Page 1


Bu yayın   Çiğli Cahide Ahmet Dalyanoğlu   İlköğretim Okulu  Sosyal Etkinlikler    kapsamında basılmıştır.     Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü  Sezai KURTOĞLU    Sorumlu Müdür Yardımcısı  Oktay ESGİN    Yayın Yönetmeni  Nursen AYDIN    Yayın İnceleme Kurulu  Cemile Değişmez  Fatma Nergiz ARSLAN  Gülümser EŞKİ  Sevgi DEMİRCİOĞLU  Nursen AYDIN  Dila DESTİCİOĞLU  Murat KORKMAZ  Elçin YILDIZ  Eren Ekin KIRAN  Gizem KAYA    Dizgi‐Baskı  … Matbaa    *Öğrenci yazıları dışındaki  yazıların  sorumluluğu yazara aittir. Dergideki  yazılar kaynak  gösterilerek başka  bir yerde kullanılabilir.     Basım Tarihi  23 Nisan 2012  Bandrol Uygulamasına ilişkin Usul  ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 5.  Maddesinin 2. fıkrası Çerçevesinde  Bandrol taşıması zorunlu   değildir.      Bu dergi 13.01.2005 tarihli ve  25699  sayılı gazetede yayınlanan  “Milli Eğitim Bakanlığı İlköğretim  ve Ortaöğretim  Kurumları  Sosyal  Etkinlikler  Yönetmeliği”ne göre çı‐ karılmaktadır.    

Çocukluğumu hatırlıyorum. Henüz yedi yaşındaydım. Bahçeli bir evimiz ve o bahçenin içinde aklınıza gelebilecek her türlü meyve ağacı olan bir bahçe. Sık sık çimenlere uzanıp gökyüzüne dalar ve bir gün kara tahtanın başında elimde tebeşir ders anlatırken görür ve o yedi yaşındaki minicik kalbim heyecanla çarpardı. Tıpkı sınıfa her girişimde kalbimin heyecanla çarptığı gibi. Çocukluğuma dair anlatacak çok hikayelerim var sevgili yavrularım. Oyunla büyüdüğümü anımsıyorum. Dizlerimde yarasız tek bir yerin olmadığını. Ağaçlara tırmanabildiğimi, salıncaklarda sallandığımı, futbol oynadığımı, körebe, saklambaç, yedi kule, çelik çomak… biz düştük mü annelerimiz kızmazdı. Üstümüzü kirletmekten de korkmazdık. Otomatik çamaşır makinelerimiz yoktu ama annelerimizin pamuk elleri vardı. Biz hiç birbirimizle kavga etmezdik. Oyunda mızıkçılık yapmak nedir de bilmezdik. Küfür ettik mi ağzımıza bir avuç acı biber doldururlar, üstelik şeker ya da su da vermezlerdi. İçimden şu sözleri haykırmak geliyor. “Haydi çocuklar, korkmadan sokaklara çıkın. Oyun oynayın, kımıldayacak haliniz kalmayıncaya kadar. Kirletin hiç eskimeyen kıyafetlerinizi. Dizleriniz kanasın, pantolonunuz yırtılsın. Doya doya gülün. Oyunda, neşe var, kahkaha var, mutluluk var. Kendinizi bulabileceğiniz kendiniz olabileceğiniz tek yer orası. Ve dahası sizinde bizler gibi çocukluğunuza dair anılarınızın olacağı tek yer orası. Veda edin haydi bilgisayarlarınıza, playstationlarınıza, televizyonlarınıza... Yapacağınız tek şey ‘kapat’ düğmesine basmak haydi çocuklar oyuna…

NURSEN AYDIN 4C Sınıf Öğretmeni


OYNAMAK İSTİYORUM ÖĞRETMENİM Kırlarda koşup Yakalanbaç, saklambaç oynamak Coşup, eğlenmek istiyorum, Oynamak istiyorum öğretmenim. Güzel bir doğa Kim istemez ki burayı? Yaz kış demem bakarım keyfime Oynamak istiyorum öğretmenim. Her zaman oyun değil Biraz derste gerekir. Ama kendimi tutamıyorum Oynamak istiyorum öğretmenim.

Tuana ÖZTÜRK

CANIM ÖĞRETMENİM  Çiçek açar gönlümüz,  Sevgi dolu yüzünüz,  Tatlı tatlı gülümsersiniz,  Dersinizi seversiniz.    Bazen yorulursunuz,  Bazen hasta olursunuz.  Sevgiyi her zaman paylaşıp,  Mutlu olursunuz.    Siz en iyi öğretmensiniz,  İnsanlara yardım edersiniz,  Sizi herkes çok sever,  Canım öğretmenim.  Neslican GÜLER DOYASIYA OYUN Oyun oynamak Her çocuğun ihtiyacıdır. En güzel oyun Özgürce koşmaktır. Eğer mevsimden bahar ise Piknik tekrar gelse Bir elimizde top, bir elimizde ip Gülsek eğlensek, fotoğraf çekip

Özge DAĞISTAN


Canım yavrularım; Bundan 4 yıl önceki haliniz geldi gözlerimin önüne. Minicik elleriniz, ürkek bakışlarınız ve gülümseyişleriniz. Sizinle bundan tam dört yıl önce bir yolculuğa başladık ve bu yolculuk henüz biz hazır değilken bitecek. Erken biten bir yolculuk bizimkisi. Bitmesini istemediğimiz. Ve yeni yolculuklara gebe yarınlarımız. Canım yavrularım; önünüzde koskocaman bir hayat var. Size tavsiyem, her yaşınızı olması gerektiği gibi yaşayın. Çocuk yaşınızda büyük gibi davranmayın. Ama büyüdüğünüzde de içinizde ki çocuğu asla kaybetmeyin. Hiç kimsenin içinizde ki çocuğu yok etmesine gülüşünüzü çalmalarına izin vermeyin. İçinizde ki çocuk ve hayata gülümseyişleriniz sizin rehberiniz olsun. Ve sakın hayallerinizden vazgeçmeyin. Hayal hırsızlarını hayatlarınıza sokmayın. Koskocaman bir hayat var önünüzde. Pırıl pırıl bir gelecek. Yanlış yapmaktan korkmayın. Yanlışlar olmadan doğruları bulamazsınız. Doğru bildiğinizi savunmaktan da korkmayın. İnsanlarla iletişiminizde tutarlı davranın. Karşınızdakini anlamaya çalışın. İnsanlara ve hayata gülümseyin. Gülümsemek en çok yakışan bir mimiktir insanoğluna. Güldüğünüzde gözlerinizde ki ışığı insanların görmelerine izin verin. Kim bilir bir gülümseyişiniz bir insanın gününün güzel geçmesine sebep olur. 1995 yılından beri hayatıma iki yüze yakın öğrenci misafir oldu. Sizlerde o kervanın içine dâhil oldunuz. Sizlerde benim misafirim oldunuz. Sizlerle birlikte başarıdan başarıya koştuk. Çok güzel çalışmalara birlikte imza attık. Biliyorum ki yıllar sonra her biriniz bulunmuş olduğunuz alanda en iyi olacaksınız ve ben tıpkı bugün nasıl gurur duyuyorsam o günde aynı gururu yaşayacağım. Bu geçici ev sahipliği yapan bir öğretmen için “Misafirlerimi iyi ağırlamışım” anlamına da gelir. Şimdi gözleriniz gözlerimin önünde, pırıl pırıl parlıyorlar. Işığınız hiç kaybolmasın canım çocuklarım. Sizi büyük harflerle SEVİYORUM. Nursen AYDIN, 4/C Sınıf Öğretmeni


Ben bir çocuğum öğretmenim. Pamuktan bir kalbim var benim. Yaşım daha 10. Küçücük ellerim var, elinizi tutmak için. Ben bir çocuğum öğretmenim. Eğlenir, oyunlar oynarım hayal dünyamda. Köpeği uçurur, kuşu havlatırım ben orada. Sek sek çizerim yere, zıplayıp dururum "Zıp zıp zıp!..." Hayallerim var benim öğretmenim. Güneşe merdiven dayar, çıkarım yanına, oyun oynamaya. Geceleri de aya... Tırmanırım yıldızlara basa basa. Şarkılar söylerim arkadaşlarımla. Kelebeklerin beni kollarımdan tutup gökyüzüne çıkartmalarını isterim. Renklidir benim dünyam öğretmenim. El ele tutuşmak, barış dolu, renkli bir dünya isterim. Yaşamayı severim ben öğretmenim. Oyun oynamayı birlik beraberlik kurmayı, renkli bir dünyayı... Ne de olsa, "BEN BİR ÇOCUĞUM!" öğretmenim...

Dila DESTİCİOĞLU


Benim canım okulum En güzel bilgileri verdin bizlere Neşe ile doldurdun içimizi İyi yetişmemizi sağladın Mutluluktan uçurdun Okuma yazma öğrendik seninle Kuralları sevgiyi saygıyı öğrendik Umutlandık sayende Lider oluruz belki ileride Unutmayacağız canım okulum Mutluluğa ilk adımım Canıma can kanıma kan Aştığım her zorlukta Herkes gurur duydu benimle İyi ki vardın hayatımda Düşlerimde hayalimde En güzel duygularda Aklımda kalbimde Hep seni seveceğim Mutlulukla anacağım Ellerimde çiçekler Tüm öğretmenleri sevgiyle öpeceğim

Batuhan BAĞCIVAN


Atatürk Türk milletine çok  şey kattı.  Özelliklede kadınla‐ ra… Atatürk olmasaydı, şimdi  kızlar okuyamazdı. Kadınların hakları  olmazdı... Kadınlar seçim yapamaz ve  seçilemezlerdi. Meslekleri olmazdı.  Dışarıya bile zar zor çıkarlardı. Atatürk  birçok yenilik yaptı. Örneğin; kadınla‐ ra seçme ve seçilme hakkı, şapka dev‐ rimi, Latin alfabesi vb. Aynı zamanda  Atatürk, gençlere milli bayramlar da verdi.  Mesela; 30 Ağustos Zafer Bayramı, 23 Ni‐ san Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı gi‐ bi. Aynı zamanda bizim gibi çocukları da  çok severdi... Hatta evlatlık çocukları vardı  Atatürk'ün... Sabiha GÖKÇEN... Atatürk'ün  çok sevdiği manevi kızıydı... Hatta Sabiha  GÖKÇEN ilk pilot kadındır... Biz de emeğine  saygı duyalım. Bayramlarımızı  koruyalım...   

İrem YAROĞLU  

İLK KADIN PİLOTUMUZ:  SABİHA GÖKÇEN 


Arabalardan bahsetmek için ilk önce motorlardan başlayalım. En güçlü mo‐ tor, çift karbüratörlü motordur. Motorlar araba fabrikasında çok nazikçe  yerleştirilir. Çoğu spor araba motoru arkada olur. Kapılar ise bir güç ile açılır.  Düşünürsünüz, kapıların içinde ne var.  Kapıları açacak demir sistemler. Ara‐ baların iskeleti içinde hiçbir elektrikli  sistem yoktur. 2012 arabalarında ise  çok özel sistemler vardır. Emniyet ke‐ merleri ilk kez Volvo araçlarında kulla‐ nılmıştır. Camlar diğer arabaların üs‐ tünden geçip sektirdiği taşların araçta‐ ki kişilere zarar vermesini engeller. Eg‐ zozlar arabaların yakıtları dumana çe‐ virdiğinde dumanın çıkmasını sağlar. Motorlar çok karışıktır arabanın kapu‐ tu olmasa aracın dış görüntüsü bozulur. Air‐bag hava yastığı demektir. Kaza‐ larda bizi büyük tehlikelerden korur.  ABS ise biz bir kere frene hızlı basın‐ ca araba bizim yerimize birden fazla  fren yapar. Lastikler ise aracın yol  boyunca ilerlemesini sağlar. Lastikler  arızalanırsa (patlama ya da inme  vb.) aracı kullanamayız.                          MURAT  KORKMAZ                                                                                                     


Resim: Elif Sena ALKAN

Daha 10 yaşında bir çocuğum. Her çocuk oynamayı sever. Hem de hiç oyuna doymadan. Her çocuk büyümeyi ister hem de hemencecik, çabucak. Büyüyünce de çocuk olmayı istermiş. Her yetişkine, “Çocuk olmayı ister misiniz?” diye sorarsanız... Genellikle “Evet” cevabını alırsınız. Çocukluk yaşamın en güzel bölümüdür. Çünkü çocukken parka gidip oynarsınız. Hiç bitmesin isteriz güzel oyunların. Ne istersen olur, alınır hemencecik. Yorulsan hemen kucağa alınırsın, ağlasan avutulursun hemen. Hastalansak annemizin gözüne uyku girmez başımızda beklemekten. Ama yetişkinken kaydırakta kaymanın, salıncakta sallanmanın biraz garip olduğunu düşünmez misiniz? Çocukken büyük olmak hep bir özlem bizlerde, galiba büyüklerde de çocuk olmak hep bir hayal. Diyelim ki 10 yaşlarında bir çocuk fabrikada işçi! O ağır işleri yapıyor. 35 yaşlarında yetişkin ise parkta sallanıyor! Garip değil mi? Galiba her şey zamanında güzel. Kısacası çocuk olmayı herkes ister. Ama herkes çocukluğunu doyasıya yaşayabilir mi bilmem. Her çocuk doyasıya yaşayabilmeli çocukluğunu. Hiç kimse çocukluğundan vazgeçmesin!

Baha AYDOĞAN


Küresel ısınma var eyvah eyvah! Buzullar eriyor, Penguenlerin nesli tükeniyor. İçim yanıyor durmadan. Suları biz tüketiyoruz durmadan, Boşa akıtarak. Suları biz bitiriyoruz bilinçsizce, Eyvah eyvah! Bilinçli olalım, Çevremizi uyaralım. Dünya yok oluyor, Bizim yüzümüzden. Hem yapıyor, hem korkuyor, Gözlerimiz doluyor, Git Dünyamızdan haydi git! Git git çekip git. Dur artık bitsin bu kabus, Penguenler ölüyor, Nesilleri tükeniyor. Hop dedik küresel ısınma, Döktüğümüz bunca gözyaşı yeter ama!

Elçin YILDIZ


1.Okulumuzla ilgili neler düşünüyorsunuz? "Okulumuz hedefleri olan öğrenci ve öğretmenlerin bulunduğu ve işini, mesleğini, öğrencilerini seven öğretmenlerin olduğu bir okuldur ve velilerimizin pek çoğu da çocuklarıyla ilgileniyorlar." 2.Okulumuza geldiğiniz günden bu güne kadar okulumuzda ne gibi değişiklikler oldu ve ileride ne gibi değişiklikler olacak? "Okulun fiziksel ve teknolojik olarak eksikleri oldu ve gidermeye çalıştık. İleride beden eğitimi salonları ve bahçelerde oyun alanları yapmaya çalışıyoruz." 3.Kütüphanemizin değişmesinden bazı öğrencilerin haberleri yok. Ve her sınıfın bir derste kütüphaneye giderek kitap okumaları mümkün mü? "Kütüphanemizde kitap okumaları mümkündür ve kütüphanemizi bilişim teknolojileri sınıfıyla birleştirmeyi düşünüyoruz." 4.İleride okulumuz için neler planlıyorsunuz? "Bahçenin oyun alanı gibi düzenlenmesi, soyunma odası ve spor salonu,velilere çocuklara ile iletişimlerini güçlendirecek seminerler, sosyal, kültürel ve sportif faaliyetleri yapmayı planlıyoruz. Ayrıca okul olarak tam gün eğitime geçerek bu tür faaliyetleri daha kolay gerçekleştirebiliriz." 5.Bayramlarda ve okulumuzun şenliklerinde yarışma ve ya gösteriler arttırılacak mı? "Bazen bayramlar için oyun ve gösterilerin uzun olmasını tercih etmiyoruz.İklim şartları elverdiği sürece bayram havasına daha çok etkinlik katabiliriz."


6.Geçmişe göre okulumuzun başarı oranı nasıl? Neden? "Genel olarak okulumuz başarılı bir okuldur ve başarısı devam edecektir. Okul olarak öğrencilerin sınavlardaki başarısından çok hayattaki başarılarının yüksek olmasını umut ediyoruz." 7.Diğer okullara kıyasla okulumuzun başarısı nasıl? "Diğer okullara göre iyiyiz. Dediğim gibi bizim için sadece sınav başarısı önemli değildir." 8.Okulumuzdaki öğrencilerin başarısından dolayı madalya veya kupalar veriliyor. Geçen yıllara göre verilen kupa ve madalya sayısı az mıdır? "Az değil ama çok da değil." 9.Kantinde satılan yiyeceklerin çoğu şeker tarzı yiyecekler. Bir aralar artık kantinde böyle şeylerin satılmayacağı söylendi. Siz bu durumla ilgili neler söyleyeceksiniz? "Böyle şeylerin satılmasını önleyemeyiz. Bunun için bilinçli olunmalıdır." 10.Topladığımız kapaklardan kaç tane engelli kardeşimize tekerlekli sandalye yardımında bulunduk? "Şu anda topladığımız kapaklar 250 kg’ı geçti ve ileride tekerlekli sandalye alınacak." 11.KİPA fişleri toplamıştık. Peki, bu fişlerden okulumuza kaç TL hediye çeki verildi? "2.000 TL’lık hediye gelecek okulumuza." 12.Başkentimizden başlayarak illerdeki okullara tablet PC verildi. Bizim okulumuza ne zaman gönderilecek? Haberiniz var mı? "Haberimiz yok. Bakanlıktan henüz haber gelmedi." Röportaj: Yâren Naz SARI ve Dilâ DESTİCİOĞLU


TEKNOLOJİNİN   YARARLARI NELERDİR?  Teknolojinin yararları olduğu gibi zararları da var‐ dır. Teknolojinin ne kadar radyasyon yaydığını bili‐ yor musunuz? Tahmin ede‐ meyeceğiniz kadar çok...  Öncelikle teknolojinin en  büyük faydası insanların ha‐ yatlarını kolaylaştırmasıdır.   Bunun en büyük örneğini  iletişim alanında görüyo‐ ruz.Herhangi bir sıkıntı anın‐ da ulaşacağımız kişilere ses iletişimindeki gelişme‐ den ötürü anında ulaşabiliyoruz.   Ne mi ? Tabii ki telefon...  Teknolojinin diğer bir faydasını ve yine en büyük  yararlarından birisini , sağlık alanında görüyoruz;  sağlık alanındaki teknolojik gelişmeler gerçekten  baş döndürücü seviyeye ulaşmıştır. Örneğin ölüm‐ le burun buruna gelen bir kişiye küçük bir elektrik  şoku verilerek (bu sahneyi filmlerde görmeyeniniz  yoktur) kalbin durması engellenebiliyor.  Bunun yanı sıra, yine sağlık alanındaki teknolojik  gelişmelerden ötürü, insanın kanı ve hastalıkları  çok kolay ve hızlı bir şekilde inceleniyor ve hastalık  teşhisi  çoğunlukla isabetli olarak koyulabiliyor.  Bunlara benzer olarak teknolojinin sağlık alanın‐ daki yararları uzatılabilir.  Teknolojinin en büyük yarar alanlarından biriside,  güvenliktir. Güvenlik kamera sistemleri ve hırsız  alarm sistemleri ile insanların, bankaların işyerleri‐ nin güvenliği sağlanmaktadır.  Hatta hırsızlık girişimi olduğu anda ayarlanan cep  telefonunu güvenlik sistemini arayarak haber ver‐ mektedir.  Ayrıca TV, radyo artık herkesin bildiği şeyler oldu‐ ğu için bunları anlatmaya gerek yoktur. Fakat bu  alanlarda da teknoloji kabına sığmamış ve yeni ye‐ ni yararlı projeler geliştirilmiştir. Örneğin artık TV  de kendi listenizi oluşturup istediğiniz müziği din‐ leyip , filmi seyredebileceksiniz. Ayrıca bir prog‐ ram vaktine yetişemiyorsanız, TV’nizin bu progra‐ mı kaydetmesini sağlayıp daha sonra istediğiniz  zaman izleyebileceksiniz. Buda TV devrinde tekno‐ lojinin geldiği son noktadır ve şu anda daha da iyi‐ si görülememektedir. Şimdilik .                                         ELİF YAREN TANKOÇ 

“NURSEN AYDIN” AKROSTİŞ ŞİİRİ Ne kadar seviyorum seni, bilemezsin… Unutamıyorum seni, düşünemezsin… Ruhumdasın benim için her zaman. Seni yine severim kızdığın zaman.  En yücesin bilir misin? Ne kadar iyisin benim için…     Aydınlık bir gelecek verdin… Yeni bilgiler öğrettin…   Eylül AYGÜN Daima bizi sevdin… Işık saçtın hepimize Ne kadar bilgi öğrettin sevgimize!                    


Bir başkadır benim okulum, Eğitici öğretici kurum. Nice bilgiler öğretir, İnsanlara yön verir. Medeniyeti yüceltir. Orada hayat başkadır, Kurallar da vardır. Uyalım bu kurallara, Lazım olur hayatta. Uymayanları uyaralım, Mutluluğu paylaşalım! Cahilliği önler. Aydınlık yuvasıdır. Hepimiz için okul, İşimiz gücümüz olur. Derslerimdeki başarım, En büyük amacım! Aldığımız eğitim, Hayatımız boyunca Mükafatımız olur. Eğitim öğretim ile Türkiye başarıyı bulur! Eylül AYGÜN


11 yıl önce çok neşeli ve hare‐ ketli bir bebektim. Çocukken an‐ nem beni fazla dışarı gönder‐ mezdi.Çünkü o zamanlar çocuk  kaçıran çoktu. Annem bir geciksem he‐ men telaşlanırdı. 6 yaşına kadar doya do‐ ya oynadım. Çocukken oyun bana bir vita‐ min gibi gelirdi.  6 yaşındayken yaz tatiline Kırşehir'e git‐ miştik. Ben yemek yemeyi sevmezdim.  Annem beni doktora götürmüştü. Kırşe‐ hir'deki doktor ilk önce sırtıma baktı. Son‐ ra beni odadan çıkarttı. Annem odadan  çıkınca bana hastalığımı anlattı.Ç okta  üzülmedim. Herkesin başına gelebilirdi.  Şimdi 11 yaşındayım ve ameliyat oldum.  Hayallerim var artık. Kimse hayallerimi yı‐ kamaz. Çünkü ben bir çocuğum öğretme‐ nim.  

             ÖZGE DAĞISTAN  

Ben bir çocuğum en büyük hayalim iyi bir futbolcu olmak. Derslerimin iyi olmasını isterim. Aileme de iyi bir evlat olmak. En büyük hedefim okulumda örnek öğrenci olmak, sınavlardan iyi not alıp ailemi sevindirmek. Bizimde düşlerimiz, hayallerimiz var. Her çocuğun hayali vardır. Ben oyunu seven bir çocuğum. Ben yaramazlığı seven bir çocuğum. BEN BİR ÇOCUĞUM ÖĞRETMENİM

Metin Umut ÖZCAN


Albert Einstein 1879 yılında Ulm kentinde doğdu. 6 yaşındayken annesi sayesinde müzik okuluna yazıldı. Öğretmeni Einstein’a sen büyüyünce bir şey olamazsın diyordu. Bunun için Alman okulunu terk etti ve üniversiteye başvurdu. Başvurusu kabul edilmeyince yılmadı lise diploması olduğu için başvurusu kabul edilmiştir. Okul yıllarında en sevdiği ders fizikti. Albert Einstein kütle çekimini bulmuş bir insandır. Yukarı atılan bir cisim bir süre sonra yere düşer. Irmaklar yukarıdan aşağıya akar. Kütle çekimine yer çekimi adı da verilir. Canlı olmayan cisimler havada kalamazlar. Çünkü onlar hareket edemezler. Şimdi ise Albert Einstein dünyanın en zeki adamı olarak biliniyor.

Burak KONCA

Eminim hepimizin evinde bir bilgisayar vardır. Hepimizde küçük yaşlarda kullanmayı öğrenmiştir. Bilgisayarın hem yararları hem de zararları vardır. Bilgi-

sayarı iyi amaçla kullanırsan yararlı olur. Eğer yaşımıza uygun olmayan oyunları oynarsak çok zararı olur bize. Bilgisayar radyasyon da yayıyor. Eğer bilgisayarın başında ödev vb. sebeplerle uzun süre kaldıysak 15 dakikalık molalar vermeliyiz. Aynı zamanda göz seviyemizi aşmamalı. Uzun süre bilgisayarın başında kalmak insanlarla iletişimimizin azalmasına neden olur. Çoğu çocuk dışarıda sokaklar da oynamak yerine bilgisayar başında geçirmekten zevk alıyor. Bilgisayar aslında çok yararlı bir teknolojik araçtır. Ama kullanmasını da bilmek gerekir… İrem YAROĞLU


Her insan

doğar, büyür, gençleşir, yaşlanır ve ölür. Yaşlılar eski zamanları en iyi tanıyan kişilerdir. Erken yaşlarda ölmeyen herkes yaşlanır. Bu hem bedenen hem de ruhen gerçekleşir. Genç yaşlarda bitmek tükenmek bilmeyen enerjimiz, ilerleyen yaşlarda yerini yorgunluk ve bitkinliğe bırakır. Bunun en güzel örneğini çocuk parklarında görebiliriz. Torunlarını parka getiren büyüklerimizi gözlemlediğimizde görürüz ki, yaşlılar oturdukları banktan kalkmak istemezlerken, torunları biran olsun yelerinde durmamaktadırlar. Öyle anlar olur ki 60-70 yaşındaki kişi 3-4 yaşındaki çocuğu yakalayamaz. Bedenlerinin verdiği yorgunluk buna engel olur. Bu hayatın bir gerçeğidir. Tabi ki yaşlanmadan önceki hayatımız, yaşam şeklimiz yaşlılığımızın nasıl geçeceğini büyük ölçüde etkileyebilir. Beslenmemizden yememize içmememize, çalışma hayatı ve çalışma şekli yaşlandığımızdaki hayatımızı etkiler. Örneğin bir mühendis ile inşaat işçisi yaşlandıklarında aynı durumda olamayabilirler. Çünkü inşaat işçisi bedeni sürekli ağır işler yapmaktadır. Bundan dolayı vücudu da daha çabuk eskimektedir. Unutmamalıyız ki bir gün hepimiz yaşlanacağız. Öncelikle geleceğimizi düşünerek kendimize dikkat etmeliyiz. Otobüste veya herhangi bir taşıtta yaşlılara yer vermeli, onlara saygılı davranmalı ve onları kıracak davranışlardan kaçınmalıyız. Bedenimize zarar verecek kötü alışkanlıklardan uzak durmalıyız. Dengeli beslenip spor yapmalıyız. Kendimizden büyük herkese saygılı olmalıyız. Yaşadığımız her ortamda yaşlılarımıza yardım etmeliyiz. Baha AYDOĞAN


Benim adım Gizem, 10 yaşın‐ dayım ve 4'üncü sınıfa gidiyo‐ rum. Çocukluk nedir bilir misi‐ niz öğretmenim? Kısaca ço‐ cukluğu anlatayım. Çocukluk  dünyadaki en güzel şey. Sizde  çocukluğunuzda oyunlar oynar, zıplayıp  hoplar, ip atlardınız. İşte çocukluk böyle  birşey. Bütün o sevinci anladığınızda mutlu olursunuz. O sevinci ben her oyun  oynadığımda yaşıyorum. Bazen hayal kuruyorum, şarkılar söylüyorum, dans  ediyorum. Sizinde çocukluğunuzda hayal kurduğunuz gibi öğretmenim. Yüce  Atamız da 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını bizlere armağan et‐ ti. O çocukları çok severdi. O bir  sözünde bizlere Sizler geleceği‐ mizsiniz.'' der. Çocuk olmak çok  güzel bir duygu. Çocukluğu özle‐ mek gerek. Çocuk ve Sanat de‐  yince bir ressam, heykeltraş,  müzisyen, bir dansçı, hattat,  mimar vb. bir çok sanat aklıma  geliyor. Onların hayatımızdaki yerinin önemini anlıyorum. Bizler sanatla uğ‐ raşan bir toplum olmazsak ileriye daha iyi gözlerle bakmayı bilemeyiz.  

Mustafa Kemal Atatürk , diyor ki:    “Hepiniz milletvekili olabilirsiniz. Cumhurbaşkanı da olabilirsiniz. Fakat sanatkâr olamazsınız. Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.“ Ben büyüklerin ve çocukların ilgi ile izledikleri tiyatro sanatını çok seviyo‐ rum. Okuldaki Tiyatro Kulübü‘ne ve yaz tatilinde başka bir tiyatro kursuna  katılıyorum orada çok eğleniyorum. Müzik ile dans benim çok zevk aldığım  sanatlardan biri, sizler de bu tür aktivitelerle uğraşırsanız eminim çok mutlu  olacaksınız. Şu günlerde televizyonda izlediğimiz bazı yarışma programların‐ da sanatın her dalıyla uğraşan kişileri görüyoruz.                                  Gizem KAYA 


Çocuklarımız neleri sevmiyorlar ki… Uçurtmayı seviyorlar sözgelişi, Bir havalandı mı uçurtmaları Daha da güzelleşiyorlar. Maviliklerde gözleri Özgürlüğü yaşıyorlar Uçurtmalarla birlikte. Koparıp da iplerini hele Bir kurtuldular mı ellerinden, Öylesine seviniyorlar ki, Gidiş o gidiş, bile bile… Kızalım mı umursamayışlarına? Kendi yaşamlarını izliyorlar boşlukta. Onlar da birer uçurtma değil mi? Bizim de ne süslü uçurtmalarımız vardı, Alıp başlarını gitmediler mi? Gözümüzden bile esirgedik Hangi birinin ipi kaldı elimizde? RIFAT ILGAZ

Web sitesi: www.cad.meb.k12.tr E-mail: 313310@meb.k12.tr Telefon: 0 232 386 34 03, Fax: 376 46 10, Adres: 8828 Sok. No:125, Egekent/ÇİĞLİ, İZMİR

Ceee Dergisi  
Ceee Dergisi  

Çiğli Cahide Ahmet Dalyanoğlu İlköğretim Okulu, 4C Sınıfı Gazete Çalışması, Gazete Adı: Ceee, Hazırlayan: Nursen AYDIN

Advertisement