Page 1

Doğal Hayata Önem Verenlerin Dergisi

H a z i r a n

2 0 1 4

S ay ı : 0 5

Ü c r e t s i z d i r

SEDEF İYBAR ORVİTAL İÇİN

ORGANİK TARİFLER HAZIRLIYOR

Sahrap Soysal’dan Organik Tarif...

A’dan Z’ye

organik bebek Hipp Ülke Müdürü Mustafa Karık

“Organiğin mesajı daha fazla neyi verdiği değil ne vermediği”


Binbir Basın Yayın Danışmanlık Reklam Organizasyon Tic. Ltd. Şti. Adına İmtiyaz Sahibi Mehmet Akif Dilmen • akif@organikturkiye.com.tr Genel Müdür Eda Zortul • eda@organikturkiye.com.tr Yazı İşleri Müdürü Seda Arslan • seda@organikturkiye.com.tr Yayın Koordinatörü Yusuf Çağlayan• yusuf@organikturkiye.com.tr Haber Müdürü Demet Kula • demet@organikturkiye.com.tr Haber Merkezi Şeyma Kara • seyma@organikturkiye.com.tr İbrahim Saramet • ibrahim@organikturkiye.com.tr Simon Kuper • simon@organikturkiye.com.tr Kurumsal İlişkiler Direktörü Çağla Arslan Gök • cagla@organikturkiye.com.tr Reklam Grup Başkanı Nilüfer Özkan • nilufer@organikturkiye.com.tr Reklam Yönetmeni Kübra Evcil • kubra@organikturkiye.com.tr Art Direktör Mustafa Karayel • mustafa@organikturkiye.com.tr Marka Danışmanı Enes Dal • enes@organikturkiye.com.tr Sosyal Medya Enderun Digital

Eda ZORTUL

eda@organikturkiye.com.tr

Bebeğimiz En Kıymetlimiz... Hani derler ya anne olmadan anlayamazsınız... Evet, anne olmadan birçok şey anlamıyor ve farkına varamıyoruz. Kimse için yapmadığımız fedakarlıkları bebeğimiz için yapıyoruz. Bebeğimiz için aldığımız her ürünü sorgular ve araştırır hale geliyoruz. Hele ki bebeğinize anne sütü haricinde de ek gıda veriyorsanız en çok duyduğumuz kelime GDO (Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar) oluyor. GDO konusu en son bir bebek mama markası ile alevlenip tekrardan gündeme geldi ve bizlere de en çok sorulan sorulardan biri oldu. Önümüzdeki sayımızda GDO’ya geniş bir yer vereceğiz. Dünya genelinde GDO en çok mısır, soya, pamuk ve kanola da kullanıldığını biliyor muydunuz? Uzmanlar, GDO’lu ürünlerin insan sağlığı üzerinde oldukça büyük zararları olduğunun altını çizerek belirtiyor ve uyarıyor; “Kesinlikle hazır gıda maddesi tüketmeyin.” Çünkü bu hazır gıda maddeleri içinde GDO bulunmaktadır. Bu sebeple doğaya ve kendimize zarar vermeyen ürünleri tercih etmeliyiz. GDO’suz bir hayat yaşamak dileğiyle… NOT: Organik Türkiye olarak 1000 fidan dikerek, doğaya katkıda bulunduk ve bulunmaya da devam edeceğiz.

Sağlıkla Kalın...

Fotoğraf Mehmet Giritli • mehmetg@organikturkiye.com.tr Web Teknolojileri Müdürü Sinan Soydan • sinan@organikturkiye.com.tr Katkıda Bulunanlar Fatma Taş Heval Zeliha Yüksel Burak Vardar Sahrap Soysal Gökay Orçun Dalarslan Dilek Işık Dilek İnce Özenel Rahmi Aydın Betül Yüzüncüyıl Tavlı Temsilciler New York John Flavin • john@organikturkiye.com.tr Amman Karmel Nassar • karmel@organikturkiye.com.tr Londra Reza Motevalli • reza@organikturkiye.com.tr Tokyo Yasuaki Higashi • yasuaki@organikturkiye.com.tr www.organikturkiye.com.tr e-iletişim: info@organikturkiye.com.tr YÖNETİM YERİ İnönü Cad. No:14 Akarpalas Kat:1 Gümüşsuyu – Taksim/İstanbul 0 212 297 25 63 0 212 253 31 71 OFİS Çobanoğlu Sok. No:109 D/28 C Blok Osmanbey / İstanbul MATBAA NET Tanıtım ve Matbaa San. Tic. Ltd. Şti. Ömer Avni Mah. Beytülmalcı Sok. No 23 / A Beyoğlu / İST 444 0708

Bu derginin üretim aşamasından, elinize ulaşana kadar kullanılan kimyasallar için üzgünüz... Çabalarımız doğal hayata toplamda tükettiğimizden çok daha fazla yararlı olabilmek.

© OrganikTürkiye Dergisi, T.C. yasalarına uygun olarak yayımlanmaktadır. Dergide yayımlanan yazı, fotoğraf ve konuların her hakkı saklıdır. izin alınıp, kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir. OrganikTürkiye basın meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir. Ayda bir yayınlanır.


YEŞİL 46 Dünya Çevre Günü

15 Sahrap

bu yıl küresel ısınmayı konu aldı

Soysal’dan Organik Tarif...

Bergüzar Korel’in formunun sırrı ortaya çıktı

4

Haziran 2014

www.organikturkiye.com.tr


Organik Türkiye Her Yerde! Dijital ortamda zengin bir dergi deneyimi yaşayın...

Organik Türkiye Dergisi iPad’te

Apple AppStore’da Organik Türkiye adı ile aratabilirsiniz.

BİNBİR DANIŞM ORGAN TİC. LT


ORGANİK DÜNYA

WalMart’tan ucuZ organik gıda politikası

Wal-Mart müşterilerinin yüzde 91’i, daha ucuz olursa, organik gıda satın alacaklarını dile getirmişler. Wal-Mart da onları dinlemiş ve ucuz organik gıda politikasını hayata geçirmiş... Darısı bizim başımıza!

A

BD’li perakende zinciri Wal-Mart, organik pazarda şok dalgası yaratacak bir hareket başlatıyor. Wal-Mart, tüm ürünlerde uyguladığı düşük fiyat politikasını, şimdi de organik ürünlere yönlendiriyor. Öyle ki, organik ürünlerin fiyatları, organik olmayan ürünlerle rekabet edebilecek. Wal-Mart öncelikli olarak organik gıda şirketi Wild Oats tarafından üretilen konserve sebzeler, baharatlar ve sosları ucuz fiyata satışa sunacak. Wal-Mart yöneticileri, bu sayede, organik gıda satın almanın ayrıcalık olmaktan çıkacağını ve organik olmayan ürünlerle aynı fiyata satın alınabileceğini belirtiyorlar. Wal-Mart’ın bu kararı almasının nedeni bir araştırmaya dayanıyor. Perakende zincirinin gerçekleştirdiği ankete göre, Wal-Mart müşterilerinin yüzde 91’i, daha ucuz olursa, organik gıda satın alacağını dile getirmiş. Wal-Mart’tan yapılan açıklamaya göre, Wild Oats, ülkedeki diğer organik markalara kıyasla yüzde 25 daha ucuz fiyat veriyor. İki şirket arasında yapılan ortaklık, süt ve peynir gibi taze gıda ürünlerini kapsamıyor.

6

Haziran 2014

www.organikturkiye.com.tr

Wal-Mart’ın organik ürünlerin fiyatını düşürebilmesinin nedeni, çok büyük miktarlarda alım yapması ve aracıları ortadan kaldıran büyük bir dağıtım kanalına sahip olmasından kaynaklanıyor.

Fiyatların düşmesi etkili

Bu arada, 2012 yılında Hartman Group tarafından yapılan bir araştırma, ABD’li tüketicilerin yüzde 75’inin son üç ay içinde organik ürün kullandıklarını ortaya koyuyor. Araştırmaya göre, bu artışta, organik ürün fiyatlarındaki düşüş ve bu ürünlerin daha kolay ulaşılabilir olması etkili oluyor. Araştırmaya göre, çiftçilerin talebe cevap vermesiyle birlikte, organik gıda ürünlerinin fiyatları düşse de, tüketicinin organikten uzak durmasının temel nedeni hala organik ürünlerin, organik olmayan ürünlere kıyasla daha pahalı olması. Araştırmada, “Neden organik gıda tüketmiyorsunuz?” sorusuna verilen cevapların, çok büyük bir bölümü aynı: “Çünkü bütçemiz buna el vermiyor.” Wal-Mart’ın organikte düşük fiyat politikası, perakende sektöründe önemli bir değişimi beraberinde getirebilir.


ORGANİK GIDA

Sedef İybar sosyal medyada organik tarifler hazırlıyor…

Sedef İybar’a göre en büyük sorun:

“Hayatımız gibi

beslenmemiz de hızlı ve özensiz”

L

ezzetli, pratik ve en önemlisi sağlıklı beslenme önerileriyle dolu birbirinden keyifli televizyon programları ve yemek kitaplarıyla tanınan Sedef İybar bundan böyle sosyal medya üzerinden organik yemek tarifleri hazırlayacak. Orvital Organik Gıda’nın facebook sayfasından yayınlanacak “Sedef İybar’la Organik Tarifler” bölümünde takipçileri bilgilendirmeyi hedefleyen Sedef İybar “Ne yediğimizi bildiğimiz oranda sağlıklı beslenmeden söz edebiliriz. Önemli olan sağlıklı olanı bilmek, doğru ürünü seçebilmek ve onu tüketmek. Türk toplumu olarak az ve sağlıklı yemeği unuttuk. Hayatımız gibi beslenmemiz de hızlı ve özensiz. En acımasız davrandığımız organımız midemiz ki bu durum tüm sağlığımızı tehdit ediyor. Soframdan organik ürünleri eksik etmiyor, yemek yapmaya ve yemeğe özen gösteriyor, şeker konusunda ise hiç taviz vermiyorum” dedi.

“Eskiden tavuk ucuz bir ürün değildi ve ayda bir tavuk yerdik”

Önemli bir protein kaynağı olan tavuğun endüstriyelleşmenin bir sonucu olarak daha ucuz ve erişilebilir olmasını sağlık açısından bir tehdit olarak gören Sedef İybar “Eskiden herşey organikti ve bu denli seri üretim yoktu. Ayda bir tavuk yer ama suyuna da çorba yapmayı ihmal etmezdik. Şimdi eski lezzetleri, jölelenen tavuk sularını sadece organik ürünlerden alabiliyoruz” diyor.

Sağlımız kadar hayvan refahı da çok önemli

Tarım ilaçlarının, antibiyotikli ve GDO’lu besinlerin yer almadığı organik ürünleri tercih ettiğini vurgulayan İybar “Toplum sağlığı kadar hayvan refahı için de organik üretim çok önemli. Hayvanların doğal ortamlarında beslenip çiftleştiği sağlıklı üretim anlayışının tüm ülkemizde yayıgınlaşmasını hedeflemeliyiz. Dünyada 50’li yıllarda kurulmuş bu alanda hizmet veren Hayvan Refahı Enstitüleri var. Ancak sağlıklı bir besicilik ve çiftçilikle sağlıklı nesller yetişebilir” dedi.

“Az ve sağlıklı yemeyi öğrenmeliyiz”

Evinin bahçesinde topladığı sebzelerle doğal tüketimi destekleyen ve mümkün olduğunca herşeyin organiğini tercih eden Sedef İybar “Organik ürün alırken pahalı diye yakınıyoruz. Organik üretimle konvansiyonel üretim arasındaki farkı bilirsek bu çelişkiye düşmeyiz. Az yiyelim ama sağlıklı olsun. Türk halkı olarak bunu öğrenmemiz lazım.” Sedef İybar tarafından hazırlanan ilk organik tarif olan Tavuklu Enginar’a https://www.facebook.com/ OrvitalOrganik sayfasından erişebilirsiniz. Her ay birbirinden lezzetli tarifler verecek olan Sedef İybar’dan lezzet ipuçları alabilirsiniz. Sedef İybar’la Organik Tarifler için: https://www.facebook.com/OrvitalOrganik https://www.orvital.com.tr

www.organikturkiye.com.tr

Haziran 2014

7


ORGANİK MAGAZİN

Organik SPA deneyimi Antalya Belek'te hizmet veren Cornelia De Luxe Resort Otel ve Cornelia Diamond Golf Resort SPA; bünyesinde bulunan Crassula SPA ile konuklarına benzersiz bir doğal bakım deneyimi sunuyor. Amerikan Sjal gibi organik bakım markaları ile iş birliği yapan Crassula SPA; ekolojik yaşam stilini tercih edenlere farklı bir deneyim yaşatıyor. SPA merkezinde; tüm bakımlar tamamen kimyasallardan arındırılmış ürünler kullanılarak uygulanıyor. Ayrıca sauna, Türk hamamı ve kar odasında rahatlamak da mümkün.

8

Haziran 2014

www.organikturkiye.com.tr


ORGANİK İŞLER

Organik zeytini anlamak için Zeytin içerdiği “Oleuropein” maddesi ile uzun ve sağlıklı yaşamanın sırrını bünyesinde barındırıyor. Ama, hangi zeytin? İşte organik zeytini anlamanın yolu...

Kahvaltıların vazgeçilmezi zeytin ile ilgili pek bilinmeyen bir gerçek daha su yüzüne çıktı. Zeytin içerdiği “Oleuropein” maddesi ile uzun ve sağlıklı yaşamanın sırrını bünyesinde barındırıyor. Sağlıklı ve uzun yaşamın destekçisi olan oleuropein maddesi aynı zamanda kanserin de baş düşmanı.

Pembe ve Kırmızı Organik Boyayı nasıl elde ederiz?

Organik zeytin nasıl anlaşılır?

Uzmanlar, çağdaş üretim teknolojileri kullanılırken zeytine acımtırak tadını veren oleuropein maddesinin örselendiğini ve içerisindeki vitaminlerin zedelendiğini belirtiyor. Zeytinin sağlık sırrının acımtrak tadında olduğunu belirten uzmanlar, doğal zeytinin suya atıldığında renginin açılmaması, suyun saydamlığını bozmaması, zamanında hasad edildiğinin göstergesi olarak çekirdeğinden kolay ayrılması ve sadece kendi özyağı ile korunması gerektiğini dile getiriyorlar.

Bu organik renkleri elde etmek için pancar en iyi seçenektir. Organik pancarı kaynatarak elde eceğiniz kırmızı renk doğal ve organik bir kırmızı renk olacaktır. Pancar suyu bir çok yemeğe farklı bir aroma katmaktadır.

Alternatif olarak, aynı zamanda ahududu, nar veya herhangi bir kırmızı meyve kullanabilirsiniz. Kullandığınız bu kırmızı organik ürünlerde sadece tat değişimi olacaktır. Bu sebeple hazırlayacağınız yemeğe veya tatlıya yakışan tadı yakalamak sizin damak zevkinize bağlıdır. Bu rengi elde etmek için bir mutfak robotu veya blender ile ezerek sonrasında elek veya tülbent kullanarak renkli sıvı dışarı süzerek en yalın halde elde edebilirsiniz. Elde ettiğiniz kırmızı organik boyaya yapacağınız ürüne göre süt veya benzer bir renk açıcı kullanarak rengini de açmanız yani pembe bir renk elde etmeniz mümkündür.

www.organikturkiye.com.tr

Haziran 2014

9


ORGANİK KAPAK RÖPORTAJI

10

Haziran 2014

www.organikturkiye.com.tr


“Organiğin mesajı daha fazla neyi verdiği değil ne vermediği”

Hipp Ülke Müdürü Mustafa Karık, Organik gıdaların en önemli mesajını “daha fazla neyi verdiği değil neyi vermediği” şeklinde tanımlayarak, “Organik mama tüketen çocuğun bünyesine zararlı hiçbir şey girmiyor” diyor.

www.organikturkiye.com.tr

Haziran 2014

11


ORGANİK KAPAK RÖPORTAJI

115 yıllık köklü bir geçmişi olan Alman organik gıda firması Hipp, yaklaşık 6 yıldır Türkiye’de de bebek ve çocuklara yönelik organik gıda ürünleri sunuyor. Dünya genelinde 74 ülkede şirket ve distribütörleri bulunan ve Avrupa’da bebek mamalarında pazarın büyük çoğunluğuna sahip olan Hipp’in Türkiye yöneticisi Ülke Müdürü Mustafa Karık ve Pazarlama Müdürü Emine Arslan ile organik mamaları ve Hipp’i konuştuk. Hipp’in kuruluş hikayesini anlatan Karık, çocuklarının bazılarını yetersiz ve dengesiz beslenme nedeniyle kaybeden çiftçi bir ailenin, hem kendi çocukları hem de yakın çevreleri için daha sağlıklı gıdalar üretmesiyle Hipp’in 115 yıllık tarihinin başladığını aktarıyor. Hipp markasının organik gıda standartlarının üzerinde bir denetim mekanizmasına sahip olduğunu ve Hipp ailesinin bu konuda son derece özenli davrandığını da söyleyen Karık, şöyle devam ediyor: “Hipp’in kendi şartları AB’nin de koyduğu yasaların ve şartların daha ötesinde. Bu konuda çok titizler. Ailece hala bu işin içindeler. Kendi çiftlikleri var. Tedarikçi değiller ama bu mentaliteyi devam ettiriyorlar. Hala Claus Hipp işin içinde. Oğlunu bu işin içersine alarak kendisi de bizzat ilgileniyor. Bütün dünya üzerinde anlaşmalı çiftçiler ve çiftlikler var. Tedarikçiler çok sıkı denetleniyor. Şartlara uyum sağlamayan hiçbir hammaddenin Hipp ürünlerine girmesi mümkün değil. Bir ürün üretilene kadar 260 denetimden geçiyor ki süt ve et ürünlerinde bu denetim sayısı 600’lere çıkıyor. Bunun yürüyebilmesi için bu firmanın sadece ticari değil bu işi vizyon ve misyon sahibi olup bunun arkasında durarak yapması gerekir. Bunu başarıyorlar. Hipp dünyanın önde gelen 8 bebek maması firmasından biri. Ar-Ge ve inovasyon olarak da ilk 3’te diyebiliriz.”

12

Haziran 2014

www.organikturkiye.com.tr

Mustafa Karık çocukların anne sütünden sonra katı gıdaya geçtiği dönemde beslenmelerine yönelik dikkat edilmesi gerekenleri sıralarken, 3 yaşına kadar yani çocuğun bağışıklık sistemi gelişene kadar mümkün olduğunca katkısız ürünlerle beslenilmesi gerektiğinin altını çiziyor.

Hipp Pazarlama Müdürü Emine Arslan da denetimler konusunda AB ve Türkiye tarafından belirlenen organik ürün standartlarının yanı sıra Hipp firmasına özel olarak dünyada satıldığı bütün ülkelerin dillerine çevrilen bir Bio logosu ‘Şahsen Garanti ederim’ ifadesiyle de kullandıklarını belirterek, bu logonun AB limitlerinden daha sıkı limitlerle üretim yaptıklarının bir göstergesi olduğunu, üretimlerine ve sattıklarını ürüne güveni de açıkca belirtiyor. Arslan, Hipp olarak anlaşmalı çiftçilerle çalıştıklarını kendi denetim ekiplerinin de bu çiftçileri denetlediğini ve eğittiğini ifade ediyor.


Hipp’in AB ve Türkiye tarafından belirlenen standartların da üstünde denetim standartlarına sahip olduğunu belirten Hipp Pazarlama Müdürü Emine Arslan, ürünlerin üzerinde bu denetimleri belirten bir Bio logosu kullandıklarını söylüyor.

“ANNELER MAMALARIN TADINA BAKMAMALI” Organik mama sektörünün Türkiye’de henüz o bilinç tam olarak oturmadığı için diğer ülkelere göre daha zor olduğunun da altını çizen Mustafa Karık, annelerin mamaların tadına baktıktan sonra ya vazgeçtiğini ya da bu mamalara ek şeker, tuz ilave ettiklerini belirtiyor. Organik mamaların tadının anne babalara kötü gelse de çocukların tat alma duyularının gelişmediğinin altını çizen Karık, “İçindeki karışımdan dolayı yapılış şeklinden dolayı anne sütüne benzer bir tat olduğu söyleniyor. Ama tattan ziyade işlevselliği önemli. Anne sütüne mümkün mertebe yaklaştırmaya çalışıyoruz. Çocuğa fayda sağlayabilecek şekilde üretmeye çalışıyoruz. Bizim ilk amacımız anne sütünü artırıcı çay konusunda. Emzirebildiği kadar emzirsin anne ,olmadığı yerde mamaya başlasın. Çocuk 1.5 yaşına geldiğinde katı bir şeyler almaya başlıyor ve anne sütü kesiyor. Sonra çocukları çatalla patates yemeğini ezelim, köfteyi ekleyelim falan şeklinde besliyoruz. Yaptığımız şeyin çocuğa zarar verdiğini yeni yeni öğreniyoruz. Çocuğun aslında tat alma durumu yok. Ne verirseniz onu alıyor. Bu oturmuş olsaydı bugün bu doğum oranıyla bizim mama pazarı 200 milyon Euro civarında olmazdı. Almanya’da Fransa’da 1 milyar Euro. Almanya’da bizimkinin yarısı kadar çocuk doğuyor. 3 yaşına kadar çocuğun bağışıklık sistemi tam olarak oturana kadar elimizden geldiğince katkısız, ve çocuk beslenmesi için uygun organik ürünleri tüketsinler” diyor.

KATKI MADDELİ ÜRÜNLERİN ÇOCUKLAR ÜZERİNDE ETKİSİ Kendi kızının da bir süre önce gıdalardaki katkı maddeleri nedeniyle alerjik rahatsızlık geçirdiğini ve 1.5 yıl boyunca çok ciddi şekilde bu konuyla mücadele ettiklerini belirten Mustafa Karık, “Katkı maddeli ürünlerin çocuklar üzerinde alerjik reaksiyonlarla ilgili çok ilintili olduğu her yerde söyleniyor. Alerjik reaksiyonların büyük bir kısmı gıda katkı maddelerinden geliyor” diyor. Kendisi aynı zamanda bir gıda mühendisi olan ve katkı maddelerinin içeriğini yakından bildiğini belirten Emine Arslan da “Biz vücudumuza aldığımız herhangi bir katkı maddesini 1 kg vücut ağırlığımıza düşen birim olarak uzun sürece tolere edebiliyoruz ,

bazen hiç tolere edemiyoruz fakat bebekler ve küçük çocuklar bu katkıları hiç tolere edemiyorlar. Katkı maddeleri konusuna daha çok dikkat etmek lazım” sözleriyle uyarılarda bulunuyor.

Alerjik reaksiyonların büyük bir kısmı gıda katkı maddelerinden geliyor. KREŞ VE ANAOKULLARINDA HIPP KULLANIMI Hipp olarak asıl hedef kitlelerinin 0-3 yaş arası olduğunu belirten Emine Arslan, bağışıklığın en önemli olduğu yaş aralığının bu olduğunu belirtirken, Hipp olarak bazı anaokulu ve kreşlerde ürünlerinin kullanıldığını, anne babalarla birlikte çocukların bu ürünleri kullandığını sözlerine ekliyor. Yakın zamanda makarnalarla ilgili bir çalışma yapacaklarını kaydeden Arslan, bu noktada ticari boyut düşünmeden alışkanlık ve organik beslenme kültürü kazandırmaya yönelik çalışmalar yaptıklarını belirtiyor.

www.organikturkiye.com.tr

Haziran 2014

13


ORGANİK KAPAK RÖPORTAJI

Ürünlerimizdeki teknolojiyi artırmaya çalıştık. Daha faydalı ürünleri nasıl yapabiliriz üzerine çalıştık. Bu farkı tüketici görmeye başladı. Bizi sertifikalayan tüketicinin kendisi. ORGANİK VE DOĞAL FARKI Türk halkının ambalajlı ürünlerle ilgili çok ağzı yandığı için şu anda bir güvensizlik olduğunu da sözlerine ekleyen Mustafa Karık, çoğu zaman eğitimli insanların bile yarattığı bilgi kirliliğinin gıda sektöründe yoğunlukla yaşandığını kaydediyor. İnsanların organik gıda ile doğal gıda arasında bir fark olmadığı algısına sahip olduğunu belirten Karık, “Bu algıyı bir anda kırmaya çalışırsanız sizi yalancı, üçkağıtçı durumuna düşürüyorlar. Zamanla bu aradaki farkı anlata anlata organik gıdayı insanlara tanıtacağız” şeklinde konuşuyor. Karık, özellikle toplumu bilgilendirme amacıyla kurulan Bebek Besinleri Sanayicileri Derneği’nin (BEBESAD) de bu yönde ebeveynleri bilgilendirme ve kafalarındaki soruları yanıtlama amacıyla çalışmalarına devam ettiğini vurguluyor.

“ORGANİĞİN MESAJI DAHA FAZLA NEYİ VERDİĞİ DEĞİL NE VERMEDİĞİ” “Bahçede yetişiyorsa organiktir” algısına sahip olunduğunu ve “organik ürünlerin diğerlerinden daha besleyici olmadığı” yönünde eleştirilere de yanıt veren Mustafa Karık, şunları söylüyor: “Bizim zaten öyle bir iddiamız yok. Organik ürün daha fazla vitamin içerir diye bir iddiamız zaten yok. Organiğin mesajı daha fazla neyi verdiği değil, ne vermediği. Organik ürün aldığınız zaman

14

Haziran 2014

www.organikturkiye.com.tr

GDO’lu bir şey vermiyoruz, atık maddeler yok, kimyasallar, renklendiriciler, koruyucular, antibiyotikler yok içerisinde. Bebeğiniz Organik ürünleri aldığı zaman bünyesine dışarıdan verilmiş bu tür zararlı şeyler almamış oluyor. Besleyici değerler arasında çok fazla araştırmalar yapılmış. Ama bu değerleri kullanmıyoruz biz. Yanlış anlaşılmasın diye kullanmıyoruz. Organiğin temel amacı budur. Zararlı hiçbir şey yok. Biz bunu iddia ediyoruz, önemli olan da bu.”

“ATIŞTIRMALIKLARDA İDDİALIYIZ” Aslında Hipp’in ürün gamında her segmentte iddialı olduğunu söyleyen Mustafa Karık, Türkiye için özellikle son bir buçuk yılda lansmanını yaptıkları atıştırmalık segmentinde iddialı olduklarının altını çiziyor. Çocukların anne sütü ve mamadan sonra ara öğünde ne yiyeceği konusunun önemli olduğunu belirten Karık, bu anlamda Hipp ürünlerinin bu ihtiyacı karşılayabileceğini belirtiyor. Karık, Hipp ürünleri kullanan tüketicilerden genel olarak şikayet almadıklarının da altını çizen Karık “Biraz daha inovatif ve organik ürünleri getiriyoruz. Ürünlerimizdeki teknolojiyi artırmaya çalıştık. Daha faydalı ürünleri nasıl yapabiliriz üzerine çalıştık. Bu farkı tüketici görmeye başladı. Bizi sertifikalayan tüketicinin kendisi. Bizim ürünümüzü kullanan ebeveynler birbirlerine mutlaka tavsiye ediyorlar” diyor.


ORGANİK TARİF

SAHRAP SOYSAL

www.sahrapsoysal.com

MALZEME LİSTESİ 4 su bardağı süt 1 paket hazır süt kreması (200 ml) 1 su bardağı tozşeker 1 adet limon kabuğunun rendesi 1 paket vanilya 4 adet yumurtanın sarısı (oda sıcaklığında beklemiş olmalı) • 2 tepeleme yemek kaşığı mısır nişastası • 8-10 adet taze çilek Üzeri için; • 4 yemek kaşığı esmer tozşeker

Organik Çilekli Krem Bürüle Brule

• • • • • •

4 Kişilik Hazırlama süresi 10 dakika Pişme süresi 60 dakika

YAPILIŞI Süt, krema, vanilya, limon kabuğu ve tozşekeri orta boy bir tencereye koyup orta ısılı ateşin üzerine oturtun. Sık sık karıştırarak, şeker eriyinceye kadar ısıtın. Kaynamaya başlar başlamaz ocaktan alın ve ılık hale gelmesi için bir kenarda bekletin. Diğer taraftan, oda sıcaklığında bekleyen yumurta sarılarını derin bir kaba koyun. Üzerine mısır nişastasını ilave edip mikserin yüksek devriyle 2-3 dakika kadar çırpın. Yumurtalı karışımı ılık hale gelen sütün içine azar azar ve karıştırarak ekleyin ve orta ısılı ateşin üzerine oturtun. Tahta bir kaşıkla sürekli karıştırarak krema katılaşıp kaynayıncaya kadar pişirin. Kaynamaya başlar başlamaz ocaktan indirin. Diğer taraftan tek kişilik seramik, porselen ya da cam kalıpları yumuşamış margarinle iyice yağlayın. Kapların dibine yıkanmış çileklerden 2 ya da 3’er adet yerleştirip, pişen kremayı üzerlerine paylaştırın. Kapların üzerini alüminyum folyoyla sıkıca kapatıp sıcak su dolu fırın tepsisinin içine oturtun (tepsideki su kalıpların yarısına gelmeli) 150 dereceye ve alt-üst konuma ayarladığınız fırında en az 50-60 dakika pişirin. Kapları tepsiden çıkarıp soğumalarını bekledikten sonra buzdolabında bekletin. Servise sunmadan önce üzerlerine esmer şeker serpin. Fırın ızgarasını 200 dereceye ayarlayıp ısıtın. Krem bürüleleri fırının en üst rafına, ızgaraya en yakın konuma yerleştirin. Birkaç dakika içinde şekerler eriyip karamelize olacaktır. Hemen fırından alın ve servise sunun. Not; Aslında bu işlem pürmüz dediğimiz bir ocak ya da yakma çakmağı ile yapılır.

www.organikturkiye.com.tr

Haziran 2014

15


SAÇ BAKIMINDA İDEAL ÜRÜN: HAPPY MOMENTS ORGANİK ARGAN YAĞI Argan Yağı, Kuru ve Yıpranmış Cilt ve Saçlara Uygundur. Ayrıca Tırnak, El ve Saç Bakımında Kullanılır. İçeriğindeki zengin vitamin-E ve doymamış yağ asitleri ile kurumuş ciltleri ve kırılgan saçları nemlendirir ve güçlendirir. 

GÖZ ÇEVRESİ VE HASSAS CİLTLER İÇİN İDEAL ÜRÜN: HAPPY MOMENTS ORGANİK KAYISI ÇEKİRDEĞİ YAĞI Kayısı Çekirdeği Yağı Kuru, Yıpranmış ve Hassas Ciltler için uygundur. Ayrıca Kırışıklıklara (Göz Çevresi, Vücut) karşı etkilidir. Cilde hızlı nüfuz eder ve kolayca emilir. Zengin mineral ve vitamin (B17) içeriği ile hücre ve dokuları yeniler, nemlendirici özellik gösterir. 

ÇATLAKLARA KARŞI İDEAL ÜRÜN: HAPPY MOMENTS ORGANİK TATLI BADEM YAĞI Tatlı Badem Yağı, Bebeklerin ve Hassas Ciltlerin Bakımı için Uygundur. Ayrıca Çatlakların Önlenmesinde Kullanılır. Kirpiklere (göz ile temasından kaçınılarak) uygulandığında hacim ve dolgunluk verir. Bebeklerin cilt bakımı için uygundur. Hamilelik ve cilt çatlaklarına iyi gelir. 


www.happymoments.com.tr

KURU CİLTLER İÇİN İDEAL ÜRÜN: HAPPY MOMENTS ORGANİK ÜZÜM ÇEKİRDEĞİ YAĞI Üzüm Çekirdeği Yağı Kuvvetli Bir Antioksidandır. Ayrıca Besleyici, Nemlendirici ve Koruyucudur. İçeriğindeki antioksidanlar ile yaşlanmaya bağlı olarak ciltte meydana gelen belirtilerin ve kırışıklıkların önlenmesine yardımcı olur. 

KARMA VE YAĞLI CİLTLER İÇİN İDEAL ÜRÜN: HAPPY MOMENTS ORGANİK JOJOBA YAĞI Jojoba Yağı, Özellikle Karma ve Yağlı Cilt ve Saç Tiplerine Uygundur. Sebum Dengeleyicidir Kuru ve yıpranmış ciltleri ve saçları nemlendirerek yumuşatır ve canlandırır. Yağlı ciltlerde ise sebum salgılanmasını düzenlemeye yardımcı özelliği ile tercih edilir. 

ik Yağları, ents Organ Happy Mom a kolay %100 saftırdaha ucuz ya da dahr) e tu d ağ yok (içeriğin başka bir y a sahiptir. elde edilen Organik Sertifikasın miştir. ve Ecocert yöntemiyle elde edil Soğuk pres likleri nedeniyle, Tüm bu özelllanılabilir. güvenle ku

AŞIRI KURUMUŞ ve ÇATLAMIŞ CİLTLER İÇİN İDEAL ÜRÜN HAPPY MOMENTS ORGANİK SARI KANTARON YAĞI Hücre yenileyici özelliği ile, cildin sorunlu bölgelerinde (çatlak, yara, kaşıntı, pişik gibi) kullanılabilir. Masaj yoluyla kullanıldığında ise rahatlatıcı etki gösterir. Sarı Kantaron Yağı, Hypericum perforatum çiçeğinin zeytinyağı içerisinde maserasyonu ile elde edilir. Bu nedenle hem sarı kantaronun hem de zeytinyağının cilt üzerindeki olumlu etkilerine sahiptir.


A’dan Z’ye

organik bebek

18

Haziran 2014

www.organikturkiye.com.tr


A’dan Z’ye

organik bebek ORGANİK ÜRÜN TÜKETEN ÇOCUKLAR ÇEVRESEL TOKSİNLERDEN KORUNUYOR. Son yıllarda Türkiye’de organik tarım üretimi arttı ve böylece organik ürünler marketlerde yerini alarak hayatımızın bir parçası haline geldi. Peki, nedir bu organik ürünler? Neden bebek ve çocuklar organik ürünler ile büyümeli? İşte, tüm bu merak edilen soruları bu dosyamızda bulabilirsiniz.

www.organikturkiye.com.tr

Haziran 2014

19


A’dan Z’ye

organik bebek

3 yaşına kadar

organik

gıda tüketilmeli

Avrupa Birliğinin organik ürünler ile ilgili mevzuatına uyum sağlamak amacıyla 2004 yılında çıkarılan “Organik Tarım Kanunu” ile organik ürünler hayatımıza girmeye başladı. Bu kanun kapsamında üretilmeye başlanan organik ürünler gün geçtikçe çoğaldı ve tüketicinin ilgisini çekti.

20

Haziran 2014

www.organikturkiye.com.tr


Organik gıda nedir? Bir gıdaya organik gıda denilebilmesi için yetiştirilmesinde ve işlenmesinde, genetik mühendisliğinin, yapay ve benzeri gübrelerin, böcek ilaçlarının, yabani ot ve mantar öldürücü ilaçların, büyütme düzenleyicilerin, hormonların, antibiyotiklerin, koruyucuların, renklendiricilerin, katkı maddelerinin, kimyasal kaplama ve parlatıcı maddelerinin ve kimyasal ambalaj malzemelerinin kullanılmaması gerekir. Organik gıda maddesi; tohumundan, yetiştirildiği tarladan üretim aşamasına kadar her aşamada kontrol edilip, tamamen doğal yöntemlerle üretilmelidir.

Gıdanın organik olup olmadığını nasıl anlayabiliriz? Marketlerde raflarda bulunan ve üzerinde “%100 organik” yazan her ürün ne yazık ki istenilen koşullarda üretilmiş anlamına gelmemektedir. Bunun için organik ürün seçerken özellikle paketleri, etiketleri çok iyi bir şekilde okunmalıdır. Organik ürün üretecek olan firmanın Tarım Bakanlığı tarafından yetki almış kontrol ve sertifikasyon kuruluşlarından biriyle sözleşme yapması zorunludur. Etiketlerinin üzerinde de bu kuruluşların logoları, verdikleri sertifika numaraları ve “Tarım Bakanlığından onaylı” ibaresi bulunmalıdır. Sertifikasyon numarası bulunmayan ürün ne yazık ki organik ürün değildir.

Tüketilen organik ürünler çocukların çevresel toksinlerle karşılaşmasını engelliyor Tarım uygulamalarında sıklıkla kullanılan kimyasal ajanlar, pestisitler hem toprağı kirletmekte hem de besinin güvenilirliğini azaltmaktadır. Son yıllarda oldukça sık karşılaşılan sağlık sorunları olan kanser, kronik akciğer hastalıkları, beyin tümörleri, hiperaktivite, otizm gibi hastalıklar, doğumsal anormallikler şüphesiz ki çevresel toksinlere maruz kalınması sonucunda artmaktadır. Sağlıklı bir yaşam sürdürebilmek için çevresel toksinlere (meyve ve sebzelerden aldığımız tarım ilacı kalıntıları, hava kirliliği, su kirliliği) maruziyeti mümkün olduğunca en aza indirmemiz gerekmektedir. İnsan sağlığını olumsuz etkileyen bu etmenlerin anne sütü ile bebeğe geçiş yaptığı da bir gerçektir. O zaman sorunun en başına dönmeli ve özellikle hamilelik, emziklilik dönemi ve büyümenin son derece hızlı olduğu yaşamın ilk 3 yılını ele almalıyız. Bu dönemde tüketilmesini önerdiğimiz organik tarım ürünleri sayesinde bebeklerin çevresel toksinlerle karşılaşmasını önemli ölçüde engellemiş oluruz. Geleneksel tarımda kullanılan kimyasal ajanların çoğu vücudumuzda yağ dokusunda depolanmaktadır. Özellikle anne karnındaki bebekte ve yaşamın ilk 3 yılında, yani büyümenin ve yağ hücrelerinin yapımının hızlı olduğu bu dönemde kimyasal ajanlara maruziyet, bebeğin ileri dönemdeki sağlığını ciddi şekilde etkileyecektir. Bu sebeple sağlık için kritik dönemler olan bu dönmelerde organik gıdaların tüketimi önerilir. Bu sayede organik beslenen bebeklerimiz daha sağlıklı büyüyeceklerdir.

3 yaşına kadar olan dönemde anneler besin seçimini nasıl yapmalı? Tamamlayıcı beslenmeye geçilmiş bir bebekte sırasıyla başlanacak olan besinler yoğurt, meyve püreleri, sebze çorbaları ve yemekleri, yumurta, kuru baklagiller, etler, balıklar, peynirler ve sütlerdir. Anneler özellikle yaşamın ilk 3 yılında bebeklerine yemek hazırlamak için marketlerden ya da manavlardan alışveriş yaparken besinleri özenle seçmelidir. Meyve-sebze alırken mevsimine uygun, üzerinde organik olduğunu belli eden ibarelerin olduğu, zedelenmemiş olanlar alınmalıdır. Yine aynı şekilde kuru baklagiller, süt, pekmez, bulgur, yumurta gibi besinleri seçerken de organik olanların seçilmesi bebeğin çevresel toksinlere maruz kalmasını önemli ölçüde engelleyecektir.

Organik Oyun Hamuru Nasıl Yapılır? Evde Oyun Hamuru Yapımı – Evde Renkli Oyun Hamuru Nasıl Yapılır? – Organik Oyun Hamuru Nasıl Yapılır? Organik Oyun Hamuru Yapmak İçin Gerekli Malzemeler • 2 Çay Bardağı Un • 2 Çay Bardağı Su • 1/2 Çay Bardağı Tuz • 1 Yemek Kaşığı Sıvı Yağ • 1 Yemek Kaşığı Tartar Kremi • Gıda Boyası (İsteğe Bağlı) Organik Oyun Hamuru Yapılışı 1. İdeal boyutta bir kaba bütün malzemelerimizi ekledikten sonra hızlı hızlı yoğuruyoruz. 2. Hiçbir katılık, topalaklık kalmamasına dikkat etmemiz gerekmektedir. 3. Gıda boyasının hamurun her tarafına homojen bir şekilde dağılması için bir süre daha yoğuruyoruz. 4. Hamurumuzu kapal kaplarda muhafaza etmemiz gerekmektedir. 5. Aksi takdirde bölge bölge kurumalar olacaktır bu da hamurun şekil almasına engel olur. 6. Tartar kremi bulamadığımız takdirde bu oranlarda bir oyun hamuru için 1 Yemek Kaşığı elma sirkesi de kullanabiliriz.

www.organikturkiye.com.tr

Haziran 2014

21


A’dan Z’ye

organik bebek

Çocuğunuza ORGANiK MEYVE SUYU VERiN

Organik ürünler, uluslararası ekolojik tarım normlarına uygun olarak üretiliyor ve periyodik kontrollerle sertifikalanıyor

Y

enidoğan bebekte anne sütünden sonra başlanmasını önerdiğimiz ilk ek gıda, meyve suları oluyor. Mevsime göre öncelikli olarak elma veya şeftali suyunu annenin evde hazırlamasını öneriyoruz. Ancak annenin aldığı elmanın mahsul toplandıktan birkaç gün sonra eve gelmesi, sıkıldıktan sonra tülbentten veya süzgeçten geçirme işlemi, vitamin değerini düşürüyor. Bunun yerine organik meyve suyu tercih edilebilir. Organik meyve suyu; hormon kullanılmamış, özenle seçilmiş meyvelerden en uygun ortamda sıkılarak elde ediliyor. Hiçbir katkı maddesi eklenmeden, doğal lezzet ve faydalarıyla tüketicilere sunuluyor. Bu garantiyi üretici firma etiketinde belirtmeli ve ‘gıda kodeksi’ de bunu onaylıyor olmalı. Ürünlerin cam şişede veya kavanozda tercih edilmesi de önemli. Bazı meyve suları yüzde 100 ibaresi içeriyor, bazıları konsantre edilmiş ürünlerin sulandırılmasıyla nektar şeklinde sunuluyor. Bebeğe vereceğiniz organik meyve suyunun taze sıkılmış ve pastörize edilmiş olması gerekiyor.

22

Haziran 2014

www.organikturkiye.com.tr

Hem sizi hem doğayı koruyor

Uluslararası sertifikalı organik ürünler, çevre sağlığı için de faydalı. Çünkü organik tarımda doğaya aykırı hiçbir madde kullanılmıyor, hava ve su zararlı kimyasallarla kirletilmiyor. Bu süreçte tarım ürününün yetiştiği topraktan başlayıp, hasatta elde edilen ürüne, bu ürünün depolanmasına, ambalajlanmasına ve satılmasına kadar süre gelen zincir içinde, her halkanın uluslararası yönetmelik, normlara göre denetlenmesi gerekiyor.

DOĞRUDAN MEYVEYi SIKMAK ÖNEMLİ

Meyve suları bu şekilde daha az işleme maruz kaldığı için, mineral ve vitamin değerlerinin kaybı en aza iniyor. Meyve suyunun içindeki bazı tanecikler aslında doğrudan meyveden sıkılma işleminin bir göstergesi. Meyve yediremediğiniz çocuklarınız için organik meyve suyu iyi bir alternatif olabilir. Meyveyi çocuğa sevdirmek için meyve salataları, püreleri annelerin ilk başvurduğu ve doğru olan yollar. Ancak yine de meyve yediremiyorsanız organik meyve suyuyla çocuğunuzun aynı vitamini almasını sağlayabilirsiniz.

Kendi hallerinde büyümüyorlar

Organik tarım; üretimde kimyasal girdi kullanmadan tüketime kadar her aşaması kontrollü ve sertifikalı tarımsal üretim biçimine deniyor. Eko sistemde hatalı uygulamalar sonucu kaybolan doğal dengeyi yeniden kurmaya yönelik, insana ve çevreye dost üretim sistemlerini içeriyor. Her türlü sentetik, kimyasal ilaçlar ve gübrelerin kullanımının yasaklandığı organik tarımda ürünün kalitesinin yükseltilmesi amaçlanıyor. Tanımdan da anlaşıldığı gibi ekolojik tarım bir ürünün ekim veya dikiminden sonra hiçbir uygulama yapılmadan kendi haline terk edilmesi veya eskimiş bir işletmecilik şekline dönüş değil. Aksine geleceğin ihtiyaçlarına yönelik görüşlere dayanan, dikkat, bilgi ve özveri gerektiren tarım şekli.


Uzmanlar da Organik Mamaları Tavsiye Ediyor Bebeklerin sağlıklı beslenmesi için bebek gelişiminde uzman firmalar son yıllarda organik bebek maması ürünleri ile adından söz ettiriyor. Bütün doktor ve bebek gelişim uzmanları bu mamaları annelere öneriyor. Çünkü bu mamalar organik tarım ürünlerinden yapılmakta ve içerisinde hiçbir kimyasal içerik bulunmamaktadır. Ek gıda olarak bebeklerinize ilk altı aydan sonra güvenle verebilirsiniz. Bu mamalar yalnızca bedensel gelişimde değil zihinsel gelişimde de büyük faydalar sağlıyor. İlk kullanışta az az yani bebeğinizin ay ve yaş aralıklarına uygun ölçeklerde kullanmalısınız. Sonrasında yavaş yavaş yine bebeğinizin yaşı ile doğru orantıda artırabilirsiniz. Ürünlerin üzerinde kullanım talimatları bulunmaktadır. Bebek mamaları farklı özellikleri ve farklı ürün çeşitleri ile sunulmaktadır. Sütlü tahıllı ek gıdalar başlangıç mamaları olarak bebeğinize vermelisiniz. Hassas bağırsak ve sindirim sistemleri için yumuşak ve kolay hazmedilen bir özelliğe sahip olan tahıllı mamalarda da farklı ürün çeşitlerini bulabilirsiniz. Zaman içersinde bebeğinize meyve mamaları da verebilirsiniz.

Bebeğinize Yemek Alışkanlığı Kazandırmak İçin Kaşık Mamaları

Mandalina, şeftali, kayısı, muz, elma, havuç gibi meyvelerin birbirleri ile uyumlu olanların birleştirilerek hazırlandığı kaşık mamaları da vitamin ve mineral deposu olarak bebeğiniz için kullanmanız gereken organik bebek maması çeşitleridir. Çorba mama çeşitlerinde oldukça zengin bir menü var. Tavuk, domates, yeşil fasulye gibi faydalı organik gıdalardan bebeğinizin yerken büyük lezzet alacağı mama çeşitleri de var. Bebek mamalarının annelere yaşattığı en büyük avantajlardan birisi de gün içersinde bebeğinize yediremediğiniz birçok besin maddesinin mama ile birlikte bebeğe verilmesidir. Yani o kadar küçük bir bebeğin yeşil fasulye yemeğini normal şartlarda yemesi çok zordur. Oysaki çorba olarak hazırlanan mama çeşitleri ile bebeğinize yediremediğiniz birçok yiyeceği bebeğiniz hem de severek yiyecektir. Anneler için sağladığı bir diğer avantaj ise, kolay hazırlanabilir özellik taşımaktadır. Sütlü ve tahıllı mamalar yalnızca ılık su ile karıştırıldıktan sonra kullanıma hazır olur. Kavanoz kaşık mamaları ise kapağını açar açmaz yedirebileceğiniz kolaylıktadır. Hiçbir karıştırma ve ek bir uygulamaya gerek kalmadan bebeğinize hazırca verebilirsiniz.

www.organikturkiye.com.tr

Haziran 2014

23


A’dan Z’ye

organik bebek

Organik tekstil eğlenceli ve renkli olur Birçok insanın düşüncesinin aksine hem sertifikalı hem de eğlenceli organik tekstil ürünleri yapmak mümkün. Nasıl mı? Tabi ki Dünya’da kabul görmüş standartları çerçevesinde.

Belki uzun uzun onu anlatmak sizin için sıkıcı olabilir ama en azından GOTS Certification diye standardlar serisinin olduğunu bilmek içinizi rahatlatacaktır. GOTS açılımı ile Global Organic Textile Standard yani Tüm Dünya’da geçerli olan Organik Tekstil Standartları anlamına geliyor. Kimler Kabul ediyor bunu? Aslında dünyada bir tekstil ürününün organik olduğunu belgelendiren kuruluşların bir araya gelip belirledikleri standartlar bunlar. Üreticiler için bir standartlar listesi yayımlanıyor ve üretici üretimini yaparken bu girdilere, yapılacak işlemlere, izin verilen hammaddelere uyarak bir üretim yapıyor sonunda sertifika kuruluşu bitmiş ürünün tüm aşamalarını denetliyor ve diyor ki evet bu bir “GOTS PRODUCT” yani bu standartlar çerçevesinde üretilmiş %100 organik ürün. Bir tüketici olarak tercihinizi yaparken önce gözünüze hitap eden sonra dokunup yumuşaklığını, dikişini, kalitesini beğendiğiniz bir ürünü aynı zamanda %100 organik olduğunu öğrenseniz hoşunuza gitmez mi? Artık bu Türkiye’de mümkün.

24

Haziran 2014

www.organikturkiye.com.tr

Uzun yıllardır sadece fason üretim yapıp yurt dışına ürün gönderen firmalarvarlığını devam ettirmekle birlikte yel değirmenine karşı savaşan küçük yerli markalar da pazarda yerlerini almaya başladı. 2005 yılında temelleri atılan ve son beş yıldır markalaşıp mağazalaşan Kapbula Organik Şeyler, Kopenhag Istanbul sentezi genç marka Wakamono, iki genç tasarımcının 2007’de yarattığı BOA Studio bunlardan ilk akla gelenleri. Renkli, eğlenceli, şık, rahat , etik, sürdürülebilir, çevreci, sağlıklı bu listeyi daha da uzatmak mümkün. Organik tekstil deyince aklınıza sadece ham pamuk rengi ürünler geliyorsa yanıldığınızı söylemekten mutluluk duyuyorum. Şimdiye kadar bu markalardan birisi ile tanışmadıysanız şimdi tam sırası. Yaz koleksiyonları mağazalarda yerlerini aldı. Inanılmaz kumaşlar, harika dikişler, rahat detaylar ve capcanlı ürünler. Organik tekstil hiç bu kadar eğlenceli olmamıştı.


Organik son dönemde moda bir kavram oldu. Birçok firmada organik ile ilgili etiketler, söylemler duyuyoruz. Kapbula Organik bu söylenenlerin neresinde?

Kapbula Organik olarak biz öncelikle doğru bilgilendirmek istiyoruz. Biz kendi üretimimiz olan ürünlerde GOTS Product ürün üretiyoruz. Annelerin ihtiyaçlarını dinliyoruz. Amacımız en kaliteliyi, en rahatı, en yumuşağını, en güzelini ve bunların da en sağlıklısını yapmak. Bir anne olarak ben kendi çocuklarıma giydirmeyeceğim birşeyi üretip mağazalarıma koymuyorum.

Yani buradan şunu mu anlıyoruz aslında organik ürünler de kendi içinde farklı kalitelerde olabilir.

Elbette, normal konvansiyonel ürünlerde nasıl kaliteler oluyorsa organik pamuk ürünlerde de aynı şekilde kaliteler var. Kullandığınız pamuk, kullandığınız boya, işçilik de kalite kalite. Biz Kapbula Organik olarak ürünlerimizi üretirken kullanılabilecek en kaliteli hammaddeleri, en iyi işçiliği kullanıyoruz. Her zaman da ürünlerimizin arkasındayız.

Peki biraz daha başa dönelim. Insanlar organik deyince ne anlamalı? Ortada da bir bilgi kirliliği var. Organik kelimesinin içi boşaltıldı mı?

Maalesef kelime anlamının içini biraz boşaltıldı. O yüzden de tüketiciler organik kelimesine karşı biraz önyargılı yaklaşılıyor. Bir ürünün organik olabilmesi için mutlaka bir sertifika sürecinden geçmiş olması lazım. Siz iyi niyetli bir üreticisiniz. Organik üretim koşullarını azami yerine getiriyorsunuz ama herhangi bir sertifikasyon firması sizi denetlemiyor. Bazı hammaddelerinizi aldığınız yerlerin sertifikası yok. Sonucunda ürettiğiniz ürüne organik demeniz mümkün değil. Ama maalesef regülasyonlar eksik olduğu için pazarda organik olarak satılabiliyor.

Peki o zaman bir anne veya baba kendisi için çok kıymetli olan çocuğuna bebeğine organik bir ürün almak istiyor nasıl anlayacak bu ürün organik midir?

Aldığı markaya güvenmesi lazım öncelikle. Hiç bilmediği tanımadığı bir marka ise mutlaka sertifikasını sorgulamalı. Ürünün içinde bulunan yıkama talimatında bir numara olur, bu ana sertifika numarasıdır. Bir de LOT numarası olur bu da o parti üretimin organik olarak takip edilmesini sağlayan takip numarasıdır. Bunları gördüğü zaman ürünün organik olduğuna güvenebilir.

Yediklerimizi biraz daha anlıyorum ama acaba tekstil ürünlerinin organik olması şart mı? Bizler organikle mi büyüdük?

Bir insan günde 3 öğün yemek yiyor ama 24 saat bir tekstil ürününe temas ediyor. Cildimiz de aynı yemek yediğimiz gibi üzerine değen veya sürüleni emer ve içine alır. Bu durumda ne giydiğiniz çok önemlidir. Üzerinizdeki ürün terle veya tükürükle kimyasal reaksiyona girip boya veriyor ise o zaman üzerinde yapılan tüm kimyasal işlemlerin sonucundaki kimyasal atıklar vücudunuza geçer. Bu da mikroplar gibi bağışıklık sisteminin savaşabildiği ve direnç gösterebildiği birşey değildir. Biriktikçe vücutta rahatsızlıklara sebep olmaya başlar. Bir bebek ilk doğduğunda 16-17 saat uyur. O zaman çarşafı, yastık kılıfı, battaniyesi, nevresimi organik olmalıdır. 24 saat iç çamaşırı var üzerinde o zaman onlar organik olmalıdır. Bebeğin özellikle ilk iki yılı tenine en çok temas eden ürünleri, kozmetikleri organik olmalıdır . En hassas oldukları dönem. Yaşları büyüdükçe iç çamaşırları, pijamalar, yatak takımları organik olmalıdır. Bir de bir ürün tarladan son aşamaya kadar organik ürün olarak mı üretilmiş yoksa üretiminde kullanılan girdilerin bir kısmı mı organik ona bakmak gerekir. GOTS product olarak üretilen ürün tarladan pakete girene kadar tüm aşamaları sertifikalı olarak üretilen ürün anlamına gelir. O şekilde etiketlenen ürüne bu anlamda güvenebilirler. Bizler organik ile mi büyüdük diye sormuştunuz. Aslında neredeyse öyle büyüdük. Tarım kimyasalları son 30 yılda bu oranda arttı. Tekstilde kullanılan zararlı kimyasallar da keza son 30 yılda bu kadar çoğaldı. O yüzden de hastalıklar çoğaldı. Elimizden geldiğince günlük hayatımızda kontrol edebildiğimiz girdiler için, örneğin bebek ve çocuklarda organik tekstil ürünleri, organik içerikli kozmetikler ile, yetişkinlerde ekolojik kozmetikler, temizlik ürünleri ile hayat boyu vücutlarında birikecek olan kimyasalı belirli bir oranda azaltabilirler.

www.organikturkiye.com.tr

Haziran 2014

25


A’dan Z’ye

organik bebek

Organik bebek mobilyası alırken bunlara dikkat edin Bebekler deyince akan sular duruyor. Kendi ihtiyaçlarımızı erteleyip onlar için alışveriş yapıyoruz. Hele renkli tasarımlı ve şirin aksesuarlı mini mini bebek mobilyalarını satın almaya bayılıyoruz. Bizim çocukluğumuzda ebeveynlerimiz bebeklere çocuklara özel mobilya satan yerleri bulmakta zorlanırken, şimdiki nesil çok şanslı. Ülkemizde mobilyacılık sektörünün gelişmesi ve global ticaretin artması ile çeşit çeşit bebek mobilyasını eskisine oranla çok daha hesaplı fiyatlara bulmak mümkün.

KARYOLA Bebeğin hayatının özellikle ilk aylarında en çok zaman geçirdiği yerlerden biri karyolası. Bu nedenle karyolanın cicili bicili örtülerle süslenmesinden daha çok, güvenliğine ve ergonomik açıdan bebeğin rahat etmesine ve organik olmasına dikkat edilmeli. Karyola alırken dikkat edilecek noktalar: Karyolanın Çerçevesi Karyolanın parmaklıkları bebeğin kafasının geçmeyeceği kadar dar olmalıdır. Yatağın seviyesi bebeğin yaşına göre ayarlanabilmeli, bebek büyüdükçe aşağı indirilmelidir. Yatağın korkulukları sabit olmalı, indirilip kaldırılan türden olmamalıdır. Karyola korkulukların gevşeyerek yerinden çıkması ve bebeklerin başlarının arada sıkışması yoluyla 2000 senesinden beri en az 32 bebek ölümü yaşandığından, Amerika’da 2011 senesinin Haziran ayından itibaren korkulukları çıkarılan türden bebek karyolalarının satışı yasaklanmıştır.(1) Yatağın parmaklıklarının arasına geçirilen kenar yastıkları (bumper pad) bebeklerde boğulma tehlikesine yol açtığı için Amerikan Pediatri Akademisi tarafından artık tavsiye edilmemektedir.

YATAK Karyolanın içine konulacak yatak ile karyolanın arasında 2 parmağınızdan fazla boşluk olmamalıdır.

26

Haziran 2014

www.organikturkiye.com.tr

Boğulma riskine neden olduğu için bebeğin yatağı çok yumuşak olmamalıdır. Yatak pamuklu ya da yünlü malzeme ile doldurulmalı, yatağın üzeri PVC içeren bir malzeme ile kaplı olmamalıdır. Yine yatak kumaşı yanmaya karşı dayanıklı olmalıdır. Karyolanın Konumlandırılması Bebek karyolası kesinlikle pencere önüne konul-


mamalıdır. Küçük bebekler perdelerin kordonlarına takılarak boğulabilirken; bebek biraz büyüyünce ayaklanarak pencereden düşebilir. Bebek karyolasında bebeğin erişebileceği yere boğulma riski yaratan kordonlu bebek monitorü konulmamalıdır.

Diğer Özellikle 1 yaşından küçük bebeklerde boğulma riski yarattığı için karyolanın içine yastık, yorgan ve yumuşak oyuncaklar konulmamalıdır. Yorgan koymak yerine bebeğin yatarken sıkıca giydirilmesi önerilmektedir. Bebekler uyurken konumlarını belirlemeye yarayan özel yastıklar kullanılmamalıdır. Bu ürünler piyasada Ani Bebek Ölümü Sendromunu (SIDS) engelleme iddası ile satılmaktadır. Ancak gerçekten engelleyip engellemediğine dair yapılmış bilimsel araştırma sonuçları mevcut değildir. 1997-2010 arasında 13 bebek ölümü rapor edildiğinden Amerikan Ürün Güvenlik komisyonu bu ürünlerin kullanılmamasını önermektedir. Dönence adı verilen ve bebek karyolasının üzerine asılan oyuncaklar, bebek hareketlenip bu oyuncağa erişebilir hale geldiğinde kaldırılmalıdır. Bu oyuncakların ipleri boğulma riski yaratır.

ALT DEĞİŞTİRME ÜNİTESİ Alt değiştirme ünitesi emniyet kemeri ile bağlanıp sabitlenebilmelidir. Ünitenin kenarları kolay düşmeyi engellemek için hafifçe yükseltilmiş olmalıdır. Ünitenin yanlarında krem, bebek bezi gibi ürünlerin konacağı çekmeceler ya da cepler varsa bunlar bebeğin kolayca erişmesini engelleyecek şekilde düzenlenmiş olmalıdır.

MAMA SANDALYESİ Bebeği sandalyeye bağlamak için 5 noktalı emniyet kemeri (omuzlardan kalçadan ve bacakların arasından geçen) olmalıdır. Eğer mama sandalyesinin tekerlekleri varsa bu tekerlekler kilitlenebilmelidir. Eğer mama sandalyesi katlanabilir bir model ise açıldığında sabit bir şekilde durabilmelidir. Sandalyenin ayaklarının açısı sallanıp düşmesini engelleyecek şekilde geniş olmalıdır

DOLAP ve KÜTÜPHANELER Kütüphane ve dolap gibi eni dar ve ağır eşyalar, ayaklanan bebeğin çekip devirmesini engellemek için, duvara sabitlenmelidir.

Dolapların kapağının hızla kapanıp bebeğin parmağının sıkışmasını engellemek için kapak yavaşlatma mekanizması takılabilir.

GÜVENLİK Her türlü eşyanın kenarları ve köşeleri sivri olmamalıdır. Sivri köşeler gerekirse koruyucu malzeme ile kapatılmalıdır. Eşyaların vidaları ve birleşme yerleri sağlam olmalıdır. Bebek odasının duvarlarına ağır aynalar ağır çerçeveli resimler gibi düşme riski bulunan şeyler asılmamalıdır. İlla asılması gerekiyorsa, duvara sabitlendiğinden emin olunmalıdır. Pencerelerin bebek tarafından açılmasını engellemek için güvenlik kilidi takılmalıdır. Tüm prizler güvenlik malzemesi ile kapatılmalıdır. Elektronik eşyaların kabloları bebeğin erişiminden uzak bir şekilde tutulmalıdır. Oyuncaklar sandık gibi bir kutuda muhafaza edilmemelidir. Özellikle bebekler yürümeye başladıklarında bunların içine saklanarak boğulma tehlikesi geçirebilir. Ağır sandık kapakları sıkışma tehlikesi yaratabilir.

EŞYALARIN İÇERİĞİ Bebek eşyalarında mümkün olduğunca doğal malzemelerden yapılmış ürünler tercih edilmelidir. Bebek odasının duvarlarının boyanmasında su bazlı ve uçucu organik içeriklerin (VOC) az olduğu boyalar tercih edilmelidir. Vinil içeren duvar kağıtlarından uzak durulmalıdır. Eşyaların boyalarının kurşun içermediğinden ve toksik olmadığından emin olunmalıdır. Özellikle eski karyolalar yeniden kullanılıyorsa, boyalarında çatlak ve dökülme olup olmadığından emin olunmalıdır. Eski boyalarda kurşun bulunmakta ve bebek karyolanın kenarlarını çiğnediğinde zehirlenme riski yaratmaktadır. Eski karyola illa kullanılacaksa, boyası kazınarak toksik maddeler içermeyen yeni bir boya ile boyanmalıdır. Halılarda alerji yapan sentetik maddelerden kaçınmalı ve yer döşemesinde mümkünse halı değil ahşap malzemeler kullanılmalıdır. Formaldehyde gibi uçucu organik içeriklerin yoğun olarak bulunduğu ağaç ürünlerinden yapılmış eşyalardan kaçınılmalıdır. Mümkün olduğunca masif ahşaptan yapılmış eşyalar kullanılmalıdır.

www.organikturkiye.com.tr

Haziran 2014

27


A’dan Z’ye

organik bebek

ORGANİK BEBEK ÜRÜNLERİ

ErgoCocoon 2.5 TOG Hybrid Kundak ve Uyku Tulumu

ErgoCocoon ailesinin ödüllü üyesi. (2012 My Child excellence awards) Saf organik pamuktan maksimum yumuşaklıkta nefes alan ipliklerle üretilmiş bebek kundağımız, aynı zamanda bebeğinizin battaniye, yorgan ihtiyacını tamamen karşılıyor.

Friendly organik emzirme ürünleri temizleyici Sun Cream Yüz Güneş Kremi

Doğal bir UV filtresi olan Buriti yağı ile zenginleştirilmiş formülü ve 30 Koruma Faktörü ile güneşin zararlı etkilerine karşı yüksek koruma sağlar, güneşin sebep olduğu hasarların oluşmasını önler. Bebeklerin ve çocukların direk güneşe maruz kalmasını engelleyiniz. Çocuklara ebeveyn kontrolünde kullanınız. Paraben, fenaksietanol, silikon, GDO’lu bileşen, sentetik renklendirici, sentetik parfüm kullanılmamıştır, hayvanlar üzerinde test edilmemiştir. ECOCERT tarafından Organik Kozmetik standartlarına uygun olarak sertifikalandırılmıştır.

Bitkilerden elde edilen aktif bileşenlerden üretilmiştir. Doğal yumuşatıcı içerir. Cilde naziktir, nötr pH içerir. Alkol, klor, parfüm ve boya içermez.

Hipp Organik Elmalı Çocuk Bisküvisi

Şeker içermez. Şeker içeriği tamamen Organik elma suyu konsantresinden gelmektedir. Özel tasarımı ve lezzeti ile bebeklerin kendi başlarına yemek yemeyi öğrenmelerini hızlandırır. Organik içerikli olduğundan %100 GDO’ suzdur.

GAIA Eğlence seti

• 125 ml Vücut Şampuanı • 125 ml Saç Şampuanı • %100 pamuk temizleyici bez • Şirin oyuncak ördek içermektedir. GAIA Doğal Bebek Ürünleri paraben, glikol, sülfat, petrokimyasal, parfüm, mineral yağ ve hayvansal maddeler içermez.

28

Haziran 2014

www.organikturkiye.com.tr


TAÇ ORGANİK BEBEK NEVRESİMLERİ İLE, TÜM BEBEKLERE TATLI UYKULAR! TAÇ’ın %100 doğal lifli pamuklarla yaratılan ve birbirinden sevimli desenlere sahip bebek nevresimleri ile, bebekler rahat ve deliksiz bir uyku uyuyor. Farklı desen ve renk çeşitleriyle bebeğinizin odasına neşe katan TAÇ Happy Baby, TAÇ Sweet Home ve TAÇ Truck bebek nevresim takımları, %100 organik pamuk dokuma özelliği ile de yumuşacık ve bebeğinizin teniyle uyumlu… TAÇ Happy Baby, TAÇ Sweet Home ve TAÇ Truck bebek nevresim takımlarının satış fiyatı ise 70 TL.

LEZZETTE KALİTENİN DAMGASI “ITQI ÜSTÜN LEZZET ÖDÜLÜ” NAR GOURMET’İN! Nar Gourmet’in tamamen doğal ve geleneksel yöntemlerle ürettiği Portakal Kabuğu Reçeli, International Taste& Quality Institute (ITQI)’un Brüksel’de gerçekleştirdiği bu seneki tadım organizasyonunda Michelin ödüllü şef ve sömeliyelerden oluşan kanaat liderleri tarafından koku, yapı, tad, görünüm gibi kriterler dikkate alınarak duyusal analizler çerçevesinde değerlendirildi ve 2014 ÜSTÜN LEZZET ÖDÜLÜ ne layık bulundu. iTQi jürisi 15 farklı milletten oluşup, Fransa’nın the Maîtres Cuisiniers ve the Académie Culinaire, the Academy of Culinary Arts, Euro-Toques, the Federazione Italiana Cuochi, the Jeunes Restaurateurs d’Europe, the Associaciones des Cocineros de España, the World Master Chefs Society, the Verband der Köche Deutschlands ve içecekler için the Association de la Sommellerie Internationale (ASI) gibi, Avrupa’nın en prestijli aşçılık ve içecek derneklerinin üyelerini kapsamaktadır. Tam mevsiminde, Mersin’den elle toplanan Yafa portakalının kendine has kalın kabuğunun özenle işlenerek, sadece beyaz pancar şekeriyle kaynatılmasıyla hazırlanan Nar Gourmet Portakal Kabuğu Reçeli, hem kahvaltı sofralarınıza; hem de dondurma, kaymak ve sütlü tatlılarla birlikte hayatınıza “üstün lezzet” katacak!

RENGARENK TULUMLAR MİS KOKAN ŞAMPUANLAR ÜSTELİK HEPSİ DE DOĞAL Hiç kuşkusuz her anne için bebeği dünyadaki en değerli varlıktır. Dolayısıyla da bebeğin cildine değecek her türlü ürünün de en az bebeği kadar saf ve doğal olmasına özen gösterir. www.dogaevinizde.com bebeğini büyük bir özenle büyüten annelerin imdadına yetişiyor, onlar için büyük kolaylık sağlıyor. Yüzde 100 organik ege pamuğundan tümüyle doğa dostu teknikler kullanılarak üretilen her türlü bebek kıyafetine tek tıkla ulaşmak mümkün. Tulumdan şapkaya, eldivenden bornoza kadar bebeğinizin ihtiyacı olan her türlü kıyafete www.dogaevinizde.com’dan ulaşıp, kolaylıkla sipariş verebilirsiniz. Organik pamuktan özel olarak üretilen bu kıyafetler hiçbir zararlı kimyasal içermiyor. Bu sayede bebeğinizi olası cilt hassasiyetleri ve alerjik reaksiyonlardan da koruyor. Her türlü doğal ürünün bulunduğu www. dogaevinizde.com‘dan ayrıca bebeğinize özel vücut ve pişik kremlerine, şampuanlara, bebe yağlarına da kolaylıkla ulaşabilirsiniz.

www.organikturkiye.com.tr

Haziran 2014

29


ORGANİK TARİF & RÖPORTAJ

FOTOĞRAF: Kemal Uslu

“OyuncakçI” desem eksik kalacak. O kendisini “ahşap oyuncağı ve oyunu tanıtmaya çalışan bir gönüllü” olarak ifade ediyor. Oyuncak da demediği gibi. Çünkü tüm bunlar “toys=oyuncak değil tools = araçlar . Bazen biz oyuncak oluruz, bazen bir dal” diyor. Çünkü her oyununu bir hikaye ile anlatıyor. Oynamayı öğretiyor. Kendi de oynuyor . Anneleri de oyuna dahil ediyor. O ahşap oyuncak sevdalısı. Bostancı’da GEL OYNA atölyesinin kurucusu. T-İstasyonunun mimarı. Hayatı ve işini bir oyun gibi gören ve tutkuyla yapan şahane bir kadın. Bu buluşmaya sebep olan oğluma ne kadar teşekkür etsem az. Oyunu eğitimle ve doğayla buluşturan “Gel Oyna” dünyasını ve bu yolculukta uğradığımız T-İstasyonunu konuştuk sizler için. 30

Haziran 2014

www.organikturkiye.com.tr


Bir ahşap oyuncağı plastik oyuncaktan ayıran en büyük farkları hangi noktalarda? Plastik oyuncak üretirken kalıplar yapmanız gerekiyor, yüksek maliyetli, ona göre teknolojinizin, düzeninizin olması gerekiyor, bunun için yüksek sermaye lazım. Ve üretilen ürünler birbirine çok benzer ürünler oluyor. Çeşide girilemiyor. Ahşap oyuncak çocuk için sağlıklıdır, çocuk soyut somut ilişkisini kurar, yani ağacı, dalı, insan elinde şekillendiğini görür, sonra elinde oyuncağa dönüşür, ve halen bitmemiş bir ürün olabilir, her zaman için ben de boyayabilirim, ben de tamir edebilirim, farklı şekillerde kullanırım hissi verir. Ayrıca ahşap oyuncakta kolay kolay bakteri üremez, onun için dezenfekte etmek vs. gerekmez. Ebat ile ağırlık orantılıdır. Dolayısıyla çocuk bir elinde ikili lego bir elinde tekli plastik oyuncak tutunca aradaki ağırlık farkı çok azdır. Oysa tahta oyuncakta bu böyle değil. Yani çocukta suni bir malzemeyi "ilişkilendirmek" güç oluyor plastikte, elektronikte. "öğrenmek ilişkilendirmek olmalıdır" diyorum ben, tahta oyuncak bunun için çok güzel bir araç ve hayal gücünüzü de genişletiyor, aynı zamanda estetik, güzel bir obje olarak da muhafaza edebiliyorsunuz.

Yetişkinler T-istasyonunda çocukluk mesleklerine geri dönüyorlar, oynuyorlar, onlar için de uygun oyun ve aktivitelerle, bir akıl takıl oyunuyla yetişkin ve çocuk çok farklı şekilde oynuyor. Yetişkinler “mış” gibi yapmadıkları, yani kendileri için oynadıkları için, çocuk da bundan olumlu etkileniyor.

Bu yüzden diyoruz ki “biz de yetişkinlerin oynamaması yasaktır”

Tohum, toprak. Tree , tahta, testere, torna, taş, toprak, tuğla, tel, teneke...tarihten günümüze oyunlar oyuncaklarla (toys) birleşiyor., tasarlanıyor topluca. Top, topaç, tekerlek, tren, tangram oluyor,...tonlar , tınılar eşlik ediyor, tanışıyoruz, tanıyoruz T-istasyonunda , temas ediyoruz doğalla, doğallıkla, birlikte..Tek başına, topluca.... Takılın bize...Kimi zaman sadece tuşlara tıklayarak, kimi zaman katılarak oyuna, aramıza...

Ebeveynlere ve öğretmenlere ahşap oyuncak seçiminde neyi tavsiye edersiniz? Tabii ki önce bize gelin diyorum, ama biz aynı zamanda anne-babalara ve herşeyden önce öğretmenlere toplu seminer ve atölye çalışmaları düzenliyoruz. Bu çalışmalarda oynuyoruz, yapıyoruz, öğreniyoruz, yani interaktif çalışmalar. Zaten Bostancı'daki Gel Oyna da bir interaktif müze gibi, biz göstermesek siz keşfediyorsunuz. Anne-çocuk grupları yaptığımızda hem çocuklar önce tahta oyuncakları kurcalıyorlar, hem de anneler, daha sonra geçiyoruz atölye çalışmalarına. Bunun dışında ben fazla renkli, cilalı oyuncaklar yerine en sade olanlarını tercih etmelerini tavsiye ediyorum. Geometrik parçalar, az desen. Üç ana unsur var oyuncak tasarımında: çocuğu harekete sevk etmesi, konuşmaya sevk etmesi ve tabii keyif vermesi, düşünmek, zihni çalıştırmak zaten bütün bunların içinde var. Bir de uzun vadeli düşünülmesi gerekir, çocuk uzun vadeli düşünemez, en renkli, en hareketli, en sesliyi tercih eder ona bıraktığınızda, dolayısıyla oyuncakları kendiniz seçeceksiniz, ama örneğin seçmiş olduğunuz üç oyuncaktan onun bir tanesini seçmesine imkan vereceksiniz.

Gel Oyna uygulaması ve T-İstasyonundan biraz bahseder misiniz? Çocuklar T lerle öğreniyorlar. Takip ediyorlar, dokunuyorlar (touch) tutuyorlar, test ediyorlar, taklit ediyorlar, tekrar ediyorlar. Ritim ve tekrar öğrenme sürecinin de, yaşamın da içinde, tüm duyuların, doğadaki çeşitliğin birlikteliği ile. Öğrenilen yetişkinlerde de farkındalığı sağlıyor. Topluca hareket etmeyi, tek başına çalışıp, yaratıcı çözümler bulmayı ve iyiye, güzele takılmayı oyunla deneyimliyoruz birlikte, ve yaptığımızın toplumsal faydasını da hissediyoruz.

Oyunlarınızdan da örnek verelim istiyorum. Soma kübü? Ya topaçlar? ŞŞ-Soma küp bizim temel oyunumuz, "yaşam dönüşümdür" oyunu takmıştım adını ve Oyun sanat ve zanaat derneğinin oyunu, derneğimizi, oyuna, hayata bakış açımızı anlatıyorum bu oyunla. 7 parçadan ve toplam 27 küpten oluşuyor, ve çok farklı şekiller yapıyorsunuz ve her yaş grubu oynuyor, ama oynama şekli farklı. Ben işin öznesine bu oyunu ve oynama şekillerini, bu oyundan kazanımı anlatmayı ve tabii oynatmayı oturtuyorum. Dolayısıyla oyuncağı değil sadece küp de satın alabilirsiniz, veya kestirebilirsiniz, yapıştırıp kendiniz boyabilirisiniz. Çocuk yapıştırılırken görür, ve böylece soyut somut ilişkisini kurar. Bir elinizde üçlü küp, diğer elinizde 4lü küp, tahta olduğu için aradaki ağırlık farkını hissedersiniz, ama plastikte bu mümkün değil, yani ilişkilendirmek zor oluyor. Ayrıca tahta renkli olmadığı için oyunun içinde çocuğun gözünde türlü türlü şekillere, renklere bürünüyor her bir parçası ile, ve yine renkli olmadığı için renklerle değil şekillerin özellikleri ile hafızamızda tutmaya çalışıyoruz, bir de elimizdeki tek bir parçayı bile oyuncak olarak kullanbiliyoruz. Bu oyunla farklı yaş grupları oynuyor, yetişkin ve çocuk ama oynama şekli farklı, 600 ün üzerinde anlamlı şekil yapılıyor 7 parça ile, Bu oyunun fiyatı başka firmalar tarafından internetten örneğin"sihirli küpler" adı altında 50,- TL ye satılabiliyor. Tabii tahta oyuncağın estetiği

www.organikturkiye.com.tr

Haziran 2014

31


de çok önemli, fakat önemli olan oyunu tanımak, bilmek, sonuçta kendiniz de bu ve bu gibi oyunları üretebilirsiniz, fakir- zengin herkes kullanabilir. Bu oyunla olsun diğer bazı başka oyunlarda da olsun, örneğin tahta küplerden, daha doğrusu tahta parçalarından nasıl faydalanılacağını gösteriyorum. Bireysel ve toplumsal fayda.. Topaç 5000 yıllık bir oyuncak, biz elimizdeki çocukların da elini kesmeyen aletlerle topaç üretebiliyoruz, torna yapabiliyor çocuklar. Tahta insan elinde şekilleniyor, fakat odun olarak kullanılıp yakılıyor da, testere kullanıyorsun, bıçak, çakı kullanıyorsun şekillendirmek için, ama tahtayı yuvarlak hale getirmek için (tam orantılı) makine devreye giriyor, yani torna, yüksek devinimle çalışıyor ki şekil verebilelim, Topacın çocuğun her gelişim evresinde motorik, sanatsal, sosyal beceriler gibi birçok faydası var. Ben ahşap oyuncakçı, tasarımcı bir Alman arkadaşıma hediye ettiğim topacı, kendi ahşap oyuncak dükkanında yetişkin ürünleri arasına koymuştu. O da benim gibi beğendiği, ama satmadığı ürünleri de bulunurdu dükkanında, çünkü ondan bir tane vardır. ve onu mümkün olduğu kadar çok kişinin görmesi, dokunması ve oynaması önemlidir. Tahta oyuncak öyle bir şey, sadece bir tane de yapabiliyorsunuz.

Yaz aylarında vazgeçemediğimiz dondurmanın en masum hali , özellikle de çocuklar için güvenli bir alternatif sağlıyor. Üstelik sadece dakikalar içinde hazırlamak mümkün.

Malzemeler: Buzlukta 1 gece önceden dondurulmuş, 3 adet olgun muz ve 8-10 adet kadar temizlenmiş çilek Yarım avokado 2 çorba kaşığı badem sütü İstenirse yarım vanilya çubuğu Çekilmiş badem,ceviz ,fındık vs Üzerine hindistan cevizi rendesi

Yapılışı: Tüm malzemeler yüksek hızda rondodan geçirilir. Direkt servis edilir. Afiyet Olsun

Nerelerde varsınız? Tüm iletişim bilgilerizi alabilir miyiz? Uzun süre Meydan AVM/Ümraniye'de idik. Artık Bostancı'daki adresimizdeyiz, arkada atölyemiz var ve apartmanın bahçesi, yani hem dışarıda hem içerideyiz. Bir interaktif oyun, oyuncak alanı aynı zamanda burası. Bostaniçi sok. no.4 a. Aynı zamanda gezginiz. farklı yerlerde, okullarda, AVM etkinliklerinde, firmaların etkinliklerinde ve tabii ekolojik pazarlarda bulunabiliyoruz. www.t-istasyonu.geloyna.blogspot.com.tr den kayıt yaptırırlarsa e-bültene geçiş yaptık, ilgililere gönderip, çalışmalarımızdan haberdar edebiliriz. Aynı zamanda eğitimle, felsefeyle, pedagoji ve tabii ahşap oyuncakla ilgili yazılar, linkler var bloğumuzda. telefonumuz 0216/363 3844 ayrıca web üzerinden de satış yapıyoruz. www.ahsapoyuncak.web.tr

Bebek ve çocuk ürünlerini konu aldığımız bu sayımızda bizimle birlikte olduğunuz için teşekkür ederiz. Tüm ekibe desteğinizden ötürü kendim ve sektör adına ben teşekkür ederim.

32

Haziran 2014

www.organikturkiye.com.tr


İÇ DÜNYAMIZ

Fatma Taş

Aile Danışmanı • ilgi.danismanlik@gmail.com

Çocuk yetiştirmede sevgi

V

, ar oluşumuzun ve gelişimimizin ilk dönemleri anne karnında başlayarak aile ortamında devam eder. Daha sonra okulla pekiştirilen bir süreçtir. Anne karnından bu dönemlere kadar yaşanılan alınan eğitim çok önemlidir. Neden? Çocukluk döneminde bize verilen olumlu ve olumsuz yaşamın etkisi bir ömür boyu etkiler. Hatta atalarımız olayı yüz yıllar önce çözmüş “yedisinde ne ise yetmişinde odur” demişlerdir. Anne –baba adayının öncelikle çocuğu dünyaya getirmeleri hazır olmaları gerekiyor. Zihinsel ve bedensel olarak hazırız diyebilmelidirler. Sonra olacakları anne babalık rollerinin kabul etmelidirler. Anne –baba olmaya karar verdiklerinde, çocuklarını nasıl yetiştirecekleri ve eğiteceklerinin planlarını yapmaları gereklidir. Anne karnında bulunan bebeğin en önemli ihtiyaçların birisi ruhsal ihtiyacıdır. Konuşulmak, sevildiğini ve beklenildiğini hissettirmektir. Bu bağlamda bilinçli hareket ederek bebek dünyaya geldiğinden itibaren bir insan, bir kimlik olarak işlem görmesi gerekiyor. Çocuk gelişiminde 2 yaşına kadar olan döneme oral dönem denilmektedir. Bu dönem bir çocuk için hayatındaki en önemli süreçtir. Çünkü beyin gelişiminin en hızlı gelişim gösterdiği dönemdir. Anne bebeğini emzirirken, iş yaparken özel zaman ayırarak onunla ilgilenmeli, göz teması kurarak onunla konuşmalıdır. Bu dönemde çocuğun en büyük ihtiyacı SEVGİ dir. 2–3 yaş aralığına ise anal dönem diyoruz. Bu dönemde tuvalet terbiyesi uygularken çok önemli nokta, ona sevgiyle yaklaşmak ve anlatmak gerekiyor. Çocuk kaslarını kullanmaya başladığında zaten tuvalet ihtiyacını söyleyecektir. Bu dönemde kesinlikle baskı yapılmaması gereklidir. Aksi halde çocuk ileride mükemmeliyetçi, titiz ve aşağılık kompleksine sahip olacaktır. Çocuk babadan yeterlilik ve değerlilik, anneden özgüveni alarak büyür. Bu dönemde “HAYIR” kelimesini öğrenir ve kullanır. Kendi doğrularını yapmaya başlar. 3-6 yaş dönemine odipal dönem adı verilir. Bu dönem çocuğun cinselliğini keşfettiği dönemdir. Bu dönemde anne ve babanın,

çocuğun hayatında cinsel kimliğini tam alması için çok dikkatli olmaları gereklidir. Çocuk kendi keşfine başlar, sosyal iletişimler kurar, yeteneklerini geliştirir ve cinsel kimliliğinin farkına varır. Neden? Niçin? Nasıl? Sorularını en çok sorulduğu dönemdir. Anne-babasının tüm sorulara özenli bir şeklide cevap vermesi gereklidir. Özellikle cinsel soruların çocuğun yaşına uygun cevaplanması gereklidir. Bu dönemde sosyal iletişim kurmada zorlanıyorsa, ileride iletişim zorluğu, sosyal fobi, kendini ifade edememe, topluluk içinde zorlanma, yetersizlik duygusu, tek konuya veya işe odaklanamama, cinsel sorunlar oluşabilir. 6-12 yaş dönemine gizil dönem adı verilir. Bu dönemde çocuğun araştırma, yorumlama, kavrama ve algılama yetilerine destek verilmesi gereklidir. “Ben” duygusu benlik ve beynin bilinçaltından çıkıp akıllı beyne geçtiği dönemdir. Ben yaparım, benim duygusu, sahiplenme, yeteneklerine yönelme, kitap okuma ve sosyalleşmede daha rahat olma, düşüncelerini ifade etme bu dönemde pekiştirilir. Çocuğa destek verirken özendirerek, örnek yaparak yönlendirilir. Anne babadan sevgiyi sınırsız alarak “koşulsuz sevgiyi” öğreniyor. Çocukların etiketlenmemesi, örnek “aptal” “tembel” gibi sözcüklerin kullanılmaması gerekir. Hobilerine destek verilmesi ve yönlendirilmesi, yaratılış kabiliyetinin ortaya çıkarılması gereklidir. Ailelerin çocuklarını bilinçli yetiştirmeleri dileği ile. Sevgide kalın.


ANALİZ

organik büyüme 63 milyar dolarlık

GDO’lu ürünlere tepki her geçen gün artıyor. Tüketicinin doğal ürünlere ulaşma ve tüketme talebi üreticileri organik tarıma yöneltiyor. Dünyada organik tarım pazarı 63 milyar doları aştı

T

ürkiye’de son günlerde GDO’lu ürün tartışmaları yeniden alevlenirken, kamuoyunun organik tarım ürünlerine ilgisi de her geçen gün artıyor. Tüketicinin sadece Türkiye’de değil tüm dünyada doğal ürünlere ulaşma ve tüketme talebi üreticileri de organik tarıma yöneltiyor. Bloomberg ve Organik Tarım Hareketleri Uluslararası Federasyonu (IFOAM) tarafından 165 ülke arasında gerçekleştirilen organik tarım araştırmasına göre Türkiye, en fazla organik tarım arazisine sahip 14’üncü ülke konumunda. Dünyada yaklaşık 1.8 milyon üretici toplam 37.2 milyon hektar alanda organik tarımsal üretim gerçekleştiriyor.

34

Haziran 2014

www.organikturkiye.com.tr

Arılık için sertifikalandırılan alanlar, doğadan toplama yapılan tarım dışı 32,5 milyon hektarlık organik alan da işin içine katıldığında, organik tarım alanlarının büyüklüğü toplam 70 milyon hektara ulaşıyor. En büyük organik tarımsal üretim alanına sahip olan ülke ise 12 milyon hektar ile Avustralya. Avustralya’nın sahip olduğu toplam tarımsal arazisinde organik tarımsal alanın payı ise yüzde 2.93. Ülkede organik tarımla uğraşan çiftçi/çiftlik sayısı 2 bin 129. Organik tarımsal üretim arazisinde Avustralya’yı Arjantin, ABD ve Çin izliyor. Söz konusu alanda ülke, organik tarım arazileri ve üretici sayılarına yönelik detaylı verileri aşağıdaki tabloda özetledik.


İşte bu haliyle Türkiye, organik tarımsal üretim alanında dünyada 14. sırada yer alıyor. Raporlara göre organik pazarda Türkiye’nin yaklaşık 350 milyon dolarlık bir paya sahip olduğu tahmin ediliyor. Aslında Türkiye gerek toprak ve tohum zenginliği, gerek su kaynakları, gerekse iklimsel çeşitlilik nedeniyle çok daha büyük bir potansiyele sahip. Türkiye’de organik tarımda öne çıkan bölge ise Doğu Anadolu. Ardından Ege, Güneydoğu Anadolu, İç Anadolu, Karadeniz, Akdeniz ve Marmara Bölgeleri geliyor. Her ne kadar organik tarımsal alanların toplam tarımsal arazideki payı küçük gibi gözükse de bu trend hem dünyada hem de Türkiye özelinde her geçen gün artıyor.

GDO’lu üretime tepki var Özellikle genetiği değiştirilmiş organizmaya her geçen gün tepkinin arttığı bir ortamda organik tarımsal üretimdeki büyümeyi ve gelişmeyi çok önemsiyoruz. Dünyada, 1999-2011 yılları arasında organik pazar büyüklüğü dolar cinsinden yıllık ortalama yüzde 12,5 büyüdü. Dünyada, 1999 yılında 15 milyar dolar olan organik pazar büyüklüğü, 2011 yılına kadar 4 katından fazla artarak 63 milyar dolara çıktı. Söz konusu pazarın 29 milyar doları ABD, 9 milyar doları Almanya, 5 milyar doları da Fransa’ya ait durumda. GDO’lu üretim ve tüketim konusunda ilk sıralarda yer alan ABD’nin organik pazarda da ilk sırada yer alması ise dikkat çekici.

Organik tüketiminde İsviçre ilk sırada

Gelelim Türkiye’ye.... Bloomberg ve IFOAM’ın kamu, özel sektör ve organik sertifikası veren kuruluşlardan elde ettiği verilere göre Türkiye’de organik tarımsal arazi yaklaşık 524 bin hektar. Türkiye’nin sahip olduğu toplam tarımsal arazide organik tarımsal alanın payı ise yüzde 2.16 civarında.

Türkiye’de 57 bini aşkın üretici organik tarım yapıyor Verilere göre Türkiye’de organik tarımla uğraşan çiftçi/ çiftlik sayısı ise 57 bin 259 olarak gözüküyor.

Verilere göre tarım alanlarının yüzde 5’inden fazlasını organik tarıma ayıran ülke sayısı 25’e ulaşıyor. Kişi başı organik gıda tüketiminde İsviçre 250 dolarla birinci sırada yer alıyor. İsvçire’yi 226 dolarla Danimarka, 187 dolarla Lüksemburg takip ediyor. GDO kuşatmasındaki küresel tarım sektöründe organik gıda tüketiminin dünya ortalaması ise kişi başına 9 dolar olarak dikkat çekiyor. Bu da üzerinde düşünülmesi gereken başka bir nokta...

Organik tarımda temel amaç, doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımı ve tüketicilerin güvenilir gıdaya ulaşımını sağlamak. Umarım bu trend GDO’ya karşı her geçen gün bilinçlenen kamuoyu desteği ile ivme kazanmaya devam eder... www.organikturkiye.com.tr

Haziran 2014

35


RÖPORTAJ

“HER KESİM

ORGANİK ÜRÜN ALABİLSİN İSTİYORUZ”

Daha fazla insanın organik ürünler tüketebilmesi için fiyatlarını mümkün mertebe düşük tuttuklarını ve daimi müşterilerine özel indirimler sağladıklarını belirten Olivmare sahibi Funda Göker, öncelikle tüketicilere güven duygusunu aşıladıklarını kaydediyor.

36

Haziran 2014

www.organikturkiye.com.tr


2 çocuklu bir ev hanımı iken İstanbul’da bir gıda marketi açan ve organik ürünler dünyasıyla tanışan Olivmare sahibi Funda Göker, organik ürün pazarındaki birçok isim gibi çocuklarına ve ailesine sağlıklı gıdalar tükettirmek için çıktığı yolculukta organik ürünlerle tanışmış. İlk etapta sadece zeytinyağı ve sabun satışı ile butik bir mağaza açmayı hedefleyen Göker, Olivmare’in zamanla müşterilerin de isteği ile bir markete dönüştüğünü kaydediyor. Nişantaşı’nda bulunan mağazanın yanı sıra online satış sistemiyle de müşterilerine ulaştıklarını sözlerine ekleyen Göker, “Özellikle yurt dışından çok aranıyoruz. Bizim konseptimiz yurt dışındaki mağaza konseptlerine çok benziyor. Fransızlar başta olmak üzere çok sayıda yabancı müşterimiz var” diyor.

“Müşterilerimizin özel günlerini atlamıyoruz” Ticari bir anlayışın da ötesinde kendisini bir nevi ev sahibi gibi düşünen ve müşterilerine de bu şekilde yaklaşan Funda Göker, müşterileriyle de çok yakın ilişkiler kurmuş. Kendisinden alışveriş yapan müşterilerin iletişim bilgilerini aldıklarını belirten Göker, “Buraya kaydolan müşterilerimize yüzde 5 veya yüzde 10 oranında indirimler yapıyoruz. Sürekli müşterilerimize özel indirimler oluyor. Özel günlerinde hediyeler gönderiyoruz. Ürünlerimizden oluşan sepetler gönderiyoruz. Genç ve erkek müşterilerimiz çok fazla. Özellikle öğrencilere indirim yapıyoruz, broşürle gelenlere yüzde 10 indirim sağlıyoruz. Daha çok insan bu ürünlerden faydalanabilsin istiyoruz. Benim bu yaklaşımımı bilen müşterilerim de bu amaca destek olmaya çalışıyorlar. Bilinç düzeyinin kesinlikle yükselmesi gerekiyor. Buraya gelen çok iyi nitelikli insanlarla karşılaştık. Sırf organik tarıma destek olan bir müşterimiz vardı. Fiyat düşsün herkes bunları yiyebilsin diye. İnsanlarda bu bilincin oluşmuş olması çok sevindirici” şeklinde konuşuyor.

“Mutfak yönetimi desteği veriyoruz”

Organik ürün satışının yanında müşterilere mutfak yönetimi konusunda da destek verdiğini sözlerine ekleyen Göker, “Bir haftada ne kadar protein alınacak. Sebze ne olacak. En uygun menü sizin için ne olabilir onları ayarlayıp sunuyo“Müşteri ne zaman isterse ruz. Mutfak yönetiminin dönüşü çok iyi Dükkanın ürün o zaman teslim maskotu Safiş oluyor” diyor. Bilinçli ve sağlıklı bir gıda edeliyor” tüketiminin önemine de değinen Göker, “Bedenimizin bir çöplük olmadığını biliyorum Bazı organik ürünlerin hemen her markette artık. Az yememiz gerektiğini biliyorum. Eskiden insanların karşısına çıkabildiğini ve çok fazla fason çadolabı doldurup sonra evdekilere bozulmasın yiyin diye lışıldığını kaydeden Funda Göker, Olivmare olarak her yerde ısrar ederdim. Organikte öyle değil sayıyla alıyorsunuz. olmayan, az üretilen ürünlerin satışını yaptıklarını söylüyor. Daha da sağlıklı besleniyoruz” diyor. Üretici ya da tedarikçi firmalarla birebir iletişim içinde olduklarını da sözlerine ekleyen Göker şöyle devam ediyor: Organik ürün satışının ciddi bir sorumluluk gerektiğini de kaydeden Göker, “Organikte o kadar büyük bir vicdanı “Müşterilerimizin bizi tercih etme nedenlerinin başında sorumluluk var ki ama ticari beklentiyi ön plana çıkartırbana göre memnuniyet konusunda geri dönüş istememiz sanız vicdan falan kalmaz. Bizim burada organik olmayan geliyor. Bir ürünü satıp bırakmıyoruz. Müşterinin o üründen memnun kalıp kalmadığını muhakkak takip ediyoruz bir iki ürün var onların da bilgisini veriyoruz. İçerisinde ve geri dönüşleri ısrarla istiyoruz. Ben de internetten sıknelerin olduğunu söylüyoruz. Bir de müşterilerden yöresel lıkla alışveriş yapıyorum. Ürünün kargo teslimi bu konuda ürün talebi geliyor. Bunu da rastgele koyamıyoruz. Hiçbir ciddi bir sıkıntıdır. Evde olmayabilirsiniz mesela. Biz bunu sertifika yok sonuçta. O yüzden güvenilir üreticileri bulortadan kaldırıyoruz. Müşterimiz hangi saatte hangi gün maya çalışıyoruz. Yakında yöresel ürün satışı da yapacağız” uygunsa ürünü o zaman teslim ediyoruz.” şeklinde konuşuyor.

www.organikturkiye.com.tr

Haziran 2014

37


ORGANİK BESLENMEK BEDEN İÇİN SAĞLIK VE HÜRRİYETTİR

Rahmi Aydın

Ralila Gıda Yön. Kur. Başkanı Organik Güvenilir Gıda Üreticileri Federasyonu Başkanı

Neden organik tüketmeli?

B

azen yaptığımız işlerin nedenini bilmeden sadece etrafımızda bazıları yapıyor diye yapabiliyoruz, Beslenme konusunda da herhangi bir sorgulamaya ihtiyaç duymadan başkalarını örnek alarak tüketmeye devam ederiz, bu hareketin doğru olduğunu söylemek yanlış olur, çünkü onun yediğinin, bizim içinde yene bilir olduğunu göstermez. Yemek yeme mantığı ile tükettiğimiz birçok ürün günümüzde, obezliğin sebepleri arasında görüne biliyor, obez olan kişilerin yediklerinden dolayı vücutlarına verdikleri zahmet o kadar fazla ki, sonunda mutlaka eziyet çekeceği zamanlar gelecektir, ama bunları ya düşünmeden ya da boş vererek, tükettikleri ürünleri onlar tüketiyor diye tüketmemiz yanlıştır. Son dönemlerde dünyada gelişen obezliğin sebeplerinden bir tanesi tüketilen ürünlerin, bilerek değil başkası tüketiyor diye tüketilen ürünlerin sebep olduğu hadisesidir. Bunlar obez bebeklerde de görülen bir durum, acaba kimin sebep olduğunu hiç düşündük mü? Senin bebeğine verdiğin ve senin kendin alıp yediklerinden bebeğinin aldığı besinden kim sorumlu olabilir? Tabii ki anne ve baba sorumludur. Obezlik eskiden belki hoş görülebiliyordu, ancak bu gün bu beslenme zafiyeti ve teknik doyum için yemekten gelen bir hata olduğu anlaşılmıştır. Bu hatanın düzeltilmesi beslenme şeklinin düzeltilmesi ile mümkündür. Onun için beslenmede doğallığı tescil edilmiş, Organik ürünlerle beslenme şekline dönmek, sağlık için atılmış ilk adım olacaktır. Sağlık için atılmış ilk adım vücudun, beslenmede ne denli rahatladığı aktivitelerinin arttığı görüldüğünde, daha iyi anlaşılacaktır. Sağlıklı beslenmenin asit-alkali dengesi noktasında önemini kısaca anlatmak gerekirse; yediğimiz her fazla lokma, midemizi şişirmekten başka hiçbir işe yaramaz fazla yediğimiz ise sindirilmek için midenin fazla asit salgılamasına sebep oluyor, bazen öyle yiyecekler tüketiyoruz ki, mide adeta onu halletmek için saatlerce uğraşıp, bir hayli rahatsızda olabiliyoruz. Bunları o kadar fazla örneklemek mümkündür, ama vücut devamlı yüksek asit formunda, mide ise asiti bastırmak için tekrar yeme talebinde, bu durumun neticesinde obezliğin kaçınılmaz hali durumu, o zaman özellikle pratik tüketilmek için üretilen gıdalardan, katkı maddeli gıdalardan, aromatik katkılardan, kimyasal ile raf ömrü kazandırılmış gıdalardan, hayvansal veya bitkisel gıdaların kimyasal kökenli üretim artışı yapan antibiyotik katkılardan beslenen mamul gıdalardan, konsantre edilmiş katkılı içeceklerden taze olmayan katkılı süt ve yoğurtlardan, içinde 17 adet katkı bulunduğu söylenen beyaz undan GDO yönü ile şüphe duyulan her türlü gıda ürünlerinden, dolaylı dolaysız bütününden beslenme olarak fayda beklemek yanlıştır. Sadece teknik olarak bir an karın doyurulduğunu anlayabilirsiniz, ancak bes-

38

Haziran 2014

www.organikturkiye.com.tr

lenmiş olmazsınız, bizim anlatmak istediğimiz sizi beslenme ile ilgili bilgilendirme yönümde bir gayretimiz var, zira beslenmeyen bünye kendi hürriyetine sahip olamaz, eğer yediğimiz içtiğimiz bünyemizin gereksinim duyduğu, hormonların üretimini yapamıyorsa, bünyeniz gereksinim duyduğu kan üretimini yapamıyorsa, beslenmenizde bir hata var demektir. Obezler o kadar yemesine rağmen, halen beslenemediğini söylüyorsa, bünyenin de bazı üretmesi gerekenleri tüketilen maddelerden alamamasından dolayıdır. Bu maddeleri alabilse bünye kendini doymuş hisseder ve fazlasını yeme talebinde bulunmaz, bu yüzde beslenirken bünyeye lazım olanı vermek gerekiyor. Beslenmenin de bir kuralı olmalıdır, bu kural tüm canlılar için geçerlidir. Bitkinin gereksinim duyduğu besin maddeleri onun sıhhatli olmasını sağlar, gereğinden fazlası ona lazım olmayan daha iyisi bile olsa lüzumsuz olur ve onun sıhhatini bozar, bugün daha iyi denenler ise kimyasallar ve bileşikler olarak karşımıza çıkıyor. Bazen çok ucuz bazen de çok pahalı, her ne olursa olsun insan doğası gereği doğal yetişen, doğal beslenen doğal yönün tavizi olmayan besinlerle beslenmek üzere yaratılmıştır. Yemesi gerekenler insanlık tarihi boyunca, her milletin inancı gereği bir beslenme şekli vardır. Bu da hemen her ülkede endemik türler başta olmak üzere doğal olan gıdalarda mümkündür. Bu gün doğal gıdaların kontrol sertifikasyon kuruluşları tarafından kontrol edilmesi ile Organik gıdalar olarak tüketime sunulmuş gıdalar vardır. Beslenme alışkanlıkları Organik ürünler ile olursa, öncelikle obezliğe bir noktada dur diyebileceğimizi düşünüyorum, çünkü Organik ürünler koruma maddesi olmayan katkısız ürünlerdir. Önemli bir not olarak; 20 Aralık 2013 Bir gazetede yayımlanan bir yazıda (Acı Tablo) diye bir yazı, devamında ise Meme Kanserine domates suyu. Araştırma Amerika’daki Rutgers Üniversitesindeki bilim adamları Diyorlar ki! Bir bardak domates suyu içmek, meme kanserine yakalanma riskini azaltıyor. Domates meme kanserini vücuttan uzak tutan ADİPONEKTİN Hormonunun artmasına yardımcı oluyor, size bir konu hakkında ip uçu vereyim, domates içeriden dışarıya doğru olgunlaşır, eğer dışı kırmızı içi yeşil ise bu faydaları sağlamaz, kendi çekirdeğinden tekrar üretemiyorsanız Organikte değildir. Doğalda değildir. Organik ürünlerin önemi burada çok büyük, Organik ürün kullanmanın o kadar fazla sebebi var ki saymakla bitmez. Organik ve Sağlıklı Beslenmek Vücudumuza Tanınan Hürriyettir.


ORGANİK ESTETİK

Estetikte yeni trend organik botox Organik botox mimiklere ve doğallığa zarar vermediği için özellikle sanatçılar tarafından tercih ediliyor.

K

ozmetisyen Nesrin Sürer son zamanlarda çokça tercih edilen “organik botox” hakkında bilgi verdi. Son yıllarda kadınların en çok başvurduğu estetik müdahalelerden biri olan botox, artık çok daha kolay uygulanıyor. Yüzeysel olarak uygulanan organik botox, uygulandığı andan itibaren cilde nüfuz ederek, cildin gergin, canlı ve ışıltılı görünüm almasını sağlıyor.

İğne kullanılmıyor

Organik botoxta kasları dondurmak yerine kırışıklıkların açılması sağlanıyor. Yani organik botox, bildiğimiz gibi iğnelerle yapılmıyor. Bu işlem için tasarlanmış ”Poratation System” kullanılıyor. Bu yöntemin bildiğimiz botox yönteminden farkı şöyledir, normal botox cilde uygulanan maddenin içeriği nedeni ile kasların dondurulmasına neden oluyor. Kas işlevini kaybettiği için normal görüntü-

den uzaklaşılmış olunuyor. Organik botox işleminde ise kullanılan maddeler yüzde 100 doğal maddelerden oluşuyor. Kası dondurmak yerine kasın yol açtığı kırışıklığın açılmasını sağlıyor. Böylece ciltteki kolajen, elastin ve protein üretimi artırılarak cilt kendisini onarıyor ve yeniden inşa ediyor. Deri altının dolmasıyla, üst deride özellikle alın, dudak üstü ve göz çevresinde oluşan kırışıklıkların derinliği azalıyor, cildin sıkılığı artıyor. Uygulama ciltte gerginleştirici etki yaratıyor. Organik botox, mimiklere ve doğallığa zarar vermediği için sanatçılar tarafından da çok tercih ediliyor. Yüz, boyun ve dekolte bölgelerine uygulanan organik botox, ilk uygulama sonucunda gözle görülür şekilde etki yaratıyor, kalıcılığını 6 ay ile 1 yıl sürdürüyor. Etken maddelerin makximum nüfuzunu sağlayan ”Poratation System” li uygulanan organik botox, cilt yaşlanmasını önlemek ve korumak isteyen neşter ve iğneden kaçınanların tercih ettiği bir yöntem.

www.organikturkiye.com.tr

Haziran 2014

39


SÖYLEŞİ

40

Haziran 2014

www.organikturkiye.com.tr


P www.organikturkiye.com.tr

Haziran 2014

41


SÖYLEŞİ

Bize biraz ekrandaki değil de ekranın karşısında oturan, evdeki, sokaktaki Fatih Portakal’dan bahseder misiniz? Evdeki, sokaktaki Fatih Portakal da özgür. Aileme karşı sorumluluklarımı yerine getirmek birinci önceliğim. Ancak onun dışında yaşantıma bir sınırlama getirmemeye çalışıyorum. Alışkanlıklarımı kendi koşulları içinde aynen devam ettiriyorum. Hafta içi mümkün değil, ama hafta sonunu haberden uzak geçiriyorum. Arkadaşlarımla paylaşımlarımın azalmamasına gayret gösteriyorum. Sosyal olmak benim ve eşim Armağan için önemli.

Fatih Portakal’ın bu kadar sevilmesindeki başarı nereden geliyor? Bu sorunun yanıtını ben nasıl verebilirim diye düşünüyorum. Bunu seven kişiye sormak, yanıtını almak gerekiyor. Belki cesaretli bulduğundan, belki dobra hissiyatı uyandırdığımdan, belki samimi gördüğünden, belki espri tarzımdan, belki eleştirel bakışımdan... Belki de hepsi... Ya da bilemediğim başka şeyler... Peki, ben kendimi seviyor muyum? Her zaman değil. İnanmayacaksınız belki ama eksik veya geliştirememenin de ötesinde kendime sinir olduğum yönlerim çok fazla...

Dönüm noktasız olmuyor. Benim mesleki anlamda böyle anlarım çok. Örnek vermek gerekirse genç yaşta İstanbul’a gelmem, radyoculuk da yapmam, ilk kitabımı yazmam, Kanal D’de başarısız da olsa bir program tecrübesi yaşamam, sabah haberleri ve şimdi de ana haber. Risk almadan ve sabretmeden hiçbir şey olmuyor, olgunlaşamıyorsunuz...  Mesleğimi seviyorum. Zaman zaman, özellikle gündemin çok yoğun olduğu anlarda ailenizi bile ihmal edebiliyorsunuz. Ancak mümkün olduğunca sınırları korumaya çalışıyorum. Evet bu işi seviyorum, keyif alıyorum ama vazgeçilmezim değil.

Ekran karşısında sizi izleyenler ile Fatih Portakal arasındaki ince çizgi nedir?  Vallahi böyle bir soru şimdiye kadar hiç sorulmamış-

Haziran 2014

www.organikturkiye.com.tr

Milyonların karşısına çıkarken nasıl motive oluyorsunuz, sizi motive eden güzel bir söz varsa bizimle paylaşır mısınız? Özel bir motivasyon şeklim yok. Habere hazırlanışımı çok ciddi yapıyorum. Sabahları gazetelerle birlikte haberin zaten içerisindeyim. Haberle olan bu haşır neşirlik gün boyu sürüyor. Haber saati geldiğinde zaten hazır hissediyorum kendimi. Ekip de deneyimli olunca ortaya iyi bir iş çıkıyor. Benim iddialı sözüm şu: “Türkiye’nin en farklı ve en renkli ana haber bültenine hoşgeldiniz.”

Türkiye’nin en farklı ve en renkli ana haber bültenine hoşgeldiniz.

Hayatınızdaki dönüm noktalarınız nelerdir? Haberciliğin hayatınızdaki yeri nedir?

42

tı, düşünmemiştim de... Kendi sınırımı ya da ince çizgimi biliyorum. Aşırıya gitmeden haberle birlikte kendi şovumu gerçekleştirmek. Seyirci ile ince çizgi ise herhalde yüz göz olmamak. Belli bir sevgi ve saygı çerçevesinde bu işi yapmak. 

Türkiye’de çok uzun yıllardır devam eden bir anchormanlik dönemi, dev isimlerin birbiri ile yarışına sahne oldu. Uğur Dündar, Ali Kırca, Mehmet Ali Birand gibi isimlerin yerine siz geldiniz. Eski ile yeniyi karşılaştıracak olursak televizyon haberciliğinin geleceğini nasıl görüyorsunuz? Yeni ana haber bülteni diyoruz buna... Geleneksel ana haberi teknoloji ile yoğuruyoruz. Bir de buna ifade özgürlüğünü ekleyince ortaya bu yeni akım çıkıyor. Bence geleneksel sunumdan daha keyifli ve eğlenceli... Gelecek burada....

Bir ana haber bülteninde yapılmayanı yaptınız ve bir ilke imza attınız. Sabah programınızda olduğu gibi ana haber bülteninde de seyirciyle sosyal medya üzerinden bağlantı kuruyorsunuz. Bazı çevrelerce kötü sürprizlere açık olarak değerlendirilmesini, uygulayan biri olarak nasıl değerlendiriyorsunuz? Olması gereken bir şey. Ancak bunu herkes yapmayabilir. Çünkü konsantrasyon ve pratiklik işi... Bir taraftan doğaçlama haber sunmak, sonrasında soru sormak, sosyal medyadan en iyi cevapları seçmek ve okumak, ardından kendi düşüncenizi de paylaşmak. Ve bir sonraki haber için aynı adımları tekrar etmek ve tüm bunları otuz dakika içinde yapabilmek. Pratiklik önemli.


“Ne kadar insana ulaşırsam benim için o kadar iyi.” Düşüncesiyle hareket eden bir habercisiniz. Bu, sizi diğerlerinden farklı kılan en büyük özelliğiniz. İnsanlarla iç içe paylaşımlarınızla çıkan haberciliğinizi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Fox haber merkezi taşınabilir bir merkez. Haberin merkezi neredeyse, Fox haber merkezi orada.

İnteraktif bir paylaşım gerçekleştiriyoruz. Yeni ana haber bülteni akımının öncülüğünü yapmak da mutlu ediyor bizleri.

Sizi eleştirenler de var. O eleştirilere de cevap vermeye çalışıyorsunuz. Haklı gördüğünüz eleştiriler var mı? Cevap vermeye çalışmıyorum. Zaten öyle bir şey yapmaya çalışsam haber sunamam. Çünkü az olumsuz eleştiri de gelmiyor. Ben sadece bazılarını okuyorum. Karşı tarafın böyle bir hakkı olduğunu düşündüğüm için okuyorum. Yanıtlamak istersem de konuşuyorum. Bu da bir etkileşim. Hakaret etmedikten sonra herkesin olumsuz eleştiride bulunma hakkı var. Saygı göstermem gerektiği inancındayım...

Canlı yayında başınıza gelen en ilginç olayı okuyucularımızla paylaşır mısınız? En şanssız olay; internette de tıklanma rekorları kıran bir hadise. Youtube kapalı olduğu için izlenemiyor. Yasağı kaldırdıklarında izlersiniz. Bir seyircinin muzipliği. Olsun, o da bir tecrübe oldu benim için...

Ankara’nın sizin için özel bir yeri var mı? Ankara ile ilgili neler söylemek istersiniz? Başkent’i belki de siyasiler yüzünüden hep gergin, asabi, yüzü asık bir kent gibi hayal ediyorum kafam-

da. Bu kenti güzel ve sevimli göstemek için çok çaba harcamaları gerekiyor. Buradan sizin aracılığınızla duyurayım Ağustos ayında Cumhurbaşkanlığı seçimi var. Ana haberi Ankara’dan sunacağım. Yani Fox Haber Merkezi taşınabilir bir merkez. Haberin merkezi neredeyse, Fox Haber Merkezi orada.

Geleneksel ana haberi teknoloji ile yoğuruyoruz. Bir de buna ifade özgürlüğünü ekleyince ortaya bu yeni akım çıkıyor. www.organikturkiye.com.tr

Haziran 2014

43


ORGANİK SAĞLIK

Sigara bağımlılığı, tüm dünyada önlenebilir ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer alıyor. BU bağımlılıK içinde birden fazla unsur barındırdığı için tanımlaması da tedavisi de zorluklar içermektedir. Tanımını yaparken keskin sınırlar çizmekten kaçınmak gerektiğini vurgalayan MORA TERAPİ UZMANI ALARA ÜNER mora terapinin ne oldugunu, nasıl uygulandığını VE etkilerini konuştuk. Mora Dünyadaki en gelişmiş biorezonans teknolojisidir. Biorezonans maddelerin yaydığı elektromanyetik frekansların tedavi amaçlı kullanılmasıdır. Yapılan işlem son içtiğiniz sigaranın yaydığı elektromanyetik frekansların

44

Haziran 2014

www.organikturkiye.com.tr

vücudunuzdan silinmesi yoluyla fiziksel bağımlılığın yok edilmesi işlemidir. Uygulamanın hemen sonrasında nikotin talebinde belirgin bir azalma sağlanır. Böylece nikotin yoksunluk belirtileri hissedilmeden, sigara bağımlılığına son verilir.


Uygulama nasıl yapılır? Uygulamanın öncesinde her zaman içtiğiniz markadan iki sigarayı (yarısına kadar) içmenizi isteyeceğiz, bunlar içeceğiniz son sigaralar olacaktır. MORA-Terapi tedavisi siz rahat bir koltukta otururken yapılacak. Seans sırasında herhangi bir kötü his-acı vs. kesinlikle olmayacak. Seans eller ve ayaklardan alınan ölçümlere göre otomatik başlatılacak. Vücudunuz 45 dakika boyunca sigaradan alınıp ters çevrilen elektromanyetik titreşimlere tabi tutulacak.

Nasıl bir etki yaratır? Sigara içme isteği kalıcı olarak ve belirgin şekilde azalır. Kişi seans bitiminde “sigara ihtiyacı hissetmeme” halindedir. Zaman geçtikçe bu isteğinin geri gelmediği de fark edilir. Uygulamanın etkisi, normal halin “nikotine ihtiyaç olmaması durumu” olarak değişmesidir. Uygulama sonunda herhangi bir şey değişmemiş gibidir, zaman ilerledikçe bir şeylerin değiştiği fark edilir. Bu değişim, sigaraya karşı “aldırmazlık” halidir.

Yapılan tedavinin yan etkisi var mı? MORA-Terapi tamamen yan-etkisiz ve doğal bir tedavi şeklidir. Vücudun dengelenmesi ve normal hale getirilmesi prensibi ile çalışır. Sistemin kötü çalışmasına yol açacak herhangi bir etki Mora Terapiyle yaratılamaz.

Tedavi sonrasında yapılması gerekenler? MORA-Terapi seansı bitiminde hemen su içmeye başlamanızı isteyeceğiz. Çünkü MORA ile yapılan sigara bırakma seansı sigaranın içindeki toksin maddelere karşı vücutta bir detoksifikasyon (temizlenme) başlatacak. Sigaraya ait ve dokularınızda yerleşmiş olan toksinlerin vücutla kurmuş olduğu elektromanyetik bağ MORA-Terapi ile kırılmıştır. Bu toksinler olabilecek her yolla vücuttan atılmaya çalışılacak... Seans sonrası ilk iki gün temizlenmenin en zorlu olduğu dönemdir. Bu günlerde alkol almamanızı, düzenli kullandığınız ilaçlar dışında ilaç kullanmamanızı ve bol su içmenizi ve vücudunuzu zorlayacak fiziksel aktivitelerden kaçınmanızı, dinlenmenizi öneriyoruz. Bol su içme gerekliliği bu temizlenme işlemini böbrekler yoluyla hızlandırmak içindir. Su içmenin sigara isteğini azalttığını da biliyoruz.

Tedavi sonrasında destek Ücretsiz Destek Seansları Uygulamanın Hemen Sonrası: Destek seansının gerekli olup olmadığı uygulamanın hemen sonrasında anlaşılır. Yine de kişinin uygulamaya adapte olması için 3 gün beklemek gerekir. Uygulamanın 3. Ayı: Amacımız uygulamaya giren herkes için başarılı sonuç elde etmektir. Uygulamaya giren herkesin 3 ay içinde kullanacağı ücretsiz iki adet destek seans hakkı bulunur.

“Sigarayı bıraktığınız zaman, geriye bakacak ve bu alışkanlık uğruna harcamış olduğunuz bütün o zaman, para ve insan enerjisine inanamayacaksınız”

TEDAVİ İLE İLGİLİ EN ÇOK SORULAN SORULAR VE CEVAPLARI “Sigara İçmeyi Bırakınca Kilo Alır Mıyım ?” Uygulama, iştah açılmasını belli bir dereceye kadar önler. Seans sonrasında nikotin isteği azalacağı için fazla yeme eğilimi de azalır. Her ne sebeple olursa olsun kilo alımı olduğunda merkezimizde, sigara üzerinden yapılan uygulamaya benzer bir şekilde şeker, çikolata, cola, kahve, hamur işleri, süt vs gibi besin gruplarına yönelik uygulamalarımız da vardır.. “Dünya’da ne zamandır uygulanıyor? ” MORA-Terapi çeşitli hastalıkların tedavisinde 25 yıldır kullanılmaktadır. Biorezonans’la sigara tedavileri dünyada 5 yıl kadar önce başlamıştır. Şu anda yoğun olarak İngiltere, Fransa, Polonya, Macaristan, Çekoslovakya’da kullanılmaktadır. “Başarı oranı nedir? ” Sigara tedavisi uygulayan her MORA merkezinde sigara bırakma oranları her gün güncellenerek o merkeze ait oranlar oluşturulmaktadır. Genel olarak söylemek gerekirse gelen kişilerin % 92’si yöntemi etkili bulmaktadır. “Tekrar başlar mıyım? ” Zamanla sigara içme fikrine yaklaştığınızı hissetmeniz durumunda ya da birkaç tane olsun içmeniz halinde hemen tedavi aldığınız merkezi aramanızı, telefonda ya da yüz yüze bir görüşme yapmanızı öneririz. Sigara Bırakma Garantisi Veriyor Musunuz? MORA-Terapinin başarısı ile ilgili referansımız merkezlerimizde sigarayı bıraktırdığımız hastalarımızdır. Ayrıntılı olarak tuttuğumuz istatistiklerimiz de MORA-Terapinin etkisini incelemek isteyen herkese açıktır. Bunlara rağmen sigarayı bırakıp bırakmamanın kişinin kendisinin vereceği bir karara bağlı olduğu net olarak bilinmelidir. Sigara bırakma konusunda verilecek bir garantiyi etik bulmuyoruz ve bunun sigara bırakma yöntemlerinin maliyetini arttırdığını düşünüyoruz. Fiyatımızı herkesin ödeyebileceği miktarlarda tutmak ve bu şekilde daha fazla sigara tiryakisini bu dertten kurtarmak yolunu seçiyoruz.

www.organikturkiye.com.tr

Haziran 2014

45


YEŞİL Dünya

Çevre Günü bu yıl küresel ısınmayı konu aldı

Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) dahilinde her yılın 5 Haziran’ında kutlanan Dünya Çevre Günü, 1973 yılında her yıl farklı bir şehrin ev sahipliğinde düzenlenen etkinliklerle hatırlatılıyor. Her yıl bu önemli günü hatırlatmak için etkinlikler düzenlenirken, dünyayı en fazla etkileyen olayların başında gelen iklim değişikliği, 2014 yılının teması oldu. Bu yıl iklim değişikliğine dikkat çekmek için ünlü model Gisele Bündchen, tüm dünyaya acil yardım çağrısında bulundu. Şişenin içine konan mesajda dünya çapındaki her bireye Dünya Çevre Günü için eylemde bulunmaları istendi. İklim değişikliği ile ilgili kampanyalar özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nde dikkat çekilmesi için hazırlandı. Özellikle birçok küçük adanın sular altında kalma riskine karşı önlem alınması gerektiği vurgulanan kampanyada, iklim değişikliği nedeniyle okyanus sularının yükselmesinin oluşturduğu riskin üzerinde duruldu. IPCC’nin verilerine göre, dünya çapındaki su seviyesi artarak artan oranla yükseliyor. Bu sebeple bu yüzyılın sonunda dahi denizin daha fazla yerde olduğu, bazı adaların yok olduğu bir dünya ile karşılaşmak şaşırtıcı olmayacak. Detaylar için http://www.unep.org/wed/ wedchallenge/ adresini kullanabilir, kampanyaya destek verebilirsiniz.

46

Haziran 2014

www.organikturkiye.com.tr


ORGANİK YEŞİL

hayata geçiriyoruz. Sağladığı altyapı ve hizmetlerden dolayı bilgi ve iletişim teknolojilerine iklim değişikliğiyle mücadele için düşük karbonlu topluma geçişte ve sürdürülebilir ekonomik büyümede çok önemli rol düşüyor. Sürdürülebilirliği toplumsal tabana yaymayı hedefleyen çalışmalarımız doğrultusunda hayata geçirdiğimiz Yeşile Saygı mobil uygulamamızla, çevre bilincinin yaygınlaşmasına katkıda bulunmayı hedefliyoruz. Sürdürülebilir bir gelecek için mobil teknolojileri anahtar olarak görüyoruz.”

Vodafone’dan 9,6 milyon TL’lik tasarruf

Yeşile Saygı Uygulamasıyla Sürdürülebilir

Gelecek Cepte

Sürdürülebilirlik konusunda atılacak en temel adımın bilinçlendirmeden geçtiğine inanan Vodafone Türkiye, bu doğrultuda sürdürülebilirlik ve çevre bilincinin yaygınlaşmasına katkıda bulunmayı hedefleyen “Yeşile Saygı” mobil uygulamasını hizmete açtığını duyurdu.

S

ürdürülebilirlik konusunda bilinçlendirmenin kritik önemine inanan Vodafone Türkiye, dijital dönüşüm hareketi kapsamında sürdürülebilirlik yaklaşımını mobil dünyaya uyguladı. Tüm kullanıcılara açılan “Yeşile Saygı” akıllı telefon uygulamasıyla sürdürülebilir gelecek ceplere taşınıyor. Bu yeni çevreci uygulama sayesinde kullanıcılar, çevre ve sürdürülebilirlik konusunda eğitim ve testlerle bilgi edinebildikleri gibi, bu konuda ilginç makalelere, detaylı raporlara e-kütüphane vasıtasıyla ulaşabiliyorlar. Konum tabanlı uygulama sayesinde kullanıcılar yakın çevrelerindeki semt pazarlarını, organik ürünlere ulaşabilecekleri yerleri ve geri dönüşüm noktalarını görüntüleyebiliyorlar. Aynı şekilde, kullanıcılar, çevrelerindeki yeşil alanları, parkları ve bisiklet rotalarını görüntüleyebiliyor; kendi yürüyüş ve bisiklet rotalarını çizebiliyor ve çevreleriyle paylaşabiliyorlar. Mobil uygulama ile kullanıcılar günlük hayata dair pek çok yeşil ipucuna kolayca ulaşabiliyorlar. Örneğin mevsimler göre hangi ürünü, ne zaman tüketmek gerektiğini öğrenebiliyorlar. Dahası, kullanıcılar bir tıkla Ege Orman Vakfı'na fidan bağışı yapabiliyorlar.

Süel: “Sürdürülebilir bir gelecek için mobil teknolojiler anahtar” Sürdürülebilirliği temel iş stratejilerinin ayrılmaz bir parçası olarak ele aldıklarını ifade eden Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Hasan Süel, konuyla ilgili açıklamasında şunları kaydetti: “Vodafone Türkiye faaliyetlerimizin çevre üzerindeki etkilerini azaltmaya yönelik performans kriterleri ve hedefler belirleyerek sürdürülebilirliğe iş süreçlerimizde

Vodafone Türkiye, Nisan 2012 - Mart 2013 mali yılına ait sürdürülebilirlik stratejisini, taahhütlerini, uygulamalarını ve performansını üçüncü Sürdürülebilirlik Raporu’nda ele aldı. Rapora göre şirket, 2012-2013 mali yılında bir önceki yıla kıyasla enerji tüketiminde toplam 21.426 MWh’lık (6.856.320 TL’lik) tasarruf sağladı. Şirketin sera gazı tasarrufu ise 10.493 ton karbondioksite, başka bir deyişle 2.209 binek aracın bir yıllık sera gazı salımına eşdeğer oldu. Türkiye’de bir hanede açığa çıkan yıllık karbondioksit miktarının 5,86 ton olduğu düşünüldüğünde, Vodafone’un Türkiye’de 1.791 hanede açığa çıkan yıllık karbondioksit salımı kadar tasarruf sağladığı görülüyor. 2012-2013 mali yılında şirket, sürdürülebilirlik projeleriyle toplam 9,6 milyon TL’lik tasarruf elde etti.

Yeşile Saygılı Kırmızı Manifestosu Vodafone Türkiye daha önce de “Yeşile Saygılı Kırmızı” anlayışı çerçevesinde doğal kaynakları korumaya yönelik yesilesaygi.com web adresinden paylaşılan manifestoda atıklar, geri dönüşüm, enerji verimliliği, su, kâğıt kullanımı, doğaya uygun yaşama gibi konulardaki tedbirler yer alıyor. Bu manifestoyla ve tüm diğer faaliyetleriyle Vodafone Türkiye sürdürülebilirliği sağlamak adına hem karşılıklı bir anlaşma gerçekleştirmiş oluyor hem de tüm paydaşlarını bu ilkeleri benimsemeye ve yaymaya davet ediyor.

www.organikturkiye.com.tr

Haziran 2014

47


ORGANİK YEŞİL

Bilgisayarınızı çevre ile barıştırmanın

10 YOLU

“Dünya Çevre Günü” tüm dünyada çeşitli etkinliklerle kutlanırken, daha temiz bir dünya için hepimize büyük görevler düşüyor. Bu doğrultuda yapılabilecekler oldukça basit. Hemen her bireyin iş yerinde, evinde hatta sıkça dışarıda kullandığı kişisel bilgisayarları doğru yöneterek çok daha fazla enerji tasarrufu sağlayabilir, daha doğa dostu bir yaşam sürebiliriz. Laf aramızda, bu sayede satın aldığınız bir ürünün maliyetini enerji tasarrufuyla da karşılayabilirsiniz. İşte Lenovo markasının, kişisel bilgisayarlarda enerji tasarrufu sağlamak için önerdiği 10 pratik yol:

yüzde 50-70 daha az enerji kullanır. Günde sekiz saat çalışırsa, eşit boyutta bir CRT yerine LCD seçildiğinde tasarruf edilen enerji, yılda 100 kilowatt’tan fazla olabilir.

Doğa dostu ürünler alın Bilgisayar satın alırken

Monitörünüzün parlaklığını ayarlayın

enerjiyi verimli kullanan aksamları belirten ENERGY STAR® etiketini arayın. ENERGY STAR® etiketi bulunan bilgisayarlar, 15 watt veya altında enerji kullanan uyku moduna geçiş yapar. Bu da, enerji yönetimi özellikleri olmayan bir bilgisayara göre yaklaşık yüzde 70 daha az elektrik demektir.

Enerji tasarrufu moduna geçin Monitörünüzü,

bilgisayarınız 20 dakika boyunca çalışmazsa ve sabit diskinizi, bilgisayarınız 30 dakika boyunca çalışmazsa, enerji tasarrufu moduna geçecek şekilde ayarlayın. Bunu, Denetim Masasında bulunan Power Options (Güç Seçenekleri) simgesini seçerek gerçekleştirebilirsiniz. Bu ayarları değiştirerek, bilgisayarınızı kullanmadığınız zamanlarda bilgisayarınızın çektiği elektriğin azaltılmasını sağlayabilirsiniz.

Bilgisayarın fişini çekin Genelde, evde kullanılan

elektronik aletlere elektrik sağlamak için kullanılan elektriğin yüzde 40’ı, ürünler kapalıyken harcanan elektrikten kaynaklanıyor! Bu rakam, evde harcanan toplam elektriğin yüzde 10’unu oluşturuyor. Elektrikli aletlerin fişini çekerek, elektrik faturanızı azaltabilir ve çevreyi koruyabilirsiniz. Kolay bir seçenek olarak, birden çok elektronik aleti çoklu prize bağlayıp sadece çoklu prizin fişini çekebilirsiniz.

Şarj aletlerini kapatın Şarj olduktan sonra dizüstü

bilgisayarınızın, tablet bilgisayarınızın veya cep telefonlarınızın şarj aletlerini kapatın. Kapatmazsanız, hemen hemen şarj sırasında tükettikleri kadar çok enerji tüketmeye devam ederler ve her yıl yaklaşık 35-70 kg karbondioksit üretirler.

LCD Monitör kullanın LCD monitörler, açık

moddayken geleneksel CRT monitörlerine göre ortalama

48

Haziran 2014

www.organikturkiye.com.tr

Monitörünüz ne kadar parlaksa, o kadar çok enerji kullanır. Monitörünüzün parlaklığını, gözleriniz ışığa karşı daha duyarlı olacağından karanlık bir odadayken azaltabilirsiniz. Daha loş bir görüntü, göz yorgunluğunun azalmasını da sağlayacaktır.

Ekran koruyucunuzu kapatın Ekran koruyucular, enerji tasarrufu sağlamaz. Aslında, grafik açısından zengin ekran koruyucular, bilgisayarın iki kat daha fazla enerji harcamasına neden olabilir ve bilgisayarın uyku moduna geçmesini engelleyebilir. EPA’ya (Çevre Koruma Ajansı) göre, ekran koruyucusunu kapatarak enerji maliyetlerinde yılda 25-75 ABD Doları tasarruf yapabilirsiniz. Kullanmayacaksanız bilgisayarı kapatın İki

saatten daha uzun bir süre bilgisayarınızı kullanmayacaksanız, bilgisayarınızı kapatın. Kapatmazsanız bilgisayarınız ortalama 100 watt tüketir. Alternatif olarak, bilgisayarınızı bekleme moduna geçirebilirsiniz. Genel kanının aksine, bilgisayarın uygun şekilde kullanımı açısından, gün içinde bilgisayarı kapatıp yeniden açmak doğru bir harekettir.

Bilgisayarınızdaki kullanılmayan programları kapatın Arka planda çalışan

programlar daha fazla enerji harcayacağından, boşta duran yükten kurtulursunuz. Gereksiz çalışan program olup olmadığını kontrol etmek için Ctrl-Alt-Del tuşlarına basarak Task Manager’ı (Görev Yöneticisi) açabilirsiniz.

Eski bilgisayarları ve çevrebirim aygıtları geri dönüştürün Geri dönüşümle tehlikeli

metaller çıkarılır ve plastik parçalar kaldırılır; böylece, bunlar yeni ürünler yapmak için yeniden kullanılabilir.


HER ŞEY SAĞLIKLI BİR HAYAT İÇİN...

Yusuf Aygüney Personal Trainer

Elit antrenmanı: HIIT

Merhaba değerli okuyucularımız yaz aylarının gelmesı ile birlikte herkesın ortak telaşı olan kısa sürede forma girme arzusu ile beraber kas kuvvetini korumak ve vücuttaki şekil bozukluklarına neden olan deri altı yağlanmayı çabuk bir şekilde yok etmeyıi istediğinizi biliyoruz. Bu yüzden bu sayıda sizlere metabolizmayı daha uzun süre aktif tutan ve kas kuvvetini arttıran antrenmanlardan birisi olan yüksek yoğunluklu aralıklarla çalışma antrenmanından High-Intensity-Interval-Training (HIIT) bahsedeceğim. Bu tarz antrenmanlar uzun süreli kardiovasküler çalışmaların yerini yavaş yavaş almakta. En önemli nedeni ise kısa sürede daha yoğun bir şekilde çalışarak yağ yakımını tetiklemesi. Bu antrenman yöntemi dünyada hızla yayılmakta genelde elit sporcuların vazgeçilmezi diyedebiliriz. Yüksek yoğunlukta aralıklarla çalışma (HIIT) antrenman seansları genelde 9-20 dakika kadar sürer. Orijinal türünde çalışma dinlenme oranı 2/1 olarak kabul edilir. Bu antrenman yöntemi Tabata’nın, Tokyo’daki National Institute of Fitness and Sports’da görev yapan Dr. Izumi Tabata ve araştırma ekibi tarafından geliştirilmiştir. Dr. Tabata, bu tip aralıklı çalışmanın normal aerobik çalışmaya kıyasla (geleneksel uzun süreli sabit tempolu kardiyo) daha kaliteli sonuçlar sunduğunu ortaya çıkarmış. Alınan sonuçlardan en önemlisiyse, 45 dakikalık normal kardiyo çalışmasına denk kas dayanıklılığını sağlıyor olması. Araştırmada deneklerin, anaerobik kapasitesi dörtte bir oranında artarken aerobik kapasitelerinde de kayda değer artış gözlenmiş ve kesin sonuçlar elde edebilmek için bu çalışma metodunu kullanan sporcuların VO2 seviyeleri ölçülmüş. Yüksek yoğunlukta aralıklarla çalışma (HIIT) profesyonel sporcularda 9-20 dakikadir. Daha önce aktif spor yapmamış ve spora yeni başlamış bireylerin belli bir seviyeye geldikten sonra (HIIT) antrenmana başlamaları daha doğru olur. Bu antrenmana örnek verecek olursak uzun mesafe koşucu-

larının fiziksel görünümü ile kısa mesafe koşucularının fiziksel görünümü incelerseniz karşınıza çok farklı görseller çıkacaktır. Anaerobik kapasitede çalışan ve yüksek yoğunlukta egzersiz yapan bir 100 metre koşucusunun fiziki görüntüsü sizi daha çok etkileyecektir. İyi günler. YUSUF AYGÜNEY KİMDİR? 05.01.1983 tarihinde Artvin’de doğdu. 18 yıldır spor ile uğraşmakta olup, uzun yıllar boyunca futbol branşında başarılar gösterdi. 2003 yılında Kocaeli Üniversitesi Beden Eğitimi Spor Yüksekokulu Antrenörlük Eğitim bölümünü kazandı. Öğrenim hayatı boyunca futbol oynamaya devam etmesinin yanında fitness, tenis, yüzme gibi branşlarda da kendini geliştirdi. Şu anda personal trainer olarak görev yapmasının dışında fonksiyonel antrenmanlar dairesel antrenmanlar alanında uzmanlaşıp, bootcamp, pumpfx, fight fx, cycling, pilates, reformer, crunch, trx gibi grup dersleri vermektedir. Akademik eğitiminin yanı sıra almış olduğu özel eğitimler ve birçok branşta aktif olması, antrenman farklılığını arttırmış ve hedefe ulaşmakta motivasyonu yükseltmek ve kişinin antrenman yoğunluğundaki konsantrasyonunu en üst düzeyde tutmak belirlenmiş hedefler doğrultusunda ilerleyerek en kısa ve en sağlıklı yol ile istenilen başarıyı elde etmek felsefesini benimsemiştir. EĞİTİMLER VE SERTİFİKALAR 3. Kademe Futbol ant. Belgesi /TFF 1. Kademe Fitness Ant. belgesi /TVGFGF 1. Kademe Tenis ant. Belgesi / TTF Bronz Cankurtaran Sertifikasi /TSAF 1. Kademe Pılates-Reformer ant. Belgesi /TCF Pump Fx/ Fitness Fx Fight Fx / Fitness Fx Bootcamp Certification Personal Training Programing Cycling - Challange 1 Cycling - Challange 2

www.organikturkiye.com.tr

Haziran 2014

49


ORGANİK MARKET

Organik tüketim, sağlığa önem vermeyi, temiz bir çevreye katkıda bulunmayı, atıklar ve geri dönüşüm konularında hassas olmayı, enerji ve doğal kaynakları dikkatli tüketmeyi, emeğe saygıyı ve adil ticareti benimseyen bir yaşam biçimi. Anneler de organik giysi ve diğer ürünleri tercih ederek aslında çocuklarının sağlıklarının yanı sıra doğaya da katkıda bulunuyorlar. Balya Organik

Olivmare Organik

Kapbula Organik

Shima Organik

Doğal ve yerel olarak temin ettiği ürünleri tüketiciye ulaştıran organik bir market. Alışverişin yanında, organik bir kafe olarak da faaliyet gösteriyor. Ev yapımı, organik ve doğal ürünlerden yapılmış sandviçleri, çorbaları, tatlıları uygun fiyatlara tadabilirsiniz burada. Özellikle hafta sonu sabahları için organik kahvaltıları leziz mi leziz... Organik olarak üretilmiş sertifikalı ürünlerin yanında organik temizlik ve kişisel bakım ürünleri bile bulabilirsiniz.

İzmir’li iki kızkardeş olarak Haziran 2012 ayında sadece organik zeytin ve zeytinyağının bulunduğu olivmare (zeytin denizi) adı altında küçük butik bir dükkan olarak yola çıktı.Ancak diğer organik ihtiyaçları karşılama görevlerinin de olduğunu fark edince ismini “olivmare” organik market oldu. Markete gelen arkadaşlarımızın (biz marketimize gelen her kişiyi arkadaşımız olarak görüyoruz) organik ürün ihtiyaçlarını karşılayabilmek için çalışmaya devam ediyoruz.

Özellikle bebek ve çocuklara yönelik giyim, aksesuar ve diğer tekstil ürünlerini bulmak mümkün. Ocak 2009’da açılan ilk mağazanın yanı sıra farklı bölgelerdi 6 zincir dükkânları bulunmaktadır. Organik kozmetik ve temizlik ürünleri konusunda da birçok farklı markanın ürünlerini yetişkin ve çocukların hizmetine sunan Kapbula, annelere organik giyim ve temizlik ile daha çok huzur, çocuklara ise organik oyuncak ve aksesuarlar ile birlikte daha fazla eğlence vadediyor.

Uzun yıllar kurumsal hayatta çalıştıktan sonra organik tüketicisi iken dükkan acmaya karar veren Şebnem Yılmaz, insanların sağlıklı yaşam ve organik besinler konusunda daha da bilinçlenmesi icin Shima organik’i 4 ay önce açtı. Ürün çeşitliliği konusunda oldukça seçenek mevcut ve esas amaçların tüketicilere çözüm üretebilmek. Organik market olması dışında Organik ev yemekleri, kahvaltı, kahve, çay, taze sıkılmış icecekler, kurabiye ve atıştırmalıklar yapıp sunulduğu bir kafe.

Adres: Defterdar Yokuşu Batarya Sok. 16/A Cihangir İstanbul (İtalyan Hastanesi yanı) Tel: 212 252 35 82 www.balyaorganic.com

Adres: Halaskargazi Mah. Zafer Sok. Emek Apt. No:34/A Şişli / İST Tel: 212 291 46 56 E-Posta : info@olivmare.com www.olivmare.com

Adres: Tepecik Yolu Taşlıçay Sokak Tepecik Konağı No:5 D:3 Etiler Istanbul Tel: 212 3517707 E-Posta : info@kapbula.com.tr

Adres: Shima Organik Akatlar Mah. Zeytinoğlu Cad. Uğur apt. No:74 C Akatlar - Besiktas  Tel: 0212 351 30 07

50

Haziran 2014

www.organikturkiye.com.tr


Ödülleri FİDAN DİKİN DÖNÜŞTÜRÜLEBİLİR ENERJİY ORGANİK BESLENİN

Ödülleri

FİDAN DİKİN DÖNÜŞTÜRÜLEBİLİR ENERJİYE GEÇİN ORGANİK BESLENİN

Ödülleri FİDAN DİKİN DÖNÜŞTÜRÜLEBİLİR ENERJİYE GEÇİN ORGANİK BESLENİN

Ödülleri FİDAN DİKİN DÖNÜŞTÜRÜLEBİLİR ENERJİYE GEÇİN ORGANİK BESLENİN


Organikturkiye haziran'14  
Advertisement
Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you