Page 1


GAYRİMENKUL

İNŞAAT

LAS

GAYRİMENKUL

DEKORASYON

Göktürk Cad. No:75/1A Göktürk – Eyüp / İSTANBUL Gsm: 0532 588 17 05 Tel: 0212 322 81 76 www.klasgayrimenkulsanayi.com


Sektörde 20 yıllık tecrübesi ile İnşaat, Gayrimenkul ve Dekorasyon alanında İstanbul’un birçok noktasında faaliyetlerimize devam etmekteyiz. Yaptığımız işlerde müşteri memnuniyetini ön planda tutmaktayız. Hız, kalite ve özgüven ile geleceği yönelik hedeflerimize adım atmaya devam ediyoruz. Sizleri de Klas Gayrimenkul’e bekliyoruz. Mikail OKUŞLU Klas Gayrimenkul Yönetim Kurulu Başkanı


İÇİNDEKİLER

SOSYAL MEDYA : 28 EĞİTİM HABERLERİ : 42 ELON MUSK : 50 BITCOIN : 52 MODA : 58 MAKYAJ : 60 AYDIN KURTOĞLU : 66 SAĞLIK : 76 GÜNDEM : 90 SİNEMA : 94 KİTAP : 96 GURME : 98 YAŞAM : 110 OTOMOBİL : 120 SPOR : 122

AYDIN KURTOĞLU : 66

ISSN 2602-3539 İmtiyaz Sahibi : KENAN YILMAZ Pazarlama Direktörü : İREM SU UYUMAZ Grafiker : MUSTAFA DEMİR Editör : MÜGE KEÇECİ Gezi : MERVE MISIR Sağlık : SEZEN ÇETİNKAYA Eğitim : GÜLŞAH A. CAĞATAY Gurme : EBRU GÜNSEL Teknoloji : COŞKUN AYDİNÇ Mali Müşaviri : ONUR KAYA Hukuk Danışmanı : BAŞBUĞ PINARBAŞI

KATKIDA BULUNANLAR Hüseyin Avni ÖZKAN Müge Güzey AKANSEL Hakan OKAY Nagihan ZINGIL Levent KARADUMAN Prof. Dr. Çağatay ÖZTÜRK Dr. Demet ELVAN

REKLAM ve REZERVASYON IÇIN

0212 322 64 07 Yayın Türü : 2 Aylık süreli bölgesel yayın Ücret : 10 TL Baskı Tarihi : 25.12. 2017 Yıl: 2 Sayı: 22

KONUT PROJELERİ : 16

BAŞBUĞ PINARBAŞI : 90

YÖNETİM YERİ Göktürk Merkez Mah. Taşçı Sok No : 7/A Göktürk - Eyüp / İSTANBUL info@newgokturk.com Baskı : Veritas Basım Merkezi Tiraj : 5.000

Bu Dergi Basın Yayın İlkelerine Uymayı Taahhüt eder. Dergide yayınlanan yazı, fotoğraf ve illüstrasyonların her hakkı saklıdır. Kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.

Yazıların sorumluluğu yazarlara, yayınlanan ilanların sorumluğu ise sahiplerine aittir.

MONO TIP MERKEZİ : 88

MERTCAN AÇIKGÖZ : 122

www.newgokturk.com /newgokturk


GENÇLERİMİZE GEREKEN DEĞERİ VERELİM VE ONLARA İNANALIM KENAN YILMAZ New Göktürk Dergisi okurlarımıza yeni yıl sayımızda daha fazla konu ve içeriğin olduğu dopdolu bir dergi hazırladık. Doğduğumuz yer olan Göktürk’ü artık kendi semtimizin dışına taşıyarak daha geniş kitlelere duyurmayı yeni yılda hedef edindik. Okurlarımızın istekleri doğrultusunda daha fazla haber daha fazla içerik ile dergimizi yeni yıla hazırladık. Göktürk’ü Göktürk’e tanıtmak yerine semtimizin dışına çıkarak güzide mahallemizi İstanbul’a duyurmak istiyoruz. Göktürk artık herkesin ilgi odağında. 3. Havalimanı, metro, yeni yaşam alanları, doğa ile iç içe siteler artarken esnaf ise, hala daha istediği iş hacmini yakalamadı. Göktürk’te farklı sektörlerde 500’den fazla esnaf var. Kiminle konuşursak konuşalım yeni yılda herkesin aynı bekleyişi var, kiralarımız düşsün, insanlar alışveriş yapmak için dışarı çıksın, havalimanı ve metro zamanında açılsın. Olumsuzlukları bir kenara bırakıp yeni yılda hep birlikte beraber olup güzel projelere imza atalım. Göktürk’te o kadar başarıya imza atan gençlerimiz varkı kısaca onlara değinmek isityorum. Kız Hentbol takımlarımızın neredeyse başarılarına alıştık. Futbol’dan Basketbol’a , Teknoloji’den Yüzmeye birçok farklı branşta altın madalya alan gençlerimizi yürekten kutluyorum. Gençlerimize gereken değeri verelim ve onlara inanalım.

/kenaanyilmaz

GÖKTÜRK’TEN BEŞİKTAŞ’A UZANAN TRANSFER Mahallemizde o kadar güzel işlere imza atan gençlerimiz var ki onlardan bahsetmeden geçemeyeceğim. Mertcan Açıkgöz daha 18 yaşında Beşiktaş Futbol Takımı ile 1,5 yılık sözleşme imzaladı. GÖKTÜRK HİSAR OKULLARI ÖĞRENCİLERİNİN AMERİKA’DA ROBOT BAŞARISI Hisar Ravens Robotik Takımı ABD’den Ödüllerle Döndü. 400 e yakın takımın katıldığı, alanının en prestijli turnuvalardan biri olarak kabul edilen turnuvada Hisar Okulları - Hisar Ravens: Rookie All Star - En İyi Çaylak ödülünü aldı. 50 METRE YÜZMEDE TÜRKİYE ŞAMPİYONLUĞU 11 - 12 Yaş Ulusal Gelişim Projesi Türkiye Finalleri ‘nde yarışan Muhammet Çelik, erkekler 50 metre kelebekte altın madalya kazandı. U11 ERKEKLER AVRUPA ŞAMPİYONU GÖKBURGAZ GENÇLİK İstanbul U11 Minik Erkekler A Ligi Avrupa final mücadelesinde Gökburgaz Gençlik ile Bahçeşehir Bashetbok İhtisas karşı karşıya geldi. karşılaşmayı 42-38 kazanan Gökburgaz Gençlik U11 Erkekler Avrupa şampiyonu oldu.


POMERANIAN BOO HOUSE EĞİTİM VE DANIŞMANLIK MERKEZİ

GÖKTÜRK’TE AÇILDI Dünyanın en büyük mücevher markalarına

danışmanlık veren ünlü mücevher ustası ve Hayvanseverliği ile bilinen Serkan Kömür ‘den sokak hayvanları için büyük destek. İş adamı Göktürk’te açtığı yerde 23 tondan fazla hayvanların yiyebileceği mamayı bağışladı. Maddi durumu zor olup isteyen kişiler internet sitesine ve Göktürk’e gelip mamalarını alabilecek. Projeye Burcu Esmersoy, Özge Ulusoy, Irmak Atuk, Elif Ece uzun, Hakan Ural, Serkan Şengül ve Alişan gibi isimler destek oldu.

MİNİK DOSTLARA BAYILDILAR Özge Ulusoy, ‘’Sokak hayvanları duyarlılık gösterilmesi için buradayız. Son dönemde yaşanan olaylardan sonra hayvan haklarının yasasının çıkması içinde çalışmalarda başladı. Serkan

Kömür’de çok güzel bir çalışma yapmış. Destek olmak için geldik. Bazı arkadaşlarımızla barınakta yaşayan hayvanların tedavilerini de üstleniyoruz’’ dedi. Hakan Ural “ Özellikle içinde bulunduğumuz mevsimde sokak hayvanları daha zor durumda, Serkan Kömür kardeşimin kurduğu Mama Yardım Merkezi gerçekten çok başarılı bir hamle, kendisini canı gönülden tebrik ediyorum. Bu kış hayvanlarımız aç kalmayacak.” dedi. Burcu Esmersoy, ‘’ iki köpeğimi barınaktan aldım. Kanun değişikliği için uğraşıyoruz, Serkan Kömür’de bu duyarlılığından dolayı tebrik ediyoruz’’ diye konuştu. Atık, ‘’ En azından yardım etmiyorlarsa, zarar vermesinler. Koskoca adamlar hayvanlara tekme atıyor. Müslüman bir ülkeyiz, ama zarar veriyoruz. Onlarda bir canlı’’ şeklinde konuştu.


‘HER AY 2 TON MAMA YARDIMI YAPACAĞIZ’

Pomeranian Boo House Barınak ve Sokak Hayvanlarına Mama Yardım Merkezi adına kısa bir demeç veren Ümit Takır : ‘’Ocak ayından itibaren mama dağıtımlarına başlayacağız. Her ay yaklaşık 2 tona yakın mama yardımı yapacağız. Bütün hayvanseverleri, dernekleri, sokaklarda hayvanlarımıza bakan ablalarımızı kardeşlerimiz kim istiyorsa, koşulsuz şartsız bizden gelip Kemerburgaz’daki yerimizden mama alabilirler ve onlara destek de bulunabilirler. Şuan sadece mama yardımı yapıyoruz, Serkan Kömür ve Pomeranian Boo House ailesi olarak minik dostlarımızı hiçbir zaman unutmayacağız onlar için başka kampanyalar da üreteceğiz.’’ dedi.

ALİŞAN’IN KÖPEK KORKUSU GEÇTİ

Ünlü isimler, köpeklerle birlikte poz verdi. Normalde köpekten korktuğu bilinen Alişan, Pomeranian cinsi köpeği kucağına alıp, “Aman düşürürüm şimdi” diyerek espri yaptı. Alişan, daha sonra “Normalde alerjim var, kucağıma köpek alamam ama bunları tutuyorum. Hayvanları Oyuncak veya süs eşyası olarak görüyorlar. İki ay sonra sıkılıp bırakıyorlar. Yolda bile cins hayvanlar görüyoruz. Serkan Kömür kardeşim her zamanki gibi hayvanseverliğini gösterip barınak ve sokak hayvanlarına mama yardım merkezi kurmuş çok mutlu olduk” dedi.

Mithatpaşa Mah. Selanik Bulvarı No157/3 ( Taş Dünyası yanı) Kemerburgaz - Eyüp / İSTANBUL Tel : 0212 351 21 21 Gsm : 0549 352 21 21 www.pomeranian.com.tr


CİLT YENİLEME TEDAVİSİ SİSTEMİ PH FORMULA Ph Formula tedavv ürünlerr Antt aggng,Leke ,Akne ve kılcal Damar amaçlı ccldd olabblddğğnce temmzleyerek, ccldd düzeltme konusunda oldukça başarılı sonuçlar elde eddllyor. Ev ürünlerr muhteşem bbr kkt ççnde sunuluyor. KKt çerssnde bbr akttf kategorr ürünü, bbr gerr kazanım, bbr cclt temmzleyycc, bbr UV koruyucu ve yennleme sonrası kremm bulunan kktlerr le yennleme öncess ve sonrası ev bakım kktt olarak tasarlanmıştır. Asst kombbnasyonları le makssmum eşşt ve kontrollü derr penetrasyonu yaparak, kontrollü rrrtasyon ve nflamasyon sonucu kompllkasyon ve yan etkk oluşturmadan mükemmel cclt toleransı le tedavvyy tamamlanıyor. Ph Formula uygulaması kozmettk ve kontrollü kkmyasal cclt yennleme şlemm alışılagelmmş peellng yöntemlerrnden tamamen farklıdır. pHformula, PH-DVC™ bbyo-yararlanım gönderrm komplekssnnn güçlenddrrlmmş özelllğğyle Alfa Keto, Alfa HHdrokss, Alfa Beta ve Poll HHdrokss asstlerrnn benzerssz bbr şekklde bbrleşttren lk ürün serrssddr.

Ph Formula KKşşye Özel Peellng Eskk nessl kkmyasal peellng tedavvlerrndekk pullanma, yanma ggbb yan etkkler olmadan, her mevssm uygulanmaya olanak sağlayan yapısı le Ph Formula, bbllnen kkmyasal peellnglerrn söylemlerrnn değğşttren teknolojjssyle devrrm yaratıyor. Bazı soyucu ürünler cclddn doğal yağını alıp uzaklaştırarak ccltte kuruma, kızarma ve kaşıntıya neden olabbllyor. Lekeden, kırışıklığa kadar farklı cclt sorunlarına çözüm sunan ssstemmn çerrğğnde kkmyasal asst olmasına rağmen kızarma, tahrrş, yanma ggbb etkklerr yoktur, sadece yarım saat süren şlemden sonra hemen sosyal yaşamınıza gerr dönebbllyorsunuz. Ph Formula uygulama ssstemmnnn temel taşları canlandırıcı laç ve kontrollü cclt yennleme yapılanması konseptlerr üzerrne kurulmuştur. Kontrollü kkmyasal cclddn yennden yapılanmasını sağlar. Hızlandırılmış hücre yennlenmessnn tettkler, aynı zamanda travma ve rrrtasyonu da azaltır. CCldd yennden yapılandırma ssstemm olarak gellşttrrlen bu yennllkçç üründe Ph Formula yaşlanma, hhperppgmentasyon, akne ve kronnk kızarıklık ggbb cclt bozukluklarını başarı le tedavv eddyor. CClttekk değğşşkllkler lk seanstan ttbaren gözlense de, bbrkaç seans sonrası cclddn kalltessndekk düzelme de artar: CClt daha parlak, daha pürüzsüz görünür ve elasttkkyett artar. arta CClt problemmnnn yoğunluğuna göre 2-4, bazen de 6 seanslık kürler hallnde uygulanır.


9500 671 00 671 009595 671


sosyal medya

sosyal medya


sosyal medya

sosyal medya


sosyal medya

sosyal medya


sosyal medya

sosyal medya


İstanbul, yepyeni ve kışkırtıcı bir tutku ile tanışıyor. Kadın iç giyim ve aksesuarı alanında ünlü tasarımcıların imzasını taşıyan nefes kesen modelleri ile Un Côte Obscur, ilk mağazasını Göktürk’te açtı. İç giyimde zarif, özel ve sıra dışı çizgiler içeren koleksiyonlar sunan Un Côte Obscur, farklı butik konsepti ile özel bir alışveril ortamı yarattı. Her ay yenilenen koleksiyonlar Un Côte Obscur sahibi Hilal Sönmez, koleksiyonlarında ünlü markalarca Türkiye için özel üretilmiliş, tasarımların da yer alacağı ve her ay yeni sürpriz modeller ilave edecekleri bilgisini verdi.

GÖKTÜRK’te NEO VISTA ÇARŞI 16/A

Gizli şıklık 3230 0 532 701 35 12 Hilal Sönmez, gözle görünmeyen detayların da görünenler kadar önemli olduğunu söyleyerek butiğin kadınların kendi çizgilerini yeniden keşfetmeleri ve keyifle alışveriş yapabilmeleri için özel kreasyonlar oluşturduklarını belirtti. Göktürk Neo Vista Çarşı’da farklı konsepti ile açılan Un Côte Obscur sizleri ürünleri keşfetmek için bekliyor.


sosyal medya

GÖKTÜRK

sosyal medya

GÖKTÜRK

sağlık

SAĞLIK

spor

SPOR

eğİtİm

EĞİTİM

gündem

GÜNDEM

gurme

GURME

otomobİl

moda

makyaj

kültür sanat

yaşam

otomobİl MODA

MAKYAJ

KÜLTÜR SANAT

YAŞAM


sosyal medya

GÖKTÜRK

sosyal medya

GÖKTÜRK

sağlık

SAĞLIK

spor

SPOR

eğİtİm

EĞİTİM


sosyal medya

GÖKTÜRK

sosyal medya

GÖKTÜRK

sağlık

SAĞLIK

spor

SPOR

eğİtİm

EĞİTİM


KUZEY APARTMANI 10 yıldır birçok konut projesi gerçekleştiren TEKNİK KONUT İNŞAAT’ın yeni projesi Kuzey Apartmanı 3. Havalimanı sayesinde ilginin arttığı bölge olan Kemerburgaz’da aile ortamını sunuyor. Büyüklükleri 70 m2 ve 130 m2 arasında değişen 10 adet 2+1, 3+1 ve 4+1 çatı dubleksi yer alan proje, temiz havası, sakinliği, ormana yakın konumuyla ilgi çekiyor. 2018’de tamamlanacak Gayrettepe - Kemerburgaz Göktürk metro duraklarından birinin de buraya yapılması ile ulaşım daha da rahat hale geliyor. Yılların bilgi ve tecrübe birikimi ile benzeri projelerin yapımını gerçekleştiren TEKNİK KONUT İNŞAAT firma sahibi Fırat GÜL, Koru Apartmanı ile ilgili olarak; inşaat sektöründe 10 yıllık deneyim ve birikimimizin sonucudur, bu proje yaptığımız çalışmalardan edindiğimiz kazanımların

yansıması olacaktır. Kemerburgaz, yıllardır İstanbullular için kent merkezinin kaosundan bir kaçış olarak görülen, orman içinde ama şehre çok yakın bir yerleşim bölgesi. Temiz havası, ormanı, sakinliği ve konumuyla yeni bir yerleşim merkezi olarak ilgi çekmekte. Biz 2007 yılından beri yaptığımız tüm Kemerburgaz ve Göktürk projelerinde ölçek açısından butik bir yaklaşımı benimsedik. Daire adetlerinin 10-20 arasında değiştiği projelerde, büyük sitelerde birbirine yabancı kalan yaşayanların, kalabalık içinde deneyimledikleri yalnızlık, kopukluk gibi olumsuz duygularına alternatif bir yaşam modeli sunduk.

0533 423 37 70


Kuzey Apartmanı Projesinde; Otopark Jeneratör Klima tesisati Otomatik panjur sistemi Yangın sistemi Hidrafor


sosyal medya

GÖKTÜRK

sosyal medya

GÖKTÜRK

sağlık

SAĞLIK

spor

SPOR

eğİtİm

EĞİTİM


sosyal medya

GÖKTÜRK

sosyal medya

GÖKTÜRK

sağlık

SAĞLIK

spor

SPOR

eğİtİm

EĞİTİM


Göktürk Sınav Lisesi 2017-2018 eğitim öğretim yılında 2. döneme girerken kayıt kampanyası başlattı... Göktürk Sınav Lisesi 28 ŞUBAT 2018 tarihine kadar kayıt olan her öğrenciye yarım dönemi hediye ediyor. Üstelik yeni dönem zammı olmadan kayıt olabiliyorsunuz! En avantajlı fiyatlarla Göktürk Sınav Liseli Olun!

GÖKTÜRK SINAV LİSESİ FUTBOL TAKIMI

YİNE BİR BAŞARI PLAKETİ ; KURUCUMUZ M. FATİH SELİMOĞLU SINAV EĞİTİM KURUMLARI YÖNETİM KURULU BAŞKANI SN. METİN ÖZER’DEN YÖNETİCİLER ZİRVESİNDE PLAKETİNİ ALDI GÖKTÜRK SINAV LİSESİ KIZ VOLEYBOL TAKIMI

GÖKTÜRK SINAV LİSESİ KIZ HENTBOL TAKIMI


KALİTE DOKUNDUĞUNUZ HER YERDE

%15 İNDİRİM

Aykutoğlu İnşaat tarafından hayata geçirilen ve 95 daireden oluşan Koru Life projesinde ; Kamelyalar ve Çocuk Oyun Alanları Suni Göletler ve Süs Havuzları Sosyal Tesis Yürüyüş Alanları Barbekü Mangal Bahçesi Tenis & Basketbol Sahası 2 Adet Yüzme Havuzu 150 Araçlık Otopark Cep Sinema Salonu Basketbol Sahası 2 Türk Hamamı 2 Konuk Evi Fitness Sauna

SINIRLI SAYIDA!


ÖRNEK DAİRE

0530 645 93 73

ADRES : Göktürk Merkez Mah. Harmanlar Cad. Menba Sok. No: 8 Göktürk - Eyüp / İSTANBUL SATIŞ OFİSİ : 0212 322 07 28 WEB: www.korulifegokturk.com


sağlık

SAĞLIK

spor

SPOR

eğİtİm

EĞİTİM

gündem

GÜNDEM

gurme

GURME

otomobİl

moda

makyaj

kültür sanat

yaşam

otomobİl MODA

MAKYAJ

KÜLTÜR SANAT

YAŞAM

ekonomİ

EKONOMİ

mağazİn

MAĞAZİN

gezİ

teknolojİ

GEZİ

teknolojİ


sağlık

SAĞLIK

spor

SPOR

eğİtİm

EĞİTİM

gündem

GÜNDEM

gurme

GURME

otomobİl

moda

makyaj

kültür sanat

yaşam

otomobİl MODA

MAKYAJ

KÜLTÜR SANAT

YAŞAM

ekonomİ

EKONOMİ

mağazİn

MAĞAZİN

gezİ

teknolojİ

GEZİ

teknolojİ


sağlık

SAĞLIK

spor

SPOR

eğİtİm

EĞİTİM

gündem

GÜNDEM

gurme

GURME

otomobİl

moda

makyaj

kültür sanat

yaşam

otomobİl MODA

MAKYAJ

KÜLTÜR SANAT

YAŞAM

ekonomİ

EKONOMİ

mağazİn

MAĞAZİN

gezİ

teknolojİ

GEZİ

teknolojİ


sağlık

SAĞLIK

spor

SPOR

eğİtİm

EĞİTİM

gündem

GÜNDEM

gurme

GURME

otomobİl

moda

makyaj

kültür sanat

yaşam

otomobİl MODA

MAKYAJ

KÜLTÜR SANAT

YAŞAM

ekonomİ

EKONOMİ

mağazİn

MAĞAZİN

gezİ

teknolojİ

GEZİ

teknolojİ


API


0212 322 19 20 - 0532 666 19 20


sosyal medya

GÖKTÜRK

sosyal medya

GÖKTÜRK

sağlık

SAĞLIK

spor

SPOR

eğİtİm

EĞİTİM

gündem

GÜNDEM

gurme

GURME

otomobİl

moda

makyaj

kültür sanat

yaşam

otomobİl MODA

MAKYAJ

KÜLTÜR SANAT

YAŞAM


sosyal medya

GÖKTÜRK

sosyal medya

GÖKTÜRK

sağlık

SAĞLIK

spor

SPOR

eğİtİm

EĞİTİM

gündem

GÜNDEM

gurme

GURME

otomobİl

moda

makyaj

kültür sanat

yaşam

otomobİl MODA

MAKYAJ

KÜLTÜR SANAT

YAŞAM


sosyal medya

GÖKTÜRK

sosyal medya

GÖKTÜRK

sağlık

SAĞLIK

spor

SPOR

eğİtİm

EĞİTİM

gündem

GÜNDEM

gurme

GURME

otomobİl

moda

otomobİl MODA


sosyal medya

GÖKTÜRK

sosyal medya

GÖKTÜRK

sağlık

SAĞLIK

spor

SPOR

eğİtİm

EĞİTİM

gündem

GÜNDEM

gurme

GURME

otomobİl

moda

otomobİl MODA


sosyal medya

GÖKTÜRK

sosyal medya

GÖKTÜRK

sağlık

SAĞLIK

spor

SPOR

eğİtİm

EĞİTİM

gündem

GÜNDEM

gurme

GURME

otomobİl

moda

makyaj

otomobİl MODA

MAKYAJ


sosyal medya

GÖKTÜRK

sosyal medya

GÖKTÜRK

sağlık

SAĞLIK

spor

SPOR

eğİtİm

EĞİTİM

gündem

GÜNDEM

gurme

GURME

otomobİl

moda

makyaj

otomobİl MODA

MAKYAJ


AYDIN KURTOGLU

65 62


RÖPORTAJ : KENAN YILMAZ 1990’lı yıllarda arabesk müziğin öncüsü Cengiz Kurtoğlu, şarkılarıyla kişiliği ile ön planda oldu. Asla magazin veya paparazzi haberlerinde yer almadı. Kendisi gibi yetiştirdiği evlatları müzik sektörü yerine farklı sektörlerde boy gösterdi. Dergimizin 22.sayısında usta ismin oğlu Aydın Kurtoğlu ile bir araya geldik. Aydın Kurtoğlu’nun öncelikle kısaca hayat hikayesine yer verip ardından bir solukta okuyacağınız röportajımızı sizlerle paylaşıyoruz.

Aydın Kurtoğlu, 1983 yılında Rize’de dünyaya

geldi. Bir yaşında ailesi ile birlikte İstanbul’a yerleşen Kurtoğlu ilk, orta ve lise öğrenimini de İstanbul’da tamamladı. Üniversitede işletme eğitimi alan Aydın Kurtoğlu, turizm sektöründe çalışmalarına devam etti. 2013 yılında Türkiye’de dönemine damgasını vurmuş, usta müzik adamı ve yorumcu olan babası Cengiz Kurtoğlu ile birlikte “Veliaht” adlı ses yarışmasına katıldı ve performansı ile büyük ilgi gördü. Bu yarışma sonrası müzikal kariyerine profesyonel olarak devam etme kararı alan Aydın Kurtoğlu, ilk projesi “Köle” için çalışmalarına hız verdi. Müzikle doğduğu gün tanışan, müziğe duyduğu ilgi ve sevgisi ile müzikal öngörülerini birleştiren genç yorumcu, 2014 yazında piyasaya çıkardığı “Köle” ile sektöre hatırı sayılır bir giriş yaptı. Aydın Kurtoğlu, “Köle” ile özellikle radyolar ve tv kanallarının listelerinde aylarca yerini korudu. 2015 yılının ilk günlerinde kendi stüdyosu “Dr.

Voice”u hayata geçiren Aydın Kurtoğlu, ikinci projesi “Hayırlı Günler”i Mart 2015’in son haftası BSK ve DMC işbirliği ile yayımladı. 2015 Eylül ayında Öptüm, 2016 Temmuz ayında ise listeleri alt üst eden single çalışması “Yak”ı hayranlarıyla buluşturdu. Aydın Kurtoğlu, yeni şarkıları için çalışırken, yurtiçi ve yurtdışında konserlerine devam ediyor. Pop müziğin son dönemdeki en başarılı isimlerinden biri olan Aydın Kurtoğlu, ” Pişman ” isimli maxi single’ı ile müzikseverlerle buluştu. Aydın Kurtoğlu’nun yeni maxi single’ında; Pişman, Tüh Tüh ve Spor Aşk isimli üç yeni şarkı, Mevsim Bahar şarkısının coverı , eski şarkıları ve versiyonlarından oluşan 9 şarkı olmak üzere toplamda 13 şarkı bulunuyor. Mustafa Ceceli’nin düzenlemesini yaptığı Mevsim Bahar coverının dışındaki tüm şarkıların düzenlemeleri Serkan Balkan imzası taşıyor.

63


‘‘SOKAKTAKİ SİMİTÇİYE KADAR SORUN BENİM ŞARKILARIMI EZBERE BİLİRLER. ’’ Sanat hayatına atılmanızda babanız köprü oldu mu ister istemez? Yoksa zaten siz sanatçı olmak için doğanlardan mıydınız? Sektöre girişinizi bilmeyen okuyucularımız için kısaca anlatabilir misiniz? Babam benim için köprüden daha çok zor geçilen bir sınır kapısı gibiydi. Geçmek istediğim taraf için her şeyin eksiksiz ve o tarafa uygun olması gerekiyordu. Kuralları çok iyi bilen biri olarak çok iyi hazırlandım ve hiç bir zaman acele etmedim. Doğru şarkı ve tarz ile vizeyi aldım diyebilirim :) Bütün şarkılarınız bir şekilde kulağa çalınmış, akılda kalıcı ve çok da keyifli şarkılar. Nasıl oluyor da aslında bu kadar popülerken kendinizi titizlikle kamufle edebiliyorsunuz? Bu bilerek yapılan bir korunma yöntemi mi? Özel çaba gerektiriyor mu? Aslında bunun için hiçbir çaba sarf etmiyorum. Sadece işimi yapıyorum ve geri çekilip seyrediyorum. Asıl amacım popüler olmak değil. Asıl amacım insanları güzel, yeni, farklı eserler ile buluşturarak onların sevgisini ve beğenisini kazanmak. Bunu da en iyi şekilde gerçekleştirdiğimi düşünüyorum. Her şeyden önemlisi arkamda kalıcı eserler bırakıyorum. “Tövbe” şarkısında “Ünsal” ailesinin tamamı ile çalışmanız planlı mı gerçekleşti yoksa tesadüf mü? Tamamen tesadüf aslında. Her şey Hande Ünsal ve Serkan Balkan ile olan dostluğumuzla başladı. Şarkının Nida Ünsal’dan bana gelmesi tamamen kısmet.

64

Aslında uzun süre önce var olan bir besteymiş Köle fakat kimse farkına varamamış ne yazık ki :) Resmen şarkı asıl sahibini yani beni beklemiş. “Tüh tüh” Youtube’da çok fazla görüntülendi. Önceden kişinin tutmuş olması demek satılan kaset/cd satışlarıyla orantılıydı şimdi ise Youtube izlenme sayılarıyla eşdeğer. Organik olanlar kadar satın alınanlar da var. Bu konu hakkında düşünceniz nedir? Bu durum ne kadar etik geliyor size? Sokaktaki simitçiye kadar sorun benim şarkılarımı ezbere bilirler. Şu ana kadar 32.000.000 geçen bir video klibim yok. Açıkçası bunun başında oturup da sayaç tutan bir insan değilim. Kimin ne kadar tık aldığı değil de kimin gerçekten güzel işler yaptığını takip ediyorum. Görüyorum ki bazı müzisyen arkadaşlar başarıyı tıklama da arıyorlar. Hala tek gerçeğin doğru şarkı ve kısmet işi olduğunun farkında olmayan birçok insan var maalesef.


Yeni nesil popçuların çoğunun başaramadığı o kalıcı olabilme/yer edinebilme savaşlarında kendinizi sağlama almış gibi görünüyorsunuz. Kendinizi değerlendirmeniz gerekse yorumunuz ne olurdu? Kalıcı olmaktan ziyade iyi hatırlanmak ve örnek gösterilebilmek benim için en büyük gurur, en büyük miras. Herkes birbiri ile savaşırken ben sadece bunlar için savaşıyorum. Tüm hayatı müzik mi Aydın Kurtoğlu’nun? Profesyonel olarak ilgilendiği başka dallar var mı? Adrenalin seviyorsunuz anladığımız kadarıyla Profesyonel olarak çocuklarımla ailemle ilgileniyorum :) Beni heyecanlandıracak, ayaklarımı yerden kesecek şeyleri yapmaya bayılıyorum. Keşfetmeyi çok seviyorum. O yüzden sürekli seyahat ediyorum ve araştırıyorum. Son klibiniz “Pişman” ile ilgili nasıl geri dönüşler aldınız? Hareketli şarkılara alışmış dinleyici kitlesi bunu nasıl karşıladı? Şimdilik iyi gidiyor. Tabii insanların buna alışması lazım. Ben de hareketli şarkılarda kendimi daha iyi hissediyorum. Çünkü insanları mutlu etmeyi eğlendirmeyi çok seviyorum. Yakın zamanda da gerçekten çok güvendiğim yeni hareketli şarkımı piyasaya çıkarmayı planlıyorum. Bir gün babanızın eski parçalarından oluşan bir çalışma/albüm yapmanız beklenebilir bir hareket mi? Aslında benim hayallerimin arasında olan şeyleri düşününce ilk 3’e girer. Babamın şarkılarını kendi tarzım ve tavrımla yorumlayıp yeni jenerasyonla buluşturmak istiyorum. Olacak ama henüz hazır değilim. Daha kariyerimin en başındayım. Yani %20 deyim. %50 yi görürsek yapabilirim :)

65


Şehrin karmaşasından kaçıp Göktürk’e taşınmayı hiç düşündünüz mü? Açıkçası düşünmedim. Şu an yaşadığım yerde mutluyum. Yeşilliğin bol olduğu sakin biryerde yaşıyorum. Bildiğimiz kadarıyla turizmle ilgileniyordunuz. Müzik dünyasına giriş yapmaya nasıl karar verdiniz? 2013 yılında Katıldığım bir müzik yarışma programının ardından Aranjörüm Serkan Balkan ile tanışmamla başladı her şey. Arkası çorap söküğü gibi geldi. İyi ve doğru bir ekip ile birlikte başarılı işler yapmaya devam ediyoruz. Bir anneye babaya en sevdiği çocuğu sorulmaz ama sizin en sevdiğiniz şarkınız hangisi? En sevdiğim şarkım ‘’Hayırlı Günler’’


Hakan Okay’ın yeni kitabı - SATIŞ PROFESYONELİ EL KİTABI İş dünyasına seslenen kitapları ile adından söz ettiren Hakan Okay’ın yeni kitabı SATIŞ PROFESYONELİ EL KİTABI çıktı. Hakan Okay, bugüne dek iş dünyasına seslenen kitaplarında ; İyi Satıcı Olmak , İyi Pazarlamacı Olmak , Nasıl Zengin Olamadım ve Helikopter Bakışı kitapları ile yer aldı. Son yıllarda işletmelerde uygulanmaya başlanan ve yönetim koçluğunun temeli olan “hata kültürü” bakış açısıyla yazdığı Nasıl Zengin Olamadım’da ise satış ve pazarlama anılarını anlattı. Hakan Okay’ın yeni kitabı “SATIŞ PROFESYONELİ EL KİTABI” dopdolu!  Satış işine yeni başlayanlar olduğu kadar, deneyimli satıcıların da zaman içinde unuttukları veya önemsemedikleri ayrıntılardan oluşan bu el kitabı, hatırlatıcı özelliği ile bir rehber niteliğinde olup, kolay okunması için maddeler halinde yazılmıştır. Saha ve kurumsal satışta görev yapan satış profesyonelleri için hazırlanan bu kitap, kurumsal satışta olduğu kadar, bireysel satışta da gerekli olan ve yapılması kaçınılmaz iş ve konuları kapsamaktadır.

Hakan Okay kimdir? Hakan OKAY, 1960 yılında İstanbul’da doğdu. Vefa Lisesi’nden sonra, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü ile İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi İşletme İktisadı Enstitüsünden mezun oldu ve son olarak İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İşletme Yönetimi ve Organizasyon Bölümünde Yüksek Lisans ders programını tamamladı.  1979 yılında üniversite sıralarında iken “Part-Time” olarak perakende satış yaparak iş hayatına başladı. Üniversite öğreniminden sonra bir seyahat acentasında satış temsilcisi olarak görev yaptı. 1985-2013 yılları arasında kişisel bakım sektörü (Estée Lauder, Aramis, Enrico Coveri, Arrogance, Barbara Bort, Hugo Boss, Laura Biagiotti, Alix Avien Parfums markalarında) ve giyim sektöründe (Karaca ve Pierre Cardin markalarında) yıllar içinde ürün müdürü, satış müdürü ve pazarlama müdürü olarak görev yaptı. Bahçeşehir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü,  Stratejik Pazarlama ve Marka Yönetimi MBA programında,  öğretim görevlisi olarak “Stratejik Pazarlama Uygulamaları”, “Marka Yönetimi”, “Perakende Yönetimi”, “Kişisel Satış Teknikleri” ve “CRM – Müşteri İlişkileri Yönetimi” dersleri vermektedir. www.hakanokay.com isimli kendi web sitesinde, makaleleri, konuk yazarları, önerileri, blog yazıları, söyleşileri ve okurlardan gelen pazarlama veya satışla ilgili soruların cevapları yayınlanmaktadır. 4CEO Eğitim ve Danışmanlık Tic. A. Ş.‘nin kurucu ortağıdır.  Halen beşinci kitabını yazmaktadır. Evlidir ve bir oğlu vardır.


Yeni yılın sağlık mutluluk ve başarı dolu geçmesini dileriz. Her gününüz bir diğerinden daha keyifli geçsin. Yeni yılınız kutlu olsun.

Göktürk Mah. Göktürk Caddesi No:3/C (Florence Nightingale Hastanesi Yanı - Noter Altı) 0212 322 78 80


CClt temmzllğğ yaparken aynı anda gençleşttren ve cclttekk problemlerr ggderen bbr anttaggng bakım ssstemmddr. Basınçla püskürtülen serumlar cclde derrnlemessne nüfuz ederken vakumlu bbr başlıkla ölü dokular asppre eddlerek temmzlennyor, aynı başlıkla cclde antt-okssdanlar, pepttdler ve hyaluronnk asst pompalanarak cclt yennlenmess sağlanıyor.


BiTKi ÇAYLARI SEZEN ÇETiNKAYA Beslenme ve Diyet Uzmanı

M erhabalar sevgili okurlar, günümüzde

diyet yapma kavramı ne yazık ki farklı bir boyut kazanarak sağlıklı beslenme anlamını tamamen kaybetmiştir. Bugün diyet dendiğinde akla ilk gelen şey, zayıflama çayları, detox içecekler, detox çorbalar, kilo verdirici olduğu iddia edilen ilaçlar veya takviye gıdalar, yağ yakımı sağladığı düşünülen besinler vs. bu listeyi çok daha fazla uzatabilirim ne yazık ki. Beslenme ve Diyet Uzmanı olan kişilerden bu ürünleri zaten duymazsınız. Sizi bu şekilde zayıflatacağını iddia eden kişilerden ise itina ile uzaklaşmalısınız. Peki bitkiler zararlı mıdır? Hayır her bitkinin kendine özgü yapısı sebebi ile etkisi faklıdır. Doğru ve yerinde kullanımda maksimum düzeyde fayda sağlayabilirler. Bizim konumuz zayıflama ürünü olarak satılan bitki çayları. Yapılan bir çok araştırma gösteriyor ki her ne kadar zararsız olsalar da bu bitkisel preparatlar, özellikle kronik kullanım sonucunda istenmeyen etkilerin gelişimine neden olabilir. Bitkisel ürünlerin doğal oldukları için yararlı oldukları düşüncesi yanlış olup; yaş, cinsiyet, genetik farklılıklar, beslenme durumu, eşlik eden hastalıklar, beraberinde alınan ilaçlar etkileri değiştirebilir ve toksik olmalarına neden olabilmektedir.

Bitkisel ürünler özellikle böbrek ve diyaliz hastalarında; kan basıncı, kan şekeri ve pıhtılaşma üzerine tahmin edilemeyen etkiler ve elektrolit dengesizlikleri nedeniyle zararlı olabilmektedir. Akut hepatit, viruslar, ilaçlar, alkol, metabolik hastalıklar, toksinler gibi değişik nedenlerle oluşan karaciğer hücre nekrozu ve karaciğerin infilamasyonu ile seyreden klinik sorunlarla sıkça karşılaşılmaktadır. Bitkisel Ürünlere Dikkat Edin! Bir bitkisel ürünün üzerinde doğal olduğunu belirten bir etiketin bulunması onun güvenli olduğunu göstermez. Yaşlılar ve özellikle kronik hastalıkları sebebi ile ilaç kullanan kişiler özellikle dikkat etmelidir. Bazı bitkisel ürünler ilaç gibi etki gösterdiğinden, kullanılan ilaçlarla etkileşerek, zararlı olabilmektedirler. Bitkisel ürünleri kullanan ve cerrahi müdahale geçirecek olan kişiler bu durumu mutlaka doktoruna belirtmelidirler. Bu gibi durumlarda bitkisel ürünün iki hafta önceden kesilmesi gerekmektedir. Hamile kadınlar veya emziren anneler özellikle dikkatli olmalıdırlar. Çünkü bu ürünler ilaç gibi etki gösterebilirler. Etiketlere kanmayın! Yapılan araştırmalar sonucu bitkisel ürünlerin etiketleri üzerinde belirtilen bileşiklerin haricinde birçok madde tespit edilmiştir. Bazı bitkisel ürünlerin içerisinde metaller, etiketsiz ürünler, mikroorganizmalar ve diğer maddeler bulunmaktadır. Paketli ve karışım olan niteliksiz markalardan uzak durunuz. Yedikleriniz ilacınız, ilacınız yedikleriniz olsun. Sevgiler...

dyt.sezencetinkaya


2017 YILINDA EN ÇOK RAĞBET GÖREN ESTETİK İŞLEMLER VE YENİ YILIN GETİRDİ YENİLİKLER Dr. ONUR ÇUKURLUOĞLU

Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrah /dronurcukurluoglu

Son yıllarda insanların daha bakımlı, daha güzel ve

daha fit görünmek için kendilerine gösterdikleri özen ve ayırdıkları zaman arttı. Bu istekleri karşılamak için de Estetik işlemlerdeki sayda da artış meydana geldi. 2017 yılı bu işlemler için nasıl bir yıl oldu ve yeni yılda bizleri neler bekliyor acaba sorusuna Dr. Onur Çukurluoğlu ile konuştuk. Estetik işlemleri aslında estetik cerrahi ve ameliyatsız işlemler şeklinde iki kısımda ela almakta fayda var. İki konuyu da ele almak daha uygun olacaktır.

2017 yılı estetik cerrahi işlemler için nasıl bir yıl oldu? Aslında Estetik cerrahi konusuna ilgi son on yıl içinde daha fazla artış gösterdi. Estetik cerrahi ile ilgili verilerin birçoğu Amerika kökenli olsa da ülkemiz

için de kabaca rakamlar mevcut diyebiliriz. Dünya

genelinde son yıllarda olduğu gibi vücut şekillendirme için liposuction ameliyatı hala bir adım önde. Türkiye genelinde ise en sık yapılan ameliyat Rinoplasti yani estetik burun cerrahisi, ikinci sırada ise liposuction (yağ aldırma) ve meme estetiği ameliyatları yer alıyor. Ülkemizde liposuction ameliyatları neredeyse tüm yaş guruplarında tercih edilirken burun ve meme estetiği cerrahileri ise çoğunlukla genç ve orta yaş gurupta tercih ediliyor. Daha önceki zamanlarla kıyaslarsak 2017 de farklı cerrahi işlemlerde artış oldu mu? Hem yurt dışı hem de ülkemizde özellikle popo bölgesi cerrahi girişimlerinde çok belirgin bir artış görülmekte. Popo kısmını daha belirgin, daha yuvarlak ve daha büyük isteyen bayanların sayısı oldukça fazla. Popo bölgesinde bu istekleri karşılamak için liposuction ile birlikte yapılan yağ enjeksiyonları ve popo için özel siklon imalatların kullanıldığı ameliyatlar yapılmakta. Say olarak diğer ameliyatlar kadar çok olmasa da bir önceki seneye göre yapılma sıklığı iki kat kadar artış görülmektedir. Estetik alanında ameliyatsız yapılan uygulamalarda 2017 için neler söyleyebilirsiniz. Cerrahi dışı işlemler ya da minimal invaziv uygulamalar diye adlandırdığımız ve ofis ortamında yapılabilen estetik işlemlerdeki artış ameliyatlara göre neredeyse on kat artış gösterdi. Bu işlemlerden kırışıklık tedavisinde kullandığımız botoks ve dolgular ilk sıralarda yer alıyor. Arkasından Antiaging uygulamalar geliyor. Günümüzde insanlar hem bakımlı hem de dinamik görünmeyi daha fazla tercih ediyorlar bu yüzden kısa surede yapılabilen ve işlemden hemen sonra normal hayata devam etme şansını sunan bu uygulamalara rağbet de artis gösteriyor. Özellikle yorgun bir görüntüden uzak daha canlı bir bakış isteği neredeyse herkes için vaz geçilmez durumda. Bu sebeple göz çevresi estetik işlemlerinde ekstra bir artış var diyebilirim.


Erkek ve kadınlar için estetik işlemlerin tercihlerinde değişiklik var mı? Estetik ameliyatlara eğilim bayanlarda daha fazla gibi düşünülse de burun ve liposuction ameliyatları hem erkek hem kadınlar için neredeyse baş başa diyebiliriz. Erkekler daha fit bir vücuda sahip olmak için vücut şekillendirme ameliyatlarıyla daha fazla ilgileniyorlar. Yine saç ekimi erkekler için oldukça sık yapılıyor. Cerrahi olmayan estetik uygulamalarda ise bayanlar hala sayı olarak fazla görünse de geçmiş dönemlerle kıyaslandığında erkeklerin ilgisi de oldukça fazla arttı diyebiliriz. 2018 için okurlarımıza estetik işlemlerle ilgili önerileriniz nelerdir. Uygulamalardaki bu hızlı artış ile birlikte uygulayıcı sayısında da artış getirdi. Bu işlemleri düşünen kişilerin ilk dikkat etmesi gereken nereye başvuracaklarını belirlemeleri çünkü merdiven altı olarak hitap ettiğimiz islemelerde de artış var. 2017 için doktor olmayan kişiler tarafından yapılan uygulamalar ve talihsiz sonuçlarla ilgili de birçok haber okuduk. Tüm bu estetik ameliyatlar ve işlemler tıbbi uygulamalardır ve kişilerin mutlaka bir plastik cerrahi uzmanına başvurmalarını tavsiye ederim.


BOZA VE SALEP KIŞ MEVSİMİNİN EN FAVORİ İÇECEKLERİ Müge Güzey AKANSEL Beslenme ve Diyet Uzmanı

B oza ve salep kış mevsiminin gelmesiyle birlikte ilk akla gelen içecekler arasındadır. Lezzetli ve içimi keyifli olan bu

iki besini tüketmeniz için gereken diğer bir neden de sağlığa pek çok yararı olması. Boza; darı irmiği, şeker ve sudan yapılan fermente bir içecek türüdür. 1 çay bardağı ortalama 210 kkal içeren bu içeceğin enerjisi içeriğindeki karbonhidrattan gelmektedir. Sindirimi kolaylaştırır: içerdiği aktif mayalarla ve laktik asitle sindirim sistemini rahatlatır. Bağışıklık güçlendirir: prebiyotik etkisiyle bağırsak florasını düzenleyerek bağışıklığı güçlendirir böylece soğuk algınlığı ve kanserden korunmaya da yardımcı olur. Glutensizdir: Türkiye’de boza yapımında genellikle darı irmiği kullanıldığı için bu bozalar glutensizdir ancak arpa, yulaf gibi diğer tahıllar da boza yapımında kullanılabilmektedir, gluten hassasiyeti ya da çölyak hastalığı olan kişiler bozanın darıdan yapılıp yapılmadığından emin olduktan sonra tüketmeliler. Çocuklar için: çocuklarda büyüme için artan enerji ihtiyacını karşılamaya yardımcı olur, içeriğindeki B vitaminleri karbonhidrat metabolizmasında yer almakla beraber, hafızayı güçlendirmeye yardımcı olur ve odaklanmayı kolaylaştırır. Anksiyete ve depresyona karşı: duygu durumu üzerinde etkili olan B grubu vitaminlerinin kaynağı olan boza bu etkisi ile anksiyeteyi (kaygı) önleyicidir, depresyona eğilimi azaltır. Dikkat etmesi gereken grup Diyabet hastaları: Bozanın karbonhidrat kaynağı olduğu unutulmamalı ve ekmek gibi değerlendirilmelidir. 1 çay bardağı boza yaklaşık ortalama 3 dilim ekmek kadar karbonhidrat içermektedir, kullanımda porsiyon miktarı ve sıklığına mutlaka dikkat edilmelidir. Diyabet hastaları gibi; öğünde karbonhidrat miktarına dikkat etmesi gereken diğer kişiler de insülin direnci ve hipoglisemisi olanlardır.

dyt_mugeguzey

Gut hastaları: mayalı ürünlerin tüketimi gut hastalıklarının ataklarını şiddetlendirebilmektedir. boza da mayalı bir besin olduğu için tüketiminden kaçınmalıdırlar. Zayıflamak isteyenler: yüksek kalorili bir içecek olduğunu unutmamalı, enerji değerini göz önünde bulundurarak günlük ekmek tüketimlerinden kısarak nadir olarak tüketmelidirler. Saklanma koşulları: boza maya içeren bir içecek olduğu için saklama koşulları önemlidir. Maya üremesine karşı açıldıktan sonra kısa bir süre içinde tüketilmelidir, serin yerde saklanmalıdır. SALEP Diyete yardımcı: Salep evde yapıldığında zayıflamaya yardımcı bir ara öğün olarak rahatlıkla tüketilebilir. Salebin kendi yapısında bulunan glukomannan kendinin 80-100 katı su çekebilen yapıya sahiptir böylece midede hacim oluşturarak tokluk süresini uzatır ve diyet yaparken ki acıkmaların önüne geçer. Ancak hazır salepler şeker içerdiği için diyet yapanlar ve diyabet hastaları şeker ilave etmeden evde kendi saleplerini süt ile hazırlayıp ara öğünde tüketmelidirler. Evde yarım yağlı sütle yapılan bir fincan salep ortalama 100 kalori içerir, hafif olsa da bir enerji değeri olduğu unutulmamalı ve porsiyon kontrollü tüketilmelidir. Kan şekerini dengeler: Salep içeriğindeki glukomannan (bir çeşit lif) ile mide boşalma süresini geciktirir kan şekerini dengeler. Kolesterol düşürücü: salepte bulunan glukomannan bağırsaklarda kolesterol ve safra asitlerini bağlayarak kan kolesterol seviyesinin düşmesine yardımcı olur, bu sayede kalp damar hastalıklarından koruyucu olarak da tüketilebilir. Kabızlığa karşı: salepte bulunan müsilaj su ile şişen bir çeşit polisakkarittir, dışkı hacmini artırarak kabızlığı önler. Ancak bu etkiden yararlanmak için o gün yeteri kadar su içilmiş olmalıdır.


BAŞBUĞ PINARBAŞI Derdimiz davamız, Milliyetçilik sevdamızdır. Tarif doğru, Lider doğru, Yol doğru. Sen doğru git,varmazsa kaderdir. MHP Merkez Yönetim Kurul üyesi ve TFF Uyuşmazlık Çözüm Kurulu Başkanı

G

özüm cephede kulağım İnebolu’da diyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün mücadelesine mermi taşıyan Şerife Bacı’nın imanı ile tazeleneceğiz. Güzel Vatanı ihanet ve melanet kuşatmasından kurtaracağız. Ersizler Köyü’nden İstiklal yolunu geçerek İnebolu’ya indik. Ersizler Köyü Kurtuluş Harbinde bir tane erkek kalmadığı hepsi şehit olduğu için ismi Ersizler, İstiklal Yolu’da Cepheye mermi taşıyan Vatan için can veren Şerife Bacıların yolu. Hareketimiz yurdun her köşesinde omuz omuza yürüyor. Ülkücü Hareket Liderin Emrinde

/ basbugpinarbasi


Başbuğumuzun Yol arkadaşı Mehmet Feyzi Efendinin kabrini ziyaret ettik. Allah onlardan razı olsun, Anadolu’ya Türk’ün Hak davasını bin yıldır mayalayan büyüklerimizin yolu aynı şevkle sürdürülüyor.

Sendikalar, sivil toplum örgütleri, muhtarlarımız ve teşkilatlarımızın katılımı ile gündeme dair partimizin politikalarını konuştuk.Ardından Kamu-Sen temsilciliği ve Türkav Temsilciliklerimizi ziyaret ettik. Kastamonu ahalisinin Genelbaşkanımızın Milli duruşunu takdirleri ve partimizin memleket için olmazsa olmaz olduğu yönündeki açık beyanları ile gururlandık.

Ülkücü İşçiler İl Teşkilatımızın açılışı münasebeti ile Kastamonu’dayız. Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslamlaşması yolunda büyük mücadele veren Pir Şeyh Şaban-ı Veli Hazretleri’nin türbesi ve vakfını ziyaret edip kurban kesimini yaptık.

Başbuğumuzun yol arkadaşı Mehmet Feyzi Efendinin Ocağının hala memleket ve millet hayatı için tüttüğünü gördüm. Milliyetçi Ülkücü Hareket Türk Milleti’nin gönlünde hakettiği yerdedir ve bundan sonraki süreçlerde muhakkak ki; daha da yücelecek, Üç Hilal en yüceye bir gün çekilecektir. Var Olsun Hareketimiz.

Kastamonu TÜRKAV’ı İl Başkanımız ve Ülkücü İşçiler Teşkilatımızla beraber ziyaret ederek istişarede bulunduk.


SERHAN YASDIMAN YILLARCA ÇALDI, ŞİMDİ DE SÖYLÜYOR Mİne Ayman

RADYO İLETİŞİM DANIŞMANI Instagram : mineayman www.minecccim.com

Müzik dünyasının gitarıyla tanıdığı Serhan Yasdıman, bu kez yorumculuğu ile müzikseverlerin karşısına çıkıyor. Yasdıman’ın sözü ve müziği kendisine ait olan ve aynı zamanda müzik direktörlüğünü de üstlendiği “Beni Mi Buldun?” isimli ilk şarkısı DMC müzik etiketiyle dijital platformalardaki yerini aldı. Şarkının düzenlemesi Metehan Köseğlu imzasını taşıyor. Fatih Ahmet Kaya yönetmenliğinde stüdyo ortamında çekilen klipte sanatçıya kalabalık oyuncu kadrosu eşlik etti. Serhan Yasdıman klipte sahne performansını yansıttı. Enstrümanistliği ile bilinen Yasdıman, başta Sezen Aksu olmak üzere, bir çok müzisyenin 3 binden fazla albüm kaydında ve çok sayıda konserinde gitar performansıyla yer almış bir isim.

Yasdıman şarkıcılığını, tüm bu deneyimin doğal bir sonucu olarak nitelendirerek şunları söylüyor; “İstanbul’un gece mekanlarında bir süredir şarkı söylüyordum. Sonra Sezen Aksu’nun müzik ve müzisyenlik atölyesi diye tanımlayabileceğim, “Lonca” isimli stüdyosunda üretilen şarkıların demo kayıtlarını okumaya başladım. Bu tabii sahne deneyiminin üstüne, bir nevi şan okulu oldu. Biraz da Sezen Aksu’nun beni şarkı söyleyebildiğime inandırmasıyla, bu alanda da bir şeyler yapmak istedim. Sonuçta müzik, bir yerinden bulaşıldığında ki bana hayli bulaşmış durumda- her noktasında üretmek için bir iştah uyandırıyor. Konservatuarda ud eğitimi aldım ama gitar ana enstrümanım oldu. Yenilenmeyi ve gelişmeyi seviyorum. Müzikte her alanda üretime devam edeceğim.”


sosyal medya

GÖKTÜRK

sosyal medya

GÖKTÜRK

sağlık

SAĞLIK

spor

SPOR

eğİtİm

EĞİTİM

gündem

GÜNDEM

gurme

GURME

otomobİl

moda

makyaj

kültür sanat

otomobİl MODA

MAKYAJ

KÜLTÜR SANAT


sosyal medya

GÖKTÜRK

sosyal medya

GÖKTÜRK

sağlık

SAĞLIK

spor

SPOR

eğİtİm

EĞİTİM

gündem

GÜNDEM

gurme

GURME

otomobİl

moda

makyaj

kültür sanat

otomobİl MODA

MAKYAJ

KÜLTÜR SANAT


sosyal medya

GÖKTÜRK

sosyal medya

GÖKTÜRK

sağlık

SAĞLIK

spor

SPOR

eğİtİm

EĞİTİM

gündem

GÜNDEM

gurme

GURME

otomobİl

moda

makyaj

kültür sanat

otomobİl MODA

MAKYAJ

KÜLTÜR SANAT


sosyal medya

GÖKTÜRK

sosyal medya

GÖKTÜRK

sağlık

SAĞLIK

spor

SPOR

eğİtİm

EĞİTİM

gündem

GÜNDEM

gurme

GURME

otomobİl

moda

makyaj

kültür sanat

otomobİl MODA

MAKYAJ

KÜLTÜR SANAT


sosyal medya

GÖKTÜRK

sosyal medya

GÖKTÜRK

sağlık

SAĞLIK

spor

SPOR

eğİtİm

EĞİTİM

gündem

GÜNDEM

gurme

GURME


sosyal medya

GÖKTÜRK

sosyal medya

GÖKTÜRK

sağlık

SAĞLIK

spor

SPOR

eğİtİm

EĞİTİM

gündem

GÜNDEM

gurme

GURME


MUSTAFA KESER SAHNESİ

HER CUMARTESİ GÖKTÜRK’TE SİZLERLE ! YILBAŞI REZERVASYON VE BİLGİ İÇİN TEL : 0212 322 53 23


HER AKŞAM CANLI MÜZİK CAFE & BAR OLARAK TA HİZMETİNİZDEYİZ ‘130 kişiye kadar müzikli yada müziksiz toplantılar alınır’

MUSTAFA KESER EV YEMEKLERİ Haftanın her günü kahvaltı ve leziz ev yemeklerimizi sunmaktan mutluluk duyarız ( Paket servisimiz vardır) Göktürk Merkez Mah. İstanbul Cad. No:28/9 Gökmahal Çarşı Göktürk - Eyüpsultan / İSTANBUL Telefon : 0212 322 53 23 Uzun zamandır ailece gerçekleş�rmek istediğimiz bir projeydi bu... Doğup büyüdüğümüz topraklardan edindiğimiz damak tadını Türk mu�ağından seçme lezzetlerle birleş�rmek ve

mkevyemekleri Konserlerim vesilesiyle Türkiye'nin birçok noktasını geziyorum ve yüzlerce


2017’nin Öğrettikleriyle 2018’den Beklediklerim MÜGE KEÇECİ

shufflepost@gmail.com

mugztheblogger

Acılarım Bana Beni Anlattı!

H

er sene sonunda bu zamanlar kendime bir yazı yazarım. Geçirdiğim seneden çıkardığım derslerin notunu tutarım bir bir. Tekrar dönüp baktığımda aslında her sene birbirinin aynısı gibi gözükse de, aldığımız dersler hiç aynı değil. İnsan bir güne bile neler sığdırırken koca bir seneye ne hikayeler sığdırıyor. Belki bu seneden başlayarak, siz de kendiniz için böyle bir yazı çıkarabilirsiniz. 2017 pek çok açıdan birçok ders aldığım bir sene oldu. Bu yazılarla her sene kendimi biraz daha tanıyorum, kendime biraz daha ısınıyorum. Ve kendimi tanıdıkça düşüncelerimin, davranışlarımın ve çevremin ne kadar değiştiğini görüyorum.

“Onlara acı dilemeyin, siz bu değilsiniz. Eğer size acı verdilerse , içlerinde acı var demektir. Onların iyileşmesini dileyin, ihtiyaçları olan bu!” — Najwa Zebian Bu sene en sevdiğim sözlerden biri oldu ve sözde de dediği gibi canımı acıtanlar için “iyileşmelerini” diledim. Yaşadıklarımla barışmam gerektiğini, canım ne kadar yansa da, daha da yanabileceğini ama en sonunda yine onu kendim iyileştirmem gerektiğini farkettim. Onlardan ne kadar kaçmak istesem de kaçamayacağımı kabullendim. “Yüzünü daima güneşe dön, gölgeler daima arkana düşer.” — Walt Whitman

Birçok zaman anlarız ama farkında olmayız ya da kabullenemeyiz bazı şeyleri. Bu sene benim için her şeyden çok kabullendiğim ve farkında vardığım bir sene oldu ve bu kelimelerin ne kadar değerli olduğunu anladığım bir yıl.

Canımı acıttığını çünkü benim için önemli olduğunu gördüm. Dolayısıyla kendim için önemli olan pek çok şey keşfettim. Ve tüm bunlarla birlikte kendime kızmak yerine, şefkatli olmayı, kendi acılarıma saygı duymayı, onları görmemek yerine onları anlamayı denediğim bir sene oldu. Ve bunun iyi hissettirdiğini farkettim. Ve tüm yaşadıklarım için önce teşekkür ettim, sonra şükrettim.

Hayat Bazen Siyah, Hayat Bazen Beyaz ve Hayat Rengarenk!

Davranışlar Alışkanlıklara, Alışanlıklar Değerlere, Değerler Karaktere Dönüşür!

Biraz geç olsa da öncelikle hayatta hep beyaz olmayacağını, amacımızın beyazdan oluşan bir hayat olmaması gerektiğini kabullendim. Hayatın her renginin olduğunu özellikle hiç istemediğimiz renklerin de o hayatta olduğunu kabullendim. Yani aslında hayatta iyi kadar kötü olayların olabileceğini, salt amacımızın sadece mutlu olmak olmadığını aslında hayatı her yönüyle sevmem gerektiğini kabullendiğim bir sene oldu. Hatasız Kul Olmaz, Hatamla Sevdim Kendimi! Bu zamana kadar her zaman mükemmel olmaya çalışıyordum ve o çaba içinde dönmeye o kadar alışmıştım ki, mükemmel olmayacağımı görmeyi kabullenmem de oldukça zamanımı aldı ve alıyor. Hata yapmayı kabul etmeyen bünyeme hata yapabileceğini o kadar güzel gösterdi ki bu sene hatta hatalarımla yüzleşmeyi bile öğrendim. Aslında geçmişte de birçok hata yaptığımı farkettim ve hatalarıma rağmen kendimi affetmeyi öğrendim. Kendim olduğu kadar pek çok kişinin de hata yapabileceğini ve onları hiçbir sebep gözetmeksizin hataları ile kabul etmeyi öğrendim. Affedemediklerim oldu ama onların da hayatımda olmaması gerektiğini anladım.

“Önemli olan neyi bildiğin değil, neyi sürekli yaptığın...” — Tony Robbins Yaptıklarımız zamanla alışkanlıklara dönüyor, kendimize iyi gelen şeyleri ne kadar çok yaparsak o kadar alışkanlık haline gelir. Telefonumdan daha çok uzaklaştıran şeylerle uğraşırken buldum kendimi. Güne erken başladığım bir sene oldu. Gün batımına daha çok şahit olduğum, daha çok yürüdüğüm, daha çok yazdığım, daha çok hayal kurduğum bir sene oldu. Çünkü şu sözü hiç unutmadan, her gün okudum; “Söylediklerinize dikkat edin; düşüncelere dönüşür. Düşüncelerinize dikkat edin; duygularınıza dönüşür. Duygularınıza dikkat edin; davranışlarınıza dönüşür. Davranışlarınıza dikkat edin; alışkanlıklarınıza dönüşür. Alışkanlıklarınıza dikkat edin; değerlerinize dönüşür. Değerlerinize dikkat edin; karakterinize dönüşür. Karakterinize dikkat edin; kaderinize dönüşür.” — Mahatma Gandhi


Ne Geçmiş, Ne Gelecek Elinde Olan Bu An!

Başlık bu kadar iddialı olsa da söyleyeceklerim bu kadar iddialı değil. Geçmişi de, geleceği de unutmadan o an’ın önemini kavramaktan bahsediyorum aslında. Ben geçmişle kavga ederken, geleceği düşünürken yaşadığım an’ı kaçırdığımı farkettiğim bir sene oldu. Geçmişimle birlikte, geleceğimi de düşünerek an’da kalmayı öğrendim. Her günün iyi geçmeyeceğini ama her günde iyi bir şey olduğunu farkettim. Kim Ne Derse Desin Senin İçin Önce Hoş, Sonra Boş! İnsanların hakkımda ne düşüneceğini hiçbir zaman değiştiremeyeceğimi sonunda anladım. Beni olduğum gibi kabul etmek istemiyorlarsa, ben ne yaparsam yapayım,

kabul etmeyeceklerini anlamakla kalmadım, gördüm. En yakınım dahi olsa, çabamı, mücadelemi takdir etmedikleri gibi küçük görebilecekleri gerçeğiyle de yüzleştim. Aynı zamanda bu sadece başkaları tarafından değil aynı zamanda içimde de biraz bu insanlardan bir ses olduğunu farkettim. İçimde her zaman beni, yaptıklarımı ve yapacaklarımı küçük gören ve beni onlardan alıkoyan bir “yapamazsın” sesi olduğunu ve ona inat yaptığım ve sonunda kendimle gurur duyup, kendime daha çok güvendiğim bir sene oldu.

Hayat Paylaşınca Güzel!

İnsanları sevindirmenin ne kadar mutlu ettiğini bir kez daha farkettim ve yine çok kişiyi sevindirdiğim bir sene oldu. Sevindirmenin yani sevmenin paylaşmanın en güzel hali olduğunu bir kez daha gördüm. Hayatın gerçekten yaşadıklarını, elindekileri çevrendekilerle, ihtiyacı olanlarla paylaşınca güzel olduğuna bir kez daha şahit oldum.


1,2,3 Sabır!

Sabretmenin ne kadar değerli bir erdem olduğunu bir kez daha anladım. Ve yine gördüm ki; sen ne kadar çabalarsan çabala her şeyin bir zamanı var. Verdiğin emek ve çabalamanın sonrasında o uğruna emek verdiğin şey her ne ise onun için tevekkül olmayı, ona saplanıp kalmamayı, sonucu çevremdeki herşeye kayıtsız kalmadan hayatıma devam etmeyi kabullendim. Yani ne yaparsam yapayım olacağa engel olamayacağımı, arkaya atmayı ve bu gerçekle yaşamayı öğrendim. Kontrolü biraz elden bırakmanın ne kadar güzel süprizlerle hayatımıza geri döndüğünü farkettim.

Nefes Alıyoruz, Şimdi Nefesi Tutuyoruz ve Nefesi Veriyoruz!

Sözlerimin arasına bir nefes arası dahil etmeyi öğrendim. Söylemeden önce bir nefes alıp konuşmayı ve aslında aldığımız o nefesin ne kadar önemli olduğunu öğrendim.

Özlem Hiç Bitmiyormuş!

Kaybettiklerinizi zaman geçtikçe daha çok özlediğimizi farkettim. Anılarımız tazeyken, sesi kulaklarımızdayken hala çok anlayamıyor insan. Ama zaman geçtikçe hem o sesi unutmamak için, hem o anıları unutmamak için zaman bir yandan akarken onlara tutunmak özlemi daha da artırıyormuş. Özetle; en çok çevremdekileri daha yakından tanıdığım, insanlara çok güvenip çok aldandığım, pek çok yara aldığım ama aynı zamanda yalnız olmadığımı, çok güzel dostlarım olduğunu, sevindirmenin ne kadar mutlu ettiğini, kendine değer vermenin sadece kendini değil çevrendekileri de olumlu hissettirdiğini, önceliklerini yeniden belirlemeyi…

2018’den Beklediklerim…

Öncelikle 2017’de öğrendiklerimi unutmadan, onlardan aldığım dersleri uyguladığım bir sene olmasını diliyorum.

Hepimiz Özeliz!

“Bir şeyin özel olabilmesi için, özel olduğuna inanmanız gerekir.” Geçtiğimiz gün yani 2017’nin son günlerinde bir sinemanın koridorunda gördüğüm bu yazı pek çok şey düşündürttü bana. Belki de önümüzdeki sene yani 2018’in benim için temasını belirlememe yardımcı oldu diyebilirim. Hepimizin hayatı, her anı özel. Hiçbirimizin hikayesi, hayatı ya da bir anı bir diğerinden özel değil. Herkesin yaşadığı kendine özel. Kendimiz için de durum aynı işte, hepimizin hikayesinde olduğu gibi. Bahsettiğim bencilce “ben ve benim hayatım özel gerisi önemli değil” bir düşünce değil, bir bütün olarak herkesin ama herkesin hayatının özel olduğunu kabul etme düşüncesi. Bahsettiğim öyle genel geçer bir şey de değil, üzerine düşününce, böyle yaşayınca gerçekten farkediyorsunuz. Gerçekten yaşadığınız hayatı ve kendinizi özel hissettiğiniz kadar mutluluk saçıyorsunuz etrafınıza. İlla birilerinin sizi özel hissettirmesi de gerekmez, önce kendiniz hissetmelisiniz. Sen kendini ne kadar özel hissedersen, o karşındakine de o kadar özel olduğunu hissettiriyorsun, o kadar sağlıklı iletişim kuruyorsun, o kadar mutlu ediyorsun.


Geniş Açıdan Bak!

“Eğer bir şeyle ilgileniyorsanız, onu neden ve nasıl yapamadığınıza dair hikayeler, bahaneler, sebepler ve koşullar öne sürersiniz. Eğer o şey için baş koyduysanız, ne gerekiyorsa yaparsınız.” Çoğu zaman bir sarmalın içinde dönerken buluyoruz kendimizi. Tek bir şeye odaklanmış onun için deli gibi çabalarken. Ama aslında dünya çok hızlı geçiyor ve bu hızda bırakın bir seneyi, bir sonraki günü bile planlamak oldukça zorken hayat planları yapmalı. Bir sene içinde yaşayacaklarımızdan çok aslında hayatla ilgili genel planlar yapmalıyız. İdeallerimizi gerçekleştirebildiğimiz ya da onlar için adım atabildiğim bir sene olmasını diliyorum.

Tut Elinden!

“Mum, bir diğerini yakınca, kendisinden bir şey kaybetmez.” - Jayson Gaignard Bu sene kendimizden gençlere daha çok yol açtığımız bir sene olsun diliyorum. Gerek kariyer, gerek eğitim ve hayatın her alanında daha çok elden tutabildiğimiz bir sene olmasını diliyorum. Mutluluklarımı, mutluluklarımızı gönül rahatlığı ve suçluluk duymadan paylaşabileceğimiz bir sene diliyorum. Gözlerinin içi daha çok gülen, daha çok umut eden insanlar görmeyi diliyorum. Sokakta sebepsizce selam verebilen ve birbirimize gülümseyen insanlar olabilmeyi diliyorum.

Allah’tan tüm insanlara vicdan, merhamet bağışlamasını diliyorum. İnsanların kalbine dokunabilmelerini öğrenmelerini diliyorum. Kalbimizin ihtiyacı olan ve ona iyi gelecek insanlarla yollarımızın kesişmesini diliyorum. Dini, dili, ırkı ne olursa olsun birbirimize sevgiyle yaklaşalım istiyorum. Çevreye, canlılara daha çok saygı ve sevgi gösterdiğimiz bir sene olmasını diliyorum. Onların bazen bir hareketi, bazen de bir tomurcuğu ile ne anlatmak istediğini anlayabildiğimiz bir sene olmasını diliyorum. Nefes alabildiğimiz, aldığımız nefesin ne kadar değerli olduğunu bir kez daha anladığımız, mutluluklarımızı paylaştığımız, gözlerden yaş yerine umut akan bir yer olmasını diliyorum. Hepinize sağlıklı, kendinize verdiğiniz sözleri tutabildiğiniz, merhametli olabildiğiniz, etrafınızdaki insanlar için iyi örnek olabileceğiniz, deneyimlerinizle başkalarına da ufuk açtığınız, kaçırdığınız fırsatların daha iyileri ile karşılaştığınız, daha çok ürettiğimiz, hayırlı kazançlarınızın olduğu, hak yemediğiniz, çevremizdekilere duyarlı ve faydalı olabildiğimiz, özel olduğunuzu hissettiğiniz ve hissettirdiğiniz, saygı duyduğunuz, gençlerin önünü açtığınız ve onları desteklediğiniz, çocukların elinden tutabildiğiniz, yeni yerler keşfedebildiğiniz, yepyeni şans kapılarının açıldığı bir yıl dilerim… İçinizdeki hiç yılmadan, herşeye rağmen yeniden başlayabilen çocuğa kucak dolusu sevgilerle, Şimdiden Mutlu Seneler...


MERVE MISIR /mervemsr

Amsterdam’ı konu edeceğim bu yazıyı yağmurlu bir

Cuma günü Londra’da kaleme alacağım hiç aklıma gelmezdi. Tecrübe(ler)imi sizlerle paylaşmadan önce, bu şehre tutulduğumu, Regent Street’in ara sokaklarında bulunan harika bir pub’da veya Londra sokaklarında zaman geçirmek yerine Amsterdam’ı anlatmak için tüm günümü ayırdığımı ifade ederek başlamak isterim. Şehirlerin bende bıraktığı bir sürü duygu olmasının yanısıra, Amsterdam platonik aşkınızı anlatmak gibi bir şey. O zaman günlük tadında başlayalım. Bu yıl ilk kez Nisan ayının 21’inde Köln’de yaşayan yakınlarımın ziyaretinin ardından otobüs ile Amsterdam’a gittim. Şehrin sınırlarına yaklaştıkça yollarda sizi karşılayan ‘’özgürlük’’çağrıştıran grafitilerden ve Germen gotiğinden indie rock’a geçiş yapan radyodan epey yakınlaştığımızı hissediyordum. Merkezden yelpaze gibi genişleyen bir yapıya sahip olan şehirde dönüş uçağımız Schiphol Havalimanı’ndan olduğu için geceyi çok yakınında olan İbis Hotel’de geçirdik ve sabah 3 tam gün bizi bekleyen şehrin sokaklarını keşfe başladık. Her Türk gencinin ‘’abi bu sene kesin gidelim yaa! ‘’ muhabbetine maruz kalan kırmızı ışıkları ve yeşil dumanları ile sıkça anılan şehir için bu tanımlama oldukça sığ kalıyor. Neden mi ? Şöyle ki ; (hukuk dilekçelerimin olmazsa olmaz sonuç-gerekçe giriş belirteci:) UNESCO’nun dünya mirası listesinde olan kanalları, yan yana sıralanmış, kırmızı tuğlalı birbirinden modern Felemenk evleri, sanat harikası

müzeleri, yemyeşil parkları, bisikleti temel ulaşım aracı yapan yolları, çiçek tarlaları, peynir ve bira fabrikaları, müziğinden sinemasına en kaliteli festivalleri ve daha sayamayacağım türlü güzellikleri içinde bulunduran ikonik bir şehri yalnızca fuhuş ve uyuşturucu ile anımsamak ona haksızlık olur da ondan. Amsterdam’da ulaşım, alışveriş, yeme içme ve gezme ile ilgili bloglarda yeterince bilgi ve ayrıntı bulunduğundan bu yazıda yalnızca ‘’biz neler yaptık?’’ ondan bahsetmek istiyorum.Bir yaz insanı olan ben, ne olduğu belli olmayan havası ile tabiki Amsterdam’da da üşüdüğümden, outdoor aktivitelerim kursağımda kaldı. Bu nedenle ilk gün ne yazıkki Vondelpark’ı görmüş olalım diye bi turladık. Adresini bile ezberlediğim Prinsengracht 191 1015 DS’de yer alan Pancake Bakery’de 75 çeşit krepten (şaka değil) birini kahvaltı niyetine seçip , ayaküstü tanıştığımız gençlerle sohbet ettik. Ortalama boyları 1.80 olan ( abartı olabilir ama baya uzunlar ) Hollandalı arkadaşları kızlı erkekli bisikletleriyle görünce kıskansak da iki ay sonra aynı deneyimleri biz de yaşayacaktık. Burda yaşayan insanlar, bisikleti işe giderken, arkadaşları ile buluşmaya giderken, alışverişte vs. her yerde kullandıkları için çokça hızlı ve deneyimliler. Bisikletliler için ayrıca trafik lambaları mevcut. Bu yüzden Amsterdam’da bir yayaya bisiklet çarpma olasılığı, araba çarpma olasılığından hayli fazla. İlk gün Amsterdam halkının çılgın bisiklet trafiğine adapte olamayanlar, düşme ve çarpışma tehlikesi ile karşı karşıya kaldı, aman dikkat!


Bir turist ( ve artık gezgin ) olmanın baş kuralı olan önceden yapılan araştırma ve hazırlıklar oldukça işimize yaradı.I Amsterdam Card almamış olsaydık hem daha fazla para harcayıp , hem de müzelerde metrelerce süren sıralarda günü öldürecektik.Bu kart Van Gogh ve Stedelijk Museum gibi müzelerin de içinde bulunduğu yaklaşık 40 müzeye giriş, kanal turu ve toplu taşıma araçlarını limitsiz kullanma gibi çeşitli olanaklar sağlıyor. İlk gün birçok önemli müzeyi içinde barındıran Museumplein bölgesinde, meşhur I Amsterdam yazısının hemen yanında ve Hollanda’nın en büyük sanat ve tarih müzesi olan Rijksmuseum’u gezdik. Özellikle, Frans Hals ve Jacob van Ruysdael Vermeer, Rembrandt, Jan Steen gibi sanatçıların eserlerini görmek isterseniz, kesinlikle ziyaret etmelisiniz. Resimlerin yanı sıra 35 bin kitap ve el yazması içeren donanımlı bir kütüphaneye sahip olduğu gibi Hollanda kültürünün gelişimi gösteren sergi eserleri ile büyüleyici idi. Rijks’in hemen karşısında yer alan “Potato Eaters”, “The Bedroom”, “The Yellowhouse’’ eserlerinin orijinalini görebileceğiniz, Van Gogh müzesi mevcut. Rijks’te sanata doyunca, Coster isimli pırlanta müzesine geçiş yapıp, Van Gogh’u doya doya deneyimlemek için ikinci seyahatime bıraktım. Müze işlerine biraz ara verip Kalverstraat ve Bijenkorf bölgesinde Lombardo’sta müthiş leziz silly cheese steak hamburger yedik. Burası Amsterdam Centraal Station’a en fazla 15 dk yürüme mesafesinde olan Dam meydanı aynı zamanda. Alışveriş yapabileceğiniz gibi, civarına yayılmış onlarca kafeden birinde oturarak akrobatları,

müzisyenleri, merakla etrafı inceleyenleri kısaca etrafı gözlemleyebilirsiniz. Ben pek yerimde duramayan biri olarak küçük şehir merkezinde fotoğraf çekmeyi ve dar ara sokaklarında kaybolmayı tercih ettim. Hakkaten kayboldum, çünkü her yer birbirine benziyor :) Akşam saatlerinde kanal kıyısında yer alan canım The Hardrock’ta müziğe doyup, manzaranın tadını çıkarttık. İkinci gün meşhur rüzgargülleri, küçük balıkçı kasabalarını , peynir ve tahta fabrikalarını görebileceğimiz Hollanda kırsallarına yani Zaanse Schans, Marken ve Volendam’a gittik.Bu yerlerin arada kaynamasını istemediğimden ötürü, düşünce ve deneyimlerimden oluşan yazıyı bir sonraki sayıya saklıyorum..


Amsterdam’da son günümüz Cuma gecesine denk geldiği için, eğlence limitimizi hunharca zorladığımızı düşünüyorum :) Eğlence demişken şehrin Red Light Street’inden ve Coffee Shop’larından biraz bahsedeyim. Bildiğiniz üzere Hollanda’da fahişelik legal.18 yaşın üstünde Avrupa Birliği vatandaşları bunu izin verilen bölgelerde bir meslek olarak icra edebiliyor. Bir yandan hiç kimse para için vücudunu satmak zorunda kalmamalı diye düşünenler olsa da, Amsterdam minimum ödemeler, yasal koruma ve zorunlu HIV testleri gibi iyileştirmelerle acımasız olan endüstriyi biraz daha iyileştirdiğini düşünüyor. Kırmızı fener sokağı diye tabir edilen yer, oldukça turistik ve lokallerin pek uğramadığı bi bölge. Vitrinde yer alan kadınların fotoğrafını çekmek yasak ve para cezası var. Amsterdam’ı ilginç kılan bir diğer olay hepimizin malumu uyuşturucunun da legal olması. Sabah 7 de yürüyüşe çıktığımız andan itibaren, sokakta bulunduğumuz süre boyunca burnumuza gelen ve daha önce duyduğum hiçbir kokuya benzemeyen ( Londra’da Camden hariç ) ‘’ot kokusu’’ olayın ciddiyetini ilk gün anlamamızı sağladı. Herhangi bir köşe başında, ara sokakta, caddede ‘’Coffee Shop’’ görmeniz mümkün ve bu shop’larda alkol ve sigara satışı ve içilmesi yasak. Her ne kadar I Amsterdam card satın almış olsam da, Amsterdam’da bir kere bile toplu taşıma aracına binmedim . ’’Amsterdam’a gelen bir kere daha gelir.’’ sözünün öylesine söylenmediğini ise bu yıl yaklaşık sekiz ülke görmüş biri olarak, aklımda yine de bu şehrin izlerinin kalması ile anlayıp iki ay sonra Haziran ayında tekrar geldim. Amsterdam Schiphol havalimanı merkez istasyonuna direkt trenle bağlı ve yaklaşık 20 dk sonra ulaşıyorsunuz. Bu istasyondan Utrecht,Rotterdam ve Hague gibi şehirler yaklaşık 1 saat sürüyor. Bu gelişimde uçaktan indiğim anı bırakın gece nerede

konaklayacağımı bilmiyordum.Airbnb ile günlük ev kiralamayı düşünsem de, aramak için kaybedeceğim zamanı gezmek için kullandım. Leidseplein bölgesinde bir hostel bulup Kanada, İsrail, Malta ve İtalya’dan gelen gezginlerle tanışma fırsatı buldum. Onların buraya ilk gelişi olduğundan rehber olabilecek kadar şehri biliyordum artık.Temel yerlerin yanında genellikle lokallerin takıldığı bölgeler olan Jordaan, De Pijp ve Amsterdam Noord’ı sömürdük diyebilirim. Lijbaansgracht, Princsengracht, Brouwersgracht ve Rozengrach arasında kalan Jordaan bölgesi özellikle genç kesimin ve hipster’ların yerleşmeyi seçtiği bölgelerden biri olduğu için diğerlerine kıyasla burda hayli zaman geçirdik. Sanat galerileri, yeme içme ve eğlence mekanları ile popüler. Yine yakınlarda ikinci el cenneti olan Waterlooplein bölgesinde çok güzel vintage mağazalar var. Yaptığım tek alışveriş ise Japanse Winkeltie’den sevimli çay bardakları, demlik, kupa, kimonolar ve hatta origami kağıtları satın almak oldu.


Heineken Experience, zeki Hollandalılar tarafından kullanılan bir pazarlama tekniği ile, insanların gezebileceği, biranın yapım aşamalarını öğrenebileceği, eğlenebileceği bir alan. Ancak , Nisan soğuğunda yapamadığımız dışarı etkinlikleri çokça olduğundan, Haziran’ın ortasında iç mekanlarda zaman geçirmedik. Reflex sanat galerisi ve Openbare Bibliotheek denen terapi kütüphanesi dediğim muazzam yerler hariç! Amsterdam’da son günümüz olan gece, gece hayatının iki ana bölgesi olan Rembdandtplein ve Leidseplein’de harika müzik festivallerine şansa denk geldik.Havanın 11’de karardığı, insanların evlerinden müziğe eşlik ettiği, halkının çokça mutlu olduğu ve yakın arkadaşlar edindiğimiz bir akşam olması dolayısıyla bu festivalleri çok sevdim. Neler yapamadık veya yapsak güzel olurdu? iamsterdam.com sitesinde ‘’What’s On’’ sayfasından bakıp hazırlıklı gelmeme rağmen Concertgebouw konserlerine ve Eye Film Instituut film festivallerine katılamadım. Gouda peyniri alamadım. ( son paramla bi Fransızdan bisiklet kiraladım ) Anne Frank müzesine gidemedim. Ancak,gittikten sonra dönmemek, döndükten sonra tekrar gitmek için 50 tane sebep üretmenize neden olacak, yer yer özgürlüğün -somutbir kavram da olabildiğini hissettirebilecek bu şehire gelmek için hala bahanelerim var gördüğünüz gibi.

Bu yazıyı yazabilmek için fotoğraflara bakıp, günlükleri okurken Londra’da saat öğlen oldu bile. Siz bu satırları okurken ben Westminster’da bulunan St.James Park’a gidip sincap besleyeceğim. Hayatta var olan bütün kötülüklere bir direniş olan çocuk ruhumu kaybetmememe ve farklı yerler görüp deneyimleyebilmenin beni hala heyecanlandırabilmesine her gün şükrediyorum. Eğer sizde wanderlust genine sahip iseniz, ( ki bu yazıyı sonuna kadar okuyabildiyseniz bence öylesiniz ) satın almanın değil deneyim sahibi olmanın tadını çıkartmak için bu şehri bi görün derim. Bir sonraki sayıda görüşebilmek ümidi ile..


Kemer Country Club Orman Evİ New Year Bazaar 9 / 10 Aralık günlerinde Kemer Country Kulüp Orman evinde, kışın tadını ve yeni bir yıla girmenin mutluluğunu, orman manzarası içerisinde çıkarmak isteyen herkese açık olarak düzenlenen etkinliğe katılanlar keyifli anlar yaşadı. Yılbaşı alışverişinin telaşını yaşamadan, sakin ve mutu bir ortamda yeni yıl hediyelerini alabilmek, yılbaşı kurabiyeleri ve cupcake, şekerleme, kahve ve ikramlarının tadına

bakmak isteyenler güzel vakit geçirdiler. Şömine başında keyifli dakikalar, seçkin markaların konsept stantları, tasarımcılar, canlı müzik, moleküler mutfak şefinden ilginç tadımlıklar Kemer Country Orman evinin konforlu ortamında herkese ücretsiz olarak sunuldu.


sosyal medya

GÖKTÜRK

120

sosyal medya

GÖKTÜRK

sağlık

SAĞLIK

spor

SPOR

eğİtİm

EĞİTİM

gündem

GÜNDEM

gurme

GURME

otomobİl

otomobİl


sosyal medya

GÖKTÜRK

sosyal medya

GÖKTÜRK

sağlık

SAĞLIK

spor

SPOR

eğİtİm

EĞİTİM

gündem

GÜNDEM

gurme

GURME

otomobİl

otomobİl

121


Röportaj : KENAN YILMAZ

GÖKTÜRK’TEN BEŞİKTAŞ’A

UZANAN TRANSFER YOLCULUĞU Sizlere Göktürk’ten Beşiktaş A Takımına uzanan bir yolculuk hikayesini paylaşmak istiyoruz. Mertcan Açıkgöz henüz 18 yaşında ama gayet olgun, saygılı ne istedğini bilen genç bir yetenek. Ülkemizde neredeyse yerli oyuncuların kadrolarda kendine yer bulamazken Mertcan daha 18 yaşında Beşiktaş A Takımı ile 1,5 yıllık sözleşme imzaladı. Nasıl seçildin, seçilme süreci nasıl geçti? 10 yaşında Yahya Kemal’de Futbola başladım. Ardından Beşiktaş ile lig maçında karşılaştık. Orada Beşiktaş’a karşı iyi bir performans sergileyince beğendiler ve hocalarıma mesaj iletip beni istediklerini söylediler öyle Beşiktaş’a transfer oldum. 10 yaşımdan 18 yaşıma kadar 8 yıl boyunca Beşiktaş’tayım.

Yedek kulübesine çıktın mı, maç deneyimin odu mu? Evet. En son ziraat Türkiye Kupası maçında kadrodaydım. Önüzmüdeki maçlarda inşallah forma şansı bulacağım.

Ne zaman A takıma seçildin ve seçildiğini kim söyledi? Seçildiğimi İlk A2 Antrenörüm Yasin Sülün söyledi. Kendisinin üstümde emeği çoktur. Sağ olsun bize çok yardımcı oluyor. A Takım İle ilk antrenmanımda Quaresma, Pepe gibi Yıldızlar ile çalıştık. O Anki duygularım tarif etmek çok zor, antremanda dizlerim titredi.

Ne kadar sürelik sözleşme imzaladın? 1.5 yıllık sözleşmeye imza attım. Ama ileride performansıma göre uzatılabileceğini düşünüyorum.


Şenol Hoca İle ilk orada mı tanıştın? 1 ay önce hazırlık maçına çağırmıştı beni orada tanışmıştım. Romanya’dan bir takım gelmişti. Antrenmanda performansımı gördü. 1 ay sonrasında da imza için çağırdılar. Performansımın yeterli olduğunu düşündüler. Okul, eğitim durumun nasıl gidiyor peki? Lise son bitti. Bu sene tekrar sınava gireceğim. İyi puan alırsam üniversiteyi de düşünüyorum. Seninle beraber arkadaşların da var mı Beşiktaş’a imza atan? Benimle birlikte 2 kişiye daha imza attırdılar. Onlar da benim yakın arkadaşlarım. Onlar da iyi topçulardır Göktürk’teki arkadaşlarının tepkisi nasıl oldu peki? Çoğu zaten bekliyordu sağ olsunlar güveniyorlardı bana. Beklediğimiz bir şeydi diyorlar şaşırmadılar yani tabi mahallede ki tepkiler falan değişiyor, başka bir göz ile bakmaya başlıyorlar artık. Senin gibi bu yerlere gelmek isteyenlere neler söylemek istersin? Öncelikle çalışmayı hiç bırakmamaları lazım. Ekstranın da ekstrasını yapmaları lazım çünkü yabancı sınırından dolayı çok zor futbolcu çıkıyor, gerçekten a takıma girmek çok zor.Sakatlıklardan dolayı hiç yılmasınlar, performanslarını hat safhaya çıkarsınlar. Göktürk’te antrenman yapıyor musun peki? Göktürk’te pek idman yapma fırsatım olmuyor genelde yaz dönemlerinde yapıyorum Arkadaşların halısahaya çağırıyor mu peki? Tabiki. Maç yapmam için çok ısrar ediyorlar, pek fazla vaktim olmadığı için gidemiyorum. Gelecekte olmasını istediğin bir hayalin varmı? Öncelikle Beşiktaş’ta başarılar elde etmek istiyorum. Beşiktaş İle Şampiyonlar Ligi’nde gidebildiğimiz yere kadar gitmek istiyorum, Kendimi kanıtlamak istiyorum. Daha sonra ki hedefim ise İngiltere. Onun için ekstra dil eğitimi almaya çalışıyorum. Ailen hiç karşı çıktı mı? Yok, her zaman arkamda oldular sağ olsunlar. Hatta ben kendim bırakmak istediğim zamanlar da beni desteklediler Antrenmanları Fulya da mı yapıyorsunuz? Nevzat Demir Tesisleri’nde, Ümraniye de yapıyoruz. Göktürk’ten Git-Gel nasıl yapıyorsun peki? Haftada zaten 1-2 kere geliyorum Göktürk’e. Genelde Tesislerde kalıyorum. Böylece ekstra çalışma zamanım da oluyor.


New Göktürk Dergisi 22. Sayı  
New Göktürk Dergisi 22. Sayı  

New Göktürk Dergisi 22.sayısında kapakta Aydın Kurtoğlu röportajı , Göktürk'te devam eden konut projeleri , yılbaşı hediyeleri, Göktürk'ten...

Advertisement