Page 11

tüne konulur ve o adam ikiye biçilirdi. Başka bir adamın etleri kemiklerinden demir taraklarla taranırdı. Ancak bu, onu dininden döndürmezdi. Allah’a yemin ederim ki, Allah bu işi (dinini) tamamlayacak (galip getirecek)tir. Öyle ki bir süvari, San’a’dan Hadramevt’e kadar gidecek ve Allah’tan, bir de sürüsü için kurttan başka hiçbir şeyden korkmayacaktır. Ancak sizler acele etmektesiniz.” (10) Peygamber Efendimiz bu müjdeyi, Arap Yarımadası’nın küfür ve şirkle dolu olduğu, adalet ve güvenden tamamen yoksun bulunduğu, can ve mal güvenliğinin asla olmadığı ve ashabının Mekke’de müşrikler tarafından her türlü işkenceye maruz bırakıldığı bir zamanda vermiştir. Ve bu müjde kısa bir zaman sonra haber verildiği gibi gerçekleşmiştir.

c- Arapların kurmuş olduğu en büyük devletlerden biri olan Hîre Devleti fethedilecek, o dönemde dünyanın ikinci büyük devleti olan Pers İmparatorluğu ortadan kaldırılacak ve fakir olan Müslümanlar arasında mal alabildiğine çoğalacaktır: Adiyy b. Hâtim radıyallâhu anhu anlatıyor: “Ben Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in yanındayken bir adam gelerek fakru zaruretten şikâyetçi oldu. Hemen peşinden başka bir adam daha gelerek yol kesen eşkiyadan şikâyetçi oldu. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (bana): “Ey Adiyy! Hîre’yi gördün mü?» buyurdu. Ben de: “Hayır, ben görmedim. Fakat Hîre hakkında pek çok haberler aldım” dedim. Şöyle buyurdu: “Şayet ömrün biraz uzayacak olursa, Hîre’den bir kadının yola çıkarak Ka’be’yi tavaf edinceye kadar yolculuk yapacağını ve Allah’tan başka hiç kimseden korkmayacağını göreceksin.” Bu arada ben kendi kendime: “Şehirleri ateşe veren Tay kabilesinin serserileri ve eşkiyaları nerede olacak acaba?” diye söylenirken, o şöyle devam etti: “Şayet ömrün biraz daha uzayacak olursa, Kisra’nın hazinelerinin fethedileceğini göreceksin.” Ben: “Hürmüz oğlu Kisra mı?!” diyerek şaşkınlığımı ifade edince, şöyle buyurdu: “Hürmüz oğlu Kisra... Şayet hayatın biraz daha uzayacak olursa, bir adamın avuç dolusu altın veya gümüşü alarak onu kendisinden kabul edecek birilerini arayacağını ve onu kendisinden alacak hiç kimseyi bulamayacağını göreceksin.” Adiyy der ki: “Ben, Allah’tan başka hiç kimseden korkmadan Hîre’den yola çıkarak Ka’be’yi tavaf eden kadını gördüm. Yine ben, Hürmüz oğlu Kisra’nın hazinelerini fethedenler arasında bizzat bulundum. Ve eğer sizin hayatınız uzayacak olursa, Peygamber Ebu’l-Kâsım’ın haber vermiş olduğu “avucunu dolduran adamı” göreceksiniz.” (12)

9

CEMÂZİE'L-EVVEL 1438

b- Araplar İslam’a boyun eğecek ve Arap olmayanlar da Müslümanlara cizye ödeyecektir: Abdullah b. Abbas radıyallâhu anhuma dedi ki: “Ebû Talib hastalandığı zaman Kureyşliler onun yanına geldiler. Peygamber Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem de geldiğinde Ebû Talib’in yanında ancak bir kişinin oturabileceği kadar yer kalmıştı. Ebû Cehil, Peygamber Efendimiz’in oraya oturmasını engellemek için kalkıp oraya oturdu. Peygamber Efendimiz’i Ebû Talib’e şikâyet etmeye başladılar. Bunun üzerine Ebû Talib: “Yeğenim! Sen kavminden ne istiyorsun?” dedi. Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu: “Ben onlardan sadece bir kelimeyi kabul etmelerini istiyorum. Bunu kabul ederlerse Araplar onlara boyun eğecek ve Arap olmayanlar da onlara cizye ödeyecektir.” Ebû Talib: “Sadece bir kelime mi?” diye sordu. Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu: “Sadece bir kelime... Amca! Sadece Lâ ilâhe illallâh demelerini istiyorum.” Kureyşliler ise: “(Bunca ilahlarımızı terkederek) tek bir ilah mı kabul edeceğiz?!” diyerek bunu reddettiler.” (11) Bütün Kureyş’in reddettiği ve diğer tüm Arapların şirk içerisinde bocaladığı bir zamanda, Peygamber Efendimiz’in en büyük destekçisi Ebû Talib’in dahi vefat etmek üzere olduğu böyle sıkıntılı bir anda verilen bu

müjde; daha üzerinden on sene geçmeden aynen tahakkuk etmiştir. Çünkü bu dinin sahibi olan Allah, bu dini kıyamete kadar bâki kalması ve diğer bütün dinlere galip gelmesi için göndermiştir.

Nebevi Hayat Dergisi 51. sayı (2017)  
Nebevi Hayat Dergisi 51. sayı (2017)  
Advertisement