Issuu on Google+

OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ NİSAN 2014

Optik Magazin Dergisi

Haber / Beta Optik’ten Sosyal sorumluluk projesi Fuar / Uluslararası Newyork Optik Fuarı Sirucüddin Çağlar Mucize Gözlük Metin Turanlı Gözlüklü Baba Yolname / Mustafa Küreli Stockholm “Su Güzeli”

Nisan 2014 OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ

1


2

OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ Nisan 2014


Nisan 2014 OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ

3


EYEDENTIFY 4

YOURSELF

OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ Nisan 2014


EYEDENTIFY

YOURSELF

Nisan 2014 OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ

5


içindekiler

NİSAN 2014

EDİTÖRDEN

9

SEKTÖRDEN VE DÜNYADAN HABERLER

12

10 HABER Beta Optik’ten Sosyal Sorumluluk Projesi 16 KÖŞE YAZISI Uğur Ataseven / İletişim, damardan girmektir 18 AKTÜALİTE Sicaüddin Çağlar / Mucize Gözlük 26 SAĞLIK Göz için sağlıklı ev aydınlatması 30 SAĞLIK Göz hastalıklarına bağlı baş ağrıları 34 SAĞLIK İlkbahar ve bahar alerjisi

DOSYA KONULARI MODA

2014 PARİS FASHION WEEK 38 Metin Turanlı / Gözlüklü Baba 52 Taylan Küçüker / Spor ve sürücülük için kontrast geliştirici filtreler 54 PAZARLAMA Optik sektöründe pazarlama nasıl yapılır? 58 transitionsportal.com hediyeler kazandırmaya 2014’te de devam ediyor! 60 Mesut Bahtiyar Şahin / Hayat bazen tatlıdır 62

FIRTINA ÖNCESİ

Prof. Dr. Miktad Kadıoğlu / Gökkuşağı sizin için ne anlama gelir? 64 6

OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ Nisan 2014


NEW YORK INTERNATIONAL VISION EXPO & CONFERENCE

48

TIP TARİHİ XIX. Yüzyılda İstanbul Meyhaneleri

28 YOLNAME Mustafa Küreli’nin kaleminden; “Su Güzeli” Stokholm…

OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ Ayda bir yayınlanır Nisan 2014 www.optisyeninsesi.com Adına İmtiyaz Sahibi Orhan Küreli Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Ozan Küreli Yazı Kurulu Üyeleri Mustafa Küreli, Llm. Av. Oğuz Ünal Hakan Hürsever, Prof. Dr. Miktad Kadıoğlu Dr. Ahmet Doğan Ataman, Mehmet Can Şahin Görsel Yönetmen Mustafa Küreli Grafik Tasarım-Uygulama ve Editöryal Çalışma Tuna Yıldırım / CLINART Str. Arş. Sağ. Dan. Org. Yay. Ltd. Şti. (0 212 291 54 83) Reklam Pazarlama 0 535 586 05 93 tunayildirim1972@gmail.com Fotoğraf Editörü Cesur Erol E-Posta: bilgi@optisyeninsesi.com dergi@optisyeninsesi.com Yayımlanan yazıların sorumluluğu yazarına aittir. Reklamların sorumluluğu ise reklam verene aittir. Dergide yayımlanan yazı ve resimler kaynak gösterilmek suretiyle iktibas edilebilir. Optisyenin Sesi günlük ortalama raytingi 3000 olan www.optisyeninsesi.com internet sitesinde yayımlanmaktadır. Bu dergi Nisan 2014 tarihinde internetten online olarak izlenebilmiştir. 7 SESİ E-DERGİ Nisan 2014 OPTİSYENİN

66


8

OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ Nisan 2014


Editör ’den ORHAN KÜRELİ

Hayatımıza yeni bir bahar daha ekledik bu ay ile...

Dergimize gösterdiğiniz ilgi bizleri mutlu etmekte, gönderdiğiniz mailler, telefonla aramalarınız, övgülerinizi almak inanın çok güzel bir duygu.

D

amlayan günler bir esim rüzgârla takvim yapraklarını uçurdu ve her ay olduğu gibi bu satırlarda sizlerle bir kez daha buluştuk. Aslında bu ay sizlere, çıkınımda bol çiçekli günlerle dolu aylarla geldim. Hayatımıza yeni bir bahar daha ekledik bu ay ile. Merhaba Sevgili Okuyucularımız, Büyük bir sevinç ve heyecanla derginizin sekizinci sayısını sunuyoruz. Bu sayıyı da öncekiler gibi dolgun bir muhtevayla hazırlamaya çalıştık. Dergimize gösterdiğiniz ilgi bizleri mutlu etmekte, gönderdiğiniz mailler, telefonla aramalarınız, övgülerinizi almak inanın çok güzel bir duygu. Bu güzel arzuya katılmamak elde değil. Baharla birlikte güneşin içimizi ısıttığı bu ayın, mağazalarımıza güneş gözlükleri ile sağlayacağı ek ekonomik katkının bol olması dileklerimizle, tüm meslektaşlarımıza bereketli bir sezon diliyoruz. Nisan ayı ile beraber baharın ilk etkilerini görmeye başlıyoruz. Ümidimiz, havalardaki ısı, piyasalarda da sıcak ve olumlu gelişmelere sebebiyet versin. Elinizdeki sayıda yer alan yazılar, konunun ehli olan kişiler tarafından kaleme alınmış, zevkle ve istifadeyle okuyacağınızı umduğumuz yazılardır. Bu sayının hazırlanmasında emeği geçen Bilgisayar operatörümüz Kenan Haydan’a, tasarımcımız Tuna Yıldırım’a, Gezi sayfalarımızı hazırlayan Mustafa Küreli ye, Haber Fotoğraflarımızı çeken Cesur Erol’a ve dergimize yazıları ile destek veren tüm arkadaşlarımıza teşekkürlerimi sunuyorum. Yeni bir sayıda buluşmak dileklerimle, tüm meslektaşlarımıza hayırlı işler dilerim.

Nisan 2014 OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ

9


HABER

Beta Optik’ten Sosyal Sorumluluk Projesi

Beta Optik ile Kızılay Kan Merkezi müşterek organizasyonunda, Beta Optik fabrika çalışanları ve İstanbul şubeleri çalışanlarının katıldığı kan bağışı yapılmıştır.

Beta optik fabrikası çalışanları, geçtiğimiz günlerde sosyal sorumluluk projesi kapsamında Kızılay’a kan bağışında bulunmuştur. Sadece İstanbul’da, günde 2.000 ünite acil kan ihtiyacı oluştuğunu düşünürsek, bu tür projelerin ne denli önemli olduğu daha iyi anlaşılacaktır. Nüfusu 20 milyona yaklaşan İstanbul’da bu sayıya ulaşmak bile mümkün olamıyor. Kan bağışının önemi konusunda, toplumda yeterli bilincin oluşmaması yada kan bağışı yapılabilecek merkezlere ulaşma güçlüğü, bu konuda önemli bir açığa sebebiyet veriyor. 10

OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ Nisan 2014

Bu nedenle, sayıca yeterli düzeyde kişinin kan bağışında bulanacağı iş yerlerine, Kızılay araç ve personel tahsis edebilmektedir. Kan bağışı, ihtiyacı olan bir hastaya ümit kaynağı olurken, kan bağışında bulunanların da vücudundaki kanın yenilenmesi suretiyle daha sağlıklı olunmasına katkı sağlamaktadır. Daha güçlü ve sağlıklı bir toplum için, herkesi bu konuda duyarlı olmaya davet eden Beta Optik yönetimini bizde bu duyarlı davranışlarından dolayı kutluyor, teşekkür ediyoruz.


Nisan 2014 OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ

11


HABER

Amerika’da!

Beta Optik, Dünyanın en önemli ihtisas fuarı olan International Vision EXPO &Conference’da tek Türk optik sektörü temsilcisi olarak yer aldı. BETA OPTİK, NOVAX markasıyla her yıl katıldığı A.B.D./New-York kentinde düzenlenen ve dünyanın en büyük optik fuar organizasyonu olan INTERNATIONAL VISION EXPO & CONFERENCE, bu yıl 28-31 Mart 2014 tarihlerinde gerçekleşmiştir. Beta Optik Yönetim Kurulu Başkanı Murat Balcı; Fuarda, bir Türk optik markası olarak NOVAX markasının, sadece ulusal ve bölgesel değil küresel pazarda da bilinirliğini arttırma konusunda çok önemli mesafe katedildiğini ifade etmiştir. Marka reputasyonu bakımından da bu fuarın kendileri için diğer ulaslararası 12

OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ Nisan 2014

fuarlardan farklı bir öneme sahip olduğunu belirten Balcı, özellikle FDA onaylı bir firma olmalarının, yalnızca A.B.D.’değil kıta Amerikasının tüm ülkelerinde kabul görmelerini desteklediğini vurgulamıştır. Amerika’daki ülkelerden, Avrupa ve diğer bölgelerden gelen bayileri ve çok sayıdaki profesyonel ziyaretçiyle görüşmelerinin son derece olumlu geçtiğini belirten Balcı, yeni bağlantılar kurarak, bayi sayılarını artıracaklarını söyledi. Beta Optik, Dünyanın en önemli ihtisas fuarı olan bu fuarda, tek Türk optik sektörü temsilcisi olarak yer almıştır.


Nisan 2014 OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ

13


HABER

Bu gözlükler İnsan saçından yapıldı

Kulağınıza saçma gibi gelebilir ama insan saçından yapılan bu gözlükler, gerçeklerini hiç aratmıyor! “Dünya nüfusu artmaya devam ettikçe insan saçı tekrar kullanılabilir” diyen bilim adamlarının söyledikleri gerçeğe dönüştü. Saçı bağlayıcı, toparlayan bir özellikte taşıyan güneş gözlükleri saçın içinde bulunan bioresin maddesi kullanılarak üretildi. Yüzde yüz geri dönüşümlü olan bu güneş gözlükleri insan vücuduyla çok uyumlu. Kendi saçınızdan bir gözlük meydana getirmeye ne dersiniz? Kulağa saçma gelse de bu artık gerçek olabilir. Güneş gözlüğü sektörü UV ışınlarının

14

OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ Nisan 2014

artması ve zarar vermesiyle milyar dolarlık sektörlerden biri haline geldi malum. Ve bu keşif son derece yenilikçi bir fikir. Şimdilerde bilim adamları saçı daha verimli kullanabilmek adına hızlı uzatan formüller üzerinde çalışıyor ama sadece çeşitli materyallerde kullanmak üzere… Azusa Murakami ve Alexander Groves tarafından tasarlanan bu gözlükler, saç ve reçineyle meydana getirilmiş ve oldukça etkileyici görünüyorlar. İkilinin gözlüğü geliştirmesindeki amaç ise, insan saçının yenilenebilir bir kaynak olduğunu göstermek.


Nisan 2014 OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ

15


KÖŞE YAZISI Uğur ATASEVEN / Yazar

İletişim, damardan girmektir

İnsanların iletişime yansıyan üç yönü vardır: duygu, inanç, mantık. Bir şeyde duygu yoksa ona inanılmaz. İnsan inanmazsa aklına yatmaz. Hiç unutmadığımız anlar, duygusal

yoğunluğu çok olan anlardır. En çok hatırladığımız şeyler yoğun duygu durumunda yaşadıklarımızdır. Onun içindir ki duygu, damardan girmektir. İletişim, damardan girmektir.

Bir söz ne kadar duygu yüklüyse o kadar etkilidir. Örneğin bir eğitimci duyguları ne kadar iyi kullanabilir ve ne kadar iyi yönetebilirse o kadar etkili öğretebilir. Bir tiyatrocu ve oyuncunun kalitesini gösteren şey de duyguları en etkili şekilde yansıtabilme gücüdür. İlk tanıştığımız insanlara sorduğumuzda “abi ne iş yaparsın?” diye... Aldığımız cevap genelde “ben araba işindeyim, ben inşaat işindeyim, ben filanca işteyim,” olur. Bana soranlara ben de “ben insan işindeyim” diyorum (önce şok oluyorlar, garip garip bakıyorlar, yoksa bu adam…) Hepimiz insan işindeyiz. İnsanların hayatlarını daha kolay yaşayabilmelerini sağlamak olmalıdır hepimizin amacı. Hayat, bir servis sanatıdır, sunumdur. Kendimizi, bizi biz yapan her şeyi sunmaktır, duygumuzu sunmaktır. Duygu, bu servisin süsüdür. Küçük bir lezzet farkı büyük bir mutluluktur.

“Hayat, bir servis sanatıdır, sunumdur. Kendimizi, bizi biz yapan her şeyi sunmaktır, duygumuzu sunmaktır.”

İletişim aslında “fark etmektir.” Hepimiz önce anlaşılmayı, fark edilmeyi bekliyoruz. Olması gereken önce anlamaya çalışmak. Emerson “anlaşılmak bir lükstür” der.

İletişim aslında “fark etmektir.” Hepimiz önce anlaşılmayı, fark edilmeyi bekliyoruz.Olması gereken önce anlamaya çalışmak. Emerson “anlaşılmak bir lükstür” der. Anlamaya çalışmak, değer vermektir. Önce değer ver. Bu, empati (duygudaşlık) kurabilmenin olmazsa olmaz adımıdır. Önemli olan konuştuğumuz dil değil paylaştığımız duygudur. İletişim kurabilmek demek bütün dilleri konuşabilmek demektir. İnsanlar ırk ırk olsa da duygular ortaktır. İnsanlar renk renk olsa da gözyaşı tek renktir. İnsanlar şekil şekil olsa da tebessüm her yüze giden en güzel imajdır. Diller farklı farklı olsa da kahkaha ve gözyaşı her yerde aynı anlama gelir. Onun içindir ki iletişim kurulamayacak insan yoktur. İletişim, sizinle karşınızdakinin “kesişim kümesi”dir. Kahve ile süt birleşince çok farklı bir tat çıkıyor ortaya. Başkalarını anlamak için önce kendimize izin vermemiz gerekiyor. Söylenilenler karşısında ilk tepkimiz o kişiyi hiçbir önyargı olmadan anlamak yerine hemen yargılamak ve yanlışını bulmak oluyor. Duygularını ifade edince karşımızdaki hemen “aptalca, manyakça, hoş değil” diyoruz. Anlamak için kendimize izin vermiyoruz. İnsan, başkalarına hayatı tahammül edilebilir hale getirendir. İnsan, diğerlerine dünyayı ve yaşamı kolaylaştıran kimsedir.

16

OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ Nisan 2014


HABER

Göz problemleriniz yüzünden hayattan kopmayın! Birçoğumuz hayatımızın belli dönemlerinde göz alerjisi, miyop, hipermetrop ya da astigmat gibi göz sorunlarıyla ya da göz alerjisiyle karşı karşıya kalıyoruz. Görme sorunları yaşam kalitemizi etkileyerek hayatımızın her alanına olumsuz yansıyabiliyor. Üstelik bu sorunlar okul dönemindeki çocuklardan, gençlere, iş hayatını ön planda tutan yetişkinlerden yaşlılara kadar hemen her yaştan insan göz sorunlarıyla baş etmeye çalışıyor. Göz sorunlarımızı uzman tavsiyeleri doğrultusunda en sağlıklı şekilde çözmek gerekiyor. Mevsimsel göz alerjilerinden korkmanıza gerek yok! Göz alerjisini yaşayan kişiler, rahatsız edici kumlu göz hissi, kırmızı, kaşınan, yanan ve yaşlanan şişkin gözler sorunları ile karşılaşırlar. Göz alerjisinin en sık görüldüğü bahar mevsiminde olduğumuz şu günlerde çevresel alerji faktörleri çok daha zorlayıcı oluyor. Özellikle böyle dönemlerde alerjen maddelerle temastan kaçınmalı, ellerinizi sık sık su ve sabunla yıkamalı, gözlerinizi ovuşturmamalı ve makyaj malzemelerinizi kimseyle paylaşmamaya özen göstermelisiniz. Kontakt lensiniz varsa kullanım süresini sınırlandırmak ya da günlük kullan-at lensleri tercih etmek sizi göz alerjisinden koruyacaktır. Size uygun tedavi için doktorunuza mutlaka danışmalısınız. Spor keyfinizden vazgeçmeyin! Gözleriniz bozuksa spor yaparken performansınız düşer, keyif almaktan çok stres yaşarsınız! İster kariyerinizin doruğunda olimpik bir atlet olun ister sadece ara ara koşmaktan hoşlanıyor olun, kontakt lensler size keskin bir görüş sağlar ve gözlüklerin aksine sizi engellemeden rahat hareket etme özgürlüğü sunar. Rutin bir göz muayenesi ile göz bozukluğunuz olup olmadığını ya da görüş performansınızı nasıl artırabileceğinizi doktorunuzdan öğrenebilirsiniz. Günlük kullan-at lensler ile göz sorunlarına “Elveda”, hayata “Merhaba” deyin!

Hem göz alerjisiyle başa çıkmak hem de gönül rahatlığı ile kontakt lens kullanmak günlük kullan-at lenslerle mümkün. Alerjilere ilişkin rahatsızlığı ya da kaşıntıyı ortadan kaldırmak için 1•DAY ACUVUE® MOIST® günlük kullan-at kontakt lensleri göz doktorunuza sorabilirsiniz. Her gün yeni bir çift lensin sağlayacağı hijyen, alerjen maddelerin lensinizde birikmesini engellemenize yardımcı olur. Aynı zamanda bu lensler, bazı kullanıcılarda kendi başına alerji yaratan lens solüsyonlarıyla temasa gerek bırakmaz.

Nisan 2014 OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ

17


AKTÜALİTE Siracüddin ÇAĞLAR / Efor Optik Kurumsal Pazarlama

MUCİZE GÖZLÜK İstanbul’dan yola çıkıp, 20 den fazla il ve ilçeye uğramak için yolculuğumun başladığında;görünüşte çantalarım ve içerisine tıkıştırılmış yüzlerce çerçevelerimle beraber yola çıkıyorum. optikçilere uğrayıp, çerçevelerimi satıyor ve hızla geri dönüyorum. Gerçekte ise durum bambaşka...

Bir kere düşünsenize; yolculuğuma başlayıp eve geri döndüğümde yaklaşık 7000- 8000 km yol yapıyorum. Bu yolculuk bir kaç güne sığar mı? Sadece çerçeve satmakla bu yolculuk biter mi? 20 25 gün süren bu gezi keyifsiz çekilir mi? Amaçsız ve gayesiz dayanılır mı ? Eğer birisi çıkar ve evet derse inanınki başarılı olamaz. Çünkü böyle bir macera tatsız tuzsuz yemek yemeye benzer. Maksat bu olursa, tur tamamlanmadan yolculuk çoktan bitmiş olur. Kolay değildir yollarda olmak, günlerce 18

OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ Nisan 2014

evden, aileden uzakta kalmak, ama bu yolculuk için sebepleriniz varsa; o zaman durum çok farklı olur. Aslında yaptığınız işin sıradan bir pazarlama, sattığınız ürünün sıradan bir çerçeve olmadığını idrak ederiniz. Siz aslında bir mucize taşırsınız çantalarınızda. Bilirsiniz ki imalatçının titizlikle üzerinde çalıştığı, en az 2030 ustanın dikkatle ve özenle hazırladığı, hayatı ve geleceği daha iyi görebilmek, geleceğini renklendirmek için kendisiyle özdeşleşeceği, belki de ayrılmaz bir parçası olacak olan rengârenk

çerçeveyi seçmeye gelecek, minik Ayşe’ye, gazetesini daha iyi okuyabilmek için çerçevesini değiştirecek olan Rıza Amca’ya, el örgüsünü daha rahat örebilmek için gelecek olan Fatma Teyze’ye, farklı seçenekler sunacak olan Nuri Usta’nın raflarını süsleyecek, mucize çerçeveleri taşırsınız çantalarınızda. Taşıdığınız çerçevelere sevginizi katacaksınız ki Nuri Usta’nın yüzü gülsün. Minik Ayşe’ye de Fatma Teyze’ye de, Rıza Amca’ya da keyifle hizmet versin. Onların sağlığı için mücadele etsin. İşte o zaman tam olarak işinizin ehemmiyetini anlamış olursunuz.


O insanların mutluluğunu düşününce siz de mutlu olursunuz. Çerçevelerinizin mucizesini yaşarsınız. Minik Ayşe’ye daha farklı, daha renkli neler sunabilirim, diye düşünürsünüz. Yolculuğunuz keyif vermeye başlar. Bir ilden diğer ile geçerken heyecanla ve istekle gidersiniz. Artık amacınız ve gayeniz vardır. Bilirsiniz ki bu çerçevelerin arkasında hayatı umutla yaşayan, dış dünyayı rengârenk ve mutlulukla izleyen, bir sürü insan vardır. Gelecekte Vatanına ve Milletine hizmet edecek olan gençler, geçmişte bizler için gece

gündüz demeden çalışmış olan Anne Babalar vardır. İşte bu duygu ve düşünceler, taşıdığınız çerçevelerin mucizesidir. Siz bir anda Doktor, Optikçi ve Mutlu müşteri arasında iyi birer elçi olduğunuzu hissedersiniz. Bir pazarlamacı gibi değil, sağlık için bir elçi gibi hareket edersiniz. İşte bu duyguyla yola çıktığınızda, yol da uzun gelmez, zorluklar da sizi yormaz. Hatta hasret bile umurunuzda olmaz. Çünkü bilirsiniz ki, siz insanların bakış açısını değiştiren mucize bir çerçeve taşıyorsunuz. Tabii il il gezmenin farklı keyifleri de vardır. Gittiğiniz

illerin güzelliklerini de görme imkânı bulursunuz. Sizlere bu illerden birini, kısa da olsa tanıtmaya çalışacağım. Neredeyse Anadolu’da var olmuş tüm kültürleri içerisinde barındıran, binlerce yıllık geçmişi olan şuanda Müslüman, Hristiyan ve Süryanilerin iç içe yaşadığı tarihi bir kentimiz Mardin’den bahsedeceğim. Gezilecek o kadar güzel yerleri vardır ki Mardin’in, neresinden bahsetseniz, neyini anlatsanız illaki anlatamadığınız, gezemediğiniz çok yeri eksik kalıyor. Bir kere çarşılarından

Nisan 2014 OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ

19


başlamanız gerekir gezmeye, küçük daracık sokaklarını gezerken içiniz açılır. Bedesten çarşısında veya revaklı çarşısında mırra içmediyseniz Mardin’i gezmiş sayılmazsınız. Küçük ve güzel hediyeler almak için bulunmaz bir fırsattır bu çarşılar. Mardin Ulu Camii’nde bir öğle namazı kılmak ve sürekli ziyarete açık olan Hazreti Peygamber (S.A.V) Efendimizin Sakalı Şerif’ini ziyaret etmek gönlünüzü ferahlatır. Sonra Kasımiye Medresesi, Şah Sultan Medresesi ve Reyhanlı Camii de gezebildiğimiz camiler 20

OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ Nisan 2014

arasındadır. Kültür mozaiği o kadar güzeldir ki, Deyrül Zaferan Manastırı, Mor Gabriel Manastırı ve Mor Yakup Kilisesi’ni gezmeden edemezsiniz. Kartal Yuvası olarak da bilinen Mardin Kalesi şu sıralar tadilatta olmasına rağmen görülmeye değer bir güzelliği vardır. Ayrıca Anzavur Kalesi, Rabbat kalesi ve Fasih Kalesi’ni de unutmamak gerekir. Mardin’in tarihi evleri gerçekten görülmeye değer ve çok akıllıca yapılmış, harika mimarisi olan tarihi evlerdir. İşin güzel

tarafı 1979’dan beri bu evler sit alanı ilan edildiğinden, sadece restorasyon yapılarak aslına uygun dizayn edilmiş olmalarıdır. O kadar güzel evler var ki, şimdilerde bir cafe olarak hizmet veren tarihi bir evi detaylıca gezdiğimde gördüklerime inanamadım. Evin sahibi bundan asırlar önce yaptığı evinde o kadar güzel ve değişik bir mimari uygulamış ki; görmelisiniz. Dört bölümden oluşan evin her bölümünde tavan farklı desen ve farklı mimaride, lakin ilginçtir, her bölümün yer mozaği de çok farklı ve inanın çok güzel yapılmış. Sit


alanı olduğu için bire bir aynen muhafaza edilerek yenilenmiş. Mardin’in şimdilerde nüfusu 773.000. bunun 139250 si Mardin merkezde diğer nüfus ise ilçeler ve köyler dahil toplamdır. Mardin’in ilçelerini de unutmamak lazım. Nusaybin üzerinden Midyat’a giderken yol üzerinde o kadar güzel piknik yerleri var ki, eğer yolunuz Mardin’e düşerse bir akşam yemeği için burayı tercih etmenizi tavsiye ederim. Buram buram tarih kokan bu güzel şehrimizi gezmek için fırsat

kollayın. Eğer profesyonel bir rehber için imkanlarınız kısıtlı ise bir kahvede iki bardak çay için; inanın gönüllü ve ücretsiz bir çok rehber bulabilirsiniz. Bendeniz Qzen marka mucizevi bu çerçeveleri insanlara ulaştırmak için tekrar yola çıktığımda, sizler için yine, yeni bir ilimizi tanıtmaya çalışacağım. Mucize bir hayat dileğimle...

Nisan 2014 OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ

21


EYEDENTIFY 2222

YOURSELF

OPTİSYENİN O OP PT P TİİSY İS SYE SY ENİ EN NİİN SESİ N SE ESİ Sİ E Sİ EE-DERGİ -D DE DER ERGİ RGİ G Nisan Nissan an 2014 2014


EYEDENTIFY

YOURSELF

Nisan 2014 OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ

23


BU GURUR HEPİMİZİN! 05 Nisan 2005 tarihinde yayın hayatına başlamış olan OptisyeninSesi web sitemiz www.optisyeninsesi.com, bu yıl dokuzuncu yılını tamamlamaktadır. Web sitemizin yayınını sürdürmesinde teşvik unsuru olan siz izleyenlerimize teşekkür ederiz. Bir web sitesinin güncelliğini ve izlenebilirliğini sürdürebilmesi için yoğun bir emek ve çaba gerektirdiğini takdir edersiniz. Bu uğraşı, bilgiyi paylaşmanın verdiği duyguyla yorucu olmaktan çıkmakta, aksine bizlere, sizlerle paylaşmanın mutluluğunu yaşatmaktadır. Birkaç gün sonra altıncı sayısını yayınlayacağımız OptisyeninSesi e-dergimizin de http://dergi.optisyeninsesi.com adresinde ilgiyle izlenmesini aldığımız raporlarda görünce doğru karar verdiğimizi görüyoruz ve mutluluğumuz bir kat daha artıyor.

“Sektörün gören gözü, duyan kulağı”

www.optisyeninsesi.com 24

OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ Nisan 2014


“Sektörün gören gözü, duyan kulağı”

www.optisyeninsesi.com Nisan 2014 OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ

25


SAĞLIK

Göz için Sağlıklı ev aydınlatması

Evinizin içini nasıl aydınlatacağınızı planlarken göz sağlığını ilk kriter olarak belirlemelisiniz. Gözler için en uygun ve ideal bir şekilde evinizin içini aydınlatmanız için bazı önerilerimiz var. Evinizin her odasını, gözlerinizi yormayacak şekilde aydınlatmanız mümkün. Birkaç küçük ipucuyla aydınlık bir yaşam alanına ve sağlam gözlere sahip olun! Daha net bir şekilde görmemize yardımcı olmak, iyi bir aydınlatmanın en önemli işlevlerinden birisidir. Ancak bazen ışığın parlaklığı, görmeyi zorlaştırabilir. Başka lambalar açık olsa da daha iyi görmemize yardımcı olmaz. O zaman gözlerimizi yormayacak şekilde ev ve iş yerlerimizi işlevsel bir şekilde nasıl aydınlatabiliriz? Yemek alanı: yemek yemek, okumak ve çalışmak için bir yer Düşündüğünüz zaman yemek masalarına aslında “faaliyet masaları” denmeli. Ne de olsa yemek için toplanmanın yanı sıra ödevlerimizi ve hobilerimizi de burada yaparız, mektuplarımızı burada yazar ve okuruz. Bu da ışık kalitesinin çok yüksek olmasını gerektirir. Metal veya koyu renk abajur şapkalı bir sarkıt lamba, ışığı masanın 26

OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ Nisan 2014

yüzeyine doğru odaklar. Genel bir kural olarak lamba, masanın üzerinden 55-60 cm yukarıda asılı olmalıdır. Bu şekilde masanın çevresinde oturan herkes, ışık gözünü kamaştırmadan görebilir. Büyük, uzun masalar, sadece bir büyük yerine birkaç tane lamba ile daha iyi aydınlatılır. Yükselen ve alçalan sarkıt lambalar ise ışık kümesinin boyutunu değiştirmenizi sağladığı için daha pratiktir. Işığın kuvvetini ve yoğunluğunu kontrol etmenizi sağladıkları için reostalar da kullanışlıdır. Televizyon arkasındaki bir ışık gözleriniz için daha az yorucudur. Televizyon izlerken, televizyonunuzun arkasındaki duvara hafif bir ışık yansıtan bir lambanın olması gözleriniz için daha iyidir. Bu televizyon ekranının parlaklığı ve çevresindeki daha koyu alanlar arasındaki keskin kontrastı yumuşatır. Yatakta kitap okumak Okuma lambalarını çift kişilik bir yatağın merkezine akın yerleştirmek ve ışığı dışarı doğru yönlendirmek, kitabınızın


sayfalarının parlamasını önler, eşinizi de rahatsız etmez. En iyi etki için ışığı geçirmeyen ama sınırlı bir alana konsantre ışık huzmesi veren abajur şapkalı lambalar seçin. Keskin kontrastları azaltmak için başucu masa lambası, odanın geri kalanına hafif bir ışık verir. İyi okuyabilmek için rahat bir kanepeden fazlasına ihtiyacınız vardır. Okurken veya yarıntılı bir iş yaparken, gözlerinizdeki zorlanmayı azaltmak için iyi bir aydınlatma şarttır. Sınırlı bir alana konsantre ışık huzmesi veren bir okuma lambası (tercihen ışık geçirmeyen bir abajur şapkasıyla beraber) iyi bir başlangıçtır. İdeal olarak lambayı yükseltip alçaltabilmeniz gerekir, lamba da ışığı ihtiyacınız olan yere odaklayan bri abajur şapkasına sahip olmalıdır. Örneğin, ışığı geniş bir alana yayan yarı saydam abajurlu bir masa lambası kullanarak aydınlık ve karanlık arasındaki kontrastı en aza indirmek de göz yorgunluğunu azaltır. Yaşlı gözlerin daha fazla ışığa gereksinimi

vardır 40’lı ve 50’li yaşlarımıza eriştiğimizde gözlerimiz zayıflamaya başlar. Genellikle daha iyi görmek ve daha iyi hissetmek için daha fazla ışığa gerek duyarız. En basit çözüm, daha güçlü ışık kaynakları kullanmak veya odadaki lamba sayısını arttırmaktır. Ama aynı zamanda kullandığınız lambanın ışığının göz alacak kadar parlamaması da önemlidir. Çünkü yaşlandıkça gözlerinizin karanlık ve aydınlık arasındaki değişime adapte olması da o kadar uzun sürer. Aydınlık ve karanlık arasındaki hafif kontrast Keskin kontrast gözleri yorar. Karanlık ve aydınlık arasındaki değişime adapte olmak için gerekli zaman olmadığı takdirde gözleriniz kamaşır. Örneğin, bir okuma lambasından ya da spot lambadan gelen dar, konsantre ve güçlü ışık huzmesinin, tavan lambası, aplik, yer lambası veya yarı saydam abajur şapkalı bir masa lambası gibi genellikle ışığını geniş alana yayan bir lamba tarafından yumuşatılması gerekir.

Nisan 2014 OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ

27


TIP TARİHİ Dr. Ahmet Doğan ATAMAN adataman@hotmail.com

XIX. YÜZYILDA İSTANBUL MEYHANELERİ İstanbul meyhanelerine sadece Müslüman olmayanlar değil Müslümanlar da gelirdi. Alenen olmamakla birlikte, Osmanlı entellektüel grubu içerisinde yer alan çoğu sıradışı birey, bürokrat ve asker yanında, öğretmen, hatta öğrencilerin de bazen hane ve konaklarda, zaman zaman da meyhanelere uğrayarak alkollü içecek aldıkları ve eğlendikleri biliniyor. Çok eski tarihlerden beri İstanbul’da var olduğu bilinen meyhanelerin düzenli bir gelişme ve yayılma göstermemiş, aksine siyasi erkin ya da merkezi otoriteyi temsil edenlerin tutum ve tavrına göre belli dönemlerde meydana gelen olayların etkisi altında, tarihi süreç içerisinde inişli çıkışlı bir yol izlemiştir. İçki tüketimi ve meyhanelerin açılması hususunda, zaman zaman, getirilen yasak ya da sınırlamalarda kamu düzenini ve asayişi

28

OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ Nisan 2014

korumak ön planda tutulmuştur. Meyhaneler özenle seçilmiş yerleşim birimlerinin fazla yoğun olmadığı sahil şeridi ile Müslüman halkın meskun olmadığı bölge, semt veya mahallelerde açılmıştı. Başta Samatya ve Yedikule olmak üzere, Ortaköy’den İstinye’ye ve Çengelköy’den Üsküdar’a kadar olan mahallede toplam yüz on beş (115) meyhane bulunmaktaydı. Çoğunluğu Yahudi, Ermeni veya Rumlara aitti. İşletme sahipleri ve diğer meyhane çalışanları


üzerinde ciddi bir denetim ve kontrol sistemi kurulmuştu.

üzerindekilerin ise ekseriyetinin sakal bırakırdı.

Üretim aşamasından tüketim safhasına kadar, her türlü içkinin arz ve talebinin tamamen devletin kontrol ve denetimindeydi. Çeşitli isimler altında değişik vergiler alındığı on dokuzuncu yüzyıla ait İstanbul tahrir defterlerinde müşahede edilmiştir.

İstanbul meyhanelerine sadece Müslüman olmayanlar değil Müslümanlar da gelirdi. Alenen olmamakla birlikte, Osmanlı entellektüel grubu içerisinde yer alan çoğu sıradışı birey, bürokrat ve asker yanında, öğretmen, hatta öğrencilerin de bazen hane ve konaklarda, zaman zaman da meyhanelere uğrayarak alkollü içecek aldıkları ve eğlendikleri biliniyor. Özellikle, taşrada çalışan ve bulunduğu kasaba ya da kentlerde rahat hareket edemeyen bazı ileri gelenlerin bildik ve tanıdık çevreden uzaklaşıp, çevrenin baskısından kurtulmak için İstanbul’a geldiği, mesleğe özgü kıyafet ve sarığı çıkarıp attığı ve böylece meyhaneler de dahil olmak üzere, her türlü eğlence mekanlarına rahatça girip çıktıkları bilinmektedir.

Ayrı bir sektör olan hayat kadınlarının Osmanlı toplumunda pek fazla engelleme ile karşılaşmadığı bilinmesine rağmen, meyhanelerdeki servis elemanları ile diğer yardımcı personel, genç ve orta yaşlı bayanlardan seçilmez, aksine yakışıklı genç erkekler tercih edilirdi. Miço adı verilen hizmetkar ya da servis elemanları, ustabaşı ve işletme sahiplerinden oluşan daimi statülü meyhane personelinin tamamının bıyıklı olduğu, orta yaş ve

Nisan 2014 OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ

29


SAĞLIK

Göz hastalıklarına bağlı

baş ağrıları

30

OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ Nisan 2014


Baş ve Göz Ağrısı Migren ağrısı bitkisel ürünler kapsüller kremler yağlar çaylar sebepleri belirtileri. Baş ve Göz Ağrısı Migren ağrısı bitkisel ürünler kapsüller kremler yağlar çaylar sebepleri belirtileri için aşağıdaki makaleyi okuya bilirsiniz. Gözlerinizde mi sorun var ? Baş ağrısı insanların en sık rastlanan rahatsızlıklarındandır. Başağrısı için milyonlarca lira harcaması bunun kanıtıdır. Birçok kişi baş ağrısının genellikle ciddi olmadığını ve sıklıkla tansiyona bağlı olduğunu bilir. Birçok insanda yanlış olarak Göz Ağrısı ve gözlük ihtiyacı başağrısınıa çok sık sebep olduğunu sanırlar. Göz Ağrısı ve gözlük ihtiyacı başağrısının önemli sebeplerinden değildir. Sebepler ve belirtiler Bütün başağrıları şu gruplara ayrılabilir: Kas kasılması başağrısı en sık görülen tiptir. Boyundaki ve kafa tabanındaki kasların kasılması sonucu ağrı ortaya çıkar Ağrı genellikle kas kasılmasının olduğu yerde hissedilmez. Bunun yerine alın, şakak yada göz çukurlarına yansıtılır ve buralarda hissedilir. Bu da ağrının sebebi konusunda hastayı yanıltır, çünkü ağrı başta yada hatta gözlerde lokalize olur. Bununla birlikte olay boyun kaslarından kaynaklanmaktadır. Kas kasılmasına bağlı başağrısı, günlük yaşantı sırasında iş yada evdeki Stres sırasında ortaya çıkan geçici tansiyon yükselmesi sonucunda olabilir. Kötü pozisyonda çalışma yada uyuma, çok uzun süre yakın çalışma sonunda da başağrısı olabilir. Bu vakalarda başağrısı genellikle geçicidir ve basit ağrı kesicilerle kaybolur. Göz rahatsızlığına bağlı baş ağrısı da kas kasılmasına bağlı baş ağrısına benzer ama belirgin olarak gözlerin fazla kullanılmasıyla her çeşit başağrısı artar ama göze bağlı baş ağrısı ancak gözler aşırı kullanıldığında ortaya çıkar. Bazı kas kasılmasına bağlı baş ağrıları uzun süre ve emosyonel depresyonla bağlantılıdır. Öte yandan boyundaki artrit, Yüksek Tansiyon ya da sıkıntı da (anksiyete ) buna sebep olabilir. Migren de başağrısının en yaygın sebeplerindendir. Bu tipteki başağrısının sebebi baştaki damar duvarlarının gerilmesidir. Bazı insanlarda buna karşı bir eğilim vardır. Migren genellikle ailevidir ve on kişiden birini etkiler. Küçük çocuklarda bile Migren

Nisan 2014 OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ

31


SAĞLIK

olabilir. Hastaların migreni anlaması zordur çünkü değişik kişilerde değişik belirti verebilir. Bazılarında kısa aralıklarla şiddetli başağrıları olur. Bazılarında ise hareketli kesik çizgiler görüldükten sonra ortaya çıkar. Kimileri başağrısı olmadan bunları görür , bazılarında ise başka belirti olmadan şiddetli başağrısı vardır. Migrenin bazı karakteristik özellikleri vardır. Ağrı genellikle devamlı değildir, sıklıkla başın bir tarafında daha şiddetlidir, genellikle bulantı ve kusmayla birliktedir, ve ciddi bir komplikasyonu yoktur. Migren streste ani artma ya da azalmayla ortaya çıkabilir. Örneğin, saygısız birini misafir eden kişide yada çok fazla çalışırken tatile başlayanlarda ortaya çıkabilir. Hastalıklar başağrısının en seyrek sebebidir. Göze bağlı başağrıları genellikle gözde ya da hastalığın olduğu tarafta kaşta hissedilir. Bu başağrıları genelikle bulanık görme, ışık etrafında halkalar görme ve ışığa duyarlık gibi diğer semptomlarla birliktedir.Kulak, diş, çene eklemi ya da fasiyel sinire bağlı başağrıları genellikle olağan başağrılarından farklıdır ve bu fark sebebi bulmaya yardım eder.Başağrısının sebebi yüksek kan basıncı da olabilir. Bu nedenle, uzun süren yada tekraralayan başağrısını değerlendirmede 32

OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ Nisan 2014

kan basıncı ölçümü yararlı olabilir. Beyin Tümörü yada hastalıklarının sebep olduğu başağrısı seyrek görülür ve ağrının belli bazı özellikleri vardır . Örneğin, çok ani olarak ortaya çıkabildiği gibi birkaç hafta yada ay içinde giderek şiddeti artabilir. Baş ağrısının şiddeti vücudun pozisyonuna bağlı olarak değişebilir, bazen baş aşağı eğildiği zaman olağanüstü şiddetli hale gelir. Sıklıkla uyuşukluk, Baş Dönmesi ve halsizlikle birliktedir. Bu tip baş ağrılarının hemen hemen hepsi zamanla daha kötüleşir. Göz doktoru tam bir göz bakımını sağlamak üzere eğitilmiş ve bu konuda uzmanlaşmış bir doktordur. Tam bir göz bakımı , göz muayenesi , gözlük reçetesi yazma , göz bozukluk ve hastalıklarının teşhisi ve bunların uygun tıbbi yada cerrahi yöntemlerle tedavisini içine alır. Sadece göz doktoru tam bir göz bakımı yapabilir. Göz doktorunuz gözünüzü muayene ederken vücudunuzun başka sistemlerindeki hastalıkları da ortaya çıkarabilir. Gözler genellikle başağrısına sebep olmazlar ve yeni gözlükler genellikle şikayetleri gidermede yararlı değildir. Eğer göz hastalığınız varsa göz doktorunuz bunu teşhis eder ve tedavisini düzenler.


Nisan 2014 OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ

33


SAĞLIK

İlkbahar ve Bahar alerjisi Alerjinin tedavisinde en önemli yapılması gereken şey alerjen madde tespit edilebiliyorsa mümkün olduğu sürece ondan kaçınmaktır. Gözdeki şikayetlerin rahatlatılması açısından soğuk uygulama ve suni göz yaşı ilaçları faydalı olabilir. Çoğunlukla da antihistaminik ilaçlara, damarları büzen ilaçlara, alerjik şikayetleri ortaya çıkaran hücreleri dengeleyici ilaçlara, iltihap giderici ilaçlara ve kortizonlu ilaçlara ihtiyaç duyulur. Göz alerjisinin etkenleri ve çözüm yolları Göz Alerjisi Belirtileri Göz alerjisi gözün beyaz kısmı ve göz kapağının içinde kırmızılık olarak baş gösterir. Diğer belirtiler ise kaşınan gözler, gözlerin sulanması, bulanık görüş, yanma hissi, göz kapağının şişmesi ve ışığa duyarlılık olarak sıralanabilir. Göz alerjileri tek başına ya da burunda oluşan alerjilerle birlikte ortaya çıkabilir. Gözler Neden Kızarır? Göz alerjileri gözümüz alerjik Maddelere maruz kaldığında ortaya çıkar. Evcil hayvanlar veya polenler bunlara örnek olarak verilebilir. Gözlerde bulunan hücrelerin salgıladığı kimyasallar inflamasyona neden olur. Sonuç kaşınan, kırmızı ve sulanmış gözlerdir. Gözlerinizi Kaşımayın! Fazlasıyla cezbedebilir. Ancak kesinlikle gözlerinizi kaşımamanız gerekir. Kaşıdığınız zaman kimyasalların salgı miktarı artar ve daha fazla kaşıntı meydana gelir. Bunun yerine kullandığınız lensleri çıkarıp soğuk baskı uygulayabilirsiniz. Önemli bir nokta ise göz makyajı yapmaktan kaçınmaktır.

34

OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ Nisan 2014


Göz Alerjisini Saklama Yolları Alerjik olmayan bir kapatıcı sayesinde koyu halkaları saklayabilirsiniz. Ağır makyaj yapmaktan kesinlikle kaşının çünkü sonuç yine kızarmış ve Sulu gözler olacaktır. Bunun yerine yüzünüzün başka bir yerini ön plana çıkarın. Örneğin; hoş görünen bir ruj sürün. Alerji Tedavi Yöntemleri Çoğu göz damlası burun damlalarıyla aynı prensipte çalışır. Antihistamin ilaçlar histamin üretimini durdurur ve inflamasyon oluşumunu engeller. Göz Damlaları Göz damlaları gözü temizleyerek nemli kalmasını sağlar. Bu damlalar gözün içerisinde bulunan kılcal damarları daraltarak kızarıklığı azaltır. Ancak uzun vadede kullanıldıklarında belirtileri artırdıkları görülmüştür. Bu damlaları kullanmadan önce doktora başvurmak bu nedenle çok önemlidir. Oral İlaçlar Ağız yoluyla alınan ilaçlar göz alerjilerini kontrol etmede başarılı olabilir. Ancak, bu ilaçlar gözlerde kuruluğa ve rehavete neden olabilir. Bu tür ilaçları kullanmadan önce doktora giderek tedaviye uygunluğunuzu kontrol etmekte fayda var. Hastalığın çeşitleri var mıdır? Beş değişik göz alerjisi vardır. Bunlar: •

Mevsimsel ve mevsimsel olmayan alerjik konjunktivit,

Bahar keratokonjunktiviti,

Atopik keratokonjunktivit,

Dev papiller konjunktivit,

Temas göz alerjisi.

Kimler risk altındadır? Çocuklarda ve gençlerde, ayrıca erkeklerde daha sıktır. Bu hastaların yüzde 75’inde astım, atopik ekzema ve alerjik rinit gibi ek hastalıklara da rastlanabilir.

Nisan 2014 OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ

35


SAĞLIK Alerjik göz hastalıklarının tanısı hastadan alınacak bilgiler üzerine yapılacak muayene ve laboratuvar incelemeleri ile konur. Doğru tanı için iyi bir göz muayenesi gerekir. Muayenede göz kapakları, göz yüzeyini örten konjunktiva isimli zar, bezlerin açıldığı bölümler, kirpikler ve kornea dikkatle incelenir.

Havuzlar ciddi tehlike oluşturuyor mu? Havuzdan çıktıktan sonra birçok kişinin gözlerinde kızarıklık olur. Deniz suyu da gözlerde kızarıklığa yol açmaktadır. Ancak havuzda kirliliğin yol açtığı göz rahatsızlıkları olasılığı daha fazladır. Ayrıca eğer havuz suyu fazla klorlanmışsa gözleri, genzi, burun içini yakar. Gözlerde alerjik kızarıklıklar ortaya çıkar. Havuz suyunda gereğinden çok klor varsa hemen hemen herkes bundan etkilenir. Çok klorlu havuzlarda ve ayrıca çok tuzlu denizlerde suyun içinde gözleri açmamak bizi alerjik göz rahatsızlıklarından koruyacaktır. Tedavi yolları nedir? Alerjik göz hastalıklarının tanısı hastadan alınacak bilgiler üzerine yapılacak muayene ve 36

OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ Nisan 2014

laboratuvar incelemeleri ile konur. Doğru tanı için iyi bir göz muayenesi gerekir. Muayenede göz kapakları, göz yüzeyini örten konjunktiva isimli zar, bezlerin açıldığı bölümler, kirpikler ve kornea dikkatle incelenir. Bazen göz kapaklarının arka yüzeyinin de incelenmesi gerekebilir. Alerjinin tedavisinde en önemli yapılması gereken şey alerjen madde tespit edilebiliyorsa mümkün olduğu sürece ondan kaçınmaktır. Gözdeki şikayetlerin rahatlatılması açısından soğuk uygulama ve suni göz yaşı ilaçları faydalı olabilir. Çoğunlukla da antihistaminik ilaçlara, damarları büzen ilaçlara, alerjik şikayetleri ortaya çıkaran hücreleri dengeleyici ilaçlara, iltihap giderici ilaçlara ve kortizonlu ilaçlara ihtiyaç duyulur.


Nisan 2014 OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ

37


MODA

2014 PARİS FASHION WEEK

SOKAK MODASI 38

OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ Nisan 2014


“GÖZLÜK MODELLERİ” Nisan 2014 OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ

39


MODA

2014 PARİS FASHION WEEK

SOKAK MODASI 40

OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ Nisan 2014


“GÖZLÜK MODELLERİ” Nisan 2014 OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ

41


MODA

2014 PARİS FASHION WEEK

SOKAK MODASI 42

OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ Nisan 2014


“GÖZLÜK MODELLERİ” Nisan 2014 OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ

43


MODA

2014 PARİS FASHION WEEK

SOKAK MODASI 44

OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ Nisan 2014


“GÖZLÜK MODELLERİ” Nisan 2014 OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ

45


MODA

2014 PARİS FASHION WEEK

SOKAK MODASI 46

OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ Nisan 2014


“GÖZLÜK MODELLERİ” Nisan 2014 OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ

47


MODA

Uluslararasi Optik fuarı sona erdi International Vision Expo New York’ta düzenlendi. NEW YORK - Dünyanın en büyük optik fuarlarından International Vision Expo, ABD’nin New York kentinde düzenlendi. Manhattan’daki Javits Center’da 3 gün süren fuara, 7 gruba ayrılan yüzlerce firma katıldı. Gözlük modasının yanı sıra optik alanındaki teknolojik gelişmelerin paylaşıldığı fuarda, yeni tasarım gözlük çerçeveleri, kontak lensler ve tıbbi cihaz ve donanımlar tanıtıldı. Fuar kapsamında sektörde faaliyet gösteren yaklaşık 20 bin uzmana 300 saati aşkın eğitim de verildi. Fuara katılan firmalar, binlerce dolar değerindeki son moda ve teknoloji ürünlerini birbirinden ilginç yöntemlerle ziyaretçilerin beğenisine sundu. Son dönemde kullanımı yaygınlaşan ahşap çerçevelerin ilgi gördüğü fuarda, ağırlığı 6,8 gram olan çerçeveler de tanıtıldı. Fuar, ABD’nin yanı sıra dünyanın birçok ülkesinden katılımcı ve ziyaretçi çekti. 48

OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ Nisan 2014


New York

Nisan 2014 OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ

49


SEKTÖR

50

OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ Nisan 2014


Nisan 2014 OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ

51


SİZİN KALEMİNİZDEN Metin TURANLI / Optisyen / metinturanli@mynet.com

Gözlüklü Baba

Güneş’ e gözlerini dikip bakarsan Gözlerin bozulur. Gözlük takıp bakarsan Güneş bozulur. Özdemir Asaf

Gözlük ya da optik, üzerine yazı yazılması en zor konulardan biridir. Bu konuda herhangi bir malzeme bulamazsınız. Mecburen kendi gözlemleriniz ya da yaşadıklarınızla konuyu zenginleştirmeye çalışırsınız. Hele söz konusu şey, Babalar Günü üzerine yazı yazmak, babalarla gözlüğü bir yerde buluşturmaksa, bu daha da zor. (Kulaklarım tıkalı. Mecbur musun kardeşim yazmaya? dediğinizi duymuyorum bile..) Onun için yazıyı gidişatına bırakmalı. Onlar nasılsa birbirlerini bulur, diye ümit edelim. Şimdi… İzin verirseniz, erkeklerin gözlüğe verdikleri değer açısından sosyolojik bir tespitle başlamak isterim. Gözlük bir erkek için kavgada çıkartılan bir şeydir. Hem kırılmamaması için hem de ona verdiği değerden ötürü. Gözlüğü emanet ettiği kimse ise, öylesine kutsal bir emanet taşır ki kavgaya girmese bile kimse tarafından suçlanamaz. Kutsallığı yaşlı eli ve ekmek gibi öpülüp başa konulması kadar olmasa da sürekli taç gibi baş üzerinde taşınması ise ona verilen değerdendir. Gözlük-baba ilişkisinde ise, Baba figürü, Optik’te, alışverişte kapıya en yakın duran figürdür. Ailenin bireyleri seçimini yapar, tercihini belirler, parasını ödemek ona düşerdi. Çoğunlukla huysuz, söyleneni anlamayan, anlamak istemeyen bu tipleme; söz konusu kendisi olduğunda daha da cimrileşen bu klasik ücretli baba pozisyonu yavaş yavaş değişmeye başladı. At-avrat silah üçlemesinin yerini alan cep telefonu, otomobil, güneş gözlüğü üçlemesi jenerasyonu için gözlük artık modern yaşamın olmazsa olmazıdır. Gözlük üreticileri bu gerçeği farketmişler ki, artık erkeklere yönelik daha çok modelleri vitrinde sergileyebiliyoruz.

52

OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ Nisan 2014


Yaz geliyor ya, artık tüm yazılı ve görsel basında yeni güneş gözlüğü modelleri ile hangi yüze hangi gözlük modeli yakışır, diye haberleri daha bir sıklıkla görürüz. Tüketiciye gözlük seçiminde hepsi bir elden yazılmış gibi öneriler sıralanır durur. Bu arada vitrinde sürekli birbirinden güzel kadınlar... Benimse canım bugün büyük laflar etmek istiyor. Şöyle ki: Gözlük seçiminde en önemli kriterler yüzün şekli, saç, ten ve göz renkleri imiş ya. Sadece bir yerde ama nerede olduğunu şimdi hatırlamıyorum... “Mevcut yüz ifadesini en olumlu şekilde yansıtmak,” diye bir şey okumuştum. Bir şekilde aklımda kalmış. Hak veriyorum. İnsanın yüzü büyük ölçüde karakterini ve yaşayışını belirliyor. Ya da yaşayışı ve karakteri yüzüne yansıyor. Gelin biz de bir ayrımcılık yapalım. Babalar-Erkekler üzerinden gözlük modelleri seçelim: Yaşamını fırtınalı bir şekilde geçiren, dolu dolu yaşayan bir yüzü gözünüzün önüne getirin. Bu yüzde umutsuzluk göremezsiniz. Sıkıntılı ve zor yılların izi elbette vardır ama o yaşanmışlık duygusu her mimikte göze çarpar. Naçizane tavsiyem, onu gözlük seçiminde rahat bırakın. O kendine yakışanı bulur. Çapkınlıkla, gününü gün etmeyle geçen bir yaşamda ise aynı yüz, biraz lakayt, biraz hiçbir şeye önem vermeden sırıtır geçer. Ciddi bir ifade kazandırmak için mümkün olan en köşeli çerçeveleri veriniz. Acı dolu, çilekeş bir yaşamın şekillendirdiği yüzde ise yumuşak kıvrımlar yoktur. Cildin sert ve kırışıklığına karşı ”bu benim kaderim, başa gelen çekilir ”teslimiyeti ön plandadır. Aynaya baktığında bir kez olsun şansının yaver gittiğine

inandırabileceğiniz, kendini ödüllendirildiğini hissettireceğiniz oval köşeli, karışık, güzel bir gözlük seçin. Hayatı büyük başarılarla ve tuttuğunu koparmakla geçen yüzlerde ise hala bir açlık görürsünüz. Uğraşacak ve yenilecek çok şey vardır. Kararlı bu yüz ifadesi, kendine hayranlıkla bakan yüzlerle daha bir mutludur. Mümkünse hiç uğraşmayın. Ne çıkarırsanız çıkarın nasıl olsa beğenmeyecektir. Dua edin de dükkanın en tapon gözlüğünden etkilenip ona yazılsın. Tatminsiz ve yaşamdan umduklarını bulamamış yüzlerdeki bezginliği anlatmak ise mümkün değil. Bunu ancak Yaşar Kemal tarif edebilir. Alınganlıkları had safhada olduğu için komik duruma düşürmeyecek, hafif bombeli, yüzü saran modeller tavsiye edilir. Bunları niye mi anlatıyorum? Çünkü, Taksim ve optik üzerine yazdığım yazılar çöp tenekesini boylayınca yerini ne model gözlük kullanmanız/ kullandırtmanız gerektiğine dair bu tavsiyeler silsilesi aldı.Yine de Taksim ruhunu yakalayacak protest bir yorumla derim ki, hakim olan günün modası ve teknolojik tavsiyelerin babalarımızın özgürlüğünü kısıtlamasına izin vermeyelim. Ayrıca tüm sektörlerde olduğu gibi optik sektöründe de var olmanın yolu -ama seçiminde, ama fiyatında ama sunumundafark yaratmaktan geçiyor. Bu farklılığınızı rakiplerinize olduğu gibi müşterilerinize de kabul ettirebilirseniz bir adım önde olursunuz. Bırakalım tüm müşterilerimiz aynada yakaladıkları elektriklenme ile seçimlerini yapsınlar. Optik sektörünün özgürlüğe bu kadarcık katkısı olsun.

Nisan 2014 OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ

53


EĞİTİM Taylan KÜÇÜKER / Eczacı Gözlükçü / Gözlükçüler ve Optisyenler Konfederasyonu Yönetim Kurulu Üyesi

SPOR VE SÜRÜCÜLÜK İÇİN KONTRAST GELİŞTİRİCİ FİLTRELER Bir şeyin doğruluğuna karşımızdakileri inandırmak için “Gözlerimle gördüm,kulağımla işittim” deriz.

SARI RENKLİ GECE SÜRÜCÜ GÖZLÜĞÜ: Göz tarafından algılanan ışık, retinada sinirsel sinyallere dönüştürülüp, buradan optik sinir aracılığıyla beyine iletilir. Göz, üç temel birleştirici renk olan, kırmızı, yeşil ve maviye tepki verir ve beyin, diğer renkleri bu üç rengin farklı kombinasyonları olarak algılar. Retinaya çarpan ışık dalga boyu ile uyumlu olarak renge dönüşür. Ultraviyole(UVR), görünebilir spektrum, infraret(IR), ışınlarından oluşan üç temel solar radyasyon dalga boyu bulunmaktadır. Sadece mavi ışık ışınları atmosferde hiçbir engele takılmadan direkt olarak yeryüzüne ulaşır, dolayısıyla mavi ışık, atmosfere ve doğal olarak insan gözüne hiçbir engel olmadan yayılır. Bu ışınlar retinada imajların oluştuğu odak noktasına gelerek gözün iç kısmının mavi ışıkla aydınlanmasına neden olur ve görüşün bulanıklaşmasına yol açar. Mavi ışık ışınlarının sağlıklı ve normal gözlerdeki etkisi az olmasına karşın özel hassasiyeti veya göz hastalığı bulunan insanlarda etkisi göz ardı edilemez. Gözlerdeki algılama azalır, bakılan objeler soluklaşır. Mavi ışık, daha uzun dalga boyu ışıktan daha fazla dağıldığı için kontrast duyarlılığını azalmaktadır. Kontrast filtreler, farklı bir geçirgenlik eğrisi profiline sahiptir. Bunlar görünür spektrumda daha uzun dalga boylarını geçirir ve daha kısa dalga boylarını absorbe ederler. Bu gözde iki etki yaratır: 1) Kromatik aberasyon azaltılması ile Retinal imaj keskinleştirilir. 2)Bazı karşıt renk visuel sinir hücreleri yüksek

54

OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ Nisan 2014

ölçüde uyarılır ve lens kullanıcısına; çevre parlak duygusunu (hissini) sunar. ” Gece sürüşü” denen sarı filtreler gibi boyalı /renkli lensler, ratina /beyin ‘deki sinir hücrelerini uyarır/canlandırır, normal olarak bu hücreler zıt renk tepkisine sahiptir. Zıt renklerden birisinin absorbe edilmesi diğerinin her zamankinden daha yüksek oranda çalışmasına olanak sağlar ve beyne çevre parlak sinyali verilir. Yukarda ki etkilerin her ikisi de gözlük kullanıcısı tarafından görüşün gelişme kazandığı olarak kabul edilir. Bu nedenler bazıları tarafından hemen kabul görür. Mavi renk geçişinin ve kromatik aberasyon azalması az miktarda miktar da görüş keskinliğini artırır. Ve kuşkusuz bir avantaj sağlar. Bazı karşı renk hücrelerinin artan hızla cevap verme oranına bağlı olarak çevrenin parlaklığının belli artışı bazı kişiler tarafından günlerin parlak olması olarak görülür. BPI’nın Winter Sun (kış güneşi)adı altında çıkardığı sarı kontrast renkli bir lensi vardır, kış güneşi ile ifade edilmekle amaçlanan, kasvetli sıkıcı kış günlerini daha az stresli hale getirmektir. Sarı renkli kontrast artırıcı filtreler, Avlanma, atıcılık, kayak, sisli, puslu, yoğun bulutlu havalarda ve gece sürücü gözlüğü olarak kullanılır. Birçok sporcu, kendi avlanma ve atıcılık yeteneğinin sarı renkle geliştiğine inanır. Sarı lensler spektrumun ucundaki mavi ışık geçirgenliğini azaltır. Kontrastı geliştirir. Objeler daha kolay seçilir.(Kontrast duyarlılığının artmasını örneklemek gerekirse, Karla Kaplı beyaz bir zeminde beyaz tavşanın daha iyi seçilebilmesi ve algılanması gibi, gri tonların


birbirinden ayrılmasına ve nesnelerin kolay seçilebilmesine imkân verir. Aynı sarı kontrast filtre hemen her zaman gün ışığı koşullarında kontrast duyarlılığı geliştirir. Kontrastın azaldığı, Az ışıklı ortamlarda, alaca karanlıkta, bulutlu, kapalı, sisli havalarda, yağmurlu havalarda, gece araç kullanırken, gri tonların birbirinden ayırt edilmesini sağlayarak kontrastı artırır, nesnelerin seçilmesini sağlar. Örneğin avcılıkta çalılar, otlar arasındaki bir avın daha

iyi algılanmasına ve fark edilmesine imkân verir, kayak sporunda-sisli ortamda, otomobil sporlarında yüksek performansa sahiptir. Ayrıca, kahverengi, alev kırmızısı, turuncu sarı, bakır, amber-kehribar, maun renkli camlarda kontrastı geliştiren renklerdir. Sarı lensler gece araba kullanmak için bazen savunulmaktadır. Bu hal tavsiye edilmemeli ve savunulmamalıdır. Araştırmalar denemeler sonucuna göre, sarı lensten fayda sağlanması tamamen bireye bağlıdır. Bazılarına yardımcı olurken diğerlerine de Nisan 2014 OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ

55


EĞİTİM

engel teşkil ettiği belirtilmektedir. Gece sürüşü başlı başına far kullanımı ve sokak lambası birleşimine bağlı olarak az ve değişen aydınlatma nedeni ile sorun yaratır. Alman standart DIN 58216 “Spectacle lenses for drivers” gece sürücülüğü için geliştirdiği filtreler %80 nin üzerinde geçirgenliğe sahip olmalı, buda açık renkli sabit yüzey boyalılar tarafından tatminkâr olacaktır. Gece araç sürerken araç ve gözlük camlarınızı iyice temizleyiniz. Farlarınızı yolu uygun biçimde aydınlattığından emin olunuz. Gece yorgunluk, görmedeki azalma nedeni ile kaza riski 4 kat daha artar. Yeterli görme keskinliğinin olmaması ya da gözlük kullanmamak kazaların az bilinen en önemli nedenlerindendir. Corning serengeti lens serisi aşağıda cam özelikleri ile birlikte örnek olarak sunulmuştur. Bakır renkli, fotokromik AR kaplamalı Sürücü gözlükleri mevcuttur. Gündüz bütün hava şartlarında araba kullanımında önerilir. Mahogani(maun),renkli polarize fotokromik lensler, paralaks ışık yansımalarının azaltılmasında, şoförler için önerilir. İki dereceli alev kırmızısı renkliler fotokromik Ar kaplamalı olarak, mevcuttur. Ekstrem kum, deniz veya gündüz kar şartlarında önerilir. Turuncu renkli fotokromik AR kaplama Atış 56 56

OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ Nisan 2014

sporları için önerilmektedir. Spor –alev kırmızısı, fotokromik AR, bütün hava şartlarında, atış sporu, çok yağışlı ve sisli günlerde önerilmektedir. Fotokromik lenslerle Gündüz sürücülük: Fotokromik lensler esas olarak UVA radyasyonu ile aktif hale geldiklerinden dolayı bir motorlu araç içerisinde çokta iyi koyulaşmazlar çünkü UV radyasyonu kısmen araç camları tarafından absorbe edilir. Bu bütün cam ve plastik çeşitleri için doğrudur gözlük kullanıcılarının bu az koyulaşmadan şikâyetçi olabileceklerini varsayarak durum hakkında öncesinde bilgi ve tavsiyede bulunmak uyarmak en doğrusudur. Fotokromik gözlük camlarının, araç içerisinde zayıf reaksiyon göstermesine çözüm olarak, bazı üreticilertarafından yeni nesil bir organik fotokromik-polarize cam geliştirildi ki; bu lensler UV’ ye bağlı reaksiyonun yanı sıra ışık şiddetinebağlı tepki vermektedirler. Sırası gelmişken, bahsedilen bütün fotokromikler ISO Traffıc Signal Recognition (tanıma) normlarına uygun testlerden geçmiştir Kahverengi veya gri kahverengi lensler daha sık olarak Almanya ve diğer Ortadoğu ülkelerinde kullanılmaktadır. Kahverengi lensler, sarı lenslerin bazı özelliklerine haiz olup, kısa dalga boylarında yüksek absorbsiyona haizdir. Kahverengi lensler,


diğer partneri sarı lensler gibi spektrumun ucundaki mavi ışık geçirgenliğini azaltırlar ve bilinen tarzda parlak, sisli puslu günlerde kontrastı geliştirirler. Her türlü aktivitede önerilecek renkli lenslerdir. Gri renkliler nötr filtreler olarak bilinir. Yani renkleri karıştırmaz. Bundan dolayı da tekstil tasarımı gibi işlerde renk uyumu hakkında fikir verme, boya endüstrisinde renklerin karışımında ve renk kodlarının elektronik alanda tanınması bu lens yardımı ile gerçekçi olur. Gri renklendirilmiş lensler renkleri birbirine karıştırmayacaktır. Sürücüler için trafik işaret ve ışınlarını karıştırmadan tanımak çok önemlidir. Bu demektir ki, yeterli yeşil ve kırmızı renkli lens tarafından geçirilmelidir. Polis arabalarının üzerindeki ışıklar mavi olduğu için yeterli mavinin de geçirmesi gerektiği söylenebilir. Bu sebepten dolayı kullanıcılara gri öneririz. Aksi halde kişinin seçeceği renk kişisel tercihi olacak, oda tek dikkate alınan nokta kozmetik olur. Güneş gözlükleri için normal geçirgenlik genellikle %15 ile %30 arasındadır.%30’dan fazla ışık geçirgenliği olan bir gözlük camı ortalama bir kullanıcıya tam güneş ışığında yeterli yardımı yapamaz. Devamlı şekilde uzun zaman periyotlarında güneş ışığına maruz kalan şahıslar %15 veya daha az ışık geçirgenliği olan gözlüğü kullanmaları

uygundur.%15 den daha az geçirgenliği olanlar problem gösterirler. Çünkü arka yüzeyden parlak ışığı yansıtırlar. Bu problem arka yüzeyin AR kaplaması kullanılarak elimine edilebilir. Uluslararası standartlara göre araba kullanımında takılan genel kullanım amaçlı güneş gözlükleri %8 den daha koyu olmamalıdır. Kayak dağa tırmanma vb, özel kullanım amaçlı gözlüklerde bu %3’e kadar düşebilir. . Gece araç kullanırken asla genel kullanım amaçlı güneş gözlüğü kullanılmaz. Koyu renkli camlar gece sürücülüğü için uygun değildir. Gün içinde koyu gözlük kullanmayı alışkanlık haline getirenler gece sürücülüğü için ayrı bir gözlüğe ihtiyaç duyacaktır. Geceleri araç kullanırken yukardan gelen parlak ışık için en iyi çözüm AR kaplamalı beyaz lenslerdir. Gözlükçülük alanında en çok yanlış anlaşılan sahalar absortif ya da renklendirilmiş lenslerdir. Renklendirilmiş lenslerde, tıbbi koşullar için, özel mesleki filtreler, UV ve IR radyasyonunu azaltan ya da tamamen önleyen, parlak ışık geçirgenliğini kontrol eden tedavi amacı ile(dikleksi ve migren) kullanılabilen, optik sağlık gereçleridir. Renklendirilmiş lenslerin satışının, optisyenlik müesseseleri dışına taşınması (işporta, market, güneş gözlüğü mağazaları vb) ,bu konunun Türkiye’de bir halk sağlığı sorununa dönüşmesine sebep olmuştur.

Nisan 2014 OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ

57


PAZARLAMA

Sağlık sektöründe pazarlama nasıl yapılır? Sağlık sektörü bütün ülkelerde devlet tarafından düzenlenir ve denetlenir.

Bütün sektörler daha fazla “satmak” için pazarlama yapar ama sağlık sektöründe bunu “serbestçe” yapmak ne doğrudur ne de ahlaki. Bir hastanın daha çok tahlil yaptırması ya da ilaç kullanması bunları sağlayan şirketler için kazançtır ama bundan hastalar kazançlı çıkmayabilir. Daha fazla “satmak” hastaneler, ilaç şirketleri, tahlil laboratuvarları ve doktorlar için iyi olsa da hastalar için durum aynı olmayabilir. Bu nedenle devletler, insan sağlığının istismar edilmemesi için sağlık sektörünü düzenler ve denetler. Peki, sağlık sektöründe pazarlama nasıl yapılır? Denetlenen (regulated) sektörler pazarlama ve marka yönetimi bakımından “özel” alanlardır. Devlet sadece reklam düzenlemesi getirmekle kalmaz aynı zamanda hastanelerin ve kliniklerin hangi bölgelerde ve hangi koşullarda açılacağına da karar verir.

58

OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ Nisan 2014

Ayrıca bütün ülkelerde sağlık sektörünün en büyük müşterisi devlettir. Bütün büyük satın alıcıların yaptığı gibi devletler, fiyatların üst sınırını belirler. Sadece fiyatlar değil hangi ilaç ve tıbbi cihaza ödeme yapılacağı da devletlerin denetimi altındadır. Konuya pazarlama yönetimi açısından bakıldığında, diğer sektörlerde görmeye alışık olmadığımız bir durum çıkar ortaya. Diğer sektörlerde kendi uzmanlığını hayata geçirirken dört P üzerinde karar alan pazarlama yöneticileri, sağlık sektörüne gelince neredeyse bu P’lerin hiçbirinde serbestçe karar alamaz. Ürün-hizmet (product), hizmetin nerede verileceği (place), fiyat (price) ve iletişim (promotion) sağlık sektörü söz konusu olunca devlet tarafından “denetlenir” durumdadır. Pazarlama yöneticisi istediği fiyatı saptayamaz, istediği yerde hastane veya klinik açamaz, istediği gibi iletişim kuramaz, vereceği hizmet bile devlet tarafından izne tabidir. Peki böyle bir durumda sağlık sektöründe pazarlama ve marka yönetimine hiç mi ihtiyaç yoktur? Eğer sektör serbestçe pazarlama yapamıyorsa pazarlama disiplininden uzak mı durmalıdır? Martin Lindstrom, ‘Bir markaya iyilik yapmak istiyorsanız, reklamlarını yasaklayın. Marka kendini anlatmak için imkânsızı gerçekleştirecek bir yaratıcılığa koşacaktır.” der. Sağlık sektörü, strateji ve marka yönetiminin ustalıkla kullanılabileceği bir alan. Bence sağlık sektörü etik değerlere sonuna kadar bağlı kalarak ve devletin koyduğu düzenlemelere uyarak bir pazarlamacının yeteneklerini sergileyebileceği bir sektör. Peter Drucker’ın “Pazarlama, işletmenin


bütününe tüketicinin bakış açısıyla bakmaktır.” der. Sağlık endüstrisine bu gözle bakıldığında yaratıcılığın sonu yoktur. Sağlık sektöründe sürdürülebilir başarı için, itibar, güven etrafında şekillenecek bir iş modeli kurmak gerekir. Sağlık, itibar ve güvenin çok kolay zedelenebileceği bir alandır. Bu sebeple bu sektörde itibar ve güven yönetimi hayati derecede önemlidir. Sağılık sektörünün pazarlamasına devlet tarafından koyulan haklı sınırlamalar ilk bakışta çelişkili gibi görünse de bu sektörde gerçek anlamda pazarlama ve marka yönetimini diğer sektörlerden daha önemli ve gerekli kılar. Sağlık sektöründeki sınırlamalar, pazarlama ve marka yönetimini yaratıcı olmaya zorlar. “Unmarketing” kitabının yazarı Scott Stratten pazarlamayla ilgili “Topluluklara hizmet edin. Aradaki mesafeleri kaldırın. Sessiz olun, dinleyin, sorun.” der. Çoğunluk pazarlamaya iyi bir gözle bakmaz; çünkü pazarlama denince akıllarına saldırgan markalar gelir. Ama bunlar pazarlamanın kötü örnekleridir. Bence bu kötü örneklerin varlığı pazarlamanın aslında hem insanlara hem de kurumlara çok faydalı olduğu gerçeğini değiştirmez. Pazarlama insanları anlamak; ihtiyaçlarını tarif etmek; onları tatmin etmek üzerine kurulu bir disiplindir. (Pazarlamaya Övgü) Türkiye’de sağlık sektörü, hala büyüme sürecinde olduğu için, henüz gerçek anlamda pazarlama yapma ihtiyacı hissetmiyor. Fakat gelecek yıllarda sağlık sektörü olgunluğa kavuşacak ve pazarlama yöneticilerine daha çok ihtiyaç duyacak. Sağlık sektöründeki kurumlar, hem insan kaynakları hem de marka yönetimi açısından çok daha fazla pazarlama odaklı olma ihtiyacını hissedecekler.

Pazarlama odaklı bakış açısı –konu ve alan ne olursa olsun- tüm tarafların menfaatlerinin karşılandığı ve sürdürülebilir değer üretildiği bir sistemin kurulmasını amaçlar. Sağlık sektöründe, bütün değer ortaklarıyla daha insani ve etik bir ilişki kurmak ancak pazarlama odaklı bir bakış açısıyla mümkün olabilir. Sağlık sektöründe gerçek anlamda bir pazarlama anlayışının uygulanması, bu sektörün; -İnsan odaklı, hasta ve çalışan memnuniyetini merkeze alan, -Sadece teşhis/tedavi değil aynı zamanda hizmet odaklı yaklaşan, -Sağlık kuruluşu, hekim ve hasta arasında dostluk ve güvene dayalı bir ilişki kuran, -Hastayı tedavi sürecine aktif olarak dâhil eden, insanları sağlıklı yaşam hakkında eğiten, -Hastalıklara değil insana ve iyi yaşam anlayışına odaklanan, -Tüm tarafların (hastalar, hasta yakınları, hekimler, diğer çalışanlar , kamuoyu, bilim çevreleri, sağlık endüstrisi…) çıkarlarına odaklanan, - Mekanların, süreçlerin ve ilişkilerin tasarımını “deneyim yönetimi” olarak ele alan, -Sunulan hizmetlerinin kolay erişilebilir, kolay anlaşılır bir sektör olmasını sağlar. Sağlık işletmelerinde, 360 derece bir müşteri deneyimi yaklaşımı, sadece fark yaratmakla kalmaz aynı zamanda sürdürülebilir bir karlılık da yaratır. İnsani değerleri temel alan, bu değerleri iş yapma ilkelerine dönüştüren bir yönetim anlayışı, sağlık sektöründe kalıcı bir başarı elde etmenin anahtarıdır. Sektöre “pazarlama gözlükleriyle” bakmak, geleceğin iyilik odaklı inovatif sağlık kurumlarını yaratmanın da ön koşuludur. Nisan 2014 OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ

59


TANITIM

transitionsportal.com hediyeler kazandırmaya 2014’te de devam ediyor! Mart 2014 - Nisan ayında transitionsportal.com’da yeni ödül kampanyası başlıyor! Bu kampanyada heyecan hep dorukta olacak!

Haziran 2013’te Transitions Renk Değiştiren Gözlük Camları üreticisi Transitions Optical tarafından değerli optikçilerimizin hizmetine sunulan TransitionsPortal optik sektöründe bir ilk olmuş, kısa sürede Türkiye’nin her bölgesinden üyelerimiz Transitions’ın bilgilendirici, eğitici ve aynı zamanda kazandıran web sitesi ile buluşmuştu. Temmuz 2013’te başlayıp, Ekim ayında sona eren ödül kampanyamıza katılan optikçilerimizin pek çok hediye kazanma şansı yakaladığı kampanya sonunda Tekirdağ’dan Sedat Optik birinciliği elde ederek, Honda Scooter’ın sahibi olurken, Antalya’dan Buket Optik- çift kişilik tatil, Muğla’dan Güneş Optik İphone5, Antalya’dan 60

OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ Nisan 2014

Kumköy Optik yeni iPad, Antalya’dan M&Ç Optik bir Play Station kazanmış; pek çok optikçimiz de kişiye özel kalem, renk değiştiren kupa, UV el feneri yanısıra Transitions satışlarını destekleyecek görsel ve broşürlerin sahibi olmuştu. Ayrıca bu platforma üye olan tüm optikçilerimiz Transitions’ın en son videolarını, dijital demo görüntülerini izleme, eğitim modüllerini tamamlayarak ürünlerimiz hakkında daha detaylı bilgi sahibi olma ve satışlarında destek almak üzere ürün broşür ve görsellerini kendi bilgisayarlarına indirme olanağını da bulmuşlardı. Nisan ayında başlayacak yeni kampanyada optikçilerimize yine birbirinden değerli ve çok cazip hediyeler bekliyor, üstelik bu kez her bir


hediyeden sadece bir tane değil en az 3 tane bulunuyor. Çekilişsiz kurasız 100 optikçimizin hediye kazanması hedeflenen kampanyanın işleyişi ile önceki kampanya arasında önemli farklar bulunuyor. Geçen kampanyada tüm kampanya süresince güvence kartları portale kaydedilerek puan kazanılmış ve kazanılan punlara göre yarışma sonunda optikçilerimiz arasında sıralama yapılarak, hediyeler bu sıralamaya göre dağıtılmıştı. Nisan ayında başlayacak kampanyada bu işleyiş yerine, tüm hediyelere birer hedef puan belirlenmiş durumda. Yeni kampanya kurallarına göre bu puanlara ilk erişen belli sayıda ki optikçi bu hediyelerin sahibi olacak veya puan toplamaya devam ederek bir üst seviyedeki

hediyeye ulaşma şansına sahip olabilecek. Hızlı ve dikkatli davranan optikçilerimiz birden fazla hediye kazanabilecek.Kampanya sırasında ilk ulaştığı hediyeyi bir anlamda satın alacak optikçimizin puanı sıfırlanacağından, yarışmaya en baştan başlayabilecek. Yani tüm kampanya boyunca heyecan dorukta olacak! Üstelik bu kampanyanın 2014 senesinde gerçekleştirilecek tek kampanya olmayacağını da belirtelim. Ağustos ayında başlayacak yeni kampanyanın da şimdiden müjdecisi olalım ve buradan TÜM OPTİKÇİLERİMİZE BOL TRANSITIONS SATIŞLI GÜNLER DİLEYELİM! www. transitionsportal.com adresinde buluşmak üzere… Nisan 2014 OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ

61


PLASİYER GÖZÜYLE Mesut Bahtiyar ŞAHİN

Hayat bazen

TATLIDIR Son günlerde bölgemdeki meslektaşlarımız ısrarla şunu soruyorlar: “Gözlük reçete bedelleri Sgk tarafından artık ödenmeyecekmiş. Sigortalı çalışanlar reçete bedellerini kendi ceplerinden karşılayacakmış. “Aslı var mı?” diye sorulan bu sorular çoğu meslektaşlarımızda kaygı uyandırmakta.

Gün olur; sevinçlere boğuluruz. Gün olur; acılarla yoğruluruz. Gün olur; umutlar yeşerir, havalara uçarız. Gün olur; karamsarlık ruhumuzu karartır. Hayatımızı da anlamlı kılan da budur zaten. Her geçen gün insan ömründen bir şeyler alıp, götürürken olgunlaşıyoruz. Meslektaşım, arkadaşım Derigo Firması Satış Temsilcisi Orçun kardeşimizi elim bir trafik kazası sonucu kaybettik. Ruhu şad olsun. Sevenlerine, ailesine buradan tekrar başsağlığı diliyorum. Allah sabırlar versin. Acımız büyük. Tabi ki ateş düştüğü yeri yakar. Her zaman söylüyorum. Plasiyer-Satış Temsilcisi olarak çalışmak gerçekten zordur. Her türlü riske açık bir

meslek. Her zaman moral ve motivasyonumuz en yüksek düzeyde olmalıdır. Bir şeylere kızıp moralimiz bozulduğunda en ufak bir hata sonucu direksiyon hakimiyetini kaybetme, dikkatin dağılması acı sonuçları beraberinde getirir. Bu sebeple; Satış Temsilcisinin bağlı olduğu Satış Müdürü ve patronlara naçizane önerim; çalışanlarınızın motivasyonunu en yüksek düzeyde tutmak için gayret gösterin. Tüm olumsuzlukları ortadan kaldırın, moral verin. Plasiyer’inizin kafasında maddi-manevi sorunlar olmasın. Bu aynı zamanda size satış ve kazanç olarak geri dönecektir unutmayın. Gözlük sektörü nereye koşuyar? Son günlerde bölgemdeki meslektaşlarımız ısrarla şunu soruyorlar; “Gözlük sektörü bitiyor mu? Kazançlarımız gittikçe eriyor, para kazanamıyoruz. Bunun olası sebepleri nelerdir?” Eminim kaygı uyandıran bu sorular dalga dalga tüm bölgelerde soruluyor. Gözlük Reçetesine SGK’nın ödediği rakam da uzun yıllardır değişmiyor. Gözlükçü-Optisyenlik müesseselerini denetlemesi, ceza kesmesi de cabası. O halde bu durumu irdeleyelim. Ülkemiz nüfusunu Almanya ile kıyasladığımızda, gözlük kullanım oranı Almanya da %50 dolaylarında, ülkemizde ise %20’ler seviyesindedir.

62

OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ Nisan 2014


Yani demek oluyor ki, aslında şu andaki 5300 civarındaki gözlükçü sayısı ülkemiz gözlük kullanım oranı %50 olursa rantabl çalışacaktır. Bu oranın yükselmesinin önündeki en büyük engel kim bu durumda? Gözlük reçetesi yazmayarak ülkemizdeki gözlük kullanım oranını artırmayan, performansa dayalı muayene sayısını devamlı surette yukarılara taşıyan göz doktorlarıdır. Hastanelerin göz servislerinin önü inanılmaz kalabalık, bir göz doktoru günde en 100 kadar hasta muayene etmekte, ama gelin görün ki reçete sayısı 20 civarında. Bunun böyle olduğunu kabul ettiğimizde, SGK’nın gözlük bedellerini ödemesi sektörümüz açısından şahsım adına mantıksız gözükmekte. İşin özü aslında SGK gözlük bedeli ödemiyor, katkı payı vermektedir. Ancak genel kanı sanki gözlük bedeli veriyormuş gibi algılanmaktadır. SGK göz doktorlarını kendi haline bıraksa, gözlük ödemelerini de yapmasa, vatandaşımız kendi imkanlarıyla alsa ne olur? Dünyanın sonu mu? Bir kere hali vakti yerinde, gözlükçü açısından iyi müşteri, şimdiki durumda ekonomik gözlük almayı tercih etmekte. Nasıl olsa bir bedel ödemeyeceğim, çeşit ve kaliteleri de fena değil, bir süre bu şekilde idare ederim, demekte. O zaman para kazanacağımız gerçek hedef müşteri kitlesi bu durumda kaçıyor. Bunu bizzat meslektaşlarımız anlatmakta. “Adam kaliteli araba ile geliyor, hali vakti görünüş de iyi olduğu belli olmasına rağmen ekonomik sınıf bir gözlük

alarak hiçbir bedel ödemeden gidiyor.” Günlük ihtiyaçlarını karşılayacağı nakit para akışı da bu durumda gerçekleşmiyor. Yani meslektaşlarımız çok ufak rakamlarda bile zorlanmakta, çay-yemek paralarını bile kredi kartı ile ödemektedir. Bu durumda sektörde ekonomik ve onun bir üstü gözlük çerçeveleri talep edilir oldu. Model ve kalite anlamında üst grup çerçevelerin pazar payı gittikçe azalmakta. Böyle olunca, ithalatçı-toptancı firmaların da kar marjları düşmektedir. Sektörümüzün tüm dinamikleri bu durumda eskiye oranla serzenişte. Peki ne yapmak lazım? Kar oranları günden güne azalırken, buna paralel olarak cirolar da düşerken, genel giderler tersi bir durumda artmaktadır. Hangi meslektaşımız, “Benim geçen seneye kıyasla bu yıl genel giderlerim çok azaldı. Karlılığım arttı,” der? Kurumsal ve zincir mağazaların rekabet koşullarını zorladığını da unutmayalım. Bölgem itibariyle hala SGK anlaşması olmadan faaliyetlerini sürdüren gözlükçülerin olduğunu biliyorum. Diyorum ki; her ne koşul olursa olsun, insanlarımız için gözlük kullanımı kaçınılmaz. Bu nedenle herhangi bir kaygıya gerek yok. İşini güzel yapan, mesleğine değer veren, kendini devamlı surette geliştiren meslektaşlarımız açısından her zaman bu sektörde ekmek vardır. Nisan 2014 OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ

63


FIRTINA ÖNCESİ Prof. Dr. Mikdat KADIOĞLU İstanbul Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi

Gökkuşağı sizin için ne anlama gelir Dibinde bir küp altın olduğu düşünülen yedi renkli kemer, Türkçede gökkuşağı, alkım, ebemkuşağı, yağmurkuşağı, eleğimsağma ve alaimisema diye isimlendiriliyor. Peki hakkında ne biliyoruz?

64 64

OPT OP OPTİSYENİN PT P TİS SY YE ENİ EN N NİİN S SESİ ES E Sİİ E S EE-DERGİ -D DER DE ERGİ ER E RGİ Nisan N an Nis n 2014 201 2 01 0 14

Gökkuşağını görebilmek için güneşi arkanıza alarak yağışa doğru bakmalısınız. Yani bu renk cümbüşünü sadece sabahları batıya, akşamları ise doğuya baktığımızda görebiliriz. Bir Kızılderili atasözü “Gözlerde yaş yoksa, ruh gökkuşağına sahip olamaz” diyor. Gökkuşağının oluşması için havada da mutlaka yağmur olmalı. Her ulusun bakışı farklı Gökkuşağı sadece seyirlik bir şey mi? Yoksa doğada bizim henüz bilmediğimiz bir anlamı mı var? Aslında din kitaplarına da girmiş bir olaydır! Örneğin, Tevrat’taki bir hikâyeye göre, Nuh Tufanı’nı sona erdikten ve Allah dünyadaki yeni yaşam için Hz. Nuh’a öğütler verdikten sonra gökyüzünde mucizevi bir gökkuşağı oluştu. Tevrat’a göre tufandan sonra gökkuşağı, Hz. Nuh’un elindeki “yayı” yere bıraktığına ve dünyanın bir daha sellerle yok olmayacağına dair bir işaretti. Buna benzer şekilde gökkuşağı ile ilgili dünyada pek çok hikâye var. Bir çok ulus gökkuşağını dev bir köprü ya da bir kapıya benzetir.


Örneğin, Ruslar, Avusturyalılar ve Japonlar, gökkuşağını ölenlerin ruhlarının cennete gitmek için kullandıkları köprü olarak görür. Yeni Zelanda yerlileri de ölen kabile şeflerinin yeni evlerine gitmek için kullandıkları yol olarak düşünür. Güney Afrika’nın Zulu yerlilerine göre de kraliçenin kemeridir. Almanlar çifte gökkuşaklarındaki ikincil gökkuşağını, şeytanın işi olarak görür ve ikinci gökkuşağını şeytanın Allah’a karşı üstün gelmek için yaptığını söyler. Sibirya civarında yaşayan Moğollar ve Şiroki Kızılderilileri de onun Güneş Tanrısı’na ait paltonun eteği olduğuna inanır. Bu ortak inanç, Moğollar ile Kuzey Amerika yerlilerinin akraba oldukları düşüncesini de kuvvetlendiren bir delil. Bazı Budistler ise gökkuşağındaki renkleri yedi gezegen ve dünya üzerindeki yedi bölge ile ilişkilendirir. Araplar, Allah’ın veya bulutun bir yayı olduğunu düşünür. Hintliler ise tanrıçaları Indra’nın, Yunan tanrısı Zeus gibi, gökkuşağını mızrak olarak kullanılan yıldırımla birlikte yay gibi yanında silah olarak taşıdığına inanmakta.

Denizcilere işaret Ülkemizde de gökkuşağı ile ilgili inanç ve hikâyeler bulunmakta. Örneğin, “gökkuşağının altından geçen erkekler, kız; kızlar da erkek olur.” Gökkuşağı ile ilgili inançları tartışmamız mümkün değil, ama cinsiyet değiştirme gibi hikâyeler doğru değil. Yoksa günümüzde ameliyat olmak yerine uçaklarla aslında daire şeklinde olan gökkuşaklarının içinden geçerek acısız ve sancısız cinsiyet değiştirebilirdik. Gökkuşağı ile ilgili en doğru gözlemler denizcilere ait. Denizciler gökkuşağını sabahleyin görürlerse o gün olası bir fırtınadan dolayı endişe duyarken; akşam görürlerse bir sonraki gün havanın güzel olacağını bilirler ve mutlu olurlar. Bu meteoroloji bilimine göre de doğrudur. Meteorolojinin gelişmesine bağlı olarak bugün dünyada suni gökkuşağı yapımında çalışan pek çok meteoroloji mühendisi var. 1992’de Rio de Janeiro’da toplanan Dünya Zirvesi’nde olduğu gibi özel günlerde suni gökkuşakları yapılabiliyor. Turistik tesislerde de gökkuşağına karşı, yemek, çay ve kahve içmek için seanslar düzenlenebiliyor. Yani siz bize güneşi getirin, biz size gökkuşağı yapalım...

OPT OP O PT P TİİSY İS SY SYE ENİ EN N NİİN İN S SESİ ESİ E ES Sİİ E S E-DERGİ -D DE DER ER E RGİ RG Gİ Nis N issa an n 2014 201 201 0 4 OPTİSYENİN Nisan

65 65


YOLNAME Yazı ve Fotoğraflar: Mustafa KÜRELİ mkureli@gmail.com

66

OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ Nisan 2014


“Su Güzeli Stockholm

Nisan 2014 OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ

67


YOLNAME Bu kez, yolumuzu kuzeyin Venedik’i, tahta ada, köprüler şehri gibi ünvanlarla anılan Stockholm’e düşürüyoruz. 2 milyonu aşan nufusu, üzerinde kurulduğu ondört adası, adaları birbirine bağlayan 57 köprüsü, temizliği ve müzeleriyle ünlü bir başkent burası. Tüm İskandinavya’nın en güzel kenti kabul edilen şehir, anıt binaları, tarihi dokusu ve hareketli yaşamı ile içine çekiveriyor insanı. Nobel ödüllerine ev sahipliği yapan belediye binası ilk göze çarpan yapılardan biri. Adı buraya uydurularak “Göran”olan Kapadokyalı Aziz George’un heykeli ile süslü 106 metrelik kulesiyle XX. Yüzyılın en önemli mimari projesi olarak gösterilen belediye binasının “Mavi” Salonunda verilen Nobel

68

OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ Nisan 2014

ödülleri tüm dünyanın gözlerinin buraya çevrilmesini sağlıyor. Salonun adı mavi ama kendisi mavi değil. İnşaat sırasında mavi tuğla kullanmayı düşünüp sonra vazgeçiyorlar ama adı “mavi salon” olarak kalıyor. Bu dev salon her yıl 10 Aralıkta yapılan Nobel töreninin yanı sıra 10 bin borulu orguyla da adından söz ettirmeyi başarıyor. Gezimize kraliyet sarayları ile devam ediyoruz. Stockholm civarında bulunan 10 kraliyet sarayının en görkemlisi olan ve şehrin tam merkezinde bulunan Kungliga Slottet sarayı, 1754 yılında yapılmış. sarayın 608 odası var. Paris yakınlarındaki Versailles sarayından etkilenerek 1622 de yaptırılan ve güzelliği nedeniyle Unesco tarafından koruma altına alınmış olan


Nisan 2014 OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ

69


YOLNAME

70

OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ Nisan 2014


Drottningholm sarayı ise mutlaka ziyaret edilmesi gereken yerlerden biri. Salonlarından birinde XIX. Yüzyılın ikinci yarısında Avrupa’yı yöneten kişilerin portleri sergileniyor. Bu portlerin bizi en çok ilgilendiren kişisi ise tabiki Sultan Abdülmecit oluyor. İsveç; Finlandiya, Danimarka ve Norveç ile birlikte İskandinavya denilen yarım adanın hemen hemen ortasında, kuzeyden güneye doğru uzanan bir ülke. Yer küremizdeki konumu dolayısıyla yaz aylarında güneşin gökyüzünde kalma süresi oldukça fazla. Kış aylarında ise tam tersi. Bu bakımdan, özellikle ülkenin kuzeyinde “beyaz geceleri” yaşanıyor. Yılın büyük bir bölümünde yağışlı ve soğuk bir iklime sahip olan İsveç’te, hemen her yer ormanlarla ve geniş yeşil arazilerle, irili ufaklı yüzlerce ada binlerce göl ve adacıklarla kaplı. Uçakla İsveç sınırlarına girildiği anda dikkat

çekici bir doğal güzellik ve takım adalar ziyaretçilerini karşılıyor. İsveçlilerin yeşili ve doğayı koruma konusunda oldukça bilinçliler. Öyle ki, şehirlerde gökdelen görmek ya da yeşil alanların katledildiğine şahit olmak imkansız. 2012 Rakamlarıyla İsveç’in toplam nüfusu yaklaşık 9.5 milyon ve bunun neredeyse yarısı başkent Stockholm’da yaşıyor. Başkent nüfusunun yaklaşık Nisan 2014 OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ

71


YOLNAME

72

OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ Nisan 2014


Nisan 2014 OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ

73


YOLNAME hemen her yerinde spor yapan, hatta kanoya binen insanlar görülüyor. Bu yüzdendir ki, kilolu bir İsveçli görmek neredeyse imkansız.

üçte biri ise göçmenlerden oluşmakta. Nüfus artış hızının çok düşük olması nedeniyle İsveç hükümeti çocuk teşvikinde bulunuyor ve bundan dolayı şehrin hemen her noktasında soğuğa ve diğer etkenlere aldırış etmeden bebek arabasıyla dolaşan çiftleri görmek mümkün. İsveç yerlilerinin tamamına yakını sarışın ya da beyaz tenli. Şehrin

74

OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ Nisan 2014

Şehrin en canlı ve hareketli bölümü olan Gamla stan’a doğru yürüyoruz. Kış aylarında olduğumuz için soğuk bıçak gibi kesiyor yüzümüzü. Deniz buz tutmuş. Uzakta bir yerlerde denizin üstünde yürüyenler görüyoruz. Stockholm’un kent merkezi, on dört adadan oluşan takım adaların üzerine kurulu. Baltık denizi ile Malaren gölü’nün birleştiği bölgede Avrupa’nın en yaşanılır şehirlerinden biri olmuş. Hava temizliğinde birinci sırada. Şehrin yüzde otuzu su, yüzde otuzu ise yeşil alanlar ve parklarla kaplı. Demokrasinin beşiği kabul edilen İsveç, insan hakları ve özgürlükler konusunda da başı çekiyor. Her türden insan


(göçmenler dahil) huzurla ve mutlulukla yaşıyorlar. Suriyeliler, Türkler, Kürtler, Süryaniler, Afrika kökenliler, Sırplar, güneydoğu Asyalılar, Akdenizliler ve latin Amerikalıları her yerde görmek mümkün. Çalışan nüfusun yüzde sekseni hizmet sektöründe çalışıyor. Şehrin kalbi Gamla Stan’a geliyoruz. Her yer turist kaynıyor. Turistik eşya satan dükkanlar, kafeler, dondurmacılar, ünlü markaların mağazaları soğuğa rağmen dolup dolup boşalıyor. Vesterlanggatan’da stockholm’un en güzel donduması satılıyor. Ama hava – 8 derece. Dondurma yemek ızdırap olabilir diye bakıp geçiyoruz. Köpmangatan ve Österlanggatan sokaklarını dolaşıyor, hatıra eşyaları satın alıyoruz. Kraliyet ailesinin vaftiz

ve taç giyme törenlerine ev sahipliği yapan 1279 yılında inşa edilmiş Storkyrkan katedralini geziyor, yine 400 yıldan fazla bir süreden beri kraliyet ailesinin cenazelerinin gömüldüğü Riddarholmen kilisesini dolaşıyoruz. Stockholm’un en ünlü alışveriş caddesi olan klarabergsgatan da dolaşıyor, gelen geçen insanları izliyoruz. 100 den fazla müzesiyle günlerinizi harcayabileceğiniz Stockholm, İskandinavya’nın da başkenti olarak kabul ediliyor. Daha sırada, Akdeniz ülkelerinden toplanmış eşyaların sergilendiği Akdeniz müzesi, ülkenin en büyük sanat eserlerinin sergilendiği Milli Müze, sıradışı eserlerin sıradışı mekanlarda sergilendiği Modern Sanatlar müzesi, ünlü heykeltraş Carl Nisan 2014 OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ

75


YOLNAME

76

Milles’in eserlerinin sergilendiği Milles garden müzesi ve tabiki Stocholm’un en ilgi çeken müzesi olan Vasa Müzesi var. Vasa Müzesi, adını 1628 yılında denize indirildikten bikaç dakika sonra 450 mürettebatıyla batan ve 333 yıl su altında kaldıktan sonra bir servet harcanarak 1961 yılında sudan çıkartılan, İsveç donanmasını gururu Vasa gemisinden alıyor. Gemiye adını veren İsveç kralı Güstav Vasa bir devre imzasını atmış önemli bir tarihi kişilik. Vasa müzesinin hemen yanında da kültürel tarih müzesi olan Nordiska Müzesi var.

Kısa sayılabilecek bu yolculuğumuzda, insanlarının soğukkanlılığı, çalışkanlığı ve saygılı davranışları ile herkes gibi bizde de hayranlık uyandıran Stockholm; güzel insanları, düzeni, aksaksız işleyişi, beyaz geceleri ile kalbimizde hak ettiği yeri alıyor. Yeni yolculuklarda buluşmak dileğiyle,

Votkası, patatesten yapılan ve adına Aquavit denilen içkileriyle övünen İsveçliler, bol bol somon ve herring

Gezenlere, gezmek isteyenlere, gezmesini bilenlere bitmeyen yolculuklar diliyorum.

OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ Nisan 2014

balığı tüketiyorlar. Et ve patatesli yemeklerini, ünlü İsveç köftesini her yerde bulmak mümkün. Değişik bir şey tatmak isteyen ren geyiği etini de deneyebilir. Alkollü içecekler çok pahalı. Hele alkol oranı yüzde 3,5 tan fazla ise can yakıyor.


Nisan 2014 OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ

77


OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ NİSAN 2014

Optik Magazin Dergisi

Haber / Beta Optik’ten Sosyal sorumluluk projesi Fuar / Uluslararası Newyork Optik Fuarı Sirucüddin Çağlar Mucize Gözlük Metin Turanlı Gözlüklü Baba Yolname / Mustafa Küreli Stockholm “Su Güzeli”

78

OPTİSYENİN SESİ E-DERGİ Nisan 2014


OptisyeninSesi e-dergi (Optik Sektörünün online dergisi)