Issuu on Google+

1


Karanlıkları ve Tabuları Parçalayan Güneş

İbrahim Kaypakkaya

2


Önsöz Yerine Proleter Önder İbrahim Kaypakkaya’yı Ölümsüzlüğünün Otuz İkinci Yılında Saygıyla Anıyoruz! (*) 1973 yılının 18 Mayıs'ında bahar yaprak döktü, Mayıs buza tuttu bir yiğidin yüreğinde ve Mayıs, üzerine dökülen kara yazılarla bir kez daha utandı "kaderci"lerimizin kara sayfalarından, boynunu büktü dağlar... Dağların boynu büküklüğü, "aşkın gözyaşı"nın gözyaşı dökmesi, 24 yaşındaki genç ve yiğit bir önderin zemheri gecelerinde kardelence açıp güneşe gömülmesindendir. Ama Mayıs isyan etmeyi de öğrendi; bir küheylan gibi şaha kalktı, kartal gibi yücelere çıktı, buluştu gökyüzüyle, öpüştü güneşle... Mayıs, kendisini ezenlere karşı yüceltenlerden olan İbrahim Kaypakkaya ile gururlandı! Başı dik Mayıs'ın, gururla bakıyor diğer aylara, İbrahim'le öğretmenleşti ve burjuvazinin korkusunun zirvesi oldu Mayıs... Çorum'da Güneşin Doğuşu 1948(*) yılında Çorum'un yoksul bir köyünde yoksul bir köylünün çocuğu olarak doğan İ. Kaypakkaya, ilkokulu Alacahöyük'te bitirdi. Öğretmeni Mehmet Yıldırım'ın Kaypakkaya'nın babası Ali'ye oğlu İbrahim'in çok zeki ve çalışkan bir çocuk olduğunu, mutlaka öğretmen olması gerektiğini ısrarla telkin etmesi sonucu 1960-61 döneminde Hasanoğlan Öğretmen Okulu'na kaydını yaptırır. Okulu başarıyla bitirir ve burs kazanan birkaç kişiden biri olur. 1965-66 döneminde Çapa Yüksek Öğretmen Okulu'nun "Lise Son" bölümüne öğrenci olarak gelir. Aynı okulun "Fikir Kulübü" 21 Kasım 1967 Salı günü kurulur ve tahmin edebileceğiniz gibi geleceğin proleter önderi de kurucular arasındadır ve başkan seçilmiştir. Halit Koçer sekreter olurken Mehmet Çetin de sayman olur. Aynı gün "Kuruluş Bildirgesi" yayınlayan Kaypakkaya, özetle bildiride şöyle demiştir: "Sömürenlere karşı ilk Kurtuluş Savaşını vermiş olan bir ulusun çocuklarıyız. Fakat ulusumuz yeniden sömürgenlerin kucağına düşürülmüştür. Mutlu bir azınlık ve bunların dış ortakları yararına bağımsızlığımız satılmıştır. (...) Türk ulusu ikinci bir kurtuluş savaşıvermek zorundadır. Bu savaş başlatılmıştır. Bu savaş toplumcu bir savaştır. Yani dış sömürgenlerle birlikte olanların içerideki ortaklarına da karşı olan bir savaştır. İşte kulübümüzün amaca gençlerin kendilerini sınırsızca değiştirebileceği bir düzenin kurulması için gereken bu toplumcu savaşa gücü oranında katkıda bulunmaktır" (Bkz: Turhan Feyizoğlu, İbo, İbrahim Kaypakkaya, sf. 22) Bu bildiriyi kaleme alan, her anlamıyla bir önder olduğunun sinyallerini daha 19 yaşındayken veren İbrahim Kaypakkaya’dan başkası değildir... Evet, kısa alıntısını yaptığım bu bildiri 19 yaşındaki "İbo" tarafından yazılmıştır. Araştırmacı, sorgulayıcı, meraklı, dikkatli... 19 yaşlarında ülke sorunlarına duyarlı olunca tarih ona bulunduğu her alanda öndersin diyerek görev verdi o da layıkıyla yaptı, tarihi utandıran kimi sah-

3


tekârın, kimi hainlerin ve kimi korkakların tersine tutup çenesinden tarihin, dik yaptı başını. Kaypakkaya’nın kaya gibi sağlam iradesine ve bilgisine hayran oldu tarih! Kaypakkaya"nın yayınladığı bu bildiri, Bilir Kişi(liksiz)lerden faşizmin satın alıp kapı kulu yaptığı Prof Sulhi Dönmezer, Prof Recai G. Okandan ve Asistan Dr. Kayıhan İçel tarafından 26 Ocak 1968 tarih ve 968 / 59 dosya sayılı raporlarında "Siyasal suç unsuru" oluştuğu belirtilerek adliyeye sevkleri sağlanmış, dava açılmış ve "yatılılık hakları" da ellerinden alınmıştır. Ama çapa Yüksek Öğretmen Okulu Öğrencileri Fikir Kulübü ile Fikir Kulübü Federasyonu İstanbul Sekreterliği aynı bildiriyi kelimesi kelimesine yayınlayarak olayı protesto ederler. Okulda "Siyaset ile ilgili duyuru" dağıtılır. Bildiride özetle okul yönetiminin ağır baskısından söz edilmekte ve akademik hak isteminde bulunmaktadırlar. Sonuç olarak okul müdürü Aydın Doğan imzasıyla İbrahim Kaypakkaya başta olmak üzere toplam on öğrenci kovulurlar. İ.Ü. Fen Fakültesi Fizik Bölümü"nde eğitime devam eder Kaypakkaya... Yine devrimci oturumlar, dernekler, bildiriler, protestolar... Haksızlığın olduğu her yerdedir. Yaşıtları ve devrimci çevre arasında entelektüel seviyesinin yüksekliği, araştırmaya doymazlığı ve örgütleme yeteneği ile derhal kendini gösteriyordu. Adeta "ayaklı kütüphanedir"! Hem öğretmen, hem öğrencidir Kaypakkaya... Önder Kaypakkaya’yı devrimci düşüncelerle öğretmenlerinden biri olan Musa Okay tanıştırmıştır. Artık yatağına sığmayan bir seldir proleter önder; taşkın enerjisiyle çevresine de güç vermektedir. Altıncı Filo; Defol! Amerika'nın gezgin karakolu olan 6cı Filo 1 haftalık bir süre için İstanbul'a gelmiştir. 1 hafta boyunca 6cı Filo binlerce kişinin katılımıyla protesto edilir. 1 hafta sonra devrimci gençlik ve değişik işçi örgütlenmeleri "Emperyalizme ve Sömürüye Karşı İşçi Yürüyüşü" isimli bir gösteri düzenlerler. Yaklaşık 40 bin kişi toplanmıştır. Tabi ki önder Kaypakkaya ve yoldaşları da protestonun içinde yer alırlar. Fındıklı ve Beşiktaş camilerinde önceden hazırlıklı bir şekilde bekleyen şeriatçı gericiler, emperyalizme ve faşizme karşı yürüyüş yapan devrimci gençlerin önüne geçerler ve "Vur, Allah için vur! Komünistleri geberteceğiz!" diyerek saldırıya geçerler. İki kişi ölür, birçok kişi yaralanır, onlarca kişi gözaltına alınarak işkenceden geçirilir. Önder Kaypakkaya’nın doğrudan yönettiği ve katıldığı devrimci eylemlerin doküma-

4


nını tutma düşüncesinde (ve olanağında) olmadığım için yazının akışı içinde sadece birkaç tanesine değineceğim. Çünkü eylemler, bir "sonuçtur". Neyin sonucudur? Kaypakkaya’nın benimsediği ve bizlere de öğrettiği ideolojik / siyasal düşüncelerinin bir sonucudur. Bu yüzden ağırlığı bu yöne vermek istiyorum. Çünkü Kaypakkaya akıl almaz enerjisiyle Ege'de, Trakya'da ve Marmara Bölgelerinin birçok yerinde; okullarda, işyerlerinde, sokakta dur-durak bilmeksizin çok yönlü çalışan bir önderdir. TİP ve MDD Örgütlü bir mücadelenin bilimselliğinden gelen kararlı savunuculuğu, daha o dönemlerde antifaşist kitlenin önemli bir bölümünü bağrında toplayan Türkiye İşçi Partisi (TİP) içinde yer almasıyla kendini göstermeye başlamıştı. Kruşçev revizyonizminin etkisinde olan ve bu etkiyi önemli oranda Türkiye'ye taşıyan reformist TİP, iflah olmaz bir parlamentarizmin savunucusuydu. TİP'nin bu olumsuz anlayışına ilk karşı duruş MDD'ciler (Milli Demokratik Devrimciler) olarak adlandırılan ve başını Mihri Belli'nin çektiği grup oldu. M. Belli, TİP'nin reformizmine karşı "devrim" diyordu ama bunu da yine Nasır örneğini (sanki sosyalistmiş gibi!) vererek, ve; TİP gibi reformlarla filan değil de "asker-sivil aydın zümre" ve küçük burjuva radikal devrimcilerin gerçekleştireceği (sol cunta da dahil) "devrim" (!) savındaydı. MDD'cilerin önemli bir bölümünü ise bağrında toplayan ve başını Doğu Perinçek'in çektiği PDA (Proleter Devrimci Aydınlık) hareketiydi. Kaypakkaya da bu hareketin içinde yer alıyordu. 1970 yılı mücadelenin gittikçe ivme kazandığı yıl oldu. Gün be gün kitleleri sarıyordu. Önder Kaypakkaya, Trakya Değirmenköy'de toprakları için ağaya karşı mücadele eden köylülerin arasındaydı ve bu direnişte yer alan diğer devrimci önder Cihan Alptekin ile birer konuşma da yaptıkları bu direnişten dönerlerken polis tarafından tutuklandılar ve işkenceden geçirildiler. MDD'ci güçler sonradan ve esas olarak Aydınlık dergisinin 1970 yılının Ocak ayı içinde "Aydınlık Sosyalist Dergi" ve "Proleter Devrimci Aydınlık" olarak yayınlanmasıyla ayrılırlar. 15-16 Haziran Olayları 15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi, Kaypakkaya’nın da artık gözünü zirveye diktiği bir dönüm noktasıdır. Bu muazzam işçi direnişinden muazzam dersler çıkaran İbo, artık "şahan bakışlarını" dağların tepesinden güneşe dikmişti. Bu büyük direnişin on binlerce bireyinden, sıra neferlerden biri olan Kaypakkaya Demir-döküm, Sungurlar, Horoz Çivi, Petriks, Ege Sanayi, EAS Akü, Gıslaved, Gamak, Singer, Derby ve daha on-

5


larca işyerindeki işçilerle birlikte olduğu için iyice tanınıyor, tanındıkça saygınlığı büyüyor, büyüdükçe bilinçleşiyor, bilinçleştikçe de önderleşiyordu. Bu önemli direnişin ertesinde örgütlü mücadele verdiği ve Doğu Perinçek'in başını çektiği Türkiye İhtilalci İşçi Köylü Partisi (TİİKP) yönetimi ile 15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi'nin analizlerinde konusunda ters düştü. Kaypakkaya "Halk Savaşı" derken PDA revizyonistleri reformda diretiyorlardı. Kaypakkaya’nın "Halk Savaşı"nda ısrarcı ve haklı olmasının kökeni, aslında Çin'de Başkan Mao tarafından başlatılan yeryüzünde hala "tek" olma özelliğini koruyan Büyük Proleter Kültür Devrimi'dir; bu devrim, dünyaya "68'liler" olarak damgasını vuran kuşağa damgasını vurmuştur. (**) Gittiği her yer için ayrıntılı bir rapor hazırlayarak analizler yapan ve ona göre taktik ve strateji belirleyen İbo, 1971 yılı başlarında Çorum ve çevresinde yaptığı çalışmaları "Çorum İlinde Sınıfların Tahlili" başlıklı bir incelemeyi kaleme aldı. Ayrılığa Doğru 1971 yılı, sadece devrimci mücadelenin yükseldiği bir yıl değildir; bu yıl, yükselen devrimci mücadeleyi bastırmak için cuntanın gerçekleştirildiği bir yıldır da... Sıkıyönetim altında tüm grevler, boykotlar, gösteriler yasaklanarak halkın gırtlağı cuntacılar tarafından sıkılmaya başlanmıştır. Askeri faşist cunta, adeta bir "sürek avı" başlatarak devrimcilere yöneldi. Demokratik nitelikli kitle örgütleri kapatıldı. Ülke çapında binlerce antifaşist, devrimci, demokrat insan işkencelerden geçirilip tutuklanırken onlarcası da katledildi. Kaypakkaya arananlar listesindeydi. 12 Mart Askeri faşist cuntasının değerlendirilmesinde de TİİKP yöneticilerinin açık revizyonist, teslimiyetçi tavrını gördü. Doğu Anadolu Bölge Komitesi'nin Oluşumu TİİKP, Doğu ve G. Doğu bölgelerinde çalışmalar yapmak için bu Oral Çalışlar, İbrahim Kaypakkaya ve Muzaffer Oruçoğlu’ndan oluşan üç kişilik bu komiteyi oluşturdu. Diyarbakır, Urfa ve Adıyaman bölgelerinden Muzaffer sorumlu olurken Malatya ve Tunceli bölgelerinden de İbo sorumlu oldu. Ancak bir süre sonra Doğu Perinçek ve şürekâsı İbo'yu bir pusuya getirip öldürmek istediler. Gelen kişi İbo'yu görünce Perinçek ve şürekâsının ihaneti gördü.

6


Aslında parti içinde kalıp mücadeleye oradan devam etmenin önemini bilen ve bunu defalarca ispatlayan İbo, artık TİİKP içinde bulunmanın ve mücadele etmenin hiçbir koşulu olmadığı görünce ayrılık düşüncesi ağır bastı; yoldaşlarıyla tartıştı, konuştu. 7-8 Şubat 1972 tarihinde DABK'ni oluşturan İbrahim Kaypakkaya, Muzaffer Oruçoğlu, Kürecik'te M. Ali Özdoğan’ın evinde bir araya gelirler. Bora Gözen’in hasta olduğu için katılamamıştı. Yapılan toplantıda daha önceden İbo'nun kaleme aldığı 10 maddelik yazı karar haline geldi ve Bora Gözen’e verildi. Gözen bu kararı desteklemedi ama Ali Taşyapan, Ali Mercan ve Kabil Kocatürk destekler... TİİKP Merkez Komitesi de bu 10 maddelik karar karşılık alternatif(!) bir genelgeyi yayınlarlar. Genelgede kuru laf salatası ve oyalama taktiklerinden başka bir şey yoktu (Daha geniş bilgi için bkz: Turhan Feyizoğlu, İBO, İbrahim Kaypakkaya, sf. 219 vd) Artık ayrılık gerçekleşmiştir. TİİKP MK'si de bir "tamim" yayınlayarak parti içinde bir bölünme olduğunu ve bölünmenin başını da İbrahim Kaypakkaya ve Muzaffer Oruçoğlu’nun çektiğini bildirmiştir. Türkiye Komünist Partisi / Marksist Leninist (TKP/ML) Kuruluyor

"Biz, biz, Biz, biz, biz; İşçinin köylünün yiğit sesiyiz Namluya sürülmüş halk mermisiyiz Baş koyduk, gönül verdik bu kavgaya İhtilal için çarpar yüreklerimiz..." Parti'nin isminin neden "Komünist"olmasını ise önder İbrahim Kaypakkaya sosyalist maskeli kimi hainlerden ve hain örgütlenmelerden ayrı olmasını savunup örnekler verdikten sonra şöyle açıklıyor: "Bu açıklamalardan sonra hareketimizin niteliğini ve nihai hedeflerini en kesin, en açık ve en doğru bir şekilde ifade eden ve pratikte de işçi sınıfının ve diğer emekçilerin bilinçlenmesine katkıda bulunan ve bizi her türden sosyalizm hainlerinden ayıran adlandırmanın TKP/ML olacağı açıktır." (İ. Kaypakkaya, Seçme yazılar C.1, sf. 43) Kaypakkaya ve onun programatik düşünceleri, Türkiye devrimci hareketinde de nitel bir kopuşu gerçekleştirdi. Çeşitli renklerdeki oportünist / revizyonist / reformist anla-

7


yışlara da oldukça önemli bir darbedir. Kısaca "11 ilke ve 5 temel belge" olarak adlandırılan programatik görüşleri kısaca şunlardır: 01. Köylük bölgelerdeki faaliyet esas, şehirlerdeki faaliyet talidir. 02. Silahlı mücadele esas, diğer mücadele biçimleri talidir. 03. İllegal faaliyet esas, legal faaliyet talidir. 04. Ülke çapında düşman bizden güçlü olduğu müddetçe, stratejik savunma esastır. 05. Stratejik savunma içinde taktik saldırılar esas, taktik savunma talidir. 06. Bu dönemde köylerde silahlı mücadele içinde gerilla mücadelesi esas, diğer mücadele biçimleri talidir. 07. Şehirlerde (büyük şehirlerde) stratejik savunma döneminde, kuvvet biriktirmek, fırsat kollamak esas, diğer mücadele biçimleri talidir. 08. Örgütlenmede parti örgütlenmesi esas, diğer örgütlenme biçimleri talidir. 09. Diğer örgütler içinde silahlı mücadele örgütleri esastır. 10. Kendi kuvvetlerimize dayanmak esas, müttefiklerimize dayanmak talidir. 11. Ülkemizde silahlı mücadele şartları vardır. Günümüzde de "kanayan bir yara" olan Kürt ve Kürdistan sorunu ilk kez önder Kaypakkaya tarafından geniş ve Marksist bir bilimsellikle ele alınmış ve çözüme kavuşturulmuştur. O zamanlar kimi siyasal yapılanmalar Kürtlerden "Halk" diye bahsederken Kürtlerin "ulus" niteliğine sahip olduğuna vurgu yaparak çözümünü getirmiştir: Ulusal Sorun A) Türkiye'de yalnız Türk ulusu değil, Kürt ulusu ve azınlık milliyetler de yaşamaktadır. (Marksist-Leninist-Maoistler) MLM'ler, Türk hâkim sınıflarının Kürt milleti ve azınlık milliyetlere uyguladığı ulusal baskının en kararlı ve en amansız düşmanıdırlar. Ulusal imtiyazlara, diller üzerinde ki baskıya, ulusal baskılara karşı MLM'ler en önde mücadele eder. B) Türk burjuva ve toprak ağaları tarafından ezilen Kürt ulusunun, "kendi kaderini tayin hakkı", yani ayrılma, bağımsız bir devlet kurma hakkı her dönemde ve kayıtsız, koşulsuz savunduğumuz, desteklediğimiz bir konudur. Devlet kurma ayrıcağılı egemen ulus burjuvazisinin tekelinde olamaz. MLM'ler, devlet kurma hakkı konusunda ki ayrıcalığa karşıdır. Nerede zora dayanan bağlar görürse, MLM'ler buna tavır alırlar. C) Ulusların "kendi kaderini tayin hakkı", yani ayrılma özgürlüğü hakkı, bir ulusun ayrılmasının gerekliliği ile karıştırılmamalıdır. Yani bundan, ulusal kaderi belirlemeyi amaç edinen her isteği, her özgül durumu kayıtsız-koşulsuz MLM'lerin destekleyeceği sonucu çıkartılamaz. Ayrılma sorunu somut olarak ele alınmalıdır. Bu sorun MLM'lerce bir bütün olarak sosyal gelişmenin ve sosyalizm için proletaryanın sınıf mücadelesinin menfaatleri açısından yargılanır. Ne var ki, MLM'ler tasvip etmedikleri bir ayrılığın karşısına zor kullanarak, engel çıkarma yoluna asla gitmezler. D) MLM'ler Kürt milletinin milli baskılara, zulme ve imtiyazlara karşı yönelmiş mücadelesini kesinlikle destekler. Milli harekette ki bu demokratik muhtevayı kesinlikle destekleyeceklerdir.

8


E) MLM'ler, Kürt burjuva milliyetçiliğini güçlendirmeyi amaç edinen, Kürt burjuva milliyetçiliği lehine ayrıcalıklar sağlayan milliyetçi hareketi asla desteklemeyeceklerdir. F) MLM'ler, türdeş olmayan bir devlette ki çeşitli ulusal topluluktan işçi sınıfı ve diğer emekçilerin komprador, patron-ağa devleti yıkmayı amaçlayan, demokratik halk devrimi yolunda birleşik örgütlerde kaynaştırılmasını savunur. Bu anlamda, MLM'lerin demokratik halk diktatörlüğü sisteminde ulusal soruna getireceği çözüm şöyle olacaktır: 01- Bütün milletlerin ve dillerin tam eşitliği garanti edilecek. Hiç bir zorunlu dil olmayacaktır. Halka, bütün yerli dillerin öğretildiği okullar açılacaktır. Ulusal azınlıkların hakları tam olarak güvence altına alınıp korunacaktır. Her ulusa kendi kaderini tayin etme hakkı tanınacaktır. İktisadi, kültürel ve başka esaslar da dikkate alınarak, ulus bazında saptanacak bölgeler için "bölgesel özerklik", aynı bölgeler için "tam demokratik öz-yönetim" işlerliği esas alınacaktır. 02- Bu özerk bölgelerin sınırları, bölgenin iktisadi-toplumsal koşulları, nüfusun ulusal yapısı çerçevesinde bizzat mahalli nüfus tarafından saptanacaktır. Bunlar, demokratik bir yasayla da güvence altına alınacaktır. 03- Ulusal sorunda ki temel şiar ise "bütün uluslar için tam hak eşitliği, ulusların kendi kaderlerini tayin hakkı, bütün ülkelerin işçileri ve ezilen halkların birleşmesi" olacaktır. (Daha detaylı bilgi için Bkz: İ. Kaypakkaya, Seçme Yazılar C.1) Ulusal sorunda olduğu gibi Kemalizm sorununda da onlarca yılın suskunluğunu parçalayan yine Kaypakkaya olmuştur. Neredeyse tüm siyasal yapılanmalar Kemalizm karşısında secdeye kapanırken önder Kaypakkaya seccadeyi kaldırıp atarak Kemalizm'i deşifre etmiştir. (Bkz. Age) a) Kemalist devrim, Türk ticaret burjuvazisinin, toprak ağalarının, tefecilerin ve az miktarda ki sanayii burjuvazisinin bir devrimidir. Devrimde ulusal karakterde ki orta burjuvazi önder değil, yedek güç olarak yer almıştır. b) Kemalist devrimin önderleri daha anti-emperyalist savaş yıllarında, el altında emperyalizm ile işbirliğine girişmişlerdir. c) Kemalist devrim, işçi ve köylülere, bir toprak devrimi olanağına karşı gelişmiştir. d) Kemalist devrimin sonunda sömürge, yarı-sömürge, yarı-feodal yapı, yarı-sömürge yarı-feodal yapı ile yer değiştirmiştir. e) Kemalist diktatörlük, sözde demokratik, özde askeri faşist diktatörlüktür. f) Kemalist devrim, politik cephede hanedanlık çıkarlarıyla birleştirilmiş olan meşruti-

9


yeti, yeni hâkim sınıfların çıkarlarına en iyi cevap veren cumhuriyet ile yer değiştirmiştir. g) Kurtuluş savaşını takip eden yıllarda Kemalizm, devrimin baş düşmanıdır. (Geniş bilgi için bkz: age). Kuşkusuz ki buraya önder Kaypakkaya’nın tüm düşüncelerini alma durumumuz olmadığı için kaynakları bilgilerinize sunarak geçiyorum. Önder Kaypakkaya, bu dönemden sonra yakalandığı gün olan 24 Ocak 73'e kadar esas olarak Malatya, Tunceli, Antep yörelerinde devrimci mücadeleyi yorulmak bilmez bir enerji ile köy köy, kasaba kasaba dolaşıyor, yoksul köylüler ile uzun sohbetler ediyor, Büyük Ekim Devrimi başta olmak üzere Çin, Vietnam ve Arnavutluk devrimlerini anlatıyordu. Ulaşabildiği her sorunla ilgileniyor, alternatifler sunuyordu. Kürt bölgelerinde çalışmalar yapması nedeniyle "çat-pat" Kürtçe de konuşmaya başlamış ve Malatya'da "okuma grupları" kurmuştu. Askeri faşist cuntanın ağırlığı kendini hissettiriyordu: Yakalananlar arasında her zaman olduğu ve olacağı gibi çözülenler de vardı, diz çöküp ihanet eden de vardı, Ömer Ayna gibi direnen yiğit devrimciler de vardı. İbo, Ömer'in resmini arkadaşlarına örnek olarak gösterip işkenceye direnmek gerektiğini öğütlüyordu. Bu dönemde "Malatya'da Sınıfların Tahlili" isimli bir inceleme hazırladı.

Deniz Gezmiş "Altı Mayıs şafağında Deniz faşizmin ağında Cellâtlar Sinan'ı vurdu Zalım Nurhak'ın dağında" 6 Mayıs şafağında, darağacında üç kızıl bayrak tüm görkemiyle sallanırken bu kez Sinan Cemgil ve iki yoldaşı kara toprağı kızıla boyuyordu. Önder Kaypakkaya derhal araştırmaya girdi; sordu soruşturdu ve bu yiğit devrimcilerin kanına girenin Kâhyalı köyünün muhtarı olan Mustafa Mordeniz olduğunu tespit etti. Kaypakkaya, iki yoldaşıyla birlikte bu muhbiri tutukladı, sorguladı ve sadece mükafat uğruna bu iğrençliği yaptığı anlaşılınca hak ettiği cezaya çarptırıldı. Böylece Kaypakkaya, her alanda olduğu gibi bu alanda da devrimci dayanışmanın muazzam bir "kaypakkayaca" örneğini gösteriyor ve diğer muhbirlere bu iğrenç, aşağılık meslekten vazgeçmeleri mesajını gönderiyordu. Bu eylem İbrahim Kaypakkaya devrimci dayanışmadan ne anladığını da pratikte gösteren bir eylemdi. Sinan Cemgil

10


İbrahim Kaypakkaya, bu olaydan sonra Tunceli yöresine geçti, aynı bölgeye can yoldaşı Ali Haydar Yıldız ve Muzaffer Oruçoğlu da gelmişlerdi. İbrahim Kaypakkaya, bu bölgede yoldaşları ile eğitim çalışmaları yaptı, onlara geliştirdiği yeni görüşlerini aktardı ve onlarla tartıştı. Aynı günlerde İbrahim Kaypakkaya ve arkadaşlarının bu bölgede olduğu haberini alan Üsteğmen Fehmi Altınbilek yönetimindeki faşist devlet güçleri köy köy, dağ taş İbrahim Kaypakkayave arkadaşlarını arıyorlardı. Bu bölgedeki devlet güçleri takviye edildi, halkın üzerinde tam bir faşist terör estiriliyordu. İbrahim Kaypakkaya, bir ara İstanbul'a döndü, sonra Malatya'ya uğrayıp tekrar Tunceli yöresine geçti. O güne kadar faşist kolluk güçlerinin sürdüğü hiçbir iz sonuç vermemişti. Halk, İbrahim Kaypakkayave arkadaşlarını kendilerinden biri olarak gizliyordu. İbrahim Kaypakkayave arkadaşları her fırsatta halkın üzerindeki baskıları teşhir ediyorlardı. Ali Haydar, 20 Ocak 73'de geceyarısı dağdan Tunceli'ye inmiş, karakolu ve lojmanı bombalamıştı. 23 Ocak akşamı Süleyman ve Ali Haydar ekmek ve yiyecek almak için Vartinik'teki kömden ayrıldılar, akşama geri döneceklerdi. Ama yollar alabildiğine karlı olduğundan dönüşleri gecikti. Ancak sabaha doğru köme varabildiler. Az uzakta parolayı çaldılar, fakat karşılık gelmedi, parolayı tekrarladılar yine karşılık gelmedi, çevreyi süzmeye koyuldular ve uzaktan jandarmaların kömü sardıklarını gördüler, köm kuşatılıyordu. Ali Haydar Yıldız 1973 yılının Ocak ayının 24. sabahıydı. Kuşatma altında olduklarını gördüler. Ali Haydar kömü terk edemedi; vuruldu ve uzun ince boyunu uzatarak karlara kardelence açtı, kar kızıla boyanarak kan ağıtlar yaktı, ağladı gökyüzü. Faşizmin cellâtları kana doymuyor, her tarafı adeta kan gölüne çeviriyordu: Önder Kaypakkaya da ateşten sıyrılıp kaçmaya çalışıyordu fakat o da vurulmaktan kurtulamadı, boynunun her yanı saçma dolmuştu, hemen cebindeki adresleri çıkartıp yok etti. Muzaffer, Süleyman ve Hüseyin kuşatmanın boş tarafından kaçmayı başarmışlardı. Jandarmalar İbrahim ve Ali Haydar'ı öldü sanarak bırakıp kaçanların peşine düştüler. "Silah kucağında kanlar içinde Uzanmış yatıyor İbrahim yoldaş Bir yiğit ölür mü üç-beş kurşunla Silkinmiş kalkıyor İbrahim yoldaş" Ve silkinerek kalktı ayağa dağ kartalı Kaypakkaya, "Daha ölmem için çok erken, daha yapacağım çok şey var ölmeyeceğim!" diye düşünüyordu.

11


Ölmedi! Kafasına saplanan onlarca saçma, önder Kaypakkaya‘nın kaya gibi direncine yenik düştü; kalktı, boylu boyunca yatan yoldaşı Ali Haydar Yıldız'ın cansız yüzünü sevdi, yıldız gibi parlayan alnından öptü yoldaşının, kıvırcık saçlarını eliyle okşarken gözlerinden akan iki damla yaşı yüreğine akıttı ve Munzur dağlarına, ana kucağına yöneldi. Destanlaşmanın Tarihçe Tutanak Altına Alınması Bulduğu bir mağarada iki gün kaldı. Yaralı ve aç olması fiziki gücünü hızla tüketiyordu. Değişik köylere uğradı, kimi duyarlı insanlar yardım ettiler. Vurulduğunun beşinci günü yine bir köye gitti. Köyün öğretmeni gerici bir faşistti. İhbar etti, yakalattı bu yiğit önderi... (Not: Bu öğretmen 4 sene önce, yani ihbarından 28 yıl sonra şu an ismi "Maoist Komünist Partisi" olan devrimci bir parti tarafından cezalandırılmıştır.) Üsteğmen Fehmi Altınbilek dünya savaşını kazanan bir general gibi düşünüyordu kendisini. Gökçe karakoluna kadar karın-buzun içinde yaralı olduğu halde yaya olarak ya yürütüldü, ya sürüklendi. Donma kendini göstermeye başlamıştı. Faşizmin cellâtları hemen orada "konuşturup" öldürmek istiyorlardı ama İbrahim gibi bir granitten kayaya çattıklarını anlamakta gecikmediler. Siyasal konuşmalarını burada da yapan önder, örgütsel olarak tek bir harf bile vermiyordu işkencenin tüm namussuzluğuna karşı... Burada başlayan işkenceler Şubat başında Tunceli'ye, oradan Elazığ'a oradan da Diyarbakır'a götürülüp Savcı Yaşar Değerli'ye teslim edildi. Gittikçe ağırlaşan yaraları yüzünden ölüm tehlikesinin belirmesi sonucu askeri hastaneye yatırıldı, cellâtlar onlara gerekli bilgileri vermeden ölüp gitmesine razı değildiler. Önder Kaypakkaya burada donma/kangren sonucu iki ayağını da kaybetti. Şubat ayı başlarında iyileştikten sonra tekrar sorgular başladı, faşistler onu konuşturmak için akla gelebilecek her türlü işkence yöntemini deniyorlardı, fakat tüm çabaları boşa çıktı, şaşmaz bir kararlılıkla hiçbir örgütsel faaliyeti hakkında bilgi vermedi, işkenceciler bu durum karşısında çılgına dönüyorlardı. Mayıs ayı başlarıydı, nedense birkaç gündür işkence yapmıyorlardı. Bir defter kalem istemiş onu da getirmişlerdi. "Herhalde sorgulamalar bitti" diye düşünüp savunmasını hazırlamaya başladı. Savunmasını hazırlarken bazen duyguları yoğunlaşıyor, bunları da yazdığı şiirler ile dile getiriyordu. Bu dönem yazdığı şiirlerden bir tanesi şöyleydi: Devrim İçin Her Zaman Ölecekler Bulunur

12


"gider, gider, nice koçyiğitler gider Senin de içinde bir oğlun varsa çok değildir Ey mavi gök! Ey yağız yer bilesin ki Yüreğimiz kabına sığmamakta Örsle çekiç arasında yoğrulduk Hıncımız derya gibi kabarmakta" Yaklaşık dört ay süren işkenceler sonucunda da önder Kaypakkaya’nınağzından tek söz alamadılar. İşkence sırasında yaptığı aktif savunma ve siyasal propaganda, cellâtlarını azgınlaştırmasına rağmen onlara korku ve saygınlığı aynı anda veriyordu kendi ininde! Hiçbir zor, hiçbir entrika, hiçbir insanlık dışı olgu komünist bilinç ve irade karşısında tutunamaz. Tıpkı Kaypakkaya’nın bu şahlanışı karşısında tuzla buz olması gibi! Güneş, 18 Mayıs 1973 günü önder Kaypakkaya’nın işkencelerle parça parça edilerek kendisine gömülmesi sonucu daha parlak çeşitli ulus ve azınlıklar mozaiği olan Türkiye proletaryası üzerinde! Daha bir yol gösterici şimdi. İbrahim Kaypakkaya Kimdir? Marksizm-Leninizm-Maoizm biliminin Türkiye'ye ustaca uyarlanması olarak: * İbrahim Kaypakkaya, faşist kemalist ideolojinin deşifrasyonu demektir, * İbrahim Kaypakkaya, ulusal soruna nasıl yaklaşılması gerektiğidir, * İbrahim Kaypakkaya, Türkiye'deki devrimci mücadelenin nasıl olması gerektiğinin bir sentezidir, * İbrahim Kaypakkaya, halkın ve bağımsızlık savaşının simgesidir. Kısaca İbrahim Kaypakkayakomünist bir önder demektir! 18 Mayıs Türküsü "Selam olsun apaydınlık günlere Kazma ile kürekle yürüyenlere Selam olsun halk için ölenlere Silah elde toprağa düşenlere bin selam" 18 Mayısı unutmam Unutmam 18 Mayısı İşçinin köylünün kurtuluş Ordusu devrimci erleriz Ölümlerle yeniden doğar Ölmeyen devrimci erleriz Bir vücut, bir yumruk ve bir baş Bağımsızlığa kadar savaş

13


Önderimiz İbrahim yoldaş Korkmayan devrimci erleriz Unutmam 18 Mayısı, 18 Mayısı unutmam Ali Haydar Yıldız'ımızı Vuranlar korkutamaz bizi Vuruldukça artırdık hızı Durmayan devrimci erleriz 18 Mayısı unutmam, Unutmam 18 Mayısı Bağımsızlık gelene dek Ellerden düşmeyecek tüfek İbo, Haydar, Muharrem Çiçek Solmayan devrimci erleriz. * Çeşitli yayın organlarında ve bültenlerde İbrahim Kaypakkaya’ın doğum tarihi 1949 olarak geçmektedir, ancak bu doğru değildir. 1949 İbo'nun resmi yaşıdır. ** Bu konuda geniş bilgi için bakınız: Han Suyin, Sabah Tufanı 1 ve 2 ciltler; Jean Daubier, Çin Kültür Devrim Tarihi 18 Mayıs 2005

Onur Çağlar

14


Fotoğraflarla İbrahim Kaypakkaya

15


16


17


18


19


Savunma Taslağı 01- Komünizm taslağı. 02- Komünizm nedir? 03- Sosyalizm nedir? Proletarya ihtilali ve sosyalizmin inşası. 04- Türkiye’de devrimin karakteri: a) Osmanlı toplumu (Feodal toplum) b) Avrupa’da kapitalizmin doğuşu ve gelişmesi (feodal Osmanlı toplumunun yarı-sömürgeleşmesi) c) Emperyalizm –Yarı sömürge, yarı- feodal Osmanlı toplumu (1870’lerden 1908’e kadar) d) 1908 devrimi, özellikleri, sonucu. e) Balkan savaşları ve Birinci Dünya Savaşı f) Ekim Devrimi ve Türkiye g) Kurtuluş savaşı, özellikleri, sonucu. h) 1920’lerden 1940’lara kadarki gelişmeler (aynı dönemdeki dünyadaki değişmeler) i) İkinci Dünya Savaşı ve Türkiye j) 1945-1950 k) 1950 iktidar değişikliğinin anlamı. Demokrat Parti dönemi. l) 1960 askeri darbesi. MBK m) Koalisyon hükümetleri n) 1965-1969-1971 (12 Mart) Adalet Partisi iktidarı dönemi o) 12 Mart sonrası gelişmeler. p) Türkiye’nin bugünkü yapısı (genel özet ve sonuç) (Siyasal iktisadi toplumsal yapı ) İktisadi: Yarı sömürge yarı feodal. Siyasi: Yarı bağımlı. (ABD emp. Komprador büyük burjuvazi ve toprak ağalarının askeri faşist diktatörlüğü.) Toplumsal: İşçiler, köylüler, şehir küçük burjuvazisi, milli burjuvazi, komprador büyük burjuvazi, toprak ağaları. Kültürel: Askeri: Milli mesele 05- Bağımsız, demokratik, özgür ve mutlu bir Türkiye için; Demokratik Halk Devrimi a) Demokratik Halk Devrimi’nin saflarında yer alacak sınıflar; * Proletarya: Önder güç. * Köylülük: Temel güç. *Şehir Küçük Burjuvazisi: Güvenilir bir müttefik

20


* Orta burjuvazi: İstikrarsız bir müttefik b) Demokratik Halk Devriminin düşmanları: * Emperyalizm. * Komprador büyük burjuvazi. * Toprak ağaları. c) Demokratik Halk Devrimi’nin yolu: Karşı-devrimci şiddeti devrimci şiddetle alt etmek. d) Demokratik Halk Devrimi uzun ve çetin bir mücadele ile (halk savaşıyla) başarıya ulaşacaktır. e) Halk savaşının stratejisi: f) Halk savaşında üç stratejik aşama g) Demokratik Halk Devleti’nin programı. * Emperyalizmin, büyük burjuvazinin ve toprak ağalarının diktatörlüğünü yıkmak, halkın demokratik diktatörlüğünü kurmak. * Emperyalizmi kovmak-borçların iptali- anlaşmaların feshi-sermayelerin müsaderesi. * Komprador büyük burjuvazinin sermayesinin vs. müsaderesi. * Toprak ağalarının topraklarına el koymak, köylülere parasız dağıtmak. * Banka ve faiz-tefeci borçlarının iptali. * Milliyetlere ve dillereeşitlik, kendi kaderini tayin hakkı. * Kadınlara eşit statü * Bütün din ve mezheplere eşitlik. * Artan oranlı vergi * Herkese iş. * İşçi sınıfına demokratik haklar ve daha yüksek bir hayat seviyesi. * Çin Halk Cumhuriyeti ve Arnavutluk Halk Cumhuriyeti ile enternasyonal bağlar kurmak. Kültürel ve askeri alanda emperyalizmin ve feodalizmin tasfiyesi. h) Demokratik halk devletinin perspektifi: Sosyalizm ve komünizm. 06-] TKP/ML ve TİKKO * Doğuşu (Şartlar) * Gelişmesi * Eylemleri *İdeolojisi-politikası- örgütlenmesi. * Niçin gizli örgüt? * Gizlilik nedir? İllegalite nedir? * Amaç? 07-] Sonuç

21


İbrahim Kaypakkaya Gibi Bir Öndere Sahip Olmak Ayrıcalıktır! Devrimcilik bir yaşam biçimidir ve bütünlük arzeder. Yaşamın her anı, her alanı ona uygun yaşanır ve diyalektik bakış açısı yaşama yön verir. Komünistlik hele de komünist önderlik bunun daha üst düzeyde ve çok daha nitelikli olarak tezahür etmesidir. İşte TKP/ML’nin kurucusu ve önderi İbrahim Kaypakkaya’nın yaşamı bunun bir gösterisidir. İbrahim yoldaşın 24 yıl sonra ele geçirebildiğimiz el yazmaları bunu bir kez daha kanıtlıyor.

İbrahim Kaypakkaya’ya komünist direnişi karışsında acze düşüp O’nu katledenlere inat, öldürülmesinden 9 gün önce 9 Mayıs 1973’de babasına yazdığı mektupta umut ve sevgi doludur. Ailenin tek tek bireylerini soruyor, okuldayken hakkında açılan bir dizi davanın takip edilmesini babasından talep ediyor, donma nedeniyle kesilen parmakları için “üzülmeyin, önemi yok” diyor, siyasal savunma yapmak için, emperyalizm ve yerli uşaklarını paçavraya çevirmek amacıyla muazzam bir savunma hazırlığına girişiyor ve hangi konulara değinileceğinin notunu alıp kaynak istiyor. O yoğun işkence koşullarında yaşama böylesine bağlı olan, kısa ve uzun vadeli önüne bir

22


dizi hedef koyan, kaçma planları kuran bir insan intihar edebilir mi? dünyada buna inanacak tek bir insan dahi bulmak mümkün değildir. İbrahim yoldaşın savunma hazırlamak için tespit ettiği konulara baktığımızda soruna vakıf olmadaki siyasal yetkinliği hemen göze çarpıyor. Yaşadığı koşulları özellikle ülke gerçeklerini en ince ayrıntısına kadar irdeleme çabasına giren İK bu tavrıyla berrak bir bilince sahip olmanın, davanın inançla ve militanca sürdürülmesindeki önemin de mesajını veriyor. İ. Kaypakya’nın siyasal şekillenişi ta baştan beri siyasal iktidara kilitlenmişti. O siyasal anlayışını reformizmin ve revizyonizmin mahkumiyeti üzerine inşa etti. Devrimin kitlelerin eseri olacağı bilinciyle toplumsal yapılanmaları tahlile yöneldi. “Toplumsal yapılanmayı doğru tahlil edemeyenler toplumu değiştiremez” belirlenmesinden yola çıkan İ. Kaypakkaya, ülkemizin bölgelerini ve bütününü tanıyabilmek için araştırmalara girdi. Ekonomik, toplumsal, kültürel ve siyasal koşulları irdelemeye ve bunun için açıklılık getirilmesi gereken sorunları tespit etti. Bilimsel araştırmalar sonucu sorulara verilecek cevaplarla devrim olanaklı kılınacak ve halk kendi iktidarını kuracaktır. Komünist kişilik çok yönlü düşünmektedir. Bu yaşama vakıf olmak ve mücadeleye yön vermek için bir zorunluluktur. Komünist kişilik her zaman için mücadelenin ihtiyacı ve objektif durum nedeniyle esas, tali ayrımı yapar. Bir yandan mücadelenin can damarını elinde tutarken diğer yandan günlük olayların farkında olur ve toplumu aydınlatır. Komünist kişilik bilir ki yaşam boşluk tanımıyor. Devrimcilerin inisiyatif koymadığı, açıklık getirmediği her yerde ve her durumda egemenler toplumu dejenere eder ve kendi çıkarları noktasında yönlendirirler. Yaşamda her şeye karşı ilgili olan İ. Kaypakkaya yoldaş o dönemde yapılan af tartışmalarına açıklılık getirmek için notlar alıyor, günlük basını yakından izliyor. Yaşamın her alanını denetim altına almaya çalışan İ.K yoldaş maddi olanaklarını da dikkatlice kullanmak ve her harcamasının kalem kalem hesabını tutmaktadır. Yaşamın hesabını vermeyeceği ya da açıklık getirmeyeceği hiçbir şeyin kalmamasına özen göstere İ.K yoldaş, çelik bir irade, su gibi berrak bir bilinçle, proleter bir disiplinle yaşamına yön veriyordu. İşte direnişin, yaratıcılığın, üretkenliğin ve önderlik vasfının sırrı MLM’den aldığı bu bilinç sayesinde olmaktaydı. Evet İ. Kaypakkaya gibi bir öndere sahip olmak bir ayrıcalıktır. O muazzam bir değerdir. Bu değerin bilincinde olunmalı, ona layık yaşanmalı ve bu perspektifle insanları örgütlemeliyiz. Devrimi samimiyetle isteyen herkes bunu yapmak zorundadır. Bu zorunluluğun bilincinde olmak, özgürleşmenin teminatıdır.

23


İbrahim Kaypakkaya’nın Defterinden 1. 2. 3. 4. 5. 6. 7. 8. 9. 10. 11. 12. 13. 14. 15.

Gotha ve Erfurt Programının Eleştirisi, K. Marks, F. Engels. Devlet ve İhtilal, V.İ.Lenin. Yeni Demokrasi, Mao Zedung. Seçme Eserler, Mao Zedung. Askeri Yazılar, Mao Zedung Doğuda Ulusal Kurtuluş Hareketleri, V.İ.Lenin. Marksizm ve Ulusal Sorun, J. Stalin Ulusların Kendi Kaderlerini Tayin Hakkı, V.İ. Lenin Emperyalizm, V.İ. Lenin Almanya’da Köylü Savaşı, F. Engels. SBKP(B) Tarihi Faşizme Karşı Birleşik Cephe, G. Dimitrof ... ... ... Türkiye Tarihiyle İlgili Kitaplar

1. 2. 3. 4. 5. 6. 7. 8. 9. 10. 11. 12. 13. 14. 15.

Şnurov’un Kitabı D. Avcıoğlu’nun Kitabı 200 Yıldır Neden Bocalıyoruz? N. Berker. Kemalizm İdeolojisi, Emin Türk Eliçin. M. Akdağ’ın “Osmanlı Tarihi” Kitabı, Celali İsyanları Türkiye’de İşçi Hareketleri Türkiye’de Köylü Hararetleriyle İlgili Kitaplar Bulunacak 1908-Birinci Dünya Savaşı Birinci Dünya Savaşı Yılları Kurtuluş Savaşı Yılları –SöylevKurtuluş Savaşı Sonrası – İkinci Dünya Savaşı Arasıİkinci Dünya Savaşı Yılları Savaş Sonrası-1950 1950-1960 27 Mayıs... “Bitmeyen Savaş” (İttihat ve Terakki’den Cumhuriyet’e) Halil Paşa’nın Anıları (Genel Dağıtım Boratav) * Türk Ceza Kanunu

24


İbrahim Kaypakkaya’nın Defterinden

01- Ekonomik Koşullar a) Arazinin coğrafi konumu b) İklim c) İşlenen arazinin durumu (sulu-susuz verim durumu) d) Kullanılan tarım araçları e) Yerleşme yerlerinin seçiminde dikkat edilen hususlar f) Tarımın özelliği (çiftçilik anlayışı) hayvan, vb. g) Ticaret durumu (geçim kaynağı olarak) h) Pazar durumu (iç, yakın ilçelerde vb) i) Endüstrileşmenin etkileri – makinalaşma – insan işgücü j) Mevsim farkının insan yaşamındaki etkileri k) Geçime dayalı göç durumu l) Ekonomik yardımlaşma (imece vb) 02- Toplumsal koşullar a) Geçim kaynaklarına ve diğer etkenlere bağlı olarak sınıfsal yapı b) Sınıflar arası ortak ölçü (kıstas) ilişkiler c) Aileler arası ilişki ve aile nüfus durumu; evlenenler, ayrılma durumu. d) Ölümler, hastalıklar, sağlık koşulları e) İşgücü değerlendirilmesi f) Kadın erkek durumu (ailede yönetim) kadın görevleri, erkeğin görevleri g) Miras durumu h) Çevrede gençlerden beklenen davranışlar, gençlerin yaşlılardan bekledikleri i) Toprak ağalığı, şeyhlik vb. durum j) Zengin – fakir arasındaki yaşam farkı, anlayışları k) Köylerin idaresinde etkili olma durumu: Fakir, Zengin, Ağa, vb. l) Sınıfların devlet anlayışları. Devletten bekledikleri ve aldıkları. m) İş sahibi olma eğilimi. Çalışmanın nasıl görüldüğü 03- Kültür Koşulları a) Okuyanlara karşı tutum. b) Okuma yazma durumu Kız-erkek. c) Çevredeki eğitim kurumları d) Çevredeki eğitimin öğrenci ve veliler üzerindeki etkisi e) Siyasi parti ve Atatürk’e karşı düşünceleri. f) Din ve mezhepleri, bunlara karşı tutum ve davranışları.

25


g)

Daha iyi bir düzen için istekleri

04- Siyasal Koşullar a) Mevcut siyasal anlayışları b) Politikacılar hakkında düşünceleri. c) Parti çalışmaları vb. durumların etkileri. d) Dış ilişkilerin etkileri. e) Milliyet anlayışları f) Çevrede son zamanlarda meydana gelen devrimci eylem ve etkileri g) Devrim anlayışları h) 1965 sonrası cevreyi etkileyen devrimci şahıs, grup ve hareketler. i) Sınıf mücadeleleri ve köylü kitlesinin bilinç seviyesi j) Üretim dalları. Sıkıyönetim Dönemi 01. Muhtıra Metni 02. Erim’in 23 Nisan Konuşması (balyoz) 03. Birinci “Erim Hükümeti”nin Programı (Reform Kabinesi) 04. “Reform” tasarıları 05. Sıkıyönetim bildirileri ve açıklamaları 06. İkinci “Erim hükümeti” Programı (2 Erim Kabinesi) 07. Reformlar a) Asayiş Reformu b) Adli Reformlar: Anayasa değişikliği (1961 Anayasası, Erim değişikliği) Güvenlik Mahkemeleri c) İktisadi Reformları d) Mali Reformlar 08. Melen hükümetinin programı (Melen Kabinesi) 09. Talu Hükümetinin Programı 10. Sunay’ın partilere “tartışmayı kesin!” ihtarı. 11. Önemli kanunlar (bu arada çıkmış olan) 12. ... 01. Kurtul Altuğ’un kitabı 02. Nadir Nadi’nin Kitabı: 27 Mayıs’tan 12 Mart’a 03. Yeni Ortam dergileri ve gazeteleri (Ortam’dan itibaren) 04. Askeri Yargı Usulleri Kanunu 05. Sıkıyönetim Kanunu 06. H. V. Velidedeoğlu –üç altı

26


Savunmalar 01. THKO Savunması 02. THKP-C Savunması 03. DDKO Savunması 04. TİP Savunması 05. KDP Savunması 06. Şafak Savunması 07. İsmail Beşikçi’nin Savunması 08. Dev-Genç Savunması 09. TÖS Savunması (Baykurt)

27


28


Karanlıkları ve tabuları parçalayan güneş ibrahim kaypakkaya