Page 1


En güzel miras: Diploma....

3 4 5 6

Karne sevinci ....................

7

Gelenek görenekler ..........

13

Editör‘den ..........................

12 İllerimizi tanıyalım

Başkonsolos‘tan ................ Burhan Uzun‘un yazısı Bölgemizden Haberler........

Değerlendirme Testi ........14-15 Sizden gelenler ................ 16

22 Film Tanıtımı: Robin Crusoe

Gezelim Görelim................

Sümele Manastırı

Masal Dizisi: Fareli Köyün Kavalcısı

10-11

17

Poster: Hacivat-Karagöz..18-19 Ruhsarın Tiyatro Dünyası...

20

Kitap tanıtımı......................

21

Kültür Sanat ......................

23

Bulmaca............................

24

Şiir - Müzik ......................... 25 Meslek Tanıtımı ............. 28-29

26

8 9

Bilmece .............................

30

Unutamadıklarımız ...........

31

Çizgi Kahraman Ümit‘in Maceraları ......................... 32 Eğlence / Fıkra .................. 34 Sizden gelen haberler .......

35

Hayvanlar Alemi KÜNYE / IMPRESSUM Yayınlayan: Württemberg Türk Veli Dernekleri Federasyonu info@oabf.de Başkan: Burhan UZUN Baden TOAB Dernekleri Federasyonu www.baden-toabf.org Başkan: Kemal ÜLKER Genel Yayın Yönetmeni: Işın TOYMAZ isin@cocuklarimiz.de Sanat Yönetmeni / Grafik: BORAK Grafik&Design Web Sorumlusu: Ömer ALEMDAROĞLU alemdaroglu@oabf.de Abone Sorumlusu: Mustafa Ali HARMAN harman@oabf.de 0176-84 52 58 58 Banka Bilgileri: Volksbank Ilsfeld IBAN: DE64620622150039854000 BIC: GENODE51BIA Web Site: www.cocuklarimiz.de info@cocuklarimiz.de


3 Editör‘den

Selam Arkadaşlar, Önce tanışalım. Benim adım Işın. Bu sayıdan itibaren birlikteyiz. ★★★

Dergimizin Şubat sayısında bol ödüllü İrem Menteşe’nin hikayesini okumadan geçmeyin. İrem de tıpkı sizin gibi yetenekli ve akıllı bir çocuk. O yüzme konusunda başarılı. Siz de hangi yönünüz güçlü keşfettiniz mi ya da nelerden hoşlanıyorsunuz? Bisiklet ya da at binmek, folklör oynamak, paten kaymak, şiir okumak, şarkı söylemek, dans etmek, yabancı dil konuşmak, piyano ya da gitar çalmak örneğin. Ya da benim aklıma hiç gelmeyen başka birşey. Eğer başarılı olduğunuz, severek yaptığınız bir spor ya da kültürel faaliyet varsa, bana gönderin. Buradan yayınlayalım ki diğer arkadaşlarımıza da örnek olsun. ★★★

Arkadaşlar size bir sürprizimiz var: Uluslararası arenada sayısız ödülün de sahibi olan usta karikatürist Muhsin Omurca bundan sonra çizgi kahramanlarıyla Çocuklarımız’da. ★★★

İçinizde tiyatroya gitmekten hoşlanan var mı? Eğer varsa, o zaman bu sayıda „Anton ve Noktacık“ adlı oyunu anlatan oyuncu yazar Ruhsar Gümüşdal’ın yazısını okumalarını öneririm. Aranızda popüler olmak isteyen var mı peki?

Evet diyenleriniz çok şanslı. Türkiye’nin önde gelen psikiyatristlerinden Dr. Sabri Yurdakul da bundan sonra Çocuklarımız’da size seslenecek. Popüler olmak isteyenleriniz mutlaka okuyun. ★★★

Veee sona sakladığım bir konu: Karne! Karnesi iyi olan arkadaşlarımızı kutluyorum. Doğru yöntemlerle ders çalışmışsınız. Karnesi kötü olan arkadaşlarımı ise kucaklıyorum. Üzülmesinler. Yeni dönemde ders çalışırken doğru yöntem nedir, bunu araştırıp kolları sıvayacaklar. Buradan anne babalarınıza da bir mesajım var: Uzmanlar şöyle söylüyor: „Karne bir övünç veya utanç kaynağı değildir. Çocuğun gelişimini takip etmek ve hangi alanlarda desteğe ihtiyacı olduğunu anlamak için kullanabilecekleri bir araç olarak görmeleri gerekir.“ ★★★

Bu sayımızda Stuttgart Başkonsolosu Sayın Ahmet Akıntı da size sesleniyor. Karneyle ilgili tavsiyeleri ilgiyle okuyacağınıza eminim. Württemberg Türk Veli Dernekleri Federasyonu Başkanı Sayın Burhan Uzun’un Türkçe’nin önemine dikkat çektiği mesaj da Şubat sayımızda yer alıyor. ★★★

Sevgili Arkadaşlar, Burada sözetmediğim ama ilginizi çekecek daha bir sürü konu içeride sizi bekliyor. Umarım beğenirsiniz. Mart sayısında buluşuncaya kadar... Çok eğlenin çok ders çalışın!


4 Sevgili Çocuklar,

E

ğitim yılının dört aylık birinci dönemi sonunda güzel anılarla yarı yıl tatiline gelmiş bulunuyoruz. Bu dönem içerisinde hepinizin derslerinize çok iyi çalıştığına inanıyorum. Sizlere iyi tatiller diliyor, tatil dönüşü yeni dönemde üstün başarılara ulaşacağınızdan emin olarak gözlerinizden sevgiyle öpüyorum. Sevgili Veliler, Çocuklarınızın umut ve başarı dolu bir geleceğe adım atabilmeleri için eğitim

S

evgili Çocuklar, Yeni bir sayı ile tekrar buluştuğumuz için hepimiz çok mutluyuz. Elinizde tuttuğunuz Çocuklarımız dergisi bu sayıdan itibaren yeni bir yayın anlayışına giriyor. Siz en değerli varlıklarımız, yani çocuklarımız ve değerli velilerimize bu sayıdan itibaren yeni bir çizgi, yeni bir nefes, yeni bir karakterle, en iyi hizmeti sunmaya devam edeceğiz. Okurken hem eğlenip hem de öğrenebileceğiniz, bu dergi aynı zamanda Almanya’nın ilk ve tek Türkçe çocuk dergisidir. Bu dergi ile hem sizlere hem velilerimize hem de öğretmenlerimize anadilimizde seslenebiliyoruz. Anadilimiz Türkçe’ye sahip çıkmak, kültürümüz ve dilimizle bağlarımızı güçlü kılmak için Türkçe ve Türk Kültürü derslerinin ne kadar önemli olduğunu hepimiz biliyoruz. Sizler de Türkçe derslerine katılarak sadece kendiniz için değil aynı zamanda gelecek kuşaklara da Türkçe’nin aktarılmasını sağlıyorsunuz. Çocuklarımız dergisi de Türkçemizi yaşatmak için önemli bir vasıta görevini görüyor.

çok büyük bir önem taşımaktadır. Bu nedenle sizlerden çocuklarınızın eğitimleriyle yakından ilgilenmenizi istirham ediyor, çocuklarınızı kendi yeteneklerine uygun olarak yönlendirmeniz ve desteklemeniz halinde başarılarının kat ve kat artacağının altını bir kez daha çiziyor, en iyi dileklerimi sunuyorum. Değerli Çocuklar, Türkçe’nin yaşatılması için derslere katılarak, anadilinize sahip çıkarak sizler birer „Türkçe Savaşçısı“ olduğunuzu biliyor musunuz? Sevgili „Türkçe Savaşçılar“ bize yazın. Resim gönderin, isterseniz bölgenizdeki haberleri bildirin. Yanına resminizi koyun, bizler de bunları gururla yayınlayalım. Ayrica bu neferler içinde sizi bu derslere yönlendiren anne ve babalarınız ve elbetteki değerli öğretmenlerimiz de var. Evet OABF olarak yıllardır siz sevgili çocukların Türkçe dersleriyle ilgili kazanımları adına çalışıyoruz. Hedef mevcut Türkçe derslerinin artarak devamı ancak bir sonraki hedefimiz de Türkçe’nin Alman okul sisteminde müfredata aldırılmasıdır. Bu yolda ilk adım olarak, Türkçe derslerine sahip çıkmanız ve Almanya’daki biricik Türkçe çocuk dergisi Çocuklarımız’ı da sahiplenmenizdir. Karnelerinizi aldığınız şu günlerde hepinizi tek tek tebrik ediyor, başarılarınızın devamını diliyorum.


5

STEB Başkanı, BAŞKONSOLOS AKINTI’YI ZİYARET ETTİ

S

tuttgart Türk Okul Aile Birliği (STEB) Başkan Gülsüm Emre ve yeni yönetim kurulu üyeleri ile birlikte Stuttgart Başkonsolosu Ahmet Akıntı‘yı makamında ziyaret etti. Ataşeliğe vekalet eden Bölge Koordinatörü Işık Tanrıkulu ve Stuttgart Türkçe ve Türk Kültürü Dersleri Bölge Koordinatörü Semih Çekici‘nin de heyette bulunduğu tanışma

B

ziyareti sıcak ve samimi bir atmosferde gerçekleşti. Steb yöneticileri Başkonsolos Akıntı’ya faaliyetleri hakkında bilgi verdi. Ziyarette Steb yönetim kurulu üyeleri, Gaildorf ve Çevresi Türk Okul Aile Birliği üyeleri ile de tanışma fırsatı buldu. ● STUTTGART-ÇOCUKLARIMIZ

İMDAT YILMAN’L A Y O L A D E VA M

undan iki yıl önce gerçekleştirilen genel kurul ile resmi dernek statüsü kazanan Dietenheim Türk Veli Derneği olağan genel kurulunu gerçekleştirdi. Oylama sonucunda Başkanlığa İmdat Yılman seçildi. Soner Bozkurt, Özden Demirkaya, Nurhayat Ağzıküçük, Ayten Kırbacı, Nihal Günaydın, Dilara Ağzıküçük de yönetime giren diğer isimler oldu. Genel Kurul’da bir konuşma yapan eski Başkan Züleyha Schumacher, derneğin faaliyetlerini anlatarak, destek veren herkese teşekkür etti. Halen devam etmekte olan veli kursu, folklor ve tiyatro gibi çalışmaların bundan sonra da aksamadan devam edeceğine inandığını söyleyen Schmacher, yeni yönetime de elinden geldiği kadar destek olacağını sözlerine ekledi. ● DİETENHEİM - ÇOCUKLARIMIZ


6

EN GÜZEL MİRAS:

M

DİPLOMA A

illi Eğitim Bakanlığı himayesinde Berlin Büyükelçiliği Eğitim Müşavirliği ile Karlsruhe Başkonsolosluğu Eğitim Ataşeliği koordinasyonunda başlatılan ‘Haydi, Türkçe Konuş Benimle’ kampanya tanıtımı sürüyor. Karlsruhe Başkonsolosluğu Eğitim Ataşesi Gürkan Avcı bu kapsamda Ettlingen, Baden Baden, Singen ve Blumberg şehirlerine yaptığı ziyaretlerde 10 Türk Okul Aile Birliği Başkan ve Yönetim Kurulu Üyeleri ile öğretmen, öğrenci ve velilerle birebir istişarelerde bulundu ve ileriye dönük yeni projeler için talep ve ihtiyaç planlaması yapmaya başladıklarını söyledi. Genel Koordinatör Öğretmen Kazım Yılmaz’ın eşlik ettiği gezi ve ziyaretlerde yaptığı konuşmalarda

“En Güzel Miras, Nitelikli Bir Diplomadır” vurgusunu dile getiren Gürkan Avcı, çok faydalı ve verimli bulduğunu ifade ettiği görüşmeler perspektifinde Eyalet genelinde yürüttükleri çalışmalarına son hızla devam edeceklerini söyledi. Türkçe ve Türk Kültürü derslerinin bölgedeki mevcut durumu ve ileriye yönelik hedeflerin konuşulduğu toplantılarda Türkçe derslerinin seçmeli ders haline getirilmesi hususunda fikir alışverişlerinde bulunuldu. Görüşmelerde 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlama programının daha etkin ve zengin bir programla hayata geçirilmesi hususlarında da duruldu. ● ETTLİNGEN-ÇOCUKLARIMIZ


7

KARNE SEVİNCİ

A

lmanya’da öğrenciler yarı yıl karnelerini aldılar. 2015 / 2016 öğrenim yılında henüz yolun başındaki öğrenciler böylece sene sonuna kadar hangi derslerde güçlü hangi derslerde daha çok çalışmaları gerektiğini de karnede yer alan notlara göre değerlendirme şansına ulaştılar. Eyaletteki Türk öğrenciler de karnelerini alır almaz sevinçlerini Türkçe ve Türk Kültürü Dersleri öğretmenleriyle paylaştılar. Yaklaşık 2 bin 500 Türk öğrencinin

Türkçe derslerine katıldığı Bodensee bölgesinde de karne sevinci yaşandı. 200 Türk çocuğunun da öğrenim gördüğü Friedrichshafen kentindeki „Gemeinschaftschule Graf Soden“ okulunun öğrencileri de karnelerini aldı. Öğrenciler Asya Yıldız, Tuğcan Kalkan, Melisa Birol, Erkin Alemdaroğlu, Mustafa Yıldız, Nisa Ermurat, Barış Erdoğan, Mustafa Batar, Ahmet Memiş, Batuhan Birol öğretmenleri Naime Yasan ve Arzu İla ile karne sevinçlerini paylaştılar. FRİEDRİCHSHAFEN

Ömer Alemdaroğlu yeniden başkan

B

odensee Okul Aile Birliği’nin Genel Kurulu gerçekleşti. Oylamada Ömer Alemdaroğlu yeniden Başkan seçildi. Yeni yönetim kurulu ise şu isimlerden oluştu: Serhat Ocak ve Ragıp Lapçin II. Başkan, Kenan Gökhan ve Aynur Barutçu Muhasip, Arzu Çiftçi Basi ve Canan Aydoğan Sekreter, Beyzanur Lapçin İnternet ve Basın Sorumlusu. Denetleme Kurulu’na ise İbrahim Kenan Abacı, Süleyman Yıldırım, Nurgül Süral seçildi. Planlanan faaliyetler şöyle: İstiklal Marşı Yarışması, Futbol Turnuvası, Okuma ve Bilgi Yarışması, Bölge İftar Yemeği, Yaz Şenliği.

SİGMARİNGEN - ÇOCUKLARIMIZ


8

Masal Dizisi

FARELİ KÖYÜN KAVALCISI

B

ir varmış, bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur zaman içinde develer tellalken, pireler berberken, ben annemin beşigini tıngır mıngır sallarken; ülkenin birinde bir köy varmış. Halkı mutluluk içinde yaşarmış. Günlerden bir gün köyün bütün evlerine fareler dolmuş. Binlerce fare köyün sokaklarında, evlerde dolaşıyorlarmış. Yatak odasına gitseler, mutfağa girseler farelerden geçilmiyormuş. Ne bulurlarsa yiyorlarmış. Halk ne yapacağını şaşırıp kalmış. Köy muhtarından bu işe bir çare bulmasını istemişler. Muhtarın da elinden bir şey gelmiyormuş. Böylece köyün adına fareli köy denmiş. Fareli köyün çocukları da, bu pis yaratıklarda bıkmışlar. Bir gün fareli köye bir çalgıcı gelmiş. Muhtara: „Eğer bana bir kese altın verirseniz, köyü farelerden temizlerim.“ demiş. Bütün köy halkı bu habere sevinmişler. Aralarında hemen çalgıcının istediği bir kese altını toparlamışlar ve muhtara teslim etmişler. Halkın tek istediği bu farelerden kurtulmakmış. Çalgıcı isteğinin kabul edildiğini öğrenince başlamış kavalını çalmaya. Kavaldan öyle tatlı, öyle güzel sesler çıkıyormuş ki, fareler saklandıkları yerlerden

akın akın çıkarak çalgıcının yanına geliyorlarmış. Kısa bir sürede çalgıcının etrafı binlerce fare ile dolmuş. Köydeki bütün farelerin çalgıcının etrafında toplandığı sırada çalgıcı yürümeye başlamış. Köye gelirken gördüğü dereye doğru yürümüşler. Çalgıcı önde kavalını üflüyor, fareler peşinden geliyormuş. Çalgıcı dere kenarına gelince suyun içine yürümüş. Derede o kadar çok su varmış ki ama çalgıcı karşı kıyıya geçmiş. Farelerde peşinden gelmek isteyince dereye düşen fare suda boğulup ölmüş. Bütün fareler ölünceye kadar çalgıcı kavalını öttürmeye devam etmiş. Çalgıcı bütün farelerin öldüğünü görünce ödülü olan bir kese altını almak için hemen köye geri dönmüş. Fareleri yok eden başarısından sevinç duyduğu için, emin adımlarla yürüyormuş. Sonunda köye varınca: „Bir kese altınımı alırım. Bu altınlarla şehre gider, işimi kurarım. Bende zengin insanlar arasına katılır ve rahat yaşamaya başlarım“ diye düşünmüş. Bu düşüncelerle muhtarın yanına varan çalgıcı muhtardan ödülünü istemiş. Muhtar oyun bozanlık yapmış. „Nasıl olsa farelerden kurtulduk, bir kese altını vermesem olur“ diye düşünmüş. Devamı yan sayfada


FARELİ KÖYÜN KAVALCISI

9 nler Çalgıcıya çeşitli nede ı vermemiş. göstererek altınların anlayınca: Çalgıcı kandırıldıgını nayayım da „Ben size bir oyun oy mış kavalını görün“ demiş. Başla ni duyan bütün çalmaya. Kavalın sesi nına koşmuş. çoçuklar çalgıcının ya ı üflüyor, hemde Çalgıcıda hem kavalın yürümeye başlamış. arıda kavalcının Köyün bütün çocukl öyde peşinden gitmişler. K hiç çocuk kalmamış.

Analar babalar kara kara düşünmeye başlamışlar. Köylüler muhtara gidip: „Ne yapacağız, ne edeceğiz. Sen çalgıcının hakkı olan bir kese altını vermeliydin. Bak şimdi çocuklarımızı aldı götürdü“ demişler. Kavalcı kızgın kızgın, peşinde çocuklarla birlikte ormana varmışlar. Ormanda bir ağacın altında dinlenirken aklına tekrar muhtara gitmek altınlarını bir daha istemek gelmiş. O sırada telaşla yerinden kalkınca kavalını almayı unutmuş. Sihirli kavalı bulan bir çocuk, arkadaşlarının yanına gelmesi için başlamış çalmaya. Kavalın sesini duyan çocuklar hemen ormanda toplanmışlar. Hemen köye, annelerinin babalarının yanına dönmeyi düşünmüşler. Kavalı bulan çocuk köyün yolunu biliyormuş. Kavalı çalan çoçuk önde diğerleri arkasında köye geri dönmüşler. Anneleri, babaları çok sevinmişler. Şenlikler düzenlemişler. Kırk gün kırk gece bayram etmişler. Tabi bu sırada da köylüler muhtarı azarlamışlar. Çalgıcının hakkını vermesini söylemişler. Hakkını alan çalgıcıda hayallerini gerçekleştirmek için köyden ayrılmış. Onlar ermiş muradına, biz gidelim diğer masalları okumaya.


10

HAYVANLAR ALEMİ

TERSİYER

Tersiyer diye adlandırdığımız hayvanlar dünya da tanınmayan hayvanlar arasındadır. Bir çoğumuz bu konuyu okuyana dek bu hayvanı hayatı boyunca görmemiş ve duymamıştır. Doğru konuşmak gerekirse bende bu hayvanı araştırma yaparken buldum ve böyle bir hayvanı başkalarıda görsün istedim nede olsa o da bir Allah’ın lütfu. Bu hayvandan biraz bahsedelim. Evet arkadaşlar bu hayvan ağaçlara çok hızlı bir şekilde tırmanma özelliğine sahip. Eğer bir ağaç dalına tutunduysa bunu ordan almak gerçekten çok güç sarf etmeniz gereken birşey bunun nedeni avucundaki özelliklerdir. Bir diğer ilginç bilgi ise bu hayvanın göz bebekleri beyninden daha büyüktür. Bu kadar küçük bir beyin o vücudu kontrol etmesi hayret verici birşey tabiki de. Bu hayvanlar hakkında söylenen bir teori ise bu hayvan 65 milyon ila 2.588 milyon öncesi kadar önce yaşıyor olması tabi bu bir teori kesinliği kabul edilmemiş. Fakat eğer bu doğru ise bu hayvanı bize tanıtmamaları gerçekten kayıp çünkü dünyanın en merak edilen hayvanları dinazorlardır yani tarih öncesi yaratıklar. Ve bu hayvan da tarih öncesinden kalma ve diğerleri neslini tüketirken bunlar niye bu kadar küçük beyinleriyle nesillerini tüketmediler.


ÇAMUR ZIPZIPI

11 Latince Adı: Periophthalmus argentilineatus

Coğrafik Kökeni: Dünyada pekçok yere yayılmıştır. Batı ve Doğu Afrika, Japonya, Çin, Avuturalya, Hindistan, Madagaskar.

Yaşam Alanı: Sığ mangrove bataklıkları Beslenme Biçimi: Canlı yemleri tecih etseler de kuru yemi de reddetmezler.

Davranış Biçimi: Orta derecede agresif, bölgesine girmeyen canlılarla arasında sorun olmaz. Kendi Türlerine Davranışı: Agresif

Yüzme Seviyesi: Taban

Cinsiyet Ayrımı: Belirgin bir fark yoktur. Erkekler birbiriyle kavga eder, bunu yaparken üst yüzgeçlerini kaldırırlar.

Üreme: Doğada oyuklara yumurta dökerler. Çamur zıpzıpı su yüzeyine çıkıp hava kabarcığını alıp oyuğa indirip oyukta serbest bırakarak yumurtaları havalandırır. Yavrular 5 gün içinde çıkar ve yaklaşık 50 gün içinde hem karada hem sudaki amfibi yaşama adapte olur. En Fazla Büyüdüğü Boy: 15 cm. En Az Akvaryum Hacmi: 150 litre

Genel Yorum: Bölgelerini korumak isterken üst yüzgeçlerini açarlar. Yarı sulu bir ortam bulunduran, acı su akvaryumu kurulmalıdır. Akvaryumda düz taşlar, yumuşak taban ve mangro ve kökleri kullanılmalıdır.


12 masya

Rakamlarla A

: 5.701 Yüzölçümü :7 İlçe Sayısı yısı : 23 Belediye Sa : 348 Köy Sayısı : 324.268 Nüfusu

İllerimizi tanıyalım

AMASYA

O

rta Karadeniz‘de, Yeşilırmak vadisi Harşena Dağı eteklerine kurulan Amasya, 7 bin yılın üzerindeki eski tarihi boyunca krallık başkentliği yapmış, bilim adamları, sanatkarlar, şairler yetiştirmiş, şehzadelerin eğitim gördüğü bir belde olmuştur.

Kurtuluş savaşının başlangıç temelleri de Amasya‘da atılmıştır. Amasya, tarihi ve kültürel zenginlikleri yanı sıra, özellikle Yeşilırmak kıyısına yapılmış Yalıboyu evleri ile dikkat çekmektedir. Amasya‘da Karadeniz iklimi, Kara iklimi arasında bir geçiş iklimi hüküm sürer. Yazları Kara İklimi kadar kurak, Karadeniz iklimi kadar yağışlı değildir. Kışları ise Karadeniz iklimi kadar ılıman, Kara iklimi kadar sert değildir. Bu bölgede Karadeniz ardı iklimi etkili olmaktadır. Yazları sıcak ve kurak, kışları yağışlıdır. İlkbahar en çok yağış alan mevsimdir.

Amasya tarihi, köklü bir kültür düzeyi yanında ekolojik yapısı itibariyle zengin bir bitki örtüsüne, dolayısıyla da zengin mutfak kültürüne sahiptir. Yöreye özgün yemekler arasında, çatal çorba, cırıkda-cızlak (akıtma), helle çorbası, ekmekaşı (papara), kesme ibik çorbası, toyga çorbası, cilbir, bakla dolması, hengel (kıymasız mantı), pancar (pastırmalı), kabak kabuklu pilav, sirkeli ciğer, yuka tatlısı (yufka patlıcanlı pilav tatlısı), gömlek kadayıfı, halbur tatlısı, zerdali gallesi, vişneli ekmek (Amasya çöreği), sini su böreği (Amasya usulü) ve Yakasal böreği sayılabilir.

Misket Elması

Amasya, dünyanın en güzel Misket elması, kirazı, şeftalisi ve bamyasının üretildiği, tarih ve doğanın birlikte bulunduğu ilginç bir antik kent.


13 Baklava benzeri bir tatlıya dair ilk kayıtlar Çin Yuan (Moğol) hanedanlığı zamanındaki bir yemek kitabında (1330) rastlanır. Tarif edilen tatlının ismi güllaçtır ve büyük ihtimalle bugün bildiğimiz güllacı kastetmektedir.

Gelenek-Görenekler

B

BAKLAVA

aklava sözcüğü Türkçe kökenlidir. Eski Türkçede baklağu, baklağı olarak geçer. Birçok ulusun mutfağında yer etmiş baklava birçok ulus tarafından da sahiplenilir. Baklavanın gelişim tarihi tutulmadığından bu konu belirsiz olsa da bulunan kanıtlar onun Orta Asya Türk kökenli bir tatlı olduğunu göstermektedir. Zamanla Topkapı Sarayı‘nda bugünkü halini almıştır.Vrıonis (1971), Deipnosopiste‘de belirtilen gastris, kopte, kopton veya koptoplakos gibi eski Yunan tatlılarını baklava olarak tanımlamıştır ve bunların Bizans tatlısı olduğunu iddia etmiştir. Ancak Perry (1994) bu tatlıların baklava olmadığını çünkü bu tatlıların hamur içermediğini göstermiştir. Bu tatlılar fındık ve balın karıştırılmasıyla yapılıyordu ve bugünkü pasteli veya helvaya benziyorlardı. Perry ayrıca ince ekmeğin (yufka) arasına malzemeler koyularak yapılan

yemeklerin (örn. börek) Türk kökenli olduğunu ve bu tekniğin Orta Asya Türk kökenli olduğunu belirtmiştir. Ayrıyeten her yıl Ramazan ayının 15‘inde Osmanlı sultanları yeniçerilere tepsiler halinde baklavalar sunuyorlardı ve bu törene Baklava alayı deniyordu. (Wasti 2005)

Türkiye‘de Baklava

Türkiye‘de, Gaziantep baklavasıyla tanınan şehirdir. İçersinde kullanılan malze me, Gaziantep baklavasında antep fıst ığı olsa da, bu coğrafi olarak büyük farklıl ıklar gösterir. Evde yapılan baklavalarda , Güneydoğu Anadolu‘da antep fıst ığı, Karadeniz‘de fındık, İç Anadolu‘d a ceviz, Kıyı Ege‘de badem, Edirne ve Tra kya‘da ise susam kullanılır. Genelde aranan ı Antep fıstıklı tipi olsa da ekonomik ned enlerle sık sık cevizlisine de rastlanır. Yal ın servis edilebileceği gibi, sade dondurma veya kaymakla da servis edilebilir. Bakla vanın yufkalarının ince açılmış olması, cev iz veya fıstığının bol olması ve şerbet inin tam kıvamında olması o baklavanı n kaliteli olduğunu gösterir.


14 RME İ D N E L R E Ğ E D SORULARI

1

Eksik olan ayları ? doldurunuz

Aralık

Mayıs

Mart

2 Haftanın

Temmuz

günlerini sırasıyla yazınız?

Eylül

3 Mevsimlerin isimlerini sırasıyla yazınız?

4

Kasım

Aşağıdakilerden hangisi Türkiye’nin etrafındaki denizlerden biridir?

a Hazar Denizi

b Baltık Denizi

c Azak Denizi

d Karadeniz

Türkiye’nin başkenti neresidir?

a Ankara

5

c İstanbul

6

hangisi Aşağıdaki ülkelerden mşusu değildir? Türkiye’nin sınır ko c İran a Yunanistan d Bulgaristan b Almanya Atatürk Kurtuluş Savaşı’nı başlatmak için hangi yılda, hangi şehrimize çıkmıştır?

b İzmir

d Bursa

7 Atatürk hangi şehirde doğmuştur? a

İstanbul

b

Selanik

c

Berlin

d

İzmir Çanakkale Savaşı kaç yılında yapılmıştır?

10

9

a 1920-Samsun

a 1923

b 1919-Samsun

Atatürk hangi yılda doğmuş, hangi yılda ölmüştür?

c 1923-İzmir d 1919-İstanbul

Ş

Ocak

8

a 1881-1938 c 1881-1838

b 1981-1938 d 1923-1981

b 1919 c 1915 d 1918


15

RME DEĞERLENDİ SORULARI

11

b 23 Nisan 1920 d 29 Ekim 1923

13

Aşağıdakilerden hangisi milli bayramımızdır?

16

a

Hamsi Bayrami

b

Cumhuriyet Bayramı

c

Ramazan Bayramı

d

Kurban Bayramı

18

Aşağıdakilerden hangisi Türk geleneklerinden değildir?

c

d

Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği bayramın adı nedir?

14

Cumhuriyet kaç yılında ilan edilmiştir? a 29 Ekim 1920 b 29 Kasım 1919 c 29 Ekim 1923 d 10 Kasım 1923

b

a hangi devlete karşı savaşılmamış tır? a Yunanistan b Fransa c İngiltere d Almanya

Türkiye Büyük Millet Meclisi hangi tarihte açılmıştır?

a 23 Nisan 1923 c 19 Nisan 1923

a

12 Kurtuluş Savaşı’nd

Sünnet Düğünü

Asker uğurlaması

Noel kutlaması Kına gecesi

a b c d

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı

19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Kurban Bayramı

15

17

Bir ay boyunca oruç tutarak ibadet ettiğimiz ayın adı nedir? a

Şaban

b

Kurban

c

Ramazan

d

Ağustos

Aşağıdakilerden hangisi imanın şartlarındandır?

a Abdest almak

b Namaz kılmak

Aşağıdakilerden hangisi dini bayramımızdır? a Kurban Bayramı

19 b

23 Nisan

c

Cumhuriyet Bayramı

d

Kadırga

c Oruç tutmak

d Allah’a inanmak

20

Aşağıdakilerden hangisi İslam’ın şartlarından biridir? a Namaz kılmak

b Kitaplara inanmak c Kadere inanmak d Şükretmek


16

BRAVO İREM Yüzücü Türk kızı İrem Menteşe katıldığı yarışmalardan ödülsüz dönmüyor. Stuttgart doğumlu 11 yaşındaki İrem TV 89 Zuffenhausen Spor Kulübü adına katıldığı şampiyonalarda 2012 yılında üçüncülük, 2013 yılında üçüncülük, 2014 yılında birincilik ve 2015 yılında ikincilik elde etti. Realschule Bertha von Suttner okulunun başarılı öğrencilerinden İrem Menteşe boş zamanlarını spor yaparak değerlendirdiğini ve yüzmeyi çok sevdiğini söyledi. Satış Mümessili anne Huriye Menteşe ve teknisyen baba Sakin Menteşe kızları İrem ile gurur duyduklarını dile getirdiler. Huriye ve Sakin Menteşe çifti anne babalara seslenerek çocuklarını okul dışında sportif ve kültürel etkinliklere kanalize etmeleri için çağrıda bulundular. STUTTGART - ÇOCUKLARIMIZ

“ANNE BABA TÜRKÇE KONUŞUN’’

İlkokul 3. sınıf öğrencisi Erkin Hamza Alemdaroğlu anne babalara seslenerek ‚Anne ve babalarımız bizimle Türkçe konuşsun’ dedi. Bodensee Türk Okul Aile Birliği Başkanı Ömer Alemdaroğlu’nun oğlu da olan 11 yaşındaki Erkin Hamza okulda sunulan Türkçe ve Türk Kültürü derslerinin bugüne dek tümüne katıldığını belirterek, ‚İyi ki Türkçe dersleri var’ dedi. Anne Ayşe Alemdaroğlu, baba Ömer Alemdaroğlu da Türkçe derslerinin önemine işaret ederek „Oğlumuz Türkçe dersine başladıktan sonra, kelime hazinesi genişledi ve konuşması gelişti. Özellikle evde ailece olunca oğlumuzun evde Tükçe

konuşmasına özen gösteriyoruz. Zaman zaman o bizim hatalarımızı yakalıyor, yani „Baba, anne Türkçe konuşun“ diyor. İlk başta derse girmek istemiyordu, ama şimdi kendisi severek gidiyor ve verilmiş olan ödevleri hemen yerine getirmek istiyor. Oğlumuz Türkiye’ye gidince akrabalarla konuşmakta zorluk çekmiyor. Baba, anne, dede, hala ile anadilini rahatlıkla konuşabiliyor. Friedrichshafen doğumlu Erkin Hamza Alemdaroğlu başarılı okul hayatının yanı sıra Optimist (yelkenli), Kur’an kurslarına gidiyor. Erkin Hamza aynı zamanda folklör kurslarına gidiyor. Erkin Hamza, Ege, Karadeniz ve İç Anadolu yöresinin oyunlarını oynuyor. FRİEDRİCHSHAFEN - ÇOCUKLARIMIZ


Gezeleim Görelim Almanya‘dan bir şehir

17

STUTTGART Sprache:

S

Stuttgart gehört zum niederschwäbischen Sprachraum.

tuttgart ist die Hauptstadt des deutschen Landes Baden-Württemberg und mit über 610.000 Einwohnern[2] dessen größte Stadt. Die sechstgrößte Stadt Deutschlands bildet das Zentrum der rund 2,7 Millionen Einwohner zählenden Region Stuttgart.

Zudem ist sie Kernstadt der siebtgrößten Agglomeration Deutschlands sowie der europäischen Metropolregion Stuttgart (etwa 5,3 Millionen Einwohner), der fünftgrößten in Deutschland. Stuttgart hat den Status eines Stadtkreises und ist in 23 Bezirke gegliedert. Als Sitz der baden-württembergischen Landesregierung und des Landtags sowie zahlreicher Landesbehörden ist Stuttgart das politische Zentrum des Landes. Es ist Sitz des Regierungspräsidiums Stuttgart, das den gleichnamigen Regierungsbezirk verwaltet. In Stuttgart tagt das Regionalparlament der Region Stuttgart, einer der drei Regionen im Regierungsbezirk Stuttgart. Darüber hinaus ist Stuttgart Sitz des evangelischen Landesbischofs von Württemberg (Evangelische Landeskirche in Württemberg) und Teil der katholischen Diözese Rottenburg-Stuttgart.

Die Stadt ist ein wichtiger Finanzplatz in Deutschland. Das Stuttgarter Stadtbild wird durch viele Anhöhen (teilweise Weinberge), Täler (insbesondere der Stuttgarter Talkessel und das Neckartal) und Grünanlagen (unter anderem Rosensteinpark, Schlossgarten) geprägt.

Religionen und Weltanschauungen

Im Jahr 2014 bekannten sich 26,2 % zum protestantischen und 24,0 % zum katholischen Glauben, die verbleibenden 49,8 % gehörten anderen Religionen an oder waren konfessionslos. Vor allem durch die Einwanderung aus der Türkei, aus Bosnien und den arabischen Ländern seit der Gastarbeiterzeit hat Stuttgart heute eine muslimische Bevölkerung von etwa 65.000 Menschen. Diesen stehen 21 Moscheen unterschiedlicher religiöser Strömungen zur Verfügung. Des Weiteren gibt es in Bad Cannstatt ein Cemevi der Aleviten.


20

RUHSAR‘IN TİYATRO DÜNYASI

NOKTACIK VE ANTON

Merhaba sevgili çocuklar. Sizler ile bu sayfada buluşmak ne güzel. Birlikte tiyatronun sihirli dünyasını keşfedeceğiz. Haydi bakalım ilk oyunumuzu tanıyalım. Noktacık ve Anton. Oyunumuzun kahramanları Luise Pogge ve Anton Gast. Luise‘yi herkes „Noktacık“ diye çağırır. Luise zengin bir ailenin kızıdır. Anton ise okuldan sonra hasta annesine bakabilmek için çalısmak zorundadır. Luise ve Anton Berlin‘ de yaşarlar. Bir gün tanışırlar ve çok güzel bir arkadaşlık kurarlar. Erich Kästner‘in yazmış olduğu bu güzel çocuk romanını Hanna Müller, Stuttgart Devlet Tiyatrosu’nda sahneledi. Noktacık ve Anton‘un yaşadıkları maceraları merak ettiniz değil mi? Haydi bakalım Stuttgart Devlet Tiyatrosu’na. Sizlere iyi seyirler diliyorum. Tiyatro ve sanat dolu günler diliyorum. Yine burada buluşmak üzere...

Uzman görüşü

Dr. Sabri YURDAKUL (Psikiyatrist)

Ruhsar GÜMÜŞDAL (Oyuncu - Yazar)

Arkadaşlarınız arasında popüler olmak istiyorsanız

Ö

ncelikle arkadaşlarınızın yanında bulunmalı, onlarla vakit geçirmelisiniz. Popüler insanlar her zaman çevresinde ki kişilere sıcak davranan ve onların yanında olan kişilerdir. Çevrenizde ne kadar çok arkadaşınız olursa o kadar popüler olduğunuzu unutmayın. Ama hareketleriniz sıcak ve içten olmalıdır . bunu içinizde hissetmezseniz hem sürdüremezsiniz hemde yapmacık olduğunuzu hissederlerse çevrenizde kimseler kalmaz. Arkadaşlarınızın olumlu özelliklerini övmeli ama çok eleştirisel olmamalısınız. Enerjinizi yüksek tutmalı ve mümkün olduğunca herşeye olumlu yaklaşmalısınız.

Kendinize olan güveniniz arttıkça çevrenize daha çok ışık saçacağınızı unutmayın. Mümkün olduğu kadar gülümseyin. Gülümsemekte zorlanıyorsanız aynanın karşısında buna çalışabiir ve başarabilirsiniz. Dersleriniz iyi olmalı ve yapabildiğiniz her fırsatta genel kültürünüzü geliştirin. Bu size çevrenizde aranır bir arkadaş haline getirecek ve giderek daha çok sayıda arkadanışınız sizin çevrenizde olacaktır. onlarla mümkün olduğu kadar iyi geçinmeli bir arkadaşınızı kırmamaya çalışın. Unutmayın ki bunları yaptığınızda daha çok sevilecek ve arkadaşlarınızın aradığı bir insan olacak ve giderek popüler olacaksınız.


21 TÜRKÇE ÇOCUK KİTABI TANITIMI

K

KÜÇÜK KARA BALIK

üçük Kara Balık, İran‘lı yazar Samed Behrengi‘nin bir yapıtıdır. Masal türüdür. Kitapları dünyanın birçok diline çevrilen, Samed Behrengi‘nin en ünlü iki kitabından biri olan Küçük Kara Balık, çocuklar için yazılan bir masal kitabı olmanın ötesinde, adalet, eșitlik, dogmayı sorgulama, direnebilme kavramları vurgulayan bir bașyapıt sayılan bir eserdir. Bu eserle Behrengi, dünyanın birçok yerinde tanındı ve sevildi. Diğer önemli eseri olan Bir Șeftali Bin Șeftali de Küçük Kara Balık kadar tutulmuștur. Yedi yaș üstü

Kitabın Konusu

masal kitabı olarak önerilen yapıt, Bratislava ve Bolonga Dünya Çocuk Kitapları Fuarlarında ödüller almıș, farklı çevirmenler tarafından Türkçeleștirilmiș olup, Türkiye‘de ilk basımı 1975 yılında olmuștur. Küçük Kara Balık, Mehmet Sönmez‘in çizimleriyle nitelikli bir anlam kazanmıș olup, her yaștan okuyucuları tarafından „Dünyanın en devrimci balığı“ olarak yorumlanmaktadır.

Denizin en derin sularında yașayan yașlı bir balığın, 12.000 çocuğu ve torununa anlattığı öyküde, bir ırmakta yașayan küçük kara balığın, çevresindeki bütün baskılara, tutucu düșünce yapısına karșı, denize, özgürlüğe ulașma çabası, karșılaștığı zorluklara karșı direnerek yașamı pahasına amacına ulașmasını ve geride kalıp onu engellemeye çalıșan bütün balıklara yol gösterici olması anlatılmaktadır.


22

TURKÇE

ROBINSON CRUSOE 3D OLARAK GÖSTERİME GİRDİ.

T

üm zamanların en çok okunan ve sevilen kitaplarından biri olan ‚‘Robinson Crusoe‘‘ 3D olarak vizyona geliyor. Almanya’da 4 Șubat‘ta vizyondaki yerini alan film; hem çocukları hem de büyükleri çok eğlendiriyor. Daniel Defoe’nun hiç eskimeyen klasiği, ilk kez üç boyutlu bir animasyon türünde sinemaya uyarlanıyor. “Buz Devri” ve “Madagascar” gibi filmlerin izinden giden ROBINSON CRUSOE’da ıssız, tropik bir adaya düșen kahramanımız burada yepyeni

ALMANCA

arkadașlarla tanıșıyor. Kahraman kașif Robinson Crusoe, gemisi batınca tek bașına bir adaya düșer. Fakat adada pek çok hayvan türü yașamaktadır; yani Robinson aslında pek de “tek bașına” değildir. Bu adada yașayan ve daha önce hiç insanla karșılașmamıș olan hayvanlar için ise bu ilginç tür -yani insan- karada yürüyen bir deniz canavarıdır. Robinson kendine yeni bir hayat kurarken adanın sakinleriyle güzel bir dostluk kuracaktır.

OE ROBINSON CRUS isation

Die Tierbevölkerung auf einer von der Zivil unentdeckten Insel ist mehr als nur irritiert, als ein n handelt Schiffbrüchiger an Land gespült wird. Bei dem Man es sich um einen gewissen Robinson Crusoe die (deutsche Stimme: Matthias Schweighöfer). Während , ist ein meisten Tiere vor dem Fremden die Flucht ergreifen junger Papagei (Kaya Yanar) viel zu neugierig und inson abenteuerlustig, um sich vertreiben zu lassen: In Rob l verlassen Crusoe sieht der Ara seine Chance, endlich die Inse müssen und auf Reisen gehen zu können. Doch erst einmal d, den er der Schiffbrüchige und sein neuer Papageien-Freun Insel „Dienstag“ tauft, einen Weg finden, wie sie von der größeres herunterkommen. Bald taucht jedoch ein neues, viel t Gefahr und Problem am Horizont auf: Dem Inselparadies droh verteidigen. die neuen Freunde müssen das Eiland gemeinsam


BAKIR İŞLEMECİLİĞİ

B

ulunması tarih öncesine uzanan bakırın, alet ve silah yapımındakullanılan ilk maden olduğu bilinmektedir. Alet ve silah yapımından önce tunç, daha sonra demir kullanılmıștır. Fakat yemek kabı, hane aletleri, ayna ve süs eșyasında bakır daha yaygın biçimde kullanılmıștır. Döküm için elverișli olmamasına rağmen, kolay ișlenir bir madendir. Dövme, kabartma, eyme ve soğuk çekme yollarıyla biçim verilebilir. Bakır eșya ekseriyetle yaldızlanarak, mine kaplanarak veyahut üstüne değerli tașlar kakılarak bezenirdi. Yaldızlama, 8. asırdan sonra ayinlerde kullanılan bakır taslarda uygulanmaya bașladı. Bakırın kendine has kızılımsı rengi kaplamada kullanılan yaldıza daha koyu bir ton kazandırıyordu. Avrupa’da yaldızlı bakır 15. ve 16. asırlarda, bilhassa mücevher ve süs eșyası yapımında çok sık kullanıldı. Pirinçten ve bașka madenler-

Dövme tekniğiyle kap yapımı çok vakit istediğinden, sonralan sıvama tekniği kullanılmaya bașlamıștır. Bu teknik, yapılacak kabın tornaya bağlanmıș kalıbına özel demir çubuklar yardımıyla bakırın sıvanması, bașka bir deyișle bakır levhanın kalıbın biçimini almasının sağlanması ișlemidir.

23

den daha ucuz olması, gündelik ev eșyası yapımında bakırın kullanılmasını daha ișlevsel kıldı. Anadolu’da bakırcılığın tarihi, günümüzden yaklașık 10 bin sene önceye dair inmektedir. Üreticiliğe geçiș așamasının önemli bir kültür merkezi olan Çatalhöyük’te, madenden arıtma yoluyla bakır ele geçirildiği, arkeolojik kazılar neticesinde ortaya çıkmıștır. Hitit, Urartu, Frig, Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerinde Anadolu’da çeșitli tekniklerle çalıșan gelișmiș bakırcı atölyelerinin bulunduğu, günümüze erișen çok sayıdaki eserden anlașılmaktadır. Konya, Mardin, Hasankeyf, Diyarbakır, Cizre, Harput, Erzincan ve Erzurum, Selçuklular döneminde atölyelerin yoğunlaștığı yerleșim yerleridir.

Anadolu’da bakırdan kap kaçak yapımında yaygın olarak dövme, dökme, sıvama (tornada çekme) ve preste basma teknikleri uygulanırdı. Ham bakır kalhanelerde ergitilip 50-60 santimetre büyüklükte yuvarlak ya da dikdörtgen tahta kalıplara dökülerek külçe haline getirilirdi. Sonra demir bir örs üstünde çekiççiler tarafından düzenli aralıklarla dövülerek inceltilirdi.


24

P

E

R

Ş

E M B

E

F

Ö

H

A

Z

İ

R

A N

J

İ

Z

P

A

Z

A R

K

A

S

I

M

K

I

L

A R

A

E

A N

T

Ğ

I

M A R

T

O

L

A

E

R

T

D

I

S M

A H

P

E

K

İ

M

Y

I

S

S

N

U

T

O C A

A

R N

K

M U M A U

U

Ş

U

B

A

A

İ

Z

C

Ç

A R

Ş

A M B

A

Ü

K M

A Ğ U

S

T

O S

L

Y

E

J

L

Ü

T

Ö V

C

Ç

AYLAR

: OCAK, ŞUBAT, MART, NİSAN, MAYIS, HAZİRAN, TEMMUZ, AĞUSTOS, EYLÜL, EKİM,KASIM, ARALIK.

GÜNLER

: PAZARTESİ, SALI, ÇARŞAMBA, PERŞEMBE, CUMA, CUMARTESİ, PAZAR.


Şiir Köşesi

25

PIRPIRLI ŞİİR

Uyandım baktım ki bir sabah, Güneş vurmuş içime; Kuşlara, yapraklara dönmüşüm, Pır pır eder durur, bahar rüzgârında. Kuşlara, yapraklara dönmüşüm; Cümle âzâm isyanda; Kuşlara, yapraklara dönmüşüm; Kulşara, Yapraklara.

Orhan VELİ

NE KUŞ, NE BÖCEK Kuşsunuz diyorlar, çocuklarım, Bir kuşsunuz diyorlar size Sığınacak kol arayan Konacak dal arayan Bir yavru kuş, türkülerde. Telgrafın tellerine konarsınız Ezgilere uymak için Avcılar vurur sizi. Yeşil başlı ördek olur Kalırsınız çöllerde Böyle bir kuş işte!..

Kuş değil ya çocuklarım, Böcek bile olamazsınız! Bunca yük, bunca borç Omuzlarınıza vurulmuşken Hem de doğar doğmaz… Kanatlanamazsınız! Uç uç böceğim deseler de Annenizin alacağı pabuçları Peşin peşin giydirseler de Uçamazsınız, çocuklarım, Bu gidişle! Rıfat ILGAZ

Sev Kardeşim Sözleri Bak kardeşim Elini ver bana Gel kardeşim Neşe getirdim sana Al kardeşim Ye, iç, gül, oyna Sar kardeşim Kolunu boynuma Sev kardeşim

Canım feda yoluna Tap kardeşim Tüm insanlara

Dünyaya geldik bir kere Kavgayı bırak her gün bu şarkımı söyle Sevdikçe güler her çehre Mutluluklar bir olsun Dünyaya geldik bir kere Kavgayı bırak her gün bu Acı birlikte şarkımı söyle Sevdikçe güler her çehre Söz ve müzik: Amaçlar hep bir olsun Şenay Yüzbaşıoğlu Kalpler birlikte


26

Tarihten Sayfalar

SÜMELA MANASTIRI

Trabzon’un Maçka ilçesinde bulunan bu manastır tarihin en eski yapılarından biridir. Zigana dağı eteklerine kurulmuştur. Yapı doğa bakımından oldukça zor yerlere yapılmıştır. Yapının dibinden Meryemana (Panagia) deresi akmaktadır.

Manastırın yapılışı ve yapımı hakkında efsaneler mevcuttur. İnanışa göre burayı Atina’lı Barnabas ile Sophronios adlı iki rahip yapmıştır. Bu iki rahip rüyalarında Hz. isa ve Hz.Meryem’i görmüş ve gördükleri yer Sümela’nın bulunduğu yerdir. Birbirinden habersiz olarak yola çıkan bu iki rahip birbirlerine gördüğü rüyayı anlatınca beraber manastırın temelini atmışlardır. Manastırın asıl adı Meryem Ana Manastırı’ dır. Sümela ise bunun Rumcadaki adıdır. Manastırın M.S 395 yıllarında tamamlandığı n a d n fı a r ta r tahmin edilmektedir. Hristyanla

ise Sümela’yı emli nokta n ö n e n a değerli kıl resmidir. m e y r e M Hz.

Trabzon fatihi Fatih Sultan Mehmet burayı aldıktan sonra manastırın haklarına dokunmayacağına dair bir ferman yayınlamıştır. Yavuz Sultan Selim buraya iki büyük şamdan hediye etmiştir. Diğer zamanlardaki padişahlar da buraya dokunmamışlar ve çeşitli onarımlarla gelişmesini sağlamışlardır.

Ulaşım Nasıl?

Manastıra ulaşım ise; belirli bir yere kadar araçlarla ulaşım sağlanır. Daha sonra ormanın içinden bir patika izlenir. Uzun ve dar merdivenler çıkıldıktan sonra manastıra ulaşılır. Manastır daha sonra Türkiye Cumhuriyeti tarafından restore edilerek günümüz halini almış ve turizme açılmıştır. Hala Trabzon şehri için büyük turistik önem taşıyan Sümela her yıl binlerece kişi tarafından ziyaret edilmektedir. 2010 yılında özel bir izinle Meryem Ana’nın göğe yükselişi sebebiyle burada bir ayin yapılmıştır. Bu ayin 88 yıl aradan sonra yapılan ilk ayindir.


27 relim

Gezelim Gö

MACARİSTAN MACAR

Macaristan Orta Avrupa‘da : Macarca i il D te demokrasi ile yönetilen bir Avrupa Resmi : Budapeş i t Başken Birliği üyesidir. Eğitim Kurumlarından 14 : 10.000 u s m u f ü N Nobel ödüllü bilim insanı ve 169 olimpiyat : 93.030 k ü i m Yüzölçü car Forint şampiyonu çıkaran Macaristan Yüksek a M : i a, Para Birim entellektüel potansiyeliyle hayatın gerçek : Avustury ı r Komşula adımına tanıklık etmektedir. Dünya lovakya, S , n a t is t a Hırv entellektüel mirasına ve gelişimine katkıda , Sırbistan a n y a r k U Slovenya, bulunan yenilikçi, yaratıcı Macarların tarihe damga vurmuş buluşları arasında Misafirperver ve sempatik halkı, eşsiz bilgisayar, kibrit, telefon, elektrikli mimarisi, ünlü kaplıcaları, canlı kültürel motor, tükenmez kalem, yaşamı, müziği, yemeği, hoş bir iklimin Hologram, Rübik küpü ve hüküm sürdüğü doğası, köklü gelenekleri benzeri sayabiliriz. ile tanınan Macaristan‘da 8 ayrı yer UNESCO tarafından Dünya Mirası listesindedir. İzlanda‘nın ardından Macaristan dünyada en fazla termal kaplıca bulunan ülkedir. Batolon gölü Avrupa‘nın en büyük gölü olup yatçılar ve aileler için ideal tatil bölgesidir. Yaklaşık 150 yıllık Osmanlı egemenliği sayesinde birçok konuda Macarlar ve Türkler arasında ortak değerler bulunmaktadır. Şüphesiz, bu değerler arasında yabancılara gösterilen hoşgörüilk sıradadır. Avrupa‘da Türkler‘in en sevdiği ülkedir deyiminin gerçekleri yansıttığına Macaristan‘da yaşayanlar tanık olacaktır.


26 28

T O N O R T S A ★

İ R E L K E MESL LIM A Y I N TA

Uzaya fırlatılan ilk araçlarda insan bulunmuyordu. Bu insansız uzay araçları yeryüzündeki üslerden idare ediliyor ve hareketleri tamamen elektronik haberleşme sistemleriyle ayarlanıyordu.

Uzaya gönderilen araçları kullanmak ve gerektiğinde uzayda ve dünya dışı gökcisimlerinde yürümekle görevlendirilen insan, uzay adamı. Astronot deyimi bilimsel literatüre 1959 yılında başlayan uzay çalışmalarıyla girmiştir. Ruslar ise astronot karşılığı olarak kozmonot kelimesini kullanırlar.

Altmışlı yılların başında insanlı uzay uçuşları başlatılınca, Yuri Gagarin ve Alan Shepard uzaya giden tarihin ilk astronotları oldular. Yuri Gagarin „Vostok“, Alan Shepard Freedom-7 adı verilen ve günümüzde pek ilkel kabul edilen uzay araçlarıyla, yüzlerce kilometre yükseklikte dünya çevresinde dönmüşlerdi. Önceleri uzaya sadece bir astronot gönderilirken, „Gemini“ projesiyle iki ve hatta üç uzay adamı birden uzaya fırlatıldı. Altmışlı yılların sonunda bütün bu çalışmalar Apollo programıyla zirveye çıktı ve dünya tarihinin en büyük olaylarından biri gerçekleşti. Ay‘a insan göndermeyi hedefleyen bu proğram, Apollo 11 projesiyle başarıya ulaşınca, Astronot Neil Armstrong, Ay‘a ilk defa ayak basan insan ünvanını kazandı. Armstrong‘u Edwin Aldrin takip etti. Günümüzde astronotlar uzay mekikleriyle birçok defa uzaya gidip gelebilmekte ve dünya çevresinde dönen uzay laboratuvarlarında her çeşit deney yapabilmektedir. Rusu kozmonotu Romanenko, uzayda 326 gün kalarak ulaşılması güç bir rekor kırmıştır. Ancak Rus uzay adamı dünyaya dönen uzay kapsülünden sedye ile çıkarılmıştı.


Astronotlar bir hayli uzun süren tecrübe ve testler sonucu seçilmektedirler. Çeşitli tıbbi testlerden geçen tecrübeli pilotlar, havasız ve ağırlıksız ortamlara uyum gösterebilmekten, sessizlik odalarına, psikolojik testlerden özel uçuş denemelerine kadar sayısız imtihana tabi tutulmakta ve başarılı olanlar astronot olmaya hak kazanmaktadır.

★ 29 ★ ★

şlarında görev u ç u y za u li m e ibi çok ön evresine kadar ç a y Apollo projesi g n ü d e c n ö ar ise daha ir. alacak astronotl e geçirilmekted d n e d in s e b rü c e uş te strong, Aldrin v uzanan uzay uç rm A rı a tl o n o tr s ‘in a ini larca önce Gem Mesela Apollo 11 ıl y n a d a m ık ç a uluğun ilim Collins, Ay yolc ı. Son yıllarda b rd la ış lm tı a rl fı a y r roketleriyle uza ade vatandaşla s a tt a h e v r le n e . adamları, öğretm etiştirilmektedir y t o n o tr s a a d arasından hi n ve özellikle ru e d e b , e c n ö n e ü r şeyd rı gerekir. Çünk la a Astronotların he lm o lı k lı ğ a s n derece eşit basınçlara a n tı bakımdan da so a k 5 1 ın ın ğ endi ağırlı tre uzaktayken e m o zaman zaman k il k e rc le in dünyadan b cek tehlikeli e il b le e g dayanabilecek, a n a d y ları araçta me , içinde bulunduk niğe kapılmayıp a p e il b a d ın ıs r. bir arıza karş masını bilecekti ru o k ı ın ğ lı lı n a k soğuk

Kaynak: Rehber Ansiklopedisi

Uzaya giden bir astronot için giydiği özel elbise, onu uzaya taşıyan roket kadar büyük bir önem taşır. Çünkü bu özel elbise olmadan astronotların ne uzayda ne de ay üzerinde veya herhangi bir gezegende yürümeleri ve bir araçtan ötekine geçebilmeleri mümkün değildir. Çünkü uzayda atmosfer olmadığından, başka türlü nefes alamazlar ve basınçsızlıktan kanlarının dışarı fırlamasını engelleyemezler. Ayrıca bu elbiseler onları şiddetli sıcak ve soğuklardan muhafaza ettiği gibi, tehlikeli radyasyonlardan ve minik göktaşlarından da korur. Bu çok özel uzay elbisesi iç içe tam 15 kattan meydana gelmiştir. Bu katlar içinde yer alan bazı cihazları sayacak olursak yeterli bir fikir vermiş oluruz:Oksijen tüpü, soğuk su dolu tüp ve su pompası, telsiz, sağlık araçları kontrol cihazı, uzay iç çamaşırı, çevresinde dolaşan incecik soğuksu boruları ve basınç ayar tertibatı.


30

Haydi çocuklar, iki resim arasındaki 7 farkı bulalım.

Bir kuyum var, r iki türlü suyum va

ı ayakl n ı ş r A klı a bıyı m r u b

Kızılay getirir, evi olmayanlara dağıtır.

a c a m l u B t Labiren

FIKRA

Karne günüydü. Küçük oğlan okuldan döndü. Annesi: -Karnen nerede? diye sordu. Çocuk güldü: - Arkadaşıma verdim. Babasını korkutacak...

ynayan iş. Bahçede o tm e b y a k u z? n imiz yolu ı olur musunu c ım rd a y Şirin kelebeğ e in s yanına gitme arkadaşlarının


DEĞERLERİMİZ

31

1975 yılında “Hababam Sınıfı” adlı filmindeki Güdük Necmi tiplemesiyle Türk sinemasına adını yazdırmıştır.

HALİT AKÇATEPE

1960 yılında Ah Nerede Vah alit Akçatepe, 1938 yılında Ordu, Nerede filmiyle Ünye’de Sıtkı Akçatepe ve Leman şöhreti yakaladı. Akçatepe çiftinin oğlu olarak doğ1970‘li yılların başında muştur. Aslen Ordu ili Ünye ilçesindendir. oynadığı „Üç arkadaş, Yeşilköy Pansiyonlu İlkokulu’nda okudu. Sev kardeşim, Refik Halit Karay Mektebini bitirdikten sonra konKöyden indim şehre, servatuvar eğitimi aldı. 1943 yılında 5 yaşındayken Mavi boncuk“ çok ilk filminde oynadı. İstanbul Şehir Tiyatroları Çocuk beğenildi. Bölümü’ne girdiğinde yedi yaşındadır. 1975 yılında Saint Benoit Fransız Lisesinden mezun oldu. Tiyatro “Hababam Sınıfı” ile olan tanışıklığı ilk defa lise yıllarında başlamış ve adlı filmindeki Yeşilay‘ın Yeşil Sahne‘sinde amatör olarak sahneye Güdük Necmi çıkmış. tiplemesiyle Halit Akçatepe bir yandan amatör olarak tiyatroculuk gönüllerde oynarken diğer yandan önce Edebiyat Fakültesi, sonyer etti. ra da Hukuk Fakültesine devam etmiş ancak tiyatro aşkı galip gelmiş ve okulu bırakmıştır. Profesyonel olarak ilk defa 1960 yılında‚ Oda Tiyatrosu 4‘te ‚Sel‘ piyesiyle sahneye çıktı. Bugüne kadar 16 ayrı tiyatroda 43 piyeste rol aldı. Dostlar Tiyatrosu kadrosunda yer aldı. Birçok filmde oynayan Halit Akçatepe, reklam filmlerinde de oynadı. İlk filmlerinde figüran olarak rol aldı. Daha sonra duygusal komedilerde karakter rolleri canlandırdı.

H


32

Haydi Boyayal覺m


33

ALMANYA’DA BARIŞ MANÇO’NUN ŞARKILARI MANÇO’ YANKILANDI

T

ürk rock müziğinin öncülerinden Barış Manço, ölümünün 17. yılında Almanya’nın Ulm kentinde dev bir konserle anıldı.

Türk, Alman, Cezayirli müzisyenler Barış Manço’nun anısına üçüncü kez sahneye çıktılar. Avrupa’da „Uçan Gitarist“ adıyla ün salan Ayhan Coşkun ve arkadaşlarının girişimleriyle gerçekleşen akşam Jazzkeller Sauschdall’da düzenlendi. Barış Manço konserinde Flower Power dünya müzikleri ve Türk Anadolu rock’ından parçalar sunulurken, Türk Sanat Müziği Korsosu Vuslat da Barış Manço’dan şarkıları seslendirdi. Büyük bir bölümünü Almanların oluşturduğu seyirci konser boyunca tezahürat ve alkışlarla sanatçılara eşlik etti. Barış Experience Band & Misafirleri ile

Olimpia Casa gruplarının birlikte sahne aldığı akşamda Anadolu Rock türünün kurucularından olan ünlü şarkıcı, besteci, söz yazarı Barış Manço’nun şarkıları farklı müzisyenler tarafından farklı tarzlarda yorumlandı. Ünlü gitarist Ayhan Coşkun sözkonusu projeyi hayata geçirmekten büyük onur duyduğunu belirterek „Barış Manço adı ülke sınırlarını aşmış bir sanatçımız. Ulm kentinde 3.’sünü düzenlemekten onur duyduk. Tam 3 yıldan bu yana Barış Manço Anma Geceleri Ulm kentinde markalaştı, kültürel yaşmın ise ayrılmaz bir parçası haline geldi “ dedi. ULM-ÇOCUKLARIMIZ


34

Yarım Öksürük

Hoca‘nın zekasını çekemeyen iki kişi iddiaya girerler. Biri der ki: -Kim Nasreddin Hoca‘yı mat ederse ona on altın vereceğim. Nasreddin Hoca‘yı yemeye davet ederler. Sofrada: -Efendim, bize yarım öksürük lazım. Lütfen yarım öksürünüz. Hoca hiç düşünmeden, sofradaki ekmek bıçağını alır. Bıçağın ağzını kendi ağzına koyup öksürür. -Buyurun, der. İsterseniz orasını alınız, isterseniz burasını...

Terbiye Yok mu?

Bir adamın üç tane oğlu varmış. Bunlar Sanane, Banane ve Terbiye imiş. Adam 2 oğlunu bakkala göndermiş. Bakkalcı sormuş; -Oğlum senin adın ne? Çocuk cevap vermiş; -Sanane. Bakkalcı ; -Peki oğlum kardeşiyin adı ne? Çocuk yine cevap vermiş; -Banane. Bakkalcı en sonunda çocuğum sizde hiç terbiye yok mu diye sormuş. Çocuk; -Oda evde yatıyor demiş.

Zahmetsiz Hırsız

Trabzon civarında küçük bir çiftliği olan Temel, 25 adet besili sığırını satmak için gazeteye ilan verir. - Telefonum ve yardımcım olmadığı için, bu sığırları almak isteyenlerin yükleme ve götürme kendilerine ait olmak üzere çiftliğe gelmelerini isterim. Temel ertesi sabah müşterilerini bekletmemek için ahıra iner, bir bakar ki sığırlarının hepsi çalınmış, göze batacak bir yere şu mesaj bırakılmış: - Dostum Temel! Bizim gibi hırsızların da gazete okuduğunu bilmeni isterim. Ama yinede talimatınıza uyarak sizden yardım talep etmedik, kendimiz yükledik ve götürdük Vesselâm.


35

ODAK’TAN KOROYA DAVET

A

lmanya’nın Ulm kentinde 20 yıldan bu yana Türk Sanat Müziği dalında çalışmalar yapan ODAK Türk Sanat Müziği Korosu’ndan davet var. ODAK’ın yöneticilerinden Ulm OAB Derneği Başkanı Mustafa Harman kadroya yeni katılımların sağlanması için velileri davet ettiğini belirtti. „Klasik Türk Müziği severleri çalışmalarımızda görmek istiyoruz, amacımız

Sergiyi çok beğendiler Almanya’nın Esslingen kentinde birlikte yaşama örnek gösterilebilecek bir sergi olan „Oynayarak İnanmak-Çocuk Odasındaki Dinler“ hem çocukların hem de anne babaların ilgi odağı olmaya devam ediyor. Esslingen Halk Yüksek Okulu (vhs) salonlarında ziyaretçilerin ilgisine sunulan sergiyi geçtiğimiz günlerde Plochingen realschule öğrencileri Koordinatör Öğretmen Hakan Tecer ve öğretmenler Gonca Karakaya, Canan Üstünbaş eşliğinde gezdiler. İslamiyet, Budizm, Hıristiyanlık, Musevilik ve Hinduizm inançlarını ilgili oyuncaklarla, metin ve görsellerle tanıtan sergideki tura Esslingen Belediyesi Göç ve Uyum (RMI) Sorumlusu Stephan Stötzler-Nottrodt ve RMI’nin Gençlik, Emeklilik ve Sigorta İşleri Sorumlusu Nur Erkün de katıldı. ESSLİNGEN-ÇOCUKLARIMIZ

müziğimizi en iyi şekilde halkımıza sunmaktır“ diyen Harman, korunun daha kalabalık olması yönünde çalıştıklarına işaret etti. Her Çarşamba saat 19’dan itibaren Schaffner str. 17 adresindeki Bürgerhaus Mitte‘de çalışmalarını yürüten koro hakkında bilgi almak isteyenler 0176-84 52 58 58 numaralı telefonu arayabilecekler. ULM - ÇOCUKLARIMIZ

LUTEV’DE SAZ VE GİTAR KURSLARI BAŞLADI

L

udwigsburg ve Çevresi Okul Aile Birlikleri Derneği (LUTEV) çatısı altında bu yıl da gitar ve saz kursları düzenleniyor. Velilerin ve çocukların birlikte katıldıkları kursları saz kursu öğretmeni Nihat Kahveci ve gitar kursu öğretmeni Faruk Çınar tarafından veriliyor. Lutev’den yapılan açıklamada, “Öğrenmenin yaşı olmadığını kanıtlarcasına aramıza katılan büyüklerimize ve sevgili çocuklarımıza bu kurslarda başarı diliyoruz“ dediler. LUDWİGSBURG-ÇOCUKLARIMIZ


Cocuklarimiz1 subat2016  
Cocuklarimiz1 subat2016  
Advertisement