Page 1

www.onikidergisi.com Kıvanç Sinan Bardakçı

Kasım 2009 kickvanc.sinan@hotmail.com

“BENCE” SENDROMU, BİZSİZLİK VE SİVİL TOPLUM en, başkası olmayandır. Bence ise “ba-na ait fikirler” anla-mında “bana göre” demektir. Dolayısıyla bence, başkası olmayanın görüşleridir, başkası olma-yana ait şeylerdir. Varlık nazarında benlik nasıl beni başkasından ayırıyorsa, bence de bana ait olanı başkasına ait olandan ayırır. Bu; “ben” ve “bana ait olan”, biri somut ve diğeri soyut iki kavram arasındaki ilişkinin bağnazlaşması ve yobazlaşması bizi tasavvufta “enaniyet” olarak tabir edilen derekeye düşürebileceği gibi aynı zamanda ünsiyet içerisindeki insanın ferdi manadaki bu çürüyüşünün bir uzantısı olarak toplumsal bir duyarsızlığa götürebileceği de söz konusudur.

B

Öncelikle şu soruyu sormak gerekir. “Ben” ve “bence” arasındaki bu yobazlaşma nasıl olur? Nasıl ortaya çıkar? Bunu açıklayabilmek için insanların kendi devirlerinde var olan düşünce sistemlerine bir göz atmak gerekir. Çünkü

insanlar bu düşünce sistemlerinden o ya da bu şekilde etkilenirler. E peki ben başkası olmayansa ve bence başkası olmayana ait olansa, bir başkasına ait olan düşünce sistemi onu nasıl yozlaştırabilir? Bu biraz ateşe körükle gitmek gibi bir şey aslına bakılırsa. Tasavvuf nazarında, uluhiyetten pay almış nefsi, bu noktadan vuran düşünce akımları, bu ilişkinin yozlaşmasına hizmet etmişlerdir. İşte ateş ve işte körük! Peki ya neymiş bu düşünce sistemleri? Pragmatizm, egoizm, pozitivizm, akılcılık vb.. Şimdi bu düşünce sistemleri veya akımlar salt kötü olamazlar çünkü ortaya çıktıkları devirdeki sosyal çalkantıları hafife indirmek ve sosyal insanın aç dünyasını doyurmak için oluşturulmuşlardır. Ancak bu ve bunlara benzer sistemlerin (körük), uluhiyete (tanrısallık) namzet insana(ateş) etkisi ancak yozlaşmak olmuştur. Peki bu yobazlaşmaktan kasıt nedir? Kısaca “bizsizleşmek”’tir. Bunun en büyük

sebeplerinden birisi bilginin asıl kaynağının salt akıl olduğunun var sayılması ve mantıksal çıkarımların mutlak doğru olarak algılanması. Sokratesten Descartese ve Kant’a varan Rasyonelizm, şu an algılandığından daha farklı. Rasyonelizm; her ne kadar bilginin kaynağı olarak aklı gösterse de anlayış olarak dış dünyadan bağımsız sayılmamış ve hatta eleştirisi dahi yapılmıştır. Günümüzde ise hemen hemen dış dünyadan bağımsız olarak zihinde oluşturulan kavramlardan hareketle yola çıkarak oluşturulan mantıksal çıkarımlar, mutlak doğru olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla nefes sayısı adedince fikir ve fikir ayrılıkları..Çakıl taşları kadar değerleri olduğu tartışılır. Bu oluşum, Osmanlı’da olmadığı kadar günümüzde müçtehit, Üniversitelerde olmadığı kadar doktor, mecliste olmadığı kadar siyaset adamı vb’ni ortaya çıkarmıştır. Bu şu demek : “aslında hiçbir fikri olmadığı halde, bildiği belki birkaç şeyden yola çıkarak zihninde yürüttüğü mantıksal 5


www.onikidergisi.com çıkarımlarla fetva veren, ilaç tavsiye eden, devlet kurup devlet yıkan yığınlar meydana gelmiştir.” Şunu diyebiliriz : elbetteki yorum yapabilir ve fikir yürütebilirler ama asla bir hükümde bulunamazlar, bulunmamalılar da. Çünkü doğruluk ideasına yaklaşan bir doğru ancak bir mesnedi

olandır. Mesnedi ve delili olmayansa bundan uzaktır. İşte bu yozlaşma ve yobazlaşmayla karşı karşıya kalan bireyler “bizsizleşmeye” de başlamışlardır. Birlikte bir amaca doğru yönelme eğilimi azalmıştır. Günümüzde bunu görmek zor olmasa gerektir.

Kasım 2009 İşte bu eğilim sivil toplum örgütlerinin artmasına büyük bir manidir. Ortalık zihinsel güç gösterisine dönüşmekten, uzlaşma sanatı unutula gelmekle kalınmamış aynı zamanda “hakikatın” önüne de kalın bir perde çekiliverilmiştir.

Peki ya sonuç olarak çözüm nedir ve ne olmalıdır? 1- Salt aklın eleştirisi yapılmalıdır.(Kant’a bir göz atmakta fayda var.) 2- Mantıksal süreç kadar süreç içerisindeki önermelerin, Platoncu yaklaşımla“doğruluk ideasına” , başka bir deyişle realiteye ve tasavvufi nazariyede hakikate olan yakınlığı salt akli çıkarımlarla değil geçerli ve genel geçer kabul edilebilinen verilerle ve mesnetlerle tespit edilmesi gerekir.

3- Bunun için insanımız kitap okumalıdır. Kitapların da dayandığı kaynaklar tespit edilmelidir, gelişi güzel seçilmemelidir. 4- Benlik bilinci kadar “bizlik” bilinci de geliştirilmeli ve “sosyo-egoist”bir anlayış ile birey ve toplum kazankazan ilikisi kurulmalıdır.

Ve sonuç..Sonuç; akli sınırları aşabilecek düzeye gelebilmektir.

6

ONİKİ DERGİSİ KASIM SINAN  

ONİKİ DERGİSİ KASIM SINAN

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you