Issuu on Google+

Backstage Pass PERDE ARKASI GEÇİŞ Bir yığın metin Myrna'nın laptop çantasından çiçek desenli halıya dağıldı.Çılgına dönmemesi elde değildi.Seminer odasından alelacele sıvışması yüzünden çantanın fermuarını kapatmayı unutmuştu.Sesli bir iç çekmeyle dağılan kağıtları topladı.Bugün bir kere daha iç çekebilir miydi acaba? Asansörün yanındaki lobinin karşısından gelen coşkulu şerefe sesleri eşliğinde yola devam etti.Güzel,bazıları bu gece iyi zaman geçiriyordu.Elbette o hariç. Şaşalı otel lobisinden altıncı kattaki odasına giden yolda yürümeye devam etmeden önce çantasının içine kağıtları tıkıştırdı ve fermuarı bir kerede kapattı.Uzun,sıcak bir banyo kulağa cennet gibi geliyordu.Bu aptal konferansın ilk durağında dekan arkadaşı onunla sunuş biçimi hakkında konuşma fırsatını nasıl bulmuştu ?Tamamen boşa harcanmış bir zamandı!Diğer profesörler amuda kallkıp Star Spangled Banner şarkısını söylese bile onun kadar yaratıcı fikirler bulamazlardı.Yine de onun metotları için arkadaşlarının ne düşündüğünü niçin önemsiyordu ki?Öğrencileri onun dersini severlerdi.Her zaman dolardı sınıfı.Liste için bekliyor... Adımlar onunkini yineledi.Boynundaki tüyler ürperdi.Durdu,kalp atışları hızlı,elleri nemliydi. Takip eden her kimse birkaç adım arkasında durdu.Nefesini duyabiliyordu. Jeremy? Hayır.Eski kocası olamazdı.Onu nasıl bulacağını bilmiyordu.Değil mi?Göğüslerinin arasından soğuk terler süzülüyordu. Laptop çantasının kulpunu sıkıca tuttu ve ona gizlice yaklaşan budala herkimse vurmak için hazırlandı. “Muazzam bir seminer verdiniz Dr. Evans” tanımadığı bir ses arkasından konuştu. Jeremy değildi.Tanrıya şükür.Derin,zayıf bir nefes aldı ve omzunun üzerinden kısa bir bakış attı. Kırklı yaşlarda,sırık gibi bir adam ona elini uzattı.”Kim şimdiye kadar insan psikolojileri tartışmasında gitar rifflerini kullanmayı düşünürdü ki?Ben değil.Yani,ben bu metodu satın aldım.Becerebileceğimden emin değilim ıh…”boğazını temizledi.”…senin gibi.”Sırıttı.Özel dikim olan gri takım elbisesinin yakasına diktiği gözlerini devirdi. Kalbi hala hızlı atıyordu,içini daraltan dürtüyü bastırdı ve tokalaşmak için uzatılan eli kabul etti.”Teşekkürler,Bay …” Parmakları Myrna'nınkilere sarılıyken adamın ağzı kulaklarına vardı.”Doktor.Stanford’dan Doktor Frank Elroy.Anormallik psikiyatristi.Aslında bölüm başkanı.”


Ah,Doktor Kıç.Doktor Kendini Beğenmiş Kıç.Daha önce de tanıştım seninle.Binlerce kez. Başını salladı ve bıkkın bir gülümseme yapıştırdı.”Tanıştığıma memnun oldum,Doktor Elroy.” “Söylesenize,benimle bir şeyler içmek ister misiniz?”Başıyla kokteyl salonuna doğru sol tarafı işaret etti,Myrna’nın elinin tersine hafifçe baş parmağıyla dokundu. Myrna gülümsemesini korurken içten içe büzüldü.Bu adam kesinlikle onun tipi değildi.Sıkıcıydı.Hayır,teşekkürler.Onun hediyesi içgüdüsel seviyede sıkıcı yaşantıdan iğrenmekti.”Üzgünüm ama beni pas geçin.Kendimi odama atacağım.Belki başka sefere.” Adam patlamış balon gibi söndü.”Tabi ki,anlıyorum.Tükenmiş olmalısınız.’ Sırıttı .”… konferanstan sonra.” Konferans?Orada mıydı?Katliam daha uygun bir açıklama gibiydi ve o anda bilhassa kendini solgun hissetti. “Evet.”diye homurdanıp gözlerini kıstı.Kendi kolunu adamınkinden çekip topukları üzerinde döndü ve asansöre doğru devam etti.Saksı bitkisi,birkaç kenar çalısı ve otel barının etrafını dolandı.Kokteyl salonundaki yuvarlak masadan gelen yüksek sesli gülüşmeler dikkatini çekti.Dört adam yarım daire olan çardakta oturmuştu,masanın ortasında sırt üstü yatan beşinci adam gülüyordu.Rastgele boca edilmiş çeşitli boyutlarda sıvı kehribarları içeren cam şişeler kaplıyordu masayı.Adamın ağırlığı altında masa devrilmek üzereydi. Arkadaşları onu, kuşkusuz ölümünden, kurtarmak için kolları sıvadı. “Odaya dönmeyi bırakmasını söyle” uzanan adam masanın yukarısındaki Tiffany lambasını düşürürken bağırdı. “Sana bir bira daha yok Brian!”dedi arkadaşlarından biri. Brian bir parmağını kaldırdı “Bir tane daha” ardından diğer parmağını kaldırarak“Ya da iki” üçüncü parmağını da kaldırıp “Bbbelki üç” dedi. Myrna sırıttı.Salon ve lobide baştan sona dağılmış olan,birçoğu profesör, konferans katılımcılarıyla bu beşi kesinlikle “bir" değillerdi.Çardaktaki bu laubali grup,düşmanca bakışlardan adil bir paydan daha fazlasını aldı.Dövmeler de neyin nesi? Peki çeşitli piercing ve sivri uçlu takılar?Boyalı saç,acayip saç kesimleri ve siyah giysilere ne demeli? Her neyse.O adamlar sadece çocukluk ediyordu.Myrna sıkıcı bir grup olmadıklarına bahse vardı. Myrna asansöre doğru kararsız birkaç adım attı.Bir süre onlarla takılmak isterdi.Biraz eğlenebilirdi.Bir entellektüelle tahrik edici konuşmalardan daha fazlası demekti bu.İş yerinde yeterince öğrenmişti bunu. Brian hala masanın ortasında uzanıyor,sırt üstü ustaca gitar çalarken melodi mırıldanıyordu.Myrna notaları hemen tanıdı.Dersinde erkeklerde şehveti tartışırken bunu kullanmıştı. Çünkü yeryüzünde hiç kimse gitarla Usta Sinclair’dan daha şehvetli oynamamıştı. Telefonunu kullanmalı mıydı? Sinners gibi bir rock grubunun üniversite öğretim toplantısında ne işi olabilir ki? Muhtemelem grubun hayranları buradaydı,adının Brian olduğunu düşünmesi bile onu heyecanlandırdı.Sinner’ın lider gitaristinin adı Brian Sinclair değil miydi? Çardakta oturan adamlardan biri başını çevirip omzuyla çenesini kaşıdı.Oymalı güneş gözlüklerine rağmen anında vokalist Sedric Lionheart olduğunu fark etti.Kalbi iki katı hızla atmaya başladı.İşte Sinner. “İçkinin amına koyayım!”diye bağırdı Brian.Masayı yuvarladı.Birkaç bira şişesi devrildi ve arkadaşlarının ikisinin kucağına indi.Arkadaşları onu yere düşürdü. Myrna homurdandı ve bir bayana yakışmayan bu sesi duyan olup olmadığını görmek için etrafına bakındı ve onlarla konuşmaya gitti.


Semineri olduğundan onlarla tanışmayı istiyormuş gibi davranmalıydı.Doğruydu.Onların müziğini seviyordu.Çok sert değildi bakışları.Tam onun tipinin tanımıydı.Vahşi.Evet.O gün olandan sonra ona garanti verilmesine ihtiyacı vardı.Kendi odasına saklanıp planından vazgeçti.Koridordan alçak bir duvarla çevrili salona uzanan bölgeye döndü. Elleri ve dizi üstünde emekleyerek mücadele eden Brian’ın önünde durdu.Laptop çantasını yere koyup yardım etmek için yere eğildi.Brian’ın koluna anlık dokunuşuyla kalp atışları hızlandı ve yine yarış başladı. Hayvansal cazibe.O buydu.Merhaba, Bay Hoş geldin Çeşitlilik Başını yavaşça yana eğip bacaklarını ve vücudunu baştan aşağı inceledi.Onda bir heykeltıraşın sevdiği özellikler vardı: güçlü,sivri bir çene,çıkık elmacık kemikleri.Parmak uçlarıyla onun yüz hatlarını incelemek küstahça mı olurdu?Peki dudaklarıyla?Kavradığı kolunun üst kısmındaki kasları dikkatini çekti. “Bu koluna dikkat etmelisin.”dedi “Çok az gitarist senin kadar becerikli” ayağa kalkarken bocalayınca Myrna destek oldu.Yeniden tökezlediğinde kokusunu içine çekti ve gözlerini yumup derin bir nefes aldı.Duygusu asıl arzusunu tetikledi.Az önce yüksek sesle mi homurdanmıştı? Brian güçlü elleriyle Myrna’yı sakinleştirmek için omuzlarını kavradı. Myrna`nın vücudundaki tüm sinir uçları kırmızı alarma geçti.O an bir adamın cazibesine en son ne zaman karşı koyduğunu hatırlayamadı. Brian onu serbest bıraktı ve destek almak için çardağın arkasına doğru eğildi.Sıkı bir göz kırptı.Sanki Myrna’nın kahverengi gözlerinde kendi duygularına odaklanmayı deniyordu.”Kim olduğumu biliyor musun?”diye sordu boğuk bir ses tonuyla. Myrna gülümseyerek şevkle başını salladı “Kim bilmez?” Sahnedeymiş gibi başını eşit aralıklarla dengeli bir şekilde sallıyordu. ''Sana söyleyeyim, bu kahrolası mekandaki tüm kendini beğenmiş tipler.'' Ona ağzı açık bir şekilde bakan ağır hırkalı,gri saçlı bu kadına kızgınlıkla söylemişti bunu. Nefesi kesildi ve dikkatini okyanus mavisi kokteylini mümkün olduğu kadar soğukkanlı bir şekilde kırmızı,küçük pipetiyle karıştırıp höpürdeterek içmeye verdi. “Brian,başlama şu lanet şeye!”dedi grubun solisti olan Sed. Brian asitli bakışlarından atınca Sed duvar gibi döküldü."Ne?Ben hiçbir şeye başlamadım.Bu insanların hepsinin amına koduğum göze çarpma problemleri var!" Doğru.Onlar göze çarpıyordu.Birçoğu gibi Myrna da artık öyleydi.Düşman bölgesinden onu neyin kurtaracağını merak ediyordu. "Bir süre daha oturmamda sakınca var mı?"dedi Myrna,daha az fark edilmeyi umarak.Kulağının arkasında tokasından kaçan örülmüş saçını kıvırdı ve Brian'a umutlu bir şekilde güldü.Sorusunu düşünmek için gözlerini ovaladı.Düşünmek zorunda olduğu şeyi biliyordu. Beş rock yıldızıyla patron kıyafetli alıngan bir civcivin birlikte oturması neden sorundu ki? Sed aceleyle çardaktan kaçtı ve yandaki yeşil ormanlığın boşluğunda durdu.Sed'e bakmayı bırakıp Brian'a gözlerini dikti.Sed'in sonraki kapıya çevirdiği bakışlarıyla onu şöhret zamparası kötü çocuklarıyla karşılaştırdı.Hayran olduğu grubun kişisel hayatlarını takip etmiyordu ama Sed'in namını biliyordu.Gülümsemesiyle gamzeleri ortaya çıktı.Çok sevdiği buzlu kolasını karıştırırken somurttu.Çabuk bir hareketle yeniden eski rahat haline döndü. Bu şirin gamzeler onun imajıyla tezat oluşturuyordu. Myrna Sed'in yanına doğru kaydı, terli avuç içlerini eteğine sildi ve onun yanına oturdu.Tamam,buradayım.Şimdi ne olacak? "Sen iş kadını yada onun gibi bir şey misin?" Sed arkasına dayanmış onun profesyonel elbisesini inceliyordu.


Myrna'nın aklı onun ikinci dediğine yatmadı."Onun gibi bir şey.Kesinlikle,ben kibirli bir moronum.Buradaki konferansta lise profesörüyüm." "Hayır,olamaz."Onun karşısında oturan grubun davulcusu Eric Stick söze girdi."Eğer lisedeki profesörlerin bu kadar ateşli olduğunu bilseydim,eğitimi dikkate alırdım." Myrna güldü.Eric'in sağ omzunun bitişiğiden hala çardağa daynan Brian'a kısa bir bakış atması kalbinde acı bir çarpıntıya sebep oldu.Tanrım,ne kadar görkemliydi."Oturmak ister misin Brian?" Myrna Sed'e doğru kaydı, ayağı masanın altinda onunkinin karşısında duruyordu Brian Myrna'nın yanındaki koltuğa oturdu.Çok yetenekli ve seksi müzisyenlerin arasında Myrna oturuyordu.Ölmüş de cennetteydi sanki.Rahat davran Myrna.Eğer fangirl gibi çok sinirlenirsen kaybedeceğini söylediler.Ve kesinlikle bunu istemiyordu. Brian ileri doğru dayandı ve gıcırtılı bir sesle masaya alnını dayadı.Bu temasla birlikte Myrna'nın bütün konsantrasyonu yok oldu.Onun kim olduğunu biliyordu ama Adam'dan başkası Myrna'yı tanımıyordu. Güzel,umutlu,Brian Adam'dan bahsedebilirdi ama, ah.. Dağınık düşüncelerini toplamak için derin bir nefes aldı ve ilgisini Eric'e vermeye zorladı.Dışarıdan ne kadar baş döndürücü olduğunu gördü ama çılgın saç şekilinde-yarı uzun,ortadan ayırdığı kısa,sivri uçlu; çeşitli uzunluklarda-göz alıcılığının bittiğini fark etti ve açıkçası tuhaftı.Parmak kalınlığında,örülmüş kırmızı saçı boynunun kenarında kıvrılmıştı.Rock star saçı.Coşkulu kıkırdamasını bastırdı. Eric bir yudum bira aldı ve açık mavi gözlerini Myrna'nın yüzünden hiç ayırmadan sordu"Peki ne öğretiyorsun?"Güzel,belki Eric sadece onun göğsünü kontrol ediyordu ama bilhassa boynunun etrafına gözünü dikmişti. Myrna onun sorusuyla çekindi ve gözlerini masaya dikti.Onu duydukları an onların saygısı yok olacaktı.Öğrettiği konuyu belli etmeden "Söylemek zorunda mıyım?" "Hadi ama!" Hafifçe iç geçirdi "Cinsellik" Eric birasını tükürdü.Elinin tersiyle ağzını sildi "Ha siktir!" "Güzel,evet.konumun ne olduğunu tahmin etmiştim" dedi Myrna sırıtarak. Oğlanlar güldü.Brian dışında.Masanın üstüne dayadığı kafasını kıpırdatmadı.Şuurunu kaybetmiş olabilir miydi?Şuanki durumunu anlatmaya çalışmak boşuna olurdu. "O iyi mi?" diye sordu Myrna. "Evet,hala bok gibi."dedi Eric. "O biraz boktur."dedi Eric'in yanında oturan grubun ritim gitaristi Trey Mills. "Kes sesini"diye homurdandı Brian.Kafasını çevirip Myrna'ya baktı.Gözlerini kapatıp yeniden açtı ve Myrna'ya odaklandı.Myrna'nın uzun yakasından aşağı düşen ve başında acayip bir tarz olan karışmış.simsiyah saçlarını düzeltmek için içinde anlaşılmaz bir arzu vardı."Adınız ne Profesör Seks?" Gülümsedi.İlginç biri olmalıydı."Myrna" Kıkırdadı."Eski bir hanımefendi ismi." Yada....Değildi.Hayal kırıklığına uğramış olmasını umdu. Sed Myrna'nın arkasına ulaştı ve aşağıladığı için Brian'ı azarladı.Brian çekinmedi.Kesinlikle acıma duygusu yoktu. Myrna omuz silkti."Doğru” dedi.”İsmim büyük büyük annemden gelme.Eski hanımefendi için hakkını verdi." Brian başını çevirdi ve alnını yeniden masanın üstüne dayadı.Birkaç kez yutkundu."Bence kusmaya gitmem gerek" "Eric onu banyoya götür."dedi Sed."En son ihtiyacımız olan şey Sinclair kusmuğuyla kaplı bir masa"


Eric sızlandı."Ben de burda kalmak ve sevimli bayanla konuşmak istiyorum.Bütün gece bu ,aşadaki sıkıcı züppeler aynı değil"İtirazına rağmen Eric onun sırasının arkasına kaydı ve Brian'ı ayaklarından çekti. "Ona bir içki al Sed.Veya senin gecende olduğundan iki tane al."Eric Brian'ın kolunu omzuna attı ve banyoya doğru tökezleyen arkadaşını yürüttü. Myrna,Brian'ın kalçasına oturan mükemmel siyah kotunu takdir edici gözlerle incelerken, onların gidişini izledi. "Onu yeniden savunma sakın,Myr.Genellikle böyle değildir.O şu an.. ah.. ilişkiden çıktı."dedi Sed. Trey gözlerini devirdi ve başını salladı."Evet,bunu söylemeliydin." "Olanları neden sakladığından emin değilim."bas gitarist Jace Seymour kulağındaki gümüş,halka küpeyi ovuşturdu.O bu gruptaki tek sarışındı,ağarmış,eğer koyu kaşlarını ve killi sakalını saymazsak.Grubun en küçük üyesi, güçlü adam Jean Dean havasındaydı. Muhtemelen doğal sevimliliğiyle yaşını olduğundan az göstermeye çalışıyordu.Myrna onu kucaklamak istedi."Brian bildiğin diğer erkeklerden daha çok terkedilir" Trey kahredici seksi bakışlarını attı.Her ne zaman onu ihtiraslı yatak odası bakışlarıyla Myrna'nınki karşılaşsa omurgası karıncalanıyordu. Kendini yatıştırdı. "Çünkü söz konusu kadınlar olduğunda o kahrolası bir salaktır."Sed elini kesilmiş,siyah saçlarında gezdirdi."Diğerinden sonra bu sürtüklerden biri için mahvoldu.Asla öğrenemeyecek." "Ya da belki onun için mahvettiği şeyleri saklayan biri problemini çözer."dedi Trey."Sadece bir fikir." "Bu kez bir kaltağa değmez.Brian'ın gidişatı onun için çok iyi."Sed homurdandı. Myrna ilerdeki bir adama baktı.Bu hikayede anlatılandan daha çokşey vardı.Veya belki de... "Brian umutsuz bir aşık değil mi?" Sed eğildi ve onun kulağına "Shhh.Bu bir sır." Boynunun kenarı gerildi.Kafasını çevirdi ve Sed'in bir parmaktan daha kısa burnunu buldu.Kirpiklerinin arkasındaki ayna yansımasınından görebiliyordu.Güneş gözlüklü bir adam tarafından beklenmedik bir anda bakışlarıyla alt ederken buldu.Ona ulaştı ve gözlüklerini burnunun üzerine indirdi.Gözlerinde onu görmekten daha iyi neyin hissedeceğini düşünmeyi tercih etti ama mavi gözlerini incelemek için gözlerini diktiğinde kalbi hafifçe attı.Sırıttı.Kesinlikle kadınları nasıl etkileyeceğinden haberdardı. Sed havada kalkık koluyla kokteyl garsonuna işaret etti."Sen ne içersin Myrna?" "Sadece,su." "Biraz rahatlamak için daha güçlü bir şeylere ihtiyacın yok mu?"Gösterişsiz kıyafetini gözden geçirirken ona kaşlarını kaldırdı. "Tamamen gereksiz.Ben her zaman rahatımdır." "Rahat gibi görünmüyorsun."Ceketinin üst dügmesine parmağını koydu.Doğruca göğüslerinin arasına yerleştirdi.Bu adamın şehir T ile sorunu vardı. Zorunda.Korumak.Ateşli.Vokalist. "Yalan söylüyor gibi görünüyorsun." Ondan uzağa garsona doğru baktı ve dizleriyle bağlantıyı kopardı. Sed kıkırdadı."Nasıl olduysa,durumuna inanıyorum." Garsona "İki su, lütfen"dedi. "Hey,bana bir tane yeter." "Diğer Brian için." Myrna'nın yüzü kızardı."Tabi ki." Garson önce onunkini getirdi.Myrna erkekler tuvaletie doğru gözünü dikti ve Brian'ın iyi olmasını umdu.Çok iyi görünmüyordu.Ve tüm konsantrasyonu ondaydı.Onun yerine boğumlarıyla dizini yeniden sürten Bay Oyuncu burdaydı.Parmakları eteğin altından yolunu


buldu,Myrna'nın gözleri genişledi ve biraz daha boşluk bıraktı aralarına.Trey kırmızı lolipopunu emerken onun karşısında uzanıp güvenliği sağladı.Belki de diğer kenardaki masaya oturmalıydı.Su bardağını dudaklarına kaldırdı. Sed onun dizini sıktı.Myrna'nın nefesi kesildi ve masanın altından bacağının üzerindeki eli kaldırdı.Azimle daha dayandı.Bu adamı reddetme isteği hissetti. "Benimle merdivenlerin oraya gelmek ister misin?"Burnuyla boynunun kenarına yeniden kulağına sürterken başını indirdi ve Sed fısıldadı. "Ah.." - Myrna Sedric Leonheart'in büyüsüne dayanabilecek mi? Sed'i takp edip merdivenlere mi gidecek yoksa Brian Sinclair'i ayartmayı mı deniyecek? Gerçekten hangi adamı istiyor? Kitabın yayın hakları Ephesus yayınevinde. Yakın zamanda raflarda görmeyi ümit ediyoruz.

Ceviri - Buket Onan Onokumalar.com


Backstage Pass