Issuu on Google+

TC. AFYON KOCATEPE ÜNİVERSİTESİ FEN-EDEBİYAT FAKÜLTESİ SOSYOLOJİ SEMİNERİ II

ADI: SELAMET SOYADI: AYDIN NUMARASI: 090113038 BÖLÜMÜ: SOSYOLOJİ (İ.Ö) SINIFI: 3 KİTABIN ADI: MODERNLEŞME VE BİLİNÇ KİTABIN YAZARLARI: peter l. berger, brigitte berger, hansfried kellner

DERSİN HOCASI: ÖĞR. GRV. OSMAN METİN

MAYIS 2012

1


KİTAP KÜNYESİ

KİTABIN ORİJİNAL ADI: The Homeless Mind, Modernization and Consciousness

KİTABIN SAYFA SAYISI: 264

KİTABIN YAZARLARI: Peter L. BERGER, Brigitte BERGER, Hansfried KELLNER

KAPAK TASARIM: Sezer ERDOĞAN

ÇEVİRİSİ: Cevdet CERİT

BASKI: İstanbul Matbaa ve Cilt

CİLT: İstanbul Matbaa ve Cilt

ISBN: 975-352-147-2

İKİNCİ BASIM: Aralık 2000

2


KİTABIN YAZARLARI

Peter BERGER: Sosyolog. Rutgers üniversitesinde Sosyoloji Profesörü. Başlıca eserleri: ‘Invitation to Sociology’ (Sosyolojiye Davet), ‘The Social Construction of Reality’ (Gerçeğin Sosyal Yapısı. Thomas Luckmann’la birlikte) , ayrıca din sosyolojisi ile ilgili olan bir eseri de, ‘The Sacred Canopy’ (Kutsal Kubbe) adıyla yayınlanmıştır.

Brigitte BERGER: Long Island Üniversitesi’nde Sosyoloji Profesörü’dür. ‘Societies in Charge’ (Buyuran Toplum) adlı bir eseri, ayrıca Peter BERGER’le beraber ‘Sociology a Biographical Approach’ (Sosyoloji: Biografikal Bir Yaklaşım) adlı bir başka eseri daha yayınlanmıştır.

Hansfried KELLNER: Almanya’da Darmstadt Üniversitesi’nde öğretim üyesidir.

3


MODERNLEŞME VE BİLİNÇ

Modernleşme ve Bilinç adlı kitap üç bölümden oluşmaktadır. Geniş halk kitleleri tarafından modernliğin bu kadar kolay kabul edilmesinin nedenlerine değinilmektedir giriş kısmında. Modernliğin kolay ve çabuk kabul edilmesinin iki nedeni vardır. Birincisi; modernliğin kendinden önce gelenlerden sadece farklı değil, aynı zaman da onlardan üstün olduğu varsayımıdır. İkincisi ise; büyük halk kitlelerinin modernlik hakkında yeterli bilgiye sahip oldukları yolundaki sanısıdır. Modernleşme ve Bilinç adlı kitabın amacı modern bilinç problemine bilgi sosyolojisinin teorik çerçevesinden yaklaşmak ve bu soruna da bir çözüm getirme çabasındadır. Tüm kitap boyunca üçüncü dünya ülkeleri ve gelişmiş endüstri toplum kavramları kullanılmıştır. Üçüncü Dünya terimi ilk kez 1950’lerde, özellikle Nehru, Sukarno ve Nasır gibi liderlerin Asya ve Afrika’nın uluslararası ittifaklarda yer almayan ülkelerini bir araya getirmeye yönelik çalışmaları sonucu Bandung Konferansı ve daha sonraki girişimleri takiben ortaya çıktı. Sosyal bilimciler ve tarihçiler modernliği farklı şekillerde tanımlamışlardır. Fakat bir önerme üzerinde fikir birliği yapmışlardır, modern dünyanın temel veçhelerinden biri teknolojik üretimdir. Burada sadece bilim adamlarının bilinçlerini ya da dünya görüşlerini ele almak yetmez. Günlük yaşamda teknolojik üretimin türlü yanlarıyla yüz yüze bulunan çok sayıda insanın bilincinin araştırılması gereklidir. Böyle yaparak bilinç seviyesinde ki teknolojik üretimle bir arada oluşan diğer faktörlerden en önemlileri nelerdir sorusuna bilgi sosyolojisi kapsamında cevap bulunmuş olur. Teknolojik üretim için bilgi işçinin bilincinde çökelti gibi kalmasına rağmen işçi ‘haydi’ dediğinde kullanılacak durumda değildir. Çünkü işçi tüm bilgi kaynağını iş için kullanamayabilir. Ayrıca birey yapmakta olduğu karmaşık işler açısından değerlendirmeye tutulur. İşlerin zorlayıcılığı nedeniyle işçiler ben sadece arkadaşlarımla çalışırım ya da ben onunla çalışamam tarzında üretime engel olacak diyaloglar oluşur. Teknolojik üretim ve bürokrasi modernliğin çağdaş olaylarıdır. Ama ikisi arasında önemli bir fark vardır. Bürokrasi belirli bir amaca ulaşabilmek için onsuz olunamayacak bir araç değildir. Biri otomobil üretmeyi amaçladıysa, bunu teknoloji üretim süreçleri dışında yapamaz. Ama biri yurt dışına çıkan vatandaşların pasaport almaları yolunda bir karar almışsa, pasaportun alınma tarzına bağlı olarak bürokratik olan veya olmayan süreçlerin oluşturulması gerekecek. İnsan olmak demek bir dünyada yaşamaktır. İnsanlık tarihinin büyük bir kısmında, insanlar az veya çok birleştirilmiş yaşam dünyalarında yaşadılar. Birey ister evde olsun ister işte ya da daha başka farklı kesimlerde olsun daima dünyanın içindedir. Modern yaşam 4


farklıdır. Çünkü bireyleri farklı ve sık sık acımasızlık derecesinde çelişik anlam ve deneyim dünyalarıyla karşılaştırır. Modern yaşam bölümlere ayrılmıştır. Ve bu bölünmeler sadece sosyal temaslarda değil bilinç düzeyinde de anlamak önemlidir. Birey, sosyal yaşamın anlamlı bir merkezi olarak kendisine hizmet etmesini arzu ettiği bir ‘ev dünya’ yı inşa etmeyi ve devam ettirmeyi ister. Ama bu tür girişim tehlikeli ve tahrip edicidir. Farklı geçmişleri bulunan kimseler arasında gerçekleştirilen evlilikler, farklı dünyalara ait tartışmaları da beraberinde getirirler. Bölünme yani çoğulculuk kitle iletişim araçlarıyla hız kazanmıştır. Çoğulculuk esastır. Çünkü birey iletişim araçlarıyla bir aradadır. Birey nerede olursa olsun çok yönden bilgi ve haber bombardımanı altındadır. Bir birey gençlik yıllarından meslek seçimi konusunda bir takım seçeneklere sahiptir ve karar verip bunlardan birini seçme durumundadır. Birey kendini farklı mesleklerde hayal edebilir. Birey toplumda oluşmuş meslekler hakkında az çok fikir sahibidir. Bu bilgi bireyin kişisel planları için ufuk oluşturur. Avukatlarla ilişkisi minimum seviyede biri olsun ya da hiçbir ilişkisi olmasın. Bu kişi kendini avukat olarak hayal edebilir. İşçi hayal aleminden gerçeğe geçtiğinde, bu veya diğer tipte bir mesleğin gereklerini muhtemelen yerine getiremeyeceğinin bilinci içinde işini yapmaya devam eder. Amerika hepsi aynı dili konuşan, hepsi aynı şekilde giyinen aynı estetik değerlere bağlı olan, ama bu arada da kendisinin diğerlerinden farklı, kendisine özgü bir kişiliğinin olduğunu iddia eden milyonlarca insan vardır. Yani özel yaşamda paketlemeye yönelik direnç bireyi yaşam planında marjinal ayrımcılığa götürür. Pek çok birey, hiç değilse özel yaşamında kendisine özgü olacak diğer bireylerinkinden farklı bir tarz arar. Bu kişisel farklılık için olan arayışın dahi paketlenmiş olması dikkat çekicidir. Uzun vadeli yaşam planı ile bilgi edinme konusunda ‘evlilik’ ele alınmıştır. Kitapta ele alındığı kadarıyla insanlar, belirli bir tip insan olma projesini geliştirmek ve belirli tipteki bir yaşam tarzını sürdürebilmek için evlenir. Yani uzun vadeli yaşam planında, birey, sadece ne yapacağını değil, aynı zamanda, ne olacağını da planlar. Yani başka türlü ifade edecek olursak ‘evlilik’ ve ‘aile’ kavramları nedeniyle bir birey başka bir bireyin projesinin parçası olabildiği gibi tersi durumda olabilir. Modern bir toplumda kişiliği bir plan olarak tanımlamak mümkündür. Modern kişiliğin bütün vasıfları bu gerçekle ilişki içindedir. Modern kişiliğin vasıflarından dört tanesi kitapta tartışılmıştır. Ki bu özelliklere bakınca modernitenin insanlar üzerindeki etkisini ve modernitenin kişiliği nasıl etkilediğini görebiliyoruz. Modern kişiliğin vasıfları şu şekildedir: Modern kişilik, alışılmışın dışında açıktır. Modern birey sadece tuhaf addebilecek derecede değişime mütemayyil değil, aynı zamanda buna hazırdır. Modern kişilik, alışılmışın dışında tuhaf denilecek derecede farklılıklar arz eder. Modern dünyadaki sosyal dünyaların çokluğu nedeniyle, bu dünyalardan her birinin yapısı güvenilmez ve dengesiz gibi gelir. Modern bireyin sosyal dünyaların çokluğu karşısındaki durumu, onu bu dünyaların 5


birbirlerine göre olan konumlarını değerlendirmeye zorlar. Modern kişilik, aşırı derecede yansıtıcıdır. Modernlik bireyi kararlar vermeye, planlar yapmaya zorlamaktadır. Benzeri nedenlerle de, bireyi yansıma olayı zorlamaktadır. Bu nedenledir ki modern bilinç haberdar, gergin ve rasyonelleştricidir. Ve son olarak da modern kişilik, aşırı derecede ferdiyetçidir. Bireysel özgürlük, özerklik ve birey hakları en önemli, vazgeçilmez moral değerler olarak kabul görürler ve bunların arasında birey hakları, bireyin yaşamı biçimini mümkün olduğunca özgür bir biçimde planlama hakkıdır. İnsanlık tarihinin büyük bir kısmında, toplumların anlamlı bir bütünlük kazanabilmeleri yolunda dinin hayati bir rol oynadığına değinilmiştir. “ Sosyolojik ve sosyo-psikolojik bakış açısından din; insanın evrende kendisini evinde hissetmesini sağlayan kognitif ve normatif yapı olarak tanımlanabilir”1 Dinin birey hayatındaki rolü büyüktür. Fakat din çoğulculuk nedeniyle tehdit altındadır. Mesela dini anlamlar içeren semboller vardır. Ve bunlar insanlar tarafından kabul görmektedir. Fakat çoğulculuk geliştikçe birey, kendi inandıklarına inanmayan, yaşamı kendisininkinden farklı veya çelişen kişilerden etkilenmektedir. Yani çoğulculuk, dinin toplum ve birey üzerindeki etkisini zayıflatır. Yani din artık şahsileşmektedir. Din insanları evinde gibi hissetmesini sağlayan unsurdu. Fakat çoğulculuk insanların dinden uzaklaşmalarına neden olmaktadır. Bu yüzden de modern insan git gide ‘evsizleşmek’tedir. Kitabın ‘ek’ kısmında ‘şeref’ kavramının modasının geçmişliğine değinilmiştir. Modern dünya görüşünde ‘şeref’ ve ‘iffet’ kavramı statülerini kaybetmiştir. Hatta ‘şeref’ kavramının modasının geçtiğini çağdaş bireyin bilincinde görülebileceğine değinilmiştir. Amerikan yasalarında ‘şeref’ namına herhangi bir yasa yoktur. Hatta böyle yasaları kabul eden ülkeler çağdışı kabul edilir. Yani ‘şeref’ kavramı moda geçmişliğinin içindedir. Son olarak modernizasyon başlığı altında modernizasyona değinilmiştir. Modernizasyon teknolojik medeniyetle beraber gelişen bir olaydır. Geleneksel toplumun kurumlarını yıkarak, yerine yeni kurumlar oluşturmuş ve oluşturulan bu şeylerle topluma egemen olmuştur. Modernizasyon, geleneksel toplumun bilinç yapılarından ve kavramlarından farklı bilinç yapıları ve kavramlar geliştirir. Yani geleneksel toplum yapısını tamamen alt üst etmiştir. Modernizasyon olayı çevresiyle ve kendisiyle uyum içinde olan insanı, yalnızlaşan ve yabancılaşan bir varlık haline getirmiştir. Geleneksel toplum tipinde kendini evinde hisseden insan, modern toplumda tam anlamıyla yalnızlaşmış evsiz, yurtsuz kalmıştır. Weber’in tabiriyle modernizasyon bireyi rasyonelleştirme vasıtasıyla ‘demir kafes’ içine koymaktadır. Modernizasyon aslında tüm dünyada batılılaşma süreci olarak adlandırılır. Çünkü bu süreç sadece sosyal bir değişim değil, aynı zamanda bir kültür empoze etme olayıdır. Modernizasyon, işgal orduları gibi dünyayı istila etmeye çalışan evrensel bir dindir ve

1

Modernleşme ve Bilinç, s.93

6


kendine özgü kavramları, kendine özgü bir yaşama biçimi, belirlenmiş bilinç yapıları vardır. Ve ayrıca Ivan Illich’in tabiriyle bu evrensel dinin kiliseleri vardır ve bunlar okuldur.

7


KİTAP HAKKINDA DİĞER ARKADAŞLARIMIN GÖRÜŞLERİ

“ Modernite ile birlikte insanlar anonimleşmiş, tek tip hale gelmişlerdir. Örneğin; Afrika’da ki maden işçileri. Ağır şartlar altında çalışmış sanayileşmenin ağır bedelini ödemişlerdir. Ben kimim neredeyim sorularını sorarak bilinçlerini artırmışlardır. İnsanlar göçebe bir hayata atılmış, evsiz, yurtsuz kalmışlardır. Bunlarla birlikte aynı zamanda şeref, itibar kavramları da yerini başka kavramlara bırakmıştır. Bireylerde iktidarsızlık duyguları doğmuştur.” AYŞE TOKAGÖZ “Modernite çevresiyle anlaşan insanı git gide çevresine yabancı hale getirmiştir. Modernite ile beraber ev kavramı kalmamıştır. İnsanlar modern zamanda yersizleşmiştir. İnsanların ruhen tutunduğu din kavramı da ellerinden alınmış ve yalnızlık, evsizlik duygusu metafizik alana taşınmıştır. İnsanlar iç yaşam ve dış yaşam arasına set çekmişler ve kendi içlerinde yalnızlaşmışlardır.” ASLIHAN KÜSDÜL “ Modernleşmeyle birlikte gelen teknolojik üretimler bireyin kişiliklerine kadar, bilincini de etkilediğini biliyoruz. Modernleşmeyle gelen teknolojik üretim yanında bürokrasi de gelmiştir. Bürokrasinin teknolojinin aksine belirli bir amaç için olması gerekir. Daha sonra modernlikle kaybedilen şeref kavramına değinilmiştir. Şerefi bitiren şey bireyin bilincidir.” ZEYNEPGÜL ATEŞ “ Kaçınılmaz olarak tüm toplumlar modernleşiyorlar. Kimisi bu değişimi diğer toplumlara göre geç yaşıyor. Bu bazı toplumlarda empoze edilerek, bilinçli olarak devlet tarafından yapılıyor. Bazı toplumlarda ise farkında olmadan, halk bunu fark etmeden, dışarıdan müdahaleyle gerçekleştirilir. Böyle toplumlar bir şeylerin değiştirilmek istendiğinin farkına varmıyor. Modernizasyonu gerçekleştirmeye çalışanlar bunu o kadar güzel yapıyorlar ki, toplum ne olduğunu anlamıyor. Bazı toplumlarda ise modernliğin güzel tarafları gösterilerek halkın benimsemesi sağlanıyor. Modernizasyon toplumun her kesimi tarafından kolayca kabullenen bir olgu değildir. Modernliğin getirdiği değişimler kimileri için ilerlemenin, güzelliğin göstergesiyken, kimileri için birçok şeyin ölmesi anlamına gelebiliyor. Modernizasyon insanların bilinçlerini değiştirerek değişimi sağlıyor.” ÖZNUR KOYUNCU “Modern dünya ile birlikte ekonomik gelişmelere bağlı şehirleşmeler oluşmuştur. Bunlar teknolojik, üretim, bürokrasi açıdan organize olmuş devletleri de beraberinde getirmiştir. Bugün kitle eğitimi bu sayede oluşmuş çok büyük bir öneme sahip olan modern bir güçtür. Modernizasyon belirli kurumsal birikimlerin ve bilinç içeriklerinin taşındığı bir süreç olarak 8


düşünülebilir. Bununla birlikte ülkelerde kol saati ve dolma kalem önemli bir yere sahip olmuştur. Kol saati modern insanın zamana verdiği önemi gösterirken dolma kalemde eğitim seviyesini belirtmektedir. Modern dünyanın çoğulcu ilişkilerinin karmaşık yapısı aynı zamanda bireyin bilincinde kısıtlama getirmiştir. Bireyi her gün biraz daha göçmen, sürekli hareket eden bir varlık durumuna getirmiştir. Genel belirsizlik dine güvenirlik konusunda krizleri de beraberinde getirmiştir. Dine karşı sarsıntı olmuştur. Bireysel özgürlük teması ortaya çıkmıştır.” ELİF MAMUR “Eserde modernliğin ortaya çıkışı ile üçüncü dünya ülkelerinde izleyen gelişim temelinde ele alınır. Modernliği meydana getiren olaylar İkinci Dünya Savaşı’ndan itibaren gelişim göstererek günümüze kadar gelmiştir. Diğer önemli olan kavramlardan biride modernizasyondur. Modernizasyon ise teknolojik gelişmelerle beraber ortaya çıkmıştır. Modernlik ve modernizasyondan hareketle bilgi sosyolojisinin ilgi alanı ele alınmıştır. Bürokrasi ve teknolojinin birlikte olan gelişimi yenilikçi ve tutucu yanları karşılaştırılmıştır. Bütün bunlardan hareketle üçüncü dünya ülkelerinin modernliğe bağlılığı tartışılmıştır.” MERVE ÖZTÜRK “Modernleşme teknolojiyle birlikte oluşan bütün dünya için geçerli bir olgudur. Teknolojik üretimin en önemli özellikleri de bireyin görüşüne göre üretimin aynı anda pek çok şey olup gidiyor olmasıdır. Modern dünyada kişilik alışılmışın dışında tuhaf denilebilecek güvensiz bir yapı arz eder. Bireyin modern dünyaya alışması ve bilinçlenmesi oldukça güçtür.” SELEN ÜREGİL

9


Modernleşme ve Bilinç - Peter L. Berger, Brigitte Berger, Hansfried Kellner