Issuu on Google+

Veronica Roth’un hayranları için bağımsız olarak paylaştığı Dört’ün gözünden Uyumsuz’daki bıçak fırlatma sahnesi. Bonus Hikaye. İyi okumalar…

DÖRT TOBİAS HİKAYESİNİ ANLATIYOR. Eğer trende alıştırma odası gibi kokmasıydı asla gönüllü olmazdım. Toz , sert metal ve ter kokusu. Burası ilk kez kendimi güçlü hissettiğim yerdi. Bu havayı her kokladığımda kendimi güçlü hissediyordum. Odanın sonunda boyalı hedefler duvarda asılı duruyor , diğer duvarda çirkin metal bıçaklar fırlatılmaya hazır bekliyordu. Çaylaklar tek sıra olmuş fırlatmayı beklerken hala o ya da bu şekilde eski topluluklarına dair izleri üstlerinde taşıyorlardı. Düzgün duran bir Dürüstlük , her şeyi ezberleyen bir Bilgelik ve bir Kasıntı – hareket etmek için hazır , yerinde duramayan. ‘ Yarın ilk sonuçların son günü olacak.’ Dedi Eric Bana bakmıyordu. Dün onu bayrak yarışında yenerek gururunu inciltmiştim ama sadece ondan değildi. Yemekte Max beni kenara çekmiş ve çaylakların nasıl idare ettiğini sormuştu ki Eric’te tam yanı başımdaydı. Onu yok saymıştı , o da bunun karşılığında sadece kekine hırlayabilmişti. ‘ O zamana kadar dövüşmeye devam edeceksiniz. ‘ diye devam etti Eric. ‘ Bu gün nasıl nişan alınacağını öğreneceksiniz. Herkes üçer bıçak seçsin ve işi başlasın. Unutmayın Dört sizin her hareketinizi kontrol edip nasıl yapılacağını gösterecek. ‘ Benden bahsedince gözleri durduğum tarafın biraz kuzeyine yöneldi. Sanki bahsettiği kişi benim arkamda duruyormuş gibi. Bana görünmezmişim gibi davranmasından nefret ediyordum.Benden daha üstünmüş gibi onun zamanında dişlerini döken kişi ben değilmişim gibi . ‘ Şimdi’


Hemen silahlarına saldırdılar sanki topluluksuz bir kişinin ekmeğe saldırması gibi , fazlasıyla umutsuzca. Onun haricinde herkes. Diğerleri gibi silahlar konusunda iyiymiş gibi davranmıyordu. Rahatsız olduğunu ve alışık olmadığını belli ediyor , yine de onları kullanmanın bir yolunu buluyordu. Eric bana doğru yürüdüğünde , iç güdüsel olarak geri çekildim. Ondan korkmamaya çalışıyordum ama eğer dikkatli olmazsan onu nasıl izlediğimi fark edecekti çünkü Eric zeki birisiydi ve bu benim sonun olurdu. Önümdeki hedefe döndüm , elimde bir bıçak vardı. Bu yıl bıçak fırlatmanın derslerden kaldırılmasını önermiştim çünkü bana göre hava atmak dışında hiçbir amacı yoktu. Birini etkilemek istemediğin taktirde hiç alanda bunu kullanmayacaklardı. Şimdi benim etkilemek için kullandığım gibi .Eric ise önerimi reddetti , bir gün işe yarayabileceğini söylüyordu gururla. Gurur – bir Cesurlukta nefret ettiğim her şey. Elimdeki bıçağı doğru dengede tutarken , öğretmenim Amar’ın bana odaklanmam için gerekeni öğrettiği zamanı hatırladım. Bana hareketlerimle , nefes alış verişlerimi odaklamamı söylemişti, aklımın nasıl dolu olduğunu gördüğünde. Nefes alırken gözlerimi hedefin tam ortasına odakladım , bıçağı kaldırıp , tam oraya fırlattım. Birkaç çaylağın nefesinin kesildiğini duydum. Ritmi buldum. Bıçağı ellerimin arasında döndürürken , sadece hedef tahtasının kalmasına izin verdim. Her şey karanlıktı artık , o noktadan başkası yoktu. Eğer aklımızı kullanırsak , bunu rahatlıkla yapabilirdik. Her şeyi unutmayı. Sırasıyla bıçaklar hedefi vurdu. ‘ Sıralanın.’ Eric’in sesi beni uyandırdı. Bıçakları tahtaya bıraktım , çaylaklara bunun mümkün olduğunu hatırlatmak için. Duvara yaslandığımda Amar’ı düşünüyordum. İlk korku testine girdiğim zaman bana adımı veren kişiydi. Başkalarına herkesin kabullenebileceği bir ad vermekte üstüne yoktu. O ölmüştü ama bazen hala odasında bana söylendiğini duyabiliyordum sanki. Kız nefesini tutmuyordu. Bu iyi bir şey. Amar’ın bana bunun için hala şikayet ettiğini duyabiliyorum. Kırılması gereken kötü alışkanlıklardan biri gitti. Ama hala kolları zayıf ve bacakları titriyor. Bıçakları uçuyor ama çoğu zaman hedefin yakınına yaklaşmıyor. Henüz Edward bile durumu çözememiş gibi ki aralarında en zeki olanı o , Bilgelik gözlerinde ışıldıyor. ‘ Bence Kasıntı kafasına fazla darbe aldı.’ Dedi Peter. ‘ Hey , Kasıntı Bıçak ne hatırlıyor musun?’ Normalde insanlardan nefret etmem ama Peter’dan diyorum. Eric gibi , insanları küçümsemenin kendini büyüteceğini sanıyor. Tris ona yanıt vermiyor , bıçakları alıp fırlatmakla meşgul ve bir tanesi tahtaya vurunca metal bir ses çıkarıyor – gülümsüyorum. ‘ Hey , Peter.’ Dedi Tris. ‘ Hedef’in ne olduğunu hatırlıyor musun?’


Eric’in kafesin arkasındaki vahşi bir hayvanın gözleri gibi olan gözlerinden gizli kalmaya çalışarak onları izliyorum. Christina gibi – ki boşboğaz Dürüstlük ağzı için ona iyi demek istemesem de – ve Peter’da iyi – ki gelecekteki psikopatta daha fazla ego vermek istemezsem de – Ama Al – tam bir yürüyen felaket gibi , onca güç var, onu kullanacak cesaret yok. Ne yazık ki bunu Eric’te fark ediyor. ‘ Ne kadar yavaşsın , Dürüst , hedefi sana yaklaştırayım mı istersin? Gözlük ister misin?’ dedi sert bir sesle Ama Al’ın beklenmedik yumuşak yanları vardı. İğneleyici sözler bazılarını harekete geçirirken , Al’ın elindeki bıçağın duvardan sekmesine neden oldu. ‘ Bu da neydi , çaylak?’ dedi Eric ‘ Elimden kaydı. ‘ ‘ O zaman, gidip almalısın. ‘ Çaylaklar fırlatmayı kestiler. ‘ Size durmanızı söyledim mi? ‘ dedi Eric kaşlarını kaldırarak. Bu hiç iyi değil. ‘ Gidip alayım mı?’ dedi Al . ‘ Ama herkes bıçak fırlatıyor. ‘ ‘ Ve?’ ‘ Ve bıçaklanmak istemiyorum.’ ‘ O zaman arkadaşlarının senden iyi nişan almasına güvensen iyi olur. Gidip al. ‘ ‘ Hayır.’ Al yine yanlış hedefi seçmişti. Sanırım. Cevap inatçılığı gösteriyordu ama altında hiçbir strateji yatmıyordu. Yine de Al’ın hayır demesi Eric’in lafına uyup , ortaya atılmasından daha fazla cesaret içeriyordu ki Eric’in bunun anlamaması yazıktı. ‘ Neden?’ Korkuyor musun?’ ‘ Havada uçan bir bıçakla vurulmaktan mı?’ dedi Al .’ Evet.’ Eric sesi yükselttiği zaman bedeni daha ağırlaştı. ‘ Herkes dursun.’ Eric’le ilk tanıştığımda mavi giyiyordu ve saçlarını yana taramıştı. Amar korku testi için serumu boynundan aşılarken titriyordu. Test sırasında ise bir milim bile yerinden oynamadı. Öylece durdu , sıktığı dişlerinin arasında çığlıklar atıyordu , derken kalp atışlarını yavaşlattı ve bedeninin korkuyu yenmesine izin verdi. Ne gördüğünü bilmiyordum ama bir insanın ilk defa aklından önce bedeniyle korkusunu yendiğine şahit olduğumu anlamıştım. Ona çok dikkat etmem gerektiğini o zaman anlamıştım. ‘ Alanı boşaltın.’ Dedi Eric. ‘ Sen hariç Al , sen hedefin yerine geç. ‘


Al titreyerek yerine geçerken duvara yaslandı. Bu olay büyük olasılıkla kaybedilecek bir göze ya da doğranmış bir boğaza sebep olacaktı. Eric’in her kavgasında olduğu gibi ki bu da benim cennet diye seçtiğim topluluk hakkında her seferinde düşünmeme neden oluyordu. Bana bakmadan, ‘ Hey , Dört bana bir yardım eli uzat , olur mu?’ dedi Eric. Bir yanım rahatladı. En azından ben nasıl bıçak fırlatılacağını biliyordum. Al kalıcı hasar görmekten kurtulmuştu ama bir yanım Eric’in kirli işlerini yapmak , buna ortak olmak istemiyordu. Normalmiş gibi davranmaya çalışıyorum ama bıçakla hedefe baktıkça , birisi bedenimi yanlış bir şekle sokmaya çalışıyormuş gibi hissediyorum. ‘ Sen o bıçakları atarken orada dur , belki ani hareket yapmamayı öğrenirsin. ‘ dedi Eric Kalbim sıkışıyor. Bunu engellemek istiyorum ama Eric’le arama daha fazla mesafe koymak yararıma değil. Bu işten sıkılıyormuşum gibi yapmaya çalışıyorum. ‘ Bu gerçekten gerekli mi?’ ‘ Burada otorite benim , hatırladın mı?’ dedi Eric. ‘ Burada ve her yerde. ‘ Kanımı çekildiğini hissediyorum ona bakarken , o da bana dik dik bakıyor.Max bana topluluğun lideri olmamı söylediğinde kabul etmemiştim : etmeliydim. Eğer böyle , çaylakların birbirine öldüresiye döverken rol yapmak zorunda kalacağımı bilseydim , derdim. Bıçağı elimde iz kalacak kadar sıktığımı fark edince , tutuşumu gevşettim. Eric’in söylediğini yapmalıydım. Diğer seçenek odayı terk etmekti ki bunun sonuçunda Eric bıçağı kendi atıyor olurdu. Buna izin veremezdim. Al’a döndüm.

Ve kız konutu – o olduğunu biliyordum çünkü bir kıza göre alçak ve dikkatli bir sesi vardı. ‘ Durun.’ Eric’in ona dönmesini istemiyordum. Yandan ona uyarıcı bakışlar attım. Sert olmam onu vazgeçirebilirmiş gibi. Bir faydası olmayacağını biliyorum. Aptal değilim. ‘ Her salak bir hedefin önünde durabilir.’ Dedi Tris. ‘ Bu senin ona kabadayılık tasladığın dışında hiçbir şeyi kanıtlamaz. Ki bu da hatırladığım kadarıyla korkaklık göstergesi. ‘ Cesurlar– kabadayıdır. O karanlık kıyafetler , dövme ve küpelerin içinde , biz buyuz. Belki ben aptalım. Onu bu şekilde düşünmekten vazgeçmem gerek. ‘ O zaman senin için bu kolay olmalı.’ Dedi Eric. ‘ Eğer onun yerini almaya gönüllüysen. ‘ O zaman Eric’in gözleri bir saniyeliğe beni buldu. Sanki benim kıza karşı olan ilgimden haberdarmış gibi , bu yüzden ona bıçaklar fırlatma izin veriyormuş gibi. Bir saniyeliğine bıçağı ona fırlatmayı düşündüm. Eric’in bacağını , kolunu vurabilirdim , bir sakıncası olmazdı. ‘ Güzel yüzün gitmek üzere. ‘ dedi Peter. ‘ Hatırladım, yüzün bir halta benzemiyordu zaten.’


Kıza gözlerimi sertçe dikmekten yorum hakkında düşünmedim. Kafasını kaldırmış , o çok iyi bildiğim Fedakarlık inatçısızlığı ile hedefe doğru yürüyordu. Ona her şeyin yolunda olduğunu Eric buradayken söyleyemezdim ama onu güçlü kılabilirdim. ‘ Eğer çekilirsen , yerini Al alır ona göre.’ Dedi Eric. Fazlasıyla yakınımda duruyordu. Çünkü benim tam ortayı vurabileceğimi biliyordu.Bunu doğru düzgün yapmak zorundaydım. Adam akıllı olmayan bir atış yüzünü kesebilirdi. Güzel yüzünü… Peter haklıydı güzel değildi. O hep baktığım kıvrak hatlı , nazlı kızlardan değildi. Küçüktü ama aynı zamanda güçlüydü , gözleri hep ilgi bekleyen bir ışıkla parlıyordu. Ona bakmak uyanmak gibiydi. Bıçağı fırlattım ve yanağının yakınına vurdu. Ellerim rahatladı. Gözünün çok yakını, neyseki tam yeri vurdum. ‘ Tamam mısın , Kasıntı?’ Kasıntı. İşte bu yüzden güçlüsün anlıyor musun? ‘ Hayır.’ Gözleri alev almıştı. Lanet olsun ne yaptığımı anlamıyor muydu? Neden böyle bir şey demişti ki? Aklımı okuyamıyor tabii. ‘ Gözlerini aç o zaman.’ Eric biraz daha yanıma yaklaştı. Saçını gözüme kestirdim ve tam oraya nişan aldım. Hedef vurunca Eric’in ‘ Hımm.’ Dediğini duydum. ‘ Hadi , Kasıntı.’ Dedim. ‘ Başkası yerini alsın bırak.’ ‘ Kapa çeneni Dört.’ Ona bağırmak istiyordum ama bir Bilge benim her hareketimi inceleyip , analiz ederken bu çok zordu. Zayıf noktamı bulmaya çalışırken Eric’in yine hımm’ladığını duydum. Bıçağı tekrar fırlattım ve ona zarar verdiğim için kendimi çok kötü hissettim. ‘Kalıp hepiniz onun gibi misiniz izlemek çok isterdim ama bence bugünlük bu kadar yeter. ‘ dedi Eric ve bana doğru eğilerek. ‘ Bu onları korkutmuştur ha , ne dersin?’ dedi . Rahatladım. Bunu söylediğine göre hiçbir şeyden şüphelenmemiş demektir. Kıza doğru yürüdü ve elini omzuna koydu. ‘ Sana daha fazla dikkat etmeliymişim.’ Kızın kanını çekildiğini gördüm , eminim o da benim kadar kendini hasta hissetmiştir. **** Kızın çığlığını köşede duyduğumda kendimi duvara bıraktım. Yine her zaman olduğu gibi buradan kaçıp kurtulmayı düşündüm toplumsuz olarak yaşamayı , bağlı kalmamayı ama yapamazdım.O buradaydı , onu bırakamazdım. Tıpkı benim gibi , gri kıyafetleri bıraksanda


asla onlardan kurtulamıyorsun. Şimdi bıçağı fırlattığım , onu yaraladığım için benden nefret ediyor. Artık topluluksuz olarak yaşayamam bile. Ve Eric gözünün onun üzerinde olacağını söylemişti tıpkı geçen yıl Amar’ın üzerinde olduğu gibi . O birkaç gün sonra ölü bulunmuştu. Bütün Uyumsuzlar ölü bulundu , ben hariç. O da test sonuçlarımın mükemmel olmaması yüzünde. O da muhtemelen benim gibi ve Eric izliyorsa , o da diğerleri gibi ölecek. Aklım bir geçe önceye döndü. Teninin nasıl benim tenimde sıcak hissettirdiği zamana. Eli avucumun içinde. Korkuyla anıları geri ittim. Şimdi gidemem , ondan çok fazla hoşlanıyorum. İşte söyledim ve bir daha söylemeyeceğim. **** Ceviri onokumalar.com. Artemis tarafından çıkarılan Uyumsuz Serisinin bütün kitapları çıktı. Kitapçılarda bulabilirsiniz.


Uyumsuz Dört'ün Bıçak Sahnesi