Issuu on Google+

DERS NO: 48

TARIM, ORMANCILIK VE HAYVANCILIK FAALİYETLERİNDE İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ

1


EĞİTİM PLANI

Ders No

48

Dersin Adı

Tarım, Ormancılık ve Hayvancılık Faaliyetlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği

Konunun Genel Amacı

Katılımcıların, tarım çalışanlarının ve tarım işyerlerinin sorunları; sağlık, barınma, sosyal çevreyle ilişkiler, iş ve sosyal güvenlik vb. gibi çok boyutlu konular hakkında bilgi edinmelerine yardımcı olmaktır.

Öğrenme Hedefleri

Bu dersin sonunda katılımcılar; • Tarım, Ormancılık ve hayvancılık çalışanlarının çalışma ve sosyal hayat koşullarını bütünsel ve çok boyutlu bir bakış açısıyla belirleyerek, oluşturulan faaliyet planı çerçevesinde iyileştirme öngörüsüne sahip olurlar.

Konunun Alt Başlıkları

Tarım, Ormancılık ve Hayvancılık Faaliyetlerinde; • Meslek hastalığı riskleri İş kazası riskleri Zirai ilaçların, taşınması, depolanması ve kullanımı ile kişisel koruyucuların kullanımı, muhafazası konularında iş sağlığı ve güvenliği eğitiminin çalışanlara verilmesi, • Büyükbaş, küçükbaş, kümes hayvancılığı, arıcılık, ipek böcekçiliği vb. den yakın çalışmanın getirdiği riskler, • Açık ortamda çalışmaktan kaynaklanan tehlikeler, • Çalışma, barınma ve beslenme ortamlarındaki haşeratla mücadele, • İçme ve kullanma sularının kontrolü, gıda güvenliği • Tuvalet ve banyo gibi ortak kullanım alanlarının sağlık koşullarına uygunluğu, • Atıkların Kontrolü, • İlgili mevzuat

Dersin Süresi

Uzaktan Eğitim

Örgün Eğitim

Toplam

1

-

1

Eğitmen

TARIMDA İŞ SAĞLIĞI ve GÜVENLİĞİ

2


Tarım ürünlerini eken, yetiştiren, hasatını yapan, işleyen kişilere tarım çalışanı denir. Tarım işçisi hasatını yaptığı ürünün pazarlamasını da yapabilir. Tarım alanında çalışanlar tarım ürünlerinin yanı sıra hayvan yetiştiriciliği ile de uğraşabilirler. Bu yüzden bu alanda çalışanlar, tarım ve hayvancılıkla uğraşanlar olarak da adlandırılırlar Dünyada pek çok gelişmekte olan ülkelerde işgücünün yarısından çoğu bu alanda çalışmaktadır. Bununla birlikte tarım çalışanlarının tanımlanmış bir statüleri genellikle yoktur. Bu alandaki çalışmalarla ilgili iş sağlığı ve güvenliği konularında da düzenleme mevcut değildir. Bu nedenlerle tarım çalışanları çalışma hayatında özel bir grup olarak ele alınmak durumundadır. Tarım sektöründe çalışanların bir kısmı kendi toprağı üzerinde tarımsal faaliyette bulunur. Ancak kendine ait toprağı olmayanlar veya toprağı az olanlar başkalarının topraklarında ortakçı, yarıcı, kiracı veya işçi olarak da çalışabilirler. Bazı kişiler de kentte veya kırsal bölgede oturmaktadır ve bir tarım işletmesinde sürekli veya mevsimlik işçi olarak çalışma yapılmaktadır.

T

ürkiy e’de İşgücünün Sektörel Dağılımı (1970-1990)

Tarım Çalışmalarının Özellikleri Çalışma hayatındaki başlıca sektörlerden olan tarım sektörü hemen bütün ülkelerde en çok kişinin çalıştığı alandır. Ancak bu alanda çalışanların dağınık olması, çalışma yerlerinin yerleşim yerlerinin uzağında olması ve sanayi işleri ile karşılaştırıldığında riskin daha az olduğu düşüncesi gibi nedenlerle, uzun zaman tarım sektöründe çalışanların sağlık ve güvenlik konuları ihmal edilmiştir. Tarımda çalışmanın neden olduğu belli başlı sağlık sorunları da 16. yüzyılın sonlarında Ramazzini tarafından dile getirilmiştir. Ramazzini, “de Morbis Artificum Diatriba” adlı kitabında çiftçiler ve değirmencilerde görülen toz hastalıklarına işaret etmiştir. Tarım çalışmaları sanayi ve hizmet alanlarındaki çalışmalardan bazı farklılıklar gösterir. Bu farklılıklar çalışanlar, işverenler ve çalışma ortamı bakımından incelenebilir. Çalışanlar Açısından Özellikler Tarım sektöründe çalışanlar arasında diğer sektörlerdekine göre daha fazla sayıda kadın ve çocuk çalışan vardır. Küçük alanlarda yapılan tarım işleri çoğu kez aile işletmöesi şeklinde olduğundan genellikle ailenin bütün bireyleri çalışmak durumundadır. Çalışanlar çoğunlukla kırsal bölgelerde yaşamakta olan kişilerdir ve bu kişilerin genel eğitim düzeyleri düşüktür. Öte yandan

3


tarım çalışanları herhangi herhangi mesleki eğitim de alamamışlardır. Kimi zaman büyük çiftliklerde başkasının yanında ücretli olarak çalışma söz konusu olsa bile, konusunda güvence de söz konusu değildir. Ücret oldukça düşüktür. ve haftalık veya aylık şeklinde değil çoğunlukla işin bitimşinde ödenen ücret şeklindedir. Çalışma yerlerinin yerleşim yerlerinden uzakta oluşu nedeni ile çalışanların sağlık hizmetlerinden yararlanma olanağı azdır. Çalışanların barınma ve beslenme olanakları yeterli değildir. Tarım çalışanlarının önemli sorunu da ulşaım konusundan kaynaklanmaktadır. Çalışanlar tarlalarının bulunduğu yerlere üzeri açık kamyonlarla ve topluca götürülürler. Bu yolculuğa erkek, kadın ve çocuklar katılır. Çalışanlar bazı eşyayı da kamyonla beraberinde götürmek durumundadırlar. Eşya ile birlikte çok sayıda kişinin yolculuğu sırasında trafik kazaları olabilir. Tarım çalışmaları mevsimlik özellik gösterir. Bu yüzden çalışan sayısı da çok değişkendir. Tahıl ürünlerinim tarımında ekim ve hasat zamanlarında işler yoğunlaşır, diğer zamanlarda daha azdır. Tarım sektöründe çalışmanın bazı özellikleri: •

Tarım alanları yerleşim yerlerinden uzaktadır.

Tarım alanları dağınıktır.

Çalışanların eğitim düzeyleri düşüktür.

Çoğu çalışma açık hava koşullarında yapılır.

Tarım çalışmalarımevsimlik özellik gösterir.

Çalışanların barınma ve beslenme olanakları yeterli değildir.

Kaza riski yüksektir.

Kimyasal madde (pestisid vb.) maruziyeti vardır.

İşverenler Açısından Özellikler Tarım sektöründeki çalışmalarda genel olarak işçi-işveren ayrımı söz konusu değildir. Çalışmalar çoğunlukla aile işletmesi şeklindedir ve evde herkes benzer koşullarda çalışmak durumundadır. İşverenlerin de genel ve mesleki eğitim düzeyleri yeterli değildir, çalışanların sosyal güvencesi genellikle yoktur. Çalışma Ortamı Açısından Özellikler Tarım sektöründeki çalışmalar genellikle organize çalışmalar şeklinde değildir. Çalışma ortamları dağınıktır ve yerleşim yerlerinden uzaktadır. Bu durum sağlık sağlık hizmetlerininve denetim mekanizmasının buralara ulaşmasını olanaksız hale getirir. Tarım çalışmaları açık havada yapılır. Bu yüzden bu çalışma ortam koşulları mevsimlere göre değişiklik değişiklik gösterir. Yaz dönemlerinde sıcaktan ve güneş ışınlarından etkilenme söz konusudur.

4


Sanayi işletmelerine kıyasla daha az makine kullanılır, ancak koruyucu düzenekleri olmayan kesici ve ezici aletler nedeniyle kaza olasılığı vardır. Tarım ilaçlarının kullanımına bağlı zehirlenme olayları görülebilir. Tarım Sektöründe Sağlık Sorunları, Kaza Ve Hastalık Şablonu Tarım işleri, çeşitli sağlık sorunlarını beraberinde getirebilmektedir. Tarım çalışanları; kanser, solunum hastalıkları, yaralanmalar ve kazalar konusunda önemli risklerle karşılaşmaktadırlar. Tarımsal arazilerin, genellikle merkeze uzak yerlerde olması, acil sağlık hizmetleri elde etmek konusunda bazı yoksunlukları beraberinde getirmektedir. Çalışma ortamı; havadan, araziden ateşten ve makinalardan kaynaklanan ‘fiziksel tehlikeleri’, pestisit, gübre ve yakıttan kaynaklanan ‘toksikolojik tehlikeleri’ ve tozlardan kaynaklan tehlikeleri içinde barındırmaktadır. Sağlık konusunda tehlikeler yaratan bu faktörleri 6 başlık altında toplamak mümkündür. 1- Solunum yolları tehlikeleri 2- Dermatolojik tehlikeler 3-Toksik ve neoplastik tehlikeler 4- Kazalar ve yaralanmalar 5- Mekanik ve termal stres 6- Davranış kaynaklı tehlikeler

1. Solunum Tehlikeleri ve Hastalıklar

5


2. Dermatolojik Tehlikeler ve Hastal覺klar

3. Toksik ve Neoplastik Tehlikeler

4. Yaralanma ve Kaza Tehlikeleri

6


5. Mekanik ve Termal Stres Tehlikeleri

6. Davranış Kaynaklı Tehlikeler

Tarım Sektöründeki Meslek Hastalıkları Burun iç yüzeyi mukoza diye de bilinen bir tabaka ile döşelidir. Bu mukoza üzerinde burundan geçen solunum havasının filtre edilmesi ve nemlendirilmesi görevini üstlenmiş hücreler vardır. Ancak bu hücreler solunum havası ve dış ortamla çok yakın ilişkileri nedeniyle allerjenlerle sık olarak karşılaşmakta ve duyarlı hale gelmektedir. Bu duyarlılaşma normal burun mukozasını değişime uğratır. Bu değişimler sonrası Allerjik nezle veya allerjik rinitdenilen bir tablo ortaya çıkar. Bu tabloda burun kaşıntısı, burun akıntısı, burun tıkanıklığı, hapşırık, gözlerde kaşıntı ve sulanma gibi belirtiler gözlenir. Ayrıca bu belirtilere eşlik eden yeni bazı hastalıkların görülmesine de neden olurlar. Alzheimer hastalığında henüz bilinmeyen nedenlerle beynin belli bölgelerinde proteinler birikerek sinir hücrelerini hasara uğratmakta; birbirleri ile olan bağlantılarını koparmakta ve sinir uyarılarını taşıyan bazı kimyasal maddelerin miktarını azaltmaktadır. Kısacası, beynin iletişim ağı ciddi anlamda bozulmaktadır. Bunun sonucunda da bilgiler ve zihinsel beceriler birer birer yitirilmektedir. Astım, solunum yollarının ataklar halinde gelen tıkanmaları ile kendini gösteren kronik bir hastalığıdır. Astımda solunum yollarının şişmesi ve tıkaçların oluşması sonucu havanın akciğerlere girip çıkması engellenir. Hastalar ataklar arasında kendilerini iyi hissederler. Ataklar sırasında öksürük, göğüste sıkışma hissi, solunumda hızlanma, hırıltı ve nefes darlığı olur. Astımlı hastalar çevredeki birçok maddeye astımlı olmayanlara göre daha duyarlıdır. Bu uyarılar hastalarda hırıltı ve öksürüğe yol açar.

7


Normal solunum ile akciğer keseciklerinden kan geçmekte ve kandaki karbondioksitte akciğer keseciklerine geçmektedir. Eğer çeşitli nedenlerle bu işlemler yapılamaz ise, kandaki karbondioksit düzeyi yükselir.Buna asfiksi (boğulma) denir. Bronkospazm, bronş düz kaslarının ani kasılması sonucu daralma ile birlikte nefes almakta yaşanan büyük sıkıntıdır. Astım ve bronşit hastalarında sıkça görülür. Bagassosis, uzun süreden beri balyalanmış ve depo edilmiş olan şeker kamışından çıkan tozlardan ileri geçen bir akciğer hastalığıdır. Küflü tozlardan gelen allerjik bir hastalık da olabilir. Bronşit, akciğerlere giden havayollarının iç yüzündeki zarın iltihaplanmasıdır. Akut ve kronik olarak iki gruba ayrılır. 1- Akut Bronşit: Genellikle grip, kızamık, boğmaca veya tifo gibi hastalıklar sırasında görülür. 2- Kronik Bronşit: Bu çeşit bronşitte; havayollarını yağlayan bezler büyümüş, iç yüzlerinde bulunan tüyler görevini yapamaz olmuştur. Cilt kanseri, deri üzerindeki iyileşmeyen yaradır. Görünür yerde olduğu için tanısı kolay ve tedavi edildiği takdirde ölüm riski düşük tümörlerdir. Vücudun her yerinde görülürse de sık olarak güneşe sunuk kalan bölgelerde rastlanır. Çiftçi Akciğeri, küflenmiş saman veya kuru ot tozlarının, çiftçilerin solunum yoluyla akciğerlerine girmesinden meydana gelen akut bir akciğer hastalığıdır. Dudak kanseri, güneş ışınlarına sunuk kalma ile ilgilidir ve sıklıkla alt dudakta ve dudak mukozası-deri bileşiminde orta hat boyunca ortaya çıkar. Genelde dudak kanseri, tipik olarak yüzeyel deriden kabarık bir deri-mukoza değişikliği olarak başlar; üzerinde yara açılabilir. Geleneksel tedavilere karşın iyileşmeyen ,kanama ve kabuklanma gösteren tümör haline gelir. Ensefalopati, beyni etkileyen her türlü hastalığa verilen genel addır. Sıtma, hastalık yapıcı bir parazit olan plazmodiumların, dişi anofel sivrisinekleriyle insanlara bulaşmasıyla yayılan ateşli bir hastalıktır. Batı dillerinde bu hastalık için ‘Malaria’ terimi de kullanılır ki bu İtalyancada ‘kötü hava’ anlamına gelir. Hastalığın en önemli belirtisi olan titremeyle yükselen ateş, plazmodiumun çeşidine göre değişik şekillerde olur. Çok eski zamanlardan beri bilinen bu hastalığın tanısının konulması kolaydır; ayrıca tedavisi de olasıdır. Silo akciğeri, silolarda azot gazlarının bazı çiftçilerin solunum yoluyle akciğerlerine girmesinden meydana gelen bir hastalıktır. Tetanoz mikrobu, genellikle toprakta, nemli ortamda, ev-ameliyathane tozlarında, tuzlu suda, özellikle gübre içerisinde ve oksijensiz ortamda yaşayabilen, ısıya dayanıklı bir mikroptur. Vücuda çok küçük yara ve kesiklerden bile kolayca girebilen Tetanoz mikrobu, salgıladığı Tetanospazmin adlı “Tetanoz zehiri” ile omuriliğe ve sinir sistemine zarar vermekte ve gelişmiş tüm tedavi olanaklarına rağmen hala 10 hastadan 6’sının ölümüne yol açmaktadır. Verem, (Tüberküloz) olarak da adlandırılan verem hastalığı insanlık tarihinin ilk çağlarından itibaren görülen en eski hastalıklardan birisidir. Verem esas olarak akciğerleri tutan ve bunun yanı

8


sıra diğer birçok organda da yerleşebilen Mycobacterium Tuberculosis (Koch basili) mikrobunun oluşturduğu bir hastalıktır. Bağışıklık sistemi hücreleri savaşmalarına karşın mikropların tamamını genellikle öldüremez. Basiller akciğerlerde yuvalar oluşturmasına neden olur. Verem en çok omurga, kalça kemikleri, lenf bezleri, böbrekleri etkiler. Hastalığı, yalnızca akciğer veremi olan kişiler yayabilir. Bu kişilerin öksürmesi, konuşması ve hapşırması sonucu mikroplar damlacık şeklinde havaya atılırlar. Ortamda bulunan diğer sağlıklı kişiler havada asılı kalan bu mikropları soluk alırken akciğerlerine alırlar. Kaşık, çatal, bardak gibi eşyalardan hastalık bulaşmaz. Verem mikrobu vücuda girdikten sonra uzun süre hastalık yapmadan kalabilirler. Bu dönemde vücut tarafından oluşturulan verem mikrobu bulaştığını genellikle bilmez. Kontakt dermatit, derinin bazı maddelerle teması sonucu oluşan bir reaksiyondur. Bu reaksiyonların % 80’ i tahrişe bağlı reaksiyonlar (örneğin: bulaşık yıkama sonucu oluşan el gibi), % 20’ si de allerjik reaksiyonlardır. Reaksiyon temastan hemen sonra oluşmaz. Temas sonrası 13 gün sonra oluşan belirtiler genellikle 1 hafta veya daha sonra kaybolur. Deri kırmızı, kaşıntılı, iltihaplı ve kabarcıklı bir hal alır. Reaksiyon genellikle temas yerinde en yoğundur; derinin diğer bölgelerinde de olabilir. Karpal tünel sendromu, elin ve el bileğinin ağrılı bir hastalığıdır. Karpal tünel, el bileğindeki kemik ve diğer dokuların oluşturduğu dar bir kanaldır. Bu tünelin içinden median sinir geçer. Bu sinir başparmak, işaret parmağı, orta parmak ve yüzük parmağının duyusunu alır ve başparmaktaki kaslara kumanda eder. Bu tünelin içerisindeki bağlar ve tendonlar şişip gerildiği zaman, median sinire baskı yaparlar. Bu baskı giderek karpal tünel sendromunu oluşturur. Lale Parmağı, lale toplayan yada satarken sürekli dokunan kişilerin bazılarında parmak uçlarında kaşıntı, şişme, kızarma ile birlikte görülen bir allerjik rahatsızlıktır. Lyme hastalığı, insan ve hayvanlarda görülebilen ve kenelerle bulaştırılan (taşınan) bakteriyel bir hastalıktır. Bu hastalığa Borrelia burgdorferi bakterisi neden olmaktadır. Yüksek ateş ,iştahsızlık bitkinlik ,ani gelen şiddetli ağrılar ,davranış bozuklukları bilinç kaybı olabilir. Lösemi, (kan kanseri) ya da ilik kanseri olarak da bilinen bir hastalıktır. Kemik iliğinde kan yapımından sorumlu hücrelerin kanserleşmeleri sonucunda gelişir ve aslında tek bir hastalık değildir; çok değişik tipleri vardır. Kanserleşen ilik hücreleri sağlıklı kan üretmedikleri gibi, iliği istila etmek suretiyle sağlıklı kan üretebilecek hücrelere de yer bırakmazlar. Melanoma, vücutta bulunan benlerden her hangi birinin renginde, büyüklüğünde veya şeklinde meydana gelen bir sıra dışı değişimdir. Multipl miyeloma, bir kanser çeşididir. Plazma hücreleri denen bir beyaz kan hücresi türünü etkiler. Müköz zar iltihabı, ağız-burun içi-barsak-mide-vajina ve akciğeri döşeyen zarla kaplı alanların iltihaplanması.

9


Parkinson hastalığı, beyinde hareketlerimizden sorumlu olan hücrelerin ufak bir bölümünün hasara uğraması ve eksilmesi, dejenerasyon sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Bu hücreler dopamin adı verilen kimyasal bir madde salgılar. Dopamin, bilgileri bir sinir hücresinden diğerine gönderir. Beyinde yeterli dopamin yapılamazsa hareket ve denge işlevleri etkilenerek Parkinson hastalığı belirtileri ortaya çıkar. Periferal nörit, sinir uçları iltihaplanması ile ilgili bir rahatsızlıktır. Tarımsal Makinalarının Kullanımında İş Sağlığı Ve Güvenliği ILO’nun 1921 tarihli Tarımda Asgari Yaş Sözleşmesinin tamamlayıcısı olarak görülebilecek 1973 tarihli 138 sayılı sözleşmesinde, 15 yaşı tamamlamak ve zorunlu eğitimi bitirmiş olmak bir sınır olarak görülmüş, ayrıca tehlikeli işlerde de 18 yaş altı yasak olarak kabul edilmiştir. Tarım makinaları, son derece tehlikelidir. Bu nedenle mevzuatta tarım makinaları için de 18 yaş sınır olarak kabul edilmelidir. Tarımsal Makinalardaki Tehlikeler Tarım makinalarının büyük bir miktarda güç kullanıyor olması, yaptıkları işin hem makinayı kullanan hem de etrafında ve yakınında duranlar açısından tehlikeli olmasına neden olmaktadır. Makinaları üretenler güvenlik konusunda önlemler alsalar da, işin doğası gereği bazı risklerden kaçınmak mümkün olmamaktadır. Tarım makinalarının neden olduğu kazaların önemli bir bölümü insan hatalarından kaynaklanmaktadır. Birçok durumda kullanıcı, birşeyi unutmakta, risk almakta, uyarıyı dikkate almamakta, yeterince dikkatli davranmamakta ya da güvenlik kurallarına uymayı ihmal etmektedir. Kazalar çoğu zaman sakatlıklara ve hatta ölümlere neden olmaktadır. Bu nedenle tehlikelere karşı uyanık olmak ve önlem almak gerekmektedir. Biçme makinası, traktör, öğütücü, biçer döğer, körük, kıyma makinası, matkap, balya makinası birbirinden farklı görünse de, benzer tehlikeler yaratmaktadırlar: Kesilme, parçalanma, makinaların içine çekilme veya çalışırken fırlattıkları nesnelere maruz kalma. Tarım makinaları; keskin köşelere, dişlilere ve zincirlere, dönen millere, haraketli bıçaklara ve kaldıraçlara sahiptir. Makinaların üzerinde çalışırken düşme ve yakınında bulunma da yaralanmalara neden olabilmektedir. Makinaların bazı tehlikeli parçalarının üzeri, işin gerekleri nedeniyle tamamen kapatılamaz. Makinaları kullananlar bakım için bazı koruyucu parçaları yerinden çıkardıktan sonra geriye takmamaktadır. Bu çok ciddi tehlikelere neden olmaktadır. Genel olarak makinaların doğurduğu tehlikeleri aşağıdaki ana-başlıklar halinde toplamak mümkündür: Kesme Noktaları Tıpkı makaslarda olduğu gibi keskin iki yüzeyin birbirine güç kullanılarak yaklaştırılması tehlikeli noktalar oluşturur. Kesme amamcıyla yapılmış olan bıçaklar gibi toprağı delmek amacıyla kullanılan burgulu matkaplar da kesme noktaları oluşturur. Büyük bir güçle dönerek toprağı delen bu makinalar aynı zamanda birer kesme noktalarıdır.

10


Bu nedenle tarım işçileri bu konularda eğitilmeli ve tehlikeleri iyice öğrenmeleri sağlanmalıdır. Bu tür kesici ve delici makinalar aynı zamanda büyük bir güçle çalıştığı için yakın çevreye topraktaki çakıl ve taş gibi bazı sert nesneleri de fırlatırlar.

Kıstırma noktaları Dönen iki parçanın tıpkı çamaşır makinalarının sıkmak için kullanılan merdanelerinde olduğu gibi nesneleri kıstırma noktaları oluşturması oldukça tehlikelidir. Kayış ve zincirlerle çalışan silindirik dişliler de yine aynı şekilde kıstırma noktaları oluşturular. Elbette kendi başlarına hareket ederken bu parçaların oluşturduğu bir tehlike yoktur. Bu kıstırma noktalarına ellerin, parmakların ya da ayakların yaklaşması tehlikeli sonuçlar doğurmaktadır. Özellikle giyilen elbislere son derece dikkat edilmelidir. Yırtık, sökük ve bol elbiseler her zaman çok tehlikelidir. Sarkan kumaş parçaları, bu dönen parçalara yaklaşırken kişilerin haberi olmamakta ve bir anda parmakların, ellerin veya ayakların kısıtırılmasına neden olmaktadır. Sıkışma noktaları Özellikle hareket eden iki parçanın birbirinin içine geçmesi veya yaklaşması sırasında bazı önemli tehliekeler meydana gelebilir. Traktörlerin arkasına takılan ve bağlanan bazı parçalar vardır. Traktörler bu parçaları çekerken, bu parçaların üzerindeki makinalar kesme ve biçme gibi çeşitli işleri yaparlar. Bu parçalar traktöre bağlanırken motor hala çalışıyorsa eller ve parmaklar ani bir hareket sonucunda iki parçanın arasına sıkışablir. Spiral yaylar Yaylar genellikle esneklik özelliklerine sahip oldukları için tarım makinalarında da sıkça kullanılırlar. Bir güç ile esnetilmemişken ya da gerilmemişken bir tehlike arz etmezler. Ancak gergin durumdayken, gevşeme sırasında hareket yönlerine bağlı olarak kıstırabilir ya da sıkıştırabilirler. Bu nedenle spiral yaylarla da dikkat etmek gerekmektedir. Hidrolik sistemler Hidrolik makinalar çok yüksek basınç altında sıvılar içerirler. Bu nedenle bu sistemlere ayit olan parçalar sıkıştırılır, gevşetilir ya da çıkarılırken öncelikle basıncın alınması gerekir. İğne deliği kadar bir aralıktan bile jet hızıyla fışkıran basınçlı sıvılar insan derisini rahatlıkla delebilirler. Ayrıca unutmamak gerekir ki bu sıvılar genellikle çok sıcaktır. Hidrolik makinalarla ilgili çalışmalar yapılmadan önce sistemi çalıştıran motor kapatılmalı ve basınç alınmalıdır aksi takdirde çok tehlikeli kazalarla karşılaşmak olasıdır. ORMANCILIK SEKTÖRÜNDE İŞ SAĞLIĞI ve GÜVENLİĞİ Ormanlar, en eski çağlardan beri insanlar için önemli bir geçim kaynağı olmuştur. Kuru ağaçların yakılması ısınmaya yardım etmiş, ağaçların meyveleri toplanmış ve yere düşen dallar barınakların yapımında kullanılmıştır. Endüstrileşme ile birlikte ormanlardan elde edilen kerestelerin kullanım alanı giderek artmıştır. Bugün mobilya, kağıt ve ahşap sanayii başta olmak üzere ormanlardan gelen hammadeler pekçok sektörde kullanılmaktadır.

11


Dünya’nın kereste üretimi yaklaşık 4 milyar metreküptür. Dünyanın en büyük üreticisi 450 milyon metreküp ile ABD’dir ve onu Rusya, Kanada, Çin, Brezilya, İsveç, Endonezya ve Finlandiya takip etmektedir. Orman ürünlerinin ticaret hacminin yaklaşık 130-150 milyar dolar değerinde olduğu tahmin edilmektedir. Özellikle gelişmekte olan bazı ülkelerde ormancılık, ulusal gelire en büyük katkı yapan sektör durumundadır. Bütün dünya’da yaklaşık 20 milyon insanın ormancılıkla uğraştığı tahmin edilmektedir. Bu toplam dünyada çalışanların yaklaşık %1’ini oluşturmaktadır. Ormancılık genel olarak 3D (dirty, difficult and dangerous) sektör olarak tanımlanır. Yani ağır, kirli ve tehlikeli kelimelerinin ingilizce ilk harfleri olan 3D olarak tanımlanır. Ormancılık işi doğada yapıldığından çalışanlar; aşırı soğuklara, aşırı sıcaklara, yoğun kar yağışına, sağnak yağmur yağışına veUltraviole Radyasyona (UV) sunuk kalabilirler. Bunun dışında çamura batma riski, ortamın dev bitkilerle dolu olması ve benzeri ağır koşullar her zaman var olabilir. Bunlarla birlikte işin genelde oturma alanlarından uzak yapılması, acil müdahale isteyen durumlarda, büyük sıkıntılar doğurur. Ayrıca uzun süre evden uzakta çalışma da bazı psikolojik tehlikeleri beraberinde getirir. Ormancılık, en tehlikeli sektörler arasında yer almaktadır. Bu nedenledir ki ABD’de iş kazası sigorta primlerinin ücrete olan oranının, en yüksek olduğu sektörlerden biridir. İşçiye ödenen ücretin yaklaşık %40’ı kadar bir prim iş kazalarına karşı sigorta olarak yatırılır. Ağaçların kesilmesi sırasında testere ve diğer kesici makinalardan kaynaklanan kazalar, ağaçların düşerken altında kalınması sonucu meydana gelen kazalar, çoğunlukla ölümle sonuçlanmaktadır. Yaklaşık her 4-10 işçiden biri, ülkelere göre oranı değişmekle birlikte, her yıl ağır bir kaza geçirmektedir. Bu oran çok büyük bir tehlikenin varlığına işaret etmektedir. Ormancılık Sektöründe Kazalar, Hastalıklar Ve Tehlikeler 1. Kazalar Bununla birlikte kullanılan testereler gerçekten çok kesicidir. Çünkü insan bedeninden bile kat kat kalın ağaçların gövdelerini kesebilecek güçte tasarlanmışlardır. Kesme işlemi sırasında, bir anlık dalgınlık, kayma, çarpma ve makinanın geri tepmesi vücudun herhangi bir yerinde ağır yaralanmalara, kesilmelere, kopmalara ve çoğu zamanölümlere neden olabilmektedir. Kesilen ağaçların nereye düşeceklerinin ayarlanması ve özellikle birçok kişi çalışırken bunun haber verilmesi oldukça önemlidir. Tersi durumda, bazen ağırlığı tonlarla ölçülen büyük ağaçlar işçilerin üstüne düşmekte ve çok ciddi kazalara, yaralanmalara ve ölümlere neden olmaktadir.

12


1.1 Ormancılık Sektöründe Meydana Gelen Kazaların Vücüttaki Dağılımı

2. Hastalıklar 2.1. Fiziksel Tehlikelerden Kaynaklanan Hastalıklar İklim en önemli faktörlerden biridir. Sıcak havalarda çalışırken, insan vücudu duruma adapte olmak için kalp atış hızını arttırır ve kendini soğutmaya çalışır. Ayrıca terleme nedeniyle sürekli su kaybedildiğinden çok sıcak havalarda çalışabilmek için her saate bir litre su içmek gereklidir. Çok soğuk havalarda ise vücut kendini ısıtmak için çok enerji kullanır. Soğuk havalarda kaslar tutulabilir ve bu da kas iskelet sistemi rahatsızlıklarına neden olabilir. Ormancılıkta ağaçları kesmek ve bunları daha standart boylara sahip kütükler haline getirmek için makinalar kullanılır. En eski yöntem elbette balta ve elle kullanılan büyük testerelerin kullanılmasıdır. Bugün ne var ki bu yöntemler artık hemen hiç kullanılmamaktadır. Elle kullanılan testereler, oldukça çok gürültü çıkartır onun için kulaklarda duyma bozukluklarına hatta sağırlığaneden olabilir. Testerelerin kullanımı sırasında sürekli bir sarsıntı vardır. Bu Raynaud Sendromu* ve Karpal Tünel Sendromu* gibi meslek hastalıklarının görülmesine neden olur. 2.2. Kimyasal Tehlikelerden Kaynaklanan Hastalıklar Testereleri çalıştırmak için gereken enerji ,gaz yağlarıyla sağlanır. Bu makinalardan çıkan egzoz dumanı’nın önemli bir kısmı yanmamış gaz yağıdır. Egzoz emisyonunun en önemli bileşenleri gaz yağını oluşturan hidrokarbonlardır. Aromatik hidrokarbonlar, olan toluen ve benzen bunların en sık rastlananıdır. Egzoz gazlarının önemli bir bölümü yanma sırasında oluşur ki bunların içinde en tehlikeli olan karbon monoksittir. Yanma sonucunda ayrıca aldehit, formaldehit ve azot oksitler

13


de oluşur. Bu gazlara sunuk kalan işçiler, mide bulantısı, baş ağrısı, halsizlik ve en çok da solunum yollarının tahriş olmasından yakınırlar. Ancak açık havada çalışılıyor olması, bu gazların çabucak dağılmasını sağladığından riskleri azaltır. Çok az da olsa bazen karbon monoksit zehirlenmesi* görülebilir. Pestisitler ve herbisitler ise ormanın çalışılan ve yaşanan bölümünde mantarların, kemirgenlerin ve böceklerin kontrol edilmesi için kullanılır. Ormancılıkta kullanılan pestisit ve herbisitler, tarım sektörü ile karşılaştırıldığında genellikle hem miktar hem de zehirleyicilik açısından daha az tehlikelidir. Bunlara yoğun olarak sunuk kalınması nedeniyle akut zehirlenme, Parkinson hastalığı*, periferal nörit*, Alzheimer hastalığı*, akut ve kronik ensefalopati*, Hodgkin lenfoma*, Non-Hodgkin lenfoma, multipl miyeloma* ve lösemi* görülebilir. 2.3. Biyolojik Tehlikelerden Kaynaklanan Hastalıklar Enfeksiyonlar ve hayvanlardan bulaşan hastalıklar, en önemli biyolojik tehlikelerdir. Bazı mikroplar, virüsler ve neden oldukları hastalıklar aşağıdaki tabloda verilmiştir.

Alzheimer hastalığında henüz bilinmeyen nedenlerle beynin belli bölgelerinde proteinler birikerek sinir hücrelerini hasara uğratmakta; birbirleri ile olan bağlantılarını koparmakta ve sinir uyarılarını taşıyan bazı kimyasal maddelerin miktarını azaltmaktadır. Kısacası, beynin iletişim ağı ciddi anlamda bozulmaktadır. Bunun sonucunda da bilgiler ve zihinsel beceriler birer birer yitirilmektedir. Ensefalopati, beyni etkileyen her türlü hastalığa verilen genel addır.

14


Lenf kanserlerinin genel adı lenfomadır. Oldukça seyrek karşılaşılan kanserlerden olan Hodgkin hastalığı, lenfoma gruplarından biridir. Lenf kanserlerinin geri kalanına Hodgkin-dışı (nonHodgkin) lenfomalar denmektedir. Gaz sobaları, mangal,egzoz gazı, grizu, kömür ve karbon taşıyan yakıtların iyi yanmamaları sonucu açığa çıkan karbon monoksit gazı, karbon monoksit zehirlenmesine neden olur. Kapalı bir ortamda yoğun miktarda karbon monoksit solunması zehirlenmeye neden olur. CO(karbon monoksit); renksiz, kokusuz ve akciğerleri tahriş etmeyen bir gaz olduğundan solunum yapılırken fark edilmez. Havada 1/1000 oranında olsa dahi öldürücüdür. Zehirlenmenin belirtileri; baş ağrısı, baş dönmesi, terleme, kulak çınlaması, bulantı, kusma, solunum zorluğu, bayılma hissi, tansiyon düşüklüğü, hareket edememe, şuur kaybı ve komadır. Hasta temiz havaya çıkarılmalı ve sağlık yardımı alınmalıdır. Karpal tünel sendromu, elin ve el bileğinin ağrılı bir hastalığıdır. Karpal tünel, el bileğindeki kemik ve diğer dokuların oluşturduğu dar bir kanaldır. Bu tünelin içinden median sinir geçer. Bu sinir başparmak, işaret parmağı, orta parmak ve yüzük parmağının duyusunu alır ve başparmaktaki kaslara kumanda eder. Bu tünelin içerisindeki bağlar ve tendonlar şişip gerildiği zaman, median sinire baskı yaparlar. Bu baskı giderek karpal tünel sendromunu oluşturur. Kuduz, insanlarda ve özellikle et yiyen hayvanlarda görülen, beyine yerleşerek felçlere neden olan ve ölümle sonuçlanan bir hastalıktır. İnsanlara kuduzu en çok bulaştıran hayvan köpektir. Bunun yanı sıra kurt, çakal, sırtlan, tilki, ayı ve eşek önemli bulaşma kaynaklarıdır. Hastalığın ortaya çıkması, hastalık etkeni olan virüs’ün vücuda girmesinden sonra ortalama 2-8 haftadır. Hastalık genellikle kişilik ve huy değişikliği, huzursuzluk, kırıklık, ateş yükselmesi, ısırık yerinin ve/veya tüm vücudun kaşınması ile başlar; huzursuzluk giderek kontrol altına alınamaz; tükürük salgısı aşırı artar. Yutma ve solunum merkezlerinin felç olması nedeniyle yutma güçlüğü ve nefes almada zorluk görülür. Bu belirtilerin başlamasından 3-10 gün sonra ölüm meydana gelir. Köpeklerde görülen leptospira olgularının büyük çoğunluğu L.canicola, L.icterohaemorrhaigae, L.ponoma tarafından yapılmaktadır. Bakteri idrar yoluyla atılır ve vücuda mukozalardan veya yara bere olan deriden girer. Hastalık insanlara da bulaşabilir. Hastalık yazın daha sık olarak görülür. Vücuda giren bakteri iç organlara gider ve 4-10 gün süren çoğalma dönemine girer. Bu dönemin sonunda; böbrekler etkilenebilir ve bunun sonucunda böbrek yetmezliği oluşabilir, Karaciğer etkilenirse sarılık, akut hepatit veya kronik aktif hepatit şekillenebilir; pıhtılaşma bozuklukları ortaya çıkabilir. Lösemi, (kan kanseri) ya da ilik kanseri olarak da bilinen bir hastalıktır. Kemik iliğinde kan yapımından sorumlu hücrelerin kanserleşmeleri sonucunda gelişir ve aslında tek bir hastalık değildir; çok değişik tipleri vardır. Kanserleşen ilik hücreleri sağlıklı kan üretmedikleri gibi, iliği istila etmek suretiyle sağlıklı kan üretebilecek hücrelere de yer bırakmazlar. Lyme hastalığı, insan ve hayvanlarda görülebilen ve kenelerle bulaştırılan (taşınan) bakteriyel bir hastalıktır. Bu hastalığa Borrelia burgdorferi bakterisi neden olmaktadır. Yüksek ateş, iştahsızlık bitkinlik ,ani gelen şiddetli ağrılar ,davranış bozuklukları

15


bilinç kaybı olabilir. Multipl miyeloma, bir kanser çeşididir. Plazma hücreleri denen bir beyaz kan hücresi türünü etkiler. Parkinson hastalığı, beyinde hareketlerimizden sorumlu olan hücrelerin ufak bir bölümünün hasara uğraması ve eksilmesi, dejenerasyon sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Bu hücreler dopamin adı verilen kimyasal bir madde salgılar. Dopamin, bilgileri bir sinir hücresinden diğerine gönderir. Beyinde yeterli dopamin yapılamazsa hareket ve denge işlevleri etkilenerek Parkinson hastalığı belirtileri ortaya çıkar. Periferal nörit, sinir uçları iltihaplanması ile ilgili bir rahatsızlıktır. Raynaud Sendromu, el ve ayak parmaklarının soğuğa sunuk kalması nedeniyle ağrı ve uyuşuklukla birlikte soluklaşmasıdır. Dolaşım bozukluğu nedeniyle hastalık görülür. Genellikle bu hastalığın altında başka nedenler vardır. Bu nedenler bilinmiyorsa Raynaud’s sendromu adını alır. Sürekli sarsıntı yapan makinalarla çalışan işçilerde görülür. Sıtma, hastalık yapıcı bir parazit olan plazmodiumların, dişi anofel sivrisinekleriyle insanlara bulaşmasıyla yayılan ateşli bir hastalıktır. Batı dillerinde bu hastalık için ‘Malaria’ terimi de kullanılır ki bu İtalyancada ‘kötü hava’ anlamına gelir. Hastalığın en önemli belirtisi olan titremeyle yükselen ateş, plazmodiumun çeşidine göre değişik şekillerde olur. Çok eski zamanlardan beri bilinen bu hastalığın tanısının konulması kolaydır; ayrıca tedavisi de olasıdır. Tetanoz mikrobu, genellikle toprakta, nemli ortamda, ev-ameliyathane tozlarında, tuzlu suda, özellikle gübre içerisinde ve oksijensiz ortamda yaşayabilen, ısıya dayanıklı bir mikroptur. Vücuda çok küçük yara ve kesiklerden bile kolayca girebilen Tetanoz mikrobu, salgıladığı Tetanospazmin adlı “Tetanoz zehiri” ile omuriliğe ve sinir sistemine zarar vermekte ve gelişmiş tüm tedavi olanaklarına rağmen hala 10 hastadan 6’sının ölümüne yol açmaktadır. Türkçede travma yaralanma, incinme, anlamına gelmektedir. Travma sonrası stres bozuklugu (TSSB), DSM-IV’te, gerçek bir ölüm ya da ölüm tehdidi, ağır yaralanma, bireyin fiziksel bütünlüğünü tehdit eden bir durumla karsilasmasi, böyle bir duruma tanik olma gibi agir travmatik olaylardan sonra ortaya çikabilen, özgül semptomlarla kendini gösteren bir tablo olarak tanimlanmaktadir. Semptomlar üç aydan kisa sürdügünde “akut”, daha uzun sürerse “kronik” TSSB adi verilir. Klinik açidan önemli bir özellik de travmatik yasantidan 6 aydan uzun bir süre sonra ortaya çikan tiplerdir. Bunlara, gecikmeli baslangiçli adi verilmektedir. Verem, (Tüberküloz) olarak da adlandırılan verem hastalığı insanlık tarihinin ilk çağlarından itibaren görülen en eski hastalıklardan birisidir. Verem esas olarak akciğerleri tutan ve bunun yanı sıra diğer birçok organda da yerleşebilen Mycobacterium Tuberculosis (Koch basili) mikrobunun oluşturduğu bir hastalıktır. Bağışıklık sistemi hücreleri savaşmalarına karşın mikropların tamamını genellikle öldüremez. Basiller akciğerlerde yuvalar oluşturmasına neden olur. Verem en çok omurga, kalça kemikleri, lenf bezleri, böbrekleri etkiler. Hastalığı, yalnızca akciğer veremi olan kişiler yayabilir. Bu kişilerin öksürmesi, konuşması ve hapşırması sonucu mikroplar damlacık şeklinde havaya atılırlar. Ortamda bulunan diğer sağlıklı kişiler havada asılı kalan bu mikropları

16


soluk alırken akciğerlerine alırlar. Kaşık, çatal, bardak gibi eşyalardan hastalık bulaşmaz. Verem mikrobu vücuda girdikten sonra uzun süre hastalık yapmadan kalabilirler. Bu dönemde vücut tarafından oluşturulan verem mikrobu bulaştığını genellikle bilmez.

HAYVANCILIK SEKTÖRÜNDE İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ Bugün hayvancılık, dünyada dev bir sektördür. Dünyanın çeşitli yerlerinde farklı şekillerde besicilik işi yürütülmektedir. Dünyanın gelişmiş bölgelerinde, değişen teknoloji ve bilim ışığında hayvancılık sektörü de farklı boyutlar kazanmıştır. Çok daha fazla hayvanın besi çiftliklerinde beslenebilmesi ve tüketim gereksinmesini karşılayabilmesi için, bu konuda da verimlilik ön plana çıkarılmıştır. 10 binlerce hayvanı çobanların gezdirmesi ve otlatması mümkün olamayacağı için, dar ve kapalı alanlarda bu hayvanların yetiştirilebilmesi için yeni yöntemler bulunmuştur. Geleneksel yöntemlerle hayvancılığın yapıldığı bölgeler ise, dünyanın genellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan coğrafyalarını kapsamaktadır. Verimliliğin az olduğu bu bölgelerde, bu işle uğraşanların büyük bir kısmı da fakirlik içinde yaşamaktadır. Dünya nüfusunun giderek artması ve buna bağlı olarak talebin artması, beslenen hayvan sayısını arttırmıştır. Büyük miktarlarda tüketimi karşılayabilmek için üretim yapılırken bazı önemli sorunlarla karşılaşılmaktadır. Bunlardan en önemlisi, bu hayvanların hastalık kapmadan üretilebilmesidir. Gerçekten de hayvanlardan insanlara bulaşan birçokvirüs ve bakteri sayısız hastalığa neden olabilmektedir. Örneğin Listeria* ve Salmonellae*, mandıra ürünlerinde bulunan bakterilerdir ve ciddi hastalıklara neden olabilmektedirler. ABD’de her yıl bu tür yiyeceklerden kaynaklanan 33 milyon hastalık olgusunun bulunduğu ve 9 bin ölüme rastlandığı tahmin edilmektedir. Bu sağlık açısından sektörün ne önemde olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Hayvancılık Sektöründe Kazalar, Hastalıklar Ve Tehlikeler 1. Hastalıklar Doğrudan Fiziksel Temas Kaynaklı Sağlık Sorunları -Allerjik Kontakt Dermatit* -Allerjik Rinit* -Isırıklar ve Çifteler -Zehirli Hayvanların Sokması -Astım* -Travma* -Sıyrıklar ve Çizikler Organik Etmenlerden Kaynaklanan Sağlık Sorunları -Agrokimyasal Zehirlenme -Antibiyotiklere Direnç

17


-Kronik Bronşit* -Kontakt Dermatit* -İlaçlı Yiyeceklere Sunuk Kalma ve Allerji Yiyeceklerden Kaynaklanan Hastalıklar -Çiftçi Akciğeri* -Zatürre* -Müköz Zar İltihaplanmaları* -Astım* İlaçlara Sunuk Kalmaktan Ötürü Oluşan Allerjiler -Zoonotik* Hastalıklar Fiziksel Etmenlerden Kaynaklanan Sağlık Sorunları -Duyma Kaybı -Makinaların neden olduğu travmalar -Metan Yayılması -Kas ve İskelet Sistemi Rahatsızlıkları 1.1 Zoonotik Hastalıklar

İnsanlar arasında yukarıda sayılan zoonotik hastalıkların görülme sıklığı ile ilgili sağlıklı veriler, genellikle hastalık teşhisi ve kayıt tutma sistemlerinin en gelişmiş olduğu ülkelerde bile bulunmamaktadır. Bunun en önemli nedeni epidemiyolojik (Epidemiyoloji, toplumdaki hastalık, kaza ve sağlıkla ilgili durumların dağılımını, görülme sıklıklarını ve bunları etkileyen faktörleri inceleyen bir çalışma alanıdır.)verilerin yetersizliği ve zoonotik hastalıkların başka hastalıklarla karıştırılmasıdır. 1.2. Solunum Yolu Hastalıkları

18


Gelişmiş ülkelerde yapılan araştırmalara göre hayvancılık sektöründe çalışanların %25’i bir çeşit solunum yolu rahatsızlığı geçirmektedir. Bu oran, solunum yolu rahatsızlıklarını en sık görülen hastalıklar sınıflandırmasında en tepelere yerleştirmektedir. Görülen hastalıkların en önemli nedenleri tozlar, gazlar, tarımsal kimyasallar ve enfeksiyona neden olan etmenlerdir. Tozlar değerlendirilirken 2 gruba ayırmak olasıdır. İlk grup Organik bileşenlerden oluşan tozlar, ikinci grup ise inorganik bileşenlerden oluşan tozlardır. İnorganik tozların en önemli kaynağı otlaklar ve yeşil alanlardır. Hastalıkların en önemli kaynağı ise mikropları içinde barındıran tarımsal organik tozlardır. Bronşit* ve astım* en sık rastlanan rahatsızlıklardır. Astımlar daha çok allerji kaynaklı değil solunum yollarının kronik olarak iltihaplanmasından ötürü görülmektedir. Müköz zar iltihaplanması da organik tozlara sürekli sunuk kalmaktan kaynaklanan bir başka rahatsızlıktır. Gazlar da hayvancılık sektöründe karşılaşılan solunum yolu hastalıklarının önemli nedenlerindendir. Sığırların ve diğer büyükbaş hayvanların beslendiği büyük kapalı alanlarda ve kümeslerde amonyak düzeylerinin yüksek olması bazı tehlikeleri beraberinde getirmektedir. Gübre olarak kullanılan anhidr amonyak hem akut hem de uzun dönemli solunum yolu hastalıklarına neden olmaktadır. Gübre saklama ünitelerinde aniden hidrojen sülfür gazına sunuk kalma ölümlere bile yol açabilmektedir. Aynı şekilde insektisit dumanlarına da sunuk kalmak ölümlerlesonuçlanabilmektedir. 1.3. Cilt Hastalıkları Cilt hastalıkları; kontakt dermatit*, güneş kaynaklı, enfeksiyon* kaynaklı ya da böcek kaynaklı olmak üzere sınıflandırılabilir. Hayvancılık ve tarım sektöründe karşılaşılan hastalıkların neredeyse %70’inin cilt kaynaklı olduğu tahmin edilmektedir. Kontakt Dermatitler* sıkça görülmektedir. Gübreler, bitkiler, yemler, pestisitler ve yemlere konulan antibiyotikler de cilt hastalıklarına neden olmaktadır. Güneşe uzun süreler sunuk kalmak da oldukça ciddi cilt hastalıklarına neden olmaktadır. Aktinik Keratoz* ve cilt kanserleri* bunların en önemlileridir. 2. Kazalar Hayvancılık sektöründe görülen iş kazalarının çok önemli bir bölümü beslenen hayvanlarla kurulan birebir fiziksel temastan kaynaklanmaktadır. Hayvanların çifte atması, itmesi, hırçınlaşarak saldırması ve ısırması yaralanmalaraneden olmaktadır. ABD’de National Traumatic İnjury Surveillance of Farmers (NIOSH)’in 1993 yılında yaptığı belirlemeye göre tüm hayvancılık da içinde olmak üzere bütün tarımsal sektörlerde, yaralanmaların önemli bir kısmı hayvanlarla fiziksel temastan kaynaklanmakta ve sadece sığır ve koyunların neden olduğu olaylar bütün içinde %18’i teşkil etmektedir. Aynı zamanda bu yaralanmalar geçici iş görememe konusunda en çok işgünü kaybına neden olan olaylar olarak ortaya çıkmaktadır. Hayvancılık sektöründe daha önceki bölümlerde anlatıldığı gibi hayvanlardan insanlara bulaşan zoonotik*hastalıklar vardır. Bunların tamamına yakını son derece tehlikeli, ciddi sağlık sorunları yaratan hastalıklardır. Bu nedenle bazı önlemlerin alınması gerekmektedir.

19


Hayvanların aşılanması, insanların aşılanması, çalışma ortamında sağlık önlemleri alınması, yiyeceklerin sağlıklı şekillerde kullanılması(sütün pastörize edilmesi, etin iyice pişirilmesi) hastalıklara yakalanma riskini azaltacaktır. Doğru antibiyotiklerin kullanılarak dirençli bakterilerin gelişiminin engellenmesi bu hastalıkların önlenmesinde çok önemlidir. Bu hastalıkların nasıl bulaştıkları konusunda kavramsal bir çerçeve yaratılarak kişilerin bilgilendirilmesi de gerekmektedir. Arıcılık; arı ürünleri elde etmek amacıyla, balarısı kolonisi edinme ve onu yönetme faaliyeti olarak tanımlanabilir. Balarısı kolonisini yönetebilme becerisine sahip kişiler de arıcı olarak adlandırılır. Meslek Standartları Kurumunun tanımına göre; Arıcı, kendi başına ve belirli bir süre içerisinde, arılı kovan hazırlama, ana arı, oğul arı ve arı ürünleri üretme, arı kolonisinin bakım, beslenme, arı ürünleri hasadı, arıcılık araç, gereç ve ekipmanlarının bakım ve onarım işlemlerini yapma bilgi ve becerisine sahip nitelikli kişidir. Arıcı, işletmenin genel çalışma prensipleri doğrultusunda, araç, gereç ve ekipmanları etkin bir şekilde kullanarak, işçi sağlığı, iş güvenliği ve çevre koruma düzenlemelerine ve mesleğin verimlilik ve kalite gerekliliklerine uygun olarak, belirlenmiş görev ve işlemleri yerine getirir. Arıcılık Yönetmeliği Resmi Gazete - 30.11.2011 / 28128 Arıcılıkta zirai mücadele tedbirleri İlaçlamada aşağıdaki hususlara uyulur. a) Mevcut imkânlar ölçüsünde arılıkların ilaçlama yapılan alanlardan uzak yerlerde bulunmasına özen gösterilir. b) Zirai mücadele yapılacak yerlerdeki ve çevresindeki arıcılara, mücadele yapacak kuruluş ve şahıslar tarafından yedi gün önceden, ilaçlama programına alınan bölgenin genişliği, kullanılacak ilacın cinsi, atılma zamanı, etki süresi ile bal arılarına olan etkisi duyurulur. c) Arıcılar, il/ilçe müdürlüklerinden, bulundukları yöredeki mücadele programları hakkında bilgi alır. ç) Bitki koruma ürünleri, kullanıma arz edilen hâliyle ve etiketinde belirtilen tavsiyelere göre uygulanır. Buna aykırı uygulamalarda sorumluluk uygulayana ve uygulanmasına izin verene aittir. d) Kullanılan bitki koruma ürünlerinin artık ve ambalajları kullanıcıları tarafından uygun şekilde imha edilmek zorundadır. e) Zirai mücadelede bal arılarını korumak için öncelikle sıvı ilaç kullanılır. f) İlaçlamalar sırasında arıların su içtiği kaynaklara ilaç bulaştırılmaz. g) İlaçlamalar akşam üzeri veya sabah erken saatlerde, arıların uçuş yapmadıkları zamanlarda uygulanır. İpek, ipekböceği larvalarının koza örmek için salgıladıkları, parlak ve çok ince bir teldir. Bu teller bir araya getirilerek ipek iplikleri elde edilir. İpek, kolay boyanabilen, yumuşak ve dayanıklı bir ip

20


olması nedeniyle tarih boyunca çok kıymetli bir dokuma hammaddesi olmuştur. Üretimle ilgili aşamalar; dut ağacının yetiştirilmesi, ipekböceği tohumu ve yaş koza üretimi, kozadan iplik çekilmesidir. İpek böcekleri özellikle genç yaşlarda çok hızlı geliştiklerinden sık sık ve genellikle yatak temizliği sırasında seyreltilmelidir. Bu amaçla özel çubuklar kullanılır. Ülkemizde ipekböceği yetiştiriciliği için işgücü genellikle kadın ve çocuklardan sağlanmaktadır ve boş zamanları değerlendirme açısından önem taşımaktadır. Yetiştirme yerleri ayrı olarak inşa edilebileceği gibi yetiştiricinin kendi evinin bir odası şeklinde de olabilmektedir. Ancak önemli olan gerekli sıcaklık, nem, havalandırma ve ışıklandırmayı sağlayabilecek yerlerin hazırlanmasıdır. Ülkemiz şartlarında binaların kuzey-güney yönünde inşa edilmesi uygundur. Temizliği; solan ve kuruyan yapraklar, dışkılar, deri döküntüleri, ölü ve sağlıksız larvalar vb maddelerle kirlenmiş olan besleme yataklarının zaman zaman temizlenmesi gerekir. Aksi halde, yataklarda nem oranı yükselmekte, mikroorganizmaların çoğalması kolaylaşmakta, fermentasyon sonucu oluşan ısı ve gazlar ipekböceği gelişimini olumsuz yönde etkilemektedir. İlk yaş dönemlerinde çok küçük olan larvalara zarar vermemek için sık temizlik yapılmamalıdır. Yatakların temizlenmesi 1. yaşta bir kere, 2. yaşta iki kere (birinci uykudan sonra, ikinci uykudan önce) ve 3. yaşta 3 kere (ikinci uyku sonrası, yaş ortası, üçüncü uyku öncesi) yapılır. Son iki yaşta (4. ve 5. yaş) yetiştirme şekli önem taşımaktadır. Yaprakların tek tek veya kısa dal parçaları şeklinde verildiği çok katlı sistemde her sabah temizlik yapılmalıdır. Besleme tablası olmayan 2-3 katlı sabit sistemde; 4. yaşta iki, 5. yaşta üç kere temizlik yapılabilir. Yapraklı dalların kullanıldığı 1-2 katlı sabit sistemde ise üç kere (üçüncü uykudan 2 gün sonra, 5. yaşta, askıdan önce) temizlik yeterlidir. Temizlenecek besleme yatağı üzerine temizlik ağları serilir, ağ üzerinde bir veya iki kere yemleme yapılarak bütün sağlıklı larvaların gözeneklerden geçerek ağın üzerine çıkması sağlanır. Daha sonra ağ temiz besleme yatağına aktarılır. Kirli besleme yatağı temizlenerek yeni larvalar için hazırlanır. İpek Böcekçilikte Hastalıklar ve Zararlılar 1. Protozoa hastalıkları Karabatan (Pebrin). 2. Bakteriyel hastalıklar •

Baygınlık (Flacherie) hastalığı,

Sindirim organlarının bakteriyel hastalığı,

Septisemi,

Sotto,

Kort.

21


3. Virus hastalıkları •

Sütleme (Grasserie) (sarılık),

Sitoplazma polihedrosisi,

Bulaşıcı Flacherie,

Gattine.

4. Mantar hastalıkları Kireç hastalığı (Muscardine, Calcino), - Beyaz muscardine, - Yeşil muscardine, - Sarı muscardine, - Kırmızı muscardine, Aspergillus ve Sterigmatocystis. 5. Zararlılar •

Uzi sineği,

Uji sineği,

Japon Ujisi (Kyoso sineği),

Dermestid böcekleri,

-Dermestes’ler,

-Anthrenus’lar,

-Attagenus’lar,

Kurtçuk (Pediculoides ventricosus),

Nematodlar,

Karıncalar,

Kertenkeleler,

Fareler,

Sincaplar,

Hayvancılık Sektöründeki Meslek Hastalıkları Aktinik keratozlar, diğer adı ile solar keratozlar, güneşin sebep olduğu, bu nedenle de daha sık olarak güneş gören alanlarda görülen bir hastalıkltır. Yüz, el, kol ve boyun aktinik keratozların en sık görüldüğü alanlardır.Bu oluşum açık tenli, sarı saçlı ve renkli gözlü kimselerde daha sık

22


görülürler. Seboreik keratoza göre daha düz ve kırmızıdır. Aktinik keratozlar kansere dönüşebilir. Bu tip gelişimlerde kabarma, kızarma ve yapısında bozulma oluşursa deri hastalıkları uzmanına muayene olmak gerekir. Astım, solunum yollarının ataklar halinde gelen tıkanmaları ile kendini gösteren kronik bir hastalığıdır. Astımda solunum yollarının şişmesi ve tıkaçların oluşması sonucu havanın akciğerlere girip çıkması engellenir. Hastalar ataklar arasında kendilerini iyi hissederler. Ataklar sırasında öksürük, göğüste sıkışma hissi, solunumda hızlanma, hırıltı ve nefes darlığı olur. Astımlı hastalar çevredeki birçok maddeye astımlı olmayanlara göre daha duyarlıdır. Bu uyarılar hastalarda hırıltı ve öksürüğe yol açar. Burun iç yüzeyi mukoza diye de bilinen bir tabaka ile döşelidir. Bu mukoza üzerinde burundan geçen solunum havasının filtre edilmesi ve nemlendirilmesi görevini üstlenmiş hücreler vardır. Ancak bu hücreler solunum havası ve dış ortamla çok yakın ilişkileri nedeniyle allerjenlerle sık olarak karşılaşmakta ve duyarlı hale gelmektedir. Bu duyarlılaşma normal burun mukozasını değişime uğratır. Bu değişimler sonrası Allerjik nezle veya allerjik rinitdenilen bir tablo ortaya çıkar. Bu tabloda burun kaşıntısı, burun akıntısı, burun tıkanıklığı, hapşırık, gözlerde kaşıntı ve sulanma gibi belirtiler gözlenir. Ayrıca bu belirtilere eşlik eden yeni bazı hastalıkların görülmesine de neden olurlar. Bronşit, akciğerlere giden havayollarının iç yüzündeki zarın iltihaplanmasıdır. Akut ve kronik olarak iki gruba ayrılır. 1- Akut Bronşit: Genellikle grip, kızamık, boğmaca veya tifo gibi hastalıklar sırasında görülür. 2- Kronik Bronşit: Bu çeşit bronşitte; havayollarını yağlayan bezler büyümüş, iç yüzlerinde bulunan tüyler görevini yapamaz olmuştur. Bruselloz, brusella bakterilerinin neden olduğu, infekte hayvanlardan insanlara bulaşabilen bir hayvan hastalığıdır. En sık bulaşma nedeni kaynatılmamış, pastörize edilmemiş süt ve süt ürünlerinin kullanımıdır. Çiğ etle de bulaşması mümkündür. Brusella bakterileri annenin hastalığı sırasında anne kanında bulunup, bazen anne karnındaki bebeğe bulaşır. Bu bulaşma düşük ve anne karnında bebek ölümü ile sonuçlanabilir. Bruselloz çeşitli antibiyotiklerle tedavi edilebilir. Cilt kanseri, deri üzerindeki iyileşmeyen yaradır. Görünür yerde olduğu için tanısı kolay ve tedavi edildiği takdirde ölüm riski düşük tümörlerdir. Vücudun her yerinde görülürse de sık olarak güneşe sunuk kalan bölgelerde rastlanır. Çiftçi Akciğeri, küflenmiş saman veya kuru ot tozlarının, çiftçilerin solunum yoluyla akciğerlerine girmesinden meydana gelen akut bir akciğer hastalığıdır. Bulaşıcı hastalık ya da enfeksiyon hastalıkları, hastalık yapıcı, herhangi bir yolla insana geçme özelliğindeki mikropların veya parazitlerin vücuda girmesiyle ortaya çıkan hastalıklardır. Hastalığı yapan organizmalar, virüsler, bakteriler, mantarlar olabilir. Bütün bulaşıcı hastalıklar bir veya birkaç yolla insana geçebilme özelliğindedir. İnsandan insana, hayvandan insana olduğu gibi, topraktan insana da bulaşabilir. Şarbon, AIDS, frengi, tifo, kolera, verem, boğmaca, sıtma, kızamıkçoık, belsoğukluğu ve daha birçok hastalık enfeksiyon hastalıklarıdır.

23


Hidatik Kist, hastalığında etken, Echinococcus multilocularistir. Erişkin hali köpeklerde yaşayan bu parazitin kedilere bulaşması ara konakçısı olan fareler aracılığı ile olmaktadır. Kedi veya köpeklerin dışkısı ile atılan yumurtaların ara konakçı fareler tarafından alınması ile ve vücudunda bu kisti taşıyan farenin kediler tarafından yenilmesi ile kediye bulaşır. Parazit kedilerin bağırsağında gelişerek yaklaşık 2 aylık bir sürede erişkin şeklini alır. Kedinin dışkısı ile dışarı atılan yumurtaların tekrar fareler ve kediler tarafından alınması ile siklus devam eder. Farelerin ve fare ile beslenen kedilerin insan ile teması fazla olmadığından, insanlara bulaşma nadirdir. Ancak bulaşma olduğu durumlarda insanlarda karaciğer başta olmak üzere akciğer, periton, böbrek ve beyin gibi organlarda hidatik kist oluşturabilir. Kontakt dermatit, derinin bazı maddelerle teması sonucu oluşan bir reaksiyondur. Bu reaksiyonların % 80’ i tahrişe bağlı reaksiyonlar (örneğin: bulaşık yıkama sonucu oluşan el gibi), % 20’ si de allerjik reaksiyonlardır. Reaksiyon temastan hemen sonra oluşmaz. Temas sonrası 13 gün sonra oluşan belirtiler genellikle 1 hafta veya daha sonra kaybolur. Deri kırmızı, kaşıntılı, iltihaplı ve kabarcıklı bir hal alır. Reaksiyon genellikle temas yerinde en yoğundur; derinin diğer bölgelerinde de olabilir. Kuduz, insanlarda ve özellikle et yiyen hayvanlarda görülen, beyine yerleşerek felçlere neden olan ve ölümle sonuçlanan bir hastalıktır. İnsanlara kuduzu en çok bulaştıran hayvan köpektir. Bunun yanı sıra kurt, çakal, sırtlan, tilki, ayı ve eşek önemli bulaşma kaynaklarıdır. Hastalığın ortaya çıkması, hastalık etkeni olan virüs’ün vücuda girmesinden sonra ortalama 2-8 haftadır. Hastalık genellikle kişilik ve huy değişikliği, huzursuzluk, kırıklık, ateş yükselmesi, ısırık yerinin ve/veya tüm vücudun kaşınması ile başlar; huzursuzluk giderek kontrol altına alınamaz; tükürük salgısı aşırı artar. Yutma ve solunum merkezlerinin felç olması nedeniyle yutma güçlüğü ve nefes almada zorluk görülür. Bu belirtilerin başlamasından 3-10 gün sonra ölüm meydana gelir. Köpeklerde görülen leptospira olgularının büyük çoğunluğu L.canicola, L.icterohaemorrhaigae, L.ponoma tarafından yapılmaktadır. Bakteri idrar yoluyla atılır ve vücuda mukozalardan veya yara bere olan deriden girer. Hastalık insanlara da bulaşabilir. Hastalık yazın daha sık olarak görülür. Vücuda giren bakteri iç organlara gider ve 4-10 gün süren çoğalma dönemine girer. Bu dönemin sonunda; böbrekler etkilenebilir ve bunun sonucunda böbrek yetmezliği oluşabilir, Karaciğer etkilenirse sarılık, akut hepatit veya kronik aktif hepatit şekillenebilir; pıhtılaşma bozuklukları ortaya çıkabilir. Listeria enfeksiyonu, Listeria Monocytogenes adı verilen bakterinin vücuda girmesiyle ortaya çıkan bir enfeksiyondur. Bakteri, toprakta, suda ve kanalizasyon sisteminde yaşayabilir ve buradan evcil hayvanlara, vahşi hayvanlara, kuşlara, sineklere ve kabuklu deniz hayvanlarına bulaşabilir. Bakteriyi taşıyan hayvanın gübresinden sebzelere ve meyvelere geçebilir. Pastörize edilmemiş sütte, peynirde, kırmızı ette, tavuk etinde ya da deniz mahsülünde bulunabilir ve insana yine bu yollarla geçebilir. Listeria Monocytogenes bakterisi insan vücuduna girdiği zaman Listeria enfeksiyonun neden olur. Müköz zar iltihabı, ağız-burun içi-barsak-mide-vajina ve akciğeri döşeyen zarla kaplı alanların iltihaplanması.

24


Q ateşi, Coxiella burnetii’nin neden olduğu bir enfeksiyondur. Ateş, titreme, baş ağrısı ve kırıklık görülür. İnsanlara kurumuş dışkı, idrar veya sütlerden enfekte olan tozların solunması ile ya da mezbahanelerdeki hava damlacıklarının solunması yolu ile bulaşır. Şarbon kelimesi Türkçeye Fransızcadaki charbon (kömür) kelimesinden geçmiştir; bunun nedeni şarbon hastalığının mikrobunun temasla geçen türünde deride kara lekeler oluşmasıdır. Şarbonun ingilizcedeki karşılığı olan anthrax adı ise mikrobun bilimsel adı olan bacillus anthricis‘e dayanıyor. Şarbon mikroskop altında şerit halinde gözüken mikrobun ve bu mikrobun yol açtığı bakteriyel enfeksiyon hastalığının adıdır. Şarbonun insandan insana bulaşması çok küçük bir ihtimaldir hastalıklı hayvandan insana geçişi ise şöyle olur : - Hayvanda oluşan şarbon yarasına temas ile - Şarbonlu hayvanın etinin yenmesi ile - Şarbon sporlarının bulunduğu havayı soluyarak. Şarbon mikrobu 120 ºC’lik ısıya kadar yaşıyabilir; hastalık insana 120 ºC’nin üstünde pişirilen etlerden geçmez. Şarbon sporları genellikle 1 ile 10 mikron büyüklüğünde olduğu için uzun süre havada asılı kalabilir ve solunum yoluyla havadan insana geçer.Dünyayı sarsan şarbon teröründe kullanılan mikrop ise laboratuvarda özel olarak üretilip toz haline getirilen türdendir. Türkçede travma yaralanma, incinme, anlamına gelmektedir. Travma sonrası stres bozuklugu (TSSB), DSM-IV’te, gerçek bir ölüm ya da ölüm tehdidi, ağır yaralanma, bireyin fiziksel bütünlüğünü tehdit eden bir durumla karsilasmasi, böyle bir duruma tanik olma gibi agir travmatik olaylardan sonra ortaya çikabilen, özgül semptomlarla kendini gösteren bir tablo olarak tanimlanmaktadir. Semptomlar üç aydan kisa sürdügünde “akut”, daha uzun sürerse “kronik” TSSB adi verilir. Klinik açidan önemli bir özellik de travmatik yasantidan 6 aydan uzun bir süre sonra ortaya çikan tiplerdir. Bunlara, gecikmeli baslangiçli adi verilmektedir. Verem, (Tüberküloz) olarak da adlandırılan verem hastalığı insanlık tarihinin ilk çağlarından itibaren görülen en eski hastalıklardan birisidir. Verem esas olarak akciğerleri tutan ve bunun yanı sıra diğer birçok organda da yerleşebilen Mycobacterium Tuberculosis (Koch basili) mikrobunun oluşturduğu bir hastalıktır. Bağışıklık sistemi hücreleri savaşmalarına karşın mikropların tamamını genellikle öldüremez. Basiller akciğerlerde yuvalar oluşturmasına neden olur. Verem en çok omurga, kalça kemikleri, lenf bezleri, böbrekleri etkiler. Hastalığı, yalnızca akciğer veremi olan kişiler yayabilir. Bu kişilerin öksürmesi, konuşması ve hapşırması sonucu mikroplar damlacık şeklinde havaya atılırlar. Ortamda bulunan diğer sağlıklı kişiler havada asılı kalan bu mikropları soluk alırken akciğerlerine alırlar. Kaşık, çatal, bardak gibi eşyalardan hastalık bulaşmaz. Verem mikrobu vücuda girdikten sonra uzun süre hastalık yapmadan kalabilirler. Bu dönemde vücut tarafından oluşturulan verem mikrobu bulaştığını genellikle bilmez. Zoonotik (Zoonoz) hastalıklar; insanlar ve hayvanların birbirine bulaştırabildikleri ve her iki gruba dahil bireylerde ortak olarak şekillenen hastalıklar diye tanımlanabilir. Kedi ve köpek gibi petlerden kaynaklanan zoonoz hastalıklar yanında tavuk, kuş vb. kanatlı hayvanlar, koyun, sığır vb. evcil memeliler, maymun, fare vb. yabani memeliler ve tavşanlar gibi pek çok hayvan türüne

25


ait zoonoz hastalık, insanlara bulaşarak ciddi sorunlara neden olabilir. Kedi ve köpeklerde dahil olmak üzere tüm hayvan türlerinde görülebilen ve insanlara da bulaşabilen bu zoonozlar, bakteriyel, paraziter, viral ve mantar kaynaklı olabilmektedir. Ayrıca bulaşması sadece kene pire gibi arthropodlar aracılığı ile olabilen bazı zoonoz hastalıklar arthropadal kökenli zoonozlar olarak tanımlanmaktadırlar. Bu etkenler (bakteri, virus, mantar ve parazitler) kedi ve köpeklerde değişik şekillerde hastalığa neden olurlar ve farklı yollarla insanlara bulaşabilirler. Kedi ve köpeklerde sık karşılaşılan ve önem taşıyan zoonoz karakterli hastalıklardan bazıları şunlardır; Salmonellosis, Brucellosis, Camphylobacteriosis, Leptospirosis, Kuduz, Cat Scratc disease, Lyme Hastalığı, Veba, Tularemi, Sporotrichosis, Dermatophytosis, Toxacara canis, Echinococcosis, Droflariasis, Cysticercosis, Toxoplasmosis. ZİRAİ MÜCADELE HAKKINDA GENEL BİLGİLER Ana besin kaynaklarından olan bitkiler çeşitli hastalıklara, zararlılara ve yabancı otlara karşı hassastırlar. Dünya tarım ürünlerinin yaklaşık üçte biri hastalıklar, zararlılar ve yabancı otlar nedeniyle tahrip olmaktadır. İstatistiklere göre dünyada hastalıkların, zararlıların ve yabancı otların sebep olduğu ürün kayıpları, 27.5 - 60 milyar ABD Doları arasında değişmektedir. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) kayıtlarına göre, sadece hububatta hastalıklar, zararlılar ve yabancı otlardan ileri gelen kayıp 23 milyon ton olup, bu miktar 150 milyon insanın bir yıllık ihtiyacıdır. Ürün kayıplarına neden olan hastalıklar, zararlılar ve yabancı otlar ile yapılan mücadelede en yaygın yöntem pestisit kullanımıdır. Pestisit, tarım ürünlerine veya hayvansal gıdalara; üretim, hasat, depolama ve taşıma esnasında zarar veren herhangi bir zararlıyı (yabancı ot dahil) kontrol etmek veya bunların zararlarını önlemek üzere uygulanan veya hayvanların vücutlarında bulunan herhangi bir böcek veya zararlının kontrolü amacıyla hayvanlara uygulanan madde veya madde karışımlarıdır.

26


İlaçlama esnasında kesinlikle hiçbirşey yenilmemeli ve içilmemelidir.Koruyucu elbiseler sık sık değiştirilmelidir.Zirai ilaçlar kullanılırken sigara içilmemelidir.Bilhassa kullanma esnasında alkollü içeceklerin kullanılması çok tehlikelidir.İlaçlamadan önce ve sonra eller bol su ve sabunla iyice yıkanmalıdır. İlaçlar asla deriye ve göze temas ettirilmemelidir.Herhangi bir şekilde temas etmesi halinde bol su ve sabunla yıkanmalıdır. İlaçlama aletlerinin memeleri üfleyerek açılmaya çalışılmamalıdır.İlaçlama esnasında buhar veya tozun çevreye bulaşmasından kaçınılmalıdır.Rüzgara karşı atılmamalıdır.Arılara karşı zehirli olan ilaçlarla çalışırken özen gösterilmelidir. Artan ilaçlar akarsu, dere göl gibi sulara bulaştırılmamalıdır. Zirai ilaçların uygulanması esnasında mide bulantısı, baş dönmesi, baş ağrısı, göz kararması veya diğer rahatsızlıklar meydana gelirse derhal iş durdurulmalı elbiseler değiştirilmeli ve doktor çağırılmalı veya en yakın hastanaye müracat edilmelidir. Ayrıca Zirai Mücadelede kullanılan ilaç etiketi de doktora birlikte götürülmelidir.

Pestisitlerin Sağlık Etkileri 1. İnsan Sağlığı Üzerinde Etkileri Toksikoloji kısaca zehir bilimi olarak tanımlanabilir. Daha geniş anlamda toksikoloji kimyasalların canlı organizmalara olan zararlı etkilerini araştıran bir bilim dalıdır. Modern toksikoloji, "toksisiteyi doz belirler" prensibine dayanır. Doz belirtilmeden bir maddenin zararlı, toksik ve çok toksik olarak tanımlanması doğru bir yaklaşım değildir. Doz ise “miktar” ve “sıklık” olmak üzere 2 faktörün kombinasyonundan oluşur. Doz ve toksikoloji ilişkisinin önemini daha iyi anlatabilmek için günlük besin maddelerinden örnek vermek yerinde olacaktır. Besinler normal miktarlarda yendiğinde sağlığımız açısından son derece yararlıdır, aşırı tüketildiğinde ise organizmaya zarar verebilir hatta ölüme yol açabilir. Bu konudaki en yaygın bilinen örneklerden birisi kafeindir. Gün boyunca fincanla azar azar kahve içilmesini vücut tolere edebilir, ancak gün boyunca alınan bu kahveyi bir defada içersek kalp atışlarımızın hızlandığını hissederiz. Aynı şekilde, insanın günlük tuz ihtiyacı yaklaşık 6 gr civarındadır, 60 - 70 gr tuz küçük bir çocuğa bir defada verildiğinde öldürücü olabilmektedir. Toksisite bir kimyasalın herhangi bir canlıda istenmeyen etki oluşturma durumudur. Çoğu toksik etki, uygun tıbbi tedavi uygulandığında geriye dönüşümlü iken, bazı etkiler ise kalıcı olabilmektedir.

27


Toksikoloji bir maddenin doza bağlı olarak canlı organizma üzerindeki etkisini inceler. Toksikologlar tarafından yapılan deneylerin hedefi denek hayvanlarda herhangi bir maddenin muhtemel zehirlilik etkisini tespit ederek, insan, hayvan ve çevre sağlığı açısından risk oluşturup oluşturmayacağını ortaya koymaktır. İnsanlar çevrede yaygın olarak bulunan kimyasallara değişik şekillerde maruz kalabilmektedir. Pestisitler de dahil olmak üzere tüm kimyasalların insan vücuduna girişi üç yolla olmaktadır. 1.1 Ağız Yolu: Pestisitlerin vücuda alınış yollarından biridir. Bu şekilde giriş genellikle kaza, dikkatsizlik, kirlenmiş ortamda yeme içme sonucu ortaya çıkmaktadır. Bu yolla zehirlenmenin şiddeti özellikle etken maddenin özelliğine ve alınan miktara göre değişmektedir. 1.2 Solunum Yolu: Solunum yoluyla maruziyet, sıvı ve toz ilaçların imalatı veya kullanımı esnasında ortam havasına yayılan buhar ve tozların solunması ile gerçekleşir. Solunum yoluyla maruziyet özellikle buharlaşma özelliği yüksek fumigant ilaçlarda çok fazladır. 1.3. Deri Yolu: Pestisitlerin vücuda girişinde en yaygın yoldur. Deri yoluyla maruziyet, bir pestisitin deriden emilme özelliğinin olup olmadığı ile ilişkilidir, sıvı ilaçların deriden penetrasyonu (geçişi) genellikle hızlıdır. Vücudun değişik kısımlarında deriden emilme önemli farklılıklar göstermektedir. Ön kolda (bilek-dirsek) emilme, kasık bölgesine göre 11 kez daha hızlıdır. Uzun kollu gömlek ve kimyasala dayanıklı eldiven giyilmesi halinde derinin ilaca maruz kalması %98 oranında önlenebilmektedir. Deri yoluyla zehirlenmenin şiddeti özellikle; ilacın deri yoluyla olan toksisitesine deriden emilme miktarına bulaşık deri alanının büyüklüğüne ilacın deriyle temas halinde kalma süresine deri üzerindeki pestisit miktarına deride bulunan kesik, yara gibi özel durumların varlığına göre değişir.

28


Kimyasal Madde Deposu

Pestisit Üretimi Yapılan İşyerinden Genel Görünüm

29


Toz İlaç Tartımı ve Ambalajlama Tarım işçileri pestisitler, insektisitler, silo ambarlarındaki silajlar, küflü saman ve şeker kamışı, mantar sporları ve ozon, metan, amonyak gibi kimyasallara maruz kalabilmektedirler. Bütün bunlar solunum yollarını son derece olumsuz etkilemektedir. Bütün bu tehlikelere karşı ortamda bulunan toz arındırılmalı, silo ambarlarında iyi havalandırma yapılmalı, nem ve küflü ortamlar yok edilmelidir. Ancak alınan bu önlemler bütün tehlikeleri yok etmek için yeterli değildir. Özellikle ilaçlama yapılırken ya da diğer solunum risklerinin bulunduğu bu alanlarda dolaşılırken mutlaka solunum koruyucu donanımlar kullanılmalıdır. Çiftçiler arasında aynı zamanda yukarıdaki bölümlerde söz edilen çeşitli cilt hastalıklarına da sıkça rastlanmaktadır. Hasat yapılırken, bitki, ot, mısır ve pamuk toplanırken cilt tahriş olabilmektedir. Ayrıca sıkça böcek ısırmaları, sokmalar ve buna benzer durumlarla da karşılaşılmaktadır. İş yapılan ortam kimi zaman kuru ve sıcak, kimi zaman soğuk ve nemli olabilmektedir: Tıpkı pamuğun sıcak günlerde toplandığı ya da pirinç tarlalarının bataklık olduğu gibi. Bütün bu koşullar da cildi olumsuz etkileyebilmekte ve kansere varıncaya değin birçok ciddi hastalığa neden olabilmektedir. Bu nedenle iklim koşullarına uygun koruyucu giysiler giyilmelidir. Orman işlerinde; Kesilmelere karşı alınacak mekanik önlemlerden sonra elleri ve vücudu korumak için el koruyucu eldivenlerin vekoruyucu giysilerin içine koruyucu tabanlar ve yastığa benzer pedler (ayakkabı tabanlığına benzer) yerleştirilmektedir. Birkaç kat ‘dayanıklı liflerden’ oluşmuş bu elyaf, giysilerin içine yerleştirildikten sonra, testere zincirleri bu bölgeye

30


dokunduğunda, dayanıklı lifler dışarı çıkar ve gerilimden ötürü makine durur ve böylecek kesilme riski azalmış olur. Ancak unutulmamalıdır ki, kesilmeye karşı vücudu tamamen koruyabilecek materyal çok kalındır ve genellikle uzun çalışmalar açısından kullanım rahatlığı hemen hiç yoktur. Onun için testereler kullanılırken son derece dikkat edilmelidir Kauçuktan yapılmış ayak koruyucu botlar ve ayakkabılar, testerelerin neden olduğu kesikleri önlemek konusunda oldukça etkilidir. Kesikler özellikle ayaklarda, parmaklara yakın yerlerde sıkça meydana gelmektedir onun için bu bölgelerin ‘metal kaplı’ olması, parmakları kesiklere karşı koruyacaktır. Çok sıcak havalarda kauçuk botların kullanılması mümkün değildir bunun için deri olanlar yine parmakların olduğu bölge metalle kaplanmak suretiyle kullanılabilir (çelik burunlu ayakkabı). Düşen ağaçlara ve dallara karşı işçilerin korunması için baş koruyucu donanımlar olan baretler, kasklar ve başlıklar takmak gerekmektedir. Bunlar aynı zamanda testerenin geri tepmesiyle birlikte başa gelmesi durumunda da kesilmeye karşı yaşamsal bir rol oynar. Çünkü baş bölgesinde testerenin yarattığı kesilmeler çoğunlukla ölümle sonuçlanmaktadır. Bununla birlikte kafaya rahatça oturan ve ağır olmayan bir başlığın kullanılması çok önemlidir. Tersi durumda, işçi rahatsız olduğu için dikkati dağılacak ya da gün sonunda bazı ağrılar ortaya çıkacaktır. Sıcak havalarda başın hava alması için, delikli olanlar yeğlenmelidir. Ancak deliklerin çoğalması, başlığın travmalara karşı gösterdiği direnci azaltır. Yüzü korumak için özellikle başlığa monte edilmiş, indirilip-kaldırılabilen yüz koruyucu siperler (maskeler) kullanılabilir. Bunlar genellikle plastikten yapılmaktadır ve şeffaf olduğu için net bir görüş sağlamaktadır. Ancak kolayca pislenir ve plastik temizlenirken kullanılan kimyasallar kolayca aşındırma yapar. Bu nedenle farklı materyallerden yapılmış ağ şeklinde yüz tülleri de kullanılabilir. Yine gözleri korumak için koruyucu gözlükler takılabilir; ancak buğulunmaya karşı özel olarak tasarlanmış olan modeller kullanılmalıdır. Tersi durumda görüş engellenir ki, bu daha büyük kaza riskleri doğurur. Ormancılıkta kullanılan makinalar ve testereler oldukça çok gürültü çıkarırlar. Bu nedenle bu gürültüye uzun süre sunuk kalan işçilerde duyma ile ilgili sorunlar meydana gelir. Eğer önlem alınmaz ve çok uzun yıllar bu gürültüye sunuk kalınırsa, sonunda sağırlıklar ortaya çıkar. Bunun için kulak koruyucu donanımlar olan kulaklıkların ve kulak tıkaçlarının mutlaka çalışılırken kullanılması gerekmektedir. Bu kulaklıkların etkili olarak kullanılabilmesi için kulağa tam oturması ve kulakla ortam arasında tam bir tampon oluşturması gerekir. Gözlüklerin ya da başlıkların çıkıntıları kulaklıkların tam oturmasını engellerse o zaman tam bir koruma sağlanamaz. Hayvancılık Sektöründe Kişisel Koruyucu Donanımların kullanılması bu sektörde çalışanların sağlık ve güvenliği için son derece önemlidir. Kapalı alanlarda yerel cebri çekişli havalandırma sistemlerin kurulması ve düzenli temizlik yapılması maruz kalınan toz miktarını önemli ölçüde azaltacaktır. Solunum Koruyucu donanımlar kullanılarak ortamda bulunan tehlikeli gazlar ve tozlarla temas engellenebilir. Ortamdaki tozu süzmek için uygun toz maskeleri kullanılmalıdır. Diğer tehlikeli ve öldürücü olan gazlara karşı korunmak için ise sadece

31


tozları süzen maskeler yeterli olamaz. maskeleri ve aygıtları gerekmektedir.

Bunun

için

havayı

süzebilecek solunum

Sektörde cilt hastalıkları da son derece yaygındır. Gübreler, bitkiler, yemler, pestisitler, otlar, böcekler, güneş, mikroplar, bakteriler ve virüsler cilt hastalıklarına neden olmaktadır. Bu nedenle çalışılan ortama uygun koruyucu giysiler kullanılmalıdır. AÇIK HAVADA ÇALIŞMANIN GETİRDİĞİ SAĞLIK SORUNLARI Burun iç yüzeyi mukoza diye de bilinen bir tabaka ile döşelidir. Bu mukoza üzerinde burundan geçen solunum havasının filtre edilmesi ve nemlendirilmesi görevini üstlenmiş hücreler vardır. Ancak bu hücreler solunum havası ve dış ortamla çok yakın ilişkileri nedeniyle allerjenlerle sık olarak karşılaşmakta ve duyarlı hale gelmektedir. Bu duyarlılaşma normal burun mukozasını değişime uğratır. Bu değişimler sonrası Allerjik nezle veya allerjik rinit denilen bir tablo ortaya çıkar. Bu tabloda burun kaşıntısı, burun akıntısı, burun tıkanıklığı, hapşırık, gözlerde kaşıntı ve sulanma gibi belirtiler gözlenir. Ayrıca bu belirtilere eşlik eden yeni bazı hastalıkların görülmesine de neden olurlar. Soğuğa bağlı doku zedelenmelerinin dereceleri: DÜŞÜK ISI (Hipotermi) : Vücut ısısında düşmedir. Damarlarda büzülme, kaslar arasında eşgüdüm bozukluğu, kas güçsüzlüğü, mental yetide azalma vardır. Belirtileri : •

Sağ eli kullanma yetikisinde kayıp

Sağ el egemenliğinin kaybı

Reaksiyonlarda genel yavaşlama

Vücutta peltekleşme

Düşünce sığlığı

Mantıksız davranışlar

Eylemsizliğe bağlı metabolik ısıda azalma.

Vücut ısısı düşmeyi sürdürürse, kalp atım hızı düşer; soluk alıp verme yüzeyelleşir. Isı düşüşünün sürmesi halinde, ventriküler fibrilasyon çıkar. Islaklık bütün bu süreçleri hızlandırır. SOĞUK VURMASI (pernio, frost-nip, chillblain): Yerel, yüzeyel donmaya bağlı zedelenmedir. Deri altı kanamalara bağlı koyu mavi küçük kabarcıklar vardır. Bu kabarcıklar ya ülserleşirnekroze olur; ya da ağrılı ve yavaş bir iyileşme gösterir. Yinelemelerinden kaçınılmalıdır. SİPER AYAĞI (Trench foot, immersion limb): Dolaşım bozulur; dokunun beslenmesi bozulur. Deride ülser ve nekroz gelişir. DONMA (Frostbite): Doku donar; buz kristalleri ortaya çıkar. Hücresel düzeyde parçalanma vardır. İyileşmede, donan dokunun derinliği önemli rol oynar. Eğer damarlar donmuşsa, doku ölümü (nekroz) ortaya çıkabilir. Donmada deri kızarır ve mavimsi kırmızı bir renk alır. Etkilenen

32


bölgede yanma tarzında bir ağrı ve uyuşma olur. Donan bölge kansızlığa bağlı balmumu solukluğunu alır. İlk etkilenenler parmaklar, yanaklar, burun ve kulaktır. YANIK, ısı, ışın, elektrik veya kimyasal maddelere sunuk kalma sonucunda deri ve derialtı dokularda meydana gelen yaralanmadır. 1. derece yanıklar: Derinin sadece en üst tabakasının zedelendiği yanıklardır. Kızarıklık, gerginlik ve ağrı görülür. Örnek: güneş yanıkları. 2. derece yanıklar: Derinin üst ve değişen oranlarda alt kısmının etkilendiği yanıklardır. Kızarıklık, gerginlik, ağrı ve su toplanması (bül) ile karakterizedir. 3. derece yanıklar: Tüm deriyi kapsayan; derialtı dokularına, derin dokulara ve hatta kemiklere kadar ulaşan yanıklardır. Deri kuru kayış gibi olabilir veya renk değişikliği görülebilir (kömür gibi, beyaz veya kahverengi olabilir). Şiddetli yanıklarda, yüzeysel sinir uçları ve kan damarları zedeleneceğinden yanık alanda his kaybı olabilir; buna karşın çevredeki daha az yanmış olan doku aşırı ağrılı olabilir. Raynaud Sendromu, el ve ayak parmaklarının soğuğa sunuk kalması nedeniyle ağrı ve uyuşuklukla birlikte soluklaşmasıdır. Dolaşım bozukluğu nedeniyle hastalık görülür. Genellikle bu hastalığın altında başka nedenler vardır. Bu nedenler bilinmiyorsa Raynaud’s sendromu adını alır. Sürekli sarsıntı yapan makinalarla çalışan işçilerde görülür. MEVZUAT İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Resmi Gazete: 11 Ocak 1974 /14765

Açık Alanda Çalışmalarda Konaklama •

İşyerlerinde işçilerin, içinde çalıştıkları yerler ile depo ve ambar gibi yerlerin, aynı zamanda işçi konutu olarak kullanılması ve buralarda işçi yatırılması yasaktır. Ancak, bekçi ve nöbetçi gibi kimselerin, görevin gerektirdiği hallerde işyerlerinde ayrılan özel bir yerde yatmalarına izin verilebilir.

Açık havada ve meskun yerlerden uzakta yapılan işlerde çalışanlardan gecelerini işlerinde geçirmek zorunda bulunanların açıkta yatmamaları için, basit barakalar veya çadırlar sağlanır. Baraka ve çadırlar, mahfuz bir yere kurulacak, yerler düzeltilecek, drenaj için gerekli tedbirler alınacaktır.

Baraka ve çadırlar; sağlık şartları ve dış etkilerden korunma bakımından yeterli nitelikte olacaktır. Baraka ve çadırların ısıtılması için, gerekli araçlar sağlanacaktır. Yangın ve zehirlenmelere karşı, gerekli tedbirler alınmak suretiyle sobadan yararlanılabilir. Baraka ve çadırlarda mangal, maltız ve benzeri açık ateşler yasaktır.

Bakara ve çadırlarda, yere yatak sermek suretiyle yatmak yasaktır. İşveren, karyola, ranza ve benzerini sağlamak zorundadır.

33


Baraka ve çadırlarda, işçilerin gerekli şekilde örtünmeleri için, yeteri kadar battaniye, işverence verilir. Yatak, battaniye ve benzerleri temiz bir halde bulundurulup, gerektiğinde dezenfeksiyonu yapılır.

Ortak Kullanım Alanları 1) İşyerleriyle müştemilatının ve özellikle işçi konutlarının ve helalarının temizliği artırılacak ve buralarda kullanılan içme ve kullanma suları, gerektiğinde sterilize veya dezenfekte edilecektir. 2) İşyerleri ile işçi konutlarında sivrisinek, sinek, tahtakurusu, pire ve benzeri zararlıların yokedilmesi için, sık sık gereken temizleme tedbirleri alınacak ve fenni usullere göre, gerekli emniyet kurallarına uyularak ensektisit, rodentisit uygulaması yapılacak ve bunların yuvaları yakılacak ve yokedilecektir. Farelere karşı da diğer etkili rodentisitler kullanılacak ve gerektiğinde bunlar fenni usullerle yokedilecektir. 3) İşçiler, sık sık temizlik ve özellikle muayenelerine tabi tutulacaklar, bekar işçilere özgü binalardaki yataklar vb. eşya aynı şekilde kontrol edilecektir. 4) İşyerleri ve müştemilatı ile işçi konutları etrafında gübre, süprüntü ve benzeri pislik biriktirilmeden kaldırılacak, haşeratın üremesine yarayacak su birikintileri akıtılacak veya kurutulacaktır. 5) Bulaşma ihtimali olan işyerlerinde ve işlerde, işçilere, uygun koruyucu elbise, çizme ve benzeri gerekli malzeme verilecek, maden ocakları, yeraltı ve benzeri işlerde deriden bulaşma tehlikesine karşı, çıplak ayakla çalışma önlenecektir. 6) Bulaşıcı hastalıkların çıkmasına yol açan yiyecek maddelerinin , işyerlerinde bulundurulması ve tüketilmesi, işveren veya işveren vekillerince önlenecektir. 7) Yeniden işe girecek işçilerden, bulaşıcı bir hastalığı bulunmadığına dair sağlık raporu ile çiçek aşısı kağıdı aranacak, sağlık dosyasında saklanacaktır. İşyerlerinde, çalışanların kolaylıkla faydalanabileceği ve '' Gıda Maddelerinin ve Umumi Sağlığı İlgilendiren eşya ve levazımın hususi vasıflarını gösteren Tüzük'' teki tanıma uygun özellikte serin içme suyu bulundurulacaktır. *** 1) Kabinler, insanların bulunduğu kapalı yerlere açılmayacak bir şekilde yerleştirilecek ve gereği gibi havalandırılacak, koku çıkmasını önleyecek tedbirler alınacak, yeterli ve uygun bir şekilde aydınlatılacaktır. Taban ve duvarlar, su geçirmez maddeden yapılacak, boyalar açık renklerden seçilecektir. Duvar yüzeyleri, düz yapılmış olacak, kapılar iyi bir şekilde kapanacaktır. 100 kişiye kadar işçi çalıştıran işyerlerinde 30 erkek işçi için, bir kabin ve pisuvar, her 25 kadın işçi için de en az bir kabin ( hela) hesap edilecek, 100 den sonrası için her 50 kişiye 1 tane hesabı ile hela bulundurulacaktır. Kadın ve erkek işçilerin birlikte çalıştığı işyerlerinde; kadın ve erkek helaları, birbirinden ayrı olacak ve günde en az bir kere iyice yıkanacak, her erkek helaları, birbirinden ayrı olacak ve günde en az bir kere iyice yıkanacak, her kullanmadan sonra temiz bir halde

34


bulundurulması sağlanacak, kokuları sıhhi usullere uygun bir şekilde giderilmiş olacaktır. 2) Helalarda, çatıya kadar yükseltilmiş şapkalı havalandırma bacası, rezervuar, sifon gibi kokuya karşı alınan tedbirlerle beraber, gerektiğinde kireç kaymağı ve benzeri kimyasal maddelerden de faydalanılacaktır. 3) Helalar, su depolarından ve su geçen yerlerden uzak bir yerde yapılacaktır. 4) Hela çukurlarının toprakla örtülmesi halinde, çukurun durumunu belirten bir işaret veya yazı konacaktır. 5) Pis su tesisleri yürürlükteki mevzuata uygun olacak ve fosseptiklere, ancak kanalizasyon tertibatı ve bağlantısı olmayan yerlerde izin verilecektir. Fosseptikler gıda maddelerinin depolandığı veya işlendiği yerlere 30 metreden daha yakın bir yerde yapılmayacaktır. 6) Açıktaki işyerlerinde çalıştırılan işçiler için, işyerleri çevresinde uygun yerlerde yapılacak helalar, üstü ve etrafı kapalı barakalar şeklinde olacak, içlerinde musluklu kaplarda temizlik suyu bulundurulacak ve çukurlarına her gün bol miktarda sönmemiş kireç tozu dökülecektir. İşçiler de bu helaları kullanmak zorundadırlar. •

Banyo, duş yerleri ve hamamlar, evin veya dairenin bir parçası olarak planlanacak, küvetli veya küvetsiz, kurnalı veya duşlu oluşuna göre, tesisatı yapılacak, ayrıca sıcak su tertibatı bulunmayan yerlerde, uygun vasıta ile ısıtılacak bir termosifon bulundurulacaktır.

Banyoların yakılması, ısıtılması, bakımı ve temizliği, o eve veya dairede oturan aileye aittir.

Birlikte kullanılan duş yerleri, banyo ve hamamlar, dış etkilere ve hava şartlarına karşı korunmuş bir halde inşa edilecek, taban, tavan ve duvarlar, neme ve sıcak suya dayanıklı şekilde yapılacak, taban, su birikmeyecek şekilde eğimli ve akıntılı olacaktır.

İşyerlerindeki duşlar için belirtilen diğer özellikler, bunlarda da aranır. Bu yerlerin ısıtılması, temizliği ve bunlarla ilgili diğer hususlar ve gerekli personel, işveren tarafından sağlanacaktır.

Birlikte kullanılan duş yerleri ile banyo ve hamamlar, işçi sayısına, her işçinin en az haftada bir banyo veya hamam yapacağına ve dinlenme sürelerine göre, yeter sayıda inşa edilecektir.

Birlikte kullanılan duş yerleri ile banyo ve hamamlarda, sıcak ve soğuk su tertibatı bulundurulacak, ihtiyaca göre sıcaklığın ayarlanacak durumda olması sağlanacaktır. Kurnalı hamamlarda, birden fazla kurnalar bir arada bulunabilir. Duşların ve banyoların, bölmeler ayrılmış bir şekilde birer kişilik olması şarttır.

Birlikte kullanılan duş yerleri, banyo ve hamamlarda, genel veya özel soyunma yerleri yapılacak ve her işçiye sabun, havlu, peştemal ve benzeri yıkanma ve silinme için gerekli malzeme verilecektir.

Havlu ve peştemallar; her kullanmadan sonra iyice yıkanıp kurutulacak, temiz bir halde bulundurulacak, uygun bir yerde veya dolapta saklanacaktır. Soyunma ve yıkanma

35


yerlerinin temizliğinden, işveren sorumlu olduğu gibi, temiz tutulması da yararlananların görevidir. •

Erkek ve kadın işçilerle 18 yaşından aşağı çocuk işçilerin yıkanma günü ve saatleri, ayrı ayrı düzenlenecektir.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Resmi Gazete: 11 Ocak 1974 /14765 Atıkların Kontrolü MADDE 201 - Emilen tozlar, bir siklonda toplandığı hallerde, siklon, açıkça sağlam, rüzgara dayınıklı ve uygun malzemeden yapılacaktır. Siklonlarda parlayıcı ve patlayıcı atıkların ve tozların toplandığı hallerde, siklonlar, işyerinin uzağına konacak ve bunlarda patlamaya dayanacak sağlamlıkta menfezler bulunacaktır. MADDE 28 - Atelyeler ile işçilerin çalıştığı diğer yerler; fosseptiklerden, koku çıkaran her türlü çukur ve yerlerden ve enfeksiyon kaynaklarından yeteri uzaklıkta bulunacak ve bunların kokularından korunacaktır. İşyerlerinde atık ve birikinti suların aktığı ve toplandığı yerler, özel veya genel bir kanalizasyona veya fosseptiğe bağlanacak ve buralar, uygun bir kapak ile örtülecektir. Bu kapak, günde en az bir kere bol su ile yıkanıp ve sızdırmayacak şekilde iyice bağlanacaktır. Akış doğrultusunda, bir eğim verilecek ve koku çıkmasını önleyecek tedbirler alınacaktır. Tehlikeli Atıkların Kontrolü Yönetmeliği Resmi Gazete: 14.03.2005 / 25755 Atık üreticisinin yükümlülükleri Madde 9 - Atık üreticisi; a) Atık üretimini en az düzeye indirecek şekilde gerekli tedbirleri almakla, b) Atıkların insan sağlığı ve çevreye yönelik zararlı etkisini, bu Yönetmelik hükümlerine uygun olarak en aza düşürecek şekilde atık yönetimini sağlamakla, üç yıllık atık yönetim planını bu Yönetmeliğin yürürlüğe giriş tarihinden itibaren altı ay içinde hazırlayarak valilikten onay almakla, c) Bu Yönetmelik hükümlerine uygun olarak, atıklarını tesislerinde geçici olarak depolaması durumunda valilikten izin almakla, d) (Değişik:RG-30/3/2010-27537) (1) Ürettiği atıklarla ilgili kayıt tutmakla, atığını göndereceği çevre lisansı almış olan geri kazanım ya da bertaraf tesisinin istemiş olduğu uluslararası kabul görmüş standartlara uygun ambalajlama ve etiketleme yapmakla, e) (Değişik:RG-30/3/2010-27537) (1) Atık Yönetimi Genel Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin ekinde yer alan EK-IV’te (M) işareti ile bulunup EK-III B’de belirtilen özellikleri içermediği öne sürülen atıklar için bu atıkların tehlikeli olmadığını Bakanlıkça yetkilendirilmiş kurum/kuruluşlara ait laboratuvarlar ve/veya uluslararası kabul görmüş kuruluşlarca yapılan analizlerle Bakanlığa belgelemekle,

36


f) Atığın niteliğinin belirlenmesi için yapılan harcamaları karşılamakla, g) (Değişik:RG-30/3/2010-27537) (1) Atık beyan formunu her yıl takip eden yılın en geç Mart

ayı sonuna kadar bir önceki yıla ait bilgileri içerecek şekilde Bakanlıkça hazırlanan web tabanlı programı kullanarak doldurmak, onaylamak ve çıktısını almak ve beş yıl boyunca bir nüshasını saklamakla, h) Atık depolanması veya bertarafının tesis dışında yapılması durumunda; (Ek 9 A-B) deki bilgileri içeren taşıma formunu doldurmak ve öngörülen prosedüre uymakla, ı) Atık taşımacılığında mevcut uluslararası standartlara uymakla, j) Atığı bertaraf tesisinin kabul etmemesi durumunda taşıyıcıyı başka bir tesise göndermekle veya taşıyıcının atığı geri getirmesini ve bertarafını sağlamakla, k) Bu Yönetmelikteki esaslara uygun olarak atıkların bertaraf edilmesi amacıyla belediyelerle ya da gerçek ve tüzel kişilerle ortak atık bertaraf tesisleri kurmak ve gerekli harcamalara katkıda bulunmakla, l) (Değişik:RG-30/3/2010-27537) (1) Atıklarını bu Yönetmelikteki esaslara uygun olarak kendi

imkanları ile veya çevre lisansı almış atık bertaraf tesisinde gerekli harcamaları karşılayarak veya belediyelerle ya da gerçek ve tüzel kişilerle kurulacak ortak atık bertaraf tesislerinde bertaraf etmek veya ettirmekle, m) Atıkların fabrika sınırları içinde tesis ve binalardan uzakta beton saha üzerine yerleştirilmiş sağlam, sızdırmaz, emniyetli ve uluslararası kabul görmüş standartlara uygun konteynırlar içerisinde geçici olarak muhafaza etmekle, konteynırların üzerinde tehlikeli atık ibaresine yer vermekle, depolanan maddenin miktarını ve depolama tarihini konteynırlar üzerinde belirtmekle, konteynırların hasar görmesi durumunda atıkları, aynı özellikleri taşıyan başka bir konteynıra aktarmakla, konteynırların devamlı kapalı kalmasını sağlamakla, atıklarını kimyasal reaksiyona girmeyecek şekilde geçici depolamakla, n) (Değişik:RG-30/3/2010-27537) (1) Ayda bin kilograma kadar atık üreten üretici biriktirilen atık miktarı altı bin kilogramı geçmemek kaydı ile valilikten izin almaksızın atıklarını arazisinde en fazla yüz seksen gün geçici depolayabilir. Bu durumda herhangi bir tehlike halinde arazide önlem alabilmek için en az bir kişiyi görevlendirmekle ve bu kişinin iletişim bilgilerini valiliğe bildirmekle, o) (Değişik:RG-30/3/2010-27537) (1) Bu Yönetmelik hükümlerine uygun olarak geri kazanım ve bertaraf tesislerine gönderilmeden önce kendi atıklarını gerekli önlemleri alarak fiziksel, kimyasal veya biyolojik işlemlerle zararsız hale getirmek, bakiye atık oluşuyor ise uygun şekilde çevre lisansı almış bertaraf ve geri kazanım tesisine götürmekle veya gönderilmesini sağlamakla,

37


p) Tesis içinde atıkların toplanması taşınması ve geçici depolanması gibi işlemlerden sorumlu olan çalışanların sağlığı ve emniyeti ile ilgili her türlü tedbiri almakla, r) Kaza sonucu veya kasti olarak atıkların dökülmesi ve bunun gibi olaylar sunucu meydana gelen kirliliğin önlenmesi amacıyla, atığın türüne bağlı olarak olayın vuku bulduğu andan itibaren en geç bir ay içinde olay yerinin eski haline getirilmesi ve tüm harcamaların karşılanmasıyla, s) Kaza sonucu veya kasti olarak atıkların dökülmesi ve bunun gibi olaylar vuku bulduğunda valiliği bilgilendirmek ve kaza tarihi, kaza yeri, atığın tipi ve miktarı, kaza sebebi, atık bertaraf işlemi ve kaza yerinin rehabilitasyonuna ilişkin bilgileri içeren raporu valiliğe sunmakla, t) (Değişik:RG-30/3/2010-27537) (1) Faaliyetlerine yönelik inşaat ve işletme ruhsatı alınması aşamasında, tehlikeli atıklarının bu Yönetmelik hükümleri doğrultusunda bertarafının sağlanacağını belgelemekle, yükümlüdür.

İŞYERİ TEHLİKE SINIFLARI LİSTESİ / 29.03.2013 NACE Rev.2_Altılı Kod

A 01 01.1 01.11 01.11.07 01.11.12 01.11.14 01.12 01.12.14 01.13 01.13.17 01.13.18 01.13.19 01.13.20 01.13.21 01.13.22 01.13.23 01.14 01.14.01 01.15 01.15.01 01.16 01.16.02 01.16.90 01.19

NACE Rev.2 Altılı Tanım TARIM, ORMANCILIK VE BALIKÇILIK Bitkisel ve hayvansal üretim ile avcılık ve ilgili hizmet faaliyetleri Tek yıllık (uzun ömürlü olmayan) bitkisel ürünlerin yetiştirilmesi Tahılların (pirinç hariç), baklagillerin ve yağlı tohumların yetiştirilmesi Baklagillerin yetiştirilmesi (fasulye (taze ve kuru), bakla, nohut, mercimek, acı bakla, bezelye, araka vb.) Tahıl yetiştiriciliği (buğday, dane mısır, süpürge darısı, arpa, çavdar, yulaf, darı, kuş yemi vb.) (pirinç hariç) Yağlı tohum yetiştiriciliği (soya fasulyesi, yer fıstığı, pamuk çekirdeği, kene otu çekirdeği (Hint yağı çekirdeği), keten tohumu, hardal tohumu, nijer tohumu, kolza, aspir tohumu, susam tohumu, ayçiçeği tohumu vb.) Çeltik (kabuklu pirinç) yetiştirilmesi Çeltik (kabuklu pirinç) yetiştirilmesi Sebze, kavun-karpuz, kök ve yumru sebzelerin yetiştirilmesi Şeker pancarı yetiştirilmesi Yenilebilir kök ve yumruların yetiştiriciliği (patates, tatlı patates, manyok, Hint yer elması, vb.) Diğer sebze tohumlarının yetiştiriciliği (şeker pancarı tohumu dahil, diğer pancar tohumları hariç) Meyvesi yenen sebzelerin yetiştirilmesi (hıyar, kornişon, sivri ve dolmalık biber, kavun, karpuz, kabakgil türleri, domates, biber, patlıcan vb.) Mantar ve yer mantarları (domalan) yetiştirilmesi Kökleri, soğanları, yumruları tüketilen sebzelerin yetiştirilmesi (havuç, şalgam, sarımsak, soğan, arpacık soğan, pırasa ve diğer benzer sebzeler) Yapraklı veya saplı sebzelerin yetiştirilmesi (enginar, kuşkonmaz, lahana, karnabahar ve brokoli, marul ve hindiba, ıspanak vb.) Şeker kamışı yetiştirilmesi Şeker kamışı yetiştirilmesi Tütün yetiştirilmesi Tütün yetiştiriciliği Lifli bitkilerin yetiştirilmesi Pamuk yetiştiriciliği Diğer lifli bitkilerin yetiştirilmesi (keten, kenevir, jüt vs.) Tek yıllık (uzun ömürlü olmayan) diğer bitkisel ürünlerin yetiştirilmesi

Tehlike Sınıfı

Tehlikeli Tehlikeli Tehlikeli

Tehlikeli Tehlikeli Tehlikeli Tehlikeli Tehlikeli Tehlikeli Tehlikeli Tehlikeli Tehlikeli Tehlikeli Tehlikeli Tehlikeli

38


01.19.01 01.19.02 01.19.90 01.2 01.21 01.21.05 01.22 01.22.05 01.23 01.23.02 01.24 01.24.04 01.25 01.25.08 01.25.09 01.26 01.26.02 01.26.90 01.27 01.27.02 01.27.90 01.28 01.28.01 01.29 01.29.01 01.3 01.30 01.30.03 01.30.04 01.4 01.41 01.41.31 01.42 01.42.09 01.43 01.43.01 01.44 01.44.01 01.45 01.45.01

Hayvan yemi bitkilerinin yetiştiriciliği (sarı şalgam, mangoldlar, yemlik kökleri, yonca, korunga, yemlik mısır ve diğer otlar ile bunların tohumları ve pancar tohumları dahil, şeker pancarı tohumları hariç) Çiçek yetiştiriciliği (lale, kasımpatı, zambak, gül vb. ile bunların tohumları) Başka yerde sınıflandırılmamış tek yıllık diğer bitkisel ürünlerin yetiştirilmesi Çok yıllık (uzun ömürlü) bitkisel ürünlerin yetiştirilmesi Üzüm yetiştirilmesi Üzüm yetiştiriciliği (şaraplık, sofralık ve diğer üzümler) Tropikal ve subtropikal meyvelerin yetiştirilmesi Tropikal ve subtropikal meyvelerin yetiştiriciliği (muz, hurma, incir, avokado, mango vb.) Turunçgillerin yetiştirilmesi Turunçgillerin yetiştirilmesi (greyfurt, limon, misket limonu, portakal, mandalina vb.) Yumuşak çekirdekli meyvelerin ve sert çekirdekli meyvelerin yetiştirilmesi Yumuşak veya sert çekirdekli meyvelerin yetiştirilmesi (elma, kayısı, kiraz, ayva, erik vb.) (turunçgiller ve üzüm hariç) Diğer ağaç ve çalı meyvelerinin ve sert kabuklu meyvelerin yetiştirilmesi Diğer ağaç ve çalı (çok yıllık bitkilerin) meyvelerinin ve sert kabuklu meyvelerin (yaban mersini, kuş üzümü, kestane, fıstık, çilek, ahududu, ceviz, keçiboynuzu vb. (fındık hariç)) yetiştirilmesi Fındık yetiştiriciliği Yağlı meyvelerin yetiştirilmesi Zeytin yetiştiriciliği Diğer yağlı meyvelerin yetiştiriciliği (Hindistan cevizi, hurma palmiyeleri vb.) (zeytin hariç) İçecek üretiminde kullanılan bitkisel ürünlerin yetiştirilmesi Çay yetiştiriciliği (siyah çay, yeşil çay, Paraguay çayı vb.) İçecek üretiminde kullanılan diğer bitkisel ürünlerin yetiştiriciliği (kahve, kakao, vb.) (çay yetiştiriciliği hariç) Baharatlık, aromatik (ıtırlı), uyuşturucu nitelikte ve eczacılıkla ilgili bitkisel ürünlerin yetiştirilmesi Baharatlık, aromatik (ıtırlı), uyuşturucu nitelikte ve eczacılıkla ilgili bitkisel ürünlerin (anason, muskat, tarçın, karanfil, zencefil, vanilya, beyaz veya kara biber, ıhlamur, adaçayı vb.) yetiştirilmesi Diğer çok yıllık (uzun ömürlü) bitkisel ürünlerin yetiştirilmesi Kauçuk ağacı, yılbaşı ağacı, örgü, dolgu ve tabaklama yapmak için kullanılan bitkisel ürünler vb. uzun ömürlü bitkisel ürünlerin yetiştirilmesi Dikim için bitki yetiştirilmesi Dikim için bitki yetiştirilmesi Dikim için sebze fidesi, meyve fidanı vb. yetiştirilmesi Dikim için çiçek ve diğer bitkilerin yetiştirilmesi (dekoratif amaçlarla bitki ve çim yetiştirilmesi dahil, sebze fidesi, meyve fidanı hariç) Hayvansal üretim Sütü sağılan büyük baş hayvan yetiştiriciliği Sütü sağılan büyük baş hayvan yetiştiriciliği (sütü için inek ve manda yetiştiriciliği) Diğer sığır ve manda yetiştiriciliği Diğer sığır ve manda yetiştiriciliği (sütü için yetiştirilenler hariç) At ve at benzeri diğer hayvan yetiştiriciliği At ve at benzeri diğer hayvan yetiştiriciliği (eşek, katır veya bardo vb.) Deve ve devegillerin yetiştiriciliği Deve yetiştiriciliği Koyun ve keçi yetiştiriciliği Koyun ve keçi (davar) yetiştiriciliği (işlenmemiş süt, kıl, tiftik, yapağı, yün vb. üretimi dahil)

Tehlikeli Tehlikeli Tehlikeli

Tehlikeli Tehlikeli

Tehlikeli

Tehlikeli

Tehlikeli Tehlikeli Tehlikeli Tehlikeli Tehlikeli Tehlikeli

Tehlikeli

Tehlikeli

Az Tehlikeli Az Tehlikeli

Tehlikeli Tehlikeli Tehlikeli Tehlikeli Tehlikeli

39


01.46 01.46.01 01.47 01.47.01 01.47.02 01.47.03 01.49 01.49.01 01.49.02 01.49.03 01.49.05 01.49.90 01.5 01.50 01.50.06 01.6 01.61 01.61.01 01.61.02 01.61.03 01.61.04 01.61.05 01.61.06 01.62 01.62.01 01.62.02 01.63 01.63.01 01.63.02 01.63.03 01.63.04 01.63.05 01.63.06 01.63.07 01.63.90 01.64 01.64.01 01.7 01.70

Domuz yetiştiriciliği Domuz yetiştiriciliği Kümes hayvanları yetiştiriciliği Kümes hayvanlarının yetiştirilmesi (tavuk, hindi, ördek, kaz ve beç tavuğu vb.) Kuluçkahanelerin faaliyetleri Kümes hayvanlarından yumurta üretilmesi Diğer hayvan yetiştiriciliği Arıcılık, bal ve bal mumu üretilmesi (arı sütü dahil) İpekböceği yetiştiriciliği ve koza üretimi Evcil hayvanların yetiştirilmesi ve üretilmesi (balık hariç) (kedi, köpek, kuşlar, hamsterler vb.) Deve kuşlarının yetiştirilmesi Yarı evcilleştirilmiş veya diğer canlı hayvanların yetiştirilmesi ve üretilmesi (diğer kuşlar (kümes hayvanları hariç), böcekler, tavşanlar ve diğer kürk hayvanları, salyangoz, solucan çiftlikleri, sürüngen çiftlikleri, hayvan embriyosu vb.) Karma çiftçilik Karma çiftçilik Karma çiftçilik (bitkisel veya hayvansal üretim konusunda uzmanlaşma olmaksızın üretim) Tarımı destekleyici faaliyetler ve hasat sonrası bitkisel ürünler ile ilgili faaliyetler Bitkisel üretimi destekleyici faaliyetler Bitkisel üretimi destekleyici gübreleme, tarlanın sürülmesi, ekilmesi, çapalama ile meyvecilikle ilgili budama vb. faaliyetler (çiçek yetiştiriciliğini destekleyici faaliyetler ile hava yoluyla yapılan gübreleme hariç) Bitkisel üretimi destekleyici mahsulün hasat ve harmanlanması, biçilmesi, balyalanması, biçerdöver işletilmesi vb. faaliyetler Bitkisel üretimi destekleyici tarımsal amaçlı sulama faaliyetleri Bitkisel üretimi destekleyici ilaçlama ve zirai mücadele faaliyetleri (zararlı otların imhası dahil, hava yoluyla yapılanlar hariç) Çiçek yetiştiriciliğini destekleyici gübreleme, tarlanın sürülmesi, ekilmesi, bakımı, toplama vb. ile ilgili faaliyetler (hava yoluyla yapılan gübreleme hariç) Hava yoluyla yapılan bitkisel üretimi destekleyici gübreleme, ilaçlama ve zirai mücadele faaliyetleri (zararlı otların imhası dahil) Hayvan üretimini destekleyici faaliyetler Hayvan üretimini destekleyici olarak sürülerin güdülmesi, başkalarına ait hayvanların beslenmesi, kümeslerin temizlenmesi, kırkma, sağma, barınak sağlama, nalbantlık vb. faaliyetler Hayvan üretimini destekleyici olarak sürü testi, kümes hayvanlarının kısırlaştırılması, yapay dölleme, vb. faaliyetler (kuluçkahanelerdeki faaliyetler dahil) Hasat sonrası bitkisel ürünler ile ilgili faaliyetler Hasat sonrası diğer ürünlerin ayıklanması ve temizlenmesi ile ilgili faaliyetler (pamuğun çırçırlanması ve nişastalı kök ürünleri hariç) Sert kabuklu ürünlerin kabuklarının kırılması ve temizlenmesi ile ilgili faaliyetler Haşhaş vb. ürünlerin sürtme, ezme ve temizlenmesi ile ilgili faaliyetler Mısır vb. ürünlerin tanelenmesi ve temizlenmesi ile ilgili faaliyetler Tütünün sınıflandırılması, balyalanması vb. hizmetler Nişastalı kök ürünlerinin ayıklanması ve temizlenmesi (patates vb.) Çırçırlama faaliyeti Hasat sonrası bitkisel ürünler ile ilgili diğer faaliyetler Bitkisel üretim için tohumun işlenmesi Üretim amaçlı tohum işleme hizmetleri (vernelizasyon işlemleri dahil) Avcılık, tuzakla avlanma ve ilgili hizmet faaliyetleri Avcılık, tuzakla avlanma ve ilgili hizmet faaliyetleri

Tehlikeli Tehlikeli Tehlikeli Tehlikeli Tehlikeli Tehlikeli Tehlikeli Tehlikeli Tehlikeli

Tehlikeli

Tehlikeli Tehlikeli Tehlikeli Çok Tehlikeli Tehlikeli Çok Tehlikeli

Tehlikeli Tehlikeli

Tehlikeli Tehlikeli Tehlikeli Tehlikeli Az Tehlikeli Tehlikeli Tehlikeli Tehlikeli Tehlikeli

40


01.70.01 01.70.02 02 02.1 02.10 02.10.01 02.10.02 02.10.03 02.2 02.20 02.20.01 02.3 02.30 02.30.01 02.4 02.40 02.40.01 02.40.02 02.40.03 02.40.04 02.40.05 02.40.06 02.40.07

Ticari olmayan av hayvanı ve yabani hayvan avlama ve yakalama faaliyetleri (yenilmesi, kürkleri, derileri, araştırmalarda kullanılmaları vb. amaçlar için) (balıkçılık hariç) Ticari olan av hayvanı ve yabani hayvan avlama ve yakalama faaliyetleri (yenilmesi, kürkleri, derileri, araştırmalarda kullanılmaları vb. amaçlar için) (balıkçılık hariç) Ormancılık ile endüstriyel ve yakacak odun üretimi Orman yetiştirme (Silvikültür) ve diğer ormancılık faaliyetleri Orman yetiştirme (Silvikültür) ve diğer ormancılık faaliyetleri Baltalık olarak işletilen ormanların yetiştirilmesi (kağıtlık ve yakacak odun üretimine yönelik olanlar dahil) Orman yetiştirmek için fidan ve tohum üretimi Orman ağaçlarının yetiştirilmesi (baltalık ormanların yetiştirilmesi hariç) Endüstriyel ve yakacak odun üretimi Endüstriyel ve yakacak odun üretimi Endüstriyel ve yakacak odun üretimi (geleneksel yöntemlerle odun kömürü üretimi dahil) Tabii olarak yetişen odun dışı orman ürünlerinin toplanması Tabii olarak yetişen odun dışı orman ürünlerinin toplanması Ağaç dışındaki yabani olarak yetişen ürünlerinin toplanması (mantar meşesinin kabuğu, kök, kozalak, balsam, lak ve reçine, meşe palamudu, at kestanesi, yosun ve likenler, yabani çiçek, yabani meyve, yenilebilir mantar vb.) Ormancılık için destekleyici faaliyetler Ormancılık için destekleyici faaliyetler Ormanda ağaçların kesilmesi, dallarından temizlenmesi, soyulması vb. destekleyici faaliyetler Ormanda kesilmiş ve temizlenmiş ağaçların taşınması, istiflenmesi ve yüklenmesi faaliyetleri Ormanda silvikültürel hizmet faaliyetleri (seyreltilmesi, budanması, repikaj vb.) Ormanı zararlılara (böcek ve hastalıklar) karşı koruma faaliyetleri Ormanı yangın ve kaçak kesime (izinsiz kesim) karşı koruma faaliyetleri Ormanı koruma ve bakımı amaçlı orman yolu yapımı ve bakımı faaliyetleri Diğer ormancılık hizmet faaliyetleri (ormancılık envanterleri, orman işletmesi, orman idaresi danışmanlık hizmetleri, orman (bakımı, verimi, vb.) ile ilgili araştırma geliştirme, vb.)

Tehlikeli Tehlikeli

Tehlikeli Az Tehlikeli Az Tehlikeli

Tehlikeli

Az Tehlikeli

Tehlikeli Tehlikeli Tehlikeli Çok Tehlikeli Tehlikeli Tehlikeli Az Tehlikeli

Tarım, hayvancılık ve ormancılık makine ve ekipmanları ile aksam ve parçalarının toptan ticareti (traktör, tarımsal römork, pulluk, gübre yayma makinesi, mibzer, biçer döver, süt sağma makinesi, kümes hayvanları makineleri, arıcılık makineleri, vb.) ise Az Tehlikeli İşler kapsamındadır.

İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği Resmi Gazete: 29 Aralık 2012 / 28512

Risk değerlendirmesinin yenilenmesi MADDE 12 – (1) Yapılmış olan risk değerlendirmesi; tehlike sınıfına göre çok tehlikeli, tehlikeli ve az tehlikeli işyerlerinde sırasıyla en geç iki, dört ve altı yılda bir yenilenir. (2) Aşağıda belirtilen durumlarda ortaya çıkabilecek yeni risklerin, işyerinin tamamını veya bir bölümünü etkiliyor olması göz önünde bulundurularak risk değerlendirmesi tamamen veya kısmen yenilenir.

41


a) İşyerinin taşınması veya binalarda değişiklik yapılması. b) İşyerinde uygulanan teknoloji, kullanılan madde ve ekipmanlarda değişiklikler meydana gelmesi. c) Üretim yönteminde değişiklikler olması. ç) İş kazası, meslek hastalığı veya ramak kala olay meydana gelmesi. d) Çalışma ortamına ait sınır değerlere ilişkin bir mevzuat değişikliği olması. e) Çalışma ortamı ölçümü ve sağlık gözetim sonuçlarına göre gerekli görülmesi. f) İşyeri dışından kaynaklanan ve işyerini etkileyebilecek yeni bir tehlikenin ortaya çıkması. TARIMSAL KAYNAKLI NİTRAT KİRLİLİĞİNE KARŞI SULARIN KORUNMASI YÖNETMELİĞİ Resmi Gazete Tarihi: 18.02.2004 / 25377 Kirliliğin Tespiti Madde 5 - Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Çevre ve Orman Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca suyun ve toprağın fiziksel ve çevresel özellikleri ile azot bileşiklerinin suda ve topraktaki miktarları dikkate alarak; a) 50 mg/l den fazla nitrat içeren ve bu Yönetmeliğin 8 inci maddesine göre önlem alınmadığı takdirde içerebilecek olan, içme suyu amacıyla kullanılan ya da kullanılabilecek kalitede olan tüm yüzey suları ve yer altı suları, b) Doğal tatlı su gölleri, diğer tatlı su kaynakları, haliçler, kıyı suları ve deniz sularının ötrofik olup olmadığını ya da bu Yönetmeliğin 8 inci maddesine göre önlem alınmazsa yakın gelecekte ötrofik hale gelip gelmeyeceği, tespit edilir. Hassas Bölgelerin Belirlenmesi Madde 6 - Hassas bölgeler aşağıdaki şekilde belirlenir; a) Bu Yönetmeliğin yayımlandığı tarihten itibaren iki yıllık dönem içinde ve müteakip dönemlerde süzülerek ve taşınarak bu Yönetmeliğin 5 inci maddesine göre belirlenen sularda kirlenmeye neden olan bütün alanlar hassas bölgeler olarak belirlenir. b) Hassas bölgeler en az her dört yılda bir olmak üzere, önceki belirleme esnasında öngörülmeyen değişiklikler ve faktörler de dikkate alınarak yeniden gözden geçirilir, eğer gerekirse revize edilir ya da ilave önlemler alınır.

42


İyi Tarım Uygulama Esasları Madde 7 - Bu Yönetmeliğin yayımı tarihinden itibaren iki yıllık dönem içinde, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı koordinasyonunda ilgili kuruluşlar tarafından bütün sularda kirlenmeye karşı genel bir korunma düzeyi sağlamak amacıyla iyi tarım uygulama esasları oluşturulur. İyi tarım uygulama esasları: a) Gübrenin toprağa uygulanmasının uygun olmadığı dönemlerin belirlenmesini, b) Eğimin çok fazla olduğu alanlarda gübre uygulanma sistemlerini, c) Suyla doymuş, taşkın suları altında bulunan alanlar ile donmuş ve yüzeyi karla kaplı alanlarda gübre uygulanış sistemlerini, d) Su yatak ve kaynaklarına yakın alanlarda gübreleme koşullarını, e) Hayvan gübreleri için depolama tanklarının kapasitelerinin belirlenerek inşasını, böylece de silaj gibi bitki materyallerinden ve depolanmış hayvan gübrelerinden sızan sıvıyı içeren yüzey sularından, yüzey akışı ve yer altına sızma şeklinde meydana gelebilecek su kirliliğini önlemeyi, f) Kimyasal ve hayvan gübrelerinin doğru uygulama miktarlarının belirlenerek, toprağa yeknesak dağılımının sağlanmasını, böylece de topraktan yıkanarak suya karışacak miktarlarının kabul edilebilir düzeylerde kalmasını sağlayacak uygulama yöntemlerinin belirlenmesini, g) Bitki rotasyon sistemleri ile çok yıllık ve tek yıllık bitkilere ayrılan alanların oranlarını dikkate alacak şekilde planlanacak Arazi Kulanım Yönetiminin belirlenmesini, h) Yağışlı dönemlerde, nitratı bünyesine alarak, topraktan yıkanıp su kirliliğine neden olmasını engelleyecek şekilde toprak yüzeyinde asgari bitki örtüsünün sağlanmasını, ı) Gübreleme planlarının çiftlik düzeyinde yapılmasını ve kayıtlarının düzenli tutulmasını, i) Sulama sistemlerin bulunduğu bölgelerde, yüzey akışlarından ve suyun bitki kök sisteminin altına inmesinden meydana gelen su kirliliğinin önlenmesini, kapsar. Çiftçiler için eğitim ve bilgilendirme sağlayacak, iyi tarım uygulama kurallarının uygulanmasının teşvik edilmesi için gerekli olan yerlerde bu amaçla birer program oluşturulur. Eylem Programları Hazırlama Esasları Madde 8 - a) Bu Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin (a) bendine göre yapılan ilk belirlemeden ve aynı maddenin (b) bendine göre yapılacak her bir ilave belirlemeden sonra bir yıl içinde, bu Yönetmeliğin 1 inci maddesinde belirlenen amaçların gerçekleştirilmesi maksadıyla, belirlenmiş farklı hassas bölgelere ilişkin olarak Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından farklı eylem programları oluşturulur. b) Eylem programlarının hazırlanmasında temel olarak tarımsal ve diğer kaynaklardan gelen azot yükleri ile ilgili mevcut bilimsel ve teknik veriler ile, ilgili bölgelerdeki çevresel şartlar dikkate alınır. c) Eylem programları çerçevesinde, başlangıçta ya da eylem programlarının uygulanmasında kazanılan deneyimin ışığında, bu maddede yer alan önlemlerin bu Yönetmeliğin 1 inci

43


maddesinde belirlenen amaçların gerçekleştirilmesi için yeterli olmayacağının ortaya çıkması halinde, gerekli görülen ilave önlemler alınır. d) Eylem programları, ilave önlemler de dahil olmak üzere, en az dört yılda bir gözden geçirilir ve gerekli ise revize edilir. Eylem Programları Madde 9 - Eylem programları aşağıda belirtilen önlemlerden oluşur ve hazırlanmalarından itibaren dört yıl içinde uygulanır. a) Gübreler ve toprağa uygulanma dönemleri belirlenir. b) Çiftlik hayvanı gübresi depolama yapılarının kapasiteleri belirlenir. c) Belirlenen bu kapasite hassas bölgede toprağa uygulamanın yasaklandığı en uzun dönem süresince depolama için gerekli olan miktarlardan fazla olmalıdır. Depolama kapasitesini aşan miktarlardaki hayvan gübresinin çevreye zarar vermeyecek usuller ile elden çıkarılacağının yetkili kuruluşlara kanıtlanabilmesi istisnai durum oluşturur. d) Toprağa uygulanacak gübre miktarı; iyi tarım uygulamaları tanımına uygun şekilde ve ilgili hassas bölgenin toprak şartları, toprağın tipi ve eğimi, iklim şartları, yağış miktarı, sulama, arazi kullanımı, mevcut tarımsal uygulamalar, bitki rotasyon sistemleri ile bitkilerin öngörülebilen azot gereksinimleri ve bitkilere topraktan ve gübrelemeden gelen azot arasındaki dengeyi gözetecek şekilde sınırlandırılır. 1) Bitkilerin önemli miktarlarda azot kullanmaya başladığı dönemde toprakta mevcut olan azot miktarı, 2) Topraktaki organik azot rezervlerinin mineralizasyon yoluyla azot sağlama düzeyi, 3) Gübrelerden gelen azot bileşikleri, göz önünde bulundurularak belirlenir. Hassas bölgeler için uygulanacak olan çiftlik gübresi miktarı yöre, toprak ve iklim özellikleri ile uygulanacak tarım rejimi dikkate alınarak Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından belirlenir. Hektar başına bulunan azot miktarları, hayvan sayılarına göre de hesaplanabilir.

44


Teorik bilgi 1