Page 28

ve münafıklarla, zalim ve bidatçilerle cihaddır. (2) Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem nefisle cihadın önemini belirtmek için; ‘’Mücahid, Allah’ın emrine bağlılık için nefsiyle cihad edendir.‘’ (3) buyurmuştur. İnsanın şeytana ve Allah düşmanlarına karşı sağlıklı bir savaş verebilmesi için ilk önce içerdeki düşmanı kontrol altına alması gerekir. Kişi, bunu yapmadığı takdirde kendini eriten bir muma döner adeta. “Beni azdırdığın için, andolsun ki, Senin doğru yolun üzerinde onlara karşı duracağım; sonra önlerinden, arkalarından, sağ ve sollarından onlara sokulacağım; çoğunu Sana şükreder bulamayacaksın” (4) diyerek açık bir şekilde düşmanlığını ilan eden Şeytan ise türlü türlü hile ve desiselerle insanoğlunun karşısına çıktığı için Cihad yolunda en çok dikkat edilmesi gereken hususların başında gelmektedir.

ŞUBAT 2017

Bu bakımdan,”Ve sana yakîn (ölüm) gelinceye kadar Rabbine ibadet et!” (5) ayet-i kerimesinin bir başka vecheyle izahı “Ölüm sana gelinceye kadar kulluk yolunda karşında engel olarak duran Şeytan ile Cihad et!” şeklinde olsa yanlış olmasa gerek. Kâfirlere ve zalimlere karşı yapılan cihad ise; yerine göre can, mal, dil ve kalp ile yapılır. Esasında, canını ortaya koyarak sefere çıkan bir mücahid, bu amelin zorluğuna/ insanların eziyetlerine katlanmak ve bunların hepsini yalnız Allah rızası için göğüslemek suretiyle nefsine karşı, onu bu amelden vazgeçirmek için yolunun üzerine oturmuş şeytana karşı ve hem kendisini hem de dinini yok etmeyi gaye edinmiş düşmana karşı cihad etmektedir. Allah yolunda olan bu mücahid, cihadın bütün merhalelerini, yaptığı bu amelinde toplamaktadır. Dolayısıyla yapmamız gereken, cihadın aşamalarını birbirinden bağımsız düşünmek yerine bunların birbirini tamamlayan unsurlar olduğunu kavramaktır. Bizler Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in hayatını incelediğimizde cihadın bu

26

aşama ve çeşitlerinin birbirine mezc olunarak en güzel şekilde tahakkuk ettiğini görürüz. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem kendisinde bulunan cihad ruhunu beraberindeki müminlere de aşıladı. Sahabelerini öyle kıvama getirdi ki artık yedisinden yetmişine hepsi Allah yolunda canlarını ve mallarını feda etmek için birbirleriyle yarışır hale geldi. Umeyr isimli çok küçük bir çocuğun savaşa çıkma talebi reddedilince ağlamaya başlaması, bunun üzerine Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ona izin verdiğinde savaş takımlarını kendisi giyemediği için abisi Sad b. Ebi Vakkas’ın radiyallahu anh yardım etmesi, (6) Umeyr b. Hümam el-Ensari’nin radiyallahu anh elindeki birkaç hurmayı dahi yemeye sabredemeyip cihad meydanına atılması, (7) Amr b. Cemuh’un radiyallahu anh topal ayağıyla şehadeti arzulaması, Ebu Eyyüb el-Ensari’nin radiyallahu anh onca yaşına rağmen İstanbul surlarına kadar gelmesi, bir ârâbinin Hayber’de kendi payına düşen ganimeti almayı reddederek -boğazına işaret ederek- ben buraya ok atılıp ölmek ve cennete girmek için tabi oldum demesi (8) ve buna benzer yüzlerce örnek onlardaki cihad aşkını ifade etmeye kâfidir. Cihad’ın Hz Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in ve Ashab-ı Kiram’ın hayatındaki önemini kavramak için Peygamberliğin Mekke ve Medine dönemlerine göz atmakta fayda vardır. Allah celle celâluhu Mekke döneminde müminlere silahlı mücadele izni vermemişti. İbn Kesir bunun sebeplerini irdelerken düşmanın sayı çokluğunun yanında Müslümanların az olmasını, Mekke’nin yeryüzünün en şerefli yeri ve harem belde olması hasebiyle orda savaş emrinin başlangıçta uygun olmayacağını zikreder. (9) Seyyid Kutub da bu sebepleri şu şekilde sıralar: • Mekke döneminin Müslümanlar için eğitilip hazırlanma dönemi olması. Bu dönemde müminler duygularına hâkim olma,

Nebevi Hayat Dergisi 51. sayı (2017)  
Nebevi Hayat Dergisi 51. sayı (2017)  
Advertisement