Issuu on Google+

Hepimizi Osmanlar GĂśtĂźrecek Haberiniz Olsun...


Süt 2. K s m 1. K s m 2. Say da

Kendimi çaresiz hissetti im birçok an

döktü. Bu noktada hikayemi

olmu tu imdiye kadar. Fakat hiçbiri Soda'ya

size o kab n içinden

ula amamak kadar can s k c olmam t . O,

aktarmam gerekiyor çünkü

bu buzdolab ndaki tek arkada md . imdi

ya ad m deneyim oldukça

kendimi çok daha yaln z ve mutsuz

enteresand .

hissediyordum. Yan mdaki bu kahverengi

Tozlar n üzerine dökülüp o

ey çok sessizdi. Arada bir belki konu uruz

1

muhte em kokuyu ald m

diye birkaç kelime etmi olsam da ondan

anda, Soda'n n bahsetti i

pek bir kar l k alamad m. Hiç konu madan

kakao bu olmal diye

yan yana uzunca bir zaman geçirmi tik ve

dü ündüm. Uzun süre

tahminimce ak am yeme i saati

koklad m, koklad kça

yakla yordu art k. Kapak aç l p kapan yor,

kendimden geçtim. Hayat m

en a a daki çekmeceli bölümlerden

boyunca duydu um en

sebzeler al n yor, yava yava yiyecek bir

güzel koku bu olabilirdi.

eylere dönü tükten sonra da kaplar n

Hatta içimden tam olarak

içinde dolaba geri dönüyorlard . Mutfakta

unu geçirdim: Hayat m bu

ciddi bir ko u turmaca ya an rken, ben

koku ile geçirip, burada yok

sadece duruyordum.

olabilirim.

Aradan k sa bir süre geçmi ti ki kapak tekrar aç ld . Bu sefer hangimizi seçece ini tahmin etmeye çal rken kad n n surat na bak yordum. Bir anda eli bana uzand -hiç beklemiyordum. Yine içimi bir heyecan kaplad . Beni yine tezgah n üzerine b rakt . Yan mda, üzerinde i tah aç c resimler olan bir paket duruyordu. Önce paketin içindekileri bir kaba bo altt , sonra benim de biraz m barda a bo alt p, paketin içinden ç kan toz halindeki bir eylerin üzerine


Daha sonra kad n, bir ç rp c yla bizi yava yava

serinlettikten sonra da hepimizi dolaba kald rd .

birbirimize kar t rmaya ba lad . Kar t kça

Soda'n n bahsetti i o enfes tatl ya dönü menin

köpürdük, köpürdükçe e lendim. Tam ba m

bedelinin biraz fazla ac verici oldu unu

dönmeye ba lam ken alt nda yanan ate le s nan

deneyimledim ve maalesef o anda fark ettim ki;

bir tencereye döküldük. Tencerenin içinde bizi

insanlar tatl yemeyi ne kadar severse sevsin ben,

kar t rmaya devam etti. Zaman geçtikçe

bir daha asla tatl matl olmak istemiyordum. Neyse

s caklamaya ba lad m. Ba ta ho uma gidiyordu bu

ki hala bu aptal karton kutunun içinde mutlu günler

his ama gitgide daha da s cak olmaya ba lam t

geçirebilecek miktardayd m. Bir parçam trajik bir

tencerenin içi. Ba taki e lencesi kalmam t art k

ekilde bir tatl u runa kaybetmi olsam bile yine de

i in. Önce köpükler kaybolmaya ba lad , sonra da

kald m yerden devam edebilme ans m vard . Ucuz

fark ettim ki art k rahat hareket edemiyordum.

atlatt m dü ünüyordum ve hiç konu mayan bu

Kakaoyla beraber a rla t kça a rla t k. çimizden

kahverengi tuhaf eyin yan na geri döndü üm için

baloncuklar ç kmaya ba lam t ki kad n halimize

bu kadar sevinebilece im akl m n ucundan bile

ac d

geçmezdi.

için olsa gerek oca kapatt . Sonra bizi

özenle kaplara bölü türdü. Bir süre tezgahta

Ekinakis

2


Çok Ay p

sveçlilerde herkes can n n istedi ini yapar istedi i gibi

biçimde lütfen bana namus cinayetlerinin nedenlerini anlat

ya ar. Mesela bir kad n gelir kocas na der ki ben ba kas na

dedi. Yakla k iki saatlik konu man n ard ndan yani imdi

Bir ülke dü ünün ki iddet denen mevhum en ay p ey

a k oldum eyvallah. Bu kadar. Bunlar ahlaks zl k de ildir

siz kad nlar n z birine a k oldu u için mi öldürüyorsunuz

olarak ç ks n kar m za. Dü üncelerinizi okuyor gibiyim

ama sen bu de erler için ölürüm de öldürürüm de de hepsi

diye sordu. Evet dedim. Peki dedi biri masum birini

sana dünyan n en büyük ay b n yapm s n gibi bakar.

öldürdü ün de ya da bir ey çald nda hatta bir çocu a

tan mlamam m yd ? Ama benim söylemek istedi im ey

Mesela de ki ben özgürlük mücadelem için ölürüm ve

tecavüz etti inde ne yap yorsunuz? Evet bu sorular n yan t

ba ka, yasakl olmaktan ziyade ay pl olmas . in s rr da

öldürürüm, ya da namusum için öyle. te ben bir gün bir

ülkemiz aç s ndan utanç vericiydi. Kar mdaki kad n n

burada. Toplumsal sözle melerin tümünde iddet yap y

grup sveçli arkada mla öyle konu tum. Bulundu um oday

anlama çabas bitmi ve son sözü u olmu tu: Bir kad n n

bozan, tabiri caizse insan insana k yd ran ve kaosa neden

terk ettiler ve bir daha da benle arkada l k yapmad lar.

en do al hakk yani sevme hakk nas l onun öldürülme

olan bir k rm z çizgi olarak tan mlanm t r. Ayn nedenden

çlerinden biri dedi ki bana senin iddet e ilimin var ve bu

nedeni olabilir. Ve dahas bu durum nas l olur da

dolay d r ki toplumsal yap n n dayana olan bu

çok y k c .

ay pland r lmaz?

iddet zaten hep yasakl ve kötü bir ey olarak

sözle melerde iddet, yine iddet ile yasaklanm t r. Yaz l yasalarla kurala ba lanan iddet ise hiçbir zaman

iddetin her türlüsünün kutsand

ve u runa ölüp

Bu konu ma bitti inde kar mdaki kad n n kafas ndaki

öldürülecek de erlerin çok oldu u bir co rafyadan giden bu

sorular ve bize kar hissetti i deh et artm t . Aradan günler

göçmen aç s ndan içinde bulundu u durum son derece

geçti ve sveç gazetelerinde bir haber yay nland . Haber bir

Ancak baz toplumlarda iddet bir ay p olarak görülmü bu

anla lmaz. Zira cinsel hayatlar ndan dolay ahlaks z buldu u

cinayete ili kindi. sveçli bir adam kar s na bir ba ka adama

yüzden de asgariye indirilmi tir. te bu toplumlarda

bir toplumun neden kendisini sorunlu olarak tan mlay p

a k olup onunla ili ki ya ad

di erlerinden farkl olarak iddet içeren yasalar ya da

d lad klar ile ilgili en küçük bir kri bile yok. Benzer bir

mahkeme adama verilebilecek en yüksek cezay vermi ti.

sorunu kre e ba layan göçmen çocuklar da ya yor.

Cezadan çok cezan n gerekçesi, görü tü üm sveçli kad n n

derece c l zd r. Zira ünlü dü ünür Rene Girard n da ifade

Yapt m ara t rma kapsam nda görü tü üm bir ö retmen

namusu anlayamaz halini bana anlatm t . Zira mahkemeye

etti i gibi

özellikle Ortado u ve Akdeniz co rafyas ndan gelen erkek

göre bir insan n bir ba kas n sevme hakk onun temel insan

alevler yükseliyordu. Evet, bir toplumda iddet e ilimi ne

çocuklar n n büyük bir bölümünün iddet e ilimi oldu unu

hakk yd . Ve bu hakka hiç kimsenin hiçbir suretle sald rma

kadar yüksekse o yerde yasalar da o kadar sert olmakta.

söylemi ti. Buna göre sözü edilen bu çocuklar n neredeyse

yetkisi yoktu. Ba ka bir ifadeyle evlilik kurumu bir kad n n

Bu tezlerimii iki ülke, iki toplum aras ndaki farklarla

tümü psikolojik yard m al yordu. Her birinin dosyas nda

ba kas na a k olmas n n önünde engel de ildi. Bu çerçeve,

önlenememi tir.

iddete kar olu turulan yasal düzenlemeler de son

3

yapmas d r. Bu ahlaks zl kt r da ayn zamanda ve yasakt r. Bu Kendisi psikolog olan sveçli kad n görü mecim canh ra bir

imdi yasalar n oldu u yerde bir zamanlar

somutla t rmak istiyorum.

iddet e ilim var yazan bu çocuklar n ise ilerde baz

için iddet uygulam t . Ve

neredeyse günde bir kad n n namus gerekçesiyle öldürdü ü

Bu ülkelerden biri Türkiye iken di eri bar toplumu olarak

mesleklerde çal mas imkans zd . lk ba ta beni

ülkemiz aç s ndan anla lmaz bir bak aç s na i aret ediyor.

tan mlanan sveç tir. Türkiye li göçmenlerin namus alg s n

sinirlendiren dahas bana son derece rkç gelen bu

Çünkü bizde bir koca, sevgili ya da baba namusundan üphe

konu alan bir ara t rma için gitti im sveç te ilk gözüme

çerçeveyi orada ya ad kça anlamaya ba lad m. Zira bu

duydu u kar s n , sevgilisini veya k z n öldürmeyi görev

çarpan ey iddetin hastal kl bir ay p olarak

durum biri iddeti ay playan di eri ise göklere ç kartan iki

bilmektedir. Bu görev topluma kar yerine getirilmektedir.

tan mlanmas yd . Bu toplumda insanlar arkada dost ya da

kültürün çat mas ndan ba ka bir ey de ildi. Bunlardan ilki

sevgili seçerken her eyden önce seçtikleri insan n

için iddet klinik bir sorun iken ikincisi için erkekli in,

Sonuç olarak biri için ay b n en büyü ü kad n n iki baca aras nda gizliyken di eri için insan ya am na ve özgürlü üne

iddetle ili kisine bak yorlard . Bir insan n de il iddet

cesaretin ve de yi itli in göstergesiydi. Bu nedenledir ki

uygulamas iddeti öven küçük bir imada bile bulunmas

psikyatri klini inde dosyas olan çocuklar n hemen hepsi

onu sorunlu ilan etmeye yetiyordu. Ara t rma için

erkek çocuklar yd .

görü tü üm Türkiyeli göçmenlerden biri sveçlilerle

Durum böyle olunca da ortaya korkunç bir ileti imsizlik

belirsiz. Umar m beyaz siyaha, gündüz geceye, bar

arkada l n n neden uzun sürmedi ini anlat rken öyle

ç kmaktayd . Bir çok göçmen kafas nda bu sveçliler bizi

galip gelir.

konu tu:

neden d l yor sorusuyla ya arken sveçliler de bunlar

Ya imdi bizde en büyük ay p nedir, yani mesela bir insan n namusuna sahip ç kmamas

Mesela onun

bunun kar s na göz dikmesi ne bileyim bir kad n n o i i

namus cinayetleriydi.

tabana z t. Ve bu iki toplum bir arada ya amak zorunda. Kimin kimi ne kadar ve hangi aç lardan dönü türece i ise

neden bu kadar çok iddete ba vuruyor sorusuna yan t aramaktayd . sveçlilerin en anlayamad

yap lan sald r larda gizliydi. Bu iki toplum birbirine taban

noktalardan biri de

iddete

A.Nevin Y ld z


4

Hatice ร‡iรงek


Kulakl Bata an

5

ki a n romantik saatler ya ayaca en garip yerlerden birine gelmi lerdi. Aza Kanaat Esnaf Lokantas Ben burada çal maya ba layal 3 gün oluyor. Pazartesi, saat 14:00 te elime b ça ald m dü ününce 2,5. u an için i im yaln zca ekmek kesip, saydam kovalara koyup, masalar n ortas na yerle tirmek. Ayr ca her masa için bir sürahi su doldurup tek s ra halindeki bardaklar n yan na b rak yorum. Yeni gelen mü terilerin göz hizas nda a z na kadar dolu ekmek kovas olmazsa patron, salça damlal fasulye tenceresini koca kafama geçirecekmi gibi... Yok yok tam böyle de il. Ben taze ekmekleri kovalara koyup, sürahiyi be bo barda n yan na ili tirmezsem; kimse izmir köftenin suyuna banamayacak, ö renciler az çorba ile karn n t ka basa doyuramayacak yahut meyhane pilav n n üstüne boca etti i pul biberin yüküne su serpemeyecek gibi geliyor. Öyle inanm m. u ya mda dünyan n en mühim i ini yap yorum. Patronu lan da görmüyor aslen gözüm. Kazanlar burnumun ucunda, akl m n k vr mlar nda ise minik salyangozlar parende atmakta. F r ndan henüz gelmi ekme i eklini bozmadan kesebilip, çiftin oturdu u masan n tam ortas na koyamay p, tekrar oynat p alt n oran ihya ettim. Patronla göz göze geldim. Romantik çift, az kuru pilav, kad nbudu köfte ve so ans z çoban salata oturuyorlard . Kad n, adam n her sözüne gerçekten mi? diyor, adam b kmadan usanmadan gerçekten diye cevap veriyordu. Ah be Hamiyet, u lokantadaki tüm k t r acur tur ular ndan çok seviyorum seni. - Gerçekten mi? - Evlenmek istiyorum seninle. Az çok gösterdi in kuru pilavlar eksik etme sofram zdan. - Gerçekten mi? - Tanr kainat 6 günde yaratt be Hamiyet. Vizyonda bir hafta kalan lmler gibi. Kaç r rsan çok üzülürsün bak. Kad n art k soru sormad . Cevap hiç vermedi. Akl m ba mda gibi görünmeye çal p, sabahtan beri süren tela m pek çakt rm yordum. u ana kadar gayet iyi idare etmi tim. Fakat nerde bir saat görsem tutup bakmaktan alam yordum kendimi. Hiç kolay de il. Fani hayatta sadece bugüne özgü, tam yeri tam zaman nda olmam gereken bir ev vard . Yine de becerdi imce sakin olmam söylenmi ti. Söz verdi im sükutu har yen uyguluyordum. Henüz beni garipseyen olmam t . Yan kafeden duydu um kadar yla Kas mpa a-Be ikta maç na se iren akl m aniden hoplatt ayn Hamiyet. -Mercimekli çorba istiyorum. Mercimekli mi, gerçekten mi? Dedim. Çorban n ne yeri ne de zaman yd . Hem bugün tavuk

suyuna çorba var. Ona bir çentik mercimek mi atay m yani? Ayr ca bu benim i im de il ki. Tüm bunlar , gül gibi narin bünyeme büyük bir hakaret sayd m. Saat de 9 olmu , tek kelime etmedim. Maç bitmi ti, tarih bu hakemi hiç affetmeyecekti. Son kez mutfa a girip bir avuç k rm z mercimek ve kaya tuzunu ceplerime doldurdum. Patronla dirseklerimiz çarp t . Ç kt m. Yürüdükçe, Ayhan I k b y ma yap an maya ve susam kokular , kesif ayakkab boyas na kar t . Yelde irmeni nin ara sokaklar nda pe ime rüzgar ald m. Denizin bir parças n gösteren her geçitten indim. skeleye vard m. K z l kl tabelaya göre, Karaköy vapuruna 10 dakika kalm t . Bir delikanl n n kendine çekidüzen vermesi için en makul zaman. Heyecan ma yenik dü memek için sürekli unutmaya çal sam, çare olarak akl ma, ke ke ad Ahu olsa diye dü ündü üm kar kom u Nermin i getirip dursam da biliyordum. Bekledi imiz gün gelmi ti. Sadece ka t para giri i yap n z! Yapt m. Binlerce, milyonlarcayd k belki. Belki de terzi Vakur Amcan n dükkan ndan bizim eve kadard k. Ne fark ederdi. imdi s ra, fani dünyada üstümüze dü en o çok önemli vazifeye gelmi ti. Günün menüsündeki seçkin kokular gururla ta yan lacivert gömle i üstümden at p, çantamdaki bordo kaza giydim, üzerine siyah ceketi geçirdim. Vapur yana t . Bo aza kar 75 kuru luk demli çay m içtim. 4270 numaral tabelan n önünde, vapurdaki ak amc lar örgütü ile senkronize sard m tütünü çektim. Ömrün bu leziz anlar pek nadir gelir, biliyorum biliyorum. --Bu arada geç kal nm bir merasim aras vereyim hemen. marmaya lüzum duymayacak kadar 19 ya nday m. Dalgal saçlar m geçen hafta askere gitmek üzere kestirdim, askere gitmekten u an için vazgeçtim. Kad nlara ü ümüyorum diyebilmek için ço u zaman ince giyerim. Titrediklerini görünce siyah blazer ceketi omuzlar na kondurup, 7 dakika içinde donarak ölürüm.-Koltu un alt nda ve istisnai de il key hallerde tavanda da bulunan can yelekleri ile beraber Karaköy e vard k. Gece 11 de olmam gereken eve do ru yola koyuldu umda, bit pazar ndan ald m köstekli saat 10 buçu a geliyordu. Ceplerimi yoklad m, her zerreyi tüm fanili iyle hissettim, ordalar. Tophanedeki bal kadam kostümü satan dükkanlar


geçtim, Beyo lu na giden dik bir yoku a ç kt m. 3 liraya hijyenik banyo yap labilecek bu ulu camlardan ba ka hiç bir yerden k s zm yordu. Günlerden Cuma de il, Cumartesi de ildi. Elimde kalan yaln zca be . Anaokulundan hiç ç kmam m gibi. Acaba di erleri gelmi miydi? Günlerdir hatmetmi tim. Ama son bir kez bakmak istedim. Her saniye, hayat m de i tiren o tek lm gibi olmal yd , noktal virgüllerini öpmeliydim sessizce. Ceketimin yaka i nesini açt m, sa avcuma dü tü ka t. - ster misin? Sesle birden irkildim. Sokak ss zd , repli in kayna na do ru bakt m. Onu gördüm. Ba nda mor bere, s rt nda koca bir çuval geçirdi i el arabas , elinde çikolatal top kek. lk defa bir ka t toplay c ile göz göze geliyordum. Sokaklarda o kadar seyretmeme ra men asla bana do ru ba n kald ran olmam t . Yüzünü sokak lambas na çevirdi inde kad n oldu unu gördüm. Gözleri de maviydi sanki. Kekin yar s n kopard m. Ambalajl olan yar m al p, di erini ona verdim. -Te ekkürler. çime bir yumru gibi oturan ambalaj güvensizli i, acaba kötü hissetti mi dü üncesiyle birlikte f nd k k r klar halinde bo az ma yap p kald . Ac yla yutkundum. Yapt n i e çok sayg duyuyorum. Dedim. Gece gündüz demeden, kimseden dilenmeden, çöpleri ay kl yorsun. Gerçek bir çevre gönüllüsüsün. Peki sen, böyle sayg duymana yetecek cesareti ehir hatlar vapurundan m topluyorsun? Dedi. Sustum. Galiba bizden biriydi. 30 lu ya lar nda, bedenindeki kemiklerin hat r say l r bir k sm elmac klar nda, yaka i nesi sökük kaza ndayd . Elimdeki adresi ona uzatt m. Beni kolumdan tutup, önünde durdu umuz kü ü kiremit binan n içine sürükledi. Bu arada evet, esmerdi. Gözleri imdi de k z la çal yordu biraz. - Ben Tengu. Dedi. Yani sen öyle bileceksin. -Affedersin ama, ben neyim o zaman? - Bilmem. Yecüc ya da Mecüc de ilsin. Hunor olmal s n sen. Güzel mi? -Güzelmi . Ne önemi var ki? -Hadi az kald , yukar ç kal m. Otomatlar n u ramad bir apartmand buras . Sanki seneler önce yar m kalan bir in aata, ad m ba stor perde çekmi lerdi. Tengu, her yeri ezberlemi gibi ç k yordu basamaklar . Acelesinde bile ahenk vard . 3. Kata geldik. Karanl kta bordoya çalan ah ap kap aral kt . Tengu durdu. -Biraz beklememiz laz m. -Burada böyle mi? -Evet, hem vakit gelmedi. Hem de ben a a inip arabay getirece im. -Neden birlikte ç karmad k? -Sence ç karabilir miydik? Cebindeki Casio F-91W saati koluma takt . Ko a ko a a a indi.

Kap aral ndan içeri bakt m. Sar bir k s z yordu. E i e kadar ula an hal y gördüm. Saçaklar incelmi , k z lkahve bir ran hal s yd . Daha ötesini görmek istedim, derin nefesim yar m kald . Galiba biraz korkuyordum. Casio nun ye il n yakt m. 22:50 S rt nda arabas yla sessizce geldi Tengu. Hadi. Dedi. Kap y ittim, kocaman ran hal s n ad mlamaya ba lad m. -Biz üç ki i olmayacak m yd k Tengu? -Zaten üç ki iyiz Hunor. Bak. Salon salamanjenin ucunda, balkon kap s ndaki silueti gördüm. Ha f kambur, zay f, ya l bir adamd bu. Perdeleri ve kap y açt , ba n yukar kald r p havay koklad . Bize döndü. -Merhaba çocuklar, ben Zenit. Çok görüp geçiren, bilge adamlar vard r ya; gözleri art k saydam gibidir. Bak nca içindeki tüm bal klar n rengini seçersin. Öyleydi. Biraz dikkatle inceledim. Onu tan yor gibiydim. Belle imdeki tüm görüntüler birbiri ard na ko tu. Sonunda hat rlad m. u dünya yüzünde hayran oldu um tek adam, burnumun dibinde bitmi ti. Bu gece birkaç defa daha ba ma gelecek gözlerime inanamamak deyimini boynuma ast m. Adam biraz ya lanm , yorulmu sanki. Ama i te bu evde. Ba tan a a kan, kas, kemik ve göz halinde. Hani bizimle ayn hayattan pay alan; tenceredeki toz ekeri ve çubuk krakerden kalan tuzu s y ran, bize ö retilenlerle, tüm yalan ve sak n yapma lar yiyerek büyüyenlere inat; gökte gördü ü ufoya ta atan bir adam vard . Büyü gibi bir ey. Hiçbir dogma ona i lememi . Dikte ettikleri ya am asla kabullenmemi . Eline ald ta s k ca tutup uzaya do ru f rlatm . Ömrümce hayran olunacak ondan ba ka bir varl k dü ünemedim. Ve i te kar mda. Tüm hayal gücüyle. Zenit. Demek bu görevi bize verenler hakikaten nokta at yapm lard . O an, kendimle ilgili kayg lar m bir anda geçiverdi. - Ben balkonda ate i yakt m, birazdan sakinle ir. Dedi Zenit. Salondaki ceviz masan n üstünde duran iki bak r kaba, cebimdeki tuz ve mercime i koydum. Tengu, araban n çuval n iyice açt . çindeki ka tlar düzenlemeye koyuldu. -Bütün iirler orda de il mi Tengu? -Evet, günlerdir topluyorum, hepsi burada. Duvardaki beyaz fonu çektim, masadaki projeksiyon makinesini açt m. Oda d . -Haz r m s n Zenit? -Evet. Ya siz? -Haz r z. Üç ça raca z, daha fazla de il. Dedim. -Evet Hunor. Sadece üç air. -Ba layal m. -Behçet Aysan davet ediyorum öyleyse. Balkona ç kt m. Tengu pe imden geldi, bak r kaplar getirdi. Zenit közü kurcalad .

6


7

Hadi. Dedim. Sa avcuma tuz, sola ise biraz mercimek ald m. Ayn anda ate e att m. Ate parlad , ha fçe mavidi. Hep bir a zdan söyledik. Dört deryan n deresini dört dergah n derbendine devrederlerse, dört deryadan dört dert, dört dergahtan dört dev ç kar. çeriye ko tuk. Projeksiyon makinesinden duvara, önce bir ate böce i yans d . Biraz uçup durdu, ard ndan kayboldu. Sonra Behçet Aysan gördük. Nefes seslerimiz yutkunmalar m za kar t . Zenit, geri gidip duvara yasland . Büyük kemik çerçeveli gözlü ü, ve onu en son gördü ümüz, kenar baklava dilimi i lemeli haki h rkas yla kar m zdayd . Hepimizin gözüne bir an bakt , merhaba dedi. Kar l kl gülümsedik. Merhaba dedik. Heyecan m ezip konu maya ba lad m. Behçet Abi, biliyorsun, çok yak nda bu dünya yok olacak. Elimizde hiçbir ey kalmayacak, ac lar m z bile. Dünya bitti inde bir yerlerde iirler kalacak ama. Uzay bo lu unda kelimeler sal nacak. Burada, bu önemli görevi yerine getirmek için topland k. Hangi iirini gönderelim istersin? Durdu u yere bakt , arkas n dönüp eski berjeri bize do ru çevirdi, oturdu. Cebinden bir mendil ç kar p gözlü ünü sildi. Sol elini yüzüne yaslad . Ayn foto ra ar ndaki gibi. Git dersen ku lar da dönmez, güz ku lar yan ma kiraz hevenkleri al r m ve seninle ya ad m o iyi günleri, kötü günleri b rak r m. Bir E atun Ölüm. Dedim. Behçet Aysan aya a kalkt , bize do ru yakla t . Ba yla selam verdi. yi geceler çocuklar. Dedi. El sallad k. Ate böce i oldu, sakince kayboldu. Tengu, çuvalda iiri aramaya koyuldu. Zenit, eline ald ufak bir ka tla balkonda denemeler yap yordu. Ben kaplar tekrar içeri ta d m. - Hunor, i te iir burada. Balkona ko tuk. -Bir dakika, konsantre olam yorum. Dedi Zenit. Bekledik. -Ben atarken Hunor ayaklar mdan tutsun. - Tengu sen de biraz uzaktan bakar m s n acaba? Yere ba da kurdum, Zenit in ayaklar n kavrad m. Tengu iiri ona verip uzakla t . Zenit, görünmez bir odak noktas seçti. Yapt i i onurla boynunda ta yan, y llar n ac mas z avc lar gibi gözlerini k st . Ka d s k ca tuttu. Gerindi ve birden f rlatt .

Öyle güçlü bir hamle yapt ki, ellerimden kaçacak sand m. Bekledik, iir dönmedi. Birbirimize dönüp gülümsedik. Bir E atun Ölüm, ayn anda tüm kitaplardan, internetteki sayfalardan, mektuplar ve fanzinlerden silindi. Hemen o an, uzay bo lu undaki sonsuz yerini alm t . Masadaki sürahiyi ald Zenit. Avcumu açt m. Oradan akan suyu yava yava içtim. Tengu imdilik istemedi ini söyledi. -Hadi, dedi Zenit. Zaman kaybedece iz yoksa. Köstekli saati Zenit in yele inin cebine koydum. imdi s k dur Hunor, Edip Cansever i davet edece iz. Dedi Tengu. Ellerim titredi birden. Sürahideki suyun biraz n ba ma döktüm, ensemden ve sol gözümün yan ndan süzüldü. Duruldum. Zenit közün ba na gitmi ti. Tuz ve mercimekle geldi Tengu, avcuma doldurdum. u kar daki kara kuru kavak , karard n m , ey kara kuru kavak sarard n m ey kara kuru kavak! Ate mavidi, içeriye ko arken aya m e i e tak ld , diz üstü yerdeki karolara kapand m. Ba m kald rd m. Görüntüsü beyaza yans yan, bahçe ortas ndaki yusufçuk ani manevralarla üstüme geliyor sand m. Yusufçuk dut a açlar n n yan nda durdu. A açlar n arkas ndan çakmak sesi geldi. Edip Cansever, elinde sigaras yla kirpi imize do ru yürüdü, birden yol üstündeki ba n kald r p yüzümüze bakt . Öyle bir bakmak ki, kahverengiyi ilk kez burada gördü ünü san r insan. Siyah kaza ndan s zan gömle inin yakas eskimi , çok bak lmaktan. çkiler içiyoruz, en çok da kötü içkiler H h s nmak! Bilmem ki ne demeli, böylesi içinden geliyor insan n Belki de al yoruz, soylu bir dü üncedir al mak Diyoruz, belki de En önce sa al m t r kendi söylevlerine Sonra da biz; ya durmak, ya da bir zincirle oynamak bütün gün Ya da pek ola an ey, kat lmak bir dö ü e Birden içimi mayho , çirkin bir hüzün kaplad . Ek i sak zlar gibi çi neyip durdum onu. Umutsuzlar Park dedim. O an öyle k zd m ki kendime, kollar m balkon demirine vurmak, ba m parktaki kayd ra n kö elerine çarparak yuvarlamak istedim. Böyle seviyordum da, neden ezberlemedim ki bu iiri? Birazdan dünyan n sonuna dek yok olacak. Defterimden de silinecek, neden ezberlemedim. Ke ke uyku öncesine dü en yar m rüyalara dek kendime tekrar etseydim... Tam Edip Abi, biraz daha devam eder misin? Diyordum ki, dut a açlar n n aras ndaki yusufçu u gördüm. Aniden kayboluverdi. Balkona ç kt mda Zenit, çoktan eline iiri alm t . Umutsuzlar Park , 90 lardaki televizyon programlar nda gördü ümüz çar af çar af fakslar gibiydi. Bir ucundan


tutup okumaya çal t m. Ve bizim en güzel öldü ümüzdür bu: ya amak Ben biliyorum, yalan m , siz de biliyorsunuz. iirin yar dan fazlas bo luktaki yerini alm t . Zenit gözlerini dikip bana bakt , ka d elimden b rakt m. Tengu kolumdan çekti, yere oturup bekledik. Kelimeler dönmedi. Bir oh çekip yan m za oturdu Zenit. E be o lum Hunor dedi. Utand m... O an içerden gelen müzik sesiyle hepimiz irkildik. Cümbü çal yordu. Kim gelebilirdi ki bu saatte? Hadi geldi, neden cümbü çal yordu? Bu ülkede bizim burada oldu umuzu bir saat öncesine kadar kendimiz bile bilmiyorduk. Peki kimdi bu cümbü çüler? Derken Müzeyyen Senar n sesi gelmeye ba lad . Keklik da larda ça lar... Tengu içeriye ko tu. Pe inden gittik. -Sakin olun, saatli radyoymu . peklenmi tüylerineee, yanaktaaaki benlerineeley... kili koltu un ordaki skosta duran, püsküllü abajurun yan ndaki radyoyu kapatt . Evrene kadim bir sessizlik çöktü. -Bu bir i aret. Son on dakikam z kald n belirtiyor. Dedi Zenit. Geç de olsa hat rlad m. Lübnan da, ly Ab M davet edilip dinlendi i zaman, bir i aret gelecekti. Bu, o olmal . -Naz m Hikmet i ça rmam z n vaktidir. Dedi Tengu Derin bir nefes ald k. Pantolonumun cebinden tütünü ç kard m. Yava ça sar p içtik. Vakit dard ama, buna kimse itiraz etmedi, ba ka türlüsü çok güç olacakt . Küller üstümüze yap p kald . Ate in ba na geçtik. Üstü üç tasl taç sapl üç tunç tas çald ran m çabuk ç ld r r, yoksa iç içe yüz ton saç kapl çan kald ran m çabuk ç ld r r. Alev mavidi. Bu sefer, tabiri caizse içeri nland k. Görüntü siyah beyazd . Her ey siyah beyaz bir soka n ortas nda. Bir u ur böce i k m ldand önce. Kö ede onu gördük. Fötr apkas , yakas dik paltosu, gün yüzü... ad m ad m bize yakla t . Tengu gözlerini yumdu, omzuna dokundum. -Biliyorsun Tengu, ömrün böyle anlar , bazen bir defa bile gelmez. -Biliyorum biliyorum. Gözlerini açt , dik durabilmek için duvara yasland . Arkama dönüp bakt m, gece boyu sadece airler geldi inde di lerini gördü ümüz Zenit, yine ba n oynat p kocaman gülümsüyordu. Naz m a biraz daha bakal m diye hiç birimizden ç t ç km yordu. Gri sokakta ellerini cebine soktu. Gözünü dikti, muzip gülümsemesi her zerresine yay ld . Yüzümüzü tek tek gezindi. Biz biraz daha sustuk. Bilerek de il art k, öyle

kalakalm t k. O ba lad . Su ba nda durmu uz, ç nar, ben, kedi, güne , bir de ömrümüz. Suda suretimiz ç k yor, ç nar n, benim, kedinin, güne in, bir de ömrümüzün. Suyun avk vuruyor bize, ç nara, bana, kediye, güne e, bir de ömrümüze . Masallar n Masal . Dedi Tengu. Evet çocuk. Dedi Naz m. Kalacaksa e er, Masallar n Masal kals n sonsuza. Kö eden minik u ur böce i ç kt . Bir uçup, bir kondu. Siyah-beyaz, siyaha döndü. I k sönüverdi, kapand perde. Derin bir hüzün, tüm k yafetlerimize çöktü. Ad m atmaya gücüm kalmam t . Tengu, ufac k h çk r klarla iiri aramaya koyuldu. Çuval n içine birkaç gözya damlad . -Hüznünü de sonsuza yollarsak, hiç a layamazs n bak bir daha. O zaman çekilmez olur buralar. Dedi Zenit. Tengu sakinle ti. iiri bulmu tu. Balkona ç kt k, Zenit bizi kanatlar yla kavrad , ba m z kald rd k. Avc tak my ld z n n üstümüze dü en k sm na bakt k. Zenit yava ça gerindi, ve birden f rlatt iiri. Masallar n Masal uzay bo lu unda as l kald . Ate hemen orac kta söndü. Kolumdaki casionun alarm çalmaya ba lad . Tengu, saati al p alarm susturdu. Evet böylece, tam gece yar s nda, tüm dünya ülkelerinden üçer iir, uzay bo lu unda sal nmaya ba lad . Bunu sadece biz biliyoruz, onlar gerçekten sonsuz oldular. Dedi. çeri geçtik, püsküllü abajuru aç p, nda ilk ve son defa sindirerek bakt k birbirimize. Bir daha unutmayacak gibi bakt k. Dünyan n sonu geldi inde, o lm eridinde ilk önce ve en son bu yüzleri görmek istermi gibi. Zenit in aln ndaki k r klar , mavi süveterini, Tengu nun beresinin lastik izinden s zan küçük k v rc k saçlar ezberledim. - imdi gitmemiz laz m de il mi? -Evet, Hunor, gitmemiz laz m. -Peki tekrar.. -Tekrar, görmememiz laz m. Önce ben ç kt m, giderken Tengu ya dönüp bakt m. Arabas n düzeltiyordu. Gülerek, i e çok geç kald m bu ak am. Dedi. Cebinden yar m topkek ç kar p s rd . Kainattaki tek abart m Zenit ten bir imza almak istedim. Fakat bu an, akl m zdan ba ka hiçbir yerde iz b rakmamal yd . Dönüp, s k ca tokala t m. Apartman n kiremitlerine dokunarak, küf kokusunu içime çekerek, soka a indim. Hava biraz daha so umu tu. Yar n gazetelerde kitap sayfalar için kay p ilanlar ç kard belki. Ya da birkaç gün sonra. Ya da dünyan n sonuna kadar anla lmazd yoklu u. Birbirini seven insanlar, ezberledikleri kadar n f s ldard . Kim bilir... Tophane den skeleye vard m. Ah mümkün olsayd da u denize bir parça kaya tuzu atsayd m, ertelenmi hikayeleri dinlemeyip, kar k y ya yüzerek geçseydim.

Elif Sözen

8


9


SÖZLÜ

ATAKLAR Mesele bu u ursuz çukur de il elbette. Kayg n n ta gibi sertle mi u hali midir korku? nsan kendi zehriyle olmad k bir anda kar la rsa, karma, yeni evli bir çiftin yata gibi patlat r kendini. Beni de Türk doktorlar na emanet ediniz. Biliyorum dünya gerçek bir yer de il. Verilmesi gereken kararlarla dolu, gayet rasyonel bir eylem hayatta kalmak. Aman diyeyim bana gerçeklerden bahsetme say n abim! Baz günler var, yanl yerimden kaynay p gitmi im. u olanlar dü ündükçe, kemiklerim s zl yor. imdiden ters dönüveriyorum yatt m yerde. Toplum ve f s lt s . Toplum ve genel ahlak bilgisi. Toplum ve zührevi hastal klar. Beni vallahi derinden yaral yor. Nankörlük gibi olsun ama to ra n yedi kat alt nda cirit atan, bir acayip hayvanlar gibi olmay yak t r yorum kendime. Beni sert kayal klara emanet edin. Vursun ve da ls n biriken zehir.

10

Eski bir kad n n kirli içli i kadar çaresiz hissetti im de oluyor kimi zaman Varsa içine yak aca m kapal kutunuz, öyle anlarda paketler yollars n z belki beni. Yani, beni edip de rahatlayamad m u küfre bi gömünüz. Çürük di in s z s gibi içime i leyen pek marifetli arka bahçeme bir dizi çiçekli dikenler ekiniz. nsan n içinde dola an k rm z , kimisinde al bir leke gibiyse e er affediniz. Ben, babam n pek de erli tohumu. Anneme sald ran çatal dilim tutulsun ki bir daha bu dünyaya gelmeyece im.

Melda Köser / K 2013


11


12

I k Etlio lu


13

ve kazanamazsa ölecek hastas kad n kaybederek intihar etti Önümüzde b r yığın ş r vardı. Onun, ben m, arkadaşların. Seçmem z lazımdı ama üşen yorduk. “Daha önce h ç duymadığım b r Gencebay şarkısı d nlemek sterd m ş md ” ded . “Ya da Spr ngsteen. Ya da ne b ley m, duruma uygun tes rl b r türkü. Ş r de olur. Büyük Saat’ b r kurcalamak lazım. Belk gözden kaçan b rşeyler vardır. Başka türlü olmayacak.” İk gün önce çk y bırakmıştım. İk dak ka önce k nc büyüğü açmıştık. “Hep arıyoruz ya… Aramasak aslında” ded . B r süre önce “Kes nce kanıyor ya… Kanamasa…” dem şt . Ne çok şey st yorsun, ded m. Haklısın, ded . Ama her kadını özel sanmak çok yorucu. Kadın ç n de. H çb r şey n st hap hadd n zorlamanın gereğ yok. Genç topçu g b düşüneceks n. An den derb de lk 11e yazarsan çocuğun üzer nde baskı olur. Oyuncuyu kaybeders n. Futbol olmasa b z ne konuşacaktık, ded m. Bulurduk b r şeyler ama bu kadar güzel olmazdı, ded . “Geçenlerde…” d ye başladı. Buzdolaplarına ve kadınlara da r b rşeyler anlattı. Pek anlamadım. Sanırım y ne terked lm şt . Haklısın ded m. Gereks z baskı olur. Son 15 dak ka falan alacaksın oyuna yavaş yavaş alıştıracaksın. Kulübün, cam anın değerler n usul usul ç ne s nd rmeye çalışacaksın. Yoksa anlamaz. Şımarırır. Bak Arda’ya… Sen en kıymetl mevzunu açacaksın, o s kt ğ m n İK’cıları g b aklınca karakter anal z yapacak, teste tab tutacak. D nlem yordu. Buzdolaplarına ve kadınlara da r anlattığı şey her ne se ona devam ed yor olmalıydı. “Ben ne anlarım amına koyayım buz dolabından” kısmını seçeb ld m. O esnada önümdek ş r tomarına takıldım. Gözüme l şen lk d zede şöyle yazıyordu: …ve kazanamazsa ölecek hastası kadın, kaybederek nt har ett . Berkan Gönen


14

Serkan Bayer


Omlet

Tari

15

Bütün planlar tekrarland . Gözünün önünden birer birer geçti tüm ya ananlar. Bir sava n içinde kalmak intahardan farks z zaten, sava n içinde olma! Hele bir sald r ise bu hemen oradan uzakla . Bir caddeyi bütün gün ba tan ba a gidip gelen bir tramvay n sürücüsü oldu unu dü ün. Asl nda kartpostal bile olabilirsin. Elinde foto raf makinesiyle tramvay n foto raf n çeken adam tramvay gelirken bunu yapmaya çal r ve tam çekecekken, senin kudretinin önünde aya tak l r da dü erse , göz göze gelme onunla. Anlatmak için asl nda 'A' har yetmez. An de ildi çok uzun sürdü. Yukar da ya ananlar cumartesi gecesi ya ad m ac lar anlat yordu. Bugün pazartesi ve ben srarla günlük tutmuyorum. 'K rk y ll k opar m böyle a lak u ak oyun havas görmedim' dedim biraz önce. Can m s k ld nda kötü eyler dü ünür kalbimi sertle tiririm. T pk spor salonunda kaslar ma eziyet eder gibi. Kasl bir kalbim var, ama bu hiç ho de il. Sevgili olan n yumu ak olmal kollar ama kast , kendini saran kollard . Ne güven eksikli iymi be karde im! Bitmedi gitti yetmedi gitti, dünyan n tüm erkekleri veremedi bunu bir avuç k za. Kendini güvende hissetmek ne büyük yalanm . Sondan ba a do ru konu unca ne heyecanl asl nda omlet olacak bir yumurtan n tavan n içine k r lmas n dinlemek. Da lmadan önce sapsar bütünlü ü örümcek a lar ndan ince bir ba ka bütünlük sarmal yordu ya etraf n ve o bütünlü ün ba lad , belki de bitti i yerde uzun bir göbek ba . Renksiz olmas na kar n beyaz na tutturulmu bir anlamla da ld simsiyah, yanmaz yap maza. Civcivin cehennemi de il mi imdi içinde bulundu u te on. Halbuki kuluçkas ndan kaç r lmadan daha 5 dakika önce, s cakl yine hissetmi ti bir annenin eli. Belki o zaman s nm t yüre i gerçekten, bir an dinmi ti korkusu. Ama hiçbir zaman bilmeyecekti bembeyaz kabu unun alt nda. Baz lar civciv olur yak n zamanda cennetlerine gider, evde civciv beslemeye çal an bir çocu un ellerinden. Baz lar tavuk olur mideye gider, bir tavuk pilavc n n sat ile bir sarho un yemek borusundan. Baz lar omlet olur cehenneme gider, ki tava dünyadaki bütün annelerin ellerinden daha s cakt r. Biz ona vur dedik O can m za kast etti diye dü ündüm son bi defa bakarken. Gitmi ti ama arkas ndan bakamam t m. O ise beni arkadan görse kesin tan rd , belki de o kadar derin bakmad arkamdan. O halde ben gitmi tim. Ölünce nas l görünürüm diye merak eden bir taraf m yok. Aynaya bakt mda ne görüyorsam öyle görünecek anlad m kadar yla her ey. Gözümün aç k olmas dert de il çünkü gözüm aç k gidecek durumunu bana ya atacak birçok ey vard r elbet hayat mda. Benim zorla gözlerimi yummaya


16

çal mam n bir anlam da olmasa gerek. Göz kapaklar de i iktir bence. imdi her eyi unut. Bir bebek dü ün. Uyuyor yata nda. Gözlerini göremiyorsun kapal göz kapaklar . Standart bir insansan içinden geçirdi in ey efkat, sevgi, mutluluk gibi eyler olacakt r. Bir bebek daha dü ün. Gözbebekleri yine kapal gözlerini yine göremiyorsun. Ölü bir bebek kar ndaki. Okurken bile hala standart biriysen can n yanar. Demek ki göz bebeklerinin kapal olmas bir eyi de i tirmez. Gözündeki k göz kapaklar n dinlemez. Demek ki biz bunu sevdik. Bebe i bebek oldu u için de il. Sevgiliyi sevdi i için de il. Anneyi yemekleri güzel diye de il. Baban n para vermesini de il. Sevdik, sevimsizi.

Abdurrahman Ça layan


larmes, et tétrahydrocannabinol

17

ayna k r kt . verdi i tüm talimatlar hiçbir ey demeden yazd m ve tek kelime etmeden yüzüne kapatt m. bu sondu, dedi ine inanmal yd m. ayakkab lar m ba lad m. tam aya a kalkt mda sa taraf m n yans mas n gördüm k r k aynada. durdum. gözümün ucunu bile de dirsem kül olacakm m gibi orada, her ey bana bir utançm m gibi bak yor ve gözlerinin aras nda k s l kal yordum. kap n n d na ç kt mda cehennemin içinde buldum kendimi. hiçbir ey yoktu oysa, fakat yüzüm k zar yor, ate im ç k yordu. sa cebimdeki dokuzluk kar dan belli oluyor mudur acaba diye sormaktan al koyam yordum kendimi ve sürekli bakmaya çal yordum. ayna, jilet ve beyaz melek küçük sehpan n üstündeydi. öldür, dedi. ne???????????????????????????? çok ükür ki birkaç sigaram var. bozuk bir ritimde kirli nefesler al p verdim. dakikalarca. bitmedi. kap n n önündeki arabaya odakl yd m. h zla yürüdüm ve kap y sertçe çarpt m. bütün herkes bir anda durup bana bakt . m . hava çok güzeldi. güne ehirdeki insanlar seyrediyordu yatarak. çocuklar ispanyolca kursundan ç k yordu. ben yalan söylüyordum; okulday m. size ö retilecek bir sava kalmam sa, okulda olmazs n z. 4dörtbuçuk. telefon kulübesinin yan nda durdum. bir polis uzaktan gözlerime bakarak geldi, gidene kadar bakt . arabaya geri döndüm. sessizce a lamaya ba lad m. bu hali

atam yordum üzerimden. ehri arkamda b rakm t m. etrafta sadece yüksek da lar ve yol vard . yol bo tu. bu gömle i bana annem alm t . kahverengi üstünde bej renkte kareler vard . ça rd yerin çok yak n nda durdum. beni görmesi imkans zd . bir süre izledim. aya yla vurarak yerdeki tozu kald r yordu. indim ve yan na do r yava lad her eyben yava lad m. gö ün sesi rahats z edici bir hal ald . kar s nda durdum. imdi, dedi. çantay açt , bu çantadaki paray al p oraya götürüy.. tam yüzüne do rulttum. gözlerim bir anda kurudu. titremem durdu. teti i çekmeyecek olsayd m korkudan ölecekti zaten. s ras ylan anla abiliriz, bitirebiliriz bunlar , tüm kötü eyler bitecek, bu son dedi. bam. tetik ve parma m kerevetine ç kt . karartt m gözlerini, bu kadar k sayd . iki elle ezer gibiydi sine i ve kanlar saç ld nallar dikti. arabaya bindim. yan koltukta yer edindi çanta, parada kurudu kan . elimi paran n omzuna att m. oh, nallar dikti. rüzgar pencereden girdi beyaz mele i yok etti. ve küçük k z çocu u yeni bir kelime ö rendi derste, muerte, mi bebé, MUERTE.

Batuhan Perker


18


Ku ulu'da Bulu al m? Mart ya simit atmaktan çok ba kad r ku uyu simitle beslemek. Kavakl dere ye ismini veren derenin kurumas ndan de ildir belki üzüm ba lar n n yok olmas na sebep ancak suya hasretinde ve su ku una yakla m nda etkendir Ankaral n n damarlar n n kurutulmas . En nihayetinde her eyin ba sudur çünkü. Osman abi mart ya simit atmaz, ku uya simit uzat r.

19

Anlatmaya niyetli oldu um hikaye, Kavakl dere nin ad na etken di er yar mdan; 90 y l önce dikilmi kavak a açlar n n günümüze kalanlar n içeriyor. 1977 senesinde Ku ulu Park n çevre planlamas n çizen ve uygulayan ziraat yüksek mühendisi Sn. Ender Topuz a Ku ulu Park n hikayesine dair anlatt klar için çok te ekkür ederim. 2012 y l nda Ankara ile Viyana resmi olarak karde ehir olurlar. Fakat bu karde lik gayriresmi olarak 1977 y l nda zaten sa lanm t r. Viyana Belediyesi o sene Vedat Dalokay yönetimindeki Ankara Belediyesine(henüz Büyük ehir s fat yoktur) 2 adet ku u hediye eder. Ku ular ak am saatlerinde Ankara ya var rlar. Onlar teslim alan görevliler ne yapacaklar n bilemediklerinden Park ve Bahçeler Müdürlü ü planlama ube e Cevdet Rasgelener e getirirler. Cevdet Bey o geceli ine çal ma odas n Ankara ve Viyana ya verir. Evet, daha sonra Kavakl dere Park n n ad n Ku ulu Park olarak de i tirecek bu ilk ku ular n isimleri Ankara ve Viyana olur. Ankara ve Viyana uluslararas yasalar gere ince uçup kaçmamalar içintek ya da çift kanad n n dikilece i güne Park ve Bahçeler Müdürlü ünün bir çal ma odas nda uyan rlar. Daha sonralar ba ka ülkelerden de gelen ku ular, ördekler ve kazlarla Ku ulu Park nüfusu art nca birkaç ku -12 Eylül darbesinden sonra bedel ödemeden özel mülkiyet üzerine Kenan Evren in demir yumru uyla yap lan- Se menler Park na ta n r. Buraya ta nan ku lardan üçü (muhtemelen kanatlar dikilmemi sadece telekleri kesilmi olmal ) de i ik zamanlarda tekrar al t klar Ku ulu Parka uçmak ister ancak yüksek binalar ve a açlara çarparak ölürler. Ku ulu Park n alan günümüzdekinden yakla k 1,5 kat daha geni ken(Kavakl dere Tenis Kulübüne kadar), Atatürk Bulvar n n yap m için Polonya Sefaretinden arazi al nmak durumunda kal n nca, al nan arazi kar l nda Ku ulu Park n bir k sm da (o zamanlar faaliyette olan -Çankaya dan Tunus Caddesine kadar uzayan- dereyi ve annemin isminin yaz l oldu u kolyesini dü ürdü ü, Polonya Sefareti demirleri aras ndan bak ld nda halen görülebilen o zamanki yürüyü yolunu da içine alan bölüm) Polonya Sefaretine verilerek bir becayi gerçekle ir. Böylece Ku ulu Park günümüzdeki halini al r. Hay r, bir saniye. O zamanlar


henüz Atatürk Bulvar n Tunal Hilmi Caddesine ba layan Polonya Caddesi aç lmam t r. O arazi üzerindeki parka dahil a açlar yol yap m s ras nda kesilmez, sökülür. çisinden amirine kadar kaz n p, sökülen a açlar park n içine ta n r. Bu ayn zamanda Ankara da yap lan ilk a aç naklidir(Gezi ye selam!). Parktaki havuzun eklinin, a açlar n konumuna göre çizildi imi dü ünürsek partisinin iftihar ve güven duyarak adayl n sundu u- Vedat Dalokay n nas l bir zihniyette oldu unu anlar z. Zira Atatürk Bulvar yap m s ras nda ikayet sebebiyle emniyete ça r ld nda belediye i çilerine Çocuklar ben gelene kadar buray ye illendirin. diyen bir belediyecidir. Buras dedi i yer ise Cinnah- ili meydan Polonya Caddesi-K z lay kav a n n ortas nda olu turdu u göbektir! Ad n n Göbek Dalokay a ç kmas n n da nedenlerindendir. Tunal Hilmi Bey in k z Sevda Han m ile evlenen Cenap And, Kavakl dere bölgesinin gerek arapç l kta gerekse imarda büyük yat r m potansiyelini görür ve sviçre deki banker yak nlar ndan borç alarak, 1964 senesine kadar Özdemir Caddesi olarak bilinecek daha sonraysa Sevda Han m n babas n n ismini alacak caddeyi de kapsayan arazileri ve ba lar sat n al rlar. u andaki Karum AVM ve Sheraton Otelinin oldu u bölgeye arap fabrikalar n yapt r rlar. Ve etraf ndaki üzümleri o fabrikada i leyerek Kavakl dere araplar n n piyasa ç kmas n sa larlar. Günümüzde Ku ulu Park na kom u olan And Vakf na ait ho mimarili yap ysa Sevda-Cenap And çiftinin ya ad klar evdir. Evden ç k p fabrikan za, kavaklar n, derenin ve ba lar n yan ndan yürüdü ünüzü dü ünün bir And ailesinin arap üretimine ba lamas na daha 5 sene varken 31 May s 1924 te Çankaya s rtlar nda bir ölüm gerçekle ir. Ölümün silahla oldu u kesindir ancak intihar m yoksa cinayet mi oldu u halen daha gizemini korumaktad r. Ölen ki i Mustafa Kemal e a k kad nlardan belki de en güzeli Fikriye Han m d r. Fikriye Han m n ölümüne dair resmi tarihte intihar etti i yaz lsa da bir nevi ailesi sürgün hayat na gönderilmi Fikriye Han m n öz ye eni Abbas Hayri Dinçer, halas n n intihar etmedi ini s rt ndan vuruldu unu ancak mezar yerinin halen belli olmad n söyler. Mezar yerine dair iki söylence vard r; birincisi Etnografya Müzesi önündeki ayn zamanda cumhuriyet tarihinin ilk heykeli de olan- Atl Atatürk Heykelinin bulundu u yer, ikincisiyse Mustafa Kemal in yaveri Salih Bozok un an lar na dayand r larak: Ku ulu Park. Bozok un an lar na göre Mustafa Kemal, Fikriye yi her gün görebilece i bir yere gömmesini söyler. Ku ulu Park arazisi bu istek için gayet uygun bir yerdir, meclisten kö ke-kö kten meclise giderken oradan mutlaka geçece ini dü ünürsek. Hatta baz zamanlarda Mustafa Kemal in arac n durdurup, tek ba na araçtan inip, biraz yürüdükten sonra Ku ulu Park taraf na do ru sigara içti i de rivayet edilir Ku ulu Park n Atatürk Bulvar yla kesi ti i yerde Muzaffer Ertoran n yapt paslanmaz çelikten bir heykel vard r. Yeni park n olu tu u günlerde hayat n kaybeden Ertoran un e i bu parkta bulundurulmak üzere bir heykel ba lar; Ayakta Öpü enler Heykeli. Bu heykeli ne zaman görsem akl ma ya Mustafa Kemal ile Fikriye ya da SevdaCenap And çifti gelir. Ve ilginçtir, savunmas z olmas na ra men 37 senedir bu heykel hiç tahrip edilmemi tir.

20

Doruk Erdal


21


22

Sercan Çay r


Ben1bokum! "Her erkek, için için de ersiz bi bok parças oldu unu

ve bir yerel seçim öncesi, anne ve babalar n z hangi

bilir..." Valerie Solanas

partiye oy verdi çocuklar, diye tatl tatl kurcalayan ilk

Bence her eyin sebebi çökelek. Yerli mal haftas ndan söz ediyorum. Çok üzgünüm...

okul ö retmenimin, s n fsal sava ma çözüm olarak geli tirdi i dahiyane kar t r-bar t r kri bu. Alk lar, okul aile birli i, da keçileri ve kümes ahalisi

Cân m Pejo J9 k vr l yor engebeli arazide. Motor zgaras nda gümü renk asi bir tay gürü ve kelebek camlar nda saçlar s rma ahu gözlü o esmer güzel ç kartmas . te kad n... Ön konsol; pelu oyuncaklar ve saçakl örtüler. lla ki vites kolu... Parlak kehribar rengi. Sonras uzunca bir yol diye hat rl yorum. Her

23

koltuk tekerlek üstü, boyas soyulmu pasl tutamaklar, oturunca kalkan tozu güne te bir görünüp bir kaybolan, süngeri eprimi koltuklar ve tabii ki Nalan. Bak yorum bak yorum hiçbir yerinden benzemiyor kelebekteki hatuna. Yanl bir ey yapt m diyorum. Nerden ç kt bu Nalan'a bakmalar? Nas l söyleyece im Keçi'yle, Sar 'ya? ncir a ac n n üstünde algam kemirirken söylüyorum üç ay sonra. Bir ey demiyorlar. Nalan güzel de il diyor Sar . Kelebek'e benzemiyor. Keçi tükürüyor algam n k ç n siktir et diyor çevik bir hareketle a a atl yor. 9 ayl k oynuyoruz. Do urtmaya ut çekiyoruz.

aras ndan s n f ö retmenimiz Fazilet Han m'a. Nalan hep göz hapsimde. Üzeri kiraz desenli muz çorab çok yak yor beyaz tenine. Ne eli yiyeceklerle dolu migros torbas n masaya koyup gelincik toplamak için k ra ko uyor. Yeme e daha vakit var. Bizim Sar sesleniyor. Köylü çocuklarla güç bela top oynuyoruz e imli arazide. Kazanaca m zdan çok eminiz. Kalemiz yoku un alt taraf nda. Enfes çal mlar at yoruz, bir türlü gol atam yoruz. Olmuyor. Bir rüyada gibiyim. Uyanmaya, hareket etmeye, gözümü açmaya gücüm yetmiyor. O mücadele an nda yoku u alg lamak, edemeyi in sebebini anlamak imkans z. Çocukluk akl ndan beklenen isyan , muktedirli in ho görüsüyle bast rmal y z. S k s k tembihlenmi iz dolmu koltuklar nda k ç sektirirken. Keçi, çok c rmalad m görünce, b rak o lum kazans nlar yaz k lan, diyor. Giyiyorum an nda bah edenin gömle ini. Daha bir özgüvenli bak yorum bu kez sesin geldi i tarafa.

Yerli mal haftas nda hayat boyunca biz özel okul

Fazilet Han m Cumhuriyet kad n perdesinden ve

bebelerinin yedi i alengirli yerli mallar ndan

daima yüksek sesle konu ur zaten. Da da sesin

yiyemeyecekleri, yani asla bizim kadar yerli

aksetti i her ta hakimiyet aln na dahil. Bu kez

olamayacaklar varsay lan bir da köyü okulunun

hayk r yor: yemek zaman !

ö rencileriyle ayn sofraya oturaca z. lçemizdeki milliyetçi hareketin ba at kad n gürlerinden biri olan

Bagaja ko uyoruz. oför Kerim boynundan yukar s nda bir duman topuyla yakla yor. Sigaras n at p bagaj


aç yor, po etlerimizi al rken de olanca ensesiyle

hapisteydim. Nalan' n gözlerinin hapsinde. En az köylü

uzakla yor. Yüzüklü ve t rnakl serçe parma n ay r p

çocuklar gülüyor. Ya garipsemiyorlar tokad ya da

parmaklar n bir tarak gibi kullanarak ensesini

dikkatin da ld

düzeltiyor. O ilk tan ma; i te erkek... Berber Nuri

po etinden ç kan alüminyum folyodan bir parça

abinin t ra koltu una aynaya yeti ebileyim diye

koparmay kolluyorlar. Nalan gözlerini benden

konulan tabureden babam n tokad yla dü erken

ay rm yor. Gözlerinden ya lar ak yor gülmekten. Fazilet

akl mdaki tek kare. Elimizde kara po etler h rdarken

Han m sarsarak, itip kakarak kollar m s y r yor,

masaya beyaz bir el uzan yor. Gelincikler le gibi

peçeteyle siliyor üstümü ba m . Dünya saatiyle ne

kokuyor. Masa ö rencilerin ö retmenlerine toplad klar

eder bilmiyorum. Cehennemden bir kabus gibi

gelinciklerle dolu. Göz göze geliyoruz san yorum. Evet,

geçmiyor zaman.

Nalan bana bak yor. Neyse ki gömle im üzerimde.

anda her biri Nalan' n migros

Yemekten sonra yine yoku yukar gol atmaya, en

Öyle çok da ap allam yorum. Ama olacak i de il

güzel kelebe i bulmaya, en çok gelinci i toplamaya

Nalan sürekli bana bak yor. Az önce köylü çocuklarla yapt m maç izledi inden eminim. k çal mlar mdan, lütfeden yar m ko ular mdan haberdar. Etkilenmesi

çal yoruz. Köylü çocuklar n parça parça kopar p savurdu u alüminyum folyolar k r çiçekleriyle yar yor ovada. Çökelek masada yenmemi duruyor. Hala beni

normal. Utand rmamak için bak lar n fazla da

izliyor.

yakalamaya çal m yorum. Öyle kapt rm m ki

Erkmen Özb çakç

izlenme oyununa, do al halimin her an n n etkileyici olmas için uzun bak lar, büyük el kol hareketleriyle

24

davudi kahkahalar at yorum. Babam öyle yap nca çok büyük adam oluyor. Oradan biliyorum. Alüminyum folyo dola ma giriyor köylü çocuklar n alg dünyas nda. Kivi kana kar rken mozaik pasta dudak kenar nda beklenen izi b rak yor. Yemekler umurumda de il. Uç uca eklenmi masalar n etraf nday z. I l

l

bir hayal dilimi. Dünya zaman yla ne eder hiçbir krim yok. Nalan gözlerini benden alam yor. Sanki kollar m periler ok uyor. Önce sesi alg l yorum. ki tahta parças n n birbirine sertçe çarpmas yla ç kan ses gibi bir ses. Sonra görüntü kay yor ve kahkahalarla ensemde bir ac hissediyorum. Fazilet Han m' n enseye inen me hur falsolu tokad bu. Annemim yapt

çökelek

salatas ndan s zan ya dirse imden daml yor. Bu berbat koku salatadaki çi so andan. Uzunca bir süre seslenilmi bana. Haberim yok. Yemin ederim yok. Ben


Acayip Bir stifa Merhaba Selin, Merhaba Selin in Amcas Hayati Bey, Geçen gün oturup beni konu mu sunuz. Yok efendim sonum böyle olmayacakm da öyle olacakm . Meseleye nereden bakt n z , mesela hangi gülünç soyutluktan bakt n z bilemiyorum ama u bir gerçek ki, siz bu Sultane ye pek dokunam yorsunuz.

25

Bu insanlar Hayati Bey aleyhinde benim k k rtt m do rudur. Eh, sizin için de aleni olan inkâr edecek kadar yitirmedim kendimi. Az c k izan ile siz de unu tahmin edersiniz ki, özür dileyecek de ilim. Vukuat ç karmadan evvel pis pis eyler ö rendim. Pis pis eyler herhalde, bu sat rlar okuyan Hayati Bey in dima n n derininde daha iyi kar l k bulur. Bu pis pis eyler içimi doldurup ta r nca ben de karanl k dü ünceler içinde fazla oyalanmaks z n, derhal harekete geçtim ve yapt m tek ey, do al olarak, baz ilgili önermeleri etraf mla payla mak oldu. Hay r, Müzeyyen le de il elbette. Bamba ka bir çeperden bahsediyorum. Çeperin çeperinin çeperinden bahsediyorum. Siz tan mazs n z. Selinci im, bu arada, sen vaktini tek ka n kald r p hayretten hayrete dü mekle harcama diyorum. Hayret edi lerinde her seferinde, ustal kla gizlenebilen bir kurnazl k olsa da, öyle yapma. Mesela git saç n kestir boyat, manikürünü yapt r, bir çift k rm z rugan pabuç çek aya na ve özenle haz rlanm baz yemeklerden ye, bir k sm n da bu lezzetli yemeklerin, taba nda b rakmay ihmal etme. Bunlar yaparken biraz da Taliha ad ndaki o kara bulutu dü ün. Yine olan oldu çünkü. kiniz aksini zannediyor olabilirsiniz ama, Sultane kendi içinde bütünlük arz eden bir ahsiyettir. Kendisinde çocuklu undan bu günlere ula an bir haysiyet duygusu bulunur. Bu haysiyet duygusu, ahsa içkin olup, ayn zamanda ahs a an cinstendir. Sonuç olarak, kendim için bir ey istiyorsam namerdim. Vukuat n nedenlerini kendinizde aray n z. Çünkü bilhassa Hayati Bey, genel olarak, olay sizin dü ündü ünüz gibi de ildir: Tek bir ya am yoktur, ya amlar vard r. Bunlar n ihmali de biraz lüks kaçmaktad r. Sultane nin de hele u zamanlarda, lükslere tahammülü yoktur.

Selinci im, bu çerçevede bizler, soludu umuz atmosferi asgari mü tere imiz kabul edersek, makyaj n ve saç ndaki tokan n pahas n biraz fazla kaç rm olabilirsin. Bu bir itiraz konusu olmu sa, git Taliha ya atarlan mesela. Sonuçta ni anl n ve seni evire çevire döven de oydu. Neticede ben, Sultane Demir, artlar beni buna zorlad için istifam sunuyorum. Zaten Hayati Bey in y lans nazar da bedenimde kar l k bulamam t , ki bu da i tan m m bo a ç kar r. Siz, bu insanlara ba ka eylerin hesab n vereceksiniz. Bu insanlar sözgelimi ikinizi de pi irip yemiyorsa u aralar, siz bunu da, onlara bu asgari terbiyeyi verebilmi olan ailelerine borçlusunuz. Ayn medeni kodlar n tu lalar y z ve halinize ükredin ki, tu lalar döküp harc karanlardan olmad n z halde bunlardan nasiplenebiliyorsunuz. O yelekli kad nlar n ellerini öpebilirsiniz. Yelekli kad nlar, iyi niyetli, munis, yufka yürekli ve anlay l kimseler. Sizi bile hemen affeder onlar. Ben imdilerde ordular n zdan kaç p saklan yorum ve ko ullar elverdi inde geri dönüp bir iki ceza daha keserim belki. Dünyan z ve baht n z dönebilir, bilemem, zira, ikiniz yine aksini zannediyor olabilirsiniz ama, ben ya am n seyrine müphemlik pay da biçebiliyorum. Ayr ca biliyorum Hayati Bey, sizin o keyi i ve derin uykular n z bunlarla kaçmayacak. Çünkü meselenin tara ar n n gayet iyi bildi i üzere, Sultane Demir henüz bir ustura, bir jilet yahut da bir kur un kudretinde de ildir. Sayg lar mla, Sultane Demir Not: Hayati Bey, bu mektubu Selin e okutmayaca n z bildi imden (çünkü siz hakikaten de böyle birisiniz), mektubun bir nüshas n Selin in ev adresine gönderdim. Selin ve Hayati Bey, mektup bitti ve imdi ka lar n z indirebilir ve olas çareler üzerinde kafa yormaya ba layabilirsiniz. Gams z Dansöz


Ayna Kar s nda

Konu malar Sabah uyan yorum. A z nda garip bir tat. Bo az m a r yor. Hastal ktan de il. Çok sigara içmi im dün gece. Diyorum ki; ben, bunu istememi tim. Hata yapt m yaln zken kabul ediyorum. Belki bir kaç insanla payla yorum bunu. Onlar bana ne kadar iyi oldu umu söylüyorlar. Hata olmad n bunlar n. Ya anmas gerekti ini. Peki diyorum, ya bu bir lanetse, ben ve çevremdekiler lanetlenmi se ve hep ac göreceklerse belli zaman aral klar yla. Biz diyorlar senin yan nday z her zaman. Sen kendin ol yeter diyorlar. Vazgeç diyorum kendi kendime. Sesli dü ünüyorum. N'oldu? Ben vazgeçtim. Peki ya o? O ne olacak diyorum. Herkes kendi tercihlerinin sonuçlar n ya ar. Ama bak diyorum, bilmiyorum ama hissediyorum yanl bir eyler var ortada. Cevap yok. Tekrar vazgeç. Uyumam çok. Dü ünmeyi severim. Sever miyim bilmiyorum. Dü ünüyorum. Galiba bu kader. ç s k nt s hiç azalmayacak galiba. ükrediyorum. Bir ö le sonras balkonuma vuran güne e ç k yorum. Bir sandalye çekiyorum alt ma. Güne ayaklar m hariç bütün vücuduma vuruyor. Arkada lar m geliyor yan ma. Yüzlerini göremiyorum. Sese dönüyorum. Kör gibi. ükrediyorum. Güne ne kadar güzel. Yüzüm, kollar m yanmaya ba lad imdiden. Bütün k bunu bekledim. Aralar ndan biri ayaklar m ü üdü diyor. Bo ver. Benim yüzüm yan yor. ükrediyorum. Akl ma bir lm ve güne hakk nda yap lan bir aka geliyor. Her zamanki gibi dudaklar m sa yana ma girecek ekilde s r t yorum. Güne a r a r batmaya ba l yor. Bak bunun da sonu var ama tekrar ba layacak biliyorum. Umar m tekrar görebilirim. nad na bir sigara daha yak yorum. Sadece inad na, ard ard na. Bu yetmiyor. Kesmiyor beni. Ci erlerimde hava kalmayana kadar çekiyorum. Duman verirken hayattaki tek ba ar m iyi dostlar edinmek olmu diyorum. Gerisi yalanm . Kendimi kand rm m. Veya kand r lm m. Cevap bulam yorum. Henüz erken cevaplar için. Gün gelir, yine o ki iler bir yerde, bir zamanda toplan r. Yine insanlara anlams z gelen akalar, olabildi ince h zl , saçma yorumlar, tespitler yap l r. nsan ister istemez dü ünür. Bu insanlar beni gerçekten tan yor. Sabah uyan yorum. A z mda garip bir tat. Bo az m a r yor. Hastal ktan de il. Çok sigara içmi im dün gece. Pencereden bak yorum. Sonra saatte. 12.30. Vazgeç. Sadece vazgeç. Gökhan Tahincio lu

26


27


28

Mahlukat


Vahdetnâme sizlik Daha Allah ile cihân yok iken Biz an var edip ilân eyledik Hak ka hiçbir lây k mekân yok iken Hanemize ald k mihmân eyledik Ciddi ve gayriciddi kaynaklara göre 1853 te henüz dolar yüzü görmemi , bavul ticaretinden habersiz olan Lâleli de dünyaya geldi Ahmed Edib. Üç ak tel titredi. Yere dü tü ayna içinde ço alan ve küçülen aciz negatif görüntüler. Harabî nin foto raf makinesi yok idi. Gözlerini açsa da kapatsa da benim gördü ümden ba ka bir gökyüzü vard . Kediler yine kediydi, güne güne . Astar y rt lm ayakkab lar giyip montumu al p ç kt m evden, kap y kilitledim. Fakat ad mlar ma söz geçiremeyecek kadar yirmibirinciyüzy lday m. Tüm anlama çabalar m plastikle me e iliminde. Bir caddede yirmi üç oto galeri var. Apartman dört kat. Gökyüzü görünmüyor.

29

Yerleri gökleri yapt k yedi kat Alt günde tamam oldu kâinat Yaratt k içinde bunca mahlûkat Erzâk n verdik ihsân eyledik. ki tele vurdu dört t rnak. 17 ya nda Halife Mehmet Ali Hilmi Dedebaba taraf ndan Bekta i intisab görürken ehit Üste men Yar m Porsiyon Für Elise Lisesi nde Larda Yüzen Alsancak Mar okunmad . Edebiyat dersinde top oynanmad . Din dersinde b y klar nas l sünnet edilir ö retilmedi. Bir parkta güvercin yemleyebildim yine de, kafas na kakalanm bir heykelin huzurunda. Heykel de insanlar da huzursuz de ildi üç senelik pislikten. Köpekler tasmal yd . Gökyüzü görünüyor, ama çiçekler kokmuyordu.

art k. Teller, so uktan titreyen ellerime de ip titrediler. " rfan olan bilir s rr- müphemi zhar etmek için ism-i azâm Çamurdan yo urduk yapt k Adem'i Ruhumuzdan bir ruh revân eyledik Cennet cehennem sözleri çok uzaklarda kald . Harabî gitti, Feylesof R za kald . Sonra o da gitti, dünya kald . Hakikat ya yor, ç r lç plak dola yor oldu. Kunda a sard k zaman , zaman ya lanamad . Susanlar susmayanlara anlatt . Kâ be gelsin beni tavâf eylesin Bir kitapsatar dükkân nda, derlenmi bir Harabî Divan na rastlamak gibi tuhaf bir imkan m var benim. Ara s ra da ba c klar m çözülüyor, ba l yorum. Sanki iki as r önce yoldan geçerken Harabî nin dergâh na girebilme, her sözünü dinleyebilme ans m varm ças na, belki de irticalen söyledi i bu yirmi sekiz k tay günlük hayatta m r ldan rken tuha k hissetmeme ikiyüzlülü ü var gözlerimde. Bu tellerin yalanc s , benim. Benim sesim bu sözleri ne kadar kald r r, bilinmez. Art k eve dönme vaktidir. Ayakkab lar ç kar p, ayaklar m y kamal y m. Sazlar m n k l f var. Vahdet saray na girenler için Hakk hakkel yakin görenler için Bu s rra Harabî erenler için Birlik meydan nda cevlan eyledik

Birlikte yaratt k hep kâinat Nâm-u ni ân n cihân eyledik Tek telimiz havada sal nd . Bahriye Zabiti Harabî, zahitleri ta layan iirler yazd . Birinci Dünya Sava n ya arken ona Birinci Cihan Harbi de denmiyordu. 1917 de ölürken kimseye sormad . Park saran so uk hava, insan seslerine gark olup, ç l k ç l a Git. dedi bana. Emre uydum. Saz m da tellerimi de yüklenip, sesleri arkama ald m. Ambulans sesi, kornalar, insanlar süzüldü kula mdan. nsan az Allah bol bir yer bulup bir a aca s rt m verdim, toprak kokusu bile vard

Samet Karadeniz


30

Mahlukat


Bestekar

31

Tek arabal k garaj and ran evinde bir süredir oturan bestekar, yak n bir tarihte y llarca giydi i tak m elbisesini yata n üzerine sermi , koruyucu k l f na takarak dolab na kald rm t . Müzi e mi küstü, kad na m doydu bilemiyorum. Yak n zamanda dostlar ndan birine aç larak çevresinde bulunan orta ya l kad nlar n birer bakteri gibi a z n n içinde dola t klar ndan bahsetmi ve bu hisli bak malar n bir zaman sonra saray müzi i gibi a dal bir hal almas ndan yak nm t . Ayakkab ya kaçan irili ufakl ta lar gibi zamans zca hayat na giren kad nlardan t pk sahildeki ta lar n aras ndan parlayan soda i esi k r klar gibi zümrüt ye ili birkaç çocu u da olmu tu. Çocuklar yla ne kadar ilgilendi i asl nda bu hikayenin bir parças de il. Fakat çok sonralar bizim de son evlili ini yapt n dü ündü ümüz Zarafet Han mla yazl k evinin bahçesine yuvarlaklar yapacak ve bunlara eski çocuklar n n ismini vererek küçük parklar olu turacakt . Ba kent in kömür kokan herhangi bir k nda, tavla hanelerine benzeyen sivri uçlu buzlar n sarkt kiremit daml evine misa r oldu umda müzi in girdi i her yerden biriktirdi i birkaç arkada yla tan m , yemek tari eri, dü en uçaklar ve Ankara kent orkestras hakk nda sohbet etmeye ba lam t k. Herkesin sustu u bir anda bo alan barda n doldurmak üzere i eye uzan rken; çalan zille irkilmi , üst üste y l paltolar m z n durdu u tekli sandalyeyi bo altarak lakab n n sonradan Hezerfan oldu unu ö rendi imiz k sa boylu adama b rakm t k. Yakla k 15 dakika sonra son gelen misa rin iki kez dü en askeri helikopterin içinden sa ç kacak kadar ansl oldu unu ve say s z defa alkollü araç kullanarak yakaland polislerin uzatt çubu u ü emeyip içine çekerek ceza almaktan kurtulmu oldu unu sab rla dinlemi tim. Gecenin sabaha yak n saatlerinde bir ara çocuklu undan bahsederken, ben insanlar n çocuklu unu rüyan n en güzel anlar nda sabaha yak n saatlerde an msad klar n dü ünüyordum. Isparta da do du unu küçük ya larda babas taraf ndan zanaat ö rensin diye berbere ç rak olarak verildi ini ve ilk ba larda çok s k lsa da kar l kl duran aynalar n içinde bulunmay çok esrarengiz buldu unu söylemi ti. Bir süre sonra dört bir yan n gösteren berber aynalar yüzünden arkas na bakmadan da ya amay ö renmi ve y llar içinde gezdi i ehirleri, edindi i dostlar , b rakt kad nlar hatta yapt çocuklar bile dü üncesizce göz ard etmesinin sebebinin nereye bakarsa baks n kendisini lanetleyen o aynalar oldu una inanarak her aynaya döndü ünde onlarla göz göze gelmekten korktu unu itiraf etmi ti. Dengesizce aya a kalkt , banyoya do ru yürümeye

ba lad . Yak n zamanda kaybedilmi bir merhumun taziye evindeki yabanc lar gibi keyifsiz bir sohbete girerek onunla ilgili an lar m z anlat p birbirimiz tan maya çal m t k.. Sol taraf mda, mor pelü atk yla oturan kad n genellikle bu saatlerde kusmaya gitti inden bahsetti. Hezarfen hepimizden daha yak n oldu unu belli etmek istedi i için tüm yak n dostlar gibi onun asl nda çok iyi oldu undan ama onu anlamak istemediklerinden bahsederek bohem ya am n n kendi seçimi olmad n vurgulad ve yak n arkada olmalar ndan duydu u tek tara memnuniyeti bizlerle payla arak çok önemli bir bütünün parças oldu unu bize hissettirmeye çal t . Bir ba ka orta ya l kad n muhtemelen kendi arkada lar ndan bahsederek korodaki kad nlar n bestekar alt n taslardan sallanan bordo üzümlerle dolu saray odalar n n damarl mermerleri üzerinde yürürken hayal ettiklerini anlatt . S ra bana geldi inde geçti imiz yaz açamad m rak i esini elimden ald n ve biraz alttan g d klad ktan sonra barda ma doldururken mangal n üzerindeki i lere bak p oca n dü meleri gibi çevirmem gerekti ini söyleyip uzakla t ndan bahsettim. Koridora s zan tuvalet n kapat p yan m za döndü ünde yeni bir hikaye ile konu mas na devam etti. Bir gün dükkandan ayr lan bir mü terinin saçlar n koltu un çevresinden çekerken sol taraf nda bulunan aynadan yolun kar kö esinde, genç bir adam n asker selam vererek gözlerine dü ürdü ü gölgeden dükkan seyretti ini fark etmi . Fazla umursamadan e ilmi ve i ini yapmaya devam etmi . Biraz sonra kap aç lm , genç adam içeriye girmi dükkanda ç ra n tek ba na oldu unu görünce tahta taburelerden birine oturarak ustan n gelmesini beklemi . Aradan geçen on dakika boyunca çocuk elindeki i i yapmaya devam ederken sürekli göz göze geldi i genç adam n mahcup hareketlerini çevresinde bulunan aynalardan b kmadan a k nl kla izlemi . Usta gelmi , genç adam koltu a oturtmu ve nas l kesmesini istedi ini sormu . Adam bakt aynadan bile gözlerini kaç rarak klasik olsun demi . Berber t ra n bitirdi inde adam aya a kalkm ve kap n n yan nda bekleyen ç ra n renkli plastik f rçayla üzerinde kalan k rp klar silkelemesini beklemi . Bu olay ortalama 1 sene boyunca her ay ayn gün ve ayn saatte ya anmaya devam etmi . Zamanla aynadan yans yan görüntülere berberle genç adam n konu malar da eklenmi . T ra boyunca konu ulan muhabbeti dinleyen ç rak yava yava kar l kl duran aynalar gibi derinle irken ya l boyal raf n üzerindeki radyodan sürekli çalan incesaz n e li inde genç adam n anlatt mandolin çalan k zlar gözünün önünde canland rmaya ba lam ve daha fazla Isparta da duramayaca n n fark na vararak kaval n büyüsüne kap lan fareler gibi musikinin pe ine tak lm ve a açlar n alt nda mandolin çalan k zlar aramak


üzere ailesini de unutarak Isparta dan ayr lm . Yank lanan bir sesi dinler gibi hepimiz susmu tuk. Hikayenin devam n sordu umuzda oras n n gençli ine girdi ini söyleyerek baz an lar n bize anlatmaktan çekindi ini fark ettim. Müezzinin kula m za f s ldar gibi ezan okudu u bir saatte zarif bir ekilde vedala t k ve üstad bir sürü kirli tabak ve bo bardakla b rakarak oradan ayr ld k. Soka a ç kt m ve Ankara n n kuru ayaz n n da deste i ile Cebeci nin dik yoku lar ndan yukar ya do ru yürüme ba lad m. Zekayi Bey sak z a ac n n yapraklar aras na gizlenmi hoparlörden ç kan sanat müzi ini duyunca belli belirsiz gülümsedi; benim iirim diyerek taze arap rengindeki çay ndan bir ka k ald ve üstad n e iyle ya ad bir an y anlatmaya ba lad . So uk bir k günü ünlü bestekar n iki ya ndaki çocu unun a lamas na dayanamay p rak kokan a z yla yast ndan kafas n kald rarak sustur u çocu u diye ba rd n anlatt ktan sonra y llarca okudu u klasik romanlar n etkisiyle klasikle en ya am tarz na ara verip bir günde olsa al ml ve güzel bir kad nla kömür sobas yanan odan n içinde, bu udi kad n n kötü giden evlili inin hikayesini kendi talihsiz hikayesi ile teselli etmenin verece i mutlulu u ya amak için geçmi inde ya ad bütün pi manl klar n hiç kimseye anlatmad kadar samimiyetle anlatma karar alm . Kar l kl duran iki çek yat n birine oturan Zarafet han m n çakma n n sesiyle birlikte ö retmen okulunda okudu u y llarda arkada lar n n srar yla ba lad gelincik sigaras n an msam ve çok sonralar geleneksel pilav gününde kar la t iki yak n arkada ndan birisinin yazar birisinin armatör oldu unu ö rendi inde kendisiyle ilgili verecek ilgi çekici bir cevap bulamad için kafas n önüne e di ini dü ünmü . Urla dan Isparta ya okumak için geldi i y llarda iire olan tutkusu yüzünden edebiyata yöneldi ini kad na anlat rken otuz be senedir süren evlili inde kanepelerin aras nda duran kitapl k kadar kitap biriktirdi ini göstermi . Yak n bir akraban n k z n ald ktan iki y l sonra do an çocuklar ndan bahsederken onlar yeme in kalan gibi nas l e it bir ekilde payla t klar n , engelli o luna y llarca bakman n verdi i zorlu un kendisini iirden kopard n anlat rken yüzünde zoraki gülünen bir e ek akas ifadesi varm . Her ak am yatmadan önce aç k mavi bir tas n içinde bula k y kamaktan s k ld n ,her sabah frenleri öten bir bisikletle yoku a a inmeyi sevdi ini fakat elinde ç karmak zorunda kalmaktan ho lanmad n ve bütün bunlar n y llard r sabah n erken saatlerinde okula giderken giydi i gömle in dü melerini yanl iliklemesi gibi hayat na birer al kanl k katt ndan bahsederken asl nda içten içe kendisinden nefret ediyormu . Maddi s k nt lar yüzünden ta nd klar her evin ard ndan hiçbir e yay atmayan kar s n n küçük bir yazl k

evin her taraf n nas l mobilyalarla doldurdu unu, üç ayr salon tak m masas n n en küçük olan n balkona koyduklar n ve ah ap sandalyeleri uçmas n diye sahil yerlerindeki gazinolar n bo sandalyeleri gibi masan n üzerine ters kapatt klar n ve her gün ayn yere gelen güne yüzünden oturdu u kanepenin sol taraf n n nas l soldu unu yazdan kalma keyifsiz an lar anlat r gibi anlatm . Zekayi bey enstrümantal bir melodi gibi m r ldand konu mas na ara verince, zarafet han m n çocu u yeniden a lamaya ba lam . Y llard r k lar birkaç ailenin ya ad bu yerde çocuk büyütülmeyece ini söylemesine ra men üstad n dördüncü kar s n hiç dinlememesi, sa da solda mahallenin orta ya l kad nlar aras nda da konu ulmaya ba lanm ken aralar ndaki ya fark n oldukça fazla bulan kad nlarla kocalar aras nda ufak tefek k skançl k krizleri de duyuluyormu . Zarafet han m dayanamam , kuca nda çocu unu sallarken, eski bir milletvekili kar s n n sürekli kap lar önünde gezmesinden ku kuland n , müzisyen kocas n n küçük illerin havuzlu meydanlar nda dü ünlere gitti ini ve yine orta ya l bir çok kad n n arka arkaya dizilmi mat sandalyelerin gerisine gizlenerek bestekar ehrin uzak yakas nda patlayan havai eklere bakan yoksullar gibi izledi ini de Zekayi beye a lamakl bir ekilde bahsetmi . Bütün k kazand klar paran n bir k sm yla Araplardan ald rak y mutfa n bir kö esinde üst üste dizdi ini ve çocukluk zamanlar nda, bittikçe uçlar de i en kalemler gibi her biten bidonu alt ndakiyle de i tirdi ini anlatm . Soban n ate inin azalmaya ba lad saatlerde, zarafet han m sakinle ince Zekayi beyin evinden ayr larak kocas n n evine do ru ilerlemi . Zekayi bey sobaya birkaç parça daha odun atm ve yata a uzanm . Ö rencilik y llar nda Isparta ya giderken sürekli gördü ü burdur gölünün sular n n yava yava çekildi ini hat rlarken iç içe geçmi mavi renklerin düzenli aral klarla gitti i berberin aynalar gibi iç içe geçtiklerini dü ünmü ve o günlerde anlatt hikayelerden etkilenen ç ra n bestekar olmas ndan kendine pay ç kararak iki k önce tan t m hazarfan gibi dolayl bir mutluluk hissetmi , üstad n bestelemi oldu u iirini m r ldanarak gözlerini kapat rken bestekar n bütün ya am n n kendi anlatt hikayeler üzerinde kurguland n ve kendi hayat n n da en az onun ki kadar gerçek oldu u gerçe inin tesellisi ile bütün gün bahçede gül budaman n asl nda o kadar da kötü olmad na inanm , aldatt kad nlara kar kendi anlatt hikayeyi bir iirini bestelemekle ödedi i için de geride b rakt arkada lar ndan, dostlar ndan kendisini daha de erli hissederek derin bir uykuya dalm .

Mert Odaba

32


33

Ehl-i Hiref


34

Serkan Bayer


Dün ak amüstü Eve erken gittim Kimsecikler gelmemi Ne kar m i inden Ne de k z m okulundan Can m s k ld birden Gittim perdeleri açt m Kim ç kt biliyor musunuz Perdenin arkas ndan Söylesem inanmazs n z Emin Çöla an

say : 3


Osmann 3