Page 1


Diş hekimliği öğrencileri için mikrobiyolojinin esasları

NOBEL TIP KİTABEVLERİ


Diş hekimliği öğrencileri için mikrobiyolojinin esasları Jeremy Bagg

Çeviri Editörü

Professor of Clinical Microbiology University of Glasgow Dental School Glasgow, UK

Prof. Dr. Özdem Anğ İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi (Emekli) ve İstanbul Üniversitesi Diş hekimliği Fakültesi Mikrobiyoloji Kürsüsü Kurucu Başkanı (1971-1983)

T. Wallace MacFarlane Emeritus Professor of Oral Microbiology University of Glasgow Dental School Glasgow, UK

Ian R. Poxton

Çevirenler

Professor of Microbial Infection and Immunity University of Edinburgh Medical School Edinburgh, UK

Prof. Dr. Mine Anğ Küçüker

Andrew J. Smith

Prof. Dr. Dilek Yaylalı

Senior Lecturer in Oral Microbiology University of Glasgow Dental School Glasgow, UK

İstanbul Üniversitesi Diş hekimliği Fakültesi Öğretim Üyesi

Şekiller, Simon Bagg

Yeni Yüzyıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi

Prof. Dr. Meltem Uzun İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi

Doç. Dr. Zeki Yumuk Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi

Prof. Dr. Özdem Anğ İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Emekli Öğretim Üyesi

NOBEL TIP KİTABEVLERİ


© 2013 NOBEL TIP KİTABEVLERİ DİŞ HEKİMLİĞİ ÖĞRENCİLERİ İÇİN MİKROBİYOLOJİNİN ESASLARI Çeviri Editörü: Prof. Dr. Özdem Anğ ISBN: 978-975-420-951-8 ESSENTIALS OF MICROBIOLOGY FOR DENTAL STUDENTS Jeremy Bagg, T. Wallace MacFarlane, Ian R. Poxton, Andrew J. Smith, Illustrated by Simon Bagg ISBN: 0-19-856489-9 © Oxford University Press

Bu kitabın Türkçeye çeviri hakkı © Oxford University Press tarafından Nobel Tıp Kitabevleri Ltd.Şti’ne verilmiştir. 5846 ve 2936 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasası gereği herhangi bir bölümü, resmi veya yazısı, yazarların ve yayınlayıcısının yazılı izni alınmadan tekrarlanamaz, basılamaz, kopyası çıkarılamaz, fotokopisi alınamaz veya kopya anlamı taşıyabilecek hiçbir işlem yapılamaz.

Düzenleme: Nobel Tıp Kitabevleri - Can Gelgeç Kapak:

Can Gelgeç

Baskı /Cilt: Nobel Matbaacılık, Hadımköy - İSTANBUL

NOBEL TIP KİTABEVLERİ LTD. ŞTİ. ÇAPA Millet Cad. No:111 Çapa-İstanbul Tel: (0212) 632 83 33 Fax: (0212) 587 02 17 CERRAHPAŞA Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Karşısı Park içi Cerrahpaşa-İstanbul Tel: (0212) 586 17 58 KADIKÖY Rıhtım Cad. Derya İş Merkezi No: 7 Kadıköy-İstanbul Tel: (0216) 336 60 08

ANKARA Sağlık Sokak No:17/C Çankaya (Sıhhiye) Tel: (0312) 434 10 87 ANTALYA Meltem Mahallesi Dumlupınar Bulvarı Başkent Sit. B Blok. No: 4 Meltem-Antalya Tel: (0242) 238 15 55 BURSA Sakarya Mah. Bahriye Üçok Cad. Menekşe Sok. No: 21/18 Görükle, Nilüfer-Bursa Tel: (0224) 224 60 21 ELAZIĞ Yahya Kemal Cad. Üniversite Mah. No: 36/B Tel: (0424) 233 43 43 İZMİR Kazım Dirik Mahallesi, 186 Sokak No: 2/ F Bornova-İzmir SAMSUN Ulugazi Mah. 19 Mayıs Bulvarı 16/6 Tel: (0362) 435 08 03


Önsöz

Bu ders kitabının ana amacı, ilk baskısındakinin aynıdır. Amaç, mikrobiyoloji bilimini güvenli ve etkili diş hekimliği cerrahisi uygulaması için uygun bir klinik içerikle sunmaktır. Günümüzde birçok diş hekimliği fakültesinde ders programları, halen Birleşik Krallık Genel Diş Hekimliği Konseyi’nin hazırladığı “İlk Beş Yıl” adı verilen doküman ışığında, değiştiriliyor. Önerilerin iki önemli noktası, klinik öğretimin 1. yıldan başlayarak öne çıkarılması ve de mikrobiyoloji dahil temel bilimlerin klinik öğretim ile daha çok içiçe olması ve de beş yıla yayılmasıdır. “Diş Hekimliği Öğrencileri için Mikrobiyolojinin Esasları”’nın ilk baskısı hazırlanırken, başlıca amaçlarımızdan birisi, mikrobiyolojiyi, yeni ders programında kullanım için ideal olan biçimde klinik diş hekimliği içine iyice yerleştirecek bir kitap oluşturmak idi. Bu nedenle ilk baskının başarılı formatı, ilgili konular üç bölümde ele alınarak korunmuştur; söz konusu üç bölüm, mikrobiyoloji ve immünolojinin temel ilkeleri, diş hekimliği ile ilgili infeksiyon hastalıkları ve, son olarak, ağız mikrobiyolojisi (oral mikrobiyoloji) dir. Tüm bölümlerde çok sayıda kaynak verilmiştir ve kitapta bir çok renkli şekil yer almaktadır. Mikrobiyoloji çok hızlı gelişen bir bilim alanıdır. Birinci baskıdan beri, Creutzfeldt Jacob hastalığı ve SARS gibi bazı infeksiyon hastalıkları klinik sorunlar olarak önem kazanmışlardır. Belirli infeksiyonların, örneğin cinsel temasla bulaşan hastalıkların, epidemiyolojisinde de değişiklikler olmaya devam etmektedir. İkinci baskıda bu konular da ele alınmıştır. Metin ve okunması önerilen yayınların listeleri güncellenmiş ve tedavide antibiyotik kullanımına ilişkin değişiklikler eklenmiştir. Başlıca yeni başlıklar, mantarlar, insan herpes virüsleri, merkez sinir sistemi infeksiyonları ve diş hekimliğinde antimikrobik maddelerin kullanımıdır. Sterilizasyon, dezenfeksiyon ve diş hekimliğinde infeksiyon kontro-

lü uygulamaları, prion hastalıkları sorunu nedeniyle hız kazanan dekontaminasyon kurallarındaki anlamlı son değişiklikleri aktarmak amacıyla, tümüyle yeniden yazılmıştır. Geleneksel öğretimi desteklemesi için okuma kaynağı olmasının yanı sıra, birlikte ele alınan klinik görüş açısı, kitabın, probleme dayalı öğretim derslerine hazırlık yapanlar için yararlı olmasını sağlayacaktır. İkinci baskının bir başka yeniliği, tıp, diş hekimliği ve biyoloji terimlerine ait ayrıntılı bir sözlük eklenmiş olmasıdır; bu kitapta bu terimlerin tümü kullanılmıştır. Yazarların deneyimlerine göre, mikrobiyolojiye adım atan diş hekimliği öğrencilerinin çoğu için terminoloji büyük sorun olmaktadır. Kitapta yer alan geniş klinik bilgi nedeniyle, sözlük, diğer bilim alanlarıyla ilgili bir çok terim içermektedir. Kitap, deneyimli diş hekimleri, özellikle mezuniyet sonrası klinik sınavlar için çalışanlar için de yararlı olacaktır. Mikrobiyoloji, diş hekimleri için çok önemlidir ve ümidimiz, kitabın, klinik pratikte çalışanlara bu büyüleyici konuyu erişilebilir ve ilgi uyandırıcı kılmak hususunda yardımcı olmasıdır. Özetle, bu kitabı, diş hekimliği fakültesi öğretim yılları boyunca mikrobiyoloji çekirdek programı için bir başvuru kitabı, lisansüstü öğrencileri için bir yineleme, yenileme kursu ve klinik pratikte çalışan diş hekimleri için sürekli bir başvuru kaynağı olarak düzenlemiş bulunuyoruz. Çabalarımızın bu çok değişik okuyucu gruplarının istedikleri bilgiyi uygun, anlaşılır şekilde ve ilgi duyarak elde etmeleri için yeterli olduğuna inanıyoruz. Glasgow, Edinburgh 2004

JB, TWMac F, IRP, AJS


Teşekkür

Mikrobiyoloji, çabuk değişen bir alandır ve bu ders kitabının ikinci baskısının hazırlanması için gerçekten yorucu bir çalışma yapılmış, tümüyle güncelleştirilme amacıyla çok çaba sarfedilmiştir. Yazarlar, yeni baskının içeriği hakkında öneride bulunan tüm çalışma arkadaşlarına, özellikle Doktorlar Claire Cameron, Andrew Hall ve Jim McMenamin’e teşekkürlerini sunarlar. Şekillere ait materyel sağlayan herkese ve şekillerde adları yer alanlara da teşekkür etmek isteriz. Son olarak, Oxford Üniversitesi Basımevinin elemanlarına, özellikle Catherine Barnes ve Georgia Pinteau’ya destekleri, cesaretlendirmeleri ve gerçeleştirilebilir bir süre tanımalarındaki iyi niyetleri için teşekkür borçluyuz.


Çeviri Editörünün Önsözü

1971 yılında İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Mikrobiyoloji Kürsüsü Başkanlığı görevine atandığımda, yurdumuzda ilk kez, Diş Hekimliği öğrencilerinin mikrobiyoloji dersleri için yararlı olacak bir kitabı (Nolte, W. A.: Oral Microbiology), kısa sürede, İngilizceden çevirerek dilimize kazandırmıştım. “Ağız Mikrobiyolojisi” adıyla yayımlanan bu kitabın, daha sonra ikinci ve üçüncü baskıları yapılmıştır. Yaklaşık son otuz yılda Mikrobiyoloji alanında bilimsel çalışmalarla yeni bulgular elde edilmiştir; örneğin diş çürüğünün bir infeksiyon hastalığı olduğu kanıtlanmış, ağız infeksiyonlarının oluşum mekanizmaları açıklığa kavuşturulmuş, yeni tanı ve tedavi yöntemleri geliştirilmiş ve bunlara bağlı olarak korunma önlemleri ortaya konmuştur. Diğer taraftan, bu gelişmelere koşut olarak ders programlarında değişiklikler ve yeni ders kitaplarının hazırlanması gerekli olmuş ve yurt dışında yeni kitaplar yayımlanmıştır. Bunlardan birisi olan “Essentials of Microbiology for Dental Students” kitabını değerli öğretim üyesi arkadaşlarımla birlikte çevirerek yayımlanmasını sağladığım için çok mutluyum. Kitap, diş hekimliği öğrencilerine ders kitabı olmanın yanı sıra diş hekimliği uzmanlık ve doktora öğrencileri ile pratisyen diş hekimleri için de başvuru kaynağı olacak niteliktedir.

Kitapta ingilizce “oral” sözcüğü, isim tamlamalarında, çoğu kez, “ağız” olarak çevrilmiş (örneğin, ağız infeksiyonu şeklinde), bazı yerlerde ise “oral” olarak bırakılmıştır; bunun nedeni, “oral” sözcüğünün yurdumuzdaki diş hekimliği pratiğinde, yaygın olarak, kullanılması (ki kanımca uygun değildir), giderek bazen anabilim dallarının isimlendirilmesinde bile yer almasıdır (örneğin, oral diagnoz birimi, oral diagnoz kliniği). Kitaptaki diş hekimliği ve tıp terimlerini kapsayan geniş “kitap için özel sözlük”, öğrencilere yararlı olacaktır. Diş hekimliği ile ilgili konularda bilgisine başvurduğumuz Yeni Yüzyıl Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Sayın Prof. Dr. Haluk İşeri’ye teşekkürlerimi sunarım. Kitabın basılmasını gerçekleştiren Nobel Tıp Kitabevleri’ne, özellikle Sayın Ersal Bingöl, Sayın Cenk Akay ve Sayın Can Gelgeç’e içten teşekkür ederim. Üç kısıma ayrılmış 30 bölümden oluşan ingilizce aslının 2. gözden geçirilmiş ve genişletilmiş baskısından dilimize kazandırdığımız kitabın ilgilenenlere yararlı olması dileğimizdir. İstanbul Aralık 2012

Prof Dr. Özdem Anğ


İçindekiler

Kitap için özel sözlük xi

Kısım 1 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12

Mikroorganizmalar 3 Bakterilerin yapısı ve fizyolojisi 9 Bakteri taksonomisi 23 Bakteri patojenitesi ve epidemiyoloji 33 Bakteri genetiği ve moleküler biyolojisi 41 Virüsler 55 Mantarlar 65 Konak savunmaları 71 Bağışıklama 93 Antimikrobik maddeler 103 Temizleme, dezenfeksiyon ve sterilizasyon 117 Tanı mikrobiyolojisi 127

Kısım 2 13 14 15 16 17 18 19 20

Deri ve yumuşak doku infeksiyonları 137 Genitoüriner sistem infeksiyonları 147 Gastrointestinal infeksiyonlar 157 Solunum yolu infeksiyonları 163 Merkez sinir sistemi infeksiyonları 177 İnfektif endokardit ve sepsis sendromu 185 İnsan herpes virüsleri 195 Kan ile bulaşan virüsler 201

Kısım 3 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30

Ağız mikroflorası ve diş plağı 219 Ağzın savunma mekanizmaları 233 Diş çürüğü 237 Periodontal hastalıklar 249 Pulpa, periapikal dokular ve çene kemiği infeksiyonları 261 Tükürük bezi infeksiyonları 269 Ağzın mantar infeksiyonları 273 Ağız mukozasının bakteri ve virüs infeksiyonları 283 Diş hekimliğinde antimikrobik maddeler 291 Diş hekimliğinde infeksiyon kontrolü 297 İndeks 311


Kitap için Özel Sözlük

Adenin DNA’da timinle, RNA’da urasille eşleşen pürin baz. Adenozin trifosfataz (ATPaz)Bütün hücrelerde bulunan ve ATP’nin ADP (adenozin difosfat)’ye dönüşmesini katalize eden hidrolaz sınıfı bir enzimdir. ATP, yüksek enerjili fosfat şeklinde enerji depolamak ve metabolik reaksiyonları yürütmek için kullanılır. Aderens Mikroorganizmanın konak dokularına veya diğer yüzeylere bağlanması. Adezin Mikroorganizmanın yüzeyinde bulunan ve onların hücre yüzeyine bağlanmasını sağlayan madde ya da yapı. Adezyon molekülleri Hücrelerarası etkileşimi arttıran hücreyüzey molekülleri. Adjuvan Antijene karşı bağışık yanıtı arttıran madde. ADP- ribozilleyen iki parçalı toksin Aktif bir A kısmı ve bir bağlayıcı B kısmı içeren bakteri ekzotoksinidir. Aktif kısım, konak hücre ribozomlarının protein sentezini etkili bir şekilde engeller.Difteri toksini örnek olarak verilebilir. Adsorbsiyon(1) Moleküllerin sıvı veya katı yüzeyinde ince bir tabaka oluşturarak, bir yüzeye adezyonu. (2) Virüs replikasyonunda, virüs konak hücrenin dış yüzeyine bağlandığında oluşan başlangıç fazıdır. Aerob, zorunlu Sadece oksijen varlığında üreyebilen mikroorganizmadır. Aerosol Hapşırma, öksürme ve konuşma süresince solunum yolları tarafından oluşturulan bulut şeklinde havada yayılan, sıvı ve/veya partiküllü maddedir. Agamaglobulinemi Antikor eksikliği ile karakterize primer bağışık yetmezlik hastalığı. Agar besiyeri Bakteri ve mantarların üremesi için Petri kutusu içinde bulunan ve deniz yosunundan türetilmiş agar temelli, steril, katı kültür besiyeri. Aglütinasyon Özgül antikorlar ile çapraz bağlar oluşturmaları nedeniyle partiküllerin kümelenmesi. Agranülositoz Kemik iliğinde beyaz kan hücre yapımının olmaması. Ağır (H) zincir Antikor molekülündeki uzun polipeptid zinziri. AIDS Kazanılmış bağışık yetmezliği sendromuna bakınız. Aksiyal filaman Spiroketlerin hareket mekanizmasının bir parçasından oluşan flagella benzeri yapılar demeti. Aksonlar, perifer sinir Sinir impulslarını idare eden nöron uzantısı. Aktif bağışıklama İnsanda özgül bir hastalığı önlemek için aşı kullanılması. Akut alevlenme Hastaya ait belirti ve semptomların daha da yoğunlaşması ile, hastalığın şiddetinde ani artış olması. Akut faz proteinleri Hasar veya infeksiyon sonrasında vücut sıvılarında konsantrasyonu artan ve doku hasarını azaltan proteinler.

Akut glomerulonefritİmmun komplekslerin genelde glomerüllerde birikmesine bağlı olan böbrek inflamasyonu. Akut inflamatuvar yanıt Vücudun doku hasarına karşı oluşturduğu, kızarıklık, ateş, şişlik ve ağrı ile karakterize, özgül olmayan savunma. Akut orta kulak iltihabı (otitis media) Orta kulağın akut infeksiyon ve inflamasyonu. Akut ülseratif gingivit Diş eti papillerinin diplerinde nekrotik ülserlerle karakterizedir, ilgili dişler arası plakdan yapılan Gram boyamalarda lökositler, spiroketler ve fuziform bakterilerin hakim olduğu anaerob bir infeksiyon. Alfa-hemolitik Kanlı agarda üreyen bakterilerinin kolonilerin etrafında yeşil bir zon oluşturarak eritrositleri kismi olarak eritmesi Allerjik kontakt dermatit (egzema) Deriyi etkileyen gecikmiş tip aşırı duyarlılık reaksiyonu. Alternatif yan yol Belli mikroorganizmaların yüzeyinde bulunan polisakkaritler tarafından başlatılan, kompleman sisteminin aktivasyonu için bir yan yol. Alveol Akciğerdeki mikroskobik hava keseleri. Aminoglikozidler Amino şeker taşıyan bir antibiyotik grubu. Anaerob, zorunlu Sadece oksijen yokluğunda üreyebilen mikroorganizma. Anafilaksi Akut, hemen oluşan, ağır ve sistemik, vazodilatasyon ve düz kasların kasılması ile sonuçlanan Tip I antikor-aracılı aşırı duyarlılık reaksiyonu. Anaflatoksinler Genellikle komplemanın aktivasyonu süresince salınan, mast hücreleri, bazofiller ve plateletlere bağlanan ve histamin ve diğer inflamatör düzenleyicilerin salınmasını tetikleyen maddeler. Analog Başka bir kimyasal grup ile orijinal bileşiğin küçük bir parçasının yer değiştirmesi nedeniyle, başkasından türetilmiş olduğu düşünülen madde. Anoreksi Yemek yiyememe ile sonuçlanan iştah eksikliği ya da kaybı. Antibakteriyel madde Bakteriyi öldüren ya da üremesini inhibe eden madde. Antibiyotiğe direnç Bir antibiyotiğin letal veya inhibitör etkisine karşı mikroorganizmanın intrensek veya kazanılmış dirençli olması. Antibiyotik Bir bakteri ya da mantar tarafından doğal olarak oluşturulan, diğer mikroorganizmaların üremesini inhibe eden kimyasal madde. Antibiyotik-ilişkili kolit (pseudomembranöz kolit) Antibiyotikler ile kolon mikroflorasının bozulması ve Clostridium difficile tarafından üretilen toksinlerin neden olduğu düşünülen bir infeksiyon.


xii

Kitap için özel sözlük

Antifungal madde Mantarları öldürebilen ya da üremesini inhibe eden bileşik. Antijen (immunojen) Organizmaya girdiğinde kazanılmış bağışıklık sistemini uyaran ve bağışık yanıt oluşmasını sağlayan yabancı madde. Antijen bağlayan bölge Antikor molekülünün üzerinde antijenin bağlandığı bölge. Antijen bağlayan fragmanlar(Fab) Antijen bağlamakla yükümlü iki kol içeren antikor molekülünün son kısmı. Antijen sunan hücre Antijeni içine alan ya da zaten antijen eksprese eden dendritik hücreler, makrofajlar veya diğer hücreler daha sonra yüzeylerindeki ya MHC I ya da MHC II moleküllerine bağlı fragmanları aktive etmek için T hücrelerine sunarlar. Antijenik determinant Epitopa bakınız. Antijenik drift Mikroorganizma antijenlerini kodlayan genlerde yineleyen minör mutasyonlar için kullanılan bir terim. Antijenik mimikri (taklit) Mikroorganizmanın yüzeyinde yabancı olarak algılanmasını maskeleyen normal, immunojenik olmayan konak faktörlerinin bulunması. Antijenik şift Mikroorganizmaların belli türleri, suşları veya tiplerinde (örneğin influenza virüsü) meydana gelen, genlerin rekombinasyonuna bağlı olarak antijenik özgüllükte majör değişiklik olması. Antikomplementer Özgül olarak birleşmiş antijen antikor kompleksinin dışındaki herhangi bir madde, kompleman fiksasyonunu beraberinde getirir. Antikor (immunoglobulin) Bir antijene karşı oluşan cevapta plazma hücreleri tarafından salgılanan ve bu antijen ile özgül olarak bağlanma yeteneğinde olan, vücut sıvıları ve kanda bulunan bir protein. Antikor titresi Çoğunlukla örneğin pozitif serolojik sonuç veren en yüksek konsantrasyonu olarak açıklanan, kişinin kan veya diğer vücut sıvılarındaki antikor konsantrasyonunun bir ölçüsü. Antimikrobik madde Mikroorganizmayı öldüren ya da üremesini inhibe eden her türlü madde.Doğal veya sentetik yapıda olabilir. Antipiretik Ateşi düşürmek için kullanılan ilaç. Antistreptolizin O Streptolizin O’ya karşı oluşmuş antikor, Streptococcus pyogenes ile oluşmuş yeni infeksiyonda araştırılabilir ve infeksiyonun göstergesi olarak kullanılabilir. Aort anevrizması Aort duvarının aterosikleroz, hipertansiyon veya daha az sıklıkla sifiliz nedeniyle, bölgesel olarak dilate olması. Apikal foramen Pulpa ve diş minesine destek olmak için sinirler ve kan damarlarının geçtiği, diş kökünün sonundaki delik. Apoptoz Dokudaki hücre sayısının doğal düzenlenmesi ile ilgili bir programlı hücre ölümü şekli. Aproksimal Bitişik dişler arasındaki yüzey. Apse Cerahatin dokularda bölgesel olarak (lokal) toplanması. Araknoid Beyin ve omuriliği saran üç zarın (meninksler) ortası. Archaea (eski adıyla Archaebacteria) Basit, bakteri-benzeri organizmalar; bu güne kadar patojen olarak saptanmamıştır ve çoğunlukla uç bölgelerde bulunur. Üçüncü bir hücre tipine sahiptir; ne prokaryot ne de ökaryottur. Artropod vektör İnfeksiyon etkenini bir konaktan diğerine taşıyan artropodlar (örümcekler, maytlar, keneler ve böcekler) filumunun üyesi. Artrospor Mantarlarda hiflerin kırılması sonucu oluşan sporlar.

Aschoff düğümü Akut romatizmal ateşte görülen tipik kalp lezyonudur.Lezyon, fibrinoid dejenerasyonundan oluşan bir merkez bölge ve onu çevreleyen lenfositler, plazma hücreleri ve büyük bazofilik hücrelerden meydana gelir. Aseksüel üreme Farklı cinsiyetteki (dişi-erkek) suşların hücrelerini içermeyen üreme. Asemptomatik infeksiyon Kişinin semptom olmadan bir patojen ile infeksiyonu. Asemptomatik taşıyıcı Hastalığın herhangi bir belirti ya da bulgusunu göstermeksizin belli bir dönem boyunca patojen mikroorganizmayı bulunduran sağlıklı kişi. Aseptik meninjit Rutin bakteriyolojik kültür yöntemleriyle mikroorganizmaların izole edilemediği durumlarda, meninjitin her şekli, özellikle viral meninjit için kullanılan genel bir terim. Aseptik teknik Mikroorganizma geçişini en aza indirmek için kullanılan yöntemler. Asidojenik Asit oluşturan. Asidürik Asitin etkilerine dirençli olan. Aspirasyon Bir enjektör veya benzer bir gereçle vücut boşluklarından katı veya sıvıların uzaklaştırılması. Aspirat Aspiratör ile, örneğin enjektöre takılmış bir iğne ile vücuttan sıvı çekilmesi. Astım Nefes almada güçlük (dispne), nefes verirken hırıltı ve balgamlı öksürük gibi tekrarlayan epizotlarla karakterize solunum yolu hastalığı. Astrosit Merkezi sinir sistemine ait bağ doku hücresi. Aşı Bir kişiyi belirli bir hastalğa karşı bağışıklamak için kullanılan bir ya da daha çok antijen içeren bir preparat. Aşırı bağışık (hiperimmün) Serumunda yüksek konsantrasyonda özgül antikor bulunan. Aşırı duyarlılık Normal kazanılmış bağışık yanıtın aşırı ya da yersiz olarak yapıldığı durumlardaki allerjik reaksiyonu tanımlamak için kullanılan genel bir terimdir; konağa zarar verir. Atenüe etmek (atenüasyon) Bir mikroorganizmanın canlılığını yitirmeden, hastalık oluşturma yeteneğini oldukça azaltan ya da tamamen ortadan kaldıran her türlü işlem. Ateroskleroz Kolesterol ve diğer maddelerin birikmesiyle arterlerin iç duvarının kalınlaşması. Ateş (pireksi) Anormal yüksek vücut sıcaklığı, ağır veya sistemik infeksiyon ve/veya inflamasyonu gösterir. Ateşli romatizma (romatizmal ateş) Streptococcus pyogenes anjinini izleyerek kalpte (romatizmal kalp hastalığı) ve diğer dokularda immün hasarın oluştuğu infeksiyöz olmayan bir komplikasyon. Atipik pnömoni Nadir görülen mikroorganizmalarla oluşturulan ve akciğerlerde genelde parçalı dağılım gösteren pnömoni. Atlet ayağı (Tinea pedis) Ayak derisinde Trichophyton türleri tarafından oluşturulan bir mantar infeksiyonu. Atopik allerji Çevresel allerjenlerle karşılaşmayı izleyerek duyarlı kişilerde oluşan tip I aşırı duyarlılık reaksiyonu. Atrofik Bireysel hücre boyutundaki küçülmeye bağlı olarak, bir organ veya doku boyutunda küçülme meydana gelmesi. Avasküler Kan akımı veya kan damarlarının olmaması. B lenfositi Humoral bağışıklık sisteminin ana bileşeni bir hücredir, antijen tarafından uyarıldığında, antikor oluşturan plazma hücrelerinin yapımını sağlar. Bağlayıcı epitel Diş eti oluğunun tabanında yer alan epiteldir, diş etini, diş minesi ve diş sementine bağlar.


Kitap için özel sözlük

Bakteremi Kan dolaşımında bakteri bulunması. Bakteri kromozomu Genellikle çift sarmal DNA şeklinde, süper sarmal, yuvarlak yapıda düzenlenmiş, bakterinin genetik materyalini bulunduran yapı. Bakteriosin Bir bakteri tarafından oluşturulan, aynı türün ya da başka türlerin üyelerini öldüren proteindir. Bakteriostatik Bakterilerin üremesini inhibe etme yeteneği olan. Bakterisid Bakterileri öldürme yeteneği olan. Bakteriüri İdrarda bakteri bulunması. Balanit Glans penisin genellikle infeksiyona bağlı inflamasyonu. Balanopostit Sünnet derisi ve glans penisin non-spesifik inflamasyonu. Balgam Öksürükle akciğerlerden ve sonra ağızdan atılan hücresel kalıntılar ; mikroorganizmalar ve olasılıkla bazen kan veya cerahat içerir. Basil Çomak şeklinde bakteri. Baziler, kafatası kırığı Kafatası tabanını oluşturan kemiklerden birinin kırılması. Bazofil Polimorfonükleer beyaz kan hücresi, histamin ve diğer inflamatuvar mediatör granüllerini bulundurur. BCG aşısı (Calmette-Guerin Basili) Tüberküloza karşı bağışıklık oluşturmak için kullanılan canlı, atenüe edilmiş Mycobacterium bovis suşu. Benign tümör Neoplazi özelliklerine sahip bir tümördür, ancak genelde zararsızdır, lenfatikler ve kan yoluyla dokulara yayılmaz veya diğer bölgelere dağılmaz. Beta-hemolitik Kanlı besiyerindekoloni etrafında şeffaf bir zon oluşturaraküreyen bakteriler tarafından eritrositlerin tam lize edilmesi. Beta-laktamaz Beta-laktam halkası içeren bir çok antibiyotiğe karşı dirençli olan bakteriler tarafından oluşturulan bir enzimdir. Beyaz spot lezyonu Diş çürüğü nedeniyle mine demineralizasyonu sürecindeki erken ve dönüşümlü aşama. Beyin omurilik sıvısı Beyin ve omuriliğin iç iki meningeal membranı arasındaki boşlukta dolaşan sıvı. Birleşme noktası, ağız kenarı Alt ve üst dudağın birleştiği ağız köşeleri. Biyofilm Mikroorganizmaların salgıladıkları polimerle birlikte organik ya da inorganik yapıların (substrat) yüzeylerine yapışmasını sağlayan ince tabaka. Biyoyararlanım Hedef dokuda fonksiyonel olarak yararlı olan madde ya da ilacın aktivitesi veya miktarının derecesi. Boğaz Ağız ve farinks arasındaki bölge; bademcikler, yumuşak damak ve dil köküyle sınırlandırılmıştır. Botulizm Kontamine besinlerin tüketilmesi ile meydana gelen, Clostridium botulinum’un nörotoksini ile oluşan bir hastalık. Boylamsal çalışma Kohort çalışmaya bakınız. Böbrek yetmezliği Böbreğin fonksiyonlarını yerine getirememesi. Bronkopnömoni Akciğerler boyunca ortaya çıkan konsolidasyon sayısız farklı alanlar şeklinde yoğunlaşmıştır; genellikle mikroorganizmalar tarafından oluşturulan, akciğerlerin diffüz, parçalı inflamasyonudur. Bronşit Akciğer bronşunun genellikle infeksiyona bağlı inflamasyonu. Bronşiyektazi Akciğerdeki terminal bronşun patolojik olarak genişlemesi. Bruselloz Brucella melitensis, B.abortus ve B.suis tarafında oluşturulan sistemik bir zoonozdur.

Bulaşıcı spongiform ensefalopatiler (Transmissible Spongiform Encephalopaties TSEs) İnsanlarda ve hayvanlarda prionların etken olduğu bir grup dejeneratif nörolojik hastalık; örneğin Creutzfeld-Jacob hastalığı ve sığır spongiyoform ensefalopatisi. Burkitt lenfoması (lenfoblastik lenfoma) Sıtmanın endemik olduğu bölgelerde tipik olarak daha önce Epstein-Barr virüsü ile infekte olmuş çocukların çene ve karın bölgesinde lezyonlar oluşturan agressif, kötü huylu, lenfosit kaynaklı tümör. Bül Deri, mukoza veya akciğerlerde görülen, genellikle 0.5 cm çapında, içi hava ya da sıvı ile dolu kabarcık. Büyük granüler lenfositler (LGL) Sitoplazmada granülleri bulunan büyük lenfositlerdir, NK (doğal öldürücü) ve K (öldürücü) hücreleri olarak işlev görürler. CD4 hücresi (TH2 hücresine bakınız) CD8 hücresi (TC hücresine bakınız) Cep epiteli Kronik periodontitte periodontal cebi kaplayan epitel tabakası. Cep oluşumu Diş eti (gingiva) oluğunun derinleşmesiyle birlikte patolojik bir kavite oluşumu. Cerahat (irin) Ölü veya ölmekte olan nötrofiller, doku kalıntıları ve genellikle mikroorganizmalardan ibaret bir karışımın oluşturduğu ince krem renginde bir sıvı. Cins (genus) Tür düzeyinden ikili sınıflama sisteminin bir parçası, örneğin Staphylococcus aureus’da Staphylococcus. Creutzfeldt-Jakob hastalığı Beyin dokusunun fatal dejenerasyonu ile karakterize, prionlar tarafından oluşturulan bir hastalık. Çapraz infeksiyon Mikroorganizmaların bir kişiden diğerine direkt veya indirekt olarak yayılması ile meydana gelen çeşitli işlemler. Çapraz kesitli çalışma(Hastalık sıklık çalışması, Prevalans çalışması) Belli bir toplumda ve belli bir sürede, hastalık (veya sağlıkla ilgili diğer özellikler) ve ilgili diğer değişkenler arasındaki ilişkiyi inceleyen bir epidemiyolojik çalışma. Çapraz reaksiyona giren antikor Tek bir antikora özgü olmayan (homolog olmayan antijen) antijenle bağlanma yeteneğine sahip antikor. Çekirdek (nükleus) Ökaryot hücrelerde kromozomun bulunduğu yer. Çekirdekcik (nükleolus) Ökaryot hücre tipinde çekirdek (nükleus) içinde bulunan yuvarlak yapı, ribozomal RNA’nın sentezlendiği yer. Çiftçilerin akciğeri Mantarlarla (genellikle Aspergillus türleri) kontamine sebze gübresinden gelen tozlara karşı oluşan alerjik yanıta bağlı olarak, akciğer alveollerinde (ekstrinsik (dışsal) alerjik alveolit) meydana gelen inflamatuvar hastalık. Çimlenme Bakteri sporunun aktif hale geçmek için uyku halinden çıkması ve sonrasında üremesi. Çimlenme borusu Çimlenme sırasında belli mantar sporlarından veya Candida albicans olma durumunda maya-miçel dönüşümü geçiren maya hücrelerinden gelişen kısa, hif benzeri yapı. Dalak Kandaki antijenlere karşı immün yanıt oluşmasında önemli rol oynayan ikincil lenfoid organ. Daldırma-lam kiti Mikroorganizmaların (genellikle bakterilerin) sıvılardaki sayısını belirlemeye yarayan araç. Damar tıkanıklığı (infarkt) Bir doku ya da organa kan akımının engellenmesi; ölü doku alanları oluşur.

xiii


xiv

Kitap için özel sözlük

Damlacık infeksiyonu İnfeksiyon etkeninin havada asılı bulunan (süspansiyon halinde) küçük sıvı damlacıkların solunması ile yayılması; takiben solunum yollarında üremesi. Dane partikülü Hepatit B virüsünün tamamen infeksiyöz olan partikülü. De novo Başından itibaren. Debridman Yaradan nekrotik dokuların çıkartılması. Defektif virüs Replikasyon için gerekli olan bir ya da daha çok fonksiyonel geni eksik olan virüs. Dekstran D-glukozun polimerleri. Demans (bunama) Önceden yeterli olan bir kişide,kişisel ve sosyal bağımsızlık kaybı sonucu, bir dizi mental fonksiyonun yaygın olarak gerilemesi. Demir eksikliği Vücutta, normal fonksiyonlara yetecek kadar demir bulunmaması; bu durum alyuvarlardaki hemoglobin miktarının azalmasına ve demir eksikliğine bağlı anemiye sebep olabilir. Dendritik hücre Sekonder lenfoid dokularda bulunan, bol miktarda MHC-I ve II molekülü sentezleyen bir tür antijen sunan hücre. Dendritik keratoz Herpes simpleks virüsü tarafından oluşturulan, ağaç dallarına benzeyen ülserasyonla karakterize ciddi bir kornea infeksiyonu. Dendrogram Sınıflamada öğelerin birbiriyle ilişkisini gösteren dalları olanbir şema. Dento-alveolar abse Dişlerle ilgili dokularda ve destekleyen kemiklerde cerahat birikmesi. Deoksiriboz DNA molekülünün parçası olan pentoz şeker. Dermatofit Deri, saç ve tırnakları etkileyerek yüzeyel infeksiyonlar oluşturan bir mantar grubu. Dermatom Tek bir kranial veya posterior spinal ganglion tarafından bir aferent sinir lifi ile birlikte desteklenen deri bölgesi. Deskuamasyon Deri epitelinin dökülmesi (derinin soyulması). Devamlı kültür (pasaj) Optimum üreme koşulları sağlanmış bir şekilde mikroorganizmaların üretilmesi ve üremenin devam ettirilmesi. Dezenfeksiyon Cansız cisimler üzerindeki zararlı mikroorganizmaların klinik olarak kabul edilebilir düzeyde yıkımı, uzaklaştırılması veya azaltılması. Dezenfektan Normalde cansız cisimler üzerindeki mikroorganizmaları öldürmek için kullanılan kimyasal madde. Dış membran proteinleri Gram negatif bakterilerin hücre duvarındaki iki katmanlı yüzeyel yapıda bulunan proteinler (lipoproteinler). Diabetes mellitus İnsülin hormonunun relatif veya mutlak kaybına bağlı olarak gelişen düzensiz metabolizma hastalığı, eğer tedavi edilmezse kardiyovasküler ve renal sistemi de içerecek şekilde bir dizi hastalığa yol açar. Difteri Corynebacterium diphtheriae’nin toksin oluşturan suşları ile meydana gelen, akut üst solunum yolu infeksiyonu. Dimer İki birim içeren bileşik. Disemine infeksiyon İnfeksiyonun vücudun tümüne yayılması. Disfaji Yutma güçlüğü. Disfazi Genellikle serebral kortekste meydana gelen hasar sonucu meydana gelen konuşma bozukluğu. Disk difüzyon Besiyeri yüzeyine yerleştirilen emici bir kağıt diskten, agar (katı) besiyerine kimyasal madde salınması. Displazi Hücre, doku veya organın anormal gelişmesi ya da büyümesi.

Disülfit köprüsü İki sülfür molekülü arasında oluşan kovalent bağ;özellikle peptid ve proteinlerde, iki sistein kalıntısının iki sülfidril grubu arasında oluşur. Disüri Zor veya ağrılı idrar yapma. Diş çürüğü Beslenme ile alınan karbonhidratların mikroorganizmalar tarafından ayrıştırılması sırasında asit oluşması sonucu diş kökünün veya dişin gözle görünen kısmının lokal olarak canlılığını kaybetmesi. Diş plağı Diş yüzeyinde yer alan, bakterilerin, onların ekstraselüler ürünleri ve günlük alınan karbonhidrat polimerlerinin bulunduğu yapışkan tabaka. Diş pulpası Dişin merkezinde bulunan damar, bağ ve sinir dokusu. Diş taşı Diş yüzeyine yapışan bir organik matriks içindeki kalsiyum tuzu kalıntısı. Diş eti çekilmesi Diş eti bağının dişin üst kısımlarına doğru yavaş ve doğal olarak ilerlemesi, böyleceağız boşluğunda daha fazla kök yüzeyi açığa çıkar Diş eti oluğu Sulkus epiteli, diş eti bağı, diş minesi veya diş dentini ile bağlı diş ve diş eti sınırı arasındaki boşluk. Diş eti oluk sıvısı Diş eti oluğunu sürekli olarak yıkayan ve temizleyen serum sıvısı (sızıntı). Diş eti papili Bitişik dişler arasında uzanan üçgen şeklindeki diş eti bölgesi. Divalan İki hidrojen atomu veya eşdeğeriyle birleşme kapasitesi olan. Ayrıca ikisi de oksidasyon yapar. Diyaliz şantı Şiddetli böbrek yetmezliği olan hastalarda kanın detoksifikasyonu ve süzülmesinde, kol ve bacakda arteriyal ve venöz damarları birleştiren araç. Dizanteri Dışkıda kan ve cerahat ile karakterize ağır diyare. Dizastezi (hissizlik) His azalması. DNA (deoksiribonükleid asit) Genetik şifreyi genlerde taşıyan molekül. DNA hibridizasyonu DNA’nın tek zincirleri arasındaki sekans homolojisinin (benzerliği) boyutunu belirlemek için kullanılan bir yöntemdir. DNA polimeraz Tek veya çift zincirli DNA’yı kalıp olarak kullanarak deoksiribonükleozid trifosfattan DNA sentezlenmesini katalize eden enzim. DNA probu Çoğunlukla radyoaktif izotoplarla işaretlenen,bir geni izole etmek ya da belirlemek için kullanılan madde. DNA’nın sekanslanması Bir polinükleotid zincirindeki nükleotidlerin sırasını belirlemede kullanılan laboratuvar yöntemi. Doğal bağışıklık (özgül olmayan) İnfeksiyona karşı doğal mekanik, kimyasal ve biyolojik bariyerleri içeren, hiçbir özgüllük ya da belleğe sahip olmayan non-spesifik bağışıklık mekanizması. Doğal öldürücü hücreler (NK) Belli tümör hücrelerini ve virüsle infekte hücreleri MHC ve antikordan bağımsız olarak tanıma ve tahrip etme yeteneğine sahip büyük granüler lenfositler. Dormant (uykuda) Canlı ancak aktif olmayan ya da üremeyen. Dorsal kök gangliyonu Her spinal segmental sinirin posterior kökü ile ilişkili bir grup sinir hücresi topluluğu. Down sendromu Değişen derecelerde zeka geriliği ve bir dizi klinik belirti ile sonuçlanan gelişim bozuklukları ile karakterizekongenital bir hastalık (21.kromozomun bir fazla olması). Dura mater Omurilik ve beyni çevreleyen üç membranın dış ve en fibröz olanı.


Kitap için özel sözlük

Durgun faz Bir bakteri kültüründe üreme sırasında ölmüş bakteri hücresi sayısının yeni bakteri hücrelerinin sayısına eşit olduğu faz. Edentuloz Dişsiz. Egzema Deride meydana gelen akut ya da kronik inflamasyon, genellikle alerjik etiyolojiye sahiptir. Eh Redoks potansiyeline bakınız. Eklips fazı Viral replikasyonda,virüs partiküllerinin saptanamadığı bir evre, virüs kılıfsızdır ve yeni viral nükleik asit ve yapısal proteinler üretilmeye başlanmıştır. Ekoloji Organizma ve çevresi arasında ilişki. Ekolojik niş Bir organizmanın kendi çevresindeki fonksiyonel durumu, yaşadığı yeri, orada aktif olduğu süreleri, orada elde ettiği kaynaklarıiçerir. Ekosistem Belirli bir çevrede, ilişkili organizmalar ve cansız maddelerin olduğu sistem. EksfoliatKatmanlardaki hücrelerin epitel yüzeylerinden pul pul dökülmesi. Ekspektorasyon Mukus, balgam veya sıvıların, tükürme veya öksürme yoluyla akciğerler ve trakeadan atılması. Eksponensiyal üreme Logaritmik üremeye bakınız. Ekzantem Başlıca belirtileri deri döküntüsü olan hastalık(çoğunlukla infeksiyon). Ekzantem subitum İnsan herpes virüsü 6 (HHV 6) ile küçük çocuklarda oluşan, genelde iyi huylu; ateş, hafif servikal lenfadenopati, gövde ve boyunda makulopapüler kızarıklık ile karakterize bir infeksiyon. Ekzaserbasyon Bir ateş veya hastalığın şiddetinin artması. Ekzojen infeksiyon Hasta için dış bir kaynaktan mikroorganizmalarca oluşturulan infeksiyon. Ekzopolisakkarit Jel benzeri kıvama sahip olma eğiliminde, bakterilerin kapsülleri ve slime tabakalarında bulunan polisakkaritler. Ekzotoksin Bir bakteri tarafından çevresine salgılanan toksin. El, ayak, ağız sendromu A grubu koksakivirüsler tarafından oluşturulan, ayak tabanı ve avuç içi yüzeyinde ve ağız mukozasında makulo-veziküler lezyonlarla karakterize bir hastalık. Elektrokoter Bir elektrik akımı ile üretilen ısı yoluyla doku yıkımı. Elektron mikrografisi Bir örneğin elektron mikroskobu ile çekilen fotoğrafı. Elektron transport zinciri Bir dizi elektron taşıyan molekül için kullanılan bir terimdir, mitokondrilerde bulunduğundan farklı enerji seviyelerindeki elektronları geridönüşümlü olarak bağlar. Elektron-transport fosforilasyon Elektrokimyasal gradiyentten türetilmiş elektron transport zincirine bağlı ATP sentaz tarafından ATP oluşturulması. Elektrostatik güçler Hareketsiz elektrik yükleri ile ilgili. ELISA (enzim bağlı immunosorbent yöntem) Özellikle virüs serolojisinde kullanılan, geniş çaplı patojene karşı oluşmuş antikorları saptayan standart yöntem. Emboli Dolaşım yoluyla taşınan çözünmemiş maddenin, vasküler sistemin bir bölümünü etkilemesi. Empirik tedavi Laboratuvar deneylerinden yararlanmadan, sadece klinisyenin deneyimlerine dayanarak öngörülen tedavi (genellikle antibiyotiklerle). Endemik hastalık Verilen nüfusta düzenli aralıklarla görülen hastalık.

Endodonti Diş kökü, diş pulpası ve periapikal dokuları etkileyen hastalıklar ve yaralanmaların tanı ve tadavisiyle ilgilenen restoratif (onarıcı) diş hekimliği dalı. Endojen infeksiyon Hastanın kendi vücudundan kaynaklanan mikroorganizmalar tarafından oluşturulan infeksiyon. Endokardit Kalbi çevreleyen iç zarın inflamasyonu. Endokrinopati Endokrin bezlerinin fonksiyon eksikliğiyle oluşan hastalık, örneğin diyabet. Endoplazmik retikulum Ökaryotik hücrede çekirdek zarını sitoplazma zarına bağlayan ve ribozomların bağlanması için bölgeler (yer) oluşturan membranlar ağı. Endositoz Maddenin hücre içine, sitoplazma zarının çökmesiyle (içeriye doğru iterek) girmesi, bu durumda maddeyi saran bir hücre içi vezikül oluşur. Endoskop İç organ boşluklarını görmek için kullanılan alet, örneğin fiber optik endoskop. Endospor Spora bakınız. Endotel Kan damarları ve lenfatiklerde dizili özelleşmiş epitel hücreleri. Endotoksik şok Gram-negatif bakterilerden yüksek miktarda endotoksin salınmasıyla oluşan ağır seyirli, hayatı tehdit edenbir tür septisemi. Endotoksin (lipopolisakkarit) Bir çok Gram-negatif bakterinin hücre duvarının bir parçası olan ve hücrenin ölmesiyle salınan lipopolisakkarit. İnsanda toksik etki oluşturabilir. Endurasyon Dokunun özellikle derinin ödem, inflamasyon veya bir tümör infiltrasyonu ile sertleşmesi. Ensefalit Beyinde infeksiyon ve inflamasyon. Enterik ateş (tifo ateşi) Salmonella typhi tarafından oluşturulan infeksiyon hastalığı. Enterobacteriaceae Çoğu insan bağırsağında bulunan bir grup Gram-negatif bakteri. Enterotoksin Özellikle bağırsaklar üzerine etkili bir ekzotoksin. Entner-Doudoroff yolu Bazı bakteri türlerinde glukoz kullanımı için en önemli yoldur. Enzim Biyokimyasal reaksiyonlarda katalizör olarak rol oynayan canlı hücreler tarafından üretilen bir protein molekülü. Eozinofil Alerjik reaksiyonlarda fazla sayıda bulunan kan hücresi. Epidemi (salgın) Belli bir nüfus, bölge ve ülkede bir hastalığın insidensinde ani, hızlı bir artış olması. Epidemiyoloji Hastalığın oluşumu, yayılması ve kontrolü ile ilgili çalışma. Epidermophyton Dermatofit grubu içinde yer alan bir mantar cinsi.Tek türü (E.floccosum) deri veya tırnakta parazit veya patojen olarak bulunur ve atletlerin ayağı hastalığını oluşturur. Epigastrik ağrı Mideyi saran karnın üst merkez bölgesindeki ağrı. Epiglottit Larinksi koruyan ve kaplayan epiglottisin infeksiyonu ve inflamasyonu. Epitel Bezler ve ondan türeyen diğer yapıları içerecek şekilde, vücudun bütün serbest yüzeylerini (kutanöz, muköz ve seröz) örten hücresel avasküler tabaka. Epiteloid hücreler Epitel hücrelerine benzeyen, granülomatöz aşırıduyarlılıkla ilişkili hücrelerdir. Hücreler büyük ve yassılaşmıştır, aktive olmuş makrofajlardan türemiştir ve bir sitokin olan tümör nekroze edici faktör (TNF) salgılamaya devam ederler, böylece inflamasyonun etkisini artırırlar.

xv


xvi

Kitap için özel sözlük

Epitop (antijenik determinant) Antikorlar veya aktive edilmiş lenfositlerin bağlandığı tam antijen molekülünün küçük bir parçası. Ergosterol Esas olarak mantar hücre zarında bulunan bir sterol. Eritematöz Kan damarlarının dilatasyonu ile oluşan kırmızı renk. Eritrojen toksin Genellikle bir deri döküntüsü formunda, kızarıklık oluşturan bakteri toksini. Erizipel Deride meydana gelen yüzeyel selülitin özel bir türüdür, çoğunlukla yüzde oluşur, tipik olarak kıpkırmızı görünür, sınırları olan şişmiş lezyon, çevresindeki normal deriden kesin olarak ayrılır. Eskar Kalın kabuk ya da yanık üzerinde oluşan kabuk. Etilen oksit Tıbbi aletler, yatak çarşafları ve sıcağa duyarlı materyalin sterilizasyonunda kullanılabilen toksik, renksizgaz. Etiyoloji Bir hastalığın nedeni ve kökeni ile ilgili çalışma. Fagolizozom Bir fagositin içinde fagozom ile lizozomun birleşmesiyle oluşan ve içinde lizozomal enzimlerin yabancı materyali parçaladığı yapı. Fagosit Vücutta, yabancı bir materyali fagositoz yoluyla aktif biçimde içine alan ve sindiren hücre. Fajın kodladığı toksin Bazı bakterilerin ürettiği ve ilgili suşun sahip olduğu lizojenik bir bakteriyofaj DNA’sı (profaj) tarafından kodlanan bir ekzotoksin, örneğin difteri toksini. Fakültatif anaerob Oksijen varlığında ve yokluğunda üreyebilen organizmalar. Farinjit Orofarinksin inflamasyonu ve infeksiyonu. Farklılaşma Genelleştirilmiş ve homojen olan hücrelerin, özelleşmiş ve heterojen hale geldiği değişiklik. Farmakokinetik Bir hastada ilaçların etkinliğinin ve ulaştıkları konsantrasyonun araştırılması. Fasial boşluklar Derinin altındaki kasları ve vücudu saran fibröz dokunun katmanları arasında oluşan boşluklar; genellikle birkaç katmana ayrılan kaslar ve kas grupları arasında oluşur. Fc bölgesi (parça) Antikorun efektör bölgesidir, yüzeylerinde Fc reseptörüne sahip olan nötrofiller, makrofajlar ve diğer mononükleer fagositler gibi immun sistem hücreleriyle etkileşime girer. Fc reseptörleri Fagositler ve NK hücrelerinin üzerindeki hücre yüzey molekülleri, antikor kaplı hedef hücrelerin Fc bölgesine bağlanırlar. Febril Yükselmiş sıcaklığa sahip. Fenotip Bir hücre ya da canlının, genotipinin anlatımı sayesinde ortaya çıkan görünen tüm özellikleri. Fermentasyon Enerji sağlayan bir metabolizma şeklidir, bir dizi oksidasyon-redüksiyon içerir ki, hem substrat (primer elektron vericisi) hem de terminal elektron alıcısı (ları) organik bileşikler. Fırsatçı infeksiyon Genelde hastalık oluşturmayan, ancak bağışıklığın baskılanması gibi belli koşullarda patojen olan mikroorganizmalar tarafından oluşturulan infeksiyon. Fırsatçı patojen Fırsatçı infeksiyon oluşturabilen mikroorganizma. Fibril Gram pozitif bakterilerin üzerinde ince, lif benzeri protein yapılardır; konak moleküllerine-örneğin Streptococcus pyogenes’in M proteini gibi-bağlanırlar. Fibroblast Kollajen ve bağ dokusunu oluşturan hücre. Fibronektin Yaygın olarak bağ dokusunda bulunan glikoproteindir, ve mukoza yüzeyindeki hücreleri örter. Fibröz Kollajen bağ dokusu oluşması. Filogeni Bir organizmanın evriminde gelişim aşamalarının sırası.

Fimbria (pili) Yüzeylere bağlanmak ya da yapışmak için kullanılan, bakteri yüzeyindeki saç benzeri uzantı. Fistül Bir intestinal organdan vücut boşluğuna (örneğin deri veya mukoza) veya iki intestinal organ arasında uzanan anormal geçiş (anormal kanal). Fisür çürük Dişin demineralizasyonu, ve lokal olarak çürümesi; diş minesinin yüzeyinde küçük bir bölgede başlar. Flagella Bazı mikroorganizmaların üzerinde bulunan ve onların hareket etmesini sağlayan ince uzantı (kamçı, kirpik). Flasid felç Felç olan bölgede tendon reflekslerinin yokluğu ve kas tonusu kaybıyla ilişkili her türlü felç. Flora Normal floraya bakınız. Fluktan Vücuda uygulanan elle muayenede (palpasyon), toplanan sıvı nedeniyle dalga şeklinde hareket gösteren ya da bu hissi yaratan. Fluoresan mikroskobu Fluoresan veren objeleri görmek için ultraviyole ışığının kullanıldığı mikroskop. Folat eksikliği Normal fonksiyonları desteklemek için gerekli olan folik asitin vücut tarafından emiliminin yetersiz olması. Folikülit (sivilce, püstül) Saç foliküllerinin infeksiyonu; etken genellikle Staphylococcus aureus’tur. Fomit İnfeksiyonun yayılmasında rol oynayan her türlü cansız madde. Fosfolipid A Gliserol, iki yağ asidi, fosfat ve çeşitli bazlardan oluşan bir bileşik. Fosfolipid çift tabaka Hücre membranlarının temel yapısını (matriks) şekillendiren ve fosfolipit moleküllerinden oluşan çift tabaka. Fotosensitivite Işıktan etkilenme, ışığa duyarlık. Frontal lezyon Beynin iki serebral yarımküresini oluşturan beş lobun en büyüğünde yer alan patolojik lezyon. Fulminan hastalık Ani, çok ağır hastalık; genellikle ölümcül sonuçlanır. Fulminan hepatit Karaciğer hücrelerinde ağır hasar ve nekrozun var olduğu bir klinik sendrom; çoğunlukla karaciğer yetmezliği ve ölümle sonuçlanır. Furunkül Ağrılı, sert, kırmızı, tek ya da çoklu deri absesi, çoğunlukla etken Staphylococcus aureus’dur. Fusidik asit Protein sentezini inhibe eden bakteriyostatik madde. Fuso-spiroket kompleksi İnsan vücudunun farklı bölgelerindeki nekrotik lezyonlarda (örn, akut ülseratif gingivit, Vincent anjini gibi), mikroskobik zeminde görülen fuziform bakteri ve spiroketler karışımı. Fusobakteri İğ şeklinde morfolojiye sahip, Gram-negatif anaerop bakteri cinsi; yaygın olarak ağız mkroflorasında bulunur. Gastrik ülser (peptik ülser) Mideyi çevreleyen epitel tabakasında (astarı) meydana gelen lokalize, tanımlanmış hasar. Çoğunlukla Helicobacter pylori infeksiyonu bu hasara yol açar. Gastroenterit Mide ve basakları da içine alacak şeklinde gastrointestinal sistemde meydana gelen inflamasyon. Gazlı gangren Kapalı yaralar (anaerop) veya nekrotik dokuda Clostridium türleriyle (özellikle C.perfringens) oluşan bir infeksiyon.Gaz, bağ dokusu ve kas yıkımı süresince dokularda oluşur. Gecikmiş tip aşırı duyarlılık (hücresel aşırı duyarlılık veya tip IV aşırı duyarlılık) Antijen sentezlenen T hücrelerince düzenlenen ve antijenin ikinci kez girişinden sonra ortaya çıkması bir gün ya da daha uzun süren aşırı duyarlılık reaksiyonu.


Kitap için özel sözlük

Gen Belli RNA virüslerinde veya DNA’da yer alan bir dizi nükleotid, belirli bir polipeptid zincirini belirtir. Gen klonlama Tek bir genden kopyalanan gen ya da genlerin pek çok eş (identik) kopyasının yapılması,veya yeni bir konak hücreye giren bir dizi gen. Gen probu Protein veya gen ürünlerini izole etmek veya tanımlamak için kullanılan, radyoaktif izotoplar veya fluoresan markırlarla işaretlenen tek zincirli RNA veya DNA. Genetik rekombinasyon DNA’nın yeniden düzenlenmesinde görülebilen genetik çeşitlilikte temel bir mekanizma, iki homolog DNA çift sarmalının kırılması ve yeniden birleşmesinden ibarettir. Geniş spektrumlu antimikrobik madde Birkaç farklı mikroorganizmaya karşı etkili kimyasal madde. Genom Hücre veya organizmanın genetik materyalinin tamamı. Genomik tiplendirme Mikroorganizmanın tek DNA molekülünün parçalarınınsınıflandırma amacıyla kullanılması. Genotip Eş genetik yapıya sahip bir grup mikroorganizma Gerileme fazı Bakterilerin üreme eğrisinde, bakterilerin öldüğü ve canlı organizma sayısının azaldığı bir evre. Gingivit Diş eti iltihabı. Gingivostomatit Hem ağız mukozası hem de diş eti papilini kapsayacak şekilde oluşan bir inflamasyon durumu. Glandüler ateş İnfeksiyöz mononükleoza bakınız. Glikokaliks (kapsül ve slime tabakası) Mikroorganizma tarafından üretilen hücre dışı polisakkarit; hücre duvarının dış yüzeyine sıkıca bağlanabilir ya da bağlanamayabilir. Glikolipit Bir lipit bileşene bağlı bir ya da daha çok monosakkarit kalıntısı taşıyan her türlü bileşik. Glikolitik yanyol Glikolizin metabolik bir yan yolu ya da glikoliz ile ilgili. Glikoliz Canlı hücrede glikozun, ATP oluşumu ile birlikte anaerob yoldan piruvata yıkımı. Glikopeptid (1) Bir karbonhidrata kovalent bağla bağlanmış bir peptid. (2) Hücre duvarını sentezini engelleyerek etki gösteren bir grup antimikrobiyal maddenin genel adı. Glikozil transferazBir glikozil nükleotidden, bir glikozil grubunun (mono veya oligosakkarit), uygun OH grubuna sahip bazı alıcılara (karbonhidrat, peptid veya lipit) aktarılmasını katalize eden enzim gruplarından biri. Glomerulonefrit Böbrek glomerüllerinin inflamasyonu. Glukan Glukoz polimerleri. Gnotobiyotik hayvan Steril hayvan; sonradan özgül bir mikrop florası ile bilinçli olarak infekte edilir. Golgi aygıtı veya kompleksi Ökaryotik hücrelerde proteinlerin salgılanmasına katılan zarsı organel. Gom Deri, kemik, karaciğer ve diğer organlarda oluşan yumuşak, granülomatöz lezyon; sifilizin 3. evresinde karakteristiktir. Gonore Neisseria gonorrhoeae ile oluşan, cinsel temasla bulaşan bir hastalık. Gram boyama Hemen hemen bütün bakterileri iki gruba ayıran, sınıflandırma ve tanımlanmalarında ilk adımı oluşturan, bakterilerin standart boyama yöntemi. Gram negatif bakteriler : pembe; Gram pozitif bakteriler: mor görünür. Granülom Genelde infeksiyon ya da bir yabancı cisim ile oluşan granülasyon dokusunun (kronik inflamatuvar hücreler, fibroblastlar) bölgesel olarak toplanması (birikmesi) (periapikal granüloma da bakınız).

Granülomatöz aşırı duyarlılık Tüberküloz ve lepra gibi infeksiyonlarda görülen bir tür gecikmiş tip aşırı duyarlılık (Tip IV). Haberci RNA (mRNA) Proteinin içine doğru amino asitin yerleşmesini yönlendirmek için bir şablon gibi görev yaparak, genetik bilgiyi DNA’dan ribozomlara taşıyan bir tür RNA. Habitat Mikroorganizma toplulukları ya da bir mikroorganizmanın normal olarak bulunduğu yer, fiziksel çevre. Hafızalı hücre (bellek hücresi) Vücutta aylarca, yıllarca kalan ve uzun süre bağışıklık sağlayan lenfosit. Hafif (L) zincir Antikor molekülündeki daha kısa olan polipeptid zinciri. Halitoz Ağız kokusu. Hapten Antikorla reaksiyona girme yeteneği olan küçük moleküllerdir ancak kendileri antikor cevabı oluşturamayacak kadar küçüklerdir. Hareketli Flagella gibi uzantılarını kullanarak hareket edebilen mikroorganizmalar. Hastalık belirtileri Hastada görülebilen ölçülebilir değişiklikler. Haversian kanal Kemik dokusunda yer alan uzunlamasına,ince (yaklaşık 0.05 mm çapında) kanallar ağı; kan damarları, sinirler ve bazen de lenf damarlarını içerir. Hemaglütinasyon Alyuvarların (eritrositlerin) biraraya gelmesi (kümelenmesi). Hemaglütinin Alyuvarların biraraya gelmesini sağlayan madde. Hematojen yayılım Kan dolaşımıyla yayılım. Hemodinamik Kan dolaşımı ile ilgili hareketler ve kuvvetler. Hemodiyaliz Kanın, atıkları uzaklaştıran yarı geçirgen zara sahipbir makineden geçirilerek temizlenmesi (örneğin böbrek yetmezliği olan hastalar). Hemofili hastası Cinsiyet kromozomu üzerindeki genlerle ilişkili, erkekleri etkileyen resisif kalıtsal bir hastalık; hafif bir kesik veya hafif bir travmaya karşı yanıt olarak aşırı kanama veya morarma meydana gelir. Hemolitik üremik toksin E.coli’nin vero-toksin oluşturan suşlarıyla (O157) ilişkili, hemolitik anemi, trombositopeni ve renal hastalığı içeren bir sendrom. Hemolizin Kırmızı hücreleri yıkıma uğratan bir toksin. Hepatit Karaciğer iltehabı ya da hasarı. Hepatoselüler karsinom Karaciğer kanseri. Hepatotoksik Karaciğere zararlı olan ya da hasar veren. Herpanjina A grubu Coxsackie virüsleri tarafından oluşturulan, ateş ve diğer sistemik semptomlarla birlikte, boğaz çevresinde ülserler oluşturan vezikülo-papüler lezyonlarla karakterize bir hastalık. Heterofermentatif Birden fazla temel ürünün oluşturulduğu fermentasyon. Heterofil antikor Oluşmasını sağlayan antijenden farklı bir antijenle reaksiyona giren antikor. Örneğin, infeksiyöz mononükleozlu hastalarda Epstein-Barr virüsüne karşı oluşan antikorlar koyun alyuvarlarıyla çapraz reaksiyona girerler. Heterolog Farklı kökenden Hib Haemophylus influenzae tip B’nin kapsül antijeninin bir taşıyıcı proteine ve oligosakkarite bağlanması ile oluşan aşı. Hibridizasyon Farklı kaynaklardan denatüre edilmiş tek zincirli nükleik asitlerin yeniden çift zincirli hale getirilmesi işlemi. Homolog diziler çift zincir oluşturur ve bunlar saptanabilir ve sayısal olarak ifade edilebilir.

xvii


xviii

Kitap için özel sözlük

Hibridom Farklı kökene sahip birleştirilmiş (örneğin myelomdan bir tümör hücresi ile bir antikor üreten lenfositten oluşmuş) hücrelerden türeyen klon; hibritler ölümsüzdür ve monoklonal antikor üretir. Hibrit Genetik olarak benzemeyen iki ebeveyn organizmanın melezlenmesi (çaprazlanması) sonucunda oluşan her türlü hücre ya da organizma. Hidrasyon Nem fazlalığı. Hidrofil Su seven. Hidrolitik enzim Hidrolaz sınıfı bir enzimdir, bir maddeyi su ile başka bir forma dönüştürür ya da ayrıştırır (çözer). Hif Mantar hücrelerinde bulunan uzun filamanlar. Hiperbarik oksijen Atmosfere göre yüksek basınç altındaki oksijen. Hiperemi Dokuda kan akışının artması. Hiperkeratoz Deri epiteli tarafından yüksek miktarda yüzey keratini üretilmesi. Hiperplazi Hücre sayısının artışına bağlı olarak bir organın büyüklüğünün atrması. Hipoadrenokortisizm Adrenal korteksin az çalışması ile ortaya çıkan bir hastalıktır, zayıflama, deride ve mukoz membranda pigmentasyon artışı ve diğer bir çok belirti ile karakterizedir. Hipoplastik Gelişmekte olan ya da gelişmesi tamamlanmamış organ ya da doku. Hipotansiyon Düşük kan basıncı. Hipotiroidi Tiroid bezlerinin az çalışması ile ortaya çıkan bir hastalık. Histamin Vücuttaki bir çok hücre tipinde, özellikle mast hücreleri, bazofiller ve trombositlerde bulunan bir maddedir; vazodilatasyon yapar ve kapiller geçirgenliğini arttırır. HIV İnsan bağışık yetmezlik virüsü, AIDS’e neden olur. Homofermentatif Glukoz fermentasyonunda laktik asitin ana ürün olduğu fermentasyon türü. Homolog Yapısal ve evrimsel köken olarak benzerlik gösteren ancak işlevsel açıdan benzemeyen. Humoral bağışık yanıt Yabancı antijene karşı oluşturulan bağışık yanıttır, B lenfositlerinin aktivasyonu ve antijene karşı özgül antikorların yapılması ile karakterizedir. Hutchinson dişleri Kongenital sifilizde görülen diş anomalisidir; her iki yan kenarın kesici uçlara doğru yaklaşması ve kesici uçların çentikleşmesi (sivrilmesi) ile karakterizedir. Hücre duvarı Bakteri, bir çok alg, bitki ve mantar hücresinin dış tabakası. Serttir, hücreye şeklini verir ve yapısal destek sağlar. Hücre zarı (Sitoplazma zarına bakınız). Hücre-aracılı bağışıklık (hücresel bağışıklık) Hedef hücreye karşı direkt olarak T lenfositlerinin rol oynadığı, inflamasyonu artıran kimyasalları saldığı veya hedef hücrede harabiyet oluşturmak için diğer savunma hücrelerini uyardığı bir bağışık yanıttır. Hücreiçi polisakkarit Belli bakteri türlerince üretilen ve enerji deposu olarak hücre içinde saklanan polisakkarit.Örneğin, Streptococcus mutans Hyaluronidaz Bazı bakteriler tarafından üretilen bir enzimdir, bağ dokusundaki hyaluronik asidi yıkıma uğratır. İdiyopatik Bilinen bir sebebi olmayan hastalık. İgA Esas olarak anne sütü ve mukoza salgılarında bulunan antikor molekülleri. İgD B lenfositlerinin yüzeyinde bulunan antikor molekülleri. İgE Allerjik reaksiyonlardan sorumlu antikor molekülleri.

İgG Kanda bulunan temel antikor molekülleridir; anneden fetusa plasenta yoluyla geçen sınıftır. İgM İnfeksiyona karşı yanıtta erken dönemde oluşturulan ve kanda bulunan antikorlardır; yeni (en son) infeksiyonun göstergesidir. İkincil (sekonder) bağışık (immun) yanıt Aynı antijenle ikinci kez temas sonrası bu antijene karşı güçlenmiş immün yanıt. İkiye bölünerek üreme Bir hücrenin iki eş yavru hücreye bölündüğü üreme şeklidir. İkosahedral Bir çok virüsün temel yapısını oluşturan 12 köşeli geometrik şekil. İmmün işaretleme (immün blotlama) Western blotlamaya bakınız. İmmün kompleks hastalığı (Tip III aşırı duyarlılık) Antijenantikor kompleksleri vücuttan hızlıca atılamayıp dokularda biriktiğinde, hasar veren bir inflamatuvar cevabın gelişmesi ile oluşan aşırı duyarlılık reaksiyonu. İmmün kompleks Kendi antijeniyleözgül olarak bağlanmış antikor molekülü;vücuttan genellikle makrofaj ya da monositlerle atılır. İmmünfloresan Özgül floresan antikor ile işaretleme gerektiren bir tanı yöntemi. İmmünglobulin Antikora bakınız. İmmünkompetan Normal fonksiyon gösteren bağışıklık sistemine sahip kişi. İmmünkompromize/İmmündefisit/immünsuprese Bağışıklık sistemindeki bir ya da daha çok anahtar maddenin iyatrojenik olarak baskılanması veya kusurlu olması; infeksiyona yatkınlık oluşur. İmmünmodülasyon Bir ya da daha çok bağışık fonksiyonun düzenlenmesi ya da değiştirilmesi. İmmünojen Antijene bakınız. İmmünojenik Bağışık yanıtı uyarma yatanaği olan. İmmünopatoloji Hastalıkla ilişkili bağışıklık mekanizmalarının ve reaksiyonlarının çalışılması. İmpetigo Yüksek düzeyde bulaşıcı bir deri hastalığı; çoğunlukla stafilokoklar, streptokoklar veya her ikisi tarafından oluşturulur. İn utero Uterus içinde, örneğin büyüyen fetüs. İn vitro Laboratuvarda, örneğin canlı organizma dışında. İn vivo Canlı organizma içinde. İndeks olgu Bir salgında hastalığa yakalanan ilk olgu. İnfeksiyöz mononükleoz Epstein-Barr virüsüyle oluşan sistemik bir infeksiyon. İnfektif doz İnfeksiyon oluşması için vücuda girmesi gereken mikroorganizma sayısı. İnfektif endokardit Mikroorganizmanın sebep olduğu endokart inflamasyonu. İnflamasyon Bağışıklık sistemi hücrelerinin ve onların aktif ürünlerinin infeksiyon bölgesinde veya doku hasarı olan bölgede toplanması işlemidir; kızarıklık, şişlik, sıcaklık artışı ve ağrıyla karakterizedir. İnflamasyon düzenleyiciler (inflammatory mediators) Vücuttaki inflamatuar reaksiyonlarda yer alan lökositlerden salınan maddeler. İnhibisyon zonu Petri kutusundaki katı besiyerinde antibiyotik diskleri çevresinde bakteri üremesinin inhibe edildiği,yani üremenin olmadığı bir alan. İnklüzyon Hücre içindeki küçük kalıntılar, örneğin depo granülleri.


Kitap için özel sözlük

İnkompetan kapak Yetersiz fonksiyon gösteren kalp kapağı. İnkübasyon süresi Patojenin bulaşması (maruz kalma) ile hastalık belirtilerinin ortaya çıkması arasında geçen süre. İnokülüm Canlı bir sistem ya da kültür besiyerine ilave edilen klinik ya da mikrobiyolojik örnek. İnsidens Bilinen bir zaman peryodu içinde hastalığa yakalanan nüfus oranı. İnterferon (IFN) (1) Komşu hücreleri viral infeksiyona dirençli hale getiren virüsle infekte hücreler tarafından salgılanan proteinler (IFN-alfa ve IFN-beta), (2) Aktive edilmiş T lenfositleri (TH1 hücreleri) tarafından salgılanan bir lenfokin (IFN-gama). İnterlökin A Lökositler arasında kimyasal haberci olarak rol oynayan bir sitokin. İnterlökin-1 (IL-1) Makrofajlar ve diğer hücreler tarafından üretilen, aktive edilmiş T hücrelerini uyaran bir sitokin. İnterlökin-2 (IL-2) Aktive edilmiş T hücrelerini çoğalmaları ve farklılaşmaları için uyaran bir sitokin. İnterlökin-6 (IL-6) T hücreleri tarafından üretilen ve B lenfositlerinin farklılışmasını etkileyen bir sitokin. İntertrigo Deri kıvrımları arasında kalan bölgeler. Isıya dirençli (stabil) Sıcaklık değişimlerine duyarlı olmayan madde. Isıya duyarlı (labil) Sıcaklık değişimlerine duyarlı madde. İskemi Dokuya kan gitmemesi. Işık mikroskobu Örneklerin görünür hale gelmesi için beyaz ışık kullanarak en fazla 1000X’ya kadar büyüten mikroskop. İyatrojen Çoğunlukla tıp veya diş hekimliğine ait tedavilerden kaynaklanan ya da tanısal girişimlerin yol açtığı hastalık (yanlış tıbbi uygulamalar). J zinciri Her İgM molekülünde bulunan sisteince zengin bir polipeptidtir, İgM’nin in vitro oluşumu için gerekli gibi görünmektedir. İgA polimerlerinde de bulunur. Kabakulak Bez dokusunu, özellikle de tükrük bezlerini etkileyen infeksiyöz viral hastalık. Kalkül (taş) Vücutta, üriner sistem, safra kesesi ve tükrük bezi kanalları gibi belli bölgelerde meydana gelen taş benzeri anormal sertlikler (Diş taşına da bakınız). Kalp üfürümü Kalp muayenesi sırasında steteskop ile duyulan anormal kalp sesi; yapısal veya fonksiyonel bir anomaliyi gösterir. Kampilobakteriyoz Campylobacter türleriyle oluşturulan gastrointestinal infeksiyon. Kan kültürü Ateş ya da sistemik infeksiyonun diğer bulgularına sahip bir hastada, alınan kan örneğinin kültürü. Kan-beyin bariyeri Büyük moleküllerin beyin dokusuna geçişini engelleyen fonksiyonel bariyer. Kanal daralması Bezden salgılanan madde yoluyla ince tüpün lümeninin anormal, geçici ya da sürekli olarak daralması. Kandidoz (Kandidiyaz veya pamukçuk)Mukoz membranlarda Candida türleriyle oluşturulan süperfisiyal mantar infeksiyonu. Kanlı agar Defibrine at ya da koyun kanı ilave edilmiş agar bazlı kültür besiyeri. Kanül Vücuttan sıvı atılması için kullanılan dar tüp veya trakeotomi sonrasında nefes borusunun (trake) içine sokulan nefes alma tüpü. Kapatıcı (obtüratör) Boşluğu kapatan gereç.örn., kapatıcılı bir protez damaktaki bir kusuru kapatır.

Kapiler geçirgenlik Kimyasallar ve bazı hücrelerin, atardamar ve toplardamarları bağlayan küçük kan damarlarının duvarlarını geçme yeteneği. Kapnofili Karbondioksit düzeyinin artmasıyla üremenin maksimuma çıkması. Kaposi sarkomu Malign bir vasküler tümördür, çoğunlukla AIDS’in bir komplikasyonu olarak görülür ve insan herpes virüs 8 infeksiyonu ile ilişkilidir. Kapsit Virüsun nükleik asitini çevreleyen dış protein kılıf. Kapsomer Virüs kapsitini oluşturan protein birimlerinden biri. Kapsül (Glikokaliks veya slime tabakası) Bazı bakterilerde bulunan koruyucu dış tabaka, genellikle polisakkarit veya poli amino asitlerden oluşur. Karanlık alan mikroskopu Örnek içindeki objelerin karanlık bir zeminde parlak olarak görünmesi için özel bir mercek kullanan bir tür birleşik ışık mikroskobu. Karbunkül Şaç foliküllerinin etrafında oluşan büyük bir abse ya da çoklu abselerdir ve subkutanöz dokunun derinliklerine doğru uzanır,genellikle etken Staphylococcus aureus’dur. Karsinojen Kanser oluşmasını ve gelişmesini destekleyen. Karsinom Epitel dokuya ait malign tümördür. Karyojenite Diş çürüğü oluşumunun uyarılması Kasık (inguinal) nodülü Kasıkda bulunan lanf nodülleri. Kaşeksi Kanser, tüberküloz ve uzun süreli açlık gibi ciddi durumlarda meydana gelen ilgisizlik ve önemli kilo kaybı. Kateter, damar içi Dolaşımdan sıvı almak ya da vermek için kullanılan tüp. Kavernöz sinüs Dura mater ve kafatasının sfenoid kemiği arasında, düzensiz şekilli bilateral venöz kanal çiftlerinden biri. Kazanılmış bağışık yetmezliği sendromu (AIDS) Vücudun özgül bağışık yanıt oluşturma yeteneğini bozan HIV’in neden olduğu hastalığın son evresi. Kazeöz nekroz Bir tüberküloz lezyonunun ortasındaki karakteristik, peynirimsi, ufalanan (kolay parçalanan), şekilsiz ölü madde. Kemik dışzarı (periyost, periosteum) Kemiğin yoğun dış bağ dokusu tabakası, kemik yapma yeteneği ömür boyu sürer. Kemik iliği Kan hücrelerinin geliştiği ve üretildiği, bazı kemiklerin içinde yeralan bölge. Kemoprofilaksi İnfeksiyonu önlemek için antimikrobik maddelerin kullanılması. Kemotaksi Fagositlerin hasarlı doku bölgesine çağrılması veya bölgede kimyasalların salınmasına bağlı olarak mikroorganizma yayılımı. Kemoterapi Bir hastalık veya infeksiyonun kimyasal bir madde ile tedavisi. Keratinizasyon Sabit bir sert madde oluşması için keratinin hücre içinde depolanması, örneğin derinin, saçın veya tırnakların dış tabakası gibi. Kızamıkçık (rubella) Deride kızarıklık ile tanımlanan ve rubella virüsü tarafından oluşturulan sistemik bir hastalık. Kızıl Eritrojen toksin üreten Lancefield grupA streptokokların (Streptococcus pyogenes) etken olduğu bir infeksiyondur ve anjin ile, özellikle gövde, boyun ve ekstremitelerde olmak üzere deride yaygın kızarıklıklarla seyreden bir infeksiyon. Kinaz Belli bakteriler tarafından üretilen enzimlerdir, bakterilerin fibrin pıhtısı çözmesini sağlarlar.

xix


xx

Kitap için özel sözlük

Kinin Kan ve diğer vücut sıvılarında inaktif halde bulunan küçük peptidlerdir, aktive edildiklerinde vazodilatasyon, vasküler geçirgenlikte artış ve ağrıya sebep olurlar. Kinolonlar DNA sentezini etkileyen bir grup antibakteriyel ilaç. Kistik fibroz Kronik solunum yolu infeksiyonları ve yapışkan mukus ile ilişkili salgı bezlerinin konjenital hastalığı. Klamidya (Chlamydia) Çok karmaşık bir yaşam siklüsüne sahip ve sadece canlı hücre içinde üreyebilençok küçük bakteri. Klasik yol Antijen-antikor kompleksleriyle başlatılan kompleman proteinlerinin aktivasyonu için bir yan yol. Klon (1) Tek bir ana hücreden vejetatif üremeyle türeyen, genetik olarak identik bir hücre, organizma ve bitki grubu. (2) Ökaryot veya bakteri hücresinin konakta replikasyonu ile oluşmuş, tek bir hibrit DNA molekülünden türemiş DNA topluluğu. Klonlama Özgül bir DNA fragmanının bir çok identik kopyasının oluşturulması. Koagregasyon Bir mikrop hücresinin özgül moleküler etkileşimlerle,daha önce bağlanmış benzer ya da farklı bir mikroorganizmaya bağlanması. Koch postülatları Robert Koch tarafından önerilen kriterler dizisidir, bir organizmanın belli bir hastalığı oluşturup oluşturmadığını belirlemek için bu kriterlerin biraraya gelmesi gerekir. Kodon Amino asitleri kodlayan m-RNA ipliğinde yer alan üç nükleotid. Kohort çalışma(Boylamsal, devam eden, prospektif) Büyük bir toplulukta, uzun bir zaman peryodunda bir dizi vakayla hastalık ve sağlıktaki tanımlanmış değişiklikleri inceleyen epidemiyolojik çalışma. Koinfeksiyon Konağın iki ya da daha çok etkenle aynı anda infeksiyonu. Kok Yuvarlak şekilli bakteri. Kolera Vibrio cholerae tarafından oluşturulan, akut ve bol ishalli hastalık. Kolit Kolonun inflamasyonu. Kollagenaz Kollagen dokuyu parçalayan mikroorganizma enzimi. Koloni Genellikle tek bir hücreden türeyen, katı besiyerinde oluşan, gözle veya mikroskopla görülen ayrı, yoğun mikrop hücrelerinin kütlesi. Koloni görünümü Belli bakteri türleri içinde stabil olma eğilimi gösteren örneğin, renk, yükseklik, kenarlar ve yapı gibi koloni özellikleri. Kolonizasyon direnci Belli bir bölgenin normal mikroflarasının, diğer türlerle kolonizasyonu önleme yeteneği. Kolonizasyon Mikroorgasnizmanın vücutta hastalık oluşturmadan yaşaması ve çoğalması. Kombine aşı Tek bir dozda uygulanabilecek şekilde hazırlanmış, farklı infeksiyonlara karşı koruyuculuk sağlayan bir dizi aşı. Kommensalizmİki mikroorganizma arasında, birinin diğerine zarar vermeden fayda sağladığı ilişki şekli. Kompleman aktivasyonu Ya klasik ya da alternatif yol ile kompleman sistemini fonksiyonel hale getirme işlemi. Kompleman Kanda, en az 20 proteinin inaktif durumda buluduğu karmaşık bir sistemdir, aktive olduğunda hem doğal hem de kazanılmış bağışık yanıtta görev yapar. Konak Parazitin içinde ya da üzerinde yaşadığı organizma. Konak savunması Konağı infeksiyon hastalıklarından koruyan biyolojik mekanizma.

Konjenital infeksiyon Fötusun in utero infeksiyonu, infeksiyon doğumda mevcuttur. Konjugasyon Genetik materyalin bir bakteriden diğerine seks pilileri aracılığıyla aktarılması. Konjuge aşı İstenen antijenin bir başka proteinle birleştirilmesiyle hazırlanan aşı. Konsolidasyon, akciğer Genellikle mikrop infeksiyonuna bağlı olarak, akut inflamatuvar hücreler tarafından akciğer alveollerinden gelen havanın değiştirilmesi ve akciğerlerin büyük bir bölümünde eksuda toplanması. Konvalesan faz serumu İnfeksiyon sonrası iyileşmeyi takiben hastadan alınan serum örneği. Konvalesan taşıyıcı Mikroorganizma ile oluşan bir klinik infeksiyonun iyileşmesinden sonra, patojen mikroorganizmayı taşımaya devam eden kişi. Konvulsiyon Bir kas grubunun ani, şiddetli ve istemdışı kasılması. Koplik lekeleri Kızamıkta görülür, azı dişlerinin karşısındaki yanak mukozasında etrafı kırmızı bir sınırla çevrili mavimsibeyaz lekelerdir. Koroid pleksus Beyin omurilik sıvısını üreten serebral ventriküllerin içine vasküler invaginasyon. Kortikal kemik Kemiğin dış tabakası. Kovalent bağ İki atom veya radikaller arasında,bir çift (tek bağ), iki çift (çift bağ) ya da üç çift (üçlü bağ) elektron paylaşarak oluşan kimyasal bağ. Kök hücre (stem cell) Oluşturduğu yavru hücreler diğer başka hücre tiplerine farklılaşabilen bir hücre. Kres döngüsü TCA döngüsüne bakınız. Kriptokokkoz Cryptococcus neoformas’ın etken olduğu meninks veya akciğer infeksiyonu. Kriyoterapi Hastalıklı dokunun aşırı soğukla yok edilmesi. Kromojen Pigment veya renk oluşturan. Kromozom Genlerin bulunduğu DNA’yı içeren yapı. Kronik granülomatöz Devamlı ve uzun süreli, küçük, sabit ve çoğunlukla lenfosit ve gruplandırılmış mononükleer fagositlerden oluşan nodüler inflamatuvar lezyonlar için kullanılan belirsiz bir tanımdır. Kronik taşıyıcı Uzun süreli bir infeksiyon hastalığı olan ve etkeni başkalarına bulaştırabilen kişi. Krup Yüksek (sert) ıslık sesi, ses kısıklığı ve uğultulu öksürükle karakterize olan trake ve larinks inflamasyonu. Kserostomia Genellikle tükürük bezi fonksiyonlarındaki bir bozulmaya veya ilaç tedavisinin yan etkisine bağlı olarak ortaya çıkan ağız kuruluğu. Kulak kanalı (işitme kanalı) Kulağın dışarıya açıldığı kanal. Kuru ısı ile sterilizasyon 160˚C’de 60 dakika süreyle kuru sıcaklık uygulanarak yapılan bir sterilizasyon yöntemi. Kuşkulu patojen Belirli bazı koşullarda, henüz kanıtlanmamış olmakla birlikte hastalık oluşturduğu düşünülen mikroorganizma. Küf Normalde gözle görünür hif formununa sahip herhangi bir mantarı tanımlamak için kullanılan genel bir terimdir. Kültür besiyeri Mikroorganizmaların üremesi için besin maddeleri preparasyonu. Lag fazı Bakterilerin yeni (taze) besiyerine uyum sağlaması sırasındaki bakteriyel üreme dönemidir ancak sayı artmaz. Laktoferrin Bir dizi vücut salgısında bulunan bir maddedir, üre-


Kitap için özel sözlük

me faktörü demiri bağlayarak bazı mikroorganizmaların üremesini inhibe eder. Lam-lamel arası preparat Işık mikroskobunda inceleme yapmak üzere mikroorganizma süspansiyonundan alınan bir damla ile hazırlanan preparat. Lamina propria Mukoz membranın epitel hücrelerini destekleyen bağ dokusu. Lateks aglütinasyonu Klinik örneklerdeki antijen ya da toksini saptamak için, antikor kaplı polistiren boncukların kullanıldığı hızlı bir laboratuvar deneyi. Latent viral infeksiyon Virüsün konakta replike olmadan veya hastalık belirtileri oluşturmadan uzun süre uykuda kaldığı infeksiyon. Lateral (yan=yardımcı) kanal Ana kök kanalının bir dalıdır. Lejyonerlerin hastalığı Genellikle Legionella pneumophila’nın etken olduğu pnömoni. Lenf düğümleri Küçük, fasülye şeklinde organlardır, lenfositleri bulundururlar ve lenfatik sistem boyunca meydana gelirler. Lenfatik kanaldan antijenleri filtre ederler ve ve onları lenfoid hücrelere karşı korurlar. Lenfadenopati Lenf düğümlerinin şişmesi (büyümesi). Lenfoblast Lenfosit oluşturan hücre. Lenfokin Aktive olmuş T yardımcı hücrelerden salgılanan sitokinler. Lenfoma Lenfosit tümörü. Lenfosit Bağışık yanıtta kritik rol oynayan akyuvarlar. Lenfositoz Kanda lenfosit sayısının artması. Lepra Mycobacterium leprae’nın sinirler ve deride oluşturduğu infeksiyon. Leptospiroz Hareketli spiroket benzeri bakteri türlerinin, Leptospira interrogans, neden olduğu bir zoonoz. Lesitin Bitki ve hayvan hücrelerinde ana bileşen olan çeşitli tipteki posfolipitlere verilen isim. Lesitinaz Lesitini parçalama yeteneğine sahip bakteri enzimi. Ligand Aderenste yer alan karbonhidrat-spesifik protein. Linkozamid Protein sentezini inhibe eden bir grup antibakteriyel madde. Lipid A Lipopolisakkaritlerin endotoksik parçası. Lipofilik Yağa bağlanan. Lipopolisakkarit(endotoksin) Lipit ve polisakkarit parçalarından oluşan makro moleküldür, Gram negatif bakterilerin hücre duvarında bulunur (endotoksinler). Lipozom Sulu bir bölmeyi kodlayan iki tabakalı lipid içeren yapay olarak oluşturulmuş kürelerdir, biyolojik membranları çalışmak için deneysel biyoloji alanında ve ilaçların hücrelere dağıtımında kullanılırlar, örneğin lipozomal amfoterisin B gibi. Listerioz Listeri monocytogenes tarafından oluşturulan sistemik bakteriyal infeksiyon. Lizojenik bakteriyofaj (profaj) Bir bakteriyi infekte etme ve konağı olan bu bakterinin genetik materyaline integre olma yeteneğini gösteren ve böylece profaj oluşturan virüs. Lizostafin Stafilokokların belli suşları tarafından üretilen ve diğer stafilokok suşlarına antibakteriyel etki gösteren bir peptidaz enzimidir. Lizozim Lizozomlar ve vücut sıvılarında bulunan bir enzimdir, bir çok bakterinin hücre duvarında bulunan peptidoglikanı yıkıma uğratır.

Lizozom Sindirim enzimlerini içeren organellerdir, özellikle fagositozda önemlilerdir. Lober pnömoni Akciğer konsolidasyonu ve infeksiyonu, genellikle tek lobu ya da segmenti tutar. Lofotrih bakteri Bir ya da her iki ucunda birden iki ya da daha çok flagella içeren bakteri. Logaritmik faz (üstsel üreme) Her spesifik zaman aralığında hücre sayısının ikiye katlanması sırasında kültürdeki üreme. Lomber ponksiyon Tanı amacıyla beyin omurilik sıvısı almak için, spinal kanalın lumbar kısmının subaraknoid boşluğuna çok sıkı aseptik şartlar altında oluklu bir enjektör ile girilmesi. Lökopeni Kanda akyuvarların anormal derecede azalması. Lökoplaki Ağız mukozasında görülen beyaz lekelerdir, ovuşturularak kaybolmazlar ve diğer herhangi bir ağız hastalığı gibi sınıflandırılamazlar. Lökosit Beyaz kan hücresi (akyuvar). Lökotoksin Akyuvarlara hasar veren ya da öldüren madde. Lökotrien Lökositler tarafından sentezlenen bir inflamasyon düzenleyici. Lösemi Akyuvarların spesifik malignan tümörlerinin bir grubu için kullanılan genel bir terim, örneğin akut myeloblastik lösemi gibi. Ludwig anjini Dişte oluşan bir infeksiyonun yayılmasına bağlı olarak sublingual ve submandibular yüz boşluklarında oluşan bilateral difüz infeksiyon. Hastalıkla ilişkili şişme havayolunu kapatabilir. Lyme hastalığı Bir spiroket olan Borrelia burgdorferi’nin etken olduğu sistemik bir hastalık. Majör histokompatibilite kompleksi (MHC) Lenfositler tarafından tanıma molekülleri olarak kullanılan self proteinlere ait kodları taşıyan gen kompleksi. Makrofaj Vücuttaki pek çok organ ve dokuda bulunan büyük fagositik hücreler. Makrolid Protein sentezini engelleyen, bakteriyostatik etkiye sahip antibiyotiklerdir; genellikle penisilin alerjisi olanlarda alternatif olarak kullanılırlar. Makromolekül Özellikle daha küçük olanlardan meydana gelen büyük molekül. Makül Sınırları belli, deriden farklı renkteki düz alanlar. Mannoprotein Maya hücrelerine ait bir antijenik elemandır, mannoz grupları bağlanmış proteinler içerirler. Mantoux deri deneyi (tüberkülin deri deneyi) Tüberküloza karşı bağışıklığı araştıran bir deney. Maserasyon Aşırı miktarda ve uzun süre neme maruz kalma sonucu derini yumuşaması ve bakteriyel ve fungal infeksiyonlara duyarlı hale gelmesi. Mast hücresi Bütün vücutta bulunan ve histamin ve diğer inflamatuvar düzenleyicileri içeren hücre, Mastoidit Kafatası temporal kemiğinin mastoidi içinde yer alan hava hücrelerinin inflamasyonu. Maya Tek hücreli mantar. Medular kavite İçinde kemik iliği bulunan kemik oyuğu. Membran atak kompleksi Hücre zarını yıkıma uğratan kompleman sisteminin parçalarıdır; sonuçta hücre lizise uğrar; Meninjit Meningslerin inflamasyonu ve infeksiyonu. Meninksler Beyin ve omuriliği saran üç zardan her biri. Mesleki bulaşma Patojen mikroorganizmanın kişinin işiyle ilgili olarak yayılması.

xxi


xxii

Kitap için özel sözlük

Metisiline dirençli Staphylococcus aureus (MRSA) Metisiline ve bir dizi diğer antimikrobik ilaca dirençli Staphylococcus aureus. Metronidazol Anaeroplarla oluşan bakteriyel infeksiyonlar ve protozoon hastalıklarının tedavisinde yaygın olarak kullanılan ilaç. Micrococcaceae Gram pozitif fakültatif anaerop, katalaz poitif aile. Microsporum Drmatofitler grubu içinde yer alan mantar cinsi; türleri yaygın olarak deri, saç ve tırnakta yüzeyel infeksiyon oluşturur. Miçelyum Birbirine dolaşarak yumak oluşturan mantar hifleri topluluğu. Mikoloji Mantarlarla ilgilenen bilim dalı. Mikotik anevrizma Genelde bakteri ya da mantarlarla infekte edildiğinde, emboli atmasına bağlı olarak gelişen sınırlı arter dilatasyonu. Mikoz Mantar infeksiyonu. Mikroaerofil Atmosferdekinden daha az oksijen konsantrasyonunda üreyebilen mikroorganizmalar. Mikroflora Normal floraya bakınız. Mikroglia Yaygın olarak gri maddede daha fazla bulunan, fagozitoz yapan küçük, uzun hücre gövdelerinden oluşmuş, özellikle hasar olan bölgede bulunan bir tür nörolojik hücre. Mikrokoloni Katı besiyerinde üreyen bakteri veya mantar kümesidir, sadece büyütme ile net bir şekilde görülebilir. Miksiyon İdrar yapma. Mineral kaybı Kalsifiye dokunun (örneğin kemik ve diş minesi) genellikle asitle erimesi, ayrışması (canlılığının kaybı). Minimum bakterisid konsantrasyon (MBC) Belli bir mikroorganizmayı öldürecek en düşük antimikrobik madde konsantrasyonu. Minimum inhibitör konsantrasyon (MIC) Belli bir mikroorganizmanın üremesini engelleyecek en düşük antimikrobik madde konsantrasyonu. Mitokondri Ökoryot hücre tipinde bulunan membranca zengin organel, ATP oluşturan oksidatif fosforilasyonun olduğu yerdir. Mitoz Ökaryot hücre çekirdeğinin kromozom sayısı değişmeden bölünmesi işlemidir. Mitral stenoz Hastalık nedeniyle mitral kapağın daralması. Miyalji Kas ağrısı. Miyeloid hücre Dokularda makrofaj, dendritik hücre, nötrofil, bazofil ve eozinofil olan kan monositlerini içeren ana hücre tipi. Miyelom Kemik iliği hücrelerinden türeyen malignant tümör. Miyokard Kalp kası. MMR aşısı Kızamık, kabakulak ve kızamıkçığa karşı koruyan aşı. Moleküler tiplendirme Mikroorganizmaları sınıflandırmak amacıyla moleküler yöntemlerin kullanılması. Molluskum kontagiosum Çiçek grubu (Pox) virüslar tarafından oluşturulan bir deri infeksiyonu. Monoklonal antikor İmmunolojik yöntemlerde kullanılan çok saf ve özgül antikorlardır, tek bir hücreden üretilirler.Örneğin, antikor salgılayan hibridoma. Monosit Doku makrofajlarının öncülü olan fagositik kan hücresi. Monotrih Tek kirpikli. Morbidite Fizyolojik ya da psikolojik iyi halden, öznel ya da nesnel herhangi bir sapma durumu.

Morfogenez Bir organ ya da organizmanın gelişmesi ve kökeni. Morfolojik özellik Bir hücre ya da organizmanın yapısı. Örneğin, şekli, büyüklüğü ve eklentileri. Mortalite Belli bir hastalık sonucu ölenlerin sayısı. Motor nöron Kas dokusunu harekete geçiren ya da kas kasılmalarını başlatan impulsları taşıyan nöron. Mukosilier eskalator Üst solunum yollarının silli epitelidir, mukusu ve içindeki herhangi birşeyi akciğerlerden yukarı doğru atar. Mukoza ilişkili lenfoid doku (MALT) Vücudun mukoza yüzeylerinin bağışıklık sistemini oluşturur.Antijen, MALT lenfositlerinin submukozal topluluğu içinde antikor yapımını uyararak sistemi aktive eder. Örneğin, bademcikler veya Peyer plakları.Oluşan ana antikor IgA’dır. Mukozit Mukoz membranın, özellikle ağız mukozasının inflamasyonudur. Mutasyon DNA’nın yapısında oluşan kalıcı değişiklik. Mycobacteria Tüberküloza neden olan M.tuberculosis’in bulunduğu bakteri cinsidir. Hücreler yavaş ürer, Ziehl-Neelsen boyalı preparatlarda bakteriler tipik olarak aside ve alkole dirençli görünür. Mycoplasma Hücre duvarı bulunmayan çok küçük bakterilerin bulunduğu cinstir. Nagler reaksiyonu Yayılan lesitinaz (alfa-toksin) oluşumunu göstererek Clostridium perfringens’i saptamak için kullanılan bir laboratuvar deneyi. Nazofarinks karsinomu Burun ve farinksi kaplayan epitel hücrelerinin malignan tümörü. Nefrotoksik Böbrek hücrelerine hasar veren veya öldüren madde. Nekrotizan fasiit Deri, fasya ve kası tutan, ağır, çabuk ilerleyen kutanöz infeksiyon; çoğunlukla bakteri türlerinin karışımı tarafından oluşturulur, örneğin zorunlu anaeroblar ve Streptococcus pyogenes. Niş Bir organizma veya türlerin yaşayabilmesi için gerekli koşulları sağlayan bir yaşam alanıdır. Normal flora (flora veya mikroflora) İnsan vücudunda hastalık oluşturmadan yaşayan mikroorganizmalar. Normal mikroflora Belli bir bölgeden köken alan ve belli bir bölgede yaşayan mikroorganizmalar. Nozokomiyal (hastane) infeksiyon Hastanede veya diğer sağlık kurumlarında bulaşan hastalık. Nöraminidaz Nöraminik asit ve diğer şekerler örneğin oligosakkaritler arasındaki ketosidik bağları hidrolize eden enzimler. Nörotoksin Baskın olarak sinir dokusuna etki gösteren ekzotoksin. Nötralizan antikor Bir mikroorganizma veya toksin tarafından biyolojik işlevin ekspresyonunu inhibe eden ya da önleyen antikor. Nötrofil (polimorf nüveli lökositler (PNL), polimorf veya cerahat hücresi) En bol bulunan akyuvarlardır.Yüksek düzeyde fagositik ve aktif hareketlilerdir. Nötropeni Kanda nötrofil eksikliği, genellikle diğer kan hücrelerinde azalma ile ilişkilendirilmiştir. Nükleokapsit Virüs partikülünü oluşturan nükleik asiprotein kompleksi. Nümerik taksonomi Mikroorganizmaları benzerlikleri ve kendi özelliklerinin yakınlığına göre, sadece bu mikroorganizma ve grup üyeleri arasındaki gözlemlenebilir benzerlikler temelinde sınıflayan bir yöntemdir.


Kitap için özel sözlük

Odontoblast Diş minesinin oluşmasından sorumlu hücre. Odontojenik infeksiyon Dişle ilgili infeksiyon. Oftalmopleji Öküler kasların felç olması. Oligodendroglial Merkezi sinir sisteminin özelleşmiş bağ dokusu. Oligosakkarit Sadece birkaç monosakkarit ünitesinden oluşan molekül. Oligüri İdrarın normalden az oluşması hali. Onikomikoz Tırnak ve tırnak benzeri yapıların mantar infeksiyonu. Onkojen Kanser oluşturan. Opistotonus Clostridium tetani (tetanoz) infeksiyonu süresince sırt kaslarının spazmlı kasılması. Opsonin Fagositozu arttıran serum proteini (antikor veya kompleman). Organel Ökaryot hücre içinde bulunan ve zarla bağlanmış yapı. Organik asit Yapısında karbon bulunan asirler. Orşit Testislerin inflamasyonu. Orta kulak iltihabı (Otitis media) Orta kulağın inflamasyon ya da infeksiyonu. Osteoklast Kemik dokusunu sindiren hücre. Osteomiyelit Kemiklerde inflamasyon ya da infeksiyon olması. Osteoradionekroz Radyoterapi ya da infeksiyon nedeniyle kemik dokusunun ölmesi. Otoantikor Kişinin kendi dokusuna karşı oluşturulan abir antikor. Otoimmun hastalık Konağın kendi dokusuna karşı oluşturulan antikorların varlığına bağlı olarak gelişen hastalık ve doku hasarı. Otoklav Araç-gereç ve tıbbi aletlerin basınçlı buharla steriilizasyonu için kullanılan cihaz. Otoliz Konağın kendi hidrolitik enzimleriyle hücresel bileşiklerin sindirilmesi. Otoradyografi Radyoaktif işaretli probun yerini görüntülemek için jel veya blotun röntgen filmine çekilmesi. Ototoksik Kulağa zararlı madde. Ozmoz Bir çözücünün, genellikle suyun seçici bir zardan geçerek seyreltik taraftan konsantre solüsyon tarafına veya saf çözücü tarafından solüsyon tarafına difüze olması. Öbakteri Peptidoglikan hücre duvarına sahip ola bütün bakteriler (prokaryotlar).Gerçek bakteriler olarak da tanımlanırlar. Ödem Sıvı birikmesi nedeniyle dokunun şişmesi. Ökaryot DNA’ları bir nükleus içinde bulunan ve membrana bağlı diğer organelleri içeren bütün organizmalar. Örneğin, hayvanlar, bitkiler ve mantarlar. Öldürücü hücre (K) Fc reseptörleri pozitif büyük granüler lenfositlerdir, antikora bağımlı hücresl sitotoksisiteye aracılık ederler. Paget hastalığı (osteitis deformans) Etiyolojisi bilinmeyen bir kemik hastalığıdır. Kemik yıkımı, takiben yapımı şeklindeki epizodlar belirgindir ve sonuçta aşırı kemik döngüsü oluşur. Palindrom dizisi Tersinden de aynı okunan harfler dizisi; DNA’daki baz dizisi restriksiyon enzimleri tarafından tanınır. Pandemi Kıtalararası yayılan ve dünya çapında olabilen salgın. Pankardit Kalbin bütün yapılarını kapsayan inflamasyon. Pankreatit Pankreasın inflamasyonu. Papil (kabartı) Epitel yüzeyinde küçük yükseklik veya çıkıntı. örn.,dilin üst yüzeyi.. Papilla kaybı, dil (depapillasyon) Dilin dorsal yüzeyindeki papillaların kaybı.

Papillom (siğil) Selim bir epitelyal tümör. Papilloödem Optik sinir ve bitişik retnanın ödemi. Papiloveziküler Papülleri ve vezikülleri içeren deri veya mukoza kızarıklığı. Papül Derinin sınırlı, yüksek alanları; çapı 1 cm.’den daha azdır. Parakeratoz Normalde keratinize epitelin en dıştaki tabakasının (stratum korneum) hücrelerinin çekirdeklerini tutma. Parazit Yaşam siklüsünün bir bölümü veya tamamında konağa gereksinimi olan, konağa zarar veren ve bu nedenle parazitlik oluşturan. Parenteral İlaçlar ve besinlerin ağız yerine damar yolundan verilmesi. Parestezi His bozukluğu, yanıltıcı his; karıncalanma. Paroksimal (1) Belirtileri belirgin, genellikle epizotik artış, (2) Konvülsiyon, nöbet, felç veya spazm. Parotidektomi Parotis bezinin çıkartılması. Parotit Parotid bezinin inflamasyonu. Pasif bağışıklama Önceden hazırlanmış antikorların kişiye verilmesiyle sağlanan bağışıklık. Patojen Hastalık oluşturabilen mikroorganizma. Patojenite adaları Bakteri kromozomunda virulansın kodlandığı genlerin bulunduğu yerdeki spesifik bölgeler. Patojenite Mikroorganizmanın hastalık oluşturma yeteneği. Paul-Bunnel deneyi Epstein-Barr virüsunun neden olduğu infeksiyöz mononükleozlu hastaların serumunda görülen heterofil antikorları saptamak ve miktarını ölçmek için kullanılan laboratuvar deneyi. Pelikül Genelde yüzeyde bulunan ince film tabakası; yeni temizlenmiş diş minesinin yüzeyindeki protein tabakası. Pemfigus vulgaris Pemfigusun ağır bir formudur, mukoz membranlar veya normal deri üzerinde kolaylıkla rüptüre olan (yırtılan) bül gelişmesiyle karakterizedir. Penisilin Hücre duvarı sentezini inhibe eden bakterisid bileşiklerin bir grubudur. Pentamer Beş birim parça içeren bileşik.örn. İgM. Peptid Peptid bağlarıyla bağlı amino asit zinciri. Peptidoglikan Bakteri hücre duvarının başlıca yapısal komponentidir, kısa peptid zincirleriyle çapraz bağlar oluşturan uzun, paralel N-asetil amino şekerler içerir. Peptik ülser Gastrik ülsere bakınız. Perfüzyon Bir sıvıyı dokuya ya da organa akıtma (gönderme), genellikle tedavinin bir parçası olarak kan damarları yoluyla göderilir. Periapikal granülom Diş ucunun (apeks) çevresinde oluşan kronik inflamatuvar lezyon, düşük dereceli bir infeksiyon sonucu genellikle diş pulpasının ölümüne bağlı olarak gelişir. Perifer vasküler hastalık Venlerin ve arterlerin, ekstremitelere giden ve ekstremitelerden gelen kanın akışının azalmasına neden olan hastalığını tanımlayan genel bir terim. Perikard Kalbi saran çift fibroseröz membran. Perinatal Hamileliğin 7.ayı ile bebeğin doğumunun ilk haftası arasındaki süreyle ilişkili. Periodontal bağ Bir ucuyla diş sementine diğer ucuyla kemiğe bağlı bağ dokusu fibrilleri, dişi alveolar kemiğe sıkıca bağlar. Periodontit Subgingival plağın toksik etkisine karşı konağın geliştirdiği yanıta bağlı olarak dişi destekleyen bağ dokusu ve kemikte harabiyet meydana gelmesi. Perioral Ağız boşluğu ve ağzı çevreleyen bölge ile ilişkili.

xxiii


xxiv

Kitap için özel sözlük

Peripartum Doğum zamanı hakkında. Peristalsis Barsak gibi lümenli organların normal kontraktil hareketi. Peritrih Bir bakteri hücresinin tüm çevresinde kirpiklerin bulunması. Periüretral Üretranın üzerinde yerleşik. Perkutanöz yaralanma (hasar) Deriyi delip geçerek hasar verme. Pertussis (boğmaca) Bordetella pertussis ‘in etken olduğu ve ağır seyretme potansiyeli olan bir solunum yolları infeksiyonu. Peteşi Belirli bazı hummalar gibi pek çok infeksiyon hastalığının seyri sırasında ve kan pıhtılaşması anomalilerinde deride veya muköz membranlarda oluşan küçük, düz, yassı, genellikle 33mm’den küçük kanamalı (hemorajik) lekelerdir. Petri kutusu Plastik veya camdan yapılmış, yuvarlak, sığ, yassı tabanlı ve aynı biçimde kapağı olan bir kutu. Bakteriyoloji ve mikolojide katı kültür besiyerlerinin konduğu steril kap. Peyer plakları Alt ileumda bulunan distret lenfoid doku aggregatları olup mukoza ilişkili lenfoid doku (= Mucosa Associated Lymphoid Tissue, MALT)’nun bir parçasıdırlar. Pıhtı Sert, çoğunlukla dağılan (kolay parçalanan),fibrin ve ömür boyu vasküler sistemin kan bileşenlerinden oluşan trombosit kütlesi; damar duvarına sıkıca veya gevşek olarak bağlanabilir. Pia mater Beyin ve omuriliği örten üç tabakanın içte olanı. Pireksia Ateş Pirojen Vücut sıcaklığının ve ateşin artmasına (yükselmesine) yol açan bir madde. Piüri İdrarda çok sayıda lökosit bulunması. Piyelonefrit Böbreğin ve renal pelvisin inflamasyonu. Piyon tür Belirli bir yerin kolonizasyonu sırasında buraya ilk yerleşen mikroorganizma türü. Planktonik faz Yüzeye yapışanlardan farklı olarak sıvı içinde serbest yüzen mikrop hücreleri. Platelet Kanda bulunan ve kanın pıhtılaşmasında rol oynayan küçük ve çekirdeksiz hücreler. Plazma hücreleri humoral immuniteyi (bağışıklığı) sağlayan antikorların sentezi ve salgılanmasından sorumlu aktive B lenfositleri. Plazma zarı (membranı) Bakınız sitoplazma zarı (sitoplazmik membran). Plazmit Bazı bakterilerde bulunan ve kromozomal DNA’dan bağımsız olarak replike olan,toksin ve antibiyotik direnci gibi ürün ve mekanizmaları kodlayan genleri taşıyan kovalan, sirküler bir DNA molekülü. Pleomorfik Aynı koloniden kökenlenen fakat boyutları ve şekilleri birbirinden farklı olan mikrop hücreleri. Pneumocystis jiroveci (eski adı P. carinii) AIDS hastaları gibi immun sistemi baskılanmış bağışıklığı zayıf kişilerde bir çeşit pnömoniye neden olan ve taksonomisi henüz kesin olmamakla beraber muhtemelen atipik bir mantar olan mikroorganizma. Pnömolizin A Streptococcus pneumoniae tarafından sentezlenen, sitoplazma zarlarında kolesterol bulunan eritrosit ve diğer hücrelere etki eden tiol ile aktive olmuş bir sitolizin. Pnömoni Akciğerlerin infeksiyonu ve inflamasyonu. Poliakrilamid jel elektroforezi (PAGE) Protein ve nükleik asitler gibi biyolojik molekülleri daha ayrıntılı incelemek için yaygın kullanılan bir ayırma tekniği. Poliartrit Çok sayıda eklemin inflamasyonu.

Polifazik taksonomi Bakteri sistematiğinde (sınıflandırma) varolan bütün fenotipik, genotipik ve filogenetik bilgiyi kullanan bir yaklaşım. Polimer Benzer küçük birimlerin çok sayıda tekrarıyla oluşmuş ya da yapay olarak oluşturulmuş bir materyel veya madde. Polimeraz Zincir Reaksiyonu (Polymerase Chain Reaction = PCR) Bir DNA örneğindeki spesifik bir nükleotid dizisini kopyalayarak DNA miktarını görünür hale gelecek kadar arttırmak amacıyla kullanılan bir teknik. Polimeraz, DNA Bir DNA zincirine deoksiribonukleotid birimleri ekleyerek DNA sentezini katalizleyen enzimler. Polinörit Çok sayıda ve çeşitte sinirin inflamasyonu. Polio (Çocuk felci, poliyomiyelit) Polio virüsun etken olduğu ve merkez sinir sistemini tutan, izleyerek felcin ortaya çıktığı sistemik bir infeksiyon. Polisakkarit Şeker birimlerinden oluşan bir polimer. Polivalan aşı İki ya da daha fazla türden bakteri ya da virüstan elde edilen antijenleri içeren aşı. Poliyen Sterol sentezini inhibe etmek yoluyla etkili olan bir antifungal grubu. Porin Gram negatif bakterilerde dış membrandaki porların temel yapıtaşı olan protein. Post antibiyotik etki Mikrop üremesinin inhibisyonunun, ilaçla teması izleyerek belirli bir süre daha devam etmesi. PPD (Pürifiye protein türevleri) Tüberküloz bağışıklığının belirlenmesi amacıyla uygulanan Mantoux deri testinde kullanılan antijen. Preauriküler Kulak çevresindeki bölge. Prekürsor Belirli bir madde ya da hücrenin öncülü olan bir madde ya da hücre. Premonitör Hasta henüz hastalık belirtilerini göstermeden önce bir hastalığın ortaya çıkacağını gösteren erken semptomlar ya da belirtiler. Presinaptik terminaller Prevalans oranı Belirli bir hastalığı olan insanların oranı veya belirli bir zaman diliminde aktif vakaların sayısı. Primer immun yanıt Belirli bir antijenle ilk kez karşılaşıldığında oluşan bağışık yanıt. Prion Creuzfeld-Jakob Hastalığı gibi bulaşıcı spongiyoform (süngerimsi) ensefalopatiler olarak bilinen çok sayıda dejeneratif nörolojik hastalığın etkeni olduğuna inanılan normal dışı bir konak proteini (abnormal protein). Pro-drog Bir ilacın bir öncülü. Bir pro-drog etkin bir farmokolojik madde haline gelmeden önce metabolik süreçlerde kimyasal olarak değiştirilmelidir. Prodromal periyot Bir hastalığın sürecinde, spesifik belirtilerin veya semptomların ortaya çıkmasından önce nonspesifik semptomların bulunduğu zaman dilimi. Profaj Bakınız lizojen bakteriyofaj. Profilaktik antibiyotik Bakınız Kemoproflaksi Prokaryotae Taksonomide, bakteriler gibi tüm prokaryotları içeren alem. Prokaryotik Nukleus ve organellerin olmaması gibi prokaryot özelliklerine sahip olmak. Prostatit Prostat bezinin inflamasyonu ve infeksiyonu. Prostetik aygıt Vücudun kaybedilmiş bir kısmının yerine konan yapay protez. Prostetik kapakcık Yapay kalp kapakcığı protezi.


Kitap için özel sözlük

Protista Tek hücreli ökaryot mikroorganizmaları içeren biyolojik alem. Protozoa Protista alemi kapsamında yer alan, su ve toprakta yaşayan tek hücreli ökaryot mikroorganizmalar. Provirüs Bir retrovirüsun tek zincirli RNA’sından transkripsiyonla oluşan ve konak hücre genomuna integre olan viral DNA. Psikrofil 200C’den daha düşük sıcaklık derecelerinde (soğukta) daha iyi üreyen mikroorganizmalar. Ptosis Tek veya çift üst göz kapağının, konjenital faktörler, üçüncü kraniyal sinirin edinilmiş zayıflığına veya felcine bağlı normal dışı düşüklüğü. Pürülan Cerahat içeren veya üreten. Püstül Bakınız folikülit. Quorum sensing Sinyal molekülleri aracılığıyla mikroorganizmaların birbirleri ile haberleşmeleri. R-plazmidi Bir yada daha çok antibiyotiğe direnç genlerini taşıyan, bulunduğu bakterinin dirençli olmasına neden olan plazmit. Bakteriden bakteriye nakledilebilir. Radioimmunoassay Antijen-antikor reaksiyonlarının indikatör sistem olarak bir radyoizotopun kullanılmasıyla laboratuarda saptanmasını sağlayan bir yöntem. Ramsay Hunt Sendromu Varicella Zoster virüsü infeksiyonuna bağlı olarak gelişen ve farinkste ve dış kulak kanalında vesiküllerin yer aldığı ağır yüz felci. Real time PCR Polimeraz zincir reaksiyonu (PCR) ürünlerinin hızlı saptanması ve ölçülmesine olanak veren yeni bir PCR türü. Redoks potansiyeli (Eh) Bir ortamın oksidasyon-redüksiyon potansiyeli; anaerop bakteriler düşük Eh’lı ortamlarda ürerler. Refraktör periodontit Standart periodontit tedavisine yanıt vermeyen periodontit tipi. Rekabete dayalı inhibisyon Üremeyi sınırlayıcı besinler için yapılan yarışa bağlı olarak, mikroorganizmalar arasında üremenin inhibe edilmesi. Reseptör Başka madde ve organizmanın spesifik olarak yapıştığı hücre yüzeyi bileşeni. Restriksiyon endonükleazlar Çift iplikli DNA’yı spesifik noktalardan kesebilen bakteri enzimleri. Retrospektif çalışma Epidemiyolojik hipotezlerin analizi için tasarlanan bir çalışma; olası nedensel faktöre (lere) temas hakkındaki bilgiler, çalışmaya alınan kişilerin özellikleriyle veya olaylarla veya geçmiş deneyimleriyle ilişkili verilerden elde edilir. Retrovirüs Önce RNA’dan DNA sentez edilerek replike olan tek iplikli RNA virüslarının yer aldığı sınıf. Retzius çizgileri Dişin minesindeki siyah konsantrik çizgiler, mineden alınan aksiyal çapraz kesitlerin mikroskopta incelenmesiyle görülür. Reverz transkriptaz Retrovirüslarda RNA’yı DNA’ya çeviren enzim. Ribozom RNA ve proteinden ibaret olup sitoplazmada bulunana ve protein sentezinin gerçekleştiği yapılar. Riketsiya (Rickettsia) Küçük hücre içi (intrasellüler) bakteriler. Risus sardonicus Tetanozda yüz (fasiyal) kasların devamlı olarak kasılması. RNA (Ribonükleik asit) Protein sentezinde rol oynayan nükleik asit. RNA polimeraz Transkripsiyonda görevli bir enzim (bakınız: Transkripsiyon).

Romatoid artrit Kronik inflamasyon ve eklem hasarına neden olan otoimmün hastalık ve immün kompleks aşırı duyarlılığı kombinasyonu. Rubber dam Rubella (Kızamıkçık) Rubella virüsunun etken olduğu ve deride kırmızı döküntülerle karakterize sistemik bir hastalık. Saçlı lökoplaki AIDS’li hastalarda veya diğer immunsupresyon türlerinde dilde oluşan beyaz kabarık, oluklu veya “saçlı” lezyon; Eppstein-Barr virüsü ile ilişkilidir. Saf kültür Tek bir mikroorganizma türünden oluşan kültür. Salgı (boşaltma) Vücuttan sıvı salınması. Salgısal İgA Salgılarda bulunan ve serum İgA’sından farklı olarak yapısında ilave bir polipeptit zincire sahip bir insan immunoglobulini. Saprofit Ölü ve çürümüş organik maddeler üzerinde yaşayan canlı. Sarılık (ikter) Sarılık bir çok hastalıkta görülür, safra pigmenti olan bilirubinin aşırı miktarda salgılanmasıyla derinin ve göz akının (sklera) sararmasıyla ayırt edilir. Seçici toksisite Bir antimikrobik maddenin infeksiyon etkeni mikroorganizmada hasar yaratıp konağa zarar vermemesi. Seçtirici besiyeri Bazı mikroorganizmaların üremesine elverişli olup diğer bazılarının üremesinin engellendiği mikrobiyolojik besiyeri. Sekel Bir infeksiyonu ya da başka bir hastalığı izleyerek oraya çıkan kalıcı klinik sonuç. Sekestr Genellikle bir bakteri infeksiyonu sonucu ölen kemiğin belirli bir bölgesi. Seks pilusu Konjugasyon sırasında bir bakteriden diğerine DNA naklinin gerçekleşmesinde rol oyanayan hücre dışı uzantı. Pilus terimi, fimbriya terimi ile sinonimdir. Selülit Subkutanöz dokunun ağrılı, ağır ve bulaşıcı hastalığıdır. Genellikle etken Streptococcus pyogenes’dir. Sensör ganglia Hissetme ile ilgili olarak periferik sinir sisteminde bulunan sinir hücrelerinin. Septik şok Vücutta çok miktarda endotoksin bulunmasına bağlı olarak ortaya çıkan hayatı tehdit edici bir klinik tablo. Septisemi Kan dolaşımında bakteri bulunmasına bağlı olarak ortaya çıkan ağır bir klinik sendrom. Septum Bir doku ya da hücredeki bir bölme veya bölen yapı. Serokonversiyon Bir infeksiyonu veya aktif bağışıklanmayı izleyerek bir kişinin kanında bir antijene karşı antikorların oluşması. Serolojik yöntem Serumda uygulanan immünolojik tanı yöntemi. Seroprevalans Bir toplulukta bir hastalığın belirli bir zamanda hastalığa karşı antikor taşıyan kişilerin sayısı olarak belirlenen prevalansı. Serotip Bir mikrop türünün farklı antijenik yapıya sahip suşları. Servikal lenfadenit İnflamasyona bağlı olarak boyundaki lenf düğümlerinin büyümesi. Severe Acute Respiratory Syndrome (SARS) SARS-ilişkili Coronavirüs’un (SARS-CoV) etken olduğu ve yüksek ateş, öksürük, solunum zorluğu ve solunum kısalığı ile karakterize olup ağır seyreden yeni bir virüs infeksiyonu. Severe Combined Immunodeficiency Disease (SCID) (=Ağır kombine immün yetmezlik hastalığı) Hem humoral (antikor) hem de hücresel immünitenin olmamasının sonucunda ortaya çıkan ve bakteriler, mantarlar, protozoonlar, viuslar ve

xxv


xxvi

Kitap için özel sözlük

canlı aşıların etken olduğu infeksiyonlara belirgin bir duyarlılıkla ilişkili olan hastalık. Shingles Yetişkinlerde Varicella-Zoster virüsla ilk infeksiyonun ağrılı ve sensor gangliyonların yayılımını izleyen tek taraflı deri döküntüsü (zona) ile karakterize reaktivasyonu. SIRS (Systemic Inflamatory Response Syndrome) Çok miktarda endotoksin nedeniyle makrofajların normalden çok stimulasyonuna bağlı olarak oluşan ve ateş, hipotansiyon, yaygın intravasküler (damar içi) koagülasyon, çoklu organ yetmezliği ile seyreden ağır bir hastalık. Sıvı besiyeri Bir çok mikroorganizmanın üremesi için kullanılan genel amaçlı bir sıvı kültür besiyeri. Sıvı kültür besiyeri Mikroorganizmaların üremesini destekleyen besin maddelerini içeren steril sıvı. Sialadenit Tükürük bezinin inflamasyonu ve infeksiyonu. Sialektoz Tükürük bezi tıkanması. Sialografi Tükürük bezini ve kanallarını incelemek için radyografilerin kullanılması. Sialolitik Genellikle bir tükürük bezinin kanal sistemi içinde kalsifiye oluşmuş bir cisimcik (taş). Sialoperoksidaz sistemi Tükürükte bulunan ve belirli ekzojen ve endojen mikroorganizmaların üremesini engelleyen nonspesifik bir antimikrobik sistem. Sifiliz (frengi) Treponema pallidum adlı spiral bir bakterinin etken olduğu cinsel temasla bulaşan hastalık. Siğil Papilloma virüs tarafından deride veya müköz membranda (mukozada) oluşturulan selim bir doku kitlesi. Sil Kamçıyla dayak atma benzeri bir hareket yeteneğine sahip bir çok ökaryot hücrenin yüzeyinde bulunan ince, saç benzeri çıkıntı. Simbiyoz İki organizma arasında her ikisinin de birlikte yaşamaktan kazanç sağladıkları bir ilişki biçimi. Simetri Bir cismin yapısında yapısal kısımların boyut, şekil ve göreli pozisyonlarının eşit yayıldığı geometrik uyum, örneğin virüsların simetrisi. Sinerjizm İki ilacın birlikte etkilerinin tek tek etkilerinin toplamından daha büyük olması durumu. Sinuzit Skullda sinus boşluğunun inflamasyonu ve infeksiyonu. Sinüs Bir abseden deriye uzanan ve sıklıkla irin drenajı yapan normal dışı bir kanal. Siroz Karaciğer fonksiyonunun azalmasıyla karakterize, karaciğer hücreleriyle (hepatosit) konnektif dokunun yer değiştirdiği bir karaciğer hastalığı. Sitokin Vücut savunmasında yer alan diğer hücrelerin aktivitesini düzenleyen hücreler tarafından salınan çözünebilir proteinler (lenfokinler ve interferonlar da dahil) grubu. Sitomegalovirüs Tükürük bezlerini infekte edebilen bir herpes virüsdür, yenidoğanda merkezi sinir sistemi dejenerasyonu oluşturabilir. Sitopatik etki Bir hücrede virüs infeksiyonu sonucu oluşan ve mikroskobik olarak görülebilen değişiklikler veya hücrenin intoksikasyonu. Sitoplazma zarı (hücre zarı, plazma zarı) Hücre sitoplazmasını içeren (çevreleyen) zar. Sitotoksik aşırı duyarlılık (Tip II aşırı duyarlılık) Bir hücre yüzeyinde antikorların (IgG veya IgM) antijenlere bağlanması sonucu yabancı hücre ve konak hücrelerinin yıkıma uğraması, ardından kompleman aktive edilir ve hücre lizisi gerçekleşir.

Sitotoksik ilaç Kanserli hücreleri öldürmek için tedavi amacıyla kullanılan madde. Sitotoksik T hücresi Yüzeylerinde mikroorganizma antijenlerini bulunduran infekte hücreleri direkt olarak öldüren bir T lenfositi türü. Sitotoksin Hücrelere zarar veren ya da öldüren bir madde. Siyanobakteri Eskiden mavi-yeşil alg olarak bilinen fotosentetik bakteri grubu. Siyanoz Oksijensizlik nedeniyle derinin mavi renk alması. Sjögren sendromu Ağız kuruluğu (xerostomia) ve göz kuruluğu (xerophthalmia) ile seyreden, kimi zaman bir bağ dokusu bozukluğunun, örneğin romatoid artrit, eşlik ettiği bir sendrom. Skuamöz papillom Skuamöz epitelden kaynaklanan basit, selim tümör. Slaym tabaka Bakınız Glikokaliks Solunum Metabolizmada, karbonhidratların aerop olarak yakılması ve enerjinin açığa çıkması. Son topluluk Mikroorganizmaların sürekli üremesiyle, zamanla oluşan stabil, kompleks ve dinamik mikroorganizma türlerinin karışımı. Spirochaete (spiroketler) Aksiyal bir flamana sahip olan hareketli spiral şekilli bakteriler. Splenomegali Dalağın büyümesi. Spor (endospor) Bir mikroorganizmanın a) yayılma veya b) karakteristik olarak dirençli olan, uygun olmayan ortam koşulların uyum sağlamak üzere faklılaşmış formu. Sporadik hastalık Hastalığın düzensiz ve rastgele ortaya çıkması. Sporotrikoz Sporothrix schenckii’nin etken olduğu kronik kutanöz bir mantar infeksiyonu. Hastalık lokalize olarak kalabilir veya kemik, eklemler, akciğerler ve merkezi sinir sistemine yayılabilir. Stafilokoklar (Staphylococcus cinsi) Gram pozitif kok şeklinde ve üzüm salkımı gibi dizilim gösteren bakteri cinsi. Standart önlemler Tüm hastaların klinik tedavileri sırasında çapraz infeksiyon riskini kontrol etmek için uygulanan süreçler; kanla-bulaşan virüs taşıyıcılarını da kapsar. Stenoz Mitral kalp kapakçığının daralması, darlığı. Sterilizasyon Virüslar ve sporlar da dahil olmak üzere tüm mikroorganizmaların tümüyle öldürülmesi ve yok edilmesi. Steroller Mantarlar, bitkiler ve hayvanlarda hücre membranının yapısında yer alan steroid alkoller, örneğin mantarlarda ergosterol. Stevens-Johnson Sendromu Erythema multiforme’nin müköz membranları (ağız da dahil) ve deriyi tutan ağır bir şekli. Streptococcus Zincir oluşturan Gram pozitif kokları içeren bir cins. Subaraknoid bölge Meninkslerin orta (arachnoid) ve iç (pia mater) tabakları arasındaki serebrospinal sıvı içeren bölge. Subdural bölge Meninkslerin dış (dura mater) ve orta (arachnoid) tabakaları arasındaki alan. Subgingival plak Diş etinin altında oluşan plak. Subklinik infeksiyon Belirti ve semptomlar görülmeyen fakat immün yanıtın oluştuğu infeksiyon. Submandibular Alt çenenin altında. Substantivite Bir maddenin bir yüzeye tutunma ve bulunduğu ortama zaman içinde tedrici geçebilme özelliği. Succus entericus Duodenum duvarındaki salgı hücrelerinin salgıladığı enzimlerin genel adı.


Kitap için özel sözlük

Suçiçeği (chicken pox) Varicella zoster virüsu tarafından oluşturulan, kendine özgü deri lezyonları ile karakterize, çok bulaşıcı bir infeksiyon hastalığıdır. Sulkuler epitelyum Diş eti oluğunu çevreleyen epitel tabakası. Supragingival Diş etinin sınırının üstü. Sülfür granülleri Aktinomikozlu hastalara ait cerahatlerde görülen bakteri kümelerini içeren küçük, sarımsı cisimcikler. Sümüklü böcek izi ülser İkincil (sekonder) sfilizin bir özelliği. Ülserler ağzın herhangi bir yerinde olabilir; dış hatları yılana benzer ve muköz görünümlü bir eksuda ile kaplı bir tabanı vardır. Süper sarmal tam bir molekül oluşturmak üzere çift sarmalı ayrıca kendi çevresinde dönüşler yapan kapalı sirküler bir DNA molekülü. Süperantijen Alışılmış antijenlerdeki hazırlanma ve sunulma süreçleri olmaksızın T hücrelerinden sitokin salınımını uyaran antijen. Süperoksit dismutaz süperoksit anyonlarının (O2-) hidrojen perokside redüklenmesini katalizleyen bir enzim. Şankr İnfeksiyöz, ağrısız, sifilizin primer fazında bulunan sert tabanlı ülser. Şarbon Kutanöz, solunum yolu veya intestinal hastalıkla karakterize,Bacillus anthracis tarafından oluşturulan bir zoonozdur. Şok Vücut fonksiyonlarının travmaya veya cerrahi girişime bağlı olarak ortadan kalkmasıyla seyreden ekstrem fiziksel kollaps (çökme) durumu. T-hücre reseptörü Her bir T hücrede bulunan ve antijen sunan hücrelerin (APC) yüzeyinde major histokompatibilite kompleksi (MHC) tarafından sunulan bir spesifik antijene taşıyarak ona bağlanan yüzey reseptörü. T-lenfositleri (T-hücreleri) Timüs bezinde olgunlaşan ve çeşitli alt grupları bulunan lenfositler. Hücresel immüniteden ve immün yanıtın regülasyonundan sorumludurlar. Takson Canlıların sınıflandırılmasındaki hiyerarşik gruplar, örneğin cins, aile. Taksonomi (Çeşitli tipler; fenotipik, numerik, genomik, polifazik) Biyolojik sınıflandırma bilimi, örneğin organizmaların mantıklı biçimde adlandırılmalarına (nomenklatür) olanak veren ve bilinmeyen bir organizmanın sınıflandırılması amacıyla anahtar rolü oynayan mutual afinite veya benzerliklere göre gruplandırılması. Tamponlama kapasitesi Bir tamponun etki derecesi (örneğin, bir diğer kimyasal maddenin konsantrasyon değişikliğini önleyen kimyasal sistem) Taşıyıcı (Asemptomatik taşıyıcıya bakınız) Taşikardi (Tachycardia) Normal dışı hızlı kalp atışı. TC hücreler (sitotoksik T-hücreler) Başka virüslarla infekte hücreler olmak üzere diğer başka hücreleri öldüren lenfositlerin oluşturduğu alt grup. Teikoik asit Poli (ribitol fosfat) veya poli (gliserol fosfat) polimeri. Temas sonrası profilaksi Hasar ya da infeksiyonu önlemek veya azaltmak amacıyla patojen bir miroorganizmayla temastan sonra uygulanan tedavi. Temaslı geçişi (bulaşması) Patojenin bir konaktan diğerine direkt temas ile geçmesi. Termofil Yüksek sıcaklıklarda (50-60 0C) üreyebilen mikroorganizma.

Tetanoz Clostridium tetani’nin ekzotoksinin neden olduğu ciddi kas spazmları ile karakterize bir hastalık. Tetanoz Trismusa bakınız. Tetrasiklinler Protein sentezini inhibe eden bakteriyostatik etkili bir ilaç (antibiyotik) grubu. TH1 hücreleri IL-2 ve IFN-γ sitokinlerini üreten ve gecikmiş tip aşırı duyarlılık reaksiyonlarında rol oynayan lenfositler. TH2 hücreleri (T-helper cells, yardımcı T hücreleri) Yüzeylerinde CD4 molekülleri bulunan ve B hücrelerini antikor üretimi için uyaran sitokinleri (IL-4, IL-5, IL-6 ve IL-10) salgılayan lenfosit alt grubu. Timpanik membran Kulak zarı. Timus Sternum altındaki üst torasik bölgede bulunan ve içinde timus hormanlarının etkisiyle olgunlaşmamış lenfositlerin olgun T hücrelerine dönüştüğü bir organ. Tinea capitis Kafa derisini tutan bir mantar infeksiyonu; sıklıkla Microsporum audounii etkendir. Tinea corporis Özellikle Trichophyton ve Epidermophyton türlerinin etken olduğu ve gövdeyi tutan bir mantar infeksiyonu. Tinea cruris Kasıkları tutan bir mantar infeksiyonu; Trichophyton ve Epidermophyton türleri etkendir. Tinea pedis Bakınız Atlet ayağı. Toksemik İnfeksiyon yerinde üreyen mikroorganizmaların oluşturduğu toksinler vücudunda absorbe edilmiş bir hastanın durumu. Toksik şok sendromu Toksik şok sendromu toksini üreten belirli Staphylococcus aureus suşlarının etken olduğu sistemik bir hastalık. Ateş, deri soyulması ve hipotansiyon görülür. Toksin A Konak hücrelerinin ve dokularının normal fonksiyonları ile interferens gösteren mikroorganizmaların ürettiği bir madde. Toksoid A Kimyasal olarak modifiye edilerek toksisitesi ortadan kaldırılmış, fakat antijenik özelliği, immün yanıt oluşturma yeteneği korunmuş bir bakteri ekzotoksini. Toksoplazmoz Toxoplasma gondii adlı bir protozoonun etken olduğu sistemik bir infeksiyon. Tomurcuklanma Virüsun konak hücreden salınımı sırasında, virüsun zarfını oluşturan konak hücre membranının bir kısmı ile kaplanması işlemi. Toplumsal bağışıklık Bir infeksiyon hastalığına karşı bağışık olan kişilerin organizmanın taşıyıcısı olamayacağı, toplumda bu mikroorganizmanın rezervuarının ve dolayısıyla bu mikroorganizmayla karşılaşacak duyarlı kişi sayısının azalacağı ilkesi. Trakeobronşit Trakea ve bronşların inflamasyonu. Trakeostomi Solunum blokajını ortadan kaldırmak üzere trakeada cerrahi girişimle yapay olarak hava yolunu açmak. Trandüksiyon DNA’nın bir bakteri hücresinden başka bir bakteri hücresine bir bakteriyofaj aracılığı ile aktarılması, geçmesi. Transformasyon Hücrelerin çeşitli yollarla değiştirilmesi, değişikliğe uğraması, örneğin bir virüs infeksiyonu infekte ettiği hücreyi ve çevresini bir kanser hücresine dönüştürülebilir. Transgenik Genetik mühendisliği yöntemleri ile kendine aktarılan türe ait genetik materyali taşıyan bitki ya da hayvan. Transkripsiyon Genetik kodun bir tip nükleik asitten bir başka tip nükleik asite aktarılması, genellikle bir kalıp DNA’dan bir mRNA molekülünün sentezi. Translasyon Bir mRNA kalıbında bir polipeptidin oluşması. Transport besiyeri Kuruluktan koruyarak mikroorganizmaların canlı kalmalarını sağlamak üzere bazı örneklerin laboratuara ulaştırılmasında kullanılan sıvı veya yarı katı besiyeri.

xxvii


xxviii

Kitap için özel sözlük

Transpozon Kromozom üzerinde bir yerden bir başka yere veya kromozomdan bir plazmide veya bir plazmitten bir başka plazmite veya bir plazmitten tekrar kromozoma geçerek yer değiştirebilen bir veya daha fazla geni taşıyan mobil bir DNA parçası. Transuda Bir membrandan çıkan sıvı veya hemodinamik güçlerin bir sonucu olarak kandan ayrılan sıvı. Trikarboksilik asit döngüsü Karbonhidrat metabolizmasında pirüvik asitin karboksilik asit ve suya dönüştüğü bu nedenle çok miktarda enerjinin ortaya çıkarak ATP şeklinde depolandığı bir yolizi. Trismus Çiğneme kasında ağzın açılmasını zorlaştıran spazm. Tetanozun erken belirtisi. Trombositopeni Kan plateletlerinin (trombosit) sayısının normalin çok altında olması durumu. Trombus Bir kan damarında oluşan kan pıhtısı. Tropizm (1) özel bir organ için affinitesi olmak, (2) belirli bir uyarıya doğru hareket etmek (pozitif tropizm) veya belirli bir uyarıdan uzaklamak (negatif tropizma). TS hücreleri (süpresör T-hücreleri, baskılayıcı T hücreleri) İmmün yanıtı baskılayan sitokinleri oluşturarak TH2 hücrelerinin işlevini kontrol eden T lenfositlerinin bulunduğu alt grup. Tüberkül Tüberküloz için karakteristik olan granülomatöz bir lezyon. Tüberkülin Mantoux deri testinde kullanılan bir Mycobacterium tuberculosis antijeni. Tüberküloz Akciğerlerde veya başka organlarda Mycobacterium tuberculosis’in etken olduğu bir infeksiyon. Tümör nekroz faktör (TNF) Yardımcı T hücreleri ve monositler tarafından oluşturulan ve tümör hücreleri ile virüsla infekte hücreleri öldüren ve diğer başka işlevleri de olan bir sitokin. Tür Benzer özelliklere sahip mikroorganizmalar grubu; bakteri sınıflandırmasındaki isimlendirmede ikinci isim. Uvula Yumuşak damağın arkasında bulunan küçük bir yumuşak doku uzantısı; küçük dil. Üretrit Üretranın infeksiyonu ve inflamasyonu. Van der Waal güçleri Atomlar ve moleküller arasındaki asimetrik yük dağılımı gösteren çekici ve itici güçler. Vazoaktif medyatörler Mast hücrelerinden, bazofillerden ve plateletlerden salgılanan ve kan damarlarına etkilerine göre (örneğin damar geçirgenliğini değiştirmek) farmakolojik olarak tanımlanan ve inflamasyon reaksiyonlarında rol oynayan maddeler. Veba Yersinia pestis’in etken olduğu ve lenf nodülleri ile diğer organları tutan infeksiyon hastalığı. Vejetasyon Endokardiyumda bakteri, fibrin ve plateletlerden ibaret bir pıhtı; infektif endokarditin karakteristiği. Vejetatif hücreler Beslenen ve çoğalan (reprodüktif veya dorman değil) mikrop hücreleri. Vektör İnfeksiyon veya hastalığın taşıyıcısı ve bulaştırıcısı olan canlı. Vertikal bulaşma Bir infeksiyonun ebeveynden, genellikle anneden uterusta gelişmekte olan fetusa bulaşması.

Vesikül Berrak sıvı içeren 0,5 cm’den küçük çaplı küçük kabarcık. Vestibul mukozası Diş ve diş etinin yanak ve dudak arasındaki alanları ile yanaklar ve dudakların iç yüzeylerini kaplayan mukoza. Vestibülit İç kulağın iç kulak boşluğu (labyrinth) ve kulak salyangozu (cochlea) inflamasyonu; baş dönmesi (vertigo), mide bulantısı, kusma, ataksi (istemli hareketlerde koordinasyon güçlüğü) ve sağırlığa yol açar. Vincent anjini Lezyondan alınan sürüntü örneğinin mikroskopik incelemesinde fusiform ve spiral şekilli bakterilerin saptanması ile karakterize olan farinks ve tonsillerin ülseratif bir hastalığı. Viremi Kanda virüsların bulunması. Virion Nükleik asit, protein yapısında kapsit ve bazen zarf içeren hücre dışında bulunan olgun bir virüs partikülü. Viropeksis Fagositoza benzer bir süreçte bir virüsun bir hücrenin içine girmesi. Virulans Bir mikroorganizmanın hastalık oluşturma yeteneğinin derecesi. Virüsid madde Virüsleri öldüren bir kimyasal madde ya da ilaç. Weil hastalığı Bakınız leptospiroz. Western blotting Antijen-antikor reaksiyonlarını gözlemlemekte kullanılan bir immunoassay. Antijenler jel elektroforezde ayrıldıktan sonra elektroforetik olarak nitroselüloz bir membrana aktarılırlar (blotting). Blot, çeşitli yöntemlerle saptanan antijen-antikor kompleksi ile muamele edilir. Yardımcı (helper) T hücreleri Bağışık yanıtta merkezi rol oynayan düzenleyici T lenfositleri grubu. Yarı geçirgen (selektif permeabl) membran (zar) Canlı hücrelerin çoğunda bulunan, hücreyi çevreleyen ve dış ortamdan hücre içine ve hücreden dışarıya madde transportunu kontrol eden membran. Yatay geçiş Hastalığın genellikle fiziksel temas sonucu bir kişiden diğerine geçmesi. Yenidoğan Yeni doğmuş çocuk. Yırtılma Cerrahi yolla iyileştirilen bir yaranın açılması (yarılması) Yüksek düzeyde etkili anti-retroviral tedavi Anti-retroviral ilaç kombinasyonlarıyla yapılan tedavi şekli; CD4 sayısının yükselmesi, viral yükün azalması, önemli ölçüde iyileşmiş yaşam kalitesi ve daha az fırsatçı infeksiyona yakalanma ile sonuçlanır. Yüzey uzantıları Hücrenin yüzeyinde bulunan, işlev ve boyut anlamında tüm hücre elemanlarından daha az önemli olan bir yapısı. Zenginleştirilmiş besiyeri Zor üreyen mikroorganizmalar için özel üreme faktörleri içeren üretme besiyeri. Ziehl-Neelsen boyama Mycobacterium türleri için özel bir boyama yöntemi. Zoonoz İnsanlara bulaşabilen hayvan hastalığı. Zoster Bakınız zona.


17

Merkez sinir sistemi infeksiyonları

• Nöroanatomi • Akut meninjit – Akut meninjitin epidemiyoloji ve etiyolojisi • Kronik meninjit • Beyin apsesi • İnfeksiyon esnasında kranyum sinirlerinin harabiyeti • Ensefalit • Bulaşıcı sponjiyoform ensefalopatiler • Önemli noktalar

Merkez sinir sistemi (MSS) ve omurilik, beyaz kan hücrelerinin kan dolaşımından girişi ve kan dolaşımına geri dönüşü ile özellik gösteren farklı bir vücut bölümüdür. İnfeksiyonun bulgu ve belirtileri MSS’nin tutulduğu yere göre farklılık göstermektedir: bilinç değişikliği, baş ağrısı, papilla ödemi gibi kafa içi basıncın arttığını gösteren belirtiler. Apse gibi lokalize infeksiyonlarda belirti, lezyonun lokalizasyonuna bağlıdır; örneğin frontal lezyon kişilik değişikliğine neden olabilir. Beyin sert bir yapı içerisinde olduğundan MSS infeksiyonlarının en önemli özelliği inflamasyonun ve eksudaların beyin içi basıncını arttırarak serebral kan akımını azaltması sonucu meydana gelen belirtilerdir.

Dura mater ve araknoid arasında subdural aralık vardır, büyük venöz sinüsleri sulayan venler bu aralıkta ilerler. Pia mater ve araknoid arasında ise (subaraknoid boşluk) serebrospinal sıvı (CSF, beyin omurilik sıvısı, BOS) vardır. Bu meninksler bir bariyer meydana getirir, kan beyin bariyeri adı verilen bu bariyer kan ve BOS arasındadır. BOS, lomber ponksiyon adı verilen bir teknikle infeksiyon açısından incelenmek üzere bir miktar alınabilir. Lomber ponksiyonda bir iğne aracılığıyla lombar vertebraların arasından subaraknoid boşluğa girilir. Subaraknoid boşlukta omurilik beyinle iletişim halindedir. BOS, ventriküllerde bulunan korioid pleksusta yapılmaktadır.

Nöroanatomi

Meninjit, meninkslerin inflamasyonu olarak tanımlanmaktadır, BOS’da anormal sayıda beyaz kan hücresi bulunmasıyla tanımlanabilir. Şekil 17.2’de infeksiyon sırasında BOS’un yapısında görülen değişiklikler özetlenmektedir. Klinik olarak meninjit meninks semptomlarının saatler ile birkaç gün arasında başlamasıyla karakterize bir sendrom şeklinde tanımlanmaktadır. Akut meninjitin semptomları arasında şiddetli baş ağrısı, ateş, ışık ve sese intolerans, kaslarda rijidite (özellikle boyun kasında) yer almaktadır. Tedavi edilmezse, konvülüzyon ve ölüm ile sonuçlanabilen duruma doğru ilerleme gösterir.

MSS infeksiyonlarını anlamak için nöroanatomi konusunda biraz bilgi sahibi olmak gerekmektedir. Şekil 17.1’de beynin anatomisi özetlenmiştir. Kafatası ve vertebra kanalında, beyin ve omuriliği saran üç bağ dokusu tabakası (meninksler) vardır. Dışta bulunan dura mater kafatası ve omuriliğin iç tarafını sarmaktadır. Orta tabaka araknoid ve en içteki tabaka ise pia matterdir (MSS’de serebral korteksi örter).

Akut meninjit


178

17 Merkez sinir sistemi infeksiyonları

NÖROANATOMİ Arachnoid mater Pia mater

Temporal lobda hemoraji (herpes simplex ensefaliti)

Dura mater

Serebral korteks BOS Kafatası Apse (anaeroplar) Şekil 17.1 Merkez sinir sistemi infeksiyonları ile ilgili nöroanatomik yapı

MERKEZ SİNİR SİSTEMİ İNFEKSİYONLARINDA BOS DEĞERLERİ BOS

Hücre/μl

Protein mg/dl

Glukoz mg/dl

Normal

0-5

15-45

45-85

Septik (pürülan meninjit)

200-20000 (başlıca nötrofil)

Yüksek (>100)

<45

Bakteri Beyin apsesi

Yüksek (50-100)

Normal olabilir

Virüsler Tüberküloz

Aseptik meninjit 100-1000 (başlıca (bakteri üremesi yok) mononükleer veya meningoensefalit hücreler)

Nedenleri

Şekil 17.2 Merkez sinir sistemi infeksiyonlarında BOS değişiklikleri

Akut meninjitin epidemiyoloji ve etiyolojisi Virüs meninjitleri Virüsler akut aseptik meninjit sendromlarının en önemli nedenidir. En sık görülenler: ENTEROVİRÜSLER Enterovirüsler, dünyanın her yerinde aseptik meninjite neden olabilmektedir (en sık olarak, echo ve coxasckie virüsler). Bebek ve küçük çocuklar, enterovirüs menenjitlerinden en sık etkilenen gruptur; çünkü en duyarlı popülasyonu oluşturmaktadırlar. KABAKULAK VİRÜSÜ Aşılanmamış topluluklarda, kabakulak aseptik meninjit ve ensefalitin (kabakulak aşılama programının uygulandığı uluslarda unutulan bir gerçek) en sık görülen nedenidir. Kabakulak hastalarının %10-30 kadarında semptomatik meninjit görülür ve parotis tutulumu olmayanlarda bile görülmektedir. Kabakulak virüsü-

nün neden olduğu infeksiyonlarda meninjit en sık görülen nörolojik belirtidir ve genellikle kendi kendine iyileşen, kendini sınırlayan iyi huylu (benign) bir durumdur. HERPES VİRÜSLER Herpes simpleks aseptik meninjit vakalarının %0,5-3 kadarından sorumludur. Virüs, herpes simpleks ensefaliti veya herpes simpleks meninjitine neden olabilir. Herpes simpleks virüs aseptik meninjit sendromu genellikle herpes simpleks tip 2’nin neden olduğu genital infeksiyonla ilişkilidir. BAKTERİ MENİNJİTİ Bakteri meninjiti, dünyada önemli bir morbidite ve mortalite nedenidir. Meninjite neden olan bakterilerin en önemli ortak özelliği polisakkarit kapsül yapısına sahip olmalarıdır, kapsül yapısı bakterinin fagosit yapan hücrelere direnmesini sağlar (Şekil 17.3). Şekil 17.4’te en sık görülen meninks patojeni bakteriler yer almaktadır.


Akut meninjit

VİRÜLANS FAKTÖRLERİ Patojen

Kapsül

Virulan kapsül tipleri

İgA proteaz

Pili

Endotoksin

Ekzotoksin

Neisseria meningitidis

+

A, B, C, Y, W-135

+

+

+

-

Haemophilus influenzae

+

B

+

+

+

-

Streptococcus pneumoniae

+

1, 19F, 23F

+

-

-

+

Şekil 17.3 Neisseria meningitidis, Haemophilus influenzae ve Streptococcus pneumoniae bakterilerinin en önemli virülans faktörleri

MENİNJİTTE PATOJEN BAKTERİLER Predispozan faktör

Sıklıkla etken olan bakteriler

0-4 hafta

S.agalactiae*, E.coli, L.monocytogenes

4-12 yaş

S.agalactiae, E.coli, L.monocytogenes, H.influenzae, S.pneumoniae, N.meningitidis

3 ay – 18 yaş

H.influenzae, S.pneumoniae, N.meningitidis

18 – 50 yaş

S.pneumoniae, N.meningitidis

>50 yaş

S.pneumoniae, N.meningitidis, L.monocytogenes

İmmünyetmezliği olanlar

S.pneumoniae, N.meningitidis, L.monocytogenes, aerobik Gram negatif çomaklar (örneğin, Pseudomonas aureginosa gibi)

Baziler kafa kırığı

H.influenzae, S.pneumoniae, S.pyogenes**

Kafa travması, nöroşirürji sonrası

S.aureus, S.epidermidis, aerop Gram negatif çomaklar (örneğin, Pseudomonas aeruginosa)

Şekil 17.4 Menenjite neden olan bakteriler. *Grup B beta hemolitik streptokoklar; **Grup A beta hemotlitik streptokoklar

NESSERIA MENINGITIDIS Bu Gram negatif kok, çocuk ve yetişkinlerde görülen bakteri meninjitlerinin en sık etkenidir ve meydana gelen hastalığın mortalite oranı %3-13’tür. Bu mikroorganizma, dış tarafında bulunan polisakarit kapsüle karşı meydana gelen immünolojik reaksiyonlara göre farklı serogruplarda sınıflandırılır. B, C ve Y İngiltere’de en sık epidemiye neden olan serogruplardır. Avrupa’da B ve C serogrupları vakaların %95’inden sorumludur. Özellikle 5 yaşın altında ki çocuklar daha sık etkilenmektedir, insidans 6 aylık çocuklarda ise pik (tepe noktası) yapar. İkinci ancak küçük bir pik ise gençlerde görülür. İnfeksiyon kişiden kişiye solunum damlacıklarıyla ve burun, boğaz salgıları ile direkt temas sonucu bulaşmaktadır. Hastalığın bulaşması için aynı evde yaşama gibi uzun süre temas gerekmektedir. İnsanlar tek rezervuardır. Kış aylarında hastalığın insidan- Şekil 17.5 Cam su bardağı deneyi. Cam bir su bardağı septisemi döküntülesı artar. Vakaların bir çoğu sporadik olarak meydana gelmesine rinin üzerine bastırıldığında döküntü solmaz “Meningitis Research Foundatikarşın bazen, özellikle eğitim görülen yerler ve asker toplulukla- on” izniyle

179


180

17 Merkez sinir sistemi infeksiyonları

BAKTERİ MENİNJİTİNİN ARAŞTIRILMASI PCR ve kültür için kan Kültür için boğaz sürüntüsü Mikroskop, antijen belirlenmesi, kültür ve PCR için BOS Seroloji için çift serum Şekil 17.6 Bakteri meninjitinin araştırılmasında tavsiye edilen örnek çeşitleri

rında, hasta kümeler görülebilir. C serogrubun neden olduğu infeksiyonlar B’ye göre daha fazla küme oluşturma eğilimindedir. Meningokok infeksiyonlarında predispozan (hazırlayıcı) faktörler arasında pasif sigara içiciliği, yakın zamanda geçirilmiş üst solunum yolu infeksiyonları ve dalağın olmaması yer almaktadır. Meningokok meninjiti, meninjit, septisemi veya her ikisinin kombinasyonu şeklinde karşımıza çıkabilir. Klinik tabloda, ateş, halsizlik ve bilinç bulanıklığına, konvülüzyona yol açabilen baş ağrısı yer almaktadır. Önemli özelliklerden bir tanesi, peteşi şeklinde döküntüdür; bu tarz bir döküntü septisemiyi çağrıştırır, ayrıca her zaman da görülmeyebilir. Cam bardak (Şekil 17.5) kullanılarak basınca solmayan hemorajik döküntü diğer döküntülerden ayırt edilebilir. Toplum sağlığı açısından hastalığın laboratuvarda kesinleştirilmesi gerekmektedir. İnfeksiyonu meydana getiren bakterinin serogrubu halk sağlığı kararlarının alınmasını etkilemektedir. Şüpheli bir meningokok infeksiyonu vakasında önerilen örnekler Şekil 17.6’da gösterilmektedir.

Meningokok meninjiti ve toplum sağlığı Bakteri meninjitlerinin toplum sağlığı açısından önemi hastalığın ağır geçirilmesine, tahmin edilemeyen sayıda vakalara yol açmasına ve toplumda endişe yaratmasına bağlıdır. A, C, W135 ve Y serogruplarına karşı polisakkarit aşı mevcuttur fakat sadece birkaç yıllığına koruma sağlamakla birlikte küçük çocuklarda etkisizdir. B serogrubuna karşı aşı yapımında zorluklar vardır, nedeni vücutta bulunan diğer antijenlerle çapraz reaksiyon vermesidir. Çok yakın bir geçmişte, polisakarit aşılarda yaşanan sorunların çözümü için (çocuklarda bağışık sistemde hafıza oluşmaması), A ve C serogruplarına karşı geliştirilmiş konjuge (polisakkarit ve protein) aşılar üretilmiştir. C serogrubuna karşı konjuge aşı İngiltere’de çocukların aşılanması programına eklenmiştir (Bölüm 9). Yakın temasta bulunanlara, kemoprofilaksi uygulanabilir; bu bireyler, hastalığın başlangıcından önceki hafta içinde vaka (hasta) ile yakın ve uzun süreli temasta bulunanlar (ev sakinleri) olarak tanımlanır. Kemoprofilaksinin amacı, etkeni, yakın temastakilerin nazofarinks florasından eradike (yok) etmek ve yeni vakaları önlemektir. Rifampisin, siprofloksasin ve seftriakson, meningokok infeksiyonunun kemoprofilaksisi için kullanılmışlardır. HAEMOPHILUS INFLUENZAE Bu Gram negatif çomak, solunum damlacıkları yoluyla bulaşmaktadır (damlacık infeksiyonu). İnvazif hastalık kapsüllü suş-

la meydana gelmektedir, bu suş ise genellikle tip b’dir. Bakteri tarihte, özellikle 5 yaşın altındaki çocuklarda meninjit, septisemi ve epiglottitin en önemli nedenlerindendir. Tip b suşuna karşı geliştirilen konjuge aşı (Hib) invazif H.influenzae hastalığında çok önemli bir azalmaya neden olmaktadır. Hastalık günümüzde daha çok aşılanmamış bebek ve 6 yaşın altındaki çocuklarda görülmektedir. STREPTOCOCCUS PNEUMONIAE (PNÖMOKOK) Pnömokok, virülansında etkili olan bir polisakkarit kapsülle çevrilidir. Bulaşma, solunum damlacıklarıyla meydana gelir. S.pneumoniae, pnömoni, septisemi ve meninjitin özellikle bebek, yaşlı, bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler ve dalağı olmayanlarda en sık etkendir. Pnömokok ayrıca kafa tası kırığı olan, BOS’um dışarı sızdığı kişilerde meninjitin sık etkenleri arasındadır. Farklı kapsül antijenleri vardır fakat epidemiyolojik bilgiler en sık 8-10 çeşit kapsül tipinin hastalığa neden olduğunu göstermektedir. Yirmi üç farklı kapsül antijeni içeren polisakarit pnömokok aşısı ve daha az antijen içeren ancak daha fazla immünojen özelliğe sahip konjuge aşılar vardır. AKUT MENİNJİTLE İLİŞKİLİ DİĞER PATOJEN BAKTERİLER Sterptococcus agalactiae (grup B beta hemolitik streptokok), yeni doğanlarda meninjitin sık etkenleri arasındadır. B grubu streptokok genellikle, asemptomatik gebe kadının vajina veya rektumundan kaynaklanmaktadır. B grubu streptokoklar, ayrıca yetişkinlerde de meninjite neden olmaktadır; özellikle diyabet, malignite ve alkolizim gibi predispozan faktör taşıyanlarda risk fazladır. Listeryoz, Listeria monocytogenes tarafından oluşturulur, çoğunlukla hayvanlardan bulaşır. Listeria infeksiyonlarının neden olduğu salgınlar genellikle kontamine lahana salatası, pastörize edilmemiş süt ve peynirle meydana gelmektedir. Yüksek risk grubunda bebekler, yaşlılar ve immün yetmezliği olan kişiler yer almaktadır.

Kronik meninjit Kronik meninjitte süre haftalar ve hatta aylarla ölçülmektedir, hastalık MSS’ini ilgilendiren anormal semptomlar ve belirtilerle BOS’un 4 haftadan uzun bir süre anormal kalması şeklinde tanımlanabilir. Kronik meninjit, Mycobacterium tuberculosis, Treponema pallidum (sifiliz) (Bölüm 14) ve Borrelia burgdorferi (Lyme hastalığı) gibi bazı bakterilerin neden olduğu infeksiyonlarda meydana gelebilir.


Ensefalit

Tüberküloz meninjit, çocuk ve genç erişkinlerde primer infeksiyonu teması izleyen bir ay içinde meydana gelebilir. Yetişkin ve yaşlılarda, daha ziyade vücudun herhangi bir yerindeki yaygın tüberkülozla ilişkilidir. Tüberküloz granülomları, sinirleri de tutan beyin apsesine neden olabilir. Tedavide antitüberküloz ilaçlar kullanılmaktadır. Lyme hastalığı spiroketlerin neden olduğu çoklu sistem hastalığıdır ve kene ısırığıyla bulaşır. Meninjit, hastalığın geç belirtilerindendir ve intravenöz penisilin veya seftriakson ile haftalarca tedaviyi gerektiren bir tablodur.

Beyin apsesi Beyin apsesi, etrafında damarlı bir kapsül bulunan, bol miktarda cerahatın beyin içinde yer aldığı fokal bir infeksiyondur. Bakteri, mantar veya diğer etkenler beyin apsesine neden olabilir. Streptokoklar (özellikle Streptococcus anginosus grupu) ve anaerop bakteriler, beyin apsesi kültüründe en sık üretilen bakterilerdir. Beyin apsesine predispozisyon yaratan öğeler arasında otitis media, mastoidit, sinüzit, diş apsesi, travma ve endokardit yer alır. Bakteri etkenli beyin apsesi olan hastaların çoğunda drenaj veya eksizyonla birlikte antimikrobik tedavi gereklidir. İmmünsüpresif ve geniş spektrumlu antibiyotik tedavilerinin yaygınlaşmasıyla birlikte mantar etkenli beyin apselerinin görülme sıklığında artış olmuştur. Candida spp en sık karşılaşılan etkendir.

Toxoplasma gondii’nin (kedi dışkısı, pişmemiş veya az pişmiş etlerle bulaşan intrasellüler parazit) neden olduğu hastalık beyin apsesine en sık neden olan protozoondur. MSS toksoplazmozu, immün süpresif tedavi uygulanan kişiler ve HIV infeksiyonu olan hastalarla birlikte çok artış göstermektedir. İngiltere’de ender olmasına karşın diğer etkenler, dünyada, intraserebral infeksiyonun önemli nedenleri arasında yer alır. Örneğin nörosistoserkoza yol açan Taenia solium (domuz tenyası) gelişmekte olan ülkelerde beyin lezyonlarının en başlıca nedenleri arasındadır.

İnfeksiyon esnasında kranyal sinirlerin harabiyeti Kranyal sinierler beyini terk ettikten sonra meninksleri geçmektedir ve inflamasyon reaksiyonundan, bası ve yer değiştirmeden etkilenebilmektedirler. Tüberküloz meninjitinde kranyal sinir paralizisine (Şekil 17.7) sık rastlanmaktadır. Okülomotor, troklear ve abdusens sinirleri (trigeminal sinirin ilk dalı) kavernöz sinüsten geçer ve fonksiyonları tipik olarak kavernöz sinüz trombozundan etkilenmektedir. Sonuç tam eksternal oftalmopleji, pupilla dilatasyonu ve sağ ışık refleksinin kaybıdır; trigeminal sinirin oftalmik bölümünün dağılımında duyu kaybı meydana gelebilir. Fasiyal sinir (7nci kranyal sinir), herpes zoster infeksiyonundan etkilenebilir. Sonuç olarak yüz felci (Ramsay Hunt sendromu) ile birlikte dış kulak yolunda ve meatusa yakın deride veziküller görülmektedir. Ender olarak, bu çeşitli şiddette beyin sapı ensefalitine neden olmaktadır; aynı zamanda duyu sinirlerinin tutulumu da meydana gelebilir.

Ensefalit

Şekil 17.7 Tüberküloz meninjitinde okülomotor (III) sinirin paralizisi. Sol gözde ptosis ve lateral deviasyon, lateral rectus kasının zıt etkisinin olmamasından ileri gelmektedir.

Ensefalit, her ne kadar meninjitle birlikte görülse de (meningoensefalit) beynin kendisinin inflamasyonudur. Klinik özellikler, serebral disfonksiyona bağlıdır; genellikle anormal davranış, iritabilite, nöbet ve bilinç düzeyinde değişme gibi belirtilerdir. Beynin şişmesi sinirlere baskı yaptığından oftalmopleji veya ptosis gibi lokal belirtilere neden olmaktadır. Enterovirüsler en sık karşılaşılan virüs ensefaliti etkenidir, bu etkenle meydana gelen ensefalitler genellikle sonbahar veya kış aylarının başında görülmektedir. İnfeksiyon genellikle kendiliğinden iyileşmektedir. Herpes simpleks ensefalitinde beynin temporal lobu tutulmaktadır, bu da bellek kaybına, disfaziye ve düzgün olmayan bir postüre neden olmaktadır. Hastalık, sporadik olarak ortaya çıkar ve daha çok genç ve orta yaştaki yetişkinlerde görülür. Yüksek morbidite ve mortaliteye neden olduğundan, hastalığa tanı konması önemlidir; ayrıca antiherpes ilaçlarla tedavi edilebilir olması prognozun iyiye yönelmesini sağlar. Arbovirüs ensefalitleri (böceklerle hayvandan insana taşınan bir grup RNA virüsü) İngiltere’de endemik değildir. Ancak dünyanın bazı bölgelerinde sıklıkla ensefalitlere neden olmaktadırlar. St. Louis ensefaliti ve Batı Nil ensefalitinin, her ikisi de sivrisineklerle bulaşır, ABD’de önemli bir insan hastalığıdır. Hindistan, Pakistan ve Uzak Doğu’da salgınlara neden olan Japon B ensefaliti, sivrisinekle bulaşır ve yüksek morbiditeli salgınlar oluşturur. Bu infeksiyonlarda tipik olarak inkübasyon süresi bir haf-

181


182

17 Merkez sinir sistemi infeksiyonları

tadır; virüs meninjitlerine benzer bir şekilde hastalık aniden başlar. Arbovirüs infeksiyonlarına kültür veya serolojiyle tanı konabilir. Sivrisineklerin kontrolü ve aşı, hastalıkların önlenmesinde ve kontrol altına alınmasında önemlidir.

Kuduz ensefalite neden olan akut bir virüs infeksiyonudur. Hastalık insana infekte olmuş bir hayvanın ısırması sonucu tükürüğüyle bulaşmaktadır. Virüs, nörotropiktir ve perifer dokularda meydana gelen harabiyetin ardından virüs perifer sinirlerine girer ve

CREUTZFELDT-JAKOB HASTALIĞI (CJD) CJD tipi

Etiyoloji

Açıklama

Sporadik CJD (sCJD)

PrP geninde rastlantısal somatik mutasyon

Hastaların %85’inde klasik CJD görülür. İnsidansı; dünyada, yaklaşık milyonda birdir, genellikle 50 yaşın üstündekileri tutar. Semptomlar başladıktan sonra ölüme kadar yaklaşık 4 ay vardır.

Ailesel CJD (fCJD)

PrP mutasyonu

Ender görülür ve tüm dünyada aynı sıklıktadır. Hastalığı taşıyan kişiler 40’lı veya 50’li yaşlarda hasta olurlar (30 – 70 yaş arası). Mutant geni taşıyanların çocuklarına %50 oranında geçer.

Kazanılmış CJD – iyatrojen (iCJD)

Kontamine cerrahi aletler ve insan greftleri

Tıbbi tedavide meydana gelir; örneğin dura mater greftleri veya hipofiz hormonları. Kan transfüzyonuyla da geçmektedir.

Kazanılmış CJD – variyant Sığır sponjioform ensefalopatili CJD (vCJD) bir sığır ile kontamine materyalin tüketilmesi

Önceden nvCJD olarak bilinirdi. Tutulan yaş grubu çok daha gençtir. Yaş aralığı 12 – 74 arasında, ortalama 29 yaş. Hastalığın gelişmesi, sporadik CJD’den çok daha yavaş gerçekleşir; başlamasıyla ölüm arasında ortalama 14 ay vardır.

Kazanılmış CJD – Kuru

Papua Yeni Gine’de Fore kaiblesi üyeleri ile sınırlıdır.

Geleneksel yamyamlık

Şekil 17.8 Creutzfeldt – Jakob hastalığının tipleri

Şekil 17.9 Fotomikrografda variyant CJD hastalığında beyin ve tonsil dokularında patolojik değişiklikler görülmektedir. (a) vCJD’de serebral kortekste belirgin bir plak (merkezde), plakla birlikte fibriler amiloid bir yapının etrafında süngerimsi değişiklikler görülmektedir. Hematoksilen ve eozin boya, orijinal büyütme x40. (b) vCJD’si olan bir hastanın tonsil dokusunda germinal merkezin içindeki foliküler dentritik hücrelerde anormal prion proteinlerinin (kahverengi) birikmesi görülmektedir. KG9 anti prion protein antikoru, orijinal büyütme x10. Prof. James W. Ironside (National CJD Surveillance Unit, University of Edinburgh) izniyle


Önemli noktalar

MSS’ye göç eder. İnkübasyon süresi, ısırığın yeriyle ilişkili olarak, farklı olabilir. Semptom ve belirtiler arasında ensefalit ile birlikte yaralanmanın olduğu yerde parestezi vardır. Hastalık, paralizinin yayılması, bilinç düzeyinin azalması ve sonuç olarak ölümle karakterizedir. Temastan önce ve temastan sonra korunma için uygulanan aşılar bulunmaktadır.

Bulaşıcı sponjiyoform ensefalopatiler Creutzfeldt-Jakob hastalığı, prionların neden olduğu geniş hastalık yelpazesinin bir bölümüdür (Şekil 1.8); hem insan hem de hayvanlarda hastalığa neden olduğundan bulaşıcı sponjiyoform ensefalopatiler (TSE) adı verilmektedir. Hayvanlarda görülen hastalıklar arasında skrapi (koyun), sığır spojiyoform ensefalopatisi (BSE), bulaşıcı vizon ensefalopatisi yer almaktadır. Hepsinde inkübasyon süresi, aylar ile yıllar arasında değişmektedir ve hepsinde sonuç ölümdür. Hiçbirisi immün sistemi uyarmaz ve hepsinde, beyinde inflamatuvar olmayan bir patolojik süreç yaşanır. İnsanda görülen çeşitli CJD hastalıkları, Şekil 17.8’de özetlenmiştir.

Variant CDJ (vCDJ) İngiltere Ulusal CDJ İzleme Birimi, 1996 yılında küçük bir grup insanın daha önce fark edilmemiş fakat BSE etkenlerinin bulaşması nedeniyle hastalık tipine uyumlu şikayetlerinin olduğunu bildirmiştir. Bu hastalar klasik formdaki hasta gruplarından daha gençtir (Şekil 17.8); şikayetleri arasında erken psikiyatrik ve davranışsal belirtiler ile birlikte parestezi ve disestezi yer almaktadır. Patolojik inceleme, kuru hastalığında olduğu gibi, beyin dokusunda belirgin ve yaygın anormal prion proteini (PrPsc) plaklarının varlığını göstermektedir. İnsan TSE’sinin aksine, post mortem çalışmalar vCJD’de prion proteinlerinin sadece merkez sinir sisteminde değil aynı zamanda lenforetiküler dokularda (tonsil gibi) ve apandikste biriktiğini gösterir (Şekil 17.9b). vCJD gelişen kişilerin preklinik evrede, dokuları bulaştırıcı (infektif)tir. Bu bilgi teorik olarak tıbbi aletlerle hastalığın başkalarına bulaşma riskinin yüksek olduğunu gösterir.

Okunması önerilen yayınlar Mims C, Dockrell HM, Goering RV, Roitt I, Wakelin D and Zuckerman M (2004). Central nervous system infections. In Medical Microbiology, 3rd edn. Chapter 24. Elsevier Limited, London. Saez-Llorens X and McCraken GH (2003). Bacterial meningitis in children. Lancet, 361, 2139–48. Smith AJ, Bagg J, Ironside JW, Will RG and Scully C (2003). Prions and the oral cavity. Journal of Dental Research, 82, 769–75. Smith AJ, Russell DI, Greene J, Lowman A and Ironside JW (2004). Presentation of a case of variant CJD in general dental practice. British Dental Journal, 197, 75–6.

Önemli noktalar • Kafatası ve vertebra kanalını saran 3 adet bağ dokusu tabakası (meninksler): dura mater (en dışta), araknoid (ortada) ve pia mater (en içte MSS’de serebral korteksi örter) dir. • Meninjit meninkslerin inflamasyonu olarak tanımlanır; beyin omur ilik sıvısında anormal sayıda beyaz kan hücreleri vardır. • Akut aseptik meninjit sendromunun en sık nedeni virüslerdir. En sık görülen virüsler ise enterovirüs ve kabakulak virüsüdür. • Neisseria meningitidis, Haemophilus influenzae ve Streptococcus pneumoniae bakteri meninjitlerinin en sık nedenleridir. • Kronik meninjit, Mycobacterium tuberculosis, Treponema pallidum (sifiliz) ve Borrelia burgdorferi (Lyme hastalığı) infeksiyonları sırasında meydana gelebilmektedir. • Beyin apsesi beynin içinde meydana gelen bir lokal infeksiyondur, iyi dmarlanmış bir kapsülün içinde cerahat vardır. Streptococcus anginosus grupunda yer alan bakteriler ve anaeroplar en sık etken olarak üretilenlerdir. • Kavernöz sinüz trombozunda tipik olarak okülomotor, troklear ve abdusent sinirler (trigeminal sinirin ilk dalı) tutulmaktadır. Fasiyal sinir (VII), herpes infeksiyonu sırasında tutulabilir (Ramsay Hunt Sendromu). • Enterovirüsler, virüs ensefalitinin en sık rastlanan etkenleri olup genellikle sonbahar ve kış aylarının başında görülürler. • Creutzfeldt-Jakob hastalığı geniş spektrumlu bir hastalık grubunun bir parçasıdır; hem insan hem de hayvanları tutan bu grup bulaşıcı sponjiyoform ensefalopatiler olarak isimlendirilmiştir.

183


Diş Hekimliği Öğrencileri İçin Mikrobiyolojinin Esasları  

Diş Hekimliği Öğrencileri İçin Mikrobiyolojinin Esasları

Advertisement
Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you