Page 1


TÜRK DÜNYASI ARAŞTIRMALARI VAKFI YAYINI:

11

Prof. Dr. Faruk SÜMER

ESKi TÜRKLER'DE ŞEHiReiLIK

ISTANBUL 1984


EU

ESER

Bııkanlar Kurulu'nun 20.7.1980 tarih ve· 8/1307 sa.yılı

karanyla kamu yararına hizmet verdiği için Vakıf kabul

edilerek

vergi muafiyeti tanınmış olan

AF.AŞTIRMALARI VAKFI'nın yayınıdır. Her hakkı

LAPJ

mahfuzdur. TÜRK DÜNYASI

VA..iU'Tnın

müsAad

e s i olmaksızın

men veya herhangi bir

mez.

TÜRK DÜNYASI

değişiklik

Dizgi -Baskı

Af§hı M�tbaı.ısı

ARAŞTIRMA­

tamamen,

yapılarak

iktihas

kıs­

.:t:lilG ­


!!la i��&ekmenıi �zilelli ve S�tli :?ıatıte;iln ZJtJ'F.ZJr.. Ce.7,9'iZ Slimerfl ilhaj edi!for;:;;-ı -

r


İÇİNDEKİLER Ön söz

VII- VIII

Balık ve Kend I.

Gök Türkler Devrinde Şehireilik . . . . . . . ..

2- 26

A - Doğu Gök Türkleri'nde Şehireilik . .

3- 13

.

II.

B - Batı Gök Türkleri'nde Şehireilik . . . . . .

13- 26

Uygurlar'da Şehireilik

. . .

27- 49

. . .

III.

Karluklar'da Şehireilik .

IV.

Çigiller'de Şehireilik

V. VI. VII.

. . .

. . .

. .

. .

. . .

..

.

. . .

. . .

.

.

. . .

. . .

.

49- 79

.

79- 81

11okhsılar'da Şehireilik ... .. . .....

81- 82

. .

.

. .

. . .

..

. .

.

Kara Hanlılar Devrinde Şehireilik Oğuzlar'da Şehireilik .

. .

.

. .

. . .

. . .

. . .

. . .

. . .

. . .

. . .

82- 99

..

. . .

. . .

99-103

.

Resimler

104- 110

Bibliyogreı.fya

lll- 114

Dizin

115-126

Yanlış· Doğru Cedveli

127

V


ÖN5ÖZ «Eski

Türkler'de Şehircilik » sözü

ile eski Türkler'in

şehir hayatına geçişleri kasdedilmiştir. Şehir kurarak ve­

ya

evvelce mevcut şehirlerde oturmak sureti ile olah bu

geçiş, Türk tarihinin başlangıcından, aşağı yukarı bin se­ ne sonra başlamıştır. Bu,

gerçekten uzun bir zamandır.

Fakat lruzeyde, Doğu Sibirya'daki avcılık ile geçinen or­

mem halkı nasıl bozkırlardaki yaşayışı tahammül edile­ mez bir hayat tarzı telakki et..Tllişlsr lB,r

da

ise gö.:;:eb-3 t::>-pluluk­

yerleşik hayata aynı şekilde bakmakta idiler. fazla

olarak onlar siya,si he:kimiyeti ele geçirm3 ve sürdürmenin ancak göçeıbe yaşayışla mümkün

olabilec-sğine

inanıyor­

le,rdı. Bu böyle olma.kla beraber, hemen hsr mesel-ede ol­

duğu gibi, şeh-ir kurma k

Türk

ve

şehirlerde oturmak fik...ri

d,3

topluluklarının yük.Eek idareci zümr-esi ve bilhassa

hanlarda.n çıkmış ve onlar tan;tfından uygulanma saJho,­ sına kcnulmuştur.

Moğolistan'da yapılan arkeoloji araştırmaları, Hunlar

(Hiong-nu) 'ın, bnıları mrle.r ile çevrili, birçok ,y.srlGşme

merkezlerine sahip olduklarını gö s term iştir . Fakat bu yer­ leşm9 merkezlerinde Bunlar'ın

nam

ve hrc:sabme, ç3-lışan

Çi.nli tutE:-ıüdarın oturdukları anlaşılmıştır. Buna göre Hun­ lar r.iyasi varlıkle,rını halefieri olan hemsn bütün toplu­ lukle,rdan daha uzun bir zaman sürdürdükleri halde biz­

zat k endil e rinin oturmalarına meJıs12.s şehirler kurmak V·?J·

ya mevcut

şehirlerde otuı-mak arzusunu duymamış görü­ ma­

nüyorlar. Mamafih bu sözlerimizin kesin bir hüküm

hi yetinde olmadığını da kaydetmeliyiz. Hunlar'ın

siyasi halefieri

Sien-Piler ve o nlar ın yer­

lBrine geçen Juan-Juanlar devirlerinde şehirler kurulma­ sı veya şehirlerde oturulması sözkonusu edilmiyor. Gök

Türkler'e

gelince, onlarda şehir kurma fikri daha

VI. yüzyılın sonlannda ortaya çıkmıştı. Fakat bu düşünce

VII


bir türlü fiili safhaya intikal ettirilmedi. «Türük»

Bilge Kağan'ın ölümünden

hükümdar olan Uygur Tengri'de Bolmış

!una kariılık

(734) 13 yı l sonra

İl

itmiş Bilga Ka­

ğan, Orhun ırmağı kıyısında Ordu Balık'ı kurmuştur. Böy­ lece

eski Türk ,)"Urdu Moğolistan'da şehir kurma

şerefi

Uygurlar'a ait bulunuyor. Batı Gök Turk hanedanının ha­ lefleri olan Türgiş kağanları'nın VIII. yüzyılda Silyab ve Talas (Taraz) şehirlerinde oturmakta olduklarını biliyoruz.

IX. yüzyıla gelince bu yüzyılın ortalarında. Türkler'in on

altı şehirleri olduğu tanınmış bir müslüman kaynağında ifade edilir . X. yüzyılda ise yerleşik ha.yata geçme ve şe­ hirlerde o turma kayda değer bir gelişme göstermi ş, XI. ve

XII. yüzyıllarda bu hareke.tler daha fazla bir hız kazan­ mıştır. Artık, Moğol istilası arefesinde yani XIII. yüz.1yıl başlarında kalabalık sayıda bir Türk nüfu su şehir ve köy­

lerde oturmakta idi. Bu şehirlerde her türlü medeni faa­ liyetin yapılmakta olduğu

görülüyor. Fakat Moğol istila

ve hakimiyeti Türk şehirciliığine, Türk şehir hayatına onul­ me,z darbeler vurdu. Öyleki şehirlerden bir çokları var­ lıklarını sürdüremeyip yok olup gittiler, diğerleri ise ehem­ miyetlerinden çok şey kaybettiler. Takdim edilen bu incelemede eski Türkler'in şehir ha­

yatına geçişleri anl a tılmıştır. Türk şehirlerindeki hayat ise

başka mühim bir konu olup bilgi yetersizliğinden işlen­ mesi pek müşki ld ir . Bununla beraber bu mevzüu da bir çok sebeplerden dolayı ileride ele alıp, kaynaklann ver­

diği imkan nisbetinde,

ceydınlatmaya çalışmak meclburi­

yetindeyiz.

Sözlerime

son

verirken bu

incelemenin

kitap halinde

yayınianmasına karar veren Türk Dünyası Araştırmalan Yayın Kurulu'nun sayın

üyelerine ve

onun

değerli başkanı

Prof. Dr. Turan Yazgan Beyefendi'ye derin teşekkürleri­ mi sunarım . Tabii çalışkan ve aynı zamanda son derece­ de

kibar

sekreter Saadet Pınar'ın yardımlarını unutınarn

düşünülemezdi. Bu sebeple ona ve yardımlarını esirgemi­ yen arkadaşlarına da teşekkür ederek sözlerime son ve­ riyorum. Laleli, 15.XI.1984

F. SÜMER VIII


*

BALIK VE KEND

Prof. Dr. Faruk SÜMER «Türk ler' i n d�dbih, luktur.

on

altı

Birçok

ellere,

l ı rlar. Onlardan rurlar. şarlar»

şehirleri

vard ır»

(ibn Khur­

IX. yüzy ı l ). «Türkler b ü y ü k bir top l u ­ boylara

ve obalara

a yrı­

baz ı ları şehir ve köylerde otu­

Baz ı l a r ı da

bozk ı r l a rda

ve

çöllerde

ya­

(el-Mervezl, X II. y üzy ı l j.

Eski Türkler (Gök Türkler, Uygurlar) şehre balık adı­ veriyorlardı. Daha sonraları bu kelimenin balığ tar­ zında da söylenildiği bilinty!Or. XI. yüzyılda Kara Hanlı Türkleri ile Oğuz TürkieTi'nin balık· kelimesi yerine kend ( = kent) sözünü kullandıkları görülür. Mamafih Kaşgarlı Mahmud, balık sözünün bu manwsını bilmekte. ve onun fu.. lamiyetten önce Türkler tarafından şehir Ve kale mana­ smda kullanıldığını söylemektedir 1• Yine adı geçen müelnı

*

Bu

makale 1978 yı lında yazılmış ve hatta metin kısmı

daktilo edilmişti.

Fa kat birbirini takib eden sıhhl rahatsızlıklar yüzünden bu inceleme ya­ yınlan a m a d ı . Makale bu defa, yayınlanmak için, gözden geçirilirken met­ n e yeni birçok bilgi ler lece bu

il�ve edildiği

gibi,

haşiyeleri de

incelemenin. yayınlanması gecik;miş olmakla

konul<lu.

beraber,

Böy­

da ha fay·

dalı bir duruma getirildiğini muhterem okuyucuların da· tasdik; eelecekleri şüphesizdir. ı

Dlv�nu Juğati't-Türk, yayıniayan K. Rifat, Istanbul, 1333,

1, s. 317, türk­ çe tercümesi B. Atalay, TDK, istanbul, 1939, 1, s. 379, ingilizce tercü­ me s i R. Da nkoff -

Şinasi Tekin

J.

· Ke!ly, Compendium of. the Turkk ;dia lects, edi�ed

- Gönül Alpay Tekin, Turkish Sources,

VII,

Harvard

Un i ­

versity, 1982, part 1 , s . 290-2';)1; G . Clauson , A n Etymological dictionary

of pre - thirteenth century Turkish, Oxford, 1972, s. 335-336. Altay dağlarında yörelerde

M.Ö.

mühim kültür !erden

Pa zırık,

V.

hatıra l a r ı

çıkarıl mış

Şibe,

ve VI.

Baş Adar, Katunda ve bunla ra komşu

yüzyı l l a rda

bırakmış

olan

yaşad ığı

bildirilen ve

topl u l u k, bu

kültür varlıklarını yakında n

·

tetkik

bize

topluluğun etmiş

peK

höyük­

olan -Sovyet


TÜRK

DÜNYASI

ARAŞTIRMALARI

Ağustos

1984

life göre, kend (kent) O ğuzl a r ve onlara uyanlaı-ca «kÖY'' manasında kullanılmalktadır 2. Bundan takriben elli yıl önce Türık iye'da Orta Kent, Şehir Kent, Hasan Kent ve Kaya Kent glbi, yirmi iki kadar veya daha fazla köy var­ dı 3. Bugün Azerbaycan'da kend sözünün daha ziyad·3 köy an�amında kullanıldığını bilityoruz 4. X. yüzyılda Oğuz krallan olan yabguların kışın oturdukları Yeni Kend d'3 U Yengi Kend) İslam coğrafya eserlerinde Yeni Köy (e�­ Qaryetül-Hadithe veya .Csdide = Dilı-i Nev) şeklinde ter­ cüme edilmiştir. Bununla beraber Oğuzlar'ın kend sözünü sadece köy aniamindıa değil, bazan da şehir manasında kuHannuş oldukları söylenebilir. Dllimizde:ki «!köylü� kenıtli,, deytmi, herhalde kentin bu manası ile ilgilidir. Fakat kent, burada köyün eşmanası şeklinde de kullanılmış olabilir. Dilciler kend sözünün sağdea olup, türkçeye bu dilden geçtiği görüşünde birleş­ mişlerdir 5.

I. GÖK TÜRKLER DEVRINDE ŞEHİRCİLİK Araştırmaların bugünkü durumuna göre, Türıkierin şehir· kurmalan ile ilgili bilgiler VIII. yüzyıldan daha gealimi S. i. Rudenko'ya göre yerleşik veya yarı yerl eş:·k bir hayat geçir­ nıiştir (Frozen tombs of Sibe:-ia, The Pazyryk buria!s of lron-age hors­ men, ingilizce tercüme M. W. Thonıpson, Berkeley - Los Angeles, 1970, s. 80). Meşhur Pazır:k ha i ısı da bu topluluktan kalan yadigardır (aynı esei", s. 298-304). Fakat bu topluluğun şehir veya şehirlerde oturdu­ ğuna dair hiç bir delil ve işaret olmadığı gibi , köy şeklinde de olsa, nıeskOn yerleri de tesbit edilememiştir. Fazla olarak bu toplul uğun yerleşik bir hayat geçirm iş olduğu, bize göre, şüphelidir. 2

1, s. 21, 156, 201, 210, 288,

S

Dahiliye Vekaleti, Köylerinıiz, istanbul, 1933, türlü yerlerde; içiş leri Ba­ kanlığı, Türkiye'de meskOn yerler kılavuzu, Ankara, 1946 - 1948, 1 - ll, türlü yerlerde.

4

5

111, s. 111, tercüme ı, s. 22, 178,-236, 248, 302, 339, 343, 344, 111, s. 150; ingilizce tercüme 1, s. 194, 213, 219, 270.

M. PeyfOn, Ferheng-l Azerbaycani-Farsl, Tahran, 1361, s. 292.

Bk. Clauson, adı geçen eser, s. 728.

�2-


FARUK SOMER :

ESKi TÜRKLER'DE ŞEHIRCitiK

riye gitmiyor. Anılan yüzyıldan öıice Türld 0r ' in Orta As­ ya,'nın herhangi bir yöresinde şehir kurmuş olmaları ta� bii mümkünd ür. Anca.1{ bu husus:ta kuvvetli delillero sa;, hip değiliz. A

-

Doğu

Gök Türkleri'nde

Şehireilik :

551 yılında kurulan Göik Tür'l\: C LKe�{ T ürük l devleti­ nin kısa bir zaman içinde Çin seddinden Hazar Denizi'ne l{ada.r uzanan büyük bir imparatoi-Luk haline geldigi ma­ lumdur. Bu impara.torluk, hududlan, teşkilatı, ulaştığı me­ deniyet seviyesi, Türk soyunun yayılması, halefierine bı­ raktığı köklü gelenekler, kısaca her bakımdan o z9,mana kadar Orta Asya'da kurulmuş devl etleıi n , şüph:::siz, en bü­ yüğü ve en ehemmiyetlisi idi. Fakat bu büyük imparator­ luk 582 yılında birbirine hasım iki devle t e ayrıldı. Anla­ şıldığına veya sanıldığına göre, her iiki kağanlığı birbi­ rinden ayıran hudud, Büyük Al taylar ' d an başlayıp Ha­ mi'nin doğu veya kuzeyindeki dağlardan geçms�ct3 id.L Bu d urumda VI. yüzyıl ile VII. yüzyılın birinci yarısında Dcı:. ğu Türk İmparatorluğu ülkesinde Türılder tarafından is­ kan edilmiş herhangi bir şehrin varlığından s özetın eli · pek müınıkün değil gibi görünüyor; fakat herhalde kesin bir� şey de söylenemez.

Doğu Göik Türk kağanları Orhun ırmağının kayna­ ğına yakın yerdeki Ötüken yörzsinde yaşıy·:ırlardı. Bura.sı anla�şıldığına göre, ormanlık, sulwk, çayırlı.;k, bir kelime ile hoş bir yöre idi. Bilge Kağan'ın Ötüiken'i devlet idare etmek (ve hatta belki de tabii güzelliklerD b akımından en ideal yer s aydığ ım biliyoruz. Adı geçen kağan �budu­ nuna» yani mHletine öğütlerde bulunurıken, «Ötüken or­ manında oturuDsan ve kervan (ar'lnş) gönderir3Gn hiç si­ kıntın olmaz ve hEvldmiyeti (yahut devleti> ebediyyen elin­ de tutacaksın>> diyor 6 . Yine diğer bir y erde Bilge Kağan : ·

6

«Ötüken

yi r

ol u r u p ark ı ş tirki� ı sar neng bunguğ

sa r benggü il tuta olurtaçı sen

gönderirsen

hiç

==

·yoK. Ötüken y;ş olur­

Ötüken yerinde oturup kerva n ; kafile

.

s ı k ıntın (bun) olmaz. Ötüken ormanında oturursan ebe­

diyen ülkeyi (vey a devleti :::: il) 1utai·ak oturacaksın" (M. Erg i n , Orlıun abideleri, istanbul, 1975, metin s. 1.54, salir 13-15, t�anskripsion s. 66, ter clime s 18).


TÜRK DÜNYASI ARAŞTIRMALARI Ağustos

.

1 984

«Tü:rık kağan'ı Ötüken ormanında oturur ise· ülikede sıkın­ tı <bungl olmaz diyer ek 7 Ötükan'in Tünk devleti ve «Türl� bud11nu» için taşıdığı ehe mmiyeti belirtiyor. Diğer bir yer­

de de Bilge Kağan: «bunca yerlere ordu sevkettim, Ötü­ ken ormanından daha güzel bir yöre, ülkeyi idare edecek daha iyi bir yer görmedim» diyo� ve Ötüken'i «ıduk." ya:.. ni kutsal bir yer olarak vasıflandırıyor 8• Orta Asya'nın en eski imparatorluğuuru kurmuş o[an Bunlar'ın devlet me�kez e rinin de bu yörede olduğunu bildiğimiz gibi, Gö� Türk kağanlarmın yerini almış olan Uygur kağanları ile ba zı Moğol «kaanları» da Orhun yöresinde yani aynı yer­ de oturmuşlar ve hatta orada şehirler kurmuşlardır. Bu :Vaıkıalar Bilge Kağan'ın Ötüken ile ilgili sözlerinde ne kadar haklı olduğunu açıkça meydana koyuyor 9• Çok do­ ğuda oturan Moğollar'ın devlet merkezi olarak, batıdaki Orhun bölgeıSini seçmeleri dilkkate değer olup, bunda, he­ men her şeyde olduğu üzere Türk geleneklerinin tesiri belki sözlkenusu olmakla beraber, daha ziyade o yöreriin e.tratej ik ve ticaret bakımlarından taşıdığı ehemmiyet ve tabii güzelliği ile ilgilidir l

·

.

Çin. . genişliği, zenginliği, kuvveti, yüiks€ik ve parlak medeniyeıti ile komşularının gıbtasını çekiyor, hatta göz­ lerini kamaştırıyordu. Bu münasebetleri bazı

Gök

Türk kı:v

ğanlannın Çin'e ve Çinliler 'e karşı derin bir hayranlık duydukları görülür. Bu kağanlar bu duygularının tesiri 7

"Türük -!<ağan Ötüken yı ş olursar ilte bung yok

=

Türk kağanı Ötüken

ormanında oturursa ülkede sıkıntı olmaz» (Ergin aynı 153, satır 10-11, transkripslon s. 65, tercüme s. 17). 8

eser, metin s.

«Bunca yirke tegi yorıtdım. ötüken yışda yig !di yok ermiş. lı tutsık yir Ötüken yış ermiş = çok yerlere sefer ettim. Ötüken ormanından daha. iyi bir yer olmadığını gördüm. Ülkeyi idare edecek yerin Ötüken olduğunu

anladım»

(Ergin,

. s. 65, tercüme 18, 24) . .9

metin

s.

157, satır

16-17,

tran skiripsion

Ötüken'in bulunduğu yere gelince, Ötüken şimdi Moğolistan denilen ül-

. kede. Hangay sıra dağlarının doğu kesiminde Orhun (Orkun) ve Te­ mir ırmaklarının kaynaklarının bulundukları yerde, Uygurla·r'ın baş şeh­ ri Ordu Balık'ın

ve

(Moğollar Kara Balgasun diyor) az güneyinde, 97 arz

101 tul derecelerine isabet eden yöre idi

des Turcs celestes, Paris, 1960, s. 172-173).

(bk. R. Giraud, l'Empire


FARUK SÜMER :

ESKi TORKLER'DE ŞEHiRCiLiK

ile ve şüphesiz ülkelerini zengin, istikrarlı ve kuvvetl i · bir duruma getinneık içi n, Çin'in birçok veya her şeyi ile tak­ lid edilmesi gerektiğine inamyorlardı. Bunlardan biri, bü­ tün imparatorluğun t€1k hükümdan T'a-po Kağan (572580) yüz bin atlıya sahib olduğu halde,. ö:yle ·bir Çin hay-, ranı idi ki, Çin'de doğmadığına esef e•ttiğini gizlemiyordu. T'a -po tutsak Çinli bir rahibin teJ!kini ile Çin'in kuvvet ve zenginliğinin Buda dininin ilkelerine riayet e dilme si:iı­ den ileri geldiğine inanarak bu dine girmiş, hatta bir de mabet inşa e ttirip, Çin imparatorundan Buda dinine ait bazı kitıablar i:s-temişti. Onun bu dinin e mirleri ni tamamen yerine get irdiği bildiriliyor 10• Yine bu kağanlardan bir diğeri, Şa po lyo (Cha-po->lio = Scha-po-lüe, 581-587), Çin irtıparatoruna gönderdiği bir mektupta Çin adetlerini al­ mak istediğini , fakat kendi milletinin ge lenek ve göre­ nekieri çok köklü olduğu için henüz buna cesaret edeme ­ diğini bildiriyordu 11. Çin kaynaıklanndan elde edilen bilıo

Liu mau-tsa i, D:e Chinesischen Nachriohten Zur Gıischic hte Der . Öst­ Tü r ke n (T'u-küe), Wiesbaden, 1958, 1, s. 43. Ay rıca i zahlar kısm ı n a bk. ( l l , s . 521, h aş iye 220). Mamaf i h T'a-po Kağan, kendi zamaninda Ç i n 'i idare eden iki ha necianın imparator!arına ku ·vvetini tan ıtmıştı. Onun

etrafındak ilere

d aima şu

sözleri

söylediği

işiti l iyord u:

«benim

güneyde (Çin'de) iki oğ l u m (Çin imparatorları) var. Bundan dolayı yok­

sul düşmekten ka • y gılanmam» ll

(gösterilen yer).

Söz k onusu Çin geleneklerinin başında saç ve kıyafet değişikliği geli­ yordu. Türkler sa çl a rı n ı birkaç pelik hali nce örüp a rkaya sarkıtıyodar­ ' d ı . Onlar islamiyete g i rdikten sonra da epeyce bir ·müddet bu geı eneği sürdürmüşlerdir. Hatta Türkler sa çları kendilerinki g ib i olmayanlara «fok . er» diyorlardı (Kaşgarlı, tercüme 1, s. 332, 358). Çinliierinki :i se topuz şekli nde veya düğümlü i di . Elbi seye gelince, Türkler kafta nla rının ·sağ kanadını sola atıyorlardı ( li· u mau-tsai, s. 8, 41). Bellerinde de üzerieri oyu k veya kabartma l ı süsler ile bezenmi Ş kemerler ·(kur� kurşa k � ku� şak) bulunurdu. Türkler kemer takma ve kullanmaya içtimal ve siyasr mevkii göstermesi bakımdan büyük bir ehemmiyet veriyo rlard ı . islam a leminde de on l a r süslü kurşakları ile di kkati çekiyorlardı. Çin l i ler'e ge­ l i nce, onlar elbiselerinin sol kanadını sağa atıyorlardı. Bu yüzden Çin­ liler Türkler'in

bu geleneklerini de, herhal de, barb3r adıetleri şek linde

gö rüyorla rdı (Li u ma u-tsai, s. 53). S. Julien'in tercümesinde b un l a rd a n başka Çi n l i ler'in kanunların ı kabu l etmek ve ha tta d il i dahi değiştir­ mek hususları zikred il iyor: «Quant a couper le devant de notre vete­ . ment, denouer !es tresses de nos cheveux flottants, changer no tre lan­ gue et adopter vos lois, nos habitudes et nos coutumes sont deja trop

-5-


TÜRK

DÜNYASI

ARAŞTIRMALARI

Ağustos

1934

takvimin ilk defa onun zamanın­ da kullanıldığı anlaşılmıştır 12. Bu taKvimi Türikler'in Çin­ liler'den aldılkları ile 'ilgili görüş, şimdi çok daha fazla bir kuvvet lmz:anmışıtır 13. I·\:'i-min Kağan da (ölümü 608) Şa­ po-lyo'nun 14 görüşünü payiaşıyor ve işe onun gibi kıya·· fet• ve saç şeklinin değiştirilmesi ile başlamak istiyordu. K'i-min, milletinin lnyafetlni kaldırıp yerine Çinliler'inkini almak ve hatta « a sil Çin milletinin her şeyini taklid et­ mek. istediğini» metbüu Çin im parataruna ifade etmişti. Anca'k İmparator, K'i-min Kağan'ın bu fikrine katılmıyor­ du. Kağan'ın-ısrarlı istekleri karşısında ona: «kıyafet deği}­ tir.mek ne;ye yarar! Öyle hareket ediniz ki milletiniz iyi ve şefkatli olsun, merhametli, uysal ve beğenilen davra­ nıŞlarda bulunsun» cevabını yazmak zorunda kalmıştı 15 . gilerden on iki ha.yvanlı

. anciennes, et je n'ai pas encore ose les changer kesmek, dalgalı

ğiştirmek ve lenek

meye

(sarkıtılmış)

sizin

kanunlarınızı

ve göreneklerlmiz çok cesaret

edeme<:!im»

=

kabul

köklü

etmek. hususları na

olduğu için

(Docun:ıents

Mai-Juin 1864, s. 502). 581-587) Sui hanedanının il!<

sur

les

n:;;l .A.�iat:que,

Şopoiyo

po-lüe,

kudretli

onları

Çin

yıllıklarında

oriun

tabilik

şey:er anlatılır. Şeref ve haysiyet kümdarına · karşı

yaptığı

intemelerine

hüzün

davranışları

d uygular ın ı

davranişlar ve

gelince,

henüz

(Cha

po-lio

hükümdarı

ile

sadık ilgili

Jour­

Sch�­

=

Yang

bir

t�bi

Kier.

o'lmuş­

inanılması

güç

ot�ğ;r.da

bu­

bir tarafa atarak Çin

söylediği

ge·

değiştir·

Tou-kioue-T:.ırcs-,

ile mücadeleye girişmiş, b:ışarı gösteremeyince ona

tu.

elbisemizin önünü

saçlarıirıızın örgülerini çözmek, dilimizi d·=·

sözi2r,

hü­

iunan Türkler'in yüzlerini kızartmış, duydukları derin. üzüntüden acı acı

maU-tsai,

s.

ve

50-54}.

verici

Bilge

çığlikler atmalarına sebep olmuştu

Kağan'ın

isim

olurmış erinç, , yablak kağan olurmış erinç

tığından, kötü ıkağan tahta oturduğu için ... »

20,

p

transkripsion s.

vernıeye:·ek =

akılsız

•bilgisiz

(liu kağan

kağan ta·h ta

(Ergin, metin

s.

155,

Ç!k­

satır

78) sözleri ile kınadığı eski kağanlardan biri de,

şü hesiz, Şapolyo'dur.

12.

Liu mau�tsai, s.

13

L.

Bazin,

141�157.

les

50;

Julien, s.

Calendriers

495.

Turcs

anciens

ikinci yarasında Çin halk kültüründen

alındığını ileri sürüyor 14

et

medievaux,

Lille,

1974, s.

Bazin oniki hayvanlı takvimin, Türkler tarafından VI. yüzyılın

Şapolyo'nun türkçe

(s.

ünvanı

(a la culture populaire chinoise}

154. 156, 157). P.

Pelliot

tarafından,

çince

yazılış

tarzına

dayanılarak El Kül Bağa lşbara Kağan şeklinde tesbit edilmiş, Bazin ise

bU ünvandaki kül'ün kö! ( � göl) olması gerektiğini ifade etmiştir

nı ·eser, ıs

s.

147).

Liu mau-tsai, s.

62, 63;

Julien,

' s. 533-534.

-6-

(ay­


FARUK S0MER :

ESKi T0RK�.ER'DE ŞEHiRCiLiK

Bununla beraber imparator K'i-min Kağan'ı takdir ediyor hatta onun bazı düşüncelerini paylaşıyordu. Filhakika K'i-min Kağan çadır hayatını bırakıp şehir kurarak mine� tini evlerde oturtmak istiyordu. Onun bu arzusunda sa­ mimi olduğunu anlayan Çin· imparatoru, K;i-min Kağan için sınır eyaJetlerinden birinde (Wan--şou-şul bir ş ehir kurulmasını em retmi ş ti . 16 Fakat K'i-min bu esnada öldü (608). İşte, bugünkü bilgilerimize göre (ve eğar yanıl­ mıyorısam) çadır hayatını bırakıp şehirde oturmak isteyen , ilk Türk hükümdan K'i-min Kağan'dır. K'i-ınin Kağan'ın oğlu ve halefierinden Hie-li Kağan ise babasmın aksine atalarının gururlu ruhunu taşıyan bir

hükümdardı. O, bir taraftan Çinlileri'n entirikaları ve di­ ğer taraftan bir birini takip eden kıtlık, açlık ve başka sebepler yüzünden tutsak alınıp Çin'e götürülünce, -ini.pa­ rator ona saray hizmetçileri nazırının konağını tahsis et­ mişti. Fakat esasen tutsaklık yüzünden pek malızun olan Hie-li Kağan'a bu konak bir zindan gibi geldi; belki şehir hayatını da se,vmediğinden konağın bahçesine kurdurduğu bir otağda yaşadı. Buna rağmen şeref v3 haysiyet sahibi, gerçek bir «kağan» olduğundan ne bu otağ hayatı, 11.;) de iınparatorun teskin, teselli ve memnun Edici gibi görünen teklifleri, duyduğu derin üzüntüyü hafifletebildi; gittikç3 artan teessürü dört yıl sonra ölümüne sebep oldu. 17 Fa­ kat bu, şerefli bir ölümdü. 16

Liu mau-tsai, s. 70; Julien, s. 515,

s. 232.

17

imparator,

Hie-li

avla avunacağını teklifinde

Kağan'ın

517, 538-539, AcOt-Septembre, 1964,

üzüntüden

sanıp bilhassa geyiği

bulunmuş,

«imparatorluk muhafız

fakat

kağan

"ararıp solduğunu bol

bunu

haber

alınca

Kuo-Çou . bö!gesinln valiliği

reddetmişti.

kuvvetleri kumancianlığı

Sonra

imparator

tevcihi ile Kağan'a gü-

. zel topraklar ve bir ikametgah vermişti. Hie-li hayata veda edince

(634

imparator, .Türkler'e kağanlarına kendi türelerine göre cenaze töreni yapılmasını, yani cesedinin yakılıp Pa ırmağının doğusunda bir

yılında)

mezar inşa edilmesini söyledi

(halbuki bu çağda Türkler'in eski zaman­

larda olduğu gibi ölülerinin cesedierini yakmayıp toprağa verdik: e :·i yi n e

Çin kaynaklarında haber veriliyor.

s. 225). Kağan'ın yü-hun-ye)

Julien J. A. AoOt-Septemb: e 1864, vefat etti ğin i öğrenen ata,beyi (Hu-lu Ta--kuan T'u­ karşı d uyd uğu bağlılık ve saygıdan d o.l.ayı yaşamak

ona istemeyerek intihar etti. lmparator, atabey'in bu hareketinc;len çok cuy-

- 7 .-


TORK

DÜNYASI

ARAŞTIRMALARI

Ağustos

1984

GökTürk kağanlarının taşıdıklan bu gayeleri uygula­ maya ·koyamamalarının asıl sebeıbi bize göre, milletlerin­ den ve bilhassa onların halk kitlesinden (kara kamağ bu­ dun)

gelecek tepkilerden korkmalarıdır.

«Türk budunu»

atalarından gelen bütün gelenekiere bağlı olup, yabancı� lara ait bu gibi şeylerin alınmasından hoşlanmıyordu. Ni­

tekim uğranılan başansızlık·ların ve çıkan karışıklıkların atalarm koydukları törelere

riayet

edilmemesinden ileri

geldiğini görüp söyleyen Türk prensleri de vardı. Yukarıda adları geçen Türk ka.ğanlarından takriben yüzkırk yıl sonra «budununu» ve

çok seven yüksek duygu

düşünceler ile dolu� büyük hatib BHğe Kağan'ın

da

Buda dinini kabul etmek ve şehir kurup orada oturmak

gulanarak ve

ona ölüm sonrası ünvanı verip Kağan'ın yanına defnedilmesini

mezarı üzerine bir kitabe

yazılmasını

buyurdu. Bu

elim

haber alan Kağan'ın amcalarından Su-ni-şi de vefat eden-l er

olmak

için

canına ;kıymıştı

(Liu mau-tsai,

s.

hadiseleri ile birlikte

144-145; J.ulien, s. 230-

233). Başka birçok milletierin tarihlerinde olduğu gibi sada.kat, saygı ve sevgi n i n

en

yüksek ifadesi olan bu gibi asil davranışlar

Türk tarihinde

Hie" l i Kağan'ın yeğeni Kie-şe-şuay (yahut Kie­ şe-so bizde Kür Şad ol arak ta n ı nm ış tır ) şehzade Ho-lo-hu'yu (Hi-eli Kağan ' ı n oğlu ) Türk ü l kes i n e kaçırıp devieti yen i de n kurmak istemişti ( Liu mau -tsal, diz.in, ll, s. 785). Bütün bunlar devletin yıkılmasından ve «Türük budunun• perişan bir şekilde dağılm�sından (Çin'e yüzbin kişi gelmişti) duyulan derin teessürün tepkil eridir. Y ü ksek tabakada bu tep.kiler olunca halk kitlesinde ( kar a kamağ budu n ) bu teessürün çok daha derin olduğu şüphesizdir. Ara dan elli yıl gibi u z u n bir zaman geçtiğ i ve m ü h i m bir kısmı askeri hizmetlerde kullan ı l dığ ı halde Türk «b u dun ı » şanlı mazilerini unutmayarak te k ra r devletlerini kur mak başa­ rısını göstermişlerd ir. Kaynakta Hi-eli Kağan'ın cinleie ve şeytaniara i n an ma dı ğ ı da, onun bir kusuru g i bi gösterilerek, bildiriliyor. Halbu ki Türkler de, çağdaşları olan pekçok kavim gibi c i n l erin (ç ıvı) ve şey­ tanın (yek) varlığına inanılmakta ve onlardan ziyadesi ile korkulmakla de vardır. 639 y ı l ı nda

==

idL Karnların halk üzerinde derin bir nüfuza sahip olmaları da buradan geliyor. Onların, yani karnların cin ve şeytaniara rniyetle

inanılıyordu.

Türkler'in

gece savaşlarını

hü kmetti k lerin� sevmedikleri ve

sami­ hatta

bu savaşlarda pek başarılı olamadıkları ile ilg i l i sözler de şüphesiz, cin­ lerden

(çıvı)

korkmaları ve bu yüzden geceleri çadı riarına kapanmala­

rından ç ı kmış olabilir.

-8-


FARUK SÜMER : düşüncesinde

olduğunu

ESKi TÜRKLER'DE ŞEHIReiLIK biliyoruz.

18

Fakat

onun,

selef­

Ieri gibi, kıyafet, saç şekli ve diğer geleneklerin değiştiril­ mesini düşündüğünü

gösteren herhangi bir delil

işarete sahip değiliz. Bilindiği gibi,

Çin'de doğmuş,

veya Çin

terbiyesi almış ve çince bilen Vezir Tonyukuk: «biz Çin­ liler'in yüzde biri kadarız. Bir şehir kurup oturursak ora­

da düşman bizi yok eder. Halbuki eski hayatımızı sürdü­

rürsek zayıf olduğumuz zamanlarda çekilir, güçlü oldu­

ğumuz zamanlarda ilerleriz. Buda dinine gelince, bu din ins an a alçak gönüllülük, yumuşaklık telkin etmekle sa­

vaşçıların ( Türkle r'in ) mizaç ve karakterine uym az» söz­ leri ile damadının yani Bilge Kağan'ın arz uların ı uygula­ masına mani olmuştur. 19 Vakıalar, V ezir Tonyukuk'un mü:Uılaasını teyid eder görünmüyor. Zira nice Türk top­ luluklarının, sürekli bir şekilde göçebe hayat geçirmele­ rine rağmen, siyasi ve kavmi v arlı klarını koruyamadık­ larını biliyoruz. Bizzat Gök Türkler yerleşik veya tam yerleşik hayata geçmedikleri halde Bilge Kağan 'ı n 734 yı­ lındaki ölümünden

10

yıl sonra siyasi varlıklarını ve az

sonra da kavmi varlıklarını kaybettiler. Öyleki bu büyük kavim doğrudan

doğruya halef bırakmadan

yok olup

gitti. Buna karşılık şehir hayatına geçen ve ilk önce Mani

ve sonra da Buda dinine giren Uygurlar siyasi varlıklarını XIII. yüz yılın sonlarına kadar sürdürdükleri gibi, sonra bilhasısa Çağatay ve Özbek uluslarının oluşmalarında pek mühim roller oynadılar. Hatta yine az sayıda olmamak üzere İran ve Anadolu'ya da geldiler. Uygur· beylerin den

Eretne

(ölümü: 1352) Orta Anadolu'da bir devlet kurdu.

Bu büyük Uygur

Türk'ü şimdi Kayseri'deki

türbesinde

<Köşk Medres e) 'de yatmaktadır. Gök Türkler yazılan olan

bir «budun>> idiler. Hanedan mensu:bları arasında Yolluğ Tigin gibi yazı yazmasını, resim ve süslemeler yapmasını, 18

Liu mau-tsai, s. 172-173; Julien, Decembre 1864, s. 460-461. Çin yıl­ lıkların d a (gösterilen yer) Bilge Kağ an'ın (P'i�kia Khagan) iyi k aiJ:>Ii ve insani duyg u l ara sahip bir !ıükünıdar olduğu kaydedilir. Esasen ancak bu ruhta bir insan Köl Tigin kitabesini yazdirabilirdi. Onun şair ruhlu, çok iyi bir hatib, d u ygulu , bilgili, milletini düşünen ve seven, beşeri duygu l ara sahip büyük bir hükümdar olduğu şüphesizdir.

19

Gösterilen

yerler.

-9-


TÜRK

DÜNYASI

ARAŞTIRMALARI

Ağustos

1984

Yine Gök bilen şehzadeler vardı . çiftçilik yaptıklarını 20 ve tica ret e ehemmi yet verdiklerini biliyoruz. 2 1 Bütün bunlar i le onlar tam yer­ leşik hayata çok yaklaşmış idiler. Tonyukuk engel olmasEt idi, Buda dinine girmek bell{i pek kolay olmazdı amma şehir kurulmasında ve şehir hayatına geçilmesinde önemli güç lükler ile karşılaşılmazdı. Herhalde Ötüken'de anıt kabir şeklindeki yapılardan ayn olarak başka binalar da vardı. 22 Ö t üke n i n adının XI. yüzyılda çok uzakta ya­ şayan Türk ali-mi Kaşgarlı Mahmud'a ulaşması pek dik­ kate değer olup bU, ününün devam etmesi, abideleri V:" diğer binalarımn -dikkat ve aJ.aka çekici yıkıntılar halinde de olsa- varlıklarını sürdürmekte olmaları ile izah edile­ bilir. 2Z Ötüken şüphesiz bir çok tahribata uğramıştı. Buna rağmen adı XI. yüzyılda çok uzaklarda duyulabilitür:be inşa etmesini

Türkler'in

-

'

20

«Wehn die T'u-küe a-uch ihren wohrıort sta nding wechselten, w besaB doch jeder tür sich e!genes Land. Der Khagan wohnte stets am Berg Tu-kin-schan; sein Hofzeit war naoh Osten geöffnet... (Liu möu-tsai, s. 10);» «Quoique les Tou-Kioue emigrent ou changenı de domicile, chacun d'eux a ·toujours une port io n de rerre. Le khan habite constar.ı­ ment sur le nıont Tou-'kiu-chan-Ötü.:.:en-» (Julien, J.A., Mars-Avril 1864, s. 335). Çin yıllıklarında verilen bu haber ii-k zamanlara ait idi. Ab;­ delerin dikildiği zamanda çiftçiliğin çok daha gelişmiş olduğu . şüpfıe­ sizdir.

:; ı

«Ol yirgerü barsar Türük budun ölteçi sen. Ötüken yir olurup aı·kış tir•kiş ısa r neng bungug yok. Ötüken yı·ş olursar benggü il tuta olurtacı sen = o yere doğru gidersen «Türk budun» öleceksin. Ötüken yerinde oturup karvan ve kMile gönderirsen hiç sıkıntın olmaz. Ötüken orma­ nında oturursan, ebediyen ülkeye sahip olarak oturacaksın» (Ergin, me­ tin, s. 154, satır 8-9, trans·kripsion s. 66, tercüme s. 18). Ötüken'de her­ halde ticaret için şartlar müsaid olduğundan Kağan bu tavsiyeyi yapıyor.

22

«Der Khagan errkhtete seinen Hof am Berge Tu-kin-şan ::.:: Kağan'ın sarayı Ötüken ormanında bulunur» (Li u mau-tsai, s. 181); Julien, Ötü­ ken'i bazan berkitilmiş yer (muhl<em mevki "" place forte) şeklin­ de tercüme etmiştir (Mai-Juin, 1864, s. 514).

�3

«ÖHrke:ı-ismu mevdzi'in bifeyati Tatar qurbe Uygur :::: Ötüken Tatar c;öllerinde, Uygur ülkesine. yak ı ın bir. yerin a · dıdır» (1, s. 1 23). Ötükan'in müellifin haritas.ında da yer alması, buranın Xl. yüzyıldaki Türk alemin­ de pek tanınmış bir yer olduğunu gösterir. Halbuki zikredilen asırda Ötüken bölgesi moğolca konuşan kavimlerin yurdu olmuştu. Nitekim mDellifimizin tarifi de bunu gösteriyor.

- 10 -


FARUK SÜMER :

ESKi TÜRKLER'DE ŞEHIRCILIK

yordu. Halbuki, aşağıda göreceğimiz, Uygur kağanlarının ünlü şehirleri, Ordu Balık'ın adını Kaşgarlı Mahmud'un G!Serinde göremiyoru z. Gök Türkler, umumiyetle çadırlar­ da yaş . ayan fakat yazısı olan, takvim kullanan bir budun! Bu, pek dikkate değer. Acaba daha önce yaşamış böyle bir kavim var mı? Ben pek bilmiyorum. Bilge Ka ğan XX. yüzyılın düşüncelerine salıip bir hükümdar gibi konuşu .. yar ve : «Türk bud ım üçün tün (gece) udumadım. {uyu­ madım), küntüz olurmadım Coturmadım). inim (küçı::tk kardeşim) Köl Tigin birle iki şad birle ölü yitü kazgan­ dım, diyor. Bilge Tonyukuk da kendi kitabesin . de: <<Türk Bilge Kağan Türük sir budunuğ, Oğuz bu dunu ğ igidü o lurur Cbesleyip oturuyor) sözleri ile kağanın vazifesini belirliyor. Halbuki İslam müellif'leri «reaya (yani halkl Tanrı'nın hükümdarlara vediası lemaneW dır, diyorlardı .

Orhun kita;belerinde devletin kuruluşu anlatılırken : «Şehirdekiler dağa çıkmışlar, dağdakiler inmişler,. denil­ mektedir. 24 Burada gerçekten bir şehir kasd ediliyorsa, bu şehir nerede idi? Bu hususta kesin bir şey söylem3k belki mümkün görülmemekle beraber, bu «balık•• ın Çin'in sınır şehirlerinden bi ri olması muhtemeldir. Yine kimbe­ lerde Bilge Kağan devrinde (716-734) Toğu Balık adı geçi­ yor. Anlaşıldığına göre, bu şehir, yani Toğu Balık, Tula luyısında, Tokuz (> Dokuz) Oğuzlar'ın yurdunda veya ona yakın bir yerde bulunuyordu Kitabelerde Oğuz sa­ vaşları (716-718 yılları) anlatılırken ilkönce Toğu Balık'dn savaşıldığı sonra atlar yüzdürülerek Tula ırmağının ge· çildiği söyleniyor. 25 Dokuz Oğu zlar a ait olması da muh.

'

24

V.

Thomsen,

gin metin

25

s.

He!singfors, 1896, s. 1, metin , s. 35, 1 D· 12; Er­ 69.

inscriptions de I'Orkhon dech:frees,

101; H. N. Orkun, Eski

156, satır

Türk yazıtları, TDK,

13, transkripsion s.

l<öl Tigin'e ait kitabede: ·Ang ilk Tog u Ba!:k'1a süngüşdümüz Köl Ti· gin Azınan akıg binip oplayı tegdi: altı erig sa nç tı . Sü [t]egişinde yitin� erig kılıçladı. = i lkö nce Toğu Balık'da savaştık ( •Oğuz birle» yani Oğuz­ lar ile). Köl Tigin Azman'ın (?) kır atına binip saldırdı, altı erı

m ı z rakladı. Askerin hücumu esnasında da yedinci eri kılıçiadı (Ergin, m elin s. 160, satır 13-15, transkripsion s. 74, satır 12-14, tercüıne s. 28-29).

Bilge

«Ang ilki

Kağan'a ait

kitabede

ise

aynı

ha dise

şöyle

Toğu Balık'da süngüştüm. T oğ la Ögüz'ü yüziti

-ll-

anlatıılyor:

�eçip

süsi»


TORK

DONYASI

ARAŞTIRMALARI

1984

Ağustos

temel bulunan Toğu Balık hakkında başka hiç bir bilgiye sahib değiliz. Cengiz Han'ın oğlu Ögedey Kağan devrin­ de Kara Kurum'a iki fersah mesafede (1 fersah 55 , -6 kmJ Tuzgu Balığ vardı. Bu ad, adı geçen Kağan'ın orada bir tepenin ucunda yaptırdığı bir köşke şehirden rum)

26

hediye şeklinde yiyecek ve içecek

rildiği için verilmiş esnasında luklar'ın

27

görünüyor.

«Amga kurgan»

Yine

adı geçiyor.

ülkesinde bir kurgan vardı.

29

(Kara Ku­

<tuzgu)

Oğuz

28

Bir

Bilge

g.3ti­

savaşları de

Kar­

Kağan'ın

kitabesinde Beş Balık üzerine yapılan bir seferden söz -aşınmış okunamıyor- (Ergin, metin s. 164, satır 18-19, transkripsion s. 83). Bu sözlere göre Toğu Bal ı k Tula ırmağının (Togla Ögüz) sol ki­ yısında, geniş kıvrrm teşkil eden kesiminin bir yerinde olmalıdır. 26

Ben Cuveynl'deki (bundan sor.rc:•ki haşiyeye bk.) «şehir» sözü i!e Kc­

ra Kurum'un kasdedildiğini anl ıyorum. Gerek Cuveynl, gerek Reşided­ dln Tuzgu Balık adının yapılan köşke verildiğini yazarlar. 27

Cuveynl, Tarih-i Ghan-guşay, yayınla'Yan Mirza Muhammed-i Kazvlni. GMS, leyden, 1911, s. 170, ayrıca s. '194; Reşideddin, Camiü'·t-tevarih,

yayıniayan A. A. Alizade, 1980, Moskova, ll -1, s. 146, 202. J. A. Boyle Tuzgu Ba lı k'ın bir köy olduğunu söylüyor ve bu hususta, her halde, Yüan-şih'e dayanıyor. Çünkü, kaydedildiği üzere, farsça metinlerde böy­ le bir ifade yoktur (J. A. Boyle, The seasonal residences of the Great Khan Ögedei, The Mongol world empire, 1206-1370, Yariorum Rep­ rints, Lo ndon, 1977, VI, s. 146, 150). zs

H. N. Orkun'daki asıl metinlerden Köl Tigin'e ait olanda Amga (s. 51, satır 11, transkripsion, s. 50). Bilge Kağan'ınkinde ise Amgı satır 3, transkripsion, s. 64). Ergin'in Amgı

eserindeki

her

iki

(s. 65,

metinde

de

(metin s. 160, satır 27, s. 164, satır 26). Bilge Kağan ve Köl

Tigin 716 kışını bu kurganda (kale, hisar) nada yut

(hayvan

geçirmişlerdi. Hatta bu es­

kırr m ı ) çıkmıştı. Fakat bunun felaket getirecek de­

recede şiddetli olmadığ ı anlaşılryor. 29

Fakat bu, çok şüphelidir. Metinde sadece «kurg» okunabilmiş ve bunun kurganka

(kurgan'a

=

kaleye, hisara) olacağı kabul

T. Tekin, A. Grammar of Orkhon

edilmiştir

(bk.

Turkic, Bloomington, 1968, s.

245,

ing i lizce tercüme s. 278; Ergin, transkripsion,

s.

85). Orkun ile Ergin'in

eserlerindeki metinlerde bu görüşe esas olan harfler de rülemedi. -

12

-

( kurğ .. )

gö­


FARUK S0MER :

ESKi

TORKLER'DE ŞEHIRCILiK

ediliyor. sn Çin k aynaklarında Pei-ting denilen bu ş e hrin türkçe ad taşıması, orada Türk u n surunu n yaşamaya baş­

l amı ş olmasından ileri gelebilir. Esa:sen Beş Balık bölge­

sinde VIII. yüzyıld a Bilge Kağan'ın «Oğuş um budun» yani akraıbam olan kavim de di ği Basmıllar'ın oturduklarını bi­ liyoruz. Şunu da ila ve etmeliyim ki türkçe «balık» sözü, şüphesiz, Türkler'in şehirle hiç olmaz ise o zamanl arda yakın ilişkileri olduğunu gösteren mühim bir deli ld ir .

B - Batı Gök Türkleri'nde Şehireilik : Batı Gök Türkleri'nde kağanların ilk zamanlarda çok

defa

İli vadisi ile !sığ Köl

anlaşılıyor. Bu devirde

(GöD k ıyıl arında oturdukları

Çin kaynaklannın küçük k ağan

ünvanını verdikleri bir prens (her halde yabgu ünvanını taşıyordul , Taış Kend'in kuzeyinde o turarak ülkenin batı bölgel eri ni idare ediyor, yine Çinliler'in küçük kağan ün­ vanı ile andıkiarı diğer bir prens de, (ünvanı: belki şadl Kuça'nın kuzeyinde oturarak ülkenin doğu kesimini yö­ netiyordu. Daha doğrusu bunlar imparatorluğa bağlı do­ ğuda, güney ve güneydoğuda bulunan yerli şehir devlet­ lerinin

hareketlerini gözlüyorlardı.

Mamafih bütün bu

yerli ş ehir devletlerinde kağanlann tudun ünvanlı yüksGk

memurlan da bulunuyordu. Tarlunlar bir taraftan kıralları kontrol altında tutarlarken diğer taraftan da kağanlığa ait vergilerin toplanmasına nezaret ediyorlardı. Sonra ka­

ğanların idare merkezlerinin !sığ Göl'ün batı sındaki Çu ırmağı kıyılarına nakledildiği görü1üyor. 63 0 yıl ında Çinli 3"0

«Otuz yaşıma B iş Balık ta pa süledim.

sin

Kop ö [ lü] rtüm. Anda içreki ne

çı er [ti

Altı

kişi

yo l ı süngüştüm [ . . . . . . . . . sü] lin [ . . . . . . . . . ] i yok [bold3 ]

......... ] a okığalı kclti. Biş Ba lık

tin doldurmalar olmamak üzere Ergin

s.

a n ı üçün ozd ı»

(asıl me-

164, satır 8-1 1 , transkipsion

s. 83; Tekin s. 244j . Ergin (s. 41) ve Tekin (s. 276) «okığa!ı kelti» sözünü «davet etmek için geldi» (came in order to invite) şeklinde anlamışlardır. l. Bazin ise: (man) a <<okığlı kelti, Beş Balık anı üçün

ozdı» cümlesini: ( un envoye) vint, charge d'un message (pour moi ) ­ C'est ce qui sauva les Cinq - Villes» şeklinde çevirmiş O'kığlı'yı haber (d'·un message)

şeklinde kabul etmiştir ( les Calendriers Turcs anciens

et medievaux, s. 229) .

_;...

13 -


TÜRK

DÜNYASI

ARAŞTIRI\1A LARJ

Ağ u�los

1 984

Rahib Hüen-Çang, T ong Ş e -Hu l = Yabgul Ka g an' a hü ırmağ ın ağzına yak ın yerde Su-yeh, yani Suyab Şehri ci­ varında rastgel mi ş tL Bu tarihlerden itibaren Moğol d3v­ rin e kadar bütün dEwletlerin hükümet merkezlerini aşağı Çu teşkil etmiştir. '

Batı Gök Türk kağanları, müteaddid şehirler3 sahib bakımından, şüphesiz, talihli idiler. Gerçekt2n VII. yüzyılın birinci yarısında Batı Gök Türk kağe,nları­ nın üllwsinde birçok şehir görülmektedir. Ayrıca do ğu da güney ve batıda birçok yerli şehir devletleri vardı. Bu şehir devletlerinin Batı Gök Türk kağanlığına bağlılıkları, kağanların kuvvetli ve zayıf şahsiyetler olmalarına göre değişiyordu. VII. yüzyılın bi ri nci yarısında Batı Gök Türk ülkesindeki şehirler hakkında bir fikir edinmek için 630 yılmda buradan geçen Çinli Rahib Hüen-Çang'ın ve rd iği b il g i lerde n bahsetmek yerinde olacaktır. ol malar ı

,

Hüen-Çang 629 yıl ında Çin'in Kansu eyeJetinden Hin­ distan'ı ziyaret etmek üzere Doğu Türkistan'a g,9 ldiğiıı:de burada bir takım şehirler görmüş tü : İ- Gu (Komül= Hami) , Kao-Ç'ang (Koçu :::: Kara Hoca) , A-Ki-Ni (Yen­ k'i = Karaşar) Kiu-Çi (Kuça) ve Poh-Loh-Kia (Ak Sul . Böl­ genin en güçlü kıralı Kao-Ç'ang yani Koçu'da oturuyordu. İ- Gu şehri de Koçu kırallığına tabi idi. HüenÇang, İ- Gu'ya gelinceye kadar geçtiği çöl kesiminde beş kule görmüştü ki, bunlar yolun güvenliğini sağlayan askeri karak ollardı . Koçu kıralı Batı Gök Türk kağam T'ong Şe-Hu Ka.ğan'm ta-bilerinden biri olduğu gibi, aynı . z aman­ da kağan'ın dünürü bulunuyordu. Hüen-Çang Koçu kıra­ lının ricası üzerine, hiç de istemediği halde, kağan'ın yap­ tırd ı ğı bir budist mabedini (sutupa) ziyaret etti. Rahib A�. Ki-Ni (Yen-K'i= KaraşarJ kırallığı toprakl a rındak i çok yük­ sek ve pek uzun İn-şan (dağını) geçerken bu dağın zengin gümüş madenieri ihtiva ettiğini gördü. Bu madenler ka­ ğanlara aid olup, kağanlar çıkanlan gümüşten akça kes­ tiriyorlardı; seyyah dağın batısında bir yerde çok tüccar cesedi ile karşılaştı. Meslektaşlarından geceleyin gizlice ayrılan bu haris tacirler haydudlar tarafından öldürül­ müş ve malları yağmalanmıştı. A-Ki-Ni şehri bir ırmak üzerinde kurulmuştu. Şehrin hakimi rahibi saygı ile k e.r-


FARUK S0MER : şıla.mış ve onu devam

eden

ESKi TÜRKLER'DE ŞEHiRCiLiK

sarayına

etmişti.

davet

Hüen-Çang,

epeyce

bir

Buradan

mesafe

yolunı;ı.

katettikten

sonra Kiu-Çi (Kuça) şehrine geldi. Bu şehrin kıralından da. saygı ve yakınlık gördü. Kuça da marnur bir şehir idi. Ku­ çalılar'ın ney ve gitar

çalmakta bütün

komşularından

daha mahir olduklarını söyleyen Hüen-Çang, onların aynı zamanda ahlak ve karekterce

de

iyi

insanlar idiklerj n i

ygzıyor v e bu yörede pek güzel «şen» atlan yetiştirildiğini de ifade ediyor. Hülasa olarak, Çinli rahibin verdiği bil­ gilerden Doğu Türkistan'da gelişmiş bir şehir hayatının

geçirildiği anlaşılıyor.

Bu şehirlerde yaşayan toplulukların

yazıları vardı; hepsi veya büyük ekseriyeti samimi Bu.­

dist

idiler.

Onun için

Hüen-Çang bu bölgeden geçerkGn

pek çok manastir görmüştü. Ancak Çinli

rahib ojeb irl :: r­

deki halkın Türk olduklarını veya aralarında Türkl:: r'in de yaşadıklarını söylemediği gibi, bu meselede başlça dc­ lillere de sa hib

deği.liz.

Hüen-Çang, sonra meşakkat ile dolu bir yolculuk g9-

çirip Isığ Göl'ün batısında, Çu ırmağının ağzına yakın bir yerde

bulunan

(Su-yeh = Süyab)

şehrine

geldi

(630

yılı

başları) . Rahibin şehrin çevresini üç, üç buçuk kilometre olarak tahmin ettiği bildiriliyor. Bu, şehir olm a dı ğı n ı

gösterir.

Suyab'ın küçük bir

Rahib başka ülkel erden

g3len

taeirierin burada toplandıklarını da kaydediyor. Bundan Süyab'ın hareketli bir ticaret şehri olduğu ve orada geniş çapta alış veriş yapıldığı anlaşılıyor. Yine ona göre Sıl­ yab'ın pek verimli olan toprağında bilhassa darı v3 üzüm yetiştiriliyordu. Süyab halkının

yünlü kumaşlardan ya­

pılmış elbiseler giydiğini de kaydeden Hüen-Çang, Suyab'a gelirken

şehrin

yakınında T'ong Şe-Hu Kağan ib karşı··

laşmıştı. Kağan o zaman kudretinin doruğunda bulunu­

yor, hakimiyeti Ceyhun'un güneyindeki topraklara

ka1ar

uzanıyor, oğlu «yabgu,, ünvanı ile merkezi Kunduz olan

Toharistan'ı idare ediyordu. T'ong Şe-Hu Kağan Çinli rahi­ bi güler yüzle karşıladı. Kağan bu esnada ava çıkmaya ha­ zırlanıyordu; üzerinde

yeşil satenden

saçlarının hepsi görünüyordu.

On

bir kaftan

vardı:

ayak uzunluğunda bir

ipekli parçası alnını birkaç defa sardıktan sonra arkay:ı. sarkıyordu .

Maiyyetini teşkil

eden

- 1.5 -

ikiyüz

k i şi ni n saçlan


TORK

DONYASI

ARAŞTIRMALARI

Ağustos

1 964

ise örgülü olup bunlar gümüş işlemeli elbiseler gtymişlerdi. Rahib Kağan'a refaket eden askeri birliklerin atlara V·2 develere (?) bindiklerini görmüştü. Bunların ellerinde mızraklar, bayraklar ve yaylar bulunuyordu. Onlar inc::ı kumaşdan elbiseler ve kürkler giymişlerdi. Hüön-Çang sözlerine devam ederek diyor ki : «bu askerlerin dizisi o kadar uzun idi ki, dizinin sonunu görmek mümkün olmu­ yordu. Sonra avdan dönen Kağan şehrin yakınındaki ka­ rargfı,hında (ordu) muhteşem bir toy verdi. Kağan'ın çadırı altın çiçekler ile bezenmiş büyük ve geniş bir otağ olup göz kamaştırıyordu. Takuvan denilen ve altın işh· meli elbiseler giyen saray memurları kumaş geçirilmiş hasırlar üzerinde iki dizi halinde oturmuşlardı. Kağan'm muhafızları da saray memurlannın arkasmda ayakda duruyorlardı. <<Bunlar her ne kadar barbar insanlar iseler de kağan ve maiyyeti saygı ve hayranlık uyandırmakta idiler. Türkler ateşe taptıklarından odundan yapılmış san­ dalya kullanmazlar; çünkü ateşin odunda bulunduğuna inanırlar. Bu sebeple kumruı geçirilmiş iki kat hasır veya deriden yapılm1ş yaygılar sererler» . Kağan üsdadı (yani rahibD demirden yapılmış, üzerine hasır ve yastıklar kon­ muş bir koltuğa oturttu. Kağan ise tahtında oturuyordu. Bu toya Koçu ve Çin elçileri de çağınlıp Kağan'a takdim edildiler; getirdikleri armağanlar Kağan'a gösterildi. Ka­ ğan armağanların her birini ayrı ayrı yakından gördük­ den sonra memnuniyetini belirtti. Bundan sonra elçilere şarab sunulmasını emretti. Bu sırada çalgı takımı da mu­ siki parçalan çalıyordu. Kağan, devlet erkanı ve elçiler birlikte içiyorlardı. Kadehler boşalınca dolduruluyordu. Üstada da üzüm şarabı ikram ediliyordu. Çalgı takımı is(:ı gürültülü havaları ile otağın her tarafını dolduruyordu. «Bu musiki her ne kadar Barbar musikisi ise de, kulağa hoş geliyor, kalbe genişlik ve neş'e veriyordu. " .A2 sonra başka yemekler getirildi. Başlanmış veya kızartılmış et­ ler konukların önüne yığılıyordu. Üstada ise hususi su­ rette hazırlanmış yemekler sunulmuştu. Bunlar pirinç pastası, kaymak, süt, kurabiyeler, bal gömeci, türlü üzüm­ ler ve başka yiyecekler idiler. Yemek bittikten sonra Ka­ ğan yeniden şarabı devrettirdi. Kağan <qükündükten, sonra üstad'dan Buda dininin ilkeleri hakkında bilgi - -16

.,_;


FARUK SÜMER :

ESKI TÜRKLER'DE ŞEHiRCiLiı<

verm8sini rica etti. O da verdi. Kağan üstadın «on fazi ıbt» · ne' diğer . hususlarda veroiği bilgilerden pek ' mem� ·

nun kaldı.»

·

Hüen-Çang'ın Hindistan seyahatına dfiir talebeleri ta­ rafından yazılan hatıratından nakledilen bu bilgiler kÜl­ tür . tarihimiz bakımlarından son derecede mühim.dir. r defa Çinli rahibi misafir ederek ağırlayan T'ong Kağan'm karargahının Cordu =ordal muhterr . . A� _�!'aran. Suyab ' ın pek yakınında veya yanında oldu "' r

._;:. if�

,�,.5�

�'!�1� Zı*ret'ıi:. yıoruz. Batı Gök Türkleri'nden sonra onla, ıı:nkeleri . u:ze._ Afi . rinde kurulan Türk devletlerinin hük.,. . me gör' uğu aşağıda � �z � in1 aynı yerde bulund . �o�.ı..,,,ektır. liuen-Çang ın anlattıkları, eski Türk kaP'" daha yakından tanımamıza ı ar· da · da .teyı' d ed ı' l·d'ıgYı gırı... -"'� l...�-rd.un. ed.ıyor. Dıger .kayn akl.JU karargahlar yerleşık hayat · "' "' k kı ra1 vr t· . ; . . geçıren buyu . .. . . . .ı �mparatorların sarayları . ih{ , . gıbı gos. ,. t . k'l tl . . ı... } af'"' . 1ı, yanı .terış .. t , �• \�ır.rcı, e:ş . · .ı a· ı, ıçmde çok sayıda memur ve mus P .... �...._.. �-- d � .. 1 " ' lı' klen. ı·ıe tur a ro�u , muhafız ..b ır u .l\_ : ç�,... u .._ ..., v değerli eş , �, '� yıyec eklerı bulunan saraylardır. Umumi . vasıfl8 ,.. ı ile aradaki fark, birinin taşınabil�r olmasıdır. ,

� �� � �4.Jllar���J1 k�:al'lgahlartnı 6����

�-

·

·

·

·

lK:ağan'ın elçilere şarab sundurması, . elçiler'in getird1k­

!t.eri haber ve hediyeler karşısında duyduğu memnuniye­ ltİn bir ifadesidir. Bu gelenek uzun asırlar Türkler arasın­

( da devam edegelmiştir. Türk hükümdarlarının daha son­ rrailaın. da davranışlanndan hoşnut kaldıkları hanecia.n

:mensublan ile beylerine içki sundurmakta ve bazen bİ�­

zat sunmakta olduklarını biliyoruz.

Şölen esnasin(fa bir çalgı takimının musiki parçaları çalmasına da belki, "Türk geleneklerinden biri gözü ile . ha­ kılabilir. 143 2 yılında Milana elçisi ·Edirne'de II. Murad'in sarayında kendisi için · v�tilen bir ziyafette y�:nn:·�k yetk n

az ileride ozaplar, gür sesleri

ile, kQpuzl�rı eŞ�i@nd�. Tlir}C­

ler'in atalannın kahramanlıklarına dair · ctesta�nıar ·akuyor­ haşlarim�ş. çl�r�Jr. yem��t n

lardı. · tÜrkler'in eti .bilhassa·.

hoşlandıkları ve eti en · fazla bu tatida yedikleri ·d� bilinmektedir. ·

·

T'ong-Şe-Hu Kağan, Hüen-Çang'ı Hindistan'a gitmek· ten . vazgeçirmeye çalıştı; ona bu ülkenin sıcağına dayana· - - -17--


TÜRK

DÜNYASI

ARAŞTIRMALARI

Ağustos

1984

mıyacağını söyledi; Hindliler'in kara derlli olup çıplak do­ laştıklarını, edebe riayet etmediklerini söyledikten sonra : «onlar asla ziyaretinize layık insanlar değillerdir» ded i . Fakat üstad kararından dönmedi. Bunun üzerine Kağaı;ı rahibin yanına bir çok dil bilen bir kılavuz katıp saten­ den bir kaftan ve elli parça ipekli kumaş hediye ettikten sonra, maiyyeti ile beş kilometre yol giderek onu uğur­ ladı Eski Türk hükümdarlannın hangi dinden olursa ol­ sun din adamıanna karşı samimi bir saygı gösterdikl,3ri bilinmektedir. Bu da bilhassa kendi dinleri ila ilgili bazı inançlardan ileri geliyor. Yol giderek konuğu uğurlama­ nın da son zamanlara kadar devam edip gelen e ski bir gelenek olduğu malumduı·. .

Hüen-Çang Suyab'dan ayrılıp batı yönünde giderkep çoğunun adlarını vermediği bir çok şehirler gördü. Bu şe­ hirler reisler tarafından idare ediliyor ve Kağan'a bağlı bulunuyorlardı. Bu şehirlerin halkı Su-li yani Soğd ( = Suğ(lak) idileT. Bunların otuz iki harfli bir alfabeleri, dillerine dair lügat kitablan ve edebiyatlan olduğun1.1 söyliyen Hüen-Çang, Soğdlar'ın çiftçilik ve ticaret ile ge­ çindiklerini de belirtir. Yine batıya doğru 200 km. giden Hüen-Çang, Ping-Yu (Bin Pınar = Bin GöD adlı yere geldi. R.ahib burada bir çok pınarlar, gölcükler, yüksek ve yaprakları enli ağaç­ lardan oluşan ormanlar gördü. O bu münas:obetle diyor ki : «baharın, türlü çiçekler bu yöreyi s üsl ü bir halı hali­ ne getirir." Bin Göl <Pınar) Batı Gök Türk kağanlarının yayiaklarından biri idi.» Rahib Bin Göl'de pek çok geyik olduğunu bunlardan bir çoğunun boynunıda çanlar ve halkalann görüldüğünü ve bunların avlanmalarının Ka­ ğan tarafından şiddetle yasaklandığını bildiriyor. Bu hu­ sus, Kaşgarlı'nın bahsettiği bir gelenekle ilgilidir. Bu müellife göre, bir hayvan sahibi tarafından yünü kırkıl­ mayarak, sütü sağılmayarak, yük vurulmayarak koru ­ nur. Bu, adak olarak yapılır. Böyle hayvana «ıduk» deni­ lir. lduk, mübarek demektir. sı Anlaşıldığına göre Bin :n

1,

s. 63, terc ü m e

s a r p ve uzun

1,

dağ

s. 65. Ka ş g a r l ı 'da idhuq Tağ sözü de g,eçiyor ve b u , ( e l-cebe l u ' l -m.3 n i ' u't-tav1 1 u )

- 18 -

şek l i n d e

izah

ed i l iy6r.


FARUK SÜMER :

ESKi TÜRKLER'DE ŞEHiRCitiK

Göl'deki boyunlarına çan takılmış geyikler de ıduk idiler. Bin Göl'ün şimdiki Evliya Ata'nın yetmiş beş kilometre doğusunda bulunduğu tahmin edilmektedir. Yetmirı. yet­ mişbeş kilometre ( 140 - 15C'lil batıya gittikden sonra Ta1c­ sse (yani meşhur Talas, Taraz = Evliya Ata civarında idiJ şehrine gelen Hüen-Çang, Talas'ın çevresinin sekiz - dokuz kilometre olduğunu ve komşu ülkelerin tacirlerinin bura(gösterilen yer) . B i lge Kağan'ın da Ötüken Yış'ı (orman l ı k dağ ; Al­ tun Yış = Altay dağ la r ı ) bu kelime (yani lduq) i l e vasıflandırd<ğı yu­ karıda görülmüştü. Xl. yüzyı l ı n Gazneli mü ell i·f lerinden Gerdizi, eski kaynaklara dayanarak aşağı Çu ırmağının sol kıyısındaki köylerden bahsederken bu köylerin yanındaki dağ ı Türkler'in uğurlu saydıkları n ı , bu dağ ın üzerine a n d içtiklerini ve Ulu Yaradan'ın orada oturduğuna inandı klarını bildirir (Zeynü'!-ahbar, yayıniayan A. Habibi, Tahra n , 1347, s. 279) . Mi norsky' n i n de dediği g i bi (The Reg :ons of the world, GMNS, London, 1 9 37, s. 290) Eirgiş hük ümdarı Su-lu Kağa n ' ı n korusu bu dağ veya bu dağ ın b'r kısmı o l a b i l i r. Taber1,. S·.J - : u Ka ğa n'ın 1 1 9 ( 737 ) yı­ l ı nda Arablar'a karşı g i riştiği meşh u r sefer do:aytsı ile şun ları yazıyor : «Ali b. Muha mmed yaşi r i a r n ş u n l a r ı a n l attı k : a r ı n ı b i l d i r d i . O n l a r şöy le söy led i ler : (H uttal haki m i ) ibn ü's-Sa i 'Ci H 2 k a n Ebu Muza h i ın 'e (Su - l u Kağa n ) mektub yazd ı . B i z.. Arabla r'a sıkıntı verdiği için, bu hakana EbO Muzahim (zahmet verici ) künyesi nı iakdık. lbn Sai'ci Nevaket'te bulunan Hakana (Horasan valisi) Esed'in Huttal'a girdiği ve ııskerin i varl ı ğ ı anlaşıl mayacak b i r ha:de dcğıtt ı ğ ı n ı bildird i . Mektub Hakan'a ula­ şınca askerlerine hazırlanmaları n ı emretti. Hakan'ın bir çayırlığı ve bir korusu (dağ ı ) vardı ki, bura lara kinı�e ycklaşanıaz, oralarda k imse av avlayamazdı. Bunlar sefer için korunurdu. Sefer zamanı üç gün çayırlık ve üç gün de dağa giri l mesine izin veri l i rdi. Böylece hazırland ı lar; hay­ vanları nı otlattılar; av hayvanlarının derilerini sepileyip ondan yancık­ la rını (azık torbası ) yaptılar. Hakan genıli ve eğerli soy atını (berd­ hOn) isteyip bindi, b:r koyun kestirip terkiye bağlattı ve içinde bir m i k­ dar tuz bulunan keseyi de kemerine soktuktan sonra her askerin böy­ le yapmasını buyurdu ve : «Huttal'da Arab!ar i l e karş : ! aşacağınız za r.ı ana kadar azığ ı n ız budur» dedi» (Tarihu-r-rusvl ve 'l mulOk, M. J. De Goeje, le iden, 1964, ll, s. 1 593). Bu dağdan Çin kaynağında da bahsedil mesi oranın yabancı ülkelerde dahi tan ı n m ı ş, ünlü bir yer olduğuna şüphe b ı rakınıyer : «Kırk li daha batıda Soey-Çe (SOya-b) şehrine var ı l ır. Şeh­ ri n kuzeyinde Soey-Çe (Çu) ırmağ ı vardır. Bu ırmağm 40 li kuzeyin­ de ise Kle-Tan dağı bulunur. On Ok (Ba:ı Gök Türkleri) kağa­ n ın ı n beylerin in tayin ini burada yapması bir gel erıektir» (E. Chavç n­ nes, Documents, s. 10) . Mamafih Türkler'in başka tabiat varl ıklarını da ıduk saydıkları n ı biliyoruz. Mesela Gerdizi irtiş boylarında yaşayan Ki� rnekler'in bu ırmağı ululadıklarmı, ona yükündüklerini, yani secde et­ tiklerini ve hatta onu kendi rabbieri ( Khuday ) tan ı d ı klarını yazar (Zey­ n ü - 1 -ahbar, s. 258).

- 19 -


TÜRK

DÜNYASI

ARAŞTIRMALARI . Ağustos

1984

da toplandıkları ve şehrin mahsüllerinin Suyab'ınki . gibi olduğunu bildiriyor. Rahib Talas'ın beş kilometre güneyin­ de gayr-ı meskun bir şehir görmüştür. Hüen·Çang halkı­ nın Çinli olup, Türkler'in evvelce bunları başka bir yere naklettiklerini, fakat bir kısmının tekrar buraya dönü:p geldiklerini, bu Çinliler'in dillerini ve geleneklerini koru­ makla beraber Türk kıyafeti ile dolaştıklarını söylüyor. Anlaşıldığına göre bu Çinliler savaş tutsakları olup, yö­ reyi şenlendirmek yani imar .etmek gayesi ile yerleştiril­ mişlerdi. Türkler'in bu gaye ile daha bazı kasaba ve şehir kurmuş olmaları muhtemeldir. Moğolistan'da yapılan arkeolajik araştırmalar, Hunlar'ın tHieng-nu) tutsak · Çinli

çiftci ve zenaatkarlar için kasaba, hisar, köy gibi yerleş­ me merkezleri kurdukları görüşünü verdirmiştir. VII. yüzyılda İranlılar Bizans şehirlerinden göçürdükleri halkı ülkelerinin içlerine götürüp yerleştiriyorlardı. Bunlar İran'da dokuma sanayiini geliştirdiler. Selçuklular'ın da Anadolu'da düşman topraklarındaki Hıristiyan halkı gö . çürüb kendi . ülkelerinde yerleştirdiklerini, ziraat aletleri, tohumluk verilerek onların bir kaç yıl vergiden muaf tu­ tulduklarını biliyoruz. Bu gibi göçürmeler, işaret edildiği gibi, daha ziyade, toprakları imar etmek, yani · eski · bir deyün ile şenlendirmek gaye,si ile yapılıyordu. Hüen-Çang, yüz kilometre güney batıya gidince Peh­ İsficab (sonra Sayram) şehrine geidi. Rahib bu şehrin çevresinin üç, üçbuçuk kilometre olduğunU söyle­ mekle beraber toprağının Talas'ınkinden daha verimli idiğini de ifade ediyor. İsficab'dan yüz kilometre daha güney batıya giden Hüen-Çang, Kong-yu şehrine erişti. R.ahib'e göre, burası bir düzlükte kurulmuş olup sulak, ağaçlık, bağlı bahçeli bir şehirdir. Kong-yu'nun XI. yüz­ yıldaki Kencağ olduğu tal1min edilmiŞtir. Hüen-Çarıg 2030 kilometre daha giderek Nuçe-Kien şehrine gelmiştir. Bu şehir· İsla:m kaynaklarmda geçen, $aş (Taş Kend). ·böl­ gesindeki Nuçeketh şehridir. Bu şehir ve yöresinin pek marnur olduğunu söyleyen Çinli rahib buradan Çe-Si yani Şaş cTaş Kend) · bölgesine varıyor. Rahib mahsulleri bakı­ mından Nuçeketh 'ten farksız olan Çe-Si yani Şaş (Taş Kend) bölgesinde herbirinin başında ayrı bir hükümdar Sui yani

- 20 -


FARUK SOMER :

ESKI TORKLER'DE ŞEHIRCiı,iı<:

bulunan on kadar şehir olduğunu ve bu hüldimdarlarır. Türkler'e tabi bulunduklarını kaydediyor. Hüen-Çang bundan sonra Fergana ile Semerk and

Y('

Buhara şehirleriilin bulunduğu Mavera Ün-:nehr'e giriyor ve buralar hakkında da mühim bilgiler veriyor ki, bunlaı­ konumuzun dışında kalmaktadır.

:;2

Doğrudan doğruya Batı Gök Türk �ağanlarının .. id?ı. · resi altında bulunan . Türk ülkesinde,

şüphesiz, Hüen

Çang'ın adlarını zikretmediği daha bir çok şehir, kasata ve köy mevcud idi. Fakat bu husus ne olursa olsun, Çml·. rahib bağlı bahçeli ve sulak şehirleri bulunan ve halkı dı:�, çiftçilik ve

ticaret ile uğraşan marnur bir ülksd<m .geç­

mişti. Türkler'in şehirlerde daha ziyade asker ve idarc:i olarak yaşadıklarını

söylemeliyiz. Buna hayret etmeme

lidir. Çünkü Türkler yerleşik hayata geçtikleri, şehiqsr· de oturdukları takdirde siyasi ceklerine,

hatta

hakimiyetlerini kaybedP­

varlıklarını koruyamıyacaklarına

inan • ·

yorlardı. Vezir Tonyukuk'un bunu açıkca ifade e t tiğ i Y!l"­ karıda görülmüştü.

XI.

yüzyılda

hor

lerde yaşayan eldaşlarını

Göçebe · Oğuzlar şelıii

ve hakir

görüyorlar, yı:ı.ni

küçümsüyorlar ve bu yüzden onlara Yatuk

(tenbel)

di­

yorlar, Yatuklar'a mücadele etmeyen, savaş gücünü yitir­ miş insanlar gözü ile bakıyorlardı. XIV. yüzyılda, Yakın Doğu Moğollar'ı arasında, masıyle

ilgili, «Cengiz

Mogol 'un şehirlerdcı

Han'ın yasasına

oturma ·

dayandırılan,

:kuvvetli bir telakki yaygındı. XV. yüzyılda Ak-Koyunlu devleti kurucusu Kara Yülük Osman Bey'in,

oğullarınFI. :

«Sakın oturak yaşayışa geçmeyiniz. çünkü beylik ve k imli k yörüklük ve

sözlerini

sık,

sık

ha·

türkmenlik hayatı geçirmekle ohn· ,

söylediği bildirilir. Buradaki yörüklük

ve türkmenlik sözleri ile göçebe hayat tarzı kasdadilmt?

tir. 32

Histo i re de ia vie .de Hiouen-Th$ang, S. J u l ien, Paris, 1 853, s. 30-50; Memoi res s u r \es contrees occidentales, S. j u \ ien, Paris, 1 857, \, s. 5-20; Bu d d h i st records of the Western world , tercüme S. Bea l , Lo:ıd·:ın, 1 884, s . 1 7-30; The l ife of Hiuen - Tsiang, S. Bea l , London, 1911; N . Togan, Peyga m berin za m a n ı n d a Şarki ve Garb·ı Türkista n ' ı ziya ret e d e n Ç i n l i budist r a h i b i H ü e n Çang'ın bu ü l kelerin siyasi v e din1 hayatına . a it k a ­ y ı t l a r ı , I s l a m tetkikleri enstitüsü derg isi, I V , 1 -2, Ista n b u l , '1964, s . 2 1 -· 64 . �·

21 :-


TORK

DONYASI

ARAŞTIRMALARI

Fakat T'ong-Şe-Hu

< = Yaibgul

Ağustos

1 984

Kağan, Çinli rahibh:

gitmesinden bir kaç ay sonra amcaısı tarafından öldürül­ dü

{630

yılında) .

sJ

Halbuki

adı geçen Kağan

kardeşi­

nin yerine 618 yılında hükümdar olduktan sonra giriştiği seferler sonucunda hakimiyetini batıda ve güneyde

ge­

nişletmiş ve devletinin sınırlarını Koçu bölge'sinden H in­

distan kapılarına kadar uza.tmıştı. Oğlu yabgu ünvanı il0

merkezi Kunduz olan ve güney hududu İnduıs ırınağına kadar

giden

Taharistan

valiliğinde

bulunuvordu.

�"

T'ong-Şe-Hu Kağan batıdaki şehir devletlerinin kıralları­ na ünvanlar verdiği gibi, onlara «tudunlar» miserlerl

göndermişti.

Yukarıda

da

{burada ko­

kaydedildiği üz,:;re

tudunlar kıralların hareketlerini gözetiemek ve kağanlı­ ğa aid vergilerin tahsili işleri ile

vazifelendiril:mi.şlerdi.

Koçu ve Kuça şehirlerinin kırallarının da adı geçen Ka · ğan'ın talbileri arasında yer aldıklan biliniyor. Çin impa­ ratoru da T'ong-Şe-Hu Kağan ile dostluk andlaşması yap­

mış ve hatta bir prenses göndermeği de kabul etmişti. imparatorunun bu

fedakarlığı

(!)

yani

Batı

Çin

Gök Türk

kağanına bir prenses verrneğe rıza göstermesi, Doğu Gök Türk hükümdan Hie-li Kağan'ın hücumlarına karşı onun yardımını sağlamak gayesi ile ilgili idi. Fakat T'ong-Şe-Hu te baasına karşı iyi davranmamıştı. O

Kağan maalesef

derecedeki tebaası ondan nefret etmişti. Bu yüzden Kar­ luklar'ın çoğu ona karşı

.3'3

!i'·!

ayaklandıkları gibi, Hie-li

Ka

Ghavannes, Doc u men t s , s. 24-25, 52-55, 1 93-1 96, 228, 256, 263-266, 275. Çin y ı l l ığında T'ong-Şe-Hu Kağan'ın 628'de öldürüldüğ ü yazıl ıyor ise de ( ay n ı eser, s. 1 94) . Hüen-Çang'ın verdiği tar ihi n (630 y : l ı ) d oğ r u olduğu "abul edilmiştir.

,.'\y n ı y : l da Yabgu

(630)

genç b i r

Koçu

'kız

kra l ı n ı n

k ız;

o!an

ha t O n u ,ıun

ile evler.mişti. Bu kız Yabgu'nun

öl m e s i bir

boışka

üzer i n e kad ı n ­

doğ a n Tig i n ünva n l ı oğ ! un u rı tahriki ile :kocas ı n ı a ğ ı l a d ; . B u n u n üze; i n e T i g i n baba s ı n ı n yerine geçtiği g i b i baba s ; rı ı a ğ ı layarı g e n ç k a ­ d ı n l a da evlendi. Hüen-Çang H i n d istan'dan d ö n ü ş ü nde (643-649) Ti­ gi n ' i n ya n ı nda bir ay k a ld ı (Chavan nes, s . 1 96) . Ti g i n ' e a i t b i r p a r a e l e geç i r i l m i ştir, parada " T i g i n Hora s a n Şah» i ba r es i okunuyor ve hakimi­ y et i n in «Gandhara » ya kadar uzandığı a n laşı l ıyor ( R. Ghirshman, Les Chionites - Hephtalites, Kahire, 1 948, s. 48-49) . Üzerinde «Sri Yabg u » bulunan başka b i r para n ı n ise 657'de Çin!iler tarafından tutsak a lı nan Hu-!u K a ğ a n ' a a it o l d u ğu sa n ı l ıyor ( ayn ı eser, s. 50) . dan

- 22 -


FARUK S0MER : ğan

da bir çok

Ke.ğan'ın

ESKI TORKLER'DE ŞEHIRCiLIK

defalar asker göndererek

ülkesinde yağma ve

T'ong-Ş::-Hu

yaptırnuş tı.

söylediğimiz gibi, yeğenini öldürerek

eline geçirdi.

hte

T'o n g-Şe -Hu Kağan'ın amcası

bu olaylardan faydalanan yukanda

tahribat

(630 yılı) . Bu gibi hadiselerin

-

iktidan

Gök Türk

hanedanının tarihinde sık sık vukubulduğu bir gerçektir: Fakat yeğenini öldürmesini bilen yeni kağan kuvvetli bir şahsiyet oldu ğunu gösteremedi.

Bu yüzde n

ilb

On Oklar ' ın

kolu, yani Tu-Lu ile Nu-Şe-Piler arasında, iki tarafı da bitkin bir durumda bırakan bir mücadele baş gösterd ' . 657 yılında Batı Gök Türkleri, birliklerini ve kudretlerin i kaybettiler ve

bu yüzden

zorunda kaldılar.

Çin'in

üstünlüğünü

tanırr.ult

Nihayet Tu-Lu koluna mensup Türgiı

boyunun beyi U-Çe-Le, 69 9'da hakimiyetini bütün On Ok ­ lar üzerine tanıtmak başarısını gösterebildi. Yukarıda görüldüğü üzere T'ong-Şe-Hu Kağan'ın bü yük karargahı Sılyab yakınlarında idi; Yazın Talas'ın 75 kilometre doğusundaki Bin

Göl'e

gidiyordu. Selefi

olan

ağabeyi Şe-Koey Kağan'ın yazlık karargahı ise Kuça'nın San-mi dağında bulunuyordu.

zs

Türgiş boyuna mensub ilk kağanlar

şehir hayatın::ı

daha yakın ilgi göstermişler ve son kağanlar da Süyab şehrinde oturarak devletlerini oradan idare etmeye baş­ lamışlardır. Buna göre oradan idare etmeye

şehirlerde oturarak başlayan ilk Türk

Türgiş kağanlan olsalar gerektir. İlk

Türgiş

devletlerini

hükümdarları kağanı U-Çe­

Le'nin karargahı evvelce Süyab (çincesi : Soey-Ş e

Şe>

:m

in

epeyce

kuzey - doğusunda

=

Su­

bulunuyordu. U­

Ç e-l e tedricen Süyab yöre,sini fethederek karargahını ora­

ya nakletti. Süyab vadisi büyük karargah Uluğ) Ordu) Kong-yue şehri ve gah

35 36

adları ile

Chavannes, s. Chavannes

anıldılar.

37

Ili

U-Çe-le'nin ölümünden

=

(706

24, 52, 263.

şehrin

adının

çinceslni

bu

s. 359). 37

(her hald·3

ırm a ğı da küçük karar­

Aynı eser, s. 43,

77, 79.

- 23 -

şek i l ierde

göster.;yçr

(d;zin,


TÜRK

DÜNYASI

ARAŞTIRMAlARI

Ağustos

1984

yılı> sonra yerine geçen kardeşi Sou-Ko

ss

unlü Su-lu kağanlar da aynı yerl0rde

oturdular.

ve onuiı halefi Fakat,

görıiıüş olduğumuz gibi, Taberi Su-lu Kağan'ın 119 (737) yılında Nevaket'de

bulunduğunu lraydediyor.

Su-lu Kac

ğan'm '737 yılında öldürülmesi üzerine büyük beylerden Tu­ Mo-Çe (yahut (Tu-mo-Tu ) , Su-lu Kağan'm oğ·lunu

(T'ou­

Ho:-sien Kou (Çuo = Çor-) Süyab şehr.inde kağan ilan · edi.b Bağa Tarkan'a karşı mücadeleye girişti. :ı·9 Bu esnada Kara Türgişler'i n kağanı da

Talas

şehrinde

·

oturuyordu.

Mo-Şe,

Tu­

Kara Türgişler'in kağanı ile birleşerek Bağa Tar­ kan'ı bozguna uğrattılar. Fakat Çin imparatoru, Bağa Tar� kan'ın ricası üzerine yardıma karar verdi. Bağa Tarkan, Çin generali ve Şaş

(Taş

Kend)

beyi,

Sü.yab şehrinde

otura.n Su-lu Kağan'ın oğluna hücum edib onu yendiler. Su-lu Kağan'm oğlu şehirden kaçtı ise de yakalanıp küçük kardeşi ile birlikte

oturan

Çin'e gönderildiler.

Talas şehrinde

Kara Türgişler'in kağanının hayatına ise son ve­

rildi. 40 Çinliler Türgiş hanedamndan birini kağan yaptı­

lar . (A-Şi-Na Hin} . Bu kağan da Kiu-lan = Külan Talas'­ ın doğusunda bir şehir} şehrinde adı geçen Bağa Tarkan tarafından öldürüldü. 41 Fakat bir habere göre kendisi de 3'3 3'9

Ay n ı

e.ser, s. 43-44, 79-8 1 .

Aynı eser , s. 44-47, 78,

Mo-şe,

v•nnes,

8 1 -84,

284-285,

294-295.

Kaynağa

göre

Bağa Tarkan'a S u - l u K a ğ a n ' ı ö l d ü r mesinde y a rd ım e tm i ş t i r s.

Tu ­

(Cha­

83) . Diğer bir yerde Tu-Mo-Şe' nin a d ı Tu -mo-tu şeklin·de ( a y n ı eser, 4 6 ) . B u n l a r S a r ı T ü rg işier'den, S u - l u ise Kara Türg işl er'den i d i (aynı e ser , s. 83) . gösteril iyar

40

T ü rg i ş l el" d en o l du ğ u na gbre S u ­ K a r a Türgiş le r' in k a ğ a n ı o l d u ğ u n u kab u l etmek pek tabild ir. Fakat, a n l a t ı l d ı ğ ı g i bi, Tu-Mo-Şe; Su-lu Ka­ ğ a n ' ı n oğ l u n u S O y a b 'da tahta geçirdikten sonra Ta l a s'da oturan Kara Türg işler'in kağa n ı n ı n ( Eul-vei Tigin) yan ın a g itmiş ve bi r l i kte Bağa Tarkan'ı yenmiş l erd ir. B u n u n üzerine Bağa Ta rkan Ç i n i l le r 'den yard ı m istemi�tir ( a y n ı eser, s. 83) .

Gösterilen yerler. Su-lu yab'da

41

ıahta

ç ı ka rtı l a n

Kağan

Kara

oğlunun

da

Aynı

es er , s. 286, haşiye 1 . Fakat a d ı geçen k a ğa n ı n ( A-Şi-Na - H i n ) Mo-Ho-Tu tara f ı n d a n ö l d ü r ü l d ü ğ ü v e Mo -Ho-T u ' n un kağan ilan e d i l d i­ ği bildiri li-yor ( a y n ı eser, s. ·as) . Chavannes'a göre, Mo-ho- Tu, Mo-Ho­ Ta - k a n ( B a ğ a T a r ka n ) 'dan başkası değ il d ir. Mo-Ho-Ta-kan (Bağa Ta r­ kan) On O k l a r ' ı n Tu - l u a d l ı sol kol oy m a kla r ı n d a n Ç'u Mu-Koen boyu­ n u n çor'u idi. B u boy Ta rbag a tay' ı n a l t ı n d a , Ala Göl'e d ö k üle n Emi!

- 24 -


FARUK

sOMER :

ESKi TORKLER'DE ŞEHIRCILIK

744 yılında aynı akibete uğratıldı. 42 Çinliler Kara Türgiş ­ <İl Etmiş Jcr'in başına İ- li-ti-mi-şhe Ku-tu-lu P.ikia

Kutluğ Bilge)

Kağan ünvanıarı ile bir Türgiş

prensın1

tahta çıkardılar (744) . Çinl ile r 751 yılında Müslümanlar�a karşı Talas meydan muhaberesini kaybede rek · askeri

kuvvetlerini geri çeldikleri halde Batı Türkle ri kendile­ rini toparlıyamadılar. Birbirlerine karşı acımasız düşman olan Sarı ve Kara Türgişler'in ayrı ayrı kağanları vardı. Sarı Türgişler'in kağanı Sfryab'da, Kara Türglşler'inki d � kıyısında oturuyordu ( C h av a n n es , s. 285-286, ha ş iye ·ı , 97 numara l ı haşiye) . S u - l u Kağan ise i l i bo y l a r ı n d a yaşa­ yan Türg i ş (Tu-K'i-Şe) boyunun · K i u - p i - şe obasına mensuptu (Chavan ­ nes, s. 8 1 ) . ırmağ ı n ı n

ha r i t a

42

sol

ve

ı

Ta beri ' d e Su-lu Ka ğ an ' n büyük k·umandanla_rdan Kür SOl (Köl Çor:J (nerd) da, tarefında n öldürüldüğü söylenir. Birlikte aynadikları tavla . . oyunu kazanan K ü r SO l , Kağa n'dan mevki-ini y ü kseltmesi ni istemiş, fakat Kağa n ' ı n bir iki ağır �.öz söylemesi üzerine i ş büyümüş ve Kür SOl, Ka·­ ğan 'ıtı e l i n i kırmış�ır.

Bu

tarihte her ikisinin de yaşları ilerlemiş bir çağ­

d a bulunuyordu. Sonra Kağc:ln' ı n elini kestireceğine and içtiğini haber a l a n Kür SOl bir gece baskını ile Kağan·ın hayatı n.a son llermiştir ( ll, s. 1 6 1 3 ) . Çin k a yn a k l a r ı n a gelince, onlarda felç geçirerek bir efi tui­ nıaz hale g e l e n K a ğ a n ' ı n , Mo-Ho-Ta -Kan (Bağa Tarka n ) taraf ı ııdan ö ! ­ d ü r ü l düğü ya z ı l ı r (Chavannes, s. 4 6 , 83, 284 haşiye 2 ) . Alman a l i ni i J . Marq u a r t K ü r S O l ( Kö i -Ço r ) i l e Bağa Tarka n ' ı n ayıiı şahıs olduğunu ( D ie Chronologie der a lttürkischen inschriften , Leip:iig, i l er i s ü r mü ş 1898, s. 38, ha�iye 1) ve bu gö;üş i l i m alemince kabul edil mişti. An­ cek Kür SOl 1 2·1 (739) y ı l ında, bir sefer esnasında Arablar'a tutsak . düşmüş ve Emev'iler'in son HorasJn valisi meşhur Nasr b. Seyyar tara­ fından c:·man verilmeyerek öldürülmüştür ( Ta be ri, ll, s. 1689-1691 ) . Çin kaynaklarındu ise Bağa Tarkan'ın 744 yılında bir Çin kumandanı tara­ fından

boynu

s. 286

vurulmak

sureti

i!e

öldürüldüği,j

kaydedilir

(Chavann.os.

haşiye 1) . Yine o n la rd a Bağa Tarkan'ın 740'da veya daha sonra ·çocu k l a r ı , zevceleri;. ba·yrakta r l a r ı veya mevki sahibi yüzden fa z l a adam • : !e ita;:;t v e inkıya d ı r ı a r z etm e k üzere Çin'e gittiği anlat ı l ı r (Chavan ..

84-85, il ave l er kısmı s. 6"1 ) . Bu lk i şa h sı n a y n ı bey olduğu ka . bul edilirken bu güçlükler nasıl g iderildL Bunu ben an layama d ı m . . Cha­ vannes ı n belirttiği (s. 286) ve metin tercümelerinin incelenmesinden nes, s.

'

a nlaşıldığı üzere Türgiş devletinin son devirlerine dair

Çin .

yıllıklarında

verilen b i lg i l erin kifayetsiz, müphenı ve baza n birbirinden farklı olduk­ ları görülür. Su-lu Kağan Türgişler'in son kudretli hükümdan idi. To­ •ha rista n'dak i ağır mağlubiyete rağmen nıaneviya• ı n ı n yerinde olduğu an­ l aşıl ıyor Tavla oynaması bunu g ös! e rdi ğ i gibi Semerka nd üzerine bir sefer yapmaya hazırlan ıyordu. E b O Muzahim Arablar'a belki y e n i sıkın· tı lar · verecekti. Fakat haris K ür SOl buna imkan bırak mad ı : · �

25


TORK

DÜNYASI

ARAŞTIRMALARI

Ağ ustos

1 984

Talas şehirlerinde oturuyorlardı. Her i ki kolun kağanları zayıf şahsiyetler idiler. 4S' On Oklar da bitkin bir duruma düşmüşlerdi. O derecedeki doğuda Uygurlar'a karşı yap­ tıklan mücadeleyi kaybedip b atıy a göç etmek zorunda kalan Karluklar , 766 yılında Süyab ' ı ele geçirib Türgiş devletine son vermek başar ısın ı gösterdiler. 44 Batı Gök Türk kağanlığı ülkesinde yazı ve ed ebiyat ­ ları olan bir çok ka,vimler yaşıyorlardı. Bundan başka pek çok ülkenin iktisadi hayat ı için pek mühim olan Çin kara ticaret yolu. Gök Türk ülkesinden geçiyordu. Fazla olarak Batı Türkleri iki aısırdan fazla, yani oldukça uzun bir zaman hüküm sürmüşler yani siyasi varlıklarını de­ vam ettirmişlerdir. Bütün bu nlara rağmen Batı Gök Türk­ leri'nden bize kayda değer kültür hatıraları gelmemiştir. Buna gerçekten hayret edilir. Doğu Gök Türklerine ge­ lince, onlar ülkelerinin kuytu bir yerde bulunması, çok sert coğrafi şartlara ve diğer mahrumiyetlere rağmen yazılarını ve edeibiyatlarını geliştirip onlar ile anıt kabir­ ler meydana getirmişler, ticarete ehemmiyet vermişler, şehirler kurmayı düşünmüşlerdir. Onların halefieri Uygur­ lar ise .şehir kurmuşlar, Mani dinini kabul etmişler. İkinci bir alfaıbe kullanmışlardır. Onlar Mani dinini ve ikinci yazılarını batılı bir kavim olan Suğdak (Soğd) lar'dan almışlardır. 45 . 43

Aynı eser, s. 286 haşiye 1. Fakat Cıhavannes daha önce (s. 85) i l Itmiş Kutluğ Bilge Kağan'ın 742 yılında Kara Türgişler'in başına geçirildiğini yazıyor. Adı geçen kağan Çin'e birçok defa elçiler (en son 749'da)

göndeı·mişti

44

(aynı eser, ilaveler kısmı, s. 6�-64, 65, 67, 69, 71-72, 81 j .

749 yıl ında Kara Türgişler'in başında 1-po

Kutluğ Bilge Kağan

(Cha·

vannes, ilaveler kısmı, s. 81 -82) , 753 yılında da Teng-li-i-lo-Mi-Şe (Teng­ ride Bol mış) kağan geçirilmişti (s. 85, ilaveler kısmı s. 87, haşiye 2) . 75S yı! lar.ında (veya 7599'da) Kara Türgiş ler'in kağan; A-to-p'ei-lo ( ikin· ci keiime Chavannes'a göre Boyla ) 'dan Çin'e bir elçi geldiği bildirili­ yo,r (s. 85, 286 haşiye 1 ilaveler kısmı, s. 95 ) . Çin y ı l i ıkiarına göre son

Kara Türgiş kağanları hakkında bilinenler bunlardan ibarettir.· Sarı Türgişler'in kağanlarına dair hiç bir kayıd görü!emiyor.

45

Eski Türk yurdu olan Moğolistan'da büyük imparatorluklar ( H iong-nu

=

Hun, Sien-pi, Juan-Juan, Gök Türk, Uygur, Moğol) kurulduğu gibi, bu­

günkü bilgile rimize göre, ilk ' Türk şehri de aynı ülkede kurulmuş, Gök 'Türk yazısı oradan çıkmış ' ve şaheserlerini orada vermiştir. Bu yazıyı

- 26 -


FARUK S0MER :

ESKi TORKLER'DE ŞEHIRCiLiK

II. UYGURLAR'DA ŞERİRCİLİK

Türk ağacının büyük bir dalı Türkler devrinde Yukarı Selenge da yaşıyorlardı; için

olan

Uygurlar, Gök

U Selengke>

boyların­

on boydan meydana gelmişlerdi. Onun

On Uygur şeklinde

de anılırlar; başbuğlan

bazı veya birçok ''budun,,ların

çağdaş

< Karluk, Az ve diğerleri>

başlarındaki idareciler gibi el teber {küçük melik, küçük kıral > ünvanını taşıyorlar ve şüphesiz diğer el

taberler

giıbi Gök Türk kağanlanna bağlı bulunuyorlar, armağan adı ile onlara vergi veriyorlardı. Uygur el teberleri ta1bi­

lik vazifelerini uzun tirmiş olmalıdırlarki

bir

zaman

istenildiği

gibi yerine ge­

kimbelerde kendilerinden sadece bir

Batı Türkleri Doğ u Türk leri'nden ( m u htem el ol arak V I I I . yüzyılın orta­ l a r ı n a doğ r u ) a l m ı ş l a r ise de onu yayg ı n ve deva m l ı bir şekilde k u l ­ l a n m a m ı ş l a r d ır. Bu yüzden ekserisi Ta las yöresinde bulunmuş bir kaç ehemmi·y etsiz ve basit kitabe d ışında Batı Türkler;'nden bu y a z ı ile ya­ z ı l m ı ş (hatta y in e basit de olsa •başka y az ı ve dilde biie) mühim bir ha t ı ra gel·mem işti r. VI. y ü:;-: y ı i d a ya zıl m ı ş soğdça Bug u t kitabesinin de Doğu Gök Tür•k leri'ne ai t o l d uğun u hat ı r i at m a l ı y ı z . Bundan başka menşe\ ne o l u rsa olsun, yukarıda z; kred i l d i ğ i üzere , on iki hayvarı l ı takvim de ilk defa Doğu Türk devleti kağa n l a r ı tarafından k u l la n ı l mı ştır. Batı Gök Türkleri b u takvi m i , yazı g i bi, yayg ı nca k u l l a n rnam ışlard ı r. ltil boyla­ r ı nda otura n Hazarla r'a gel ince, di kkatl i ve ciddi ba zı I s l a m müellifleri, Seyhun ( = Ögüz = Moğol devrinden itibaren Sir Suyu = Sir Dery a ) k ı y ı l a r ı ve onun l<uzeyinde yaşayan Oğ uzlar ile Aba kan bozkı rında otu­ �aıı K ı rg ı z l a r da dahil ol mak üze!·e başl ıca beş büyük Türk kavmi n i n (Oğuz, K a r l u k , Toğ uz Guzz = Uyg u r , Kim a k v e K ı rgız) birbirlerinin di ll e r i n i anlad ı kları n ı ya z d ı kları ha lde onların (Haza r l a r ) tü rkçe ve fars­ ç a'da n apayrı bir dilleri o l d uğ u nu ve h a tt a yine Hazarlar'ın şekilce (yüz ve beden yapıs ı ) Türkler'e benzemedikierini ifade ederler. F a k a t bu h u ­ sus n e o l u rsa olsun Musev i l i ğ i k a b u l etmeleri, Orta D o ğ u ve Bizans a lemine bitişi k, komşu bir ül kede yaşamaları o n l a r ; n medeni haya t l a ­ rında kayda değer bir gel işme meydana getirmemiştir. Öyleki Hazar­ lar'dan l lsanlar ı hakkında a ç ı k ve · seçik bilgi edi ne1b i lecek kendi d i l ie­ rinde yaz ı l m ı ş b i r metin 'bi le, gal iba, bize kadar gelmemiştir. Şu çok k ısa m ukayese Doğu Gök Tü rkleri'nin medeni seviyel erini gel iştirmek şu urunu ta şıdıklarını ve b u n u n bir n eii ce si olarak bir çok merha lelere ulaştıkla rını gösterir. Bu da, şüphesiz Doğu Gök Türk ha neda n ı n ı n d e­ ğerli kağa nlar çıkarmı ş ol m a l a rı ile pek ya k ı nda n ilgilidir. Bilge Kağan «budun u n a » a k ı ncı l ı k yapına larını emretrn iyor; bilakis Ötüken'de oturup arkış ( kerva n ) ve t i rki ş ( kafi l e ) göndermesini ya n i tica ret ile meşg u l o l m a s ı n ı tavsiye ediyor.

- 27 -


TORK

DÜNYASI

ARAŞTIRMALARI

Ağustos

1984

defa söz ediliyor. Bu da Bilge Kağan'ın kağanlık tahtına

oturduğu yılda (716) onlara karşı yaptığı bir sefer ile ilgi­ lidir. Anlaşıldığına göre Oğuz s ava şl arı Kapkan Kağan'ın ,

ölümü ve kağanlık mücadelesi yüzünden Gök Türkler'in zayıf bir duruma düştüğünü sanan Uygur el teberi, tabi­ lik bağını koparmış veya ep e yc e gevşetmiş bu da Bilge · Kağan'ı kendisine karşı sefer yapmaya zorlamıştı. K9,­ ğan Selenge'den aşağı inerek Karağan vadisinde Uygur el teberini yendi. El teber 100 kadar adamı ile . doğuya doğru kaçarken Bilge Kağan d a ele geçirilen yılkı ile <hay­ van sürüsü, bu arada at sürüsü) aç «budun» unu doyuru­

yordu.

46

Uygur el teberi Bilge Kağan'ın ölümünden (734) 8 yil sonra 742 yılında Karluk el teberi ve Basmıl ıduk-kut'u ilo birlikte, siyasi sahnede göründüler. Bunlar Bilge Kağan'ın iki oğlunu bir:biri arkasından öldüren K'u-to YG-Hu <Yabgu) 'yu yendiler. K'u-to Ye-Hu hayatını kaybetti. Bu büyük başarı üzerine (742) Basmıl iduk-kut'u A-şi-na yani Gök Türk hanedamndan olduğu ve herhalde zaferin ka­ zanılmasında mühim bir payı bulunduğu için, kağan ilan edildi. El teberler de yabgu < büyük melik = b üyük kıraD ünvanıarını aldılar. Gök Türkler'e gelince, onlar da başla­ rına yeni bir kağan geçirdiler : Ozmış Kağan C\ıVu�su-ml­ şi) . Fakat Ozmış Kağan çok geçmeden Uygur el teber'inin (müstakbel Köl ·Bilge Ka.ğanl oğlu Moyun Çar �arafından ağır bir bozguna uğratıldı < Koyun y ıl ı = 74 3 ) . Öyleki ta­ lihsiz Ozmış Kağan'm hatunu bile tutsak düştiL 47 Ertesi yıl Basmıllar'ın kağan ilan edilen hükümdan <Hie-Mie-İi ŞD , müttefiklerinin de yardımları ile Ozmış Kağan'ı ye­ . nip öldürdü. Zavallı Ozmış Kağan'ın bahtsız başı Çin'e götürülüp imparator'a takdim edildi (744 y ıl ınd a l . Ozınış Kağan'ın yerini Po-Mey Ti gin aldı ise de ge rçekt e Gök Türk devleU fi-ilen sona ermişti. Aynı yılda müttefiklerin 46

Oğ u z l ar, Ista n b u l , 1 980, s. 553-555.

47

T. Tekin, Taryat kitabesi, yeni bir Uygu.r a n ı t ı , Belleten, XLVI, sa. '1 84, s. 804-805; Şine Usu, G, J. Ramstedt, Zwei Uugurische Rurien i n schr ifren, in der Nord-Mongolei, Journal de lcı societe Finno-Ougrienne, 1913-1918, XXX, 3, s. 14, s at ı r 10 ve deva m ı , transkripsion, s. 15, satır 1 0; ,H.N. Or­ kun, aynı eser, l, s. 164-166.

·.:...;;.. 28 --=-.


FARUK

araları açıldı ve

·

SOMER :

bu;

ESKi TORKLER'DE ŞEHiReiLiK

Basmıl

bozguna uğraması ile

kağanının ağır bir

neticelendi.

Basmıllar'ın

biiyyet altına alındılar. Bu başarı dolayısı

ile

şzkilds

çoğu

ta.

Uygur

81

teberi Köl Bilge unvanı ile kağan ilan edildL Köl BilgB

Han Ötüken'de yurt tuttu. Çünkü burası, Türk Bilge Ka · ğan'ın dediği gibi, «il tutsık yir,, idi. Ertesi yıl (745)

(ülke idare edecek yerJ

Gök Türk Po-Mey Kağan Köl Bilge

Kağan tarafından yenHip öldürüldü.

48

Bütün bu başarı­

lardan Köl Bilge Kağan'ın oğlu Moyun-Çor büyük bir rol oynamıştı. Bundan

sonra ihtiras

yüzünden çıkan düş­

manlık sebebi ile Karluklar da On Oklar'a yani Batı Türk­ leri'ne sığınmak zorunda bırakılarak sağlamlaştınldı nt yılı 747)

=

Uygur hakimiyeti

74<3-74 7) . Ertesi yıl (Koyun yılı

Uygur devletinin kurucusu

Köl

==

Bilge Kağan vefat

etti; yerine oğlu Moyun-Çor geçti. O, yeni mevkiine uygun olarak,

Türk geleneğine

Bilge Kağan, eşi de

İl

göre,

Tengride

Bolmış

İl

itmiş

İl

Bilge

Bilge Hatun ün vanlarını aldılar.

Etmiş'in, kağan · olduğunu

anlatırken eşinin

de

Hatun ünvanını aldığını yazdı rması dikkate şayandır.

4S

B i lge

eser, 4; C. lümü

49

49

· ö l ü m ü nden bu

za mana gel i nteye kadar .·.cerey a n eden bi lg i l e ı· : Liu ma-tsa i, ayn ı . s. 229-231 ( ay r ı c a d izinde i l g i l i madd elere d e bk ) ; J u l ien, ayh ı Pec em b r<;! 1 964, s. 472-475.: Ch3va n n e s , aynı eser, s. 85-86 ha şiye Msckerras, The U ig,hur e m p i r e , Co!ombia S.C. , 1973, metinler bö · s. 54-55. Ka ğ a n ' ı n

hadiseler eser,

İl

hakk ında

Çin

kay n a k l a r ı ndaki

Ta ryat kitabesi, s. 806. il Teriş Kağan'ın ha n ı m ı n ı n ünvanımn da il B i l · ge Hatun olduğ u n u b i l iyoruz. Bu misaller i l e « i l .Bilge» nin kağanlar' ı n h a n ı m i a r ı n a veri len bir ü n v a n olduğu belki düşün ü l �bil ir. Türkler'in iç­ timal ve siyasi hayatta kadınlara mühim b i r yer verdikleri b i l inen bir · . gerçektir. İslamiyetten �ori ra da bu tela.kkr ·devam etmiş, siyasi . iş.lerde zevcesi sullana vekillik · eden, o ğ l u için elçif-ik vazifelerini yerine g eti ­ r e n , hatta h ü k ü m da r l ık yapan birçok ka d ı n l a r · görülm üştür. A l t ı � Ordu hükümda rı Özbek Ha n bir ·bayram günü her taraftan g e l m iş olan bey­ IBr. d i n a d a mla r ı i l e birl ikte• büyü k . otağ ı n da . oturu rken hatun 'u ri ot3ğ ı n . önüne g e ld i ğ i n i g ö r ü nce yerinden ka1 k ı p h at u n u otağ ı n . kap ı s ı nda k a r ­ şrlamış ve elinden tutarak tahtına oturtmuştu. Ü n l ü Tanea l ı seyya:h ibn Battuta, derin bir hayret duyarak bu sahneyi anlatmaktadır (Rihle, Ka­ bire, 1 386, s. 2 1 3 }. · Hülasa Türkler Orta ve Yak ı n Doğu İslam alem ine kadınlara içtimal ve siyasi hayatta değer ve yer vereti ' telakkiterini ge­ tirmiş ler ve bunu yüzy ı l l a r boyunca tatbik etmişlerdir. Bu, Türkler'i di­ ğer M üslüman kav i m l erden ayıra n baŞlıca husLisiyetl erden biri cılmuş�ur .

-- 29 -


TÜRK

İl

DÜNYASI

ARAŞTIRMALARI

1984

Ağustos

i tmiş Bilge Kağan hükümdarlığının ilk zamanların·

da Tay Bilge Tutuk'un muhalefeti ile karşılaştı. Tay BilgB

mevki !

Tutu·k, ünvan veya ünvanıarının gösterdiği gibi, yüksek bir şahsiyet idi. Hatta. aşınmış

harfler isabetli

okuna:bildi ise, Köl Bilge Kağan ona en büyük ünvan veya en büyüklerinden biri olan yabgu ünvanını tsvcih etmişti. 50 Bu sebeblerden dolayı onun han6dana mensup

bulunması muhtemeldir.

Anlaşıldığına

göre Tay Bilge

Tutuk, bir boy' eksik, bütün Oğuzlar ile <Sekiz Oğuz) To­ kuz Tatarlar'a dayanıyordu. Fakat Kağan giriştiği �.skeri düşmanlarını ve bu arada Çikler'i de 750) . Bu başanlaT üzerine

besini yazdırdı

bu yıl

kitabe =

751)

İl

52

Dlğsr

51

harekat ile Tay Bilge'nin muhalefetini yok etti.

yendi <Pars yılı

itmiş Bilge Kağan =

<aynı yılda yani Pars yılı

750) .

ilk s:r

=

kita­ Fakat

henüz bulunmamıştır. Ertesi yıl (Tabışgan Ötüken yöresinde lduk Baş'ın batısında, «Ya­

baş, Tokuş beltirinde» ikinci kitabesini diktirdi. Bu, ilim aleminde Taryat CTerhin>

adıyle anılan

k itabedir

.

54

50

«Tay Bi lge Tutıkığ yabğu atadı , Anda kisre Kangım Kağan uçdP> (Ş ine Usu, Ramstedt, s. 16, sa t ır 5, transkr ipsion s. 17, satır 5; Orkun, s. 167, satır 1 7-18) . Metinlerde aşınmış harfler gösterilmiştir.

51

Şine Usu, Rarnstedt, s. 1 7-21 ; Orkun, s. 166-170.

52 53'

Bu kavmin adı ilk defa Uygur Tenri'de Bolmış il itmiş Bilge Kağan'ın

kitabelerinde geçiyor.

Aynı kitllbe, Ramstedt, s. 22, satır 8-1 1 , transkripsion, s. 23, satır Orkun, s. 1 71 , satır 15 kitabenin

1-5;

(08) ; T. Tekin, aynı makale, s. 798-799. Tekin

Ötüken yöresinde

dikildiğini

söy l üyor.

Fakat kendisini

tasdi­

ke cesaret edemiyorum. 54

Şine Usu, Ramstedi, s. 22, satır 4-8, iranskripsion s. 23, satır 5-10; Or­

kun, s. 1 7 1 , satır 1 6, transkripsion s. 173, satır 1 5, Taıyat ki!iıbesinde : « . . . . . . ötüg (e) n k (i)d(i)n uçınta T (e ) z b (a) şınta örg ( i ) n [ (a) nta ( e) t ( i ) td ( i ) m

çıt)

(a) nta y (a) r (a) t ( ı ) tdım

b (a ) rs yılqa yıl (a ) n

yılqa

(e ) k i yri y (a ) yl (a) d ( ı') m ulu yıl ıqa ötük (e) n ortusında (a ) s öng ( ü ) z b (a ) ş (a) y 1 (a ) d ( ı ) m örgin burrta y (.a) t (ıl) d ( ı ) m çıt bunta toq ( ı ) td ( ı ) m bıng yıl ( 1 ) ıq tüm :künl (i) k· b ( i ) ! ( i ) g ( i ) m (i) n b (e)Jgüm ( i ) n burıta y

q ( a ) n ıduq b (a ) ş kid ( i ) n i nte y (a) r

(e) n

( a ) sı t (a ) şqa y

(a )

metinler s. 825, satır

r (a)

t ( ıt) d ( ı } m» sözleri geÇiyor

6, s. 828, satır

(Tekin, asıl

1 -5, transkripsiem, s. 806, tercüme

s. 809) . Görüldüğü üzere Kağan Pars yılında ve Yılan yılında iki yıl adı geçen

yerde yayladığını ve Ejderha

(Ulu)

-- 30 -

y ı l ında

da

kitabesini yassı


FARUK SOMER :

ESKI · TORKLER'DE ŞEHIReiLIK

sürdüren İl

Başarılarını

itmiş Bilge Kağan Basmıllar�ı

gösteremiyec\�k

siya,si hayatta, asırlar boyunca varlık

bir

duruma düşürdü. Karluklar'ın çoğunu batıya, On Oklar'ın

Tokuz Ta­

ülkesine göç etmeye mecbur bıraktı; Oğuzlar'ı,

tarlar'ı ve Çikleri de kesin bir şekilde tabi kıldı. 55 Artık kendisine gerek içte, gerek dışta muhalefet ve mukav�­

met

edecek bir düşman kalmamıştı.

«Tabagaç Kağan"

yani Çin imparatoru ile dostça münasebetler kurdu. Çı­ kan isyanın bastınlmasında imparatora yardımda bulun­ du. Onun kızı ile evlenerek şerefiendi ve aynı zamanda kudretini tanıtmış oldu.

56

Bundan sonra en büyük eseri

üz e r i n e yazd r rd rğ r n r söy l üyor. Bu hususlardan dolayı k ; tabenin Ej·

taş

derha

y ı l ı n da

vazdırıldrğr

ve 7 5 3 y ı l ı n d a

tamamla ndığı

m ı�t r r ( Tek i n , s. 798, 800) . B i z im görüşüm i..i? ise şud,J r : k i tab e « Tab rşga n »

kanaa l ına

varıl­

( :> Tavşan :::: 751 ) y ı ­ Çü nk\j : 1 - Ş i n e Usu k i tabesi:, d e a d ı geçeıı -y ı l da yaz d r r r l d r ğ r bildirilir. 2 - B a rs C> P a r s ) \" l r n d a n so n ra , b i l i n d i ğ i g ibi, Y ı lan y ı l ı değ i l , Ta · b ı şg a n ( ;:,. Tav ş a n ) yılı g e l i r . YIIan y ı l ı , yine m a l u m olduğu üte<e, Ulu ( L l u = Ejderh a ) y ı l ından son ra gelen y ı l ı n ad ıdır, ya n i : Bars y ı l ı , Ta­ l ı nda d i kti r i l m işti r .

brşgan yılı, Ulu ( Lu ) y ı ! ı , Yılan y ı l ı . » <<iki yıl yay ' a d ı m » cüml esi i le -bir izah yok ise- asr lda yani tabii olarak, mantıken, üst üste gelen y a n i birbir i'"li t a k i p eden yıl lar kasdedilir. Metnin söz konusu olan mının sözü

muhtevası,

bunu

si:Y\tlediğini,

yani

« iki

yıl

k ıs­

yaylad ı m •

i ' e birbirini takip eden veya y a n y a n a b u l u n a n Bars v e Tabışgan

y ı l la r ı n ı rine

Kağa n ı n

ifade ettiğini açıkça gösteriyor. Bunlara

yanl ışi ıkla

Y ılan

yılı

yazılmıştır.

bize göre, bir zühOJ söz

konusudur.

«Ulu Ya ni

göre Tabışgan y ı l ı V'=·

yılkaıo •ol

ge!ince,

burada

y ı l k a » yerine Ulu

da, y ı lka

yaz ı ! m :ş veya -belki- okunmuştur. Taryat kitabesinin tarihi ve kavmi mesi

ile iigi l i

b3Zı

dindeyiz. 55

.

görüşlerimizi

meseleler bakımlardan

bir

«Çik budunka tutuk birtim. lşbaras

maka le

::leğe�lendiril­

halinde yayı m l a mek

tarkat anta an Ç u la d r m ı>

=

Ç i k kav­

mine tutuk verdim

işba ralar

s. 26 , sa­ tır 2-4, transkripsion s. 27, satır 2-4; Or-kun , s. 175, sat ı r 6-7, t r a n s kr i p ­

sion s. 1 74) . Diğer

hadiseler için, aynı ki tabeye bk. Ramstedt s. 26-37;

Orkun s. 174-180.

56

tarka n l a r tayin ettim

ü nı i ­

(Ramsted,

54-67. A d ı Ni ngi-Kuo o l a n bu pı·enses de, se­ gibi, bozkıriara a ğ l ayarak gitti. kend isi n i uğu rlayan baba s ı ' i m pa ratora medeni bir

Mackerras, ayn ı . ese�. s.

lef

ve ha le fi er i

Bununla

olar\ Çin kızlarının çoğu

beraber

ve medeni b i r ·· hr§neda rı m kızı sıfatı i l e : <<devlet i m i z c i d d i 5 1 • · :kıntrlar iç in de d i r . Bu yüzdei-(.' ctl'sem bile g i ttiğ!me pişm'an olmayaca·· ğ r m • demiş ve b u sözler babas ı n ı ağlatm r�tr I M a ckerr·a s ,: " s.. 62. 63) ·

kavm in

- 3r ......


TORK

DONYASI

·

ARAŞTIRMALARI

olan Ordu Balık şehrini kurdurdu,

gurlar'ın du� 158 İl

Ağustos 57

Erte.si

1 984

yıl

( 758)

Uv­

Q.u en büyük .hükümdan hayata g3zlerini yu; ,-,­

itmiş Bilge

Kağan'ın

siyasi ve

sahip bir hükümdar olduğunda şüphe

askeri

meziyGtlero

yoktur.

59

Ancak

onun en belirgin olan vasfı inkilapçı bir d üşüncsyo sahip

olmasıd ır. O kitabaler yazdırarak, şehir kurarak m:;deni

gel işriıeye karşı olan sevgisini ve ona büyük bir ehemmi­

yet ve rdiğin i

açıkça göstermiştir.

Kitabel::rinde

anlattığı

hadiselerin vukuunda sadece yıl, ay d e ğil gün ve hatta. günün kısımlarını zikretmesi, yani zaman

fa.ktörüne

h.;w-

Kağa :ı ' ı n otağı, k a la b a ! ı k . kı/ık k: yafeti düzgün rnuiı�:-ız k u vve t i ( b: nga ) · ve d :ğer her şeyi i l e rnuht<;şem ve ha·y ra n l ık uyand :r ıcı b;; görünü�te i d i . Ka ğan ko yu s a r ı renkte bir elbise gitmişti; başında da barbarların ( Suğda klar'ı n ? ) börkü bu l u n u y ordu . Kağan elçinin getirdiği pek değe rli a rmağan ları ota ğırıda bulunan beyl erine dağ ıtt ı . Türk hanları n ı n crdu­ l a rında bu, her zanı a n görü! üyor d u . Bu kavimde hanlık ve beylik. an, cak vermekle sürdürüiebi Pyord u . Ç ! n l i prc.nses de ertesi gün· btv:ı ( h"­ tun) ün va n ı . i le şerefle n d i r i l m iş, gel ini ve armağanları g e t ire n Çini' prense d e kağan SOO at. sc:mur kü rkler, yün · kumaşlar veya: keçe yay­ gı la·r (tieh == white cotton. 1 00 aded) vermişti (ayn ı eser, gösterilen yerler) .

57

«Suğdak Tabgaçka Selenge'de bay ba lık yapıtı birti m = S u § d a k ve Çirı­ li !er'e Se!enge kıyıs ında zengin bir şehir yaptırdım.» (Ramstedt, s. 34 satır 1 3, transkripsion s. 35, sayfa 1 4- 1 5; Orkun, s. 1 81 , satır 1 9-20, transkripsion s. 181 ) . Fakat burada da bir zuhOI v ar. Filhakika şehi: Se:enge kıyıs;nd3 d eği i yu!:.2rı Orhun ( L Orkun) kı yısında kurulmuş­ tu ( a ş a ğ ı ya bk} . Mackerras'ın sandığı g i bi (s. 1 3) il itmiş Bilge Kağan i ki şehir inşa ettirmemiştir. B u hususta hiç bir del ile sahi p değiliz. Mac­ kerras'ın kitabındaki Çin kaynaklarından nakledi len Uygurlar:a dair ha­ berier a rasında, Kağa n ' ı n bir şehir yaptırdığ ı . i le i l g i l i b i lgi y e rastgeii­ nem iyor. Şehrin Ta k ı g u ( .:,. Tavuk) y ı l ı n d a (757) in§a e t t i iiim i ş o l nı a s ı muh t emeldir. Ç ü n k ü ş e h ri n y a pt ı n l d ı ğ ı haberi, Takı g u , yi l ı n ı n zikrinden · son raki yı;;di nci c üm l ede ge ç iyor.

58

Kağa n ' ı n , ölüm ünden bir y ı l önce ( 758 ) , 50.000 ki ş i l i k bir :Kırg ız or­ d u s u n u · rna hvettiği haberi gelmişti {aynı es e r , s. 66, 67) . Şine · Usu'da K ı rg ızlar ile mücadele edi/diğine dair bazı ibareler va r ise de, kitabenin bu kısmı. �a ı:ıek . a�ınmış oıduğundanJ. bunlardan bir fi kre varı lamıyor. Hakiki tarih vesikaları oia n if i tm iş Bilge Kağan'ın h e-� iki kit§ b esinin · yer ye r gen i ş ölçüde tah�ibata u � r .;nıasına n � kadar t� e ;sü f edil se yeridir .

:

59

Çin

Kağan'ın hareket ve faa l iyetlerinde se r t . ve ç a b u k , o r d u sevk v e ida resinde de. nıahir b i r k,uma ndan olduğu ifad.e. eclj l i r ( Mackerras, s . 55 ) . kayna k l a r ı nda

- 32 ..,..,..


FARUK

SÜMER :

ESKi TO R KLE R ' DE

ŞEHIRCILIK

ret edilecek derecede titizlikle riayet · göstermesi, «Dcğu Türkleri'nin idareci zümresi tarihi kronoloj i şuurunu idrak edecek bir merhaleye ulaşmışlardır·, hükmünü verdirmiEr

tir. 60 Birçok Gök Türk hükümdarlarının şehirler kurma:yı düşünmüş olmaları onun bu işe girişmasinde herhalde bir

amil

teşkil etmi ştir. Ögedey Kagan devrinde de ( 1229 1241) İl itmiş Kağan'ın şehrine yakın bir yerde Kara. Ku­

rum şehri kurulmuştu. Bu şehrin kurulmasında o

zaman

bir yıkıntı halinde bulunan İl itmiş Kağan'ın şehrinin tes.iri altında kahnmış olması mümkündür. Hatta, Kara Kurı1m'• un da adı, kurulduğu esnada, İl itmiş Kağan'ın şehrininki

gibi, Ordu Balık

(>

Balığ) idi.

Fakat som·a kurulduğu

yerin türkçe adı ile anılmıştır. 61 Hülasa Tengride Bolmıc; İl İtmiş Bilge Kağan Türkler'in ilk şehir k;uran hüküm­

dandır . Türk tarihinde

de

böyle anılacaktır. Ordu B�lık'ın

kurulması aynı zamanda Türk içtimai ve kültür tı;ırihi ba­ kımından mtihim bir hadisedir, büyük bir inkilaptır.

Tengri de BJlımş İl

oğlu · geçti. Bu, Bögü

itmiş

Bilga

< Mou-yül

Kağan'm

yerine ikinci

Kağan unvanı

ile anıldı.

Bögü Kağan da muktedir bir Jı:ükümdardı. Çin'de çıkan i:syanın bastırılmasında mühim bir rol oynadı. Askerleri bcıl «doyumluk, elde ettikleri gibi, kendisi de imparator­ dan değeri çok yüksek hediyeler aldı. Bögü Kağan 762-763 yıllarmda söz konusu ayaklanmanın bMiınlması . . ıçin Çin'de bulunduğu esnada �..fani dinine mensup Suğdak­

lar ile karşılaştı. Onlann telkinleri sonucunda Mani dinini kabul etti.

Böylece Türkler'in mühim bir kolu

ilk defa

olarak Orta Asya'da yabancı bir dine girmiş, Mani dini

Ş

de ilk ve son defa olarak bir devlet dini olmu tu.

6!! fil ·

62

Bazin, aynı

eser,

s.

62

284.

Cuveyni, 1, s. 1 92; Reşldedd!n, l i - 1 , s. 141 . 143- 1 4-S. Kurum · eski Türk· çede büyGic ve ka i m kaya demekt:ı- ( Kaşgarl ı , tercüme !, s. 398", l l l ,

' · i 0.5; Clduson,

s.

660) .

Mackerras, aynı eser, s. 68-89. Bög ü Kc:!;ıan, Çin kaynaklarına göre, hizmetindeki Suğ daklar';;ı teşviki ;ı e Çi :ı'i istila etmeye ha z ır i and ığı es­ nada ranedandan beylerbeyisi Tun t-.'lo-ho Ta-kan ( L Ta rkan ) tarafın­ dan öldürüimüştür (779 y ı l ında ) . Yine aynı kaynaklara göre bunun sebebi Bögü Kağan'ın, Tar:< an'ın Çln'i istila emernesi tavsiyesini dinle· memesidir (gösıerilen yer) . Bi l indiği üzere Uygurlar'ın Bögü Kağan'ın


TORK

h İtmiş

DÜNYASI

ARAŞTIRMALARI

�ğustos

1984

Bilge Kağan'ın Ordu Balık şehrine gelince,

bu şehir 47- 48 kuzey arz ve 101-102 doğu tul dereceleri arasında, yukan Orhun ırmağının sol kıyısında, Ugeynor <göl) 'un güney doğusundaki Ta.talhayn bozkınnda kür!ıl­ muştu.

ı;:;;

Bu bozkır ağacı pek o kadar yok, fakat otu ve

ycşilliği çok geniş bir yazı yani düzlük idi. Ordu Balık'ın sol tarafında da bir çay yer alıyor ve bu ça.y <şimdiki adı

Cirınantay) yukanda Orhun ırınağına ulaşıyor. Köl Tiğin ve Bilge Kağan 'ın abideleri Ordu Balık'ın az kuzey doğu­ sunda, Koşaçaydam gölünün çevresinde ğollar'ın Kara Kurum'u,

görülüyor. Mo­

Ordu Balık'ın güneyinde olup

aralarında aşağı yukarı 40 kilometrelik bir mesafe bulu­ nuyor.

Ordu Balık hakkında 64 Uygurlar'ı n yakın komşuları Çinliler değil, Müslümanlar bilgiler vermişlerdir. Gerçek· ten Temim b. Bahr adlı Müslüman gönüllü bir mücahid Ordu Balık'ı ziyaret etmiŞ <bu ziyaretin 821 yılında veya daha önce yapıldığı sanılıyor) , seyahat ve ziyareti ile ilgili Obn Khurdadbih, Qudama

müşalıadeleri coğrafyacılann

ve İbnu'l-Fakih, Yakut) eserlerinde bize kadar gelmiştir. Temim bu seyahat ve ziyareti hakkında bize şu bilgileri veriyor.

şahsiyeti etrafında m ey d a n a getirilmiş

bi r desta nları vardır. Bu destan­ da da Ordu Bal ık'ın Bögü Kağan tarafından kur u lduğu söylenir (Cu­ veyni,

1, s. 42) . Aynı m üel l if Bögü Kağan'ııı {onda Buku Han) Af­

rasiyab olduğ u n un söy len d i ğ i n i de bildirir (s. 40) .

&3

Mi norsky, Şine Usu'daki bir ifadeye dayanarak şehrin Orkun ile Ba l ı k ­ ileri sürmüştü (Tamlm ibn Bahr's Journey to the Uyghurs, Bulleten of the Sdhool of Oriental and African studie s, 1948, XII, s. 295) . Filhakika Şlne Usu'da ii Itmiş Bilge Kağan şöyle söylüyor ; «anda yana tüşip Orkun Ba l ı klığ beltirinte el örginin anda örgipen itildim, i! ebi n . . . . . . . . . aşınma) = Orada yine dinlenip Orhun ile Balrklığ'ın kavuştuğu yerde ülke tahtmı kurduttım ülke evi­ ni . . . . . . . . . :·> (Ramstedt, s. 30, satır 2-3; Orkun s. 179, sa t ır 2-3} . l ı ğ'ın kavuştuğu yerde kurulduğunu

G-!<

Ordu aslında hanları!1 karargahı manasına geliyordu. Sonra onların otur� duğu şehir mana sını da taş:dı. Hatta saray manasma da geldi. Ord u Türkiye'de gelişerek · bugünkü ma n a s ı n ı kazandı. Ordu'nun mana bakı­ mından geçirdiği saf'halar için Cla uson'a bk. (s. 203) . Buna göre Ordu Ba l ı k k a ğa n ı n ikametgalı ı n ı n , sarayının bulundu ğu şehir, kısaca kağanın

oturduğu şehir demek oluyor.

- 34 -


FARUK S ÜMER

:

ESKI · TÜRKlER'DE ŞEHiRCiLIK

Toğuz Guzzlar'm:

«Temim. b. Bahr el-Mu.ttavi'i diyorki

(yani Uygurlar'ın)

onların ülkesinde

Teminl. · Toğuz

65

ülkB si çok �oğuktur. Bundan dolayı

ancal-e yılın altı

ayında

Guzz ülkesinde hakanın

do1aşılabilir.»

g ö nderd iği ulak

atları ile seyahat etti. 65 Temim, sür'a>tli ve aynı zamanda zahmetli bir yolculuk yaparak bir gündüz ve gecede üç

konaklık mesafe alıyordu. Böylece sadece pınarlar ve ot­ laklar · bulunan bir bozkırda yirmi gün seyahat etti. Bu bozkırda ne bir köy ne bi r şehir olup konakcılardan baş­

ka kimse

görülmüyordu. Bunlar da çadırlarda yaşıyor­

lardı. Bu sebeble Temim ulaklar gibi yanma yirmi gün­

lük azık almıştı. Çünkü o, bu ülkenin durumunu yakın­ dan tanıyor, bezkırlarda yirm.i gün süren yolculukta pı­ narlardan ve otlaklardan başka bir şey olma.dığını bili­ yordu.

Bundan sonra bir b i rin G

yakın

köylerin

bulun­

duğu ve çok marnur olan bir bölgeye g eldi . Temim'in marnur böl ged e ki seyahatı rh yirmi gün · s ürdü . Bu böl�

genin halkının hepsi veya çoğunu Türkler teşkil ediyor­

tapan

du. Onlar ar as ınd a ateşe

i\1ecusileri ve Maniheist­

leri yani Zındıklan gören Tem!m, yirmi günün bitimin­ den sonra hakan'ın şehrin·::ı vardı. Jvfü slüman se-y-yahı bu ­ şehrin büyük ve muhkem

Ç'3vrUrrüş

surlar1a

old uğu nu ,

çevresinde şenlikli kasabalann ve bir birine biti ş ik köy� ­

lerin bulunduğunu gördü.

Şehı·in on

iki adet m uaz zam

demir kapıları olduğunu söyleyen Tem1m, orada kalaba-

·

·

lık ve yoğun bir halkın yaşadığını, çarşılarının ve ticarG­

tin çok h areke tl i olduğ"Unu da h.ayd ediyor ve

halkın çoğu Zındıkdır,

diyor. Temim,

(bir fersah 5,5 - 6 km.dir)

kala hakanın sarayının damı

üzerinde . yüz kişilik altından bir Temim diyor ki, «Toğuz ss

<< Şehird eki

şehre beş fersah

Guzz

islam mü el! ifieri, görOidüğü gib:,

çadır görmüştü. Yine

Hakanı Çin . hükümdarınm

Uyg:._;r!ar'a Toğuz G u zz (ToKuz OC)uz)

diyorlard ı . Ancak Xl. yi.izyı !da on lann eserlerinde Toğuz Guzz'un .Ye· rini·. Uygur alm ıştır

(bu

h u s u s ta

F. Sii nıer, Oğuzl.:ır, · 23-24, 550-555; ay- ·

nı müel! if, Tc•kuz-Oğuz!ar, is15m Ans:klopedisi, cüz 1 25, s. 420-427 ) . 66

Gök Türkler'in

posta

teşki larına

bazi kayitfar görü!üyor. <f Ufuk, : :g :P baz!

sahip

eşkin,

deyimlerdir.

�-

�id ukiarr

üzerinde . byıiaklçırda ,

· eşkinçi, y•;dk!rP> posta

35 -

teşkiJ.8tr

ile


TORK

DONYASI

ARAŞTIRMALARI

1984

Ağustos

hısımıdır ve Çin hükümdan her yıl ona {yani Uygur ha­ kanına) beş yiiz bin parça ipekli gönderir.>>

67

Temim'in Müslümanlar'ın Toğuz Guzz adıyla tanıdık­ lan Uygurlar'a dair verdiği haberlerin en mühimleri bun­ lardır: Bu haberler, eski Türkler'in yerleşik ve şehir ha­ yatına dair en değerli bilgileri teşkil ederler. Görmüş

olduğumuz gibi,

Müslüman

seyyahı, sadece

su ve ot bulunabilen bir bozkın 20 günde geçtikten sonra meskCın ve marnur bir bölgeye . ulaşmıştır. Bu bölgede bir birine yakın köyler ve mur bölgenin

ekili arazi görülüıyordu. Bu ma­

halkının hepsi

veya pek çoğu Türk idi.

Temim bu yerleşik şenlikli bölgeyi de yirmi günde geçebil­ miştir. Marnur bölgedeki seyahatin yirmi nün ifade edilmesinde

mübalağ·a

gün

sürdüğü­

payının oldukça fazla

olduğu, talbii, ileri sürülebilir. Fakat bu husus ne olursa olsun Temim'in sözleri, bize göre, Uygur ülkesinin olduk­ ça geniş bir kısmında kalabalık sayıda yerleşik Türkler'in yaşamakta olduklarında

şüphe bırakmaz. Yine Temim,

hakan'ın şehrinin çevre ve dolaylarında yoğun sayıda ka­ saba ve köylerin bulunduğunu bildiriyor. Hakan'ın şeh­ rine gelince,

burası

on iki muazzam demir kapılı, pek çok

çarşı ve pazarları olan büyük, kalabalık ve hareketli bir 68

şehir idi.

Anlaşıldığına · göre Uygur ülkesinden başka,

Ordu Balık'a Çin'den ve İslam dünyasından ticaret kafi­ leleri

geliyor.

Müslüman

Gelen

taeider mal satıp,

. tüccarın aldığı

mal

alıyorlardı.

malların başında,

ipekli mamUller · ile değerli kürkler geliyordu.

şüphesiz Çoğu ço­

cuk yaşta genç oğlan ve kızlar da satın alınıyordu. Türk ülkelerinde kışın sık sık görülen korkunç açlık ve savaş­ lar dolayısı ile kolayca genç çocuklan satın alınaJ{, hemen her zaman, mümkün olabiliyordu. Uygur hakanının sarayının altından bir çadırın

damında

yüz;

bulunduğu hakkındaki

sözleri Çin kaynaklarınca da teyid ediliyor. 67

68

69

Minorsky, adı

69

kişi

alan

Temim'in Şüphesiz,

g eçen makale, s. 275-305. metin s. 279, ing i l izce tercüme. s. 283. metin s. 279, i n g i l izce tercüme. s. 283, 300; s. 182, haş iye 296.

Aynı makale, arabça Minorsky, kerras,

arabça

aynı eser,

- 36 -

Mac

·


FARUK SOMER :

ESKI TÜRKLER'DE ŞEHIRCILIK

hakan yazın seriniemek gayesi ile bu çadın sarayınm da..: m\na kurdurmuştu. Ancak beş fersahlık yerden görüldü,. ğü; sözleri, şüphesiz mübalağalı sayılabilir. Yapilan araştır­ :m.fıda şehrin kuzey kesiminde bulunan sarayın 150 X 200

metrelik bir saohayı kapladığı tesbit edilmiştir. Şehre ge-; lince, bunun da 7 X 2,5 kilometrelik bir yerl işgal ettiği ve kapılarının ondan fazla olduğu anlaşılmıştır. 70

Temim, Toğuz Guzz hakanına şehrin yakınındaki or­ duğahında rastgelmişti. Otağı kuşatmış olan muhafızıar­ dan başka Hakan'ın on ikibin askeri olduğunu Müslü­ man seyyahı tahmin etmiştir. Fazla olarak Temim haka­ nın on yedi beyi olduğunu ve bunlardan her birinin do on yedi bin askere sahib bulunduğunu

haber veriyor;

Bundan başka Müslüman seyyahı iki bey arasındaki

ıiız­

s�ede çadıi'lı askeri karakollar görmüştü. Bunlar ordu­ gahı bir daire şeklinde çevirmişlerdi. Bu dairede otağa doğru açılan dört aralık vardı. .

Gerek bakanın, gerele

beylerin hayvanlan dılirenin içindeki çayırlıkda yayılıyor­ lardı. Bunlardan hiç biri de dairenin dışına çıkamıyordu. Müslüman seyyahın

hakanın

hassa

ordusu

ile beyleri­

nin askerlerinin sayısı hakkında verdiği rakamlar, her-; halde, mübalağalıdır. Fakat bunlar Uygur hükümdarlan� nın kalabalık ve aynı zamanda iyi teşkilatlandırılmış ve· donatılmış ordulara sahib olduklannı, karargahlarının da bir hükümdam yaraşacak derecede süslü,

debdebeli

ye

ihtişam verici olduklan hakkında diğer kaynaklardan el­

de edilen bilgileri doğrulamaktadır. Fakat kuvvetli Uygur devleti IX. yüzyılın ilk çeyreğinde Bilhassa 839 yılındaki korkunç

zayıflamaya başladı.

soğuklar, onun getirdiği

kıtlık, açlık ve öldürücü salgın hastalıklar Uygurlar'ı daha da zayıf bir duruma düşürdü. Kuzeyde,

Sibirya'nın . or­

manlık bölgesine bitişik bozkırlarda yaşayan, en ve tehlikeli düşman

Kırgızlar

<Kırkız)

fırs�tı

büyült

ganimet

bilerek Uygur ülkesine yürüdüler. Kırgızlar son Uygur kağanını öldürdüler; Ordu Balık'ı yakıb yıktılar. Uygur­ lar öldürülmernek 70

veya tutsak

düşmernek için kümeler

W Radloff. Atlas der Altertümer der Mongolei, Petersburg, 1892, "Lev­ ha XXXVI, XXVII; Minorsky, aynı makale, s. 295,

-- 37 -


TORK

DÜNYASI

ARAŞTIRMALARI

Ağustos

1 984

halinde yurdlarmı terk ettiler. Böylece eski Türl{ yurdun­

daki son kuvvetli Türk siyasi te ş ekkül ü olan Uygur dGv­

löti de felaketli bir şekilde sona erdi

(840) . Uygurlar'ın

Çoğu, Beş Balık-Koço bölges i nd e toplanıp

orada yeni bir

devleıt kurdular. Bu Uygur d e vl eti de bilhassa ilk asırlar­

da oldukça kuvvetli idi . Fakat sonral a rı bu lmvv e ti ni sür­

dürerri.edi. Son Uygur hükümdarlarının İdi Kut

lmt)

( L Iduk­

gibi müteva zı bir ünvan taş ım al arı , her hakkı bu

husus ile ilgili olmalıdır.

71

Uygurlar'ın Beş Balık-Koçu

bölgesinde, daha zi yad e

veya kısmen yerleşik bir topluluk ş ekl inde yaşadıkları gö­

rülüyor. Bunda Orhun bölgesindeki oturak Uygurlar'dan

pe k veya en mühim bir kısmın Beş Balık-Koço bölgesine yani :Ooğu Türkistan'a göç etmiş ohııalarının şüphesiz mü

him bir rolu olmalıdır. Sibirya 'daki geniş orman kuşağının bitlşiğindeki boz­

kırlarda

yaşadığını söylediğimiz

Kırgızlar, diğer Türk olduk ça geri ka lmış bir toplul uk idiler. Bu sebeble Orhun bölgesindeki Ordu Balık ile diğer meskun yerleri yakıp yıkarak bu ülkedeki siyasi içtlmai ve kültür bakımlarından gel i ş m i ş olan yer­ Ieç.ik hayatı yok ettiler. 72 Manevi kültür de ortadan kalktı Kırgızlar Orhun b ölge s i nde 80 yıl kadar kaldıkları halde «kağan» ünvanını taşıyan hükümdarlarından hiç . birine ait bir kiUtbe elde e dilm e m i ştir. En sonunda, 924 yılmda Moğ ol soyundan Kıtaylar Kırgızlaı·'ı Orhun bölgesinden çıkararak onları eski yurdlarına kovd ular. Böylece, daha Önce de belirtildiği gibi, tarihi en eski Türk yurdu olan Jkavimlerine nazaran

medeniyetçe

'i'ı

J. R. Hamilton, les Ou"lghours al'epoque des ci n q dynasties, Par<s, 1955, s. 1 - 1 1 ; Mackerras, ay nı eser, s. 124, 1 25.

72

Müverrih Cuveyn\' X I I I . yüzy ı l ı n ortaları nda i ra n'daki Moğo!lar'ı;ı hizme­ tinde yüksek bir m ü lki mem u r olan babası ile Ögedey Kaa n'ı n ka�ına gittiklerinde Ordu Balık'ın (onda Ordu Ballğj enkazıri ı görmüş1ü. O bun u n l a i l g i l i" olarak şunla r ı yazıyor : «Orkun ırmağı n ı n kıyı sında ' bir şehir ve saray hara besi va rd ı r . Bunun adı Ordu Balığ'dır. Şimdi mavO

·

Ba lığ

(Fena Şehir) deniiiyor. Saray harabesin in dı şında kapı n ı n karş ı ­ sı nda kakma yazılı taşlar (serili} du rmaktadır. B i z bunları görd ük. Kaan'ın ( Ögedey) devrinde taşların- aitları n ı açtılar. Bir kuyu bulundu. Kuyunun içinden yazılı büyük bir taş levha çıktı. Bunu orada bulu-

- 38 -


FARUK SOMER :

ESKi TORI<LER'DE ŞEHIRCiLIK

Orhun bölgesi Moğol soyunun eline geçti . Şimdi d3 bu eski Türk yurdu, Moğolistan'ın bir parçasıdır ve orada Türk soyundan kayda değer bir topluluk yaşamamakta� dır . Eserini lX. yüzyılda yazmış olan İ slam coğrafyacılar­ dan İbn Khurdadbih, Türk dünyasını teşkil eden toplu­ lukların Oğuz, Karluk, Kıpçak, Kimek, Kalaç, Edzgiş, Kır­ gız ve Toğuz Guzzlar idiğini söyledikten sonra Türkler'in on altı şehirleri olduğunu yazıyor. Faka't İbn Khurdahbih Türkler'in bu on altı şehrinin adlarını vermiyor. 73' Ancak adı geçen müellifin bu sözlerinden Türk alemindG şehir hayatının geniş ölçüde bir gelişme gösterdiği şüphesiz, anlaşılabilir. X. yüzyılın birinci yarısında yukarıda adı geçen Türk kavimlerinden Kırgızlar (Kırlnz) , Kimekler ile onların bir kolu olan Kıpçaklar müstesna olmak üzere, diğerleri şe­ hirlere sahib bulunuyorlardı. 74 Şehirlere sahib olan Türk n a n l a rdan kim�e ok u yama d ı . Hıta,y'dan g e len bi r z ü m re bu yazıyı b: l­ i i n de n o ta�d a ki yaz ı y ı oku d u l a r » ( 1 , s. 40, i ng i l izce tercüme J .A . Bo y l e, "(;he H istoı·y of the Wor l d -Co nq ueror, Camb�:dge, Massachusettes, 1, s. 54 ) . Ord u Bal ık' ı n y a k ı n ında Kara Kurum' cı �bir g ü n l ü k me­ safede Gegen Çağan denilen b i r yer vardı �k i , bu mevk i , Afrasi­ ya b'ın y a n i Bu k u Han ( = Bög ü Kağa n ) 'ın a v teşkilatı nıenw plarının oturd u k l a r ı ye rd i r ( Reşldedd l n , Moskova, 11-1 , s. 1 44 ) . Yine Ög edey Kaan zama n ı nda ( 1 229- 1 24 1 ) bir defıne risalesi (gencn&me) bulun­ m uş. B u risa lede fa lan y e r d e Afra s i yab' ı n g ö m d ü rdüğü bir hazinenin b u l u n d u ğ u yazı l ı imiş ( a y n ı e se r , 1 1 - 1 , s. 1 95j , Reşldeddln ba�ka b'r yerde Nayman ve Kerey il gibi moğolca konuşan kavimler'in Bög ü Han'ın desta n ı n ı b i l d i k lerini ve Bögü H a n ' ı u l u i a d ı k l a r ı n ı ve sa,ygı i l e a n d ıkla­ rı n ı söy ler ( M oskova, 1 965, 1 , s. 301 ) . d kl e r

n

y y 2 n M . J. De Goeje, Leyden, 1 899, (826) y ı l ı na a it Horas2n ve Mavera u n - n e h r şe­

Kitab u - 1 -nıesa l i k ve' l -mema l i·k, ya ı n ! a

s. 3 1 . Aynı nı üe l l i f 221

hi r le ri n i n

verg i ler i n i z i k r e d e r k e n verg i veren Türk şeh i r l e r i n i de kayde­ d i yor. Fakat o T ü �k şehirleri n i n a d l a r ı n ı yazm ıyor ( s. 38 ) . Bu ;eh i r l 2rin Sey h u n (Sir Suyu) boyla rı n d a ki l la q , Şaş (Taş Kend ) , hatta isflcab y ö r e l er i nde o l ması m u hteme l d i r.

74

Mamafih b i r kaynağ ım ıza göre o n l a r ı n da şe h i r l e r i va rd ı . Gerçekten Hududu'I-a lem'de (ya z ı l ışı : 372 = 982) K ı r g ız ha-ka n ın ı n Kemciketh ( ? ) a d l l ı bir şehirde oturd uğu, b u şehirden başka K ı rg ızla r ' ı n şeh i r v e köy­ leri o l m a d ı ğ ı bildirilir (yayınlayan MenOçihr Sud Ode, Tahran , 1 340, s 80-81 ; ingilizce terc üme V. Minorsky, The Regions of the wo"id, GMNS,

- 39 -


TÜRK o(JNYASI

ARAŞTIRMALARI

Agusi'os

1 984

topluluklarının aynı arz dairesine düşen toprakl ar üze­

rinde oturdukları anlaşılıyor. Bu topraklar Çin sınırından

Hazar Denizi'ne kadar uzanıyordu. Daha önce belirttiği gibi pek

mühim kısmı Orhun bölgesinden göç eder·Jk Beş Balık-Ko çu . bölge•sine gelen Uygurlar burada ikinc·i

bir devlet lmrdular. Uygurlar'ın bu yeni yurtları yerle�ik hayata çok daha müsait , · verimli toprakları i h tiva ediyor­ du. İkinci olarak Çin ile Maveraun-nehr (Batı Türkistan)

arasındaki ana ticaret yolları da

Uygurlar'ın bu yeni

yurtlarından geçiyordu. Uygurlar arasında bu yeni yurtlannda Buda dini ya­ yılmaya başladı. En sonunda onların çoğu adı geçen dini kabu1 ettiler. Budizmin Beş Balık-Koçu bölgesınde daha

VII. yüzyılın birinci yarısında ne kadar köklü bir şekilde yerleşmiş olduğu Hüen-Çang'ın sözlerinden açıkça anla� şılmıştı. Uygurlar bu yeni dinleri için mabetler ve ma­ nastırlar Inşa ettiler. Sanskiritçeden pek çok dini eserler türkçeye çevrildiği gibi, çinceden de tercümeler yapıldı Böylece Uygur türkçe'si ve bilhassa dini edebiyatı büyük bir gelişme gösterdi. Uygurlar Orhun alfabesini bu yeni

ytirtlarına da getirdiler Ise de bir müddet sonra ye­ rine Soğd alfabesinden gelen yeni bir yazı kullan­ dılar. 75 Bu yazı onlardan Kara Hanlılar'a sonra da Mo­ ğollar'a geçti. Bu yazı ile birlikte uygurca bir çok k elime ve tabir Kara Hanlı türkçe•si il e moğolcaya. girdi. Müslü­ man olduktan sonra Kara Hanlılar ile Uygurlar arasında din · ayrılığı yüzünden derin bir düşmanlık baş göster­ mişti. Bu düşmanlığı ifade eden bir çok deyişler KaşgarLondon, 1937, s. 96-97·) . Aynı eserde Kimek ü l k es i n d e Nemekiye (1. Ya­ ' mekiye) ad l ı bir şeh i r olduğu ve haka n ı n yazın bu ş e h i rd e oturd u ğ u yaz ı l ı r . Yine bu üikede ı r m a k ( i rtiş) •kıyısında Dih·i Ç u b a d l ı mamur bir d e k ö y b u l u n d u ğ u v e y a z ı n oraya ç o k k i m se n i n g e l d i ğ i söy l e n i r s . .. 86, i n g i l izce terc ü me s . 1 00) . 75

siy a si , ta·r. i hi ve k ü l t ü r faa l i yetleri ha k k ı n · d l 'e poqu e des c i n q dyna sti e s d 'a p re s les documents C h i n o i s , Paris, 1 955; A. V. G ab a in , Das U i g urische Kö­ n i g reich von C ho t sc ho 850- 1 250, SDAW, Be r l i n, 1 961 ; a y n ı m ü e l l if, Das Leben inı U ig u rischen Kö ni g re ic h von Qoco, Wiesbaden, 1 973, 1-11. Ay­ Beş B a l ı k-Koçu Uyg u rl a r ı ' n : n

da : J . R. H a m i l ton, l e s O u i g ho u rs

rıca aynı m ü e l l i f i n şu ma,k a l es i n e d e bk. Steppe und Stadt im Leben der ilitesten Türken, Der

Islam, 1 949, 29-1 , s. 30-62. -

40

-


ESK I TÜRKLER'DE ŞEHiReiLiK

FARUK SÜMER :

lı'nın eseri vasıtası ile bize kadar gelmiştir. 76 Uygurlar Kara Hanlı Türkleri'ne ve bütün Müslümanlara «Çomak» yahut «Çomak Eri" e.dını vermekte, 77 Kara Hanlı Türk­ · leri de Uygurlar'a Tat demekte idiler. 78 Uygurlar için Tat sözünün kullanılması, bu sözün daha önce oradaki yerli halka verilmiş olma;sı ile ilgili olabilir. Mamafih bunun din ayrılığı yüzünden doğrudan doğruya Uyglli'­ lar'a verilmiş olması da, herhalde, imkansız değildir. Uy gurlar her ne kadar Buda dinine girmiş iseler de bunun Cahiz'in sözlerinin aksine, onların savaşcılık ruhlarını ·

76

Mes ela : «Keldi manga Tat ( Uyg u r ) .1\ydım emdi Kuşka

yat

bu l u r et

Seni tiler Us bir

Diger

dörtl ü k

« Beçkem

böri»

de

s.

36 ) .

şudur :

urup

Uygur'daki

ı,

( tercüme

a t l aka

Tatl c: k a

Og rı yavız ıtlaka Kuşlar kibi uçt ı m ız» (tercüme, 1 , s. 482 ) . Diğer bazı

dört l ü k l e r d e de y i n e

t ı l ı yor . M ü e l l i f i m i z Uyg u r l a r ' ı n s.

281 ) .

Ha l b u k i

diğer

Müsl ü m a n

i t ha mederler. Uyg u r l a r 'a hold'un

da

istanb u l , Bu d i l iğ ' i n '< 7

rın y ı lda

ettiği

52 ) ,

s.

1,

381 ,

ll,

k a rş ı

a rabça'ya

(Orta

m a bet ierinde

put

s . 3.

Tabii

ü l kesine

Kaşg a r l ı , tercüme 1, s . b k . «Su m l ı m

454,

==

t ü rkçe'den luşmak»

Farsl a r

s.

3, 280-28 1 ,

konuşursa

eser

ll,

s.

olmayan

294.

ve

M ü s l ü m anlar

d i lde

hayva n l a ­

XII.

to p u z.

Ayrıca 76

Fars,

yüz­ ma·

n u m a ra l ı

türkçe b i l m eyen

On

o ğ l ı ng a

Ok

(Erg i n , s. 67 ) .

demek

oluyor

Fakat

- 41 -

Herhangi

denir,

olduğu

Ma l u m

216) .

u rttutturn

böyle

yine

B u rada Tat

ile karş ı l a n m ıştır. Eğer böyle ise Tat tü rkçe soyundan

bu

d e rs l e r ,

o l ma s ı

gibi

Çoma k ' ı n

konuştu l a r .

d i l l eri nde

dil

«'kö n g ü l d eki s a b ı rn ı n

gelen

ife

Bart­

( a y n ı es er 1 , s. 486 1; «su m l uşd ı - Tat k a m u ğ

ken d i

k ö r ü b i l i ng » d e m ekted ir

çomak

ı ü rk ç e b i l m eyen

bir

başka

( ay n ı

ll,

h a k k ı n da

köpek

k u l l a n ı y o r l a rd ı . Anca·k

husus

sebeb i ,

( h eyk el ) l a r ı n

kolaylaştırmak,

içi n

T a t - hiç

başka k i mse l e re d e d e n i r >>

s u m l u şdı

Uygur

(tercvme l l ,

aynı

asıl

ta r i h i

Türk

sa n ı lrn a s ı d ı r .

görü l üyo r .

k ul l a n ı l m ı ş t ı r .

T ü r k l er'i

g i bi

Asya

akınlar ania­

söylüyor

Sudi

koym a k

haşiyeye

m ü e l ! i f l er i

yürümeyi

geçt i ğ i

yapılan

üzerine

gösteri l en d üş ma n l ığ ı n

k a rş ı

ta p ı c ı l ı:k

hayva n s ü r mek,

saldırışına

n as ı n da

78

puta

T;.:ı·cüm e çoma ğ ı

ifade

1 927, s.

Uyg u rlar

vefa s ı z o l d uk l a r ı n ı

üzere

Bilge

Tat'ınga «yaba nc ı »

bilmeyen, dolayısı

Tat' ı n

On

Ok

k i mse

bir

sum­

s u m l uşur,

oğlı

Kağan :

tegi

bunı

keli mesi ile Türk yani

Batı


TÜRK

DÜNYASI

ARAŞTIRMALARI

Ağustos

1984

sürdürmelerinde menfi bir tesiı·i olmamıştı. Kaşgarlı Mah­ mud Uygurlar'ın son derecede savaşcı insanlar olup bil­ hassa ok kullanmakta usta olduklarını beli rtir.

79

Fakat

konumuz bakımından mühim olan şudur ki daha 982 yı­

lında Uygur iline gelen Çin elçisi Wang-Yen-Te bu ülkeyi mamur, halkını da müreffeh ve m.es'ud bulmuştu . O bu münasebetle şunları yazıyor : «bu ülkede yoksul halk yoktur. Yiyeceği kafi olmayanların sıkıntıları giderilir Bütün yoksullar et yer » so (ve d o l a y ı s ı i l e Bat ı T ü r k l e r i ) i l e b i r l i kte zikr edlmes: i ra n i t l a r m a n a s ı n d a k u l l a n ı l m ı ş olabileceğ ini de akkı g etiri yo r . M ı s ı r M e m l ü k ! e r i b u kel ime ile daha ziyade fel ! a h l a ra ya n i M ı s ı r ' ı n köy l ü h a l k ı n a d e mekte, Safevller devrindeki Türkler ise Fars­ l a r ' ı kast etmekte i d ; l e r . Anadolu'ya gelince burada Tat, g e l i ş meye uğ­ rayarak d i lsiz ve k e k enı e manasını taşımıştır. Ayrıca resmi' dilde «Ta t Oğ l a n l a r ı » t a b i r i geçiyor ve onlara «gedik» verilmemesi, yani kaleler­ d e h i zrnete a l ı n m a ma l a r ı emred i l iyor (Mühimme; nr. 21 , tarih 980 = 1 572, s. 436, n r . 60, tarih 994 = 1 586 , s. 1 30 ) . Tat hakkında Cla uson'a da b'k. (s. 449) . Yalnız Clauson kitabadeki •On Ok oğ l ına tegi>> ibare­ s i n d e k i On Ok a d ı n ı zOhulen atlamış ve cümleyi : •see and know this ( a l l of yo u ) down to your sons a nd al:en subjects ( ? ) » ş e k l ind e ter­ T ü r k l e r i ' n i n ka ğ a n ı

Tat' ı n Orta A sya l ı

c üme etm iştir (gösterilen yer}. Netice olarak Gök Türkler devrinde Tat sözünün türkçe bil meyen, dolayısı ile Türk soyundan ma nasında k u l l a n ı l m ış olması imkansız değildir.

79 so

ol mayan

yabancı

Tercüme 1 , s. 1 1 1 -1 1 3. Eserdeki Uyg ur maddesi buradadır. Çi n elçisi Wang-Yen-Te seyahatnamesinde şunları da yazıyor : «[1-şou' da ipekli kumaşlar ima l edilir; koyunlarının kuyrukları o kadar büyük ki, bu yüzden koyunlar ha�eket etmekte çok g üçlük çekerler. Çing l ing dağından ç ı kan ırmak devlet merkezi Koçu'nun ta rlalarını ve bahçeler i n i sular, değ irmenler'ı n i de döndürür. Koçu'da k a r a buğda·y müstesna d iğer tah ı l mahsu l l eri yetiştiril ir. Burada aynı zamanda g üzel pa mvklu bez ve işlemeli kumaşlar da imal ed ilir. Zenginler at eti yer, geri kalanları sığ ır eti (!) ve yabani kaz yerler. Ça lg ıları kopuzdur (? k'ung-hu ) . Şark ı söylerken b u kopuzlardan birçoğunu k u llanırlar. Gezmeyi severler ve bilhassa baharın çok gezerler. Gezileri esnasında mutlaka çalgı ları­ nı da yan larında taşırlar ve birl ikte çağ ırıp ç a l a ra-k eglenirler. Koçu'da hükümdarın yarl ı ğ ı , buyuruldu ve bitilerini� muhafaza ed ildiği bir kule vard ır. Bu vesikal·ar burada ·ihtimamla saklanır ve kil itlenir. Beş Ba ­ lık'ta ka·bul töreninden sonra bir şölen verildi. Burada akşama kadar yen ildi, içi idi ve aktörler oyun gösterdiler. Şehir (Beş Ba l ı k ) yeşil likler içindedir ve binalarının epeycesi iki katl ı dır. Şehir halkı hoş insanlardır. Burada çok zanaatkar vardır. Bunlar altın ve gümüş kaplamada usta­ d ı rlar.

Bütün

yoksullar da

et yer»

(S. J u l ien, Relation

- 42 -

d'un

voyage


FARUK

SÜMER :

ESKi TORKLER'DE ŞEHIRCii.IK

IX. ve X. yüzyılda yazılmış İslam coğrafya eserlerinin çoğunda Beş Balık-Koçu bölgesindeki Uygur şehirleri hak­ kında tatmin edici haberlere pek rastgelinmez. Ancak bu coğrafya eserlerinden 982 de yazılmış Hudüd'l - alem, bir istisna olup bu eserde Türk alemindeki şehirlerin adları ile onlara dair kısa fakat faydalı bilgiler verilir. Hudud'l­ alem'de verilen bilgilerin çoğu aynı asrın ilk yarısında veya ilk çeyreğinde yazılmış olan Ceyhani ile Belhi'nin bize kadar gelmemiş olan eserlerinden alınmıştır.

Hudüd'l-alem'de, Toğuz Guzz yani Uygurlar ülkesin­ de on yedi şehirden bahsediliyor. Fakat bu on yedi şehir­ den ancak bir kısmının adlarınm okunuşlan ve yerleri tesbit edilebiliyor. Okunuşu ve yeri tesblt edilebilen şe­ hirlerden biri Çinaniketh olup bu, Çinliler'in Kao-Çang dedikleri büyük şehirdir. Bu şehir Turfan'ın 45 km. güney (officiel ) d a n s le pays des Oigours (de 981 a 983) par Wang - Yen ­ te, J o u r n a l Asiatique, 1 847, 4. ser i , IX, s. 50-66; Ö. izg i , The iti nera ry of Wang - Yen - Te to Kao - Ch'a ng (bu tez ç a l ışınası henüz ya y ı n l a n ­ ma m ı ştır, Ö. lzg i tezinden fayda l a n ın a m ı sağ la d ı ğ ı i ç i n kendisine teşek­ kür ederi m ) . Wang Yen - Te'nin sefaretnaınesi Uyg urler'ın yerleş i k ha­ yatta ne kadar i l eri g i ttiklerini pek g üzel gösteriyor. Buna hayret et­ ıneınelidir. Uyg urlar d i rayetl i kağanları sayesinde devletlerini kurar kur­ maz medeni hamleler yapmaya g irişmişl erd i. 840 y ı l ı ndaki büyük fela­ kete rağmen onlar yeni yurt l a r ında da medeniyet yol und a yürümekte deva m etmişler ve a n laşılacağı üzere medeni bir kavim ol muşlard ı r. Uy­ g urlar'ın ın usikiye düşkün olmaları dikkate değer. Birlikte şarkı söyleyip kopuz pl ıyorl a r. B:.�, eski bir gelenek oima l ı ci ı r. Çünkü Gök Türkler'in de birlil<.te şarkı okuduk l a r ı veya türkü çağırdıkları Çin kaynaklarında b:ı­ di ril. ir. Fakat her iki top! uiuğ u n ra ks şeklinde oyun ları olduğ una da ir hiç bir bilgi elde edenıedirn. islam coğrafyacıları da bu nıesele üzeri n d e bize yardımcı olrrı u y orlar. Koy u h l a r ı n ı n kuy r ukla r ın ın büyük olması Türk koy u n l a r ı n a ait bir h u ­ susiyettir. Coğrafyae l l ardan ibn ü ' l -Fakih de aynı şeyi söy ler (Muhtasar k i ta b b u l d a n , l eyden, 1 885, s . 329) . Radloff Kaza k koy u n larında ayn ı h ususiyeti görmüştür. Nes l i Jükenrn ekte o : a n ü l kem izdeki Karaınan ko­ yu nl a r ı n ı n da kuyruk l arı büyüktür. Wang - Yen - Te Uyg u r l a r ' ı n atlar ı­ n ı n d·a çok o l d u ğ u n u , Beş Ba l ı k d üz l üğünde otlayan y ı lkıların say ı l a ­ rının biiinmediğini söylüyor. A n c a k « o n l a r y ı l k ı la r ı n ı don l a r ı ile ayırd ederler>> sözü, her bir y ı l k ı a.ynı donda ki atlardan teşekkül etm iştir manasını m ı ifade etmekted ir? Eğer böyle ise di kkate şaya n d ı r. Bununla beraber ben, elçinin bunu söylemek isted iğinden şüphe ederim. Hepsi aynı donda y ı l k ı (at sürüsü ) bu, mümkün olabilir m i ? Fazla olarak ş u n u 5la bel irtmek isterim ki T ü rk l er ha tta Moğo l l a r atiarı n ı don ve be-

- 43 -


TORK

DONYASI

ARAŞTIRMALARI

1 984

Ağustos

doğusunda bulunuyordu. Uygurlar bu şehre Koçu demek­ te idile r. İ di Kutlar'ın, ılık olduğ'U için, kış mevsimini bu şehirde geçirdiklerini biliyoruz. XIII. yüzyılda adı geçen şehrin Kara Hoca adıyla anıldığı bilinmektedir. Şimdi buraya İdi Kut şehri denil iyor. Yine Hudüd'Hılem'de ge­ çen Penci Keth türkçe Beş Balık'ın karşılığıdır. Beş Balık Doğu Tien-Şan'ın kuzey tarafına düşen düzlükte kurul­ muştu. X. yüzıyılın sonlarına doğru Beş Balık'ın bağlık bahçelik, civarında kayıkla gezilen bir gölü, iç inde altın, gümüş, bakır ve demir işçiliginde mahir zanaatkarları bulunan bir şehir olduğu Çin elçisi Wang-Yen-Te'nin sc­ faretnamesinden anlaşılıyo r. Beş Balık Moğol hakimiye­ tinden sonra bir yıkıntı hali ne g elmiş tir Çinliler'in Pei­ T'i ng dedikleri Beş Balık'ın Bilge Kağan'ın kitabasinde geç. ti ğin e daha önce işaret edilmişti. Uygur İdi kutları yani kıralları yazın havası serin ve hoş olduğundan Beş Balık'­ da oturmakta idiler. XIII. yüzıyılda aynı şehirdeki hüküm­ d ar sarayının duvarında İ di Kut Barçuk un atalarını gös­ teren bir soy kütüğü görülüyordu. 81 .

'

Kaşgarlı bize kendi zamanındaki Uygur şehirlerinin en tanınmış olanlarının adlarını ve rmiştir Bunlar Beş .

ile a n ıyorlardı. Köl

T i ğin kitabesinde de kahramanı n

bindiğ i atlar böyl e ve aynı zamanda

bir çoğu eski sahipleri'nin adları

deni hususiyetleri

ile a n ı l ı-yor. Çünkü onlara göre düşmanl a r ı n ı n atiarına binrnek şerefli

bir hareket idi. Uygur id i kutlarmm yaıl1k

iki

katlı

binalarının

şehirleri

ol a n Beş Bal1k'm bağlık bahçelik ve

çokça olması, bura sın ın

da

pek marnur bir

şehir

olduğunu gösterir. Bu husus şehrin a na yol üzerinde bulunması ile de ya.k ı ndan

ilgi lidir. 1221 yılmda

Ç'c.ng-Çun'u n kayded i l i r sources,

seyaha tnamesinde

Beş Ba l 1k'ta Beş

Balık'ın

bir bağda a ğ ırlanan büyük

bir

rahip

olduğu

(E. B r etsc hn e i d e r , Medieval researches from Eastern Asiatic

London,

1 888, 1, s. 65-66). Hülagü'nün refakatında

den diğer bir Çin l i , Beş Ba l ık'ta ziraat yapı ldığ ı n ı söyler s.

şehir

lran'a

gi­

(aynı ese r ,

1 24) . Wang-Yen-Te'nin aktörler'in oyun gösterd ikleri sözü

de

1,

ilgi

çekicidir. 81

Cuveyni, aynı eser, J, cere-i

mei'One»

s. 45. Adı geçen m üellif bu soy kütüğünü •şe­

şeklinde

vasıflandırıyor.

Bu

da

diğer

müell ifin Uygurlar'a karşı duyd uğu nefretin ifadesidir.

- 44 -

bir

M üs l üm a n


FARUK SÜMER :

ESKi TÜRKLER'DE ŞEHiRCILIK

Balık, Can Balık, Koc;: u Yt:ngi Balık ve Sülmi'dir. 82 Bun­ lardan Can Balık'ın, Beş Balık' ın batısında, Manas'ın do­ ğusunda olduğu tesbit edilmiştir. Yengi Bahk'a gelince, bunun da Manas ile Hutukba.y arasında, Sulmi 'nin ise Koçu nun kuzey doğusunda bulunduğu anlaşılmıştır. f:: Öyle görülüyorki balık sözü Uygur ülkesinden daha batı­ ,

'

da kullanılmamakta ve Kaşgarlı'nın da teyid ettiği gibi,

bu Batı Türkleri'nce bilinmemekte idi. Onlar, daha önce

de kaydedildiği gibi, tü rkç e şehir anlamındaki balık yeri­ ne,

soğdça'dan alınma kend sözünü kullanıyorlardı. Yu­

karıda işaret edildiği üzere Kaşgarlı Mahmud Uygurlar'ın en ta nınmış

i

şeh rl erini kayde tmiştir.

Bunlardan başka

daha birçok Uygur ş ehi r, kasaba ve köylerinin de

mev­

cu d olduğu bilhassa Hudü.d'l-alem'den iyice anlaşılıyor.

Hudud'l-alem'de, diğer İslam c oğrafya eserlerinde ol­ Uygurlar'a Toğuz Guzz yani Toğuz CTokuz) Oğuz adı verilmektedir. Bunun nereden ileri geldiğinin emin bir izahı yapılamıyor. Asıl Oğuzlar aynı eserlerd'3 ay rıca zi kred ilmi şlerdir . duğu gibi,

Miladi 982'de yazılı'nış olan Hudtid 'l a lem d e Uygurla.r -

'

hakk ın da verilen bilgiler aynen şöyledir :

«Bu ülkenin doğusunda Çin ve güneyinde kısmen Tibet ve Karluk ülkeleri

ba tısında ve kuze­

bulunur. Kısmen

yinde de sadece Kırgız <Kırkız) ülkesi vardır. Toğuz Guzz

ülkesi Türk ülkelerinin en genişidir. Aslında onla r kala -

82

-

«U yg ur hirleri,

bir ülken i n (vilayet)

Türk hakanı ile

barış

a d ı d ır. Burada

beş

şehi:· va rd ır. Bu şe­

yaptıktan sonra Zü'! -Karneyn Y-"Pmıştır . . .

B u ülkenin halkı ka tid er ' i n e n güçlüsüdür. Son derecede nişancıd:rlar. Zü'I-Karneyıı'in yaptırmış olduğu şehirler şunlardır : Sülrni, Koçu, Can Balık, Be� Ba lık

ve

in g il izce ter.:ünıe, 1, 83

E.

Yengi Balık» ( 1 . s. 1 0 1 - 1 03, tercüme 1, s.

Bretschneider, Med iaeva l researches, 1,

157,

11. s. 27-35; V. Barthold,

651-653;

s.

1 1 1 -1 1 3,

1 39- 1 4 0) .

Beş

Min<.>rsky, The Regionş of

s. 65 haşiye 155,

Balık,

the

- 45 -

s. 67 haş iye

islam Ansiklopedisi.

world, s. 272.

ll,

s.


TÜRK

balık

DÜNYASI

bir topluluk

ARAŞTIRMALARI

(kavm)

Ağustos

idiler. E-ski

1 984

zamanlarda

Tür­

kistan'ın hükümdarları Toğuz Guzzlar'dan çıkardı. Onlar silahlan çok, savaşçı insanlardır, yazın ve kışın elverlşli otlal�Jar bulmak için yer değiştirirler. Bu ülkede misk çok çıkar; kara, kızıl ve alaca. renkli tilki, sincab, samur, ka­ kım, sansar, sebice derileri, hutuv boynuzlan ve yak görr­

Ieri elde edilir. Pek o kadar zengin bir ülke değildir. Em­

tiaları söylediğimiz şeyler olduğu gibi, koyun, sığır ve at­

ları da vardır. Bu ülkede pekço1{ akarsu görülür.

Onlar

en zengin Türlder'dir. Tatarlar da Toğuz Guzzlar'dan bir kavimdir.

ı

-

=

Çinancketh

Toğuz

Guzzlar'ın

baş

şehri d i r .

Orta büyüklükte b i r şehirdir. Burası devlet merkezidir v e Ç i n ülkesine yakındır. Bu şehrin yazın çok sıcak, lnşm

çok hoş bir havası vardır. 2

---

görülür.

Bu şehrin yanında Tafqi"m adı verilen bir

dag

Bu dağın arkasında beş köy bulunur. Bu köyl.s­

rin isimleri şunlardır :

Köz Erk, Çomul Keth

(? mştin :

C.m.l.keth) Penciketh, Barlığ, Ca,mğar. Toğuz Guzz hüküm­

dan yazm Penciketh köyünde otui"rtr. Toğuz Cuzz (Uygur}

ülkesinin kuzeyinde bir bozkır olup bu bozkır Toğiız Cuzz

ile Kırgızlar arasındadır. Bu Bozkır Kimek ülkesine kadar gider:

3

--

K.m.siğıya

bu, iki dağ arasmda bulunan

(?)

b i r köydür.

4

---

S.t.keth

küçük bir yöredir. Bu yörede üç köy

vardır.

5 - Erk (?) küçük bir şehirdir. Bu, Khulandgün ırmağıne., yakın bir yerdedir. Burada çok meyve vardır. Fakat üzüm olmaz. Yedi köy bu şehre b ağl ıd ı r . Erk ve yöresinden yirmi b i n kişi (asker) çıktığı söylenit. =

6

-

K.rar khün (? yahut : K.vıkk hun ?)

=

Kum çölü

içinde bulunan bir köydür; geliri azdır, fakat nüfusu çok

bir köydür. 7

-

Beg Tigin köyleri

bunlar beş köydür ve

Soğd-

lar'a aittir. Bu köylerde Hıristiyanlar (Tersayanl , Zerdüş�

46· -


,

FARUK SÜMER

ESKi

TÜRKLER'DE ŞEHiRCiliK

tiler ve pu t a ta,panlar < ? Budistler? = Sabiytm) yaşarlar. B urası soğuk bir yerdir ; çevresinde dağlar bulunur. 8

dür. otu

-

Küm . s Art

bir da ğ ı n

=

üsti.i.ncle

bulunan bir

köy­

Bu köyün insanlan avcılardır.

g

-

K.h.mıld

bol bir

=

CHumul

=

Ku mu l? l

Burada Toğuz

yöredir.

burası çayırlı,

Cuzzlar'm

ç a dırl arı bulunur. Bunlar koyuncudur.

10

-

=

C.ınJiketh

büyük bir

a l açı k

köydür. Bu köyün

v2

b s­

yine Beygu denilir. Beygulular orada otururlar. Kiınelder,

Ka rlu kl ar

ve

CKhallukhıyan)

talan ederlerdi.

ll

-

12

-

d a ğdır .

T.nzağ

Yağmalar

C ? ) Art <Toprağ?

Burası taeirierin konağıdır.

13

-

14

-

atlağı

geniştir.

B.l.kh.m .kan (?) S.d.n.k

15

H.k C ? ) Art

16

--

17

-

ları olan

=

İr Közkü Ke th

bir

konaktır.

Ignk Art

şimdi örendir.

her zaman Irarlı

(?)

:::::

toprakdan bir

bir kon ak t ır; osl-;:iden bura­

=

da Toğuz Cuzzlar yaşarlardı, konaktır.

=

daima

bir konalüır. büyük bir

=

(?1

Mab.nc C.nlba.s

çayı vardır ve

Artı

bu köyü

ve

yağmurlu

bir

bir lwnaktır. =

C?)

içinde çayırlan

v2

pınar-­

asla k a r ı eksik olmayan bir konah:­

tı r. B ur ad a vahşi hayvanlar ve geyikler çoktur. Bu dağ­ dan ço k geyik boynuzu elde edilir." Hudıld'l-a.lem'deki Toğuz

=

yani Uygur şehir­ bilgiler bunlardır. Adı Guzzlar'ın. Beş Balık-Koçu Guzz

leri köy ve konaklarına dair verilen

,geçen

eserde bahsedilen Toğuz

bölgesi UygürlEJcrı olduğu açıkça anlaşılıyor. B unu n yanın­

da onların aslınde. en kalabalık Türk topluluğu oldı.ıkları,

bütün

Türkistan hülı:ümdarlarmın

Uygurlar'ın Orhun

bölgesindeki

onlardan ImdretH

çıktıkları gibi,

devirlerine

ait

açık olmayan if ad el e r vardı r. Fakat Ordu Balik ile ilgili

herhangi

bir

kayda b u

eserde

� -

47

_,

rast

gelinemiycır. İslam


TÜRK

DÜNYASI

ARAŞTIRMALARI

müellifleri Uygurlar'ın 840 yılında asıl ülkelerinden

Ağustos

Kırgızlar taraİından

çıkarıldıkları, onlardan

Balık-Koçu bölgesine göç

etme!{

1 984

çoğunun Bq

meoburiyetinde kaldık­

larından haberdar olamamışlardır.

Çinanck3th

( = Koçul '­

in yanında Tafqan dağının arkasındaki beş köye gelince, bunlar

görmüş olduğumuz

gibi Köz Erk (?) ,

Cumul

keth (?l , Penciketh, Barlığ ve Camğar idiler. Bu beş köy­ d en

Penci Keth'in Beş Balık olduğunda

şüphe yoktur.

Diğer dört köy veya şehrin yeri tayin edilemiyor. Bunlar­

dan Comulketh, ad ını Çomui adlı Türk veya Türkleşmiş

şe­

toplulukdan almış olab il ir. Camğar'ın adı ise Karluk

h i rleri dolayısı ile ileride bir kere daha gBçiyor. Buna göre Camğar, Beş B alık ' ın batı2.ında Isığ Göl'ün d oğus unda, İli luy ıl a rı n da veya

orıa yakın bir yerde olmalıdır

Barl ığ ,

Minorsky'nin belirttiğ i gibi Cuveyni d e ki Yarlığ'dan

kası değildir.

Esaıstn

84

rmda bu isim, Hudud-u'l alem'deki Barlığ Beş

gibi Barlığ'dır. Ess­

de Barl:ığ kabul €dilmiştir Ol. Balık'a dört fersah mesafede bulunu­

rin ingili zce tercümesinde s. 488 )

ba�­

Cuveyni'nin eserinin bazı yazmala­

yordu. Yine Uygur şehi.rleri arasmda 9. sıradaki Kh.mud'­ un doğru'sunun Kumul olacağını Minoraky ileri 85

dir.

sürmekte­

Kumul, Koçu'nun çok doğusunda olup bugünkü adı

Hamidir. Yukarıda adı geçen şehir

va

yer adlarının doğru

telaffuzlarını ve nerede bulunduklarını tesbit

etmek

hu­

susunda bilhassa V. Minorsky , gerçekten, büyük gayr.:,t göE:.termiştir. 86 Ancak malzemenin kifayetsizliğinden elde edilen neticelerin mühim bir kısmı kesin ve ikna m amı ş tır.

XIII. yüzyılın başlarında Uygur

edici

ol­

hükümdan Barçuk

idi. Barçuk adını Kara Hanlı ülke;si sınırında bulunan Kaş­ gar'ın doğusundaki Be,rçuk (şimdiki adı : Maral Başı) şe-h­

rinden almıştır ki, yer adlarını çocuklara ad olarak koysı

HudOd'l-a lem, mine'l-maşrıq i l e'i-nıağrib, yayıniayan M. SutUde, Tah�arı, 1340, s.

s. 85

94-95.

76-78; l ng:l izce tercüme V. �-1:norsky, The Regions of the world,

Aynı eser, s. 275; Barlığ için: aynı ·müeilif, Addenda to the Hu d ud

al-'Aiam, BSOAS, 1955, XVII/2, s. 263. 86

270-277. Aynı müellif 12. sırada geçen Mabenc'!n, Kaşgarlı'nın li! kıyısında bir şehir şeklinde zikrettiği Yafınç olduğunu yaşıyor ( s . 276) .

S.


FARUK SÖMER :

ESKi TÜRKLER'DE ŞEHiRCiLiK

ınanın Türkler�in . geleneklerinden olduğunu biUyor:ı,ız-. BarÇuk, Kara Hıtay boyunduruğunu ata..ralc Cmigiı; Baı:ı' ıı;ı. hakimiyetini kabul etmek akıllılığını gö•s terdi. Bu yüzden Uygur Türkleri Moğol bürosunda ve mülki teşkilıUında mühim mevkiTe r elde ett iler . Uygur yazısı Moğol 'impara­ torluğunun da yazısı olduğu gibi bu imparatorluk · içinde Uygurlar da Türklüğün başlıca temsilcileri durumuna yiik­ seld il er. Ve diğe r Türk toplulukları ile birlikte Moğollar'ın türkleşmelerinde ve kend ilerini Türk hissetmelerinde mü­ him bir rol oynadılar. Uygurlar'ın aydın zümre•si çok oldu­ ğundan onlar Moğol hanları ve noyanlarının katında iti­ barlı bir mevki kazanmışlardı. Ancak XIII. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Orta Asya'da Moğollar araısında baş gösteren sonu gelmez mücadeleler, Uygur ülkGsindeki me­ deni h ayat a da onulmaz darb el er vurduğu gibi, Uygur­ lar'ın toplu bir halde kavmi varlıklarını kaybetmelerine de sebeb olmuş tur.

HI. KARLUKLAR'DA ŞERİRCİLİK Karluklar <Çin kaynaklarında : Ko-lo-lo) , VIII. yüzyı­ lın birinci yarısında Kara İrtiş boylarında yaşıyorlardı; üç boydan meydana gelmişlerdi. Çin kaynaluarına göre biı

boyların adları şunlardı : Mou-lo . (ve dahi Mou-la) , Tschi· sse <ve dahi P'o-fu) ve T' asch i-l i . luklar dokuz kol

(firaq)

B.ğ.s.k.l'ler teşkil ederler,

olup

&l

el-Mervezi'ye g ör e Kar­

üçünü

Çigiller,

üçünü

diğerleri de Bulağ, Kökerkin

( = Köl Erkin?) ve Tokhsı kollandır. 88 Bu son üç kolun da evvelce bir boy meydana getirdikleri kabul edildiği takdirde Karluklar'ın asıl üç boyu belki ortaya çıkmış olur. Ancak bunlardan B.ğ.•s.k.l yaııılan boyun asıl

şeklinin ne olacağı üzerinde bir tahminde bul_unmak be-

87 as

L,ui rnau-tsa i , i!, s, 585. Chavanııes bu boyiarı•ı adların.ı şu ş-ek ilde göstermiştir ( s·. 7:8, haş!y_e 4) : !vleou-lo (ayrı ı . zamanda Meou�la ) , · · Tch'e,se ( aynı zamanda P'ö·fou ) , - Ta - Cl"\e � ii. . . . Sha raf-a i -Zarna n Tahir Marv�zl, On China, The Turks .and i ndia, yayın­ layan ve i n g i l izeeye çeviren V. M i norsky, London, 1 942, s . 19, tercü­ me s. 31 .


TÜRK

DÜNYASI

AR.�ŞTIRMALARI

Ağustos · 1 984

nim ıçın güçtür. Ondan sonraki kollara gelince, bunlar.,

dan ikisini yani Bulağ ve Tökhsı ( L. Toks> lar' ı tanımak� tayız.

Karluklar'ın Uygur ve Basmıllar ile ittifak edip Gök Türk . devletinin yıkılmaısinda amil oldukları, sonra Bas­ mıllar'ı ağır bir mağlubiyete uğratarak tesirsiz hale · · geti­ ren Uygurlar'a bu mücadelelerinde yardım ettikleri yuka­ rıda görülmüştü. Fakat çok geçmeden .bu iki Türk «bU­ dunu, arasında mücadele bit.ş gösterdi ise de Karluklai' yenilip <it yılı = 746) On Ok ülkesine kaçtılar; sonra yurd.larına d önd üler ve istiklal içinde bir ha yat sürmek için Uygurlar'ın hücumlarına karşı koymaya çalıştılar. İki «budumin, aralarının açılmasının asıl sebebi Karluklar'ın Uygurlaı·'ın hakimiyetini kabul etmemeleri olmalıdır. Ta�­ şan yılında (751> Uygur İl itmiş Bilge Kağan ikinci zafer kitabeısini CTaryat> diktirirken Karluklar da Gök'ün Oğ­ lu'nun (Çin imparatoru) kumandanı Kao-Sien-Çi'nin a?­ kerleri araısında batıya doğru gidiyorlardı. Z iyad İbn Sa­ lih kumandasındaki Abbasi ordusu ile Taraz ( = Talas> ırmağı civarında yapılan savaşı Kao-Sten-Çi kaybetti (751 Temmuz> . Muharebeden önce Karluklar (1\:o-lo-:lo> is­ yan etmişler ve h atta belki arkadan Çln askerl�rine sal-. dırmışlard�. 89 Yurtlanna dönen Karluklar her · halde rahat _ durma· dılar. Yahut Uygur Kağan'ın isteğini yerine getirmediler ki, İl itmiş Bil Kağan İrtiş ırmağını geçip Bolçu (?l Ögüz'83

Chavannes; · ay n ı · eser, s. 1 42-143, h3şiye 1, 297. Barthoid'un Türkler'in medeni hayatlarının kaderini ..bu rnuharebe nin neticesine b3ğla·ması Nıy�

ret vericidir. Barthold bu görüşünü eserlerinde birkaç defa - ifade etmiş­ tir (Türkestan, s. 189-190j . Ona göre şayet Çin!i! er ga l iib gelselerdi .Türk ·

lee onların temsi l : ettikleri medeniyet dairesi ne gi recek l·erdi. Fakat ÇiniHer nıüvaffak olsalardi, Türkistan'da tutunmaları müm'kün olamazdi� Çünkü ·k endi üslerinden çok uzaklaş.mış olacaklard ı . DOğu Türkistan'da bile tutun. maları geç;ici o luyordu.- Nitekim de öyle -ol du; çok geçmeden oradan d<­

. , , çekildiier ve uzun asırlar bir daha Doğu Türkistan'da görünmediler . . D(lğu

Gök Türk!er'i Çin ülkesi.nde v<ı id.a resinde SO . y ı l yaşadıkları hald� :Türk­ lüklerini kaybetmed iler. Bir Türk. topluluğ.u n u n Türkl üğünü yftirip bıtşka bir kavmin mensupfan durumu na gelm·esi, yahut başka bir kavhıin Türk­ leşmesi ancak bir çok şartların

bir araya gelmesine ba ğlı

hadisedir.

- 50

..._

mühim

bir


·:

·

FARUK :SÜMER !

ŞEHiRclLiK

ESKI TÜRKLER'DE

Köl'e ctö:Külen Em:'i-1 olabilirJ Karluklar'ı · yen� Ejderha yılının sonlarında. = ·�7-ti'2J ' T,oğra Yarış'ta da onla:rr yine aynı ıtkibete uğrattİ . 9.0 Yurit

de. . C bu.;: 'Ala:

diği g�bi

fbelki uıu· :=: ·

.

yılının sonlarında (754) Karluldar ile Basmıllar · ·a r6k . bi r qaha karşı koyarnıyacak duruma .dü,şdüler. 91

'

. · _.

.

'

· ,, ,·

'

. ···

.... .

.

Karluklar'ın bu tarihten (754) 766 yılına kadar n::ere.P.e oturduklan ve ne durumda olduklarına dıHr bilgi yokt.U.r:: Tahmin etmek belki mümlçün olabilir · ki onlar Tarbaga,.. tay'ın güneyinde, Emil taraflarında bir müddet :oturdular ve On Oklar ile iyi· geçindiler. Sonra. ellerine geçen bir fırsattan faydal anıp İli kıyıla.rına, ark a•smdan da Kest·ek ve Korday geçitlerinden Çu boylarına indiler; Suy�b'ı ve· sonra · Taraz CTalaısJ 'ı . zapt ed·erek ·· . Türgiş devletin:J ' son. verdiler (766) . 92 Gerdizi'de .ki Khuto lan (?) · belki; . 'SO�: Türgiş kağıanı, 11 İtmiş · ·<? yah1.,1t, İl · Almış?> da; batıdak.i. ilk, �arluk yaıbg-qs:q olabilir . s-s Bu mühim başanya ra·ğın en

· ...:..

, ,

.

· ·- . : ,•

oo <ş i n e .(J:su , Raıtıs.tedt, s·.: 24, s�t'ı r·. 8·:.1 , ��.. . �S., · .sş f ı r 1 '2;-.+t?ns!fripö:�rı: s .· 25; ! , . , .şe-tır · :1'0�141 · s.. 27,·:ııetı r 1 -·2; Or·k u n , s . . . �··75/' satı-r. . .314, 1!5, -t�ansk:·:ps:on. · · · .b4, 5. 1'77 .. s a t ı r 2�3;· 8-9.' s . . 1 76 . · Bu h 5 d i seden . ;om'l \Ş;nmış · y�::e rj daha . da fiızl�lişm ı ş .o ian :kit�ben in b : r yerince Çigii Tutuk 'isr.ıi geÇiyöf.' · F�kat Çi·gM · kel imesin-de üç· h arf silik oı8� gGçiil.<!e.' �ku.nabi!dİ�ini ·ıt�de · : etmek iÇin h·okta i'ı şeki lde : göite�i!nıiŞtir (Raınstedt� · s·: 30, satır 7� -t�ar.s.:: . . kripsion s. . 31, Satrr 6;• ,O r!d.m� .s. 179, saT]L' 'lJ , 91

Şine Usu, Ramstedt, s. 32, satır 14, transkripsion s . 33, satır 14; Orkun, ._181 .,satır ?�8, tr.a nskripsion, 1 80.

92

cfıavannes, · ·s. 84 ve haşiye·· 4.

: · _ : ,.s .

95

:

:gibi

Gerd\'�\'.'de Türk k av i m. l e ri ne d a ir verilen • bilgi ier'i� çç)ğu ,fiHJndiği. _hikaye veya nıenkibel er şekı'i �dedir. Karluklar ile ilgiii h3ber!er -de öy­ )edir. Orada geçen hakan; 'l().QUZ ç;u�z hakanı ve hak'!n.i ılar ,.da.c T'ağuz .Guzzlar'ı ya�·r Uygurlar·!; «TO'rkistaniya n», Batı Türkl�rlni, «Khaıi'- i Tür., kist� n» da ·Batı TOrkleri'nin · han ı ni · ifade ediyor görünüyor ise de� · hadi­ : seferin cereyan : ve . metnin ıiu'susiyeti gibr sebep!erden .·. k esi n' o bir şey

··s·oyl-emek,� oiie gote, ·pek· mUfrı'kün değildir. Bunu böYle'te ifade ·eıtlktei-i- sonra · K ar l u k i a r'a · da i r oahsin· ;'soiı :cümle!erirıi aynen ·nal<redebi liriz : «Ve hen:ı . b erln . gOne hemJ- bOdend, ta Turkistan iy.S ıı ber ·khiıqarı�yan ?: - ;takbteı:ı · S:vurdend; .ve devazdei. mthter-1 ; nıa'ruf ra·:,ez kbaqa·<üyan�d<oş·ten d , . v<;. �imşir ender. n i hade n d . ve heme. Khaqanlyart- ra . .biko_şterıd, ve . an heme pa d i şa h\' - i Kh€ıqaniyan be Çonpan ma nd ,e� ·:Hka[l ukhiyan: Ve akherln kesi ki koşte şod ez kh aqa n lya n Khtğlan K'h.�qa n bOd, ve ev­ vel . Khallukhi ki blnişest i lma 1. m.s.n. C ebOye bud'; ve· im· ri·iaset en� der K ha l luk h a ya n birnand = Ve ( Karluklar) böylece· yaşadılar, Türkis=

$1

=..


TORK

DÜNYASI

ARAŞTIRMALARI

1984

Ağustos

Karluk yabgusu kağan unvanını alamadı eski unvanını (yabgu = melik = kıral> taşıma:kta devam etti. IX. yÜz� yılın sonlarında yabgu'nun 94 Taraz <Talasl 'da oturdugu anlaşılıyor. ·

Karluklar kazandıklan başanya rağmen Batı Türk­ leri ülkesinde kuvvetli bir varlık gösteremediler. Hatta eniann bir devlet kurdukları bile söylenemez; eski yurtları olan Kara İrtiş boylannda nasıl yaşadılar ise bu yeni yurt� lannda da hemen hemen aynı şekilde bir hayat sürdüler. Karluk boylan ve hatta bu boyların ohaları birbirlerinden uzak yerlerde yurt tuttular. Kara Turgiş kağanlannın merkezi Taraz <Talasl da oturan Karluk ya;bgusunun di� ğer Karluk boy ve obalannın başında bulunan beyler üze­ rindeki nüfuzu kend�sinin kuvvetli ve zayıf oluşuna göre değişiyordu. Bu ya.bgulardan, belki ilk yabgu müstesna olmak üzere, hiç birinin adını bilmedi�imize göre onlar� dan kuvvetli bir şahsiyetin yetişmemiş olduğu kendiliğin­ den ortaya çıkar. Ni.tekim Karluklar'ın siyasi bakımdan parçalanmış ve muktedir yabgulara sahib olmadıklarını gören Samanilet, hududlarda duvarlar yapmayı bırak,p taarruza geçmişler, yabgu'nun oturduğu Taraz'ı feth et­ mişler (280 = 893) , yabgunun hartunu ile on beş bin kişiyi tutsak almı şlar ve şehi rde k i büyük kihseyi camiye çevirta rı l ılar Hakani ıiar'a hücum ederek 1 2 · ünlü beyi öldürdüler ve kılıç çekip bütün Hakanl ı!ar'ın bertaraf ed i l meleri üzerine Haka n l ı l a r'ın h\).kümda rlığı Karluklar'da n Çoııpan'a kaldı. Ha ka n l ı la r'dan en son öldü­ rülen ki mse Khutoğlan ( ? ) Hakan, yerine geçen ilk Ka rluk da lı ltmiş ( ? il A l m ı ş ? ) CebOye ( Cebğuye ::: Yabg u ) " idi (Gerdiıi, s. 257 ) . Minorsky bu son c ümleyi ingilizeeye şöyle çeviriyar : «Fina lly The people of Turkista n ( Turg isha n ? ) rose aga inst the khaq�n Khu­ toglan who was k i l led and whose kingdem passed to ( the ) OhO np� (cian ? ) - of the Kha. llukh. Tihe fi rst kha l l u·kh ruler who sat on the t+ırone . was llmalnı . s.ıı. JabO'ya» (The Regions 6f the world, s. 288) . Gerdizi'nin Khallvkhiyiıri ( :o: Karluklar) bahsinde !hakan, Toğuı Guzzlar'rrı hüküm­ cları şekl i nde gösteri l iyor: . «Çun in çaker aıı bedid b! tersid ve ez ane� bigirikht, ve be nahiyet-i Toğuz Guzz bişud ve v i l a yet i khaklln;, (Ger­ d1z1, s. 256-257} . =

-

94

Ge rdi zi ' de olduğu gibi, diğer bazı eserlerde d e Karluk yabgusuna ceb­ ğuye de de n i l d iğ i ifade ediliyor. - 52


FARUK SOMER :

ESKI TORKLER'DE ŞEHIRCiLiK

mişlerdi. 95 Samaniler'iii başarılan bununla kalmamış Ta­ raz'dan epeyce uzak bir mesafede bulunan Balasagun'u da� nüfuz mıntıkalan içine almışlardı. Karluk fethi Batı Türkleri veya On Oklar arasında, ilk zamanlarda bazı istisnalar dışında, pek geniş çapta yer değiştirme hadiselerine sebeb olmamış gibi görünüyor (anlaşılacağı üzere bu hükmü emin bir şekilde veremiyo­ rum) . Düşündüğüme göre daha sonraları, belki IX. yüz­ yılın ikinci yarısında mühim bazı göç hadiselerinin vuku bulduğu şüphesizdir. Bunlardan biri Kalaçlar (Khalac­ larl'ın Horasan'a göçleridir. Fakat bunlardan bir kısm1 a.ynı yüzyılda Taraz'dan doğuya giden yolda Kasri Ba.s ile Köl Şüb ara·sındaki yerde yaşıyorlardı . Burası onların kışlakları olup Karluklar'dan bir kümenin kışlağı da on­ larınkine yakın idi. Diğeri de Oğuzlar'ın aşağı Seyhun boylarına gitmeleridir. IX - X. yüzyıllarda yazılmış coğ­ rafya eserlerindeki Türk topluluklarından hangileri On Ok}ar'dan idiler? Bu suali tam olarak cevaplandırmak güç olmakla beraber bu hususta birşeyler söylemek mümkün95

Me s' O d i , M u rOcu'z-zeheb, K a lı i r e, 1 367 , lV, s. 245; Nerşehi, Tarih-i : Buha ra, yay ı n iayan Raza.vi, Tahran, tarihsiz, s. 1 02; lbnü-1 El'hir, Torn­ berg, leyden, 1 865, V I I , s. 467. B u kayn;;;•klardan lb:ıü'I-Etnir'e göre Türkler'i n mel ikinin oturduğu şehir feth olunduğu gibi, mel it.'in babası, ·hatun Unva n l ı zevcesi onbin'e ya k ı n tu·tsak a l ı nmış, Türkler'den çok asker öldürülmüş, at ve deveden sayısız «doyum l uk» e!e g eçi ri l mişti r Öy!eki her Müslüman atlısına 1 000 d i rhem d üşmüştür (gösterilen yer) . N erş e hl ise Emir i sma i l ' i n 280 Muharrem'in de ( Mart - Nisan 893) Ta­ ra z'a savaş için gittiğini ve bundan dola·yı çok zahmet çektiğini, sonun­ da Ta raz emi rini huzuruna gel m eye mecbur bıra ktığ ı n ı ve onu Müs­ l üman ett·i ğini, onunla birlikte çok beylr:ri n (dihqa nan ) de Islam di­ nine girdi klerini, Taraz' ı n al ındığ ı n ı , şehirdeki büyük kili senin ( kated­ ra l ) cami ha line geti rildiğini, Samani e m i rin in çok ganimetle Buhara'·ya döndüğünü yazar (gösterilen ye r ) . Mes O di y e g e l i nc e, o da lsmail'in Türk melikinin otu rduğu şehri aldığını, melik'in eşi i l e 1 5000 k i ş in i n tutsak edildiğ i n i , 1 0000 kişinin de öldürüldüğ ürıü bil d ir i r ve : wbu me­ lik'e T.n.k.ş. d e nil i r ve bu beldeyi idare eden her mel i k'e bu ünvan """' r i l ir» der (gösteri len) yer. Mes'Odi'nin zikrettiği T.n. k.ş. ünvanının n.e olduğu anlaşılamadı. Samani !smail b. Ahmed'in bu fe�hinden önce, yi ne aynı ha nedandan NOh b . Esed' i n 840 y ı l ı nda isficab'ı fethettiğini, lsma i l 'den sonra da Nasr b. Ahm ed i n ( 9 1 3-933) Sey!ıun boylarındaki Şavgar üzerine bir şefer yaptı ğ ı r.ı biliyor u z (W. Barthold. Turkesta n, GMNS, London, 1 928, s. 2 1 1 , 256) . .

'

'

'

- 53


TÜRK DÜNVAS! AltA$TiRMAiARI . Agvstas

1 984

dur. Batı Türkler'i yani On Okl ar' a mensup : topluluklacnn başında.:Oğuz� ·eu: :gelriıektedir. Oğuzlar.On Oklar'ın:. Gi.ı:v.e Talas ırmaklan arasında. yaŞayan ve Çinliler:.in . . Nu-ş3-.Pi adını verdiklerı sağ kolun mühim bir kısmını teşkil . edi­ .. ' to�liiu:i. · ss···Bu: keisin��-�:. �aıas:ıar ( :-.· · I{h�laç l ile Balasa96:

· Ç.i n kaynakları rta

2 ..

<J

.Q

-9 · :ı 'tl ... :ı >

::ı ...J ı

"' cı "' .ı:ı

:s

t-

·� ' 'i::·· �

�""

;e

:ı "' ::ı

ıiı

>

.!!! nı

"' lo,!

2 s

:;

:.!

i5

:.

-.o;: .

· ::ı · � c.

, ·�.5c

t

. ,'

q:ı

o

U.· :ı

-d

<li >-

<lU >

;o

§

� o · :ı

o :ı

u. . u. <ll >

ı: (i)

(:.

�·

.�·

:;

<1> >

>-

o. o

o �

� u. ı:

<ll ın.·

� w

V(' z

o

::ı >Cl

-

J!

ro Cl. :ı

6 6

...J

o

:ı:

iii nı

�· ;: nı nı

u

E. ro

- L::� •' nı :>;i · � nı ;: nı

� · g. g g

"' lll <ii ı-

<1> >.

"' nı

"' nı

"' .2

<1> >

Gl ·>

· ııı · >

� · � .: /� <

:ı V>

:ı V>

ı:

:Y- -c·· .u � !:!:!.

� w

·z;

ili ·<U ... "'

.

a.

:ı V>

ı:

o

o

·· :ı

u.

E

. ·<li nı

�·

N :ı·· -o

c

üi

"'

:>;i 41 :>;i nı

� �

.ı:ı

, iii� · ;: "'

ai -o ı: 'üj

"' -o c

ro

U•

..

o Y' i::

· ";:'o

·�

::ı ö t- vı ...;

-1

c

lll >. >-

z

<ll >

.

ın

<(

·;;; Q! . O>

:0

tci -o ':ı

ü;

On Ok boy!arın;n · "adları · şunlardrr :

göre

ı:

:ı· . V>

·�

-�

:':!"!: c "'

a.

c

o i.2 :0 dı i,2 :. � - � � ın Js �- '(: :..:;; · o c: T �� a · 9� .1 � J; nı o dı (/) J1. ın ın ı: lll c · c :ı O; <ll Gl <1> V(' . .:J :ı � {!. � z u. c

o

i �

;:;

lll c :ı

I

:!ı � ..�. V>

-

::ı

:!ı -t :ı :ı::

·

;.:;:

� dı

""

C\i,. , M

-;;;; f o ·eı E ::ı <ll o V)'ı � ı::. . � (i) 6 ;_� '· -� iJJ '1' :ı V(' V):ı <: i.2 i iı2 :!ı :!:ı -;; :0 u (/)o t-

-i

. (Cha�ar:ır:ı.es, Documents, .,s . lzahleır ·=' . , 1

-

Nu-Şe- P i l er'den

kııç yüz bin asker

en

"'

ın

L.-j

k u d retl i

ve . en

- 54 -

va r l ık l ı

.� � ·�

'1' '1

<: �

0..

in

<: .

C\i M '-i

30, 60, 27.0-271 ) .

çıka rd ı ğ ı söylen iyor,

ı:

rtl

::.::

boy.

:ı ın.

·"

6 � tn

l: boy oiU Pi bi ı·


FARUK SOMER :

ESKI TORKLER'DE ŞEHiReiLIK

gun'un batısında, Ordu kasa:basında oturan Türkmenler'in

2 - Anlaşılacağı üzere

Nu-Şe-Piler'den 1 . ile 4. ve 2. ile 5. boylar ay n ı ad ları taşıyor. 3 - Tu-lular'a mensup boyların ba-ş larındaki beylerin :Çor (Ç'ou), Nu-Şe-Pi boy lar ı beylerinin Erkin (Se-kin) ünva n i ar ı n ı taşıdıkları görü­ l ür. Bu büyük ünvaniarın Doğu Kök Türkleri'nde de kullanıldığını bil i ­ yoruz. 4

- Tu-Lu lar'dan Şe-Şo-Ti beyl e r i n i n ünva niarında n T'oen, Nu-Şe-P;. ler'in 3. boyunun beyinin ünvaniarı a rasında, yine T u - i u ! a r' dan 5. boy Şu­ Ni-Şe'nin beyinin ç'oupan ünvanı da N u - Şe - Pll er 'i n 5 . boy u n u n bey.in i n ünvanı olarak· görünür. Peçenek başbuğları arasında çoban adının · ta­ şındığı b i ldi r i l d i ğ i gibi, Peçen e k boylarından birinin Bula Çoban adını taşıd ığı da söy l eni r. (A.N.Kurat, Peçen ek tarihi, Istanbul, 1 9 3 7 , s. 1 0,. 30, 53, 54, 56) . Y i ne Peçenekler'de çur (çar) ünvan ının kullan ıldığı da gö­ rülüyor ( a yn ı eser, s. 30, 32, 43, 53, 54, 56 , 57, 58) . Kaşgarlı'da çupan (çoba n ) 'a, köy büyüğünün yamağı manasının verildiğini biliyoruz (ter­ cüme 1, s. 402 ) . Doerfer çopan ' ı n farsça su� n' dan geldi"ğ ini şüphe i l e karşılıyor (Türklsche und mongolische e!emente i m neuper· sischen. Wiesbaden, 1965, l l l . s. 1 08 - 1 09 ) . 5 - Eğer

yan ı l m ı;yorsam bu o n boydan sadece Tu-lu yani sol kola . Tu-ki-şeler'in Türgiş şeklinde türkçe ad ı biliniyor. Nu-şe-pi!er arasındaki 2. ve 5: boyları ifade eden Ko-şu'yu da Köl Tig in'in kitabe­ si,ndeki Ko-şu · Tutuk çla buluyoruz. Köl T!ğin 26 ya ş ı nd a iken (71 0 - 7 1 1 yı_lında) Türgişler üzerine sefer yap ı l m ış, "fürg i ş kağanı. (Suo-ko) yeni. ienik öldürülmüş, . Kara Türgişler de ita'at altına a l ı mp· Tabai-'da kortdu­ rulmuştu. Fakat Maverau'n-nehr'de bul unulduğu esnada Kara Türgişler'ln «yağ ı» olup Kengeres'e doğru gittikleri haber a l ı ndı . Bunun Jzerine . Köl Tigin sayısı az, yorgun ve azığı yete rs i z bir kuvvet ile Kara Türgiş.ler'e gönderildi. Köl Tigin Kara Türgişler'i yendikten sonra Koşu Tutuk ile . s�vaşıp o n u da bozguna uğrattı. · Bu başa r ı l a r sonucunda Köl Tigh zeng in bir ganimetle Kapkan Ka�an'ın idaresindeki u l u ' ·orduya ul aşiı (Ergin, metin, s. 1 59, transkripsion s. 73) . Bu sebeple Koşu Tutuk'taki Koşu'nun doğrudan doğruya bu boyu ifade ettiğini düşünmek, bizce mümkÜndür, Yer Bayırku (ıb�dun a d ı ) U l uğ erkin ( ü nvan) gibi. Baz in'in :de (ayrıı eser, s. 227) bu görüşte olduğunu gerçekten sonradan far· kına vard ı ğ ı m ı açıkça -ifade etmek isterim. Bazı a limler «Kara TÜrgiş» adını, �TUrgiş avam hal-k ı , Comman Türgiş paople» §ekl inde manaland ır­ m ış!ardır. Türgişler'in Kara Türgiş, Sa rı ğ Türgiş oimak üzere iki kola a;y rıld ıık larını bildiğimize göre (Ctıavan n es, s. ·ı O, 83, 84, 285, 286, 294 ) . metinde T ürgi ş l e r'i n bu kol unun sö z konusu o l d u ğ u n u kab u l etmek ye· mensup

rindedir.

6 - Ok'un oymak, boy manası n ı taş ıd ığı

meselesin�. ge l i nce, ne Gök . Türkl er'de, ne de daha sonra ları ok'un bu. manayı ta ş ı d ı ğ ı üzeri nde 'açık btr delile . sahip değ i l iz. Ok'un di lciler tarafından böyle bir m a na taŞ ıdı· ğ ı n ı n ifade edilmesi, Batı Gök T li rk l e r i ' ni meydana getiren on boya «On Okı> denil mesinden' ileri g"elm iştir. F aka t b u , · ya n i on boy a on ok den i l -

- 55 -


TU!U

DÜi�YASi MAŞTIRMALAR!

Ağustos

1 984

ve hatta Peçenekler'in de 97 bu kola mensup oldukları şüp!hesizdir. Isığ Göl'ün güney doğu kıyılannda yerleş·

mesi, bize göre, muhtemelen, başka bir husus ile ilgilidir. Bu da, Çin . k ayna klarında açıkça if�de edildiği gibi, kağanların on boyun beylerine birer ok vermesidir : «puis son royaume (Şa-po-lo, 635 yı l ı ) fut divise e n dix tribus; pour chaque tri'bu il y avait un ch e f. qui la g ou ve rnait ; on ies appelait · ıes dlx c hads. Chaque ohad recevait en present une f!echc; c'est pÖur quoi o n !es nemmail les dix thkhes = so nr a budunu (ka­ ğan l ı ğ ı ) on boya ayrıldı. Her boyun kendisini idare eden bir beyi vard ı . Bunlara ş a d den il d i. Her şad hediye olarak b ! r o k a l m ıştı . Bundan do­ layı onlara On O k l a r denlldi» (Chavannes, s. 27 ) . Bu i fadeler diğer bir Çin y ı l ! ığı nda şu şekilde teyid ediliyor: •le Kagan divisa son royaume en dix tribus; chaque tribu avait u n homme qui la c ommandait et a q u i on remeHait u n e fleche; le nom (de ces dix hommes) etait !es d i x cha=ı; on les appelait aussi les dix fleches - poste rieurement, on appela un

fl eche un' t r ibu . .. = Kağan budununu ( kaganlığın ı ) on boya ay ırdı. Her oyma ğ ı n kendisini sevk ve ·idare eden bir beyi vard !. Bu beye bir. ok tevdi ed i l m i şti. Bu on beyin adı ( ünvan ı ) on şad idi. Onlara (on şa da1 ( Cha va n n es, On Ok d a d eniidi. Sonra bir ok bir boyu ifade etti . . . » s. 56) . Çu ırmağ ı n ı n kırk li (ta k r ibe n 20 k.m.) kuzeyinde K i e-Ta n dağı vardır. On boyu n h ü kümdarı Ka ğ a n bu dağda boyların beyle rin i tayin eder (Ohava,nnes, s. 1 0) . Hirrh'in tercümesi ise şöyledir: <<Hier ist der Ort, wo der Kakhan der zehn Stamme zu_m Führer erhoben zu werden pflegt» ( l'lachworte zur lnschrift. Von Torıjukuk, St. Petersburg, 1889, s. 73) .

· Görüldüğü üzere metinleri n manalan gilyet açıktır. Yani kağan tarafından (Kie-tan dağında) on beyinden herbirine ( he­ diye olarak ) bir ok verildiği için, şad ünvan l ı bu on bey'e ve buradan da onların başı nda bulunan on boya On Ok denilmiş, sonra da bir ok ile bir boy ifade edilmiştir. Kağan beylerine ok'u, herhalde, boyların reisliğine ta y in ve aynı zamanda tabilik alameti ('belgü ) olarak veriyor­ du. Islam devrinde Türk hükümdarlarının bilhassa sefer dolayısı ile hu. zurlarına gelmeleri için beylerine oklar gönderdiklerini bil iyor uz (0 . . T u ran, Eski Türkler'de ok' un . hukuki bir sembol olarak kullanılması, Bel­ lete n , sayı 35, s. 305 - 318) . 7 - Türk ve Moğollar'da ok vermek, dostluk alameti idi. Iki kişi dost . olmak için birbirine ok hediye ederler, bir hükümdar diğer bir hüküm· dar ile dostl u k kurmak için ona ok gönderirdi. B u n d a n başka bir hüküm­ dar · herhangi bir ş.ahsa ok verirse bu, o şahsın o hükümda rm h imayesi a l tında o ld u ğ u manasına gelirdi (bu hususiar ile ilgili bazı nadir misal­ ler Için yakın bir :z;amanda yayın lanacak olan Türk tarihinde şahıs adları başl ıklı eserimize bk.) • . � - Bilindiği üzere Köl Tiğin'e ait kitabede şöyle bir ifade var: «--Bu­ mın Kağan Istemi Kağan olurmış. Olurupan Türük budunung ilin törüs·b tuta b'irmiş, iti birmiş. Tört .bulung kop yağı ermiş_ Sü sü:epen dört bu. 97

Peçenekler'in Yayık ve ltil boylarında yaşamadan önce Aşağı Seyhun

- 56 -


FARUK S0Mi:R :

ESKI TORKLER'DE ŞEHIReiLIK

miş olan Barsğan <Barskhanl lar'ın On Ok.lar'dan ve oıı­ ların Tu-lu kolundan oldukları kesin bir şekilde söylene­ bilir. Teınim b. Bahr'e göre <IX. yüzyılın ilk çeyreği) Bars­ ganlar'ın yurdunda 4 büyük şehir ve dört de kasaiba bu­ lunuyordu . Yine ona göre gölün kıyısındaki her şehirden silahlan mükemmel 20.000 atlı çıkıyordu. Barsganlar saBa ş l ığ ı ğ y ü k ü n d ü rmiş. l u ng d a k i b u d u nuğ kop a l m ış. · Kop baz k ı l rn ı ş . Tizl igig sökürmiş. i! egerü Kad ırkan yışka tegi kirü Tem i r K a p ı ğk a teg : kond urmış. i k l n a ra i d i ok sı z Kök Tljrük an ça o l u r u r ernıiş ( Erg i n , Köl Tig i n , metin s. 1 55, sa t ı r 3-9, transk ripsion s. 67, s a t ı r 3-9} . Bu metin· deki « i d i o'ksıZ>> kel i meleri bazı a ! imler tarafından «Sahipsiz ve teşki­ JatsiZ>> veya « pe ;; teş�iliıtsız,, sözl eri ile karşılanm ıştır. Fa-kat <d d i oksız• � veri len bu manalar, bunların bağlı bu lu ndukları cümleterin manaların3 aykırı · düşüyor. Çünkü, görüldüğü üzere, bu cüm lelerde kağan la r ı n elde ettikleri zaferler anlat ı l ıyor. Kağanlar <<pek teşi<:ilatsız» bir «budun>> ile anlatılan bu başarıları nasıl kazanabilirlerdil Bu sebeple yukarıdan beri ifade edilen m üta laalara göre kita:belerdeki « idi oksız>>, ha•kim ve hü. r ( met.bu ) manasına gelmektedir: «bu iki yer arasında hakim (efendi ) v"­ !ıürr (kudretli} Tür k budunu otururmuş» . Esasen V. Thomsen'in bu yer­ deki tercü mesi isabetli idi ( lnscription de 1' Orkhon dechiffrees, Hel­ si ng for s , 1896, s. 98 ) . ve A r a l g ölü çevresi nde oturd u k l a r ı n ı kuvvetle telk i n eden baz ı del i l ler vardır. Fa kat o n l a r eskiden beri mi buralarda oturuyo rlard ı , yoksa Kar­ luk fethi y üzünden m i buralara g e l d i ler, bir şey söyl e nemez. 98 ( 7 1 6 ) y ı l ı nda D i h istan (Cürcan eya J eti n i n k uzeyinde, Ceyh u n ' u n Haza r De· n izi'ne d ö k ü l en yata ğ ı n ı n g üneyind e ) , Türkler'in e l inde o l u p bu Türk" ler'in başmda Sul ( Çor ? ) et-Türk! b u l u nuyord u . S u l Cürca n merzüba n ı F1r0z b. Q u l üzerine a k ı n l a r yap ıy or d u . 98 ( 7 1 6 ) yı l ı n da F!ruz, SO l et­ Turki''nin ye:�: bir akı n yapmasından kayg ılanar-ak Emevller'in Ho�a�a·� valisi Yezid b. e!-M ühe\leb'in yan:na g e ldi. Yezld kalabalı•k bir ordu il" Türkler'in üzerine yürüdü. SOl, ailesi ve maiyyeti ile ç ı kı p gitti. Yezlc1 tutsak aldığı 1 4 .000 Türk'ü öldürttü (Taberi', ll, s. 1 3 "19, 1322, 1323, 1 324, 1 325; ondan n a k l en lbnü'i -Erh!r, Tornberg ya y ı n ı , V, s. 29 - 36 ) . D:h i , ­ t a n v e C ü rcan ' d aki bu T ü rk i er'in Peçenekler'e mensup o l m a l a r ı münikün

ve hatta muhtem e l d i r . Z:ira e\-Birün1'deki bazı ka y ı t l a r Peçenekler'in va· ­

l ı klarını adı g eç en yer l ere kada r hissettirdiklerin i gösteriyor. Peçenekler hakkı nda bk. A.N. K ur a !, Peçenek tarihi, !stanbul, 1 939; F. Sümer, Oğuz­ lar,' s. 36, 320 - 3 23. Kalaç ( .).. Khalaç) lar'a gelince, bu Türk top l u l uğ u hakkında F. Köprü lü'nün mükemmel b i r makalesi vard ır ( Ha laç maddesi, lA, V - 1 s. 1 09 - 1 1 6 ) . Mamafih bu top l u l u ğ u n ta rihi yeniden ele a l ı n ı p fsfsi l a t l ı b i r şek i l de yazı l a b i l i r . F. Köprül ü'nü� tesbitlerine göre Anado­ l u'da Halaç, K a l a ç l a r ve Ha laçt ı şekillerinde 16 köy vard ı r (aynı makale, s. 1 1 5) . Bunun l a beraber Halaçlar, Yapırlu K ı z ı k ve K a r k ın adları a l tında da Anadolu'ya gelmiş olabilirler. - 57 -


TORK

DÜNYASI

ARAŞTIRMALARI

Ağustos

1984

vaşçılıkta en başta gelen Türk topluluğudur. Bunlardan ıoo kişi, Karluklar CHharlukhiyye) 'dan ıooo kişiye karşı

koya;bilirdi. Temim, Barsgan ve diğer şehirler ile köylerin ahalisinin her yıl bahar ayında toplanıp göl kıyısında bu­ lunan bir ,şehir enkazını tavaf ettiklerini ve bunu dini bir merasim olarak yaptıklarını da söylüyor. 98 Kaşgarlı'dan başka bütün müellifler Barsgan'ı Barskhan şeklinde zik­ rederler. Bunlardan Gerdizi'de Barshkan beyine (dihqan) m.n.ğ denHdiği 9; Mücmelü't-tevaıih'te ise beyin, tebin Barskhan ünvanı ile anıldığı söylenir. 100 Kaşgarlı Bars­ gaİı'ın ·Afrasiyab.'ın oğlu olduğu ve Barsgan şehrini onun yaptırdığı hakkıİlda bir rivayet naklettikten sonra bir ta­ kım kimselerin de Barsgan'ın Uygur malikinin yılkıcı ba­ şısının adından geldiğini söylediklerini bildirir. ıoı Bu ri­ vayet Barsgan'ın Türgişler devrinde kurulmuş olduğunu ifade edebileceği gibi, aynı zamanda Uygur hakimiyetinin bir ara buraya kadar uzanmış olduğunu da gösterebilir. Nitekim Uygur Köl Bilge Han, kitabesiııde bakimiyetinin buraya kadar yayıldığını söylüyor. 102 Müellifimiz Isık Köl ( = Isığ = Isıcak Göl) 'ün uzunluğunun 30 fersah ve eni­ nin on fe �s ah ( 1 fersah : 5,5 - 6 kmJ olduğunu kaydederek Bars,gan'ın gölün kıyısında bulunduğunu yazar. Kaşgarlı Minorsky s. 2 80, tercüme s.

98

s. 266.

283 - 284 .

ıoo Yay ı n iayan M. Bahar, Tahran, ıoı

102

1 318,

s. 421 .

l l l , s. 308, tercüme l l l , s. 4 1 5 - 4 1 6. Müel l ifimiz babasının da bu şe­

hirden olduğunu kayd ediyor (ve hiye meDin elun mir1'ha ebu Mahmud ) .

«Kutluğ ki ot kutluğ koyn y ı l ek'kinti ay üç yenğike kün a y tengrid-:; kut bulmuş u luğ kut omanmış alpın erdemin i l tutmuş alp a rslan kutlu·� Köl Bi!ge Tengri Khan ( im ız? ) khan olurmış öngtün Şaçiu kidin N u ç ogurda . • . . khan . . . tengri­ Barskharı'ka . tegi iilenü erksinü yarl ıkkayur ken . . .. lı ögesi Alp · Tutu k Öge kutluğ Koçu u lu�ug ba�layur erken» ( Bazin, aynı eser, s. 321 ) . Bazi n kitabel'l'in 899 tarihli olup Köl Bilge Han'ın tahta çıkış tarihini· gösterdiğini ve adı geçen hanın 947 y ı l ına kadar hüküm sürdüğünü yazıyor (s • . 322 - 332) . ikinci kitabeyi gözönü­ ne . a l a rak Kaşgarlı'nın Uygur hükümda rı .. şeklinde zikrettiği Köl Bilge Han, pek kuvvetli ihtimal ile, bu, hükümdardır. Bu, Budfl ik an'anelerine

biridir. Bunlar F.W 1( . göre to.prağd çakılmış türkçe iki kazı1< . kitabeden Müller tarafından yayınlanmıştı (Zwei Pfahlinschriften aus den Turfa n · funden, AAW, Berlin, 1915, 1 - 38) .

- 5S ..,_


. FARUK . .SOMER : ' ESKi .. TORKLER�OE · ŞEHiReiLIK

babasının şehri olmasına rağmen :· «kuşların kötüsü sal{­ i::ağaı:ı, · yerin · kötüsü kazıgan . (bataklık} , ağaçların kötüsü azgan, kötü kişilerin çıktığı yer ]3aregan , şeklinde bir dörtlük'ü yazmak tan · çekinme miştir. . ?03 ·

·

Gt;rdizi'de Suyab'a 'bir fersah mesafede olan Khôtki­ . yal köyünden sooo asker çıktığİ y . ğ . ııı a c?> ünvanını ta . Şıyan pey�hiı1 CdrhqaiiJ_ Tü ler'den olduğu yazıiır. Ora­ ciaki diğer b.azı vi;ıya birçok köylei-'de de Türgişler'in otur� dukıa r:ına küvve �)e ihtimal veril ir. 104

nifş

l(lS 1, s. 6 1 ; 366, l l ,

439, I I , . ·'S. 49, l l l ,

s ..

4 1 , 227, l l l ,

s.

1 68, 1 82, 308, terc ü me

s. 1.35, 222, 240, . 4 1 7 .

1,

s. 392, 393,

« Pad işiıh-i Hôrk.ti\1 ( = Khotkiya l ) · ra ÜI4·:(S'. 2 7 9 . MücmeiÜ't-teva rlh'fe : m . ğ . l i g� gôyend (s. 421 ) . Buradan i leride y enid en söz edilecektir. B a�i ;ı T ü rg i ş a d ı n ı Turgeş (Türk + eş = co m pa gn on ) okuyar ve gösteri ldiği ·g �b i o n u �arkadaş. · keli m es i ile mana l a n d ı rıyor ( ay n ı eser, s. 108 ve ese r i nin d iğer yE!r lerinde de böyl e ya z.ıyo r , s . 225, 256, 257, 258) . Ba· zin;in bu görpş ü n ü başka. bir y�r.d;o laf s i l a t l ı bir şekilde iz<ıh ediP:. etme­ . . · d i ğ i n � • bi i em iyoruz. Sayın meslek ta şım Yuka� ı _Y en i sey 'd ek i Kırgız . (i<ır ­ k ı � ) . ve' d'iğer " top l u l u kları türkleşmiş kavim ler ' şekl inde vasıflanthrıyor ( a y n ı eser, s . 1 0 1 , 1 06 - 1 07 ) . Bu görüşü

tasd i k etmek benim için asla

m ü m kün değildir. Çünkü, bu türkleşmenin nası l olduğunun izah ve isbat

edil mesi

Mese!a Harizimliler'in; bir kısım ·Svğdak (Soğd) lar'ın, ve hatta belki Argular'ın nasıl türldeşti'k lerini izah etmek m ü m k ü ndür.' · Fakat Kı rg ız l a r nasıl Türkleşti? Hangi Türk kavmi Abakan bozk ırına gltti ve orada uzun · müddet haki·miyet sürdü de Kırgızlar ve diğerleri türkieştiler? Çin kay·nakiarında Kırgızlar'ın mavi gözlü, sarı saçlı olduklarının söyienmesi ve Gerdizi'deki bir kaydın bunu teyid etmesi, böyle • kesin - bir. hükmün verilmesi için k�fi deliller midir? Bazı isi� m ,k�na k ları . i!e . Bizans eserler lnde Macai'lar da Türk . asıllı sayılır. Macar­ l<ır Jürk asıih mıdır? Sayın meslcl<taş1m beni, bu sözlerimden dolayı milli. hisleri�in tesiri al.ttnda kalmakla itham ederse buna gerçekten üzü­ lürGm. ÇünkG mesleki ç�lışmalarımda �iili d uygularım bana emir vere­ mez. Verir ise o zaman ilim adamı sayılmamam· lbım gelir. Kırg.ızlar ve ·- diğerlerinin ·Türk asıllı · olup; olmamaları penim için mvhim değildir. B�· nim için mühim olan gerçeğir. ne olduğudur. fazla olarak Abakan .böl· gesinin, Türkler'in en eski yurtları olması da imUnsız değildir. Onlar 'muhtelif zarrianlarôa küme 'kü;ne -aşağıdaki biiyük bozkır bölgesine inmiş olmalıdırlar. iskitler irani asılı 'bir topluluk kabul edildiğine göre, bunu böyle düşünmek mecburiyetindeyi;z. · Yani Türk s9Yu, Selenge, Orhun . -( L Orkun) ve Tu la ırmaklarının . geçtiği bo�kır_ pöigesine Doğu Sibirya'­ dan küme küme .ve muhtelif zamanlarda. iomiş olabilir. Eri son inenler de işte bu Kırgızlar'dır. Eğer Türkler asl;nda bir bozkır i<avmi olsalardı seslerini M.Ö. llL yüzyılda değ!l Çok daha önceleri duyurmaları b,ekle·

gerekir.

Kençekrer'in

.

-- 5Q :-


TORK

DÖNYASI

ARAŞTIRMALARI

Ağustos

1 984

Mücmelü't-tevarih'te Barsgan (onda da Barskhan) gibi Türk'ün oğlu olarak İlaq da zikredilir. 105 Bilindiği üzere bu adda (yani Ilaql aşağı Seyhun boylarında Hocend ile Saş (Taş Kendl bölgeleri arasında bir yöre vardır. Mer­ kezi Tunketh olan İlaq bölgesinde daha birçok şehir ve kasaba görülür. Tunketh'in yanından geçen ırmak da aynı adı taşır ve ona az çok muvazi akan Şaş bölge's indeki bir ırmak da coğrafyacılarca Nehrü't-Türk (Türk ırmağı) adiyle anılır. 106 Eğer adı geçen kaynaktaki ifade ve isim doğru ise İlaq bölgesinin adını bu Türk topluluğundan al­ dığına hükmedilebilir. Esasen Şaş'ın kuzeyindeki İsbicab ( = İsficab = Sayram) bölgesinin başındaki beylerin IX. yüzyılda Türk asıllı oldukları biliniyor. Hatta Şaş (Taş 'Kend) bölge,sini idare eden beylerin de Türk asıllı olmaları mümkündür. 107 Mücmelü't-tevarih'te Türk'ün oğulları arasında TutJ'ın da adı geçer. Hatta orada Tut.l'ın tuz'u keşfettiği söyle­ nir. 1 08 Fakat böyle bir isim başka hiç bir yerde görülmedi. Bu sebeble bu adın doğrusunun Tüng (yahut Tongl ve

nird i . Diğer taraftan dil leri türkçe ile birl ikte orta•k bir kökten geldiği bir kısım alimler tarafından ileri sürülen Moğol ve Tunguzlar'dan ka labalık topl ulukların kuzeydeki orma n l ı k bölgede yaşamış oldukları bi liniyor. Cengiz Han devrindeki Moğollar, ormanlık bölgede yaşayan eldaşlarına Hoyin i rgen (Ağaç Eri ) a d ı n ı veriyorlardı.

105

•Ve Türk ra puseran budend çOn Tat ı l Tot.l ve Çigil ve Barskha n ve llaq ve In gurOh k i eknOn Barskhamyan ve 11aqıyan ve Çigilend ez ferzen ­

dan-i işa n e nd = Türk'ün T ut ı l ( ? ) , Çiğil, Barshan ve ilaq g i b i oğul 'arı vardı. Şimdi Barskhanlılar, Dlaqlılar ve Çigiller denilen topluluklar on­ ların oğu llarıdır (s. 1 00 ) .

106 107

Barthold, Turkestan,

dizin

s.

493;

G.

Strange,

The Lands

of

the

Barthold, aynı eser,

s.

1 76, 2 1 2. Taberi'de 1 91

(806 - 807) y ı l ı hadise­

leri dolayısı ile Şaş (Taş Ken d ) beyinin askerinin Türkler'den müteşek­ kil olduğu görüiGyor : dihi»

«Sahibu'ş-Şaş fl Etrakihi ve qaidun

s.

min

quvva­

( l l l , s. 721 ) . Kaşgarl ı Şaş'ın Taşkend'den başka Terken a d ı n ı taşı­

dığını da yazıyor ( 1 , s. 443) . 108

Le

eastern ca l iphate, Cambridge, 1 930, s. 477, 482, 483 ve harita IX.

100.

....,.- 60 -


FARUK SOMER

:

ESKi TORKLER'DE ŞEHIRCiLiK

bunun da Isığ Göl'ün g üney batısında, Barsgan'a

lük mesafEdeki şelı ir olduğu

görü şü · ileri

üç gün� sürülmüştü r. 109

Bunlardan · başka daha IX. yüzyılda adları geçen Edhgişler'in · On Oklar'a mensub bulundukları şüpheslz olduğu gibi, 110 XI. yüzyılda Barçuk şehrinde oturan Ça­ ru·klar'ı da On Oldar'm kalıntılarından sayabiliriz . 1 1 1 Yine XI. yüzyılda Uygur sınınnda yaşayan Oğraklar'ın da On Oklar'dan olması imkansız değildir. 1 12 XI. yüzyılda Ara­ mut adlı yerde yaşayan ve aynı adı taşıyan

topluluğun da ıı.:J Batı Türkler'ine mensup bulunduğu tahmin edile­ bilir. Aynı yüzryılda adı geçen Tarbın oymağı hakkında IO!l

ııo

s. 266; Mino rsky, The R eg·i ons of the wo r ld , s. 292. Z.V. To­ gan'ın Türk i l i haritasına da bk. Kaşgarlı'nın eserinde geçen Tün K�nt bu ra nın adı olabilir ( l l l , s. 150) o

Gerd i z i ,

i bn Khurdadb i h , s. 31 o Edhgişler Xl. y üzyılda Özçend

oturuyorlard ı

r

( Öz K en d} 'de

( K aşga l ı , 1 , s. 89, tercüme 1, 96) . Bundan başka

bir yerin de adı idi

Edtıg iş (gösterilen yer) ki, şüphesiz bu toplu lukdan gel­

mektedir. 1 11

Ka şga rlı , 1, s. 28, 30, 318, ll, s. 388, terc ü me l , s. 28, 30, 381 . Anadolu'· . da Çarıkit a d ı n ı taşıyan 6, Ça rlıklar ad lı 5 ve Çarı k . Şek l i nde 3, diğ er kelimeler ile birlikte (mesela Çarık Ala:başlı, Çarık Ba l l ı ) 7 köy görülü­ yor ( M eskO n yer l er kılavuzu, s. 236 - 237 ) . Ancak Çarukluğ C:. Ça­ ru k lu :::,. Ça rı k l ı ) adlı bir Oğuz boyu olduğu gibi, Çarı k ' ı n şahıs adı olarak k u l la nı ldığını da biliyoruz.

1 12

Ka·ra Yığaç da denilen Oğraklar'ın Uygur sı n 1 r ı nda oturd>J·kl3rı anla ş ı l ı ­ yor; bahad ırlığı i l e tanı nm ı ş bir top luluk i d i . Kaşga r l ı 'da onlar i l e ilgi!' bazı deyişler görülür. Bun l ardan b i ri ş ud u r :

«Ağdı kızıl bayrak Togdı Kara toprak Yetüşü kelip Oğrak Tokuşup anın keçtimiz» ( l l l ,

s.

1 38, tercüme, l l l .

s.

1 38) .

. Ayrıccı şu gh if el e re de. pk. I, . s. 1 08, 283, 389, . 425, ll, s. 40, 6 1 , 1 72; . . . terc üırı e . I, s. 1 1 9, 31 .� • 468, 516, l l, s . . 48, 219. oğ ol istilası e� nasında · ( 1 222) pugQrıkü Afgari.istarı'da • ka laba l,ık bir topluluğun başında Sey­ , fed di n oi}rak vard ı . Fak at Oğrak' ı rı bu beyin adı ve kend i s i n i n de Ha• laçlar'ın reisierinden olduğu an la ş ı lıyo r .

M

1.13

Ay nı

eser,

I,

s. 1 24, tercü m e I,

s.

1 39.

Bu

topl u l u k oturduğu

adiyle a n ı l ıyo r. Ke l ime tü rk� e deği l g ib i gör ü nü yor . - 61

yerin


TORK - DON-YASI

ARAŞTIRMAlARI

-

Ağ ustos - : 1-984

herhangi 'bir 'şey s öyliy 6meyi z . Çünkü - onun :nerect·e :ya·şa:.: dahi bilinemiyor. ıı4

diğı ·

Yigil 'lle _ TohhsılarKarluklar'ın büyük oyn;ı:akları olup

XI: yüzyılda onlar artık Karluklar'dan ayrı, · m ü stakil _ t·::>p·�

lu!uklar sayılmışlardır,

115

Biraz sonra Karluk ve To]illsı­

lar'a mensup bazı oymaklar görülecektir: Kaşgar il� - N a-­

rin ırmağı - arasında yaşayan Yağmalar - <onlara Kara - Yağ­ ma da denilird D aslında Toğuz C-uzz. yani Uygurlar'a· men­ sup bir kavim olup sözü edile n yurdlanna .. Karlul}:lar'dan dan çok sonra (pek muhtemel ol arak 840'dan sonral gel­ mişlerd i . 116 Bul ak boyu ise bir. kaynağa göre Karluklar'--: dan, diğerine göre Yağm al ar' dan idi. Elke B ul ak da deni ­ len bu topluluğu bir ara Kıpçaklar tutsak almışlar ise de senradan hürriyetlerine kavuşmuşlardı. 1 17 ·

_

Yukarı İrtiş boylarında yaşayan ve kalabalık · boyları

Kıfçaklar <Kıpç�larl 1 18 olan büyük Kimek ka.vmi�1in Batı

Türkleri, yani -On Oklar'a mensup olup .olmadıklar ı

rinde

uze­

b i rşey söylemek mümkün değildir. · Kime-kl e r,-::X. - yüz­ yılda yedi boya ayrılınışiardı : Imi, İrnak, Tatar, Balandır, Khıfçaq, L nqaz. -1 19, Eclad . . 12� XI. yüzyılda ,Kımek . a.clı . or­ tadan : kalkmı ş V/3 bu :topluluğu İrtiş boyların da . . . Y'fmek CL İmakl ler, b atıd a 'bilhassa, İşittı ve yukarı Tobol boyları ile ona komşu ye rle rd e· oturan Kıfçak <Khıfçakllar temsil . _

-

1 14 1 15

ııs ıt 7

118

Ay n ı eser, terc üme 1, s . 435.

8 n u m a r a l ı haş iy�ye · bk . . HudOdu'l-alem, s. 79.

K a şg a r l ı , 1 ,

s.

3 1 7,

tercüme

1 , s.

::379.

'

u m u m iyet l e Kıfçaklar'ın adı, kaynaklarda f'1oğol · baklmiyetiri e kadar, , _-g öster i l d i ği. gibi, ,QLfçaq şe:k l_ind e , . MoğQI · hakimiy�ti nden sonra d a Qıbçaq olarak yazılır.

ıi9 .Aynen böyle (Gerdizr, s. · 2sB) . Doğrusuritin -, · ne· ofduğ iml.i · tahmir, . - bile' ed e m ed im . Minorsky'ye · g e li n ce, :0 : bı/ ismi N i lg a z ·şekliride - ol<u­ m a lda' ve· bu na del ii ola�ak Save Şa h' �sevenler_. ·!arasında ay n ı , ;ci-dı: taşı­ yan bir oyniağıri yaşadığıni ; söyiemekte-air ( ay n ı eser, s. 304, haŞiy� 3 ; . Fakat bu bence çok şüphelidir.

120

Gerdlz1,

lebil ir.

S,

·

258. Fakat b u a d i n da

( Edil d)

- 62 -

doğru l uğundan şüphe

ea;.


. FARUI\. SÜMER :

ESKi TÜRKLER'DE ŞEHiReiLiK

etmişlei:-dir. · Yine aynı yüzyılın <Xl. y ü zy ıl l birinci _yan· sinda Harizim üll�esine kuzeyden bitişik komşu bir ·bölg·:> de yaşayan Küçetler ve Çoğraklar, pek muhtemel olara1{, Kıfçaklar'dan oldukları gibi, XII. yüzyılda k al ab al ı k ve kuvvetli bir Türk kavmi olarak tarih saımesinde görünen Qari.glılar da yi e onlara, yani Kıfçaklar'a mensup idiler Qanglıl ar' ın adiarına daha önceki yüzyıllarda rastgelin� mcz. K aş ga rl ı kendi zamanında Qanglı adlı ünlü bir Kıf­ çak be�inin adını verir. 121 Qangl ıl ar ' ın adlarını bu bey­ den aldıkları şüphesizdir.

n

Son Türg i ş kağanları

z a m an ın da

başlamış olan şehir

düvletle:ti devri veya beylikler devri Karluklar'ın gevş�k

ve tesirsiz idareleri . ile varlığını sür:lürdü.

Hatta

belki

daha da gelişti. Halbuki Ahbcl!si valileri ve bilhassa· Sa­ m anil er Mavenlü-nehr de şehir ve bölge devletlerinin pel<

çağuna son vermişlerdi. Onlar Türk ülke·sindeki siyasi

par­

çal anmad an faydalanarak, yukarıda da kayd edildiği gibi, Taraz CTalas) şehrin i ellerine geçirdiler. Sfunini hudud u Taraz'ın ilerisinde Mirki kasaıb asına kadar gitmişti. :Bun­ dan başka daha doğudaki Ordu kasabasında oturan Türk­ meri ın·eiiki islamiyeti · kabul etmek mecburiyatinde kaldı�ı gibi Türk asıllı İsficab mel ik in e her yıL ve rg { verme;k zo­ rund a bırakılmıştı. İşte t.slam dinine giren ilk Türk kavmi Balasağ'un ile Mirki arası ndaki Ordu kasaba ve yöresin­ de oturan ve On Oklar'dan olduğu götüşünde oldt.iğurrmz Türkmenler'dir. Sonra Oğuzlar'dan ve Karluklar'dan Müslüman olan kümelere de Müsl üm anl a rca Türkmen de­ nildi. Çünkü, Türkmen, islamiyeti k a.bul- eden . ilk Türk tcpluluğu ol duğu için adı, «Müslüman Türk, şeklinde bir maha kaz a.n mış tı . Şehir

devletlerinin başlarmda bu lun a n beylerin IX. ve

beylerin ··

gÖrüÜir . Bu suniardı : ·

1 2 1 «Oangii-ismu

beyin a d ı >> to i re des

Kıfçak k a ra n l ı·k

recO i i n

( l l l , s.

campagnes

ve

min

Qıfcaq · : =

te rcüme, l l l,'

de Gengiz

Qang l ı l a r' ı ıı

mesele lerden

t�Ş ıdıkl ıir(

'azim i n

280,

Lej de�

üzeri nde:

dem işti . �

379) . P .

Kha n ,

a kraba l ı ğ ı

biri"

ünvanlar taŞıdıklafı ·ühvanların baŞÜcaları .

talüıli:

X yüzyılın ilk çeyreğinde bir

Kıf� a k l a r'da n· büyük.• b i r

" L. H a mhi s ( H i s· 1 95 1 , i, s. 95) Yemek,

Pel l iot «Orta

Bize göre,

63 -

Asya

ta r i h i n d e

en

bu rneselede karan-


TÜRK

DÜNYASI

ARAŞTIRMALARI. Ağustos

1 984

Yağma hükümdan. (padişahl Burğa Han 122, Çigil hükümdan Tuksin Çigil, 123 Soğd hükümdan Beg Tigin, Oğuz (Guzz) hükümdan Beygu, S.h.t.keth (? = Pen c i Keth?l hükümdan Köl.n qan.ş, t24 Hôrk.tal hükümdan M.ğliğa, 125 Athliğ hükümdan Yınal Tigin, 126 Suyab hü kümdarı Yılan Şah 1 27, Saliğ hükümdan Q la Çôr, ızs Tün Keth hükümdan Kha m.s.ki, Barakhan hükümdan Tehin Barskhan, Kaşgar hükümdan Khan, Kirnal hükümdan Tul ı k bir nokta yoktur. Ya l n ız, görüldüğü üz e r e , kol la rdan baz ı l a n r. ı n adların:n okunuşu şüphel idir. B u kollardan biri olan Tatar, t>1oğol Bayda'tlar'ının bir kısm ı n ı temsil edeb ilir. ız:ı

M eti n de B.ğ.r Han ise de bunun doğ rusunun Buğra Ha n

olduğu

aşi­

k a rd ı r. Bu ünvan Kara Han l ı hanada n ı n Yağmalar'dan olduğunu göste­ ren del il lerden biridir.

123

Kaşga rl ı 'y a göre tüksin, han ' d a n üç d erece altta bulunan devlet adanı­ l a:ını n taşı dığı bir ünvandır (1. s. 365, ! 1 , s . 228, tercüme L s . 437 ) .

1 :<'4

Bu, muhtemel ola rak, Ge r d i z i 'd e k i (s. 279) Kölb.qar ile i l g : : : dir. Bu ün­ van Penci Ket şehri beyine a idtir. Ya n i her ikisindeki ünvan ve şehir aynı

1 25

Bu, hiç şüp:hesiz d a ha ö;ıce zikrettiğimiz Gerdizi'deki ( s. 279) Khôt­ kiyat, HudOd u ' l -� lem'deki Kökyal'dır. Gerdizi bunun beyine Y.gila denil d i ğ i n i bi ldirir. Burası Suyab'a b ir fersah mesafede olup 5000 asker

ola b i l i r .

çıkarıyordu; beyi Türgişler'e mensuptu. Bu, aynı zamanda şuyab'ı mey­ dı;ına g eti re n iki köyden biri olup Qu.de m a 'da Sagur Kiba i de n ı : e n ya'­ dir ( i l e ride Qudema'nın metnine bk.) .

126

Bu ra , az ileride görüleceği üzere, Hududu'I-alem 'de At l a lığ şeklinde geçiyor. Bir de ei-Mukaddesl'nin z i kretfiğ i Atlıkh şehri var. Bu, Ta ­ raz • Balas.agOn yol u üzerinde bağiık baihçel·ik, hisarı ola n büyük bir şehirdir (s. 275) ,

127

M etinde : Suy�t. Gerdizi'-de de böyle. Ona göre ( s . 279) şehr i n beyi be v­ gu'nun yani Karluk yabgusur.un k ardeşi veya adamlarından biridir.

128

Sal ığ'ın neresi olduğu kesin olara k bilinemedi. Hududu'I-alem ve EI­ Muqaddesrde T� raz - Balasagun arasında şehirlerden Şllci ( ya hut Şalcı, Şelci) geçer. Bu küçük b i r şehir idi. Fakat m üellif garib!er ba ri nağ i olan bu ş eh ird e « 1 0.000 i sfa h a n l ı 'n ı n >> oturduğunu i ş i tm işti (s. 275 ) : Bird e Taraz • SOy � b ana yolu arasındaki konaklardan büyuk bir köy ( k a ry et u n 'azimetun) . olıın Sarığ var. S€ır.:ğ, _ Çöl . köyü i!e Türgiş Halkanının şehri arasında bulunuyordu (Qudema, Kiıtabu'l-kharac, De Go eje , leyden , 1889, s. 206 ) . Q. la Çor'a gelince bu, Kara Çor . olabilir. Çünkü, Türk­ ier'in Kara Çor ünva n ı n ı taş ıdıklar;nı bi liy oru z . Kara Çorl ad l ı bir tür k ı l ıç vardı ki, Türkler'in b.u kılıcı kullanmakta mahir oldukları bi.l dirilir.

- 64 -


i=ARUK SÖMER

tuğ,

dan

:

·

ŞE!-tlRCiliı<

ESKI TÖRl<LER'DE

Ş.l.kh h ükümdan Kltil.ş İrkin, B.lavkh, ı c:o Khalh:ıkh U Karluk>

139

Khamüket hüküm

hükümdan .r

a tiğ,

Tükhsı ( ? metin. T.k.sinl hükümdan Qut Tigin, lbaıı {Al.;.

hükümdan Qut Tiği n L.baıı� ızı Taraz h ükümdan tyUıs, ün vanıa rını taşıyorlardı. 132 Anla şılacağı üzere, kay­ nağın CMücmelü't-tevarih) basıma esas olan tek müsten­ sah nüsh asında boy, şehir adları ile ünvanıarelan bir çoğu yanlış yazılışlar halinde göst€dlmişlerdir. Bunlardan, gö­ rüldüğü gibi, ancak pek azının doğrusu tesbit edilebiliyor. b an?)

Ş imdi 982 yılında yazılmış Hudud'uı.:al•em'dski Kar.:

bil­

luklar'a dair bilgilerin tercümesini vermedem önce, bu

gilerin, aşağı yukarı 930 yıllarına ait olduğunu kaydede:­

lim. Çünkü bu eserin kaynaklarının Belhi (eserini 308 =

920 de yazdı) ve . Ceyhani (320

=

914 de. Samaniler devle­

tinde vezir oldu> gibi bize kadar gelmemiş eserler olduğu 133

anlaŞılmıştır.

Sonra·. bu eserde diğerlerinde de olduğu

alınması , gibi p ek mühim h8,dise ­ lerden bahsedilmemesi, e serm bu hadiselerden ö nc e ya� zılmış }{aynaklara dayandığını doğrular. Bu sebeible Hudu­ du'I-alem'den daha önce Toğuz Guzz ( = Uygur) iar' a , dAir verilm iş , şimdi de diğer Türk toplulukları l�akkında veri� lecek olan bilgiler in X. yüzyılın birinci y arısınd a yazıldı­ ğını kahu l etmek yerindedir. · Kara H anlılar tarafından

gibi, Balasagun'un

Türklerin

islamiyete

girmesi

·

129

Metinde,

·

göster i i d i ğ i gi bi, Kimal. B u n un Kimak oi m"sı, ba n a göre, şüp­

ğ

hel idir. Ge rdizi ' d e Kimekler'in başbuğunun beygu unvanını taş ı d ı ı ya· zılır

(s.

olabilir 13'0 Bu,

259).

(Qudema, s.

Taraz

şehrin

bir

i !e

nun

Sagur'un bir

206) .

Ba la sa ğ u n

hisarı olup

bulunuyordu 13'1 Bu,

B'u sebeple bu,

arasındaki

cami

(e!-Muqa ddesl, s .

görülür.

olduğunu

şehirlerden

CemOket o l m 3 l ı d ı r.

şehirde ve çarşılar da varoşda

·· ·

275) .

Karluk boylarından bi r idi r. Alban

kısımını teşkil . eden l<ibal

Minorsky,

düşünmüştü.

haklı

Safeviler

Fakat arada büyük bir zaman

·

olarak,

farkı var.

Mücmelü't-teva rih

133

Minorsky, The Regions of the World, Minorsky'nin önsözü Ba rt-ho!d'un önsözü, s.

ka kaynakları

2

ku !lanmış

(

·

ismirı ·doğrusu­

devrinde bj r

iz2

ve'l-qısas,

Bu

(er-rııbt.dz )

Alpaı}

Be y

· s. 421 ) .

- 44 ) .

Tabi'!

ve şahsi

�·

(s. VII :.: XX,

adı cbizce meçhul

müşahede!arlni

muhtemeldir.

-- · 65

müellifin

bas­

de .kaydetmiş olrna ı


TÜRK

ARAŞTIRMAlARI

DÜNYJ..S I

Ağustos

1 984

«Bu ülkenin, d oğu sun da Tibet, Yağma ve Toğ uz Cuz?: ülkeleri vardır. Güneyinde ise Yağma ülkes·inin bir kısmı ile Maveraün-nehr bulunur. Bab'sında Guzz <Oğuz> , ku­ zeyinde de Tukhs <Tokhsı = ToksıJ , Çigil ve Toğuz Cuzz ( = Uygur) ülkeleri yer alır. Karluk ülkesi marnur ve Türk memleketlerinin en zenginidir. Orada çok akarsu görü . lür; havası da mu'te dildir. Bu ülk ede türlü meyve de ye­ ti.şir. Karluklar cana yakın, iyi huylu, tatlı ve nazik in s an ­ lardır. Eski zamanlarda hükümdarlanna cebğuy ve bey­ gu dahi denilirdi. Karluk ülkesinde şehirler ve köyler var­ dır. Karluklar'ın bir kısmı avcılık yapar, bir kısmı şehirler­ de oturur, bir kısmı da çobanlık ile geçinir. Servetlerini başlıca koyun, at ve türlü kürkler te,şkil eder. Savaşçı ve ailnncı insanlardır. ı. K ü la n

küçük bir yöredir. İslamiyet orada yayıl­

=

mıştır. Yin e burada ziraat yapılır.

L:>4

2. Mirki = köydür. Karluklar oturur. Buraya tüccar da gelir. Orada ve iki köy arasındaki üç oymak Karluk­ lar'dandır. Bunlara Bistan, (?) , Khyam (?) ve Beriş (? =

B anş?) denilir.

134 ibn

K<hur da d b i h

135

ve

ondan

na,klen

Qudema'ya

göre

Külan,

Taraz'dan

Barsg a n 'a giden ana

yol üzerinde b u l u n a n zengin bir köy olup beşinc· koıı a ğ ı teş k i l ed i y o r d u , ibn Khurdadbi!h'e göre T a raz'da n 17 fersah Q u udema'ya göre 14 fersahtı r ( m etni taki b ed i n i z) . Eser i n i X y ü z y d ı n son l a r ı n a

doğ ru ya z m ı ş o l a n

o l up etrafı s u r l a olduğunu

yazıyor

n i l mekted ir.

135 Mirkl i bn

e i -Muqaddesl,

Küian'ın

berkit i l m iş

bir

yer

çevri l i , bir ca m i i b u l u n a n ve m üh i m say ı l mayan bir yer ( A hsenüt-teq a s i m ,

(Z.V. Tog a n ,

275 ) .

K ü l a n 'a

bug ü n

Tartı

de­

Birki

geçer. Ona göre Birki büyük ve 4 fersah mesafededir ( s . 29; Q u d e m a , s. 205-206) , EI-Muqaddesl (s. 275) şehrin adını M i r k i o l a r a k yazıyor ve onu, orta derecede, berkiti!m·iş, hisa r ı , ca m isi -e sk i de n kilise- o l a n , b i r şehir ş ek l i n d e tasv i r ed;yor. 'Amld üd'devle F a i q ( ö l ü m ü : 999) h i ­ s a r ı n d ışı nda b i r ribat yapt ı r m ı ş . Burada ö�dı geçen F a i q Sa m�ni l er'in Türk a s ı l l ı emirlerinden b i r i o l up X. y ü zyı l ı n son l a r ı nda kendisi nden va r l ık l ı

Khurdadbih'de

s.

Türk ili h a r i ta s ı ) .

ço'k bahsed i l i r .

Sa m a n i l e r

m e s ' O Hyeti �a r d ı r s.

o l a rak

bir köydür ve K ü l a rı'd a n

( bu

devleti n i n

Sa mani

y ı k ı l masında

Faiq'in

de

büyük

bir

emiri ha,kk ı n da Barthold, Türkesta n , d i z i n

490 ) , M i r k i , a d ı n ı zam a n ı m ıza 'kadar m uhafaz3 e d e n nadir biridir ( Tü r k ili h a r ita sı ) .

ver lerden

·-

66 -

a r i h!


FARUK S0MER : ·

3.

Nunket

=

136

sayıda Karluk çadırı görülür .

4.

kÖyqe

ören oltnuştut

ve

sayılır . . Orada

az

büyük ve marnur bir

=

Gangesir <?>

'Ane dagimr.

bu, Urun U Uzun?)

Burae:.ı bir şehirdi; şimdi y a tağıdı r . Burası da bir kon ak

yakınındadır.

hırsız

(?.) ·

ESKi TORKLER'DE ŞEHiReiLIK

k

oyma

Karluklar'dan çek

köydür. Bu

yaşar.

5. Tüzün Bulağ {?l = b uraıSı çiftçiilik yapılan akar sulu, zengin bir köydür. Yağma hududunda bulunur.

dır.

6. · Uzun 'Arıc

= yakınında Tu z Köl

(?)

ı.37

Yedi Karlul{ oymağı

tuzları n ı

7.

Kökyal , - AtlıUığ

Lüiığ

ve

=

8.

var­

bu üç köy mamur ve

zengin köylerdir. Bu köyler bir dağın macında)

de nizi

buradan sağlarlar. (v.aya ya­

steğind·3

bulunur, beyleri bsygunun kardeşlerl id.Her.

Özl{eth

M.lc.keth

ve

( ? J Bit

d a ğın

e

te ğinde

ı:rs

(veya

136 Kay n a ğ i llı tzda

( H u d u d u ' i -a lem ) başkc bir yerdc Şe!çi, Taraz ( ::::: Tala s ) . Mckanketh (el-Muqaddesi: Tekabke�h ) , F:runketh, Mlrki, Neviketh'den bahsediliyor (s. 1 1 8) ve bunların küçük şehirle; olup halkını Müslü­ manlar ile Türkler'in meydana getirdikieri yazılıyor: Bu şehirlerin taeir­ Ierin yerleri olduğu kaydedildikten sonra Firunke1'h, Mirki- ve Neviketh'­ de çok Türk'ün yaşadığı bild:riliyor (gösterilen yerler) . Burada Mirki'­ den sonra gelen Neviketh, metindeki Nun Ket'ten başkası değildir. El­ Muqaddesi'deki (s. 263) Mirki'den sonra z:kredilen Nüşket'in de aynı yeri ifade ettiği şüphesizdir. Bunlardan hangisi -doğrudur, bir tahmin­ de bulunmak, benim iç:n mümkün değildir.

1.37

·Metin: «benezdikı Tüzün (Uzun) 'Ane derya-yı 'tuz kökest ( L Tuz kölesi) ki_ heft qabile-i Khailukh ra neıııek. ez andı est Tüzü n 'Aric'iıı ya k m ı n da Tuz Kök - ( Köl) gö_iü vardtr. Y e d i Kari_uk oyııı ağı t u z lar ı n ı buradan sağ larlar>> - ( s . 82) . Yuka �ıda Uzun �Arıc geçt i ğ i i ç i n böyle d ü ­ =

=

zelt1 1di. Y i ne anlaşı lacağı Khurda d b i h

ve Qudema

( a y n t eser

s. 289 - 290)

h i r ile i l g i l i g ö r ü ş l e r görülen 1 3 3 Kökyal

Köl için

SOs

geçen

Köl

=

ŞOb

Tuz Köi

(Gö l ) 'dür .. ibn

Mi norsk, / n i n

ayn ı ye r i ifade edebi l i r

ded i ğ i'

( M i norsky' n i n

bu

g i bi

şe·

için göster- i l en yere bk. ) . E l Muq;;ı ddes1 de (s. 263 )

ay n ı yeri

aşağ ıya

M u q a d d esi'deki

i

üzere Tuz Kök

da

bk.

ifa de etııı.e l i d i r .

At!a l ı ğ ' ı n

Atl ıkh olabi leceğ'i

dizi'deki DelCığ ol m a l ı d ı r

Mucmei ü't-tevar1h'teki

{s. 279; · Minorsky, s.

�. 67 -

291 ) .

ve ei­ lOiığ Ger­

Ath l ı ğ

d a h a önce kayd e d i l m işti.


TÜRK DÜNYAS! ARAŞTIRMALARI Ağustos

1984

·

yamacında) bulunan marnur ve zengin köylerdir. Bu köy­ ler cebğuya bağlıdır. 9.

139

Ke rm i nket h = bura da Leban

CAlıban

=

Alpan?)

adını taşıyan az sayıda Karluk ya.şar, bu büyük bir köy olup · varlıklıdır

10.

ve her yandan oraya tüccar gelir .

Tınıl <Tong?) ve Talkh . z e

gil - Karluk sınırında,

Barskhan

=

dağlar arasında, Çi­

Isığ Göl'e yakın iki köydür. Bu köy­

lerin halkı savaşçı, cesur

11.

=

140

ve

yiğ it insanlardır.

141

d e niz Clsığ Göll kıyısında, mamur,

z�Illgin bir şehirdir. Oranın beyi Karluk is e de halkı Toğuz Cuzz' h tr'ın ta:ra.fdarlığını güder. 142

. 12. Camgar <?> = Çöl kıyısında, küçük bir şehirdir Burası eskiden Karluklar'a ait idi. Şimdi şehir Toğuz Cuzz meliki adına idare edilir. Bu şehirde iki yüz ( ! ) kadar oy­

mak yaşar. Camğar ayrı bir yöre sayılır.

13.

143

B . nhul : Karluk ülkesine dahildir; eskiden Toğuz

Cuzzlar'a . ait idi:

Ş imd i ise Kırgızlar'ın

(Khırkhıziyön)

eline geçmiştir. 14.

Aq. raq.r = küçük bir şehir ise de hal kı çoktur.

Bu, b ir dağ

l:iil

İ40

ile ırmak arasında bulunur.

Öz Keth diğer eserlerde geçiyor (Gerdizi, s. 279) Minorsky'nin M. l.c. Keth'in diğer eserlerdeki Benciketh olduğu görüşü, herha lde, yerinde­ dir (s. 291 ) . Bu şehirler, anlaşıldığına göre, !sığ Göl'ün hemen batı ­ sında, Aşağı Çu boylarında, dağlara çok yakın yerlerde bulun uyorlard ı . B u , Minorsky'nin de işaret ettiği gibi ( s . 292 ) , Qudenıa 'nın K.r.nıav ve Gerdizi'de · (s. 265) Kumb.rket şekillerinde yazılan şehirden bJşkası değ ildir: Bu da diğer şehirlere yakın bir yerde bulunuyordu.

141

Tonıl, bunun doğrusunun Tong olduğu kabul edilmiş ve BarJihokl , bunun şimdi lsığ Göl'ün güney batısındaki Ton olduğunu söylemiştir ·(Minorsky, gösterilen yer) . Mücmel ü't-tevarih'ieki Totı!'ın da aynı yeri · :ifade ettiği daha önce kaydedilmişti.

142

Barsğan

143

MinorS'ky Camgar'ın Beş Bal ık'ın çok ba·f ısında, Manas bölgesinde bu­ lu nmuş olabileceğini, ihtiyatlı bir ifade ile, söylüyor (s. 293) .

( = Barskhan) hakkında daha önce bilgi verilmişti.

- 68 �


ı:ARUK SÖMER : 15.

=

ESKi TORKLER'DE ŞEHIReiLIK

bu, bir dağın başındadır.

İçinde iki yüz

kişi yaşar. Son iki yer de Karluklar'a aittir»

144•

Hududu'I-alem'deki bu bilgilere göre asıl Karluk ül­ ke,si Taraz CTalas> 'ın doğusundan başlay1p Taraz ve Kıs­ men Çu vadileri ara;sındaki

topraklan

kaplıyarak Jısığ

Göl'ün epeyce güney doğusundaki Uç şe·hrine kadar uzam., yor. Bu geniş topraklarda yaşayan Karluklar'dan b�r kıs­ aynı eserde görüldüğü üzere, çiftçilik . yapmakta, bir kısmı avcılık ile geçinmekte, diğer bir kısmı ise hayvan nn,

yetiştirmek ile meşgul olmaktadır. Karluklar, yine Hudl.i­ du'l-alem'e göre, savaşçı olmakla beraber iyi huylu, nazik, cana yakın insanlar

olarak

vasıflandırılıyor.

Bu husus

diğer kaynaklarca da teyid ediliyor. Görüldüğü gibi Kar­ luıklar X. yüzyılın birinci yarısında, şehir ve köy olmak

üzere ülkeleri boyunca 15 kadar meskl.in yere sahib bu­ lunuyarlardı.

Yolların ve ülkelerin kitabı CKitabu'l-mesalik ve'l-m.;ı malik) adlı eserin IX. yüzyılda yazmış olan İbn Khurdad­ bih, Taraz'dan Yukarı Barskhan'a

giden yol üzerindeki

konaklar arasında Karluklar'a ait bazı yerlerin adlarını da veriyor. Ona göre Taraz ile Karluk köyü Külan

ara­

sında beş konak olup i'kisi arasındaki mesafe 17 fersah144

Minorsky, Metindeki B.nhOl'u, B.nchul ( = Bencu l ) kabul ederek bu ş-e hrin Kuça i l e Uç arasında olduğunu tanm in ediyor ve konakları ( mer­ ha le = stage) şöyle s ı ra l ıyor (s. 294 ) : «Kuça - B.ncul - A.qraq.- Uç - Bedel Art (geçit) - Barskhan {Barsğan) . » Bence bu, çok _şüp­ helidir. Bencul, Uc'un çok kuzey doğusunda olmalıdır. - Eğer bir yan­ l ışlık yoksa, bu şehrin Kırgızlar'ın eline geçtiğ inin söy!enmesi dikkate şayandır. Bu haber, Kılaylar tarafından eski Türk yurdundan { bugunkü Moğolista n ) çıkarılmaları üzerine {924) bazı Kırg ız zümrelerinin Batı Türk

ülkesine sığınmış olduklarını gösterir. Aynı Müellif (yani M i ­ norsky) Uç'un şimdi Uç Turfan denilen yer ol·d uğunu söylüoy or. Uç datıa sonra, Kaşgarlı tarafından da zikrediliyor ve oradan Ta-v uŞkan Ö;;ıüz a d l ı -bir çayın geçtiğini bildiriyor v e Bedel A r t {Bedel Geçidi) 'ın da U ç i l e Barsğan arasında bulunduğunu kayd ediyor {tercüme 1, s . 35, 392 , 431 , 51 3 ) . Ay Köl {Gö l ) de Uç'a yakın bir yer idi (aynı eser, tercüme l l l , s . 1 35) . Müellifimiz Bay Yığaç {Ağaç ) 'ın Kuça i l e Uç arasında olduğunu da haber veriyor ( l l l , s. 1 58) . Uç, Bedel Art, Bay ( belki Bay Yığaç) Kuça ' n ı n batıs ında bu lunliyo�. Kuça'nın ve Bay Yığaç ' ı n mevk i leri için: Z.V. Toga n , Türk i l i haritası .

- 69 -


TÜRK tır.

145

DÜNYASI

ARAŞTiRMALARI

Ağ ustos

1984

Eserini X. yüzyılın sonuna doğru yazmı·ş olan ( tak­

riben 985 - 987 yıllarındal

El-Muqaddesi, İsficaıb'dan Ba . · laısagun'a kadar uzanan ana ticaret yolu üzerindeki şehirler hakkında kısa fakat güzel bilgiler veriyor. Bu · bilgiler­ den açıkça anlaşıldığına göre Karluklar-'a ait olan Külan

ve Mirki X. yüzyılın ikinci

geçmişti r.

146

yarısında Saı.nAniler'in eline

Diğer taraftan, yine eserini X. yüzyılın son-

145 Matini . ta.k i b ed i n i z. 146 El - tv. uq a ddesı

Taraz i l e Ba l a sağu n arasındaki şehirler ile ilgi![ iki aynen n a k l et mey i fayda l ı bul uyoruz. 1 - . . . «Turar ( = O tra r ) ve �era kh bir yöre n i n baş şeh ri olup S a v ­ ra n ' ı n g e r i s inde, T ü rk ü l ke s i n e doğ r u b i r yerde, k ü ç ü k ve berkitilmiş bi r yerd ir; h i s a r ı ( Qoh e n d 1 z) va r d ı r . Ze r2kh yörede'ki ( e r - rusta q ) bi r kÖy d ü r . S . ğ l c a n , büyü kt ü r. Bu, K i m e k ü l kesi y ö n ü n d e b i r uç (f.huğOr) · d ur. B u nu n bir k.:ılesi (hisn ) ve birçok i y i şeyleri vard ı r . B.lac küçük bir şeh i rd i r . H i s a r ı h a r a pt ı r ; ca m i i de ç a rşıda d ı r . Ş i m d i yörenin mer kezine ( e l -qasaba ) dön üyoruz. BerOket büyüktü r. Bura ve B.lac ko rk ­ tuklarından M üs l ü nıa n o l a h T ü rk m e n l e r 'e ('ale't-Tü r k m a n iyy1 n ) karşı uç­ tur; k a l es i h a r a ptır. B .ru :kh eski ve büyü k t ü r; Ca m i i çarşıdadır Yega nket de

liste vard ı r k i , bu n l a r ı

bU.y Uk ve g üzeldir. 6 u ra K·hara Kharaf' ı n ( ? ) şehridir; ribatı (beııkit:ı k a bri oradadır. Adhek•lıketh büyvktür ve k'alesi vardı r ; cami i de b urad ad ı r . Varoşu nıamurdur, çarşıları da buradadır; çok da ribiltı vardır .. Dih�i NOcike�h küçvk bir şetıirdir. Üç ay pazarı ıku:r.vJvr. Baharın· kemi•ksiz elin dört (1 men son asırlarda Iran'da 3,5 k.g.1 tekabül ediyordu) . mens (erba'atu umena) bir dirheme satılır. Burası büyük bir yer idi. Fakat (Samani) lsmail b, Ahmed burayı feth edince {280 = . 893) bu sencak ehemm iyetini k ayb elli. Bununla b<ıraber yi:le de çok ınamurdur; şehir berkitilmiş olduğu gibi, hisarı da vardır. Ta­ rez büyük, berkitilmiş, marnur bir şehirdir; pek çok bahçeleri var; ya­ Pıl arı birbirine ya-k ındır. Bir hendekle çevrilmiştir; dört kapılı olan şeh­ rin kapılarından birinin yanından büyük bir ırmak geçer ve şehrin bir -kısmı da ırmağın gerisinde bu:unur. Çigil Tara;ı:'dan bir bağırımlıd< (say­ ha ) mesafede olan küçük bir yer olup surları ve hisarı vardır; camii çarşıdadır. Barskhan (bu, Aşağı Barshan'dı�) Taraz'a doğu yönünde iki bağ;rımlık yerde bulunan bir şehirdir. Kalesi harabdır ve cami �c çarşı içinde bulunur. Behlu = Ba lü ) Barskhan'dan büyüktür; Çigil'in yarım fersah sol tarafında, beş ·köyü, hisarı ve çarşısında camii vardır. Atlıkh bu, bir bölgenl:-ı merkezi (elQasaba) olabilecek derecede gen;ş ve· büyük bir şehirdir, surları vardır., bahçeleri çoktur v e köyterinde de daha ziyade üzüm yetişir. Camii şeh ir d e , çar�ıları da va ro şd ad ır, CamO­ k�tl:ı, büyy·k olup suru va rdır ve cami buradad ır. Ça r ş ı l � r ı da varoş­ dadır. Şilci küçük bir yerdir. Burada çok yaba ncı (el-ğ uraba ) v ar; ö yl e ki ora.da on bin lsfahanlı'nın yuşadığı söylenir; hisarı vard ı r . Cami. hisarın d ı ş ınd ad ı r. Şilci dağlar a � a s ı nda d ı r . Bu radan . geçen bir ç a y ı n orta k ı y ı miş yer, k e rva n sa ra y ) ve

{

- 70 -


FARUK SÜMER : larında (977 yıllarındal Fergana'da,

Öz

ESKI TÜRKLER'DE ŞEHiReiLIK tamamlamış

olan İbn Havqal,

Kend'in doğusunda Heft Dih denilen yerin

l a r ında yedi köy vardır. SOs büyüktür. Köl ondan daha küçüktür. Bun· l a rın kaleleri olduğ u gibi k ı y ı l a r ı ndan çay da geçer. Tekabketh bü,yük olup halkının yarısı g a yr- i Müs l i m (k üff&r) 'dir. Bu üç şehir g ü m ü ş madenierinin bulunduğu dağlar � yak ınd ı r . K ü l @ı n berii ki lmiş ol up dı m i l kalenin içindedir. Fakat ş i m d i mü'him b l r yer sa y ı l maz. K ülan a mıyol (cadde) üzerindedir. Mirki genişlik bakımından orta derecededir. Ser­ kitilmiş bir yerdir; hisarı vardır. Burı:ıdaki ca mi eskiden ki lise i d i . 'Amin· dü'd-devle Faiq kale dışında bir ribat . yaptırmıştır. Ordu k ü ; üktür. TUrkmen meii k i burada otur·ur. Bu melik, lsbidıb ( i sflcüb = Xl. y üz� y ı lda Sayram da denil iyordu) hükümdarına şimdi de armağaniJr gön­ derir. Bu şeh�in kalesi olduğu gibi, bunu su dolu bir hendek · çevi rir. Mel ik hisarda oturur. Harran ( ? ) , buradaki halkın çoğu gayr-i Müslim ( k üffa r) dir. Fa kat hakimi ( su ltanuha ) Müslümandır. Kalesi ve içinde hisarı vard ır. Dihqan orada oturur. ValtlsakOn ( = Balasaqu n ) burası büyük ve kalaba l ı k olup çok iyi şeyleri (kethiretü'l-hayr) va rd ı r . Diğer şehirlere geli nce, bunlar genişlik ve marnurluk ba'kım larından birb:rine yakındır» (s. 274 - 275 ) . Anlaşı lacağ ı

üzere

büyük

coğrafya

alimi

ei-Muqaddesi

bize

Türk

ül kes indeki b;r çok şehirler hakkında güzel, birçoğu diğer kaynaklardi3 bul unmayan, i l g i çekici bilgi ler veriyor. Yine bu bilgi ler lslamiyetin ve islam ha kimiyetinin Türk ülkelerinde epeyce y a y ı l m ı ş ve i leri gitmiş olduğunu gösteriyor. Fakat mü ellifimiz Balasagun'un Kara Hanl ılar ta­ rafından a lınmasından ve Satuk Buğra Han'ın Müslüma n lığı kabul et· mesinden hiç bir yerde söz etmiyor. Böyle bir hadisenin, yani Satuk Buğra Han'ın islamiyeti kabul etmesinin hele ei-Muqaddesi gibi bir müell if tarafından sükOtla geçiştirilmesi, bize gö�e hayret vericidir. Hal­ buki o, Buğra Han'ı tanıyordu (aşağıya bk. ) .

2

«Turar ( = Otra r ) , Zer�·k h, Ş.ğ. Jea n, B.lac, Bervket, Berukh, Ye· qfmket, Adi'lekhk et, Dih NOci'ket, Taraz, Ba l O ( 1 . lis1edeki Behlu, Kaş­ garlı'da Arğu i linde küçük bir kasaba olarak geçer, tercüme l l l , s. 232 ) , Çig il, Barskhan, Atlıkh, CamOket, Şilci, Köl Sus (ŞOb) , Takab· ket, Dih-i Nevey , Külan, Mirki, NOşket, L.qra C.m uk, O�du, Nevike·ttı, Ba­

lasakun, l.ban ŞOy, Aba l ığ

(.Atalığ ) , M.3dar.ket,

Barsiyan, B.l.ğ.

( :0: Bu­

lağ ?), Cikerka n , Yağ, Yeka l ığ , Revancem, Ketak, ŞOrden : Çe§me, Dil Avas, Gerkerd.. (s. 263 - 264 ) . Görüldüğü üzere, bu yuhr:dakinden çok kısa, sadece yer adlarının sıralanmasından meydana gelmiş bir l istedir. Yal­ n ız bu listede Balasakun çevresindeki şehirlerin d e .adları veril i yor. So­ nuncu listede Ordu ile Balasakun a rasındaki Neviketh'in Türgiş hüküm­ dan Su-lu Kağan'ın oturduğu Nevaket olacağı akla geliyor. E!-Muqad­ desi'nin Ferg a na'nın Akhisket şehrinden Buğra Han'ın yeri arasında k i .kona klar'a da.i r verdiği liste d e şudur: «mesafeiere geli nce, Ak'h si b t' • den Quba . bir konak ( merha le) dır. Sonra bir konakla Oş'a, bir konakla - 71 -


tÜRK · DÜNYASI ARAŞTIRMAlARI Ağustos yakıi1 bir

rir.

zamanda

TürklGr'in elinden

111

ı 9a4

alındığını bildi­

Fakat, d aha önce de kaydedildiği gibi, eserlerini X. yüzyılın sonları na doğru yazmış bu iki coğrafya fılimi bHe, 992 yılında Kara Hanlı Buğra Han'ın Mtwerau'n­ nehr'i istila etm esi hadisesi şöyle d ursun, 942 yılında Ba­ lasa.g un'un Gayr-I Muslim Türkler tarafından alınmasın­ dan, · Satuk Buğra Han'ın İslamiye te girm es ind e n, 349 (960) yılında 200.000 ç adırlık bir Türk topluluğunun aynı dini kabul etmesinden asla söz etmiyorlar ki gerçekten hayrat vericidir. Burada konumuzu daha iyi anlatabilmek için İbn Khurdfı,dbih'in Qudema tarafınd a n nakl8dilen Taraz - Yu­ karı Barskhan arasındaki konaklara dair liste·sini tercü­ me ederek ve rm ek faydalı olacaktır : «Taraz'dan Aşağı Nu ş e can

( =Aşağı Barskhan = Bars­ üç fersah, Aşağı Nuşecan' d-an, sağda dağlar arasın­ da, Kasri Bas iki fersah, solunda Qum. Bura Cermiyye ' dir. Karlı.:ı.k ( Kharlukhiyye) -lllk es i buradan başlar. Taraz ve Külan araısındaki Qu m , ku zeyde bir yöredir. Qum 'un ge­ risinde iki fersah ötede, Kimek hududuna doğru, kumlu ve çakıllı bir çöl bulunur. Burada yılanlar vardır. Kasri Bf1s ' d an Köl Şub'a dört fersah olup bu da Kasri Bas gibi­ dir. Bunun sağında çok ve taze meyvesi, ayrıca dağ seb­ zssi bulun an bir dağ vardır. Köl Şüb'dan aynı şeıkilde olan Külan'a dört fersah Böylece Taraz - Ki.Uan ara sındak i mo­ safe, Külan adıyle anılan çöl'den, 14 fersahtır. Bunun vasfı daha önce geçmişti. Külan'dım zengin bir köy ol an Birki ğanl

Öz Ken d , bir kon a k ta 'Aqabe ( = A rt =- Geçit) , bir kona kla Ta baş ( = At Başı ) , bir konakta Barskhanu'l -'ala (Yukarı Barsğ a n ) 'a va r ı l ı r ki a ltı kona'ktır. Buradan B u ğ ra Han'ın yeri ( m evzi i) de bir konaktır» ( s . 34 1 ) . Kaşg a r l ı'da S ı ğ u n Sa m u r geçiyor ve b u n u n Buğra Han'ın a ğ ı l a n d ı ğ ı ye­ ri n adı o l d u ğ u b i l d i r'i l iyor ( tercüme 1 , s. 409 ) . Diğer ta raft a n Mavera ü'n­ nehr'in ilk fatihi ve lslam iyeti kabul eden Satuk Buğra Han'ın torunu B u ğ ra Han Harun b. Musa' n ı n 992 yıl ı nda Koçkar ( Koçung a r ) Başı 'nda vefat ettiğini biiiyoruz (ibn ü'I-Ethir, IX, s. 1 00 ; Barthold, Türkestan, s. 260) . 147

Kitab Sureti 'l-ardz, J . H. Karamers ya yını, ieyden, 1 939, ll, -

72

-

s.

514.


FARUK SUMER : ESKI TÔRKLEimE ŞEHlRCiLlK ye dört fersah. Birki'den, Külan'ınkinden farksız b üy ük bir köy olan Nüzket'e sekiz fe rs ah Nüzket'ten yine büyük bir köy olan Kharancuvan dört fersah. Kh ar a n cu v an ' dan yine büyük bir köy ola n Çöl'e dört fe rsa h , Çöl'den Büyük bir köy olan S anğ a yedi fersah. Sanğ'dan Türk Haka­ nının köyü Cibn Khurd adbi h d a : «İle. medineti Hakanı Türgiş i ) dört fersalı. Türk Hakanını n köyünden K.r.m.rav iki fersah. K.rm . ra v 'dan Nevaket'e iki fersah. Nevak:ıt şehrinden büyük bir kSy olan ve yanmda başka bir köy de bulunan Penciket iki fersah. Nevaket büyük bir şehir­ dir. Buradan Nüşecan'a giden R.k .b denilen yol bir fersah­ tır. Penci Ket'den Süyab'a iki fersah. Süyab iki köyden CMirkD

blr çöl üz e rind e n, Esber'e dört fersahtır. Esbere'den .

'

'

,

meydana gelmiştir. Birine Kubal,

öbürüne Sağur

KuiJJ �J

denilir. Sağür Kubal'dan Nüşecan'a < B a rskhan = B arsğ an ;

bu, Nüşecan'u'l-'ala'dır = Yukarı BarskhanJ otlakta giden ve sulardan faydalanan bir kafile için on beş günlük yol­ dur. Halbuki bu mes afeyi Türk ulakları Cliberidi't-Türk) üç günde alırlar Yukarı Barshan CNüşecan'u'l-'ala) Çin sınırıd ır . » 148 Aslında IX. yüzyıla ait olan bu bilgilerden bHhassa şu hususlar dikkate değer :

ı

-

Karluklar'ın

yurdu Taraz'a 5 fersah

30 km.) mesafedeki Kasri Bas'ten

(takrihsn

Taraz'a gelince, bu büyük şehrin kimin elinde olduğu söylenıni­ yor. Karluk yabgasunun oturduğu bu şehri Samani İsınail b. Ahmed' in ( 893) te fethettiği daha önce kayd edilm işti . 1 48

başlamaktadır.

Kitabu'I-Kharac, yayı n ia y a n M. J. De Goeje, Leyden, 1889, s. 205 - 206. ibn Khurdadbih'deki konaklar şunlardır: « Taraz'dan Nuşecanu's-Sufla (Aşa ğ ı Barskha n ) üç fersah, Kasrl Ba s iki fersah; Cermiyye b u rad ı r. Kar­ luklar

( K h a r l u k h iyye )

burada

kışlar. Khalaclar'ın

da oraya ya k ın d ı r . Köl ŞOb d ör t fersah, Çöl

(ei -Khalaciyye)

kışiağı

Ş O b dört fers a h . K a l aba l ı k

b i r y e r o l a n K ü i a n dört fersa h, b ü y ü k b i r k ö y o l a n B i r k i dört fersa h, Esbere dört fersah, büy ü k bir köy olan N O z ket sekiz fersah. Yine b ü y ü k bir k öy o l a n K hara ncuva n dört fersa h, Çöl d ö r t fersa h , büyük bir köy olan Sarığ yedi fersah, Türgiş haka n ı n ı n şehri dört fersa h , Nevaket dört fersa h, Kübal üç fersa,lı. N O şeca n ' u i-Ai a , otla kta g i d e n b i r kafile içi n on beş g ü n l ü k yol, Türk u l a kları için üç g ü n l ü k mesafedi r . NCışecanu ' I­ 'Aia Çi n s ı n ı r ı d ı r ( K i tab u ' l - m esa l ı,k ve'lmema l ik, M.J. D e Goej e ya y ı n ı , Leyden, 1889, s. 28 - 29) . -

73

-


TÜRK

DÜNYASI

Ağusios

ARAŞTIRMALARI

1 984

Taraz'ın, el-Muqaddesi'nin sözlerinden, Samani devletinin sona ermek üzere bulunduğu yıllara ( 992 - 999) yakın bir zamana

kadar bu

149

yor.

2

-

devletin idaresinde

Görüldüğü

üzere

Qudema

kaldığı anlaşılı­

Taraz -

Küları

ara­

sındaki mesafenin çöl üzerinden 14 fersah olduğunu bil­

diriyor Öbn Khurdadbih'in eldeki ==

ı 7 fersah

muhtasar nüshasında

takriben 102 km.) , Türk hakanının şehri 50

fersah (300 km. İbn Khurdadbih'te 52 fer·sah 312 km.) olup

12. konağı teışkil etme·ktedir. Büyük bir şehir olan N evaket

Taraz'dan 54 fersah (324 km.

İbn

Khurdadbih'te 56 fersah

yani 336 km . ) , S uyab 58 fersah (348 kmJ dir ve 16.

(İbn

Khurdadbih'te 14J konakta bulunmaktadır.

3

-

El-muqaddesi 'de geçen Nüşket, buradaki Nuzket'i

Harran, Kharancuvan, Ordu ile Balasagun arasındaki Ne­ (yahut Neveyket)

viket

melidir.

Gerdizideki

de buradaki Nevaket'i ifade et­

( s . 265)

Küm\berketh'de

buradaki

K.r.m.rav'dan başkası olmamalıdır. Bu da, Gerdizi'nin ya­ yınlayıcısının dediği gibi, Hududu'I-alem'deki Kennin Ket'tir. Yine oradaki Neviket, Nevaket olabilir. 150 4

-

Eski

araştırıcılar

Süywb'ın Çin

kaynaklanndaki

Soey-şe CSuŞe) olduğunu ve bunun şimdiki Takmak'm ye rinde bulunduğunu ileri sürmüşlerdi.

15 1

Bu mesele ile çok

meşgul olmuş bulunan Minorsky ise Süyab'ı Çu ırmağı nın orta yatağının az kuzey doğusunda aramış, Tokmak'ın da eski Tümket olduğuna ihtimai vermişti. 15 2 Ancak Mi­ norsky çok sonra "Addenda to The Hudüd al-'Alam•• de

Arkeolog A . N . Bernstam'ın Süyab'ı, Kemin ırmağı kıyısınl·i9 T a r a ı

mad des i n e b k .

islam

ifade etmel i y i m .

150 " A mma

·ı ·t 9, s. 769. beraber onu tat m i n e d i c i

Arı s i p l oped i s i , c u z

W. Bartho l d ' u n ka l e m i nden ç ı k m a k t a

rah-ı Barsk'harı e z Neviket suy�i ( s . 265 ve d a h i s. 279 ) .

Çigil iyan»

K ü m berket

Bu

makale

bulmadığı­

�eved

bera h - ı

151 Mesela Chavan nes, Documents, s . 1 0, D , 1 20, 1 40 , 1 43 . 152 T h e

Regions o f

haritaya da bk.

t h e worl d ,

s.

287, 289, 291 , 298, 303 . VI. nu m a ra lı

- 74 -


FARUK SÜMER :

ESKi I'ORKLER'DE ŞEHiRCiliK

da, Kenıln'in Çu'ya karıştığı yerin yukarısında gösterdi­ ğini bildirmiştir. 153 5 - Araş.tırıcılar, eğer yanılmıyorsam, Türgiş haka­ nı'nın şehri 'ni n nerede olabileceği üzerinde pek durma­ mışlardır. Bu şehirden Suyab 2. konağı teşkil ediyor ve ikisi arasındaki yol, yedi fersah (42. kmJ çekiyordu . Hiç bir kaynakta Türgiş hakanının şehrinin adı verilmiyor. Bize göre Türgiş hakanının Şehri, el-Muqaddesi ile Kaş­ garlı 'd a zikredilen Ord u kasabası olabilir. Bu tahmin için dayandığını delil, kel imen in kendisi ya n i Ordu'dur. Ger­ çekten Kaşgarlı Ordu ' y u hakanın oturduğu şehir şeklin­ de manalandınyor 154. X. yüzyılda O rd u'd a Türkmen meli­ kinin yaş ad ığını biliyoruz. Bu Türkmenler'in Oğuzlar'dan ayrı (başka) b ir toplul uk olduklan daha önce belirtilmişti. Bu Türkmen mel ikl e ri Türgiş veya Gök Türk hanedanın­ dan gelm i ş bir ko lu teşkil edebilirler. 6 - Sıiyab, görüldüğü ü ze re iki köyden meydana gel­ miştir: K.bal ve Sağur K.baJ. Buradaki Sağıir pek muhte ­ meıl olarak S ağu n ' d ur. Sagun' un türkç·a unvanıardan biri clduğunu kesin olarak biliyoruz. Bu sebehle Balasağun'un K.biU Sağlin'dan geldiğine inanıyoruz. ıs;; ızs BSOAS, 1955, XVII 154

2, s. 264 .

· O rdu - Qasaba 1v 'l-melik i . Ve mi n h u summiyet be!detu

Kaşğar

Ordu

Kend ey beldetu'l�iqameti ve Qaşabatu'l-muluki. · Ordu - Qasaba:tun qurbe Balasağun. Ve Balasağun aydzen tu� em :na Quz Ordu min haza» ( 1 . s. ·1 1 2, te rcü me, 1, s. 1 24 ) . Ordu'nun Gök Türkler devrinde Kağan'ın ailesi, memurları ve mutıafız askeri ile bir­ liokte oturduğu otağ!ar manasında olduğunu biliyoruz. Hatta Oğuz scı· vaşları esnasında Tokuz Oğuzlar Bilge Kağan'ın ordusuna sa l dır m ış l a r

ise de Köl Tigin'in kahramanl ığı sayesinde Oğuzlar

püskürtülmüşlerdi.

Ordu hak kında, ayrıca bk . Clauson, s. 203.

155 V. Minorsky, diğer bir çok m eselel eri o hailinde cesurca görü ş ler ileri

sürdüğü halde bu meselede çekingen bir ifade ile Balasagun'un bura­ dan geldiğini yazmıştır: «ii is very tempting to associate this - Sağhur with the later Bal il - Saghün (The Regrons of the world,» s. 291 , ha ş iye 4) = Bu Sagur'u daha cezbedicidir.» Minorosky aynı ediyord u . (bk. Tam im ibn Bahr's gan, Bal a sa g u n ' u n bugünkü Ak

sonraki Balasa g u n i l e bi rl eş t irm e k pek

gör üşü n ü

1 948

yılında

da

muhafaza

J o u rn ey , s. 292 ) . Barthold ve Z.V. To­ Peşin olduğu görü ş ü n de l er (I s l a m An-

- 75 -


TÖRK

DÖNYASI

ARAŞTIRMALARI

Ağu&ios

1 984

Karluklar' a gelince, Kaşgarlı onların lehçelerine dair bazı sözler kaydetmekte ve Karluklar'a Oğuzlar gibi, Türk­ men denildiğini yazmakla beraber, yaşadıkları yerler hak­ kında hiçbir bilgi vermiyor. Bunu göz önüne alarak şu sonucu çı,karabiiiriz ki, Karluklar'ın sayıca çok kısmı XI.

yüzyılda tamamen yerleşik hayata geçmiş idiler. 1135 ta­ rihlerinde Maven\ün-nehr'de Karluklar'dan kalabalık bir topluluğun

yaşamakta olduğunu

biliyoruz. Bu Karluk­

lar'ın Kara Hıtaylar'ın az önce Yedi Su, Çu ve Talas vadi­ lerine hakim olmaları sonucunda

Maverau'n-nehr'e göç

etmek zorunda kaldıkları şüphesizdir; zira orada ilkönce Kara Hıtaylar'a sonra da Moğollar'a tabi bir Karluk han­ lığı vardı. Bunlar Kara Hıtaylar'a tabi kalmak istemeye­ rek Maveraün-nehr'e gelmiş olabilirler. Bu Karluklar Kara Hanlı ( ve hatta belki Selçuklu) memurlarının zulümları­ na maruz kaldılar. Şikayetlerinin bir fayda sağlamadığını gören Karluklar Balasagun'a gidib Kara Hıtay Kür «Gür» Han'ına .gördükl,eri zulmü anlatıp onu Maverau'n-nehr'in fethine teşvik ettiler. Bunun üzerine Kara Hıtaylar hare­ kete geçtiler. İlık önce Kara Hanlı hükümdan Sultan Mah­ mud'u 1137 yılında Hocend yalnnında yenen Kara Hıtay­ lar, 1 141'de de Selçuklu Sultan Sancar'ı Samerkand cıva­ rında, Katvan çölünde

ağır bir

mağlubiyete

Kara Hıtaylar'ın bu başarılarında

uğrattılar.

Karluklar da mühim

bir rol oynadılar. Artık bu tarihden itibaren onlar Mave­ raun-nehr'de istedikleri gibi yaşadılar. Hatta evvelce ken­ dilerinin uğradığı zulmü şimdi yerleşik halka yapmaya başladılar. Kara Hanlı hükümdan Ihrahim b. Muhammed (ünvanı Tamgaç Buğra Han) , Karluklan'n elini zulümden çekmeye çalıştı ise de başarı

gösteremiyerek

öldürüldü

( 1156 yılında) , Yeni Kara Hanlı hükümdan Ali b. el-Hasan s i k loped isi, Balasa g u n aynı

m a d d eye

derslerde:

hiç

«bu

bk . )

maddesi, l l ,

Mamafi h

272 ) . Şehrin ta r i h i h a k k ı n d a 1 926 y ı l ı n d a I sta n b u l 'd a verdiği

s. 269

Bar�ho!d

ş e h r i n coğ rafi yerini doğ ru

bir g üze rgah yokt u r . »

sözleri

ile şehrin

tayin etmeye i m �a n mev kiinin e m i n

verecek

bir şek i l de

tesbit e d i lememiş o l d u ğ u n u ifade etm iştir (Orta Asya Türk ta r i h i h a k k ı n ­ b a sk ı , h a z ı rlaya n l a r K . Y . Ko p ra ma n - Afşar i smail 1 975, s. 1 06 ) . Sovyet a l imlerinden 0.1. Simir nova'ya göre Balasağun harabeleri Tokm a k ' ı n 24. k.m. g ü ney batısında bulu n m a k ­ tad ı r ( T h e History of the World - Conqueror, 1, s . 58, haşi.ye 21 ) . da

dersler,

yeni

Aka, An k a ra ,

- 76 -


FARUK SÜMER :

ESKI TORKLER'DE ŞEHiReiLiK

(ünvanı ilkönce Kök Sağun, wn.ra Çağrı Han) Karluklar'­ dan öç almak için başları Peygu Han'ı öldürttü. Laçin Beğ, Beygu Han'ın oğulları ve diğsr Karluk büyükle ri 1 158 yı­ lında Harizim Şah İl Arslan'a sığındılar. Harizim Şah İl Arslan'ın m üdahales i üzerin'3 Karluk beyleri eski mevki­ lerini elde e-tt iler. Fakat Kara Hanlı hüküm d an Karluklar'ın davranışlarından memnun değildi. Her halde onun ricas ı üzerine Kara Hıtay Kür CGür) Han'ı Karluklar'ın Kaşgar taraflarına göçederek oralexda çiftçilik yapmalarını em­ retti. Ancak bu emrin sonra geri alındığı veya uygulanma­ dığı anlaşılıyor. Çünkü Karluklar'ın 1 1 60 yılında Keş, Sa­ ganıyan ve Tirmi z texaflarında yaşadıklarını ve Kara Hanlı II. Mes'ud Kılıç Tamgaç Han'ın onlar ile savaştığını biliyoruz. Fakat bu tarihden sonra bir daha Karluklar'dan bahsedilmiyo r. 156 Az yukarıda da, iş are t edildiği gibi, XIII. yüzyılın ill{ çeyreğinde Balkaş G ölü' n ün CMoğol devrinden sonrald türkçe adları Kökçe Tengiz, Ak-Tengiz = Ak Deniz) gü­ neyinde ve bu göle dökülen Karatal'ın doğusunda Kaya­ lık ş ehri nde bir Karluk hanlığı vardı. Kayalık'ın ad.ı daha önce hiç bir eserde g eçmiyor . Kayalık yeni bir şehir olup doğrudan doğruya Türkler tarafından kurulmuş şehirler­ den biri olabil.ir. 157 Şehrin Karlu1{ ha-kimi Arslan Han, Kara Hıtaylar'a tabi idi. Arslan Han Kür Han tarafından öldürülmeyere'k ülk esin in cğullarına kal ması için intihar etti ki, intihar tarihimizde az görülen bir hadisedir. Yerin e ge çe n o ğlu da babası gibi A rsl an Han ünvanını taşıyordu. Bu Arsl an Han, Kür Han'a karşı duyduğu nefretten Cen­ giz Han'ın metbuluğunu kabul etti ve onun sefsrle rinde bulundu. Oğullarından b i rin e Menggü E'ağan Fergana'daki Özkcnd ş ehrini verdi. ı5s .156 Ka rlukla r ' ı n

bk.

ta rih leri

hakkında

daha

b i l g i ed i n m ek

faz!a

1 57 A. Hermann Kaya l ı k ' ı A l nı a l ık ve Pu!at'ın (Ög üz) 'ün

Ch i n a ) . i l i'nin

1 58

d::>ğ usunda

Minorsky sağ

C uvey n l ,

1,

s. 56,

1 72, 1 78, 207.

gösteriyor

Sovyet

kıyl lsPda,

oldu ğ u n u y <.ızı y o r S,

için

Oğuzla r'a

( d izin, s. 508, ilaveler d i z i n i s. 687) .

ncşriyatı n a

Karatai

( Addenda,

kuzey

(Historical

and

daya n a ra k

yöresinde

Çingildi

batısında commercial Kayalik

iki

Öküz

atlas

of

h a ra beleri n i n

( D u ngene)

ya k ı n ı nda

s. 263) .

58, 63; Bartho l d , TDrkesta n,

77

·-

s. 403,

404, 442 ; Ders[c:r.


TÜRK

DÜNYASI

ARAŞTIRi\1ALARI

Ağustos

Yine XIII. yüzyılın taşlarında Ozar a,dlı Kuya ş lı Qanglı)

bir

1 984 (yahud Bozar)

Karluk ( y a h ud ço1{ d aha muhtemsl ola.rak

da Almalık

(yani Elmalık)

muştu. Almalık bugünkil Kulce/mn

şehrinin

az

kuz3y

hakimi

ol ­

batısında, İli

ırmağı kıyısında bulunmakta olup yeni şehirlerden biri­ dir. Ozar mesleğine at hırsızlığı ve

soygunculuk

ile başle< ­

mış ve zamanla etrafındalii adamların sayısım çoğalttı k­

d an sonra Almalık'ı ele geçirib buranın beyi olmştu. Fa­

kat dirayetli bir insan olan Ozar dindarlığı ve adil idaresi ile halkı kendisine bağladı ve sevdirdi. O da Kara Hıtay Kür Han'ının yerini alan Naymanlı Küşlüik'un hakimiye­ tini tanımıyarak Cengiz Han'ın tabiiyetini kabu1 etti. Küş­ lük onu ele geçjrmek istiyordu. Nihayet Ozar, avianırken Naymanlar tarafından yakalanarak Almalık önüne geti­ rildi. Özar'ın hatunu, bir yandan Cengiz Han'dan yardım istediği gibi, bir yandan da şehri Naymanlar'a karşı ko­ rudu. Çünkü Hatun çok iyi biliyordu ki Almalık'ı teslim etse de Naymanlar Ozar\ öldürece·klerdi. Az sonra Moğol

kuvvetlerinin yardıma geldiğini gören N aymanlar kuşat­ mayı bıraktılar ve giderl{en de Ozar'ı öldürdüler. Ozar'ın ye rine oğlu Suğna-k Tiğin geçti bu, batı seferinde Cengiz Han'a beğenilen hizmetlerde bulundu.

Bunun sonucunda

kendisi Cengiz Han'ın büyük oğlu Cuci'nin kızlarından biri ile evlendiri..lerek Altan

uruğa «küreken,,, yani

Cengiz

hanedanına güveyi oldu; 1253 veya 1254 yılında ölünç.e oğullarından biri yerine geçirildi . 159 Cengiz Han'ın batı yürüyüşünde, yani Harizimşah Sultan Muhamm2 d üzeri­ ne yapt ığı seferde üç Türk bey in i n veya hükümdarının bu­

lunduğunu

biliyoru z . Bunlar Uygur

İdi

Kut Barçuk, Al­

malık beyi Suğnak Tigin ve yine Karluk Kayalık hakimi

Arslan Han idiler. Daha sonralan da her yerde Moğollar

arasında Türklüğü b a şlı c a Kıfçak ve Qangl ılar ile Uygurlar temsil etmişler, buna karşılık Karlurklar pekaz denilebile­

cek

bir varlık göstermişlerdir. Türk topluluklannın yaşa­

dıklan yerleri iyi bilen Reşideddin'in, Camiüt-tevarih'in­

den Karluklar'ın XIV. yüzyıl başlarında daha ziyade bu­

günkü Afganistan topraklarında (Gôr ve G arc ist an bölge159

Cuveynl, i,

s.

75 - 76;

Ba rtho ld, Tu rkesia n,

Cem a l

l<arşl, Ba r�h o l d ,

;, 401 , 403; Dersler, s ,

-- 78 --

Met i n l e r s.

1 78, 2 1 3

-

214. . ·

135, 140;


FARUK sOMER :

ESKi TORKLER'DE ŞEHiReiLiK

lerinde) yaşadıklan anlaşılıyor. Bunlar oraya Mo ğol istı­ lasından kaçarak gelmiş olmalıdırlar. Bu böyle olmaklcı. beraber XVI. yüzyılın birinci yarısında Isığ Göl çevresin·­ de veya. İli va.d is ind e bir Karluk zümresinin yaşadığı bili ­ niyor. ıso Karluklar'ın Türk tarihindeki yerlerine gelince, bunu şöyle· ifade edebiliriz: Karluklar, bütün boyları ile birliirte, !sığ Göl çevresi, İli boyları, Çu ve Talas vadilerin·­ deki Türk yerleşik hayatının gelişmesinde mühim bir rol oynamışlardır. IV. ÇİGİLLER'DE ŞEHİRCİLİK X. ve XI. yüzyıllardaki en tanınmış Türk toplulukların­ dan biri de Çigiller'dir. Bunların aslında Karluklar'ın bir boyunu teşkil ettikleri, Mervezi'ye dayanılarak, kaydzdil­ mişti. Çigiller, o kadar büyük bir topluluk i diler ki da. lı .:;. X. yüzyılda müstakil bir Türk kavmi sayılmışlardır.

Hudlldu'l-alem'de Çigiller'e dair şu bilgiler verliynr : «bu Çigiller aslında Karluklar'dandır. Bunların nüfuslan çoktur. Çigil ülkesinin doğu ve güneyini Karluk ülk esi. batısını Tohsılar'ın yurdu teşkil eder; kuzeyi. de Kırgızlar'­ ın yurdudur. Karluk ve Kırgız ülkelerinde ne gib i nesne­ ler var ise, Çigil ülkesinde de aynı şeyler bulunur. Onla­ rın servetleri çoktur. Çigiller'in ekserisi çadır ve alaçık­ larda yaşarlar; şehir ve köyleri azdır; servetlerini sığır, koyun ve at teşkil eder. Çigiller'd-en bazıları g ün s ş 3 ve yıldızlara taparlar. Onlar iyi tabiatlı, cana yakın, ş2fkatlı insanlardır. Hül{ümdarları lmndilerindedir. 160

Haydar Mirza Duğlat, Tarih-i Reş-i dl, ingil izce tercümesi N. E l i as , His­ tory of he Moghuls of Central Asia, London, 1895. Bu Karlu'klar' ı n ba­ şı nda

920

( 1 51 4 )

yıl ında,

Said

Ha n ' ı n

ord-usunda,

MeE·k Ali

bulu­

nuyordu (gösterilen yer) . Bugün Afganistan'da yaşayan Türk top! u lu-kla ­ rı a;asında Karluk adlı zümre!ere de rastgeiiniyor

(G. Jarı·ıng, On the

t ;i be s irı Afghanistan, Leipzig, 1939 b i l /ıassa �- 71 - 73) . Moğol devrinde Karluk, so;·, k' n m sedal ısı ve hatta (Karluğ ) d uzleşmesi ile ( Ka r ! ı g ) yazılmaya ba�! a n m ıştır ( m asela Cuveynl, 1 ! , s.

distribüt:or.

of

Tü••k

14, 15, 1 7 , 87) . Türkiye'de za m a n ı m ızd-a 1 3 Karlrk, 12 Karl ı, 2 Karlu adl ı köyler görül mekledir (i ç i şl er i Baka n l ı ğ ı , Türkiye'de meskOn yerler k ı l av uzu , s. 633 ) . Bu köylerden b�zı!arı veya bir çnğu bu Türk '"'vmi-­ nin a d ı y le i lg·i l i oiabi i i ı· .

- 79 -


TORK DÜNYASI ARAŞTIRMALARI Ağust:ıs

1 934

ı Siköl (?J = bu, Çigil ve Karluk }"Urdları arasında büyük bir şehirdir. İslam hududuna yakındır. Marnur ve -

bolluk içinde bir şehirdir. Burada. tüccar da vardır. » 161

Hududu'I-alem'de Çiğil ler'in evvelce Ka rluk lar'a mGn­ 162 Mervezi"nin ifa desini doğrulu­

sup bulundulan sözü,

yor. Yine aynı kaynağımızEI. göre, Çigill er Isığ Göl'ün hem ,

kuzeyinde hem güneyinde yaşıyorlardı. İslam hududuna

yakın Siköl (?) ş ehri de onlara aittir. El-Muqaddesi, Ta­ raz'dan bir b ağının <sayha) mesafede Cigil <ÇigiD adlı küçük bi r şehirden bahseder ona göre bu ş ehıin surları olup, hisarı da v a rdı r Cami'Si ise çarşıdadır . 1 63' .

Çigiller'in v arl ıklarını XI. yüzyıld a kuvvetle koruduk­ ları görülüyor. Kaşgarlı onlardan göçebe bi r bölüğün Ku­ yaş 'ta yaşadığını söylüyor. Kuya ş ın İli ırmağı üzerinde olduğu tahmin e dilm ektedi r. Yine aynı müslli fimi z bir bö­ !üğünün de Taraz yakınında bulunduğunu ya.zıyGr ki bu, el-Muqaddesinin zikrettiği Çigil kasabasındaldl2r olacak­ tır. Çi g ill e r d en üçüncü bir kol da Kaşgar köylerindG ya­ şı yo rl ard ı . 164 . Buna gör2 XI. yü zyılın o r tal arında Çigillsr arasındaki yerleşik hayata geçme faaliyetleri gelişmiştir. Onlardan göçebe hayat ge çi renle ri ancak İli havzasındakı Kuyaş'da yurt tutmuş olanlar:ıii ır. Bundan başka aynı yüzyıld&. l\18 ve ra ün nehir'de de Çigiller'den kalabalık bir topluluğun yaşadığını bil i yoruz. Ancak XII. yüzyıldan iti­ baren Çigille r'in adl f' nn a rast gelinemiyor. Bu husus şüp­ hesiz o nların hemen ta me.. m iyle yerleşik hayata ge çmeleri ile ilg ili d ir. '

,

'

"

.

161 S . 83

-

84, ingil izce tercüme s. 98

93.

J 62 M e t i n

şöyledir: «1\!ahiyetist ve asl-ı o ez K•h a l l u kh est == Bir :yöre olup (aslında Karluklar'a a ittir? ) aslı Karluk'ta ndır. Müelfif «nahiyet» ke l i mesi i l e aynı zamanda burada oturan topluluğu da . ifade et­ miştir. Bu h u s usta Minorsky'nin ingil izce tercümesine ve m ütalaasına b :O:. (s. 98, Append i x B, s. 482 - 5) .

163

1 46 numara l ı haşiye y e bk. Siköl ile Çigil'in aynı yeri ifade etmesi muh­

temeldir. Çünkü, görüldüğü üzere, on un için lsl�m s ını r ına . yakın deni­ ı;yor. Minorsky, Siköl'(jn !sığ Göl ·kıyısında olması ihtimalini ileri sürü­ yor (Tte Reglons of the world, s. 299) .

164 1 .

s.

8.5. 330, 354, t<orcüme

i, s.

393

·

394, 408, 42.3; Oğuzla r .

s.

28.


FARUI{ SÜMER :

ESKi TÜRKLER'DE ŞEHiRC!l..iK

Anadolu'da beş veya daha. ziyevde Çigil adımı'ı görülmc�­

si Ç ig ill er' d en bazı mühim zümrelerin bu ülkey0 gelmiş ol­ duldarını gösterir. Bunların Moğol is tila sm da n önc2 gel­ miş olmalan çok d ah a muhtsmaldir. Son olarak Çlgil gsnç­ lerinin yakışıklıklan, cana yakın ve sevim li olmaları ile İran e d ebiy atın da akisler yapmış olduklarını da kayde· d eli m .

V- TOKHS!LAR'DA ŞEHİRCİLİK

Hududu'l-ıUem'de Tokhsılar 'dan Tokhs şeklinde bah­ sediliyor. Bu bir imla ha ta sı ol sa gerekt ir. Orada Tokhsı CToksu) lar hakkmda şu bilgiler v erlımektedir : g8ld iğ ihi Çigil, güneyinde Karluk yurdu ve Karluk ülkesinın d ağlık b ölgel e ri batı� sın d a Kırgızlar'dan bir topluluk kuzeyinde yiile Çigilleı' vardır. Bu yö r e Çigiller'inkinden çok daha ze ngi n di r. Ora­ dan misk ve türlü kürkler elde edilir. Tokhsılar'ın ser"r·st­ leri at, koyun kürk, alaçık ve çadırdır. Onlar kış ve :yaz otlaklarda ve çayırlarda dolaşırlar. <<Tokhsılar'ın CTd::h sı

bilemiyorum )

kElimesinin

nereden

yurdlannm doğusunca

,

,

,

ı Lazine ve Ferakhiyye = Tokhsılar' dan ilrJ. oy­ maktır. Bunlardan her biri küçük bir yörede oturur. İk� . köy bunların adları ile anılırlar. -

2 Suyab bin kişi çıkar. -

=

bu, büyük bir köydür. Bu köyden yirmi­

3 Bigliliğ = buraya soğdça S.m.kn8. (?) denilir. Hakimi Ymal Beg Tigin (?) ünvanını taşır. Yinal Beg Tigin'in üç bin askeri vardır. -

4 Öz Keth (?) = burası Tokhsılar'ın iki köyü ara­ sında bulunur. Özketh'de (?) az insan yaşar. Fakat verinili yerdir ve halkı da zengindir. '' ıss -

Hududu'I-alem'de verilen şu bilgilerde n Tokhsı {me­ tinde: Tokhs) ların aşağı Çu'nun sol yakasına düşen yöre165

M etirı : Örkeh. Diğer eseriere ba kılarak s. 84 - 85, i n g ilizce tercüme, s. 99) . �·

81 ;_

böyle ya z ı l d ı

( HudCıdu'l-alem,


TÜRK

DÜNYASI

ARAŞTIRMALARI

Ağustos

1984

de yaşadıkları anlaşılıyor. Kaşgarlı Mahmud Tokhsılar'ın Kuyaş'da oturduklarını ve onlara Tokhsı-Çigil dahi denildiğini yazıyor. 166 ·

Kuya.ş'ın yeri henüz kesin olara-k tayin edilmemiş olup, İli vadisinde bulunduğu tahmin edilmekt-edir. Kaşgarlı Tokhsılar'ın aşağı Çu boylarında yaşadıklanndan söz et­ miyor. Bu husus XI. yüzyılın ortalarında Çu boylarındaki Tokhsılar'ın yerleşik hayata geçmtş olmaları ile izah edi­ lebilir. Esasen XI. yüzyıldan itibaren Kaşgarlı'dan başka çağdaş hiç bir kaynak da (yani müşahadeleri XI. yüzyıl ile ondan sonraki zamanlara ait olan) Tokhsılar'ın adı geç­ mez. ·

Görüldüğü üzere Hududu'I-alem'de Tokhsılar'ın üç şehri ile iki köyleri zikrediliyor. Türgiş kağanlarının otur­ dukları meşhur Suyab şehrinin onların ellerinde olması dikkate değer. Buradan yirmi bin asker çıktığının söylen­ mesi, Tokhsılar'ın kalabalık bir Türk topluluğu olduğunu ve Suyab'ın da ehemmiyetini koruduğunu gösterir. Bigli­ Iığ için her ne kadar bir köy deniliyonsa da köyün geniş bir yörenin merkezi olduğu anlaşılıyor. Çünkü, Yınal Beg Ti­ ğin (?) ünvanını taşıyan yörenin hakimi, üç bin askere sahib bulunmaktadır. Tokhsılar'ın Öz Keth <? O:rk eıtJ , Lazine ve Ferakhiyye adlı köylerde de oturdukları kaynağı­ inızda açıkça yazılıyor. Kaşgarlı'nın Kuyaş'da yaşayan Tohsılar'a Tohsı-Çigil denildiği ile ilgili sözleri, onların Karluk b oylan nd an olduklarına dair Mervezin'in sözlerini doğrular.

VI. KARA HANLILAR DEVRiNDE ŞERİRCİLİK Kara Hanlılar devrindeki yani XI. - XII . yüzyıllarda. Orta Asya'da Türk şehirciliği üzerinde bilgi vermeden ön­ ce, bu hanedanın menısub bulunduğu Türk topluluğunu tanıtmak yerinde olacaktır. 166 ı,

s.

28, 30, 33, 34, 59, 342, l l ,

tercüme

1 , s . 28, 30, 32, 6 1 ,

s.

56, 224, 243, l l l ,

1 0 1 , 408, 423, ll,

72, 1 39 , 1 72.

- 82

s.

s.

52, 1 02, 1 29;

67, 280, 30 1 , l l l ,

s.


FARUK SÜMER :

ESKi TÜRKLER'DE ŞEHiReiLiK

Kara Hanlı hanedanını çık a ran diğer bir deyiş ile Ka.ra Han!ı d8vletini kuran Türk topluluğu Yağmalar'dır. Karluklar'ın böyle bir devleti kurmaları bir çok sebeb� den mümkün değildir. Karluklar'ın en müsaid zamanlard8, dahi bir devlet kuramactıklarını ve bu yüzd�m Müslüman­ lar'ın Türk ülkesi nd en bir çok yerleıi ellerine geçirdikle­ rini ve Ba.tı Türk üllmsinde b e yl i kl er d evrinin gelişmesi­ ne sebeıb olduklarını daha önc e belirtmiştik. ,

Hududu'I-alem'de Yağmalar hakkmdcı, aynen şöyle de­ niliyıor : «bu ülkenin doğusu Tcğuz Guzz (yani Uygur) ülkesidir. Güneyi Khulend Gün suyu olub Kuça ırmağma dökülür. Batısı Karluk ülkesidir. Yağmalar'ın yurdunda çiftçilik azdır. Orada çok kürk elde Edilir, av da bcl:iur; senretlerini at ve koy-un teşkil <:der. Yağm alar güçlü kuvvetli ve savaşçı bir topluluktur. Çok da silarılara sahip­ tirler. Hükümdarları Toğuz-Cuzz (Uygur) hansdanından­ dır. Yağmalar'ın pek çol\ oymakları da var:iır. Oıı.ların 1800 ( ! ) oymakları olduğu söylenir. Gerek ru:illsr, g::rek halk kitlesi hükümdarlarina yükünürler. Bulaklar yağma..: lar'dan olub Toğuz Guzzlar ile karışık bir halde ya şarlar. Onların köyleri azdır. .

·

·

ı Kaşgar = Kaşgar Çin'e dal1ildiı·. Ancak Kftşga.ı", Yağma, Tibet, Kırgız 167 ve Çin arasmda bir hudiıd şeh­ ridir. Hakimleri eski zamanlarda Karluk veya Yağmalar'.:: dan idi. Jğraç Art dağı da Yağma ülke sinden geçer. -

167

ü l kelerinin batı ta.rafı rıda Yu ka rı d a To k h s ı l a r'd a n bahsed i l d i ğ i esnada Kırg ızlar'dan bir top l u l uğun yaşadığı y a z ı l m ı ştı . Kaşgar zikre d i l i rkerı yine onların adı geÇiyor. Fakat ba şka hiç bir kayna kta K ı rg ızlar'ın Mo ­ ğol

<!evrinden önce Baiı Türk ülkesinde yaşadıklarından söz edilmez.

Onlar bu devrin kaynakiannda Kögmen'in ötesindeki y u rt l ar ın d a , ya n i Aba karı bozk ı r ı n d a otu ran bir Türk k avm i olarçık anıl ırlar. · Hatta ora­ daki

yurt l a r ı n ; n

Okya n u s'a

kada r

uza n d ı ğ ı

bile

söylenir.

Fakat

Kır­

g ı z l a r ' ı n 840 y ı l ı n da Uyg u r devl eti n i y ıkıp o n l a r ı yurtla r ı n d a n göç et­ meye mecbur bıraktıklarından islam müelli fleri h a berdar o l a m am ı ş l a r­ d ı r. Yukarıda da kaydedi l d iğ i g ibi, Hudüdu'i-alem'de z ikr edi l en Kırgız­ lar (Khırkhıziya n ) K ı ta y la r ' ın 924 y ı l ı nda K ı r g ı zlar'ı Orhun bölgesin­ den çıka rma l a r ı yüzünden on l a r ı n batıya k c. ç m ı ş z ü m releri olabilirler. K ı rg ı z l a r ' ı n a s ı i a na ko l u ise eski yurduna Bu h a di s e d en

smFa onlar bir

daha

( A b s k a n bö lgesine) gitmi şti .

b üyük b : r k a v im sayılma d ı l a r.

-� - 83 : �·-·

·


TÜRK

DÜNYASI

ARAŞTIRMALARI

Ağustos

1 984

2 Bartuc (Artuc) = Yağmalar'a ait marnur bir köydür. Fakat yılanlar o kadar çoğaldı ki, halık bu yüz­ den şehri terk etti. -

3 Khirgili {?) = Bartuclular'a ait büyük bir köy­ dür. Burada, Yağmalar, Karluklar ve Toğuz Guzzlar olmak üzere, üç cins Türk yaşar. » 168 -

Hududu'I-alem'de Yağmalar'a dair verilen bilgiler bun­ lardan ibarettir. Görüldüğü gibi, Hududu'l-alem'e göre Yağmalar Kaşgar ile onun kuzeyindeki Narin ırmağı ara­ sında yaşayan pek kalabalık bir topluluktur; silahları m ü­ kemmel, güçlü ve savaşçı insanlardır. Hükümdarları Uy­ gur hanlan ailesine mensuptur; şehir ve köyleri azdır. Kaybolmuş eski kaynaklara dayanarak Türk kavim­ leri hakkında oldukça dikkate değer bilgiler veren Ger­ dizi de Yağmalar için şunları yazıyor : «Yağmalar'a gelince, Türk Hakanı Karluklar'ın çağal­ dığını ve güçlendiğini, Taharistan Haytallar'ı ile ilişki ku­ mb kız alıp verdiklerinf gördü. Türkistan'ın zayıf durum­ da olduğunu bildiğinden korkuya düştü. S'Onra Toğuz Guzzlar'dan bir kavim <Yağmalar) kaçtılar ve kendi el­ lerinden ayrılarak Karluklar · arasına geldiler. Karluklar o nlara hiç bir şey yapmadılar.,, 169 Filrhakika Uygur il it­ miş Bilge Kağan'ın ikinci kitabeısinde <Taryat) Yağma, bir topluluk adı gibi geçiyor. 170 Mecmulü't - tevarih'de de toplujlu'ldar'ı n ve şehirlerin başında:ki hükümdarların ün­ vanlan sayılırk'en Yağmalar'ın başına «Buğra Han» de­ nildiği· yazilır. m Kaşgarlı da Yağınalar hakkında kısaca şu bilgiyi ve­ riyor: · «Türkler'den bir topluluk olup onlara Kara Yağma da denilir» . 172 168 · S.

1 69 170 171

78

-

79, ingilizce tercüme s. 95

s. 260.

Ta lat Teki n, ayn ı m aka le,

s. 42 1 .

mı l l l ,

s.

25

-

29, tercüme l l l ,

s.

-

96 .

807, 81 1 .

s.

34.


FARUK SOMER : ESKi TÖRKLER'DE ŞEHiReiLiK Muhtelif kaynaklardan naklettiğimiz şu sa tırl ar, K i:ı.ra

bulunduklarını , açıkça meydana koyuyor. Bunu şöyle hülasa

Hanlı1ar'ın Yağma topluluğuna mensub bize

göre,

ede1biliriz. ı - Yağmalar'a Kara Yağma da denilir. C Kaş garl ıl . · Kara Hanlılar'dan bir çoklarının ünvanlarında kara sıfatı da, bir ünvan olarak görülür. Onun için bu devlet ve ha­

nedana Kara Hanlı devle1ti, Kara Hanlı hanedam ve umu­ miyetle Kara Hanlılar denilmiştir.

2 şır

-

Yağmalar'ın hükümdan Buğra Han ünvanını ta�

CMücmelu't - tevarihJ . Kara Hanlılar'dan bir çokları­

nın Buğra Han ünvanını taşıdıklarını biliyoruz.

yurdunda bulunan

3 - Kaşgar, Yağma

veya ona

komşu bir şehir idi CHudüdu'l-alem) . Kara Hanlılar'ın eski atası sayılan Afr�siy�b havası­ nın iyiliğinden dolayı Kaşgar' a Ordu Ke nd de demiştir (Kaşgarl ı ) . Kara Hanlı hükümdarlarının aile mezarlığı da Kaşgar'da bulunuyordu (Cemal Karşı) . Tü:rık

toplulukları

arasında

«han»

ünvanını

taşıyan

yalnız Yağmalar'ın hükümdan idi. Bu da yağma hüküm­

darlarının Uygur kağanları ailesine mensub olmalarından ileri geliyor. Kara Hanlılar Turkistan'ın siyasi hakimiye:.. tini ellerine geçirince han ve hakan ünvanıarını tabii ola­

rak kullandılar. Gerdizi'nin sözlerinden açıkça

anlaşıldığı gibi, Yağ­

malar Batı Türk ülkesindeki yurdlanna mensub oldukları Uygur elinden ayrılarak gelmişlerdir. Onlar bu yeni yurd­ larına ne zaman geldiler? Uygur devletinin 840 yılİnda yıkılınası üzerine Uygurlar'dan önemli toplulukların batı­ ya Karluklar ülkesine göç ettiklerini biliyoruz. malar'ın da bu göçler sırasında Kaşgar

173'

bölgesindeki

Yağ­ yurd:­

larına gelmiş olduklarını kaibul etmek yerindedir.

942 yılında bir Müslüman şehri haline gelmiş bulu· nan Balasağun'un Gayr-i Müslim Türkler tarafından . fet­ hi Samaniler devletinin hükümet merkezi Buhara'da 1 73' Ha mi lton, Les

Ouighours, · s . 6,

10 - 1 1 .

- 85 -

de-


TORK

DÜNYASI

ARAŞTIRMALARI

Ağustos

1 984

rin bir heyecan uyandırmıştı. Şehri kurtarmak içln harG­ kete geçileceği söylendi ise de Buhara'dan bir adım ileri gidildi mi gidilmedi mi işte bu, bilinemiyor. Bilinen bir­ şey var ise o da bir yıl sonra hakan'ın oğlu'nun ler'in tutsağı olarak yaşadığıdır.

174

Samani­

Balasagun'u fethsdGn

Gayr-i Müslim Türkler'in Yağmalar olduğunda şüphe yok­ tur. Balasagun'un

onlar

tarafından ele

g.sçirilmesi

rine ·Kara Hanlılar devleti kurulmuş oldu

üze­

(942 yılında} .

Bu yeni devletin hanları Türk üll{esindeki beylikler dev­ rine yavaş, fakaıt kesin bir şekilde son vermeye girişti­ ler. Türk tarihinde yeni ve pek ınühim bir devir başladı. Bu cümleden 960 yılında Kara Hanlılar ülkesinde

İsla­

miyet kesin bir şekilde kabul edildi. 999 yılında Samani­ ler devletine son veren Kara Hanlılar, çok zengin ve ma­ mur Mav�raünnehr'i de ülkelerine kattılar. Fazla olarak Türkler'e Orta Doğu yolu da açılmış oldu. Kara Hanlılar doğuda Tarım havzasını ve eski ve büyük bir şehir olan Hoten ile yöresini aldıkları, türkçe ve moğolca önledikleri

gibi,

doğudan vakit vakit gelen

konuşan toplulukların

hücumlannı

hakim oldukları yerlerde

dirlik ve dü­

zenliği de kurdular. Böylece eski Batı Gök Türk ülkesi­ nin medeni gelişmesinde mühim bir rol oynadılar. Kaş­

garlı Mahmud'un eserinin incelenmesi, Kara Hanlılar d3v­ rindekl Türk topluluğunun İslam aleminin diğer yerlerin­ deki gelişmiş topluluklar

sevjyesine ulaşmış

olduğunu

gösteriyor. Şehirlerde oturan, ütü ve mendil kullanan çe­ şitli içtimai ve iktisadi

V"e

kültürel müesseselere sahib bu­

lunan bir cemiyet ki, biz bu cemiyetin maddi ve manevi hayatını, müesseselerini,

geleneklerini

hillasa

herşeyini

başka bir eserimizde tanıtacağız. Burada Seyhun ile İli ırmağı arasındaki şehirlerden söz edilecek, bu hususta ki başlıca kaynağımızı d a Kaş­ garlı'nın büyük eseri teşkil edecektir. XI. yüzyılda Doğu

Türkistan'daki

Koçu'dan

aşağı

Seyhun'daki Yeni Kend'e kadar uzanan geniş sahada ya­ şayan Türkler'in mühim bir kl!smı köyler ve şehirlerde oturarak yerleşik hayat geçirmekte ve bu hayatın icabı 174

lbnü'I -Ethlr, VIII,

s.

3 1 0;

Barthold, Türkestan, s. 256.

- 86 -


FARUK S0MER :

ESKi TORKLER'DE ŞEHIRCILIK

olarak hertürlü faaliyeti göstermekte idiler. Bu şehirler'in pek ınühim bir kısmı daha önce var olduklan bilinen şehirlerdir. Bunlardan bazıları türkçe isimler almışlard�r. Bazı şehirlerin adiarına ise daha önceleri rast gelinemi­ yor. Bunlar yeni kurulmuş şehirler midir, yoksa gelişerek mi ortaya çıktılar, bu hususta kesin bir şey söylemek mümkün olmuyor. Ancak bir çok şehirlerin yeni kurul­ muş olduklarında şüphe yoktur. Nitekim yeri gelince bun­ lara işaret edilecektir. Türk ülkesinde Türkler'den başka Sugdak (yani Soğd) , Argu, Kençeik adlı kavimler de yaşıyorlardı. Suğdaklar Mavcrau'n-ns,br ve Seyhun boylarından başka başlıca Balasagun, Talas ve diğer bir çok şehirlerde de yaşıyorlardı. Argular İsficab ( Sayram) 'dan başlayarak Balasagun'a kadar uzanan iki dağ arasındaki bölgede, Kençekler de umumiyetle Kaşgar bölgesi kaylerinde otur­ makta idiler. Bu toplulukların XI. yüzyılda iki · dilli olduk­ ları görülüyor. Yani onlar hem ana dillerini, hem de türkçeyi konuşuyorlardı. Bunlar arasında bilhassa Argu ve Kençekler'in sür'atle türkleşmiş oldukları anlaşılıyor. Hatta Kaşgarlı'nın eserinden XI. asrın ikinci yarısında he­ men tamamiyle türkleşmiş olduklan neticesi çıkıyor. Doğu Tür:kistan'da yani Uygur ülkesindeki yerli halk da XI. yüz­ yılda henüz kendi dillerini unutınamışlardı. Daha sonra­ lan bütün bu yerlilerin çoğu ana dillerini unutarak sa� dece türkçe konuştular. Şehirlerde, köylerde yaşayan Türkler'in kavmi men­ şelerine gelince, bunlar doğudan batıya doğru Uygurlar, Çomullar, (yahud bu, daha önce) Bar:sıganlar, Çaruiklar, Oğraklar, Yağmalar, Çigiller, Tokhsılar, Edzkişler, Kar­ luklar, Türkmenler ve Oğuzlar'dır. Şimdi alfabetik sıra ile Kara Hanlılar ülkesind·3ki :;e­ hirleri gözden geçirelim. 175 Yalnız Maveraun-nehr'deki şehirler araştirm.amızın dışında bırakılmışlardır. 175

Bu adlar için Kaşg a rl ı ' n ı n eserinin arabça metninin d·i zir.i (C. Brocke!­

m a r. n , Mitteltürkischer woı-tschatz nach Mahmud ai -Kaşgaris Divan I.J­ gat a t -Tur!k, Leipzig, 1928, s. 240 - 251) i l e türkçe tercümesinin dizini­ ne ( B . .A.talay, Divanu luğM-it - Türk dizini, Anka ra, 1 943, s. 829-869) bk.

- 87 -


TURK DÜNYASI ARAŞTIRMALAR! 1

-

Abul

2

-

Ak Say

3

-

Ala Yığaç

1 984

Kaşgar'da bir 1\:öy.

==

4 - .Alguk

Ağustos

bir yer adı . 176

=

sınıra (Uygur?) yakın bir y er .

=

Ku şgar'da bir köy.

=

Uygur ili'ne yakın bir dağ.

5

-

Altun Kan

6

-

Aluş

7

--

Aramut

=

8

-

Argu

bir Türk kavmi ve bu k avmin oturduğu

==

=

Kaşgar bölgesinde bir köy.

==

Uygur iline yakın bir yer.

Taraz (Talasl ile Balas a.gun arwsındaki bölg·enin adı. . 9 - Artuş = Yine Kaşgar bölgesinde iki köy. Hudıl­ du ' l-al ein ' de bu köylerden b irinin adı geçmişti. Bu iki Ar­

tuş.'dan biri Kaşgar'ın az kuzey batısında,

d iğeri de az

kuzey doğusunda bulunmaktadır . 10

Aşican

(Aşcanl

=

şehir.

ıi

- Ay Köl

12 -

=

Bakırlığ

=

13 - Balasagun

Çine giden yol üzerinde bir

Uç şehri yakınında bir yer. Balasagun'a yakın bir yer adı. =

adlarinı da taş�yord1.l .

Balasa.gun, Kuz Ordu ve Kuz Uluş Kuz Ordu adını

taşıması,

Ş·Shrin

Kara Hanlı devletinin hükümet merkezi olmasından ileri gelmiştir. Kuz Uluş'a gelinc e uluş, Kaşgarlı'ya göre,

ar­

guca ş ehir demektir. Çigiller ise kelimeyi köy anlam ında kullanmışlardır. 1 77 Ba.lasagun'da. 176

A n ad ol u 'da bu

adda

(Ak Say )

birçok

rum.

hem

Tü['kler,

mevki l ere

hem

rastg e l d i ğ imi

de

hatıriıyo­

177 1 , s. 60, terc üme 1, s. 62. U l u ş ' u n ş e h i r ma nası nda Uyg urlar a rası n da k u l l a n ı l m ı ş old u ğ u b i l i n i yor . Uyg u r Söz l ü ğ ü'nde (A. Caferoğ l u , ista n b u l , s. 265 ) « U i u ş memleket, d e v let , ü l ke» şeklinde m a n a l a n d ı rı l ıyor. Fa k a t ·ki,tabe.l erde u l u ş ' u n şehir m a a n s ı n da k u l l a n ı l d ı ğ ı n ı g ö r m ü ştük : « K u t l uğ KoÇu u l uşuğ . . . » ( 1 02 n u m a ra l ı haşiyeye bk. ) . Köl T i g i n kitabesinde l . : «Qurıya k ü n b ats ı k d !'l k ı Soğd Serçeker Buka rak U l u ş bu d u n d a E n ik Serg ün Oğ u l T a rk a n kel t i . » ( E rgin m eti n s. 1 6 1 , sat ı r 1 0- 1 1 ) c üm l e s i bize göre: « Ba t ı da g ü n bat ı s ı nda n Soğd Serçeker (ve) B u h a r a şehr; ha lk ı n d a n E n ik S e n g ü n i l e Oğ u l Ta rkan geld i » d e m ek t i r . -

88

-


FARUK SOMER :

ESKi TÜRKLER'DE ŞEHiRCiLIK

Suğdaklar yaşamakta idiler. Bununla beraber Balasagun Türklerce öyle benimsenmişti ki, Uygur destanında bu şehrin Bögü Kağan tarafından kurulmuş olduğu söylenir. Türk nazmmın en eski abidelerinden Kutatgu Bilig'in Balasagun'lu Yusuf Khass Hacib tarafından yazıldığını biliyoruz. Fakat maalesef Balasagun'un ysri hala kesin olarak tesbit edilmemiştir. Şehir, belki de « gö mü>> bulmak ümidi ile öyle yıkılınıştı ki, bu yüzden Moğollar şehre (XIII. yüzyıl Mavu Balığ (Ma' u B ahğ = k öt ü ş eh ir ) adını v e rmi şlerd i. Haydar Mirza (XVI. yüzy ıl > Balasagun'un nerede olabileceğine dair bir söylenti bile işitm.emişti (aynı eser, s. 364 ) . Daha. önce de haıb er verildiği gibi (ha­ şi ye 155) Simirnova'ya. göre, Balasagun, şimdiki Tokmak'ın yirmi dört kilometre güney batısında bulunmalda idi . 14 - B al u = Argu yurdunda, yani İsfici:i.b ile Balasa­ gun arasındaki yörede bulunan küçü k bir kasabadır. el­ Muqaddesi'de de geçiyor. 15 - B arçuk = Kaynağımız Kaşgarlı Barçuk'un Af­ rasiyab yani Alp Er Tonga tarafından kurulmu-ı bir şe­ hir olduğunu sanmaktadır. Bu şehirde Türk toplulukların ­ dan Çaruklar oturuy orl ar dı . Bunlar, daha önce iİad.e e dil­ diği gib i . On Oklar'dan olabilirler. Barçuk'un Kaş.gar'ın epey kuzey doğusunda, Artuş'un doğusunda, bugünkü Maral Başı olduğu s anılı yor. I7s

1 6 - Barman = Minorsky'nin araştırmalanna göre Yüngü çayı kıyısınd a Aksu'nun batısında, Uç'un doğusun­ da bulunan bir kasaba idi. 1 79 Kaş garlı'ya göre ıso bu ka178 M i n ersky,

li 9

s. 28 1 ; Z.V. Togan, Türk

i!i

harita s ı .

T h e Regions o f the world, s. 295, 296, 482. Wang-Yen-Te' de Mo-man Arsl�n Han'ın ha k i molduğu 1op! u l ukiar ar as ı nda

U yg u r

(yahut

0-rnan} geçiyor ve bunun Barman'ı ifade ettiği iieri sürülüyor (Ha m i ! ­ ton, Les Ouighcu!·s, s. 1 48 } . Ba.rnıan gerçekten m üh i m b i r şehir olma ­ l ı ki ei-Birunl'de de geçi yo� (el-KanOnu'I-Mes'Odl, Haydarabad, 1 374, l l , s. 578) . Hocam ı z MerhOrr: Z. V. Togan Türk i i i h a r itas ı nda Barnıan'ı Ak Su olarak göstermiştir.

ıso

l l l , s. 272, tercüme l l l , s. 369. EI-Muqadcies!'de (s . 326) g umuş ve altın m a d e n i eri bulunmı Barman a d l ı bir yerin adı geçi yor . B u , bizim

Barman olma l ıd ır. El Muqaddesl aynı yerde Şilcl'de de g ümüş madeni bulunduğunu yazar. Müel l ifin bu son şehri Taraz-Ba lasagun arası ndaki konaklar arasında zikrettiği daha önce görülm üştü. ( bk. haşiye 246) .

- 89 -


TORK

DONYASI

ARAŞTIRMALARI

Ağustos

1 9 84

sabayı Afrasiyab'ın oğlu Barman kurduğu için bu adı al­ mıştır. El-Biruni'deki Türk- şehirlerinin başlıcaları şun­ lardır : Öz Kend, Balasagun, Qoçgar Başı, Barskhan, At Başı, Ordu Kend (Kaşgar ) , Yar Kend, Uç, Hoten'in mer­ kezi Alıma ( ? ) , Barm2m, Küça (el-Kanunu 'l-Mes'udi, II, s . 578) . Aynı nıüellif Yukarı CdoğuJ Türk ülkesinde Tsk­ sin ile Hatun Sini zikrediyor (s 563) . Hatun Sini (mezarı) Kaşgarlı'da da geçiyor. Fakat Teksin'in nerede olduğu an­ laşılamadı. ı7 Barsğan marskhan) ==- bu şehir hakkında daha önce bilgi verilmişti. Şehrin adı Barskhan şeklinde el-Biruni'de de geç iyor. 181 -

18 - Bay Yığaç daha yakın bir yer.

=

Küçe

ile Uç şehri arasında Uç'a

19 - B ükü r = Kuça şehri ile Uygur ili arasındaki bir dağın üzerinde bulunan bir kale. 20 - Itlık = Taraz (Talas) yakınında bir şehir. Bu, daha önce bir iki defa adı geçen el-Muqaddesi'deki At­ lık (?) olmalıdır. 21 İki Ögüz Ögüz eski türkçe'de ırmak, nehir demek olup Anadolu'da ünsüz'ün düşmesi ile hafifleşerek «ÖZ» şeklinde kullanılmıştır. Öz, aynı zamanda, vadi ına­ nasma da geliyor. Bu, yeni şehirlerden biri gibi görü­ nüyor. Kaşgarlı İki Ögüz'ün İli ırmağı ile Yafınç ır­ mağı (bu Karatal olmalıdır) arasında, sınırde, bulunan bir şehir ol d uğun u bildiriyor. İki Ögüz adını da iki ırmak ara­ sında bulunduğu için almış olacaktır. Kaşgarlı şehrin ye­ rini haritasında da gösteriyor. Rubruk, Moğolistan'a gi­ derken bu şehirden geçmişti. İki Ögüz'ün Kulca'nın batı-

ıs ı EI-Bir0n1

(aynı Öyleki

Barskha n'ın

eser, s.

lsığ

578) .

bu yüzy ı l ı n

Köl

Barsgan

( lssı Köl) varl ı ğ ı n ı

müellıiflerinden

civarında olduğ·u nu

X i l . yüzyılda

Semerkan d ! ı

da

Nizarni-i

söylüyor

sürdürmüştür. ArOdzi

Kara

Hı-tay devletinin hükümet merkezin in bu ş�hir olduğunu san ıyar (Cihan Maqa le, yayıniayan M. Mu'in, Tahra n , 1333, s. 38 ) . Barsğan şekl inde) zikredil iyor

XVI. yüzyılda va r l ı ğ ı n ı (Haydar Mirza, s.

korumakta

350) .

- 90 -

olup

bir

(Barsgaun

geçit adı

olarak


FARUK SÜ MER :

ESKi TÜRKLER'DE ŞEHiReiLiK

sında, Almalık'ın kuzeydoğusunda, Altın Emel ve Kopal'ın güneyinde bulunduğu sanılmaktadır . =

22 - Kamlançu

Ögüz'e

yakın küçük bir ka s a ba .

Tal as yakınında bir kale.

=

23 - Kargalığ

İki

18 2

=

24 -- Katurı S ini

Çin ile Tangu t arasında bir şehir.

25 - Kençek Sengir Talas ya·kınında Kıpçak sınırında

bir şehir. Buradaki Kençek, bu addalü kavim ile ilgili ol­ sa ge re ktir . Sengir ( s ağır

manası

kefle)

eski bir kelime olup asıl

de mektir ; bir duv arın ucuna

«dağ çıkıntısı,, 184

da

Türkiye'deki yer adları kelimenin bu ülkeye de gelmiş ol d uğ unu gösteriyor. Bu yer adının birıb irinden

deniliyor.

çok uzak eski Türk ülkelerinde görülmesi dikkate şayim­

dır. Mesela Kem CYenisey) ırınağına dö külen Kemçik ça­

k ıyıl arınd a bir kaya üzerine yazılmış

b ir kitabede K ara Sengir ( SenirJ

Kaşgarlı, Barsgan'ın yor.

ı83'

bir

yer

Gök

Tü rk yazılı

adı geçiyor. Aynı adda

adı

bulunduğunu

bildiri­

Türkiye'de Konya'nın Çumra., Amasya'nın merkez

ve Burdur'un merkez kazalarına bağlı Kara S e ngir isimli

182

M i r:orsk y,

China,

H emı a n n ( Historica!

s. 276-277. A.

s . 49} ,

iki

i l e ) y a z ı p onu

Ögüz'ü Equ i u s

Ba i kaş'a

dök ülen

şe'k l i nde

y u � a r ı Karata l 'ın

atlas

commercial

and

( herha lde

Rubruk'un

k uzeyi nde ,

of

imiası

Kaya l ı k ' ı n

batısı nda gösteriyor. Kaşga r l ı Tering Kö!'ün Iki O g ü z s ı n ı r ı n d a olduğunu bi l d i r iyor

en

ya k ı n

( l l l, s .

ceki T ü r kçe göl leri

99) . Eğer iki Ög üz'ün yeri doğ ru tesbit ed i l d i ise ona

büyük adı

zik rettiğini

gö l

Balkaş'tır. Esasen

b i l i nem iycr. ya zıyor

Ba l kaş' ı n

Moğol

devrinden

Kaşga r l ı

islam

hududu

dahi l i n d eki

(gösterilen

yer) .

Yafınç,

Minorsky'nin

dett i ğ i g i b i , i l i'ye m uvazi oia ra•k a k a n ve o n u n g ibi Ba l kaş'a dök ü len ratal ı rmağ ı n ı n Moğol devrind e:-ı önceki a d ı o l a b i l i r. B a l kaş'ın

ön­

büyük

XVI.

kay­

Ka ­

yüz­

y ıldaki a d ı Kökçe Ten g i z idi ( Haydar Mi r za , s . 366) . Eriva n gö l ü de (XIV. a srın bi r i n e ! ya rısında ) a y n ı a d ı taşıd ı . Birinc i s i .

Moğol dev r i nde

a n la ş ı l d ı ğ ı n a göre, Ka l m uk is�i lası üzerine Balkhaş ad ıy l a a n ı ld ı . Son r:ı · K ı rg ı z l a r Ak Ten g iz ded i ler ise de göl, bilindiği g'ibi, bu moğolca a d ıy ­ ·la (Bal'khaş :-,. Bal k a ş ) ta n ı nd ı . Esasen B a l kaş'ın doğusunda moğ o !ca konuşan

toplu l u k la r

1 8 3' Kaşg a rl ı, tercüme

devrinde de şkleddin,

epeyce yer adı bırakmışlardır.

l l l, s.

(XIII.

360, 362; Cla uson

yüzyılda )

Camiu't-tevarlh,

Kençek a d ı

s.

840.

Kençek

yayıni ayan A. A. Al izade, Bakü,

- 91 -

Seng i r,

Moğol

i l e varl ı ğ ı n ı sü;dürm üştür

( Re­

1957, s . 1 1 0 ) ·


TÖRK

i>ÜNYA�I

ARAŞTIRMALARI · Ağustos

1 984

184 Bundan başka Isparta'ya tabı Senir nahiye merkezi olduğunu da biliyoruz .

dört köy vardır . Kent adlı bir

26 - Kinküt 27 -

dece

=

Uygur ülkesi sınırında bir şehir.

Koçungar Başı

=

bir ş ehir adı demekle

Kaşgarlı bunun ha:kkında sa­

iktifa ediyor; haritasında da

gösteriyor. Haritaya göre Koçungar Başı'nın Bala­ sagun'un güney b a•tı&ında bir yerde olması gerekir. Bu 5 şehrin civarında bir göl vardı. 18 yerini

28 - Kuyas

boyları >

bazı

=

Tokhsı - Çigil yurdunda (Yukarı İli adları. Bunlar Saplığ Kuyas ,

kalelerin

Ürüng Kuyas, üçücüsü de Kara Kuyas'tır. Müellifiıniz baş­ ka bir yerde Kuyas'ın Barsgan'm ötesinde bir kasaba oldu­ ğ·unu söylüyor. Cuveyni Kuyas'ın Almalık civarında oldu­ ğ unu yazar. 186

29 - Küçe

Türk ülkesinden

=

bu meşhur Kuça

geç en Çinli Rahib

ş ehrid ir. 630 yılınd a Huen-Çang'ın Küçe

<Kuça> hakkında v erdiğ i bilgiler çok yukarıda. nakledil­ ki Kuça VII. yüzyılın birinci yansm ­

mişti. Görülmüştür

da Tarım havzasındaki en mühim şehir devletlerinden bi­

rid ir . Kaşgarlı şehre Kusen adının da verildiğini söylü-

184

185

Da<hiliye Vekaleti, Köylerimiz, Istanbul, 1933, s. 423; Içişleri Bakanlığı, Türkiye'de meskOn yerler kılavuzu, Ankara, 1946, s . 265. Çumra'daki Kara Sengir'in adı Kara Sınır şeklinde dizilmiş. Ben köyün adının Kara Sengir oiduğunu çok iyi bil�yorum. Sengir, dağ ın ucu, çıkıntısı ve bur­ nu şeklindeki eski manası ile Anadolu'da hala kullanılmaktadır. Şehrin adı ei-Birun i 'd e de geç·iyor (aynı eser, s. 587) . Timur 777 ( 1 3751376)de Cete yani Moğollar'a karşı yaptığı beşinci seferde öncü lwv­ vetleri lsığ Göl yakınında Cete'nin büyük başbuğu Duğlat Kamereddin'i kaçmaya mecbur bıraktıkları gibi, bizzat Timur da Qôçgar'a kadar git­

mişti (Ali-i Yezd i, Zafername, Tahran, 1 336, 1, s. 203) . Halbuki Barthold, Qoçungar Başı'r, ı n «Çu nehrinin yukarı taraflarında olması pek m uht e­ meldir» diyor (Dersler s. 107-108) . Ancak Ba rtho ld ' u n tah m i n i Kaşgar­ lını n haritasındaki !arife hiç uymuyor. Z.V. Togan Koçırıgar Başı'nı l s ı ğ

Göl'ün batısında, Balasagun'un güney bat ıs ı n d a göstermiştir ki m haritası) bu, . en isabetl i tah m i n o l mal ı d ır . 186

(Türk

1 , s. 330, 354, tercüme 1, s. 393, 423, lll, s. 1 29, 1 34, te rc ü m e l l l , s. 1 72, 178; Cuveyni, 1, s. 21, 31, 57, 145, 226 (burada hatalı olarak Qunas, Qanas) ; Minorsk.y, s. 298, 301 . - 92 -


FARUK SOMER :

ESKi TÜRKLER'DE ŞEHIRCILIK

yar. Şehrin yakınında Yulduz Köl vardı ki, Yulduz adı za­ manımız& kadar gelmiştir. Küçe ile Uç arasında Bay Yı­ ğaç adlı bir yerin de bulunduğu, yukarıda kaydedilmişti. 189 Künküt = Yağına ilinde bir yer. Mamafih bunun yuka­ rıdaki Kinküt ile aynı olması muhtemeldir. 187 30

-

Mankent

31

-

Mınglak

= =

Kaşgar yakınında bir şehir. Uygur ilinde bir yer :

«Tünle bile bastımız Tegme yangak pustimız Kesmalerin kistimiz Mınglak erin bıçtımız , . ıs8 32 Ordu = Kaşgarlı Ordu'nun Balasagun yakının­ da bir şehir olduğunu yazıyor. Ordu hakkında daha önce bilgi verilmiş ve hatta Türk (veya Türgiş) hakanının şeh­ rinin bu şehir olduğunu düşündüğümüz ifade edilmişti. 33 Ordu Kend = Ordu Kend Türkler'in Kaşgar'a verdikleri isimdir. Kaşgarlı devrinde şehrin halkı tama­ men Türkçe konuşuyordu. Aynı müellif, havası sağlam olduğundan Afrasiyab'ın Kaşgar'da oturmayı sevdiğini de kaydediyor. Bu kaydın bizim için taşıdığı ehemmiyet, Ka­ ra Hanlı hanedanının bu şehir ile eski ve yakın münase­ betini göstermesidir. -

-

34 Öz Kend = Fergana şehirlerindendir. Coğrafya­ cıların e·serlerinde de adı geçer. Burada Türkler'den Edh­ kiş topluluğu yurt tutmuştu. 189 -

187 Türk i l i ha rita s ı n a bk. Orada Kuça'nın batısı nda, .Ak Su-Kuça yolu üze­ rinde «Bay» şehri vaı·d ır ki bu da, herhalde, eski Bay Yı ğaç olma l ıd ı r. 1"'8 1 ,

189

s.

362, tercüme 1,

s.

434 . Ay n ı yer ile i l g i l i başka b i r dey:ş de şud ur·

. «Kimi i·çre o l d u r up- i l a suwırı keç•t i m iz -Uyg u r taba başl anıp- Mınglak ilin açtım ız, ( l l l , s. 1 78, tercüme l l l , s. 235) . Bu deyişler M ınglak'ın ünlü bir ye r olduğunu gösteriyor. Fakat başka eserlerde görülemedi.

«Öz Kend, serhad d ' a Fergana ile Tü�k ( ül kesi ) a ras ı nda bu l u na n b i r ;ıehirdir; çevresin den i k i ırmak geçer; Tibet'den g e l e n birine Teba ğ a r ( = Ya'baku ?) , B a r l uk 't a n g ele ne Ba rs:khiln den i l i r » ( H u d Odu ' l -a le m , s . 1 1 3) . Kaşgarl ı b i r i n c i ı rm a ğ ı n a d ı n ı : «Yaba ku suwı " şek l i nde ksydediyo r . ( 1 1 1, s. 36 ) . � .

93

;_


TÜRK

DÜNYASI

ARAŞTIRMALARI

Ağustos

1984

35 - Sayram meşhur İ sficüb şehrinin türkçJ adı­ dır. Şehrin bu türkçe adı ilk defa Kaşgarlı'da görülüyor. Burayı Samaniler'e tabi bir Türk hanedam idare ediyor­ du. Hatta bu hanedan Balasağun'a kadar uzanan yerler­ deki beyleri de tabiiyyeti altına almıştı. Bunlardan biri az yukarıda geçen Ordu kasa;basmdaki Türi{men hükümdan idi. Daha önce de belirtildiği üzere bu Türkmenler bizim Oğuzlar'dan apayrı bir kavimdir. 1vfüslümanlığı ilk kabul eden bir Türk kavmi olarak adı her yerde tanınmıştı. Son­ ra Oğuz ve Karluklar'dan Müslüman olan kümelere de bundan ötürü Türkmen denildi. =

Kara Hanlılar devrinde de gelişen Sayram, Oğuzlar'ın yurduna yakın idi. Hatta Oğuzlar'ın Kazğurt dağı da Say­ ram'ın batısında bulunuyordu. XII. yüzyıldaki ünlü Türk velisi Ahmed Yesevi'nin de Sayramlı olduğunu biliyoruz. Fakat Sayram da, pek çok Türk şehirleri gibi, Moğol bti­ lası ve hakimiyetinin acılarını çekmiş. o da pek çok Y·2 r · ler gibi, bir yıkıntı haline gelmişti. 36

-

Sığun Sarnur

=

Buğra Han'ın ağılandığı yer.

37 - Şu - Şubab - (Şuyab = Suyab) = İki yerde Şu ve bir yerde Şubab şeklinde geçiyor. Müe11ifimize göre bu. Balasağun yakınında bir kale olup, Şu adlı bir Türk haka­ m

v � aptırmıştır.

38

-

Tal as

=

K a şgarl ı bu husuda aynen şunları ya­

adıyla da tanınan şehir. İki Talas var� Bi ri nci s i Uluğ Talas, ikincisi Kumi Talas'dır. Bu so­ nuncusu İslı::\m sınırında bulunur.» Kaşgarlı'nın Uluğ Ta­ las diye söylediği İslam kaynaklannda çok zikredilen, in­ celememizde de sık sık geçmiş olan meşhur Taraz şehri­ dir. Taraz, toprağının verimliliği, sulak, bağlık, bahçelik bir şehir olduktan başka, mühim yolların birleştiği bir yerde bulunduğu için eskiden beri önemli ticaret merkez­ lerinden biri idi. 630 yılında Batı Gök Türk ülkesinden geçen Çinli Hüen-Çang'ın bu şehre dair verdiği bilgileri çok yukanda nakletmiş idik. VIII. yüzyılda orada Kara Türgişler'in kağanları ve beylerinin oturduklarını biliyo­ ruz. İşte Gök Türk yazılı Talas kitabeleri bu devre ait ol­ m alıdır (en kuvvetli ihtimal ile) . Beylikler veya şehir dev� zıyor. «Talas, Taraz

dır.

-- 94 -


FARUK SÜMER :

ESKi TÜRKLER'DE ŞEHiRCiLiK

letleri devrinde Taraz da bir hükümdar tarafından idare e dil iyor ve bir ünvan taşıyordu. Mücm.el ut-tevarih'do «Has» şeklinde yazılan bu ünvanın doğrusunun ne olduğu anlaşılmadı. Coğrafyacılarda Taraz'ın adı çok geçmekle beraber onlardan ancak el-Muqaddesi b iraz bilgi vermiştir. ıso Uy­ gur hududunda, yani İli ırmağının ötesinde olması gere­ ken Kümi Talas'ın nerede bulunduğu kesin olarak bilinG­ miyor. 191 Kümi Talas'm Uluğ Ta1aslılar tarafından kurul­ muş olması mümkündür. 39 - Tartılk

=

Yağma Hinde bir şehir.

Taş Kend = Ta,cı Kend eski ve ünlü Şaş şehrinin türkçe adıdır. Şehir türkleşince bu tü:r'�kçe adı da alınış oldu. Taş tabii eski Şaş'm türkçeleşmiş şeklidir. Mamafih Kaşgarlı şehrin Terken adını taşıdığını da söylüyor ki, şehrin bu adı, diğer hiç bir eserde geçmiyor. Coğrafyacı­ larda bunun yerine Bin Keth CKet) adı görülür. Şa� asım­ da bölgenin adı idi. 40

-

41 - Tering Köl = İki Ögüz sınırında bir göl. Bu gö­ lün Balkaş olaibileceğini söyleyen Barthold'un görüşüne katıimamak için esaslı bir sebeb göremiyorum. Kaşgar­ lı'nın çok iyi bildiği ve Türk ülkesinin Ceyhun'u dediği Ila (İli) 'nın döküldüğü gölün kendisince tanınmaması pek düşünülemez. 42 - Yafınç = müellifimiz Kaşgarlı bu şehrin İli'y3 yakın bir şehir olduğunu söylüyor. 192 Daha sonraki assr­ ıerde bu şehrin adı görülemiyor. Aynı zamanda bu adda bir de ırmak vardı. Minors.ky Yafmç'ın Balkaş gölüne dö­ külen Karatal ırmağı olabileceğini, ihtiyatlı bir dil ile, ifa­ de ediyor. t\IS Biz yukanda İki Ögüz hal{kındaki sözle-ri�

1 90 Bu bilgi ir,in 146 numara l ı ha�iyeye bk. Haydar Mirza {kendi za manın­ da, XVI. yüzy ı l ) Yengi denilen şehre tarih kitaplarında Taraz denildiği­ ni y az ı yo r (s. 79, 364) . Fakat müell ifimiz bunu kesin bir şekilde söy­ leyemiyor.

191 K u m i Ta l a s ' ı n , Kaşga rl ı'nın haritasına baıkı l ara-k, ili'nin çok k uz ey doğu­ sunda bir yerde bul unduğu da düşünül üyor ( M i norsky, s. 274-275) . 192 1, s . 58, l l l , s. 277, tercüme 1. s. 59, l l l , s . 375; M in o rs k y , s. 276-277. 193 Gösterilen yer. Ona göre Iki Ögüz şehri Altun Emel'in doğusunda ol­ malıdır. Altun Emel, Ka rata l ırmağ ı n ı ıı k.ayna ğ ı ııa y a k ı n bir y�rde bulu ­

nuyor (Türk i ! i h eıritas ı ) -

- 95

·--·


TÜRK

DÜNYASI

ARAŞTIRMALARI

Ağustos

1 934

miz ile Minorsky' nin bu görüşünü kuvvetle desteklemiştik. 43

-

Yafqu

-

Barsgan civarında bir şehir.

44 - Yağma = Taraz yakınında bir köy. Bu köy adı­ nı, Kaşgarlı'nın da ifade ettiği gibi, Yağma boyundan bir bölüğün oraya yerleşmesi sonucunda almış tır.

İşte Kaşgarlı Mahmud'un eserinde geçen başlıca şe­ hir, kasaba ve köy adları bunlardır. Ancak burada Oğuz şehirlerine yer verilmemiş tir. Çünkü onl ardan aşağıda ayrıca söz edilecektir. Kaşgarlı, eserinde geçen şehirleri n Türkler tarafından kurulduğunu, İrani kavimlerin Türk şehirlerine sonra­ dan gelib yerleştiklerini ileri sürmektedir. Müellifimizin bu sözlerinde, şüphesiz hakikatın payı vardır. Ticarete çok düşkün, çalışkan, cesur ve ihtiraslı Suğdaklar'ın Türi;-der'­ in eski yurdu olan Moğolistan ile Çin'de bile m ü sta'mtr2leri (kolonilerD b u l undu ğun u biliyoruz. Şüphesiz ki a d ­ ları geçen şehir, kasaba ve köyl e rden bir çoklan da Türk­ ler tarafından kurulmuştur. Kaşgarlı bunu kendi zama­ nında da görüb işittiği için, bu husu su belirtmiştir. Esa­ sen bu gerçek ile ilgili elimizde bir çok misaller vardır. Türkler'in şehir kuruculuğu destanıarına bile aksetmiş­ tir. Mesela bu destaniara göre Oğuz y ahgulannın baş şehri Yeni Kend Oğuz Han tarafından, Balasagun, Uy­ gur k a ğ anı Bögü Han tarafından ku rulm u ştu r. XI. y üzy ıldan sonra Türk ülkelerinde şehir hayatı daha da gelişmiş ve hatta yeni şehirler kurulmuş v e ya çıkmıştır. Kaynakların kifa.yetsizliğine rağmen XII. yüz­ yılda ticari faaliyetlerin çok arttığı, maddi ve manevi ha­ yatın geniş çapta ilerlemeler gösterdiği, sönük kasaba ve kcylerin büyük ve kalabalık şehirler haline geldikleri, bir kelime ile Türk aleminde güneşli günlerin sürüp gittiği açıkça görülüyor.

Çin'den kovulup Türk ülkelerin.e gelen Moğol asıllı Kara Hıtaylar'ın Doğu Kara Hanh devletine son verme­ leri bu gelişmeleri durdurmadı. Belki daha da geliştirdi. Çünkü Kara Hıtaylar yerleşik hayata alışkın oldukl arı vs bu hayatı tercih ettikleri gibi, ha,kim oldukları yer-


FARUK SÜI\!,ER :

ESKi TÜRi<LER'DE ŞEHiRCil iı<

lEJrdeki mevcut eski içt:mai düzenJ de dokunmadılar. Hactt a mahalli hükümdar ve b e yle r bile yerlerinde bıra­ kıldılar. Kısaca Kara Hıtaylar disiplinli ve adil siyasetleri ile Türk ülkesinde siyasi bir istikrar unsuru oldular. Bu­ nun da Tür k yurdunun medeni gelişmesind-e, bu arada, şehirleşmede, pek mühiın bir rolu olm u ştur. Hatta bir çok Müslüman müellifleıi ve hükümdarları Kara Hıt aylar 'ın Moğoll ar'a karşı b i r sed v az ife sini gördüklerini söyliyc­ rek Budi Kara Hıtaylar dev}etinin. yıkılınasını memnuni­ yet duyulmayacak bir hadise şeklinde karşılamışlardır.

Moğol istilasından önce Türk ülkesinde görülen yeni şehirlerden biri de Almalık (yahut Almalığ = Elmalıkl şehri olup, evvelce de işaret edildiği gibi, 1220'den bir kaç yıl önce Ozar (veya Bozar) adlı b ir Qanglı'nın elinde idi. Almalık, yukarı İli'ye çok yakın bir yerde, Sayram Gölü'­ nün güney batısında, Kulca'nın kuzey batısında bul un­ makta idi. Almalık Moğol devrinden sonra da hanların devlet merkezi olarak varlığını epeyce bir mü dde t sür­

dürınüştür. 1 94

B u rc:da

104

ge re k

A l mal ı k ,

diğer şeh� riet ve bu şeni rlerdeki ha l k ı n h a k k ! n d a C e n giz Han i l e ba tı Eeferine k a t ı l m ış aslen Hıtay Ye- ! ü Ç'u h'ay ( 1 2 1 9 ) ve Ceng i z

g erek

yaşa y ı ş l a r ı v e g e l e n e k l e r i

o l a n devlet a d a m l a r ı n d a n

geien

Han'ın d ô v e t i üze r i n e B a t ı T ü r k ista n'a

Çinli

Ta o i st

ra h i p

Ç'a n g ­

kon u iYJ uz!a i l g i l i k ı s ı m l a r ı n ı n a k ­ letmeyi fayd a l ı görüyoruz : «Aitay' ı n (Kin-Şon) g ü ney i n d e U y g u r ( Ho\ Hu) şehri Beş B a l ı k (Bie-şi-ba ) va r d ı r . Beş B a l ı k ' ı n bir g ö l ü olup iç i n de bir ad a s ı görülür. Bu adada pek çok k uş b u l u n u r. B i n ! i (takriben 500 km . ) den fazla g i d i l d i kten sonra Bolat ( Pu;at = Bu la) şeh r i n e va r ı l ı r . Ç'un'un

( 1 22 1 - 1 224 )

m ü şaha deleri n i n

Bu şehrin g ü ney i n d e Y i n Ş a n d a ğ ı vard ır. B u d a ğ doğ u d a n ba t ı ya doğru

bin

li

uza n ı r. Kuzeyden g ü n eye de

iki

l i g i der. Dağın doruğunda vard ı r. Gö: ün gü n e y i n c e y a ­

yüz

çevresi y e t m i ş veya seksen l i o l a n bi r g ö l

bani e l m a a ğ a ç l a r ı öy l e s ı k bir o r m a n teş !r i ! e d e r l e r ki g ü n e Ş i n ş u a l a rı

bile a r a la r ı n da n geçemez. Yin-Şa n 'dan sonra A l nı a l ı k 'a ( A - ! i - m a ) ge­ l inir. Şeh r i n çevresindeki b ü t ü n bahçelerde elma a ğ a çl a r ı pek çok ol du­ ğ u n d a n ş e h i r bu a d ı a l m ı ş ·r ı r. Sekiz veya dokuz şeh i r ve kasaba Elnı a ­ l ı"k'a tabidir. Bu menı l ekelle üzüm ve ar m u t da ço k t u r. Çi n'de o l d u ğ u gibi burada da her türlü tahıl e k i m i ya p ı l ır. E l m a l ı k ' ı n ba t ı s ı n d a ili ( i-li e ) d e n i len büyük b i r ı r m a k va rdır. Bu ı rma ğ ı n epeyce u zağ ı n d a Kara Hıtay l a r ' ı n payıta htı Kuz Ordu (Hu-sze-wo-lu-do = Balasagun) biJ­ Iunur. Birkaç yüz ! i ba tı daiki şehir ise Ta l a s ( T 'a-la-sız) dı r." Ye-lü-Ç'u -Ts'ay

Fergana

şehirlerinden

� 97 -

sonra

da

Hoc:end,

Olrar ve

Se-


TORK

DÖNYASI

ARAŞTIRMALARI

Ağustos

1 984

Yine Almalık 195 ile Kuyas'a yakın bir yerde Kutluğ adlı bir köy veya kasabanın var olduğunu biliyoruz. Polat

mer kan d ' dan (Sün-sz-kan ) bahsediyor ve : «Batı halkı ( yani Türkler) bu şehrin adının sem iz anlamına geldiğini söylerler. Gerçekten bu şe­ bir kalabalıil< o l d uğu gibi halkı da va rlı'k l ıdır. P ar a l a rı altın ve b akı r da n .­ dır. Fakat bunlarda, bizimkilerde oldu ğu g i bi, delik ve çevre çıkıniısı yoktur. Şehrin çevresinde onlarca l i meyve ba,hçeleri, koru luklar, çiçek ba·hçeleri, su kemerleri, pınarlar, havuzlar kesil meksizin uza n ı r gider. Gerçekten Semiz Kend ( S em e rkan d ) hoş bir şehird ir. Kavun ları at kafası kadar büyüktür. Tah ı l ve sebzeye gelince, burada şu (bir tür darı ) , no (bi r tür pirinç) ve ta-tu (soya fasulyas ı ) bulun maz. Bu ü lke­ de y a z ı n yağ mur yağmaz. Halk şarabı üzümden yapar. Buraoa d ut ağaç­ ları va r ise de bunlar ipek böceği yetiştirmeye uyg un değ i l leı·dir. Bütün k u m aşla r k ü-sün (pamuk ? ) den imal ed i lir. Ak ren k li kumaş uğurlu say ı l ır, . Ka �a renk! isi ise yas el bisesi d i r ( Osma n l ı larda da böyle id i ) . Burada bütün kumaş1arın rengi aktır» (Bretscheider, Mediaevel researc­ hes, Chines mediavel travel lers, s. 1 5-22) . Şimdi Ç'ang Ç'un'un seya·ha1na mesinden parça l a r veriyoruz: « 1 4 Ey ! O I 1221 'de Yin-Şan'ın kuzey tarafına geldik . Bura da bir Uyg ur şehri va rd ı . Uyg urlar (Hu i-ho) üstad'ı ( - Rahih Ç'ang-Çun'u ) karşı ladılar. Şehrin hakimi, meyve ile yünden mamul Acenı kumaşları ta kdim etti ve «300 fi m esa f ed e Yin Şan'ın öbür yakasında Koçu şehri vardır. Koçu ( Huçı­ şu) çok sıcak olmakla beraber üzümlerinin bel i uğu i le tanı nmıştır» dedi . Ertesi gün batıya doğru yola çıktıık; bir ırmak boyunca ilededik ve iki kü ç ü k şehri geçtik. Bu zamanda (Ey!OI orta ları) buğdaylar tam bi­ çilecek hale gelmeye başlamıştı. Burada yağmur nadir olduğu için top­ raklar dağdan getirilen su ile sulanır. B at ıy a doğru seyahata devam ederek Beş Bal ıık denilen büyüık bir şehre g el dik . Şehrin hakimi, kuman­ danlar, Budi ve Tao rahibleri ile halk üstad'ı ş eh i rde n uzakta bir yerde ka rşı ladılar. Şeh r i n batısında bir bağda m i sa f i r edildik. Uygur h üküm­ darının akrabaları üzüm şa rab ı ve türlü yemişle r ge ti rdiler. 1 9 Ey !O I'd e tekrar yola ç ııktık , ba t ıya doğru d ört g ünl ü k yo l c uluktan sonra Lunt'ay =

şehrinde konakladık. Iki şehiri geçtikten sonra 26 Eyl ül'de Uygurlar' ı n Can Balık (Çang-Ba-la ) ş&hrine vardık Şehrin ha k imi bir Uyg ur idi. Bize çok ikramda bulundular. Bu şehrin batısında n e Budist ne Taoist vardır. Oradaki Uygurlar (Müslümanlar) batıya taparlar ( kıble'y e doğ­ ru durul·duğu için böy !e s an ı lmı ş olmal ı ) . Ertesi gün batıya doğru i ler ­ lemekte deveını ettik. Dağ boyunca on konak g itt ikten sonra bir kum çölüne geldik Burada hiç b ir yeşiJii.k görülmüyordu. Arabalar ve atlar kuma saplandı lar. Bu çö l ü a ncaık bir g ünde geçebi ld.i.k ... Geceyi bir gı;­ çit'de g eç i rd i kt en sonra ertesi gün sabah l ey i n doğudan ba tıya doğ ru uza nan geniş bir vadiye girdik. Bu vadi sulak ve ot u bol bir yer olup

şurada burada dut a.ğ açları ile iğd e ağaçları gör ü l üyordu. I kinci Konak

A l m a l ı k (A-li-m a ) şehri . idi. B u ra y a 1 4 Ekim'de vard ık.» Ş e h r in hakimi o l an Müslüman ile Moğol «da rugaç ı » , ü sta d' ı k a rş ı l a d ı l a r . « Şehr in batı­ �ı ndaki b i r m eyve bahçes i n de k o n akl adı k . Ş eh r i n halkı bir meyveye elma (a-lima) derler. Bu şeh i r de bu meyvele ri ile t a n ı n d ı ğ ı ndan ş�hir a n ı l a n adın ı bundan a l mış.» Burada do lama ( tu-i u m a ) d en i le n b ir t ü r

195 Alnıalık'ın y e ri için Türk ili ha r ita s ı n a bk.


FARUK SÜMER :

ESKi TÜRKLER'DE ŞEHiRCiLiK

mu la) ise Almalık'ın yakınında bulunan başka bir şe­ hirdi. Kayalık da Almalık ile birlikte ortaya çıkan şehirler­ · den biri idi. Bu şehrin Karluk hükümdan Arslan Han'm devlet merkezi olduğunu biliyoruz. Kayalık bugünkü Ko­ pal'ın az batısında, Balkaş Gölüne dökülen Karatal'ın do­ ğusunda bulunuyordu.

VII. OGUZLAR'DA ŞERİRCİLİK

Orta Asya'daki siyasi istikrar Çin, Moğolistan ve İtil havzası ile yapılan ticaretin gelişmesi, Seyhun boyların­ daki şehirleri de kalabalık ve hareketli şehirler haline ge-· tirmişti. X. yüzyılın ortalarında Oğuzlar'ın ancak üç şe­ hirleri vardı. Yeni Kend, Cend ve Cuvare (yahut Khuva­ rel . Bunlara sonralan Savran CSeprenl , Karaçuk, Kar­ nak, Suğnak ve Süt Kend (Sitgünl şehirleri de katıldı. XI. yüzyılda göçebe Oğuzlar, adı geçen şehirlerde oturan eldaşlarına «yatuk>> yani tembel adını vermişlerdi. Bilin'kumaş vardır. Bu, pamuktan yapılıyor. Biz kışın g iyrnek için yedi parça dolama aldık tolama

=

(Türkiye'de eski zamanlarda bir tür elbise veya kaftana

dolama

deni l iyord u ) . Almalık

halkı

tarlaları

ekmek

için

ke­

merler ile su getirip ta rlaları sun'i şekilde sularlar. Su için bir çömlek kullanır lar ve onu başla rında taşırlar. Su çekmek için Çin bakracını gö­ rünce çok memnun oldular ve « siz Tavğaç l ar pek kabil.iyetli insanlarsı­ nız� dediler . . . Ara l ı k ayının başında g ü ney batıya doğru gitti•k ve as­ ma köprüden bir nehri (Çu) geç·tik ve akşamieyin g ü ney dağlarının (Talas Ala dağları) eteğine eriştik. Burası evvelce Kara Hıtay­ lar'ın ha kimiyetinde idi. Bu bölgenin (Çu-Talas ırmaklar; bölgesi) ikli. mi Yin Şan ( T'ien-Şa n ) 'ın kuzeyindeki ülkelerin ikli minden -oldukça fa rkl ıdı r. Bu memlekette bir çok ovalar olup halk çiftçilik yapar ve ipek böceği yetiştirir. Yazın ve güzün yağmur yağ maz. Onun için bu ülkede ı rmaklardan açılan arklar i le toprak sula n ı r ve böylece ekinler erme ça­ ğı na getirilir. Kuzeydoğ uda dağlar vardır. Güneybatı ise uzunluğu on bin li olan engin toprak lardır . . . Taş bir köprüyü ( Talas ırmağı üzednde) geçtik ve beş gün g ü ney batı dağları boyunca gittikten sonra Sayram'a (Sa i lan : l sfica b ) va rdık. Sayram'da küçük bir kule vardır. Şehrin Müs­ lüman val isi karşılayıp bizi ikametimize ayrılan yere götü:·dü. On ikinci ayın ilk g ü n lerinde çok yağ mur yağdı» (Bretschneider, s. 65-74 ) . �

99 -


TORK

DÜNYASI

ARAŞTIRMALARI

Ağustos

1 984

diği üzere aynı yüzyılda Oğuzlar'dan önemli bir küme

Selçuk'un oğullannın idaresinde ana yurdundan göçede­ rek 1040 yılında Horasan 'da Selçuklu devletipi kurdu . Bu devletin gelişmesi üzerine Oğuz elinden, İran ve Ana­ dolu'ya kesilmeksizln, kümeler halinde göçler yapılmaya başlandı. Oğuzlar'ın bu göçlerinden faydalanan Kıpçak­ lar Seyhun boylarına inerek Oğuzlar ile birlikte yaşamaya ba;:ladılar. Her iki Türk topluluğu arasında sık sık mü­ ca,deleler oluyordu. işte bu mücadeleler Dede Korkut des­ tanlannın esasını teşkil etmiştir. XII. yüzyılda yukarıda adları geçen şehirlere bir y;:: ­ nisinin de ilave edildiğini görüyoruz: Barçınlığ Kend. Bu şehir Oğuzlar'ın Salur boyundan Barçın Hatun' un adiy­ le ilgilidir. Anlaşıldığına göre şehir Barçın Hatun tarafın­ dan kurulmuş ve bundan dolayı Barçmlığ Kend adını al­ mıştır. Yine Seyhun kıyılarından Cend yakınlarında Sağ Dere adlı bir mevlü olduğu gibi Ribatat (ribatlar) adlı bir yer de vardı. 196 Bilha�sa bu sonuncunun bir şehir, bir ka­ f:.ı:ı,ba, hiç olmaz ise meskün bir yer olduğu şüphesö.zdir. XIII. 19u

yüzyılın ilk çeyrGğinde Oğuz şehirlerine yenile-

Bahaeddin Muhammed b. Müeyyed-i Bağdadl, Et-tevessül il e't-te,essül, yayın!<ıyan A . . Behmenyar, Tahran 1 31 5, s. 1 55 - 1 59, 1 75. S. G . K!yaş­ torniy, Sir Derya 'n ın ulu su, büyük ırmak manasına geldiğirıi ve bunun Sakalar'a. ait eski bir kel i me olup, bilhassa ırmağın aşağı yatağ ı n ı ifade ettiğ ini ileri sürmüştür. Ancak Moğol istilasından önceki islami edebi­ yatta Seyhun'un bi l;iıassa aşağı yatağ ı, HudOd'u! a lem'de tasrih edi ldiği gibi (s. 43) Nehrüş-Şaş (Şaş ırmağ ı ) adiyle a n ı l m ıştır. Oğ uzlar is<> yurtları rı·dan geçen ırmağıı:ı bu k ısmına yani aşa ğ ı yatağına sadece Ögüz ( ı rm<>k) demekte id i ler. Şayet Sir adt yerli di lde yaşasa idi biz onu bilhassa Seyhun hakkında tarsilatlı bilgiler ve:·en coğrafi eserlerde veya onlardan b i rin d e gö:<eceki:k. Bu s<ebeple, bize göre, Sir a d ı n ı n g e ­ niş manasiyie Moğo! l a r tarafından gefir.i ldiğini kabul etmek, yer i n ­ ded i r. Nitekim XVI. yüzy ı l başları nda Seyhun'a yerli ira n l ı la r Khôce n :l suyu (!Ab-i Khôcend ) , Moğol ve Özbekler Sir suyu (Ab-i S i r ) diyor­ brd ı : «Ve an nehr ra ( yani Seyhun) der zeban-i ehl-an bilad Ab-i Khôcend gôyend ve merdurnan-i Özbeik ve Moğol an ra Ab-i Sir Khanend,, ( Faz­ l u l l a h b. ROzbiha n , Mihman-name-i Buhara, yayıniayan M. SutOde, Tahran, 1 976 s. 85) . Gök Türk kitabelerinde geçen sir kelimesi ile ( me· sela Türük sir budunığ ) .Sir suyu'ndaki bir sözü arasında bir müna ­ sebet olup olm:ıd ığ ı üzer:nde görüş beya n etmek selahiyetim dış ındadır.

-- 1 00 --


FARUK SÜMER :

ESKi TÜRKLER'DE ŞEHIRCILil<

rının katıldığı görülüyor : Özkend , Aşnas. Yine evvelce ehemmiye·tsiz bi r kasaba olan ırmak kıyısındaki O trar do. büyük şehirlerden biri haline gelmişti. Oğuzlar'ın devamlı olarak göçlerine rağmen S e yhun boylannda şehirlerde oturanlardan başka göçebe hayat geçiren yine kalabalık bir Oğuz topluluğu vard ı . 1 97 Moğol istilası arefesinde < 1218) her biri gerçekten kalabalık, marnur ve hareketli şehirler durumuna yükSBlmiş olan Seyhun boylarınd aki Oğuz şehirleri şunlardı: Yeni K e nd (Şehir Kend) , Ce nd, R�batat, Aşnas, Karaçuk, S u ğna k , Sabran, Ö z Ke n d , Kar­ nak, Yesi, Süt Ke nd . Bunlardan başka pek çok k asaba , kale v e köy d e vardı. Aşağı Seyhun boylan her bak ı m ­ dan pek kuvvetli Türklük v as ıfları taşıdığından XVI. yüz­ yıl da bile Türkistan adiyle bilhassa bu bö l ge ifade edili­ yordu. Ye s i 'nin Türkistan ismi ile anıl ması, Ahmed Yese­ vi'nin laka:ı::n olan «Hazret-·i Türkistan.'ın, (Türkistan'ın büYüğü) halk tarafından kısaHalarak Türkistan denil­ mesinden ileri gelmiştir. Böylece Türl{ dünyası, XIII. yüzyılın başlarında tari­ hin in en mutlu devirlerind en birini geçiriyor, yerleşik ha­ yatta mühim merhaleler ka tediyordu. Fakat 1219 yılı nd a başlayan Moğol k asırgası bu mes'ud alemi yıktı, yok etti. Öyle yıktı ve yok etti ki, Orta Asya'daki Türk ülkeleri bir daha böyle bir hayatı yaşayamadı. Moğol hakimiye ti devrinde başlay an Moğollar arasındaki sonu gelmez iç savaşlar yüzünden şehirler yakıldı, yıkıldı ve oralarda ya­ şayan halk dağıldı. Göçebel iğin hakim olduğu yeni bir alem meydana geldi. Bu ftlemde medeni hayat gittikçe geriled i ve Moğol i s til asından önce açıkça müş ahade edi­ len yerleşik hayatın altın devri ve gün e şli günleri bir daha geri gelmernek üzere kaybolup gitti.

XVI. yüzyılda Buhara, Semerlmnd , Ürgenç gibi büyük şeh irlerden artık uzak ülkelere kalabalık kervanlar gön­ derilemiyordu. Çok eski zamanlardan beri yapılan ve Türkistan'ın m ed eni g el iş me s i nd e pek mühi m b i r rolü ol an 197

Oğuz

şehirleri

hakkında

daha

38-41 , 559-561 . -·

fazla

b1\gl

101 -

için:

Oğ u z l a r ,

lll.

bask ı ,

s.


TORK

DÜNYASI

ARAŞTIRMALARI

Ağustos

1 984

Çin ticareti de tamamen durmuştu. 198 Moğol devri öncesi ve Moğol devri sonrası Orta Asya tarihini yakından ince­ leyen bir tarihçi, ister istemez bu gerçekleri ifade etmek zorundadır. 1245 yılında Papa ' nın temsilcisi olarak

Moğolistan' a giden Plano Carpini Seyhun ırınağına ulaştığında sayısız şehir harabeleri ile karşılaşarak hayret ve dehşet içinde kalmıştı. 199 Türk yurdunun merkez kesimi yani Taş Kend ile Isığ Göl arasındaki bölge de Moğol devrinde daha kor­ kunç bir akibete uğramıştı. Öyleki Balasagun, Taraz, İki Ögüz, Yayalık, Almalık, Barman, Beş Balık, Yafmç ve daha pek çok şehirler bütün Oğuz şehirleri ile birlikte yerle bir olmuş ve bu yüzden çoğunun mevkileri bile henüz kesin 198

199

1 558 y ı l ında B u hara 'ya gelen Ingiliz taeiri Anthony Jenkinson Buhara'yı sön ük ve ticareıti durgun bir şehir hal inde bulmuştu. Çin i le ticaret ke­ silm işti. B u y üzden kendisi de Çi n'e gidemedi. Moğol istilasından önce Islam a leminin her bakımdan en önde, en ileri şehirlerinden biri olan, her yere en g üzel şey leri ihraç eden fakat hiçbir şeye muhtaç ol ma­ yan Buhara'ya Rusya'dan kırmızı sahtiyan, deri, yün elbiseler ve hatta eğer ve gemler geliyordu. (Early voyages and travels to Russia and Persia by A.D. (1 557 - 1 572) and other Eng i l i shmen, Hakluyt Society, london, 1 B86, 1, s. 89, 91 ) . «Biz bu ülkede (aşağı Seyhun boyları) sayısız harabolmuş şehirler, yı­ k ı l m ış köyler ve nice terk edilmiş kasabalar gördük (Rockhill basımı, london 1 900, s. 1 4 ) . Çin li Ç'ang-Te de 1 259'da Çu vadisinde kalaba l ı k b i r h a l k v e çok kana llar ile sulanan b i r arazi görmekle beraber pek çok da harabelere rastgelm i·şti (Bretsclhneider, 1, s. 1 29 ) . Moğollar da ülke­ nin pek harab, toprakla rdan çoğunun ekilmemeıkte olduğunu çok iyi bilmekte id iler. Hatta 666 ( 1 267) yılında veya biraz önce Kaydu, Ba­ rak ve diğer Moğol han ve şehzadeleri düzenledikleri bir kurulfayda - şehirlerin çevresinde oturmamaya, davarları ekili topraklara sokmamaya ve halktan zorla birşey a l mamaya karar vermişler ise de (Reşideddln, ya­ yınlayan A. Alizade, Bakü, 1 957, s. 1 1 0, 1 1 1 ) bu kararın uygulanması pek az sürmüştü. Haydar Mirza'nın da XVI. yüzyılda pek çok harab şe­ hirlerden söz ettiği yukarıda da kaydedilmişti (s. 364, 365) . 1 873'de Sir suyu kıyılarını gezen E. Schuyler buralarda da pek çok harabe gör­ müş, arazinin durumu ndan bölgenin eski zamanlarda ekili bulunduğunu ve geniş bir şekilde meskOn olduğunu açıkça a n l a m ıştı. Bölge halkı ise, ülkeleri nin vaktiyle pek marnur olduğuna dair, m üe l l ife bazı hat ı ralar an latmışlard ı (Türkistan, london, 1876, 1 , s. 62-69) . Fi l h aki ka y u karıda adları geçen Oğuz şehirlerinden hiçbirisi va r l ı ğ ı n ı sürdüremeyip hepsi şi mdi birer harabe halinde bulunmaktadır.

- 102 -


TÜRK

DONYASI

ARAŞTIRMALARI

Ağustos

1 984

bir şekilde tayin edilememiştir. Büyük alim Kaşgarlı Mah mud'un «Türk ülkesinin Ceyhunu» şeklinde va�sıflandırdığı İli ırmağı boylan ile Türk gölü dediği !sığ Köl CGöD çev­ resi ise uzun bir zaman Moğolistan adıyla anılmıştı. ·

- 103 -


Resim 1 - l<aşgarlı Mahmut'un Türk Gölü adını da verdiği lsığ Köl (Göl) ün kış mevsiminde görünüşü. (Prof. Dr. Diyarbekirli'nin kol ieksiyon undan)


Resim 2

-

K:ım

Hotomm

!u.:zeycien göYürıüşü. (A.Stein'den)

�-

1G5 - -


R.:::- :::J i rn

4

--

uı�.ste:n'den)

Tu:�f�;ı

civa:-:nd:ı;d 8':3:::e ı�Hk'in

- 106

gün&y

tai·;:: f �nnı

görünüşü.


Resim 6

Koçu'de Koş (çifte) kümbet. {A.Stein'den)

Resim 7 - Kara Hoto'dQ bir türbo. (A.Stein'den)

..,.., 107 ....-


Resim 8

Re&im 9

-

-

Türuenin kuzeyden görünüşü. (A.Steln'den)

Seyhun'dan bir görünüş. (Schuyler'ln Türklstan'ından)

..-; 108 -


Resim 1 1

-

cl'den •ia§.ten

. . .. ''� • bır ı;; oruı1"':<•

Türkidarı'ından) t""'W"l,ar'ln ,.,_, ,

Resim 1 2 - Tııljkend'de Belden-be!< mı;ıdresesinin gcrünüşil. {Schuyler'irı iürkisbn'ıncl;;n ) �

109

kapalı

çarşının

damından


Ro� i ın 1 3 -·- Ç im Kerıcl

R;ısim 14

-

Evliyil

His;ın.

.il.ta y o ! u

(Sdıuy!e r'in T ü rkistan'mdarı)

üzerinde. (Sdıuy1er'in iürki�hın 'mdz:n)


B İ B L İ Y OG R A F Y A Baha·eddin Mu hammed b. Müeyyed-i Bağda<:ll , Et-Tevessül ile't-teressül, yayın laoya•n A. Behmenyar, Tah ra.n, 1 315. W. Ba·rtholid,

Beş Bahk, i slam Ansiklopedi·si, ll, s. 651 - 653.

, Orta Asya Türk tarihi hakkında. dersler, ista·nbul, 1927.

-----

-----

, Taraz, IslAm Ansiklopedisi, Xl, s. 769.

-----, Turkestan down to the Mongol invas-ion, GMNS, London, 1 928.

L. Ba·zi•n, Les Calendriers Turcs anciens et medieavaux, Lil le, 1974.

EI -BirOnl, ei-Kanunu'I·Mes'udi, Haoyd'ar abad, 1 374, 1 - l l . J.

A. Boyle, T h e Journey o f Het'um 1 , king c f LiHie Armenia, t o the courf of the g r ea t khan Möngke, Cent•rail Asi:a<tk journal, IX, no 3, s. 176�188. , The Seasonal residencas of the Great Khan Ögedel, The Mon• gel World Empire 1 206-1370, Variıcwm Reprintıs, lond':>n, 1977, VI.

------

E. Bretschenerde-r, Medieval researches from Eastem Asiaile sources,

don, 1888, 1.

1, Lon­

A. Caferoğ lu, Uygur Sözlüğü, i stanbul, 1968. Cemal Kaorşi, Mulhakitu's-surah, yeıyınlsoyan W. Barthold, Turkestan, metinler, s. 1 30 ve d-evamı.

E. Chaıvcwınes, Doeuments sur les Tou-kiue (Turcs) oceidentaux, Pa·ris, 1 94 1 . G . Cla.uson, A n Etymological dietionary o f pre-thirteenth century Turkish, Oxford, 1972. Cuveyni, Tarih-i Cihangu1Ay, yay:nlısıya:n Mirza· Muhammed-i Kazvlnl, GMS. Leyden, 1 9 1 1 - 1 9 1 6, 1 - 1 1 , l ng.ilıizce tercüme J. A. Boyle, The History of the World·Conqueror, Maınche·ster, 1 958, 1 . Daıhi l i•ye Vekal·eti, Köylerlmlz, I stanb u l , 1 983. G. Doerfer, Türkische und mongolische elamente im neupersischen, Wiesba­

den, 1 965, l l l .

- lll -


M. Ergin, Orhun abideleri, I sta n bu l , 1 975. A. V. Ga<baıin, Das Leben im W i-es batd en , 1 973, 1 - l l . ------

Uigurischen Königreich von Qoco (850 - 1 250) ,

., Das Uigurische Königreich von Chotscho 850 - 1 250, SDAW,

Be rl in, 1 961 .

, Steppe und Stadt im Leben der altesten Türken,

------

der Islam,

1 949, 29 - 1 , s. 30-62. Gerdizl,

Zeynu'l-a·hbar,

y a y ı n ia ya n A .

Hablbl, Tah ran , 1 347.

R. Ghirshman, Les Chionites-Hephtalites, Ka:hire, 1 948. R. Gi·r a u d , L' Emplre des Turcs celestes, Paris, 1960.

J . R. Haımi'lto•n, Les Ouighours

docUments chinois,

Par·i!s,

a

l'epoque des cinq

M i rza D u ğ l at, Tarih-i Reşidi, of the Mog huls of Central Asia,

Hs•ydar

A. He rman n ,

dynasties d'apres leş

1 955. i ng id i zce London,

t e rc ü m e si N.

Elias,

History

1895.

Histoı·ical and commercial atlas of China, C amb ridg-e ( Ma ssa·c ­ •

h u se ttes ) , 1 935.

Fr. H i r th ,

Nachworte zur lnschrift des Tonjukuk, W. Rad :•Dff'un, Die AIHürkisc­ hen lnsch riften der Mongolıı·i <nd l ı eseri•nde, Petersb u rg, 1889.

Histolre de la vi e de Hiouen-Thsang, F ra ns ız ca tercümesi S. J u l ien, Paris, 1 863; Memoires sur les contrees occidentals, F ra n s ı zca tercümesi S. J u l ien, Paris , 1 957 - 8, 1 - l l ; Buddist records of the Western . world, S. Bea l , London, 1 884; The life of Hi uen-Tsiang, İ ng i l i zce tercümesi S. Beal, London, 1 9 1 1 ; T ü rkçe terc ü mesi N. Toga·n, Peygamberin z:ımanında Şarki ve Garbf Türkisianı ziyaret eden Çinli budist Huen Çang'ın bu ülkelerin siyasi ve dini hayatına ait kayıtları, İslam Tetkik!eri Ensti'tGsü Dergisi, i stanb u l , 1 964, 1 - 2. •

İbn Battuta,

mes i M. i b n Ha:vqal,

Tuhfetu'n-nuzzar fi garaibi'l-emsar, Kahiıre, 1964, türkçe tercü­ Şerif, Seyahatname-i ibn-i Batuta, I stanbul, 1 333 - 1 335, 1 - 1 1 . Kitab sureti'l-ardz,

yayınla•yaın

lbn Khurda·dbrh, Kitabu'l-mesalik BGA, Leyden, 1889. ibnü' I-Ethir,

el-Kamil fi't-tarih,

J.

H. Kramers, Leyden, 1 939,

ve'l-memalik,

yayınla·ya.n

ya·y ı n l a•yan

ll.

M. J. De Goeje,

G. J. Tornberg, Leyden, 1853 -

1 87 1 , V - IX. ibn'üi-Fa·kih,

Muhtasar kitab buldAn,

yaıyınlaya·n

M. J . De Goeje, BGA,

Ley·

den, 1895.

İçi•şleri Baık anl ığ ı ,

ı - ll.

Türkiye'de meskun yerler kılavuzu, Ankara, 1 946 - 1948, Le ipz ig , 1 939.

G.

Jarring, On the distribution of Turk Iribes .In Afganistan,

A.

Jenkinson, Early voyages and travels to Russia and Persia by A. J. ( 1 557 1 572) and other Englishmen, Hakluyt Soc:ety, L0ndon, 1886, . 1 .

·


S.

J u l ien,

S.

G.

Documents sur Jes Toukioue-Turcs-, Joumal Asiatique, 1864.

Kl jaştor n yj - V . Lıvısıc,

Or.ienta.na, 1 972, XXVI

The Sogdian inscriptlon of Bugut revlsed, Acta ( 1 ) , s. 69 - 1 02.

F. Köprü lü, Halaç, is l a m An.siık !ıoped iısıi, V - 1, s. 1 09 - 1 1 6.

A. N.

Kurat,

Peçenek tarihi, Istanbul, 1 937.

Die Chinesischen Nachrlchten ken (T'u-küe) , W i esbaden, 1958, 1 - ll.

Uu ma·u - ts<.·i,

C.

Zur Geschichte Der Ost-Tür­

M:ç:!Okerrcıs, The Uighur empire, Columbie· S.C., 1973.

Marh<mOdu ' I -Kll§ga-ri,

1-

1 335,

lll,

Divilnu luğati't-Türk, y.EJy ınltı�ın K. R•ifat, Istanbu l , 1 333 di z in C. Brockelmann, Mittellürkischer wortscha�z

Araıbça

nach MahmOd ai-Kaşgaris DivAn lugat at-Türk, leipzi•g, 1 928, türkçe

tercümesi• B. Ata!a:y, Divaınu l ug at it Türk, TD!(, Anka-ra, 1 939 - 1 94 1 , 1 -

lll, Türkçe di.z iıni, Ankara·, 1943; Ing i l izce te·:cümesi R . . D.o·n:koff­ J. Ketly, Ccmpendium of the Turlde dialects, edi·:ed Ş. Tek>vn - G. A. Teıldıı , Y.unldsh soıtrces , VII, Ha-rva•rd Universi;fy, 1 982 - 1984 1 - ll.

J. Marquart, Die Chronologt. der alttürkischen lnschiriften1 Mes'Odi, MurOcu'z-zeheb, Ke.!hire, 1 367, V.

Minorsk.y, Adıfenefa

to

Leipzig, 1898.

IV.

the HudOd al-'Aiam, BSO.o\S, 1955, XVII/2, s. 250-

270.

�---- ,

s.

Tamtm l bn Bahr's journey to the Uyhurs, SSOAS, 1 948, X II,

275 - 305.

EI'�Muqat!dlesl, Ah sen ü' t·t&q a s i m, yay ı n laıyan M .J. De Goeje, Leydeın, 1 907.

Mücmelü't-tevArfh ve'l·qısas, :yeıyınlayan M. Ba'har, Tahr.aın, 1 3 1 8. Müller, Zwel pfahlinschirften aus den Turfanfunden, AAW, Berlin,

F. W. K.

1915, s. 1

Nerşehl,

- 38.

Tarfh·l Buhara, ya-y ı n l·ayaın Razar<l, Taıhra•n, 1 3 1 7.

Nizami-4 'ArOdzl,

Çehllr Maq§le, y�ıyın l:;yan M. Mu'in, Taihra>n, 1333.

H. N. Orkun, Eski Türk yazıtları, TOK, f.sıtanbul, 1936 - 1 941 , P. Pel'libt P.

L

Hambi·s,

1 - IV.

Hlstoire des campagnes de Genglz Khan, Le·iden, 1 951 , 1.

PeiHot, Neuf notes sur des questlons d'Asie Centralo, T'oung Pao,

XXVI ,

Leiden, 1 929, s. 202 - 265.

M. PeyfıJn, Ferheng-i Azerbaycani-FArst, Taıhran , 1361 . Qıtdllme b. Ca'fer, KitAbu'l-kharic, yayın'layan M.

J.

De

Goeje, BGA, L eyde n ,

1889.

W.

Radloff,

Atlas der Altertümer der Mongolei, Petersburg, 1892.


Reş1deddin,

Camiü't-tevarth, Moskova, 1 965,

l.

----- , Camiü't-tevarih, yaıyınl<.ıyan A. A. Alizade, Moskova , 1980, l l - 1 .

S. 1.

R�..;'Clenıko, Frozen

tombs of Siberia, The Pazyryk burials of

lngnlizce

horı:emen,

1 970.

Fazl·uHa•h b. ROzbihan,

1 340,

mlne'l

maşrıq

ile'l-mağrıb,

yaıyınl:aıyan

-

lron

age-

Los Angeles,

M. SvtOde,

Mihman name-i Buh.-ıra, yay;nlayan

rm, 1 976.

Hudüd'l-alem,

tacümesi M. W. Thompson , Berkeley

M.

SutOde,

Tah­

Tahran,

izahJaq- i'ie ingi.lizce terc ümesi V. Mmorsi<ıy. The Regiens of th�

world,

London, 1 937.

GMNS,

S. A. Stein, innermost Asla, Oxford, 1 928, 1 - l l l , muhtasar yayın ı , On ancient Central-Asian tracks, Ch:<:ırgo -

london,

E. Schuyler, Turl<ittan,

G. J . Rsmstedt, Journıal de s. 1 - 63.

G.

1 876,

london , 1974.

1 - 1!.

Zwei Uigurlsche Runeninschrlften

scciete

la

Le Strange, The

le nd s

F. Sümer, Oğuzlar,

Fi.mıo-Oug r'i<en-r.ıe,

d c r Nord - Mon9olei,

1 9 1 3-1 918.

1 980.

----, Tokuz Oğuzlar, islam Ans!:klopecrııs i,

Mervezi,

X I I - 1 , s. 420 - 427.

Tebayl'ul-hayavan, ,)ng ilizce tercüme

V. Mi norby, On China, The Turks and

lar He ya<yın laıya.n

XXX.

of the eastem callphate, Cambrtdge, 1937.

istan bul,

Şerefüz-zaman Tahir

In

Hels:ın;;Jfors,

Ve izah-

Jndia,

lon­

don, 1942.

T;aiberi,

Tirihu'r-rusul

ve'l-muiOk,

J. Goeje, leyden

yG<yınl:aıyan M.

fotokopi ba•sikısı ) . 1964, l l - l l l .

(yeni

T . Tekin, A. Grammar o f Otkhon Turkic, Bloombgton, 1%8. , Kl!zey Moğolistan'da yeni bir Uygur anıtı : Ta ryaıt

----

�Sa'.

besi, Belleten, 1982, XLVI,

1 84, s. 795

(Terhrn)

kita­

838.

-

Z. V. Togaın, Balatagun, isıam An;s,:1·doped!si, l l , s. 269 - 272. ----.• --

Türk ili haritası ve ona ait izahlar,

Istanbul, 1943.

S. P. Tolstov, Goroda Guı::ov, Sovetska;ya clnogrıa.fiya, Moskova, 1947, nr. 3, s. 55 - 1 02.

------

, Auf Der Spuren

Der Altchoresmlschen Kı�ltur, Almaınca

tı;,r­

cüme, Berl in, 1953.

Wa·ng - Yen - Te,

iı Asi ııtique, (de 981

Relııtion

983)

d'un

vayage

par Wang-Yen

1 847, 4.

serie,

IX,

official

Te, fr<ırısızca s. 50 66. -

dans

le

pays

tercümesi S.

des

Olgurs

J u l ie n , JaU'rnal


DİZİN I

YER ADLARI A

Abakan bozk.ırı 27

B (h.) , 59

(h. J

Abul 88 Afganistan 61 Aihma? CHoten'in merkezi) 90 Ak Peşin 75 A-ki-ni 14

Aksay 88 Aksu 89 Ak Tengiz 91 (h.) Aluş 88

Bakırlığ 88 B.Lac 70 ChJ , 71 Ch.> Balasagun 64 (h. J , 65 (h.) , 70 (hJ 74, 75, 7·6 , 85, 86, 89, ' 90, 92, 96, 102

Bahklığ 34 Ch.> Balkaş gölü 91, 99 BalCı. 70 (hJ , 71 Ch.> Barçınlığ Kend 100 Barçuk 48, 61, 8� Barlığ 46, 48

Ala CKöD 24 Ch.J 5 1 A-li-ma 9 8 < h . l Bk. Almalık Ala Yığaç 88 Altay 97 Altaylar 3 Almalık 92, 96, 98, 99 Altın Emel 91, 95

Altun Kan 88 Atuş 88

Amga (Amgı) · Kurgan 12 Anadolu 54 Ch. > , 57, 100 Aq. raq.r 5, 68 Aral gölü 57 Ch.> Aramıut 88 Argu 41 Ch.> , 88 Artuş 84, 88, 89

. · Aşağı - Çu 14, 19, 82, ,99 Aşnas 101 Aşağı Seyhun 53 , 86, 101, 102 Atlalığ 67 Atlıkh 64 Ch.> , 10 Ch.J .

Barman 89, 90; 102 . Barsgan 56, 57, 58, 59, 61, 71 , 90, 96

Barskhan 58, 60 Ch.> , 64 Ch.> , 68, 69 (h.) . 70 71, 90 bk. . Barsgan Bartuc 84, bk. Artuş Batı Tiirk Cillkesil 85 Batı Türkistan 40, 97 Baıy Yığaç 69 · <h. > , 90, 93 Bedel - Art 69 (hJ Beg Tigin köyleri 46 ,

Bencul 69 Ch.> BerCı.ket 70 Ch.> , 71 Ch. > Beş Balık 12, 13, 42, 48: 97, 98 102

· Balık-Koçu Bölgesi 38, 40, 42 (h.) ' 43, 44, 45, 47

Beş

Bigliliğ 81, 82

Bin Göl 19 Birki 72, 73


Bizans (şehirleri) 20 Bolat 97 Bolçu (?) 50 Bugut (kitabesD 27 (hJ Buhara 21, 85, 86, 102 Bukarak Uluş 88 <hJ Buhara

E

bk.

c

Canıgar 26, 48, 69 C. m.Hketh 47 Cemuketh 65 (hJ , 71 (hJ , 85 Can Balık 45, 98 Cend 99, 101 Cermiyye 72, 73 (hJ bk. Qum Ceyhun 15 Cüvare 99

ç

F

Peraklıiye 81, 82 Fergana 21, 71, 97 Firunketh 67 (hJ G

Gandhara 22 Gangesir (?) 67 Gegen Çağan 39 H

Çarık 60 Çarıklı 60 Çarıklar 60 Çigil 70 (h.) 71 Çinaniketh 43, 46 Çin 4, 5, 9, ll, 13, 14, 16, 1 9, �.4, 25 (h.) ' 23, 33, 36, 40, 45, 83 Çin seddi C'ingling dağı 42 (hJ Çomul keth 46, 48 Çöl 73 Çu ırmağı 13, 15, 54, 68, 74 , 75, 76, 79, 92, 102 '

Edhgiş 60 Edin1e 17 Emil 24 (hJ , 5 1 Erk 46 EPivan (gölü) 91 Esber 73 Evliıya Ata 19

Halaç 57 Halaçlar 57 (h. ) Halaçlı 57 (hJ Hami 3, 48 Harizm 63 Hasan Kent 2 Hazar Denizi 3, 40 Heft Dih 71 Hindistan 14, 16, 17, 22 Hocend 60, 76, 97 Horasan 19, 60, 100 Hoten 86, 90 Humul (KumuD 47, 48 Huttal 19 (h.J Hutukbay 45

D

Dilı-i Çub 40 (h.> Dih-i Nev 2 Dih-i Nuciket 71 (hJ Dihistan 57 Doğu Sibirya 59 (hJ Doğu Türkistan 50 (hJ

lduk Baş 30 Iğraç Art 4 7, 83 Ila ırmağı bk. İli ırmağı Isığ - İsig - Köl CGöD 13, 15, 48, 56, 61, 79, 90, 92, 103 Itlık 90 - 116 """ .


t İdi Kut şehri 44 bk. Koçu i-Gu 14

İki Ögüz 90, 91

( h J , 95; 108

İli mal ırmağı 23, 48, 51, 813, 90, 94, 103 '

İli vadisi 13 , 23, 92

Kemçik çayı 9 1

14

Kemçiketb 39 (h,)

İ ranlılar 20

Kançek Sengir 91

İran 9, 20 İr Közkü Keth 47 İrtiş ırmağı 19, 50 lsficab

( S ayram)

·

Kemin ırmağı 74, 75

İndus ırmağı İn-şan (dağı)

Kaşgar 62, 83, 84, 85, 87 Katun-Sini 91 Katvan Çölü 76 Kaya Kent . 2 Kayalık 91, 99, 102 Kayseri 9 Kazgurt dağı 94

39 (h .J ,

53 (h,) ' 60, 70, 71 (h.) ' 87, 89

İşim 62

lsig Köl bk. ısıg Köl ( Göl ) İtil havz ası 27 (h,) , 56 (h. ) 99

K Koçkar - Koçgar - (Koçungar) Başı 72 (h. ) , 90, 92

Kadırgan Yış 57, 97 (hJ Kalaçlar 57 (hJ Kamlançu 9 1 Kansu 14

Karaçuk 99, 101 Karağan 28 Kara-Hoca 44 bk. Koçu Kara İrtiş 49, 52 Kara Kurum 12, 33, 34, 39 Kara Kuyas 92

Kara Sengi r 29, 91 ChJ , 92 K argalığ 91 Karnak 99 Karyetu Hakanı Türki, 73 bk. Medinetu Hakanı Tür· gişi Kao-Ç'ang 14 bk. Koçu Kasri Bas 53, 72, 73

Kes tek geçidi 4 1 Kengeres 55 Kermin Keth. 68, 74 (b,) Khule nd Gun ırmağı 46, 83 !Ch.mud (Humul = Kumul?J 47

K.bal 73, 75 bk. Sağur Kbal Kie-Tan (de,ğı) 19 (hJ Kinküt 93 Kiü-çi 15 bk. K uça

Kiu·Ian

24

bk. KUlan

Koçu 14, 15, ıa, 22, 42, 44, 45, 48, 86, 98

K.m.sığıya 46 Kıong-yu 20 Kopal 91 Korday (geçidD 51 Kökçe Tengiz 91

(hJ

Kökyaı 67

Köl 70 (hJ , 71 (bJ Köi Şub s3, 67 ( h J 73 Köşk Medrese 9 Köz Erk 46, 48 Kuça ( =Küçe) 13, 14, 1.5, 32 , •

83, 9C, 92

Kulca 90, 97 Kum 72 bk. Cermiyye Kumul 4 8 Kunduz 15, 2 1 , 22

Kuyas 82, 92, 98

Külan 60, 66, 69, 70, 72, 73, 74


68 Ch.) , 74 ChJ bk. Kerminketh KCım.s.Art 4 7 Kunküt 93 K.m.siğıye. 46

CYukan Bars­ khan) 73 Nüşecanu's - sufla (Aşağı Barskhan) 72, 73 (hJ Nüş'ket 7 1 , 74; bk. Nuzket ve

Kökyal 67 Koçu 14, 15, 16, 22, 42, 44, 45,

Nüzket 73

Kilmb.rket

Nüşecanul'-'ala

Nünket

4 8, 813, 98

o

Kopal 91

Ordu 63, 71 (hJ . 74, 75, 94,

Kong-yu 20

100

L

Ordıu Balık 11, 32, 33, 36, 37, 38, 47, 55

Lazine 81, 82

Ordu Kend 85, 90, 93, bk. Kaşgar Orhun ırmağı 3, 34, 38 (h.) ,

Lülığ 67 Lunt'ay 98 (hJ M

40

Manas 45 Mankent 93 Maral Başı 48, 89 2 1 , 40, 55 (h.) 72 (h.) ' 76, 85, 86 1vfedinetu Hakanı Türgi:şi 73 bk. Kar,yetu Hakanı Türki Me'kanketh 67 (hJ bk. Tekab­ Maveraü'n-nehr '

Orhun yöresi 4, 38, 39, 40, 47 Orta Asya , 4, 33 (hJ , 41, 44 (h.) ' 48, 82, 101, 102 Orta Ana1olu 9 Orta Doğu 27 (hJ Orta Kent 2 Otrar 97, 101 o� 11 ChJ

ö

keth

Mınglak 93 Mirki 63, 67 (hJ , 70, 71,

bk.

Birki Moğolistan 20, 39, 96, 103

Ögüz 50, bk. Sey'hun Ötüken 3, 4, ıo,. 27, 29 Ötüken Yış 19 Öz Kend 67, 72, 90, 93, 101 Öz Ke-tlı 68 (hJ , 71, 8 1 82 ,

N

p

Narin 62

Nehrü't-Türk

Nemekiyo 40

Pe i ·ting 13, 44

60

Nevaket 24, 71, 73, 74

(hJ , 74, bk. Nevaket Nuçe-Kien 20 bk. Nuçeketh Nuçeketh 20 Neviketh 67, 71

Nunket 67

Penci Keth 44, 46, 48, 64 (h.l , •68 (h.) Pıng-yu CBin Pınar) 18, 23 Poh-loh-kia (Ak Su) 1 4 R Hibatat ıoo

- ııs· �

..


Talas 19, 20, 24, 25, 26 , 27, 50,

s

Sablığ Kuyas 92 Saçiu 58 <hJ Sağür K. bal 64 <hJ , 73 (hJ , 75 (h.) Salığ 64 San-mi 23 Sayram 20, 94, 99 Sayram gölü 97, 99 Sğlcan 70 <h.l Selenge 28, 32 (h.) , 59 (hJ Semerkand 21, 25, 76, 90, 97, 101 Semizkend 98 (h.l bk. Semer­ kand Seyhun 27 (h) , 39 (hJ , 53, 56, 60, 86, 87, 9'9, 100, 101 Sıgun Sarnur <Buğra Han'ın ağılandığı yer) 72 (hJ , 94 Sibirya 37, 38 Sir Derya 27 ChJ , 100 (hJ , bk. Seyhun ve Sir Suyu Sir Suyu 27 ( .h) Su-yeh CSüyabJ 14, 15, 19 <h.> bk. Süyab Sulmi 45 Sus 71 <hJ Suyab ı4, 15, ı 7, 18, 19 Ch.> , 20, 23, 24, 25, 26, 51, 54, 64, 71, 73, 74

ş Şaş 20, 24, 39 K end Şehir Kend 2 Şalci (yahud 70 (h. )

(h.) bk.

Taş

ŞilcD 64 (h.)

T Tabar 55 (hJ Tafqan (dağı) 46

,

51, 54, 76, 79, 87, 91 , 94, 97 bk. Taraz Talasse 19 bk. Talas Taraz 43, 50, 5 1 , 52, 102 bk. Talas Tarbağatay 5 1 Tartı 6 6 (h.l bk. Külan Tatalhayn 34 Taş Kend 13, 20, 24, 95, 102 Tarım 82, 86 Tartük 94, 95 Tekarbketh 73 (hJ . Temir Kapığ 57 (hJ Tering Köl 91, 95 . Terken 60 (hJ bk. Tas Kend Tirbet 45, 83 Tien-Şan <Doğu -) 44 Toibol <Yukarı) 62 Tağla Ögüz ll, ı4Tağu Balık ı ı , 12 Tağra Yarış 51 Taharistan 15, 22, 25 Tokmak 74, 89 Tang 68 (hJ bk. Tonul T.nzag 47 Tonul 68 ChJ Tuz Göl 67 Tümket 74 Türkistan. 16, 46, 84, 85, 101 Türkistan 101 bk. Yesi Türkiye 2, 91, 92 Tüzün Bulağ 67 ·

·

u

Uç 69, 89, 90 Uç Turfan 69 (h.) Ugeynor · 34 Uzun 'Anç 67 V Velasakün 71 (hJ bk. Bala­ sagun

- 11 9 -


w

\!\Tan şou-şu 7 y

Yabaş 30 Yafınç 48, 90, 95, 102

Yafqu 96 Yar Kend 90

Yarlığ 48 bk. B arlığ Yayık 65 C h . )

Yenisey ınnağı 59 C h . J , 91 Yengi Balık 45 Yeni K en d 2, 86, 96, 99, 101 Yesi 101 Yin Şan dağı 97 C h . ) , 99 C h . l Yukarı İli 97 Yukarı Selenge 27 Yukarı İrtiş 62

Yulduz Köl 93 Yüngü çayı 89 z

Yedi

Su 7 6 Yeğanket 7 0 <h.J . 71 <h.J

Zeraklı 70 <h.J

- 1 20 -


· II

DEVLET, HANEDAN, EL, :SOY, ŞAHlS ADLARI VE ÜNVANLAR Basmıl - Basmıllar 13, 28, 29,

A .A:bbasi 50, 68

<Ordusu

-

valilerD

31, 50, 51 Batı

Acem 98 (bJ

Afras iyab <Alper Tonga) 34 (bJ , 39, 58, 90

Ahmed Yesevi 101

Gök Türkleri 18, 22, 23,

26, 45 (b.) , 51 (b.) , 53, 54, 61, 62 (b.) , 9'7 Beg Tigin 64 Belbi 43 Beriş (?

Alban 68 Ali b. el-Hasan <Kök Sağun,

Barış> 66

Bilge Kağan 6, 8, 10, 1 1 , 13, 17, 18, 19 (b.} , 27, 28, 30, 31, 32, 44, 75, 84

Çağrı Han> 76

Ali b.Mubammed 19

=

Bis.tan 66

A-li-Şe 54 (bJ , 55

Bögü <Mou-yü> Kağan 33, 34

Mban 65 (b.) , 68

(b.) , 39 (h.} , 89

Alpan Bey 65 (b.}

Alp Er Tonga 89 bk. Afrasiyab Alp Tutuk Öge 58 (b.) ArB�blar 19 (b. ) , 25 (bJ Aramu t 61

Bula Çoban 55 <h.> Bulak <Bulağl 49, 50, 62, 63 Buğra Han 64, 71, 72, 84, 85

Buku Han 34 (bJ , 39 c

Argular 59 Ch.> 87 Arslan Han 78, 99

Cahiz 41

A-Si-Kie 54 Ch.> A-Şi-Na Hin 24

Cebüye <CebgCıye 52 (b.)

,

Cengiz Han 12 (b.} , 21, 25, 49 (b.) , 77, 78, 97

Bağa Tarkan 24, 25 (hJ bk. Buğra

Han

Ceybani, 43, 65 Cuveyni 33 <b.> , 34 , 44, 48

B.ğ.s.k.l, 49

ç

Balandır 62 Barçuk 44, 48, 49, 61, 78 Barshan

yabgu )

Cemal Karşi 78

B

B.gr. Han 64

=

Çağatay <ulusu) 9

<Türk'ün oğlu>

Barthold 76 (b.) , 95

60

Çağrı Han 77 Ç'ang Ç'un 44, 97 (b.) , 98

-...; 121 -


Çaruklu < Çarukluğ = Çarık­ lı) 61 (h.) Çigil - Çigiller 49, 50, 60 (hJ , 65, 66, 79, 80, 81 Çigiliyan 74 ChJ Çi gil Tutuk 51 (hJ

Tükler ı, 2, 3, 4, 5 , 9, ıo, 12, 14, 23 , 25, 27, 29, 33 (h.) , 33, 42, 50, 55, 75, 95 Cuzz 66 bk. Oğuz - Oğuzlar

Çikler 30, 31

Halaçlar 57 (hJ Haydar Mirza 95, ıoo Harizmliler 53 <hJ , 60

ÇiniHer 4, 5, 7, 15, 20, 21, 25, 32, 54

Gök

r

H

Hazarlar 27 (hJ

Çomak <Çomak Eri> 41 Çomul 4 8

Çonpan 51 C h.) , 52 ChJ Ç'u Mu-Koen 24 Ch. ) , 54 ChJ Ç'u-Pan Se-Kin <Erkin) 54

(h.)

Hie-li Kağan 7, 8 C hJ , 22

Hie-Mie li-Şi

(Basmıl idiku-

tu> 28 Hindliler 18 Ho-Lo-Şe Ç ' uo (Çor) 54 (hJ Hoyin İrgen 60 ChJ

D

Hu-Lu-U 54

(hJ

Bunlar 4, 20, 26 (hJ

Dede Korkut ıoo

Duğlat K ameri ddin 92

Hüen- Çang 14, 1 5, 16, ı 7, 18, 19, 20, 21, 22, 40,

E Ebu Muzahi m 19, 25, bk. Su­

lu Kağan CKimek boylarından)

I

Ilaq CTürk'ün oğlu> 60

Eelıki

i

62

Edhgişhr 39, 61

El-Birimi

İbn Battuta 29

57 ChJ

El Kül (KöD Isbara Kağan 6 Elke Bulak 62 Emeviler 25, 57 ChJ Enik Sengün 88 ChJ

Eretne

9

66, 72, 74

İbn'ül - Fakih 34, 43 Ch.) İbnü'l - E.thir 53 (hJ , 57 Ch.)

İbrahim b.Muhammed CTam-

(Aınidü'd-devle, Samani

emiri) 66 C hJ , 71 Ch.> Fars (kavim) 41 (hJ , 42 Ch.) Firuz b. Qul 43

G Gerdizi 19, 51 C h . ) , 52, 58, 59 (h.) ' 61 (hJ ' 62, 64

İbn Khurdadbih ı, 34, 39, 61,

İbnü's - Sai'ci CHuttal hakimD 19

F Faik

94

gaç Buğra Han) 76 İl Arslan (Harizmşahl

77

İl Bilge Hatun 29

İ - li - ti - mi -şhe , Ku - tu la - Pikia Cİl İtrniş Kutluğ Bilge l 25, 26 İl İtmiş Bilge Kağan 31, 33, 34 C hJ , 50, 51, 52, bk. Tengri-

- 122 -


de Bolmış İl İ tmiş Bilge Ka­ ğan İ-Po Kutluğ Bilge Kağan 26 ( hJ İranlılar 20, 38 (hJ , 42, 58 (hJ İskitler 59 (hJ İsmail b. Ahmed <Samanı hü­ kümdarı> 52, 53 (hJ , 70, 73 (h.) İstemi Kağan 56 (hJ J

Juan - Juan 26

K Kalaç - Kalaçlar 39, 53, 54, 57 (hJ bk. Halaçlar Kao-S i en -Çi so Kapkan Kağan 28 (hJ , 55 Kara Ço r 64 (hJ Kara Hıtay - Kara Hıtaylar 49, 71, 96, 97, 99 Kara Hanlılar ı, 40, 4ı, 65, 68, 71 (h.) , 82, 83, 85, SG, 87 Karaman 43 Kara Yağma 62 Kara Yığaç 6ı < hJ bk. Oğ­ raklar Karkın 57 (hJ Kara Türgiş Kara Türgişler 22, 24, 25, 26 (hJ 55 (hJ Kara Yülük Osman Bey 21 Karluk - Karluklar 27, 29, 3ı -

39, 45, 49, 50, 5ı, 52, 53, 57 (h.) . 58, 62, 63 (hJ . 64, 66,

Khutoğlan 5ı, 52 Ch.l Kıfçaklar 62 (hJ bk. Kıpçak­ lar Kıpçaklar 39, 62, 63 Kırgız-Kırgızlar 27, 32, 37, 38, 39, 44, 48, 59 (hJ 58, 69 (h.) . •

79, 83

Kıtaylar 69 <hJ Kızık 57 (hJ Kimekler ı9 C h J , 39, 44, 72 K'i-min Kağan 6, 7 K'i-ue Ç'uo <Köl Çor) 54 ChJ K'iue-Se-kin <Erkin) 54 (h.) Kiu-pi-şe <Türgiş oibalarından> 25, 54 (h.J Kow Tutuk 55 lhJ Kökerkin (Kök Erkin?) 49 Kök Sağun 77 Kök Türük 57 C hJ Köl Bilge Han 28, 29, 30 Köl Bilge Han 58 Köl Tigin ll, ı2, 34, 44 (hJ , 55 (h .) . 56 (hJ 57 (hJ ' K u to Ye-Hu 28 Küçetler 63, 93 Kür Han 77 Kür Sul 25 <h.J '

L Laçın Beg 77 L.nqaz G2 Lu Ç'uo <Çor) 54 (hJ Leban 68 bk. Alban M

69, 72, 75, 76, 77, 78, 80

Kaşgarlı Mahmud ı, ll, 33 (h.) . 4ı, 42, 45, 48 (hJ . 55, 56, 60 (h.) . 6ı, 62, 63, 76, 82, 86, 94, 95, S·6

Klıalaçlar 73 (hJ bk. Kalaç Kalaçlar

-

Macarlar 59 ChJ Mahmud <Sultan, Karahanlı) 76 Memlükler 42 ChJ Minorsky 68 (hJ Menggü Kağan 77

- ı23 -


Moğollar 4, 21, 38, 40, 43, 44, 49, 56, 60, 62, 64 (h.) ' 97, 101 Mo-Ho-Ta-Kan 24, 25 Mo-Ho-Tu 24 (hJ Mou-lo <Mou-lal 49 Moyun--Çor 29 bk. Tengrids Bolınış İl itmiş Bilga Kağan Muhamme d <Harizimsah) 78 El-Muqaddesi 64, 74 < h . l , 95 II. Murad 17 N

ö Ögedey Kağan 13, 33, 39 (h. ) Özbe kler 9, 100 (h.) Özbek Han 29 p

<On Oklar'danl

Fa-Say-Kan

54 (h.) Peçenekler 55 <h.> , 56 (h.l ' 57 Peygu Han 77 Po- Mey <Tiginl Kağan 28, 29 Peçenek

-

Nars b. Ahmed <Samimi hü­

kümdarıl 53 <hJ Nasr b. Seyyar mmaviler'in son Horasan valisil 25 N ayınan 39 <h.l N erşehi 53 (h.) Ningi-K.uo <Çin prensesi) 31 (h.) Nilqaz 62 <h.l Ni-Şu Se-kin (Erkin) 54 (h.) Nuh b. Esed <Samani hükümdarıl 53 <h.> Nu·Şe-Pi 54, 55 <h.>

Q Qanğlı <Xl . yüzyıldaki Kıf­ çaklar ın büyük b:;.ylerin­ denl 63 Qanglı Qanglılar 63, 97 Qudame 64 Ch.l , 74, 86 '

-

R

Reşideddin 33 (h.) , 39 (h.l s

Sabiyan 47 Sabran 101 Safeviler 42 (h.)

o

Oğraklar 61, 63

Samaniler <devleti) 52, 53, 63,

Oğuz Han 96

Oğuz - Oğuzlar 1, 2, l l, 21, 27 28, 35, 39, 45, 53, 56, 6o: 6{ (h.) ' 63, 75, 76, 80� 94, 00,

65, 66, 70, 74, 94 Sancar <Selçuklu sultaıul 76 Sarı

On Oklar 41 <hJ , 50, 51, 53,

54 (b. ) ' 56 (h.) ' 57, 61, 62,

On Uygur 27, bk. Uygur-Uy­

gurlar

Oz mış Kağan 29

<Sarığ)

Türgişler

101 (hJ

Ozar 78, 97

65

Salur 100

Oğul Tarkan 88 (h.l

63

,

Said Han 79

(h.)

Türgiş - Sarı

24 (hJ , 25, 26, 55

Satuk Buğra Han 71, 72 Se.ve Şah Sevenleri 62 < .h> Selçuklular 20, 76, 100 Seyfe ddin Uğrak 61 < h .> Sien-Pi 26 <h.l Soğd 18

- 124 -


Soğd Berçeker 88 (hJ Sou-ko 24 Sri Yabgu 22 (hJ Suğdaklar 18, 22, 28, 32 (hJ , 33 (h.) 46, 59, 64 ' Suğnak Tigin 79 Su-li 18 bk. Soğd, Suğdak Su-lu Kağaıı 19 (h.) 24, 25, 7 1 Su-ni şi 8 (h.) Suo-ko mo-ho (Turgiş obala rından) 54 (h.) Sümlim Tat 41 (h.J , (hiç türk­ çe bilmeyen) Sul et - Türki 57 (hJ -

­

Tu-Ki-Şe 55 <hJ bk. Türgiş Türgişler Tu-lu 5G (h. J Tu-Mo-Şe 24

Tu-Mo-Tu 24 (hJ bk. Tu-Mo · Şe

ş Şa-pol-yo 5, 6 Şe-Koey Kağan 23

Tonguzlar 60 (hJ Tun Moho Ta-kan (Tarkan) 33 (h.) Tut.l CTürk'un oğullarından) 60

T

Taberi Tahgaç Kağan 31 Tabgaç 32 (h.) Ta-che-li 49 (hJ Tamgaç Buğra Han 76 T' a-Po-Kağan 5 Tarbın 61 Tat 41, 42 (hJ Tatarlar 46, 63, 64 Tay Bilge Tutuk 30 T-ch 'e-se 49 (h.)

Türgiş - Türgişler 6, 19, 23, 24, 25, 26, 59 Türk - Türkler 4, 8, 12, 20, 41, 42, 43, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 56, 58 (h.) ' 97, 98 Türk hakanı 74

Temim b. Bahr el-Muttavvi'i 34, 35, 36, 37, 57, 58 Ten-li-i-lo-Mi-Şe Bolmış) 26 <hJ

Toğuz Guzzlar 35, 36, 37, 39, 43, 45, 46, 4 7, 51 (h.) 53 (h.) ' 65, 66, 75 (h.) ' 83, 84 bk. Uygurlar Tokhsı - Tokhsılar 49, 50, 63, 79, 82 Tokuz Tatarlar 30, 31 T'ong - Şe Hu 14, 15, 16, 17, 21, 22, 23 Tonyu:lmk 9, 10, 21

Türkmen - Türkmenler ( Ordu kasaba ve yöresinde otu­ ranlarJ 54, 56, 60, 63, 70 (hJ , 75, 76, 94 Türkmen meliki 63, 71, 75

(Tengride

Tengride Bolmış 29, 33 bk. İl itmiş Bilge Kağan Terken 60 (hJ Tersayan 96 Tibet 66 Tigin Horasan Şah 22 <hJ

u

U-Çe-Le 23 Uluğ Erkin 55 (hJ Uygur - Uygurlar 4 (hJ , 9, l l , 27, 28, 29, 30, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 39, 40, 41, 42, 43, 44,

- 125 -


45, 47, 48, 49, 5{), 51, 58 6 1 , ,

63, 6 5 , 8 7 , 9 7 , 98

Yer Bayırku 55 (h J

Yezid b. Mühelleb 57 (h.)

w

Wang-Yen-Te 42, 43

Yapurlu 57 (h.)

Ye·lü Ç'u Ts'ay 97 (h.)

(h. ) , 44

Yınal Beg Tigin 81 ,82 Yolluğ Tigin 9 Yusuf Khass Haorb 89

y

(Töharistan valisi o­ lan Gök Türk prensil 22

Yabgu

Yağma - Yağmalar 47, 62, 64 (h.) ' 66, 83, 86 Yatuk (yerleşik Oğuzlar) 21 , 57, 99

z

Zındıklar 35 Ziyad lbn Salih 50 Zıl'l-Karneyn 45 O ıJ

- 126 -


DOGRU - CETVELİ

YANLIŞ

SATIR

YANLlŞ

DOCRU

yarasında oplayı tadunlar Muhammed

yarısında oplayu tudunlar Muhammed

19

19

7598

759

2.�3

32

Be� Balık

To ğuz

=

-

Koço

Guzz

K' ive Ç'uo Sa-po Köl-Tiğin Bangan Dlaqlılar Yigil Bayda'tlar'ının Qudema Qudema men s Qudema J.H. Karamers yabgasunun Qudem.a Takmak distribühon Ku yaş

Edzkişler

maansında Cihan maqılle

Beş Balık - Koçu Toğuz Guzz K'iue Ç'uo Şa-po Köl-Tigin Barsgan llaqlılar Çigil Bayautları'nın

�AHİFE 6

36

ll

33

13

22

38

4

47

26

54

3 . sütün

54

3. sütün

56 59 60

43 3

28

62

3

64

ll

Qudame Qudame

65

21 25

Qudame

65 71 72

13

72

3-3

73

2-3

meni

J.H. Kramers yabgusunun Qud am e Tokmak distribution Kuyas E dhk i ş ler manasında Cehar maqale .

- 127 _-

23

74

5

74

22

79

32

80

14

82

88

90

2

9 33

Faruk sümer eski türklerde şehircilik  
Faruk sümer eski türklerde şehircilik  
Advertisement