Issuu on Google+

ELHAMDULİLLAH RAP

ÜMMETTEN SESLER

OCAK 2010

YANKILANIR!


Müslüman Rap

Ümmetten Farklı Sesler! Dünyanın farklı ülkelerinde farklı kültürlerle kaynaşan İslam Kültürü, geniş bir sahada büyük bir kültürel birikimi bünyesinde barındırmaktadır. Müslümanların yaşamının her alanında İslam’ın izlerini görmek mümkündür. Müzik, kültürün ayrılmaz bir parçası, duyguların tercümanı ve nihayetinde kitleleri etkileme gücü olan bir sanattır. Müslüman müzisyenler, kendi kültürel kimliklerini yansıttıkları şarkılarında, dünyaya; barış, umut, aşk, tabiat gibi evrensel konularda mesajlarını iletmekte ve ümmetin kültürel zenginliğini yansıtmaktadırlar.

3


500 Müslüman 16 Müzisyen

ABD’deki Georgetown Üniversitesi’nde yapılan Araştırmada Dünya’nın en etkin 500 Müslümanı belirlendi. (The 500 Most Influential Muslims – 2009) Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın 5. sırada yer bulduğu listede özellikle siyaset başta olmak üzere her alandan Müslümanlara yer verilmiş. Listede farklı kültürlerden farklı müzikler icra eden Müslüman sanatçılar yer alıyor. Maalesef Türkiye’den kimse yok. Bunun muhtemel iki sebebi var. Biri Türk sanatçıların Müslüman kimliğiyle ilgili projeleri olmayışı diğeri ise Türk sanatçıların aktivist yönü olmayışı biraz daha “laylaylom” takılması. Umarım gelecek listelerde Türkiye’den müzisyenlerle de karşılaşırız. Listede ki Sanatçıların bir çoğu tanıdık. Yusuf Islam, Sami Yusuf, Zain Bhikha, Dawud Wharnsby dünyaca ünlü Nasheed Sanatçıları. Outlandish, Mos Def, Knaan, Amir Süleyman ünlü rap müzik sanatçıları, aynı zamanda birer aktivist. Anas Canon; “Remarkable Current” içindeki prodüktörlüğüyle listeye girmiş. AR. Rahman’ı ise Slumdog Milyoner’de ki Soundtrack’lerinden tanıyoruz. Rajae’yi de Anas Canon ile yaptığı “Oualad el İslam” isimli parçasından. Listede ki diğer sanatçılarda kendi bölgelerinde ve dünya çapında tanınan ünlü Müslüman sanatçılar. • • • • • • • • Bu tarz listelerin güvenirliliğini belirmelek oldukça güçtür. Listeleri hazırlayanlar ne kadar iyi niyetli olursa olsun içinde bulunduğu toplumun değerlerinden, coğrafi koşullarından etkilenmemeleri mümkün görünmemektedir. Listeler yöndendirici yada siyasi olabilmektedir. Tüm bunlar tartışma konusudur. Bunlara rağmen özellikle bu yayın için söylenebilecek ümmetin kültürel zenginliğini göstermesi açısından önemli olduğudur.

• • • • • • • •

Salif Keita (Mali) Youssou N’Dour (Senegal) Zain Bhikha (Güney Afrika) Alim Quasimov (Azerbeycan) AR. Rahman (Hindistan) Raihan (Malezya) Salman Ahmad (Pakistan) Isam Bachiri - Waqas Qadri / Outlandish / (Danimarka) Rajae (Hollanda) Yusuf İslam (İngiltere) Sami Yusuf (İngiltere) Dawud Wharnsby (Kanada) Knaan (Kanada) Mos Def (ABD.) Amir Sulaiman (ABD) Anas Canon (ABD )


Salif Keita

Youssou N’Dour Grammy Ödüllü Müslüman

Senegalli ünlü besteci, şarkıcı, perküsyonist ve UNICEF İyiniyet elçisidir. 2005 yılında,”Egypt” albümüyle Modern World Music dalında Grammy Ödülü almıştır. Senegal’in kültürel bir simgesi olan sanatçı sosyal ve politik konularla aktif olarak ilgilenmektedir. Afrikalı çocuklar ve AIDS konusunda girişimleri vardır. Kendi tv ve radyo istasyonlarında sosyal yayınlar yapmaktadır.


Zain Bhikha Kadife Sesli Sanatçı

Güney Afrikalı şarkıcı ve söz yazarıdır. Nasheed türünün öncü isimlerinden biridir. Yusuf İslam ve Dawud Warnsby Ali gibi önde gelen Müslüman sanatçılarla yaptığı çalışmalarala tanınmaktadır.

Dawud Wharnsby


Alim Qas覺mov


Raihan

A.R. Rahman Madras’ın Mozart’ı

AR. Rahman Hint Sinema Endüstrisi için üretken bir besteci, yapımcı ve müzisyendir. Toplamda 200 milyonu aşan albüm şatışıyla, albüm satış rekortmeni olmuştur. “Slumdog Milyoner” filminin soundtrack’i ile Akademi ve Altınküre ödüllerini kazanmıştır. Time dergisi Rahman’ı 2009’un en etkili 100 ismi arasında göstermiştir.


Salman Ahmad Sıradışı Bir Müzisyen

Salman Ahmad, Sufi Müslüman ve Pakistan’ın uluslararası ünlü müzisyenler biridir. Rock grubu Junoon’un gitaristi olarak başarılı bir kariyer ile birlikte dünya genelinde sahne almıştır.Ahmad aynı zamanda BM İyi Niyet Elçisidir. HIV / AIDS konusunda Güney Asya’da çalışmalar yapmaktadır.


Sami Yusuf

K’naan Eleştirel Rap!

Somali asıllı Kanadalı hiphop sanatçısı ve şair. Afrikayla ilgili sosyal mesajlar taşıyan ve yeni dünya düzenini eleştiren şarkılara imza atmıştır. Geleneksel Somali müziği ve rap müziği, kendi müziğinde birleştirmiştir.


Yusuf İslam


Amir Sulaiman

Anas Canon


Mos Def

Rajae


OUTLANDISH


Isam Bachiri ve Waqas Ali Qadri Listede yer alan diğer iki sanatçı. Onları Outlandish grubundan tanıyoruz. Bir çoğumuz Outlandish ile başlamışdır rap müzik dinlemeye. Kendine has bir dokusu vardır şarkılarının. İlk kez Sami Yusuf ile beraber söyledikleri “Try not to cry” şarkısını dinlediğimde ne enteresan bir müzik deyip, dinlemeye başlamıştım. Bu sayıda Elmoro4Life ve Outlandish-tr’den arkadaşımız Awayclose Bedri, bizim için bir Outlandish derlemesi hazırladı.


Birlikte, Farklı, Garip..!

Anlamsız, içi boş, dinleyene hiçbir şey katmadığı gibi aynı zamanda zihinleri de kirleten şarkıların esir aldığı müzik dünyasında aslında azımsanmayacak sayıda anlamlı ve içi dolu müzik yapan sanatçılar da bulunmakta. Ancak bu sanatçılar, büyük plak şirketlerinin desteğini alamadıkları için ya yalnızca bulundukları bölgede tanınmakta yada belli bir dini veya etnik kesime ulaşabilmektedir. Eğer bir sanatçı hem anlamlı müzik yapıyor hem de piyasa tarafından benimsenmiş ise o işte bir gariplik vardır ve bu garipliğin tam karşılığı Outlandish’tir.

Üç Kıtadan üç ses! İsam Bachiri, Waqas Ali Qadri ve Lenny Martinez. Üç farklı kıtadan kilometrelerce yol kat edip Danimarka’ya yerleşen üç göçmen ailenin çocukları. Pakistan asıllı Waqas ve Fas asıllı İsam Danimarka doğumludur, Küba asıllı Lenny ise sonradan taşınır mahalleye. Henüz çocukken tanışan bu üç genç Kopenhag

sokaklarında futbol oynayıp, breakdans yaparak geçirirler vakitlerini. Raple tanışmaları da breakdans sayesinde olur. Bir süre breakdansla uğraştıktan sonra bu yöndeki yeteneklerinin yetersiz olduğuna kanaat getiren üç arkadaşın yeni tutkusu rap olacaktır. İkinci sınıf vatandaş muamelesi gören bir göçmen ailenin çocuğu olmak zordur ve bu zorluğu birbirlerinden

destek alarak aşmaya çalışırlar. Waqas başından geçen bir olayı şöyle anlatıyor: “Bir gün caddede yürürken iki Danimarkalı çocuk yanıma geldi, beni tekmelediler ve sonra “Aptal Türk!” diye bağırıp kaçtılar. Bense çocuk aklımla Pakistanlı olduğum halde neden bana Türk dediklerini anlayamadım. Irkçılıkla ilk tanışmam işte böyle oldu.” Ailelerinin geçim sıkıntısı,


göçmenlerin genel olarak yaşadığı problemler, okuma çabaları, futbolda kariyer düşünceleri arasında geçen bir süreden sonra üçü de aslında ne yapmak istediklerinden emin olurlar. Müzik!

“Bu Tarz Tutmaz!” Dünyanın üç farklı köşesinden gelen üç farklı gencin yapacağı müzik diğerlerinden farklı olmalıdır, ve öyle de olur. İsam, annesinin dinlediği Arap müziklerinden, Waqas Pencabi, Hindu ve Pakistan müziklerinden, Lenny ise Latin Amerika ezgilerinden örnekler getirir ve bu ezgilerin üzerine şiirler yazıp rap yapmaya başlarlar. Yazdıkları metinler adeta üç gencin günlükleridir. Kendi yaşadıkları ya da şahit oldukları olayları şiirsel bir dille yazıya dökerler. Waqas hem Urduca hem de İngilizce sözler yazarken, İsam İngilizce, Lenny ise İspanyolca’yı kullanır. Kısa bir sürede birkaç demo parça hazırlayıp soluğu bir prodüktörün yanında alırlar. Lakin prodüktör, dünyanın dört bir köşesinden örneklenen etnik müziklerle rapin buluşmasından pekte hoşnut olmaz. Cevabı nettir: “Bu tarz tutmaz!”. Ama üç genç yaptıkları müzikten emindirler, ve bu şekilde yola devam ederler. Küçük konserlerde, kutlamalarda sahne alırlar. Bu arada kendilerine bir isim arayışına giren grup ilk olarak “Young, Gifted & Brown”(Genç, Yetenekli ve Kahverengi) ismini bir süre kullanır fakat bu isim içlerine sinmez. Bir gün Lenny sözlüğü karıştırırken tam olarak kendilerini tarif eden o kelimeyi bulur: Outlandish! Outlandish, sözlük anlamı olarak garip, ilginç, egzotik vs. manasına gelmektedir.

İlk Albüm ve Eleştiriler Gençler arasında gittikçe tanınmaya başlayan grup, sonunda Sony BMG plak şirketi ile sözleşme imzalar. Amnesty International tarafından bir yardımlaşma etkinliğinde kullanılan

ve bir Danimarka filminde soundtrack olarak kullanılan birkaç singledan sonra 1999 yılında ilk albümleri Outland’s Official’ı piyasaya sürerler ve bu albümle Danimarka’da herkesin dikkatini üzerlerine çekerler. Eleştirmenler ağız birliği yapmışçasına Outlandish’e övgüler yağdırır. Walou, Whereever, Come On gibi parçalar Danimarka listelerinde haftalarca ilk sıralarda yer alır. Outlandish o sene yapılan Danimarka Müzik Ödüllerinde aldığı ödüllerle başarısını perçinler. Artık Outlandish Danimarka’nın en ünlü rap grubudur.

Ekmek ve Su Varilleri İlk albümleriyle Danimarka’da büyük bir üne sahip olan Outlandish’ten

herkes çok şey beklemektedir. Outlandish beklentileri boşa çıkarmaz ve ilk albümden üç sene sonra, daha sonra uluslararası birçok başarıya imza atacak “Bread & Barrels of Water” (Ekmek ve Su Varilleri) albümünü çıkarır. Özellikle Aicha, Walou ve Guantanamo adlı şarkılar avrupa müzik listelerinde zirveleri haftalar boyu işgal eder. Danimarka Müzik Ödüllerinde aldıkları ödüllerin yanı sıra Nordik Müzik Ödüllerinde İskandinavya’nın en iyi sanatçısı seçilirler. Albümün en başarılı şarkısı, orjinali Cezayirli ünlü şarkıcı Cheb Khaled’e ait olan Aicha adlı şarkıya çektikleri klipte tesettürlü bir bayanı oynatmaları İslam karşıtlarından tepki alsa da bu tepkiler videonun MTV’de


Outlandish’in Aicha Şarkısına çekilen klipten bir sahne

sık sık oynamasına ve ödüller almasına engel olamaz. Aicha ayrıca EA Sports tarafından FIFA ’04’ün soundtrackine de seçilir. Outlandish artık dünyaca ünlü bir gruptur. İsam Bac­hi­ri, gru­bun ken­di sti­li­ni ne za­ man ge­liş­tir­me­ye baş­la­dı­ğı hak­kın­da­ki so­ru­ ya şöy­le ce­vap ve­ri­yor: “O­ut­lan­dish ku­rul­ ma­dan ön­ce, Ame­ri­ka­’da hay­li yay­gın olan gang­ster rap sah­ne­le­ri­ne öze­ni­yor­duk ama ol­gun­laş­tı­ğı­mız­da bi­zim ki­şi­li­ği­mi­zi yan­sıt­ ma­yan bu tü­rü terk et­tik ve da­ha çok ikin­ci ne­sil ola­rak ya­şa­yan Ko­pen­ha­g’­ın mül­te­ci­ le­ri­ni, ken­di çev­re­mi­zi an­lat­ma­ya baş­la­dık. İn­san­la­rı, bi­zi Ame­ri­kan hiphop grup­la­rıy­la ka­rış­tır­ma­sı­nı is­te­mi­yor­duk. Doğ­ru­dur, he­ pi­miz ay­nı for­mü­lü kul­lan­dık ama son­ra­dan bu for­mü­lü ken­di kök­le­ri­mi­ze uy­gu­la­dık.” İkinci albüm, birinci albümden daha olgun ve derin bir kompozisyona sahiptir. Gençlerin yüz yüze olduğu problemler, iç hesaplaşmalar ve arayışlar grup üyelerince samimi bir şekilde işlenmiştir. İkinci albümde hissedilen derinlik, bir bakıma üçüncü albümün habercisidir.

Şah Damarından Daha Yakın İkinci albümle elde edilen başarı, yoğun konser temposu, özel hayat derken Outlandish yeni bir albüm için hayranlarını epeyce bekletir. Ama üçüncü albüm bu bekleyişe kesinlikle değecektir. Verdikleri konserler sayesinde dünyayı gezme fırsatı bulan Outlandish dış dünyayı gözlemleyerek kendisine çok

şey katmıştır. Wa­qas, “Her şey olur­ken biz de ora­day­dık. Ha­yat­la­rı­nı çok de­ği­şik şart­ lar­da ya­şa­yan, her renk­ten in­san­lar­la ta­nış­ tık. İna­nı­yo­rum ki bu bi­ze ken­di­mi­zi bir in­ san ola­rak gör­me­mi­zi, dün­ya­nın fark­lı yer­le­ rin­den mül­te­ci­ler ola­rak bir bü­tü­nün par­ça­sı ol­du­ğu­mu­zu kav­ra­ma­mı­zı sağ­la­dı. Bu mü­zik ya­pı­şı­mı­za, li­rik­le­ri­mi­ze de yan­sı­dı.” di­yor ve şunları ekliyor: ‘Bu bir ai­le işi­ne dö­nüş­tü. Arkadaş ol­du­ğu­mu­zu söy­le­mek ye­ter­li de­ğil. Biz kar­de­şiz. Ken­di ha­yat­la­rı­mız­da bir ye­re gel­dik. Tüm za­ma­nı­mı­zı ilk al­bü­mü yap­ma­ ya ada­mış­tık, genç ol­ma­nın ve kül­tür­ler ara­ sın­da kal­ma­nın de­ne­yim­le­ri ha­la zih­ni­miz­de can­lıydı. Ama ar­tık bu­na odak­lan­mı­yo­ruz. Da­ha çok ai­le­le­ri­miz ve ma­ne­vi­yat­la il­gi­len­ me­yi ter­cih edi­yo­ruz. Dün­ya bi­zim ego­la­rı­ mız­dan da­ha bü­yük ve biz da­ha bü­yük bir bul­ma­ca­nın parçaları­yız. Bu yüz­den aşk, gü­ven, nef­ret, ar­ka­daş­lık, ai­le ve Al­lah bi­ zim için da­ha önem­li. Hip­hop­ta ken­di tar­ zı­mı­zı üret­mek­le öz­gü­ve­ni­miz art­tı. Sez­gi­ le­ri­mi­ze gü­ven­me­yi ve ba­zı şey­ler­le ken­di me­tot­la­rı­mız­la mü­ca­de­le et­me­yi öğ­ren­dik.’ Büyük bir aranın ardından 2005’te çıkardıkları albüm Closer Than Veins (Şahdamarından Daha Yakın), Outlandish’in lirikal anlamda doruğa ulaştığı albümdür. Her şarkı içerik bakımından dolu doludur. Evrensel insani değerlerle bezenen albümde İslami öğelere de çokça rastlanmaktadır. Sözleri Filistinli bir gence ait olan “Look Into My Eyes” (Gözlerimin İçine Bak), Filistin’deki dramı bir çocuğun gözlerinden en masumane şekilde gözler önüne serer. Albümden ilk single olarak çıkan bu şarkıya çekilen klip, “Kırmızı Başlıklı Kız” hikayesinden çok başarılı bir uyarlamadır. Filistinli çocuğu kırmızı kefiyeli bir kız, İsrail askerini ise bir kurt temsil eder. Klibin sonunda kırmızı kefiyeli kız kurdu sapanla vurur ve klip mutlu sonla biter. Appreciatin’ (Şükür) batının postmodern dünyasında namaz kılmak için çırpınan gençlikten bahsederken, “I Only Ask of God” (Yalnız Allah’tan Dilerim), şiddete ve savaşa


karşı verilen evrensel bir mesajdır. Türk asıllı Danimarkalı sanatçı Burhan G’nin eşlik ettiği “Beyond Words” (Kelimelerin Ötesinde) ise sizi alır ve Mescid-i Haram’a bir yolculuğa çıkarır. “Just Me” (Sadece Ben) ve Fas asıllı Danimarkalı sanatçı Majid’in eşlik ettiği “Una Palabra” (Tek Kelime) batıda yaşayan göçmenlerin sorunlarına değinir. Sami Yusuf’la düet yaptıkları “I’ve Seen” (Gördüm) ise hepimize sorar: “Bir zamanlar iyi bilinen ümmete ne oldu?” Sakeena (Huzur), iki eş arasındaki aşkı en güzel şekilde tarifler ve müzik piyasasını çöplüğe çeviren müstehcen aşk şarkılarına verilen mükemmel bir cevaptır. “Any Given Time” (Bahşedilen Her An), her anımızda O (c.c.)’nun yanı başımızda olduğunu bize hatırlatır. “Callin’ U” (Seni Çağırıyorum), Alemlerin Rabb’ine içten bir çağırıştır, bu şarkı Türkiye de dahil Avrupa’nın birçok

ülkesinde radyolarda haftalarca bir numarada kalır. “Kom Igen” (Tekrar Gel) ise albümün en hızlı parçasıdır. Fas asıllı Hollandalı rapçi Salah Edin’in eşlik ettiği bu şarkı daha sonra EA Sports tarafından FIFA ’07’nin soundtrackine seçilir. “Closer Than Veins” albümüyle yurt içinde ve dışında birçok ödüle layık görülen Outlandish, 2006’da MTV Avrupa Müzik Ödülleri’nde Danimarka’nın en iyisi ödülünü alır. Bu organizasyonda bir de konser veren Outlandish’in Pakistan asıllı üyesi Waqas, milyonlarca kişinin izlediği konsere Free Palestine (Özgür Filistin) yazılı tişörtüyle çıkar ve İsam, “Look Into My Eyes” şarkısına başlamadan önce şarkıyı Filistin’e armağan eder. İsam ve Waqas Müslüman, Lenny ise Katolik’tir. Ortak yanları ise üçü içinde dinlerinin, hayatlarının önemli bir parçası olmasıdır ve bu özellikleri

şarkılarına da açık bir şekilde yansır. Farklı kültürlere ve farklı dinlere sahip bu üç genç, dostluklarıyla ve elde ettikleri başarılarla tüm dünyaya örnek olmaktadırlar. Farklı görüşleri dinlemeyi unutan dünya, farklılıkların nasılda zenginliğe dönüştüğüne Outlandish’te şahit olmaktadır. Ama ne var ki, hala bir grup insan farklı görüşlerle diyalog kurabilecek olgunluğa erişmemiştir ve Outlandish’e birçok ödül kazandıran “Closer Than Veins” birçok problemi de beraberinde getirecektir.

Boykot Çağrısı Outlandish’in elde ettiği başarılar Danimarka’da bazı kesimlerce hazmedilemez. Çünkü Outlandish diğer boybandler gibi içi boş piyasa şarkıları değil, aksine anlamlı müzik yapmaktadır. Hele ki Danimarka gibi İslamofobi’nın en yüksek düzeyde olduğu bir ülkede, iki üyesi müslüman


olan ve şarkılarında İslami içerik barındıran bir grubun ülkenin en çok satan ve dinlenen gruplarından biri olması büyük bir kesimi rahatsız eder. Grubun bir müddet konserlerinde uyguladığı alkol yasağı yine İslam karşıtlarından büyük tepki alır. 2006 yılında aşırı sağcı “Danimarka Halk Partisi” Outlandish’i ülke genelinde boykota çağırır. Parti sözcüsü gerekçe olarak Outlandish’in kendi görüşlerini gençlere yaymaya çalışması ve İslami konferanslarda konser vermelerini gösterir ve ekler; “Outlandish’in albümleri alınmamalı, konser organizatörleri Outlandish’e konser düzenlememeli ve Djler radyolarda Outlandish şarkılarını çalmamalı!” Lakin bu boykot çağrısı ne televizyonlar, ne radyolar, ne dinleyiciler ne de konser organizatörleri tarafından dikkate alınır. Fakat gün geçtikçe Outlandish üzerindeki baskı artacaktır. İlk önce omuz dekoltesi olan bayan bir şarkıcı ile aynı sahneyi almayı reddettikleri, sonra da grubun vokalisti İsam Bachiri’nin bir teröriste yardımda bulunduğu iddia edilir. Üstelik yapılan yardım bir çift eşofman ve manevi bir destek mektubundan ibarettir. İlk iddia bizzat iddiaya konu olan bayan sanatçı tarafından reddedilir,

İsam Bachiri’nin yardım yaptığı ve terörist olduğu iddia edilen kişi ise ilk davasında beraat eder ve suçsuz olduğu kanıtlanır.

İslam Dünyası Outlandish’le Tanışıyor Sami Yusuf’la yaptıkları düetler ve son albümdeki şarkılarda ağır basan İslami içerik Outlandish’i İslam dünyasında da popüler bir grup haline getirir. Sami Yusuf konserlerinin bir kısmına İsam Bachiri’yi de davet eder ve Sami Yusuf’un son albümünde yer alan, Filistinli çocuklar için yazılmış olan “Try not to Cry” (Ağlamamaya Çalış) adlı eseri beraber seslendirdiler. Sami Yusuf’un 2007’de Feshane’de Ramazan etkinlikleri çerçevesinde 50.000 kişiye verdiği konserde de sahne alan İsam Bachiri, kimi zaman tek başına kimi zaman diğer grup üyeleri ile birlikte Sami Yusuf’un Mısır, Hollanda ve İngiltere konserlerinde de sahne alır. Zaten tüm dünyayı gezmekte olan grup artık Müslüman ülkelerde daha sık konser vermeye başlar. Avrupa’nın hemen hemen her ülkesi, ABD, Kanada, Mısır, Filistin, Hindistan, Dubai Outlandish’in konser verdiği ülkeler arasındadır. Outlandish bu sayede Müslüman dünyasından da bir çok isimle çalışma

fırsatı bulur. İsam Bachiri Amerika’nın ünlü Müslüman rap grubu Native Deen’e Still Strong (Hala Güçlü) adlı şarkıda, Waqas Ali ise yine Amerikalı Müslüman boyband Seven8Six’e Meditate (Tefekkür Et) adlı şarkıda eşlik eder. Outlandish artık hem Kanye West, Akon gibi şarkıcıların yarıştığı popüler müzik listelerinde hem de Sami Yusuf, Mesut Kurtis gibi Nasheed şarkıcılarının bulunduğu ilahi listelerinde yer almaktadır. Ancak Outlandish yeni bir tehlike ile karşı karşıyadır. Daha önce İslam karşıtlarının aşırı dinci ve gerici yaftalamalarına maruz kalan Outlandish, bu seferde İslam dünyasında hiç istemedikleri bir şekilde; ilahi grubu olarak lanse edilmektedir, hem de grubun bir üyesinin Katolik olmasına rağmen. Outlandish artık yorgun düşmüştür ve bir isyan kapıdadır.

Bir Asinin Sesi Dünyanın dört bir yanında verilen konserler, grubun iki üyesi Waqas ve Isam’ın Danca solo albümleri, Outlandish’in yine 3 sene gibi uzun


bir ara vermesine neden olur. Beş ay içinde hazırlanan ve 2009’un Mayıs ayında piyasaya sürülen “Sound of a Rebel”(Bir Asinin Sesi) adlı son albümleri Outlandish’in en enerji dolu albümüdür. Her ne kadar politik ve dini içerik azalmış olsa da hala her şarkı hayata dairdir ve yine etnik müziklerden örnekler bulmak mümkündür. Bu albüm, bir anlamda Outlandish’i belli kutulara koymaya çalışanlara verilen bir cevaptır. Waqas bir röportajında şöyle diyor; “Geçmişe göre daha inançsız falan değiliz, dinimiz ve inançlarımız olmadan bu albümü yapamazdık. Fakat yeni albümde kendimizi tekrar edemezdik. Hiç öyle olmadık, asla iki kez aynısını yapmadık.” Feels Like Saving the World (Dünyayı Kurtarıyor Gibi), Always Remember (Her Zaman Hatırla), Levanta (Ayağa Kalk) ve Mısırlı ünlü sanatçı Ehab Tawfik’in eşlik ettiği Keep the Record on Play (Şarkıyı Çalmaya Devam Et) albümün en

iddialı şarkıları arasında yer alıyor. Crash ‘N Burn (Çarp ve Yan)‘de kendilerini yaftalayan kişilere cevap veren Outlandish, Someday (Bir gün) ile ezilenlere, zulme uğrayanlara umut aşılıyor. Sound of a Rebel (Bir Asinin Sesi) adlı şarkı hayatımızı işgal eden rutinlere isyan ederken, Amen herkesten bir amin istiyor. The Whole World (Tüm Dünya) adlı bonus şarkı ise Fas, Almanya, Danimarka, İngiltere gibi dünyanın dört bir yanında anlamlı müzik yapan sanatçıları bir şarkıda buluşturuyor.

Anlamlı Müzik Grup

bir

süredir

Music

With

Meaning (Anlamlı Müzik) başlığı altında gerçekleştirilen

organizasyona

destek

veriyor; organizasyon, benzer düşüncelere sahip sanatçıların anlamlı ve ilham veren bir müzik üretmesini ve bunu ilerletmesini hedefliyor.  Bir amaç için müziğin mottosu: “If you stand for nothing, you will fall for anything.’ Hiç bir şey için yaşamıyorsan, hiç bir şey için öleceksin.”

AKTİVİST

Outlandish’in diğer gruplardan önemli farklarından biri de aktivist kimlikleridir. Gerek grup, gerekse bireysel olarak, din, dil, ırk ayırmadan her türlü yardım etkinliğine ve sosyal bilinç uyandıran projelere destek verirler. Birleşmiş Milletler Outlandish’i birçok defa konser için davet eder. Sami Yusuf’un öncülük ettiği Londra’da düzenlenen Darfur için Barış konserinde sahne alırlar, birçok İslami yardım etkinliğine ve konferanslara katılırlar, Danimarka’daki gençlik için, göçmenler için, ramazan etkinliklerinde, yılbaşı kutlamalarında sahne alırlar. Son olarak Kopenhag’da düzenlenen ve tüm dünyanın yakından takip ettiği İklim ‘09 konferanslarında performans sergileyen Outlandish’e sahnede dünyaca ünlü Afrikalı Nobel barış ödülü sahibi Desmond Tutu eşlik etti.

MORO

Outlandish’in şarkılarında sıkça kullandığı kelimelerden biri olan Moro, 8. ve 15. yüzyıllar arasında İspanya’da hüküm sürmüş olan Endülüs Emevilerine verilen İspanyolca bir isimdir. Ancak grup Moro kelimesini arkadaş, dost manasında kullanmaktadır ve hayranlarına bu şekilde hitap etmektedir.

ÖZEL HAYAT

Şu an grubun üç üyesi de Kopenhag’ta yaşamaktadır. 3 üyede evlidir. Lenny 34, Waqas 33, İsam ise 32 yaşında. Waqas’ın Faizan adında bir oğlu ve Gia adında bir kızı, İsam’ın ise İshak adında bir oğlu vardır.

SON HABERLER

Outlandish bu sefer hayranlarını uzun bir süre bekletmek niyetinde değil, daha son albüm çıkalı 6-7 ay olmasına rağmen grup üyeleri stüdyoya girmiş bulunmakta ve çok yakında yeni bir albümün sözünü vermekteler. Badree Kio (Awayclose) ba_d_ream@hotmail.com


Filistine Özgürlük Konvoyu (Viva Palestina), kuşatma

sonra ülkelerine kendi imkanları ile geri dönecektir.

ve ambargo altındaki Filistin topraklarında yaşayan

Çalışma uluslararası bir organizasyon olup Türkiye

Filistinli kardeşlerimiz için dayanışma amacıyla Amerika,

ayağını İHH İnsani Yardım Vakfı organize etmektedir.

Avrupa ve Asya üzerinden araç konvoyu ile Gazze’ye

Konvoy ,16 Aralık saat 19:00 da İstanbul Taksim’de

ulaşmayı hedefleyen bir uluslar arası kampanya ve

buluştu. Türkiye’nin çeşiti şehirlerine uğradıktan sonra

organizasyondur. Çok sayıda ülkeden çok sayıda Filistin

Suriye’ye oradadan da Ürdün’e geçti. Ürdün’den Mısır’a

dostu kişi ve kuruluş tarafından desteklenmektedir.

ve Mısır üzeinden

Amaç, bir yandan İsrail’in kuşatmasını delmek, öte

Gazze’ye geçmeyi planlayan grup

Mısır engeline takıldı. 5 gün boyunca Akabe Körfezinde

yandan her türlü yardım malzemesine ihtiyaç duyan

bekleyen konvoy’da ki 5

Filistinlilere yardım ulaştırmak hem de Filistin ile ilgili

yaptı. Türk Dış işlerinin de girişimiyle 100 kişilik bir

dünya kamuoyunun dikkatini çekmektir. 06 Aralık’ta

grup Mısır!a giriş yaptı.

İngiltere’den başlangıç yapacak olan konvoy Gazze’ye

Ariş limanından giriş izni verdi. Konvoy Lazkiye’ye geri

yapılan saldırının başlangıcının yıldönümü olan 27 Aralık

döndü ve şuan kendilerini taşıyacak bir gemi bekliyor.

2009 tarihinde Gazze’ye ulaşmayı hedeflemektedir. Konvoya ile gidecek bağışlar ve araçlar Gazze’ye ulaştırılacak, Mısır Refah sınır kapısından Gazze’ye girilecek ve Gazzeli kardeşlerimize teslim edilmesi planlanmaktadır. Konvoydaki tüm katılımcılar teslimattan

İngiliz vatandaşı açlık grevi Mısır hükümeti konvoya EL

Ayrıntılar için : www.vivapalestina.org www.filistinkonvoyu.org www.ihh.org


1431 ve 2010

Kelime olarak “doğrultmak, kıymet verip değerlendirmek” mânâlarına gelen “takvim”, zaman ve mekân mefhumlarının idraki ile başlar. Bu idrak ve anlayışın belirmesinde gece - gündüz, yaz - kış gibi müşahhas devrî hareketlerin temel olduğu bir gerçektir. Bu sebeple, tarihlendirmede kullanılan yegâne zaman ölçüsü takvimdir. Asırları ve asırların çerçevesi içinde bulunan hadiseleri, meydana geliş sırasına göre sıralayabilmek için bir başlangıca ihtiyaç vardı. Fakat bu başlangıç, her toplum için aynı delildi. Çünkü her toplum ve kavim, kendi siyasî, ekonomik ve dinî hayatında derin izler bırakan mühim olayları kendileri için bir başlangıç olarak kabul etmiş ve “şu olaydan şu kadar gün önce veya sonra” şeklinde bir tarih belirlemeye başlamıştı. Nitekim İslam tarihinde “Fil vak’asından şu kadar gün önce” ifadesinin kullanılması, Arap tarihi için önemli bir hadise olan “Fil Hadisesi”nin bir tarih ve dolayısıyla takvim başlangıcı olduğunu gösterir. Keza, eski toplumlar, yeni bir devletin ortaya çıkışını veya çok büyük bir tabiat olayını takvim başlangıcı olarak kabul etmişlerdir. Şayet zamanla bu olaydan daha mühim ve toplumda daha çok tesir meydana getiren bir hadise cereyan etmişse, o zaman bu yeni hadise tarih başlangıcı olarak kabul edilirdi (Ahmet Cevdet Paşa, Takvimu’l-Edvar, İstanbul 1287, 3; Osman Turan, Oniki Hayvanlı Türk Takvimi, İstanbul 1941, 3). Bilindiği gibi tarih, olayları zaman ve mekân içinde tesbit ettikten sonra kendisine mal edebilir. Bugün, elimizde bulunan tarihî eserler, alıştığımız tarihlere göre tarihlenmiştir. Halbuki geçmişe doğru çıkıldıkça medeniyetlerin şümûl sahaları daraldığından ve birbirlerine olan karşılıklı tesirleri azaldığından değişik toplumlardan bize intikal eden yazılı belgelerde, farklı takvim sistemleri kullanılmıştır. (...) Eski topluluklar, takvimde ay senesini kullanıyorlardı. Güneş yılı ilk defa eski Mısırlılar tarafından kullanılmıştır. Mısır’ın bu ilk güneş takvimi, Milattan önce 45 tarihinde, Roma diktatörü Jul Sezar tarafından alınmış, böylece “Julien Takvimi” denilen Rumî Takvim doğmuştu. Bu takvim Milattan sonra 1582 yılında Papa XIII. Gregoir tarafından ıslah edildi. Böylece, Gregorien adıyla Batı takvimi (Efrenci Takvim) meydana çıktı. İslâm dünyasında ikinci halife Ömer (r.a.) zamanına kadar yazılan yazılara tarih koyma adeti yoktu. Bir gün bir alacaklı, Halife’ye şaban ayında ödenecek bir borçlu senedi göstermiş. Halife bunun hangi şaban olduğunu sorarak, geçtiğimiz senenin şaban ayı mı, bu senenin şaban ayı mı, yoksa gelecek senenin saban ayı mu olduğunu öğrenmek istemişti. Keza vali Ebû Musa’ya birbirini tutmayan iki emir verilmiş. Bunlardan hangisinin ilk, hangisinin son olduğu bilinememiş. Ebû Musa durumu halifeye

sormuş. Bunun üzerine şura meclisi toplanmış. Mecliste çeşitli görüşler ortaya atılmış. Sonunda Hz. Ali’nin teklifi üzerine Hz. Peygamberin Mekke’den Medine’ye hicreti, tarih ve takvim başı olarak kabul edilmiştir. Bu olay, hicretin 17. senesinde oldu. Gerçi hicret, senenin üçüncü ayı olan rebiyülevvelde yapılmıştı. Halbuki eskiden beri Araplarca muharrem sene başı olarak biliniyordu. Bu sebeple muharrem ayı, yeni yılın başı olarak kabul edilmiştir (Ahmed Muhtar Paşa, Islâhu’-tTakvim, Mısır 1307, 3). İslâm dünyasında bazı ibadet ve belirli günler, bu sayede her mevsimde icra edilebiliyordu. Hicrî takvime göre ay yılı esas alındığından oruç, hac gibi ibadetler farklı zamanlarda eda edilebiliyordu. Böylece her otuz beş senede bir, tekrar başa gelme mümkündü . Müslüman Türk dünyasında Celaleddin Melikşah zamanında hükümdarın adını taşıyan “Celalî Takvimi” adıyla yeni bir takvim yapıldı. Bu takvim de güneş senesine dayanıyordu. İlkbaharın ilk günü yılbaşı sayılıyordu. Melikşah devrinde tatbik edilmiş olan bu takvim Gregorien takviminden daha az hatalı idi. Osmanlı Devleti’nde Tanzimat’a kadar ay senesi ve hicret başlangıcı kullanılıyordu. Bilindiği gibi güneş senesi ay senesinden onbir küsûr gün daha fazlaydı (Güneş senesi küsuratı ile birlikte 365 gündür. Ay senesi ise, aylarının 29 veya 30 gün sayılmasından dolayı 354 gündür). Bunun için ay senesi mal bakımdan bir devlet için uygun değildi. Bu yüzden Tanzimat döneminde “Malî sene” adıyla yeni bir sene ihdas edildi (9 Muharrem 1256 = 1 Mart 1256). Bu Malî senenin ilk yılı 1256, ilk günü de Cumartesi oldu. Güneş aylarını kullanmaya başlayan bu malî sene, yine hicret başlangıcına dayanıyordu. Fakat sene başı olarak Gregorien takviminde olduğu gibi “ocak” ayını değil, Jülien (Rûm) takvimine göre “mart” ayını kullanıyordu. Bu sebeple malî seneye “Rumî yıl” adı verilmişti. Cumhuriyet Türkiyesi, 26 Aralık 1925 tarihinde Hz. İsa’nın doğumunu takvim başlangıcı olarak kabul eden Milat başlangıcına döndü. Yılbaşı da Gregorien takvimindeki “Ocak” ayı olarak kabul edildi. (...) Ziya KAZICI (http://www.sevde.de/islam_Ans/T/36.htm)

Her türlü katkıya açığız. Sanatçı ve albüm tanıtımları, çeviriler, içeriğe uygun gördüğünüz herşey herşey!



Müslüman Rap Online Dergi Ocak 2010 Sayı:2