Issuu on Google+

M e f t u n MGT Ayasofya Gençlik Teşkilatı

Dev ekran rekabeti: LCD, plazmaya karşı

Makale: İki Eli Kırık Adam

Coğrafyamız: Konya

Sayı: 5


Meftun

Bu sayıda...

Aylık Dergi

Haberler.................................... 4

Yıl. 2 Sayı. 6 Mayıs 2008

Bilim ve Teknoloji......................6

Gönüllü Muhabirler Himmet Obut İbrahim Düz Yusuf Çiftçi Mehmet Temiz İsmail Dağ Dizayn& Düzenleme İbrahim Düz & Himmet Obut Editör İbrahim Düz & Himmet Obut İrtibat Telefonu 0614456198 İrtibat Maili meftun@

ayasofyagenclik.nl

MGT-2 Ayasofya Gençlik Teşkilatı www.ayasofyagenclik.nl

Postjesweg 124 1057 EH Amsterdam

Makale Alemlere Rahmet Hz. Muhammed(S.A.V)................ 10 Coğrafyamız Kayseri...................................... 13 Vahiy Kültürü Namaz....................................... 17 FIKIH Sakalı kesmenin hükmü nedir?...... 19 Mûsıkî veya müzik....................... 20 Edep......................................... 21 Hukuk köşesi İzin günleri(vakantiedagen).......... 24 Okul Tanıtımı............................ 25 Röportaj....................................28 Şiir............................................31 Faaliyetler.................................32 Hilal Gençlik..............................38 Mizah........................................ 40 Sponsorlar................................ 43




MGT-2 Hakkında Bismillahirrahmanirrahim, MGT-2 Ayasofya Gençlik Teşkilatı, Milli Görüş çatısı altında, Amsterdam-West de Baarsjes semtinde hizmet vermeye gayret gösteren bir teşkilattır. Bizler bu teşkilatın idarecileri olarak, elimizden geldiği kadar gençlerimize farklı alanlarda hizmet vermeye çalışıyoruz. Yaşadığımız zaman ve yaşadığımız ülkede, maalesef birçok gencimizin kaybolup gitmesini hepimiz üzüntüyle izliyoruz. Bu kaybolmaya bir dur diyebilmek için biz MGT-2 olarak, gençlerimizin katılım sağlayacağını düşündüğümüz, kimi zaman eğlence içerikli kimi zamanda dini faaliyetler düzenlemeye çalışıyoruz. Bu faaliyetlere tüm gençlerimizin katılımını canı gönülden bekliyoruz. Bu sayımızın ana teması edep ve ahlaktır. Vahiy Kültürü bölümümüzde bu temanın yanı sıra bazı fıkhi konulara da değinmeye çalıştık. Coğrafyamız bölümümüzde Kayseri ilimizi tanıttık. Bu sayıdan itibaren dergimizde siz okuyucalırımızı yakından ilgilendiren konular hakkında bilgilendirmek amacıyla Hukuk Köşesi bölümümüze yer vereceğiz. Bu sayımızdan itibaren Ayasofya Camimizin Kadın Kolları Gençliği, Hilal Gençlikte dergimize katkıda bulunacaklardır. Dergimizin içeriğinde ne kadar seçici olmaya çalışsak ta mutlaka hatalarımız olacaktır. Bu hatalarımızı bize bildirmekte en ufak bir tereddüt etmemenizi sizden istirham ediyoruz. Dilek ve temennilerinizi, gerek telefonla gerekse maille bizlere ulaştırabilirsiniz. Allah rızası için yaptığımız bu çalışmamızın da gerçek amacına ulaşmasını diliyoruz... Allah muvaffak eyler inşallah... MGT-2 İdaresi




HABERLER

Wilders “Fitne”yi yayınladı PVV (Özgürlük Partisi) lideri Geert Wilders, Kuran’ı hedef alan filmi “Fitne”yi internette yayınladı. Liveleak.com sitesi üzerinden yayınlanan filmde, İslam bir şiddet dini olarak gösterilmeye çalışılıyor.

Türklerin Wilders hakkında açtığı dava görüşüldü Hollanda İslam Federasyonu’nun (NIF) Wilders hakkında açtığı dava, Rotterdam Mahkemesi’nde görüşüldü. NIF avukatlarından Ejder Köse, Kuran’ı hedef alan “Fitne” adlı filmin duruşmadan bir gün önce internette yayınlanması nedeniyle ön gösterim talebinden vazgeçildiğini, PVV liderinin İslam ve Müslümanlar ile ilgili olarak bugüne kadar yaptığı tüm açıklamaların incelenip, suç unsuruna rastlanması durumunda bu tür söylemlerde bulunmasının yasaklanmasını istediklerini bildirdi.

Babacan, Leiden Üniversitesi’nde konuşma yaptı İki günlük resmi bir ziyaret için Hollanda’ya gelen Dışişleri Bakanı Ali Babacan, Leiden Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde, “Siyasi ve hukuki reformlar ile demokratikleşme” konulu bir konuşma yaptı.

Kötü bir film Maurice de Hond’un araştırmasında halkın üçte biri, Wilders’in “Fitne” adlı filmini kısmen ya da tamamen izlediğini belirtirken, özel kanallardan RTL tarafından TNS Nipo’ya yaptırılan ankette de, Hollanda halkının yüzde 55’i, “Kötü bir film” değerlendirmesinde bulundu.



Jami filmden vazgeçti

Hollandalıların En Büyük Derdi ‘Yabancıların Uyumu’

Adalet Bakanı Hirsch Ballin’in, Hz. Muhammed’i hedef alan çizgi filmini yayınlamama çağrısını yaptığı “Eski Müslümanlar” adlı komitenin kurucusu Ehsan Jami, filmden vazgeçtiğini açıkladı

Hollandalıların, yabancıların uyumunu en büyük sorun olarak gördükleri bildirildi. İstatistik Bürosu tarafından yapılan araştırmada, “uyum” yüzde 40 ile birinci, “sağlık” yüzde 22 ile ikinci, “asayiş suçları” da yüzde 21 ile üçüncü sırada yer aldı.


HABERLER Sezonun 3. yarışı olan Bahreyn Grand Prix’sine, Ferrari’nin Brezilyalı pilotu Felipe Massa damgasını vurdu.

Bu telefonu tam 666 gün şarj etmeye gerek yok... Cep telefonumun şarjı bitecek diye endişelenme devri artık bitiyor.. Çin’de üretilen I Coloured Mobile ZJ268 cep telefonu tam 666 gün pil ömrü sayesinde şarj edilmeye gerek kalmıyor. Dört hoparlörü bulunan cep telefonuyla mp3, mp4 dinlemek ve izlemek de mümkün. GPRS ve WAP bağlantısı da bulunan cep telefonunun en önemli özelliği 32.800mAh süper pili. 3,0 inch ekran büyüklüğüne sahip bu cep telefonu Çin’de 128 dolardan satışa sunuldu.

Formula 1’de sezonun 3. yarışı olan Bahreyn Grand Prix’sini, Ferrari’nin Brezilyalı pilotu Felipe Massa kazandı. Sakhir Pisti’nde 57 tur üzerinden yapılan yarışta Massa, saatte ortalama 202,974 kilometrelik hızıyla mücadeleyi 1 saat 31 dakika 6.970 saniyede birinci olarak tamamladı.

DTP, KURTLAR VADİSİ’NE SAVAŞ AÇTI!!! DTP, Muro ile birlikte PKK tandanslı terör ilişkilerini konu edinen Kurtlar Vadisi Pusu’ya savaş açtı. DTP, Vadi’ye neden karşı çıktı? DTP, birçok kişi tarafından eleştirilse de milyonlarca kişiyi ekranlara bağlayan dizilere karşı savaş açtı.

Formula 1’de yine Ferrari kazandı

dizilerde Alevi, Roman, Ermeni ve Kürtlerin “Tüm olumsuzlukların nedeni’’ olarak yansıtıldığını öne sürdü. DTP Van milletvekili Özdal Üçer, GAZETEPORT’a yaptığı açıklamada, son dönemde diziler yoluyla adeta bölücülük yapıldığını iddia etti.

DTP’li Özdal Üçer, başta Kurtlar Vadisi olmak üzere silahların patladığı ve gizemli ilişkilerin yer aldığı

Kiloların suçlusu bulundu İşte insan vücudunda zayıflığa ve şişmanlığa neden olan organ. Beynin susuzluk, zevk, acı ve kızgınlık gibi duygularından sorumlu bölümündeki hücre bozuklukları aşırı şişmanlığın sorumlusu olarak gösteriliyor.

Yapılan bir araştırma, aşırı kilo alma eğilimi gösteren farelerin iştahı kontrol etmekte anahtar rol oynayan beyinlerinin bazı bölümlerinde, aşırı kilolu olmayan farelerinkine göre anormallikler olduğunu gösterdi.




BİLİM VE TEKNOLOJİ

Toshiba: Düşük fiyata özel tasarım laptop Güzel tasarıma sahip laptoplara bir servet harcamak zorunda değilsiniz. Toshiba bunu kanıtlıyor... Toshiba, 17 inç Satellite P300 ile Satellite serisinin özel-tasarımını tanıtıyor. Diğer üreticilerin aksine burada “özel” hemen “pahalı” anlamına gelmiyor. Klavye dahil tüm kasa parlak siyah boya kaplandı ve kısmen gümüş yatay çizgilerle süslendi. Buna ek olarak Toshiba medya tuşları için sıradan düğmeler değil beyaz ışıklı sensor-bölgeleri kullandı. Toshiba ilerleyen zamanlarda aynı tasarıma sahip daha küçük modeller sunacağını bildirdi.



Ürünün Özellikleri Toshiba Satellite P300: 17 inç özel tasarım laptop. Toshiba güvenlik konusunda özel önlemler alıyor: Yüz tanıma ve Bluetooth cep telefonu ile oturum açmanın yanında iki monitörün paralel olarak kullanımı da destekleniyor. Bu durum özellikle grafik ve video yazılımı kullananların işine gelecektir. Başlangıç olarak bir adet Centrino temelli P300, üç adet AMD işlemcili (P300D) model seçime sunulacak. Modele göre minimum çift çekirdekli işlemci (AMD veya Intel), 2 GB RAM, 160 GB sabit disk, DVD-DL yazıcı ve ATI Mobility Radeon HD 3470 ekran kartı sunuluyor. Yeni Satellite P300 ve P300D modelleri nisan ayı itibariyle 1540 Dolar (Intel işlemci) ve 1380 Dolardan (AMD işlemci) satışa sunulacak.


BİLİM VE TEKNOLOJİ

MacBook Air sadece iki dakikada hack’lendi Apple’ın notebook gözdesi MacBook Air yapılan ağ üzerinden sağlanabiliyordu. Sonraki gün bir yarışmada iki dakikada hacklendi... ise organizatörler MacBook Air’in web siteleri ve e-maillerle saldırıya uğradığına şahit olduMacBook Air: Şık ve … çabucak lar. hack’lenebiliyor. CanSecWest IT-güvenlik konferansında orCharlie Miller ismindeki kazanan, bir ganizatörler bir laptopu hack’lemeyi başarana kullanıcıyı kendi hazırladığı web sitesine 10.000 Dolar para ödülü vaat ettiler. Kazanan düşürerek Safari’de şu an için keşfedilmemiş kişi Apple’ın MacBook Air’ini hacklemek için bir açığı kullanarak kontrolü eline geçiresadece iki dakikaya ihtiyaç duydu. bildi. Son olarak Miller, bu yöntemi başkaları ile paylaşmaması için bir anlaşmaya imza Amaç ise sabit diskteki bir verinin içeriğini attı. Öncelikle üreticinin bu güvenlik açığını okumaktı. Fakat yarışmanın ilk gününde kimse kapatması için uyarılması gerekiyordu. laptopa girmeyi başaramadı, zira erişim sadece

Dört çekirdekli laptoplar sonbaharda geliyor Intel yeni ürün yelpazesine geçiş yapmak ve dört çekirdekli laptop’lar sunmak istiyor... Intel dört çekirdekli işlemci: Laptoplar için pek bir anlam ifade etmiyorlar. İlkbahar bizlere merhaba diyeli fazla olmadan ilk yeni ürünler duyurulmaya başlandı: Intel ilk dört-çekirdekli laptopların girişini yapmak istiyor. Asya kökenli laptop üreticileri Intel Core 2 Extreme QX9300 (4 x 2,53 GHz) işlemcisini 2008’in üçüncü çeyreğinden itibaren kullanabileceklerini bildirdiler. Bahsi geçen model, T8xxx ve T9xxx gibi güncel 45-nm üretim sürecine göre hazırlanacak. İşlemciler toplamda 12 MB önbellek ile donatılmış olacak ve sadece 45 Watt harcayacaklar. Fiyat ise yaklaşık 1050 Dolar civarında olacak.




BİLİM VE TEKNOLOJİ

Türk fantastik macera oyunu

Kabus22

Atağa kalkan Türk oyun sektöründen uzun uğraşılar sonucu yapılmış süper bir oyun Türkiye’nin dünyaca ünlü oyun bilgisayar oyunu yazarı Mevlüt Dinç’ in yapımcılığını üstlendiği Kabus 22, olayların tamamının İstanbul’ da geçtiği bir dünyayı kurtarma oyunu. Dinç’in İstanbul’un dijital haritasını çıkarma projesine paralel yürüttüğü ve gerçek mekanların yansıtıldığı oyunda üç ana karakter ile 100 alt level’ de dünyayı kurtarmak için mücadele ediliyor. Kabus 22’yi oynamak için sahip olunması gereken asgari konfigürasyon, 1 GHz Pen-



tium III / Athlon ya da 1.2GHz Celeron veya Duron işlemci; 64 MB DirectX 9 uyumlu ve HW T&L destekli AGP Grafik Kartı ile 256 MB RAM. Oyunda iyi performans elde etmek için önerilen konfigürasyon ise, 1.6 GHz Athlon veya 2 GHz Pentium 4, Celeron işlemci; 128 MB DirectX 9 Uyumlu ve HW T&L destekli AGP Grafik Kartı ile 512 MB RAM’i içeriyor. Kabus 22, Türkiye genelindeki tüm Vestel Showroom’larda 29,9 YTL’ye satılıyor.





Alemlere Rahmet Hz. Muhammed (S.A.V.) Rahmet peygamberi, Müslümanlara göre İbrahim, batılılara göre Abraham diye bilinen ve sevilen İbrahim aleyhisselamın iki oğlundan biri olan, İsmail neslinden gelen ve miladi 571 yılında dünyayı teşrif eden Hz. Muhammed aleyhisselam, aynı zamanda dedesi İbrahim’in oğlu İshak’ın soyundan gelen insanlarla amcaoğludur. Ot bitmez, kuş ötmez, kervan geçmez bir yerde, Mekke kum denizinde Abdullah ve Amine’den dünyaya gelen Sevgili Peygamberimiz, peygamberlik binasının son tepe taşı olarak dünyaya gelmiş ve peygamberlik binası tamamlanmıştır. 12 Rebi’ülevvel 571’de pazartesi günü doğmuştur. Ana karnında iken babasını, altı yaşında annesini kaybediyor. Çocuklar, o günlerde Mekke’de, iyi yetişmeleri için sütannesine veriliyordu. Daha önce Ebu Talib’in Cariyesi Süveybe Peygamber Efendimizi emzirmiştir. Daha sonra sütannesi Halime’ye veriliyor. Peygamber Efendimiz, Peygamberliğinin öncesinde ve sonrasında kimseye yük olmamıştır.

10

Maddi yönden de yük olmamıştır. Çocukluğunda Mekkelilerin koyunlarını güderdi, büyüyünce ticarete atıldı. Zaten evlenmesine vesile olan şeylerden biri de ticarettir. Hz. Hatice validemizle bir ticari anlaşma yapmışlar ve bu münasebetlerin neticesinde evlenmişlerdir. Peygamberliğini ekmek kapısı yapmamış, kendi elinin emeğini yediği gibi ihtiyaç sahiplerine de yardım elini uzatmış. Çağdaş dünyamızda devletin bir yerinden tutabilenlerin sülalesi zengin olurken Sevgili Peygamberimiz vefat ettiğinde bir buçuk milyon metre karelik bir devlet bırakırken miras olarak birkaç kap kacak olan ev eşyasından başka bir şey bırakmamış ve “Biz Peygamberler topluluğu bir dinar veya dirhem miras bırakmayız,” buyurmuş. (Ahmet, Müsned 2/463.) Peygamber Efendimiz peygamber olmadan önce 15 sene Hz. Hatice validemiz ile beraber kalmıştır. Peygamberlik verildikten sonra 12 yıl, toplam 27 yıl birlikte olmuşlar. Örnek bir aile yaşamı vermişlerdir. Bu gün bile nikâh dualarında damat ile geline öyle bir aile saadeti vermesi için Allah’a yalvarıyoruz.


Kırk yaşında iken Hıra dağının tepesindeki mağarada inzivada iken kendisine Cebrail aleyhisselamın gelerek “Yaratan Rabbinin adıyla oku. İnsanı bir alak’tan yarattı. Oku, Rabbin en büyük kerem sahibidir. O kalemle/kalemi öğretendir. İnsana bilmediğini öğretti. (Kur’an-ı Kerim Alak süresi 1-5) ayetini indirmesi insanlığın ancak ilim, kalem ve Kur’anla kurtarılacağının işaretidir. İlk Müslüman olanların kadınlardan Hz. Hatice, çocuklardan Hz. Ali, zenginlerden Hz. Ebu Bekir, kölelerden Hz. Zeyd olması insanlığın her kesiminin aynı değerde olduğunun bir işaretidir. İlk nazil olan Alak süresinin beş ayetini Mekke insanına duyurmuş. Bütün insanların spermden yaratıldığını bildirmiş, makam, zenginlik, ırk veya rengin üstünlük sebebi olamayacağına ilk ayetler dikkat çekmiş. Kendi kölesine evde ve ev dışında kardeşi gibi davranmış. Zaten dinde kardeş olduğunu bildirmiş. “Biz insanı en güzel kıvamda yarattık.” (Tin 4) “Muhakkak biz, Adem oğullarını değerli kıldık. Karada ve denizde onları taşıdık. Onlara güzel rızklar verdik. Yarattıklarımızın birçoğu üzerine üstün kıldık.” (İsra 70) Ayetlerini okumuş. Bu ayetleri “Hepiniz Adem’densiniz, Adem de topraktandır. Arabın, Arap olmayana üstünlüğü yoktur” diyerek tefsir etmiş. En önemlisi de Ebu Cehil’in “köledir” diyerek değer vermediği Bilal-i Habeşiyle yan yana oturmuş, aynı sofradan yemek yemiş, “Elinizin altındakilere yediğinizden yediriniz, giydiğinizden giydiriniz, güçlerinin yetmediği yükü yüklemeyiniz” (Buhari, Sahih, Itk 15) buyurmuş ve piyasaya alışmış, sosyalleşen bu köleleri azad etmeyi teşvik etmiş, kendisi 63 tane köleyi satın alıp özgürlüğüne kavuşturmuş. Ben bu yazı dizisinde sizlere o rahmet peygamberinin hayat kronolojisini vermek ve siret kitaplarının bahsettiği gibi yalnız Bedir, Uhud, Hendek gibi harplerinden bahsetmeyeceğim. Bütün harplerinin zamanını toplasanız üç ayı geçmiyor. 23 yıl peygamberlik görevini yerine getiren, bedevileri medeni yapan, insan kanıyla

yaşayan vahşilere örnek bir hayat sunan Sevgili Peygamberimizin bir kaç konuda söylediklerini vermeye çalışacağım. Günümüzde siyasilerimizin belirli makamlara gelebilmeleri için en yakın dostlarını sattıkları, “Dost veya düşmanımız yoktur, çıkarlarımız vardır” dedikleri bir ortamda Mekke parlamentosunun üyeleri kendisine “Seni devlet başkanı yapalım, dilersen en güzel kadınlarla evlendirelim veya şehrin en zengini sen ol” dediklerinde “Vallahi, eğer güneşi sağ elime, ay’ı sol elime koysalar ben bu İslâm davetini, Allah onu izhar (açıklayıp üstün getirinceye) edinceye kadar veya ben bu yolda yok oluncaya kadar terk etmem” demiştir. (Beyhaki, Delail-unNübüvve 2/187, ibni Hişam, sire 1/266) Su, ölü toprakları dirilttiği gibi, Kur’an ayetleri de ölü ruhları diriltir. Gökyüzünden yağan yağmurlar, yağarken gül ile diken, bülbül ile akrep arasında ayırım yapmadan yağdığı ve hepsine rahmet olduğu gibi, Kur’an ayetleri de Mü’min ve kâfir üzerine yağarsa her ikisine de rahmet olur. Sevgili rahmet Peygamberimiz dünyanın en bedevi insanlarını eğitim yoluyla en medeni hale getirmiş. Medine’de kurduğu on yıllık devleti bir buçuk milyon kilometre kare toprak fethetmiş ve harp meydanlarında ölenlerin sayısı iki taraftan iki yüz elliyi geçmemiş. (Bak, Prof. Dr. Muhammet Hamidullah, Hz. Peygamberin Savaşları, sayfa: 11, Dr. Salih Tuğ çevirisi, Yağmur yayınları, İst. 1962) Rabbimiz, Maide suresinin 32’nci ayetinde “Haksız yere bir adamı öldüren bütün insanları öldürmüş gibidir” buyurur. Sevgili Peygamberimiz de “Müslüman bir insanın öldürülmesinden, (insansız) bir dünyanın yok olması Allah katında daha ehvendir” buyurmuş. (Tirmizi, Diyat 5, İbni Mace, Diyat, 1) Bu imanla büyüyen İmamı Gazali’nin hocası, İmam-ül Harameyn-el Cüveyni (H.419-478) “Bir damla kanla bir dünya tartılsa kan ağır gelir” der. (el-Ğıyasi s: 256) Aynı ma’nayı İmam Gazali de el-Müstasfa 1/314’de tekrarlamış. Aynı kültürden sulanan Mehmet Akif Merhum da: “Bütün dünya için bir damla kan çoktur” diyorlar, sen, Şu ma’sum ümmetin seller akıttın hûn-i pâkinden” deyivermiş. Alemlere rahmet peygamberi olarak gönderilen

11


Sevgili Peygamberimiz, bir gün hasta olduğunu öğrendiği bir Yahudi gencini ziyarete gider ve hastalığının ağır olduğunu görünce delikanlıya Müslüman olmasını teklif eder. Delikanlı babasına doğru bakar. Babası da “Ebul Kasım’ın dediğini tut” der. Bunun üzerine delikanlı Müslüman olur. Sevgili Peygamberimiz: “Bu delikanlıyı ateşken kurtaran Allah’a hamdolsun” der. (Buhari, Cenaiz, bab 78, hadis 1290) Rahmet yanmaz, rahmet değişime uğramaz. Rahmet Peygamberinin rahmet ümmeti, gam yükünü, günah yükünü, imansızların maddi manevi baskılarını “Allah var, keder yok“, “Hasbünallah ve ni’mel vekil” haplarıyla üzerinden atar. Bir anda milyarlar kazansa gönül grafiğinin ibresi yukarı doğru yükselmez. Milyarlar kaybetse gönül grafiğinin ibresi aşağı doğru düşmez. Her iki halde de düzenli hareket eder. Dünyanın bütün ajanları, mafya babaları, kiralık katilleri, üzerine gelse hepsinin gücünün toplamı Rabbinin kudreti karşısında sinek pisliği kadar yer tutmayacağını bildiğinden, gönlünde boş yer olmadığından korkuya kapılmaz. Öldürseler ten kafesinden kurtulur. Kafesten

12

kurtulan bülbül gibi sevinir. Malına el koysalar “imtihan sorularımı azalttılar” diye sevinir. Dövseler “Günahlarımı çırparak döküyorlar” diye sevinir. O, bütün hücreleriyle, benliğiyle Rabbinin rızasına kilitlenir. “Karıncanın gönlünü kazanırsam Süleyman’a (a.s) layık olurum, bir köpeğe su verirsem Ashabı kehfe arkadaş olurum. Bir deveye yem verirsem Salih aleyhisselamla beraber olurum. Bir kediyi okşarsam Ebu Hüreyre (R.A) ile olurum. Bütün insanlara Rabbimin rahmeti olan ayetleri rahmet gibi yağdırır gönüllerinde iman çiçekleri açtırırsam Peygamberime komşu olurum” diye her adımı atışında, her bakışında Rabbine rağbet eder. Hiçbir zorluk onu yolundan alıkoyamaz. Yolu denize uğrasa Musa gibi geçer. Hapishaneye uğrasa Yusuf gibi orayı medreseye çevirir. Ateşe atsalar İbrahim’in gülistanına dönüşür. Her bir zorluk için iki kolaylık olduğunu bilir. (İnşirah süresi 6-7) Olayların zor tarafını kolaya çevirir. Gözünün önüne olumsuzlukları dikmez. Gönlü hep olumlu ve kolaylıklar sergiler. İşini bitirirse ibadete kalkar. İbadetini bitirirse Kur’an okumaya geçer. Kur’an’dan okuyacağını bitirince kendi alanıyla ilgili eserleri takip eder. Onu bitirince dost yüzünü görmeye gider, yakınları ziyaret eder, yani yorulmaz. Bir işten yorulursa bir başka işe girişerek dinlenir.


COĞRAFYAMIZ

KAYSERİ

Şehir nüfusu 777.224(2008) Coğrafi Bölge İç Anadolu Bölgesi Koordinatlar 38°56′N 34°24′E Alan kodu 0352 İl plaka kodu 38

13


COĞRAFYAMIZ

Kayseri 5000 yıla uzanan tarihi boyunca Anadolu’nun cazibe merkezlerinden biridir. Kuzey ile güneyi, doğu ile batıyı birbirine bağlayan yolların kesişme noktasında yer almış ve bir çok milletler için stratejik bir konuma sahip olmuştur. Bu milletler günümüze ulaşsın ulaşmasın eserleri ile Kayseri’yi ihya etmekten kaçınmamışlardır. Kayseri ovasında tarih öncesi ve tarih çağlarındaki yerleşmeyle ilgili en önemli bilgiler, Kültepe Höyüğü’nde (Kaniş-Karum) yapılan kazılar sonucu elde edilmiştir. Bu höyük, İç Anadolu’daki en büyük höyüklerden biri olup, eldeki bilgilere göre, yalnız Kayseri’nin değil, Anadolu’nun da geçmişini aydınlatması bakımından çok önemli bir yerleşmedir. Kayseri ve yöresinde yapılan bilimsel çalışmalar ışığında, yerleşmenin başlangıcı M.Ö. 3. bin yılın ortalarına kadar uzanmaktadır. Kayseri’nin 21 kilometre kuzeydoğusunda yer alan Kültepe ise

14

M.Ö. 4000 yıllarından (Kalkolit Çağ) başlayarak Roma Devri sonuna kadar daima yerleşim merkezi olmuştur. Kültepe’den başka, Yahyalı’nın Eğriköy ve İncesu höyükleri de aynı devir yerleşmelerine işaret etmektedir. Tarihi boyunca, bazı göçler ve savaşlar sonucu kesintiler olmakla beraber, höyükte sürekli bir yerleşmenin var olduğu şüphe götürmez. Ancak bugünkü Kayseri’nin ilk yerleşim bölgesi ise şehrin 2 kilometre güneybatısında yer alan Eskişehir de denilen bölgede kurulan M.Ö. XI. yüzyıl ortalarında Kaniş’e paralel olarak, yöredeki en önemli yerleşme olarak Mazaka tarih alanına çıkar. Mazaka Tabal Krallığı’nın kurulduğu yerdir. Tabal Krallığı’nın yıkılmasından sonra, bölge, Kilikya, Med ve Pers yönetimine girmiştir. Perslerin Lidyalıları yenmesiyle birlikte, M.Ö. 550’de bütün Anadolu ve Mazaka da Pers hakimiyetine girmiş ve Kapadokya’nın büyük satraplığının merke-


COĞRAFYAMIZ

zi yapılmıştır. Makedonyalı İskender yönetiminden sonra yörede kurulan Kapadokya Krallığı döneminde adı “Eusebia” olarak değiştirilmiştir. Kapadokya’nın Roma’ya bağlanmasından sonra İmparator Augustus zamanında ona izafeten “Caeseria” (Kaseria) olarak adlandırılmıştır (M.Ö. I. yüzyıl). M.S. III. yüzyılda Sasanilerin saldırısına uğrayan Kayseri, çeşitli dönemler geçirmiştir. Şehir IV. yüzyılda tamamen Hristiyanlaşmıştır. Roma İmparatoru Theodosius zamanında oldukça zarar gören kent Justinianus zamanında ise tekrar büyük imar görmüş, Roma dönemi surları daraltılarak yem surlarla çevrilmiştir.

yesi ve 181 köyü bulunmaktaydı. Bu dönemde müstakil bir mutasarrıflık olan Kayseri, Cumhuriyetle birlikte 1924 Anayasası çerçevesinde “vilayet” olmuştur. 1928’de Kayseri; Merkez, İncesu, Bünyan, Develi, Aziziye (Pınarbaşı) olmak üzere 5 kaza, 21 nahiye ve 314 köyden ibaretti. Bugün ise, Kayseri ilinde Akkışla, Bünyan, Develi, Felahiye, Hacılar, İncesu, Kocasinan, Melikgazi, Özvatan, Pınarbaşı, Sarıoğlan, Sarız, Talas, Tomarza, Yahyalı ve Yeşilhisar olmak üzere 16 ilçe, 46 kasaba (belde) ve 441 köy bulunmaktadır.

XIX. yüzyılda Osmanlı büyük reformlara sahne olmuş bir çok alanda yenilikler görülmüştür. İdari reformlar sonucunda 1867’de yürürlüğe giren Vilâyet Nizâmnâmesi’yle Kayseri Sancağı, Ankara Vilayeti’ne bağlanmıştır. 1908’de II. Meşrut-yet’in ilanından sonra yine Ankara’ya bağlı olan Kayseri’nin 2 kazası, 1 nahi-

15


COĞRAFYAMIZ

Tarih boyunca bir çok uygarlık bu Rayli Sistem bölgeyi ele geçirmeye çalışmış, Raylı Sistem Kayseri’nin 50 hakimiyeti elinde tutanlar ise şehrin yıllık toplu taşım sorununu kökdışardan gelebilecek saldırılara ten çözecek ve aynı zamanda karşı korunması için güçlü surlardan hava kirliliği problemini çözoluşan büyük kaleler inşa etmişlerdir. mede büyük katkı sağlayacak Kayseri`nin kervansarayları Kayseri Raylı Sistemi Anadolu, müslüman ve Hristiyan çalışmalarında uzun ve zorlu kavimler arasında bir köprü vazifesi uğraşlar sonucu bu güne kadar görüyordu. Anadolu’nun ve özellikle ana hat, zemin etüdü, yolcu Kayseri’nin stratejik konumu, bu böl- yoğunluğu, durak yerleri ve genin uluslararası bir pazar olmasını mesafeleri, kullanılacak vagonda beraberinde getirdi. Ticari hayatın lar gibi konularda gerekli gelişimine önemli katkılar sağlayan çalışmalar tamamlandıktan kervanların belli mesafeler arsında sonra hazine garantisi alınarak konaklamaları amacıyla genelde 2004 yılı haziran ayında sultanlar veya vezirler tarafından uluslararası kuruluşların da Kayseri`nin Kaleleri yaptırılan kervansaray ve hanlar katıldığı şeffaf bir ihale yapıldı. Kayseri, Anadolu’yu Asya, zamanla sayıca arttı. Zengin vakıflar İhalenin ardından gerekli prosOrtadoğu ve Avrupa’ya bağlayan kurularak amaçlarına uygun olarak edürler tamamlanarak 29 Temticari yolların kesişme noktasında işleyişleri desteklenen kervansaraymuz 2005 tarihinde Başbakan olması sebebiyle stratejik önemi lar içinde bazıları o kadar büyüktü Recep Tayip Erdoğan’ın da olan bir bölgede yer almaktadır. ki, içlerinde hastane (bimaristan) ve katıldığı temel atma töreni eczane (eledviye) dahi bulunuyordu. ile Raylı Sistem’in yapımına başlandı. Kayseri`de tarihi ticaret yapıları: Dünyada ulaşılan en son model Hanlar ve çarşılar ve en gelişmiş teknolojik sisKayseri, 4000 yıldır Anadolu’nun temler kullanılarak üç yıl içinde ticaret merkezlerinden biri, bir tamamlanacak olan Kayseri kavşak noktası. Yüzyıllara dayanan Raylı Sistemi, Türkiye’de geçmişleriyle Kayseri’nin çarşıları gerçekleşecek olan en ekonomik hala ayakta ve ticaretin kalbi hala sistem olma özelliğine de sahip. Kayseri Hititler’den Romalılara Selçuklular’dan Osmanlılara bir çok medeniyetin bıraktığı eserler ile eşsiz bir tarih ve kültür mirasına sahiptir. Özellikle Selçuklu döneminden kalan eserler Selçuklu medeniyetinin en güzide eserleri olarak göze çarpmaktadır.

16


Namaz kişinin sığınağı, sıkıntıda olanların, en büyük yardımcısıdır. Çok önceleri, Horasan ilinin çok âdil, iyi kalbli bir vâlisi vardı. Adı, Abdullah bin Tahir. Bu vâlinin jandarmaları birgün bir kaç hırsız yakalamış, vâliye bildirmişlerdi... Getirilirken hırsızlardan birisi kaçtı. Hâdisenin olduğu sırada Hiratlı bir demirci de Nişabur’a gitmişti. Bir zaman sonra evine dönerken, yolu Horasan’dan geçiyordu. Kaçan hırsız olduğunu zannederek, yakaladılar bunu. Diğer hırsızlarla vâlinin huzûruna çıkardılar. Vâli: - Hepsini hapsedin! dedi. Bu suçu olmayan demirci, hapishanede, seher vakti abdest alıp, iki rek’at namaz kıldı. Ellerini uzatıp: “Yâ Rabbî! Bir suçum olmadığını ancak sen biliyorsun. Beni bu zindandan ancak sen kurtarırsın!” diye duâ etti. Bu mazlûm demirci böyle yalvarırken, vâli evinde uyuyordu. Uyurken dört kuvvetli kimsenin gelip, tahtını ters çevirecekleri zaman uyandı uykudan. Bu rü’yâdan çok korktu. Hemen kalkıp, abdest aldı. Namaz kıldı iki rek’at. Tevbe istiğfar edip, tekrar uyudu. Tekrar o dört kimsenin tahtını yıkmak üzere olduğunu gördü ve uyandı. Kendisinde bir mazlûmun âhı olduğunu anladı. Hırsızlar hatırına geldi. Acaba içlerinde suçsuz olanlar mı vardı? Vâli hemen hapishane müdürünü çağırtıp sordu: - Acaba bu gece hapishanede suçsuz birisi kalmış

Namaz

içinde kılınması şarttır. mı? - Bunu bilemem efendim. Allaha tam bir teslimiyet şeklinde kılınmalıdır. Yalnız biri namaz kılıyor, çok duâ ediyor. Gözyaşları Gerçekten, insan sıkıntıya düştüğünde hemen abdöküyor. - Hemen o adamı buraya dest almalı, namaz kılmalı, Kur’ân-ı kerîm okumalıdır. getir! Demirciyi vâlinin huzûruna Tecrübeyle sabittir ki, getirdiler. Vâli hâlini sorup, böyle yapanların çok durumu anladı. Ve dedi ki: kere, sıkıntılarının hafiflediği görülmüştür. Fakat, kılınan - Sizden özür diliyorum. namazın şartlarına uygun Hakkını helâl et ve şu bin gümüş hediyemi kabûl et. olması lâzımdır. Şartlarına Ayrıca herhangi bir arzun tam uyulmadan kılınan namaz, insanı namaz olunca bana gel! kılma borcundan kurtarır - Ben hakkımı helâl etise de, vadedilen büyük tim... Verdiğiniz hediyeyi de kabûl ettim. Fakat, işimi sevaplara kavuşturmaz. dileğimi senden istemeğe Peygamber aleyhisselâm bir gün: gelemem. - En büyük hırsız, - Niçin gelemezsiniz? - Çünkü benim gibi bir fakir namazından çalan kimsedir, buyurdu. için senin gibi bir sultanın tahtını birkaç defa tersine - Yâ Resûlallah! Bir kimse kendi namazından nasıl çeviren sahibimi bırakıp çalar? diye sordular esda, dileklerimi başkasına söylemek kulluğa yakışır mı hâbdan. O zaman buyurdu ki: hiç? Namazlardan sonra ettiğim duâlarla beni nice - Namazın rükü’unu ve sıkıntılardan kurtardı. Nice secdelerini tamam yapmuradıma kavuşturdu. Nasıl mamakla. Rükü’da ve olur da başkasına sığınırım? secdelerde, belini yerine yerleştirip biraz durmayan Tabiî ki, namazın insanı kimsenin namazını Allahü sıkıntıdan kurtarması için şartlarına uygun ve Cenâb- teâlâ kabûl etmez. Muvatta, Kasru’s-Salât 72, ı Hakka tam bir tevekkül (1,167).

17


birisinin, hem de ta’dil-i erkân üzere, şartlarına uygun olarak, çok düzgün bir şekilde namaz kıldığını gördü... Sevindi, kendi kendine: “Namaz kıldığına göre güvenilir biridir. Altınları buna gönül rahatlığı ile emânet bırakabilirim” diye söyledi. Selâm vermesini bekledi. Sonra: - Bir miktar altınım var, size emânet etmek istiyorum, dedi.

Namaz kötülüklerden korur Namaz insanları, çirkin, kötü ve yasak olan şeylerden men eder, korur. Namazını dosdoğru edâ eden mü’minlerin felâh bulacakları âyet-i kerîmede bildirilmiştir. Evliyânın büyüklerinden Fudayl bin Iyâd hazretleri, önceleri Merv ve Ebyurd şehirleri arasında eşkıyâlık yapardı. Sahranın tenha bir yerinde çadırını kurar, eşkıyâ reisi olduğu için kendisi içerde otururdu. Arkadaşları yoldan geçen kervanları soyarlar, ele geçirdikleri malların hepsini getirip, Fudayl bin Iyâd’a teslim ederlerdi. O da getirilen malları arkadaşlarına taksim ederdi. Hayret edilecek bir husustur ki, eşkıyâlık yaptığı hâlde, namaza çok önem verirdi. Kendisi namazını hiç terk etmediği gibi, namaz kılmıyan hizmetçilerini de yanından kovardı. Bir gün büyük bir kervan geldi. Fudayl bin Iyâd’ın arkadaşları kervanı farkedince yolunu kesmek üzere hazırlanmağa başladılar. Kervan içinde bulunan zengin birisi, eşkıyâları farketti ve “Altınlarımı öyle bir yere saklıyayım ki, eşkıyâlar eşyalarımızı alırsa hiç olmazsa geriye bunlar kalsın” düşüncesiyle kervandan ayrılıp uygun bir yer aramaya başladı. Bir çadır gördü, hemen oraya koştu. Orada,

18

Fudayl bin Iyâd, çadırın bir köşesini işâret edip: - Oraya bırak! diye cevap verdi. Gelen kimse altınları bırakıp kervanın yanına dönünce, eşkıyâların, kervandaki eşyâları alıp götürdüklerini gördü. Biraz sonra kervan hareket edecekti. Hareketten önce koşup emânet bıraktığı altınları almak için çadıra vardı. Baktı ki, biraz önce kervanı soyan eşkıyâlar kervandan aldıkları malları, altınları, emânet olarak bıraktığı kimsenin önüne koymuşlar. O da bunları taksim ediyor. Adam şaşırdı: - Demek altınları eşkıyâların reisine vermişim, deyip üzüntü ile geri dönmek istedi. Bu arada Fudayl seslendi: - Niçin gelmiştin, niçin dönüp gidiyorsun? - Emânet bıraktığım altınları almak için gelmiştim. Fakat, yanlış iş yapmışım... - Altınlarını, bıraktığın yerden al, biz emânete hıyânet etmeyiz. Adam şaşkınlık ve sevinç içinde, altınları koyduğu yerden alıp kervana koştu. Fudayl’ın adamları: - Biz hiç para bulamadık, sen ise bunları geri veriyorsun, dediler. Fudayl bin Iyâd dedi ki: - O bana hüsn-i zan etti. Altınları emânet etti. Ben o kimsenin, benim hakkımdaki iyi niyetini doğru çıkardım. Ola ki, Allahü teâlâ da benim kendisi hakkındaki hüsn-i zannımı doğru çıkarır. Altınlarını emânet olarak bıraktığı kimse, çadırdan uzaklaşırken, Ankebût sûresinin “Elbette namaz insanı, çirkin ve dinin yasak ettiği şeylerden alıkoyar” meâlindeki âyet-i kerîmesini hatırladı. Sonra, Fudayl bin Iyâd’a, hidâyete kavuşması için hayır duâ etti. Az zaman sonra da, Fudayl bin Iyâd’a tevbe etmek nasip oldu. Adamları ile beraber tevbe etti. Aldığı malları fazlasıyla sahiplerine geri verdi. Herkes ile helâllaştı. Samimi tevbesi onu, Allahın sevgili kulları arasına soktu.


Sakalı kesmenin hükmü nedir? Ebû Ümâme (r.a)’dan rivayetle; Ensar’dan bir grup yaşlı Rasûlullah (s.a.v)’e: “Ey Allah’ın Rasûlü, Ehl-i Kitâb sakallarını kısa kesip bıyıklarını uzatıyorlar.” dediklerinde Rasûlullah (s.a.v): “Bıyıklarınızı kesin, sakallarınızı uzatın, Ehl-i Kitab’a muhalefet edin!” cevabını verdi. (Heysemî)

Fıkıh

edin.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned)

Farklı yollardan gelen bu rivayetler, Müslümanların yüzlerine verecekleri şekli tarif etmektedir. Buna göre, şu şekilde olacaktır: 1- Bıyıklar kesilecek. 2- Sakallar uzatılacak. Böyle yapmak İbn-i Ömer (r.a)’dan Rasûlullah (s.a.v) şöyle Rasûlullah (s.a.v)’in ve geçmiş Peygambuyurmuştur: berlerin sünneti olup, emredildiği gibi “Bıyıkları kesin (kazıyın), sakalları çoğaltın müşriklere, Yahudi ve Hıristiyanlara mu(uzatın) ve müşriklere muhalefet edin.” Bir halefet için gereklidir. diğer rivayette ise; “Mecusilere muhalefet edin.” buyrulmuştur. (Müslim; Beyhakî, KüHanefîlere göre; erkeğin sakalını kesmesi bra) haramdır. Bütün sakalı kazıtmak Hint Yahudileri ile Acem Mecusîlerinin işidir. (İbn-i Hz. Âişe (r.anhâ)’dan rivayette Rasûlullah Âbidîn; el-Cezîrî; Celal Yıldırım) (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “On şey fıtrattandır: Bıyığın kesilmesi, Peygamber Efendimiz bıyığı tıraş etmeyi sakalın uzatılması, misvak, istinşak (burna ve sakalı bırakmayı emretmiştir. Bir hadîs-i su çekmek), mazmaza (ağza su çekmek), şerifte “sakallarınızı salıverin” buyrulmuştur. tırnakları kesmek, parmak mafsallarını İmam Muhammed, Ebû Hanife’den nayıkamak, koltuk altını yolmak, etek traşı klen; “Salıvermekten maksat; sıklaşıp olmak, intikâsu’l-mâ yani istinca yapmak.” çoğalıncaya kadar sakalı bırakmaktır.” (Müslim, 56, 261) demiştir. (Müslim) (el-İhtiyâr; Celal Yıldırım) Hadiste geçen “fıtrat” kelimesini âlimler; “Uymamız emredilen bizden önceki Peygamberlerin sünneti” diye açıklamışlardır. Kisra’nın elçileri, Rasûlullah (s.a.v)’i Yemen’e götürmek için ve Kisrâ’nın tehditlerini içeren bir mesajla huzura çıktıklarında Rasûlullah (s.a.v) elçilerin bıyıklarını uzatıp sakallarını kısalttıklarını gördü, onlara bakmak istemedi ve şöyle dedi: “Yazıklar olsun size! Bunu size kim emretti?” Onlar: “Rabbimiz (yani Kisrâ) emretti.” deyince, Rasûlullah (s.a.v): “Lakin benim Rabbim bana sakalımı uzatıp bıyığımı kısaltmamı emretti.” buyurdular. (İbn-i Kesir, el-Bidâye; Ebû Nuaym, Delâil)

Şafiîlere göre; sakalı kazımak mekruhtur. (İmam Şafiî’den gelen bir rivayette ise haramdır.) (el-Cezîrî; Celal Yıldırım) Mâlikîlere göre; sakalı kazımak haramdır. (el-Cezîrî; Zuhaylî) Hanbelîlere göre; sakalı kazımak haramdır. (el-Cezîrî; Zuhaylî; Celal Yıldırım)

Ebû Ümâme (r.a)’dan rivayetle; Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Muhakkak Yahudiler bıyıklarını uzatır, sakallarını kısaltırlar. Onlara muhalefet

19


Fıkıh

Mûsıkî veya müzik

1) Hanefî mezhebine göre mûsıkî icrâsı ve bunu dinlemek haramdır. Bu hüküm, değnek ve çubuğun bir yere âhenkli bir şekilde vurulmasını dahi içine almakta ve haram saymaktadır.(53) Hükmün bazı istisnâları vardır: Savaşta vurulan kös ile düğünlerde çalınan def. Müzik başkalarına dinletmek için değil de kendini dinlendirmek ve yalnızlığı defetmek için yapılırsa İmam Serahsî’ye göre caizdir; Merginânî’ye göre bu da haramdır.(54) İmam Ebû-Yusuf’a sormuşlar: Düğün dışında, meselâ kadının ve çocuğun kendi evinde def çalmasına ne dersin? Şu cevabı vermiş: Bunda kerâhet yoktur. Aşırı oyun ve teğannî olursa onu mekruh görürüm.(55) Hanbelî mezhebi bu konuda-genel çizgileriyle- hanefî mezhebi gibidir. 2) İmam Şâfiî ve Mâlik’ten ikişer görüş nakledilmiştir. Bunlardan birine göre bu iki imam müziği mekruh saymışlar, diğerine göre ise -yanında bir haram işlenmediği, harama âlet edilmediği takdirde- mübâh görmüşlerdir. Şâfiî mezhebinden Gazâli ile malikîlerden Kettânî’nin görüşlerine aşağıda daha genişce yer verilecektir. 3) Zahiriyye mezhebi ile genellikle sofiyye tarikatları musıkînin bütün nevileriyle mübah olduğunu müdâfaa etmişlerdir.(56) Mûsıkînin lehinde ve aleyhinde görüş bildiren fıkıh bilginleri bazı âyetlerle istidlâl etmişlerse de (Lokmân: 31/6; Zümer: 36/18) bunların mûsıkîyi hedef aldığı kesin değildir. Hadislere gelince, Rasûl-i Ekrem (s.a.v.)’in düğün, bayram, karşılama gibi münasebetlerle icrâ edilen müziği tasvib ettiği, düğünlerde bunu teşvik eylediği sağlam rivayetlere istinad etmektedir. Ayrıca müziğin -bir harama âlet edilmeden yalnızca saz ve ses müziğinin- haram kılındığına dair sahih hadisin bulunmadığı söylenmiştir.(57) Faslı Abdulhayy el-Kettânî, Hz. Peygamber devri kültür ve medeniyetinden bahseden iki büyük ciltlik eserinde (et-Terâtibu’l-idâriyye) mûsıkîye 25 sayfa ayırmış, bütün çeşitleriyle caiz olduğunu gösteren deliller getirmiş, bu mevzûda yazılmış 20 eserin ismini vermiştir.(58) Bu müellifin tesbitine göre sahâbeden Ömer, Osman, Abdurrahman b. Avf, Ubeyde b. el-Cerrâh, Sa’d b. Ebî-Vakkas, Ebû-Mes’ûd, Bilâl, Abdullah b. ez-Zübeyr, Hassân, İbn Amr, el-Mugira b. Şu’be gibi zevâtın müzik dinledikleri rivayet edilmiştir. İmam Gazâli İhyâ isimli eserinin 35 sayfasını bu meseleye ayırarak bütün söylenenleri tahlil etmiş, delilleri karşılaştırmış ve şu neticeye varmıştır: Mûsıkî ister ses ister âlet ile olsun tek hükme bağlı değildir: Haram, mekruh, mübah ve müstehab olabilir. 1) Dünya arzusu ve şehvet hisleri ile dolup taşan gençler için yalnızca bu duyguları tahrik eden müzik haramdır. 2) Vakitlerinin çoğunu buna veren, iştigâli âdet haline getiren kimse için mekruhtur. 3) Güzel sesten zevk alma dışında bir duyguya kapılmayan kimse için müzik mübahtır, serbesttir. 4) Allah sevgisi ile dolup taşan, duyduğu güzel ses kendisinde yalnızca güzel sıfatları tahrik eden kimse için müstehabdır.(59) -------------------------------------------------------------------------------53. el-Merginânî, el-Hidâye (kerâhiye bahsi) 54. İbn el-Hümâm, ag. esr., C.VI, s. 36. 55. el-Aynî, Umdetu’l-Qârî, C. III, s. 359. 56. İyi bir hülâsa için bk. S. Uludağ, İslâm açısından Mûsikî ve Semâ, İst. 1976, s. 168-187. 57. Şevkânî, Neyl, C. VIII, s. 107. 58. C. II, s. 120-145. 59. C. II. s. 302.

20


Edep yâ hû! Bana: - Cenab-ı Hak karşısında edepli olmak daha eftaldir, dedi. İhsan derecesine ulaşan ehlüllah hep böyle düşünürler. Gönül ehillerinin dilinde edep şu dizelelerle tarif edilir: Edep; bir tac imiş Nur-u Hüda’dan. İmamı Rabbanî, edebi şöyle tarif eder: “Bilesin, âdaptan velev ki bir edebi muhafaza, mekruhlardan Giy ol tacı, emin ol her belâdan. velev ki tenzihi olsun bir mekruhu terk etmek, Rasulullah’a karşı edep zikirden, tefekkürden, murakabe ve teveccühten Fahri kainat (s.a.v.) efendimizi beşerî istidat ve çok daha eftaldir.” takat dahilinde kavrayabilmek mümkün değildir. Allah (cc), Kur’an-ı Kerim’de Peygamberimizin Şair ne güzel söylemiş: ahlakını şöyle beyan buyuruyor: Ehli diller arasında aradım, kıldım talep. “Şüphesiz sen büyük bir ahlak üzeresin.” (Kalem 4) Her hüner makbul imiş, illa edep illa edep. Peygamberimiz (s.a.v.) ise şöyle buyuruyor: “Beni Rabbim edeplendirdi de ne güzel edeplendirdi.” Allah’a karşı edep İşte nuri Muhammedî, edepte insanlık için en güzel Allahu Teala’nın emirlerini yerine getirmek, nehiylerinden kaçınmak, ihsan derecesine ulaşmaktır örnektir. edep. Kişinin Allah’ı görüyormuş gibi ibadet etmesidir. Rabbini göremiyorsa da Allah (c.c.) onu Onun edebi ile edeplenmek bize emanet olarak görüyor. Hatta Allah’ın ayetleri okunurken, ayet- bıraktığı Kur’an ve sünnet emanetine sarılmakla lerin bizim şahsımıza hitap ettiğini hissedebilme... mümkündür. Çünkü Allahu Teala, “Peygamber size ne verdi ise onu alın ve size neyi yasakladı ise Kalbimizde imanın lezzetini tadarak yaşayan bir ondan sakının.” (Haşr 10) buyuruyor. Kur’an olabilmek edeplerin en üstünüdür. Edep, bir toplumda örf, adet ve kural halini almış iyi tutum ve davranışlar veya bunları kazandıran bilgi anlamında kullanılan terimdir. Terbiye, kavlen, fiilen insanlara lütuf ile muamele etmek, güzel ahlak, usluluk, hayâ, sünnete uygun hareket etmek demektir.

Kur’an-ı Kerim’de Allah (c.c.) kulunu şöyle görmek istiyor: - Nerede olursanız olun Allah sizinle beraberdir. (Hadid 4) Edep, Allah’la beraberliği hissetmektir. - Rabb’in her an gözetlemektedir. (Fecr 14) - Şüphesiz Allah sizin üzerinizde gözetleyicidir. (Nisa 1) - Şüphesiz biz ona (insana) şah damarından daha yakınız. (Kaf 16) Allah’a karşı edebin en güzeli, bu yakınlığı her an hissedebilmedir. Davud-i Taî şöyle anlatır: Yirmi yıl Ebu Hanife hazretleri ile birlikte bulundum. Bu zaman zarfında ayaklarını uzattığını hiç görmedim. Kendisine: - Yalnızken ayağını uzatmanda ne mahzur var? dedim.

Sünneti dikkate almadan Kur’an-ı Kerim’i bütünüyle anlamak mümkün değildir. Zira dinin bütün hükümlerini Kur’an-ı Kerim’den öğrenemeyiz. Mesela namazdan bahseder Kur’an, fakat nasıl kılınacağı, rekatı, rükusu, selamı ve ayrıntıları sünnetle öğrenilir. Zekatın verilmesini emreder, fakat zekatın hangi cinsinden kaçta kaçı verileceği; kurbanın cinsi, yaşı, insanî ilişkilerde edebin sınırları ancak sünnetle anlaşılır. Nur-i Muhammedî’den ve sünnetinden uzak kalanların sonları hüsrandır.. Hz. Aişe annemize göre de O’nun ahlakı Kur’an’dı. Peygamberimizi ümmet için hatta insanlık için her konuda en güzel örnektir. O’nun sünnetini hayatlarına düstur edinenler ebediyyen nasibini alan bahtiyar insanlardır. Bu anlatılanlara bir kaç örnek:

21


Peygamberimizin edebinden nasibi olan, onun nurlu yolundan istifade edebilir. İşte bu istifadeye mazhar güzel insanlardan birkaç örnek: Mescidi Nebevî’nin tamirinde abdestsiz hareket etmeyen Osmanlı’nın güzide insanları, çekiçlerine keçe bağlayarak Rasulullah’ın ruhaniyetini tedirgin kılmaktan teeddüb etmişlerdir. İmamı Malik, Allah Rasulü’nün bastığı toprağa hürmeten Medine-yi Münevvere’de hayvan üstüne binmedi, ayakkabı giymedi.

Mü’minler hakkında Allah (cc) işte böyle buyuruyor. Mü’minler, Ensar ve Muhacir gibi kardeş oldukları zaman her şey güzel olacak. Ensar ve muhacirler kendi ihtiyaçları olmalarına binaen gönüllerinde hiç sıkıntı duymaksızın kardeşlerini kendilerine tercih ediyorlardı. İşte kardeşlikteki isar bu halde idi. Neticede mü’minler ancak Kur’an ve sünnet ölçüleri içerisinde hayatlarını devam ettirirlerse, o zaman edeplerini muhafaza edebilirler. Aralarında huzur, güven ve muhabbet oluşur.

Peygamberimiz orduya yardım talebinde bulununca Hz. Ebu Bekir (r.a.), servetinin tamamını getirmiş, Rasulullah’ın: “Çoluk çocuğuna ne bıraktın ya Ebu Bekir?” sualine de büyük bir iman vecdi ile: - “Allah ve Rasulünü.” diye cevap vermiştir.

Kadınların edebine gelince Kadınlar da tıpkı erkekler gibi eşref-i mahluktur ve yaratılış gayeleri Allah’a kulluktur. Bu halin muhafazası ise ilahî ikazlara kulak vermek, dinin emirlerini yerine getirmekle mümkündür. Aksi halde bu değerlerini muhafaza edemezler. Özellikle bazı kadınların giysileri Kur’an’a, sünnete ve edebe uymayan bir giysidir. Bu giysiler, cehennemlik alameti ve cahiliyye adetlerinden olan giysilerdir.

Bugün ümmet-i Muhammed olan biz müminler edebimizi ne kadar muhafaza ediyoruz? Çocuklarımızın giysisi, tahsili, kısaca hayatımız Rasulullah (sav)’ın hayatı, edebi ile ne kadar benzerlik taşıyor? Küfür ve şirk sistemlerinde müminlerin Muhammedî edeple edeplenmeleri pek de kolay değil. Çünkü beşerî sistemlerin Kur’an’a ve sünnete imanları yoktur. Onların özelliği kötülüğü emredip, iyiliği yasaklamalarıdır. Neticede edebini kaybedenler hem dünyasını, hem de ahiretini kaybeder. Belki de bunu bile fark edemezler. Hz. Mevlana buyurur: “Kalbim, ‘İman nedir?’ diye aklıma sordu. Aklım da, kalbimin kulağına, ‘İman, edepten ibarettir.’ diye fısıldadı. Onun için edepsiz kimseler, yalnız kendisine kötülük etmiş olmaz. O belki edepsizliği yüzünden bütün dünyayı ateşe vermiş olur.” Müminlere karşı edep “Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah’tan korkun ki esirgenesiniz.” (Hucurat 10) “Birbirinizin gizli hallerin araştırmayın.” (Hucurat 12) “Bazınız bazınızın gıybetini yapmasın.” (Hucurat 12) “Toptan Allah’ın ipine sarılın, ayrılmayın.” (Al-i İmran 103)

22

Ey hanımlar! Sizler günah aleti olamazsınız. Bu sizin imanınızla hiç bağdaşmaz. Gelin takva elbisesini giyinin de Hz. Fatıma ve Hz. Aişe annelerimize benzeyin. Bilin ki cehennem ateşinin azabı pek şiddetlidir. Bizi yaratan Rabb’imiz her an bizimle beraberdir. Bunu düşünelim. Ey hanımlar! Edebinizi muhafaza edin. Peygamberimiz (sav) kadınların biatını alırken perde arkasından biatlarını kabul etti. Sahabe-i Kiram Peygamberimizin evine geldiklerinde, Peygamberimizin hanımlarından bir şey soracakları ve isteyecekleri zaman bir perde arkasından sormalarını Allah (cc) emretti. (Ahzab 53) Kur’an-ı Kerim’de Allah (cc) “Peygamber’in hanımları, onların analarıdır.” (Ahzab 5) buyuruyor. Yine ayette,“... hanımlarını nikahlamanız asla caiz olmaz.” buyuruyor. (Ahzab 53) Buna rağmen görüşmelerde edeplerinin bozulmaması ve bize de örnek olmaları için haremlik, selamlık farz kılınmıştır. Bu emir, tüm mümin hanımlar için geçerlidir. Kur’an ve sünnette edebin sınırları bellidir. Bu sınırlara dikkat edelim, şartlar ve ortam nasıl olursa olsun biz edebimizi koruyalım. Allah’ım! Ümmet-i Muhammed’i Kur’an’a mahkum et. Amin. (Cemil Usta)


23


HUKUK KÖŞESİ İzin günleri (vakantiedagen)

Baharın geldiği, havanın ısınmaya başladığı bu günlerde herkes yavaş yavaş tatil planlarını da yapmaya başlamıştır. Herkes için tatiller çok önemlidir. Kimileri için yılın yorgunluğunu atmak, kimileri içinde yıllardır görmediği akrabalarını ve dostlarını görmek için tatiller bulunmaz fırsatlardır. Tabiî ki sorunsuz bir tatil geçirmek içinde dikkat edilmesi gereken hususlar vardır. Bunların başında, çalışanların işyerlerinden izin alma meselesi gelmektedir. Yapılan iş sözleşmelerinde belirtilen izin hakkı konusunda, işçilerin çok dikkatli olması ve iş sözleşmesinde belirtilen kurallara uyması gerekmektedir. İş sözleşmesi sonunda işçi ve işveren arasında izin günleri konusunda fikir ayrılıkları oluşabilir. Bu konu ile ilgili bazı önemli yasa düzenlemeleri ve mahkeme kararları vardır.

İzin hakkı

İşçilerin büyük bir kısmı, izin günlerini iş sözleşmesinin geçerli olduğu tarih içerisinde kullanmak isterler. Bu durumda işçinin işyerinden izin alması gerekmektedir. Bu izin başvurusu, yazılı bir şekilde işyerine iletildikten sonra, işverenin bu başvuruya iki hafta içerisinde cevap vermesi gerekir. Eğer işveren iki hafta içerisinde kararını gerekçeleri ile yazılı bir şekilde işçiye iletmez ise, işçinin yapmış olduğu başvuru kabul edilmiş sayılır. Eğer işveren, iki hafta içerisinde başvuruyu kabul etmediğini işçiye bildirir ise, işçinin bu karara uyması gerekir. İşçi olarak başvurunuzun reddi halinde, mahkeme açarak hâkime bu konu ile ilgili bir karar vermesini talep edebilirsiniz. Mahkeme kararını vermeden önce işçi, genellikle işyerinden ayrılmış olur. Eğer işçi, işverenden izinsiz tatile ayrılır ise; o zaman işveren, işçiye çıkış verme(ontslag op staande voet) hakkına sahip olur. Bu nedenle işverenden onay almadan izine gitmek akıllıca değildir. Bu durumda işten çıkarılırsanız, işverenin zararını ödemek zorunda kalabilirsiniz. İşveren, işçinin izine gitmesinden dolayı oluşan zarar kadar bir miktarı ispatlamak şartıyla talep edebilir. Gerçekte oluşmuş olan zararı işverenin kanıtlaması zor olduğu için, genellikle belirli bir miktar para ödenmesi talebinde bulunur. Bu miktar, işçinin iş sözleşmesi normal şekilde sona erdiğinde işyerinden alacağı maaşa eşittir. İşveren, iş sözleşmesi bittiği anda işçiye izin günlerini ödemesi gerekmektedir. Peki, bu izin günleri nasıl oluşmaktadır? Her işverenin, hangi işçinin ne kadar izin günü kullandığını ve içerde ne kadar izin günü olduğunu yazılı olarak belirlemesi gerekmektedir. Bu verilerden, işçinin kaç gün ve kaç saat izin birikimi olduğu ortaya çıkar. Hâkim, işverenin verilerinin doğru olduğundan yola çıkar. Eğer işçi işverenin verilerinin olmadığını veya doğru olmadığını kanıtlar ise, bu durumda hâkim işçiden gelen bilgilerden yola çıkar. Bu defa kanıtlama sırası işverene geçer. İçeride biriken izin günleri, işçinin almış olduğu en son saat ücreti üzerinden ödenmesi gerekir. Eğer maaşınız izin birikimi sonrası yükseldi ise, bu durumda izin gününüz yeni oluşan saat ücretinden ödenir. İşçi, eski işyerinin ödemiş olduğu izin günlerini yeni çalışacağı işyerine de kullanabilir. Yeni işyeri, bu izin günleri kendi işyerinde oluşmuş gibi izin verme mecburiyetindedir. Eğer işçi bu günleri kullanır ise, bu günler üzerinden yeni işyerinde yeniden izin günleri birikimi yapar. İzin günleri 5 yıldan sonra talep edilemez. Eğer bazı izin günleriniz ödenmedi ise, bu günleri 5 yıl içerisinde talep etmeniz gerekmektedir. Bu süreyi işyerine mektup yazarak uzatabilirsiniz. Mektubun işyerine ulaşmış olduğundan kesin emin olmak için iadeli taahhütlü göndermeniz sizin açınızdan daha yararlıdır. Bu konu ile ilgili daha geniş bilgi için bizlerle irtibata geçebilirsiniz. Hukukçu Bahattin Aydın 06-42116048 b.aydin@spuistraat10.nl

24


Ben Öncelikle sizlere kendim ve geçmişim hakkında kısaca bilgi vermek istiyorum. İsmim Yusuf Çiftçi, 15 Mart 1986 Nevşehir doğumluyum. Türkiye’de eğitim gördüm, lise son sınıfa kadar okudum, bitirmeden 2003 yılında Hollanda’ya geldim. Geldiğim ilk yıllarda, devletin sayesinde bir Hollandaca kursuna yazıldım ve lisan öğrenmeye başladım...

25


Ben

İlk 1,5 sene Hollandaca eğitimi aldım ve Mbo’da niveau 2 seviyesinde Bedrijfsadministratie bölümüne başladım. Orda fark ettim ki, o bolum ve o seviye benim için çok düşüktü. Ve Hbo’da okumaya karar verdim. Amacıma ulaşabilmem için en kısa yol, Taal- en Schakel adında bir kurstan geçmekteydi. Taal- en Schakel cursus Bu kurs Hva çatısının altında barınan ve yurt dışından gelmiş olan gençlere, en hızlı bir şekilde Hollandaca eğitimi verip, eğer ihtiyacı olanlar varsa, onlara ekstra derslerde verebilen bir kurstur. Ben ilk geldiğim sene niveau 2 seviyesinde dil sınavlarını geçmiştim, ama bu okulda ilk senede niveau 4 seviyesine yükselebilirsiniz. Eğer niveau 4 seviyede bir diliniz varda, Türkiye’den almış olduğunuz lise diplomasi da burada geçerliyse, o zaman direk Hva’da bir meslek seçip okumaya devam edebiliyorsunuz.

sizleri 21+ sınavlarına hazırlar derslere örnek verecek olurgibi o derecede eğitim verme- sak, bunlar : Maatschappijleer, kte. Natuurkunde, Geschiedenis, Economie, Computervaardighİçeriği eden. Kurs 4 ayrı period’dan oluşmakta. Her bir periodun sonunda sınavlara tabi tutulmaktasınız. Bu sınavları geçmek zorundasınız, eğer geçemezseniz, okul sizi “Bizim yöntemlerimiz sana uymuyor, en iyisi sen başka okulda devam et” düşüncesiyle bir nevi sizi atmaktadır.

Eğer Turkiye de eğitim görüp, lise ya da ortaokul fark etmez diplomanız varsa, size tavsiyem bu kursa yazılmanızdır. Bir sene gibi kısa bir surede hem dil öğrenip hem de kendinizi Hbo’ya hazırlamaktasınız. Artik Mbo devri kapanalı uzun oluyor, Hbo hatta üniversite devri acildi. Eğer ilerde güzel rahat bir isim olsun istiyorsanız bence Taal- en Schakel cursus sizin ilk adımınız olmalıdır.

O yüzden sınavları en iyi şekilde geçip, tüm periodlari bitirmeniz sizin faydanıza olacaktır. Her period’da projeler var. Bunların bir Yusuf Çiftçi tanesini kendiniz, diğerlerini de grup’la yapmaktasınız. Proje yaptırmalarındaki amaç sizleri hem grupla çalışma sistemine alıştırmak, hem de proje yapma konusundaki tecrübenizi arttırmak.

Benim lise diplomam yok diye de üzülmeyin, çünkü bu okul ortaokul diplomasini da kabul etmekte, tabi ekstra diğer derslerde almanız kaidesi ile.

Ben ilerde interactive media yapmak istediğim için ekstra olarak matematik ve İngilizce dersleri almaktayım. Matematikte o kadar zorlanmıyorum, çünkü bildiğim şeyleri tekrar ediyorum. Ama ingizlice den çok çekiyorum desem yeridir. Bakalım eğer İngilizce ile yürümezse informatica yapmayı düşünüyorum.

Belki duyanlarınız olmuştur, 21 + sınavlarını, iste bu okul

Çünkü onda ilk girişten İngilizce istemiyorlar. Diğer

26

Tavsiye


27


RÖPORTAJ Selamun aleykum sevgili kardeşlerim, MGT 2 Ayasofya Gençlik Teşkilatımızın çıkardığı Meftun isimli dergimizin bu ayki sayısında, Hollanda Milli Görüş Teşkilatı Kuzey Hollanda Bölgesinde uzun yıllar hizmet veren Hüseyin Gündüz ile yaptığımız röportaja yer verdik. Kendisiyle yapmış olduğumuz röportajı aşağıda bulabilirsiniz. olarak Türkiye’ye dönmek zorunda kaldım. Ancak kalıcı olarak 1996 yılında Hollanda’ya geldim ve o gün bügün Hollanda’da ikamet etmekteyim. Evliyim ikisi kız ve biri erkek olmak üzere üç çocuk babasıyım.

1) Bize kendinizi kısaca tanıtabilirmisiniz.? 1969 yılında Sivas ilinin Yıldızeli ilçesininin Kümbet Köyünde dünyaya geldim. İlkokul tahsilimi köyümde tamamladım. Daha sonra Yıldızeli İmamHatip lisesinde 2 yıl paralı yatılı olarak eğitme devam ettikten sonra Tokat ilinin Zile İlçesinde parasız yatılı olarak imam-hatip lisesinden 1987 yılında mezun oldum. 2) Hollanda’da kaç seneden beri ikamet etmektesiniz? Bilvesile 1989 yılında Hollanda’ya geldim. Daha sonraki yıllarda iki sefer mecburi

28

3) Teşkilatla ne zaman tanıştınız ve şimdiye kadar hangi görevlerde bulundunuz.? Gorevinizde zorlandığıniz şeyler nelerdir? Severek yaptığınız şeyler nelerdir? Türkiye’de İmam-Hatip’te okumamız hasebiyle doğrudan olmasada teşkilat ile gönül bağlarımız sürekli vardı. Ancak Hollanda’ya geldiğim yıllarda Amsterdam Selimiye Cemiyeti gençlik teşkilatına üye olarak resmen teşkilatla bağlarımız kurulmuş oldu. Aynı yıllarda Teşkilatın bünyesinde kurulan Amsterdam Türk Televizyonu’nda KültürSanat sorumlusu olarak çalışmalara başladım. Bu dönem içinde televizyon için tiyatrolar, yarışma programları ve haber programları hazırladım. Aynı yıllarda gençlik teşkilatında Basın-Yayın başkanı olarak idarecilik görevim başladı. Gençlik Teşkilatındaki idare-

cilik görevim gençlik teşkilatı başkan yardımcılığı olarak devam etti. Ancak 1991 yılında mecburi Türkiye’ye dönmem bu görevlerime bir süre ara vermeme neden oldu. 1997 yılında Hollanda Milli Görüş Teşkilatları Kuzey ve Güney olmak üzere iki bölgeye ayrıldığında Kuzey Hollanda Bölgesinin idari işler başkanı olarak idarecilik görevim fiilen tekrar başlamış oldu. Kuzey Hollanda Milli Görüş Federasyonu’ndaki idarecilik görevim Sekreter ve Muhasip olarak 2006 yılının mayıs ayına kadar, yani Bölgenin yeni oluşumuna kadar devam etti. Ayrıca bu dönem boyunca Uluslararası İnsani Yardım Teşkilatı (IHH)’nın sekreteri olarak başka bir görevi de deruhte ettim. Kuzey Hollanda Milli Görüş Federasyonu’nda oluşturulan yeni yönetimde başkan yardımcısı ve Teşkilatlanma Başkanı olarak takriben iki idarecilik görevimiz devam etti. Bu dönem içinde aynı zamanda Amsterdam Milli Görüş Teşkilatları koordinasyon kurulu başkanlığı ve İHH yönetim kurulu üyeliğimiz de devam etti.


RÖPORTAJ Teşkilat çalışmalarında yıllık aylık ve haftalık planlar yaparak hareket edersiniz. Bu planlarında istemeyerek aksamalar olunca bir teşkilatçı için en zor anları yaşıyor demektir. Teşkilat çalışmalarımız Allah rızası için olduğundan en küçük hizmetten en büyüğüne bütün faaliyetler insana haz vermektedir. 4) Hollanda’daki Türk gençlerinin eğitim seviyesini nasıl buluyorsunuz? Gençlerin en büyük eksikliği size göre nelerdir ve bu eksikleri gider- riz. Eğitim seviyesi yüksek olan arkadaş gumek için neler yapılmalıdır? rubu içinde olan gençler, eğitime değer veren Bir toplumun gelişmişliği toplucemiyetler içinde olan mun eğitim ve öğretim seviyesi gençler, ailesi şuurlu olan ile doğru orantılıdır. Bu manada gençler eğitim seviyesi eğitim ve öğretim kavramlarını bakımından yüksek kesayrı ayrı ele almak gerekir. imi teşkil etmektedirler. Hollanda’daki Türk gençlerinin Hollanda’daki Türk gençöğretim durumları, okullarını lerini bu ölçüler içinde bitirmeden terkedenlerin sayısı hayli fazla olmasına rağmen dün- değerlendirdiğimiz zaya ortalamasının üzerindedir. Zira man maalsef çoğunluğun Avrupa ülkelerinde ve Hollanda’da eğitim seviyesinin düşük olduğu bir gerçektir. öğretimi teşvik etmek için her türlü imkan hazırlanmaktadır. Ayrıca öğretimin devam etmesi için yasalar gençleri mecbur etmektedir. Asıl bizim konumuz ve sorunun cevabı Türk gençlerinin eğitim seviyesi ne durumdadır.? Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki, eğitim seviyesini belirleyen bir çok unsur vardır. Bunların en önemlisi okul olmak üzere, aile, arkadaş çevresi, üyesi olduğu cemiyetler ve hatta sokaklar dahi olmak üzere bir çok unsurları sıralayabiliriz. Bu açıklamalardan sonra özetle şunu söyleyebili-

5) Hollanda’daki Türk gençlerinin dine olan ilgisini değerlendirirmisiniz. Dinlerine daha fazla ilgi göstermeleri için kimlere görev düşmektedir? Gençlerin dine olan ilgisi onların eğitim seviyelerine bağlıdır. Bizim yukarıda ifade ettiğimiz manada eğitim alan gençler dine daha çok

bağlı olan gençlerdir. Bütün insanlığın huzur ve saadetini düşünmek bunun için gayret etmek ancak eğitimle mümkündür, öğretimle olmaz. Nice kariyer sahibi profesörler vardır ki insanlığın yararından çok zararaına hizmet etmektedir. Avrupa’daki seküler öğretim sistemi gençleri dinden uzaklaştırmaya çalışmaktadır. Sokaktaki yaşayış gençleri dinden uzaklaştırmaya çalışmaktadır. Kapitalist ekonomik sistem gençleri dinden uzaklaştırmaya çalışmakatdır. Bütün bunlara rağmen az da olsa islami cemiyetlerde bulunan idealist bir gurup genç dini vecibelerini yerine getirmektedir. Gençleri başıboşluktan kurtarmak ve insanlığa

29


RÖPORTAJ hizmet edecek dindar bir genç olabilmeleri başta din adamlarımız olmak üzere bu konuda faaliyet icra eden bütün cemiyet yetkililerine görev düşmektedir. Ayrıca aile faktörünü de unutmadan bu kurumu harekete geçirmemiz gerekir. 6) Gençlerin kişisel gelişiminde en fazla görev velilere düşmektedir. Bu konuda velilerin üzerlerine düşen görevi yeterince yaptığına inanıyormusunuz? Size göre eksiklikler nelerdir? Bu yönde önerileriniz nelerdir? Eğitim seviyesi yüksek olan veliler ister istemek üzerine düşen görevleri eksiksiz yapmaktadır. Eğitim seviyesi düşük olan velilerde yeterince yavruları ilgilenmemektedir. Bu tesbit ışığında Türk gençlerinin velilerinin büyük bir çoğunluğu gençler ile yeteri kadar ilgilenmemektedir. Allah rızasını esas alan, bütün çalışmalarını ibadet aşkıyla yapan, bütün insanlığın huzur ve saadetini dert edinen veliler ve gençler bizim istediğimiz manada eğitimli insanlardır. Bunları yetiştirmek için de Kur’an ve Sünnet ışığında eğitim veren kurumlar ve cemiyetler olması gerekir. Bu kurum ve cemiyetlerin çoğalmasına yardımcı olmak ve buralarda görev almak en önemli çalışmadır. 7) Geçtiğimiz günlerde PVV başkanı Geert Wilders Peygamber Efendimizi ve İslamı karalamak için “Fitna” isimli bir film çıkardı. Bu konu hakkında değerlendirmeleriniz nelerdir ve biz müslüman gençler olarak bu gibi durumlarda nasıl tepkimizi doğru bir şekilde gösterebiliriz? Güneş balçıkla sıvanmaz. İnsanlık tarihi boyunca Allah’ın göndermiş olduğu peygamberlere ve kitaplarına saldırılar olmuştur. Sonuçta hakikatlere zerre ka-

30

dar zararı olmamıştır. Geert Wilders’in İslama ve Kur’an’a hakaretleri de zerre kadar zarar vermeyecektir. Öyleyse bunun amacının sadece müslümanları provake etmek ve huzur ortamını bozmak olduğunu bilmemiz gerekir. Müslümanlar uyanık olmalı tahriklere kapılmadan “en güzel bir şekilde anlat” düsturu ile hareket etmeldir. Gençlere düşen vazife doğruları doğru bir şekilde anlatmaktır. 8) Gençlere yapacağınız başka tavsiyeleriniz varmı? Gençlik çağı insanın ömrünün en önemli dönemidir. Bu dönemde yapılacak bütün çalışmalar hem kendi geleceğine hem de insanlığın geleceğine bir yatırım olacaktır. Hatta kendisi için ebedi alemine bir yatırım olacaktır. Bundan dolayı temelleri sağlam atmalıdır. Bu temelin taşları iyi bir eğitim, iyi bir öğretim ve idealist olmaktan müteşekkildir.


ŞİİR Edep Edep bir tac imis nur-u Huda’dan Giy o taci emin ol her beladan. Ilim meclisine girdim kildim talep, Ilim ta geride kaldi, illa edep illa edep. Edep iledir Nizam-i Alem, Edep iledir kemal-i Adem. Edep ehli ilimden hali olmaz, Edepsiz ilim okuyan alim olmaz. Edeptir kisin daim libasi, Edepsiz kisi uryana benzer. Olmayinca ihlas edep Neylesin medrese mektep, Nekadar alim olsa da, Yine merkep, yine merkep. Yunus Emre

31


FAALİYETLER MGT 2 genclik idaresi olarak uyelerimiz icin duzenlemis oldugumuz faalietlerle hizmet vermeye devam ediyoruz. Bu faaliyetlerimizin buyuk bir orani dini faaliyetlerden olusmaktadir. Bunun yani sira, egitim ve eglence faaliyetlerimizde mevcuttur. Asagida bu faaliyetlerimiz hakkinda daha genis bir bilgi bulunmaktadir:

Lokal Sohbetleri Lokalimizde her cumartesi aksami Zaalvoetbaldan sonra bir hatip veya hocamiz genclere dini bir konu uzerinde sohbet veriyor. Sohbet yaklasik 45 dakika suruyor. Genclerimiz o gun ki islenen konu hakkinda (veya o konunun disinda) kafalarina takilan sorulari sorabilme imkani buluyorlar. Hocamiz sorulan sorulari cevapladiktan sonra sohbet sona eriyor. Hayatu’s Sahabe Sohbetleri Hayatu’s Sahabe sohbetleri her carsamba aksami saat 21:00’de lokalimizde bulunan genclerin de katilimiyla gerceklestirdigimiz faaliyetlerimizden bir tanesi. Egitim baskanimiz Huzeyfe Haydaroglu’nun esliginde yapilan bu faaliyetimizde sahabelerin hayatlarini daha yakindan ogrenme sansi buluyoruz. Sohbetin cogu kismi kitaptan okuyarak, bir kismida baskanimizin daha anlasilir olmasi icin daha kolay bir dille aciklama yapmasiyla geciyor.

32


FAALIYET

FAALİYETLER

Ev Sohbetleri Haftada devamli duzenledigimiz faaliyetlerimizden bir taneside Ev sohbetleri. Her cuma aksami bir uyemizin evinde toplanarak ilk basta Yasini Serif suresini okuyup sonrasinda dini bir konu uzerinde hep birlikte sohbet ediyoruz. Katilimin cok olmasi icin butun uyelerimizi sms araciligi ile birgun onceden bilgilendiriyoruz ve lokalimizde bulusup hep beraber minibusle ve arabalarla davetli oldugumuz uyenin evine gidiyoruz. Idarecilerimizle uyelerimiz arasindaki samimiyetin artmasini saglamak, yapmis oldugumuz faaliyetlerin baslica amaclarindan bir tanesidir. Bu sebebden dolayi faaliyetlerimize elimizden geldigince cok uyemizin katilmasi icin ugrasi veriyoruz. Bu ugrasilarimizin ise yaradigini katilimin her hafta biraz daha cogalmasinda gormek mumkun. Insallah bundan sonraki faaliyetlerimize butun uyelerimiz katilir ve faaliyetimiz daha faydali ve bereketli gecer. Burdan tekrar butun uyelerimizi ozellikle ev sohbetlerine davet ediyorum. Unutmayiniz ki davete icap etmek sunnettir.

33


FAALİYETLER Ev Odevlerine Yardim Ortaokul ve Lise ogrenimi goren ogrencilere her sali aksami saat 18:00’de ev odevlerine yardim ediyoruz. Ogrencilerimiz vmbo, havo, vwo birinci sinifla son sinif arasinda degisen ogrencilerden olusmaktadir. Suanda derslere katilan ogrencilerin sayisi maalesef cok fazla degil. Ileriki zamanda katilimin cogalmasini umit ediyoruz. Zaalvoetbal Haftalik devamli yaptigimiz faaliyetlerden bir taneside Zaalvoetbal. Sezonun basindan beri istikrarli bir sekilde surdurdugumuz sportif faaliyetimizden birisi olan Zaalvoetbal, uyelerimiz tarafindan cok fazla ilgi goruyor. Her hafta ortalama katilim sayisi yirmi kisinin uzerinde oluyor. Bazen Zaalvoetbaldan sonra bir hocamizi davet edip bize sohbet etmesi icinde ricada bulundugumuz oluyor. Bu sekilde hem spor yapmis hemde hocamizin sohbetinden yararlanmis oluyoruz.

34


FAALİYETLER KUR’AN DERSLERI Her hafta Pazar gunleri Uyelerimize ve Idarecilerimize Kur’an dersleri vermekteyiz. Kur’ani daha iyi anlamak ve idrak etmek acisindan Kur’ani bizzat sahsin kendisi okumasi daha yararlidir. Bu yuzden her uyemize Kur’an ogretmeyi planliyoruz. Umariz Katilim Onumuzdeki aylarda daha fazla olacaktir. Bu faalyetimiz camimizin mescidinde yapilmaktadir. Film Gecesi Her Cuma aksami ev sohbetinden donunce lokalimizde buyuk perdede en son filmlerden sectigimiz filmleri izliyoruz. Dini faaliyetlerimizin yani sira boyle eglenceli faliyetlere de yer vermeyi ihmal etmiyoruz. SQUASH 24 Şubat 2008 günü 16 yaş altı gençlerimiz için düzenlediğimiz proğramımıza 12 genc katıldı. Sezonun başından beri 16 yaş altı genclerimiz için özel bir proğram düzenlemek istiorduk. İlk olarak bunu Squash faaliyetiyle gerçekleştirmek istedik. 24 şubat pazar günü öğle vakti saat 13:00 de gençlik lokalimizde toplanıp gençliğin minübüsüyle hep beraber Squash salonuna gıtmek için yola çıktık. Yolda giderken bütün gençlerin çok istekli olduklarını gördük çünkü ilk defa squash oynayacaklarını söylüyorlardı. Gençlerimiz 1,5 saat boyunca squash yaptılar. Faaliyetimiz çok eğlenceli geçti. Dönüşte herkez mutlu bır şekilde ayrıldı. Eğer yine istek olursa ilerde tekrarlamak istiyoruz.

35


FAALİYETLER İlim Haftası Ayasofya Cemiyeti Hilal kadın kolları ve MGT2 gençlik teşkilatlarının ortaklaşa düzenlemiş olduğu “İLİM HAFTASI” proğramı 12-14 Mart 2008 tarihleri arasında Ayasofya konferans salonunda gercekleştirildi. Üç gün süren bu dizi seminerlerde hergün baska bir tema işlendi. İlk gün 12 mart 2008 tarihinde Sabahattin Uçar hocamız bizlere Kuranı Kerim hakkında bir semıner verdi. Proğrama bay bayan karışık yaklaşık 200 kişi katıldı ve Sabahattin hocanın konuşması büyük bir ilgi gördü. Sabahattin hocanın konuşmasından sonra kücük yaştan gençlerimiz tarafından bir mini Maide-i Kuran zıyafetide verildi. Ziyafetten sonra genclere hediyeler verildi. Daha sonra küçük kardeşlerimizin okudukları ilahiler eşliğinde proğramın ilk günü bitmiş oldu. İkinci günde Kuzey Hollanda Milli Görüş Federasyonu’nun davetlisi olarak, İstanbul Vakıf Gureba Hastanesi Psikiyatri Kliniği Şefi, Psikiyatris Doç. Dr. Sefa Saygılı, “Stres ve Stres ile Başa çıkmanın Yolları” konulu bir seminer verdi. Yaklasık 180 kisinin katıldığı proğramda Saygılı, stresin çağın hastalığı olduğunu ve stresten korunmak için birçok önerilerde bulundu ve proğramın sonunda dinleyicilerin sorularını cevaplandırdıktan sonra proğrama son verildi. İlim haftasının üçüncü ve son gününde Prof. Dr. Bünyamin Duran hocamız “Avrupa’da İslam’ı yaşamak” konusunu ele aldı. Bu proğrama da diğerlerinde olduğu gibi ilgi oldukca yüksekti. Bay bayan yaklaşık 200 kişinin katıldığı proğram iki buçuk saat sürdü. Geceye gençlerin ilahileri eşliğinde son verildi.

36


FAALİYETLER MAİDE-I KUR’AN Kuzey Hollanda Milli Görüş Federasyonu, Amsterdam’dakı Milli Görüş teşkilatlarının desteğiyle Amsterdam RAİ salonunda, muhtesem bir “Hz. Muhammed (sav)’i anma ve Maide-i Kur’an” proğramı düzenledi. 15 Mart 2008 Cumartesi akşamı 1800 kişinin katıldığı proğrama dünyaca ünlü hafızlar Mısır’dan Dr. Ahmet Naina, Güney Afrika’dan Abdurrahman Sadien, Türkiye’den Abdülkadir Şehıdoğlu ve İran’dan Hasan Sadiqi katıldı. Açılış ve selamlama konuşmalarından sonra Seher Çakır’ ın okuduğu “ Kırk Yaşındasın” şiiri izleyiciler tarafından büyük beğeni ve duygusallık içerisınde dinlendi. Şiirden sonra gecenin konuşmacısı, IGMG genel merkez ve Avrupa fetva kurulu üyesi Mustafa Mullaoğlu Hocaefendi “Peygamber Efendşmiz’in Hayatı” ile ilgili bir konferans verdi. Proğramın ikinci bölümünde ünlü hafızlar tanıtılarak tek tek sahneye davet edildi ve sırayla konuklara Kur’an ziyafetinde bulundular. Proğramın sonunda ise hafızlara ve emeği geçenlere hediyeleri takdim edildi.

37


HİLAL GENÇLİK

Peygamberimiz ve Gençlik

Gençler enerjik, dinamik, aksiyoner, yiğit, korkusuz, açık sözlü, vefakâr, fedakâr ve şeffaf olma özellikleriyle dava adamı için gerekli fizikî ve psikolojik altyapısı hazır elemanlardır. Gençlerin bu fıtrî özellikleri, iman ve kullukla birleştiği zaman potansiyel bir güç oluşacak, asr-ı Saadet misali iman bir kez daha şahlanacaktır. Kuran-ı Kerimdeki Ashab-ı Kehf kıssası “Onlar Rablerine iman eden gençlerdi. Biz de onların hidayetini artırdık” şeklinde başlamaktadır. Burada gençliğe dikkat çekilmekte, gencin imanlı olmasının önemine işaret edilmektedir. Zira gençler, konusunda ömürlerini batılda geçiren yaşlılardan daha çok hakka meyillidirler. Bir “kolaylaştırıcı bir eğitimci” olarak gönderilen Peygamberimiz (s.a.v), Mescid-i Nebevî’de kurduğu “Sahabe” dediğimiz seçkin Müslümanlardan meydana gelen

38

halk okulu yanında, mescidin hemen yanı başında bulunan ve ilk yatılı okul olarak tarihe geçen Suffe’de kalan genç, yoksul ve bekâr talebelere özel ders veriyor, onları genç İslâm devletinin güzide elemanları olacak tarzda en güzel şekilde özel olarak yetiştiriyordu. Efendimiz (s.a.v), Medine dışında görevlendireceği vali ve diğer yöneticileri, elçi ve temsilcileri, irşad ve davet erbabını, rehber ve eğitimcileri, zekât memurlarını kendisinden manevî terbiye ve özel eğitim alan bu genç ve dinamik Suffe Ashabı arasından seçiyordu. Peygamberimiz (s.a.v)’in ashabının büyük çoğunluğu gençlerden meydana gelmişti. Mekke’de O’nu ilk destekleyenler gençler olmuştu. Mekke’li gençlerin bu desteği Efendimiz’i memnun etmiş, bu durumu şu ifadeleriyle dile getirmişti: “Gençlere hayırla muamele etmenizi tavsiye ediyorum. Çünkü onların kalpleri çok hassastır.


HİLAL GENÇLİK Allah beni müsamahakâr Tevhid diniyle gönderdi. Yaşlılar bana karşı çıkarken, beni gençler destekledi.” İlk Müslümanlardan Cennetle müjdelenen on kişinin tamamı gençlerden meydana gelmişti. Bedir ve Uhud ashabı genellikle genç mücahidlerden meydana gelmişti. Kırkıncı müslüman Hz. Ömer (r.a), İslâm’la şereflendiğinde 27 yaşındaydı. Sahabe arasında Hadis, Fıkıh ve Tefsir alanındaki derinlikleriyle temayüz eden Abdullah b. Ömer, Abdullah b. Abbas, Abdullah b. Zübeyr, Abdullah b. Amr b. As (r.a) genç alimlerdi. Medine’li Ensar arasında kendilerine Kurra Hafızlar denilen 70 genç vardı. Efendimizin pek çok hadis-i şeriflerinde gençliğe verilen büyük önem vurgulanmaktadır. Meselâ: Cenabı Hakkın arşının gölgesinden başka hiçbir gölgenin bulunmadığı Kıyamet Gününde arşın gölgesinde gölgelendirilecek ve Cenab-ı Hakkın özel ikramına mazhar olacak yedi grup arasında “Allah’a kulluk içinde yetişen genç”, Adaletli Devlet Başkanı’ndan hemen sonra ikinci sırada zikredilmektedir.

Bilâl, Ammar, Yasir, Habbab, Mus’ab (r.a) gibi çilekeş ve cefakâr gençler, iman mücadelesinde sergiledikleri azim ve kararlılıkla, gösterdikleri sabır ve tahammülle, gaddar zalimlere karşı şanlı direnişleriyle Allah yolunun şerefli mücahidleri olarak isimlerini tarihe altın harflerle yazdırmışlardır. Her biri birer iman kahramanı olan genç sahabîlerden Mus’ab b.Umeyr (r.a): Mekke’de zulme ve küfre başkaldıran, kendisine yapılan eza ve cefaya aldırış etmeyen yiğit delikanlı.. Rasulullah’ın maneviyat halkasında talebe.. Habeşistan’da muhacir.. Akabe biatı ardından Medine’lileri irşadla görevlendirilen mükemmel bir mürşid.. Rânûna vadisinde ilk Cuma hatibi.. Medine’de başarılı bir eğitimci.. Bedir’de imansız kardeşiyle yüzyüze kılıç kılıca çarpışacak derecede gözünü budaktan esirgemeyen iman âşıkı, korkusuz bir mücahid.. Uhud’da İslâm ordusunun bayraktarı.. Kolları kesilse bile bayrağı yere düşürmemeye gayret eden kahraman.. ve nihayet Allah yolunda şehid.. hatta şehid edildiği zaman hem fizikî güzelliği, hem cihaddaki korkusuzluğu, hem de ahlakî duruşuyla Peygamberimiz (s.a.v)’e benzetilen bir manevî eğitime tabi tutulmuşlardı.

39


MİZAH Arkada Azrail var Yaşanmış gerçek olay Adamın biri arabasıyla giderken yolda bir yolcu alır arabaya ... Adam arka tarafa biner ... Şoför :- “eee hemşerim kimsin nereye gidersin ?” der . Yolcu : - “ben Azrail’im .. canını almaya geldim” der. Şoför , alaycı bir tavırla : - “sen mi Azrailsin ? , yav senin gibi Azrail olur mu hiç ?” der. Yolcu sakin bir tavırla : -“sen daha önce Azrail gördün mü de tarif ediyorsun ?” der... ve ekler : “ inanmadın bana öyle mi ?” Şoför : “ inanmadım tabii” der. Yolcu : “o zaman 200 metre ileride bir adam daha alacaksın” der. Gerçekten de adamın dediği gibi şoför 200 metre ilerde bir yolcu daha alır ... Ama yolcu ön tarafa oturur ... Olaylar bundan sonra daha da enteresanlaşır ... Şoför yanındakine : - “ee sen kimsin nereye gidersin” der , Öndeki : - “abi beni merkezde bir yerde indirirsen çok sevinirim adım felanca” der. Şöför: -“yav şu arkadaki adam bana Azrail’im diyo görüyon mu şu herifi hem iyilik ediyoz hem de dalga geçiyor zibidi” der. Öndeki , arkaya bakar : - “abi arkada kimse yok ki” der . Şoför hışımla arkaya bakar ve : - “kör müsün be adam arkada oturuyor ya” der. Öndeki arkaya bir daha bakar ve : - “abi senin kafan iyi mi , yoksa dalga mı geçiyorsun ?” der . Bu sefer arkadaki söze girer : - “gördün mü ? , öndeki beni ne duyabilir ne de görebilir” der , şoföre. Şoförün bir anda dizlerinin bağı çözülür bet beniz atar ... Arkadaki , şoföre : - “hadi , arabayı kenara çek , 2 rekat namaz kıl

40

canını alacam” der. Şoför ağlamaklı çaresiz bir şekilde arabayı kenara çeker ve iner arabadan ... Sonra ... Sonra ne olmuş biliyor musunuz ? Adamlar arabayı aldığı gibi kaçmışlar ...

Tilkinin Orucu

Tilki ormanda gezmektedir. bir agacin dalinda bir geyik budunun asili oldugunu görür. açtir ama süphelenir, kontrol edince tuzagi anlar. çünkü geyik budu iple bir bombaya baglidir. epeyce uzaga gider ve basini kollarinin üzerine koyar ve yatar, biraz sonra kurt gelir, budu ve yatan tilkiyi görür. tilkiye sorar:’’ napiyorsun dostum?’’ tilki cevap verir’’hiçç... yatiyorum.’’ -burda bir but var. -evet var. -neden yemedin? tilki sakince cevap verir;’’bugün oruçluyum’’ kurt kendinden emin:’’ ben yiyeyim ozaman’’ tilki:’’ buyur afiyet olsun’’ der. kurt, buda uzanir uzanmaz bir patlama ile ortalik toz duman olur. kurt yarali, perisan yatarken, tilki sakince budu yemeye baslar. bunu gören kurt:’’ hani sen oruçluydun’’ deyince. tilki piskin piskin’’ biraz önce top patladi duymadinmi?


MİZAH Seyisin Dersi Hoca vaaz vermek istediği salona girmiş. Salon, ön sırada oturan seyis dışında boşmuş .Konuşup konuşmama konusunda düşünen hoca sonunda seyise sormuş: “Buradaki tek kişi sensin.Sana göre konuşmalı mı, yoksa konuşmamalı mıyım ?” Seyis cevap vermiş: “Hoca ben basit bir insanım, bu konulardan anlamam.Fakat ahıra gelseydim ve bütün atların kaçıp bir tanesinin kaldığını görseydim, yine de onu beslerdim.” Bu sözlere hak veren hoca duaya başlamış. İki saatin üzerinde konuşmuş durmuş, duadan sonra kendini mutlu hissetmiş, dinleyicisinin de vaazın çok iyi olduğunu onaylanmasını isteyerek sormuş: “Vaazımı nasıl buldun?” Seyis cevap vermiş: “Sana daha önce basit bir adam olduğumu ve bu konulardan pek anlamadığımı söylemiştim. Gene de eğer ahıra gelip biri dışında tüm atların kaçtığını görseydim, onu beslerdim dedim ama elimdeki tüm yemi ona verip hayvanı çatlatmazdım.”

Oflu Hoca Oflu Hoca Cuma namazında içki içenleri fena azarlıyordu ; -”Paranızı sokağa atıyorsunuz! Kazanan kim ? Meyhaneci ... En büyük dükkan kimin ? Meyhanecinin ... En güzel ev kimin ? Meyhanecinin . Bu paraları veren kim ? Ha sizin gibi kafasızlar ...” Aradan iki hafta geçer , bir adam koşarak Hoca ‘nın yanına gelir ve ellerine sarılıp öperek : -”Allah razı olsun Hocam , senin verdiğin içki vaazı sayesinde hayatım kurtuldu .”

Hoca memnun : -”Aferin , içkiyi bırakmanın mükâfatını ahirette de göreceksin oğlum” Adam düzeltir : “İçkiyi bırakmadım Hocam , MEYHANE AÇTIM ...”

Jet Imam

Sadrazam Fuat Paşa merhumun babası Keçecizade İzzet Molla oldukça, zeki ve nükte yapan bir adamdı. Bir Ramazan gecesi Fatih camiinde teravih namazı kılınıyordu. İmam Efendi, namazı biraz hızlıca kıldırdığından İzzet Molla rüku ve secdelere gidiş kalkışlarda adeta ölüp ölüp diriliyordu. İmamın selam verdiği bir sırada elinde feneriyle bir kişi alelacele içeri girer ve eyvahlayarak; - Hay Allah, namaza yetişemedik, der. İzzet Molla adama dönerek nefes nefese cevap verir: - Sen ne ki kardeşim, biz namazın içinde olduğumuz halde yetişemiyoruz!..

41


42


43



Meftun Sayi 6