Issuu on Google+

1


2


İÇİNDEKİLER

1. İSTANBUL – BATUM …………………………………………………………………………………………………………5 2. BATUM – DIDACHIARA…………………………………………………………………………………………………..21 3. DIDACHIARA – ATSKURI………………………………………………………………………………………………….61 4. ATSKURI – VARDZİA………………………………………………………………………………………………………102 5. VARDZIA – NINOTSMINDA…………………………………………………………………………………………..135

3


4


İSTANBUL - BATUMI 6 Temmuz 2013 Cumartesi Bu yılın son bisiklet turu için sabahın 09:00 unda yola çıktım. Uçağımız 13:10 da kalkacak. Hakan ben erken gideceğim ne olur ne olmaz orada laflarız deyince bende erken gitmeye karar verdim. İstanbulda hava çok güzel. Turun 3. gününden itibaren 2-3 günlük yağış görünüyor. Bu caddenin sağ tarafı yakın zamana kadar boştu. Benim çocukluk yıllarımdan beri burasının yeşil alan olarak ayrıldığı söylenirdi. Sonra burası her nasılsa yeşil alan kapsamından çıkarıldı ve Yedikule konakları adı ile bu evler yapıldı. Caddenin arka kısmı daha geniş olduğu halde bu kısmında yol şişe ağzı gibi daralıyor. Öyle ki her iki yanda da yayanın yürüyebileceği genişlikte kaldırım yok. Belediye buraya imar verirken bu binaları daha geriye çektirip yolu genişletebilirdi. Şimdi park eden araçlar yüzünden cadde tek şerit olarak işliyor, giriş çıkış çok zorlaştı. Belli ki. buranın sahibi nüfuzlu birisi. Kale kapısından dışarı çıkıp bir çırpıda sahile ulaştım. Bisiklet yolundan Bakırköy istikametinde ilerlemeye başladım. Bisikletimin vites ayarlarında bir sorun var arka dişlilerden 6. sında kalkış yaparken gerilen zincir atlama yapıyor. Bakırköydeki Metin bisiklete uğrayıp ayarlarını yaptırmaya karar verdim. Metin bisiklete geldiğimde kapalı olduğunu gördüm. Saat 09:30 herhalde daha geç 5


açıyorlar. Çaresiz alanına devam ettim. 15 km sonra hava alanındaydım. 09:00 da orada olacağım diyen Hakanı aradım geciktiğini yarım saat sonra geleceğini söyledi. Erdala ulaşamadım, telefonu kapalı. Hakanı beklerken park etmiş bir aracın yan cam rüzgarlığındaki yazı dikkatimi çekti. "Allah cezanı verecek." Arada bir Erdalı arıyorum ama telefonu hala kapalı. Hakan gelince bende bisikletimi söküp Hakanın bagaj arabasına yükledim. Eşyalardan kurtulmak için biniş kartımızı alıp bagajları teslim etmek için THY kontuvarına gittik. Hakanın 25 kg, benimse 43 kg yüküm var. THY geçen yıla kadar dış hat uçuşlarda 30 kg bagaj hakkı tanıyordu. Bu yıl bu rakam 20 kg a indirilmiş. Görevli hanımın insiyatifi ile bizim toplamda 19 kg olan fazla bagajımız 14 kg a indirildi. Kilo başına 3 kg ücreti ödeyip bagajlarımızı teslim ettik. Vandan Anadolu jet ile gelirken kilo başına 4 TL ödemiştim. Anadolu jet te THY ye bağlı olmasına rağmen demek bu rakam firmadan firmaya değişiyor. Ben para ödemeye gittiğimde bizle ilgilenen görevlinin mesaisi dolmuş, işlemimizin takibini yandaki görevli üstlenmiş. Hakana bisikletler ayrı taşıma mevzuatına tabi kiloya bakılmaksızın bisiklete ayrı ödeme yapmanız lazım demiş. Bu seferlik yırttık. Erdal hala yok. Saat 12:00 yi geçtikten sonra Erdal aradı, yoldayım geliyorum dedi. Yolcu alımının kapanmasına çok az bir süre kaldı umarım yetişir. Erdal sık sık arayıp nerede olduğunu bildiriyor. Kaza yüzünden yol kapalıymış. Sonunda hava alanına ulaştığında biz uçağa biniyorduk ama 6


işlemler kapandığından Erdal binemedi. Böylece bizim bu seferki maceramız adına yakışır şekilde maceralı bir hikayeyle başladı. Hakanla yolda Erdal’ın nasıl gelebileceği konusunda fikir yürüttük. Uçağımız yaklaşık 2 saatlik bir yolculuktan sonra Batum hava alanına indi. Buradan otobüsle Hopa’ya götürüleceğiz ve oradan bisikletlerimize atlayıp yeniden Batum’a döneceğiz. Batum ve Hopa yolcuları aynı uçakla uçmalarına rağmen İstanbul Batum bilet

daha pahalı olduğundan Hopa bileti aldık. 7


Uçaktaki bazı Gürcü yolcularda bizim gibi düşündüklerinden onlarda bizimle birlikte Hopaya geldiler. Hopaya geldiğimizde Erdalın akşam Trabzon uçağı ile geleceğini öğrendik. Yol boyunca Erdalla sık sık telefonlaştık. Batumda büyük kilisenin önünde buluşmaya karar verdik. Erdal'ın tahmini geliş saati 12:00 ama Gürcistan saatine göre mi, Türkiye saatine göre mi onu öğrenemedim. Gürcistanla aramızda tam 1 saat fark var. Hopadan konserve, peynir gibi ihtiyaçlarımızı aldıktan sonra yola çıktık. Bu günkü yol haritamız: http://www.mapmyride.com/tr/hopa-artvin/hopa-batumi-route-258031385

Bu turda ocak taşımıyorum. Yolda ne bulursak onu yiyeceğiz. Hopa Sarp arası 17 km ve yol üzerinde 10 tane tünel var. Bunların 4 Tanesi Hopa Kemalpaşa arasında, 6 tanesi ise Kemalpaşa Sarp sınır kapısı arasındaki 2 km lik yolda. Sarp Hopa arasında ise hiç tünel yok. Bir tünel çıkışında Hakanı beklerken. Tünellerden birisinden çıktıktan sonra yanıma gelen Hakan abi kaç km hıza çıktın diye sordu. 40 km yi gördüm dedim. Tünellerden birisine girmek üzereyiz.

8


Tünel içinde gitmek çok zevkli aynı zamanda ürkütücü. Zevkli tarafı rüzgar olmadığından normalden daha yüksek hızlara çıkabilmeniz, ürkütücü tarafı ise fanların ve arkadan gelen araçların sesinin sanki bir TIR ın üzerinize geliyor izlenimi vermesi.

Kemalpaşaya geldik. Gürcistana girmeden alışveriş yapmak istiyorsanız burası son nokta. İlçe girişinde BİM market var.

9


Hafta sonu olduğundan sınır oldukça kalabalık. Araçla sınırı geçmek için uzun bir kuyrukta sıranızı beklemeniz gerekiyor. Otobüsle geliyorsanız Sarpta inip sınırı yürüyerek geçtikten sonra minibüsle Batuma ulaşın. Buradan Batumun girişi 15 km.

10


Geçen yıl Gürcistana kimlikle geçişte 1 TL ödeniyordu. Bu yıl ister kimlikle, ister Pasaportla geçin 15 TL harç ödüyorsunuz. Her iki halde de vizesiz geçiş yapabiliyorsunuz. Gürcistan gümrüğünden geçerken arkadan gelip önüme geçmeye çalışan bir vatandaşımız ile kısa süreli bir itiş kakış ve ağız dalaşından sonra sınırı geçtim. Batumdaki hostele doğru pedal çevirmeye başladık.

İlk kez bu heykelin önünü boş yakalamışken Hakan'a fotoğrafımı çekmesini rica ettim.

11


Tabi bende heykeli görüntüledim.

Hakan su takviyesi yapıyor. Ben fazla su tüketmediğimden Hopadan aldığım suyun kapağı Batum’a geldiğimde hala açılmamıştı. Heykel önündeki fotoğraf çekimlerinden sonra yeniden yola devam ettik. Telefoncular kapanmadan sim kart almak için acele ediyorum. Herhalde benimle ilk kez tura çıkan Hakan içinden deli mi ne Batum burnumuzun ucunda ne gerek var bu kadar hızlı gitmeye diyordur içinden.

12


Bir kez daha Çoruh nehrini geçiyoruz. Bu Hakanın da benimde Gürcistana 2. girişimiz.

Batumun girişine geldik. Yarın ileride sağda görünen kavşaktan maceranın göbeğine dalacağız.

13


Hostele yerleştikten sonra dışarı çıktık.

Telefoncular kapandığı için sim kart alamadık. Benim telefonum yurt dışı görüşmelere açık olmasına rağmen nedense çalışmadı. Herhalde Vodafone benden habersiz talimatımı değiştirmiş. Hakanınki de çalışmıyor. Erdal ile temasımız kesildi. Sadece Facebook üzerinden temas kurabiliyoruz. Allahtan Erdalın internet paketi var. Hakanla zaman geçirmek için şehri dolaşmaya çıktık. Önce olmazsa olmazlarımdan olan Haçapuri yiyip yanında lemonade içmeye gittik. Satıcı kdın lemonatın 1,5 lari olduğunu, ama başka bir markanınkini 50 tetriye verdiklerini arada hiç fark olmadığını söyleyince ucuzu tercih ettik ama arada çok fark var. Siz siz olun bilindik markaları tercih edin. Ardından Goodwill markete uğradık. Bu arada unutmadan söyleyeyim geçen 1 yılda bizim paramız burada &8 daha değer kaybetmiş aradaki fark % 20 ye çıkmış. Geçen yıl 0,89 lari olan bir TL bu yıl 0,83 lariye gerilemiş. 1 dolar 1,63 lari, 1 € 2,12 lari. Lari geçen yıla göre dolar karşısında hemen hemen hemen aynı kalırken € karşısında değer kaybetmiş. Geçen yıl 1 € 2 lariydi.

14


Ardından sokaklara daldık.

Gürcistan’ı çok seviyorum ve her nedense burada kendimi ülkemdekinden bile daha rahat hissediyorum.

15


İstanbul’un gürültüsü keşmekeşi burada yok.

16


17


Hakan birayı kaptı. Ucuz içki ve sigara diyarındayız. 0,5 litre biranın fiyatı 1,3 lariden başlıyor. 1 litresi 2,60 civarında. 2 litresi 5, 2,5 litresi 5,5 * 6,5 lari aralığında. Gürcü biraları ucuz, Alman biraları daha pahalı. Tabi bizim Efeste pahalı biralar sınıfında ama Türkiyeye göre yine de ucuz.

Bu ülkede her şehrin her köşesinde karşınıza mutlaka bir heykel çıkıyor.

18


Dans eden fıskiyelerin pşduğu havuza geldik. Müzik eşliğinde sular ısıklandırılarak fışkırıyorlar. Bu meydan şehrin diğer yerlerine göre nispeten daha kalabalık.

Saat buranın zaman dilimi ile 12 ye yaklaştı. Kilisenin karşısında Erdal’ı beklemek için yeniden yürümeye başladık.

19


Batumdaki Türk konsolosluğu.

Kilisenin karşısında saat 01:30 a kadar bekledik. Hakanın uykusu geldi. Sen git ben beklerim dedim. Birlikte hostele döndük. Facebooktan Hostelin adını Erdala mesajla yollayıp yeniden kilisenin önüne döndüm. Nedense adresi yollamak aklıma gelmedi. Saat 02:30 a kadar bekledim gelen giden yok. Bu arada genç bir Gürcü başıma musallat oldu. Bira içmeyi teklif ediyor. Eve gidip yeke yiyelim diyor. Bütün teklifleri geri çevirdim. Sokaklarda bir ben varım, bir de döviz büfelerinde çalışanlar, taksiciler ve önümdeki durakta taksi bekleyenler. Sonunda Erdaldan umudu kesip hostele dönmeye karar verdim. Sabah kalkar kalkmaz yeniden buraya geleceğiz. Buluşamazsak yolda buluşabileceğimizi umuyorum.

Bu günkü tur mesafesi: 53 km bu rakama evden hava alanına olan 15 km dahildir.

Pedal çevirme sürem: 2 saat 35 dakika.

20


Ortalama hızım 21 km. içinde ulaştım.

En yüksek hızım 40 km. Bu hıza tünelin

BATUMI - DIDACHIARA

7 Temmuz 2013 Pazar Sabah yan yataktan gelen gürültü ile uyandım ama gözümü açamıyorum. Bir süre sonra yanımdaki ranzanın üst katında Erdal’ın doğrulduğunu görünce gözlerime inanamadım. Saat bir hayli ilerlemişti. Hiç birimiz yeterince uyumamıştık. Hele sabaha karşı 03:00 te gelen Erdal hepimizden az uyumuştu. Kahvaltıda Erdal’ın geliş macerasını dinledik. Sarp sınır kapısına kadar sorunsuz gelen Erdal hafta sonu olması nedeniyle yoğun olan giriş çıkış trafiği yüzünden kapıda takılmış. Kapıdan buraya kadar bisikletle gelmiş ama hosteli bulması hiçte kolay olmamış. Gece 03:00 te bulduğu bir internet kafeden hostelin adresini bulmuş. Hakanın cep telefonu ile çekip paylaştığı hostelin görüntüsü de çok yardımcı olmuş. Kahvaltıdan sonra yola çıktık. Bu günkü 21


hedefimiz Didachara yol ayrımına ulaşmaktı ama saat 12:00 olduğundan bu programı değiştirip gidebildiğimiz kadar gidelim diye karar aldık. Üstelik Erdal çok yorgun ve uykusuz. Turların ilk günleri zordur. Ekibimizin şanssızlığı zor bir rota ile başlayacak olmamız. İlk işimiz Beeline şirketinin sim kartını almak. Sonrasında yola çıkacağız. Şehir henüz uyanıp ayine giderken biz yollardayız.

Şirketi bulup kartları aldık. kart ücreti 10 lari içinde 7 larilik kontür yüklü. Biz ilave olarak 15 er lari daha yüklettik. Görevlinin 7 lariye 3 GB internet teklifini hiç birimiz kabul etmedik. Bu fiyat bizim ülkemizle kıyaslandığında oldukça ucuz ama internet olunca telefonla daha fazla haşır neşir olacağım ve uygulamalar güncelleme yapacağından şarjım çabuk bitecek diye istemedim.

22


Artık hazırız, yola çıkabiliriz. Macera bizi bekliyor. Bu günkü yol haritamız: http://www.mapmyride.com/ge/bat-umi-ajaria/batumi-didachara-route-258034483

Önce Sarp a doğru gidip ardından sola dönerek rotamıza girdik. Bu sefer değişik bir yoldan gideceğiz. Türkiye sınırına paralel gidip Ermenistana ulaşacağız. Bu yol fazla kullanılan bir yol değil. Aynı yoldan mecbur kalmadıkça bir kez daha geçmeyi sevmediğimden bu yolu tercih ettim. Trafiği az, yeşilliği bol, doğa ile iç içe. Birde Bizim taraftaki yolu geçmiş birisi olarak buradaki durumu merak ediyorum.

23


Yola sapar sapmaz trafik azald覺.

24


Çoruh nehri bir süre bizlere eşlik edecek.

Sapaktan beri sürekli yükseliyoruz. Bu günkü ve yarınki etabın yarısı bu şekilde geçecek. Biz yükseldikçe bulutlarda artıyor. Diğerlerinin ne düşündüğünü bilmiyorum ama yağmur endişesi beni rahatsız ediyor. Hava isterse cehennem gibi ısınsın yeter ki yağmur ve rüzgar olmasın.

25


Bir yandan giderken diğer yandan kamp yapılabilecek yerleri gözlüyorum. Yol boyunca pek çok müsait yer var.

Arada bir sakin sessiz köylerden geçiyoruz.

26


Evler ve yaşam o kadar sade, o kadar basit ki size düşen sadece yaşamanıza bakmanız. Bir şeyleri öğrenmek, çözmek, akılda tutmak için zaman harcamanıza gerek yok. Zamanın tümü size ait buralarda. Yolun sağ tarafındaki sapakta bulunan köprü ve kilise inşaatı ilgimi çekince yoldan ayrılıp sağa saptım.

2 guruba ayrıldık. Ben önden tek başıma gidiyorum, muhtemelen Erdal ile Hakan birlikte hareket ediyorlar. Bir şey olursa telefon ile iletişime geçeceğiz ve belirli yerlerde bir araya geleceğiz.

27


Adiaristskali den geçiyoruz.

Sağımızdan akan nehir solumuza geçiyor.

28


Bazen kendimi Hindistanda zannediyorum. İnekler öylesine özgürler ki.

Az önce görüntülediğim kilise ve ilerisindeki köprü.

29


Adiaristskali de geride kaldı.

Gürcistanda bu tür şarap imalathaneleri sık sık karşınıza çıkabiliyor. Şarap a çok önem veriyorlar.

30


Şarap evinin girişi.

Bu tarafın bizim Artvin tarafından pek farkı yok.

31


Canavar yine formda ama viteslerde sorun var. 6. dişlide zincir atlamasının yanında 2. dişliye geçmeyip doğrudan 1 e atlıyor. Gerçi ben 3. dişlinin altını pek kullanmadığımdan pek dert etmiyorum. Hakan boş ver abi daha iyi kolay çıkarsın diyor.

32


Ben fotoğraf çekip güzelliklerin keyfini sürerken Erdal da geldi.

Hakanla birlikte ekip yeniden bir araya gelmiş oldu.

33


Kısa bir ara verip, göze çarpan eksikler tamamlandı.

Biraz gittikten sonra yol kenarında gördüğüm karayemiş ağacı bizi yeniden durdurdu. Biz yol kenarındaki ağaçtan karayemiş yerken fotoğraftaki Gürcü arkadaş bizi hemen ağacın arkasındaki bahçesine davet etti. Biraz Türkçe, biraz da Erdal’ın yardımı ile Rusça anlaştık. Erdal turdan önce Rusça biliyorum dediğinde pek önemsememiştim ama ileriki günlerde Rusçası bizim kurtarıcımız oldu. Önümüzdeki bütün kapıları açtı. Erdal’ın Rusçası ve benim İngilizcem sayesinde uzun tur boyunca hiç sıkıntı çekmedik. Davet üzerine ben bahçeye girdim. Hakan hala çitin dışından yemeye çalışıyor. Az sonra o da yanıma gelecek.

34


İşi fazla abartmadan ev sahibimize teşekkür edip yeniden yola koyulduk.

35


Bizim tarafta olsa görünen evler dağların tepesine serpiştirilmiş gibi yapılırdı. Karadeniz’den bir kaç müteahhidi buraya yollamak lazım.

Bu yolu seçtiğime çok memnunum doğayla baş başa bol oksijen soluyarak gidiyoruz.

36


Asfaltın kalitesinin düşmesi bile keyfimi kaçırmıyor.

37


Nehir kollara ayrılıp güzel bir görüntü oluşturmuş.

Bizim tarafta Fırtına deresinin üzerindekilere benzer köprüler burada karşımıza çıkıyor. Sadece buradaki köprüler daha basit.

38


Köprünün üzerinden nehrin görünüşü.

39


Bir kaç aile köprünün karşı kıyısında piknik yapıyorlar.

40


Şöyle bir eve sahip olmayı çok isterdim.

Dere yatağının kenarındaki elektrik santralının üzerinde Sovyetler Birliği döneminden kalma orak çekiç amblemi.

Yolun üzerinden geçen bu köprüden su boruları geçiyor. 41


Yol çaktırmadan yavaş yavaş yükseliyor.

42


Kedaya geldik. Burasını internette gördüğüm fotoğraflardan biliyorum. Burada yemek molası vereceğiz.

43


Keda nın merkezi göründü.

44


Hakan susuzluğunu gidermek için bakkala bira almaya koştu.

45


Erdal yolun üst tarafındaki haçapuri yapan kadınla sıkı bir pazarlığa girip 5 lari istediği haçapurinin fiyatını 3 lariye indirdi. Böylece Erdal’ın sıkı bir pazarlıkçı olduğunu da öğrenmiş olduk. 1 lariye lemonad içip adam başı 4 lariye karnımızı doyurduk. Gerçi haçapuriler istediğimiz kadar iyi pişmemişti ve burada da içtiğimiz ucuz lemonad tan beklediğimiz tadı alamamıştık.

Keda dan bir başka görüntü.

Yeniden yoldayız. 46


Şarap rotası ama ne yazık ki bizim bu rotaya ayıracak zamanımız yok.

47


Muhtemelen Sovyet döneminden kalan bir tank sergileniyor.

Kedadan bir süre sonra yol bozuldu. Stablize yolda süreceğimizi biliyordum ama bu kadar erken beklemiyordum.

48


Gürcistan’a has istinat duvarı inşaatı.

Bir araç geçtiğinde ortalık toza bulanıyor. İlerideki köylere sefer yapan minibüsler sık sık yanımızdan geçiyorlar.

49


Kısa bir süre sonra yol yeniden düzeldi.

50


Vadide akan nehir ve ilerideki bir köy. Bana neden batıya gitmiyorsun diyenlere en güzel cevabı bu görüntüler veriyor.

51


Yine bir köprü.

52


Hakan aradı. nerede olduğunu sordum. Köprüye gelmiş. Az ileride yol bozuluyor ama kısa süre sonra tekrar düzeliyor diye bilgi verdim. Erdal biraz arkasındaymış.

53


Yine Sovyetler döneminden kalan bir sosyal konut.

Burada yokuş biraz sertleşti. Yol kenarında oturan ve çalışanların ısrarı karşısında durmak zorunda kaldım. Burası Gürcü Müslümanların yaşadığı bir köymüş. Aralarında Türkçe bilenler de var, özellikle fotoğrafta sol baştaki Beşir ve hemen yanımdaki Durmuş. Türk olduğumu öğrenince çok şaşırdılar. Buradan geçen hemen her milletten bisikletçiye rastladık ama ilk kez bir Türk'e rastlıyoruz dediler. Bunu ben söylemiyorum, onlar söylüyor. İlk olma gibi bir derdim de yok zaten. Önemli olan keyif alıp güzel yerler görmek. 54


Yalnız mı gidiyorsun dediler, arkada 2 arkadaşım daha var az sonra gelecekler onlarla da tanışırsınız dedim. Erdal aradı onları beklediğimi söyledim. Hakan biraz gerideki yokuşu çıkmış inişte Erdalı bekliyorum dedi. Biz köylülerle sohbeti sürdürüyoruz. Bu arada laf döndü dolaştı bu işi ne için yaptığıma, devletten veya başka bir yerden bu iş karşılığında para alıp almadığıma geldi. Ben güzellikleri görmek, sizlerle tanışmak için bu işi yapıyorum, hiç bir yerden destek almıyorum deyince çok şaşırdılar. Bu soru ile ülkemizde de sık sık karşılaşıyorum ve insanlar kendi cebimden para harcayıp bu işi yapmama bir türlü anlam veremiyorlar. Hemen solumda oturan Durmuş bu bisiklet ne kadar diye sordu. Yenisi yaklaşık 600 € dedim. Şaşırdı. Sen deli misin buna bu kadara para verip kendine eziyet ediyorsun deyip kenarda duran Lada marka kendi arabasını gösterip bu araba 200 $ bundan bir tane al atla üstüne istediğin yere hem hızlı hem de zahmetsizce git ne diye kendine eziyet ediyorsun dedi. Bu bana 2010 yılında Yeniköyde karşılaştığımız Saim Pekel'in "Deli desem deliye benzemiyorsun ama yaptığın iş pek akıllı bir adamın yapacağı işe benzemiyor" sözlerini anımsattı. İçlerinden bir tanesi köyün gönüllü imamıymış köylülerin namaza olan ilgisizliğinden dert yanıyor. Namaz kılmayanların da biradan vazgeçip namaz kılmaya pek niyetleri yok gibi görünüyor. İmam bana namaz kılıp kılmadığımı sordu. Kılmadığımı söyleyince kızıp itiraz etti ama namaz kılmayan köylüler hemen beni savunmaya başladılar. İmam her ne şart altında olursa olsun kılmam gerektiği konusundaki ısrarını sürdürüyor. Muhabbet canımı sıkmaya başladı ama bizimkiler hala görünürde yoklar, gelseler de gitsek. Telefonum çekmediği için arkadaşları da arayamıyorum. Az sonra telefon çaldı. Arayan Hakandı Orhan abi biz bir kamyona bindik yukarı gidiyoruz orada seni bekliyoruz dedi. Bu arada yanımdan arka kasası branda ile kapalı portakal rengi bir kamyonet geçti. Köylülerle vedalaşıp yola koyuldum. Yokuş başlangıca göre daha sert olarak devam ediyor. Yol nehir yatağından gittikçe yükseliyor.

55


Burada yol kenarındaki duraklarda veya bazı binalarda zaman zaman belli bir şeyi tasvir eden figürlerin yer aldığı bu şekilde mozaik kaplamalara rastlanıyor. Gürcistan bayrağının yanında Acera özerk bölgesinin bayrağı da asılmış. Erdal’ı arayıp nerede olduklarını sordum. Khuloya varınca kamyonetten inmişler. Konaklama noktasına doğru devam ediyorlarmış. Ekmek ve su aldınız mı diye sordum hayır unuttuk dedi. O zaman gelirken ben alırım, siz bulduğunuz ilk uygun yerde konaklayın dedim.

56


Khulo tabelası göründü. Khulo tepede olduğundan karşınıza birden yükselen sert bir yokuş çıkıyor.

57


Aşağıda kalan yol.

Buda önümde hafifleyerek devam eden yokuş.

58


18 km sonra Khulonun merkezine geldim. İlk marketten ekmek ve 4,5 litre su satın aldım.

Hakan aradı yokuştan in, polis merkezini geçtikten sonra sağdaki kırmızı çatılı önünde patates çuvalları olan binanın altında dere kenarındayız, burada suda var dedi ama ben suyu almış bulundum. Khulodan 4,5 km ileride binanın önünde Hakan beni bekliyordu. Birlikte aşağı inip kereste atölyesinin bahçesindeki dere kenarına çadırlarımızı kurduk. Erdal mekan sahibi ile konuşup izin almış. Arslan Erdal be. Çeşmede yıkanıp peynir ekmekten oluşan yemeğimizi yedik. 59


Yemekte konu Erdal ile Hakan’ın briket kamyonu ile yaptıkları kısa seyahatti. Hakan olayı öylesine dramatize ediyor ki Erdal çileden çıkıyor. Erdal uykusuzluk, yorgunluk ve ilk günün antrenmansızlığı ile arkadan gelen briket kamyonunu durdurup sakatlandım doktora gitmem lazım diye ısrar ederek kamyonete binmiş. Yolda da Hakanı almışlar. Hakan adamları öylesine inandırmış ki indiğimizde arkamızdan doktor, doktor diye bağırıp bir tarafı işaret ediyorlardı diye Erdal’ın damarına basıyor. Erdal ise hata bende seni almasaydım bunlar başıma gelmeyecekti diyor. Hakanın bisikletini yüklerken Hakanın elinden kayan bisiklet Erdal’ın cebindeki telefonun ekranına çarpıp kırmış. Erdal önce yedek telefon getirmiştim onu kullanırım dese de ilerleyen günlerde getirdiği telefonun şarj problemi ve internete girememesi yüzünden çok mağdur oldu. Erdal’ın başında uğursuzluk bulutları dolaşıyor umarım daha kötü bir olayla karşılaşmaz. Önemli olan yaptığınız turdan keyif almanızdır. Araca binmişsiniz binmemişsiniz, yokuşu itekleyerek çıkmışsınız bisiklet üzerinde çıkmışsınız kime ne. Üstelik bu olay o güne ve devamındaki günlere güzel bir espri konusu katmıştı hem de hedeflediğimiz yere ulaşmamızı sağlamıştı. Yatmak için çadırlarımıza girdik, herkes çok yorgun ve uykusuzdu.

60


Bu günkü tur mesafesi: 88 km. Geç başlamamıza ve yokuş yukarı gitmemize rağmen iyi iş çıkarıp

hedefe ulaştık. Pedal çevirme sürem: 5 saat 14 dakika.

Ortalama hızım: 17 km.

En yüksek hızım: 47 km.

DIDACHIARA – ATSKURI 8 Temmuz 2013 Pazartesi Sabah 06:00 ekibi uyandırdım. Hakan zaten uyanmış ama Erdal hala uyuyordu. Ben turlarda mümkün olduğunca erken yola çıkmaktan yanayım. Hedefe erken varıp kalan zamanı dinlenmek ve çevre gezisi ile değerlendirmeyi prensip edinmişimdir. Geç kalkan, bir türlü toparlanamayan yol arkadaşlarına hiç tahammülüm yok. Dışarıda sis var ve bulutların arasında olduğumuzdan hava hafif çiseliyor. Matımı, uyku tulumumu katlayıp kılıflarına soktum ve çantama yerleştirdim. Ardından giyinip kahvaltı için masanın başında 61


yerimi aldım. Hakan ve Erdal da geldiler. Hopada BİM den aldığımız kapalı kutudaki zeytin nasıl olduysa yağ sızdırıp Hakanın çantasındaki eşyaları yağlamıştı.

Bu sefer benim yiyecek torbamın içini yağ içinde bırakmış. Kahvaltıdan sonra çadırlarımızı toplayıp eşyalarımızı bisikletlerimize yükledik. Bu günkü yol planımız Akhalkalakiye ulaşmaktı ve devamında Borjomi, Bakuriani

62


üzerinden gidip 2500 metrelik bir yüksekliği aşarak Akhaltsikheye ulaşıp oradan da Akhalkalaki - Vardzia - Akhalkalaki etabini yapmaktı. Yola çıkmadan önce Hakan ve Erdala dağa tırmanmak istemiyorsanız Alternatif yol olan Akhalkalaki - Vardzia ve Vardzia - Akhalkalaki - Madatapa gölü etabını yapabileceklerini söyledim, kabul ettiler. Onun için ben mümkün olduğunca ileri gidip 3 günlük yolu 2 günde geçmeyi deneyeceğim. Aksi takdirde arkadaşlarım 1 gün beni bekleyecekler. Yola çıkıp 2 veya 3 gün sonra buluşmak üzere vedalaştık. Bu günkü yol haritam: http://www.mapmyride .com/routes/view/2580 77447

Kampımıza son bir kez daha bakıp yola koyuldum. Diğerleri çoktan gittiler. Artık stablize bir yolda ilerliyoruz. En azından Goderdzi geçidine kadar bu yolda gideceğiz. Umarım geçitte yol düzelir, bozuk yolda inmektense yokuş çıkmayı tercih ederim. Dün akşam yıkandığımız dereden uzaklaşıyoruz. Derenin karşısında bir elektrik santralındaki köpek bizi görüp havlayarak koşmaya başladı. Allahtan aramızda dere var. Onun için hiç tınmıyorum ama bir ara köpeğin dereye girip suyu geçmeye çalıştığını görünce gelirse ne

63


yaparım diye düşündüm. Yol kenarındaki taşları görünce rahatladım. Eğer suyu geçip bize ulaşırsa bu hayvanı kesinlikle taşlayıp doğduğuna pişman edeceğim. yeter artık nedir bu köpeklerden çektiğim. 800 metre sonra Didachiara yol ayrımına ulaşınca ne kadar isabetli bir konaklama planı yaptığımı anladım. Sanki daha önce buralara gelip keşif yapmış gibiyim. Köpekten sonra bir süre daha yokuş çıkıp ardından indik ve bir benzin istasyonunun yanından geçtikten sonra köprüye ulaştık.

64


Yol hafif hafif çıkmaya başladı.

Yokuşla birlikte aramızdaki mesafe artmaya başladı, 2 guruba ayrıldık. İlerideki dağda köy görünüyor. Bu günkü etapta geçide kadar 3 yokuş var. İlk 25 km de 24,2 km yokuş çıkacağız. Bunlardan ilki olan ortalama % 5,5 eğimli 7 km lik yokuş başladı. Vitesimi kontrol ettiğimde arka dişlinin bu gün 1 e geçmediğini fark ettim. Dün 2 yi atlayıp 1 e geçiyordu, bu gün ise 1 geçmeyip 2 de kalıyor. Umarım 1. dişliye ihtiyacım kalmaz.

65


Yanından geçtiğim köyde cami var. Demek bu bölgede müslüman Gürcüler yaşıyorlar.

66


Görünüşe göre en sert yokuş bu ama fazla sorun yaşamadan kolayca çıkıyorum.

Arkamda kalan yol.

67


İleride eğim azalıyor bu birazda olsa nefes alabileceğimi müjdeliyor.

Bir cami daha.

68


Köyün akaryakıt istasyonu.

Oldukça yükselmişim. 1. yokuş bitip 8 km lik 2. yokuşta başladı, sorunsuz devam ediyorum.

69


Karşıdan ot yüklü kamyon geliyor. Köylüler hayvanlarının kışlık yiyeceğini temin etme derdindeler.

Aşağıdaki yola bakıp arkadaşlarımı görmeye çalışıyorum ama nafile göremiyorum.

Köyde bir marketin önünde Ülker Golf ün dondurma dolabı vardı. Bir ara dondurma yemeyi düşünüp sonra vazgeçtim. 70


Yokuş yetmiyormuş gibi birde burada işin içine ıslak zemin girdi.

71


2. yokuşta sorunsuz devam ediyor.

Döne döne yükseliyor yol.

72


Şirin boğa bana bakıyor.

Sonra yine otlamaya devam ediyor.

73


İyi ki yağmur yok yoksa burada işimiz işti.

74


Yokuş devam ediyor.

Bir köyün yanından geçiyorum. Deminki bakkaldan dondurma ve bisküvi almadığıma pişman oldum. Bakkal bulabilirsem ilk işim bisküvi alacağım.

75


2. yokuş bitti. Önümdeki 7,5 km lik son yokuş köy çıkışında hemen başlıyor.

Köylüler ve bu çocuk meraklı gözlerle beni izliyorlar.

76


Market kapalı olduğundan bir şey alamadım.

Yokuşla birlikte zeminde kötüleşiyor.

İleride bir teleferik var. Anlaşılan burası bir kayak merkezi. 77


Sonunda yolun kenarında %10 eğim tabelası göründü. Ben böyle % 10 görmedim. Bütün deliklerimi açtığım halde siboplar egzost gazını boşaltıp taze hava almaya yetmiyor ki yanma gerçekleşip enerji açığa çıksın. Bu nasıl bir eğimdir böyle. Zemindeki taşlar ve bozukluklar adet eğimi daha da arttırıp çıkışı zorlaştırıyor. Enerjim bitti, bisikletin üzerinde güçlükle durabiliyorum. Önümde az bir yokuş kaldı ama bende hal kalmadı. Sonunda bisikleti kenara atıp yemek yemeğe karar verdim. O bakkaldan bisküvi alsaydım şimdi burasını birkaç bisküvi ile atlatabilirdim.

Yolun kenarındaki tepeye çıkıp balık konservesi ve ekmekle karnımı doyurdum. 78


79


Ve ardından yine yola devam ettim, neredeyse teleferik tellerine değeceğim. Acaba teke zortlatması böyle bir yokuştan mı çıktı.

Vay canına bu yokuşları ben mi çıktım?

Yayla evlerinin yanından geçerken beni görüp yola çıkan bu çocuğun yanında durdum. Dil olarak anlaşamasak ta gözlerimiz ve duygularımızla anlaştık.

80


Küçük Gürcü çocuğu arkamda bırakıp devam ettim. Geçide az bir yolum kaldı.

81


Muhteşem bir manzara var.

Tepede hava açıyor.

82


Bulutlar altımızda kaldı.

Ve nihayet başardım, sonunda zirvedeyim. Bundan sonra gün boyu ineceğim.

83


Acaba haçapuri bulabilirmiyim diye araştırmaya başladım.

Bakkala girdim ama haçapuri yok. Burada bu tür kağıtlı şeker satışı çok yaygın.

84


Dışarı çıktığımda tanıdık bir sesle irkildim birde baktım ki Erdal ve Hakan karşımdalar. Nereden çıktınız siz diyerek şaşkınlığımı belirttim. Bu seferde bizimkiler bir tomruk kamyonuna binip gelmişler. Güya ben arayı açıp bunlardan uzaklaşacaktım ama ellerinden kurtulmaya imkan yok.

Burası Goderdzi geçidinin işaret levhası. 2025 metre yükseklikteyiz. Buradan 2 ayrı yaylaya gidilebiliyor.

85


Bisikletlerimizi durağa yasladık. Bir karpuz alıp yemeye karar verdik. Çeşme başında karpuzu yerken bu günkü geyik konusu da tomruk kamyonuydu. Hakan yokuşlardan bezik gelen kamyonu durdurmuş. Her ne kadar dil olarak anlaşamasalar da işaretle derdinin tepeye çıkmak olduğunu söylemiş. Adamlar da onu alıp az ileride durmuşlar. Meğer tomruk biçip aracın arkasındaki römorka yükleyeceklermiş. Testere arıza yapmış, tamir etmişler işi bitirip yola çıkmışlar. Yolda durup Erdal’ı da almışlar. Hakan o anı ballandıra ballandıra baktım Erdal beni görünce sevinçten gözleri parladı, hemen arabaya bindi diye anlatıyor. Erdal yine sinirlenip karşı çıkıyor. Bunları anlatmayın diye tepki gösteriyor. Bende bu camiada bilinen nice ünlü turcu kamyonete binip o anı yazılarında yazıyorlar bunda ne kötülük var diyorum. Neticede olan bana oldu, bundan sonra Akhaltsikheye kadar onlardan kopmam mümkün değil çünkü yokuş aşağı benden daha hızlılar.

86


Goderdzi hatırası olarak fotoğrafımızı da çektirdik.

İniş yolu bizi bekliyor, hadi bakalım.

87


Erdal da geliyor.

88


Hakan da arkadan geliyor.

Ben fotoğraf çekerken Erdal ve Hakan aldı başını gitti.

89


Bu güzellikleri fotoğraflamadan gitmeye niyetim yok.

İleride Hakana yetiştim. Daha önce bu tür yollarda 2 kez bagaj kırmış tecrübeli birisi olarak temkinli inmeyi tercih ediyorum. Hakanda benim gibi temkini elden bırakmayanlardan.

90


Yol kenarındaki çocukları görünce durduk.

Çocuklardan birisinin elinde elifba var. Burada yaşayanlar da Müslüman Gürcüler ama Türkçe bilmiyorlar. 91


Hakan çocuklarla hatıra fotoğrafı çektirdi.

92


Yolda bir su birikintisinden geçtik.

Erdal bizden iyice uzaklaştı. Biz fotoğraf çekmekle meşgulüz. Güya ben hızlı gidip bu gün fazla yol kat edecektim.

93


Hakana ben inerken video รงekmesini sรถyleyip makinemi verdim.

94


Benim düşünceme göre ben inerken Hakan sabit duracak, gerekirse zum yapıp fazla uzun olmayan bir video çekecek. Ama onun düşüncesi farklıymış. Oda peşimden gelirken bir yandan da video çekmeyi kurgulamış ama yokuş aşağı gittikçe hızlanarak giden bisikleti tek elle kontrol etmek pekte kolay değildir. http://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=IlbgRSLCypw

Hakan düşme tehlikesi atlatmasına rağmen verilen görevi başarmak için yeniden denemiş ve bu sefer daha başarılı olmuş. http://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=6-iTWGREDn0

Biz güle oynaya inerken yolda bekleyen Erdal ile buluştuk, ardından karşımıza bir şelale çıktı. Şelaleden yola yayılan suyun içinden geçip tekrar yola koyulduk. http://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=2Gv2po4ltRs

Bu sefer Erdal geride kaldı Hakanla ben önde gidiyoruz. Zarzma kilisesine giden yol sapağına geldik. Burası programımızda var. Önümdeki Hakan'a seslendim ama girmek istemediğini söyleyip devam etti. Kısa fakat dik çıkışa doğru bisikletimi sürdüm ama mıcır üzerinde ilerleyemeyip durmak zorunda kaldım. Bisikleti iterek güçlükle yola ulaştım ama mıcır devam ediyordu ve 1 km ilerideki kiliseye 95


bisikleti iterek gitmek hiçte kolay değildi. Bisikleti emanet edebileceğim kimse de yoktu. Bende vazgeçip Hakanın peşinden devam ettim. Bu sapaktan hemen sonra bizim gittiğimiz yolda mıcır yola dönüştü. Bisikletle zorlukla ilerliyordum.

Aşağıda nehir yatağı ve nehrin içinde kalan bir araç.

96


Sonunda mıcır bitti. Yolu düşmeden tamamladık. Eğer bu yolu çıkıyor olsaydık muhtemelen bisikleti itmek zorunda kalacaktık.

97


Yolda bir süre sonra Hakan Erdal’ı bekleyeceğini söyleyince ben devam ettim. Akhaltsikheye yaklaştığımda yol kenarındaki vişne ağaçlarından topladığım meyveler ile hararetimi giderdim. Kavşaktan Akhaltsikheye doğru devam ettim. Yolun bundan sonrasını geçen yıl Valeden gelirken de kat etmiştim. Ve bir kez daha Akhaltsikhedeyim. Yol kenarındaki nehirde bir gurup Gürcü yüzüyorlardı.

98


Akhaltsikhede Smart marketten ekmek alıp internete bağlandım. Smart marketleri çok seviyorum. Bedava wi-fi bağlantısı var ve çalışanlarının hemen hepsi İngilizce bildiğinden iletişim zorluğu çekmiyorum. İnternetten yer bildirimi yapıp vakit kaybetmeden yeniden yola devam ettim.

Yolda pek eğim yok ama nereden çıktıysa karşıdan sert rüzgar esiyor. Günün yorgunluğunun üstüne karşıdan esen bu rüzgar tüy dikiyor.

99


Amacım Akhaltsikheye 55 km mesafedeki Borjomiye gidip geçen yıl kalmadığımız milli parkın girişinde konaklamaktı ama rüzgar ve saatin ilerlemesi nedeniyle park girişinde görevli bulamama endişesi ile geçen yıl Ali ile öğle yemeği yediğimiz Atskuri kalesinin önündeki nehrin kenarında konaklamaya karar verdim. Borjomiye kadar gidebilseydim çok iyi olacaktı. Daha uygun bir yer bulabilir miyim diye çevrede dolaştım. Sonunda geçen yılki yerde konaklamaya karar verdim. Çadırımı kurup derede duşumu aldım. Akşam yemeğimi yiyip çadıra girdim. Telefonumun hava durumunu kontrol ettiğimde önümüzdeki 2 gün yağmur gösteriyordu. Yağmurda o dağı 2 günde aşmam zor olabilirdi. Hele birde bu günkü gibi mıcırla karşılaşırsam işin içinden çıkamayabilirdim. Erivanda hostellerde yer bulmak zor olduğundan 12 ve 13 Temmuz için rezervasyon yaptırmıştım. Yaptırmaya yaptırdım ama yanlış hesap yaparak gitmeyi hedeflediğimiz günden 1 gün önceye rezervasyon yaptırmışım. Bu durumda ya Vardziaya gitmekten vazgeçmem gerekiyordu yada geri dönüp arkadaşlarla devam

100


etmem gerekiyordu. Biraz canım sıkıldı ama ne yapacağıma sabah karar verme kararı aldım.

Bu günkü tur mesafesi: 101 km.

Ortalama hızım: 12 km.

Pedal çevirme sürem: 8 saat.

En yüksek hızım: 54 km.

101


ATSKURI – VARDZIA 9 Temmuz 2013 Salı Sabah uyanıp eşyalarımı topladım. Çadırdan dışarı çıktığımda hava kapalıydı.

Borjomi tarafında ise kara kara bulutlar kümelenmişti.

102


Saat 06:00 olmasına rağmen nehrin karşısındaki köyde hayat başlamış.

Köylüler çoktan ineklerini çıkarıp nehir kenarına getirmeye başlamışlar. Bu gün izleyeceğim yol konusunda kararımı kahvaltıda verdim. Guruptan ayrı düşmemek ve arkadaşlarımı bekletmemek için dönüp onlarla birlikte olmaya karar verdim. Eğer dün Borjomiye ulaşabilseydim bu günkü kararım devam şeklinde olurdu. Bu tur planı ile ilgili yaptığım 2. değişiklik oldu. İlk değişiklik kararımı yola çıkarken vermiştim. Duyduğum bazı zorluklar nedeni ile Kazbegiden Vladikavkaza gitme planımızı değiştirmiştim. Bunun bize sadece bir ülkeye girip çıkmamız dışında bir getirisi yoktu. Erdal kararımı duyunca gitsek iyi olur demişti ve bende bu konuyu 103


Kazbegide yeniden değerlendirmek üzere şimdilik kenara bırakmıştım ama pekte istekli değildim. Bu günkü yol haritamız: http://www.mapmyride.com/ge/aspindza-samtskhe-javakheti/atskuri-vardzia-route-258078015

Dün rüzgara karşı geldiğim yolda bu gün ters istikamette pedal çevirmeye başladım. Sabah olmasına rağmen TIR trafiği yine de yoğun. Bu yol Gürcistan ve Azarbeycanı Türkiyeye bağlıyor.

104


Kara bulutlar bu tarafa yaklaşıyor acaba yağmura yakalanacak mıyız?

105


Akhaltsikhe girişindeki kavşağa geldim. Ben sola doğru devam edeceğim. Telefonumu açıp Hakanı ve Erdalı aradım. Her ikisinin de telefonları kapalıydı. Dün akşam Hakan arayıp nerede olduğumu sormuş, başın sıkışırsa hiç çekinme telefon et demişti. Sonrada gönüllerinin dönüp onlarla devam etmemden yana olduğunu söylemişti. İnsanın aranması, arkasında birilerinin olduğunun hatırlatılması ne kadar güzel bir şey. Telefonun bütün gece boyunca kapalı olacağını tahmin etmiştim. Ben nasıl kapatıyorsam onlarında kapatması gayet doğal. Enerjiyi ekonomik kullanmak zorundayız. Bende Sony nin şarj pili var, telefonu 3 kez şarj edebiliyor ama aynı zamanda bu cihazı GPS imin pillerini şarj etmek için kullandığımdan telefonumu kapatıyorum. Hakanda da aynı cihazın telefonu tek sefer şarj edeni var. Bu cihaz sayesinde bu güne kadar turlarımda hiç normal kalem pil kullanmadım. Hakan Akhalkalakiden çıkıp kamp yeri bakacaklarını söylemişti. Sapaktan itibaren kamp yapılabilecek her yere dikkatle bakıp arkadaşlarımı bulmaya çalışıyorum. Bir yandan da geçen yıl geldiğimde evlerinde bizi konuk eden arkadaşlarımızın beni getirdikleri çok lezzetli Kafkas yemekleri yapan lokantayı bulmaya

106


çalışıyorum. Bir köprüden hemen önce sağa ayrılan betondan yeni yapılmış temiz yolu görünce saptım.

Yolun girişindeki tabelada Urevile köyünden başlayan bir yürüyüş yolu ve Muskhi - Aspindza arasında bir bisiklet rotası olduğu yazıyordu.

107


GPS teki iz dosyası yanlış yolda olduğumu gösteriyordu. Çaresiz gidonumu köprüye doğru çevirip yola devam ettim. Aklım bu güzel yolda ve o bisiklet rotasında kaldı ama olsun eğer bir gün Gürcistan’a yeniden gelirsem en azından bir bahanem var. Sağa sola baka baka ilerliyorum ama bizimkileri göremedim. Karşıma çıkan bu sütunu görünce fotoğraf çekmek için durdum. O sırada yolun solunda bir çeşme olduğunu fark edip boş olan su şişemi doldurmaya karar verdim. Suyumu doldurup Erdal ile Hakanı tekrar aradım, telefonları hala kapalıydı. Kavşaktan oldukça uzaklaşmıştım. Herhalde onlarda sabah yola erken çıktılar ondan karşılaşamadık diye düşünürken birde ne göreyim. Yolda önce Erdal ve hemen ardında Hakan göründüler. Onlarda beni gördüklerinde yüzlerindeki sevinç ifadesi görülmeye değerdi. Hakan Erdala Vardziaya gitmeyelim sınıra doğru devam edelim demiş, Erdal ise Vardziayı görmek istiyor. Ben Vardziaya gidiyoruz deyince Erdal çok sevindi, Hakan ise hala gitmemekten yana. Yokuş diyor, bendeki haritaya baktım yol stablize diyor sürekli beni vazgeçirmeye çalışıyor. Vardziaya gidiyoruz, bendeki eğim grafiğine göre bizi zorlayacak bir eğim görünmüyor, üstelik Akhalkalakiye doğru gitsek orada da yokuş var deyip kestirip attım. Molanın ardından Erdal ve Hakan yola çıktılar. 108


Bende tam hareket edecektim ki Erdalın kaskının çeşmenin yanındaki masada kaldığını gördüm. Kaskı alıp yola çıktım. 7 km kadar gittikten sonra hafif bir yokuştan inerken Erdalın yanına gidip kaskın nerede diye sordum. Elini başına götüren Erdal şaşırdı. Ben geri dönüyorum ileride buluşuruz dedi ve döndü. Hakan Erdala kıyamayıp kaskın bende olduğunu söylemiş; durup kaskını verdim. Vardzia kavşağından önceki son kasabada yiyeceklerimizi almak için durduk. Karşıda büyük bir market vardı. Büyük derken bu kasabaya göre büyük tabi.

Markette yapı elemanlarından tutun yiyecek, içecek, temizlik malzemesine kadar her şey vardı. 109


Eksikleri giderdikten sonra yeniden yola çıktık. Yol kenarında karşımıza çıkan kayısı ağaçlarından payımıza düşeni aldık.

110


Kavşağa gelince diğerlerini bekledim.

111


Otobüs durağını mesken tutmuş sevimli arkadaşlar.

112


Hakan ve Erdal geldikten sonra Vardziaya saptık. Hakan hala son bir umutla bizi vazgeçirmeye çalışıyor.

113


Sapağın az ilerisinde bir kale var.

Yol Hakanın tahmininin aksine güzel bir asfalt ve üstelik size hissettirmeden yükseliyor.

Eğer gittiğimiz yerde bir olumsuzluk olur kalamazsak diye sürekli uygun kamp yerlerini hafızama kaydediyorum. 114


Acaba bu dağa mı çıkacağız?

115


Grafikte 2 tane uzun olmayan yokuş var bunlardan birincisine geldik.

O kadar fazla da yükselmedik, gözde büyütecek bir şey yok.

116


Mtkvari nehiri ve arkam覺zda kalan yol.

Vardziaya geldik.

117


Buraya geliş nedenimiz Erusheti dağının Mtkvari nehrine bakan yamacında kayalara oyulan mağara manastırı görmek.

118


Bisikletlerimizi parka bırakıp 3 lari giriş ücreti ödedikten sonra tırmanmaya başladık.

119


Bir mağaranın içi.

120


Nehirden epey y端kseldik ve hala y端kselmeye devam ediyoruz.

121


İnsanoğlu inançları uğruna ne zorluklara göğüs germiş.

122


Daha da y端kseldik.

123


Girişin tavanı.

124


125


126


Oturma bankını gören Hakan fırsatı kaçırmadı. Bu tırmanış bizi gerçekten çok yordu. Bu iş bisiklete binmeye benzemiyor, değişik kas gurupları çalışıyor.

Gerçekten muazzam bir yer.

127


Bisiklete bindikten sonra merdiven çıkmak çok zor oluyor. Kaslar çok zorlanıyor. Biraz çıktıktan sonra vazgeçip geri döndüm.

128


Çanlar kimin için çalıyor? Hakan burada kalacak mıyız yoksa devam edecek miyiz diye sordu kalacağımızı söyledim. Hakan ona göre davranacağını söylüyor. Her ne kadar başta muhalefet etse de burayı gördüğü için memnun olduğunu belli ediyor. Abi ben biraz kolaycıyımdır, zora gelemem sen olmasan ben buraya girmez devam eder giderdim diyor. Erdal çok memnun iyi ki geldin yoksa burayı göremeyecektik sayende gördük diyor. Nehir kenarında kuytu bir köşeye çadırlarımızı kurduk.

129


Ondan sonra temizlik ve çamaşır faslı başladı.

Hakanda çamaşırlarını yıkıyor. Muhtemelen evde elini işe sürmeyenler burada iş başa düşünce çaresiz yapıyor. Şahsen ben öyleyim.

130


Nehirdeki sazların üzerinde renkli kanatlı böcekler dans ediyorlar.

İşlerimizi bitirdikten sonra bira içmeye karar verdik. Erdal bira almak ve gelirken kayısı ile vişne toplayıp getirmek için gitti. Uzun süre sonra geldi. İşte hayat bu. Gam yok, kasvet yok. Ne fatura derdi var ne bir yere yetişme kaygısı.

131


Günün sonunda herkesin yüzü gülüyor, herkes mutlu ve keyifli. Önemli olanda bu değil mi?

132


Hakan elindeki haritaya bakıp abi şurada Akhalkalakiye giden 15 km lik bir yol var acaba o yol nasıl diyor. Ben o yolu hatırlıyorum. Mapmyride ile yol haritası hazırlarken o yoldan rota çizip bakmıştım ama çok tırmanış olduğu için vazgeçmiştim. Yine de Mustafa’yı arayıp bu rotayı incelemesini söyledim. Yarım saat sonra geri aradığımda bana 200 km ye yakın bir rakam söyleyince bizim istediğimiz rotayı bulamadığını anladım. O yolun uygun olmadığından eminim yoksa böyle bir fırsatı atlamazdım. Hakan kolay yoldan Akhalkalakiye gidip bir an önce Ermenistan’a girmeyi arzuluyor. Bana normal yoldan gidersek ne kadar yolumuz var diye sordu 40 km dedim. Abi eğer yol uygunsa 15 km de gitmek varken neden 40 km pedal çevirelim diyor. 2 kişi ileride derede yüzüp ağla balık avlıyorlar. http://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=EzqFR6-fQXQ

Daha sonra balık avlayanlar sudan çıktıklarında bir tanesinin çırılçıplak olduğunu fark ettim. Makineyi hazırlarken diğeri de ıslak mayosunu ulu orta çıkardı, kuru giysisini giydi. Bu kültürde herhalde çıplaklık ayıp değil. Tabi teşhir amaçlı olmamak kaydı ile.

133


Bu günkü tur mesafem: 80 km. Arkadaşlarımın tur mesafesi bu gün bu rakamın çok altında. Herhalde 50

km kadar pedal çevirmişlerdir. Pedal çevirme sürem: 4 saat 10 dakika.

134


Ortalama hızım: 19 km. En yüksek hızım: 58 km. Yarın sınıra doğru gideceğiz. Ben sınırı geçmeye taraftar değilim geceyi Gürcistanda geçirip Ermenistan’a sabah girmek istiyorum. Bakalım gün ne gösterecek. Herkeste heyecan iyice artmış durumda.

VARDZIA – NINOTSMINDA 10 Temmuz 2013 Çarşamba Sabah her zamanki gibi 06:00 da kalkıp hazırlıklarımızı tamamladık, kahvaltımızı yaptık. Yola çıkmaya hazırdık.

135


Erdal çadırını topluyor. Bu sabah biraz geç uyandı. Hakan, abi bundan sonra kalkar kalkmaz Erdalı uyandıralım diyor.

Bu günkü yol haritamız: http://www.mapmyride.com/ge/aspindza-samtskhe-javakheti/vardzia-gyumri-route-258766029

136


Arkadaşlar sen nasılsa bize yetişirsin deyip gittiler, ben son birkaç fotoğraf çekmek için çaba sarf ediyorum. Nedir benim bu talihim ya, herkes beni süpermen sanıyor. Bende motor yok ya.

Yola çıktım gidiyorum. Önümde 2 dik yokuş var sonrasında kavşağa kadar sürekli inip sonrasında yeniden çıkmaya başlayacağız.

137


Vardzia kasabası arkamda kaldı.

Yokuşları bitirdim.

138


Kavşaktaki Khertvisiye geldim ama ne Hakana nede Erdala yetişemedim.

Kale buradan çok güzel görünüyor.

139


Yanımdan geçen beyaz bir panelvan az ileride yolun kenarında durdu. Bu panelvanın az sonra hikayenin bir parçası olduğunu nereden bilebilirdim.

Az ilerideki kavşaktan Akhalkalaki yoluna çıkıp 500 metrelik %5 eğimli yokuşu çıkmaya başladım.

140


Kalenin ve geldiğimiz yolun fotoğrafını çekmek için durdum.

Ben fotoğraf çekerken yanımdan geçen panelvan az ileride yeniden durdu.

141


Arkada kalan kısa yokuş. Tam hareket etmiştim ki ne göreyim. Bizimkiler bisikletlerini panelvana yerleştirmekle meşguller. Üstelik bu işi o kadar telaşla yapıyorlar ki belli ki bana yakalanmak istemiyorlar. Hemen durup zoom yaparak bu anı kaydettim. Hakan panel vana binmiş, bisikletini içeri yerleştiriyordu, Erdal da kendi bisikletini vermek için hazırlık yapıyordu.

Yanlarına geldiğimde Hakan panelvanın içinden abi Akhalkalakide görüşürüz diye seslendi. Yine yalnız kaldım. Bu benim kaderim olsa gerek. Yol sürekli yükseliyor ama eğim az olduğundan bunu fark etmiyorsunuz. 142


7 km sonra araç yanımdan geçip gitti. Bense güzellikleri seyrederek bir nehri takip eden yolda pedal çeviriyorum.

143


Azeri bir ailenin yolun kenarında fotoğraf çektiklerini görüp o yöne baktığımda kayalardan fışkırıp dökülen şelaleyi gördüm.

Yol umduğumdan daha az eğimli ve kolay gidiliyor. Arada bir kısa süreli çıkışlar ise insanı yormuyorlar.

144


Bu yol bisiklet için çok uygun. Hem manzara güzel, hem araç trafiği az hem de eğim belli belirsiz.

Gürcistanda yol kenarlarında bu tür duraklar var. Yağmur yağarsa içine girip korunabilirsiniz. Tabi hayvanlar tarafından işgal edilmedilerse.

145


Buradaki alabalık çiftliği kapanmış ama daha ileride gördüğüm derenin karşı kıyısındaki faal alabalık çiftliğinin fotoğrafını çeksem mi acaba diye düşünürken çiftliği yola bağlayan köprüye 5 köpeğin havlayarak hücum ettiğini görünce pedala kuvvet deyip kaçmak zorunda kaldım.

146


Yol üzerindeki inşaatını Türk firmalarının yaptığı 2 HES şantiyesini geçip Akhalkalakiye yaklaştım.

Buraya has doğalgaz tesisat uygulaması. Nehrin karşısındaki evlere gaz götüren hattı nehrin üzerinden geçirmişler.

147


Akhalkalakiye ulaştım ama şehir merkezine girmek için önümde dik bir yokuş var. Şehir yukarıda.

Yol döne düne çıkıyor. İleride Akhalkalaki kalesi görünüyor.

148


Şu tepeye çıkacağım.

Geldiğim yol ve şehrin karşı mahallesi.

149


Yol arkadaşımı da görüntüleyeyim.

Sonunda tepeyi aşıp şehre girdim.

150


Bizimkileri arayıp nerede olduklarını sordum. Alışveriş yapıp yola devam etmişler. Yine aynı şeyi söylüyorlar sen bize yetişirsin.

Yol kenarındaki bir aralıkta pazar yeri var. gezmeyi çok istememe rağmen bisikletimi bırakacak kimse olmadığından girişten bir kare görüntü almakla yetindim. Peynir ve ekmek almam lazım. Bir markete girdim. Batumda hostelde görevli kıza yazdırdığım Gürcüce peynir kelimesini satıcıya söyledim ama adam bir şey anlamadı.

151


Bakındım peynir göremeyince dışarı çıktım.

152


İleride yol kenarındaki Ararat markete girdim. Aynı kelimeyi ona da söyledim o da bir şey anlamayınca raflara ve buz dolabına bakınıp peyniri bulup gösterdim. Ekmekte sorun yok onu çok iyi telaffuz ediyorum.

153


Eksiklerimi tamamlad覺ktan sonra yola devam ettim.

154


Sınıra 44 km yolum kaldı. Normal şartlarda bu gün Ermenistan'a girebiliriz.

Sağ taraftaki yol Türk sınırına gidiyor. Gürcistan ile aramızda 3. bir sınır kapısı mı var?

155


Yol hala y羹kselmeye devam ediyor ama insan覺 rahats覺z etmiyor.

156


Köylerin yanından geçiyorum.

157


Ninotsmindaya geldim.

Burada direklerin tepelerine leylekler yuva yapmÄąĹ&#x;lar. O kadar çok leylek var ki.

158


Burada Erdal ve Hakan ile buluştum. Hakana bisikletleri yükleyip Akhalkalakide görüşürüz dedin. İnsan hiç olmazsa nezaketen abi yükünü ver taşıyalım der dedim. Hakan teklif etsem kabul etmeyeceğini bildiğimden söylemedim dedi. Tabi ki kabul etmezdim dedim. Bir şeyler içip atıştırdıktan sonra yola devam ettik.

159


Hala sınırı geçip geçmeme konusunda kararsızım.

Altimetre 2000 metreyi geçtiğimizi gösteriyor.

160


Ĺžirin bir durak.

Gorelovkaya geldik.

161


Hava iyice bulutlandı yağdı yağacak.

162


Saat erken olduğundan Ermenistan'a girmeye karar verdik. Marketin önünde son alışverişlerimizi yapmak için durduk. Gyumriye kadar para bozdurmak istemiyoruz.

Market sahibi Ermeni asıllı Alexander Türk olduğumuzu ve İstanbuldan geldiğimizi duyunca çok şaşırdı. Bizimle Türkçe konuşup bana daha önce buradan 163


geçen bisikletçiler ile çektirdiği fotoğraflarını gösterdi. İlk kez Türk bisikletliler ile karşılaştığını söyledi. Bende adresini alıp beraber çektirdiğimiz fotoğrafı yollayacağıma söz verdim.

Alexander dükkanın ismi de çıksın deyince bir poz daha çektirdik.

164


Kendisi aynı zamanda kara kalem resim yapıyor.

Gorelovkayı ardımızda bırakıp sınıra doğru devam ettik.

165


Konaklamayı planladığım Madatapa gölüne geldik ama maalesef etrafında çadır kurmaya uygun bir düzlük yok gibi. Minotsminda sınır kapısı göründü ama yağmurda çiselemeye başladı. Karşıdan esen şiddetli rüzgar bizi zorluyor. Az önce altimetrem 2120 metreyi gösteriyordu. Yanılma payını göz önüne aldığımızda demek ki en yaklaşık 2200 metreden geçmişiz. Hakanda ve bende biraz tedirginlik var. Hakan aman abi fotoğraf çekip başımızı belaya sokmayalım bir şey olursa bizimle ilgilenecek elçiliğimiz bile yok deyip soran olursa Almanım diyelim diyor. Bende o zaman aramızda Almanca konuşmamız lazım ki hiç birimiz Almanca bilmiyoruz Türkçe bilenler Alman olmadığımızı anlarlar deyip eğer daha girişte kötü muamele ile karşılaşırsam girmem geri dönerim kimseye kendime hakaret ettirmem diye ekledim. Hakanda bende daha önce Ermenistan’a giden bir Türk gezginin sürekli kimliğini gizlediğini yazdığı günlüklerinden oldukça etkilenmişiz.

166


Az sonra Ermenistan sınırına ulaşacağız.

Sınırda Erdal’ın gelmesini bekleyip hep birlikte sorunsuz olarak Gürcistan’dan çıkıp Ermenistan sınır kapısına doğru pedal çevirmeye başladık.

167


Gürcistan Ermenistan Bisiklet Turu 1. Bölüm Gürcistan