İşçi-Köylü Sayı 4

Page 1

YENİ DEMOKRASİ YOLUNDA

işçi-köylü

www.iscikoylu.org

Say›: 2003-04

4

*Y›l:1 *14-27 Mart 2003 *Fiyat›: 500 000 TL ISSN:1303-9350

Bahar›n coflkusu ile öfkeyi kuflan! Baflta ABD olmak üzere tüm emperyalistlerin sald›r› haz›rl›klar›n› azg›nca sürdürdü¤ü bu süreçte dünyada ve ülkemizde anti-emperyalist bilinç gün geçtikçe olgunlaflmaktad›r.

ÇIKTI

Emperyalist sald›rganl›¤a karfl›

Türk ordusu Irak Kürdistan›’nda Hakim s›n›flar Irak’a yönelik sald›r›da yer almak için “milli menfaatleri” ileri sürüyorlar. Bu, emperyalizm ve uflaklar›n›n menfaatine olabilir. Ama ezilen halklar›n bundan hiçbir menfaati yoktur. Tam tersine Irak halk›n›n katledilmesi, co¤rafyam›zda yaflayan emekçiler için bir üzüntü, emperyalizme ve uflaklar›na karfl› bir öfke kayna¤› olabilir ki oluyor da.

Öfkeyi örgütleyelim Ankara sokaklar›, 1 Mart’ta bu öfkeye tan›kl›k yapt›. Baflta ‹stanbul olmak üzere 8 Mart Dünya Emekçi Kad›nlar gününde de sokaklar bu öfkeye tan›k oldu ve gün bu öfkeyi büyütme günüdür. Gün anti-emperyalist bilinci kitlelere tafl›ma günüdür. Sayfa 3

Newroz’da isyan ateflini harlayal›m

Mehmet Bekaro¤lu

SÖYLEfi‹

Emperyalizm Kürtler için özgürlü¤ün de¤il!

Ba¤›ml›l›¤›n teminat›d›r ABD haydutunun suç orta¤› TC yeni durumu f›rsat bilerek, içerde ve Irak Kürdistan’›nda bulunan KADEK gerillalar›na yönelik bir katliam peflindedir. Diyebiliriz ki, ABD, TC ve IKDP, IKYB’nin feodal burjuva önderliklerin üzerinde asgari düzeyde hemfikir olduklar› konulardan biri de KADEK hareketini her bak›mdan kuflatmak ve yok etmektir. Di¤er bir ifadeyle, Irak Kürdistan›’ndaki hain önderliklerin, KADEK’in etkisiz hale getirilmesi için TC’ye sunmayacaklar› hiçbir destek yoktur. Bu desteklerini engelleyecek tek fley, TC’nin kendilerine karfl› daha da pervas›zlaflmas› ve Irak co¤rafyas›nda yaflayan Kürtlerin TC’ye karfl› giderek tepkilerinin artmas›d›r. Sayfa 18-19

Türk hakim s›n›flar› bu y›lki Newroz kutlamalar›na sald›r› planlar›n› aylar öncesinden bafllatm›fl durumda. Tunceli’de geçen y›l Newroz kutlamalar›na kat›ld›¤› gerekçesiyle aralar›nda siyasi parti ve sendikac›lar›n da bulundu¤u 15 kifli hakk›nda dava aç›lm›flt›. Bu y›lki Newroz Bayram› öncesi aç›lan bu davayla hakim s›n›flar kutlamalara kat›lanlara flimdiden gözda¤› vermeye çal›fl-

maktad›r. ‹çiflleri Bakanl›¤› ise Newroz’un içinin boflalt›larak “Nevruz” olarak kutlanmas› için valiliklere gizli genelge göndermifltir. Bakanl›¤a ba¤l› Toplumla ‹liflkiler Daire Baflkanl›¤› taraf›ndan 31 Ocak 2003 tarihinde valiliklere gönderilen genelgede, il valiliklerinin denetiminde “Nevruz Etkinlikleri Düzenleme Heyeti” oluflturulmas› isteniyor. Sayfa 5

“Ç›karlar›na uygun olmayan flartlar› Amerika bir s›raya koyarak düzeltmek istiyor. Dolay›s›yla Irak’› seçmifl olmas› Irak’›n s›ralamadaki önceli¤inden kaynaklan›Sayfa 20.21 yor. “SEKA B‹Z‹MD‹R B‹Z‹M KALACAK” 1 Mart 2003 tarihinde Selüloz-‹fl Sendikas› Giresun fiubesi “Özellefltirmeye hay›r mitingi” düzenledi. Mitinge KESK’e ba¤l› sendikalar ve E¤itim-Sen de destek verdi. Sayfa 6 MOB‹L SANTRAL ZEH‹R SAÇIYOR

IMF savafl bütçesine onay vermeyelim! Savafla kat›l›m› resmilefltirecek olan “Baflbakanl›k Tezkeresi”nin onay görmemesi üzerine 2. Tezkere haz›rl›klar›n› sürdüren AKP iktidar›; esas olarak emekçi halk kitlelerinin yükselen savafl karfl›t› protestolar›n›n etkisiyle u¤rad›¤› yenilginin ac›s›n› 2003 bütçesine ilave etti¤i ve 15,7 katrilyonluk “Tasarruf ve Ek Vergiler” paketiyle halktan

ç›kartman›n yoluna gitmifl bulunuyor. Bir yandan ABD haydutundan daha fazla para koparman›n peflinde koflarken öte yandan savafl ortam›nda yararlanarak daha fazla palazlanmak isteyen patron-a¤alar halk›n s›rt›na çok a¤›r bir fatura daha eklediler. Bunu da hiç s›k›lmadan “Bar›fl›n Bedeli” olarak sunmaya çal›fl›yorlar. Sayfa 16-17

Bir y›ld›r halk›n çeflitli eylemliliklerle tepkisini göstermesine ra¤men çal›flan santralin ilk kurbanlar› kufllar ve bal›klar oldu. Sayfa 8

‹flçi-köylü’den “Ba¤›ms›z” T.C.’nin Anayasas› Amerikan Postallar›n›n Alt›nda Eziliyor

K‹M TAKAR TEZKEREY‹! Sayfa 30


14-27 Mart 2003

4

2

ZÜR‹CH GENÇL‹K VE KÜLTÜR EV‹’N‹N COfiKULU fiÖLEN‹ Zürich Gençlik ve Kültür Evi’nin 1. kurulufl y›ldönümü vesilesiyle gerçeklefltirdi¤i “Gençlik fiöleni” büyük bir coflku ile gerçekleflti. Yo¤un bir çal›flma sonucu, bir kampanyaya dönüfltürülerek genifl kitlelerle, özelliklede gençlerle buluflma amac›yla kollektif bir emek sonucu gerçeklefltirilen etkinlik tamda anlam ve amac›na uygun bir sonuçla yo¤un bir ilgi ve kat›l›mla gerçekleflti. Kat›l›m›n 1500’ü buldu¤u ve büyük bir kitleninde yer sorunundan dolay› kat›lamad›¤› flenlik, umudun büyütüldü¤ü, gelecek çal›flmalara itici güç

olan bir nitelikteydi. Özellikle flenli¤in 8 Mart Dünya Emekçi Kad›nlar Günü’ne denk gelmesi daha bir anlaml›yd›. Geceye damgas›n› esas olarak 8 Mart vurdu. Gençlik ve Kültür Evi’nin faaliyetlerini, amac›n› ve gençli¤in yaflad›¤› sorun ve çözümlerini, ayr›ca emperyalist sald›rganl›¤› iflleyen sunuflun yan›s›ra, AT‹K’in 8 Mart’a iliflkin bildirisi büyük bir coflkuyla karfl›land›. Geceye ‹sviçre Derne¤i’nin mesajlar›ndan sonra Gençlik Kültür Evi’nin bünyesinde çal›flmalar›n› sürdüren Halk oyunlar› ekibinin birbirinden güzel

oyunlar› ile baflland›. Yine Gençlik Ve Kültür Evi’nin tiyatro ekibinin haz›rlad›¤› tiyatro; ve koronun sundu¤u ezgiler coflkuyla karfl›land›. Coflku Onur Olgun’un sahneye ç›k›fl›yla artt›. Devam›nda Arzu ve K›v›rc›k Ali’nin 2 saat süren program›, kat›l›mc›lar›n büyük be¤enisini kazand›. fiölen Haluk Levent’in sahneye ç›k›fl›yla daha da coflku doldu. Kat›lan tüm sanatç›lar›n 8 Mart Emekçi Kad›nlar günü ve emperyalist sald›r›ya karfl› konuflmalar› oldukça olumluydu. fiölen bafltan sona büyük bir disiplinle tüm kitlenin ilgisiyle izledi¤i ka-

t›l›mc›lar›n büyük bir haz ald›¤›, düzenleyen Gençlik Ve Kültür Evi’nin amaçlar›n›

Süleyman Yeter davas›nda erteleme

Gözalt›nda iken 7 Mart 1999 tarihinde iflkence yap›larak öldürülen sendikac› Süleyman Yeter’in davas› devam ediyor. 26 fiubat’ta ‹stanbul Sultanahmet adliyesinde görülen ve çok say›da sendika temsilcisinin kat›l›m gösterdi¤i duruflmaya kat›lmayan san›klar›n avukat›, büyük bir ameliyat geçirdi¤ini bu yüzden haz›rlanamad›¤›n› söyledi. Daha önceki duruflmada istenen; Emniyet Müdürlü¤ünün disiplin soruflturmas› evraklar› gönderilirken hakim, san›klar›n avukat›n›n talebi üzerine davay› 1 Nisan 2003 tarihine erteledi. Duruflmada söz alan müdahil avukat›, san›klar›n emniyetin görevini yapmamas› yüzünden yakalanamad›¤›n› belirtti. Avukat Ercan Kanar da mahkeme ç›k›fl›nda bir aç›klama yaparak duruflman›n ertelendi¤ini belirtti. Karara tepki gösteren Yeter’in dostlar› “Süleyman Yeter ölümsüzdür”, “‹nsanl›k onuru iflkenceyi yenecek” sloganlar› eflli¤inde kap›-

ya kadar yürüdü. (‹stanbul) SÜLEYMAN YETER ANILDI * Süleyman Yeter’in ölüm y›ldönümünde ‹zmir’de bir bas›n aç›klamas› yap›ld›. D‹SK Ege Bölge Sendikas› önünde yap›lan aç›klamaya yaklafl›k 100 kifli kat›ld›. Aç›klamada D‹SK Ege Bölge Baflkan› Kani Beko “iflçi haklar› için flehit düflen Süleyman Yeter’i unutmad›k, unutturmayaca¤›z” dedi. Daha sonra Limter-‹fl Yönetim Kurulu Üyesi Halis Güzeller bir aç›klama yapt›. Güzeller AKP hükümetinin meclisten geçmeyen tezkerenin a盤›n› zamlar ve ikramiyelerden kesinti yaparak kapatmaya çal›flt›¤›n› söyledi. Güzeller 4 y›l önce Emniyet Müdürlü¤ü’nde katledilen Yeter’in sosyalist bir sendikac› oldu¤unu belirtti ve katillerinin halen yakalanmad›¤›n› söyleyerek ailesi ve sendika avukatlar›n›n 4 y›ld›r bu iflin takipçisi oldu¤unu, bundan sonra da öyle olaca¤›n› vurgulad›. Kitlenin “Süleyman Yeter

işçi-köylü senin sesin!

yafl›yor”, “Katiller s›n›fa hesap verecek” vb. sloganlar› atmas›n›n ard›ndan aç›klama sona erdi. (‹zmir) * Katlediliflinin 4. y›ldönümünde Süleyman Yeter Bursa’da da an›ld›. 7 Mart 2003 tarihinde saat 12:30’da ‹HD Bursa flube binas›n›n önünde ESP ve S›n›f Sendikac›l›¤› Hareketi’nin yapt›¤› bas›n aç›klamas›na ‹flçi-köylü gazetesi, Ekmek ve Adalet dergisi Bursa temsilcilikleri, Batis ve Dokuma-‹fl sendikalar›n›n temsilcilikleri de destek verdi. Aç›klamay› ESP ad›na Gülcan Taflk›ran okudu. Taflk›ran “iflkenceye karfl› direnmek, karfl› ç›kmak insan olman›n gere¤idir. ‹nsanl›k onurumuzu korumak için iflkenceye karfl› mücadeleyi yükseltmeliyiz. Süleyman Yeter ve tüm iflkence davalar›n› takip etmeli, duruflmalara kat›larak iflkencecileri mahkum edelim” dedi. Kitle “Süleyman Yeter ölümsüzdür”, “‹nsanl›k onuru iflkenceyi yenecek” sloganlar›n› atarak z›lg›tlar ve alk›fllarla da¤›ld›. (Bursa)

8. ‹zmir Kitap Fuar›’nda buluflal›m Umut Yay›mc›l›k olarak bir kez daha ‹zmir Kitap okurlar›m›zla bulufluyoruz. 12-20 Nisan 2003 tarihleri aras›nda yap›lacak 8. ‹zmir Kitap Fuar›’na kat›larak Yay›nevimizden ç›kan kitaplar› okurlar›m›zla buluflturuyoruz. Tüm okurlar›m›z ve kitap severler stand›m›za davetlidir. Yer: ‹zmir Fuar Alan› 9-10 numaral› binalar-Alsancak Umut Yay›mc›l›k Bilgi almak için Merkez Büro: 0212 521 34 30- 0212 531 48 53 ‹zmir ‹rtibat Bürosu: 0232 441 93 09 ‹zmir TÜYAP: 0232 464 92 01

ABONEL‹K fiARTLARI 6 AYLIK: 10.200.000 1 YILLIK: 20.400.000

OKU-OKUT! ABONE OL! ABONE BUL!

faaliyetlerini tan›tt›¤› ve mesajlar›n ›fl›k tuttu¤u olumlu bir pratik oldu.

NOT: ‹stedi¤iniz süreye denk gelen oranda paray› hesap numaralar›m›za yat›rarak banka dekontunu yay›nevimize fakslay›n›z ya da postalay›n›z. Abonelik ücretine posta masraflar› dahildir.

ÇIKTI

Yurtd›fl› Hesap Numaralar› Sema Gül Euro Hesab› Ziraat Bankas› ‹stanbul Aksaray fiubesi: 0 751 00 38 65 97 00 00 009 Emlak-Halk Bankas› Atatürt Bulvar› fiubesi: 00 238 041 Vak›f Bank Valide Sultan fiubesi: 401 20 35


4

3

14-27 Mart 2003

EMPERYAL‹STLER VE UfiAKLARI

‹K‹YÜZLÜ VE SAHTEKARDIR! Emperyalizmin bafltan itibaren ileri sürdü¤ü gerekçeler esas olarak yalan ve sahteydi. Do¤ru olan ise; ABD haydutunun Ortado¤u’ya egemen olmak, buradaki zenginlik kaynaklar›n› denetimine almak gerçe¤iydi. Bu gerçe¤in alt›n› komünistler ve devrimciler her f›rsatta çizdi. Yine bu gerçekleri ezilen dünya halklar› görmekte pek gecikmediler. ABD haydutu ve suç ortaklar›n›n Irak’a sald›rmak için ileri sürdükleri tüm gerekçeler önemli oranda bofla ç›kt›. Gerekçelerin gereksiz hale gelmesi, sald›rganlar›n sald›r›lar›n› engellemeye yetmedi. Çünkü; bafltan itibaren ileri sürdükleri gerekçeler esas olarak yalan ve sahteydi. Do¤ru olan ise; ABD haydutunun Ortado¤u’ya egemen olmak, buradaki zenginlik kaynaklar›n› denetimine almak gerçe¤iydi. Bu gerçe¤in alt›n› komünistler ve devrimciler her f›rsatta çizdi. Yine bu gerçekleri ezilen dünya halklar› görmekte pek gecikmediler. Sokaklardaki protesto gösterilerinde yer al›fllar›n›n gerekçeleri farkl› da olsa, 15 fiubat tarihinde Dünya co¤rafyas›n›n farkl› belgelerinde ‘savafla hay›r’, ‘petrol için kan dökmeye hay›r’ fliarlar›, bu emperyalist haks›z savafla karfl› yüksek sesle dile getirilen bir itirazd›. Bu sonuç ayn› zamanda ABD haydutu ve suç ortaklar›n›n savafl lehine sürdürdükleri propaganda savafl›m›n›n da kaybedilmesinin bir kan›t›yd›. Burada üzerinden geçemeyece¤imiz ve döne döne vurgu yapmam›z gereken önemli noktalardan biri bugün savafla itiraz eden baz› emperyalist güçlerin itiraz nedenlerinin alt›nda yatan gerçeklerin a盤a ç›kar›lmas›d›r. Bu haydutlar›n kamuoyu nezninde ‘bar›fl sever’ olarak gösterilme, görülme yan›lg›s›n› ortadan kald›rmakt›r. Bu tablo esas olarak AB üyesi kimi emperyalist ülkelerle, ABD ve yine benzeri flekilde ayn› durum BM üyesi emperyalist ülkeler aras›nda yaflanmaktad›r. Burada flu gerçekler görülmelidir. Yani, ABD ve ‹ngiltere emperyalistlerin sald›rganl›klar› ve haks›zl›klar› ne kadar net ve gerçek bir olguysa, BM üyesi Fransa, Rusya, Çin ve yine Almanya’n›n ‘bar›fl sever’ olmad›klar›, savafla karfl› ç›kma ya da isteksiz davranmalar›n tek nedeni ABD’nin bölgede etkisinin artmas›yla birlikte ç›karlar›n›n tehlikeye girece¤i kayg›s›d›r. K›saca onlar› sald›r›ya hay›r dedirten ‘bar›fl severlik’ de¤il emperyalist ç›karlard›r. Emperyalizmin özü, hakimiyettir, taland›r, emperyalizmin özü, haks›z savaflt›r, iflgaldir. Gerçek bar›fl› sa¤lamak emperyalizmin

özüyle ba¤daflmaz. Tüm bu gerçekleri görmeliyiz. S›n›fsal zeminde, s›n›fsal bak›fl aç›s›ndan kopuk, de¤erlendirmelere itibar etmemeliyiz- de¤er vermemeliyiz. F‹GÜRANLARIN TEZKERES‹N‹N DE⁄ER‹, F‹GÜRANLIKLARI KADARDIR! Tezkere tart›flmas› günlercedir kamuoyunu meflgul ediyor. Tezkere’nin mecliste ret edilmesinin birçok nedeni olabilir. Yani baz› ‹slamc› milletvekillerinin ferdi tepkileri de olabilir, ABD’nin ekonomik yard›m paketini yeterli görmeyen baz› milletvekillerinin de ret cephesine katk›s› olabilir. Sonuç itibar›yla bu tablodan hareketle kimilerinin iddia etti¤i gibi ortada öyle ‘kazan›lan büyük bir muharebe yok.’ Bu durumu böyle abart›l› bir tarzda ortaya koymak figüran parlamentoya oldu¤undan daha fazla bir misyon yüklemek olur, ki bu da gerçek durumu yans›tmada oldukça uzakt›r. E¤er bu karar›n gerçekte ABD’nin Türkiye’de cephe aç›lmas›n› önleyecek bir hukuki de¤ere sahip oldu¤unu hala iddia edenler varsa; baflta ‹skenderun liman›nda olmak üzere Kürt illerine do¤ru ABD’ye ait askeri malzemeleri tafl›yan konvoylar hakk›nda bir aç›klama yapmalar› gerekmez mi? ABD’nin Kürt illerinde kiralad›¤› binlerce dönümlük arazi, kiralad›¤› ev, depo, otel vb. faaliyetler üzerinde meclisin karar›n›n ne tür etkisi oldu vb. vb. konular hakk›nda da bir aç›klama yapmalar› gerekmez mi? Gerçek olan flu ki; ABD savafl faaliyetlerini sürdürüyor ve tabii ki uluslararas› kamuoyuna yans›yan Tezkere komedisine de AKP kurmaylar›n›n son vermesi için ABD gereken talimat› veriyor. Hiç flüphesiz Tezkerenin ret edilmesinin objektif olarak ortaya ç›kard›¤› olumlu sonuçlar da oldu. Diyebiliriz ki figüranlar meclisinin hangi amaçla olursa olsun ortaya ç›kard›¤› sonuç, baz› gerçeklerin kitleler taraf›ndan daha objektif olarak görülmesini sa¤lad›. Özellikle Tayyip ve Genelkurmay›n tezkerenin oylamas› sonunda ortaya koyduklar› yaklafl›mlar kimi ‹slam-

c› ‘liberal’ Kemalist ‘solcu’ yazarlar, politikac›lar›, yan›lg›lar›yla, uyduruk yalanlar›yla yüz yüze b›rakt›. Evet, Tayyip Amerika’n›n kanl› k›l›c›n› çok önceden kuflanm›flt›. ‘Ben kasaya giren paraya bakar›m’ diyen Tayyip’in tüm çabalar› da bu eksenliydi. Nitekim, oylama sonucu istedi¤i gibi ç›kmay›nca ‘her fleyin bir alternatifi vard›r; ama her alternatifin de bir bedeli vard›r’ diyen Tayyip zam ya¤d›rd›. Vergi ad› alt›nda deyim yerindeyse kitleleri haraca ba¤lad›. Tayyip’in uflak bakanlar› ‘bar›fl›n

Baflkan›’n›n yapt›¤› aç›klamalar tam bir uflak kurmay›na yak›flan utanç ve ibret verici aç›klamalard›r. ‘Hükümetle görüfllerimiz ayn›’ diyen Hilmi Özkök ‘hiç kat›lmamakla savafltan ayn› zarar› görürüz. Fakat zarar›n telafisi ve savafl sonras› söz sahibi olmam›z asla mümkün olmaz. fiayet savaflanlara yard›mc› olursak, zarar›m›z›n bir k›sm› telafi edilebilecek’. Devamla ‘bütün bunlar ve di¤er hususlar bir belgeye ba¤land›; nispeten garantiye al›nd›. Ekonomik yard›m, yapaca¤›m›z iflbirli¤inin bir bedeli olarak de¤il, savaflan-

da maliyeti vard›r’ diyerek, halka karfl› besledikleri düflmanl›¤›; Amerika’ya duyduklar› hayranl›¤› ve sadakat› ifade etmekte geri kalmad›lar. AKP kurmaylar›n›n, Amerikan uflakl›¤› ve savafl yanl›s› tüm bu çabalar›n›n kitleler taraf›ndan görülmesi aç›s›ndan parlamentodaki figüranlar› objektif olarak olumlu bir ifl baflard›¤›n› söyleyebiliriz. Tabii bu ‘baflar›n›n’ esas› MGK toplant›s›nda hükümete talimat veren ama kamuoyuna dönük ise tam bir ölüm sessizli¤ine bürünen, hatta ‘askerler ABD’nin yaklafl›m›ndan rahats›zd›r’ temelinde Mehmetçik bas›na bilgi s›zd›ran askerlerin duruflunun net olarak a盤a ç›kar›lmas›d›r. Tezkere oylamas›ndan sonra askerler ad›na Genelkurmay

lar›n bize verecekleri zarar›n hiç olmazsa bir k›sm›n›n telafisi için istendi.’ ‹flte Kemalist kalemflörlerin ‘milli kuvvetlerinin’, ‘milli görüflü!’ Askerler de t›pk› Tayyip gibi ‘kasaya giren paraya’ bak›yorlar. Dahas› Irakl› kad›nlar›n, çocuklar›n katledilmesine yatakl›k etmek de ‘milli menfaat’ oluyor. Bu, emperyalizm ve uflaklar›n›n menfaat›na olabilir. Ama ezilen halklar›n bundan hiçbir menfaat› yoktur. Tam tersine Irak halk›n›n katledilmesi, co¤rafyam›zda yaflayan emekçiler için bir üzüntü, emperyalizme ve uflaklar›na karfl› bir öfke kayna¤› olabilir ki oluyor da. Ankara sokaklar›, 1 Mart’ta bu öfkeye tan›kl›k yapt›. Baflta ‹stanbul olmak üzere 8 Mart Dünya Emekçi

Kad›nlar gününde de sokaklar bu öfkeye tan›k oldu ve gün bu öfkeyi büyütme günüdür. Gün anti-emperyalist bilinci kitlelere tafl›ma günüdür. Unutmamak gerekir ki; emperyalist sald›rganl›¤›n ezilenler için yarataca¤› tek fley daha çok yoksulluk ve y›k›md›r ve bu y›k›ma karfl› ezilenlerin öfkesini örgütlemek bizim için gelece¤in de¤il, bugünün sorunudur. Görev ve sorumluluklar›m›za da bu bilinçle yaklaflmak zorunday›z.

Tezkere tart›flmas› günlercedir kamuoyunu meflgul ediyor. Tezkere’nin mecliste ret edilmesinin birçok nedeni olabilir. Yani baz› ‹slamc› milletvekillerinin ferdi tepkileri de olabilir, ABD’nin ekonomik yard›m paketini yeterli görmeyen baz› milletvekillerinin de ret cephesine katk›s› olabilir.


14-27 Mart 2003

S›n›fsal Bak›fl EMPERYAL‹ZM‹N ‹LER‹ KARAKOLU, “SÜREKL‹ SAVAfi CEPHES‹”NE ÇEVR‹L‹YOR! Emperyalizmin ve faflizmin ordular›n›n ülkemiz topraklar›ndaki hummal› faaliyeti sürmekte, Türkiye ve Irak Kürdistan›’ndaki y›¤›na¤› giderek büyümektedir. ABD’nin ‹ncirlik, TSK’n›n ise Trakya’dan Ege’ye dört bir yandan bafllatt›¤› asker, silah, araç, gereç sevkiyat›; son bir ayd›r devreye sokulan ‹skenderun merkezli ç›karma, aktarma ve intikal operasyonu ile büyük bir mesafe alm›fl durumdad›r. Yaz›l› ve görsel bas›n arac›l›¤›yla gövde gösterisine dönüfltürülen bu sald›r›/savafl haz›rl›¤›n›n yaratt›¤› kan›ksatma atmosferinde, “yeni misyonun koflullar›” ad›m ad›m örülmektedir. Bu koflullar; Türkiye’nin güney illerinden Türkiye Kürdistan›’na uzanan bir bölgenin; fiili askeri iflgal görüntüsü içinde, Irak’tan bafllay›p bütün Ortado¤u’yu içine alarak, Güneybat› ve Orta Asya’ya uzanan bir co¤rafyada, ABD emperyalizmi önderli¤inde yürütülecek müdahalesald›r›-iflgal dizisinde, askeri üs ve komuta merkezi olarak uzun y›llar iflleyecek bir sald›r›/savafl cephesine dönüfltürülmesi anlam›na geliyor. ABD’nin resmi kaynaklar› taraf›ndan aç›kça ifade edildi¤i üzere; ‹ran, Suriye, Filistin baflta olmak üzere Pakistan’a uzanan bir “az sonra” listesi, ülkemizdeki askeri y›¤›na¤›n devasa boyutlar› ve yerleflik/kal›c› özellikleri ile birlikte de¤erlendirildi¤inde, durum daha iyi anlafl›lmaktad›r. Faflist Türk devleti; emperyalizmin “bölge jandarmas›”, “ileri karakolu” gibi künyesinde yaz›l› görevlerin çok daha önemli ve kapsaml›s›na, aç›k bir savafl cephesi ülke statüsü bahfledilerek terfi ettirilmektedir. 8 fiubat’ta ABD taraf›ndan “mutabakat zapt›” ad› alt›nda dikte ettiri-

4

4

len “sefer görev emri” gere¤ince bafllat›lan haz›rl›klar sonucu; ‹ncirlik, Diyarbak›r ve Batman’daki üslere ek olarak, Mardin, K›z›ltepe, Oyal›, Nusaybin dörtgeni ile Mersin, Taflucu, ‹skenderun üçgeni, fiilen ABD emperyalizminin nüfuzuna geçirilmifl; Çorlu, Kurtköy, Afyon ve Gaziantep (O¤uzeli) havaalanlar›, bölgedeki demiryollar› ile ‹skenderun/MersinGaziantep-Mardin otoyolunun kullan›m›, “operasyon”a tahsis edilmifltir. 6 adetinde flimdiden fiili OHAL’in bafllat›ld›¤› (koordinatör valilik ad› alt›nda), 10’un üzerinde ili kapsayan savafl cephesi bölgesinde; her geçen gün artan say›da arsa, arazi, tarla, serbest bölge, sanayi sitesi, depo, fabrika, otel vb. binlerce dönümlük alan ve tesisler, süresiz kiralama yoluyla ABD ordusunun kullan›m›na geçmektedir. Petrol, do¤algaz gibi enerji kaynaklar›n›n ele geçirilmesi ile s›n›rl› olmayan, ABD emperyalizminin Afganistan’da bafllay›p, Irak’la sürdürüp peflis›ra büyütmeyi hedefledi¤i bu harekat; “elveriflli/öncelikli bölgeler” kapsam›nda, dünya egemenli¤i stratejisinin önemli bir parças›n› oluflturmaktad›r. ABD’nin katliam kuvvetleri, Irak’a da, bu vesileyle “müttefik” konumunda girdi¤i ülkemiz topraklar›na da, geçici de¤il kal›c› olarak yerleflmek amac›ndad›r. Di¤er emperyalistlerle daha iflin bafl›nda köprüleri atma konumuna gelen, devreye bölge halklar›n›n daha etkili muhalefeti/direnifli girdikçe ifli büyük ölçüde zorlaflacak ABD’nin, vurkaç de¤il vur-yerlefl yöntemiyle ilerlemek isteyece¤i anlafl›lmaktad›r. Ne var ki, bu sürecin iflgalciler aç›s›ndan bata¤a ad›m att›kça gömülen,

ç›rp›nd›kça batan, vurdukça eksilen, öldürdükçe tükenen bir seyir izleyece¤inin iflaretleri flimdiden al›nmaktad›r. Ülkemizin önemli hacimdeki bir bölgesinin u¤rat›ld›¤› bu fiili istila/iflgali and›ran süreç; komprador patron-a¤a devletinin efendileri emperyalistlere verdikleri söz, izin, pazarl›k, anlaflma vb. olaylardan de¤il, Türkiye’nin yar›-sömürge yar›-feodal statüsünden kaynaklanmaktad›r. ABD; uflaklar› eliyle sömürdü¤ü, talan etti¤i, ya¤malad›¤› ülkemizi, flimdi de, dünya egemenli¤i yolunda ataca¤› ad›mlar için, kritik bir jeostratejik alanda, savafl cephesine dönüfltürerek kullanmak amac›ndad›r. Bunun için ne izin almaya ne de pazarl›k yapmaya ihtiyac› vard›r. Gizli iflgal statüsüyle elinde bulundurdu¤u topraklar› kullanmak da, her türlü araç gerecinden silah ve cephanesine kadar kendi donatt›¤› ve perde gerisinden yönetti¤i Türk ordusuna istedi¤i emri uygulatmak da, ABD emperyalizmi için hiçbir sorun teflkil etmemektedir. Bugün meclisin üçte iki ço¤unlu¤uyla beraber hükümeti tek bafl›na elinde bulunduran AKP, ABD’nin müslüman-demokrat model projesiyle icazet verdi¤i faflist bir partidir. Meclisteki di¤er faflist parti CHP ise, has adam› K.Dervifl’in de a¤›rl›kl› kat›l›m›yla, ABD yörüngesindeki konumunu güçlendiren bir aflamadan geçirilmifltir. Bunlar›n ABD temsilcileri/yetkilileri ile gerçeklefltirdikleri temaslar sadece ve sadece planlama, düzenleme, kamufle etme kapsam›ndad›r. Yar›-sömürge ülkelerdeki faflist diktatörlüklerin en önemli “demokrasi” örtüsü parlamentodur. Parlamento (meclis, senato vb.); oluflum sürecine “oyun” fleklinde tezgahlanan bir seçimin de eflli¤iyle, “ba¤›ms›z” bir ülke görüntüsü sa¤lanmas›nda ve o ülke halk›n›n kendi kendini yönetti¤i bir rejim alt›nda yaflad›¤› aldatmacas›nda, etkili bir argüman olarak kullan›lmaktad›r. Ülkemizin egemen s›n›flar›, komprador-bürokrat burjuvazi ve büyük toprak a¤alar›; iradelerini; partiler, parla-

mento, hükümet, ordu, yarg› organlar› eliyle kullanmakta, bu araçlar aras›ndaki iliflki ve çeliflkiler, çeflitli klikler aras›ndaki çat›flmalar, “demokrasi”, “iktidar-muhalefet” tarz›nda görüntülenmektedir. Nitekim; meclis-hükümetizin-tezkere dalaflmalar› da, Amerikan baflçavuflu Türk orgenerali (ABD dolar›/TL iliflkisinin ters orant›s›) H. Özkök’ün müdahalesi (05.03.03 tarihli konuflmas›) de, meclis baflkan› B. Ar›nç’›n riyakar tutum ve demeçleri de, CHP lideri D.Baykal’›n demagojik sahtekarl›klar› da, anayasauluslararas› meflruiyet konulu tart›flmalar da, hep bu ülke gerçekli¤i ›fl›¤›nda de¤erlendirilmek zorundad›r. Elbette ki, 1 Mart tarihinde hükümet tezkeresinin meclisten geçememesi olay›nda; dünya çap›ndaki 15 fiubat eylemliliklerinin ve ülkemizde de aylard›r süren ve 1 Mart’ta doru¤a ç›kan gösterilerin küçümsenmeyecek pay› bulunmaktad›r. T›pk›; baflka faktörlerin yan›s›ra, yayg›n, sürekli ve kitlesel gösteriler sonucu, ABD’nin “denetçiler” sürecinin uzamas›na bu kadar katlanmak zorunda kalmas›, ‹ngiliz emperyalistlerinin bir süreli¤ine de olsa ikircikli bir pozisyona sürüklenmesi ve di¤er bir dizi ülke egemenlerinin çark etmesinde ya da “karfl›” tavr›ndaki ›srar›n› sürdürmesinde oldu¤u gibi. CHP grubunun ve 90 civar›nda AKP’linin tezkereye evet oyu vermeyiflinde, MGK’n›n sessiz kalarak topu AKP’ye atmas›nda, kitlelerin öfkesi/tepkisi ve mücadelesi rol oynam›flt›r. Bu potansiyeli ve durumu de¤erlendirip, mücadelenin ivmesini yükseltme görevini daha büyük bir flevkle üstlenmekle beraber; gerçeklerden kopmamak, yanl›fl sonuçlar ç›karmamak ve kitleleri yan›ltmamak gerekiyor. 1 Mart’taki tezkere oylamas›n›n sonucunu, “demokrasinin/halk›n zaferi”, cephe de¤il siper”, “meclis savafla hay›r/bar›fl dedi”, “ABD meclisten tezkere alamad›” manfletleriyle alk›fllayan burjuva ve reformist bas›n›n abartma, sapt›rma ve çarp›tmalar›ndan, “meclisimi seviyorum” sloganl› bas›n toplant›s› düzenle-

yen (03.03.03) “bar›fl giriflimcisi” bir k›s›m ayd›n-sanatç› grubunun aymazl›¤›na kadar uzanan bir yan›ltma faaliyeti söz konusudur. Meclisin faflizmin maskesi olmas› bir yana; “hay›r cephesi”ndeki CHP’nin “asker gönderme”yi destekledi¤i, “yabanc› asker kabulü”ne ise sadece “muhalefet”te oldu¤u için karfl› oy verdi¤i, AKP’nin ise aktif düzeyde ancak 40-50 kiflilik bir grubunun kitlelerin muhalefetinden etkilendi¤i göz önüne al›n›rsa, kutsama kampanyas›n›n vahameti daha iyi anlafl›lacakt›r. Ayn› meclisin; 6 fiubat tezkeresine izin vermesi, 1 Mart’ta yaln›zca 3 oy farkla tüzük hükümlerinin azizli¤ine u¤ramas›, H. Özkök’ün çekti¤i “dikkat” üzerine flimdiden bir k›s›m “hay›r”c›n›n esas durufla geçmesi, dahas›, resmiyette reddedilen “asker gönderme ve yabanc› asker kabul etme” faaliyetinin 1 ay› aflk›n bir süredir her geçen gün artan bir h›zla devam edifli karfl›s›nda seyirci rolü oynamas›, faflizmi perdeleme fonksiyonunu yerine getirmede bile ifllevsiz duruma düfltü¤ünü göstermektedir. Bu süreçte yaflanan politik geliflmeler; halk› her zaman rahatl›kla aldat›p güdebilece¤ini sanan bütün hakim s›n›f klikleri/partilerinin; AKP’yi öne sürme/kullanma hesaplar› tutmay›nca devreye girmek zorunda kalan faflist Türk ordusu hakk›nda, “yurtsever”, “anti-emperyalist”, “partiler üstü” vb tan›mlamalar yapan karfl›-devrimcilerin; meclisi, parlamentarizmi kutsayan hem sahte hem de iflah olmaz reformistlerin; kan tüccarlar›n›n sat›fl ve talimat belletme görüflmelerinin “pazarl›k” diye yutturulmas›na aldanarak, uflaklara “iflbirlikçi”, “müttefik” payesi veren bütün “solcu” gafillerin; ABD’nin sevk›yat›na bakarak ülkeyi yeni iflgal ediliyormufl sanan ve gösteren bütün revizyonistlerin; kitlelerin bar›flç›l mücadele biçimleri ya da daha ilerisi toplu ayaklanma vb. yollarla düzeni de¤ifltirece¤i hayallerini yayan bütün oportünistlerin, ipli¤inin pazara ç›kmas›na, daha flimdiden ciddi veriler sunmufl bulunmaktad›r.


4

5

14-27 Mart 2003

Newroz’da isyan ateflini harlayal›m Aradan binlerce y›l geçmesine ra¤men Kürt ulusu atalar›n›n zulme karfl› yakt›klar› bu ateflin simgesi olarak her 21 Mart’ta atefller yakarak kutlamaktad›r Newroz Bayram›n›. Günümüzün Dehak’lar› olan hakim s›n›flar ise saltanatlar›n›n son bulaca¤› korkusuyla her y›l Newroz kutlamalar›na azg›nca sald›rmaktad›r. 21 Mart yani Newroz, Kürt ulusunun as›rlar öncesinden günümüze uzanan direnifl günüdür. Yüzy›llar öncesinde Asur ‹mparatoru Dehak’›n zulmüne karfl›, teslimiyet zincirlerinin paramparça edildi¤i gün olarak geçer mitolojide. Dehak Asur ‹mparatorlu¤u içinde yaflayan halklara özellikle de, Kürt ulusunun atalar› say›lan Med’lere, büyük ac›lar çektirmifltir. Mitolojiye göre Asur ‹mparatoru zalim Dehak amans›z bir hastal›¤a tutulur. Hastal›¤›n›n tedavisi için her gün iki Med gencinin beynini yemesi tavsiye edilir ünlü hekimlerce. Ve Dehak’›n askerleri her gün iki Med gencini katlederek, beyinlerini onun sofras›na sunarlar. Halk bu durumdan rahats›zd›r. Ancak Dehak’›n zulmü karfl›s›nda sindirilmifl ve tamamen teslim olmufltur. Ta ki s›ra demirci ustas› Kawa’n›n çocuklar›na gelene kadar. Demirci Kawa çocuklar›n›n beyinlerinin Dehak’a sunulmas›na dayanamaz ve çekiciyle Dehak’›n kafas›n› parçalar. Saray›n burçlar›nda atefller yakan Kawa, Med halk›n› zulüm düzenine karfl› isyana ça¤›r›r. O günden sonra her sene Med halk› Zalim Dehak’›n Demirci Kawa taraf›ndan cezaland›r›ld›¤› gün olan 21 Mart’ta atefller yakarak Newroz bayram›n› kutlarlar. Bir halk› yeniden

içi boflalt›lmaya çal›fl›lmaktad›r.

ayaklar› üzerine diken, teslimiyet zincirlerini parçalayan ve egemenlerin zulmüne karfl› isyan›n ad› olmufltur Newroz. Yak›n tarihimizde de Newroz, Kürt ulusunun zulme karfl› baflkald›r›s› anlam›na gelmifltir hep. Diyarbak›r zindanlar›nda 1980 darbesi sonras› tutsaklara her türlü zulümle dayat›lan teslimiyete karfl› 21 Mart 1982 gecesi Kürt Ulusunun yi¤it evlatlar›ndan Mazlum Do¤an bedenini tutuflturarak teslimiyet zincirlerini k›rm›flt›r. Aradan binlerce y›l geç-

mesine ra¤men Kürt ulusu atalar›n›n zulme karfl› yakt›klar› bu ateflin simgesi olarak her 21 Mart’ta atefller yakarak kutlamaktad›r Newroz Bayram›n›. Günümüzün Dehak’lar› olan hakim s›n›flar ise saltanatlar›n›n son bulaca¤› korkusuyla her y›l Newroz kutlamalar›na azg›nca sald›rmaktad›r. Örne¤in geçti¤imiz y›l Mersin’deki Newroz kutlamalar›nda iki kifli panzerlerle ezilerek katledilmifltir. Bir yandan da binbir türlü ayak oyunlar›yla ve ‘nevroz’ diye adland›r›larak direnifl günü olan Newroz’un

‹Ç‹fiLER‹ BAKANLI⁄INDAN “NEVROZ ” GENELGES‹ Türk hakim s›n›flar› bu y›lki Newroz kutlamalar›na sald›r› planlar›n› aylar öncesinden bafllatm›fl durumda. Tunceli’de geçen y›l Newroz kutlamalar›na kat›ld›¤› gerekçesiyle aralar›nda siyasi parti ve sendikac›lar›n da bulundu¤u 15 kifli hakk›nda dava aç›lm›flt›. Bu y›lki Newroz Bayram› öncesi aç›lan bu davayla hakim s›n›flar kutlamalara kat›lanlara flimdiden gözda¤› vermeye çal›flmaktad›r. ‹çiflleri Bakanl›¤› ise Newroz’un içinin boflalt›larak “Nevroz” olarak kutlanmas› için valiliklere gizli genelge göndermifltir. Bakanl›¤a ba¤l› Toplumla ‹liflkiler Daire Baflkanl›¤› taraf›ndan 31 Ocak 2003 tarihinde valiliklere gönderilen genelgede, il valiliklerinin denetiminde “Nevroz Etkinlikleri Düzenleme Heyeti” oluflturulmas› isteniyor. Bu çerçevede Diyarbak›r ve Bingöl’de valilikler bünyesinde resmi kurum, siyasi parti, oda baflkanlar›, jandarma komutanl›¤›n›n da aralar›nda bulundu¤u kurum temsilcileriyle toplant› düzenlendi. D‹HA muhabirine konuflan Bingöl HADEP ‹l Baflkan› Hac› Korkutata,

Samsun Emniyeti’nden “Terör” Konferans› Samsun Anadolu Lisesi’nde yap›lan konferansta devrimciler “bölücü”, “katliamc›”, “vatan haini” olarak gösterilirken gençlere gözda¤› verilmek istendi.

zetesi kip” ga E “ l e r e rihli y 2003 ta t r a M 7

5 fiubat 2003 tarihinde Samsun Anadolu Lisesi 9. ve 10. s›n›flara 45 dakika “terör” dersi ad› alt›nda devrimcilerin “bölücü”, “katliamc›”, “vatan haini” olduklar› anlat›ld›. Ve bir anlamda da devlete karfl› gelenin sonunun nas›l olaca¤› genç beyinlere bir kez

daha kaz›nmaya çal›fl›ld›. Ülkenin birçok yerinde tekrarlanan bu olaylarda devlet özellikle gençlere yöneliyor. Devrimcilerin 14-25 yafllar›ndaki gençli¤i hedef ald›¤›, örgüte girdikten sonra bir daha ç›k›lamad›¤›, ç›kanlar›n tehdit edildi¤i, öldürüldü¤ü gibi söylemlerle

gençlere “siz sak›n etraf›n›zda olan bitenle ilgilenmeyin” mesaj› verilmek ve gözleri korkutulmak isteniyor. Samsun’da yap›lan konferans›n ilgi çekici bir noktas› da piflmanl›k yasas›ndan özellikle sözedilerek “böyle birfley bafl›n›za geldi¤i zaman, örgütten kaç›p en yak›n emniyete baflvurun. Ve annenizle baban›zla konuflur gibi derdinizi anlat›n” denilmesi oldu. Ö¤renciler için haz›rlanan raporda ayr›ca itirafç›lar›n söylediklerine yer verilerek devrimcilere karfl› gü-

vensizlik tohumlar› at›lmaya çal›fl›ld›. E¤itim sistemindeki çarp›kl›klar›n “terör” örgütlerinin ifline yarad›¤›n› ispatlamak için devrimci liderlerin okuduklar› üniversitelerin verildi¤i bölüm ise asl›nda tüm anlat›lanlar› bofla ç›kard›. Çünkü yaz›n›n bafl›nda da okuma oran›n›n düflük oldu¤u ve bunun devrimciler taraf›ndan kullan›ld›¤› belirtilmiflti. Çeliflkilerle dolu raporun okundu¤u 45 dakika için ö¤rencilerin yorumu ise “bir ders daha kaynad›” fleklinde oldu. (Samsun)

kat›ld›klar› toplant›n›n sadece 5 dakika sürdü¤ünü belirterek, sözlerine flöyle devam etti; “Toplant›ya ildeki tüm resmi kurum ve kurulufllar ile ‹HD ve KESK’e ba¤l› kimi sendikalar, jandarma ve emniyet müdürlükleri kat›ld›. Ancak toplant›da sadece vali konuflma yapt›. Vali toplant›da bu y›l Newroz’un valilik bünyesinde kutlanaca¤›n› ve bunun d›fl›ndaki kutlamalara izin verilmeyece¤ini belirtti. Konuflman›n ard›ndan kimseye söz hakk› verilmeyerek toplant› sona erdi.” Diyarbak›r’da ise 27 fiubat tarihinde yap›lan toplant›da, kat›lan kurumlara valilik taraf›ndan haz›rlanan “Nevroz” program› aç›kland›. Toplant›yla ilgili konuflan Diyarbak›r HADEP ‹l Sekreteri Hüseyin Bayrak, program› flöyle anlatt›; “Newroz’u bir hafta sürecek etkinlikle yap›lmas› düflünülüyor. Kazakistan, Özbekistan ve K›rg›zistan’dan getirilecek panelistlerle Newroz konusu ifllenecek. Tiyatro, futbol turnuvas›, kapal› spor salonunda devlet sanatç›lar›n›n kat›laca¤› konser ve koflu yar›flmalar› var.” Newroz’u “Nevroz”lafl-

t›rmay› hedefleyen hakim s›n›flar, “Bahar Bayram›”, “Bar›fl Günü”, “Türklerin dirilifl günü” gibi adland›rmalarla kan-can bedeli zulme karfl› yarat›lan de¤erlerin içini boflaltmak istemektedir. Egemenlerin karartmaya, gizlemeye çal›flt›klar› Newroz’un isyanc› özüdür. Özellikle A. Öcalan’›n 1999 y›l›nda bir komplo sonucu yakalanmas›n›n ard›ndan Ulusal Hareketin izledi¤i “bar›fl” politikas›n›n ve silahlara veda etmesinin ard›ndan daha da azg›nlaflan Türk egemen s›n›flar›, Kürt ulusuna tam bir teslimiyet dayatmaktad›r. Egemenlerin tüm bu sald›r›lar›n› bofla ç›karmak için tüm Türkiye halk› bu y›lki Newroz bayram›n› zulme karfl› isyan günü haline getirmeli, emperyalist sald›rganl›k karfl›s›nda 21 Mart’ta alanlarda olmal›d›r. Nitekim Irak’a yönelik emperyalist sald›rganl›¤a karfl› olan kurumlar ve uluslararas› örgütler Newroz’u tüm dünyada Irak’ta savafla karfl› gösteriler yaparak kutlama karar› alarak, Newroz ile ezilen halklar›n emperyalizme karfl› mücadelesini birlefltirmifl durumda. (H. Merkezi)

PEfiMERGELER KUZEY IRAK’TA Körfez savafl› sonras› ABD’nin Kuzey Irak’ta bir süre tetikçili¤ini yapan ve daha sonra ABD taraf›ndan Büyük Okyanus’taki Guam Adas›’na götürülen peflmergeler yeniden Kuzey Irak’a döndü. Kuzay Irak’tan ç›kart›ld›ktan sonra uzun bir süre Guam Adas›’nda tutulan peflmergelere daha sonra Küba’daki Guantanamo Askeri Üssü’nde askeri e¤itimler verildi. Guamergeler olarak adland›r›lan 2500 peflmerge önce ‹ncirlik’e oradan da Kuzey Irak’a götürüldü. Peflmergeler Musul ve Kerkük’ten sorumlu olacak. ABD Özel Hareket Birimleri taraf›ndan e¤itilen peflmergelerin baz›lar›n›n askeri e¤itim al›rken baz›lar›n›n bölge yöneticileri olarak e¤itildi¤i de ö¤renildi. (H. Merkezi) DEMOKRAT‹K K‹TLE ÖRGÜTLER‹ OHAL ‹STEM‹YOR Diyarbak›r’da faaliyet gösteren 37 kurulufl, OHAL’in tekrar gündeme gelmesine karfl› ortak bir tav›r sergiledi. SES, Tes-‹fl ve ‹HD’nin de aralar›nda bulundu¤u temsilciler Tüm-Bel Sen fiubesi’nde biraraya gelerek bir bas›n aç›klamas› yapt›. Kurumlar ad›na konuflan Tüm-Bel Sen fiube Baflkan› Edip Yaflar; s›k›yönetim ve OHAL nedeni ile büyük kay›plara u¤rayan bölgenin tekrar OHAL kapsam›na al›nmas›n›n Türkiye’nin ç›kar›na hizmet etmeyece¤ini söyledi. Bar›fl, demokrasi ve insan haklar›na ihtiyac› olan bölgeye OHAL veya s›k›yönetim ile cevap verilmemesi gerekti¤ine dikkat çeken Yaflar, olas› Irak savafl›ndan her yönüyle etkilenecek olan bölge halk›n›n devlet ile aras›ndaki yak›nlaflma ve güven duygusunun zedelenece¤ini belirtti. (Mersin)


14-27 Mart 2003

4

6

Carmen Çuval’da gr ev haz›rl›¤›

“SEKA bizimdir, bizim kalacak” 1 Mart 2003 tarihinde Selüloz-‹fl Sendikas› Giresun fiubesi “Özellefltirmeye hay›r mitingi” düzenledi. “Özellefltirme” ad› alt›nda fabrikalar› bir bir peflkefl çeken AKP hükümeti y›llard›r Giresun SEKA Ka¤›t Fabrikas›’n› özellefltirmek için kendinden öncekilerin çabalar›n› devam ettiriyor. Fabrikada uygulanan bilinçli zarar ettirme politikas›, % 40 kapasiteyle çal›flt›rma, iflçilerin maafllar›n›n ödenmemesi vb. yollar›n denenmesine ra¤men fabrika iflçileri, bir kez daha “Özellefltirmeye hay›r” diyerek alanlara ç›kt›. 1 Mart 2003 tarihinde Selüloz‹fl Sendikas› Giresun fiubesi “Özellefltirmeye hay›r mitingi” düzenledi. Mitinge KESK’e ba¤l› sendikalar ve E¤itim-Sen de destek verdi. Ö¤len saatlerinde bafllayan miting Osmana¤a meydan›nda 3500 kiflinin kat›l›m›yla gerçekleflti. KESK ve E¤itim-Sen’in önünden bafllayan

yürüyüflte s›k s›k “Y›lg›nl›k yok direnifl var”, “SEKA bizimdir bizim kalacak”, “Özellefltirmeye hay›r”, “Ölmek var dönmek yok” vb. sloganlar at›ld›. Kitleye seslenen Türk-‹fl Genel Sekreteri Hüseyin Karakoç “IMF talimatlar›yla ülkeyi tam bir ç›kmaza sürükleyenleri uyar›yoruz. Özellefltirmelere devam ederlerse bu miting sadece bir bafllang›ç olacakt›r. Aksi halde Türkiye’nin her yerini miting alan›na çevirece¤iz” dedi. Selüloz-‹fl Sendikas› Giresun fiube Baflkan› Mehmet Ayd›n da hayatlar› pahas›na özellefltirmelere karfl› ç›kacaklar›n› belirterek “5 y›ld›r özellefltirmeye karfl› direniyoruz ve bundan sonra da direnece¤iz” dedi. ‹flçiler ise 10 y›ld›r fabrikan›n % 40 kapasiteyle çal›flt›r›ld›¤›n› belirterek 2002 y›l›nda 3 ay üc-

Emekçinin Gündemi

Sendika Kongrelerine Haz›rlanal›m; Devrime Yeni Mevziler Kazand›ral›m! ‹flçi s›n›f›n› ve emekçi halk›m›z› önümüzdeki günlerde çok yo¤un bir mücadele gündemi beklemektedir. Sermaye cephesi koro halinde kazan›lm›fl kimi demokratik hak k›r›nt›lar›n› budamaya haz›rlan›rken, ilk baflta çal›flma yaflam›n› sermaye lehine yeniden düzenlemekle, iflgünü süresini esnetmekle, ücretleri afla¤›ya çekmeye çal›flmakla bafllam›flt›r. Önümüzdeki günler çok yo¤un geçecektir. Çünkü yüz yüze bulundu¤umuz sorunlar sadece bugünün sorunlar› de¤il, gelece¤imizi ilgilendiren temel sorunlard›r. Yüzyüze bulundu¤umuz sorunlar› bafll›ca flöyle s›ralayabiliriz: * Kamuda ve özel sektörde 400 bin iflçiyi kapsayacak Toplu ‹fl Sözleflmesi görüflmeleri kap›dad›r. Hükümet IMF’yi ve savafl› bahane ederek sendikalar›n istedi¤ini vermemeye çal›flacakt›r. Hatta dün krizi bahane ederek iflçi k›y›m›n› gerçeklefltirenler, bugün savafl bahanesiyle ayn› oyunu tekrar sahneye koyarak yüz binlerce emekçiyi kap› önüne koyabileceklerdir. * ‹flveren cephesinde büyük rahats›zl›k yaratan ‹fl Güvencesi yasas› 15 Mart’ta yürürlü¤e girecektir. AB normlar›na uygunluk için ç›kar›lan bu yasaya karfl› iflveren cephesi bafl›ndan beri büyük bir direnç göstermekte ve ifl yasas›nda yap›lacak de¤ifliklerle

bu alanda verileni geri almaya çal›flmaktad›r. * 1475 say›l› ‹fl Yasas›nda yap›lmak istenen de¤iflikler, ‹fl Güvencesi yasas›n›n yürürlü¤e girece¤i 15 Mart tarihine kadar yasalaflt›r›lmak üzere meclise sunulmufltur. Sözde ‘Bilim Kurulu’nca haz›rland›¤› iddia edilen bu yasa tasar›s› kamuoyunca yerinde ve do¤ru bir tan›mlamayla “Kölelik Yasalar›” olarak adland›r›lmaktad›r. * Yeni bir özellefltirme sald›r›s› kap›dad›r. Hükümet özellefltirmeyi önüne bir program olarak koymufltur. Gerçeklefltirmek için zaman kollamaktad›r. Irak‘a yönelik ABD sald›r›s›n› ve Türkiye’nin buna dahil edilmesini, buna ba¤l› olarak da savafl› bahane ederek, ola¤anüstü hal veya s›k›yönetim gibi uygulamalarla toplumsal muhalefeti bask› alt›na alarak özellefltirme uygulamalar›n› gündeme getirebilir. * ABD emperyalizmi Irak’a yönelik sald›r› haz›rl›klar›n› kapsaml› bir flekilde sürdürmektedir. ABD emperyalizmine göbekten ba¤›ml› Türk egemen s›n›flar› tezkere reddinin ard›ndan, bunu demokrasi göstergesi olarak topluma sunmaya çal›flm›fl, ancak genelkurmay›n aç›k talimat›yla demokrasi balonu sönüvermifl ve an›nda çark ederek, bu savaflta ABD’nin yan›nda taraf olaca¤›n›, Türkiye’nin ç›karlar›n›n bunu gerektirdi¤ini kesin bir dille kamu-

ret almadan çal›flt›klar›n›, fabrikan›n özelleflmemesi için de gerekirse canlar›n› vereceklerini söylediler. Petrol-‹fl Genel Baflkan› Mustafa Öztaflk›n da mitingde bir konuflma yaparak, özellefltirmeden sorumlu devlet bakan›n›n sözünü hat›rlatt›. “Bakan ‘ben bu ifle kellemi koydum’ diyor. Bizler de fabrikalar›m›z›n sat›lmamas› için kellemizi koyduk” dedi. Ayr›ca SEKA’ya ba¤l› Zonguldak Çaycuma fabrikas› iflçileri de 6 Mart’ta fabrikan›n önüne siyah çeoyuna aç›klam›flt›r. Bölgemiz oldukça s›cakt›r ve bu s›cakl›k en çok da emekçileri kavurmaya adayd›r. Bu sorunlar›n çözümü iflçi s›n›f›n›n ve emekçi halk›m›z›n mücadeleyi yükseltmesi ile olanakl›d›r. Mücadelenin kendili¤inden yükselmesini beklemek hayal alemine dalmak anlam›na gelir. Mücadelenin yükselmesi, öncünün önderlik fonksiyonlar›n› gerçeklefltirmesi ile olanakl›d›r. Devrimci Demokratik Sendikal Birlik iflçi s›n›f›n›n güncel sorunlar›n› saptay›p, bu sorunlar›n çözümüne yönelik çözüm politikalar›n› da ortaya koyarak s›n›fa yol gösterici rolünü oynamal› ve emekçileri sar›-reformist-iflbirlikçi bürokrat sendika a¤alar›n›n hegemonyas›ndan kurtararak, s›n›f sendikac›l›¤› çizgisine oturtmal›d›r. Önümüzdeki günler bu politikalar›n hayat bulmas› için ciddi olanaklar sunmaktad›r. Çünkü yak›n gelecekte kimi sendikalarda; flubelerden bafllayarak genel merkezleri de içine alacak kongreler sarmal› pefl pefle gündeme gelecektir. Sendika kongrelerinin s›n›f›n gündeminin bu derece yo¤un oldu¤u bir döneme denk gelmesi, Devrimci Demokratik Sendikal güçlere çok önemli bir görev ve sorumluluk yüklemektedir. Bu sorumlulu¤umuzun bilincinde olarak iflçi s›n›f› ve emekçilerle olan ba¤lar›m›z› güçlendirmeliyiz. Bunun için enerjimizi on kat, yüz kat art›rmal›y›z. Sorunlara kafa yormal›, çözümler üretmeliyiz. Yan›m›zda, yöremizde ne kadar duyarl›, s›n›f bilinçli iflçi ve emekçi varsa onlarla olan ba¤lar›m›z› gelifltirmeliyiz. Yüzünü bize dönen kim varsa onu kucak-

lenk b›rakarak özellefltirmeyi protesto ettiler. Selüloz-‹fl Sendikas› Çaycuma fiubesi Baflkan› ‹lhan Aktafl yapt›¤› konuflmada ülke de¤erlerinin hiçe say›larak, yok pahas›na elden ç›kar›lmaya çal›fl›ld›¤›n› vurgulad›. Ayn› gün SEKA’n›n Kocaeli’de bulunan iflletmelerinde çal›flan iflçiler ikramiyelerinin verilmemesi üzerine SEKA yönetimini protesto ettiler. Sendika yöneticileri SEKA yönetiminin paray› çal›flanlara vermedi¤ini aç›klad›. (Samsun) layacak mekanizmalar oluflturmal›y›z. Sekterlik, hotzotçuluk, kitleleri küçümseme ve onlara tepeden bakma, her fleyi kendinden menkul sayma bizim çal›flma tarz›m›z olamaz. Devrim kitlelerin eseridir ve bunu herkes bilir, ancak pratikte bu uygulanmaz ve devrimi sanki öncüler gerçeklefltirecekmifl gibi bir pratik sergilenir. ‹flçi s›n›f› kitlesi içinde güç olmak istiyorsak, s›n›f›n içinde gerçek anlamda var olmal›y›z. Bu var olufl etle t›rnak gibi bir varolufl olmal›. Emekçiler nerede ise bizde orada, onlar›n içinde olmal›y›z. Bu fabrikad›r, bu mahallesidir, bu onun gelip gitti¤i yöre dernekleridir, bu mahallelerdir, kahvelerdir vs. Öteden beri bir al›flkanl›kt›r gidiyor. Ne zaman bir kongre ya da önemli bir etkinlik olsa o zaman iflçilere ve onlar›n do¤al önderlerine ihtiyaç duyuluyor ve lütfedip ziyaret ediliyor, yani hat›rlan›yor. O zaman da onlar “neden bugüne kadar ortalarda yoktunuz”u hat›rlat›yorlar. Ve hakl› olarak serzeniflte bulunuyorlar. Bu al›flkanl›k tez elden terk edilmelidir. Bu alanda faydac› çal›flma tarz›na düflülmemelidir. Devrimci Demokratik Sendikal güçlerin iflçi s›n›f› ve emekçiler ile ba¤lar› zay›flam›fl ise dolay›s›yla onlar düzen politikalar›ndan ya da reformist-tasfiyeci politikalardan daha fazla etkileneceklerdir. Kim ki y›¤›nlar› etkiler, o güçlüdür. Y›¤›nlar›n gücü ile bordas›n› flifliren bir hareket f›rt›nalar› aflabilir. Bilinmelidir ki;“Üreten biziz, yöneten de biz olaca¤›z” bir s›n›f perspektifidir. Bu perspektif iflçi s›n›f›n›n nihai hedefine de uygundur. ‹ktidar› hedeflemeyen bir ça-

Tuzla’da yan sanayi sitesinde kurulu olan Carmen ambalajda çal›flan 36 iflçi Teksif Bak›rköy fiubesine üye olduklar› gerekçesiyle 16 fiubat’ta 3, 18 fiubat’ta 5, 22 fiubat’ta 30 iflçiyi iflten atm›flt›. Bunun üzerine pasif direnifle geçen iflçiler Tuzla Deri-‹fl fiubesi’nde bafllatt›klar› direnifllerini 22 Ocak’tan beri sürdürüyorlar. ‹flçiler ikinci arabulucunun haz›rlayaca¤› raporun ard›ndan 45 gün içinde yasal grev sürecine girerek haklar›n› arayacaklar. Tuzla’da sendikalar›n›n yard›m›yla açt›klar› bürolar›nda bekleyen iflçilerin bir k›sm› grev sürecine girme haz›rl›¤›nda bir k›sm› ise geçim s›k›nt›s›ndan kaynakl› baflka ifl kollar›nda çal›flmaya bafllad›. Carmen çuval fabrikas› Temsilcisi Yaflar Bafl›büyük; “Grev sürecinde çok s›k›nt› çekece¤iz. Bizlere grev çad›r› kurdurmamak için jandarma bask› ve gözalt› terörü uygulayacak ama biz hakk›m›z› aramakta kararl›y›z” diyerek iflçilerin ve sendikalar›n›n greve haz›r olduklar›n› belirtti. (Kartal) l›flman›n ciddiyetten uzak oldu¤u aflikard›r. ‹flçi s›n›f› içinde çal›flmay› ve bu alanda ortaya ç›kan gücü, iktidara yani sendikalarda yönetimlere tafl›yarak, yönetme yeteneklerimizi ve becerilerimizi art›rmal›y›z. Bu ayn› zamanda bürokratik sendikal ayg›ttan farkl›l›¤›m›z› kitlelere kavratmak için de önemlidir. Zirveleri fethetme azmine ve kararl›l›¤›na sahip olmadan zafer yak›nlaflt›r›lamaz. Unutulmamal›d›r ki; en uzun koflu olan maraton bile bir ad›m ile bafllar. Yeter ki ad›m at›ls›n, gerisi mutlak gelecektir. Biz ad›mlar›m›z› atal›m ve s›klaflt›ral›m, bu uzun mücadeleyi yak›nlaflt›rmam›z mümkündür. ‹flçi s›n›f› ve emekçilerin gündeminin bir y›¤›n sorunla yüklü olmas›, bu sorunlar›n çözümünde bizim de etkili olabilmemiz ancak örgütlü gücümüzü art›rmam›z ve etki alanlar›m›z› geniflletmemizle olanakl›d›r. Aksi takdirde seyirci olma pozisyonumuzla yetinmek durumunda kalabiliriz. Devrimci Demokratik Sendikal Birlik, tüm çal›flanlar› kucaklamay› ve onlar›n örgütlü olduklar› sendikalarda güç olmay› önüne bir görev olarak koymufltur. Bugünkü konjonktür bize ciddi olanaklar sunmaktad›r. Yeter ki biz bu olanaklar› de¤erlendirmesini bilelim, iflçi s›n›f› ve emekçi halk›m›z›n beklentilerine cevap olmay› becerelim. Bunun için çok büyük yetenekler gerekmiyor. Hakim k›l›nmas› gereken; kitlelere karfl› dürüst ve samimi, mücadelede cesaretli ve ilkeli, kendimize karfl› ise elefltirel, kitlelerden ö¤renmesini ve onlara ö¤retmesini bilen bir çizgi olmal›d›r.


4

7

14-27 Mart 2003

Tuzla’da toplu sözleflme haz›rl›¤› Toplu sözleflme haz›rl›¤› içinde olan Deri-‹fl Tuzla fiubesi, mevcut haklar›n›n dahi 1475 say›l› yasa tasar›s›yla ellerinden al›naca¤› flu günlerde demokratik haklar› için mücadele edeceklerini söylüyor. 12 Mart’ta yap›lacak toplu sözleflmeyle ilgili Deri-‹fl Tuzla fiube Baflkan› Hasan Sonkaya’n›n görüfllerini ald›k.

Hasan Sonkaya: Hükümet IMF’ye verdi¤i sözleri yerine getirebilmek için u¤raflmaktad›r. Onlar kendi görevlerini yap›yorlar. Bugün iflçi s›n›f›n›n içinde bulundu¤u durum hiç de iç aç›c› de¤il. Devlet mevcut haklar› dahi yeni 1475 yasas› ile iflçilerin elinden almak istiyor. Bu do¤rultuda bizim 20032005 y›llar› aras› yap›lacak toplu sözleflmemizin çetin bir mücadele olaca¤› bir gerçeklik. Çünkü her yönüyle mevcut sistem bir sald›r› içerisinde ve bu do¤rultuda biz bir önceki y›la göre toplu sözleflmeye

biraz daha örgütlü, biraz daha güçlü giriyoruz. Neden daha örgütlü girdi¤imizi ifade etmek istiyorum. Göreve geldi¤imizde 25 tane fabrikada örgütlüydük. 625 tane sendikal› yetki alm›fl çal›flan üyemiz vard›. Bugün ise yeni yönetimle birlikte bu say› 53’e ç›kt›. 1370 kifliyle toplu sözleflmeye oturuyoruz. Sermayenin yapt›¤› sald›r›lar, sendikam›z›n toplu sözleflmeye güçsüz girmesini sa¤lamak için ayn› zamanda. Ama s›n›f bilincini alm›fl iflçiler herfleye ra¤men bu haklar›n kolay kolay kazan›lmad›¤›n› ve kolay kolay da verilmeyece¤ini tav›r ve durufllar›yla gösterdiler. Sonuç itibar›yla bu sald›r›lar›n ne ilk ne de son olaca¤›n› biliyoruz. Bu sald›r›lar› geri püskürtmenin yolu örgütlülükten ve iflyerlerinde çal›flmalardan geçiyor. Bizler tüm iflyerlerinde gelecek sald›r›lara karfl› iflçi komiteleri kurduk. Ve bununla ilgili sendikam›zda 250 kifliye yak›n kat›l›mla toplant›lar ald›k, çal›flmalar

yapt›k ve onlarla birlikte taslaklar›m›z› haz›rlad›k, mevcut taleplerimizi ilettik. Bu toplu sözleflmede bizim mevcut haklar›m›z›n tekrar garanti alt›na al›nmas›n› istiyoruz. Bir önceki yönetim döneminde yap›lan geçici iflçilik tafleron sistemine AK‹T anlaflmalar›na son verilip, bu maddelerinin tersine çevrilece¤i ve bölgemizde toplu sözleflmeli olan iflyerlerinde tafleron çal›flt›r›lmayaca¤›, özel AK‹T anlaflmalar›n›n yap›lmayaca¤›, geçici iflçi al›nmayaca¤› gibi talepleri yeni toplu sözleflme tasla¤›na koyduk. En demokratik haklar›m›za sahip ç›kmad›¤›m›z zaman var olmakla yok olmay› her zaman tart›fl›r›z. O temelde martta yap›lacak olan toplant›da 1 May›s’›n yasallaflmas› ve 8 Mart Dünya Emekçi Kad›nlar Günü izninin tam gün olmas› yönünde toplu sözleflmemize madde koyduk. Bizler s›n›f sendikac›l›¤›n› savunan sendikac›lar yöneticiler ve iflçiler olarak hiçbir hakk›n müca-

Ferro Krom özellefltiriliyor 14 Ocak 2003 tarihinde AKP hükümetinin aç›klad›¤› özellefltirme plan›nda yer almayan Eti Krom Afi Ferro Krom tesisleri, Baflbakanl›k Özellefltirme ‹daresi’nin ulusal bas›nda ilan etti¤i özellefltirme ihalesiyle özellefltirme kapsam›na al›nd›. Ferro Krom’un 14 Ocak’ta aç›klanan özellefltirme plan›nda yer almamas›na ra¤men Baflbakanl›k

Özellefltirme ‹daresi’nin, ulusal gazetelere ihale ilan› vermesi Elaz›¤’da tepkiyle karfl›land›. Türk-‹fl’e ba¤l› Maden-‹fl Sendikas›’n›n Elaz›¤ fiube Baflkan› ‹rfan Cirit, 25 fiubat 2003 tarihinde özellefltirme idaresinden Ferro Krom Müdürlü¤ü’ne, tesislerin özellefltirilmesiyle ilgili faks geldi¤ini, özellefltirmenin bir hafta içinde netlik kazanaca¤›n› be-

lirtti. Cirit konuflmas›n›n devam›nda AKP’nin ANAP’tan beter ç›kt›¤›n› söyleyerek “Milletvekilleri bizi kand›r›yor. Görüflmelerde bakanlar on dolar da kâr etse tesislerin çal›flaca¤›n› söylemifllerdi. Ald›¤›m›z bilgilere göre AKP genel sekreterlerinden biri devreye girmifl. Tesisler yabanc› firmalara peflkefl çekilecek” dedi. (Malatya)

Buca’da ‘sözleflmeli’ kölelik Çal›flma ve Sosyal Güvenlik Bakanl›¤›’na ba¤l› SSK Buca Seyfi Demirsoy Hastanesi’nde doktor, biyolog, hemflire, laborant gibi branfllarda çal›flan 554 sözleflmeli sa¤l›k emekçisi, bir y›ld›r kadroya al›nm›yor. Sözleflmelilerle ayn› ifli yapt›klar› halde kadrolular›n ald›klar› ücretin yar›s› veriliyor. fiubat 2002’de, döne-

min Çal›flma ve Sosyal Güvenlik Bakan› Yaflar Okuyan taraf›ndan kadroya al›nacaklar› sözü verilmesine ra¤men verilen sözler havada kald›. SES ‹zmir fiubesi yönetim kurulu baflkan› Ergun Demir de, personeli sözleflmeli olarak çal›flt›rman›n özellefltirmenin bir parças› oldu¤unu belirterek, uygulaman›n sa¤l›¤› do¤ufltan kazan›l-

m›fl bir hak olmaktan ç›kar›p ticari bir meta haline dönüfltürmeyi amaçlad›¤›n› söyledi. SSK Elbistan hastanesinde de ayn› durumun yafland›¤›n› hat›rlatan Demir, “biz, insanca yaflama mücadelesi veren sa¤l›k ve sosyal hizmet çal›flanlar› olarak arkadafllar›m›z›n derhal kadroya al›nmas›n› istiyoruz” dedi. (‹zmir)

dele etmeden al›namayaca¤›n›n bilincindeyiz. Mevcut patronlara karfl› olsun sisteme karfl› olsun mutlak suretle güçlerimizi birlefltirip bu toplu sözleflmeyi bir an önce bitirmek istiyoruz. 1475 yasa tasar›s›n›n ç›kmas› tamamen ülkedeki iflçilere yönelik kölelik dayatmas›d›r. Bu yasan›n ç›kmamas› tüm sendikalar›n, tüm iflçilerin, tüm konfederasyonlar›n bir bütün

olarak flalterden gelen gücünü kullan›p, üretimden gelen gücünü kullan›p sokaklara dökülmesinden geçiyor. Aksi takdirde mevcut olan haklar›m›z› tek tek alacaklar. Biz deri iflçileri olarak, sendika olarak bu yasaya karfl› mücadele edece¤iz. fiu an toplu sözleflme görüflmelerimiz var. Demokratik haklar›m›z verilmedi¤i müddetçe grev silah›m›z sakl›d›r. (Kartal)

ORÜS ‹fiÇ‹LER‹ ALDATILIYOR Özellefltirme politikalar›yla binlerce iflçiyi iflsiz b›rakanlar ve özellefltirmeyle kimsenin iflinden olmayaca¤›ndan dem vuranlar iflçileri aldatmakta ve yalan söylemektedirler. 1996 y›l›nda ORÜS Orman Ürünleri Sanayi Afi’nin özellefltirilmesiyle, 6 y›l önce 183 iflçi kap› önüne konulmufltu. Bu süre içerisinde çal›nmad›k kap› b›rakmayan iflçiler halen iflsizler. Samsun Bafra Vezirköprü’de bulunan ORÜS’ün özellefltirilmesiyle 183 iflçinin ifl akitleri ödenerek, k›sa sürede tekrar ifle al›nacaklar› sözü verilerek iflten ç›kar›lm›fllard›. ‹flçiler ad›na bir aç›klama yapan Mehmet Kaygusuz, “bizleri k›sa bir süre sonra ifle alacaklar›na söz verdiler. Ama 6 y›l

geçti ve bizler halen iflsiziz. ORÜS ad›na verilen listede isimlerimiz siliniyor. Bizlere sahip ç›k›lm›yor. Çal›nmad›k kap› b›rakmad›k” dedi. AKP ‹l Baflkanl›¤›na da giderek Baflbakan Yard›mc›s› Abdüllatif fiener’e seslenen iflçiler, 4046 say›l› yasada yap›lacak de¤ifliklikle özellefltirme sonras› iflsiz kalma riskinin kald›r›laca¤›n› duyurdu¤unu hat›rlatarak, “bizler de 1475 say›l› yasaya tabii iflçiler olarak 4046 say›da yap›lacak de¤ifliklikten geriye dönük özellefltirme ma¤durlar› olarak yararlanmak istiyoruz” dediler. Ayr›ca Meclis’e faks çeken iflçiler ifllerine dönünceye kadar mücadele edeceklerini belirttiler. (Samsun)

KESK KARADEN‹Z BÖLGE TOPLANTISI’NI YAPTI KESK, Karadeniz Bölge Toplant›s›n› 19 fiubat 2003 tarihinde Samsun Gazi Sahnesi’nde gerçeklefltirdi. Toplant›ya Çorum, Amasya, Sinop, Tokat, Ordu ve Samsun’da bulunan yöneticileri kat›ld›. Toplant›da 2003 Bütçesi ve ABD sald›rganl›¤› konusunda bilgi verilirken, KESK Mali Sekreteri ‹hsan Avc›, 19 bölgede toplant›lar yap›ld›¤›n› belirterek “kapal› kap›lar ar-

d›nda komflumuzu kötü duruma sokacak planlar yap›l›yor. Hükümet ülkemizi savafl konumuna getirmifltir” dedi. Ülkenin savafla girmesiyle emekçilerin daha kötü bir duruma gelece¤ini de söyleyen Avc› “sadece bir bankay› kurtarmak için milyarlarca dolar harcayan hükümet, emekçilere gelince “kaynak yok” diyor. Bu da hükümetin nerelere çal›flt›¤›n› gösteriyor” dedi. (Samsun)


14-27 Mart 2003

4

8

Mobil Santral zehir saçt› Bir y›ld›r halk›n çeflitli eylemliliklerle tepkisini göstermesine ra¤men çal›flan santralin ilk kurbanlar› kufllar ve bal›klar olurken çevrede bulunan köylüler ise ürünlerinin yand›¤›n› ve adeta zehir soluduklar›n› dile getirdiler. Çal›flan kurulufllar› emperyalistlere kelepir fiyat›na peflkefl çeken uflak yönetim zehir saçan, do¤ay› ve insan sa¤l›¤›n› altüst eden tesislerin ifllemesinde ise bir sak›nca görmüyor. Do¤ay› ve insan sa¤l›¤›n› altüst eden tesislerden biri de Samsun’un Tekkeköy ilçesinde kurulan mobil santrali. Bir y›ld›r halk›n çeflitli eylemliliklerle tepkisini göstermesine ra¤men çal›flan santralin ilk kurbanlar› kufllar ve bal›klar olurken çevrede bulunan köylüler ise ürünlerinin yand›¤›n› ve adeta zehir soluduklar›n› dile getirdiler. Bir an önce santralin kalkmas›n› isteyen köylüler santralin insanlar üzerindeki ilk etkilerinin bafla¤r›s›, kusma ve genizde yanma oldu¤unu söylediler. Çevre halk› ayr›ca santralin kurulmas›yla ekinlerin öldü¤ünü de belirtti. Köylüler bundan sonraki ürünlerin ekimine de ayn› sebeplerle endifleyle bak›yorlar. Konuyla ilgili birçok kurum santralin kurulufluna eylemliliklerle tepki gösterirken, mobil santralin yap›mc› firmas› CEKA, Enerji Üretim Afi. fiantiye Müdürü Erdo¤an Eker ise yaflanan kirlili¤in santralle alakas› olmad›¤›n› belirterek, test çal›flmas› yap›ld›¤›n› söyledi. Çev-

reye “kesinlikle” zarar vermediklerini savunan Erdo¤an, halk›n kendilerini hedef seçti¤ini belirtti. MOB‹L SANTRAL B‹R ÇEVRE KATL‹AMIDIR Yap›lan araflt›rma ve incelemelerle santralin zehir saçt›¤› defalarca kan›tlansa da, ç›kar› olanlar adeta “sa¤›rlar›” oynamaktalar. Devletin “yetkili” kurumlar›nca yap›lan incelemeler sonucu ölen kufllar ve bal›klar›n santralin ilk yak›t›ndan denize s›zan 6 No’lu Fuel-Oil’den öldü¤ü kan›tland›. Ancak buna ra¤men “yetkililer” sessizliklerini sürdürüyorlar. Konuyla ilgili bir aç›klama da TMMOB Samsun ‹l Koordinasyon Kurulu yaparak santral katliam›n›n durdurulmas›n› istedi. TMMOB ad›na konuflan Metin Telat, “bizlerin seçti¤i 9 milletvekili de santrale karfl› olduklar›n› söylediklerinde umutland›k ama umudumuz kursa¤›m›zda kald›. Sözleflme bahane edilerek santral çal›flt›r›ld›” dedi. Hiçbir siyasal dayana¤› olmayan santralin siyasi kay›rmalarla birilerine rant sa¤lamak için kuruldu¤unu belirten Telat ayr›ca Samsun Baro-

600 bin ton patates çürümeye b›rak›ld›

Türkiye’nin en önemli patates üretim merkezlerinden biri olan Ni¤de’de bu y›l ürünlerini ellerinden ç›karamayan köylüler büyük s›k›nt›larla karfl› karfl›ya kald›lar. Türkiye’nin patates ihtiyac›n›n % 25’ini karfl›layan Ni¤de’de geçen y›l 34 bin hektarda yap›lan üretimden 1 milyon 245 bin 125 ton ürün elde edildi. Ürünün maliyetinin alt›nda bir fiyata

sat›fla sunulmas› dahi patatesin ambarlardan ç›kmas›n› sa¤layamad›. Ni¤de Ziraat Odas› Baflkan› Ali Özdemir konuyla ilgili yapt›¤› aç›klamada patatesin maliyetinin alt›nda 11 bin ile 125 bin lira aras›nda sat›fla sunulmas›na karfl›n 600 bin ton patatesin ambarlarda al›c› bekledi¤ini; büyük marketlerde 300 bin liradan sat›lan patatesin üreticiye bir fley kazand›rmad›¤›n› söyledi. (‹zmir)

su’nun açt›¤› yürütmeyi durdurma dava dosyas›n›n mahkemeler aras›nda gezindi¤ini, santralin daha ilk yak›t transferinde çevrede büyük bir katliama neden oldu¤unu ekledi. Çevrede bulunan fabrikalar›n hiçbirinden bu kadar duman ç›kmad›¤›n› belirten çevre halk› “bizleri adeta göçe zorluyorlar”, “memleketi terketmemizi istiyorlar” diyerek tepkilerini dile getiriyorlar. Samsun Ticaret ve Sanayi Odas› Yönetim Kurulu

Baflkan› Adnan Sako¤lu ise santralle ilgili hem devletin hem de Samsun halk›n›n k›skaçta oldu¤unu belirterek tepkisini “kim bu halk›n befl kuruflunu haks›z yere yediyse gözü kör olsun” dedi. “ZEH‹R SOLUYORUZ” Çevre katliam›n›n yafland›¤› Ç›narl›k Beldesi Belediye Baflkan› Nihat Soluk da santralin çal›flmalar›n›n kendilerini hayrete düflürdü¤ünü Çarflamba

“Üreticinin hakk› verilsin” Daha önce Trabzon ve Ankara’da gerçekleflen (FKK) F›nd›k Koordinasyon Kurulu’nun üçüncü toplant›s› Ordu’da gerçekleflti. 12 Mart 2003 tarihinde gerçekleflen toplant›ya TÜB‹TAK, F›nd›k Tan›t›m Grubu, Karadeniz ve ‹stanbul F›nd›k ‹hracatç›lar› Birli¤i yetkilileri ve ihracatç› firma temsilcileri kat›ld›. Toplant›n›n aç›l›fl konuflmas›n› Ordu Ticaret ve Sanayi Odas› Baflkan› Ömer Ayd›n yapt›. Ayd›n; f›nd›k sorununun 1900’lü y›llar›n ilk çeyre¤inden bu yana tart›fl›ld›¤›na dikkat çekerek, o y›llardan beri hiçbir çözüm üretilemedi¤ini, bu durumun f›nd›k sektöründe bulunan özel, tüzel ve resmi kurumlar›n ay›b› oldu¤unu belirtti. Yine toplant›da konuflan Trabzon Ticaret Borsas› Meclis Baflkan› Mehmet Civar ise üreticinin desteklenmesi gerekti¤ine de¤inerek üretim aflamas›nda tüm zorlu¤u çeken üreticinin hakk›n›n verilmesi gerekti¤ini belirtti. F›nd›k al›mlar›n› sürdüren Fiskobirlik ise üreticiye henüz borcunu ödemedi. Üreticiye 2 trilyon 950 milyar borcu olan Fiskobirlik, önümüzdeki hafta içinde Ziraat Bankas› flubelerinden ödemeyi yapaca¤›n› aç›klad›. Al›m kampanyas› ise 7 Mart tarihinde sona erdi. (Samsun)

Ovas›’na büyük bir zarar verdi¤ini belirterek, defalarca karfl› ç›kt›klar›n› ama bir türlü kimsenin kendilerini anlamad›¤›n› söyleyerek “Çarflamba ovas› zehir alt›ndad›r” dedi. Çevrede bulunan birçok belediye baflkan› santralin kuruluflundan itibaren karfl› olduklar›n› söyleseler de Mobil Santral çal›flmalar›n› sürdürüyor. Samsun halk› da Mobil Santral’in kalkmas› için eylemler yap›yor. Belediye baflkanlar› taraf›ndan meclise götürülen Mobil Santral tart›flmalar› sürerken, eylemler de sürüyor. 4 Mart 2003 tarihinde çevre halk› ve bir grup denizci ellerinde dövizlerle bir eylem yapt›lar. ‹nsanlar dövizlere “Biz mobil santral istemiyoruz”, “Bugün kufllar, bal›klar ölüyor, yar›n insanlar ölecek”, “Biz zehir istemiyoruz” yazarak tepkilerini gösterdiler. Ayr›ca 10 Mart günü santrale yürümek için toplanan köylüler jandarman›n izin vermemesi üzerine Ordu-Samsun karayolunu bir süre trafi¤e kapatarak jandarma ve polisle tart›flt›. Mobil santralin verdi¤i zararla ilgili dövizler tafl›yan kad›nl› erkekli yaklafl›k1000 kifli tepkilerini sloganlarla dile getirdi. (Samsun)

Pancarda kota kald›r›ld›

Kütahya’n›n Hisarc›k ilçesi Ziraat Odas› Baflkan› Yusuf Çal›flkan; üreticilerin daha önce belirlenen kotan›n % 15 eksik ya da fazla ürün teslim edebildi¤ini yeni uygulama ile bunun kald›r›ld›¤›n› söyleyerek pancarda kota uygulamas›n›n üreticiyi y›ld›rma politikas› oldu¤una dikkat çekti. Kota uygulamas› ile kota fazlas› üründen “yok pahas›na” sa-

t›n al›naca¤›n›, eksik yat›r›lacak olursa da çiftçinin tazminat ödeyece¤ini dile getiren Çal›flkan “böyle dayatma olur mu?” diyerek tepki gösterdi. Çiftçilerin tarlan›n ne kadar ürün kald›raca¤›n› bilemeyece¤ini çünkü üründen iklim koflullar›na ve ekilen tohumun cinsine göre farkl› verimler al›nabilece¤ini de sözlerine ekledi. (H. Merkezi)


4

9

14-27 Mart 2003

Diyarbak›r’da susuzluk Diyarbak›r Ahmetli Köyü’nde 2 y›ld›r yaflanan susuzluk, köylünün can›na tak etti. Su kuyular› tifo hastal›¤›na davetiye ç›kard›¤› için kapat›lan köylüler, hergün eflek s›rt›nda 2 kilometre yol katederek bidonlarla su tafl›yor, banyoyu ise ancak 50 günde bir yapabiliyor. Ergani’ye ba¤l› 350 haneli Ahmetli Köyü’nde 2001 y›l› Aral›k ay›nda, tifo salg›n› nedeniyle 90 köylü hastanelik oldu. Tifo salg›n›n köyün su ihtiyac›n› karfl›layan içme suyundan kaynakland›¤›n›n anlafl›lmas› üzerine, su kuyusu, Ergani Sa¤l›k Müdürlü¤ü ekipleri taraf›ndan kapat›ld›. Su kuyusunun kapat›lmas›n›n ard›ndan Ergani Kaymakaml›¤› ve Diyarbak›r Köy Hizmetleri Müdürlü¤ü taraf›ndan yeni su kuyusu açmak için bafllat›lan çal›flmalardan ise bugüne kadar sonuç al›namad›. ‘SUSUZLUKTAN BULAfiICI HASTALI⁄A YAKALANACA⁄IZ’ Köy Muhtar› Abdulsamet Bingöl, su kuyusunun, sondaj, boru döflenmesi ifllemlerinin bitti¤ini belirterek, “Köy Hizmetleri 8. Bölge Müdürlü¤ü dalg›ç pompa ve elektrik pompas› döflerse köy suya kavuflacak” dedi. Sussuzluk nedeniyle köylülerin bulafl›c› bir hastal›¤a yakalanmas›ndan korktu¤unu ifade eden Bingöl,

flunlar› söyledi: “Daha önce su flebekemiz vard›. Tifo hastal›¤›ndan sonra su flebekesi kapat›ld›. Köylü su olmad›¤› için temizlik ihtiyac›n› gideremiyor. Bulafl›c› bir hastal›ktan korkuyoruz Her gün çevredeki kuyulardan su tafl›n›yor. Bunlar›n sa¤l›kl› olup olmad›¤›n› da bilmiyoruz. Sorunun çözülmesi Köy Hizmetleri’nin elinde.” Ahmetli Köyü ‹lkö¤retim Okulu’nda ders veren, ismini vermek istemeyen bir ö¤retmen ise, ö¤rencilerin salg›n bir hastal›¤a yakalanabilece¤ine dikkat çekerek, “Burada su bulunmad›¤› için içme suyunu evden getiriyoruz. Ö¤renciler su olmad›¤›ndan temizlik yapam›yorlar. Bunun da ileride bir salg›n hastal›¤a yol açmas›ndan korkuyoruz” diye konufltu.

SABAHTAN EfiEKLERLE SU TAfiIYORUZ Ahmetli Köyü’nde oturan vatandafllar ise hergün 2 kilometre ötedeki NATO Tesisleri ile çevre köylerden su tafl›d›klar›n› belirttiler. Hadi ‹z adl› köylü, “Bir y›ld›r, her sabah efleklerle birlikte kilometrelerce öteden su tafl›maya bafll›yoruz. Bazen günde 10 defa gidip geliyoruz. Sadece içme suyu de¤il hayvanlar için de su getiriyoruz. Devlet 1 y›ld›r çözece¤ini söylüyor ama çözmedi. Çözmedi¤i için periflan olmufluz” dedi. Kuyulardan su tafl›n›rken ço¤u zaman tart›flmalar yafland›¤›n› dile getiren Hüseyin Yel ise, “Kuyu sahipleri bazen su almam›za izin vermiyorlar. Bazen de kad›nlar s›ra kavgas› yap›yorlar. Korkar›m bu tart›flmalar bir gün kötü kavgalara neden olacak” dedi.

Bergamal› “casuslara” beraat

‘50 GÜNDE B‹R BANYO YAPIYORUZ’ Yasin Güner ise, 50 günde bir banyo yapabildiklerini dile getirerek, “Köyde 2 bin 500 kifli yafl›yor. Kuyu sular› ile banyo yapmak zorunda kal›yoruz. Banyoyu da art›k bit oluflmas›n diye 50 günde bir yap›yoruz. Bu köye su gelirse ilk iflim temiz bir banyo yapmak olacak. Sadece ben de¤il herkes art›k temiz yaflamak istiyor. Bir y›ld›r bu sorunu çözeceklerini söyleyen yetkililer ise hep söz veriyorlar, yok. Devlet bu sorunu çözsün” diye konufltu. KAYMAKAM: 15 GÜN ‹Ç‹NDE KUYU FAAL‹YETE GEÇECEK Konu hakk›nda D‹HA’ya bilgi veren Ergani Kaymakam› Abdülkadir Güven ise, su kuyusunun büyük k›sm›n›n bitti¤ini ve bugüne kadar 5 milyar 500 milyon lira masraf yapt›klar›n› belirterek, “3 ay boyunca Ahmetli Köyü’ne tankerlerle su tafl›d›k. Köy Hizmetlerinin bu masraf› karfl›lamas› gerekirken biz kaymakaml›k olarak karfl›lad›k” dedi. Köy Hizmetleri 8. Bölge Müdürlü¤ü’nün su kuyusunda 10 günlük bir ifli kald›¤›n› belirten Güven, “Dalg›ç pompay› ald›k. Köy Hizmetleri elektrik iflini bitirirse kuyu faaliyete geçecek. Kuyu en geç 15 gün içinde faaliyete geçecektir” diye konufltu. (D‹HA)

Y›llard›r bölgelerinde siyanürlü alt›n ç›kar›lmas›na karfl› direnen Bergama köylüleri ve köylülere destek verenlerin direnifllerini k›rmak için çeflitli ayak oyunlar›na baflvuran Normandy flirketi yöneticileri ve bu flirketin yerli uflaklar› köylülerin ve destekçilerinin Almanya ad›na casusluk yapt›klar›n› iddia etmifl ve 25 kifli hakk›nda çeflitli ceza istemleri ile DGM’de dava açm›flt›. Davaya kan›t olarak da geçti¤imiz aylarda bir silahl› sald›r› sonucu öldürülen Dr. Necip Hablemito¤lu’nun yazd›¤› ve finans› Normandy flirketi taraf›ndan karfl›lanan “Alman Vak›flar› ve Bergama Davas›” kitab› sunulmufltu. Geçti¤imiz günlerde 3. duruflmas› görülen davada san›klar hakk›nda beraat karar› istendi. (‹zmir)

Çiftçi ödemeleri yap›lm›yor

Tar›mda tohum s›k›nt›s›

“Tar›m ve GAP” konulu bir panele kat›lan Tar›m ve Köy ‹flleri Bakan› Sami Güçlü kemer s›kma politikas›n›n devam edece¤ini söyledi.

Tar›m için oldukça verimli topra¤›m›z var ancak yeterince destek verilmedi¤i için tohum üretimi gerçekleflmiyor.

28 fiubat 2003 tarihinde “Tar›m ve GAP” konulu bir panele kat›lan Tar›m ve Köy ‹flleri Bakan› Sami Güçlü panel ç›k›fl›nda gazetecilere bir aç›klama yapt›. Özellikle 2003 y›l› bütçesinde tar›ma ayr›lan pay ve DGD ödemelerine ayr›lan 1.4 katrilyonluk bölümün kesilmesi ile ilgili aç›klama yapan Sami Güçlü yaflananlarda içinde bulunulan konjonktürün de etkisi oldu¤unu söyleyerek kemer s›kma politikas›n›n devam edece¤ini söyledi. Ödemelerin ancak 2004 y›l›nda yap›labilece¤i mesaj›n› veren Güçlü daha sonra s›rayla köylüleri bekleyen yeni sald›r›lar› s›ralad›. Bu s›rada bas›n mensuplar›n›n bu¤day

stoklar› ile ilgili sorula-

Sami Güçlü Türkiye’de bu¤day fazlas› oldu¤unu belirterek ancak olas› savafl durumunda fiyat art›fl› olabilece¤ini, gerekli önlemleri ald›klar›n› söyledi.

r›na da yan›t veren Tar›m Bakan› Sami Güçlü, Türkiye’de bu¤day

fazlas› oldu¤unu belirterek ancak olas› savafl durumunda fiyat art›fl› olabilece¤ini, gerekli önlemleri ald›klar›n› söyledi. Söz konusu önlemlerin asl›nda savaflla bir ilgisi olmad›¤›n› da söyleyen Güçlü “önlemler fiyat art›fl›n›n normallefltirilmesi ile ilgilidir” dedi. fiu anki bu¤day stoklar›n›n ise 1 milyon tonun üzerinde oldu¤unu söyleyerek 2002 y›l› DGD ödemelerinin ise May›s ay› sonuna kadar tamamlanaca¤›n› ifade etti. Çiftçi borçlar›n›n ne zaman affedilece¤ini soran gazetecilere “bu soruyu hazine bakan› yan›tlayacak” fleklinde kaçamak cevap vererek üreticilere yeni sald›r›lar›n haberi verdi. (H. Merkezi)

Konya Meram Ziraat Odas› Baflkan› Mustafa Hepokur, domateste yaflanan geliflmeler üzerine bir aç›klama yapt›. Türkiye’de üretilmeyen ve ithal yoluyla karfl›lanan 1 kg. domates tohumu için 5 t›r dolusu domates ihraç edildi¤ini belirten Hepokur; flimdiye kadar gelip geçen hükümetlerden hiçbirinin tar›mda çok önemli olan tohumculu¤a gereken önemi vermedi¤ini bu duyars›zl›k sonucu Türkiye’nin tohum ihtiyac›n›n Hollanda

ve ‹srail’e ba¤›ml› hale gelerek bu ülkelerden karfl›land›¤›n› söyledi. Hepokur, 1 kg. tohumun 1.5 milyon lira oldu¤unu, 1 kg. tohum

yatlar›n›n düfltü¤ü dönemlerde bu rakam›n 10 t›ra kadar ç›kt›¤›n› söyledi. Hepokur “1 kg. domates tohumu 150 dekar alana ekiliyor. Ya k l a fl › k 2500 ton Türkiye’nin ürün elde tohum ediliyor. Buihtiyac› nun da % Hollanda 10’u tohum ve ‹srail’e masraf›na gidiyor. Tar›m ba¤›ml› için oldukça hale verimli topgetirildi. ra¤›m›z var ancak yeterince destek verilmedi¤i için tohum üretimi gerçekleflmiyor. Kaliteli ürün ve tohum üretimi yayg›nlaflmas› için 5 t›r dolusu domates ih- için devletin destek vermesi raç edildi¤ini, domates fi- flart” dedi. (‹zmir)


14-27 Mart 2003

4

10

Tecrit bir can daha ald›

evletin 3 y›ld›r devrimci ve komünist tutsaklara yönelik uygulad›¤›

D

tecrit politikas› öldürmeye devam ediyor. Devlet “F tiplerinde tecrit

yok” 盤l›klar›n› atarken, Ölüm Orucu direnifllerini bofla ç›karmak amac›yla “zorla müdahale iflkencesini” yasalaflt›rmay› da ihmal etmiyor. Yürütülen bu ikiyüzlü politikalar›n bir aya¤›n› devrimci tutsaklar› yok etmek olufltururken di¤er aya¤›n› da toplumu öncülerinden tecrit ederek örgütlenmelerinin önüne geçmek oluflturuyor. Tecritin ald›¤› son can ise 23 yafl›ndaki Orhan U¤ur oldu. Tekirda¤ F tipi hapishanesinde, tek kiflilik hücrede tutu-

lan U¤ur tecrite karfl› 16 fiubat’ta “birfleyler yapmak gerek” sözlerini hayk›rarak kendini yakm›flt›. Hastaneye kald›r›larak tedavi alt›na al›nm›fl ancak 27 fiubat’ta bulundu¤u hastanede yaflam›n› yitirmiflti. U¤ur’un cenazesi, polisin vermek istememesine karfl› akrabalar›n›n çabalar› sonucu al›narak Okmeydan› Cemevine oradan da Hasköy mezarl›¤›na götürüldü. “Yaflas›n Ölüm Orucu Direniflimiz”, “Orhan U¤ur yoldafl ölümsüzdür” sloganlar›n›n at›ld›¤› ve yakla-

fl›k 150 kiflinin kat›ld›¤› törende, cenaze gömüldükten sonra sayg› duruflu yap›ld›; ard›ndan da vasiyeti üzerine “fiu Dersim’in Da¤lar›” türküsü söylendi. Öte yandan edindi¤imiz bilgilere göre 1 Mart’ta ‹zmit Devlet Hastanesinde bulunan TKEP/L davas› tutsa¤› Hasan Öksüz, Ölüm Orucunun 275. gününde “zorla müdahale iflkencesi” yasas›na dayan›larak zorla müdahale iflkencesine maruz kald›. (‹stanbul)

F Tiplerinde “Master Plan›” uygulan›yor

Bülent Barmaks›z

erek F Tipi hapishanelerde gerekse di¤er hapishanelerde yaflanan hak gasplar›na hemen hemen her gün bir yenisi daha ekleniyor. Tutsaklar özellikle F Tipi hapishanelerde tecrit uygulamalar› ile teslim al›nmaya çal›fl›l›yor. Hastaneye gidifl gelifller dahi tutsaklar için adeta bir iflkence halini ald›. Bolu F Tipi Hapishanesi’nde tutuklu bulunan Bülent Barmaks›z, hastaneye gidifl geliflte üzerinin 9 kez aranmas›na tepki gösterince gardiyanlar taraf›ndan dövüldü. Meydana gelen darp izlerinin raporlanmamas› için ise bir hafta süreyle doktora götürülmedi. Konuyla ilgili D‹HA muhabirine bilgi veren Bülent Barmaks›z’›n avukat› Gülüzar Tuncer bu uygulaman›n F Tipi hapishaneler için haz›rlanan “Master Plan›”n›n bir sonucu oldu¤unu söyledi. 1994 y›l›nda gözalt›na al›narak 18 y›l 6 ay ceza alan Barmaks›z, 19 Aral›k katliam› s›ras›nda Gebze Hapishanesi’nde bulunuyordu. Bolu F Tipi’nin aç›lmas›yla buraya sevk edildi. Toplam 12 siyasi tutsa¤›n bulundu¤u Bolu F Tipi Ha-

G

pishanesi, di¤er hapishanelere oranla keyfi uygulamalar›n daha çok yafland›¤› bir hapishane. Gülüzar Tuncer bu keyfi uygulamalardan bir tanesi olan müvekkili Bülent Barmaks›z’›n yaflad›¤› olay› flu flekilde aktar›yor: “Müvekkilim Bülent Barmaks›z, cezaevindeki koflullar ve gördü¤ü iflkenceler nedeniyle tüberküloz, zatürre, bronflit, faranjit gibi hastal›klara yakaland›. Bu nedenle tedavi için hastaneye götürülüp getiriliyordu. En son 20 Aral›k 2002’de yine hastaneye götürülürken aramaya tabi tutuluyor. ‹lk arama hücre kap›s›nda gerçeklefliyor. ‹kinci arama X-ray cihaz› önüne geldi¤inde yap›l›yor. Gene ayn› biçimde elle üst aramas› ve ayakkab› aramas› yap›l›yor. Üçüncü arama olarak X-ray cihaz›ndan geçiriliyor. Cihazda geçifl esnas›nda kemer, saat gibi eflyalar ç›kar›l›p tekrar geçiriliyor. Son olarak da mahkum kabul k›sm› denilen bölüme götürülerek gene askerler taraf›ndan elle üst ve ayakkab› aramas› yap›l›yor. Müvekkilim hastane dönüflünde de ayn› aramalara maruz kal›yor ve bir odaya konarak bir süre tek bafl›na b›rak›l›yor. Sonra bafl gardiyan ve yan›ndaki infaz koruma memurlar› içeri girip soyunmas›n› söylüyor. Müvekkilim Barmaks›z, buna gerek olmad›¤›n›, hastaneye giderken 4 aramadan geçti¤ini, zaten hastanede kald›¤› süre boyunca askerlerin kendisini hiç yaln›z b›rakma-

d›¤›n›, hatta tuvalete giderken bile yan›nda kald›klar›n›, bu yüzden soyundurularak aramaya gerek olmad›¤›n› belirtiyor. Bunun üzerine bafl gardiyan, ‘T›p›fl t›p›fl soyunacaks›n, beni sinirlendirme, ç›kar üzerindekileri’ diyerek müvekkilimin yüzüne bir yumruk at›yor. Ard›ndan da di¤er infaz koruma memurlar› da tekme tokat giriflip üzerindekileri parçalarcas›na ç›kar›yor ve X-ray cihaz›ndan geçiriyorlar. Bu da yetmiyor, el dedektörünü müvekkilimin ç›plak vücudunun üzerinde gezdirip

arama yap›yorlar. Bunu tamamen tahrik amaçl› yap›yorlar”. Müvekkiline iflkence yapanlar›n cezaland›r›lmas› için ne gerekiyorsa yapacaklar›n› belirten Gülüzar Tuncer, Bolu Cumhuriyet Baflsavc›l›¤›’na ve A‹HM’e baflvurduklar›n› belirtti. Ayr›ca bu uygulamalar›n kamuoyundan gizli tutulan ve kimler taraf›ndan ne zaman oluflturuldu¤u aç›klanmayan “Master Plan›”na dayand›r›ld›¤›na dikkat çeken Tuncer, bu planla ilgili de flunlar› söyledi: “F Tipi cezaevlerinde uygulanmak üzere

özel olarak Master Plan› haz›rland›¤›n› biliyoruz ama bunu kim, ne zaman, nas›l haz›rlam›fl ö¤renebilmifl de¤iliz. Çok gizli tutuluyor. Hatta ilk duyuldu¤unda, ‹stanbul Barosu bunun aç›klanmas› için Bakanl›k’a talepte bulunmufltu ancak hiçbir flekilde aç›klanmam›flt›. Geçenlerde bu olaya iliflkin A‹HM’e baflvuruda bulundu¤umu belirterek bu plan› istedim. Asl›nda vereceklerini hiç tahmin etmiyordum. Ama Master Plan›n›n aramalarla ilgili bölümünü bana gönderdiler.

Bu plan›n bir maddesinde ‘Daha önceden belirlenenler ile flüpheli görülenlerin vücut aramalar›, gerekli önlemler alt›nda özel olarak yap›l›r’ diye belirtiliyor. fiimdi daha önce bildirilenlerden kastedilen ne, kim neyi bildiriyor? Müvekkilime karfl› uygulanan taciz fleklindeki arama buna dayand›r›l›yor. Asl›nda F Tipindeki bütün uygulamalar›n kayna¤› bu. Ancak bu bir genelge de¤il, tüzük de¤il, bir plan. Herkesten gizli tutulan bu plan›n yasall›¤› ise tart›flma konusu.” (H. Merkezi)

Kürkçüler Hapishanesi’nde

12 Eylül uygulamalar› Adana Kürkçüler Hapishanesi’nde tutuklu bulunan 29 kifli 12 Eylül’ü aratmayan insanl›k d›fl› uygulamalara maruz kald›lar. KADEK Genel Baflkan› Abdullah Öcalan’a uygulanan tecriti protesto etmek amac›yla 14 ve 15 fiubat 2003’te yap›lan eylemlerde gözalt›na al›nan 29 kifli 19 fiubat’ta KADEK’e yard›m ve yatakl›k ettikleri iddias›yla tutuklanarak Kürkçüler Hapishanesi’ne götürülmüfllerdi. 29 tutuklu hapishane giriflinde hapishanenin d›fl güvenli¤inden sorumlu bulunan jandarmalar ile gardiyanlar›n sald›r›s›na u¤rad›klar› gerekçesiyle Adana ‹l Cumhuriyet Savc›l›¤›’na suç duyurusunda bulundular. Avukatlar› arac›l›¤›yla yap›lan itiraz baflvurular› sonucu serbest b›rak›lan tutuklulardan Nusret Bak›r, Zülküf Tezkorkmaz, fiükrü Beyav, D‹HA muhabirine Kürkçü-

KADEK’e yard›m yatakl›ktan Kürkçüler Hapishanesi’nde tutuklu bulunan 29 kifli insanl›k d›fl› uygulamalara maruz kald›lar. ler Hapishanesi’nde yaflanan uygulamalar› anlatt›lar. Anlatmak ile yaflaman›n çok büyük farklar tafl›d›¤›n› belirten Nusret Bak›r; “Cezaevinin d›fl güvenli¤inden sorumlu olan jandarmalar ile bizi cezaevine getiren polisler gözlerimiz ba¤l› bir flekilde ve daha cezaevine girmedi¤imiz halde bizi tek tek araçtan indirerek sald›rd›lar. Sald›r›lar sonucu difllerim k›r›ld›. Vücudumda morart›lar olufltu. Sözde güvenli¤imizden sorumlu olan jandarmalar bizlere iflkence yapan, iflkenceci birimler haline gelmifl” derken ç›r›lç›plak soyularak sald›r›ya u¤rayan Zülküf Tezkorkmaz ise “Bizi isim kayd› yapmak için ç›r›lç›plak soydular. Daha sonra teker teker bir odaya

al›nd›ktan sonra dörder jandarman›n sald›r›s›na u¤rad›k. Sald›r›dan sonra ald›¤›m darbeler nedeniyle kulaklar›m duymuyor” diye konufltu. Saç ve sakallar›n›n zorla kesildi¤ini söyleyen fiükrü Beyav ise “Cezaevi kimli¤inin ç›kart›lmas› için saçlar›m›z›n kesilece¤i söylendi. Saçlar›m›z ve b›y›klar›m›z kesildi. Ko¤ufllara da¤›t›lmadan önce 4 gün tecrit odalar›nda kald›k ve sald›r›lar sonucu kula¤›m›n zar› patlad›. Kaburgalar›mda ciddi sorunlar var” diyerek hapishane d›fl güvenli¤inden sorumlu jandarmalar ile gardiyanlar hakk›nda ayr› ayr› Adana Cumhuriyet Savc›l›¤›na suç duyurusunda bulunduklar›n› kaydetti. (H. Merkezi)


11

4

Umut Yay›mc›l›k

14-27 Mart 2003

“Saklanmaya Çal›fl›lan Bir Meflale ‹brahim Kaypakkaya” isimli kitap hakk›nda ‹stanbul DGM taraf›ndan soruflturma bafllat›ld›. Soruflturma kitab›n yazarlar›n›n yan›nda kapak tasar›mc›s›na, derleyenine, Umut Yay›mc›l›k yetkililerine ve hatta kitab›n bas›ld›¤› Kayhan Matbaa’n›n yetkililerine yönelik de aç›ld›. DGM’nin bu soruflturmas› bizleri hiç flafl›rtmad›. Kitab›n isminden de anlafl›laca¤› gibi ‹brahim Kaypakkaya, y›llard›r Türk egemen s›n›flar› taraf›ndan Saklanmaya Çal›fl›lan Bir Meflale’dir. Öyle ki flu ana kadar ‹brahim Kaypakkaya’y› anlatan onlarca kitap, dergi, gazete hakk›nda davalar aç›lm›fl ve toplat›lm›flt›r.

Saklanmaya Çal›fl›lan Bir Meflale; ‹brahim Kaypakkaya

Umut Yay›mc›l›k taraf›ndan ç›kart›lan ve Nihat Behram, Rag›p Zarakolu, Ali Taflyapan, Hasan K›yafet, Temel Demirer, Mihri Belli, Muzaffer Oruço¤lu, fiükran Soner, Oral Çal›fllar ve Nurgüzel Oral’›n kaleme ald›¤› ve ‹brahim Kaypakkaya’n›n yaflam›n›, mücadelesini ve düflüncelerini anlatan yaz›lardan oluflan “Saklanmaya Çal›fl›lan Bir Meflale ‹brahim Kaypakkaya” isimli kitap hakk›nda ‹stanbul DGM taraf›ndan soruflturma bafllat›ld›. Soruflturma kitab›n yazarlar›n›n yan›nda kapak tasar›mc›s›na, derleyenine, Umut Yay›mc›l›k yetkililerine ve hatta kitab›n bas›ld›¤› Kayhan Matbaa’n›n yetkililerine yönelik de aç›ld›. DGM’nin bu soruflturmas› bizleri hiç flafl›rtmad›. Kitab›n isminden de anlafl›laca¤› gibi ‹brahim Kaypakkaya, y›llard›r Türk egemen s›n›flar› taraf›ndan Saklanmaya Çal›fl›lan Bir Meflale’dir. Öyle ki flu ana kadar ‹brahim Kaypakkaya’y› anlatan onlarca kitap, dergi, gazete hakk›nda da-

‹brahim Kaypakkaya da bugün halk kitlelerine mal olmufl -ister onun görüfllerini benimsersin ya da benimsemezsin- son derece sayg›n bir isimdir. Kahramanl›¤›, direnifli ve fikirlerindeki tutarl›l›¤› ile.

valar aç›lm›fl ve toplat›lm›flt›r. 12 Eylül öncesi yay›nlanan ve ‹brahim Kaypakkaya’n›n yaz›lar›n›n yer ald›¤› kitaplar; toplatmalar, yasaklamalar, yakmalar ve her türlü sald›r›larla karfl› karfl›ya kalm›flt›r. 12 Eylül’ün bilim, düflünce ve kitap düflmanl›¤›n›n en keskin hedefi olmufltur. Aradan geçen y›llar, Türk egemen s›n›flar›n›n ‹brahim Kaypakkaya üzerinde uygulad›¤› sansürden hiçbir fley eksiltmemifl, aksine daha da art›rm›flt›r. Yine Umut Yay›mc›l›k’tan ç›kan ve Nihat Behram’›n yazd›¤› “Ser Verip S›r Vermeyen Komünist Önder” ve Ozan Yay›nc›l›k’tan ç›kan ve Turan Feyizo¤lu taraf›ndan kaleme al›nan “‹bo” isimli kitaplar da buna bir örnektir. Peki neden Türk egemen s›n›flar› ‹brahim Kaypakkaya üzerinde böyle bir sansür uygulamaktad›r? Bu soruya verilebilecek en k›sa yan›t O’nun düflüncesidir. Gerçekten de O’nun düflünceleri yaflad›¤› dönemden günümüze kadar en “tehlikelisi” olarak belirlenmifltir Türk egemen s›n›flar› taraf›ndan. Çünkü egemen Kemalist ideolojinin etkisi alt›ndaki devrimci harekete karfl› çetin bir ideolojik mücadele vermifltir ‹brahim Kaypakkaya. Türk devletinin niteli¤ini ve Kemalizmin faflist özünü gün ›fl›¤›na ç›kartan ‹brahim Kaypakkaya, ayr›ca Kürtlerin ezilen bir ulus oldu¤unu ve Kürt ulusunun kendi kaderini tayin etme hakk› oldu¤unu net olarak ortaya koymufltur. ‹brahim Kaypakkaya’n›n yaflam›, mücadelesi, düflünceleri ve ard›llar›n›n O’nun çizdi¤i güzergahta ilerlemedeki ›srar› sadece egemen s›n›flar› rahats›z etmemektedir. Burjuvazinin hizmetkarlar›n› ve her türlü oportünistleri de rahats›z etmektedir. Hiç kuflku yok ki y›llard›r ülkedeki burjuva ve burjuva-demokrat ayd›nlar Kaypakkaya ismini özellikle “yok” sayar. Çünkü onlar›n oportünist teorileri de, ‹brahim Kaypakkaya’n›n proleter devrimci çizgisi taraf›ndan büyük bir darbe yemifltir. ‹brahim Kaypakkaya’n›n düflün-

celeri, Türkiye Devrimci Hareketini etkisi alt›na alan reformist, flovenist, revizyonist vb. ak›mlar›n teorilerini çürütmüfltür. ‹flte bu yüzden teorik otoritelerini kaybetme korkusuyla ya Kaypakkaya ismine azg›nca sald›r›lm›fl ya da kompleksli bir flekilde ald›rmazl›ktan gelinmeye çal›fl›lm›flt›r. “Yok” sayman›n alt›nda yatan bir di¤er etken ise Türk egemen s›n›flar›n›n ‹brahim Kaypakkaya’n›n ismine dahi azg›nca sald›rmas›d›r. Bu sald›r› karfl›s›nda bu ayd›nlar, ‹brahim Kaypakkaya’y› telaffuz bile edememektedir. Çünkü sonunda Türk egemen s›n›flar›n›n O’na yönelik sald›r›lar›ndan onlar da paylar›na düfleni alacakt›r.

Bu gerçeklerin yan›nda bir baflka gerçek daha vard›r ki; o da ‹brahim Kaypakkaya ismi ne kadar saklanmaya çal›fl›l›rsa çal›fl›ls›n baflta iflçiler ve yoksul köylüler olmak üzere emekçi halk›m›z›n O’nu yak›ndan tan›mas›d›r. Emekçi halk, Onun ad›n› ve resmini fabrikalara, okullara, emekçi halk›n yaflad›¤› semtlerin sokaklar›na, da¤lara iflledi. O’nun için say›s›z türküler, a¤›tlar, fliirler, kitaplar yaz›ld›. ‹flte bunlar O’nun bu topraklardan asla silinemeyece¤inin kan›t›d›r. Umut Yay›mc›l›k taraf›ndan yay›nlanan “Saklanmaya Çal›fl›lan Bir Meflale ‹brahim Kaypakkaya” isimli kitapla da 30 y›ld›r söndürüleme-

yen meflalenin yaflam›n›, mücadelesini ve düflüncelerini ezilen, sömürülen, bask›ya u¤rayan emekçi halka, O’nu tan›yanlar›n dilinden tafl›mak hedeflenmifltir. Kitap hakk›nda, haklar›nda DGM taraf›ndan soruflturma bafllat›lan kitapta yaz›lar› olan ayd›n-yazarlarla görüfltük ve düflüncelerini ald›k. RAGIP ZARAKOLU ‹brahim Kaypakkaya ile ilgili kitap hakk›nda dava aç›lmas›n› son derece anlams›z buldum. Çünkü ‹brahim Kaypakkaya art›k Türkiye siyasal tarihine mal olmufl, kendi siyaset kültürümüz içinde yerini bulmufl bir isim. Belli bir sayg› hatta düflman olanlar›n bile sayg›s›n› alm›flt›r. Hem direnifliyle hem sergiledi¤i sa¤lam ideoloji ve durufluyla. Bu bak›mdan bu kitab› yasaklamak anlams›z oldu¤u kadar bu zihniyeti sergileyenlerin zavall›l›¤›n› da yans›tan bir karar. Ümit ederiz yarg›lama süresinde bu karar kald›r›l›r. Çünkü bu, insanlar›n bilgi edinme, ö¤renme özgürlü¤üne do¤rudan yap›lm›fl bir müdahale. Ve bu tür yasaklarla hem okurlar›n okuma özgürlü¤ü engelleniyor hem de yay›nc›lar›n yay›nlama özgürlü¤ü çi¤neniyor. Ve sonuçta bilgi edinme özgürlü¤ü engelleniyor. Yasakç› zihniyet Türkiye’nin özellikle son 30 y›l›n› karartm›fl durumda. Ve bununla bir yere var›lamayaca¤› da ortada. E¤er Naz›m Hikmet ile ilgili yasaklama kararlar›n› hat›rlayacak olursak, bu karar›n da ne kadar anlams›z ve ay›planacak bir davran›fl oldu¤u anlafl›lacakt›r. Naz›m Hikmet’in fliirini cebinde tafl›yan gençler gözalt›na al›n›yordu. Ama geçti¤imiz y›l› Kültür Bakanl›¤› Naz›m Hikmet y›l› ilan etti. Bu çok aç›k bir ikiyüzlülüktür. Art›k bu ikiyüzlülükten vazgeçmek gerekiyor. ‹brahim Kaypakkaya da bugün halk kitlelerine mal olmufl -ister onun görüfllerini benimsersin ya da benimsemezsin- son derece sayg›n bir isimdir.

Y›llar sonra bir insan›n hayat›n›n yaz›lmas›n›n hakk›nda dava açman›n mant›¤› yok. Yani 30 y›l önceki bir ö¤renci liderinin yarg›lanmas› hiçbir mant›¤a uymuyor. Ay›p yani. Kahramanl›¤›, direnifli ve fikirlerindeki tutarl›l›¤› ile. Yasaklamalarla bu gerçeklikleri de¤ifltirmek mümkün de¤il. Bu sadece yasakç›lar› utand›ran bir davran›fl olabilir. ‹brahim Kaypakkaya ile ilgili yasakç› tav›r di¤er önderler aras›nda da görüldü. Mustafa Suphi, Deniz gibi. Fakat ‹brahim Kaypakkaya ile ilgili ilginç, bir çeflit kin sözkonusu. Bu da ‹brahim Kaypakkaya’n›n görüfllerinin özellikle baz› çevreleri, resmi ideolojiyi destekleyen çevreleri hala rahats›z etti¤inin kan›t›. ORAL ÇALIfiLAR Kitapla ilgili dava aç›lmas› bir kere ça¤a, mant›¤a herfleye ayk›r›. Üstelik biz Türkiye’nin demokratikleflti¤i iddias›nday›z ve Türkiye’nin

Böyle uygulamalar herhalde Kaypakkaya’ya daha çok yöneltiliyor. Politik duruflu nedeniyle fikirleri nedeniyle. Buna benzer birçok uygulama da sürüyor. Kitaplar toplat›l›yor, insanlar yarg›lan›yor, sorgulanmaya devam ediyor.


14-27 Mart 2003

‹bo’nun zindandaki direnifli de¤il, ortaya koydu¤u görüfllerdir DGM`yi korkutan. San›r›m bu korku, korkuya neden olan derin toplumsal sorunlar devam etti¤i müddetçe varl›¤›n› sürdürecektir. AB’ye girmesi için kanunlar›n de¤ifltirildi¤i söyleniyor. Ama pratikte bakt›¤›m›z zaman uygulanmad›¤› ve bunlar›n hepsinin göstermelik oldu¤u bu kitap davas›nda ortaya ç›k›yor. ‹brahim Kaypakkaya kitab›na gelince. Kaypakkaya genç yaflta öldürüldü. Ve bu öldürülme olay› öncesinde birçok olaya tan›kl›k ettik. Onu tan›yoruz, arkadafl›y›z. Onun için de tarihe tan›kl›k etsin diye yaflad›klar›m›z›, gördüklerimizi onunla ilgili bildiklerimizi anlat›yoruz. Bu bir kere zaten tarihe bir hizmet. Tarih sadece resmi tarihten ibaret de¤il ki bir de sivil bir tarih var. ‹nsanlar›n yaflad›¤› özel bir tarih var. Bugüne kadar anlat›lmas› gereken tarihi var. Bu öyle bir faaliyettir. Böyle uygulamalar herhalde Kaypakkaya’ya daha çok yöneltiliyor. Politik duruflu nedeniyle fikirleri nedeniyle. Buna benzer birçok uygulama da sürüyor. Kitaplar toplat›l›yor, insanlar yarg›lan›yor, sorgulanmaya devam ediyor. Tabi bunun kabul edilebilir bir yan› yok. Protesto etmek ve böyle sözlerin art›k tarihte kalaca¤›n›, kalmas› gerekti¤ini kabul etmek gerekir. Ben bu kitaba dava aç›ld›¤›n› duydu¤umda sinirlendim. Yani hala DGM savc›lar›n›n iflleri

Deniz Gezmifl ve Mahir Çayan’›n 12 Mart döneminde ifade etti¤i görüflleri bugün oldu¤u gibi savunan örgütlenmeler ve teflkilatlanmalar yoktur. Ancak ‹brahim Kaypakkaya’n›n görüfllerinin takipçileri hala bugün politik alanda mücadelelerini yürütmektedir.

4

12 güçleri yok kitap okuyarak, kitaplar›n kapaklar›na bakarak, yay›nevlerinin adlar›na bakarak dava aç›yorlar. Bunlar tarihte kalmas› gereken fleyler. Herhalde eski al›flkanl›klar eski mant›k baz› savc›larda devletin güvenli¤ini böyle korudu¤unu zanneden insanlarda devam ediyor. Bunlar›n de¤iflmesi gerekti¤ini, ay›planmas› gerekti¤ini, böyle mahkemelerin aç›lmamas› gerekti¤ini düflünüyorum. Ve yap›lan ifli protesto ediyorum. fiÜKRAN SONER Genellikle geçmifl y›llardan baz› isimler için özel notlar vard›r. Bu, dosyalara yaz›l› bir nottur. Ama bu kaynak polis kaynakl› olur, farkl› fleyler olur. Yani y›llar sonra bir insan›n hayat›n›n yaz›lmas›n›n hakk›nda dava açman›n mant›¤› yok. Bu kitapta kulland›¤›m yaz›lar› gazetede çok yazd›m. Ama her savc›n›n farkl› bakt›¤›n› düflünüyorum. Yani isim tak›n›lm›fl bir isimdir. Bu ismin geçti¤i her yerde reaksiyon vard›r. Yani 30 y›l önceki bir ö¤renci liderinin yarg›lanmas› hiçbir mant›¤a uymuyor. Ay›p yani. MUZAFFER ORUÇO⁄LU Saklanmaya Çal›fl›lan Bir Meflale adl› kitab› yay›nlad›¤›n›z için sizleri kutlar›m. Kaypakkaya’y› yak›ndan tan›yan ayd›n insanlar›n görüfllerine baflvurman›z, gelecek kuflaklar aç›s›ndan da iyi bir belge olacakt›r. DGM’nin soruflturma açmas› beni flafl›rtm›yor. Siz bildi¤iniz yolda yürüyeceksiniz, DGM ise soruflturma dosyalar›yla karfl›n›za ç›kacak. ‹bo’nun zindandaki direnifli de¤il, ortaya koydu¤u görüfllerdir DGM’yi korkutan. San›r›m bu korku, korkuya neden olan derin toplumsal sorunlar devam etti¤i müddetçe varl›¤›n› sürdürecektir. DGM ve onun dayand›¤› derin devlet sönmüfl atefllerden korkmaz. ‹bo’nun yükseltti¤i meflale gücünü ve parlakl›¤›n› sürdürüyor; ezilen s›n›flar›n, uluslar›n, cinslerin, inançlar›n saflar›nda gerçek bir özgürlük meflalesi olarak... ‹bo’nun meflalesini, Ortado¤u’yu kan ve atefl havzas›na çeviren ve uluslar›n kendi kaderlerini tayin etme hakk›n› hayas›zca çi¤neyen ABD emperyalizmine ve yandafllar›na karfl› yükseltmenin zaman›d›r. Çabalar›n›z› selaml›yor, baflar›lar diliyorum. TEMEL DEM‹RER Türkiye’de, rejim kendisine gerçek anlamda muhalif olan herfleyi yoketme yanl›s› bir tutum içerisinde. Düflünce ve ifade özgürlü¤ü alan›ndan politik mücadeleye kadar her alanda TC devleti kendisine alternatif oluflturabilecek her türlü itiraz› yoketme temelinde kendisini örgütlemektedir. Kanaatim flu. Birincisi, Deniz Gezmifl ve Mahir Çayan’›n 12 Mart döneminde ifade etti¤i görüflleri bugün oldu¤u gibi savunan örgütlenmeler ve teflkilatlanmalar yoktur. Ancak ‹brahim Kaypakkaya’n›n görüfllerinin takipçileri hala bugün po-

litik alanda mücadelelerini yürütmektedir. Birincisinin bu oldu¤u kanaatindeyim. ‹kinci nedene gelince, çok aç›k söylüyorum. TC devleti kendisine karfl› radikal komünist durufllar›, -tekrar ediyorum, burada radikal sözcü¤ünün alt›n› çizmekte büyük yarar görüyorum- radikal komünist durufllar› kitlelerden yabanc›laflt›rmak, koparmak, kitlelerin onlarla buluflmas›n› ve dayan›flmas›n› engellemek için sansürletmekte ve buna ba¤l› olarak, insanlar›n bilincinde unutturmaya yönelik operasyonlar örgütlemektedir. ‹brahim Kaypakkaya da bunlardan birisidir. Gerçekten Türkiye komünist hareketinde çok önemli önder figürlerden birisi olan ‹brahim Kaypakkaya’n›n görüflleri hayat›n her alan›nda Türkiye egemenleri taraf›ndan sansürlenmektedir. Daha da sansürlenecektir. Çünkü Türkiye’de egemenler, devrimci alternatif politik görüfllerden hayaletten korkar gibi korkuyorlar. ‹brahim Kaypakkaya’ya karfl› bu davran›fllar› da bu aç›dan gayet tutarl›d›r. Çünkü Türkiye’deki Amerikan iflbirlikçisi, karfl› devrimci görüfllerin, politikan›n ve egemenli¤in devrimcilere, komünistlere hayat hakk› tan›mas› pek mümkün görünmemektedir. N‹HAT BEHRAM Halk›na ba¤l›l›kta, zalime karfl› mazlumun yan›nda saf tutuflta, haks›za karfl› hakl›y› savunuflta ‹brahim Kaypakkaya’n›n b›rakt›¤› miras bizim bu halk›n dahas› insanl›¤›n öz miras›d›r. Ve bu mirasa sahip ç›kmak bugün her zamankinden daha önemlidir. Bir yanda tehdidin her türlüsüyle mazlum insanlar› sindirmeye kalkan emperyalist zalimler, bir yanda bu tehdidin hedefi durumundaki mazlum halklar›n en güçlü silah› kendi tarihlerinden alacaklar› direnifl miraslar›d›r. ‹flte ‹bo bizim direnifl tarihimizden almam›z gereken bu silah›n simgesidir. Zalimler mazlumlar› silahs›zland›rmak istiyor. ‹bo’nun unutturulma çabas› egemen güçlerin mazlum halklar› silahs›zland›rma çabas›n›n bir parças›d›r. Bizim ‹bo’ya ‹bo gibi tarihten bize kalm›fl direnifl destanlar›na sahip ç›kmam›z zalime karfl› mücadelede en do¤al hakk›m›z, güvencemiz ve koruna¤›m›zd›r. ‹BO’nun hayat›yla ilgili bir kitab› gün›fl›¤›na ç›karmak ve O’nu gerçek sahibi insanlara sunmak onur verici bir durumdur. ‹nsanl›k ad›na bu çabaya eme¤i geçen bütün yazar arkadafllar› ve yay›nevini kutluyorum. Utanç verici olan mazlum insanlar›n katli, yoksul halk kitlelerinin zulmün hedefi k›l›nmas›d›r. Bunu yapanlar utans›n. Halk› kendi direnifl ruhuyla, bu direnifl ruhunu tarihindeki miras›yla buluflturanlar insanl›k ad›na onurlu bir ifl yap›yorlar. Sizin yapt›¤›n›z budur. ‹bo do¤ru bildi¤i yolda can› pahas›na boyun e¤meyiflin ö¤retmeniydi. Dile¤im hakl› bildi¤iniz yolda bu ve benzeri çabalar› hiçbir bask›ya boyun e¤meden sürdürmenizdir. Bu da zaten ‹bo gibi bir ö¤retmenin ö¤rencisi olman›n do¤al ifadesi de¤il midir?

HASAN KIYAFET 12 Eylül ve 12 Mart’tan sonra en çok kitab› toplat›lan yazarlardan biriyim. 7-8 tane çocuk kitab›, ilkokul ansiklopedisi-eflimle beraber yazd›¤›m- toplat›lan kitaplar›mdan. Bunun için uluslararas› düzeyde gelip bize sordular. Nas›l böyle birfley oluyor diye. Yine 35 y›l önce yazd›¤›m “Komünist ‹mam” isimli roman›mda eflitsizli¤i anlatt›¤›mdan çeflitli gerekçelerle toplat›lm›flt›. Son olarak ‹brahim Kaypakkaya ile ilgili yazd›¤›m bir makalenin yay›nland›¤› kitaba dava aç›lmas› demokrasinin dört aya¤›n›n oturmad›¤› ülkemizde bana do¤al geldi. Do¤al karfl›lad›m. Bir yandan AB süreci, bir yandan da “demokratiklefliyoruz” söylemleri alt›nda normal geliflemiyor ülkemiz. Sosyolojik aç›dan “düflünceyi çürütmekte”ler. Hem de bunu “memleketimi seviyorum” diyerek yap›yorlar. Birçok devlet asl›nda düflünceye sayg› göstermedi¤i için yok oluyor. Tansu Çiller’in bir laf› vard› “Anadolu bir mezarl›kt›r” diye. Nas›l böyle bir sözü söylemifl bilemiyorum ama k›rk y›lda do¤ru bir laf etmifl bence. Düflüncenin önünü açmak, özgür b›rakmak gerekiyor. ‹ki omuzunda savc›, polis oturan yazarlar›m›z ne yazs›nlar, nas›l yazs›nlar. Düflünce üretilemez tabi. Naz›m’›n bafl›na gelenler bunun bir örne¤idir. Sanki düflünce için hep ayn› masal anlat›l›yor. Bu yüzden de düflünceler çürüyor, ölüyor. Kitab›n ve bizlerin beraat edece¤ini umuyorum. Ülkemiz de¤iflik bir ülke. Buras› Türkiye! Belli olmuyor ne olup, ne olmayaca¤›. Bu yüzden kitaba dava aç›lmas›n› hem yad›rg›yor hem de yad›rgam›yorum. Aç›kças› üzüntü ile karfl›l›yorum. Her konuflmamda söylerim sevgili ‹brahim Kaypakkaya ülkemizin yetifltirdi¤i en de¤erli güzel insanlardan biriydi. Ahmet Kayal›dere’de o döneme iliflkin an›lar›nda anlat›r “Hasano¤lan’a ‹brahim gibi biri gelmedi” diye. O’nu anmak, O’nu gelecek kuflaklara, O’nun de¤erini anlatabilmek niye suç olsun ki. O’nun savundu¤u düflünceler yanl›fl de¤ildi ki. O’nun yaflamas›na sayg› göstermediler. Özgürlü¤ümüzün önünün aç›lmas›n› istiyoruz. MUSTAFA DEM‹R (Ozan Yay›nc›l›k) Neden ‹brahim Kaypakkaya ile ilgili kitaplar toplat›l›yor sorusunun cevab› çok aç›k. Yani o günden bugüne ortada kalan bir hareket olan tek hareket ‹brahim Kaypakkaya hareketidir. Ve bu hareket halen bir güç olarak, çok ciddi bir güç olarak devrimci hareketler içinde kendini sürekli gösteriyor. Belki bir nedeni ise flu an Güneydo¤u’da yaflanan politik bofllu¤un doldurulmas› riskinin de gözönünde tutulmas›. Belki de ‹brahim Kaypakkaya ile ilgili kurgular›, korkular›n›n ön planda olmas›. Türkiye genelinde düflünüldü¤ünde tüm kitaplar üzerinde bask› var, sansür var, fliddet var. Ama özelde düflünüldü¤ünde ‹brahim Kaypakkaya ve onu flu an temsil etti¤i harekete do¤ru yönelen fliddet ak›m› biraz güçlüdür.

‹bo’nun unutturulma çabas› egemen güçlerin mazlum halklar› silahs›zland›rma çabas›n›n bir parças›d›r. Bizim ‹bo’ya ‹bo gibi tarihten bize kalm›fl direnifl destanlar›na sahip ç›kmam›z zalime karfl› mücadelede en do¤al hakk›m›z, güvencemiz ve koruna¤›m›zd›r.

Her konuflmamda söylerim. sevgili ‹brahim Kaypakkaya ülkemizin yetifltirdi¤i en de¤erli, güzel insanlardan biriydi. O’nu anmak, O’nu gelecek kuflaklara anlatabilmek niye suç olsun ki. O’nun savundu¤u düflünceler yanl›fl de¤il ki?

Neden ‹brahim Kaypakkaya ile ilgili kitaplar toplat›l›yor sorusunun cevab› çok aç›k. Yani o günden bugüne ortada kalan bir hareket olan tek hareket ‹brahim Kaypakkaya hareketidir.


13

4

14-27 Mart 2003

Depremzedelerin çilesi bitmiyor 27 Ocak 2003 tarihinde meydana gelen Pülümür depreminin yaratt›¤› sorunlar hala çözülmedi. Depremde en çok hasar› afet konutlar› ve kamu binalar› görmüfltü. fiu an ilçe Tar›m Müdürlü¤ü binas›, Kaymakaml›k, Milli E¤itim ve Adliye taraf›ndan ortak kullan›l›yor. PTT ve Telekom, eski belediye binas›nda; Tapu Kadastro Müdürlü¤ü konteyn›rlarda çal›flmalar›n› yürütüyor. Pülümür Yat›l› ‹lkö¤retim Bölge Okulu (Y‹BO)’nun da zarar görmesiyle ö¤renciler ve ö¤retmenler de zor durumda kalm›fllard›. K›rm›z›köprü’de bulunan Y‹BO’nun askeriyeye verilmesinden dolay›, ö¤renciler Akpazar Y‹BO’ya aktar›ld›. Bu da ö¤-

rencilere ve velilere s›k›nt›lar yaratmaya devam ediyor. Meydanlar Mahallesinde daha önce Afet konutlar›nda oturan depremzedeler de halen çad›rlarda kal›yorlar. Çad›rlarda kalan insanlarda özellikle üst solunum yollar› enfeksiyonlar›, tansiyon gibi hastal›klarda art›fl yaflan›yor. Kar ya¤›fl› ve so¤uklar devam ederken depremzedeler için Pülümür’e 100 konteyn›r geldi. Bunlar›n 13 tanesi kamu kurumlar› taraf›ndan kullan›l›yor. 87 tanesi kurayla depremzedelere da¤›t›l›rken yaln›zca 3,5 ila 5 milyar aras›nda de¤iflen kontratlara imza atanlar konteyn›rlara girebilecekler. Konteyn›rlara giren depremzedelere

ise yeni elektrik ve su aboneli¤i dayat›l›yor. Ma¤dur durumda olan insanlardan 110 milyon elektrik aboneli¤i, 80 milyon su aboneli¤i ücreti isteniliyor. Halk zor durumda oldu¤undan abonelikleri kabul etse de paray› ödeyecek durumda de¤il. Ayr›ca depremzedeye yard›m için gelen paralardan 30 milyar› il Bay›nd›rl›k Müdürlü¤ü’nde tutuluyor. Bu para deprem bölgesine aktar›lsa bir nebze olsa da depremzedenin ihtiyaçlar›n› karfl›layabilecekken flimdiye kadar bu konuda bir ad›m at›lm›fl de¤il. Yani Dersim’de devlet mezar soyguncular› gibi, yaflam mücadelesi veren halktan hala “ne koparsam kârd›r” diye düflünüyor. (Malatya)

Bas›na yönelik sald›r›lar sürüyor Azadiya Welat gazetesinin Van bürosunda çal›flan Hamza Özkan ve Özgür Kad›n›n Sesi dergisi çal›flan› Derman ‹flçimen PKK/KADEK’e yard›m ve yatakl›k ettikleri iddias›yla tutukland›lar. Azadiya Welat gazetesinin Van bürosunda çal›flan Hamza Özkan ve Özgür Kad›n›n Sesi dergisi çal›flan› Derman ‹flçimen PKK/KADEK’e yard›m ve yatakl›k ettikleri iddias›yla tutukland›lar. Hac›bekir Mahallesinde evlerine gitmek üzere minibüs dura¤›nda beklerken Van Emniyet Müdürlü¤ü’ne ba¤l› polisler taraf›ndan gözalt›na al›nan Özkan ve ‹flçimen Savc›l›k’a ifade verdikten sonra tutuklama istemiyle Sulh Ceza Mahkemesi’ne sevkedildiler. Mahkeme, Özkan ve ‹flçimen’in TCK’n›n 169. maddesine istinaden “PKK/-KADEK’e yard›m ve yatakl›k ettikleri” gerekçesiyle tutuklanmas›na karar verdi. Özkan ve ‹flçimen duruflman›n ard›ndan Van Hapishanesi’ne gönderildi. Ayr›ca Özgür Halk dergisinin Diyarbak›r bü-

rosu çal›flanlar›ndan Cevat Düflün polisler taraf›ndan kaç›r›ld›¤›n› ve götürüldü¤ü Diyarbak›r Merkeze ba¤l› Sade köyü yak›nlar›nda bir uçurumdan afla¤›ya at›ld›¤›n› söyledi. Olayla ilgili yaflad›klar›n› anlatan Düzgün ö¤le saatlerinde Sento caddesinde polisler taraf›ndan zorla bir arabaya bindirilerek götürüldü¤ünü söyledi ve flöyle devam etti; “araç kahverengi fiahin marka 06 HV plakal›yd›. Gözlerimi ba¤layan polisler beni uzun süre dolaflt›rd›lar. Beni sürekli Koçtar mevkiinde polis otosuna molotof kokteyl atmak, KADEK Genel Baflkan› Abdullah Öcalan’› sahiplenme kampanyas› çerçevesinde eylemler yapmakla suçlad›lar. Kafama silah dayay›p suçlamalar› kabul etmemi istediler ve aksi takdirde beni ve aile

bireylerini öldürmekle tehdit ettiler” Ard›ndan Sade köyü yak›n›ndaki bofl bir araziye götürüldü¤ünü burada da kaba daya¤a maruz kald›¤›n›, tehdit edildi¤ini belirten Düflün “Kimliklerimi, cep telefonumu, kitap ve dergilerimi ald›ktan sonra kafama montu ba¤lad›lar ve uçurumdan afla¤›ya at›p, arkamdan iki el atefl ettiler. Düfltü¤üm yerde bir süre ölü numaras› yapt›ktan sonra gece kalk›p flehre gittim. Beni öldürmek amac›yla kaç›rd›lar. Öldü san›p b›rakt›lar” diye konufltu. Düflün, can güvenli¤inin olmad›¤›n› söyleyerek Cumhuriyet Baflsavc›l›¤›’na suçduyurusunda bulunaca¤›n› söyledi. Yine Yeni Gündem gazetesi Gaziantep da¤›t›m›n› yapan Hüseyin Ifl›k da polisler taraf›ndan dövüldü. (H. Merkezi)

“Kriz bitti” diyenler yalan söylüyor Ekonomik kriz her geçen gün binlerce insan› bir ç›kmaza sürüklerken, ülke ekonomisinin gittikçe “iyiye” gitti¤ini söyleyenler ise kendilerini avutmaktan öteye gitmiyorlar. Çünkü her ilde binlerce esnaf kepenk kapatmaya devam ediyor. Bu illerden birisi de Ordu. Ordu’da 2001 kriziyle 1.239 iflyeri kapan›rken; 2002’de bu rakam 1.435’e ç›kt›. Konuyla ilgili bir aç›klama yapan Ordu Esnaf ve Sanatkarlar Odas› Baflkan› Mustafa Arslan “esnaf›m›z hergün kepenk indiriyor. Esnaf Kefalet Kooperatifinden kredi kullanan 8 bin kifliden 650’si flu anda icra takibi alt›ndad›r” dedi. Ayr›ca ilin en önemli geçim kayna¤›n›n f›nd›k oldu¤una dikkat çeken Arslan “f›nd›¤a da destek yok” dedi. Kriz bitti diyenlerin yan›ld›¤›n› ve yalan söylediklerini de sözlerine ekleyen Arslan “esnaf›m›z kendi kaderine terkedilmifl periflan bir haldedir” dedi. Bir aç›klama da Samsun Esnaf ve Sanatkarlar Odas› Baflkan› yaparak “savafl›n gündeme girmesi ve insanlar›n dikkatlerinin oraya çekilmesiyle ülkede yaflanan gerçekleri kimse görmüyor” dedi. Esnaf›n çok zor durumda oldu¤unu belirten baflkan “hergün zam geliyor. ‹nsanlar b›rak vergisini ödemeyi, karn›n› zor doyuruyor. Bu gerçekler görülmelidir” dedi. (Samsun)

GÖÇ-DER YEN‹DEN YAPILANMA KONFERANSI’NI YAPTI 2 Mart 2003 tarihinde Göç-Der Genel Merkezi’nde kurucu genel baflkan, eski genel baflkan, geçmifl dönemdeki yöneticiler, flube baflkan› ve yöneticileri flu andaki mevcut genel baflkan ve yönetimle delegelerden oluflan 45 kiflinin kat›l›m› ile “Yeniden Yap›lanma Konferans›” yap›ld›. Üç oturum fleklinde yap›lan konferans›n birinci oturumunda; son siyasi geliflmeler, Kürtlerin geçmiflten bu yana yaflad›klar› göçler, göçün tarihsel geliflimi, olas› Irak sald›r›s›, Abdullah Öcalan’a uygulanan tecrit konular› üzerinde duruldu. Derne¤in 7 y›ll›k çal›flmalar›n›n de¤erlendirildi¤i ikinci oturumda; flube çal›flmalar›na a¤›rl›k verilmesinin gereklili¤i ortaya kondu. Önergelerin verildi¤i üçüncü oturumun ard›ndan göç haritas›n›n haz›rlanmas› ve koruculu¤un kald›r›lmas›na yönelik bir kampanyan›n bafllat›lmas›na, dernek faaliyetinin gelifltirilmesine karar verildi. (‹stanbul)


14-27 Mart 2003

4

14

“Belirlenmifl örgütsel biçimlerle de¤il, belirlenmifl politikalar ekseninde örgütlenilecektir; belli bir biçimle de¤il, belli bir biçime uygun her biçime aç›k olarak örgütlenilecektir” anlay›fl› ›fl›¤›nda

K‹TLELER‹N ÖRGÜTLENMES‹NDE BAZI ENGELLER ÜZER‹NE Yüzünü her zaman kitlelere dönmek, onlar› devrim mücadelesine kanalize etmek, savafl içerisinde halk›n kendi gücüne güvenini kazanmas›n› sa¤lamak her Komünist Partisinin baflat görevlerindendir. Bizim de özgülümüzde a¤›rl›k vermemiz, yönelmemiz ve içinde kökleflmemiz gereken genifl halk kitleleridir. Bu gerçeklik ortadayken, Proletarya Partisi militanlar›nda kitle çal›flmas›n›n önemi hala yeterince bilince ç›kar›lamam›flt›r. Kitle faaliyeti konusundaki anlay›fllar›m›z defalarca yay›n organlar›m›zda yer almas›na, yaz›l›p çizilmesine ra¤men at›lan ad›mlar›n c›l›zl›¤›, konuya yönelik anlay›fllar›m›z›n yaflama yeterince geçirilmedi¤ini göstermektedir. Yaflama geçirme yönünde yeterli ad›mlar›n at›lmamas› ve varolanlar›n zenginlefltirilmemesi sonucu konuya iliflkin yaz›larda da belli bir tekrara düflülmektedir. Yedinci süreçle birlikte, kitle faaliyetine yönelik anlay›fllar›m›z› prati¤e geçirmek bugün çok daha önem kazanmaktad›r. Kitlelerin aray›fl›na cevap olan Komünist Partisi’ni kitlelerle kaynaflt›rman›n ve kitleselleflmenin ad›mlar› da ancak böyle at›labilecektir. Kitlesellefltikçe Proletarya Partisi önderli¤inde genifl halk kitleleri birlefltirilebilecek ve devrime do¤ru büyük ad›mlar at›labilecektir. Yine böylesi bir pratik içerisinde kitle çal›flmas›na iliflkin yeni yöntemler ortaya ç›kar›l›p, çal›flmalar zenginlefltirilebilecektir. At›lacak her pratik ad›m›n önemi ortadad›r. Bugün bu görev yedinci oturumla birlikte çok daha somutlanm›fl olarak Proletarya Partisi militanlar›n›n önünde durmaktad›r. Kaybedecek zaman›n olmad›¤› bilinciyle bu göreve kilitlenmek ve lay›k›yla yerine getirmek, kitle deryas›nda bal›k olmak için seferber olmak, tüm engelleri azami çabayla aflmak zorun-

luluktur. Yüzümüzü kitlelere döndü¤ümüzde, en yak›n›m›zdakilerden bafllay›p örgütlenme faaliyeti yürüttü¤ümüzde, ulaflabildi¤imiz ve devrimden ç›kar› olan tüm ileri kesimleri siyasal olarak yönlendirmeye bafllad›¤›m›zda, iflte o zaman geliflme yönünde de önemli ad›mlar atm›fl olaca¤›z. Geriliklerimizi, yetmezliklerimizi, zaaflar›m›z› çok daha kolay aflabilece¤iz. Bu devrimci dönüflümümüzü h›zland›racakt›r. “temel mücadele yolu ve biçiminin uygulanmas› anlam›nda partimiz hiçbir mücadele biçimini ilke olarak reddetmez. Hangi mücadele biçimini uygulayaca¤›na somut tahlillerle ve kesinlikle Marksist-Leninist-Maoist ö¤retinin k›lavuzlu¤unda karar verir. ....... Partimiz her alanda, s›n›f mücadelesinin sorunlar›na iliflkin politikalar ekseninde, her biçimde örgütlenmeye aç›k olarak, ülke devrimi için benimsenen biricik do¤ru yolun ve savafl çizgisinin belirlemifl oldu¤u ilkeler ›fl›¤›nda profesyonel devrimciler olarak örgütlenecektir. Belirlenmifl örgütsel biçimlerle de¤il, belirlenmifl politikalar ekseninde örgütlenecektir; belli bir biçimle de¤il, belli bir biçime uygun her biçime aç›k olarak örgütlenecektir; hedefsiz ve da¤›n›k de¤il devrim için ve savafla göre örgütlenecektir; kalabal›k bir y›¤›n olmak için de¤il bilinçli ve profesyonel bir önderlik ve örgüt yönetimi alt›nda iktidara yönelen bir örgüt ciddiyetiyle örgütlenecektir…”(7. Konferans Kararlar›ndan) Böylesi bir yaklafl›m ayn› zamanda halka önderlik etme, onlar› partiye yak›nlaflt›rma sürecinde, halka olan güvenimiz artacak, devrime olan inanc›m›z güçlenecektir. Partiye, halka, yoldafllara duyulan sevgi ve ba¤l›l›k böylesi bir süreçte daha da kökleflecek, derinleflecektir. Kitlelerin örgütlenmesi

ziyade, düzen s›n›rlar›n› aflmayan mücadele biçimlerinin ön plana ç›kart›lmas›, yasalc›l›k, silahl› mücadelenin terk edilmesi vs. tasfiyecilik sürecinin ülkemizdeki sonuçlar›ndand›r.

TASF‹YEC‹L‹K SÜREC‹N‹N ETK‹LER‹ Yukar›da kitle çal›flmas›nda, yani kitlelere gitmede, onlara önderlik etmede, örgütlemede olmam›z gereken yerde olmad›¤›m›z› belirttik. fiimdi bunlar›n sebeplerini irdelemeye çal›flal›m. Emperyalistler 1980’lerden sonra “Yeni Dünya Düzeni” aldatmacas› do¤rultusunda dünya çap›n-

veda ederek ya legallefltiler ya da baflka flekillerde reformistlefltiler. Bu süreçte ideolojik, politik ve örgütsel olarak ayakta kalan ve geliflen, tasfiyecilikten en az etkilenen partiler Maoist partiler oldu. Peru, Filipinler, Nepal ve Hindistan’daki Maoist partiler ülkelerinde Halk Savafl› vererek s›n›f mücadelesini ivmelendirdiler. Ülkemizde de bu süreç çeflitli biçimlerde etkisini gösterdi. “Yeni Dünya Düzeni”nin bir parças› olarak ülkemizdeki egemenler, 1980 Darbesi’yle halk›n üzerinden bir silindir gibi

EGEMENLER‹N ÇEfi‹TL‹ SALDIRILARININ ETK‹LER‹ Egemenler, tüm bu sald›r›lar›yla kendi düflüncelerinin do¤ru ve meflru oldu¤unu yayd›lar ve Marksist düflüncelerin meflrulu¤unu tart›fl›l›r hale getirdiler. Onlara göre, onlar gibi düflünmeyen, onlar›n yörüngesin-

da devrimci ve komünistlere yönelik ideolojik ve fiziki sald›r›lar›n› yo¤unlaflt›rd›lar. 1990’larda sosyalist maskeli bürokratik diktatörlüklerin çöküflüyle birlikte, bu sald›r›lar› daha da güçlendi. “‹deolojiler öldü”, “s›n›f uzlaflmac›l›¤›” vb. ideolojik sald›r›lar›n› çeflitli iletiflim araçlar›n› da ustaca kullanarak tüm dünyada yayg›nlaflt›rd›lar. Sosyalist maskeli bürokratik diktatörlüklerin çöküflü, Çin’deki revizyonizmin olumsuz etkileri ve emperyalizmin yaratt›¤› tasfiyecilik ortam›nda tüm dünyada güçlü bir reformist dalga olufltu. Bu tasfiye hareketi tüm dünyada etkili oldu. Silahl› mücadele veren küçük burjuva örgütler silahlara

geçti. Ard›ndan T. Özal’a atfedilen politikalarla baflta toplumun en ileri kesimleri olmak üzere genifl halk kitleleri ideolojik olarak etkilenmeye, dejenere edilmeye çal›fl›ld›. Marksizm-Leninizm-Maoizm’i rehber edinmifl Proletarya Partisi bu tasfiyecilik sürecinden k›smi düzeyde etkilense de s›n›f mücadelesindeki kararl› duruflundan taviz vermedi. Ancak Türkiye’deki birçok parti ve örgüt dünyada estirilen tasfiyeci dalgadan önemli derecede etkilendi. Baz› illegal partiler yasallaflt›lar, reformistlefltiler. Bunlar›n d›fl›nda kalan birçok devrimci parti ve örgüt önemli ideolojik sars›nt›lar geçirdi. Devrimci radikal mücadeleden

de hareket etmeyen hiçbir radikal-devrimci-komünist güç ve fikir meflru de¤ildi. Egemenler kendisi gibi düflünmeyenin meflru da olmayaca¤›n›n propagandas›n› yo¤un olarak yapt›lar. Radikal devrimci mücadele yerine, s›n›rlar› içindeki demokratik, ekonomik mücadeleleri ön plana ç›kartmaya ve kitlelerin denetimleri d›fl›na ç›kmas›ndansa buralara kanalize olmalar›na göz yumdular. Reformistler de egemenlerin ekme¤ine ya¤ sürdü. Onlarla uzlaflma zemini aramaya ve etkileri alt›ndaki kitleleri düzen s›n›rlar› içinde tutmaya çal›flt›lar. Onlar da kendi cephelerinden radikal devrimci örgüt ve partilere

noktas›nda parti militanlar›n›n karfl› karfl›ya bulundu¤u s›k›nt›lar›n belli oranda anlafl›labilmesi aç›s›ndan, çeflitli aç›lardan konuyu incelemekte fayda vard›r.

sald›rmaya bafllad›lar. Bu süreçte radikal devrimci örgütlerden kopufl ve ona cephe al›fllar h›zlan›rken, yasal, demokratik, ekonomik talepler bu kesimlerce amaç haline getirildi. Geçen yirmi y›ldan fazla süreçte bu düflünceyi kitlelere ve devrimcilere öylesine empoze ettiler ki, devrimci örgüt ve partilerin aktivistlerinde de önemli bir meflruluk sorunu yaflanmaya baflland›. Meflruluk sorunu Proletarya Partisi militanlar›nda da çeflitli düzeylerde yaflanmaktad›r. Halk›n ileri kesimleri böylece reformizmin batakl›¤›nda uyutulmaya çal›fl›l›rken, egemenler öte yandan devrimci örgütlere ve kitlelerin politik eylemlerine yönelik sald›r›lar›n› art›rd›. Bu süreçte iflkencede ölümler, gözalt›nda kay›plar, sokak infazlar›, onlarca y›la varan hapis cezalar›, hapishane katliamlar› vs. sürdü. Politik, radikal eylemlere düflman azg›nca sald›r›p, insanlar› k›yas›ya dövüp kan revan içinde b›rak›rken, bu manzaralar televizyonlarda, gazetelerde boy boy gösterilmeye baflland›. Bu görüntüler hem ilerici, demokrat kesimleri, hem de halk kitlelerini psikolojik olarak etkilemeyi hedefliyor, y›lg›nl›k ve korku yarat›lmaya çal›fl›l›yordu. “Bizim çizdi¤imiz s›n›rlar d›fl›nda hareket ederseniz size de ayn›s›n› yapar›z”›n dolayl› mesaj›yd› bu. Egemenler bunda k›smi de olsa baflar› elde ettiler. Öte yandan ise suya sabuna dokunmayan politika aç›s›ndan geri ve s›n›rl› eylemlere (bas›n aç›klamalar›, mitingler vs.) sald›r›lm›yor ve bu eylemliliklere medyada di¤erlerine oranla daha genifl yer veriliyordu. Bunlar egemenler nezdinde kabul edilir, meflru görülür ve gösterilirken, kendisini direkt hedef alan politik eylemlerin meflru görülmedi¤i, azg›n sald›r›larla defalarca kitlelerin bilincine sokuluyordu. ☞


15

4 B‹REYC‹L‹⁄‹N ETK‹LER‹ Egemenler di¤er yandan özellikle kitle iletiflim araçlar›n› da kullanarak bireycili¤i gelifltirdiler. Özellikle medyada dizilerinden reklam›na kadar empoze edilen bireycilik, yozlaflma ve yaln›zlaflt›rma politikalar›, halk kesimlerini ortak ç›karlar› düflünüp ortak harekete geçmekten al›koyan önemli bir etkendir. ‹nsanlar b›rakal›m eylem baz›nda bir araya gelmeyi, komfluluk, arkadafl ziyaretleri vs. fleklinde dahi art›k bir araya gelmek istemez hale getirildi. Demokrat, ilerici kesimler ise kendileri gibi düflünen insanlar bulup, zamanlar›n› onlarla geçirmekte, halk kitlelerinden kopmakta ve böylesi bir çevrenin içine s›k›fl›p kalmaktalar. Laf devrimcilikten, solculuktan aç›l›nca mangalda kül b›rakmayan bu kesimler, ifl prati¤e, yani herhangi bir eyleme vs.

gelince kolayca yan çizebilmekte ya da kendilerini zorlamayan, kurulu yaflamlar›n› bozmayacak geri düzeydeki eylemlere k›smi düzeyde kat›labilmekteler. Yukar›da bahsini etti¤imiz tüm gerçeklikler, parti militanlar›n› da çeflitli düzeylerde etkilemektedir. Bireycilik, yabanc›laflma, az ifl yap›p çok konuflma, rahatç›l›k, statüko, liberallik vs. saflar›m›zdaki yans›malar›d›r. Devrimci mücadeleye kat›lan Proletarya Partisi militanlar›nda bireycilik, meflruluk sorunu ile birleflince ortaya hantal, yetinmeci, kendili¤indenci, kitleden halktan kopuk militanlar ç›kmaktad›r. Parti aktivistlerinde devrimci mücadelenin, partinin ve kendi düflünce ve eylemlerinin meflrulu¤una yönelik kuflkular oluflmufltur. Kitle çal›flmas› yap›lmamas›nda, en yak›nlar›ndaki ileri insanlara dahi gidilmeme-

sinde ya da tutuk kal›nmas›nda meflruluk sorunu yatmaktad›r. Kifli her ne kadar devrimci saflara kat›lm›fl olsa da, ideolojisinden ve siyasetinden tam anlam›yla emin olmad›¤› için bu düflüncelerini çevresindekilere aktaramamaktad›r. K‹TLELERE YETER‹NCE G‹D‹LMEMES‹NDEK‹ ENGELLER Proletarya Partisi militanlar›n›n kitlelere gitmemesinde/gidememesindeki engeller militanlar›n s›n›f kökenine, yetifltirilme tarz›na, aile ve çevrenin kültürel yap›s›na, cinsiyetine, ö¤renim düzeyine, beyinsel geliflimine, yafl›na vs. göre de¤iflir. Dolay›s›yla kitle çal›flmas› yapmakta geri ve tutuk kalan militanlar›n bulunduklar› alanlardaki parti önderlikleri taraf›ndan bütünlüklü tahlil edilmesi ve afl›lmas› için yol gösterilmesi gerekir. Biz burada

PUSULA HALKIN ÇO⁄UNLU⁄UNA YÜREKTEN GÜVENEL‹M (MAO) Bugün çok önemli tarihsel ve güncel görevlerle karfl› karfl›yay›z. Görev ve sorumluluklar›m›z dünden daha fazla a¤›r ve yak›c›d›r. ABD’nin emperyalist sald›r› tehlikesiyle yüz yüzeyiz. Zay›f ve güçsüz bir Ortado¤u ülkesinin güçlü bir emperyalist ülke taraf›ndan iflgal ve istila tehlikesi art›k somutluk kazanmaktad›r. Her geçen gün daha fazla somutluk kazanan bu tehlike karfl›s›nda ilericiler, yurtseverler, devrimciler ertelenemez an›n tarihsel görevleriyle karfl› karfl›yad›r. Sald›r›n›n haz›rl›k süreci tamamlanmak üzeredir. Düflman tepeden t›rna¤a ölüm kusan silahlar›yla baflta Irak halk› olmak üzere, ezilen dünya halklar›n›n karfl›s›nda büyük bir tehdit olarak durmaktad›r. Devrim ve karfl› devrimler tarihinin en kanl› sayfalar› yaz›lacakt›r. Yaflanan her geliflme at›lan her ad›m, tarih olarak karfl›m›zda okunacakt›r. S›n›f bilinçli proletaryan›n görevleri zor, tafl›d›klar› sorumluluklar a¤›rd›r. Kitlelerin öfkesini, tepkisini örgütlemek göreviyle karfl›yad›r. Peki kitleleri hangi politik çizgi ve anlay›flla, nas›l örgütleyece¤iz? Devrim gerçeklefltirme iddias› tafl›yan politik bir partinin temel görevlerinden biri amac›n› gerçeklefltirmek için hedef kitlesini

örgütlemektir. Böylesi bir görevi gerçeklefltirmeyi ihmal eden, savsaklayan bir parti, devrim iddias›n› gerçeklefltiremez. Kitleleri örgütlemek için bilimsel bir dünya görüflüne, do¤ru bir devrim stratejisine ve anlay›fl›na, do¤ru bir kitle çizgisine sahip olmak gerekir. Ancak bunlar› yaflama uygulayacak politikalara, taktiklere, araçlara, komitelere ve herfleyden önemlisi kadrolara sahip de¤ilsek, sahip olunan politika ka¤›t üzerinde kalmaya mahkum olur. Bugün, devrimci hareketlerin kitlelerle ba¤lar›n›n önemli oranda zay›flad›¤› ve bir daralma yaflad›klar› aç›kt›r. Bu gerçekli¤i yok sayamay›z, gözlerimizi kapay›p, ham hayallerle vakit kaybedemeyiz. Buna vaktimiz yoktur. Parti içi hastal›klar›n ve yaflanan sorunlar›n bir ölçüde çözümsüz kalmas›n›n etkili bir nedeni de kitlelerden kopuk ve pratik süreçten yoksunluktur. Yani iflçilerden, yoksul köylülerden, kamu emekçilerinden, halk gençli¤inden kopukluktan bahsetmekteyiz. Emperyalistler ve hakim s›n›flar Proletarya Partisi’ni ve devrimcileri halktan koparmak onlardan yal›tmak için her türlü yönteme, bask›ya ve araca baflvurmaktad›r. Düflman s›n›flar yaflad›klar› deneyim ve tecrübelerden dersler

14-27 Mart 2003

belli bafll› sebepler üzerinde duraca¤›z. Birincisi; Partiyi ve kendisini politik bir güç olarak görmemesidir. Bu ayn› zamanda düflman› oldu¤undan fazla güçlü (özellikle fiziksel olarak) gören bir anlay›flt›r. Düflman ve devrim cephesine, halk hareketlerine vs. bak›fl› dard›r. Düflman›n görece üstünlü¤ünü görürken, onun tükeniflini, eninde sonunda tarih sahnesinden kald›raca¤›m›z› ve bizim tarihsel gücümüzü göremeyen, bilince ç›karamayan bir anlay›flt›r. Dünya ve ülkemiz gerçekli¤ine dar bakmas›ndan kaynakl›, a¤›rl›kl› olarak egemenlerin açt›¤› pencerelerden bakar. Oysa sisteme elefltirel ve onun karfl›s›nda durarak baksa, dünyada ve ülkemizde geliflen halk hareketlerine ve bunlar›n gelecek vaat eden yönelimlerine baksa, Marksizm-Leninizm-Maoizm ›fl›¤›nda araflt›rma inceleme yap-

ç›karmakta bu dersler do¤rultusunda yeni yöntemler, yeni taktikler gelifltirmektedir. S›n›f düflmanlar›m›z›n ne yapt›klar›, neyi amaçlad›klar› aç›kt›r. Ancak, bizlerin yeterince düflman›n hareket tarz›n› inceledi¤imiz söylenemez. Uygulad›klar› yöntemler kulland›klar› araçlar yeterince izlenmiyor, incelenmiyor. Oysa, devrim iddias›yla yola ç›kan bir politik hareket ancak s›n›f düflman› hakk›nda kapsaml› bir bilgilenmeyle iddias›n› gerçeklefltirebilir. Bu baflar›lmadan devrimin politik görevleri yerine getirilemez. S›n›f düflmanlar› proletaryay› ve onun müttefiklerini imha ve yok etmek için her gün yeni yöntemler gelifltirmekte, bu faaliyetlere milyonlarca dolarl›k bütçe ay›rmaktad›r. S›n›f düflmanlar› ifllerini ciddiye al›yor. Ancak komünistler ve devrimcilerin ifllerini yeterince ciddiye ald›klar› söylenemez, yaflanan pratik ve gerçeklik bu tezi defalarca do¤rular temeldedir. S›n›f düflmanlar›n›n proletaryan›n devrimci partisini imha ve yok etmek için faaliyetleri ve çabalar› ortada iken, bizlerin yanl›fll›klar›, hata ve zaaflar›, eksiklikleri de ortaya ç›kar›lmal›d›r. Kendi hata ve zaaflar›na karfl› devrimci tarzda yaklaflmayan bir parti devrimin görev ve sorumluluklar›n› da yerine getiremez. Hata ve zaaflara karfl› özelefltirel yaklafl›m, devrimin sorunlar›n› ele al›fltaki ciddiyetle do¤ru orant›l›d›r. Devrimin en büyük silahlar›ndan biridir elefltiri ve özelefltiri. Devrimin ustalar›, kadrolar›, pratisyenleri laf olsun diye bu tespiti yapmam›fllar. “ELEfiT‹R‹ VE

sa, ezilenlerin gücünü, gelece¤i ortak yarataca¤›m›z›, yeryüzündeki tüm ezenleri tarihin çöplü¤üne atma güç ve kudretinin bizde, dolay›s›yla kendisinde de oldu¤unu görecektir. Bu bak›fl aç›s›n› kazanmak zorunludur. Bunu kazanman›n yolu ise bilimsel sosyalizmi ve onun düflünme yöntemi olan diyalektik materyalizmi ö¤renmek, özellikle düflman ve ezilenler cephesindeki geliflmeleri titizlikle takip etmekten, buradan ç›karsamalar yaparak pratik mücadeleye giriflmekten geçer. Bu kapsamda yay›nlar›m›z› pratik faaliyete ›fl›k tutmas› perspektifiyle okuyup incelemek gerekir. Böylece kifli kendisini de özne olarak görmeyi baflaracak ve ezenlerin yaratt›¤› ak›nt›ya gö¤üs germeyi ö¤renecektir. Bu da “partide örgüt bilincinin zay›fl›¤› pratik çal›flmalar›m›z›n çözümlenmesi temelinde ideolojik-politik e¤itimi

ÖZELEfiT‹R‹, DEVR‹M‹N ÖNEML‹ B‹R S‹LAHIDIR.” Bu tespit devrimin say›s›z deney ve tecrübelerinden dam›t›larak süzülüp gelmifltir. Kanla, emekle kazan›lan, yarat›lan devrimin silahlar›na karfl› ciddiyetle yaklaflmak, devrim karfl›s›ndaki tutumumuzu belirler. Özelefltirel yaklaflmayan devrimci bir parti, bir devrimci, devrimi ve Proletarya Partisi’ni örgütleyemez. Hata ve zaaflara karfl› tav›r almak için bilimsel bir tutum ve devrim iddias› ve gerçekli¤e hakim olma cesareti gerekir. Bolflevik devrim öncesi proletaryan›n ve Sovyet halk›n›n elinde güçlü bir propaganda, ajitasyon ve ÖRGÜTLEME arac› vard›. “ISKRA” bu rolü önemli ölçüde oynad›. Kitleleri örgütlemede güçlü bir araçt›. Çarl›¤›n elinde göz ve kula¤a hitap eden güçlü görsel medya araçlar› pek yoktu, bunlara fazla sahip de¤ildi. O dönem bilimin, teknolojinin geliflim düzeyinin gerili¤i s›n›f savafl›m›n›n araçlar›na da yans›maktayd›. Bolfleviklerin elindeki propaganda araçlar› s›n›f düflmanlar›yla aralar›nda eflitsiz de olsa uçurumlar kadar farkl›l›k arz etmemekteydi. Oysa, bugün s›n›f güçlerinin dengeleri aç›s›ndan muazzam düzeyde f›rsat farkl›l›klar› mevcuttur. Eflitsizlik ve dengesizlik uçurum boyutundad›r. Farklar, fille kar›nca aras›ndaki kadar büyüktür. Peki bugün yaflanan bu dengesizlik eflitsizlik hangi politika ve araçlarla kapat›lacak? Hangi politikayla hasm›m›z üzerinde galebe çalaca¤›z? Ancak, MLM kitle çizgisini gerçek anlamda ruhuna uygun olarak, uygulayarak bu fark› azal-

öne ç›kartmam›z› gerektirmektedir. Marksist-Leninist-Maoist eserlerin sürekli incelenmesi, pratik çal›flmalar›m›z›n incelenmesi, parti sorunlar›n›n incelenmesi, e¤itim toplant›lar›na gereken önemin verilmesi parti içi e¤itimin esas ö¤eleridir. ‘Birinci planda her zaman mutlaka pratik propaganda ve ajitasyon çal›flmas› bulunur ve çünkü, birincisi, teorik çal›flma, yaln›z ikincisinin öne sürdü¤ü sorular› yan›tlar. ‹kinci olarak, sosyal demokratlar, kendilerine ba¤l› olmayan koflullar dolay›s›yla, s›k s›k, pratik çal›flmaya olanak sa¤layan her an› de¤erlendirmeyi bilmemekten çok, yaln›z teorik çal›flma s›n›r› içinde kalmaya zorlan›rlar’ (Lenin)” 7. Konferans Kararlar›ndan’ yaklafl›mda ortaya konulan anlay›fl›n›n prati¤e geçirilmesiyle yaflam bulur. Devam› gelecek say›da

tabilir, aç›y› kapatabiliriz. Baflka bir silah ve yöntemle bu aç›y› kapamam›z mümkün de¤ildir. Komünist ve Devrimci örgütlerin geçmiflte ve günümüzde kitleleri örgütlemede uygulad›klar› yöntemler, kulland›klar› araçlar ders ve deneyim aç›s›ndan küçümsenmeyecek düzeydedir. Kitleleri örgütlemek için geçmifl deney ve tecrübelerin sentezlenerek güncele uyarlanmas› ertelenemez görevdir. Özellikle dünyada ve ülkemizde yaflanan geliflmeler çok ciddidir, bu durum ertelenemez boyutta müdahaleyi ve mücadeleyi önümüze koymaktad›r. Acil ve somut olarak, önümüze konulan günün görevleri bu süreçte, kitleler içinde olmak, savafl karfl›t› eylemliklerde yer almak, bizzat bu eylemlikleri örgütlemenin öncüsü olmakt›r. Sürece, devrimci tarzda bilinçli bir flekilde aktif olarak müdahale etmektir. Komünist ve devrimcilerin erteledi¤i görevi, bofl b›rakt›¤› alanlar› kimler doldurur? Yan›t, aç›kt›r. Öyleyse, yan›t›n bilinciyle, görevlerimizin sorumlulu¤uyla, emperyalist sald›r›n›n somutluk kazand›¤› bu süreçte yeni çal›flma tarz›yla kitlelerle s›k› ba¤lar kurmal›y›z. Ülkemizde halk›n % 94’ünün emperyalist sald›r›ya karfl› oldu¤u bilinmektedir, bu durum örgütlenme aç›s›ndan muazzam f›rsatlar do¤urmaktad›r. Bugün, kitleleri örgütlemenin ald›¤› gerçeklik, sald›r› karfl›t› somut durufl temelinde yükselerek, gerçekleflmelidir. Buradan ifle bafllamal›y›z. A⁄AÇ SÜKUNETTEN HOfiLANAB‹L‹R, AMA RÜZGAR D‹NMEYECEKT‹R.


14-27 Mart 2003

4

16

IMF savaflbütçesine onay vermeyelim! SIRTIMIZA YÜKLENEN FATURAYI ÖDEMEYEL‹M! Savafla kat›l›m› resmilefltirecek olan “Baflbakanl›k Tezkeresi”nin onay görmemesi üzerine 2. Tezkere haz›rl›klar›n› sürdüren AKP hükümeti; esas olarak emekçi halk kitlelerinin yükselen savafl karfl›t› protestolar›n›n etkisiyle u¤rad›¤› yenilginin ac›s›n› 2003 bütçesine ilave etti¤i ve 15,7 katrilyonluk “Tasarruf ve Ek Vergiler” paketiyle halktan ç›kartman›n yoluna gitmifl bulunuyor. “Vergileri hafifletece¤iz, ek vergi koymayaca¤›z” (AKP Seçim Beyannamesi’nden) 3 Kas›m seçim propagandalar›n›n temel argümanlar› aras›nda yer alan bu sözlerin yalan oldu¤u 100 gününü dolduran AKP hükümetinin TBMM’ye sundu¤u 2003 bütçesiyle bir kez daha gözler önüne serilmifl oldu. ABD emperyalizminin kanatlar› aras›nda koflar ad›m savafla kat›lmaya karar veren AKP’nin, savafla girmenin resmileflmesi anlam›n› tafl›yacak “tezkere”yi meclise sunmas› ve kabul edilmemesinin ard›ndan alelacele sunulan bütçenin Maliye Bakan› Kemal Unak›tan taraf›ndan “Bar›fl›n Bedeli” olarak aç›klanmas› ise “takiyyecili¤in de bir s›n›r› var” dedirtecek cinsten. Neyse ki ekonomiden sorumlu Devlet Bakan› Ali Babacan’›n “meclise sunulup reddedilen tezkereyle yürürlü¤e sokulan ‘tasarruf ve gelir art›r›c› önlemler’ paketinin bir alakas› yok. Bütçeye yerlefltirilen ve 15,7 katrilyon lira tutar›ndaki önlemler paketi tamamen IMF ile sürdürülen çal›flmalar›n sonucunda karar alt›na al›nm›flt›r” yönlü itiraflar› gerçekleri yoruma yer b›rakmayacak flekilde ortaya koyuyor. Bütçe ve tasarruf tedbirlerinin “tezkere”nin reddiyle ba¤lant›s› olma-

d›¤›n› söyleyen ‹stanbul Üniversitesi ‹ktisat Fakültesi Ö¤retim Üyesi Prof. Dr. Türkel Minibafl; “2003 bütçesi ve tedbirlerin art›r›lmas›, kamunun ekonomik yaflamdaki alan›n›n küçültülmesi plan›n›n devam› üzerine kurulu. Dolay›s›yla savaflla gerek bütçenin gerekse beraberindeki paketin do¤rudan ilgisi yok. Ama böyle bir paketin savafl ya da tezkere öncesinde aç›klanmas›, AKP’ye oy verenlerin tepkisine, savafl karfl›t› hareketlerin daha da büyümesine neden olurdu” yorumu AKP’nin tavr›n› ortaya koymas› aç›s›ndan önemlidir. Sosyal politikalar uygulanaca¤› vaatleriyle hükümete gelen AKP’nin bundan önceki uflak hükümetler gibi IMF ve DB’nin öngördü¤ü ve içerikleri daha da a¤›r olacak ekonomik ve sosyal politikalar› hayata geçirecekleri 100 günlük icraatlar›yla bir kez daha kan›tlanm›flt›r. Seçim meydanlar›nda “Kas›mpaflal› Delikanl›” havas›yla esip gürleyen Tayyip’in emekçi halk›m›za yönelik vaatlerinin ve halk›n taleplerinin hiçbirisini 100 günlük icraatlar›nda bulmak mümkün de¤il. Tam aksine

AKP’nin 100 günlük uygulamalar› da tüm di¤er hükümetler gibi komprador burjuvazi ve büyük toprak a¤alar›n›n menfaatlerini karfl›layacak flekilde bir seyir izlemifltir. “Mali milad›n kald›r›lmas› ve Vergi Aff›”n›n yürürlü¤e sokulmas› ile bir avuç patron-a¤a ve tefecinin yüzleri güldürülmüfl, özellefltirme uygulamalar› h›zland›r›larak iflsizler ordusuna yenileri eklenmifl ve baz› özellefltirme kapsam›ndaki iflletmelerde çal›flt›r›lan iflçiler de memur kapsam›na al›narak varolan kazan›lm›fl hakla-

r›n gaspedilmesi gerçeklefltirilmifltir. 100 günlük süreçte yaflam›m›z›n bir parças› haline gelen zamlar süreklilik kazanm›fl, köylülere vaadedilen destekleme programlar› unutulmufl, yine köylülere ödenmesi gereken DGD (Do¤rudan Gelir Deste¤i)’nin büyük bir k›sm› ödenmedi¤i gibi üreticilerin borçlar›n›n icra yoluyla al›nmas› uygulanmas›na h›z verilmifltir. Bütün bu geliflmeler ›fl›¤›nda haz›rlanan ve Meclis’in onay›na sunulan 2003 y›l› bütçesi IMF ve savafl bütçesidir. Daha önceki birçok yaz›m›zda da belirtti¤imiz gibi 58. hükümet IMF ve savafl hükümetidir. BÜTÇEN‹N YARISI FA‹ZE G‹D‹YOR! Aylard›r IMF gözetimi alt›nda planlanan ve flekillendirilen 2003 y›l› bütçesi 46,1 katrilyonluk aç›kla 146,9 katrilyon olarak belirlendi. (Bak›n›z-Tablo 1) Bütçenin rakamlar›na bakt›¤›m›zda 65,5 katrilyonluk bir mebla¤la faiz ödemeleri ilk s›ray› alm›fl durumda. Görüldü¤ü üzere yat›r›m, kamu personel

harcamalar› ve sosyal güvenli¤e ayr›lan pay›n toplam› faiz ödemelerine ayr›lan miktar›n gerisinde kal›yor. Bütçenin yar›s› neredeyse faize ayr›lm›fl durumda. Ayr›ca “di¤er cari harcamalar” kalemine ayr›lan 9.3 katrilyon miktar›n 6,3 katrilyona indirilmesi düflünülüyor. Askeri harcamalar, e¤itim ve sa¤l›k giderlerini içeren bu kalemden yaklaflan sald›rganl›k dolay›s›yla askeri harcamalar›n k›s›tlanmayaca¤›, aksine de¤iflik fonlardan aktar›lacak paylarla güçlendirilece¤i düflünülürse kesinti e¤itim ve sa¤l›k kesiminde h›zlanan özellefltirmenin daha da yo¤unlaflmas›na yol açacakt›r. IMF direktifleri do¤rultusunda haz›rlanan bütçenin “yüzde 6,5 faiz d›fl› fazla” hedefi ile belirlenmesi zorunlulu¤u 2003 bütçesinin “Borç ve Faiz Bütçesi” olaca¤›n›n temel göstergesidir. Bu da ancak faiz ödemeleri d›fl›ndaki tüm kalemlerde k›s›nt›ya gidilmesi ve yeni ek vergilerin yürürlü¤e konmas›yla mümkündür. AKP iktidar›na yak›nl›¤›yla tan›nan MÜS‹AD (Müstakil Sanayici ve ‹fladamlar› Derne¤i) Baflkan› Ali Bayramo¤lu; “Dünyan›n hiçbir yerinde faiz d›fl› fazla diye bifley yok. Faize dokunulursa piyasalar tedirgin olur, piyasalar te-

Tablo 1

EK VERG‹LER

HEDEFLENEN TASARRUF 780 trilyon TL.

Kurum ve geçici verginin yükseltilmesi

Vergi istisnalar›n›n gözden geçirilmesi

200 trilyon

2003 için ek emlak vergisi

650 trilyon

2003 y›l› için ek motorlu tafl›tlar vergisi

1.1 katrilyon

• Belediyelerin vergi gelirinden kesinti ‹ST‹HDAM öNLEMLER‹ VE ZAMLAR

275 trilyon

• • • •

Otoyol ve köprü geçifl ücretlerinde art›fl Kamu tafl›nmazlar›n›n de¤erlendirilmesi Memur, kesenek oran›n›n yüzde 16’ya ç›kar›lmas› Emekli ayl›klar›ndan sa¤l›k primi kesintisi

200 trilyon 200 trilyon 146 trilyon 76 trilyon

• •

‹flçilerin 1 ikramiyesinin ertelenmesi Tar›msal destekleme ödeneklerinden kesinti

140 trilyon 73 trilyon

• •

Do¤rudan Gelir Deste¤inden kesinti Yat›r›mlar› h›zland›rma ödene¤inden kesinti

1.4 katrilyon 16 trilyon

Personel aç›ktan atamalar›n›n s›n›rland›r›lmas›

50 trilyon

SA⁄LIK HEDEFLENEN TASARRUF • ‹laç katk› paylar›n›n maafltan kesilmesi 65 trilyon • Antibiyotiklerden tasarruf 45 trilyon • ‹laçla ortalama fiyat uygulamas› 150 trilyon • Ödeme öncesi reçete kontrolü 50 trilyon • Sarf malzemelerinde standart ve fiyat birli¤i 20 trilyon • Negatif ilaç listesi uygulamas› 25 trilyon • Yeflil kartlar›n sa¤l›k karnesine dönüfltürülerek yenilenmesi 130 trilyon YATIRIM VE D‹⁄ER ÖNLEMLER • Yeni binek ve hizmet tafl›t› al›m›n›n yap›lmamas› 90 trilyon • Yat›r›m ödeneklerinin harcamaya dönüflmemesi 450 trilyon • Yat›r›m ödeneklerinden kesinti 2.6 katrilyon • D›fl proje kullan›m›ndan kesintiye KDV tasarrufu 148 trilyon • Emekli olacaklara harc›rah›n 500 milyon lira ile s›n›rland›r›lmas› •

Yat›r›mlar› H›zland›rma Ödene¤i’nden her proje için aktar›lacak miktar›n 5 trilyon lira ile s›n›rland›r›lmas›

Yedek ödenekten yat›r›mlara aktarma yap›lmamas›


17

4

dirgin olursa ekonomi durur” fleklindeki yaklafl›mlar›n›n yan›s›ra süreci “dezenformasyon” olarak niteleyerek iktidar›n IMF’nin isteklerine boyun e¤di¤i, faiz lobisinin esiri oldu¤u yönlü aç›klamalarda bulundu. AKP’nin iktidara gelmesinden önce ve acil eylem plan›yla IMF’ye taahhüt etti¤i yüzde 6.5 faiz d›fl› fazlas› daha az e¤itim, daha az sa¤l›k hizmeti, emekli ve çal›flanlar›n yoksullu¤a mahkum edilmesi, kamunun yat›r›mlardan tamamen çekilmesi demektir. Böylelikle ülkenin tüm kaynaklar› rantiyeye aktar›lacakt›r. Herkesten fedakarl›k istendi¤i bir dönemde faiz, borsa gibi finansal kazançlara, holding ve bankalar›n kârlar›na dokunulmamaktad›r. 2003 bütçesi ve beraberindeki paket AKP taraf›ndan bir avuç patron-a¤aya sunulmufltur. Uflak AKP hükümetinin yapt›¤› bütçenin ana çerçevesi de bu yöndedir. Vergi Aff› ile patron-a¤alar›n trilyonlarca borçlar›n› silenler çareyi her zaman oldu¤u gibi emekçi halk›m›z›n cebine el atmakta buldular. Bunun sonucu olarak 9,8 katrilyonluk bütçe harcamalar›nda k›s›tlamaya gitmek ve 5 katrilyon 972 trilyon liral›k “ek gelir art›r›c›” önlemler olarak

toplam 15,7 katrilyonluk bir kaynak yaratarak emperyalist efendilerinin ve onlar›n yerli uflaklar›n›n kasalar›na ak›tm›flt›r. Gerek 100 günlük icraatlar› gerekse haz›rl›klar› 2003 bütçesi “müslüman” etiketli bir uflak tak›m›n›n da emperyalistlerin ve onlar›n yerli uflaklar›n›n bir hizmetçisi oldu¤unu çok k›sa zamanda ortaya ç›karm›flt›r. Halk›m›z›n “sarm›sa¤› gelin etmifller 40 gün kokusu ç›kmam›fl” özdeyifli bu takiyyeci tak›m›na nas›l da uyuyor. Daha 100 gün geçmeden halk düflman› yüzleri kendilerine oy veren kitleler taraf›ndan dahi çok rahat görülmektedir. FATURA HALKA KES‹LD‹! ABD emperyalizminin Irak’a yönelik sald›r›s›nda “tetikçili¤e” soyunan egemen s›n›flar›n “kan pazarl›¤›”n› sürdüren AKP iktidar›n›n meclisteki ilk raundu baflar›s›zl›kla sonuçland›. Savafla kat›l›m› resmilefltirecek olan “Baflbakanl›k Tezkeresi”nin onay görmemesi üzerine 2. Tezkere haz›rl›klar›n› sürdüren AKP hükümeti; esas olarak emekçi halk kitlelerinin yükselen savafl karfl›t› protestolar›n›n etkisiyle u¤rad›¤› yenilginin ac›s›n› 2003 bütçesine ila-

Vergi Aff› ile patron-a¤alar›n trilyonlarca borçlar›n› silenler çareyi her zaman oldu¤u gibi emekçi halk›m›z›n cebine el atmakta buldular.

ve etti¤i ve 15,7 katrilyonluk “Tasarruf ve Ek Vergiler” paketiyle halktan ç›kartman›n yoluna gitmifl bulunuyor. Bir yandan ABD haydutundan daha fazla para koparman›n peflinde koflarken öte yandan savafl ortam›nda yararlanarak daha fazla palaz-

lanmak isteyen patron-a¤alar halk›n s›rt›na çok a¤›r bir fatura daha eklediler. Halk›m›z›n s›rt›na vurulan bu paket içerisinde iflçilerin bir ikramiyesinin ertelenmesi, tar›msal alandaki desteklenmelerin iptal edilmesi, ilaç katk› paylar›n›n iflçi, memur ve emeklilerin ayl›klar›ndan kesilmesi, 2003 y›l›nda ek emlak ve tafl›t vergilerinin al›nmas›, kamu arazilerinin sat›fla sunulmas›, yat›r›mlar›n kesilmesi, personel al›m›n›n durdurulmas›, özellefltirme furyas›n›n Tekel’den bafllayarak daha da h›zlanmas› yer al›yor. Sald›r› paketi bununla da bitmiyor. IMF ile yap›lan anlaflma çerçevesinde maafllar›na enflasyon fark› ve refah pay› yans›t›lmayacak. Görüldü¤ü üzere y›llard›r emperyalistler taraf›ndan sunulan ekonomik ve sosyal y›k›m politikalar›n› halk›m›z üzerinde uygulayan egemen s›n›flar flimdi de savafl ortam›ndan yararlanarak çemberi daha da daraltarak hem halk›m›z›n kan›n› pazarlamaya çal›fl›yorlar hem de bo¤az›na takt›klar› ipi daha da s›karak bo¤mak ve tamamen kölelefltirmek istiyorlar. Bunu da hiç s›k›lmadan “Bar›fl›n Bedeli” olarak sunmaya çal›fl›yorlar. Tezkerenin geçmemesinin ard›ndan kameralar›n karfl›s›na ç›kan ve efendilerine bu durumu nas›l izah edeceklerinin telafl› içerisinde olan R. Tayyip Erdo¤an; “Meclisin karar›na sayg›l›y›z, ancak unutulmamal› ki her alternatifin de bir bedeli var” fleklinde konuflarak adeta halk›m›za gözda¤› vermeye çal›fl›yordu. “Meclis karar›na sayg›l›y›z” diyenler, parti içi demokrasiden dem vuranlar, emperyalist efendilerinden gelen mesajlar üzerine hemen 2. Tezkere haz›rl›klar›na

14-27 Mart 2003

girifltiler. ACI ‹LACI ‹ÇMEMEK VE SAVAfiI Tablo 1

BÜTÇE KALEMLER‹ Harcama ödene¤i Tasarrufla gider ödene¤i Harcanacak tutar Personel harcamalar› Di¤er cari Yat›r›m Transferler Faiz Sosyal güvenlik Vergi iadesi Gelirler Vergi Vergi d›fl› normal gelirler Özel gelir ve fonlar Katma bütçe gelirleri Bütçe a盤› Faiz d›fl› fazla Faiz d›fl› fazlan›n/GSMH oran› ENGELLEMEK EL‹M‹ZDE! IMF ve savafl hükümeti olarak emperyalizm taraf›ndan hükümete getirilen AKP’nin ipli¤i çok k›sa sürede pazara ç›km›fl görünüyor. Emperyalist haydutlar›n “istikrar” sa¤lanmas› noktas›nda hükümete tafl›nan AKP, ezici meclis ço¤unlu¤una ra¤men yönetemiyor, ekonomik ve siyasi krize çözüm üretemiyor. Daha flimdiden y›pranmaya, kendi içerisinde çatlamaya bafllad›. Halk kitlelerinin ezici ço¤unlu¤unun karfl› ç›kt›¤› ve bu durumu istenilen düzeyde olmasa da çok çeflitli eylem biçimleriyle alanlarda yans›tmaya çal›flt›¤› “emperyalist sald›rganl›k” karfl›s›nda halk›n sesine kulak vermek yerine efendilerinin hizmetine koflan AKP hükümetinin sonu da di¤er uflak hükümetlerin yaflamakla yüzyüze kald›klar› son gibi olacakt›r. Gerek haz›rlad›klar› ve halk›m›za içirmeye çal›flt›klar› ac› ilaç (2003 bütçesi) gerekse de halk›n kan›n› pazarlayarak girmeye soyunduklar› Irak sald›r›s› sonlar›n›n bafllang›c›d›r. Di¤er düzen partileri gibi AKP de iradesini ve varl›k zeminini emperyalist haydutlardan ve onlar›n yerli uflaklar›ndan almaktad›r. Onlar›n Kâbesi halk›m›za yutturmaya çal›flt›klar› üzere

Mekke de¤il, baflta ABD emperyalizmi olmak üzere di¤er emperyalist ülkelerin baflkentle(KATR‹LYON L‹RA) 146.9 145.6 144.8 29.5 9.3 9 99.1 65.5 14.9 6.8 100.8 85.9 10.3 4.1 0.4 46.1 19.3 Yüzde 5.4 ridir. Art›k halk›m›z AKP’nin de gerçek yüzünü görmeye bafllad›. Zira onlar sömürü ve zulmü bizzat yafl›yorlar ve çektikleri ac›lar onlar›n en iyi ö¤retmeni oluyor. Halk kitleleri yaflad›klar› gerçeklikleriyle düne nazaran örgütlenmeye ve savaflmaya objektif olarak daha haz›r durumdad›rlar. Onlar›n tek eksiklikleri örgütsüzlükleri ve alternatif çözüm noktas›ndaki bilinçsizlikleridir. Bu görev ve sorumluluk ise baflta komünistler olmak üzere tüm devrimci güçlerin omuzlar›ndad›r. Tarihsel süreç komünist ve devrimcileri yak›c› bir flekilde rollerini ve misyonlar›n› oynamaya ça¤›r›yor. Hiçbir gerekçe ve kayg› bu yak›c›l›¤›n önüne engel olarak ç›kart›lamaz. Bu bilinç ve sorumlulukla halk kitlelerini örgütlemek ve savaflt›rmak için s›n›f mücadelesinin engin denizindeki ad›mlar›m›z› h›zland›ral›m.


14-27 Mart 2003

18

4

EMPERYAL‹ZM KÜRTLER ‹Ç‹N ÖZGÜRLÜ⁄ÜN DE⁄‹L,

BA⁄IMLILI⁄IN TEM‹NATIDIR!

Hiç flüphesiz önderliklerinin izledikleri politikalar bugüne kadar esas olarak Kürt halk› için yalan, ölüm ve sürgün olmufltur. Kürt halk› bu önderliklerden kurtulamad›¤› sürece bugüne kadar yaflad›klar›, yar›nlar›n›n ne olaca¤›n›n da bir anlamda teminat› say›l›r. Çünkü, de¤iflen sadece tarihlerdir. Sahnede olan ise, yine ayn› aktörler ve fügüranlard›r. ABD emparyalizminin Irak’a yönelik sald›r›s›n›n temelinde yatan gerçe¤in, petrol ve enerji kaynaklar› üzerinde denetim kurmak oldu¤u düflüncesi art›k genifl y›¤›nlar›n ortak düflüncesi haline geldi. Dolay›s›yla

ABD haydutu Ortado¤u’daki ç›karlar› için, TC gibi stratejik bir ufla¤› Kürtler için feda etmez. Ve ayn› zamanda direkt karfl›s›na da almaz. Elbette ki bu flu anlama gelmez. ABD’nin Kürtler’e yönelik ataca¤› her ad›m mutlaka TC’nin ad›mlar›yla çak›flacak. Hay›r, çak›flmayabilir. Dahas› bunu belirleyen esas olarak ABD’nin stratejik ç›karlar›d›r.

Bush ve suç ortaklar›n›n “bölge halklar›n› Saddam diktatörlü¤ünden kurtaraca¤›z”, “bar›fl ortam› yarataca¤›z”vb. tüm iddialar› gerçek amaçlar›n› gizlemeye dönük, köksüz iddialard›r. ‹kiyüzlü ve sahte söylemlerdir. Bu duru-

mun genifl y›¤›nlar taraf›ndan görülmesi, gelecek aç›s›ndan bir olumluluktur. Ama hala emperyalistlerin bu ikiyüzlü söylemlerine inanan, yada inanm›fl gibi görünenler vard›r. Ve bunlardan biri de ABD’nin Saddam sonras› oluflturulacak yeni Irak yönetiminin aktif adaylar›ndan olan Kürtlerdir. Yani, Mesut Barzani’nin önderli¤ini yapt›¤› IKDP ve Celal Talabani’nin önderli¤ini yapt›¤› IKYB gibi partilerdir. Bu parti yöneticileri, öteden beri Ankara, Amerika hatt›nda, feodal afliretçi düflünüfl tarzlar›na uygun olarak çok yol katettiler. Ald›klar› ö¤ütlerden hareketle yeri gelince PKK-KADEK’e karfl›, yeri gelince ABD haydutunun direktiflerine uygun olarak Saddam diktatörüne karfl› savaflt›lar. Burada iki önemli noktay› hat›rlatmakta ve alt›n› çizmekte yarar vard›r. Birincisi; bu feodal burjuvalar›n, bugüne kadar Kürt halk›n-

dan çok, baflka güçlerin ç›karlar› için bafl sallad›klar› gerçe¤i, ikincisi; izledikleri tüm teslimiyetçi politikalara ra¤men, emperyalistlerin, faflist diktatörlüklerin kurflunlar›ndan kurtulamad›klar› gerçe¤idir.

Evet, Kürt halk›n›n direnifllerle ve ihanetlerle dolu tarihine bakt›¤›m›zda, bu önderliklere ait olan tarihi sayfalar›nda halk›ndan çok baflkalar› için dövüflen, baflkalar›n›n ç›karlar› için kendi halk›na kurflun s›kmakta, ihanet etmekte asla tereddüt etmeyen pratikleri, gerçekleri görüyoruz. Y›llarca TC’nin kendilerine sundu¤u bir tas çorba ve bir pasaport karfl›l›¤›nda PKK hareketine karfl› savaflt›lar. Yine defalarca emperyalistlerin ve iflbirlikçilerinin böl-parçala ve yönet politikalar›na uygun olarak birbirini bo¤azlad›lar. E¤er bugün birarada duruyorlarsa, bu Kürtlerin genel ç›kar›ndan çok ABD haydutunun ç›kar› içindir. Bu ortamda elde edecekleri “tüm kazan›mlar”›n da ABD haydutunun genel ç›kar›na endekli olaca¤› aç›kt›r. Peki tüm bu yaflananlar Irak ço¤rafyas›ndaki Kürtler için bir kader mi? Kesinlikle hay›r. O halde özünde bir fark› olmayan

ve döne döne tekrarlanan bu politikalar›n alt›nda yatan gerçekler nedir? Elbette ki bu politikalar›n alt›nda yatan gerçeklerin nedenlerini bu feodal-burjuvalar›n ideolojik-siyasal ve örgütsel hatt›nda aramak laz›m. Yani, ulusal devrimci bir örgütlenmeden çok afliretçi, ba¤›ms›z düflünme, ba¤›ms›z hareket etme yerine, ba¤›ml› düflünüp ba¤›ml› hareket etmeyi bir yaflam tarz› haline getiren, emperyalistlerin, iflbirlikçilerin aras›ndaki çeliflkilerden yararlanma ad› alt›nda her zaman birilerine yaslanmay› politika sanan bu önderliklerin s›n›fsal niteli¤inde aramal›y›z. Hiç flüphesiz bu tür önderliklerin izledikleri politikalar bugüne kadar esas olarak Kürt halk› için yalan, ölüm ve sürgün olmufltur. Kürt halk› bu önderliklerden kurtulamad›¤› sürece bugüne kadar yaflad›klar›, yar›nlar›n›n ne olaca¤›n›n da bir anlamda teminat› say›l›r. Çünkü, de¤iflen sadece tarihlerdir. Sahnede olan ise, yine ayn› aktörler ve fügüranlard›r. TC PLANLARINI KÜRTLER’‹ S‹ND‹RME ÜZER‹NE YAPIYOR Faflist diktatörlük, ABD haydutlar›na yapt›¤› tetikçili¤i kamuoyuna benimsetmek, kamuoyundan destek almak için hep “güvenlik” gerekçesini ileri sürüyor. Güvenlik deyince de ilk akla gelen Kürtlerdir. Düne kadar PKKKADEK hareketine karfl› birlikte mücadele ettikleri, defalarca Ankara’da en üst düzeyde a¤›rlad›klar› Barzani ve Talabani bir anda TC’nin ulusal güvenli¤i için tehdit durumuna geldiler. vb. vb. Elbette ki ortaya ç›kan tabeladan hareketle iki do¤rudan sözetmek olumluluktur. Birincisi; Barzani ve Talabani gibi Kürt önderliklerinin TC için ciddi bir tehdit oluflturmad›klar› gerçe¤i. ‹kincisi; Kürt önderliklerin bugünkü objektif durumlar› nas›l olursa olsun, Kürt korkusu Kemalist diktatörlü¤ün ›rkç›-floven beynine yerleflmifl oldu¤u gerçe¤idir. Bundan dolay› TC Kürtlük

ad›na ortaya herhangi bir oluflumun ç›kmas›n› istemiyor. ABD’nin Saddam sonras› sözünü etti¤i yeni Irak yönetimi içinde IKDP ve IKYB’nin de olmas› plan› dahi TC’yi öfkelendiriyor. Burjuva medyas›n›n kiral›k kalemflörleri bu öfkeyi gazetelerinde flu bafll›klarla dile getiriyorlar: “Ba¤›ms›z Kürdistan’›n” ad›mlar› at›l›yor Irak’ta. Oluflturulacak yeni federasyonda “Kürtlerin yetkileri daralt›lmal›d›r”, “Kürtler Musul-Kerkük’ten uzak tutulmal›d›r.” “IKDP Türkmenlere bask› yap›yor” vb. vb. Ve tüm bu haberler arkas›nda emperyalist efendilerinden Kürtlere dair habire güvence istiyorlar. Bir yandan bu propagandalar yap›l›rken, di¤er yandan egemen s›n›flar Irak halk›n›n kan› üzerinde ABD haydutuyla yapt›klar› onursuzca “pazarl›klar” neticesinde “güvenlik” konusunda güvence ald›klar›n› Taha Akyol flu cümlelerle ifade ediyor: “Güvenlik bak›m›ndan önemli olan Kürtlere silah da¤›t›lmas› ve toplanmas› konusu, Türkiye’nin istedi¤i gibi çözüldü.” Bu sorunun TC’nin istedi¤i do¤rultuda çözülüp-çözülmedi¤i tart›fl›l›r. Ama bu süreçte ABD haydutu için tart›fl›lmas› zor olan bir gerçek var. O da Talabani ve Barzani’ye yükledi¤i misyondan dolay›, onlar› kolayca TC’ye yem ettirmeyece¤i olgusudur. Kürt önderlikleri de, bunun fark›ndad›r. Ve Kürt kentlerinde soka¤a taflan öfkelerin bu objektif durumdan belli yönleriyle cesaret ald›¤› da unutulmamal›d›r. Tüm bunlar ne kadar do¤ruysa, ABD haydutu, Ortado¤u’daki ç›karlar› için, TC gibi stratejik bir ufla¤› Kürtler için feda etmez. Ve ayn› zamanda direkt karfl›s›na da almaz. Elbette ki bu flu anlama gelmez. ABD’nin Kürtler’e yönelik ataca¤› her ad›m mutlaka TC’nin ad›mlar›yla çak›flacak. Hay›r, çak›flmayabilir. Dahas› bunu belirleyen esas olarak ABD’nin stratejik ç›karlar›d›r. Bugünkü somut durum, ABD için bu feodal burjuva önderliklerin biraz da olsa a¤›zlar›n› tadland›rmay› zorunlu k›l›yor ve ABD haydutunun yapt›¤› da budur.


19

4 Bunu yaparken dahi, stratejik ufla¤›n›n hassasiyetlerini de hesaba kat›yor. Mesala ABD bas›n› bu süreçte Kürtler’e iliflkin ABD haydutunun zorluklar›n›dengelerinden kaynakl› olarak izledi¤i iki yönlü politikalar›n› flu cümlelerle özetliyor: “Kürtler’in devlet kurmalar›n› engeleme” Irakl› muhaliflere de “Türkiye’nin tek tarafl› harekette bulunmas›n› engelleme” yolunda güvence verildi¤ini, yine Washington Post gazetesi, Türk askerlerinin K. Irak’a girmesi ve Kürt milislerini silahs›zland›rmas› konusunda anlaflt›¤›n›... New York Times ise Bush’un Irak dan›flman› Zalmay Hailzad’›n Kürtler’e, Türkiye’nin ABD ile birlikte Irak’tan ayr›laca¤›” konusunda güvence verdi¤i... Tüm bunlar bize, TC askerinin bölgeden hemen ayr›lmayaca¤›n› ve yine TC’nin Kürt gençlerine yönelik yapaca¤› sald›r›larda karfl›s›na ABD’nin tavr›n› esas alarak belirleyecek olan faktörün emperyalist ç›karlar› oldu¤unu gösteriyor. Keza Kürtlerin silahs›zland›rma söylemi ise tamamen kamuoyuna dönük basit bir propaganda malzemesidir. Çünkü, ABD ve suç ortaklar›n›n Irak’a yönelik planlar› e¤er gerçekleflirse, bu feodal önderlikler, zaten kurulacak yeni Irak yönetiminde olacaklard›r. Dolay›s›yla bunlar›n silahs›zland›r›lmas›ndan çok, daha düzenli silahl› bir güç haline gelmeleri sözkonusudur. Bu aç›k. ABD haydutu

TC’nin Kürt düflmanl›¤›n› ve korkusunu iyi biliyor. Bu nedenle her f›rsatta bu korkuyu körüklüyor. Ve yine egemen s›n›flar›n birçok sözcüsü yapt›klar› hainlik ve uflakl›¤› “Tarih yaz›l›rken o masada oturmak laz›m” söylemiyle perdelemeye çal›fl›yorlar. Gerçek olan flu ki; emperyalistler orada kanl› bir tarihi yazmaya haz›rlan›yorlar ve TC’nin yaz›lacak bu kanl› tarihteki rolü figüranl›kt›r. Musul-Kerkük petrolleri TC için sadece bofl bir hayal. TC, tarihi boyunca bu hayalle yaflad› ve yaflamaya da devam ediyor. Bu gerçe¤i TC de biliyor ve gelinen aflamada Kürtler’le komflu olmaktansa ABD haydutunun eli kanl› bir ufla¤› olmay› tercih ediyor. Bundan dolay›d›r ki, AKP hükümetinin D›fliflleri Bakan› Yak›fl, Bush’un talimatlar› karfl›s›nda bir emir eri gibi dururken, “Kuzey Irak’a Kürt’lere gözda¤› vermek için giriyoruz” diyebiliyor. KADEK, ZORLUKLARLA DOLU B‹R SÜREÇLE YÜZYÜZED‹R! KADEK için süreci bu denli zorlaflt›ran ulusal devrimci zeminden reformist zemine do¤ru kay›fl› ve “‹mral› manifestosu” ile birlikte tamamen sistemlefltirdi¤i reformist kimli¤in do¤al bir sonucudur. Bu kimlikte “fedaral birlik” yok. Bu kimlikte “ba¤›ms›zl›k” Kürtler için görülebilecek kötü bir rüyad›r. Bu kimlikte faflist kemalist diktatörlük “de-

mokratik cumhuriyet” olarak tarif ediliyor. ‹flte gerçeklerin bu kadar ters yüz edilmesi, dün kara denilene bugün beyaz denilmesi Kürt cephesinde -özellikle yurtsever kitlelerde- flaflk›nl›k yarat›rken, bilinç k›r›lmas›na yol açarken, faflist diktatörlük cephesinde psikolojik bir moral üstünlü¤üne yol açt›. Egemenler belli bir duraksamadan sonra sa¤lad›klar› bu moral üstünlü¤ünden hareketle Kürtlere yönelik imha ve inkar politikalar›ndaki ›srarlar›n› sürdürmeye devam ettiler. Kürtler’e yönelik tutuklamalar, Kürtçe isimlerin yasaklanmas› için aç›lan davalar, gerillaya dönük operasyonlar devam etti ve ediyor da. Tüm bunlar›n yan›s›ra son dönemde KADEK önderi A. Öcalan’›n ailesi ve avukatlar›yla görüflmesi de engellendi ve engellenmeye de devam ediyor. Özet olarak Kürtler kendilerine yönelik bafllat›lan genifl kapsaml› ve çok yönlü bir sald›r› gerçe¤iyle yüzyüzedirler. Öyle ki, TC Türkiye Kürdistan›’nda Kürtlere uygulad›¤› imha ve sindirme politikas›yla yetinmeyerek, Irak co¤rafyas›ndaki Kürtler’e karfl› Osmanl› zihniyetine uygun olarak yeni planlar peflindedir. TC YEN‹ KATL‹AMLARA HAZIRLANIYOR ABD haydutunun suç orta¤› TC yeni durumu f›rsat bilerek, içerde ve Irak Kürdistan’›nda bulunan KADEK gerillalar›na yönelik bir katliam peflindedir. Diyebiliriz ki, ABD, TC ve IKDP, IKYB’nin feodal burjuva önderliklerin üzerinde asgari düzeyde hemfikir olduklar› konulardan biri de KADEK hareketini her bak›mdan kuflatmak ve yok etmektir. Di¤er bir ifadeyle, Irak Kürdistan›’ndaki hain önderlikler, KADEK’in etkisiz hale getirilmesi için TC’ye sunmayacaklar› hiçbir destek yoktur. Bu desteklerini engelleyecek tek fley, TC’nin kendilerine karfl› daha da pervas›zlaflmas› ve Irak co¤rafyas›nda yaflayan Kürtlerin TC’ye karfl› giderek tepkilerinin artmas›d›r. Nitekim TC’nin tehditlerine karfl› son dönemde bu tepkiler sokaklarda kitlesel gösterilere dönüflmeye bafllad›. Tüm bunlar yaflanan bunca olumsuzluklar içindeki olumluluklar olarak de¤erlendirilebilinir. TC’nin bu planlar› karfl›s›nda KADEK güçlerine kalan tek seçenek, yok olmamak için direnmektir. KADEK önderli¤i, tüm bu yaflananlardan sonra, hayallerle de¤il, gerçeklerle u¤rafl-

14-27 Mart 2003 mak zorunda. “‹mral› manifestosu” sosyal pratik karfl›s›nda iflas etmifltir. Faflist Kemalist diktatörlü¤ün üzerine “demokratik cumhuriyet” tabelas›n› asmakla faflist diktatörlük, demokratik olmaz. KADEK önderli¤i zaman zaman bu yaklafl›mlar›n› yads›yan daha sol aç›klamalar yapsa da temelde girdikleri yönelimi tersine çevirecek bir pratik hatlar› sözkonusu de¤ildir. Bu hatta yürüyüfl, yarat›lan güvensizlikleri gidermez, daha da derinlefltirir. Sorun oldukça ciddidir. Soyut ajitasyonlar, tehdit içerikli aç›klamalarla bu afl›lamaz. Sorunun ciddiyetini görmek için, blokun seçim sonuçlar›na, yürütülen kampanyalarda soka¤a dökülen kitlelerin say›sal gücüne bakmak yeterlidir. Yasal gösterilere kat›lan Kürt kitlesinin say›sal gücü kimseyi abart›l› ve yan›lg›l› sonuçlara götürmesin. Al›nabilecek a¤›r kay›plar var olan tabloyu daha da zor ve karmafl›k hale getirir. Taktik yönelimimiz elbetteki somut duruma denk düflmelidir E¤er politakay› taktiklerimizi somut duruma göre yapacaksak -ki yapmak zorunday›z- o halde görmemiz gereken gerçek flu: Bugün Kürt halk› ciddi bir sald›r›yla yüzyüzedir. Son aylarda onlarca insan tutukland›, Kürt gazetecileri gözalt›na al›nd›. Yasaklar serisi tüm h›z›yla devam ediyor. TC’nin militarist güçlerinin yan›s›ra, Kürt co¤rafyas›na ABD’nin katilleri de yerleflme haz›rl›¤› içinde... Bu durumda devrimcilerin ve komünistlerin yapmas› gereken, KADEK’in siyah› beyaz gösteren ve bundan dolay› Kürtler’de bilinç bulan›kl›¤› yaratan politikalar›n› elefltirmekten çok, Kürtler’e yönelik sald›r›lara karfl› daha aktif tav›r almak en do¤ru ve anlaml› oland›r. Milli zulme karfl› ezilenlerle omuz omuza, yada milli zulme karfl› yaflas›n ezilenlerin mücadelesi vb. fliarlar güncel fliarlar›m›z olmal›d›r. Yani, yanl›fl politikalar›n yol açt›¤› sonuçlar› elefltirmekle yapmam›z gereken öncelikli görevlerimizi birbirine kar›flt›rmamal›y›z. Yada yanl›fllar› elefltirmemiz, bugün Kürtler cephesinde yükselen her hakl› ve meflru hayk›r›fla kay›ts›z kalmam›z› gerektirmez; bilakis bu hakl› sese sesimizi katmam›z bizim için bir görevdir. Halk›n, ezilenlerin inleyifllerine, ac›lar›na seyirci kalmak devrimcilerin-komünistlerin ifli de¤ildir. Tam tersine onlar› vareden, varl›k koflulu olan bu konudaki duyarl›l›klar›d›r.

Kürtler’e yönelik tutuklamalar, Kürtçe isimlerin yasaklanmas› için aç›lan davalar, gerillaya dönük operasyonlar devam etti ve ediyor da. Tüm bunlar›n yan›s›ra son dönemde KADEK önderi A. Öcalan’›n ailesi ve avukatlar›yla görüflmesi de engellendi ve engellenmeye de devam ediyor. Özet olarak Kürtler kendilerine yönelik bafllat›lan genifl kapsaml› ve çok yönlü bir sald›r› gerçe¤iyle yüzyüzedirler. Öyle ki, TC Türkiye Kürdistan’›nda Kürtlere uygulad›¤› imha ve sindirme politikas›yla yetinmeyerek, Irak co¤rafyas›ndaki Kürtler’e karfl› Osmanl› zihniyetine uygun olarak yeni planlar peflindedir.


14-27 Mart 2003

4

20

Türkiye’nin bölgedeki rolü tafleronluktur, tetikçiliktir ABD Irak’a yönelik sald›r›da tüm dünya halklar›n›n karfl› koyufluna ra¤men ›srarl› gözükürken TC devleti de efendisi ABD’nin verdi¤i görevleri yerine getirme çabas›n› sürdürüyor. Tezkerenin Meclis’te reddedilmesinin ard›ndan “savafl karfl›tl›¤›n›n bedelini ödeyin” der gibi yeni vergiler ve zamlar aç›kland›. Sald›rganl›ktaki tavr›, Türkiye’ye biçilen rol ve genel olarak ABD’nin sald›rganl›¤› üzerine , geçen dönem meclisin içinde Saadet Partisi milletvekili olarak bulunan Mehmet Bekaro¤lu ile yapt›¤›m›z söylefliyi yay›nl›yoruz.

Herkes biliyor ki ‹srail’in elinde Saddam’dan kat kat fazla, bölgeyi bir de¤il bir kaç kere yok edebilecek, bütün canl›lar› öldürebilecek kimyasal silahlar var. Üstelik ‹srail’in bafl›ndaki diktatör de, zalim de, kasap da Saddam’dan afla¤› kal›r birisi de¤il, fiaron. - ABD Irak’taki yönetimin diktatörlük oldu¤unu ve oraya demokrasi getirmek amac›nda oldu¤unu söylüyor. Ama biz bunun böyle olmad›¤›n› biliyoruz. Sizce ABD Irak’a gerçekten ne için girmek istiyor? - Yani asl›nda sorunun cevab›, sorunun içinde gizli. Do¤rudur. Irak’ta Saddam diktatördür. Komflu halklara, kendi halk›na zulmetmifltir. Halepçe’de beflbin Kürdü katletmifltir kimyasal silahla. Araplar› katletmifltir, fiiileri, Sünnileri herkesi katletmifltir, zalimdir, diktatördür. Do¤ru ama Saddam ve Saddam gibi nice diktatörler var bu topraklarda. Temel olarak, flunu da söyleyeyim; bu diktatörlerin do¤mas›nda ve büyümesinde temel suçlu da ABD’dir. Saddam’› do¤uran ABD’dir. Saddam’a

kimyasal silahlar› veren ABD’dir. fiimdi ne diyor? “Saddam’›n elinde kimyasal silahlar var, kitle imha silahlar›, biyolojik silahlar var, nükleer silahlar var. Saddam’›n da ne yapaca¤› belli olmaz, tam bir diktatördür, normal de¤ildir, delidir. Dolay›s›yla bunun elinden silahlar› alaca¤›z.” Saddam’›n elinde kitle imha silahlar› olup olmad›¤› flüphe götürür. Kald› ki BM’nin görevlendirdi¤i denetleme ekibi yapm›fl oldu¤u çal›flmalarda, kimyasal silah ya da nükleer, biyolojik silah oldu¤una dair bir veri ç›kmad›¤›n› söylüyor, hadi saklad› onlar›. Zaten Amerikal›lar bunu biliyor. Çünkü kendileri verdiler. Ama herkes biliyor ki ‹srail’in elinde Saddam’dan kat kat fazla, bölgeyi bir de¤il bir kaç kere yok edebilecek, bütün canl›lar› öldürebilecek kimyasal silahlar var. Üstelik ‹srail’in bafl›ndaki diktatör de, zalim de, kasap da Saddam’dan afla¤› kal›r birisi de¤il, fiaron. Niye ona sald›rm›yor? Amerika’n›n Irak’a sald›rmas›n›n sebebi bir hegemonya savafl›n›n ilk ad›m› Bu bölgeye burdan hareketle de bütün bölgeye yerleflecek. Zaten Colin Powell bunu aç›kça söyledi. ‘Savafl sonras›nda bölgenin Amerikan ç›karlar› do¤rultusunda yeniden düzenlenece¤ini umuyorum’ dedi. Aç›kça, niyetlerini saklam›yorlar. Bu öyle bir savaflt›r, dolay›s›yla ABD’nin söyledikleri tamamen bahanedir. - “Dünyan›n hiçbir yeri verimsiz de¤ildir. Her bölgenin bir jeopoliti¤i vard›r. En az›ndan tüketici olabilecek bile y›¤›nlar vard›r” Bu bir emperyalist söylemdir. Bundan yola ç›karak sizce ABD Irak’la yetinir mi? - Amerika ç›karlar›na uygun olmayan flartlar› bir s›raya koyarak düzeltmek istiyor. Dolay›s›yla Irak’› seçmifl olmas› Irak’›n s›ralamadaki önceli¤inden kaynaklan›yor. Irak’ta

hegemonya kurmak istiyor. Ki bu hegemonya kurman›n bir parças› ‹srail’in güvenli¤idir. Bu iki amaç için Irak’›n önceli¤i var. Siz Irak’a yerleflip Irak’› parçalarsan›z oraya, Kuzey Irak’a, ortaya, güneye üslerinizi kurarsan›z -Amerika için söylüyorum- Türkiye’de üslerinizi kurarsan›z, bir ad›m sonra ‹ran, bir ad›m sonra Suriye, bir ad›m sonra di¤er ülkeleri kontrol edebilirsiniz. Dolay›s›yla Irak savafl› sadece bu yap›lacak yeni düzenlemenin ilk ad›m›d›r. - Silahla, savaflla bir ülkeyi ilhak etmek eski tip sömürgecilik ise ABD emperyalizmi Irak’› yeni tip sömürgecilik olan ekonomik ve siyasi ilhakla ele geçiremiyor mu? - Irak’taki yönetimi silah kullanmadan da kontrol edemez mi? Edebilir, zaten ediyor da. 10 senedir silah kullanmadan kendi emperyalist ç›kar› için bölgeyi düzenliyor, düzenlemifltir ve flimdi öyle bir noktaya gelindi ki art›k fiilen yerleflmesi gerekiyor. Bunun bahanesi laz›m. Bu da Saddam’›n diktatörlü¤ü, Saddam’›n elindeki kitle imha silahlar›d›r. ABD terörü bahane ederek önce Orta Asya’ya, Afganistan, Tacikistan, Özbekistan buralara yerleflti, üsler kurdu. Bölgemizde Türkiye, Suud, Körfez’de zaten üsleri var. Bununla yetinmiyor. Tamamen bu iki alan› birlefltirebilmek istiyor. Çünkü dünya enerji kaynaklar›n›n % 80’i buralarda. Bunlar› bütünüyle kontrol edebilmek için bölgeye tamam›yla yerleflecek. Fiilen askeri güç olarak girecek. Birfley daha var. ABD gücü konusunda. fiu anda tek güç, dünyada tek patron ama özellikle ekonomik rekabet hegemonyas›ndan yükselen bölgeler var, havzalar var. AB bu flekilde yükseliyor. Çin bu flekilde yükseliyor. Rusya’da daha bitmifl de¤il. Dolay›s›yla onlar aç›s›ndan da bir tak›m kazan›mlar elde et-

mesi laz›m. fiu anda önde ama ne olur ne olmaz diye daha da öne geçmesi laz›m. Bir de meflhur bir laf vard›r. Erkek, kedi parçalarm›fl evlendi¤i gece, kad›n da bilirmifl bu adam çok güçlü diye. Böyle bir de kabaday›l›¤›n raconu var. Öyle san›yorum ki bunlar›n ötesinde Bush’un bu yapm›fl oldu¤u ifllerin bir teolojisi var. Bush geçenlerde kilise de¤ifltirdi. fiimdi Metodist kilisesine gidiyor. Orda yapt›¤› konuflmada “tanr› bana bu görevi verdi ve bu bizim anlay›fl›m›za göre dünyay› düzenleme görevini yap›yorum” dedi. Dolay›s›yla buraya fiilen girmesinin bir anlam› var. - Peki bu sald›rganl›kta Türkiye’ye biçilen rol nedir? - Bir; k›sa vadede Irak’a yap›lacak askeri müdahalenin hem insan kayb› hem de para aç›s›ndan daha ucuza malolmas› laz›m. Onun için Türkiye’yi yan›na almak istiyor. Ama bundan da ötesi bundan sonra ABD bu bölgeye yerleflecekse Türkiye gibi bir güce ihtiyac› var. Bunun bir medeniyetler savafl› olmad›¤›n› göstermek için Türkiye’ye ihtiyac› var. ‹ki; hesapta iddias› var. “Ben demokrasi getirece¤im bölgeye” diyor ve Türkiye demokrasisini, -bunu t›rnak içinde söylüyorum- örnek olarak sunmak istiyor. Dolay›s›yla Türkiye’nin temel bir rolü var. Ama bu bir ortak falan de¤il, tafleron fleklinde düflünün; tetikçi, yard›m ve yatakl›k gibi bir rol biçiliyor Türkiye’ye. - Meclisin tezkereyi reddetmesini neye ba¤l›yorsunuz? - San›yorum halk gerçekten de ciddi bir tepki koydu ortaya. Bu yans›d›. Bütün dünya 15 fiubat’ta gösteri düzenledi. Türkiye’de fazla insan yürümedi ama Londra’da 1 milyon, Barcelona’da bir milyon üçyüzbin insan›n müthifl bir psikolojik etkisi oldu. Bir de AKP milletvekillerinin yap›s› var. Bunlar›n temel çekirdek kad-

rosu bir anti-Amerikan, anti‹srail, anti-emperyalist damar› bulunan milli görüfl kadrosundan geliyor. Dolay›s›yla bu çevrelerin vicdanlar› üzerine çok büyük bask› kurdular. Biraz da tesadüf oldu. Çünkü milletvekilleri flöyle düflündüler. “Bu tezkere nas›l olsa geçecek. Ben hiç olmazsa buna bulaflmayay›m.” Böyle düflünenlerin say›s› 100’e yaklafl›nca tezkere reddedilmifl oldu. Ama tabi bunu garantiye almak istiyor. Hemen arkas›ndan Genelkurmay Baflkan›’n›n aç›klamas› ve flu andaki hava yeniden tezkerenin gelece¤i ve geçece¤i gibi görünüyor. - Sizce AKP hükümeti gerçekten de bar›flç› bir politika m› izliyor, yoksa ikili mi oynuyor? - Bence AKP bar›flç› bir politika izlemiyor. Asl›nda bir politika falan da izlemiyor. Türkiye’de iktidara halk›n onay›yla gelirsiniz ama gerçekten iktidarda kalmak için bir tak›m güç odaklar› vard›r, bunlardan onay alman›z gerekiyor. Nedir bunlar? Sivil-asker-bürokrasi, nedir ‹stanbul dükal›¤› dedi¤imiz büyük sermaye Avrupa, Amerika, ‹srail gibi güçlerdir. AKP’nin içeride sivil-askerbürokrasi-sermaye konusunda sivil-asker-bürokraside s›k›nt›lar› var. Dolay›s›yla AKP iktidarda tutulmak istiyor. Bunun için güç odaklar› aras›nda en güçlüsünü kendisine seçiyor. Bu da Amerika’d›r. “Amerika sadece para verip Türkiye’nin ekonomisini düzeltir, iflbirli¤i yapmazsak bozar” endiflesi de¤il, ayn› zamanda AKP Recep Tayyip Erdo¤an’›n iktidarda kalmas›n› da sa¤layacak bir güç olarak görülüyor. AKP’nin bar›fl için Arap ülkelerine gitmesi filan bunlar dostlar al›flveriflte görsün tarz›ndayd›, yani halkla iliflkilerdi. Yoksa bafltan beri kafalar›nda bu ifli kurmazlard›. En az›ndan yöneticiler için bunu söylüyorum.


4 - Birinci tezkere reddedildi. Tekrar ikinci tezkere haz›rlanmas› gündemde. Bu konuda görüflleriniz nelerdir? - ‹kinci tezkere geliyor. Özellikle Genelkurmay baflkan›n›n yapm›fl oldu¤u aç›klamalardan sonra Türkiye sadece ekonomik sebepler, endifleler, iflte 70 milyar dolar borç ödeyece¤iz gerekçelerini aflt›. Her konuda oldu¤u gibi güvenlik gerekçesine endekslendi. Dolay›s›yla “bu tezkere geçmezse Kuzey Irak’ta bir Kürt devleti kurulur, bu da güvenli¤imizi tehdit

Tezkere reddedildikten sonra, arkas›ndan ABD, tekrar birliklerini güçlerini ‹skenderun’a indirmeye bafllad›. Hatta ‹skenderun’dan Mardin’e do¤ru yol almaya bafllad›. Sanki tezkere geçmifl gibi. Anayasa’n›n 92. maddesine göre, aç›kça anayasal suç iflleyerek bir yabanc› askeri güç Türkiye’ye yerlefliyor.

21 eder, sorumlu olursunuz” bask›s› alt›na al›yorlar hem halk› hem de milletvekillerini. ‹kinci tezkere gelecek öyle görünüyor. Muhtemelen de geçecek. Kald› ki bunun sanki garantisini alm›fl gibi ABD önce duraklad› tezkere reddedildikten sonra. Arkas›ndan tekrar birliklerini, güçlerini ‹skenderun’a indirmeye bafllad›. Hatta ‹skenderun’dan Mardin’e do¤ru yol almaya bafllad›. Sanki tezkere geçmifl gibi. Anayasa’n›n 92. maddesine göre, aç›kça anayasal suç iflleyerek bir yabanc›

askeri güç Türkiye’ye yerlefliyor. E¤er dikkat ederseniz radyolarda ve televizyonlarda Amerikan yanl›s› yay›nlar artt›. Amerikan muhitleri, dostlar›, neyse mandac›lar› müthifl bir faaliyet içerisindeler. Milletvekillerini suçluyorlar. 98 AKP milletvekilini suçluyorlar. “Türkiye’yi tehlikeye att›n›z” gibi bir psikoloji yaratmaya çal›fl›yorlar. Ve bu psikolojileriyle “bu tezkere bu meclisten geçer” diyorlar. Geçmese bile bir tak›m yollar›n› bulurlar. NATO Anlaflmas› çerçevesinde derler, terörle mücadele çerçevesinde derler. Derler de derler. - “Bu bar›fl›n bir de bedeli vard›r” diyen AKP yeni tezkereyi meclise kabul ettirdi¤inde zamlar› geri almas› gerekmiyor mu? - Maliye Bakan› böyle derken, eski Maliye Bakan› flimdi Baflbakan yard›mc›s› bu tezkere reddedilmese de bu zamlar gelecekti diyor. Zaten AKP uygu-

lanmakta olan neo-liberal ekonomiye, IMF programlar›na uyaca¤›n›, daha evvel taahhüt etmifltir. Millet bu AKP bizdendir, mazlumdur, ma¤durdur diye yöneldi bunlara. Ama onlar aç›k aç›k da söylemifllerdi. Bu konuda bir çeliflki yok. Daha önce nas›l yap›l›yorsa flimdi de o flekilde yap›l›yor. Bir bedeli var m›? Ha tamam öyle kabul edelim. O zaman herkes ödesin. Bedeli sadece garibanlar ödeyecek, iflçi ödeyecek, memur ödeyecek, emekli ödeyecek. Peki Türkiye’de faizle

geçinenler, paras› olup da devlete faizle verenler var. Niye faize vergi getirilmedi bir bedelse? Öyle de¤il, yani AKP bundan önce nas›l yap›l›yorsa ayn› flekilde yap›yor. Bu konuda ekonomiyi yönetme diye bir derdi yok. Ekonominin yönetimi bütünüyle IMF’ye, neo-liberal ekonominin kurumlar›na havale edilmifl durumdad›r. Siyasal, insan haklar› gibi toplumsal ifller de MGK’ya, sivilasker-bürokrasiye havale edilmifl durumdad›rlar. Onlar ekonomi egemenleri, neo-liberal ekonominin patronlar› ve kurumlar› toplumsal alanda da siyasal alanda da buran›n egemenleri, sivil-asker-bürokrasinin istedi¤i yasalar› düzenlemeleri ç›kar›yorlar. Bundan evvel de böyle oldu. Buna karfl›l›k da iktidarda gibi görünüyorlar. Yani biz iktidarday›z. Buna karfl›l›k flu kadar maafl al›rlar, ihaleleri yak›nlar›na verirler, yüzelli katrilyona üç ay-

14-27 Mart 2003 l›k geçici bütçeyi de koyarsan›z, yüzyetmifl-yüzseksen katrilyona varan Türkiye’nin bütçesinin bir k›sm›n› 5-10 katrilyonunu kullanma, da¤›tma karfl›l›¤›nda iktidardaym›fl gibi görünerek, neo-liberal ekonominin kurumlar›n›n ve Türkiye’de siyasete ve toplumsal hayata vaziyet eden sivil-askerbürokratik kurumlar›n istediklerini yap›yorlar. Türkiye’de demokrasi bu. AKP de bunu yap›yor, bunun d›fl›na kesinlikle ç›km›yor. “Yeniyim, farkl›y›m” falan diyor; Tayyip Erdo-

¤an ikide bir ç›k›yor “eski siyaset bitti” diyor. Hay›r Demirel’in, Ecevit’in yapt›¤›n› yap›yor. Hiçbir fark yok yani. - Tezkere reddedildikten sonra AKP hükümeti birçok vergi haz›rlad›. Zam yapt›, bunu da tezkerenin reddedilmesine ba¤lad›. Sizce tezkerenin reddedilmesiyle yeni zamlar›n nas›l bir iliflkisi olabilir? - Bence çok fazla bir iliflkisi yok. AKP ile IMF aras›nda pazarl›klar zaten devam ediyordu. Bütçe bunun için gecikiyordu. Bunlar yeni durumu bir günde haz›rlad›lar. Dikkat edin cumartesi reddedildi, pazartesi aç›klad›lar. Bunlar haz›rd›. Ama flöyle san›yorlard›. Herhalde acemiliklerinden; bir miktar para gelir, biz o paray› IMF denetiminden kaç›rabilir, kullanabilir ve seçmenimize acaba hofl görünebilir miyiz? Ama sonra olmayaca¤›n› k›sa bir zamanda gördüler yani. Zaten gelecek olan paran›n tama-

K›sa vadede Irak’a yap›lacak askeri müdahalenin hem insan kayb› hem de para aç›s›ndan daha ucuza malolmas› laz›m. Onun için Türkiye’yi yan›na almak istiyor. Ama bundan da ötesi bundan sonra ABD bu bölgeye yerleflecekse Türkiye gibi bir ülkeye ihtiyac› var. m›n› turizmden kaybediyoruz. Bu bir yaland›r. Savafla girince para gelecek Türkiye rahatlayacak. Bu bir yaland›r, öyle birfley yok. - Son olarak eklemek istedi¤iniz birfley var m›? - Herfleyi söyledik herhalde. Herfley derken bu çerçeveden baz› fleyleri söyledik. Tabi Türkiye çok s›k›nt›l› günler geçmiflte de yaflad›. fiu anda da yafl›yor. Ekonomik olarak, siyaset aç›s›ndan, toplumsal aç›dan çok s›k›nt›l› günler yafl›yor. Ama bu savaflla beraber herhalde önümüzde daha y›llarca çok daha büyük s›k›nt›lar geliyor gibi. Bunu önlemenin çaresi var. 1 Mart’ta mecliste yap›lan oylamada al›nan sonucu hiç yabana atmamak laz›m. Bu halk›n “biz seçtik tamam 5 sene milletvekilleri ne yaparsa yaps›n. Türkiye seçiyor milletvekillerini, 5 sene de onlara küfrediyor. Bu bir çözüm de¤il. Seçtikten sonra kat›l›mc› demokrasinin bilinciyle sürekli olarak onlar› denetlemek, sokaktan denetlemek, sivil toplum örgütleri arac›l›¤›yla denetlemek, savafl karfl›t› çal›flmalarda oldu¤u gibi çok yararl› oldu¤unu gördük asl›nda. Bunun devam etmesi gerekiyor asl›nda. Demokrasi, halk için, daha güzel fleyler yap›labilmesi, daha iyi demokrasi, daha iyi özgürlükler diyorsak, “oyumu kulland›m iflim bitti ya da hiçbir fley yap›lamaz” psikolojisinden ç›kmam›z gerekiyor. Hay›r, oyumu kulland›m ama iflim bitmedi. Birçok fleyler de yap›labilir ve yapmaya devam ediyorum, her an denetliyorum, her an oyumu kullan›yorum bilinciyle hareket etmemiz laz›m. Teflekkürler.


14-27 Mart 2003

22

4

Onbinler hayk›rd›: ABD’nin ç›karlar› için ölmeyece¤iz Irak’a yönelik emperyalist sald›rganl›¤a karfl› ülkenin heryerinde birfleyler yap›l›yor; Emekçi semtlerde meflaleli yürüyüfller, bas›n aç›klamalar›, oturma eylemleri. Geçti¤imiz 15 günün en büyük mitingi ise 1 Mart’ta ülkenin dört bir köflesinden gelenlerin kat›l›m›yla 100 bini aflk›n kitlenin gerçeklefltirdi¤i Ankara mitingi oldu. 1 Mart’ta meclis savafl tezkeresini görüflmek üzere masaya oturdu. Ayn› saatlerde Ankara Hipodromunda Türkiye’nin dört bir yan›ndan gelen insanlar yerlerini ald›. 100 bini aflk›n insan “Halk bu savafl› durdurabilir” mitinginde bulufltu. Türkiye’nin dört bir yan›ndan gelip “o¤lumu Amerikan’›n ç›kar› u¤runa kurban etmeyece¤im”, “Komflumun evini balkonumdan bombalaman›za izin vermeyece¤im”, “Müslüman› müslümana k›rd›rtamayacaks›n›z” diyen-

Ard›ndan KESK Genel Baflkan› Sami Evren sahneye ç›karak mitinge kat›lanlar› kendi geleceklerine sahip ç›kanlar olarak de¤erlendirirken herkesin bu amaçla hareket etmesi gerekti¤ine iflaret etti. Londra’da yap›lan Uluslararas› Bar›fl Konferans›’ndan gelen mesaj› okuyarak meclisi ve AKP hükümetini uyard›. “Milyonlarca insan genel grev ça¤r›s› yap›yor. Bu savafl› ancak genel grev, genel direnifl durdurabilir.” Mitingde savafl›n vahfletini, korkunçlu¤unu, yaratt›¤› tahribat› anlatan çeflitli

dan gelen savafl karfl›tlar›, Ankara’da Yüksel Caddesi’nde oturma eylemi yapmak istediler. Ancak polisin engellemesiyle Abdi ‹pekçi Park›’na giderek burada sabahlad›lar. Ayn› hafta içinde saat 18:00’de Yüksel Caddesi’nde “Savafla hay›r” dövizleri tafl›narak gece fenerleriyle nöbetlefle oturma eylemi gerçeklefltirildi. Yine ayn› saatlerde Sakarya Caddesi’nde meflaleli yürüyüfl yap›ld›. Ankara Adliyesi önünde ise avukatlar mum yak›p, çeflitli dövizler tafl›yarak “Bar›fla bir flans daha tan›nmas›n› istiyoruz” dedi-

Okmeydanö›f’k ›neda ABD’ye Okmeydan› Savafl Karfl›t› Platform taraf›ndan her hafta yap›lan eylemlerde meflaleler yak›larak ABD karfl›t› sloganlar at›l›yor. 9 Mart günü Dikilitafl park›nda toplanan 150’yi aflk›n kitle “Okmeydan› Emperyalist Savafl Karfl›t› Birlik” pankart› açarak Piyale Pafla Muhtarl›¤› önünden yol a¤z› Trafoya kadar yürüdü. Pankart›n önünde meflalelerle yürüyen grubun hemen arkas›nda “Katil ABD iflbirlikçi AKP” dövizlerini tafl›yan kitle “Üsler kapat›ls›n ABD defolsun”, “Tecriti kald›r›n ölümleri durdurun” vb. sloganlar att›. Sloganlar ve ›sl›klar ile yürüyen kitleye Okmeydan› halk› da destek verdi. Bas›n aç›klamas›n› okuyan Kenan Ustabafl ABD emperyalizminin Türkiye’yi kullanmak istedi¤ini, Türkiye’nin bu uflakl›k görevini yerine getirdi¤ini söyledi. Devrimci tutsaklar üzerinde uygulanan tecrit politikas›na da de¤inen Ustabafl 105 kiflinin hayat›n› kaybetti¤ini de belirterek bütün bu sald›r›lar›n birbirinden ba¤›ms›z olmad›¤›n› sözlerine ekledi.(‹stanbul) ler, buluflma yeri olan S›hhiye’de puflisiyle, flalvar›yla, sar›¤›yla, baflörtüsüyle yani yaflad›klar› yerin kültürünü temsil eden sembolik k›yafetlerle mitingde hep bir a¤›zdan hayk›rarak “Biz bu savafl› durduraca¤›z” dediler. D‹SK, KESK, TMMOB ve partilerin genel baflkanlar›n›n kat›ld›¤› mitingde sanatç›lar, gazeteciler, yazarlar da yerini ald›lar. Hemen hemen tüm demokratik kitle örgütleri ülke çap›nda mitinge kat›ld›. Kortejler aras›nda E¤itim-Sen tüm flubeleriyle kat›larak onbinleri bulan en uzun korteji oluflturdu. Sendikalar, dernekler, devrimci ve sosyalist bas›n, meclis partileri, ö¤renciler, gençler, yafll›lar, çocuklar, baflörtülüler, flalvarl›lar, sar›kl›lar “Siz bu savafla bu tezkereye hay›r m› diyorsunuz” sorusuna karfl›l›k alk›fllar ve ›sl›klarla hep bir a¤›zdan “evet” yan›t› verdi. Daha sonra D‹SK Genel Baflkan› Süleyman Çelebi oluflturulan sahneye ç›karak, bu savafl›n petrol savafl› oldu¤unu herkesin bildi¤ini, ancak karfl› duruflun yeterli olmad›¤›n› bu sald›rgan tutumun Irak’la s›n›rl› kalmayaca¤›n› ve s›ran›n bize gelmeden önce harekete geçilmesi gerekti¤ini anlatt›.

pankartlar›n aç›lmas›n›n yan›s›ra “Kahrolsun ABD emperyalizmi”, “Savafla de¤il emekçiye bütçe”, “fialter inecek savafl bitecek”, “Emperyalizme karfl› halk savafl›”, “Onlara Irak bize yak›n”, “‹çerde d›flarda hücreleri parçala”, “Üsler kapat›ls›n tecrit kald›r›ls›n”, “Devrimci tutsaklar onurumuzdur”, “Biji serok Apo”, “Biji Bratiya Gelan”, “Ölüm orucu flehitleri ölümsüzdür”, “Katil devlet hesap verecek” sloganlar› at›ld›. Kitle S›hhiye Meydan›’na s›¤mayarak köprülerin üstüne ç›kmak zorunda kald›. Gökçesu Maden iflçileri, ILPS, Partizan, Yeni Demokrat Gençlik pankartlar›n›n da aç›ld›¤› mitingde, Partizan ve YDG imzal› dövizler tafl›narak, Partizan bildirileri da¤›t›ld›. Partizan bayraklar› salland›. YDG dövizleri duvarlara yap›flt›r›ld›. YDG pankart› köprü bariyerlerine as›ld›. Yürüyüfl esnas›nda mitinge kat›lan herkes Partizan kortejini yürüdü¤ü yol itibar›yla gördü ve selamlad›. Partizanlar “ABD Ortado¤u’dan defol”, “Birlik mücadele zafer”, “Kurtulufl yok tek bafl›na ya hep beraber ya hiçbirimiz”, “Filistin halk› yaln›z de¤ildir”, “‹çerde d›flarda hücreleri parçala” sloganlar›n› att›. * 26 fiubat Çarflamba günü flehir d›fl›n-

ler. Burada Ankara Barosu Baflkan› Semih Güner’in bir konuflma yapmas›n›n ard›ndan eyleme son verildi. * 27 fiubat 2003 tarihinde meclis yak›nlar›na giderek eylem yapan savafl karfl›tlar› milletvekillerine uyar›da bulundular. D‹SK Baflkan› Süleyman Çelebi’nin aç›klama yapt›¤› eylemde “Susma hayk›r, savafl› durdur”, “Savafla hay›r yaflas›n halklar›n kardeflli¤i” sloganlar› at›ld›. Meclise al›nmayan savafl karfl›tlar›na gerekçe olarak Meclis Baflkan›’n›n ziyaret yasa¤› oldu¤u söylendi. (Ankara) TOHUM KÜLTÜR MERKEZ‹’NDE S‹NEV‹ZYON GÖSTER‹M‹ ABD emperyalizminin Irak’a olas› sald›r›s›na karfl› ‹stanbul Tohum Kültür Merkezi de kültür cephesinden tepkisini ortaya koydu. 2 Mart günü TKM’de emperyalistlerin kan ve petrol 盤l›klar›n›n sonuçlar›n› içeren bir sinevizyon gösterimi ile Yasemin Göksu Çimen’in kat›ld›¤› bir müzik dinletisi düzenlendi. Etkinlik TKM ad›na Mustafa Demirda¤’›n yapt›¤› konuflma ile bafllad›. Demirda¤ yapt›¤› konuflmada yükselen emperyalist sald›rganl›k karfl›t› seslerin daha da yükseltil-

mesi gerekti¤ini, Tohum Kültür Merkezi olarak bu sald›r›lara sessiz kalmayacaklar›n› ifade etti. Konuflman›n ard›ndan bir sinevizyon gösterimi yap›ld›. Sinevizyonun sona ermesi ile sahnede yerini alan Yasemin Göksu Çimen’in parçalar› hep birlikte söylendi. Halaylar›n ard›ndan etkinlik son buldu. * 26 Ocak’ta Beyaz›t meydan›nda Irak’ta savafla hay›r koordinasyonunun düzenledi¤i mitinge kat›lan aralar›nda Hasan Toprak, Ali Cans›, Hasan Gülüm gibi isimlerin de bulundu¤u çok say›da kifli hakk›nda soruflturma aç›ld›. ‹fadelerini vermelerinin ard›ndan bir bas›n aç›klamas› yaparak bu uygulamay› k›nad›lar. (‹stanbul) “IfiIKLAR IRAK HALKI ‹Ç‹N SÖNÜYOR” Bursa Savafl Karfl›t› Platform her akflam saat 20:00’de AKP önünde ABD’nin Irak’a yönelik sald›rganl›¤›n› mumlar› söndürerek alk›fl, z›lg›t, düdük ve sloganlarla protesto ediyor. Kitle bu eylemlerde en çok ABD emperyalizmi ve onlar›n ülkemizdeki uflaklar›n› temsil eden AKP hükümetinin uflakl›¤›na vurgu yap›yor. Bursa Savafl Karfl›t› Platform ayr›ca her hafta emekçilerin yo¤un oldu¤u semtlerden Teleferik, Mesken ve So¤anl› mahallelerinde saat 20:00’de ›fl›k söndürme eylemleri yap›yor. (Bursa) “ABD V‹ETNAM’I UNUTMA” * 27 fiubat Perflembe günü ‹zmir Emek Gençli¤i’nin düzenledi¤i eylemde “ABD 6. Filo’yu unutma” pankart› açan gençler “Türkiye’nin son süreçteki durumunu ve savafla sürüklenmesini” protesto ettiler. Emek Gençli¤i ad›na konuflma yapan Pelin Karasu; “Halk› art›k kand›ramazs›n›z. Tezkereyi onaylamay› planlayan hükümetin planlar› suya düfltü” dedi. Eylemde “fialter inecek savafl duracak”, “ABD askeri olmayaca¤›z” vb. sloganlar at›ld›. * 28 fiubat Cuma günü emperyalist savafla hay›r demek için bir kez daha Cumhuriyet Meydan›’nda toplanan yaklafl›k 700 kifli ellerindeki mumlar ve meflalelerle ABD’yi ve AKP hükümetini protesto etti. Eylemde konuflan Savafl Karfl›t› Platform Sözcüsü Alim Murathan milletvekillerine seslendi. (‹zmir) PETROL ‹Ç‹N DÖKECEK KANIMIZ YOK * Malatya Savafl Karfl›t› Platform 25 fiubat 2003 tarihinde Yeflilyurt semtine ba¤l› Onbin Konutlarda meflaleli eylem yapt›. Yeflilyurt Komutanl›¤›na ba¤l› askerler eylemden sonra 20 kifliyi izinsiz gösteri yapt›klar› gerekçesiyle gözalt›na ald›. Gözalt›na al›nanlar ayn› akflam serbest b›rak›ld›lar. Gözalt›na al›nanlar 26 fiubat’ta

Mazlum-Der’de gözalt›na al›nmalar›yla ilgili bir bas›n aç›klamas› yapt›ktan sonra savc›l›¤a giderek kendilerini keyfi bir flekilde gözalt›na alan yetkililer hakk›nda suç duyurusunda bulundular. * Yine Malatya Savafl Karfl›t› Platform 26 fiubat akflam›nda Afet Evler’de meflaleli eylem yapt›. Burada platform ad›na yap›lan aç›klamada, devlet yetkililerinin keyfi tutumu k›nanarak her koflulda savafla karfl› eylemliklerin devam edece¤i vurguland›. * Mecliste tezkere karar› oylamaya sunuldu¤u saatlerde ise Malatya Temel Haklar ve Özgürlükler Giriflimi ile ‹flçi köylü ve YDG okurlar› ABD emperyalizmine ve AKP hükümetine karfl› tepkilerini dile getirdiler. Çeflitli sloganlarla yürüyen kitle AKP önünde bir bas›n aç›klamas› yapt›. Yap›lan aç›klamada ABD emperyalizminin dünya halklar› üzerindeki sald›rgan tutumu ve AKP’nin ABD’nin çizdi¤i yolda ilerledi¤i vurgulan›rken, hapishanelerde devam eden tecrit politikalar› da dile getirildi. Bas›n aç›klamas› bitiminde ABD kuklas› atefle verildi. * Malatya Gençlik Derne¤i ö¤rencileri 4 Mart Sal› günü saat 13:00’te postane önünde bir bas›n aç›klamas› düzenlediler. Bas›n aç›klamas›nda metni okuyan Songül Akkurt “bizi tan›mayanlar, bize söz hakk› vermeyenler bizi temsil edemezler. Ülkemiz, Türkiye halk›n›n istemedi¤i bir savafla sürükleniyor” dedi. * Yine Malatya Savafl Karfl›t› Platform 6 Mart Perflembe günü saat 13.00’de Tek G›da ‹fl Sendika binas›nda bir bas›n aç›klamas› yapt›. Bas›n aç›klamas›nda metni okuyan dönem sözcüsü Nurettin K›n›k “Ülkemizde ve dünyada ABD’nin Irak’a müdahalesine karfl› yüz binler, milyonlar ‘biz bu savafl› durdurabiliriz’ fliar›yla alanlara ç›karak, savafl istemediklerini hayk›rm›flt›r” dedi. (Malatya) TARSUS YDG’DEN EYLEMLER 3 Mart Pazartesi günü, emekçilerin yo¤un olarak yaflad›¤› Girne, Barbaros, Yeflil Mahalle, Duatepe ve Eski Ömerli semtleri Yeni Demokrat Gençler taraf›ndan afifl, kufllama ve yaz›lamalarla donat›ld›. Emperyalist sald›rganl›¤› konu alan Partizan imzal› afifller as›ld› ve üzerlerinde “ABD Askeri Olmayaca¤›z”, “Biji Azadiya Irak”, “Emperyalist Sald›rganl›¤a Karfl› YDG Saflar›na”, “Ortado¤u Sorununu Ortado¤u Halklar› Çözecektir”, “Yaflas›n Türkiye Ve Irak Halklar›n›n Kardeflli¤i” vs. yaz›l› YDG ve Partizan imzal› kufllamalar bu semtlere yo¤un flekilde da¤›t›ld›. Ayr›ca “Kahrolsun ABD Emperyalizmi”, “Amerikan Askeri Olmayaca¤›z”, “Irak Halk› Yaln›z De¤ildir” vb. fleklinde yaz›lamalarla bu semtler k›z›la boyand›. (Tarsus)


4

23

14-27 Mart 2003

Dünyada 8 Mart’ta emperyalist sald›rganl›¤a öfke

Paris Tüm dünyada kutlanan 8 Mart Dünya Emekçi Kad›nlar Gününde her ülkede ana tema emperyalist sald›rganl›kt›. Sald›rganl›¤a karfl› durufllar›n›, hergün yap›lan eylemlerin yan›nda 8 Mart’ta bir kez de bu vesileyle ifade etti dünya halklar›. FRANSA ABD önderli¤indeki emperyalist blo¤un Irak’› iflgal etme haz›rl›klar›n›n yo¤unlaflt›¤› bir dö-

nemle de çak›flan 8 Mart etkinli¤i Paris’te düzenlenen bir yürüyüflle kutland›. Çok say›da yerli ve yabanc› örgütün kat›ld›¤› yürüyüfl, saat 15:00’de Republique (Cumhuriyet) meydan›nda bafllad›. A¤›rl›kl› olarak Paris’in kenar mahallelerinde kad›nlara yönelik, tecavüz, taciz ve d›fllanm›fll›k konular›n›n dile getirildi¤i yürüyüfl boyunca hükümetin politikalar› elefltirildi.

AT‹K taraftarlar› da “Yankee Go Home, Dün Afganistan, Bugün Irak, Yar›n Neresi?” ILPS imzal› pankart ve “Yaflas›n Dünya Emekçi Kad›nlar Günü” dövizleriyle yürüyüfle kat›ld›. Ayr›ca AT‹K ve ILPS taraf›ndan ç›kar›lan emperyalist sald›rganl›¤a karfl› afifller de döviz fleklinde yo¤un olarak tafl›nd›. Yürüyüfl boyunca “Kahrolsun emperyalist sald›rganl›k”, “Yaflas›n halklar›n

Dünya halklar› eylemlerini sürdürüyor ABD’nin emperyalist sald›rganl›ktaki ›srar› sürerken dünya halklar› da sald›rganl›¤a karfl› eylemlerini sürdürüyor. Hergün dünyan›n birçok yerinde gerçekleflen eylem ve gösterilerden birkaç›: ALMANYA-DU‹SBURG * 13 fiubat 2003 tarihinde, organizesi baflta okul birlikleri olmak üzere, AT‹F Duisburg ve YDG Duisburg’un içinde yer ald›¤› Savafl karfl›t› inisiyatif ve sendika birlikleri taraf›ndan yap›lan bu anlaml› yürüyüfl, SAVAfiA DE⁄‹L E⁄‹T‹ME BÜTÇE’ bafll›¤› alt›nda düzenlendi. Yürüyüfle, 2000’e yak›n insan kat›ld›. Savafl karfl›t› sloganlar›n at›l›p pankartlar›n tafl›nd›¤› eylemde göze çarpan ilk fley, gençli¤in isyankarl›¤›, coflkusu ve dinamizmi oldu. Akflam saatlerinde meflalelerin, Uluslararas› Halklar›n Mücadele Ligi ILPS’in, Proletarya Partisi’nin bayraklar›n›n ve YDG pankartlar›n›n da efllik etti¤i yürüyüflün sonunda, Duisburg Yeni Demokratik Gençlik ve Gençlik ve Kültür Derne¤i’nden Ezgi Halk Oyunlar›

Ekibi’nin sahne almas›, enternasyonal dayan›flma ruhunun güçlenmesini ve varolan coflkulu, s›cak ortam› sloganlarla pekifltirmesini sa¤lad›. K›sa bir mitingten sonra sona eren eylem olumlu de¤erlendirildi * 1 Mart 2003 tarihi, Enternasyonal Eylem Günü olarak belirlenen bir gündü. Bu günde belli bir dönemdir varl›¤›n› sürdüren Duisburg Savafl Karfl›t› ‹nisiyatif’te yer alan yap›lar, (AT‹F, Göçmen Emekçiler Derne¤i, Demokratik Haklar Derne¤i, Y.D.‹. Ça¤r›, Duisburg Anti Faflist Komitesi, Bar›fl Forumu) Duisburg–Marxloh’da, bugünün anlam›n› ifadelendirecek bir yürürüfl organize etti. Almanca ve Türkçe sloganlar›n at›ld›¤› yürüyüflte, sokaktaki insanlar›n ve esnaf›n olumlu tepkilerini göstermeleri, ve hatta yürüyüfle kat›lmalar›, Duisburg’da özellikle de F Tipi hapishaneler döneminde düzenlenen eylemliliklerin verdi¤i güven ve belli bir potansiyele hitap etme gücünün ortam›ndan da kaynakl›yd›. YDG’nin Almanca, ‘Emper-

yalist Savafllara Karfl› Mücadele Et!’ pankart›n›n da yer ald›¤› yürüyüflte, yayg›n olarak bildiri da¤›t›ld›. Almanca at›lan ‘ABD enternasyonal halklar› katletme merkezi’ olarak at›lan slogan ise, Alman medyas›nda, ‘s›rf anti amerikanist safsatalar›yla yap›lan ça¤r›lar...’ olarak yerini alm›flt›r. Bu eylemde de üzerinde durulan önemli noktalardan biri, Alman devletinin gerçek yüzünü teflhir etmek ve Alman halk›n› da bu anlamda duyarl› olmaya ça¤›rmak olmufltur. ‹SVEÇ-STOCKHOLM ‹sveç’in baflkenti Stockholm’de çeflitli okullarda ö¤renim gören ortaokul ve lise ö¤rencileri, 5 Mart’ta savafla karfl› ders boykotu yapt›. Okullar› birlikte terk edip saat 13.00 sular›nda Sergel meydan›nda buluflan ö¤renciler, burada bir miting düzenledi. Yaklaflan savafl tehlikesine karfl›, 33 ortaokul ve lisenin ö¤renci temsilcileri taraf›ndan kurulan “Savafla Karfl› Ö¤renciler” adl› örgüt taraf›ndan düzenlenen eyleme 10 bine yak›n ö¤renci kat›ld›.

kardeflli¤i”, “Katil Bush-Blair”...vb sloganlar s›k s›k at›ld›. Yine ILPS Genel Sekreterlik taraf›ndan ç›kar›lan bildiri de yo¤un olarak da¤›t›ld›. Ayr›ca TKP/ML taraftarlar› da tüm coflkular›yla yürüyüflte yerlerini alm›fllard›. Yaklafl›k 30 bin kiflinin kat›ld›¤› yürüyüflte, Emekçi Kad›nlar›n bu tarihsel baflkald›r› gününde, Emperyalist sald›rganl›¤› teflhir etmek, kad›n emekçilerin üzerindeki bask›n›n nedeninin ayn›, yani özel mülkiyete dayal› sistemler oldu¤unun bilinçlere kaz›nmas› bak›m›ndan s›n›fsal durufl ve canl›l›k yönüyle Partizan korteji oldukça dikkat çekiciydi. ‹SVEÇ Bu y›l ‹sveç’in baflkenti Stockholm’de iki ayr› gösteri düzenlendi. ‹lk gösteri; çeflitli siyasi parti, kad›n ve bar›fl örgütleri taraf›ndan “Kad›nlar savafla karfl› ç›k›n” slogan› ile gerçeklefltirildi. Sergel Meydan›’nda toplanan ve ço¤unlu¤unu gençlerin oluflturdu¤u 1000’i aflk›n kad›n, ABD’yi protesto eden sloganlar att›. Stockholm’deki ikinci gösteri, akflam saatlerinde 8 Mart Komitesi taraf›ndan örgütlendi. 2000 kiflinin kat›ld›¤› mitingde kad›nlar, eflitlik ve özgürlük taleplerini ifade ettiler. Daha sonra ellerinde meflalelerle yürüyüfl yapt›lar.

ALMANYA Göteborg’da 2000’i aflk›n kad›n›n kat›ld›¤› bir gösteri yap›ld›. “6 saatlik iflgünü”, “Kahrolsun pornografi”, “Kahrolsun ABD emperyalizmi”, “‹sveç Avrupa Birli¤i’nden ç›ks›n” gibi pankartlar tafl›yan göstericiler, çeflitli sloganlar att›lar. Akflam saatlerinde de bir grup kad›n, bir seks klübünün önünde barikat kurarak içeri girifl ve ç›k›fl› engellediler. Klübün kapat›lmas›n› isteyen kad›nlar›n eylemine polis müdahale ederek 9 göstericiyi gözalt›na ald›. Malmö’de 8 Mart, polisin sald›r›s›yla olayl› geçti. “Kad›nlar›n ‹ntifadas›” adl› grup taraf›ndan düzenlenen gösterinin sona ermesinden sonra, 300 kiflilik bir grup flehrin ana caddesini trafi¤e kapatt›. Oturma eylemi düzenleyen gruba polisin müdahale etmesi üzerine olaylar ç›kt› ve 7 kifli gözalt›na al›nd›. ‹RAN ‹ran’›n baflkenti Tahran’da düzenlenen gösterilere kat›lan yüzlerce kad›n, ‹slam Devriminden bu yana ilk kez sokaklara ç›karak erkeklerle eflit haklara sahip olmak istediklerini dile getirdiler. Ayn› zamanda bir savafl karfl›t› gösteri de olan bu eyleme erkekler de destek verdi.

‹NG‹LTERE-LONDRA Londra’da toplanan ve 26 ülkeden “Savafl Karfl›t› Koalisyon”lar›n kat›ld›¤› toplant›dan tüm dünyada dev boyutlarda emperyalist sald›rganl›k karfl›t› eylemler düzenleme karar› ç›kt›. Önümüzdeki günlerde tüm dünyada, askeri üs ve tesislerde do¤rudan eylemler örgütlenecek ve askeri tafl›malar engellenmeye çal›fl›lacak. BM temsilcilerine ve parlamenterlere kitlesel bas›nç uygulanacak, ö¤renci boykotlar› ve iflgaller yap›lacak, iflyerlerinde eylemler örgütlenecek, savafla karfl› halk meclisleri

ve halk dayan›flma meclisleri örgütlenecek. 15 Mart’a Washington’da düzenlenecek olan “Beyaz Saraya Do¤ru” adl› gösteriye dayan›flma eylemleri, protestolar ve kitlesel sivil itaatsizlik gerçeklefltirilecek. Savafl Karfl›t› Koalisyonlar›n en çok ilgi uyand›ran karar› ise 21 Mart’a tüm dünyada emperyalist sald›rganl›¤a karfl› iflyerlerinde çeflitli grev ve direnifl kararlar› almas› oldu. Karar›n ard›ndan baz› ülkelerde flimdiden genel grev kararlar› ilan edilmifl durumda. Birçok ülkede ise genel grev haz›rl›klar› sürüyor.

Moskova K›z›l Meydan


14-27 Mart 2003

4

24

Nissan iflçilerinin mücadelesinde ilk zafer

Filipinler’de 1 y›l 4 ayd›r süren mücadelenin ard›ndan, grevdeki Nissan iflçileri mücadelelerinde ilk zaferlerini kazand›lar. 7 fiubat 2003 tarihinde Yüksek Mahkeme yasad›fl› olarak iflten at›lan 143 iflçinin ifllerine geri dönmesi ve 5 Aral›k 2001’den beri alamad›klar› ücretlerinin geriye dönük olarak ödenmesi karar› ald›. Ancak karar›n kötü yan› ise 16 Sendika yöneticisinin hakk›ndaki karar›n onaylanmas› oldu. ‹flçiler karar› mücadelelerinde

yaln›zca bir ilk zafer olarak karfl›lad›lar. Ancak flirkete yüksek mahkemeye baflvurmas› için 1 ayl›k süre tan›nmas› mücadelenin yükselece¤i beklentisini gösteriyor. Mahkemenin verdi¤i son karar iflçilerin ifllerine geri dönmek ve Toplu Sözleflme Görüflmeleri (TSG) için yürüttükleri uzun kavgada mahkemenin verdi¤i üçüncü karar. Ancak daha önceki kararlara ra¤men, flirket yöneticileri mahkemenin karar›n› yüksek mahkeme baflvurular› ile bozmaya devam et-

Dünyadan Notlar HAYDUTLARIN YAZACA⁄I TAR‹H, LANETLE ANILMAYA MAHKUMDUR

Haydutlar›n bafl› Bush, zafer sarhofllu¤uyla “tarihin geri kalan› bizim taraf›m›zdan yaz›lacak” diyor. Anlafl›lan zekas›n›n gerili¤i üzerinde tart›flmalar yürütülen bu teksasl› kovboyun tarihi bilgisi de hayli zay›f ve geridir. Görünen o ki Bush ve katilleri son y›llarda yapt›klar› zorbal›klar ve bu zorbal›klar neticesinde elde ettikleri geçici baflar›lar, suç ortaklar›yla birlikte bugüne kadar ezilenlerden ald›klar› yenilgileri, yedikleri o büyük flamarlar› unutturmufl. Her fleyden önce bu haydut ve suç ortaklar›n›n çok iyi bilmesi gerekir ki “tarihi yaratan ve yazan kitlelerdir.” Ve tarihte kal›c› olan da budur. S›n›flar mücadelesi olan tarihi, hep eski ile yeni, geri olanla ileri olan, köhnemifl olanla geliflmekte olan aras›ndaki mücadeleler sonucu bugünlere geldi. Ve bugün de o mücadele devam ediyor. Bush ve suç ortaklar› bu mücadelede eskiyi, köhnemifl olan› temsil ediyor. Baflta devrimciler ve komünistler olmak üzere, tüm ezilenler ise yeniyi gelece¤i temsil ediyorlar, etmeye adayd›r-

lar. Ve gelece¤in tarihini de ABD haydutu de¤il, bunlar yazacakt›r. ABD haydutu, yaz›lacak bu tarihin önünde en büyük engeldir. Tarihin bu kesitinin en büyük lanetlisidir. Bush’un haf›zas› bir at tüccar›n›n haf›zas› kadar s›¤ ve s›n›rl› olabilir. Ama tarihin haf›zas› genifl ve güçlüdür. Tarihin tan›kl›¤› gerçek ve ikna edicidir. Kitlelerin-ezilenlerin gücünü hesaba katmayan nice imparatorluklar, nice krall›klar flu anda nas›l yerle bir oldu¤una yine tarih tan›kt›r. Ve ayn› tarih, ABD haydutu gibi dünya üzerinde imparatorluk kurmak için, kanl› k›l›c›n› kuflanan ve t›pk› bugün bu haydutun yapt›¤› ve yapmaya haz›rland›¤› gibi en geliflmifl öldürücü silahlarla halklar›n üzerine ölüm kusan Hitler’in ak›betine de tan›kt›r. Bilindi¤i gibi zaferi belirleyen, gelece¤i belirleyen Hitler’in sahip oldu¤u silah üstünlü¤ü olmad›. Gelece¤i belirleyen ezilenlerin gücü oldu. Elbette ki bunda ilerici güçlerin, komünistlerin ödedi¤i bedel, yaratt›¤› örgütlü gücün be-

miflti. ‹flçiler mahkemenin karar›n› uygulamas› için yöneticileri zorlayacak protesto gösterileri bafllatacaklar›n› aç›klad›lar. Nissan ‹flçileri Toplu Sözleflme Görüflmeleri’nin t›kand›¤› ve 16 Sendika yöneticisinin ve üyesinin yasad›fl› olarak iflten ç›kar›ld›¤› 1 Ekim 2001 tarihinden beri grevdeler. Sözde üretimin azalmas› sebebiyle yap›lan iflten atmalar, tam Toplu Sözleflme Görüflmeleri bafllama haz›rl›klar› yap›l›rken gelmiflti. Grevden önce, Nissan, araba endüstrisindeki s›ralamada 6. yolcu araçlar› sat›fl›nda 3. s›rada yer al›yordu. fiirketin toplam istihdam etti¤i iflçi say›s› 478 iken bunlar›n 302’si düzenli iflçiydi. Grev s›ras›nda, flirket yönetimi, grev k›r›c› kiralad› ve grevdeki iflçilerin yerine mukavele imzalad›. Ancak buna ra¤men, flirket araç üretimi kontenjan› ve kalitesine yan›t veremedi. Sendika, bir keresinde de tekolojik hatalardan dolay› üretilen araçlar Nissan’a geri iade edildi¤ini ifade etti.

lirleyici rolü tart›fl›lmaz. Tarih çarp›t›c›lar›n›n tüm çabalar›na ra¤men gerçek olan budur. Tüm bu tarihi tecrübeler bize tarihi yaratan›n kitleler oldu¤unu, tüm sorunun kitlelerin öfke ve tepkilerini örgütlü bir güce dönüfltürme noktas›nda dü¤ümlendi¤ini gösteriyor. E¤er bugün ABD haydutu ve suç ortaklar› bu kadar pervas›zca davran›yorlarsa bunun bir nedeni de ezilenlerin örgütsüzlü¤üdür. Ezilenlerin ortaya güçlü alternatif örgütler ç›karmad›¤› gerçe¤idir ki bunu yaratacak buna öncülük etme görevi öncelikle komünistlere ve devrimcilere düflmektedir. ‘‘‹nsanlar› harekete geçiren her fley, önce onlar›n kafas›ndan geçmek zorundad›r; ama bunun onlar›n kafas›nda hangi biçimi alaca¤›, içinde yaflan›lan koflullara son derece ba¤l›d›r.’’ Lenin. Günümüzde, 60’l› y›llardaki özgürlük hareketleri ve Vietnam iflgaline karfl› yap›lan gösterilerden sonra en kapsaml›, en kitlesel gösteriler gerçeklefliyor. ABD’nin savafl politikalar›na karfl› kitlelerin ‘‘bu ç›lg›nl›¤a son verin, savafl› durdurun’’ talebi anlaml›d›r. Milyonlarca insan›n açl›ktan ölümü üzerine kurulu olan bir dünya sistemi, adaletli ve meflru olamaz. Bütün dünyay› kapitalist sermayenin oyun alan›na çevirmek isteyen, bu u¤urda

✔ fiARON’UN YEN‹ KOAL‹SYONU Yeni hükümet içinYahudi yerleflimcilerinin sesi konumundaki Dinci Ulusal Parti ile koalisyon için anlaflan fiaron, genel seçimlerden üçüncülükle ç›kan fiinui Partisi’ni de ikna ederek, yeni hükümet kurulmas› için gereken asgari ço¤unlu¤u sa¤lam›fl oldu. Laik fiinui Partisi seçmenlerine, ‹srail’de din ve devlet aras›ndaki ba¤lar› gevfletme sözü vermiflti. fiinui’nin Filistin konusundaki politikas› ise uzmanlar taraf›ndan net bulunmuyor. fiinui lideri Tommy Lapid, Filistin taraf›yla görüflmeler

yap›lmas›ndan yana olduklar›n› ancak Filistin lideri Yaser Arafat’la görüflme istemedi¤ini söylemiflti. Dinci Ulusal Parti ise Filistin devletinin kurulmas›n› reddediyor ve iflgal edilen bölgelerdeki Yahudi yerleflimlerinin geniflletilmesini istiyor. Yeni hükümetin öncelikleri Filistinlilerin 29 ayd›r sürdürdü¤ü ‹ntifada’y› sona erdirmek ve ekonomik krize çözüm bulmak. Yeni koalisyonla son y›llarda hükümette sürekli yer alan afl›r› dinci partiler bu kez hükümet d›fl› kald›.

✔ EL SALVADOR FMLN’N‹N ZAFER‹NE HAZIRLANIYOR El Salvador’da 16 Mart’ta yap›lacak seçimlerde çekiflmenin solcu FMLN (Farabundo Marti Ulusal Demokratik Cephesi) ve sa¤c› ARENA (Ulusalc› Cumhuriyet ‹ttifak›) aras›nda geçece¤i öngörülüyor. 12 y›l yürüttü¤ü silahl› mücadeleyi b›rakarak 1992’de devletle bar›fl görüflmesine oturan gerilla örgütü FMLN, ABD’nin El Salvador’a dayatt›¤› NAFTA anlaflmas›na karfl› ç›k›yor. 18 yafl›ndan büyük 3.500 bin kiflinin oy kullanaca¤› seçimlere 11 parti kat›l›yor. Ancak esas mücadele Parlamentoda 28 sandalyesi olan ARENA ile 27 sandalyesi olan FMLN aras›nda geçecek. FMLN ülkenin alt s›n›flar›n›n ve köylülerin deste¤ine sahipken, ARENA ise kentli s›n›flar›n deste¤ini al›yor.

ak›l almaz paralar harcayarak ölüm ordular› kuran kapitalistler ne kadar rasyonel ak›lc› ve adaletli olabilirler! ‹nsan haklar›, demokrasi savunuculuklar› ne kadar inand›r›c› olabilir! Amerika’n›n savafl makinesi dünyay› kapitalist sermaye için güvenilir k›lman›n yollar›n› ar›yor. Ve bütün bu yollar kapitalist flirketlerin kâr hanesini fliflirmeyi, emekçi ve ezilenleri ise sindirmeyi amaçl›yor. Milyonlar›n kan›, can›, ölümü ve ac›s› pahas›na ülkelerin y›k›m ve imhas› pahas›na yarat›lacak refah›n ve zenginli¤in hakl›l›¤› ve meflrulu¤u olabilir mi? Az malzemeyle çok insan öldüren bir ordu ne kadar baflar›l› olursa olsun, bu onlar›n halklar ve ezilenler nezdinde ölüm ordusu olma lanetini okunmas›n› engellemeyecek ve milyonlar›n öfkesini, tepkisini susturamayacakt›r. ABD emperyalistlerinin Irak’a sald›r›s› durumunda sadece Ortado¤u barut f›ç›s› olmayacakt›r, baflta kapitalist emperyalist ülkeler olmak üzere, bütün dünya ülkelerinde istikrars›zl›k, toplumsal huzursuzluk yaflanacakt›r. Demokratik hak gasplar› s›n›r tan›mayacak, insan haklar› ihlalleri artarak, özgürlükler budanacakt›r. ‘Her fley güvenlik ve huzur’ ad›na yap›lacakt›r. Toplumsal çeliflkiler daha da derinleflerek s›n›flar aras› farkl›l›k aç›kl›k ve netlik kazanacakt›r, ve

bunun üzerinde s›n›fsal saflaflma daha fazla belirginlik kazanacakt›r. fiu aç›k ki, tarihin lanetlileri ve en çok lanetlenmesi gerekenler emperyalistler, faflist diktatörlükler ve gerici yönetimlerdir. Ama bu sömürücü ve zorbalar iktidarlar›n› sürdürmek için genifl y›¤›nlara dayatt›klar›, örgütsüzlük, yoksulluk, uygulad›klar› zulüm ile ezilenler cephesindeki birli¤i, s›n›f dayan›flmas›n› zay›flatt›lar. Kendi s›n›f›na yabanc›laflt›rd›lar. Deyim yerindeyse gerçek lanetleri bu kadar pervas›zlaflt›ran ezilen y›¤›nlar›n bu lanetli durumudur. Gerçek tarihi yarat›c›lar›, tarih sahnesindeki yerlerini almad›klar› müddetçe, Bush ve suç ortaklar› t›pk› bugün oldu¤u gibi dünya halklar›na karfl› suç ifllemeye devam edecektir. Ancak bununla birlikte dünyada emperyalizme ve emperyalist sald›rganl›¤a karfl› öfke ve tepki yükselecek anti-emperyalist bilinç güçlenecektir. Yaflanan ve yaflanacak geliflmeler dünyada ve Ortado¤u’da emperyalizme ve gericili¤e karfl› mücadele zeminini daha fazla olgunlaflt›r›p, sosyalist ve demokratik devrimlerin önünü açacak koflullar› olgunlaflt›racakt›r. Anti-emperyalist bilinç, halklar aras› dayan›flma ve sahiplenme bilinci ve bu zeminden beslenen enternasyonalist bilinç geliflecektir. Bundan kimsenin flüphesi olmas›n.


4

25

14-27 Mart 2003

Erdo¤an savafl hükümetinin bafl›na geçiyor ABD emperyalizmi, Erdo¤an’› baflbakanl›k koltu¤una oturtarak, Irak’a yönelik sald›r›da Türkiye’nin askeri üslerini ve Türk ordusunu Irak’a yönelik sald›r›da ABD’nin hizmetine sunmas›n›n önünü açacak olan tezkereyi bir an önce TBMM’den geçirmek istiyor. 3 Kas›m seçimlerinde Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) karar› ile milletvekili seçilemedi¤i için baflbakanl›k koltu¤una oturamayan Recep Tayyip Erdo¤an’›n yenilenen Siirt seçimleriyle Baflbakanl›k koltu¤una oturmas›n›n önündeki “engeller” kalkm›fl oldu. 3 Kas›m sonras› Erdo¤an belki baflbakan olarak de¤il ama efendilerinin emirlerini d›flar›dan yerine getirmeye çal›flsada, bu durum

¤an’›n milletvekili seçilerek baflbakan koltu¤una oturtulmas› amaçlanm›flt›r. Nitekim, 3 Kas›m seçimlerinde Siirt Pervari ilçesindeki Do¤anköy (Hosiyan)’de seçimin boykot edilmesi ve bu nedenle seçim sand›klar›n›n kurulmamas› gerekçe gösterilerek iptal edilen Siirt seçimleri 9 Mart 2003 tarihinde yap›ld›. Seçimler sonucunda Recep Tayyip Erdo¤an millet-

r›ndan sonra DEHAP’›n da ça¤r›s›yla seçimler halk›n büyük bir k›sm› taraf›ndan boykot edildi. DEHAP’›n boykot karar› nedeniyle, kentte tüm sokaklarda ve okullarda yo¤un güvenlik önlemleri al›nd›¤› gözlemlendi. 119 bin 210 kay›tl› seçmenin bulundu¤u kentte, sadece 74 bin 265 kifli sand›k bafl›na gitti. Geriye kalan 44 bin 964 kifli yani kay›tl› seçmenin

9 Mart 2003 tarihinde yap›lan Siirt seçimleri sonucunda Recep Tayyip Erdo¤an Baflbakanl›¤› Abdullah Gül’den devrald›. efendilerine yetmeyince yeniden bir seçim gündeme getirildi. Türkiye’yi yeniden fleçime götürmektense bir ilde seçimlerin iptal edilmesi Türk egemen s›n›flar› için en uygun oland›. Bu ilde doland›r›c›l›kla ün yapm›fl Fad›l Akgündüz’ün ba¤›ms›z milletvekili olarak seçildi¤i Siirt oldu. Böylelikle hem Fad›l Akgündüz gibi ipli¤i pazara ç›km›fl bir doland›r›c›n›n milletvekilli¤i düflürülerek kamuoyundaki meclisin “sayg›nl›¤›” korunmaya çal›fl›lm›fl hem de Erdo-

vekili seçildi. S‹‹RT’TE BOYKOT ETK‹S‹N‹ GÖSTERD‹ Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK), Siirt’te yenilenilecek olan seçimle ilgili olarak, 3 Kas›m’da yüzde 10’luk ülke baraj›n› aflan partilerin milletvekili ç›kartabilece¤i karar› nedeniyle seçime sadece 4 parti kat›ld›. YSK’n›n bu kararla 3 Kas›m seçimlerinde Siirt’te birinci parti olan DEHAP’›n 9 Mart seçimlerinde milletvekili ç›rkarmas› engellenmifl oldu. YSK’n›n bu kara-

yüzde 37.7 seçimleri kat›lmad›. Seçime kat›lan 8 bin 559 (yüzde 7.2) kiflinin geçersiz oy kulland›¤› Siirt’te seçime kat›lan partilerden AKP 55 bin 687, CHP 9 bin 102, ‹P 494 ve TKP(S‹P) 423 oy ald›. Böylelikle aralar›nda AKP Genel Baflkan› Recep Tayyip Erdo¤an’›n da bulundu¤u 3 AKP’li milletvekili meclise girdi. Kat›l›m›n düflük olmas› nedeniyle seçim günü saat 10:00’dan itibaren valilik ve belediye araçlar›yla flehir merkezinde “oy kullanma”

ça¤r›s› yap›ld› ve oy kullanmayanlar hakk›nda yasal ifllem yap›laca¤› duyuruldu. Pervani ‹lçesine ba¤l› baz› köylerde, oy kullanmayan çok say›da seçmenin korucubafllar› taraf›ndan tehdit edildi¤i ö¤renildi. Tüm bask›lara ra¤men halk›n büyük bir k›sm›n›n boykot etti¤i Siirt seçimlerinin halk ac›s›ndan hiçbir meflrulu¤u yoktur. ABD’N‹N TEZKERE UMUDU ARTTI Siirt’te yap›lan yenileme seçimleri Türkiye kamuoyunun d›fl›nda özellikle de ABD’de de yak›ndan takip edildi. Seçimler öncesi ABD’nin Adana Konsolosu Siirt’te özel incelemelerde bulundu. Ve seçim sonuçlar›na en çok sevinenler ise ABD’li emperyalistler oldu. Çünkü ABD emperyalizmi, Erdo¤an’› baflbakanl›k koltu¤una oturtarak, Irak’a yönelik sald›r›da Türkiye’nin askeri üslerini ve Türk ordusunu Irak’a yönelik sald›r›da ABD’nin hizmetine sunmas›n›n önünü açacak olan tezkereyi bir an önce TBMM’den geçirmek istiyor. Seçimler sonras› Amerikan NBC televizyonuna konuflan ABD D›fliflleri Bakan› Colin Powell, Türkiye’nin kendilerine destek vereceklerini söyledi. Powell flöyle konufltu; “Türkiye ile yo¤un görüflmelerimiz oldu. Onlarla bir kaç hafta önce Davos’ta görüfltüm, daha sonra d›fliflleri ve devlet bakanlar› Washington’a geldi, hatta evimizde ziyaret ettiler. Sonra tezkereyi meclise götürdüler, ancak ilk oylamada baflar›l› olamad›lar. fiimdi, Türkiye’de yeni bir hükümet kurulmakta oldu¤unu biliyoruz ve tezkere konusunu meclise geri götürmekte kararl›lar.” Görünen o ki Erdo¤an Baflbakan olur olmaz ilk icraat› da kendisini baflbakanl›k koltu¤una oturtanlar›n emirlerini en h›zl› flekilde yerine getirmek olacak.

Siirt’te yap›lan yenileme seçimleri Türkiye kamuoyunun d›fl›nda özellikle de ABD’de de yak›ndan takip edildi. Seçimler öncesi ABD’nin Adana Konsolosu Siirt’te özel incelemelerde bulundu. Ve seçim sonuçlar›na en çok sevinenler ise ABD’li emperyalistler oldu.

Türkiye’de yeni bir hükümet kurulmakta oldu¤unu biliyoruz ve tezkere konusunu meclise geri götürmekte kararl›lar. Görünen o ki Erdo¤an Baflbakan olur olmaz ilk icraat› da kendisini baflbakanl›k koltu¤una oturtanlar›n emirlerini en h›zl› flekilde yerine getirmek olacak.


14-27 Mart 2003

4

26

Karl Marks ve iflçi s›n›f›n›n ilk iktidar deneyimi Komün

18 Mart 1871’de kurulup 28 May›s 1871’de y›k›lan ve iflçi s›n›f›n›n ilk iktidar› olan, Marks taraf›ndan proletarya diktatörlü¤ünün ilk örne¤i olarak gösterilen 72 günlük Paris Komünü deneyimini 122. y›ldönümünde, 14 Mart 1883’te Londra’da yaflam›n› yitiren Marksizm biliminin kurucusu Karl Marks’›n kaleminden aktar›yoruz… “Komün, Frans›z toplumunun bütün sa¤l›kl› ö¤elerinin temsili, dolay›s›yla da gerçek ulusal hükümet oldu¤u kadar, ayn› zamanda da, eme¤in özgürlü¤üne kavuflmas›n›n cüretli savaflç›s›d›r ve sözün tam anlam›yla enternasyonaldir. ‹ki Frans›z ilini Almanya’ya ilhak etmifl olan Prusya ordusunun gözünün önünde Komün de bütün dünyan›n emekçilerini Fransa’ya ilhak ediyordu. (…) Komün, bir Alman iflçisini Çal›flma Bakan› yapt›. Thiers, burjuvazi ve ‹kinci ‹mparatorluk Polonya’y› gürültülü

sevgi gösterileriyle aldat›p durmufllard›. Gerçekteyse Rusya’n›n kirli bir iflini görerek Polonya’y› Rusya’ya teslim ediyorlard›. Komün, Polonya’n›n kahraman evlatlar›na fleref verdi. Yeni bir devrini açmak bilincinde oldu¤u tarihe en üstün bir biçimde damgas›n› vurmak için de, Komün bir yanda galip Prusyal›lar›n, öte yanda ise Bonaparte’ç› generallerin komutas›ndaki Bonaparte ordusunun gözleri önünde, savaflç› baflar›n›n o dev simgesini, Vendôme sütununu yere çald›. Komünün ald›¤› en büyük toplumsal karar, kendi öz varl›¤› ve eylemi olmufltur. Belli konulardaki öteki kararlar›, yaln›z halk için halk›n yönetimini gösterir. F›r›n iflçilerinin gece çal›flmas›n›n yasaklanmas›, patronlar›n iflçilerden çeflitli bahanelerle ceza kesmelerinin yasaklanmas› bunlar›n bafll›calar›ndand›r. (…) bir baflka tedbir de sahipleri ortadan kaybolan ya da ifli tatil etmeyi do¤ru bulan bütün sermayedarlar›n atölye ve imalathanelerinin zarar›n›n giderilmesi kayd›yla ve geçici olarak, iflçi derneklerine devri olmufltur. Komün taraf›ndan baflta Paris Baflpiskoposu olmak üzere altm›fl dört rehinenin kurfluna dizilmesi! Burjuvazi ve ordusu 1848 Haziran’›nda,

savafl yöntemlerinde uzun süreden beri görülmeyen bir âdeti, silahlar› elinden al›nm›fl tutsaklar›n kurfluna dizilmesini yeniden ortaya ç›karm›flt›. ‹nsanl›k ölçülerine s›¤mayan bu âdete, o zamandan beri, Avrupa’da ve Hindistan’daki halk ayaklanmalar›n›n bast›r›lmas›nda afla¤› yukar› her zaman uyulmufltur ki bu da “uygarl›¤›n geliflmesinin bir delili”dir! Öte yandan Prusyal›lar da Fransa’da, rehine yöntemini, baflkalar›n›n hareketlerini bafl›yla ödeyecek olan suçsuzlar› tutsak etmek âdetini yeniden getirmifllerdi. Daha önce gördü¤ümüz gibi, Thiers daha çat›flman›n bafllang›c›ndan beri tutsak komüncüleri öldürerek pek insanc›l bir yola baflvurunca, Komün de onlar›n hayatlar›n› kurtarmak için, Prusyal›lar gibi yaparak rehine almak zorunda kald›. Rehineler, Versailles’l›lar›n kendi savafl tutsaklar›n› ne zamand›r öldürmekte olmalar› dolay›s›yla ölümü asl›nda bin kere hak etmifllerdi. Paris’e girifllerini büyük bir insan k›y›m›yla kutlayan Mac-Mahon’un adamlar›n›n o hareketlerinden sonra Komün’ün elindeki rehinelerin hayatlar› nas›l kurtar›labilirdi? Burjuva hükümetlerinin ölçü, s›n›r tan›mayan vahfletine karfl› son teminat da -rehin al›nmas›- yaln›z sözde

kalan aldat›c› bir garanti mi olacakt›? (…) Egemen s›n›f›n, devrimi yabanc› iflgalcinin himayesi alt›nda sürdürülen bir iç savaflla bo¤mak için yapt›¤› ve 4 Eylül’den bafllayarak MacMahon’un adamlar›n›n SaintCloud kap›s›ndan Paris’e girifline kadar izledi¤imiz gizli birleflme en yüksek noktas›na Paris k›y›m›yla vard›. Bismarck büyük bir hoflnutluk içinde Paris’in harabelerini seyrediyor ve belki de bunda 1849 Prusyas›’n›n gerici meclisinde henüz basit bir taflral›yken yürekten diledi¤i bir fleyi, bütün büyük flehirlerin y›k›lmas›n›n birinci aflamas›n› görüyor. Paris proletaryas›n›n cesetlerini büyük bir memnunlukla seyrediyor. Onun gözünde, bu yaln›z devrimin yok edilmesi de¤il, ayn› zamanda da Fransa’n›n bizzat Frans›z hükümeti taraf›ndan bafl› gövdesinden ayr›larak bafls›z b›rak›lmas›d›r. Baflar› kazanm›fl bütün devlet adamlar›na özgü o kavray›fl k›tl›¤› içinde Bismarck bu son derece büyük ve önemli tarih olay›n›n yaln›z yüzeyini görüyor. Kazand›¤› zaferi, yendi¤i hükümetin yaln›z jandarmas› olarak de¤il, ayn› zamanda kiral›k katili olarak da süsleyen bir galip flimdiye kadar ne zaman görülmüfltür? Prusya ile Paris Komünü aras›nda savafl

ortaya ç›km›fl oluyordu! Ve geçmiflin hukukçular›n›n anlad›klar› anlamda bile halklar›n hukukuna bu benzeri görülmemifl sald›r›. Avrupa’n›n ‘uygar’ hükümetlerini, Petersburg kabinesinin basit bir aleti olan Prusya hükümetini öteki hükümetlerin önüne ibret al›nacak bir örnek gibi sermeye sevk edecek yerde yaln›z, Paris’in çevresindeki çifte kordondan kurtulabilen birkaç kurban›n da Versailles cellad›na teslim edilmesi gerekip gerekmedi¤ini kendi kendilerine düflünmelerine yol aç›yor!” (Fransa’da ‹ç Savafl’tan)

Paris Komünü’nü anlatan “ya özgür yaflamak ya ölüm” adl› bir afifl

16 Mart Halepçe katliam› 8 y›l süren ‹ranIrak savafl›nda ABD’nin aç›k deste¤iyle kimyasal silahlarla takviye edilmifl Irak’›n sald›r›lar› sonucu masaya oturan ‹ran’la bölgede girilen ateflkes ve bar›fl görüflmeleri sürecinde, Saddam diktatörlü¤ü, Irak Kürdistan›’na daha vahfli biçimde yönelmeye bafllam›flt›. Kürt ulusal güçlerinin ilerleyiflini bir türlü engelleyemeyen Saddam ordusu, savafl›n bafl›ndan beri de¤iflik dozlarda uygulad›¤› sivillere sald›r› ve kimyasal silah kullan›m›n› iyice yayg›nlaflt›rd›. Halepçe’nin düflmesinden sonra Kerkük’ün de tehlikesi yüksek iller çemberine dahil olmas› Saddam’› çileden ç›karmaya yetmiflti. “Kerkük düfltü, düflüyor” yaygaralar›yla TC devletinin Musul’u iflgal senaryolar›n› gündeme sürdü¤ü bu kritik anda, gerçeklefltirildi Halepçe katliam›.

yoktu. Tersine, Komün bar›fl için haz›rl›k görüflmeleri yap›lmas›n› kabul etmifl, Prusya da tarafs›zl›¤›n› ilan etmiflti. Demek oluyor ki Prusya bir has›m de¤ildi. Bir kiral›k katil gibi davrand›; hem de çok alçak bir kiral›k katil gibi… Çünkü hiçbir rizikoya girmemiflti; dökece¤i kan›n bedelini, alaca¤› 500 milyonu, önceden garantilemiflti. ‹flte böylece, Ulu Tanr› taraf›ndan, sefih ve Tanr›tan›maz Fransa’ya dindar ve iyi ahlak sahibi Almanya eliyle günahlar›n›n kefaretini ödetmek üzere buyrulan bu savafl›n gerçek özelli¤i

16 Mart 1988 tarihli Halepçe katliam›, kimyasal silahlar›n halk üzerinde bu kadar genifl çapl› kullan›ld›¤› ilk sald›r›yd›. K›sa süren bu hücumdan sonra ço¤unlu¤u kad›n, çocuk ve yafll›lardan oluflan 5000 dolay›nda sivil halk öldürüldü. ‹nsanl›k yeni bir vahflete tan›k olmufltu. 2. Emperyalist Paylafl›m Savafl›ndan bu yana, klasik savafl araçlar› d›fl›ndaki silahlarla yap›lan ilk toplu k›y›m Halepçe Katliam›yd›. 16-17 Mart tarihlerinde Halepçe’ye at›lan kimyasal silahlar›n yaratt›¤› manzaray›

gazeteci Ramazan Öztürk flöyle tarif ediyor: “Kimyasal gaz bombas› at›lan kasabalar ölü flehir gibi. Sadece ceset toplamak için gelen askeri araçlar›n sesi duyuluyor… Her taraf kad›n ve çocuk ölüleriyle dolu. “Oyun oynarken ölüme yakalanan bu çocuklar›n günah› neydi? “Hardal gaz›, sinir bombas›, siyanit gibi çeflitli bombalar›n at›ld›¤› bu yerlerde ölenlerin hemen hepsi kad›n ve çocuklar. ‹nsan›n tüylerini ürpertecek bir görüntü; bütün sokaklar›n ve evlerin içleri sivil insanlar›n kokuflmufl cesetleri… Saddam Hüseyin onca insanl›k suçunun yan›nda Halepçe’deki bu katliam›yla tarihte Hitler gibi halklar›n en büyük düflmanlar›n›n yan›nda yer alarak ad›n› yazd›rm›flt›r.

16 Mart ö¤renci katliam› Tarihler 16 Mart 1978’i gösterdi¤i gün, ‹stanbul Üniversitesi Eczac›l›k Fakültesi’nde ola¤anüstü bir durum vard›. Devletin emekçi halka ve devrimcilere karfl› kullanageldi¤i sivil faflistlerin sald›r›lar›ndan dolay› fakültede günlerdir gerginlik ve çat›flmalar sürüyordu. Ö¤renciler polis ablukas›nda derslere giriyor, okul ç›k›fllar›nda da yine polis ablukas›yla okullar›n› terk ediyorlard›. Ancak o gün, yani 16 Mart günü durum çok farkl›yd›. Her gün 50-60 polisin önünde bekledi¤i fakültede yaln›zca 9 polis vard›. Sivil faflistler ise pusuda bekliyorlard›. Ve o gün yaflanacak katliam›n haberini yine s›n›flar›ndan ç›kan devrimci, demokrat, ilerici ö¤rencilere “Hepinizin sonu geldi art›k!” diye ba¤›ran sivil faflistler veriyordu. ‹flte böyle bir günde bir anda ö¤rencilerin yan›nda bir bomba patlad› ve ayn› anda kurflun ya¤muru bafllad›. Bu kargaflan›n içinde bir ses “Belan›z› buldunuz!” diye ba¤›r›yordu. Bomban›n patlad›¤› yerde 7 karanfil; Cemal Sönmez, Baki Ekiz, Ahmet Turan Ören, Abdullah fiimflek, Hamit Ak›l, Murat K›r ve Hatice Özen yaflam›n› yitirdi. Sald›r›da 43 ö¤renci de yaraland›. O gün “Belan›z› buldunuz!” diye ba¤›ran sesin sahibi Hamdi Karaka-

ya’n›n ve Ülkü Ocaklar›’nda önemli görevleri olan S›dd›k Polat’›n da aralar›nda bulundu¤u 38 san›kl› y›llarca süren 16 Mart davas›nda 1984 y›l›nda bütün san›klara beraat karar› verildi. Bu karar 16 Mart katliam›n›n devlet taraf›ndan resmi olarak üstlenilmesini belgeliyordu. Bu katliam CHP’nin hükümette oldu¤u bir dönemde ve bizzat polis gözetiminde gerçeklefltirilmiflti. Katliam›n ard›ndan büyük kitlesel protesto gösterileri yap›ld›. D‹SK’in “Faflizme ihtar” mitingleriyle 16 Mart katliam› ve ülke genelindeki faflist sald›r›lar lanetlenirken birçok üniversitede de ders, yemek boykotu, kampus iflgalleri gibi eylemlerde ö¤renci gençlik sald›r›lara sessiz kalmayacaklar›n› gösterdi. 19 y›l aradan sonra 1997 y›l›nda katliamla ilgili gerçekler tüm çarp›c›l›¤›yla ortaya ç›k›yordu. Katliam› gerçeklefltirenlerden Zülküf ‹sot’un ablas› Remziye Akyol, katliamdan bir süre sonra öldürülen ve dönemin Eminönü-Beyaz›t Ülkü Ocaklar› Baflkan Yard›mc›s› olan kardefli Zülküf ‹sot’un katliam› gerçeklefltirenlerden biri oldu¤unu aç›klad›. Akyol, kardeflinin emri bizzat Alparslan Türkefl’ten ald›¤›n› ve bir polis minibüsüyle üniversite önüne kadar geldiklerini, bombay› ise kardeflinin att›¤›n› söyledi.


4

27

14-27 Mart 2003

Mart’›n k›z›ll›¤›nda topra¤a düflenler...

Ahmet Muharrem Çiçek Elaz›¤ Karakoçan do¤umlu olan Ahmet Muharrem Çiçek, liseyi bitirdikten sonra ‹stanbul T›p Fakültesi’ne girdi. Bu dönemde yüksek ö¤renim gençli¤inin eylemlerine aktif olarak kat›ld›. Daha sonra Proletarya Partisi saflar›nda örgütlendi. Parti Üyesi, ‹stanbul bölgesi Gerilla Komutan› olan Ahmet Muharrem Çiçek, 19 Mart 1973 tarihinde ‹stanbul fiehremini’de polisle girdi¤i silahl› çat›flmada flehit düfltü.

Niyazi Gündo¤du 1956 y›l›nda Sivas Hafik’te dünyaya geldi. Proletarya Partisi saflar›nda mücadele yürütürken ‹stanbul’da Okmeydan› Kültür ve Dayan›flma Derne¤i baflkanl›¤›n› yapt›. 1977 y›l›nda derne¤in bas›lmas›yla birlikte gözalt›na al›narak tutukland›. Hapishaneden ç›kar ç›kmaz askere al›nan Niyazi Gündo¤du, askerden döndü¤ünde Sivas’ta 16 Mart 1983 tarihinde gözalt›na al›narak bir gün sonra 17 Mart’ta iflkencede katledildi.

H›d›r Y›ld›z 1968 y›l›nda Dersim Hozat Amutka köyünde dünyaya geldi. ‹lk kez 14 yafl›nda Halk Ordusu gerillalar›yla tan›flan H›d›r Y›ld›z, henüz 17 yafl›ndayken gerillaya kat›ld›. 17 Mart 1985’te devlet güçleriyle Halk Ordusu aras›nda ç›kan çat›flmada flehit düfltü.

Nehirler aka aka.... Dinle beni ey yolcu! Ad›m ad›m, kulaç kulaç ilerliyor nehir yoklay›p araflt›rarak tart›p dengeliyerek ad›m ad›m, pençe pençe ilerliyor nehir Birden bire koç bafl› Birden bire ipek bir çarflaf Ve bal›klar, kurba¤alar, yosunlar Köprüler ve yoksul de¤irmenleri bozk›r›n Birdenbire bir u¤ultu Birdenbire bir k›yamet bindirip çekilerek çekilip toparlanarak var›yor koca da¤›n var›yor cüceleflip devleflerek var›yor. Nehirce kahkahalarla fiark›lar söylemeliyim Nehirler gibi uzun Nehirler gibi h›rç›n ve yumuflak ve nehirler gibi dur durak bilmeyen flark›lar söylemeliyim. Gitmek Nehirlerle yanyana Gitmek Nehirler gibi zor Nehirler gibi çetin Nehirler gibi umutlu Gitmek nehirlerden de öteye oraya, taa oraya o büyük kurtulufla yüre¤im yaral› kuflum topla ve aç kanatlar›n› (H. Hüseyin)

Mazlum Do¤an

Mustafa Akdal Emin U¤urlu Almanya’da Proletarya Partisi saflar›nda mücadele yürüten Mustafa Akdal ve Emin U¤urlu, geçirdikleri trafik kazas›nda yaflamlar›n› yitirdiler. Mustafa Akdal, 19 Mart 1982’de; Emin U¤urlu ise 27 Mart 1982’de yaflam›n› yitirdi.

1958 y›l›nda Dersim Mazgirt’te dünyaya geldi. 1976 y›l›nda Hacettepe Üniversitesi Tarih bölümünde okurken okulu yar›da b›rakarak devrimci faaliyete kat›ld›. 1978 y›l›nda PKK’nin Kurulufl Kongresine kat›larak MK üyeli¤ine seçildi. Viranflehir’de tutsak düflerek daha sonra Diyarbak›r Zindanlar›na götürüldü. Diyarbak›r Zindan›’nda teslimiyete karfl› direnifli büyütmek için 21 Mart 1982 gecesi Newroz’da kendini yakarak ölümsüzleflti.

Hasan Ocak 12 Mart 1995 Gazi direnifli sonras› 21 Mart’ta a¤abeyinin iflyerinden ç›kt›ktan sonra Hasan Ocak’tan bir daha haber al›namad›. Devletin devrimcileri teslim alma politikalar›ndan biri de kaybetme politikas›yd›. Teslim alamad›¤›n› ya yarg›s›z infazlarla katlediyor ya da gözalt›nda kaybederek katlediyordu. Hasan Ocak, gözalt›nda kaybedilmesiyle ilgili yap›lan eylemlerden, iflgallerden tam 57 gün sonra Alt›nflehir Kimsesizler Mezarl›¤›nda bulundu.


14-27 Mart 2003

4

28

Kad›n olmak zor ama hangi kad›n? Toplumdaki kad›n› tan›yal›m önce. ‹lk olarak flunu söylemek gerekiyor ki ekme¤in fiyat›n› bile bilmeyen, elini s›cak sudan so¤uk suya sokmam›fl, domatesin nerede yetiflti¤inden bihaber olan, al›nteri dökmenin ne demek oldu¤unu bilmeyen... bir kad›n ile emekçi bir kad›n› asla ayn› kefeye koyamay›z. “Kad›n olmak zor. Hele ki Türkiye’de daha da zor.” Sorunlar›n› anlatan her kad›n ister arkadafllar›na -yak›nmac› bir tarzda- ister kendini örgütlü bir duruflla ifade etsin son olarak bu cümleyi kullan›yor. “Kad›n olmak zor”... ‹çinde bulundu¤umuz ay özgülünde ise özellikle 8 Mart’la birlikte gündeme konu oluyor “kad›n olmak”. Ve bir 8 Mart’›n daha ard›ndan yine konuflaca¤›z; kad›n›n sorunlar›ndan. Neden kad›n›n özel bir yeri oldu¤unu ise bu sayfalar›m›zda çokça yaz›p çizdik. Yazarken de kad›na bak›fl aç›m›z› koymaya çal›flt›k. Kad›na nas›l bak›ld›¤› önemli bir konudur. “Kad›n olmak bir sorun mudur?”, “Kad›n sorunu var m›d›r?”, “Kad›n hakk› var m›d›r?...” tart›flmalar› özellikle bu günlerde gündeme oturtuluyor ve s›kça tart›fl›l›yor. “Toplumda kad›n›n yeri nedir?” diyerek biz de bu tart›flman›n bir yerinden bafllayal›m istedik. Toplumdaki kad›n› tan›yal›m önce. ‹lk olarak flunu söylemek gerekiyor ki ekme¤in fiyat›n› bile bilmeyen, elini s›cak sudan so¤uk suya sokmam›fl, domatesin nerede yetiflti¤inden bihaber olan, al›nteri dökmenin ne demek oldu¤unu bilmeyen... bir kad›n ile emekçi bir kad›n› asla ayn› kefeye koyamay›z. Kad›n olman›n zorlu¤una dem vuruluyor sürekli. Bu yap›l›rken de emekçi olmayan kad›n›n yani burjuva kad›n›n yaflad›¤› zorluklar anlat›l›yor. Bas bas ba¤›ran sad›k kalemflörler gazete köflelerinde hep bu kad›n kimli¤inin zorlu¤undan bahsediyor. Neymifl efendim kad›n özgür olmal›, erkekten daha üstün tutulmal›, bar›nma evi olmal›, kad›nlar daha fazla ifl hayat›na girebilmeli -siz patron anlay›nvb. Kad›n sorunlar›n› istatistikler ile önümüze seriyorlar. Ve bizden bu kad›n›n istemlerinin bütün kad›nlar›n sorunlar› ve istemleri oldu¤una inanmam›z› istiyorlar. ‹ki kad›n›n eflitlenmesini yani. ‹flte bu eflitleme 8 Mart’›n özünün bilinçlice boflalt›larak “Dünya Kad›nlar Günü” diye kutlanmas›n› da beraberinde getirir. T›pk› 1 May›s’›n “Bahar Bayram›” diye boflalt›larak kutlanmas› gibi. Yani tüm kafa buland›rma politikalar›n›n

özü kad›n›n içinde bulundu¤u s›n›ftan ayr› tutularak sadece cinsiyetinin öne ç›kar›lmas›ndan kaynakl›d›r. Kad›nlar›n istemlerinin, s›n›f farkl›l›¤›n›n içinin boflalt›lmas›d›r. Karfl›laflt›rma yapacak o kadar çok örnek var ki. Asl›nda burjuvazi ve proletarya aras›nda yapt›¤›m›z ayr›m ve belirlemeler kad›n sorununda konumuzun özünü oluflturmaktad›r.

zecektir. Elbette kad›na ayr› bir önem verilerek örgütlenmelere gidilmelidir. Ama bu onu tamamen di¤er sorunlardan ba¤›ms›z tutarak sadece ayr› bir örgütlenme kurarak özgürlefltiremeyecek ve sorunu da çözmeyecektir. Burada vurgulanmas› gereken önemli nokta kad›n sorununun toplumsal bir sorun oldu¤unun vurgusudur. Tarih bize bunu gösteriyor. Kad›n›n öncülü¤ünü yapt›¤› ya

flekilde sa¤layacakt›r. 1431 y›l›nda Jeanne D’arc’›n ülkesinin kurtulufl mücadelesi için verdi¤i mücadele sonucunda öldürülmesi, 1900’lerde Londra’da bafllayarak 1909’da 500 bin kiflinin kat›ld›¤› ‘oy kullanabilmek’ için alanlara ç›kmas›, 1905’de çocuklara yiyecek, dünya iflçilerinin birli¤i ve ifl talebiyle ayaklanmas›... verebilece¤imiz çok say›da örneklerden sadece birkaç›d›r.

çok yönlü sald›r›lar› karfl›s›nda kad›n da daha fazla s›n›fsal, ulusal ve cinsel sald›r›ya maruz kal›yor. Kad›n daha da metalaflt›r›l›yor. Televizyonlarda kad›n›n olmad›¤› ya da kad›n›n cinselli¤inin ön plana ç›kar›lmad›¤› bir reklam ya da program görmek art›k çok zor. Kad›n daha fazla fuhufla itiliyor ve art›k bu çok do¤alm›fl gibi davran›l›yor. Arkas›nda çok büyük tekel-

Jitem’den yine tecavüz...

“Diyarbak›r’a vard›¤›mda dinlenmek için biraz uyudum. Birden ba¤›rma sesleri geldi. Uyand›¤›mda sivil polisler bekliyordu. Bana ‘silah getirmiflsin ç›kar’ dediler. Ben de böyle birfley olmad›¤›n› söyledim. Gözlerimi ba¤layarak, sonradan ö¤rendi¤im Jitem’e götürdüler. Sorgu s›ras›nda bana ‘PKK’ye yard›m etti¤imi’ söylediler. ‹ddialar› kabul etmedim. Beni önce Filistin ask›s›na al›p iflkence verdiler. Daha sonra da bana orada bulunan görevli bir polis tecavüz etti. Tecavüz sabaha kadar devam etti. Köpekler gibi bana sald›r›yordu. Kanamam olunca beni b›rakt›. Üç gün boyunca iflkencede kald›m. Sorgumun tamamlanmas›ndan sonra yan›ma iki kifli verip uça¤a bindirerek Ankara’ya götürdüler, daha sonra da ‹zmir’e gittik.

‹zmir’de Bozyaka Terörle Mücadele fiubesi’ne götürdüler. Burada da 5 gün boyunca iflkence gördüm. 5. gün uyumam için bir battaniye verdiler. Battaniyenin iplerini açarak kal›n bir urgan yapt›m. Ve parmakl›klara takarak kendimi ast›m. Yaflad›klar›mdan sonra art›k ölmek istiyordum. Uyand›¤›mda kendimi Tepecik Devlet Hastanesi’nde buldum. Daha sonra ç›kar›ld›¤›m mahkemede tutuklanarak Burdur Cezaevi’ne konuldum. Cezaevinde gözalt›nda gördü¤üm iflkenceler akl›mdan ç›km›yordu. Bir türlü yaflad›klar›m› kimseye anlatam›yordum. Sonra ‘ad›m ç›karsa toplum bunu nas›l de¤erlendirir’ diye düflünüyordum. Cezaevinde hap içerek intihara kalk›flt›m. Bu kez de arkadafllar›m kurtard› beni”

Yukar›daki sözler Diyarbak›r’da J‹TEM elemanlar›nca tecavüze u¤rayan Sultan Öner’e ait. Özellikle T. Kürdistan›’nda yaflayan Kürt halk› aç›s›ndan her an yaflanabilecek olaylar bunlar; J‹TEM’in, korucular›n tecavüzüne u¤rayan yüzlerce kad›ndan kimisi kurtuluflu intiharda buluyor, kimisi oralardan göç etmekte. Kimisi de psikolojik bunal›mlara giriyor. Sultan Öner de yaflad›¤› onca zulümden sonra art›k yaflamdan umudunu kesmifl. D‹HA’dan ald›¤›m›z bilgilere göre; Öner ailesi 1993 y›l›nda devletin bask›lar›na fazla dayanamay›nca Diyarbak›r’›n Lice ilçesinden göç ederek Antalya’ya yerleflir. Bir süre sonra baba Sabri Öner “PKK üyesi oldu¤u” gerekçesiyle 12 y›l ceza alarak tutuklan›r. Ard›ndan 6 çocuk annesi olan Sultan Öner ise “PKK’ye yard›m ve yatakl›k etti¤i” gerekçesiyle gözalt›na al›n›r, günlerce iflkence görür ve o da tutuklan›r. Tahliye olduktan sonra ekonomik s›k›nt›lar nedeniyle do¤um yeri Lice’ye göç etmek ister. Ancak Lice’deki evleri y›k›lm›flt›r. Bunun üzerine Sultan Öner, ‹zmir’de bulunan akrabalar›n›n yan›na yerleflir ve bir ifle girerek çal›flmaya bafllar. Babas›n›n hastalanmas› nedeniyle Diyarbak›r’a gitmifltir ve yaflad›¤› zulümler orada bitmez. Küçük çocu¤unu hapishanede yan›na alan Öner, 1.5 y›l

Sorun s›n›fsald›r. Nas›l ki emperyalizm varoldukça emperyalist savafllar kaç›n›lmazsa, s›n›flar varoldukça da kad›n sorunu devam edecektir. Devrim olmadan kad›n da kurtulmayacakt›r. Yani o çokça dillendirildi¤i gibi kad›n ne erkekten hesap sorarak ne de bol bol kad›n birlikleri ya da s›¤›n-ma evlerinde oturdu¤u yerden sorununu çö-

da içinde yer ald›¤› tüm ayaklanmalar, eylemler de bunu gösteriyor. Kad›n›n bu duruma öyle kolay gelmedi¤ini, haklar›n› nas›l elde etti¤ini belgelerle sunuyor bize. Kad›n flu andaki sürecine erkeklerden hesap sorarak de¤il, kendini ezmeye çal›flan s›n›fa karfl› (erkek ve kad›n› ile) örgütlenerek, mücadele ederek gelmifl ve kurtuluflunu da bu

Ve sistem flimdi kad›n sorununu sadece ‘boflanman›n kad›ndan yana daha iyilefltirilmeli, çocuklara krefl, daha fazla bar›nma evi aç›lmal›’ gibi dar ve göstermelik haklara indirgeyerek kafalarda sadece bu sorunlar›n meflrulaflmas›n› sa¤l›yor. Tüm sorunlar›n nedeninin kendisi olmad›¤›n› meflrulaflt›rmaya çal›fl›yor. Günümüzde emperyalizmin

sonra çocu¤unun Hepatit-B hastal›¤›na yakalanmas› üzerine onu eve göndermek zorunda kal›r. 3 y›l, 9 ay tutuklu kalan Sultan Öner’in bask›lar peflini b›rakmaz. Çocuklar›n› istedi¤i gibi okutamayan anne Öner’in önce k›z› gözalt›na al›n›p iflkence görür, ard›ndan da 3. çocu¤u Cigerxun, isminden dolay› gözalt›na al›narak, ismini söyleyince kafas› duvarlara vurularak o da iflkence tezgah›ndan geçirilir. Sultan Öner, yaflad›¤› onca olaydan sonra gördü¤ü bask› ve iflkencelerle ilgili A‹HM’e buflvurdu. Her anlar›n› tetikte geçirdiklerini, yaflamlar›nda umut diye birfleyin kalmad›¤›n› belirterek sorumlular›n cezaland›r›lmas›n› isterdi. Belki Sultan Öner gibi yüzlerce kad›n var ancak herkes içinde bulundu¤u toplumsal yap›dan kaynakl› yaflad›klar›n› rahatça aç›klayam›yor. PKK-KADEK’in ›srarla demokratik cumhuriyet dedi¤i faflist TC’nin bu “demokratik” uygulamalar› onun ne kadar demokratik oldu¤unu gösteren yaln›zca bir örnek..

Cigerxun Öner

lerin kozmetik sanayiden, reklamlardan kazand›¤› paran›n hesab›n› bilmeden. Evet kad›n olmak zor ama hangi kad›n? Bu soruyu soran kad›nlar; kimli¤imizin ve s›n›f›m›z›n fark›na varal›m. Ve aynan›n arkas›ndakilerden; emperyalist, yoz, gerici sistemden hesap soral›m. Bizleri bir meta gibi kullanmalar›na izin vermeyelim.


4

29

14-27 Mart 2003

“Gerçek sanatç›lar halkla içiçe olmal›d›r” Sanatç› zaten toplumun öncüsü, ona yol gösteren oldu¤u için (olmas› gerekti¤i için) kitlelerin önünde hareket etmeli, sald›r›ya karfl› kitleyi bilinçlendirmelidir. Kald› ki görünen bu sald›r› yüzde yüz haks›z uyduruk gerekçelerle bir halk›n katline sebep olacakt›r.

Sanatç›lar›n emperyalist sald›rganl›¤a sessiz kalmamalar› gerekti¤ini belirten Sanat Atölyesi Toplulu¤u elemanlar› kendilerinin de bu sald›rganl›¤a sessiz kalmayacaklar›n› söylediler. Kendinizi tan›t›r m›s›n›z? 1998 y›l›nda Tarsus’ta tiyatro faaliyetlerine Sanat Atölyesi Toplulu¤u olarak bafllad›k. O günden bu yana Tuncay Cüceno¤lu’nun “fiapka”, Muzaffer ‹zgü’nün “S›n›r”, Sezan Günefl’in “Karteler yada haddeler” ve drama turuzesini, bizim yapt›¤›m›z oyunlar› sahneye koyduk. Oyunlar›m›zda genelde kitleyi sorgulayan, araflt›rmaya iten bir yön var. Sanat Atölyesi Tiyatro Toplulu¤u’nun kurulufl amaçlar›ndan biri de bölgede tiyatro izleyici kitlesini yaratmak. Sizce sanat nedir ve nas›l olmal›d›r? Sanat yoktan var etmektir. Yaratmakt›r, üretmektir. Bu anlamda bizim yapt›¤›m›z ifl varolan› yeniden yorumlamakt›r. Var olan› koflullara göre yorumlamakt›r. Bizce sanat, kitleleri gelifltiren, özgün, onlar› harekete geçiren bir çizgide olmal›d›r. Daha çok hangi oyun türünü kullan›yorsunuz, bu konuda bilgi verir misiniz? Daha çok epik oyunlara a¤›rl›k vermekteyiz. Çünkü kitleleri harekete geçirip onlar› uyand›rmak gibi bir derdimiz var. Bunu en kolay epik tiyatro ile yap›yoruz. Epik, soka¤› sahneye tafl›makt›r. Ve oyunlar›m›zda kulland›¤›m›z da geleneksel Türk tiyatrosu. Burada ise yok olmaya ve çürümeye yüz tutan bir kültürün yeniden yarat›lmas› gibi bir amaç var. ABD’nin olas› Irak sald›r›s› için ne düflünüyorsunuz?

Emperyalizmin kendini var etmek, devaml›l›¤›n› sa¤layabilmek için kana ihtiyac› var. ABD bu kan› sa¤layabilmek için kendinden küçük gördü¤ü ve y›llard›r sömürgesi alt›na alamad›¤› Irak’a sald›racakt›r. TC’nin buna destek vermesi ise flah damar›na yap›flan bir vampiri söküp atmak yerine kendine taze kan aramas› gibi bir fleydir. Tabii orada olan Irak halk›na oluyor. Sizce sanatç›lar›n savafla tepkileri nas›l olmal›? Sanatç› zaten toplumun öncüsü, ona yol gösteren oldu¤u için (olmas› gerekti¤i için) kitlelerin önünde hareket etmeli, sald›r›ya karfl› kitleyi bilinçlendirmelidir. Kald› ki görünen bu sald›r› yüzde yüz haks›z uyduruk gerekçelerle bir halk›n katline sebep olacakt›r. Bu durumda sa-

natç›lar tiyatro salonlar›nda kendi arkadafllar›yla bir araya gelip beyin jimnasti¤i yapmak yerine sokaklara dökülen halk›n önüne geçmelidir. Emperyalist sald›rganl›¤a karfl› yapt›¤›n›z eylemden bahseder misiniz? Orada bir halk var. Ve bu halk›n görüfllerinin tersi yönünde hareket edip ülke topraklar› peflkefl çekilmek isteniyor ve bir katliam planlan›yor. 30 savafl gemisinin ‹skenderun aç›klar›nda 37.000 askeri limana boflaltmak üzere bekledi¤ini ö¤rendik. Bu, barda¤› tafl›ran son damla olmufltu. Buna karfl› harekete geçmek için kendimizi zorunlu gördük ki öyleydik. Ama bu konuda çok c›l›z kalaca¤›m›z› da düflündü¤ümüz için ‹skenderun’a kadar yürüyüp insanlar›n deste¤ini de almay› düflündük. Bizim için köylerde tarlalarda çal›flan insanlar›n düflünceleri de çok önemliydi. Olay›n ta bafl›ndan beri savafl 盤›rtkanl›¤› yapan medyan›n yapt›¤› referandum, salt metropolde yaflayan insanlar› kaps›yor. Taflra halk›n›n sesi duyulmam›flt›. Onlar›n da görüfllerini almak onlara hacivat, karagöz, meddah penceresinden savafl› anlatmak amac›

ile yürüdük. Bu eylemde hem sanat›m›z› kitleler ile buluflturma hem de onlar› harekete geçirme iste¤imiz vard›. Ama sistemin bizden daha iyi çal›flt›¤› bir gerçek. ‹nsanlar çok istedikleri halde kollar›na ba¤lanan zinciri k›ram›yorlar. Asl›nda bu gücün onlarda var oldu¤unu biliyoruz. Ama bunun fark›nda de¤iller. Zaten bizim amac›m›z yürürken meclise hayk›rmak de¤il halka kendi gücünü göstermekti. ‹stese bu savafl› durdurabilece¤ini anlatmakt›. Eylemi gerçeklefltirirken ne gibi zorluklarla karfl›laflt›n›z? Yaflad›¤›m›z sorunlar gördü¤ümüz olumlu tepkilerin yan›nda yok denilebilecek kadar azd›. Sistemin koruyucular›n›n s›kça tacizlerine maruz kald›k. Yol yasa¤› (buradan yaya geçemezsiniz ya da gece burada dolafl›rsan›z sizi bitirirler) gibi tehditlere maruz kald›k. Fakat biz bunlar› bilerek ve göze alarak yola ç›kt›¤›m›z için kesinlikle y›lmad›k ve devam ettik. Engellenmemek ve gecikmemek için flehir merkezlerini otostopla geçtik. ‹skenderun’a girdikten sonra liman›n B kap›s›na varmadan gözalt›na al›nd›k. 4 saat kald›k. Yap›lan

iflin meflru oldu¤unu söylememize ra¤men tehditler ald›k ve savc›l›ktan dava aç›ld›. Savc›l›k karar› ile serbest b›rak›ld›k. Ve bizi “flehri terk edin” deyip yine tehdit ettiler. Bu bask›lar bizi y›ld›rmad›. Yürüyüfl s›ras›nda ne gibi tepkilerle karfl›laflt›n›z? Örne¤in floförler araçlar›n› durdurup “yapabilece¤imiz bir fley var m› sizi götürelim mi?” diye yard›m etmek istediler. Yol kenarlar›ndaki fabrika bekçileri bizleri çay içmeye davet ettiler. Yolumuz uzun oldu¤u için yorgun oldu¤umuz zamanlarda çay tekliflerini kabul ettik. Ancak flehir merkezleri d›fl›nda araçlara binmedik. Bunun yan›s›ra karfl› fleritten geçen araçlar klaksonlar› ile bizleri desteklediler. Bu da halk›n sald›r›ya tepkisini ortaya koyuyor. Son olarak söylemek istedi¤iniz bir fley var m›? Sanatç› katliama duyars›z kalamaz ve kalmamal›. Halk bu sald›r›y› isterse durdurabilir. Kitleleri harekete geçirecek olan onlar› duyarl› k›lacak olan bir aç›dan da sanatç›lard›r. Bu ba¤lamda gerçek sanatç›lar›n halkla iç içe olmas› gerekir. (Mersin)

Ramallah’ta kad›n olmak Ramallah adl› belgesel ‹srail’in politikalar›n› konu al›yor. 2001 ‹srail yap›m› olan ve “Ramallah” ad›n› tafl›yan belgesel 6. Uluslararas› Belgesel Sinemac›lar Festivali bünyesinde ‹talyan Kültür Merkezi’nde gösterime sunuldu. Yönetmenli¤ini Michal Aurad’›n yapt›¤›, Era Lopid’in kurgulad›¤› belgeselde Ramallah’ta yaflayan 4 kad›n kimli¤i üzerinden Ramallah anlat›lmaya çal›fl›lm›fl. ‹srail’in merkezinde Ramallah’ta din, köktendincilik, gelece¤in etkileriyle yaflamaya çal›flan dört ayr› kad›n ‹srail’deki genel seçimleri döneminde yaflamlar›na tekrar bakarak sorgulamaya çal›fl›yorlar yaflamlar›n›. Sima, Orly, Svetlana ve Cihad. Sima ve Orly ‹srail’de üçüncü büyük parti konumuna gelen Musevi kat› Ortodoks Shas Partisi’nin yolunu tercih ediyor. Örgütlü mücadelede yaflamlar›na yön vermeye çal›fl›yorlar. Özbekistan’dan yeni göçetmifl Musevi Svetlana ise kendini tan›maya çal›fl›yor ve kendine bir kimlik ar›yor. Bu arada ailesine ba¤›ml› olma ve de ifl bulma aras›nda boca-

l›yor. Cihad ise Filistinli bir müslüman ve kendisine bask›c› bu yönetimde özgürlükler ar›yor. 1948 y›l›nda köyü ‹srail taraf›ndan boflalt›lan yüzlerce köylüden biri. Ö¤retmenlik yapt›¤› bu ülkede hem ö¤rencilerine geçmifllerini unutmamalar› yönünde ça¤r› yap›yor hem de arkadafllar› ile beraber yapt›¤› sohbetlerde ‹srail’in Filistin üzerindeki katliamlar›n› anlatmaya çal›fl›yor. Kosoval› bir ö¤rencisinin Kosoval›lar›n da bask›ya u¤rad›¤›n›, katledildi¤ini de söyledi¤inde verdi¤i cevap ise etkileyici. “Filistinliler’in tekrar dönecek bir ülkesi yok”, “mültecilik ise her ülkede zor” diye de tamaml›yor sözlerini. Ramallah’ta küçük bir gezinti ile hem kad›nlar›n yaflad›¤› sorunlar› hem de ‹srail’in politikalar›n› k›saca anlatmaya çal›flan tarihi bir belgesel olma niteli¤ine sahip “Ramallah” insanlar›n inançlar›n›n yok edilmeye çal›fl›ld›¤›n› gösteriyor izleyicilerine. (‹stanbul)


14-27 Mart 2003

4

30

‹flçi-köylü’den “Ba¤›ms›z” T.C.’nin Anayasas› Amerikan Postallar›n›n Alt›nda Eziliyor

K‹M TAKAR TEZKEREY‹! Ülkemizde son süreçte önemli geliflmeler yaflan›yor. Bu geliflmeler ABD emperyalizminin Irak’a yönelik sald›rganl›¤›n›n somut bir ifadesi anlam›na gelen askeri y›¤›na¤›n›n artarak devam etmesi ve bu fiili durumun da Türk hakim s›n›flar›n›n o çok böbürlenerek ifade ettikleri “ba¤›ms›z Türkiye’nin” nas›l bir ba¤›ms›zl›¤a sahip oldu¤unu gözler önüne sermesi aç›s›ndan önem tafl›maktad›r. 1 Mart tarihinde mecliste “ABD askerlerinin ülkemiz topraklar›n› kullanarak Irak’a sald›rmas›” ve Türk ordusunun s›n›r ötesi harekat yapmas› red edildi. Bunda halk›m›z›n büyük ço¤unlu¤unun bu sald›rganl›¤a, onlar›n bilinçlerinde yer eden biçimiyle “savafla” karfl› olmas›, bu sald›rganl›¤a karfl› yürütülen mücadelenin bas›nc› etkili olmakla birlikte kimilerinin iddia etti¤i gibi bir zaferden ziyade Türk hakim s›n›flar›n›n “kendini pazarlayan” “fiyat›n› artt›rma çabas›”n›n da etkili oldu¤unu görmek gerekiyor. Bu anlam›yla kitlelerin bu sald›rganl›¤a karfl› yürüttü¤ü mücadele önemli ve bir o kadar da gerekli görürken mecliste tezkerinin reddedilmesini büyük bir heyecanla karfl›layan, “gurur”lananlar hiç de¤ilse ABD emperyalizminin sonuçla birlikte sakin ve sayg›l› tavr›ndan ö¤renmeliydiler. ABD emperyalizmi Türk hakim s›n›flar›n›n uflak pozisyonundan o kadar emin ki hiç istiflerini bozmadan sald›r› haz›rl›klar›n› devam ettirdi. Tezkerenin reddedilmesinden sonra sevinç nidalar› atanlar, kelli felli yazarlar, bilcümle “demokrat” ve “devrimciler” birkaç gün sonra ABD askerlerinin ülke topraklar›nda sevkiyatlar›n› devam ettirmelerine bir anlam veremediler. “Bunlar da ne oluyor”, “Hani tezkere red edilmiflti”

dediler. Hatta bu ülkenin protokolde ikinci s›radaki önemli flahsiyeti “sevkiyat› televizyonlardan izlerken tüylerim diken diken oluyor” bile dedi. Ancak ABD askerleri hiç istiflerini bozmadan ifllerini yapmaya devam ettiler. Ki onlar çok iyi biliyorlar ki Türk hakim s›n›flar› kendi isteklerine hay›r diyemez. Diyemez çünkü, Türk hakim s›n›flar› emperyalizmin bölgedeki temsilcisi birer uflakt›rlar ve bu uflakl›¤›n en büyük güvencesi anl› flanl› Türk ordusudur. Bizim “ak›ll› ayd›nlar›m›z”, “demokrat geçinen solcular›m›z”, “ilericilerimiz” bilmiyorlar m› Türk hakim s›n›flar›n›n emperyalizmin bölgedeki piyonu oldu¤unu? Biliyorlar ama ifllerine gelmiyor! “DURUMDAN VAZ‹FE ÇIKARMAK” Tüm bunlar yaflan›rken “ba¤›ms›z”, “anayasan›n koruyucusu”, “demokrasinin bekçisi” Türk ordusunun en üstünden bir aç›klama geldi. “Hükümetin tezkeresini destekliyoruz.” Bilcümle herkes esas durufla geçti. Meclis oylamas›nda flahinleri oynayan ve partisine tezkereye hay›r için grup karar› ald›ran Deniz Baykal gibiler “sayg› duyuyorum” demeye bafllad›lar. Yeni bir tezkerenin haz›rl›klar›na bafllad›lar. “Mücahit Erdo¤an”›n anl› flanl› Türk demokrasisinin tekrarlat›lan bir seçimiyle milletvekili yap›ld›ktan sonra baflbakan olarak ilk ifli yeni tezkerenin meclis gündemine getirilmesi olacak. Öyle ya Özkök pafla(!) “biz elimizden geleni yapt›k, ama ehveni fler karfl›s›nda elimiz kolumuz ba¤l›” demiflti. Türk ordusunun bir dönem çok kulland›¤› bir deyim olan “durumdan vazife ç›karmak” halen kullan›l›yor

anlafl›lan. Türk hakim s›n›flar› ve hiç kuflkusuz ki ordu, durumdan vazife ç›kar›yor. fiu an içinde bulunduklar› durum; efendinin uflaklar aras›nda bir tercih yapma durumunun ortaya ç›kmas›d›r. Ellerinin kollar›n›n ba¤l› olmas› durumu ortaya “uflak olarak beni seç, Barzani ve Talabani’yi seçme” gerçekli¤inde ifadesini bulan “vazifeyi” ç›karmaktad›r. fiimdi kap›flma her iki uflak gücün efendisine kendisini pazarlama kap›flmas›d›r. Evet Türk hakim s›n›flar› çaresizdirler ve bu çaresizlik içerisinde kötülerin içerisinde en az kötüsünü seçmeleri gerekti¤ini ileriye sürmektedirler. Bunun için de y›llardan beridir iflledikleri ›rkç›, floven bir politikay›, Kürt politikas›n› ileriye sürmektedirler. Türk hakim s›n›flar›n›n “Devlet Politikas›”n›n yaz›l› oldu¤u Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’nde ifade edildi¤i gibi “Kuzey Irak’ta bizim için hiçbir flekilde kabulü mümkün olmayan senaryo, ba¤›ms›z bir Kürt devletinin ilan›d›r. Bu do¤rultudaki deklarasyon, taraf›m›zdan ‘müdahale nedeni’ say›lmaktad›r”(Kemal Yavuz-9 Mart 03-Akflam) dedi¤i bir yerde ortaya ç›kan gerçek, gerçekten Türk hakim s›n›flar›n›n elini kolunu ba¤lamaktad›r. Hiç uflak efendisine el kald›rabilir mi? SA⁄OLASIN TEZKERE! Yaflanan bu tezkere tart›flmalar›nda Türk ordusunun tavr›n› ortaya koymas› bizim aç›m›zdan oldukça net ve berrak olan bir gerçe¤i daha ortaya serdi. Türk ordusu, halk›n ordusu de¤ildir. Büyük bir gücünün halk çocuklar›ndan oluflmas› bu gerçe¤i de¤ifltirmemektedir. Halk›n büyük bir bölümünün “savafla hay›r” dedi¤i bir yerde, halk›n ordusu oldu¤u iddia edilen bir gücün emperyalizmin yan›nda oldu¤unu aç›klamas› oldukça anlaml›d›r. Tezkere tart›flmas›nda yaflananlar adeta bir turnosol ifllevi görmüfltür. Birinci olarak Türk ordusu’nun gerçek kimli¤i ve ifllevi olan Türk hakim s›n›flar›n›n ve emperyalizmin bir gücü oldu¤u bir kez daha oldukça net olarak ortaya ç›km›flt›r. ‹kincisi

tezkerenin meclise sevk edilmesiyle AKP hükümetinin esas olarak bir savafl hükümeti oldu¤u tescil edilmifltir. Üçüncüsü AKP ile Ordu aras›nda san›ld›¤› veya yans›t›ld›¤› gibi uzlaflmaz bir çeliflki olmad›¤›, her ikisinin de emperyalizmin ve Türk hakim s›n›flar›n›n ç›karlar›nda birlefltikleri ortaya ç›km›flt›r. Böylece anlafl›lm›flt›r ki Komprador Burjuvazi ve Büyük Toprak A¤alar›-TÜS‹AD-AKP, bir avuç spekülatörden oluflan Borsa ve TSK ayn› çizgide buluflmaktad›rlar. Dördüncüsü özellikle son y›llarda ileriye sürülen; Türkiye’de esas olarak anti-komünist bir güç olarak beslenen ve palazland›r›lan ve bütün bu dönem boyunca emperyalizme hizmet etmekte oldukça hevesli davranan islami hareketin bir “demokrasi gücü”, “halk gerçekli¤i” oldu¤u “statükonun tasfiye edildi¤i” teorilerinin saçmal›¤› ortaya ç›km›flt›r. Beflincisi ordunun en yetkili a¤z›ndan söylenen sözler, son y›llarda ve özellikle 28 fiubat süreciyle birlikte ordunun halkç›, ayd›nlanmac› ve anti-emperyalist (daha çok da anti-amerikan) mevzilere geldi¤i üzerinden siyaset yapanlar›n ileriye sürdükleri tezlerin tam saçmal›k oldu¤unu ortaya koymufltur. Örnekler ço¤alt›labilir.... Bu tespitler bu topraklarda aktörler de¤iflse bile yeni söylenmiyor. 30 y›ld›r ifade ediliyor. Ve tarih 30 y›l önce söylenenleri esas olarak yeniden do¤ruluyor. Ne diyelim sa¤olas›n tezkere, bir kez daha bizi do¤rulatt›n! ÜLKEM‹Z‹N ONURU AMER‹KAN ASKER‹N‹ POSTALLARIYLA MEZARA GÖMECEKT‹R Uflakl›kta s›n›r ve ahlak ölçülerini tan›mayan Türk hakim s›n›flar› AKP’siyle, Genelkurmay› ile ABD emperyalistleri için her türlü hizmeti yapmaktan çekinmemektedir. Üsler, limanlar, hava alanlar›, gümrük kap›lar›, oteller, ABD’li efendilerin hizmetine sunulmakta, uflakl›kta kusur edilmemektedir. Amerika’n›n liman gümrük ve üs bekçili¤ini yapan uflak T.C. devleti bütün

ahlak ve insanl›k onurunu ayaklar alt›na alarak, uflakl›k hizmeti için daha fazla bahflifl istemektedir. Körfez savafl›ndaki yaflad›¤› ekonomik kayb›n› yeniden yaflamamak için, daha fazla taahhüt almak, olas› ekonomik kay›plar a盤›n› kapamak için ‘ifli a¤›rdan alma’ tutumunun ‘Amerika’ ya kafa tutma’ fleklinde yans›t›lmas› tamamen demagojik ve aldat›c› söylemlerdir. AKP hükümeti ve devlet sözcülerinin yalan ve demagojileri halk› kand›rmaya ve aldatmaya yetmeyecektir. Baflbakan Gül’ün ‘yak›nda Amerika ile komflu olaca¤›z’ söylemi bofl bir söz olarak anlafl›lmamal›d›r. ABD sald›rgan haydutlar› Irak’› iflgal etmek için 50 bin kiflilik askeri gücü Türkiye limanlar›ndan, hava alanlar›ndan ve Türkiye topraklar›ndan Irak’a sokarak, petrol ve enerji kaynaklar›n›n tek ve yegane hakimi olmak için yeniden yap›land›r›lacakt›r. Irak, emperyalist sömürü ve ya¤ma için iflgal edilerek, yeniden yap›land›r›lacakt›r. Yeniden yap›land›rma sürecinde Türk askeri, ABD emperyalistleri için en de¤erli ihraç ürünü olacakt›r. 12-13 yafllar›nda k›z çocuklar›n›n elma flekeriyle fuhufla sürüklendi¤i bir ülkenin onuru Türk askerinin ihraç ürünü olarak kullan›lmas›yla daha fazla kirlenecektir. Ancak unutulmamal›d›r ki Amerikan postallar› ancak Türk hakim s›n›flar›n›n onurunu kirletebilir, Türkiye halk›n›n de¤il. Baflta Türkiyeli ve Irakl› emekçi halklar olmak üzere, ezilen dünya halklar› Amerikan postallar›yla kirletilmek istenen halklar›n, ülkelerinin onurunu daha fazla ayaklar alt›na alarak ezilmesine izin vermeyecektir. Emperyalist sald›rganl›k ç›lg›nl›¤› halklar›n devrim öfkesini do¤uracakt›r. Hiçbir güç ve engel tarihin ak›fl›n› ve halklar›n devrim tepkisini durduramayacakt›r. Yankee’lerin, coni’lerin postal sesleri halk›m›z›n ba¤›ms›zl›k ve devrim yürüyüflünü durduramayacakt›r. Halk›m›z›n ve dünya halklar›n›n sahibi vard›r. VAROLACAKTIR!


14-27 Mart 2003

31

4

‹stanbul Bafltaraf› sayfa 32’de Alanda aç›lan Kürtçe yaz›l› pankarta müdahale eden polis, kitlenin önüne kurdu¤u barikat› uzun süre kald›rmad›. Daha sonra yap›lan görüflmelerin ard›ndan yürüyüfl bafllad›. Önde çocuklar›n yürüdü¤ü mitingde bar›fl sloganlar› yo¤un olarak at›ld›. En önde “Ulusal, S›n›fsal, Cinsel Sömürüye Son 8 Mart Kad›n Platformu” imzal› pankart aç›larak yüründü. Emekçi Kad›nlar Birli¤i, DEHAP’l› kad›nlar, Kad›n›n Sesi Dergisi, Feministler, EMEP, Mersin Halkevleri ve ard›ndan “Yaflas›n 8 Mart”, “Selam olsun 8 Mart’› yaratanlara” yaz›l› ortak pankart ile Partizan, Devrimci Demokrasi ve At›l›m gazetesi kat›ld›. Yine çeflitli çevrelerle birlikte KESK yürüdü. Yaklafl›k 2000 kiflinin kat›ld›¤› mitingde 8 Mart’la ilgili sloganlar›n yan›s›ra emperyalist sald›rganl›¤a iliflkin sloganlar da hayk›r›ld›. Metropol miting alan›na girildikten sonra platform taraf›ndan k›sa bir aç›l›fl konuflmas› yap›ld›. Ard›ndan 8 Mart’› yaratanlar flahs›nda 1 dakikal›k sayg› duruflunda bulunuldu. Sayg› duruflunun ard›ndan Ça¤r› gazetesinin savaflla ilgili kufllamas›n› da¤›tan bir kifli gözalt›na al›nmak istendi. Ayr›ca alanda iki kifli daha keyfi bir flekilde gözalt›na al›nd›. Sayg› duruflunun ard›ndan sendikalar ad›na SES yönetim kurulu üyesi k›sa bir konuflma yapt›. Yap›lan konusmalar›n ard›ndan grup Gökçe Fidan’›n türküleriyle kitle halaya durdu. Yap›lan gösterilerin ard›ndan miting bitirildi. (Mersin) “HER GÜN 8 MART HER GÜN MÜCADELE” 8 Mart ‹zmir Tertip Komitesi 5 Mart Çarflamba günü saat 12:30’da Konak’ta Merkez PTT önünde toplanarak hapishanelerdeki kad›n tutsaklara kart att›. Kart atma eyleminden sonra EKB’den bir kifli bas›n metnini okudu. Eyleme kat›lan yaklafl›k 30 kifli “‹çerde d›flarda hücreleri parçala”, “Hergün 8 Mart hergün mücadele” sloganlar›n› att›. Yine Tertip Komitesi 8 Mart Cumartesi günü çeflitli dernekler, sendikalar, partiler, devrimci ve sosyalist bas›n›n kat›l›m›yla Bornova Cumhuriyet Meydan›’nda yaklafl›k 2500 kiflilik bir miting yapt›.

Sabah saat 11:00 civarlar›nda Mustafa Kemal caddesinde kitle kortejlerini oluflturmaya bafllad›. Önde kad›n örgütleri ard›nda partiler, sendikalar ve devrimci ve sosyalist bas›n Cumhuriyet Meydan›’na do¤ru yürüyüfle geçti. Yürüyüfl boyunca s›k s›k “Kahrolsun ABD emperyalizmi”, “‹çerde d›flarda hücreleri parçala”, “Jin fler nexwazin” ve “‹mral›’ya tecrit bar›fla tecrittir” sloganlar› at›ld›. Partizan okurlar› ve YDG’liler de mitinge “Yaflas›n 8 Mart Dünya Emekçi Kad›nlar Günü”, “Kad›nerkek elele Demokratik Devrime” Partizan, YDG pankartlar›n› açarak kat›ld›lar. “Faflizme isyan halka önder Partizan”, “Savafl ö¤ren ilerle, gücübul müz TMLGB”, ‹stan “Dersim Tokat Erzincan savafl›yor Partizan” vb. sloganlar coflkulu ve gür bir flekilde at›ld›. Meydanda da Tertip Komitesi’nin 8 Mart’a iliflkin metnini Tertip Komitesi Baflkan› Necla fiengül okudu. Metinde k›saca 8 Mart’›n tarihinden bahsedilerek; “Onlar›n yaratt›klar› 8 Mart’› bugün de Nergizler, Haticeler, Aysunlar, Yeterler, Laleler ve daha nicelerinin kan›yla da olsa yaflat›yorlar ve yaflatacaklar” dedi. Daha sonra Ada Kültür Merkezi’nin bünyesinde çal›flan halkoyunlar› ekibinin sergiledi¤i güzel bir gösteri ve k›sa konuflmalar›n ard›ndan kitle da¤›ld›. (‹zmir) “C‹NSEL, ULUSAL, SINIFSAL SÖMÜRÜYE SON” 8 Mart Dünya Emekçi Kad›nlar Günü’nde Malatya’daki etkinliklerine; kad›nlar›n haklar›, emperyalist sald›rganl›k ve hapishanelerde devam eden tecrit politikalar› damgas›n› vurdu. ‹lk olarak Demokratik Kad›n Platformu saat 13:30’da postane önünde bir bas›n aç›klamas› düzenledi. Aç›klamaya yaklafl›k 250 kifli

kat›ld›. “Eme¤imden, bedenimden, kimli¤imden elini çek”, “Yaflas›n 8 Mart’› yaratan ve yaflatanlar”, “19 Aral›k’ta 6 kad›n› diri diri yakt›lar” vb. dövizlerin tafl›nd›¤› bas›n aç›klamas›ndaki metni platform ad›na Hatice Pehlivano¤lu okudu. Pehlivano¤lu, ölüme karfl› yaflam›, bask›ya karfl› demokrasiyi, savafla karfl› bar›fl›, tecritle insanlar›n düflüncelerinin yok edilmemesini, halklar›n düflmanl›¤›na karfl› halklar›n kardeflli¤ini savunduklar›n› belirtti. Bas›n aç›klamas› boyunca kitle s›k s›k “Cinsel, s›n›fsal, ulusal sömürüye son”, “Kad›n-erkek birlik, ifl ekmek özgürlük”, “Tecriti kald›r›n, ölümleri durdurun” sloganlar›n› att›. Bas›n aç›klamas› saat 13:00’te sona erdi. Malatya’daki YDG’liler de yapt›klar› bir iç etkinlikle 8 Mart Dünya Emekçi Kad›nlar Günü’nü kutlad›lar. Etkinlikte günün anlam ve öneminin vurguland›¤› konuflman›n ard›ndan Grup Umuda Yolculuk bir dinleti verdi. Okunan fliirlerin ard›ndan etkinlik sona erdi. Ayr›ca

Kad›n Platformu da 8 Mart’ta saat 13:00’te E¤itim-Sen salonunda 8 Mart Dünya Emekçi Kad›nlar Günü dolay›s›yla bir panel düzenledi. EKB de kurumunda 8 Mart’la ilgili bir etkinlik düzenledi. (Malatya) fiAN OLSUN 8 MART’I YARATAN VE YAfiATANLARA 8 Mart Dünya Emekçi Kad›nlar Günü Bursa’da da Bursa Kad›n Platformu taraf›ndan yap›lan bas›n aç›klamas› ile kutland›. Aç›klaman›n ard›ndan kad›n Milletvekillerine faks çekildi. Saat 14:30’da Mafel Cafe önünde bafllayan aç›klamada platform ad›na Güler Y›lmaz bas›n metnini okudu. Bas›n aç›klamas›n›n ard›ndan kitle kortejler oluflturarak Heykel postanesine do¤ru yürüyüfle geçti. Burada kad›n ve erkeklerin birlikte yürümesine izin verilmedi. Okunan bildiride ve at›lan sloganlarda emekçi kelimesi bile geçmeyen ve 8 Mart’›n s›n›fsal özünün dejenere edildi¤i etkinlikte en olumlu yan ABD sald›rganl›¤› vurgusunun yap›lmas› oldu. Yeni Demokrat Kad›nlar yürüyüflte “Yeni Demokrat

Kad›n” dövizlerini tafl›rken gençler de “Yeni Demokrat Gençlik” dövizlerini tafl›d›lar. Ben anay›m dedi kad›n Tüm insanl›¤›n anas› Ellerimle büyüttüm hepinizi Ellerim un, maya ve tuz kokar Ellerimle sard›m günün yaras›n› fiimdi yar›s›n› istiyorum gökyüzünün Özgürlefltirmek için tüm dünyay› Yeni Demokrat Kad›n imzal› yukar›daki fliir insanlar›n oldukça dikkatini çekti. Yeni Demokrat Kad›nlar “Yaflas›n 8 Mart Dünya Emekçi Kad›nlar Günü”, “Kad›nerkek elele Demokratik Devrime”, “Yaflas›n kad›n erkek tüm iflçilerin-emekçilerin birli¤i”, “Kad›n olmadan devrim olmaz, devrim olmadan kad›n kurtulmaz”, “fian olsun 8 Mart’› yaratanlara” Yeni Demokrat Kad›n imzal› dövizleri tafl›d›lar. Ayr›ca “Emperyalist sald›rganl›¤a karfl› birlefl ve diren”, “Tecriti kald›r›n ölümleri durdurun” Yeni Demokrat Gençlik imzal› dövizler de tafl›nd›. Kad›n platformu postaneden faks çektikten sonra eylemi bitirdi. Ayr›ca DEHAP’l› kad›n kollar›n›n birçok il ve ilçeden gelerek Bursa’n›n Gemlik ilçesinde yapmak istedikleri miting Bursa polisi taraf›ndan engellendi. Polisin bu tutumunu protesto eden kad›nlar DEHAP Y›ld›r›m ilçe binas› önünde bir bas›n aç›klamas› yapt›lar. Ayr›ca 6 Mart günü gözalt›na al›nan aralar›nda DEHAP ‹l Baflkan› Hamdullah Y›lmaz’›n da bulundu¤u 40 kifliden 29’u 8 Mart akflam› serbest b›rak›l›rken geri kalanlar 9 Mart günü b›rak›ld›. yine Bursa’n›n Kestel ilçesinden miting için gelen EKB’li kad›nlar da ilçe ç›k›fl›nda gözalt›na al›nm›fl ve 5 saat sonra serbest b›rak›lm›flt›r. (Bursa) 8 MART COfiKUSU ALANLARDAYDI 8 Mart Samsun’da Savafl Karfl›t› Platform ve devrimci ve sosyalist bas›n›n kat›l›m›yla bas›n aç›klamas›

yap›larak kutland›. Saat 19:30’da SDP il binas› önünde yap›lmas› planlanan kutlama 60’›n üzerinde kad›n›n ellerindeki meflalelerle ‹stiklal Caddesi’nden Çiftlik Ziraat Bankas› önüne do¤ru yürümesi ile bafllad›. “Yaflas›n 8 Mart”, “Kad›nlar soka¤a özgürleflmeye” sloganlar›yla banka önünde bekleyen kitleyle buluflan 250 kifli burada bas›n aç›klamas› yapt›. Hep beraber at›lan “Hergün 8 Mart, hergün kavga”, “Savafl› durdurun tecriti kald›r›n”, “Biji afliti”, “Kad›n-erkek elele soka¤a, özgürleflmeye” sloganlar›n›n at›lmas› çevrenin de ilgisini çekti. Bas›n aç›klamas›n› okuyan SDP gençlik kollar›ndan Sevim Topalo¤lu “bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kad›nlar Günü, kad›n mücadelesinde ilk kazan›m›n elde edildi¤i gün. Emek ve cins sömürüsüne karfl› sesimizi yükseltti¤imiz her türlü bask›ya hay›r dedi¤imiz gündür” dedi. Topalo¤lu ayr›ca “bugün Amerika taraf›ndan dayat›lan bir kirli savafl gündemde. Oysa bu topraklar üzerinde yaflayan biz kad›nlar savafl›n ne demek oldu¤unu çok iyi biliyoruz” dedi. Eylem s›k s›k at›lan savafl karfl›t› sloganlarla sona erdi. (Samsun) TOKAT’TA 8 MART KUTLANDI 8 Mart Dünya Emekçi Kad›nlar Günü’nde Tokat E¤itim Sen saat 13:00’de PTT önünde toplanarak bas›n aç›klamas› yapt›. Yap›lan aç›klamada “Biz e¤itim emekçisi kad›nlar, bütün dünyada kad›nlar›n birlik, mücadele ve dayan›flma günü olarak kutlanan 8 Mart’ta yaflad›¤›m›z cinsiyet ayr›mc›l›¤›n› ve daha birçok sorunu vurgulamak üzere bir araya geldik” denildi. Hem ifl yaflam›nda hem de evde çifte sömürüye maruz kalan kad›nlar için eflitlik ve özgürlük mücadelesinin bugün her zaman oldu¤undan daha fazla önem tafl›d›¤›na vurgu yapan E¤itim Sen’liler 8 Mart’› yüzy›l önce kad›nlar›n eflitlik ve özgürlük mücadelesinin sembolü haline getiren taleplerin ve fliddetsiz bir dünya özleminin bugün hala gerçekli¤ini korudu¤unu belirtti. Yaklafl›k 70 kiflinin kat›ld›¤› bas›n aç›klamas› “Yaflas›n 8 Mart”, “Yaflas›n kad›nlar›n uluslararas› birlik, mücadele ve dayan›flma günü” sloganlar›yla son bulurken saat 14:00’de Tokat E¤itim Sen’de Gazi Osman Pafla Üniversitesi ö¤rencileri müzik ve fliir dinletisi verdi. (Turhal)

‹zmir


UMUT YAYIMCILIK VE BASIM SANAY‹ LTD. fiT‹

YEN‹ DEMOKRAS‹ YOLUNDA

Yönetim yeri: Gureba Hüseyin A¤a Mah. ‹mam Murat Sok. No:14/1 Aksaray-Fatih/‹STANBUL. Tel: (0212) 521 34 30, 531 48 53 FAKS: (0212)621 61 33 Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Beflir KASAP Bask›: Gün Matbaac›l›k

B‹Z HALKIZ GELECEK ELLER‹M‹ZDED‹R

BÜROLAR ➧ KARTAL: HAMAM SOK. DEM‹RL‹ ‹fiHANI NO: 57/14 KARTAL, TELEFAKS: (0216) 306 16 02 Cep: 0 544 521 34 30 ➧ ANKARA: MEfiRUT‹YET MAH. KONUR SOK. NO: 14/24 KIZILAY/ANKARA TEL: (0312) 418 25 26 Cep: 0 535 562 33 72 ➧ ‹ZM‹R: GAZ‹OSMANPAfiA BULVARI, KOÇAfi ‹fiHANI NO: 87, DA‹RE:318 KONAK, TELEFAKS: (0232) 441 93 09 Cep: 0535 310 31 84 ➧ MALATYA: DABAKHANE MAHALLES‹, BOZTEPE CAD., BABACAN ‹fiHANI NO:9 KAT:1/16 MALATYA TEL: (0422) 325 78 13 Cep: 0 536 558 45 04 ➧ BURSA: GÜMÜfiÇEKEN CAD. ERKMEN ‹fiHANI, NO:7/21, HEYKEL, TEL: (0224) 224 09 98 Cep: 0 536 612 81 98 ➧ SAMSUN: KALE MAH., YUSUF KEFEL‹ ‹fiHANI, KAT: 6 NO: 9 , TEL: (0362) 435 64 57 Cep: 0535 454 22 50 ➧ TURHAL: YAVUZ SULTAN SEL‹M MAH. TANRI-VERD‹ SOK. 19/15 2. NOTER YANI TURHAL/TOKAT TEL: 0356 276 37 20 Cep: 0533 414 65 54

Genel Da¤›t›m: YAY-SAT

➧ MERS‹N: ÇANKAYA MAH. S‹L‹FKE CAD. ÜZÜM ‹fiHANI KAT :1 NO: 47 MERS‹N CEP: 0543 434 12 53

@mail: haber@iscikoylu.org

➧ AVRUPA MERKEZ BÜRO: WESELER STR 93 - 47169 DUISBURG-DEUTSCHLAND TEL: 0049 203 40 60 958 FAKS: 0049 203 40 60 959

8 Mart’ta alanlarda anti-emperyalist sloganlar yank›land› ‹stanbul

8 Mart Dünya Emekçi Kad›nlar Günü’nü alanlarda kutlayan onbinler, emperyalist-kapitalist sistemin Irak halk›na yönelik sald›rganl›¤›na karfl› da öfkelerini hayk›rd›lar. Emperyalist sald›rganl›k karfl›tl›¤›n›n damgas›n› vurdu¤u ‹stanbul’daki 8 Mart mitingi fiiflli Abide-i Hürriyet Meydan›’nda yap›ld›. Mitingin saat-

ler öncesinden binlerce insan Ça¤layan ve Perpa bölgelerinde toplanmaya bafllad›. Miting saat 12:00’de AKP ‹stanbul ‹l Baflkanl›¤› önünde yap›lan oturma eyleminin ard›ndan meydana do¤ru yürüyüflle bafllad›. AKP önündeki oturma eyleminde “Zam, zulüm, iflken-

ulaflan kitleye “8 Mart Tertip Komitesi” taraf›ndan “erkekler d›flar›” ça¤r›s› yap›ld›. Geri bir bak›fl aç›s›yla hareket eden ve 8 Mart’›n içini boflaltmaya yönelik yap›lan bu ça¤r› genel olarak dikkate al›nmad›. “Irakl› kad›nlar yaln›z de¤ildir”, “Ulusal, s›n›fsal, cinsel sömürüye son” vb. sloganlar›n at›ld›¤› miting alan›nda 8 Mart’la ilgili olarak Türkçe ve Kürtçe olarak bir bildiri okundu. Mitingde konuflma yapan Bilgesu Erece iflte AKP”, “Ç›karsa tez- nus da “ülkemizi F tipi hücrekere Tayyip gitsin askere” lere çevirdiler. Gardiyanlar iflvb. sloganlar at›ld›. Yürüyüfl birlikçilerdir” sözleriyle kitlekortejinin önünde, 8 Mart ter- den yo¤un alk›fl ald›. Sahne tip komitesinde yer alan femi- alan müzük gruplar› ise Türknist gruplarla birlikte, DE- çe ve Kürtçe türküler seslenHAP, EKB gibi 8 Mart’›n s›- dirdi. n›fsal özünü geri planda tutan KADIN ERKEK gruplar yer ald›. Ayr›ca mitinEL ELE ge sendikalar›n kat›l›m›n›n az ILPS Türkiye Seksioldu¤u dikkat yonu’nun “Kad›nlar kurtulufla do¤ru AntiEmperyalist mücadelede birleflelim” yaz›l› pankartla kat›ld›¤› mitingde s›k s›k “Yaflas›n halklar›n mücadele ligi”, “Irak halk› yaln›z de¤ildir” vb sloganlar at›ld›. Sendikalar›n neredeyse yok denildi¤i mitingde Tuzla Deri-‹fl sendikas› yine coflkusuyla direniflin Bursa simgesi oldu¤unu gösterdi. Mitingin coflkulu ve kitlesel çekti. Sen- gruplar›ndan biri olan Partidikalar›n arkas›nda ise ILPS, zan eyleme “Kad›n erkek el Haklar ve Özgürlükler Cep- ele demokratik devrime”, hesi, Demokratik Kad›n Ha- “Emperyalist sald›rganl›¤a reketi Giriflimi, ESP, Al›nteri, geçit vermeyelim” yaz›l› Odak gibi devrimci gruplar pankartlarla kat›ld›lar. Dünya yer ald›. ILPS kortejinin içer- komünist hareketin kad›n önisinde Tuzla Deri-ifl Sendika- derlerinden Clara Zetkin, s›, Belediye-ifl 2 No’lu fiube, Çiang Çing ve Proletarya Partizan, YDG ve Tohum Partisinin kad›n flehitlerinden Kültür Merkezi yer ald›. Meral Yakar, Barbara AnSaat 13:00’de meydana na Kirstler, Fehiman Bozgurt, Komutan Ayfer Celep, Nergiz Gülmez’in resimleri tafl›nd› Partizan kortejinde. “8 Mart’›n k›z›ll›¤› ile emperyalist sald›rganl›¤a karfl› örgütlen” pankart›yla kat›lan Yeni Demokrat Gençlik, kitleselli¤i ile gençli¤in coflkulu ruhunu alana tafl›d›. Tohum Kültür Merkezi de mitinge bayraklar› ve “fian olsun 8 Mart’› yaratanlara ve yaflatanlara” yaz›l› pankart›yla ‹stanbul kat›ld›. Yürüyüfl s›ras›nda Partizan korteji, Özgürlük

‹çin Mücadele Platformu ile birlikte tecrite ve emperyalist sald›rganl›¤a karfl› oturma eylemi yapt›. Oturma eyleminde bir deri iflçisi 8 Mart’›n içeri¤ine yönelik bir yaz› okudu. Miting boyunca TKM’nin getirdi¤i davul zurna ekibinin ezgileriyle kitle halaya durdu. Partizan and›n›n içildi¤i mitingin sonlar›na do¤ru TKP/ML TMLGB imzal› kufllamalar yap›ld›. (‹stanbul) KADINLAR GÖ⁄ÜN YARISIDIR 8 Mart Dünya Emekçi Kad›nlar Günü vesilesi ile Tohum Kültür Merke-

zi’nde 9 Mart’ta “Kad›nlar Gö¤ün Yar›s›d›r” bafll›¤› alt›nda bir etkinlik gerçeklefltirildi. Aç›l›fl konuflmas› ile bafllayan etkinlikte 8 Mart’›n can bedeli mücadeleler sonucu kazan›ld›¤›, Rosa’dan Nergiz’lere, Clara’lardan Barbara’lara daha ad›n› sayamad›¤›m›z yüzlerce kad›n›n kavgada büyük bir yeri oldu¤u vurguland›. Aç›l›fl konuflmas›n›n ard›ndan flairlere b›rak›lan sahnede izleyiciler okunan fliirlerle hofl vakit geçirdi. ‹lk önce flair Berrin Tafl sahne ald›. Tafl “146 y›l öteden emekçi kad›na merhaba” diyerek bafllad›¤› konuflmas›na 8 Mart’›n sadece kad›nlar günü olarak kutlanmas›n›n içini boflaltma çabas› oldu¤una de¤indi ve flu an orada emekçi kad›nlar› görmekten mutluluk duydu¤unu belirtti. Tafl, Afrikal› bir kad›n›n yaflam›ndan okudu¤u

bir fliir ve kendine ait iki fliir okuyarak sahneyi Gülhan Dikme’ye b›rakt›. Dikme’nin yine kendine ait bir fliiri okumas›n›n ard›ndan dia gösterimi sunuldu. Dia gösteriminde çeflitli alanlardan kad›n görüntülerine ve mücadele içinde flehit düflen kad›nlar›m›za yer verildi. fiair Ruhan Mavruk’un etkinli¤e gönderdi¤i mesaj›n okunmas›n›n ard›ndan yine ona ait bir fliir okundu. Onun ard›ndan flair Halil ‹brahim Özcan sahne ald›. fiairin fliirlerini okumas›n›n ard›ndan Grup Berfin’le etkinlik devam etti. Kürtçe ve Türkçe ez-

giler söyleyen gruptan sonra etkinlik halaylarla sona erdi. (‹stanbul) “KADIN OLMADAN DEVR‹M OLMAZ” 8 Mart Dünya Emekçi Kad›nlar Günü için Ankara’daki etkinlikler günler öncesinden bafllad›. 3 Mart günü çeflitli merkezlerde bafllayan etkinlikler 8 Mart’a kadar sürdü. Bu etkinlikler aras›nda üniversitelerde yap›lan sempozyumlar, paneller vb. yer al›yor. Bunlar›n d›fl›nda ayr›ca Tuzluçay›r semtinde 6-9 Mart tarihleri aras›nda çeflitli etkinlikler yap›ld›. Ça¤dafl Kad›n ve Gençlik Vakf›’nda düzenlenen etkinlikte Pir Sultan Abdal Derne¤i halk oyunlar› ekibi de yer ald›. Ayr›ca etkinlikte ‹flçi Kültür Evi bir müzik dinletisi sunarken Tohum Kültür Merkezi de Naz›m Hikmet’in Tanya adl› fliirini

oyunlaflt›rarak sahneledi. Mamak kitle örgütlerinin düzenlemifl oldu¤u etkinliklere yöre dernekleri de halk oyunlar›yla destek verdi. Bar›fl ‹çin Sürekli Kad›n Platformu kad›nlar›n haklar›n› bir kez daha dile getirmek için 8 Mart günü Abdi ‹pekçi Park›’nda bir miting düzenledi. Platformun bileflenleri d›fl›nda Liseli genç kad›nlar, ‹flçi Kültür Evi, Özgür E¤itim Platformu, Anti kapitalistler, ÇHD Ankara flubesi, SES, BES, E¤itim-Sen, TAYAD ve “Halklara özgürlük için emperyalizme karfl› savafl” pankart›yla Ankara Devrimci Sosyalist Bas›n Platformu da kat›ld›. Yaklafl›k 1000 kiflinin kat›ld›¤› mitingde “Kad›n olmadan devrim olmaz, devrim olmadan kad›n kurtulmaz”, “ Devrimci tutsaklar onurumuzdur” vb. sloganlar at›l larak çeflitli u b ‹stan dövizler tafl›nd›. Mitinge Can fienli¤i oyuncular› “Toprak ve Kad›n” adl› oyunlar› ile kat›l›rken ayr›ca Gülay Akgün de parçalar› ile destek verdi. (Ankara) MERS‹N’DE 8 MART KUTLAMASI 8 Mart Dünya Emekçi Kad›nlar Günü bu y›l Mersin’de yap›lan bir mitingle kutland›. Mersin Kad›n Platformu taraf›ndan organize edilen miting, saat 11:00’de Hastane Caddesi’nde bafllad›. Alana girerken polisin kad›nlar›n boyun ba¤lar›na ve kimilerinin de baflörtülerine el koymas›yla tart›flmalar bafllad›. Yap›lan aramalarda tacizi aratmayan bir tutum izleyen polis, miting boyunca da birçok fleye müdahale ederek mitingin bafllat›lmas›nda sorun ç›kard›.

Devam› 31’de