Page 1


nogayt端rk - 02


P D F DERGĠ FORMATINDA HAZIRLAYAN : HAKAN BENLĠ

NOGAY GENÇLERĠ DERNEĞĠ ADINA

YAYIN KURULU, AZĠZ OZĠL

SAHĠBĠ Erhan BAYAR

ĠLYAS ORAK EMĠNE ÇAĞDAġ

SORUMLU YAZI ĠġLERĠ MÜDÜRÜ Aziz ÖZĠL

KEVSER KIZILDAĞ ĠRTĠBAT ADRESĠ

MÜKERREM MELĠKE ATAY

Demetgül Mah.7.Sk.No:24/21 Yenimahalle / ANKARA TEL : (0312) 309 46 ..

HAKAN BENLĠ ERHAN BAYAR

NOGAYTÜRK DERGĠSĠ, Nogay Gençleri Derneği yayın organıdır. NOGAYTÜRK DERGĠSĠ YURTĠÇĠ VE YURTDIġI TEMSĠLCĠLĠKLERĠ Temsilcilerin iletiĢim bilgileri için – nogayturkdergisi@hotmail.com ADANA -Dr.Fatih KARAYANDI İSTANBUL -Cemil AKDAĞ – Emre ORAK ANKARA İlyas ORAK Ankara- Eryaman : Erdem GÜNAY Ankara- Batıkent : Elif YILMAZ

Ankara- Keçiören : Asım PEKCAN - Erhan ÇAĞDAŞ Ankara - Balgat : Derya POLAT Ankara - Demetevler : Eyüp TANATAR Ankara - Sincan : Yahya ALTINKAYA Ankara- Etlik : M.Burak TAŞKIRAN Ş.KOÇHİSAR ( merkez ): Turhan BAYAR Ş.KOÇHİSAR- Akin Köyü : Adem ESENBAY Ş.KOÇHİSAR- Doğankaya Köyü : Elif YILMAZ Ş.KOÇHİSAR- Şeker Köyü : Kasım KIZILTAŞ GÖLBAŞI ( merkez ) : Abdulhamit ÖZCAN GÖLBAŞI- Ahiboz Köyü : Z.Sebla ALSAÇ HAYMANA-Cingirli Köyü : Yavuz ÇİFTÇİ POLATLI (Merkez): Kevser KIZILDAĞ POLATLI -Tatlıkuyu Köyü : Özgür NAYMAN KONYA Merkez : Serkan TANDOĞDU KULU ( merkez ) : Hakan BENLİ KULU - Seyitahmetli Köyü : Murat BENLİ KULU - Ağılbaşı – (Mandıra)Köyü : Recep DEĞİRMENCİ KULU - Boğazören Köyü ( Köstengil ) : Engin GÜNER KULU - Kırkkuyu Köyü : Selman YILMAZ AMASYA Kader TANATAR ESKİŞEHİR Cihan TANRIBAK

YURTDIŞI TEMSİLCİLİKLER

K.K.T.C : C.Giray ERGİN HOLLANDA : Mehmet PEKCAN AVUSTURYA : Hacer TAŞYARAN – Rukiye TEKER ALMANYA : Fatih POLAT

nogaytürk - 03


İÇİNDEKİLER KARĠKATÜR

DĠNĠ

Kübra

Dilek BAYAR DİNÇER

TEVHĠD‟E TESLĠM OLMAK……………22

EDĠTÖRDEN

SÖYLEġĠ

Hakan BENLİ

Erdem GÜNAY

GAFUR UZUNER ĠLE SÖYLEġĠ……………………………..24

KÜLTÜRÜMÜZ Hakan BENLİ

GÜNDEMDEKĠ SABANTOY…………..06 EL SANATI Kader (TANATAR )HOŞGÖREN

RÖPORTAJ Hakan BENLİ

Ġstanbul Vali Yardımcısı

Mustafa ALTINTAġ……………………..08

KIRIM – NOGAY EL SANATLARI………………………….26 TEKNOLOJĠ Cemil AKDAĞ

WĠMAX NEREYE GĠDĠYOR ?.................27

RÖPORTAJ Hakan BENLİ

SayıĢtay 1. Daire Üyesi

Fehmi BAġARAN……………………….10

BĠLGĠ Dr.Haydar POLAT

SULAMA VE SULAMA YÖNTEMLERĠ……………………………28

RÖPORTAJ Hakan BENLİ

Nogay Türkleri Eğitim ve DayanıĢma Dernek BaĢkanı

MÜZĠK

CENGĠZ ERGEN…………………………12

MURAT GÖĞEBAKAN ĠLE SÖYLEġĠ……………………………..30

GENEL Mehmet TAŞKIRAN

TOY MU DÜĞÜN MÜ ?...........................15

İshak ORAK

EĞĠTĠM Emine ÇAĞDAŞ

YENĠ ÜNĠVERSĠTELĠLERE……………..31

EDEBĠYAT Fatih POLAT

KĠTAP TANITIMI………………………..16

SAĞLIK Gülşen ÖZTÜRK

AĞIZ VE DĠġ SAĞLIĞIMIZ…………….32

GENEL Hacer TAŞYARAN

AVRUPADAKĠ NOGAYLAR……………18 GENEL

LEZZET

ġIR BÖREK……………………………….33

Mnise ÖZİL

EĞLENCE

ÇOCUKLUK ĠġTE,BAZEN SUÇ OLABĠLĠR…………………………..19

BULMACA……………………………….34

Cemil SÜTBAŞ

ġĠĠR Erhan ÇAĞDAŞ

YÖRELERĠMĠZ

GÜZEL……………………………………35

Abdullah CİNKARA

YENĠKÖY ( AZGIT ) K.MARAġ- ANDIRIN…………………….20

SON SÖZ NOGAYTÜRK DERGİSİ

TEġEKKÜR………………………………36 nogaytürk - 04


EDĠTÖRDEN -------------------------------------------------------HAKAN BENLİ

Sevgili okuyucularımız, sizlerle ilk kez buluşmanın heyecanı içerisinde haklı bir mutluluk ve gurur duygularını beraber yaşıyoruz. Mutluyuz çünkü uzun süredir arzuladığımız ilkeli, herkese eşit mesafede ve herkese yakın bir yayın çizgisi içerisinde, amatör bir ruh ile profesyonel bir yaklaşımın ürünü olan Nogaytürk Dergisi ile karşınızdayız. Gururluyuz çünkü Nogay Forumda bir araya gelen ve çoğu birbirini hiç tanımayan gençlerin kaynaşarak ve anlaşarak ortaya koydukları ortak iradeyi sergiliyoruz. Nogay Forum, Nogaylar açısından hem sosyolojik hem kültürel hem de psikolojik olarak çok önemli işlevlere sahne olmuştur ve olmaya da devam edecektir. Bunun en iyi örneği şu an somut olarak elinizdedir. Buradan bu forumda emeği olan arkadaşlara bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. Nogay Forum'u kuran, üye olan ve katkı sağlayan arkadaşların dergi çıkarma düşüncesi forum tarafından heyecanla karşılandı. Bize ise bu heyecanı Nogaytürk'e yansıtmak kaldı. Bu değerli katkılarından ötürü Nogay Forum üyelerine tek tek teşekkür ediyoruz. Ve aynı heyecanı siz okuyucularımızdan bekliyoruz. Nogaytürk'ü çıkarmaya karar verdiğimizde bize sorulan ilk soru neden ayrı bir dergi oldu. Cevabımız, gerekli olduğu için oldu. Zira Nogaylara hitap eden dergilerin formatından farklı, ağırlıklı olarak gençlere yönelik kültür, sanat, edebiyat ve haber içerikli bir dergi ihtiyacı vardı. Ve biz bu iddia ile karşınızdayız. Hedefimiz Nogay gençlerine doyurucu bir dergicilik hizmeti verebilmek. Bu hedef doğrultusunda boş ve gereksiz işlerin yerine belli bir amacı ve misyonu olan, topluma yararlı; cumhuriyetimizin ilke ve inkılaplarına bağlı, dinimizle, gelenek ve göreneklerimizle bağdaşan, çevre sorunlarına duyarlı, toplumumuzun sıkıntılarına çare arayan; siyasetten uzak, gerektiğinde yol gösterici, uzlaştırıcı ve birleştirici bir kimlikle gençlerimizi bilinçlendirme, sosyalleştirme ve organize hareket etmeye yönelik sivil toplum düşüncesi ekseni etrafında toplanacağımıza kuşkumuz yok. Sevgili okuyucularımız, hiç bir Nogay derneğinin ve kollarının etkisi altında kalmaksızın, her derneğe eşit mesafede olacağımızı buradan duyurmak zorunda kalışımız bizi üzmektedir. Zira hedefleri ve misyonları aynı olan teşekküllerin aralarındaki yaşanan koordinasyon eksikliğinin bir an önce çözüme kavuşturulması ve tam bir birlik ve beraberlik ortamının sağlanması öncelikli arzumuzdur. Dolayısı ile edineceğimiz bir diğer misyon bağdaştırıcı ve yakınlaştırıcı olmaktır. Kendi özgür irademiz ile toplumumuza yaraşır faaliyetlerin içerisinde ve arkasında olacak, yaptığımız haberlerde ve yorumlarda her zaman tarafsızlığımızı koruyacağımıza sizlerin önünde söz veriyoruz. Sevgili okuyucularımız, her sayımızda bir konuyu etraflıca inceleyecek, röportajlar, makaleler ve haberleri bilginize sunacağız. İlk sayımızın konusunu ise Şereflikoçhisar'a bağlı Akin Köyü'nde 5. si gerçekleştirilen Sabantoy Şenliği'ne ayırdık. sabantoy'un tarihsel süreci, konu ile ilgili röportaj ve haberler ilerleyen sayfalarda karşınızda olacak. Ayrıca derginizin içinde sizi bekleyen başka sürprizler de var.Derginizin içeriğini herkese hitap edebilmesi için mümkün olduğunca zengin tutmaya çalıştık. Sonraki sayılarımızda yeni bölümler ekleyerek daha da zenginleştireceğiz. İkinci sayımızda görüşmek dileği ile hepinize sevgi ve saygılarımızı sunuyoruz.

nogaytürk – 05


K Ü L T Ü R Ü M Ü Z HAKAN BENLİ

GÜNDEMDEKİ

SABANTOY

Henüz genç sayılabilecek olan nesle ait bir kiĢi olarak, bulunduğum ve yaĢadığım çevre içerisinde , kısa bir zaman öncesine kadar, Sabantoy ile ilgili neredeyse hiçbir sözlü yada yazılı olarak aktarılan bir bilgiye Ģahit olmadım. Bu aktarım eksikliği belki benden kaynaklanan bir ilgisizliğin ve bilgisizliğin sonucuydu veya kendinden sonra gelen nesillere , kendilerinden önceki nesillerin aktardığı bilgi , birikim, gelenek ve görenekleri öğretmede aksaklıklar yaĢayan veya bunu baĢaramayan veya bunun bilincinde olmayan bir önceki nesilin iĢgüzarlığıydı… Göreceli olan bu aktarım eksikliğinin nedeni ne olursa olsun sonucu aynıdır, kültürün unutuluĢu ve yok oluĢu… Sabantoy, ekinlerin büyümeğe baĢladığı, toprağın yeĢerdiği ve tabiatın yeniden canlandığı, baharın uyandığı dönemi temsil eder. Etimolojik olarak Saban , tarlada öküzlerin çektiği ve insan kuvveti ile bastırılarak tarlanın sürülmesine yarayan bir tarım aletidir. Genel adı karasabandır. Toy ise, Orta Asya‟da yaĢayan Türklerin kullandığı ve anlam olarak düğün, eğlence anlamlarını kapsayan ve karĢılayan bir kelime olarak karĢımıza çıkmaktadır. Bu iki kelimenin bileĢimi olan Sabantoy , aynı zamanda Nevruz‟un taĢıdığı anlamı da kendi içerisinde taĢıyarak özde, sabanın bitirildiği ve tarlaların meyvelerini vermeye baĢlayacağı dönemi karĢılayan bir Ģölendir. Bahar ve baharı karĢılama Ģölenidir. Türklerin kültürlerinde ,yaĢadıkları coğrafyaların tümünde ve neredeyse tarih boyunca baharın geliĢi kutlana gelmiĢtir. Türk , belli bir ırka mensup birçok boyu, birbirine yakın kültürleri temsil eden bir terimdir. Dolayısıyla aynı ırka mensup olan ama farklı coğrafyalarda yaĢayan ve benzer isimlerle kutlamıĢlardır. Azeriler , Kazaklar ve Karapapaklar „ da „‟ Ergenekon Bayramı „‟ adını alan dönem Altay Türkleri‟nde „‟ Cılgayak Bayramı „‟ , Gagavuzlarda „‟ Ġlk Yaz „‟ ,

isimlerle kutlamıĢlardır. Azeriler , Kazaklar ve Karapapaklar Kumuk Türkleri‟ nde „‟ Yaz BaĢ „‟ , Türkmenlerde „‟ Teze Yıl „‟ , BaĢkurt Türkleri‟ nde „‟ Ekin Bayramı „‟ , Doğu Türkistan „ da „‟ Yeni Gün, BaĢ Bahar‟‟ , Uygur Türkleri‟ nde „‟ Yeni Gün „‟ , yine Kazaklar ve Karapapaklarda „‟ Teyekemeb „‟ , KaraçayBalkar Türkleri „‟ Gollu , Gutan, Saban , Sabantoy, Tegri ve Toy „‟ , Hakas Türkleri „‟ Cılsırtı ve Ulu Kün „‟ Mogay Türkleri ile Nogay Türkleri „‟ Sabantoy „‟ olarak adlandırmıĢlardır. Dünyada bilinen ve yaygın kullanılan ismi ise Nevruz ve Yeni Gün‟ dür.. Baharın geliĢi Türklerin, gerek çok tanrılı gerek tek tanrılı inanç sistemlerinde gerekse Ģamanist veya sonradan benimsenen din olan Ġslam‟a uyarlanarak kutsi bir anlam verilmiĢtir.Bu olgu sadece ġamanist ve Ġslam Türklerine özgü değil, aynı zamanda Yahudi ve Hristiyan Türk kavimlerinde de görülmektedir. O‟na ( Nevruz – Sabantoy ) yüklenen anlamın dıĢında Türkler hayatlarını da buna göre düzenleme yoluna gitmiĢlerdir. Bilinen adı ile Nevruz, eski takvimlerde yılın ilk günü olarak kabul edilmiĢtir. Bu gün aynı zamanda baharın da ilk günüdür.Tarih kayıtlarında Oğuz Kağan‟ın bu günü kutsal saydığı ve Uygur duvar resimlerinde bu konu ile ilgili resimlerin varlıkları bilinmektedir. Bir efsaneye göre Türk illerinde yaĢayan bir Han varmıĢ. Bu Han‟ ın Aslan Beg adında bir oğlu varmıĢ. YaĢı büyüdükçe serpilen Aslan Beg delikanlı olmuĢ. Günlerden bir gün , bir gölün kıyısında gezen Aslan Beg , orda bembeyaz bir kuğu gibi bir kız görüyor ve ona aĢık olmuĢ. Babası olan Han ise O‟ nun baĢka bir kızla evlenmesini istiyormuĢ. Bu nedenle bir Ģölen tertiplemiĢ ve Aslan Beg‟ in görüp beğenmesi için her yöreden birçok kızlar getirtmiĢ. Aslan Beg bunların hiç birini beğenmemiĢ ve aĢık olduğu kızla evlenmekte ısrar etmiĢ. Babası bunun üzerine oğlunu zindana attırmıĢ. Zindandan bir Ģekilde kaçmayı baĢaran Aslan Beg, sevdiği kızı aramak için yine aynı yere gitmiĢ. O‟nu bulmuĢ ve arzuladığı mutluluğa kavuĢmuĢ. Derler ki , O‟ na kavuĢtuğu gün baharın baĢlangıcı olan gündür. Ve o günden sonra bu kutlu gün Ģölenlerle kutlana gelmiĢtir. Bu efsane baharın baĢlangıcıyla Nevruz‟la, ilgili birçok efsaneden birisidir sadece. Bu günde Hz. Ademin yaratıldığına inanılır. Yine bu günde dünyanın yaratıldığına, Hz. Nuh‟ un gemisinin tufan sonrası karaya oturduğuna, Yunus Peygamber‟in balığın karnından kurtulduğuna, Türklerin Ergenekon‟ dan çıktığına, Hz. Muhammed „ e bu günde peygamberlik geldiğine, Hz. Ali‟ nin bu günde Halife olduğuna inanılır. Baharın baĢlangıcı olarak kabul edilen ve çeĢitli Ģölenlerle kutlanan bu dönem sadece bir güne atfedilmemiĢtir. Nevruz , belli bir günde, 21 Mart‟ ta kutlanıyor olmasına karĢın Nevruz‟la bağlantılı olarak Navruz ayında baharın geliĢini , bereketini, güzelliğini kutsamak adına baĢka günlerde de Ģölenler tertiplenmiĢtir. Bunlardan biri de Sabantoydur.

nogaytürk - 06


Sabantoy‟un kutlandığı dönemlerde Nogaylar bu gün için, öncesinden hazırlıklar yapılmaya baĢlar ve evleri temizlerlermiĢ. Kadınlar ve çocuklar için yeni kıyafetler alınır veya dikilirmiĢ. Bu günün önemine atfen yapılan hazırlıklar titizlik içierisinde yürütülürmüĢ. Yörelere göre farklılık gösteren uygulamalara karĢın genelde Ģölenlere katılanlara aĢ hazırlanırmıĢ. Küçük çocuklar sabahtan, köy içerisindeki haneleri dolaĢmaya baĢlarlarmıĢ. „‟ Bızım anay tura, tura tilki tonu kiye tura, bizge yavluk bere tura „‟ gibi maniler söyler ve hediyelikler alırlarmıĢ. Bu hediyelikler kiminde yumurta, ekmek , et iken kiminde o günün koĢullarına göre çocukları sevindirecek küçük oyuncaklar veya eĢyalar oluyormuĢ. Köyün belli bir meydanında toplanan halk burada at üzerinde yarıĢarak, mızrak ve ok atarak, çeĢitli yarıĢmalar tertip ederlermiĢ. YarıĢmaları kazananlar onurlandırılırmıĢ. Oyunların oynandığı bu Ģölende türküler ve maniler de söylenirmiĢ. Genç kızlar ve erkekler çalgılar eĢliğinde oyunlar oynarlarmıĢ. Bu türkülerden biri de Cavın Cırı Türküsü‟ dür. CAVIN CIRI TÜRKÜSÜ Cav cav cavınım Balaban bolsın kavınım Sölde egin on bolsın Köyde ambarlar tolsın Cavın cavsın tarlaga Darı biyday arpaga Körinmesin boyından Babam orak Ģalganda Cavın cavsın koraga CemiĢ ĢeĢek soganga Eki kartop bir minsin BöleĢkende okkaga Köy aldında konakay Boyı bolsın kamıĢtay

Nevruz veya Sabantoy „ la ilgili olan ve o günlerde söylenmekte olan türküler ve manilerin hepsi günümüze değin ulaĢabilmiĢ değillerdir. Zaman içerisinde unutulanların yanı sıra halk edebiyatımızda türkü veya mani formunda yer bularak günümüze kadar ulaĢabilenler oldukça azdır. Bu dönemlerle ilgili kültürel bilgilere, günümüze kadar ulaĢan türkü ve maniler de ıĢık tutmaktadır. Sabantoy , yeni yetiĢen gençler için yeni sayılabilecek bir kavramdır. Nedenine gelince; 1920‟li yıllardan 1991 yılına kadar geçen zaman içerisinde gerek ülkemizde gerekse Türklerin yaĢadığı coğrafyalarda , adı ister Nevruz olsun ister Sabantoy olsun ister TepreĢ olsun, resmi makamlar ve dolayısıyla devlet protokolünde kendilerine yer bulamamıĢlardır. Dönemin Sovyet Rusya‟sındaki baskı rejimi nedeniyle hayat bulamayan bu adetler, aynı etkilerden dolayı Romanya‟da, Bulgaristan „ da , Batı Trakya „ da ve diğer bölgelerde de ya görmezden gelinmiĢ yada baskı ile unutturulmak istenmiĢtir. Baskı rejimine pek maruz kalmayan ülkemizde ise durum hiçte farklı değildir. Ki, bu baskı rejimlerinde yaĢananlardan daha düĢündürücü bir durumdur. Türkiye‟ yi vatan olarak seçen ve burada yaĢamaya baĢlayan Nogaylar da benzer akıbetlerle karĢılaĢmıĢlardır. Kendi örf ve adetlerini uzun bir süre korumayı baĢaran Nogaylar, bir süre sonra zamana ve günün koĢullarına karĢı koyamayarak, yaĢatmaya çalıĢtıkları gelenek ve adetlerin bazılarını unutmaya baĢlamıĢlardır. Bunlardan biri de Sabantoy‟ dur. Uzun bir dönem kutlanmayan bu bayram yakın bir tarihte büyük özverilerle yeniden yaĢatılmaya baĢlanmıĢtır. Sabantoy‟un elimizde, net olarak tarihsel sürecini gösteren bir yol haritası mevcut değildir.Ne zaman kutlanmaya baĢlanmıĢ, nasıl geliĢmiĢ ve neler yapılmıĢ ; bunlar tam olarak dönem dönem bilinmemektedir.Ancak Sabantoy‟un bu gün ki sosyolojik iĢlevi , taĢıdığı anlamdan daha önemlidir. Her Ģeyden önce, yitirilmekte olan bir millet bilincini yeniden diriltme yönünde; kaybolmaya baĢlayan bir dili tekrar canlandırma yönünde ; unutulan bazı örf ve adetleri yeniden günümüze taĢıma yönünde iĢlevler ve misyonlar yüklenmiĢtir. Sonuç itibarı ile geçmiĢe yönelik kültürel araĢtırmaların yoğunlaĢtırılması ve buna paralel olarak bu yapılan araĢtırmalar ve çalıĢmalar ile Sabantoy‟ların iĢlevselliği artırılmalıdır. Bu, toplumsal katılımı artıracağı gibi , unutulan ve unutulmaya baĢlanan kültürel değerlerimizi yeniden canlandıracaktır.

Onı körip kuwansın Tavık pepiĢ hem torgay

Kaynaklar : 1- Nevval SEVĠNDĠ : www.nevvalsevindi.com 2- Turkuler.com 3- Mehmetbasbug.com 4- Nogay Türklerinde Nevruz Bayramı: Ramazan KEREYTOV / Mariyam BULGAROVA / Celalettin ERBAY 5- Doç.Dr.Necati DEMĠR : http://www.byegm.gov.tr/yayinlarimiz/ANADOLUN UNSESI/202/AND13.htm 6- Prof. Dr. Ensar ARSLAN : e-kaynak: http://www.akmb.gov.tr/ata/metinler/v.5.htm http://turkoloji.cu.edu.tr/HALKBILIM/52.php

nogaytürk – 07


R Ö P O R T A J

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------HAKAN BENLĠ

İS TANBUL VALİ YARDI M CI SI

Nogay Kartağası gibi bir ünvana layık görülmek onur ve gurur vericidir. Aynı zamanda daha .ok çalışmak, emek harcamak için istek ve beklentidir. Beklide yapılan çalışmalar için şükran duygusudur. Beni bu ünvanla onurlandıranlara şükranlarımı sunuyorum.

Sn.Valim,Nogaylık bilinci ile ilgili düĢünceleriniz nelerdir ? GeçmiĢi olmayanın geleceği olmaz.GeçmiĢi unutmadan ondan beslenerek geleceğe doğru yol almak günün imkanlarından yararlanarak en iyi yaĢam koĢulları sağlamak hepimizin sorumluluğudur. Nogay Türkleri Türk Dünyasının en önemli parçasıdır. GeniĢ bir coğrafyada dağınık bir Ģekilde yaĢamaktadır. Güçlü oldukları devrelerde bölgelerinde etkin bir siyasi konuma sahip bulundukları kaynakların incelenmesinden anlaĢılmakta olan Nogaylar, tarihi süreç içerisinde birliklerini koruyamamıĢ ve bulundukları alanın önemi dolayısıyla siyasi ve askeri mücadelelerin odağında yer almıĢlar, bölgelerindeki çeĢitli güçler tarafından kendilerine baskılar yapılmıĢ, zaman zaman göç etmeye zorlanmıĢ, katliamlara maruz kalmıĢ ve ekonomik zorluklar nedeniyle de sürekli olarak sıkıntıya uğramıĢlardır. Kültürel yapıları da bu zorluk ve sıkıntılardan siyasal yönden olduğu gibi etkilenmiĢtir.ˆ^(1) Kıpçak boyuna mensup olan Nogay Türklerinin soyunu Göktürklere kadar bağlayan tarihçiler bulunmaktadır. Atalarımdan, çevremden aldığım bilgilerle Nogay Türkü olmanın mutluluğuna eriĢtim.Özellikle dedem merhum Hacı Ömer AltıntaĢ, babaannem Zehra ( Zayre ) AltıntaĢ, Ümmühan Dağtekin, H.Yusuf Aytar Babam Cemal AltıntaĢ yeri geldiği zaman geldikleri yerlerden bahsederlerdi.AraĢtırdım, okudum, Nogay Türkü bilinci geliĢtirdim çevremdekilere örnek oldum. Sn. Valim, Sabantoy hakındaki eleĢtirileriniz nelerdir ? Sabantoy eskiden yapılan bir etkinliktir. Günümüzde Nogay Türklüğü bilinci geliĢtikçe eski gelenek ve göenekler yeniden canlanmaya ve yaĢatılmaya baĢlanmıĢtır. Yapılan etkinlikler bunun parçasıdır. Sabantoyun birliğe, dayanıĢmaya, yardımlaĢmaya ve kültürün yeniden yaĢatılmasına katkı sağlayacağına inanıyorum. Aksaklıklar ve eksiklikler olacaktır önemli olan inanmak ve baĢarmaktır.

Özellikle kültürü tanıyan ve geliĢtiren gençler, bu etkinlikleri daha güzel yapacaklardır. Köyler arası, dernekler arası, kiĢiler arası problemler geçicidir. Önemli olan Nogay Türkleri kültürünün yaĢatılması, öğrenilmesi ve gelecek nesillere aktarılmasıdır. Küsmeye eleĢtirmeye hakkımız yok, çünkü en iyisini yapmak için düĢünmeye, gayrete,emeğe ihtiyacımız vardır. Nogay Kart Akası olarak ne gibi faaliyetlerde bulundunuz ? Nogay Türklüğü bilincinin geliĢmesi için gücümün yettiğince , aklım erdiğince gayret sarfettim Ġddialı bir söz olacak ama söylemeliyim; Nogaylık bilincinin geliĢmesinde büyük emek verenlerden birisiyim.Bu gelinen nokta beni sevindirmektedir. Daha 10 yıl öncesine kadar benliğinden haberdar olmayan hemĢerilerimiz, bugün kendi soyunu, tarihini, kültürünü , gelenek ve göreneklerini öğrenmek için gayret içindedirler. Bu konu da çok güzel heyecan vardır. YurtdıĢındaki Nogaylarla iletiĢim kuran, Türkiye‟ye getiren, karĢılayan, ağırlayan, elimden geldiğince gücü yetiğince dost ve arkadaĢlarımın desteğiyle yardım yapmaya çalıĢan kiĢiyim. Nogayların yaĢayıĢlarını yerinde gören, uluslar arası Nogay festivaline katılan, TRT „de Nogay Türkleri hakkında proğram yapılmasına vesile olan, derneklerin yaĢaması ve yaĢatılması için gayret gösteren kiĢiyim. Benim yaptığım ve yapmaya gayret ettiğim çorbada tuzdur, daha iyisini ve güzelini Derneklerimiz, muhtarlarımız, hemĢehrilerimiz ve gençlerimiz yapacaklardır. Halefinizden, yeni Nogay Kart Akası olmasından ötürü, faaliyetler konusunda beklentileriniz var mı ? Sn. Fehmi BaĢaran gurur duyduğumuz hemĢehrilerimizden birisidir. En güzel çalıĢmaları yapacağına inanıyorum. ÇalıĢmalarına destek vermek yalnız bana değil tüm hemĢehrilerimize, Nogay davasına gönül vermiĢ

nogaytürk - 08


MUSTAFA ALTINTAġ KĠMDĠR ? 1954 yıkında Ankara ili ġereflikoçhisar- ġeker Köyü‟nde doğdu.Ġlkokulu ġekerköy Ġlkokulunda, ortaokulu Haymana Ortaokulu‟nda bitirdi.Parasız Yatılı Ankara Ġlköğretmen Okulu sınavını kazanarak, lise öğrenimini burada tamamladı.Siyasal Bilgiler Fakültesi Ġktisat- Maliye Bölümü‟nden 1979 yılında mezun oldu.1979 yılında ĠçiĢleri Bakanlığı‟nca açılan sınavı kazanarak, Çorum Ġli Kaymakam Adayı olarak göreve baĢladı.Kurs sonrası açılan sınavı kazanarak, 1982 yılında Sinop Erfelek Ġlçesi Kaymakamlığına atandı.1985 yılında ġanlıurfa Ġli Bozova Ġlçesi Kaymakamlığına1987 yılında Ağrı Vali Yardımcılığı‟na atandı.1989 yılında ĠçiĢleri Bakanlığı‟nca düzenlenen mesleki bilgileri artırmak, uygulamaları yerinde görmek ve dil eğitimi amacıyla bir yıllığına ABD Texas Eyaletine gönderildi.1991 tarihinde NevĢehir Ġli Ürgüp Ġlçesi Kaymakamlığına,1993 tarihinde Silifke Kaymakamlığına,1997 tarihinde Hatay Ġli Kırıkhan Kaymakamlığına,2002 tarihinde Ankara Ġli Altındağ Kaymakamlığına,2006 yılının Kasım Ayında Ġstanbul Vali Yardımcılığı görevine baĢlamıĢ olup, halen bu görevi sürdürmektedir. Meslek hayatı boyunca hiçbir disiplin cezası almamıĢ olan Mustafa ALTINTAġ‟ın baĢta CumhurbaĢkanlığınca olmak üzere Bakanlıklar, Valilikler, değiĢik Makamlar tarafından taltif, takdir ve teĢekkür belgeleri de bulunmaktadır.Mustafa ALTINTAġ, Orta Asya Türk Lehçelerini anlayıp konuĢmakta, Ġngilizce bilmektedir.Evli, 2 çocuk babasıdır. Mustafa ALTINTAġ ailesi, kiĢiliği ve yaptığı hizmetleri nedeniyle çevresinde ve kamuoyunda tanınan ve sevilen bir kiĢidir. Nogay Türklerinin de gurur duyduğu evlatlarından ve hemĢehrilerinden birisidir.

insanlara ve Türk Dünyası sevdalılarına düĢer. Biz her zaman görüĢen fikir alıĢveriĢte bulunan insanlarız, bu konuda emrindeyiz. KurulmuĢ olan dernekler ve faaliyetleri hakkında neler düĢünüyorsunuz ? Nogay Türkleri dernekleri Nogay Türklerinin geleceğidir, umududur, bu iĢin asıl sahibidir. KurumsallaĢması, maddi kaynaklara sahip olması, uluslar arası etkinliklerde bulunması gereklidir. Dernekler kendi bölgelerinde rekabetle, kaliteli iĢler yaparak, Nogay Türklüğü bilincinin geliĢmesinin en büyük destekçisi olacaklardır. Öncelikle bu konuya hemĢehrilerimiz sahip çıkmalıdır. Dernekler desteklenmelidir. Daha önce web sitelerinin ziyaretçi defterlerine yazdım, okunmasını tavsiye ederim. Maddi destek olmadan fazla iĢ yapamazsınız. Ama bu maddi destek bizde var. Ne yaptığı bile belli olmayan derneklere değil de Nogay Türkleri konusunda çalıĢan derneklere katkı sağlayalım. Biz birbirimize sahip çıkarsak tüm güzel, yararlı, olumlu iĢleri yapabiliriz. Nogayların yalnız Ankara ve Konya bölgesinde bulunduğu anlayıĢından kurtulalım. Çünkü Türkiye‟nin her bölgesinde Nogay Türklerine rastlayabilirsiniz. Sn. Valim, bundan sonrası için üstleneceğiniz misyon nedir ? Türkiye Cumhuriyeti Devletine, Türk Dünyasına ve Nogay Türklerine en iyi Ģekilde hizmet etme imkanına ulaĢmak için gayret içindeyim. Misyonumuz daha iyi Ģartlarda daha güzel iĢler yapabilecek konumda olmaktır. Allah nasip ederse o günler yakındır.

Uluslararası Nogay tarihi konferansı Uluslararası Nogay kültür etkinlikleri, Uluslar arası Nogay edebiyat günleri yapılmalıdır. Türkiye‟deki Türk dünyası ile ilgili kuruluĢlarla ortak projeler üretilebilir. Türk dünyasında yaĢayan Nogayların eğitim, üretim, meslek edindirme, dini eğitim konularında destek olmamız gereklidir. Gerek Rusyada gerekse diğer bölgelerde yaĢayan Nogay Türklerinin Türkiyeden ve Türkiyedeki soydaĢlarından daha somut ve önderlik yapacak çalıĢmalar beklemektedirler. Çünkü bizim uluslar arası alanda Nogay Türkleri olarak sorumluluğumuz fazladır. Bu sorumluluğa uygun davranarak daha fazla çalıĢmak , birlik ve beraberlik içinde faaliyetlerde bulunma vebalimiz vardır. Bu çalıĢmaların yapılması bilgi, emek ve sermaye gerektirmektedir. Bu sorumluluğu bilen, özümseyen bir anlayıĢın hepimizde oluĢması gereklidir. Sn.Valim, son olarak vermek istediğiniz mesajlarınız var mı ? Biraz iddialı konuĢma oldu ama bazı konuların gençlere ve bilgisi olmayanlara açıklanmasında yarar vardır. Benim bu çalıĢmalara katılmama destek sağlayan, emeklerinden, zamanlarından, yaĢam düzeylerinden fedakarlık yaparak Nogay Türkleri konularıyla paylaĢan baĢta eĢime, çocuklarıma, aileme ve dostlarıma teĢekkür ediyorum. Ayrıca bu iĢin esas sahipleri derneklerimize, muhtarlarımıza, hemĢehrilerimize, Nogay Türkleri ve Türk Dünyası sevdalılarına teĢekkür ediyorum. Özellikle geleceğimize siz gençlerimize bu çalıĢmalarınızdan dolayı tebrik ediyor baĢarılar diliyorum. Yolunuz bahtınız açık olsun. Sevgi ve saygılarımla.

nogaytürk - 09


R Ö P O R T A J

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------HAKAN BENLĠ

S A Y I Ş T A Y 1.

DAİRE ÜYESİ

Yapılacak pek çok proje mutlaka vardır.Ancak,bunu bir veya birkaç kişiden beklemek yerine herkesin bu konuda kafa yorması gerekir.En faydalı projelerden birisi,vakit geçirmeden sözlü edebiyat ürünlerini toplamak,yazılı olanlarını da basmaktır.Ayrıca,folklor çalışmalarını önem verecek faaliyetleri hayata geçirmektir.

Sn. BaĢaran, yeni dönemde Nogay Kart Akası görevini üstlendiniz. Hayırlı olsun. Ġlk sorumuz Fehmi BaĢaran kimdir ? Her Ģeyden önce ilginize teĢekkür ediyorum.Kısaca kendimi tanıtacak olursam;1953 yılında Kulu-Kırkkuyu'da dünyaya gelmiĢim.Ġlkokulu köyümde bitirdikten sonra,orta öğrenim için 1965 yılında Konya'ya gittim ve 1971'de lise tahsilimi tamamladım.1976 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden mezun oldum.Aynı Fakültede iĢletme anabilim dalında yüksek lisans (MBA) derecesi aldım.Bir süre kaymakamlık yapütıktan sonra,1979 yılında Maliye Bakanlığı Hesap Uzmanları Kuruluna intisap ettim.Hesap Uzmanlığı ve BaĢ Hesap Uzmanlığı yaptım.1987 'de Ġngiltere'de bir yıl süreyle mesleki inceleme ve araĢtırmalarda bulundum.Ġdari görev olarak Milli Eğitim Bakanlığı MüsteĢar Yardımcılığı,Çevre Bakanlığı MüsteĢar Yardımcılığı ve MüsteĢar Vekilliği yaptım.Bu arada Yarımca Petrokimya A.ġ. ve Kütahya Porselen A.ġ.'de denetçi,Türkiye Yapağı ve Tiftik A.ġ.ve PETKĠM Petrokimya Holning A.ġ.'de yönetim kurulu üyeliklerinde bulundum.1998 yılında TBMM Genel Kurulu'nca SayıĢtay üyeliğine seçildim.Halen SayıĢtay 1.Daire Üyesi olarak görev yapmaktayım.Evli ve 3 çocuk babasıyım. Sn. BaĢaran, Sabantoy öğrenebilir miyiz ?

hakkındaki

düĢüncelerinizi

Sabantoy,bütün Türk boylarının olduğu gibi Nogayların da bahar neĢ'esiyle bir araya gelerek tabiatın ritmine uyup yaĢama sevincini ve dayanıĢmayı en üst seviye çıkarmalarıdır.Bu etkinlik insanın kendisiyle ve içinde yaĢadığı çevreyle uyumlu ve dostça bir iliĢki kurmasıdır.Ayrıca nesiller arasında bir kültür aktarımıdır

Bu bakımdan son derece önemlidir.Kesinlikle geliĢtirilerek devam ettirilmesi gereken bir faaliyettir. Nogay Kart Akası olarak üstleneceğiniz misyon ne olacaktır? Ne tür faaliyetlerde bulunacaksınız, buradan bizlere bir vaatde bulunabilecek misiniz ? Nogay Kart Akalığı,kurumsal yönü oturmuĢ bir görevden ziyade,en azından Ģu anda moral yönü ağır basan bir olgudur.Bu bakımdan buna çok ağır misyonlar yüklemek yanıltıcı olabilir.Ancak,Ģüphesiz bir teveccühün sonucu olduğundan kendiliğinden bazı misyonlar içermektedir.Toparlayıcı,bütünleĢtirici bir Ģemsiye misyonu vardır.Bu misyonun iĢlev kazanabilmesi de Nogayların atfettiği öneme bağlıdır,yani karĢılıklı iliĢkiler ve etkileĢimler bu misyonu aktif hale getirecektir.Tepeden inme organizasyonlar yerine daha demokratik ve katılımcı bir yapı Ģahsen benim tercihim olduğundan,peĢinen vaadlerde bulunmak pek doğru olmaz sanırım. Derneklerüstü bir kimliğe sahip olarak sadece Kulu kökenli derneklerle mi sınırlı kalacaksınız yoksa ülkemizin baĢka bölgelerindeki Nogayların da mı Kart Akası olacaksınız ? Türkiye'deki bütün Nogayların akası olmak çok iddialı bir söz olur.Bu ancak tüm Nogayların oluĢturacağı bir platformun karar vereceği bir konudur. Yeni nesilleri bilinçlendirmek ve kültürlerine sahip çıkmaları için neler yapacaksınız ve yapılmasını isteyeceksiniz ?

nogaytürk - 10


Bizler özbeöz Türk boyu olup Büyük Türk Milleti'nin bir koluyuz.Bizim herhangi bir alt kimlik edinmeye ihtiyacımız yoktur.Böyle bir çaba çok abes olur.Ancak,”aslını inkar eden haramzadedir” diye güzel bir atasözü vardır.Aslımızı hatırlamak baĢkalarına üstünlük taslamak derecesinde olmamalıdır.Bu,bizim bu zamana kadar kimliğimizi muhafaza etmemizi sağlayan Ġslam'a da aykırı olur.Bu çerçeveyi unutmadan atalarımızın konuĢtuğu ve Türk dilinin bir lehçesi olan Kıpçak lehçesinin içinde yer alan Nogayca'nın bir kültür zenginliği olarak korunması gerekir.Sadece dil değil,gelenekler,görenekler,oyunlar da hatırlanmalı ve engin Türk kültürünün bir Ģubesi olarak ihtimamla üzerine eğilinmelidir.Ancak,bu hiçbir zaman ayrılık vesilesi olmamalı,tam tersine milletimizin ve ülkemizin bütünlüğüne,birliğine,dirliğine katkıda bulunmalıdır. Derneklerin problemlerine olacak, öğrenebilir miyiz ?

yaklaĢımlarınız

ne

Sivil toplum örgütleri,çağdaĢ dünyanın çok önemli kurumlarıdır.Bunların varlık sebepleri toplumu her türlü baskılara karĢı koruyarak hak ve özgürlükleri savunmaktır.Dernekler de birer sivil toplum kuruluĢudur. Bu dernekler yönetimlerinde görev alan bireylere büyük sorumluluk yüklemektedir bu bakımdan bunları yönetenler bu derneklerin kuruluĢ amaçlarını ve toplumun bunlardan beklentilerini hiçbir zaman gözardı etmemelidirler.Yöneticilerden kaynaklanan problemlerin çözümü çok zordur.Bu nedenle bu tür problemlere meydan vermemeye çalıĢmak çok önemlidir.Derneklerin kamu kurum ve kuruluĢları ile iliĢkilerinden doğabilecek olan problemlerinin çözümünde azami gayret göstereceğimi çok rahatlıkla söyleyebilirim.Kamuda 33 yıllık hizmetim sırasında edindiğim çevre bu konuda bana güvence oluĢturmaktadır. Nogay dili ve edebiyatının yeniden diriltilmesi için bir çalıĢmada bulunacak mısınız ? Önerileriniz neler ? Nogay dili ve edebiyatının her Ģeyden önce bir durumunun tesbit edilmesi gerekir.Yani geçmiĢte ne idi,ne kadar geriledi veya yerinde saydı,bunların ortaya konulması gerekir.Bu ise kademiysen olsun olmasın her meraklının ilk görevidir.Yazılı ve sözlü kaynaklar taranarak bir envanter çıkarılması gerekir.Bu,sadece Türkiye içinde baĢarılacak bir olay da değildir.Masallar,maniler,Ģiirler bir edebiyatın ana direkleridir.Bunlar tesbit edilip karĢılaĢtırmalı çalıĢmalar yapılmalıdır ki,yeni adımlar atılabilsin.

Nogay kültürü için akademik platformda çalıĢmalar ne zaman gündeme gelecek ? Nogay kültürü hakkında bildiğim kadarıyla akademik alanda kısıtlı da olsa bazı çalıĢmalar var.Mesela,Hakan Kırımlı'nın,Murat Arabacı'nın ve Ģu anda ismini hatırlayamadığım,özellikle Selçuk Üniversitesi'nde yapılmıĢ bazı çalıĢmalar var.Tabii ki bunlar çok güzel çalıĢmalar olmalarına rağmen daha ileri çalıĢmalar teĢvik edilmelidir. Hayata gçirmeyi düĢündüğünüz projeler var mı , bunlar hakkında bilgi alabilir miyiz? Yapılacak pek çok proje mutlaka vardır.Ancak,bunu bir veya birkaç kiĢiden beklemek yerine herkesin bu konuda kafa yorması gerekir.En faydalı projelerden birisi,vakit geçirmeden sözlü edebiyat ürünlerini toplamak,yazılı olanlarını da basmaktır.Ayrıca,folklor çalıĢmalarını önem verecek faaliyetleri hayata geçirmektir.Çünkü bu çalıĢmalar nesiller arasında kültür değerlerinin aktarılmasında kilit rol oynamaktadır. Biz Nogaytürk Dergisi olarak bir sözlü tarih çalıĢması yapmak istiyoruz. Bu konuda önerileriniz neler olur ? Sözlü tarih çalıĢmaları için ne yazık ki biraz geç kalındı.Atayurttan gelen nesiller çoktan bu dünyadan göç ettikleri gibi,onlara yakın nesiller de göçtüler.Bu bakımdan bundan nasıl bir netice alınabilir,pek emin değilim.Ama yine de ikincil,hatta üçüncül kaynak kiĢilerden ne derlenebilir,yine de denemek gerekir.Çünkü sözlü tarih,birincil kaynaktan elde edildiğinde bir değer kazanır.Daha sonra efsaneye dönüĢme riski taĢır kanısındayım. Son olarak vermek istediğiniz bir mesaj var mı sn. BaĢaran ? Nogaylara acizane mesajım çok çalıĢmaları,genç nesillerin öğrenimlerine önem vermeleri,topluluk olarak sosyal ve kültürel seviyelerini yükseltmeye çalıĢmaları, bu yolla Devletimizin her kurumunda ve toplumun her kesiminde Ģerefle hizmet vermeleri ve toplumda onurlu bir hayat sürmeye gayret göstermeleridir. TeĢekkür ediyoruz.

nogaytürk - 11


R Ö P O R T A J

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------HAKAN BENLĠ

Nogay Türkleri Eğitim ve Dayanışma Derneği Başkanı

Nogaylara adını veren Nogay Han der ki ; '' Bütün Türk boylarını bir elin parmakları gibi görmek lazım'' . Biz bir elin parmaklarıyız, biz bir Türk boyuyuz. Bu Nogay Türkleri Derneği'dir.Nogayların örf, adet ve geleneklerini Türk Kültürü esasları içerisinde yaşatmaktır.Amaç budur, hedef budur.Biz her zaman için Türklüğümüzden ve müslümanlığımızdan ödün vermemişiz.

Sn.Cengiz ERGEN Bey,Hoşgeldiniz.İlk olarak okuyucularımıza sizi tanıtmakla başlayalım.Kısaca Cengiz ERGEN kimdir ? .Cengiz ERGEN 1964 Ağılbaşı Köyü doğumlu,üç kız çocuk babasıdır..Ve Kulu'da şu anda Halk Eğitim Müdür yardımcısı olarak görevime devam etmekteyim. Sizin aynı zamanda dernek başkanlığı sıfatınız var.Bu yönden de tanıyabilir miyiz ? Derneği 17 Mart 2004 tarihinde kurduk. 2004 Ağustos ayından bu tarafa dernek başkanlığını yürütmekteyim. Sn.ERGEN, dernek kurma fikri nasıl oluştu ? Nogayları bir araya toplamak manası ile bir dernek fikri oluştu. Ankara'da bir derneğimiz vardı,dediler ki, biz önce derneğimizi kuralım siz sonra şube oluşturun Kulu'da. biz de kabul ettik o sıralar fakat Ankara'daki o dernek daha sonra yürütemedi. Biz de o anda ilgisiz kaldık ve derneğimizi kurma çalışmalarına başladık. Kulu'da ilk Sabantoy'un kutlanması kimin fikriydi,gelişimi nedir ? Nogay Türkleri Şöleni olaraktan 1998 yılında olsa gerek, Ankara'da kurulu olan dernek Ağılbaşı Köyü'nde yaptı bunu,şenlik olaraktan yaptı. Fakat biz 2004 yılından bu tarafa biz bunu geleneksel hale getirdik.Her yıl yapmak şartı ile yedi tane köyümüzü dolaşır sonra da tarih ve mekan değişmemek şartı ile bunu geleneksel olarak devam edeceğiz dedik. Sn.ERGEN, bu güne değin nerelerde Sabantoy organizasyonu gerçekleşti,şenlikleri kimler organize etti ? 1998 Yılında Ankara 'da bulunan dernek yaptı.yalnız o bir şenlik olaraktan yaptı.Geleneksel hale 2004 yılından itibaren biz getirdik.2004 Yılında Kırkkuyu Köyü'nde,

2005 yılında Şeker Köyü'nde, 2006 yılında Seyitahmetli Köyü'nde yaptık.Bu üç köydeki şöleni Kulu'da bulunan Nogay Türkleri Eğitim ve Dayanışma Derneği yaptı.Bu sene 2007 yılında Akin Köyü'nde yapılan şölende dört tane dernek bir araya geldik.Bir platform oluşturduk. Gelecek yıl sabantoy'un Boğazören Köyü'nde yapılacağı ilan edildi.Yapılacak hazırlıklar nelerdir ? Şu anda takdir edersiniz ki 2007 yılının Sabantoy'u yeni bitti. Şu anda herhangi bir hazırlık yok. Benim iki tane hayalim vardı birisi Kulu'da dernek kurmak; kurduk, elhamdülillah, başarıya ulaştık.Tuz Gölü'nde güneş gibi parladık,öyle söyleniyor...İkinci bir hayalim,hedefim,yapacağımızdan eminim,2008 yılında Dünya Nogay Kurultayı'nı Boğazören Köyü'nde yapmak.İşte Sabantoy'a öyle noktayı koymak.O günkü Kültür Bakanlığı,Dışişleri Bakanlığı,Kalkınma İşbirliği Ajansı'nın katkıları olacak,belediyenin katkıları olacak,büyük bir organizasyon.Şu andaki seçimlerden sonra startımızı vereceğiz. Bu Kurultay hedefi sadece sizin hedefiniz mi yoksa diğer dernekler de aynı hedefe katılıyor mu ? Kulu'da bulunan dernek öncülüğünde olur ama diğer derneklerde katılır mı ? O günkü şartlar altında bakacağız.Ama bizim ilke olarak aldığımız karar var.Bundan sonraki Sabantoyları dört derneğin organizasyonu altında olsun dendi ama bundan sonraki çalışmalar nasıl olur, tabiki bir kişinin veya bir derneğin yapacağı bir iş değildir.Bir konsorsiyum diyelim, bir platforma ihtiyaç vardır.Onunla beraber yapılabilir. Bunu bir çağrı olarak kabul edebilir miyiz ? Tabii, çağrı olaraktan kabul edebiliriz.Şöyle kabul edebiliriz; bu sene bazı aksaklıklar oldu, bu olumsuzlukları bertaraf edebilirsek,bazı aşamalardan geçeceğiz ama önemli olan nedir, dernekler ne için vardır ?

nogaytürk - 12


Nogayların birlik ve beraberliği için.Örf ve adetlerimizin,geleneklerimizin yaşatılması içindir.Bizim gibi üç derneğinde amaçları,hedefleri budur.Bu noktada birleşmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bu kurultay daha önce nerede olmuş,önemi nedir ve neden Kulu'da olmasını istiyorsunuz ? Şimdi bu fikir benim.Bu sene konuşmamda bunu ifade ettim.2008'de Dünya Nogay Kurultayı'nı Kulu'da toplayalım dedik.Bazı arkadaşlar dedi ki,burda olmaz Ankara'da yapalım.Kulu'nun şu özelliği var; Kulu yedi tane köyün merkezi yerinde uzaklık olaraktan,jeopolitik olaraktan merkezi bir yerde. Şu şekilde diyorum,dünyadaki Nogayları toplayalım,köylere götürelim.Gece yatması için her eve misafir verelim.Orda ağırlayalım.Kurultaydaki amacımız bir birlik,beraberlik bir tanışmadır.Kültürün yaşatılmasıdır.Soruya gelince, ikincisi Dağıstan'da ikinci Dünya Nogay Kurultayı 2005 yılında Karaçay Çerkez Cumhuriyeti'nde yapıldı.Üçüncüsünü biz Kulu'da yapalım diyoruz. Nogayların en yoğun olarak yaşadığı bölge Türkiye'de Kulu ve çevresi mi ? Kulu bölgesinin olduğunu söyleyebiliriz.Adana Ceyhan'da ,Balıkesir'de üç dört tane köy var,orda olduğu söyleniyor fakat örf ,adet ,gelenek ve dilini unutmayan tek yer Türkiye'de Kulu ve Koşhisar'a bağlı köylerimizi söyleyebilirim. Peki Sn. ERGEN,yine Sabantoy'dan devam edeceğiz.Türkiye'de başka Sabantoy organizasyonu var mı,varsa nerelerde kutlanıyor ? Bunlarla ilgili bir ortak çalışma,ortak bir Sabantoy organizasyonu gerçekleştirme ihtimali var mı? Nogay Türkleri olaraktan başka yerde Türkiye'de Sabantoy yapılan duymadım.Fakat Kırım Türklerinin aynı bizim Sabantoy tarihlerinde, yalnız onlar Tepreş diyor biz Sabantoy diyoruz.. Sn. ERGEN, Başarılı çalışmalarınız olmasına rağmen birçok kez eleştirilere maruz kalıyorsunuz. Bu eleştiriler haklı mı ? Evet, biz bu derneği ilk zaman kurduğumuzda bize büyük bir tepki geldi.Yani geçmişte dernekçilikte yapılan bazı hatalar insanımızı ürkütmüş.Biz de kurduğumuz zaman '' Ya ne yapacaksınız, sizde mi ayrımcılık yapacaksınız ?'' gibisinden eleştiride bulundular.Fakat biz eleştirilere açığız ama bu eleştirileri kabul etmiyoruz.Kanuni bir şekilde derneğimizi kurmuşuz. Nogaylara adını veren Nogay Han der ki ; '' Bütün Türk boylarını bir elin parmakları gibi görmek lazım'' . Biz bir elin parmaklarıyız, biz bir Türk boyuyuz. Bu Nogay Türkleri Derneği'dir. Nogayların örf, adet ve geleneklerini Türk Kültürü esasları içerisinde yaşatmaktır.

Amaç budur, hedef budur.Biz her zaman için Türklüğümüzden ve müslümanlığımızdan ödün vermemişiz. Ve Rusya'dan göç ederken Türklükten ve müslümanlıktan ödün vermemek için göç etmek zorunda kalmışız. Vatana ve milletine bağlı bir milletiz,aksi düşünülemez. Peki, eleştirilerden bahsetmiştik ? Şimdi 2004 yılında biz derneği kurmadan önce herkes bize Tatar derdi ve Nogaylar'da kendilerini Tatar diye bilirdi. Biz bu çalışma işine girdik, bizim Tatar olmadığımızı, bir Nogay Türkü olduğumuzu, Kıpçak boyundan bir Türk boyu olduğumuzu broşürlerle, bu sene bastırdığımız dergilerle halka, halkımızı buna inandırdık, özüne döndürdük.Elbetteki bazı eleştiriler olacaktır. Meyveli ağacı taşlarlar Bunun yanında takdir edildiği gibi eleştiriler de olacaktır.Çünkü dernek büyüdü. Büyüdükçe kendine, kendine siyasi bir rakip olarak kabul edenler çıkacaktır.Onun için eleştirilerde bulunacaklardır. Sn. ERGEN, son dönemlerde hakkınızda bazı spekülasyonlar dile getirilmekte. Derneğin parasını çarçur ettiğiniz ,derneği kendi kişisel çıkarlarınız doğrultusunda kullandığınız yönünde birtakım ithamlar var. Bu konuda neler söyleyeceksiniz ? Şimdi ben derneği kurduğum zaman rahmetli amcam Fazlı ERGEN dediki bana;'' Yiğenim bu işlerle uğraşma, bırak dedi. '' Niye amca '' dedim. Dedi ki , '' dernek küçük olur masraflarını sen kendi cebinden karşılarsın.Dernek büyür herkes senin başkanlığına göz diker,ele geçirmek ister dedi.Her iki türlü de uğraşırsın'' dedi. Şimdi ilk zamanlarda bu dernek Allah razı olsun yani, bazı arkadaşlar sayesinde bu güne getirdik. Kendi cebimizden paralar harcadık ve dernek büyüdü, potansiyel yönden büyüdü. Yani bu şekilde tabi bazı eleştiriler olacaktır. Cengiz ERGEN asla ve asla derneğin parasını yememiştir. Cebinden harcamıştır. İkincisi ben sorarım ; bizim yönetim kurulumuz vardır. Evraklarımız vardır.Gelirimiz giderimiz bellidir, Onu bana eleştirenler, derneğin parasını yedi diyenler derneğe kaç lira yardım etmişlerdir veya kimler aidatını düzenli olarak yatırmıştır ?... Bizim aidatımız beş Ytl'dir. Ve bu beş Ytl'den yüz tane üyemiz var,senede altı bin gelir elde etmemiz gerekir. Fakat biz kiramızı zor ödüyoruz. İki yüz Ytl kiramızı sağolsun bir arkadaşımız üstlendi kirayı ve kiramızı o şekilde karşılıyoruz. Ondan haricinde kimler bize ne para vermiş, kimler bize ne hesabını soruyor ? Bu söylentiler yersiz. Bu sene biz, en çok eleştiri bundan geliyor zannedersem, ilk defa sn. Fehmi Başaran sayesinde Kültür Bakanlığı'ndan beş bin Ytl bir yardım talep ettik ve bu çıktı. Ve bunun nereye harcanacağı da , projede yapılan harcama gibi olacaktır ve o paranın takipçisi de Kültür Bakanlığı'dır. Sn. Ergen, Nogay Kart Akası nedir, kimdir, görevleri nelerdir ? Seçim kriterleriniz nelerdir? Son olarak Nogay Kart Akası'nı kimlerle seçiyorsunuz ?

nogaytürk - 13


Derneğimizin tüzüğünde, bizim yönetim kurulumuzca Nogay Kart Akası seçilir diye bir ibare vardır. Nogaylar arasında kendini önplana çıkartmış,mevkii, makam sahibi olmuş kişilere veyahutta toplum arasında önde giden, hatırı sayılır kişilere bu ünvanı verelim dedik dernek olaraktan. 2005 yılında Şeker Köyü'nden Altındağ Kaymakamı, şimdi İstanbul Vali Yardımcısı Mustafa Altıntaş ağabeyimizi Nogay Kart Akası seçtik.2006 yılında Kırkkuyu'lu işadamı, Hollanda'da yaşayan, O'nu da biz seçtik. Bu sene 2007 yılında Sayıştay üyemiz, Fehmi Başaran Ağabeyimize bunu verdik. O da kabul etti. Kriterlere gelince, işte bu üç tane Nogay Kart Akası'nın özellikleridir.Kim seçer bunu ? Bunu Cengiz Ergen seçmez. tüzüğümüzde belirtildiği gibi yönetim kurulu tartışır, karar alır ve gider teklif eder. Kişi de kabul ederse Nogay Kart Agası o şekilde seçilir. Peki Nogay kart Akası'nın belli bir misyonu var mı ?... Bir görevi, bir sorumluluğu var mı derneğe karşı ? Nogayım diyen bir kişinin derneklere karşı bir sorumluluğu varsa Nogay kart Akası'nın da o şekilde bir sorumluluğu vardır. Yani biz ağa derken her yıl veya ayda bir yardım bekleme talebinde değiliz. ama en üst kademede olduğu için Nogaylara daha iyi hizmet verebilmek için onore edilmiş bir kişidir. Nogay dernekleri arasında olumsuz bir rekabet varmış gibi bir izlenim ediniyoruz. Bu neden kaynaklanıyor ? Bir iktidar veya rant çekişmesi mi sözkonusu ? Ankara'da bulunan iki tane dernekten bir tanesi, Musa Ünsal başkanlığında daha önce vardı.Sincan merkezli bulunan dernek, Ankara'da olduğu için biz kuralım dediler,

daha önce söyledikleri gibi. Siz de bizim şubemiz olun dediler. Bizde bunu tabi kabul etmedik. Biz de o zaman derneğin kurucu üyelerinden Yönetim Kurulu Başkanı Necmettin Köksal abimiz ile tartıştık. Abi siz orda kurun biz de burada kuralım dedik ve rekabet yok aramızda. Ben öyle görmüyorum. Biraz önce dedim, dernekler Nogayları birlik ve beraberlik için, Türk kültürü esasları içerisinde adetlerini, geleneklerini yaşatmak için kurulmuştur. Amacımız hedefimiz birdir.Hısım akrabalık vardır. yani o tatlı rekabet vardır diyelim. çekişme demeyelim de... federasyona , konfederasyona gidelim. Hollanda'da, Almanya 'da kuruldu, İsveç'te de kurulsun, dernekler çoğalsın ki bir federasyon çatısı altında birleşelim. Diğer derneklerle bir federasyon gündeme geldi mi ? Yok,şu anda gelmedi ama düşünülür.Düşünülmesi gerekir. Çünkü hedeflerimiz, amaçlarımız, hitap ettiğimiz toplum aynı. Sn. Ergen, bundan sonrası için beklentileriniz veya hedefleriniz var mı, idealiniz nedir ? İdealim, beklentilerim bu şölenlerin geleneksel olarak devam etmesi. Benim en büyük hedefim, Dünya Nogay Kurultayı'nı Kulu'da toplamak. Toprak burasıdır, anayurt burasıdır. Peki, teşekkür ediyorum Cengiz Bey. Ben teşekkür ediyorum

nogaytürk – 14


G

E

N

E

L

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------MEHMET TAġKIRAN

Sevgili Nogay Gençleri, Öncelikle bu çalışmanızdan dolayı sizleri canı gönülden kutluyor ve bir Nogay olarak yaptığınız işten gurur duyuyorum. Saygıdeğer Nogay Türkleri, Dünya teknolojinin esiri olarak maddi anlamda küçülürken manevi olarak daha da büyüyor ve sosyolojik anlamda mesafeler uzayıp gidiyor.Aynı şehirde,aynı mahallede,hatta aynı köylerde bile insanların birbirlerini unuttukları şu zaman diliminde, Nogay milleti olarak derneklerimiz tarafından organize edilen Sabantoy ile bir nebze kaynaşma sağlanması bile bizleri unuttuğumuz değerlerimizin kıymetini anlamaya ve onlara sahip çıkmaya teşvik etmektedir. Sabantoy; göçebe olarak hayat süren atalarımızın yerleşik düzene geçişlerinin ardından,eski göçebe alışkanlığı ile ve birde Nogay’ların geneline şamil bir “yaparız acelesi yok” anlayışına uyup ağır kalan Nogayları, baharın gelip işe koyulmaya, toprakla kaynaşmaya çağırmak için, çalışma şevkini bir TOY havası ile kişilere vermek amacı ile Aksakallılarca tertiplendiği ve bunun Kafkasya ve Orta Asya’daki Türk soylu milletlere yayıldığı ve bir kucaklaşmaya dönüştüğü geriye doğru yapılan folklorik

Nogay köylerinin Sabantoy’unda genel anlamda gayesine ulaşmakla beraber yeni açılım ihtiyacını da hissettirmektedir. Sabantoy; biriktirmek değil paylaşmaktır, toplamak değil yaymaktır, okumak değil okutmaktır. Sabantoy solmakta olan Nogay çiçeğine can suyudur. Bunu seyreden topluma değil, anlayan topluma hitap eden bir olguya çevirme zorunluluğu vardır. Sabantoy da amaç nedir? Şu anda köylerimizde hatta evlerimizin içinde bile yaşayamadığımız Nogay kültürünü canlandırmak ve yaşatmak değil mi? Nogay denince nereden anlaşılması gerekir diye iyi saptamak gerekir ki buda önce dil ile sağlanır. Yüz yapımıza bakan bize Nogay demiyor, Tatar diyor, duymak istediğimiz bu mu? Hayır. Bize Nogay deyin diyeceksek Nogay dilini yaşatmak zorundayız. Sincan merkezli dernek internette bir çağrı yaptı, folklor kursu için, sanırım hiçbir gencimiz başvurmadı. Bu gereksinim gençliğimize iyi anlatılmalı, kültürümüzün ritüelleri varlığımızın hayat damarlarıdır. Bunu öğretmemiz gerek. Kafkas ve Kırım ekipleri ile Sabantoy’da kültürümüzün garabetini yaşamaktayız. Nogay olmayan seslerin gürlüğünden Nogay sesleri fısıltı ile yitip gidiyor. Kobuzumuzun inleyen nağmeleri, saz ve davulun şaşaası karşısında iki teyzemizin omzuna baş koyup öz kültüründe yabancılığını yaşıyor. En azından uzun protokol seremonisinden sonra, Nogayca,Toy yerine yayılmalı Toy’da Düğün olmaktan çıkıp Toy bolmalı. Savlukban Kalınız...

çalışmalarda görülmektedir. 2000’li yıllarla birlikte organize edilmeye başlanan Kulu ve Şereflikoçhisar’a bağlı Nogay köylerinin Sabantoy’unda genel anlamda gayesine ulaşmakla nogaytürk

– 15


E

D

E

B

Ġ

Y

A T

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------FATĠH POLAT

Edebiyat her milletin sahip olabileceği ve gelecek nesillerine aktarabileceği en değerli miraslardan biridir.Edebiyat bir milletin tüm kültürel değerlerini nesilden nesle aktarılması için en etkin ve geçerli yoldur.Edebiyata verilen değer aynı zamanda o toplumun kendi kültürüne vermiĢ olduğu değerle eĢdeğerdir. Ne var ki, özellikle yazılı Edebiyat açısından bakıldığında, Nogay Türkleri olarak bu konuda çok eksiğimiz var.Dolayısı ile,bu kendi kültürümüze verdiğimiz değeri de ortaya koymaktadır. Bu nedenle dergimizin ilk sayısında, siz değerli okuyuculara, zaten zengin bir sözlü Edebiyata sahip olan Nogaylarımızın, yazılı edebiyattaki eksikliğini bir nebze de olsa gidermeye baĢlayan ve bu konuda yeni edebiyatçıların yetiĢmesi için kapı aralayan üç eserden bahsetmek istiyorum.

NOGAY – Roman Tanıtmak istediğim ilk eser Adana‟da özel bir hastanede Uzman Doktor olarak görev yapan Dr. Fatih Karayandı’ya ait olan ‘Nogay’ adlı ro . Türkiye‟de bir Nogayın yazmıĢ olduğu ilk roman özelliğini taĢıyan kitap aynı zamanda konusu itibari ile Nogaylarla ilgili olan ilk roman özelliğini de taĢımaktadır.Adana‟da 2005 yılında yayımlanmıĢ olan eser aynı zamanda Karayandı‟nın ilk eseri. Roman‟ın editörlük görevini GülĢah Kılınç üstlenmiĢ. Kitap‟ta yazar‟ın dedesi olan DerviĢ Bey‟in hayat hikayesi konu edilmekte. Yazar ilk olarak konu‟ya ilgiyi artırmak açısından DerviĢ dedesi hakkında nasıl bilgi edindiğini kendi anılarından yola çıkarak anlatmıĢ. Roman‟ın sonraki bölümünde Kırım‟dan 19. yüzyılın ortasında yaĢanan göçü,göçte yaĢanan olayları çarpıcı ve akıcı bir üslupla kaleme alan yazar olabildiğince canlı bir zaman- mekan ve profil üçlemesi ile okuyucuyu olaylara dahil edebilmiĢ.Yazar romanında Kırım ve yarımada‟da yaĢayan Türkler (Tatarlar ve Nogaylar) hakkında bilgi ve belgelere dayalı geniĢ çaplı bilgiler vermekte. Dönemin siyasi faktörlerini kitabına yansıtmayı baĢaran yazar göçe sebebiyet veren etkenleri ve göçün soğuk yüzünü kaleme almıĢ.Aynı zamanda o günkü koĢular içinde baskı altında yaĢayan ve göçe zorlanan insanların sosyolojik yapısını, dönemin toplumsal ögelerini de baĢarı ile kulanmıĢ.KiĢilerin davranıĢlarından ve ruhaliyetlerinden örnekler vererek psikolojik analizlere de yönelen Karayandı, romanının diğer bölümler‟inde DerviĢ bey‟in çileli hayat hikayesi baĢta olmak üzere DerviĢ Beyin çevresinde geliĢen olayları tasvir etmekte. Roman, baĢarılı kurgusu ve gerçeğe dayalı anlatımı ile dikkat çekmekte. Her ne kadar yazarın ilk eseri olmasına karĢın edebiyat alanında kendine yer edinebilecek Ģekilde güçlü bir kaleme sahip olan Karayandı, eserinde baĢta

Çanakkale savaĢı olmak üzere, DerviĢ Bey‟in katıldığı Birinci Dünya SavaĢı ve cepheleri hakkında geniĢ bilgiler vermektedir. Romanın kahramanı olan savaĢ gazisi DerviĢ Bey‟in sürgündeki hayatı tüm çıplaklığıyla gözler önüne serilmekte.Sürgünde yaĢanan sıkıntılar,yokluklar, çaresizlikler, umutlar, hasretler, ve inanç… Kahramanımız, yaĢadığı tüm olumsuzluklara rağmen direnmiĢ, ayakta ve baĢı dik olarak kalabilmek için onurlu ve gururlu bir savaĢtan , yorgun da olsa, kesin bir zaferle çıkarak nihayet köyüne dönmesi‟de, kitapta konu edilmekte. Eser Nogaylar‟ın yurt edindikleri topraklara ne kadar bağlı olduklarının ve bu vatan için bugün olduğu gibi, tarih‟te de seve seve can vermeye hazır olduklarının bir göstergesidir adeta. Akıcı bir üslüpla yazılan bu eseri okumanızı tavsiye edeceğiz. TĠL’ĠM NOGAY – ġiir Ġkinci olarak sizlere Türkiye‟de yayınlanan ilk Nogayca Ģiir kitabı ol ma özeliği taĢıyan, Boğazören (Kulu/Konya) doğumlu Mehmet Taşkıran’ın kaleme aldığı, Nogay ve Türkiye Türkçesinde yazılan „Til’im Nogay’ adlı Ģiir kitabını sunmak isterim. TBMM arĢivinde görev yapan yazar,1989 yılında Sanayi ve Ticaret ve Tarım Orman KöyiĢleri Komisyonunda görev yapmaktadır.Yazar, Ģiirlerinde özellikle doğmuĢ olduğu köy‟e duyduğu hasreti ve vatanperverliği konu almakta. ġiirlerini 11 „li ve 12‟li hece vezinde yazan Ģair, kitabında aynı zamanda serbest vezinde kullanmıĢ. Türkler‟i derneklerinde satıĢa sunulan kitap, gerçektende Türkiye‟de yaĢayan Nogay Türklerinin konuĢtukları lehçeyi, en iyi Ģekilde ortaya koyması açısından, ve giriĢte de belirttiğim gibi, bir ilk olması açısından çok önemli bir kaynak eserdir. ĠnĢallah bu kitap edebiyata ve kendi lehçemizde

nogaytürk – 16


Ģiir yazmaya meraklı olanlar için iyi bir örnek teĢkil eder. Tanıtımımı kitaba ismini veren „Til‟im Nogay‟ Ģiirinin ilk dörtlüğüyle bitirmek isterim: ‘Bir kisi kördüm, şırayı apak, Soradım, El’im Nogay dedi, Tokta akamda konuşıyak, Tınladım, Til’im Nogay dedi’ Coluna Ģıktım erten erteĢek, Egipyatır edi eki cas keyĢek, GeĢgen collarına türlü ĢeĢek, Kokladım,Gül‟üm Nogay dedi

yazarla beraber bahsi geçen mekanları geziyormuĢ gibi bir hissiyatla kaleme alınan eser aynı zamanda yazarın büyük bir özlem duyduğu yerlerle ilgili derin psikolojik temalarıda gözler önüne sermekte. Yer yer duygusal seramonilere yer verilen kitapta, yapılan sohbetlerden alıntılar yapılmakta. Gezilen yerlerin özelikleri dikkatli bir üslupla yansıtılmaktadır. Bir gezi ve anı kitabı olması nedeni ile gözlemlere dayanan kitapta sıkça Kırım ve Türkiye karĢılaĢtırmalarına da yer verilmektedir. Kırımda yaĢayan Nogayların sıkıntıları dile getirilmekte ve yer yer çözüm önerilerine yer verilmektedir. Önümüz‟deki sayılar‟da yazılı ve sözlü Edebiyatımızın yanı sıra Türkiye dıĢında çıkan Nogay yazılı Edebiyatı (Dağıstan, Karaçay Çerkez vs.) hakkında da bilgi vermeye çalıĢacağız. Dergimiz hepimize hayırlı olsun. Nice sayılara....

Avulun kayda ayt bileyim, Colum tüsgen sayın keleyim, Adasganda oga kelip kalayım, Bekledim Col‟um Nogay dedi. Cibermem dedim vakit keĢedir Orunun üyümde bas köĢedir, Ak atam aytsan,atın neĢedir, Toktadım,Ul‟um Nogay dedi. Ata menim atımda Mammet aĢe, Ötüük dinyadan kelipte keĢe, Nasip bolsun bilsek, ömür neĢe, Okudum,Cıl‟ım Nogay dedi. --------------------------------------------------------------------HASAN BENLĠ KIRIM’DA HĠLAL’ĠN YENĠDEN DOĞUġU – Gezi/ Anı

NOGAYIM

Kitabın tanıtımına geçmeden önce yazarını tanıtmaya çalıĢalım; Yazar, Hasan BENLĠ 1960 yılında Konya‟nın Kulu ilçesinin Seyitahmetli Köyünde doğdu.Anadolu Ġktisat fakültesini bitiren yazar 1983 yılında bir kamu bankasında göreve baĢladı. Banka Ģube yöneticiliğinin yanı sıra çeĢitli kademelerde görev alan BENLĠ halen Kulu T.C. Ziraat Bankası Ģubesinde yönetmen olarak görev yapmaktadır. AraĢtırmacı bir kiĢiliğe sahip olan yazar, Türk ve Nogay dünyasına olan ilgisi nedeni ile bu konuda araĢtırmalar yapmıĢ ve bu konuyla ilgili akademik çevre edinmiĢtir.Kırım‟a yaptığı bir geziyi kitaplaĢtıran yazar, kitabında gördüklerini ve yaĢadıklarını kaleme almıĢtır. Konya civarında yaĢayan Nogaylar içerisinde bilindiği kadarı ile bu tarz bir kitap kaleme alınmamıĢtır. Dolayısı ile yazar Hasan BENLĠ‟nin yazdığı bu eser de kendi alanında bir ilki teĢkil etmektedir. 1996 yılında Kırıma yaptığı geziden kesitler sunan yazar keskin gözlem gücü ile Kırımdaki sosyal yaĢayıĢtan, yapılaĢmadan, ekonomik durumdan ve toplumların sosyolojik yapısından örnekler vermektedir. Kitabı okurken

Men hep seni sagındım,seni bekledim, Artında sen dep,her esikti cokladım, Şekarada turup catırgıdı tıkbadım, Kel endigisi köngül şeşegi Nogayım. Mamleketler gıdırıp karadım ızındı, Meni süyündürgen eki satır cazındı, Basımızga bas etsek uvılındı gızındı, Kel endigisi avuldın aşıgı Nogayım. Küyler ayttık atınmınan,taslarga, Kabar ciberdik tutas adanaslarga, Mammet ayttı batirligindi caslarga, Kel endigisi törümdün yakışıgı NOGAY'ım Mehmet TAŞKIRAN – TİLİM NOGAY

nogaytürk - 17


G

E

N

E

L

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------HACER TAġYARAN

Kimimiz eĢini, kimimiz anne babamızı, kimimiz çocuklarımızı geride bırakarak geldik buralara. Neydi bizi buralara çeken, yada neydi bizim buralara gelmemizi mecbur bırakan ? Evet herkesin bir umut ile geldiği ve yaĢamını bir Ģekilde devam ettirdiği bu topraklardayız. Dünden bugüne birçok zorlukla karĢılaĢmıĢ olan yurttaĢlarımız buna rağmen büyük bir baĢari ve geliĢme göstermiĢlerdir. Bugün çevremize baktığımızda onlar tarafından yapılan lüks evler, arabalar bahsetmek istediklerim bunlar değil tabi ki. Çevremizdeki gençlerin değiĢen yüzü. Eskisi gibi değil artık Ģimdiki gençler eğitimlerine ve geliĢimlerine büyük önem veriyorlar. Avrupa‟da bu konuda ciddi atılımlar yapan önemli yerlere gelen birçok kiĢi var. Avrupa parlamentolarında bir çok Türk Milletvekili yer alıyor. Türk Eğitimciler, Hukukçular, Doktorlar, daha birçok örnek verilebilir.Fabrikada çalıĢan bir iĢçinin okuyup önemli yere gelen çocukları var artık. Burada yaĢayan nogaylarımızında bu geliĢime ve ilerlemeye birçok katkıları var. Nogaylarımız eğitime ve ülkeye kendi kültürlerini de katarak Türklerin Avrupa‟daki imajının düzelmesinde büyük katkı sağlıyorlar. Biz Nogay Türkleri

kendi toplumumuzun kültürüne sahip çıkarak onlardan kopmadan kendimizin olmayan bu topraklarda yaĢamayı sürdürüyoruz. Kendi kültürümüzü de burada yaĢatmayı baĢaran nadir toplumlardanız. Kendi gelenek ve göreneklerimize uygun olarak yapılan düğünler, Ģenlikler, aile toplantıları, kutlamalar, kendi topraklarımızı aratmıyor doğrusu. Nogaylarımız burada yaĢayan diğer Türk toplulukları arasında çok ilgi ve merak uyandırıyor. Sadece ´´ayakçay´´ (Nogay çayı) üzerine bir arkadaĢımla tam iki saat konuĢtuğumu hatırlıyorum. Bizim kültürümüz o kadar zengin ki anlatmak ve anlamak zaman ve sabır ister. ´´Kültürümüzü anlatmak ve anlamak bir sanattır´´. Herkesin bir umutla geldiği ve bazı zamanlar vatanı olarak kabullendiği bu topraklarda yaĢamaları ve yaĢadıkları ülkelerin geliĢimlerine büyük katkılar sağladıkları ve bu arada kendi kültürlerini de yaĢatmayı baĢardıkları baĢlı baĢına bir baĢari değil midir zaten? Herkesin bir sebebi bir öyküsü vardı buralara gelirken ASIL olan´´biraz daha iyi yaĢamak ve geleceğe daha bir umutla bakmaktı.´´ Tek sebebi buydu bana göre sizce de tüm bunları özetleyen cümle bu değil mi?

nogaytürk – 18


G

E

N

E

L

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------MUNĠSE ÖZĠL

Bazen hayatımızda farkında olmadan binlerce yalan söyleriz. Özellikle de anne ya da baba isek. Evet cennetin kapıları serilse de ayaklarının altına anneler nedense kendilerine sunulan bu hazineyi çocuk sahibi olduktan sonra birer birer harcar. Mübarekliğinden kutsallığından bir Ģey yitirmemiĢtir belki ama ağzından çıkanlar maalesef kaydedilir, sağdaki ve soldaki memurlar tarafından. Çocukluk iĢte; doğasında vardır. Yaramazlık, hareketlilik, kırıp dökmek suretiyle hafif çapta zararlar verme ve daha nice sıfatlar. Yaradan öyle yaratmıĢtır, ne yapsın çünkü o çocuk. Yaptıkları tüm yaramazlıklar ya anne tarafından sorgulanır ya da yüksek baba mahkemesine sevkedilir ki; bu ağır bir yaramazlığın bedelidir. Çocuk hep babaya havale edilmekle tehdit edilir ama nedense akĢam olduğunda tutulan zabıtların hiçbirinden söz edilmez. ĠĢte bir yalan. Çocuk ne yapsın bu durumda, madem anneler unutkan olurlar akĢam olunca, o zaman yaramazlığa devam. Çocukluk iĢte hep o reklamların cezbedici ürünlerini istemek doğal bir sonuçtur. Annenin en güçlü kozudur bu ürünler. Eğer bir çocuk kulak zarlarını yırtarcasına ağlıyorsa kullanılacak bir tek yöntem vardır. Susturucu merkezine (bakkala) götürme vaadiyle çocuğu ümitlendirmek. Tabi çocuk kalbi bu ümitle saatlerce uslu bir Ģekilde etrafa rahatsızlık vermekten vazgeçecektir. Her nedense anne bakkalın yolunu bilmemesinden midir, bu vaadi de tutmaz. Buyrun bir yalan daha.

Bazıları vardır ki uzun vadeli kandırma yöntemleri geliĢtirmiĢtir. Hafta baĢında çocuğa tatilde lunaparka götürülme sözü verilerek hafta içi tüm ayak iĢleri yaptırılır. Hafta sonu gelince anne ve baba acımasız bir kararla akraba ziyaretine götürür çocuğu. Çocuğun ümitleri bir kez daha yıkılmıĢtır. Bir de çocuğu manevi yönden vurma, onu en hassas noktadan yaralama yöntemi vardır ki;bu çok acımasızdır. Çocuğun, o günahsız, saf, temiz varlığın yaptığı afacanlıklar “Allah taĢ eder, vallahi çok günah” ibarelerini kullanmak suretiyle engellenmeye çalıĢılır. Halbuki Allah çocukları çok sever. KeĢke bunu bilseler ve öğrenseler. Oyun ve kirlenmek onların en mutlu oldukları etkinliktir. Maçta üstü baĢı çamur içinde, saçı baĢı dağılmıĢ bir Ģekilde eve gelen çocuğun ilk sorgusunu anne yapar; - Nerdeydin sen? - ġeyy, arkadaĢlarla…. - Sus! Haline bakmadan birde konuĢuyor! - Söylesene neredeydin, Ģu haline bak! - Anne Ģeyy.. Çocuğun cevap vermesine bile fırsat tanınmaz.. Ve daha nice yalan, kandırma, suçlayıcı ve yargılayıcı ifadeler. Dikkat edin! Gelecekte kendine güvenmeyen, dara düĢtüğü bir anda, kolayca, hiç düĢünmeden yalana baĢvuran, bir tartıĢma anında karĢısındakini dinlemeden yargılayan, kendi yaratıcısını hep “taĢ eden” olarak tanıyan bir insan yetiĢtiriyor olabilirsiniz. Onlar aslında geçmiĢte yaĢadıklarını çok sağlam depo edip zamanı gelince kullanırlar. Siz farkında olmasanız da onlar ağzınızdan çıkan her cümleye değer verirler. Sakın unutmayın birileri sizi hep dinliyor.

nogaytürk – 19


Y Ö R E L E R Ġ M Ġ Z

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------ABDULLAH CĠNKARA

Selçuklular ve Osmanlıların eline geçmiĢtir. Köy de geçmiĢ tarihler de Ermeniler yaĢamıĢ ve o zamanki adı ġillak‟tır. Köyde bazı yerlerde toplu mezarlıklar olduğu rivayet edilmektedir. Azgıt‟ın çevresindeki dağlar köye baĢka bir hava katmaktadır. Tırıl dağı ise bir baĢka görünür heybetli duruĢuyla Azgıt‟ta. Sümbüllü kaya bir baĢka güzellikle bakar köye. Orun yurt ise bir baĢka hava katar bu güzel köye. Sümbüllü kaya görülmeye değer. YENĠKÖY (AZGIT) KÜLTÜREL ÖZELLĠKLERĠ Azgıt'ın tarihi çok eskilere dayanmaktadır.Doğu Roma imparatorluğunun hüküm sürdüğü yıllarda, ipek yolu güzergahında kurulmuĢ kalabalık bir yerleĢim birimiydi. Köyde bir kilise, manastır ve kale bulunmaktaydı. Kale varlığını günümüze kadar sürdürmüĢtür. Daha sonra Osmanlıların eline geçinceye kadar Bizans imparatorluğu'na ev sahipliği yapmıĢtır. Osmanlı döneminde Ģivilgi(mithel)'e bağlıydı. O dönemde burada Ermeniler yaĢamaktaydı. Milli mücadele döneminde Ermeniler'in Köyü terk etmesiyle Ağaların himayesine girdi. Ağalar mülklerini korumak ve bakımını yapmak amacıyla birkaç aileyi buraya yerleĢtirdi ve böylece Azgıt köyünün temelleri atılmıĢ oldu. Bu dönemde Azgıt Torlar köyü'nün bir obasıydı. Daha sonra 1965'lere kadar Andırın'ın bir mahallesi olan Azgıt, Andırın'dan ayrılarak Yeniköy ismini almıĢtır. Yeniköy Andırın‟ın en güzel köylerinden birisidir. Bu köyün havası bir baĢka suyu bir baĢkadır.Bu köy de dört mevsim bambaĢkadır. KıĢın karıyla, baharda yeĢilliğiyle, yazın havası ve sularıyla, sonbaharın havası ve renkleriyle bambaĢkadır Köyün giriĢinde bir çok medeniyetlere ev sahipliği yapan bir kale ve köyün için de iki kilise mevcuttur. Kiliselerden birisi yok olmuĢ zamanın Ģartlarına yenik düĢmüĢtür. Diğeri ise köyün içinde bulunmaktadır. Köy baĢta Hititler olmak üzere sırasıyla Romalılar (doğu roma),

Köyün baĢlıca geçim kaynakları tarım ve hayvancılıktır. Azgıt‟ta yetiĢtirilen belli baĢlı tarım ürünleri buğday, mısır, arpa ve fiğ‟dir. Bunların dıĢında fasulye, domates, biber, elma, armut , ayva, kiraz vb. tarım ürünleri yetiĢtirilir. Köyde günümüzde büyükbaĢ hayvancılık yaygındır. Azgıt köyü‟nün hane sayısı 80‟dir. Nufusu ise 350 civarındadır. Bu rakam yaz mevsiminde yayla turizmi sayesinde yaklaĢık 3 kat artmaktadır. Azgıt eski bir yerleĢim birimi üzerine kurulmuĢtur. Doğusunda Bostandere ve Mehlepçik bulunmaktadır.

nogaytürk – 20


Bostandereye uzaklığı 4 kilometre, Mehlepçik‟e ise 1 kilometredir.Batısında Çınargeçidi, kuzeyinde ise YeĢiltepe (kümbetir,Çerkezler) bulunmaktadır.Çınargeçidi‟ne ise 1 kilometredir. Azgıt‟ın güneyinde ise Arıklar Köyü bulunmaktadır. Köyde 1 okul ve 1 cami mevcuttur. Köyün geçim kaynağı tarıma dayandığı için yazları çok yoğun geçer. Köy halkı temmuz ilk haftası tarladaki ürünleri hasat ederler. Tarladaki iĢler temmuz sonu gibi biter. Bahçe köydeki her evde bulunur. Bahçe iĢleri de eylül sonu ya da ekim ortasına kadar devam eder. Köylüler kıĢlık yiyeceklerini tarlalardan ve bahçelerden karĢılarlar. Köyde birçok meyve ağaçları da yetiĢtirilmektedir. Bunlar baĢta elma ağacı ve iki tane büyük elma bahçesi bulunmaktadır. diğerleri: Kiraz, erik, armut, dut, kızılcık kirazı,çok az miktarda fındık, ayva vb. Köy de yayla evleri bulunmaktadır. Çevre il ve ilçelerden yazın köye yaylacılar gelmektedir. Bu nedenle köy de nüfus yazın artmaktadır. Köyde hemen hemen her hafta sonu, bazen hafta içi düğünler yapılmaktadır. Bu düğünler çok kalabalık olmakta birlikte yöre oyunlarının hemen hemen hepsi oynanmaktadır. Düğünler cuma günü cuma namazından çıkılıp bayrak dikilmesiyle baĢlar ve pazar günü gelinin indirilmesiyle sona erer. Düğün yemekleri olarakta dövme pilavı, kuru fasulye, dolma -sarma, bulgur ve pirinç pilavları, tava ve salata yapılmaktadır.

. AZGIT KALESĠ Andırın'a 5 km kuzeyde Yeniköy (Azgıt) sınırları içerinde sarp bir kaya kütlesinin üzerine kurulmuĢtur. Göksun ve Kapadokya ovasını, Kadirli ve Klikya'ya bağlayan stratejik yolun batı kanadında küçük bir garnizon kalesidir. Azgıt Kalesi aynı zamanda Kalası ve Dibi Kalesi'nden geçen MaraĢ yolunun (Toprak yol) kesiĢimindedir. Surlarının güneyi ve batısı ayakta, kuzeyi ve doğusu büyük oranda tahrip olmuĢtur. Dört sağlam burcu ile üç kapısı mevcuttur Kalenin güney yönündeki su sarnıçlarının üstündeki ikinci kat duvarları sağlamdır. Sarnıçların su giriĢ boruları halen sağlam olarak mevcuttur. Kaleye, üç km. uzaktan piĢmiĢ toprak borularla Alagedik ve Kazan pınarı yaylalarından su getirilmiĢtir. Kalenin giriĢ kapısı oldukça büyük, atlı araba girecek Ģekildedir. Ġç sur alanı 1.600 m² kadardır. Dağın biçimine göre oval bir biçimi vardır. Batı kapısında büyük bir Roma haçı kabartması mevcut, ok ve mızrak atmaya elveriĢli sekiz adet mazgal deliği vardır. Kale doğu tarafında 150 m batı ve güneyinden 40-50 m bir yüksekliğe sahiptir. Güneyindeki ve doğusundaki dağların geçit verdiği bölgeye "Battal'ın Kısığı" denir. Bu boğazlardan geçen yol, Andırın-Geben hattıdır. Kale bu ulaĢım hattı üstündeki en müstahkem mevkidedir. Bu bölgedeki kalelerin ilk fütûhatının Emeviler döneminde Malatya Emiri Seyyid Battal Gazi tarafından yağıldığı söylenir. Kalenin sahip olduğu geçidin adına "Battal'ın Kısığı" denmesinin sebebi de bundandır. Kale Hıristiyan Roma dönemine ait olmakla beraber, Bizans döneminde bakım ve onarım gördüğü duvarlarından anlaĢılmaktadır.

nogaytürk - 21


D

Ġ

N

Ġ

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------DĠLEK BAYAR DĠNÇER

Tevhid'e

Teslim

Olmak…

“Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kuluna açık açık ayetleri indiren O‟dur. Şüphesiz Allah, size karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.” (57/9) Ġslam bizim için bir kandil… Bu kandil gözlerimizi kamaĢtırıyor. Ama sadece kandile bakıyoruz. Onu elimize alıp yolumuzu aydınlatmasına izin vermiyoruz. Ona bakmakla yetiniyoruz. Yüzümüz aydınlanıyor, yüreğimize ilhamlar doluyor. Bir süre aydınlandıktan sonra eski karanlık dünyamıza geri dönüyoruz. IĢığı yanımıza almayı unutuyoruz diyemiyorum. Bilerek bırakıyoruz ardımızda… Karanlık dünyamızın yarasalarının bu ıĢığı Ģiddetle reddedeceğini biliyoruz çünkü… Belki de evet unutuyoruz. Bizden öncekiler de böyle yapıyordu çünkü… Ara sıra kandile bakmakla yetinip sonra da eski hayatlarına geri dönüyorlardı.

Ġslamı belli aylara, günlere ve gecelere sığdırmaya çalıĢtık. Günlük hayatın saatlerine böldük biz Ġslamı… Ama hayatın merkezine oturtamadık. Tevhide teslim olan dava erlerinin yaĢantıları yüreğimizde destanlaĢtı. Ruhumuzda fırtınalar estirdi. Ama bizim günlerimiz destanlaĢamadı. Sosyal programımızla örtüĢtüremedik Ġslâmı… Zorluğun, sıkıntının ve çatıĢmanın bir baĢlangıcı mı olacaktı? “O sizi seçti ve size dinde bir zorluk yüklemedi.” (22/78) diye buyuruyor Allahu Teala… Vicdanımız ve hayatımız arasındaki o derin uçurumu ne zaman kapatacağız? Evet O bizi seçti. BaĢımıza gelen acı tatlı olaylar Allah‟ın takdirinden baĢkası değildir. SeçilmiĢ olduğumuz düĢüncesiyle hareket edersek önümüze çıkan engelleri yine Allah‟ın yardımıyla aĢacağımıza inanmalıyız. Dalâleti içeren bütün minvallerden, yollardan ve düĢüncelerden arınmak gerekiyor baĢta… Muttaki, takva sahiplerinden, Salih kullardan olmak güzel bir hayaldi. Hayalden öteye, gıptadan ötelere gidemiyorduk. Oturuyorduk oturanlarla beraber… Allah‟ın müjdesini, övgüsünü hangi Ģartlar altında kazanmıĢlardı? Bunları düĢünüyor muyduk? Dava erlerinin yok muydu hayalleri, zaafları? Hataya, çeliĢkiye düĢtükleri zamanlarda oluyordu. Zaman, mekan ve dünya değiĢiyordu mutlaka… Ama insan iradesi, nefsi, zaafları, düĢkünlükleri, istekleri ve ihtiyaçları hep aynıydı. Kul, Allah‟ın hüdalarına sarılmalı ve hayatını Ġslam'ın rengine boyamak için gayret göstermelidir. Doğruyu yanlıĢtan ayırıp, Tevhidi çizgide kararlı bir duruĢ sergilemelidir. Hedef Sıratı Müstakimdir. Yani “dosdoğru olan yol” dur. Kararlılık çok önemlidir. Mesela sabah namazına uyanmaya niyetli olan bir Müslüman gereken tedbirlerini aldıktan sonra uykuya dalmalıdır. Erken yatmak, saat kurmak ve kararlılık… Uyanamazsam güneĢ doğunca kaza yaparım düĢüncesine fırsat vermeden beyindeki saati! kurmak gerekiyor aslında. Hiç düĢündük mü sahabeler nasıl uyanıyordu namaza?

nogaytürk – 22


Emin olamamak, kararsızlık, çeliĢki ve cesaretsizlik hata etmeye daha yatkın duygulardır. Ama tedirginlik, endiĢe kaçınılmaz sanki… Bunun yanında yüreği serinleten imani duygular… Tevekkül, inanç ve ümit yüreğimize güç katar . Ayağımızı sanki daha sağlam basarız bu güçle… Bir Müslüman, ümit ve korku arasındaki o ince çizgide olmalıdır aslında… Günlük hayatın içinde birçok imtihanla karĢılaĢıyoruz. Zahmet olmadan yemek olmuyor pek tabii… O zahmetin içine girmeye gönüllü müyüz? BaĢta bunu düĢünmeliyiz. Her yandan kuĢatılıyoruz kimi zaman… Ġyinin peĢinde ve iyi olma adına zorluğun pençesine yakalanıyoruz. Geri adım atmak, yanlıĢı kabul etmek iĢte asıl zayıflık bu değil mi? Mücadeleden kaçıĢ değil mi? Neyi niçin yaptığımızı ve kimin için yaptığımızı düĢününce gözlerimiz ümit kapısına çevrilecektir. Ġnsan bir Ģeyi kaybedince asıl değerini anlıyor. Hastalandığımızda sağlığın kıymetini anlıyoruz. Peki bu sağlığı veren Allah‟ın bize her gün, her saat ve her dakika yardım ettiğini anlıyor muyuz? ĠĢte bu güç, bu irade bizim üstümüzdedir. Tasarruf hakkı O‟na aittir. O‟nun ne kadar güçlü, Ģefkatli ve zengin olduğunu anlıyoruz. Allah‟a hamd ediyoruz. Sabır, dua ve direniĢtir hayat… ġartların ve durumların birbirinden farklı olduğu konumlardayız hepimiz. Her peygamber farklı olaylarla imtihan edilmiĢ. ÇeĢitli sıkıntı ve güçlüklere düçar olmuĢ. Hepsinin ortak özelliği Tevhide teslim olmalarıydı. Bu teslimiyetle birlikte kıyasıya bir mücadele baĢlamıĢtır. Sabırla, duayla ve dirençle yapılan bir mücadeleydi bu… Yeni uyanıĢlar baĢlıyordu gittikçe. Ġmanın tadını alan dalaletle savaĢıyordu.

“DireniĢi sadece bir alan veya hedefle sınırlamak yanlıĢ bir yaklaĢımdır… Hayatı komple kuĢatacak, tüm olumsuzlukları gidermeyi hedefleyecek bir direniĢ felsefesi üzerinde durmak, doğru olan budur… ġeytanlaĢmaya direniĢ… DünyevileĢmeye direniĢ… BağileĢmeye direniĢ… DuyarsızlaĢmaya direniĢ… DeğersizleĢmeye direniĢ… CahilleĢmeye direniĢ…”(1) Sistemle, toplumla veya yerleĢmiĢ düĢünceyle kıyasıya bir inatlaĢma değildir direniĢ… DireniĢ, çözüme giden yoldur. Tevhide teslim olanların düsturudur. DireniĢ dava erlerinin teneffüs ettiği havadır aslında… Nefes aldıkça yani gayret, çalıĢma ve çaba oldukça direnç artacaktır. DireniĢ bölünme kabul etmiyor. O bütün bir hayatı kapsıyor. Topyekün bir direniĢ… Zulmün, haksızlığın, fesatlığın ve kötülüğün yaygın olduğu bir dünya da nasıl bir duruĢ sergilemenin kaygısını taĢıyor muyuz yüreğimizde? Belki dünyayı değiĢtirecek gücümüz yok ama dalaletin karanlığına bir mum yakmaya gücümüz yeter inĢallah… Bir mumun bir çok mumu yakmaya gücü yetebilir değil mi? Her mum yanındaki muma ıĢığından verse bütün dünya aydınlanır değil mi? Selam

ve

dualarımla…

(1) Ramazan Kayan, Özgün Ġrade, s.29, sf.37

nogaytürk - 23


S

Ö

Y

L

E

ġ

Ġ

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------ERDEM GÜNAY

GU: Öncelikle derginiz hayırlı, uğurlu olsun. İnşallah hayırlara vesile olur. -Teşekkür ederiz… görmüyoruz, neden?

Sizi

uzun

zamandır

Tv’de

GU: Zaman bulamıyorum. -Var mı yeni projeleriniz?

Vizyona girmiş filmlerimden biride ‘Amerikalılar Karadeniz’de 2’ Bunların yanında bazı tiyatro oyunlarında oynadım. ‘Başkan ve Hayalet’ örneğin. -Oyunculuğun yanında asıl mesleğiniz ressamlık değil mi? GU: Evet. Esasen ressamım. Gazi Eğitim Resim

nogaytürkEnstitüsü – 18 öğrencisiydim. Bu arada yeni resim sergisi

GU: Birkaç tane var. Hatta seninle birlikte çalışıyoruz birinde, sen yazıyorsun hatırlayamadın galiba. -Ömür Defteri’mi? GU: Evet. Tek kişilik bir sahne gösterisi. Yazan; Gafur Uzuner ve Erdem Günay. Oynayan Gafur Uzuner. Hayatımdan bazı kesitleri esprili bir dil ile anlatacağım. Tek kişilik performans. -İyi reklamımızı da yaptık. Başka projeleriniz var mı? -Rol aldığım bazı sinema filmleri var. Mesut Uçakan’ın yönettiği ‘Anka Kuşu’, Murat Derman’ın yönettiği ‘Gölgeler’ filmi var. Bunlar. vizyona girmeyi bekliyor.

açtım. Ziraat Bankası Tünel Sanat Galerisi’nde. Bu 15. kişisel sergim. -Başarılarınızın devamı diliyorum. Asıl gelelim. Nogay Türk’lerini biliyor musunuz?

konumuza

GU: Biraz bilirim. Ben Ankara’lıyım. Köyümüzün yakınlarında bir Tatar köyü vardı. Günalan köyü. Orada babamın çok arkadaşı vardı, sürekli bize gelir giderlerdi. Hepsinin gözleri çekikti ama, biz daha çocuk olduğumuzdan biraz farklı gelirdi gözlerinin çekik olması. Sonuçta Tatar kardeşlerimizin gözlerinin çekik olduğunu anladık… Nogay tatarıydınız siz değil mi? -Evet.

nogaytürk - 24


GAFUR UZUNER KİMDİR ? Ankara`da doğdu. Resme ortaokul yıllarında Eşref Üren, O. Zeki Oral`dan dersler alarak başladı. Gazi Eğitim Enstitüsü`nde Prof. Mürşide İçmeli, Vedat Can, Nihat Kahraman ve Prof. Hasan Pekmezci`nin öğrencisi olup, resim bölümünden 1980 yılında mezun oldu. Resimle birlikte oyunculuk yaşamını sahne ve televizyonda sürdüren sanatçı sergi serüvenine 1981 yılında Ankara Vakko Sanat Galerisi`ndeki karma sergi ile başladı, aynı yıl Şan Tiyatrosu`nda Haldun Dormen`in yönettiği müzikallerde oynamak üzere İstanbul`a yerleşti. Resim ve oyunculuk çalışmalarını halen bu kentte sürdürüyor. Resimlerini çoğunlukla suluboya ve akrilikle yapıyor. GU: Nereden geliyor Nogay’lar? Yani soyu kime dayanıyor?

GU: Yapda yiyelim, anca konuşuyorsun. -Tabi abi ne demek. Yanında ayak çayda yaparız.

-Nogayhan. Altınorda Türk devletine kadar gidiyor kökler. GU: Vay be. Bilindiği gibi Türkiye’de kültür çeşitliliği çok fazla. Nogayı, Tatarı, Çerkezi, Lazı, Kürdü, Ermenisi… Ama önemli olan tek çatı altında yaşabilmektir bence. Hem Türk, hem Müslüman olan azınlık değildir. Benim için önemli değil zaten dini, dili, ırkı. Tabi şöyle bir şey var, göçerek geldikleri için çok doğal olarak atalarına ait, köklerine ait değerleri kaybetmek istemiyorlar. Kesinlikle doğru bir şey insanların kültürlerini yaşatma gayreti. İnsanlar genellikle çocukluklarında izleri takip ederler ve mutlu olurlar. Geçmişte büyük ninelerinin ve büyük dedelerinin giyim kuşamdan tutun, folklorundan, geleneklerinden yaşanılmış tüm değerleri gördükten sonra hangi değeri görse mutlu olur. Asla istemem bir toplumun ve bu toplumun kültürünün asimile olmasını. Bravo size, kültürünüzü yaşatmak için elinizden geleni yapıyorsunuz.

GU: O nedir? -Sütlü çay. Çok lezzetlidir, taba börek ile çok iyi gider. GU: Söz verdin, bunların hepsinden yediricen bana. -Tabi, önümüzdeki sene Sabantoy’a misafirimiz olarak gelirseniz, hepsinden tadarsınız. GU: Sabantoy nedir? Nogay şenliği mi? -Evet. Her yıl sırayla Nogay köylerinde yapılır. Şenliktir. GU: Çok güzel. Kültürünüze sahip çıkmanız, yeni nesillere aktarmanız çok güzel bir şey. Şahsen çok taktir ettim sizi. -Teşekkür ederim.

-Teşekkür ederiz. Peki Nogay yemeklerini bilir misiniz? GU: Maalesef. Karşıma hiç bu Nogay yemeğidir diye bir yemek çıkmadı. Kim bilir nasıl lezzetlidir. -Hemde nasıl. herhalde.

Taba

böreği

hiç

duymadınız

GU: Hayır. Nasıl? -Çok lezzetli ama yemesi çok zor. Böreğin içinde patates ve tavuk butları var. GU: Olsun, ben yerim. Başka? -Şır börek var. Yarım ay biçiminde yağda kızartılan bir börektir. İçinde soğan ve kıyma olur. Kaşık börek var. Mantının biraz daha irisidir ve mantıdan daha lezzetlidir.

nogaytürk - 25


E L

S A

N A

T

I

Kader ( TANATAR ) HOġGÖREN

İnsanlar sevdalarını, acılarını ve sevinçlerini çeşitli biçimlerde ortaya koymuşlardır. Sözle anlatabildiklerini türküye, ağıta, şiire dökmüş; sözle anlatamadıkları ruhsal durumunu kilimine, evinin kapsına oyduğu bir motifle, dile getirmiştir. El sanatı ile kendisine , çevresine yararlı olabilecek ürünü hazırlarken bir anlamda kültürünüde yaratmıştır. İnsanoğlu taşınabilir evi olan çadırında, savaşa çıkarken kullandığı yayında, kılıcına çizdiği motiflerde bu ürünlerini güzel ve dekoratif görünmesini sağlamıştır. Bu kültür göçebede olsa imparatorlukta olsa onun vazgeçilmeyen bir parçası olmuştur. Dünyanın hangi bölgesinde olursanız olun Türk kültürü kendisini her zaman belli etmiş, halk sanatları konusunda da zengin kaynaklara sahip olmuştur.Milli kültür unsurlarımız arasında yer alan el sanatlarımız, gelenek göreneklerimiz incelendiği vakit görüleceği üzere toplum yaşantısına getirdiği olumlu etkiler gözardı edilmeyecek bir gerçektir. Ne var ki sosyokültürel şartlar içerisindeki bazı geleneklerimiz göreneklerimiz ve el sanatlarımız unutulmaya yüz tutmaktadır. Bir gecede evlerinden, yurtlarından ayrılmak zorunda kalan Kırım-Nogay halkı el sanatları ile ilgili aracını, gerecini, desenlerini, motif kaynaklarını, yaptığı eşyalarını bırakarak ayrılmak zorunda bırakıldı. Uzun yıllar hayatta kalabilmek tek mutlulukları oldu. Vatanlarından sürülmeleri öncelikle sessiz sedasız sürdürülürken ,bu tutum daha sonra soykırıma dönüştürüldü. Fakat milletler tarih boyunca imparatorluklarda kursalar bazen yok olup gitseler de dilleri , sanatları ile var olacaklardır. 2005 ağustos ayında gelmiş olduğum Amasya’da kültürümün insanlarıyla burada tanışacağım, karşılaşacağım hiç aklımın ucundan geçmemişti..Kendimce yaptığım araştırmalar neticesinde, Amasya’da bir tek Kırım-Nogay tatarlarının sandıklarında, evlerinde bulunan Tel Kırma el işlemeleri, yerini sanayi ürünlerine terk etmiş. Genç neslin tanımakta zorlandığı el sanatlarımıza her geçen gün ilginin azalmasıyla unutulmaya yüz tutmuştur. 19 ve 20 nci yüzyılın başlarındaki Kırım,. , Kafkasya ve balkanlardan gelen Kırım-Nogay Türkleri Amasya il ve çevresindeki kültür oluşumuna katkıları oldukça görülmektedir. Orta Asya’dan günümüze gelen el

sanatları ürünlerinin farklı olmadığını, ancak Türk boylarının kendilerine özgün işaretleri, figürleri, motifleri , bölge iklimi ve insanların duygu düşünceleri el sanatları ürünlerine yansımıştır. Yok oluyoruz! Bir halk tükeniyor mu? Ne yapalım? bunlara benzer kaygı ve endişelerle yüzyıllardır zengin kültürümüzü geliştirmek, yaşatmak, korumak düşüncesi ile bir şeyler yapmanın zamanı gelmişti artık. Toplumda dili, kültürü, sanatı koruma ve geliştirme, yaşatma konusunda bu isteğin sağlanması gerekliydi. Kültürümüzün canlanması ve bize verilen emanetin gelecek nesillere aktarılması için hareket etmeliydik. Bu yabancılaşmaya biran olsun dur demek gerekmekteydi çünkü. Unutulmaya yüz tutmuş, tamamen kültürümüzün motifleriyle bezeli el işlemelerini tekrar öğretmek hayata geçirmek kararıyla çıktığım yolda şüphesiz ki böyle bir organizasyona katılmaktan dolayı kendimi şanslı sayıyordum. Kendimce yaptığım araştırmalar neticesinde kesinlikle bu gerçekleşmeli ve yaşatılmalıydı. Benim için çok önemli olan el işlemelerinin hayata geçirilmesi, kültürümüz içinde önemli olacağını düşünüyordum. Ben bunları düşünürken tahmin dahi edemediğim zorluklar hiçbir zaman beni yıldırmadı. Karşılaştığım olumsuzluklara rağmen, bir an için benden desteklerini esirgemeyen büyüklerim Menşure Kandemir, Sebahat Nogay, Semiha Özü ve kızı Hülya’ya, bunun yanında organizasyonumuzun gerçekleşmesinde bu güzel el işlemeleri için açılan kurslarımıza katılan adlarını tek tek sayamayacağım hanımlarımıza da sonsuz teşekkürlerimi sunarım. Değerli büyüklerimle birlikte yaptığım bu çalışmanın bende hayatım boyunca unutamayacağım bir onur vesilesi olduğunu belirtmeliyim. Bu gün gelinen nokta ise; Amasya’da tatar halkı tarafından unutulmaya yüz tutmuş Tel Kırma işlemelerimiz, Amasya Halk Eğitim Merkezi, Amasya Kadın Aile Danışma Merkezi ve Kırım Kültür ve Yardımlaşma Derneği iş birliğiyle açılan kurslarda bu el sanatımız tekrar canlandırılarak yaşatılıyor. SAVLUKMAN KALINIZ www.amasyatelkirma.com

nogaytürk – 26

w w w . a m a s y a t e l k i


T

E

K N

O

L

O

J

Ġ

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------CEMĠL AKDAĞ Elektronik ve HaberleĢme Mühendisi

Günümüzde kablosuz internet eriĢimine duyulan gereksinimin artmasıyla birlikte bu açığı dolduracak yeni teknolojiler ortaya çıkmaktadır. Mevcut internet eriĢim teknolojilerine alternatif olarak geniĢ bant yüksek hızda internet bağlantısı sağlayan Wimax sistemleri bu teknolojilerden biridir. Aynı zamanda diğer teknolojilerle birlikte çalıĢabilirlik özelliğine de sahip olmasından dolayı Wimax‟ın kısa sürede dünya genelinde yaygınlaĢacağı öngörülmektedir. Wimax, point-to-multipoint (bir noktadan çok noktaya) geniĢ bant kablosuz ağlarda ortaya çıkan problemleri çözmek için IEEE tarafından tasarlanan bir standarttır. Wimax 'ın getireceği önemli bir yenilik, bazı üreticilerin Wi-Fi internet bağlantısı özelliğine sahip cep telefonları ürettiği göz önüne alınırsa internetin tek iletiĢim standardı olacağı Ģeklinde anlaĢılabilir. Bugün cep telefonlarında GSM standardı üzerinden iletiĢim kurmaktayız, cepten internete bağlanmak istediğimizde ise, GPRS protokolünü kullanmaktayız. GPRS'te belli bir hız sınırı söz konusu olduğu için GPRS yerine cepten Wimax ile internete bağlanmak daha verimli olacaktır. Intel, sabit bilgisayarlarda kullanılmak üzere ürettiği Wimax‟a uyumlu “Rosedale” isimli çipinin ilk örneklerini müĢterilerinin denemelerine sunmuĢtur. 802.16–2004 standardına uyumlu olan çip Wimax Forum‟un sertifikasyonundan sonra 2005‟in ikinci yarısında piyasaya sürülmüĢtür. Wimax sisteminin kurulum maliyeti 2006‟nın ikinci yarısında 250–300$ civarında iken, bu fiyat 2007‟nin baĢlarında 100$‟a kadar inmiĢtir.. Aynı zamanda baz istasyonun kurulum maliyeti de kapsama alanına göre 5000$ ile 100,000$ arasında değiĢmektedir.

Bununla birlikte, her iki standardın performansı özel uygulamalar için büyük ölçüde değiĢiklik gösterebilir. Çünkü 802.16–2004 standardı sabit eriĢim için, 802.16e standardı sabit eriĢim için kullanılabilir olmakla beraber mobil eriĢim için tasarlanmıĢtır. Sabit ağlar 802.16–2004 Wimax Forum sertifikalı ürünlerin sunduğu daha basit modülasyon, lisanssız bantlar, piyasaya giriĢ zamanı, mobilite desteği, yüksek veri aktarımı, bina içi kapsama, spektrum kaynaklarını yönetmede esneklik, spektrum, regülâsyon gibi birçok avantajdan yararlanabilir. Günümüzde birçok kablosuz geniĢ bant teknolojisi sadece LOS (Line of Sight-GörüĢ Hattı) haberleĢmeyi desteklerken Wimax teknolojisi NLOS (Non-Line of Sight NLOS) haberleĢmeyi en iyi Ģekilde gerçekleĢtirmek için tasarlanmıĢtır. LOS haberleĢmede sinyal herhangi bir kırınıma uğramadan vericiden çıkarak direk alıcıya gitmektedir. NLOS haberleĢmede sinyal alıcıya yansıma, kırınım ve saçılma ile ulaĢmaktadır. Alıcıya ulaĢan sinyal dolaysız yol, çoklu yansıma yolu, saçılma enerjisi ve kırınım propagasyon yolu gibi bileĢenlerden oluĢmaktadır. Wimax teknolojisi LOS koĢullarında 50 km NLOS koĢullarında ise 5 km‟ye kadar kapsama alanı imkânı sunmaktadır. CPE (Customer Premises Equipment) dediğimiz müĢterilerin kullandıkları alıcı antenler LOS ve NLOS haberleĢmede farklı Ģekillerde yerleĢtirilmelidir. LOS haberleĢmede vericiyi görebilecek Ģekilde yüksek bir yerde durması gerekirken NLOS haberleĢmede anten yerleĢtirmek için ekstra bir maliyete ihtiyaç duyulmamaktadır. AĢağıdaki Ģekilde her iki haberleĢmede de antenlerin nasıl yerleĢtirilebileceği gösterilmektedir.

Wimax 802.16d ve 802.16e olmak üzere iki standart kullanmaktadır. 802.16d standardı sabit eriĢim için 802.16e standardı ise mobil eriĢim için kullanılmaktadır. Sabit ve mobil eriĢimin farklı gereksinimleri vardır ve piyasada büyük ölçüde farklı kesimlere hitap etmektedir. Her ikisi için de farklı kullanım alanları, veri aktarım ihtiyaçları ve kullanıcı cihaz Ģekil faktörleri vardır. Wimax teknolojisinin bu iki standardı da piyasanın farklı ihtiyaçlarını karĢılamak ve farklı uygulamaların çeĢitli gereksinimleri için tanımlanmıĢtır. AĢağıdaki Ģekilde sinyalin NLOS ortamında nasıl ilerlediği görülmektedir

nogaytürk – 27

. a m a s y a t e l k i r m a . c o m w w w .


B Ġ L G Ġ Dr. Haydar POLAT / Zir.Yük.Müh.

SULAMA VE SULAMA YÖNTEMLERİ Sulama Bitkinin ihtiyaç duyduğu ve yağıĢlarla karĢılanamayan suyun bitkinin kök bölgesine gereken yer ve zamanda verilmesidir. Sulamada esas ilke, tarla baĢına kadar getirilmiĢ suyun, en az kayıpla bütün tarlaya üniform bir Ģekilde dağıtılmasıdır. Çok çeĢitli sulama yöntemleri geliĢtirilmiĢ olup, en uygun sulama yönteminin seçilmesinde, arazinin topoğrafik yapısı (eğim durumu), tesviyesinin düzgün olup olmaması, yetiĢtirilen mahsulün cinsi, toprağın ve toprak alt katmanlarının kimyasal ve fiziksel özellikleri, sulama suyunun miktarı ve kalitesi, çiftçi alıĢkanlıkları, bazı sulama yöntemlerinin ek yatırımı gerektirmesi nedeniyle oradaki çiftçilerin ekonomik durumu, bölgenin (yağıĢ, rüzgar, sıcaklık, nispi nem, don vb. ) egemen iklim Ģartları gibi faktörler önemli rol oynamaktadır. Örneğin topoğrafyası uygun ve düzgün tesviyeli arazilerde bütün sulama yöntemleri uygulanabileceği halde tesviyesiz arazilerde yağmurlama sulama sisteminin seçilmesi, Ģiddetli hâkim rüzgarı olan bir bölgede yağmurlama sulama sistemi yerine damla sulama ya da karık sulama yönteminin seçilmesi daha uygun olacaktır. Sulama yönteminin seçiminde her ne kadar çok sayıda faktör söz konusu olsa da bütün dünyada olduğu gibi küresel ısınma nedeniyle susuzluk tehdidi altında bulunan ülkemizde de sulama yönteminin seçiminde en etkili olan faktör sulama suyunun miktarıdır. Yani en az su kullanılarak en fazla arazinin uygun bir Ģekilde sulanmasını sağlayan sistemlerdir. Ancak bu sistemlerin ek yatırımı gerektirmesi nedeniyle çiftçilerin ekonomik durumu çoğu zaman uygun olan sistemin seçilmesine müsaade etmemektedir. Bilinçsiz su kullanımının baĢında tarım sektöründeki 'geleneksel vahĢi sulama‟ alıĢkanlığı gelmektedir. Bu nedenle son yıllarda susuzluk tehdidi altında bulunan ülkemizde tarım sektörü için ayrılan paranın büyük bir çoğunluğu sulu tarım projelerinde kullanılmaktadır. Örneğin 2007 yılında Tarım ve KöyiĢleri Bakanlığı, Hazine MüsteĢarlığı ve Ziraat Bankası‟nın koordinasyonunda hazırlanan 'Damlama ve Yağmurlama Sulama Sistemiyle Bilinçli Sulama, Bereketli Gelecek Projesi‟ gibi projelerle çiftçilere arazilerinde damlama ve yağmurlama teknolojisini kurabilmeleri için sıfır faizli kredi imkanları sağlanmaktadır. Sadece söz konusu proje için 2007 yılına mahsuben 1 katrilyon kaynak ayrıldığı belirtilmektedir. Sulama Yöntemleri 1.Geleneksel Sulama Yöntemleri

1.1. Salma sulama yöntemi (vahĢi sulama) : Bu sulama yönteminde tarla baĢı kanalından tarla parseline alınan su parsel boyunca arazi üzerinde rasgele ayılmaya bırakılır. Su toprak yüzeyinde ilerlerken bir yandan da infiltrasyonla toprak içerisine girer ve bitki kök bölgesinde depolanır. . Bu uygulama biçiminde sulama doğrultusunda

eğimin %3‟ü geçmemesi ve sulamaya dik yönde eğimin olmaması gerekir. Bu yöntem sulama suyunun bol ve sulama kültürünün olmadığı yerlerde kullanılır. Bu tip sulamada su kaybı fazla, sulama randımanı da çok düĢüktür ayrıca tarla yüzeyinde üniform bir su dağılımı da sağlanamaz, erozyona neden olur. 1.2. Tava sulama yöntemi: Sulanacak tarla parseli toprak seddelerle çevrilerek eğimsiz alt parsellere ayrılır. Bu alt parsellere tava adı verilir. Tarla baĢı kanalından alınan su bu tavalara bir ya da birkaç yerden verilir. Burada sulama için arazi önceden tavalara bölünür. Sık ekilen hububat, yem bitkileri ve meyve bahçelerinin sulanmasında kullanılır. Bu yöntemde suyun tavada kısa sürede göllendirilmesi için 30 lt/sn üzerinde debili su kaynağına ihtiyaç vardır. Ayrıca suyun çok fazla verilip derine sızmasını önlemek için kontrollü sulama yapılmalı ve drenaj tedbirleri de alınmalıdır. Bu yöntemin en olumsuz yanı da su sarfiyatı ve sulama zamanının fazla olmasıdır. 1.3. Karık sulama yöntemi: Bu yöntemde bitki sıra aralarına karık adı verilen küçük kanalcıklar açılır ve su bu karıklara verilir. Su karık boyunca ilerlerken bir yandan da infiltrasyonla toprak içerisine girer ve bitki kök bölgesinde depolanır. Sulama sırasında mevcut debiye göre çok sayıda karığa su verilebilir. Karık sulama yöntemi sıraya ekilen ya da dikilen tarla bitkileri, sebzeler meyve bahçeleri ve bağlarda kullanılır. Bitkiler burada karık üzerindeki sırtlara ekildiğinden bitki kök boğazının ıslatılması söz konusu değildir. Bu nedenle salma sulama ve tava sulama yöntemine göre sulama randımanı, su tasarrufu ve bitki hastalıkları yönünden en uygun sulama metodudur. Ancak bu sulama yönteminin tuzlu topraklarda uygulanması son derece sakıncalıdır. Çünkü su karık içerisinde hareket ederken kapillarite ile karık sırtlarına doğru yükselir ve bitki kök bölgesinde tuz yoğunlaĢmasına neden olarak bitkilerin zarar görmesine neden olur. 2. Kapalı borulu sulama sistemleri Sulanacak arazilerde su dağıtımının kapalı borulu bir iletim sistemiyle yapıldığı sistemlere kapalı borulu sulama sistemleri denir. Bunlar da basınçlı ve basınçsız borulu sulama sistemleri olmak üzere ikiye ayrılır. 2.1. Basınçsız borulu sulama sistemleri: Toprak altına gömülü, basıncı 0,8 atm.‟den az sistemlerdir. Bu sistemlerde su dağıtımı priz veya vanalarla bırakılan suyun basınçsız olarak kullanıcıya teslimi ile gerçekleĢtirilir. Dolayısıyla sulama pratiği ve kullanıcı yönünden klasik açık kanal Ģebekeli veya kanaletli sistemden bir farkı yoktur. Tek fark iletim sisteminin kapalı oluĢudur. Bu nedenle su kaynağında sediment mevcutsa tesiste sediment çökelmesine bağlı olarak daralma ve tıkanmalar olmaktadır. Ayrıca bitki köklerinin de boruya girerek tıkanmalara sebep olduğu görülmektedir. Kapalı borulu sistemler gömülü olduğu için açık kanal ve kanaletli sistemlere göre tarım arazisinde kayıp yoktur. KamulaĢtırma alanı diğer Ģebekelere göre çok azalır, iĢletme ve bakım onarım giderleri düĢüktür. Sulama alanında kanal ve kanaletlere oranla sanat yapısı çok azdır. Bu nedenle makineli tarım için Ģartlar daha elveriĢlidir. Ancak boruların iĢletme sırasında hasar görmeleri halinde boru

nogaytürk - 28


malzemelerinin mahallinde anında temin edilememesi sonucu su isalesi durmakta sulama yapılamamaktadır. Bu malzemelerin temini halinde bile tesise montajı özel iĢçilik gerektirmektedir. 2.2. Basınçlı sulama sistemleri: Sulama suyunun belli bir basınç altında araziye iletilmesini sağlayan sistemlerdir.

. Su buradan infiltrasyonla toprak içerisine girer, yerçekimi ve kapillar kuvvetlerin etkisi ile bitki köklerinin geliĢtiği toprak hacmi ıslatır. BaĢka bir deyiĢle, bu yöntemde genellikle alanın tamamı ıslatılmaz. Bitki sırası boyunca ıslak bir Ģerit elde edilir ve bitki sıraları arasında ıslatılmayan kuru bir alan kalır. Böylece, mevcut sulama suyundan en üst düzeyde yararlanılır. 2.2.5. Basınçlı Sulama Sistemlerinin Avantajları ve Dezavantajları

2.2.1. Yağmurlama sulama:Yağmurlama sulama yönteminde arazi üzerinde belirli aralıklarla yerleĢtirilen yağmurlama baĢlıklarından basınç altında havaya verilen sulama suyu buradan arazi yüzeyine düĢer ve infiltrasyonla toprak içerisine girerek bitki kök bölgesinde depolanır. Bu uygulama biçimi doğal yağıĢa benzediği için yağmurlama yöntemi adını almıĢtır. Suyun baĢlıklardan basınç altında verilmesi için basınçlı bir boru sisteminin bulunması ve iĢletme basıncının ya pompa birimiyle ya da su kaynağının yüksekte olması Ģekliyle yerçekimiyle sağlanması gerekmektedir. 2.2.2. Mini sprinkler: Meyve bahçelerinin ağaç altından sulanmasında özel olarak yapılmıĢ küçük yağmurlama baĢlıkları kullanılmaktadır. Bu sistemde her ağaç sırasına yüzeye serili bir PE ( polietilen) lateral boru hattı döĢenir ve her ağacın altına özel olarak yapılmıĢ küçük bir yağmurlama baĢlığı yerleĢtirilir. Sistem bütünüyle sabittir. Sulama sezonu sonunda yalnızca toprak yüzeyine serili lateral boru hatlarıyla yağmurlama baĢlıkları toplanır. Bu tip sistemlere ağaç altı mikro yağmurlama sistemi de denilmektedir. Bu sistemlerde iĢletme basıncı 1-2 atmosfer kadardır. Bir yağmurlama baĢlığı yaklaĢık bir ağaç tacının çapı kadar bir alanı ıslatır. Bütün su iletim sisteminin gömülü olması nedeniyle zirai faaliyetler engellenmemektedir. Ayrıca normal yağmurlama sistemlerinde ağaç tacının sulama sırasında ıslanması nedeniyle meyve ve yapraklarda mantari hastalıklar geliĢtiği için çoğu zaman kullanılamadığı halde mini springler burada emniyetle kullanılabilmektedirler. 2.2.3. Bublers sulama: Bu sistemin esası ziraat alanını içinde düĢük basınçta su ileten bir lateral boru ve buna bağlı 10-12 mm çapında saydam polietilen su dağıtım borularından ibarettir. Lateral borulardaki su basıncı 0.1-0.5 atm. civarında olup basınç ihtiyacı diğer sistemlere oranla oldukça düĢüktür. Hatta tarla baĢında topoğrafik koĢullardan yaralanarak 6- 7 m yüksekte bir yere yapılan depo ile bile gerekli basınç sağlanabilir. Lateraller mini spring sulama tesisinin aynı Ģekilde toprağın 40-50 cm derinine gömülerek ağaç altında da her ağaca bir tane bağlanarak ağaç gövdesine bir T parçası eklenerek asılır. Ağaç henüz fidan durumunda iken çok yakına verilen su ağaç büyüdükçe gövdeden uzaklaĢtırılır ve sulama suyu ile kök bölgesinin çakıĢması sağlanır. Bublers sulama sistemi bağ ve meyve bahçeleri için uygun olup diğer tarla ziraatı için uygun değildir. Sistemin esas avantajı çok düĢük iĢletme basıncıyla çalıĢabilmesi ve tıkanabilecek ve aĢınabilecek herhangi bir parçasını olmaması, diğer bir deyimle son derece basit ama fonksiyonel olmasıdır. 2.2.4. Damla sulama: Damla sulama yönteminde temel ilke, bitkide nem eksikliğinden kaynaklanan bir gerilim yaratmadan, her defasında az miktarda sulama suyunu sık aralıklarla yalnızca bitki köklerinin geliĢtiği ortama vermektir. Bu yöntemde bazen her gün, hatta günde birden fazla sulama yapılabilmektedir. Damla sulama yönteminde arındırılmıĢ su, basınçlı bir boru ağıyla bitki yakınına yerleĢtirilen damlatıcılara kadar iletilir ve damlatıcılardan düĢük basınç altında toprak yüzeyine verilir.

Basınçlı sulama sistemlerinin yararları: - Topoğrafik yönden düzgün olmayan tarım alanları tesviyeye gerek kalmadan bu yöntemle sulanabilir. Salma sulamaya bağlı erozyon önlenir. - Geçirgenliği yüksek olan topraklarda karık akıĢına bağlı su kaybına neden olmaksızın tüm tarla alanında ekonomik ve üniform olarak yüksek randımanla sulama yapılır. - Taban suyunun yüksek olduğu yerlerde taban su seviyesini yükseltmeden sulama yapılır. - Kanalet ve kapalı borulu sistemlerde sulama yapmak için gerekli tarla içi hendeklere gerek kalmadığından ekim alanı artmakta sulama iĢçiliği de azalmaktadır. - Ticari gübreler sulama suyuyla sadece bitki kök bölgesine verilebilir, böylece gübre ve iĢçilikten de tasarruf sağlanır. - Sistem geliĢmiĢ damla ve Bublers sulama sistemine de uygundur. Bu sistemlerde bitki kök bölgesinde düĢük gerilimle tutulan devamlı bir nem bulunduğundan bitki suyu topraktan fazla bir enerji harcamaksızın alır. Bu da ürün artıĢı sağlayan önemli bir faktördür. - Tohum yataklarının hazırlanması, tohumların çimlendirilmesi fide seyreltmesi için üniform ve yeterli toprak nemi kontrollü bir Ģekilde sağlanabilir. - Sulama suyu proje sahasına istenilen miktarda denetim altında verilir. Gerekirse bireysel olarak kullanılan su sayaç takılarak net olarak saptanıp miktarına göre kullanım bedeli tahsil edilebilir. Tesisin kontrolü kolaylaĢır. Ayrıca bu tür tesisler modern kullanma yöntemlerine açıktır. Basınçlı

sulama

sistemlerinin

sakıncaları

:

- Sistemin birim alana düĢen ilk yatırım bedeli diğer sistemlere göre yüksektir. Ancak aynı suyla daha fazla alanın sulanabilmesi, verim artıĢı, drenaj sorununu azaltması, tesviye yatırımına ihtiyaç duyulmaması, çiftçilerin gelir artıĢı fazla olan ürünlerin ekilmesine yönelmesi nedeniyle yatırım maliyeti farkı kısa sürede kendini amorti edecektir. - Su kaynağı kotu sulanacak arazinin kotundan fazla olmayıp basınç pompajla sağlanıyorsa iĢletme gideri fazla olacaktır. Ancak getirisi yüksek olan ürün ekimlerinde bu sistem ekonomik olmaktadır. Bireysel çiftçi sulama sistemlerinde bu durum net olarak gözlemlenmektedir. - Sulama yapılacak bölgede sulama esnasında kuvvetli rüzgarın olması, veya devamlı hakim rüzgarın olması su dağılımını olumsuz etkiler. - Bazı bitkilerde yağmurlama sulama çiçeklenme döneminde tozlaĢmayı olumsuz etkiler. Ayrıca mantari hastalıklara da yol açabilir. Burada uygun sulama zamanı ve uygun sulama yöntemi tüm bu sakıncaları ortadan kaldırmaktadır. - Cazibeli basınçlı olarak çalıĢabilecek sulama tesisleri öncelikle ve mutlaka kapalı basınçlı olarak inĢa edilmelidir. T.K.B. Tarımsal AraĢtırmalar Genel Müdürlüğü Toprak Gübre ve Enstitüsü/ANKARA

nogaytürk - 29

Su

Kaynakları

Merkez

AraĢtırma


M Ü

Z Ġ

K

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------ĠSHAK ORAK

Murat Göğebakan; 9 Ekim 1968 tarihinde Adana'da doğdu.1986 yılında Hacettepe Üniversitesi devlet konservatuarına girdi, tamamladığı üniversite eğitiminden sonra da Çukurova Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak yer aldı.Erkin Koray, Cem Karaca, Edip Akbayram, BarıĢ Manço, Deep Purple ve Led Zeplin gibi isimlerden etkilendiğini belirten Göğebakan evli ve bir çocuk babası. 8. Sanat bakımından ülkemizi nasıl değerlendirirsiniz? YozlaĢmıĢ görüyorum.

1. Bizler Nogayforum üyeleri olarak dergimizde sizinle bir söyleĢi yapmak istiyoruz. Nogay Türk‟lerini daha önce duydunuz mu? Hayır duymadım. 2. Kendinizi kısaca nasıl tanımlarsınız? Allah’ın basit bir kulu. 3. 95‟te hayallerinizi gerçekleĢtirmek adına Ġstanbul„a gittiniz ve albüm çalıĢmalarınıza baĢladınız. Bize bu hayallerinizi ve ilk albüm çıkarırken karĢılaĢtığınız zorlukları anlatır mısınız? Bunun için inanın ki bir kitap yazdım. “Hasan’dan olma Hatice’den doğma Murat Göğebakan” . Onun içinde daha detaylı bilgiler var ben eğer yazmaya kalkarsam dergide epey yer kaplar. 4. Okur sever misiniz? Ne tür kitapları okursunuz? En son okuduğunuz kitap hangisi? Felsefe kitaplarını seviyorum .En son Kırık Mızrap’ı okudum. 5. Felsefeye merakınız sonucu tasavvufa ilgi duydunuz. Sizce tasavvuf nedir? YaĢamdır. Ahlaktır. Doğruluktur. Bana göre güzelliktir. Bazı Ģeyler anlatılmaz çünkü anlatamazsınız yaĢanır. 6. Kendinize ait tarzınız olduğunu düĢünüyoruz. Kendi tabirinizle hem yazan hem okuyan yani haykıran birisiniz. Tarzınıza M.Göğebakan diyoruz biz. Doğrudur. Sizin gibi bir çok insan aynı Ģeyi söylüyor. 7. Orkestranızın M.Göğebakan tarzıyla tam manasıyla bağdaĢıyor. Siz neler söyleyeceksiniz? Ġnsan kardeĢleri için neler söyleyebilirse ben onlar için bir fazlasını söylerim.

9. Eurovision hakkında düĢünceleriniz neler? Katılırmıydınız? Hayır katılmazdım. Çünkü orası markalar savaĢı. 10. ġöhret sizde neleri değiĢtirdi, Ģöhret hakkında ne düĢünüyorsunuz? EĢek aynı eĢek sadece sırtındaki semeri değiĢti. 11. Estağfurlah..Kitabınızda Ģöhretle ilgili bir rüyanızı anlatmıĢsınız. Bizimle de paylaĢır mısınız? teĢekkürler. 12. Biz bir Ayyüzlüm Ģarkısıyla bir ömür yaĢarız fakat her geçen gün yeni bir Ģarkıcı ve yeni bir Ģarkı çıkıyor piyasaya bu konuda düĢünceleriniz neler? Kötüler olsun ki iyinin kıymeti bilinsin. Sıcak olsun ki soğuğun kıymeti bilinsin. Negatif olsun ki pozitifin kıymeti bilinsin. 13. Hayatınız ve Ģarkılarınız sevgi üzerine kurulu. Sizce sevgi nedir? AĢk bir yol sevgi bu yolda topladığın meyvalardır. 14. Sevgiliye albümü dinleyiciye ulaĢana kadar hangi aĢamalardan geçti? Tabi ilkönce yüreğinizin süzgecinden geçmiĢ olmalı ki dinlenesi bir albüm çıkmıĢ ortaya.. 1.200 saat sadece stüdyoda çalıĢtık artık geri kalanını Allah için siz düĢünün. 15. Sevgiliye‟den kasıt nedir? O’nadır. 16. Hayran kelimesinde hoĢlanmadığınızı öğrendik. Dinleyici ya da kardeĢ demeyi tercih ediyorsunuz. KardeĢlerinizden beklentileriniz neler? Bize sahip çıkmaları. Çünkü baĢka bir umudumuz yok.

17. Son olarak biz gençlere tavsiyeleriniz olacak mı? Birbirinizi sevin. Yoksa birileri gelecek hepimizi üzecek. NOGAYTÜRK olarak teĢekkür eder baĢarılarınızın devamını diliyoruz.

nogaytürk – 30


E

Ğ

Ġ

T

Ġ

M

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------EMĠNE ÇAĞDAġ

Orta okul ve lise yıllarımda en büyük hayalimdi üniversiteye gitmek.Mesleğimi soranlara üniversite öğrencisiyim demeyi dört gözle bekliyordum.Mezun olunca hangi iĢte çalıĢacağımı falan da hiç düĢünmüyordum.Bu kadar hayalini kurduğum bir Ģey olmayınca haliyle çok üzülmüĢtüm.Neredeyse bir hafta ağladım ve yeniden hazırlanmaya karar verdim.ġimdi ne iyi etmiĢim diyorum.Hayatımın en güzel senelerini yaĢadım,genç olduğumu hissettim. Sonuçlar açıklanıp da kazandığımı öğrenince sevinçle hemen hazırlık yapmaya baĢlamıĢtım.Bir çok öğrenci de Ģu günlerde aynı heyecanı yaĢıyor.Kayıt için istenen evraklar hazırlanıyor,fotoğraflar,ikametgah belgeleri…ġehir dıĢını kazananların hazırlığı daha da karmaĢık ve heyecanlı. Kalacak yer arayanlar için seçenek çok.Konfor seviyesi fiyatına göre değiĢen özel yurtlar,ki onlar sizi zaten kayıt sırasında kurdukları standlarda bekliyor olacaklar,kredi yurtlar kurumunun bize sunduğu dört,altı sekiz hatta bazen on kiĢilik odalardan oluĢan kalabalık yurtlar,bir kiĢiden on kiĢiye kadar insanı içinde barındırmaya müsait evler…Tabi mecburi haller dıĢında kim on kiĢiyle aynı evi paylaĢmak ister bilemiyorum ama bunlar Ģahit olduğum,gerçekten yaĢanmıĢ durumlar. Ben özel bir yurtta hiç kalmadım.Kyk(kredi yurtlar kurumu) listelerinde de yedekteydim bir çok kiĢi gibi.Sıramın gelip yerimin belli olması için belki bir buçuk ay bekledim ve sonunda muradıma erdim.Çok eski tarihlerden kalmıĢ kahverengi tonlarında,gıcırdayan üç ranza ve altı dolap vardı odada.Her zamanki iyimserliğimle her Ģeyin çok güzel olacağını düĢünerek arkadaĢlarımla tanıĢtım ama maalesef gece yarısı bu düĢüncemden vazgeçtim.Çünkü ilk kavgamızı etmiĢtik oda arkadaĢlarımla.Tabi insan kardeĢiyle bile geçinemezken yabancılarla sorun yaĢamaması düĢünülemez.Hele de yaĢayıĢ tarzı,düĢünceleri,geldikleri ortamlar bu kadar farklıysa. Madde bağımlısı,alkol kullanan yada boĢ zamanlarının tümünü disko ve barlarda değerlendiren arkadaĢlarınız olabilir.Bazılarının konuĢması,davranıĢları çok kaba ve itici olabilir,kavgacı olabilirler.Ama mutlaka anlaĢabileceğiniz bir nokta vardır ve belki onları çok sevebilirsiniz zamanla.Tam tersi de olabilir bütün oda arkadaĢlarınız mükemmel insanlar olur belki ama bir arada yaĢamak yine de zor.Siz ıĢıkta uyuyamazsınız,o karanlıktan korkar.Siz erken yatmak istersiniz o geç yatmayı sever Eve de çıkabilirsiniz arkadaĢlarınızla ama dikkatli olmak gerek.Seçiminizi iyi yapmak zorundasınız.Siz titizsinizdir,o dağınıktır,ne yapsanız uyum sağlayamazsınınız.Ailenizin size gönderebileceği para ona gönderilen paranın yarısı kadar olabilir.Siz sakin bir yaĢantı istersiniz,o her gece arkadaĢlarını eve toplayıp parti düzenler.Sevgilisi vardır,ve o sürekli evinize gelip gitmek isteyebilir.

Sonra değer mi diye düĢünmeye baĢlarsınız bu kadar sıkıntı çekmeye.Dünya malı dünyada kalır,karnımı bir Ģekilde doyururum elbet,gerekirse limon satarım dersiniz. Üniversite öğrencilerinin çoğunda migren,gastrit,ülser,uyku ve yeme bozukluğu vardır,yoksa da oluĢur,siz de bu durumun farkına varınca,bu hastalıklara sebep olan faktörleri birebir yaĢayıp idrak edince sağlığımdan önemli değil ya diye düĢünürsünüz.Okulu bırakıp gitmek istersiniz zaman zamanBen eĢyalarımı bile toplamıĢtım bir keresinde-Ama bırakıp gidemezsiniz çünkü o kadar emek verip gelmiĢsinizdir. Zaten ertesi gün vazgeçersiniz bu fikirlerinizden ya da en azından bir süreliğine unutursunuz. Mesela ertesi gün güzel bir konsere gideceksinizdir.Ya da arkadaĢlarınızla ayaklarınız ağrıyana kadar gezeceksinizdir.Belki de bahar Ģenlikleri vardır,birbirinden güzel oyunlar,konserler.Ben ata bile binmiĢtim Ģenliklerde. ArkadaĢlarınızla sabahlara kadar muhabbet edersiniz.Çok iyi arkadaĢlıklar kurarsınız.KardeĢ gibi olursunuz hatta.Aynı yatakta yatarsınız,birbirinizin kıyafetlerini giyersiniz,parasız kalınca birbirinizi idare edersiniz. Yani bir daha yaĢayamayacağınız arkadaĢlıklarınız,unutulmayacak anılarınız olur.Çok Ģey katar insana üniversite,çok Ģey öğretir.Maddi anlamda bir Ģeyler öğrenmek değil kastettiğim hayatı öğrenirsiniz.Zorlukların üstesinden tek baĢınıza gelmeyi,ayakta durmayı,insanlarla asgari düzeyde de olsa geçinmeyi,bir arada yaĢamayı öğrenirsiniz.Zaman zaman bırakıp gitmeyi düĢünseniz de,hatta mezun olunca iĢ bulamasanız da boĢa geçmiĢ saymazsınız üniversitede geçirdiğiniz günleri.

nogaytürk – 31

. a m a s y a t e l k i r m a . c o m w w


S

A

Ğ L

I

K

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------GÜLġEN ÖZTÜRK – DiĢ Hekimi

DiĢler sindirim sisteminin baĢında besinlerin koparılmasına, ufalanıp parçalanmasına yardım eder. KonuĢmayı ve seslerin doğru bir Ģekilde çıkmasını sağlar. Estetik olarak yüzle bir bütünlük içindedir. Embriyolojik hayatta(anne karnında)ağız boĢluğuna ait oluĢum belirtileri 3. haftada baĢlarken 7. haftadan itibaren diĢlerin tomurcukları hafta hafta belirmeye baĢlar. GeliĢim süreci içerisinde ilk çıkan süt diĢleri 6 yaĢından itibaren yerlerini kalıcı diĢlere bırakırlar. DiĢ ve diĢ eti hastalıkları ülkemizde ve dünyada en önemli sağlık sorunları arasındadır ancak hayatı doğrudan tehdit etmediği için gereken önem verilmemektedir. Ağız sindirim kanalının giriĢi olduğu için ağızda ki olumsuzluklar diĢ sağlığının bozulmasına sindirimin olumsuz etkilenmesine yol açar. DiĢ sağlığının bozulması vücuttaki diğer organları da etkileyebilir. Bütün sistemleri olumsuz etkileyen süperenfeksiyon odağı haline gelebilir ve kalp böbrek eklemler vb. yapılarda önemli sağlık sorunlarına yol açabilen enfeksiyonlara kaynaklık edebilir. Ağız ve diĢlerde yapısal ve iĢlevsel herhangi bir bozukluğun olmaması, ağız ve diĢlerin görevlerini tam olarak yapabilmeleri durumu “ağız ve diĢ sağlığı” varlığını gösterir. Çürük ve oluĢumu; DiĢ çürüğü diĢte oyuklar yaparak diĢin yapısını bozan ve kendi kendine iyileĢemeyen bir hastalıktır. Çürüğün oluĢmasında üç etmen vardır. Duyarlı bir diĢ yüzeyi, mikroorganizmalar için elveriĢli yiyecek artıkları, bunların parçalanmasına ve asit oluĢumuna yol açacak mikroorganizma varlığı .Besinler içinde diĢ çürümesine en çok neden olanlar karbonhidratlardır. Ağızda bulunan bakteriler gıda artıklarını metabolize ederek asit oluĢtururlar. OluĢan asit diĢlerin mineral yapısını çözerek koruyucu tabaka olan minenin bozulmasına ve diĢ hekimlerinin kavite dedikleri oyukların oluĢmasına sebep olurlar. DiĢ minesi eridikten sonra çürük hızla ilerler, pulpaya yani diĢ özüne yaklaĢtıkça diĢ ağrımaya baĢlar daha ileri safhada diĢte apse meydana gelebilir. DiĢ çürük baĢlangıcında tedavi edilemeyecek olursa sonrasında daha zor karmaĢık pahalı tedaviler gerekebilir. DiĢlerin ağrımaması sağlıklı olduğu anlamına gelmez. Henüz çok ilerlememiĢ çürükler ağrı yapmayabilir. BaĢlangıç halinde ki çürükler ve diĢlerin ara yüzünde yani birbirine değen yüzünde bulunan çürükler gözle görülmeyebilir. Bunları diĢ hekimleri röntgen çekerek tespit edebilirler. Bu nedenle 6 ayda bir diĢlerin muayeneden geçmesi gereklidir. Çürüklerin erken dönemde teĢhisi ve tedavisi hem sağlık ve sosyal hem de ekonomik açıdan katkı sağlar. Takma diĢ kullanım ihtiyacını azaltır ve geciktirir. Hiç bir yapılan tedavi doğal diĢin yerini tutamaz.

Ağız ve diĢ sağlığı nasıl korunur? DiĢlerimizi korumanın en etkili yolu düzenli fırçalamaktır. DiĢ fırçalamanın ilk adımı doğru fırça seçimidir. Orta sertlikte veya yumuĢak, ağız içerisinde her bölgeye ulaĢımı sağlayabilmesi açısından küçük baĢlı fırçalar tercih edilmelidir. Fırça birkaç ayda bir değiĢtirilmelidir. Uygun fırça seçildikten sonra diĢler günde en az iki kere düzenli olarak fırçalanmalıdır. Fırçalama iĢlemi en az iki üç dakika sürmelidir. Sağlıklı diĢ etlerinde fırçalama esnasında kanama görülmez. Sadece diĢ fırçalamak asla bakteri plağı mücadelesinde yeterli değildir. Ara yüzler diĢ ipi ile temizlenmelidir. Günde bir kez yatmadan önce uygulamak yeterlidir. Köprü protezi kullananlar bu protezler için yapılmıĢ özel diĢ iplerini veya ara yüz fırçalarını tercih etmelidir ve bunların kullanımı hakkında diĢ hekiminden bilgi almalıdır. Bu uygulama protezin uzun ömürlülüğü için gereklidir. Bakteriler dil üzerinde de yaĢarlar ve kötü ağız kokusunun baĢlıca nedenleri arasındadır. Rutin ağız bakımında günde iki kez dil fırçalanmalıdır. Bu iĢlemle ağızdaki bakteri sayı azalacak ve ferah bir nefese sahip olunacaktır. Ağız diĢ sağlığının devamlılığı için diğer bir önlemde Ģekerli gıdaları ana öğünlerde tüketmeye çalıĢmak ve yemek aralarında bir Ģey yememeye gayret etmektir. DiĢ hekimine 6 ay aralıklarla muayene olunmalı baĢlangıç çürükleri vakit kaybetmeden yaptırılmalıdır.sıcak soğuk hassasiyeti varlığında veya diĢte renklenme fark edildiğinde hemen diĢ hekimine gidilmelidir. Günümüzde diĢ hekimliğinde ve diğer tıp bilimlerinde koruyucu hekimlik önem kazanmıĢtır.DiĢ hekimliğinde de koruyucu hekimlik denilince akla diĢlerin çürümesini önlemek gelir.DiĢleri çürüğe karĢı dirençli bir hale getirmek için kullanılan madde FLUORĠD dir. Fluorid diĢlerin çürümesini önleyen,diĢlerin yapısını kuvvetlendiren bir elementtir. Fluorid diĢ macunlarının içinde bulunduğu gibi bazı besin maddelerinde de bulunur.Fakat çocuklar çoğu zaman diĢlerini fırçalamayı ihmal ettikleri için diĢlerinin çürüğe karĢı direnç kazanabilmeleri için yeterli fluorid almamıĢ olurlar.Bu durumu bertaraf edebilmek için profesyonel TOPĠKAL FLUORĠD uygulamaları yapılmalıdır.. Profesyonel Topikal fluorid tatbiki sadece diĢ hekimleri tarafından uygulanılabilen bir yöntemidir. Topikal fluorid uygulaması özellikle diĢleri çürümeye meyilli çocuklarda uygulanır. Bu sayede yeterli miktarda fluorid diĢler üzerine depolanır ve diĢlerin yapısı güçlendirilerek çürüğe karĢı dirençli olur. Topikal fluorid uygulaması her 6 ayda bir yapılırsa ancak etkili olabilir.Bunun için çocuklarınızı her 6 ayda bir düzenli olarak diĢ hekimine getiriniz...

nogaytürk – 32

a m a s y a


L

E

Z Z E

T

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Hamuru için malzemeler; 1 kg un bir tatlı kaĢığı (silme) tuz ,su Harcı için malzemeler; Yarım kg kıyma 2 adet soğan 1 çay kaĢığı tuz 1 çay kaĢığından biraz az karabiber ½ bardak su Bir kapta un, tuz su ilave edilerek kulakmemesi yumuĢaklığına gelecek kıvama gelinceye kadar karıĢtırılarak hamuru hazırlanır. Diğer kapta soğanlar rendelenerek, üzerine kıyma, tuz, karabiber ve su karıĢtırılarak harç hazırlanır. Meydana gelen hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar alınarak, yaklaĢık 20 cm çapında daireler oluĢturulacak Ģekilde hamurlar açılır. Hazırlanan harç, daire Ģeklinde açılmıĢ olan hamurun üzerine yarım ay Ģeklinde ince bir tabaka halinde sürülür. Hamurun diğer kısmı harç sürülen tarafın üstüne kapatılarak, harcın dıĢarıya akmaması için yarım ay Ģekline gelen çiböreğin kenarları bir tabakla ya da kapatma tırtılı ile kesilir. Hazırlanan çibörekler daha önce bir tencerede kızdırılmıĢ yaklaĢık 2 kg yağa atılarak, her iki tarafı da hafif pembeleĢecek Ģekilde kızartılır. Bizce bazı püf noktaları; 1- Varsa Ģöyin kazanda ve kuvvetli bir ateĢte piĢirin 2- Harcı biraz sulu olsa daha lezzetli olur, suyu akan çibörek makbuldür, bunun için de harca yarım bardak suyu bir kere ilave etmek yerine yaptıkça, harcın suyunun azaldığını gördükçe su eklenirse çibereklerin çoğu daha sulu olacaktır. 3- Hamurlar açılırken bir birine yapıĢmaması için unlamak gerekir. Çiböreğin yağ emip lezzetini kaybetmemesi için harç konulup kapatılmadan önce hamurun ununun silkelenmesi kızarırken az yağ emmesini ve lezzetli olmasını sağlar. 4- Ġçine harç konulduktan sonra, bekletilmeden, mümkün olduğu kadar kısa sürede yağa atılıp kızartılmalıdır. Afiyet olsun...

nogaytürk – 33


E

Ğ L

E

N

C E

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------CEMĠL SÜTBAġ

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 SOLDAN SAĞA

YUKARIDAN AġAĞIYA

1-Edige Destanında; hanın, at üstündeyken, yirmi köpeğin sağ ve yirmi köpeğin sol ayağından ısırılarak attan düĢürülmesi Ģeklindeki rüyasını yorumlayarak, yorumun doğru çıkması üzerine hanın vezirlik teklif ettiği yiğidin adı. - Bazı ülkelerde, hükümdarların, mareĢallerin, din adamlarının güç sembolü olarak törenlerde taĢıdıkları bir tür ağaç veya metalden değnek.

1-Kabakgillerden, uzun, iri meyveli, sürüngen, bir yıllık otsu bir bitki (Nogay Türkçesi). 2-Nicelik, nitelik, güç, süre, sayı bakımından eksik (Nogay Türkçesi) - Genellikle su ve sulu Ģeyler taĢımaya, kuyudan veya denizden su çekmeye yarayan üstünden kulplu kap (Nogay Türkçesi).

2-Nicelik, nitelik, güç, süre, sayı bakımından eksik – Yüz, beniz (Nogay Türkçesi). 3-Ekin ve ot demetlerini arabaya yüklemeye veya harmanı aktarmaya yarayan uzun saplı, üç diĢli, ahĢap araç Tantal elementinin simgesi 3-Bir nota - Hindistan'da prenslere verilen unvan, mihrace - Islandığı zaman kolayca biçimlendirilebilen yumuĢak ve yağlı toprak. 4-Alıp kaçmak veya kız kaçırmak (Nogay Türkçesi) – Demlenen çayın çaydanlık, Nogay çayının da tencere içinde kalan artığı (Nogay Türkçesi).

4-Eskiden kız çocuklarının küçük ağaç ve bez parçalarını birleĢtirerek yaptıkları oyuncak bebek (Nogay Türkçesi) - Eskiden at arabasına veya traktör römorkuna monte edilen ve tahıl saplarını veya saman taĢımaya yarayan ahĢaptan yapılan araç (Nogay Türkçesi). 5-Farsça‟da su – Sosu (Türkçesi) - Kendi cinsinden olanlara göre, dar ve kalınlığı az olan, kalın karĢıtı (Nogay Türkçesi).

5-Hani? (Nogay Türkçesi) – (Tersi) Çaresi olmayan, çaresiz. 6-Süt, tuz, ceviz, baharat gibi katkılar kullanılarak yapılan Nogay Türklerinin geleneksel çayı, NogayĢay (Nogay Türkçesi) – Tulyum elementinin simgesi.

6-Ağır yük kaldırmaya ve bir yere taĢımaya yarayan araç (Nogay Türkçesi).

7-Akıl – Konya‟da bir baraj.

7-Erkek kiĢi (Kırım Türkçesi) - Osmanlı Ġmparatorluğu zamanında yüksek sivil memurlara ve albaydan üstün rütbede bulunan askerlere verilen unvan.

8-Gerçek, doğru, hakikat (Nogay Türkçesi) – BaĢ derisini kaplayan kıllar, (Nogay Türkçesi).

8-“Evet” anlamında onaylama sözcüğü (Nogay Türkçesi) - Dünyanın uydusu olan gök cismi, kamer.

9-Bütün çizgileri belirgin olan, gözün bütün ayrıntılarıyla algılanan, iyi görünen - ĠĢ yaparken bele bağlanan uzun, geniĢ dokuma, peĢtamal (Nogay Türkçesi).

9-(Tersi) Bir yere çıkmaya veya bir yerden inmeye yarayan ve ahĢap basamaklardan oluĢan araç (Nogay Türkçesi, ġeker ağzı)

10-Hidrojenle oksijenden oluĢan, sıvı durumunda bulunan, renksiz, kokusuz, tatsız madde - Radyum elementinin simgesi.

10-Keten, kenevir vb. bitkilerin liflerinden yapılan ip (Nogay Türkçesi) - AĢırı sevgi ve bağlılık duygusu – (Tersi) Cılkı (Türkçesi)

11-(Tersi) Birine karĢı duyulan saygı, sevgi (Nogay Türkçesi) - Zambakgillerden, türlü renklerde çiçek açan, çok yıllık, yumrulu bir kır bitkisi, mahmur çiçeği (Nogay Türkçesi).

11-… ESKEN (Nogay Türkleri Eğitim Kültür ve ĠĢbirliği Derneği Yönetim Kurulu üyesi. TeĢkilatlanma Sekreteri) – Irak, yakın karĢıtı (Nogay Türkçesi).

12-Süt ve sıvı yağ ile yoğrulan hamurun fırında piĢirilmesiyle yapılan Nogay Türklerine ait geleneksel ekmek (Nogay Türkçesi) - Baba (Nogay Türkçesi).

12-Küsmek, darılmak, kızmak anlamları taĢıyan mecazi kelime (Nogay Türkçesi) – Çocuğu olan kadın.

nogaytürk – 34


ġ

Ġ

Ġ

R

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------ERHAN ÇAĞDAġ

Ġyice aç gözlerini Bak dünyaya Dünya, sen dünyaya baktıkça güzel… Derin derin çek nefesini içine Doldur ciğerlerini Hava, sen nefes aldıkça güzel… Sev, karĢılık aramadan anlatmadan Özü ruhunda senin Sevgi,sen sevdikçe güzel… Çekinmeden, korkmadan söyle aklındakileri Hiç susma Kelimeler, sen konuĢtukça güzel…

Hep yürekten gülümse etrafına Dağıt gamzelerini Gülmek, senin yüzünde oldukça güzel… Yürü, düĢünmeden at adımlarını Uzaklara gitsen de Yollar, sana vardıkça güzel… YaĢa, usanmadan sevmeyi bırakmadan Sen hayatsın VE HAYAT, SEN VAROLDUKÇA GÜZEL… nogaytürk – 35


S O N

S Ö Z

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------NOGAYTÜRK DERGĠSĠ

SON SÖZ… Derginin fikir olarak oluşmasına katkı sağlayanlara Forumda dergi için isim önerenlere Derginin logosu için Forumda çalışmalar yapanlara Her fikri açık yüreklilikle eleştirip gerektiğinde destek olanlara Derginin yayınlanması için defalarca toplanarak fikir alışverişinde bulunanlara Dergiyi yayınlayabilmek için her kapıyı çalanlara Dergiyi basabilmek için „ Dernek‟ kurulmasına katkı sağlayanlara Dergiyi basabilmek için „dernek kuranlara Dergiyi basabilmek için „ dernek „ adına çalışmalar yapanlara Dergiye yazı yazarak gönderenlere Dergi için röportaj yapanlara Dergi için resim ve karikatür hazırlayanlara Dergi için reklam toplayanlara Dergi için reklam verenlere Dergi için elinden geleni yapanlara Dergiyi bastırmak için çabalayıp uğraşanlara Derginin bu okuduğunuz sayısını basabilmek için için tam bir yıl emek sarf edenlere Dergi için temsilci olmaya gönüllü olanlara Derginin basılmasını sağlayanlara Derginin basımdan sonra dağıtımını yapanlara Dergiyi tek tek elden ele ulaştıranlara Dergiyi okumak için para verenlere Dergiyi okuyanlara Dergiyi okuyarak başkalarına verenlere Dergi için tanıtım çalışmaları yapanlara Dergi için İnternet sitesi hazırlayanlara Dergi için aklımıza gelmeyen fedakarlıklara katlananlara Ve bir yıllık çalışmanın sonunda elinizde olan bu derginin kendisine BİNLERCE KERE TEŞEKKÜRLER…

nogaytürk – 36

1.sayı  

Tarih Kültür ve Edebiyat Dergisi

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you