Page 1


Organik LED (Işık yayan diyot) "Organic Light Emitting Diode"

OLED Kodak şirketi tarafından geliştirilmiş bir teknolojidir. OLED'ler çoğunlukla düz ekran için kullanılmaktadır. LCD teknolojisine alternatif olarak sunulmaktadır. Normal operasyonda düşük enerji tüketmesi, ince ve hafif olması sayesinde son zamanlarda cep telefonlarında kullanımı yaygınlaşmıştır. Zamanla parlaklıklarını yitirdikleri şeklinde eleştiriler almaktadır. Gelişmekte olan ve gelecek vaad eden bir teknolojidir. Işık yayan diyot(LED) familyasının son türü "Organic Light Emitting Device" ya da "Organic Light Emitting Diode" açılımına sahip bir akronimdir. "Organic Electroluminescent Device" (OEL) olarak da anılır. Tipik olarak iki elektriksel kontak(elektrot) arasında kalan ve ışık yayan bir dizi ince film organik katmandan oluşur. OLED'ler molekül ağırlığı düşük organik malzemeler (SM-OLED)veya polimer bazlı materyalden (PLED , LEP) oluşur. Farklı katmanlara sahip LCD'ler ve FED‘ lerden farklı olarak OLED'ler monolitik (tek katmanlı)dırlar. Çünkü yapılışı sırasında her katman diğeri üzerine kaplanarak yekpare olacak şekilde üretilir. Başlangıçta gösterge uygulamaları için geliştirilen OLED'ler parlak renkli görüntüleri ile düşük güçte geniş görüş açısı sağlayan ekranların yapılabilmesini sağladılar. LCD ekranlarda olduğu gibi bunlar için arkadan aydınlatma gerekmez. OLED'ler genelde cam üzerinde üretilirler ancak plastik ve kıvrılabilir malzeme üzerinde olabiliyorlar. Örneğin Universal Display'in yaptığı fleksibl(kıvrılabilir) OLED modeli "FOLED" böyledir. Bu türden ekranların üretilmesinin ileride taşınabilir cihazlarda devrim yaratacağı konuşuluyor. Örneğin cebinizden bir kalem çıkarıyorsunuz. Çekince açılıyor, üzerine rulo şeklinde sarılmış ekran ortaya çıkıyor. Tarihçesi: OLED teknolojisi 1980'lerin başında, Eastman Kodak ve diğer şirketlerle birlikte icat edilmiş olup, hızlı bir şekilde gelişmekte olan bir teknoloji olarak gözükmektedir.

Sanyo Elektrik ve Eastman Kodak ortak girişimleriyle 2003 yılında, OLED'in kullanıldığı ilk digital fotoğraf makinesi tanıtıldı (EasyShare LS633). Ekim 2004'te ise AUO Teknoloji

Merkezi ilk çift taraflı aktif matris OLED üretildi.


OLED Teknolojisi Teknolojinin gelişimi sürecinde ışığın, elektrik kullanarak ve bazı fiziksel özellikleri denetlenebilerek üretilebilmesi ilk olarak, 18001erin son çeyreğinde, aydınlatma amaçlı akkor telli lambalar ile gerçekleştirildi. 1960lı yıllarda inorganik yarıiletkenler ile gerçekleştirilen diyotların, elektroluminesans özellikleri nedeniyle aydınlatma değilse bile bildirim ve uyarım amaçlı kullanımları ile yeni bir dönem başladı. Bu ürünlerin değişik renklerde üretilebiliyor olması, görüntüleme amaçları ile de kullanılabilme olasılıklarını yaratmıştır. Günümüzde ışıma verimleri yükselen inorganik LEDler, aydınlatma amaçlı tasarımlarda da kullanılmaya başlanmıştır. İnorganik yapıdaki ürünlerin ardından, organik yarıiletkenler ile de benzer özelliklerde diyotların yapılabileceğinin gösterilmesi, OLED (Organic Light Emitting Diode - Organik Işık Yayan Diyot) kavramının

gündeme yerleşmesini sağlamıştır.

OLED'in esnek ve ölçeklenebilir yapısı ve düşük enerji gereksinimi, geniş yüzeyli göstergelerde kullanımını da sağlamaktadır. Günümüzde OLEDlerin kullanım alanı büyük oranda, düz ekran gösterge pazarına kaymış durumdadır. OLED Nedir? OLED (Organic Light Emitting Diyode), KODAK firmasının geliştirdiği bir teknolojidir. OLED'in başındaki “O” harfini atarsak tanıdığımız bir kelime olan “LED” ile karşılaşıyoruz.İşte OLED'in çıkış noktası da burası. OLED özel bir LED'e yani ışık yayan diyota verilen isimdir. OLED ekranlar organik ışık salıcı elektroparlak (electroluminescent) katman kullanıyor ve bu

katmanda bulunan polimerik madde sayesinde, çok uygun organik bileşenler tutulabiliyor. OLED teknolojisi günümüzde, televizyonlar, bilgisayar monitörleri, taşınabilir cihazların ekranları ya da MP3 oynatıcılar ve cep telefonları gibi alanlarda kullanılabiliyor. OLED teknolojisi bunun dışında genel alan aydınlatmaları için ışık kaynağı olarak da kullanılabiliyor. OLED’ler için devrim kelimesini kullanmak abartılı olmaz; nitekim açılımı Organik Işık Yayıcı Diod’lar (Organic Light Emitting Diodes; OLED) olan bu yeni aydınlatma tekniği son derece şaşırtıcı bileşenlerden oluşuyor. Bu yeni aydınlatma yöntemi sayesinde esnek televizyon ekranları, ışıklı duvarlar ya da camlar, gerçek anlamda elektronik gazeteler üretilebilecek. Yirmi yıllık bir çabanın ardından OLED teknolojisi nihayet olgunlaşmıştır.


OLED Teknolojisinin Gelişimi Aslında OLED’in dayandığı fikir yeni değil. İlk kez 1965 yılında araştırmacılar organik elektrolüminesan (Elektik akımına maruz kalan bir maddenin (OLED ve LED’te yarı iletken) yaydığı ışıklı ışın. Işıklı ışın, yayan maddeye bağlı olan bir dalga uzunluğu üzerinde yayılır) bir fenomen ortaya koydular. Aromatik bir bileşen olan antrasen iki elektrod arasına yerleştirildiğinde yaydığı mavi ışıkla dikkat çeker.Kimyacıların henüz tam olarak açıklayamadıkları ilkesi ise 1987 yılında Kodak laboratuvarlarında geliştirilen ilk OLED’lerin temelini oluşturmuştur. Nihayet yirmi yıllık bir araştırmanın ardından organik elektolüminesanlar hayatımıza girdi. İlk önce bilim adamları mavi, kırmızı, yeşil ya da sarı renk içinde ışık yayan başta plastik monomerler ve polimerler olmak üzere organik bileşenlerden oluşan bir palet oluşturdular.Daha sonra da yarı iletken organik bileşen sandviçleri olarak düşündükleri OLED’lerin verimini daha da geliştirdiler. Paris Üniversitesi’nden lazer fiziği laboratuvarı araştırmacısı

Sebastien Chenais, elektronların adım adım organik maddenin doğal bariyerlerini aşmalarına yardım eden basamaklar gibi moleküler katmanların akımın OLED’ten geçmesini kolaylaştırdığını ifade ediyor. İnce katmanların depolanma yöntemleri sayesinde düzenek birkaç nanometrelik (milimetrenin milyonda biri) katmanlara indirgenebildi. Elektik gerilimiyle maddenin kalınlığı arasındaki bağıntı da ışığın randımanını belirlediğinden besleme gerilimi ışıktan ve dayanıklılıktan taviz vermeden birkaç volta getirilebildi. Böylece OLED’ler 10 bin saatlik bir yanma süresiyle teorik potansiyellerinin yüzde 70’ine yakın bir randıman ortaya koydular. Son yıllarda ise Alman Novaled kuruluşun uyguladığı "doping" yöntemi sınırları daha da zorluyor. Şirketin yetkilileri OLED’e getirdikleri yenilikçi yöntemi şöyle açıklıyorlar: "Saf organik bileşenler kullanmak yerine maddenin içine ‘pislikler’, örneğin, komşularına göre daha fazla elektrona sahip atomlar serpiyoruz. Bu atomlar elektrik geriliminin etkisiyle elektronlarından daha kolay ayrılıp OLED’in verimini arttırıyor." Böylece

Novaled’in Hollandalı Philips’le işbirliği yaparak geliştirdiği beyaz organik diyodlar rekor kırdı. Böyle bir performans da OLED’i laboratuvardan çıkardı. İlk aşamada, organik ekranların prototipleri ortaya çıkmaya başladı; bu ekranlardaki her piksel, istenilen rengi oluşturacak şekilde aktive edilen mavi, kırmızı ve yeşil üç OLED’in yan yana gelmesiyle oluşuyor. Sony en son olarak geçen yıl mayıs ayında birkaç santimetre kalınlığında ve 1 metre köşegenli bir OLED ekranı tasarladı.

Bu ilk modeller katod tüplü selefleri kadar iyi bir renk kontrastı sunmakla kalmayıp kapladıkları alan sıvı kristal ekranlarınki kadar küçüktü. Her OLED kendi ışığını tüm yönlere yaydığından görüntü her açıdan rahatlıkla


görülebiliyor. Bu avantaj da önemli bir fark sağlıyor. Ancak her şey salt ekranla da sınırlı değildir. Tamamlayıcı renklerden oluşan organik diyodların

üst üste konmasıyla ortaya çıkan beyaz OLED’ler aydınlatma sektörüne büyük umutlar vaat ediyor. Çünkü ilk kez hali hazırdaki aygıtlardan daha az çevreyi

Science et Vie / Kasım 2007’te yayımlanan yazıya göre, şimdiden küçük ekranlı aygıtların pazarlanmasına başlandı . Ancak OLED’in televizyondaki ömrünü 50 bin saate kadar uzatmak gerekiyor. Ayrıca geleneksel ampule rakip olmaları için beyaz diyodların aydınlatma gücünü de artırmak gerekiyor. Ancak sanayi çevrelerine göre bu sorunların aşılması zor değil. Nitekim şimdiden, geceleyin karanlıkta arabaların daha kolay fark edilebilmesi için karo serilerin OLED’le donatılması, okunduktan sonra kabına yerleştirilebilen elektronik gazete, her kullanım sonrası banka fişini gösteren kredi kartları ya da tüm gün güneş ışığını geçirdikten sonra gece evde

kendiliğinden yumuşak bir ışık yayan camlar araştırma evresinde bulunuyor.

OLED ekranların avantajları şu şekilde sıralanabilir:

- Heyecan Verici Ekranlar: Şimdiye kadar görülmemiş, çok ince, esnek yada transparan ekranlar

OLED’ler hem daha ucuz oldukları hem de günlük yaşamımızda kullandığımız düşük tüketimli lambalardan daha üstün bir performans sergiledikleri için evlerde önemli bir elektrik tasarrufu sağlayabilecekler. Ancak OLED’lerin özelliği yalnızca enerji tasarrufu da değil. Bunlar herhangi bir yüzeyi tam anlamıyla ışıklandırabiliyorlar. Bu da ampul ve neona dayanan kent aydınlatmalarında devrim yaratabilir.

kirleten, (ampuller ve neonlar ağır metaller ve gazlar içerirler) aydınlatan yüzeylerin tasarımı öngörülüyor.

yarı iletken bir araya gelerek oluşturulan bir yapıya verilen isimdir. Bu yapının üzerinden elektrik akımı geçtiğinde ise parlak bir ışıma yapmaktadır. Bu özelliği sayesinde bildiğimiz LCD ekranlardan farklıdır. Çünkü günümüzde kullanılan LCD ekranlarda görüntü olabilmesi için beyaz bir arkaplan ışığına ihtiyaç duymaktadır. OLED ekranların bu özelliği sayesinde çok ince ve kaliteli görüntü elde edilmektedir.

Oled Ekranlar Nasıl Çalışır? OLED, çok sayıda organik ince film tabakaları ve 2

- Düşük Enerji Tüketimi: Özellikle Taşınabilir cihazlarda düşün enerji gereksinimi sayesinde çevre


dostu. - Daha Yüksek Parlaklık : Daha yüksek parlaklık ve her açıdan mükemmel görüntü kalitesi. - Hafif : Çok ince yapıda olduğundan her türlü esnek yapıda kullanılabilme.

1. Katot (−), 2. Işık yayan tabaka, 3. Radyasyon yayan tabaka, 4. İletken tabaka, 5. Anot (+) Günümüzde OLED ekranlar cep telefonları, taşınabilir müzik/video oynatıcılar, taşıtlardaki müzik sistemlerinde, dijital fotoğraf makinelerinde ve PDA türündeki cihazlarda küçük boyutlarda kullanılmaktadır. Düşük

enerji türketimi ve yüksek parlaklığı

sayesinde tercih edilmektedir. Aralık 2007 de Sony firması 11 inch boyutunda (yaklaşık 27 cm) OLED televizyonu satışa sunması bekleniyor. Bunun yanı sıra birkaç firmanın birlikte yaptığı çalışmalar sayesinde 42 inch lik OLED ekran prototip olarak üretilmiştir. Ancak şuanda yüksek maliyeti dolayısıyla piyasaya sürülmemektedir. Önümüzdeki yıllarda bu alanda yapılan çalışmalar sonucunda bu teknolojinin de fiyatları makul seviyelere inecektir. OLED ekranlar görüntünün yanı sıra ışık

OLED teknolojisinin türleri: PLED : Polymer Light-Emitting Diodes (Polimer ışık yayan diyot) POLED : Patternable Organic LightEmitting Diodes TOLED : Transparent Organic LightEmitting Diodes SOLED : Stacked OLED IOLED : Inverted OLED

kaynağı olarak da kullanılabilmektedir. İlerki yıllarda günümüzde kullandığımız ampüllerin yerini alacağı ön görülüyor. OLED teknolojisinin günlük hayatımızda da geniş bir kullanım alanı olacağı ilk sinyallerini vermeye başladı. Örneğin OLED den yapılmış bir elbise istediğiniz renge ayarlayıp kullanabileceksiniz. Bir başka örnek de yukardaki resimlerdeki bir bayanın dolaptan yoğurt aldığı modellenmiş. Yoğurdu alınca üzerine baktığında, eğer ürünün son kullanma tarihi geçmiş ise, üstteki OLED ekranda ürünün kullanma süresinin geçtiğini belirten bir yazı ile karşılaştığı görülmekte. Gelecekte kendi buzdolaplarımızda da buna benzer ürünler görmemiz mümkün.

Çalışma Prensibi ve Avantajları: Çeşitli faktörler OLED'i LCD veya CRT teknolojisinden üstün kılar. Aralarındaki en belirgin fark OLED'in ultra ince olması ve plastik film üzerine yerleştirilebilmesidir. Eski teknoloji ve cihazlarına nazaran bu inceliği sayesinde el cihazlarının ve dizüstü bilgisayarları gibi birçok teknolojik aletin çok daha hafif olmasını sağlar. OLED'ler plastik üzerine yerleştirilebildikleri için de esnek


ekranlar için yeni kapılar açar. LCD'ye göre parlaklardır ve daha iyi bir kontrasta sahiptirler. Arka aydınlatma da gerektirmezler. LCD'lere göre yaklaşık olarak %20 daha az güç tüketirler ve CRT ekranlar kadar hızlı tepki süreleri vardır. OLED ekranlar neredeyse her açıdan görülebilirler. Bu da yeterli değilmiş gibi OLED'ler, standart video uygulamaları için gerekli olan hızdan (3x) daha hızlıdırlar. OLED ekranlar yukarıda da görüldüğü gibi çok ince sıkıştırılmış bir tabakadan meydana gelmektedir. OLED'lere elektrik akımı verildiğinde, katot tabakasındaki negatif yüklü elektronlar organik maddeler arasında hareket ederek pozitif yüklü anot tabakasına

gelirler. Pozitif yüklü elektron delikleri iletken malzemeye doğru dizilirler. Bu pozitif yüklü delikler elektronlarla rekombinasyona girmek için organik malzemeye atlarlar ve elektrolüminesan ışık meydana getirirler. Organik maddenin kimyasal bileşeni sayesinde de ışık renkleri üretilir. Kısacası LCD veya CRT teknolojisi kullanılan oyun cihazları, cep telefonları, video kameralar , DVD oynatıcılar, GPS, PDA'lar, dizüstü bilgisayarlar, monitörler ve televizyonlar gibi hemen hemen her üründe OLED kullanılabilir. Düşük güç tüketimi, incelik, netlik, parlaklık ve geniş görüş açısı ile OLED'ler yeni nesil ekran teknolojisidir.


OLED bileşenleri LED gibi, OLED de katı bir yarıiletken cihazdır. 100 ile 500 nanometre (Nanometre: Metrenin milyarda biri.) kalınlığında, ya da yaklaşık olarak insan saçından 200 kat daha incedir. OLED'lerin iki ya da üç organik katmanı vardır, üç katmanlı tasarımda,

sonuncu katman, katottan ışık yayan tabakaya elektronların taşınmasına aracılık eder. Bu yazıda, iki katmanlı tasarımı baz alıyoruz. OLED şu parçalardan oluşur: Substrat: OLED'i destekleyen, yataklık eden tabakadır. Anot: Cihazdan akım geçerken, pozitif yüklü oyuklar oluşturur negatif

yüklü elektronların geçebilmesi için. Şeffaftır. Organik katmanlar: Bu katmanlar organik moleküllerden veya polimerlerden yapılır. • İletim katmanı: Bu tabaka organik plastikten (Meselâ polyaniline) imal edilir ve anottan elektron oyukları taşır.


Yayıcı katman: İletim katmanından farklı organik plastikten (Örnek: Polyfluorene) yapılır,

OLED'lerin üretilişi Üretimin en büyük kısmını, substrat denilen tabakaya organik katmanların uygulanması işlemi oluşturuyor. Bu da üç şekilde yapılabilir. Vakumlu yoğunlaştırma: VTE, yani vakumlu termal buharlaştırma olarak da bilinir. Aslında bu işlem hem yoğunlaşma, hem buharlaşmayı içeriyor. Bir vakum odasında, organik moleküller uygun sıcaklıkta ısıtılarak, buharlaştırılır ve yukarıda, soğutulmuş substrat üzerinde ince filmler olarak yoğunlaşması sağlanır. Bu yöntem pahalıdır ve verimli değildir.

katottan elektronları taşır, işte ışık burada oluşur. Katot: OLED'in tipine bağlı olarak şeffaf olabilir de,

Organik buhar değişimli yoğunlaştırma (OVPD): Düşük basınçlı ortamda, duvarları ısıtılmış tepkime odasında, taşıyıcı bir gaz, buharlaşmış organik molekülleri soğutulmuş substrat üzerine taşır ve yine burada bu moleküller yoğunlaşarak ince film hâlini alır. Taşıyıcı gaz kullanılması, verimi arttırır ve OLED üretiminin masrafını azaltır. Mürekkep püskürtmeli çıktı: Bu teknoloji ile, OLED'ler substrat üzerine aynı çıktı alınırken olduğu gibi mürekkebe benzer şekilde püskürtülür. Bu da, OLED üretim masrafını çok azaltır ve çok büyük

olmayabilir de. Katot cihaza gerilim uygulandığında elektronları veren tabakadır. •

görüntü panelleri yapmayı mümkün kılar, 200 ekran televizyon veya elektronik reklam panoları gibi. Yukarıdaki resimde bunun bir örneğini görebilirsiniz. Peki OLED'ler nasıl ışık yayar? OLED'ler, LED'lere benzer şekilde ışık yayarlar, elektro-fosforışıma şeklinde.


Olay şu şekilde işliyor: 1. Bir güç kaynağından, OLED'e gerilim uygulanır. 2. Katottan anoda organik tabakaların içinden doğru elektron akışı olur. • Katot, ışık yayıcı organik tabakaya elektronları verir. • Anot iletim katmanından elektronları çeker, yani pozitif yüklü oyuklar verir. (Bu oyuk kavramı yükseköğretim seviyesinde elektronik dersi almış kişilerin müfredatında mutlaka vardır. Ortaöğretimde, meslekî

veya meslekî olmayan okullarda anlatılıyor mu bilmiyorum.) 3. Yayıcı ve iletim katmanları arasındaki sınırda, elektronlar, oyukları bularak devresini tamamlar. • Bir elektron, elektron oyuğu bulduğu zaman oraya yerleşir. (Atom'un o orbitalindeki eksik yeri doldurur. Bunu da lise kimya müfredatından hatırlıyorsunuzdur. Hatırlamasanız da ÖSS hatırlatıyor :) 1s diye başlıyor hani)

Bu olay meydana geldiğinde, elektron, ışık (foton) şeklinde enerji salar. 4. OLED ışığı yayar. 5. Işığın rengi, yayıcı katmandaki organik molekülün tipine bağlıdır. Üreticiler, renkli OLED görüntüleyicileri yapabilmek için, birden fazla renkli organik film koyar. 6. Işığın parlaklığı veya yoğunluğu uygulanan elektrik akımına bağlıdır, akım arttıkça, parlaklık artar. •


Küçük molekül OLED mi, Polimer OLED mi? 1987 yılında, Kodak bilimadamları tarafından ilk OLED'lerde kullanılan 1990'lardan beri, araştırmacılar ışık yaymak için büyük polimer moleküller kullanıyor. Polimerler daha ucuza maledilebiliyorlar ve büyük alanlar üzerine yayılabiliyorlar, bu yüzden büyük ekran görüntü panelleri için daha uygun. OLED Türleri Değişik tipte OLED'ler vardır: • Pasif Matriks • Aktif Matriks • Şeffaf • Tepeden ışık yayan • Kıvrılabilen • Beyaz ışık yayan

moleküller, küçük organik tiplerdi. Küçük moleküller gayet parlak ışık yaymasına rağmen, bilimadamları bu

molekülleri vakumlu odada yoğunlaştırma yöntemi ile substratın yüzeyine koymak zorundaydı.

Herbirinin değişik kullanım alanı var. İlk iki madde piksel sürme modeli, diğerleri katman ve karakteristiğe göre tasniftir. Pasif Matriks OLED (PMOLED): PMOLED'lerde katot şeritleri, organik tabakalar ve anot şeritleri vardır. Anot şeritleri, katot şeritlerinin dikine hizalanmıştır. Katot ve anotların birleşme noktaları, ışığın oluştuğu pikselleri oluşturur. Bir devre ile ilgili anot ve katot şeritlerine akım verilir, böylece hangi pikselin yanıp yanmayacağı belli olur. Ve yine, her pikselin

parlaklığı uygulanan akımla orantılıdır.

Aktif matriks OLED (AMOLED): AMOLED'lerin şeritler yerine tam katman katot, organik molekülleri ve

anodu vardır, ama anot tabakası ince film transistör (TFT) bir tabaka üzerine yayılmıştır, bu şekilde matriks oluşur. TFT

düzeneğinin kendisi, hangi pikselin yanıp yanmayacağını belirleyen devredir.

PMOLED'lerin imâli kolaydır ama diğer OLED tiplerinden daha fazla güç tüketirler, ana sebebi ise, sürülmesini sağlayan harici devredir. PMOLED'ler metin ve ikonların görüntülenmesinde çok verimlidir ve en iyi 2-3” köşegen boyuna sahip küçük ekranlara uyar, telefonlar, PDA'lar ve MP3 çalarlarda görebileceğiniz gibi. Bahsedilen devreye rağmen, pasif matriks OLED'ler, mevcut LCD'lerden daha az güç tüketir.


AMOLED'ler, PMOLED'lerden daha az güç tüketir çünkü TFT düzeneği, harici sürme devresinden daha az güç tüketir, bu yüzden daha büyük ekranlarda verimlidirler. AMOLED'lerin videolar için daha uygun olan daha hızlı bir yenileme süreleri vardır. AMOLED'ler için en iyi kullanım alanları bilgisayar monitörleri, büyük ekran televizyonlar, elektronik işaretçiler (display derdim ama konudan ötürü karışmasın :) Bankalarda falan sıra kaçta, size gelmiş mi, duyuruların yazdığı basit display tipi) ve reklam panolarıdır. Şeffaf OLED: Şeffaf OLED olarak anılan cihazların bütün tabakaları şeffaftır, cihaz

kapatıldığında, görevi yataklık ve destek olan substrat tabakası dahil, ışığı %85 geçirgendir. Şeffaf OLED açıldığında ise, her iki tarafından da ışık geçebilir. Pikselleri aktif veya pasif matriks ile sürülebilir. MAKALELER OLED ile LED arasında ne fark var? Açılımı "Organik Işık Yayıcı Diyot" olan OLED, LED'den tamamen farklı bir sürece sahiptir. "Organik", iki iletkenin arasında bulunan karbon filmi kastetmektedir. OLED paneller, elekrik akımı geçtiğinde kendi ışıklarını yayarlar. LCD ekranındaki hücreler ise iletici özelliğe

sahiptir ve dış kaynaktan gelen bir ışığa ihtiyaç duyar. Bugüne dek OLED panellerin ömrü tartışılıyordu, ancak bu da değişmek üzere.

OLED'in ne gibi avantajları var? Oyun ve sinema tutkunları, OLED'i çok sevecekler. Zira ekran, yüksek tepki süresiyle sizi etkiliyor. OLED ekranlar, LED arka aydınlatmalı LCD panellerden 1.000 kat daha hızlılar. OLED ekranlarda hızla hareket eden görüntüler bile tüm detaylarıyla gösteriliyor.


OLED  
Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you