Issuu on Google+

MÜSLÜMAN RAP ELHAMDÜLLİLLAH RAP

ŞUBAT 2010 SAYI:3

ÜMMETTEN SESLER MOS DEF. MALCOLM X. LUPE FİIASCO. NASIHAT. AMMAR114. SAYFOUDIN114.

OUTLANDISH. AEROSOL ARABIC. MOHAMMAD YAHYA. 580. BLACK MADEEN. KHALIL. POETIC PILGRAMAGE.MC TAMARRUD. BROTHER DASH. BABY MUSLIM. ABU NURAH. MTEAM. GAITH ADHAMI. MANIFEST ONE.VE DAHASI...


subat2010


Kelimeler ve Fikirler

Müslüman Rap Online Kültür Sanat Dergisi Şubat 2010 Sayı:3 www.issuu.com/muslumanrap

muslumanrap@hotmail.com

Editör Kadir Özbey Yazarlar Kadir Özbey İlknur Bora Hüsnü Zan Kübra Merve Umut Madik Grafik-Tasarım Kadir Özbey Alıntı yapılan bütün yazarlara teşekkür ederiz. dunyabizim.com’a katkılarından dolayı ayrıca teşekkür ederiz. Facebook: http://www.facebook. com/pages/MuslumanRap/18029991166

Bir filmde söylüyordu öğretmen bu cümleyi: “kelimeler ve fikirler dünyayı değiştirebilir.” Önce kelimeleri değiştirmek gerekir, fikirlere ulaşmak için... Daha çok Hak’kı anlatmak gerek! Daha çok Hak’tan yana olmak. Yoksa bir hakkımızda kalmaz, kimseden alacak... Dil güzel söylemeli ki, düşünce güzel olsun. Dil doğruyu söylemeli, doğru yerde! Ancak bizler kelimelerin gücünü kullanamıyoruz. İki yaygın sanatla bazıları dünyayı kandırırken, biz doğruyu söyleyemiyoruz. Önce filmler çekiliyor, sonra işgal edilir ve tekrar filmler çekiliyor. Bir düşman oluşturup, savaşıyorlar... Hala, güçlü filmlerimiz yok. Dünya bizi yanlış tanıyor... Rap agresif, olumsuz, kültürümüze de uzak... Hatta biraz... Ama bu adamlar farklı: iyi niyet var çalışmalarında, yanlışları da vardır, yanlış yapanları da... Ama çokça güzel şeyler söylüyorlar. O yüzden onların daha yüksek sesle söylemesini temenni ediyorum. Mos Def, Katrina Kasırgası’nda bağırdı. Lupe Fiasco, Irak’ın işgalinde. Outlandish ve niceleri Filistin için söyledi. Şimdi Ammar ve Sayfoudin, Merve için söylüyorlar... Ağzınıza, yüreğinize sağlık, doğru bildiklerinizi söylemekten çekinmeyin...


mos def

O sıradan bir rapper değil. Müslüman ve hayata karşı bir duruşu var. Asıl adı Dante Terrell Smith olan Mos Def İngilizce most definitely (kesinlikle) kelimesinin kısaltmasını kendisine sahne adı olarak seçmiş. Bu güne kadar bir çok sanatçıyla ortak projeler gerçekleştiren sanatçı, şarkılarında verdiği mesajlarla meslektaşlarından farklı bir profil çiziyor. New Danger albümünde “savaş küresel ekonomik bir olgudur” diye başlayan “Filistin, Kosova ve Keşmir” diye devam eden ve oldukça sert bir dille savaşı eleştiren war (savaş) isimli parçası Mos Def’in bu konuda ki tutumuna bir özettir. Katrina kasırgası sonrası yaptığı, Amerikan hükümetini eleştiren şarkısı Katrina Klap ise sanatçının ilgi çeken bir diğer çalışmasıdır. Mos Def bir dünya sanatçısıdır. “Dünyada hiç bir şey sudan daha ferahlatıcı değildir” dediği şarkısı “New world water” ile tükenen su kaynaklarına dikkat çekmek istemiştir.


GRAMMY Bir daha ki sefere İNŞALLAH! Daha önce üç dalda Grammy adayı olan Mos Def, 2010 Grammy ödüllerine iki dalda aday oldu. Supermagic albümüyle en iyi rap albümü ve “Casa Bey” isimli şarkısıyla en iyi solo rap şarkısı dalında day olan sanatçı maalesef bu kez de ödülü kazanamadı. Mos Def 1973 doğumlu. Bir çok sanatçıyla ortak projeler gerçekleştirmiş. Asıl büyük çıkışını 1998 yılında Talib Kweli ile kurduğu Black Star grubuyla yaptı. 1999 yılında ilk solo albümü “Black on Both Side”ı ve 2004 yılında 2. albümü The New Danger”ı yayınladı. “The New Danger” albümünden iki şarkıyla Grammy adayı oldu. Katrina Kasırgası sonrası Bush yönetimini eleştiren single’ı Katrina Klap ile dikkatleri üzerine çekti. 2006 yılında “True Magic” isimli 3. solo albümünü yayınladı.

The ECSTATİC

Ecstatic, Mos Def’in dördüncü solo albümü. 16 parçadan oluşuyor. Albümün açılış parçası “Supermagic”. Diğer albümleri gibi bu albümde besmeleyle başlıyor. Ardından Malcolm X’in bir konuşması ve peşinden Selda Bağcan’ın vokalleri... Şarkı Selda Bağcan’ın “İnce ince bir kar yağar fakirlerin üstüne” isimli şarkısının üstüne bina edilmiş. Mos Def yine politik göndermeler yapmış bu albümde Auditorium (Oditoryum) isimli parçasında Amerikan’ın Irak işgaline değinmiş. Priority (Öncelik) isimli parçada “her şeyden önce barış, herşey önce Tanrı, herşey önce aşk” diyerek önceliklerini sıralamış. Wahid isimli parça kelimeyi tevhid ile başlıyor. Albümde İslami öğelere sıkça yer verilmiş. Müzikal anlamda ise Ortadoğu kültüründen faydalanılmış. Supermagic Anadolu motifleri taşırken, Wahid ve Embassy isimli parçalar Arap kültüründen izler taşıyor. “No Hay Nada Mas” isimli İspanyolca şarkı dışında tüm şarkılar İngilizce söylenmiştir.

ALBÜMÜN BAŞARILARI

Albüm 2 dalda Grammy adayı olmayı başarmıştır. Bunun dışında Spin müzik dergisi albümden “Life in Marvelous Times” isimli parçayı 2009’un en iyi 20 şarkısı arasında göstermiştir. The ecstatic ise en iyi albümler arasında 7. sırada yer almış, en iyi rap albümü olarak ilk sırada listede yer almıştır. Aynı derginin yılın rap sanatçısı anketinde adaylar arasında yer alan Mos Def maalesef ipi göğüsleyememiştir. Yine fuse.tv de yapılan Grammy oylamasında Mos Def çoğunlukla oylamayı önde götürmüştür.Albüm eleştirmenlerden olumlu görüş almıştır. Metacritic.com tarafından belirlenen albüm puanı 100 üzerinden 81 olmuştur.


Getto dünyası üzüntülü değil. Ne olduğunu tahmin et. Tanrı sizden yana. Şeytan bir yalandır. İmparatorluk bütün altın ve silahları tutar. Ama bir şey yapıldığı ve söylendiği zaman geriye sadece... (Wahid) Olduğum yerde bulunmak için doğdum Uzak yıldızlardan parlak bir ışık. Mucizeler ve cevaplanan dualar. Gidişimi durduramazsınız. (Casa Bey) Amin, Kalbini ve ruhunu temiz tutması için Allah’a dua et. Amin, Aynı şeyleri cümlemiz için tekrar et. (Love)

POLİTİK, MÜSLÜMAN VE ...

Mos Def alternatif rap müzik yapan bir sanatçı. Hiphop camiiasıyla içli dışlı.Q-tip, Talib Kweli, Common, Erykah Badu, Kayne west, Nate Dogg, Dj Shadow, Massive Attack, Faith Evans ve Gorillaz gibi bir çok sanatçıyla ortak projeler gerçekleştirmiş. Şarkıları Politiktir. Sert eleştirler yapar. Tell the Truth (Doğruyu söyle) isimli parçasında Bush hükümetinin 11 Eylül sonrası uygulamalarına yine sert eleştiriler getirmiştir. Tüm anlatılanların yalan olduğunu, Irak işgalinin de bu yalan üzerine inşa edildiğini belirtmiştir. Sanatçı bu politik kimliğini TV programlarında da dile getirmekten çekinmemiştir. “Real Time with Bill Maher” isimli programda ikiz kulelerle ilgili anlatılanların gerçeklerden farklı olduğunu söylemiştir. Sunucunun Kuran ile ilgili söylediklerine de karşı çıkmıştır. Sanatçı, her albüme besmeleyle başlar. Direkt olarak manevi sözleri

olan bir parçası yok denilebilir. Spoken word şairi Amir Sulaiman ile yaptığı “When I Die” (Öldüğüm zaman) bu konuda istisnadır. Yine Müslüman bir rap grubu olan M-team ile Free (Özgür) isimli bir şarkıya eşlik etmiştir. Son albümüne kadar yayınladığı bazı kliplerde müstehcen görüntüler kullanan sanatçı, İnşallah bu konuda duyarlı olurak Sırat-al Mustakim’de yürüyen Müslümanlardan olur.


NASIHAT

Grup Nasihat, Belçika’da kurulmuş Türkçe rap söyleyen bir müzik grubu. Şarkılarında İslami değerlere ve Müslümanların sorunlarına yer veriyorlar. Nasihat grubuyla, grup hakkında kısa bir söyleşi yaptık... Grubun kuruluş öyküsünden bahsedelim. Nasihat grubu kimlerden oluşur? Neden Nasihat ismini seçmiştir? Grup Nasihat 2007 tarihinde Salih Karakelle öncülügünde çevresinde bulunan gençlerle birlikte kurmus olduklari bir Islami Rap gurubudur . Suanda gurup 5 kisiden olusmaktadir. Grup Nasihat çesitli genclere sans verip onlari islami rap söylemeye tesfik etmektedir. Nasihat ismi “Din nasihattir” hadisi serifine atfen NASIHAT konulmustur. Rap müzik agresif ve olumsuz çağrışımlar yapıyor. Yaptığınız müziği rap müzik içinde nereye yerleştiriyorsunuz? Biz kendimizi İslami Rap grubu olarak tanıtıyoruz. Agresif ve olumsuz sözlerden uzak olarak, genelde islami sözleri kullanarak eserlerimizi yapıyoruz; tabii

ki bizi dinleyenlerde zaten anlayacaklardir ki bizim yaptigimiz müzik islami motiflerden olusmus bir rap müzik dalidir. Filistin konusunda duyarlılığınızı biliyoruz. Sizin için politik parçalarda eleştirel sınırlar nedir? Bu konuda ölçünüz nedir? Küfür ve hakaret içermeden elestirilerilerimizi yapmak. Kimseyi rencide etmemeye gayret gösteriyoruz. Şarkılarınızda güçlü bir söz dizisi var. Kafiyelere bakıldığında şiirsel bir anlatım görmek mümkün, şarkı sözleri size mi ait? Bize ait olanda var olmayanda var ama genelde sözü kuvvetli ve değer aks eden büyüklerimizin sözlerini besteliyoruz. Beatlerinizi Hayri Karakelle’nin hazırladığını biliyoruz. Müzikler tamamen dijital olarak mı oluşturuluyor? Beatlerin genelde dijital ortamda yapiliyor. İstanbul isimli şarkınızda “İstanbul benim canım, canımdan da yakın” diyorsunuz. İstanbul’la


aranız da ne tür bir bağ var? Bildiginiz üzere İstanbul Nebi (a.s)’in övgüsüne mashar olmus bir kent, Ebu Eyyüb el-Ensari hazretlerinin kaldigi bir sehir. İstanbul nice alimlerin, şairlerin askindan yandigi sehirdir. İstanbuldan tabii ki bizimde etkilenmemiz mümkün değildir ve biz İstanbul’u gezip gördük ve dünyada en güzel sehirlerden bir tanesi olduğuna kanaat getirdik. Şuana kadar ortak projeler yürüttüğünüz sanataçılar kimler? Gelecekte çalışmak istediğiniz sanatçılar var mı? Suana kadar Fatih Budakla bir çalismamiz oldu, Abdullah (My wish) ile bir çalisma yapabiliriz onun hazirligini yapiyoruz, nasip olursa bu eseri sizlerle paylasacagiz insallah. Yaptığınız müziğin tebliğ amacına hizmet ettiğini düşünüyor musunuz? Sizce müziğiniz hangi kesime hitap ediyor? Tabii ki hizmet ettigine inaniyoruz bize gelen olumlu tepkilerden anliyoruz ki genclere birseyler verebilmisiz . Hitap kesmimiz 10 - 40 yas arasi genclerden olusmaktadir. Yakın zamanda konserler var mı? Yakın zaman içinde Türkiye’de gerçekleşecek bir konser var mı? İnsallah 6 şubatta izmirde olacagiz. İzmir Saadet Partisi’nin düzenlemis olduğu programi istirak

edecegiz. Dünya’nın çeşitli bölgelerinde Müslüman rap sanatçılarının başarılarına şahit oluyoruz. Grammy’de Mos Def’e şans veriyor musunuz? Eger İnsanligin hayri için çalismalar yapiliyorsa biz onun destekçisi oluruz. İsimlerin önemi yok önemli olan karanliğa giden insanlara aydınlığı gösterebiliyorlarsa önemli olan bu. Son olarak dinleyicilerinize iletmek istediğiniz bir mesajınız var mı? Son söz gençler Allah’in yolunda ayrılmayın ve size zarar verebilecek şarkılardan uzak durun ve güzel ahlaklı arkadasları dost edinin. Allah’u teala hazretleri bizleri yolundan ayirmasin. Sevgi Muhabbetle kalın. www.nasihat.be


Modern, kentli, manevi sanat Hip-hop’çı grafitti sanatçısı Muhammed Ali eserleriyle modern kentin haşarı ve agresif sokak sanatını, dingin ve vakur bir dinî sanatla buluşturmaya çalışıyor.

Fransa cumhurbaşkanı Sarkozy’nin, İçişleri Bakanlığı dönemindeki buluşu olan “Avrupa İslamı” terkibi, geçtiğimiz aylarda Avrupa Komisyonu’nda, bu kez geliştirilmek üzere tekrar tartışılmaya başlandı. Bu terkip, Müslümanların bir entegrasyon sürecini sağ salim tamamlayarak Avrupalılaşması hedefine yönelik bir özlem içeriyor. Bu arada, elbette, İslam dünyasında benzeri olmayan ve bütünüyle Avrupa’ya özgü bir yerellik taşıyan bir İslami kültür de birkaç on yıldır oluşmuş durumda. Daha vaatkâr olanıysa, entegrasyon sürecinde ne rendelenmiş, ne de kendisiyle masaya oturulmaz bir muhafazakarlıkla içine kapanmış yeni nesil bir müslüman aydın/ sanatçı tipinin bu Avrupalı İslami Kültür içinde artan etkisi. Bu tipin temsilcilerinden biri de, Birmingham/İngiltere doğumlu 28 yaşındaki Muhammed Ali. Hip-hop’çı, hızlı bir ilk gençlik dönemini geride bırakmış bir sanatçı o. Üniversitede multimedya tasarımı eğitimi almış, bir müzik şirketinde ve yine bilgisayar oyunları alanlarında tasarımcı olarak çalışmış ama asıl ününü sokak grafittisi alanında kazanmış. Muhammed Ali bir süredir CNN, BBC, CBS gibi önemli televizyon kanallarına,

ilginç buldukları öyküsünü anlatıyor, üniversitelerde ve müzelerde kendi sanatı üzerine sunumlar ve konferanslar düzenliyor. Dubai, Danimarka, İsveç, Amerika gibi birçok ülkede de sergi açıp, bazı ezberleri bir miktar bozuyor. Özetle, püskürtmeli tüp boyalarla (aerosol) yapılan sokak grafittisini, hüsn-ü hat başta olmak üzere İslam sanatlarının birikimleriyle meczeden bir tarz onunki. Bazen bir ayet-i kerimenin, bazen selam (barış), cennet ya da zikr gibi dinî çağrışımlı kelimelerinin son derece yaratıcı grafitti uygulamalarından oluşan çalışmaları, Batman filmlerine yakışan kasvetli bir çıkmaz sokakta ya da kaotik bir kavşağa bakan bir DVD marketinin kör duvarında yılgın metropol insanının karşısına çıkabiliyor. Modern kentin haşarı ve agresif bir sokak sanatını, dingin ve vakur bir dinî sanatla buluşturma girişimi, ona göre, medeniyetlerin çatışması teriminin yaygın içeriğine yönelik olumlu bir saptırma. Aerosol Arabic adını verdiği bu tarz çoktan İngiltere sınırlarını aşmış Amerika, Avustralya, Singapur gibi ülkelerde de takipçiler kazanmış. Modern gündelik hayatın ve yaşam tarzının geldiği son duraktan trene binen genç Müslüman Avrupalıların cesur bir sentez atağıyla karşı karşıya olduğumuzu kesinlikle söyleyebiliriz. Ahmet Murat Özel Mostar Dergisi


Nahr el-Bared, Kuzey Lübnan’da bulunan, Filistinli mültecilerin kaldığı bir mülteci kampı. Işıksız, çamurlu sokakları, yakılmışlığı ve yıkılmışlığı ile dışarıdan bakıldığında umutsuzluğun tecessümü gibi duracak olan mülteci kampının sokaklarında, Filistin’e özel, yaşanmışlıklardan doğan bir hip hop kültürü ilk filizlerini vermekte. Nahr el-Bared’in ilk ve şimdilik tek hip hop sanatçısı olan MC Tamarrud (“MC İsyan”) lakaplı Ferhan Ebu Siyam Filistinli mülteci kamplarında büyümüş, 21 yaşında bir genç. Bölgedeki diğer birçok sanatçı gibi o da sanatını deneyimlerinin ötesine geçen siyasî ve sosyal bir mesajı vermek adına kullanıyor, halkının onlarca yıldır gördüğü zulme karşı sözleriyle duruyor.

diyerek özetliyor. Bununla birlikte yaptığınınFilistinli deneyimine özel olduğunu ve halkın rap müziğe de daha anlayışlı yaklaşmasını umut ediyor. Parçalarında herhangi bir Batı dilini değil Arapçayı kullandığını vurguluyor: “Ben, kendi Filistin lehçemizde rap yapıyorum, içinde doğduğum ve büyüdüğüm kampların dilinde”.

Ben, kendi lehçemizde rap yapıyorum

Ebu Siyam’ın büyüdüğü Nahr el-Bared bugün tam anlamıyla bir yıkıntı: yaklaşık iki buçuk yıl önce Lübnan Askerî Güçleri ve Filistinli olmayan, militan Fetah el-İslam örgütü arasındaki çatışmalara konu olmuş. Kampta yaşayanların birçoğu bugün kampın etrafındaki derme çatma barakalarda yaşama mücadelesi veriyor; kampta ise yaşam İsrail’in Filistin’in her yanına yaydığı geçiş noktalarını anımsatan ufak bir geçiş noktaları ağı ile Lübnan Askerî güçlerinin sıkı denetimi altında. Nitekim Nahr el-Bared’in iç sızlatan hâli ve Lübnan Askerî Güçleri’nin kamp ve çevresindeki

Ebu Siyam gerek Filistin rap sanatı ve hip hop kültürünün babaları sayılan “DAM” ve “Ramallah Underground” gibi Filistin-bazlı gruplar, gerekse Lübnan’ın bir diğer mülteci kampı olan Burj el-Berajneh’de aktif olan “Katibe 5” ve “I-Voice” gibi gruplardan etkilenmiş. Her ne kadar Filistin kültüründe şu anda aktif bir rap altkültürü bulunsa da, halkın hâlâ Batı ile özdeşleştirdikleri bu müzik türüne karşı olumsuz yaklaştıklarını kabul ediyor ve durumu “Birçok kişi rap müziği sevmiyor zira Batı müziğine ve ‘beat’ gibi unsurlarına karşılar”

Filistinliyim ve hiçbir ordunun idaresine girecek değilim

devamlı varlığı ve müdahaleleri, Ebu Siyam’ın rap parçalarında önemli bir tema: “Filistinliyim ve hiçbir ordunun idaresine girecek değilim / Bu duvarı örmeyi kes! / Seni ilk gördüğüm andan beri, biliyordum ne istediğini / ‘Hey sen, kimliğini göster, nerede hani iznin?’” Nitekim kendisi ve temsil ettiği halkının Lübnan otoritesine olan tavrını şu şekilde özetliyor: “Lübnanlıların düzenine karşı değiliz, fakat bizi haklarımızdan mahrum bırakıyorlar”. Ebu Siyam’ın kayıtlarını da yaptığı el-Muhayyamat stüdyosu Lübnan’daki bir başka Filistin mülteci kampından, Burj el-Barajne’de . Özerk bir medya kolektifi olan “a-films”in de katkılarıyla kısa bir video klip de hazırlamış olan Ebu Siyam hâlen yeni parçaları üzerinde çalışmakta, umudu ve hayali ise Nahr el-Bared’in yeniden inşa edilmesi sonrası kampta kurulabilecek, şarkılarını burada kaydetmesine olanak sağlayacak bir müzik stüdyosu. Hatice K. Özgüven Dünyabizim.com


AVRUPA’DA

BAŞKALDIRI! İki gündür orta Avrupa’da farklı bir sanal başkaldırı söz

konusu. Bu hareketin başı ise Sayfoudin ve Ammar 114 isimli iki Müslüman rap sanatçısı.

Sayfoudin ve Ammar 114, son zamanlarda Almanya’da yükselen hür sesin sahibiler. Avrupa ülkelerinde gençler arasında gitgide yaygınlaşan ve hemen her sene düzinelerce hiphopçının peydah olduğu bu günlerde gerek siyasi duruşları, gerekse bir müslüman olarak diğer müslüman rapperlar gibi davranmayarak, İslam ahlakı dışına çıkmayan sözleriyle dikkat çekiyorlar.

“Biz Karşıyız!” Sürekli yükselen islamofobi ve her geçen gün kuvvetlenen yabancı düşmanlığına karşı Seyfettin ve Ammar yeni şarkıları “Biz karşıyız!” ile çoğunluk olarak görünenlere karşı “karşıt görüşte” olduklarını haykırmak niyetindeler. Bu çalışmanın amacı toplumu pozisyon alma konusunda bilinçlendirmek. İkiliye bu projelerinde Styleİslam’dan tanıdığımız Koray Şen de yardımcı olmuş. Sanatçılar Avrupa’da oluşan islam düşmanlığı ve yabancı düşmanlığını bir potada eriten islamafobi akımına! yönelik karşı kutup olarak seslerini duyurmak ve önyargıları yıkmayı hedefliyorlar.

Siz de katılın “Biz Karşıyız!” oluşumuna nasıl katılabilirsiniz? Msn, twitter vs. gibi sosyal ağlarda avatar resmi olarak bu linkteki resmi kullanabilirsiniz. Bilhassa almanca konuşulan ülkelerdeki okurlarımızın bu dikkatini çekecektir. Ayrıca söz konusu “diss” parçayı ise Seyfettin’in kendi sitesinden indirmek mümkün. Kerem Abadi Dünyabizim.com


YEPYENİ ALBÜMLER

2010 yılında bir çok yeni albüm yayınladı. Bazı albümler yayın aşamasında. Bir çoğunu hiç bir ücret ödemeden internetten indirmeniz mümkün. Farklı tarzda rap ve spoken word albümlerini inceledik sizin için! İngiliz Müslüman rap grubu Poetic Pilgramage (Şiirsel Hac) yeni albümü “Star Women the Mixtape”i yayınladı. Muuneera Rashida ve Sukina Abdul Noor tarafından 2002 yılında kurulan grup, hiphop’un doğal kaynakları jazz, soul, afrobeat ile besledikleri albümünü internet üzerinden ücretsiz dağıtıyor. Albümü www.remarkablecurrent. com adresinden indirebilirsiniz. Bostonlu Müslüman rap grubu Blak Madeen, Sacred Defense (Kutsal Savunma) adını verdikleri ilk albümünü yayınladı. Al Jabra ve Yusuf Abdul-Mateen ikisinin oluşturduğu grup sosyo-politik konular hakkında şarkılar yapıyorlar. Grup üyelerinden Al Jabra, Beyrut doğumlu ve five percent (yüzde beşçi) üyesi, Yusuf Abdul-Mateen ise 2003 yılında Müslüman olmuş. Engage the enemy (Düşmana nişan al) isimli parçada Lord Jamar ile düet yapılan albüm ilgi çekeceğe benziyor. Amerikalı Müslüman rap sanatçısı Khalil yeni albümü The Calm Before the Storm’u (Fırtına öncesi sessizlik) yayınladı. 2009 yılı içinde yayınlanan albümüyle, sanatçı www. musicaid.org tarafından verilen 2009 müzik ödüllerinde en iyi erkek sanatçı dalında ödüle layık görüldü. Tyson, Kareem Ali, Ldebois gibi sanatçıların düetlerinin bulunduğu albümden 1 parçayı ücretsiz indirmek için khalilmusic.com adresini ziyaret etmeniz gerekiyor.

Amerikalı Müslüman Spoken Word (ritimli şiir okuma) sanatçısı Brother Dash yeni albümü Soul Spoken’ı yayınladı. Asıl adı Dasham K. Brookins sanatçı üniversite yıllarında müslüman olmuş. Sami Yusuf, Native Deen, 786 gibi sanatçılarla aynı sahneyi paylaşmış. Amerika ve İngiltere de popüler ve şiirlerinde daha çok manevi ve sosyal konulara yer veriyor.


Idrıs Ali ve Troy Kamal Miller tarafından kurulan İngiliz Müslüman rap grubu Baby Muslim (Yeni Müslümanlar) yeni albümlerini hazırlıyorlar. Reeducation (yeniden eğitim) adını verdikleri onsekiz parçalık albümde Masikah, Quest-rah, Humble Just, Rotation ve Truthful movement düetleri yer alıyor.

Asıl adı Amir Abdul Shakur olan California’lı Müslüman rap sanatçısı Five Eighty (580) yeni albümünü hazırlıyor. 2000 yılında Müslüman olan sanatçı daha önce “Prophesy” adıyla İncil kaynaklı Gospel müziğine gönül vermişti. Müslüman olduktan sonra müzikal anlamda da devrim yaşayan sanatçı solo çalışmalarını sürdürürken, HAZali ile birlikte kurduğu Medina grubuyla da çalışmalarına devam ediyor.

Rap sanatçısı Abu Nurah yeni albümünün kapak tasarımı için enteresan bir yöntem seçti. http:// abunurah.blogspot.com/ adresinde yayın yapan blogunda yeni albümü için albüm kapağı tasarımı çağrısı yaptı. Gönderilen çalışmalar içinden Keşmirli Şuayp Muhammed adlı bir öğrencinin tasarımını albüm için uygun gören sanatçı, “Say it Loud” isimli albümünü önümüzdeki günlerde yayınlayacak.

Pittsburglu Müslüman rap sanatçıları Hamza ve Süleyman Perez’in kurduğu M-Team (Mujahideen Team) yeni albümleri My Enemy’s Enemy’i (Düşmanımın düşmanı) hazırladı. Remarkable Current bünyesinde hazırlanan albümün prodüktörlüğünü Anas Canon yaptı. Albümde Tyson, Baraka Blue, Abdul Malik, Kumasi, Amir Sulaiman, Jeni Fujita, Micah Anderson gibi sanatçıların katkılrı bulunuyor. Porto Riko asıllı sanatçılar Latin Amerika müziğinin kendine has yapısını hiphopla buluştuyorlar. Hamza Perez’in hayatı filmlere taş çıkaracak cinsten. Pittsburg’un arka sokakların da uyuşturucu satan bir adam hapisanaye düşer. Burada ölüm korkusuyla yaşarken İslam diniyle şereflenir. Bundan sonra tebliğ çalışmlarını kendine misyon edinir. Pakistan’lı Müslüman rap sanatçısı Manifest One, Slaying Tyrants (Zalimi katletmek) isimli yeni albümünü yayınladı. Albümde Karaz ile çalışan sanatçının biraz sert olan müziğini dinlemek için , http://www.myspace.com/manifestuno adresini albüm hakkında daha fazla bilgi temin etmek için http://www.slayingtyrants. com/ adresini ziyaret edebilirsiniz.

Gaith Adhami 2009 Aralık ayı içinde Upward Climp isimli spoken word albümünü yayınladı. Brother Dash gibi ünlü spoken word sanatçılarının destekleği albümün kapak tasarımını Ridzdesing’ten amacası Ridwan Adhami yaptı. Bir spoken word albümü için yeteri kadar müzikal olan bu albümü “http:// www.myspace.com/upwardclimb” internet sitesinden dinleyebilirsin.


Lupe Fiasco yeni albüm hazırlıklarına devam ediyor. LASERS (Love always shines everytime remeber to smile) adını verdiği albümünü yine Ahmet Ertegün’ün kurduğu Atlantic Records’tan yayınlanacak. Bu arada I’m Beamin (Işıldıyorum) isimli şarkısını sanatçının web sitesi üzerinden dinleyebilirsiniz. (www. lupefiasco.com)

ÜÇÜNCÜ ALBÜM YAKINDA


Su Kaynağını Koru

Ocak ayı içinde su kaynaklarının tükenmesi ve temiz su krizine dikkat çekmek amacıyla Lupe Fiasco, Kenna, Jesicca Biel, Emile Hirsch gibi ünlülerin ve aktivistlerin de yer aldığı bir etkinlik düzenlendi. Bir grup aktivist 5.895 metre yükseklikteki Klimanjaro dağına tırmandı. Yedi ocakta başlayan ve altı gün süren tırmanış salimen tamamlandı. Etkinlikle ilgili daha fazla bilgiyi http://summitonthesummit.com/ adresinde bulabilirsiniz. Sanal dağa tırmanıp, uygun gördüğünüz maddi katkıyıyı bu girişime bağışlanız mümkün.

HAİTİ İÇİN ALBÜM Lupe, Kenna ile seslendirdiği ve şuana dek hiç yayınlanmamış parçası “Resurrection” ile Linkin Park tarafından kurulan Music For Relief Derneği’nin Haiti yararına düzenlediği toplama albümde yer aldı. Albümde; Slash, Linkin Park, Dave Matthews Band, Enrique Iglesias Peter Gabriel, Alanis Morissette, The All-American Rejects, Hoobastank gibi sanatçıların parçaları mevcut. Yapmanız gereken http://www. haitidownloadtodonate.com/ adresine girip e-mail adresinizle kaydolmak ve albümü ücretsiz indirmek. isterseniz online bağış yapmanız da mümkün.


Haber/Sinema Kadir Özbey

iki yeni video klip yayında!

O

M

utlandish, Sound of Rebel (Asinin Sesi) albümünün üçüncü klibini Keep the Record on Play (Şarkıyı çalmaya devam et) isimli parçaya çekti. Mısırlı sanatçı Ehap Tawfik’in seslendiği “Tetraga Feya” isimli şarkının yeni versiyonunda Ehap Tawfik’in solo vokalleri bulunuyor. Çekimleri New York’ta gerçekleşen klibin yönetmeni Ridzdesing tasarımdan Ridwan Adhami.

ozambik asıllı İngiliz Müslüman rap sanatçısı Mohammed Yahya ülkesindeki iç savaştan kaçıp, Portekize oradan İngiltere’ye göçmüş.Blind Alphabetz adlı rap grubundan 2008 yılında ayrılıp solo kariyerine başladı. Nisan 2009 yılında yayınladığı Beyond Confict (Çatışmanın ötesinden) albümünden, A world full a sin (Günahla dolu dünya) isimli şarkısının video klibini yayınladı.

SULTANAHMET’TE ONE MİNUTE!

“29 Ocak 2009’da saatler 20.33’ü gösterirken, dünyada barıştan ve adaletten yana, mazlumdan ve mağdurdan yana olanların gözleri aydınlanmıştı: Dünya siyaset ve diplomasi tarihinde bir ilk yaşanıyor, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, mazlum ve savunmasız Filistinlilerin üzerine bomba yağdıran iradeye “One Minute” diyordu. Düşündük ki, bu “One Minute”un ülkesi yoktu. Düşündük ki, bu çağrı sadece Davos’ta bulunanlara değil, dünyanın neresinde olursa olsun yaşanan bütün haksızlıklara karşı bir vicdanın duruşuydu. Düşündü ki, hergün şu ihtiyar dünyamızda, “One Minute” demeyi hak eden ne kadar da çok vicdan

yaralayıcı gelişmeler yaşanıyordu. O halde “One minute” Davos’a sığmazdı, sığmamalıydı. Çünkü “One Minute”, dini, dili, rengi, ülkesi, etnik kökeni ne olursa olsun bütün mazlumlardan ve mağdurlardan yana, bütün zalim ve haksızlara karşı evrensel bir duruşun adıydı. İşte bu duygu ve düşüncelerle harekete geçip One Minute Küresel Barış Platformu’nu kurduk.” Bu cümlerle kendini ifade eden platform, başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Davos çıkışının ilk yıldönümünü Sultanahmet meydanında kutladı. Grup Rap Force ve Mazhar Alanson konsen verdiği etkinlikte sık sık “one minute” sloganları atıldı. http://www.oneminuteplatform.com/


İYİ FİLM LER

Vizyonda olmayan üç kaliteli film seçtim sizin için. Müstehcen görüntüler içermeyen, isyana teşvik etmeyen bir kaç yaşam öyküsü!..

Malcolm X Tür : Biyografi, Dram Yapım: 1992, ABD. Yönetmen: Spike Lee Oyuncular: Denzel Washington, Angela Bassett Süre: 192 dk.

“Şiddet Şiddeti doğurur” temalı bir Kuzey Avrupa filmi. Filmin pek de aceleci olmayan tavrı size İskandinav olduğunu hatırlatıyor. Buna rağmen oldukça sürükleyici bir film. Üvey babasından şiddet gören Erik Ponti , benzer bir şiddeti okulda çevresine karşı uygulamaktadır. Nihayetinde okuldan atılınca bir yatılı okula gönderilir. Ancak yatılı okulda kendine sakin Şeytana Karşı bir öğrencilik hayatı Tür : Dram, Macera yaşama hevesi üst Yapım: 2003, İsveç sınıflar tarafından Yönetmen: Mikael Håfström engellenir. Hala Oyuncular: Andreas Wilson, izlemediyseniz bu film Henrik Lundström kaçmaz.

Süre: 113 dk.

Malcolm X, Amerika’da bir dönem çok etkili olan Müslüman vaiz ve toplum önderidir. Film Malcolm X’in İslamiyet’le tanışması ve bulunduğu cemaat içinde yükselişini, akabinde Hacca gidip tam olarak İslamiyeti kavraması ve neticelerini içeriyor. Hapse düşen Malcolm, önce İslamiyeti yanlış kavrayan bir cemaat içinde ırkçı bir din anlayışı yaşayacak sonrasında ise durum tam tersine dönecektir. Biyografi ve tarihi film sevenlere tavsiye edilen film, uzun olmasına rağmen sürükleyici. Senaryosu yaşarken Malcolm X ile mülakatlar yapan Alex Haley’in kitabından. Bu arada Denzel Washington’un oyunculuğuna diyecek yok. Bu filmiyle Oscar’a aday oldu. Fakat kazanamadı.

Homer Hickam’ın mücadele dolu hikayesini anlatan, mükemmel bir başarı öyküsü. Çevresindeki herkesin kasabadaki bir maden ocağında çalıştığı ve bundan başka bir imkanın olmadığı düşünülen bir kasabada Hommer roket yapmaya çalışmaktadır. Bu konuda bir birikimi yoktur. Arkadaşlarından bir ekip oluşturarak işe koyulur. Bu arada babası bu işe hiç sıcak Ekim Düşü bakmamaktadır. Ve Tür : Biyografi, Dram işler ilk anda pek de Yapım: 1999, ABD. ümit açıcı değildir. Türlü Yönetmen: Joe Johnston aksiliklerin yıldırmadığı Oyuncular: Jake Gyllenhaal, kahramanımızın Chris Cooper hikayesini beğenerek Süre: 108 dk. izleyeceksiniz.


Allahuekber diyen adam!

KİTAP Hüsnü Zan

1

‘‘Bekleme odasının hafif aralık duran kapı aralığından alkış tufanının hafifleyerek dindiğini; bekleme odasındaki bayan yardımcı ve Bünyamin X duydular; ardından da o meşhur, o coşkulu hitap duyuldu : ‘‘Esselamü Aleyküm kardeşlerim ve bacılarım!’’ Dinleyicilerden bazıları bu selama ‘‘Ve Aleyküm selam’’ diyerek karşılık verdiler. Önden itibaren sekizinci sırada yer alan sandalyelerdeydi herhalde beklenmedik bir karışıklık çıkıverdi. Birdenbire başlayan bu itiş kakış içinde öfkeli bir erkek sesinin yükseldiği duyuldu: ‘‘Çek şu elini cebimden!’’ Bu gürültünün kopmasıyla birlikte hemen herkes ne olduğunu anlamak için arkaya dönmüştü.Kürsüde bulunan Malcolm X ise vaziyete hakim olmaya çalışarak, ‘‘Durun, Durun! Telaşlanmayın!’’ diyordu, ‘‘Sakin olun kardeşlerim !’’ İşte tam o anda kendi dikkati de o noktaya çekildiği için Malcolm X kendisine ateş edenleri belki de hiç görmedi bile.’’ Şubat ayı ‘‘Şehitler Ayı ’’ olarak bilinir. Şubat ayında hakka yürüyen ve birçok önemli şahsiyet arasında 21 Şubat 1965’teki şehadetiyle Malcolm X’de yer alır. Malcolm X’in sadece adını duymamız bile heyecanlanmamıza yeter çoğu zaman; çünkü o bizim samimiyetini hayatıyla kanıtlamış sayılı eylem adamlarımızdandır .Bu yüzden onun hayatını bilmek de kendimiz için yapabileceğimiz hayırlı işler arasında... Şubat ayının anlam ve önemine binaen de içinde bulunduğumuz zaman dilimi bu iş için iyi bir fırsat kesinlikle ! Yukarıdaki alıntı Malcolm X’in hayatını baştan sona anlatan Alex Haley’in Malcolm X konusunda başlıbaşına bir kaynak sayılabilecek yarı-otobiyografik eserinden.

larını kitabın önsözünde kapsamlı bir şekilde öğrenebiliyoruz. Ayrıca bu kitap Spike Lee’nin X filmi için de önemli bir kaynak niteliği görmüş ve kalitesini perçinlemiştir. Malcolm X’in çeşitli konular hakkındaki gözlemleri, düşünceleri, değerlendirmeleri,altını çizip bir kenara yazmanın ötesinde zihninizde ve eylemlerinizde iz bırakacak sözleri de kitabın okunmaya değer yanlarından

Kitabın ortaya çıkış hikayesi ise şöyle; Elijah Muhammed’in önderliğinde faaliyet gösteren Siyah Müslümanlar hareketi Amerikan’ın birçok yerinde bir etki alanına sahip olmuş ve siyah olmayanlarında ilgisini çekmeye başlamıştır. Alex Haley‘in Elijah Muhammed’in başvekili konumundaki Malcolm X‘le yaptığı Bu kitap önemli çünkü ; söyleşiler bir yayıncıda Malcolm X’in hayat Alex Haley, Malcolm X’in güvendiği sayılı isim- hikayesini içeren bir kitap fikrinin doğmasına lerden ve bu kitabı yazarken de ‘‘Sadece bir yol açmış ve bu teklif Alex Haley tarafından yazar istiyorum ben ,bir yorumcu değil. ’’ di- Malcolm X ‘e götürüldüğünde Malcolm, Elijah yor yazara.Yalnızca tertip ve düzen dışındaki Muhammed’in iznini aldıktan sonra teklifi kahiçbir şeye el sürmeyerek Alex Haley ,kita- bul etmiştir. bın basılı halini göremeyen Malcolm X’e karşı Alex Haley açısından kitaba giriş öyle pek kogörevini yerine getiriyor. Fakat onun Malcolm lay olmamıştır çünkü Malcolm kendisini Elijah X hakkındaki mühim düşüncelerini, Malcolm Muhammed’e ve onun öğretilerine adamış; her X’in şehadetinin Amerika ve dünyadaki yankı- zaman yaptığı gibi kendisini geri plana çeke1

Hakan Albayrak’ın Bir Şiiri


rek sürekli ondan bahsetmektedir. Alex Haley yavaş yavaş umutsuzluğa kapılmaya başladığı görüşmelerden birinde ‘‘Annenizden birazcık söz eder misiniz acaba?’’ diye soruverir ansızın. İşte bu soru kitabın anahtarı olur bir nevi, Malcolm X bir müddet dalar ve ilgiyle bir adım sonrasını merakla okuyacağımız hayat hikayesini anlatmaya başlar. ‘‘Benim olan tek şey günahlarımdır’’ diyor ve bitiyor kitap Beyaz ellerin dolaylı ve dolaysız müdaheleleriyle yıktığı ailesinden, hayallerinden çocukluğundan, dans salonlarında kaçırmadığı lindy-hop danslarından, en büyük pişmanlığından, Harlem’de çevirdiği dümenlerden,hapse düşüşünden bahseder.Buraya kadar belalın ve günahın neredeyse her türlüsüne batmıştır, Malcolm X .Hapse girdikten sonra hayatında yeni bir dönem başlatan Elijah Muhammed’in lideri olduğu siyah Müslümanlığın öğretileriyle tanışması ve bundan sonra 12 yıl boyunca Elijah Muhammed’in vekilliğini yapmaya başlaması fakat bir müddet sonra Elijah’ın sahteliğini anlamasıyla ondan ayrılışı ,Hacc ‘a gidişi ve gönül ve zihin dünyasında meydana gelen değişiklikler de kitapta Malcolm X’in kendi ağzından bir bir anlatılır. Kitabın bölümlerinde onu farklı isimlerle buluruz karşımızda; Malcolm Little, Detroit’li Kızıloğlan, İblis, Malcolm X, Malik el-Şahbaz sanki hayatında yaşadığı devrim gibi değişikliklerin isimlendirmesidir bunlar. Kitap kronolojik bir hayat hikâyesinden ibaret değil kesinlikle. İnsan yayınlarından çıkan 599 sayfalık eser sıkıcı olmanın çok ötesinde başlaması gibi bitirmesi de kolay bir kitap. Kısacası Malcolm X’i biliyorum ama tanımıyorum diyenler ve onu tam manasıyla anlamak isteyenler için muhakkak, okunması gerekenler listesinde yer almalı. Malcolm X, Alex Haley, İnsan Yayınları


EDEBİYAT Melike Kübra

TÜRKİYE’NİN EN AFİLİ BLOGU: AFİLİFİLİNTALAR.COM

1 ay önce açılacağı haber verildiğinden beri ünü kulaktan kulağa yayılarak edebiyat severler arasında kolektif bir heyecan yumağı oluşturan edebiyat blogu afilifilintalar.com 15 ocak 2010’da saatler 00.00’ı gösterdiğinde görkemli bir şekilde yayın hayatına başladı. Sitenin sağ üst köşesindeki kronometrenin sıfırlanması ve fondaki şarkının [ten million slaves] sona ermesi üzerine vuslata eren bazı fanatik takipçilerin gözyaşlarına boğulduğu da gelen iddialar arasında!

Afili Filintalar’ı diğer edebiyat bloglarından ayıran en önemli özelliği şüphesiz her biri birbirinden yetenekli ve nev-i şahsına münhasır yazar kadrosu. Genel olarak edebiyat bloglarında karşılaştığımız zırlak aşk şiirleri, insana “buhrandayım” havası vermeyi amaçlarken kahkahalarla şakırdatan denemeler ve yazarının kendini şizofren sandığı acınası öykülere bu blogda rastlamak mümkün değil. Bu 14 önemli yazarın herhangi bir edebiyat dergisinde bir araya gelmesi başlı başına bir edebiyat olayı olacakken alicenap yazarlarımız bu mütevazı, mütevazı olduğu kadar da dinamik, anarşist ve samimi blogda buluşuyor. Yazıları okudukça yazarların farklı üslup ve düşüncelere sahip olsalar da edebi anlamda bir akrabalıkları olduğunu fark etmek güç değil. Paylaşılan şarkılar ve bahsedilen filmler ise tek kelimeyle mükemmel, iki kelimeyle pek mükemmel! Takipçilerine değer verdiğini her satırında hissettiğimiz bu leziz site insanın içinde sonsuz bir kitap okuma, farklı film ve müziklere yelken açma enerjisi doğuruyor. Site tasarımındaki hoş ayrıntılar ise yüzümüzü

gülümsetiyor: eli silahlı yan yana dizilmiş yazarlar, fötr şapkalı güvercini izleyen Şeytan Bey [ Alper Canıgüz’ün son romanı Gizliajans’taki gaddar kara kedi], Onur Ünlü’nün kırık kalbi… Çetede kimler var? Sitenin isim babası Murat Menteş aynı zamanda blogun ağır toplarından. Dublörün Dilemması romanıyla yakaladığı başarıyı yeni ve çok acayip romanı Korkma Ben Varım ile perçinleyen Menteş şimdiden çağdaş Türk romanının gurur vesilelerinden biri oldu bile. Murat Menteş‘i andığımızda illa ki aklımıza gelecek bir diğer başarılı romancı Alper Canıgüz arkadaşını bu yeni macerasında yalnız bırakmıyor. “Gidiyorum Bu” adlı kitabıyla şiir severleri afallatan, yönetmenliğini yaptığı “ Polis, Güneşin Oğlu” gibi filmleriyle kendine has bir sinema dili oluşturmayı başarmış Onur Ünlü (nam-ı diğer Ah Muhsin Ünlü) uzun süren bir aranın ardından ilk defa bu blogda yayınladığı direkt kalbi nişan alan şiiriyle [Resulullahla Aramdaki Farklar] çetenin en afili elemanlarından biri olduğunu kanıtlamış oldu.


90’lı yıllarda Nihat Genç ile birlikte çıkardığı “Çete” dergisiyle bir fenomen haline dönüşen şair/yazar Hakan Albayrak afilifilintalar.com’un en çok heyecan uyandıran isimlerinden biri. Uzun zamandır Yeni Şafak’taki köşe yazılarından takip ettiğimiz Albay’ın, edebiyata akacağı “çete”ye afili bir dönüş yapması bekleniyor. Şiir yazmayı bırakan Hakan Albayrak’ ın tıpkı Ah Muhsin Ünlü gibi afilifilintalar.com ile şiire dönmesi okurlarının en büyük dileği. Gerçek Hayat’ın altın çağını yaşadığı dönemin başat yazarlarından Gökhan Özcan ve Murat Zelan da artık afilifilintalar.com için yazacak. Bir dönem Tvnet’te yayınlanan Klark’ta Murat Menteş’in partnerliğini yapan “aziz dost” Samed Karagöz Rusça ve İngilizce çevirileriyle, Afşin Kum ise esprili yazıları ve görselleriyle siteye renk katıyor. Ankara polisiyeleriyle tanıdığımız Emrah Serbes, bir dönem büyük yankı uyandıran Şizofrengi dergisinin kurucularından psikiyatr yazar Fatih Altınöz, Atlılar dergisinde yayınladığı hikayelerle dikkat çeken Selçuk Orhan, üslup sahibi romancı Murat Uyurkulak, “Katakofi: Sekiz Muamma Öykü” nün ilgi çekici yazarı Gökdemir İhsan ve Tayfun Salcı çetenin diğer kıymetli yazarları. Neden Afili Filintalar? Afilifilintalar.com adını Murat Menteş’in edebiyat çevresinde büyük yankı uyandıran ilk romanı Dublörün Dilemması’nda bahsi geçen afili filintalar çetesinden alıyor. Romanın ana karakteri Nuh Tufan’ın önderliğinde talebelere kötü davranan öğretmenlere karşı yaptıkları sıra dışı eylemlerle efsaneleşen afili filintalar; okulda adeta bir devrime imza atıyor! Afili Filintalar çatısı altında toplanan 14 yazar benzer bir devrimi sanal alemde yapacağa benziyor. Blog henüz emekleme aşamasında olsa da takipçilerinin ilgi ve beğenisi gün geçtikçe daha da artmakta. Hem internet hem de edebiyat dünyasına taze ve özgün bir soluk katacak olan Afili Filintalar’a uzun ömürler diliyoruz.

...Şüphesiz ki, bir kavim kendi durumunu

DEGISTIRMEDIKCE DEGISTIRMEZ Allah

onların durumunu!...

(Rad 11)


DELİNMEZ DENİLEN AMBARGO DELİNDİ! “Filistine Özgürlük Konvoyu (Viva Palestina), kuşatma ve ambargo altındaki Filistin topraklarında yaşayan Filistinli kardeşlerimiz için dayanışma amacıyla Amerika, Avrupa ve Asya üzerinden araç konvoyu ile Gazze’ye ulaşmayı hedefleyen bir uluslar arası kampanya ve organizasyondur. Çok sayıda ülkeden çok sayıda Filistin dostu kişi ve kuruluş tarafından desteklenmektedir. Amaç, bir yandan İsrail’in kuşatmasını delmek, öte yandan her türlü yardım malzemesine ihtiyaç duyan Filistinlilere yardım ulaştırmak hem de Filistin ile ilgili dünya kamuoyunun dikkatini çekmektir. 06 Aralık’ta İngiltere’den başlangıç yapacak olan konvoy Gazze’ye yapılan saldırının başlangıcının yıldönümü olan 27 Aralık 2009 tarihinde Gazze’ye ulaşmayı hedeflemektedir.”

Nihayet Gazze…1

Tüm yaşananlardan sonra 43 aracın Türkiye garantörlüğünde El-Ariş limanında kalmasına ve sonradan geri alınmasına, gözaltında olanların da serbest bırakılmasına dayanan bir mutabakata varıldı ve akşam geç saatlerde araçlar gruplar halinde El-Ariş limanından çıkarılmaya başlandı. Sadece bir saat sonra ilk grup Refah sınır kapısından sevinç gösterileri içinde Gazze’ye girmişti. Mısır’ın anlamsız bekletmeleri nedeniyle son aracın Gazze’ye girişi gece yarısını buldu. Karşılama en üst düzeyde yapıldı. Galloway, omuzların üstünde Filistin bölgesine alındı. Hemen ardından büyük koşturmaca başladı. Sabah erken saatlere kadar görüşmeler devam etti. Öğleden önce de araçların devir teslim töreni yapıldı. Törenin yapıldığı saatlerde İsrail de durmaksızın ses bombaları ile sahili dövmekteydi. Bizler için tedirginlik yaratan bu gürültüler, Gazzelilerin alıştıkları bir durumdu. Aynı gün Filistin Parlamentosu önünde bir basın açıklaması yapıldı ve bu açıklamanın hemen ardından konvoy katılımcıları için hazırlanan program sebebiyle kültür merkezine geçildi. Filistin halkı tarafından seçilmiş meşru başbakan İsmail Heniye, sürpriz yaparak toplantıya geldi ve katılımcılara bir konuşma yaptı. Katılımcılara temsili cesaret ödülü sunan Heniye, konvoyun Gazze halkı için ne ifade ettiğinden bahsetti.

Hedefini bu şekilde duyuran konvoy, Mısır hükümeti’nin engellemeleri sonucu Türkiye’ninde girişimleriyle 6 Ocak’ta Gazze’ye ulaşabildi. Türkiye’ye dönüşünde Gazetecilere demeç veren İnsan Hak ve Hürriyetleri (İHH) İnsani Yardım Vakfı Başkanı Bülent Yıldırım, ‘’Sonuçta Allah’a şükür Gazze’ye girdik ve insanlık kazandı. Delinmez denilen ambargo delindi’ dedi.

2010 Baharında 10 Gemi daha!

Özgür Gazze Hareketi ve İHH İnsani Yardım Vakfı, 2010 baharında 10 gemiyi Gazze Şeridi’ndeki ablukayı delmek üzere gönderecekleri müşterek bir teşebbüste bulunduklarını bildirdi. Yunanistan, İrlanda ve İsveç’den kuruluşlar, Özgür Gazze hareketi ve Türkiye’nin hazırladığı bu filoya katılmak için gemi gönderecekleri sözünü verdiler. 1 Gazze Konvoyu’ndan Notlar (www.ihh.org.tr)


DOĞAL AFET NASIL OKUNMALI!

bazı aklı evveller “Neden hep fakir ülkeleri sel basar da zenginleri basmaz?” diye soruyorlardı. Alın işte, bastı. Ama sorunuz bitmedi. Çünkü Haiti’de yaşanan deprem, büyük bir yıkıma bakışınız yamuk. Yanlış soru soruyorsunuz; kimse ve can kaybına neden oldu. Uluslararası bir doğru cevap veremez. çok örgüt, bu konuda girişimler başlatmış Bu sorular ne zaman biter biliyor musunuz? durumda. Müslümanlar da bu girişimlere Allah’ın akıl sır ermez bir hesap yapma kapasitesinin (seriu’l-hisâb) olduğuna iman destek veriyor. Bu gibi doğal afetleri nasıl ettiğimiz zaman? Yürekten “Vardır O’nun bir okumamız gerektiği konusunda fikir verecek bildiği” dediğimiz zaman. O’nun bütünü gördüğü, Mustafa İslamoğlu Hoca’nın kaleminden bizimse sadece parçayı gördüğümüzü hatırlayıp, çıkmış güzel bir yazıyı paylaşmak istedim. aczimizi itiraf ettiğimiz zaman. Bütünü bize gösterseydi, kesinlikle bugünkünden çok farklı düşüneceğimiz açık. Parçada kötü görünenin Katrina kasırgası nasıl okunmalı? bütünde güzel durmayacağını iddia etmek, kimin 07/09/2005 haddine düşmüş? - “Allah’ı bu işe katma! Kasırga doğal bir afettir, Tabiat kör değildir, tabiatın kör olduğunu zanneden ahmak kördür. Eğer kalp gözü ile kör tabiat ne yaptığını bilir mi?” - “Oh oldu! Amerika belasını buldu. Daha beter baksaydı, tabiatın gözlerinin kendisininkinden daha keskin olduğunu görürdü. olsunlar!” - “Allah hayata ve varlığa müdahildir! İlahi adalet 2. bakış açısı fırsatçı ve insafsız bakış açısıdır: Hiçbir felakete “oh oldu” denmez. Çünkü felaketi diye bir şey vardır. İbret ve ders almak lazım!” Sizin bakış açınız bu üçünden hangisi? Gelin yaşayanlar onunla sınanırlar, felaketin dışında birlikte bu üç bakış açısını tahlil edelim. Bakalım, kalanlar ise, felaketzedelerle sınanırlar. Bize düşen Peygamber’in şefkatinden pay almaktır. bu üç bakış açısı aslında neye tekabül ediyor. 1. bakış açısı laik/seküler bakış açısı. Sanırım Allah Rasulü’nü öldürmeye kalkan, O’na yeryüzünü Ebu Cehil’i, Firavun’u, Nemrud’u diriltebilsek, dar eden kafir Mekke, hicretin 7. yılında korkunç onlar da tam böyle söylerlerdi. Kim bilir, belki de bir açlık felaketine yakalandı. Müşrik reis Ebu küfürde bu kadar ileri gitmezlerdi. “Allah’ı bu işe Süfyan, Hz. Peygamber’e yardım ricası için geldi. katma!” demek, küfür bataklığına gömülmüş bir Allah Rasulü “Oh olsun!” demedi, “İnşaallah daha beter olursunuz!” demedi, “Ettiğinizi buldunuz” aklın eseridir. Hemen söyleyelim: a) Allah’ın neye karışıp demedi. Ya ne yaptı? Hayber’den gelen ganimetten karışmayacağını sizin paşa keyfiniz değil, bizzat gümüş külçeleri Mekke’nin yoksul kesimlerine Allah’ın kendisi kararlaştırır. b) Allah’ın müdahil dağıtılmak üzere gönderdi. olmadığı hiçbir hayat alanı yoktur. Kainatı yaratıp İman sevgi ve şefkate benzer, küfür ise kin ve emekli olmuş bir Tanrı tasavvuru, kadim bir nefrete. Müminin imanı kendisini sevgi ve şefkat sapıklıktır. Hiçbir mümin, böyle düşünemez. Zira eri yapar, kafirin küfrü kendisini kin ve nefretin Kur’an açık konuşur: “O gökte de ilah olandır, esiri yapar. Ah keşke Müslümanlar güçlü olsalardı yerde de ilah olandır.” “Allah’ı bu işe katma” da, şimdi ABD’nin mazlumları olan felaketzedelere demek, O’nun yeryüzündeki ilahlığını zımnen yardıma koşsalardı. Müslüman vakıf ve dernekler inkâr etmektir. Doğanın anlam ve amaçtan yoksun harıl harıl yürek fethine zemin hazırlasalardı. 3. bakış açısı işte böylesi yürek fatihlerinin bakış olduğunu iddia etmektir. Evet, kasırga doğal bir afettir. Fakat doğa “Tanrı” açısıdır: Bu bakış açısı vahyin inşa ettiği bir aklın değildir. Doğayı yaratan ve yöneten (müdebbir) eseridir. Mümin, ilahi adalete inanır. Allah’ın bir Allah vardır. Geçmişte deprem Anadolu’yu ihmal etmeyeceğini, sadece erteleyeceğini bilir. vurunca, dün tsunami Asya’yı vurunca, bugün “Mevla görelim neyler/Neylerse güzel eyler” der. kasırga ABD’yi vurunca “Neden?” ile başlayan Bütünü göremediğini itiraf eder ve bütünü görene teslim olur, O’na hüsnü zan eder. Bilir ve inanır ki, birçok soru sorulabilir. Neden Doğu sahilleri değil de Batı sahilleri? Neden eğer Allah takdirinin gerekçelerini gösteriverse, beyazların değil de siyahların yoğun olduğu “Allahu ekber!” diye haykırıp secdeye kapanır. bölge? Neden düşük değerde değil de, bu kadar Çünkü O, sonsuz ilmiyle yine en iyisini, en yıkıcı şiddette? Neden falancalar kaçıp kurtuldu münasibini yapmıştır: İşte budur iman. (!) da, feşmekancalar kalıp boğuldu? Sorular uzayıp gider. Tersi de sorulabilir. Dün de Mustafa İslamoğlu


Kardesim

acıya dayan.

Biz deri, kan, damar, kemik, donatıldık Güvensizlige yer yok Hemen

ruh beyinle

ve

okuyup

harekete geçmemiz gerek. Sakın uyuma,

namaz zamanı Seni yenmesine izin verme

INTROSPECTIVE

outlandish


Müzik insan içindir! İnsanoğlu varolduğundan beri müziksiz yaşamış mıdır acaba? Bir şarkıyı neden severiz sözleri bizi anlattığı için mi? Yoksa müziğine mi hayran kalırız? Notaların ahengi mi çeker? Derin bir soluk mu duymak isteriz içten? Yoksa haykırmak mı isteriz, içimizdeki herşeyi? Ne anlatmalı bize dinlediğimiz? İşte bütün bu sorulara herkesin verecek bir cevabı vardır. Verdiğimiz cevap da bizim dünya görüşümüzü, müziğe yüklediğimiz anlamı, hatta yaşam tarzımızı anlatır. Peki bizim cevabımız hangisi olmalı? Müzik ve İslam kavramları uzun bir dönem birbirine yakıştırılmadı. Müzik, haram mı helal mi tartışmaları yaşandı. Bir dönem zikirli ilahi denilen furya patlak verdi ve dini temalı müziğin kalitesini baltaladı, hatta ilahi dinlemeyi ibadet sanan bir topluluk oluştu. Ses, söz ve müzik kalitesini aramadan bizi ağlatan sözleri dinlemeyi ibadet zannettik. Oysa müziğin içindeki sanatla, içini dolduran ses, söz ve müzik bütünlüğüyle ruhlarımız dinlenmeli değil mi? Eğer İslam dünyası müzikte asırlar boyunca bir arpa boyu yol katedememişse bunun sorumlusu bu müziğe yüklediğimiz anlamdır. Müziğin alfabesi notalar bazen kelimelere sığdıramadığımız herşeyi anlatır. Daha söze başlamadan notaların ahengi fetheder ruhumuzu.Şimdi arkamıza yaslanıp, içimizdeki sesi dinleyelim. Bakalım arka fonda çalan şarkımız hangisi? Fonunuzda çalan sükutsa, şiir gibi olur sözleriniz, isyansa duyduğunuz, haykırırsınız ama şu da var: haykırışlar isyan değildir. Çarpık olan herşeye duyulan öfkedir sadece. İnsan; hayat görüşü, dünya yada ahiret kaygısı, yaşam biçimi, kişilik özlellikleri, dini inanışı ne olursa olsun müzikten kopmamış ona göre müzik yapmıştır. Kimi özlemini bestelemiş, kimi öfkesini haykırmış, kimi, sevgili dediği kimse onu anlatmıştır... Müzisyenler de, müziğinde yaşadığı dönemin gel gitlerini, iniş çıkışlarını kendi dünya ve ahiret görüşüne göre anlatmışlardır her zaman... ... Müziği ve müzisyeni evrensel yapan şey herkesin yaşadığı ortak acıyı, sevinci, hüznü, paylaşabilme becerisidir. Buna ister rap, ister tasavvuf deyin isterseniz ezgi cevabınız ne olursa olsun müzik insan içindir ...

İlknur Bora


http://www.kuranianlamaplatformu.com


Müslüman Rap Şubat 2010 Sayı:3