İşçi-Köylü Sayı 8

Page 1

MKP Kongresi ve dibe vuran tasfiyecili¤in son ç›rp›n›fl›! Uzun bir dönemdir Proletarya Partisi’ne yönelik “birlik” ça¤r›s› yapan MKP darbeci-tasfiyecili¤i, sürekli bir biçimde, aram›zda “ilkesel düzeyde bir farkl›l›k yok”; “birkaç önemsiz meselede farkl›l›¤›m›z var” gibi söylemlerle Proletarya Partisi’ni kendi tasfiyecidarbeci çizgisiyle ayn› gösterme gafletine düflmektedir. Hatta daha

da ileriye gidilerek; söylem düzeyinde de kalsa çeflitli kereler; “birlik” meselesinin Proletarya Partisi içerisinde “koltuk sevdal›lar›”, “birkaç kifli” taraf›ndan engellendi¤i dillendirilmektedir. Proletarya Partisi’ne gönül vermifl, yüre¤i ve umudunu onunla birlefltirmifl emekçi halk›m›z›n, hakl› ve meflru taleplerini

istismar eden bir yaklafl›m oldu¤u aç›k olan bu politikan›n sahipleri son yapt›klar› kongre ile gerçek yüzlerini bir kez daha ilan etmifl ve kendilerinin Proletarya Partisi’yle hiçbir ortak yanlar›n›n olmad›¤›n› birkez daha deklare etmifllerdir. ‹flçiler, emekçiler; “‹bo’nun Partisi’ne” gönül vermifl, umut

ba¤lam›fl emekçi halk›m›z, darbeci-tasfiyecili¤in etkisi alt›nda bulunan Proletarya Partisi taraftarlar›; ‹flte bu yüzden Proletarya Partisi ile DABK-MKP darbecitasfiyecili¤i aras›nda bir birlik söz konusu de¤ildir. Proletarya Partisi ile MKP tasfiyecili¤i aras›nda fark yok diyenler; tasfiyecili¤in kongre kararlar›n› iyi incele-

melidirler. MKP tasfiyecili¤inin kongre kararlar›, Proletarya Partisi ile tasfiyecili¤in uzlaflmayaca¤›n›n bir kez daha ilan›d›r. Proletarya Partisi taraftarlar›n›n, bu çizgiye “‹bo’nun Partisine” gönül vermifl emekçi halk›m›z›n da bu gerçe¤i gördü¤ünden eminiz. Sayfa 12

YENİ DEMOKRASİ YOLUNDA

işçi-köylü

www.iscikoylu.org

Say›: 2003-08

8

*Y›l:1 *9-22 May›s 2003 *Fiyat›: 500 000 TL ISSN:1303-9350

1 May›s’tan 18 May›s’a

‹SYANI BÜYÜTEL‹M! Uluslararas› proletaryan›n birlik, mücadele ve dayan›flma günü olan bir 1 May›s baflta ‹stanbul olmak üzere tüm Türkiye’de yayg›n ve kitlesel eylemlerle kutland›.

‹fl gününe denk gelmesine ra¤men kitlesel ve coflkulu bir flekilde kutlanan 1 May›s iflçi s›n›f› ve emekçi halk›n kendili¤inden mücadelesinin belli bir ivme kazand›¤›n› ve kendi içinde öfke ve hoflnutsuzluk birikiminin artt›¤›n› gösteriyor.

Sendikas›zlaflt›rmaya, özellefltirme uygulamalar›na, kölelik yasas›na ve ABD’nin Irak özgülünde Ortado¤u halklar›na yönelen sald›r›lar›na karfl› alanlara ç›kan onbinler tepkilerini sloganlar›, dövizleri ve pankartlar› ile dile getirdiler.

DEVR‹M ATEfi‹N‹ KÖRÜKLE Yakalanan bu ivmeyi daha da yukar›ya tafl›mak için b›kmadan usanmadan, durmadan yorulmadan kitlelerin hoflnutsuzlu¤unu örgütlemeli, dev-

rim ateflini körüklemeliyiz. Bizlere kölece bir yaflam› dayatanlara kendi gücümüzü göstermek için 1 May›s’ta yakalanan ivmeyi 18 May›s’a tafl›yarak her günümüzü kavga günü ilan etmeliyiz. Sayfa 16-17

‹flçi-köylü’den 1 MAYIS 2003: B‹R KEZ DAHA BIKMADAN USANMADAN, YORULMADAN DURMADAN K‹TLE ÇALIfiMASINDA YO⁄UNLAfi, PART‹ ‹NfiASINDA DER‹NLEfi! Sayfa 30


iflçi-köylü senin sesin!

ABONEL‹K fiARTLARI 6 AYLIK: 10.200.000 1 YILLIK: 20.400.000

OKU-OKUT! ABONE OL! ABONE BUL!

NOT: ‹stedi¤iniz süreye denk gelen oranda paray› hesap numaralar›m›za yat›rarak banka dekontunu yay›nevimize fakslay›n›z ya da postalay›n›z. Abonelik ücretine posta masraflar› dahildir.

Yurtd›fl› Hesap Numaralar› Sema Gül Euro Hesab› Ziraat Bankas› ‹stanbul Aksaray fiubesi: 0 751 00 38 65 97 00 00 009 Emlak-Halk Bankas› Atatürt Bulvar› fiubesi: 00 238 041 Vak›f Bank Valide Sultan fiubesi: 401 20 35


8

3

9-22 May›s 2003

Yüzsüzler konufluyor halk ise ac›lar›yla birlikte k›vran›yor! fiu aç›kt›r ki; h›rs›zlar h›rs›zlardan hesap sormaz. Sadece ve sadece büyük h›rs›zlar halk›n tepkilerini yat›flt›rmak için, göstermelik de olsa, baz› küçük h›rs›zlar› h›rpalarlar hepsi o kadar. Bingöl halk› otuz iki y›l sonra deprem gerçe¤iyle yine yüzleflti. Yine ac›, yine gözyafl› ve çaresizlik içinde hayk›ran, y›k›k beton y›¤›nlar› aras›nda yak›nlar›n› arayan yaral› insanlar. Ve yine en son konuflmas› gerekenler, en önce konufluyorlar. T›pk› papa¤an gibi, her deprem sonras›nda tekrarlad›klar› o sahte vaatleri tekrarlay›p duruyorlar. ‘Devletimiz büyüktür’, ‘Gereken önlemler en h›zl› flekilde al›nacakt›r ve yaralar en k›sa zamanda sar›lacakt›r.’ Evet tam olarak söylenenler bunlard›r. Ama Marmara depremi ma¤durlar›, enkaz›n alt›nda kalan o çaps›z ve beceriksiz devletin ne kadar büyük oldu¤unu, yaflad›¤› pratik tecrübeleriyle gördü. 17 A¤ustos depreminin arkas›ndan dört y›la yak›n bir süre geçmesine ra¤men, hala deprem ma¤duru baz› aileler derme çatma evlerde bar›nmaktad›rlar. Bunca ac› tecrübe orta yerde dururken, y›llarca militarist güçlerin zulmüne maruz kalm›fl Bingöl halk›n›n, Tayyip Erdo¤an ve di¤er h›rs›z tak›m›n›n sahte vaatlerine ve gözyafllar›na inanmas› için herhangi bir neden var m›d›r? Elbette ki yoktur ve olmad›¤›na inanan ac›l› Kürt aileleri de tepkisini ortaya koymakta gecikmedi. Ve yine her deprem sonras› de¤iflmeyen iki olguyla yüz yüzeyiz: birincisi; y›k›lan kamu binalar›. ‹kincisi; bu binalar› hangi müteahhit yapt› tart›flmas›. Ve tabi ki, baflta mevcut olan hükümetin bafl› olmak üzere tüm h›rs›z siyasetçilerin ‘sorumlular›ndan hesap sorulacakt›r’ aç›klamalar›. Kim kimden hesap soruyor? Bu co¤rafyada ad› yolsuzluklara, h›rs›zl›klara, yak›nlar›na haks›z kazançlar sa¤lamaya kar›flmayan kaç Baflbakan ve Bakan vard›r? Hat›rlay›n, bugün sorumlulardan hesap soraca¤›n› söyleyen Tayyip Erdo¤an’›n Belediye Baflkan› oldu¤u dönemde yak›nlar›na, yandafllar›na ihalelerde sa¤lad›¤› haks›z kazançlar›. fiu aç›kt›r ki; h›rs›zlar h›rs›zlardan hesap sormaz. Sadece ve sadece büyük h›rs›zlar halk›n tepkilerini yat›flt›rmak için, göstermelik de olsa, baz› küçük h›rs›zlar› h›rpalarlar hepsi o kadar. Bugüne kadar olan budur. Ve sömürücü zalimler iktidarda oldu¤u müddetçe de bu böyle devam eder gider. fiöyle bir haf›zam›z› yoklayal›m; Marmara depreminden bu

yana kaç h›rs›z yarg›land›? Kaç h›rs›z tutukland›? Bu inflaatlara ruhsat veren, özellikle devlet yap›lar›n› yapan kaç müteahhit hakk›nda dava aç›ld›? Bu ihalelerin bu müteahhitlere hangi siyasiler taraf›ndan verildi¤ini kim araflt›rd›? Elbette ki hiç kimse. Çünkü; çark› bozuk olan bu düzenin, bafl›nda sa¤›nda-solunda olan herkes halk›n al›nterini-vergilerini çalmakla meflgul. Amerikan ufla¤› Turgut Özal bofluna demiyordu ‘Benim memurum iflini bilir’ (Sözü edilenin s›radan memur olmad›¤› kesin). ‹flte onun ifli biliyor dedi¤i memur ya da vatandafl, bu h›rs›zlar ve h›rs›zlarla arkadafl olanlard›r. Di¤erleri ise deprem

kaderimiz de¤ildir. Deprem tehlikesine karfl› yerleflim alanlar›n› infla eden Japonya vb. ülkelerde can kayb› riskinin ne kadar aza indirildi¤ini biliyoruz. Bingöl depremi fliddetinde bir deprem Japonya’da olmufl olsayd›, b›rakal›m can kayb›n›, Japonlar uyku düzenini dahi bozmazlard›. Gerçekler bu kadar aç›k ve nettir. Hiç flüphe-

E¤er bu sorular›n cevab› pozitif olmufl olsayd› 1999 - 2000 e¤itim ö¤retim y›l›nda hizmete aç›lan Çeltiksuyu ‹lk Ö¤retim Okulu onlarca çocu¤a mezar olmayacakt›. Depremde yaralananlar, hastane bahçesinde de¤il, hastane odalar›nda tedavi göreceklerdi. Tüm bunlar bize 1 May›s’ta, Bingöl’de yaflanan y›k›mlar ve akan gözyafllar›n›n, bir sonun de¤il, daha büyük felaketlerin habercisi oldu¤unu gösteriyor. E v e t , deprem bir do¤a olay›d›r. Ve do¤a olaylar› önlenemez, ama do¤a olaylar›na karfl› tedbirler al›n›r, riskler en aza indirilir. Ama tüm bunlar› yapabilmek için de,

enkazlar› alt›nda can verenlerdir. Emekli maafl kuyru¤unda ölenlerdir. So¤uktan korunmalar› için kendilerine bir çad›r dahi verilmeyenlerdir. Seslerini yükseltince de, müzik dinletir gibi kurflun sesi dinletilenlerdir. Evet co¤rafyam›zda deprem riski oldukça yüksek. Dahas› baz› do¤a olaylar›na karfl› baflar›l› tedbirler almak da mümkün olmayabilir. Ama beton y›¤›nlar› alt›nda pefl pefle can vermek bizim

siz bizde de yaflanan her deprem sonras›, yap›laflma, yap›laflman›n önemi ve deprem gerçe¤iyle birlikte yaflamay› ö¤renmeye dair bir dizi nutuk çekilir, aç›klama yap›l›r, ama sonuçta herfley unutulur. Mesela, hangi okul, hastane vb kamu kurumlar› depreme dayan›kl›l›¤› konusunda yani, mühendislik aç›s›ndan bilimsel olarak elden geçirildi? Can güvenli¤ini tehdit eden kaç kamu binas› y›k›ld›. Ya da kaç tanesi güçlendirildi?

insan hayat›na ve yaflam›na de¤er vermek gerekir. Ama insan yaflam›na ve hayat›na de¤er vermeyen, dahas› insan yaflam›n›n bu kadar ucuz oldu¤u böylesi bir sistemde, depremde veya trafik kazalar›nda ölmek kaç›n›lmaz hale geliyor. Ve yine bu gerçekler bize suçlular›n ve yarg›lanmas› gerekenlerin tek tek müteahhitlerden ibaret olmad›¤›n› gösteriyor. Esas suçlu ve yarg›lanmas› gereken siste-

min ta kendisidir. Sözü edilen müteahhitler de bu bozuk sistemin küçük birer difllileridir. As›l suçlular Bingöl halk›n›n hakl› istemlerine kurflunla yan›t veren zihniyet sahipleridir ve bu zihniyete yön veren de komprador-feodal güçler ve militarist odaklard›r. Olaylar›, olgular› çarp›tma, ikiyüzlülük egemen s›n›flar›n, silahl› ve silahs›z tüm bekçilerinin en büyük “erdemleridir.” Herkesin de çok iyi bildi¤i gibi, her deprem sonras›nda tüm deprem ma¤durlar›n›n de¤iflmeyen istemleri; beton y›¤›nlar› alt›nda kalan yak›nlar›n›n kurtar›lmas›, bafllar›n› alt›na koyabilecekleri bir çad›r ve kar›nlar›n› doyurabilecekleri bir dilim ekmek. Ve Bingöl’de de deprem ma¤durlar›n›n istemleri de esas olarak bunlardan ibarettir. Aradaki tek fark, halk›n düzenbaz siyasetçilerin, emniyetin, valinin vurdum duymazl›klar›na sessiz kalmamas›, tepkilerini hakl› olarak yüksek sesle dile getirilmesiydi. Bu tepkilere yan›t ise, tam da Kemalist diktatörlü¤ün gerçekli¤ine uygundu. Yine kurflunlar, yine kitlenin üzerine sürülen polis arabalar›. Ve hükümetin bafl› taraf›nda yap›lan ‘provokasyon’ aç›klamalar›. Bay vali, ifli daha da ileri götürerek kalabal›¤›n “buras› Kürdistand›r” diye slogan att›¤›n› ileri sürdü. E¤er ortada provokasyon yaratmaya çal›flan bir provokatör ya da provokatörler aranacaksa, bunlar›n en bafl›nda, deprem ma¤durlar›n›n hakl› istemlerini yan›ts›z b›rakan siyasiler gelmektedir. Halka karfl› fliddet kullanan emniyet ve validir. Asl›nda göstermelik de olsa bu görevlilerden baz›lar›n›n a盤a al›nmas›, provokatörlerin kim oldu¤unun da belgesidir. Bu sald›rganl›¤›n alt›nda, sistemin ve militarist güçlerin genelde halka ve özelde Kürt halk›na karfl› duydu¤u düflmanl›k duygular› ve sorunlar karfl›s›ndaki duyars›zl›k yat›yor. Bay valinin ‘Kürdistan’ söylemi bofluna de¤ildir. Çünkü; sistem nezdinde, Kürt olmak, Kürtçe hayk›rmak, kurflunlara hedef olmay› hak etmek demektir. Bu ‘ulvi’ görevi yapan her katil de ‘vatanseverdir’. ‹flte bay vali de ‘vatanseverleri’ korumak için, olmayan fleyleri olmufl gibi gösteriyor. Di¤er bir ifadeyle yalan söyleyerek, olaylar› çarp›t›yor.


9-22 May›s 2003

8

4

Kâr eden fleker fabrikalar› sat›lmas›n

TPAO iflçilerinin açl›k grevi devam ediyor

fieker-‹fl Sendikas› Genel Baflkan› Ömer Çelik, hükümetin, fleker fabrikalar›n› zarar ettikleri gerekçesiyle özellefltirmek istemesine tepki gösterdi. fieker-‹fl Sendikas› Genel Baflkan› car üreticilerine devredilsin” dedi. Ömer Çelik, hükümetin, fleker fabrifieker fabrikalar›n›n zarar etti¤i kalar›n› zarar ettikleri gerekçesiyle yönündeki aç›klamalar›n gerçe¤i yanözellefltirmek istemesine tepki göste- s›tmad›¤›n› söyleyen Çelik, “Fabrirerek Ortado¤u’da en çok fleker üreten kalarda üretim ve kâr artt›. Buna ülkenin Türkiye oldu¤unu belirtti ve ra¤men fleker fabrikalar›n›n özel“fleker fabrikalar› IMF istedi¤i için lefltirilmesini hükümet de¤il asl›nda özellefltiriliyor” dedi. IMF istiyor” dedi. Türkiye geneTürkiye çap›nda fieker linde kurulu fleker kurulu olan 27 fleker fabrikalar›n›n fabrikalar›n›n zarar fabrikas›nda 25 bin de¤il kâr etti¤ini be900 iflçi ve 5 bin meözellefltirilmesini lirten Çelik, fabrimur çal›flt›¤›n›, bu kalar›n, Uluslararas› hükümet de¤il asl›nda fabrikalar›n 5’inin IMF istiyor. Para Fonu’nun makine fabrikas›, (IMF) talepleri do¤4’ünün ispirto, 1 tarultusunda özellefltinesinin elektromekarilmek istendi¤ini savundu. nik aletler fabrikas› oldu¤unu belirÇelik, fleker fabrikalar›n›n özellefl- ten Çelik sözlerini “bu fabrikalarda tirme ad› alt›nda kapat›lmas›n› isteme- y›lda 2 milyon 600 bin ton fleker ürediklerini ifade ederek, “E¤er sat›la- tiliyor” diyerek bitirdi. caksa fabrikalar çal›flanlara ve pan(H. Merkezi)

S›n›fsal Bak›fl ‹DEOLOJ‹K MÜCADELEDE KESK‹N, KAVGADA KES‹NT‹S‹Z OLMAK ABD emperyalizmi, Irak iflgalinin ard›ndan, bir yandan Ba¤dat kukla yönetimini teflkilatland›rma ve petrol ya¤mas›n› planlama ifllerini kotar›rken, di¤er yandan da yeni müdahale ve/veya iflgal haz›rl›klar›n› sürdürmektedir. Aral›ks›z iflletilmeye çal›fl›lan bu program›n kat etti¤i her mesafe, soludu¤umuz atmosferi zehirlemekte, etraf›m›zdaki kuflatmay› kal›nlaflt›rmakta, çektirilen ac›lar› katmerlefltirmektedir. Güney Irak kentlerindeki direnifllerin “beklenmediklik” olgusunun Ba¤dat’ta tekrarlanmamas› gerçe¤inin üzerindeki sis perdesi aralan›rken, emperyalist haydutlar›n elde etti¤i sonucun “zafer” aldatmacas› daha iyi okunabilmekte, halk düflmanlar›ndan tutarl› bir direnifl bekleme hayallerinin suya düflme nedenleri ile kitlelerin direnme kapasitesinin önderlik ve örgütlülük unsurlar›yla do¤ru orant›l›l›¤› daha iyi anlafl›labilmektedir. Ancak bütün bu olgulardan ve bunlar›n dayand›¤› maddi gerçeklik zemininden çok daha önemlisi, sürecin ortaya ç›kard›¤› kitle potansiyelinin, süreklilik kazanan bir enerjik boyuta evrilmesinin sa¤lanmas›d›r. Bu gücün motivasyonunu diri tutmak ad›na yürütülecek çal›flmalar›n elde edece¤i sonuçlar; önümüzdeki dönemin yönünün belirlenmesinde, karfl›-devrimci güçlerle giriflilen hamle üstünlü¤ünü ele geçirme mücadelesinin gelece¤inin tayin

edilmesinde, etkin bir rol oynayacakt›r. Tam da bu noktada; emperyalizme karfl› yürütülen ideolojik mücadelenin önemi ortaya ç›kmakta, di¤er bir dizi unsurla birlikte bütün savafl›mlar›n harc› olarak bu meselenin bilince ç›kar›lmas› gerekmektedir. Zira iyi bilinmektedir ki, bütün cephelerde yaflanan k›yas›ya çat›flmalar›n kal›c› mevziler kazanabilmesi buna ba¤l›d›r. Bu, öylesine iliflki etkileflimi yaratmaktad›r ki, itici güç ve hareket noktas› aç›s›ndan, motivasyon bu temelden atefllenmektedir. Çarp›flman›n alevlendi¤i ekseni flekillendiren ideolojik mücadele, s›n›fsal g›dan›n besledi¤i bir gövdeden güç almakta, bu yans›man›n netli¤i oran›nda da üstünlük sa¤lama gayretinin sonucu belirlenmektedir. Nitekim, bütün muharebelerin arka plan› gözlendi¤inde, iç gerçeklikte yer alan faktörler irdelendi¤inde, gün ›fl›¤›na ç›kar›labilen realite, ideolojik temelde ileriye sürülen görüfller ve tezlerin rolüne iflaret etmektedir. Yak›n süreçte, emperyalizmin “ayakba¤›” konumuna indirgeyerek devre d›fl› b›rakt›¤› anlaflmalar, yasalar, kurallar, kurumlar ve kurulufllar›n listesinin giderek kabarmas›, güç biriktirme ve gücünü kullanma grafi¤inin yükselmesi, ideolojik sald›r›lar›n öncülü¤ünde gerçeklefltirilmektedir. Yaflanan bütün olaylar

Türkiye Petrol Anonim Ortakl›¤› (TPAO) Batman fiubesi’nden at›lan 120 mevsimlik iflçi, 10 Nisan 2003’te dönüflümlü açl›k grevine bafllam›flt›. ürkiye Petrol Anonim Ortakl›¤› (TPAO) Batman fiubesi’nden 2002 Nisan ay›nda at›lan 120 mevsimlik iflçi, uzun süre ifllerine geri dönmeyi bekledikten sonra 10 Nisan 2003’te dönüflümlü açl›k grevine bafllam›flt›. Aradan geçen süre içeri-

T

ve geliflmeler bu eksene hizmet eden bir tarzda de¤erlendirilmekte, yönelim ihtiyaç oran›nda yeni ataklarla desteklenmektedir. ‹nanma, ikna olma, harekete geçme, direnme, dayanma, savaflma gibi davran›fl ve tutumlar›n ifllerlik kazanabilmesi, ruh ve anlam bütünlü¤ü yakalayabilmesi, ideolojik mücadelenin kazan›mlar elde edip edememesi ile do¤rudan ilintilidir. S›n›fsal bilincin kuflan›lmas› da bu sayede mümkün olabilmektedir. Yine ancak bu sayede her türden sapma ve yoldan ç›kmalar, tasfiyecilik ve savrulmalar önlenebilmekte ya da tesiri ve tezahürü düflük bir seviyeye çekilebilmektedir. Bugün için bafl›n› çekti¤i, savunuculu¤u ve himayecili¤ini a¤›rl›kl› olarak üstlendi¤i emperyalizmin ideolojik sald›r›lar›n›n karargah› da do¤all›kla ABD’dir. ABD emperyalizmi, sald›r› ve tehditle yüklenirken, ideolojik plandaki ataklar›n› da yo¤unlaflt›rmakta ve devrimci cephede tehdit yaratacak bir potansiyel birikimine izin vermemeye çal›flmaktad›r. Her türden propaganda yöntem ve araçlar›yla, depolitizasyon ve dezenformasyonla iflleyen bu süreçte gelifltirilen iddia ve söylemler, pratikteki hareket tarz› ile birlikte empoze edilmektedir. Emperyalizmin günümüzdeki ideolojik sald›r›lar›n›n ana eksenini, son çeyrek yüzy›lda yo¤unlaflt›¤› üzere, a¤›rl›kl› olarak; s›n›flar›n ortadan kalkt›¤› ve proletaryan›n karakteristik özelliklerini yitirdi¤i; düzen/sistem de¤iflikli¤inin hem gereksiz hem de imkans›z oldu¤u, bir baflka anlat›mla, devrimlerin temelsiz ve ifllevsiz kald›¤›; sosyalizm/komünizm ve ona yön veren Marksist ideolojinin iflas etti¤i, di¤er bir deyiflle alternatif olmaktan

sinde yetkililerden hiçbir cevap alamayan iflçiler sürdürdükleri birer günlük açl›k grevi eylemini, ikifler günlük olarak sürdürme karar› ald›lar. ‹flten at›ld›klar› için sigorta tazminat› alamayan iflçiler, açl›kla bo¤uflurken TPAO yetkilileri iflçileri görmezden gelmeye

ç›karak geçerlili¤ini yitirdi¤i fleklinde ifade edilen “tez”ler oluflturmaktad›r. Bu eksen çerçevesindeki söylemler; emperyalizmin insanl›k için son durak oldu¤u, bunu temsil eden otoritenin yenilmez ve y›k›lmaz bir statü elde etti¤i, s›n›rlar› belli bir oyun çerçevesinde herkesin ancak bunu kabullenmek flart›yla yaflam flans› bulaca¤› tarz›ndaki mesajlarla bütünlefltirilerek bilinçlere kaz›nmaya çal›fl›lmaktad›r. Hayat›n bütünüyle aksini kan›tlad›¤› ve her geçen gün daha net örneklendirme ve verilerle bunu sergiledi¤i koflullar; bu propagandan›n etkisini k›rmak, ideolojik mücadelede üstünlük sa¤lamak aç›s›ndan emek cephesine elveriflli olanaklar yaratmaktad›r. Ancak ihmal edilmemesi gereken husus; bu yönlü propaganday› bofla ç›karma ve ideolojik savafl›mda kazan›m sa¤lamada esas yönün, pratik tutumda yatt›¤› gerçe¤idir. Daha aç›klay›c› olmak ad›na; bu sonucu elde etmek, emperyalist sistemi temsil eden bütün güçlerle, yaflam›n bütün alanlar›nda yürütülecek mücadelede etkin olmaktan geçiyor. Süreklilik kazanan, uzlaflmayan, gerilemeyen, azmini, kararl›l›¤›n› ve direncini yitirmeyen bir mücadele çizgisi, ideolojik savafl›m›n gelece¤ini do¤rudan etkileme yetene¤ini gösteren yegane yol göstericidir. Somutla birleflmeyen, yaflamda karfl›l›k bulmayan, pratikte yans›mas› olmayan bir mücadele, olumlu sonuçlar elde etmek bir yana, düflman› güçlendirmekten baflka bir fleye yaramayacakt›r. Bununla ba¤lant›l› olarak, prati¤in yön verdi¤i tarzda maddi olaylar› yorumlamay›, ideolojik sald›r›lar› çözümleme ve yan›tlamay› baflaramayanlar›n da

devam ediyor. “Evimize ekmek götüremiyoruz” diyerek yaflad›klar›n› anlatan ‹kram Kutlu, CHP Batman Milletvekili Nezir Nas›ro¤lu ve AKP ‹l Baflkan› ile yapt›klar› görüflmelerin sonuçsuz kald›¤›n› ve yetkililerin kendilerini dikkate al›p dinlemediklerini söyledi. (Ankara)

uzun soluklu kalabilmesi ve hareketi ileriye do¤ru sürükleyebilmesi olanakl› de¤ildir. Çok yönlü sald›r›larla yüz yüze oldu¤umuz koflullarda, emperyalizmin hamle ve hakimiyet üstünlü¤ünün getirdi¤i sonuçlar ile pekifltirdi¤i ideolojik kampanyas›n› bozguna u¤ratman›n yolu, savafl›m› yerelde ve genelde kesintisiz bir hatta oturtmaktan, en genifl platformlar› örgütlemekten geçiyor. Emperyalist iflgal ve sald›r›lar›n öncesi ve esnas›ndaki tansiyonun belli aflamalar geçildikten sonra düflmesi, özellikle de emperyalizmin göreceli “baflar›”lar›n›n ertesine denk geldi¤inde, tehlikeli bir iklim yaratmaktad›r. Olumsuz etkilenime, pasifizm rüzgarlar›n›n kuvvetli esmesine, reformist ve tasfiyecilik virüsünün daha rahat enjekte edilmesine uygun ortamlarda, mücadele bayra¤›n›n irtifa kaybetmesine izin vermemeliyiz. Unutulmamal›d›r ki, mücadele ve teflhir kampanyalar›n› duraks›z bir rotaya oturtman›n say›s›z vesilesi ve koflulunun oldu¤u, günümüz dünyas›n›n bir baflka gerçekli¤idir. Emperyalist-kapitalist sistemin difllilerinde ö¤ütülen dünya halklar› ve ezilen uluslar›n her geçen gün yo¤unlaflan ve çeflitlenen sorunlarla y›k›ma ve k›y›ma u¤rat›lmas› gerçe¤i, sürecin yön verici karakterlerinden biridir. Sorun, bizim bu maddi olgulardan hareketle; içeri¤i, yönelimi ve süresi belirli kampanyalar arac›l›¤›yla, her cephede halk savafl›na göre biçimlenen prati¤imizde, mücadeleye örgütlü bir karakter kazand›rmam›zda, önderlik rolümüzü lay›k›yla oynamak için politika üretme ve yönetme yetene¤imizi güçlendirmemizde, çözüm flans› bulacakt›r.


8

5

9-22 May›s 2003

TEKEL’in özellefltirilmesine tepkiler büyüyor

ükümetin TEKEL’i özellefltirme giriflimini protesto eden ve AK Parti Kartal ‹lçe Teflkilat›’na yürümek isteyen Tek G›da-‹fl üyesi bir grup emekçi ile polis aras›nda gergin anlar yafland›. Kartal Meydan›’nda toplanan Tek G›da-‹fl üyesi TEKEL iflçileri ve çeflitli siyasi parti temsilcilerinden oluflan grup, “TEKEL özellefltirilemez, özellefltirilmeye hay›r”, “TEKEL ba¤›ms›zl›k bayra¤›m›zd›r, sat›lamaz”, “Özellefltirmeye hay›r, TEKEL iflçisi yaln›z de¤ildir” pankartlar› ve “Devlet mal› bitince milleti satacaks›n›z”, “Unak›tan de¤il, kanak›tan” dövizleri açt›. Emekçiler, s›k s›k “Hükümet istifa”, “‹stifa istifa Unak›tan istifa”, “AKP flafl›rma sabr›-

H

m›z› tafl›rma”, “Sat›lm›fl AKP, kahrolsun AKP” sloganlar› att›. Grup ad›na bas›n aç›klamas›n› okuyan Tek G›da-‹fl Marmara ve Trakya Bölge Teflkilat› Sekreteri Taflk›n Günda¤, sendika olarak hükümetin TEKEL’i özellefltirme yoluyla tasfiye giriflimlerine karfl› eylem sürecini bafllatt›klar›n› söyledi. Günda¤, “Halka ait en önemli kaynaklardan biri daha yabanc›lar›n denetimine girecektir. Biz hükümeti ve tüm yetkilileri asli görev ve sorumluluklar›n› yabanc› flirketlerin de¤il kendi toplumunun ç›karlar› do¤rultusunda kullanmalar› için uyar›yoruz” dedi. Aç›klaman›n ard›ndan AKP Kartal ‹lçe Teflkilat›’na do¤ru yürümek için yolu trafi¤e kapatan kitlenin yü-

Emekçinin Gündemi

S›n›f Sendikac›l›¤› ilkeleri bugün daha fazla önem kazanmaktad›r May›s›n k›z›ll›¤›yla emperyalist iflgal ve sald›rganl›¤a karfl› 1 May›s’ta alanlar› dolduran emekçileri önümüzdeki günlerde, yaflamlar›n› derinden ilgilendiren sorunlara karfl› çetin mücadeleler beklemektedir. Emperyalistlere uflakl›kta sadakatini kan›tlam›fl olan AKP hükümeti, komprador patronlar›n ç›karlar› do¤rultusunda icraatlar›na devam etmektedir. Emekçi düflman› politikalar daha yo¤un olarak bu hükümet taraf›ndan da uygulanacakt›r. Tasarruf Teflvik Fonu’nda biriken paralar ve bunlar›n nemalar›n›n ödenmesinde ortaya konan kafa kar›flt›r›c›, aldat›c› politikan›n gölgesinde, can al›c› noktalara sald›r›lar düzenlemeye haz›rlan›lmaktad›r. Bu sald›r›lardan en önemli olan›, 1475 Say›l› ‹fl Yasas›nda yap›lmak istenen de¤iflikliktir. Emekçiler taraf›ndan “Kölelik Yasas›” olarak adland›r›lan yasa tasar›s› ‘Temel Yasa’ kapsam›na al›nm›fl olup egemen s›n›flar meclisinin alt komisyonlar›nda görüflülmesi tamamlanm›fl ve önümüzdeki günlerde meclis genel kurulunda görüflülerek, komprador patronlar›n istek ve beklentilerine uygun flekilde yasalaflmas› beklenmektedir.

Yine bugüne kadar yap›lan tüm özellefltirme uygulamalar›n› fersah fersah aflan çapta bir özellefltirme sald›r›s›n›n haz›rl›klar› tamamlanm›fl ve özellefltirilecek olan kurulufllar (Tekel, Tüprafl, Milli Piyango, Petkim, THY, Telekom, Sümer Holding, vb.) görücüye ç›kar›lm›fllar ve “Özellefltirme fiahlanacak” diyerek kamuoyuna deklare etmifllerdir. Bugüne kadar hemen hemen tüm yaz›lar›m›zda mevcut sendikal çizginin, yani konfederasyonlara hakim olan s›n›f iflbirlikçisi çizginin, iflçi s›n›f›n›n sorunlar›na çözüm üretmekten uzak, egemen s›n›flara stepne görevi sürdürdükleri, iflçi s›n›f›n›n hak ve menfaatlerini korumak ve gelifltirmek yerine, sermayeyle kol kola iflçi s›n›f› ve emekçilerin sömürülmesine arac›l›k ettikleri ve iflçi s›n›f›n›n devrimci mücadelesine karfl› dalgak›ran görevi üstlendiklerini hep söylemiflizdir. Sald›r›lara karfl› s›n›f›n öfkesini örgütlemek yerine, meclis koridorlar›nda ‘lobicilik’ yaparak sald›r› dalgas›n› durdurmak için çaba gösteriyormufl görünümü yaratmaya çal›fl›yorlar. Gerçekte bürokrat sendikal ayg›t›n sald›r›lar› durdurmak, hak

Samsun Merkez Tekel Depolar› önünde toplanan Tekel iflçileri bafllar›na siyah bant takarak özellefltirme karfl›t› eylem yapt›. 22 Nisan Sal› günü Merkez Tekel Depolar› önünde toplanan yaklafl›k 200 iflçi Tekel’in özellefltirilmek is-

tenmesine karfl› ç›kt›. Ço¤unlu¤u kad›n olan iflçiler taraf›ndan bafllar›na siyah bant takarak “Tekel Bizimdir bizim kalacak”, “Tekel’e uzanan eller k›r›ls›n” fleklinde sloganlar atarak, Tütün eken köylüler ve halk olarak Tekel’in özellefltirilmesine karfl› ç›kacaklar›n› belirttiler. Türk-‹fl’e ba¤l› Tek G›da-‹fl Sendikas› Samsun fiube Baflkan› Ayhan Saraç “Tekel hiç eme¤i olmayanlar taraf›ndan özellefltirilerek reji dönemine geri dönüfl yapt›r›lmak isteniyor. Tekel’in özellefltirilmesini isteyenler IMF tafleronlu¤u ile yabanc› sermayedir” dedi. Saraç ayr›ca Tekel’in özellefltirilmesinin Türk tütüncüsünü periflan edece¤ini ve 30 bin çal›flan›n da varolan iflsizler ordusuna kat›laca¤›n› belirtti. Tekkeköy ilçesinde bulunan Köprübafl› Tekel Yaprak Tütün Deposu önünde sendikan›n Samsun fiubesi’ne ba¤l› iflçiler ile yöredeki tütün üreticileri özellefltirme karar›n› protesto etmek için bir balya tütünü atefle verdiler. Özellefltirme karfl›t› sloganlar›n at›ld›¤› eylemde s›k s›k alk›fll› tempo tutan tütün üreticileri ve iflçiler, özellefltirme karar›ndan vazgeçilmesini istediler. Özellefltirme karfl›t› eylemler, Bafra ilçesinde de yap›ld›. AKP hükümeti taraf›ndan Tekel’in kapat›l›p,

Bafra Tekel Merkez Müdürlü¤ü’ne ba¤l› birimlerde çal›flan 500 kadar iflçinin de, 26 May›s’ta ifline son verilece¤i ileri sürülmesine Tekel iflçileri taraf›ndan tepki gösterildi. Tek G›da‹fl Sendikas› Bafra fiubesi’nin Yönetim Kurulu iflçi eylemini bafllat›p, yürüme karar›n› ald›. Sendikan›n Bafra fiubesi Baflkan› Ömer ‹flleyici yap›lacak protesto eylemleri ve yürüyüfllerin devam edece¤ini söyledi. (Samsun) TEK GIDA-‹fi’TEN ÖZELLEfiT‹RME KARfiITI EYLEM Tek G›da-‹fl Sendikas› üyesi iflçiler, TEKEL’i özellefltirme yoluyla tasfiye giriflimlerine karfl› protesto eylemi yapt›. Atatürk Orman Çiftli¤i’ndeki TEKEL içki fabrikas› önünden Atatürk’ün evine kadar yürüyen Tek G›da-‹fl Sendikas› üyesi yaklafl›k 100 kifli, TEKEL’in özellefltirilmesi giriflimlerini protesto etti. Grup ad›na bas›n aç›klamas›n› okuyan iflçilerden Ramazan Çoban, Türkiye’nin önemli gelir kaynaklar› aras›nda yer ald›¤›n› hat›rlatarak, “Sadece ‘yabanc› flirketlerin ç›karlar› öyle gerektiriyor’ diye TEKEL’in tasfiyesine izin verilmeyecektir. Bizim ulusumuzun ç›karlar› her fleyin önünde gelmektedir” diye konufltu. (H. Merkezi)

gasplar›n› ortadan kald›rmak, iflçi s›n›f›n›n yeni kazan›mlar elde etmesini sa¤lamak diye bir sorunu yoktur ve bunu yukar›da ifade etmeye çal›flt›k. Bunlar› yapabilecek olanlar devrimci sendikal kadrolar›n, s›n›f›n sendikal örgütlerinin bafl›nda olmalar›yla olanakl›d›r. Sar›, bürokrat sendikal çizgi yerine, devrimci s›n›f sendikal çizginin sendikalara ve konfederasyonlara hakim olmas›yla olanakl›d›r. Bu da devrimci kadrolar›n yetiflmesi ve sendikalarda etkili olmas› ve s›n›f taban›nda güçlü bir devrimci örgütlenmenin yarat›lmas›yla sa¤lanabilir. Çokça vurgu yapt›¤›m›z S›n›f Sendikac›l›¤› ne anlama gelmektedir? Sendikal hareketin sermayeye karfl› mücadelesinde baflar›l› olmas›n›n birinci koflulu, bu harekete Devrimci Demokratik Sendikal anlay›fl›n k›lavuzluk yapmas›d›r. Bütün toplumsal örgütlerde oldu¤u gibi sendikalarda da iki dünya görüflü, ya burjuvazinin dünya görüflü, ya da proletaryan›n dünya görüflü k›lavuzluk eder. Bu iki dünya görüflü aras›nda sendikalar, ne kadar iddia etseler de tarafs›z kalamazlar ve her tarafs›zl›k iddias›, asl›nda iflçi y›¤›nlar›n›n ç›karlar›na karfl› sermayenin dünya görüflünün savunulmas›d›r. Sendikalarda proletaryan›n dünya görüflünü hakim k›lman›n ve bu hakimiyeti sürdürmenin ön flart›, sendikalara proletarya partisinin önderli¤inin tesis edilmesidir. S›n›f sendikac›l›¤›, sendika üyelerinin gönüllü olarak proletarya partisinin önderli¤ine ikna edilmesi,

bu temelde e¤itilmesi, proletarya partisine mümkün olan en büyük yak›nlaflmay› sa¤lamak için çal›fl›lmas› demektir. Sar› sendikac›l›k ile s›n›f sendikac›l›¤› aras›ndaki temel fark, iflçi s›n›f›n›n bütün k›smi talepler (ekonomik-demokratik ) u¤runa verdi¤i mücadelelerin devrim ve sosyalizm hedefine tabi olarak ele al›nmas› ve örgütlenen iflçi y›¤›nlar›n›n her k›smi mücadelede devrime yak›nlaflt›rmak için çal›fl›lmas›d›r. S›n›f sendikac›l›¤›, kendisini salt ekonomikdemokratik mücadele ile s›n›rlamaz; O ayn› zamanda iflçi s›n›f›n› siyasal iktidar mücadelesi do¤rultusunda da örgütler. S›n›f Sendikac›l›¤›, örgütlü iflçileri öncünün fliarlar› etraf›nda örgütlemeyi ve iflçilerin bilinç düzeyini yükseltmeyi hedeflemektir. S›n›f Sendikac›l›¤› her türden flovenizme, milliyetçili¤e, dinsel dar görüfllülü¤e karfl› çeflitli ›rklardan, dinlerden iflçileri ortak s›n›f ç›karlar› temelinde enternasyonalist ruhla e¤itmek ve s›n›f sendikalar›nda birlefltirmektir. S›n›f Sendikac›l›¤› perspektifi ile oluflturulan s›n›f sendikalar›, devrim ve sosyalizmin okuludur. S›n›f sendikalar›, sömürü düzeni koflullar›nda kendi aralar›nda rekabet arac›l›¤›yla birbirine düflürülmüfl, düflman edilmifl, sermaye karfl›s›nda sindirilmifl iflçi kitlelerini birlefltiren, onlar›n s›n›f olarak hareket etmesinin önkoflullar›n› yaratan, s›n›f düflmanlar›na karfl› ortak mücadele bilinciyle e¤iten genifl s›n›f örgütleridir.

S›n›f sendikalar›, gücünü iflçi s›n›f›n›n üretimden gelen gücünden al›r. Sermaye karfl›s›nda kullanaca¤› yegane güç, üretim içinde ald›¤› pozisyondur, ellerinin flaltere uzanacak mesafede olmas›d›r. Bugünün sendika bürokratlar›, güçlerini iflçi s›n›f›ndan alma yerine sermayeden ald›klar› içindir ki, üretimden gelen güç kavram›n› a¤›zlar›na dahi almamaktad›rlar. Onlar yak›nma yoluyla, zavall›lar› oynayarak hak gasplar›n› engelleyebileceklerini san›yorlar. Arada bir yapt›klar› iflçileri Ankara’ya toplayarak biriken tepki ve öfkeyi kontrollü bir flekilde boflaltma operasyonlar›n› dahi gerçeklefltiremez duruma düflmüfl olduklar›ndan, flimdi de sadece profesyonel sendikac›larla eylem yapma peflindedirler. Bu da ne kadar acz içinde olduklar›n› gözler önüne sermektedir. Bizim yapmam›z gereken, dün oldu¤u gibi bugün de iflçi s›n›f› içinde yo¤unlaflmak, onlar içinde örgütlenmek ve bürokratik sendikal ayg›tlar› parçalayacak bir öfke birikimini ortaya ç›karmak ve bu öfke birikiminin içini s›n›f›n nihai kurtulufluna hizmet edecek biçimde doldurmakt›r. Çünkü s›n›f›n nihai kurtulufluna hizmet etmeyen, günlük veya anl›k sorunlar›n çözümü etraf›nda gerçeklefltirilen örgütlenmelerin hiçbir kal›c›l›¤› olamaz, hiçbir soruna köklü çözüm getiremez. Nihai kurtulufla hizmet edecek s›n›f örgütlenmeleri yaratmak ise ancak ve ancak s›n›f sendikac›l›¤› perspektifini hayata geçirmekle mümkündür.

rüyüflüne polis izin vermezken, yürüyüflte ›srar eden sendika üyeleri ile polis aras›nda k›sa süreli gerginlik yafland›. Polis ekipleri sendika üyelerinin toplu halde AKP Teflkilat›’na gitmelerine izin verilmeyece¤ini bildirince sendika temsilcileri kendi aralar›ndan seçti¤i baz› sendika üyelerini AKP ‹lçe Teflkilat› yöneticileri ile görüflmeye gönderdi. Teflkilat yöneticileri ile görüflmeye giden sendikac›lar içinde baz›lar›n›n slogan atmas› üzerine ise gruba müdahale eden polis iki kifliyi gözalt›na ald›. Bu gerginli¤in ard›ndan AKP yöneticileriyle görüflen grup ad›na gazetecilere bilgi veren Tek G›da-‹fl Sendikas› Marmara ve Trakya Bölge fiube Baflkan› Özcan Mete, AKP ‹lçe Teflkilat› yöneticilerine TEKEL’in özellefltirmesiyle birlikte yaflanacak sorunlar› anlatt›klar›n› söyledi. Sendika üyeleri AKP ‹lçe yöneticileri ile yap›lan görüflmenin ard›ndan eylemlerini bitirdiler. (Kartal) ‹fiÇ‹ VE ÜRET‹C‹ EYLEM YAPIYOR


9-22 May›s 2003

8

6

Mobil Santral gözalt›lar› sürüyor Bugüne kadar “Mobil Santrale Hay›r” mitingine kat›lan 16 kifli polis taraf›ndan gözalt›na al›narak Tekkeköy Savc›l›¤›’na sevkedildi.

Samsun’un Tekkeköy ilçesinde yap›lan “Mobil Santrale Hay›r” mitinginin ard›ndan halk›n hakl› tepkisi sonucu ç›kan olaylarda “provokasyon yap›ld›¤›” iddias›yla Tekkeköy Savc›l›¤› taraf›ndan aç›lan soruflturmada gözalt›lar devam ediyor. Bugüne kadar mitinge kat›lan 16 kifli polis taraf›ndan gözalt›na al›narak Tekkeköy Savc›l›¤›’na sevkedildi. Mitinge kat›lan Samsun Gençlik

Derne¤i Baflkan› Nazire Ayata, polis taraf›ndan dernek binas› önünde gözalt›na al›n›p, kendisininin de di¤er arkadafllar› gibi “Mobil Santrale Hay›r Mitingi” ve devam›nda yap›lan eyleme kat›ld›¤› gerekçesiyle ifadesinin al›nmas›yla ilgili bir bas›n aç›klamas› yapt›. 25 Nisan Cuma günü dernekte düzenledi¤i bas›n aç›klamas›nda arkadafllar› ile birlikte mitinge kat›ld›kla-

r›n› belirten Nazire Ayata “mitingin yap›ld›¤› günden bu yana genelde tüm Samsun halk›n›n, özelde ise ö¤renci gençli¤in üzerinde terör estiriliyor. Sanki gençlik bu halktan de¤ilmifl gibi, ö¤renciler soyutlanmaya çal›fl›l›yor ve biz gençli¤i terörist olarak lanse etmeye çal›fl›yorlar. As›l terörist Samsun halk›na ra¤men bu santrali aç›k tutanlar ve onlara destek olanlard›r” dedi. Samsun halk›n›n kendi hakk›n› aramas›n›n yöneticileri rahats›z etti¤ini ve sürekli bir sorumlu arama telafl› içinde olduklar›n› belirten Nazire Ayata “Gazetelere asl› astar› olmayan beyanatlar veriyorlar. Kafeleri bas›yorlar, insanlar›n evlerini bas›yorlar veya yolda yürürken üzerimize atlayarak gözalt›na al›yorlar” fleklinde konuflmas›na devam ederek “Devlet ne kadar bizleri halk›m›zdan uzaklaflt›rmaya çal›fl›rsa çal›fls›n baflar›l› olamayacakt›r” dedi.

TEKEL’in özellefltirilmesi köylüyü de vuracak Özellefltirme beraberinde TEKEL’e ba¤l› birçok fabrikan›n teker teker kap›lar›na kilit vurulmas›n› getirecektir.

Önümüzdeki aylarda özellefltirilmesi beklenen TEKEL için emperyalist flirketler çal›flmalar›n› tüm h›z›yla sürdürürken, milyonlarca üretici ve sektör çal›flan›n› ise açl›k ve yoksullukla karfl› karfl›ya b›rak›yorlar. IMF ve DB politikalar›n›n bir ürünü olan özellefltirmeyle birlikte milyonlarca insan›n ma¤dur olmas›-

na uflakl›k eden AKP hükümeti, üretici köylüyü ve çal›flan iflçileri ma¤dur etmeyecekleri yönünde aç›klamalar›yla yine bildik halk› aldatma kampanyalar› yürütüyor. Ne var ki, TEKEL’in faaliyette bulundu¤u tütün, sigara ve alkollü içki alanlar›nda gerekli düzenlemeleri yapmas› için kurulan Tütün, Tütün Mamulleri ve Al-

kollü ‹çkiler Piyasas› Düzenleme Kurulu (Tütün Kurulu) Baflkan› Niyazi Adal›, TEKEL’in tek parça özellefltirilmesi sonucu tütün üreticilerinin ma¤dur kalmamas›na yönelik herhangi bir düzenlemeye gidilmeyece¤ini aç›klad›. Günlük bir gazetenin sorular›n› yan›tlayan Adal›, üretici köylülerin ve iflçilerin korunmas› için hiçbir yasal düzenlemeye gidilmedi¤ini belirtti. Özellefltirme beraberinde TEKEL’e ba¤l› birçok fabrikan›n teker teker kap›lar›na kilit vurulmas›n› getirecektir. Emperyalist ülkelerde yetifltirilen üretim fazlas› tütün, yine bu ülkelerde ifllenerek bizim ülkemizde sat›lacakt›r. Türkiye gibi büyük bir pazarda yüzde 60’lara varan bir pazar pay› olan TEKEL’in özellefltirilmesiyle, emperyalist flirketler kendilerine büyük bir pazar açm›fl olacaklar. Bu durumda da üretici köylü ve sektörde çal›flanlar çok büyük bir yoksullukla karfl› karfl›ya kalacak. (H. Merkezi)

Etkisini flimdilik hayvanlar›n ve bitkilerin ölümü ile göstermeye bafllayan Mobil Santralin insanlar› öldürmesini beklemeyeceklerini söyleyen Nazire Ayata aç›klamas›n› “art›k dünyan›n hiçbir yerinde kullan›lmayan bu zararl› ve eski teknoloji santrali kapat›l›ncaya kadar mücadele edece¤iz. Rant u¤runa ülkemizin emperyalistlere ve iflbirlikçilerine peflkefl çekilmesine seyirci kalmayaca¤›z. Biz bunlar› yaparken birilerini rahats›z edece¤imizi biliyoruz. Ama hiçbir güç bizi do¤rular› savunmaktan al›koyamaz. Böyle gözalt›larla kaç kifliyi durdurabilecekler, onlar ne kadar aksini iddia etseler de bu tepki tüm Samsun halk›n›n tepkisi, e¤er durdurmak istiyorlarsa tüm Samsun halk›n› tutuklamalar› gerekecek” diyerek bas›n aç›klamas›n› sonland›rd›. (Samsun)

Orman yasas› tart›fl›ld› Bolu’da düzenlenen ve Orman köylülerine yeni ç›kan orman yasalar›n›n anlat›ld›¤› konferansa orman köylüleri dernekleri genel baflkanlar› da kat›ld›. Orman köylüleri yeni ç›kacak yasa ile ormanlar›n tahrip edilmesinden korktuklar›n› ifade ettiler. Bolu Orman Kooperatifleri Birli¤i taraf›ndan düzenlenen konferans Bolu Belediyesi Nikah Salonunda gerçeklefltirildi. Konferansa Belediye Baflkan› Yüksel Ceylan, Orman Mühendisleri Odas› Genel Baflkan› Salih Sönmez›fl›k, Orman Kooperatifleri Genel Baflkan› ‹dris fiener, Türkiye Ziraatçiler Derne¤i Genel Baflkan› ‹brahim Yetkin, Orman Kooperatifleri Merkez Birli¤i Baflkan› Cafer Yüksel ve orman köylüleri kat›ld›. Konferansta konuflan Orman Mühendisleri Odas› Genel Baflkan› Salih Sönmez›fl›k, ormanlar›n dünya için çok önemli oldu¤unu ve yeni ç›kan yasalar ile ormanlar›n tahrip edilece¤ini ifade etti. Sönmez›fl›k; “Orman Bakan› da ç›k›p ormanlar› 18 ayda sataca¤›z diyor. Devlet, ormanlar› satarak üretilen oksijenin %60’›n›, suyun %82’sini ve yaflam çeflitlili¤ini de sat›yor. Bunun mutlaka önüne geçilmesi gerekiyor. Di¤er yandan Ormanlar ne zaman talan edilmek istense hep orman köylülerini kalk›nd›rma ad›yla kanunlar ç›kart›l›r. Fakat orman köylüsünün bu kanunlardan haberi yoktur. Hal böyle olunca da köylüyü kalk›nd›rmak için ç›kart›lan kanunlar hep ormanlar› tahrip etmek isteyenlere ve villa yapacaklara yarar. Bunun önüne geçilmeli ve ormanlar tahrip ettirilmemelidir. Sat›lacaksa da gerçek sahipleri olan köylülere sat›lmal›d›r” dedi. Konuflmalar›n ard›ndan dinleyiciler ç›kacak ve ç›kan kanunular hakk›nda konuflmac›lara sorular sordular. (H. Merkezi)


8

7

9-22 May›s 2003

Elektrikle korunan meralar tehlike saç›yor Taflburun Beldesi’ne ba¤l› Babacan Köyü muhtar› ‹sa Kaya, köye 1 kilometre uzakl›kta bulunan Azeri kökenli köylülere ait araziye, Tar›m ‹l Müdürlü¤ü’nce çekilen elektrikli tellerin tehlike saçt›¤›n› söyledi. I¤d›r’›n Taflburun Beldesi’ne ba¤l› Babacan Köyü sakinleri, Tar›m ‹l Müdürlü¤ü’nün, Azerilere ait arazinin etraf›na, ‘korumak’ amac›yla, elektrikli tel çekti¤ini ileri sürdü. Köylüler, araziyi korurken kendi canlar›n› tehlikeye atan Tar›m ‹l Müdürlü¤ü hakk›nda dava açacaklar›n› söylediler. D‹HA’ya bilgi veren Taflburun Beldesi’ne ba¤l› Babacan Köyü muhtar› ‹sa Kaya, köye 1 kilometre uzakl›kta bulunan Azeri kökenli köylülere ait araziye, Tar›m ‹l Müdürlü¤ü’nce çekilen elektrikli tellerin tehlike saçt›¤›n› söyledi. Tellerin arazi sahiplerinin iste¤i üzerine çekildi¤ini iddia eden Kaya flöyle konufltu: “Köyümüzün yak›n›nda arazisi bulunan Azeri vatandafllar Tar›m ‹l Müdürlü¤ü’ne baflvurarak, arazileri-

nin korumaya al›nmas›n› istemifller. Tar›m ‹l Müdürlü¤ü de yaklafl›k bir ayd›r buraya elektrikli tel çekmifl. Bizim köy ile K›rçiçek Köyü’ne giden yol da bu vesile ile kapat›lm›fl. Tar›m ‹l Müdürlü¤ü ve Aral›k Kaymakaml›¤›’na yapt›¤›m tüm baflvurulara ra¤men olumlu bir sonuç alamad›m.” I¤d›r’da Azeri vatandafllar ile Kürt vatandafllar aras›nda ayr›m yap›ld›¤›n› ifade eden Kaya, flöyle devam etti: “Köyün birçok eksi¤i oldu¤u halde, yetkili mercilere baflvurdu¤umuzda ‘Bütçede yeterli ödenek yok’ diyorlar. Ama bunun yan›nda çorak olan bu meraya bölgede bulunan Azeri köylülerinin baflvurular› üzerine milyarlar ödenerek elektrikli tel çekiliyor. Mera milyarlar harcanarak korumaya al›n›yor. Hem

de elektrikli tellerle ve hiçbir önlem al›nmadan, herhangi bir uyar› iflareti olmadan. ‹nsanlar›n hayatlar› tehlikeye sokularak yap›l›yor bu. Biz bunu kay›rma olarak kabul ediyoruz. I¤d›r’da Kürtlerle Azeri vatandafllar ayr› tutuluyor, oysa hepimiz biriz, ayr›m olmamal›d›r.” Öte yandan köy sakinlerin-

den Musa Tigin ve Cafer Tigu, mera yak›nlar›nda bulunan tarlalar›na yol kapal› oldu¤u için gidemediklerini ve tellerde elektrik oldu¤u için hayvan otlatamad›klar›n› söylediler. Can güvenliklerinin olmad›¤›n› belirten köy sakinlerinden Musa Tigin, “Taflburun Karakolu mera yak›nlar›ndaki tel ve direkle-

Tütün üreticilerine kota ve özellefltirme darbesi

Batman’da say›lar› son 2 y›l içinde 45 binden 33 bine kadar düflen tütün üreticileri, TEKEL’in kapanmas› durumunda büyük bir sosyal sefaletin yaflanaca¤› uyar›s›nda bulundu. Batman ekonomisinin önemli ayaklar›ndan birini oluflturan tütün üreticili¤i, 1991 y›l›ndan beri uygulanan kota sistemiyle çökme noktas›na geldi. 1992’de 2.5 ton olarak bafllayan kota miktar›n›n, 2003 y›l›nda kifli bafl›na 200 kiloya kadar düflmesi, tütüncüleri kara kara düflündürüyor. En yüksek al›m fiyat› 2 milyon 500 bin lira olan tütün, bu y›l üreticilerine en fazla 500 milyon lira ka-

zand›racak. Bu duruma isyan eden tütüncüler flimdi de TEKEL’in özellefltirilmesi ihtimaline karfl› açl›k tehlikesiyle karfl› karfl›ya olduklar›n› belirtiyor. ÜRET‹C‹LER ADIM ADIM SEFALETE SÜRÜKLEND‹ D‹HA’ya konuflan Tek G›da-‹fl Batman fiube Baflkan› Mahmut Ekin, önceleri Befliri, Kozluk, Sason gibi ilçelerde tütünle u¤raflan üreticinin maddi anlamda hiçbir sorununun bulunmad›¤›n› anlatt›. “Bölge ekonomisi tamamen tar›ma dayand›¤› halde devlet tar›msal alandan deste¤ini çek-

mek istiyor” diyen Ekin, 1990’l› y›llardan beri uygulanan kota sistemiyle nüfusun yüzde 20’sinin metropollere göç etmek zorunda kald›¤›na dikkat çekti. Ekin, yaflanan iflsizlik ve göçle beraber binlerce insan›n sosyal sefalete sürüklendi¤ini belirterek, son y›llarda kentte fuhufl, kapkaç ve h›rs›zl›k olaylar›n›n artt›¤›na iflaret etti. 10 y›l› aflk›n süredir uygulanan kota sisteminin ard›ndan son aylarda TEKEL’in de özellefltirme kapsam›na al›nmas›na tepki gösteren Ekin, flöyle konufltu: “Y›llard›r tütünde uygulanan kota sistemi ve son olarak da TEKEL’i özellefltirme giriflimleri var. 33 bin üreticinin ve ülke genelinde 40 bin çal›flan›n iflsizli¤ine göz yumamay›z. Kota ile her geçen gün üretici say›s› düflüyor. fiimdi de özellefltirme ile kentteki 33 bin insan üretimden kopar›lmak isteniyor. Bu sosyal bir k›y›md›r. Ve biz sendika olarak yapaca¤›m›z eylemlerle özellefltirmenin, kotan›n dolay›s›yla sosyal k›y›m›n önünde duraca¤›z.”

‘KOTA DEVAM EDERSE ÜRET‹M‹ BIRAKACA⁄IZ’ Uzun zamandan beri Batman’da tütün üretimi ile u¤raflan 6 çocuk babas› Zekeriya Göçmen, kota ile birlikte “baba mesle¤i” olarak nitelendirdi¤i tütün üreticili¤ine geçen y›l son verdi¤ini söyledi. Göçmen, “Uygulanan kotayla beraber geçen y›l zarar ettim. Kota kald›r›lmad›kça tütün ekmeyi düflünmüyorum” diye konufltu. 1970’li y›llardan beri tütüncülük yapan Mehmet Beyde ise, ekti¤i 400 kilo tütünü nas›l sataca¤›n›n hesab›n› yapt›¤›n› söyledi. Sat›fl gerçekleflse bile kazanc›n›n 700-800 milyon civar›nda olaca¤›n› belirten Beyde, geçimini sa¤layabilmek için ek ifl olarak seyyar sat›c›l›k yapmak zorunda kald›¤›n› söyledi. Beyde, “E¤er kota devam ederse önümüzdeki sene tütün ekmeyi düflünmüyorum. Çünkü ekti¤imizde kâr yerine zarar ediyoruz. Y›lda 700-800 milyon için çekilen eziyete de¤mez” fleklinde konufltu. (D‹HA)

rin herhangi bir hasar görmesi halinde bizi ve köy muhtar›n› sorumlu tutacacaklar›n› söylediler. Daha önce de bu gerekçeyle birçok kifli karakola götürülerek, ifadelerine baflvuruldu. Biz Babacan Köyü sakinleri olarak muhtar öncülü¤ünde, yetkili mercilere dava açaca¤›z” fleklinde konufltu. (D‹HA)

“Do¤rudan Gelir Deste¤i Uygulamas› Yanl›fl” AKP hükümetinin köylüyü “kalk›nd›rmak” için allay›p pullayarak ileri sürdü¤ü Do¤rudan Gelir Deste¤i uygulamas› AKP’li milletvekilleri taraf›ndan bile elefltiriliyor. AKP Milletvekili Fahri Keskin, Eskiflehir ‹l Baflkan› Fikret Dönmez, Merkez ‹lçe Baflkan› Hasan Tuç, Eskiflehir Köy Hizmetleri Bölge Müdüdü Zafer Köksal ile ‹l Müdürü Mustafa Gürbüz’ü ziyaretleri s›ras›nda DGD’nin çeliflkilerini ortaya koydular. Do¤rudan Gelir Deste¤i (DGD) uygulamas›n› do¤ru bulmad›klar›n› belirten AKP milletvekili Keskin, “DGD toprak sahiplerine ödenen bir para. Tarlada u¤raflana ödenmesi gerekirken, flehirde oturana veya topra¤›n› kiraya vermifl olana ödeniyor. Bu yüzden de yanl›fl bir uygulama” dedi. Keskin, DGD bütçesine ayr›lan paran›n bir bölümünün hayvan kooperatiflerine aktar›lmas› gerekti¤ini belirtti, DGD’den hayvanc›l›¤a pay ayr›lmas›n›n göçleri engelleyebilece¤ini vurgulad›. “DGD ödemeleri kanunla düzenlendi¤inden, iki y›l daha devam edecek. May›s ay›nda DGD’lerin ödenmesini amaçl›yoruz” diyen Keskin ayr›ca “600 kooperatif hayvanc›l›kla u¤rafl›yor ama, devletin ihtiyaçlar›n› karfl›layabilece¤i kooperatif say›s› 20’yi geçmez. DGD’nin bir bölümü hayvanc›l›k projesi ad› alt›nda köylüye kaynak olarak aktar›lmal›. Böylece, köyden kente göç de engellenebilir.” dedi. (H. Merkezi)


9-22 May›s 2003

8

8

Bu y›k›m kaderimiz de¤il, Bingöl’deki enkaz devletindir! Bingöl depreminin ak›lda kalacak görüntülerinden biri de çad›r isteyen halk›n üzerine atefl açan özel tim görüntüleri olacak. Bingöl valili¤i önünde çad›r istediklerini ve var olan ilgisizli¤i ve duyars›zl›¤› protesto eden halk›n üzerine araçla giren polis arac› ve ard›ndan da özel timin halk› da¤›tma bahanesiyle havaya yüzlerce kurflun boflalt›lmas› unutulacak cinsten de¤il.

ingöl’de 30 Nisan gecesi saat 03:27’de meydana gelen 6.4 büyüklü¤ündeki deprem verilen son rakamlara göre 135 kiflinin ölümüne 600 kiflinin yaralanmas›na neden oldu. TV ekranlar›na yans›yan, gazete manfletlerinde sayfalarca verilen foto¤raflar daha önce yaflanan depremlerin ard›ndan izledi¤imiz ve gördü¤ümüz halk›n ac›lar›n›n kareleri. Haber alamad›klar› yak›nlar›n›n ard›ndan a¤layan yüzlerce gözü yafll› insan, da¤›lm›fl aileler, kimsesiz kalm›fl çocuklar, hastaneye ak›n eden insanlar ve çaresizlik ve bir parça umutla enkaz y›¤›nlar› aras›nda dolaflanlar. Bingöl depreminde y›k›lan apartmanlar›n yan›s›ra halka en büyük ac›y› yaflatan ise Çeltiksuyu Yat›l› ‹lkö¤retim Okulunun y›k›lmas› oldu. Ka¤›t gibi çöken okuldan 71 ö¤renci sa¤ olarak kurtulurken 29 ö¤rencinin cesedi ç›kart›ld›. Enkaz alt›ndaki 98 ö¤renciden ise henüz hiçbir haber al›nabilmifl de¤il. Depremin üstünden geçen her gün ile birlikte aileler ve kurtarma çal›flmas›n› yürüten ekipler ö¤rencilerin sa¤ olarak kurtulma umutlar›n› Yitirmifl durumdalar.

B

DEVLET AKLANMAYA ÇALIfiILIYOR Sakarya depreminin ard›ndan ve daha sonra olan depremlerin ard›ndan gündeme gelen devletin yolsuzluk ve rüflvetçili¤i Bingöl depreminin ard›ndan da gündeme geldi. Apartmanlar›n ve ölümlerin en çok yafland›¤› Çeltiksuyu yat›l› okulunun yap›m›nda ve daha sonra mimari iznin verilmesinde birçok yolsuzlu¤un yafland›¤› gazete sayfalar›n›n manflet konusu oldu. Çimento kullan›lmad›¤›, nemin binay› çürüttü¤ü ancak gerekli kurumlar›n bu-

nu dikkate almad›¤› vb. daha birçok tart›flma deprem ertesinde yap›lan tart›flmalar oldu. Ard arda bu konuda aç›klamalar yap›larak suçlu müteahhitler ve flirketler yarg›lanmaya baflland› bile. Halk›n bu duruma tepkisi ise okul enkaz› alt›nda kalan bir baban›n “benim kerpiçten yapt›¤›m ah›r y›k›lmad› ama okul y›k›ld›” aç›klamas›nda kendini göstermekte. Devlet sistemindeki çarp›kl›k kendini di¤er alanlarda oldu¤u gibi mimari yap›lanma ve halk›n can güvenli¤inin önem kazand›¤› bu tarz yerlerde de göstermektedir. Yolsuzlu¤un ve rüflvetçili¤in had safhada oldu¤u devlet mekanizmalar›nda halk›n yaflam güvencesi, can güvenli¤i gibi konular hiçe say›larak al›nan rüflvetin miktar› önem kazanmakta. Ve yaflanan her depremin ard›ndan günah keçileri bulunarak göstermelik bir yarg›lanma sürecinden geçirilerek devlet aklanmaya çal›fl›lmakta. Yap›lan bu yarg›lamalarla “yaflanan y›k›mlar›n nedeni devlet de¤il müteahhitlerdir” yan›lsamas› yarat›lmaya çal›fl›lmaktad›r. Devlet yaflanan tüm olaylarda oldu¤u gibi deprem gibi yüzlerce, birlence insan›n yaflam›na neden olan olay›n sorumlulu¤unu da kendi üstünden atmaya çal›flmakta. Bingöl depreminde en çok gündeme gelen okul tart›flmas›nda da okulu yapan müteahhit fieref Bozkufl’un ad› bütün gazetelerde yay›nlanarak hedef gösterilmeye baflland› bile. Ve yap›lan “önemli araflt›rmalar sonucu” müteahhit Bozkufl’un Bingöl’deki kamu ihalelerinden men edildi¤i ortaya ç›kart›lm›fl. Ve yine boyal› bas›n için dramatik bir durum yakalanm›fl ve müteahhitin ailesinin de depremde öldü¤ü yaz›lm›fl.

ÜLKEN‹N HER YANI TEHD‹T ALTINDA Yine Bingöl depreminin ard›ndan yap›lan araflt›rmalara göre Türkiye’de 7 milyon binan›n bulundu¤u ve bu say›n›n 581 binine yak›n›n›n esasl› onar›m gerektirdi¤i aç›klanmakta. Bu da her 10 binadan birinin esasl› onar›m gerektirdi¤i anlam›na gelmektedir. Bugünkü mevcut gerçeklikle birlikte bunu da düflündü¤ümüzde yar›n yaflanacak daha fliddetli depremlerde ortaya ç›kacak tablonun ürkütücülü¤ü ortadad›r. fiu da var olan bir gerçektir ki devlet, halk›n can güvenli¤ini korumak amaçl› böylesi bir onar›m projesini gerçeklefltirmeyecektir. Geçmifl depremlerden dolay› evsiz ve yurtsuz kalan yüzlerce aile hala prefabrik evde yaflam mücadelesi sürdürmektedir. Bir ço¤una bar›nma sözü verilen bu insanlar bugün büyük bir yoksullukla yaflamlar›n› sürdürürken devletin var olan kötü binalar› onarmas›n› beklemek devletin gerçek yüzünü görmemek olacakt›r. ACILI HALKA DEVLET‹N YANITI Bingöl depreminin ak›lda kalacak görüntülerinden biri de çad›r isteyen halk›n üzerine atefl açan özel tim görüntüleri olacak. Bingöl valili¤i önünde çad›r isteyen ve var olan ilgisizli¤i ve duyars›zl›¤› protesto eden halk›n üzerine araçla giren polis arac› ve ard›ndan da özel timin halk› da¤›tma bahanesiyle yüzlerce kurflun boflalt›lmas› unutulacak cinsten de¤il. Halk›n en do¤al talebi devlet taraf›ndan kurflunla karfl›lanarak yan›t verilmifl ve aç›lan ateflten dolay› yaralananlar hastaneye kald›r›lm›flt›r. Kaybettikleri yak›nlar›n›n ac›lar›yla dolu olan halka devletin “flefkatli” kollar› uzun namlulu silahlarla böyle uzand›. Y›llard›r bölgede halka yapt›klar› bir çok uygulamayla teflhir olan ve halk›n öfkesini çeken özel tim bu olayla birlikte gerçekli¤ini bir kez daha halka gösterdi. Yaflanan olaylar›n nedenini 1 May›s’› deprem nede-

ni ile kutlayamayan siyasi gruplar›n halk› provoke çabalar› olarak gösteren Vali Hüseyin Av n i

Cofl için “Vali ‹stifa” sloganlar› atan halk yerlerde sürüklenerek gözalt›na al›nd›. Daha da öfkelenen halk, valilik önünden ayr›larak emniyet binas›n›n önüne giderek durumu protesto etmek istedi. Ancak burada da yaflanan tablo valilik önünde yaflanan tablodan farkl› olmad›. Burada da halk› bekleyen polis kurflunlar› oldu. Bu yaflananlar›n ard›ndan aç›klama yapan Tayyip Erdo¤an ise gazetecilerin Özel Tim’in tutumuna iliflkin sorduklar› soruya verdi¤i yan›t “Bu tarz olaylar› bast›rmak için dönem dönem baflvurulan yöntemlerdir. Durumu çok abartmamak gerekir” biçiminde oldu. “Havaya” aç›lan atefl birçok insan›n yaralanmas›na neden oldu. Yaflanan olay›n ard›ndan Bingöl Emniyet Müdürü görevinden al›n›rken yap›lan aç›klamalarda halk “sükunete” ça¤r›ld›. Bu olaylar içerisinde öne ç›kan bir di¤er isim de Bingöl Valisi Hüseyin Avni Cofl. Bolu depreminde halka yard›m da¤›t›lmad›¤›n› söyleyen, bir bayan› tokatlayan Bolu Valisi Nusret Miro¤lu’nun yard›mc›s› olan ve k›sa bir süre

önce Bingöl Valili¤ine atanan Cofl’un vukuatlar› deprem aç›klamalar› ile bitmiyor. Depremden birkaç gün önce bir sendikac›y› “a¤z›na kurflun doldururum. Bu ifli b›rakacaks›n, gözüme çok bat›yorsun. Bir daha böyle fleylerle u¤raflma, süründürürüm” diyerek tehdit eden Cofl, tavr›n› depremzedelere yönelik devam ettirdi. YARDIM VURGUNCULARINA GÜN DO⁄DU Deprem bölgesine yap›lan yard›mlar›n ise di¤er depremlerde hangi vurguncunun eline geçece¤i henüz medyada yay›nlanmad› ancak eminiz ki uzun bir süre almayacakt›r. Çünkü daha önceki depremlerde yaflanan durumun benzerinin yaflanmas› kaç›n›lmaz. Yap›lan ilaç, para ve eflya yard›m› depolarda biriktirilerek küçük bir k›sm› göstermelik olarak halka da¤›t›lacak ve medya arac›l›¤›yla görüntüler günlerce televizyonlarda gösterildikten sonra devletin borcu bitmifl olacak. Bingöl halk› y›llarca devam edecek yoksulluk ve sefalete mahkum edilecek. Prefabriklerdeki çileli yaflam bu kez Bingöl halk›n› bekleyecek. Sonuçlar›ndan bizzat devletin sorumlu oldu¤u bu deprem gerek devletin gerekse de AKP hükümetinin halk nezdinde daha fazla teflhir olmas›na neden olurken halk›n sisteme olan tepkisini de büyütmüfltür. ‹lerleyen günlerde yaratt›¤› tahribat›n faturas›n›n daha fazla olaca¤› bu depremde yak›nlar›n› kaybeden halk›m›z›n ac›lar›n› paylafl›yoruz. (Mersin)


8

9

9-22 May›s 2003

May›nlar temizlenmiyor, çocuklar ölüyor ‹HD Diyarbak›r fiubesi 2002-2003 y›llar›nda may›nda ölenlerle ilgili bir araflt›rma yapt›. Araflt›rmaya göre may›n ve patlay›c›lar nedeniyle 24 kifli öldü, 45 kifli de yaraland›. yaraland›¤›n› belirtti. Ölenlerin ço¤u çocuk. Devlet “savafl tehlikesi” gerekçesiyle, ilgili sözleflmeleri imzalamas›na ra¤men may›nlar› temizlemiyor. ‹nsan Haklar› Derne¤i (‹HD) Diyarbak›r fiubesi’nin araflt›rmas›na göre, 2002 ve 2003 y›llar›nda, savafl art›¤› may›n ve di¤er patlay›c›lar nedeniyle meydana gelen patlamalarda, 24 kifli hayat›n› kaybederken, 45 kifli de yaraland›. ‹HD Diyarbak›r fiube Baflkan› Selahattin Demirtafl’›n aç›klad›¤› raporda may›nlar›n özellikle sivillerin ölümüne neden oldu¤u vurgulan›yor. ‹HD’nin 2002 y›l› için haz›rlad›¤› raporda, “may›n ve

May›n patlamas›nda ölen Zehra Bar›n’›n efli ve çocuklar› isyan ediyor

‹HD Diyarbak›r fiubesi, 2002-2003 y›llar›nda may›n ve

di¤er patlay›c›lar nedeniyle 24 kiflinin öldü¤ünü 45 kiflinin de

S›dd›k Kaya’n›n cesedi bulundu Mufl Varto’da 20 Kas›m 2002 tarihinde evinden ç›kt›ktan sonra kendisinden haber al›namayan S›dd›k Kaya’n›n cesedi Nisan 2003’te bulundu. evlet y›llard›r insanlar› kaybederek amans›z terörünü sürdürmekte. Kay›p insanlardan ya bir daha haber al›nam›yor ya da aylar, y›llar sonra cesetleri bulunuyor. En son Mufl, Varto’da S›dd›k Kaya isimli bir vatandafl 20 Kas›m 2002 tarihinde evinden ç›kt›ktan sonra kendisinden bir daha haber al›namam›flt›. Köylüler taraf›ndan 24 Nisan 2003 tarihinde Mufl’un Bulan›k köyünde elleri arkadan iple ba¤lanm›fl, beline kum torbas› ba¤l›, gözü ve a¤z› bantl› bir flekilde bir ceset bulundu. Yap›lan araflt›rmalar sonucu cesetin kay›p olan S›dd›k Kaya’ya ait oldu¤u ortaya ç›kt›. Daha önce de bu konu ile ilgili S›dd›k Kaya’n›n akrabalar› Mufl ‹HD’ye baflvurmufltu. ‹HD Varto Kaymakam-

D

l›¤›’na, Varto Cumhuriyet Baflsavc›l›¤›’na, Mufl Valili¤i’ne, ‹çiflleri ve Adalet Bakanl›¤›’na gerekli baflvurular› yapmas›na ra¤men her zamanki gibi yine bir sonuç al›nmam›flt›. Evli ve 5 çocuk babas› olan S›dd›k Kaya PKK’ye yard›m yatakl›k yapt›¤› gerekçesiyle birçok kez gözalt›na al›nm›flt›. Konuyla ilgili ‹HD ‹stanbul fiubesi 29 Nisan günü Galatasaray Postanesi önünde bir bas›n aç›klamas› yapt›. Kay›plara Karfl› Komisyon ad›na aç›klamay› yapan Leman Yurtsever “y›llard›r devlet kaybediyor ve hiçbir faili meçhul cinayet ayd›nlat›lmam›flt›r. Bunlar›n ayd›nlat›lmas› için bu olaylar›n peflinde olaca¤›z” dedi. Aç›klaman›n ard›ndan ‹çiflleri ve TBMM’ye ‹HD’nin haz›rlad›¤› heyet raporu ve dilekçe faksland›. (‹stanbul)

MHP’YE SALDIRI ‹zmir’de 25 Nisan Cuma günü saat 23:50 s›ralar›nda MHP Konak ‹lçe Baflkanl›¤›’na kimli¤i belirlenemeyen kifliler taraf›ndan b›rak›lan bomba büyük bir gürültüyle patlad›. Patlama sonras› olay yerine gelen Terörle Mücadele, Konak Asayifl ve Olay Yeri ‹nceleme Ekipleri çevrede genifl güvenlik önlemleri ald›lar. Patlaman›n etkisiyle çok katl› olan iflhan› ve çevredeki iflyerlerinde maddi hasar meydana geldi. ‹zmir Emniyet Müdürü olay yerinde incelemede bulundu ve inceleme sonucu bomban›n el yap›m› boru tipi bomba oldu¤u anlafl›ld›. Olaylar›n ard›ndan bir aç›klama yapan FESK eylemi sahiplendi. (‹zmir)

di¤er patlay›c› maddeler yüzünden meydana gelen patlamalar›n, en çok çocuklara zarar verdi¤i” belirtilirken flu bilgilere yer verildi: * Patlamalardan ma¤dur olan 69 kifliden 20’sinin yafl› tespit edilemezken, geri alan 49 kifliden 37’sinin 0-18 yafl grubundan olufltu¤u ortaya ç›kt›. Ma¤durlar aras›nda 1925 yafl grubunda 8 kifli, 25 yafl üstü grupta ise 4 kifli yer al›yor. * Bu y›l›n ilk 4 ay›nda meydana gelen patlamalarda da “kurban” yine çocuklard›. fiubat ay›nda Mardin’in Midyat ‹lçesi’ne ba¤l› Sivrice Köyü’nde meydana gelen may›n patlamas›nda, Ramazan Ak-

PKK/KADEK GER‹LLALARI ‹LE ÇATIfiMA Bingöl‘ün Genç ilçesine ba¤l› Yeniyaz› köyünde, devriye görevi yapan Jandarma ile PKK/KADEK gerillalar› aras›nda önceki gün çat›flma ç›kt›. Yeniyaz› köyü Ma¤ralar mevkii yak›nlar›nda devriye görevi yapan Jandarma timleri ile PKK/KADEK gerillalar› aras›nda ç›kan çat›flmada bir uzman çavufl ile bir er yaraland›. Bingöl Valisi Hüseyin Avni Cofl’un yapt›¤› aç›klamada bölgede operasyonlar›n sürdürüldü¤ü aç›kland›. (Mersin)

p›nar (17) yaflam›n› yitirirken, Zübeyir A¤›rman (16) ile Sait A¤›rman da (16) yaraland›. * Mart ay›nda ise Diyarbak›r’›n Silvan ‹lçesi’nde patlamam›fl roket mermisiyle oynayan Veysi Yarmag›ç (13) isimli bir çocuk, merminin patlamas› sonucu a¤›r yaraland›. * Çocuklar›n ölümüyle sonuçlanan bir di¤er olay da Van’›n Baflkale ilçesine ba¤l› Esenyamaç köyünde meydana geldi. 5 Nisan’da koyunlar›n› otlatmaya götüren Defltan Korkmaz (14) ile Nihat Çeri (13) köy yak›nlar›nda bulunan asker mevziilerinden at›lan roket mermisinin patlamas› sonucu yaflamlar›n› yitirdiler. (H. Merkezi)

GENELKURMAY’DAN ‹NTERNETE SANSÜR Devrimci-sosyalist bas›n›n sürekli olarak yay›nlar›n› durdurmaya çal›flan egemen s›n›flar, internet üzerinden bu emeline ulaflmaya çal›fl›yor. Devrimci-sosyalist bas›n› toplatmalarla, yasaklamalarla, çal›flanlar›na yönelik gözalt› ve tutuklama terörüyle susturmaya çal›flan devlet, internetteki devrimci-sosyalist yay›nlar› da “hack”layarak susturmay› hedefliyor. Bu çerçevede Genelkurmay Baflkanl›¤› 5 kiflilik Özel ‹nternet Masas› oluflturarak, özellikle devrimci-sosyalist bas›n›n internetteki sitelerini yasad›fl› bir flekilde çökerterek durdurmay› amaçl›yor. Hedefini genifl tutun Genelkurmay Baflkanl›¤› yurd›fl›nda yay›n yapan siteleri de hedef tahtas›na ald›. (H. Merkezi)

Van’da olayl› cenaze an’›n Gülp›nar ilçesinde oturan Çetin Kahraman, otomobili ile evine giderken Kurfluno¤lu Petrol Firmas›’n›n yak›nlar›nda askerler taraf›ndan aç›lan atefl sonucu yaflam›n› yitirdi. Kahraman’›n cenazesi al›nd›ktan sonra kitle, olay›n sorumlular›n› protesto etmek için cenazeyi Van Valili¤i önüne götürdü. Cenazenin flehir merkezine getirilmesiyle birlikte 500 kifli de Van Valili¤i önünde topland›. Yo¤un önlemlerin al›nd›¤› Valilik önünde kalaba-

V

Van’da Çetin Kahraman isimli bir kifli, askerler taraf›ndan aç›lan atefl sonucu yaflam›n› yitirdi.

l›k giderek artt›. Kalabal›klaflan grubun protesto gösterilerinin artmas›yla polis ve grup aras›nda çat›flma ç›kt›. Olay s›ras›nda polisler grubu da¤›tmak için havaya atefl açt›. Olayda çok kifli yaraland› ve cenaze yak›nlar›n›n da aralar›nda bulundu¤u çok say›da kifli gözalt›na al›nd›. Olaylar s›ras›nda 10’a yak›n polis arac› tahrip edildi. Polis olaylar› görüntülemek isteyen D‹HA muhabirine de sald›rarak foto¤raf makinesine el koydu. (Mersin)


9-22 May›s 2003

8

10

F tipinden sonra flimdi de “yüksek güvenlikli” zindanlar

E Tipi, F Tipi, L Tipi derken flimdi de Yüksek güvenlikli” hapishaneler gündemde. Henüz 19 Aral›k hapishaneler katliam›n›n üzerinden fazla zaman geçmeden devlet F tiplerinde tutsaklar› yeterince tecrit edemedi¤ini düflünmüfl olacak ki flimdi de yap›m› gizli bir flekilde sürdürülen yerin alt›nda karanl›k hücreli “yüksek güvenlikli” zindanlar› uygulamaya sokmaya çal›fl›yor. Denizli’de, ‹stanbul Beylikdüzü’nde, ‹zmit Kand›ra’da ve Diyarbak›r’da yap›lmakta olan bu zindanlardan Diyarbak›r’daki flu anda tamamlanm›fl durumda. Ranzalar›n tafl›nmaya bafllad›¤› hapishanede personel de 3 ayd›r görev yap›yor. Konuyla ilgili D‹HA’ya konuflan ‹HD ‹stanbul fiubesi Yönetim Kurulu Üyesi Ali Armutlu bu tip hapishanelerin ilk olarak

1778 y›l›nda ABD’de yap›ld›¤›n› ve 1800’lü y›llarda Almanya, Fransa ve ‹ngiltere’de de bu hapishanelerin kullan›ld›¤›n› söyleyerek CIA’n›n önerisiyle yap›lan bu hapishanelerde siyasi tutsaklar›n katledilmesinin amaçland›¤›n› ifade etti. Bu tip hapishanelerin zamana yay›lm›fl imhay› amaçlad›¤›n› vurgulayan Armutlu; “Ald›¤›m›z bilgilere göre Kand›ra ve Beylikdüzü’ndeki cezaevleri 5 bin kiflilik, Diyarbak›r ve Denizli’de yap›lan cezaevleri ise 3 bin kiflilik. Üç katl› yap›lan Diyarbak›r Cezaevinin üst kat› müdüriyet, bodrum kat hücreler ve en alt kat ise karanl›k odalardan olufluyor. Her odada yüzer kiflilik hücreler var ve hiçbir hücre birbirini görmüyor. Hücreler tuvaleti, mutfa¤› içinde toplam 34 metrekareyi geçmeyen ge-

niflliktedir. Ayr›ca bir insan›n, boy standartlar› alt›nda yap›lan hücrelerde rahatl›kla düz durabilmesi mümkün de¤il. Burada kalan insanlar kamburlafl›r, felç olur. Hücreler ses geçirmeyen bir sistemle örülmüfl, birbirlerini kesinlikle duymuyor. Bu da bizlere kayg› veriyor. Yer alt›ndaki kör odalarda mahkumlar›n havas›zl›ktan ölmemesi için alttan metal borularla bir havaland›rma sistemi yap›lm›fl.” ‹HD Cezaevi Komisyonu olarak haz›rlad›klar› raporu Adalet Bakanl›¤›’na gönderdiklerini söyleyen Armutlu, kendilerine konuyla ilgili hiçbir aç›klama yap›lmad›¤›n›, devletin bu hapishaneleri kamuoyunun tepkisinden çekindi¤i için flimdilik gizli tuttu¤unu söyledi. Diyarbak›r’da kentin yaklafl›k 15 km d›fl›nda bofl bir araziye infla edilen bu “Yüksek Güvenlikli” hapishanenin her taraf› kameralarla donat›lm›fl durumda. TUHAD-DER Genel Baflkan› Mahmut Bayhan Diyarbak›r’da yap›lan bu hapishaneye iliflkin yapt›¤› aç›klamada; “Cezaevinde 380 adet kamera bulunuyor. Çat›ya, duvarlara, görüflme yerlerine, girifl ve ç›k›fllara yerlefltirilen bu kameralara ba¤l› olarak 80 tane te-

levizyon etraf› sürekli izliyor. Odalar ve görüfl kabinleri aras›nda uzun bir mesafe var. Odalar›n kendisine ait hava-

land›rmas› yok. Yedi metre yüksekli¤indeki duvarlar›n üstüne dikenli teller çekilmifl” diye konufltu.

Tutsaklara “hak ve sorumluluklar›” kitap盤› da¤›t›ld› Adalet Bakanl›¤› Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlü¤ü taraf›ndan “Hükümlü ve tutuklular›n hak ve sorumluluklar›na iliflkin bilgi kitap盤›” da¤›t›ld›. Tutsaklara haklar›n›n ve sorumluluklar›n›n s›raland›¤› kitapç›kta yaz›lanlarla uygulamalar› karfl›laflt›rd›¤›m›zda hak ve sorumluluk aras›nda ne kadar fark oldu¤u aç›kça görülecektir. K›r›nt› denilebilecek düzeyde verilen “hak”lar›n tekrar geri al›nmas›n›n önünde hiçbir engel yok. Oysa s›ralanan sorumluluklar yerine getirilmedi¤inde tutsaklar karfl›lar›nda disiplin cezalar›n› buluyorlar. Bunun s›n›r› ise hapishane idaresinin keyfi tutumuna kalm›fl durumda. Öncelikle 23 maddede F Tipi hapishanelerdeki

YDG pikni¤i yap›ld› Yeni Demokrat Gençlik bafllatt›¤› “Emperyalizmin askeri, siyasi, ekonomik sald›r›lar›na karfl› YDG saflar›nda mücadeleyi örgütleyelim” içerikle kampanyas›n› kitlelere tan›tmak ve ‹stanbul yerelinde YDG’lilerin kaynaflmas›n› sa¤lamak için 4 May›s günü bir piknik düzenledi. Pikni¤e de¤iflik semtlerden 200’ün üzerinde bir kitle kat›ld›. Tüm kat›l›mc›lar›n getirdi¤i yiyeceklerden ortak bir sofra kurulup yemeklerin yenmesinin ard›ndan piknik program›na geçildi. Pikni¤in amac›na ve sürece de¤inen bir aç›l›fl konuflman›n ard›ndan tüm devrim flehitleri için bir dakikal›k sayg› duruflu yap›ld›. Ard›ndan TMLGB MK’n›n pikni¤e göndermifl oldu¤u mesaj okundu. Daha sonra mesajla ayn› içerikte olan, insanlar› örgütlenmeye, mücadeleye ça¤›ran bir fliir okundu. fiiirlerin ard›ndan Sivas Y›ld›zeli Yusufo¤lan Köyü Dayan›flma ve Yard›mlaflma Derne¤i bünyesinde çal›flmalar›n› yürüten tiyatro ekibi “Kuyudaki Ses” isimli oyunu oynad›. Skeç ve fliirlerin ard›ndan kampanyan›n içeri¤i, emperyalist sald›rganl›¤›n alanlara yans›mas› ve YDG’nin misyonu üzerine sohbetler edildi. Sohbetin ard›ndan k›sa bir müzik dinletisi sunuldu. Tohum Kültür Merkezi bünyesinde çal›flmalar›n› sürdüren Barbara Halk Sahnesi’nin sundu¤u “Savafl Mitosu” adl› oyunun sergilenmesinin ard›ndan bilgi yar›flmas› yap›ld›. Ard›ndan da Yeni Demokrat Gençlik müzik grubu olan Ay Ifl›¤›, müzik dinletisi sundu. Halaya duran kitle bu s›rada sloganlar da att›. Piknikte TUYAB, ILPS, TKM, Partizan, Esenyurt YDG, ‹zmir YDG, Dersim’den ‹K, Partizan, YDG okurlar›, Trakya YDG, Ölüm Orucu direniflçilerinin gönderdi¤i mesajlar okundu. (‹stanbul)

uygulamalara iliflkin bilgilerin yer ald›¤› kitapç›kta “Haklar›n›z” bafll›¤› alt›nda s›ralanan “hak”lar flunlar: Avukat tutma ve avukatla görüflme “hakk›”, ziyaratçi kabul “hakk›”, okuma ve yay›n “hakk›”, flikayet “hakk›”, e¤itim “hakk›”, ibadet “hakk›”, haberleflme “hakk›”, sa¤l›k ve tedavi “hakk›”, spor yapma “hakk›”, bulundu¤u kapal› cezaevinden baflka bir cezaevine nakil “hakk›”, iyi halli say›lma “hakk›”, psikolojik hizmet alma “hakk›”, flartl› sal›verilme “hakk›”. “Disiplin Cezalar›” bafll›¤› alt›nda ise k›nama, ziyaretçi kabulünden mahrumiyet, mektup göndermek ve almaktan mahrumiyet, hücre hapsi fleklinde s›ralan›yor. Bunlar da kendi içinde ayr›nt›land›r›lm›flt›r.

ATILIM GAZETES‹ TUTUKLAMALARI KINADI ● 29 Nisan Sal› günü saat 13:00’de ‹HD ‹zmir fiubesi’nde Yeni At›l›m gazetesi ‹zmir Temsilcili¤i son dönemde çal›flanlar› üzerindeki yo¤un bask›y› protesto amaçl› bir bas›n toplant›s› düzenledi. Bas›n metnini okuyan Özgür Kaya; “Egemen güçler savafl karfl›t› mücadelenin en ön saflar›nda yer alan devrimcilere yönelik sald›r›lar›n› art›rd›. Gazetemiz At›l›m çal›flanlar› ve okurlar› üzerindeki sald›r›lar›n› t›rmand›rd›. Ankara ve ‹stanbul’da toplam 6 okur ve gazetemiz Merkez ve Kartal büro çal›flanlar› tutukland›. Buradan sesleniyoruz. Çal›flanlar›m›z ve okurlar›m›z üzerindeki dayanaks›z iddialar›n ›srar›ndan vazgeçilmeli ve serbet b›rak›lmad›rlar” dedi. Aç›klamaya ESP, Devrimci Demokrasi, ‹flçi-köylü, ‹HD, EKB ve Dayan›flma okurlar› da destek verdi. (‹zmir)


11

8

9-22 May›s 2003

Kan›yla duvara “iflkence bitmeli” yazd› Adalet Bakanl›¤› her ne kadar “iflkence yok, bunlar münferit olaylard›r” fleklinde aç›klama yapsa da karakollarda, Emniyet Müdürlüklerinde yap›lan iflkenceler, aç›lan iflkence davalar›, A‹HM’den verilen cezalar iflkencenin ne kadar çaba harcan›rsa harcans›n gizlenemeyece¤inin bir göstergesi. En son ‹zmir Karfl›yaka’da “hakk›nda flikayet oldu¤u” gerekçesiyle gözalt›na al›narak öldüresiye iflkence yap›lan 25 yafl›ndaki Zeynel Abid Uflar’›n götürüldü¤ü Gümüflpala Asayifl fiubesi’nde yaflad›¤› tüyler ürpertici iflkenceler, sadece kamuoyuna yans›yan bir örnek. Somut hiçbir delil bulun-

mayan, yaln›zca emniyette h›rs›zl›ktan kayd› olan Zeynel Abid Uflar, gördü¤ü iflkencelerle ilgili ‹nsan Haklar› Derne¤i’ne baflvurdu. Bostanl›’da k›z arkadafl›yla dolafl›rken polisler taraf›ndan ‘siz dört kifliymiflsiniz hakk›n›zda flikayet var’ diyerek gözalt›na al›nd›¤›n› belirterek yaflad›klar›n› flu flekilde anlatt›: “‹ki polis beni kolumdan tutup sürükledi ve nezarethaneden ç›kard›. Beni banyoya soktular, komiser de banyoya geldi. ‹ki polis beni tutarken di¤erleri de iç çamafl›rlar›m› y›rtarak soydu. Ç›r›lç›plak kalm›flt›m. Beni tekrar odaya getirdiler. ‘yere e¤il’ diyerek, kaza¤›m› bafl›-

ma geçirdiler. Kollar›ma ters kelepçe takt›lar. Üzerime su döküp, cop ve tahta sopalarla dövmeye bafllad›lar. Gözlerime ayakkab›lar›yla bas›yorlard›. Ben yerde ç›rp›n›yordum. Bir defa ellerinden kurtularak kap›ya kofltum. Bu arada bafl›ma geçirdikleri kazak düfltü ve yüzlerini gördüm. Sonra hepsi da¤›ld›. ‹flkence seans› bittikten sonra Komiser Ahmet diye biri iç çamafl›r› ve atlet getirip kurulanmam› istedi. Daha sonra beni ayd›nl›k bir yere götürerek yüzüstü yat›rd›lar. Birçok kifli üstümü aç›p surat›ma ve vücuduma bakt›, sonra ç›kt›. Ard›ndan tekrar nezarethaneye götürdüler. Akflam

Kenan Mak ve Bilal Vural an›ld›

‹stanbul Ka¤›thane’de 4 May›s 1998 günü ülkücülerin sald›r›s›nda yaflam›n› yitiren Bilal Vural ve Bolu Abant ‹zzet Baysal Üniversitesi’nde ö¤renciyken yine ülkücülerin sald›r›s› sonucu hayat›n› kaybeden Kenan Mak, mezar› bafl›nda an›ld›. Anmaya DEHAP Elaz›¤ ‹l Yönetimi, DEHAP Gençlik Komisyonu ve üyeleri, ‹HD Elaz›¤ fiubesi Baflkan› Cafer Demir, EMEP Elaz›¤ ‹l Baflkan› Ali Cemal Zülfikar ve di¤er yöneticiler ve Bilal Vural’›n ailesinin yan›s›ra çok say›da kifli kat›ld›. Elaz›¤ merkeze ba¤l› Yedigöz Köyü Suludere aile mezarl›¤›nda bulunan Bilal Vural’›n mezar› bafl›nda bafllayan anma, bir dakikal›k sayg› duruflu ile bafllad›. Burada bir aç›klama yapan DEHAP ‹l Gençlik Komisyonu Üyesi Halil ‹brahim Düven, Bilal Vural’›n ‹stanbul Ka¤›thane’de bir tekstil atölyesinde çal›flt›¤›n› belirterek, “Arkadafl›m›z 4 May›s 1998 günü Ka¤›thane Ülkü Ocaklar› önünden geçerken katledilmifltir. Kendisinden ald›¤›m›z güçle mücadele ç›tas›n› daha da yükseltece¤iz” dedi. MAK ‹Ç‹N ANMA TÖREN‹ Tunceli’nin Pertek ‹lçesi’nde ise Bolu Abant ‹zzet Baysal Üniversitesi ö¤rencisi iken 3 May›s 1998 günü, bir grup ülkücünün b›çakl› sald›r›s› sonucu yaflam›n› yitiren Kenan Mak için de mezar› bafl›nda anma töreni düzenlendi. Sayg› duruflu ile bafllayan anmaya Mak’›n ailesi, DEHAP ve EMEP ‹lçe Örgütleri ile çok say›da kifli kat›ld›. (D‹HA)

üzeri beni Karfl›yaka Devlet Hastanesine götürdüler. Doktor beni polislerin yan›nda muayene etti. 23 Nisan günü beni savc›l›¤a ç›kard›lar. Üzerimde olmayan kelebek tipi bir b›ça¤› zarf›n içine koyup Savc›l›¤a göndermifller. Savc›dan beni Adli T›p’a göndermesini istedim. Bornova Adli T›p’a gittik. Rapor al›p savc›l›¤a verdim. Ayr›ca iflkence yap›ld›ktan sonra duvara kan›yla “iflkence bitmeli, flerefsizler” fleklinde yaz›lar yazd›¤›n› da söyleyen Uflar, yaz›larla birlikte polisler taraf›ndan foto¤raf›n›n çekildi¤ini ve hakk›nda “polise mukavemet”ten dava aç›ld›¤›n› belirtti.

‹HD’nin 3 Ayl›k Raporu: De¤iflim yok ‹nsan Haklar› Derne¤i haz›rlad›¤› 3 ayl›k de¤erlendirme raporunda Türkiye’de insan haklar› ihlallerinde bir iyileflme olmad›¤›n› belirtti. 24 Nisan günü ‹HD Genel Merkezi’nde ‹HD Baflkan› Hüsnü Öndül taraf›ndan okunan raporda; 3 ayl›k süre içerisinde iflkence ve onur k›r›c› muameleye maruz kalanlar›n say›s›n›n 392 oldu¤u ve devletin insan haklar› ihlalleri konusunda herhangi bir ad›m atmad›¤› aç›kland›. Gözalt›nda iflkenceye maruz kalanlar›n say›s›n›n 183, toplu gösterilerde polisin sald›r›s› sonucu ölen ve yaralananlar›n say›s›n›n 73, hapishanelerde iflkenceye maruz kalanlar›n say›s›n›n ise 35 oldu¤una dikkat çekilen raporda, 53 kiflinin de gözalt›na al›nmadan sokakta ya da evlerinde iflkenceye maruz kald›¤›na yer verildi. ‹flkence davalar›nda da bir ilerlemenin kaydedilemedi¤ini ve 22 polisin aleyhine aç›lan davan›n

zamanafl›m›na u¤ramas› nedeniyle düfltü¤ünü ifade eden Hüsnü Öndül, kad›n ve çocuklara yönelik uygulanan fliddetin devam etti¤ini de dile getirdi. 3 ayl›k zaman diliminde ifade özgürlü¤üne yönelik yap›lan bask›lara da yer veren raporda; 4 radyo ve 1 yerel televizyona RTÜK taraf›ndan toplam 180 gün yay›n durdurma cezas› verildi¤ine, 9 gazetecinin gözalt›na al›nd›¤›na, 35 kifliye düflünce özgürlü¤ü kapsam›nda TCK’n›n 312. ve 169. maddesi uyar›nca 46 y›l 9 ay hapis cezas›n›n verildi¤ine ve 3 ay içerisinde insan haklar› ihlalleri ile ilgili 15 yasan›n ç›kar›ld›¤›na dikkat çekiliyor. Irak halk›n› vahflice katleden ABD ve ‹ngiltere baflkanlar›n›n birer savafl suçlusu oldu¤unun belirtildi¤i raporda, bugünkü güç dengelerinin Bush ve Blair’› yarg›lamaya elveriflli olmad›¤› bu yüzden de yarg›lanamad›klar› kaydedilenler aras›nda.(Ankara)

Irak halk› direniyor

10 fiubat 2003’de Irak’a canl› kalkan olarak giden Grup Yorum eleman› Cihan Keflkek ve ‹stanbul Gençlik Derne¤i üyesi Eylül ‹flcan 20 Nisan’da Türkiye’ye geri geldiler. 28 Nisan’da TMMOB’da bu konu ile ilgili bir bas›n aç›klamas› gerçeklefltirildi. ‹lk sözü alan ‹flcan, k›saca Irak’ta kald›¤› yaklafl›k 2.5 ay› anlatt›. “Ben Irak’a gidece¤im zaman çok mutluydum. Tüm dünyadaki haks›zl›klara karfl› ç›kmak benim görevim. Çok yo¤un bir bombard›man vard›. Ve bizler Irak halk›na göre daha da flansl›yd›k. Sürekli bombalar ya¤›yor her bomba düfltü¤ünde hastaneler doluyordu. Bizler hastanelere yard›m için ilaç götürdü¤ümüzde doktorlar bizden hastalar için su istiyordu, hiç sular› kalmam›flt›. Ve t›rlar dolusu ceset tafl›yorlard›.” ‹flcan’›n ard›ndan sözü alan Keflkek bas›n metnini okudu. Keflkek; “Ba¤dat’ta savafl sonuna kadar Daura Petrol Rafinesi’nde kald›k. ‹ki defa havaalan› ele geçirdik dediler, iki defada alamad›klar›n› gördük. E¤er 10 çocuktan 1 tanesini seviyorlarsa veya fleker veriyorlarsa, 9 tanesine yaklaflmaktan bile korkuyolar ve 9 tanesi askerlerden nefret ediyor, çünkü babas› ve annesi de askerlerden nefret ediyor”diyen Keflkek, Irak’ta yaflad›¤› süreçte gördüklerini anlatt›ktan sonra bas›n aç›klamas› sona erdi. (‹stanbul)


9-22 May›s 2003

8

12

MKP Kongresi ve dibe vuran tasfiyecili¤in son ç›rp›n›fl›! ‹flçiler emekçiler; “‹BO’nun Partisi’ne” gönül vermifl, umut ba¤lam›fl emekçi halk›m›z; tüm partizanlar: Bilindi¤i gibi tasfiyecilik uzun bir süredir Proletarya Partisi’nin ad›n› kullan›yordu. Yapt›klar› kongrede isimlerini de¤ifltirdiklerini ilan ettiler. Proletarya Partisi aç›s›ndan isimlerini de¤ifltirmeleri tasfiyeci kongrenin en “olumlu” yan›d›r! Proletarya Partisi’nin de¤erlerini, otoritesini kullanan ve istismar eden tasfiyecilik bilindi¤i gibi uzun bir süre Proletarya Partisi’nin ad›n› da kullanm›fl, Proletarya Partisi’yle kendisini özdefl göstererek geri kitleler içinde hem kendini gizlemeye hem de mu¤lakl›klar yaratarak kendilerini meflrulaflt›rmaya çal›flm›flt›r. Bu aç›dan, isimlerini de¤ifltirmeleri bir “olumluluk” arz etmifltir! Çünkü, art›k Proletarya Partisi’nin ismi alt›nda tasfiyecilik yapma flanslar› kalmam›flt›r.

Yapt›¤› kongreyle ismini MKP olarak de¤ifltiren bu müzmin tasfiyecilik, DABK ve DARBE sürecinin bugünkü devam›d›r. Do¤al olarak MKP de DABK’›n ve Darbecili¤in geçmiflteki pasl› silahlar›na sar›larak Proletarya Partisi’ne sald›r›yor.

Tarihsel olarak çok zor ve karmafl›k bir süreçten geçiyoruz. Süreci bu denli zor ve karmafl›k hale getiren en önemli faktörlerden biri, özellikle sosyalist maskeli bürokrat burjuva diktatörlüklerin y›k›lmas›yla birlikte dünya çap›nda emperyalist-kapitalist sistemin burjuva ideologlar›n›n, kirli kalemflörlerinin devrim ve sosyalizme karfl› ideolojik planda bafllatt›klar› karfl› devrimci sald›r›larla ciddi ölçüde yaratt›klar› kafa kar›fl›kl›¤›d›r. Emperyalist-kapitalist

sistem, bürokrat burjuva diktatörlüklerin iflledikleri tüm suçlar› elinde bulundurduklar› iletiflim araçlar› vas›tas›yla faturas›n› sosyalizme ç›kard›lar. Ve bu sald›r›lar neticesinde geçici de olsa küçümsenmeyecek derecede baflar›lar elde ettiler. Her fleyden önce ortaya ç›kan bu tablo ilerici ve devrimci güçler cephesinde devrim ve sosyalizme karfl› ciddi bir inançs›zl›¤a yol açt›. Tarihsel hakl›l›k ve meflruluk noktas›nda önemli oranda kuflkuya düflen bu güçle-

rin saflar›nda her türden tasfiyecilik için uygun zeminler olufltu. ‹deolojik zemindeki bu dejenerasyondan Marksist Leninist Maoistlerin etkilenmemesi de düflünülemez. Buna ra¤men flunu rahatl›kla söyleyebiliriz ki ideolojik netsizli¤in yafland›¤› böylesi bu süreçte en az etkilenenler de Marksist Leninist Maoistler olmufltur. Ama 12 Eylül AFC ile birlikte süreç içinde kadrosal ve nitelik anlamda önemli oranda zay›flayan Proletarya Partisi, zaman zaman ileriye dönük olumlu ç›k›fllar yapmas›na ra¤men s›n›f savafl›m›n›n sorunlar›na vak›f olma, parti içi ve d›fl›ndaki her türlü mücadelede ustalaflan ve süreklili¤i sa¤lanan taktik bir önderli¤i yaratamamas› sonucunda, iç ve d›fl mücadelede zaaflar›n boyutlanmas›n› ve buna paralel olarak sa¤ ve sol tasfiyecili¤in parti içinde hayat bulmas›n› kaç›n›lmaz bir hale getirdi. Ve bugün Proletarya Partisi’nin tarihini ele al›p de¤erlendirdi¤imizde dönemleri süreçleri birbirinden kopararak de¤il bilakis süreçler aras›nda neden sonuç iliflkisindeki diyalektik ba¤› do¤ru bir tarzda kurmam›z gerekir. Toptanc› yaklafl›mlar ve mahkumiyetler ortaya objektif sonuçlar ç›karmaz. Dahas› ortaya do¤ru sonuçlar ç›karmas› için her fleyden önce bilimsel bir kavray›fla ve yetkinli¤e sahip olmak gerekir. Aksi takdirde t›pk› bugün MKP’nin yapt›¤› gibi sonuçlardan hareketle hasar tespitleriyle u¤rafl›r›z. Ne yaz›k ki MKP bu hasar tespitini dahi objektif bir flekilde yapacak devrimci bir samimiyetten uzak durmufltur/durmaktad›r. Tarihi yazmak yaratmaktan daha zordur. Çünkü tarihi yazmak her fleyden önce çok yönlü ve kapsaml› bir bilgi ve gücünü bilimsel bir perspektiften alan objektif bir de¤erlendirme ve yarg›lamay› ister. Tarihi yaz-

mak suçlar› ve baflar›s›zl›klar› bölüflmek de¤ildir. MKP kongre bileflimi; ortaklar aras›ndaki mal bölüflümüyle, Proletarya Partisi’nin tarihini de¤erlendirmeyi birbirinden ay›rt edemeyecek kadar bilimsel bir de¤erlendirmeden uzakt›r. MKP kongre bileflimi; sonuçlardan, duyumlardan ve sohbetlerden hareketle Proletarya Partisi’ni de¤erlendirme iddias›nda bulunacak kadar tarihe karfl› sorumsuz, emeklere karfl› sayg›s›z davranm›flt›r. MKP kongre bileflimi Proletarya Partisi’ni tasfiyeci bir ruhla ele alm›flt›r. Proletarya Partisi saflar›nda ortaya ç›kan her renkten tasfiyeci ve kavga kaçk›n›na karfl› oldukça hoflgörülü, Proletarya Partisi’ne karfl› ise bir o kadar sald›rgan olmas› tesadüfi de¤ildir. Tam tersine tasfiyecilikle olan ideolojik ortakl›¤›n do¤al bir sonucudur. Biz bu yaz›m›zda MKP kongresini belli yönleriyle irdeleyece¤iz. Genifl kapsaml› de¤erlendirmemizi ise daha sonra devrimci kamuoyuna sunaca¤›z. Asl›nda MKP kongresinde ortaya ç›kan sonuçlar bizim için yeni de¤ildir. Yeni olan tasfiyecili¤in, ideolojik mücadele yerine dedikoduculu¤un daha derli toplu olarak kongre karar› haline getirilmesidir. Bu anlam›yla da MKP tasfiyeciler cephesine yeni bir katk›da bulunmufltur. Her f›rsatta “baflkalar›ndan ö¤renme’’ lafz›n› dillerinden düflürmeyen MKP’nin baflka KP’lerden ö¤renmeyi bir yana b›rakal›m, co¤rafyam›zda kongrelerini yapan devrimci parti ve örgütlerin belgelerini biraz da olsa irdelemifl olsalard›, dedikoduculu¤u kongre belgeleri haline getirme hastal›¤›na da bu denli a¤›r yakalanmazlard›. Aç›kl›k, ideolojik mücadele ad› alt›nda her fleyi çarp›tarak deflifre etme devrimcilere ve komünistlere karfl› güvensizlik yarat-

ma kültürü tüm tasfiyecilerin ortak kültürü oldu¤u gerçe¤ini asla unutmamal›y›z. Elbette ki yaflan›lan süreç, Marksist-Leninist-Maoistlere zorlu ve çetin görevler yüklemektedir. Uluslararas› mali sermayeye ve uzant›lar› olan her türlü gericili¤e karfl› s›n›f bilinçli enternasyonal proletarya üstlendi¤i yüklü ve zorlu sorumluluklar› yerine getirirken, elbette ki ilham›n› yine s›n›f›n dünya görüflünden alacak, geçmiflin deney ve tecrübelerinden yararlanacak, eksikliklerinden ve hatalar›ndan ar›narak s›n›f mücadelesinde bugün için dar olan mevzilerinin s›n›rlar›n› daha geniflletip, daha nitelikli hale getirecektir. Elbette ki tüm bunlar, enternasyonal proletaryan›n Türkiye topra¤›ndaki öncü kurmay› olan Proletarya Partisi için de geçerlidir. Proletarya Partisi, enternasyonal sorumlulukla yüklendi¤i yükümlülükleri Türkiye halkas›nda yerine getirecektir. Yak›n zamanda 7. Oturumunu baflar›yla tamamlayan Proletarya Partisi Konferans iradesinin partinin önüne koydu¤u öznel ve nesnel sürece iliflkin görevleri, 7. Yönelim ›fl›¤›nda yerine getirecektir. Aç›kt›r ki, Proletarya Partisi’nin görevleri salt pratik örgütsel çeperle s›n›rl› de¤ildir. Di¤er bir asli görevi de, proletaryan›n ideolojik-politik hatt›na yönelik her türden anti-MLM sald›r›lar karfl›s›nda, s›n›f›n duruflunu sergilemek, onlar› gö¤üslemek ve etkisiz hale getirmektir. Bu konuda yo¤un bir tecrübesi olan Proletarya Partisi, proleter dünya görüflünü hedef alan sald›r›lar› daha güçlü bir zeminde çürütme gelene¤iyle hareket edip, ideolojik mücadeledeki, geçmiflten beri var olan net duruflunu bundan sonra da devam ettirecektir.


13

8 MKP TASF‹YEC‹L‹⁄‹N‹N PART‹ TAR‹H‹N‹ ELE ALIfi YÖNTEM‹: ‹NKARCILIK-KARALAMADED‹KODU YÖNTEM‹D‹R

Nitekim Proletarya Partisi bugün yine böylesi dizginsiz bir sald›r› giriflimine maruz kalm›flt›r. Asl›nda bu sald›r›ya zemin teflkil eden çizgi bizim için yeni de¤ildir. Bu çizgi 1987’de parti içinde ç›kan ve parti iradesine bayrak açan ve devam›nda 1994 darbesiyle partiyi bir bütün olarak ele geçirme girifliminde bulunan DABK-Darbeci Tasfiyecili¤inin bugünkü devam›d›r. 1987-1994 dönemlerinde partiyi tasfiye etme, k›r küçük burjuvazisinin s›n›f karakterine denk düflen “yar›-lümpen kültürün egemen oldu¤u”, “üyelerin naylon üye fleklinde al›nd›¤›”, “devrimci ile karfl› devrimcinin ay›rt edilmesinin zor oldu¤u”, “siyasi ve ideolojik dilden çok yar›-lümpen bir dille karfl›l›kl› küfürleflmenin hakaretlerin, sürtüflmelerin egemen oldu¤u”, “suni hesaplaflma platformlar›na dönüflen” vb. örgüt iflleyiflinin ve örgüt kültürünün damgas›n› vurdu¤u bir nitelikle; flekilsiz ifllevsiz, flekliflemalini kaybetmifl bir örgüt haline getirme emellerine ulaflamayan, DABKDarbeci Tasfiyecili¤i; hevesi kursa¤›nda kalm›fl bir psikozla bu kez, MKP s›fat›yla, yeniden partiye sald›r› giriflimi içinde bulunmaktad›r. Yapt›¤› kongreyle ismini MKP olarak de¤ifltiren bu müzmin tasfiyecilik, DABK ve DARBE sürecinin bugünkü devam›d›r. Do¤al olarak MKP de DABK’›n ve Darbecili¤in geçmiflteki pasl› silahlar›na sar›larak Proletarya Partisi’ne sald›r›yor. Yine tahrifata, kifliler üzerinde yo¤unlaflma, teflhir etme, flaibeler yaratma, ifflada bulunma vb. aflina yöntem ve argümanlar› kullanmakta. Yine bu ilkel ve çirkin argümanlara tenezzül ederek, parti tarihine inkarc› yaklaflan, partiyi tümden yads›yan dedikodu ve karalamaya dayanan bir hatta yerlerini almaktad›rlar. “Maoizm”, “MLM”, “Kaypakkaya” vb. Marksist-Leninist-Maoistlerin terminoloji-

siyle tasfiyeci-oportünist yüzlerini gizlemeye çal›fl›p 30 y›ll›k Proletarya Partisi tarihini daha kuruluflundan itibaren adeta tümden bir enkaz y›¤›n› gibi ve tümden “olumsuz-çarp›k-sapm›fl” bir rotada gösterme çabalar›yla, parti tarihimize inkarc›l›k-karalama-dedikodu yöntemiyle sald›r›yorlar. Bu eylemi yaparken de, baflta kendi “yar›-lümpen” kültürlerini kendi içlerindeki “komploculu¤a” dek varan iliflkilerini, “hotzotcu”, “sekter” ve yer yer “gayri-devrimci” kitle iliflkilerini, parti karfl›t› DABK-Darbe sürecini ve di¤er parti karfl›t› tasfiyeci çizgileri de MarksistLeninist-Maoist olarak görüp, yeniden parti tarihimize monte ederek, Proletarya Partisi’ni özünden farkl›, tasfiyecili¤in içinde cirit att›¤›, meflrulaflt›r›ld›¤›, içinin boflalt›ld›¤› bir örgüt gibi lanse etmektedirler. Oysa adama sorarlar; sizin gösterdi¤iniz böylesi bir tarih ve böylesi bir parti sonuçta nas›l Marksist-Leninist-Maoist

oluyor? Tabi ki bu sorunun muhatab› biz de¤iliz. Ama flu kadar›n› söyleyelim. MKP tasfiyecili¤inin gösterdi¤i tarih Proletarya Partisi’nin gerçek tarihi de¤ildir. MKP’nin parti tarihini ele al›fl›, yaklafl›m› aç›kt›r ki, Marksist-Leninist-Maoist normlardan özünde çok farkl›d›r. Parti tarihine bak›fl› nesnellikten ve bilimsellikten uzakt›r. Parti tarihini de¤erlendirirken adeta deprem hasar tespiti yapm›fllard›r. Felsefi idealizme ve dar deneycili¤e dayal› kurgularla hareket etmifllerdir. Ya tutarsa beklentisiyle nesnel gerçeklikten uzak kurgularla parti tarihimizi ele alm›fllar geçmiflin ünlü dar de-

neycileri Avenarius’lar, Bazarov’lar, Lunaçarski’ler gibi Proletarya Partisi tarihine ve o tarihe yön veren çizgiye sald›rm›fllard›r. Bunu yaparken de yine, kendilerinden önceki dar deneycili¤in “ustalar›” gibi hareket etmifllerdir. Onlar zaman›nda Marksizm’i tabela olarak kullan›p, “savunma” ad› alt›nda, Marksizm’i “iyilefltirmek” sav›yla, Marksizm’in dünya görüflüne, teorik temellerine sald›rm›fl, kiflileri Marksizm’den so¤utmaya çal›flm›fllard›r. “Bu elefltiri, al›fl›la gelen elefltirilerden flu farkla ayr›l›yordu ki, aç›kça ve dürüstçe de¤il, fakat gizli ve iki yüzlü bir biçimde, Marksizm’in en önemli pozisyonlar›n› ‘savunma’ maskesi alt›nda yürütülüyordu. Biz özünde Marksistiz diyorlard› bunlar, ama Marksizm’i ‘iyilefltirmek’, onu baz› temel tezlerinin yükünden kurtarmak istiyoruz. Ama gerçekte onlar Marksizm’e düflmand›lar, çünkü Marksizm’e

düflmanl›klar›n› riyakarca inkardan gelmelerine ve ikiyüzlüce kendilerine Marksist pozu vermelerine ra¤men Marksizm’in temellerini y›kmaya çabal›yorlard›. Bu ikiyüzlü elefltirinin tehlikesi, sadece parti üyelerini aldatma hesab› üzerine kurulmufl olmas›nda ve onlar› yan›ltabilece¤inde yat›yordu” (Stalin) “Bizim” tasfiyeciler de, parti tarihini de¤erlendirme ad› alt›nda Proletarya Partisi’nin tüm süreçlerini “subjektif” de¤erlendirmekte, Proletarya Partisi’nin en üst organlar›n›, konferanslar›, tüm süreç ve dönemeçleri yine “subjektif” ve “sa¤ ve sol oportünist” olarak görmekte Proletarya Partisi’nin örgütsel iflleyifline “AEP’ci dogmato revizyonist yöntemin”

9-22 May›s 2003 damgas›n› vurdu¤unu söylemektedirler. Ve yine Proletarya Partisi’nin ideolojik-teorik temellerini hedef almaktad›rlar. Tüm bunlar› getirirlerken de, onlar da uluslararas› alanda nam yapan geçmiflin ünlü ampiriokritist selefleri gibi görünürde “iyi niyetle” partiyi “hatalar›ndan ar›nd›rma”, “düzlü¤e ç›karmak” misyonu biçerek hareket ettiklerini söylüyorlar…. Selefleri Marksizm’i tabela olarak kullan›rken MKP de günümüzde Marksizm’in doru¤u olan Maoizm’i tabela olarak kullanmakta, kendilerini gizlemeye çal›flmaktad›r. S›k s›k bu nedenle “genel çizgi MLM” diyerek kendince partiyi hedef alan sald›r›s›n› kamufle etmekte; di¤er taraftan da tüm süreçleriyle ve kurumlar›yla “partiyi kronikleflmifl oportünizmin bata¤›nda” görmekte… Kongre kararlar›n-

daki belgelerde yarat›lan deprem hasar tespitiyle partiyi garabet bir tabloda sunmaya çal›flan MKP, aç›kt›r ki g›das›n› felsefi idealizmden alan köhnemifl bir yöntemi kullanmakta. Kald› ki bunda da selefleri kadar “usta” ve “yetkin”de de¤iller. Proletarya Partisi ve tarihine karfl› yeni bir tasfiyeci seferberlik bafllat›l›rken çok daha ilkel ve ham bir yöntemle hareket etmekte, çok daha amatör kalmakta…. Duyumlar›yla enkaz y›¤›n› bir parti yarat›yorlar. Partinin tarihini nesnel temeli olmayan duyumlar karmaflas›yla ele al›yorlar. Tabi ki, sonuçta partinin maddi varl›¤›n› materyalist bilinçle aç›klayam›yorlar. Nesnel temeli olmayan kurgu ve senaryolarla felsefi idealizme tekabül eden “ah› gitmifl, vah› kalm›fl”

bir partiyi sosyal prati¤e uyarl›yorlar. Do¤al olarak da Proletarya Partisi tarihini diyalektik yöntemle ele almad›klar› için karfl›lar›na al›yorlar. Türkiye özgülündeki proletaryan›n s›n›f mücadelesindeki arac›n› ve tarihsel kökenini maddi yaflam›ndan kopuk ele ald›klar›ndan, do¤al olarak da inkara dayal› bir sonuç ç›kar›yorlar. Bunu da yaparken s›k s›k parti tarihini ve geçmiflini araflt›rma ad› alt›nda masum pozlara bürünüyorlar. Partinin geçmiflini ele alma!.... Evet, bu belirleme ilk etapta genel bir do¤rudur. Ama bir flartla! Partiye ve tarihine hangi yöntemle yaklafl›lacakt›r! Burada temel ölçüt budur. Partinin ve tarihsel evriminin geliflimi, nesnel varl›¤›yla m› ele al›nacakt›r; yoksa nesnel varl›¤›ndan kopuk mu ele al›nacakt›r? Bir baflka ifadeyle, partinin niteli¤i; onu var eden sosyal prati¤in ürünü olan bilinçle mi; yoksa salt, sosyal prati¤i ve partiyi yaratt›¤›n› söyleyen duyumlar karmaflas›n›n ürünü olan bilinçle mi aç›klanacakt›r? Marksist-LeninistMaoist yönteme ulaflman›n yolu birinci seçenekten geçer. MarksistLeninistM a oist’lerin yöntemi statükoyu de¤ifltirmektir. Maddi yaflamda temeli olan araç ve bilinçle sosyal prati¤i dönüfltürmektir. Sürece müdahale etmektir. Do¤aya ve toplumsal yaflama hükmetmektir. Diyalektik yöntem ve tarihi materyalizm ile donan›ml› olanlar ancak bu bilimsel yöntemi kullanabilirler. Do¤aya ve toplumsal sürece müdahale etme eylemi ancak proletaryan›n dünya görüflüyle mümkündür. Madde-bilinçmadde formülasyonunda kendisini ifade eden bilimsel yöntemle maddi yaflam› dönüfltürme eylemi gerçeklik kazan›r. Nesnel gerçekli¤in yans›mas› olan ve diyalekti¤in ilkeleriyle hareket eden bir ideolojik politik hatla donan›ml› bir parti, tarihi objektif de¤erlendirir, kendi hatalar›ndan ar›n›r ve s›n›f›n ç›karlar› do¤rultusunda


9-22 May›s 2003 müdahale eder. Ancak proletaryan›n s›n›f karakteriyle örtüflen, Marksist-Leninist-Maoist dünya görüflüyle hareket eden, onun örgütsel iflleyifliyle demokratik-merkeziyetçilik, iki çizgi mücadelesi ilkeleriyle hareket eden bir parti, s›n›f mücadelesi tarihini ve kendi tarihini nesnel de¤erlendirir, kendi hata ve eksikliklerine objektif yaklafl›r, kendisini aflar, do¤ru politikalar üretir ve tarihin geliflimine ivme kazand›r›r. Böyle bir parti tasfiyecili¤e ve her türden antiMLM ak›mlara karfl› da taviz vermez ve onlar›n yöntemlerine, kulland›klar› araç ve gereçlere tenezzül etmez. MKP partinin tarihini diyalektik yöntemle ele alm›yor. Yapt›¤› hasar tespitiyle, bir bütün olarak parti tarihini daha bafl›ndan yads›maktad›r. Proletarya Partisi’nin tarihini bir kalemde siliyor. Oysa diyalektik yöntem her maddi olguyu karfl›tlar›n birli¤iyle aç›klar. Proletarya Partisi’nin üzerinde yükseldi¤i ideolojik-programatik zemin, onun tart›flmas›z olumlulu¤unu oluflturmaktad›r. Uluslararas› burjuvazinin estirdi¤i tasfiyecilik rüzgar›na karfl›n, Marksist-Leninist-Maoist kulvarda bayra¤›n› dalgaland›rmas› da tart›flmas›z onun olumlulu¤udur. Ve yine düflmana karfl›, temel çizgisi do¤rultusunda duruflu da, onun temel olumluluklar›ndand›r vb. Elbette ki, yaflad›¤›m›z olumsuz dönemeçler de olmufltur. Temel çizgimizle çeliflen taktik yönelimler de tarihimizde söz konusu olmufltur. Ama, diyalekti¤in temel ilkesi z›tlar›n birli¤i tarihimizin olumluluklar›n› onun z›tt› olumsuzluklar›n varl›¤›yla aç›klamaktad›r. Tarihimizin ana yönünü olumluluklar oluflturmaktad›r. Ve Proletarya Partisi’ne niteli¤ini veren de bu ana yöndür. Oysa MKP soruna böyle yaklaflm›yor. Kendince kafas›nda yaratt›¤› olumsuzluklar›n parti tarihine niteli¤ini vurdu¤undan hareket ederek, kara bir tablo sunuyor. 12 Eylül sonras›, parti kadro ve militanlar›m›z›n iflkencehanelerde düflman karfl›s›ndaki mücadelede yaflad›¤› olumsuzluk, üçüncü konferansla birlikte ter-

8

14 sine çevrilmifltir. Üçüncü konferans sonras› süreçten günümüze dek parti kadro, üye ve militanlar›m›z›n düflman karfl›s›ndaki tavr› esasta olumludur. Olumlu örnekler yan›nda olumsuz örneklerin olmas› onun esasta olumlu tespitine gölge düflürmez. Ancak, MKP bilefleni her konuda oldu¤u gibi bu konuda da Proletarya Partisi’ne karfl› haks›z ve gerçekleri ters yüz eden bir tutumla yaklaflmakta, iftira ve karalamayla Proletarya Partisi’ne karfl› güvensizlik yaratmaktad›r. Baflta Muharrem HOROZ ve Nergis GÜLMEZ yoldafllar›m›z olmak üzere iflkencehanelerde, düflmana karfl› mücadelede al›nlar›n›n ak›yla ç›kan yoldafllar›m›z›n direniflleri, tasfiyecileri yapt›klar› iftira utanc› içinde bo¤acakt›r. Proletarya Partisi’nin kadro ve militanlar›n›n direnifl tarihi, inkarc›l›kla yok edilemez, karalamayla kirletilemez. Kendi olumsuz tarihlerini gizlemek için yapt›klar› iftira ve karalama, onlar› temize ç›karamaz, böylesine seviyesiz ve düzeysiz sald›r›y› yapmalar›, devrim ve parti sorunlar›na nereden, nas›l bakt›klar›n› göstermesi bak›m›ndan iyi bir örnektir. MKP’nin parti tarihimize bak›fl aç›s› onun parti d›fl› duruflunun do¤al bir göstergesidir. MKP’nin s›n›f-

sal bak›fl aç›s›, kulland›¤› yöntem ve tarihimize yaklafl›m›, onu proletarya ve davas›na karfl› duruflunu aç›kça resimlemektedir. Parti tarihimize ve yaflanan olaylara do¤al olarak bir partili gibi bakm›yor, parti d›fl›ndan parti sorunlar›na bak›fl›, onu her f›rsatta ele vermektedir. Proletarya davas›n›n sahibi ve devrimden sorumlu olma bilincinden, duyarl›l›¤›ndan uzakl›¤› onun, hangi boyutta tasfiyecilik ze-

mininden g›das›n› ald›¤›n› gösteriyor. Felaket tellall›¤› yapan MKP tasfiyecili¤i aç›kt›r ki, çok lafz›n› etti¤i Marksist-LeninistMaoist mevzide durmuyor. Dolay›s›yla bilim d›fl› yöntemle hareket ettikleri içindir ki tarihimizi ve parti gerçekli¤imizi tasfiyeci bir zeminde ele al›yor. Sar›ld›klar› yöntemlerle, hayat hakk› olmayan dejenere olmufl bir parti örgütü sunmakta; di¤er tasfiyeci kliklerle bütünleflmifl bir parti örgütü perspektifiyle o malum tasfiyeci rotaya partiyi bir kez daha çekmenin 盤›rtkanl›¤›n› yap›yor. “Parti geçmiflini araflt›rma” kisvesi alt›nda partiyi hedef alan eylemlerini ak›llar›nca gizliyorlar. Oysa parti geçmifline dedikodu, karalama, flaibeler yaratma gibi bir örgüt kültürüyle yaklaflan MKP aç›kt›r ki geçmifli objektif de¤erlendirmemifltir. Ve yine partinin hata ve eksikliklerini de objektif olarak görememifltir. Bunlara ba¤l› olarak da “parti” diye sunduklar› o örgüt de aç›kt›r ki, Proletarya Partisi’nin öznel sürecine ve s›n›f mücadelesinin nesnel sürecine müdahale edemez. Tersine partiyi tasfiyeci bir hatta sokar. MKP tasfiyecili¤i partiyi ve ta-

rihsel evrimini ele al›rken gerçeklikten uzak, kendi yaratt›¤› bir parti kal›b›yla ele al›yor. Maddi olgu olarak parti çizgisi ve karfl›t çizgilerin mücadelesini ele al›fl› partinin gerçek niteli¤ini yans›tmaktan çok uzakt›r. Parti çizgisini inkar ederken, partiyi hedef alan tasfiyeci çizgileri meflru zeminde göstermek gayreti içindedir. Öyle ki partinin kaderini kiflilere ba¤l›yor. Kiflilerin “niyetleriyle” parti tarihini ele al›yor. Kiflilerin flahs›nda klikler mücadelesi olarak

gösterirken, kendilerini de o günkü sürecin d›fl›nda tutuyorlar. Zaten tüm kayg›lar› da budur. Sanki o süreci yaflamam›fllar. Parti içerisinde salt “kötü” niyetli kiflilerin saflaflmas›yla süreci aç›klarken kendilerini piru pak ilan ediyorlar. Partiyi hedef alan tasfiyeci çizgiyi de -sorumlulu¤u kiflilere ba¤layarakakl›yorlar. Bugün “birlik” ça¤r›s› yapanlar o süreçlerde bizzat parti içindeydiler. Ve onlar da parti içindeki mücadelede politik bir hatta yer al›yorlard›. Aç›kt›r ki yer ald›klar› hat, parti karfl›t› tasfiyecilikti. Ama bunu kabul edecek kadar cesaretli de¤iller. Günah keçisi olarak gösterdikleri dönemin parti sekreterine her fleyi mal ederek, kendilerini ve kendilerini yönlendiren tasfiyeci-darbeci çizgiyi meflrulaflt›r›yorlar. Yalana, dedikoduya, tahrifata vb. araçlara sar›lan MKP tasfiyecili¤i devrimci de¤erleri bir kenara b›rakarak, ak-kara mant›¤›yla hareket etmektedir. Kendi kararlar›na Proletarya Partisi’ni de ortak göstererek, Proletarya Partisi’ni teflhir etmeye çal›flmaktad›r. Kendi tarihlerine, örgüt iflleyifllerine damgas›n› vuran Narodniklerin s›n›f karakteridir.

Bu o kadar alenidir ki, “Maoizm” kisvesiyle bile gizleyemiyorlar. Bizim örgüt anlay›fl›m›za damgas›n› vuran Marksizm-LeninizmMaoizm’in ilkeleridir. Zaten onlar›n kararlar›n› biz bar›nd›rsayd›k, ayn› mevzide birlikte olurduk. Oysa ayn›lar ayn› yerde, ayr›lar ayr› yerdedir. Onlar da aynen darbeciler gibi çarp›tma-tahrifatlara baflvuruyorlar. Yasal olarak yay›nlad›klar› belgelerde ifflada bulunarak düflmana propaganda malzemeleri sunuyorlar. Bu noktada da bir illegal örgütün anlay›fl›yla hareket etmekten

çok uzakt›rlar. Tasfiyeci mant›k iliklerine o kadar ifllemifl ki yeralt› örgütünün hassasiyeti ve duyarl›l›¤›ndan muaf bir zeminde hareket etmifllerdir. Düflman›n Proletarya Partisi’ne ve di¤er devrimci hareketlere karfl› medya ve benzeri araçlar›yla dönem dönem anti propaganda içinde bulunduklar›n› unutmufl gözüküyorlar. Üstelik bu ifflalar›yla sunduklar› malzemelerle yine 1994’deki gibi, Proletarya Partisi’ne yönelik anti-propagandalar için bizzat zemin yarat›yorlar. Marksizm-Leninizm-Maoizm’in devrim ve parti anlay›fl›na ait birçok temel sorununda oldu¤u gibi illegal bir örgüt olma bilinç ve sorumlulu¤undan da önemli oranda uzaklaflm›fl olan MKP, s›n›f düflmanlar›na malzeme vermekte cömert davran›rken Marksizm-LeninizmMaoizm tarihinden ö¤renmekte o kadar cimri davranmaktad›r. MKP tasfiyecilerinin, ideolojik-politik zaaflar›n› örtmek için s›kça kulland›klar› Maozimle ortak yanlar›n›n sadece söylem düzeyinde kald›¤›n› belirtmek isteriz. ÇKP ve SBKP aras›nda yaflanan polemiklerde ÇKP; yaflanan sorunlar›n çözümünde, proletaryan›n birli¤ine ve düflmana karfl› savafl›m›n genel menfaatlerine uygun tarzda sorunlara yaklafl›p, sorunlar›n iç görüflmeler yoluyla çözüme gidilmesi ve bunlar›n düflman›n önüne serilmemesi yönünde önemli uyar›larda bulunuyor ve Marksist-Leninist-Maoist bir partinin ciddiyeti ve hassasiyetiyle soruna yaklafl›yor. “Bizler birli¤in ve düflmanlara karfl› savafl›n genel menfaatlerine k›lavuz nazar›yla bakarak meselelerin daima iç istiflareler yoluyla halledilmesi lehinde ve fikir ayr›l›klar›n›n düflmanlar›n önüne serilmesi aleyhinde bulunduk ve bulunuyoruz’’ diyerek, hassasiyetlerini dile getirip, uluslararas› planda yaflanan ideolojik-politik sorunlar›n çözümüne yaklafl›m konusunda, MarksizmLeninizm-Maoizm ile modern revizyonistler aras›ndaki fark ve ayr›m› ortaya net olarak koyuyor.


15

8 Ancak, her f›rsatta kendilerine Maoist diyen, her sorunun çözüm anahtar›n›n Maoizm’de oldu¤unu iddia eden MKP, Maoistlerin yürüttükleri polemik ve ideolojik mücadele tarihinden bile zerrece ö¤renme zahmetine katlanmamaktad›r. Düflünün ki MKP bir yandan Proletarya Partisi’ne birlik ça¤r›s› yap›yor di¤er yandan geçmiflte yaflanan tart›fl›l›p, özelefltirisi verilen, gündem olmaktan ç›km›fl baz› konular› bile yeniden gündem yaparak yeniden bellek tazelemesine giderek, geçmiflte içine düfltü¤ü zaaflar› tekrar proletaryan›n devrim sorunlar›n›n önüne geçirerek, bu konudaki samimiyet ve ciddiyet derecesini ortaya koyuyor. MKP, kolay ve rahat yolu seçerek, s›n›f ve tarih karfl›s›nda sorumluluk tafl›mayarak, istedi¤ini istedi¤i gibi yazarak proletaryan›n s›n›f düflmanlar›na aç›kça malzeme vermekten geri durmuyor. MKP tasfiyecilerinin ne kendi ta-

rihlerinden ne de MarksistLeninist-Maoist’lerin devrim tarihlerinden ö¤renmek diye bir niyetleri yoktur. Ve yine yay›nlad›klar› belgelerde kitlelere umutsuzlu¤ukaramsarl›¤› afl›l›yorlar. Uluslararas› tasfiyecili¤in “küreselleflme”, “yeni dünya düzeni” yaftas›yla dünya çap›nda yaratt›¤› gelece¤e inançs›zl›k, düzen içilik, bireycilik-bencillik, devrimci de¤erlerin afl›nd›r›lmas›nda kendisini ifade eden bilinç k›r›lmas› y›¤›nlar üzerinde az›msanmayacak olumsuz etkiler yapm›flt›r. Birçok devrimci yap›lanmalar da bu tasfiyecili¤in rotas›na girmifltir. Topyekün bir ideolojik sald›r›y› ifade eden tasfiyecili¤in yaratt›¤› etki hala günümüzde de güçlüdür. MKP’nin de tasfiyeci rüzgar›n etkisi alt›nda oldu¤u bir kez daha gözlenmektedir. Proletarya Partisi’ne yönelik antiMLM duruflunda görüldü¤ü gibi parti belgelerine ra¤bet etme yerine, kulaktan dolma gerçek d›fl› bilgilerle, kara ve inkarc›

PUSULA MEZOPOTAMYA’NIN GÜNÜ VE GEÇM‹fi‹ YA⁄MALANDI Uygarl›klar befli¤i Mezopotamya’n›n ekme¤i, topra¤› ve tarihi iflgalci emperyalistler taraf›ndan ya¤maland›. 13. yüzy›lda, Mo¤ol barbarlar›, Babil’i ya¤malay›p, kütüphanelerini yakarak, kitaplar› nehre atm›flt›. Bugün, 21. yüzy›lda Mezopotamya en k›y›c› silahlarla yeni Mo¤ol istilac›lar› taraf›ndan yeniden ya¤maland›. Ad›na hür dünya denilen özgürlük düflmanlar› taraf›ndan topra¤› iflgal edilen, ekme¤i gaspedilen, kütüphaneleri yak›larak uygarl›klar› ya¤malanan Mezopotamya, kan a¤l›yor. En ‘ça¤dafl’, en modern ordular taraf›ndan barbarca sald›r›ya u¤rayan Mezopotamya topraklar› tarihinden, kimli¤inden, geçmifl uygarl›k miras›ndan, kimli¤inden kopar›lmak isteniyor. Mezopotamyal› çocu¤un kolunu kanad›n› k›ranlar, Mezopotamya’n›n uygarl›k miras›n› yok ederek, onurunu k›rmak istiyor. ‹flgalci emperyalistler, Irak petrollerini ele geçirip halk›n ucuz iflgücünü ac›mas›zca sömürerek, iflgalci rolü-

nü tamamlayamazd›. Onun ikinci bir rolü daha vard›, onu da oynamak zorundayd›. Tarihe, insanl›¤a, ülke topraklar›na, uygarl›¤a ait ne varsa yokedilip, silinmeliydi. Tarihsel geçmiflinden, ulusal kimli¤inden kopar›larak, kimliksizlefltirmek gibi önemli bir rolü de oynamak zorundayd›, Bu rol onun, yeni sömürgecilik politikas›ndan ba¤›ms›z düflünülemez. ‹flgalci güçlerin iflgalleriyle birlikte yeni bir ‘tarih’ yazmak, yeni bir ‘kültür’ yaratmak ve bunu iflgal etti¤i topraklarda yaflayan halklara zorla kabul ettirmek gibi önemli bir politikas› da vard›r. ‹flgalciler, sadece maddi zenginlikleri gaspedip ya¤malayarak görevlerini tamamlayamazlard›. Ayn› zamanda, tarih-uygarl›k ve kültür düflmanl›¤› rolünü de oynamak zorundayd›lar. Tariheuygarl›¤a-kültüre sayg›l› iflgalciler olmam›flt›r, olamaz da. Kapitalizmin ‘uygarlaflt›r›c›’, ‘özgürlük görevi’nin

9-22 May›s 2003

bir tarih anlay›fl›yla kitleleri partiden so¤utan bir pozisyonda hareket ediyorlar. 30 y›ll›k bir tarihi subjektif de¤erlendirmeyle baflta parti kitlesi ve kendi kitlesi olmak üzere devrimci kamuoyunda partiye karfl› güvensizlik, karamsarl›k afl›l›yorlar. 1987, 1994 ve günümüze de¤in 15 y›l› aflk›n kendi tasfiyeci tarihlerini ve tüyler ürpertici durumlar›n› Proletarya Partisi’ne de mal ederek kitlelerin gözünde Proletarya Partisi’ni so¤utmaya, karamsarl›k yaratmaya, güvensizlik afl›lamaya çal›fl›yorlar. Oysa Proletarya Partisi tarihi, tasfiyecilikle uzlaflma tarihi de¤ildir. DABK Tasfiyecili¤iyle örgütsel birleflme Proletarya Partisi’nin bir hatas›yd›. Hem de tarihinin en büyük bir hatas›yd›. Parti o dönemde bunu göremedi. Birlik sonras›nda bunu görebildi. 6 Konferansta da bunun özelefltirisini yapt›. Proletarya Partisine pahal›ya da mal olsa, geç de olsa,

DABK tasfiyecili¤inin gerçek yüzünü gördü. Zaten tasfiyecilikle, örgütsel birlik söz konusu olamazd›. Sonuçta Proletarya Partisi, DABK-Darbeci tasfiyecili¤ine karfl› ideolojikpolitik-örgütsel tav›r ald›. Bu anlamda Proletarya Partisi tarihi di¤er tasfiyeci, hizipçi klikçi ak›mlara oldu¤u gibi DABKDarbeci tasfiyecili¤ine karfl› duruflun ve mücadelenin de tarihidir. Dolay›s›yla MKP tasfiyecili¤inin, kendi çizgisini Proletarya Partisi’ne mal etme ve birlik 盤›rtkanl›¤›yla Proletarya Partisi’ni kitlelerin nezdinde, kendileriyle özdefl gösterme, uzlaflma gayretleri bofl bir çabad›r. Proletarya Partisi’nin tasfiyecilik karfl›s›ndaki prati¤i bu çabalar› bir kez daha mahkum etmifltir. Görüldü¤ü gibi MKP, geçmifli de¤erlendirme gibi kula¤a hofl gelen bir söylemle parti tarihini ele al›yor. Ama geçmifle objektif bakm›yor. Partinin tüm süreçlerine, tüm kurum ve organlar›na, tüm olumlu-

luklar›na “tu kaka” diyor. Nesnellikten uzak oldu¤u için hata ve eksiklikleri bile objektif sorgulamaktan uzak kal›yor. Olumsuzluklar›n, hatalar›n alt›nda yatan ideolojik-politikörgütsel nedenleri de do¤al olarak nesnel bir bak›fl aç›s›yla ele alm›yor. Tasfiyeci bir bak›fl aç›s›n›n zaten olumsuzluklara da nesnel bir bak›fl aç›s›yla bakmas› beklenemez. Metafizik yöntemlerin tarihsel evrime ve nesnel gerçekli¤e uygun bir yaklafl›m içinde olmas›n› beklemek safl›k olur. Narodnikler gibi, tarihin geliflimini donduran dogmatizm silah› ile hareket eden MKP de, elbette ki Proletarya Partisi’ni ve tarihini emsalleri gibi yads›m›flt›r. Proletarya Partisi ve geçmifline cepheden sald›rm›fl, tümden partiyi inkar etmifltir. Ama sald›r›n›n ard›ndan bir iki cümlelik “genel çizgi do¤rudur” gibi söylemlerle ikiyüzlü ve riyakarca yüzünü de gizlemeye çal›flm›flt›r. Devam edecek

anlam›, iflgal etti¤i topraklarda halklar›n özgürlük ve ba¤›ms›zl›k iradesini k›rarak ac› ve yokluk içinde kölece yaflatmas›d›r. Ezilen dünya halklar›, tarih boyunca emperyalist burjuvazinin, özgürlü¤e, anayurda, anadile, uygarl›k de¤erlerine karfl› barbarca bir imha ve yok etme politikas› yürüttüklerine tan›kl›k etmifltir. Modern kölecilik olan kapitalist-emperyalist sistemin, önemli bir görevi kültürel köleliktir. Uygarl›k ve kültür düflmanlar› halklar›n cahilli¤i üzerinde yaflam zemini bulur. Hiçbir iflgalci güç, hiçbir sömürücü s›n›f, ezilen ve sömürülen s›n›flar›n ve halklar›n bilinçlenip, ayd›nlanmas›n› istemez. Onlar her zaman halklar›n cahil kalmas›n› ve ortaça¤ karanl›¤› içinde yaflamas›n› ister. Bilinç ve ayd›nl›k, sömürücü iflgalcilerin düflman›d›r. Bundand›r ki kütüphaneler yak›l›r, müzeler talan edilir, tarihi eserler ya¤malan›r. Halklar›n tarihsel ve uygarl›k miraslar›ndan kopar›larak, tarih bilinçlerinin silinmesi, iflgalci güçlerin baflvurdu¤u eski bir yöntemdir. Tarih boyunca bütün iflgalci güçler, iflgal etti¤i topraklarda geçmifle ait bütün de¤erleri imha ve yok etmifltir. Bir

daha hat›rlanmamak üzere haf›zalardan silmeye çal›flm›flt›r. Ulusal, dinsel, kültürel de¤iflime zorlayarak, bir kültürel k›y›m -beyaz jenosid yaflatm›flt›r. Kültürel k›y›m, asimilasyon politikas›d›r. Yeni sömürgeci kültür, egemen burjuva kültürdür. Egemen s›n›flar kendi kültürlerini toplum içinde egemen k›lmak için yo¤un bir bask› politikas› uygular. Buradaki amaç, tarih bilincinin yok edilmesidir, Irak halk›n›n geçmiflinden kopar›larak, kimliksizlefltirilip kölelefltirilmesidir. Tarih bilinci halklar›n devrim bilincini besler ve güçlendirir, bu bilinç yabanc› iflgalciye karfl› baflkald›r› gücü verir. ‘Cahillik, kapitalizmin en büyük dayanaklar›ndan biridir’ der Ho fii Minh. Eme¤e, tarihe, kültüre, anadile karfl›, yabanc›laflt›rma yöntemi, sömürücülerin ve iflgalci güçlerin baflvurduklar› politikad›r. ‹kinci Dünya Savafl›ndan sonra ABD emperyalistleri, emperyalizmin ve gericili¤in elebafl› olmufltur. ‹ngiltere ise onun sa¤ kolu olma rolünü oynamaktad›r. Dünya hakimiyetine soyunan Amerika, dünya halklar›n› kand›rmak için bir elinde dolar› gösteriyor, öbür elinde de

k›y›c› modern silahlar›yla onlar› tehdit ediyor. Bütün dünyada üsler kurarak, dünya hakimiyetini perçinliyor. Gerici kapitalist-emperyalist sistem, bar›fl ve demokrasinin düflman›d›r. Halklar›n yoksulluk ve sefalet içinde koyu karanl›k ve cehalet içinde kölece yaflamalar›n›n nedenidir. Bu hakimiyet ve kölelik zincirini k›racak olan halklar›n devrimci savafl›m›d›r. Bu devrimci savafl›n bugünkü ifadesi Halk Savafl›d›r. Her türden gericili¤in ve kölelili¤in, yoksulluk ve sefaletin ortadan kald›r›lmas› ancak Halk Savafl› silah›n›n güçlü kullan›lmas›yla mümkündür. Kapitalist-emperyalist sistem ezilen dünya halklar›na en koyu karanl›¤›, ya¤ma, y›k›m ve ac›y› dayat›rken dünya halklar› da bu dayatmaya karfl› Halk Savafl› silah›yla karfl› koymay› ö¤renmek zorundad›r. Bugün, Mezopotamya halk› yeterince sesini yükseltip, direniflini büyütemiyorsa, bunun nedeni devrimci bir örgütten ve do¤ru bir önderlikten yoksun olmas›ndand›r. Ortado¤u’nun iflgalci güçlerden ve uflaklar›ndan kurtar›lmas› ve ulusun özgürleflmesi temel görevdir. Bu görev Ortado¤u proletaryas›n›n omuzlar›ndad›r.


9-22 May›s 2003

8

16

1886’dan 2003’e bu atefl hiç sönmeyecek

Bu y›lki 1 May›s kutlamalar›na emperyalist sald›rganl›k ve Irak’›n iflgaline olan öfke damgas›n› vurdu. Bütün kortejlerde sloganlardan dövizlere gözalt›na al›nd›. Genel olarak kutlamalarda iflçi sendikalar›n›n kat›l›m›n›n azl›¤› dikkat çekiciydi. Ankara’da, ‹zmir’de, Malatya’da, ‹STANBUL 1977 y›l› 1 May›s’›n› kana bulayan devletin bu tutumunu protesto etmek ve katledilenleri anmak için 28 Nisan günü Türk-‹fl 1. Bölge önünde toplanan Türk-‹fl, Hak-‹fl, D‹SK, KESK, DKÖ ve siyasi parti temsilcileri karanfillerle Kazanc› Yokuflu’na do¤ru yürüyüfle geçti. Yürüyüfl esnas›nda s›k s›k “Yaflas›n 1 May›s”, “Biji Yek Gulan”, “1 May›s fiehitleri Ölümsüzdür”, “Kölelik Yasas›na Hay›r” vb. sloganlar at›ld›. Kazanc› Yokuflu’na gelindi¤inde burada emperyalizme karfl› mücadelede, ba¤›ms›zl›k için flehit düflenler flahs›nda 1 dakikal›k sayg› duruflu yap›ld›. 1 May›s alanlar›n› k›z›la boyayanlar›n isimleri okunarak “aram›zda” diye hayk›r›ld›. Daha sonra D‹SK Genel Sekreteri Musa Çam ortak haz›rlanan bir yaz›l› bas›n aç›klamas› yapt›. Çam; “Y›llard›r yüre¤imizde tafl›d›¤›m›z bir ac›y›, 1 May›slarda yaflam›n› yitirenleri anmak için buraday›z. Tüm dünyada oldu¤u gibi ülkemiz emekçileri de haklar› ve özgürlükleri u¤runa flehit verm i fl l e r d i r. Ama 1 May›s 1977’de yaflanan bir katliamd›r” dedi ve AKP hükümetini ve emperyalizmin kanl› sald›rganl›¤›n› da lanetledi. Aç›klaman›n ard›ndan yaflamlar›n› yitirenlerin an›s›na karanfiller b›rak›ld›. Anman›n ard›ndan kat›l›mc›larla sendikalar›n hep birlikte haz›rlad›¤› 1 May›s’a ça¤r› bildirileri ‹stiklal Caddesinde da¤›t›ld›. 1 MAYIS ÖNCES‹ DEVLET TERÖRÜ Devlet her sene oldu¤u gibi 2003 1 May›s’› öncesi de halk›n ve devrimcilerin üzerinde bask› kurarak, 1 May›s çal›flmalar›n› engellemek istedi. Birçok bölgede özellikle devrimci çevrelerin 1 May›s çal›flmalar›n› engellemeye çal›flan devletin kolluk güçleri onlarca insan› gözalt›na ald›. BÜROLARIMIZA POL‹S BASKINI 1 May›s öncesi birçok bölgede tüm emekçileri 1 May›s’a ça¤›ran Partizan imzal› afifl asanlar gözalt›na al›narak engellenmeye çal›fl›ld›lar. ‹stanbul Taksim bölgesinde 25 Nisan tarihinde afifl asan Y›lmaz

Bozgurt, Alev Haner, Emine Akkufl, Tayyar Ero¤lu gözalt›na al›nd›. Yine Malatya’da 1 May›s’a ça¤r› afiflleri asan Talip Dönmez ile Ali Ya¤mur gözalt›na al›nd›. Ayr›ca 27 Nisan tarihinde Gebze’de yine Partizan afifllerini asan 7 kifli gözalt›na al›nd›. Gözalt›na al›nanlar ç›kar›ld›klar› mahkeme taraf›ndan tutuksuz yarg›lanmak üzere serbest b›rak›ld›lar. 29 Nisan tarihinde ‹zmir’de bulunan irtibat büromuz polisler taraf›ndan bas›ld›. Saatlerce büromuzda arama yapan polis, yasal yay›nlara el koydu. Yine Mersin’de bulunan irtibat Büromuz 30 Nisan tarihinde bas›ld›. Büromuzda arama yapan polis, yasal yay›nlara el koydu. Ba¤›ms›z Devrimci S›n›f Platformu (BDSP) 30 Nisan’da yapt›¤› aç›klamada BDSP aktivisti Mahmut Uflak, 23 Nisan günü ‹stanbul’da kaç›r›larak Halkal› civar›nda bofl bir arazide dövülerek sorgulanmaya çal›fl›ld›. Yine Ankara’da

yan›nda onbinlerce insan 1 May›s’ta alanlar› doldurdu. ‹STANBUL’DA KIZIL BAYRAKLAR DALGALANDI

1 May›s kutlamalar› için ‹stanbul fiiflli Abide-i Hürriyet Meydan›’na dalga dalga gelen onbinlerce emekçi, “tarihin sonu geldi”, “devrimler bitti” diyenlere karfl›, baflta iflçi s›n›f› olmak üzere tüm ezilen ve sömürülenlerin özgür gelece¤e olan inançlar›n› hayk›rd›. D‹SK, KESK, Türk-‹fl, Hak-‹fl’e ba¤l› sendikalar ile demokratik kitle örgütleri ve devrimci gruplar, sabah saatlerinde fiiflli ve Perpa yönünde kendi pankartlar›yla toplanmaya bafllad›lar. Piyale Pafla yönünde D‹SK ve KESK’e ba¤l› sendikalar ile birçok dergi çevresi ve baz› yasal partiler haz›rl›klar›n› tamamlayarak alana do¤ru yürüyüfle geçti. fiiflli kolunda ise Türk-ifl ve Hak-ifl’e ba¤l› sendikalar ve Partizan, Al›nteri, Direnifl, TKP, ‹P ve CHP yer ald›. D‹SK, Türk-‹fl, KESK ve Hak-‹fl’e ba¤l› nbul sendikalar›n yürüyüflü 2003-‹sta ›s y a M 1 esnas›nda emekçiler açt›klar› dövizler ve pankartlarla ABD sald›rganl›¤›n› teflhir ederken, Kölelik Yasas›n› lanetleyen sloganlar att›lar. ‹flçilerin kararl› tutumu meclis kürsülerinde iflçilerin aleyhinde yasalar ç›karanlar ile onlar›n ekmeklerine ya¤ süren sendika a¤alar›na bir mesaj veriyordu. Etkinlik bafllad›¤›nda kürsüde bulunan 4 sendika genel BDSP’nin afifllerini baflkan› emekçilerin yan›nda yer alasan 4 kifli, Adana’da 2 kifli gözalt›- d›klar›n›, her ne koflulda olursa olna al›n›rken, Gebze’de afifl asan Y›l- sun yeni ifl yasas›n› meclisten geçirmaz Yaflar ve Cumali K›l›ç tutuk- meyeceklerini belirten aç›klamalarlanarak Gebze Hapishanesi’ne ko- la iflçilerin içlerinde biriktirdi¤i öfnuldu. Yine çeflitli bölgelerde ESP kelerini yat›flt›rmaya çal›flt›lar. ‹stanafifllerini asan kifliler gözalt›na al›- bul Sendikal Birli¤i (‹SB)’nin oluflnarak engellenmek istendi. turdu¤u sendika flubelerinin ise birço¤u toplant›da ald›klar› kararlara 1 MAYIS’TA HAYKIRILAN uyarak ifl b›rak›p alanlara ç›kt›lar. ÖFKE ÖZGÜR GELECE⁄E Tuzla Deri-‹fl sendikas›na ba¤l› iflçiÖZLEMD‹R leri, jandarma Ayd›nl› Köyünde durdurarak alanlara ç›kmas›n› engelleTüm dünyada iflçi s›n›f› ve meye çal›flt›. Baz› iflyeri temsilcileriemekçilerinin birlik mücadele günü ni ise terör estirerek gözalt›na ald›. olan 1 May›s’ta yine binlerce insan Ama alandaki yerini “Emperyalist 1 May›s alanlar›ndayd›. 1 May›s yisald›rganl›k ve iflgale hay›r” vb. ne coflku ve kararl›l›kla kutland›. 1 pankartlar›yla alan Tuzla deri iflçileMay›s alanlar› iflçilerin ve tüm ri kitlesellikleri ve coflkular›yla hiçemekçilerin egemen s›n›flara olan bir bask›n›n 1 May›s’› engelleyemeöfkelerini hayk›rd›klar› ve özgür geyece¤ini gösterdiler. Her y›l oldu¤u lece¤e olan özlemlerinin dile getirilgibi sendika a¤al›¤›n›n ve reformizdi¤i yerler oldu. Özellefltirmeye, kömin hakim oldu¤u sendikalar›n kat›lelik yasalar›na, sendikas›zlaflt›rmal›mlar› temsili düzeyi aflmad›. Devya, emperyalist sald›rganl›¤a, yokrimci demokrat anlay›fl›n hakim olsullu¤a karfl› Türkiye’nin dört bir

1 May›s 2003-‹stanbul du¤u sendika flubeleri ise kitlesellikleri ve coflkular›yla dikkat çekti. 1 May›s alan›n›n en kitlesel sendika kortejini ise “Emperyalist sald›rganl›k ve iflgale hay›r”, “Birlik Mücadele Zafer” vb. pankartlar›yla Belediye-‹fl Sendikas› oluflturdu. DEHAP mitingde en kitlesel ka-

PART‹ZAN K‹TLES‹ PART‹ZAN COfiKUSUYLA ALANDAYDI Partizan, 2003 1 May›s’›n› Proletarya Partisi’nin 7. Konferans›n›n coflkusuyla kutlad›. Proletarya Partisi’nin 7. Oturumunda ortaya koydu¤u “örgütlenin” ça¤r›s› do¤rultu-

1 May›s 2003-‹stanbul t›l›m› gerçeklefltirdi. Kitleselli¤i ve çoflkusuyla dikkat çeken Partizan korteji, 7. Oturumun yol göstericili¤inde emin ad›mlarla yürüyüflünü daha da güçlü bir flekilde sürdürdü¤ünü gösterdi. Partizan’la birlikte Haklar ve Özgürlükler Cephesi, ESP ve Devrimci Demokrasi kortejlerinde dalgalanan k›z›l bayraklar ve kitlesellikleri dikkat çekti.

sunda, 1 May›s çal›flmalar› haftalar öncesinde bafllad›. ‹stanbul baflta olmak üzere birçok ilde duvarlar› afifllerle donatan ve binlerce bildiri da¤›tan PART‹ZAN kitlesi, emperyalist sald›rganl›¤a ve iflgale, açl›¤a, yoksullu¤a, bask›lara karfl› tüm emekçileri 1 May›s’ta 1 May›s alanlar›na ça¤›rd›. Tüm bu haz›rl›klar

1 May›s 2003-‹stanbul


e,

17

8

9-22 May›s 2003

pankartlara, skeçlere kadar ABD emperyalizmine olan öfke alanlara tafl›nd›. Birçok ilde yap›lan kutlamalara polis sald›rd›. Sald›r›larda onlarca kifli Mersin’de, Bursa’da ve daha birçok ilde kutlamalar yap›l›rken Türkiye Kürdistan›’nda ise deprem nedeni ile kutlamalar iptal edildi. döneminde yine devletin engellemeleriyle karfl›lafl›lsa da, çal›flmalar sekteye u¤ramadan devam etti. Tüm çal›flmalar sonunda ‹stanbul’da 1 May›s sabah› Perpa Darülaceze önünde, emekçi semtlerden ve baz› illerden kalkan otobüslerle gelen PART‹ZAN kitlesi toplanmaya bafllad›. Bu y›l ‹stanbul’daki 1 May›s kutlamalar›na Mersin’den, Ankara’dan, Bursa’dan, ‹zmir’den, Trakya’dan gelenlerin de olmas› PART‹ZAN kortejinde coflkunun artmas›na neden oldu. Kortejin en önünde önder ‹brahim Kaypakkaya’n›n resmi ve Marks, Engels, Lenin, Stalin ve Mao’nun resimleri olan pankart aç›ld›. “Emperyalist sald›rganl›¤a ve iflgale hay›r” yaz›l› pankart ile dövizlerin aç›ld›¤› kortejde, ‹brahim Kaypakkaya ve befl ustan›n resimlerinin oldu¤u k›z›l bayraklar dalgaland›. “‹brahim’den Mehmet’e bu isyan bizim” yaz›l› pankartla ve sloganlarla toplanma alan›na giren Çukurova Partizan alk›fllarla ve sloganlarla karfl›land›. Trakya Partizan ise mitinge “Emperyalist sald›rganl›¤a hay›r” yaz›l› pankartla kat›ld›. Mitinge “Sendikalaflt›rma, özellefltirme, iflsizli¤e, yaflam›n hücrelefltirilmesine Hay›r” yaz›l› pankartla kat›lan DDSB’liler, özellefltirmeye ve 1475’e karfl› sloganlar att›lar. Tohum Kültür Merkezi ise “Emperyalizmin kölelefltirici kültürüne karfl› yeni demokrasinin özgürlefltirici kültürünü kuflan” yaz›l› pankart ve TKM amblemlerinin oldu¤u k›z›l bayraklarla kat›ld›. Mitinge “Vur emperyalizme y›k›ls›n Omuz ver halk savafl› yükselsin”, “Biz kendimizi dünyay› sarsacak bir davaya adad›k” yaz›l› pankartlarla ve flamalar›yla kat›lan Yeni Demokrat Gençlik ise kitleselli¤i, coflkusu ve disipliniyle dikkat çekti. ILPS ise mitinge “Irak’taki emperyalist sald›rganl›¤a karfl› birlefl ve diren” pankart› ile kat›ld›. PART‹ZAN fi‹fiL‹ YÖNÜNÜ COfiTURDU Partizan, di¤er devrimci çevrelerin aksine fiiflli yönünden miting alan›na girdi. Yürüyüfl boyunca halkla iç içe olan Partizan kitlesi, mitinge ses arac›yla kat›lmas› ile coflkuyu daha da art›rd›. Ses arac›ndan kitleye dinletilen devrimci marfllar hep bir a¤›zdan söylenirken, Partizan ad›na yap›lan konuflmalarda 1 May›s’›n tarihçesi anlat›ld›. 1 May›s’›n, iflçi s›n›f› önderli¤inde bütün yoksullar›n ve ezilenlerin, dünyay› bütün asalaklardan, eme¤in

düflmanlar›ndan, kan içici sürüngenlerden, karfl› devrimci bütün zümre ve s›n›flardan temizleyece¤ine olan inanc›n yüksek perdeden hayk›r›ld›¤› gün oldu¤unun belirtildi¤i konuflmada, kitlelerin k›z›l bayrak etraf›nda toplanmas›na ça¤r› yap›ld›. K›z›l bayraklar›n dalgaland›¤› Partizan kortejinde, ABD’yi temsil

“‹flçilerin birli¤i sermayeyi yenecek”, “Devrim flehitleri ölümsüzdür” sloganlar›n› atan iflçi ve emekçiler, birkaç gün önce meclis komisyonundan geçen 1475 say›l› kölelik yasas›na da tepki gösterdiler. Tertip Komitesi’nin haz›rlad›¤› 1 May›s konuflmas›na bafllamadan önce, devrimci önderler Deniz Gezmifl, Mahir Çayan ve komünist önder ‹brahim Kaypakkaya ile iflçi s›n›f›n›n mücadelesinde flehit düflenler için 1 dakikal›k sayg› duruflu yap›ld›. ‹lk sözü alan KESK Ankara fiubeler Platformu Dönem Sözcüsü ‹smail Sa¤d›ç; mücadelenin ülkede yaflayan milyonlar için oldu¤unu söyledi. Ar1 M a y › s 2 0 0 3 - A n k a r a d›ndan söz alan Türk-‹fl temsilcisi Necdet Gördü de müeden Sam Amca kuklas› alana giril- cadelenin gereklili¤i üzerinde durdikten sonra sloganlarla atefle veril- du. E¤itim-Sen ve BES’in yo¤un di. Partizan and›n›n içildi¤i mitingde kat›l›m›n›n gözlendi¤i mitingde, coflkuyla çekilen halaylardan sonra At›k Ka¤›t iflçilerinin “Saf›m›z bukitle da¤›ld›. ras› miting alan›” yaz›l› dövizler ile 1 May›s’a kat›ld›. ALANDA TKP/ML “Emperyalist sald›rganl›k ve BAYRAKLARI iflgale karfl› birlefl ve diren” yaz›l› DALGALANDI pankartla yürüyen Partizan korteji Miting alan›nda ayr›ca TKP/ML disiplini ve coflkusu ile alandaki yeve T‹KKO bayraklar›n›n dalgalan- rini ald›. Partizanlar; “Katil ABD mas› 1 May›s’›n coflkusunu daha da Ortado¤u’dan defol”, “Ortado¤u artt›rd›. Bayraklar›n yan›s›ra halklar› s›klaflt›r›n saflar›”, “Susma TKP/ML, T‹KKO ve TMLGB yaz›- hayk›r iflgali durdur” sloganlar› ve l› flamalar›n aç›lmas›yla kitle, “Ya- “1 May›s 1886’dan 1 May›s flas›n Partimiz TKP/ML, Halk Or- 2003’e bu atefl hiç sönmeyecek”, dusu T‹KKO, TMLGB”, “Marks, “Emperyalizmi dört bir yandan kuLenin, Mao Önderimiz ‹bo Savafl›- flatt›k. Kavgay› büyütece¤iz”, “Petyor T‹KKO” fleklinde sloganlar›yla kim, Tekel halk›nd›r sat›lamaz” yaz›l› dövizleri tafl›yarak Partizan coflkusunu dile getirdi. bayraklar›n› dalgaland›rd›lar. ANKARA Alana gelindikten sonra davul ‹flçi s›n›f›n›n burjuvaziye mey- zurna eflli¤inde halaylar çekilirken, dan okuma ve birlik, mücadele ve Partizanlar›n coflkusuna de¤iflik kordayan›flma günü olan 1 May›s, An- tejlerden ilginin olmas› dikkat kara’da sendikalar›n, derneklerin, çekiciydi. “‹brahim’den Mehdevrimci ve sosyalist bas›n›n ve de met’e selam olsun Partiye”, siyasi partilerin kat›l›m› ile S›hhiye “Faflizme isyan halka önder Partizan”, “Dersim Tokat ErMeydan›’nda gerçeklefltirildi. Sabah saatlerinde Ankara Tren zincan savafl›yor Partizan” Gar›’nda toplanan iflçi ve emekçiler sloganlar›n›n da at›ld›¤› Partiburada kortejler oluflturarak S›hhiye zan kortejinde coflku hakimdi. Meydan›’na do¤ru yürüyüfle geçtiMERS‹N ler. D‹SK, KESK, Türk-‹fl’e ba¤l› ‹flçi s›n›f›n›n birlik, mücasendikalar; TMMOB’a ba¤l› odalar; ‹HD, ÇHD gibi dernekler, dele ve dayan›flma günü olan 1 EMEP, ÖDP, SDP, DEHAP; Dev- May›s, geçen y›l yasaklanmas›rimci Demokrasi, Kurtulufl, Hak- na karfl›n bu y›l Mersin’de cofllar ve Özgürlükler Cephesi, At›k kuyla kutland›. Emek PlatforKa¤›t iflçileri, stajyer avukatlar ve mu’nun düzenledi¤i miting Metroö¤renciler açt›klar› pankartlarla pol miting alan›nda yaklafl›k 5 bin kiflinin kat›l›m›yla gerçekleflti. alandaki yerlerini ald›lar. Kitle ö¤le saatlerinde Devlet Yaklafl›k 5000 kiflinin kat›ld›¤› 1 May›s coflkulu bir flekilde kutland›. Hastanesi önünde toplanmaya baflMitingde Haklar ve Özgürlükler lad›. Mitingde Halkevleri, Petrol-‹fl, Cephesi’nin tek tip k›yafet giydi¤i Yol-‹fl, Kristal-‹fl, Belediye-‹fl, Lidikkat çekerken, Grup fiahmaran’›n man-‹fl, E¤itim-Sen, BES, SES, söyledi¤i türkülerle halay çekildi. Genel-‹fl, Haber-‹fl, Tüm Bel-Sen, “Katil ABD Ortado¤u’dan defol”, Sa¤l›k-Sen ve Emek Bar›fl ve De-

mokrasi Bloku’nu oluflturan kurumlar devrimci ve sosyalist bas›n yerlerini ald›. 1 May›s’›n k›z›ll›¤› ve coflkusuyla “ABD Ortado¤u’dan defol”, “Kurtulufl yok tek bafl›na, ya hep beraber ya hiç birimiz”, “Açl›¤a savafla hücrelere hay›r” sloganlar› hep bir a¤›zdan at›ld›. Miting alan›na gelindi¤inde Özgür Gençlik Dergisi okuru bir kifliye polis kimlik sorma bahanesi ile sald›r›da bulundu. Tertip komitesinin araya girmesiyle gerginlik giderildi. Kitle alana geldi¤inde sayg› duruflunun ard›ndan Bingöl’de gerçekleflen depreme de de¤inilen konuflmalar yap›ld›. Alanda Partizan kitlesi olarak “Marx Lenin Mao önderimiz ‹bo”, “‹flçi-köylü elele demokratik devrime”, “Bingöl’de y›k›lan bozuk düzendir”, “‹flçi köylü gençlik halk savafl›nda birlefltik”, “Düzene isyan halka önder Partizan” sloganlar› at›ld›. Sloganlar›n ard›ndan kitle saat 14:00 civar›nda da¤›ld›.

MALATYA

Emek Platformu taraf›ndan düzenlenen 1 May›s mitingine Partizan okurlar› ‹brahim Kaypakkaya’n›n posteri ve “Ver Elini Bana Büyüsün Umut Baflkald›rs›n Yürüsün” yaz›l› Partizan-‹flçi-köylüYDG pankart› ile kat›ld›. Ayr›ca YDG’liler orak-çekiçli bandajlarla ve dövizlerle korteje kat›ld›. Miting saat 13:00’de Ofis kavfla¤›nda kortejin yürüyüflü ile bafllad›. Henüz pankart›n› bile açamayan Haklar ve Özgürlükler Cephesi’ne polis sald›r› düzenledi. Sald›r› sonucu baz› insanlar bay›ld›, baz›lar›nda darp izleri olufltu. Olayda 36 kifli gözalt›na al›nd›. Olay› protesto eden Partizan korteji polisin üst aramas›ndan geçmedi ve oturma eylemi yapt›. Sald›r›dan sonra Haklar ve Özgürlükler Cephesi kortejindeki kitle de Partizan kortejine kat›ld›. Burada “Yaflas›n Devrimci Dayan›flma”, “Bask›lar Bizi Y›ld›ramaz”, “Birlik Mücadele Zafer” sloganlar› at›ld›. 1 saat süreyle üst aramas›ndan geç‹ZM‹R meyen Partizan korteji daha sonra 1 May›s ‹zmir’de Alsancak ‹brahim Kaypakkaya’n›n posteri Gündo¤du Meydan›’nda yaklafl›k yüzünden polisle gerginlik yaflad›. 20 bine yak›n kat›l›mla gerçekleflti. Daha sonra poster tertip komitesine Geçen y›llara oranla daha durgun ve teslim edilerek alana girildi. E¤itimkat›l›m›n düflük oldu¤u 1 May›s kutSen, ÖDP, EMEP ve ESP de gözalt› lamas›nda Bingöl’deki depreme, olay›n› protesto etmek için oturma yüzlerce insan›n hayat›n› kaybetmeeylemi yapt›. sine de de¤inildi. 1 May›s’a kat›lan Alanda “Dersim Tokat Erzinkitle elinde “Deprem Bingöl’de, can savafl›yor Partizan”, “Yaflas›n ac›lar› burada” yaz›l› dövizlerle Devrimci Dayan›flma”, “‹bo yafl›üzüntülerini göstermifl oldu. KESK, yor T‹KKO Savafl›yor” sloganlar› siyasi partiler, devrimci ve sosyalist at›ld›. 1 May›s flehitleri için yap›lan bas›n, ‹HD, çeflitli ö¤renci grupla1 dakikal›k sayg› duruflunda “Vartir›, Gümrük’te; D‹SK Basmane’de; nikte Bir Köm” fliiri okundu. YakTürk-‹fl Alsancak’ta toplanarak lafl›k bin kiflinin kat›ld›¤› miting saat kortejlerini oluflturdu ve yürüyüfle 17:00’de sona erdi. Türk-‹fl, Tek G›geçti. Sendikalar içinde ifl b›rakarak da-‹fl mitinge kat›lmazken, deprem alana gelen Petrol-‹fl ve Belediye-‹fl dolay›s›yla da DEHAP mitinge kat›lmad›.. KARS 1 May›s Kars’ta da Sendikalar Birli¤i taraf›ndan organize edilen bir bas›n aç›klamas› ile kutland›. Alana bir çok sendikan›n yan›nda Yeni Demokrat 1 M a y › s 2 0 0 3 - M a l a t y a Gençler de “Demokrat Gençlik ‹nsiyatifi” imzal› pankart ile kat›ld›. en kitlesel sendikalard›. “Tire GüçAlana girerken slogan atmamalar› birli¤i Tekstil iflçileri” imzal› panve pankart› indirmeleri için polisin kartlar›yla alana gelen iflçiler Teksald›r›s› ile karfl›laflan YDG okurlar› sif’e üye olduklar› için iflten at›lm›flbuna direnerek slogan ve alk›fllar ile lard›. Alanda D‹SK Bölge Temsilcialana girdi. Yap›lan bas›n aç›klamas› si Kani Beko k›sa bir konuflma yaps›ras›nda “‹flçi köylü birleflin iktit›. Konuflmas›nda özellefltirmeye, ifl dara yerleflin”, “Yaflas›n devrimci yasas›na, zorunlu tasarrufa de¤indi. dayan›flma”, “Her yer Irak hepimiz Bingöl’deki depremin gölgesinde Irakl›y›z”, “Yaflas›n 1 May›s, Biji geçen 1 May›s mitingi sloganlarla Yek Gulan” vb. sloganlar at›ld›. sona erdi.


9-22 May›s 2003

18

8

Avrupa’da 1 May›s coflkusu Emperyalizmin Irak iflgalinin sürdü¤ü, ülkesindeki iflgal ve talana karfl› direnenlerin kurflunland›¤›, ABD’nin Ortado¤u’daki kanl› eli ‹srail’in Filistin halk›n› katletmeye devam etti¤i, binlerce çocu¤un gözlerimiz önünde öldürüldü¤ü flu günlerde 1 May›s dünyan›n birçok yerinde emperyalizme karfl› öfkenin hayk›r›ld›¤› bir gün olarak geçti. gibi, bu y›l da çeflitli arbedeler yafland›. Sokaklar savafl alan›na döndü, arabalar atefle verildi. Zaten olaylar ç›kmadan yap›lan polis y›¤›na¤›, herkesi arama ve provokatif hareketleri davetiye niteli¤indeydi. Olaylar gecenin geç saatlerine kadar sürdü. Polisin sald›r›lar› sonucu yüzlerce gösterici yaralan›rken 137 gösterici de polis ta-

lan alan Zürih göl kenar›na ulafl›ld›¤›nda saat 13:00 idi. Yaklafl›k olarak 15.000 kiflinin kat›ld›¤› yürüyüfle TKP/ML taraftarlar› 300 kifliyi aflk›n bir kitle ile kat›l›m sa¤lad›. En önde megafonlar›n monte edildi¤i araba arkas›ndan TKP/ML pankart›, 5 usta daha sonra 3 dilde “Yaflas›n 1 May›s” (‹T‹F) pankart› ve yine “Dün Afganistan bugün

¤u araba ve davul zurna eflli¤inde çekilen halay oldukça ilgi çekti. Yol boyunca Almanca bildiri megafonlardan okundu. Alana ulafl›ld›ktan sonra tekrar halaylar çekildi. Okunan Almanca bildiriden sonra içilen devrim and› ile kitle toplu halde Zürih Halkevi’ne geldi. Burada toplu olarak eylemin de¤erlendirmesi yap›ld›. HANNOVER

Londra STUTTGART Stuttgart Tohum Kültür Derne¤i, günlerdir sürdürdü¤ü haz›rl›k çal›flmalar› sonucunda, Partizan okurlar› 1 May›s günü sabah erkenden dernekte toplanarak son haz›rl›klar›n› bitirdikten sonra yürüyüflün bafllayaca¤› miting alan›nda yerlerini ald›lar. Partizan kortejinde en önde Marks, Engels, Lenin, Stalin ve Mao’nun resimlerinin bulundu¤u pankart yer al›rken, onun ard›ndan da, emperyalist sald›rganl›k savafllar›nda yaflamlar›n› yitiren çocuklar› temsil eden özel k›yafetli çocuklar ellerindeki emperyalist sald›rganl›k karfl›t› dövizleri ve katledilen çocuklar›n resimleriyle yerlerini ald›. Sald›rgan emperyalizmi temsil eden canavar ve asker k›yafetli gençler de çocuklara sald›rarak emperyalistleri teflhir ediyorlard›. Bir anan›n kuca¤›ndaki kan revan içindeki kunda¤›ndaki bebek ise, yine ayn› flekilde ilgi çekmekteydi... 1 May›s mitinginde Proletarya Partisinin flehit düflen dört Genel Sekreterin resminin de oldu¤u TKP/ML imzal› pankart, ard›ndan da Parti ve Ordu bayraklar› yerlerini ald›. AT‹F imzal› 1 May›s ve ILPS imzal› pankatlar, güncele iliflkin dövizlerle kortej oldukça ilgi çekici ve görkemli idi. Yürüyüfl güzergah› boyunca hayk›r›lan Almanca-Türkçe sloganlarla emperyalist sald›rganl›k coflkulu bir flekilde protesto edilirken; iflçi s›n›f›n›n bayram› olan 1 May›s sahiplenildi... Gerek yürüyüfl boyunca, gerekse de miting alan›nda 1 May›s gündemli bildiriler yo¤un bir flekilde da¤›t›ld›. Miting alan›nda DGB’nin konuflma izni vermemesi nedeniyle davul-zurna eflli¤inde çekilen halaylar ve çocuklar›n emperyalizmin sald›rganl›¤›n› protesto eden

gösterilerinden sonra Partizanlar eylem alan›ndan ayr›larak Stuttgart Tohum Kültür Derne¤ine döndü. 1 May›s bildirisini ve di¤er 1 May›s mesajlar›n› okuyarak günü noktalad›lar...

Paris

BERL‹N Berlin’in çeflitli yerlerinde irili ufakl› 67 eylem gerçeklefltirildi. Bunlardan en kitleseli 25 bini aflk›n kat›l›m›n oldu¤u yürüyüfl ve miting sendikalar›n düzenledi¤i idi. Sabah saat 9:00’da, tarihi Brandenburgert yan›nda toplanan kitle, saat 10:00’da bando eflli¤inde yürüyüfle geçti. Saat 12:007da gelinen Roterathaus önüne gelindi¤inde ‹talyan ve Alman sendikac›lar›n konuflmalar›yla devam eden eylem saat 15:00’e kadar sürdü. Konuflmalar›n içeri¤ini özellikle Irak’a sald›r› teflkil etti. Birçok Türkiye ve Türkiye Kürdistanl› örgütün kat›ld›¤› yürüyüfl ve mitinge TKP/ML, AT‹F (Almanya Türkiyeli ‹flçiler Federasyonu) ve ILPS de kendi pankart, flama, döviz ve k›z›l bayraklar›yla kat›ld›. Canl›l›¤› ve coflkusuyla dikkatleri çeken kortej sloganlar›yla emperyalizme ve emperyalist sald›rganl›¤a dikkat çekiyordu. Kararl›l›klar›yla karfl› duruflu simgeliyorlard›. Eylemde TKP/ML MK-SB ve ayr›ca AT‹K imzal› binlerce Türkçe ve Almanca bildiri da¤›t›ld›. Akflam saatlerinde “otonom” gruplar›n düzenledi¤i yürüyüfl ve mitingin akabinde her y›l oldu¤u

raf›ndan gözalt›na al›nd›. ZÜR‹H-‹SV‹ÇRE 1 May›s kutlamalar›n›n her y›l merkezi olarak yap›ld›¤› ve genifl kat›l›m›n oldu¤u Zürih’de 1 May›s bu y›l da merkezi olarak yap›ld›. Saat 11:00’de Helvetia Platz’da bafllayan ve 13:00’e do¤ru toplan›-

Irak yar›n neresi” (‹T‹F) pankart›, ILPS ve Partizan olarak s›raland›. Yürüyüfl boyunca “Yaflas›n 1 May›s”, Türkçe, Almanca “Yaflas›n Partimiz TKP/ML” vb. sloganlar at›ld›. Yürüyüfl boyunca TKP/ML MK-SB bildirisi AT‹K 1 May›s bildirisi Almanca da¤›t›ld›. En önde megafonlar›n yüklü oldu-

Hannover’de AT‹K, AT‹F ve Partizanlar 1 May›s’ta alanlarda yerlerini ald›lar. Hava koflulunun olumsuzlu¤una ve genel kat›l›m›n düflmesine ra¤men; ILPS, AT‹K ve Partizan pankart›yla, k›z›l bayraklar›yla yol boyunca kitle öfkelerini sloganlar›yla hayk›rd›. Partizan kortejinin birçok kesime göre daha canl› olmas› özellikle miting alan›na girerken birçoklar›n›n dikkatini çekti. Att›klar› sloganlar›n yan›s›ra bildirilerle kitlelere ulaflmak Partizanlar aç›s›ndan bu y›l daha da önem tafl›d›, çünkü Hannover’de y›llar sonra yeniden derneklerini açm›fllard›. Yürüyüfl esnas›nda da yeni yeni insanlar›n kortejde yürümesi ayr›ca olumlu olan yand›. Hannover’deki Partizanlar derne¤in yeni aç›lmas›n›n yan›s›ra 1 May›s’a haz›rl›k aflamas›ndaki tüm eksiklerinin bilincinde olarak bir sonraki sürece dersler ç›kartarak girece¤ini ve yeni yönelim ruhuyla üzerlerine düfleni yapacaklar›n›n inanc›yla yürümeye devam edeceklerini ifade ettiler.

Londra


19

8

ULM Dünya emekçilerinin bayram› 1 May›s Ulm’de coflkuyla kutland›. Her geçen gün dünya halklar›na bask›lar›n artt›¤› bir süreçte, emperyalist sald›r›lar›n daha da boyutland›¤›, art›k hiçbir gücün karfl›lar›nda bulunamayaca¤› iddias› ile talan, ya¤ma, iflgal ve terörist maskelerini indirdikleri bir süreçte iflçi temsilcileri DGB, IGM vb’nin 1 May›s’›n içini boflaltma çabalar›na karfl›n Ulm’de her sene oldu¤u gibi alternatif 1 May›s örgütlendi. Devrimci güçlerin oluflturdu¤u komitede Partizan, Ekmek ve Adalet, At›l›m ve Kürdistan Informat›on Zentrum yer ald›. Yap›lan çal›flmalar sonucunda yürüyüfl ve miting organize edildi. Yürüyüfl esnas›nda ana cadde üzerinde oturma eylemi ve konuflmalar yap›ld›. Yürüyüfl esnas›nda 1 May›s’›n anlam ve önemine de¤inilerek, artan emperyalist sald›rganl›¤a karfl› sloganlar at›ld›. AT‹K’in ç›karm›fl oldu¤u 1 May›s bildirisi ve Proletarya Partisi’nin bildirileri da¤›t›ld›. Miting alan›nda komite ad›na yap›lan konuflma ile program folklor ve müzik gruplar›n›n yer almas›yla sonuçland›r›ld›. AUGSBURG Augsburg’ta bu y›l yine coflkulu 1 May›s kutland›. Alman anti-faflist ve Partizan okurlar›n›n yer ald›¤› komite çal›flmalar›nda yüzlerce bildiri da¤›t›ld›. Yürüyüflte befl ustan›n pankart›n›n tafl›nmas›, AT‹F de emperyalist sald›rganl›¤a karfl› ve emperyalist sald›r›lar› teflhir eden AT‹F pankart›yla kitlesel olarak kortejdeki yerini ald›. Ayr›ca miting alan›nda AT‹K ve ILPS ad›na birer konuflma yap›larak güncel konulara de¤inildi. Kat›l›m›n iyi oldu¤u 1 May›s olumlu bir eylemlikle son buldu. HAMBURG Almanya’n›n Hamburg kentinde bu y›l da coflkulu bir 1 May›s kutlamas› yap›ld›. Yap›lan yürüyüfle çok say›da sendika, kitle örgütü ve siyasi parti kat›ld›. Her y›l oldu¤u gibi bu y›l da oluflturulan Devrimci Enternasyonal Blokta yer alan AT‹K ve Partizan okurlar› Türkçe ve Almanca yapt›klar› konuflmalar ile emperyalist sald›rganl›¤› teflhir ettiler. Mitingde ILPS ve AT‹K imzal› “ABD emperyalizmi Ortado¤u’dan elini çek” Almanca pankart›n›n yan›s›ra

“Yaflas›n 1 May›s” yaz›l› ve 5 ustan›n resimlerinin oldu¤u pankartlar tafl›nd›.

z›l 1 May›s” fliar›yla halaylar çekilerek, günün anlam ve önemine iliflkin konuflmalar yap›ld›. Yap›lan konuflmalarda, iflçi s›n›f›n›n tarihsel hakl›l›¤›na ve kazanma azmine de¤inilerek, “dünya iflçi s›n›f›n›n Türkiye’deki temsilcisi olan partimiz TKP/ML 7. Konferans›yla s›n›f düflmanlar›na meydan okuyarak, komünizm bayra¤›n› doruklarda tafl›maya devam etmektedir. Bunun somut anlam›, halk savafl›n›n ilk ad›m› olan süreklili¤i sa¤lanm›fl gerilla mücadelesindeki kararl›l›¤›d›r. Devrim tarihimiz kurtuluflun yolunun halk savafl› oldu¤unu kan›tlam›flt›r” denildi. Yaklafl›k 40 bin kiflinin kat›ld›¤› yürüyüflte çok say›da

9-22 May›s 2003 selamland›. Yaklafl›k 3500 kiflinin kat›l›m sa¤lad›¤› yürüyüflte çeflitli sendikalar, STK’lar, DKÖ’ler ve devrimcikomünist güçler yerlerini ald›. Burjuvazinin 1 May›s’› s›radanlaflt›rarak, “ifl bayram› ve emeklilik sorunlar›”na indirgeyip ele almas›, günün özünü oluflturan iflçi s›n›f›n›n kendi s›n›f karfl›t›yla mücadele etmesi gerçekli¤inin önüne reformist/revizyonist perdesini çekme politikas›na karfl›, 80 kiflinin oluflturdu¤u, partizan korteji s›k s›k sistemi hedefleyen sloganlar›yla yürüyüfle kat›lan kitlelere önemli mesajlar verdi. Yürüyüfl boyunca günün anlam ve önemine iliflkin ç›kar›lan AT‹K bildirisi okunarak, genifl bir flekilde da¤›t›ld›. Ayr›ca Türkçe, Kürtçe, Frans›zca ve Almanca sloganlar›n at›ld›¤› yürüyüflte, çeflitli dillerden de¤iflik ülkelerin devrimci türkü ve marfllar›n›n çal›nd›¤› Partizan korteji yo¤un ilgi çekerken, kimi Frans›zlar›n Türkçe ve Frans›zca at›lan “Yaflas›n k›z›l 1 May›s”, “Yaflas›n halklar›n uluslararas› dayan›flmas›”, “Kahrolsun emperyalizm” sloganlar›na kat›l›m sa¤lad›klar› gözlendi.

Miting alan›nda davul zurna eflli¤inde halaya duran Partizan kitlesi yürüyüflün sona ermesinin ard›ndan toplu bir flekilde AT‹F derne¤ine yürüdü. Burada ILPS ve AT‹K taraf›ndan organize edilen ve son geliflmeleri konu alan konferans yap›ld›. Soru cevap bölümünün ard›ndan etkinlik sona erdi.

PAR‹S Günler öncesinden sürdürülen haz›rl›klardan sonra 1 May›s günü Partizan okurlar› da sabah›n erken saatlerinde yürüyüflün bafllama yeri olan Republique (Cumhuriyet) Meydan›nda yerlerini ald›. Grup Da¤lara Türkü’nün söyledi¤i devrimci marfllar ve türküler eflli¤inde “Yaflas›n k›-

ROTTERDAM-HOLLANDA Emperyalist sistemin, girmifl oldu¤u batakl›ktan kurtulmak için dünya halklar›na ve iflçi s›n›f›na karfl› yo¤unlaflt›rd›¤› sald›r›lar›na karfl› durmak için, iflçi s›n›f›n›n birlik, mücadele ve dayan›flma günü olan 1 May›s’ta Hollanda’da Partizanlar da yerlerini ald›lar. Hollanda’n›n Rotterdam flehrinde gerçekleflen 1 May›s yürüyüflüne 500 civar›nda bir kitle kat›ld›. Partizan okurlar›n›n yan›s›ra Özgür Politika, Yaflad›¤›m›z Vatan, At›l›m okurlar› vb. çevreler de kat›l›m sa¤lam›fllard›r. DARMSTADT Her y›l düzenlenen 1 May›s etkinli¤i bu y›l yine yüzlerce iflçi ve emekçinin kat›l›m›yla gerçeklefltirildi. Bu y›l coflkuyla kutlanan 1 May›s, yine baflta sosyal haklar›n k›s›tlanmas›na yönelik tepkilerin dile getirilmesiyle daha bir anlam buldu. Özellikle de emeklilik hakk›n›n k›s›tlanmas› neredeyse mezarda emeklilik yasas› denecek kadar bir düzlemde de¤ifliklik bulmas›, iktidarda olan Yefliller ve Sosyal Demokrat Partisi’nin, iflçiler taraf›ndan protesot edilmesine neden oldu. Darmstadt 1 May›s kutlamalar›nda, Darmstadt AT‹F de yüze yak›n bir kat›l›mla yer ald›. AT‹F pankart›nda bulunan Stalin resmine sald›ran DGB (Almanya Sendikalar Birli¤i), bu flekilde 1 May›s yürüyüflünü engellemeye çal›flt›. Bu sald›r›ya ra¤men Darmstadt 1 May›s Platformu’nun da DGB’ye karfl› koymas› sonucu yürüyüfl devam etti. DU‹SBURG

LONDRA 1 May›s Londra’da da coflkulu bir flekilde kutland›. Saat 12:00’de miting alan›nda toplanmaya bafllayan kitle içinde ILPS ve AT‹K de yerini ald›. Yo¤un bir flekilde bildirilerin ve 10-11 May›s tarihlerinde ILPS’nin organize edece¤i “Emperyalizm, Savafl ve Halklar›n Mücadelesi” konulu konferans›n ça¤r›s› da¤›t›ld›. Eyleme ayr›ca TKP/ML, MKP, MLKP, T‹KB, Irak Komünist Partisi, ‹ngiltere Sosyalist ‹flçi Partisi gibi partiler de kat›ld›. Eylem bitifl noktas›nda yani Trafagar Square Meydan›’nda yap›lan konuflmalar ile son buldu.

Türkçe AT‹K imzal› bildiriler da¤›t›ld›.

yerli ve yabanc› örgüt pankart açarak kat›l›m sa¤lad›. Frans›z örgütlerin önemli bir k›sm›, hükümetin yürürlü¤e koymaya çal›flt›¤› yeni emeklilik yasas› ve sa¤l›k giderlerine iliflkin kazan›lm›fl haklara sald›r› mahiyetindeki düzenlemeleri protesto ederek, 13 May›s’ta öngörülen ve ayn› sorunlara karfl› düzenlenecek olan büyük yürüyüflün ça¤r›s›n› yapt›lar. Mitingde Frans›zca “Yaflas›n Marksizm Leninizm MaoizmTKPML”, Proletarya Partisi’nin flehit düflen 4 Genel Sekreterinin foto¤raf›n›n yer ald›¤› pankart “Yaflas›n Partimiz TKP/ML”, “Amerikan emperyalizmi kanl› ellerini Ortado¤u’dan çek-TKP/ML, “Bütün Ülkelerin ‹flçileri Ve Ezilen Halklar BirleflinILPS ve Türkçe-Frans›zca-Kürtçe yaz›l› “Yaflas›n 1 May›s-TKP/ML” pankartlar› aç›ld›. STRASBOURG 1 May›s, Fransa’n›n Strasbourg kentinde düzenlenen bir yürüyüflle

LYON Yaklafl›k 3000 kiflinin üzerinde bir kitlenin kat›ld›¤› mitingde her sene oldu¤u gibi baflta sar› sendikalar (CGT, CFDT…vs) olmak üzere baz› siyasi partiler, gençlik örgütleri ve Avrupa’da yaflayan Türkiyeli göçmenler en önde Türkçe, Frans›zca, Kürtçe pankartlar› ile yerlerini ald›. Yürüyüfl esnas›nda Frans›zca ve

Birlik mücadele ve kavga günü olan 1 May›s, Duisburg özgülünde de alanlarda kutland›. 1 May›s’a dayat›lan teslim olmaya, ideolojik dejenerasyona ve emperyalizmin her türlü sald›r›lar›na karfl› öfke damgas›n› vurdu. DGB (Alman Sendikalar Birli¤i)’nin devrimci yap›lara miting alan›nda söz hakk› vermemesi üzerine alternatif 1 May›s kutlamas› yap›ld›. ‹flçi-köylü, Devrimci Demokrasi, Proleter Halk›n Birli¤i, Kürdistan Dayan›flma Merkezi, Ça¤r›, Ekmek ve Adalet okurlar› ve taraftarlar› ile alternatif devrimci 1 May›s gerçeklefltirildi. Yürüyüfl miting alan›nda yap›lan çeflitli kültürel etkinliklerle bitirildi.


9-22 May›s 2003

E R G ‹ N Y I L D I Z O ⁄ L U

8

20

1952 y›l›nda ‹stanbul’da do¤an Ergin Y›ld›zo¤lu, 1989’da University of East Anglia, Geliflme ve ‹ktisat Bölümünden “Kapitalist üretim tarz›nda kriz üzerine teorik ve tarihsel bir çal›flma” teziyle doktoras›n› ald›. Ergin Y›ld›zo¤lu’nun yaz›lar› 1993 y›l›ndan bu yana Cumhuriyet gazetesinde yay›nlan›yor. 2001 y›l›nda Ortado¤u Teknik Üniversitesi Avrupa Çal›flmalar› Bölümü master program› alt›nda, “Küreselleflme süreci ve Avrupa” adl› bir ders sunmaya bafllad›. ‹ktisat, Görüfl gibi dergilerde ve Petrol-‹fl y›ll›klar›nda ekonomik konularda; Adam Sanat, Sombahar, Ludengirra, Edebiyat ve Elefltiri gibi dergilerde de sanat, edebiyat, felsefe yaz›lar› ve fliirleri yay›mland›. Ergin Y›ld›zo¤lu’nun Globalleflme ve Kriz (Alan Yay›nlar›, 1996), Yaflas›n Modernist Refleks (Telos, 1997), Kötü Sonsuzda Gezintiler (Cumhuriyet Kitap, 2000), Göz Göze Geldi¤imizde, fiehir ve Sen (Ümit Yay›nlar›, 2000), Dinozorun Kuyru¤u... Eylül ve Yeni Roma (Remzi Kitabevi, 2002) isimli kitaplar› vard›r.

Söylefli...söylefli...söylefli...söylefli...söylefli...söylefli...söylefli

A✔merika k›r›lan hegemonyas›n› tamir edemeyecektir! ABD liderli¤inde emperyalizmin Irak’a yönelik sald›r›s›n›n iflgalle sürdü¤ü ve Irak halk›na yönelik katliam ve zulmün yafland›¤› bu süreçte Dr. Ergin Y›ld›zo¤lu ile 78’liler Vakf›’n›n düzenledi¤i panel öncesinde ABD emperyalizminin Irak sald›r›s› bafllamadan önce hedefledi¤i sonuçlar› ne kadar gerçeklefltirebildi¤i ve önümüzdeki süreçteki olas› geliflmeler konusunda yapt›¤›m›z söylefliyi yay›nl›yoruz.

Irak düfltü, Irak’› ele geçirdiler ama Irak bir anlamda Amerikan gücünün gösterisiyle ele geçirilmedi. Irak belli ki bir anlaflmayla ele geçirildi sonunda. Saddam’la yap›lan bir anlaflmayla ele geçirildi. -Irak sald›r›s›n› bafllatt›¤›nda ABD’nin belli hedefleri vard›. Bu hedeflere ne kadar ulaflabildi? fiimdi flöyle bir ayr›m yapmak laz›m diye düflünüyorum.

ABD’nin hedefleri derken ben flu andaki yönetimin tüm ABD’nin hedeflerini temsil etmedi¤ini düflünüyorum. ABD iktidar bloku içindeki bir bölümünü oluflturdu¤unu ve giriflti¤i operasyondan dolay› da ABD’nin iktidar blokunun geri kalan kesimlerinde de huzursuzluk yaratt›¤›n› düflünüyorum. Bu anlamda ABD’nin hedefleri deyince asl›nda bu grubun hedeflerini düflünmekte fayda var. Bu grubun özel bir dünya görüflü var. Bunlar Amerika’n›n sadece askeri ve teknolojik gücüne dayanarak hiç kimseyle ittifak yapmaya gerek kalmadan, sadece kendi iradesi do¤rultusunda dünyaya çeki düzen vermesi gerekti¤ini ve önümüzdeki 50-70 sene boyunca da bu egemenli¤ini sürdürmesi gerekti¤ini düflünen bir ekip. Bu ekibin ikinci özelli¤i de bunlar açgözlü, para ka-

zanmay› düflünüyorlar bu iflten. Dolay›s›yla da hem özellefltirmelerden hem savafl s›ras›ndaki y›k›mdan do¤acak yeniden yap›land›rmalardan para kazanacaklar. Bir de ideolojik bir anlat›mlar› var. Bu ne kadar amaçlar›d›r, yoksa ne kadar k›l›ft›r, emin olmak zor ama bölgede Amerikanc› bir dizi yönetimler oluflturmak. Bunu demokratikleflme ad› alt›nda sunuyorlar, düflünüyorlar. fiimdi bunlar›n hepsini bir araya koydu¤umuzda asl›nda amaçlar›na ulafl›p ulaflmad›klar›n› söylemek çok zor. fiu anda ben amaçlar›na ulaflt›klar›n› düflünmüyorum. Irak düfltü, Irak’› ele geçirdiler ama Irak bir anlamda Amerikan gücünün gösterisiyle ele geçirilmedi. Irak belli ki bir anlaflmayla ele geçirildi sonunda. Saddam’la yap›lan bir anlaflmayla ele geçirildi. Ya da Saddam’›n çevresinden birisiyle. Ve dolay›s›yla Amerika hala dünyaya kendi amaçlar› için kan dökmeye, kendi kan›n› dökmeye ve büyük savafllar yapmaya haz›r bir ülke oldu¤unu göstermifl de¤il bu aflamada. Bu genel olarak yayg›n bir kan›d›r; bir savafl de¤il, bir üçka¤›t oldu¤u düflüncesi uluslararas› bas›nda da yayg›nd›r. Bu bir. ‹kincisi burada yeni bir rejim kurma konusunda ciddi sorunlar› vard›r. Hala bir konsensüs oluflturulamad›, kendi aralar›nda da. Pentagon ile CIA aras›nda Irak’› kim yönetmelidir konusunda

ciddi farkl›l›klar var. Burada bir istikrar oluflturup buraya yerleflme koflullar› henüz oluflmad›, k›sa zamanda oluflacak gibi de gözükmüyor. -Filistin gibi bir ülke mi olacak Irak da? Ne olaca¤› belli de¤il. Çeflitli projeler var. Üç tane büyük bölgeye ay›r›p yönetmeyi düflünüyorlar. Hay›r yönetemezsiniz diyenler var. Özellikle Türkler rahats›z bu konuda. -Direnifl aç›s›ndan sormufltum, esas olarak. Direnifl aç›s›ndan flu anda esas büyük güç direniflin tahmin ediyorum ilk baflta fiiilerden gelece¤idir. Kürtler sonra, zaman içinde kaz›k yemeye bafllad›klar› zaman, ki yiyeceklerdir hiç flüphem yok bundan, onlar da bir huzursuzlanmaya bafllarlar. Sünnilerden bir fley ç›kaca¤›n› düflünmüyorum. Sünniler BAAS tak›m›yla beraber yine yönetmeye çal›flan bir az›nl›k olarak gözükeceklerdir zaman içinde. Petrole el koymak konusu amaçlar›ndan bir tanesiydi. Bu da zannedildi¤i kadar kolay de¤il. Çünkü petrol kontratlar›n›n büyük bir k›sm› Frans›z ve Ruslar›n. Bu kontratlar› iptal etmek mümkün de¤il. Buralar› yeniden, bu petrolleri çal›flt›rmak için gereken paray› henüz bulmas› mümkün de¤il. Irak’ta ortam öyle kolay yat›r›m yap›lacak durumda de¤il. Çünkü bu yönetim uluslararas› büyük petrol tekelleriyle çok

s›k› iliflkileri olan bir yönetim de¤il asl›nda. Daha çok ba¤›ms›zlar diye tabir edilen Teksas bölgesinde, Amerika’n›n çeflitli yerlerinde daha ufak çapl› hareket halinde olan, faaliyet yürüten, daha s›k›fl›k alanda kendine yer açmaya çal›flan bir petrol çevresiyle iliflkileri olan bir grup bu. Çok büyük petrol flirketleri aç›s›ndan uluslararas› imaj sorunu vard›r son y›llarda. Bu tip operasyonlar› aç›kça destekler gibi gözükmek istemezler. Ama tabi ki operasyon olduktan sonra bundan faydalanmak isterler. Ama flu ana kadar onlar›n faydalanabilecekleri bir ortam oluflmufl de¤il. Yani 4-5 trilyon dolarl›k bir yat›r›m gerekiyor toplam. Bunu gelip yapamazlar bu koflullarda. Oras› sakinleflmeden, buraya iyice yerleflmeden. Ne de olsa flirkettir bunlar, getirip paray› gömmezler oraya. Dolay›s›yla bu yönetimin bu petrol fiyat›yla bu savafl› finanse ederiz rüyas› da pek geçerli olmayacak.


8

-Silah tüccarlar› aç›s›ndan… Silah tüccarlar› aç›s›ndan tabi ki çok büyük bir para var orada. Ama o paran›n büyük bir k›sm›n› Amerikan devleti harcamak zorunda. Fakat onu harcamak için gerekli olan bütçe fonlar› yeterli de¤il, yok, ekonomisi üretemiyor bunlar›. Bu, dolar› s›k›nt› alt›na sokuyor. Uluslararas› yat›r›mc›lar› Amerika’dan cayd›r›yor. Hem istikrars›zl›k, hem d›fl ticaret a盤› büyüyor, hem bütçe a盤› büyüyor. Bu anlamda içinde bulundu¤u nokta asl›nda çok parlak bir nokta de¤il, ama bütün bunlar›n yan›nda bir yaklafl›m daha var, bir tez var. Ne kadar do¤ru bilemiyorum, henüz çok az iflareti var bunun. Amerikan savunma çevrelerinin bir k›sm›, bir k›s›m teorisyenler Amerika’n›n esas olarak istikrars›zl›k politikas› izlemesi gerekti¤ini savunuyorlar. Yani belli bir bölgeyi düzene koymaktan ziyade da¤›t›p baflka bir bölgeye hareket edip oray› da da¤›t›p; dolay›s›yla oralar› yönetilebilir istikrars›zl›klar halinde tutmak ve de Amerika’n›n karfl›s›nda büyük bloklar›n oluflmas›ndan ziyade bu bloklar›n etraf›nda, bu bloklar› meflgul edecek bir sürü ufak kar›fl›kl›¤›n olmas›n› düflünen, bunu savunan, bunun teorisini yapan bir ekip var. Bu mudur Amerika’n›n flu andaki yönetiminin tezi? Ben emin de¤ilim. Olabilir. Bu düzensizlik aç›s›ndan onlar›n derdi hemen üç befl tane üs oluflturup, orada kalmak ve sonra baflka yere s›çramak gibi gözüküyor flimdilik. Yani Afganistan bir örnekse e¤er. Ama Ameri-

21

ka’n›n esas amac› bir imparatorluk ve yeni bir Roma olmak fleklinde formüle ediliyor, kendi savunma çevrelerinde. Bence bu amac› elde etmek için Irak henüz bir gösterge de¤il. Irak’tan nas›l ç›kaca¤› belli de¤il. Irak’›n ona neye patlayaca¤› belli de¤il. Yap›lan hesaplar henüz hükümetin yapt›¤› hesaplara uymuyor. Yani d›flar›dan bu ifli bilenlerin yapt›¤› hesaplarla Bush hükümetinin yapt›¤› hesaplar aras›nda büyük fark var. Bu hesaplar henüz Kongre’nin karfl›s›na gelmedi. Kongre’nin ›srarlar›na ra¤men gelmedi. Geldi¤i zaman ne olur onu da bilmiyoruz. Dolay›s›yla flu anda bir karar vermek zor. Benim kendi kiflisel görüflüm Amerika’n›n k›r›lan hegemonyas›n› bundan sonra tamir edemeyece¤i yolundad›r. Bu tip fleyleri çok s›k yapacak ama bunlardan hiçbiri bu hegemonyay› tamir edip, Amerika’y› bir yeni Roma fleklinde kurmaya olanak vermeyecek. Böyle fleyler tarihte yükselme dönemlerinde olur. Amerika’n›n yükselme dönemi 50-70 aras›yd›, flimdi yükselme dönemi geçti. Avrupa Birli¤i var karfl›s›nda, giderek güçlenerek devam ediyor. Yavafl da gitse Çin’in yükselmesi söz konusu. Uzakdo¤u’da bir baflka hareket var. Dolay›s›yla bu kadar çok gücün baflkald›rmaya bafllad›¤› bir ortamda Amerika’n›n bugünkü ekonomik koflullar›yla sadece askere dayanarak bu ifli yapmas› zor. Çünkü bu iflin ayn› zamanda bir kültürel ve ideolojik yan› da var. Bu da Amerika’n›n di¤er bir zorlu¤u. Tüm dünyada bu Ameri-

9-22 May›s 2003

ka’n›n kültürel ve ideolojik aç›l›mlar›na karfl› h›zl› bir tepki gelifliyor bir süredir. Kamuoyu araflt›rmalar› da bunun böyle oldu¤unu gösteriyor. Bundan sonra bence giderek gerileyecektir. Daha yeni bir toparlanmaya, ikinci bir hamleye ve yeni bir hegemonya kurmaya geri dönmesinin mümkün olmad›¤›n› düflünüyorum. -Di¤er emperyalistler aç›s›ndan süreç onlar›n aleyhlerine geliflmedi mi? Zannetmiyorum. Çok k›sa bir süreçtir. Çünkü kimsenin aleyhine henüz herhangi bir fley olmad› daha. Çünkü dedi¤im gibi Irak’taki kontratlar›n ne olaca¤› henüz belli de¤il. Bu yönetimin alaca¤› tutum Amerikan egemen

vadede Amerika ile askeri olarak rekabet etmesi mümkün de¤il. Ama bugün askeri olarak rekabet edememesi yar›n edemeyece¤i anlam›na gelmiyor. Güçlerini birlefltirebildi¤i ve daha homojen bir Avrupa Birli¤i kurabildi¤i -daha ufak da olsa- ölçüde askeri bir güç olarak da ortaya zaman içinde 10-15 sene içinde gelecektir diye düflünüyorum. -ABD’nin içinde bulundu¤u resesyona bu sald›rganl›k da “çözüm” olmad›. Bütçe a盤›, d›fl ticaret a盤› devam ediyor ve büyüyor. Bu, yeni sald›r›lar›n da habercisi mi ayn› zamanda? Bunlar flimdi flu anda k›sa vadede pek bir hareket etmezler. Seçimler var çünkü

Bu yönetim uluslararas› büyük petrol tekelleriyle çok s›k› iliflkileri olan bir yönetim de¤il asl›nda. Daha çok ba¤›ms›zlar diye tabir edilen Teksas bölgesinde, Amerika’n›n çeflitli yerlerinde daha ufak çapl› hareket halinde olan, faaliyet yürüten, daha s›k›fl›k alanda kendine yer açmaya çal›flan bir petrol çevresiyle iliflkileri olan bir grup bu.

s›n›flar›n›n di¤er kesimleri taraf›ndan kuflkuyla karfl›lan›yor. Zaman zaman durduruluyor. Bir muhalefetle karfl› karfl›ya. Çünkü onlar Avrupa ile birlikte hareket etmek gerekti¤ini savunuyorlar. Burada esas mücadele asl›nda Avrupa ile Amerika aras›nda de¤il flu anda Amerika’n›n kendi yönetimi içinde sürüyor. Bundan sonra nas›l yürünece¤ine iliflkin. Bu anlamda Avrupa aç›s›ndan uyand›r›c› oldu bu. Herhalde Fransa Almanya ekseni, Rusya ile birlikte bundan sonra ne yapaca¤›n› daha dikkatli düflünecektir. Daha çok askeri harcamalara ve askeri yeniden yap›lanmaya önem verecektir. NATO d›fl›nda flekillenmeye çal›flacaklard›r. Zaten bunun iflaretleri bir süredir vard›. Avrupa’n›n k›sa

önümüzdeki y›l. Seçimlerden nas›l ç›kacaklar›na bakars›n. Ama seçimlerden sonra iflte Suriye, ‹ran, iflte Suudi Arabistan’a do¤ru kaymaya bafllar. Görece¤iz, çok emin de¤ilim. Ama çok kolay de¤il Suriye’ye sald›rmas›. Irak’› asl›nda paspas gibi geçip; herkesi yenip ele geçirmifl olsalard› Irak’›; Suriye’ye s›ra daha kolay gelirdi. Irak’›n yönetici kesimi savaflmamay› tercih etti¤i için Irak ele geçirildi. Suriye’de böyle bir dünya yok. Yani ‹ran çok büyük ve güçlü bir devlet. Suriye daha bir bafl› sonu belli, istikrarl› bir devlet. Dolay›s›yla bu iflin böyle olmas› mümkün de¤il henüz. Yani Suudi Arabistan da bir hedeftir bir süre için, ama seçimlerden sonra belli olur diye düflünüyorum.

Benim kendi kiflisel görüflüm Amerika’n›n k›r›lan hegemonyas›n› bundan sonra tamir edemeyece¤i yolundad›r. Bu tip fleyleri çok s›k yapacak ama bunlardan hiçbiri bu hegemonyay› tamir edip, Amerika’y› bir yeni Roma fleklinde kurmaya olanak vermeyecek. Böyle fleyler tarihte yükselme dönemlerinde olur. Amerika’n›n yükselme dönemi 50-70 aras›yd›, flimdi yükselme dönemi geçti.


9-22 May›s 2003

22

8

Berlin’de “Savafl Karfl›t› Konferans”

25-27 Nisan tarihleri aras›nda Almanya’n›n baflkenti Berlin’de “Savafl Karfl›t› Konferans” ile Avrupa Sosyal Forumunun toplant›s› gerçekleflti. 25 Nisan’da gerçekleflen “Savafl Karfl›t› Konferans”a kat›lan iki yüze yak›n temsilci aras›nda, ILPS ve AT‹K temsilcileri de yer ald›. “Savafl Karfl›t› Konferans”› örgütleyen Avrupa Sosyal Forumdu. Güney ve Kuzey Amerika ve Ortado¤u’dan çeflitli kurumlar›n temsilcileri olsa da, kat›lanlar›n ezici ço¤unlu¤u ASF üyesi örgütlerdi. ILPS ve AT‹K temsilcilerinin bu toplant›ya kat›lmalar›n›n nedeni; birinci olarak Kuzey Amerika’daki ANSWER koalisyonunda bulunan baz› ILPS üyesi örgütlerin önerileri do¤rultusunda ANSWER temsilcileriyle görüflmek; ikinci olarak da, “savafl karfl›t›” eylemleri organize eden güçlerin niteli¤i hakk›nda somut bilgiye sahip olmak, bu alandaki geliflmeleri yak›ndan gözlemlemek, anti-emperyalist demokratik çiz-

giyi güçlendirmek ve ILPS’yi tan›tmakt›. Toplant›da konuflan onlarca örgüt (sivil toplum örgütleri) temsilcilerinden sadece birkaç› emperyalist-kapitalist sistemden ve anti-emperyalist mücadelenin öneminden bahsetti. Ço¤unlu¤u emperyalist sald›rganl›¤› ve Irak iflgalini emperyalist-kapitalist sistemden soyut ele alarak Irak’taki iflgale karfl› mücadele etmenin, protestolar› devam ettirmenin, koordinasyonu sürdürmenin vb. önemini ortaya koydu. Ortado¤u’daki bask› ve zulüm ele al›n›rken de sadece emperyalist güçlerin rolü tart›fl›ld›. Emperyalist güçlerin yan›s›ra, onlar›n bölgedeki temsilcileri ve uflaklar› olan gerici devletlerin rolüne ve halklar üzerindeki bask› ve zulmüne vurgu yap›lmad›. Ancak sosyal forum anlay›fl›na Yunanistan’dan, Lübnan’dan konferansa kat›lan Filistin delegeleri olumlu tav›r tak›nd›lar. Filistinli delegeler, sadece emperyalist güçlere de¤il, ayn› zamanda Ortado-

¤u’daki gerici iktidarlara karfl› da mücadele etmenin zorunlulu¤una dikkat çektiler. ILPS ve AT‹K temsilcileri konuflurlarken, Troçkistlerden ve burjuva-pasifist çizgi temsilcilerinden rahats›zl›k duyarak sataflanlar oldu. ILPS temsilcisi, ILPS’yi k›saca tan›tt›ktan sonra, Irak’taki emperyalist iflgale karfl› protesto eylemleri örgütleyenleri kutlayarak anti-emperyalist çizgide bu eylemlerin daha da gelifltirilmesini, Irak iflgalinin nedenlerini k›saca ifade ettikten sonra, haks›z ve gerici savafllara karfl› mücadele ettiklerini hakl› ve ilerici savafllardan ise yana olduklar›n› ve desteklediklerini belirtti. Emperyalist sald›rganl›¤a ve Irak iflgaline karfl› ILPS üyesi örgütlerin bulunduklar› her yerde anti-emperyalist çizgide militanca mücadele ettiklerini ve 6 May›s’ta ABD üslerinin kapat›lmas›na yönelik yeni bir kampanya açacaklar›n›, bu kampanyan›n öncelikle Yunanistan, Türkiye ve Filipinler’den bafllanaca¤›n› söyleyerek, “savafl karfl›t›” tüm güçlerin bu kampanyaya kat›lmalar›, destek vermeleri ça¤r›s›n› yapt›. Sadece emperyalist güçlere de¤il ayn› zamanda emperyalizmin uflaklar› olan bölgedeki gerici güçlere, iktidarlara karfl› da mücadele edilmesi gerekti¤ini ortaya koyarak, emperyalizmin ve genel olarak dünya gericili¤inin Irak iflgaline karfl› gerçeklefltirilen eylemleri merkezi düzeyde koordine etmenin önemine dikkat çekti. AT‹K temsilcisi de, AT‹K’i k›saca tan›tt›ktan sonra, neden hakl› savafllar› desteklediklerini ve haks›z savafllara karfl› mücade-

le ettiklerini k›saca aç›klayarak, emperyalizme karfl› mücadelenin önemini ve Irak iflgaline karfl› anti-emperyalist çizgide karfl› durman›n, emperyalizmin yan›s›ra bölgedeki gerici rejimlere karfl› ç›kman›n nedenlerini ortaya koydu. AT‹K temsilcisi, ayr›ca ILPS’nin 1 May›s ça¤r›s›n› ve Haziran’da Yunanistan’daki “2003 Selanik Direnifli” kamp›na kat›lma ça¤r›s›n› yapt›. Toplant›ya Türkiye’den “Savafl› Durdur Koalisyonu”ndan da ona yak›n temsilci gelmiflti. Türkiyeli temsilciler yapt›¤› konuflmalarda, ülkedeki “savafl karfl›t›” eylemler ve bu eylemlere kat›lan bileflim hakk›nda, protestolar›n henüz istenilen seviyede olmasa da geçmifle k›yasla ciddi ve olumlu geliflmelerin yafland›¤›, özellikle yüz binin üzerinde kat›l›m›n sa¤land›¤› Ankara yürüyüflü sonucu hükümetin 2. tezkereyi ç›karamad›¤›n›, AKP hükümetinin tutumunu, ülke düzeyindeki eylemlerin daha da gelifltirilmesi için uluslararas› destek ve dayan›flman›n oldukça önemli oldu¤unu vurgulad›ktan sonra, “savafl suçlular› mahkemesi” yönünde toplant›ya öneri sundular. Bu öneriye az›msanmayacak düzeyde destek geldi. Toplant›da ILPS’nin ‹ngilizce, AT‹K’in ise Almanca bildirilerinin genifl flekilde da¤›t›lmas›n›n yan›s›ra, toplant› süresince ILPS ve AT‹K temsilcileri de¤iflik güçlerle ikili görüflmeler yapt›lar. Görüflmelerini özellikle de ANSWER temsilcileriyle ve Sosyal Forum içindeki baz› ilerici, anti-emperyalist yan› a¤›rl›kta olan güçlerle gerçeklefltirdiler.

Bu görüflmelerde dünya çap›nda giderek geliflen emperyalist küreselleflmenin sonuçlar›na ve “savafl karfl›t›” protestolar›n niteli¤ini anti-emperyalist çizgiye tafl›man›n zorunlulu¤u ve Sosyal Forum içinde anti-emperyalist demokratik çizgiyi gelifltirmenin, güçlendirmenin ne denli önemli oldu¤una, Ba¤dat’›n düflmesiyle kitlesel eylemlerde yaflanan gerileme, düflen ivme… vb sorunlar üzerinde durularak, hareketin hem nitel hem de nicel olarak nas›l gelifltirilece¤i ve bu konuda asgari noktalarda ortak nelerin yap›labilece¤i… vb konular ele al›nd›. ILPS’nin toplant›ya kat›lan tüm güçler taraf›ndan iyi düzeyde tan›nd›¤› aç›k flekilde görüldü. Özellikle de emperyalizme ve her türden gericili¤e karfl› niteli¤iyle ILPS, birçok ülkede “savafl karfl›t›” eylemlere kitlesel, örgütlü ve militan durufluyla ön saflarda kat›lmas›, bu eylemleri organize eden ve kat›lan örgütlerin ciddi dikkatini çekmiflti. Amerika ve Avrupa k›tas›nda “savafl karfl›t›” protestolar ve yak›n gelecekteki eylemler hakk›nda bilgi sahibi olmak ve bu protestolar›n bir k›sm›n› örgütleyen güçleri ve Sosyal Forum çizgisini, sivil toplumcu anlay›fllar› yak›ndan tan›mak, iç-yüzlerini deflifre etmek ve s›n›rl› da olsa antiemperyalist demokratik güçlerle iliflkiye geçip kazanmaya çal›flmak ve bunu daha ileriye tafl›man›n zeminini yakalamak bak›m›ndan, 25 Nisan’daki “Savafl Karfl›t› Konferans”a kat›lmak hem ILPS hem de AT‹K aç›s›ndan olumlu geçmifltir.

Filipinler Ulusal Demokratik Cephesi’nin 30. Kurulufl Y›ldönümü coflkuyla kutland›!

24 Nisan 1973’te kurulan Filipinler Ulusal Demokratik Cephesi’nin (FUDC) 30. kurulufl y›ldönümü, 26 Nisan’da Hollanda Amsterdam’da yap›lan devrimci bir etkinlikle coflkuyla kutland›. Kutlamaya, aralar›nda

TKP/ML temsilcilerinin de bulundu¤u çok say›da parti ve örgüt temsilcisi, misafirler ve dinleyiciler kat›ld›. Konferans salonu FUDC üyesi 17 örgütün büyükçe amblemleriyle, Filipinler Komünist Partisi (FKP), Yeni Halk Ordusu (YHO) ve

FUDC’nin faaliyetlerini, mücadelesini iflleyen görüntülerle, resimlerle donat›lm›flt›. Kutlama film gösterisi, konferans, aç›k forum ve kültürel etkinlik bölümlerinden oluflmaktayd›. Yeni demokratik devrim mücadelesini iflleyen resim sergisinden sonra, FUDC’nin mücadele tarihini, geliflimini konu alan film gösterimi yap›ld›. Bu etkinliklerle Filipinler’deki devrimci mücadelenin geliflimi hakk›nda daha yak›ndan ve çarp›c› flekilde tan›nmas› sa¤land›. Akabinde etkinli¤in konferans bölümüne geçildi. Konferans›n dört konuflma-

c›s› vard›. Londra Üniversite Koleji’nden ekonomi profesörü, “Avrupa Merkezcilik ve Komünist Hareket (1987)” ve “Yeni Emperyalizm (2000)” kitaplar›n›n yazar› ve ILPS Britanya temsilcilerinden Robert Biel, FUDC temsilcilerinden Luis Jalandoni, Belçika ‹flçi Partisi’nin genel sekreteri ve Filipinler Komünist Partisi kurucu baflkan› ve FUDC bafl politik dan›flman› olan ve de ABD emperyalizminin “terör” listesine koydu¤u Profesör Jose Maria Sison görüfllerini ifade ettikten sonra, soru ve cevap fleklinde ele al›nan aç›k foruma geçildi. Bu bölümde yaflanan

tart›flmalar›n ço¤u “yeni emperyalizm”in ne oldu¤u ve ABD emperyalizminin Irak iflgali ile birlikte gelecekte nelerin yaflanabilece¤i ve devrimci güçlerin bu geliflmeler karfl›s›nda neler yapmas› gerekti¤i üzerinde geliflti. FUDC’nin 30. kurulufl y›ldönümü, devrimci mücadeleyi iflleyen kültürel etkinlikler, devrimci marfllar ve türkülerle son buldu. Proletarya enternasyonalizmi ve devrimci dayan›flman›n iyi örneklerinin sergilendi¤i etkinlik, s›n›f kinini derinlefltirirken halk›n umudunu büyüttü. Düflmana korku halka güven verdi.


8

23

9-22 May›s 2003

Bhutan Komünist Partisi (MLM) kuruldu!

22 Nisan 2003 tarihinde, Bhutan Komünist Partisi (Marksist-Leninist-Maoist)’in kuruldu¤una dair dünya kamuoyuna Merkezi Örgütleme Komitesi, Genel Sekreter Vikalpa imzal› bir bas›n bildirisi yay›nland›. Enternasyonal proletaryan›n ölümsüz önderlerinden Lenin yoldafl›n do¤umunun 133. y›ldönümünde, Marksizm-Leninizm-Maoizm rehberli¤inde kurulan BKP(MLM)’yi komünist coflkuyla selamlar, yeni demokratik devrim mücadelesinde baflar›lar dileriz. Gelecekte halk savafl› mücadelesinin geliflece¤i Bhutan hakk›nda flimdiden k›sa bilgiler vermek önemlidir. Peki Bhutan nerede ve nas›l bir ülkedir? Bhutan, Hindis-

tan’›n kuzey do¤usunda Çin’in ise güneyinde yer alan küçük bir ülkedir. Ülkenin do¤u ve bat›s›nda da Hindistan vard›r. Hindistan’›n eyaletlerinden biri olan Bat› Bengal’in kuzeydeki dar koridoru (ünlü Naksalbari-Darjiling bölgesi) olmasa, Nepal ile s›n›rd›r. 46.620 metre-karelik bir alana ve 2 milyon civar› bir nüfusa sahip küçük bir ülkedir. Himalya s›rada¤lar› üzerinde yer alan Avrupa’n›n ‹sviçre’sinden çok daha güzel olan bu ülkenin dili Tibetçe, dini Budizm, baflkenti Timbu’dur. ‹nanç bak›m›ndan Budistlerin oran› % 75, Hindular›n ise % 25’tir. Etnik olarak Bhutialar % 50, Nepalliler % 35 ve di¤er de¤iflik etnik kabilelerin oran› ise % 15’tir. Bhutan’da iktidar biçimi monarflidir. Ve krala dan›flman statüsünde göstermelik bir “ulusal meclis” var. Y›lda iki kez toplan›r. Bu göstermelik meclisin hiçbir gücü ve kuvveti yoktur. 96 y›ld›r iktidarda olan Wangçuk hanedanl›¤›d›r. Bu hanedanl›k Hint yay›lmac›l›¤›na ve

Dünyadan Notlar EMPERYAL‹STLER ‹fiGALC‹LER IRAK’DA RAHAT YÜZÜ GÖREMEYECEKLERD‹R ABD haydutu ve suç ortaklar› askeri olarak Irak topraklar›n› iflgal etmifllerdir. Ama Irak halk›n› teslim alamayacaklard›r. Ve tarihi yaratan da halkt›r. Bu demektir ki; teslim al›namam›fl Irak halk›, eninde sonunda iflgalci güçleri topraklar›ndan söküp atacakt›r. Ve nitekim iflgalcilerin ‘zafer’ ilan etmelerinin arkas›ndan haftalar dahi geçmeden, Ba¤dat sokaklar›nda ‘Ne Saddam, ne ABD’ sesleri yükselmeye bafllad›. Bu ses Irak’ta yar›n nelerin olabilece¤inin ve iflgalcileri bekleyen zorunlu dönüfl yolculu¤unun habercisidir. Emperyalist iflgalciler, Irak sokaklar›nda kendilerine verilen mesaj› almakta da gecikmediler. Ve bundan dolay›d›r ki, Irak’a ‘demokrasi götürdüklerini’iddia eden iflgalci katiller, savunmas›z insanlar üzerine kurflunlar ya¤d›rarak, yafll›-çocuk demeden Irak sokaklar›nda kan banyosu yapmaya devam ediyorlar ve edecekler de. Hiç flüphesiz bu da emperyalistlerin demokrasi anlay›fl›d›r. ‘Ya bizdensin, ya da düflmandan’ ve sözü edilen ‘iyi ve kötünün’ savafl› da bu anlay›fl›n ürünüdür. ‹flgalci haydutlara hay›r demek, ‘kötü’yü temsil etmektir. Ve ayn› zamanda iflgalci katillerin kurflunlar›na hedef olmay› da hak etmektir. ‹flgalcilere yatakl›k yapmaksa ‘iyi’yi temsil etmektir. Görünen o ki Irak halk› süreç içinde tercihini ‘kötü’ den yana yapmaya devam edecektir. Mevcut durumda iflgalcilere en yak›n duran YNK ve KDP önderlikleri dahi, gidiflattan kayg›l›lar. Nitekim

Barzani, “Irak’›n yeni yönetimi Irak’l›lara teslim edilmelidir ve ABD güçleri çekilmelidir”, temelinde aç›klamalarda bulunmaya bafllad›. Elbette ki Barzani’nin bu söylemlerinde samimi olup olmad›¤› tart›fl›l›r. Ama tart›fl›lmayan bir gerçek vard›r, o da baflta Irak halk› olmak üzere Ortado¤u halklar›n›n iflgalcilere karfl› tepkileri ve nefretleri giderek artacakt›r. Emperyalist iflgalcilerin ‘dostlu¤unu’ kazanan ya da iflgalcilerin söylemiyle ‘iyi’den yana tav›r tak›nanlar Ortado¤u halklar›n›n nefretini kazanmaktan; dostlu¤unu kaybetmekten kendini kurtaramazlar. Bu gerçe¤i göremeyenler tarihi f›rsat masallar›yla kendi kendini kand›ranlar, halklar›n ve tarihin flaflmaz tokad› ve gerçekleriyle yüzleflmekten kendini kurtaramazlar. ‹flte Barzani’ye ABD güçleri Irak topraklar›n› terk etmelidir aç›klamas›n› yapt›ran da yukarda alt›n› çizdi¤imiz gerçeklerdir. Barzani bu tehlikeyi flimdiden seziyor. Çünkü emperyalistlerin ‘dostlu¤unun’ ne tür felaketlere yol açt›¤›n› tarihi tecrübeleriyle biliyor. Ama ba¤›ms›z düflünme, özgücüne güvenme silah›ndan yoksun olan burjuva feodal önderlikler dönüp dolafl›p yine kurtuluflu halklar›n mücadelesinde - dostlu¤unda de¤il de cellatlar›nda arama beyhudeli¤ini yapmaktan da kendilerini kurtaram›yorlar. Di¤er bir ifadeyle Kürt feodal burjuva önderlikleri yönünü Ortado¤u halklar›na de¤il, iflgalcilere çevirmeye

emperyalizmin ç›karlar›na hizmet eden uflak bir rejimdir. Bhutan’›n sömürgeci/iflgalci güçlerle ilk tan›flmas› 1774’te ‹ngiliz “The East India Company” ile imzalad›¤› ba¤›ml›l›k anlaflmas›yla oldu. (Bilindi¤i gibi ‹ngiliz imparatorlu¤u 18. ve 19. yüzy›lda Asya’n›n birçok bölgesini bu ticari flirket arac›l›¤›yla sömürgelefltirdi) 1910’da yap›lan yeni bir anlaflmayla Bhutan’›n d›fl iliflkileri ‹ngiliz Hindistan’›na devredildi. 1949 Delhi anlaflmas›yla da “ba¤›ms›z” bir ülke statüsüne kavufltu. 22 Nisan’da kurulan BKP(MLM), Bhutan’› yar›-sömürge yar›-feodal bir ülke olarak tespit ediyor. Asgari program› anti-feodal, anti-emperyalist bir köylü devrimiyle yeni demokratik devrimi hedefliyor. Ülke halk savafl›na, silahl› devrimci mücadeleye oldukça uygun bir arazi yap›s›na sahiptir. Yüksek ormanl› da¤lara, büyük derin vadilere sahiptir. Ülkede hiçbir demokratik hak ve özgürlük yok. Gözalt› kay›plar,

iflkence ve devlet terörü yaflam›n kopmaz parças› gibi. De¤iflik etnik kökene sahip pek çok kabile monarflinin yo¤un bask›s› alt›nda. Sefalet, açl›k ve yoksulluk g›rtla¤a kadar. Dünya ile iliflkileri son derece s›n›rl›, resmen izole olmufl bir ülkedir. Televizyon yay›n›na daha 1999’da geçildi¤ini söylersek, herhalde bu ülkenin dünyayla iliflkisinin boyutu bir yönüyle anlafl›lm›fl olur. Bhutan Asya’n›n en fakir, en az geliflmifl ve en fazla geri b›rakt›r›lm›fl ülkelerinin bafl›nda gelir. Y›ll›k kifli bafl› GSMH 230 dolardan azd›r. Okuma-yazma oran› % 25’ten düflüktür. Ülke zenginli¤i hanedan ailesi taraf›ndan gasp edilmifltir. Nüfusun yaklafl›k % 92’si k›rsal alanda yaflar. Halk›n ço¤u tar›mla u¤rafl›r. GSMH’n›n bileflimi büyük bölümü tar›mdan, bir k›sm› ilkel hal› üretimi sanayisinden, bir k›sm› hidroelektrik enerjiden ve di¤er küçük bir bölümü ise turizmden oluflur. Dünya ve ülke gericili¤i taraf›ndan her tür temel hak ve özgürlük-

devam ederlerse, geçici olarak iflgalcilerin ‘dostlu¤unu’ kazanabilirler. Ama bu ‘dostluk’ di¤er Ortado¤u halklar›na düflmanl›k yapma zeminini do¤uruyor. Taktik ustal›k ad›na, k›sa vadeli ‘ç›karlar›’ uzun vadeli ç›karlara feda eden bu önderliklerin Kürt halk›na iyilik de¤il, kötülük yapt›klar› aç›kt›r.

tiller sonuçta bu iddialar›n› da sessizce geçifltirdiler. ABD D›fliflleri Bakan›n›n Suriye ziyaretiyle ‘kimyasal silahlar›n’ Suriye’yi de terk etmesi pekala mümkündür. Görünen o ki, sözü edilen kimyasal silahlar uçan daire gibidir. ABD haydutu hangi ülkeyi tehdit etmek isterse, hangi ülkeyi iflgal etmek isterse kimyasal silahlar›n rotas› da o ülkelere do¤ru yöneliyor. Tüm bu yaflananlar flafl›rt›c› de¤ildir. Emperyalizm denilen canavar da budur iflte! ‹kiyüzlülük, katillik, iflgalcilik bu canavar›n varl›k gerekçesidir. ‘Özgürlük’, ‘demokrasi’ vb gibi gerekçeler de, emperyalistlerin tüm gayri insani icraatlar›n›n maskesidir. Geçen son yüzy›la bak›n. ‹ki büyük emperyalist paylafl›m savafl›n›n yarat›c›s›, onlarca bölgesel savafl›n tetikleyicisi olan bu haydutlar; sald›r›lar›nda hep propaganda malzemesi olarak yukar›daki kavramlar› kullanm›fllard›r. Oysa ABD haydutunun, Genelkurmay Baflkan› Myers Richard gerçek amaçlar›n› flu cümlelerle özetliyor: ‘Genifl düflünüyoruz. Afganistan sadece küçük bir parça. ‹kinci dünya savafl›ndan beri en büyük plan söz konusu, san›r›m bu uzun ve yorucu bir savafl olacak’. Herfley çok aç›k ve net de¤il midir? Evet, Afganistan sadece küçük bir parçayd›. Görünürde hedef yine CIA taraf›ndan beslenip büyütülen Bin Laden’di. ‹flgal gerekçeleri ise ‘terörizmle mücadeleydi’. Irak iflgaline dair de üretilen gerekçeler ayn›. Tek fark Saddam diktatörünün Halepçe’de kimyasal silah kulland›¤›n›n sabit olmas›yd›. ABD haydutu Saddam diktatörünün bu gayri insan› icrat›n› iflgalci amaçlar› do¤rultusunda bir propaganda arac›na dönüfltürdü. fiunu unutmamak gerekir ki, emperyalistler, yaratt›klar› tüm sa-

‹fiGALC‹LER IRAK’TA ‘K‹MYASAL S‹LAHLARI’ ARAMA DE⁄‹L, UNUTTURMAYA ÇALIfiIYOR ABD haydutu ve suç ortaklar›n›n Irak’a sald›rmak için ileri sürdükleri biyolojik ve kimyasal silahlar›n varl›¤› ve bu silahlar›n dünya ‘bar›fl’› için oluflturdu¤u tehdit iddialar› hala soru olmaya devam ediyor. ‹flgalciler, sald›r› öncesi biyolojik ve kimyasal silahlar›n varl›¤›ndan oldukça emindiler, dahas› yarat›c›lar› olduklar› Saddam diktatörünün bu silahlar› kendilerine karfl› kullanaca¤› ‘kayg›s›ndan’ hareketle milyonlarca Amerikal›ya afl› yapt›rd›lar. Öyle ki afl› stoklar› tükendi. Elbette ki tükenen sadece afl› stoklar› olmad›. Emperyalist haydutlar›n ürettikleri kimyasal silah yalan› da inand›r›c›l›¤›n› yitirerek tükendi. Bilindi¤i gibi haydutlar Irak halk›n›n tepesine günlerce bombalar ya¤d›rd›lar. Ve yüzlerce kad›n ve çocu¤u katlettiler. Tüm bunlara karfl› yarat›c›lar› olduklar› canavar elindeki ‘kimyasal silahlar›’ kullanmay› de¤il saklamay› tercih etti. Ve sonuçta iflgalciler Irak topraklar›n› geçici de olsa iflgal etmeyi baflard›lar. Ama hala ortada bulunan kimyasal silah yoktur. Dahas› ABD haydutu ve suç ortaklar› kimyasal silah iddias›n› unutturmaya çal›fl›yorlar. Ba¤dat iflgalinin hemen arkas›nda ‘kimyasal silahlar›’ Suriye’de gören iflgalci ka-

lerden mahrum b›rak›larak yo¤un bask› ve terörle sindirilen, ili¤ine kadar sömürülerek açl›k ve sefalete itilen yoksul Bhutan halk›, kendisini bu zulüm ve sömürü k›skac›ndan ç›kararak özgürlefltiren, her çeflit gerici düflünce ve inançlara karfl› en ileri teoriyle bilinçlendiren, bilimum gerici ve karfl›-devrimci güçlere karfl› iktidar perspektifiyle örgütleyerek iktidara tafl›yan çok güçlü ve bilimsel bir araca, MLM rehberli¤inde s›n›f mücadelesine at›lan bir komünist partisine sahiptir art›k. Hint yay›lmac› güçlerin ve emperyalizmin sad›k ufla¤› orta-ça¤ Bhutan monarflisini halk savafl› yoluyla iktidardan al-afla¤› edip yerine sosyalizm-komünizm perspektifli yeni demokratik iktidar› kurmak hedefiyle 22 Nisan 2003’de kurulan BKP(MLM)’yi, Ortado¤u’da alaca karanl›¤› parçalayan 24 Nisan Günefliyle, proleter enternasyonalist duygu ve bilincimizle selaml›yor, mücadelesinde bir kez daha baflar›lar diliyoruz.

vafllarda, gerçeklefltirdikleri tüm iflgallerde hep insani gerekçeleri öne sürmüfllerdir. Dolay›s›yla Irak iflgalinde uydurulan kimyasal silah masal› da flafl›rt›c› de¤ildir. E¤er sorun ‘bu silahlar›n oluflturdu¤u tehdit’ten kaynaklanm›fl olsayd›, insanl›k için en büyük tehdit ve tehlikenin ABD haydutundan geldi¤i aç›kt›r. Dünyay› ‘kitle imha silahlar›ndan kurtaraca¤›n›’ iddia eden ABD haydutunun elinde 6 bin adet nükleer silah vard›r. Ve bütçesinde en büyük pay› silahlanmaya ay›ran da yine bu haydut çetesinin ta kendisidir. Ve tüm bu gerçeklere karfl›n sahip oldu¤u askeri güç elinde bulundurdu¤u teknolojik imkanlar vas›tas›yla silah ve petrol tekellerinin ç›karlar› u¤runa ABD haydutu dünya halklar›na karfl› suç ifllemeye devam edecektir. Hiç flüphesiz suçluyu durduracak ve bozguna u¤ratacak yegane güç, kitlelerin öfkesini ve tepkisini ba¤r›nda toplayacak devrimci ve komünist iradeler olacakt›r. Çin-Vietnam vb. ülkelerdeki tarihi tecrübeler bize bunu gösteriyor. Ve bu tarihi tecrübeler bize, yenilmez denilen emperyalist haydut’lar›n nas›l yenilgiye u¤rat›ld›¤›n› gösteriyor. Ve yine bu tecrübeler bize; devrimci ve komünist parti ve örgütlerin önderli¤inde siyasal iktidar mücadelesine kilitlenmifl örgütlü bir halk›n yenilmezli¤ini gösteriyor. Dolay›s›yla tüm dezavantajlar›m›za ra¤men karamsar ve umutsuz olmaya hakk›m›z yoktur. Hakl›l›¤›m›zdan ve meflrulu¤umuzdan kuflkuya düflmeye hakk›m›z yoktur. Sadece ve sadece zaferin garantisi olan kitleleri örgütleme diye bir görevimiz vard›r. Bunu baflard›¤›m›z oranda Vietnam ve Çin’de bozguna u¤rayan emperyalist haydut’lar›n tarihlerindeki yenilgi sayfalar›na yeni sayfalar eklememiz kaç›n›lmaz olacakt›r.


9-22 May›s 2003

8

24

Kendisini davas›na vermifl, hep onun peflinden gidiyordu! 20 May›s 1987 tarihinde dört yoldafl›yla birlikte bir ihbar sonucu devlet güçleriyle girdikleri çat›flmada flehit düflen Proletarya Partisinin flehit düflen üçüncü Genel Sekreteri Kaz›m Çelik’in ablas›yla söylefli yapt›k. -Bize Kaz›m Çelik’i anlat›r m›s›n›z? -Asl› Çelik: Kardeflim köyde do¤du, köyde okudu. Lise sona kadar benim yan›mda okudu. Lise dönemlerinde ‹stanbul’a çal›flmaya geldi. ‹stanbul’a gelmeden önce benim yan›mda oturuyordu. Okula gider gelir, hiç ders çal›flmazd›. Ö¤len okuldan geldi¤inde soba yakard›k. Odun k›rd›r›rd›m ona. Odun k›rarken k›zlar “A.. bak Kaz›m gelip odun k›r›yor” diyorlard›. Ben de “bak bu k›zlar s›n›f› geçecek sen kalacaks›n” diyordum. “Göreceksin” diyordu. “Onlar kalacak ben geçece¤im” diyordu. “Sen kitab› eline alm›yorsun ki nas›l geçeceksin” diyordum. Öbürleri kafalar›n› dersten kald›rmazken o s›n›f›n› geçiyordu gerçekten de. Çok yard›mseverdi. Birgün böyle oturuyoruz. Kahvalt› yap›yoruz. Sanaya¤ vard› sofrada, tereya¤›m›z yoktu. Sanaya¤ yerken oturur sallan›rd›. Elinde ekmek sanaya¤ ka¤›d›n› s›y›r›rd›. Ben de ona bakaraktan güldüm. “Ne yap›yorsun ka¤›d› yiyeceksin” dedim. Yerim, yiyemezsin derken dedim “sen o ka¤›d› ye ben sana ikibuçuk lira verece¤im.” “Bak yerim” dedi. Ben inanmad›m. Gerçekten de o ka¤›d› a¤z›na koydu çi¤nemeye bafllad›. Ka¤›d› yedi yuttu. Kararl› oldu¤unu o zamandan anlad›m. Onun davas›na ba¤l› oldu¤u, devrimci oldu¤u o zamandan belliymifl. -Devrimci düflüncelerle nas›l tan›flt›? -‹stanbul’a geldi çal›flt›. Döndü¤ünde geldi “kendi param› kendim kazand›m” dedi. ‹nflaatlarda çal›fl›yordu. Tabi ne yapt›¤›n› ne etti¤ini birgün söylemedi bana. Ne iflle u¤raflt›¤›n› hiç bilmiyorduk. Tamam duyarl›yd›k ama ne ifl yapt›¤›n› hiç bilmezdim. 80 sonras› biz köydeydik. Birgün polisler kap›m›za geldi. “Ne oluyor” dedim. “Senin kardeflini ar›yoruz” de-

diler. “Burda m› oturuyor” dediler. Ben biliyorum burdayd›. “Yok” dedim. “‹stanbul’da oturuyor”. “Ne yapm›fllar” dedim. “Duvarlara yaz› yazm›fllar” de-

diler. O günden sonra göremedim, haber verdiler kaçt›. Bir gün yaz› yazd›klar›nda gitmifller bir eve. Evlerin içinde küçük bir lavabo gibi bir fley vard›r. Orda ellerini y›kam›fllar. O boya suda ak›nca ç›km›fl d›flar›ya. Boyal› suyun akt›¤›n› farkeden polisler gidiyor oray› bas›yorlar. Diyorlar ki “kim yapt›” bunu. “Kim y›kad› elini?” “Kaz›m Çelik y›kad›” diyorlar. Onlar da düflüyorlar Kaz›m Çelik’in pefline. Tabi bulam›yorlar. Ondan sonra kendisini 81’miydi, 82’miydi neydi tam hat›rlam›yorum ‹stanbul’da vatan caddesinde yürüyordum. Yürürken birden karfl›ma ç›kt› flok oldum. Biz de ‹stanbul’da oturuyorduk. Bize u¤ram›yordu. Sonra Beyo¤lu’nda üç arkadafl›yla birlikte karfl›laflt›m. Onlar› nas›l gördüm, arkalar›ndan gittim, üçünü birden kucaklad›m. “Durun polis” dedim. Döndü bana güldüler. Yerini bile bilmiyordum. Keflke bilseydim üstünü bafl›n› alsayd›m diye düflünüyordum. -Kaz›m Çelik’in kiflili¤i nas›ld›? ‹nsanlarla iliflkisi nas›ld›? Bize anlat›r m›s›n›z? Çok konuflmazd› O. Birfley sordu¤un zaman tek tek söyler, yavafl söylerdi. Ailede ben biraz ba¤›r›rd›m. Sesli konuflurdum.

Oysa çok rahat sakin konuflurdu hep. Köylülerin tarlalar›n› biçerlermifl, otlar›n› kald›r›rlarm›fl, onlara yard›mc› olurlarm›fl. Köylerde yafll›s› genci onu görenler Kaz›m’a Piro diyorlarm›fl. “Keflke o ölmese de bizim çocuklar›m›z ölseydi, keflke o ölmeseydi de biz ölseydik” diyorlarm›fl. Malatyada köylüler anlat›yor. Çocuklar çok seviyormufl Piro geldi diye gidip dizlerine oturuyormufl, tepesine ç›karlarm›fl. “Biz de Piro gibi olaca¤›z” diyormufl. O kadar paylafl›mc›, o kadar yard›msevermifl ki... Mesela day›mlar›n köyüne giderlermifl, köyde kendisine bir çift çorap verirlermifl, o çorab› orda al›r öbür arkadafl›na verirmifl. Bir gün ‹stanbul’da görüfltük kendisiyle, para laz›mm›fl. O zaman benden geldi tam 5 bin lira ald›. Daha sonra o 5 bin liray› getirdi bana geri verdi. Ben çok üzüldüm o zaman. Çok tutumlu biriydi. Partinin paras›n› 5 kurufl fazladan vermez yürüyerek gidebilece¤i yere yayan yürürdü. Parti paras›n› gereksiz yere harcamazd› asla. Öylesine dürüst bir insand›. Kaz›m Çelik, davas›na çok emek verdi. Kendisini davas›na vermifl, hep onun peflinden gidiyordu. -Kaz›m Çelik hiç hapishanede kald› m›? 78’miydi tam hat›rlam›yorum. Malatya’da cezaevinde bir arkadafl› varm›fl. Herhalde arkadafl›n› görmeye gidiyor. Orda yakalan›yor. Çok iflkence görüyor hiç birfley söylemiyor. Onun Kaz›m Çelik oldu¤unu anlayam›yorlar. Hiçbir fley kabul etmedi¤i için de b›rakmak zorunda kal›yorlar. Tam ç›karken haber geliyor. Sak›n salmay›n bu Kaz›m Çeliktir diye. Ama geç kal›yorlar. Tabi O o kadar rahat davran›yor ki onlar› bile hayrette b›rak›yor. “Nas›l olur da bu elini kolunu sallayarak gider” diye hayret ediyorlar. Bizim bundan gene haberimiz çok geç oldu. Bir gün haber geldi gittik

köye. Kolu alç›dayd›. Gene de çok dirençliydi. Hep ayaktayd›. -fiehit düfltü¤ü haberi size nas›l ulaflt›, neler yapt›n›z? Ben o zaman Beyo¤lu’nda çal›fl›yordum. Ne olmufl bilmiyorum ama kulaktan kula¤a “Kaz›m Çelik flehit olmufl” diye yay›lm›fl. Bunu k›zkardeflim duyuyor ama inanm›yor, bize de söylemiyor. Ben sonradan ö¤rendim. Hemen memleketi arad›m. Önce onlar da bilmiyordu. Araflt›rd›m ‘do¤ruymufl’ dediler. “Nerde” dedim. Elaz›¤’da oldu¤unu söylediler. Neredeyse üzerinden bir ay geçmifl. Biz apar topar Elaz›¤’a gittik. Ben flubeye gittim. Onlar da “yok” dediler “böyle birfley olamaz” dediler. Bir sürü resimler gösterdiler flehit olanlar›n. Tan›yamad›m ben. Kardeflimi tan›yamad›m resimlerden. Parçalanm›fl insanlar. Bunlar flehit olduktan sonra bir de hepsine s›rayla gö¤üslerinden kurflun s›k›lm›fl. O arada da Palu’da olan olaylar› dia gibi birfleyden gösterdiler. Resimlerden gördü¤üm kadar›yla tam net tan›yamad›m. Benzettim yan durufl haliyle. Memlekete gittik, biri diyordu “dün burdayd›”. Öbürü diyor ki “öbür gün burdayd›” hep bizi öyle oyalad›lar. Biz onun için inanamad›k öyle birfley oldu¤una. Sonradan tekrar flubeye gittik. En son karar verdik mezar açt›rmaya. Gittik üç tane mezar var. Birinci mezar› açarken bir kan kokusu geldi. Ben hemen kenara çekildim. Babam da kimseyi b›rakmad› açs›n. “Ben

açaca¤›m” dedi. Beni b›rakmad›, ben kenarda kald›m. Ben kenarda kald›¤›m için birinci mezar› göremedim. Mezar› kapatt›lar sonra. ‹kinci mezarda zaten hiçbir fley belli de¤ildi. Üçüncü mezar› açt›lar o de¤il sonradan ö¤rendim Ali Kayado¤anm›fl. Kardeflimin boyu uzundu. Mezarlar küçük ya ben hep uzun mezar arad›m. Babam geri karakola gitmifl, karakol gene beni ça¤›rd›. Beni teselli etmek için mi yoksa kendileri de inanmad›klar› için mi bilmiyorum. Bir de H›d›r Ayk›r vard› arkadafl›. Birlikte flehit olmufl. Emniyet amiri “bu cenazeler kar›flm›fl” dedi. “Nas›l olur” dedim “Ne yap›yorsunuz siz” dedim “insanlar› öldürüyorsunuz birini oraya birini oraya m› at›yorsunuz” dedim. “Yok” dedi “bu askeriye gibi de¤il ki künyelerini falan als›nlar”. Bana gösterdi¤ine göre Elaz›¤’da kalan benim kardeflim görünüyor Ovac›k’a giden H›d›r Ayk›r görünüyor. Sonra ben onlara inanmad›¤›m için Ovac›k’a gittim. H›d›r Ayk›r’›n köyüne gittim amcas›n› gördüm. Adam dedi ki “bac›m istersen mezar› açt›ray›m”. Ben y›kad›m ama kad›nlar gördü, “bu H›d›r Ayk›r de¤il” dediler. Ama öbür taraftan gidip H›d›r Ayk›r’› alan, onu tan›yan gençler ona da dediler ki “yok bu Kaz›m Çelik de¤il” dediler. “H›d›r Ayk›r” dediler. fiimdi ben böyle bir flüphede kald›m. Elaz›¤’daki mi Kaz›m Çelik yoksa Ovac›k’taki mi? Kafam kar›fl›yor.


8

25

9-22 May›s 2003

Orhan Bak›r (Ohannes Bak›rc›yan) Ermeni milliyetine mensup olan Orhan Bak›r, 13 May›s 1980’de Elaz›¤ Karakoçan’da polisle girdi¤i çat›flmada flehit düfltü. Onu yoldafllar›n›n anlat›m›ndan birkaç örnekle anlatacak olursak; “Uzun yorucu bir yolculuk sonras›, güvenli¤i al›nm›fl bir ortamda dahi, rahat bir uyku de¤il giysileriyle, sert bir zeminde, k›p›rt›s›z ama dalg›n olmayan birkaç saatlik uykudaki Orhan’›n bafl›nda nöbet tutanlar;, ondan disiplini, kendini gerilla gibi yetifltirmenin çabas›n› ö¤reneceklerdir. “Tutukluyken tüm hapishanenin hatta hapishane yönetiminin sayg›s›n› kazanm›fl, sorunlar›n çözümünde bilge olmufltur. Yoldafllar› taraf›ndan kaç›r›l›fl› s›ras›nda, ellerinin zincirle kelepçelenmifl olmas›na karfl›n, jandarmalardan birisinin silah›n› kaparak etkisiz hale getirmesiyle en zor andaki eylemci duyarl›l›¤›n›, ›srarc›l›¤›n› göstermifltir. “Daha önce tan›flt›¤› bir yoldafl›n› kendisiyle görüflmeye getiren yerel elemanlar›n, tan›flt›klar›n› anlamamalar› için yüzünü kamufle ederek, hem gelen yoldafl›n›n tan›d›¤›n› belli etmesini engellemifl, hem de bir illegalite dersi vermifltir. “Görevli olarak gitti¤i T. Kürdistan› bölgesinde ilk olarak gerilla savafl› için haz›rl›k çal›flmalar›na bafllam›fl, bölgenin gerilla savafl› için uygun arazi koflullar›n›n araflt›r›lmas›na giriflmifl ve bölgede gerilla ruhunun yarat›lmas›nda etkin bir rol oynam›flt›r.

Diyarbak›r zindan›nda Dörtlerin tutuflturdu¤u

Ferhat Kutay

Necmi Öner

Mahmut Zengin

E fl re f A n y › k

özgürlük atefli

12 Eylül’le birlikte zulmün daha da katmerlendi¤i Diyarbak›r Zindan›nda 4 PKK tutsa¤›, Ferhat Kutay, Necmi Öner, Mahmut Zengin, ve Eflref Any›k, 1982 y›l›nda 17 May›s’› 18 May›s’a ba¤layan gece uygulanan zulme yan›t olarak bedenlerini tutuflturdular. Atefller içinde ölümsüzlefltikleri s›rada “su döken haindir” diyen dörtler, Diyarbak›r Zindan›n›n direnifl gelene¤inin kendi cephelerinden sürdürücüsü olarak tarihteki yerlerini ald›lar

PALU ÇATIfiMASI C i h a n Ta fl

H › d › r Ay k › r

20 May›s 1987 tariA l i K a y a d o ¤ a n hinde Elaz›¤ Palu’da bir ihbar sonucunda Proletarya Partisi Genel Sekreteri Kaz›m Çelik ile birlikte H›d›r Ayk›r, Müslüm Emre, Cihan Tafl, ve Ali Kayado¤an flehit düfltüler. M ü s l ü m E m re

Peru’da Halk Savafl›’n›n y›ldönümü Marksizm Leninizm Maoizmi ülkesinin somut koflullar›na uygulayan Peru Komünist Partisi, Peru’yu yar›-feodal yar›-sömürge bir toplum olarak de¤erlendiriyor ve Peru devriminin demokratik bir devrim olmas› gerekti¤ini savunuyordu. Demokratik devrimin hedefleri olan üç da¤› (emperyalizm, bürokrat kapitalizm ve feodalizm) devirmek için halk savafl› yürütülmesi gerekiyordu. Baflkan

Gonzalo’nun dedi¤i gibi; “Bu halk savafl› üç da¤› yerle bir etmemizi ve görüflümüze pek uzak olmayan bir gelecekte ülkemizin bütününde iktidar› ele geçirmemizi sa¤layacakt›r. Bu demokratik devrimi derhal bir sosyalist devrim takip etmelidir. Baflkan Mao, bize demokratik devrimin bütün ülkede iktidar›n ele geçirildi¤i ve halk cumhuriyetinin kuruldu¤u gün sona erdi¤ini söyler. Ayn› gün ve saatte sosyalist

devrim bafllar.” 17 May›s 1980’de Ayacuca’n›n orta bölümünde yer alan Chuschi kasabas›na bask›n düzenleyen PKP gerillalar› “al›fl›lm›fl eski oylar sadece eski düzenin sürmesine hizmet ediyor. Oysa yeni bir güç Peru’yu daha iyi bir toplum haline getirerek halk›n refah›na hizmet edecek” sözleriyle seçim sand›klar›n› atefle verdiler. Bu Peru’da silahl› mücadelenin ilk k›v›lc›m› oldu.

HASANPAfiA KATL‹AMI Kamuoyuna anti terör yasas› olarak lanse edilen özünde devlet terörünün yasalaflmas› olarak yürürlü¤e giren yasan›n yürürlü¤e girmesinin ard›ndan gelen katliamlardan biri de Hasanpafla Katliam›yd›. 19 May›s 1991 tarihinde Kad›köy Hasanpafla’da gece 23:00 s›ralar›nda ‹smail Oral ve Hatice Dilek Hatice Dilek’in o¤lunun gözleri önünde katledildiler.

Sekerman fiehitleri 12 May›s 1992 tarihinde Dersim’de iflbirlikG ü l s e re n A ¤ g ü l Gürsel Çelebi çi Muhtar Kemal’in Halk Ordusu gerillalar› taraf›ndan cezaland›r›lmas›n›n ard›ndan süren operasyonlarda devlet güçleriyle girdikleri çat›flmada gerillalardan Gürsel Çelebi ve Gülseren A¤gül flehit düfltü.

Mehmet Yaflar 1989 y›l›nda gerillaya kat›lan Mehmet Yaflar, 14 May›s 1992’de Dersim Naz›miye Çakaran Deresi’nde ç›kan çat›flmada flehit düfltü.

Hasan Tanr›verdi AT‹F-Türkiyeli ‹flçiler Derne¤i’nde Yönetim Kurulu Üyeli¤i yapan Hasan Tanr›verdi geçirdi¤i ani beyin kanamas› sonucu hayat›n› kaybetti.

Eyüp Güllen (Sidar) 1993 yaz›nda gerillaya kat›lan Eyüp Güllen 11 May›s 1994’te Dersim Mazgirt’te Dinar Köprüsü’nde bir kaza kurflunu sonucu flehit düfltü.


9-22 May›s 2003

8

26

Kad›n›n k›talararas› kölelili¤i sürüyor “‹nsanl›¤›n en ilk geliflme aflamas›nda iki farkl› kabile örgütlenmesinde, kad›n›n konumunun, farkl› iktisadi temel biçimlere uygun olarak farkl› oldu¤unu gördük. Kad›n, iktisadi sistemin esas üreticisi oldu¤u yerde, sayg› gördü ve büyük haklara sahip oldu. Ancak eme¤i iktisadi sistem için ikincil bir öneme sahip oldu¤unda, zamanla ba¤›ml› ve haktan yoksun bir konuma düfltü, erke¤in hizmetçisi, hatta kölesi haline geldi.” “‹lkça¤›n birçok vahfli kabilesinde kad›n öylesine erke¤in mal› olarak görülüyordu ki, ölümünde bile onu izlemek zorundayd›. Bu gelene¤e, hem eski Rusya’da hem de Hindistan’da rastlan›r: Kad›nlar kocalar›n›n mezar› üstünde bir odun y›¤›n›n›n üzerine ç›kmak zorundayd›lar ve orada yak›l›yorlard›. Bu barbarca görenek, Amerikan yerlileri, Norveç’in ilk yerlileri ve pagan Rusya’n›n Slav göçebeleri aras›nda uzun zaman hüküm sürdü. Bu, özellikle hayvanc›l›k için uygun olan Güney’in bozk›r bölgelerinde geçerliydi. Bir dizi Asya ve Afrikal› halklarda t›pk› koyunlar, yün ya da meyveler gibi, kad›nlar için de sabit fiyatlar vard›r. Bu kad›nlar›n nas›l bir yaflam sürdüklerini düflünmek zor olmasa gerek. Bir erkek zenginse, kendine birçok kad›n sat›n alabilir. Bunlar ona bedava iflgücü ve cinsel e¤lencelerinde de¤ifliklik sa¤lar. Do¤u’da yoksul bir erkek bir kad›nla yetinmek zorundayken egemen s›n›flar, kendi aralar›nda, sat›n ald›klar› cariyelerin say›s›yla yar›fl›yorlar.” (A. Kollantai-Toplumsal Geliflmede Kad›n›n Konumu) A. Kollantai’nin ilkel toplumun son döneminin kad›n sorununu yorumlarken dile getirdikleri bugün yaflananlara aç›k bir paralellik gösterirken kad›n sorununun bugün emperyalizmin geliflmesiyle daha da boyutland›¤›n› yaflayarak görüyoruz. Kapitalizmin geliflmesiyle kölelik zincirleri daha da perçinlenen kad›nlar dünyan›n hemen her yerinde itilip-kak›lmaya, horlanmaya maruz kalmakta. Kapitalist-emperyalist ülkelerde reklam materyali cinsel obje olan, sömürge yar›-sömürge ülkelerde ucuz iflgücü olan, töre cinayetlerine kurban giden, mültecili¤e sürüklenen kad›nlar›n ortak sorunuysa fuhufl. Tüm bu yaflananlara örnek aramak için uzaklara gitmeye hiç gerek yoktur. Geçti¤imiz günlerde “Seks Endüstrisi’ndeki Kad›n-

lara Uygulanan fiiddete Karfl›” (PR) adl› kuruluflun Baflkan› Kathleen Maltzahn, kad›nlar›n yeralt› organizasyonlar› taraf›ndan sat›ld›¤›n› belgeleyen aç›klamalar yapt›. Kad›n kuruluflunun Baflkan› ve insan haklar› savunucusu Kathlee n Malt-

zahn,

Avustralya genelindeki genelevlerde köle olarak çal›flt›r›lan kad›nlar›n say›s›n›n bin kadar oldu¤unun tespit edildi¤ini söyledi. Baflta Tayland olmak üzere Burma, Çin, Kore, Japonya, Filipinler ve di¤er Asya ülkelerinden toplat›lan k›zlar›n Tayland’da toplanarak sahte evraklar düzenleyerek sat›fla sunan flebekelerin köle(!) k›zlar› günde 15 saat ücretsiz veya az bir ücretle çal›flt›r›ld›¤›n› belirten Maltzahn, köle(!) tüccar›n›n köleyi tümden sat›n alacak maddi güçten yoksunsa, baflka birisiyle yar› yar›ya ortak olarak sat›n alabildi¤ini de belirtti. fiebekeler yapt›klar› 12 ayl›k kontratla güzel beyaz tenli Çinli köleleri(!) 80 bin dolara, esmer tenli Taylandl›lar› ise 50 bin dolara piyasada müflteriye sunuyor. PR Baflkan› Kathleen Maltzahn, seks ticareti kurbanlar› olan kad›nlar›n gözalt›na al›narak s›n›rd›fl› edilmelerinin insan haklar› ihlali oldu¤unu belirterek bu kad›nlar›n s›n›r d›fl› edilmemelerini ve onlara sahip ç›k›lmas› gerekti¤ini vurgulad›. S›n›rd›fl› edilen kad›nlar›n ya

cinayette ya intiharda öldüklerini belirten Maltzahn, birkaç ay öncesinde yaflanan örneklerin konunun aciliyetini aç›klayacak nitelikte oldu¤unu belirtti. Avustralya’da seks kölesi olarak çal›flt›r›lan Asyal› k›zlardan 20 yafl›nda olan› 26 Eylül 2002 gecesi Villawood s›¤›nmac› merkezinde daha önceden yakaland›¤› hastal›klardan kaynakl› sürekli kusma sonucu ölü olarak bulunmufltur. Yine, 1986 y›l›nda daha 12 yafl›nda iken, seks ticaretinde kullan›lmak üzere Avustralya’ya getirilen ve 20 y›l boyunca genelevde çal›flt›r›lan kad›n köle(!), bir bask›nda yakalanm›fl, s›n›rd›fl› edilmek üzere konuldu¤u s›¤›nmac› evinde 13 Ocak 2003 tarihinde intihar etmifltir. Yak›n çevremize bakt›¤›m›zda kad›n›n maruz kald›¤› sald›r›lar›n en pervas›zlar›n›n özellikle müslüman ülkelerde yafland›¤›n› rahatl›kla görebiliyoruz. Nijerya’da, Pakistan’da, Hindistan’da, Suudi Arabistan’da yaflayan kad›nlar›n dramlar› burjuva gazetelerin manfletlerine dahi yans›m›flt›. Ülkemizde de tecavüzden fuhufla, intihardan sürgüne birçok sald›r›ya maruz kalan kad›nlar di¤er dünya kad›nlar›yla ayn› sonu paylafl›yor. Mültecilik için yolu Türkiye’den geçen kad›nlar›n yaflad›klar›ysa anlatt›klar›m›z kapsam›nda olan ayr› bir konu. Türkiye, Do¤u, Kuzey ve Güney’den gelenlere kap›lar›n› kapatmas›na ra¤men yo¤un bir flekilde mülteci sorunu yafl›yor. Oldukça stratejik bir bölgede bulunan Türkiye gerek geçifl bölgesi olmas›ndan gerekse de emperyalistlerin pençe atmaya çal›flt›¤› bölgelere s›n›r olmas›ndan kaynakl› y›llard›r mülteci ak›n›na u¤ruyor. Mültecilerin dram haberlerinin art›k s›radanlaflt›¤› ayr› bir sorunken mülteci kad›nlar›n yaflad›klar› da içler ac›s›. Bat›’ya geçmek isteyen binlerce kifli için “transit yol” olarak Türkiye’yi kullan›rken bask› ve zulümden kurtulma yolunda onca iflkenceye de maruz kal›yor. ‹stanbul Barosu Mülteci ve S›¤›nmac› Haklar› Komisyonu Üyesi Av. Ayfle Akkaya 18 Nisan 2003’te yapt›¤› aç›klamada; mültecilerin yüzde yetmiflini kad›n ve çocuklar›n oluflturdu¤unu belirtiyor. Mültecilerin hukuki statüsüne iliflkin BM sözleflmesi ç›kt›¤›nda mültecilik gerekçesi say›lmayan, cinsiyet kaynakl› zulüm ve bask›lar art›k mültecilik nedeni sa-

y›labiliyor. Savafl ve yoksullu¤un en çok kad›nlar› ve çocuklar› etkiledi¤i ortamda ayn› oranda kad›n ve çocuk mülteci say›s› da art›yor. Mültecilik ad›na yola ç›kan kad›nlar›n yaflad›klar›n›; “Ülkeden kaçarken ülke görevlilerinin cinsel tacizine, fliddetine maruz kalma oranlar› çok fazla. S›¤›nmak istedikleri ülke s›n›r›na giderken yine istismar ediliyorlar. Geldikleri ülkede de ayn› sorunlar devam ediyor. Çok korunmas›zlar” fleklinde anlatan Akkaya en çok Do¤u’dan Türkiye’ye gelenlerin bu sorunlar› yaflad›¤›n›, beklerlerken paras›z kald›klar›n› ve sonras›nda fuhufl bata¤›na sürüklendiklerini belirtti.

Milyonlarca kad›n›n ömründe zorunlu döngülercesine yaflanan tecavüz, fuhufl, tafllanarak öldürülme, intihar, dayak, sürgün hiç de kader de¤ildir. Yüzy›llard›r süregelen kad›n sorunu gibi kad›n›n özgürlü¤ü hiç de yeni bir konu de¤ildir. Cinsiyete ba¤l› rol ayr›m›n›n, tarihsel geliflim içinde -özellikle kapitalizmin geliflmesiylekad›na yak›flt›rd›¤› ikincil konum, insanl›¤›n bir türlü gideremedi¤i kamburlardan biridir. Ve bu kambur tüm dünyada ulusal-cinsel-s›n›fsal sömürüye maruz kalan kad›nlar›n s›n›fsal kurtulufl mücadelesi çerçevesinde örgütlenip, savaflt›¤› oranda yok olacakt›r.

Kürt kad›n›na dayakl› do¤um lusal kimli¤inden kaynakl› afla¤›lanmaya, hor görülmeye dahas› iflkenceye, sürgüne maruz kalan Kürt halk›n›n, Kürt kad›n›n›n ac›lar› bitmiyor. Urfa Do¤um Hastanesi’nde yaflanan son olay ise devletin resmi ideolojisinin bir yans›mas› olarak Kürt gerçekli¤ini gözler önüne seriyor. fianl› Urfa’n›n Bozova ilçesinde oturan Rahime Polat 14 Nisan 2003 sabah› do¤um yapmak üzere fianl› Urfa Do¤um Hastanesi’ne kald›r›ld›. Türkçe konuflmay› çok fazla bilmeyen Rahime Polat do¤um esnas›nda Doktor ‹hsan Aykut’un kendisini dövdü¤ünü ve hakaret etti¤ini belirtti. Dr. ‹hsan Aykut’un kendisine “Siz Kürtler bir do¤um yapmas›n› bile beceremiyorsunuz” dedi¤ini belirten Polat, fianl› Urfa Cumhuriyet Savc›l›¤›’na suç duyurusunda bulundu. Polat’›n refakatçisi olan Güzel Polat, kendisinin odaya girdi¤inde Rahime Polat’›n gözünün flifl oldu¤unu ve a¤z›nda kan oldu¤unu belirtti. Suçlamalar› reddeden Dr. Aykut ise konuya iliflkin flu aç›klamay› yapt›. “Burada en önemli sorun dil sorunudur. Rahatl›kla konuflamad›¤›m›z için hasta söylenenleri anlam›yor. O tepkiler s›ras›nda elim çarpm›fl olabilir(...) Herhangi bir hakaret söz konusu de¤ildir.” Kürt kad›n›n›n kad›n kimli¤inin yan›s›ra ulusal kimli¤ine yap›lan bu sald›r› yaflanan binlerce olaydan sadece birisidir. Devletin resmi ideolojisinin pratik yans›mas› olan bu gibi olaylar ancak Kürt halk› özgürleflti¤i oranda son bulacakt›r.

U

A‹HM’deki coplu tecavüz davas› polis tehdidinde ürt ulusal hareketinin önüne geçmek üzere bölge halk›na çektirmedik iflkence b›rakmayan TC “AB yolunda demokratikleflece¤iz” naralar› atarken öte yandan ayn› iflkencelerine devam ediyor. PKK/KADEK bar›fl beklentisini hala dillendirirken bölgede gözalt›nda kay›plar, korucu despotlu¤u, gözalt› ve bask›nlar sürüyor. Adana Emniyet Müdürlü¤ü’ne ba¤l› polislerce 1996 y›l›nda coplu tecavüze u¤rad›¤›n› belirterek Avrupa ‹nsan Haklar› Mahkemesi (A‹HM)’ne baflvuru yapan Kaze Özlü (55), baflvurusunu geri çekmesi için polisler taraf›ndan bask› gördü¤ünü, bafl›na silah dayanarak tehdit edildi¤ini aç›klad›. Maruz kald›¤› coplu tecavüz olay›ndan 7 y›l sonra polisin tehditlerine u¤rayan Özlü’nün evi 23 Nisan 2003 tarihinde polisler taraf›ndan bas›ld›. Baflvurusunu geri çekmeyece¤ini belirten Özlü, son olarak ekmek ald›¤› s›rada polislerin yine kafas›na silah dayad›¤›n› ve kendisini ölümle tehdit etti¤ini belirtti. Polislerin bask›nlar›ndan kaynakl› komflular›n›n da tedirginlik yaflad›¤›n›, kendisini T‹HV’e götüren komflusunun da tehdit edildi¤ini belirten Özlü, 29 Nisan 2003 tarihinde de Adana Cumhuriyet Baflsavc›l›¤›’na suç duyurusunda bulundu.

K


8

27

9-22 May›s 2003

Öykü Günleri’nin Onur Ödülü Yazar Erdal Öz’e verildi 7. Ankara Öykü Günleri Ödülleri, Çankaya Ça¤dafl Sanatlar Merkezi’nde düzenlenen bir etkinlikle sahiplerini buldu. Etkinlikte bir konuflma yapan Edebiyatç›lar Derne¤i Genel Baflkan› Özcan Karabulut, Türkiye’de öykücülü¤ün nicel ve nitel anlamda geliflmekte oldu¤unu söyledi. Edebiyatç›lar Derne¤i’nin öncülü¤ünü yapt›¤› ve Uluslararas› kapsamda da kutlanmas›n› istedi¤i öykü günlerinin ilk önemli aya¤›n›n 14 fiubat’ta gerçeklefltirildi¤ini belirten Karabulut, bu etkinlikte birçok yerde farkl› farkl› dillerden öyküler okundu¤unu söyledi. Karabulut bu etkin-

li¤in baflka kentler, baflka ülkeler için bir model oluflturdu¤unu ifade etti. Karabulut konuflmas›na, Sait Faik Abas›yan›k’›n, “Bir insan› sevmekle bafllar her fley ve paylaflt›kça güzelleflir” sözleriyle son verdi. Karabulut’un ard›ndan bu y›l ilk kez öykü günlerine kat›lan, Uluslararas› PEN Uluslararas› Sekreteri Terry Carlbom bir konuflma yapt›. Carlbom, edebiyat›n gelifltirilmesi için ifade özgürlü¤ünün sa¤lanmas› gerekti¤ini vurgulad›. Uluslararas› PEN Örgütü’nün di¤er yazar örgütleriyle rekabet halinde olmad›¤›n› kaydeden Carlbom, Uluslararas› PEN’in

Saklanmaya Çal›fl›lan Bir Meflale en çok satanlar lis tesinde Adana Kitap-San Kitapevi’nde bulunan yay›nevimizin kitaplar›na olan ilgi yo¤unlafl›yor. Özellikle son olarak ç›kart›lan “Saklanmaya Çal›fl›lan Bir Meflale ‹brahim Kaypakkaya” isimli kitap geçti¤imiz haftalarda yap›lan anketlerde en çok satan kitaplar aras›na girdi. Yazarlar› dahil olmak üzere yay›nevimize ve matbaaya kadar hakk›nda davalar aç›lan kitap 1 hafta içinde en çok sat›lan kitap-

yazma ve ifade özgürlü¤ünün tehdit alt›nda olmas› durumunda iletiflim ve dayan›flmay› amaçlad›¤›n› kaydetti. UNESCO ile örtüflen idealleri oldu¤una dikkat çeken Carlbom, “Bar›fl, insan›n zihninde bafllamal› ve yeryüzündeki ayd›nlar bunu ürettikleri eserlerle, topluma tafl›rmal›” diye konufltu. Carlbom, amaçlar›ndan birinin de yazarlar›n deneyimlerini baflkalar›yla paylaflabilece¤i uluslararas› düzeyde platformlar oluflturmak oldu¤unu ifade etti. Carlbom ayr›ca Uluslararas› PEN örgütünün, her ayd›n›n istedi¤i seçenek do¤rultu-

lar listesinde ikinci s›rada yer ald›.

Sabahattin Ali cinayeti 55 y›l sonra TBMM’de 2 Nisan 1948 y›l›nda katledilen flair-yazar Sabahattin Ali’nin ölümü üzerindeki s›r perdeleri hala korunmakta. Halk›m›z›n yaflam gerçekli¤ini, ac›lar›n›, sevinçlerini eserlerine tafl›ma cesaretiyle egemenlerin hedefi olan Sabahattin Ali y›llarca hapishanelerde kalm›fl ve bir dizi olanaks›zl›klar nedeniyle s›k›nt›l› bir yaflam sürmüfltür. Üzerinden 55 y›l geçen Sabahattin Ali cinayeti CHP Denizli Milletvekili Mustafa Gazalc› taraf›ndan TBMM’ye tafl›nd›. R. Tayyip Erdo¤an’dan cinayete iliflkin devlet arflivlerindeki belgeleri aç›klamas›n› isteyen Gazalc›, aradan geçen 55 y›la karfl›n bu cinayetin aç›klanabilece¤ini belirtti. Ülkemiz topraklar›nda devletin karanl›k cinayetlerine kurban giden sanatç›-yazar-ayd›nlardan olan Sabahattin Ali’yi katledenlerin kendilerini yarg›layaca¤› elbette beklenemez ancak konuyu gündeme tafl›mak, kamuoyuna maletmek bir

Bursa’da film günleri Yerli film gösterimi s›k›nt›s›n› aflmak amac›yla düzenlenen ‘4. Bursa Sinema fienli¤i’, Türkiye sinemas›n›n seçkin örneklerinin gösterilmesiyle devam ediyor. Bursa Büyükflehir Belediyesi Kültür Sanat ve Turizm Vakf›’n›n Ça¤dafl Sinema Oyuncular› Derne¤i (ÇASOD) iflbirli¤iyle düzenledi¤i ‘4. Bursa Sinema fienli¤i’ 5 May›s’a kadar ünlü sinemac›lar› seyirciler ile buluflturdu. Bursa Büyükflehir Belediyesi Sanat Dan›flman› Ekrem Demiröz, flenlik ve hedefleri hakk›nda D‹HA’ya bilgi vererek, “Birinci hedefimiz des-

sunda kendisini ifade etme hakk›na sahip olmas› gerekti¤ini savundu¤unu belirtti. Etkinlikte ayr›ca Çankaya Belediye Baflkan› Haydar Y›lmaz, Dil Derne¤i Baflkan› Sevgi Özel, Türk PEN Yazarlar Derne¤i Baflkan› Üstün Akmen ve Türkiye Yazarlar Sendikas› Baflkan› Nasif Öztürk birer konuflma yapt›. DEM müzik grubunun da bir dinleti sundu¤u etkinlikte bu y›l›n “Onur Ödülü” Öykü Yazar› Erdal Öz’e verilirken, Terry Carlbom ve Feridun Andaç da “Onur Konu¤u” ödülünü ald›. Etkinlik ödüllerin da¤›t›lmas›n›n ard›ndan son buldu.

teklenmeye de¤er gördü¤ümüz kendi sinemam›z› desteklemek ve özellikle Amerikan Sinemas›’n›n egemenli¤ine karfl› gelmek” dedi. Genel hedeflerinin Balkan Sinema fienli¤i düzenlemek oldu¤unu belirten Demiröz, bu hedeflerinin bu y›l Irak sald›rganl›¤› dolay›s›yla ertelendi¤ini söyledi. Festivale seyircilerin yo¤un bir ilgisi oldu¤unu ve bu cesaretle devam ettiklerini vurgulayan Demiröz; “Seyircinin ilgisinden sonra baflar›l› yorumunu yapabiliyorum. Çok ciddi bir kapasite bu. Geçen y›lki oranlarla flimdiki say›m›z bile geçmifl

olumluluktur.

Ak›nt›ya Karfl› Yaz›lar kitab›na dava aç›ld› Doç. Dr. Fikret Baflkaya’n›n yazd›¤› ve Ocak ay›nda yay›nlanan “Ak›nt›ya Karfl› Yaz›lar” adl› kitab›; “Cumhuriyeti ve devletin askeri kuvvetlerini alenen tahkir ve tezyif ettikleri” gerekçesiyle 3 kifli hakk›nda dava aç›lmas›na neden oldu. Söz konusu kitapta “Sivas katliam›, bugüne kadar oldu¤u gibi düpedüz devletçe örgütlenmifl bir katliamd›r”, “... as›l söz konusu olan iflkence cumhuriyetidir”, “Türkiye’de iflkence sadece askeri rejimlere özgü birfley de¤ildir. Bizatihi devlet iflkenceci bir devlettir” ifadelerine yer verilerek devlete hakaret edildi¤i iddias›yla kitab›n yazar› Baflkaya’ya, kitab› yay›na haz›rlayan Özden Bayram’a ve kitab›n ç›kar›ld›¤› Maki Bas›n Yay›n fiirketi’nin sorumlusu olan ‹smet Erdo¤an’a TCY’nin 159/1 maddesi uyar›nca 1-3 y›l aras› hapis istemiyle Ankara Cumhuriyet Baflsavc›l›¤› taraf›ndan dava aç›ld›. San›klar, amaçlar›n›n devlete hakaret etmek olmad›¤›n› söylediler. (Ankara)

durumda. Bundan sonraki geçmifl flenlikleri geçecek. Seyirci çok ilgili çünkü. Balkan Sinema fienli¤i düzenlendi¤i takdirde bu seyirci haketti¤ini düflünüyorum.” Bursa’da sanatsal etkinliklerin yayg›n oldu¤unu ifade eden Demiröz, flunlar› aktard›: “Bursa çok göç alan bir kent. Anadolu’dan birçok insan Bursa’ya göç ederken kendi kültürünü de beraberinde getiriyor. ‹stekler de farkl›l›k gösteriyor; kimi tiyatro istiyor, kimi sinema. Bursa’da ayr›ca çok kalabal›k ö¤renci var ve ayn› zamanda sanayi kenti Bursa. Bu potansiyeli a盤a ç›karmaya çal›fl›yoruz. Hiç sinema olmasa Bursa’da sinema seyircisinden bahsedebilir miydik? Bir anlam› olmazd›. Türk sinemas› ile bafllad›k. ‘Destek-

lenmeye de¤miyor’ denilerek elefltirildi ama ‘biz bir destekleyelim’ dedik ve yola ç›kt›k. Umut etmekle iyi yapt›k. Bu kadar ilgi gören baflka festival görmedim.” Demiröz, son olarak hedeflerini anlatarak, “Festivalin çerçevesini geniflletip 10 Balkan ülkesinin kat›laca¤› sinema flenli¤ine dönüflmesini istiyoruz. Balkan Filmleri buluflmas›na dönüfltürece¤iz. Çekilen Türk filmi say›s› artt›¤› takdirde film günlerinin say›s›n› artt›raca¤›z” dedi. Tayyare Kültür Merkezi Sinema Salonu’nda 3 May›s’ta Nuri Bilge Ceylan’›n Uzak isimli filmi; 4 May›s’ta Ayd›n Sayman ve Ümit Cin Güven’in S›r Çocuklar› adl› filmi gösterilirken son gün ise Mazlum Çimen’in konseri yap›ld›. (Bursa)


9-22 May›s 2003

8

28

Barbara Halk Sahnesi Tohum Kültür Merkezi bünyesinde çal›flmalar›n› sürdüren Barbara Halk Sahnesi (BHS), Tohum, Barbara, Bir Cemilsin Bir ‹shak’s›n, Yumurtlamal›s›n, Gülay’›n Gelece¤i, Ben Altta Kald›m Abi adl› oyunlar› sergiledi. F tipi hapishaneleri, tecriti, izolasyonu ve bunun insanlar üzerindeki etkilerini anlatan Dario Fo’nun yazm›fl oldu¤u Ben Ulrike Ba¤›r›yorum isimli oyunla birçok yerde sahne ald›. Bolu beyine ve onun halk üzerindeki zulmüne bayrak açan Köro¤lu Dö¤üfl Destan› oyunuyla rüfltünü ispatlad›. Destans› ve bir o kadar da zor olan bu oyun, izleyenler üzerinde uzun süre etki b›rakt›. Haflmet Zeybek’in yaz›p yönetti¤i Köro¤lu oyunundan sonra yine Haflmet Zeybek’in Karfl›laflt›rmal› Mitoloji Meddahl›k S›nav› ve Savafl Mitosu adl› oyunlar›n›n son provalar›n› yaparak k›sa sürede seyirciyle buluflman›n heyecan›n› flimdiden yafl›yorlar.

Ali Y›ld›r›m

Tiyatro yaflanm›fl olan eylemlerin yans›t›lmas›d›r. Fakat her eylem bir sonuçtur. Ve her sonuç birfleylerin bafllang›c›d›r. Biz yaflanm›fl birfleyleri verirken sahnede asl›nda yeni birfleyin bafllang›c›n› da veriyoruz. Geçmifli olmayan›n gelece¤i de olmaz. Geçmiflini bilmeyenler, gelece¤ini de bilemezler.

Barbara Halk Sahnesi oyuncular›ndan son oyunlar› Savafl Mitosu hakk›nda görüfl ald›k. Oyuncular ayr›ca di¤er çal›flmalar› hakk›nda da bilgi verdi. Ali Y›ld›r›m Bu oynam›fl oldu¤umuz Savafl Mitosu adl› oyunun yönlendiricisi durumunday›m. Tohum Kültür Merkezi’nde çal›fl›yoruz. Söz konusu oyun Haflmet Zeybek’in yazm›fl oldu¤u bir oyun. Bu oyunu daha önce baflka yerlerde de ç›kard›k ve oynad›k. Daha sonra Tohum Kültür Merkezi’nde Meddahl›k S›nav› diye bir oyunla çal›flmalara bafllad›k. Savafl Mitosu oyununun haz›rlan›fl nedeni bizim toplumumuzun haf›zas›n›n çok zay›f olmas›. Geçmiflte ya-

flanan olaylar› çok çabuk unutabiliyoruz. Zaten tiyatro yaflanm›fl olan eylemlerin yans›t›lmas›d›r. Fakat her eylem bir sonuçtur. Ve her sonuç birfleylerin bafllang›c›d›r. Biz yaflanm›fl birfleyleri verirken sahnede asl›nda yeni birfleyin bafllang›c›n› da veriyoruz. Geçmifli olmayan›n gelece¤i de olmaz. Geçmiflini bilmeyenler, gelece¤ini de bilemezler. Geçmiflteki olaylar› bugüne uyarlayarak, tarihsel süreci içerisinde ele al›p gösteriyoruz. Savafl Mitosu’nun sahneye konulufl biçimi böyle. Bundan baflka çal›flmalar›m›z içerisinde Dadalo¤lu var. Asl›nda Dadalo¤lu adl› oyun da Savafl Mitosu gibi bir oyun. Geçmifli anlat›p bugüne tafl›yor yani. Bugün biz Savafl Mitosu adl› oyunda 1950’li y›llar› anlat›yoruz. O y›llarda Amerika ile iliflkiler, Amerika’n›n ekonomik yard›mlar›, sonra Amerikan emperyalizmine ba¤›ml›l›k, bugünkü yönetimlerin birebir Amerika ile ba¤lar› vb. konular› aç›klayabilmek için nas›l 1950’yi anlatmak zorundaysak, toplumlar›n yap›tafllar›n›n nas›l bozuldu¤unu anlatmak için de 1980’li y›llara gitmemiz gerekti¤ini hissediyoruz. O dönemde Kuzey Amerika’daki, Kuzey-Güney Savafl›, Tekstil alan›nda geliflmeler, pamuk üretimine uygulanan kotalar› anlatmak istedik. Pamuk alan›ndaki üretimin yo¤un oldu¤u Çukurova’ya insanlar zorla göç ettiriliyor ‹ngiltere taraf›ndan. Ve oralarda hastal›ktan insanlar ölmeye bafll›yor. Ve o dönemde Dadalo¤lu da diyor ki “Ferman padiflah›nsa da¤lar bizimdir”. O dönemi kavrayamadan Cumhuriyet’in gerçekli¤ini ve Osmanl›’y› kavrayamay›z. Bu oyunu haz›rlarken bunlar bizim düflüncelerimizdi. Biz düflüncelerimizi tiyatro yoluyla bütün insanlara duyurmay› istiyoruz. Ne kadar çok kitleye ulafl›rsak bizim burada yapm›fl

oldu¤umuz tiyatronun güç bulaca¤›n› düflünüyoruz. Biz bunlar› yaparken bildi¤imizi insanlara ö¤retelim, bilmedi¤imizi ö¤renelim diye düflünüyoruz. Bugün sanat›n merkezlere çekilmifl yerlerde yap›ld›¤› koflullarda Tohum Kültür Merkezi’nin burada emekçi bir semtte yapm›fl oldu¤u sanat ve kültür eylemleri çok önemlidir. Tiyatro yapmak isteyen insanlar bugün Taksim’e, Beyo¤lu’na ve önemli merkezlere gidip kendisini göstermek istiyor. Ama buralarda paras› olmayanlar bunu yapam›yor. Biz bunun karfl›s›nda buralarda çal›fl›yoruz. Bunun d›fl›nda Çocuk Tiyatro Grubumuz var, yine Tohum Kültür Merkezi’nde çal›flma yapan. Onlarla birlikte daha çok anlayacaklar› ve çocuklar›n sorunlar›n›, aile yap›lar›n›, toplumsal tarzda çocuklar›n yaflad›¤› sorunlar› ele al›yoruz. Aziz Nesin’in kitaplar›ndan yararlan›yoruz. Bunun d›fl›nda okullarda çocuklara tiyatro dersleri vermekteyim. Çocuklar›n da bu toplumdaki yerini kendilerinin anlatmas›n› istedi¤imiz için çal›fl›yoruz. Ender Gülçiçek Kapal›çarfl›’da çal›fl›yorum. 3 senedir Tohum Kültür Merkezi bünyesinde Barbara Halk Sahnesi’nde tiyatro çal›flmalar›na kat›l›yorum. fiu an iki tane oyunumuz var. Bunlardan biri Savafl Mitosu. Niçin Savafl Mitosu? Çünkü ABD emperyalist sald›rganl›¤›n› en son Irak sald›r›s› özgülünde “özgürlefltirme” ad› alt›nda gerçeklefltirdi. Bunu teflhir etmek burjuva tiyatrolardan önce bizim görevimizdir. Zaten Savafl Mitosu adl› oyunumuz da 1948’den günümüze kadar yaflanan savafl ve IMF politikalar›n›n halk›m›z üzerindeki etkilerini gözler önüne seriyor. Çünkü biz haf›zas›n› yitirmifl bir toplumuz. Olaylar› ancak görünce hat›rl›yoruz,

görmezsek unutuyoruz. Oyunun güncel bölümüne de¤inmiyoruz. Buray› seyircilerimize b›rak›yoruz. ABD yoz kültürünün içimize kadar girmifl oldu¤u flu süreçte biz kendi kültürümüz; yani Bat› kültüründen önce Mezopotamya diyoruz. Çünkü Bat› kültürünün temel özelliklerini Mezopotamya’dan ald›¤›na inan›yorum. Di¤er bir oyunumuz Meddahl›k S›nav›, yazar› Haflmet Zeybek. Meddahl›k S›nav› daha çok didaktik ve belgesel bir oyundur. Bu oyunda daha çok kendi kültürümüz destanlar ve masallar› anlat›yoruz. Bütün bunlar› bir sandalye, bir sopa ve mendille anlat›yoruz. Ifl›¤›m›z yok. Dekorumuz bu kadar. Bunlar› biraz da burjuva tiyatrosuna bir tav›r olarak görüyorum. 20. yüzy›l tiyatrosunun art›k emekçi oyuncu tiyatrosu oldu¤unu düflünüyorum. Sanat›n sadece halk için yap›lmas› gerekir. Sanatç›n›n topluma olan toplumsal sorumlulu¤unu yerine getirmesi gerekti¤ine inan›yorum. Oyunlar›m›z› sadece tiyatro sahnele rinde de¤il, miting alanla r›nda, kitlelerle bulufltu¤umuz pikniklerde oynuyoruz. Buralarda daha çok epik ö¤eleri kullan›yoruz. Yani seyirciye aç›k biçim olarak. Son olarak da diyorum ki halk›m bu 盤l›¤a kulak ver, kendini kurtar, gelece¤ini kur.

Ender Gülçiçek

Oyunlar›m›z› sadece tiyatro sahnelerinde de¤il, miting alanlar›nda, kitlelerle bulufltu¤umuz pikniklerde oynuyoruz. Buralarda daha çok epik ö¤eleri kullan›yoruz. Yani seyirciye aç›k biçim olarak. Son olarak da diyorum ki halk›m bu 盤l›¤a kulak ver, kendini kurtar, gelece¤ini kur.


8

29

Mustafa Demir

Bir sald›rganl›k rejimi yafl›yoruz ve sald›rganl›k sürecinde de dünyada bu kadar büyük bir tepkinin oldu¤unu görüyoruz. Bu tepkilerin içinin boflalt›ld›¤›n› da görüyoruz. Burjuva medyas›n›n halk›n üzerinde büyük bir etkisi var. Savafl Mitosu Amerikan hayran› bir uflak, bunun yan›nda bir halk kültürünü sahiplenen bireyleri öne ç›karan bir oyun.

Mustafa Demir Bir flirkette muhasebeci olarak çal›flmaktay›m. Ayr›ca Tohum Kültür Merkezi bünyesinde çal›flan Barbara Halk Sahnesi’nde gönüllü olarak çal›flmaktay›m. Burada bulunmam›n amac› kiflisel anlamda bir beklentiden kaynakl› de¤il. Biraz da topluma karfl› sorumlulu¤umdan kaynakl› buraday›m. Her bireyin birfleyler verebilece¤i, ö¤retece¤i, ö¤renebilece¤i bilinciyle buraday›m. Oynad›¤›m›z iki oyunun ortak bir noktas› var bana göre. Mevcut sistemi elefltirirken alternatif yap›y› da göstermek. Bir sald›rganl›k rejimi yafl›yoruz ve sald›rganl›k sürecinde de dünyada bu kadar büyük bir tepkinin oldu¤unu görüyoruz. Bu tepkilerin içinin boflalt›ld›¤›n› da görüyoruz. Burjuva medyas›n›n halk›n üzerinde büyük bir etkisi var. Savafl Mitosu Amerikan hayran› bir uflak, bunun yan›nda bir halk kültürünü sahiplenen bireyleri öne ç›karan bir oyun. Ayr›ca seyredenlere s›k›c› gelmesin diye oyunu mizahi yapt›k. Alev Haner Ben 8.5 ay oluyor Barbara Halk Sahnesi’nde çal›flmaya bafllayal›. Bu süre içinde iki tane oyun haz›rlad›k. Bu oyunlar› haz›rlarken amac›m›z insanlara emperyalist sald›rganl›¤› anlatmak oldu. Asl›nda halk biliyor emperyalizmi, faflizmi. Kavram olarak bilmese de biliyor ezenleri. Biz onlara birfleyleri verirken, yaflayarak veriyoruz. Savafl Mitosu Amerika’n›n Irak’a sald›rganl›¤›n› teflhiri noktas›nda gündeme oturdu. Olumlu tepkiler

ald›k. ‹lk olarak Tohum Kültür Merkezi’nde oynad›k. Sonra farkl› yerlerde oynad›k. Ve insanlar›n tepkisi hofltu. Ayhan Kaya Üç y›ld›r Tohum Kültür Merkezi Barbara Halk Sahnesi’ndeyim. Bu süreç içinde Köro¤lu Dövüfl Destan›, Meddahl›k S›nav› ve Savafl Mitosu isimli oyunlar› sahneledik. Meddahl›k S›nav›: Meddah, sopa, sandalye ve mendil gibi objeleriyle dramatik hikaye anlat›c›s› geleneksel seyirlik oyunlar›n belli bafll› bir türü. Bu oyunda mitolojik kültürler üzerinden günümüze kadar geldik. Mezopotamya’ya Sümer ve Anadolu co¤rafyas›na uzand›k. Oyunun bütününde oldu¤u gibi burada da varolan resmi bak›fl› sorgulat›yoruz. Avrupal› merkezci anlay›fl›n kültür sanatlar›n ç›k›fl noktas› olarak Yunan mitolojisini öne ç›kar›p ondan önce varolan, onu besleyen Mezopotamya, M›s›r, Fenike, Anadolu kültürlerini es geçmesine elefltirel bak›fl sunuyoruz. Geleneksel kültürü öne ç›kar›yoruz. Emperyalizmin bize giydirmeye çal›flt›¤› dejenere yoz kültüre elefltirel bak›fl sunuyoruz. Yani kültürlerin de¤iflimi tabandan yay›lmay›nca diyalektik süreç istemeyince doku uyuflmazl›¤› yaflan›yor ve sonucunda dejenere yoz kültür ç›k›yor ortaya. Oyunumuzda didaktik ö¤eler yo¤un oldu¤u için geleneksel tiyatronun türlerinden güldürü nüveleri tafl›yan Ortaoyunu ile harmanlamaya

9-22 May›s 2003 çal›flt›k. Mao Zedung’un “Kendi tarihini bilmeyen devrimi yapamaz” vecizesiyle ifade etti¤i Pir Sultan Abdal, Dadalo¤lu, Hallac› Mansur, Köro¤lu, fieyh Bedrettin gibi kendi tarihsel dönemlerinin devrimcilerini bilince ç›kard›k. Köro¤lu oyununda ezen ezilen iliflkisine daha yo¤un olarak de¤indik ve flunu anlatmaya çal›flt›k. “S›n›fl› toplumlarda her zaman H›z›r Paflalar, Bolu Beyleri olacakt›r.” O günden günümüze de¤iflen fleylerin biçimden ibaret oldu¤u o zamanki Osmanl›’n›n kavramlar›n›n bask›lar›n›n ad› flimdi Marafl, Çorum, Sivas, Dersim, Ulucanlar... oldu¤unu oyununun alt metninde vermeye çal›flt›k. Savafl Mitosu’nda ise ABD emperyalizminin Irak’a sald›r›s›yla yo¤unlaflan savafl politikalar›n› biz de oyunumuzla teflhir etmeye çal›flt›k. TC’nin ABD hegemonyas›na girdi¤i 1948’lerden bafllayan süreçteki sömüren-sömürülen iliflkisini yans›tmaya çal›flt›k. Tek partili dönemde CHP kli¤inin tasfiye edilip yerine Amerikanc› DP kli¤inin Marshall yard›mlar›, Kore Savafl› ve yap›lan ikili anlaflmalarla nas›l Türkiye halklar›n›n kan›n›n emildi¤ini anlatmaya çal›flt›k. Emperyalizmin kültürel boyutunda ise sömürgeleflmeyi kan›ksam›fl insanlar›n dejenere yoz kültürü nas›l içsellefltirdi¤ini anlat›p elefltirel bak›fl sunmaya çal›flt›k. ¤in Güncele çok fazla de¤ medik. Bilinçli tercihimizdi bu. Sürecin bafllang›c›nda yo¤un laflt›k.

Alev Haner

Bu oyunlar› haz›rlarken amac›m›z insanlara emperyalist sald›rganl›¤› anlatmak oldu. Asl›nda halk biliyor emperyalizmi, faflizmi. Kavram olarak bilmese de biliyor ezenleri. Biz onlara birfleyleri verirken, yaflayarak veriyoruz. Savafl Mitosu Amerika’n›n Irak’a sald›rganl›¤›n› teflhiri noktas›nda gündeme oturdu.

Ayhan Kaya

Barbara Halk Sahnesi 6 Nisan’daki savafl karfl›t› mitingde

Geleneksel kültürü öne ç›kar›yoruz. Emperyalizmin bize giydirmeye çal›flt›¤› dejenere yoz kültüre elefltirel bak›fl sunuyoruz. Yani kültürlerin de¤iflimi tabandan yay›lmay›nca diyalektik süreç istemeyince doku uyuflmazl›¤› yaflan›yor ve sonucunda dejenere yoz kültür ç›k›yor ortaya.


9-22 May›s 2003

‹flçi-köylü’den 1 MAYIS 2003: B‹R KEZ DAHA BIKMADAN USANMADAN, YORULMADAN DURMADAN K‹TLE ÇALIfiMASINDA YO⁄UNLAfi, PART‹ ‹NfiASINDA DER‹NLEfi! Uluslararas› proletaryan›n Birlik Mücadele ve Dayan›flma günü olan bir 1 May›s’› daha geride b›rakt›k. 2003 1 May›s’› pek çok aç›dan de¤erlendirilmeli ve gerekli dersler ç›kar›lmal›d›r. Her fleyden önce 2003 1 May›s’› baflta ‹stanbul olmak üzere tüm Türkiye çap›nda yayg›n ve kitlesel bir biçimde kutland›. Türkiye’de 1 May›s kutlamalar›n›n merkezi olan ‹stanbul’da, 1 May›s’›n iflgününe denk gelmesine ra¤men kitlesel bir biçimde kutlanmas›, iflçi s›n›f› ve emekçi halk›n kendili¤inden gelme mücadelesinin belli bir ivme kazand›¤›n›, kendi içerisinde öfke ve hoflnutsuzluk birikiminin artt›¤›n› göstermektedir. 1 May›s’›n iflgünü olmas›na ra¤men daha önceki 1 May›s’lara nazaran sendikal› iflçilerin kat›l›m›nda az da olsa art›fl olmas›; iflçi s›n›f›n›n kendisine yönelik gerçeklefltirilen sendikas›zlaflt›rma sald›r›s›na, özellefltirme uygulamalar›na ve hali haz›rda bekletilen “kölelik yasas›na” karfl› duruflunun bir yans›mas›yd›. Bu durufl önümüzdeki süreçte iflçi s›n›f›n›n mücadelesinin ivmelenece¤ini gösteriyor. Ekonomiksendikal temelde kalma tehlikesini içinde bar›nd›ran bu ivmelen-

8

30

me önümüzdeki sürecin nas›l bir seyir izleyece¤inin ipuçlar›n› vermektedir. Bu anlam›yla iflçi s›n›f› içerisinde devrimci demokratik bir inisiyatifin gelifltirilmesi/varolandan daha da ileriye tafl›nmas› yaflamsald›r. S›n›f›n içerisinden yükselen bu karfl› koyufl, ekonomist-reformist-sar› sendikal anlay›fllar›n inisiyatifine b›rak›lmamal›d›r. 2003 1 May›s’›n›n ‹stanbul’da, politik içeri¤inin özellikle emperyalizmin Irak’› iflgal etmesine yönelmesi do¤al bir sürecin ürünüydü. Kat›l›m›n kitlesel olmas›n›n bir nedenini de burada aramak gerekiyor. Emperyalizmin Irak sald›rganl›¤›n›n gündemleflti¤i dönemlerden itibaren bafllayan “emperyalist sald›rganl›¤a” ve genel olarak da “savafla hay›r” eylemlilikleri ve irili ufakl›, çeflitli renklerden partilerin ve örgütlenmelerin yürütmüfl olduklar› ajitasyon ve propaganda 1 May›s alan›nda semeresini verdi. Günlerdir varolan ve kendisini emperyalizmin karfl›tl›¤›nda somutlayan bu çal›flma örgütlü, örgütsüz pek çok insan›n kendisini 1 May›s alan›nda ifade etmesine vesile oldu. Bu 1 May›s’›n di¤er önemli yanlar›ndan birisi de özellikle baz›

devrimci yap›lanmalar›n kitleselliklerinde belli bir art›fl›n gözlenmesi oldu. Bu durum devrimci ve komünistlerin özellikle F tipi hapishane sald›r›s›yla s›k›flt›r›lmak istendikleri cendereyi k›rmaya bafllad›klar›n›n ipucu olarak görülmelidir. Devrimci yap›lanmalar›n emperyalist sald›rganl›k ve iflgale karfl› yürütmüfl olduklar› çal›flma kendisini 1 May›s alan›nda hissettirdi. Partizan güçler de geçti¤imiz y›llara oranla daha kitlesel bir biçimde alanda yerlerini ald›lar. Ancak hemen flunu belirtelim ki Partizan güçlerin kat›l›m› beklenilenin alt›ndayd›. Bu durum kitle faaliyetinin olmas› gerekti¤i gibi bir üst seviyeye s›çrat›lamad›¤›; 24 Nisan, 1 May›s vesilesiyle harekete geçirilen kitleler ile alanda yer alan kitlenin orant›l› bir seyir izlemedi¤i olarak aç›klanabilir. Hiç kuflkusuz ki 1 May›s öncesinde yürütülen çal›flmalarda yakalanan ivme yeterli bir biçimde 1 May›s alan›na yans›t›lamad›. Bu durum geçmifle oranla bir kitlesellik yakalanmas›na ra¤men, halen kitle faaliyetinde belli amatörlükler yafland›¤›n›n göstergesidir. Bu gerçeklik üzerinde durulmal›d›r. Gerçi faaliyetin öngününde bu eksiklikler ifade edilmiflti. Yürütülen çal›flmalarda kitlelere ulafl›ld›¤›, harekete geçirildi¤i ancak örgütlenmede eksik kal›nd›¤› vurgusu yap›lm›flt›. 1 May›s’›n bize gösterdi¤i, sürdürülen bu faaliyetin aksat›lmadan devam ettirilmesi ve bölgelerde yakalanan iliflkilerin somut örgütlülüklere evrilmesinin sürdürülmesi gerekti¤i olarak ifade edilebilir. 1 May›s öncesinde baz› alanlarda bu öngörülen faaliyet yaflam bulmufl, ancak 1 May›s’›n da

gösterdi¤i gibi bütüne mal olmam›flt›r. Zaten bu kadar k›sa bir sürede olmas› da beklenemezdi. Ancak çal›flmalar›n aksat›lmadan sürdürülmesi ve yedinci yönelimin öngördü¤ü biçimde her alanda örgütlenmeye devam edilmelidir. Bu yap›ld›¤› oranda sadece kitlesellik yakalanmayacak ayn› zamanda bir nitelik s›çramas› da yarat›lacakt›r. fiu bir gerçektir; 1 May›s’›n da gösterdi¤i gibi küçümsenmeyecek bir say›da kitle, “‹BO’nun partisine” emek ve gönül vermifl, iflçi ve emekçiler Partizan pankart› alt›nda saf tutmaktad›rlar. Ancak bu yeterli midir? Hiç kuflkusuz ki yeterli de¤ildir. Alanda yakalanan kitlesellik bizleri yan›ltmamal›d›r. Objektif gerçeklik, örgütlenecek ve harekete geçirilecek kitlenin yeterince harekete geçirilemedi¤ini, bu sürecin daha bafl›nda oldu¤umuzu göstermektedir. Örne¤in baflta darbeci tasfiyecili¤in etkisi alt›nda olan ve halen bu çizginin tasfiyeci çizgisinin peflinden giden kitleler olmak üzere, bir dönem Partizan güçlerle tan›flm›fl, çeflitli düzeylerde faaliyet yürütmüfl kitlelerin örgütlenmesi bir görev olarak karfl›m›zda durmaktad›r. 24 N‹SAN VE 1 MAYIS’TA YAKALANAN ‹VME 18 MAYIS ÖFKEM‹ZLE B‹RLEfiMEL‹D‹R! Hiç kuflkusuz ki; Partizan güçler yürütmüfl olduklar› kitle faaliyetinde bu sorunlar› da aflacaklard›r. Kitle faaliyetine, kitle çal›flmas›na olabildi¤ince vurgu yapt›¤›m›z bu günlerde, bu faaliyetin sonuç alabilmesi için yürütülen faaliyetin aksat›lmadan devam ettirilmesinin yan› s›ra, bu faaliyet çeflitli düzeylerde

ve biçimlerde partileflmelidir. 24 Nisan ve 1 May›s’ta yakalanan kitle çal›flmas› aksat›lmadan devam ettirilmeli, 18 May›s’›n komünist özüne yarafl›r düzeyde bir nitel seviye yakalanmal›d›r. Kitle faaliyetimiz örgütlenme ve örgütleme çal›flmas›ndan ba¤›ms›z de¤ildir. Bir yandan kitle faaliyeti sürdürülürken bu faaliyetin do¤al sonucu olarak, kendi eksikliklerimizi görerek gidermeli ve örgütlü bünyemizde bir nitelik s›çramas› yaratmal›y›z. Ayn› zamanda bu faaliyet kitlelerin her koflul alt›nda, ilkel örgütlenmelerden tutal›m da parti komitelerine kadar, çeflitli biçimlerde ve düzeylerde, hiçbir iliflkinin iliflkisiz-örgütsüz kalmayaca¤› bir sürece evrilmelidir. Bu baflar›ld›¤› oranda 1 May›s’lar kazan›labilir, 18 May›s’›n direnifl ve kavgay› yükseltme ça¤r›s› lay›k›nca yerine getirilebilir. Çünkü 18 May›s’›n ça¤r›s› salt bir bafl›na direnifl de¤ildir. 18 May›s ayn› zamanda parti bayra¤›n› daha yükseklere kald›rma, ‹bo’nun gözbebe¤i partisini gelifltirme, yayg›nlaflt›rma, yetkinlefltirme ça¤r›s› olarak da alg›lanmal›d›r. Yedinci yönelimin bize buyurdu¤u budur. Bu görev b›kmadan, usanmadan, yorulmadan, durmadan yerine getirilmelidir. 30 y›l önce önder yoldafl› katlederek durdurulaca¤› hesap edilen bu görev, soluksuz bir biçimde bugünlere aktar›lm›flsa, flimdi bize düflen bu solu¤a soluk olmak, partili yürüyüflü h›zland›rmak, nicel ve nitel olarak kitleselleflmektir.

MGK’da kriz ertelendi

ABD emperyalizminin Irak’› iflgalinden ve K›br›s’taki Rum yönetiminin AB’ye al›nmas›n›n ard›ndan burjuva bas›nda kritik olarak de¤erlendirilen MGK toplant›s› 30 Nisan’da yap›ld›. 7,5 saat gibi son y›llar›n en uzun süren MGK toplant›s›n›n ard›ndan, toplant› sonuçlar› bas›na genifl bir flekilde verilmedi. Sadece toplant›n›nn “ola¤an” geçti¤i ve temel sonucunun “laikli¤in önemi ve titizlikle korunmas›” konular› bas›nda dillendirildi. Oysa toplant› öncesi yaflananlar, boykot edilen resepsiyonlar ve toplant›n›n süresinin

uzunlu¤u belli fleylerin ola¤an olmad›¤›n›n göstergesi. Belki son y›llarda MGK toplant›s› sonras› patlak veren krizler bu toplant› sonucunda ç›kmad› ama yak›n bir gelecekte yeni yeni krizlerin yaflanaca¤›n›n habercisi durumunda. Faflist Kemalist Diktatörlü¤ün en temel kurumlar›ndan biri olan MGK, tüm devlet kurumlar›ndan bilgi alarak, bilgi ›smarlayan, bilgi derleyip, hemen hemen tüm kurumlar› yönlendiren bir kurumdur. Bu kurumlar›n içerisine hükümet ve meclis de dahildir. Gelinen afla-

maya bakt›¤›m›zda ise Türk egemen s›n›flar› aç›s›ndan ifllerin yolunda gitmedi¤ini görüyoruz. Egemenler bir yanda ABD’ye olan uflakl›klar›n›n gereklerini becerememenin ezikli¤ini de yaflamaktad›r. ABD emperyalizmi Irak’› iflgaliyle ortaya ç›kan pastalar›n k›r›nt›lar›n› bile Türk egemen s›n›flar›na koklatmamakta ve Türkiye Irak Kürdistan›’nda yaflananlar›n d›fl›nda kalmaktad›r. Di¤er yandan ise K›br›s’taki Rum yönetiminin AB’ye al›nmas› ile Türkiye’nin geleneksel K›br›s politikas› bir anlamda iflas etmifltir. Tüm bu geliflmeler Türk egemen s›n›flar› için kayg› vericidir. Ve bu fatura AKP’ye ç›kar›lmak istenmektedir. Di¤er yandan her fleyi kontrol alt›nda tutmaya çal›flan faflist devlet, sivil toplum örgütlerini daha iyi denetle-

mek için yeni yeni yasalar ç›kmaktad›r. Bülent Ecevit’in seçimlerden dört gün sonra, gider ayak onaylad›¤› kararla MGK’ya yeni bir görev verilmifltir. Bu karar; “Hükümet d›fl› kurulufllar›n, ulusal ve uluslararas› alanda rolü ve öneminin artmas› dikkate al›narak bir ‘Sivil Toplum Örgütlerini Gelifltirme Kurulu’ oluflturularak bu faaliyetlere engel olmas›”d›r. MGK özellikle Avrupa’daki “Milli Görüfl” vak›flar›n›n AKP ile olan iliflkilerini de denetlemek istemektedir. AKP hükümeti ile MGK’n›n tersleflti¤i bir di¤er nokta da, AKP hükümetinin bir kadrolaflma çabas› içerisinde olmas›d›r. Tüm bu geliflmeler karfl›s›nda MGK’n›n, AKP hükümetine bir uyar›da bulunmas›n›n vaktinin geldi¤inin göstergesi olarak görülebilir. Toplant› öncesi suni

laiklik gündemi oluflturulmufl ve 23 Nisan resepsiyonu türban gerekçesiyle boykot edilmifltir. Oysa tehlikeyi sezen AKP’liler efllerinin resepsiyona kat›lmayacaklar›n› aç›klam›fllard›r. Ancak bu boykotu engelleyememifl ve suni bir türban krizi oluflturulmufltur. MGK toplant›s›n›n sonras›nda k›yametler kopart›lan “kritik” konular›n bir cümleden oluflan maddeyle geçifltirilmesi ve metinde daha önceki tart›flmal› MGK toplant›lar›nda ifade bulunan “irticayla mücadele” yerine “laiklik ilkesinin korunmas›” ibaresinin yer bulmas› bu çeliflkilerin flimdilik kontrol alt›nda oldu¤unu göstermektedir. Ancak ülkenin içinde bulundu¤u mevcut durum gözönünde tutuldu¤unda yak›n bir gelecekte yeni bir krizin patlamas› kaç›n›lmazd›r.


9-22 May›s 2003

31

8

Bafltaraf› Sayfa 32”de ‹flçiler, Köylüler, Gençler; ‹brahim Kaypakkaya yoldafl› 30 y›l önce aram›zdan alan, ancak beynimizden ve kalbimizden sökmeyi baflaramayan düflmanlar›m›z; dünya halklar›na, bütün devrimci dinamiklere ve proletaryan›n öncüleri komünistlere karfl› büyük çapl› bir sald›r›y›, dozunu her geçen gün art›rarak sürdürüyorlar. Eceli gelen kudurganl›kla, gözü dönmüfl bir çaresizlikle, alçakl›¤›n doru¤a ç›kar›ld›¤› bir pervas›zl›kla ellerinden geleni artlar›na koymuyorlar. Kan dökerek kanlanacaklar›n›, öldürerek canlanacaklar›n›, dehflet yaratarak korkular›n› yeneceklerini san›yorlar. Yürüyüfllerini kofluya, rüzgar› kas›rgaya çevirerek yüklenirken, kaç›n›lmaz sonlar›na h›zla yaklafl›yorlar. Bafl›n› ABD’nin çekti¤i emperyalizm, “herkese, her fleye, her yere sald›r›” parolas›yla, “daha fazla fliddet, daha fazla ölüm, daha fazla y›k›m” slogan›yla, yeryüzünün ve insanl›¤›n bütün zenginlikleri, birikimleri ve de¤erlerini ya¤malamak amac›yla, kesintisiz bir savafl› sürdürmektedir. Emperyalistler; demokrasi ad›na faflizmi, özgürlük ad›na esareti, adalet ad›na haks›zl›¤›, insan haklar› ad›na köleli¤i, bar›fl ad›na haks›z savafl ve iflgalleri, medeniyet ad›na her türden soyk›r›m› dayatmakta, ahlaks›zl›¤›, h›rs›zl›¤›, ya¤mac›l›¤›, gaspç›l›¤›, katliamc›l›¤› ve iflkencecili¤i meflrulaflt›rmaya çal›flmaktad›rlar. Bu insanl›k ve halk düflmanl›¤›n›n kayna¤› ve zemini

olarak hüküm süren emperyalist-kapitalist sistemin, can çekiflme nöbetlerinin s›klaflmas› üzerine ölçüsüzleflen azg›nl›¤›; s›n›fsal çeliflkilerin keskinleflmesi ve derinleflmesine paralel dünya halklar›n›n öfkesini ve tepkisini büyütmekte, direnme ve savaflma yetene¤ini güçlendirmekte, dayan›flma ve birlikte hareket etme e¤ilimine ruh kazand›rmaktad›r. Her türden kötülü¤ün, haks›zl›¤›n, eziyet ve sömürünün üretim merkezi olan emperyalizm; ortak bir duygu ve flekillenifle meyleden halklar›n ve ezilen uluslar›n do¤rudan hedefi haline gelecektir. Demokratik ve proleter bütün devrimlerin yarat›c›s› olan kitlelerde bilinçli bir anti-emperyalist duruflun güçlendirilmesi, komünist ideolojinin filizlenmesi için oldukça elveriflli bir temel yaratmaktad›r. Ezilen, sömürülen, zulme ve sald›r›ya u¤rayan y›¤›nlar›n komünistlerin önderli¤ine fliddetle ihtiyac› vard›r. 1960’l› y›llar›n ikinci yar›s›nda, emperyalizmin gelifltirdi¤i sald›r›lar, iflgal ve katliamlar karfl›s›nda, Vietnam baflta olmak üzere komünistlerin önderli¤inde yürütülen kahramanca direnifller, tesirli bir anti-emperyalist rüz-

gar yaratm›flt›. Bu rüzgar›n ülkemiz gençli¤i önderli¤inde güçlü bir biçimde estirilmesinde, öncü rollerden birisini üstlenen ‹brahim yoldafl; Büyük Proleter

Kültür Devrimi’nin yaratt›¤› sosyalist bilinç f›rt›nas›yla, komünizmin Türkiye topraklar›nda ete kemi¤e bürünme-

sini sa¤lam›flt›r. Partimizin kuruluflunun tarihi sürecine damgas›n› vuran bu damar, bugün de mücadelenin gelifltirilmesinde kendisini s›k› bir tarzda dayatmaktad›r. ‹brahim Kaypakkaya yoldafl, anti-emperyalist mücadelenin ülkemiz devrimci gençli¤i taraf›ndan geleneksellefltirilmesinde oynad›¤› rolü, emperyalist sistemin ortadan kald›r›lmas› savafl›na tafl›may› da baflarm›flt›r. Önder yoldafl, “yenilmez bir güç kayna¤›” olarak tan›mlad›¤› Marksizm-Leninizm-Maoizm silah›n› kuflanarak, demokratik halk devrimi yolunda halk savafl›na yönelmenin tayin edici ad›mlar›n› atm›flt›r. ‹brahim yoldafl, emperyalistlere ve onlar›n uflaklar›na karfl› yürütülecek mücadelenin, kararl›l›k, azim ve cesaret istedi¤i kadar, düflman›n sald›r›s›na karfl› direniflte de güç ve dayan›kl›l›k gerektirdi¤ini, yenilmezlik ve zafer olgular›n›n bu bileflenden do¤aca¤›n›n bizzat prati¤ini yaflatm›flt›r. Yoldafl, savafl›rken ve direnirken gösterdi¤i komünist azim ve iradesiyle, temsilcisi oldu¤u s›n›ftan ald›¤› kendinden, hakl›l›¤›ndan ve gücünden emin tavr› ve kendine güveniyle hep yenilmezlik sembolümüz olarak yaflayacakt›r.

Önder yoldafl›m›z›n, proleter ideolojinin karargah›, halk demokrasisi, ba¤›ms›zl›k ve sosyalizm mücadelesinin öncü kurmay›, komünizmin Türkiye’deki bayra¤› olarak kurdu¤u ve yönünü tayin etti¤i partimiz; onun miras›n› savafl and› bellemifl, onun ideallerini rehber olarak kavram›flt›r. Bugün, ‹brahim yoldafl gibi partimizin bayra¤›n› tafl›rken flehit düflen bütün yoldafllar›m›z ad›na da sürdürdü¤ümüz savaflta; gelece¤e daha da umutla bakmam›z›n nedenlerini ço¤altt›¤›m›z bir ilerleme sürecini bafllatm›fl bulunuyoruz.. Ve her daim oldu¤u gibi, halk›m›z›, ‹brahim Kaypakkaya yoldafl›n ayd›nlatt›¤› demokratik halk devrimi yolunda, partimiz önderli¤inde mücadeleye ça¤›r›yoruz. ‹brahim Kaypakkaya, komünizm ateflinin sönmez meflalesidir! 18 May›s, faflizmin korkusuna yenildi¤i gündür! ‹brahim yoldafl, emperyalizme karfl› direniflimizin sembolüdür! Kahrolsun emperyalizm, faflizm ve her türden gericilik! Kahrolsun Kemalistfaflist diktatörlük! Yaflas›n MLM bilimi ›fl›¤›nda flekillenen ‹brahim yoldafl›n k›z›l yolu! Yaflas›n Partimiz TKP/ML ve önderli¤indeki T‹KKO, TMLGB! Yaflas›n Halk Savafl›! Türkiye Komünist Partisi/ Marksist Leninist Merkez KomiteSiyasi Büro May›s 2003


BÜROLAR

YEN‹ DEMOKRAS‹ YOLUNDA

B‹Z HALKIZ GELECEK ELLER‹M‹ZDED‹R

UMUT YAYIMCILIK VE BASIM SANAY‹ LTD. fiT‹ Yönetim yeri: Gureba Hüseyin A¤a Mah. ‹mam Murat Sok. No:14/1 Aksaray-Fatih/‹STANBUL. Tel: (0212) 521 34 30, 531 48 53 FAKS: (0212)621 61 33 Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Beflir KASAP Bask›: Gün Matbaac›l›k Genel Da¤›t›m: YAY-SAT @mail: umutyayimcilik@superonline.com

➧ KARTAL: HAMAM SOK. DEM‹RL‹ ‹fiHANI NO: 57/14 KARTAL, TELEFAKS: (0216) 306 16 02 Cep: 0 544 521 34 30 ➧ ANKARA: MEfiRUT‹YET MAH. KONUR SOK. NO: 14/24 KIZILAY/ANKARA TEL: (0312) 418 25 26 Cep: 0 535 562 33 72 ➧ ‹ZM‹R: GAZ‹OSMANPAfiA BULVARI, KOÇAfi ‹fiHANI NO: 87, DA‹RE:318 KONAK, TELEFAKS: (0232) 441 93 09 Cep: 0535 310 31 84 ➧ MALATYA: DABAKHANE MAHALLES‹, BOZTEPE CAD., BABACAN ‹fiHANI NO:9 KAT:1/16 MALATYA TEL: (0422) 325 78 13 Cep: 0 536 558 45 04 ➧ BURSA: GÜMÜfiÇEKEN CAD. ERKMEN ‹fiHANI, NO:7/21, HEYKEL, TEL: (0224) 224 09 98 Cep: 0 536 612 81 98 ➧ SAMSUN: KALE MAH., YUSUF KEFEL‹ ‹fiHANI, KAT: 6 NO: 9 , TEL: (0362) 435 64 57 Cep: 0535 454 22 50 ➧ TURHAL: YAVUZ SULTAN SEL‹M MAH. TANRI-VERD‹ SOK. 19/15 2. NOTER YANI TURHAL/TOKAT TEL: 0356 276 37 20 Cep: 0533 414 65 54 ➧ MERS‹N: ÇANKAYA MAH. S‹L‹FKE CAD. ÜZÜM ‹fiHANI KAT :1 NO: 47 MERS‹N CEP: 0543 434 12 53 ➧ AVRUPA MERKEZ BÜRO: WESELER STR 93 47169 DUISBURG-DEUTSCHLAND TEL: 0049 203 40 60 958 FAKS: 0049 203 40 60 959

AND OLSUN K‹ ANDINI, fiAN OLSUN K‹ ADINI YAfiATIYORUZ! GÖZBEBE⁄‹ND‹ PART‹N, GÖZBEBE⁄‹M‹ZD‹R PART‹M‹Z!

Türk, Kürt ve Çeflitli Milliyetlerden Halk›m›za; Elimize posta kanal›yla ulaflan afla¤›daki aç›klamay› haber niteli¤i tafl›d›¤›ndan oldu¤u gibi yay›nl›yoruz.

Komünizm davas›n›n ülkemiz topraklar›nda 盤›r açan temsilcisi, çeflitli milliyetlerden Türkiye halk›n›n ölümsüz önderi, Türkiye proletaryas›n›n öncü kurmay› partimizin kurucusu ‹brahim Kaypakkaya yoldafl›; aram›zdan fiziki olarak ayr›l›fl›n›n 30. y›ldönümünde, onun ard›llar› olman›n gururu ve onurunu her geçen gün daha iyi duyumsaman›n verdi¤i güçle an›yoruz. ‹brahim yoldafl, k›sac›k ömrüne s›¤d›rd›¤› ö¤retilerinin rehberli¤iyle, s›n›f mücadelesini k›z›llaflt›ran felsefesiyle, proleter kültürü afl›lad›¤› yaflam biçimiyle, kavgadaki inatç›l›k, mücadeledeki tükenmezlik ve direniflteki yenilmezlik karakteriyle, yaflayan bir önder olmaya devam ediyor. Hep de devam edece¤i

gerçe¤inin s›rr›, Türkiye devrimine giden yolda, sosyalizme aç›lan pencerede, komünizm idealinin yeflertilmesinde oynad›¤› rolün belirleyici, tayin edici öneminden kaynaklan›yor. ‹brahim Kaypakkaya yoldafl, proletaryan›n ideolojisini, Marksizm-Leninizm-Maoizm bilimini derinlemesine kavramay› baflarm›fl ve bu ö¤retilerin ›fl›¤›nda Türkiye devriminin temel meselelerine do¤ru çözümlemeler getirmifltir. Mustafa Suphi yoldafl›n Kemalist faflist diktatörlük taraf›ndan katledilmesinin ard›ndan, onun çizgisini devam ettirmeyenlerce modern revizyonist kulvara sokulan TKP baflta olmak üzere, çeflitli renklerden bütün revizyonist, oportünist, sosyal floven, reformist, troçkist ak›m ve anlay›fllar›n yönünü ve hedefini sakatlad›¤› proletaryan›n, ken-

di için s›n›f olma bilincini tafl›mas› yolunda tarihi ad›mlar atm›flt›r. Lenin yoldafl›n deyifliyle, “kirli gömle¤i ç›kar›p atman›n, temiz çamafl›r giymenin zaman›d›r” diyerek yola koyulmufl; sosyo-ekonomik yap›dan, s›n›flar›n ve devlet yap›s›n›n tahliline; faflist diktatörlü¤ün kurucu-resmi ideolojisi Kemalizm’in teflhirinden, ulusal sorun çözümlemesine; devrimin niteli¤i ve stratejisinin tayininden, bafll›ca çeliflki ve meselelerinin tespitine; mücadele biçimleri ve çal›flma tarz›n›n esaslar›n› belirlemeden, örgütlenme prensiplerini saptamaya kadar bir dizi temel öneme sahip konuda, karanl›¤a ›fl›k tutan tez ve ilkeler gelifltirmifltir. ‹brahim yoldafl, iflkencehanelerde emperyalizmin ve faflizmin katillerini yenilgiye u¤rat›p, komünizm davas›n›n

tarihi sembollerinden birisi mertebesine yükselirken, örnek bir direnifl sergilemifl, hakl›n›n gücünü kan›tlam›fl, komünist karakterin rengini verdi¤i k›z›l bir meflale olarak, teslim olmama gelene¤ine destans› bir sayfa eklemifltir. Ard›ndan geçen 30 y›lda, onun gözbebe¤i partisi, partimiz TKP/ML; demokratik halk devrimi mücadelesini sürdürmek, savafl ve direnifl gelene¤ine ba¤l› kalmak ad›na yol al›rken, kurucu-önder yoldafl›n›n ideolojik-siyasal güzergah›ndan ayr›lmamay› rehber edindi. Bu yolda iç ve d›fl düflmanlarla hesaplafl›rken, her türden engeli bertaraf ederken, bütün ihanet ve yoldan ç›kmalar› saf d›fl› b›rak›rken hep ondan güç ve ilham ald›. ‹brahim yoldafl›n eseri, partimiz TKP/ML, ne ad›na ne de ilkelerine leke sürdürmeden yürümüfl; bütün eksik-

lerini, zaaflar›n›, hatalar›n› ve yetmezliklerini aflmay›, yenilgilerden, geri kalmalardan, savrulmalardan s›yr›lmay› ve ders ç›karmay› her defas›nda bilmifltir. Partimiz; s›n›f mücadelesinde temsil etti¤i s›n›f›n gücünü, direncini, sabr›n› ve kendine güvenini gösterme yetene¤ini, tüm zorluklara karfl›n baflarman›n verdi¤i moralle savafla yeniden ve yeniden at›lm›flt›r. 7. Parti Konferans›’n› baflar›yla sonuçland›rarak, özgüvenini pekifltirmenin, asli de¤erleriyle zay›flayan ba¤lar›n› tazelemenin, ideolojik ar›nma ve birlik konusunda ad›mlar at›p kan dolafl›m›n› h›zland›rman›n verdi¤i güçle, bugün, önder yoldafl›n›n gözlerinin içine yeniden daha cesaretli bir biçimde bakacak hale gelmifltir.

Devam› 31’de