Issuu on Google+

Kanser, bebek hayallerinizi ertelemesin

10 adımda

bağışıklığınızı güçlendirin

Tansiyonu ne kadar

düşürmek gerekli?

A

ZD

İR

İS O CA K - N

N

SA

Y I :11 Ü C R

ET

H AYAT G Ü Z E L D I R - L I F E I S B E AU T I F U L

Kalp kapakçığında TAVI yöntemi

Saç dökülmesinde hücresel tedavi

Bel ağrısı canınızı yakmasın

Obezite cerrahisi ile yeni başlangıç


Ö n söz Tam 3 yıl önce.. İstanbul Ulus’ta kapılarımızı açtığımız ilk gün hastanemizde dünyaya gelen Çağla Bebekle aynı anda “Merhaba” dedik hayata… Ardından 2 yıl sonra Ankara Çankaya’da ikinci Liv Hospital’ı açmanın mutluluğu ve gururunu yaşadık. Liv Hospital nasıl büyüyecek? Nasıl gelişip serpilecek? derken… Önce emeklemesine, sonra ilk adımlarına sonra da koşarak zirveye tırmanması için tek yürekle, hiç durmadan çalıştık… Amacımız sağlıkta yepyeni bir marka olan Liv Hospital’ı kısa sürede yalnızca Türkiye’de değil dünyada önemli bir marka ve referans merkezi haline getirmekti… Ve öyle de oldu… Dünyada parmakla gösterilen sayıda sağlık kuruluşunun alabildiği, merkezi ABD’de olan tarafsız bir şirket tarafından yapılan zorlu denetimden hatasız geçtik. Liv Hospital olarak uluslararası düzeyde geçerli “Center Of Excellence” “Mükemmeliyet Merkezi” Akreditasyonuna Robotik Cerrahi, Kolorektal Cerrahi ve Obezite Cerrahisi dallarında sahip olduk… Türkiye’nin ilk kurumsal “Mükemmeliyet Merkezi” artık Liv Hospital … 2016 yılında daha nice uygulamalarımızla, yolumuza yeni bir faz ile devam ediyoruz. İstinye Üniversitesi kapsamında hizmete girecek olan Liv Hospital Tıp Fakültesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin hazırlıklarını hızlandırdık. Bu da misyonumuza sağlık hizmet üretimi ve tıp eğitimi ile sağlık bilimleri fakültelerinin el ele olacağı başka sorumluluklar ekleyecek… El ele yürümekte olduğumuz bu süreçte ortak akılla, öncülük ettiğimiz nitelikli sağlık hizmetleri sunumunda sektöre örnek olmaya devam edeceğiz. Sanat ve bilimi buluşturan bir sağlık kuruluşu olmaya, hastalarımız ve yakınlarının huzur bulacakları bir ortam yaratmaya gayret ediyoruz. Bu bağlamda başta görme engelli çocuklara kaynak sağlayan “Parıltı Derneği”, birçok sanatçı ve önemli konuşmacılarla yaptığımız sergi ve sempozyum etkinliklerine imza atıyoruz. Gerçekleştirdiğimiz bu projelerde siz değerli okuyucularımızı da aramızda görmeyi arzu ediyoruz. Topluma daha faydalı olacağımız daha nice bilimsel ve sanatsal projede bir arada olabilmek ümidiyle…

Meri İstiroti

Liv Hospital Grup Koordinatörü

Liv Hospital I 1


İçindekiler Mart-Nisan-Mayıs-Haziran 2016

30 40 54

28

Kanser, bebek hayallerinizi ertelemesin 30 Kış güneşi de cildinizi kurutur 32 Bel ağrısı canınızı yakmasın 34 Obezite cerrahisi yaşam süresini uzatıyor 36 TAVI yöntemiyle kalp hastalarında risk en aza iniyor 38 Saç dökülmesine hücresel tedavi 40 Doğru nefes ile KOAH ve astıma dur deyin! 42 Prostat büyümesi HoLEP ile tekrar etmez 44 HPV kabusunuz olmasın 2 I Liv Hospital

46 Sağlıklı yaşamın anahtarı

Check-up 48 Demir eksikliği büyüme geriliğine yol açabilir 50 Kemoterapi ile ilgili merak edilen 4 soru 52 Robotik diz cerrahisi ile yeni hayat 54 Tansiyonu ne kadar düşürmek gerekli? 56 Yeni annelere mini rehber 58 Doğum lekeleri kader değil 60 Göğüs açılmadan 4 cm’lik kesiyle Robotik Bypass


62 Kronik hastalıklarla

baş etme yolları 64 Mide tüpüyle beslenme yaşam kalitesini yükseltiyor 66 Varislerinizden öğle tatilinde kurtulabilirsiniz! 68 Parkinsona bağlı titremeye pilli tedavi 70 Soğuk hava karın yağlanması yapıyor 72 İnatçı sinüzite cerrahi müdahale

56

74 Ofisiniz hasta mı ediyor? 76 Melanom riskinizi test edin! 78 Erkek tipi kıllanmaya lazerli çözüm 80 Kış kazalarına dikkat! 82 10 adımda bağışıklığınızı güçlendirin 84 Misafir mektupları 86 Sıra dışı hekimler 88 Anlaşmalı kurumlar

Liv Hospital Adına İmtiyaz Sahibi Muharrem Usta Yayın Adı Live Yayın Türü

Yerel Süreli / 4 Ayda Bir Türkçe

Yönetim Yeri

Liv Hospital Ahmet Adnan Saygun Cad. Canan Sok. No:5 Pk: 34340 Ulus, Beşiktaş İstanbul

Sorumlu Yazi İşleri Müdürü Meri İstiroti Yayın Kurulu Prof. Dr. Oktar Asoğlu Dr. Adil Tanık Dr. Gamze Demirtaş Mine Tuduk Eylem Gökalp Yayın Tasarım Ve Uygulama Karsel ve Zaimoğlu Yayıncılık ve Danışmanlık San. Tic. Ltd. Şti. Nispetiye Cad. Peker Sok. 30/4 1. Levent-Beşiktaş

Koordinatör Mürüvvet Altundağ Editör Serpil İnci Özkoca Kreatif Direktör Hasan Fehmi Bayramoğlu Art Direktör Hüsniye Yakut Baskı

Yıkılmazlar Basım Yay. Prom ve Kağıt San. Tic. Ltd. Şti. Evren Mah. Hadımköy-Gülbahar Cad. No: 62/C Güneşli-Bağcılar / İstanbul Tüm hakları Liv Hospital’a aittir, alıntı yapılamaz. Bilgilendirme amaçlı hazırlanan bir yayındır.

Liv Hospital I 3


Katkıda bulunanlar

Doç. Dr. Adem Uçar İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi mezunu Radyoloji Uzmanı Doç. Dr. Adem Uçar, ameliyatsız durdurulabilen kanamaları ve doğum lekelerini anlatıyor. Sf: 26-58

Uzm. Dr. Ahmet Günay İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi mezunu Dermatoloji Uzmanı Ahmet Günay, genetik hastalık epidermolysis bullosanın tedavisiyle ilgili bilgi veriyor. Sf: 26

Prof. Dr. Ahmet Özkara İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Kardiyovasküler Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Özkara, robotik bypass ameliyatlarıyla ilgili bilinmesi gerekenleri aktarıyor. Sf: 24-60

Doç. Dr. Bahadır Ege Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Bahadır Ege, obezite ameliyatlarında kullanılan robotik cerrahinin avantajlarıyla ilgili bilgi veriyor.

Uzm. Dr. Alev Özsarı Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu İç Hastalıkları Uzmanı Alev Özsarı, ağızdan gıda alamayan hastalarda beslenme desteğinin mutlaka gerekli olduğuna dikkat çekiyor. Sf: 64

Prof. Dr. Ahmet Yılmaz Nişancı İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Yılmaz Nişancı, tedavi edilmeyen yüksek tansiyonun yol açtığı sorunları aktarıyor. Sf: 24-54

Op. Dr. Ali Enver Kurt İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi mezunu Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Ali Enver Kurt, kanser tedavisi gören kadınları bilgilendiriyor. Sf: 28

Doç. Dr. Alp Burak Çatakoğlu İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi mezunu Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Alp Burak Çatakoğlu, TAVI yönteminin hayat kurtarıcı olduğunu belirtiyor. Sf: 36

Op. Dr. Bekir Sıtkı Aslan Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Bekir Sıtkı Aslan, canlı cerrahi ile gerçekleşen katarakt ameliyatlarını anlatıyor. Sf: 20

Uzm. Dr. Banu Taşçı Fresko İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Nöroloji Uzmanı Banu Taşçı Fresko, tedavi edilmeyen yüksek tansiyonun, inmenin en önemli nedeni olduğuna dikkat çekiyor. Sf: 54

Op. Dr. Başak Güler Hacettepe Tıp Fakültesi mezunu Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Başak Güler, yeni annelere doğum sonrasında dikkat edilmesi gerekenleri aktarıyor. Sf: 56

Uzm. Dr. Belkıs Kütük Hacettepe Tıp Fakültesi mezunu Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Belkıs Kütük, çocuklarda demir eksikliğine karşı, beslenme konusunda yapılacaklara dikkat çekiyor. Sf: 48

4 I Liv Hospital

Sf: 27

Doç. Dr. Binnur Şimşek İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Binnur Şimşek, beslenme tüpü olarak bilinen PEG yönteminin avantajlarını sıralıyor. Sf: 64


Doç. Dr. Cem İyibozkurt İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Cem İyibozkurt, kanser tedavisi gören kadınlara bilgi veriyor. Sf: 28

Prof. Dr. Cem Sungur Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Cem Sungur, check-up’ın önemine dikkat çekerek, gelinen son noktayı anlatıyor. Sf: 46

Prof. Dr. Cengiz Pata Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Pata, böbrek, karaciğer gibi hastalıkların kronik ülserle karşımıza çıkabileceğini söylüyor. Sf: 62

Op. Dr. Cevahir Tekcan İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Cevahir Tekcan, HPV enfeksiyonun yol açtığı hastalıklarla ilgili bilgi veriyor. Sf: 44

Doç. Dr. Çağatay Öztürk Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Omurga Cerrahisi Bölüm Başkanı Doç. Dr. Çağatay Öztürk, bel ağrılarının omurga sorunlarından kaynaklanabileceğini belirtiyor. Sf: 32

Doç. Dr. Duygu Derin İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Medikal Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Duygu Derin, “Kemoterapi tedavisinin etkileri ne zaman geçer” sorusunu cevaplıyor. Sf: 50

Doç. Dr. Emel Güngör Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Dermatoloji Uzmanı Doç. Dr. Emel Güngör, erkek tipi kıllanmada lazer epilasyonun kalıcı bir tedavi olduğunu ifade ediyor. Sf: 78

Uzm. Dr. Emre Çenesiz Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Emre Çenesiz, çocuklarda büyüme geriliğine neden olan demir eksikliği konusunda bilgi veriyor. Sf: 48

Prof. Dr. Erdal Karaöz Dicle Üniversitesi mezunu Kök Hücre Üretim Merkezi sorumlusu Prof. Dr. Erdal Karaöz, saç ekiminde uygulanan kendi geliştirdiği hücresel tedaviyi anlatıyor. Sf: 38

Uzm. Dr. Eren Eroğlu İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Check-Up ve Sağlıklı Yaşam Kliniği Uzmanı Eren Eroğlu, check-up’ın önemine ve ofiste alınacak önlemlere dikkat çekiyor. Sf:46-74

Uzm. Dr. Esra Hatipoğlu İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi mezunu Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Esra Hatipoğlu, erkek tipi kıllanmayla ilgili bilgi aktarıyor. Sf: 78

Prof. Dr. Ferah Ece Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ferah Ece, doğru nefes almamanın akciğer sorunlarına yol açtığını anlatıyor.

Prof. Dr. Fikret Arpacı İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Fikret Arpacı, kemoterapi tedavisi gören hastaların merak ettiği soruları cevaplıyor. Sf: 50

Fizyoterapist Fulden Şahman Çakır Başkent Üniversitesi mezunu Solunum Fizyoterapisti Fulden Şahman Çakır, nefes terapisinin önemine dikkat çekerek doğru nefes alıp verme tekniklerini anlatıyor.

Uzm. Dyt. Gaye Başkurt Başkent Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü mezunu Beslenme ve Diyet Uzmanı Gaye Başkurt, bağışıklık sistemini güçlendirip koruyacak tavsiyelerde bulunuyor. Sf: 82

Sf: 40

Sf: 40

Liv Hospital I 5


Katkıda bulunanlar

Op. Dr. Halil Hüzmeli Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Halil Hüzmeli, robotik kalp cerrahisinin önemini vurgulayarak avantajlarını anlatıyor.

Prof. Dr. Gonca Gökdemir İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Dermatomoji Uzmanı Prof. Dr. Gonca Gökdemir, kış aylarında cilt sağlığını korumak için uygulanacak yöntemleri sıralıyor. Sf: 30

Doç. Dr. Gökhan Erdem Gülhane Askeri Tıp Akademisi mezunu Medikal Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Gökhan Erdem, kemoterapide hasta ve doktor ilişkisinin önemini vurguluyor. Sf: 25-50

Yard. Doç. Dr. Hakan Aydoğan Gülhane Askeri Tıp Fakültesi mezunu Enfeksiyon Uzmanı Yard. Doç. Dr. Hakan Aydoğan, ofiste çalışırken enfeksiyonlara karşı alınacak önlemlerle ilgili bilgi veriyor. Sf: 74

Uzm. Dr. İsmail Gönen İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İsmail Gönen, 800 gram doğan Atacan bebeğin hikayesini anlatıyor.

Doç. Dr. Kader Keskinbora Marmara Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Algoloji Uzmanı Doç. Dr. Kader Keskinbora, düşmelere bağlı olarak oluşan kırık ağrılarıyla baş etme yollarını aktarıyor. Sf: 80

Doç. Dr. Lütfi Tunç Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Konsültan hekim Doç. Dr. Lütfi Tunç, prostat tedavisinde uygulanan HoLEP yöntemi ile ilgili bilgi veriyor.

Prof. Dr. Murat Aksoy İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi mezunu Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Murat Aksoy, varis tedavisinde uygulanan son yöntemleri anlatıyor.

Prof. Dr. Mustafa Deveci Gülhane Askeri Tıp Akademisi mezunu Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Deveci, karın şekillendirme yöntemlerini aktarıyor.

Sf: 66

Sf: 70

Sf: 24-60

Doç. Dr. Hasan Altun Hacettepe Tıp Fakültesi mezunu Genel Cerrahi Uzmanı Hasan Altun, obezitenin tedavisinde kullanılan ilaçların diğer yöntemlere alternatif oluşturmadığını söylüyor. Sf: 34

Sf: 23

Uzm. Dr. Mehmet Osman Akçakaya İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Mehmet Osman Akçakaya, parkinson tedavisinde uygulanan yöntemleri anlatıyor. Sf: 68

Uzm. Dr. Meltem Topalgökçeli Selam İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Medikal Onkoloji Uzmanı Dr. Meltem Topalgökçeli Selam, kemoterapi tedavisinde beslenmenin önemini vurguluyor. Sf: 50

Uzm. Dr. Metin Okucu İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Metin Okucu, check-up muayenesinin süresi ve içeriğiyle ilgili bilinmesi gerekenleri aktarıyor. Sf: 46

6 I Liv Hospital

Sf: 27-42


Uzm. Dr. Mustafa Mutlu Karadeniz Teknik Üniversitesi mezunu Liv Hospital Ankara Check-up Kliniği Uzmanı Dr. Mustafa Mutlu, erkeklerin 40 yaşından sonra dikkat etmesi gerekenleri sıralıyor. Sf: 42

Uzm. Dr. Mustafa Yücel Kızıltan Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Çocuk Hastalıkları ve Yenidoğan Uzmanı Mustafa Yücel Kızıltan, yeni annelere çocuk bakımıyla ilgili mini bir rehber hazırladı. Sf: 56

Doç. Dr. Necmettin Çolak Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Necmettin Çolak, yaygın bir sağlık sorunu olan varisin teşhis ve tedavi yöntemleriyle ilgili bilgi veriyor. Sf: 66

Doç. Dr. Nedim Arda Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu KBB Baş ve Boyun Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Nedim Arda, çocuklarda sinüzit ameliyatının uzmanlık gerektirdiğini söylüyor. Sf: 72

Prof. Dr. Oğuz Öğretmenoğlu Hacettepe Tıp Fakültesi mezunu KBB Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Öğretmenoğlu, inatçı sinüzitlerin tedavisinde cerrahi yöntem uygulanması gerektiğini anlatıyor.

Prof. Dr. Özenç Minareci İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Nöroradyoloji Uzmanı Prof. Dr. Özenç Minareci, yeni doğan bebeklerde görülen doğum lekeleriyle ilgili bilgi aktarıyor. Sf: 58

Prof. Dr. Rıdvan Alaca Gülhane Askeri Tıp Fakültesi mezunu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Rıdvan Alaca, ofiste kas iskelet sorunlarına karşı yapılması gerekenleri sıralıyor. Sf: 74

Doç. Dr. Salim Ersözlü İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Salim Ersözlü, dikkatsiz yapılan kış sporlarının birçok probleme yol açtığını belirtiyor. Sf: 80

Uzm. Dyt. Serap Güzel Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü mezunu Diyetisyen Serap Güzel, bel fıtığı hastalarının kalsiyum alması gerektiğini belirterek bilgileri aktarıyor. Sf: 32

Doç. Dr. Serpil Salman İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Serpil Salman, diyabetlilerin yapması gerekenleri anlatıyor. Sf: 62

Uzm. Dr. Sevil Özdöl Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Dermatoloji ve Veneroloji Uzmanı Sevil Özdöl, kış aylarında cilt sağlığını korumak için önerilerde bulundu.

Uzm. Dyt. ��ükran Yıldız Atatürk Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü mezunu Beslenme ve Diyet Uzmanı Şükran Yıldız, bağışıklık sistemini güçlendirmek için yapılması gerekenleri anlatıyor. Sf: 82

Prof. Dr. Şükrü Sindel Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Şükrü Sindel, check-up’ın önemi ve karın yağlanmasına karşı önlemleri sıralıyor. Sf: 46-70

Prof. Dr. Talat Kırış İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Beyin ve Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Talat Kırış, parkinson hastalarında büyük başarı sağlayan beyin pilini anlatıyor. Sf: 68

Prof. Dr. Tekin Akpolat Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Tekin Akpolat, son yıllarda hipertansiyon ve böbrek gibi kronik hastalıkların arttığına dikkat çekiyor. Sf: 62

Sf: 30

Sf: 72

Liv Hospital I 7


Katkıda bulunanlar

Prof. Dr. Vedat Kaya Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Göz Hastalıkları uzmanı Vedat Kaya, görme yetisini kaybeden göze uygulanan kornea nakliyle ilgili bilinmesi gerekenleri aktarıyor. Sf: 22

8 I Liv Hospital

Doç. Dr. Yelda Tayyareci İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Yelda Tayyareci, TAVI yönteminin uygulanmasında ‘Kalp takımı’nın önemine dikkat çekiyor. Sf: 36

Uzm. Dr. Tuğçe Hürkal Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Tuğçe Hürkal, doğru nefes alıp vererek akciğer hastalıklarının önle önlenebileceğine dikkat çekiyor. Sf: 40

Op. Dr. Uğur Gönç Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Uğur Gönç, ofiste omurga ağrılarının oluşumunu engelleme yollarını sıralıyor. Sf: 74

Yard. Doç. Dr. Zehra Çağla Karakoç İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakülkesi mezunu Yard. Doç. Dr. Zehra Çağla Karakoç, cinsel yolla bulaşan HPV’den korunmak için kondom kullanımın önemini vurguluyor. Sf: 44

Uzm. Dr. Ziya Yavuz İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Saç Ekimi Uzmanı Dr. Ziya Yavuz, saç ekimiyle ilgili bilinmesi gerekenleri ve hücresel tedavinin üstünlüklerini anlatıyor. Sf: 38

Doç. Dr. Uğur Haklar Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Ortopedi ve Travmatoloji-Diz Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Uğur Haklar, MAKOplasty yönteminin avantajlarını anlatıyor. Sf: 52


Kurumsal haberler

Liv Hospital üç dalda

Mükemmelliyet Merkezi

Akreditasyonu aldı Sağlıkta uluslararası arenada lider olmak iddiasıyla 3 yıl önce sektöre yeni bir marka olarak giren Liv Hospital üç dalda dünyaca önemli Mükemmeliyet Merkezi Akreditasyonunu almaya layık görüldü.

L

iv Hospital, uluslararası tarafsız bir komisyon Surgical Review Cooperation (SRC) tarafından yapılan zorlu denetimden hatasız geçerek, robotik cerrahi, kolorektal cerrahi ve obezite cerrahisi branşlarında “Mükemmeliyet Merkezi Akreditasyonu”nu (Center Of Excellence) tamamlayarak eş yetkilendirildi. Dünyada çok az sayıda kurum tarafından alınabilen Center Of Excellence Akreditasyonu, ilgili kurum tarafından ABD dışında ilk defa, bir kuruma verildi. Neden Mükemmeliyet Merkezi? Öncelikle ilgili alanlardaki hekimin, yeterliliği, spesifik çalışmaları, dünya kriterleriyle eş değerde ve sayıda hastayı tedavi etmesi, komplikasyon, yeniden yatış, klinik verilerin analiz ve fonksiyonel sonuçlarının akredite olmuş kurumlarla eş değer olduğunun, denetleyici heyete kanıtlanması gerekiyor. Ayrıca denetimde hasta tedavi protokollerinin, diğer disiplinlerle yapılan ortak toplantılarla karar alınarak belirlendiği, bakım

10 I Liv Hospital

hizmetleri ve sonuçlarının bir bütün içinde olduğu, geçmişten geleceğe planlanarak oluşturulduğu kanıtlanmak zorunda. Kurumsallaşma ve tedavi çıktılarının belli bir kalitenin üzerinde olması da temel başvuru kriterleri arasında yer alıyor. Liv Hospital tüm başvuru kriterlerini karşıladıktan sonra, Amerika’dan denetim için gelen komisyon üyeleri tarafından 2 gün boyunca süren bir incelemeden geçti. Liv Hospital cerrahlarının gerçekleştirdiği


Geçmişten geleceğe denetim kuralları!

Liv Hospital Grup Koordinatörü Meri İstiroti, SRC’den Teressa Leath, Tıbbi Direktör ve Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Oktar Asoğlu, Obezite Cerrahı Doç. Dr. Hasan Altun

vaka sayıları ve komplikasyon oranları, yeniden yatış, yeniden ameliyat, komplikasyon oranları, eğitim ve yeterlilikleri, düzenli olarak yaptıkları sempozyum ve eğitimler, hekimden hemşiresine, kat görevlisinden yardımcı sağlık personeline kadar ilgili kişilerin görev, yetki ve sorumluluklarının değerlendirilmesi, doğru konsültasyon ve ekipman, anestezi ve cerrahi süreçlerin güvenliği, enfeksiyon kontrolü, güvenli ilaç kullanımı, hasta odaları, acil servis, muayene odaları, klinik bakım standardı protokolleri, onam formları, kurumsal adanmışlık ve destek grupları ile bina güvenliğine kadar pek çok alanda mercek altına alınarak sıkı bir denetim yapıldı. “Bu ipi hep birlikte göğüsledik” Mükemmeliyet Merkezi olmanın bir kültür meselesi olduğuna dikkat çeken Liv Hospital Grup Koordinatörü Meri İstiroti, “Liv Hospital olarak, misafirlerimize 360 derece bir yaklaşımla bütüncül tanı ve tedavi hizmeti sunuyoruz. Ancak kaliteli sağlık hizmetinin hastalarımız tarafından deneyimlenmesi ve bireysel memnuniyet bizim için çok önemli ama yeterli değil. Vizyonu olmayan şirketler ilerleyemez, hedefi olmayan şirketler ise büyüyemez. Hep birlikte bir ipi göğüslemek bambaşka bir duygu. Çabamız hiç bitmeyecek. Hasta bakımında fark yaratmayı her geçen gün daha da öne götüreceğiz. Kaliteli, verimli ve etkin sağlık hizmetini uluslararası düzeyde tescilli bir Mükemmeliyet Merkezi olarak yolumuza hız kesmeden devam edeceğiz. Mükemmeliyet Merkezi olmak sertifika almakla bitmiyor, bunu sürekli yaşatacağız” dedi.

✔ Robotik, kolorektal ve obezite cerrahisinde ilgili hekimlerin ilgili alanlardaki yeterliliği, belgelendirerek gerçekleştirdiği ameliyatların sayısı, komplikasyon oranları, sağ kalım oranları, enfeksiyon oranları uluslararası standartlarda veya daha iyi olmak zorunda. ✔ Hasta kayıtlarının doğruluğu tam olarak yansıtması. ✔ Her klinik için ayrı bir program direktörünün atanmış olması ve diğer tüm birimlerle multidisipliner bir çalışma formatı içinde vaka bazlı toplantılar oluşturarak ortak görüş birliği sağlanması ve kanıtlanması. ✔ Multidisipliner toplantılara yalnız hekimlerin değil tüm ilgili sağlık personelinin (hemşire, anestezi vs) katılması. ✔ İhtiyaç olduğunda 7/24 gerekli tüm konsültan hekimlerin hastanede olması ve komplikasyonlara en hızlı şekilde müdahale edilmesi. ✔ Obez hastalar için uygun tasarımda cihaz ve ekipmanın-altyapının bulunması. Hastalara uygun sandalye, yatak, MR cihazı, tansiyon aletleri, uygun wc yapısı gibi. ✔ İlgili branşların başında olan hekimlerin ulusal ve uluslararası birçok kurum tarafından kabul görmüş eğitim-sertifikasyona sahip olması, güçlü akademik altyapılarının olması. ✔ Hasta için gün gün ne yapacağını çok iyi anlatan iş akış şemaları ve haritaların her yerde bulunması. Böylece insan faktörüne bağlı hata oranı minimuma iniyor. ✔ Hastalara holistik bir yaklaşımın benimsenmesi. Örneğin obezite için gelen hastalara sadece doktor ve hemşirenin değil psikolog, diyetisyen, vs çalışanlarının her daim destek vermesi. ✔ Güçlü hasta eğitim yöntemlerinin kullanılması. Hasta eğitim görselleri, etkili sunum teknikleri, onam formlarının çok ayrıntılı oluşu, deneyimli eğitimci kadrosu, doğru ve sistematik veri yönetimi ve veri paylaşımında şeffaflık ilkesi.

“Kazanan toplum sağlığı olacak” Liv Hospital Tıbbi Direktörü Prof. Dr. Oktar Asoğlu, ise Mükemmeliyet Merkezi sertifikasını alabilmenin müthiş bir ekip başarısı olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Tıp hızla değişiyor, bilginin yarılanma ömrü hızla kısalıyor. Kaliteli sağlık hizmetinin ölçülebilir olması gerekmektedir. Performansa dayalı durumlarda, herkesin her şeyi yaptığı yapılarda tedavi çıktılarını değerlendirebilmek oldukça güç. Bu anlamda uluslararası bağımsız denetçi kuruluşların ilgili alanlardaki denetimi sağlık hizmetinin kalitesini artırmayı da destekleyecektir. Kazanan da toplum sağlığı olacaktır. Tıpkı eğitimde prestijli kurumların akredite olması gibi sağlık hizmetinde de akreditasyon süreçleri toplum sağlığı adına ülkemiz için yeni bir sayfa açacaktır.” Liv Hospital I 11


Kurumsal haberler

Kanserle Yolculukta

Destek Programı

L

iv’de ‘Kanserle Yolculukta Destek Programı’ devam ediyor. Kanser teşhisini yeni almış, tedavisi devam eden veya tedaviyi arkada bırakmış kişiler, haftalık buluşmalarda bir araya gelerek deneyimlerini paylaşıyor. Paylaşıyoruz, çünkü… Kanserle yaşamak hayatı değiştiren bir deneyim ve kanser tanısı almak insanın hayatta yaşadığı en büyük streslerden biri. Bu alanda yapılan destek toplantılarının amacı ise kanser deneyiminde ortaya çıkan duyguların ve zorlukların paylaşılabileceği güvenli bir alan yaratmak. Benzer deneyim yaşayan insanlarla bir arada olmak, başkalarının başa çıkma yöntemlerini duymak kişiyi destekliyor, süreçte yaşanan yalnızlığı azaltıyor. Liv Hospital’da tedavide bütüncül yaklaşım vizyonuyla, kanser tedavisi gören kişilere psiko-sosyal destek sunmak amacıyla 2014 yılının Mart ayından bu yana destek grupları devam ediyor. Kimler katılıyor? Paylaşım grubu kanser tanısı almış, tedavi gören, görmeyen veya tedaviyi arkada bırakmış herkese açık. Liv Hospital’da tedavi görmeyen kişiler de dışarıdan katılabiliyor. Gruba yakınlar dahil edilmiyor. Grupta liderliği alanda çalışan Klinik Psikolog Beril Yardımcı yapıyor, aynı zamanda kanser tedavisini uzun yıllar önce geride bırakmış ve uzun dönem paylaşım gruplarında bulunmuş gönüllü iki lider (survivor) katılıyor. Katılımcılar sağlık durumları ve hayat şartlarına göre her toplantıya gelemese de devamlılık göstermeye çalışıyorlar. Çünkü devamlılık oldukça, yakınlık artıyor ve konular derinleşebiliyor.

12 I Liv Hospital

Neler konuşuluyor? Tahmin edilenin aksine kanser, belki de en az konuşulan konu! Bu rahatsızlık ve tedavisi kişilerde önemli değişimler tetiklediğinden, paylaşımların odağı daha çok hayatın kendisi. Kişilerin bu süreçte neler öğrendiği, yaşadığı duygular, ihtiyaçları ile nasıl irtibatta olduğu, çevreye nasıl sınır koyduğu -‘Hayır’ dediği- ve aile ilişkileri konuşulanlara örnek... Beslenme, doktorlar ile ilişkiler, rahatsızlığa dair bilimsel ve somut tavsiyeler de paylaşılabiliyor. Katılımcılar ortaya hangi konuları getiriyorsa, paylaşım oradan ilerliyor.

Katılımcı paylaşımları l ‘Grup terapisinde konuşmak rahatlatıyor. Son toplantıdan sonra

girdiğim MR ve kemoterapide gruptaki insanların desteği çok iyi geldi’ (A.Y.E., Haz 2016) l ‘Bana çok iyi geliyor. Derdimi anlatmak, acımı paylaşmak. Acı paylaşılır azalır, mutluluk paylaşılır artar, acım azalıyor. Evden çıkmak da iyi geliyor, dönüşte de, ortamda da mutlu oluyorum.’ (G.B., Mayıs 2015) l ‘Benim için anlamı çok özel, her yönden. Şifa yönünden bile çok iyi geldiğini söyleyebilirim. İnsanların oraya üzgün gelip mutlu bir şekilde çıkması. Bir moral deposu oluyor. Moral buldunuz mu şifa da buluyorsunuz.’ (F.Y., Kasım 2015) Katılım için Tel: 0530 172 96 57


Diyabet günü unutulmadı

1

4 Kasım Dünya Diyabet Günü’nde Liv Hospital Ulus birçok etkinliğe imza attı. Hastane, diyabeti dünya genelinde temsil eden mavi balonlarla süslenerek diyabet farkındalığına dikkat çekildi. Liv Hospital girişinde karşılanan misafirlerle Dünya Diyabet Günü temalı fotoğraflar çekilerek sosyal medyada paylaşıldı. Ankara’da diyabet kahvaltısı yapıldı Liv Hospital Ankara’da ise hastalığa farkındalık yaratmak ve konunun önemini vurgulamak amacıyla Diyabet Kahvaltısı

düzenledi. Kahvaltıda, Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Göksun Ayvaz, Diyet ve Beslenme Uzmanı Müge Özturna, Diyabet Hemşiresi ve fizyoterapi uzmanı sunum yaptı. Davetlilerin sorularını yanıtlayan uzmanlar diyabetle ilgili dikkat edilmesi gerekenleri anlattı.

Liv Hospital’da nefes terapisi eğitimi Liv Hospital Ulus 18 Kasım Dünya KOAH Günü’nde bilgilendirici ve eğitci bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Halka açık olarak düzenlenen etkinlikte Liv Hospital Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ferah Ece, astım ve KOAH hastalığı ile ilgili yaşam kalitesini yükseltmenin yollarına değindi. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Tuğçe Hürkal ise son yıllarda ilaçlara ek olarak hastalara uygulanan akciğer reha-

bilitasyonu ve nefes egzersizlerinin tedavide sağladığı avantajları anlattı. Solunum fizyoterapisti Fulden Şahman ise nefes egzersizlerini uygulamalı gösterdi.

40 yaşın üstündeki her 10 kişiden biri KOAH Dünya KOAH Günü dolayısıyla Liv Hospital Ankara’da da bir basın toplantısı düzenlendi.

KOAH’nın masaya yatırıldığı basın toplantısında gazetecilere de solunum fonksiyon testi yapıldı. 40 yaşın üstünde her 10 kişiden birinin KOAH hastası olduğunu söyleyen Liv Hospital Ankara Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Uğur Gönüllü, en önemli nedenlerden birinin sigara olduğuna dikkati çekti. Doğru nefes almamanın da akciğer sorunlarına yol açtığı belirtildi.

Liv Hospital I 13


Kurumsal haberler

“Damarsal Check up” ile sağlığınız kontrol altında

D

amar sertliği (Ateroskleroz) doğduğumuz andan başlayan ve ölene kadar devam eden bir süreç. Damar sertliğine bağlı olarak gelişen, damar tıkanıklığı yıllar içinde fark edilmeden sinsice ilerliyor ve felç, kalp krizi, bacakta kangren hatta aort yırtılmasına bağlı olarak oluşan ani ölüme kadar giden sonuçlara neden olabiliyor. Ancak düzenli kontrol ve erken tanı ile tüm bu olumsuz sonuçların önüne geçmek mümkün. Boyun damarları, böbrek damarları, aort ve bacak damarlarının tarandığı “Damarsal Check up” programı ile damar sağlığınız kontrol altında olacak. Liv Hospital toplum sağlığına verdiği değerden yola çıkarak yeni ve çok kapsamlı bir “Damarsal Check up” tarama

programı oluşturdu. Damar hastalıklarının tanı ve tedavisi için dünya çapında en sık başvurulan yöntemlerden olan “Damarsal Check up Tarama Programı” ile damar sertliğine ve hayatınızı tehdit eden risklere karşı önlem alabilirsiniz. Projeden 40  yaş üstü diyabetli hastalar, 50 yaş üstü yüksek tansiyon, kolesterol ve diyabet hastaları ile sigara kullanan ve aile geçmişinde damar sağlığı ile ilgili hastalığı bulunan 60 yaş üstü herkes ücretsiz olarak faydalanabilecek.

Cemalnur Sargut’la Mesnevi’nin iyileştirici gücü Tasavvuf araştırmacısı, yazar Cemalnur Sargut Liv Hospital’da “Mesnevinin iyileştirici gücü” üzerine bir söyleşi gerçekleştirdi. Cemiyet ve sanat dünyasından ünlü yüzlerin katıldığı söyleşiye birçok hasta ve yakınları da katıldı. Tasavvuf ve Mesnevi üzerine onlarca çalışması, makalesi ve birçok kitabı bulan Sargut, konuşması ile dinleyicilerine çok özel anlar yaşattı. 14 I Liv Hospital

‘Anne Baba Okulu’ Ulus Musevi Lisesi’nde gerçekleştirildi Liv Hospital, anne ve baba adaylarını ebeveynliğe hazılamak için yaptığı “Anne Baba Okulu” seminerini Ulus Özel Musevi Lisesi’nde gerçekleştirdi. Yoğun katılımın olduğu seminerde Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Cem İyibozkurt anne adaylarını gebelik, doğum ve doğum sonrası ile ilgili bilgilendirirken, Yenidoğan Hemşiresi Nazife Can yenidoğan bebeğin nasıl yıkanması, bakımının nasıl yapılması gerektiğini anlattı. Anne adaylarının emzirme ile ilgili sorularını yanıtladı.


Nilay Özenbay heykelleri

Liv Hospital’da

H

eykeltraş Nilay Özenbay’in “Devinim” üzerine kurguladığı eserleri Liv Hospital İstanbul’da sergilendi. Açılış kokteyline cemiyet hayatından pek çok kişinin ve sanatseverin katıldığı sergi, Liv Hospital misafirleri tarafından da yoğun ilgi gördü. Liv Hospital Genel Koordinatörü Meri İstiroti’nin ev sahipliği yaptığı sergiye Feryal Gülman, Meltem Demir, Gülseren Eren, Elif Eren, Esra Cevahir, Parıltı Derneği Başkan Yardımcısı Neşe Gönül, Monik İpekel, Kültür Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Bahar Akıngüç, Nuran Koçdur, Elif Yücel, Sevil Dilek, Selva Kazova gibi cemiyet hayatından pek çok ünlü isim katıldı. Liv Hospital’da sergilenen eserlerin satışından elde edilen gelirin bir kısmı heykeltıraş Nilay Özenbay tarafından Parıltı Derneği’ne bağışlanacak. Liv Hospital I 15


Kurumsal haberler

Beyin kanaması ve beyin tümörü tarama programı ile sağlıkla kal

B

eyin hastalıkları gittikçe artan sıklıkla görülüyor. Bu hastalıkların bazıları verdiği belirtiyle kolayca fark edilebilirken, bazıları da yıllarca belirti vermeden kalabiliyor. Beyin hastalıkları yapısal ve fonksiyonel olmak üzere 2 grupta değerlendiriliyor. Alzheimer ve Parkinson hastalığı gibi fonksiyonel hastalıklar neden oldukları bulgularla kolayca tanınıyor. Ancak beyin tümörü veya beyin-boyun damar hastalıkları ve buna bağlı olarak gelişebilen anevrizma (beyin kanaması) gibi bazı yapısal hastalılar belirti verinceye kadar yıllarca fark edilemiyor. Belirti verdiklerinde de, ortaya çıkan tablo ölüm veya felç olabiliyor. Ciddi sonuçlara yol açabilen yapısal hastalıklar da erken teşhis amacıyla beyin check-up yaptırmak büyük önem taşıyor. Özellikle ailesinde beyin tümörü, beyin kanaması veya felç gibi hikayesi olan

kişiler, şiddetli baş ağrısı çekenler öncelikli risk grubunda yer alıyor. Liv Hospital Beyin Kanaması ve Beyin Tümörü Tarama Programı ile Beyin check up içeriği oluşturuldu. Her yaş grubu için programa başvuran kişilere detaylı bir nörolojik muayene yapılmasını takiben yaş ve risk grubuna göre uygun görüntüleme yöntemleriyle inceleme yapılıyor. Görüntüler deneyimli bir ekip tarafından yorumlanarak, hastanın durumu nörolojik bilimler konseyinde değerlendiriliyor. Unutulmaması gereken 2 nokta 1- Beyin kanaması ve felç önlenebilir bir hastalıktır. 2- Erken tanı konulması halinde beyin tümörü çok başarılı bir şekilde tedavi edilebilir. Bu nedenle, beyin check-up programına katılmanızı öneriyoruz.

Cemiyet hayatının ünlü isimleri, Liv Hospital’da görme engelli çocuklar için buluştu Liv Hospital, Parıltı Görmeyen Çocuklara Destek Derneği yararına düzenlenen resim sergisine ev sahipliği yaptı. Cemiyet hayatından birçok ismin katıldığı sergi görme engelli olan çocuklar için ışık oldu. Neşe Gönül’ün başkan yardımcılığını üstlendiği ve Monik İpekel’in yönetim kurulu üyesi olduğu Parıltı Görmeyen Çocuklara Destek Derneği adına, az gören ya da görme engeli bulunan 16 I Liv Hospital

çocuklar yararına Liv Hospital’da resim sergisi gerçekleşti. Liv Hospital Grup Koordinatörü Meri İstiroti, Asuman Tokgöz, Neşe Gönül, Esra Soydan, Buket Dinçerler ve Hatice Ölçer’in eserlerinin yer aldığı sergide satılan resimlerden elde edilen tüm gelir görmeyen çocukların eğitimine bağışlandı.


İleri Kardiyovasküler Çözümler 2015 Sempozyumu

L

iv Hospital tarafından ikinci kez düzenlenen, uluslararası “İleri Kardiyovasküler Çözümler 2015” ACS 2015 Sempozyumu Bilgi Üniversitesi Santral İstanbul Kampüsü’nde yurt dışı ve yurt içinden kardiyoloji uzmanlarının yoğun katılımı ile gerçekleştirildi. Liv Hospital Kardiyoloji Uzmanları Doç. Dr. Alp Burak Çatakoğlu, Doç. Dr. Enis Oğuz, Doç. Dr. Yelda Tayyareci, Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Özkara’nın ev sahipliği yaptığı sempozyumda dünyada ve ülkemizde kullanılan son gelişmeler ve tedavi yöntemleri

anlatıldı. Sempozyumda Doç. Dr. Alp Burak Çatakoğlu tarafından daha önce girişimsel yöntemle kasıktan veya göğüsten küçük bir kesiyle girilerek, göğüs kafesi açılmadan gerçekleştirilen kalp kapağı değişimi TAVI uygulaması anlatıldı. Ayrıca Londra

Üniversitesi’nden Dr. Christos Bourantas ile Doç. Dr. Çatakoğlu, koroner damarın çatallaştığı ve bypass operasyonu önerilmiş bir hastanın cerrahiyi istememesi üzerine sempozyum salonuna canlı olarak aktardıkları bir stentleme olgusu yaptı.

Liv Hospital’a Türkiye Spor Adamları Ödülü Geleneksel olarak düzenlenen 14. Spor Adamları Ödülleri sahiplerini buldu. 43 kategoride ödül dağıtılan gecede, Liv Hospital spora verdiği destek nedeniyle ödüle layık bulundu. Gecede, Liv Hospital Grup Koordinatörü Meri İstiroti katıldı. Liv Hospital’ın tıbbi kadro ve son teknolojiyle her zaman spor ve sporcunun yanında olduğuna dikkat çeken İstiroti “Bu gurur verici ödülü tüm hekim ve çalışma arkadaşlarım adına alıyorum” dedi.

Gastroenterolojide ablasyon tedavisinin yeri konuşuldu Liv Hospital’da 25 Aralık’ta “Gastroenterolojide Ablasyon Tedavisinin Yeri; Barrx” toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Pata ve Uzm. Dr. Reskan Altun’un endoskopi ile Barret Ablasyon tedavisi gerçekleştirdi. Canlı olarak toplantı salonuna yansıtılan işlem hekimler tarafından ilgiyle izlendi.

Liv Hospital I 17


Kurumsal haberler

Liv Hospital’dan Koruncuk Vakfı’na anlamlı destek

L

iv Hospital, Koruncuk Vakfı ile gerçekleştirdiği protokol kapsamında Koruncuklara yönelik bir dizi destek organizasyonu gerçekleştiriyor. İhtiyacı olan Koruncuk çocuklarının tedavi ve ameliyatlarını üstlenen Liv Hospital, Bolluca Köyü’nde verdiği seminerlerle de Koruncuk çocuklarının sağlık alanında

bilinçlenmesine katkıda bulunuyor. 14 Eylül İlk Yardım Haftası’nda Prof. Dr. Simru Tuğrul ve Dr. Tülay Tekin’in katılımlarıyla ilk yardım eğitimi verildi. Koruncuk Vakfı için farkındalığı artırmak amacıyla web sitesine Koruncuk online bağış ikonu ekleyen Liv Hospital, 37. İstanbul Maratonu’na da çalışanları ile birlikte Koruncuk

logolu şapka ve tişörtlerle katıldı. Sosyal medyada paylaştıkları Koruncuk hashtag’li paylaşımlarıyla da beğeni rekorları kırdılar. Ayrıca www.livhospital.com adresindeki online hizmetlerimiz bölümündeki “E geçmiş olsun”a bilgilerinizi girerek, Koruncuk Vakfı’na bağışta bulunabilir hem de yakınlarınıza “Geçmiş Olsun” sertifikası gönderebilirsiniz.

Stres Yönetimi eğitimine devam Liv Hospital Eğitim Departmanı, iş yerinde yaşanılan stresle başa çıkmanın püf noktalarını 6 aydır verdiği düzenli eğitimle personeline aktarıyor. Eğitimde, stres ve strese neden olan faktörler, stres yönetimi, nefes terapisi, duyguların uygun şekilde ifade edilmesi ve ihtiyaçların nasıl giderilebileceğine ilişkin farkındalık kazanmak ön plana çıkıyor.

Liv Futbol Turnuvası sonuçlandı Liv Futbol Turnuvası sonuçlandı ve şampiyon Livcelona oldu. Final maçında UHD ile mücadele eden Livcelona, kıran kıran verdiği mücadele sonrası maçı kazanarak şampiyon oldu. Kupa ve madalyayı kazanan Livcelona oyuncularına takım elbise çekleri de hediye edildi. UHD’ye ise madalya verildi. 18 I Liv Hospital


Liv Hospital Ankara Kemik İliği Nakli Merkezi açıldı

B

inden fazla nakil deneyimine sahip hekim kadrosu, sertifikalı hemşireleri ile öne çıkan ve 12 yataktan oluşan Liv Hospital Ankara Kemik İliği (Kök Hücre) Transplantasyon merkezi açıldı. Teknik olarak tedavi edici Aferez Merkezi, Kök Hücre Dondurma ve Saklama Ünitesi tarafından en gelişmiş yöntemlerle desteklenen merkezde, yaşam odaları HEPA filtreli özel havalandırma koşulları ile korunma şartlarına sahip. KİT, kanserin ve bazı kanser dışı hastalıkların tedavisinde başarıyla kullanılan bir tedavi yöntemi. Lösemi, Lenfoma, Multiple Myelom, Aplastik

Anemi, Myelodisplastik Sendrom, Solid Tümörler, İmmun yetersizlikler ile bazı metabolik genetik hastalıkların tedavisinde başarıyla uygulanıyor.

Liv Estetik Başkent’te hizmete girdi İnsan ömrü uzadıkça sağlıklı, genç ve güzel görünmek kadın-erkek birçok kişi için gittikçe daha da önem kazanıyor. 1’inci yaşını kutlayan Liv Hospital Ankara, alanında tecrübeli hekimleriyle 360 derece hizmet veren “Liv Estetik Ankara” ile sektörde öncü olmaya devam ediyor. Ankara’da kapsamlı ve modern bir estetik kliniği kurduklarını belirten Liv Hospital Ankara Medikal Estetik Kliniği Sorumlusu Uzman Dr. Sevil Özdöl; lazer, bölgesel incelme, saç ekimi ve dövme sildirmeye kadar birçok hizmeti verdiklerini söyledi. Sadece kadınlara değil erkeklere de hizmet veren merkezde son teknoloji uygulamalar ile kusursuzluk hedefleniyor.

Miniklere ‘Temiz Eller’ eğitimi Liv Hospital Ankara, 15 Ekim Dünya El Yıkama Günü’nde Özel Tevfik Fikret Okulları ile ortak projeye imza attı. Farkındalık yaratmak amacıyla düzenlenen etkinlikte, 235 çocuğa doğru el yıkama eğitimi verildi. Liv Hospital Ankara İç Hastalıkları Uzmanı ve Enfeksiyon Komitesi Başkanı Prof. Dr. Cem Sungur, “Kurumumuzda el yıkama oranlarını uluslararası standartlara çıkartabilmek için çabalarımızı ve ölçümlemelerimizi yoğunlaştıracağız” dedi. Liv Hospital I 19


Bilimsel haberler

Canlı cerrahide

son teknoloji ile

katarakt ameliyatı

K

atarakt cerrahisinde uygulanan en son teknoloji ve yöntemler “Katarakt Refraktif Canlı Cerrahi Sempozyumu” ile masaya yatırıldı. 6 Kasım Cumartesi günü Lütfü Kırdar Konferans Salonu’nda yoğun bir katılımla gerçekleştirilen sempozyuma Türkiye’nin dört bir yanından 1500 göz hastalıkları uzmanı katıldı. Uydu üzerinden izlendi Sempozyumda Liv Hospital Ankara Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Bekir Sıtkı

20 I Liv Hospital

Aslan’ın, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden canlı cerrahi ile gerçekleştirdiği katarakt ameliyatı, Lütfü Kırdar’da sempozyumu izleyen meslektaşları tarafından anında uydu üzerinden bire bir izlendi. Op. Dr. Bekir Sıtkı Aslan gerçekleştirdiği katarakt ameliyatında dünyada kullanılan yeni teknolojileri meslektaşları ile canlı canlı paylaştı. Adım adım izlenebilen cerrahi sırasında, hekimler ele alınan vaka ile ilgili interaktif değerlendirmeler yapabilme fırsatı buldu. Bir gün süren sempozyum soru-cevap bölümü ile son buldu.


Üroloji doktorları bir araya geldi

B

irinci Türk HoLEP Kursu Liv Hospital Ankara’da gerçekleşti. İki gün süren eğitime Türkiye’nin farklı eğitim araştırma ve özel hastanelerinden 50 ürolog katıldı. Eğitimi robotik cerrahi yöntemiyle öne çıkan Doç. Dr. Lütfi Tunç ve bugüne kadar 250’den fazla HoLEP vakası yapan İtalyan Doktor Antonio Salvaggio verdi. Operasyona Liv Hospital Ankara doktorlarından Op. Dr. Çağrı Güneri de katıldı. Canlı cerrahi ile 2 prostat hastası HoLEP yöntemi ile ameliyat edildi.

Ağrılı ve sancılı tedavi süreci olan prostatta geliştirilen Holmiyum Laser (HoLEP) yöntemi ile ameliyatta kazıma değil, dokunun tamamen çıkartılması yönteminin kullanıldığını belirten Doç. Dr. Lütfi Tunç, “Bu yöntemle iyi huylu prostat ameliyatlarından sonra hastalığın tekrarlama ihtimali kalmıyor. Hasta, sonda çekildiği andan itibaren yaşamına sorunsuz devam ediyor” dedi. Etkinliğin ikinci gününde maketler üzerinden hekimlere simülasyon eğitimi verildi.

Endokrinolojide görüntüleme yöntemleri masaya yatırıldı Liv Hospital Sempozyum Günleri kapsamında “Endokrinolojide Görüntüleme: Endokrinoloji- Cerrahi-Radyoloji- Nükleer Tıp Buluşması”na ev sahipliği yaptı. Hekim ve tıp öğrencilerine yönelik olarak gerçekleştirilen sempozyumda endokrinolojideki görüntüleme yöntemleri masaya yatırıldı. Liv Hospital Endokrinoloji Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Serpil Salman, “Bir Endokrinolog Ne Bekler?” sorusuna cevap verdi. Doç. Dr. Handan Tokmak, Nükleer Tıp’la ilgili gelişmeleri aktarırken, Doç. Dr. Barış Bakır ve Doç. Dr. Adem Uçar, Radyolojik Görüntüleme yöntemlerini anlattı. Sempozyumda ayrıca radyolojik ve sintigrafik görüntüleme yöntemleri ve hastanın radyolojik tetkiklere nasıl hazırlanması gerektiği konusunda bilgiler verildi.

Liv Hospital I 21


Yaşamdan haberler

Dikişsiz kornea nakliyle yeniden gördü

2

yıl önce polis olmak için hazırlıklara başlayan 20 yaşındaki Eda Nur Bıçakçı, sınavdan önce gözündeki numaraları düşürmek için lazer ameliyatı oldu. Ancak ameliyat sonrası sağ gözünde oluşan enfeksiyon gözünde hasar ve leke bıraktı. Sağ göz gittikçe görme yetisini kaybetmeye başladı. Sağ gözü yüzde 95 oranında göremez hale geldi. Tedavi için 11 doktor dolaştığını söyleyen Eda Nur 1 yıl önce Liv Hospital Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Vedat Kaya ile tanıştı. Çeşitli tedaviler deneyen Prof. Dr. Vedat Kaya, Eda Nur’a kornea nakli yaptı. Nakil yapılalı 4 gün olmasına rağmen görme yetisinin düzeldiğini söyleyen Eda Nur Bıçakçı, “Tek başıma sokağa çıktığımda, özellikle merdivenlerde zorluk yaşıyordum. Şimdi daha iyi görüyorum ki tam iyileşme 6 ay içinde olacak. Artık tek başıma sokağa da çıkabileceğim. En önemlisi tekrar polislik sınavlarına girebileceğim” dedi. Damla anesteziyle yapılıyor Kornea naklinin dikişsiz olarak gerçekleştiğini söyleyen Prof. Dr. Vedat Kaya operasyonun ay22 I Liv Hospital

rıntılarını şöyle aktardı: “Kornea gözün önünde bulunan saydam tabaka ve gözün en önemli merceği olan korneanın görevini yapmasına engel olan durumlarda kornea nakli yapılır. Kornea nakli ameliyatında, en sık tercih edilen teknik kornea dokusunun tümünün değiştirilmesidir. Fakat son yıllarda, kornea tabakalarının tüm katı değil; sadece bozulmuş olan tabakanın değişmesi anlamına gelen ‘lameller kornea nakli’ ya da ‘lameller keratoplasti’ teknikleri giderek daha sık kullanılıyor. Çünkü hastanın kendi dokusu bozulmamışsa o dokuyu korumak temel gaye olarak nitelendiriliyor. Bizim uyguladığımız yöntemde korneanın ön kısmında bir lamel değiştiriliyor. Bu işlem tümüyle lazerle yapıldığı için düzgün yüzey oluşuyor, bu da nakledilen lentikülün dikişsiz yapışmasına olanak sağlıyor. Damla anesteziyle yapılan operasyonun dikişsiz yapılması görme rehabilitasyonunun çok hızlı, lentikül yüzeyinin düzgün olmasını sağlıyor. Ancak bu yöntemin uygulaması kornea ön yüzeyi için geçerlidir. Bu kriterlere uyan çok sayıda hastaya bu yöntem daha uygun tedavi olanakları sunuyor.”


800 gramlık

mucize bebek

Y

aklaşık 2.5 ay önce erken doğum yaparak bebeğini dünyaya getiren 34 yaşındaki anne Sinem Alagöz, hamileliği boyunca yaşadığı sıkıntılar ve sancılar nedeniyle birçok hastaneyi gezmek zorunda kaldı. Enfeksiyon riski olduğundan erken doğum yapan ve 800 gram ağırlığında bir erkek bebek düyaya getiren Alagöz, bebeğinin doğumdan sonra daha da kilo kaybettiğini belirterek, entübasyon süreciyle (suni solunum makinesi) başlayan Atacan’ın hayatta kalma hikayesini şöyle anlattı: “Nefes alışverişlerini kontrol etmek, entübe makinesinde kurtulmasını izlemek olağanüstüydü. Bir gün her şey çok güzel gidecek diye hevesleniyor, ertesi günü ise üzülerek geçiriyorduk. Şu an geldiğimiz noktada bebek 9 aya yaklaştı ve bir sıkıntısı yok.” Atacan’ın doğumuyla bir mucizeye tanıklık ettiklerini belirten anne Sinem Alagöz yaşadığı s��reçle ilgili şunları söyledi: “Her şey normal giderken birdenbire sancılandım ve Liv Hospital’a geldim. Sezaryenle erken doğum gerçekleştirdim. Bebeği doğurduğum esnada onu kaybedeceğimden endişelendim. Doğurduktan üç ay sonra yüzünü görebildim. Annelere söyleyebileceğim şey, asla endişe etmemeleri, yeni doğan ünitesi kaliteli olan bir hastaneyi tercih etmeleri.” 90 gün içinde iyileşti Atacan’ın yaklaşık 90 gün yoğun bakımda kaldığını söyleyen Liv Hospital Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İsmail Gönen, “2.5 ay kadar solunum desteği aldı. 800 gramdan 2.5 kiloya geldi. Kilosunu üçe katlamış oldu. Gözleri ve

akciğerlerle ilgili bir sorun kalmadı. Prematürelerin mide bağırsak hareketleri çok yavaş olur ve anne sütü bu anlamda çok kolay sindirilebildiği için altın değerinde. Atacan bebek annesinin sütü ve iyi bir bakım sayesinde kilo aldı. Gelişimini 90 gün içinde düzgün bir halde devam ettirdik” dedi. Liv Hospital I 23


Yaşamdan haberler

Robotla neştersiz bypass

7

0 yaşındaki emekli esnaf Mustafa Özkur, midesinde ve göğsünde şiddetli ağrı ve yanma hissederek Liv Hospital’a başvurdu. Liv Hospital Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Yılmaz Nişancı’nın yaptığı tetkikler sonucunda Mustafa Bey’in kalbindeki 2 damarda önemli darlık olduğu ve acilen bypass ameliyatı olması gerektiği görüldü. Liv Hospital KVC ekibinin başarı ile uyguladığı bypass ameliyatının robotla kapalı olarak yapılabildiğini öğrenince Mustafa Bey, tereddüt etmeden bypass olmaya karar verdi. Liv Hospital Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Özkara ve Op. Dr. Halil Hüzmeli tarafından

24 I Liv Hospital

robotik cerrahi ile by pass yapılan Mustafa Özkur ameliyat olalı 3 gün olmasına rağmen dilediği gibi yürüyor, geziyor. Ameliyattan sonra 1 gün yoğun bakımda kaldığını sonrasında ise şiddetli ağrı ya da sızısı olmadığını söyleyen Mustafa Bey “Kendimi çok iyi hissediyorum. Açık ameliyat olsaydım bu süreci bu kadar rahat atlatamazdım” dedi. Günlük hayata daha kısa sürede dönülüyor Ameliyatı gerçekleştiren Prof. Dr. Ahmet Özkara “Özellikle son yıllarda robotik cerrahi ile yapılan bypass ameliyatları, hasta konforu ve iyileşmenin hızlılığı açısından

çok önemli bir avantaj. Koltuk altından açılan 3 delik ve sadece kaburga kemiğinin olduğu yerde yaptığımız 4 santimlik kesi ile göğse neşter değmeden ve kalbi durdurmadan ameliyatı yaptık. Hastaya iki damar bypassı göğüs atardamarı kullanarak gerçekleştirdik. Robotik bypass geçiren hastalarda günlük hayata dönme ve iyileşme süreci çok hızlı oluyor. Hastalar hem fizik kondüsyon hem de psikolojik açıdan normal yaşantılarına çok rahat kavuşuyor. Kan kaybının az olması, solunum problemlerinin neredeyse hiç yaşanmaması ve hissettikleri ağrının çok az olması iyileşme sürecinde rol oynayan en önemli faktörler” diye konuştu.


Yaşamdan haberler

Kanserle mücadele eden annesi için yoğun bakımda nişan yaptı

L

iv Hospital Ankara’da tedavi olan ve 6 yıldır kanser ile mücadele eden 50 yaşındaki Ufuk Köse, yoğun bakıma kaldırılınca kızı Merve Köse nişanını yoğun bakımda yapma kararı aldı. Aile üyelerinin de katıldığı nişan töreninde konuşan anne Ufuk Köse, “Şu an çok mutluyum. Evlatlarımın ikisi de çok mutlu, yüzükleri parmaklarında. Onların mutluluğu benim için çok önemli. İnşallah hep birlikte sağlıklı sıhhatli bir ömür geçiririz” dedi. Kızı Merve Köse ise “Annemin yanında bu nişanın olması, onun da görmesi ve hep beraber bu mutluluğu paylaşmış olmaktan da çok mutluyum” dedi. İki aile ve yakınlarının katıldığı nişan töreninde Baba Erdoğan Köse duygularını şöyle ifade etti. “Gerçekten özel bir an. Keşke bu özel anı daha sağlıklı ortamlarda sevdiklerimizle geniş katılımlı olarak kutlayabilseydik. Evlatlarımız inşallah sağlık dolu, sevgi ve saygıya dayalı bir birliktelik, ömür yaşarlar.”

Her türlü duyguyu bir arada yaşıyoruz Anne Ufuk Köse’nin çiftin nişan kurdelesini kesmesinin ardından konuşan Merve Köse’nin nişanlısı

Bahadır Bostan “Ufuk Teyze’yle nişanımızı burada yapabilmek bizim için çok önemliydi. Her türlü duyguyu bir arada yaşıyoruz” diye konuştu. Tanıdığım en gayretli hasta Köse’nin doktoru Doç. Dr. Gökhan Erdem ise şunları söyledi: “Ufuk Hanım benim şimdiye kadar tanıdığım en gayretli hastalardan biri. Kendi hastayken önce annesine baktı, sonra da babasın. Hala da çabalıyor mücadele ediyor, bunların sonucunu da görecek. Çok güçlü bir insan. Ailesi de çok destek oluyor. Her şey onunla güzel.” Liv Hospital I 25


Yaşamdan haberler

Hayatı tehdit eden kanama ameliyatsız durduruldu

S

erbest meslekle uğraşan 53 yaşındaki Sertaç Arnas bir sabah karın bölgesinde şiddetli ağrı ve kan kusma şikayeti ile acil olarak hastaneye kaldırıldı. Endoskopik girişime rağmen kanaması kontrol altına alınamayan Sertaç Bey acil olarak Liv Hospital’a getirildi. Kan kusmaya devam eden Sertaç Bey’in kanama nedeninin ana atar damardaki tansiyon yüksekliği olduğu tespit edildi. Liv Hospital Radyoloji Uzmanı Doç. Dr. Adem Uçar, Arnas’ın durumunun hayati risk içerdiğini ve acil yapılacak ameliyatın da riskinin oldukça yüksek olduğunu belirledi. Doç. Dr.

Uçar, radyolojik girişimle genel anestezi altındaki hastanın boynundaki ana toplar damardan içeri girerek karaciğerine kadar ulaştı. Karaciğer ana atar damarla toplar damar arasına köprü yerleştirerek kanamayı durdurdu. Doç. Dr. Adem Uçar, “Sertaç Bey’in yaşadığı durum çok hassas ve hayati tehlike taşıyordu. Bu tip durumlara çok sık rastlamıyoruz. Karaciğer atar damarında görülen yüksek tansiyon, Hepatit, alkol bağımlılığı gibi nedenlerden kaynaklanabilir. Sertaç Bey’de bir sebep bulamadık. Şimdi herhangi bir problem yaşamıyor. Sadece senede iki kere gastroenteroloji ile birlikte kontrol ediyoruz” dedi.

Minik Resul’ün kapanmayan yaraları iyileşiyor

9

yaşındaki Resul Çınar Ulaş, doğuştan epidermolysis bullosa hastası. Minik Resul’un doğduğu ilk günden beri vücudunun her yerinde kapanmayan yaralar oluşuyor. Tedavilere yanıt vermiyordu. Şikayetleri her geçen gün artan Resul’un yaralarına merhem olabilmek amacıyla Liv Hospital tedavisini üstlendi. Liv Hospital Dermatoloji Uzmanı Dr. Ahmet Günay’ın 15 gün boyunca uyguladığı tedavi sonuç verdi. Vücudundaki yaralar gözle görülür derecede azalan Resul şimdi oyun oynuyor, koşuyor, arabasına biniyor, dahası artık yüzü gülüyor. Liv Hospital Dermatoloji Uzmanı Dr. Ahmet Günay tedavi sürecini şöyle anlattı: “Epidermolysis bullosa genetik bir hastalık. Resul’ünki bütün vücudu tutan bir tip, bu yüzden tedavisi diğerlerine göre daha zor. Çocuk immünolojisi, çocuk üroloji, enfeksiyon hastalıkları 26 I Liv Hospital

uzmanı ve dermatoloji ile kurduğumuz komisyonla immün sistemini baskılamaya karar verdik ve bir takım ilaçlar kullanmaya başladık. Bu ilaçların etkisi inanılmaz hızlı ve yüz güldürücü oldu.”


Robotik cerrahi ile

3 ayda 35 kilo verdi

H

ollanda’da yaşayan Türk asıllı Nünübe Ilgız hem şeker hem de tansiyon hastalığı nedeniyle aşırı kilo aldı. 130 kiloya ulaşan Ilgız, bir türlü kilo veremeyince Liv Hospital Ankara’da robotik cerrahi ile obezite ameliyatı oldu. Liv Hospital Ankara Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Bahadır Ege’nin yaptığı ameliyat sonrası Ilgız hem 35 kilo verdi hem de tansiyon ve şeker hastalığı kontrol altına alındı. Şeker ve tansiyon hastalarında ameliyatın çok riskli olduğunu söyleyen Doç. Dr. Bahadır Ege “Çok başarılı bir sonuç elde ettik. Hastamız 3 ayda 35 kilo verdi ve

kilo vermeye devam ediyor” dedi. Doç. Dr. Ege obezite ameliyatlarında gelinen son noktanın robotik cerrahi olduğunu anlattı: “Gelişen teknolojik ve medikal ve cerrahi sistemler sayesinde, ameliyatlar karın duvarı açılmadan yapılır duruma geldi. Obez hastalarda açık ameliyatların bilinen komplikasyonları, kapalı cerrahi yöntemler sayesinde kabul edilebilir oranlara inmiştir. Biz obezite ameliyatlarında robotik cerrahiyi kullanıyoruz.” “Aynalarla barıştım” Ameliyattan önce fotoğraf çektirmekten ve aynaya bakmaktan korktuğunu söyleyen Nünübe

Ilgız mutluluğunu şöyle dile getirdi: “Liv Hospital’a geldiğimde hocama güvendim ve ameliyat olmaya karar verdim. şimdi özgüvenim yerine geldi, artık rahatça aynaya bakıyor, kameraya karşı gülümseyebiliyorum.”

10 yıllık prostat sorunu HoLEP ile sona erdi Ünal Gençosman son 10 yıldır prostat sıkıntısı çekiyordu. İlaçların artık sonuç vermediği noktada mesane felci geçirdi. Liv Hospital Ankara Üroloji Konsültan Hekimi Doç Dr. Lütfi Tunç tarafından HoLEP yöntemi ile ameliyat edilen Ünal Bey, “Prostatı ilaçla idare etmeye çalıştım, fakat son bir ayda mesane felci geçirdim. Ameliyattan önceki son bir ayım sondayla geçti. Sadece 1 gece hastanede kaldım. Üçüncü gün sondam çıktı. Hastalıktan önceki dönemime tamamen döndüm” dedi.

Prostatlı doku lazerle tamamen çıkartılıyor Lazerin eski yönteme göre çok

daha avantajlı olduğunu söyleyen Doç. Dr. Lütfi Tunç yöntemi şöyle anlattı: “Lazer yöntemiyle prostatı doku olarak çıkartıyoruz, kanama ihtimali olan damarsal yapıları kontrol altına aldıktan sonra ameliyat sonrasında ağrı yanma olmuyor. Hasta sonda çekildiği gün itibariyle hiçbir şey olmamış gibi hissediyor.” Doç. Dr. Lütfi Tunç, lazerle prostat çıkartılması yöntemiyle yapılan operasyonlarda prostat dokusu tamamen çıkarıldığı için prostatın tekrar riski olmadığını belirtti.

Liv Hospital I 27


Klinik

H

E

K

İ

M

G

Ö

Z

Ü

Y

L

E

Doç. Dr. Cem İyibozkurt

Op. Dr. Ali Enver Kurt

Liv Hospital İstanbul Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı

Liv Hospital İstanbul Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı

Kanser, bebek hayallerinizi ertelemesin Kanser ve bebek sahibi olma; birbirinden ne kadar uzak görünse de hem kadın hem de erkeğe uygulanan yeni tedavi yöntemleri ile artık hayal değil.

H

angi organda olursa olsun kanser tanısı bir kadında reprodüktif (üreme) yeteneği etkileyebilir”

diyen Liv Hospital İstanbul Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Cem İyibozkurt böyle bir durumla

YÜZDE 22 karşılaşıldığında yapılması gereŞu anki tedaviler arasında kenleri aktarıyor. Kullanılacak en başarılı olan embriyola kemoterapi, radyoterapi, rın toplanıp saklanması. Kadın cerrahi tedavilerin yanı sıra ın yaşı da başarıda önemli ro verilebilecek hormonal tedal oynuyor, tedavi gören viler de kadında çocuk sahibi tüm yaşlardaki kadınlar olma yeteneğine zarar vereiçin başarı oranı bilir. Bu nedenle kanser tanısı yüzde 22. konulur konulmaz eğer çocuk isteğiniz olacaksa doktorunuzla bu konuda mutlaka konuşun. Fertilite koruyucu yaklaşımların uygulaması için genelde birkaç haftaya ihtiyaç vardır ve bu sürenin kanserin gidişatına ne kadar 28 I Liv Hospital

etki edeceği de mutlaka doktor ile konuşulmalı. Genelde çocukken tedavi edilen kadınların önemli bir bölümü fertil kalır ve ileride aile kurabilir. Yumurtalık kanserinin erken evrelerinde etkili Doç. Dr. Cem İyibozkurt şu noktalara dikkat çekiyor. Rahim ağzı ve rahim içi kanserlerinin erken evrelerinde (sadece rahim ağzına yönelik işlem yapmak, kalan rahim parçasını korumak vb), bazı yumurtalık kanseri tiplerinde ve çok erken evrelerde olan over kanserlerinde cerrahi olarak fertilite koruyucu yaklaşımlar yapılabiliyor. Bu tip kanseri olan kadının doktoru ile bu seçenekleri konuşması ve bilgi alması gerekiyor. Gebelik potansiyellerinde değişiklik olmuyor Tıp biliminin bundan 10 yıl öncesiyle karşılaştırılmayacak aşamalar kaydettiğini ve bunlara her gün yenisinin eklendiğini söyleyen Liv Hospital İstanbul


Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Ali Enver Kurt, kanser ve kısırlık

tedavilerinde varılan noktaların umut verici olduğunu anlatıyor. Artık kemoterapi-radyoterapi başlamadan hemen önce hastalarımızın yumurta ve sperm hücrelerini alıyoruz, dondurup saklıyoruz. Bu hücrelerin saklanması ile ilgili teknikler -özellikle de yumurta hücresinin dondurulup saklanması ve sonrasında da çözülüp kullanılabilmesi- son dönemde çok gelişti. Öyle ki hastalarımızda bu hücreler sağlıklı ise dondurma –çözme sonrası geri dönme ve kullanılıp gebelik yapabilme potansiyellerinde hiçbir değişiklik olmuyor diyebiliyoruz. Op. Dr. Kurt, uygulanan yöntemleri ise şöyle aktarıyor. Sperm dondurma daha kolay ve daha çok deneyimimizin olduğu bir alan, standart olarak tedavi başlamadan önce 3-5 günlük bir cinsel perhiz sonrası verilen bir sperm örneği bile (eğer içerdiği hücre sayıları iyi ise) yeterli oluyor. Hücre sayısı yeterli ise örnek, küçük parçalar halinde donduruluyor. Böylece hepsi birden değil, sadece gereken miktar çözüp kullanılıyor. Kalanları gelecekte tekrar gerekirse diye saklıyoruz. Ancak hücre sayısı yeterli değil ise birkaç kez erkeğin örnek vermesi gerekebiliyor.

yumurta büyütme için letrosol denen bir maddeyi tercih ediyoruz. Bu sonuncusu meme tümörlerinde bazen uygulanan bir kemotarepi maddesi, bunu hastalarda yumurta büyütme için kullanıyoruz. Yumurta toplama işlemi 1-2 saatte gerçekleştiriliyor İşleme karar verildiğinde adetin iki ya da üçüncü günü kadın aday görülüp her şey uygun ise hazırlığa başlanıyor. Hazırlık dönemi 8-10 gün kadar sürüyor, amaç her ay normalde tek yumurta büyürken bu ilaç hazırlığı ile kadından o ay daha fazla yumurta elde etmek. Elde edilecek dondurulacak kalitedeki yumurta sayısına göre işlem –zaman da varsatekrar edilebilir. Yumurta toplama işlemi doktor hastanın ultrasonografik ve hormonal olarak hazır olduğunu tespit ettiğinden 2 gün sonra anestezi altında vaginal yoldan yapılıyor. Hasta klinikte 1-2 saatlik dinlenme sonrası gidebiliyor ve ertesi gün de çalışabilecek durumda oluyor. Elde edilen yumurtalar aynı gün toplandıktan 2 saat kadar sonra temizlenip hazırlanıyor ve donduruluyor. Dondurulan hücreler yıllar boyunca sıvı azot içerisinde hastamız anne ya da baba olmaya hazır olana kadar saklanıyor.

Tedavi

yöntemleri l Embriyoların

toplanması ve dondurularak saklanması.

l Döllenmemiş

yumurtaların toplanması ve saklanması.

l Tedavi öncesi

over dokusunun tamamı veya bir bölümünün çıkarılarak dondurulup saklanması .

En sık meme kanseri hastaları başvuruyor Yumurta elde etme ise biraz daha karışık bir işlem. Son dönemde yeni, basit tedavi yöntemleri ile işlem biraz daha kolaylaşmış olsa da yine de hazırlığı ve gerçekleştirilmesi ile neredeyse 10-12 günü buluyor. Öncelikle yine kemoterapi-radyoterapiye henüz başlamamış hastalar özellikle tercih ediliyor. Burada en sık olarak karşımıza çıkan adaylar meme tümörü hastaları olduğu için onların var olan durumlarına da zarar vermeyecek şekilde hazırlık yapıyoruz. Bu hastalarda hazırlık esnasında Liv Hospital I 29


Klinik

Kış güneşi de

cildinizi kurutur

Soğuyan havalar, sert rüzgarlar, kalorifer ve kilimaların etkisi ile kapalı mekanlarda geçen uzun saatler cildin daha soluk ve sağlıksız görünmesine yol açıyor. Bu etkileri en aza indirmek için doğru ürünleri kullanmanın yanı sıra teknolojik yöntemleri de uygulayabilirsiniz.

H

E K

İ

M

Prof. Dr. Gonca Gökdemir Liv Hospital İstanbul Dermatoloji Uzmanı

G

Ö Z

Ü

Y L E

Uzm. Dr. Sevil Özdöl Liv Hospital Ankara Dermatoloji Uzmanı

S

ıcağa ve soğuğa maruz kalan ciltte su kaybı artar ve bu artış cildin kurumasına neden olur. Bu nedenle kış mevsimi de cilt kuruluğuna yol açar. Liv Hospital Ankara Dermatoloji Uzmanı Sevil Özdöl, k��şın cildimizde yaşanan değişimler ve yapılması gerekenlerle ilgili şunları anlatıyor. Dönemsel kuruluk dendiğinde ‘kış kaşıntısı’ olarak da bilinen soğuğa bağlı cilt kuruluğu akla gelir. Kış aylarında düşük neme bağlı olarak gelişen bu tablodan korunmak için mutlaka koruyucu giysiler giyilmeli, nemlendiriciler kullanılmalı. Kollar ve bacaklarda kuruluk daha çok olur! Cilt kuruluğu ciltte gerilme, pul pul soyulma, kepeklenme, kaşıntı gibi şikayetlere sebep olabilir. Hatta kızarıklık, kepeklenme, kaşıntı ile giden kuruluk egzamaya da yol açabilir. Kuruluk kollarda, bacaklarda ve gövdede daha belirgin olur, çünkü bu bölgelerde daha az yağ bezleri vardır. Yüz diğer vücut bölgelerine göre daha su geçirmezdir. Deri geçirgenliğinde ise lipitlerin (yağların) kritik rolleri vardır. Sık duş alındığında doğal deri lipitlerinin yeniden oluşabilmesi için yeterli süre olmadığı için kuruluk özellikle yağ bezleri daha az olan kol ve bacaklarda daha belirginleşir. Alerjik durumlar oluşabilir “Kış aylarında soğuyan havanın yanı sıra iç mekanlarda giderek artan merkezi ısıtma sistemleri de cildi kurutarak hassas ve

30 I Liv Hospital


allerjik hale getiriyor. Yıpranmış ve hasara uğramış cildimizin bakımını yapmak ve cildi yazın bol güneşli ortamına hazırlamak cilt sağlığımız için çok önemli” diyen

Liv Hospital İstanbul Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Gonca Göndemir, cilt bakımı için

uygulanacak yöntemlerle ilgili bilgileri aktarıyor.

Kimyasal peeling yaptırın Temizlik cilt bakımının ilk basamağı olmalı. Kış aylarında vücut metabolizması yavaşlar, cildin kendini yenileme kapasitesi azalır ve ölü dokular cilt üzerinde birikir. Bu nedenle cildin derinlemesine temizliği gereklidir. Özellikle yağlı ve akneli ciltlerde bu sorun daha çok görülür. Günlük cilt bakımına ek olarak medikal cilt bakımı veya kimyasal peeling yapılabilir. Mezoterapi ile nemini koruyun Kış aylarında bazen cilt kuruluğuna bağlı ekzemalar, kaşıntılar ve döküntüler meydana gelebilir. Cilt kuruluğu cildin hızlı yaşlanmasına, sarkmasına yol açar. Bu durumda cildin nemlendirilmesi gerekiyor. Harici sürülen kremler ya da losyonlar her zaman iyi bir nemlendirme sağlamayabilir. Cildin etkili bir biçimde nemlendirilmesi için en iyi yöntem mezoterapidir. Orta ve ileri yaşlarda mezoterapi yöntemi ile cilde nem veren ve esnekliğini sağlayan özel karışımlar cilt altına enjekte edilir. Mezoterapi cildin durumuna göre 2-4 haftada bir olmak üzere toplam 4-6 seans yapılabilir. Daha genç cilt tiplerinde ise cildi destekleyen ve yapısını güçlendiren özel vitamin enjeksiyonları uygulanmalı. Leke tedavisi için uygun zaman Kış aylarında güneşin etkisi azaldığı için leke oluşumu gözlenmeyebilir. Ancak cildinde leke olan veya leke oluşturma eğilimi olan cilt yapısına sahip bireylerde yazın güneşli günler gelmeden önce önlemler

Bunları yapın!

Bulunduğunuz ortamı nemlendirin. Duş sıklığı ve süresini kısaltın. Özellikle ofis ortamında çalışanlar, klimanın neden olduğu düşük neme bağlı cilt kuruluğundan şikayet edebilirler. Odanın nem oranının düşük olmamasına dikkat edin. Dengeli beslenin. Doymamış yağ asitlerinin (sıvı yağ) diyette olması cilt bariyerinin kuvvetlenmesi açısından önemli. Nemlendirici ürün kullanın. Lanolin, üre, gliserin, pantenol, petrolatum (vazelin) gibi maddeler içeren nemlendiricileri banyodan çıkar çıkmaz fazla kurulamadan hafif nemli cilde uygulayın. Soğuk havalarda açıkta kalan bölgeleri, özellikle ellerinizi eldivenle koruyun. Çok dar giysiler sürtünmeye bağlı deride kuruluk ve iritasyona neden olabileceğinden kıyafet seçimine de dikkat edin.

Dikkat! l Yağlı ciltler soğukta daha az yağlanır. l Normal ciltler kurur. l Kuru olan ciltler ise ağrılı olacak kadar hassaslaşır. l Dudaklar daha

fazla kuruyup çatlar.

l Bu nedenle kış aylarında farklı nemlendirici ve bakım kremleri kullanın.

alınması gerekiyor. Eğer leke tedavisi kış aylarında yapılmazsa, lekeler güneşle birlikte yaz aylarında artar ya da renginde daha çok koyulaşma olabilir. Leke tedavisinde her zaman lekelerin tamamen giderilmesi mümkün olmayabilir, ancak yaz aylarında lekelerin rengindeki artış önlenebilir. Leke tedavisine cildin üst tabakasını soyan ve yenileyen kremler ile leke oluşumunu önleyen serum ve losyonlarla başlanmalı. Fraksiyonel lazerler, kimyasal peelingler, enzim peelingler, PRP (trombositten zengin plazma) ve mezoterapi yöntemleri ile leke tedavisine devam edilmeli. Yaz aylarına girerken yapılan leke tedavisi mevcut lekenin koyulaşmasını önler ve yeni leke oluşumunu engeller. Saç ve tırnakları unutmayın! Kış aylarında saçlarımız ve tırnaklarımızda kuruluk, cansızlık ve matlık görülebilir. Kuruyan ve mat görünen saçlar için nem maskeleri, E ve B vitaminlerinden oluşan karışımlar, saç mezoterapileri yapılabilir. Tırnaklarımızı korumak için biotin tabletler, özel nemlendirici ürünler kullanılabilir. Liv Hospital I 31


Klinik

H E

K

İ

M

Doç. Dr. Çağatay Öztürk Liv Hospital İstanbul Omurga Cerrahisi Bölüm Başkanı

G

Ö

Z

Ü

Y

L

E

Uzm. Dyt. Serap Güzel

Liv Hospital İstanbul Beslenme ve Diyet Uzmanı

Bel ağrısı

canınızı

yakmasın

Birçok nedene bağlı olarak ortaya çıkan bel fıtığını fazla kilo da tetikliyor. İki uzmanla hem bel fıtığının oluşum nedenlerini hem de tedavi yollarını konuştuk.

İ

nsanların yüzde 80’i hayatlarının belli bir döneminde bel ağrısı çekiyor. Bel ağrıları ise pek çok farklı hastalığın habercisi olabiliyor. Liv Hospital İstanbul Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Çağatay Öztürk, bel ağrılarının sebebinin omurgada yaşanan bozukluklardan kaynaklanabileceğini belirterek hastalıkla ilgili bilinmesi gerekenlere dikkat çekiyor.

32 I Liv Hospital

Her gün 2-3 kase yoğurt veya süt tüketin! Liv Hospital İstanbul Beslenme ve Diyet Uzmanı Serap Güzel, bel fıtığı hastalarının beslenme konusunda dikkat etmesi gerekenleri sıralıyor. Bel fıtığı olan kişilerin öncelikle normal vücut ağırlığında olması gerekiyor. Eğer vücut ağırlığı normalden yüksekse fazla kilolar kaybedilmeli. Normal vücut ağırlığınızdan 5 kg bile fazla iseniz bu kiloyu vermelisiniz. Kilonuz yüksekse doğru beslenme ile zayıflamalısınız. Çok düşük kalorili veya tek tip diyetlerden kaçınmalı, her besin grubundan yeterli miktarda tüketmelisiniz. Çünkü kilo kaybederken vücut direnciniz ve bağışıklığınız düşmemeli, kas ve su kaybetmemelisiniz. Özellikle kemik sağlığınız için kaslarınızın güçlü olması gerekir. Süt, yoğurt ve peynir kemik sağlığınız ve zayıflamanız için etkili olan kalsiyumu içerir. Her gün 2-3 kase yoğurt veya süt tüketmeye çalışın. Bel fıtığı, hareketlerinizi kısıtlar ama doktorunuza danışarak spor yapmaya çalışın. Yüzme sizi zorlamayacak belinize baskı yapmayacak en ideal spordur, kilo vermenize de yardımcı olur.”


Bel fıtığı; omurgalar arasında bulunan disk denilen elastik dokunun aşırı baskıya maruz kalması sonucu deforme olarak, omurilik kılıfından çıkan ve bacağın çeşitli bölgelerine giden sinirleri sıkıştırmasıyla oluşuyor. Obezite ve sigara riski artırıyor Bazen ani bir zorlama, ağır bir şey kaldırma ve ters bir hareket bel fıtığına neden olabilir. Obezite de bel fıtığının en sık sebepleri arasında. Hareketsiz yaşam, düzenli egzersiz yapmama gibi durumlarda kaslar yeterince güçlü olmadığından omurgalar üzerinde ek yük getirerek bel fıtığı riskini artırıyor. Sigara kullanmak da disk yenilenmesi üzerine olumsuz etkileri nedeniyle bel fıtığı oluşumunda risk faktörleri arasında. Günlük yaşantımızda farkında olmadan omurgamıza uygun davranamayabiliyoruz. Yerden bir yük kaldırırken, masa başında günlük çalışma sırasında oturma pozisyonumuzla, yataktan aniden kalkarak günlük yaşantımızda omurgamıza fark etmeden zarar verebilmekteyiz. “Uzmanlara göre beli zorlamayan ve baskı yapmayan en ideal spor yüzme.”

Teşhis MR ile konabiliyor Hastalığın teşhisi günümüzdeki modern tanı yöntemlerinden Manyetik Rezonans (MR) ile kolaylıkla konulup derecesi belirlenebiliyor. Gelişen modern tedavi yöntemleriyle birlikte bel fıtığı tedavisi ivme kazandı. Tedavi yöntemleri fıtığın derecesine ve hastaya göre farklılık gösteriyor. Sinirlere çok fazla baskı oluşturmayan fıtıklar konservatif yöntem dediğimiz cerrahi dışı yöntemlerle tedavi edilebilir. Bu yöntemler arasında fizik tedavi, enjeksiyon ve ilaç tedavisi, istirahat, ozon tedavisi, radyofrekans tedavileri sayılabilir. Fakat bu yöntemler için

35-50 YAŞ

l Bel fıtığı en sık 35-50

yaşları arasında görülüy or. l Ağır işlerde çalışanla r, ev hanımları, masa başı çalış anlar, şoförler, sürekli ayakta d uran öğretmen, garson gibi me slek sahipleri, yoğun stres altı ndaki kişilerde bel fıtığına yaka lanma olasılığı daha fazla.

hasta seçiminin doğru yapılması gerekiyor. Müdahale gerektiren bir fıtık bu yöntemler ile tedavi edilmeye çalışılırsa kaybedilen zamanla birlikte geri dönüşü olmayan zarar oluşturabilirler. Üç cerrahi yöntem uygulanıyor Konservatif tedavilere rağmen hastanın ağrıları devam ediyorsa veya geriletilmeyen bir güç kaybı, bacakta incelme, idrar tutamama varsa, dayanılmaz ağrılar mevcutsa veya MR filmlerinde diskten bir parça koptuğu tespit edilirse çözüm cerrahi müdahaledir. Ameliyatla omurilikten çıkan sinirlere olan mekanik bası giderilmelidir. Cerrahi tedavi olarak açık diskektomi, mikrodiskektomi ve endoskopik diskektomi uygulanabilir. Bu üç yöntemin de birbirine göre avantaj ve dezavantajları bulunuyor. Kliniğimizde bel fıtığı tedavisi için konservatif ve cerrahi yöntemlerin hepsi uygulanıyor.

Ağrılar aniden ortaya çıkar Bel fıtığının neden olduğu ağrılar genellikle şiddetlidir. Ağrılar birden ortaya çıkar ve öksürme, hapşırma gibi ani hareketlerde şiddetlenir. Eğer sinir kökü etkileniyorsa sinirin fonksiyon gördüğü bölgede karıncalanma, uyuşma ve güçsüzlük belirtileri oluşur.

Liv Hospital I 33


Klinik

Obezite cerrahisi

yaşam süresini uzatıyor Son yılların en önemli sağlık sorunlarının başında gelen obezite birçok kronik hastalığa da zemin hazırlıyor. Yaşam tarzı değişikliği ve ilaçlarla tedavi edilemeyen hastalar robotik obezite cerrahisi ile sağlıklı bir yaşama adım atıyor.

Y

düşürülüp daha sağlıklı eme ve yaşam alışkanyeme biçimi oluştulıklarımızın değişruluyor. Diyetle birlikte kişinin mesiyle hızla kilo fiziksel aktivitesinin de artırılması almaya başladık. Birkaç kilo gerekiyor. fazlalık yaşam kalitesini çok fazla etkilemezken, obezite HEKİM GÖZÜYLE İlaçlar yan etkilerinden sınırına dayanan kilo, çeşitli Doç. Dr. Hasan Altun dolayı dikkatli kullanılmalı hastalıkları da beraberinde Liv Hospital İstanbul Doç. Dr. Hasan Altun, davranış getiriyor. Liv Hospital Obezite Cerrahisi Uzmanı değişikliklerinin önemini şöyle İstanbul Obezite Cerrahisi anlatıyor: Kişinin kilo almasını Uzmanı Doç. Dr. Hasan sağlayan faktör, stres veya durumlar sapAltun, obezitenin vücutta aşırı yağ tanır. Bu yanlış davranışlar düzeltilmeye dokusunun birikmesi olduğunu çalışılır. Yemek yeme ile ilgili duygusal söylüyor. Vücut kitle indeksi (VKİ) 30 ve davranışsal sorunların düzeltilmesi ile ve üzerinde olanların obez, VKİ 25-30 ilgili tedaviler programlanır. arasındakilerin ise aşırı kilolu olarak Bu tedaviler kişisel veya destek tanımlandığını belirten Doç. Dr. Altun, grupları olarak uygulanabilir. Bu hastalıkla ilgili bilgi veriyor. yöntemlere destek olarak da ilaç VKİ 25 ve üzerinde olanlara tedavi tedavisine başlanır. Unutmamak uygulanabilir. Obezite tedavisindeki gerekir ki ilaç tedavisi diğer yöntemlere cerrahi dışı yöntemlerin başında, hayat alternatif olmaz. Obezite tedavisine tarzının değiştirilmesi geliyor. İlk adım kullanılabilecek ilaç çeşidi çok fazla değil. diyet ile atılıyor. Hastanın aldığı kalori

34 I Liv Hospital


Yüzde 30’umuz obez l Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre son 10 yılda obezite görülme oranı yüzde 10-30 oranında arttı. l Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türk toplumunun yüzde 30,3’ü obez. l Erkeklerin yüzde 20,5, kadınların da yüzde 41’i obezite sınırları içinde bulunuyor. lObezite tek başına; hipertansiyon, diyabet, kalp hastalığı, inme, uyku apnesi, eklem hastalıkları gibi birçok soruna yol açıyor. l Birçok kanser türünün gelişmesinde obezite bilinen önemli risk faktörlerinden biri.

İlaçlar tedavi için değil, genelde kiloyu korumak için kullanılır. İlaç kesildiğinde etkileri de azalır. Diyet ve egzersize göre yan etkileri daha fazla olduğundan dikkatli kullanımına özen gösterilmeli. Kronik yandaş hastalıklar da tedavi edilmiş oluyor Obezite cerrahisi sonrası obez hastaların sağlıklı kilolarına kavuşması sayesinde kronik yandaş hastalıkların da tedavisi gerçekleşiyor ya da şiddeti azalıyor. Cerrahi girişimler obez hastaların beklenen yaşam sürelerini uzatıyor. Liv Hospital İstanbul Bariatrik Cerrahi Yaşam Koçu Neval Baydemir, kendi deneyimini aktarıyor. İnsanın en uzun yolculuğu kendiyle çıktığıdır. En büyük savaşı da iradesi ve sağlığı arasında kalması... Çoğu yolu denersiniz, hemen bir ameliyat masasına yatmak kolay değildir. Ama sağlığınız gün geçtikçe birçok şeye izin vermez olur, çıkılan merdivenlerde tıkanan nefesler, bitmeyen tatlı krizleri, tansiyon, şeker ve kilonun getirdiği tüm yükler yetmezmiş gibi sağlığınızdan da olursunuz. Cerrahi ile 3 yılda 148 kilodan 68’e düştü Çağımızda obeziteye mahkum olmak zorunda değilsiniz. Obezite cerrahisi doğru bir cerrah ve 360 derece multidisipliner yaklaşımla uygulandığında mucizeler yaratır. Tüp mide ameliyatıyla, 3 yıl içinde 148 kilodan, 68 kiloya inen biri olarak tüm süreçleri bizzat kendim deneyimledim. Ve bu süreçte en önemli olan şeyin usta bir cerrah ile multidisipliner bir yaklaşım olduğunu gördüm. Liv Hospital’da obezite cerrahisi için gelen hastalarımıza, ameliyat öncesi ve sonrasında gerekli her türlü desteği sağlıyoruz. Konusunda uzmanlaşmış profesyonel bir ekip ve doktorunuza inanarak ilerlediğiniz yolda bizim gibi süreçlerden geçmiş birçok hastaya da

Tedavi ekibi önemli!

Obezite tedavisinde hasta v e tedavi ekibi arasındaki uy um önemli. Tedavi ekibinde doktor, psikolog veya psiki yatrist, egzersiz hocası, diyetisyen ve diğer alt dallar bulunuyor.

umut ışığı oluyoruz. Liv Hospital olarak obezite cerrahisinde, dünyaca geçerli “Mükemmeliyet Merkezi” akreditasyonuna da sahibiz. Hastalarımıza, ameliyat öncesi endokrinoloji, psikoloji, diyet ve beslenme, kardiyoloji, anestezi ve cerrahi ile ilgili detaylı bir muayeneden geçiriyoruz. Tam bir ekip çalışması ile hasta odaklı yaklaşımı benimsiyoruz. 7/24, yediğiniz yemekten attığınız adıma, kontrollerinize kadar ameliyat sonrası da yanınızda oluyoruz. Yalnız olmadığınızı bilmeniz için tüm ekibimizle elinizi tutmak, hayallerinizi hayallerimiz yapmak için buradayız. Liv Hospital I 35


Klinik

H

E

K

İ

M

Doç. Dr. Alp Burak Çatakoğlu Liv Hospital İstanbul Kardiyoloji Uzmanı

G

Ö

Z

Ü

Y

L

E

Doç. Dr. Yelda Tayyareci Liv Hospital İstanbul Kardiyoloji Uzmanı

TAVI yöntemiyle

kalp hastalarında risk en aza iniyor! İleri yaşlarda ortaya çıkan ve ölümle sonuçlanabilen aort kapak hastalıklarında, açık kalp ameliyatı olamayan hastaların imdadına TAVI yöntemi yetişiyor. Yöntem sayesinde aort kapağı ameliyatsız olarak değiştiriliyor.

7

2 yaşındaki Hilmi Bey hastaneye geldiğinde, aort kapağındaki daralma nedeniyle ölümle karşı karşıyaydı. Yüksek riskli hasta grubunda olan Hilmi Bey doktorların uyguladığı TAVI yöntemiyle sağlığına kavuştu.

Liv Hospital İstanbul Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Alp Burak Çatakoğlu, TAVI

yönteminin uygulandığı aort kapağı rahatsızlıklarıyla ilgili bilgi veriyor. Aort kapağındaki darlık ani ölüme neden olabilen, hayatı tehdit eden, aynı

36 I Liv Hospital


zamanda hayat kalitesini de belirgin olarak azaltan bir yaşlılık hastalığı. Eğer aort kapağında daralmaya neden olan problem zamanında yakalanabilirse ve kapak sağlıklı çalışan bir kapakla değiştirilirse hastanın kalbinin üzerindeki basınç yükü azalır, beyin ve vücuda kan akımı normale döner. Hastalık ileri yaşta daha sık görüldüğü için de pek çok cerrah ve hasta, ameliyattan riskli olması nedeniyle kaçınır. İstatistiklere göre ameliyat ihtiyacı olan her üç hastadan biri bu riskten dolayı tedavi olamıyor. Ameliyat riski yüksek hastalara uygulanıyor Göğüs kafesi açılmadan yapılan TAVI işlemi ile yapay aort kapağı hastaya, anjiyoda olduğu gibi kasık damarı kullanılarak veya göğüsten küçük bir delikten yerleştirilebilir. TAVI, ameliyat riski yüksek olan bir hasta için iyi bir alternatif. Ancak yapılan araştırmalar TAVI’nin de riskli bir işlem olduğuna işaret ediyor. Doğru hastanın seçimi, yeni nesil cihazların uygulanması, özelikle kasık bölgesindeki damarın iyi hazırlanması ve uygun tekniklerin ve teknolojilerin kullanılması, hastanın hayatına kaliteli devam etmesi için en önemli unsurlar. Yeni nesil TAVI kapakları ile artık daha ince kateterler vasıtasıyla önceden uygun görülmeyen hastalara da bu tedavi sunulabiliyor. Böylece damar yaralanmaları da azalıyor. İşlem bitiminde kullanılan kasık damarı kapatma cihazları ile cerrahiye gerek kalmadan işlem tamamlanıyor ve hasta hızla ayağa kalkıyor.

Kalp takımı önemli! TAVI yönteminde riskleri ve başarıyı belirleyen doğru hasta seçimidir. Bu nedenle, TAVI yapılması planlanan hasta, gerek risk faktörleri gerekse, uygulama yöntemi, uygulanacak kapağın ölçüsü ve cinsi açısından, işlem öncesinde detaylıca değerlendirilmeli. TAVI için aday görülen hasta daha sonra girişimsel kardiyolog, kalp damar cerrahisi, kardiyak görüntüleme uzmanı, aneztezi ve yoğun bakım uzmanından oluşan “Kalp takımı” tarafından incelenerek işlem kararı alınmalı.

Hasta bir haftada normal yaşamına döner TAVI yöntemini, kasık damarından ameliyatsız aort kapak değişimi olarak tanımlayan Liv Hospital İstanbul Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Yelda Tayyareci, yöntemle ilgili şu noktalara dikkat çekiyor. TAVI yöntemi ciddi aort kapak darlığı nedeniyle aort kapak değişimine ihtiyaç duyan, ancak aort kapak değişiminin açık kalp ameliyatı ile yapıldığında yüksek riskli olacağı hastalara uygulanır. Yine açık kalp ameliyatı için herhangi bir engeli olan, özellikle çok yaşlı, akciğer, karaciğer veya böbrek fonksiyonlarında bozukluk olan hastalar ile önceden açık kalp ameliyatı geçirmiş kişilerde bu yöntem kullanılabilir.

Yöntem genelde iki şekilde uygulanıyor

TAVI yöntemi sıklıkla iki şekilde uygulanabiliyor. En sık uygulanan ve daha pratik olan yöntem, transfemoral yöntem yani kasık damarından balon-kapak-kateter sistemi ile aort kapak bölgesine ulaşıp, kapağın yerleştirilmesidir. Kasık damarı işlem için uygun olan hastalarda bu yöntem tercih edilir. Eğer kasık damarında ya da devamı olan karın aortunda bir tıkanıklık mevcutsa, o zaman trans apikal yöntem yani, göğüs ön duvarında açılan 3-4 cm’lik bir kesi ile kalbin tepe bölgesinden geçecek şekilde kateter sistemi yerleştirilerek, aort kapağa ulaşılır ve kapak yerleştirilir. TAVI sonrası hastanede kalış süresi ortalama 3-4 gündür. İşlem sonrası 1 gün süre ile hasta önlem amaçlı yoğun bakım ünitesinde gözlemlenir. Hasta, ertesi gün yürüyebilecek ve temel ihtiyaçlarını karşılayabilecek, 1 hafta içinde de normal yaşantısına dönecektir.

Liv Hospital I 37


Klinik

Saç

H

E

K

İ

M

G

Prof. Dr. Erdal Karaöz Liv Hospital İstanbul Rejeneratif Tıp ve Kök Hücre Üretim Merkezi Sorumlusu

Ö Z

Ü

Y L E

Uzm. Dr. Ziya Yavuz Liv Hospital İstanbul Saç Ekimi Uzmanı

dökülmesinde hücresel tedavi Saç ekimi ve saç tedavisi son yıllarda en çok rağbet gören estetik uygulamaların başında geliyor. Liv Hospital’da uygulanan hücresel tedavi, saçların daha çok, kalın telli ve koyu renkli çıkmasını sağlıyor.

S

aç dökülmesi kadın erkek pek çok kişinin korkulu rüyası. Gelişen teknoloji ve tıp bilimi çeşitli alternatifler geliştirmeye devahm ediyor. Liv Hospital İstanbul

Rejeneratif Tıp ve Kök Hücre Üretim Merkezi Sorumlusu Prof. Dr. Erdal Karaöz, tarafından

geliştirilen bir yöntemle kişinin kendi hücreleri kullanılarak saç dökülmesi ciddi oranda azaltılıyor ve yeni saçların çıkması gerçekleşebiliyor. Prof. Dr. Erdal Karaöz saç ekimi ve saç dökülmesinde hücresel tedaviyi anlattı. Hastadan elde edilen hücreler kullanılıyor Yaklaşık 2 yıl süren Ar-Ge çalışmalarını takiben klinik uygulama sonuçlarının oldukça yüz güldürücü oldu. Kişinin kendisinden elde edilen hücrelerle birçok hastalık tedavi ediliyor. Ayrıca hücresel tedavi yönte-

38 I Liv Hospital

miyle saç dökülmesi büyük oranda durduruluyor ve önceden dökülmüş saçların yeniden çıkması sağlanabiliyor. Kök cansızlaşıp saç teli çıkaramıyor Erkek tipi saç dökülmesi olarak bilinen “androjenik alopesi”nin sadece erkeklerde değil, kadınlarda çok sık görülen bir problem. Yöntem;


Hücresel tedavi avantaj sağlıyor

erkeklik hormonu androjenler tarafından etkilenen, genetik yatkınlığı olanlarda gözlenen ve öncelikle alın bölgesindeki saç çizgisinin geri çekilmesi ile sonra tepe bölgesinin incelip açılmasıyla ortaya çıkan durumlarda başarılı sonuçlar veriyor. Erkek tipi saç dökülmesinde, genetik olarak yatkın kişilerde androjenlerin etkisiyle kalın saç teli üreten saç kökleri cansızlaşır. Birden fazla saç teli çıkaran saç köklerinde ya bir tane saç teli çıkar ya da çıkamaz hale gelir. Uykudaki saç kökleri uyandırılıyor Cansız saç köklerinden de kalın saç telleri yerine ince, zayıf, cansız ve açık renkli tüy benzeri kıllar çıkar. Bu durum saçlı deride seyrekleşmeye yol açarak özellikle kadınlarda estetik kaygılara neden olur. Ardından saç kökleri hayati fonksiyonlarını kaybederek bir daha saç üretemez hale gelir. Burada önemli olan nokta saç köklerinin ölmeden önceki uyku fazıdır. Uyku fazına giren kökler cansızlaşır ve saç üretmeyi bir süreliğine bırakır. Bu dönemde saça uygulanan hücresel tedaviler, uyuyan ve saç teli üretemeyen saç köklerini uyandırarak sağlam, kalın, koyu renkli saçların oluşmasını, yeni saç kökleri çıkmasını sağlayabiliyor. Enseden mercimek kadar doku alınıyor Erkek ve kadınlara yapılan uygulamalarda, hastanın ense bölgesinden elde edilen mercimek büyüklüğünde saçlı deriden doku örneği alıyor ve kendi hücrelerini çok özel koşullara sahip laboratuvarda (LivMedCell) üretiyoruz. 1 ay süren üretim sonunda hücreler bir ay arayla toplamda 3 defa kişinin saçsız bölgelerine deri altına olacak şekilde enjekte ediliyor. Her uygulama arasında (15 günde bir) destek tedavisiyle (PRP) birlikte oldukça başarılı sonuçlar elde ediliyor.

Liv Hospital yıllardır başarıyla yaptığı nitelikli saç ekimi operasyonları ve saç dökülmesi tedavilerini Hücresel Tedavi dopingi ile devam ettiriyor. Liv Hospital İstanbul Saç Ekimi Uzmanı Dr. Ziya Yavuz süreci şöyle anlatıyor. Saç ekimi ve saç dökülme tedavileri son yılların Türkiye’de neredeyse en çok talep edilen estetik uygulamaları. Her gün dünyanın çeşitil ülkelerinde gelen yüzlerce saç ekimi hastası bunun en bariz kanıtı. FUE Tekniği’nin tanımlanması ile birlikte 2004’ten itibaren yükselme yönünde bir grafik çizen saç ekimi şimdilerde hücresel tedavinin rüzgarını arkasına alarak yeni bir yükselme trendine girmiş durumda. Saç ekimi ense ve kulak üstü bölgeden alınan foliküllerin hastanın eksik olan ön, orta ve tepe bölgesindeki açıklıklara ekilmesi işlemine verilen isim. Operasyon yaklaşık 6 saat sürer, saçlar 3’üncü aydan itibaren çıkmaya başlar ve süreç kendini bir yılda tamamlar. Saç ekiminin önemli eksikleri; ekilen bir kısım greftlerin tutmaması, bazılarının fire vermesi, yeterince kalın ve gür olmamaları olarak sıralanabilir. Bu eksikleri artık hücresel tedaviler ile kapatmak mümkün. Ekim yapılırken hastanın 10 adet folikülü çoğaltılmak üzere ayrılır. Liv Rejeneratif Kök Hücre Laboratuvarı’nda yaklaşık üç haftada çoğaltılan hücreler ekimin çoğunlukla birinci, ikinci ve üçüncü aylarında hastanın saçlı derisine enjekte edilir. Çoğaltılan mezenşimal hücreler saçlı deriye gerek folikül hücrelerine dönüşme gerekse de mevcut hücrelerin dayanıklılığını artırma yönünde katkı sağlar. Bu sayede saç ekiminden çok daha iyi sonuçlar alınır. Hücresel tedavi desteği verilen saç ekiminin yararları şu şekilde özetlenebilir: 1. Saçlar operasyondan sonra daha erken çıkmaya başlar. 2. Ekilen greftlerin fire olasılığı düşer, bu sayede neredeyse ekilen bütün saçlardan verim alınır. 3. Uykuda olan saç folikülleri canlanır ve yüzeye çıkar. 4. Yüzeydeki ince karekterli saç telleri kalınlaşır, daha hacimli ve tok görünür. 5. Anagen faz denen saçın gözle görünen yüzeyde kalma süresi uzar. 6. Saç tellerinin renginde bir ton koyulaşma görülür.

Liv Hospital I 39


Klinik

Doğru nefesle KOAH ve astıma

dur deyin! Nefes terapisi son yıllarda pek çok insanın ilgi gösterdiği uygulamalardan biri. Özellikle KOAH ve astım vakalarında ilaç tedavisine ek olarak uygulanan nefes terapisi hastalara konforlu bir hayat sağlıyor.

G

ünümüzde sıklıkla görülen astım ve KOAH hastalığı tedavisindeki amaçlardan biri semptomları azaltmak ve yaşam kalitesini yükseltmek. Son yıllarda klasik ilaç tedavilerine ek olarak astım ve KOAH hastalarında kullanılan, doğru nefes teknikleri ile uygulanan akciğer rehabilitasyonu ve nefes egzersizleri tedavide önemli avantaj sağlıyor. Liv Hospital İstanbul Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ferah Ece, Liv Hospital İstanbul Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Tuğçe Hürkal ve Liv Hospital İstanbul Fizyoterapisti Fulden Çakır Şahman, nefes terapisinin, ruhsal dengenin sağlanması ve hastalıklarla mücadelede tedavi edici özelliklerini anlatıyor.

Dakikada 12-14 nefes! Erişkin bir insan dakikada 12-14 kez nefes alıp veriyor. Eskiden yetişkinler için normal kabul edilen solunum hızı olan dakikada 15-20 nefes, sağlıklı kişiler için artık çok yüksek kabul ediliyor. Solunum hızı beyin ve tüm vücudun maksimum oksijen düzeyinin karşılanması için dinlenme halinde aotomatik veya bilinç dışı gerçekleştirilen dakikada en az 4-5 nefese karşılık gelir. İdeal nefes 3 dakika ortalamasında alınan dakikada 6 nefes olmalıdır.

40 I Liv Hospital

Ciğerlerin her yöne genişlemesini sağlıyor Nefes terapisi kişinin postür olarak en rahat ettiği haliyle, akciğer hacmini kısıtlamayacak bir pozisyonda yani diyaframın rahat rahat kasılıp gevşemesini sağlayacak şekilde yapılmalı. Doğru nefes alma uygulamaları dediğimiz çalışmaların hedefi,


Doğru nefes

nasıl alınmalı? H

E

K

İ

M

G

Ö

Z

Prof. Dr. Ferah Ece

Uzm. Dr. Tuğçe Hürkal

Liv Hospital İstanbul Göğüs Hastalıkları Uzmanı

Liv Hospital İstanbul Göğüs Hastalıkları Uzmanı

Ü

Y

L

E

Fizyoterapist Fulden Çakır Şahman

Liv Hospital İstanbul Solunum Fizyoterapisti

yaşam içinde zamanla bozulan diyafAkciğer sorunlarının ram kullanma kabiliyetini yeniden baş nedeni! kazandırmak. Diyafram Akciğer sorunlarını n en önemli göğüs boşluğunu karın nedeni doğru nefes almamaktır. boşluğundan ayıran kas tabaNe kadar iyi bir tıbb i yaklaşım kasıdır ve amaç egzersizlerle bu olursa olsun siz ak ciğeri gereğine kasın işlevini güçlendirmek. Tam uygun kullanamıyo rsanız nefes alma; ciğerleri üç boyutuyla performansı yine (en-boy-yükseklik) genişleterek o doğrultuda olacaktır. nefes alma yöntemi olarak tanımlanabilir. Göğüs kafesi ile karın ileri ve yana doğru, omuzlar yukarıya, sırt ve kürek kemikleri geriye, diyafram aşağı doğru hareketlendirilerek ciğerlerin balon şişirir gibi her yöne genişlemesi sağlanır. Kaburga solunumu değil diyafram nefesi önemli Özel bir çalışma yapılmadığında sıradan bir insan kaburga solunumu yapar, kısıtlı ve hızlı nefes alışverişleri olur. Bu durumda savaş ya da kaç sinir sistemini aktive ederek ve sol beyni daha ağırlıklı kullanarak korku, endişe ve rekabet bilinci içinde hareket etmeye başlar. Sonucunda da yaşamın hemen her alanında kıtlık bilinci oluşturur. Diyaframın kullanılmaya başlanması ile parasempatik sinir sistemi (kabul et-yüzleş-bütünlük oluştur) aktive olur. Böylece kişinin iç dünyasında dinginlik, huzur ve mutluluk duygusu oluşmaya başlar. Yine diyafram kullanımı ait olduğu vağus siniri bağı ile sağ beyni uyarmaya ve mutluluk hormonlarını (serotonin, endorphin, dopomin vs.) daha fazla üretmeye başladığında soyut kavramlar, yaratıcı düşünce, farkındalık artmaya başlar.

Doğru nefes almak bir defa ya da birkaç seansta değil, tamamen öğrenene kadar tekrar etmeyi gerektiriyor. Bunun için bir nefes çalışması örneği vermek gerekirse ;

1 2 3

Burnunuzdan yavaş bir şekilde ama alabildiğinizce çok nefes alın. Sonra yine yavaş bir şekilde ağzınızdan verin.

(1) ve (2) ‘yi bir kere daha tekrarlayın. 4Şimdi de burnunuzdan nefes almaya başlarken ağır ağır dörde kadar sayın.

5 6 7 8

Nefesi vermeye başlarken de altıya kadar sayın. Nefes vermeyi, nefes almaktan daha yavaş yaptığınızdan emin olun. Nefes verirken kaslarınızın rahatladığını ve gevşediğini hissedin.

Bu nefes egzersizini gerildiğiniz veya bunaldığınız herhangi bir yerde ve zamanda yapabilirsiniz.

9

Günde en az 40 kere derin nefes alıp verin.

Nefes terapisi yaptıranların önemli derecede anatomi ve fizyoloji bilgisi olmalı. Terapist, terapi esnasında oluşabilecek herhangi bir aksaklığa müdahale edebilmeli. Terapiyi hastanın fiziksel tolere edebileceği esneme ve gevşeme hareketleriyle birleştirince sadece nefes kapasitesi değil, fiziksel kapasitesi de artıyor.

Nefes egzersizleri ne sağlar? Vücudun oksijen kullanımını iyileştirir. KOAH’lı hastalar nefes almak için daha fazla enerji harcadığı için bu çok önemlidir. Nefes darlığı belirtilerini azaltır ve nefes almayı iyileştirir. Kalbi güçlendirir, tansiyonu düşürür, kan dolaşımını düzenler. Fiziksel olarak daha sağlıklı, genç, fit, dinç, canlı olmayı, duygusal olarak ise daha pozitif, mutlu, huzurlu, güçlü hissetmeyi sağlar. Metabolizmayı hızlandırır, kilo kontrolüne yardımcı olur. Bilinçaltı seviyesindeki negatif düşünce ve kayıtları dönüştürür. Günlük yaşam kalitesini ciddi oranda artırır.

Liv Hospital I 41


Klinik

H E

K

İ

M

Doç. Dr. Lütfi Tunç

Liv Hospital Ankara Konsültan Hekim

G

Ö

Z

Ü

Y

L

E

Uzm. Dr. Mustafa Mutlu

Liv Hospital Ankara Check-Up Kliniği Uzmanı

Prostat büyümesi

HoLEP ile

tekrar etmez Prostat 50 yaş üstü erkeklerin kabusu. Yeni geliştirilen Holmiyum lazer (HoLEP) yöntemi ile iyi huylu prostat ameliyatlardan sonra hastalığın tekrarlama ihtimali ortadan kalkıyor.

İ

yi huylu prostat hastalığı erkekler arasında en sık görülen problemlerden biri. 50 yaş üzeri erkeklerde görülmekle birlikte genetik özelliklere bağlı olarak daha genç yaşlarda da rastlanabiliyor. Liv Hospital Ankara Konsültan Hekim Doç. Dr. Lütfi Tunç, iyi huylu prostat cerrahisinde dünyada en çok kullanılan yöntemin kazıma yöntemi (TUR-P) olduğunu belirterek şunları söylüyor. Fakat bu yöntemle prostatın kapsül içerisindeki kısmı tamamen çıkarılamıyor. Bu da hastalığın tekrarlamasına sebep oluyor. Hol-

42 I Liv Hospital


miyum lazerle (HoLEP) prostatın kapsül içerisinden tamamen çıkartılması ve bu esnada çok az enerji kullanılıyor olması, ameliyat sonrasında hastalara daha konforlu bir iyileşme dönemi sunuyor. Aynı zamanda prostatın tekrar etme ihtimali de ortadan kalkıyor. Lazer yöntemi ile kişi tamamen sağlıklı yaşamına geri dönüyor. Doku tamamen çıkarılıp patolojik inceleme yapılıyor, hastanın kanser olup olmadığı anlaşılıyor Daha önce ülkemizde de kullanılan, buharlaşma ile yapılan lazer yönteminden (greenlight) farklı olarak bu yöntemde doku tamamen çıkarıldığı için patolojik inceleme yapılabiliyor ve hastanınkanser olup olmadığı anlaşılabiliyor. Lazerle prostat çıkarılması yönteminin avantajı, prostat dokusu tamamen çıkartıldığı için prostatın tekrar riski olmuyor. Doç. Dr. Lütfi Tunç, “Bu tedavide, prostat dokusuyla kapsül arasına giriliyor, kanama ihtimali olan damarlar kontrol altına alınıyor ve doku tamamen serbestlendikten sonra idrar torbasının içine atılıyor” diyerek yöntemin üstünlüklerini aktarıyor: Bu yöntem son 1-2 yıldaki lazer teknolojisi ve cerrahi tekniklerdeki gelişmelerle çok iyi sonuçlar vermeye başladı. Hastalar çok kısa sürede iyileşiyor. Ameliyat sırasında kullanılan sıvılar vücutla uyumlu sıvılar olduğundan metabolik komplikasyonlar görülmüyor. Operasyon süresinin de kısa olması ameliyat komplikasyonlarının daha az görülmesini sağlıyor. Prostat bezinin büyük olması, yöntemin kullanılmasına engel değil, güvenle uygulanabiliyor Ameliyat, iyi huylu prostat büyümesi olan ve medikal tedaviden fayda görmeyen ya da gördüğü fayda zamanla azalan hastalarda uygulanıyor ve operasyon prostat kanseri şüphesi olanlara yapılmıyor. Ayrıca prostat kazıma (TURP) ve lazerle buharlaştırma (greenlight) yönteminin aksine büyük prostatlarda da güvenle uygulanıyor. Sonuç olarak prostat bezinin çok büyük olması bu ameliyata engel değil. Çok küçük prostatlar haricinde her büyüklükte yapılabilir.

Ne zaman cerrahi gerekiyor? Liv Hospital Ankara Check-up Kliniği Uzmanı Dr. Mustafa Mutlu, prostatın en önemli belirtisinin gece sık sık idrara kalkmak, kesik idrar yapmak olduğunu belirtiyor. İdrarın başında ve sonunda kan damlayabilir. Hastalığın seyrinde geceleri sık sık idrar yapmak ihtiyacı duyulur, uzun bekleyişten sonra çok az idrar yapılır. İdrar torbası tam anlamıyla boşalmaz. Bir zaman sonra hiç idrar yapamama tehlikesi baş gösterir. İlaç tedavisi önerilir. Kesin tedavisi cerrahidir.” Dr. Mustafa Mutlu, 40 yaşından sonra idrar alışkanlığımızı gözden geçirmemiz gerektiğinin altını çiziyor ve uyarıyor, “İyi huylu prostat büyümesinin belirtilerini fark etmeliyiz.” l Gittikçe artan idrar yapma şikayetleri, l İdrar basıncının azalması, yavaş ve ince idrar yapma, çatallanma, l İdrarın başlamasının gecikmesi ve süresinin uzaması, l Kesik kesik idrar yapma şikayetlerinin başlaması, l İşeme sonrası tam boşaltamama hissi olması ve sık işeme ihtiyacını ortaya çıkması, l Gece uykudan uyanıp idrara çıkma sayısında belirgin artış varsa mutlaka hekiminize başvurun.

İdrar kaçırmaya son! l Operasyondan sonra idrar yaparken ağrı ve yanma yok oluyor. l Günlük aktivitelere dönüş diğer operasyonlara göre çok daha erken

oluyor.

l Büyük prostat boyutunda da uygulanabiliyor. l Ereksiyon sorunu görülmüyor. l Kullanılan lazer uçlarına vuruş sınırlaması olmadığı için ameliyat

sırasında ek malzemeye gerek kalmıyor.

l Adenomun (prostat dokusu) tamamen alınması sayesinde hastalığın

tekrarlama ihtimali düşük oluyor.

Liv Hospital I 43


Klinik

HPV kabusunuz olmasın! Human papilloma virus (HPV) sık görülen ve cinsel yolla bulaşan bir enfeksiyon. 120’den farklı tipi bulunan HPV’nin bazı türleri kansere yakalanma riskini artırabiliyor.

L

iv Hospital İstanbul Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Yard. Doç. Dr. Zehra Çağla Karakoç, Dünya Hastalık Kontrol Merkezi (CDC) verilerine göre dünyada her yıl 6 milyon yeni HPV vakası bildirildiğini söylerek şu bilgileri veriyor. Korunmada; kondom kullanımı ve aşı önemli. Aşılar günümüzde 2 çeşittir. İkili (bivalan) aşı (Cervarix) HPV tip 16-18’in virüs benzeri partiküllerini içeriyor. Dörtlü (kuadrivalan) 44 I Liv Hospital


Bir kez cinsel ilişki yaşamak yeterli l HPV enfeksiyonu ilişki sırasında cilt teması sonucu bulaşır. H E

K

İ

M

G

Ö

Z

Ü

Y

L

E

Yard. Doç. Dr. Zehra Çağla Karakoç

Op. Dr. Cevahir Tekcan

Liv Hospital İstanbul Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı

Liv Hospital İstanbul Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı

Vajinal, anal veya oral seks sırasında virüs geçişi olur. En sık vajinal veya anal seks sırasında geçer.

l Tam anlamıyla bir cinsel ilişki gerekli değildir. Cinsel

olarak aktif olan herkes, sadece bir kez ilişki yaşamış olsa bile HPV’yi alabilir.

l Çok nadir olarak; cinsel ilişki dışında HPV ile enfekte

DİKKAT! l Aktif cinsel hayatı olan tüm kadınlar 65 yaşına kadar yıllık smear incelemeyle takip edilmeli. l 11-13 yaşındaki çocukların aşılanması kanserin önlenmesi açısından önemli. l HPV olan kişiler eğer aşının içindeki tipleri içermiyorsa aşılanabilir.

aşı (Gardasil) ise HPV tip 6,11,16,18’in virüs benzeri partiküllerini içerir. Her iki aşı ile de rahim ağzı kanserinden korunma mümkün. Quadrivalan aşı ise aynı zamanda çoğu genital siğillere karşı da koruyucu olabilir. En çok cinsel yolla bulaşıyor HPV’nin cilt ve mukozaları etkileyen bir virüs olduğunu belirten Liv Hospital İstanbul Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Cevahir Tekcan, mukozayı; ağız, boğaz ve anus gibi vücudun bazı gölgelerindeki nemli zara verilen isim olarak tanımlıyor. Op. Dr. Cevahir Tekcan, HPV’nin en sık görülen cinsel yolla bulaşan enfeksiyon olduğunu vurguluyor. HPV’nin 120 ‘den farklı tipi tespit edilmiştir. Bazı türleri kansere yakalanma riskini artırabilir. Bu türler yüksek riskli HPV türleri olarak adlandırılır ve bu grup 40’a yakın HPV tipini içeriyor. Fakat yüksek riskli virüs taşıyan her hastanın kansere yakalanmadığı unutulmamalı.

gebelerde, doğum sırasında bebeğe geçer. Özellikle parmakları veya tırnak yatakları enfekte annelerin bez değiştirme sırasında bebekleri nadiren enfekte ettiği biliniyor. İyi bir el hijeni ile bu önlenebilir.

l Yapılan pek çok araştırmada; HPV enfeksiyonunun tuvaletler-

den veya iç çamaşırların giyilmesinden geçmediği kanıtlanmış.

l Yine ilişki sırasında kondon kullanımı bazı araştırmacılara

göre virüs geçişini azaltırken; pek çok araştırmacı kondom kullanımının virüs geçişini azaltmadığına inanıyor.

Kansere yakalanma riskini artırıyor l Rahim ağzı kanserinin yüzde 99’una neden olduğu tesbit edilmiş. Rahim ağzı kanseri olan hastaların yüzde 70’inde HPV Tip 16-18 pozitif bulunmuş. l Anal kanserlerin yüzde 95’i HPV virüsü sonucu oluşuyor. l Ağız ve ağız arkası kanserlerinin yüzde 70’inde HPV virüsüne rastlanmış. l Nadir görülen ajinal, vulvar ve peniz kanserlerine neden olduğu biliniyor.

Belirti vermeden sessiz kalabilir Enfekte bir kişi hiçbir belirti ve semptom vermeden bu virüsü taşıyabilir ve enfeksiyonu geçirebilir. Ayrıca virüsün ne zaman alındığının belirlenmesi zordur, hastalık belirtileri gelişecekse yıllar içinde oluşur. Çoğunlukla virüs herhangi bir belirti vermeden vücutta sesiz kalır. Vücudun bağışıklık sistemi enfeksiyonun geçmesi veya baskılanmasında yardımcı olur. Vücudun başıklık sisteminin baskılandığı durumlarda genital siğile neden olabilir. Genital siğiller ilaçla tedavi edilebiliyor Anormal hücre değişikliğine neden olmayan HPV enfeksiyonunun bugün için tedavisi yok. Genital siğiller ise koter (ısı etkisi ile hücrelerin harap edilmesi) veya krioterapi (soğuk etkisi ile hücrelerin tahrip edilmesi) işlemi ve ilaç tedavisi uygulananabiliyor. Rahim ağzında saptanan kanser öncüsü lezyonlar krioterapi, LEEP uygulaması veya konizasyon (rahim ağzının lezyonlu bölgesinin çıkartılması) şeklinde tedavi edilebilir. Liv Hospital I 45


Takım

H

Prof. Dr. Cem Sungur Liv Hospital Ankara İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı

E

K

İ

M

Prof. Dr. Şükrü Sindel

Liv Hospital Ankara İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı

G

Ö

Z

Ü

Y

L

E

Uzm. Dr. Eren Eroğlu

Uzm. Dr. Metin Okucu

Liv Hospital İstanbul Check-Up ve Sağlıklı Yaşam Kliniği Uzmanı

Liv Hospital İstanbul İç Hastalıkları Uzmanı

Sağlıklı yaşamın anahtarı

check-up Sağlıklı bir yaşam için rutin kontrollerin düzenli olarak yapılması büyük önem taşıyor. Hastalıklardan korunmak ve erken teşhis için belirli aralıklarla check-up yaptırın.

İ

leride ortaya çıkabilecek olası sağlık sorunlarının önünde geçmek için check-up yaptırmak şart! Liv Hospital Check-Up Takımı, Liv Hospital Ankara İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Cem Sungur, Liv Hospital Ankara İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şükrü Sindel, Liv Hospital İstanbul Sağlıklı Yaşam ve Check-Up Merkezi Uzmanı Dr. Eren Eroğlu ve Liv Hospital İç Hastalıkları İstanbul Uzmanı Dr. Metin Okucu check-up’ın önemini anlatıyor. Sağlıklı yaşam temin ediliyor Check-up’ın temel amacının sağlığı korumak ve hastalığın ortaya çıkmasını önlemek olduğunu söyleyen Uzm Dr. Eren Eroğlu şu bilgileri veriyor. Bunu da periyodik olarak tekrarlanan sağlık

46 I Liv Hospital

kontrolleri ile sağlamak hedefleniyor. Böylece muhtemel hastalıkların erken işaretleri bir bozukluk ortaya çıkmadan yakalanır ve önlemler alınabilir. Yani erken teşhis ile hayat kurtulur ve sağlıklı yaşam temin edilir. İkinci hedef ise danışanlara, ‘Nasıl sağlıklı yaşanır’ı, kişiye özel dinamikleri değerlendirerek öğretmektir. Bireyselleştirilmiş tıp Prof. Dr. Cem Sungur ise şu noktalara dikkat çekiyor. Geleneksel olarak birinci basamak sağlık hekimleri tarafından sunulan bir sağlık hizmeti olan check-up günümüzde giderek daha multidispliner bir yaklaşımla sunulması gereken bir hizmete dönüştü. Bu nedenle paketler halinde standardize edilmiş şekilde sunulan bir değerlendirme yerine, önleyici, tanı


CHECK-UP TARAMASI

Kan biyokimyasındaki tü koyucu ve tedavi edici Böbrek hastalıklarının m ano rmallikler, metabolizma sağlık hizmetlerinin iç içe erken tanısı için önemli bozuklukları, tüm damar geçtiği bir süreç haline Prof. Dr. Şükrü Sindel, check-up hastalıkları, akciğer, meme, rahim, yu gelmiştir. Günümüzde sırasında yapılan bazı testler ile murtalık, kalın bağırsak, prostat ve sağlık çalışanlarının ekipler nefrolojik hastalıkların tanısının karın organlarındaki kanserle halinde sunduğu önleyici ve konabileceğine dikkat çekiyor. r checkup ile erkenden ortaya koruyucu yaklaşımlar değer A) İdrar tetkikinde; çıkarılabilir. kazanıyor. Gelişmekte olan Kan görülmesi: İdrar yolu, prostat, bireyselleştirilmiş tıp yaklaşımları böbrek enfeksiyonları, böbrek ve kanalda ile sürecin çok disiplinli ve ayrıntılı taş varlığı, böbrek ve mesane tümörleri ile hale gelmesi bekleniyor. böbreğin immün hastalıklarına işaret eder. Mikroalbumin ve protein varlığı: Muayene 30 dakika sürüyor Böbreğin immün hastalıklarında kanama Yeni teknolojilerle tüm beden taramasının ile birlikte veya tek başına bulunabilir. dakikalar içinde tamamlandığını söyleyen Ayrıca şeker hastalığı ve tansiyonun Uzm. Dr. Metin Okucu, “Bir kalp anjiyosu böbrekleri etkilediği hastalarda tespit sadece birkaç dakika sürer. Muayene ve kan edilir. Yine mikroalbumin kalp-damar alınması ise 30 dakikayı geçmez. Asıl süre hastalıklarının habercisidir. sonuçların değerlendirilmesi sonrasında ve B) Kan değerlerinde; Üre, ürik asit, ömür boyu yapılacakların anlatılması, genel fosfor, kreatinin değerlerinde yükseklik akut bilgilerin verilmesi için gerekiyor” diyor. veya böbrek yetmezliğinin bulgularıdır. Kanda albumin ve total protein düşüklüğü ile birlikte kan kolestrol seviyelerinde yükselme, nefrotik sendrom denilen böbrek hastalıklarında görülen tabloların teşhisini sağlar. Kansızlık, kan sedimantasyon Check-up sırasında kullanılan yönyüksekliği, kalsiyum artışı, idrarda protein temler birkaç ana grupta toplanıyor. kaçağı multiple myeloma denilen kan hastalığının tanısına yardımcı olur. Biyokimyasal analizler Birinci gruba biyokimyasal ve hormoC) Ultrasonogofide; Doğumsal tek nal analizleri almak gerekir; hem kolay böbrek varlığı, küçülmüş ve büyümüş uygulanabilmesi hem de yaygınlığı ona bu hakkı verir. Alınan böbrekler, anomaliler (at nalı böbrek kan veya biyolojik örneklerden yapılan analizler vücudun gibi), taş, tümörler, prostat büyümeleri ve nasıl çalıştığına dair çok değerli bilgiler verir. Şeker hastalığınız var mı, böbrekleriniz kanı iyi temizliyor mu bu testler mesane duvarı ile ilgili bozukluklar tespit sayesinde kolaylıkla öğrenilebilir. edilir.

Hangi yöntemler uygulanıyor?

1

2Görüntüleme dayanan analizler

Röntgenden ultrasona, MR’dan tomografiye birçok eski-yeni yöntem check-up sırasında etkili olarak kullanılır. Endoskopik görüntülemeler de bu grup içerisinde sayılır.

Hangi aralıklarla yaptırılmalı?

3

Check-up’ın hangi aralıklarla yapılacağı ve nelerin uygulanacağı yaşa, cinsiyete ve kişiye özel risklere göre değişir. Örneğin kalın bağırsak kanserinin en etkili erken tanı yöntemi olan kolonoskopi 50 yaşından sonra 5 yılda bir önerilirken, ailede ya da kişisel risk yüksek ise çok daha erken yaşta ve daha sık yapılmalı.

Fonksiyonel testler

Bu testler ile sistemlerin işlevleri değerlendirilir. Kardiyak stres test, yani kalp eforu ile yük altındaki kalbin çalışma düzeni kolay ama etkili bir şekilde değerlendirilirken, SFT (solunum fonksiyon testi) akciğerlerin kapasitesini değerlendirme fırsatı verir. Check-up’ın yöntemleri sadece bunlarla sınırlı değildir, çünkü her tıbbi analiz yöntemi gereği halinde bir check-up enstrümanı olarak kullanılabilir.

Liv Hospital I 47


Klinik

Demir eksikliği büyüme geriliğine yol açabilir Basit bir kan tahlili ile ortaya çıkan demir eksikliği çocuklarda hem fiziksel hem de zihinsel sorunlara neden olabiliyor. Tedavi ile birlikte sağlıklı beslenerek demir eksikliğine “dur” diyebilirsiniz.

D

emir eksikliği anemisi çocuklarda sık görülen bir problem ve genellikle fark edilmiyor ve birçok soruna yol açıyor. Liv Hospital İstanbul Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Emre Çenesiz demir eksikliği anemisi ile ilgili bilinmesi gerekenleri anlatıyor. Çocukların büyüme ve gelişmesinde en önemli minerallerden olan demir, kırmızı kan hücrelerinin akciğerlerden dokulara oksijeni taşımasına, kasların oksijeni 48 I Liv Hospital

depolamasına ve kullanmasına yardım eder. Demir eksikliği tedavi edilmediği zaman hem çocuğun fiziksel ve zihinsel gelişimini olumsuz etkiler hem de kansızlığa (anemi) neden olabilir. Halsizlik ve dikkat eksikliği daha sık görülüyor Demir eksikliğinde normalde demir içermesi gereken kırmızı kan hücreleri sayıca azalır. Kırmızı kan hücrelerinin esas görevi dokulara oksijen taşımak


H E

K

İ

M

G

Ö

Z

Ü

Y

L

E

Uzm. Dr. Belkıs Kütük

Uzm. Dr. Emre Çenesiz

Liv Hospital Ankara Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı

Liv Hospital İstanbul Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı

ve dolayısıyla enerji vermektir. Kan hücreleri azaldığında dokulara taşınan oksijen de azalacağından çocuk halsizleşir. Ancak tedavi edilmediği takdirde zihinsel fonksiyonları etkileyebilir. Demir eksikliği olanlarda mental ve motor (zihinsel ve hareket) gelişim skorları daha düşük olur, dikkat eksikliği daha sık görülür. Buz, toprak ve kil yiyorsa doktora başvurulmalı l Halsizlik, güçsüzlük l Solukluk l İştahsızlık l Çabuk yorulma l Huzursuzluk l Dil üzerinde yaralar l Üşüme l Sık enfeksiyon l Çarpıntı l Davranış problemleri l Okul başarısında azalma l Buz, toprak, kil gibi besin değeri olmayan maddelerin tüketilmesi Bu şikayetlerin görülmesi halinde çocuğun, bir çocuk doktoru tarafından muayene edilmesi gerekir. Basit bir kan tahlili ile tanı konabilir. Bebeklere 4 ve 9’uncu ayda kan sayımı yapılmalı Demir eksikliğinin erken tanısı için periyodik aralıklarla kan sayımı yapılmalı. Prematüre ve düşük doğum ağırlıklı bebeklerin 4-6’ncı ayda,

zamanında doğmuş bebeklerin ise 6-9’uncu ayda tam kan sayımı yapılmalı. Doktorunuz gerekli görürse testin zaman içinde tekrarlanmasını önerebilir. Eğer kansızlık saptanırsa demir tedavisi başlanmalı. Demir eksikliği anemisi tanısı konan çocuklara kilosuna uygun dozda demir içeren ilaçlar başlanır ve diyeti düzenlenir. Demir emiliminin daha iyi olması için ilaç aç karna alınmalı ve C vitamini bakımından zengin gıdalar bolca tüketilmeli. 1 ay kırmızı kan hücrelerinin artırılması ve 2 ayda demir depolarının dolması için toplam 3 ay tedavi sürdürülmeli, tedavi bitiminde kan sayımı kontrolü yapılmalı. Domates mutlaka çocukların beslenme listesine eklenmeli Liv Hospital Ankara Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Belkıs Kütük demir eksikliğinin görülmemesi için yenilmesi gereken yiyecekler ve beslenme konusunda yapılacaklara dikkat çekiyor. Demirden zengin yiyecekler: Anne sütü,  kırmızı et, tavuk, balık, yumurta, pekmez, yeşil yapraklı sebzeler, balkabağı, yerelması, karnabahar, bezelye, brokoli, mercimek, badem, yumurtanın sarısı, susam, kuru üzüm, kuru erik, kuru kayısı, tatlı patates, brokoli, buğday ruşeymi. Demir emilimini artıran yiyecekler: Turunçgiller, yeşil sebzeler, şeftali, elma, muz, domates, kivi, avokado, kavun. Orta büyüklükteki bir domates günlük C vitamini ihtiyacımızın yarısını, günlük A vitamini ihtiyacımızın da yüzde 22’sini karşılıyor. Bebeğinizin demir alımını artırmak istiyorsanız, domatesi de yiyecek listesine ekleyin. Soğan demir emilimini artıran yiyeceklerden. Ancak soğanı kullanırken dikkatli olmanız gerekiyor, çünkü gaz sorununa neden olabilir. Yeşil ve kırmızı lahana da demir emilimini artıran yiyeceklerden.

Risk yaratan durumlar l Zamanından erken doğum l Düşük doğum ağırlığı l İlk 12 ayda inek sütü verilmesi l Anne sütü ile beslenen bebeklerde 6. aydan sonra demirden zengin ek gıda l Anne sütü alamayan bebeklerde demirden zenginleştirilmiş mama kullanılmaması l 1-5 yaş arası günde 750ml’den fazla inek/keçi sütü tüketimi l Kronik hastalıklar l Genç kızlarda adet kanaması

Liv Hospital I 49


Klinik

H

E

K

İ

M

G

Ö

Z

Ü

Y

L

Prof. Dr. Fikret Arpacı

Doç. Dr. Duygu Derin

Doç. Dr. Gökhan Erdem

Liv Hospital Ankara Medikal Onkoloji Uzmanı

Liv Hospital İstanbul Medikal Onkoloji Uzmanı

Liv Hospital Ankara Medikal Onkoloji Uzmanı

E

Uzm. Dr. Meltem Topalgökçeli Selam Liv Hospital İstanbul Medikal Onkoloji Uzmanı

Kemoterapi ile ilgili en çok merak edilen

4 soru

Kanserle savaşta en önemli silahlardan olan kemoterapi birçok korkuyu da beraberinde getiriyor. Bilinmesi gerekenleri konunun uzmanları anlatıyor.

K

anser tedavisinde her geçen gün yeni gelişmeler oluyor. Birçok tedavi yeni umut ışığı yanmasını sağlıyor. Ancak tedavide uygulanan kemoterapi, birçok kişide önyargı uyandırabiliyor. Liv Hospital İstanbul Medikal Onkoloji Uzmanları Doç. Dr. Duygu Derin, Uzm. Dr. Meltem Selam Topalgökçeli ile Liv Hospital Ankara Medikal Onkoloji Uzmanları Prof. Dr. Fikret Arpacı, Doç. Dr. Gökhan Erdem, kemoterapi ile ilgili en çok merak edilen soruların cevaplarını veriyor.

50 I Liv Hospital

1

etkileri ne Kemoterapinin zaman geçer? Doç. Dr. Duygu Derin – Liv Hospital İstanbul

Kemoterapide kullanılan ilaçların bir kısmı karaciğerden bir kısmı da böbrekten atılır. Bazen de kemoterapi ilaçları kalbe toksik etkide bulunabilir. Kemoterapi öncesi ve sonrası, doktor kontrolünde hastaya damar yolu ile bol sıvı vererek böbreklerin ve organların korunması sağlanır. Kemoterapi kürünün bitmesinin ardından, ortalama 3 hafta sonra kan değerleri normal aralığa gelir ve bağışıklıkta büyük ölçüde toparlanır. Bu süreden sonra hasta gündelik hayata büyük ölçüde dönülebilir. Ama özellikle yorgunluk birkaç ay daha sürebilir. Hastanın kendi durumuna göre en doğru olanı ayarlaması yani bu süreçte kendi kendinin doktoru olması, kendini yorgun hissettiğinde dinlenmesi, doğru stres yönetimi çok mühim. Kemoterapi ilaçlarının vücuttan tam olarak atılması kişiden kişiye göre değişkenlik gösterse de 6 ay ile 1 yılı bulabilir. Kadın hastalar eğer gebelik düşünüyorsa ancak bu süreden sonra hamile kalabilir. Ancak meme kanseri sonrasında 3 yıl ile 5 yıl arası hastanın takibinin yapılması ve bu süreç içinde de mümkünse çocuk yapmaması gerekir.


2

sırasında doktor Tedavi hasta ilişkisi nasıl olmalı? Doç. Dr. Gökhan Erdem – Liv Hospital Ankara

Kemoterapide bilgilendirme eksikliği sanıldığından daha olumsuz etki yaratıyor, tedaviye olan uyumu azaltıyor. Bilgilendirme bir defalık olmamalı, tüm tedavi boyunca sürecin doğal bir parçası olarak kabul edilmeli. Üstelik sadece hasta için değil, hasta yakınları, özellikle bakımda sorumluluğu bulunanlar için de çok önemli. Hasta neyle karşılaşacağı ve nasıl mücadele edeceği konusunda doğru bilgilendirilmişse herkesin işi daha kolaylaşacaktır.

34

konusunda Beslenme nelere dikkat edilmeli? Uzm. Dr. Meltem Selam Topalgökçeli Liv Hospital İstanbul

Kemoterapi boyunca en önemli nokta sıvı alımıdır. Hastanın mümkünse su içerek sıvı alması gerekir. Ayrıca yeşil çay, ada çayı ve ıhlamur gibi bitki çayları da tüketilebilir. Hazır değil, taze meyve suları günde bir bardak içilebilir. Ayran ve kefir gibi içecekler son derece faydalı. Kemoterapi sırasında çok denge beslenme ve mevsiminde çıkan meyve sebzeyi tüketmek büyük önem taşıyor. Beslenmede mutlaka protein olmalı. Dana etinden ziyade mümkünse keçi tercih edilebilir. Ama keçi etini herkes tolore edemeyebilir. Bunun yerine koyun, kuzu eti olabilir. Protein desteği nohut, mercimek, fasulye, bakla gibi kuru bakliyatlardan da alınabilir. Hazır ve işlenmiş gıdadan uzak durulmalı. Şekerli ürünlerden kaçınılmalı. Haftada bir kez sütlü tatlı olmak şartıyla küçük bir porsiyonla kaçamak yapılabilir. Kemoterapi sonrası kabızlık sorunu yaşanırsa her gün bir-iki tane tüketilen kuru kayısı, kuru eriğin faydası olacaktır.

emoterapi sonrası cinsel K hayata ne zaman dönülebilir? Prof. Dr. Fikret Arpacı – Liv Hospital Ankara

Cinsel aktivite için kemoterapi süreci bittikten sonra kan değerlerinin yükselmesini beklemek önem taşır. Bunun için belirlenmiş bir süre yoktur. Ancak kan değerleri normale döndükten sonra cinsel aktivitede bulunulabilir. Pek çok kadında vajinal salgılar azalacağından, kuruluk hissedebilir. Haftada 3-7 kez düzenli olarak kullanılan ilaçlar veya cinsel birleşme sırasında kullanılan pek çok vajinal nemlendirici, vajinal kuruluğun giderilmesinde yardımcı olabilir. Yine pek çok kadının adet döngüleri sona erer ve düzensizleşir. Kemoterapiden sonra östrojen destekleri kullanılabilir. Pek çok erkek ve kadın, cinsel arzularında geçici bir azalma hissedebilir. Eğer bu durum, düşündüklerinden daha fazla sürerse, doktorları ile konuşmalılar.

Liv Hospital I 51


İkinci Bahar

Robotik diz cerrahisi

O

ile yeni hayat!

nlar yürüyemeyecek kadar ileri derece diz ağrısı ve problemi nedeniyle evden dışarı çıkmak istemiyor, işe, alışverişe ve çocukları-torunları ile parka bile gidemiyorlardı. Yapılan hiçbir tedavi işe yaramıyordu. Tek çare ise diz protezi ameliyat olmaktı… Ve Türkiye’de ilk kez Liv Hospital’da kullanılan, MAKOplasty adı verilen robotik cerrahi yöntemi ile diz protezi ameliyatı olarak ağrısız hayatlarına “Merhaba” dediler. Klasik yöntemlerle yapılan diz protezlerine göre hastaların çok daha erken ayağa kalkabilmesini sağlayan, ilk günden itibaren hareket kabiliyeti kazandıran MAKOplasty ile yapılan robotik diz cerrahisi

Türkiye’de sadece Liv Hospital’da uygulanıyor. Liv Hospital İstanbul Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü Diz Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Uğur Haklar tarafından robot yardımlı ile diz protezi ameliyatı gerçekleştirilenler, şimdi dilediği gibi sevdikleriyle yürüyor, koşuyor ve spor yapıyorlar. Robotik teknolojilerinin kullanılması ile yapılan ameliyatla, kişiye en uygun diz protezini uygulamak artık mümkün. Ameliyat sırasında robotik diz cerrahisi MAKOplasty ile 0,1 mm gibi çok küçük bir hata bile fark edilebiliyor ve çapraz bağlar korunarak uygulanıyor. Bu nedenle MAKOplasty ameliyatı olmuş kişiler dizlerini neredeyse normal hissediyorlar.

Özgürce yürüyebiliyorum

Füsun Soydamal 63 yaşındayım.

Dışarı çıktığımda ikiüç adım attıktan sonra yürüyemiyordum. 2 yıl önce iki dizimden ameliyat oldum. Ameliyattan sonra hiç ağrım olmadı. Şimdi çok rahat gezmeye gidiyor, yürüyüşe çıkıyorum.

Dilediğim gibi geziyorum

Rabia Akdoğan 63 yaşındayım.

Ameliyat olalı 40 gün oldu. Ameliyattan 2 gün sonra ayağa kalktım. Ağrılarım yüzünden uyuyamıyor, dışarı çıkamıyordum. Evimin işlerini bile yapamıyordum. Şimdi egzersizlerimi yapıyorum. Merdivenleri rahat çıkıp iniyorum. 52 I Liv Hospital

Çocuğumu kucağımda gezdirebiliyorum

İbrahim Güler 45 yaşındayım.

Ağrı yüzünden uyuyamıyor, çocuğumu kucağıma alamıyordum. Şimdi ağrım yok, 90 dakika futbol oynuyorum. Çocuğumu kucağımda gezdirebiliyorum.

Merdivenleri bile inip çıkabiliyorum

Aynur Koşan

66 yaşındayım.

1 yıl önce 2 dizimden ameliyat oldum. Dizlerimi bükemiyor, değnekle yürüyordum. Şimdi merdivenleri rahatça inip çıkabiliyorum, yürüyorum.


Şaban Sargın

Yeniden doğdum

2 yıl önce tek dizimden ameliyat oldum. Dışarı çıkıp yürüyemeyecek haldeydim. Merdiven çıkamıyordum, yardımsız günlük işlerimi yapamıyordum. Şimdi doğada uzun yürüyüşler yapıyor hatta çok meraklı olduğum ava bile çıkıyorum.

Evin kapısını bile açamıyordum, yaşamıyor gibiydim. Şimdi yeniden doğdum. Torunumla geziyor, aktivitelere katılıyorum.

Doğada ava çıkıyorum 66 yaşındayım.

25 yıl ağrıyla yaşadım

Fatma Azar

56 yaşındayım.

Kireçlenme sorunu yüzünden 25 yıl diz ağrısı çektim. Yürüyemiyor, tek başıma hareket edemiyordum. İki dizimden ameliyat oldum, ne ağrım kaldı ne de bir sorunum.

Rezzan Serin

20 yaş daha genç hissediyorum

Gülizar Meşeci 67 yaşındayım.

Dizlerimdeki ağrılar yüzünden yürüyemez hale gelmiştim. 2 yıl önce ameliyat oldum. Sol dizime robotik, sağ dizime ise klasik diz protezi cerrahisi yöntemiyle protez takıldı. Şimdi kendimi 20 yaş daha genç hissediyorum. Dizlerimi çok rahat kullanıyor, torunumla yürüyüşe çıkıyorum. Liv Hospital I 53


Klinik

H E

K

İ

M

G

Ö

Z

Ü

Y

L

E

Prof. Dr. Ahmet Yılmaz Nişancı

Uzm. Dr. Banu Taşcı Fresko

Liv Hospital İstanbul Kardiyoloji Uzmanı

Liv Hospital İstanbul Nöroloji Uzmanı

Tansiyonu ne kadar

düşürmek gerekli? Yüksek tansiyon sinsi seyreden hastalıkların en önemlilerinden biri. Kronik hale geldikten sonra belirti vermeye başlayan hastalık beraberinde pek çok sorunu da getiriyor.

Y

üksek tansiyon hastalarında tedavinin temel amacının, tansiyonun yol açacağı kalp-damar ve diğer organlarda gelişebilecek hasarları azaltmak olduğunu söyleyen Liv Hospital İstanbul Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Yılmaz Nişancı, hastalığı ve tedavi yollarını anlatıyor. Tansiyon düşürme tedavileri, yüksek tansiyonun tanımında kullanılan uluslararası kılavuzlar çerçevesinde yapılıyor. Tedavi ile ölüm ve hastalık oranı düşürülmeye çalışılıyor. Tansiyonu daha da fazla düşürmenin yararı, şeker hastalarında gösterilmiş. Fakat, toplumda her hasta grubunda hedefi daha da aşağı çekmenin yararı net değil. Tansiyonu daha fazla düşürmek, daha fazla ilacı veya daha yüksek doz ilacı gerektiriyor. Tedavide çok önemli olan doktor-hasta uyumu ve anlaşması, tansiyon bir miktar düştüğünde, hasta tarafından şikayetler geçtiği için genellikle bozuluyor. Ayrıca tansiyon ilaçlarının yapabileceği yan etkiler sebebi ile de hastalar belli bir noktadan sonra fazla ilaç kullanmayı istemiyor.

54 I Liv Hospital


Tansiyonun 12’ye düşürülmesi yararlı!

Yüksek tansiyon damarlara zarar vererek inmeye neden oluyor En önemli ve önlenebilir inme nedeninin yüksek kan basıncı olduğunu belirten Liv Hospital İstanbul Nöroloji Uzmanı Dr. Banu Taşcı Fresko, dünyadaki ölümlerin en sık üçüncü nedeninin de inmeler olduğuna dikkat çekiyor. Yüksek kan basıncı damarlara zarar vererek damarların daha kolay tıkanması veya yırtılmasına neden oluyor. Hipertansiyonu olan hastaların inme geçirme olasılığı topluma göre 6 kat yüksek. Atardamarlar bir pıhtı ile tıkandığında tıkayıcı inme (iskemik inme, beyin damar tıkanması, iskemik strok), damarlar yırtıldığı/çatladığı zaman kanayıcı inme (hemorrajik inme, beyin damar kanaması, hemorrajik strok) oluşur. Her iki durumda da beyne giden oksijen ile glukoz kesildiği için beyin oksijensiz ve besinsiz kalır, beyin hücreleri ölümü meydana gelir. 10 inme hastasının sekizinde tıkayıcı inme görülürken, ikisinde kanayıcı inme mevcuttur. Şekerinizi kontrol altında tutun sigara kullanmaktan vazgeçin! İnme nedeniyle kolda-bacakta güçsüzlük, konuşma problemleri, hafıza kusurları, görme bozuklukları, dengesizlik ve bilinç kaybı görülüyor. İnme oluşumu önlenebilir. Bunun için öncelikle kan basıncının düşürülmesi, sigara kullanımının sonlandırılması, şekerin kontrol altında tutulması, egzersiz yapılması, kilo verilmesi öneriliyor.

Prof. Dr. Ahmet Yılmaz Nişancı, yüksek tansiyon ve ilaçla tedaviyle ilgili şu araştırmayı örnek veriyor. ABD’de 9 bin 361 hasta üzerinde yapılan kontrollü çalışmada, büyük kan basıncını (sistolik) 120 mmHg ve altına düşürmenin (sıkı tedavi grubu), standart tedavi edilen (hedef 140 mmmHg) kontrol grubuna kıyasla daha yararlı olduğu gösterildi. Çalışma, ilaç firmaları desteği ile değil, bilimsel kuruluşlar tarafından desteklenerek yapıldı. Çalışmaya, 50 yaşın üzerinde tansiyon hastası olan ve gelecek yıllar için kalp-damar hastalıkları bakımından yüksek risk taşıyan kişiler alındı. Çok ağır böbrek yetersizliği, şeker hastalığı ve felç (inme) geçirmiş olanlar dahil edilmedi. Tedavinin kalp krizleri, inme, kalp yetersizliği ve ölüm oranları üzerine etkileri araştırıldı.

BULGULAR Hastalık ve olaylar Toplam ölümler Tedaviye bağlı yan etkiler

Sıkı tedavi grubunda

Gevşek tedavi grubunda

% 1.6/yıl 155 % 4.7

2.19/yıl 210 2.5 *

Sıkı tedavi grubunda tedaviye bağlı önemli ve önemsiz yan etkiler, gevşek-satandar tedavi grubundan daha fazla. Bilhassa böbrek fonksiyonlarında bozulma, dikkat çekici boyuttaydı. Sonuç: Yüksek risk taşıyan tansiyon hastalarını sıkı tedavi programı ile tedavi etmek, kan basıncını 120 mmHg altına indirmek, kalp hastalıkları ve öl��m oranları bakımından daha yararlı oluyor. Fakat, yan etkiler bakımından değerlendirildiğinde, bu grupta yan etkilerin daha fazla olduğu da bir gerçek. Özellikle böbrek fonksiyonlarında düşme dikkat çekici. Bu nedenle hasta seçiminde böbrek fonksiyonlarını daha iyi değerlendirmek önem kazanıyor. *Kaynak: SPRINT Research Group.A Randomized Trial of Intensive versus Standard Blood-Pressure Control. N Engl J Med. 2015 Nov 9.

Kimler risk altında! Ailede hipertansiyon öyküsü olanlar, Yaş, erkek olmak, kilolu olmak, Yüksek miktarda alkol tüketmek, Sigara içmek, Şeker hastalığı, Hareketsiz yaşam, Yüksek miktarda tuz kullanımı Yüksek kolesterol.

Liv Hospital I 55


Klinik

Yeni annelere

MİNİ REHBER Anneler, bebek bakımıyla ilgili ne kadar kitap okuyup öğüt dinlese de birçok konuda endişelenir. Bebeğin ağlaması ya da uykusuzluğu annelerde panik yaratabilir. Uzman doktorlar yeni anneler için tavsiyelerde bulundu.

A

ylarca devam eden sabırsız bekleyişin ardından, bebeğinizi ilk kucağınıza aldığınız an, dünyanın en büyük mucizelerden birine de şahit olursunuz. Bundan böyle hayatınıza bir “Anne” olarak devam edeceğiniz gerçeği ise; mutlu bir heyecanın yanı sıra; getirdiği sorumluluk duygusu ile endişe kaynağı olabilir. Liv Hosptal Ankara Çocuk Hastalıkları ve Yenidoğan Uzmanı Dr. Mustafa Yücel Kızıltan yeni annelere önerilerde bulunuyor. Bir saat içinde emzirilmeli Sütün artması için doğumdan sonra, en geç 1 saat içinde bebek anne göğsüne yatırılmalı. Bebek emmese dahi, ilk 4 saat boyunca, her saat başı annenin memesine koyulmalı. Sonraki günlerde ise, günde 10-12 kez emzirmek faydalı olur. Süt rahatlıkla geliyorsa, beslenmeyi bebeğin kendisi yönetmeli. Bebek acıktığında zaten anneye gerekli uyarıları ağlayarak yapacağından zorlamalara gerek yoktur. Gaz sancısı sağlığın işareti Ağlamak bebeklerin dış ortamla iletişim kurmak için en sık başvurdukları yoldur. Hastalıkların yanı sıra; gaz sancısı, aşırı sıcak ortam, açlık veya bebeği sıkabilecek fazla giyim bebeğin başlıca ağlama nedenleri arasındadır. Örneğin gaz sancısı 56 I Liv Hospital

Sütünüz yeterli mi?

Bebeğin ayda en az 500 gr kilo alması, günde en az 5- 6 defa altını ıslatması , doğumdan sonraki 15’inci g ünde doğum kilosuna ulaşmış olması, aldığı sütün yeterli olduğunu gösterir.


olan bebekler kilo alımları iyi ve sağlıklı bebeklerdir. Genellikle doğumdan 2-3 hafta sonra, özellikle akşamları ortaya çıkan ağlama nöbetlerine sebep olan bu sancılar giderek sıklaşır. Bebek H E K İ M 6-8 haftalık olduğunda en yoğun Op. Dr. şekilde kendini gösteren gaz Başak Güler Liv Hospital Ankara sancıları yaklaşık olarak 3’üncü Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı ayda kesilir. Bu süre içerisinde ağlama krizlerini azaltabilmek için birçok ilaç ve davranış metodu denenmiş olsa da; bunların hiçbirinin bilimsel olarak etkinliği kanıtlanmamıştır.

bir bebeğin 3-4 günde bir, hatta bazı durumlarda haftada bir dışkı yapması bebeğin kabız olduğu anlamına gelmez. G

Göbek bağı kullanmayın Göbeğin ve çevresinin temiz ve kuru kalması gerekir. Göbek bağı kullanmayın. Göbeği bezin dışında bırakmaya dikkat edin. Göbek 7-14 gün içinde düşer. Düştükten sonra yerinde hafif bir kanama olması normaldir. Bu durumda alkol ile silebilirsiniz. Banyo, uyuma rutininin parçası olmalı Bebeğinizi her gün yıkamanız gerekmez. Banyo yaptırmanın nedeni bebeğinizi temiz tutmanın yanı sıra banyonun uyku vakti rutininin bir parçası oluşudur. Bebeğin banyoyu akşam rutininin bir parçası olarak algılamasını sağlamak önemli. Bebeğinizi her gün yıkamak zorunlu olmamakla birlikte faydalıdır. Kremler isilik yapabilir Her banyo sonrası krem veya yağ sürmek gerekmez. Krem ve yağlar sürerek cildin terlemesi önlenirse, ufak sivilceler ve isilik tarzında döküntüler ortaya çıkabilir. Eğer cildi kurur ve çatlaklar gelişirse, bir bebek losyonu veya nemlendiricisini günde 2 kere sürebilirsiniz. Haftada bir kez kaka normal Anne sütü ile beslenen bebek, kakasını haftada bir kez fakat yumuşak kıvamda yapıyorsa kabızlıktan endişelenmeye gerek yoktur; çünkü anne sütünün hemen hemen tamamına yakını bağırsaklardan emilir. Bu da dışkılama sıklığının az olmasını açıklayan bir durumdur. Öte yandan, bebeğin ıkınması ve bu sırada yüzünün kızarması da olağan bir durumdur ve kabızlık olarak algılanmamalı. Anne sütü ile beslenen sağlıklı

Sizden bir kat fazla giyinsin Uzm. Dr. Mustafa Yeni doğan bebeklerde terleme Yücel Kızıltan Liv Hospital Ankara görülmez; bu nedenle fazla Çocuk Hastalıkları ve Yenidoğan Uzmanı giydirdiğiniz zaman sıcaklık fazlalığının yarattığı sıkıntıyı ağlayarak ifade etmeye çalışacaktır. Ayrıca fazla sıcak olan ortamlarda bebeğin burnu tıkanır. Bebeğin elleri ve ayakları soğuk ise, üşüyüp üşümediği ensesi kontrol edilerek anlaşılabilir. Öte yandan, oda sıcaklığının 22-23 derece olduğu zamanlarda, bebeğinizin sizden sadece 1 kat fazla giyinmesi yeterli olacaktır.

Ö

Z

Ü

Y L E

Uyurken yastık kullanmayın Yeni doğan bebeklerin yatırıldığı yerde yastık olmamalı. Sağlıklı bir uyku adına, bebeğin yatacağı zemin için fazla yumuşak olmayan, şekil değiştirmeyecek sertlikte olan pamuklu kumaştan yapılmış bir şilte seçilmesi önerilir. Bebek sırt üstü pozisyonda, hafif eğimli dik bir düzeyde yatırılmalı.

Lohusalık akıntısı 7-10 gün sürer Liv Hospital Ankara Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Başak Güler, yeni doğum yapan annelere bilgi veriyor. Normal doğum yapmış olan annelerin genital bölgedeki dikişlerini kuru tutmaları; duştan ve tuvaletten sonra ıslak bırakmamaları çok önemli. Doktorlarının tavsiyesine göre özel solüsyonlarla pansuman da yapabilirler. Sezeryanla doğum yapan annelerin de özellikle dikiş yeri cildin üzerine katlanıyorsa; dikiş yerlerini kuru tutmaları, her gün ılık duş alarak yara yerinin temizliğini sağlamaları önemli. Lohusalık kanaması 1 hafta-10 gün arasında sürer ve giderek akıntıya dönüşür. 40 günün tamamlanması ile lohusalık biter. Bundan sonra cinsel ilişkiye girilebilir. İyi emen bebekleri olan annelerin adet kanaması 6 aya kadar geri dönmeyebilir. Ancak bu süre içinde de yumurtlama gerçekleşebilir ve yeni bir gebelik oluşabilir. Bu nedenle lohusalık bitiminde doğum kontrol yöntemlerinin görüşülmesi için doktora başvurulmalıdır.

Liv Hospital I 57


Klinik

Doğum lekeleri kader değil H

E K

İ

M

G

Ö Z

Y

Lekelerin gelişimi tedaviyi belirler Doğum lekesine benzer bir diğer leke de, vasküler malformasyonlardır. Genellikle doğum sırasında yoktur ve haftalar içerisinde ortaya çıkabilir. Çocuğun büyümesinden daha hızlı olarak genişler ve yapısı değişir. Bu durumda, çocuğun yaşına ve lezyonun özelliğine göre tedavi gerekebilir. Çoğu kez hemanjiom olarak adlandırılan 58 I Liv Hospital

Y L E

Doç. Dr. Adem Uçar

Liv Hospital İstanbul Nöroradyoloji Uzmanı

Liv Hospital İstanbul Radyoloji Uzmanı

Yeni doğan bebeklerde görülen doğum lekeleri ailelerin sevincinde burukluk yaratan bulgulardan biri. Doğum lekeleri ameliyatsız, girişimsel radyolojik yöntemlerle tedavi edilebiliyor.

üzeysel ve pembesi renkte olan ve halk arasında doğum lekesi olarak adlandırılan bulgular yenidoğanlarda sıklıkla görülüyor. Bu lekelerin çoğunlukla zaman içinde kendiliğinden geçtiğini belirten Liv Hospital İstanbul Nöroradyoloji Uzmanı Prof. Dr. Özenç Minareci, daha çok baş-boyun bölgesinde görülmekle birlikte vücudun her yerinde oluşabilen lekelerle ilgili bilgi veriyor. Çoğu kez bu lekeler için özel bir tedavi gerekmez. Lekenin genişliği, çocuğun büyümesi ile paralel seyrettiği sürece telaşlanmaya gerek yoktur. Ancak, lekenin bulunduğu bölgenin daha hızlı büyümesi halinde değerlendirilmesi ve tedavi planlaması gerekebilir.

Ü

Prof. Dr. Özenç Minareci

Beklemek gerekebilir!

Kendiliğinden sönm esi olası bir lezyon için küçü k bir çocuğa girişimde bulunmak doğru b ir yaklaşım olmayacaktır. Ancak aileler bu lekeden kısa süre de kurtulmak ister.


bu lekelerin yüzeysel renk değişikliği olanları, “yüzeysel hemanjiom” adını alır ve pembe-kırmızı renkte lokal deri rengi değişikliği şeklindedir. Bazı lezyonlar hafif şişlik gösterir ve renkleri pembemsi mor renkte olur ki bunlara “derin hemanjiom“ denir. Başlangıç aşamasında kısmen solid bir doku şişliği olmakla birlikte zamanla olgunlaşır ve içi kan dolu bir kavite şekline gelebilir. Ergenlikte kendiliğinden geçebilir Böylesine şişlik oluşturan lezyonlarda, bulunduğu yere göre acil tedavi gerekebilir. Örneğin; hava veya beslenme yollarını tıkayan şişlikler fazla gecikilmeden tedavi edilmeli. Bu denli acil girişim gerektirmeyen lezyonlarda ise hem çocuğun biraz daha büyümesini beklemek, hem de lezyonun kendiliğinden olgunlaşıp sönmesini beklemek daha doğru bir yaklaşım olabilir. Bu lezyonlar çoğu kez ergenlik döneminde kendiliğinden sönebilirler. Kendiliğinden sönmesi olası bir lezyon için küçük bir çocuğa girişimde bulunmak doğru bir yaklaşım olmayacaktır.

Girişimsel radyoloji ile tedavi ediliyor Liv Hospital İstanbul Radyoloji Uzmanı Doç. Dr. Adem Uçar, vasküler anomali olarak tanımlanan doğum lekelerinin tedavisi ile ilgili şunları anlatıyor. Doğum lekesi altında yerleşmiş vasküler anomaliler; iki ana grupta değerlendirilebilir. Vasküler malformasyonlar ve vasküler tümörler. Vasküler malformasyonlar; arter, ven ve lenfatik damarların gelişim aşamalarında meydana gelen duraklama sonucu ortaya çıkar. Bir veya birden fazla damarsal yapıyı içerebilir. En fazla karşımıza çıkan tipleri venöz, lenfatik malformasyon ve arteriyovenöz malformasyon olup yavaş ve hızlı akımlı olarak iki ana grupta değerlendirilebilir. Yavaş akımlı vasküler malformasyonlar; venöz ve lenfatik malformasyonlar olarak gruplandırılabilir. Burada dolaşım sistemi fonksiyonu göstermeyen damar yapısı mevcuttur. Perkütan skleroterapi ve endovenöz lazer ablasyon uygulanabilir temel girişimsel tedavilerdir. Perkütan skleroterapi işlemi; ciltten lezyon içerisine yerleştirilen iğneler ile damar duvarında reaksiyon oluşturan çeşitli ilaçların enjeksiyonudur. Belirli bir süreçte lezyonda küçülüp büzüşme sağlanarak bu fonksiyon göstermeyen damar yapısı dolaşım dışı bırakılmış olur. İlaç seçimi lezyonun içerdiği damar çapı, lezyonun boyutu, lenfatik veya venöz katman içermesine göre değişiklik gösterebilir. Bir veya birkaç seans uygulama gerekebilir. Beraberinde elastik kompresyona ihtiyaç duyulabilir. Doğuştan gelen kapatılması gereken büyük toplardamarlar; damar içerisine yerleştirilen lazer fiberi ile yakılarak tedavi edilir. Fonksiyon bozukluğuna yol açar Hızlı akımlı vasküler malformasyonlar; arteriyovenöz malformasyon (AVM) ve arteriyovenöz fistül (AVF) olarak gruplandırılabilir. AVM olarak isimlendirdiğimiz tipler hızlıca büyür görüntüleme tetkikleri olabildiğince çabuk gerçekleştirilmelidir. Kanama, komşu organlarda fonksiyon bozukluğu ve kalp yetmezliğine yol açabilir. Kasık atardamarından girilerek, kateter dediğimiz ince tüp ve borularla dolaşım dışı bırakılması gereken damar yumağı içerisine girilir. Plastik bilyelerden Japon yapıştırıcısına, saf alkolden kauçuk benzeri plastik malzemelere uzanan malzeme çeşitliliği gösteren maddeler ile doldurularak tedavi edilir. AVF dediğimiz durumda küçük bir tıkaç ile kısa devre olan nokta kapatılarak dolaşım problemi tedavi edilir. Liv Hospital I 59


Klinik

Göğüs açılmadan 4 santimlik kesiyle Robotik bypass Son yıllarda robotik cerrahi ile yapılan bypass ameliyatları, kalp damar hastalıklarının tedavisinde önemli avantaj sağlıyor. Ameliyat çok küçük kesilerle yapıldığı için hasta hızla sağlığına kavuşuyor.

R

obotik bypass’ı, koltuk altından açılan 3 delik ve kaburga kemiğinin olduğu yere açılan 4 santimlik kesi ile göğse neşter değmeden, kalbi durdurmadan uygulamak mümkün. Liv Hospital İstanbul Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Özkara ile Liv Hospital İstanbul Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Halil Hüzmeli yöntemin üstünlüklerini ve hastaya sağladığı kolaylıkları anlatıyor. Robotik bypass, kalbin üzerindeki en önemli damar olan göğüs atardamarı kullanılarak hastaya uygulanıyor. Operasyon, klasik bypass’taki gibi göğüs bölgesi açılmadan ve kalp durdurulmadan gerçekleştiriliyor. Kozmetik açıdan klasik bypass ameliyatından çok daha üstün. Hasta iki hafta içinde işine, normal fizik kondüsyonuna ulaşıyor. Neşter kullanmadan yapılıyor Robotik kalp cerrahisinde sternum adı verilen iman tahtası kemiği kesilmeden operasyon yapılıyor. Göğüs kafesinin sağ ya da sol tarafından yapılan 4 santimlik minik kesiler ile göğse neşter değmeden ve 60 I Liv Hospital


Ağrı ve enfeksiyon riski en aza iniyor H E

K

İ

M

Prof. Dr. Ahmet Özkara Liv Hospital İstanbul Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı

G

Ö

Z

Ü

Y

L

E

Op. Dr. Halil Hüzmeli Liv Hospital İstanbul Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı

kalbi durdurmadan robot kolları yerleştiriliyor. Bir kesiden yerleştirilen kamera ile 3 boyutlu olarak, 8-10 kat daha büyük ve net görüntü sağlanıyor. Bir cerrah robot kollarına cerrahi enstrümanları takıyor, diğer cerrah kameranın olduğu konsolda bu enstrümanları kullanıyor. Hem hasta hem cerrah için konforlu bir yöntem Klasik ya da torakoskopik cerrahiden farklı olarak kullanılan aletlerin güvenliği daha yüksek. Konsolda bulunan cerrahın parmak hareketleri ile kullanılan cerrahi aletler, el bileğinin zorlandığı hareketleri bile kolaylıkla yapıyor. El titremesi, yorgunluğu olmuyor, ulaşılması zor anatomik alanlara daha kolay müdahale ediliyor. Bu hem cerrah hem de hasta için konfor sağlıyor.

l Daha iyi sonuç: Ağrı ve ameliyat sonrası bazı bedensel fonksiyonlarda bozulma gibi sorunlar çok daha az oranda görülüyor, hasta memnuniyeti açısından daha iyi sonuçlar veriyor. l Daha az hasar: Ameliyatın küçük deliklerden, kamera yardımı ile yapılması, genel inanışın aksine açık cerrahiden çok daha net ve detaylı bir görüş alanı sağlanarak ameliyatın çok daha az doku travmasıyla tamamlanmasına olanak sağlıyor. l Daha hızlı iyileşme: Ameliyat sonrası iyileşme açık cerrahiye göre çok daha hızlı oluyor. Bu hastanede daha kısa süre kalış ve hastanın daha çabuk ayağa kalkması anlamına da geliyor. l Daha az ağrı: Küçük kesilerden ameliyat yapıldığı için operasyon sonrası hastalar daha az ağrı duyuyor. l Daha az enfeksiyon riski: Yapılan kesi alanı küçüldükçe, ameliyat sonrası görülen cerrahi alan enfeksiyonu daha az görülüyor. l Daha iyi kozmetik sonuç: 1-1.5 santimlik kesiler yardımıyla ameliyat yapıldığı için açık cerrahiye göre daha iyi kozmetik sonuçları alınabiliyor. l Daha net görüş alanı: Ameliyatın küçük deliklerden optik sistemlerin yardımıyla yapılması açık cerrahiden çok daha net ve detaylı bir görüş alanı sağlıyor. l Daha az kan kaybı: Doku hasarı daha az olduğu için kan kaybı da minimal oluyor.

Hastalar operasyondan 15 gün sonra işlerine dönebiliyor Robot cerrahisine uygun hastalarda koroner arter bypass cerrahisi, mitral kapak cerrahisi, konjenital kalp cerrahisi ve aritmi cerrahisi robotla yapılıyor. Koroner arter bypass cerrahisi kalbi durdurmadan ya da kalbi durdurarak (kalp-akciğer makinesi kullanılarak) gerçekleştiriliyor. Mitral kapak operasyonları kalp durdurularak yapılıyor. Robotik kalp cerrahisi ile hastalarda nekahat dönemi belirgin olarak kısalıyor, hastalar genellikle 15 gün sonra işlerine dönebiliyor. Kanama, enfeksiyon, ağrı ve kan kullanımı çok daha az oluyor. Liv Hospital I 61


Klinik

H

Prof. Dr. Cengiz Pata

Liv Hospital İstanbul Gastroenteroloji Uzmanı

E

K

İ

M

Prof. Dr. Tekin Akpolat Liv Hospital İstanbul Nefroloji Uzmanı

G

Ö

Z

Ü

Y

L

E

Doç. Dr. Serpil Salman Liv Hospital İstanbul Endokrinoloji ve Metabolizma Uzmanı

Kronik

hastalıklarla baş etme yolları Kronik hastalıklar dünyada ölüm nedenlerinin başında geliyor. Yaşam kalitesini düşüren ve ömrü kısaltan bu hastalıklarla mücadelenin ilk şartı sağlıklı beslenme ve hareketli bir yaşam.

D

ünya Sağlık Örgütü (WHO) raporlarına göre kronik hastalıklar dünyada tüm ölümlerin yüzde 63’ünden sorumlu. Bu ölümlerin 36 milyonu kardiovasküler sorunlar, diyabet, kanser ve kronik solunum yolları hastalıklarına bağlı olarak gelişiyor. Yaş ilerledikçe diyabet görülme sıklığı artıyor Kronik bir hastalık olan diyabetin azalmak yerine giderek artan bir sağlık sorunu olduğunun altını çizen Liv Hospital İstanbul Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları

62 I Liv Hospital

Uzmanı Doç. Dr. Serpil Salman bunun nedeni de şöyle açıklıyor. Obezite ve hareketsiz yaşamla ilgili mücadelede çok iyi bir noktada değiliz. Ek olarak, toplumda yaşlıların oranı giderek artıyor, insanlar daha uzun yaşıyor. Diyabet yaş ilerledikçe görülme oranı artan bir hastalık. Herhangi bir sorunla mücadelede en önemli ihtiyaç bilgi sahibi olmaktır. Sorunu reddetmek olumsuz sonuçlar getirmekten başka işe yaramaz. Diyabetli, hastalığını kabullenmeli, yeterince bilgili, bilinçli olmalı, gereğinde sağlık profesyonellerinden destek almalı.


İlaçlarını yanında taşımalı kan şekerlerini ölçtürmeliler Hastalıkla baş etmede çaba gösterilmesi, hastalığa bağlı sorunların görülme oranını büyük ölçüde azaltıyor. Fakat diyabetlilerin yaşam kalitesi ölçümleri normal topluma kıyasla düşük değerler gösterebiliyor. Çünkü özellikle insülin kullananların yemek, alkol alımı, egzersiz gibi aynı zamanda sosyal yaşamın parçası olan durumlarda daha dikkatli olmaları, ilaçlarını yanlarında taşımaları, sıklıkla kan şekeri ölçmeleri gerekiyor. Bunlar, komplikasyon yoksa bile, günlük hayatı etkileyen zorlayıcı faktörler. Böbrek, akciğer gibi hastalıklar kronik ülserle karşımıza çıkabilir Gastroozofagial reflü, kronik gastrit, kronik ülser ve fonksiyonel dispepsinin kronik mide hastalıkları olduğunu söyleyen Liv Hospital İstanbul Gastroente-

Öncelik hastalıkları önlemeye verilmeli Liv Hospital İstanbul İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Tekin Akpolat, hipertansiyonun erişkinlerin en yaygın kronik hastalığı olduğuna dikkat çekerek şunları anlatıyor. Ülkemizde her 3 erişkinden birinde hipertansiyon görülüyor. Hipertansiyon kadar olmasa da böbrek hastalıkları da yaygın. Kabaca her 7-8 erişkinden birinde kronik böbrek hastalığı, her 20 erişkinden birinde ise ciddi bir böbrek hastalığı var. Böbrek hastalıklarının çoğu sinsi olduğu için hastaların önemli bir kısmı sorunlarının farkında bile değil. Öncelik kronik hastalıkları önlemeye verilmeli. Sağlıklı yaşama dikkat etmek birçok kronik hastalığı önler. Hafif böbrek sorunlarında kan basıncı kontrolü ve tuzun azaltılması çoğu kez yeterlidir.

roloji Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Pata bu hastalıklar ve tedavi yöntemleriyle ilgili şu bilgileri veriyor. Kronik ülser ve gastrit hastalığı temelde Helicobacter Pylori olarak isimlendirdiğimiz bir bakteriye bağlıdır. Bakterinin varlığı mide asidini artırarak midede derin (ülser) veya yüzeyel (gastrit) yaraların oluşmasına neden olur. Öte yandan asit salgısını artıran kronik böbrek hastalığı, kronik akciğer hastalığı, lösemilerin bazı tipleri, gastrinoma, crohn hastalığı, mastosidoz gibi hastalıkların da kronik ülserlerle karşımıza çıkabileceği unutulmamalı. Fonksiyonel dispepsi, stres varlığında, bazı toksik gıdaların tüketilmesi ya da bilmediğimiz birçok nedene bağlı tetiklenebilir. Hastalık asla ciddi bir komplikasyona yol açmaz ancak Gastroenteroloji polikliniklerinin yüzde 20 sini bu hastalar oluşturur. Gastroozofagil reflü hastalığında (GÖRH) sorun mide asidinin yemek borusu, ağız, akciğerler gibi ilgisiz organlara kaçmasıdır. Bu kaçış mide ile yemek borusu arasındaki sfinkterin gevşekliği ile ilgili anatomik bir bozukluktur.

Hipertansiyon ve kronik böbrek hastalıklarına karşı 1.Hareket edin. 2.Kilo verin. 3.Tuzu azaltın. 4.Alkolü azaltın. 5.Sigarayı bırakın. 6.Stresle mücadele edin. 7.Sosyal hayatınızda sizi rahatlatan değişiklikler yapın. 8.Kan basıncı ölçmeyi ve takip etmeyi öğrenin.

Hastalığın altında yatan neden çözülmeli Kronik hastalıkların tedavisinde altta yatan nedeni çözmeniz gerekir. Ülser ve gastrit tedavisinin günümüz şartlarında Helicobacter Pylori tedavisi yapılmadan başarılı olunması mümkün değil. Bakteri enfeksiyonunun engellenmesi için aşı çalışmaları sürüyor. Reflünün tedavisinde asit baskılayıcı ilaçlar ve cerrahi müdahale ile açık sfinkterin daraltılması ameliyatları geleneksel olarak başarı ile kullanılıyor. Öte yandan bazı özel hasta gruplarında (gevşekliği 2 cm ve aşağısı olan, 50 yaş altı gibi) STRETTA (Alt Sfinktere Yüksek Elektirk Akım uygulanması) tedavisi reflü hastalığının kalıcı tedavisinde son derece etkili ve hastanemizde başarı ile uygulanıyor. Liv Hospital I 63


Klinik

Mide tüpüyle beslenme

H

E K

64 I Liv Hospital

M

G

Ö

Z

Ü

Y L E

Uzm. Dr. Alev Özsarı

Liv Hospital İstanbul Gastroenterohepatoloji Uzmanı

Liv Hospital İstanbul İç Hastalıkları Uzmanı

yaşam kalitesini yükseltiyor P

Ağız yolu ile gıda alamayan ya da şuuru kapalı hastaların beslenmesini sağlamak amacıyla uygulanan Perkutan Endoskopik Gastrostomi (PEG) hem hastalar hem de yakınları için konfor sağlıyor.

İ

Doç. Dr. Binnur Şimşek

erkutan Endoskopik Gastrostomi’nin (PEG); ağız yolu ile beslenemeyecek ancak sindirim sisteminde bozukluk olmayan hastalarda kullanılan bir enteral beslenme yöntemi olduğunu söyleyen Liv Hospital İstanbul Gastroenterohepatoloji Uzmanı Binnur Şimşek, uygulamanın

avantajlarına dikkat çekiyor.


Hastane bağımlılığı ortadan kalkıyor Genel kural olarak 3 haftadan daha uzun süre beslenemeyecek hastalarda PEG takılması endikasyonu vardır. PEG, hem hasta hem de hastanın bakımını yapanlar açısından hayatı oldukça kolaylaştıran bir işlem. Hastanın hastane bağımlılığını ortadan kaldırıp ev şartlarında bakımına imkan sağlıyor. Ağızdan alımı yeterli olmayan veya yutma sırasında aspirasyon riski olan hastalarda PEG açılması ile hem yeterli kalori desteği sağlanıyor hem de hastanın gerekli diğer besinsel öğeler, ilaçlar ve sıvı desteği karşılanıyor. Evde hazırlanmış gıdalar verilebilir Tüpün yerleştirilmesi işlemi üst sindirim sistemi endoskopisi kılavuzluğunda yapılıyor ve ortalama 20 dakika kadar sürüyor. Tüpün yerleştirilmesini takiben 10-12’nci saatte kullanılabiliyor. Beslenme amaçlı, hastanın kalori ihtiyacı göz önüne alınarak hazır mamalar (enteral beslenme solüsyonları) ile evde hazırlanmış ve blenderize edilmiş gıdalar rahatlıkla verilebilir. Tüp genelde yılda bir değiştirilmelidir.

Kimlere PEG açılmalı? ONKOLOJİK BOZUKLUKLARDA Kulak, burun ve boğaz bölgesindeki tümörlerde, Gastrointestinal sistemin üst bölgesindeki (yutak veya yemek borusu) tümörlerde, Opere edilemeyen vakalarda palyatif olarak. NÖROLOJİK BOZUKLUKLARDA Serebrovasküler inmede, Kafa travması sonrası bilinç bulanıklığı bilinç kaybı, Yutma işlevini sağlayan sinirlerin harabiyeti sonucu yutamama, Beyin tümörleri, Bulber paralizi, Parkinson hastalığı, Myasteniagravis Serebral palsi Demans Son dönem Alzheimer hastalığı olan ve yutamayan hastalara takılabilir.

Bağışıklık sistemini canlı tutuyor Liv Hospital İstanbul İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Alev Özsarı, ağızdan

beslenemeyen hastalarda, beslenme desteğinin mutlaka gerekli olduğunu vurgulayarak şunları anlatıyor. Damardan beslenmeye göre ağızdan veya mide-bağırsak sistemine besin verilmesi hasta için çok daha iyidir. Bu şekilde beslenme hastanın bağışıklık sisteminin canlı kalmasını sağlar. Damar yolu enfeksiyonu ve diğer problemlerden korunmayı kolaylaştırır. Genellikle 3-4 haftadan kısa süreli beslenecek hastalara burundan yerleştirilen beslenme tüpleri takılır. Ama bu tüpler hastaya uzun vadede rahatsızlık verebilir.

10 dakikada çıkarılıyor! Hastanın yutma güçlüğü problemi ya da daha geniş ifade ile PEG takılmasına gerekçe olan klinik durumu düzeldiğinde, mide tüpü 10 dakikalık bir sürede endoskopi ünitesi şartlarında kolaylıkla çıkarılabilir. Ve hastalar yeniden ağızdan gıda alımına geçebilir.

Dünyada rutin olarak uygulanıyor Yaklaşık 1 ay sonra beslenmesi düzelmeyen veya düzelemeyecek hastada, direkt mideye (PEG) ya da ince bağırsakların mideye yakın olan üst kısmına (PEJ) beslenme tüpü yerleştirilmesi hasta ve yakınları için daha konforludur. Günümüzde, tüple beslenmeye uygun çok çeşitli diyet ve besin mevcuttur. Poliüretan ya da silikondan üretilen modern PEG tüp sistemleri kolay takılır ve iyi tolere edilebilir. Enteral beslenme tedavisi için, klinisyenlerin elinde çok sayıda düşük riskli, pratik, hastaya yönelik seçenekler bulunuyor. Bu nedenle, PEG yoluyla beslenme tüm dünyada hızla yayılarak rutin uygulamaya girmiş ve günümüzde, orta ve uzun dönemli enteral beslenmede tercih edilen yöntem olmuştur. Liv Hospital I 65


Klinik

VARİSLERİNİZDEN

öğle tatilinde kurtulabilirsiniz!

Kadın erkek birçok kişinin derdi olan varisler özellikle 50 yaş üstü kadınların yarısında görülüyor. Yeni ameliyat yöntemleriyle varislerden 1-2 saatte kurtulmak mümkün.

En uygun dönem kış ayları

Varis tedavisi için en uy gun dönem; sonbahar ve kış a ylarıdır. Çünkü operasyondan son ra hastaya yüksek basınçlı v aris çorabı tavsiye edilir. Sık ı bir çorabı kışın giymek dah a kolaydır.

T

edavide uygulanan yeni yöntemlerle hastaların varislerinden acı çekmeden kurtulduğunu söyleyen Liv Hospital İstanbul Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Murat Aksoy, bir hastasıyla ilgili anısını paylaşıyor. “Esin Hanım yıllarca bacaklarını gizlemeyi tercih etmiş ve çoğunlukla pantolon giymişti. Bacaklarındaki mavimsi ve ciltten kabarık olan varisleri saklamak için özel bir çaba gösteriyordu. Bana başvurduğunda tüm bu kozmetik sıkıntının yanı sıra özellikle sabahları olmayan ama akşama doğru artan bacak ağrısı, şişlik, yanma ve kaşıntı gibi şikâyetleri hayat kalitesini ciddi olarak bozmakta idi. Yıllarca bir doktora başvurmamasının altında yatan neden ise ameliyattan çok korkuyor olmasıydı. İlk görüşmemizde teknolojinin sayesinde tedavinin ne kadar kolay olduğunu anlattığımda yüzünün gergin ifadesinin hızla yumuşadı…” 50 yaşından sonra sık görülüyor Prof. Dr. Aksoy, varisin kadınlarda erkeklere göre daha çok görüldüğünü ve bunun birden çok nedeni olduğunu anlatıyor. Hormonal nedenlerden tutun

66 I Liv Hospital


Varis tanısı nasıl konuyor? H E

K

İ

M

G

Ö

Z

Ü

Y

L

E

Prof. Dr. Murat Aksoy

Doç. Dr. Necmettin Çolak

Liv Hospital İstanbul Genel Cerrahi Uzmanı

Liv Hospital Ankara Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı

da topuklu ayakkabılara kadar uzanan farklı sebepler bunlar. Yaş ilerledikçe varislerin görülme riski de artıyor. Elli yaşlarına ulaşmış kadınların yüzde 50’inde varis görülüyor. Varisin en önemli nedeni ‘safen ven’ denilen damarda ortaya çıkan kanın geri kaçışı. Bu geri kaçış, safen damarına bağlı küçük damarları genişlettiği için varisler ortaya çıkıyor. Bu nedenle safen damarının ortadan kaldırılması tedavilerde ana temayı oluşturuyor. Uzun yıllar boyunca varis tedavisi için bu damar cerrahi olarak çıkartıldı. Bu yöntemde, kasık ve diz altından yapılan bir kesi ile damarın üst ve alt ucu bulunur, içinden bir tel geçirilir ve tel çekildiğinde, damar bütünü ile vücuttan uzaklaştırılmış olur. Köpükle tedavi ediliyor Varis tedavisinde yeni yöntemlerle de hedefin safen adı verilen damarı ortadan kaldırmak olduğunu belirten Prof. Dr. Aksoy, bu yöntemde kesi olmadığını ifade ederek şunları söylüyor. Ultrason kullanılarak safen damarının içine bir iğne batırılır. Bu iğnenin içinden lazer veya radyo dalgasını verecek kateter geçirilir ve safen damarı lazer veya radyo dalgaları ile yakılarak ortadan kaldırılır. Bu işlem aynı şekilde köpük haline getirilmiş ve damarın içini yakan bir ilaç veya buhar ile de yapılabilir. Son yıllarda kullanılmaya başlayan yapıştırıcılarla

Liv Hospital Ankara Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Necmettin Çolak da varis tanısıyla ilgili bilgi veriyor. Her hastalıkta olduğu gibi varis tanısı da öncelikle hastanın öyküsünün alınması ve hekim tarafından yapılan fizik muayene ile konulur. İkinci sırada ise radyolojik yöntemler geliyor. Bunların başında ilk olarak ultrason teknolojisi ile dubleks tarama ve renkli akım görüntüleme yöntemi bulunuyor. Bu tetkik ile venöz yetmezlik tanısının konmasında başarı oranı yüzde 95’in üzerindedir. Varis tanısında daha az başvurulsa da diğer radyolojik tanı yöntemlerinden biri de anjiyogramdır. Venöz sistem içerisine verilen bir opak madde ve X-Ray yardımı ile yapılan bu görüntüleme işleminde venöz yapılar en ince detaya kadar görüntülenebilir. Ve venöz hastalıkların tanıları yüzde 100’e yakın oranda konulabilir. Diğer bir radyolojik yöntem de bilgisayarlı tomografi ile yapılan venöz görüntülemesi. Bu işlemde yine damardan verilen bir opak madde sonrası venöz fazda çekilen bilgisayarlı tomografi tetkikinde venöz yapılar rahatlıkla görüntülenir.

Varisi önlemek için Uzun süre oturarak da olsa, ayakta da olsa hareketsiz kalmayın. Bacak bacak üstüne atmış şekilde uzun süre oturmayın. Bol su için ve fast food’tan kaçının. Kilo almamaya özen gösterin. Yüksek topuklu ayakkabı giymeyin. Aşırı sıcak suyla banyo yapmayın. Futbol, basketbol gibi ani hareket gerektiren sporlar yerine yürüme ve yüzmeyi tercih edin.

da aynı işlemin yapılması mümkün. Yeni yöntemlerin hasta için sağladığı avantajlar birden fazla. Öncelikle kesi olmaması zaten kozmetik endişesi olan hastalar için oldukça tatmin edici. Kesi olmaması sayesinde cerrahide ender de olsa görülebilen enfeksiyon riski de neredeyse sıfırlanıyor. Lokal anestezi uygulanıyor Yeni yöntemlerle uygulanan varis tedavisi operasyonlarında genel anestezi yerine lokal anestezi kullanılıyor. Ameliyat sırasında hastaların biraz daha rahatlatılması için sedasyon denilen “derin bir gece uykusu” sağlanıyor. Hasta başvurusunda çok geç kalmamış ve bacaklarda çok fazla sayıda ortaya çıkmış varis yok ise işlem 20-45 dakikada tamamlanıyor. Hastanın operasyondan bir saat sonra ayağa kalkıp hızla günlük hayatına dönmesi mümkün oluyor. Liv Hospital I 67


Klinik

Parkinsona

bağlı titremeye

PİLLİ TEDAVİ Parkinson, yavaş ilerleyen, beyin hücrelerinde kayıp ile seyreden bir beyin hastalığı. İlaç tedavisinden fayda göremeyen ileri evredeki Parkinson hastaları, beyne yerleştirilen pille rahat bir yaşam sürüyor.

Y

aklaşık 7 yıldır parkinson hastalığına bağlı titreme şikâyeti olan 85 yaşındaki Mehmet Ali Bey’e birçok tedavi yöntemi denendi. Liv Hospital’da muayene edilen Mehmet Ali Bey’e beyin pili takılmasına karar verildi... Parkinson derin beyin bölgelerinde dopamin salgılayan sinir hüclerinin kaybı ile seyreden kronik ve ilerleyici bir hastalık. Liv Hospital İstanbul Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Talat Kırı�� ve Liv Hospital İstanbul Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Mehmet Osman Akçakaya hastalık ve tedavisiyle ilgili bilgi veriyor. Yavaş ve sinsi gelişen hastalık, kişiden kişiye farklı ilerleme hızları gösteriyor. Başlangıçta vücudun yarısında belirti verirken daha sonra tüm vücuda yayılıyor. Belirtilerin şiddeti de ilerleme hızı gibi farklılık gösteriyor. Hastalığın ilerlemesi ile hastalar günlük aktivitelerini kendi başlarına yapamaz hale geliyor. Parkinson, daha çok ileri yaşlarda ortaya çıkar ancak daha genç hastalarda da görülebilir. 68 I Liv Hospital

H

E K

İ

M

Prof. Dr. Talat Kırış

Liv Hospital İstanbul Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı

G

Ö Z

Ü

Y L E

Uzm. Dr. Mehmet Osman Akçakaya Liv Hospital İstanbul Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı


Depresyon ve kas ağrıları görülüyor!

Derin beyin yapılarına ulaşılıyor Tedavinin amacı merkezi sinir sistemindeki dopamin düzeyini artırmak. Tedavide öncelikle uygun ilaçlar denenmeli. Çoklu ilaç kullanımına rağmen tedal Azalmış dopamin sonucunda vücutta titreme, rijidite denilen karşılıklı kas gruplarının birlikte düviye yanıt alınamıyorsa, cerrahi olarak derin beyin zensiz kasılması sonucu oluşan sertlik tablosu, duruş stimülatörü (beyin pili) implantasyonu düşünülmeli. bozuklukları ve yavaş hareket etme gibi bulgular Bu durumdaki hastalar, hastalığın orta dönem olarak ortaya çıkıyor. adlandırılan 5-10 yıl arasındaki dönemindedir. Bu cil Yavaş yürüme, ağızdan salya kaçması, kabızlık haz, hastalığın bulgularına neden olan dopamin azlığı parkinson hastalarının çoğunda görülüyor. sonucu anormal elektriksel uyarıların çıkış bölgelel Hastalık ilerledikçe diğer belirtilere; depresyon, sıkınrine özel hedefleme yöntemleri kullanılarak yerleştitılı ruh hali, kas ağrıları, kısık sesle ve donuk konuşmak, rilen elektrotlar ve bu elektrotlara bağlı ayarlanabilir yürürken kolların sallanmaması, terleme, tansiyon bir güç kaynağından oluşur. Ameliyatta derin beyin düşüklüğü, yutma zorluğu gibi bulgular da eklenir. yapılarına ulaşmak üzere hastanın kafasına stereotaksi çerçevesi denilen özel bir metal çerçeve lokal anestezi ile takılır. Geçici uyarılara cevabının gözlenebil5-8 saat Bu şekilde küresel bir hacim olan mesi için hastanın ameliyat boyunca Ameliyatın sü kafatası üç eksenli kübik bir hacim uyanık olması tercih edilir. Bunun genellikle 5-8 sa resi at arasıniçerisine alınır. nedeni beyinde müdahale edilen da değişiyor. hedef dokunun birkaç milimetre Ameliyatın baş ar en önemli faktör ısı için Hasta uyanık tutuluyor! çapında olması. Hata payını azaltmak , h rın operasyon b astalaStereotaksi denen bu yöntemle için ameliyat, mikro elektrod kayıt, oyunca cerrahi ekip ile iş kafatasına açılan küçük bir delik mikro/makro stimülasyon yöntemleri birli içinde olması. ği kullanılarak ameliyatlar başarıyla kullanılarak, hastayı uyanık tutarak yapılır. Bu sayede 3-4 mm kadar küçük yapılır. Hastanın bu yöntemlere yanıtına boyutta olan ve beynin açık cerrahi yol(titremesinin geçmesi, kas sertliğinin azalması larla hastaya zarar vermeden erişilmesi mümkün doğrudan gözlenerek) göre nihai elektrod poziyonu olmayan riskli alanlarına çok yüksek doğruluk oranı için en uygun yeri belirlemek mümkün olur. ve düşük riskle ulaşılır. Bu amaçla özel hedefleme sistemleri kullanılır. Son derece kapsamlı olan bu Başarı oranı yüzde 80’in üzerinde sistemler bilgisayar destekli uygulamalar Ameliyat biter bitmez, hatta ameliyat sırasında hasta yardımı ile hedef koordinatlara ulaşılabilir. iyileştiğini hisseder, ancak pil ayarlarının detaylı şekilde yapılması ilk 1-2 ay kadar sürebilir. Sonuçta hastanın yaşam kalitesi artarken kullandığı ilaç miktarını da azaltmak mümkün olur. 20 yıldır tüm dünyada ve ülkemizde uygulanan bu tedavi yönteminin başarı oranı yüzde 80’in üzerinde. Hastalar ameliyat sonrası çok kısa süre içinde normal yaşantılarına dönebilir. Egzersize dayalı yüzme, koşu veya bisiklete binme gibi birçok sporu da yapabilir. Hastaların MR tetkiki yaptırması pilin zarar görebilme ihtimali nedeniyle önerilmiyor. Parkinson ilerleyici bir hastalık olduğu için pil ayarlarının da belli aralıklarla güncellenmesi ve ilaç dozlarının da ayarlanması gerekir. Bunun için hastaların yaklaşık 3 aylık aralıklarla kontrole gelmesi önerilir. Liv Hospital I 69


Klinik

H

E

K

İ

M

Prof. Dr. Mustafa Deveci

G

Liv Hospital Ankara Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı

Ö

Z

Ü

Y

L

E

Prof. Dr. Şükrü Sindel

Liv Hospital Ankara İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı

Soğuk hava karın yağlanması yapıyor Kış aylarında daha az hareket ediyor, daha fazla yiyor ve doğal olarak daha hızlı kilo alıyoruz. Bu tabloya eşlik eden karın yağlanması tedavi edilmediğinde kalp damar hastalıkları başta olmak üzere birçok soruna yol açıyor.

K

ilo vermek isteyen kişilerin en fazla zorlandıkları şey karın yağlanmasından kurtulmaktır. Ne kadar kilo verilirse verilsin karın yağlanmasından kolay kolay kurtulmak mümkün olmuyor. Liv Hospital Ankara İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Şükrü Sindel, göbeklenmenin

70 I Liv Hospital

önemli bir sağlık sorunu olduğunu söylüyor. Prof. Dr. Sindel, bel çevresinin erkeklerde 102, kadınlarda ise 88 santimin üzerinde olmasının ciddi kardiyovasküler risk oluşturduğunu vurguluyor. Aşırı karın yağlanması olan kişilerde; kalp damar sorunları, hipertansiyon, diyabet, karaciğer yağlanması, inme gibi hastalıklarının sıkça görüldüğünü belirtiyor. Tedavide ilk hedefin karın yağlanmasının altında yatan nedenleri tespit etmek ve çözmek


olduğunu ifade eden Prof. Dr. Sindel şunları aktarıyor. Durağan ve stresli bir yaşam hastalığın en önemli nedeni İnsülin direnci, dengesiz ve düzensiz beslenme, böbrek üstü bezinin fazla çalışmasına neden olan hastalıklar, fazla alkol tüketimi, hareketsiz ve durağan, stresli bir yaşam karın yağlanmasının en önemli nedenleri arasında sayılabilir. Bu durumları eleyerek kişinin karın yağlanmasına çözüm bulunabilir. Herhangi bir hastalık söz konusu ise bunun tedavisi yoluna gidilir. Bu hekim kontrolünde ilaç tedavileriyle yapılabilir. Diğer taraftan hastanın beslenmesi ile ilgili sorunlara yönelinmeli. Bu konuda da hekim, diyetisyen işbirliği gerekiyor. Öncelikle kişiler fazla kilolarından kurtulmalı. Beslenmede yapılan yanlışlıklar ortaya konmalı. Günde en az 5-8 kilometre yürüyerek yağlarınızdan kurtulun Diyete takviye eden egzersizler; aerobik, yüzme, tempolu yürüyüşler, hafif düz koşulardır. Kış aylarında beslenme ile ilgili hususlara dikkat edilmediği takdirde zaten hareketler kısıtlı olacağından kilolar artıyor. Buna karın yağlanması da eşlik ediyor. Özetle: Düzenli, az kalorili beslenmek ve mutlaka günlük 5-8 km’lik tempolu yürüyüşler karın yağlanmalarından bizi kurtaracak formüldür. Bölgesel yağlanmalarda cerrahi yöntemler uygulanabilir Liv Hospital Ankara Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Deveci, karın bölgesinde yağ fazlalığı nedeniyle ortaya çıkan kontur bozukluklarının estetik müdahalelerle giderilebileceğini anlatıyor. Kış aylarında ne kadar dikkat edilirse edilsin özellikle fiziksel aktivitenin sınırlı olması, kişi ideal kilosunda olsa bile vücudunun belirli bölgelerinde yağ fazlalıklarının

Günde 1400 kalorinin üzerine çıkmayın 1) Beslenmenizi programlayın. Günlük alınan kalori miktarında 1400’ün üzerine çıkmayın. 2) Ayaküstü beslenme ile tüketilen gıdalardan uzak durun. (Cips, patates kızartması, hamburger, simit vs.) 3) Tatlı tüketimini en aza indirin. (Çok şekerli içecekler, hamur işi tatlılar, gofret vs.) 4) Aşırı meyve, meyve suyu, kuruyemiş tüketmeyin. 5) Hayvansal yağlardan zengin gıdalardan uzak durun. 6) Pilav, makarna, börek, tatlı, ekmek gibi gıdaları aynı öğünde bir arada yemeyin. 7) Sabah kahvaltısı yapmadan güne başlamak, öğün atlamak, akşam yemeğini geç saatte yiyip yatmak, tek tip beslenmeye yönelmek (sadece protein almak) gibi sakıncalı durumlardan uzak durun. Beslenmeniz; yeterli, dengeli ve düzenli olmalı. Günlük alınması gereken gıdaların yüzde 60’ı karbonhidrat, yüzde 20’si protein, yüzde 20’si yağlardan oluşmalı. Yukarıda belirtilen beslenme ile ilgili hususlara uyup bol egzersiz yaparak fazla kilolardan ve karın yağlanmasından kurtulmak mümkün olabilir.

oluşmaı ile sonuçlanabilir. Vücudun belirli bölgelerinde yağ fazlalığı nedeniyle ortaya çıkan kontur bozuklukları estetik cerrahi uzmanları tarafından klasik liposuction ya da lazer yardımlı liposuction gibi cerrahi yöntemlerle düzeltilebilir. Bunun yanında, bölgesel yağların sıkılaştırılması için geliştirilen cerrahi olmayan yöntemlerle de gerçekleştirilen vücut şekillendirme girişimleri uygulanabilir. Kış aylarında formunu korumak isteyen duyarlı hastalarımıza Liv Hospital Ankara Hastanesi’nde diyet ve egzersiz programları ile yardımcı olunuyor. Bölgesel yağ birikimi durumlarında ise cerrahi ya da cerrahi olmayan yöntemlerle bu soruna çözüm sağlanıyor. Kış aylarında alınacak bu önlemlerle yazı keyifle ve mutlulukla karşılayan siz olun. Liv Hospital I 71


Klinik

H E

K

İ

M

G

Ö

Z

Ü

Y

L

E

Prof. Dr. Oğuz Öğretmenoğlu

Doç. Dr. Nedim Arda

Liv Hospital Ankara Kulak Burun Boğaz Uzmanı

Liv Hospital Ankara KBB-Baş ve Boyun Cerrahisi Uzmanı

İnatçı sinüzite cerrahi müdahale Kış aylarında sık görülen sinüzit, burun tıkanıklığı, baş ağrısı, öksürük, burun ve geniz akıntısına neden olabiliyor. İnatçı sinüzitlerle baş etmek için cerrahi tedavinin gerekli olduğunu söyleyen uzmanlar özellikle tedavi edilmeyen sinüzitin, çocuklarda okul başarısını etkilediğine dikkat çekiyor.

72 I Liv Hospital


Sinüzit tedavisi almış Çocuklarda cerrahi işlem inüzit burun ve sinüs mukoolanların belli aralıklar tecrübeli uzmanlarca yapılmalı zasının iltihabı anlamına ile kontrollerini yaptırm Yetişkinlerde 4 çift olan sinüsün, çogelen ve yaşam kalitesini ası gerekiyor. Hiç tanı almam cuklarda sadece 2 çifti bulunuyor. Yaş düşüren bir hastalık. Akut (bir ış kişilerin de tekrarlayan ilerledikçe diğer sinüslerin de gelişerek aydan kısa) veya kronik olabilisinüziti varsa mutlaka ku erişkinlerdeki gibi 4 çift sinüsün ortaya yor. Ülkemizin bulunduğu iklim lak burun boğaz uzmanına çıktığını söyleyen Liv Hospital Ankara kuşağında kış aylarında daha sık görünmeleri Kulak Burun Boğaz-Baş ve Boyun görülüyor. Liv Hospital Ankara önemli. Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Nedim Arda Kulak Bulak Boğaz Uzmanı Prof. şunları anlatıyor. Dr. Oğuz Öğretmenoğlu akut ve Çocuklarda görülen sinüzit sadece 2 kronik olarak seyreden sinüzit hastalığının çift sinüsü tutuyor ve ilaç tedavisine daha tedavisinin farklı yapıldığını belirterek kolay cevap veriyor. Bu nedenle çocuklarda şu bilgileri aktarıyor. endoskopik sinüs cerrahisi uygulaması çok daha nadir yapılır. Ancak bazı çocuklarda Ayrıntılı kulak, burun tedavi amacıyla endoskopik sinüs cerrahisi boğaz muayenesi gerekli uygulamak gerekebilir. Bu uygulama için Akut sinüzitlerin tedavisinde şikayetlere mutlaka pediatrik foksiyonel endoskopik yönelik destekleyici tedaviler uygulanısinüs cerrahisi ekipmanına ihtiyaç var. yor. Hastalığa neden olan etken bakteri Erişkinlerde kullanılan endoskop ve cerrahi ise antibiyotik veriliyor. Sinüzitleri soğuk aletler çocuklarda kullanılamaz. Endosalgınlığı gibi antibiyotiklerin yarar sağlakopik sinüs cerrahisi, uygulamada geniş madığı birçok viralrinitlerden ayırmak her tecrübesi olan KBB uzmanlarının yapması zaman olanaklı değil. Bu nedenle ne zaman gereken hassas bir ameliyat. Liv Hospital antibiyotik verilmesi gerektiği uluslaraAnkara, çocuklarda endoskopik sinüs rası kuruluşların hazırladığı rehberler ile cerrahisi uygulamasının güvenle yapıldüzenlenmeye çalışılıyor. Nadiren ortaya dığı ve bu konuda engin tecrübesi olan çıkan lokal, orbital veya kranial komplikasdoktorların çalıştığı bir klinik olarak yonlar hastaneye yatırılarak antibiyotik veya yapılandırılmıştır. cerrahi tedavi gerektiriyor. Sinüzitlere pek çok faktör neden olabileceği için, özellikle tekrarlayan veya kronik sinüzitlerde ayrıntılı bir kulak, burun, boğaz muayenesi gerekli. Çocuklarda

S

Sinüs cerrahisinde yeni teknik balon sinuplasti Medikal tedaviye yanıt vermeyen sinüzitlerde cerrahi tedavi gündeme geliyor ve endoskopik sinüs cerrahisi tekniği bu konuda standart hale gelmiş durumda. Balon sinuplasti denilen daha yeni bir teknik de kullanılabilir. Bu cerrahilerde amaç büyük sinüslerin boşalma yollarındaki darlık ve engellerin açılarak sinüslerin kendisini temizlemesini sağlamak. Hastalar için ameliyat sonrası, ağrısız ve rahat geçiyor yalnızca bir hafta kadar süren nezle gibi burun tıkanıklığı ve akıntı oluyor.

başarı oranı % 100’e yakın

Cerrahi tedavinin en büyük yararı çocuklarda ortaya çıkan kronik sinüzitte hastaya hiçbir zarar vermeden uygulanan bir işlem olması. Uygun bir şekilde yapılacak olursa kronik sinüzitte tedavinin başarısı yüzde 100’ e yakındır. Bu cerrahi, uygun zamanda uygun bir şekilde yapıldığında, çocuklarda kronik sinüzit nedeni ile ortaya çıkabilecek olan yüzdeki şekil değişikliklerini de önler. Okuldaki düşük başarının, öğrenme güçlüğünün ve tabii ki gelişme geriliğinin önüne geçer.

Liv Hospital I 73


Klinik

H

Prof. Dr. Rıdvan Alaca Liv Hospital Ankara Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı

E

K

İ

M

G

Ö

Yard. Doç. Dr. Hakan Aydoğan

Z

Ü

Y

L

Uzm. Dr. Eren Eroğlu

Liv Hospital Ankara Liv Hospital İstanbul Enfeksiyon Hastalıkları Check-Up ve Sağlıklı Uzmanı Yaşam Kliniği Uzmanı

E

Op. Dr. Uğur Gönç Liv Hospital Ankara Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı

Ofisiniz

hasta mı

ediyor?

Her gün iş çıkışı başınız mı ağrıyor? Haftanın sonunda boynunuz mu tutuluyor? Kilolarınız sürekli mi artıyor? Tüm bunların sebebi ofis ortamınız olabilir. Sağlıklı bir ofis yaşamı için yapmanız gerekenleri uzmanlar anlatıyor.

Hasta bina sendromuna karşı ofisinizi havalandırın Uzm. Dr. Eren Eroğlu Liv Hospital İstanbul Check-Up ve Sağlıklı Yaşam Kliniği Uzmanı Modern binalar ve ofisler yaşamımızın ayrılmaz bir parçası oldu. Bu yerler sağlığımızı da tehdit eder hale gelebilir. Olumsuz iç ortam koşullarına bağlı olarak insanlarda görülen rahatsızlıklar üç ana kategoride incelenebilir. 1. “Bina ile ilgili hastalıklar”: Örneğin alerjik alveolit, astım, lejiyonella ve radon kaynaklı akciğer kanseri gibi. 2. Yüksek veya düşük sıcaklık, aşırı nem, yetersiz hava

74 I Liv Hospital

akımı, kötü koku ve kuru hava gibi olumsuz iç ortam iklimlendirmesinden kaynaklanan rahatsızlıklar. 3. “Hasta bina sendromu (HBS)”: Nedeni belli olmayan fakat iç ortamda bulunan hava kirleticileri ile ilişkili olan hastalık semptomlarıdır. Isı yalıtımının ön planda olduğu ve iyi havalandırılmayan iç ortamlarda bulunan kişilerde, görülen semptomlar dizisidir. Göz, burun ve boğazda akıntı ile tahriş, baş ağrısı ve baş dönmesi, mide bulantısı, yorgunluk, halsizlik, konsantrasyon bozukluğu, deride tahriş ve kızarıklık sıklıkla görülen belirtilerdir. Bu semptomlar bina içine girildikten belli bir süre sonra başlar ve iç ortamın terk edilmesiyle düzelme eğilimindedir.


Gripli arkadaşınıza 1 metreden fazla yaklaşmayın Yrd. Doç. Dr. Hakan Aydoğan Liv Hospital Ankara Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı

Otururken ayaklarınız yere değmeli Prof. Dr. Rıdvan Alaca Liv Hospital Ankara Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Ofis ortamında yetersiz hareket etmeye bağlı olarak ortaya çıkan kalp-damar ve sindirim sistemi problemlerinin yanı sıra kas-iskelet sisteminde çeşitli bozukluklar sıkça görülür. Ofiste kas iskelet sorunlarına karşı; arka desteği aşağı-yukarı ve ileri-geri ayarlanabilen, yükseklik ayarı yapılabilen, 360 derece dönebilen, en az 5 tekerleği olan ve kaymaz malzeme ile kaplanmış bir çalışma koltuğu seçin. Koltuğa oturduğunuzda ayaklarınız zemine tam temas etmeli. Kalça, diz ve ayak bilekleriniz yaklaşık 90 derecelik açılar oluşturmalı. Masa ya da klavye yüksekliği oturduğunuz ve kollarınızı yana sarkıttığınız zaman dirsekleriniz hizasında olmalı. Klavye veya fareyi kullanırken el bileği tüm eksenlerde 180 derecelik açıda yani düz olmalı, sağa-sola ya da aşağı-yukarı açılar yapmamalı ve klavye kullanımı sırasında el bilekleri birbirine paralel olmalı. Fare klavyenin hemen yanında durmalı. Tam karşınızda olan monitör ile gözleriniz arasında 45-70 cm’lik uzaklık bulunmalı, monitörün üst kenarı gözleriniz ile aynı hizada veya 5cm. kadar aşağıda olmalı.

Ofislerde çalışırken enfeksiyon açısından dikkat edilmesi gereken noktaların başında klima kullanımı gelir. Klimaların direkt ofis çalışanlarına hava vermemesi ve verilen havanın temiz olması gerekir. Bunun için filtre kontrolü ve değişimi önemli. Hastane ofisleri ne olursa olsun hastane içinde olduğu için uygun düşük düzey dezenfektanla her gün, günde iki defa dezenfekte edilmeli. Eğer ofiste diğer kişilerle beraber çalışıyorsak, hijyen kurallarına uyulmalı. Ofis çalışanlarından biri örneğin mevsimsel grip nedenli olarak öksürürken veya hapşırırken mutlaka ağzını koluna götürmeli. Bu bariyeri koymadığımız zaman karşıdaki kişi ile mesafe 1 metreden az ise enfekte etme şansımız çok yüksektir. Mikroorganizmalar ağzımızdan saatte 140 km hızla çıkmaktadır.

Gözleriniz bilgisayar ekranının ortasına denk gelmeli Op. Dr. Uğur Gönç- Liv Hospital Ankara Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Ofis kaynaklı omurga ağrıları, günlük yaşam pratiğini ve konforunu bozan sorunlara yol açar. Üstelik ağrı varlığı psikososyal negatif süreçlere neden olabilir. Ofis hayatında duruşa bağlı olan omurga sorunları sık gözlemlenir. Uzun süre aynı pozisyonda kalma, sık tekrarlı aynı hareketler, ağırlık kaldırma, sürekli ayakta kalma gibi omurgayı zorlayacak her faktör ağrı gelişimini kolaylaştırır. Genel vücut sağlığını etkileyen egzersiz yaşam boyu sağlığın en önemli parametrelerindendir, kas iskelet sisteminin güçlü ve esnek olması bizi ağrılardan korur. Ofis içi yapılabilecekler iş sağlığı açısından birincil olarak ergonomi ile ilgili. Aynı pozisyonda uzun süre çalışmamak, pozisyon değiştirmek, ayağa kalmak ve kaslarımızı esnetmek basit görünse de etkilidir. Oturduğumuz koltuğun bel-sırt destekli olması omurgaya binen yükü azaltır. Ara sıra başımızı yaslamamız boynumuzun yükünü hafifletir. Gözlerimizin bilgisayar ekranının ortasına denk getirilmesi baş ve boyun ağrılarından korur. Klavyenin ve farenin tam önümüzde olması aşırı hareketleri önleyerek etkili olabilir.

Liv Hospital I 75


Klinik

Melanom riskinizi test edin! Melanom, deri kanserleri arasında en az görülen ama en tehlikeli olanı. Diğer deri kanserlerinden farklı olarak genç erişkinlerde de görülebiliyor. Melanoma bağlı ölüm oranları gittikçe artıyor. Melanom riskinizle ilgili fikir edinmek için testi yanıtlamanızı öneriyoruz.

1

Kaç yaşındasınız? 20-29 30-39 40-49 50-59 60-69 70-79 80+

2

      

Cinsiyetiniz?

Kadın Erkek

 

3

Size deri kanseri veya melanoma teşhisi konuldu mu? Evet (2) Hayır (0)

 

4

Anne, baba veya kardeşlerinizde deri kanseri veya melanoma var mı? Evet (2)  Hayır (0) 

5

Saçınızın gerçek rengi sarı veya kızıl mı? Evet (2)  Hayır (0) 

6

Göz renginiz mavi, yeşil veya ela mı? Evet (2) Hayır (0)

7

 

Yazın güneşe çıktığınızda; Hep kızarırım, hiç bronzlaşmam (2)  Çoğunlukla kızarırım, nadiren bronzlaşırım (1)  Bazen kızarır ama sonra

76 I Liv Hospital

bronzlaşırım (0,5)  Çoğunlukla veya hiç kızarmam, hep bronzlaşırım (0)  Bir kolunuzda (el bilekleri ile omuz arasındaki bölgede) kaç beniniz var? 0-5 (0)  6-10 (1)  11+ (2) 

8

9

Çocukken sık sık güneş yanığı olup, cildinizde su kabarcıkları olur muydu? Her zaman (2)  Bazen (1)  Nerdeyse hiç olmadı (0) 

10

Bağışıklığınızı baskılayıcı bir hastalığınız var mı veya ilaç kullanıyor musunuz? (organ naklii olanlar, kanser hastaları, kemoterapi veya radyoterapi alanlar, kortizon kullananlar) Evet (2)  Hayır (0)

SONUÇ - PUAN TABLOSU Cevapların yanındaki puanları topladığınızda sonuç 2’den fazlaysa melanoma riskiniz artmıştır. Yaşla birlikte melanoma görülme riski artıyor, erkeklerde kadınlara göre risk daha fazla. Kendi yaş grubu ve cinsinize göre riskinizi belirtmek için ilk iki soru puanlanmamıştır. Yaşınız artıkça riskiniz artığını hatırlatmak ve cinsiyetin önemini vurgulanmak için teste ilave edildi. Benlerdeki değişiklikleri fark edebilmeniz için onları düzenli aralıklarla kontrol etmelisiniz.. Bu nedenle tüm vücudunuzu i ayna yardımıyla ayda bir incelemelisiniz. Bu muayeneyi alışkanlık haline getirdiğinizde; var olan benlerinizdeki değişiklikleri kolayca ve en önemlisi erkenden fark edebilirsiniz.


Liv Hospital I 77


Klinik

H

E K

İ

M

G

Ö

Z

Ü

Y L E

Doç. Dr. Emel Güngör

Uzm. Dr. Esra Hatipoğlu

Liv Hospital İstanbul Dermatoloji Uzmanı

Liv Hospital İstanbul Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı

Özellikle menopoz öncesi 10 kadından birinde görülen erkek tipi kıllanmaya Hirsutizm adı veriliyor. Pek çok kadının kabusu olan bu sorunun çözümü ise ilaç tedavisi ve lazer epilasyon.

Erkek tipi kıllanmaya

LAZERLİ ÇÖZÜM

H

irsutizm tıpta kadınlarda aşırı kıllanma durumuna verilen ad. Burada kastedilen; normalde kadınlarda kıl oluşmayan bölgelerde, erkeklere özgü tipte, kalın ve sert kılların oluşması. Örneğin bıyık, çene, göğüs bölgesi, kalçalar, göbek altı gibi. Menopoz öncesi dönemdeki her 10 kadından birinde hirsutizm görülüyor, diyen Liv Hospital İstanbul Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzm. Dr. Esra Hatipoğlu, hastalığın nedenleriyle ilgili şu ilgili bilgi veriyor. Hirsutizm sıklıkla ailevi özellik gösterir. Normalde kadınlarda da erkeklerde olduğu gibi başta testosteron

78 I Liv Hospital

olmak üzere androjen hormonlar üretilir ama miktarı çok düşüktür. Ciltte androjene abartılı yanıt varsa veya vücutta androjen salınımı artmışsa hirsutizm gelişir. Bazı ailelerde kadınların testosterona olan duyarlılığı daha fazladır, bu kadınlar abartılı cilt yanıtı nedeni ile kıllanmaya meyilli olurlar. Aşırı testosteron salınımı kıllanmaya neden olur Hirsutizmin bir başka nedeni de vücutta aşırı testosteron veya benzeri hormon salgılanmasıdır. Bu durumun tipik örneği Polikistik Over Sendromu’dur.


Lazer epilasyonla kalıcı tedavi mümkün Polikistik Over Sendromu’nda sivilcelenme, adet düzensizliği, saç dökülmesi, şişmanlık gibi ek bulgular vardır. Hirsutizmin çok nadir ama önemli başka sebepleri yumurtalık (over) veya böbrek üstü bezinden kaynaklanan tümörlerdir. Bu hastalarda aşırı miktardaki androjen hormonlar hızlı başlayan kıllanmaya ve virilizme (erkek tipinde kas yapısı ve sesin kalınlaşmasına) neden olur. Sizinkisi kıllanma mı, tüylenme mi? Yakınması olan kadınların çoğunda problem kıllanma değil, tüylenme seviyesindedir, yani tüy sayısı fazladır ama kalın ve sert değildir. Muayenede kıllanmanın yaygınlığı, yoğunluğu, eşlik eden bulgular dikkate alınarak sebep bulunmaya çalışılır. Kanda hormon düzeylerine bakılır, yumurtalıkların ultrasonografik değerlendirmesi yapılır. Gereğinde MR veya tomografi ile tümör araştırılır. Eşlik eden şişmanlık varsa kilo vermek çok etkilidir. Adet düzensizliği yaşanıyorsa adet düzenleyici amaçla verilen doğum kontrol hapları fayda sağlar. Antiandrojenler denilen, androjen hormonlarının salınımını veya ciltteki etkisini azaltan ilaçlar uygun hastalarda kullanılabilir.

Lazer çeşitleri Lazer epilasyon 1997 yılından beri kullanılan ve Amerika’da FDA tarafından onaylanmış kalıcı kıl azaltıcı bir yöntem. Argon ve Ruby lazerler: Epilasyon amaçlı kullanılan ilk lazer aletleridir, daha etkin ve güvenilir olan aletler geliştirildiği için artık bu amaçla kullanılmıyor. Alexandrite lazer: 755 nm dalga boyundadır. Epilasyon lazeri için en iyi ve etkin lazerlerden biridir. Ancak yüz, sırt, karın ve göğüs gibi bölgelerde ayva tüylerini güçlendirebilme potansiyeli vardır. Diod lazer: 810 nm dalga boyunda olup, en güvenilir ve en etkin lazer epilasyon aletlerinden biridir ve tüm vücutta kullanılabilir. Nd-YAG lazer: Özellikle koyu tenli kişilerde tercih edilir, diğer epilasyon lazerlere göre biraz daha ağrılıdır.

Hirsutismus ile beraber akne, cilt ve saçta aşırı yağlanma, saçlarda dökülme, adetlerde düzensizlik ve/veya kilo artışı görülebildiğinin altını çizen Liv Hospital İstanbul Dermatoloji Uzmanı Doç. Dr. Emel Güngör, geleneksel geçiçi yöntemler dışında, lazer epilasyonun kalıcı ve güvenilir bir tedavi olduğunu anlatıyor.

Siyah kıllar daha çabuk yok olur

Lazer epilasyonda lazer ışığı özel olarak kıl kökündeki melanini hedef alır ve çevre dokuya minimum etki eder. Melanin deriye ve kıla siyah rengini verir. Bu nedenle epilasyon lazerleri en çok siyah kalın kıllarda etkili olur. Kalıcı kıl azalması için kişinin ten ve kıl rengine göre değişen seanslarda, genellikle 6-8 seansta kalıcı kıl azalması görülür. Beyaz tendeki kalın ve siyah kıllar en kolay yanıt alınandır. Epilasyon lazerleri açık renkli, sarı, beyaz, kızıl kıllarda ve ince tüylerde etkili olamaz. Seans aralıkları bölgeden bölgeye farklılık göstermekle birlikte, ortalama 3-8 haftadır. Lazer yapıldıktan sonra bölgedeki kılların bir kısmı seans sırasında dökülür, bir kısmı da sonraki 2-3 hafta boyunca dökülmeye devam edebilir.

6 hafta güneşlenmeyin

Lazer epilasyona başlamak isteyen kişiler seanstan en az altı hafta öncesine kadar güneşlenmemeli, solaryuma girmemeli ve otobronzlaştırıcı ürünler kullanmamalı. Lazer sonrasında da yaklaşık 6 hafta boyunca güneşlenilmemesi gerekir, bronzlaşmak hem lazerin etkinliğini azaltır, hem de çevredeki normal derinin hasar görme riskini artırır. Lazer öncesi yaklaşık 6 hafta boyunca kıllar ağda, cımbız veya kılları kökünden alan diğer yöntemlerle alınmamalı. Çünkü lazer ışığının etkili olabilmesi için kılın kökte bulunması gerekir. Lazerden önce kıllar jiletle deri seviyesinde kısaltılmalı. Her seansta kıllarda ortalama yüzde 10-25 oranında azalma görülür. Koltukaltı ve kasık gibi yumuşak deri bölgelerinde kıllardaki kayıp daha fazla olurken, sırt ve çene gibi kalın derili vücut bölgelerinde daha azdır.

Liv Hospital I 79


Klinik

H

E

K

İ

M

G

Ö

Z

Ü

Y

L

E

Doç. Dr. Kader Keskinbora

Doç. Dr. Salim Ersözlü

Liv Hospital İstanbul Algoloji Uzmanı

Liv Hospital İstanbul Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı

Kış kazalarına

dikkat! Kışın kar ve buzlanma nedeniyle daha çok kaza riskiyle karşılaşıyoruz. En sık rastlanan kazalar ise düşmeye bağlı olarak meydana gelen kırıklar... Ağrılı bir süreç olan kırık tedavisi iyi yapılırsa hasta eski günlerine hızla dönebiliyor.

K

ışın düşerek kaza geçirme olasılığımız artıyor! Kış kazaları denildiğinde akla genellikle düşme ve yaralanma sonucu oluşan bir ya da birden fazla kemiğin kırılması ve çevre bağ dokusunun incinmesine sebep olan durumlar geliyor. Bu, son derece ağrılı bir süreç ve yaşam kalitesini ciddi olarak bozuyor. Kemik kırığının veya yumuşak doku travmalarının en yaygın belirtileri ise şişme, morarma ve ağrı... Liv Hospital İstanbul Algoloji Uzmanı Doç. Dr. Kader Keskinbora kış kazalarına karşı dikkatli olunması gerektiğini belirterek şu bilgileri aktarıyor. Kırık ve yumuşak doku travmalarında öncelik kırık veya yumuşak dokunun stabilize edilmesi yönündedir. Oysa bu süreçte yaşanılan ağrının kesilmesi pek akla gelmiyor. Göz ardı edilen diğer bir konu ise kırığın yerine oturtulması için uygulanacak alçı yapma işlemi veya hasarlanmış yumuşak dokunun atele alınma işleminin

80 I Liv Hospital


de ağrıya yol açmasıdır. Bu işlemler sırasında da hastanın ağrısı azaltılmalı. Sonuçta travma ile başlayan ve tedavi süresince de oluşabilecek ağrının erken dönemde tedavi edilmesi gerekiyor. Travmaya bağlı ağrı akut ağrı modelidir ve şiddeti yüksektir. Bu nedenle bu denli şiddetli ağrıda kuvvetli ağrı kesiciler mümkün ise damardan verilmeli. Eğer hastanın damar yolu açık değil ise ağız yolu ile ağrı kesiciler verilmeli. Seçilecek ağrı kesici hem ağrıyı azaltacak hem de travmaya bağlı ödemi çözebilecek olan antienflamatuar özellikli ağrı kesiciler olmalı. Antienflamatuar özellikli ağrı kesiciler ile eğer ağrı kontrol altına alınamıyorsa çeşitli lokal anestezik ve kortizon enjeksiyonları gündeme gelir. Şiddetli ağrı ve iltihaplanmalar için kortizon enjekte edilebilir. En çok el bilek kırıkları görülüyor Kış kazalarında en çok görülen kırıklar, el bilek kırıkları oluyor. Çünkü insan yere düşerken kalça ve başını korumak için, elini önce yere koyma eğiliminde. Bu kırıklar da genellikle açık el bileğinin üstüne düşülmesi ile oluşuyor. Osteoporoz (kemik erimesi) olması bu kırıklar için ciddi bir risk faktörü. D vitamini eksikliği olması durumunda da basit düşme sonrasında kırık görülebiliyor. Kış yaralanmalarının genel sebeplerinin havaların soğumasına, yağışlara ve dikkatsizlik nedeni ile meydana gelen düşmelere bağlanabileceğini söyleyen Liv Hospital İstanbul Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Salim Ersözlü şunları anlatıyor. Ayrıca eğlence ve sportif amaçlı yapılan kış sporları da yaralanmaların önemli bir sebebini oluşturuyor. Özellikle gerekli önlemler alınmadan ve dikkatsizce yapılan kış spor aktiviteleri önemli sağlık problemlerini beraberinde getiriyor. Bu problemler hafif sakatlanmalardan hayatı tehdit edici ciddi yaralanmalara kadar geniş bir yelpaze oluşturuyor. Genelde genç yaş grubunda basit düşmelere bağlı olarak el bileği, ayak bileği, kalça ve omurgada meydana gelen basit yaralanmalar yaşlı popülasyonda ciddi kırıklara neden olabiliyor.

Koruyucu ekipman olmadan kış sporu yapmayın Kış sporu olarak en sık tercih edilen sporların kayak ve snowboard olduğunu söyleyen Liv Hospital İstanbul Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Salim Ersözlü, kayak yapanları uyarıyor. Kayakta yaralanma sıklığı binde 2-4 kişidir. Bu yaralanmaların büyük kısmına düşmeler (yüzde 75-80) ve çarpışmalar (yüzde 10-20) sebep oluyor. Yaralanma tipi açısından burkulmalar (özellikle dizde ön ve arka çapraz bağ, iç ve dış yan bağlar, menisküs yaralanmaları) yüzde 45-50’lik oranla en sık karşılaşılanı. Bunu yüzde 20-30 ile kemik kırıkları, yüzde 5-10 ile diz ve diz kapağı çıkıkları, 10 ile omuz travmaları takip ediyor. Kafa travması ise yüzde 3-5 sıklıkla karşımıza çıkıyor. Oranlardan da anlaşılabileceği gibi özellikle diz hem kayarken hem de düşerken aşırı zorlanma ve dönmelere maruz kalıyor. Özellikle daha önceden geçirilmiş bir diz yaralanması mevcut ise koruyucu ekipman kullanmaksızın kış sporları yapılmamalı.

Kayak yaparken bunlara dikkat edin!

1) Doğru kayma teknikleri öğrenin. 2) Gerekli ve doğru ekipmanlar temin ederek bunları kişisel özelliklere uygun hale getirin. 3) Fiziksel olarak hazırlanın (kuvvet, dayanıklılık). 4) Düşme teknikleri öğrenin. 5) Kayak pisti kurallarına uyun.

Liv Hospital I 81


Klinik

H

E

K

İ

M

G

Ö

Z

Ü

Y

L

E

Uzm. Dyt. Gaye Başkurt

Uzm. Dyt. Şükran Yıldız

Liv Hospital Ankara Beslenme ve Diyet Uzmanı

Liv Hospital İstanbul Beslenme ve Diyet Uzmanı

10

adımda

bağışıklığınızı güçlendirin Vücudumuz kış aylarında hastalıklara daha açık oluyor. Bu nedenle sağlıklı bir kış geçirmenin öncelikli faktörü bağışıklığı güçlendirmek. Böylece kronik hastalıklara karşı da vücudun korunması mümkün olabilir.

Ç

oluk çocuk ailece hasta olmadan, sağlıklı bir kış geçirebilmek için vücudun bağışıklık sistemini desteklemek şart! Liv Hospital Ankara Beslenme ve Diyet Uzmanı Gaye Başkurt, kış mevsiminde havaların soğumasıyla beraber bağışıklık sistemindeki değişikliklerin hasta olma riskini artırdığına dikkat çekiyor. Mevsim geçişlerinde yaşanan bu ısı değişiminin vücudun savunma mekanizmasını zayıflattığı için soğuk algınlığı, grip, nezle gibi hastalıkların gün yüzüne çıktığını vurguluyor. Liv Hospital İstanbul Beslenme ve Diyet Uzmanı Şükran Yıldız ise kış aylarında hem sizin hem de çocuklarınızın sağlığını korumak, hastalıklara yakalanma riskini

82 I Liv Hospital

azaltmak ve kışa güçlü bir bağışıklık sistemi ile başlamak için dengeli ve yeterli beslenmeye özen gösterilmesi gerektiğini söylüyor. Bağışıklık sistemini güçlendirmek sadece kış hastalıklarına karşı korumuyor, kronik hastalıklara karşı da kalkan oluşturuyor. Vücutta az bulunan selenyum bağışıklığın güçlendirilmesinde çok önemli rol oynayan besinlerden biri. Selenyum eksikliği görülen kişilerde mesane, meme, kolon rektum, akciğer ve prostat riskinin arttığını ortaya koyan çalışmalar bulunuyor. Gaye Başkurt ve Şükran Yıldız, kışın bağışıklık sistemini güçlendirmek için destek sağlayacak bazı besinleri ve yapılması gerekenleri şöyle sıralıyor.

 


6 1 2 7 3 8 Dengeli ve yeterli beslenin Bağışıklık sisteminin korunmasında yeterli ve dengeli beslenmenin çok önemli bir yeri vardır. Bu süreçte vücudun direncini artıran ve antioksidan özelliğe sahip vitamin ve minerallerden (A vitamini, C vitamini, E vitamini, selenyum, çinko) zengin besinlerin diyetle alınması gerekiyor.

A vitamini takviyesi yapın Özellikle; tatlı patates, havuç, ıspanak, kara lahana, şalgam, bal kabağı, marul, kırmızı biber, pırasa, greyfurt, bezelye, kuşkonmaz, Brüksel lahanasında A vitamini yüksek oranda bulunuyor. Bağışıklığınızı güçlendirmek için A vitamini depolarınızı doldurun. C vitaminini ihmal etmeyin C vitamini kışı hasta olmadan geçirmeniz için önemli bir etken. C vitamini; yeşil sivri biber, dolmalık yeşil ve kırmızıbiber, brokoli, kivi, karnabahar, portakal, greyfurt gibi besinlerde b esinlerde yüksek miktarda bulunur. Bu b esinleri kış boyunca bolca tüketin. besinleri

4 5

Ispanak ve sarımsaktan vazgeçmeyin E vitamini eksikliği de bağışıklık sisteminizin zayıflamasına neden olur. Bu nedenle E vitamininden zengin badem, ıspanak, pazı, sarımsak ve yerfıstığını gibi besinler dengenizi korumaya yardımcı olur. Selenyuma dikkat! Selenyum, E vitamini ile birleştiğinde antioksidan olarak çalışır ve bağışıklık sistemini güçlendirir. Selenyum içeriği yüksek besinler arasında; balıklar, hindi, et, yumurta, mantar, tam tahıllı gıdalar bulunuyor.

Çinko ile hastalıklarla savaşın Bağışıklık sisteminde önemli rolü olan bir mineral de çinkodur. Diyetle çinko alımını sağlamak için; hayvansal gıdalar, kuruyemişler ve çeşitli sebze tüketilmesi yeterli olur. Dolayısıyla bağışıklık sisteminin güçlendirilebilmesi için beslenmemizde tüm bu besin öğelerinin ve besinlerin yer alması gerekmekiyor. Sağlıklı bağırsaklarla gücünüze güç katın Suda çözünen beta-glukan hem bağırsak sağlığı hem bağışıklık için kuvvetli etkiler gösteriyor. Beslenmenize yulafı ekleyerek de beta-glukan almış olursunuz. Yulaf, kolesterol ve kan basıncını düşürür, glisemik indeksi kolesterol düşük olduğu için kan şekeri için de uygundur. düşük Bol bol zencefil tüketin Zencefil; keskin tadı ve aroması ile kışa girerken birçok yerde kullanabileceğiniz bir sebze. Solunum yollarını açıcı, sindirimi düzenleyici, toksin atıcı, gaz söktürücü ve antiseptik özellikleri bulunuyor. Çorbalarda, taze olarak sebze yemeklerinde ve salatalarda kullanılabilir.

9 10

Kronik hastalıklara karşı beyaz çay Beyaz çay için toplanan çay yaprakları işlenirken çok az okside olduğu için, yeşil çaya göre daha çok antioksidan içerir. İçinde bulunan kateşin vücutta oluşan serbest radikalleri engelleyerek kardiyovasküler hastalıklara, diyabete, kronik inflamasyonlara ve kansere karşı koruyuculuk sağlar. Haftada 2 gün balık yiyin En değerli yağ olan Omega-3 yağ asitleri bağışıklık, beyin ve sinir sistemi, psikoloji, kalp-damar sağlığı için hayatınızda olmazsa olmaz bir besin öğesidir. Balık mevsiminin başlaması ile haftada mutlaka 2 gün balık yemelisiniz.

Liv Hospital I 83


Klinik

ı r a l p u t k e Misafir m H

astanede bana çok iyi bakan Doç. Dr. Merdan Fayda’ya ve hastanenize çok teşekkür ederim. Bize böyle imkan tanındığı için çok teşekkürler. Radyoterapide çalışan personelin güler yüzlü olması beni çok mutlu etti. Herkese saygılar. Nuray K. / İstanbul

H

astanenizdeki ve bilhassa hizmet aldığım, Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümü’ndeki, hastayı son derece iyi bilgilendirerek ve çok profesyonelce yapılan iş için çok teşekkürler. İstanbul’da bu seviyede hizmet veren diğer kurumlara göre çok yüksek seviyede olduğunuzu gözlemledim ve çok memnun kaldım. Hastanenizi tüm çevreye tavsiye edebilirim. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Talat Kırış’a ayrıca teşekkürler. Ulvi T. / İstanbul

S

on 6 ay içerisinde ikinci gelişim olan Liv Hospital Ankara’da özellikle her zaman güler yüzlü ve sıcak tebessümü esirgemeyen Dr. Erdoğan İlkay ve tüm ekibine teşekkür ederim. Halit T. /Ankara

B

aşta kadın doğum doktorum olmak üzere Prof. Dr. Esat Orhon Hocamız’a güler yüzlü yaklaşımı,hamilelik sürecindeki ilgisi için çok teşekkür ederim. Daha sonra kadın doğum katındaki görevli tüm hemşireler ve doğum sırasındaki çocuk doktorlarımızın sıcak ilgisinden çok memnun kaldık. Gece boyunca her istediğimde ulaştığım ve güler yüzünü bizden hiç eksik etmeyen Yağmur Güleç Hemşire’ye de ayrıca teşekkür ederim. Aslı Y. /Ankara

84 I Liv Hospital

L

iv Hospital İstanbul’da aldığım hizmet çok güzeldi. Doktorlarım Prof. Dr. Tekin Akpolat ve Prof. Dr. Ferah Ece’den çok memnun kaldım. Ayrıca hemşirelerim Ayşe, Burak ve Emine Hemşire’ye, temizlik elemanlarından Dilek, Nilay, Sabriye, Filiz Hanım’a teşekkür ederim. Herkese ilgi ve alakalarından dolayı çok teşekkür ederim. Hale Ş. / İstanbul

H

astanenizde hizmet aldığım süre zarfında ilgi ve alakalarını eksik etmeyen doktorum Prof. Dr. Ahmet Özkara’ya, yoğun bakım ekibinden Halil İbrahim Uygun, Merve Ertürk ve Merve Kalkan hemşirelere, yoğun bakım sorumlusu Önder Osman Sevimli’ye özverili yaklaşımlarından dolayı teşekkür ederim. Mustafa Ö. / İstanbul


1

Ekim 2015’te Liv Hospital Ankara’da doğum yaptım. Hamileliğimin başından beri hastanenizden hizmet aldım. Bu esnada 9 ay boyunca kadın doğum polikliniğinde özverili, içten, mesleğini son derece itinayla yapan, güler yüzünü esirgemeyen tatlı hemşirelerim Ülkü Güçlü ve Yağmur Güleç’e danışmada çalışan her türlü isteğimizi, talebimizi en kısa sürede çözen nazik ve güler yüzlü Derya ve Nazlı Hanım’a hastanede kaldığım müddetçe yardımlarını esirgemeyen, emzirmeme yardım etmek için canla başla uğraşan Bedia Hemşire, Özlem Hemşire ve adını hatırlayamadığım diğer hemşire hanımlara, doğumuma giren tüm ekibe, anestezi doktoru Uzm. Dr. Kenan Erk’e yeni doğan yoğun bakım bölümünde işini son derece itinayla yapan her bebeğe anne şefkatiyle yaklaşan Leyla Hemşire’ye, verdiği moral ve yaklaşımlarıyla içimi rahatlatan yeni doğan doktoru Uzm. Dr. Yücel Kızıltan’a ve bebeğimize kavuşmamıza vesile olan, mesleki tecrübe ve başarılarından bahsetmek haddim bile olmayan, babacan tavırları ve güvenilirliğiyle her zaman yanımda olan, nezaketi ve güzel yaklaşımlarıyla bir tanecik canım doktorum Prof. Dr. Esat Orhon’a sonsuz teşekkürler. Sizin gibi bir ekiple birlikte olduğum için çok şanslıyım. Hepinize minnettarım. İyi ki varsınız. Güney Bebeğin Annesi Ş. /Ankara

B E

n güzel ekip burası. Hiçbir yerde böyle bir hastane görmedim. Genel yoğun bakım yataklarından tutun da her şeye kadar çok iyi. Uzm. Dr. Ahmet Başel, Prof. Dr. Simru Tuğrul ve Öznur Hanım’a her şey için teşekkür ederim Serap Y./ İstanbul

M

erhabalar, Liv Hospital Ankara’da yattığım an itibariyle çok güzel bir ilgiyle karşılaştım. Güler yüzlü personeliniz bizi en güzel şekilde karşıladı. Ayrıca hemşireniz Yağmur Hanım’dan çok memnun kaldım. İlgi ve alakasına çok teşekkürler. Bütün Liv Hospital çalışanlarına sevgiler. Ayten G. /Ankara

abam Liv Hospital Ankara’da ameliyat oldu ve yaklaşık 1 aydır tedavi görmekte. Gerek hijyen gerekse mükemmel hizmetlerinden dolayı tüm personelinizden memnun kaldık. Özellikle başta kendilerini tanımanın bizim için bir şans olduğuna inandığım Adem Güngör ve Osman Tokat hocalarıma; Yoğun Bakım Ünitesi’nde çalışan Didem Hanım, Serdar Bey ve Zeynep Hanım’a; 8. katta görev yapan Bahar Hanım, Cansu Hanım ve isimlerini bilmediğim tüm görevlilere, hijyen ve temizlik bakımından her türlü desteği kusursuzca sağlayan ISS personeli Gülbahar Hanım’a sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Fatih A. /Ankara

B

aşta doktorumuz Doç. Dr. Cem İyi bozkurt’a, eşimin doğumunda çok yardımını gördüğümüz nöbetçi doktorumuza, bebek ve yetişkin hemşirelerine, yardımcı sağlık personeline, temizlik ve servis personeline, uzmanlıklarından dolayı bize göstermiş oldukları güleryüzlü, yardımsever ve ilgili davranışlarından dolayı çok Alp Ailesi olarak teşekkür ederiz. Pınar A. / İstanbul

Liv Hospital I 85


Sıra Dışı Hekimler

Denizde olmak ve balık tutmak adeta bir meditasyon Liv Hospital İstanbul Kulak Burun Boğaz Uzmanı Prof. Dr. İsmet Aslan deniz tutkusunun kendisini sakinleştirdiğini, balık tutmanın ise bir meditasyon olduğunu söylüyor.

C

errahinin ve hekimliğin getirdiği yoğun stresten ancak kendimi denizin kollarına bırakarak kurtulabiliyorum. Denizin tutku dolu muhteşem sakinleştiriciliği içinde balık tutmak benim için adeta bir meditasyon. Bu tutku bende öylesine bir hal aldı ki hafta sonu geldiğinde sabah çok erken saatlerde Ege veya Akdeniz sahillerine inerek takım arkadaşlarımla birlikte denize açılıyoruz. Bir balığın peşinde müthiş bir mücadele ile ne yeme ne de içme aklımıza bile gelmeden saatler saatleri kovalıyor ve akşam oluveriyor. Zamanın nasıl geçtiğini bile anlayamıyorum. Hedeflediğiniz ve uzun saatler boyunca peşinden koştuğunuz balığı tuttuğunuzda ise gerektiğinde doğaya saygı duyarak onu tekrar denize salmak müthiş bir duygu. İnsan ve doğadaki tüm canlılar mutlak bir birliktelik içinde doğanın tüm kaynaklarına saygı duyarak yaşamayı öğrenmeliyiz. Bir orfozdan veya bir orkinostan öğrenecek çok şeyimiz var ve bence bütün mesele de bu…

Zumba yapmak hem ruhuma hem de bedenime iyi geliyor Liv Hospital İstanbul Medikal Onkoloji Uzmanı Duygu Derin, iş stresi ve onkolojinin manevi yükünü zumba ile hafiflettiğini belirtiyor.

D

ans insanın kendini ifade etmesinin en eski şekillerinden biri. Haftada 2-3 kez zumba yapıyorum. Müzik ve dans birlikte olunca insanın hem ruhuna hem de bedenine iyi geliyor. Zumba yaptığım gün hem yoğun günlük iş temposunu hem de onkolojinin manevi yükünü hafifletiyorum. Herkese de tavsiye ederim.

86 I Liv Hospital


Golfte de estetikte de odaklanmak çok önemli

Kick-boks yaparak stresten arınıyor Liv Hospital Ankara Üroloji-Çocuk Ürolojisi Uzmanı Prof. Dr. Murat Dayanç gençlik yıllarında oynadığı voleyboldan sonra şimdi de yakın dövüş sporlarıyla ilgileniyor.

Ç

ocukluk yıllarından itibaren bir spor aşığı olan Prof. Dr. Murat Dayanç, oldukça zor geçen askeri lise yıllarında voleybol oynamaya başladı. Tıp öğrenimi süresince de hem mahalli ligde, hem üniversite takımında, hem de askeri takımda voleybol oynamak için zaman yarattı. Bu kararlılığının ödülü olarak da, doktor olduktan sonra o dönem Türkiye’nin deplasmanlı voleybol liginde Muhafız Gücü voleybol takımının kaptanı oldu. Prof. Dr. Dayanç için spor hayatın bir parçası. 10 yılı aşkın süredir aikido yapıyor ve federasyona bağlı kara kuşak ikinci dan sahibi bir sporcu olarak antrenmanlarına devam ediyor. Yakın dövüş sporlarına olan ilgisini kick-boks ve wing chun ‘la da pekiştiriyor. Kick-boks ve wing chun yaparak stresten arındığını söyleyen Dayanç, böylece mesleğinin ana konusu olan çocuklara sonsuz sevecenlik ve anlayışla yaklaşmayı hedeflediğini belirtiyor. Sporun kendisini rahatlattığını, iş konsantrasyonunu artırdığını, bu sayede sağlıklı bir yaşam sürdüğünü ve yorulmak nedir bilmediğini söylüyor. Prof. Dr. Dayanç, sağlıklı ve konforlu bir yaşam sürmek isteyenlere kendilerine uygun bir spor dalı ile ilgilenmelerini, en azından günde 45 dakika tempolu yürümelerini öneriyor.

Liv Hospital Ankara Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Birol Civelek bir golf tutkunu. Civelek golfte de estetik cerrahide mükemmeliyetçi olmanız gerekiyor” diyor.

D

oç. Dr. Birol Civelek yaklaşık 13 yıldır, aktif, amatör, lisanslı olarak golf sporuna devam ediyor. Aynı zamanda Türkiye Golf Federasyonu’nun Sağlık Kurulu üyesi… Golf sporu için “Estetikteki gibi golfte de mükemmeliyetçi olmanız gerekir” diyen Civelek şunları söylüyor: “Bir estetik operasyonda yanlış planlama ya da detayı kaçırma, mükemmel sonuçtan nasıl uzaklaştırırsa; hem mesleki anlamda hem de golfte ‘odaklanmak, teknik konsantrasyon ve pratik düşünce’ çok önemlidir. 4.2 cm çaplı, duran bir topa vurmak için eksiksiz full konsantrasyon ve pratik düşünceye sahip olmanız ve o an aklınızdaki her şeyi formatlamanız gerekiyorsa, PlastikEstetik cerrahide de durum farksızdır.” Liv Hospital I 87


Liv Hospital İstanbul & Ankara

Anlaşmalı Kurumlar

Özel Sigortalar Aksigorta A.Ş. Allianz Sigorta A.Ş. (Tamamlayıcı Sağlık Sigorta poliçesi (SGK ile anlaşmalı olan branşlarda) dahildir) Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi (Eko Plan ve Tamamlayıcı Sağlık Sigorta poliçesi (SGK ile anlaşmalı olan branşlarda) dahildir) Axa Sigorta A.Ş. (Eko Plan ve Tamamlayıcı Sağlık Sigorta poliçesi (SGK ile anlaşmalı olan branşlarda) dahildir) Compu Group Medical Bilgi Sistemleri (CGM) A.Ş. Demir Hayat Sigorta A.Ş. Ergo Sigorta A.Ş. (Tamamlayıcı Sağlık Sigorta poliçesi (SGK ile anlaşmalı olan branşlarda) dahildir) Eureko Sigorta A.Ş. Groupama Sigorta A.Ş. (Ekonomik Ürün Poliçe dahildir) Güneş Sigorta A.Ş. Inter Partner Assistance Ltd Şti. İmece Destek Danışmanlık Hizmetleri A.Ş. ü Halk Sigorta A.Ş. Mapfre Genel Sigorta A.Ş. (Eko Plan ve Tamamlayıcı Sağlık Sigorta poliçesi (SGK ile anlaşmalı olan branşlarda) dahildir)

Spor Merkezleri ve Kulüpleri Ankara Şehir Kulübü (Animar A.Ş)* Birlik Spor ve Sağlık Hiz. Tic. A.Ş (Base Life Club )* İstanbul Atlı Spor Kulübü* Geleceğin Yıldızları Spor ve Eğitim Hizmetleri A.Ş* Levent Tenis Kulübü* Mac Spor Salonları* TED Spor Kulübü*

Dernek ve Odalar Ankara Eczacılar Odası * Ankara Genç İş Adamları Derneği (ANGİAD)* Ankara Sanayi Odası Personel (ASO) Ankara Ticaret Odası (ATO) Erken Doğan Bebekleri Yaşatma Derneği* Genç Girişim ve Yönetişim Derneği* İMEAK Deniz Ticaret Odası Personeli* İMEAK Deniz Ticaret Odası Üyeleri* İstanbul Sanayi Odası Personel (İSO) İstanbul Sanayi Odası Üyeleri (İSO) * İstanbul Ticaret Odası Memurları Yardımlaşma Derneği İTOMEMDER) * İstanbul Ticaret Odası Üyeleri * Kayseri Ticaret Odası*

88 I Liv Hospital

Musiki Eserleri Sahipleri Grubu Meslek Birliği * Mülkiyeliler Birliği Derneği* Rotary Kulübü Derneği (Beşiktaş)* Rotary (2420. Bölge)* Sinai Mülkiye Çalışanları Derneği* T.C. TEB İstanbul Eczacı Odası* TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası* Tüm Emekliler Derneği Şişli Şubesi (TUED)* Tüm Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜMSİAD) * Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu (TESK )* Türkiye Kadın Girişimciler Derneği ( KAGİDER ) * Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) (Branş Bazlı) Türkiye Spor Yazarları Derneği*

Banka, Sandık ve Vakıflar Akbank T.A.Ş Ankara Barosu Yardımlaşma Sandığı (ABAYS)* Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi (Mensupları) Darüşşafaka Cemiyeti Film Sanayi ve Tüm Sanatçılar Güçlendirme Vakfı(Film-San)* Fortis Bank A.Ş Mensupları Emekli Sandığı Vakfı İller Bankası A.Ş Genel Müdürlüğü (İLBANK)* Milli Reasürans T.A.Ş. Mensupları Emekli ve Sağlık Sandığı Vakfı PTT A.Ş. Sağlık Yardım Sandığı Şekerbank T.A.Ş Personeli Sosyal Sigortalar Sandığı Vakfı (Branş Bazlı) TBMM Personeli Biriktirme ve Yardım Sandığı* T.C Merkez Bankası T.C. Ziraat Bankası A.Ş.* T.C. Ziraat Bankası ve T. Halk Bankası A.Ş. Mensupları Emekli ve Yardım Sandığı Vakfı Türk Sanayici ve İş Adamları Vakfı (TÜSİAV) * Türk Telekom Sağlık ve Sosyal Yardım Vakfı (TTSSYV) Türkiye Garanti Bankası A.Ş. Emekli Sandığı Vakfı (Branş Bazlı) Türkiye Halk Bankası A.Ş. Emekli Sandığı Vakfı Türkiye Halk Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğü Türkiye Sınai Kalkınma Bankası A.Ş Mensupları Munzam Sosyal Güvenlik ve Yardımlaşma Vakfı (TSKB) Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O. Memur ve Hizmetleri Emekli ve Sağlık Yardım Sandığı Vakfı TRT Mensupları Sosyal Dayanışma ,Tedavi,Eğitim Yardımlaşması ve Emeklilik Vakfı (TRT VAKFI)*

Kamu Sigortaları SGK (Medikal Onkoloji,Radyasyon Onkolojisi ,Anjiografi Uygulamaları, Pet BT, Sintigrafik

Tetkikler, Kalp Damar Cerrahisi)

Kurumlar Borsa İstanbul A.Ş. Dışişleri Bakanlığı Mensupları Sosyal Güvenlik ve Yardımlaşma Vakfı (DİVAK ) * Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) * İstanbul Barosu* Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) Rekabet Kurumu* Savunma ve Güvenlik Destek Hizmetleri Sendikası (SAVDESSEN ) * Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) * T.C. Anayasa Mahkemesi T.C. Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) * T.C. Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı * T.C. Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı* T.C. Danıştay Başkanlığı* T.C. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK)* T.C. Kamu Denetçiliği Kurumu * T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı * T.C. Yargıtay Başkanlığı* Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) Türk Standardları Enstitüsü (TSE )* Türkiye Barolar Birliği Sosyal Yardım ve Dayanışma Fonu Türkiye Belediyeler Birliği ve Belediye Başkanları Birliği * Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (Tübitak) * Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)

Şirketler Akmerkez Çalışanları* Başkent Doğal Gaz Dağıtım A.Ş ( BAŞKENTGAZ) * Bayraktar Holding* Cisco Systems Internetworking Ltd. Şti.* CP Piliç (CP Standart Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.) * Çalık Holding A.Ş * Deva Holding A.Ş.* Digiturk, Show TV, Türkmax* ETS TUR* Fiba Emeklilik ve Hayat A.Ş* Four Seasons Hotels * Havelsan A.Ş * Holiday Inn Kavaklıdere* Hotiç Ayakkabı San. ve Tic. A.Ş * ISS * ü ISS Hazır Yemek Üretim ve Hizmet A.Ş.* ü ISS Proser Koruma ve Güvenlik Hizmetleri A.Ş*. ü ISS Haşere Kontrol Hizmetleri A.Ş.* ü ISS Tesis Yönetim Hizmetleri A.Ş.* ü CMC İletişim Bilgisayar Reklam ve Danışmanlık Hizmetleri San. Tic. A.Ş *

İşbir Sünger Sanayi A.Ş.* Korozo Ambalaj San. ve Tic. A.Ş.* Man Türkiye A.Ş. * Mars Entertainment Group* Marsh Avantaj* Mavi Kalite Denetim Sağlık Eğitim Danışmanlık Tic. Ltd. Şti. (Mavi OSGB) * Mitaş Enerji ve Madeni İnşaat İşleri Türk A.Ş. * Öykü Şirketler Grubu* Pancar Ekicileri Kooperatifleri Birliği (PANKOBİRLİK) * Rafineri * Rixos Grand Ankara* Roketsan* SANGO Otomotiv Ürünleri Sanayi ve Tic. A.Ş.* TAV Havalimanları Holding A.Ş.* Türsab-Museum Pass Card* Türsab-Müzekart Plus* Yaşam Televizyon Yayın Hizmetleri Anonim Şirketi (İpek Medya)* ü Kanaltürk* ü Kanaltürk Radyo* ü Bugün TV* ü Bugün Gazetesi* Yiğit Akü*

Okullar Bahçeşehir Üniversitesi/Uğur Eğitim Kurumları* Bilkent Üniversitesi Mezunlar Derneği (BİLMED) * Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Derneği BURC İktisadi İşletmesi (BÜMED)* Doğa Koleji* Galatasaray Üniversitesi* Gebze Teknik Üniversitesi * İstanbul Bilgi Üniversitesi* İstanbul Erkek Lisesi Okul Aile Birliği* İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ)* İstanbul Teknik Üniversitesi Mezunları Derneği (İTÜMD) * Okyanus Eğitim Kurumları Anonim Şirketi * Özel İstanbul Koleji* Özel Ulus Musevi Lisesi * ü Ulus Özel Musevi 1. Karma Ana ve İlköğretim Okulu* ü Ulus Özel Musevi Lisesi Vakfı* TED Mezunları Derneği* Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ)*

Belediyeler Beşiktaş Belediyesi* Sarıyer Belediyesi* Şişli Belediyesi* (*) Hasta Ödemeli



Live sayı 11