçeklere ra¤men, bugün de TEKEL; PETK‹M; TÜGSAfi vb. gibi nice karl› kurulufllar ayn› ak›bete u¤rat›lmak istenmektedir. Buna art›k dur denmelidir! ‹flçi s›n›f› hem özellefltirme sald›r›lar›na, hem bu sald›r›lar karfl›s›nda kendilerini satan iflbirlikçi sendikal yönetimlere karfl› mücadelesini yükseltmek ve bu sald›r›lar› geri püskürtmek zorundad›r. Bugün dört bir yandan de¤iflik ifl kollar›nda, de¤iflik sendikalar›n örgütlü bulundu¤u iflyerlerinde gündeme sokulan özellefltirme uygulamalar›; buralardaki sendika ve iflçilerin birlikte, merkezi bir koordinasyon oluflturarak, birlikte mücadelelerini gelifltirmelerini gerektirmektedir. Sorun art›k bir sendikan›n, bir iflkolunun, bir k›s›m iflçinin sorunu olmaktan ç›km›fl, genel bir s›n›f sorunu halini alm›flt›r. Hatta sadece bir s›n›f somutunda de¤il, Türkiye halk›n›n genel bir önemli sorunu halini alm›flt›r; zira özellefltirmeler sadece binlerce iflçiyi de¤il, on binlerce emekçiyi, köylüyü, üreticiyi ilgilendirmektedir. Öyleyse, mücadelenin lokal düzeyden ç›kar›l›p, özellefltirmelere kar›fl ülke çap›nda bir emekçi barikat›na evrilmesinin tam zaman›d›r. Hedef bu olmak zorundad›r. Bugün bu yönlü lokal mücadeleler yaflanmaktad›r. Petkim iflçisinin ‹zmir’de,


19

6

10-23 Ekim 2003

Köylü, tar›m politikalar›na karfl› ayakta “Türkiye’de, çok uluslu tekellerin sözcülü¤ü yap›l›yor. Ülke tar›m› bitiriliyor. Köylü görmezden geliniyor. Buna dur demek için örgütlenelim ve tar›m politikalar›m›z› yaflama geçirelim”

5 Ekim 2003 tarihinde saat 12:30’da Tekirda¤ Lüleburgaz’da Üretici Köylü Sendikas› taraf›ndan “Ulusal Tar›m ‹çin Örgütlenelim” adl› mitingi yap›ld›. Yo¤un “güvenlik” tedbirlerinin al›nd›¤› mitingde son anda yerin de¤ifltirilmesinden kaynakl› kat›l›m beklendi¤i gibi gerçekleflmedi. Ayr›ca önceden belirlenen miting buluflma noktas›nda da mitingin ‘yasal olmad›¤›” gerekçesiyle gelenlerin geriye gönderilmesi de kat›l›m›n kalabal›k olmamas›nda etkili oldu. Tür Köy-Sen Genel Baflkan› fievki Konur miting baflvurusuna iliflkin “17’sinde baflvuru yapt›k. Ancak sendikan›n mahkemelik olmas›ndan kaynakl› faaliyet yürütemeyece¤imize iliflkin ‹çiflleri Bakan› taraf›ndan karar verilmifl. Böyle birfleyin olamayaca¤›n›, bunun yasal olmad›¤› ve mahkemenin devam etti¤i do¤rultusunda itiraz ettik, üç gün kala izin verildi. Ancak miting alan› de¤ifltirilmifl. Ve çal›flma yapt›¤›m›z köylerin hepsine üç gün içinde yeniden ulaflmam›z mümkün de¤ildi” aç›klamas›n› yapt›. Tüm bunlara ra¤men gelen kitle pankartlar›yla coflkulu bir flekilde buluflma noktas›nda topland›. Mitingde aç›lan “IMF! Engel olma, hem ülkemizi hem dünyay› besleriz-Tür Köy Sen” imzal› pankart›n yan›nda Dalman köylüleri “Atatürk’ün efendisi IMF’nin kölesi olmaz”, Ergene köylüleri ise “Ergene Trakya’n›n

can damar›, kirletmeyiz” pankartlar›n› açt›lar. “Savafla hay›r” pankart›yla Edirne Bar›fl Platformu da mitinge kat›l›rken “Emperyalist savafla, üniversitelerdeki sermaye iflgaline hay›r” pankart›yla Trakya Üniversitesi Ö¤renci Platformu da köylünün yan›nda yer ald›. Yaklafl›k 200 metre devam eden yürüyüfl boyunca Tür-Köy Sen Ankara temsilcilerinden Sat›lm›fl Baflkavak “burada Antep’te f›st›k üreticisinin, Karadeniz’de f›nd›k, bütün ‹ç Anadolu’da pancar üreticisinin sesi olmak için topland›k. Uygulanan talan politikalar›yla ülke tar›m›m›z›n bitirilmesine izin vermeyece¤iz” konuflmalar›yla kitleyi coflturdu. Miting alan›nda kitleye seslenen Tür-Köy Sen Genel Baflkan› fievki Konur “Türkiye’de hükümetimizin kendi politikalar› yok, çok uluslu tekellerin DB/IMF vb. politikalar›n›n kalemflörlü¤ü ve sözcülü¤ü yap›l›yor. Ülke tar›m› bitiriliyor. Köylü görmezden geliniyor. Buna dur demek için örgütlenelim ve tar›m politikalar›m›z› yaflama geçirelim” fleklinde konuflurken TürKöy Sen fiube baflkanlar›ndan Orhan Genç de AKP hükümetini elefltiren bir konuflma yapt›. Ayr›ca alanda da¤›t›lmak istenen Tür-Köy Sen bildirilerine incelenmesi gerekçe gösterilerek el kondu. Miting 14:30’da sona erdi. Miting bitiminin ard›ndan üreticilerden

Kay›s› bafl fiyat› belirlendi Türkiye Üretici Köylü Sendikas› (Tür Köy-Sen) Malatya flubesi ve kay›s› üreticileri Kay›s› Birlik’in belirledi¤i bafl fiyat› protesto etti. Eyleme Malatya Ziraat Odas› da destek verdi. 22 Eylül Pazartesi günü kay›s› al›m sat›mlar›n›n yap›ld›¤› fiire pazar›nda biraraya gelen yaklafl›k 200 üreticiye hitaben bir konuflma yapan Tür KöySen Malatya fiube Baflkan› Hayri Y›ld›r›m ‘Tar›m ‹l Müdürlü¤ü’nün verilerine göre maliyet yaklafl›k 2 milyon 356 bin liraya yükselmifl. Bugün kay›s›n›n her türlü girdisinin fiyat› artm›flken hangi ak›l ve

vicdan sahibi bu fiyat› belirliyor? Ziraat Bankas›, kooperatif ve sulama birli¤ine borcunu ödeyemeyip icral›k olan, traktörünü satmak zorunda kalan, çocuklar›n› okula göndermek için elindeki kay›s›y› yok pahas›na satan üretici, gelecek y›l nas›l ilaç ve gübre alacak, tar›m› yok etmek istiyorlar” dedi.Y›ld›r›m konuflmas›n›n devam›nda tar›mla ilgili tüm odalara ve sendikalara iflbirli¤i ça¤r›s› yaparken, kay›s› üreticilerine de seslenerek üreticilerin sendikada bir araya gelmelerini ve ortak mücadele etmeleri gerekti¤ini belirtti. (Malatya)

sorunlar›na iliflkin görüfllerini ald›k. -Kendinizi tan›t›r m›s›n›z? -Sinanl› beldesinden ‹smet, soyismim Patron. Ama patron de¤il emekçiyim. Tar›m ve hayvanc›l›kla u¤rafl›yorum. Ülkede önemli bir stratejiye sahip olan tar›m›n bu duruma getirilmesi o ülkenin hayat damar›n›n yok edilmesi demektir. Köylülük insanl›¤›n temelidir. Bu nedenle tar›m önemlidir. Tar›m›m›z› bu duruma biz düflürmedik ne iflçiler, ne köylüler, ne memurlar gidip parlamentoda bulunmad›. Bu ay›p bize ait de¤il. Ülkenin tar›m›n› yanl›fl karar al›p, bana ne deyip bu duruma düflürenlerin ay›b›. -Tar›mda yaflanan s›k›nt›lar neler? -Hiçbir zaman biz al›nteri döküp üretti¤imiz mal›n fiyat›n› belirlemifl de¤iliz. Bizden al›nan çok düflük fiyattaki gübreyi ele geçiren tacirlerin yine iflçiye memura 15 kat zamla sat›p bütün insanl›¤›n emek gücünü kendilerinde biriktirmeleri. Bu gelir da¤›l›m›ndaki büyük tehlikeye e¤er çözüm bulunmazsa sosyal patlama yaflanacak diye bir kehanette bulunmaya gerek yok, zaten durum ortada. 80 senelik cumhuriyet devletiyiz. Toprak reformu yapmam›fl›z. Di¤er ülkeler 1 dekar yerden 1 ton bu¤day al›rlar. 500 kg. çiçek al›rlar. En ucuz mazotu kullan›yorlar. Biz en pahal›s›n› kulland›¤›m›z gibi yani altyap›s› yap›lmam›fl k›rsal kesimdeki insanlar›n 150-200 kg ayçiçe¤i ile onlarla rekabet yap›n deniyor. Biz tar›mda reform yapmadan onlarla yar›flamay›z. -Köylünün sorunlar›n›n çözümü nedir sizce? -Gelir da¤›l›m›n›n düzelmesi, bu güzel üreten insanlar, örgütlü olarak kendilerinin tar›m sanayinde yer almas› gerekir. Dedelerimiz tar›m yapm›fllar, demir çelik fabrikalar› kurmufllar, fleker üretmifller. 200 devlet içinde kendi kendimize beslenme yeterlili¤ine çar›kl› zamanda ermifltik.

Ama bugün sadece bir tüketen toplum olduk. Buna dur dememiz için üreten insan›n bunu mamul durumuna getirip hem memuruna hem iflçisine vermek laz›m. O zaman iki üç el de¤ifltirmeyece¤i için tar›msal girdilerinin sanayi ile birlefltirilmesi, yeniden ulusal tar›m politikas› yap›lmas› laz›m. Bu ülkenin tar›m politikas› yok. Bu çok aç›k. TC parlamentosu, bu ülkeyi tamamen ranta dayal› çeteler, hortumcular ücretli ve di¤er kesimlerle imar etti. Gürcan Uzunkaya Duru köyde 25 sene çiftçilik yap›yorum. Bu¤day ayçiçe¤i yetifltiriyorum. Biz faizle çal›fl›yoruz. Peflin üretim yapam›yoruz. Mesela bu¤day bir yerde toplayam›yoruz. Ayçiçe¤i de öyle. Mesela geçen sene 330 bin lirayd› ayçiçe¤i. Bu sene de öyle. Ofis bu¤day› alm›yor bizi tüccar›n kuca¤›na itiyor. Böyle devlet olur mu? Bunlar böyle devam ederse mahvolduk biz. Dolar düfltü, mazot yükseliyor. Tar›m› tamamen bitirdiler, desteklemediler. ‹nsanlar burada tar›m üzerinden geçiniyor. 330 hanelik köyümüzde 200 hane kald›. Gençler gidip büyük flehirlerde 230 milyon karfl›l›¤› tekstilde çal›fl›yorlar. Bu mitingi sesimizi duyurmak için yapt›k. Ama görüyorsunuz bizden çok, güvenlik alm›fllar. Hükümet kona¤›n›n önüne izin vermediler. Köylüyü flehre sokmad›lar. Zannetmesinler böyle gider. Bu millet bir uyand› m› orada oturamazlar. Zaten hükümet siyasi konumundan kaynakl› bizden oy almad›. Trakya üvey evlat muamelesi görüyor. Ayçiçe¤ine destek verdiler. P›narlar köyünde ama Lüleburgaz ve Baba ‹shak’a hiçbir destek yok. Bu miting bir bafllang›ç. Ayr›ca fluna da de¤inmek istiyorum. Bas›n Gülben Ergen kasetinin arkas›na günlerce düflerken buraya neden gelmiyor, iflçinin, köylünün derdini neden yazm›yor. (‹stanbul)

FISTIK ÜRET‹C‹LER‹ YOLU KAPATIP EYLEM YAPTI Nizip-Karkam›fl yolu giriflinde bir araya gelen f›st›k üreticileri AKP hükümetinin tar›m politikas›n› att›klar› sloganlar ile protesto ettiler. Eylem s›ras›nda yolu trafi¤e kapatan eylemciler, 50 kilo antepf›st›¤›n› ve arazideki f›st›k a¤açlar›n› yakt›lar. Üreticiler, “Hükümet çiftçiyi unuttu”, “Sadaka de¤il hakk›m›z› istiyoruz”, “Güneydo¤u birlik aç›ls›n, f›st›k üreticilerine destek verilsin” yaz›l› pankartlar açt›lar. Nizip ‹lçesi’ne ba¤l› Ekinci Köyü Muhtar› Burhan Orhan ile Sar›koç Köyü Muhtar› Hasan Naim, antepf›st›¤›n›n kilosunun geçti¤imiz y›l 4 milyon 800 bin liraya sat›ld›¤›n›, bu y›l 2 milyon 100 bin liraya al›c› bulamad›¤›n› belirtip, hükümetten destek istediler. (H. Merkezi) YERFISTI⁄INA ALICI ÇIKMADI Yerf›st›¤› üretiminin büyük bir bölümünün yap›ld›¤› Osmaniye’de bu y›l al›c› ç›kmad›¤› için ürünler depolarda kald›. Üretim alanlar› ve verim art›fl›, arz-talep dengesi üretici aleyhine çevrilen Osmaniye’de nisan-may›s aylar›nda ektikleri ürünlerin hasad›n› sürdüren köylüler yüksek rekolteye sevinemiyor. Geçen sene 13 bin 145 hektar alana ekimi yap›lan ve 40 bin 948 ton ürün al›nd›. Bu y›l ise kesin rakamlar›n belirlenmemesi üzerine 13 bin 500 hektara yaklaflt›¤› tahmin ediliyor. Ticaret Borsas› Baflkan› Ökkefl Kuyulu 431 üyeli borsada 260 esnaf›n f›st›k ticareti yapt›¤›n› il genelinde 20 f›st›k fabrikas›nda 5 bin kiflinin istihdam edildi¤ini belirterek bu nedenle f›st›¤›n ilçe ekonomisinde lokomotif oldu¤unu kaydetti. Kuyulu ayr›ca geçen y›lki yüksek rekolte nedeniyle depolarda kalan mahsulün bir bölümünün yeni hasatla birleflince talep fazlas› olufltu¤unu, Osmaniye’de Türkiye’deki toplam yerf›st›¤› alan›n›n %79.4 üretimin yüzde 83.3’üne sahip oldu¤unu vurgulad›. (Mersin)


19

7

10-23 Ekim 2003

“Pancarda son oyunlar!” Ülkemizde tar›msal üretimin yokedilerek, emperyalist tekellere ba¤›ml›l›¤› hedefleyen, IMF’nin dayatt›¤› politikalar› uygulayan egemenler, 2001 y›l›nda meclisten ç›kard›klar› fleker yasas›yla, flekerpancar› ekimine kota koyarak üretimin azalt›lmas›n› amaçlam›flt›r. fieker yasas›yla kamuya ait fleker fabrikalar›n›n özellefltirilmesinin önü aç›l›rken, Türk ve yabanc› ortakl› flirketlerin kurdu¤u fabrikalar teflvik edilerek, niflasta bazl› fleker üretimi için genifl olanaklar sunulmufltur. fieker yasas›nda pancara uygulanan kotayla köylünün ma¤dur duruma düflmesinin ve AKP hükümeti taraf›ndan niflasta kökenli fleker üretimi için tan›nan kotan›n %15 art›r›lmas›n›n ard›ndaki oyunlar yavafl yavafl belirginlefliyor. Pancar ve m›s›r üreticilerini karfl› karfl›ya getirmeye çal›flanlar›n AKP hükümeti, Cola flirketleri ve m›s›r tekelleri oldu¤unu belirten TMMOB Ziraat Mühendisleri Odas› (ZMO) Genel Baflkan› Gökhan Günayd›n Ülker’in m›s›r tekeli Cargill ile ortak Cola Turka’y› üretti¤ini hat›rlatarak “baflbakan›n o¤lu bu ürünün da¤›t›c›s›. Bu da neden niflasta bazl› fleker üretiminin teflvik edildi¤ini gösteriyor” dedi. Pankobirlik’in niflasta bazl› fleker üretimine

verilen kotalar›n daralt›lmas› yönündeki ilan›n›n ard›ndan niflasta bazl› fleker üreticileri ve m›s›r üreten bölgelerin Ziraat Odalar› baflkanlar› da bir ilan vererek kotan›n art›r›lmas›n› istedi. ‹landa flekerpancar› üretimi kötülenirken, pancar üretiminin Türkiye için gereksiz oldu¤u üzerinde yorumlara de¤inilmifltir. ZMO Genel baflkan› Gökhan Günayd›n Ülker-Cargill ortakl›¤›nda Cola Turka’y› üretirken yay›nlanan ilanlar hakk›nda “Bir tarafta Baflbakan ve Cargill, bir tarafta ilanda, niflasta bazl› fleker üretimine verilen kota miktar› Slovakya’da yüzde 34, Macaristan’da yüzde 27’dir deniliyor.Onlar 2004’de AB üyesi olacaklar. AB ortalamas›na giremezler. AB’deki, kota miktar› ortalama yüzde 2’dir. AB’nin iki önemli ülkesi Almanya ve Fransa’da yüzde 1 civar›ndad›r. Bunlar› iyi saptamak laz›m” fleklinde aç›klama yapt›. Günayd›n ayr›ca Türkiye’nin m›s›r a盤› oldu¤unu ve her y›l 1-1,5 milyon ton aras›nda m›s›r ithal edildi¤ini, yap›lan bu ilanlar›n siyaseten AKP’ye iktisadi olarak da niflasta bazl› fleker üreten yabanc› firmalara hizmet etti¤ini ifade ederek “Bu ilan›n arkas›nda hükümet var diyebiliriz” dedi. (Samsun)

AKP’nin yeni senaryosu “Tar›mda sponsorluk” 3 Kas›m seçimlerinden önce köylüye birçok vaatte bulunan, ucuz mazot sa¤layaca¤›, tar›mda uygulanan kotalar› kald›raca¤› ve sulama projeleriyle köylünün yüzünü güldürece¤i fleklinde kula¤a hofl gelen söylemlerle AKP’nin çizdi¤i pembe tablo, geçen zaman ve yaflananlarla beraber gerçekli¤ini yitirdi. Her geçen gün tar›m üzerinde uygulanan y›k›m politikalar›yla ç›kmaza sürüklenen köylü t›pk› kendinden önceki hükümetler gibi AKP’nin de gerçek yüzünü gördü. Köylünün öfkesiyle karfl› karfl›ya gelmek istemeyen AKP aldatmacalar›na devam ederek “Tar›mda sponsorluk” ad› alt›nda yeni bir senaryo haz›rlad›. Proje flu flekilde aç›klan›yor; “Türkiye’de 200’ü aflk›n ilçe var. Her ilçeye bir köy hesab›yla valilikler ve belediyelerle görüflülerek tar›m gönüllüsüyle çal›flmaya istekli köyler saptanacak. Tar›m gönüllüsü, köyün özelli¤ine göre ziraat mühendisi ya da veteriner olacak. Köyler de gönüllüler de yerel mülakat komisyonlar›yla be-

lirlenecek. Tar›m gönüllülerinin istihdam› için kamu kaynaklar› kullan›lmayacak, il özel idarelerinden sa¤lanacak mütevazi ve gerçekçi sponsorluklar›n yan›s›ra köylüden ve sivil toplum kurulufllar›ndan da katk› beklenecek.” Bu iflleyifle sahip olaca¤› söylenen projeye olmad›k payeler biçenler, projeye bir de devletle köylüler aras›nda köprü görevini de yüklemekte. Bu köylerde görevlendirilecek gönüllüler ilkokullara ders vermekten tutun yollar›n yap›m›na vs… kadar birçok sorunu gündemine alacak(!) Gelelim bu projeyle amaçlanan hedefe. Köylüye sürekli yapt›¤› hakaretlerle gündeme gelen AKP’nin Tar›m Bakan› Sami Güçlü’nün ifadesiyle “Türkiye’de k›rsal kesimin ihmal edilmiflli¤ine, tar›m d›fl›ndaki kesimlerin dikkatini çekmek” amac›ndaki bu projenin “simgesel” anlam› a¤›r basan bir proje oldu¤u da ifade ediliyor. Sami Güçlü söyleminde tamamen haks›z de¤il. K›rsal kesimin ihmal edildi¤i hatta bunun ötesinde yukar›da k›saca aktard›-

¤›m›z tar›m üzerinde uygulanan y›k›m politikalar›n›n IMF, DB, DTÖ vb. emperyalist kurumlar›n emirleri do¤rultusunda yaflama geçirildi¤i çok aç›k bir gerçektir. Emperyalistler bir yandan kendi ülkelerindeki tar›m› büyük ölçüde desteklerken geri b›rakt›r›lm›fl yar›-sömürge ülkelerde tam aksini dayatarak bu ülkelerdeki köylülü¤ü bitirme noktas›na getirmektedir. Örne¤in ABD’de önümüzdeki 10 y›l içinde üreticilerin 250 katrilyon TL’si sübvansiyon aktar›lacakken yine ABD ve di¤er emperyalist dayatmalarla Türkiye’de sübvansiyonlar geçti¤imiz y›l tamamen kald›r›ld›. Yerine getirilen ve DB’nin yard›m› fleklinde propaganda edilerek ödenece¤i söylenen DGD’ler konusunda da köylü hüsrana u¤rat›ld›. Bugün bunu sözlerden çok köylünün kendi yaflam› göstermektedir. “Simgesel” anlama gelince yine köylünün bugün içinde bulundu¤u koflullar bu ayaklar› havadaki “simgesel projeyi” yerle bir etmektedir. Bugün köylü üretemez duruma getiril-

miflken üretti¤ini de pazarlayamaz/karfl›l›¤›n› alamaz haldeyken bu tür “simgesel projeler”, “iyi niyetler” AKP hükümetinin “lafla peynir gemisini yürütme” çabalar›ndan baflka birfley de¤ildir. Bu projeye destek verenler, Ticaret ve Sanayi Odalar›, Türk-‹fl ve Hak-‹fl ayr›ca Bülent Eczac›bafl› gibi komprador burjuvalar ve çeflitli kifliler; böylesi “sivil toplumcu” anlay›fllarla halk›n hiçbir sorununun kökünden çözülmesi mümkün de¤ildir. Bir kez daha vurgulamak gerekir ki halk›n kendi sorunlar›na sahip ç›karak sorunun yarat›c›lar›na karfl› örgütlü mücadelesi bu ve benzeri sorunlar› çözmenin tek yoludur. Bu çözüm do¤rultusunda kuracaklar› birlikler, kooperatifler mücadelenin merkezleri olmal›d›r. Bizi yönetenlerin, bizi aldatmaya yönelik politikalar›na kanmayal›m. Bugüne kadar hükümete gelen partiler, halk›n al›nterini kullanarak saltanatlar›n› sürdürmekten baflka birfley yapmam›fllard›r. (Turhal)

Fiskobirlik depolar›ndaki f›nd›k sat›lmayacak F›nd›k üreticisi, tar›mda uygulanan y›k›m politikalar›na karfl› mitinglere kat›lm›fl, “F›nd›¤›n›z› Pazara ‹ndirmeyin” kampanyas›na destek vererek her geçen gün tar›m›n biraz daha yok edilmesine seyirci kalmayacaklar›n›n tepkisini göstermiflti. F›nd›¤›n serbest piyasada Fiskobirlik’in aç›klad›¤› fiyat›n alt›na düflürülmesi için ihracatç› firmalar›n, bu y›l yaflanan kurakl›k nedeniyle bulunan 2001 y›l› ürünü f›nd›¤›n sat›lmas› yö-

nündeki giriflimleri üreticilerin ve Ziraat Odalar›n›n Baflkan› Yetkin Karamollao¤lu yapt›¤› aç›klamada “Baz› ihracatç›lar›n Fiskobirlik depolar›nda 2001 y›l› ürünü f›nd›¤›n sat›fla ç›kar›lmas› için Ankara’da kulis yapt›klar›n› ö¤rendik. Bunun üzerine gerekli giriflimlerimizi yap›p hükümet yetkililerinden f›nd›¤›n sat›lmayaca¤› konusunda güvence ald›k. Üreticilerimizin bu konuda endifle etmesine gerek yok” dedi.

TERME’DE SÖKÜMLER ‹Ç‹N 236 BAfiVURU YAPILDI Yetkin Karamollao¤lu, 6 bin dönüm f›nd›k arazisinin sökümü için ön tespitlerin bafllad›¤›n› belirterek “Terme’de alternatif ürün program› çerçevesinde bafllat›lan kampanyaya 236 çiftçimiz müracaat etti. Dönüm bafl›na 200 dolar alacak olan çiftçiler 6 bin dönüm f›nd›k sökecek. ‹lçe Tar›m Müdürlü¤ü iki ekip halinde arazilerin ön tespitlerini yapmaya bafllad›” dedi. (Samsun)


19

8

10-23 Ekim 2003

14 yafl›ndaki çocuk “dur” ihtar›na uymad›¤› iddias›yla infaz edildi “Biz 30 Eylül akflam› saat 19:00’da mazot getirmek için ‹ran’a do¤ru yola ç›kt›k. ‹ran s›n›r›n› 5 metre geçerek ‹ranl›lar›n getirdi¤i kaçak mazotlar› atlar›m›za yükleyerek, köyümüze do¤ru koyulduk. Yaklafl›k 150 metre Türkiye s›n›rlar› içerisinde askerlerin pususuna yakaland›k. Saat 23:00-24:00 s›ralar›yd›. Askerler teslim olmam›z› istedi. Önce ‘dur’ ihtar›nda bulundular. Bizden bir grup kaçarken, ben ve Zahir ellerimizi kald›r›p ‘teslim oluyoruz’ dedik. Askerler bize çok yak›nd›. Bizi görüyorlard›. Aram›zda en fazla 15 metre gibi bir mesafe vard›. Ellerimizi kald›r›p teslim oldu¤umuz halde, üç taraftan bize atefl ettiler. Zahir’e arkadan bir kurflun isabet etti. Zahir yaral› halde yere düfltü.” (Zahir Y›lmaz ile birlikte yakalanan Seyfettin Kaya’n›n anlat›m›) Böylesi anlat›mlar özellikle son dönemlerde yaflanan katliamlar›, iflkenceleri, yarg›s›z infazlar› düflündü¤ümüzde hiç de yabanc›s› olmad›¤›m›z sözler. Aç›klama ise hep ayn›: “Dur ihtar›na uymad› atefl ettik”. Bu olayda öldürülen Zahir Y›lmaz, daha 14 yafl›nda bir çocuktu. Babas›n›n anlat›mlar›na göre maddi s›k›nt›lar›ndan dolay› okula gidemedi. Ailesinin geçimini sa¤layabilmek için küçük yaflta çal›flmaya bafllad›. Köyde ifl olmad›¤› için ara s›ra ‹ran’a gidip kaçak mazot tafl›mac›l›¤› yap›yorlard›. Tüm dünyada Dünya Çocuk Günü’nün kutland›¤› bugünlerde Zahir Y›lmaz’›n pay›na ise Filistin’de,

Zahir Y›lmaz

Seyfettin Kaya

Tüm dünyada Dünya Çocuklar Günü’nün kutland›¤› bugünlerde Zahir Y›lmaz’›n pay›na ise Filistin’deki, Irak’taki ve savafl›n gölgesinde büyüyen yüzlerce yafl›t› gibi katledilmek düfltü. Irak’ta ve savafl›n gölgesinde büyüyen yüzlerce yafl›t› gibi katledilmek düfltü. D‹HA’dan ald›¤›m›z bilgilere göre Van’›n Çald›ran ‹lçesi’nin ‹ran s›n›r bölgesinde Üçgözler (Qafl›m) köyü güzergâh›nda 1 Ekim’de gece ‹ran’dan mazot getiren bir grup kaçakç›, Güldere Jandarma Karakolu ekiplerinin kurdu¤u pusuya düfltü. Askerle-

rin ‘dur’ ihtar›na uymayan baz› kaçakç›lar, kaçarak uzaklafl›rken, Üçgözler köylüsü 14 yafl›ndaki Zahir Y›lmaz ile 49 yafl›ndaki Seyfettin Kaya ellerini havaya kald›rarak teslim olmas›na ra¤men askerler, k›sa mesafede atefl açarak Zahir Y›lmaz’› yaralad›. Y›lmaz, götürüldü¤ü Çald›ran Tabur Komutanl›¤›’nda kan kayb›ndan yaflam›n› yitirdi.

Irak’a geçen köylüler geri döndü

Kaçak eflya bulundurduklar› gerekçesiyle askerler Hakkari Çukurca’ya ba¤l› Ç›¤l› (Aflüt) köyünü 8 Eylül günü basarak 6 kifliyi gözalt›na alm›fl, 24 at ile çok say›da yiyecek eflyas›na el koymufltu. Devletin bask›lar›yla yaflamlar› çekilmez hale gelen köylüler bu son olaya tepki göstererek Irak s›n›r›n› geçip Kanimasi bölgesindeki akrabalar›n›n yan›na yerleflmifllerdi. Ailelerin bir k›sm› 11 ve 12 Eylül’de köylerine geri dönerken Kani-

masi bölgesinde kalan köylüler ise devletin köylerine bask›lara son vermeleri kofluluyla geri döndüler. Köylerine geri dönüfl yapan köylüler yapt›klar› konuflmalarda; “daha önceleri evlerimiz bas›larak silah aran›yordu; ama flimdi o gerekçe de kalmad›. fiimdiki bask›nlarda fleker, çay, salça, ya¤ gibi g›da malzemelerimize kaçak oldu¤u gerekçesiyle el koyuyorlar. Köyümüze yap›lan bu son bask›nda iki köylünün tüm

erza¤›na el koydular. Bunun üzerine karakola gittik, böyle bir fleyi yapmalar›na haklar›n›n olmad›¤›n›, bu insanlar›n aç kalacaklar›n› söyledik. Söylediklerimiz ciddiye al›nmad›. Sesimizi bas›na duyurmak, sorunumuzun çözülmesi için Irak s›n›r›n› geçtik. Sesimizi de bas›na duyurduk. Bu geliflmelerden sonra, karakola da bir daha bu ve buna benzer olaylar yaflan›rsa tamamen Irak’a gidece¤imizi söyledik. Karakoldan evlerimizin bir daha bas›lmayaca¤› sözünü ald›ktan sonra evlerimize geri döndük.” Yaylalar›n yasaklanmas›ndan dolay› hayvanc›l›k yapamad›klar›n›, kimliklerini karakola b›rakt›ktan sonra yaylaya ç›k›p ot biçebildiklerini söyleyen köylüler devletin hiçbir zaman kendilerine el uzatmad›¤›n› da belirtiyorlar. Köylüler, bu flartlar alt›nda kim olursa olsun kaçakç›l›k yapaca¤›n›, çünkü bundan baflka geçimlerini sa¤lama koflulunun olmad›¤›n› vurgularken kaçakç›l›¤›n evdeki g›da maddelerine el koyarak önlenemeyece¤ini, yasaklar kald›r›l›rsa huzurlu bir flekilde kendi iflleriyle u¤raflabileceklerini ekliyorlar. (Malatya)

Y›lmaz’›n yaraland›ktan sonra tedavisinin yap›lmayarak oldu¤u yerde sorguland›¤›n› söyleyen Seyfettin Kaya, yaflananlar› flu flekilde anlatt›: “Askerler beni yüzüstü yere yat›rd›. ‘Siz bize atefl açt›n›z’ diyorlard›. Üzerimizi arad›lar. Üzerimizde hiçbir fley yoktu. Bir asker, postallar›yla boynuma bas›yordu. Zahir ise yaral›yken sorguya al›nd›. Askerler onu sorguluyordu. ‹fade al›yorlard›. ‘Kiminle gittiniz?’, ‘Kaç kifliydiniz?’, ‘Niçin gitmifltiniz?’ gibi sorular soruyorlard›. Aradan 1,5 saat geçti; hiçbir askeri cemse ve ambulans getirilmedi. Ben çaresiz kald›¤›m için onu s›rt›ma ald›m ve yaklafl›k bir kilometre kadar götürdüm. Ondan sonra bir askeri cemse geldi. Zahir’i askeri cemseye koyduk. Askerler bizi Çald›ran Tabur Komutanl›¤›’na götürdü. Orada serum takacaklard›; fakat serum alm›yordu. Zaten ifl iflten geçmiflti. Zahir’in daha erken getirilip, hastaneye kald›r›lmas› gerekiyordu. Aradan 40 dakika geçti. Zahir tam 03:30’da yaflam›n› yitirdi. Baz› askerler, sa¤l›k oca¤›nda Zahir’in üzerindeki elbiseleri ç›kararak götürdü.” Olayla ilgili olarak görüflülen Çald›ran Tabur Komutanl›¤›’nda görevli bir askeri yetkili ise bilgi veremeyeceklerini, aç›klama yetkilerinin bulunmad›¤›n› söyledi. Yetkili, gereken bilginin ancak Genelkurmay Bas›n Bürosu’ndan al›nabilece¤ini belirtti. (H. Merkezi)

Tunceli’de askeri konvoya

HAVAN TOPLU BOMBA Tunceli Pülümür karayolunun Kutudere mevkiinde operasyondan dönen bir askeri konvoya yola yerlefltirilen uzaktan kumandal› bomba ile sald›r› gerçeklefltirildi¤i bildirildi. Yerel kaynaklardan edinilen bilgiye göre, operasyondan dönen kalabal›k asker grubuna yönelik gelifltirilen sald›r›da yola yerlefltirilen 120’lik parça tesirli havan topu, uzaktan kumanda ile patlat›ld›. Araçlar›n geçifli esnas›nda patlayan bomba nedeniyle bir cemsenin arka k›sm›nda hasar meydana geldi. Araçta bulunan 10 askerin patlamay› yara almadan atlatt›¤› kaydedildi. Patlamada yolda 2 metre geniflli¤inde 1 buçuk metre derinli¤inde çukur oluflurken asfalt parçalar› 30 metre çevreye yay›ld›. Bomban›n karayollar› ekiplerinin bir hafta önce yolda yapt›¤› asfalt çal›flmas›ndan önce asfalt›n alt›na yerlefltirildi¤i ö¤renildi. Sald›r›dan sonra Kutuderesi bölgesinde çok say›da askerin kat›ld›¤› büyük çapl› operasyon baflla(H. Merkezi) t›ld›¤› bildirildi.


19

9

10-23 Ekim 2003

Duyarl› olabilmenin kriterleri Devletin 19 Aral›k katliam›n› ve F tipi hapishanelere geçifli protesto etmek amac›yla 2000 y›l›nda birçok ilde çeflitli eylemlilikler yap›lm›flt›. Yap›lan eylemliliklerde 19 Aral›k katliamc›lar›n›n yarg›lanmas›, F tipi hapishanelerin aç›lmamas› ve devrimci tutsaklar›n tabutluklara götürülmemesi isteniyordu. Kamuoyunun, DKÖ’lerin, tutsak ailelerinin, kendine devrimci demokrat diyenlerin bu sald›r› karfl›s›nda kulland›klar› en demokratik hakk›na bile tahammül edemeyen devlet o dönem birçok bas›n aç›klamas›na, eylemliliklere sald›rm›fl, binlerce insan› gözalt›na alm›fl, kimilerini tutuklam›fl, yüzlerce insan hakk›nda da ‘örgüt üyeli¤i’ veya ‘örgüte

yard›m yatakl›ktan’ dava açm›flt›. ‹stanbul’da 7 Ekim 2000 tarihinde F tipi hapishaneleri protesto etmek amac›yla Galatasaray Lisesi önünde bir eylem yap›lm›flt›. Eylemde gözalt›na al›nan 29 kiflinin nüfusa kay›tl› olduklar› bölge ve e¤itim durumlar›na bak›larak bu kifliler “yasad›fl› örgüte yard›m etmekle” suçlanm›flt›. DGM Savc›s› Enver Çoban bu tespitini flu cümlelerle aç›kl›yor. “Gözalt›na al›nanlar savunmalar›nda her ne kadar duyarl› kiflilikleri nedeniyle F tipi cezaevlerine karfl› olduklar›n› belirtmifl iseler de, ço¤u terörün yo¤un oldu¤u Do¤u bölgesi nüfusuna kay›tl› san›klar›n, yine birço¤unun ifadelerine göre boflta gezer, tahsilsiz olduklar›n›

Tüketici dernekleri Federasyon kurdu Ankara Valili¤i’ne dilekçe veren Tüketici Dernekleri Federasyonu 25 Eylül 2003 tarihinde kuruldu. Tüketicilerin haklar›n› korumak amac›yla oluflturulan derneklerin biraraya gelmesi ile kurulan federasyon; Türkiye genelinde yüze yak›n il ve ilçede faaliyet gösteren flubeleri ile 40 binin üzerinde üyeye sahip. Tüketiciyi Koruma Derne¤i, Tüketici Haklar› Derne¤i, Tüketicileri Koruma Derne¤i, Eskiflehir ve Adana Tüketiciler Derne¤i’nin biraraya gelmesi ile oluflturulan Federasyon’un merkezi Ankara ve Genel Baflkan› ise Tüketiciyi Koruma Derne¤i Baflkan› Mehmet Sevim olarak belirlendi. Tüketici Haklar› Derne¤i Baflkan› Turhan Çakar; sürekli yap›lan zamlar›n alt›nda ezilen tüketicinin ekononik ç›karlar›n›n savunulmas› gerekti¤ini söyledi. (Ankara)

Göç-Der 4. Ola¤an Kongresi yap›ld› 27 Eylül 2003 Pazar günü Göç-Der ‹zmir fiubesi, 4. Ola¤an Kongresini yapt›. Kongrede göçün nedenleri üzerine konuflmalar yap›l›rken yeni yönetim de belirlendi. ‹zmir fiube Baflkan› ‹brahim Uzel göç edenlerin s›k›nt›lar› üzerine bir konuflma yaparken büyük flehirlere göçedenlerin zorluklar çekti¤ini belirtti. Uzel hükümetin baflta olmak üzere tüm duyarl› kesimin art›k söz yerine eyleme geçerek konuya duyarl›l›k göstermesi gerekti¤ini belirtti. ‹brahim Uzel, ‹zmir’in en çok göç alan flehirlerden biri oldu¤unu, göç nedenleri aras›nda koruculuk ve köy yakmalar›n önemli yer tuttu¤unu, Türkiye’nin uluslararas› alanda insan haklar›na dair birçok belge imzalad›¤›n› ama bunlar›n hiçbirine uymad›¤›n› belirterek Türkiye’nin en önemli sorunlar›ndan biri olan göç ile ilgili art›k sosyal ve ekonomik çözümlerin bir an evvel söylemden ç›k›p eylem haline gelmesini istedi. Kongrede flube yönetimine Hasan Do¤an, Ferzende Deniz, Hüseyin Çetinkaya, R›fat Ad›belli, Nadir Baykara, ‹man Diz, Seyfettin Özdemir getirildi. (‹zmir)

bildirmelerine göre, idarenin F tipi cezaevi çal›flmalar›na karfl› duyarl› olduklar›n› savunmalar› bilgi ve e¤itim eksikli¤i nedeniyle samimi bulunmam›flt›r”. Yine savc› Çoban eylemde at›lan sloganlardan “tutsak” kelimesini de “örgütsel suçtan tutuklular› tutsak olarak nitelendirmeleri ise do¤rudan devlete karfl› olduklar›n›n göstergesidir” diyor. 29 kifli iki y›l› aflk›n bir süre ‹stanbul 5 No’lu DGM’de yarg›land› ve dava 11 Eylül 2003 tarihinde beraatle sonuçland›. Ancak mahkeme heyeti savc›n›n görüfllerine kat›lmad›¤›ndan de¤il, Türk Ceza Kanunu’nun yasad›fl› örgüte yard›m suçunu düzenleyen 169. maddesinde de¤ifliklik yap›ld›-

¤›ndan ve böylece örgüte yard›m suçunun unsurlar›n›n de¤iflti¤inden dolay› san›klar›n beraatine karar verdi. Bu haber gösteriyor ki insanlar›n duyarl› olmas›n›n kriterleri yaflad›klar› ve do¤duklar› bölgelere bak›larak de¤erlendiriliyor. Do¤ulu olmak bile “terörist” damgas›n› yemek için yeterli görülüyor. Tüm Do¤u ve Güneydo¤ulular “terörist” olarak gösterilmek isteniyor. Böyle olunca da bu insanlara yap›lan herfley mübahm›fl gibi davran›l›yor. F tipi hapishanelere karfl› ç›kmalar› gerçekçi bulunmayarak haklar›nda baflka bir dava aç›l›yor. Bu da asl›nda devletin halka düflman bak›fl aç›s›n›n bir ürünü ve göstergesi. (Malatya)

Bir flovenizm örne¤i Türkçe alfabeye uyum flart› ‹çiflleri Bakanl›¤›’n›n 81 ilin valiliklerine gönderdi¤i genelgede ailelerin çocuklar›na koymak istedikleri isimlerde Türk alfabesine uyma flart› getirildi. Genelgeye göre Rojin ve Rojda gibi Türk alfabesine uygun kelimeler serbest iken Xezal, Welat, Xelil, Xebat, Bawer gibi Türk alfabesine uymayan kelimeler yasakland›. ‹çiflleri Bakan› Abdulkadir Aksu’nun imzas›yla yay›nlanan ve “Türk örf ve adet geleneklerine ayk›r›l›k” koflulu kald›r›lan genelgede “Genel ahlak kurallar›na ayk›r› olmayacak” “kamuoyunu incitecek yan› olmayacak”, “Türk alfabesine uygun olacak” flartlar› getirildi. ‹stanbul Kürt Enstitüsü bünyesinde Türkçe-Kürtçe sözlük haz›rlayan Zana Fargini, söz konusu genelgeyi yasaklay›c› olarak de¤erlendirdi. (Mersin)

T‹KKO militanlar›ndan Giresun’da eylem Yerel kaynaklardan edindi¤imiz bilgilere göre; Espiye’nin Ericek köyünde bulunan Orman ‹flletme Müdürlü¤üne ait flantiyeye saat 09.00 s›ralar›nda gelen T‹KKO militanlar›, flantiye aflç›s› Beykat Oflu’yu da yanlar›na alarak uzaklaflt›lar. Yerel gazetelerde ç›kan haberlere göre; flantiyede iflçilerin yemeklerini haz›rlamakta olan Beykat Oflu’yu gören militanlar, bir miktar g›da maddesini ald›ktan sonra aflç›y› da yanlar›na alarak bölgeden uzaklaflt›lar. Uzun bir yürüyüflten sonra aflç› serbest b›rak›ld›. Serbest b›rak›lan aflç› Beykat Oflu yaflad›klar›n› Giresun Ifl›k Gazetesi Haber Müdürü Selami Çelebi’ye flöyle anlatt›; “Ben iflçilere yemek haz›rl›yordum. Arkam kap›ya dönüktü. Belimi birinin yoklad›¤›n› hissettim. Geriye döndü¤ümde asker üniformal› 2 flah›s konuflmamam› ve g›da maddesi haz›rlamam› istediler. Dediklerini yapt›m. Daha sonra benim de gelmemi istediler. Onlarla birlikte flantiyeden ayr›ld›k. Tepede 2 bayan terörist de bize dahil oldular. Daha sonra onlarla birlikte 7 saatlik bir yolculuktan sonra beni Güllük yaylas›nda b›rakt›lar. ‘Bafl›n›n çaresine bak’ dediler. Ben ‘yol iz bilmiyorum’ dedim. Bana sisli bir ortamda yol tarif ettiler. Ben bu yoldan dönüfl yapt›m. Teröristler silahl›yd›. Onlar›n nereye gitti¤ini bilmiyorum.” (H. Merkezi)

Kürt Festivali’nden sonra gözalt› furyas› 13 Eylül’de Almanya’da düzenlenen 11. Kürt Festivali’ne kat›ld›klar› gerekçesiyle DEHAP Genel Baflkan› Tuncer Bak›rhan, Özgür Toplum Partisi Genel Baflkan› Ahmet Turan Demir ve sanatç› Haluk Levent 169. madde gere¤ince Ankara’da gözalt›na al›nd›lar. Haluk Levent DGM’de ifade verdikten sonra serbest b›rak›l›rken Özgür Toplum Partisi Genel Baflkan› ve DEHAP Genel Baflkan›, Savc›l›k taraf›ndan tutuklanmalar› talebiyle Ankara 1 No’lu DGM Yedek Hakimli¤ine sevk edildi. Burada ifadeleri al›nd›ktan sonra serbest b›rak›ld›lar. Serbest b›rak›lmalar›n›n ard›ndan bir bas›n aç›klamas› yapan Bak›rhan “Türkiye’nin gündeminin demokratikleflme olmas› gerekirken gündemi festivalde at›lan sloganlar dolduruyor” dedi. Bak›rhan’dan sonra Özgür Toplum Partisi Genel Baflkan› Ahmet Turan Demir de “Talihsiz bir durum yaflamaktay›z arka arkaya. Demokrasinin bafllat›laca¤› söylenerek uyum paketleri ç›kart›l›yor. Bu tür durumlar›n Türkiye’nin geliflmesine, de¤iflmesine katk›da bulunmayaca¤›n› herkes biliyor” fleklinde konufltu. DGM binas› önünde bekleyen grup “Baflkan›m›za uzanan eller k›r›ls›n”, “DEHAP halkt›r halk burada” vb. sloganlar eflli¤inde Demir ve Bak›rhan’›n içinde bulundu¤u konvoyu u¤urlad›lar. (Mersin)


10

10-23 Ekim 2003

19

Yirmi y›lda bir milyon kifliye ‹fiKENCE, bir kifliye CEZA(!) Egemen s›n›f, karfl›s›nda tehdit olarak gördü¤ü güce karfl› öncelikle onun kiflilik bütünlü¤ünü parçalamaya, kendi özsayg›s›n› yok etmeye, dolay›s›yla onu kendisi için “tehlikeli” yapacak konumdan uzaklaflt›rmaya çal›fl›r. ‹flkencenin sadece uygulanan kifli üzerinde de¤il, toplumsal bellekte de korku uyand›rmas› ve insanlar› sindirmesi istenir.

Abidin Dino ‹flkence… ‹nsanl›k tarihinde “kifliye kendi iradesi d›fl›nda söz, eylem ya da davran›flta bulunmamas› için yap›lan her türlü uygulama” olarak tan›mlanabilir. Zeus’un Prometheus’u yere çivileyip gö¤sünü akbabalara yedirtmesi de, Roma ‹mparatorunun Spartaküs’ü a¤açlara asmas› da, Jeanne D’arc’›n yak›lmas›, Nesimi’nin derisinin yüzülmesi, Pir Sultan’›n as›lmas› da ve kuflkusuz sayamayaca¤›m›z yüz binlerce örnek sadece o kifliyi cezaland›rmaya yönelik bir eylem olarak alg›lanmamal›d›r. Egemen s›n›f, karfl›s›nda tehdit olarak gördü¤ü güce karfl› öncelikle onun kiflilik bütünlü¤ünü parçalamaya, kendi özsayg›s›n› yok etmeye, dolay›s›yla onu kendisi için “tehlikeli” yapacak konumdan uzaklaflt›rmaya çal›fl›r. ‹flkencenin sadece uygulanan kifli üzerinde de¤il, toplumsal bellekte de korku uyand›rmas› ve insanlar› sindirmesi istenir. Kifli iflkencede direnifli ortaya koydu¤unda bilir ki, direnen yaln›z kendisi de¤ildir, bir bütün olarak ezilenlerin ezen güce karfl› baflkald›r›fl›n› simgelemektedir. Kiflinin direniflinin d›flar›da yank›s›n› bulaca¤›n› bilen sistem, her defas›nda yeni bir “yöntem” uygulamaya sokarak çözülmeyi sa¤layabilece¤ini hesaplar. Oysa ki, aslolan insan iradesidir ve yenemeyece¤i hiçbir yöntem yoktur. TC, kuruldu¤undan beri Osmanl›’dan devrald›¤› pekçok gelenek gibi “iflkence gelene¤ini” de devam ettirmifltir. Bu uy-

gulamalar dönem dönem yo¤unlaflm›fl, dönem dönem azalm›flsa da iflkence, sistemin gerçekli¤i olarak varl›¤›n› devam ettirmifltir. Bu yüzden devletin, sistemin koruyucular› olarak gördü¤ü iflkencecilerin cezas›z kalmas› ya da çok hafif cezalar almas› flafl›rt›c› bir durum de¤ildir. Devlet, iflkence vakalar›n› “münferit” olaylar olarak göstermek istemektedir. Oysa ki, farkl› yer ve zamanlarda farkl› insanlara sürekli yap›lan iflkence uygulamalar› bunun hiç de “münferit” olmad›¤›n› göstermektedir. Son haftalarda burjuva medyada s›kça yer verilen eski ‹stanbul Organize Suçlar fiube Müdürü Adil Serdar Saçan’›n iflkence yapmas› yüzünden meslekten ihraç edilmesi, bundan sonra tüm iflkencecilere ayn› muamelenin yap›laca¤›n› göstermemektedir. Tam aksine devletin yapt›¤› bu uygulamay› AB’ye uyum yasalar›n›n birbiri ard›na ç›kar›ld›¤› dönemde “demokratikleflmenin” bir “kan›t›” olarak ulusal ve uluslararas› kamuoyunu yönlendirmek amac›yla yapt›¤› gün gibi ortadad›r. Sistemin bu konuda ne kadar “samimi” oldu¤unu görmek için flöyle bir iflkence davalar›na göz atal›m: *Necdet Menzir’in ‹stanbul Emniyet Müdürü oldu¤u dönemde Beyo¤lu’nda faaliyet gösteren “dayak timleri” özellikle travestilere karfl› övünülecek “icraatlarda” bulunmufltu! Bu timlerin bafl›nda bulunan gözalt›na al›nanlar› hortumla döven “Hortum” lakapl› Süleyman Ulusoy hak-

k›nda 27 y›l hapis istemiyle aç›lan dava af kapsam›na girdi. Hakk›nda aç›lan idari soruflturmadan ne ceza ald›¤› aç›klanmayan Ulusoy, halen Fatih Ekipler Amiri. *‹flkencede katledilen sendikac› Süleyman Yeter’in iflkencecilerine aç›lan dava, san›klar›n suçu bir daha ifllemeyece¤ine dair kanaat(!) olufltu¤u için cezalar› ertelendi. Ayn› iflkencecilerden ikisinin iki ayr› iflkence davas›ndan da ayn› gerekçelerle kurtuldu¤u ortaya ç›kt›! Aç›lan idari soruflturmalarda da Saçan örne¤inin aksine ceza ç›kmad›. *Silvan’da TEM ekiplerinin 17 Ekim 2001’de düzenledi¤i operasyonda Selma K›l›ç adl› kifli öldürüldü. Aç›lan soruflturmaya Valilik izin vermeyince dosya “takipsizlik karar›” verilerek kapat›ld›. *Ayn› flekilde Alpaslan Yelden’i iflkenceyle öldürmekten san›k Baflkomiser ‹brahim Peker, aç›lan soruflturmalardan ceza almad›. Hakk›ndaki iflkence davalar›ndan birisinden mahkum olup cezas› ertelenmesine karfl›n, Peker görev yapt›¤› Emniyet müdürlüklerince “baflar›l› çal›flmalar›ndan ötürü” tam 21 kez takdirname ve taltif ile ödüllendirildi. *Yine Kavac›k’ta açt›klar› ateflle Semra Kayacan’›n ölümüne neden olan polislerin suçlu bulunduklar› halde sadece “üç ay” memuriyetten men edildikleri görüldü. Perpa Katliam›yla üç kiflinin öldürülmesinden sorumlu olan polisler de “üç ay” memurluktan men “cezas›yla” “cezaland›r›l›yordu.” Yani polis öldürdü¤ü bir kifli için bir ay “hapis” yat›nca “cezas›n›” alm›fl al›yordu! *‹zmir Barosu ‹flkenceyi Önleme Grubu avukatlar›n›n yapt›¤› aç›klamaya göre; aç›lan 72 iflkence davas›ndan sadece 20’sinde san›k polisler hakk›nda idari soruflturma aç›labilmifl, ancak flu ana kadar ceza alan tek bir polis memurunun dahi bulunmad›¤› belirtiliyor! Ankara’da seyyar sat›c›l›k yapan Haydar Durmaz’›n iflkenceci polislere açt›¤› dava sonucunda ise iflkenceciler 2 ayl›k hapis cezas› al›rken, Durmaz hakk›nda görevli polise küfretti¤i için dava aç›l›yor. Durmaz lehine ifade veren Eyüp Acay ise “görevli polise mukavemet”ten dava aç›larak devletin adaleti(!) gösteriliyor. *‹flkence yap›ld›¤›na dair rapor veren doktorlar da bu adaletten(!) nasipleniyorlar. 1998 y›l›nda Ayd›n ‹ncirliova’da Doktor Eda Güven’e “iflkenceyi belgeleyen rapor” verdi¤i için dava aç›l›yor. Yine 1999 y›l›nda Çorum O¤uzlar ilçesinde h›rs›zl›k zanl›s›na “darp izine rastland›” fleklinde rapor veren Doktor Nevin Semerci “Gerçek d›fl› rapor, adli görevi ihmal” gerekçesiyle dava aç›lmaktan kurtulam›yor. Herhangi bir kan›t uyduramayan devlet, her iki davay› da beraatle sonuçland›r›yor. Amaç ceza vermekten öte, doktorlar› sindirmek, bundan sonra bu yönlü rapor verilmesini engellemek… *T‹HV’in belirlemelerine göre; 2001 y›l›nda 643, 2002 y›l›nda 988, 2003’te

flimdiye kadar 580 kifli iflkenceye maruz kald›. Tabi bunlar kay›tlara geçenler, bir de “dile getirmenin bir faydas› olmayaca¤›n›” düflünüp sessiz kalanlar var… *Bu “cezas›z” iflkence davalar›na yine geçti¤imiz günlerde bir yenisi daha eklendi. 16 Ocak 1991’de Ankara’da gözalt›nda iflkenceyle katledilen Hacettepe Üniversitesi ö¤rencisi Birtan Altunbafl’›n katillerinin yarg›land›¤› dava görüldü. ‹flkenceci polislerden hiçbiri duruflmaya kat›lmazken; bugüne kadar (12 y›l boyunca) ifadesi al›namayan(!) ve baflka bir davadan dolay› hakk›nda g›yabi tutuklama karar› ç›kart›lan Süleyman Sinkol adl› iflkenceciye yine “ulafl›lamad›¤›” iddia edildi. Altunbafl’›n avukat› Ender Büyükçulha “as›l amac›n davay› zaman afl›m›na u¤ratmak” oldu¤una dikkat çekti. Mahkeme 24 Ekim’e ertelendi. *2002 y›l›nda Marmara Üniversitesi çeflitli kurulufllarla beraber yapt›rd›¤› “zanl›ya verilen haklar›n polisler taraf›ndan ne oranda benimsendi¤i” anketinin sonuçlar›na bakt›¤›m›zda Ankara ve ‹stanbul’da soru sorulan polislerden ço¤unlu¤u zanl›ya “susma hakk›n›” hat›rlatman›n, suçun araflt›r›lmas›na engel oldu¤u görüflünde birlefltiklerini görüyoruz. Madem susma hakk› bir “engel” o halde konuflturmak için yap›lan her fley de “mübah” oluyor. * ‹stanbul Üniversitesi T›p Fakültesi Adli t›p Anabilim Dal› Baflkan› fiebnem Korur Fincanc›, son 20 y›lda 1 milyon kiflinin iflkence gördü¤ünü belirtiyor. Bu da her altm›fl kifliden birinin iflkence gördü¤ünü gösteriyor. Sistemin “iflkence” sayesinde kitleleri pasifize etme, korkuyu hakim k›lma, tepki vermeyi engelleme amac›n› düflündü¤ümüzde, iflkencenin önümüzdeki y›llarda da sistemin bir arac› olarak yayg›nca kullan›laca¤› net bir flekilde ortada. fi. Korur Fincanc› son y›llarda iflkence yöntemlerinin gelifltirildi¤ini, bu yüzden tan› koymakta zorluk çektiklerini belirtiyor. ‹flkencenin azalmad›¤›n› tam tersine artt›¤›n› ancak görünürde fiziki iz b›rakmayan iflkence yöntemleri uyguland›¤›n› söylüyor. Burada de¤inilmesi gereken bir di¤er nokta da, iflkencenin sadece fiziksel fliddet olarak alg›lanmamas› gerekti¤i. Kiflinin iradesi d›fl›nda yapt›r›lan her uygulama iflkence kapsam›na girer. Zorla dinletilen müzik, uykusuz b›rakma, sözle taciz etme vb. psikolojik iflkencenin kapsam›na giriyor. Sonuç olarak, Ali Suat Ertosun gibi pek çok halk düflman›, iflkenceci eli kanl› katiller sürüsü, devlet taraf›ndan ödüllendirilse de halk›n vicdan›nda sahip olduklar› yer bellidir. Buz da¤›n›n görünen k›sm›ndaki birkaç iflkenceciyi göstermelik cezalarla cezaland›ran devlet, iflkencecilerini kendi elleriyle yetifltirmekte, özel olarak e¤itmektedir. Yani iflkencecilerden hesap soracak olan da TC adaleti de¤il, halk›n örgütlü mücadelesi olacakt›r. (H. Merkezi)


11

19

10-23 Ekim 2003

Tutsaklar DGM’de yarg›lanan de¤il, yarg›layan oldu

Bayram Kama

AYfiE YUML‹ YETER SERBEST BIRAKILDI “Örgüt üyeli¤i” suçlamas›yla 16 Eylül’de ‹stanbul 4 No’lu DGM taraf›ndan tutuklanarak Bak›rköy Kad›n ve Çocuk Tutukevine konulan sendikac› Ayfle Yumli Yeter, 24 Eylül 2003 Çarflamba günü serbest b›rak›ld›. Yeter, avukat› Kelefl Öztürk’ün itiraz dilekçesi üzerine tahliye edildi. Ayfle Yumli Yeter, tutuklanmas› ile ilgili bas›na yapt›¤› aç›klamada kendisine komplo kuruldu¤unu, devletin Süleyman Yeter davas›yla ilgili kendisinden öç almak istedi¤ini söyleyerek flunlar› ifade etti: “Ben yeni kurulan Tekstil-Sen sendikas›n›n genel baflkan›y›m. Tekstil-Sen’in kurucu üyelerinden Necati Abay’›n evine polisin yapt›¤› bask›nlar sonucunda bulunan ve “örgüt baflvurusu” oldu¤u iddia edilen evraklarda sadece özgeçmiflimiz vard›. Evraklar içerisinde benim kimlik bilgilerim, sab›ka kayd›m da vard›. Polisler sadece özgeçmiflimi alarak, bana komplo kurmaya çal›flt›... Kesinlikle emir baflka yerden gelmiflti. Ne savc› ne de hâkim asl›nda böyle bir evrakla beni tutuklama haklar›na sahip de¤ildi. Asl›nda yasalara ayk›r› bir tutuklama yapt›lar. Sonuçta Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde bulunan hakim ve savc›lar›n kendi öz iradeleriyle kararlar ald›klar›n› düflünmüyorum. Bu kadar komik bir evrak karfl›s›nda tutuklanm›fl olmam yarg›n›n ba¤›ms›z olmad›¤›n›, birileri taraf›ndan yönlendirildi¤ini gösteriyor.” Yeter devletin amac›n›n iflkenceye karfl› mücadele etmesini engellemek oldu¤unu söyleyerek bu tip sald›r›lar›n kendisini y›ld›ramayaca¤›n› ifade etti ve son olarak flunlar› söyledi: “Eflimin davas› bitmifl say›lmaz. Türkiye’de iflkence hâlâ devam etmekte; dolay›s›yla iflkenceye karfl› mücadele ederek, iflkence davalar›na karfl› duyarl› olmaya devam edece¤im.” (H. Merkezi)

1 Ekim 2003 tarihinde ‹stanbul 3 No’lu DGM’de görülen duruflmada TKP/ML dava tutsaklar›ndan Bayram Kama siyasi savunma yaparak “Siz bir s›n›f›n temsilcisi olarak, burjuvazinin savunucusu, onun mahkeme s›fat›n› tafl›yan bir kurumunu temsil ediyorsunuz. Ve bir baflka s›n›f›n temsilcilerini proletaryay›, Türkiye proletaryas› ve ezilen azametli halk kitlelerinin savaflç›lar›n› yarg›lamaya çal›fl›yorsunuz. Biz bu tür yarg›lamay› bafltan mahkum ettik. E¤er bizleri yarg›lamalar› gerekirse, bunu en baflta enternasyonal proletarya yapabilir” dedi. 12. y›l›na giren ve üç-dört dosyan›n birlefltirilerek 40’›n üzerinde kiflinin yarg›land›¤› davada Bayram

Kama, san›klardan Zeki fiahin ve Hasan Rüzgar’›n sa¤l›k durumlar›n›n kötü oldu¤unu söyleyerek devletin hapishanelerdeki tecrit politikas›n› ve baz› uygulamalar› anlatt›. Devletin uygulad›¤› bu politikalar›n as›l amac›n›n devrimci tutsaklar› teslim almak oldu¤una dikkat çekerek, konuflmas›n› flöyle sürdürdü: “Yeni sald›r›larla geliyorsunuz. D Tipi, 2 Nolu F Tipi, Tek Tip Elbise, zorla çal›flt›rma vs. ‹sterseniz yer alt›nda dehlizler/hücreler infla edin/yap›n devrimci komünist iradeye boyun e¤diremezsiniz. Devrime, halk›m›za, yoldafllar›m›za, partimize olan inanc›m›z› bo¤amazs›n›z, bo¤amayacaks›n›z...” TC tarihi boyunca Kürt

ulusu üzerinde yaflanan katliam, asimilasyon ve inkar politikalar›na, yeni ç›kart›lan “piflmanl›k, ihanet yasas›na”, Irak’ta yaflanan iflgale ve burada TC’ye biçilen uflak role de de¤inen Bayram Kama, ayn› davadan yarg›land›klar› yoldafllar›yla tecritten dolay› biraraya gelemedikleri için savunmay› tam olarak haz›rlayamad›klar›n› söyleyerek sözlerini flu flekilde bitirdi: “Biz son sözümüzü devrimle söyleyece¤iz. Gayr› siz belirtin hakk›m›zda verdi¤iniz ferman›. Biz kalemi k›rd›k, gemileri yakt›k. Devrimden baflka alternatifimiz yok. Buradan Partimiz TKP/ML’nin gerçeklefltirmifl oldu¤u 7. Konferans› selaml›yorum. K›z›l Ordumuz T‹KKO’nun savaflç›-

lar›n›, yoldafllar›m› selaml›yorum. Komsomol Gençlik Örgütümüz TMLGB’nin genç komünistlerini, yoldafllar›m› selaml›yorum. fian ve fleref olsun Partimiz TKP/ML’ye! fian ve fleref olsun K›z›l Ordumuz T‹KKO’ya! fian ve fleref olsun Komsomol Komünist TMLGB’ye! fian ve fleref olsun Halk Savafl›n› sürdürenlere! Yaflas›n Marksizm-Leninizm-Maoizm! Yaflas›n Proletarya Enternasyonalizmi!” Bayram Kama’n›n d›fl›nda Zeki fiahin, Hasan Rüzgar ve Cengiz Polat’›n da kat›ld›¤› duruflma 26 Aral›k 2003 tarihine ertelendi. (H. Merkezi)

Meclisin aç›l›fl›nda eylem 1 Ekim’de aç›lan TBMM yeni yasama y›l›na emekçilerin eylemleri ile bafllad›. Hapishanelerde yaflanan tecrit uygulamas›n› protesto etmek amac›yla Abdi ‹pekçi Park›’nda açl›k grevi yapan TAYAD’l› aileler, taleplerini iletmek ve Irak’a asker gönderilmesi protesto etmek amac›yla Meclis’in önünde eylem yapt›lar. Abdi ‹pekçi Park›’ndan TBMM Dikmen Kap›s›’na kadar yürüyen aileler, burada bir aç›klama yapt›lar. Grup ad›na aç›klama yapan Ayfle Arapgil, hapishanelerde tecritin hala sürdü¤ünü hat›rlatarak, flimdiye kadar 107 kiflinin öldü¤ünü ve 500’den fazla kiflinin sakat kald›¤›n› söyleyerek “Tecritte öldürdükleriniz yetmiyormufl gibi, flimdi de Irak’ta çocuklar›m›z›n kan›n›, Conilerin kan› akmas›n diye ak›tacaks›n›z. Siz kimin vekilisiniz?” diye sordu. Polis taraf›ndan ablukaya al›nan aileler “Öldüren Meclis istemiyoruz” pankart› açt›lar. Ayr›ca Gençlik Derne¤i’nin yapmak istedi¤i eyleme

sald›ran polis; “YÖK’e de YEK’e de hay›r”, “‹nsanl›k onuru iflkenceyi yenecek” sloganlar› atan eylemcileri gözalt›na ald›. (Ankara)

Necati Abay serbest b›rak›ld› 18 Nisan 2003 tarihinde evine yap›lan bask›nda gözalt›na al›narak MLKP üyesi olmakla yarg›lanan Yeni At›l›m Gazetesi çal›flan› Necati Abay, 3 Ekim 2003 tarihinde ‹stanbul 4 No’lu DGM’de görülen duruflmas›nda tahliye edildi. Saat 11:00’de Befliktafl DGM önünde bas›n aç›klamas› yapan Yeni At›l›m Gazetesi Yaz›iflleri Müdürü Özgür Çubuk; “Yazar›m›z Necati Abay flahs›nda gazetemize dönük bir sald›r›, egemen s›n›flar›n son dönemde gelifltirdi¤i komplolardan ba¤›ms›z de¤lidir. Kartal temsilcimiz Kamber Sayg›l› böyle bir komployla birkaç ay cezaevinde tutulduktan sonra serbest b›rak›ld›. Memik Horuz ve daha birçok devrimci gazeteci ayn› tarz komplolarla zindanlarda tutulmaktad›r. Egemen s›n›flar bu sald›r›larla sisteme muhalifleri, devrimcileri, sosyalistleri, ilerici insanlar› susturacaklar›n› zannediyorlar. Ancak yan›l›yorlar” dedi. “Necati Abay’a özgürlük”, “Sosyalist bas›n susturulamaz” sloganlar›n› atan kitleyi polis mahkeme salonuna almad›. Uluslararas› Af Örgütü ve ICAD’tan duruflmay› seyretmek ve Abay’a destek vermek için gelen heyetin d›fl›nda küçük bir grubun içeri al›nmas› gerginlik yaratt›. Duruflma ç›k›fl›nda “Komplocu polislerin oyunu bozuldu” diyen Abay’›n dava dosyas›na, bir süre önce tutuklan›p daha sonra tutuksuz yarg›lanmak üzere tahliye edilen

Ayfle Yumli Yeter’in dava dosyas›n›n eklenmesi görüflülerek bir sonraki celsede karar verilecek. Necati Abay serbest b›rak›l›rken Abay’la ayn› davadan yarg›lanan Hatice Duman, Gülizar Erman ve Ali R›za Kaplan’›n ise, tutuklu olarak yarg›lanmas›na devam edilecek. (‹stanbul)


10-23 Ekim 2003

12

19

Ulucanlar katliam› k›nand› iflkenceyi yenecek” slogan› at›ld›. Eylem alk›fllar ve z›lg›tlarla bitirildi. TUYAB’l› aileler ise katliam› k›namak için Ulucanlar flehidi Ümit Alt›ntafl’›n mezar›n›n bulundu¤u Karaca Ahmet Mezarl›¤›’nda 28 Eylül 2003 tarihinde bir araya geldi. Karaca Ahmet Camisi önünde toplanan 200 kiflilik kitle flehitlerin resimleri ve “Kanla yaz›lan tarih silinmez”, “Yaflas›n Ulucanlar direnifli”, “Tek tipe, tecrite hay›r” vb. dövizleri açarak kortej oluflturdu. Buradan Ümit Alt›ntafl’›n mezar›na sloganlarla gelen kitle sayg› durufluyla anmay› bafllatt›. Ard›ndan TUYAB ad›na bir aç›klama yap›ld›. Yap›lan aç›klamada Ulucanlar ve 19 Aral›k katliamlar›na de¤inilerek “devlet her girdi¤i hapishanede devrimci iradenin sert duvar›yla karfl›lafl›yor. Çünkü devrimci tut-

19 Aral›k 2000 tarihinde devletin kolluk güçleri taraf›ndan gerçeklefltirilen ve 28 devrimci tutsa¤›n flehit düfltü¤ü katliam›n ön provas› olan 26 Eylül 1999 tarihindeki Ulucanlar katliam›nda flehit düflen 10 devrimci tutsak yap›lan anma etkinlikleri ve eylemlerle bir kez daha an›ld›. Yap›lan etkinliklerle Halil, Önder, Ümit, Nevzat, Zafer, ‹smet, Abuzer, Mahir, Ahmet ve Aziz günefle u¤urlan›fllar›n›n dördüncü y›l›nda bir kez daha an›l›rken devlet ise yapt›¤› katliamlardan kaynakl› k›nand›. ANKARA 26 Eylül 2003 tarihinde ‹HD Ankara fiubesi ve TAYAD üyesi 60 kiflilik bir grup alk›fllarla ve flehitlerin resimleriyle katliam›n yap›ld›¤› Ulucanlar Hapishanesi önüne gelerek katliam› k›nad›. Yap›lan aç›klamay› ‹HD Ankara fiube Baflkan› Ender Büyükçulha okudu. Büyükçulha yap›lan katliam›n insan yaflam›na önem verilmedi¤ini kan›tlad›¤›n›, bu katliamda iflkence ve kötü muamele de uyguland›¤›n› söyledi. Katliamc›lar›n yarg›lan›p cezaland›r›lmas› gerekti¤ini söyleyerek konuflmas›n› bitirdi. Ayn› gün Ça¤dafl Hukukçular Derne¤i Ankara fiubesi üyesi bir grup avukat da Adliye binas› önünde bir bas›n aç›klamas› yaparak katliam› k›nad›. ÇHD’li avukatlar ad›na konuflma yapan ÇHD Ankara fiubesi Baflkan› Sait K›ran yap›lan bu katliam›n 19 Aral›k katliam›n›n bir provas› oldu¤unu söyledi.

ADANA 26 Eylül 2003 tarihinde ‹HD Adana fiubesi Cezaevi Komisyonu ve Dayan›flma Derne¤i üyesi bir grup ‹nönü Park›’nda toplanarak Ulucanlar katliam›n› protesto etti. Bas›n aç›klamas› yapan grup ad›na konuflmay› ‹HD Cezaevi Komisyonu Sözcüsü Ethem Aç›kal›n yapt›. Aç›kal›n yapt›¤› konuflmada aradan dört y›l geçti¤ini ancak hiç kimsenin yarg›lanmad›¤›n› söyleyip katliamc›lar›n yarg›lanmas›n› istedi. Aç›kal›n yap›m› süren D Tipi hapishanelerin yap›m›n›n durdurulmas›n› da talep etti. ‹ZM‹R Ulucanlar katliam› ‹zmir’de de 26 Eylül’de yap›lan eylemlerle k›nand›. Katliam› k›namak için ‹HD ‹zmir fiubesi önünde bir araya gelen bir grup insan haklar› savunucusu dernek önünde bas›n aç›klamas› yapt›. Aç›klamay› ‹HD GYK Üyesi Ahmet Da¤l› okudu. Da¤l› katliam› k›narken, hapishanelerdeki sald›r›lar›n art›k Türkiye’nin bir klasi¤i haline geldi¤ini söyledi. Da¤l› sorumlular›n yarg›lanmas›n› isteyerek konuflmas›n› bitirdi. Ayn› gün TAYAD da bir aç›klama yapt›. Konak Sümerbank önünde toplanan bir grup TAYAD üyesi katliam› k›nad›. Aç›klamay› yapan TAYAD üyesi Sezgin Zengin 19 Aral›k katliam›n›n anlafl›lmas› için önce Ulucanlar katliam›n›n anlafl›lmas› gerekti¤ini söyledi. F tipine geçiflin ilk ad›m›n›n Ulucanlar katliam›n›n oldu¤u-

nu söyleyen Zengin o dönemde burjuva bas›ndaki haberleri de örnek gösterdi. ‹STANBUL Katliam› k›nayan ‹HD ‹stanbul fiubesi 26 Eylül 2003 tarihi akflam› flube binas› önünde mumlu oturma eylemi gerçeklefltirdi. Ulucanlar flehitlerinin resimlerinin de aç›ld›¤› eylemde konuflmay› ‹HD Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Gülseren Yoleri yapt›. Yoleri hapishanelerde yaflanan sorunlara dikkat çekerek bu sald›r›n›n ne ilk ne de son oldu¤unu, buna karfl›n duyarl› olunmas› gerekti¤ini söyledi. 10 dakika süren oturma eyleminin ard›ndan “insanl›k onuru

saklar halk› için mücadele ediyor. Yok edilemeyen, teslim al›namayan iflte budur. Katliam›n dördüncü y›l›nda bir kez daha hayk›r›yoruz; hücreler y›k›lacak, dökülen kanlar›n hesab› sorulacakt›r” denildi. Konuflman›n ard›ndan Ulucanlar katliam›n› anlatan bir fliir okundu. Grup Yel de k›sa bir dinleti verirken anmada “Ulucanlar flehitleri ölümsüzdür”, “Bedel ödedik bedel ödetece¤iz”, “Analar›n öfkesi katilleri bo¤acak” vb. sloganlar at›ld›. fiehitlerin isimleri okunarak “Yafl›yor” denildi. Anma “Yaflas›n devrimci dayan›flma” slogan›, z›lg›tlar ve alk›fllarla bitirildi.


13

19

10-23 Ekim 2003

örüflmelerden sonuç alamayan KESK, eyleme haz›rlan›yor

Toplu görüflmelerin ikinci raundundan da hükümetin IMF program›ndaki ›srar› nedeniyle uzlaflma ç›kmad›. Hükümet, Uzlaflt›rma Kurulu’nun önerisini dikkate almayaca¤›n› aç›klarken, kamu emekçileri bütçe ve sald›r› yasalar›na alana ç›karak müdahale edecekler. Hükümet, KESK ve Kamu-Sen’le yapt›¤› son görüflmede de IMF program›ndan geri ad›m atmad›. Görüflmede yeni bir teklif sunmayan hükümet, Uzlaflt›rma Kurulu’nun kararlar›n› kesinlikle reddetti. Toplant› sonras› aç›klama yapan KESK baflkan› Sami Evren hükümetin bu tavr›na karfl› 2004 bütçesinde taraf olacaklar›n› ve ilk uyar› eylemlerini Meclis’in aç›ld›¤› 1 Ekim günü yapacaklar›n› bildirdi. Kamu-Sen Baflkan› Bircan Aky›ld›z da çal›flanlar›n alana itildi¤ini söyledi. YEN‹ ÖNER‹ YOK Görüflmenin ard›ndan aç›klama yapan KESK baflkan› Evren, Bakan flahinin mevcut istikrar program›n›n bozulaca¤›n› söyleyerek yeni bir öneri sunmad›¤› gibi uzlaflt›rma kurulu kararlar›n› reddetti¤ini belirtti. Bu tavr›n

görüflmelerin reddi anlam›na geldi¤ini ifade eden Evren, “1 Ekim’de meclis aç›l›yor. Kamu çal›flanlar› olarak Meclis’in kap›s›nda olaca¤›z” diye konufltu. 2004 bütçesinin yan› s›ra, demokratik taleplerin kabulünü, Irak’›n iflgali tezkeresinin reddedilmesini ve Kamu Reformu ad› alt›nda esnek üretim ve performansa göre ücretlendirme gibi kamu alan›n› tasfiyesini hedefleyen yasalar›n geri çekilmesini istediklerini ve bu taleplerinin bakanlar kuruluna iletilece¤ini söyledi. ‹STANBUL’DA EYLEM KESK’ e ba¤l› kamu emekçileri Mecidiyeköy’ de yapt›klar› oturma eylemi ile AKP hükümetini uzlaflmaya ça¤›rd›lar. “Sadaka de¤il toplu sözleflme”, “Gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap verecek”, “IMF defol bu memleket bizim” sloganlar›n› atan emekçiler ad›na KESK ‹stanbul fiubeler platformu dönem sözcüsü Nejdet Uygun konufltu. Uygun taleplerinin kabul edilmemesi durumunda her türlü demokratik eylemi yapacaklar›n› söyledi.

SEND‹KA KONGRES‹NDE, SEND‹KAYA TEPK‹ Türk-‹fl’e ba¤l› Tek G›da-‹fl sendikas›n›n 12. Ola¤an Kongresi özellefltirme kapsam›nda bulunan Tekel iflçilerinin protestosu ile bafllad›. Tek G›da-‹fl Genel Merkezi önünde toplanan Tekel iflçileri, iflyerlerine gönderilen bir genelge ile y›l sonuna kadar 8 bin iflçinin iflten at›laca¤›n› söyleyerek Türk-‹fl’i göreve ça¤›rd›lar. ‹flçiler, “Tekel halk›nd›r sat›lamaz”, “Suskun Türk-‹fl istemiyoruz” vb. sloganlar att›lar. ‹flçiler sendika yetkililerinden, kürsüde söz hakk› istediler. Yöneticilerin olumsuz cevab› üzerine, kendi yazm›fl olduklar› bir bildirinin okunaca¤› sözü üzerine salona girdiler. ‹flçilerin, Türk-‹fl’i sorumlulu¤a, özellefltirme tehdidi alt›ndaki sendikalar› birlikte mücadeleye ça¤›rd›¤› bildiriyi Tek G›da- ‹fl Sendikas› Genel Sekreteri okudu. Kongreye birçok sendikac›, siyasetçi ve kitle örgütü yöneticisi kat›l›rken Kurulun aç›l›fl konuflmas›n› Tek G›da-‹fl Genel Baflkan› Hasan Hüseyin Karakoç yapt›. Karakoç konuflmas›n›n sonunda yeniden aday olmayaca¤›n› belirtti. Türk-‹fl Genel Baflkan› Salih K›l›ç konuflma yapt›¤› s›rada delegeler ve iflçiler taraf›ndan Salih K›l›ç’›n konuflmas›na müdahale edildi. “Türk-‹fl uyuma, s›ra sana gelecek”, “Suskun Türk-‹fl istemiyoruz” sloganlar›n› atan iflçiler, hortumcular TEKEL’ in, PETK‹M’in içerisinde, onlar› temizleyin dediler. Ertesi gün delege konuflmalar›yla devam eden Genel Kurul, yap›lan seçimlerle sona erdi. (‹zmir)

SA⁄LIK EMEKÇ‹LER‹NDEN EYLEM SES Türkiye’nin dört bir yan›nda SSK hastanelerinde düzenledi¤i bas›n aç›klamalar›yla halk› hastanelere sahip ç›kmak için birlikte mücadeleye ça¤›rd›. Sa¤l›k emekçileri sorunlar›n düzeltilmemesi halinde Meclis’in aç›lmas›n›n ard›ndan eylem ve grevleri hayata geçireceklerini duyurdular. ‹stanbul’da SES Aksaray fiubesi’ne ba¤l› sa¤l›k emekçileri Samatya SSK ile SSK Eyüp Hastanesi’nde; SES fiiflli fiubesi’ne üye kamu emekçileri Okmeydan› SSK’da; SES Bak›rköy fiubesi’ne üye sa¤l›k emekçileri SSK Bak›rköy Kad›n ve Çocuk Hastanesi’nde; SES Anadolu Yakas› fiubesi’ne üye sa¤l›k emekçileri ise; Göztepe ve Süreyyapafla SKK önünde bas›n aç›klamas› düzenlediler. Eyüp ve Samatya SSK’da konuflma yaparak hastalara seslenen SES Aksaray fiube Baflkan› Songül Beydilli, yap›lan eylemin sadece ücret art›fl› için olmad›¤›n›, Meclis’e getirilen reform ad› alt›ndaki yasalarla sa¤l›¤›n paral› hale getirilerek halk›n hizmet almas›n›n engellenmek istendi¤ini söyleyerek SSK’dan yararlanan tüm kesimlerin mücadeleye kat›lmas› ça¤r›s›nda bulundu. Beydilli “ba¤›fl ad› alt›nda para kesilmesini, kuyruklarda periflan olman›z› biz istemiyoruz. Bunun sorumlusu borç faizi ödemelerini aksatmayan ama halk›n sa¤l›¤›na gelince kaynak aktarmayan IMF’nin dedi¤inden ç›kmayan siyasi iktidard›r” fleklinde konufltu. Hasta ve hasta yak›nlar›n›n da alk›fllarla destekledi¤i bas›n aç›klamalar› sloganlarla devam etti. Okmeydan› SSK’da ise yap›lan eyleme; yüzün üzerinde sa¤l›k emek-

çisi kat›ld›. Hastalar›n da destek verdi¤i eylemde bas›n aç›klamas›n› SES fiiflli fiube Baflkan› Rabia Tuncer yapt›. Konuflman›n ard›ndan emekçiler yemekhane önünden baflhekimli¤e yürüdüler. Bas›n aç›klamalar›na yo¤un ilgi gösteren halk da sa¤l›¤a bütçe ay›rmayan, sa¤l›¤› paral› hale getirmek isteyen ve kuyruklarda periflan olmalar›na neden olan hükümete tepki gösterdiler. (H. Merkezi) KESK’TEN HÜKÜMETE UYARI Kamu emekçileri hükümetle yap›lan görüflmelerin sonuçsuz kalmas› üzerine 1 Ekim’de Meclis önünde eylem düzenleyerek uygulanan tasfiye politikalar›n› protesto ettiler. Irak’a asker gönderilmemesini, IMF politikalar›na son verilmesini, Kamu Yönetimi Reform Yasas›’n›n geri çekilmesini ve 2004 bütçesinden kamu hizmetlerine daha fazla pay ayr›lmas›n› isteyen KESK üyesi eylemciler “IMF ufla¤› hükümet istifa”, “Zafer direnen emekçinin olacak” vb. sloganlar atarak seslerini duyurmaya çal›flan emekçilerin döviz ve pankart açmalar›na izin verilmedi. Kitle ad›na konuflan KESK Genel Baflkan› Sami Evren; Irak iflgaline ortak olunmamas›n›n hükümetin tutumuna karfl› bütün ülkenin eylem alan›na çevrilmesi gerekti¤ini belirtti. KESK eylemi devam ederken Mamak Belediyesi’nde çal›flan Tüm BelSen üyesi iflçiler Mamak Belediye Baflkanl›¤›’n›n önünde bir saatlik oturma eylemi yapt›lar. Yaklafl›k 300 iflçi Meclis’in emekçilerden yana yasalar› ç›karmalar›n› istediler. BTS Ankara fiube üyeleri de Ankara Gar›’nda biraraya gelerek hak gasplar›na karfl› olduklar›n› dile getirdiler. (Ankara)

‹flçiler sendikac›lardan

HESAP SORDU TEKEL’in özellefltirilmesine ciddi bir karfl› koyufl sergileyemeyen Tek G›da-‹fl Sendikas›; TEKEL-Cevizli iflçileri taraf›ndan yap›lan eylemlerle protesto edilmeye devam ediyor. Aktif eylem ça¤r›s› yapan iflçiler Tek G›da-‹fl’in Üsküdar’daki Marmara, Trakya fiubeleri ile Genel Merkezi’ne yürüyüfl karar› ald›lar. Eyleme bafllayan iflçiler 25 Eylül’de çeflitli sloganlarla yürüyüfle geçtiler. ‹flçiler sendikay› iflçiye sahip ç›kmaya, özellefltirmeye karfl› durmaya ça¤›rd›lar. Bölge fiubesi’ne giden iflçiler, fiube Baflkan› Özcan Mete ile görüfltükten sonra Genel Merkeze geçerek buradaki yöneticilerle görüfltüler. Sendikac›lar›n konuflmalar›n› s›k s›k kesen iflçiler, sendikan›n teslimiyeti savundu¤unu ve kendilerini “Süt veren inek” olarak gördü¤ünü söyleyerek bunlar›n hesab›n› soracaklar›n› belirttiler. ‹flçiler ayr›ca mücadelenin önündeki en büyük engelin Tek G›da-‹fl’in sendikal anlay›fl›n›n oldu¤unu, bu anlay›flla hesaplaflacaklar›n› dile getirdiler. (Kartal)


14

10-23 Ekim 2003

De¤ifliklikler demokratikleflmeyi ifade etmiyor Geçti¤imiz haftalarda Radikal gazetesinde yay›nlanan yaz› dizileriyle MGK Gizli Yönetmelikleri hakk›nda burjuva medyada çeflitli tart›flmalar yafland›. Bu tart›flmalarda öne ç›kan sanki bunlar›n ilk kez biliniyormufl gibi bir hava yarat›lmas›yd›. Ancak y›llard›r bu yönetmeliklerle ülke içerisinde birçok katliamlar, faili meçhuller, siyasi tutuklamalar gerçeklefltirildi. Bu konuyla ilgili olarak ‹stanbul Barosu eski baflkanlar›ndan Avukat Yücel Sayman’la yapt›¤›m›z söylefliyi yay›nl›yoruz. -Geçti¤imiz haftalarda MGK’n›n gizli yönetmeli¤i Radikal gazetesinde yay›nland› ve üzerine bir dizi tart›flma yap›ld›. Ülkenin yönetilmesinde önemli bir yeri olan bir yönetmeli¤in gizli olmas› ne anlama geliyor? Bunun yasalardaki yeri nedir? Ç›kart›lan yönetmeliklerin gizli olmas›, yönetmelikle verilen görevler, asl›nda Türkiye’de devlet biçimi olarak benimsenmifl ve örgütlenmifl yap›n›n gerekleri olarak yerine getiriliyor. Yani bizde devlet biçimi olarak demokrasi söz konusu de¤il. Demokratik bir devlet yap›s› yok, yap›lanmas› yok. Yerine otoriter, despotik bir toplumsal, siyasi örgütlenme var. fiimdi böyle bir yap›lanman›n, böyle bir örgütlenmenin kurallar› o despotizmi sa¤layacak olan her türlü örgütlenmenin ve yasan›n getirilmifl olmas›d›r. O çerçevede ön görülmüfl düzenlemeler, bunda flafl›r›lacak bir fley yok. Yani gizli yönetmelik sadece yönetmelik de¤il. Zaten onun gizlili¤i de yay›nlanm›fl olmas›ndan kaynaklanm›yor. Yönetmelik var, kanun hükmünde kararname var, kararname var, yasa var, yapt›¤› anlaflmalar var gizli olan. Ulaflamad›¤›n›z, halk›n bilmedi¤i hukuki belgeler, düzenlemeler hep vard›, hala var. Bu devlet yap›s› devam ettikçe de bunlar olacak. Despotik ve otoriter bir sistemi benimsedi¤inizde bunlar do¤al ve kaç›n›lmazd›r. Ama uygulamalar› nelerdir dersek, neler yapabilece¤ini yaz›yor. Uygulamalar› ortaya ç›karma ifli de yarg›n›nd›r. Yarg› da zaten bunlar› ortaya ç›kartabilecek flekilde örgütlenmemifl, böyle bir ifllev dahilinde olmad›¤› için bunlar› ancak demokratik bir yap›ya geçifl süreciyle ö¤rene-

biliriz. - Son dönemde bu gizli yönetmeliklerin ortaya at›l›p medyada tart›fl›lmas›n› neye ba¤l›yorsunuz? Uyum paketlerinin bunda etkisi oldu mu? MGK Genel Sekreterli¤iyle ilgili yasan›n de¤iflmesi ile bugün art›k uygulanmas› mümkün olamayan, de¤ifltirilmesi gereken bir yönetmelik söz konusu oldu. fiu ya da bu flekilde nereden buldu bilmiyorum ama Radikal Gazetesi ulaflm›fl ve bunu yay›nlad›. Uyum paketleriyle alakas› oldu¤unu sanm›yorum. Bu yönetmeli¤in kald›r›lmas› bir yasal de¤iflikli¤in do¤al sonucu. Ama bu, içeri¤inin mutlaka de¤iflip bundan sonra olmayaca¤› anlam›n› tafl›m›yor. Ayn› içerik yine farkl› bir üslupla getirilebilir. Örne¤in Baflbakanl›k Kriz Yönetim Merkezi gibi ç›kart›lm›fl yönetmelikler var. Bu yasal düzenlemelerin hepsini bunlar veriyor zaten. ‹flleyen bir sistem var. Çok fazla bir eksiklik de¤il sistem için. Milli Güvenlik Sekreteryas› de¤iflebilir ama onun ifllev ve görevini baflka bir örgütlenme üstlenebilir. Yani Uyum Yasalar›n›n do¤rudan bir etkisi; ki flu anlamda bir do¤rudan etkisi, art›k bunu kald›r›yoruz, yerine daha demokratik, fleffaf, herkesin denetimi olabilece¤i, hukuk devleti ilkelerini benimseyen bir anlay›fl geliyor de¤il, bu anlamda uyum paketlerinin bir etkisi yok. -Bu yönetmeliklerde dikkat çeken bir di¤er durum ise bunlar›n bir yasaya dayanmamas›. Yani yasal bir zemini yok. Bu ne demek? Türkiye böyle bir sürece girdi. Baz› fleyleri meclisten ç›karmas› zor olaca¤› için ya da meclisten ç›kard›¤›

zaman orada her zaman bir de¤ifliklik imkan› vard›r. Bir de art›k herkesin aflikar olarak ulaflabilece¤i bir metin haline gelir. Yani hukuken tan›mlayamayaca¤›m›z bir fley. Mesela Üçlü Protokol böyle bir fley. Hukuki tan›mlamas›n›n mümkün olmad›¤› düzenlemeler Türkiye’de getiriliyor. Tabi, bugün Türkiye’de demokrasi var gözüyle bakarsan›z, bu mant›kla bakarsan›z flafl›r›rs›n›z. Öbür türlü mevcut yap› kendi kendini temizliyor, ar›nd›r›yor ve koruyor. Gayet t›k›r t›k›r iflleyen, çok iyi monte edilmifl, iyi yerlefltirilmifl ve her a盤›n› hemen kapat›yor. - Bu t›k›r t›k›r iflleyen sistem nereye kadar gidecek? Hiç t›kanmalar yaflam›yor mu? Bunu bilemem ama t›k›r t›k›r iflliyor. Onun yerine bir toplum projesi öngörürsünüz. Ama hata bizde. fiöyle bir hata vard›. Sanki iki-üç fleyi yerinden de¤ifltirdi¤imiz zaman demokratik bir devlet olur diye. Yani biz yama yapmaya çal›fl›yoruz. Bir otoriter, bir despotik örgütlenmeye üç-befl yerinden yama yaparsak e¤er, ne kadar demokratik olur diye düflünüyorduk. Halbuki bu toplumun birlikte yaflamas›n› öngören, birlikte nas›l yaflanacak, nas›l davran›lacak, nas›l var olunacak; bunlara karar verilmifl, ona göre bir devlet yap›s› gerçeklefltirilmifl. Bundan memnun de¤ilseniz elefltirirsiniz, yerine gayet iyi yap›lm›fl baflka bir toplumsal proje koyars›n›z. Bunu be¤endim anlam›nda söylemiyorum. Ama bunu da görmek laz›m ve flafl›rmamak laz›m. Onun için muhalefet partisi olarak söyleyip iktidara geldi¤iniz zaman yapamad›¤›n›z fleyleri söylemifl oluyorsunuz.

Yani demokratikleflme aç›s›ndan söylüyorsan›z, özgürlük vaat ediyorsan›z iktidara geldi¤inizde bunlar›n hiçbirini yapamayacaks›n›z. Çünkü yap› ona müsait de¤il. ‹mkan b›rakmaz. B›rakmamak için de bütün kurallar oluflturulmufl. Bundan sonra flafl›l›yor. Yani parlamenter sistem, otoriter bir sistemin korunmas›na yönelik bir anlay›flla kurulmufl. Yüzde on baraj› getirilmifl, aflam›yorsunuz. Yani oraya çok muhalif partilerin girmesi mümkün de¤il. Girdi¤i zaman onu da eritecek kurumlar oluflturulmufl. Yani denedi¤iniz zaman orada da tosluyorsunuz. Diyelim ki baraj› flu ya da bu flekilde aflt›n›z, meclise girdiniz ya da baraj› aflan bir partinin içinde muhalif bir ses olarak ç›kt›n›z, hemen sizi ortadan kald›rabiliyor sistem. Yani kendi koydu¤u hukuk kurallar› çerçevesinde kald›rabiliyor. Mesela Radyo-televizyonu ele al›n. fiimdi radyotelevizyonda bütün herkes yay›n ilkelerini tart›fl›yor. ‹stedi¤iniz kadar demokratiklefltirin yay›n ilkelerini, ve cezalar› kald›r›n. Sistem kendini korumaktad›r orada da. Mesela sendikalar, meslek örgütleri, vak›flar radyo televizyon kuram›yor. Kim kurabiliyor? Tek bir anonim flirket kurabiliyor. Yani holdingler vs para gücü olanlar kurabiliyor. Tek yönlü yap›labilecek yay›nlar›n önü aç›lm›fl. Ne kadar özgürlük getirirseniz, onlar› o kadar özgür b›rak›yorsunuz. Ama ço¤ulculu¤u sa¤layacak bir sistem zaten kurulmuyor. Ço¤ulculu¤un baflka sesleri, baflka görüflleri getirecek olan televizyonlar›n, hele ulusal düzeyde kurulmas› zaten engellenmifl. Tesadüfen kurdu¤unuzda da onu kald›racak çareler var.


19

Bu yönetmeli¤in kald›r›lmas› bir yasal de¤iflikli¤in do¤al sonucu. Ama bu, içeri¤inin mutlaka de¤iflip bundan sonra olmayaca¤› anlam› tafl›m›yor. Ayn› içerik yine farkl› bir üslupla getirilebilir. Örne¤in Baflbakanl›k Kriz Yönetim Merkezi gibi ç›kart›lm›fl yönetmelikler var. Bu yasal düzenlemelerin hepsini bunlar veriyor zaten. ‹flleyen bir sistem var. Çok fazla bir eksiklik de¤il sistem için. Milli Güvenlik Sekreteryas› de¤iflebilir ama onun ifllev ve görevini baflka bir örgütlenme üstlenebilir. Onun için toplumun tek yönlü olarak flartland›r›lmas› çok kolay. fiimdi tek yönlü flartland›rabilece¤imiz bir toplumu, bombard›mana tutabilece¤iniz bir alanda böyle psikolojik harekat taktikleri çok çabuk baflar›ya ulafl›yor. - Bir de Kriz Yönetim Merkezi var. Bu merkezin iflleyiflleri nas›l? Biz ‹stanbul Barosu olarak zaman›nda Kriz Yönetmelik Merkezleri hakk›nda yürütmenin durdurulmas› için dava açt›k. Bu kriz hali ilan edildi¤inde, ikinci bir anayasad›r. Üç halde ilan edilebilir: Bir ekonomik kriz anlar›nda, ‹ki do¤al afetlerde, Üç sosyal kaynaflmalarda. Onu ilan etti¤iniz zaman yönetim, (MGK Sekreteri ayn› zamanda buran›n da sekreteridir), onun çal›flmas›n› planlayan, bütün o gizli yönetmelikteki yetkiler, kriz yönetiminin aç›s›ndan da elinde olan yetkilerdir. Bu resmi gazetede yay›nland›¤› kadar›yla o yönetmelik, bütün köylere kadar örgütleniyor. Halk› örgütlüyor. Bu örgütlenmenin bir sene içinde yani 1998 y›l›nda bitmifl olmas› laz›m. Açt›¤›m›z iptal davas› sonucunda Dan›fltay, “‹stanbul Barosu’nun dava ehliyeti aç›s›ndan bu davay› açmakta menfaati yoktur” dedi. Yani incelemeye bile girmedi. - ‹kinci anayasa olarak adland›r-

15 d›n›z. Bunu biraz açar m›s›n›z? Öngördü¤ü düzenlemeler bak›m›ndan, mevcut anayasay› aflan hükümler var, art›k yönetim ona göre oluyor. Bu merkezin anayasadaki en temel kurumlar› ortadan kald›rabilen yetkileri var. Bu yetkilere dayal› hukuki düzenlemelerde ç›kart›lmas› bile yok. Yani yönetmelik ç›karmaya yetki veren bir yasa yoktur, dedik. Baflbakanl›k da “NATO sözleflmesinde öngörülüyor” dedi ve bütün ülkelerde oldu¤unu söyledi. Hatta, “bu bizim yapt›¤›m›z NATO’da bir yükümlülüktür” denildi. - Kriz Yönetim Merkezinin yürürlü¤e girmesi için üç koflul oldu¤unu söylediniz. Bunlardan biri de sosyal patlama oldu¤u durumlar. Demek ki sistem bir fleylere haz›rlan›yor. Var öyle bir fley. Baflbakan böyle bir aç›klama yaparsa Kriz Yönetim Merkezi devreye giriyor. Bu yönetmeli¤in devreye girmesi yetkisini de baflbakana vermifller. -AB’ye uyum çerçevesinde yap›lan düzenlemelerle baz› yasalarda de¤ifliklik yap›ld›. Mesela Terörle Mücadele Yasas›n›n 8. maddesi tamamen yürürlükten kald›r›ld›. Bu de¤iflikliklerle ülkenin demokratikleflti¤i ya da demokratikleflece¤i söylenebilir mi? Bir iki yasal de¤ifliklikle -uygulama olmasa da- yap›lan de¤ifliklikler de olumlu yanlar var. Ama bu bir demokratikleflmeyi mi ifade ediyor? Hay›r. Bu sistemin yap›land›r›lmas›n› de¤ifltiren bir fley de¤il. fiimdi bak›n. Oraya siz demokratik maddeler koyun. O kurumlar sizi mahkum eder yine. Yani

duklar› nokta buras›. Yani “iktidar olup çok fley de¤ifltirebilirim” imaj› var. Bu imaj halka da verilmifl durumda. “Demokrasi getirece¤im, özgürlükler getirece¤im” diyen partilerin, iktidara gelmesiyle en yap›lmayacak fleyleri onlara yapt›r›yorlar. Mesela ilk Adalet Partisi 27 May›s’tan sonra “demokrasi” diye geldi¤inde, ona yapt›rd›lar. Sonra Ecevit’e yapt›rd›lar. ‹flte flimdi de AKP’ye yapt›rmaya çal›fl›yorlar. Büyük ölçüde baflar›yorlar da. Baflka birileri bu savafl kararlar›n› ç›karmaya zorlan›rd›, ama AKP yap›yor. Türkiye’de böyle bir oyun oynan›yor. Sanki bir anda her fley güllük gülistanl›k olaca¤›na inan›l›yor. Ama her fleyiyle mükemmel ve t›k›r t›k›r iflleyen bir örgütlenme var. Bunlar monarfli ve faflist iktidardan farkl›. Faflist yönetimlerdeki nefessizlik burada yok. Bir serbestlik sa¤lan›yor. Siz de bir fleyleri de¤ifltirebilece¤inizi zannediyorsunuz. Ve size hep özgürlük ve demokrasi tart›flmas› için bir alan veriliyor, siz orada demokratik alan›n yan›nda olunca bir fleyler kazanaca¤›m zannediyorsunuz. Halbuki o hiç olmayan sanal bir fley. Bu da çok baflar›l› bir flekilde uygulan›yor. Burada bu tuza¤a düflmeyen genifl bir kitle yok Türkiye’de. Bilgi olarak bunlar empoze ediliyor. Baflka türlü olaca¤›na inan›l›yor. - Hedef flafl›rtma, psikolojik harekat vs. bunlar bir bütün olarak dünya genelinde bakt›¤›m›zda uygulanan bir politika ayn› zamanda. Elbette. Bu, 2. Dünya Savafl› öncesi kurulmufl olan sistemi savafltan sonra tekrar ayakta tutmak için bütün

10-23 Ekim 2003 lenme. Kopuk olarak karar alam›yorsunuz. Ald›¤›n›z zaman hizaya getiriliyorsunuz. Ayn› fley Amerika için de geçerli. Bu söylediklerim benim iddialar›m de¤il, bu iddialar çok güçlü. - Siz Baro Baflkan› oldu¤unuz dönemde F Tipi hapishanelerle yak›ndan ilgilenmifltiniz. Bugün tutsaklara daha a¤›r koflullar dayat›lman›n haz›rl›klar› yap›lmakta. ‹nfazlarla ilgili yap›lan de¤iflikliklerden bahseder misiniz? Bugünkü infaz kurumlar›, demokratik toplumlar›n benimsedi¤i bir infaz kurumu de¤il. Bunu çok aflan, tamamen cezaland›rmaya, yani devletin cezaland›rma kudretini çok aç›k seçik kulland›¤›, flu ya da bu flekilde sistemler mevcut. Ya tecrit ederek, ya L Tipi cezaevlerinde zorla çal›flt›rarak, ya da daha güvenlikli cezaevleri -ki bunu pek bilmiyorum- gibi yöntemlerle uygulanan infaz politikalard›r. Ve bunlar o Adalet Bakanl›¤› taraf›ndan de¤il, daha önce baflka flekillerde haz›rlanm›fl. Dedi¤im gibi devletin bu örgütlenmesi içerisinde bu kurullar zorunlu kurullar olarak görünüyor, aksakl›k oldu¤u yerlerde de bunu kapat›yor. Mesela o zamana kadarki cezaevleri Bayrampafla’d›r, baflkalar›d›r- ilk kurulduklar›nda 10-20 kiflilik ko¤ufl sistemi için bir sosyalleflmeyi öngören ve Balkanlar›n ve Ortado¤u’nun en demokratik kurumlar› oldu¤u söyleniyordu. Do¤rudur. Ama siz oraya 100 kifliyi koyunca bu hale geldi. fiimdi geldi¤i halde, yani devlet kendi kurdu¤u sistemin ifllemedi¤ini görünce, ya da kendi istedi¤i gibi ifllemedi¤ini gö-

Parlamenter sistem, otoriter bir sistemin korunmas›na yönelik bir anlay›flla kurulmufl. Yüzde on baraj› getirilmifl, aflam›yorsunuz. Yani oraya çok muhalif partilerin girmesi mümkün de¤il. Girdi¤i zaman onu da eritecek kurumlar oluflturulmufl. Yani denedi¤iniz zaman orada da tosluyorsunuz.

yarg› anlay›fl› zaten hep mahkum etmeye yönelik kurulmufl bir yarg› sistemi. Onun özünü de¤ifltirmedikçe, kanunlar› de¤ifltirdi¤inizde fazla bir ifle yaramaz. Nitekim uygulamada görülüyor. De¤ifltirilen kanunlar var ama uygulama de¤iflmiyor. Burada önemli olan bir fley var. Bence burada hep bir toplumsal, ço¤ulcu bir muhalefet varm›fl gibi gösteriliyor. Ve en baflar›l› ol-

dünya çap›nda bir örgütlenme. Tek bafl›na Türkiye’de olan bir örgütlenme de¤il. Herkes kendi yap›s›na göre bu örgütlenmenin içerisinde. Yani burada tek bafl›na karar al›nm›yor. Genel olarak karar al›n›yor. Mesela ‹talya’da, Fransa’da tasfiye edilemedi. Emperyalizm d›flar›da bir güç, bizimkiler de onun iflbirlikçisi, yani bu o kadar basit de¤il. Dünya çap›nda ortak bir örgüt-

rünce, onu fliddet de kullanarak ortadan kald›r›p, yerine yeni bir sistem kurabiliyor. F Tipi, L Tipi, daha yüksek güvenlikli gibi bu anlay›fllar›n uygulanaca¤› söyleniyor. Yeni cezaevlerinde de, infaz kurumlar›nda da hiçbir muhalefete ve direnifle izin vermeyece¤im, benim istedi¤im flekilde davranarak infaz›n› geçireceksin deniliyor. Düflünce bu.


16

10-23 Ekim 2003

19

ÖRGÜTLENEL‹M

Tarih, çizgisini izleyecektir

“Örgütlenme sorunu bugün için de partimizin birincil sorunudur.”, “Kitle çal›flmalar›n›n nitelikli hale getirilmesi, kitle içinde parti örgütlülüklerinin oluflturulmas›, bu anlamda illegal çal›flmalar›n gelifltirilmesi bütün bölge faaliyetlerinin esas görevi durumundad›r. Çal›flmalar›n askeri faaliyetlerle ilerleyebilece¤i, parti örgütlülüklerinin askeri çal›flmalar içindeyetkinleflebilece¤i bilince ç›kar›lmal›d›r.” (7. PMK 2. top. kararlar›) Bugün düflünme, inceleme, çal›flma, örgütlenme ve savafl›n temeline “illegal parti örgütlenmesinin sa¤lamlaflmas›, gerilla savafl›n›n gelifltirilmesi ve gerilla savafl›n›n her gelifliminin illegal parti örgütlenmesini sa¤lamlaflt›rmas›” yönelimi konulmal›d›r. Bu yönelimin kavranmas›n›n yolu illegal/legal örgütlenme ve illegal/legal çal›flma, gerilla savafl›/kitle örgütlenmesi, devrimci savafl ile kitle ör-

gütlenmesi aras›ndaki soruna do¤ru bir bak›fl aç›s› getirmek ve aralar›ndaki diyalektik ba¤lar›n do¤ru kurulmas›n› sa¤lamak ve buna uygun örgütlenme, çal›flma tarz›n› gelifltirmektir. Proletarya Partisi, devrimci teoriyle, devrimin yasalar› bilgisiyle silahlanmak zorundad›r. Yoksa, s›n›f savafl›m›n›n sorunlar›na çözüm, kitlelerin devrim ihtiyac›na yan›t olamaz. Proletarya Partisi, devrimci teorinin güçlü kuflan›m›yla savaflç› rolünü oy-

nayabilir. Devrimci teori ile pratik çal›flma aras›nda ortaya ç›kan sorunlara, do¤ru bak›fl aç›s›, do¤ru yöntem ve devrimci bir tutum kazand›rmal›y›z. Bugün proletarya saflar›nda ve devrimci harekette ortaya ç›kan bafll›ca sorunlardan birisi illegal örgütlenme ile legal örgütlenme, illegal çal›flma ile legal alan çal›flmas›, illegal yay›n ile legal yay›n aras›ndaki diyalektik ba¤›n do¤ru kavranmamas› ve bu ba¤›n do¤ru kurulamamas›d›r. Bu kavray›fls›zl›k, kitleleri örgütlemede, kitleler içinde kal›c› devrimci çal›flma yürütmede, kitleler içinde illegal parti örgütlenmeleri yaratmada baflar›s›zl›¤› yaratmaktad›r. Bu sorun yeterince çözülmüfl de¤ildir. Teorik olarak do¤ru savunu, yanl›fl bir pratik, yanl›fl bir çal›flmayla karfl›m›za ç›kmaktad›r. Bazen “do¤ru” diye savunulan bir düflünce, yüzeyselden derine, görünenden gerçe¤e do¤ru yönelindi¤inde yan›lg›lar ve yanl›fll›klar olarak ortaya ç›kmaktad›r. Devrimci mücadelede kat edilen yol, elde edilen kazan›mlar, var›lan aflama, devrimci çal›flman›n zay›f oldu¤unu göstermektedir. S›n›f bilinçli proleterler ne kadar çok MLM bilimiyle donan›rsa, s›n›f-devrim ve parti bilinciyle kuflan›rsa, çal›flmalar›nda o kadar verim elde eder, yaratt›klar› de¤erler o kadar nitelikli olur. Her fley politik niteli¤e ve politik seviyenin geliflim düzeyine ba¤l›d›r. Politik niteli¤in ve seviyenin yükseltilmesi, devrimci kazan›mlar› güçlendirir. ‹llegal çal›flma ve legal çal›flma sorunu sadece Proletarya Partisi’nin yaflad›¤› önemli bir sorun olmam›flt›r. Bu sorun ayn› zamanda devrimi gerçeklefltirmifl Sovyet, Çin ve Vietnam devrimleri için de önemli bir sorun olmufltur. Bafll›ca mesele olarak önümüzde duran bu sorunu nas›l çözece¤iz? Hangi bak›fl aç›s›, yöntem ve tutumla yaflan›lan sorunlara çözüm getirece¤iz? Her fleyden önce s›n›f savafl›m tarihinden ö¤renerek ifle bafllayaca¤›z. Geçmifl devrimci prati¤imizden ve baflta iflçi s›n›f› olmak üzere emekçi halk›m›z›n devrimci mücadelesinden ö¤renece¤iz. “‹llegal parti ve Rusya’da Sosyal Demokratlar›n legal çal›flmas› meselesi, partinin bafll›ca meselelerinden biridir. Bu mesele bütün devrim-sonras› dönem boyunca Rusya Sosyal-Demokrat ‹flçi Partisini u¤-

raflt›rm›fl ve saflar› aras›nda fliddetli mücadeleye yol açm›flt›r.” (Örgütlenme üzerine, Lenin syf 79) Uluslararas› komünist hareketin geçmifl devrimci prati¤i bizler için yol gösterici olmaya devam etmektedir. Marksizm-Leninizm-Maoizmin evrensel gerçe¤i devrimci prati¤imize ›fl›k tutacak kadar berrak ve ayd›nl›kt›r. Bu berrakl›ktan ve ayd›nl›ktan yararlanarak, do¤ru bir bak›fl aç›s› edinerek yaflad›¤›m›z sorunlara çözüm getirece¤iz. ‹llegal/legal örgütlenme, illegal çal›flma/legal çal›flma sorununa yaklafl›mda Bolfleviklerle Menflevikler (likidatörler) aras›nda ciddi ideolojik mücadele yaflanm›flt›r. Bu soruna yaklafl›mdaki farkl›l›k, temel ayr›l›k sorunlar›ndan biri olmufltur. Çünkü Bolfleviklerle, Menfleviklerin Marksizmi kavray›fl sorunu baflta olmak üzere, devrime bak›fl aç›s›, devrimin niteli¤i, devrimi örgütleme sorunundaki farkl› temel teorik görüflleri, onlar› örgütleme ve çal›flma tarz›nda da ayr› yerlerde durmalar›n› getirmifltir. Bolflevikler devrimi hedeflerken, Menflevikler reformlar› hedeflemifllerdir. Bolflevikler illegal parti örgütlenmesini esas al›rken Menflevikler legalde çal›flmay› esas alm›flt›r. Proletarya Partisi’nin kurucu önderi ‹brahim Kaypakkaya yoldaflla ad›na fiAFAK denilen revizyonistler aras›nda da devrimin temel sorunlar›nda taban tabana z›t görüfller savunulmas›ndan kaynakl› ideolojik mücadele yaflanm›flt›r. Bu görüfl farkl›l›klar›, onlar› devrim ve s›n›f karfl›s›ndaki durufllar›nda temel farkl›l›¤› yaratm›flt›r. S›n›f karfl›s›nda taban tabana z›t yerlerde durmalar›n› getirmifltir. ‹brahim Kaypakkaya yoldafl, komünist bir önder olarak an›l›rken Do¤u Perinçek, iflah olmaz bir hain olarak an›lmaktad›r. Dünün fiafak revizyonistleri bugünün ‹flçi Partisi’ne evrilerek MGK solculu¤una demir atm›flt›r. Bugün bu parti, karfl› devrimci faflist Kemalist ideolojinin kararl› savunucusu durumuna gelmifltir. Ezen ulus milliyetçili¤inin en i¤renç savunucusu durumuna gelmifltir. ‹brahim Kaypakkaya yoldafl ile fiafak hainleri aras›nda bafl›ndan beri devrimin temel teorik konular›nda görüfl farkl›l›klar› sürmüfl, ideolojik mücadele k›z›flarak kesintisizce devam etmifltir. ‹ki çizgi aras›nda amans›z bir ideolojik mücadele kesintiye u¤rama-


19

dan yaflanm›flt›r. Bu uzlaflmaz çizgi farkl›l›¤›, fiafak hainlerini ‹brahim Kaypakkaya yoldafla karfl› komplo düzenlemeye kadar götürmüfltür. Bundan dolay› bir çat› alt›nda iki farkl› kanad›n, proleter kanatla burjuva kanad›n bir arada kalma flanslar› kalmam›flt›. T›pk› Bolfleviklerle Menflevikler gibi. “‹llegal parti ve Rusya’da Sosyal Demokratlar›n legal çal›flmas› meselesi, partinin bafll›ca meselelerinden biridir. Bu mesele bütün devrim-sonras› dönem boyunca Rusya Sosyal-Demokrat ‹flçi Partisini u¤raflt›rm›fl ve saflar› aras›nda fliddetli mücadeleye yol açm›flt›r… bu konudaki mücadele esas olarak tasfiyecilerle, tasfiyecilere karfl› olanlar aras›nda süregelmifltir… Partinin örgütlenme meselesiyle ilgili görüflü aç›k bir flekilde ifade edilmifltir. Parti, ‹LLEGAL ÇEK‹RDEKLERDEN MEYDANA GEL‹R. BU ‹LLEGAL ÇEK‹RDEKLER DE KEND‹LER‹NE ÇEfi‹TL‹ LEGAL ‹fiÇ‹ DERNEKLER‹NDEN OLUfiAN MÜMKÜN OLDU⁄U KADAR GEN‹fi VE DAL BUDAK SALMIfi B‹R A⁄ fiEKL‹NDE K‹TLELER ‹Ç‹NDE ÇALIfiACAK SA⁄LAM MEVZ‹LER YARATMAK ZORUNDADIRLAR” (Örgütlenme Üzerine, Lenin syf 79.) Bolfleviklerle Menflevikler aras›nda yaflanan illegal/legal örgütlenme ve çal›flma konular›ndaki mücadelenin bir benzeri ‹brahim Kaypakkaya yoldaflla, fiafak revizyonistleri aras›nda yaflanm›flt›r.

17

Devrimci mücadelenin en temel, en önemli sorunlar›nda burjuva önderlikle Marksist-Leninist-Maoist önderlik aras›nda k›yas›ya bir mücadele bafl›ndan sonuna dek yaflanm›flt›r. ‹brahim Kaypakkaya yoldafl, illegal örgütlenmenin esas al›nmas› gerekti¤ini savunurken, fiafak revizyonistleri ise iflçi-köylü çal›flma komitesi ve iflçi-köylü bürolar› fleklinde legal örgütlenmenin, legal çal›flman›n esas al›nmas›n› savunuyorlard›. Her türlü faaliyetlerini legal yay›nc›l›¤› güçlendirmek için yürütüyorlard›. ‹brahim Kaypakkaya yoldafl, ihtilalci bir örgütlenmeyi, silahl› mücadeleyi savunurken, fiafak revizyonistleri, legalizmi, reformizmi bar›flç›l mücadeleyi savunuyordu. ‹brahim Kaypakkaya yoldafl, önder kadrolar›n önemli bir k›sm›n› köylük bölgelere göndermek, köylüleri silahl› mücadele için gerilla örgütleri içinde örgütleyerek, illegal örgütlenme ve faaliyeti baflta olmak üzere her türlü legal faaliyeti köylük bölgelerdeki silahl› mücadeleye ba¤l› k›lmak koflulunu savunurken fiafak revizyonistleri her türlü faaliyetini legal yay›nc›l›k üzerine flekilendirerek, legalizmin batakl›¤›nda iflçi-köylü bürolar› etraf›nda amatörce devrim perspektifinden uzak, reformist çal›flma yürütmeyi savunuyorlard›. ‹brahim Kaypakkaya yoldafl, “Bugün bafll›ca görevimiz, partinin ve ordunun silahl› mücadele içinde infla edilmesidir” derken; fiafak revizyonistleri “önce bozk›r› kurutal›m, sonra tutufltural›m” diyerek, silahl› mücadeleyi belirsiz bir ge-

10-23 Ekim 2003

lece¤e erteleyerek, legalizmin i¤renç batakl›¤›nda revizyonist görüflleri savunuyorlard›. Proleter devrimcilerle her türden oportünist-revizyonistler aras›nda sürüp giden ideolojik mücadelenin temelinde MLM bilimine bak›fl ve kavray›flta, devrimin temel sorununda, örgütlenme ve çal›flma tarz›ndaki farkl›l›klar yaflanmaktayd›. ‹llegal /legal örgütlenme ve illegal/legal çal›flma sorununa bak›fl aç›s›ndaki farkl›l›k, özünde proleter devrimcilerle revizyonistler aras›ndaki devrimi kavray›fl ve ele al›fltaki farkl›l›k olarak karfl›m›za ç›kmaktayd›. Hangi örgütlenme biçimi esast›r? Hangi çal›flma tarz› esast›r? Bu soruya verilecek yan›t, proleter/burjuva/devrimci/revizyonist ayr›m›n› ortaya koyar. Devrimin temel sorunlar›na ve örgütlenme sorunlar›na do¤ru bak›fl kazand›rmak ve buna uygun devrimci pratik yürütmek için “sorun “ olarak karfl›m›za ç›kanlar› devrimci tarzda çözümlemeliyiz. Yanl›fl sakat anlay›fllar› mahkum etmeliyiz. Proleter örgüt biliminin evrensel ilkesi fludur; Parti illegal çekirdeklerden meydana gelir. Her çekirde¤inde illegal olmak zorundad›r. Bütün çal›flmalar›n›n içeri¤inde illegal olmak zorundad›r. Bu illegal çekirdekler, genifl dal budak salm›fl iflçi sendikalar›, kooperatifler, yöre dernekleri, kültür merkezleri, halkevleri vb. legal dernekler a¤›n›n kuflatt›¤› mevziler yaratmak zorundad›r. S›n›f bilinçli proleterler neden iflçi sendikalar›nda ve legal örgütler içinde çal›flma yürütmelidir? Çünkü illegal

parti çekirdekleri kendi düflüncelerini en genifl kitleler aras›nda yaymak, sa¤lam illegal parti çekirdekleri yaratarak ve en genifl kitleler içinde dal budak salmak, düflman sald›r›lar›ndan korunmak için bu tür legal mevzilerden yararlanmak zorundad›r, buna ihtiyaç duyar. Nedir bu legal mevziler? ‹flçi dernekleri, sendikalar, kooperatifler, yöre dernekleri, halk evleri, kültür merkezleridir vb. Neden bu mevzileri bofl b›rakmamak gerekir? Çünkü proletaryan›n örgütlenmedi¤i alanlar›, bofl b›rakt›¤› mevzileri her türden reformistler, revizyonistler doldurmaktad›r. Bu mevzilerin devrim mücadelesindeki önemi ve anlam› yeterince anlafl›l›p, bilince ç›kar›larak buna uygun hareket tarz› gelifltirilmedi¤inde kaybeden, proletaryan›n kendisi olacakt›r. Bu mevzilerde önemli bir kitle potansiyeli bulunmaktad›r. Bu mevzilerdeki kitleler kal›c› ve do¤ru bir proleter önderlikten yoksun olmas› nedeniyle reformist ve oportünistlerin insaf›na terk edilmifltir. Bu mevzilerdeki kitlenin devrim mücadelesinde oynayacaklar› rol, yeterince bilince ç›kar›lmad›¤›ndan dolay› gerekli önem verilmemektedir. Bu mevzilerde “kendili¤inden” olan kitleyi örgütleyerek “kendisi” için örgütlenmeye dönüfltürmek birinci ad›msa, ikinci ad›m; kazan›lan bu mevziler arac›l›¤›yla en genifl emekçi kesimlerle güçlü politik ba¤lar kurmakt›r. Kitle hedefini geniflletmektir. Kitle çal›flmas›n›n niteli¤ini yükseltmektir. “Kitlelerin gücünü örgütlemek bir siyasettir.” (Mao) S›n›f bilinçli proleterler her konuda kitlelere güvenmeli ve onlarla kaynaflmas›n› bilmelidir. Kitleler örgütlenmeden onlar›n yarat›c› gücü a盤a ç›kar›lmaz, halk savafl› stratejisine kanalize edilemez. Kitleler içinde yürütülecek çal›flmada onlar›n ihtiyaçlar› temelinde örgütlenme yürütülmelidir. Kafam›zdaki plan ve programa göre de¤il, onlar›n ihtiyaçlar› temelinde örgütlenme ve çal›flmaya gidilmelidir. “ Proletarya Partisi taraf›ndan örgütlenip, yönetilmeyen bir kitle, da¤›n›k ve görevlerinin bilincinde de¤ildir. Güçlü savafl›m verme yetene¤inden yoksundur, egemen s›n›flar›n usta politikac›lar›n›n bir oyunca¤› olmaya adayd›r.” (Lenin) Her türlü bilinç bulan›kl›¤›, sürekli ve kal›c› örgütlenmelerin yarat›lmas›n› zora sokar. Bu darl›k afl›lmad›¤› sürece bu alana iliflkin uygun politikalar da gelifltirilemez. Bu mevzilerdeki kitleyi proletaryan›n devrim stratejisine uygun tarzda örgütleyip, harekete geçirerek, savaflt›r›lmas› sa¤lanarak, güçlü ve sa¤lam parti örgütleri yarat›l›r. Mevziler sa¤lamlafl›r.


10-23 Ekim 2003 Partiyi sa¤lamlaflt›rmak, infla etmek demek illegal çekirdekleri güçlendirmektir. Bundan baflka anlam ç›kar›lamaz. Bu çekirdeklerin güçlenmesi için kitleler içinde kök sal›n›p, güçlü politik ba¤lar kurulmal›, güçlü mevziler yarat›lmal›d›r. Her türden tasfiyeci anlay›fllarla Proletarya Partisi aras›nda yaflanan tart›flmalar ve oluflan görüfl ayr›l›klar›n›n önemli ayr›m çizgileri ve farkl›l›klar› burada ortaya ç›kmaktad›r. Burada ayr›flma ve kopufllar bafllamaktad›r. Önceleri masumane bir flekilde ortaya ç›kan bu ayr›l›k konular›, daha sonra köklü temel kopufllar› beraberinde getirmektedir. Bu farkl›l›k, parti örgütlenmesinin legalleflmesine kadar varmaktad›r. Proletaryan›n politik bak›mdan faal olan kesimlerini illegal çekirdekler içinde örgütlemek, onun ideolojik sa¤laml›¤›n›, devrim davas›na olan inanc›n› güçlendirmek aç›s›ndan da önemlidir. Legal örgütlükler ilke ve kurallar›, hareket tarz› gere¤i daha gevflek, daha esnektir. Örgütsel yap›lanmas›nda demir disiplin yoktur, irade ve eylem birli¤i zay›ft›r. Bu tür örgütlenmelerde proletaryan›n çelik disiplini aranmaz. ‹llegal parti örgütlenmelerinde legal örgütlenmelerden tamamen farkl› ilke ve kurallar vard›r. ‹llegal bir parti olmadan geliflen kitle hareketleri içinde örgütlenme yarat›lamaz. Geliflen kitle hareketleri yayg›nlaflt›r›l›p, desteklenemez. ‹llegal örgütlükler yarat›lmadan sa¤lamlaflt›r›lmadan ne geliflecek kitle hareketlerini destekleyebilir, yayg›nlaflt›rabilir, ne de kitle hareketi yarat›lmas› için örgütlenme yarat›labilir. “‹LLEGAL ÖRGÜTLENMEK ESASTIR” ‹LLEGAL ÖRGÜTLENMEY‹ NEDEN ESAS ALMALIYIZ? Ülkemizin sosyo-ekonomik yap›s›, devletin karakteri, s›n›flar›n konumlanmas› ve mevzilenmesi s›n›f bilinçli proleterleri illegal parti çekirdekleri yaratma görev ve sorumlulu¤uyla karfl› karfl›ya b›rakmaktad›r. Faflizmin hüküm sürdü¤ü bir ülkede en küçük demokratik hak alma mücadelesinin bile kanla, zorbal›kla bast›r›ld›¤› ülkemizde illegal örgütlenmenin esas al›nmamas›, mücadeleyi süreklilefltirememek süreç içinde yok olmak demektir. B›rakal›m Proletarya Partisi’ni, yasalar çerçevesinde kurulan demokratik örgütlülükler, demokratik kurum ve kurulufllar bile faflizmin azg›n sald›r› ve kuflatmalar› içinde yaflam hakk› bulamamakta, yar›-legal, illegal örgütlenmeye zorlanmaktad›r. Faflist TC Yasalar› çerçevesinde kurulan her legal kurum ve kurulufl hem “yasal-yasad›fl›” hem “yasal-yasak” kabul edildi¤i bir ülkede Proletarya Partisi’nin illegal/ yasa d›fl› örgütlenme

18 hakk›n› kullanmaktan baflka seçene¤i yoktur, bu tercih tamamen ülke koflullar›ndan kaynakl› bir tercihtir. Bu tercih meflrudur ve hakl›d›r. Proletarya Partisi’nin illegal/yasa-d›fl› olarak örgütlenmesi onun meflru olmad›¤› anlam›na gelmez. Meflruluk faflist yasalardan icazet alarak kazan›lmaz, Proletarya Partisi meflrulu¤unu s›n›fsal hakl›l›¤›ndan ve bilimselli¤inden almaktad›r. A¤›r faflizm koflullar›n›n hüküm sürdü¤ü, demokratik k›r›nt›lar›n bile mercekle arand›¤› bir ülkede yafl›yoruz. Yaflad›¤›m›z ülkenin ekonomiksosyal-politik-askeri yap›lanmas› s›n›f bilinçli proleterleri illegal örgütlenmeyi esas ve vazgeçilmez almaya zorlamaktad›r. Devrimin yasalar›na, hareketin yasalar›na uygun davran›lmad›¤›nda diyalekti¤in cezas›na çarp›lmaktan kurtulmak mümkün de¤ildir. Jandarma dipçi¤i ve polis copuyla, iflkence ve zindanlarla korkutulmak, açl›kla iflsizlikle yönetilmek, Kemalistfaflist ideolojiyle terbiye edilmek istenen yar›-sömürge, yar›-feodal ülkemizde “illegal örgütlenmeyi esas” almayan bir devimci örgütlenmenin yaflama flans› yoktur, bunu esas almayan bir örgütün baflar› flans› ortadan kalkar, yenilgiler onun kaderi olur. Proletarya Partisi bir bütün olarak ve hem de her bir çekirde¤inde illegal olmak zorundad›r. Tasfiyeciler her dönem aç›k legal bir partiyi savunurken, s›n›f bilinçli proleterler her zaman illegal parti örgütlenmesini esas alm›flt›r. Bundand›r ki önder yoldafl ‹brahim Kaypakkaya “illegal örgütlenme esas, legal örgütlenme talidir”, “parti örgütlenmesi esas, di¤er örgütlenmeler talidir”, “di¤er örgütlenmeler içinde silahl› mücadele örgütleri esast›r” diyerek, bizlere do¤ru yolu göstermifltir. 30 y›ll›k s›n›f savafl›m tarihi bu ilkeleri defalarca do¤rulam›flt›r. ‹brahim Kaypakkaya yoldafl, “illegal örgütlenme esas” derken, iflçi sendikalar›nda, kooperatiflerde vb. legal mevziler içinde örgütlenilmez demiyor. Tali olarak legal örgütlenmeyi ele al›rken her türlü örgütlenme ve çal›flman›n hizmet edece¤i adresi göstermektedir. K›saca her türlü legal örgütlenme ve çal›flman›n hizmet edece¤i yer aç›kt›r. Perspektif; “illegal örgütlenmenin ve faaliyetin di¤er bütün biçimlerini ve her türlü legal faaliyeti köylük bölgelerdeki silahl› mücadeleye ba¤l› k›lmak” olmal›d›r. Yeterince aç›k de¤il mi? ‹K yoldafl› do¤ru kavramal›y›z, parti tarihini, Bolflevik devrim ve Çin devrim prati¤ini do¤ru kavramal›y›z. Geçmifl parti tarihimizden do¤ru dersler ç›karmal›y›z. Bütünlüklü ve kapsaml› de¤erlendirmeliyiz. Özellikle iflçi s›n›f› içinde, iflçi sendikalar›nda, kooperatiflerde, kitle örgütlerinde illegal çekir-

dekler örgütleme “‹llegal çekirdekleri gizleme biçimlerinin çeflitlili¤ini”, legal çal›flmayla illegal çal›flmay› ustaca birlefltirme ustal›¤›n›, yarat›c›l›¤›n› Bolflevik parti tarihinden ö¤renmeliyiz. ‹flçi s›n›f› içinde ve flehir örgütlenmesindeki çal›flmalar için baflvuraca¤›m›z vazgeçilmez k›lavuz BOLfiEV‹K DEVR‹M PRAT‹⁄‹ ve di¤er devrim pratikleridir. Yedinci yönelimin bir y›ll›k prati¤inde, kitle çal›flmalar›nda olumlu geliflmeler yakaland›. Ancak “illegal çal›flmalarda, illegalite-legalite iliflkisinde, kitle ile iliflkilerde, kadro sorununda önemli problemlerin henüz afl›lmad›¤›, bu nedenle de mevcut durumda örgütlenmenin birincil derecede öneminin devam etti¤i, görevlerimizin de bu temel üzerinden flekillenmesi gerekti¤i aç›kt›r” (7. PMK 2 top. kararlar›) “Örgütlenme sorunu bugün için de partimizin birincil sorunudur.”, “Kitle çal›flmalar›n›n nitelikli hale getirilmesi, kitle içinde parti örgütlülüklerinin oluflturulmas›, bu anlamda illegal çal›flmalar›n gelifltirilmesi bütün bölge faaliyetlerinin esas görevi durumundad›r. Çal›flmalar›n askeri faaliyetlerle ilerleyebilece¤i, parti örgütlülüklerinin askeri çal›flmalar içinde yetkinleflebilece¤i bilince ç›kar›lmal›d›r.” (7. PMK 2. top. kararlar›) Yaflanan sorunlar›n temelinde kavray›fls›zl›k, gerilik ve bilinç k›r›lmas› vard›r. S›n›f bilinçli proleterler, bunlar› aflma süreci ileriye do¤ru tafl›y›p, daha ileri düzeyde örgütlenmek göreviyle karfl› karfl›yad›r. Bilimsel do¤ru bir bak›fl aç›s› ve bu buna uygun örgütlenme ve çal›flma tarz›, yaflanan sorunlar› aflacak gücü ve yönelimi yarat›r. Kitle çal›flmalar›n›n nitelikli hale getirilmesi, illegal çal›flmalar›n gelifltirilmesi, kitle içinde parti örgütlenmelerini yaratma, k›saca örgütlenme sorunu öncelikle bilimsel ve do¤ru bir devrimci bak›fl aç›s›na sahip olmakla baflar›l›r. Bilimsel bak›fl aç›s›na sahip olunmadan ne kitle çal›flmas› nitelikli hale getirilir, ne de kitle içinde illegal parti komiteleri kurulur. ‹flçi sendikalar›nda ve öteki demokratik kitle örgütlerinde çal›flmay› red etmek, oportünizmdir. Sol lafazanl›kla maskelenen bu oportünizm kitleleri örgütsüz b›rakmak tutumundan baflka bir fley de¤ildir. Ayr›ca iflçi sendikalar›nda ve demokratik kitle örgütlerinde çal›flmay› her fleyin merkezine koyarak, legal örgütlenme ve çal›flmay› esas almak, illegal çekirdekler yaratmay› savunmamak da oportünizmin baflka bir görüngüsüdür. “Yapmam›z gereken fley, karmakar›fl›k ve ilkesiz legalizm ak›nt›s›na kap›lmak de¤ildir.” “Legalizmi kötüye kullananlara aman tan›mak yok.” (Lenin, Örgüt-

19 lenme Üzerine, syf-96) Yarat›lacak her türlü illegal/legal örgütlenmelerin hizmet edece¤i yer “köylük bölgelerdeki silahl› mücadeleye ba¤l› k›lmak”t›r. “Örgütlenmenin bütün di¤er biçimleri illegal okuma gruplar› yay›nlar› basan, ulaflt›ran ve da¤›tan hücreler vs. vs. gerilla faaliyetinin seyri içinde onun gereksinimlerine yan›t verecek, onu destekleyecek, güçlendirecek flekilde ele al›nmal›d›r.” Bu perspektifin unutulmas›, silikleflmesi, belirsiz hale getirilmesi de oportünizmdir. Ço¤u zaman demokratik kitle örgütlerinde, sendikalarda, halk evlerinde, kültür merkezlerinde, yöre ve gençlik derneklerinde, semtlerde yürütülen devrimci çal›flmalarda illegal çekirdekler, illegal parti örgütleri yaratma perspektifi ve hedefi unutulur. Bugün için, bütün iflçi sendikalar›nda, kitle örgütlerinde illegal parti hücreleri kurmak, var olanlar› sa¤lamlaflt›rmak, “partiyi örgütle cesaretle ilerle” yönelimine uygun davranmakt›r. Kitleleri örgütleme perspektifini yitiren, bu perspektifi silikleflen, mu¤laklaflarak belirsizli¤e sürüklenen bir parti KP kimli¤ini yitirmifltir. Ayn› flekilde kitleleri örgütleme çal›flmas›n› yürütmeyen, onlar içindeki en faal, en canl›, en dinamik unsurlar› illegal parti komiteleri içinde örgütlemeyen bir partili de proleter kimli¤inden uzaklaflm›fl demektir. “Partimiz dört y›ld›r flunu savunuyor; örgütümüz mümkün oldu¤u kadar genifl dal budak salm›fl bir legal dernekler a¤›n›n kuflatt›¤› illegal çekirdeklerden meydana gelir.” “‹llegal çekirdekleri gizleme biçimlerinin çeflitlili¤i ve çal›flma biçimlerini mahalli ve genel hayat flartlar›na uyarlamada gösterilecek mümkün en büyük esneklik, illegal örgütlenmenin hayatiyetini güvence alt›na al›r.” Lenin “Kadrolar› gizli çal›flmaya yöneltme ve gizli eylemlere at›lma takti¤ini gizli yürütülen çal›flmayla iflçi s›n›f› örgütlerindeki legal çal›flmay› birbirine uydurup ba¤lama takti¤ini kullanmak gerekiyordu. Ve Bolflevikler bu görevi baflar›yla yerine getirdiler.” (Bolflevik Parti Tarihi syf 166.) “Bolflevikler, legal çal›flmayla gizli çal›flman›n nas›l birlefltirilece¤inin eflsiz örne¤ini verdiler.” (Bolflevik parti tarihi syf 173) Gizli çal›flma yürütme ustal›¤›n› beceri ve yetene¤ini göstermek, gizli çal›flmayla legal çal›flmay› birbirine ba¤lamak, illegal çekirdekleri gizlemek, üstün bir yarat›c›l›k sergilemek, büyük bir esneklik, azami dikkat ve proleter sab›r gerektirir. Zor olan da budur. Küçük burjuva laçkal›¤›, hantall›¤› ve uyufluklu¤u, düflünme ve yo¤unlaflma


19 tembelli¤i, gizli çal›flma yürütmenin önünde alt edilmesi gereken engellerdir. Bolflevik çal›flma ruhuna, anlay›fl›na uygun davranmamak, düflman denetimine aç›k hale gelmektir. Kolay› seçmek, legal çal›flma al›flkanl›klar›n›n kurban› olmak, ne yapt›¤›n› kim oldu¤unu “nerede örgütlü oldu¤unu” bir biçimde “anlatmak”, “hissetirmek”, “göstermek” vb. küçük burjuva iflah olmaz hastal›klar›n zavall› bir kölesi gibi davranmak vb. amans›zca mücadele edilmesi gereken hastal›klard›r. Gerili¤i besleyen, zaaflar› güçlendiren küçük burjuva al›flkanl›klar, düflünme ve yaratma yetisi bulamam›fl davran›fllar, her davran›fl› düflman denetimine sokacak, aç›k hale gelmifl çal›flma tarz›… mücadele edilmesi gereken engellerdir. Proleter bilincin, gerçekli¤in yol göstermedi¤i davran›fl ve hareket tarz›na ilkel küçük burjuva hastal›klar› yön vermektedir. Bolflevik devrim sürecinde 1905 yenilgisinin ard›ndan, gericili¤in a¤›r bask› ve zor koflullar›nda Bolflevikleri h›zla toparlayan, yenilmez mevziler yaratan usta örgütleme taktikleri ve üstün yarat›c›l›klar› olmufltur. Karfl› devrimin azg›n sald›r›lar› karfl›s›nda Bolflevikler yeralt›na çekilerek, kitle örgütlerinde illegal parti çekirdekleri yaratarak, güçlü mevziler oluflturmufllard›r. “Ayakta kalabilen legal örgütler, partinin gizli örgütleri için bir perde ve y›¤›nlarla ba¤lar› sürdürmekte bir araç görevini yerini getirdiler. Y›¤›nlarla ba¤lar› korumak amac›yla Bolflevikler meslek birliklerinden hay›r kurumlar›, iflçi kooperatifleri, iflçi kulüpleri kültür dernekleri ve halk evleri gibi legal kamu örgütlerinden yararland›lar.” (Bolflevik Parti Tarihi syf 167) “Legal örgütler, illegal çekirdeklerin fikirlerini kitleler aras›nda yaymak için sa¤lam mevzilerdir.” “Partiyi infla etmek demek, illegal çekirdekleri güçlendirmek ve art›rmak ve onlar› bir legal sa¤lam mevziler a¤›yla kuflatmak demektir.” (Örgütlenme Üzerine syf. 86. ) ‹flçi s›n›f› içinde illegal parti çekirdekleri yaratma, en genifl “legal ve yar›-legal iflçi dernekleri a¤›yla kuflat›lm›fl parti çekirdekleri” yaratma ve flehir örgütlenmesi aç›s›ndan Bolflevik devrim tarihinin engin tecrübe ve deneylerinden yararlanmal›d›r. Zengin bir devrim tarihi önümüzde duruyor. Bu devrim tarihini özümsemek, ertelenemez görevdir. ‹flçi s›n›f› içinde izlenmesi gereken yol “bugün örgütsel çal›flma alan›ndaki en acil görev, bütün fabrikalarda EN FAAL UNSURLARDAN meydana gelen illegal parti komiteleri kurmakt›r.” Lenin

19 Kendilerine “otzovist” ad› verilen sol oportünistler iflçi sendikalar›nda ve öteki legal örgütlerde çal›flmay› kesinlikle reddediyorlard›. “Otzovistler, partiyi iflçi s›n›f›ndan ay›rmaya, partinin, partisiz y›¤›nlarla ba¤lar›n› koparmaya yönelerek, gizli bir örgütünün kabu¤u içine çekilmek istiyorlar. Ve böylece, partiyi legal örtülerden yararlanma olanaklar›ndan yoksun b›rakarak tehlike alt›na sokuyorlard›.” (SBKP tarihi syf 169) Ne iflçi sendikalar›nda ve öteki legal örgütlerde çal›flmay› red ederek, partiyi kitle ba¤lar›ndan koparmak ne de illegal çekirdekler yaratmay› bir yana b›rakarak, ilkesiz legalizm batakl›¤›na batmak olmamal›d›r. Bolflevik devrim tarihi, iflçi sendikalar›nda legal örgütlerde örgütlenme ve çal›flma yürütmenin zengin tecrübeleriyle doludur. ‹llegal örgütlenmeyi esas alan Bolflevikler yenilgi döneminde güçlü ve sa¤lam örgütlülükler yaratarak, yüzbinlerle ifade edilen iflçi-köy-

10-23 Ekim 2003

manlar›m›z›n istedi¤i de bu de¤il midir? Devrimci hareketi legalize etmek, düzen s›n›rlar› içine çekmek, yolunu flafl›rtmak hedef ve amaçlar›n› süreç içinde mu¤laklaflt›rmak, s›n›f uzlaflmac›l›¤›n› gelifltirmek, “bar›fl” yollar›n› açmak... Devrimci harekette ve proletarya saflar›nda yaflanan tasfiyecilik kendisini bu flekilde ortaya koyar. Geçmiflte yaflanan en büyük zaaflar›n bafl›nda kitlelerden soyutlanmak ve legalize olmak geliyordu.. Geçmiflin TDKP’si nas›l EMEP’leflti? Geçmiflin THKP/C kökenli irili ufakl› baz› örgütleri süreç içinde nas›l ÖDP’leflti? Geçmiflin PKK ulusal devrimci hareketi süreç içinde nas›l reformist KADEK haline geldi? Bu hareketlerin hiçbiri bir anda reformist zemine, düzen içine çekilmedi. Ad›m ad›m de¤iflim yafland›. Devrimci zemin süreç içinde gevfletilerek, mu¤laklaflt›r›ld›. Hedef ve amac›ndan sapt›r›ld›. Darbecili¤in zirveleflerek iflah ol-

Kitle çal›flmalar›n›n nitelikli hale getirilmesi, illegal çal›flmalar›n gelifltirilmesi, kitle içinde parti örgütlenmelerini yaratma, k›saca örgütlenme sorunu öncelikle bilimsel ve do¤ru bir devrimci bak›fl aç›s›na sahip olmakla baflar›l›r. Bilimsel bak›fl aç›s›na sahip olunmadan ne kitle çal›flmas› nitelikli hale getirilir, ne de kitle içinde illegal parti komiteleri kurulur. lü ve emekçileri örgütlemifltir. ‹flçi s›n›f› ve flehirlerde örgütlenme ve çal›flmada kavranmas› gereken bilimsel ve do¤ru bak›fl aç›s›na sahip olmakt›r. Ne Menflevikler gibi legalizmin bata¤›na batmak ne de otzovistler gibi sol lafazanl›kla partiyi kitlelerle oluflturaca¤› ba¤lardan koparmak olmamal›d›r. Örgütlenmede ve yürütülecek çal›flmada, en canl› en faal unsurlar› yavafl yavafl illegal parti çekirdekleri etraf›nda örgütlemektir. Y›llarca bir alanda devrimci çal›flma yürütüp, orada bulunan en canl› ve en faal unsurlar› illegal parti etraf›nda örgütlemeye gidilmiyorsa orada aç›k bir legalizm ve tasfiyecilik var demektir. S›n›f düfl-

maz çizgisi, Proletarya Partisi’ni ideolojik-politik- örgütsel olarak ad›m ad›m tasfiye etme hilesi, aç›kça görülmelidir. Tasfiyecilik kendisini bir tek biçimde ifade etmez. Her geliflim sürecindeki koflullar› hesaplayarak kendisini ifade eder. Darbecili¤in “‹lla da Maoizm” hilesi gibi. Tasfiyecili¤in kaba devrimci “proleter” söylemleri yan›lt›c›d›r. Onun her söylemi kare kare, santim santim MLM biliminin mikroskobu ve teleskopu alt›nda deflifre edilip, çözümlenmelidir. PROLETARYA HER TÜRDEN TASF‹YEC‹L‹⁄E KARfiI MÜCADELE ‹Ç‹NDE GEL‹fi‹R Komünist ilke ve kurallardan ad›m

ad›m uzaklaflmak, “illegal örgütlenme esas” deyip, legalizmin ak›nt›s›nda kulaç atmak, “silahl› mücadele esas” deyip, bar›flç›l mücadele biçimlerinden kopmamak... tasfiyecili¤in proleter devrimci saflardaki görüngüleridir. Çözümlenmesi gereken, deflifre edilmesi gereken bu “ince” ayr›nt›lard›r. Tasfiyecilik bu çatlaklarda yaflam hakk› buluyor. Her zaaf, her gerilik, her ilkesiz ad›m tasfiyecili¤i besler ve yaflat›r. ‹flçi sendikalar›n›n, kooperatiflerin olmad›¤› legal harekete hiçbir flekilde izin verilmedi¤i yerlerde örgütlenmeyi becermek, illegal örgütlenmeler yaratarak, kitleleri halk savafl› stratejisi yönelimine uygun tarzda savaflt›rmak, s›n›f bilinçli proleterlerin vazgeçilmez görevidir. Bunlar› baflarmak, Bolflevik örgütlenme ve yönetme bilimiyle donanmakla mümkün olur. S›n›f bilinçli proleterlerin ve proleter devrimcilerin süreç içinde legalizm ak›nt›s›nda kendili¤indencilik kulaçlar› atmaktan kurtulman›n yolu bilimsel bir devrimci bak›fl aç›s›na sahip olmas›d›r. Bugün gerçek anlamda proleter bir nitelik kazanmak; sa¤lam bir flekilde illegal olarak örgütlenmek, illegal yay›nlar› güçlendirerek, silahl› mücadeleyi gelifltirmektir. Her türden legal anlay›fl çal›flma ve hareket tarz›ndan, al›flkanl›klardan kurtularak, illegal örgütlenme, çal›flma ve al›flkanl›klar› zenginlefltirmek, güçlendirmek, yap›lmas› gereken budur. Bu kolay olmayacakt›r. Bir y›ll›k pratik bir kaç y›ld›r “zor “ olan kitle faaliyetini a盤a ç›kard›. Önemli bir potansiyeli ortaya ç›kard›. fiimdi de “zor” olan legal hareket, legal çal›flma ve al›flkanl›klardan kopuflu sa¤layarak, illegal örgüt, illegal çal›flma, illegal hareket ve al›flkanl›klar› yaratmakt›r. ‹llegal çekirdekleri gizleme biçimlerini zenginlefltirmek, çal›flma alanlar›na yarat›c› bir tarzda uyarlamak. Bunlar yap›l›rken kaba ve mekanik bir tarza düflmemek gerekir. ‹llegal olan› legal içinde gizlemede esnek olmak gerekir. Bu yarat›c›l›k, pratik süreç içinde zenginleflerek kendisini yenileyecektir. Devrime duyulan ba¤l›l›k, örgütleme yetene¤iyle birleflmelidir. ‹nsanlar› tan›mak, ÖRGÜTLEME YETENE⁄‹ ile birleflerek, büyük örgütleyiciler yarat›l›r. Yönetmeyi ö¤renmek, örgütsel yarat›c›l›¤› gelifltirmeyi ö¤renmek, s›n›f bilinçli proleterlerin ertelenemez görevdir. Her türlü tembellik suçtur. H›zla ö¤renmek, devrime faydal› olmak için ö¤renmek flartt›r. “Devrimler yap›l›rken ö¤renme çok h›zl› olur” Lenin. S›n›f savafl›m›na güçlü kat›larak ö¤renme yetene¤imizi art›rmal›y›z. Israrla bilimi günlük yaflam›n bir parças› haline getirerek, s›n›f savafl›m›n›n niteli¤ini yükseltmeliyiz.


20

10-23 Ekim 2003

19

Do¤ru çizgiyi uygulamada

SEBATKAR OLALIM! Al›nan kararlar› dirayetli bir flekilde uygulamama, c›l›z hamlelerden baflar› bekleme ve sonuçtaki baflar›s›zl›ktan hareketle, uygulamadaki dirayeti, çözümleme gücünü, yönlendirme yetene¤ini sorgulama yerine, hemen kararlar› hatta teoriyi sorgulamaya kalkmak yanl›flt›r. Partiyi parti yapan demokratik merkeziyetçilik, yani tart›flma süreci sonucunda iradenin ald›¤› kararlara, ortaya koydu¤u yönelime uygun davranmakt›r. “Baz›lar›, do¤ru parti çizgisini haz›rlaman›n, bunu tüm dünyaya ilan etmenin, genel tezler ve kararlar biçiminde ortaya koyman›n ve oybirli¤i ile kabul etmenin, zaferin kendi kendine, deyim yerindeyse kendili¤inden gelmesi için yeterli oldu¤una inan›yorlar. Bu tabi ki do¤ru de¤ildir. Bu büyük bir yan›lg›d›r. Yaln›zca iflah olmaz bürokratlar ve k›rtasiyeciler böyle düflünebilir. Gerçekten bu baflar›lar ve zaferler kendili¤inden gelmedi, bilakis parti çizgisinin uygulanmas› u¤runa amans›z mücadele içinde kazan›ld›. Zafer hiçbir zaman kendili¤inden gelmez, genellikle yorucu bir mücadeleyle elde edilir. Partinin genel çizgisi do¤rultusunda iyi kararlar ve deklarasyonlar meselenin yaln›zca bafllang›c›d›r. Çünkü yaln›zca zafer iste¤ini ifade ederler, zaferin kendisini de¤il. Do¤ru bir çizgi verildikten sonra, bir sorunun do¤ru çözümü bulunduktan sonra, meselenin baflar›s› örgüt çal›flmas›na, parti çizgisinin uygulanmas› u¤runa mücadelenin örgütlenmesine, insanlar›n do¤ru seçimine, yönetici organlar›n kararlar›n›n uygulanmas›n›n denetimine ba¤l›d›r. Bu eksikse, do¤ru parti çizgisinin ve do¤ru kararlar›n ciddi zarar görmesi tehlikesine düflülür. Dahas›; do¤ru politik çizgi verildikten sonra, her fleyi, bizzat politik çizginin kaderini de –uygulanmas›n› ya da baflar›s›zl›¤a u¤ramas›n›- örgüt çal›flmas› belirler.”(Stalin) Proletarya Partisi son genel oturumunda geçmifl sürecini ideolojik-siyasi ve örgütsel boyutuyla de¤erlendirdi. Ancak bilinir ki, de¤erlendirmeler, al›nan kararlar, belirlenen yönelim, her zaman için sadece bir bafllang›çt›r ve hiçbir zaman her fleyi kapsamaz. De¤erlendirmelerin eksiklikler içerebilece¤i ve bu eksikliklerin pratik çal›flmalar›m›zda karfl›m›za belli zorluklar ç›karabilece¤i gerçe¤ini peflinen kabul etmek gerekir. Çünkü, her sorunun çözümü için mutlak do¤ru reçeteler haz›rlanamaz; tüm ayr›nt›lar ve geliflmeler önceden görülemez. Burada esas ve önemli olan bütünsellikli bir çözümleme ve sürece denk düflen do¤ru kararlar›n esas olarak al›nmas›d›r. Elbette ki tek bafl›na do¤ru kararlar almak da yetmez. Tüm sorun bu kararlar› uygulayacak kadrolar›n ve örgütün yarat›lmas›d›r. E¤er, kadro, örgüt, denetleme ve yönlendirme sorununda problemler varsa, bu kararlar›n ka¤›t üstünde kalma ya da istenilen düzeyde uygulanmamas› kaç›n›lmaz hale gelir. Geldi¤imiz noktadan, sürecimizi de¤erlendirdi¤imizde tam da yukar›da ifade etti¤imiz gerçekle yüzlefliyoruz. Al›nan kararlar› asgari düzeyde uygulayan çal›flma alanlar›n-

Olumsuz pratiklere müdahale etmek, bu yanl›fl düflünüfl tarzlar›n› düzeltmek ve ayn› zamanda do¤ru bir tarzda parti içinde farkl› fikirlerin tart›flma zeminini yaratmak geliflmemizin motoru olacakt›r.

da k›smi baflar›lar›n sa¤land›¤›n› hemen görüyoruz. Daha da önemlisi kitleye dönük olumlu çal›flmalar faaliyetçilerimize de bir hareketlilik sa¤lad›. Soru sorma-sorgulama, pratikten ö¤renme, çözümleyici yan›n› gelifltirme, daha da önemlisi kitlelere ve kendine güvenme olgusunda önemli ve do¤ru bir rotaya girdiklerini görmek mümkündür. Böyle bir pratik do¤ru ile yanl›fl› daha bilimsel bir tarzda ayr›flt›rma gücüne sahiptir. Bu pratik sahipleri, al›nan kararlar› uygulamada titiz ve yarat›c›, elefltiride ise yap›c›d›r. Peki bu gücü nereden al›yorlar? Hiç flüphesiz bu gücü; içinden geçti¤imiz sürecin gerçekli¤ini asgari düzeyde kavram›fl olmaktan, bütüne karfl› duyduklar› derin sorumluluktan al›yorlar. Her bir çal›flma alan›nda yerine getirilmeyen görevlerin, uygulanmayan kararlar›n bütün bir süreci nas›l etkileyece¤ini, hatta yönelimi sekteye u¤rataca¤› gerçe¤ini önemli oranda görmelerinden al›yorlar. ‹flte parti bilinci, iflte sorumluluk bilinci, iflte olumsuz gidiflat› tersine çevirme çabas› ve söylem ile prati¤in uyumu da budur. Aksi yaklafl›mlar›n gerekçeleri ne olursa olsun, sürece katk›lar› eksik ve yetersiz olur. Al›nan kararlar› dirayetli bir flekilde uygulamama, c›l›z hamlelerden baflar› bekleme ve sonuçtaki baflar›s›zl›ktan hareket-

le, uygulamadaki dirayeti, çözümleme gücünü, yönlendirme yetene¤ini sorgulama yerine, hemen kararlar› hatta teoriyi sorgulamaya kalkmak yanl›flt›r. Partiyi parti yapan demokratik merkeziyetçilik, yani tart›flma süreci sonucunda iradenin ald›¤› kararlara, ortaya koydu¤u yönelime uygun davranmakt›r. Bir bütün olmak, ayn› hedefe ayn› do¤rultuda yönelmek ancak böyle mümkündür. Bunun yads›nmas› durumunda bütün, parçay› düzeltmek durumunda kal›r. Onun de¤iflimi için müdahale, gerekli ve hatta zorunlu olur. Bu müdahale elbette ki, tart›flma ve de¤erlendirmeleri yads›maz. Ama bu tart›flma ve de¤erlendirmeler yönelime hizmet eder tarzda olmal›d›r. Aksi taktirde herkes kendi gündemini ya da kendince önemli gördü¤ü sorunlar› ön plana ç›kar›rsa ya da partinin gündeminde olmayan sorunlar› gündeme sokmaya kalkarsa, orada irade ve eylem birli¤inin yara almas› kaç›n›lmaz olur. Tam da yedinci yönelimin dikkat çekti¤i iradeyi zay›flatan pratik tutumlar, günlük pratikler haline gelir. Bu tür olumsuz pratiklere müdahale etmek, bu yanl›fl düflünüfl tarzlar›n› düzeltmek ve ayn› zamanda do¤ru bir tarzda parti içinde farkl› fikirlerin tart›flma zeminini yaratmak geliflmemizin motoru olacakt›r. Yine baflar›, her fleyden önce parti

çizgisinin uygulanmas› önündeki her türlü zorluklar› aflmam›zla ancak mümkün olabilir. Gerilla Savafl›nda, yeralt› örgütünün yarat›lmas›nda, kitlelerin örgütlenmesinde gereken ›srar› göstermeyenler, al›nan her baflar›s›zl›k karfl›s›nda tereddüte düflenler, tereddütlerden do¤an “acaba” sorular›n› soranlar›n zaferi görme flanslar› yoktur. Çünkü, kazanman›n yolu, bilimsel bir çözümleme üzerinden yükselen kavrama, inanma ve uygulama bilincinden geçer. Bu bilince ve güce sahip olmayanlar kazanma flans›na sahip de¤illerdir. Yoldafl Stalin’in de dedi¤i gibi “zafer kendili¤inden gelmez”. Zafer hatalardan ders ç›karman›n, tarihinden ö¤renmenin, tüm olumsuz koflullara ra¤men hakl›l›¤›ndan ve meflrulu¤undan kuflkuya düflmeden, olumsuzluklar› olumlululu¤a çevirmedeki ›srarla gelir. Bu ›srar›n çetin ve yorucu oldu¤u kesin. Kesin olan di¤er fley ise bu çetin çat›flmalara gücü yetmeyen geçici yol arkadafllar›n her devrim prati¤inde ortaya ç›kt›¤› gerçe¤idir. Ama bu gerçek, devrimcilerin ve komünistlerin zaferi selamlamalar›na engel olmad›. Tarih dün de buna tan›kt›, bugün de yar›n da tan›k olacakt›r. Bundan kuflku duyulmamal›d›r. ÖRGÜT VE ÖRGÜTLÜLÜK ÜZER‹NE fiu aç›k ki, her komünist partisi, taktik yönelimini belirlerken, ülke ve dünyadaki somut durumu gözard› etmez, bilakis do¤ru bir tarzda çözümlemeye çal›fl›r. Yani s›n›f güçleri aras›ndaki iliflkileri, egemen s›n›flar›n gücü ve istikrar durumunu, devrimci ve komünist güçlerin örgütlülük düzeyleri, kitlelerle olan ba¤›, kitlelerin sistem d›fl› aray›fllar›n›n düzeyi vb. bir dizi faktörü hesaba katmak zorundad›r. Bu faktörleri hesaba katmadan belirlenecek taktik çizgi ve yönelimin bafltan itibaren sakat bir flekil alaca¤› aç›kt›r. Bu sakat flekilde ortaya flekilli de¤il, flekilsiz bir tablo ç›kmas› kaç›n›lmazd›r. Bilindi¤i gibi, Proletarya Partisi geçmifl sürecin tecrübelerinden hareketle de yedinci yönelim ve daha sonraki süreçlerde iradenin yapt›¤› üst toplant›larda k›rda ve flehirde örgüt ve kitlelerin örgütlenmesi sorunu üzerinde önemle durdu ve durmaya da devam edecektir. E¤er “devrim kitlelerin eseri” ise –ki öyledir- kitleler örgütlenmeden bu eseri yaratmak mümkün de¤ildir. Bu ne kadar do¤ru bir belirlemeyse; “önce kitleleri örgütleyelim sonra ise savafl› büyütürüz” yaklafl›m› da o kadar yanl›flt›r. Bu yaklafl›m gerillan›n kitleleri örgütleme gücünün, savafl›n kitleleri harekete geçirip, parti bayra¤› alt›nda toplamadaki etkisini yeteri kadar göremiyor. ☞


21

19 Bu konuda Mao yoldafl›n “kitlelerden kitlelere” tezi tüm çal›flmalar›m›zda bize rehber olmal›d›r. Kitleleri örgütlemeyi, kitlelere propaganda yapmay› içermeyen bir gerilla faaliyeti düflünülemez. Parti önderli¤inde, illegal hücreler oluflturulmas›n› içermeyen bir iflçi faaliyeti düflünülemez. Bu örnekleri daha da ço¤altmak mümkündür. Burada önemli olan mücadele biçimlerini karfl› karfl›ya koymadan, bilakis bunlar›n birbirini tamamlayan araçlar oldu¤u gerçe¤ini görmektir. Hangi arac›n bizim için öncelikli oldu¤unu unutmadan, ama araçlar› devreye koymaya çal›fl›rken de bir an olsun somut durumu hesaba katmadan hareket etmemeye dikkat etmektir. Bizim için “Partiyi örgütle cesaretle ilerle” fliar›n›n anlam›, örgütleme ifline öncelikle kendimizden ve en yak›n›m›zdan bafllamakt›r. E¤er güçlerimizi önceliklerimize göre en uygun tarzda konumland›rmazsak ve yine konumland›rmay› yaparken do¤ru seçimler yapmazsak, varolan güçlerimizi do¤ru bir temelde planlayamay›z demektir. En yak›n›m›zdakini örgütlemek demek; örgütlenmeye, parti disiplinine asgari düzeyde uymaya haz›r olan herkesi bulunduklar› alanda komiteler fleklinde örgütlemek demektir. Kitlelere bu örgütlü komitelerhücreler vas›tas›yla gitmek gerekir. Bu da bize sürekli bu komitelerin siyasal seviyesi-

ni yükseltmek, örgütsel tecrübe kazand›rmak görevini yükler. Di¤er bir ifadeyle, bu komitelere do¤ru bir tarzda önderlik edemezsek, bu genç dinamik militanlar›n enerjilerinin tükenmesine ve sorunlar›n içinde bo¤ulup gitmesine yol açar. Oysa do¤ru ve bilinçli bir önderlik, bu kolektif mekanizmalar›n geliflmesine ve partinin yeni yeni kadrolar kazanmas›na yol açar. Dolay›s›yla bire bir iliflkiler üzerinden faaliyet yürütme yerine kolektif mekanizmalara dayanmak, onlara yön vermeye çal›flmak en do¤ru ve anlaml› oland›r. Kitlelere dönük, planl› ve kolektif çabalar ayn› zamanda yeni yeni taze güçleri ve kadrolar› a盤a ç›karman›n da yata¤›d›r. Kampanyalar sürecinde bunun nüvelerini ve heyecan›n› görmek mümkündü. Ama flu da bir gerçek ki, bu heyecana süreklilik kazand›rmak, nüve halinde olan› gelifltirip büyütmek, sistemli bir çaba ve politikay› gerektirir. Hiçbir faaliyetçimiz dönemsel ve sistemsiz çal›flmalardan hareketle hayali beklentiler içine girmemelidir. Beklentilerimiz, çabalar›m›za denk düflmelidir. Ayn› zamanda kitleleri örgütlemenin yolu öncelikle kendimizi örgütlemekten geçer. Bunu bir an olsun unutmamal›y›z. Unutulmamas› gereken di¤er bir gerçek de, kitle çal›flmas›ndan kopuk, günceli yakalamaktan uzak tüm çabalar›n sonuç itibar›y-

PUSULA IRMAKLAR, AKACAK YATAK ARAR Parti içinde proleter yanla burjuva yan›n mücadelesi süreklidir. Bu mücadele düflünme, inceleme, çal›flma tarz›nda; örgütlenme, savafl tarz›nda sürüp devam eder. S›n›f savafl›m›n›n ideolojik-politik-örgütsel sorunlar›n› çözmede, ideolojik sorgulamada, her zaman bir mücadele vard›r. Bu mücadele proleter yanla burjuva yan aras›ndaki mücadeledir. Bu mücadele süreklidir, kesintiye u¤ramadan sürüp gider. Günümüzde, örgütsel faaliyetlere yaklafl›mlarda, organ kararlar›n› prati¤e uygulamada, parti örgütlerinin hareket tarz›nda k›saca parti sorunlar›nda proleter yanla burjuva yan aras›nda mücadele yaflan›r ve bu mücadele süreklidir. S›n›f savafl›m›n›n en zorlu, en ac›mas›z ve en keskin sürdü¤ü yerdir parti. Parti içi mücadele, en fazla özen gösterilmesi, dikkat edilmesi gereken, en fazla uyan›k olunmas› gereken aland›r. Bundand›r ki s›n›f savafl›m›nda, s›n›f bilinçli proleterlerin ideolojik sa¤laml›¤a, teorik donan›ma, örgütsel tecrübeye daha fazla ihtiyac› vard›r. S›n›f bilinçli proleterler, s›n›f savafl›m›n›n, halk savafl›n›n ve partinin temel sorunlar›na kafa yorup, yo¤unlaflarak çözümler üretmelidir. Bunu yapmak yerine, yüzünü bireyin merkezde oldu¤u ve dar pratik sorunlara çevirmek, küçük burjuva düflünce tarz›d›r. Bugün üzerinde yo¤unlafl›larak çözülmesi gereken sorunlar; devrimci savafl›n sorunlar›, partinin örgütlenme sorunlar›, kitleleri örgütleme sorunlar› olmal›d›r. Bu ayn› zamanda s›n›f düflmanlar›m›z olan, emperyalizmin, burjuva-feodal devletin, ekonomik-politik-askeri-kültürel politikalar›n›n, hareket tarzlar›n›n incelenmesi, bilimsel ve do¤ru tarzda çözümlenmesidir.

Yüzünü devrimin ideolojik-politik-örgütsel-askeri sorunlar›na çevirmeyen her türlü düflünce ve yaklafl›m, proleter olmayan düflünce ve yaklafl›md›r. Rehber ald›¤› teorisine, benimsedi¤i stratejisine, hedefledi¤i yönelime uygun olarak s›n›f düflmanlar›na yönelmeyen her devrimci parti ve örgüt, kendi iç sorunlar›na a¤›rl›kl› olarak yönelir. Bu durum, o devrimci parti ve örgütün gerilemesi ve burjuvalaflmas› demektir. Neyi düflünüyoruz? Nas›l düflünüyoruz? Düflüncelerimizin temelinde s›n›f savafl›m›n›n temel sorunlar› m› var? Yoksa bireye indirgenmifl, bireyle s›n›rlanm›fl sorunlar m› var? ‹lgi ve duyarl›l›¤›m›z›n temelinde ne var? Düflüncelerimiz nerede, nas›l yo¤unlafl›yor? Günlük devrimci yaflam ve çal›flmada devrimin temel sorunlar›na ne kadar ve nas›l yo¤unlafl›yoruz? Bu sorular önemlidir. Bu sorulara verilecek yan›t ayn› zamanda, ideolojik duruflumuza, devrim iddiam›z›n düzey ve niteli¤ine, devrim yürüyüflümüzdeki konumlanmam›za verilecek yan›t olacakt›r. Yüzümüzü nereye, nas›l çeviriyoruz? S›n›f savafl›m›n›n neresinde nas›l duruyoruz? Halk savafl›n›n, devrimin ve partinin yaflad›¤› sorunlara nas›l bak›yoruz, ne kadar çözüm üretiyoruz? S›n›f savafl›m›n›n temel sorunlar›na m› kafa yorup, düflüncemizi merkezilefltiriyoruz? Yoksa, baflka konulara, k›s›r çekiflmelere, bireye ve bireyle merkezileflen sorunlara m› yo¤unlafl›yoruz? Parti sorunlar›, s›n›f savafl›m›n›n temel sorunlar›n›n önemli bir parças›d›r. Parti sorunlar›n›n çözümü, s›n›f savafl›m›n›n sorunlar›n›n çözümüyle iç içedir. Bu iki önemli sorun birbirinin karfl›t›

la bofl çabalar oldu¤udur. Bu ne demektir? Baflta iflçi s›n›f› olmak üzere tüm ezilenlerin temel istemlerini güncel sorunlar üzerinde gündemlefltirerek politika yapmak, ezilenlerle ba¤ kurmam›z›n ön kofluludur. Güncel üzerinde politika yapmak, genelin uygulanmas›n› engellemez. Aksine, güncel sorunlar üzerine politika yapmamak genel çizginin uygulanmamak üzere bir kenarda tutulmas› anlam›na gelir. Genel içinde günceli kavramak ve günceli bütünü dönüfltürmek amac›yla ele almak, müdahalede bulunmak; yap›lmas› gereken sürekli olarak budur. Sözgelimi, bugün Irak’a asker gönderme sorunu güncel bir sorundur. Bunu, tek bafl›na ABD’nin ekonomik yard›m›na ba¤lamak ve bu eksenli bir ajitasyon yapmak eksik ve yetersizdir. Do¤ru olan, sorunu TC’nin emperyalizme ba¤›ml›l›k iliflkisi içinde ele almakt›r. Baflta Kürt sorunu (özellikle KADEK) olmak üzere di¤er bölgesel iliflkiler ve dengeler çerçevesinde sorun ele al›n›rsa, o zaman her fley daha bir yerli yerine oturur. Bütünsellikli ve bilimsel dedi¤imiz yöntem budur. Sonuç olarak, örgütlenme perspektifimiz ilkin kendimizi ve en yak›n›m›zdakini örgütlemektir. Küçük ama sa¤lam bir örgütlülük olmadan büyük, kitlesel bir örgüt olunamaz. Biliyoruz ki “örgüt yoksa hiçbir fley yoktur”. Ve her örgütlenmemiz merkezi görev olan

olamaz. Küçük burjuva düflünme tarz›nda a¤›rl›kl› olarak bireyle s›n›rlanm›fl, bireyin merkezde oldu¤u sorunlar var. Onlar, birey üzerinden politika yapar, bireyle s›n›rlanm›fl sorunlara “çözümler” üretir. Onlar›n dünyas›nda, düflüncesinde, sorunlara yaklafl›m›nda sadece birey var. Salt örgüt sorunlar›yla, salt birey, salt dar bir alan ve bölgeyle s›n›rlanan sorunlara yaklafl›m ve sorunlar›n “çözümü”nde s›n›rlanan yaklafl›mlar, proleter olmayan yaklafl›mlard›r. Bugün, bu küçük burjuva düflünme tarz›ndan belli oranda kopma var. Ancak yeterli de¤ildir. Halen ideolojik-politik-askeri sorunlar yerine partinin, devrimin bütünlüklü temel sorunlar› üzerinde düflünmek, çözümler üretmek yerine, salt örgütsel ve bireyin merkezde oldu¤u sorunlar gündemin esas›n› oluflturuyorsa, burada proleter olmayan yan var demektir. Halen gerilikler ve çözülmesi gereken sorunlar, düzeltilmesi gereken yanlar var demektir. Altedilmesi gereken burjuva yanlar var demektir. Bugün düflünme, inceleme, çal›flman›n temeline “illegal parti örgütlenmesinin sa¤lamlaflmas›, gerilla savafl›n›n gelifltirilmesi ve gerilla savafl›n›n her gelifliminin illegal parti örgütlenmesini sa¤lamlaflt›rmas›” yönelimi konulmal›d›r. Düflünme, inceleme, çal›flman›n temeline partinin yönelimi konulmal›d›r. 7. yönelimin bugünkü ifadesi budur. “Partiyi örgütle cesaretle ilerle” dir. Bu fliar›n temelinde parti ve gerilla savafl› vard›r. At›lacak her ad›m, gelifltirilecek her kitle iliflkisi, örgütlenmede yarat›lacak her kazan›m›n temelinde “illegal parti örgütlenmesinin sa¤lamlaflmas›, gerilla savafl›n›n gelifltirilmesi” olmal›d›r. Partinin temel yönelimi budur. Bu yönelim do¤ru kavranmal›d›r. ‹flçi s›n›f›n›n, kamu emekçilerinin, semtlerin, gençli¤in, köylülü¤ün, enternasyonal faaliyetin vb. örgütlenmesinde “illegal par-

10-23 Ekim 2003 gerilla savafl›na hizmet etmek zorundad›r. Savafl perspektifinden uzak örgütlenmeler sonuç itibar›yla devrime yol açamaz. Her faaliyetçimiz örgüt ve örgütlenme sorununa bu bilinç ve sorumlulukla yaklaflmal›d›r. Geneli güncelle birlefltiremeyen dogmatizmden kurtulamaz. Ayn› flekilde geneli güncel lehine inkar edenler de yenilmekten kurtulamazlar. Bizim için do¤ru ve uygulanmas› gereken yöntem geneli güncelle birlefltirmek ve güncel politikay› bütünü de¤ifltirmek hedefi ile uygulamakt›r. Bu bizi hem dogmatizmden ve hem de yenilgiye mahkum “yenicilikten” kurtaracakt›r. Ve yine Lenin yoldafl›n flu söylemleri bu karmafl›k ve zor süreci aflmam›z için her birimiz için bir cesaret kayna¤› olmal›d›r: “… Görevler iyice belirlenmifl ve bu görevleri yerine getirmek üzere yeniden enerji ve flevk uyanm›flsa geçici baflar›s›zl›klar yar› yar›ya telafi edilmifl demektir. Unutulmas›n ki, devrimci deney ve örgütlenme, yani organizasyon ustal›¤›, insana do¤ufltan verilmemifltir. Zamanla edinilen, kazan›lan fleylerdir bunlar. Yeter ki insan, bunun için gerekli nitelikleri kendi kendine gelifltirmeye yönelsin, kusurlar›n› ve yan›lg›lar›n› olanca aç›kl›¤›yla ve bilinçli flekilde götürüp bilmeye koyulsun! Devrimcilik alan›nda kusurunu kavray›p bilmek, yar› yar›ya düzeltmek demektir çünkü!”

ti örgütlenmesinin sa¤lamlaflt›r›lmas›, gerilla savafl›n›n gelifltirilmesi” hedeflenmeli ve amaçlanmal›d›r. Teorimize, stratejimize, yönelimimize hizmet eden, onu güçlendiren, gelifltiren ad›mlar, çal›flmalar, örgütlenmeler yarat›lmal›d›r. Parti sürecinin bütünlüklü ve kapsaml› de¤erlendirilmesi sonucu bugünkü yönelim belirlenmifltir. Parti gerçekli¤i, yaflad›¤› sorunlar yeterince bilince ç›kar›lmadan temel yönelim kavranamaz, görevler anlafl›lamaz, hedefler berraklaflamaz. Partinin süreci ve yönelimi do¤ru kavranarak, görevler anlafl›l›r, sorumluluklar bilince ç›kar›l›r. Cesaretle ilerlemenin gücü, sorunlar›n do¤ru tarzda çözülmesi ve hedeflerin do¤ru konulmas›yla olur. Bunun için ideolojik sa¤laml›k gerekir, politik yetkinlik ve örgütsel tecrübe, ideolojik sa¤laml›k üzerinde geliflir. Hayallerle de¤il, gerçeklerle u¤raflmak, k›s›r çekiflmelerle de¤il, gerçek sorunlar üzerinde yo¤unlaflmak. Kitlelere dayanmak, düflmana yönelmek, illegaliteye göre, partiye göre flekillenmek, yap›lmas› gereken bunlard›r. Partinin yetkinleflmesi, süreklili¤i sa¤lanm›fl savafla önderlik etmesi için yaflad›¤› sorunlar› do¤ru tarzda çözümlemesi, buna uygun güçlü ve nitelikli müdahalelere ihtiyac› vard›r. Netsizlik, müdahalesizlik, çözümsüzlük ölümdür. Partinin bugünkü yöneliminde parti bütününü, s›n›f savafl›m›n›n somut sorunlar›n›n çözümü yönünde yöneltmek vard›r. Ancak bu yönelime kilitlenerek, bilincimizdeki gerilikleri aflar, kazan›mlar› güçlendirir, s›n›f savafl›m›nda konumlanmay› sa¤lamlaflt›r›r›z. Ancak bu yönelimle “illegal parti örgütlenmesi sa¤lamlaflt›r›l›r, gerilla savafl› gelifltirilir”. Somut sorunlar›n çözülmesine yo¤unlaflmak, yap›lmas› gereken budur. “Temel yönelime hizmet etmek partinin tüm alan ve bölgelerin bafl görevidir” M. Demirda¤.


10-23 Ekim 2003

22

19

Halklarla dayan›flma; emperyalizme karfl› savafl! Allilegi stin pali ton laon, polemo ston polemo ton imperialiston!

XAN‹A’DA EMPERYAL‹ZM‹N VARLI⁄I LANETLEND‹ Bilindi¤i gibi emperyalizm dünya halklar›na yönelik sald›rganl›¤›n›n en önemli araçlar›ndan biri olarak çeflitli ülkelerde kurdu¤u askeri üsleri kullanmaktad›r. Dolay›s›yla bu üslere yönelik mücadele emperyalizme karfl› mücadelenin temel hedeflerinden biri olmaktad›r. Bu noktada Halklar›n Uluslararas› Mücadele Ligi (ILPS) de baflta ABD olmak üzere emperyalizmin denizafl›r› üslerinin kald›r›lmas› için merkezi bir kampanya bafllatm›flt›. Bu kampanyan›n bir

parças› olarak da Yunanistan, Girit-Xania’da Uluslararas› Üsler Karfl›t› Konferans gerçeklefltirildi. 20-22 Eylül 2003 tarihinde ILPS’nin ça¤r›s›yla gerçeklefltirilen konferans için Girit/Xania’da (burada bir ABD üssü bulunmaktad›r) birçok anti-emperyalist, savafl karfl›t› yerel platformlar, AT‹K, ILPS ve birçok baflka örgüt ve kurum bir araya geldi. Konferansta Yunanistan’dan kat›lan kurumlar, yapt›klar› haz›rl›klar ve çabalar› ile dikkat çekiyordu. Konferans öncesi yap›lan afifl, bildiri vb. haz›rl›klar da görülmeye de¤erdi.

Konferans›n 20 Eylül’deki aç›l›fl›nda ilk konuflmay› Xania Üsler Karfl›t› Platform yapt›. Konferans›n ve üslere karfl› mücadelenin öneminin vurguland›¤› konuflman›n ard›ndan tüm dünyadaki özgürlük u¤runa ve gericili¤e karfl› savaflanlar ve o yolda can›n› veren insanlar için bir dakikal›k sayg› duruflu yap›ld›. Konferansa Filipinler, ‹skoçya, ‹talya, Danimarka, Türkiye ve ‹ngiltere’den kat›l›m sa¤lan›rken Japonya, Nepal, Hindistan, Hollanda, Almanya delegeleri çeflitli nedenlerden dolay› konferansa kat›lamad›. ILPS Genel Sekreteri Arman Riazi yapt›¤› konuflmada konferans›n amac› ve üsler karfl›t› kampanyaya olan ihtiyac› vurgulad›. Konuflman›n ard›ndan konferansa kat›lamayan Dünya Halklar›n Direnifl Hareketi, Nepal, Tayland, ‹ngiltere, ABD, Hindistan ve Bulgaristan’dan gelen mesajlara yer verildi. Konferans›n ikinci günü de çeflitli ülkelerden kat›lan delegelerin kendi ülkelerindeki emperyalist üsleri ve ifllevlerini anlatt›klar› konuflmalar›n ard›ndan Konferansa gönderilen mesajlara yer verildi. Ayr›ca genel konu hakk›nda tart›fl›larak özellikle mücadele yöntemleri üzerinde öneriler sunuldu. K›sa bir moladan sonra Konferans Komitesi, haz›rlanan genel deklarasyonu okudu. Deklarasyon üzerin-

de birkaç öneri ve küçük de¤ifliklikler yap›ld›ktan sonra Üslere Karfl› Kampanyan›n önemli bir ad›m›n›n at›ld›¤› söylendi ve bu büyük alk›fllarla karfl›land›. Konferansta ILPS Türkiye Seksiyonu da Türkiye’deki üslerin tarihini aktaran ve ülkenin emperyalizm ile iliflkisine de¤inen bir konuflma yapt›. Yine Konferansa Türkiye’den Deri-‹fl Tuzla fiube Baflkan› Hasan Sonkaya da kat›larak bir konuflma yapt›. Üçüncü gün, yani 22 Eylül sabah› ‹nisiyatif Komitesi bir bas›n aç›klamas› düzenleyerek bu konferans›n sonuçlar›n› sundu ve kendi ülkelerindeki durumu anlatt›. Bütün konferans boyunca bas›n›n ilgisi çok yo¤un ve olumluydu. Ayn› gün akflam saatlerinde Xania’da bir aç›k forum düzenlendi. Bir kez daha anti emperyalist mücadelenin ve bu mücadelenin önemli bir arac› olarak üslere karfl› mücadelenin önemi vurguland›. ILPS’nin bu kampanyas›n›n geniflletilmesi ve dünya çap›na yay›lmas› noktas›nda ortak bir görüfle var›l›rken, Forum sonunda kat›lanlar hep birlikte aya¤a kalkarak Yunanca ve Türkçe “Yaflas›n Halklar›n Kardeflli¤i” ve yine Almanca ve ‹ngilizce “Yaflas›n Enternasyonal Dayan›flma, Halklarla dayan›flma, Emperyalizme karfl› savafl” sloganlar› at›ld›.

Eli tafll› bir profesörün ard›ndan… “Bir entelektüelin ahlak› ve ilkeleri, düflünce ve eylemi tek yönde götüren tek bir yak›t kayna¤› olan bir motorla iflleyen bir tür kapal› diflli muhafazas› oluflturmamal›d›r. Entelektüel etrafta dolaflmak, ayakta durup otoriteye cevap verebilece¤i bir mekana sahip olmak zorundad›r. Bugünün dünyas›nda otoriteye sorgusuz sualsiz boyun e¤mek, aktif ve ahlakl› bir entelektüel hayat›n karfl›s›ndaki en büyük tehditlerden biridir çünkü.” Filistin’in eli tafll› generallerinin ortas›nda 2 y›l önce ‹srail karakolunu tafllarken görüntülenen, beyaz saçl› adam, Edward Said, bu foto¤raf karesindeki gibi yaflam› boyunca Filistin halk›n›n yan›nda yer alarak ve onlar›n direniflinin sesi olarak ömrünü tamamlad›; 25 Eylül günü uzun süredir savaflt›¤› lösemi hastal›¤›na yenik düflerek yaflam›n› yitirdi. Edward Said’in yaflam› ve ölümü bir kez daha dünya halklar›na halk›n ayd›n› olman›n ne demek oldu¤unu, ayd›n olman›n misyonunu tart›flt›rd›, ister istemez karfl›laflt›rmalar yapmaya yöneltti. K‹MD‹ EDWARD SA‹D? 1935 y›l›nda varl›kl› bir H›ristiyan ailesinin çocu¤u olarak Kudüs’te dünyaya gelen Said, 1948 y›l›nda ailesinin göçmen olarak M›s›r’a yerleflmesiyle, ‹ngilizce d›fl›nda baflka bir dilin konuflulmas›n›n yasak oldu¤u seçkin koloni okullar›nda e¤itim ald›. Bu e¤itimin bir parças› olarak “Avrupal› olmayan di¤er” oldu¤unu ö¤rendi. 1951 y›l›nda

M›s›r’daki okulundan uzaklaflt›r›l›nca e¤itimini sürdürmek üzere Amerika’ya gönderildi. Princeton ve Harvard’da tamamlad›¤› üniversite e¤itimi ve tatillerde ailesinin M›s›r’dan sonra yerleflti¤i Lübnan’da ald›¤› edebiyat, müzik ve felsefe ile e¤itimini tamamlad›. 1963 y›l›nda New York’ta Colombia Üniversitesi’nde ders vermeye bafllad›. SÜRGÜN VE ENTELEKTÜEL 1967 y›l›na kadar “durumunun garipli¤ini hissetmekle birlikte bilinçli bir tepki oluflturmad›¤›, geleneklerinden kopuk olarak yaflad›¤›n›” söyler ve politik bir hareketin içinde yer almaz. Ancak bu tarihten sonra Arap‹srail Savafl› ile çak›flan üniversitedeki politik hareketlilik ve Vietnam Savafl› onun için de¤iflimin de bafllang›c›d›r. Bu tarihte Filistin milliyetçili¤i hareketine kat›l›r. “Yahudi karfl›t›” oldu¤u gerekçesiyle ABD’de elefltiri al›r. Hem Amerikal› ve hem de Arap kimli¤iyle 1972 y›l›nda Beyrut’ta Arap edebiyat› konusunda çal›flma yapar. 70’lerin sonlar›nda ise Enver Sedat ve Yaser Arafat taraf›ndan bar›fl görüflmelerine Filistin temsilcisi olarak atan›r. Sürgündeki Filistin Parlamentosunda 14 y›l görev yapar. 1980’lerin sonunda FKÖ lideri Arafat ile görüfl ayr›l›¤›na düflerek bar›fl görüflmelerinde yer almaz ve bar›fl karfl›t› olmakla suçlan›r. Ancak belki de Onun için en ac›s› Nazi olmakla suçlanmakt›r. Said, 2. ‹ntifada dönemindeki bir makalesinde Filistinlilerin flimdi “Oslo’nun a¤›r faturas›n›” ödemekte olduklar›n›, “ki on y›l süren görüflmelerden, da¤›t›lm›fl toprak parçalar›,

‹srail’e boyun e¤mesi için infla edilmifl güvenlik kurumlar› ve Yahudi devletinin daha da geliflmesi için yoksullu¤a mahkum edilmifl bir hayat d›fl›nda hiçbir fley elde edemediklerini” yazm›flt›r. Kendini sürgün sayan bu eli tafll› üniversite profesörü “Oryantalizm” kitab›yla, Amerikal› siyasal bilim profesörü Samuel Huntington’›n “Uygarl›klar Çat›flmas›” tezine de yan›t olmufltur. Huntington’›n Sovyetler Birli¤i’nin çöküflünün ard›ndan, ‹slam Uygarl›¤›’n›n Bat› Uygarl›¤›’na karfl› bir tehdit oluflturaca¤› tezine karfl› Said, kitab›nda “fiark” kavram›n›n esas olarak “Bat›” taraf›ndan “kurgusal olarak” üretildi¤ini ve “Ba-

t›”n›n kendisini tan›mlamak için, kendinden farkl› olan “öteki” kavram›n› vurgulamak amac›yla bu kavram› gelifltirdi¤ini anlat›r. Said, bu çat›flman›n s›n›fsal bir çat›flma oldu¤unu, emperyalizmle ezilen dünya halklar› aras›ndaki çeliflkinin gözlerden saklanmas› için gelifltirilen bir tez oldu¤unu söylemiyordu. Bu da onun görüfllerinin zaaf›yd›, zira onun görüfllerinin temeli de a¤›rl›kl› olarak kültürel çat›flmaya dayan›yordu. Edward Said bir Marksist, bir sosyalist de¤ildi. Ama halk›n yan›nda bir “entelektüel” üstelik de “sürgünde bir entelektüel” olarak düflündü, söyledi, yazd›, yapt›, yaflad› ve 25 Eylül’de aram›zdan ayr›l›p gitti..


23

19

Yoldafl Gajurel hala tutsak

19 A¤ustos’ta Çenya havaalan›ndan Hindistan güvenlik güçleri taraf›ndan tutuklanan Nepal Komünist Partisi (Maoist) Polit büro üyesi Yoldafl Chandra Prakash Gajurel (Gaurav) hala Hindistan’da tutsak bulunuyor. 18 Eylül günü Çenya’da mahkemeye ç›kar›lan Gajurel, 15 günlü¤üne güvenlik güçlerine teslim edildi. Gajurel, Hindistan yasalar›na göre

çok ciddi olmayan sahte dokümanla yolculuk yapmaktan yarg›lanmaktad›r. Buna ra¤men, böylesi dayanaks›z suçlamalarla yeniden polis taraf›ndan gözalt› uygulamas›n›n sürdürülmesi komplodur. Bu, Gajurel yoldafl›n Hindistan’da m› tutsak kalaca¤› yoksa Nepal’deki monarflist rejime mi iade edilece¤i konusunda Gajurel’in yaflam›n›n hala tehlikede oldu¤u kayg›s›n› büyütmektedir.

Yoldafl Gajurel, Hindistan yetkililerine Nepal’den Hindistan’a yolculu¤unun detaylar› ve Avrupa’ya ziyaretinin amaçlar› hakk›nda yaz›l› bir aç›klama vermifltir. Bu aç›klamaya göre, Gajurel Kalküta üzerinden Bat› Nepal’den Çenya’ya geçerek Avrupa’daki göçmen Nepalliler ve genel anti-emperyalist güçler aras›nda Parti politikalar›n› ve program›n›n propagandas›n› yapmaya gitmifltir. Bu aç›klama, kralc› askeri diktatörlü¤ün Gajurel’in Hindistan’a s›¤›nd›¤› yolundaki uydurma, as›ls›z propagandalar›na da etkili bir flekilde yan›t olmaktad›r. Ayn› flekilde, Hindistan egemen s›n›flar›n›n bir kli¤inin Gajurel’in Londra’ya Kral’la görüflmeye gitti¤i yönündeki flüphelerini de aç›kl›¤a kavuflturmaktad›r. Nepal ve Hindistan egemen s›n›flar›n›n bu iddialar› öylesine temelsiz ve gülünçtür ki, yan›tlamaya bile de¤memektedir. Bu arada Yoldafl Gajurel’in yaflam›n›n güvence alt›na al›nmas› ve özgürlü¤ü için hayk›ranlar seslerini de yükseltmektedir. Birçok ülkede Gaurav yoldafl›n serbest b›rak›lmas› için eylemler yap›lmaktad›r.

Dünyadan Notlar TASF‹YEC‹L‹⁄‹N PANZEH‹R‹ MARKS‹ZM-LEN‹N‹ZM-MAO‹ZM’D‹R Bugün emperyalizmin kas gücüne dayanan sald›rganl›¤›n›n yan›nda ideolojik sald›r›lar›n›n ülkemiz ve dünya devrimci hareketi üzerindeki etkilerinin yo¤un olarak görüldü¤ü bir süreci yaflamaktay›z. Emperyalizmin sald›rganl›k savafllar›, halklar›n katliam› ve her çeflit etkileriyle gün gibi aç›kken, buna karfl›n ideolojik sald›r›lar›n›n, estirilen tasfiyecilik rüzgar›n›n ciddiyetini görmez ve göstermezsek birebir kendimizden tutal›m, ülke ve dünya devrimci/komünist hareket üzerindeki etkilerini kavrayamay›z, buna karfl› ideolojik donan›ma, Marksist Leninist Maoist müdahaleye de sahip olamay›z. Özellikle 1990’larda RSE’nin çöküflüyle h›zlanan ideolojik manipülasyon harekât› emperyalizmin ideologlar› taraf›ndan yo¤un olarak ifllendi ve günümüze gelindi¤inde çeflitli biçimleriyle bu sald›r› daha da yo¤unlaflarak sürdü. 1990’lar›n sonlar›nda, özellikle de Seattle’de “dünyan›n lanetlilerinin” yüzbir çeflit rengiyle Dünya Ticaret Örgütü’nü hedef alan hareketi, ezilen, sömürülen yoksul halklar›n mücadelesinde de etkisini aç›kça gösterdi. Ki Halklar›n Uluslararas› Mücadele Ligi’nin esin kaynaklar›ndan biridir bu süreç.Y›llar›n mayalanm›fl öfkesinin a盤a ç›kt›¤› bu ve bundan sonraki eylemler için herkes kendi cephesinden (s›n›f penceresinden) de¤erlendirme yapt›. Kimisi bildik söylemleriyle “bir avuç

çapulcu, anarflist” yak›flt›rmalar› yaparken (ki belki de en tehlikesiz sald›r›lar› buydu) kimisi ise bu harekete en olmad›k payeler biçerek emperyalizmden kurtuluflu bu hareketlere ba¤lad›. Öyle ya, kendi ülkesinde “eli kolu ba¤lanan”, halka yönelik sald›r›lar karfl›s›nda “k›m›ldayamayanlar” böylesi bir harekete karfl› secde etmekten ve kurtuluflu bu “protestolarda” görmekten geri durmad›lar. 1999’da Seattle Muharebesiyle bafllayan süreç kuflkusuz ki çok önemlidir ve emperyalistlerin birçok toplant›s›n›n sonuçsuz bitirilmesine yol açarak somut kazan›mlar da elde etmifltir. Emperyalizmin, onun kurumlar›n›n ve aralar›ndaki anlaflmalar›n teflhiri olarak önemli ilerlemeler kaydeden ve ABD liderli¤indeki Irak’a yönelik sald›rganl›k savafl›na karfl› da kitlelerin toparlanmas›nda ve harekete geçmesinde önemli ifllevler üstlenen bu hareketin, dünya halklar›n›n emperyalizmden kurtuluflunu gerçeklefltirmesi mümkün de¤ildir. (Zaten ço¤unun böyle bir hedefi de yoktur.) Bu köflede özellikle Dünya Sosyal Forumu vb NGO’lar›n, “küreselleflme karfl›tlar›n›n” niteli¤i ve yönelimi konusuna yer vermifltik. “Emperyalizmin teflhiri dünya savafl›n› durdurmaz. Çözüm, halk savafl› yürüterek devrimi yapmakt›r.” (Baflkan Gonzalo) Kitle hareketlerinin devrimlerdeki rolü aç›kt›r. Ancak kitle hareketleri ile silahl› mücadeleyi birbirinden yal›tan,

10-23 Ekim 2003

Bolivya’da iflçiler polisle çat›flt›

Latin Amerika ülkelerinden Bolivya’da Devlet Baflkan› Gonzalo Sanchez’in politikalar›n› protesto etmek için grev yapan iflçiler polisle çat›flt›. Polisin iflçileri da¤›tmak için göz yaflart›c› gaz ve plastik mermiler kulland›¤› çat›flmada çok say›da iflçi de tutukland›. Bolivya’da Devlet Baflkan› Gonzalo Sanchez’in politikalar›n› protesto eden grevci iflçiler ve küçük iflletme sahipleri polisle çat›flt›. Polis üç günden bu yana grevde olan ve baflkent La Paz’›n çeflitli bölgelerinde barikatlar kurarak yollar› trafi¤e kapatan göstericilere gözyaflart›c› gaz ve plastik mermilerle sald›rd›. Güvenlik güçleri çok say›da iflçiyi de tutuklad›. Polis, göstericilerle çat›flt›¤› s›rada Baflkan Sanchez’in çal›flt›¤› Hükümet Saray› etraf›nda güvenlik önlemleri ald›. Baflkan Sanchez’in koka üretimiyle ilgili ald›¤› önlemler ve IMF’nin “tavsiyeleriyle” uygulad›¤› ekonomi politikalar› ülkede tepki çekiyor.

kitle hareketlerini kitlelere silahl› mücadele bilincini yayman›n bir arac›na dönüfltürmeyen, kitleleri do¤rudan silahl› mücadelenin uygulay›c›lar›na dönüfltürmeyi hedeflemeyen, kitle hareketleri ile silahl› mücadeleyi eflgüdümlü bir tarzda ve birbirini güçlendirme temelinde ele almayan bir anlay›fl ve pratik hem kitle harekelerini ve hem de silahl› mücadeleyi içten içe çürütür ve yenilgiye mahkum eder. ‹flte yukar›da bahsetti¤imiz rüzgara kap›lanlar kitle hareketlerini reformizme, pasifizme, düzenin s›n›rlar›n›n içine hapsederek; silahl› mücadeleyi de marjinal, kitlelerden ve politikadan kopuk ele alarak, devrimi imkans›zlaflt›r›rlar, halklar› emperyalizme karfl› silahs›zland›r›rken, onlar› düzene yedeklerken devrimin ruhuna da fatiha okurlar. Zira devrimin iki temel bileflenini birbirinden ay›r›p devrimin olabilirlili¤ini yok ederler. Ama sorun burada da bitmiyor; S‹LAHLI MÜCADELE, HANG‹S‹? “Sorun sadece silahl› mücadele de¤ildir. Sorunun özü Halk Savafl›, Komünist Partisi ve Marksizm-LeninizmMaoizm’dir.” Sorun ne tek bafl›na kitle hareketleri, ne de “radikal yöntemlerdir”. Sorun günümüzün Marksizmi Maoizm önderli¤inde verilen ve geliflen halk savafllar›d›r. Bunun d›fl›nda “radikal yöntemlerin” hatta kimi silahl› mücadelelerin yürütülüyor olmas› yan›lt›c› olmamal›d›r. Örne¤in 1990’lar›n sonlar›ndaki ideolojik savruluflun etkisiyle silah b›rakan, günümüzde tek tek yeniden silaha sar›lan Meksika’daki Zapatista Ulusal Kurtulufl Ordusu (EZLN), Korsika’daki Korsika Ulusal Mücadele Cephesi (FLNC) vb. hareketler, kuflkusuz

ki, Gonzalo yoldafl›n da alt›n› çizdi¤i gibi emperyalizme karfl› mücadeleye güç katacaklar, onu zay›flatacaklard›r ama, ancak demokratik halk devrimi, sosyalizm ve komünizm hedefine yürüyen Maoistlerin önderli¤inde bu ka¤›ttan kaplanlar ortadan kald›r›lacakt›r. Emperyalizme cepheden karfl› olmayan ve burjuvaziyi y›k›p proletaryan›n iktidar olmas›n› savunmayan her hareket, silahl› da olsa- düzenin biraz daha iyilefltirilmesini istemekten öteye gidemeyecektir. Bu noktada farkl› bir örnek de Peru’dan vermek gerekiyor. Bilindi¤i gibi bir süre önce Peru Komünist Partisi, Halk Savafl›n› yükseltme karar› ald› ve faflist Peru devletine karfl› sald›r›lar›n› art›rd›. Ayn› süreçte ise yine Peru’da silahl› mücadele veren ve özellikle 1996’da Japon Büyükelçili¤indeki rehin alma eylemiyle sesini duyuran Tupac Amaru örgütü silah b›rakma karar› ald›. Bu da, dünya halklar›n›n kurtuluflu mücadelesine kimlerin önderlik edece¤ini ortaya koyan küçük bir örnek. Bunun yan›nda Nepal’deki Maoistler öncülü¤ündeki yeni iktidarla; eski, çürümüfl monarflik devlet aras›ndaki savafl NKP(M)’nin inisiyatifinde ilerliyorken, Filipinler’de mevcut Arroyo hükümeti Maoistler önderli¤inde yürütülen kampanyayla 2004 seçimlerine girmeyi hayal bile edemezken, Hindistan’da, ‹ran’da, Bhutan’da, Endonezya’da Maoistler güçlenirken gerçek kurtuluflun MLM bilimiyle her ülkenin kendi koflullar›na göre gelifltirdi¤i/gelifltirece¤i halk savafllar›yla olaca¤› bir kez daha bilinçlerde yer ediyor. Emperyalizmin estirdi¤i tasfiyecilik, reformizm rüzgar›ndan da, emperyalizmin kendisinden de kurtulufl için Maoizm’e sar›lman›n yak›c›l›¤› da kendini gösteriyor.


19 10-23 Ekim 2003

24

“Halk›m için ölmeye haz›r›m” derdi

7 Ekim 1988 tarihinde Gebze’den ‹stanbul’a gelen bir araban›n içinde bulunan ‹. Hakk› Adal›, Reha fien, Fevzi Yalç›n ve Kemal So¤ukp›nar, Tuzla Köprüsünde önceden haz›rlanan bir operasyonla katledildiler. 4 Partizan, durdurulan arabadan indirilerek kurflun ya¤muruna tutuldu. Ve Proletarya Partisinin flehitleri olarak tarihteki onurlu yerlerini ald›lar. Tarihe Tuzla Katliam› olarak geçen, devletin bu katliam›n›n 15. y›l›nda ‹smail Hakk› Ada-

l›’n›n annesi ve k›z kardefliyle yapt›¤›m›z söylefliyi yay›nl›yoruz: -Ana bize ‹smail’in yaflam›n› ve mücadele yaflant›s›n› anlat›r m›s›n? Hüsniye Adal› (Anne): Benim o¤lum dürüst, temiz bir insand›. Arabayla ‹stanbul’a gelirlerken kurfluna dizildiler. Oradan vatandafl gibi geliyorlard›. Kime ne yapt›lar? Kime zarar verdiler? Hiçbir sorgulama, hiçbir fley yapmadan dördünü de vurdular. Öyle suçsuz yere onlar› orada tarad›lar. Devletin maceralar› böyle iflte. Devletin boynu devrile diyorum. Yavrum bu çocuklar sadece istiyorlar ki; halk iyi yaflas›n, halk iyi geçinsin. Yani gençlerin istedi¤i iflte budur. Bunlar›n istedi¤i halk›n rahat yaflamas›d›r. ‹smail’im okulunda çok baflar›l›yd›. Çok güzel resim yapard›. -‹smail’in sizinle olan iliflkileri, halkla olan iliflkileri nas›ld›? Hele bir mahalleye sorun ‹smail’imi. Ben çocuklara k›zsayd›m, “anne, k›zma çocuklara” diyordu. “Onlar çocuk, k›rsalar da, dökseler de bir fley deme. Büyüdükleri zaman böyle yapmazlar. Biraz özgür kals›nlar, oynas›nlar” derdi. Mahallede herkes hala ‹smail’imi anlat›yor. Biz ‹smail’i bilemedik. Alt katta kirac›m›z oturuyordu. Bir

parça ekme¤i bile olsa, onlar fakir diye hep onlarla paylafl›rd›. “Bana bir fley olmaz” derdi. Ben ‹smail’in mücadelesini ilk baflta pek fark etmedim. Bir fleyini bize pek söylemezdi, anlatmazd›. Bir kere elinde ka¤›t gördüm. Bildiri gibiydi. Dedim “‹smail’im, kurban olay›m sana, o ne o¤lum?” Dedi “anne bir fley de¤il. Merak etme bana bir fley olmaz. Ben öyle yerlerden geliyorum ki, polis beni yakalayamaz.” “Sen yerinde durmuyorsun, giderim denize atar›m kendimi”. Bana dedi ki “anne, beni kabul ediyorsan, ben buyum. Bilsem ki seni dara¤ac›na çekmifller, diyorlar ‹smail gel bu iflten vazgeç. Ben senin o dara¤ac›nda sallanmana göz yumar›m ama yine ben bu yolumdan dönmem. Gerekirse kendi bafl›m› da koyar›m bu yola.” Ben de bir fley demedim art›k. Bir gün de ‹smail’ime niye eve gelmedi¤ini sordum. “Anne, benim sizden baflka büyük bir ailem var. Siz benim küçük ailemsiniz. Benim bir de büyük bir ailem, yoldafllar›m var” dedi. -Ana ‹smail’in yolundan devam edenlere, onun mücadelesini sürdürenlere son olarak bir fley söylemek ister misin? Onlara diyorum ki, sa¤ olsunlar. Tabi ki onlar›n yolunu sürdürecekler. fiehitlerin yerinde rahat

yatmas› için hesab›n› soracaklar, mücadelesini sürdürecekler. Onlar›n kan›n› yerde b›rakmayacaklar. Yani ben bunu istiyorum inan ki. Partisi devam etsin. Yollar›na devam etsinler. -Sizin a¤abeyinizle ilgili söylemek istedi¤iniz bir fley var m›? Gülçin Adal› (Kardefli): Abim flehit düfltü¤ünde ben 12 yafl›ndayd›m. O yafllarda ne yapt›¤›n› anlam›yordum. Arkadafllar› gelip gidiyordu, bir fleyler yap›yorlard›. ‹yi fleyler yapt›klar›na kesinlikle emindim. Çünkü abimin kiflili¤ini iyi tan›yordum. ‹nsanlar için hep özverilerde bulunuyordu. Abimin mücadelesine tabi ki sayg› duyuyorum. Bu mücadele özveri istiyor. Yani her insan›n da harc› de¤ildir. Ölümü göze almak, idealleri u¤runda ölmek kolay de¤il. Böyle bir kiflili¤e sahip olmak güç ama güzel. Ailesi için, kardeflleri için çok fedakar bir insand›. Doktor olan bir abim var. Onun doktor olmas›nda katk›lar› çoktur. Abim, doktor olana derdi ki “e¤er insanl›¤a yararl› olmak istiyorsan, doktorluk gibi bir mesle¤i seçmelisin.” Abim de doktor olmaya karar verdi. Doktor abim de bugün fakir olan hastalara ücretsiz bak›yor. Bunu da ‹smail abime borcu olarak görüyor.

“Özgür gibi bütün flehitlerin hesab› da sorulacak”

20 Ekim 1997 tarihinde Amasya Taflova’da bir ihbar sonucu TC güçleriyle girilen çat›flmada flehit düflen TKP/ML Aday Üyesi ÖzgürKemal Karabulut’un annesi Sultan Karabulut’tan o¤lunu bize anlatmas›n› istedik. -Bize Özgür’ün yetiflti¤i koflullar› anlat›r m›s›n›z? Özgür özverili, insanlar› seven, eline birfley geçince paylaflmak isteyen bir çocuktu. Özgür bir gün hastaland›. Hastaneye götürdüm. Sabah›n çok erken saatleriydi. Bakt›k ki kad›nlar, çöpleri devirmifl sanki mücevher arar gibi “flurdan flu kadar ç›kt›, burdan bu kadar ç›kt›” diyerek çöp topluyorlar. Özgür gitti yanlar›na. “Siz ne yap›yorsunuz teyze” dedi sinirli sinirli. Kad›n da sinirli konufltu “görmüyor musun çocuklar›m›za yiyecek götürüyoruz.” Özgür durdu düflündü. “Anne” dedi “sen bana yiyecek alaca¤›n paray› ver.” Ç›kard›m verdim, hiç unutmam 5 lirayd›. Kofltu çöpten yiyecek toplayan kad›n›n yan›na. “Teyze” dedi “senin çocu¤un onu yerse hastalanacak. Al bu paray› çocu¤una yiyecek al.” Özgür o gün hiçbir fley yemedi¤i için tahlil yapt›ramadan eve geri döndük. Özgür çok çal›flkand›. Gece üçe dörde

kadar çal›fl›p kitap okurdu. Babas› bir gün onu tatile göndermek istedi. Özgür “ben Karadeniz’e tatile gidemem” dedi. “Arkadafl›m›n babas› yok, ben onunla gidip hem çal›fl›p f›nd›k toplayaca¤›m, ona yard›m edece¤im, hem de tatil yapar›m” dedi. -Devrimci düflüncelerle ne zaman tan›flt›? Orta 2, orta 3’te Partizanlarla tan›flt›. Orta sonda hep ‹brahim Kaypakkaya’n›n kitaplar›n› getirip okuyordu. Liseye bafllad›¤›nda Partizan’la hafl›r neflirdi. Zaten Partizan da bizim bilmedi¤imiz, tan›mad›¤›m›z bir fley de¤ildi. ‹brahim Kaypakkaya’n›n, Deniz Gezmifl’in kitaplar› vard›. Babas›, kardeflleri okuyordu. Lisedeyken eve art›k fazla gelmiyordu, arkadafllar›na gidiyordu. Onlar› bize getiriyordu. Sonradan ö¤rendik, okulda gazete da¤›t›yormufl, derneklere gidiyormufl. -fiehit düflmeden önce görüflüyor muydunuz? Özgür’ün babas› da sürekli izleniyordu. Zaten 12 Eylül’den al›flm›flt›k. Özgür hapishaneden ç›kt›ktan sonra tekrar görüfle gittik. Ç›k›flta bizi 6-7 arkadafl›yla ald›lar. Gecenin üç dördüne kadar bana konuflarak iflkence yapt›lar. Dörde do¤ru iflkenceci geldi bana “Özgür’ün flekeri, saras› var m›” diye sordu. Onlar böyle deyince f›rlad›m öteki odaya. Özgür’ü bir sandalyeye ba¤lam›fllar, kafas› sallanm›fl, sandalyede a¤z› kanl› köpük. Özgür’ü söküp sürüklediler. Köpek yavrusunu atar gibi bahçeye f›rlatt›lar. Metroya kadar sürükledim, ordan bir yere gittik. Daha sonra ‹stanbul’da 1 May›s’a kat›ld›k. 1 May›s’tan sonra da Ankara’ya geldik. Bir gün gece iki buçuk-üç gibi Özgür polisleri atlat›p evden ayr›ld›. -fiehit düfltü¤ünü nas›l haber ald›n›z,

cenazeyi almaya gitti¤inizde neler yaflad›n›z? Almanya’daki abisi vurulup, yerde oldu¤unu televizyonda görmüfl. Abisi burda akrabalar›n› aram›fl. Ben Yozgat’tan geldim, Amasya’ya gittik. Ben Özgür’ün flehit düfltü¤ünü daha bilmiyordum. Hastaneden askeriyeye gittik. Bizi bir odaya soktular. Rütbeli biri yaklaflt›. Yakas›ndan tutup “yoksa Özgür’ümü öldürdün mü?” dedim. Adam›n benzi kül gibi oldu. Burdan Taflova’ya gittik. Savc›, Özgür’ü ölmeden görmüfl, Özgür’ü sa¤ haliyle morga atm›fllar. Birfley yapmam›fl. “Annesi benim yan›ma gelmesin” demifl. Kalabal›¤›n yan›na iki simitçi çocuk gelmiflti. Çocuklara sordum “burda çat›flma olmufl, gördünüz mü?” Çocuk, “he” dedi. “Dün burada çat›flma oldu, biz teröristin yan›na gittik, bakt›k terörist bize güldü. Arkadafl›m teröristin elini tuttu. Bize bakt› güldü. Polisler bizi ordan kovdu” dedi. Özgür’ü morgtan ald›k, hastanenin önüne geldik. Halk dönüp bize bak›yor. “Bak›n” dedim. “Alt›n›zda bir yi¤it yat›yor, bu yi¤it sizin için öldü. Sizin mücadelenizi veriyordu” diye ba¤›rd›m. “Gelin” dedim “bu hesab› biz soral›m, bu hesab› ancak halk sorar” diye ba¤›rd›m. Saat befle kadar halka ba¤›rd›m. Tafllar›n, hastanenin dili olsa da dile getirse. Bafllar›na geldikçe düflünecekler. Bu dünya böyle kald›kça, bu memleket yürüdükçe, bu sözlerim, u¤ultular sürecek, halk bafl›n› kald›rmad›kça bu katliamlar sürecek. -Özgür’ün ihbarc›s›n›n yoldafllar› taraf›ndan kendi silah› ile cezaland›r›lmas› sizi nas›l etkiledi? Televizyon izlerken bir telefon geldi. “Teyze” dedi, “Özgür abimi ihbar eden adam› öldürmüfller”. Televizyona bak›yorum ben. Rütbeliler muhtar›n kar›s›n› teselli ediyorlar. “Muhtar› öldürenleri getirip burda gömece¤iz” diyorlar. “Özgür’ün yoldafllar› muhtar› cezaland›rm›fl, kurban olay›m o teti¤e giden ellere” dedim. Özgür gibi bütün flehitlerin hesab› soruluyor, sorulacak.

DUMANLI fiEH‹TLER‹ ANILDI

27 Eylül 1998 tarihinde Tokat Almus’a ba¤l› Dumanl› da¤lar›nda flehit düflen Leyla Karakoç, Bahattin Günel, Ümit Güner ve Zeynel Çalpar için Leyla Karakoç’un mezar› b›fl›nda bir anma düzenlendi. 5 Ekim 2003 tarihinde Leyla Karakoç’un Sefaköy Kanarya’daki mezar› bafl›nda ailesi ve yoldafllar› taraf›ndan düzenlenen anma, Leyla Karakoç flahs›nda Dumanl› flehitleri için bir dakikal›k sayg› durufluyla bafllad›. Dana sonra Leyla Karakoç’un yaflam› ve flehitleri anman›n önemini belirten bir konuflma yap›ld›. Konuflmada flehitlerimizin mücadele geçmifllerinin örnek al›nmas›n›n önemine ve flehitlerimizin bizlere b›rakt›¤› onurlu tarihimizin lekesizce sürdürülmesi için Proletarya Partisi önderli¤inde verilen mücadelenin daha da gelifltirilmesine dikkat çekildi. Daha sonra Dumanl› flehitleri için yoldafllar› taraf›ndan fliirler ve marfllar okundu. Leyla Karakoç’un annesi de k›sa bir konuflma yaparak, onlar›n hiçbir zaman unutulmayacaklar›n› belirtti. Anan›n konuflmas› alk›fllarla ve z›lg›tlarla son buldu. Anma “Leyla yoldafl ölümsüzdür”, “Devrim flehitleri ölümsüzdür” sloganlar› at›larak sona erdi. (‹stanbul)


19

25

10-23 Ekim 2003

S›n›f mücadelesi yolunda uzun bir yürüyüfltür devrim...

ÇKP’de 1931 y›l› Ocak ay›nda Vang Ming Parti’nin merkezi yönetim organlar›n›n iktidar›n› gasp etti. Kendisini “sap›na kadar bir Bolflevik” olarak tan›tan Vang Ming, bütün öteki “sol” oportünistler gibi Çin Dervimi’nin teori ve prati¤inden habersizdi. Çin’deki s›n›f iliflkileri üzerine hiçbir araflt›rma ve inceleme yapmadan, ortada olanlar›n “en tehlikeli düflmanlar” olduklar›n› ileri sürüyor, burjuvazinin tümüne ve

küçük burjuvazinin yukar› kesimine karfl› mücadeleyi savunuyorlard›. “Hep mücadele, dostluk yok” diye nitelenebilecek bir dizi “sol” siyaset izliyorlard›. Askeri çizgide ilk baflta macerac›l›k yolunu tuttular. Sonra da karanl›¤a ve teslimiyete döndüler. Örgütsel çizgi konusunda sekterlik yapt›lar ve iktidar› Baflkan Mao’dan gasp ettiler. ‹mparator gibi davranan Vang Ming, kendisini halk›n üstünde tuttu ve hatal› çizgisini her

yerde hakim k›ld›. Bunun sonucunda ÇKP k›z›l bölgelerdeki kuvvetlerinin yüzde doksan›n›, beyaz bölgelerdeki kuvvetlerinin de hemen hemen tümünü kaybetti ve K›z›l Ordu, faaliyet gösterdi¤i bölgeleri terk ederek Uzun Yürüyüfl’e geçmek zorunda kald›. 1934 A¤ustos’una gelindi¤inde say›lar› 100 bine düflen K›z›l Ordu kendilerini Guomindang çemberinin içinde buldu. Çemberi yarmak için 100 bin kiflilik ordu, silahlar› ve birkaç parça eflyalar›yla 12 bin km sürecek olan Uzun Yürüyüfl’e bafllad›... K›z›l Ordu geri çekilmeye 16 Ekim 1934’te bafllad›. 1935 Ocak ay›nda yap›lan Zunyi toplant›s›nda Vang Ming’in “Sol” oportünist çizgisinin hakimiyetine son verildi. Baflkan Mao Parti önderli¤ini tesis ederek ÇKP’yi Marksizm-Leninizm’in do¤ru yoluna soktu. Zunyi toplant›s› ile çocukluk ça¤›ndan erginlik ça¤›na geçen ÇKP, bütün dünyaya Uzun Yürüyüfl’le moral ve cesaret verdi. Çan Kay fiek’in ard›s›ra takipleri, pusuya düflürülme, bombalama, açl›k ve hastal›k bir de do¤a koflullar›yla savaflan K›z›l Ordu, 80 bin kifliyi bu u¤urda flehit verdi. Geçtik-

Lice katliam›n›n y›ldönümünde bir kez daha;

BERXWEDAN J‹YANE! Tarih: 22 Ekim 1993... Yer: Diyarbak›r’›n Lice ilçesi. ‹lçede sabah saatlerinde dolaflan askerler, herkesin evlerine girmesini, aksi taktirde öldürüleceklerini söylüyor. Fazla zaman geçmeden özel timler sabah saat 9:00’da ilçeye ve köylerine tank, panzer, roketatar ve lav silahlar›yla sald›rd›. Gece geç saatlere kadar süren yo¤un sald›r› sonras›nda Lice’den barut kokusu ve dumanlar yükseliyordu... Sald›r›n›n ard›ndan soka¤a ç›kma yasa¤› ilan edildi, ilçeye girifl ç›k›fllar yasakland›. Katliam›n ard›ndan Lice’de inceleme yapmak isteyen CHP’liler, “Sivil otorite tan›m›yoruz” denilerek özel tim taraf›ndan geri çevrildi. Katliam› PKK’nin üstüne y›k›p anti propaganda malzemesi yapmak isteyen devlet, ilçeyi gerillalar›n bast›¤›n›, Tu¤general Bahtiyar Ayd›n’›n öldürüldü¤ünü söyledi. Cemil Bay›k taraf›ndan yap›lan aç›klamada ise; Tu¤generali kendilerinin öldürmedi¤i, bunun ordu içi bir çekiflme oldu¤u belirtildi, devletin halk› bir kez daha ac›mas›zca katletti¤i, katliamda 380 kiflinin öldürüldü¤ü söylendi. Döne-

min valisi ‹brahim fiahin ise “olaylarda 9 kifli ölmüfltür” fleklinde aç›klama yapt›. “Olaylar karfl›s›nda zarar gören vatandafllar›n bu zararlar›n›n karfl›lanaca¤›(!)” belirtildi. Yaral›lar› inceleyen Tüm Sa¤l›k Sen “kimyasal silah kullan›ld›¤›, yaral›lar›n

birço¤unda görülen birinci derece yan›klardan ve üç kiflinin gözlerinin kör olmas›ndan anlafl›l›yor” tespitini yapt›. Sa¤ kalanlar›ndan birinin anlat›m› ise flöyleydi: “Sald›r› s›ras›nda d›flar›ya ç›kmam›z için anons yap›ld›. Ç›kanlar hem tarand›, hem de lav silah›yla yak›ld›. Tek kelimeyle vahfletti.” Ayn› flekilde gençlerden oluflan 27 kiflinin okulda topluca kurfluna dizildi¤i de görgü tan›klar›nca aktar›lanlar aras›nda yer al›yordu. Katliam›n sonras›nda 4 gün ilçeye girifl ç›k›fl yasakland›. Bu süre içinde “temizlik” yap›larak katliam›n izleri ortadan kald›r›lmaya çal›fl›ld›. Yasak kalkar kalkmaz halk ilçeyi terk etmeye bafllad›. 9 bin 600 olan ilçe nüfusu iki günde 4 bine indi. Yaflad›¤›m›z co¤rafyada gerek Türkiye’de gerekse T. Kürdistan›’nda yapt›¤› katliamlarla her daim gerçek yüzünü göstermifl olan devlet, korku ve sindirmeyi amaçlarken, halk›n öfkesinin daha da artmas›ndan baflka bir hedefe ulaflam›yordu.

leri topraklarda ayn› zamanda toprak a¤alar›yla savafl›yor, halk› e¤itip örgütlüyor, yürüyüfllerini askeri bir harekat olmakla s›n›rlamay›p halk savafl›n›n bir parças› haline getiriyor, düflüncelerinin Çin halk›yla buluflmas›n› sa¤l›yorlard›. Bu yürüyüfl boyunca 18 tane s›rada¤, 28 tane köprüsüz nehir ve onlarca göl ve batakl›ktan geçen K›z›l Ordu askerleri, kuflkusuz bununla Çin halk›na afl›lamayacak engel olmad›¤›n› kan›tl›yorlard›. Ama da¤lar›, nehirleri aflmaktan da önemlisi kitlelerde kendine güvenme bilincinin yarat›lmas›yd›. Bu yüzden K›z›l Ordu nicelik olarak azalmas›na karfl›n ÇKP’de egemen olan do¤ru siyasi çizgi sayesinde toparlanm›fl ve gelece¤in tohumlar›n› atm›flt›. Baflkan Mao Uzun Yürüyüfl’ü de¤erlendirirken “O emperyalistlerin ve Çan Kayflek’in aciz oldu¤u bir durumda tüm dünyaya K›z›l Ordu’nun kahramanlar ordusu oldu¤unu ilan etti ve geçti¤imiz bölgede yaflayan 200 milyon insana kurtulufl yolunun K›z›l Ordu’nun izledi¤i yol oldu¤unu duyurdu” diyerek Uzun Yürüyüfl’ün önemini vurguluyordu.

Ekim ay› flehitleri ölümsüzdür! Cuma Polat: DDKD’li (Devrimci Do¤u Kültür Derne¤i) Sosyal Faflistler taraf›ndan 2 Ekim 1979 tarihinde Siverek’te katledildi. Mustafa Kemal Alp›nar: 1959’da Afyon’da dünyaya gelen M.Kemal Alp›nar, 19 Ekim 1979 tarihinde Afyon Sand›kl›’da 40-50 kiflilik faflist bir grubun sald›r›s›yla katledildi. Behzat Firik: 1981’in Eylül ay›nda T‹KKO gerillas› Pir Hasan Kulaç’›n flehit düflmesinin ard›ndan süren operasyonlarda evinden kaç›r›larak ormanda iflkenceli sorgulardan geçirilen Behzat Firik, sorulan sorular›n hiçbirisini yan›tlamaz. Böylesine bir direnifl karfl›s›nda çaresizleflen iflkenceciler 10 Ekim 1981’de Behzat Firik’i katlederler. Kemal Özgül, Salih Kaynar, Abdullah Y›ld›r: 10 Ekim 1984 tarihinde Fransa’da ›rkç› faflistler taraf›ndan katledildiler. Mustafa Tekin: Dersim Naz›miye Pane köyünde do¤an Mustafa Tekin, 6 Ekim 1987’de Edirne’de Meriç nehrini geçerken bo¤ularak yaflam›n› yitirdi. PÜLÜMÜR fiEH‹TLER‹ TMLGB’de örgütlü olan Medet Hoflafç›, Y›lmaz Talayhan, Halil Erciyas ve Ayhan Altunbafl, yeni kat›ld›klar› gerilla birli¤indeyken di¤er birliklerle buluflmak üzere bulunduklar› Pülümür’de konaklad›klar› bir s›rada ihbar edilirler. Bulunduklar› yerde yeterli silah olmamas› nedeniyle silahs›z olan gerillalar, çat›flmaya giremeden 3 Ekim 1990’da katledilirler. Kemal Y›ld›r›m: 1931 y›l›nda Erzincan’›n Tercan ilçesinde dünyaya gelen Kemal Y›ld›r›m, 1976’da Almanya’da AT‹F kurucular› aras›nda yer ald›. 5 Ekim 1991 tarihinde yakaland›¤› bir hastal›k nedeniyle hayat›n› kaybetti. Kahraman Ailesi: 9 Ekim 1993 tarihinde Dersim Çemiflgezek Do¤an köyüne giden PKK’liler, Kahraman ailesinden Veli Kahraman, Meral Kahraman ve Zeynep Kahraman’› katletti. Ercan Eser: 20 fiubat 1973 tarihinde Dersim’de dünyaya gelen Ercan Eser, 22 Ekim 1998’de ‹stanbul Ka¤›thane yolu üzerinde asfalt kamyonunun, içinde bulundu¤u minibüse çarpmas› üzerine yaflam›n› yitirdi.


10-23 Ekim 2003

26

19

Yaflanan toplumsal eflitsizlikten ve yoksulluktan birinci derecede kad›n ve çocuklar›n etkilendi¤i büyük bir gerçeklik olarak rakamlarla karfl›m›za ç›k›yor. 0-4 yafl grubunda bulunan 2 milyondan fazla çocuk sosyal güvenceden yoksun. 6-18 yafl grubunda bulunan 6 milyon çocuk bir iflte çal›fl›yor. Son 5 y›l içinde çal›flan çocuk say›s›nda sürekli bir art›fl var. 6 bin çocuk ise sokaklarda yafl›yor. Bu çocuklar›n 650 bini ‹stanbul’da yaflamaya çal›fl›yor. Sistemin ilan etti¤i birçok özel günün asl›nda göstermelik, kitleleri kand›rman›n bir arac› oldu¤unu net olarak görüyoruz. Dünya Bar›fl Günü’nde sözde bar›fl için yap›lanlar›n ne anlama geldi¤ini, Dünya Çiftçiler Günü’nde tar›m› tasfiye etmenin ad›mlar›n›n at›ld›¤›n›, iflçi dostu oldu¤u söylenen günlerde iflçilerin haklar›n›n nas›l birer birer al›nd›¤›n› hepimiz biliyoruz. Bu günlerden birisi olan 6 Ekim Dünya Çocuklar Günü’nde yine ekranlanda, manfletlerde bolca rastlad›¤›m›z çocuklar›n mutluluk tablolar› asl›nda birer yalandan ibaret. Y›l›n di¤er günlerinde yaflananlar elbette ki gerçekleri bize unutturmayacak nitelikte. Bu günlerde sunulan hiçbir güzellik bize sahici gelmeyecek. Çünkü gerçekler oldu¤u gibi ortada. Çünkü çocuklar hala haks›z savafllardan, hastal›klardan, g›da ambargolar›ndan ölüyor. Çünkü çocuklar dünyan›n birçok yerinde köle gibi al›n›p sat›lmaya devam ediyor. Çünkü çocuklar hala birçok iflyerinde ölesiye çal›flt›r›l›yor. Bu düzenin efendileri nas›l ki kad›nlar› birer meta gibi al›p sat›yorsa ayn› fley çocuklar için de geçerli. Guatemala’da do¤an bir çocuk gelecekte okuma yazma bilmeyen %44’lük kesimin bir parças› olaca¤›ndan habersiz yafl›yor. Yada ilerde halk›n %90’›n›n çöp toplanmayan hanelerinde yaflayacak oldu¤unun fark›nda de¤il. Belki de daha büyüyemeden kronik beslenme yetersizli¤inden dolay› yaflam›n› yitirecek. Sömürge ve yar› sömürge ülkelerde ise çocuklar›n yüksek ço¤unlu¤unun kaderi ailelerinin geçim durumu yüzünden önceden belirlenmifl oluyor. Kuzey Hindistan’da lofl, havas›z bir odada bir düzine çocuk, 40 sente sahte bilezik yapmak zorun-

Emine Lawal beraat etti Bofland›ktan 2 y›l sonra çocuk do¤uran Nijeryal› Emine Lawal zina yapt›¤› gerekçesiyle bir buçuk y›l önce Funtuna fieriat Mahkemesi taraf›ndan recm cezas›na çarpt›r›lm›flt›. Verilen cezan›n duyulmas› üzerine çeflitli kampanyalar düzenlendi, protesto eylemleri yap›ld›, dünyan›n çeflitli ülkelerinde Lawal’a özgürlük istendi. Katsina fiehrindeki fleriat mahkemesi Emine Lawal’›n itiraz dilekçesini dikkate almak zorunda kald›. Çocu¤una fleriat yasas› kabul edilmeden önce hamile kald›¤›n› kabul eden mahkeme, 25 Eylül 2003 tarihinde yap›lan karar duruflmas›nda Emine Lawal’›n suçsuz oldu¤una kanaat getirdi.

6 Ekim Dünya Çocuklar Günü’nde RAKAMLAR GERÇEKLER‹ SÖYLEMEYE DEVAM ED‹YOR

da kal›yor. Bu çocuklar aileleri taraf›ndan 35 dolar (50 milyon) karfl›l›¤›nda atölyelere sat›l›yor. 9 ile 14 yafl aras›ndaki bu çocuklar her gün on saat çal›flmak zorunda. Ülkemizde ise çocuklar›n dram› dünyan›n birçok yerinden farkl› de¤il. Türkiye’de her y›l 1 milyon 325 bin bebek do¤uyor. Fakat bunlardan 50 bini ayn› y›l içinde ölüyor. 69 bin çocuk 5 yafl›na gelemeden yaflam›n› yitiriyor. Yaflama flans›n› ya-

kalayan her üç çocuktan biri ise sa¤l›kl› beslenemiyor. Ülkemizde flu an 27 milyon 0-18 yafl aras›nda çocuk bulunuyor. 4-18 yafl aras›ndaki çocuklardan 1 milyon 100 bini özürlü. 145 bini görme, 130 bini iflitme, 500 bini zihinsel, 300 bini ise fiziksel özürlü. Çocuklar›n %95’i ise nitelikli bir e¤itimden yoksun. 6-14 yafl›ndaki 768 bin okul ça¤›ndaki çocuk okula gidemiyor. Ça-

l›flan çocuklardan %30’u ise e¤itim göremiyor. Yaflanan toplumsal eflitsizlikten ve yoksulluktan birinci derecede kad›n ve çocuklar›n etkilendi¤i büyük bir gerçeklik olarak rakamlarla yine karfl›m›za ç›k›yor. 0-4 yafl grubunda bulunan 2 milyondan fazla çocuk sosyal güvenceden yoksun. 618 yafl grubunda bulunan 6 milyon çocuk bir iflte çal›fl›yor. Son 5 y›l içinde çal›flan çocuk say›s›nda sürekli bir art›fl var. 6 bin çocuk ise sokaklarda yafl›yor. Bu çocuklar›n 650 bini ‹stanbul’da yaflamaya çal›fl›yor. Son 5 y›l içinde çocuklara karfl› ifllenen suçlarda ise yine büyük bir art›fl var. 30 binin üzerinde çocuk san›k sandalyesine otururken, 14-24 yafl grubunda ise intiharlarda art›fl görünüyor. Fiziki ve cinsel istismar ise özellikle çocuklar üzerinde her geçen gün yo¤unlaflmaya devam ediyor. Çocuklardan bahsedildi¤i zaman her insan›n gözlerinde bir par›lt›n›n olufltu¤unu hepimiz farketmiflizdir. O par›lt› çocuklar›m›z›n gelecek anlam›na gelmesinden kaynakl›d›r. Dünya Çocuklar Günü’nde gözlerimizde yani hiç de¤iflmeyecek olan par›lt›dan-gelecekten bahsedecek sistemin gerçekte nas›l bir gelecek haz›rlad›¤› ise yine rakamlarla görülüyor. Gelece¤imizi yaratmak, büyütmek ise her bireyin en büyük görevi. E¤er bizler onurlu, umutlu, güzel bir gelecek yaratma kavgas›nda yerimizi alm›flsak bunda en büyük yeri çocuklar›m›za yer vermemiz gerekecek. Yar›nlar›m›za, gelece¤imize ancak sistemin sald›r›lar›na karfl› ç›karak sahip ç›kar›z. Sald›r›lara karfl› ç›kt›¤›m›z oranda gelece¤imizi yaratabiliriz.

Sistemin suç dosyas› ço¤al›yor! Yüzbafl›, kaymakam, Yaz›iflleri Müdürü ve muhtarlar›n da aralar›nda bulundu¤u 100’ü aflk›n kiflinin Mardin’de 12 yafl›ndaki N.Ç’ye tecavüz etmesinin yank›lar› sürerken, tüyler ürpertici bir dosya daha a盤a ç›kt›. Mardin’in Derik ve Maz›da¤ ilçesinde 1993-1994 y›l›nda gözalt›na al›nd›¤› s›rada a¤z›na tuz doldurularak askerler defalarca tecavüzüne u¤rayan fi.E avukatlar› arac›l›¤›yla yapt›¤› baflvuruyla Mardin Cumhuriyet Baflsavc›l›¤›’nda aralar›nda subaylar›n, jandarma, amir ve memurlar›n da oldu¤u 405 asker hakk›nda dava açt›. fi.E ilk olarak 1993 y›l›n›n Kas›m ay›nda 21 yafl›nda Mardin’in Derik ilçesine ba¤l› Çayköyü’nde Jandarma Karakolu’nda askerler taraf›ndan gözalt›na al›nd›. Ç›r›lç›plak soyularak falakaya yat›r›lan fi.E, elektrik flokuna maruz b›rak›ld›ktan sonra, bir araba tekerle¤i içine geçirilerek yuvarland› ve

ölümle tehdit edildi. 7 günlük gözalt› boyunca sopa ve elle olmak üzere 2 kez tecavüze u¤rad›. Ama korkudan suç duyurusunda bulunmad›. ‹kinci olarak 1994 y›l›n›n Mart ay›nda gözalt›na al›nd›. 2 hafta süren gözalt› süreci boyunca yine yo¤un iflkencelerden geçirildi. Bu kez de güvenlik görevlileri taraf›ndan tecavüze u¤rad›. Tecavüz nedeniyle kanama geçirmesinden kaynakl› hastaneye kald›r›ld›. Son olarak 1994 y›l›n›n A¤ustos ay›nda Mardin’in Maz›da¤› ilçesine ba¤l› Ganarköy’de jandarma ve özel tim görevlilerinin bask›s›na u¤rad›. Bölgede ç›kan bir çat›flman›n ard›ndan gözalt›na al›nan fi.E gözalt›na al›narak bir eve götürüldü. Burada fi.E sayamad›¤› onlarca asker taraf›ndan tecavüze u¤rad›. Sesinin ç›kmamas› için de a¤z›na tuz dolduruldu. Yaflad›¤› bu gözalt›lardan sonra mahkemeye ç›kar›lmayan

fi.E annesi ile birlikte bölgeyi terkederek ‹zmir’e yerleflti. Bu arada babas› da faili meçhul(!) bir cinayet sonras› yaflam›n› yitirdi. Ruhsal bunal›ma giren, fiziksel rahats›zl›klar› artan fi.E annesi ile birlikte T‹HV’e baflvurdu. T‹HV raporlar› ile fi.E’nin iflkence gördü¤ü belgelendi. Tedavisi sürerken ald›¤› tehditler nedeniyle yo¤un korkular yaflayan aile çözüm olarak Almanya’da bulunan akrabalar›n›n yan›na yerleflmeyi gördü. Cinsel taciz ve tecavüze karfl› hukuki yard›m projesi sorumlusu Av. Eren Keskin’in Almanya’n›n Bachaim kentinde sundu¤u panele kat›lan fi.E bu projeye baflvurdu. Aradan y›llar geçmesine ra¤men iddianame haz›rland› ve dava süreci bafllat›ld›. fi.E’nin yan›s›ra fiükran Ayd›n, Hamdiye Aslan isimli kad›nlar›n da aç›lan davalar› var. Bu tür davalar›n hak arama mücadelesi aç›s›ndan önemi ise kad›nlar için ayr› bir öneme sahiptir.


27

19

10-23 Ekim 2003

Haluk Levent ve Musa Ero¤lu yurtd›fl›ndakat›ld›klar› gece gerekçesi ile gözalt›na al›nd›lar

Ayd›n ve halk›n sanatç›s›n›n görevi Geçti¤imiz haftalarda medyada oldukça yer alan ve tart›flmalara vesile olan Haluk Levent ve Musa Ero¤lu’nun gözalt›na al›nmas› ve tak›nd›klar› tav›r irdelememiz gereken bir konudur. ‹ki ‘sanatç›’n›n tavr› ayd›n olma, halk›n sanatç›s› olma kavramlar›na bir kez daha vurgu yap›lmas› anlam›nda önemlidir. Hepimiz az çok bu iki sanatç› hakk›nda bir bilgiye sahibiz. Her ikisi de farkl› tarzlarda yapt›klar› müzikle birçok besteye imza atm›fl ve halk müzi¤i yapmakla tan›nm›fllard›r. Ve as›l bu yönleri ile halk›m›z›n sevgisini ve ilgisini kazanm›fllard›r. Peki en son tav›rlar› ile bu kiflili¤in neresinde durmufllard›r? Onlar, halk›n sanatç›s› olma yönünde de¤il, tam tersi olduklar›n› pratikleri ile ispatlad›lar. Yurtd›fl›nda “Kürtlerle ba¤lant›l›” bir festivale kat›ld›klar› için gözalt›na al›nan ‘sanatç›lar’ gözalt›ndaki ve savc›l›kta verdikleri ifadelerle bu tav›rlar›n› gösterdiler. Haluk Levent ifadesinde “Kendine bir komplo kuruldu¤unu, ka-

t›ld›¤› festivalin içeri¤ini bilmedi¤ini, zaten paras›n›n da bir bölümünü alamad›¤›n› ve kendisinin koyu bir Kemalist oldu¤unu” vurgularken, y›llar›n sevilen ismi Musa Ero¤lu ise “Bu tür organizasyonlarda devlet birimlerinin önceden uyarmalar›n›n çok iyi olaca¤›n›” ifade etti… Ayd›n olmak, halk›n sanatç›s› olmak bu mu? Türkiye’nin ezilmifl insanlar›n›n, haks›zl›klara karfl› hak araman›n savunuculu¤unun, halk›m›z›n sorunlar›na e¤ilmek ad›na türkülere, flark›lara konu edilen ezgilerin sözlerinin… anlam› bu mu? Bu iki sanatç› son tav›rlar› ve daha önceki birçok pratikleriyle göstermifltir ki bu sayd›klar›m›z kendileri için hiçbir fley ifade etmemektedir. Halk›n sanatç›s› olmak, kiralanm›fl sahnelerde, kiralanarak ç›k›p halk›m›z›n sorunlar›n› iflleyen türkülerin yorumlanmas› ile olamaz. Ayd›n olmak, Kürtlerin ya da ezilmifl bir ulusun haklar›n›n savunulmas› yerine “param› da ver-

mediler”, “önceden devlet bizi uyars›n” demekle olmaz! Bu çok aç›k ve nettir. Olaylara, kavramlara gerçekler üzerinden yaklaflmak gerekiyor. Türkülere konu olan her fley yaflanm›fl olaylar üzerinden kurgulan›yorsa ve bizler de bunlar› söyleme flerefini kendimizde görüyorsak sözlerin gerçek sahibi olan halk›m›za sahip ç›kaca¤›z her fleyden önce. Bu da telif hakk›n›n ödenmesi gibi komik fleylerle aç›klanamaz. Ayd›n tavr›, halk›n sanatç›s› tavr› bu olamaz. Sahiplenmek, ancak o sorunlar› ve çözümleri sahiplenmekle olur. Yok bu yap›lm›yorsa sahtekarl›¤›n, yalanc›l›¤›n en büyü¤ü vard›r demek de yanl›fl olmayacakt›r. S›n›f mücadelesinde kulland›¤›m›z belirleme ile anlatmak istediklerimizi özetleyecek olursak, iki s›n›f var. Ve bu sözde ayd›nlar›m›z›n, “halk sanatç›lar›m›z” burjuvazinin temsilcili¤ini yapmaktad›rlar. Bu anlam›yla onlar›n söyledikleri türkülerin, flark›lar›n sözlerine kan›p da aldanma-

fiEMSE ALLAK Bir “‹nce S›z›” ile sahnede Mardin’de yaflad›¤› ‘yasak aflk’ (!) nedeniyle tafla tutulan, ald›¤› yaralarla hastaneye kald›r›ld›ktan sonra uzun süre bitkisel hayatta yaflam mücadelesi vermesine ra¤men yaflam›n› yitiren fiemse Allak’›n yaflam› ve trajedisi oyunlaflt›r›ld›. Diyarbak›r Sur Belediyesi Tiyatrosu taraf›ndan Kürtçe yaz›l›p, oyunlaflt›r›lan oyun izleyicilerle buluflmaya bafllad›. Jana Zirav (‹nce S›z›) isimli oyunun yazar› Sait Alpaslan, yönetmeni ise Emin Yalç›nkaya. Oyun yazar› Sait Alpaslan oyunun amac› ve içeri¤i hakk›nda flunlar› ifade ediyor, “fiemse Allak, Türkiye’de sanatsal bir bak›fl aç›s› ile bak›ld›¤› zaman, çok fazla tart›fl›lmas› gereken bir

Devrimci sanatç› YILMAZ GÜNEY Stuttgart’ta an›ld› Y›lmaz güney aram›zdan ayr›l›fl›n›n 19. y›ldönümünde Stuttgart’ta düzenlenen etkinlik ile an›ld›. Etkinli¤e Y›lmaz Güney flahs›nda Ruhi Su, Musa Anter, Victor Jara ve di¤er devrim flehitleri için yap›lan sayg› duruflu ile bafllad›. Ard›ndan sahneye s›ras› ile Grup fiiar, Onur Olgun ve grubu ç›kt›. Daha sonra sahneye ç›kan "ölü çocuklar korsu" emperyalist sald›rganl›kta ölen çocuklar› anlatan parçalar›n› sundu. Stuttgart Tohum Kültür Derne¤i’nin halk oyunlar› ekibinin gösterisinin ard›ndan kitle davul zurna ile halay durdu. Son olarak sahneye Suavi ve grubu ç›kt›.

konu. Kendini gerçekten toplumla özdefllefltirip, baz› sorumluluklar hisseden gruplar Türkiye’de çok az. Art›k tiyatrolar, sanatç›lar, sanat kavram› bugün paparazi programlar›nda tart›fl›l›r oldu. Ben buna karfl›y›m. Bizler halk›n sorunlar› üzerinde durup, bunlar› tart›flt›rarak, düflündürmeyi hedefliyoruz. fiemse Allak buna çok büyük bir örnek.” Sanatç›n›n da ifade etti¤i gibi oyun, izleyiciyi ciddi bir sorgulama sürecinden geçirdikten sonra kafalara ‘neden’ ve ‘nas›l’ sorular›n› yaratmay› hedefliyor. Diyarbak›r’da en az 20 seans oynamay› düflünen oyuncular, desteklenirse baflka yerlerde de oynamay› düflünüyorlar.

yal›m. O sözleri yaratan ve yaflayan halk›m›zd›r. Bu gerçekler üzerinden cebini doldurmay› ve ününe ün katmay› düflleyen sözde sanatç›lar›n gerçek yüzlerini görüp, aldanmamal›y›z. Halk›m›z›n gerçek sanatç›lar› ve ayd›n insanlar›, bugün halk›n sorunlar›na e¤ilmenin yükümlülü¤ünü yerine getirebilenlerdir. S›n›f›n, ezilen halklar›m›z›n sözcülü¤ünü yapabilmektir. Ülke gerçekli¤ini dile getirebilmektir. Bugün yan›bafl›nda yaflanan iflgale, Kürt ulusunun ezilmiflli¤ine, yaflam›n hücrelefltirilmesine, F tipi gerçekli¤ine, hak ihlallerine karfl› s›n›f›n yan›nda en güçlü sesi ile yerini alabilmektir. Kültür-sanat anlam›nda bir sözcünün bunlar› yapabilmesi ne bir erdem ne de o kifliyi göklere ç›karmam›z› gerektiren bir nedendir. Bu, o kiflinin (halk›n sanatç›s› ve ayd›n olma iddias›nda olanlar›n) en büyük görevidir. Bu bir kifliliktir. Her zaman, her yerde, her harekette tepkisini koyabilen, müdahale edebilen bir kiflilik…

Grup Munzur’dan Harbiye’de konser 4 Ekim akflam› Harbiye Aç›khava Tiyatrosunda Grup Munzur konseri düzenlendi. Konsere iki bin civar›nda kitle kat›ld›. Saat 19:30’da kap›lar›n aç›lmas› gerekirken, Emniyet güçlerinin keyfi bir flekilde kap›lar› geç açmas› konserin de geç bafllamas›na neden oldu. Ama devrimci türkü ve marfllar kitlelere konserin geç bafllamas›n› unutturdu. Konser devam ederken Grup Munzur, emperyalistlerin Irak iflgalinin haks›zl›¤›n› k›nayarak, Irak halk›n›n meflru direniflini desteklediklerini ve TC devletinin Irak’a asker gönderme politikalar›na karfl› ç›karak tepkilerini belirttiler. Bunun yan›s›ra Filistin ‹ntifadas›n› selamlayarak Filistin halk›n›n yaln›z olmad›-

¤›n› hayk›r›p kitleleri meydanlara ça¤›rd›. Irak ve Filistin halklar›na destek verilmesi gereklili¤ini vurgulad›. Devam›nda Grup Munzur elemanlar› Munzur Suyu üzerine yap›lmas› planlanan barajlara da de¤inerek, barajlar›n Dersim do¤as›na ve insan›na bir sald›r› oldu¤unu vurgulad›. Konser boyunca devrimci marfllar ve türkülerle coflan kitle, halay ve sloganlarla Munzur’a efllik etti. Partizan çevresinin de kat›ld›¤› Konserde att›klar› “ABD askeri olmayaca¤›z”, “‹brahim’den Mehmet’e selam olsun Partiye”, “Önderimiz ‹brahim, ‹brahim Kaypakkaya” vb. sloganlarla coflkular›n› ifade ettiler. (‹stanbul)

Alt›n Portakal Ödülleri sahiplerini buldu Antalya Büyükflehir Belediyesi ve Antalya Kültür Sanat Vakf› (AKSAV) taraf›ndan düzenlenen 40. Alt›n Portakal Film Festivali 4 Ekim günü sona erdi. Bu y›l “festivaller ve kentler” temas› ile etkinlikler düzenlenen festivale kat›l›m oldukça yo¤undu. Festivalde yar›flan filmlerin galalar›nda ise ço¤u zaman izdiham yafland›. Film ve belgesel gösterimlerinde yaflanan izdihama ra¤men ise Türk Sinemas› için büyük bir öneme sahip “2. Türk Sinema Kurultay›”na ise ilgi oldukça azd›. Kurultaya kat›l›mc›lar›n say›s› 6-7’yi geçmezken, Kurultay’da 8 bafll›k halinde 110 bildiri sundu. UZUN METRAJLI F‹LM YARIfiMASI’NDA B‹R‹NC‹L‹⁄‹ KARfiILAfiMA ALDI; Alt›n Portakal Ulusal Uzun Metrajl› Film Yar›flmas›’nda 10 film aras›ndan birincili¤i Ömer Kavur’un yönetti¤i “Karfl›laflma”

adl› film kazand›. En ‹yi Kad›n Oyuncu Ödülünü Meltem Cumbul al›rken, En ‹yi Erkek Oyuncu Ödülünü ise Tar›k Akan ald›. 2. En ‹yi Film ödülünü Ziya Ökten’in yönetti¤i “Abdülhamit Düflerken” filmiyle Behlül Dal, Jüri Özel Ödülünü ise Zeki Demirkubuz’un yönetti¤i “Bekleme Odas›” isimli film kazand›. Di¤er ödüller ise flöyle; En iyi Senaryo; Karfl›laflma filmi ile Ömer Kavur ve Macit Koper, En ‹yi Görüntü Yönetmeni Ödülü; Karfl›laflma Filmi ile Ali Utku, En ‹yi Sanat Yönetmeni Ödülü; Abdülhamit Düflerken filmi ile Mustafa Ziya Ülkenciler, En ‹yi Yard›mc› Kad›n Oyuncu; Bekleme Odas› filmi ile Nihat Karak, En ‹yi Yard›mc› Erkek Oyuncu; Abdülhamit Düflerken filmi ile Çetin Öner, Gön-

derilmemifl Mektuplar filmi ile Aytaç Arman, En ‹yi Müzik; Abdülhamit Düflerken filmi ile Timur Selçuk, En ‹yi Kurgu; Abdülhamit Düflerken filmi ile Hasan Bektafl, Karfl›laflma filmi ile Mevlüt Koçak En ‹yi Laboratuvar; Sinefekt Stüdyolar› 40. Y›l Özel Ödülünü ise; O fiimdi Asker filmindeki oyunculu¤u ile Mehmet Güner ald›. Antalya Alt›n Portakal Film Festivali bünyesinde 1996 y›l›ndan itibaren sinema meslek örgütlerinin oluflturdu¤u “Ulusal Sinema Platformu’nun ald›¤› kararlar do¤rultusunda verilen Yaflam Boyu Onur Ödüllerini ise; Kadri Yurdatap, Tunç Baflaran, Çolpan ‹lhan, Muhterem Nur, Tanju Gürsu, Süleyman Turan, Reflat fiiriner ald›. (H. Merkezi)


10-23 Ekim 2003

28

19

YAPTI⁄IMIZ ‹NfiAATIN BODRUMUNDA “Y KALMAMIZI B‹LE B‹ZE ÇOK GÖRÜYORLAR” Kimisi evlenmek için kendisinden istenen bafll›k paras›n› bulmak, kimisi ailesi ve kendisi için daha iyi bir yaflam umudu ile yaflad›klar› yerlerden çok uzaklara çal›flmaya giden inflaat iflçileri, hem iflçi hem de Kürt olduklar› için binbir zorlukla karfl›lafl›yorlar. Hem patronlar›n paralar›n› vermemesi, hem afla¤›lanmalar›na maruz kalan iflçiler kendi deyimleri ile “iflsiz kalmamak için herfleyi sineye çekiyorlar.” Bugün ülkemizde inflaat sektöründe çal›flan binlerce iflçinin hiçbir sosyal güvencesinin olmamas› ile beraber çal›flma koflullar›n›n a¤›rl›¤›, birçok fiziksel rahats›zl›klara yol açarken ifl kazas› sonucu sakat kalma veya ölüm durumunda ise “kan paras›” öne sürülmektedir. ‹nflaat sektöründe çal›flanlar›n ço¤unlu¤unu özellikle T. Kürdistan’›ndan gelen gençler oluflturmaktad›r. Bu illerden bir tanesi de Kars. Kars’›n Sar›kam›fl ilçesinin köylerinden Karadeniz’e gelen gençlerden kimisi ailesine katk›da bulunmay› amaçlarken kimisi de evlenmek için ödemek zorunda oldu¤u bafll›k paras›n› biriktirmeye çabal›yor. Ordu, Amasya, Tokat ve Samsun gibi illere gelerek çal›flan gençlerin sorunlar›n› kendi a¤›zlar›ndan dinledik. - Kendinizi tan›tarak yapt›¤›n›z ifl ile ilgili bizi bilgilendirir misiniz? - Ejder Polat: Ben Kars’›n Sar›kam›fl ilçesine ba¤l› Bafl köyündenim. ‹nflaatta çal›flmak için Samsun’a geldim. Mesle¤im alç› s›va. Size flöyle anlatay›m. ‹lkokulu bitirdikten sonra bu iflin içine girdim. Uzun y›llard›r bu ifli yap›yorum. Ben 21 yafl›nday›m. Ve yaklafl›k on y›ld›r bu iflle u¤rafl›yorum. Genelde bizim orada köylülerimiz olsun, çevre köylüler olsun inflaatta çal›fl›r. Yapacak baflka bir ifl yok çünkü. Alç›, s›va, dekorasyon gibi iflleri yap›yoruz. - Karfl›laflt›¤›n›z zorluklar› anlat›r m›s›n›z?

- Gerçekten de çok sorunlar yafl›yoruz. Öncelikle biz buralara çal›flmak, al›nterimiz ile bir fleyler yapmak için geliyoruz. Fakat bir sürü haks›zl›klara maruz kal›yoruz. Hakaretler, horlamalar yafl›yoruz. Özellikle flunu söylemek istiyorum. Kürt oluflumuz nedeni ile d›fllan›yoruz. Esnaftan bir fley alsak bize pahal›ya satmaya çal›fl›yor. Nedir bu anlayamad›m. Sanki biz yabanc› bir devletten gelmifliz. Ayr›ca ailemizden uzun bir süre ayr› kal›yoruz. Ben yaklafl›k 8-9 ayd›r Samsun’day›m. Zaten köyde en fazla kald›¤›m›z gün say›s› 15-20 gündür. Çünkü orada ifl yok. Biz de buralara geliyoruz. Bizleri çal›flt›ranlar bazen param›z› dahi vermiyorlar. ‹fli bitiriyoruz, elimize bir çek tutuflturuyorlar. O da bazen karfl›l›ks›z ç›k›yor. Müteahhitler bizi doland›rmaya çal›fl›yor. Sigortam›z yok, sosyal hiçbir hakk›m›z yok. Yani bafl›m›za bir ifl gelse periflan oluyoruz. ‹nflaatlarda yafl›yoruz. K›fl aylar›nda genelde hastalan›yoruz. Kar, ya¤mur inflaat›n her yan› aç›k. Ald›¤›m›z paray› köye mi gönderelim yoksa hastaneye mi gidelim bilemiyoruz. Yani k›sacas› insan muamelesi görmüyoruz. Bir türlü eme¤imizin karfl›l›¤›n› alam›yoruz. Bilirsiniz hani Kemal Sunal’›n baz› filmleri vard›r. S›rt›na bir yorgan bir yast›k atar yola düfler. Bizim halimiz de aynen öyle. Biz de köyden ç›karken bir yorgan bir yast›k al›yoruz. Zaten burada bulunan arka-

dafllar›m›z›n birço¤u bafll›k paras› için burada. Onlardan da dinlersiniz. ‹fl durumu da kötü, önceden daha iyiydi. Ama flimdi tamamen kötüleflti. Patron sana istedi¤ini dayat›yor. Sen de iflsiz kalmamak için mecburen yap›yorsun. “EVLENMEK ‹Ç‹N BAfiLIK PARASI 2.5 M‹LYAR” - Sen bize kendini tan›t›r m›s›n? - Cengiz Polat: Ben de arkadaflla ayn› köylüyüm. Daha önceden Marmaris, ‹stanbul vb. yerlerde çal›fl›yorduk. fiimdi Karadeniz’e geliyoruz. Sabit bir yerimiz yok. Nerede ifl olursa oraya gidiyoruz. Arkadafl›n dedi¤i gibi köye çok gidemiyoruz. Köydekiler bizim elimize bak›yor. Kimisi de benim gibi evlenecek bafll›k paras› biriktirmeye çal›fl›yor. Kimisinin köyünde tarlas› yok. Hayvan› yok. Tek gelir kayna¤› inflaatta çal›flmak. - Söyledi¤iniz gibi köyünüzde hala bafll›k paras› isteniyor. Oysa bu çok yanl›fl bir uygulama. Bu konuda ne düflünüyorsunuz? - Sizi anl›yorum. Ama bizim büyüklerimize bunu anlatamazs›n. Bir kere böyle bir fley var. Aç›ktan olmasa da gizli olarak böyle bir fley yap›l›yor. Ben niflanl›y›m ve benden 2.5 milyar bafll›k paras› isteniyor. Di¤er arkadafl da üç milyar verecek. Zaten evleninceye kadar 15-20 milyar harc›yorsun. Hem bizim koflullar›m›z› görüyorsunuz. Paray› zor kazan›yoruz. Ne yapal›m ailelere karfl› gelemiyoruz. Karfl›

geldin mi bütün ba¤lar›n› keseceksin, aray›p sormayacaks›n. Onu da biz yapamay›z. Vicdan›m›z el vermez. Ben sevmedi¤im biriyle niflanl›y›m. Bir kez niflanland›m geri dönüflü kötü oluyor. Yani insan bazen en do¤al haklar›n› kullanam›yor. Ve bu yüzden de birçok s›k›nt›lar yaflan›yor. Burada birçok kötü koflula ra¤men çal›fl›yoruz. Ama bazen param›z› alam›yoruz. Haks›zl›¤a maruz kal›yoruz. Örne¤in geçen sene bir ifl yapt›k hala paras›n› alamad›k. Yap›lan anlaflmalar ka¤›t üstünde kal›yor. Hakk›n› aray›nca da kötü duruma düflüyorsun. - Bu sorunlar›n çözümü için örgütlenmeyi hiç düflündünüz mü? - Asl›nda her arkadaflta fikir birli¤i olmas› laz›m. Ben gelip sana diyorum. fiunu yapal›m diye. Ama sen benimle ayn› düflünceyi paylaflm›yorsun. Veya belli korkular›n oluyor. ‹nsanlar “elimdeki iflimden de olurum” korkusunu çok yafl›yor. Ve bu yüzden birlik beraberlik olmuyor. Böyle olunca daha çok çile çekiyoruz. ‹nsanlarda bu korkular olmasa, herkes hakk›n› arasa tabi ki iyi olur. Asl›nda biz say›ca fazlay›z. Bizim durumuzda en az 30- 40 kifli var burada. Bu sadece Samsun’da. Di¤er flehirlerde de çok çal›flan arkadafllar›m›z var. Ama yine söylüyorum; Birçok arkadafl korkuyor. Biz böyle yaparsak devlet bize ne yapar? Ve birço¤u kurtuluflu yurtd›fl›na gitmekte buluyor. ‹nsanlar “buradan gideyim de nas›l gidersem gideyim” diyor.


29

19 - Yapm›fl oldu¤unuz iflten kaynakl› ne gibi fiziksel sorunlar yafl›yorsunuz? - Bu iflin zorlu¤u hastal›klara neden olmas›. Sabah saat sekizde çal›flmaya bafll›yoruz. Hiç durmadan çal›fl›yoruz ve terliyoruz. Sonra ara verince üflüyoruz. Yine ö¤leden sonra çal›fl›yorsun ve terliyorsun. Sonra inflaatta yat›yoruz. Ev yok, temiz bir ortam yok. Her türlü hastal›kla karfl›lafl›yoruz. Hastaneye gidemiyoruz. Bu kez hastal›kla yaflamaya bafll›yoruz. Tabi bu ilerde kendini gösteriyor. ‹nflaatta çeflitli kazalar da oluyor. Sakatlanma vb. fleyler yaflan›yor.

“B‹ZLER GÜZELLEfiT‹R‹YORUZ, YAPIYORUZ. AMA ORALAR B‹ZE ÇOK GÖRÜLÜYOR” - Sen de kendini tan›t›r m›s›n? - Soner Y›ld›z: Ben de iflçi arkadafllar›m ve kendim ad›na flunlar› söyleyebilirim. Bizim ne bir güvencemiz ne de bir hakk›m›z var. ‹fl bulmak ayr› bir sorun, bulunca da paran› almak ayr› bir sorun. Ben 8-9 ayd›r buraday›m. Evime gönderebildi¤im para ancak 200 milyon. Sosyal hakk›m›z hiçbir fleyimiz yok. Bizler bu inflaatlar› yap›yoruz, güzellefltiri-

10-23 Ekim 2003

yoruz. Ama içinde kalmak gibi bir hakk›m›z yok. Buralar›n bodrumu bile bize çok görülüyor. Üst katlar› kirletiriz diye patronlar bodrumda kalmam›z› istiyorlar. ‹kincisi geldi¤imiz yerlerde yabanc›l›k çekiyoruz. Kürt oluflumuzun da bunda etkisi var. Bir bakkala ya da markete girdi¤imizde bizlere pahal›ya satmaya çal›fl›yorlar. Yiyecekten tut giyece¤ine kadar. Bizleri cahil, hiçbirfley bilmeyen insanlar olarak görüyorlar. Sanki biz baflka bir devletten gelmifliz gibi davran›yorlar. - Siz bir fleyler söylemek ister misiniz?

- Cafer Çelik: Asl›nda bizler ayn› zamanda birer sanatkar›z. Bu daireler yüz milyondan afla¤› bir fiyata sat›lm›yor. Ama bizler yapt›¤›m›z dairelerde bitene kadar bile kalam›yoruz. Daireye müflteri gelince bizi orada görmemeli imifl. Asl›nda söylemeye gerek yok. ‹flte halimiz göz önünde. ‹nsanca yaflaman›n koflullar› yok. Söylemek istediklerimizi siz dinlediniz. Bizleri ilk kez dinlemeye siz geldiniz. Düne kadar kimse gelip bize bu sorular› sormad›. Bunun için size çok teflekkür ederiz. Gazetenizi mutlaka okuyaca¤›z. (Samsun)

“Biz buralara çal›flmak, al›nterimiz ile bir fleyler yapmak için geliyoruz. Fakat bir sürü haks›zl›klara maruz kal›yoruz. Hakaretler, horlamalar yafl›yoruz. Özellikle flunu söylemek istiyorum. Kürt oluflumuz nedeni ile d›fllan›yoruz. Esnaftan bir fley alsak bize pahal›ya satmaya çal›fl›yor. Nedir bu anlayamad›m.”

“Sendika hakk›m›z engellenemez” ‹fl Bankas›’n›n kuruluflu olan ‹fiMER (‹fl Merkezi Yönetim ve ‹flletim Afi)’de çal›flan 400 iflçinin 250’si Belediye-‹fl’te örgütlenmifl ve Sendika da 15 Eylül 2003 tarihi itibar›yla Çal›flma Bakanl›¤›’na ço¤unluk tespiti için baflvuruda bulunmufltu. Bu geliflmeler üzerine ise 22 Eylül 2003 tarihinde patron taraf›ndan 150 iflçinin ifline son verilmiflti. 24 Eylül 2003 tarihinde ‹fl Bankas› kuleleri önünde toplanan iflçiler sendikal› olduklar› için iflten at›lmalar›na tepki göstererek eylem yapt›. “‹fiMER’de sendikal hakk›m›z engellenemez” pankart› açan iflçiler “Sendikal› olduk iflten at›ld›k”, “Birlik mücadele zafer”, “‹fiMER’de tecrite hay›r” dövizleri tafl›yarak “‹fiMER iflçisi köle de¤ildir”, “Direne direne kazanaca¤›z”, “Bask›lar bizi y›ld›ramaz” vb. sloganlar att›. Bas›n metnini okuyan Belediye-‹fl 2 No’lu fiube Baflkan› Hasan Gülüm “‹fl Bankas› yönetimine ça¤r›m›zd›r; ‹fiMER sizin kuruluflunuz, bankada konfederasyonumuza ba¤l› BAS‹SEN faaliyette bulunmaktad›r. ‹fl Bankas› yöneticileri sendikal örgütlenmeyi kabul etmesine ra¤men, kendi ifltiraki olan ‹fiMER Temizlik fiirketi’nde Belediye-‹fl Sendikas› örgütlenmesine neden tahammül edemiyor? ‹fiMER yönetimini bu tutumundan vazgeçmeye ça¤›r›yoruz! Örgütlenmek ve sendikal› olmak herkesin anayasal ve demokratik hakk›d›r. Kiflilerin keyfine b›rak›lamaz. Demokratik tepkimizi sonuna kadar kullanaca¤›z” dedi. Yap›lan eyleme ILPS, Partizan ve Enerji Yap› Yol-Sen de destek verdi. Eylem alk›fl ve sloganlarla sona erdi. (‹stanbul)


30

10-23 Ekim 2003

‹flçi-köylü’den ABD VE UfiAKLARININ IRAK’TAK‹ ‹fiGAL‹NE KARfiI

D‹REN‹fi ATEfi‹N‹ HARLAYALIM! Ülke gündemi Irak’a asker göndermeyi belirleyecek tezkere tart›flmalar›na yo¤unlaflm›fl durumda. 6 Ekim’de Bakanlar Kurulu’nda tart›fl›lan tezkere onaylanarak Meclis’e gönderildi. Kurulda yap›lan tart›flmada Türk askerinin bir y›ll›k süreyle gönderilmesi flart› konularak tezkere onayland›. Bu süreyi belirleyenin kimler oldu¤unu Afganistan örne¤inde de görmüfltük. Afganistan iflgalinin ard›ndan bar›fl gücü olarak konumland›r›lan askerler hala bölgede tutuluyor. Bu güç, ad›na her ne kadar "bar›fl gücü" dense de yapt›¤› katliamlarla varl›¤›n› koruyor. Tezkere 7 Ekim günü Mecliste görüflüldü. Erdo¤an yapt›¤› aç›klamada "bu oylama ayn› zamanda bana ve hükümetime karfl› bir güven oylamas›"d›r fleklinde milletvekillerine aç›k bir ça¤r› yaparak "bu tezkere onaylanacak" dedi. TSK ise haz›rl›klar› neredeyse tamamlamak üzere. Öyle ki "Mehmetçik" için Arapça dil kursu ve kitap盤› bile haz›rlanm›fl durumda. Nerede, nas›l konumlanaca¤› ise Irak’›n yeniden yap›lanmas› planlar› do¤rultusunda ABD taraf›ndan belirlenecek. Tezkerenin Bakanlar Kurulu’nda tart›fl›ld›¤› gün Beyaz Saray’dan Irak’›n yap›lanmas›nda yeni ad›mlar›n at›ld›¤› aç›klamalar› yap›ld›. ‹stikrar›n sa¤lanmas›n›n da sorumlusu olacak olan bu yeni yönetimin bafl›na Condoleeza Rice getirildi. Di¤er bir ad›yla Petrolcü. ABD flirketlerinin eski yöneticisi ve Bush’un bir numaral› ismi olan bu flahs›n Irak’ta sa¤layaca¤› istikrar›n(!) öncekilerden farkl› olmayaca¤› kesin. Halk›n hakl› direnifli bast›r›lmaya çal›fl›lacak, bir dizi katliam gerçeklefltirilecek, halk açl›k ve yoksullu¤a ve büyük bir sefalete mahkum edilerek sözde istikrar sa¤lanacak. Irak’a asker gönderme tart›flmalar›nda devlet halk› ikna etmek için ilk olarak “milli ç›karlar›m›zdan” dem vurdu. Baflka bir deyimle bizim “mil-

li ç›karlar›m›z” Irak’ta halk›n kan› üzerinden tesis edilecekti. Bugün gelinen aflamada “milli ç›karlar” bir yana yap›lan aç›klamalarla uflakl›k rolünün gerekleri aç›klan›yor. Gönderilecek askere ba¤l› olarak verilecek kredi, KADEK’in imhas›na yönelik yürütülen pazarl›klar, tezkerenin ve asker göndermenin amac›n› da aç›kça gösteriyor. ABD’nin Irak’ta tükenen gücüne, gönderece¤i askerle güç katma telafl›nda olan faflist TC, bu durumu halk›n ve ülkenin ç›karlar› yalan›yla flekillendiriyor. Ancak halk› ikna etme konusunda ortaya at›lan bu demagojiler içlerini yeterince rahatlatm›fl olmayacak ki büyük patronlar yapt›klar› aç›klamalarda Türkiye’nin önündeki toplumsal patlama may›n›n›n bir tehlike olarak kendisini korudu¤unu korkuyla dillendirmekteler. ABD’den al›nacak kredilerin bu patlaman›n önüne geçemeyece¤i gerçe¤i ve tedirginli¤idir bu aç›klamalar› yapmalar›na neden olan. Sald›rganl›¤›n di¤er penceresi ABD’de ise rüzgar›n yönü gittikçe de¤ifliyor. ABD’ye giden tabut say›s› artt›kça ABD’li asker aileleri bu sald›rganl›¤a karfl› sesini yükselterek çocuklar›n›n geri gönderilmesini istiyor. Bu konuda bas›nda ç›kan istatistiklerde ABD’nin yaflad›¤› ç›kmaz kendini gösteriyor. Washington Times’da ç›kan haberde haftada 40 askerin yaraland›¤›, 3-6 askerin öldü¤ü belirtiliyor. Bunun yan›s›ra Irak komutan› General Sanchez, yapt›¤› aç›klamada direniflin giderek geliflti¤ini, günlük çat›flmalar›n say›s›n›n 20’ye ulaflt›¤›n› söylüyor. Yaflananlar›n resmedilmesinde bu rakamlar dahi ABD’nin nas›l bir batakl›k içinde oldu¤unu da gösteriyor. Bunlar›n yan›s›ra geçti¤imiz hafta bas›na yans›yan ABD-Türkiye aras›ndaki gizli anlaflma metinleri sürekli vurgulad›¤›m›z “stratejik ortakl›k m›?” yoksa “stratejik uflakl›k m›” sorusunun yan›t›

anlam›nda çarp›c›. Türkiye’de bulunan önemli stratejik üs ve alanlar›n ABD aç›s›ndan k›sa süreli bir kullan›m için de¤il, uzun vadeli gelifltirilen sald›r› planlar›n›n önemli bir mevzisi olarak de¤erlendiriliyor. Ülkedeki birçok alan›n ABD’ye bu s›n›rs›z aç›l›m› karfl›s›nda verilen yan›t, iflçi ve emekçilere yönelik sald›r›lar›n ivmelendirilmesi olarak flekilleniyor. “Terörizmle mücadele” maskesi alt›nda yap›lan bu anlaflmalar TC aç›s›ndan uflakl›¤›n dün ve bugünle s›n›rl› olmad›¤› bunun efendisi aç›s›ndan yar›n için garanti alt›na al›nmak istendi¤ini de göstermektedir. ABD’nin Ortado¤u için yapt›¤› gelecek projesinin hayata geçirilmesinde Türkiye önemli bir rol üstleniyor. Yine “terörizmle mücadele” maskesi alt›nda ABD’nin yeni yeni planlad›¤› yasalar›n uygulamaya sokulmas› da gündemde. ABD Irak’ta sapland›¤› batakl›ktan nas›l ç›kaca¤›n› düflündü¤ü bu günlerde di¤er taraftan ‹ran gündeme sokuluyor. T›pk› Irak’taki geliflmelerin bafllang›c›n› and›ran geliflmeler ve tart›flmalar yaflan›yor. “Nükleer silah projesini gelifltiriyor” yaygaras›yla ABD bugünlerde ‹ran’a müdahale konusunda daha “cesur” ad›mlar at›yor. ABD’nin fler ekseni içinde de¤erlendirdi¤i ve sald›r› listesinde tuttu¤u ülkelerden biri olan ‹ran’dan yap›lan bu aç›klama önümüzdeki dönem yaflanacak geliflmelerle ne anlama geldi¤ini daha net gösterecektir. Ancak flu da gözden kaç›r›lmamas› gereken önemli bir nokta; ABD Irak’ta hem ekonomik olarak hem de siyasal olarak büyük bir ç›kmaz içine girmifl durumdad›r. Yine bu geliflmelere paralel olarak yaflanan di¤er bir geliflme de ABD-AB iliflkileri ve emperyalist kutuplaflmada yaflanan son geliflmelerdir. Meksika’n›n baflkenti Cancun’da yap›lan DTÖ zirvesi önümüzdeki dönem emperyalist kampta yaflanacak geliflmelerin büyük oranda sinyalini verdi. Bafl›n› Çin’in çekti¤i bu yeni oluflumda Hindistan ve Brezilya’n›n yan›s›ra birçok ülke bu kutuplaflman›n içinde yer al›yor. Önümüzdeki dönem yaflanacak geliflmelere ba¤l› olarak bu kutuplaflma kendi etkisini daha fazla hissettirecektir. Bunun yan›s›ra Irak’a sald›r›n›n bafllad›¤› ilk günlerde BM’yi istemeyen ABD bugünlerde yeniden yak›nlaflma çabas› içinde. ABD mevcut Irak petrollerinden elde edilecek gelirlerle Irak’›n yap›-

‹fiÇ‹LER GREVE ÇIKTI Kartal Rahmanlar’da kurulu olan ‹fller Boya çal›flan› 8 TÜMT‹S üyesi iflçi, 26 Eylül 2003 tarihinde patronun sald›r›lar› karfl›s›nda greve ç›kt›. Patron sendikay› kabul edene kadar direnifllerini sürdüreceklerini belirten iflçiler, kararl›l›klar›n› gösteriyorlar. 2 aya yak›nd›r TÜMT‹S, iflçiler içinde örgütlenirken patron “daralma”y› gerekçe göstererek iki iflçiyi iflten atm›flt›. Bunun üzerine patrona dava açan iflçiler, davay› kazanm›fl, ifle iade karar› al›nm›flt›. Karar› dikkate almayan patron, sendikayla da görüflmeyince greve ç›kma karar› al›nd›. ‹flyerinde mal tafl›may› durduran iflçiler ad›na

aç›klama yapan TÜMT‹S Kartal Temsilcisi Ali R›za Atik, mal tafl›man›n önüne geçmek için gece nöbet tutuldu¤unu ve patronun d›flardan iflçi getirip tafl›ma ifllerini yapt›rd›¤›n› belirterek bu yüzden nöbet tutuldu¤unu söyledi. Bu iflçilerle de konuflan TÜMT‹S üyesi iflçiler yap›lan›n do¤ru olmad›¤›n› anlatt›lar. Patronun kendisini döverek iflten att›¤›n› söyleyen bir iflçi “biz buraday›z, direnece¤iz” dedi. Baflka bir iflçi ise; “Beni daralma mazeretiyle iflten atan patron baflka insanlar› ifle al›yor. Bu oyunu mahkemede kan›tlad›k ve kazand›k” dedi. ‹flçilerin grevleri devam ediyor. (Kartal)

19 lanmas›n› tamamlama planlar› yapt›. Ancak gelinen aflamada sabotajlar, altyap› yat›r›mlar›n›n yetersizli¤inden ve daha birçok geliflmeden kaynakl› bu plan yerine getirilemedi. Bu nedenden dolay› Bush, yap›lanma için 87 milyar dolar ek kaynak isterken, di¤er taraftan da ortaya ç›kan bu a¤›r maliyeti di¤er emperyalist ülkelerle paylaflma zeminini yaratmak için yüzünü yeniden BM’ye dönmüfl durumda. Tüm bu tart›flmalar›n yan›s›ra ülke kamuoyu seçimlerin iptali tart›flmalar›n›n içine sürüklendi. Sonucu bafltan belli olan karar k›sa zamanda aç›klanarak seçimlerin iptali yönlü baflvurular YSK’da oy çoklu¤uyla reddedildi. DEHAP yöneticileri hakk›nda verilen hapis cezas› ise egemenlerin bugüne kadar süregelen imha ve inkar politikalar›n›n bir devam› olarak kendini gösterdi. Kürt halk›na yönelik artacak sald›r›lar›n bir devam› niteli¤inde olan bu geliflmenin, gerilla gücünün tamamen imhas› yönünde yap›lan pazarl›klar›n ard›ndan flekillenmesi tesadüfi de¤il planl› bir sürecin parçalar› olarak görülmeli. Devletin bu sald›r›lar› karfl›s›nda KADEK’in alaca¤› karfl› durufl ise bugünden yap›lan aç›klamalarla kendini gösterdi. “Demokratikleflme” yönlü ad›mlar›n h›zland›r›lmas› ve sald›r› dalgas›n›n reformist-tasfiyeci politikalarla geri püskürtülebilece¤i hayalini Kürt halk›n› inand›rmak…Bugünkü çözümün ve karfl› duruflun ad› bu oldu. Bugün Irak’ta büyüyen halk›n hakl› direnifli, ABD haydutu baflta olmak üzere ortaklar›n›n yenildiklerini itiraf etmelerine neden oldu. Bu hakl› direnifl sald›rganl›k artt›kça ve devam ettikçe kendini koruyacakt›r. Çünkü gerçek olan ve kazanacak olan budur. Yar›n Irak’a gönderilecek askerlerin cenazelerini karfl›layacak olan halk, bu sald›rganl›¤›n gerçek yüzünü biraz daha yak›ndan yaflayacakt›r. Baflka halklar›n ak›t›lacak kan› üzerinden özgürlü¤ün, geliflimin yaflanamayaca¤›n› tarih bir kez daha gösterecek. Anti-emperyalist mücadelenin büyütülmesinde önemli geliflmelerin yafland›¤› ve zeminin yakaland›¤› bu dönemde görev ve sorumluluklar›m›za daha fazla sar›larak mücadeleyi büyütelim. Cesaretimizi ve gücümüzü baflka bir halk›n kan›n›n ak›t›lmas›nda kullanmayal›m.


31

19

10-23 Ekim 2003

TÜRK, KÜRT VE ÇEfi‹TL‹ M‹LL‹YETLERDEN TÜRK‹YE PROLETARYASI VE EMEKÇ‹ HALKIMIZA!..

DESTE⁄‹N‹, CESARET‹N‹, CÜRET‹N‹ VE S‹LAHINI IRAK HALKINA DE⁄‹L

EMPERYAL‹ZME VE UfiAKLARINA KARfiI KULLAN! IRAK ‹fiGAL‹N‹ MEfiRULAfiTIRAN HER OYUNU BOZALIM! Aç›klama: Elimize posta kanal›yla gelen afla¤›daki bildiriyi konunun güncelli¤i aç›s›ndan oldu¤u gibi yay›nl›yoruz. Irak, ABD emperyalizminin ve ortaklar›n›n iflgali alt›nda. Emperyalist ABD’nin baflkan› Bush’un savafl›n bitti¤ini aç›klamas›ndan bu yana Irak’ta aç›k bir iflgal ve Irak halk›n›n iflgale karfl› geliflen direnifli devam ediyor. ABD ve ‹ngiltere emperyalizmi neden Irak’a sald›rd› ve iflgal etti? Art›k herkes, sald›ranlar ve iflgal edenler de kabul ediyor ki, “kimyasal silahlar için”, “terörizmi durdurmak için” de¤il! Peki ya ne için? Dünya halklar›n›n direnifline engel olmak için; dünya pazarlar›n›n sömürüsünden en fazla pay› almak için; en zengin petrol kaynaklar›na sahip olmak için; emperyalistler aras›nda en güçlü olmak için… Bu gerçekleri art›k tüm dünya biliyor. Peki kimler bu gerçekleri gizlemeye devam ediyor? Kimler ABD emperyalizmini, ‹ngiliz emperyalizmini ve di¤er uflak devletleri “iyiliksever”, “yard›mc›”, “ortak” gibi gösteriyor? Kimler bu kan emicilerin Irak halk›na yapt›¤› zulmün üstünü örtüyor? Kimler bu asalak devletlerin zulmüne “ortak” olmak için çaba harc›yor? Herkes çok iyi biliyor ki bunlar› yapan Türk devletidir. Yani ordusuyla, hükümetiyle, polisiyle, medyas›yla, kimi büyük patronuyla, a¤as›yla faflist Türk devletidir. “Vatan borcu” deyip askere gidenler asl›nda hangi borcu ödemekteler? Özgürleflmenin, ba¤›ms›zl›¤›n, halk›n refah›n›n ve mutlulu¤unun borcu mu? Yoksa, tam da Irak’a asker göndermenin gündemde oldu¤u zamanda üzerinde “anlafl›lan” 8.5 milyar dolarl›k borcu mu? 8.5 milyar dolar borç ald›klar› için sevinç 盤l›klar› atanlar y›llard›r ülkeyi soktuklar› borç bata¤›n›n hesab›n› vermek yerine, borçlanmay› art›r›yor, ba¤›ml›l›¤› süreklilefltiriyor ve paral› askerlik, pisli¤e her geçen zaman daha fazla bulafl›yor. Uflaklar için bunlar “devlet idaresi”dir. Bu uflakl›k ustalar› halk›m›za “duygusal olmay›n, bu devlet iflidir, milli menfaatlerimizi koruyoruz” diyor. Yalan söylüyorlar. Uflaklar›n

milli menfaatleri koruyacak gücü yoktur. Onlar kendi menfaatlerini, emperyalizmin menfaatlerini koruyorlar. Onlar ancak böyle yaflayabilirler. Baflka türlü yaflayamazlar. Yaflad›¤›m›z topraklar›n ba¤›ms›z bir idare alt›nda olmad›¤› aç›k de¤il midir? Bu topraklar üzerinde yaflayanlar›n özgür oldu¤unu, mutlu oldu¤unu kim söyleyebilir? Dünyan›n bir numaral› tefeci devletlerinden borç alabildi¤ine sevinmek durumunda olan bir devletin, her fleyiyle; ordusuyla, hükümetiyle, yarg› kurumlar›yla, e¤itimiyle vs. ba¤›ms›z oldu¤unu iddia etmek, yalan söylemek ya da kendini kand›rmakt›r. “Vatan borcu” için askerlik yapanlar›n ödedi¤i borç, emperyalizmin tam bir sömürü kayna¤› olan borçlar›n ta kendisidir. Türkiye’nin emperyalizm ufla¤› olmas›n›n karfl›l›¤› iflte budur. Emperyalizm dünyaya hakim oldu¤undan beri ezilen halklar neden kalk›nam›yor, neden ilerleyemiyor? Çünkü, emperyalizm bir ahtapot gibi dünyan›n her yan›n› sarm›fl durumda ve sömürdükçe sömürüyor. ‹flçisi ile, köylüsü ile, imalatç›s›yla, zanaatç›s›yla, tüm üreticileriyle ezilen tüm dünya halklar› ürettikçe yoksullafl›yor; ürettikçe borçlan›yor; ürettikçe daha fazla açl›k yafl›yor, daha çok çal›flmak zorunda kal›yor… Bize düflman gibi gösterilen tüm ezilen halklar emperyalizmin zulmü ve talan› alt›ndad›r. Gerçek düflmanlar her zaman sömürü ile beslenenler olmufltur. Bunlar halklar› birbirlerine düflmanlaflt›rarak kendi ç›karlar›n› korumufl ya da geniflletmifllerdir. Her iflgalin, her haks›z savafl›n, emperyalistlere ait her askeri üssün amac› ayn›d›r: Sömürü alanlar›n›n korunmas› ya da geniflletilmesi. Bunun d›fl›ndaki tüm gerekçeler yaland›r, aldatmacad›r. Dün Kore’ye savaflmaya gönderilen “Mehmetçik” ne için savaflt›? fiimdi dendi¤i gibi “yan›bafl›m›zdaki” ya da “komfludaki yang›n” da yoktu! Üstelik Kore ülkemizden kilometrelerce uzakl›ktayd›. Peki neden Kore’de Türkiye askeri savaflt›r›ld›? ABD emperyalizminin Kore’de Kore halk›n› özgürleflme mücadelesini bast›rma amac›na Türkiye’nin askeri neden ortak edildi? fiimdiki yalanlar›n›n foyas› tam da burada a盤a ç›k›yor! Y›llar önce, 1950’de Kore’ye ne için

asker göndermiflse bu uflak devlet, bugün de ayn› nedenle Irak’a asker göndermek için çabal›yor: Uflakl›¤›n› yapt›klar› devletler onlardan bunu istiyor! Çünkü Türkiye emperyalizmin bir yar›-sömürgesidir. Türk devletinin bugünkü sahipleri ABD’nin uflakl›¤›n› yapmaktalar. Kim ne derse desin, Irak’a asker göndermek ABD uflakl›¤›d›r. Türk’üyle, Kürt’üyle, az›nl›k di¤er milliyetlerden Türkiye halk›, komprador burjuvazi ve büyük toprak a¤alar›n›n istemi olan “asker gönderme” oyununu bozmal›d›r. Irak’taki iflgal karfl›t› direnifli kanla bast›rmak alçakl›¤›na izin verilmemelidir. E¤er özgür olmak istiyorsak baflka halklar›n özgürlü¤üne sayg› duymal›, onlar›n özgürlük mücadelesini desteklemeliyiz. E¤er ba¤›ms›zl›k istiyorsak, önce iflgallere karfl› ç›kmal›y›z. ‹flgale ortak olmak isteyenleri bafl›m›zdan defetmeliyiz. E¤er mutlu olmak istiyorsak emperyalizmin borçland›rma politikas›na karfl› ç›kmal›, kimseye borçlu olmad›¤›m›z› ilan etmeliyiz. Kan emici emperyalistlere borçlu olanlar onlar›n uflakl›¤›n› yapanlard›r. Emperyalizmden al›nan her yard›m komprador burjuvalar›n, büyük toprak a¤alar›n›n egemenliklerini sürdürmeleri için al›nan yard›mlard›r. Bu yard›mlar hiçbir zaman halk›n refah› için, ekonomik kalk›nma için kullan›lmam›flt›r. Emperyalizme ba¤›ml› hiçbir devletin emperyalizmden beslenerek kalk›nmas› mümkün de¤ildir. Faflist Türk devleti Türkiye halk›n› emperyalizme peflkefl çekiyor ve onlar› “yard›m” aldatmacalar› ile kand›r›yor. Emperyalizme ba¤›ml› olan bir ülkede uygulanan her politika halka karfl›d›r. Ba¤›ml› ülkelerin egemenleri emperyalizmin uflaklar›d›r. Bunlar halk düflman›d›r. Sadece Türkiye halk›n›n de¤il tüm dünya halklar›n›n düflman›d›r bunlar. Bunlar talan ve sömürüye dayanan borçlar›n› ödemek için baflka halklara da zulüm uygulamaktan, onlar›n özgürlük için mücadelesini bast›rmaktan geri durmazlar. Bunlar Kürt halk›n›n hakl› mücadelesini terör gibi gösterdiler. fiimdi de Irak’ta iflgale karfl› savaflanlar› “terörist” ilan ediyorlar. Oysa as›l terörist emperyalizm ve onlar›n iflbirlikçileri, uflaklar›d›r. Türkiye halk›, art›k kimlerin düfl-

man oldu¤unu, kimlerin zulmü alt›nda oldu¤unu, kimlerin dost oldu¤unu görmelidir. Emperyalizme uflakl›¤›n hiçbir faydas› olmam›flt›r, olmayacakt›r. Ondan fayda bekleyenler onsuz yaflayamayanlard›r. Ama halklar emperyalizm olmadan özgür ve mutlu yaflayabilirler. Bunun için birleflmeli, bunun için savaflmal›y›z. Partimiz TKP/ML, Türkiye halk›n› egemen patron ve a¤alar›n Irak’a asker gönderme oyununu reddetmeye ça¤›r›r. Partimiz faflist Türk devletinin Irak halk›n›n direniflini k›rmaya yönelik her karar›n›, her eylemini protesto etti¤ini ilan eder ve buna karfl› mücadele etmeye kararl› oldu¤unu aç›klar. Partimiz halk savafl› stratejisini kararl›l›kla uygulayaca¤›na, Irak halk›na kald›r›lan her silah›n, s›k›lan her kurflunun hesab›n›, er ya da geç ama mutlaka soraca¤›na söz verir. Irak iflçi s›n›f›n›n ve ezilen emekçi halk›n›n kurtulufluna destek olma bilinciyle Irak iflgaline, bunun için de en baflta Türk devletinin iflgale destek politikalar›na karfl› savaflaca¤›n› ilan eder. Biliyoruz ki halk›m›z bu tek do¤ru politikan›n savunucusudur. Çünkü Irak halk›n›n ç›karlar› ile Türkiye halk›n›n ç›karlar› ortakt›r. Irak halk› için; zulme ortak ettirilmek istenen kendimiz için Irak’a asker gönderilmesine izin vermeyelim. Irak iflgaline karfl› ç›k! Irak halk›n›n emperyalizme karfl› direniflini destekle, asker göndermeye izin verme! Yoksul Irak halk›na zulüm edenlere destek olma! Senin düflman›n Arap, Kürt ve di¤er halklar de¤il, emperyalizm ve onun uflaklar›, iflbirlikçileridir! Deste¤ini, cüretini, silah›n› Irak halk›na de¤il emperyalizme ve uflaklar›na karfl› kullan! Kahrolsun emperyalizm ve her türden gericilik! Kahrolsun ABD ve ‹ngiltere emperyalizmi! Kahrolsun Irak iflgalini meflrulaflt›ran haydutlar çetesi Birleflmifl Milletler! Yaflas›n Türkiye ve Irak halk›n›n kardeflli¤i! Yaflas›n Partimiz TKP/ML ve önderli¤indeki T‹KKO, TMLGB! Ekim 2003 TKP/ML MK-SB


UMUT YAYIMCILIK VE BASIM SANAY‹ LTD. fiT‹ Yönetim yeri: Gureba Hüseyin A¤a Mah. ‹mam Murat Sok. No:14/1 Aksaray-Fatih/‹STANBUL. Tel: (0212) 521 34 30, 531 48 53 FAKS: (0212)621 61 33 Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Beflir KASAP Bask›: Gün Matbaac›l›k

B‹Z HALKIZ GELECEK ELLER‹M‹ZDED‹R

BÜROLAR ➧ KARTAL: HAMAM SOK. DEM‹RL‹ ‹fiHANI NO: 57/14 KARTAL, TELEFAKS: (0216) 306 16 02 Cep: 0 544 521 34 30 ➧ ANKARA: TUNA CAD. ÇANAKÇI ‹fiHANI NO:11 KAT:3 DA‹RE:32 ÇANKAYA TEL: (0312) 432 23 01 Cep: 0 535 562 33 72 ➧ ‹ZM‹R: GAZ‹OSMANPAfiA BULVARI, KOÇAfi ‹fiHANI NO: 87, DA‹RE:318 KONAK, TELEFAKS: (0232) 441 93 09 Cep: 0535 310 31 84 ➧ MALATYA: DABAKHANE MAHALLES‹, BOZTEPE CAD., BABACAN ‹fiHANI NO:9 KAT:1/16 MALATYA TEL: (0422) 325 78 13 Cep: 0536 697 94 19 ➧ BURSA: GÜMÜfiÇEKEN CAD. ERKMEN ‹fiHANI, NO:7/21, HEYKEL, TEL: (0224) 224 09 98 Cep: 0 536 612 81 98 ➧ SAMSUN: KALE MAH., YUSUF KEFEL‹ ‹fiHANI, KAT: 6 NO: 9 , TEL: (0362) 435 64 57 Cep: 0 537 597 69 84 ➧ TURHAL: YAVUZ SULTAN SEL‹M MAH. TANRI-VERD‹ SOK. 19/15 2. NOTER YANI TURHAL/TOKAT TEL: 0356 276 37 20 Cep: 0533 414 65 54

Genel Da¤›t›m: YAY-SAT

➧ MERS‹N: ÇANKAYA MAH. S‹L‹FKE CAD. ÜZÜM ‹fiHANI KAT :1 NO: 47 MERS‹N

@mail: umutyayimcilik@superonline.com

➧ AVRUPA MERKEZ BÜRO: WESELER STR 93 47169 DUISBURG-DEUTSCHLAND TEL: 0049 203 40 60 958 FAKS: 0049 203 40 60 959

‹ntifadan›n isyan türküsü her yerde KIBRIS Irak’›n ve Filistin’in iflgalinin sona ermesi için K›br›s’ta Lefkofle’nin güneyinde yap›lan eyleme K›br›s Sosyalist Partisi, Savafla ve Milliyetçili¤e Karfl› ‹ki Toplumlu ‹nisiyatif ve Sosyal Forum kat›ld›. Eyleme K›br›sl› Rum ve Türklerin yan›s›ra K›br›s’ta yasayan Filistinli, ‹ranl› ve Arap ülkelerinden eylemciler de kat›larak destek verdiler. Türkçe ve Rumca olarak iflgale karfl› sloganlar›n at›ld›¤› eylemde eylemciler Türkçe ve Rumca pankartlar tafl›d›lar. Savafla ve Milliyetçili¤e Karfl› ‹ki Toplumlu ‹nisiyatif’in Irak’ta ‹flgale Son Filistin’e Özgürlük pankart› yan›nda Ekim’in Savafla Karfl› Bar›fl, Sömürüye Karfl› Savafl, Bar›fl ‹çin ‹leri pankart› dikkat çekenler aras›ndayd›.

Filistin ‹ntifadas›n›n 3. y›ldönümü olan 27 Eylül’de dünyan›n birçok ülkesinde ve Türkiye’de düzenlenen eylemlerde Filistin’de ve Irak’ta devam eden iflgal protesto edildi. Irak ve Filistin halklar›n›n direniflini destekleyen dünya halklar›, 27 Eylül’de alanlara ç›karak, Filistin’de ve Irak’ta kopan isyan 盤l›klar›na bir ses oldular. ‹STANBUL Irak’ta Savafla Hay›r Koordinasyonu taraf›ndan Abide-i Hürriyet Meydan›nda “Irak’ta ‹flgale Son Filistin’e Özgürlük” mitingi düzenlendi. Piyale Pafla Bulvar› ve fiiflli yönünde ö¤len saatlerinde toplanmaya bafllayan eylemciler buradan meydana do¤ru yürüyüfle geçti. Ellerde tafl›nan pankartlar, dövizler ve at›lan sloganlarla intifadan›n sürdü¤ü ve zafere kadar sürece¤i belirtildi. Piyale Pafla Bulvar› yönünde; aralar›nda ILPS, Partizan, YDG, ESP, Haklar ve Özgürlükler Cephesi, Demokratik Haklar Platformu, DEHAP ve SDP’nin bulundu¤u parti ve gruplar yer al›rken, fiiflli yönünde ise aralar›nda EMEP, Özgür-Der’in de bulundu¤u gruplar yürüdü. DKÖ ve sendikalar›n kat›l›m›n›n az oldu¤u mitinge, DEHAP’›n da kitlesini tafl›mad›¤› gözlendi. Mitinge ILPS pankart› arkas›nda kat›lan Partizan; “Emperyalistler için dökecek kan›m›z yok” ile YDG “Vur emperyalizme y›k›ls›n, omuz ver halk savafl›na yükselsin” yaz›l› pankartlar tafl›d›lar. Koordinasyon ad›na yap›lan konuflmalar›n ard›ndan Mihri Belli ve Abdurrahman Dilipak birer konuflma yapt›lar. Miting Burhan Berken’in söyledi¤i Kürtçe türkülerle son buldu. GENÇL‹K ‹NT‹FADAYI SELAMLADI Yeni Demokrat Gençlik, Devrimci Proleter Gençlik, Genç Yoldafl, Özgür E¤itim Platformu ve Kald›raç çevreleri, 24 Eylül 2003 tarihinde Taksim ‹stiklal Caddesinde Filistin’de intifadan›n y›ldönümünü selamlayarak, Irak’taki iflgali protesto etti. “‹ntifada ruhuyla anti emperyalist mücadeleyi yükselt” yaz›l› pankart açarak Balo Sokak’tan Taksim Meydan›’na do¤ru yürüyüfle geçen gençler, “Her yer Irak, hepimiz Irakl›y›z”, “Emperyalist ‹flgale hay›r” sloganlar›yla yürüyerek Mis soka¤a geldi. Buradan Taksim meydan›na giderek bas›n aç›klamas› yapmak isteyen gençlere polis azg›nca sald›rd›. Polis sald›r›s›n› “Direne direne kazanaca¤›z”, “Bask›lar bizi y›ld›ramaz” vb. sloganlarla karfl›layan eylemciler, üzerlerine biber gaz› s›k›larak, tekme tokat, kasklarla dövülerek polis otobüslerine bindirildi. Gözalt›na al›nan 40 kifli ertesi gün ç›kar›ld›klar› Beyo¤lu Adliyesinde ifadeleri al›nd›ktan sonra, tutuksuz yarg›lanmak üzere serbest b›rak›ld›. Konuyla ilgili olarak 26 Eylül 2003 tarihinde ‹HD ‹stanbul fiubesinde bir araya gelen gençler, gözalt›na al›nmalar›n› ve maruz kald›klar› sald›r›lar› protesto etmek için bir bas›n aç›klamas› yapt›lar. ‹ZM‹R ‹zmir Savafl Karfl›t› Platform öncülü¤ünde “Filistin’e özgürlük, Irak’ta ‹flgale Son”

Londra pankart› açan yaklafl›k bin savafl karfl›t›, Gümrük Postanesi önünde toplanarak, “Katil Bush, Ortado¤u’dan defol”, “Hedef Filistin hepimiz Filistinliyiz”, “Bu ülke bu halk sat›l›k de¤il”, sloganlar›n› atarak Konak Meydan›’na do¤ru yürüyüfle geçti. Yürüyüfl s›ras›nda “ABD askeri olmayaca¤›z”, “Filistin Halk› yaln›z de¤ildir”, dövizlerini açan eylemciler, Eski Sümerbank önüne kadar yürüdü. Burada bir aç›klama yapan E¤itim-Sen 1 No’lu fiube Baflkan› Nihat Sefer, ABD destekli ‹srail sald›rganl›¤›na karfl› direnen Filistin halk›n›n bugün kendi topraklar›nda mülteci muamelesi görerek yaflad›¤›n› hat›rlatarak, Filistin iflgalini protesto etti. ANKARA Küresel Bar›fl ve Adalet Koalisyonu (BAK) taraf›ndan Ankara’da düzenlenen ‘Irak’ta ‹flgale Son ve Filistin’e Özgürlük’ mitingine birçok kurum kat›l›rken, ‹srail bayraklar› yak›lmas› dikkat çekti. Miting için Hipodrom’da toplanan kitle Tando¤an üzerinden S›hhiye’ye kadar sloganlar atarak yürüdü. Yürüyüflün ard›ndan S›hhiye Meydan›’nda toplanan kitle, burada Filistin ve Irak bayraklar› açt›. Bir dakikal›k sayg› duruflu ile bafllayan mitingde, birçok kurum temsilcisi ve baz› sanatç›lar birer konuflma yapt›lar. Konuflmalar›n ard›ndan Yaflar Kurt, Bar›fla Rock, Mo¤ollar, Mor ve Ötesi, Karagünefl grubu sahne alarak söyledikleri türkülerle kitleyi coflturdu. ADANA Savafl Karfl›tlar› Platformu taraf›ndan düzenlenen ‘Irak’ta ve Filistin’de ‹flgale Hay›r’ mitingine yaklafl›k iki bin kifli kat›ld›. Tertip komitesinin Türkçe, Kürtçe, Arapça sunufllar yapmas›n›n ard›ndan Tertip Komitesi Baflkan› ve E¤itim-Sen Adana fiube E¤itim ve Bas›n Sekreteri Güven Bo¤a bir konuflma yapt›. Bo¤a, baflta Filistin halk› olmak üzere Ortado¤u halklar›n›n y›llard›r “ABD emperyalizmine ve ‹srail zulmüne karfl› ba¤›ms›zl›k, demokrasi ve özgürlük mücadelesi verdi¤ini” belirterek, ABD Baflkan› George Bush’un petrol ve savafl tekellerinin sözcüsü oldu¤unu, ‹srail Baflbakan› Ariel fiaron’un ise Filistinli çocuk ve kad›nlar›n katili oldu¤unu söyledi. Mitinge ayr›ca “Birlik mücadele zafer” yaz›l› pankart ile Partizan kitlesi de kat›ld›. Miting, kitlenin müzik eflli¤inde halay çekmesiyle son buldu.

BURSA Bursa Savafl Karfl›t› Platformu bileflenleri Osmangazi Metro ‹stasyonu önünde yapt›klar› eylemle, Filistin’de ve Irak’ta devam eden iflgali protesto ettiler. Eylemde s›k s›k “Filistin’e özgürlük”, “‹flgalciler gidecek direnifl kazanacak”, “ABD askeri olmayaca¤›z”, vb. sloganlar at›l›rken, platform ad›na TÜMT‹S Bursa fiube Baflkan› Davut Türko¤lu bir konuflma yapt›. Irak halk›n›n Filistinliler yolunda giderek, teslim olmad›klar›na dikkat çeken Türko¤lu, tüm emekçilerin Ortado¤u’da ak›t›lan kan›n petrol ve para için oldu¤unu bildi¤ini vurgulad›. Eylem alk›fl ve sloganlarla son buldu. D‹YARBAKIR, ELAZI⁄, DERS‹M Diyarbak›r Demokrasi Platformu’nu oluflturan demokratik kitle örgütleri ‹stasyon Meydan›’nda yapt›klar› bas›n aç›klamas›nda sald›rganl›¤› k›nad›lar. Grup ad›na aç›klama yapan EMEP Diyarbak›r ‹l Baflkan› Yavuz Karakufl, Filistin ‹ntifadas›’n›n y›ldönümünde Filistin’de kan›n akmaya devam etti¤ini ve ‹srail Baflbakan› fiaron’un Filistin Lideri Yaser Arafat’› sürgüne göndermek için her türlü oyunu gerçeklefltirdi¤ini söyledi. Aç›klamaya kat›lan kitle s›k s›k, “Doza Filistin doza me” (Filistin davas›, davam›z), “Filistin birayê me” (Filistin kardeflimiz) ve “Yaflas›n Halklar›n Kardeflli¤i” fleklinde slogan att›. Elaz›¤ Postane Meydan›’nda yap›lan bas›n aç›klamas›na kat›lan 150 kifli de Filistin halk›n›n yan›nda olduklar›n› bildirdi. Burada bir aç›klama yapan EMEP ‹l Yöneticisi Zülküf Ali Aslan, kuruluflundan bu yana genelde Ortado¤u halklar›na, özelde Filistin halk›na musallat olan ‹srail’in tüm uygulamalar›nda ABD’nin onay› bulundu¤una dikkat çekti. Aç›klama s›ras›nda “Emperyalizm ve iflbirlikçilerine hay›r”, “ABD jandarmas› olmayaca¤›z”, “Katil ABD Ortado¤u’dan, katil ‹srail Filistin’den defol” dövizleri tafl›nd›, “Amerika’ya barikat, Filistin’e Özgürlük”, “Yaflas›n halklar›n kardeflli¤i” sloganlar› at›ld›. Tunceli’de Yeralt› Çarfl›s› üzerinde bir bas›n aç›klamas› yap›ld›. Aç›klamay› yapan EMEP ‹l Baflkan› Hüseyin Tunç, Filistin halk›n›n yan›nda olduklar›n› belirtti.

BERL‹N 27 Eylül günü Irak iflgaline ve ‹srail katliamlar›na karfl› Berlin’de de yürüyüfl düzenlendi. Savafl karfl›t› güçlerin düzenledi¤i yürüyüfl, Wilhelmstr’den bafllayarak Friedrich Str’ye kadar sürdü. Saat 14:00 sular›nda bafllayan eylem 16:30’a kadar devam etti. Berlin’de o gün birçok aktivitenin olmas›na ra¤men binin üzerinde kitle kat›l›m› sa¤land›. ‹flgal ve katliamlara karfl› coflkulu sloganlar›n hayk›r›ld›¤› yürüyüflte TKP/ML taraftarlar›, ILPS ve AT‹F kitlesi de yer ald›. ILPS (Halklar›n Uluslararas› Mücadele Ligi) ve AT‹F (Almanya Türkiyeli ‹flçiler Federasyonu) pankartlar› aç›ld›. Mitingde ayr›ca TKP/ML bayraklar› dalgaland› ve iflgali lanetleyen dövizler tafl›nd›. “Savafl Bitmedi ‹flgal devam ediyor, ABD emperyalizminin yeminli ufla¤› Türk devleti birkaç milyon dolar için Irak’a asker göndermeye haz›rlan›yor” bafll›kl› AT‹K (Avrupa Türkiyeli ‹flçiler Konfederasyonu) imzal› Almanca, Türkçe binlerce bildiriler da¤›t›ld›. Alanda yap›lan iflgal ve katliamlar karfl›t› konuflmalardan sonra yürüyüfl bitirildi. PAR‹S Filistin intifadas›n› selamlayan gösterilerden biri de 27 Eylül 2003 tarihinde Paris’te gerçeklefltirildi. Saat 14:00’de bafllayan yürüyüfle çok say›da yerli ve göçmen örgüt, sendika ve de siyasi partiler kat›l›m sa¤lad›. “Amerika emperyalizmi kanl› ellerini Ortado¤u’dan çek TKP/ML” ve “Yaflas›n Filistin halk›n›n direnifli AT‹K” imzal› pankartlar ile birlikte, güncel geliflmelere iliflkin çok say›da döviz tafl›nd›. Yürüyüfl boyunca; “Yaflas›n Filistin halk›n›n direnifli Bush-fiaron katil, Chiraq suç orta¤›-Kahrolsun emperyalist savafl”... vb sloganlar at›ld›. Yine AT‹K taraf›ndan Irak’ta devam etmekte olan iflgale ve Türk devletinin asker gönderme haz›rl›klar›na iliflkin ç›kar›lan bildirilerden da¤›t›ld›. Onbinlerce kiflinin kat›ld›¤› yürüyüfl boyunca emperyalist sald›rganl›¤a ve Filistin’e özgürlük vurgusunu yapan pankartlar a¤›rl›ktayd›. Akflama do¤ru sona eren yürüyüfl bir kez daha gösterdi ki hiç bir sorun emperyalistlerin diplomasi koridorlar›nda çözülemez. Kendi gücüne ve dünya halklar›na güven esas al›nmal›d›r.