Issuu on Google+

BOLUM 1 ‘’ Sevgili Günlük ; Şu an o kadar korkmuş bir haldeyim ki elimdeki kalemi bile güçlükle tutabiliyorum. El yazısı ile yazmak yerine normal yazımı kullanıyorum. Çünkü böylelikle en azından yazdıklarım okunabilecek. El yazısı ile yazdığım zaman elimin titremesiyle kontrolümü kaybetme noktasına geliyorum. Neden korktuğumu mu soruyorsun ? Eğer ben ‘’ Damon’dan ‘’ dersem cevabıma inanabilecek misin ? Eğer bizi birkaç gün önce görseydin inanmazdın. Ama şimdi birkaç gerçeği kavramak zorundasın. Hiç ‘’ Bahisler kapandı‘’ diye bir terim duymuş muydun ? Yani artık her şey ama her şey olabilir. Hatta birisi bütün kartları sahiplerine geri verip paralarını iade dahil etse , artık her şey olabilir . Çünkü vahşi kart devreye girdi. Bahislerini geri almayı düşünemezsin bile. İşte benim durumum bu. İşte bu yüzden kalbim deli gibi atıyor . Ağızım kurdu ve korkudan parmaklarım bile işlemiyor. Bütün bahisler kapandı. Normal yazımım bile ne kadar kötü olduğunu görüyorsun değil mi ? Onu görmeye gittiğim zamanda ellerim böyle titriyor olmalı. Bütün olasılıkla elimdeki her şeyi düşüreceğim. Hatta Damon’ı rahatsız bile edebilirim. O zaman her şey ama her şey olabilir. Bunu şuan açıklayamayacağım ama sana şunu söyleyebilirim ki biz geri döndük. Damon, Meredith ,Bonnie ve ben . O Karanlık Zindanlara gittik ve eve geri döndük. Tek farkla , bu sefer yanımızda bir yıldız topu daha var – Stefan . Stefan kötü kitsuneler tarafından kandırılıp o zindanlara kapatılmışlardı. Ona eğer o zindana giderse tekrar insan olacağını söylemişlerdi. Şey , yalan söylediler. Stefanı yemek ,ışık ve sıcaklık vermeden oraya kapattılar. Ta ki ölme aşamasına gelene kadar. Ama Damon – o zamanlar çok farklıydı – benimle beraber Stefan’ı kurtarmaya gitmeye karar verdi. Karanlık Zindanı sana istesem de tarif edemem . Önemli olan Stefan’ı en sonunda bulmuş olmamız. Zavallı onu bulduğumuzda neredeyse iskelet gibi olmuştu. Onu dışarıya kadar taşıdık. Matt bu sırada yandı . Biz Stefan’ı yıkayıp besledik. Kendi kanımızla. Derisi kemiklerine yapışmıştı.


Evet , onu o kadar aç bırakmışlardı. Onları kendi ellerimle öldürebilirdim yada kanatlarımın gücüyle. Ama yapamadım. Kanatların gücünü kullanarak yok etme diye bir şey var biliyorum ama tam olarak hatırlamıyordum. En azından Stefan beslendiği zaman eski halini almaya başlamıştı. ( İtiraf ediyorum Stefan’a kan veren kişilerden biri de bendim. Hemen etkisini gösterdi. Tabii benim kanım olduğu için insan kanından daha zengin ve güçlüydü. ) Stefan o kadar güçlendi ki ertesi sabah merdivenlerde bile inebildi. Bayan Flowers’in iksirlerine de teşekkür etmek gerekir tabii. Geri kalanlarımız ise o kadar iyi değildi. Hepimiz bitkin düşmüştük. Damon’nın kan ile beslenebileceğini biliyordum. Biz Karanlık Zindandayken Stefan’nın yanında bulunan beyaz kitsune de bizimle çıkmıştı. Bana ve Stefan’a güzel buketler verdi. Her neyse , o gün Damon kalktığı zaman garip bir şeylerin döndüğünü anlamalıydım. O zamanlar karanlık içinde büyümeye başlamıştı. İşte bu yüzden şimdi hissetiğim korkuyu hissediyorum. Nasıl seni durmadan öpen ve öpen , sana tatlım , sevgilim ve prensesim diyen birisinden bu kadar korkabilirim ? Ve seninle gülen , sana baktığında gözleri gülen birisi ? Seni tutup , saran ve ne pahasına olursa olsun korumaya yeminli birisinden böyle korkabilirim. Biliyorum , bu benim suçum. Damon’ı biliyorum. Derinlerinde nasıl birisi olduğunu biliyorum. Ve o insanların onu düşünmesini istediği birisi gibi değil. Soğuk , kendini beğenmiş , zalim birisi değil. Bu özelikleri giysi gibi kendini örtmek için kullanıyor. Problem şu ki acaba o böyle birisi olmadığını biliyor mu ? Şu an bütün algıları birbirine karışmış. Belki de değişip , bütün bu söyledikleri gibi olabilir. Çünkü kafası çok karışık. O sabah kalktığımda sadece Damon’nın uyanık olduğunu görmüştüm. Durup o buketlere bakıyordu. Damon aynı zamanda meraklı bir kişiliktir. Ve hep bir siyah gül aramıştır. Onca gülün ortasındaki siyah güllü alıp kokladı. İlginç olan o gül aniden kayboldu. Sonra bütün zamanlar boyunca hastalanmaya başladı. Hiçbir şeyin kokusunu alamadığından bahsediyordu. Sonra Sage – sana ondan bahsetmeyi unuttum. Hepimizin iyi dostu , büyük bir vampidir – Damon’a havayı alıp cigerlerine çekmesini söyledi. Çünkü insanlar böyle hava alırdı. İşte sanırım o zaman Damon artık bir insan olduğunu fark etti. O siyah gül Stefan içindi , çünkü insan olmak onun hayaliydi. Damon siyah güllün ve büyünün kendi üzerinde de yaradığını görünce bana öyle bir bakış attı ki… O zamandan beridir , hiç şaka yapmıyor ,kimseyi rahatsız etmiyordu. İnsan olmayı tiksindirici bulduğu her


halinden beliydi. O zamandan beridir ona bakamıyorum . Bir zamanlar beni sevdiğini biliyorum ama şimdi düşündüğü tek şey kendisi. Damon için tekrar vampir olmanın kolay olduğunu sanıyorsun değil mi ? Damon ona kanını verecek güçlü bir vampir aramanın peşine düştü ama kimse yoktu. Hatta Sage bile Damon ona soramadan ortadan kayboldu. Stefan’ın gözlerine baktığım zaman ise orada terör görüyorum. Korku … Birisinin onu benim kollarımdan alacağını düşündüğü için korkuyor. Damon’nın benim için nasıl önemli olduğunu farkına vardığı için duyduğu korku var. Yapamıyorum … Duygularıma … Engel … Olamıyorum. Hatta şimdi Damon benden nefret etse bile. Ve , evet , lanet olsun ağlıyorum. Bir dakikaya kalmaz gidip ona yemeğini götürmeliyim. Açlıktan ölüyor olmalı . Matt ona akşam yemeğini götürmeye kalktığı zaman ona bütün tepsiyi fırlatmış. Oh , lütfen . Tanrım , lütfen benden nefret etmesine izin verme. Biliyorum bencillim ama daha aramızdaki şeyler hakkında konuşamadık bile. Ve Fell’s Church’de olaylar korkunç bir hal almaya başladı. Her geçen gün kasabadaki çocuklar elle geciriliyor ve ailelerine korku salıyorlar. Her geçen gün aileler ele geçirilmiş çocuklarına daha çok kızıyorlar. Neler olduğunu düşünemiyorum bile. Shinichi ve Misao’nun ziyaret ettiği son kasaba gibi bizde giderek yok oluyoruz. Shinichi ‘nin ailesi bize yardım etmeye başladı. Ve Isobel’i hatırlarsın . O iyileştikten sonra iyi bir arkadaş olduk. Şimdi bize kötülüğü kovacağımız büyüler verip , yardım ediyorlar. Bu tür yardımları için onlara minnettarız belki bir bu iyiliğin karşılığını verebiliriz. ‘’ Elena kalemini bir köşeye koyup , günlüğünü kapattı ve daha demin yazdığı şey ile yüzleşmek için ayağa kalktı. Bir şekilde merdivenlerden inerek mutfağa gitti ve içersi yemek dolu tepsiyi alarak Bayan Flowers’a gülümsedi. Pansiyon’un odasına giderken fark etti ki elleri titriyordu ve bütün tepsideki yemek yarısına kadar dökülmeye başlamıştı. Damon’ın kaldığı odaya mutfaktan başka giriş olmadığı için Elena o tarafa doğru yöneldi. Şimdi o odaya Damon’nın yeri diyorlardı.Elena bahçeye geçip koridora çıkacakken Karanlık Zindandan getirdikleri tek nesneye baktı. Gergindi ve Damon ile yüzleşeceği için oyalanıyordu. Sadece rahatla dedi kendi kendine . Stefan’ı düşün. Stefan geldiğinde başka güllün olmadığını görünce önce hoşlanmamıştı ama sonra her zaman ki gibi alıştı. İhtiyaçı olan tek şeyin yemek , sıcaklık ve özgürlük olduğunu söylemişti ve tabii ki de Elena . Bunlar savaşmaya değer dediği zaman Elena ağlamıştı.Diğer taraftan Damon şimdi ona baktığında eskiden ne olduğunu göreceği için her şeyi ama her şeyi yapabilirdi. Belki de onlara zarar verebilirdi de…

CEVIR I : ONREAD TAKIM


VG 5