Issuu on Google+

Riskli gebelikte

için en iyi yöntem cerrahi müdahale

İZD

K

TS

A E Y LÜ L - A R

LI

sonrasında idrar kaçırma engellenebilir

Obezite tedavisi

İR

mutlu son imkansız değil

Prostat cerrahisi

S AY

I :12 Ü C

RE

H AYAT G Ü Z E L D I R - L I F E I S B E AU T I F U L

Floresan

kılavuzlugunda

beyin cerrahisi dönemi

Mutlu cinsel yaşam için genital estetik

Katarakt hakkında merak edilenler

İnsülin direncini durdurmanın yolları

Bebeklerde ilk yardımın kuralları


Ö n söz Sevgili Okurlar, Tüm gelişmelerin hızı ile hayatımız da çok hızlı akıyor. Tüm bu akışa rağmen, önemli olan sağlığı koruyabilmek ve sevdiklerimizle kaliteli yaş alabilmek... Liv Ailesi olarak 4 yıldır, sizlere kaliteli yaşam ve kaliteli sağlık hizmeti sunmak için durmadan, kendimizle yarışarak çalışıyoruz. Peki, bir gün, herkesin ihtiyacı olabilecek kaliteli sağlık hizmetini, etik ve doğru bir şekilde sunmak için son teknolojiyi takip etmek yeterli mi? Başarılı tedavi seçenekleri sunabilmek için doğru yatırımları yapmış olmak yeterli mi? Hayır maalesef değil... Hizmette iyi bir kurgu oluşturulması ve de tanı ve tedavideki tıbbi sonuçların takip edilebiliyor olması gerekiyor. Liv Hospital olarak, hekimlerimizle bir yandan sağlık hizmeti üretirken, bir yandan da bilimsel çalışma ve araştırmalara imza atmaya devam ediyoruz... Kusursuz hizmet anlayışını benimseyerek misafirlerimize son teknolojiyi sunuyoruz... Odağımıza hastayı 360 derece kucaklayan kişiye özel ve bilimsel bir yaklaşımı koyuyoruz... Çalışmalarını İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi kapsamında sürdürecek öğretim üyelerimiz, klinik çalışmalarının yanı sıra tıp öğrencilerinin eğitimlerine de kendilerini adayarak geleceğin doktorlarını yetiştiriyorlar. 4 yıldır size kaliteli ve etkin hizmet vermenin gururunu ve onurunu yaşıyoruz. Sağlıkla kalın...

Meri İstiroti

Liv Hospital Grup Koordinatörü

Liv Hospital I 1


İçindekiler Eylül-Ekim-Kasım-Aralık 2016

36

44 46

26

28

30

32

34

36

38

Risk olsa da mutlu son imkansız değil Aşırı kilolar insülin direnci ile geliyor Meme kanserine karşı en güçlü silah egzersiz Kalp hastalıklarında ameliyatsız tedaviler revaçta Sertleşme bozukluğu tedavi edilebilir Obeziteye karşı en etkili tedavi ameliyat Eyvah! Çocuğum diş hekimine nasıl gidecek?

2 I Liv Hospital

40 42 44

46 48 50

52

54 56 58

Stres hastalıklara davetiye çıkarıyor Her yaşa özel check-up Soğuk havalar migreni etkiliyor mu? Kalp pilinde kablosuz devir mi? Sosyal medya hastalığı: Fomo Kanserle savaşta hasta yakınlarının rolü çok önemli 65 yaş üzerinde unutkanlık Alzheimer belirtisi olabillir MS'e karşı kahve silahı Beyin cerrahisinde floresan devrimi Çocuğumu ne zaman doktora götürmeliyim?


60 62

64

66

68

70

72 74

76

Saatli bomba anevrizma Merdiven çıkarken diziniz ağrıyorsa dikkat! Robotik prostat cerrahisi ile idrar kaçırma azalıyor 8 saniyede bir kişi sigara yüzünden ölüyor Kuvözden korkmayın! Prematüre bebek için kuvöz anne karnı gibidir Bir kapsülle endoskopi korkusuna son! 10 soruda katarakt Sağlıklı yaşlanma için geriatrik check-up Kanser korkutmasın

78

Aşılar hayat kurtarıyor 80 Sağlıklı bir yaşam için önce uyku 82 Saç ekimi tarih mi oluyor? 84 Kemik iliği naklinde sınırlar kalktı 86 Romatoid artrit sadece eklemleri etkilemiyor 88 Rahim ağzı kanserinden düzenli taramayla korunun 90 Genital estetikle daha mutlu bir cinsel yaşam

Liv Hospital Adına İmtiyaz Sahibi Muharrem Usta Yayın Adı Live Yayın Türü

Yerel Süreli / 4 Ayda Bir Türkçe

Yönetim Yeri

Liv Hospital Ahmet Adnan Saygun Cad. Canan Sok. No:5 Pk: 34340 Ulus, Beşiktaş İstanbul

Sorumlu Yazi İşleri Müdürü Meri İstiroti

48

Yayın Kurulu Prof. Dr. Oktar Asoğlu Dr. Adil Tanık Dr. Gamze Demirtaş Mine Tuduk Eylem Gökalp Yayın Tasarım Ve Uygulama

Karsel ve Zaimoğlu Yayıncılık ve Danışmanlık San. Tic. Ltd. Şti. Nispetiye Cad. Peker Sok. 30/4 1. Levent-Beşiktaş

Editör Serpil İnci Özkoca Kreatif Direktör Atahan Ata Art Direktör Hüsniye Yakut Baskı

Yıkılmazlar Basım Yay. Prom ve Kağıt San. Tic. Ltd. Şti. Evren Mah. Hadımköy-Gülbahar Cad. No: 62/C Güneşli-Bağcılar / İstanbul Tüm hakları Liv Hospital’a aittir, alıntı yapılamaz. Bilgilendirme amaçlı hazırlanan bir yayındır.

Liv Hospital I 3


Katkıda bulunanlar

Uzm. Dr. Ahmet Günay İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi mezunu Dermatoloji ve Veneroloji Uzmanı Dr. Ahmet Günay saç dökülmesine karşı kök hücre tedavisini anlatıyor. Sf: 25

Prof. Dr. Ahmet Yılmaz Nişancı İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Yılmaz Nişancı, kalp hastalıklarında ameliyatsız tedavi yöntemlerinin önemini anlatıyor. Sf: 32

Yrd. Doç. Dr. Akçay Övünç Özön Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Nöroloji Uzmanı Dr. Akçay Övünç Özön, uyku hastalıklarıyla ilgili merak edilen soruları yanıtlarken uyku apnesine karşı uyarıyor. Sf: 80

Uzm. Dr. Alev Özsarı Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu İç Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Alev Özsarı geriatrik hastalarda aşının önemini ve hangi aşıların yapılması gerektiğini anlatıyor. Sf: 75

Prof. Dr. Ali Ergün İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi mezunu Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Ali Ergün, kadın sağlığı için gerekli doktor kontrollerini sıralıyor. Sf: 89

Doç. Dr. Alp Burak Çatakoğlu İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi mezunu Girişimsel Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Alp Burak Çatakoğlu, kalp sağlığını korumak için tavsiyelerde bulunuyor. Sf: 47

Prof. Dr. Arda Lembet Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Kadın Hastalıkları ve Perinatoloji Uzmanı Prof. Dr. Arda Lembet anne karnında cerrahi müdahale imkanıyla ilgili bilgi veriyor. Sf: 27

Prof. Dr. Asena Akdemir Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Asena Akdemir, kadınlarda genital estetik yaptırma kararı ile ilgili uyarılarda bulunuyor. Sf: 91

Klinik Aromaterapi Uzm. Ecz. Aslı Yazıcıoğlu İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi mezunu Klinik Aromaterapi Uzmanı Ecz. Aslı Yazıcıoğlu mutluluk ve enerji veren kokuları anlatıyor. Sf: 41

Uzm. Dr. Aydan Tandoğan Sarp İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Nöroloji Uzmanı Uzm. Doktor Aydan Tandoğan Sarp, Alzheimer hastalığını anlatıyor. Sf: 52

Uzm. Dr. Aylin Öztürk Yavuz İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Nöroloji Uzmanı Uzm. Dr. Aylin Öztürk soğuk havanın migrene etkileri ile ilgili bilgileri paylaşıyor. Sf: 44

Op. Dr. Başak Güler Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Başak Güler gebelikte prenatal tanı yöntemlerini anlatıyor. Sf: 26

Op. Dr. Bekir Sıtkı Aslan Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Bekir Sıtkı Aslan, kataraktla ilgili en çok merak edilen 10 soruyu yanıtlıyor. Sf: 72

4 I Liv Hospital


Uzm. Dr. Belkıs Kütük Hacettepe Tıp Fakültesi mezunu Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Belkıs Kütük, aşıların önemini anlatırken hangi aşının neden gerekli olduğuna dair bilgi veriyor. Sf: 78

Uzm. Klinik Psk. Beril Yardımcı Heidelberg Üniversitesi’nde psikoloji yüksek lisans eğitimi gören Uzman Klinik Psikolog Beril Yardımcı, kanser hastası yakınları için kurulan destek grubunu tanıtıyor. Sf: 51

Doç. Dr. Binnur Şimşek İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Binnur Şimşek, videokapsül endoskopi teknolojisinin detaylarını paylaşıyor. Sf: 71

Prof. Dr. Bülent Saka (Konsültan Hekim) Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu İç Hastalıkları ve Geriatri Uzmanı Prof. Dr. Bülent Saka, geriatrik check-up'ın tekniklerini ve önemini anlatıyor. Sf: 74

Uzm. Klinik Psk. Ceren Aydın Hacettepe Üniversitesi Psikoloji Bölümü mezunu Uzm. Psk. Ceren Aydın, sosyal medya kullanımının yaygınlaşmasıyla hayatımıza giren Fomo hastalığına karşı uyarıyor. Sf: 48

Doç. Dr. Çağatay Öztürk Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Ortopedi ve Travmatoloji Uzm. Doç. Dr. Çağatay Öztürk, Romatoid artrit hastalarına uygulanan tedavileri anlatıyor. Sf: 87

Yrd. Doç. Dr. Çağla Karakoç İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi mezunu Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Çağla Karakoç yetişkinlere uygulanması gereken aşılarla ilgili bilgi veriyor. Sf: 79

Yrd. Doç. Dr. Demet Dikmen İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi mezunu Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Demet Dikmen, kadınlarda genital estetik imkanlarını anlatıyor. Sf: 90

Dyt. Deniz Özdemir Başkent Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü mezunu Diyetisyen Deniz Özdemir, cinsel arzuyu ve performansı artıran gıdaları ve etkilerini sıralıyor. Sf: 35

Prof. Dr. Duygu Derin İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Duygu Derin, meme kanseriyle mücadelede egzersizin önemini vurguluyor. Sf: 30

Yrd. Doç. Dr. Emre Çenesiz Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Emre Çenesiz, çocukları doktora götürmenizi gerektiren durumları anlatıyor. Sf: 58

Op. Dr. Emre Gündoğdu Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Emre Gündoğdu, obezite cerrahisi sonrasında sağlıklı beslenmenin ipuçlarını veriyor. Sf: 37

Prof. Dr. Enis Oğuz İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Enis Oğuz, kablosuz kalp pili teknolojisinin sağladığı faydaları paylaşıyor. Sf: 46

Doç. Dr. Eralp Başer Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Eralp Başer, rahim ağzı kanserini önlemek için HPV aşısının önemini vurguluyor. Sf: 88

Prof. Dr. Erdal Karaöz Dicle Üniversitesi mezunu Kök Hücre Üretim Merkezi Sorumlusu Prof. Dr. Erdal Karaöz, saç ekiminde devrim yaratan kök hücre tedavisiyle ilgili bilgi veriyor. Sf: 83

Liv Hospital I 5


Katkıda bulunanlar

Doç. Dr. Erden Ertürer İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi mezunu Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Erden Ertürer diz ağrılarında dikkat edilmesi gerekenleri anlatıyor. Sf: 62

Yrd. Doç. Dr. Eren Eroğlu İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Check-up ve Sağlıklı Yaşam Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Eren Eroğlu, genetik check-up uygulamalarıyla ilgili bilgi veriyor. Sf:43

Prof. Dr. Ferah Ece Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ferah Ece, "Her 8 saniyede bir kişi sigara yüzünden ölüyor" uyarısında bulunuyor. Sf: 66

Prof. Dr. Fikret Arpacı İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Fikret Arpacı, kanserden korunmak için hayati tavsiyelerde bulunuyor. Sf: 76

Yrd. Doç. Dr. Gökhan Celbek İhtisasını Abant İzzet Baysal Üniversitesi'nde yapan Dahiliye Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Gökhan Celbek, migren ataklarına iyi gelen besinlerle ilgili tavsiyelerde bulunuyor. Sf: 45

Doç. Dr. Gökhan Erdem Gülhane Askeri Tıp Akademisi mezunu Medikal Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Gökhan Erdem, kemik iliği ve kök hücre tedavisinin detaylarıyla ilgili bilgi veriyor. Sf: 85

Uzm. Dr. Hilal Yıldız İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Hilal Yıldız, dizde yaralanma halinde uygulanacak tedavileri anlatıyor. Sf: 63

Uzm. İlknur Güven Hacettepe Üniversitesi Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Bölümü mezunu Çocuk Gelişimi Uzmanı İlknur Güven, çocukların ilk dişçi deneyiminde dikkat edilmesi gerekenleri vurguluyor. Sf: 38

Yrd. Doç. Dr. İsmail Gönen İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. İsmail Gönen, bebeklerde ilk yardımla ilgili bilinmesi gerekenleri paylaşıyor. Sf: 59

Prof. Dr. Levhi Akın Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Levhi Akın, meme kanserinin teşhisi ve tedavisi ile ilgili merak edilen soruları yanıtlıyor. Sf: 31

Prof. Dr. Mahir Özmen Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Liv Hospital Ankara Tıbbi Direktörü Prof. Dr. Mahir Özmen, obezite cerrahisinde kişiye özel yaklaşımın önemini anlatıyor. Sf: 36

Prof. Dr. Mehmet Zülküf Önal Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Zülküf Önal, kahvenin MS hastalığı riskini azalttığını gösteren araştırmaları değerlendiriyor. Sf: 54

Yrd. Doç. Dr. Meltem T. Selam İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Medikal Onkoloji Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Meltem Topalgökçeli Selam, kanser hastalarının yakınlarına tavsiyelerde bulunuyor. Sf: 50

6 I Liv Hospital


Prof. Dr. Mustafa Deveci Gülhane Askeri Tıp Akademisi mezunu Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Deveci, saç ekimine alternatif kök hücre yöntemini anlatıyor. Sf: 82

Prof. Dr. M. Kemal Hamamcıoğlu Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kemal Hamamcıoğlu, ani başlayan şiddetli baş ağrılarına karşı uyarıyor. Sf: 61

Dr. Mustafa Mutlu Karadeniz Teknik Üniversitesi mezunu Liv Hospital Ankara Check-up Kliniği Hekimi Dr. Mustafa Mutlu, farklı yaşlara ve cinsiyetlere özel check-up tetkikleri ile ilgili detaylı bilgi veriyor. Sf: 42

Prof. Dr. Muammer Kendirci İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Muammer Kendirci, erkeklerde sıkça görülen sertleşme sorununun çözülebilir olduğunu vurguluyor. Sf: 34

Prof. Dr. Murat Aksoy İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi mezunu Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Murat Aksoy, stresin fizyolojik etkileri ile ilgili uyarılarda bulunuyor. Sf:40

Uzm. Dyt. Müge Özturna Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü mezunu Beslenme ve Diyet Uzmanı Müge Özturna uyarıyor: "Kansere karşı yedikleriniz kadar güçlüsünüz." Sf: 77

Doç. Dr. Nermin Tansuğ Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Çocuk Sağlığı ve Yeni Doğan Uzmanı Doç. Dr. Nermin Tansuğ prematüre bebek anne babalarına "Kuvözden korkmayın" diyor. Sf: 68

Prof. Dr. Oğuz Öğretmenoğlu Hacettepe Tıp Fakültesi mezunu KBB Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Öğretmenoğlu, verimli uyku için hergün aynı saatte yatma alışkanlığı geliştirilmesini tavsiye ediyor. Sf: 81

Prof. Dr. Oktar Asoğlu İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Oktar Asoğlu 15 yaşındaki Ayşenur Kamuş'u kurtaran mucize ameliyatı anlatıyor. Sf:20

Prof. Dr. Oral Nevruz GATA Tıp Fakültesi mezunu Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Oral Nevruz, çok daha fazla insanın kemik iliği nakli yaptırmasına imkan tanıyan gelişmeleri değerlendiriyor. Sf: 84

Doç. Dr. Orhan Tanrıverdi Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Orhan Tanrıverdi prostat kanseri ameliyatı sonrasında idrar kaçırma ile ilgili bilgi veriyor. Sf: 64

Yrd. Doç. Dr. M. Ömür Kasımcan Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Sinir ve Beyin Cerrahisi Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Ömür Kasımcan floresan kılavuzlu yöntemle beyin ameliyatını anlatıyor. Sf: 56

Prof. Dr. Özenç Minareci İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Nöroradyoloji Uzmanı Prof. Dr. Özenç Minareci, anevrizmayla ilgili en çok merak edilen sorulara tek tek yanıt veriyor. Sf: 60

Doç. Dr. Öznur Öken Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Öznur Öken, MS hastaları için rehabilitasyon önerilerini paylaşıyor. Sf: 55

Doç. Dr. Reskan Altun Hacettepe Üniversitesi mezunu Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Reskan Altun video kapsül endoskopinin avantajlarını ve nasıl uygulandığını açıklıyor. Sf: 70

Liv Hospital I 7


Katkıda bulunanlar

Uzm. Dr. Rıza Azeri Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Rıza Azeri, prostat ameliyatı sonrası idrar kaçırmaya karşı fizik tedavi yöntemlerini anlatıyor. Sf: 64

Doç. Dr. Salim Ersözlü İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Salim Ersözlü, "Teknoloji ellere de zarar veriyor" uyarısında bulunuyor. Sf: 49

Dt. Samiye Çelik Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi mezunu Ağız ve Diş Sağlığı Uzmanı Dt. Samiye Çelik, çocuklarda diş sağlığını korumak için yapılması gerekenleri sıralıyor. Sf: 39

Dyt. Serap Güzel Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Mezunu Diyet ve Beslenme Uzmanı Dyt. Seral Güzel, Alzheimer hastalığına karşı sağlıklı beslenme tavsiye ediyor. Sf: 53

Prof. Dr. Serpil Salman İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Serpil Salman, insülin direncini anlatıyor. Sf: 28

Prof. Dr. Şenol Kobak Romatoloji ve İç Hastalıkları ihtisasını Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden alan Romatoloji Uzmanı Prof. Dr. Şenol Kobak, Romatoid artrit (RA) hastalığının ilk belirtileriyle ilgili uyarılarda bulunuyor. Sf: 86

Uzm. Dyt. Şükran Yıldız Atatürk Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü mezunu Beslenme ve Diyet Uzmanı Şükran Yıldız, "İnsülin direncini dizginlemek için yağ ve şekerden uzak durun" diyor. Sf: 29

Prof. Dr. Talat Kırış İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Talat Kırış, floresan kılavuzlu cerrahi yöntemi ile ilgili bilgi veriyor. Sf: 56

Prof. Dr. Tekin Akpolat Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Tekin Akpolat, ileri yaşlarda böbrek sağlığının önemini ve nasıl korunması gerektiğini anlatıyor. Sf: 75

Yrd. Doç. Dr. Tuğçe K. Hürkal Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Göğüs Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Tuğçe Kasapoğlu Hürkal, sigarayı bırakmak isteyenler için beş tavsiye sıralıyor. Sf: 67

Prof. Dr. Tuğrul Altan İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tuğrul Altan, prematüre bebeklerde ROP hastalığı riski ile ilgili bilgi veriyor. Sf: 69

Doç. Dr. Uğur Coşkun Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Uğur Coşkun, hastalara hangi durumlarda stent takılması gerektiği ile ilgili bilgi veriyor. Sf: 33

Prof. Dr. Uğur Gönüllü Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Uğur Gönüllü, sigarayı bırakmak isteyenler için kritik tavsiyelerde bulunuyor. Sf: 67

Prof. Dr. Vedat Kaya Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Vedat Kaya, güneş ışığının fazla olduğu Türkiye gibi ülkelerde katarakt riskinin arttığını söylüyor. Sf:73

8 I Liv Hospital


Kurumsal haberler

Parıltı Derneği ve Liv Hospital doktorları görme engelli çocuklar için şarkı söyledi

G

örme engelli çocukların doğumlarından, eğitimlerine kadar destek olarak çalışmalar yapan Parıltı Derneği ile Liv Hospital önemli bir işbirliğine imza attı. Cemiyet hayatı, iş ve sanat camiasının ünlü isimlerinin yoğun katılımıyla çocuklar yararına özel bir yardım gecesi düzenlendi. Görme engelli çocuklar, dernek gönüllüleri, cemiyet hayatının ünlü yüzleri ve Liv Hospital doktorlarının katılımı ile oluşturulan koro eşliğinde TRT Sanatçısı Nursaç Doğanışık’ın yönetimiyle üstün bir performans sergilendi. Koro performansında,

ünlü sanatçı Rahman Altın'ın özel bestesi de Parıltı Çocuk Korosu tarafından seslendirildi. Gecede ünlü sanatçı Sıla da sahne aldı. Liv Hospital bakımı üstlendi Görme engelli çocuklara yardım, kaynak ve farkındalık sağlamak için düzenlenen gecede, Liv Hospital, Parıltı Derneği çatısı altında bulunan çocuklara 1 yıl boyunca sağlık hizmeti vereceğini açıkladı.

Yıldızlı Sohbetler'de Nur Yerlitaş ve cemiyet hayatı birarada Liv Hospital ile Yıldızlı Sohbetler konferans serisinin ikincisi Liv Hospital İstanbul'da gerçekleştirildi. Modacı Nur Yerlitaş ve Liv Hospital Plastik Rekonstriktüf ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ümran İleri’nin konuşmacı olduğu konferansın moderatörlüğünü Avukat Özge Peker yaptı. Sempozyumda moda ve estetik samimi bir ortamda ele alınarak tartışıldı. 'Mükemmel estetik, yapıldığı anlaşılmayandır' Işıl Reçber, Selma Çelebi, Ayşe Kucuroğlu, Fatih Ürek, Petek Ertüre gibi pek çok ünlü ismin yer aldığı sempozyuma Şişli Meslek Yüksek Okulu Moda Tasarım Bölümü öğrencileri ve öğretim

görevlileri de katıldı. "Moda insanın kendini tanıyarak kendine yakışanı giymesidir” diyen Modacı Nur Yerlitaş bir kadının klasik parçalardan da vazgeçmemesi gerektiğine değindi. Liv Hospital Plastik, Rekonstriktüf ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op.

Dr. Ümran İleri ise “İyi bir estetik cerrah moda olanı değil, kişiye en yakışanı ve bakınca anlaşılmayacak kadar doğal olan ameliyatlar yapabilmelidir. Mükemmel estetik ameliyat, çok doğal görünen ve hasta yakınları tarafından bile anlaşılmayan ameliyattır” dedi. Liv Hospital I 9


Kurumsal haberler

Filiz Akın ve Prof. Dr. Oktar Asoğlu’ndan

sağlıklı yaşamın altın ipuçları

L

iv Hospital ile Yıldızlı Sohbetler konferans serisinde Türk sinemasının unutulmaz yıldızı Filiz Akın ve Liv Hospital Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Oktar Asoğlu kanserden korunmanın yollarını anlattı ve sağlıklı yaşamın püf noktalarını paylaştı. Liv Hospital ve Türkiye Soroptimist Kulüpleri Federasyonu, Ataköy Soroptimist Kulübü, UKDD, Mavi Lions Kulübü, Parıltı Derneği ve Şişli Yüksek Meslek Okulu işbirliği ile gerçekleşen “Sağlıklı Yaşamın Anahtarı Elinizde” başlıklı söyleşinin amacı kanserden korunmada farkındalık yaratmayı sağlamaktı. 'Hayatın provası yok' Konferansta sağlıklı yaşamın sırlarına ve kişisel olarak uygula-

Filiz Akın'ı Liv Hospital Medikal Direktörü Prof. Dr. Oktar Asoğlu (solda) ve Liv Hospital Grup Koordinatörü Meri İstiroti (sağda) ağırladı.

dığı yöntemlere dikkat çeken Filiz Akın, “Herkesin bilmesi gereken bir şey var: Hayatın provası yok. Çünkü sadece bir kere yaşanıyor. Pes etmek yok” diye konuştu. Konferansta kanserden korunma ve sağlıklı yaşam için dikkat edilmesi gerekenlere değinen Liv Hospital Genel Cerrahi Uz-

Hayatı dokunarak keşfet Liv Hospital kurulduğu günden bu yana sanata verdiği önemi her geçen gün vurguluyor. Bu nedenle düzenli olarak kapılarını sanatçılara açıyor. Ünlü ressam Hülya Düzenli tarafından görme engellilere özel hazırlanan ‘Dokunarak Bakmak’ adlı resim sergisi de bunlardan biri. Sergi Liv Hospital İstanbul'da açıldı. Braille alfabesi kullandı Sergide görme engelliler için her resmin üzerinde Braille alfabesi ile yazılı notlar bulunuyor. Resme dokunan ve Braille alfabesiyle notu okuyan sanatse10 I Liv Hospital

ver çizgilerden oluşan dokuyla renkleri algılayarak anlamlandırıyor. ‘Dokunarak Bakmak’ isimli sergide tüm resimlere dokunulabileceğini söyleyen Hülya Düzenli, “Bu sergide renkleri alışılagelmişin dışında dokunarak anlıyoruz. Kabarık çizgilerden oluşan doku, çizginin yönleri aracılığıyla hissedilebilir. Çizgi de tıpkı renk gibi dikey, yatay, eğik, kıvrık, eğimli olduğunda farklı duygular yaratır” diyor. Sergiden elde edilen gelirin bir bölümü Parıltı Görmeyen Çocuklara Destek Derneği'ne bağışlanacak.

manı Prof. Dr. Oktar Asoğlu ise “Kanserden korunmada önemli olan yaşam sevincini hep pozitif tutmak, stresten uzak durmak, Akdeniz tipi iyi ve dengeli beslenmek, sevdiklerimizle kaliteli ve güzel vakit geçirebilmek. Bunu başarabildiğinizde mucizeler yaratabilirsiniz” diye konuştu.


Kurumsal haberler

Liv Hospital ve Herkese Kitap Vakfı'ndan sosyal sorumluluk projesi

L

iv Hospital ve Herkese Kitap Vakfı işbirliği yaparak önemli bir sosyal sorumluluk projesine imza attı. “Benden Sana, Kalpten Bir Hediye” sloganıyla yola çıkılan projede Liv Hospital, 31 Aralık'a kadar 10 kitap bağışı yapan herkese “Kalp check-up taraması” yapıyor. Proje kapsamında bağışlanan kitaplar, şimdiye kadar Türkiye’nin dört bir ya-

nına 150 binden fazla kitabı ulaştıran Herkese Kitap Vakfı tarafından ihtiyaç sahiplerine gönderilecek. Kalp testleri yapılacak 10 kitap bağışladığınızda geçeceğiniz taramanın içeriğinde kardiyolojik muayene, tansiyon ölçümü, EKG çekeme, kan testi (HDL, LDL, Kolesterol, Açlık Kan Şekeri) yer alıyor.

ALS hastalarına destek için güçler birleşti ALS hastalığına dikkat çekmek amacıyla Türkiye ALS/ MNH Derneği, Liv Hospital ve Zihni Holding güçbirliği yaptı. İş dünyası, sanat ve spor dünyası ile cemiyet hayatından birçok ünlü sima ALS hastalığına destek olmak için bir araya geldi. ALS/ MNH Derneği kurucu başkanı, Trabzonspor’un eski futbolcularından ALS hastası İsmail Gökçek ile derneğin başkan yardımcısı, ALS hastası Dr. Alper Kaya da hastalıkla ilgili yaşadıkları sıkıntıları ve tedavi süreçlerini anlattı. Markalar kolları sıvadı Toplantıda Liv Hospital Grup Koordinatörü Meri İstiroti ve 2 yıl önce ALS hastalığı sebebiyle eşini kaybeden Zihni Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Asaf Güneri açılış konuşması yaptı. Ayrıca yönetmenliğini Orhan Tekeoğlu’nun yaptığı ve ünlü

simaların da destek olduğu ALS hastalarının yaşamlarına dikkat çeken sosyal sorumluluk videosu gösterildi. Dünyada Stephen Hawking hastalığı olarak bilinen ALS (Amiyotrofik Lateral Skleroz) için perakende sektörünün önde gelen markaları Kiğılı, Reis, Twigy, Mudo, Desa, Derimod,

Silk and Cashmere, Miramor, Penti, So Chic, Tekzen ve Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği de harekete geçti. Kiğılı, Mudo, Desa markaları mağazalarından ve online satış sitelerinden yapılan her satıştan 1 TL’yi ALS Derneği için bağışlayarak hastalık için farkındalık yaratmaya katkıda bulundular. Liv Hospital I 11


Kurumsal haberler

Ebeveyn Okulu ile bilinçli anne babalar yetişiyor

L

iv Hospital Ebeveyn Atölyesi’nde anne babalar için içeriği tamamen uzman doktorlar tarafından oluşturulan A’dan Z’ye eğitim veriliyor. Bebek ve çocuk bakımına yönelik pek çok soru Liv Hospital Ebeveyn Okulu’nda cevap buluyor. Alanında uzman doktorlar, çocukları psikolojik ve fiziksel olarak en doğru şekilde büyütmenin yollarını anlatıyor. Eğitimler hem online olarak hem de belirlenen program çerçevesinde interaktif şekilde

Liv Hospital’da gerçekleşiyor. Ebeveyn Okulu’na gönüllü olarak destek verenler arasında Milli basketbolcu Kerem Gönlüm'ün eşi Elif Gönlüm de yer alıyor. Online katılmak mümkün Liv Hospital, bebek sağlığına ve bakımına yönelik desteğe ihtiyacı olan bütün anne ve baba adaylarını ebeveyn okuluna davet

Çocuklara özel resim sergisi

Liv Hospital Ankara, kapılarını çocuk sanatçılara açtı. Doğa Koleji işbirliğiyle gerçekleştirilen projede hastanenin giriş katı resim sergisi alanına dönüştürüldü. Sergide 10 çocuğun birbirinden güzel resimleri misafirlerle buluştu. 10 minik ressamın çocuk bayramı konulu resimlerinin yer aldığı serginin açılışına Liv Hospital yönetimi, Ankara Çukurambar Özel Doğa İlkokulu Müdürü ve minik ressamlar katıldı. 12 I Liv Hospital

ediyor. Uzman doktorlar YouTube Ebeveyn Okulu kanalı üzerinden de anne babalara ulaşıyor. Tüm anne ve babalara açık ve ücretsiz olarak gerçekleştirilen eğitimlerde merak edilen sorular yanıt buluyor. Liv Hospital Ebeveyn Okulu'nun güncel eğitim programını www.livebeveyn.com adresinde bulabilirsiniz.


Kurumsal haberler

Walking Ducktors'la Bebek’te yürüyoruz İstanbul'un en güzel yürüyüş yolunda, kendini ördek sanan doktorlarla beraber spora, gençliğe, dinçliğe, güzelliğe ilk adımı atmaya ne dersiniz?

L

iv Hospital doktorlarının misafirlerini spora başlama ve devamı konusunda motive etmek içi başlattığı sosyal bir grup olan Walking Ducktors, her Cumartesi Bebek sahilinde yürüyor. Herkese açık olan Walking Ducktors grubuna katılarak Liv Hospital doktorlarıyla keyifli bir sohbet eşliğinde spor yapıp sağlıklı bir yaşama adım atabilir, hem de Boğaz havasının keyfini çıkarabilirsiniz. Her Cumartesi sabah saat 07.00’de Bebek’te başlayıp Rumeli Hisarı’na kadar devam eden yürüyüş saat 08.00’de yine Bebek'te bitiyor. Kendi sağlığı için bir adım atmak, doktorlarla keyifli bir sohbette buluşmak isteyen herkes Walking Ducktors yürüyüş ekibine katılabilir.

Liv Hospital İstanbul doktorları her Cumartesi Bebek'te yürüyor.

Sporcuların kalbi Heart 4Sports Kliniği'ne emanet Liv Hospital bünyesinde kurulan Heart4Sports spor kardiyolojisi kliniği, başvuranların kalp-akciğer kondisyonlarının yaptıkları spora uygun olup olmadığını değerlendiriyor. İstanbul Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Yelda Teyyareci kliniği şöyle anlatıyor: "Spor kalp sağlığı için ne kadar önemliyse, spor yapan kişilerin kalbinin sağlam

olması da o kadar önemlidir. Bu amaçla maske-oksijen tüketim testi denilen VO2max testini yapıyoruz. Profesyonel sporcuların kondisyonunu belirleme ve arttırmaya yönelik çalışmaların planlanmasında da bu test oldukça önemli. Kliniğimizde ayrıca, spora yeni başlayacak olan kişiler için bir de motivasyon kliniği bulunuyor.” Liv Hospital I 13


Kurumsal haberler

İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde yeni eğitim dönemi başladı

L

iv Hospital öğretim üyeleri ile 'İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi' eğitim hayatına başladı. İstanbul Topkapı'da inşa edilen sağlık kampüsü adeta bir bilim üssü. İstinye Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Muharrem Usta, İstinye Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Oktar Asoğlu, öğretim üyeleri ve öğrencilerin katılımı ile eğitim yılı başlangıcı itibariyle beyaz önlük giyme töreni yapıldı. 'Dünyaya hizmet eden bilim insanı yetiştireceğiz ' Tıp mesleğinin artık belirli sınırlar içinde kalmadığına dikkat çeken İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Oktar Asoğlu, "Sadece doktor değil, çok farklı alanlarda görev alacak tıp insanları yetiştireceğiz" diye 14 I Liv Hospital

konuştu. Asoğlu şöyle devam etti: “Tıp mesleği değişiyor. Tıp ile mühendisliğin birleştiği yeni açılımlar geliyor. Tedavi protokolleri artık bu değişime uygun olarak yeniden düzenleniyor. Örneğin sağlık teknolojileri alanında kullanılan cihazların üretiminde makine mühendisleri ile birlikte tıp doktorları da çalışıyor. Biz

bütün bu değişimlerin alt yapısını hazırlayarak geliyoruz. Buradan doktor olarak mezun olanlar araştırmada ve geliştirmede, sanayide ve daha pek çok alanda katkı sağlayabilecek nitelikte olacak. Bilim, insanlığın hizmetine döndüğü zaman anlam kazanır. Tıp fakültemiz de bunları yapmak üzere geliyor" dedi.


Toronto Üniversitesi’nden misafir öğretim görevlisi İSÜ’de ders veriyor Dünyanın en iyi 100 üniversitesi arasında gösterilen Kanada Toronto Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Laboratuar ve Patobiyoloji Bölümü öğretim üyelerinden ve endokrin patoloji alanında çalışmalar yürüten Doç. Dr. Özgür Mete, İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde misafir öğretim üyesi olarak ilk dersini verdi. İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Oktar Asoğlu dünyanın en saygın 10 üniversitesi içerisinde yer alan Toronto Üniversitesi’yle yaptıkları misafir öğretim üyeliğinin çok önemli olduğuna dikkat çekti.

'Öğrenciler uluslararası deneyimlerden faydalanabilecek' Uluslararası eğitim işbirliğinin çok önemli bir fırsat olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Özgür Mete “Türk tıp dünyasına, hekim ve patologlarına hizmet edebildiğim için, misafir öğretim üyeliği sayesinde eğitsel işbirliği yolunu açabildiğimiz için çok gururlu ve

mutluyum” diye konuştu. İstinye Üniversitesi Dekanı Prof. Dr. Oktar Asoğlu da “Sayın Doç. Dr. Özgür Mete’nin yaptığı çalışmalarla dünyada önemli işlere imza atması ve başarılar kazanması, öğrencilerimize iyi bir rol model olabilmesi açısından önem taşıyor" dedi.

Özgür Mete kimdir?

Doç. Dr. Özgür Mete (solda) ilk dersten sonra plaketini İstinye Üniversitesi Dekanı Prof. Dr. Oktar Asoğlu'ndan aldı.

Doç. Dr. Özgür Mete, uluslararası tıp camiasında özellikle endokrin (hormon salgılayan bezler, hipofiz, tiroid, paratiroid, adrenal vepankreas gibi) patolojisi alanında yaptığı bilimsel katkılarla tanınan Türkiye’nin yurt dışındaki duayenlerinden biri olma özelliğini taşıyor. Endokrin tümörlerinin saptanması ve tanısındaki biyomarkerlerın bulunmasıyla ilgili yaptığı çalış-

malarıyla tanınıyor. Dünya Sağlık Teşkilatı’nın 10-12 yılda bir yenilediği kılavuzlarından 2017 yılında basılacak olan endokrin tümörlerin son sınıflandırılmasını yazmak için davet edilen en yetkin ve kısıtlı sayıdaki isimlerden biri olan Doç. Dr. Özgür Mete, endokrin kanserleri kılavuzunun 6 bölümünü bizzat hazırlamış, diğer bölümlerine de katkılar sağlamıştır.

Liv Hospital I 15


Kurumsal haberler

Zumbalıyorsak eğer bir sebebi var

L

iv Hospital ve Kansersiz Yaşam Derneği enerjisi yüksek bir sosyal sorumluluk projesi gerçekleştirdi. Ekim ayı dünyada ve ülkemizde meme kanseri farkındalık ayı olarak ele alınıyor. Kansersiz Yaşam Derneği gönüllüleri ile Liv Hospital Doktorları, daha önce meme kanseri geçiren ünlü yüzler, hastalar ve hasta yakınları bir araya gelerek “Yalnızca 1 ay değil, bir ömür boyu meme kanseri için farkındalık” diyerek Bebek Parkı’na gelen herkesle zumba yaptı. Liv Hospital doktorlarından Meme Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Levhi Akın, Prof. Dr. Duygu Derin, Yrd. Doç. Dr. Meltem Selam Topalgökçeli’nin yer aldığı projede kanserde erken teşhisin önemine dikkat çekildi. Bebek Parkı’ndaki etkinlik Demet Şener, Zeynep Ilıcalı, Reyhan Karaca, Elif Özkul gibi ünlüler tarafından da yoğun ilgi gördü. 16 I Liv Hospital

Bir ay değil ömür boyu farkındalık “Meme kanseri için yalnızca bir ay değil, bir ömür farkındalık” mottosuyla yola çıkılan projede Liv Hospital hekimleri Türkiye’de her 8 kadından birinin meme kanserine yakalandığını hatırlattı. Erken tanıyla yaşam oranı yüksek olan kanser türlerinden olan meme kanseri, özellikle 40 yaşından sonra kadınların korkulu rüyası oluyor. Liv Hospital Meme Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Levhi Akın “Yapılan son araştırmalar meme kanserinden korunmada hareke-

tin çok önemli olduğunu ortaya koydu” dedi. Liv Hospital Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Duygu Derin “Haftada 4 saat veya daha fazla egzersiz yapan kadınlarda kanser riskinin, hiç egzersiz yapmayanlara göre yüzde 60 oranında daha az olduğu saptanmıştır” diye konuştu. Liv Hospital Medikal Onkoloji Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Meltem Selam Topalgökçeli ise “Meme kanseri için farkındalık ve tarama konusu çok önemli. Erken teşhis hayat kurtarıyor” dedi.


Bilimsel haberler

Doç. Dr. Çağatay Öztürk’e bilimsel ödül Liv Hospital Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Çağatay Öztürk, Türk Ortopedi ve Travmatoloji Derneği tarafından Prof. Rıdvan Ege Bilimsel Araştırma ve Yayın ödülüne layık görüldü. Doç. Dr. Çağatay Öztürk’ün yurtdışında 120’den fazla yayını bulunuyor ve çok önemli 6 uluslararası dernekte yöneticilik yapıyor. “Rıdvan Ege Bilimsel Ödülü” 50 yaşını doldurmamış ortopedi ve travmatoloji uzmanları arasından, uluslararası düzeyde en çok yayın yapmış ve Ülkemizi uluslararası platformlarda en iyi şekilde temsil etmiş kişilere Doç. Dr. veriliyor. Çağatay Öztürk

Liv Hospital ekibi floresan rehberliğinde cerrahinin inceliklerini Atina'da anlattı

A

vrupa Nöroşirürji Dernekleri Birliği (EANS) tarafından 4-8 Eylül 2016 tarihlerinde Atina'da gerçekleşen Avrupa Nöroşirürji KongLiv Hospital Nöroşirürji ekibi floreresi'nde, dünyada san rehberliğinde yapılan ameliyat yeni kullanılan bir alanındaki deneyimlerini Avrupa teknoloji olan floresan Nöroşirürji Kongresi'nde paylaştı. rehberliğinde yapılan beyin cerrahisi ile ilgili 3 önemli çalışmanın yöntem olan floresan rehberliğinbildirileri sunuldu. Prof. Dr. Talat de yapılan ameliyatların sonuçlaKırış'ın başında bulunduğu Liv rını içeren ortak çalışmalarını bu Hospital Nöroşirürji ekibinin kongrede yayınladı. Çalışmalar, daha önce bu alanda yaptıkları kongreye gelen beyin cerrahları çalışmalar, bilim dünyasında ve tıp dünyasında heyecan yarattı. ilgiliyle izleniyordu. Dünyada Floresan rehberliğinde cerrahi bu alanda öncü olan ameliyatları teknolojisi, beyin ve omurilik yapan ve daha önce sonuçlarını tümörü olan hastalarda, tümörün bilimsel makale olarak yayınlamış çevre dokulara zarar vermeden üç klinik; Liv Hospital İstanbul/ tamamıyla çıkartılmasında yarar Türkiye, Regensburg Üniversitesi, sağlıyor. Dünyanın, bu alanda Regensburg/Almanya, Carlo Besönemli üç kliniğinin konu ile ilgita Enstitüsü, Milano/İtalya beyin li ortak çalışmaları halen devam cerrahisinde yeni geliştirilen ediyor.

Naklen beyin ameliyatı Liv Hospital Ulus'ta düzenlenen XII. Liv Sempozyum günleri, Fluorescein Guided Neurosurgery toplantısı kapsamında gerçekleşti. Toplantıda floresan rehberliğinde 2 beyin tümörü ameliyatı gerçekleştirildi. Bu ameliyatlar Liv Hospital İstanbul'daki katılımcılara 3 boyutlu olarak konferans salonuna canlı olarak aktarıldı. Aynı zamanda internet üzerinden de tüm dünyaya yayın gerçekleştirildi. Liv Hospital I 17


Bilimsel haberler

Jinekolojik Robotik Cerrahi Sempozyumu'nda canlı cerrahi

L

iv Hospital Ankara, Jinekolojik Endoskopi Derneği ve Bahçeşehir Üniversitesi işbirliği ile düzenlenen Jinekolojik Robotik Cerrahi Günleri’nin ilki Liv Hospital Ankara’da gerçekleşti. Yaklaşık 50 kadın doğum uzmanı ve pek çok üniversiteden öğretim üyesinin katıldığı sempozyumda robotik cerrahi teknolojisinin hekimin en büyük yardımcısı olduğuna dikkat çekildi. Sempozyumun moderatörlüğünü yapan Liv Hospital Ankara Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç, robot teknolojisinin kadın hastalıklarında rahim ve myom alınması, kapalı tüplerin açılması ve jinekolojik onkoloji gibi birçok cerrahi alanda kullanıldığına dikkati çekti. Prof. Dr.

Fatih Şendağ’ın katılımıyla rahim alma operasyonu, canlı cerrahi yayını ile yaklaşık 50 kadın doğum uzmanı kursiyerine izletildi. Ardından Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Coşkun Şimşir tarafından kursiyerlere simülasyon eğitimi verildi.

Ortadoğu’nun gastroentereloji eğitim merkeziyiz Liv Hospital, Fujifilm ile önemli bir işbirliği gerçekleştirdi. Liv Hospital ve FujiFilm işbirliği çercevesinde Liv Hospital’da kurulan Endoskopi Eğitim Merkezi'nde bir yıl içinde 80 ülkeden gelecek doktorlara eğitim verilecek. Endoskopi Eğitim Merkezi (GI Training Center) Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Pata ve Prof. Dr. Filiz Akyüz tarafından ikişer günlük programlar dahilinde eğitimler verilmeye başlandı. Liv Hospital 18 I Liv Hospital

doktorlarının deneyim ve tecrübesi ile FujiFilm’in teknolojik alt yapı desteğinin bir araya geldiği eğitim merkezinde, Orta Doğu, Afrika ve Orta Asya bölgelerinden gelecek doktorlar, endoskopi uygulamaları konusunda

eğitim alacak. Böylece bölge ülkelerinin yüzde 90’ında önüne geçilemeyen hayati risklerin en aza indirilmesi hedefleniyor. Sindirim sistemi hastalıkları üzerine verilen eğitim sonunda katılımcılar sertifika sahibi oluyor.


Bilimsel haberler

Tüp Bebekte Güncel Yaklaşımlar sempozyumu İstanbul'da yapıldı

L

iv Hospital Ulus Kadın Hastalıkları Doğum ve İnfertilite Ünitesi ve İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi İşbirliği ile “Tüp Bebekte Güncel Yaklaşımlar" Sempozyumu gerçekleştirildi. Tüp bebekle ilgili gelişmeler ve son teknolojik uygulamaların, ilgili uzmanlar tarafından A’dan Z’ye masaya yatırıldığı sempozyuma, Liv Hospital ev sahipliği yaptı. Türkiye ve yurtdışından birçok hekimin konuşmacı ve izleyici olarak yer aldığı sempozyum, yoğun bir katılımla gerçekleştirildi.

'İnfertilite kanser kadar yıkıcı' Üç ayrı oturumun gerçekleştirildiği ve bilimsel çalışmaların ortaya konulduğu sempozyumda, Liv Hospital Kadın Hastalıkları, Doğum ve Riskli Gebelik Uzmanı Prof. Dr. Arda Lembet, Serebral Palsi hastalığının geçmişi, bugünü ve geleceği ile ilgili, Tüp Bebek Uzmanı Yrd.Doç. Dr. Deniz Gökalp tüp bebek tedavisindeki güncel gelişmeler ile ilgili bilgi verdi. Sempozyuma katılan Teksas Üniversitesi bünyesinde Southwestern Medical Center Dallas’ta Reprodüktif Endokrinoloji ve IVF tedavileri üzerine çalışan Doç. Dr. Orhan Bükülmez “İnfertilite bir

hastalık olarak tanımlanmıştır. Psikolojik olarak infertilite çiftler üzerinde kanser kadar kötü etki bırakır. Kanser değildir ama kanser kadar yıkıcı etkileri olabilir” diye konuştu. Günümüzde kadınların kariyer sahibi olmak ya da maddi nedenlerle anneliği ertelediğini hatırlatan Doç. Dr. Orhan Bükülmez “Annelik ne kadar ertelenirse o kadar çok sorun çıkıyor. Özellikle 35 yaşından sonra... İlk doğumun yapıldığı yaş oldukça geçe kaymış durumda. Bu da büyük sorunlar getiriyor. Yaş ilerledikçe doğum hızları düşüyor, düşük hızları artıyor” dedi. Liv Hospital I 19


Yaşamdan haberler

Mucizenin adı:

AYŞENUR

A

yşenur Kamuş 15 yaşında gitse aynı cevabı alıyor: “Tümör çok gencecik bir kız. Vanlı riskli, müdahale edemeyiz.” inşaat işçisi bir baba ve ev Aile sonunda Liv Hospital Mehanımı bir annenin 4 çocuğundan dikal Direktörü ve Genel Cerrahi biri… 2011’de yaşanan Van depreUzmanı Prof. Dr. Oktar Asoğlu’nun minin ardından evleri de dahil her kapısını çalıyor. Asoğlu 10 saatlik şeyini kaydedip çadırda yaşamaya bir ameliyatla hayatta kalma savaşı başlıyorlar. Bir süre sonra Ayşenur veren Ayşenur’u 2 kez kalbi durhiçbir şey yiyemiyor, masına rağmen devasa yediklerini de kusuyor. tümörden kurtarıyor. Önceleri psikolojik Ameliyatta Ayşenur’un olduğu düşünülse sol akciğeri, midesinin de yapılan tetkikler üst kısmı, kalp zarı, sonrasında çok vahim karaciğerin sol tarafı, bir tablo ortaya çıkıyor. yemek borusunun alt Ayşenur’da yemek kısmı ve diyafram kası borusunun ve akciğetamamen alınarak, ana rinin arka tarafından damarları soyularak tümidesine, karaciğerine mör temizleniyor. Prof. kadar uzanan ölümcül Dr. Oktar Asoğlu “Ayşebir tümör tespit ediliyor. Liv Hospital nur’un hep gülen gözleri Medikal Direktörü Ayşenur, yapılan teve bitmeyen yaşama azmi Genel Cerrahi davilere cevap vermiyor. Uzm. Prof. Dr. gerçek bir mucizenin Oktar Asoğlu Ve aile hangi doktora gerçekleşmesini sağladı.

Ayşenur Kamuş mucize ameliyatla hayata tutundu.

Ayşenur, 4 yıl sonra ilk kez ağzına bir yudum su ve bir çorba kaşığı yemek alabildi” dedi. Şimdi Ayşenur’un hayali doktor olmak.

Liv Hospital Ankara, Olimpiyat şampiyonunu sağlığına kavuşturdu Milli sporcu Servet Tazegül, Liv Hospital Ankara'da sağlığına kavuştu. 20 I Liv Hospital

Tekvando dalında Olimpiyat, Dünya ve Avrupa şampiyonu olan milli sporcumuz Servet Tazegül, Liv Hospital Ankara’da ayak bileğinden artroskopik yöntemle operasyon geçirdi. Başarılı bir operasyon geçiren Servet Tazegül, “Uzun zamandır ayak bileğimde sıkıntı yaşıyordum. Avrupa elemelerini riske atmamak için tedavi olmaya karar verdim. Yapılan ameliyatta ayak bileğimin kilitlenmesine neden olan 2-3 parça alındı. Bundan sonra ağrılarımın olmayacağına inanıyorum” diye konuştu.


Yaşamdan haberler

Anne karnında ameliyatla hayata tutundu, şimdi 8 yaşında

R

afiye Ayaz ve Burhan Ayaz evlendikten 3 yıl sonra bir bebek beklediklerini öğrendiler. Ancak hamileliğin 26’ncı haftasında beklenmeyen bir gelişme oldu ve Rafiye Hanım’ın gözleri karardı. 1.5 saat boyunca hiçbir şey göremeyen Rafiye Hanım soluğu Kadın Hastalıkları, Doğum ve Perinatoloji Uzmanı Prof. Dr. Arda Lembet’in yanında aldı. Yapılan ultrasonografik incelemede, bebeğin karın boşluğunda ciddi sıvı toplandığı (asit) ortaya çıktı. Liv Hospital Kadın Hastalıkları, Doğum ve Perinatoloji Uzmanı Prof. Dr. Arda Lembet “Bebeğin anne karnında çok ciddi rahatsızlığı vardı. Mevcut asit o kadar fazlaydı ki bebeğin ana damarları üzerine çok şiddetli baskı yapıyor ve kalp yetmezliğine yol açıyordu. Bebek yaşasa da gelecekte kendisini bekleyen ciddi akciğer, beyin ve bağırsak problemleriyle karşılaşacaktı” diyor. Bu yüzden önce ileri düzey ultrasonografi eşliğinde bebeğe anne karnındayken yapılan müdahaleyle, karın boşluğundaki sıvı boşaltıldı. Ancak sıvı birikmeye devam ediyordu, oluşan bu fetal hidrops durumu hem annenin hem de bebeğin hayatını tehdit edecek duruma gelmişti.

Prof. Dr. Arda Lembet, anne karnında ameliyat ettiği Nazlı Ayaz ile birlikte.

Kapalı cerrahiyle şant takıldı Sıkıntı ciddi boyutlara ulaşınca, Prof. Dr. Arda Lembet son çare olarak bebeği anne karnında ameliyat etmeye karar verdi. Nazlı bebeğin ancak bu şekilde bir yaşam şan-

sı olabilecekti. Bebeklerin anne karnındayken, mesane boynundaki bir tıkanıklığa bağlı olarak idrar yapamadıkları durumlarda “şant” uygulaması ile bebeğin mesanesinin geçici olarak amnion boşluğuna akışının sağlanması Nazlı bebeğin tek şansıydı. Kapalı fetal cerrahi yöntemle şant uygulaması gerçekleştirildi ve fetal asitin ilerleyen dönemde tekrar oluşması engellendi. Rafiye Ayaz’ın gebeliğinin 31’inci haftasında doğumu gerçekleşti ve “Nazlı Bebek” dünyaya gözlerini açtı. Hayatı sımsıkı tutunan ve yaşam savaşından hiçbir zaman vazgeçmeyen Nazlı Bebek sağlıklı bir şekilde büyüdü. Şimdi kardeşiyle birlikte 8’inci yaş gününü kutluyor. Liv Hospital I 21


Yaşamdan haberler

Yerliina Jolie Angel

F

unda Bıçak, annesini henüz 32 yaşındayken meme kanserinden kaybettiğinde, 14 yaşında bir genç kızdı. Büyüdü, annesine verdiği sözü tutup başarılı bir avukat oldu. Bir aile kurdu ve kendisi de anne oldu. Avukat Funda Bıçak, yıllar boyunca meme kanseri olabileceği korkusuyla yaşadı. Ama anne olup da kızını kucağına aldıktan sonra çocuğunun annesiz büyümemesi için tarama ve sağlık kontrollerini bir daha hiç ihmal etmedi. Yıllık kontrolde ortaya çıktı

Funda Bıçak riskli aile öyküsü nedeniyle kanser olmadığı halde her iki memesini de aldırdı.

Ameliyattan çok kısa süre sonra normal hayatına döndüğünü söyleyen Funda Hanım “Normal hayatıma devam ediyorum, kendimi daha iyi hissediyorum, üstelik kafam da rahatladı” dedi. Göğüslerinin eskisinden daha güzel olduğunu söyleyen Funda Bıçak “Kanser olmadım, kanser riski stresiyle yaşamaktan kurtulmak için ameliyat oldum. Çocuğumun yalnız kalmasını istemedim. Şimdi çok mutluyum. Kendime eskisin-

14 yaşında annesini kaybetmenin acısı hiçbir zaman unutmayan Funda Bıçak’ın, yıllık düzenli olarak yaptırdığı kontrolde her iki memesinde de kitlelere rastlandı. Doktorlar özellikle bir memede olan kitlenin çok daha riskli olduğunu tespit etti. Bunun üzerine takip altına alınan kitleler ve sayıları her seferinde daha da artan kontrollerle geçen 6 yılda, Funda Hanım'ın meme kanserine yakalanma korkusu iyice arttı, psikolojik olarak yıprandı. Kanser korkusu nedeniyle günlük yaşamı alt üst olan Funda Bıçak riskli aile öyküsü sebebiyle doktorların da ona- Liv Hospital Meme yıyla henüz kanser olmadan Cerrahisi iki memesinden operasyon Uzmanı Prof. Dr. Levhi Akın geçirmeye karar verdi. 22 I Liv Hospital

Liv Hospital Plastik, Rekonstriktüf ve Estetik Cerrahisi Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Ümran İleri

den daha çok güveniyorum. İşime dört elle sarılıyorum” diye konuştu. İki ameliyat birlikte yapıldı Liv Hospital Meme Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Levhi Akın ve Liv Hospital Plastik, Rekonstriktüf ve Estetik Cerrahisi Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Ümran İleri, Funda Hanım’ın her iki memesine aynı ameliyatta profilaktik mastektomi ve rekonstrüksiyonu uyguladı. Hasta başvurduğunda her iki memesinde de birden fazla sayıda kitle mevcut olduğunu söyleyen Prof. Dr. Levhi Akın “Kitlelerinde büyüme, yüksek riskli aile öyküsü vardı. Yoğun takip, ultrason, mamografi ve biyopsi uygulanan hasta bu süreçte kanser olma korkusu nedeniyle çok stres altındaydı. Meme derisi ve meme başı korunarak meme dokusu alındı” dedi. Aynı seansta meme protezi ve rekonstrüksiyonu uygulayan Yrd. Doç. Dr. Ümran İleri “İki ameliyatın birlikte olması çok avantajlı oldu. Hasta kısa sürede normal hayatına döndü, yeni göğüsleriyle çok da mutlu” dedi.


Yaşamdan haberler

3 dilde konuşa konuşa beyin ameliyatı

A

lmanya’da yaşayan öğretim üyesi Taylan Ürkmez eşiyle yaptığı bir aylık Türkiye tatilinden döndükten sonra yine yoğun çalışmaya başlamıştı. Aniden normalde hızlı olan konuşması yavaşladı. Sonra söylemek istediği kelimeyi bulmakta zorlandı. Üçüncü günün sonunda kelimeleri yanlış söylemeye başlamıştı. Beyni ile kelimeler arasındaki senkronizasyon bozulmuştu. Yanlış kelimeler kullanıyordu. Almanya’da bir hastanenin acil servisine gitti. Yapılan tetkiklerde beynin sol tarafında dört santimetrelik bir tümör tespit edildi. Radyolojinin raporunu beklerken epilepsi hastası olmadığı halde nöbet geçirdi. Ambulansla götürüldüğü hastanede bir MR daha çekildi. Doktorları hemen ameliyat olması gerektiğini söylediler. Tümör konuşma merkezini kaydırabiliyor Taylan Ürkmez hastalığının tedavisi için yaptığı araştırmalardan sonra Liv Hospital’a ve Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Talat Kırış’a ulaştı. Prof. Dr. Kırış iki konuşma merkezinin ortasındaki tümörü uyanık kranyotomiyle almayı önerdi. Prof. Dr. Kırış, “Beyinde birbirine yakın ama ayrı yerde, iki konuşma merkezi var. Biri kelimeleri söylememizi, diğeri konuştuklarımızı anlamamızı sağlayan merkezler. Ayrıca ikisini bağlayan bir yol var. Hastamızın tümörü tam da o bölgede ve her iki merkeze doğru da uzanıyordu. Beyin vücudun diğer yerlerinden

Taylan Ürkmez (sağdan ikinci) hastalığının tedavisi için Liv Hospital uzmanı Prof. Dr. Talat Kırış ve ekibine güvendi. farklı. Etrafıyla birlikte alınabilecek bir doku değil. Tümörün bir milimetre yanında konuşma merkezi bulunabiliyor. Konuşma merkezini görüntüleyemediğimiz için ameliyatı uyanık yapmayı tercih ediyoruz. Ameliyattan önce nörofizyolog arkadaşımız hastayla çalışıyor. Saat, at, ev, telefon gibi resimler göstererek bunları isimlendirmesini istiyor. Sonra ameliyat sırasında da tümör dokusu çıkartılırken hastaya aynı resimler gösteriliyor ve hastanın bunların adını söylemesi isteniyor. Beynin kendisinde ağrı duyusu olmadığı için bu ameliyatları uyanık yapmak mümkün. Taylan Bey de ilginç olan bir aşamada resimleri Türkçe isimlendiremedi. Biz de ameliyatı bırakıp bekledik. O aşamada hasta kendisine gösterilen resimlerin

Almanca ve İngilizce isimlerini söylemeye başladı. Ameliyattan sonra da bu durum bir süre devam etti. Almanca ve İngilizce isimlendirmesi daha iyiydi. Ancak sonra büyük ölçüde düzeldi " dedi. Bütün ameliyatı hatırlayamadığını söyleyen Taylan Ürkmez “Bana gösterilen resimlerden bazılarını Türkçe, bazılarını da Almanca ve İngilizce hatırlamam ilginçti. Aslında aynı ameliyatı Almanya’daki doktorlar da yapmak istedi. Ama burada doktorumu seçme şansım oldu. Ayrıca tümörün bulunduğu yer açısından konuştuğum diğer dilleri de anlayacak doktorların ameliyatı yapması daha iyi bence. Hala bazı sözcükleri Almanca, bazılarını ise Türkçe veya İngilizce söyleyebiliyorum. Ama bu zamanla geçecek” diye konuştu. Liv Hospital I 23


Yaşamdan haberler

'HİÇ UMUT YOK' DERKEN yürüyerek evine döndü

G

ürcistan’nın en ünlü sinema ve dizi oyuncusu 33 yaşındaki Shorena Begashvili ile 14 yaşındaki tatlı kızı Eva Barbakadze için sıradan bir gündü. Shorena Hanım ile kızı Eva, evlerinde anne-kız keyifli bir gün geçirmek için planlar yaptı. Oyun oynadılar, birlikte gelen dizi senaryolarını okuyup eğlendiler ve akşam oldu. Ancak kader onlara bedeli çok ağır ve acı bir oyun hazırlıyordu. Anne, kızına en sevdiği yemeği yapmak için mutfağa gitti ve ne olduysa o zaman oldu. Eva birden dengesini kaybederek, bir anda beşinci kattaki terastan zemine düştü. Shorena Begashvili, kızı Eva için mucize tedaviyi Liv Hospital'da buldu.

Ağrıları bir türlü geçmiyordu Küçük Eva, omurgası, kolları, bacakları ve boyunda çok ciddi kırıklar ile en yakın hastaneye kaldırıldı. Onlarca ameliyat oldu, günlerce yoğun bakımda kaldı, ancak aradan geçen aylara rağmen ayağa kalkıp yürüyemedi. Shorena, kızı Eva için en uygun hastane ve doktorun Liv Hospital İstanbul ve Omurga Cerrahisi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Çağatay Öztürk olduğunu duyunca soluğu Türkiye’de aldı. Eva’nın Liv Hospital’a 39.5 derece ateşle, her iki bacağını oynatamaz durumda ve çok şiddetli ağrı içinde geldiğini söyleyen 24 I Liv Hospital

Doç. Dr. Çağatay Öztürk “Önceki omurga ameliyatının başarısız olduğunu, omurilik kanalının yeterince baskıdan arındırılamadığını, yapılan ameliyat bölgesinde enfeksiyon ve yine her iki ayakta kırıklar olduğunu tespit ederek omurga ameliyatına aldık. Mevcut enstrümantasyonlarını değiştirdik ve enfeksiyonu temizledik” dedi. Bir hafta sonra da ayak ameliyatlarının yapıldığını söyleyen Doç. Dr. Öztürk “Ameliyatın üçüncü haftasında destekle yürümeye başladı. İkinci ayında fizik tedavi bittiğinde Eva yürüyerek taburcu oldu ve ülkesine döndü” dedi.


Yaşamdan haberler

Saç ekimi ve dökülmesinde

L E S E R HÜC İ V A D E T

Yıldız Türkmen

başarısı

36

yaşındaki Yıldız Türkmen 18 yıldır saç dökülmesi problemi yaşıyordu. Genç kızlığından itibaren saçları dökülmeye başlayan Yıldız Türkmen çeşitli tedavi yöntemlerine başvursa da çare bulamadı. Üç kız kardeş genetik olarak aynı sorunu yaşadıklarını söyleyen 2 çocuk annesi Yıldız Hanım, sorunun büyüklüğünü “İkinci doğumumdan sonra neredeyse hiç saçım kalmamıştı. Bu durum artık sosyal hayatımı da etkilemeye başlamıştı” diye anlatıyor.

varda çok tiziz şekilde üretilmesi ile başladıklarını söyleyen Liv Hospital Dermataloji ve Veneroloji Uzmanı Uzm. Dr. Ahmet Günay “Yıldız Hanım’ın saçlı derisinden biyopsi örneği alındı. Bu örneklerden uluslararası standartlarda Sağlık Bakanlığı tarafından onaylı laboratuarımızda fibroblast adını verdiğimiz hücreler üretildi. Yıldız Hanım’ın kafa derisinin altında çoklu enjeksiyonlar şeklinde bu hücrelerin nakli sağlandı. Ayrıca, Yıldız Hanım’ın kanından

3 ay boyunca uygulandı Sağlıklı ve gür saçlara sahip olmak için her türlü tedaviyi deneyen Yıldız Türkmen hep hüsrana uğradı. Liv Hospital'da Türkmen’e ayda bir kez olmak üzere 3 ay boyunca düzenli olarak hücresel tedavi uygulandı. Ve kısa bir süre içinde Yıldız Hanım’ın yıllardır olmayan saçları yeniden çıkmaya başladı. Hücresel tedaviye, hastadan alınan doku örneğinin, özel bir labaratu-

ayrıştırılan trombosit denilen kan hücrelerinin uyarılmasıyla ve zenginleştirilmesiyle oluşturulan PRP de destek tedavisi olarak uygulandı” diye konuştu. Yoğunluk ve hacim arttı Tedavi sonucunda Yıldız Hanım’ın kafasında az olan saç yoğunluğunun büyük ölçüde çoğaldığını belirten Liv Hospital Rejeneratif Tıp ve Kök Üretim Merkezi Sorumlusu Prof. Dr. Erdal Karaöz “Erkek ve kadınlara yapılan uygulamalarda, hastanın ense bölgesinden elde edilen mercimek büyüklüğünde saçlı deriden doku örneği alıyor ve kendi hücrelerini çok özel koşullara sahip laboratuarda üretiyoruz" açıklamasını yaptı. Destek tedavisi uygulanıyor

Liv Hospital Rejeneratif Tıp ve Kök Üretim Merkezi Sorumlusu Prof. Dr. Erdal Karaöz

Liv Hospital Dermatoloji ve Veneroloji Uzmanı Uzm. Dr. Ahmet Günay

Prof. Dr. Erdal Karaöz "Bir ay süren üretim sonunda hücreler bir ay arayla toplamda 3 defa kişinin saçsız bölgelerine deri altına olacak şekilde enjekte ediliyor. Her uygulama arasında (15 günde bir) destek tedavisiyle (PRP) birlikte oldukça başarılı sonuçlar elde ediliyor” dedi. Liv Hospital I 25


Klinik

H

E

K

I

M

G

Ö

Z

Ü

Y

L

E

Prof. Dr. Arda Lembet

Op. Dr. Başak Güler

Liv Hospital İstanbul Kadın Hastalıkları ve Perinatoloji Uzmanı

Liv Hospital Ankara Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı

Risk olsa da mutlu son imkansız değil Yüksek riskli gebeliklerde prenatal tanı yöntemleri bebekteki anomalilerin anne karnında tespit edilmesini sağlıyor

T

ıptaki gelişmeler artık riskli hamileliklerin birçoğunun sağlıklı bir şekilde sonlanmasını sağlayabiliyor. Liv Hospital Ankara Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Başak Güler, prenatal (doğum öncesi) tanının bu süreçte hayati önem taşıdığını vurguluyor: Prenatal tanı gebelik döneminde, bebeğin yaşam sınırına ulaşmasından önce, Prenatal tanı için kullanılan var olan anomalilerin tespit edilmesi girişimsel işlemler ehil işlemi olarak tanımlanıyor. ellerde yapıldığında, Prenatal tanı için kullanılan işleme bağlı düşük riski yöntemler, girişimsel (invaziv) ve yaklaşık 1000'de 2, girişimsel olmayan (noninvaziv) yani son derece testler olarak ikiye ayrılıyor. Girişimsel azdır. olmayan testler içinde ultrasonografi, 26 I Liv Hospital

ikili, üçlü, dörtlü tarama testleri ve anne karnından bebeğe ait DNA'nın incelenmesi yer alıyor. Girişimsel testler arasında ise koryon villüs örnekleme, amniosentez ve kordosentez sayılabilir. Ultrasonografi ile her gebe 9'uncu gebelik haftasından itibaren vücut anomalileri için taranıyor. Anensefali (beyin dokusunun gelişmemesi), spina bifida (omurgada açıklık), ensefalosel (beyin dokusunun kafatası dışında olması), karın duvarı anomalileri ve kalp anomalileri bu yöntemle erken haftalarda tespit edilebiliyor. Tüm gebeler Down sendromu, trizomi 13 ve 18 gibi zeka geriliği ile giden durumlar açısından da taranıyor.


Aileye seçim şansı veriyor

Genetik sendromların kesin tanısı girişimsel tanı yöntemleri ile konulur. Tarama testlerinde yüksek riskli olan, genetik geçişli bir hastalık taşıyıcısı olduğu bilinen çiftler ve ultrasonografik olarak anomalisi tespit edilmiş olan fetüsler için girişimsel yöntemlerle erken gebelik haftalarında hastalığın tanısının konulması ve ailenin bu şekilde yönlendirilmesi çok önemlidir. Tanı kesinleştikten sonra aile durum hakkında bilgilendirilir. Bazı aileler gebelik sonlandırılmasını tercih ederken bazıları sonuna kadar gebeliği devam ettirmeyi ve doğumu gerçekleştirmeyi isteyebilir. Her iki durumda da hastaya sonuç açısından hazır olması, plan yapması ve sonucu tercih etme şansı verilmiş olur. Prenatal tanı, büyük umutlarla beklenen ama sürpriz bir şekilde kötü sonuçlanan bir gebeliğin önlenmesi ve annenin gebelik komplikasyonlarından korunması için gerekli bir yöntemdir.

Anne karnında cerrahi müdahale mümkün

Gebelikte yaşanan rahatsızlıklar kimi zaman bebeğin anne karnında yaşamını riske atabilir, kimi zaman da doğum sonrasında yeterli gelişim olmadığı için kalıcı sakatlık hatta bebek ölümü olabillir. Yeni yöntemler ve gelişen teknoloji sayesinde bebeğin anne karnında tedavisinin mümkün olduğunu söyleyen Liv Hospital İstanbul Perinatoloji Uzmanı Prof. Dr. Arda Lembet, anne karnında yapılabilen kapalı fetal cerrahi işlemleri anlattı.

Böbrek fonksiyon bozukluğuna anne karnında müdahale edilebiliyor Anne karnındaki bebekte detaylı ultrasonografi ile idrar yolu tıkanıklığı ve özellikle amniyon sıvısının çok az olduğu tespit edildiğinde, doğum sonrası akciğer gelişiminde problemler ortaya çıkabiliyor. Bu durum bebeğin yaşama şansını azaltabilir. Bu durumda bebeğin anne karnında böbrek fonksiyonları ultrasonografik inceleme ve mesane örneklemesi ile değerlendirilir ve böbrek fonksiyonlarının korunduğu vakalarda mesane ve amniyon sıvısı arasına şant konularak tıkanıklık aşılabilir, sıvı miktarı normale döndürülebilir. Bebeğin akciğerlerinde biriken sıvı ciddi sorunlara sebep olabilir Anne karnında şant uyguladığımız diğer bazı durumlar ise plevral effüzyon (akciğer çevresindeki zarda sıvı birikimi) ve fetal asit denilen karın boşluğunda yoğun sıvı biriken durumlardır. Bu gibi durumlarda biriken aşırı sıvı bebeğin sağlığını bozabilir. Bu problemde bir kateter yardımı ile biriken sıvının amniyon sıvısı içine boşaltılarak hem bebek üzerindeki basının kaldırılması sağlanır hem de bazı vakalarda olayın kendisi tedavi edilebilir. Ayrıca fetüste bazı doğumsal akciğer malformasyonları, diyafram hernisi, özellikle bebekte anne karnında ciddi kansızlık veya trombosit eksikliği olan hastalıklarda fetal ilaç ve kan tedavileri ile başarılı sonuçlar elde edilebilir. İkiz bebeklerde görülen anomaliler de kontrol altına alınabiliyor Anne karnında tek yumurta ikizleri için rastlanılan en önemli anomali, ikizden ikize transfüzyon sendromu ve bir bebekte anormalliğin saptandığı durumlardır. Birinci durumda ikiz gebeliklerdeki ortak dolaşım sonucunda bir fetusun diğerine aşırı kan pompalanması ve kan alanının şişmesi ve kalp yetmezliğine girmesi diğerinin de aşırı zayıf kalması ve anne karnında bu hastalığın şiddetine bağlı olarak ciddi risk ortaya çıkar. Bu problemler doğal akışına bırakıldığı takdirde hastalığın derecesine göre gebelik ve yüksek oranda fetal kayıp ile sonlanabilir. Ultrasonografi eşliği altında fetoskopik yöntem ile ikizler arasındaki ortak damarların yakılması veya bipolar forseps ile göbek kordonunun koagulasyonu yapılıp başarılı sonuçlar elde edilebilir. Liv Hospital I 27


Klinik

İnsülin direnci aşırı kiloyu davet ediyor H

E

K

I

M

G

Ö

Z

Ü

Y

L

E

Prof. Dr. Serpil Salman

Uzm. Dyt. Şükran Yıldız

Liv Hospital İstanbul Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı

Liv Hospital İstanbul Diyet ve Beslenme Uzmanı

Son yıllarda diyabet ve kalp damar hastalıklarının ardındaki en büyük nedenlerden birinin insülin direnci olduğu anlaşıldı. Peki insülin direnci nedir? Nasıl engellenir? Liv Hospital uzmanları yanıtladı

L

iv Hospital İstanbul Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Serpil Salman çağın salgını haline gelen insülin direncini anlattı.

insülin direncinde artışa neden olur. İnsülin direnci nasıl ölçülür? Birçok kişi insülin direncinin popüler HOMA testiyle teşhis edilebileceğini düşünüyor. Ancak, HOMA testi yanıltıcı olabilir. Muayene bulguları ve kolesterol, ürik asit gibi bazı kan tetkiklerinin sonuçları bir arada değerlendirilerek tanı konulmalıdır.

İnsülin nedir? Pankreastan salgılanan, gıdaların sindirimini sağlayan bir hormondur. Ne işe yarar? Kan şekerini düşürmeye ve şekeri vücutta depolamaya yönelik çalışır. İnsülin ayrıca vücutta yağ sentezi, depolanması, hücre büyümesi gibi birçok faaliyette de görev alır. İnsülin direnci nedir? İnsülin direncinde, kas, yağ ve karaciğer dokusunda insüline yeterli yanıt yoktur. Vücut bunu insülin eksikliği olarak algılar ve daha fazla insülin üreterek sorunu aşmaya çalışır. Nedenleri nedir? Obezite hem önemli bir risk faktörü hem de insülin direncinin sonucudur. Hareketsizlik diğer ana sebeptir. Gebelik, stres, düzensiz uyku, enfeksiyon, bazı ilaçlar, aşırı kortizon salınımına neden olan hastalıklar 28 I Liv Hospital

İnsülin direnci karın bölgesinde yağlanma ve kilo alımının yanı sıra diyabet, kalp-damar hastalıkları ve kansere de neden olabilir.

İnsülin direncinin sağlığa etkileri neler olabilir? Aşırı salınan insülin, yemeklerden birkaç saat sonra daha bariz olmak üzere şeker düşmelerine neden olur. Bu durum kişinin daha fazla acıkmasına, aşırı kalori alımına ve kilo artışına meyil yaratarak sorunun daha da belirginleşmesine yol açar. Hastalık ilerlediğinde pankreas göreceli olarak yetersizleşir, eskisi kadar fazla insülin salgılayamaz, önce gizli şeker, ardından aşikar şeker hastalığı gelişir. Bu arada, insülin diğer görevlerini abartılı şekilde yerine getirir; özellikle karın bölgesinde yağlanma olur, kilo artar, kan yağları yükselir, kalp-damar hastalıkları daha kolay gelişir, hatta kanser gelişimi ve seyri hızlanır.


Yağ ve şekerden uzak durulmalı İnsülin direncinin önüne geçmek için en büyük silahınız, sağlıklı beslenmek, bol bol su tüketmek ve düzenli spor yapmak

Uzmanlar karbonhidratların tam tahıllı kaynaklardan alınmasını, günde 2 litre su içilmesini ve haftada 4-5 gün 30 dakika yürüyüş yapılmasını tavsiye ediyor.

Liv Hospital İstanbul Diyet ve Beslenme Uzmanı Şükran Yıldız insülin direncine karşı önlem almanın yollarını şöyle sıraladı: n Sağlıklı beslenmeyi yaşam biçimi haline getirin. n Glisemik yükü yüksek olan, yani kana hızla karışıp kan şekerini aniden yükselten yiyeceklerden (şekerlemeler, beyaz un, nişasta) ve aynı zamanda trans yağlar, hatta doymuş yağlardan uzak durun. n Günde 5-6 öğün şeklinde azar azar beslenin. n Acıktığınızda abur cubur yerine kuru meyve, fındık, ceviz, badem, leblebi, tam tahıllı galetalar, yoğurt, süt, taze meyveler tercih edin. n Az miktarda sağlıklı karbonhidratlar (meyveler, sebzeler, tam tahıllı besinler..) tüketin. Ekmeklerinizin tam buğday, yulaflı veya kepekli olmasına özen gösterin. n Günde 2 litre su için. n Margarin, tereyağı yerine zeytinyağı, fındık yağı tercih edin. n Omega 3 yağ asidi içeren hayvansal (balık) ve bitkisel (ceviz, badem, fındık, semizotu) besinleri tüketin. Salatalarınıza 1-2 tatlı kaşığı keten tohumu ekleyin, haftada 2-3 kere balık tüketin. Özellikle somon tercih edin. n Trans yağ asidi, insülin direncini artırarak diyabetin oluşumunu ateşleyebiliyor. Trans yağ asidi margarin ve kızartmalarda bulunuyor. n Haftada 4-5 gün 30 dakika tempolu yürüyüş ile daha aktif olun. Liv Hospital I 29


Klinik

Meme kanserine karşı en güçlü silah egzersiz Uzmanlar kanser riskini azaltmak için haftanın en az 3 günü orta-ağır seviyede 30 dakika egzersiz yapılmasını tavsiye ediyor

H

H

E

K

I

M

G

Ö

Z

Ü

Y

L

E

Prof. Dr. Levhi Akın

Prof. Dr. Duygu Derin

Liv Hospital İstanbul Genel Cerrahi Uzmanı

Liv Hospital İstanbul Medikal Onkoloji Uzmanı

30 I Liv Hospital

er yaştan kadının en büyük korkusu meme kanserine yakalanmak. Oysa düzenli egzersizle bu hastalığın riskini azaltmak mümkün. Liv Hospital İstanbul Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Duygu Derin, kanserle mücadelede egzersizin önemini anlattı. Son yapılan araştırmala-

rın büyük bölümü, egzersizin meme kanseri riskini hem menopoz öncesi hem de menopoz sonrası kadınlarda azalttığını gösteriyor. Zira egzersiz kanda insülin ve insülin benzeri büyüme faktörü (IGF1) seviyelerini düşürüyor, bağışıklık cevabını artırıyor ve ideal kiloyu koruyarak fazla vücut yağını önlüyor.


Spor yapmaya ergenlikte başlanmalı Ergenlik boyunca orta ve ağır egzersiz yapılması meme kanserine karşı özellikle koruyucu bir etki sağlıyor. Elbette hayat boyu egzersiz yapmak çok önemli. Ancak menopozdan sonra spora başlayan kadınlarda bile kanser riski hiç egzersiz yapmayan kadınlara göre daha az oluyor. Bazı araştırmalara göre egzersizin etkisi vücut kitle indeksine (VKİ) göre değişiebiliyor. VKİ 25’in altında olanlarda, yani normal kilodaki kadınlarda egzersizin faydası en yüksek düzeyde görülüyor. Veriler egzersiz süresi ve sıklığı arttıkça meme kanseri riskinin de azaldığını gösteriyor. Çalışmaların çoğu günde 30-60 dakika orta-ağır seviyede egzersizin meme kanseri riskini azalttığını ortaya koyuyor.

Meme kanserinde egzersiz hayat kalitesini artırıyor Araştırmalar gösteriyor ki meme kanseri teşhisinden sonra egzersiz hayat kalitesini arttırmakta, yorgunluğu azaltmakta ve enerji dengesini kurmakta faydalı olabiliyor. Genellikle meme kanseri teşhisinden sonra hem tedavi hem de hareket azalması kilo artışına neden oluyor. Ancak meme kanseri teşhisinden sonra orta düzeyde egzersiz yapan bir kadındaki sağ kalım, hareketsiz yaşam süren aynı durumdaki kadınlardan daha uzun olabiliyor.

Meme kanseri, kadınlarda sık görülen kanserler arasında birinci sırada yer alıyor.

Memedeki her kitle kanser değil Memede ele gelen kitlelerin çoğu kanser değildir. Bunlar meme içinde büyüyen kistler, iyi huylu tümörler olabilir. Memedeki kistler pek çok kadında görülür ve genellikle kanser riski taşımaz.

Leyla, bir sabah duşta eline gelen kitleyle irkilir. Yaşı 48'dir. O güne kadar meme kanseriyle ilgili duyduğu her şey tek tek aklına gelir... Oysa memedeki her kitle kanser değildir. Nitekim tetkiklerden sonra Leyla Hanım'ın memesindeki kitlenin de kanser olmadığı anlaşılır. Liv Hospital İstanbul Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Levhi Akın meme kanseri teşhisinde yanlış bilinenleri anlattı. Memedeki kistler pek çok kadında görülür ve genellikle kanser riski taşımaz. Bu nedenle her görüldüklerinde alınmaları gerekmez, takip edilmeleri yeterlidir. Memelerde özellikle adet öncesi dönemde olan ağrı, dolgunluk hissi ve hassasiyet memede ele gelen kitle ile kendilerini belli edebilir. Eğer meme kanseri teşhisi kesin olarak konursa ilk basamak genellikle cerrahidir. Ancak en uygun cerrahi tipinin seçimi kanserin evresine, kanserin özellikleri ile davranış biçimine ve bazı durumlarda hasta için hangi yöntemin kabul edilebilir olduğuna bağlıdır. Belli şartlar altında meme kanserli hastaların çoğu memenin tamamının alınması (mastektomi) ile meme koruyucu cerrahi (lumpektomi) arasında seçim yapma şansına sahiptir. Liv Hospital I 31


Klinik

Kalp hastalıklarında AMELİYATSIZ TEDAVİLER REVAÇTA

H

E

K

I

M

G

Ö

Z

Ü

Y

L

E

Prof. Dr. Ahmet Yılmaz Nişancı

Doç. Dr. Uğur Coşkun

Liv Hospital İstanbul Kardiyoloji Uzmanı

Liv Hospital İstanbul Kardiyoloji Uzmanı

Son yıllarda teknoloji alanında yaşanan baş döndürücü gelişmeler ağır ameliyatları rafa kaldırıyor. Uzmanlar artık kalp ve damar hastalıklarında ameliyatsız tedavilerin tercih edildiğini söylüyor

K

alp hastalıkları, insanlık tarihi kadar eski. Modern tedavi yöntemleri 1950’li yılardan itibaren gelişirken modern ilaçlar ve kateter yöntemleri ile genel anestezisiz tedaviler ise Damar 1970’li yıllardan itibaren inanılmaz tıkanıklıklarının hızda gelişti. Liv Hospital İstanbul yüzde 75'i Kardioloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet artık koroner Yılmaz Nişancı, en son tedavi yönstentlerle tedavi temleri hakkında bilgi verdi: edilebiliyor. Kalp damarlarının ve büyük damar hastalıklarının tedavisinde önceleri balon, ardından damar içine yerleştirilen bir 32 I Liv Hospital

çeşit protez olan stentlerin yerleştirilmesi ile damar tıkanıklıklarının tedavisi artık daha kolay. Çok özel durumlarda cerrahi tedavinin üstünlükleri olmakla birlikte, birçok vakada ameliyatsız tedaviler daha yaygın şekilde kullanılıyor. Büyük-küçük damarların, beyin damarlarının, bacak damarlarının, aort damarının tedavilerinde de artık narkozsuz-ameliyatsız, stent, balon, damar içi protez yerleştirme tedavileri, cerrahi tedavilerin yerini başarılı bir şekilde alıyor.


Ritim bozukluğu için rutin tedavi n Kapak darlıklarının kateter ve balonlarla açılarak tedavileri günümüzde rutin uygulamalar haline geldi. Hasta kalp kapaklarının yerine, açık kalp ameliyatı ile yerleştirilen protezlerin artık kateterler ve özel cihazlarla yerleştirilmesi mümkün. n Doğuştan damar darlıkları, kalp içinde temiz ve kirli kanın karışmasına yol açan delikler, önceleri sadece ameliyat ile tedavi edilebilirken bugün basit protezlerin yerleştirilmesiyle tedavi edilebiliyor. n Ritim bozukluklarının ameliyatla tedavisi artık neredeyse terk edildi. Ritim bozukluğu kaynağını yakarak veya dondurarak dağlamak (ablasyon) yaygın olarak kullanılmakta. Tedavinin tekrarlanabilir olması önemli bir avantaj sağlıyor.

İlaçların rolü çok büyük Ameliyatsız tedavi denildiğinde, sadece stent, balon, protezler hatırlanmamalı, yeni ilaçların da kalp hastalıklarının seyrini değiştirdiği unutulmamalıdır. 20-30 yıl önce sadece by-pass cerrahisi ile tedavi edilen hastalıkların önemli bir kısmı, sadece ilaçlar ile tedavi edilebilir bir duruma gelmiştir. Artık gerek ilaçlar, gerek ameliyatsız tedavi imkanları, gerekse cerrahi yöntemler kalp hastalıklarının tedavisinde birbirlerini destekleyici yöntemler olarak kullanılmaktadır.

?

Ttakılır TzaEmN S an ne Liv Hospital İstanbul Kardioloji Uzmanı Doç. Dr. Uğur Coşkun, “Stent teknolojisindeki çığır açan gelişmeler sayesinde artık koroner damar darlığına

1 2 3 4

perkütan girişimde stent uygulaması standart uygulama haline geldi” diyor ve koroner stent uygulamasını kimlere yapılması gerektiğini şöyle sıralıyor:

EKG’sinde ST elevasyonlu akut miyokard infaktüsü bulguları ile gelen, ağrısının başlangıcının ilk 12 saatinde olan hastalar. Bu hastaların tıkalı damarlarını en kısa zamanda kateter laboratuarına alıp açmak gerekir. Ne kadar erken açarsak o kadar kalp adale hücresi kurtarmış oluruz. EKG’sinde ST elevasyonu olmaksızın göğüs ağrısı ve kalp kası enzimi yüksekliği ile gelen akut koroner sendromlu olan hastaların ağrısı medikal olarak stabilize edilemiyorsa acilen kateter laboratuarına alınıp sorumlu damara stent uygulaması yapmak gerekir. Daha önce koroner by-pass operasyonu olup bir grefti akut olarak tıkanan hastalar. Egzersiz ile göğüs ağrısı olup iskemisi değişik yöntemlerle kanıtlanmış hastalarda koroner anjiyografi yapılıp iskemi oluşturan damara stent konabilir. Syntax skoru>22 olup diyabetik olan sol ventrikül fonksiyonları bozulmuş hastalarda koroner by-pass operasyonunu seçmek daha uygun olabilir.

5

Egzersizle göğüs ağrısı olup yapılan koroner anjiyografisinde sınırda darlık bulunan hastalarda kateter laboratuarında yapılan FFR, İVUS ve OCT gibi incelemelerde darlık anlamlı bulunmuşsa bu darlığa stent takılabilir.

Liv Hospital I 33


Klinik

H

E

K

I

M

G

Ö

Z

Ü

Y

L

E

Prof. Dr. Muammer Kendirci

Dyt. Deniz Özdemir

Liv Hospital İstanbul Üroloji Uzmanı

Liv Hospital Ankara Diyet ve Beslenme Uzmanı

Sertleşme bozukluğu

TEDAVi EDiLEBiLiR Sertleşme bozukluğu vakalarının yüzde 90'ının ardında organik bir sorun yatıyor. Doğru tedaviyle bunların üstesinden gelmek mümkün

S

ertleşme bozukluğu erkeklerin korkulu rüyası. Oysa tıp artık buna da çare buluyor. Liv Hospital İstanbul Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Muammer Kendirci sertleşme bozukluğunu anlattı. Türkiye'de 40 yaş ve üzerindeki erkeklerde sertleşme sorunu sıklığı yüzde 33 düzeyinde görülüyor; yani 40 yaş ve üzeri her 3 erkekten 1’inde sertleşme bozukluğu bulunuyor. Sertleşme bozukluğunun görülme sıklığı yaşla birlikte anlamlı artışlar gösteriyor. Genellikle 40’lı yaşlardan itibaren artmaya başlıyor ve 70’li yaşlardan sonra en yüksek düzeye çıkıyor. Örneğin 40-49 yaş arasında 100 kişiden 17’sinde, 50-59 yaş arasındaki her 100 kişiden 35’inde, 60-69 yaş arasındaki her 100 erkekten 69’unda ve 70 yaş ve üzerindeki her 100 erkekten 83’ünde sertleşme sorunu görülüyor. 34 I Liv Hospital

Sertleşme bozukluğu neden önemlidir?

1

Psikolojik veya sosyal bir takım olumsuz sonuçları olabilir. Yaşam kalitesini olumsuz yönde etkiler. Genel sağlığın göstergesidir. Bazı ciddi hastalıkların habercisi olabilir. Kişinin kendisi ve partnerini birlikte ilgilendirir. Sorunu olan 20 kişiden ancak 1'i çözüm için başvurduğu için genelde ihmal edilir.

2 3 4 5 6

Normal bir sertleşme için en önemli faktör sağlam bir damarın olmasıdır. Penis damarlarında yetersizliğe yol açabilen hastalıklar sertleşme sorununun en önemli nedenleri arasındadır. Sertleşme sorunu bulunan hastaların yüzde 90’ında altta yatan organik bir sorun bulunmaktadır. Ancak 10 hastadan 1’inde psikolojik ve sosyal bir duruma bağlı olarak bu sorun görülmektedir. Sertleşme sorununa yol açan durumlar şöyle sıralanır: Kalp-damar hastalıkları, şeker hastalığı, yüksek tansiyon, damar sertliği, kolesterol yüksekliği, hareketsizlik, obezite, bazı ilaçlar, geçirilen bazı ameliyatlar, sinir hastalıkları, yaşlanma, prostat büyümesi, testosteron eksikliği, yanlış beslenme alışkanlıkları, sigara ve fazlaca alkol tüketimi, tiroid hastalıkları.


Penis protezi mümkün

Ağızdan ya da enjeksiyon tedavilerine yanıt vermeyen ciddi sertleşme sorunu olan hastalar cerrahi tedavi için adaydır. Bazen de, peniste şekil bozukluğu olan hastalarda ameliyatla tedavi söz konusudur. Cerrahi tedavide en uygun protez 3 parçalı, şişirebilir olanlardır. Bunlar ameliyatla yerleştirildikten sonra vücut dışından görülmez, fark edilmez. Hasta arzu ettiğinde, protezi 5-6 saniye içinde kolayca çalıştırabilir ve ereksiyonu sağlar. Bu protezler mekanik olarak mükemmel yapıdadırlar. Son zamanlarda yaygınlaşan antibiyotikli protezlerle enfeksiyon oranları da yüzde 1-2 düzeyine kadar inmiştir.

Nasıl tedavi edilir?

Sertleşme sorunu tedavi edilebilir bir bozukluktur. Hastaların güvenebilecekleri ve konuda uzman bir üroloji hekimine başvurmaları sorunun çözümünü sağlayacaktır. Doğru yaşam tarzının benimsetilmesi Ağızdan ilaç tedaviler Şok dalga tedavisi Penis içine enjeksiyon uygulaması Vakum cihaz Ameliyatla tedavi

1 2 3 4 5 6

5 duyuya hitap eden afrodizyak besinler Afrodizyaklar genel olarak kişide cinsel isteğin uyarılmasına yardımcı, 5 duyu organına da hitap edebilen, cinsel performansın artışına yardımcı geniş yelpazede birçok maddeyi kapsar. Liv Hospital Ankara Diyet ve Beslenme Uzmanı Deniz Özdemir, en yaygın kullanılan doğal afrodizyakları sıraladı: DENİZ ÜRÜNLERİ İstiridye, midye, karides, havyar gibi deniz ürünleri doğal afrodizyaklar arasında ilk sıradadır. İçindeki çinko erkeklik hormonu olan testosteronun miktarını arttırır ve cinsel dürtüyü kuvvetlendirir. ÇİLEK-AHUDUDUYABANMERSİNİ İçerdikleri yüksek antioksidan kapasitesi, E ve C vitamini sayesinde doğal afrodizyak etkili besinlerdir. İçeriğindeki E vitamini sperm sayısını ve cinsel organlara giden kan dolaşımını hızlandırır. RUŞEYM Buğdayın en tepesindeki embriyosu olan ruşeym, yüksek oranda A,E, B1 vitamini, çinko, magnezyum ve krom içeriği ile doğal afrodizyaklar arasında yer alır. ZENCEFİL Kuvvet macunu olarak da kullanılan zencefil, yüksek antioksidan kapasitesiyle afrodizyak özelliği taşır.

KEREVİZ Çeşitli iç salgı bezlerini uyararak erken dönemdeki cinsel isteksizliği önler, kan akışını kolaylaştırır. MUZ

İçindeki bromelain enzimi kişinin kendine güven duygusunu ve cinsel dürtüleri artırmayı sağlar. AVOKADO Yüksek miktarda potasyum ve C vitamini içerir. Özellikle cinsel hormonların üretimini hızlandırır. BADEM-FINDIK Her iki yağlı tohumlu da hormon aktivitesini hızlandırarak cinsel gücün artmasına yardımcı olur. GİNSENG Birçok çalışmada erkeklerde cinsel performansı artırdığı görülmüştür.

Liv Hospital I 35


Klinik

Obeziteye karşı en etkili tedavi ameliyat Obeziteye karşı cerrahi müdahale gittikçe yaygınlık kazanıyor. Ancak her yöntem her hastaya uygun olmayabilir. Uzmanlar obezite cerrahisi kararı almadan önce bilinmesi gerekenleri anlattı

O

H

E

K

I

M

G

Ö

Z

Ü

Y

L

E

Prof. Dr. Mahir Özmen

Op. Dr. Emre Gündoğdu

Liv Hospital Ankara Tıbbi Direktörü

Liv Hospital Ankara Genel Cerrahi Uzmanı

36 I Liv Hospital

bezite kronik bir hastalıktır ve buna uygun şekilde tedavi edilmesi gerekir. Liv Hospital Ankara Tıbbi Direktörü Prof. Dr. Mahir Özmen obezite cerrahisinin incelikleri hakkında bilgi verdi: Obezite cerrahisi ya da diğer adıyla bariatrik ve metabolik cerrahi kararı alırken tıbbi veriler kadar hastanın psikolojisini değerlendirmek

de önemlidir. Hastaya uygulanacak tedavi yönteminin detaylı anlatılması, hastanın da ameliyattan sonra buna uyum sağlayabilecek durumda olması gerekir. Ameliyatın başarılı olması için bariatrik ve metabolik cerrahi alanında deneyimli bir hekim, endokrinoloji uzmanı, diyet uzmanı, obezite alanında deneyimli psikiyatr ya da psikologdan oluşan ve koordineli


çalışan bir ekip gerekir. Cerrahın bu ekibe liderlik edecek donanıma sahip olması şarttır. Bu tarz ameliyatları yapacak cerrahın genel cerrahi ve sindirim sistemi cerrahisi alanında gerekli deneyime sahip olması yanında minimal invaziv cerrahi, endoskopi ve girişimsel endoskopi alanındaki ileri eğitimleri de almış olması elzem. Cerrahın ayrıca tüm ameliyat yöntemlerine hakim olması beklenir. Cerrahi ekip daima beklenmedik durumlara ve komplikasyonlara karşı hazırlıklı olmalıdır. Bu noktada hastanenin donanımı da büyük önem taşır. Bu ameliyatların yapılacağı merkezlerin ileri teknolojileri de içeren gerekli donanıma ve yoğun bakım olanaklarına sahip olması şarttır. Hastaya özel teknik Son olarak her tip ameliyat her hastaya uygun değildir. Bunun için her hasta ayrı ayrı değerlendirilmeli, belirli bilimsel kriterleri içeren algoritmalar kullanılarak bir yol çizilmelidir. Örneğin karbonhidrat ağırlıklı beslenen bir hastaya tüp mide ameliyatı yapılması uygun değildir. Aynı şekilde uzun süredir ciddi diyabeti olan bir hasta da sleeve gastrektomiye uygun değildir. Obezite ameliyatları açık ya da klasik yöntem, laparoskopik ya da robotik olarak yapılabilir. Bugün artık çok özel durumlar dışında açık yöntem tercihen kullanılmamaktadır.

Beslenme ameliyat kadar önemli Liv Hospital Ankara Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Emre Gündoğdu obezite cerrahisi sonrasında sağlıklı beslenmenin ipuçlarını verdi. Sıvılar Günde en az 1-1.5 litre sıvı tüketilmelidir. Aksi takdirde baş ağrısı, baş dönmesi, bulantı, halsizlik, dilde beyaz yaralar ve koyu renk idrar görülebilir. Proteinler Protein, obezite ameliyatlarından sonra diyetteki en önemli besindir. Yumurta, kümes hayvanları, et, balık, peynir ve süt tüketimi öncelikli olmalıdır. Karbonhidratlar Basit şekerler obezite hastalarında gıda alımını tetiklediği için genellikle diyet programlarına alınmaz. Dolayısıyla şekerden kaçının. Ekmek, pirinç ve makarna gibi nişastaların da tam tahıllı olanlarını tercih edin.

Obezite cerrahisinde uzun soluklu başarının yolu beslenme ve diyet programından geçiyor. İşte ameliyat sonrasında doğru beslenme için uzman tavsiyeleri

Vitamin ve Mineraller Tüm hastaların vitamin ve mineral takviyesi alması gerekir. Bunların miktar ve türlerini doktorlarınız belirleyecektir.

Yemekten önce ve sonra suya dikkat Ameliyat yapıldıktan sonra, hasta mide hacminin çok azalmış olduğunu aklından çıkarmamalıdır. Ameliyat sonrasında mideniz öğünlerde genellikle 100150 ml sıvı alabilmektedir. Bu nedenle yemekler yavaş yenmeli, bolca çiğnenmeli,

porsiyon büyüklükleri 170-225 gramı geçmemeli ve öğün sayısı artırılmalıdır. Yemeklerden hemen önce ve sonra sıvı tüketilmemelidir. Yemek sırasında tüketilen sıvı içecekler, bulantı ve kusmalara neden olabilir. Liv Hospital I 37


Klinik

Eyvah! Çocuğum diş hekimine nasıl gidecek?

Ç H

E

K

I

M

G

Ö

Z

Ü

Y

L

E

Dt. Samiye Çelik

İlknur Güven

Liv Hospital İstanbul Ağız ve Diş Sağlığı Uzmanı

Liv Hospital İstanbul Çocuk Gelişimi Uzmanı

Çocuğunuzun dişçiyi sevmesi ağız sağlığı için büyük önem taşır. İşte bu ilk deneyimi olumlu hatırlaması için ipuçları

38 I Liv Hospital

ocuğunuzu ilk defa diş hekimine götüreceksiniz. Bu, ömür boyu dişçiden korkmasına neden olan bir deneyim mi olacak yoksa diş sağlığını önemsemesini sağlayan, iyi hatırlayacağı bir tecrübe mi? Liv Hospital İstanbul Çocuk Gelişimi Uzmanı İlknur Güven çocuğunuzu dişçiye götürürken dikkat etmeniz gerekenleri anlattı: Hangi yaşta olursa olsun, her insan kaygı halini yaşar. Kaygı tehlikelerden korunmamız, tehlikelerle

baş edebilmemiz, onlara karşı koyma ve gerektiğinde onlardan kaçabilmemiz için yaşamamız gereken bir duygudur. Çocuğun daha önce görmediği dental aletler, uygulanan tedavi yöntemleri, dişin çekilmesi, bunlarla ilgili ağrı ve acı duyma korkusu ve klinikteki yabancı personel, çocuğu duygusal olarak kötü yönde etkileyebilecek unsurlardır. Oysa çocuklarda diş tedavileri sırasında gözlenen şiddetli kaygı, korku,


iletişim güçlüğü ya da davranış bozukluğu, yapılması planlanan tedavileri güçleştirebilir ya da engelleyebilir. Bunun önüne geçmek için çocukları diş hekimine götürürken şunları unutmayın: Kaygısını küçümsemeyin l Kaygı, öğrenilen bir duygudur. Anne baba olarak kaygılı düşünceler, tutum ve davranışlarla değil, sevgi ve güven duygusu içinde çocuğunuzu doktora götürmeniz gerekir. Kaygıyı artıracak anne-baba tutumları yerine demokratik ve tutarlı tutumlar sergilemelisiniz. l Çocuğun günlük yaşantısından farklı olan bu duruma, önceden çocuğunuzun yaşına uygun olarak diş doktoru-hasta oyunu oynatarak, uygun kitabı okuyarak veya konuşarak hazırlamalısınız. l Kaygı halini yaşayan çocuğun duygusunu küçümsememeli, çocuğun içinde bulunduğu durumu açıklayarak kaygı düzeyini düşürmeye çalışılmalısınız. Kaygı bireyin içinde bulunduğu stresli durumdan dolayı hissettiği korkudur. Sadece çocuklar değil herkes kaygı yaşar.

eri l ş i d t ü S

r e t s i n e z ö Erken dönemde başlayan düzenli diş kontrolleri, hem çocukların sıkıntı yaşamasını engeller hem de yetişkinlik döneminde dişlerin sağlıklı, sağlam ve estetik olmalarını sağlar. Liv Hospital İstanbul Ağız ve Diş Sağlığı Uzmanı Dt. Samiye Çelik çocuklarda dişlerin düzenli kontrolünün önemini vurguladı. Dört yaşından itibaren diş hekiminin düzenli kontrolü altında olan çocuklar, çene gelişimi, ağız diş sağlığı ve çürük oluşumu açısından yakın takip altındadırlar. Kont-

roller sırasında hekimin gözlemlediği başlangıç evresindeki olumsuzluklar küçük müdahalelerle ortadan kaldırılabilir, hatta birçoğu daha oluşmadan önlenebilir. Süt dişleri geçici olduğu için ebeveynler tarafından pek önemsenmez. Dolayısıyla bu tarz bir düşünce süt dişlerinin temizliğinin ihmaline ve çürümesine sebep olur. Oysa süt dişlerindeki çürükler hem çocuğun dişlerinin ağrımasına neden olur, hem de daimi dişlerine zarar verir. Erken süt dişi kaybı çocukların daimi dişlerinin çapraşık olmasının en önemli etkenlerinden birisidir.

Diş temizliği 6. ayda başlar Çocukların dişleri ilk süt dişlerinin çıkmaya başladığı ortalama 6'ncı aydan itibaren ebeveynler tarafından temizlenmeli. Temizleme basitçe temiz bir tülbent ya da pamukla yapılabileceği gibi, parmak fırçalar yardımıyla da yapılabilir. Ancak çocuklara diş fırçalama alışkanlığı kazandıracak en etkili yol, evdeki büyüklerin düzenli olarak diş fırçalamasıdır. Liv Hospital I 39


Klinik

STRES

hastalıklara davetiye çıkarıyor Uzun süreli ve kontrol altına alınamayan stres kalp hastalıklarından yüksek tansiyona, obeziteden depresyona birçok hastalığı tetikliyor

S

abah uyandığınızda televizyonda veya radyoda duyduğunuz haberler, eşinizle veya çocuğunuzla tartışarak evden ayrılmanız, trafikte siz kurallara uyarken emniyet şeridini ihlal eden ve sizin haklarınızı gasp eden bir yurttaşınız veya o ayki aile bütçesinde verdiğiniz açık... Bunların hepsi stresi hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline getirdi. Stresin sağlığımız üzerindeki etkilerini Liv Hospital İstanbul Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Murat Aksoy anlattı. En çok kalp damar sağlığını etkiliyor Aslında biliyoruz ki düşük dozda stres başarı getirir. Buna en klasik örnek, araba kullanırken önünüze fırlayan bir kediye çarpmamak için ani yaptığınız fren veya bir işi zamanında bitirmek adına harcadığınız çaba... Ancak stres kaynağı şiddetli ise ve uzun süre devam ediyorsa bu sizin için zararlı olabilir ve hastalıklara davetiye çıkarabilir. Çünkü vücudumuz devamlı stresle baş etmek adına bir takım savunma mekanizmalarını çalıştırmaya başlar. 40 I Liv Hospital

H

E

K

I

M

G

Ö

Z

Ü

Y

L

E

Prof. Dr. Murat Aksoy

Ecz. Aslı Yazıcıoğlu

Liv Hospital İstanbul Genel Cerrahi Uzmanı

Liv Hospital İstanbul Klinik Aromaterapi Uzmanı

Vücudun strese karşı verdiği yanıtlar arasında en önemlisi belki de kalp damar sisteminde yarattığı tablo. Bir stres kaynağı ile karşı karşıya kaldığımızda kalp hızımız artar, kan basıncı yükselir ve solunum daha sık hale gelir. Kaslarımızın gerilmesi de aslında vücudun kendini savunmaya hazırlanması anlamına gelir. Vücut dış ortamdan tehdit altındadır. Stres nedeni ortadan kalkarsa sistemler hızla eski haline gelir. Bu kaynak ortadan kalkmaz ise ve sürekli hale gelirse, savunma ve saldırı dengesini sağlayamayan vücut hastalıklarla boğuşma noktasına gelebilir.


Stres kaynağı ortadan kalkmadığında ortaya çıkan rahatsızlıklar arasında kalp hastalıkları, yüksek tansiyon, kalp ritim bozuklukları, depresyon, anksiyete ve obezite sayabiliriz. Kişi artık kendisinin enerjisinin düştüğünü ifade eder, baş ağrısından, sürekli olan mide bulantılarından, kabızlık ve ishalden şikayet eder. Kas ağrıları sıklaşmaya başlar, uykusuzluk kontrol edilemeyen bir hal alabilir, cinsel isteksizlik başlar, geceleri diş gıcırdatma ve ağız kuruluğu ön plana çıkar. Kişi artık daha kolay sinirlenir bir hal almıştır, kendini yalnız, başarısız ve değersiz hisseder. 'Hayır' demeyi öğrenin Stresle baş etmenin yolu ise bu kaynağı mümkün ise ortadan kaldırmaktır. Bu mümkün değil ise stresle baş etmenin sağlıklı yolları arasında günde 30 dakikalık egzersizlerin, arkadaşlarla ve aile ile daha sık buluşmanın, “Hayır” demeyi öğrenmenin ve ortamı değiştirmeye çalışmanın yeri olduğunu ifade etmek gerekir. Sağlıklı beslenmek önemli Bunların yanı sıra sağlıklı beslenmek, kahveyi ve şekeri azaltmak da yararlı olacaktır. Bunların yerine sigara ve alkol tüketmek, aşırı uyumak veya aşırı televizyon seyretmek, hemen ilaçlara sarılmak veya arkadaşlardan uzaklaşmak gibi sağlıksız olan tercihleri ön plana çıkartmak sadece durumu içinden çıkılmaz hale getirecektir.

RAPİ

E AROMAT

Mutluluk ve enerji kaynağı yağlar Kokulu bitkilerin sağlık ve güzellik amaçlı kullanımı insanlık tarihi kadar eski. Kokulu ya da aromatik bitkiler, ​bugün olduğu gibi geçmiş zamanlarda da hep ilgi çekici olmuş. Mısırlılardan, Mezopotamya uygarlıklarına, Eski Çin, Hindistan ve Tibet’ten Amerika yerlilerine, Afrika’dan Eski Roma’ya kadar farklı k​ ültürlerde görülmüş. Liv

Hospital Klinik Aromaterapi Uzmanı Ecz. Aslı Yazıcıoğlu modern aromaterapinin kanıta dayalı çalışmaları ve geniş uygulama alanı ile hem fiziksel​ hem de psikolojik olarak iyi etmeye devam ettiğini vurguluyor. Stresli ve zor zamanlarda aromaterapinin sunduğu faydalar tüm dünyada klinik ortamlarda kullanılmasını sağlıyor.

BERGAMOT Serbest bırakmak, rahatlamak, canlandırmak Bergamot meyvesinin kabuklarından soğuk sıkma ile elde edilien esansiyel yağının Kristof Kolomb tarafından Kanarya Adaları'ndan İspanya'ya getirildiği söy-

lenir. Enerjetik özellikleri: ağrı azaltıcı, rahatlatıcı, onarıcı, duygusal olarak enerji verici, bastırılmış duyguları destekleyici, uykusuzluk ve kaygı durumlarında kullanılır.

GÜL Sevgi, güven, kendini kabul etmek Yunanlı şair Sappho tarafından "çiçeklerin kraliçesi" olarak tanımlanan gül, Mısır, Hint, Roma, Yunan ve Osmanlı'da hem tedavi hem de parfüm olarak özel bir yere sahiptir. Enerje-

tik özellikleri: şok, keder ve depresyonda rahatlatıcıdır, öfkeyi yatıştır, derin umutsuzluk ve kaygıda yardımcıdır, kalbe iyi gelir ve sevgi hissi yaratır.

ARDIÇ Canlandırmak, rahatlatmak, izin vermek Ardıç insanoğlunun ilk kullandığı bitkilerdendir. Kalıntıları tarih öncesi yaşam ünitelerinde bulunmuştur. Enerjetik özellik-

leri: kekik ve zencefil gibi güçlü bir vücut toniğidir. Temizler ve korur, olumsuz düşüncelerin yoğun olduğu zamanlarda rahatlatıcıdır. Liv Hospital I 41


Klinik

Her yaşa özel

check-up H

H

E

K

I

M

G

Ö

Z

Ü

Y

L

E

Yrd. Doç. Dr. Eren Eroğlu

Dr. Mustafa Mutlu

Liv Hospital İstanbul Sağlıklı Yaşam ve Check-up Uzmanı

Liv Hospital Ankara Sağlıklı Yaşam ve Check-Up Uzmanı

Sağlıklı bir yaşam için düzenli check-up herkese gerekli. Ancak check-up yaşınıza ve cinsiyetinize uygun şekilde yapıldığında doğru sonuçlar verir 42 I Liv Hospital

enüz belirtilerini göstermemiş hastalıkların önceden tanınması ve erken tedavisinin başlaması için düzenli check-up yaptırmak büyük önem taşıyor. Ama 30 yaşında bir kadınla 55 yaşında bir erkeğin check-up’ta gireceği testler aynı değil. Liv Hospital Ankara Sağlıklı Yaşam ve Check-Up Hekimi Dr. Mustafa Mutlu yaşa özel check-up tetkiklerini anlattı. Check-up’a girdiğinizde önce her yaş grubunda görülebilecek hastalılara yönelik genel testler ve tanı yöntemleri seçilir. Kalp, akciğer, karaciğer, böbrek, barsak, pankreas gibi iç organlar ve kan hastalıkları taramaları yapılır. Ancak bazı hastalıklar belirli yaşlarda daha fazla görülür. Bu nedenle ikinci aşamada, genelde 40 yaş altı ve 40 yaş üzeri için ayrı testler yapılır.


40 yaş altı kadınlar: Bu yaş grubu kadınlarda genel iç organ tarama testlerine ilave olarak meme ve troid ultrasonografileri, Pap-smear testleri de uygulanmalıdır. Ailesel yatkınlık olduğu düşünülen hastalıklarda daha geniş kapsamlı check-up’lar yapılmalıdır. Herhangi bir şikayet olmasa bile kalp hastalıklarının ön teşhislerinde efor testi önemli bilgiler vermektedir. 40 yaş üstü kadınlar: 40 yaş altı kadınlarda yapılan testlere ek olarak meme ultrasonogrofisi ile birlikte mamografi yapılmalıdır. Menapoz sonrası yaşlarda ise mutlaka kemik dansitometresi ölçümü yapılması gerekir.

Genetik check-up kişiye özel riskleri tespit ediyor Artık sadece bedeninize değil genlerinize de check-up yapılıyor. Liv Hospital İstanbul Sağlıklı Yaşam ve Check-up Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Eren Eroğlu genetik check-up teknolojisini anlattı. Genetik check-up vücut örnekleri üzerinden yapılır. DNA’nın ayrıştırılması ve var olan genlerin belirlenmesi işlemi de diyebiliriz. Bu test sonucunda gen diziliminde anormallikler ve muhtemel hastalıkların oluşma riskleri hesaplanır. Yani “Normal yaşam devam ettiğinde bu hastalığa yakalanır mıyım?” sorusuna cevap aranır.

30 yaş üstü kadınlarda Koroner Kalp Hastalığı (KKH) yüzde 3.3 oranında görülüyor.

40 yaş altı erkekler: Genel tarama testleri ile birlikte kardiyak efor testi standart olarak yapılır. Yine bu yaşlarda hipertansiyon için de araştırmalar yapılmalıdır. Sindirim sistemi ile ilgili rahatsızlıklar için de gaitada gizli kan bakılmalıdır. Sindirim sisteminin kötü huylu hastalıkları şüphesi varsa kolonoskopi yapılması gerekebilir. 40 yaş üstü erkekler: Standart testlere ek olarak prostat bezi ile ilgili kan tahlilleri yapılmalıdır. Bu yaşla birlikte kalp hastalıklarında yaşanan artış nedeniyle efor testi, ekokardiyografi ve Bt anjiyografi gibi ileri tetiklerle erken tanı konmaya çalışılır. 30 yaş üstü erkeklerde Koroner Kalp Hastalığı (KKH) yüzde 6.1 oranında görülüyor.

Genetik test nasıl yapılır? DNA kendine özel kodlar taşıyan bir aminoasit zinciridir. Bundan dolayı vücuttan DNA’yı taşıyan örnek alınarak (ağız içinden, tükürükten, kan örneğinden) genetik check-up yapılır. Bu testin yalnızca bir kez yapılması yeterlidir. Sadece 18 yaş ve üzeri kişilere yapılması uygun olan test sonucunda hastalıklara olan yatkınlık, çocuklarınıza geçebilecek genler, herhangi bir maddeye olan alerjenlerinizin yanı sıra ideal kiloda ve formda kalmak için kişiye özel beslenme ve egzersiz ihtiyacı belirlenir. Liv Hospital I 43


Klinik

H

E

K

I

M

G

Ö

Z

Ü

Y

L

E

Yrd. Doç. Dr. Gökhan Celbek

Uzm. Dr. Aylin Öztürk Yavuz

Liv Hospital Ankara İç Hastalıkları Uzmanı

Liv Hospital İstanbul Nöroloji Uzmanı

Soğuk havalar

migreni etkiliyor mu? Aşırı soğuk ya da sıcak havalarda beynin kimyasal dengesinin değiştiği, bunun da migren ataklarını artırdığı tahmin ediliyor

P

ınar C. genç kızlığından beri migren hastasıydı. Artık ataklarla yaşamayı öğrenmişti. Ancak her kış aynı şey oluyordu. Havanın soğumasıyla birlikte ağrılar şiddetleniyor, migren atakları daha uzun sürüyordu. Peki migrenin iklim koşullarıyla gerçekten ilgisi var mı? Liv Hospital İstanbul Nöroloji Uzmanı Uzm. Dr. Aylin Öztürk Yavuz, migren hastalarının hemen hemen yarısının hava durumu değişimlerine karşı çok duyarlı olduğunu söylüyor. Hava durumuyla ilişkili olarak migreni tetikleyen durumlar arasında aşırı soğuk ya da sıcak hava, yüksek nem oranı, fazla kuru hava, parlak güneş ışığı, rüzgar, hava basıncı değişiklikleri geliyor. Kimyasal dengeleri etkiliyor Hava durumu değişkliklerinin tam olarak hangi mekanizmayla migren tipi ağrıları tetikledikleri tam olarak bilinmiyor. Ancak, beyindeki kimyasal dengeyi etkiledikleri düşünülüyor. İnsanlar özellikle soğuk havayla tetiklenen baş ağrılarını sinüs problemleri olarak yorumlayabiliyor. Bazen de diğer kolaylaştırıcı faktörleri bilmedikleri için soğuk ya da sıcak havayı sorumlu tutabiliyorlar. Bu nedenle migren teşhisinin netleştirilmiş olması ve diğer ağrı kolaylaştırıcı faktörlerin de bilinmesi ağrıdan korunmada büyük önem taşıyor.

44 I Liv Hospital

Migren, Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) yaşamı olumsuz etkileyen hastalıklar sıralamasında 19’uncu sırada yer alıyor.

Mutlaka baş ağrısı günlüğü tutulmalı Liv Hospital İstanbul Nöroloji Uzmanı Uzm. Dr. Aylin Öztürk Yavuz hastalara baş ağrısı günlüğü tutmalarını tavsiye ediyor. Bu günlükte her ağrı atağının ne zaman olduğunun ve ne kadar sürdüğünün, varsa iklimle ilgili bir tetikleyici olup olmadığının da belirtilmesi gerekiyor. Buna göre, örneğin soğuk ve rüzgarlı havalarda migreni tetiklenen kişilere evde kalmaları, saçlarını ıslak bırakmamaları, böyle günlerde daha erken dönemde ilaç almaları ve beslenme, bol sıvı alımı ve stres kontrolü açısından daha dikkatli olmaları tavsiye ediliyor. Bu yöntemler migren krizlerinin şiddetini azaltabiliyor.


Türkiye’de migren görülme sıklığı yüzde 20 olarak tahmin ediliyor.

Tetikleyici faktörler herkese göre değişiyor Hormonal değişiklikler, stres, açlık, bazı yiyecekler, yorgunluk, uyku düzeni değişikliği ve hava durumu gibi birçok faktör migreni tetiklemekte ya da kötüleştirmektedir. Fakat bu faktörlerin hangi mekanizmalarla migreni tetikledikleri henüz tam bilinmemektedir. Liv Hospital Ankara İç Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Gökhan Celbek migrenle ilgili merak edilenleri anlattı. Migrenin tipik özellikleri 4-72 saat sürebilen, genellikle tek taraflı, orta veya ağır şiddetli olan ve tekrarlayan şekilde görülen bir baş ağrısı bozukluğu olmasıdır. Genellikle fiziksel aktiviteyle şiddetlenir, bulantı, ışık ve yüksek sese karşı hassasiyet oluşur. Yapılan bir araştırmada sese

Portakal ve peynir

karşı hassasiyet ve bulantı en sık belirtilen semptomlar olmuştur. Migren atağı esnasında gastrointestinal, otonomik ve nörolojik semptomlar da ortaya çıktığı görülmüştür. Günlük hayatta bu tetikleyici ve kötüleştirici faktörleri iyi bilmek Migreni tetikleyen faktörler gerekir. Tetikleyici faktörlerin arasında diyetin de önemli rol oybilinmesi atağın şiddetini nadığı biliniyor. Yiyecekler, açlık (öğün veya sıklığını belirgin atlama), alkol, sigara, ilaçlar bu faktörlerin oranda azaltabildiği başında geliyor. Migren atağını tetikleyen gıgibi baş ağrısı nedalar ile ilgili yapılmış çok sayıda çalışma var. Bu deni hakkında çalışmaların sonuçları birbirinden çok farklı. Ancak da fikir migren atağını en çok tetiklediği düşünülen gıdalar verebibuğday, portakal, yumurta, kahve, peynir, lir. çikolata, süt, sucuk, şeker, yağlı ve kızarmış yiyecekler, kırmızı et, turşu, alkol, mantar, mısır, çay ve fermantasyona uğratılmış besinler olarak sıralanıyor. Her hastada tetikleyici ve kötüleştirici gıdalar farklı olabileceği için hastaların migren ataklarını tetikleyen gıdaları kendilerinin takip etmesi tavsiye ediliyor.

migreni tetikleyebilir

Liv Hospital I 45


Klinik Yakın gelecekte dışarıdan görülmeyen, kalp içine yerleştirilen, çok noktadan daha etkin uyarı yapabilen, hatta kendi kendine şarj olabilen kalp pillerine sahip olabiliriz.

H

E

K

I

M

G

Ö

Z

Ü

Y

L

E

Prof. Dr. Enis Oğuz

Doç. Dr. Alp Burak Çatakoğlu

Liv Hospital İstanbul Kardiyoloji Uzmanı

Liv Hospital İstanbul Girişimsel Kardiyoloji Uzmanı

Kalp pilinde kablosuz devir mi başlıyor? Kalp pillerinde kablodan kaynaklı komplikasyonlar tarih oluyor. Kablosuz kalp pilleri hızla gelişiyor

K

alp pili yerleştirilen hastalarda en önemli istenmeyen durum sebebi, kalp pili kablolarıyla ilgili sorunlardır. Zira kalp pilinde ne kadar çok kablo kullanılıyorsa o kadar çok problem yaşanma ihtimali var. İşte kablosuz kalp pilleri bunların önüne geçmek için geliştirildi. Liv Hospital İstanbul Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Enis Oğuz yeni teknoloji kablosuz kalp pillerini anlattı. Kablosuz kalp pillerinin cilt altına yerleştirilen bir parçası veya elektrot kablosu bulunmuyor. Kasıktaki toplardamar içinden koroner anjiyografiye benzeyen bir teknikle yerleştiriliyorlar. Kullanmakta olduğumuz kalp pillerinin onda biri boyutunda bir cihaz. Ayrıca istenildiği zaman kalp 46 I Liv Hospital

içinden geri alınabiliyor. Manyetik alandan etkilenmedikleri için MR görüntüleme yapılabiliyor. Her hastaya uygun değil Ancak kablosuz kalp pilleri kalbi sadece tek noktadan uyarabiliyor. Bu nedenle tüm hastalar için uygun değil. Ayrıca maliyeti de kablolu pilden fazla. Bununla beraber kablolu kalp pillerinin istenmeyen etkilerinin maliyeti düşünüldüğünde bu fark kapanabilir. Kablosuz kalp pillerinin yerleştirilmesi operasyonu ile ilgili riskler de var. Ope-

rasyon başarısı yüzde 100’e yakın olmakla birlikte kalp pilinin bu yöntemle takılamadığı vakalar oluyor. Nadiren operasyon sırasında kalp kasının delinmesi gibi ciddi durumlardan bahsediliyor. Türkiye'de de uygulandı Kablosuz kalp pili ülkemizde de bir hastaya başarıyla uygulandı. Bu konudaki gelişmeler önümüzdeki günlerde de devam edecek. Şimdiden daha çok noktadan kalbi uyarabilen kablosuz kalp pilleri ile ilgili çalışmalar bilimsel makalelerde yerini aldı.


Her yıl dünyada 17.5 milyon kişi kalp hastalıkları nedeniyle yaşamını yitiriyor. Ülkemizde 3.5 milyon kronik kalp hastası bulunuyor.

Mutlu bir birliktelik kalp sağlığını koruyor Liv Hospital İstanbul Girişimsel Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Alp Burak Çatakoğlu kalp hastalıklarından korunmak için doğru beslenmenin, hareketli bir yaşamın, sigara içmemenin ve mutlu bir evliliğin önemine dikkat çekiyor. Her ne kadar Türkler, genetik olarak kalp hastalığına yatkın olsa da yürüyüş yapmak, aşırı tuz tüketiminden sakınmak gibi önlemler kalp hastalıklarını engellemeye yardımcı olabiliyor. Buna bir de mutlu bir beraberlik eklendiğinde kalbimiz sağlıkla atıyor. Hipertansiyon kontrolü çok önemli Kalp hastalıklarının başlıca sebeplerinden biri de hipertansiyon. Türkiye’de her üç yetişkinden birinde hipertansiyon görülüyor. Hem kalp krizi hem de felç riskini arttıran hipertansiyon, kalp yetmezliğine de neden olabiliyor. Yapılan araştırmalar, hipertansiyon hastalarının yarısının, hastalığının farkında olmadığını ortaya koyuyor. Kalp hastalıkları için çok önemli bir risk faktörü olan hipertansiyon için mutlaka düzenli kontrol ve tedavi yapılması gerekiyor.

Bitter çikolata ve Türk kahvesi kalp dostu Kalp sağlığı için bu tavsiyelere kulak verin n Günde mutlaka yarım kilo sebze meyve tüketilmesi gerekiyor. Çünkü sebze ve meyveler vücuttaki kötü yağlarla mücadelede ederek kilo vermeyi de sağlıyor. n Katı yağ yerine zeytinyağı tercih edilmeli. Zeytinyağı vücuttaki iyi kolesterolü artırıyor, kötü kolesterolü azaltıyor. n Günde bir fincan Türk kahvesi kalp hastalıkları riskini azaltıyor. Ancak yüksek tansiyon hastalarının birden fazla Türk kahvesi içmemesi gerekiyor. n Kalp hastalıklarında stres en önemli faktörlerden birini oluşturuyor. Stres, yanlış beslenmeyi de tetikliyor. Yoga, meditasyon, hafta sonları yapılan doğa yürüyüşleri hem stresi azaltmak için hem de kalp açısından fayda sağlıyor. n Günlük hayatta yaşanılan duygu ve olaylar kalbi etkiliyor. Evlilik de bunlardan bir tanesi. Mutlu ve huzurlu bir evliliği

olan kişilerin, kalp krizi geçirme oranları bekarlara göre daha düşük ve yaşam süreleri daha uzun. Bu yüzden kalbiniz için sevdiklerinizle bol bol, neşeli ve kaliteli zaman geçirin. n Yapılan araştırmalar, bitter çikolata yedikten sonra (yüzde 85 kakao) özellikle bacak damarlarında daralma ve tıkanma olan hastaların daha uzun mesafe yürüyebildiklerini ve ağrılarının azaldığını gösteriyor. n Mümkün olduğunca az tuz tüketmek gerekiyor. n Her gün düzenli olarak yarım saat doğa yürüyüşü yapılmalı. Asansör yerine merdiven kullanılmalı ve spor yapılmalı.

Liv Hospital I 47


Klinik

H

E

K

I

M

Doç. Dr. Salim Ersözlü

G

Liv Hospital İstanbul Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı

Ö

Z

Ü

Y

L

E

Uzm. Klinik Psk. Ceren Aydın

Liv Hospital İstanbul Klinik Psikoloji Uzmanı

Sosyal medya hastalığı

FOMO Uzmanlar sosyal medya kullanımının araç olmaktan çıkıp amaç haline gelmesine karşı uyarıyor

F

omo, sosyal paylaşım sitelerinde sürekli güncelleme yaparak başkalarının ne yaptığından haberdar olma arzusu ve bu arzu doyurulmadığında ortaya çıkan huzursuzluk hissi olarak tanımlanıyor. Liv Hospital İstanbul Klinik Psikoloğu Ceren Aydın hastalığı “İnternet kullanımının bir araç olmaktan çıkıp amaç niteliğine gelmesi kişiler arası ilişkilerde bozulma, yalnızlık, yetersizlik ve hatta depresyon gibi ciddi sorunlara yol açabiliyor. Bu sorunlardan biri de başkalarının ne yaptığından sürekli haberdar olma kaygısı 48 I Liv Hospital

Araştırmalara göre sosyal medya kullanıcısı gençlerde Fomo görülme sıklığı yüzde 75’e kadar çıkabiliyor.

durumu, yani Fomo” diye açıklıyor. Fomo’nun temelinde “Acaba şu an başkaları benim yaptığımdan daha ödüllendirici bir şeyler mi yapıyor?” kaygısı yer alıyor. Yani bu kişiler yaptıkları seçimlerin ve içinde bulundukları durumların diğer insanlarınki kadar cazip olmamasından endişe duyuyor. Fomo, sadece sanal dünyada etkili değil. Bu kişiler sıklıkla istemedikleri halde geri kalma korkusuyla her daveti kabul ediyor. Fomo sevgi, saygı ve kabul ihtiyacı yüksek olan, dürtü kontrolü zayıf bireylerde daha çok görülüyor.


Teknoloji ellere zarar veriyor Teknolojinin gündelik hayattaki rolünün artmasının sadece psikolojimiz değil bedenimiz üzerinde de etkileri var. Liv Hospital İstanbul Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Salim Ersözlü aşırı teknoloji kullanımının ellere ve parmaklara zararını anlattı. Mesajlaşma nedeniyle ortaya çıkan el ve başparmak sorunları en çok gençleri, yani neredeyse tüm iletişimini bu yolla gerçekleştiren grubu etkiliyor.

Teknolojik ürünlerin kullanımına bağlı ortaya çıkan sorunların asıl nedenleri tekrar eden zorlayıcı hareketler ve vücudun doğal olmayan duruşuna bağlı zorlanmalardır. Tekrar eden hareketler eklemlere, kaslara, tendonlara ve sinirlere baskı uygulanmasına sebep olur. Akıllı telefonlar başta olmak üzere teknolojik araçların kullanımına bağlı ortaya çıkan rahatsızlıkların bazıları şöyle sıralanabilir: Tetik parmak: Parmakları hareket ettiren tendonların aşırı kullanımı tendonlarda kalınlaşmalara (nodülleşme) sebep olarak hareketler sırasında takılmaya ve ağrıya yol açar. Tetik parmak en fazla başparmakta görülür. İlk belirti parmakta ağrıdır. Erken tanı ile tedavi edilebilecek olan bu durum ihmal edildiğinde cerrahi müdahale gerektirebilir. De-Quervain sendromu: El bileği ve başparmağın aşırı kullanımına bağlı olarak ortaya çıkar. El bileğinin başparmak tarafında ciddi

ağrıya yol açar. Aşırı telefon kullanımın tetiklediği bu durum, ilerlemesi halinde ancak cerrahi müdahale ile tedavi edilebilen bir tendon sıkışmasıdır. Kübital tünel sendromu: Teknoloji kullanımının artışına paralel görülen dirsekte sinir sıkışması durumudur. Telefon ile konuşurken dirseğin 90 dereceden fazla bükülmesi ve uzun süre bu pozisyonda kalması tetikleyici olabilir. Önlem olarak telefonda kulaklık kullanımı tavsiye edilir. Karpal tünel sendromu: Uzun süreli bilgisayar kullanımında el bileği seviyesinde sinirlerde gerilme, basınç artışı ve ödem görülebilir, bu da sinirlerde sıkışmaya sebep olabilir. Ciddi ağrı ve elde uyuşma bu durumun ilk belirtileridir. Bilgisayar kullanımında belirli aralıklarla pozisyon değişimi ve sık sık mola verilmesi hastalığı önlemeye yardımcı olabilir.

Modern toplumlarda yetişkinlerin yaklaşık yüzde 5'inde Karpal Tünel Sendromu'na bağlı çeşitli belirtiler görülüyor.

Liv Hospital I 49


Klinik

H

E

K

I

M

G

Yrd. Doç. Dr. Meltem Topalgökçeli Selam Liv Hospital İstanbul Medikal Onkoloji Uzmanı

Ö

Z

Ü

Y

L

E

Uzm. Klinik Psk. Beril Yardımcı

Liv Hospital İstanbul Klinik Psikoloji Uzmanı

Kanserle savaşta hasta yakınlarının rolü çok önemli Kanser tanısı konduğu andan itibaren hastayla birlikte hasta yakınlarının da yolculuğu başlıyor. Doktorlar bu süreçte hasta yakınlarına çok iş düştüğünü hatırlatıyor. Peki ne yapabilirler?

S

elin K. kanser olduğunu öğrendiğinde 32 yaşındaydı. Aylar süren tedavi boyunca kocası Bora ve kardeşi Selim en büyük destekçileri oldu. Bugün sağlığına kavuşan Selin Hanım, "Ailem olmasaydı burada olamazdım" diyor. Liv Hospital İstanbul Medikal Onkoloji Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Meltem Topalgökçeli Selam da kanser tedavisinde hasta yakınlarının ne kadar büyük bir rol oynadığına dikkat çekti. İşte tavsiyeleri: n Hastalara profesyonel destek tavsiye etsek de hastanın yakınlarının vereceği desteğin yeri çok ��nemli. 50 I Liv Hospital

Kendinize zaman ayırın

Aslında en önemlisi hasta yakınlarının kendilerine iyi bakması. Biz onları yaşam destekçileri olarak adlandırıyoruz. Kendilerine bakmalarını ve mutlaka kendileri için zaman yaratmalarını öneriyoruz. Çünkü onlara çok ihtiyacımız var.

Tüm bu süreçte mümkün olduğu kadar olumlu yanları ortaya çıkarmaya yardımcı olmalılar. n Hastalığın tedavisi boyunca kilo kaybının olmaması ve sağlıklı beslenme çok önemli. Hasta yakınları bu düzenin kurulmasına yardımcı olabillir. n Hasta yakınlarının hastaların günde ortalama 20-30 dakika egzersiz yapmasını desteklemesi gerekiyor. n Hasta yakınlarının, tedavi olan hastaların mikrop kapmamasına özellikle dikkat etmeleri gerekiyor. Kendilerinin de grip aşısı yaptırmalarını tavsiye ediyoruz.


Kanser destek grubu

DEVAM EDiYOR Liv Hospital İstanbul’da 2014 yılının baharından bu yana kanser destek toplantıları düzenleniyor. Programı Liv Hospital İstanbul Klinik Psikoloğu Beril Yardımcı anlattı. Destek ve paylaşım grupları, yaşamında benzer süreçlerden geçen kişilerin bir uzman eşliğinde bir araya geldiği ve deneyimlerini paylaştığı bir ortam. Konu kanser olduğunda, birbirinin halinden anlayan insanların bir araya gelmesi katılımcılar için destekleyici bir alan yaratıyor. Gruplar her perşembe 15:00-17:00 arasında toplanıyor. Kimler katılıyor?

bir parçası. Katılımcılar devamlılık göstermeye çalışıyorlar, çünkü ancak bu şekilde yakınlık artıyor ve konular derinleşebiliyor. Neler konuşuluyor? Tahmin edilenin aksine gruplarda kanser, belki de en az konuşulan konu! Kanser sürecini hayatın merkezine koymamak, stresle başa çıkma ve sınır koyma becerileri, iletişim ve sağlıklı çatışma, öfke ve olumsuz duyguların ifadesi gibi konular konuşuluyor. Ve tabii konuşulanlar her zaman dört duvar arasında kalıyor.

Grup kanser tanısı almış, tedavi gören veya tedavisini geride bırakmış herkese açık. Farklı kanser türleri ve evreleri içinde olan herkes katılabiliyor. Klinik psikolog dışında uzun dönem paylaşım gruplarında bulunmuş gönüllülerimiz de grubun

Liv Hospital'da hasta yakınlarına, özel toplantılar yakında başlıyor Kanserle yaşamak, sadece tanı alan kişiyi değil, kişinin içinde bulunduğu tüm sistemi, aileyi ve yakınları derinden etkiler. Bakım vermeyi, yeni sorumluluklar almayı, tanı almış kişiye fiziksel ve duygusal olarak eşlik etmeyi gerektiren bu

dönemde, yakın kişiler için de bir destek grubu kuruyoruz. Sadece yakınların katılabileceği grubumuzda katılımcıların iç dünyalarını samimiyetle paylaşabileceği bir alan açıyoruz. Aylık olarak yapmayı planladığımız toplantılara davetlisiniz.

Liv Hospital İstanbul bünyesinde her hafta düzenlenen

'Yol Arkadaşım'

kanser destek grupları hastalara güvenli bir paylaşım ortamı sağlıyor

Bana çok iyi geliyor. Derdimi anlatmak, acımı paylaşmak. Acı paylaşılınca azalır, mutluluk paylaşılınca artar. Benim acım azalıyor. Evden çıkmak da iyi geliyor. Dönüşte de ortamda da mutlu oluyorum. (G.B., Mayıs 2015)

Bilgi için Liv Hospital İstanbul Klinik Psikoloğu Beril Yardımcı’yı arayabilirsiniz.

0530 172 96 57 Liv Hospital I 51


Klinik

yaş 65 üzerinde

unutkanlık

Alzheimer

belirtisi olabillir

Unutkanlık yaşlılığın doğal bir parçası değildir. 65 yaş üzerindeki kişilerde yakın dönemde olan olayları unutmak Alzheimer habercisi olabilir. Uzmanlar hastalığa karşı alınabilecek önlemleri anlattı

B

ellek bozukluğu, zihinsel işlevlerde düşüş, konuşma ve yorumlamada zorluklar, davranış bozuklukları ile kendini gösteren demansların en sık rastlanan tipi Alzheimer hastalığıdır. Liv Hospital İstanbul Nöroloji Uzmanı Uzm. Dr. Aydan Tandoğan Sarp Alzheimer hastalığında risk faktörlerini anlattı. Beynin bellek ile ilgili bölümlerinde kesin bilemediğimiz bir nedenle zararlı proteinlerin birikmesi ve beraberinde iltihabi reaksiyonun gelişmesi sonucu geri dönüşümsüz hücre kaybı Alzheimer hastalığının ortaya çıkmasına yol açar. 52 I Liv Hospital

Hastalıkta ana risk faktörü yaştır. 65 yaş üzeri her 10 kişiden birinde, 80 yaşına gelen her 2 kişiden birinde Alzheimer hastalığı görülür. 65 yaş altında ise nadir olarak rastlanır. Diğer risk faktörleri arasında yüksek tansiyon, diyabet, yüksek kolesterol düzeyleri, düşük eğitim düzeyi ve ailede Alzheimer hastalığı olması sayılabilir. Yürümenin koruyucu etkisi var Genel olarak sağlıklı yaşam ilkeleri Alzheimer hastalığından korunmak için de geçerlidir. Yüksek tansiyon ve kolesterol


Akdeniz diyeti tercih edilmeli H

E

K

I

M

Uzm. Dr. Aydan Tandoğan Sarp

Liv Hospital İstanbul Nöroloji Uzmanı

G

Ö

Z

Ü

Y

L

E

Dyt. Serap Güzel

Liv Hospital İstanbul Diyet ve Beslenme Uzmanı

kontrol altına alınmalıdır. Akdeniz tipi zeytinyağlı sebze ve balık ağırlıklı diyet, her gün düzenli yürümenin koruyucu etkisi vardır. Yaşlılıkta aktif hayatın içinde olmak, zihinsel olarak aktif faaliyetlerde bulunmak, varsa depresyonun tedavi edilmesi hastalıktan korumak için önemlidir. Bazı hastalar birkaç yılda, bazı hastalar uzun yıllar sürecinde kötüleşme gösterir. Süre 2-12 yıl arasında değişir. 65 yaş üzerinde unutkanlığı olanların bir nöroloji hekimine başvurmaları erken tanı ile tedaviye yanıtın artmasını, hastalığın sabit kalması veya bozulma hızının yavaşlamasını, dolayısı ile yaşam kalitesinin artmasını sağlar.

Yakın hafıza zayıfladıysa sorun olabilir Alzheimer hastalığı giderek toplumda daha tanınır hale geldiği halde tanı sıklıkla gecikir. Bunun en önemli nedeni, “unutkanlığın yaşlılığın doğal bir parçası” olduğunun düşünülmesidir. Bazen de unutkanlığın fark edilmesi zaman alır. Eski olayların iyi hatırlanıyor olması belleğin iyi olduğu anlamına gelmez. Alzheimer hastalığının başlangıcında yakın zamanda olanları, söylenenleri akılda tutma yetisi bozulur. Ama eski bilgiler korunur.

Nüfus artışı ve yaşam süresinin uzaması ile paralel olarak yaşlılıkta sık görülen hastalıkların başında Alzheimer geliyor. Liv Hospital İstanbul Diyet ve Beslenme Uzmanı Serap Güzel, Alzheimer ve beslenme arasındaki ilişkiyi anlattı: Kişinin yaşam kalitesini etkileyen farklı beslenme alışkanlıkları, besin bileşimleriyle birlikte bilişsel fonksiyon ve Alzheimer üzerinde çeşitli etkilere sahip. Yapılan araştırmalarda et, tereyağı, yağlı süt ve ürünleri, yumurta gibi doymuş yağ ve kolesterol içeriği yüksek hayvansal kaynaklı besinler ve rafine şeker içeriği yüksek diyetlerin Alzheimer riskini artırdığı görülüyor. Buna karşılık bitkisel kaynaklı yağlardan alınan çoklu doymamış yağ asitlerinin ve balıktan alınan Omega-3 çoklu doymamış yağ asitlerinin yüksek tüketiminin Alzheimer riskini azalttığı araştırmalar ile kanıtlanmıştır. Besinlerle alınan E ve C vitaminlerinin Alzheimer riskini azalttığı; yaşlıların günlük beslenmesine folat, betakaroten, E ve C vitaminlerinin ilave edilmesinin daha iyi bilişsel kapasite sağladığı da biliniyor. B12 vitamini ve folik asit eksikliğinde plazma homosistein konsantrasyonu yükselmekte ve nöral hücreler için toksik etki yaratmaktadır. Haftada 2 gün balık yenmeli Bitkilerin içeriğinde bulunan polifenoller serbest radikallerin en büyük düşmanıdır. En zengin kaynakları çay, meyve suyu ve şaraptır. Yeşil çay polifonelleri ise antioksidan etkisiyle bilişsel bozukluğu inhibe etmektedir. Yaşlanma süreci başta olmak üzere yaşam boyu sağlıklı beslenme yaşam tarzına dönüşmelidir. Yüksek miktarda bitkisel besinler (meyve, sebze, kurubaklagiller ve tahılar vb.), balık, zeytinyağı, düşük düzeyde kırmızı et ve tavuk ile şarap içeren Akdeniz diyeti, Alzheimer hastalığı üzerinde en çok koruyucu etki gösteren diyettir. Balık haftada 2 gün, sebze ve meyveler ise her gün 4-5 porsiyon tüketilmelidir. Liv Hospital I 53


Klinik

H

E

K

I

M

G

Ö

Z

Ü

Y

L

E

Prof. Dr. Mehmet Zülküf Önal

Doç. Dr. Öznur Öken

Liv Hospital Ankara Nöroloji Uzmanı

Liv Hospital Ankara Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı

MS ’e

karşı kahve silahı Genç yetişkinlerde sakatlığa neden olan en sık görülen hastalık MS... Araştırmalar kahvenin bu hastalığın riskini azaltabildiğini gösteriyor

M

ultipl Skleroz (MS) hastalığı ile ilgili son gelişmeleri Liv Hospital Ankara Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Zülküf Önal değerlendirdi.

beraber çocuklarda nadir görülür. Sıklıkla 30 yaş civarında ortaya çıkar. Genç yetişkinlerde sakatlığa neden olan en sık görülen hastalıktır. Kadınlarda iki kat daha fazla görülür.

Multipl Skleroz (MS) hastalığı nedir? Multipl Skleroz (MS) beyin veya omurilikte inflamasyon (iltihaplanma) odaklı seyreden bir hastalıktır.

Belirtileri nelerdir? Dört MS hastasının birinde, ilk sorun görme bozukluğu ile başlar. Hastalarda görme bulanıklığı ile beraber gözde ağrı olur. MS hastalarında denge bozukluğu, güç kaybı his kaybı veya azalması görülebilir.

MS neden ortaya çıkar? MS otoimmün bir hastalıktır. Bağışıklık sisteminin hücreleri normalde vücudu korumak için bakterilere, virüslere saldırırken MS sürecinde zararlı organizmalar yerine vücudun sinir sistemine karşı atağa geçerler. MS nasıl seyreder? Hastalık başladıktan sonra dört şekilde ilerleyebilir. İyileşen-tekrarlayan tip, sekonder ilerleyici tip, primer ilerleyici tip, iyi huylu tip olarak farklılık gösterebilir. MS kimlerde görülür? MS herhangi bir yaşta ortaya çıkmakla 54 I Liv Hospital

Kahvenin MS hastalığına iyi geldiğine dair araştırmayı değerlendirir misiniz? Journal of Neurol Neurosurg Psychiatry Dergisi’nde yayımlanan araştırmaya göre, günde 6 bardak kahve tüketimi MS gelişme riskini belirgin olarak azaltabiliyor. İsveç ve ABD’de toplam iki binden fazla MS hastası üzerinde yapılan araştırmalarda kahveyi az tüketenlerde MS’in daha çok görüldüğü tespit edildi. Ancak araştırmacılar, elde ettikleri sonuçların başka çalışmalarla da desteklenmesi gerektiğini de özellikle belirtiyor.


Rehabilitasyona erken başlamak yaşam kalitesini yükseltiyor MS hastalarının mevcut fonksiyonlarını koruyabilmelerinin yollarını Liv Hospital Ankara Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Öznur Öken anlattı. Rehabilitasyon için en uygun zamanlama nedir? Hastalar genellikle kalıcı sekellerin geliştiği ve fonksiyonel gelişme şansının azaldığı geç dönemde rehabilitasyona yönlendirilmektedir. Oysa ki, bireysel ve toplumsal maliyeti azaltmak için fonksiyonel kayıpların gelişmesini önleyici rehabilitasyon süreci önem arz eder. Rehabilitasyon programı nasıl olmalıdır? Bulguların çok çeşitli ve önceden kestirilemez karakteri nedeniyle MS hastalarında standart rehabilitasyon protokollerini uygulamak zordur. Semptomların kontrolüne yönelik dikkatli bir çalışma yapılması gerekir. Ne kadar egzersiz yapılması gerekir? MS'de kondüsyon kaybının yorgunluğa yol açan önemli bir faktör olduğu bilimsel yayınlarla kanıtlanmıştır. Egzersizlerin standart bir tekrar sayısı yoktur, tekrar sayısına hastanın yorgunluk durumuna göre karar verilmelidir. Hangi sporlar tavsiye edilir? Yüzme ve yürüyüş gibi aerobik egzersizler, kişinin enerji düzeyini artırır ve yorgunluğun hızlı açığa çıktığı kasları güçlendirir. Bu egzersizler haftada 3-4 kez, 30 dakikalık bir program şeklinde yapılabilir. Gevşeme egzersizleri ve yoga da yararlıdır.

Kahve her derde deva Kahveyi kafeinsiz içebilirsiniz. Faydalı etkileri kaybolmaz.

n Kahve enerji seviyesini yükseltiyor. Beyin fonksiyonlarını olumlu etkilediğini gösteren araştırmalar da bulunuyor. n Farklı billimsel araştırmalar kafeinin yağ yakımına yardımcı olduğunu ortaya koyuyor. Kafeinin metabolik hızı yüzde 10'a kadar artırdığını gösteren araştırmalar var. n Kahve magnezyum ve potasyumun yanı sıra B2, B3 ve B5 vitaminleri de içeriyor. n Düzenli kahve içmek Tip 2 diyabetin önüne geçebiliyor. n Kahve Alzheimer ve Parkinson hastalıkları riskini azaltıyor.

Liv Hospital I 55


Klinik

Floresan kılavuzluğunda beyin cerrahisi dönemi

Beyin ameliyatlarında devrim yaratan floresan kılavuzluğunda cerrahi en derindeki tümörlerin dahi minimum zararla çıkarılmasını sağlıyor

B

eyin cerrahisi ameliyatlarında son yıllarda sayılı merkezde kullanılmaya başlanan “floresan kılavuzluğunda cerrahi” yöntemi eskiden sadece tümör cerrahisinde, tümör ile normal dokunun daha iyi ayırt edilmesini sağlamak için kullanılıyordu. Bugün ise çeşitli cerrahi işlemlerde cerrahların en büyük yardımcısı haline geldi. Floresan kılavuzluğunda cerrahi yöntemini Liv Hospital İstanbul Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Talat Kırış ve Liv Hospital İstanbul Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Mustafa Ömür Kasımcan detaylarıyla anlattı. Floresan kılavuzluğunda cerrahi yöntemi, özel ameliyat mikroskopu ile floresan 56 I Liv Hospital

özellikteki bir maddenin ameliyat sırasında hastaya damar yolundan verilmesi sonrasında özel bir filtre yardımıyla görüntüleme esasına dayanıyor. Bu yöntemle damarlar da çok ayrıntılı bir şekilde görülebiliyor. İşlem hastaya zarar vermeksizin defalarca tekrar edilebiliyor. Damar yoluyla veriliyor Bu yöntem, tümör cerrahisinde tümöre yapışarak geçen ve normal beyin dokusunu besleyen damarların ayrılmasını ve ameliyat sonunda halen çalışıp çalışmadıklarını belirlemekte çok etkili bir yol olarak karşımıza çıkıyor. Damarsal ameliyatlarda da patolojinin daha iyi anlaşılıp, cerrahi sonunda daha iyi kontrol edilmesini mümkün kılıyor.


Tümör derinliği sorun olmaktan çıkıyor H

E

K

I

M

Prof. Dr. Talat Kırış

G

Liv Hospital İstanbul Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı

Ö

Z

Ü

Y

L

E

Yrd. Doç. Dr. Mustafa Ömür Kasımcan Liv Hospital İstanbul Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı

Beyin ve omurilik ile ilgili anevrizma, arteriovenöz malformasyon ve fistüller gibi hastalıklarda floresan kılavuzluğunda cerrahi yönteminin kullanılması ile ameliyat sırasında damarların ayrıntılı bir şekilde görüntülenmesi mümkün oluyor. Bu yöntemle bugün ve gelecekte beyin cerrahi ameliyatlarının daha sorunsuz yapılabileceği düşünülüyor.

ANEVRİZMA

ANEVRİZMA

TÜMÖR

Beyin ameliyatlarında bazı metastazlar ve lenfoma gibi tümörler beyin dokusundan tam olarak ayırt edilemeyebiliyor. Liv Hospital İstanbul Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Talat Kırış, tümör derindeyse ona ulaşılması için belli bir yol kat edilmesi gerektiğini hatırlatarak bu sırada yapılacak en

ufak hatada beyne zarar verme ihtimali olduğunu vurguluyor. Ancak Liv Hospital İstanbul’da uygulanan floresan kılavuzluğunda yapılan girişim sayesinde ulaşılması zor tümörler rahatlıkla temizlenebiliyor. Malign (kötü huylu) beyin tümörleri tedavisinde kullanılan bu yöntem metastatik (yayılma) tümörlerde de kullanılıyor.

Nasıl uygulanıyor? Liv Hospital İstanbul Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Talat Kırış, floresan kılavuzluğunda cerrahi yöntemini şöyle anlatıyor: “Ameliyat sırasında kafatası kemiği açıldıktan sonra bir ilaç veriliyor. Bu ilaç göz hekimlerinin yıllardır göz anjiyografisinde kullandığı bir ilaç. Tümör tarafından tutulan bu ilaç ile beyin dokusundan farklı olan sarı renkte tümör dokusunu görüyorsunuz. Normalde ikisi de beyazımsı olan bu dokular mikroskobumuza entegre sarı renkli bir filtre ile bakıldığında farklı renkte görünüyorlar. Beyin dokusu daha pembe, tümör dokusu ise sarımsı bir hal alıyor.” Liv Hospital I 57


Klinik

H

E

K

I

M

G

Ö

Z

Ü

Y

L

E

Yrd. Doç. Dr. Emre Çenesiz

Yrd. Doç. Dr. İsmail Gönen

Liv Hospital İstanbul Çocuk Sağl��ğı ve Hastalıkları Uzmanı

Liv Hospital İstanbul Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı

Çocuğumu ne zaman doktora götürmeliyim? Çocuğunuzun ateşi her zaman tehlikeli değildir, ama karın ağrısı apandisit habercisi olabilir. Peki hangi durumlarda doktora gidilmeli?

Ç

ocuğunuz okuldan geliyor. Ateşi var. Peki ne yapacaksınız? Çocuğunuzu hangi durumlarda doktora götürmeniz gerektiğiyle ilgili tavsiyeleri Liv Hospital İstanbul Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Emre Çenesiz sıraladı. Yüksek Ateş Yüksek ateşli çocuklarda enfeksiyon odağını tespit etmek için doktora gidilmesi şart. Bebeğiniz 3 aylıktan küçük ise ateş fark edildiği anda doktora gidilmeli. Daha büyük çocuklarda ise ateş düşürülüp takibi yapılabilir. Çocuklarda ateş, koltuk altından 37.5, makattan 38.5 ise normal sayılabilir. 58 I Liv Hospital

Öksürük-Hırıltı Öksürük ve hırıltıya özellikle yüksek ateş de eşlik ediyorsa akut bronşit ihtimali göze alınarak takip edilmeli, doktora gösterilmelidir. Kusma ve ishal Şiddetli kusma çocuklarda su kaybına neden olur. Kusmaya ishal de eşlik ederse doktora gidilmeli ve serum takviyesi yapılmalıdır. Karın ağrısı Karın ağrısı durumunda apandisit ihtimalini dışlamak için çocuğunuzu muayene ettirmelisiniz. Alerji Çocuğunuzun vücudunda egzama görülüyorsa, kronik burun

akıntısı veya tekrarlayan öksürük atakları yaşıyorsa alerji olma ihtimalini doktora görünerek eleyiniz. Döküntü Döküntülü hastalıklarda da tehlikeli mi değil mi anlamak için doktora görünülmelidir. Kabız Özellikle ek gıdaya başlama sürecinde, diş çıkarma ve yürüme dönemlerinde kabızlık görülebilir. Sarılık Çocuklarda ilk olarak göz, daha sonra da ciltte gelişen sarılık durumunda bulaşıcı hastalıkların tespiti açısından doktor kontrolü önerilir.


ÇOCUKLARDA İLK YARDIM Her anne babanın bilmesi gerekenler

Boğulma anında neler yapılmalı?

Anne babaların korkulu rüyası çocuklarının ani bir sağlık sorunu yaşamasıdır. Çocukluk çağında istenmeyen olayların en önemlilerini trafik kazaları, suda boğulmalar, yanıklar, düşmeler, zehirlenmeler, besin ve yabancı cisim aspirasyonları ve ateşli silah yaralanmaları oluşturmaktadır. Liv Hospital Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. İsmail Gönen bu durumlarda her anne babanın bilmesi gereken bilgileri paylaştı:

Eğer çocuk besin ya da yabancı bir cismi aspire ettiğinde şiddetle öksürmeye başladıysa, solunum yolları tam olarak tıkanmamış ve öksürerek bu cismi dışarıya atmaya çalışmaktadır. Eğer solunum yolları uzun süre tıkanırsa öksüremez, parmak uçları, dudakları ve cildi morarmaya başlar.  Bu durumda ilk olarak çocuğun yüzü yere dönecek şekilde ön kolunuza yatırın, baş gövdeye göre daha alçak tutulmalıdır. Elinizin içi ile çocuğun omuzları arasına 5 kez kuvvetlice vurun. Parmağınızı çocuğun ağzına sokarak yuttuğunu çıkartmaya çalışın. Tekrar yüzünü aşağıya çevirerek aynı hareketleri tekrarlayın.  Bebeğiniz tepki vermiyorsa bağırarak yardım isteyin ve birisinin 112’yi aramasını sağlayın. Solunum yolunu açmak için sert bir zemine yatırarak başını hafifçe geriye düşmesini sağlayacak şekilde omuzlarının altına bir havlu yerleştirin. Ağız ve burnu hortum şeklinde bir aspiratörle iyice temizleyin. Sonra sırtını ovarak ya da ayaklarına fiske şeklinde vurarak uyarı verilmelidir. Göğsünün kalkıp kalkmadığına bakıp hava giriş çıkışını kontrol edin. Eğer nefes almıyorsa bebeğinizin burnunu kapatın ve ağzını ağzınızla kapatarak nazikçe 1-2 saniye süreyle hava verin. Eğer bebeğiniz hala nefes almıyorsa 3 saniyede bir bu işleme devam edin. Bir dakika içinde dudakları parmak uçları pembeleşmeye başlarsa ağız ve burun içini temizleyin. Eğer solunumu hala geri gelmediyse yardım ulaşana kadar aynı işlemlere devam edin.

n Acil durumlarda soğukkanlı ve planlı davranmak çok önemlidir. Tüm ebeveynler çocuklarda ilk yardım konusunda düzenlenen kurs ve eğitim programlarına katılmalıdır. Acil durumlarla ilgili ihtiyaç duyulacak malzemeler bir torba içinde her an ulaşılabilir bir yerde hazır bulundurulmalıdır. n Eve en yakın acil servisin yeri ve ulaşım şeklinin önceden bilinmesi, doktorunun telefonlarının kolay ulaşılabilir bir yerde olması da hızlı müdahale için çok önemlidir. n Eğitimsiz bir kişi kalp-akciğer canlandırması yapmaya kalkarsa çocuğa daha fazla zarar verebilir. n Gereksiz yere yapılacak kalp masajı atmakta olan bir kalbi durdurabilir. Çocuklarda hava yolunu açık tutmak, ağızdan ağza solunum yapılması ilk yardımda çoğunlukla yeterli olacaktır.

Liv Hospital I 59


Klinik

Saatli bomba

H

E

K

60 I Liv Hospital

M

G

Ö

Z

Ü

Y

L

E

Prof. Dr. Özenç Minareci

Liv Hospital İstanbul Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı

Liv Hospital İstanbul Nöroradyoloji Uzmanı

ANEVRiZMA Anevrizma nedir? Nasıl teşhis edilir? Tedavisi mümkün müdür? Uzmanlar merak edilen soruları yanıtladı

I

Prof. Dr. Mustafa Kemal Hamamcıoğlu

A

Beyin anevrizması nedir? Atardamarın bir noktasının genişleyerek balonlaşmasıdır. Patlaması halinde ölümcül olabilir.

nevrizmayla ilgili merak edilen tüm soruları Liv Hospital İstanbul Nöroradyoloji Uzmanı Prof. Dr. Özenç Minareci yanıtladı: Anevrizma nasıl oluşur? Anevrizmalar genellikle 40 yaşından sonra ortaya çıkar. Birinci dereceden akrabasında ikiden fazla anevrizma olanlarda risk 5 kat fazladır. Anevrizmalar genellikle damarların çatallanma bölgelerinde oluşur ve bu bölgelerin devamlı olarak basınç altında kalmasına bağlı olarak gelişir. Tanısı nasıl konur? Damar görüntülemesinde kullanılan en gelişmiş yöntem kateter anjiografidir. Son teknolojide DSA olarak adlandırılan bu yöntemde kasıktan kateterle girilerek beyindeki ana damarların 3 boyutlu görüntüsü elde edilir. Kanamamış anevrizma nasıl anlaşılır? Kanamamış anevrizmalar çoğu kez, başka bir nedenle yapılan beyin görüntülemesinde tesadüfen saptanır. Bazı anevrizmalar ise sessiz bir şekilde büyüyerek etrafındaki sinirleri sıkıştırır ve bu sayede tanı konulabilir.


Anevrizma niye kanar? Bir anevrizmanın ne zaman kanayacağını tam olarak bilemeyiz. Ancak, yüksek tansiyon, ağır kaldırmak, ıkınmak, kan basıncının yükselmesine neden olan şiddetli duygusal fırtınalar, efedrin, amfetamin, diyet ilaçları, sigara içilmesi kanama riskini arttırır. Kanamamış bir anevrizmanın kanama olasılığı nedir? Bir anevrizmanın ne zaman ve hangi şiddette patlayacağını bilmek mümkün değildir. Ancak anevrizmanın bazı özellikleri kanama riskinin yüksekliği hakkında bize fikir verebilir. Kanama nelere yol açar? Kanayan hastaların yaklaşık yüzde 20’sinde ani ölüm olur. İlerleyen günlerde kanamaya bağlı olarak ortaya çıkan komplikasyonlar sonucunda hastaların yaklaşık yarısı kaybedilir veya ciddi sakat kalır. Diğerlerinde birkaç saat/gün süren çok şiddetli baş ağrısı görülür. Bulantı, kusma, ensede şiddetli ağrı görülebilir. Uykuya eğilim veya koma gelişebilir. Tedavisi nasıl yapılır? Anevrizma tedavisi ilaçla olmaz. Mutlaka bir girişim gerekir. Başlıca iki tedavi yöntemi vardır: açık cerrahi ile kliplenebilir veya endovasküler yolla, yani kafatasını açmadan damarın içerisinden müdahale edilebilir.

Tümör için bu belirtilere dikkat 4Baş ağrısı 4Kusma 4Bulantı 4Görme bozukluğu 4Bilinç bozulması 4Havale geçirme 4Kol ve bacaklarda güçsüzlük 4Sinirlilik 4İştahsızlık 4İşitmede azalma 4Unutkanlık 4Konuşma ve anlamada yetersizlik 4Yazamama 4Dengesizlik 4El ve ayaklarda büyüme

Beyin ameliyatında nokta atışı için nöronavigasyon Beyin ameliyatlarında nöronavigasyon yöntem kullanılır. Bu yöntemde elde edilen görüntüler ameliyat esnasında beynin içinde hangi alanlarda çalışıldığını tüm detaylarıyla gösterir. Ancak kafatası açıldıktan sonra dokularda belli bir oranda yer değişimi oluyor. Bunun için nöronavigasyona intraoperatif MR, intraoperatif BT veya intraoperatif ultrason gibi yöntemler eklenerek gerçek zamanlı görüntüler elde ediliyor.

Ani ve şiddetli baş ağrıları beyin tümörü işareti olabilir Son yıllarda gelişen teknolojiler sayesinde beyin tümörleri artık daha erken ve sıklıkla teşhis ediliyor. Liv Hospital Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kemal Hamamcıoğlu beyin tümörüyle ilgili merak edilenleri anlattı. Her baş ağrısı beyin tümörüne mi işaret eder? Ani, şiddetli ve kolay geçmeyen, patlayıcı tarzdaki baş ağrıları çok önemlidir, hemen tetkik edilmeleri gerekir. Şiddetli olmamasına rağmen uzun süreli ağrılar da incelenmelidir. Tümör ne kadar büyükse o kadar tehlikeli midir? Hayır. Bazı iyi huylu tümörler belirti vermeden çok büyük boyuta ulaşabilir. Bazen de çok küçük bir tümör beynin çok tehlikeli bir yerinde olabilir. Baş ağrısı çekenlerin MR çektirmesi gerekir mi? Günümüzde ciddi baş ağrısı olan her hastanın ayrıntılı muayene ve uygun yöntemlerle (BT ve/veya MR gibi) tetkik edilmesi gerekir. Alınması gerekmeyen tümör var mı? Bazı doğumsal tümörler ve iyi huylu kitleler aralıklı tetkikler ile takip edilebilirler. Mutlaka ameliyat edilmeleri gerekmez.

Liv Hospital I 61


Klinik

Dizdeki rahatsızlıkların en önemli belirtisi yokuş ve merdivende artan diz ağrısıdır. Bu ağrı zamanla normal yürüyüşlerde de görülmeye başlar.

Merdiven çıkarken diziniz ağrıyorsa

DiKKAT! Hareketsizliğin ve fazla kiloların bedelini, vücudun en fazla yük taşıyan eklemlerinden olan dizler ödüyor

S

adece sporcular değil beyaz yakalılar ve ev hanımları arasında da diz ağrısı artık çok yaygın görülüyor. Liv Hospital İstanbul Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Erden Ertürer hiçbir sebebi yok gibi gözüken diz ağrılarının nedenini ve çözümünü detaylarıyla anlattı. Belirgin bir travma yaşamadığı halde diz ağrısından şikayet eden hastalarda akla gelen ilk teşhis “patella-femoral ağrı

62 I Liv Hospital

sendromu” yani diz önü ağrısı oluyor. Bu hastalıkta ana rolü diz kapağı kemiği yani patella oynar. Genellikle nedeni bazı kaslardaki dengesizliklerin patella kemiği ile diz eklemini oluşturan diğer kemikler arasında bir uyumsuzluk meydana getirmesidir. Zamanla bu durum eklemin ön kısmındaki kıkırdaklarda ödeme ve zedelenmelere yol açarak artan bir ağrıya neden olur.

Doğru tanı fark yaratır Doç. Dr. Erden Ertürer “Bu tür rahatsızlıkların en önemli belirtisi yokuş ve merdivende artan diz ağrısıdır” diyor. Zira bu ağrı zamanla normal yürüyüşlerde de


Yaralanmalarda ilk müdahale buz olmalı H

E

K

I

M

G

Ö

Z

Ü

Y

L

E

Doç. Dr. Erden Ertürer

Uzm. Dr. Hilal Yıldız

Liv Hospital İstanbul Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı

Liv Hospital İstanbul Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı

görülmeye başlar ve gündelik hayatı kısıtlar duruma gelir. Bu şikayetlerle başvuran hastalara doğru tanı konması çok önemlidir. Muayene ile diz ağrısı oluşturabilecek menüsküs zedelenmeleri, bağ yırtıkları ya da kireçlenme olarak bilinen kıkırdak sorunları birbirinden ayırılır. Eklem uyumu değerlendirilir. Gerekirse MR çekilerek özellikle diz içi yapıların durumu ile ilgili daha detaylı bilgi sahibi olunur.

Fizyoterapi denenmeli Uzmanlara göre patello-femoral ağrı sendromunda öncelikli tedavi şekli fizyoterapi olmalı. Fizyoterapide diz çevresindeki kas yapıları güçlendirilerek dizin doğru bir mekanikte çalışması sağlanır ve böylece aşınma ve ağrı engellenir. Akut ağrıyı geçirmek için veya kıkırdak yapısını güçlendirmek için çeşitli ilaçlar kullanılabilir. Bu önlemlerle ağrının geçmediği durumlarda diz içi enjeksiyonlara da başvurulur. Ancak tedavinin başarılı olması için önce hastanın egzersiz ve spor faaliyetlerini gündelik yaşantısının bir parçası haline getirmesi gerekir.

Vücudun ağırlığını taşıyan bir eklem olması nedeniyle diz yaralanmaya çok açıktır. Liv Hospital İstanbul Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Hilal Yıldız dizde yaralanmaları önleme yöntemlerini ve yaralanma halinde ilk yapılması gerekenleri paylaştı. Düşme, çarpma, spor sırasında olan yaralanmalar sonrası diz bağlarında veya tendonlarında gerilme, burkulma veya yırtılma oluşabilir. Diz ekleminde şişlik, ağrı, eklem hareketlerinde

kısıtlılık görülebilir ve yürüme zorlaşır. Bu sorunların bir kısmında cerrahi tedavi gerekli olur. Cerrahi gerektirmeyen olgularda konservatif tedavi denen ameliyat dışı tedaviler gündeme gelir. Eğer dizinizde ani veya kısa sürede başlayan ağrı, şişlik ve kısıtlılık oluştuysa dizin istirahate alınması gerekir, soğuk (buz) uygulama ve bandajlama gerekir. Soğuk uygulama 20 dakikayı geçmemelidir. En kısa zamanda bir doktora görünülmelidir.

Diz sağlığını korumak için kiloya dikkat edin Liv Hospital İstanbul Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Hilal Yıldız, dizde yaralanmaların önüne geçmek için şu tavsiyelerde bulundu:

l Aşırı kilo dize çok yük bindirir, diz sağlığı için fazla

kilolardan kurtulmak gerekir. l Ağrısız dönemlerde yürüyüş yapılmalıdır. l Düzenli spor yaparak genel kondisyonu artırmak, kas kuvvetini, kasların ve eklemlerin esnekliğini artırmak gerekir. Denge egzersizleri de çok önemlidir. l Sporun dizleri çok zorlamaması gereklidir. Sıçramalı, zıplamalı sporlar diz sorunu olan kişiler için uygun olmayabilir. l Spor öncesinde ve sonrasında mutlaka germe egzersizleri yapılmalıdır. l Ayakkabı seçimi çok önemlidir. Çok yüksek topuklu ayakkabı önerilmez. l Eğer dizde belirgin bir artroz (kireçlenme) varsa baston kullanmak baskıyı azaltacaktır.

Liv Hospital I 63


Klinik

Robotik prostat cerrahisi ile ameliyat sonrası idrar kaçırma riski azalıyor H

E

K

I

M

G

Ö

Z

Ü

Y

L

E

Doç. Dr. Orhan Tanrıverdi

Uzm. Dr. Rıza Azeri

Liv Hospital İstanbul Üroloji Uzmanı

Liv Hospital İstanbul Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı

Prostat kanseri cerrahisi sonrası gelişebilen idrar kaçırma, yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor. Robotik cerrahi bu sorunun önüne geçebiliyor

P

İdrar kaçıran hastaların dikkat etmesi gereken durumlar: Günlük hayatta ağır aktiviteden kaçınınmaya özen gösterin. Mesanenizi irrite edecek kafeinli ve alkollü içeceklerden uzak durun. Kilo vererek karın yağlarından kurtulun. Sigara içmeyin. Sigara mesane ve öksürmeyi tetikler.

64 I Liv Hospital

rostat kanseri, 50 yaş üstü erkeklerde en sık görülen kanser tipi. 45-50 yaşlarında yapılacak prostat muayenesi ve kan, idrar gibi laboratuvar tetkikleriyle erken tanı konabiliyor. Bu da cerrahi tedaviye olanak sağlıyor. Ancak bu ameliyatlardan sonra bazı hastalarda idrar kaçırma durumu ortaya çıkıyor. Liv Hospital İstanbul Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Orhan Tanrıverdi, bu soruna karşı geliştirilen çözüm yöntemlerini anlattı. Hastaların yüzde 80'inde görülüyor Özellikle organa sınırlı hastalık denen, yayılım (metastaz) göstermeyen durumlarda, radikal prostatektomi dediğimiz prostatın bütünüyle çıkarıldığı cerrahi yaklaşım uygulanabililiyor. Fakat bu prosedürün getirdiği en önemli problemlerden biri, daha çok açık cerrahi yaklaşımlarda karşılaşılan ürinerinkontinans denen idrar kaçırma durumudur. Ürinerinkontinans, idrarının kontrol kabiliyetinin kaybolması veya azalması olarak tanımlanabilir.


Fizik tedavi iyileşmeyi hızlandırıyor

Güncel literatürde prostat cerrahisi sonrası ürinerinkontinans oranları değişebilmekle beraber özellikle açık cerrahi sonrası ilk etapta yüzde 80 gibi yüksek oranlar bildirilmiştir. Radikal prostat cerrahisi sonrası hastaların yaşam kalitesini etkileyen en önemli faktörlerden biri olan bu durum en iyi merkezlerde bile yüzde 4 ila yüzde 8 oranında belirtilirken, son yıllarda da ülkemizde de uygulanmaya başlayan robotik cerrahi yaklaşımlarla minimalize edilmiştir. Daha az dikiş atılıyor Liv Hospital'da da uygulanan robotik prostat cerrahisinde daha fazla büyütme ve manevra kabiliyeti ile anatomik doku hasarı minimalize ediliyor. Daha uzun bir üretrasegmentinin yanı sıra mesane ve üretra arasında daha sağlam, su geçirmez birleştirme (anastomoz) hattı sağlanarak hastaların cerrahiye bağlı idrar kaçırma problemleri önlenebiliyor. Aynı zamanda daha az kesi ve sütürleme (cerrahi dikiş) işlemi uygulandığından açık prostat cerrahisine göre çok daha erken dönemde hastalar taburcu edilebiliyor ve günlük aktivitelerine geri dönebiliyorlar.

Liv Hospital İstanbul Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Uzm. Dr. Rıza Azeri prostat kanseri ameliyatı sonrası idrar kaçırma sorununun, çoğu hastada geçici olduğu halde bazı hastalarda 6 aydan 24 aya kadar uzayabileceğine dikkat çekiyor. Pelvik tabanı kaslarını güçlendirme ve kas kontrolünü öğrendikten sonra çoğu hasta iyileşir, ancak kaslar zayıf olduğu sürece idrar kaçırma devam eder. Ameliyat sonrası 1 ay içinde idrar kaçırma sorunu olan hastalar terapist yardımı alarak bu problemden kurtulabilir ve iyileşme sürelerini kısaltabilirler. İdrar kaçırma hastanın psikolojisini olumsuz etkileyerek korku, anksiyete, sinirlilik ve strese neden olur. İdrar kaçırma korkusuyla hasta dışarı çıkmaktan çekinir ve toplumdaki aktivitelerden ve eğlencelerden kaçarak kendisini toplumdan izole eder. Böylece yaşam kalitesi ve sosyal yapısı bozulur. Yine idrar kaçırma korkusuyla cinsel yaşantısı bozulmuş olur. Prostat ameliyat sonrası diyet ve pelvik taban kaslarının güçlendirilmesine yönelik egzersizler verilebilir, idrar kaçırmanın devamı durumunda pelvik tabanı kas güçlendirmesinde uzman fizyoterapistler hastaya özel program yaparak yardımcı olabilirler. Bu hastalarda davranışsal tedaviler, biofeed-back, pelvik taban kas güçlendirme egzersizleri, kas güçlendirici elektriksel ya da manyetik akımla güçlendirme gibi destek tedavisi verilerek genellikle 1-2 ay içinde iyileşme görülür. Bir yıl üzeri idrar kaçırma problemi devam eden hastaya kalıcı cerrahi tedavi önerilebilir. Liv Hospital I 65


Klinik

8 saniyede bir kişi sigara yüzünden ölüyor H

E

K

I

M

G

Ö

Z

Ü

Y

L

E

Prof. Dr. Ferah Ece

Prof. Dr. Uğur Gönüllü

Yrd. Doç. Dr. Tuğçe Kasapoğlu Hürkal

Liv Hospital İstanbul Göğüs Hastalıkları Uzmanı

Liv Hospital Ankara Göğüs Hastalıkları Uzmanı

Liv Hospital İstanbul Göğüs Hastalıkları Uzmanı

D

ünyada her yıl en az 4.5 milyon insan tütün tüketiminden kaynaklı hastalıklar nedeniyle hayatını kaybediyor. Bu çok şaşırtıcı değil. Zira içtiğiniz her bir sigarada vücut için zehirli ve kanser yapıcı 4 binden fazla kimyasal madde bulunuyor.

Fare zehri ve egzoz gazı da var Polonyum-210 (kanserojen), radon (radyasyon), metanol (füze yakıtı), toluen (tiner), bütan (tüp gaz), DDT (böcek öldürücü), hidrojen siyanür (gaz odaları zehri), arsenik (fare zehri), amonyak (tuvalet temizleyici), karbonmonoksit (egzoz gazı), nikotin (bağımlılık yaratan tek madde) bunlardan sadece birkaçı... Sigaranın zararlarını Liv Hospital İstanbul Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ferah Ece anlattı. Tütün içimi yalnızca içicilerin değil tütün

66 I Liv Hospital

Sigaranın tüm zararlarını bildiğinize emin misiniz? Uzmanlar korkutan detayları paylaştı kullanmayan, ancak tütün dumanına maruz kalan bütün bireylerin sağlıklarını tehdit ediyor. Özellikle çocuklar büyük risk altında. Akciğerleri tam gelişmediği için yetişkinlerden daha fazla ve hızlı nefes alıp veren çocuklar bu nedenle sigaradan daha fazla etkileniyor. Pasif içici durumundaki çocuklarda boğaz enfeksiyonları, bronşit sıklıkla görülen hastalıklar.

Çocuklarda astım ve kanser riski Sigara içen ebeveynlerin çocukları ise kanseri önleyici, DNA tamirinden sorumlu genlerden yoksun olarak doğuyor. Hamileliğinde sigara içen annelerin bebekleri yüzde 10-15 eksik kilolu ve yine aynı oranda zeka eksikliği ile doğabiliyor. Anne veya babası sigara içen çocuklar astım hastalığına daha fazla yakalanırken akciğer fonksiyonları da bozulabiliyor.


Aklınıza gelen her hastalığa neden oluyor n Akciğer ve solunum yollarında kalıcı yapısal bozukluk, bronşit, amfizem, astım gibi akciğer hastalıklarına neden olabilir. n Akciğer, yemek borusu, ağız içi, burun, boğaz, gırtlak, pankreas, böbrek, kan kanserlerini tetikler. n Kalp krizi, damar tıkanması, yüksek tansiyon, aritmi, kangren gibi kalp ve kan dolaşımı hastalıklarına yol açar. n Sinüzit, farenjit, bademcik ve orta kulak iltihabı gibi üst solunum yolu hastalıklarına yol açar. n Beyin hücrelerinin ölümüne sebep olur. Öğrenme bozuklukları, hafıza zayıflığı ve erken bunama nedenidir. n Ağız kokusu yapar, diş ve diş eti hastalıklarına yol açar. n Katarakta sebep olur. n Ciltte leke ve kırışıklık oluşur. Selülit yapar. n Burunda koku alma duyusu azalır. n Erkeklerde iktidarsızlığın başlıca sebeplerindendir. n Kadınlarda erken menopoz ve kısırlığa neden olur. n Gebelikte sigara içmek düşük doğumlara ve bebekte gelişme geriliğine neden olur. n Parmaklarda sararmaya ve tırnaklarda zayıflamaya yol açar. n Kemik erimesi yapar. n Vücutta kronik yorgunluk, uykusuzluk hali, stres, performansta düşme ve reflekslerde azalmaya sebep olur. n Hastalık, yara ve ameliyat tedavileri uzun sürer.

Uzmanlardan sigarayı bırakmak için

5

tavsiye

Liv Hospital Ankara Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Uğur Gönüllü

1 2 3 4 5

Bu işte uzmanlaşmış bir sağlık personelinden destek alın. Sigarayı bırakmayı kolaylaştırabilecek ilaçlardan yararlanın. Psikolojik destek alarak bırakın. Aile ve dostlarınızdan destek alın.

Akupunktur gibi bilimsel olarak etkinliği gösterilmiş farmakolojik destek dışı uygulamalardan yararlanın.

Liv Hospital İstanbul Göğüs Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Tuğçe Kasapoğlu Hürkal

1

Sigarayı neden bırakmanız gerektiğine dair 5 önemli sebebi belirleyin ve bu listeyi hergün göreceğiniz bir yere asın.

2 3 4

Sigaraya ayırdığınız maddi kaynaklarla oluşabilecek kazanımlarınızı düşünün. Sosyal programlarınızı yaparken tiyatro, sinema gibi sigarasız ortamlara öncelik verin. Sigaraya ulaşabilirliğinizi azaltın. Mesela masada tutmayın, sigara ve çakmağı evde ayrı yerlere koyun.

5

Yeni bir sosyal aktiviteye başlayın. Resim kursu, şarkı söylemek, spor gibi...

Liv Hospital I 67


Klinik

N E D Z KUVÖ KORKMAYIN

Prematüre bebek için kuvöz anne karnı gibidir H

Prematüre bebeklerin aileleri için kuvöz bir endişe kaynağıdır. Oysa kuvöz bu bebeklerin bakımı için en güvenilir ortamdır

H

er anne babanın hayali bebeklerini sağlıkla kucaklarına almak. Ancak Türkiye’de her yıl doğan yaklaşık 1 milyon 250 bin bebeğin en az yüzde 7'si erken dünyaya geliyor. Yani gebeliğin 37’nci haftasını tamamlamadan doğuyorlar. Prematüre bebeklerin bakımını Liv Hospital İstanbul Çocuk Sağlığı ve Yeni Doğan Uzmanı Doç. Dr. Nermin Tansuğ anlattı. Prematüre bebekler organ gelişimlerini tamamlayamadan doğduklarında uzun süre yoğun bakımda kalmaları gerekebiliyor. Yoğun bakım süresini ve ileride karşılaşılabilecek hastalıkları 68 I Liv Hospital

Erken doğumların, yoğun bakım ünitelerinin ve yeni doğan uzmanlarının olduğu hastanelerde yapılması tavsiye edilir.

E

K

I

M

G

Ö

Z

Ü

Y

L

E

Prof. Dr. Tuğrul Altan

Doç. Dr. Nermin Tansuğ

Liv Hospital İstanbul Göz Hastalıkları Uzmanı

Liv Hospital İstanbul Çocuk Sağlığı ve Yeni Doğan Uzmanı

ise bebeğin ne kadar erken doğduğu ve doğum ağırlığı belirliyor. Bu süreçte anne babalar için bebeklerini kuvözden izlemek ayrı bir endişe kaynağı. Oysa kuvöz ortamı prematürelerin izlenmeleri için en güvenilir ortam. Unutmayın, yapılan her şey bebeğin yararına ve sağlıklı bir şekilde hayata başlaması içindir. Erken doğan bebeklerin derileri çok ince olduğundan ısılarını koruyamazlar. Prematüre bebeğin kuvözde yatırılmasındaki amaç, anne karnındaki ortamı sağlamaktır. Kuvözde ısı ayarları çok dikkatli biçimde yapılır ve nötral ısı ortamı dediğimiz kalori harcamalarının en az seviyede olduğu ısı ortamı sağlanır. Bebekler kendi ısılarını koruyabilir hale gelene kadar kuvözde kalır.


?

Hangi bebekler prematüredir

Normal gebelik süresi 38 ile 42 haftadır. Gebeliğin 37’nci haftasını tamamlamadan doğan bebeklere prematüre bebek denir. İleri derecede prematüre olan bebeklerde solunum sıkıntısı, kafa içi kanamalar, enfeksiyon, nekrotizan enterit denilen sindirim sistemi hastalığı, ilerleyen aylarda kronik akciğer hastalığı, işitme, görme bozuklukları çıkma olasılığı vardır. Prematüre bebekler doğdukları gebelik haftasına göre şöyle sınıflandırılır: 24–31 Hafta: İleri derece prematüre 32- 35 Hafta: Orta derece prematüre 36- 37 Hafta: Sınırda prematüre

34 ’üncü haftadan sonra

yaşama şansı çok yüksek Erken doğumlarda bebeğin yaşama şansı doğum haftasına paralel olarak artar. Ülkemizde 750- 1000 gram ağırlığında doğan bebeklerin yüzde 50-80'i yaşamaktadır. 34’üncü haftadan sonra doğan prematüre bebeklerin yaşama şansı çok yüksektir.

Prematürelerin göz sağlığı çocuklukta da yakından takip edilmeli Prematüre bebeklerde rastlanan en önemli sorunlardan biri prematüre retinopatisi (ROP). Liv Hospital Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tuğrul Altan, ROP riskini ve tedavisini anlattı. ROP, retinanın damarsal gelişimi tamamlanmadan doğan bu bebeklerde, doğumdan sonra karşılaşılan yüksek oksijenli dış ortamın etkisiyle, damar gelişiminin anormal yönde seyretmesi durumudur. Bu durum retinanın normal damar yapısının tam oluşmaması ve/veya anormal damar üremeleri, buna bağlı olarak da sinir tabakasının yerinden kalkması, şeklinde olabiliyor. ROP riski en fazla 1200 gramın altında ve 32 haftanın altında doğan bebeklerde görülüyor. ROP tedavisi gören bebeklerde ileri yaşlarda şaşılık ve mi-

yopi ortaya çıkabiliyor. Bu nedenle prematüre çocukların yakından takip edilmesi tavsiye ediliyor.

Lazerli tedavi Ancak ROP çaresiz değil. Diyot lazer tedavisi birçok bebekte olumlu etki gösteriyor. Fakat özellikle bazı tip ROP hastalarında yeterli olmayabiliyor. Arka zonda başlayan ve agresif seyreden ROP hastalıklarında son 3-4 yıldır göz içi enjeksiyon yoluyla verilen ilaçlar da kullanılıyor. Bunlar anormal damar üremesini hemen önlüyor. Lazer ve ilaç tedavilerinin birlikte kullanılması sık uygulanan bir yöntem. Tedavi uygulansa da uygulanmasa da ROP’u olan bebeklerde ilk birkaç ay sıkı takip, daha sonraki dönemlerde de düzenli takip kritik önem taşıyor. Liv Hospital I 69


Klinik

Bir kapsülle endoskopi korkusuna

! N O S G elişen teknoloji, hastaların en çok çekindiği tetkik yöntemlerinden olan endoskopiyi acısız ve zahmetsiz hale getiriyor. Üstelik daha önce ulaşılamayan bölgelerin görüntülenmesini sağlıyor. Kapsül endoskopiyi Liv Hospital Ankara İç Hastalıkları ve Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Reskan Altun anlattı. Kapsül endoskopi küçük bir kamera yutulması yoluyla sindirim sisteminden çok sayıda fotoğraf çekilmesini sağlıyor. Bu kamera ortalama bir ilaç kapsülü boyutlarında ve benzer şekilde ağızdan alınıyor. Kapsül şeklindeki kamera sindirim sistemi içerisindeki yolculuğu sırasında binlerce yüksek çözünürlüklü fotoğraf çekerek özellikle geleneksel endoskopik yöntemleri ile görüntülenemeyen alanlardan fotoğraf alınmasını sağlıyor. Günümüzde geleneksel kolonoskopinin yapılamadığı veya tercih edilmediği durumlarda kalın bağırsak poliplerinin taramasında sıkça kullanılıyor.

70 I Liv Hospital

H

E

K

I

M

G

Ö

Z

Ü

Y

L

E

Doç. Dr. Binnur Şimşek

Doç. Dr. Reskan Altun

Liv Hospital İstanbul İç Hastalıkları ve Gastroenteroloji Uzmanı

Liv Hospital Ankara İç Hastalıkları ve Gastroenteroloji Uzmanı

Geleneksel endoskopi yöntemlerinin artık alternatifi var: Kapsül endoskopi hem hastalar hem de hekimler tarafından tercih ediliyor

Kapsül endoskopi ne zaman önerilir? Aşağıdaki durumlarda sindirim sistemi uzmanı doktorunuz tarafından kapsül endoskopi yapılması önerilebilir. n Sindirim sistemi kanamalarının nedenini araştırmak. n Crohn Hastalığı gibi

kronik bağırsak hastalıklarının tanısı.

n İnce ve kalın bağırsak

kanserlerinin tanısı.

n Çölyak hastalığı tanısı. n İnce bağırsak poliplerine

neden olan kalıtımsal hastalıklarda polip taraması.

Güvenli mi?

Kapsül endoskopi güvenli bir işlemdir. İşlem ile ilişkili en önemli risk kapsülün sindirim sisteminde kalmasıdır. Bu risk bağırsak geçişini engelleyen kitlesi veya darlığı olan hastalarda daha yüksektir. Kapsülün sindirim sisteminde takıldığı durumlarda doktorunuz, eğer şikayetiniz yoksa kapsül vücuttan çıkana kadar beklemeyi tercih edebilir.


Saniyede 16 fotoğraf çekebiliyor

İşlem nasıl yapılır? Kapsülü yutmadan önce hasta kablosuz kamera görüntülerini kaydeden kayıt cihazını taşıyan bir kemer takar. Daha sonra bir bardak su ile kameralı kapsülü yutar. Kapsülü yuttuktan sonra koşma, zıplama gibi ağır egzersizler dışında günlük işlerini yapabilir. Kapsülü yuttuktan 4 saat sonra katı gıdalar yenmeye başlanabilir. İşlem, yutulan kapsülün pili bitince (ortalama 8-10 saat) veya kapsül vücuttan atılınca sonlanır. Kapsül kamera tarafından çekilmiş binlerce yüksek çözünürlüklü fotoğraf, kayıt cihazı tarafından kaydedilir. İşlem sonrası kayıtlar sindirim sistemi uzmanı hekim tarafından değerlendirilir.

Liv Hospital İstanmayan demir eksikliği anemisi bul İç Hastalıkları ve başta olmak üzere ince bağırGastroenteroloji Uzsakların polipleri, tümörleri ve manı Doç. Dr. Binnur damarsal hastalıkları, emilim Şimşek, ilk olarak 1981 bozukluğu ile seyreden hastayılında keşfedilen ve 2001 lıklarına tanı koymak mümkün yılında aktif klinik kullanıma olmaktadır. Son yıllarda kullagiren videokapsül endoskonıma giren kolon kapsülü de pi sayesinde sindirim standart kolonoskopik Kapsül sisteminin sır inceleme yapılamayaklaşık 3.7 dolu bir labirent yan hastalarda gram ağırlığında olmaktan çıktıönemli bir tanı ve 11x26 mm ğını söylüyor. aracı olmuştur. ebadında bir cihazdır. Dr. Şimşek Anestezi Saniyede 16 fotoğraf videokapsül gerektirmemesi, çekebilir, görüntüyü endoskopinin non-invaziv yaklaşık 8 kat faydalarını şöyolması ile hasbüyütebilir. Toplam le anlatıyor: talar tarafından 8-12 saatlik kayıt Standart da tercih edilen alır. endoskopik yönkapsül endoskopinin temler olan alt ve üst en önemli handikapı; gastrointestinal endoskosadece tanısal bir incelepiler ile yemek borusu, mide, me olması ve tedavi edici bir oniki parmak bağırsağı ve fonksiyonunun bulunmamasıkalın bağırsakların değerlendır. Ayrıca sindirim sisteminin dirilmesi, hastalıklarına ilişkin tıkayıcı veya daraltıcı hastalıktanıların konulması ve gerelarında da kapsül retansiyonu ğinde endoskopik tedavilerin riski (kapsülün bağırsaklardaki yapılması mümkün iken, yakdarlığa takılması) mevcuttur. laşık 5-6 metre uzunluğundaki Yutma problemi olan hastalarincebarsakların değerlendirilda, gastroparezi, akalazya gibi mesi mümkün olmamaktadır. motilite bozukluğu ile seyreden durumlarda da uygulanması İnce bağırsakta çok etkili önerilmemektedir. Yapılan çalışmalar gebelik ve kardiyak defibVideokapsül endoskorilatörlü hastalarda kullanımına pi özellikle incebarsakların ilişkin herhangi bir kısıtlama incelemesinde büyük bir fırsat olmadığını göstermiştir. sağlamışt��r. Sebebi açıklanaLiv Hospital I 71


Klinik

H

E

K

I

M

G

Ö

Z

Ü

Y

L

E

Prof. Dr. Vedat Kaya

Op. Dr. Bekir Sıtkı Aslan

Liv Hospital İstanbul Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı

Liv Hospital Ankara Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı

Katarakt ameliyatı nasıl yapılır? Ameliyat sonrası süreç zor mudur? Uzmanlar kataraktla ilgili merak edilenleri anlattı

10

1 2

Katarakt nedir? Katarakt gözün renkli bölümünün hemen arkasında, görüntüleri sarı noktaya düşüren saydam organik merceğin çeşitli nedenlerle bulanıklaşmasıdır.

Belirtileri nelerdir? Uzak veya yakın görme veya her ikisi birlikte bozulur. Gözümüzün önünde hafif bir tül perdeden, ancak ışık görebilecek seviyeye kadar değişen görme kaybı olur. 72 I Liv Hospital

soruda

katarakt Liv Hospital Ankara Göz Sağlığı Uzmanı Op. Dr. Bekir Sıtkı Aslan, katarakt hastalığı ve tedavisinin detaylarını paylaştı.

3

Bir yaşlılık hastalığı mı? Genellikle yaşla birlikte gelişir. Ancak göz yaralanmalarından sonra, genel metabolizma hastalıkları ile birlikte hatta doğumsal olarak katarakt görülebilir.

4

Nasıl teşhis edilir? Kataraktı olan hasta görmesinin azalarak değiştiğini hisseder. Göz hekimi ise ileri teknoloji muayene aletleri kullanarak katarakt gelişimini kolayca tespit edebilir.


Kataraktın tedavisi nasıl yapılıyor? Kataraktın tedavisi cerrahidir. Yüksek teknoloji aletlerle gözün ihtiyacı olan mercek ölçümleri, kornea haritaları, ağ tabakanın tomografisi yapılarak ameliyat planlaması yapılır. Lazer teknolojisi kullanılarak veya kullanmadan fakoemülsifikasyon adı verilen yöntemle kesifleşmiş kataraktlı merceğin zarı yerinde bırakılarak kataraktlı kısım ultrasonik enerji ile eritilir ve emilir. Yerinde bırakılan merceğin içine yapay bir mercek konarak görüntülerin gözde odaklanması sağlanır.

5

6 7

Göze dikiş atılıyor mu? Kesiler çok küçük olduğundan genellikle dikiş ihtiyacı olmaz. Bazen kesinin yapıldığı yerdeki doku özellikleri bir-iki dikiş koymayı, cerrahi güvenlik açısından gerektirebilir. Ameliyatta hangi anestezi yöntemini kullanıyorsunuz? Damla ile göz uyuşturulur, hasta konforunu artırmak için damardan da teskin edici ilaçlar verilebilir.

Ameliyat genellikle ne kadar sürüyor? Cerrahın göze giriş ve çıkışı ortalama 10-15 dakika arasındadır. Ancak bunu genellemek yanlış olur. Her gözün anatomisi, katarakt sertliği, eşlik eden diğer sorunlar aynı değildir.

8 9 10

Ameliyattan sonra yasaklar var mı? Göze baskı olabilecek tüm hareketlerden kaçınılmalıdır. Gözle doğrudan el teması kurulması enfeksiyon kaynağı olabilir.

Ameliyattan sonra görme ne kadar düzeliyor? Olağan koşullarda ertesi gün günlük yaşama yetecek görme oluşur. Altınca haftada beynin yeni optik sisteme adaptasyonu ile görme en iyi seviyesini yakalar.

Güneş ışığı kataraktı tetikliyor Araştırmalar güneşin fazla olduğu coğrafyalarda katarakt riskinin arttığını gösteriyor. Liv Hospital İstanbul Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Vedat Kaya, güneşin etkisini ve korunma yollarını anlattı: Güneş çeşitli dalga boyundaki ışınlar nedeniyle göz için zararlıdır. Özellikle ultraviyole ışınları büyük tehlike taşır. Kişinin yaşına, bulunduğu ortama ve maruz kalınan ışının miktarına göre lens, sinir tabakası ve makulada hasar oluşur. Türkiye de göreceli olarak güneş ışınlarının fazla olduğu ülkeler arasında yer aldığı için risk yüksektir. UV-B güneş ışınlarının dik geldiği saat 10.00 ve 14.00 arasıdır. Bu saatlerde uzun süre güneşte kalmaktan kaçınılmalı, UV korumalı gözlük ve siperlikli şapka kullanılmalıdır. Yansımalar nedeniyle deniz kenarı ve kar UV ışınlarını yoğunlaştırır. Havanın parçalı bulutlu olması UV ışınlarını önemli ölçüde bloke etmez. Bu sebeple gözlük seçiminde de U bloke ediş oranı yüksek, kaliteli gözlük camları seçilmeli ve asla güneşe direkt bakılmamalıdır. Liv Hospital I 73


Klinik

H

E

K

I

M

G

Ö

Z

Ü

Y

L

E

Prof. Dr. Bülent Saka

Prof. Dr. Tekin Akpolat

Uzm. Dr. Alev Özsarı

Liv Hospital İstanbul Konsültan Hekimi İç Hastalıkları ve Geriatri Uzmanı

Liv Hospital İstanbul Nefroloji Uzmanı

Liv Hospital İstanbul İç Hastalıklar Uzmanı

Sağlıklı yaşlanma için

Geriatrik check-up Ülkemizde, bireylerin beklenen yaşam süresi çok arttı. Peki ilerleyen yaşlarda, sağlıklı ve kaliteli bir yaşam için hangi önlemler alınabilir?

G

elişen sağlık olanakları sayesinde yaşlı sayısı gün geçtikçe artıyor. Türkiye, Çin’den sonra dünyada 65 yaş ve üstü nüfus sayısı en hızlı artan ikinci ülke konumunda. 1985’te 65 yaş ve üstü bireyler tüm toplumun yüzde 4.2’sini teşkil ederken bu oran bugün yüzde 8.1 (6 milyon) seviyesinded. TÜİK verilerine göre günümüzde 65 yaşında olan bir bireyin ortalama ömür beklentisi 17.8 yıl. Liv Hospital İstanbul Konsültan Hekimi İç Hastalıkları ve Geriatri Uzmanı Prof. Dr. Bülent Saka toplumda artan yaş ile birlikte sağlık sorunlarının da arttığına dikkat çekiyor. Nörolojik hastalıklar (İnme, demans, hareket bozuklukları), depresyon, kardiyovasküler hastalıklar, kanser, çoklu kronik hastalıklar, polifarmasi (çok sayıda ilaç kullanma ve buna bağlı yan etkiler), infeksiyonlar, deliryum (ani bilişsel ve davranışsal bozulma), beslenme bozuklukları, kas gücünde azalmaya bağlı hareketsizlik ve bağımlılık, osteoporoz, denge bozuklukları, düşmeler ve kırıklar, gastrointestinal sorunlar (kabızlık vb), bası yaraları, uyku bozuklukları, görme ve işitme sorunları, idrar kaçırma, diş sorunları bunlar arasında sayılabilir. Aslında yaşlı bakımı denince bütün bu sorunlarla mücadelenin yanısıra hayat kalitesinin arttırılması ve bireyin bağımsız olarak hayatını idame ettirebilmesi amaçlanmaktadır. O halde etkin bir geriatrik değerlendirme sırasında tüm bu olası sorunlar gözden geçirilmelidir. 74 I Liv Hospital

Geriatrik değerlendirme sırasında ne yapılmalı? n Mevcut tıbbi problemlerin sorgulanması ve fizik muayene n Bilişsel değerlendirme (Bunama belirtileri var mı?) n Depresyon sorgulanması n Günlük yaşam aktivitelerinin değerlendirilmesi (Kendi kendine ne kadar yetebiliyor?) n Beslenme ve yutmanın değerlendirilmesi n Görme ve işitmenin değerlendirilmesi

n Kas gücü ve kas kitlesinin değerlendirilmesi n Fiziksel aktivite durumu, denge sorunları ve düşmenin değerlendirilmesi n İdrar kaçırması ve alt tiplerinin sorgulanması n Bası yarası varlığı ve riskinin değerlendirilmesi n Uyku düzeni sorgulanması n İlaçların, olası yan etkilerinin ve etkileşimlerinin sorgulanması n Yaşlı aşılanmasının sorgulanması

Toplumun yaşlanması demekle sadece ömüre yılların katılması algılanmamalıdır. Asıl olan yıllara kalite katmaktır. Bu da bireylerin öncelikle kendi kendine yetebilmesi ve bağımsız yaşayabilmeleriyle mümkündür. O halde hekimler olarak bize düşen, bireyleri bir bütün olarak ele almak, mümkün oldukça sağlıklı olduğu dönemden itibaren tıbbi takiplerini yapmak, tüm tıbbi sorunlarına ayrı ayrı eğilmek, gereksiz ilaç kullanımından korumak ve sağlıklı beslenmelerini sağlamaktır.


ı hayat ş a a t ş a y İleri kseltir ü y i n i s e t i kal Yaşın ilerlemesiyle birlikte kronik hastalıkların artması, bağışıklık sisteminde ortaya çıkan zafiyet ve çok sayıda ilaç kullanılması enfeksiyon riskini artırır. Yapılan çalışmalar çocukluk çağında olduğu gibi ileri yaşta da aşılamanın çok önemli olduğunu gösteriyor. Liv Hospital İstanbul İç Hastalıklar Uzmanı Uzm. Dr. Alev Özsarı, geriatrik hastalarda yapılması gereken aşıları sıraladı:

Yaşlılıkta böbrek sağlığı kritik Yaşlılığın en çok etkilediği organlardan biri böbrekler. Liv Hospital İstanbul Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Tekin Akpolat, "Böbrekteki değişiklikler 40’lı yaşlardan başlar, 50-60’lı yaşlarda hızlanır" diyor. Yaşlanma ile birlikte kan basıncı da yükselir ve hipertansiyon sıklığı artar. Yaşlılarda hipertansiyon tedavisinde tuzu azaltmanın hem tedavi hem de önleme de yararı çok fazladır. Yaşlı insanlar değişik nedenlerle daha çok sayıda ilaç kullanırlar, dolayısıyla ilaç yan etkileri artmıştır. Gereksiz ilaç kullanımından kaçınmak bunların böbreklerdeki olumsuz etkilerini azaltır. Böbrekte yaşla oluşan değişiklikler hastalar için büyük risk yaratır. Zira vücut sıvı ve elektrolit dengesinin sağlanması böbreğin temel görevlerinden birisidir. Bu nedenle erken tanı ve tedavinin, hatta önlemenin önemi büyüktür. Unutmayın, tedavi için hiçbir zaman geç değildir. Yaş, ne diyaliz tedavisine ne de böbrek nakline engeldir.

Mevsimsel grip aşısı: 65 ve üzeri bireylerin bu aşıyı yılda bir kez olmaları önerilmektedir. Aşının koruyucu etkisi 1-2 hafta sonra başlar. Zatürre (pnömoni) aşısı: Gençlerin ayakta geçirebildiği zatürre hastalığı, yaşlılarda hastane yatışına ve hatta yoğun bakım yatışına neden olmaktadır. Bazı vakalarda ölümle bile sonuçlanabilir. Zona aşısı: Varicellazoster virüsünün sebep olduğu ve daha önce su çiçeği geçirmiş kişilerde görülen zona (herpeszoster), ağrılı kabartılarla seyreden ağrılı bir hastalıktır. 50 yaşından sonra daha sık görüldüğü için ileri yaşlarda aşı yapılması önerilir. Tetanoz: 10 yılda bir tüm yaş gruplarında önerilir. Hepatit B: Daha önce yapılmadıysa ya da hastalık geçirilmediyse önerilir. Hepatit A: Doğal bağışıklığı olmayan bireylerde yapılacak ilk dozun ardından altıncı ayda tekrar edilmek üzere toplam iki doz yapılır. Su çiçeği aşısı: Riskli bireylerde daha önce yapılmadıysa 1 ay arayla 2 doz önerilir. Meningokok aşısı: Riskli bireylerde, riskli coğrafyalara seyahat edeceklere 1 doz tavsiye edilir. Liv Hospital I 75


Klinik

Kanser korkutmasın Kansere karşı çaresiz değilsiniz. Yaşam biçiminden beslenmeye, aşılardan güneşe çıkma sıklığına kadar her şey kanser riskini etkiliyor

S

on istatistiklere göre Türkiye’de her yıl yaklaşık 160 bin kişi kansere yakalanırken uzmanlar kansere karşı alınabilecek önlemlere dikkat çekiyor. Kanserden korunma yolları üçe ayrılıyor: Birincil korunma, ikincil korunma ve tersiyer korunma. Bu korunma yöntemlerinin detaylarını Liv Hospital Ankara Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Fikret Arpacı paylaştı. 76 I Liv Hospital

BİRİNCİL KORUNMA

Yaşam biçimi önemli En önemli ve en ekonomik korunma şeklidir. En kolay anlatımla kansere sebep olan ve kanser yapıcı etkenlerden uzak durmak veya bunlara karşı korunmaktır. Bu etkenler şöyle sıralanabilir: Radyasyon kaynaklarından mümkün olduğunca uzak durmak. Güneş ışınları ve ultraviole ışınlardan uzak durmak veya korunmak. Sigara veya tütün kullanmamak.

1 2 3

4 5 6

Kilo almamak yani dengeli beslenmek, hareket etmek ve spor yapmak. Hepatit B ve HPV’ye (human papilloma virusü) karşı aşılanmak. Varsa mide ve oniki parmak bağırsağına yerleşen Helikobakter pilori isimli bakteri, yani gastrit etkeni yok etmek. Çevresel veya besinsel yollarla insan vücuduna giren toksik etkili aromatik hidrokarbonlardan uzak durmak.

7


H

E

K

I

M

G

Ö

Z

Ü

Y

L

E

Prof. Dr. Fikret Arpacı

Uzm. Dyt. Müge Özturna

Liv Hospital Ankara Medikal Onkoloji Uzmanı

Liv Hospital Ankara Diyet ve Beslenme Uzmanı

İKİNCİL KORUNMA

Erken tanı hayat kurtarır Erken tanı ve tedaviyi kapsar. Bu korunma yolu kanserden korunmada ikinci plandadır. Çünkü 100’ün üzerinde kanser türü olmasına karşın tarama ile erken yakalanabilen kanser sayısı sadece 5’tir. Bunlar kalınbarsak kanseri, rahim ağzı kanseri, meme kanseri, cilt kanseri ve prostat kanseridir.

TERSİYER KORUNMA

Kanserden kurtulanlar için Korunmadan ziyade kansere yakalanmış ve iyileşmiş kişilerin başka tür kanserlere yakalanmasını engellemek veya bunları erken tanımak için yapılan takip programlarını kapsar. Kansere yakalanmış, fakat iyileşmiş kişilerin topluma tekrar adaptasyonları ve rehabilitasyonları da tersiyer korunmanın bir parçasıdır.

Kansere karşı yedikleriniz kadar güçlüsünüz Kansere karşı en kuvvetli kalkanınız beslenme biçiminiz. Liv Hospital Ankara Diyetisyen ve Beslenme Uzmanı Uzm. Dyt. Müge Özturna kansere karşı en iyi besinleri sıraladı. Meyve sebze tüketiminin önemini hatırlatan Özturna, beslenmede yağı ve alkolü sınırlamanın önemine dikkat çekti.

Bol miktarda meyve-sebze tüketin Meyve ve sebzeler beta-karoten, C vitamini, E vitamini ve selenyum içerir. Bu öğeler antioksidan özellik taşır ve hücreleri hasardan korur. Ayrıca bağışıklık sisteminin de sağlıklı olmasına yardım ederler. Kanser ve diğer hastalıkların oluşma riskini azaltırlar. Birçok sebze ve meyve düşük yağ ile alındığında posa ve fitokimyasallar açısından mükemmel birer kaynaktır.

Kabuğu ile yenilebilir meyveleri, kuru baklagilleri, sebzeleri ve tam tahıl ürünlerini tercih edin. Hedefiniz günde en az 3-4 porsiyon meyve, 3 porsiyon sebze ve tam tahıllı ekmek tüketmek olsun.

Kuru baklagiller ve tam tahıllar dostunuz Posa açısından zengin, yağdan fakir bir diyet, kolon ve rektum kanserine karşı önemli bir koruyucudur. Posa bağırsaktaki kanser yapıcı maddeleri kendi bünyesine alarak vücudumuzdan atılmasını sağlar. Kompleks karbonhidratları ve posadan zengin besinleri daha çok tüketmeye çalışın. Yağı sınırlandırmak çok önemli Yüksek yağlı diyetler sadece kalp hastalıkları için risk değildir. Meme, kolon ve prostat kanserleri de yüksek yağlı beslenme ile ilişkilidir, özellikle de hayvansal yağların yüksek olduğu diyetler. Hayvansal yağlarda genellikle doymuş yağ, kolesterol ve kalori yüksekken bol posalı besinler düşüktür. Besinleri düşük yağlı, özellikle de doymuş yağdan fakir şekilde tüketmeye çalışın. Alkol kullanımına dikkat edin! Alkol tüketimi, özellikle fazla miktarda tüketenlerde, karaciğer kanseri riskini arttırır. Bu sebeple kadınlar günde 1 kadehten fazla, erkekler ise 2 kadehten fazla alkol tüketmemelidir. Liv Hospital I 77


Klinik

H

E

K

I

M

G

Ö

Z

Ü

Y

L

E

Yrd. Doç. Dr. Z. Çağla Karakoç

Uzm. Dr. Belkıs Kütük

Liv Hospital İstanbul Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji

Liv Hospital Ankara Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı

Aşılar hayat kurtarıyor

Uzmanlar sağlıklı bir yaşam için doğru zamanda doğru aşıları yaptırmanın önemini vurguladı, aşıyla ilgili merak edilenleri anlattı

i

nsanoğlunun yaşam süresini uzatmada ve daha kaliteli bir yaşam sunmada en büyük rollerden biri aşıların... Peki aşı nedir? Hastalıklardan nasıl korur? Liv Hospital Ankara Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Belkıs Kütük yanıtladı. Aşı nedir? İnsan ve hayvanlarda hastalık yapabilen virüs, bakteri gibi mikropların, hastalık yapma karakterlerinden arındırılmasıyla veya bazı mikropların salgıladığı zehirlerin etkilerinin ortadan kaldırılmasıyla geliştirilen biyolojik maddelere aşı denir. Aşı, insanları hastalıklardan ve onların kötü sonuçlarından koruyabilmek için sağlam ve risk altındaki kişilere uygulanır. Aşı nasıl korur? Vücut hastalık yapma karakterinden arındırılmış şekliyle kendisine zarar vermeyen mikrop ya da toksinleri tanır ve onlara karşı bir savunma yöntemi geliştirir. Böylece gerçek mikropla karşılaşıldığında bu yöntemle savaşmayı bilir. Bu kişi artık o hastalığa karşı bağışıktır. Zamanında yapılması neden önemlidir? Aşıların zamanında ve uygun aralıklarla yapılması çok önemlidir. Ancak aşı takviminde belirtilen aralıklara göre aşıları tamamlanamamış çocuklarda önceki aşı dozlarının yapılmasına gerek yoktur. 78 I Liv Hospital

Aradan uzun bir süre geçmiş olsa bile aşılamaya kaldığı yerden devam edilir. Aşı yapılmazsa ne olur? Aşı ile önlenebilir hastalıkların sıklığı artar. Aşılanarak bağışık hale gelmiş bireylerin oluşturduğu toplumlarda hastalıklar yayılmaz. Bu nedenle henüz aşılanmamış, aşılanmaya engel bir hastalığı olanlar da korunmuş olur. Kimler aşılanmalıdır? Bütün çocuklar doğar doğmaz aşı takvimine uygun bir şekilde aşılanmaya başlanmalıdır. Aşılar sadece çocuklar için değildir. Birçok erişkin de aşıyla önlenmesi mümkün olan hastalıklar nedeniyle sakat kalmakta ve ölmektedir. Bu nedenle sadece çocuklar değil, bağışık olmayan tüm yetişkinler de yaşlarına uygun olarak tetanoz, difteri, influenza, pnömokok, meningokok ve zona zoster nedeniyle oluşan hastalıklara karşı aşılanmalıdır. Hastalıklar açısından riskli ülkelere seyahat edecek kişiler de uygun aşıları yaptırmalıdırlar. Aşılar nerede uygulanır? Aşı uygulamaları, aile sağlığı merkezlerinde ve hastanelerde yapılmaktadır. Aşı ücretli midir? Aşı takviminde yer alan aşılar Sağlık Bakanlığı kurum ve kuruluşlarında ücretsiz olarak uygulanmaktadır.

Aşılanarak bağışık hale gelmiş bireylerin oluşturduğu toplumlarda hastalıklar yayılmaz.


Yetişkinler de aşı yaptırmalı

Hangi aşı hangi hastalıklardan korur? Karma aşı: Difteri, boğmaca, tetanoz, çocuk felci ve hib menenjitten Polio aşısı: Çocuk felcinden Hepatit B aşısı: Hepatit B’ye bağlı gelişen B tipi sarılık, siroz ve karaciğer kanserinden Hepatit A aşısı: A tipi sarılıktan Su çiçeği aşısı: Su çiçeği hastalığından Hib aşısı: H. influenza tip B’ye bağlı gelişen menenjit, zatürre ve orta kulak iltihaplarından KKK aşısı: Kızamık hastalığından ve kızamığa bağlı olarak gelişebilen zatürre, orta kulak iltihabı ve SSPE hastalığından, kızamıkçık ve kabakulaktan KPA aşısı: Zatürre, beyin iltihabı ve orta kulak iltihabından korur.

Aşının sadece çocukken Erişkin yapıldığını zannediyorsanız aşıları iş yanılıyorsunuz. Aşılama sadece çocuklar için değil gücü kaybını erişkinler için de önemli bir azaltır, korunma yöntemidir. Zira ek ilaç çocukluk çağında yapılan bazı aşılamalarda bağışıklık zaman kullanımını içinde azalır. Bu nedenle rapel engeller doz dediğimiz ek aşılamalar önem kazanır. Ayrıca aşılave aile mada yaş, meslek, altta yatan tarafından hastalıklar (diyabet, kalp hasbakıma talığı..) seyahat gibi durumlar da dikkate alınmalıdır. Liv muhtaç Hospital İstanbul Enfeksiolma gibi yon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Yrd. durumların Doç. Dr. Z. Çağla Karakoç önüne geçer erişkinlerin yaptırması gereken aşıları listeledi. n Tüm erişkinler rutin olarak her yıl mevsimsel grip aşısı (influenza) olmalıdır. n Her 10 yılda bir Tetanoz-Difteri aşısı yaptırılmalıdır. n Gebe kadınlarda ise tercihen gebeliğin Altta yatan diya27-36 haftalarında bet, böbrek hastalığı, HIV, Difteri- Boğkanser gibi durumlar da aşılama maca-Tetanoz programının oluşturulmasında (DBT) aşısı büyük önem arz etmektedir. Çünkü bu yapılmalıdır. durumlarda mevcut hastalık, örneğin bir n 19-26 grip veya akciğer enfeksiyonu çok daha yaş erişkinleağır seyretmekte ve öldürücü olabilmekre ise servikal, tedir. Örneğin diyabetli bir hastada; grip anal kanser (influenza), pnömokok, Hepatit B, Difteri-Boğmaca-Tetanoz (DBT) ve genital ve zona aşılaması önerilsiğil yapıcı etkisi mektedir. nedeniyle HPV aşısı yaptırmaları önerilir. Liv Hospital I 79


Klinik

Sağlıklı bir yaşam için önce uyku U

H

E

K

I

M

G

Ö

Z

Ü

Y

L

E

Prof. Dr. Oğuz Öğretmenoğlu

Yrd. Doç. Dr. Akçay Övünç Özön

Liv Hospital Ankara Kulak Burun Boğaz Uzmanı

Liv Hospital Ankara Nöroloji Uzmanı

Uyku, organizma için yemek, su, nefes alma gibi vazgeçilmez bir ihtiyaç. Uzmanlar uyku hastalıkları ile ilgili merak edilenleri anlattı

ykusuz geçen gecelerin sayısı gittikçe arttı. Günlük hayatınızı sürdürmek artık imkansız hale geldi. Bir uzmana başvurmanın vakti gelmiş olabilir mi? Liv Hospital Ankara Nöroloji Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Akçay Övünç Özön yanıtladı. Uyku neden önemli? Uyku enerji tasarrufu, büyüme, hücrelerin yenilenmesi, organizmanın onarımı, hafıza, yeni bilgilerin kalıcı

hale getirilmesi gibi hayati işlevler taşır. Ne kadar uyumalıyım? Yeterli uyku süresi kişiden kişiye değişir ve esasen genetiktir. Erişkin insanlarda bu süre 4-11 saat arasında değişmektedir; herkesin bildiği 7-8 saatlik süre ise ortalama bir değerdir. İnsomni nedir? İnsomni azalmış veya kalitesiz gece uykusu nedeniyle gün içine yansıyan yorgunluk, bitkinlik, konsantrasyon güçlüğü, aşırı sinirlilik gibi belirtiler ortaya çıkaran önemli bir rahatsızlıktır. İnsomni, kişinin sosyal ve mesleki yaşamını olumsuz yönde etkiler.

Birçok ülkede ayrı bir ihtisas dalı olan uyku tıbbı, 84 ayrı hastalığı inceliyor.

80 I Liv Hospital


Neden uyuyamıyorum? En sık rastlanan uykusuzluk nedenini, psikiyatrik kökenli hastalıklar oluşturmaktadır. Başta depresyon olmak üzere duygulanım bozuklukları, psikozlar, anksiyete bozuklukları, panik bozukluklar, alkol ve diğer maddelerin kötüye kullanımı, sıklıkla uykusuzluk yakınmasına neden olurlar. Ne yapabilirim? Uyku öncesinde aşırı yemek yeme veya çay-kahve içme, yatağın uyku dışı (TV seyretme, kitap okuma, yazı yazma vb.) amaçlar için kullanılması uykusuzluk yaratan hatalı alışkanlıklara örnektir. Bu alışkanlıklardan vazgeçmek suretiyle, uyku kısa zaman içinde kolaylıkla düzene girebilir.

Uyku apnesi neden önemli? En önemli belirtileri horlama ve uyku sırasında belirli bir süre nefes alamama, gündüz aşırı uyku hali, günlük işler sırasında uyuyakalma, devamlı yorgun uyanma, dikkat bozuklukları ve depresyondur. Her horlayan kişide bu hastalığın olması şart değildir; ancak uyku-apne sendromlu her hastanın hemen hemen istisnasız olarak horladığını söylemek mümkündür. Çeşitli çalışmalar, erişkinlerin yüzde 10-30'unun horladığını göstermiştir. Bu oran Türkiye'de yüzde 26 civarındadır.

Huzursuz bacak sendromu nedir? Oldukça sık rastlanan ancak hastadan yeterli bilgi alınmadığı takdirde kolayca atlanabilecek önemli bir insomni nedeni de huzursuz bacak sendromudur (HBS). Hastalar bacaklarında, özellikle yattıklarında iyice belirginleşen, karşı konulamaz biçimde hareket ettirme ihtiyacından yakınırlar. Bu hissi, derinlerden gelen yanma, karıncalanma, ağrı gibi terimlerle tarif ederler.

Verimli bir uyku için egzersiz şart

Yeteri kadar uyuyor musunuz? Bu belirtileri gösteriyorsanız yeteri kadar uyumuyorsunuz demektir: n Sabah yorgun uyanmak n Gün boyunca sersemlik hissi ya da sık sık uyuklamak n Anlamsız şekilde öfkeli ya da gergin olmak n Konsantre olamamak n Unutkanlık

Liv Hospital Ankara Kulak Burun Boğaz Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Öğretmenoğlu uyarıyor: aAynı saatlerde uyumayı alışkanlık haline getirin. aÖğleden sonra ya da akşamları kafeinli veya alkollü içeceklerden uzak durun. aGün içinde kısa süreli uykulardan (şekerlemelerden) kaçının. aDüzenli egzersiz yapın ama hemen uyku öncesinde egzersiz yapıyor olmayın. aUyuduğunuz odanın karanlık ve sessiz olmasına dikkat edin. aEğer uyuyamıyor, sağa sola dönüyorsanız, karanlıkta uykunuz gelene kadar oturun. Liv Hospital I 81


Klinik

Saç ekimi G TARiH Mi OLUYOR? H

E

K

I

M

G

Ö

Z

Ü

Y

L

E

Prof. Dr. Erdal Karaöz

Prof. Dr. Mustafa Deveci

Liv Hospital Rejeneratif Tıp ve Kök Hücre Üretim Merkezi Sorumlusu

Liv Hospital Ankara Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı

82 I Liv Hospital

Saç dökülmesi sorununa karşı devrim niteliği taşıyan kök hücre tedavisi saç sıklığını artırdığı gibi saçların daha sağlıklı çıkmasını da sağlıyor

ökhan E. 30 yaşına gelmesiyle birlikte saçlarının artık gözle görülür derecede seyreldiğini fark etti. Saç ekimiyle ilgili aylar süren araştırmalardan sonra asıl çözümün kök hücre tedavisi olduğunu fark etti. Gökhan E.'nin delikanlılık dönemindeki saçlarına kavuşmasını sağlayan tedaviyi Liv Hospital Ankara Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Deveci anlattı. Deneysel çalışmalar saça özgü kök hücre kullanımı ile saç kökü içeren vücut alanlarında saç sıklığının arttığını, saçların daha sağlıklı şekilde yeniden çıktığını ve saç dökülmesi hızının azaldığını gösteriyor. Benzer şekilde, yapılan klinik çalışmalarda saç dökülmesinin özellikle erken dönemlerinde injeksiyon yoluyla saç kök hücresi tedavisinin uygulanması ile saç dökülmesinin durduğu ve seyrelmiş alanların normale yakın sıklığa eriştiği görülüyor. Liv Ankara Hastanesi bünyesinde yapılan saç kök hücresi tedavisi ile elde edilen sonuçlar, kadınlarda özellikle saçların seyrelmesi durumunda iyi bir seçenek olmayan saç ekimi yöntemi yerine kök hücre injeksiyonunun oldukça etkili olduğunu ortaya koydu. Erkeklerde ise saçların tamamen açık alanlar oluşturmasından önce yapılan kök hücre tedavisi saç ekimi gibi zahmetli bir tedaviye gerek kalmadan çözüm sağladı.


Saç yoğunluğu 4 katına çıkıyor Liv Hospital'da uygulanan saç dökülmesine karşı kök hücre tedavisiyle bazı hastalarda yüzde 20 olan saç yoğunluğunun yüzde 70-80’e ulaştığı görüldü

Yaklaşık 2 yıl süren Ar-Ge çalışmalarını takiben klinik uygulama sonuçları saç dökülmesine karşı oldukça yüz güldürücü sonuçlar ortaya koydu. Hücresel tedavi yöntemiyle saç dökülmesi büyük oranda durduruldu ve önceden dökülmüş saçların yeniden çıkması sağlanabildi. Saç dökülmesine karşı kök hücre tedavisi yönteminin teknik detaylarını Liv Hospital Rejeneratif Tıp ve Kök Hücre Üretim Merkezi Sorumlusu Prof. Dr. Erdal Karaöz paylaştı. Kadınlarda da etkili Yöntem özellikle erkek tipi saç dökülmesinde etkili olsa da her iki cinste de başarılı sonuçlar veriyor. Erkek tipi saç dökülmesine gene-

tik olarak yatkın kişilerde androjenlerin etkisiyle kalın saç teli üreten saç kökleri cansızlaşır. Birden fazla saç teli çıkaran saç köklerinde ya bir tane saç teli çıkar ya da çıkamaz hale gelir. Cansız saç köklerinden de kalın saç telleri yerine ince, zayıf, cansız ve açık renkli tüy benzeri kıllar çıkar. Bu durum saçlı deride seyrekleşmeye yol açarak özellikle kadınlarda estetik kaygılara neden olur. Ardından saç kökleri hayati fonksiyonlarını kaybederek bir daha saç üretemez hale gelir. Burada önemli olan nokta saç köklerinin ölmeden önceki uyku fazıdır. Uyku fazına giren kökler cansızlaşır ve saç üretmeyi bir süreliğine bırakır. Bu dönemde saça uygulanan hücresel tedaviler, uyuyan ve saç teli üretemeyen saç köklerini uyandırarak sağlam, kalın, koyu renkli saçların oluşmasını, yeni saç kökleri çıkmasını sağlayabilir. Ense bölgesinden alınıyor Erkek ve kadınlara yapılan uygulamalarda, hastanın ense bölgesinden elde edilen mercimek büyüklüğünde saçlı deriden doku örneği alınıyor ve kendi hücreleri çok özel koşullara sahip laboratuarda üretiliyor. Bir ay süren üretim sonunda hücreler bir ay arayla toplamda 3 defa kişinin saçsız bölgelerine deri altına olacak şekilde enjekte ediliyor. Her uygulama arasında, yani 15 günde bir destek tedavisiyle (PRP) oldukça başarılı sonuçlar elde ediliyor. Liv Hospital I 83


Klinik

Kemik iliği naklinde sınırlar kalktı Tıpta yaşanan hızlı gelişmeler kemik iliği naklini çok daha fazla insan için mümkün hale getirdi. Yeni gelişmeleri uzmanlarımız değerlendirdi

H

E

K

I

M

G

Ö

Z

Ü

Y

L

E

Prof. Dr. Oral Nevruz

Doç. Dr. Gökhan Erdem

Liv Hospital Ankara Hematoloji Uzmanı

Liv Hospital Ankara Medikal Onkoloji Uzmanı

S

on yıllarda tıpta en önemli gelişmelerden bazıları kemik iliği nakillerinde gerçekleşti. Liv Hospital Ankara Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Oral Nevruz, bu alandaki olumlu gelişmeleri paylaştı. Kemik iliği nakli, daha öncesinde ölümcül seyreden birçok malign kan hastalığında, hatta birçok iyi huylu hastalıkta da tedavi edici rolü gittikçe daha çok anlaşılan bir uygulama. Doku grubu uyumlu kardeşten yapılan kemik iliği naklinde genellikle iyi sonuçlar elde edildi. Uygun doku olmayanlar için umut Ancak allojenik kemik iliği nakli ihtiyacı olan hastaların sadece yüzde 30’u için kardeş ya da aile içi tam doku grubu uygun verici bulunabiliyor. Son dönemde kemik iliği naklinde yaşanan gelişmeler bu grup için bir umut oldu. Tam uygun kök hücre vericisi bulunamayan hastalar için haploidentik (tam doku grubu uygun olmayan) nakillerde artış gözlemlendi. Mini nakiller mümkün hale geldi

Kan kanserinde vücut hücreleri anormal şekilde çoğalarak kemik iliğini kaplar. Hastalık kemik iliği nakli yoluyla tedavi edilir.

84 I Liv Hospital

Kemik iliği nakillerinde bir diğer gelişme, hastaya yüksek dozda kemoterapi ve/ veya radyoterapi vermeden, vericinin bağışıklık sisteminin alıcı üzerindeki olumlu etkilerinden yararlanmak için ‘mini nakil’ kavramı ile gündeme geldi. Bu işlemin amacı, hastaya nakledilen yeni bağışıklık sisteminin tümör hücrelerini yok etmesini sağlamak ve bu şekilde hastalığı kontrol altına alırken hastanın sağlıklı dokularına zarar vermesini önlemek. Başka sağlık sorunu bulunan ileri yaştaki kişiler için bu mini nakiller ciddi bir umut oldu.


Toplama

Kök hücreler periferik kan ve/veya kemik iliğinden toplanır.

İşleme

Kan ya da kemik iliği labaratuvarda işlemden geçirilerek kök hücreler saflaştırılır ve yoğunlaştırılır.

Otolog nakil nasıl yapılır?

Kemik iliği nasıl alınır? Ameliyathanede steril koşullarİnfüzyon da, genel veya spinal anestezi altında Vücut ısısına yapılır. Vericinin leğen kemiğinden özel döndürülen kök iğneler aracılığı ile alınan kemik iliği bir-iki hücreler hastaya torbaya aktarılır. Yani işlem herhangi bir enjekte edilir. operasyon ve dikiş gerektirmemektedir. Ancak işlem sırasında vücuttan eksilen kanı yerine koymak için verici adayının kendiKemoterapi sinden birkaç hafta önce alınan kan bu Hastaya yüksek sırada kendisine geri verilir. Bazen dozda kemoterapi ya kan bankasından ek kan da radyoterapi verilir. istemi gerekebilir. Dondurarak saklama

Kan ya da kemik iliği dondurularak saklanır.

Tedavide kök hücre devrimi Liv Hospital Ankara Medikal Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Gökhan Erdem, hızla yaygınlaşan kök hücre tedavisiyle ilgili merak edilen soruları detaylarıyla yanıtladı: Kök hücre nedir? Bazı dokularda bulunan ve gereksinim halinde pek çok hücreye farklılaşarak yaşamın devamını sağlayabilme potansiyeline sahip olan hücrelere kök hücre denir. Kök hücreler kendini yenileyebilen, farklı hücrelere dönüşebilen ve çoğalabilen özelleşmiş hücrelerdir. Kök hücreler farklılaşma potansiyellerine göre beş sınıfa ayrılır: Totipotent: Embriyonik ya da ekstraembriyonik hücre-

lere farklılaşabilen kök hücrelerdir. Bu hücreler yaşayan bir organizmayı oluşturabilirler. Zigotun ilk birkaç bölünmesiyle meydana gelen hücreler totipotenttir. Pluripotent: Totipotent hücrelerden daha az oranda farklılaşma kabiliyetine sahiptir, ancak üç germ tabakasından meydana gelen neredeyse tüm hücrelere farklılaşabilirler. Multipotent: Özelleşmiş hücre grupları oluşturulabilen kök hücrelerdir. Oligopotent: Lenfoid ya da miyeloid kök hücreler gibi sadece birkaç hücre tipine farklılaşabilirler. Unipotent: Sadece bir hücre tipini üretebilirler.

Çevre kanından kök hücre nasıl toplanır? Klasik kemik iliği alım yöntemi dışında artık daha sık kullanılan bir yöntem daha vardır. Bu yöntemde 4-6 gün süreyle kök hücreleri kana çıkaran ve cilt altına günde iki kez uygulanan bir ilaç uygulaması yapılır. Daha sonra kemik iliğinden kana geçmiş olan kök hücreler bir makine aracılığı ile kandan toplanır. Bu işlem bir veya iki gün boyunca sürebilir. Anestezi gerektirmez. Kordon kanından kök hücre nasıl alınır? Kordon kanı kaynaklı kök hücreler doğum esnasında bebeğin göbek kordonundan elde edilir. Allojeneik kök hücre nakli için kullanılmak üzere kordon kanı bankalarında saklanır. Kordon kanı nakli genellikle doku uygun akraba veya akraba dışı vericisi olmayanlarda tercih edilir.

Liv Hospital I 85


Klinik

Romatoid artrit sadece eklemleri etkilemiyor Romatoid artrit (RA) sistemik bir hastalıktır. Sadece eklemlerde değil akciğer, kalp, göz gibi organlarda da kendini gösterebilir. İç organlarda hayatı tehdit edici hale gelebilir

H

E

K

I

M

G

Ö

Z

Ü

Y

L

E

Prof. Dr. Şenol Kobak

Doç. Dr. Çağatay Öztürk

Liv Hospital İstanbul Romatoloji Uzmanı

Liv Hospital İstanbul Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı

R

omatoid artrit (RA), toplumda en sık görülen romatizmal hastalıklardan birisidir. Her 100 kişiden birinde görülür. Genelde el ve ayak küçük eklemlerini tutabilen kronik, iltihablı bir romatizmal hastalıktır. Kadınları daha çok etkilemekle beraber ileri yaş grubunda kadın-erkek oranı eşitlenmektedir. Romatoid artrit hastalığının tanısını Liv Hospital İstanbul Romatoloji Uzmanı Prof. Dr. Şenol Kobak anlattı.

Kalça ve ayakta da görülebilir RA hastaların en önemli şikayetleri arasında eklem ağrısı ve şişlik, bir saatten fazla süren sabah tutukluğu ve hareket kısıtlığı gelmektedir. Bunun yanında, halsizlik, iştahsızlık, çabuk yorulma gibi konstitusyonel semptomlar da görülür. Hastalık en sık el ve ayak küçük eklemleri tutmakla beraber, diz, dirsek, omuz, kalça, ayak bileği eklemlerinde de görülebilir. Kuru öksürük RA işareti olabilir Fakat unutulmamalıdır ki RA’te eklem tutuluşu sadece buzdağının görünen kısmıdır. RA, bir sistemik hastalık olup hayatı tehdit eden iç organ (akciğer, kalp, göz) tutuluşları yapabilmektedir. Bazı hastalar ise eklem tutuluşu ön planda olmaksızın, iç organ tutuluşunu işaret eden şikayetler ile başvurmaktadırlar. Kuru öksürük, efor ile gelen nefes darlığı, akciğer tutuluşunu işaret ederken, çarpıntı, göğüs ağrısı gibi şikayetler kalp tutuluşunu düşündürmektedir. 86 I Liv Hospital


Deneyimli bir ekip tedavi etmeli

Romatoid artrit tanısı nasıl konur? RA tanısında en önemli unsurların arasında hastanın öyküsü ve fizik muayene bulguları gelmektedir. Bunun yanısıra bazı laboratuvar, serolojik ve radyolojik tetkikler de tanıyı koymamıza yardımcı olmaktadır. Laboratuvar tetkiklerde iltihabı gösteren değerlerde yükseklik saptanmaktadır. Radyolojik tetkiklerde ise sıklıkla el ve ayak eklemlerin grafileri ve/veya MR'ı çekilerek, hastalığın yaptığı kemik değişiklikleri, eklem daralması ve hasarı görülebilmektedir. RA, eklem deformasyonu ve sakatlık yapabilen bir hastalıktır. Özellikle ileri evre hastalarda, eklemlerde deformasyonlar gelişebilir ve hastaların sakatlığına neden olabilir. Romatoid artrit hastalığını başlatan ve tetiği çeken etkenler arasında farklı bakterial ve/veya viral enfeksiyonlar suçlanmaktadır. Genetik zemini olan bireylerde hastalığın ortaya çıkma olasılığı daha yüksektir.

Liv Hospital İstanbul Ortopedi ve Travmatoloji Doç. Dr. Çağatay Öztürk romatoid artrit tedavisinin bir ekip işi olduğunu vurguluyor. Bu ekibin içinde başta romatologlar olmak üzere ortopedistler, fizyoterapistler ve psikologlar bulunuyor. Ortopedik yaklaşım, romatoid artritin eklemler üzerinde oluşturduğu yıkım nedeniyle meydana gelen deformitelerin tedavisi olduğu gibi oluşmadan önce de bazı girişimler ile hastalığın ilerlemesini engelleyecek tedavileri içerir. Tüm eklemlerde değişikliklere sebep olabildiği için tedavisi anestezi uygulamasından itibaren farklılık gösterir. Dolayısıyla tedavinin tecrübesi yüksek bir ekip tarafından üstlenilmesi gerekir. Cerrahi tedavi seçenekleri şöyledir: n Artroskopik sinovektomi: Eklemdeki iltihabi dokunun temizlenmesi işlemidir. Kıkırdak yıkımının çok fazla olmadığı hastalarda ağrının giderilmesinde ve hastalığın eklem-

ler üzerindeki yıkıcı etkisinin azaltılmasında etkili bir yöntemdir. Altı aylık medikal tedaviye yanıt vermeyen, eklem kıkırdağının nispeten sağlam olduğu hastalarda kamera yardımıyla kapalı olarak yapılan bir uygulamadır. Diz, kalça, dirsek ve el bileği eklemlerinde uygulanabilir. n Artroplasti: Eklemlere protez uygulaması olup ileri derecede kıkırdak kaybının olduğu, fonksiyonu oldukça bozulmuş hastalarda uygulanan cerrahi yöntemdir. Kalça, diz, ayak bileği gibi eklemlerde ileri derecede kıkırdak yıkımı olan hastalarda uygulanabilmektedir. Gelişen protez modelleri ve cerrahi teknikler sonucu artroplasti ameliyatları sonrasında hasta erken dönemde ağrısız ve tam fonksiyonlu eklemlere kavuşabilmektedir. n Artrodez: Eklemin hareket fonksiyonlarının dondurulması işlemidir. Artroplasti için geç kalmış, çok ağrılı hastalarda eklem hareketleri engellenerek ağrı ortadan kaldırılmaya çalışılmaktadır fakat hasta eklem fonksiyonunu kaybetmektedir. Bundan dolayı uygulama alanı kısıtlı ve seyrektir. Liv Hospital I 87


Klinik

ı z ğ a m i n h e a d R n i r e s n düzenli ka taramayla KORUNUN H

E

K

I

M

G

Ö

Z

Ü

Y

L

E

Prof. Dr. Ali Ergün

Doç. Dr. Eralp Başer

Liv Hospital Ankara Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı

Liv Hospital İstanbul Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı

E

Her yıl dünyada yaklaşık 525 bin kadın rahim ağzı kanseri tanısı alıyor ve 275 bini hayatını kaybediyor. Çare HPV aşısı ve düzenli kontroller

n sık karşılaşılan jinekolojik kanserler arasında yer alan rahim ağzı kanseri birçok kadının korkulu rüyası. Ancak çeşitli önlemlerle riski en aza indirmek mümkün. Liv Hospital İstanbul Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Eralp Başer hastalığı ve tedavisini anlattı. Günümüzde serviks kanserinin en önemli nedeninin, Human Papilloma Virus virüsü (HPV) olduğu biliniyor. HPV virüsü ile genellikle ilk cinsel ilişkiyi takip eden birkaç yıl içerisinde karşılaşılıyor. İyi haber: HPV virüsü servikse yerleşse dahi, genellikle takip eden 12–24 ayda vücuttan tamamen atılıyor. Ancak bazı kişilerde virüs atılamıyor ve rahim ağzı kanseri riski oluşuyor. Düzenli yapılan tarama testleri sayesinde erken teşhis mümkün. Tarama, jinekolojik muayene ile yapılıyor. Rahim ağzına sürülen yumuşak bir fırça yardımıyla o bölgedeki hücreler toplanır. Bu hücrelerin bir mikroskopi cam üzerine yayıldığı ve incelendiği yönteme 88 I Liv Hospital

Pap-smear testi, hücreler içerisinde HPV virüsünün DNA'sının tespit edildiği yönteme ise HPV-DNA testi adı veriliyor. Serviks kanseri taramasına, cinsel olarak aktif kadınlarda 21 yaşından itibaren başlanılması gerekiyor. 21-29 yaş arasında 3 yılda bir Pap-smear testi uygulanmalı. 30 yaşından sonra ise her 5 yılda bir HPV-DNA ve Pap-smear testleri birlikte yapılmalı. İlk adım kolkoskopi Tarama testi sonuçlarına göre, eğer kanser öncüsü bir durumdan şüphe edilirse önce kolposkopi işlemi uygulanır. Kolposkopi esnasında rahim ağzı ayrıntılı bir şekilde gözlemlenir. Şüpheli bölgelerden küçük biyopsiler alınarak patolojik inceleme yapılır. Bu işlem genellikle 5-10 dakika arasında sürer ve anestezi gerektirmez. Serviks kanseri taramaları düzenli olarak yaptırıldığında ve hekiminiz kanser öncüsü durumlara erken müdahale edebildiğinde, kanser oluşum riski yok denecek kadar az hale gelir.


HPV aşısı birçok ülkede artık zorunlu n HPV aşısı Dünya Sağlık Örgütü (WHO) başta olmak üzere, dünyada önde gelen birçok sağlık kuruluşu ve topluluk tarafından önerilmektedir. n Güvenlidir, canlı virüs içermez. Bu nedenle, HPV enfeksiyonuna neden olması mümkün değildir. n Toplamda 3 doz

olarak, 6 aylık süre içinde, koldan enjeksiyon şeklinde uygulanmaktadır. n İdeal olarak, ilk cinsel ilişki öncesinde uygulanmış olmalıdır. İlk cinsel ilişki yaşı sosyo-ekonomik ve kültürel şartlara bağlı olarak değişebileceğinden aşılamada hedef kitle 9-13 yaş arası kız çocukları olarak belirlenmiştir. n Amerika, Avustralya ve Avrupa'daki bazı ülkeler zorunlu aşı programına dahil edilmiştir. Türkiye de dahil olmak üzere 100'den fazla ülkede sağlık bakanlıklarından onay almış ve kullanıma girmiştir.

KADINLAR İÇİN 18 yaşından itibaren her yıl

KONTROL ŞART Kadın sağlığını korumanın ilk adımı rutin kontrollerin düzenli yapılmasından geçiyor. Zira pek çok hastalık büyük boyutlara ulaşana kadar belirti vermeyebiliyor. Bu nedenle 18 yaşından sonra her kadının, yıllık kontrole girmesi tavsiye ediliyor. Liv Hospital Ankara Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Ali Ergün kadınların rutin kontroller dışında hangi şartlarda doktorlarına başvurmaları gerektiğini anlattı. n Cinsel ilişki başlangıcından bir yıl sonra rahim ağzının Pap-smear testi ile değerlendirilmeye başlanması gerekir. n Bir kadının her iki adet dönemi başlangıç

günleri arasında 21-45 gün olması beklenir. Ancak bu aralıktan sık ya da daha az adet görülmesi durumunda doktor değerlendirmesi gerekmektedir. n Kaşıntı yapan, kötü kokulu ya da sarı-yeşil, köpüklü akıntı görülmesi halinde doktora başvurulmalıdır. n Ağrılı adet görme, cinsel ilişki sırasında veya bundan bağımsız kasık ağrıları da doktor tarafından değerlendirilmesi gereken durumlardır. n Gebelik planlanması durumunda, her hangi bir şikayet olmasa dahi, doktor muayenesi, gizli kalmış ve gebelikte sıkıntı yaratabilecek durumların önlenmesi açısından önemlidir. Liv Hospital I 89


Klinik

H

E

K

I

M

G

Ö

Z

Ü

Y

L

E

Prof. Dr. Asena Akdemir

Yrd. Doç. Dr. Demet Dikmen

Liv Hospital İstanbul Psikiyatri Uzmanı

Liv Hospital İstanbul Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı

Genital estetikle mutlu bir cinsel yaşam Kadınlar arasında genital estetik yaygınlaşıyor. Peki bu operasyonlar kimlere ve nasıl yapılıyor?

B

irçok kadın özgüven eksikliği nedeniyle cinsel yaşamında aradığı tatmini bulamıyor. Özgüven eksikliği ise çoğu zaman estetik kaygılardan kaynaklanıyor. Kadınlar artık çareyi genital estetikte buluyor. Liv Hospital İstanbul Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Demet Dikmen anlattı. Kadınlar doğuştan, kaza sonucu ya da yaşlanma nedeniy90 I Liv Hospital

le ortaya çıkan nedenlerle genital estetik yaptırabiliyor. Peki genital bölgede ne tip estetik ameliyatlar yapılabilliyor? n Labia minoraların küçültülmesi. n Laiba majoraların yaşlanma veya aşırı kilo verilmesi gibi durumlarda doku kaybına bağlı olarak sarkması veya dolgunluğunu kaybetmesi nedeniyle yağ enjeksiyonu uygulaması. n Vajinanın daraltılması.

Lazerle de yapılabiliyor Hasta ameliyat için uygun değilse veya küçük değişiklikler istiyorsa lazer, radyofrekans gibi muayene odasında uygulanabilecek, anestezi gerektirmeyen, kansız yöntemlerle de büyük değişiklikler sağlanabiliyor. Bunların başında dış genital bölgede renk açma, gençleştirme ve lazerle vajina daraltma geliyor. Bu uygulamalara multidisipliner olarak yaklaşılarak birden fazla hekimle işbirliği yapılıyor.


Estetik ameliyat kararını doğru nedenlerle aldığınıza emin olun Yaşadığımız çağ insanların daha güzel, daha eğitimli, daha zengin olmaları gerektiğiyle ilgili baskılarla boğuştuğu bir dönem haline geldi. Bu nedenle her geçen gün daha fazla kadın estetik cerrahiye başvuruyor. Son yılların en popüler müdahalelerinden biri ise vajina estetiği. Genital estetik yaptırma kararı alınmadan önce dikkat edilmesi gerekenleri Liv Hospital İstanbul Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Asena Akdemir anlattı. Tıpkı bedensel kayıplar gibi bedene yönelik yapılan estetik müdahaleler de sıklıkla beden algısını, beden algısı ise psikolojik iyi olma halini etkiler. Ancak bu operasyonlar ‘daha güzel’ olana dair bir beklentiden yola çıksa da sonuç psikolojik açıdan her zaman olumlu olmayabilir. Bu nedenle de vajina estetiğinde göz önünde bulundurulması gereken hassas noktalar ön plana çıkmaktadır. Toplum etkiliyor Magazin dergileri, pornografik yayınlar ve toplumsal güzellik normları, tek tipleştirilmiş bir bedeni dayatmakta, bu da pek çok kişinin bedeninden memnuniyetsizlik duymasına yol

açmaktadır. Öyle ki bazı durumlarda herhangi bir kusur olmadığı halde kişi bedenini kusurlu algılayabilmektedir. Oysa ki vajinanın görünümü kişiden kişiye önemli farklılıklar gösterir. Bu nedenledir ki estetik operasyon öncesi muayenede psikiyatrik değerlendirmeye yer vermek kritiktir. Örneğin beden dismorfik bozukluğu olan bir hastada ameliyat sonrası kusurlu beden algısı bedenin başka bir bölümüne yönelebilir ve bu da sonu gelmez bir estetik arayışına yol açabilir. Böyle psikiyatrik bir tablonun eşlik ettiği durumda ise operasyon etik soruları beraberinde getirir.

Uzmanlar uyarıyor: estetik operasyon öncesindeki muayenede mutlaka psikiyatrik değerlendirme yapılması gerekiyor.

Kanıtlar yetersiz Değişen görünümle birlikte hastaların önemli bir kısmı cinsel yaşam kalitelerinin artmasını da beklemektedir. Kendini partnerinin yanında daha rahat hissetmek cinsel yaşamın kalitesi ile ilişkili bir değişkendir ancak estetik operasyonun bunu arttırdığına dair bilimsel kanıtlar henüz yeterli değildir. Bu nedenle hastaların beklentilerinin karşılanmaması hayal kırıklığı, hatta depresyona yol açabilir. Liv Hospital I 91


ı r a l p u t k e m Misafir şükür ki Prof. Dr. Oktar Asoğlu Ç okbenim doktorum oldu. Onun en güçlü

yanlarından biri üzerindeki pozitif enerji. Allah ondan razı olsun, umarım her şeyim iyi çıkar ve bu hastalıktan kurtulurum. Ya diğer melekler? Dilek Hemşire, Emrah Hemşire, Şenol ve Başak Hemşire, Hasta Bakıcı Bahri Bey, diğer temizlik görevlisi arkadaşlar... Hepsi birer melek ve işlerine aşıklar, bana çok yardımcı oldular. Onları unutmayacağım. Hacer Hemşire’ye de teşekkürler. İlteriş Kutluk Mercin/İstanbul

S

ayın Liv Hospital yetkilileri, sizlerin şahsında tüm çalışanlarınıza çok teşekkür ederim. Annem Neriman Oflaz’ın hastanenizde kaldığı sürede Prof. Dr. Oral Nevruz hocam, Prof. Dr. Fikret Arpacı hocam, Dilek Hemşire ve diğer hemşire arkadaşlar bizi aileleri gibi görüp ilgi ve alaka gösterdiler. Annemin tedavisi sadece ilaçla değil kıymetli personelinizin ilgisiyle de ilerledi. Gerek verilen hizmet kalitesi, gerekse ilgi ve alaka takdire şayandı. Sizlerin kalite ve hizmet anlayışınızı takdirle karşılıyor, bundan sonraki çalışmalarınızda başarılar diliyorum. Neriman Oflaz/Ankara

A

çıldığından itibaren kullandığımız hastaneniz her zamanki gibi yüksek kalite standartlarıyla çalışmaya devam ediyor. Obezite Cerrahı Doç. Dr. Hasan Altun’a, asistanına, Plastik Cerrah Doç. Dr. Onur Egemen ve asistanına ve Ufuk Hanım’a ayrıca teşekkür ederim. Bizi hiç yalnız bırakmadılar. Zekiye Yenici/İstanbul

92 I Liv Hospital

H

astanenizin üst düzey yöneticisinden alt düzey personeline kadar herkese şimdiden teşekkür ederim. Değerli hocamız Sayın Doç. Dr. Alp Burak Çatakoğlu’na çok çok teşekkür ederim, saygılarımı sunarım. Sekreter Baki Bey’e de teşekkürlerimi sunarım. Liv Hospital’a başarılar dilerim. Celal Yücel/İstanbul

N

işanlımı kalp ameliyatı için Liv Hospital Ankara’ya yatırdık. Sabah 08.55'te ameliyata alınan nişanlıma 1.5 saat sonra sapasağlam şekilde kavuştum. İlginiz, alakanız, güler yüzünüz ve hizmetiniz için çok teşekkür ediyorum. Prof. Dr. Sedat Köse'ye minnettarım. Bana kalbimin sahibini sapasağlam geri verdiğiniz için Allah hepinizden razı olsun. Saygılarımla. Sezer Ovant/Ankara


B

ize sunulan hizmetlerden çok memnun kaldık. Acil durumda getirdiğimiz hastamızla çok güzel ve iyi ilgilenildi.Tüm hemşirelerimize, hekimlerimize, hasta bakıcılarımıza ve temizlik görevlilerine teşekkürler. Özellikle Doç. Dr. Erden Ertürer ve Doç. Dr. Çağatay Öztürk'e tüm ilgi, alaka ve mükemmel tedavilerinden dolayı sonsuz teşekkürler. Fizyoterapistimiz Nisan Hanım’a da tatlı dili, yeteneği, sabrı ve özverili ve bir o kadar dikkatli mükemmel tedavisinden dolayı teşekkürler. Zeynep, Çağla, Çiğdem Hemşire’ye teşekkürler. Hasta bakıcılarınızdan Bahri Bey’e ve tüm temizlik ekibine teşekkürler. Anestezi ekibine de teşekkürler. Bize annemizi 2. kez kazandırdığınız için sonsuz teşekkürler. Selin Karakoç/İstanbul

İ

yi ki varsınız, başarılarınızın devamını diliyorum. Prof. Dr. Adem Güngör’e göstermiş olduğu sevgi, saygı ve sabrı için ne kadar teşekkür etsem az kalır. İlginize, sabrınıza ve duyarlılığınıza müteşekkirim. Sevgi ve hürmetlerimle. Kenan Özefe/Ankara

C

E

şim Sema Kalaycı, 12.05.2016 tarihinde hastanenizde doğum yaptı. Hastaneye giriş yaptığımız 12.05.2016 saat 06:30’dan çıkış yaptığımız 13.05.2016 saat 17:00’ye kadar her şey o kadar mükemmeldi ki eve geldikten sonra size bu teşekkür mailini atmak istedik. Evimize gelen herkese, tüm çevremize, eşi doğum yapacak arkadaşlarımıza Liv Hospital’ı kesinlikle tavsiye ediyoruz. Biz de kısmet olursa bundan sonraki bebeklerimizi hastanenizde dünyaya getirmek istiyoruz. Her şey için sizlere çok teşekkür ederiz. Ancak özellikle belirtmek istediğimiz biri var ki bizim katımızda görev yapan yardımcı sağlık memuru Perihan Karaman. Sizlerden ricamız o pozitif ve sıcak yaklaşımıyla bize hep olumlu enerji veren, sürekli yardımcı olmaya çalışan bu personele bizim adımıza teşekkür etmeniz. Emeği geçen herkese tekrar çok teşekkür eder, kadın doğum katında çalışan tüm personele şükranlarımızı arz ederiz. Sema & Adil ve minik Serra Kalayci/Ankara

anım doktorum Prof. Dr. Talat Kırış ve ekibine, tüm Liv çalışanlarına, özellikle yanımda sürekli bana destek olan Furkan'a, dün gece sadece moralimin yüksek olması için çaba harcayan Çiğdem Hemşire’ye, herkese, hepinize çok çok çok teşekkür ederim. Elinizden gelenin en iyisi ve daha fazlasını yaptığınızın farkındayım. Allah hepinizden razı olsun. Hepinizi çoook seviyorum. Şebnem Demir/İstanbul

S

ayın Prof. Dr. Erdoğan İlkay hocamızın gözetiminde yapmış olduğunuz tedaviler sonucunda son derece sağlıklı ve mutlu bir şekilde hastanenizden ayrılmaktayız. Göstermiş olduğunuz ilgi ve alaka o kadar müthişti ki memnuniyetimi anlatacak kelime bulamıyorum. Hepinize şükranlarımı sunuyorum. Sayın Prof. Dr. Erdoğan İlkay’a söz bulamıyorum, tüm güzelliklere layıksınız. Hüseyin Özer/Ankara Liv Hospital I 93


Sıradışı hekimler

'Doktor olmasaydım pilot olurdum' Liv Hospital İstanbul Dahiliye Uzmanı Uzm. Dr. Metin Okucu, boş vakitlerini evine kurduğu uçuş simülatöründe geçiriyor

D

oktor olmasaydım pilot olurdum. Baktım olamadım, kolayını buldum: Sanal pilotluk. Microsoft’un ünlü uçuş simülatörü ile 1998 yılında tanıştım. O zamandan beri göklerde yapamadığımı evimde yapabiliyorum. Bu oyun -gerçi bu işin hastaları oyun denmesine çok kızar- sayesinde dünyanın 200 ülkesinde 20 bin havalimanına uçabiliyorsunuz. Neredeyse bire bir simüle edilmiş onlarca uçak modelinden istediğinizi seçiyorsunuz. Dilediğiniz uçuş rotasını giriyor, o saatin rota üzerindeki tüm gerçek hava durumunu yüklüyor ve yolcu anonslarını yaptıktan sonra pist başına taksi yapıyorsunuz. Sonra ister Dalaman’a, isterseniz New York’a uçuyorsunuz. Artık ne kadar vaktiniz varsa… Uçuş sırasında başka pilotlar ve kulelerle temasa geçip çevrimiçi konuşabiliyorsunuz. Ne kadar mı gerçeğe yakın? ABD de hava harp okulu öğrencileri bu simülatörü kullanıyor. Çok sevgili

bir kuzenim, THY’de sınavlarına benim simülatörde uçarak çalıştı. Şimdi Boeing 777 pilotu. Uçuş simülatörünü geliştirmenin, gerçeğe yaklaştırmanın sonu yok. Benimki bir odayı kaplıyor. Girmek yasak. ABD de garajı olup içine bir Boeing 737’nin kokpitini kestirip koyanlar bile var. Ama henüz yolcu kabinini sığdıranı görmedim. Son olarak evinde yapamayanlar için THY ve uçuş okulları, simülatörlerini amatörlere saatlik kiralıyor.

'Paintball'da kendimi dinliyorum' Liv Hospital Ankara Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Emre Gündoğdu paintball tutkunu

P

aintball’un Türkiye’ye girmesiyle yapmak istediğim sporun bu olduğunu düşündüm ve hemen girişimde bulundum. 2003 yılında Bursa’da kurduğumuz amatör grupla başlayan Paintball macerası ilerleyen zamanlarda tutku haline geldi. Sporu yaparken günün stresinden kurtulmak, kendimi dinlemek ve günlük yaşamın sıkıntılarından uzaklaşmak beni motive etti. Amatör takımımızla 2012 yılında Türkiye Paintball Ligi'ne katıldık. Halen cerrahlıktan vakit bulabildikçe yapmaya çalışıyorum.

94 I Liv Hospital


'Tenis benim için yaşam biçimi' Liv Hospital İstanbul Romatoloji Uzmanı Prof. Dr. Şenol Kobak haftasonu programlarını bile tenis maçlarına göre düzenlediğini söylüyor

Ç

ocukluk yaşımdan beri tenis oynuyorum. Bugüne kadar birçok turnuvaya katıldım ve derecelerim var. Ama çok iyi bir tenisçi olamayacağımı fark ettiğimde çok iyi bir doktor olmaya karar verdim. Bu yüzden tenis kariyerimi noktaladım. Artık sadece hobi olarak oynuyorum. Haftada mutlaka iki üç gün tenis oynarım. Öyle ki haftasonu planlarımı tenis maçlarıma göre yaparım. Çünkü tenis benim için sadece bir hobi değil yaşam biçimi. Tenis oynarken kafamdaki yoğunluktan, stresten uzaklaşıyorum. İşime yeniden konsantre olmamı sağlıyor. Son Onkoloji Kongresi’nde düzenlenen turnuvada ikincilik kazandım. Ayrıca dalış yapmaktan, sukuaş oynamaktan da hoşlanıyorum.

'6 yaşımdan beri basketbol oynuyorum' Liv Hospital Ankara Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Emir Güldoğan çeşitli liglerde lisanslı basketbol oynadı

B

asketbol bende bir tutkudur. 6 yaşında yaz okullarında tanıştığım basketbolda ilkokul 5. sınıfa geldiğimde küçük erkekler kategorisinde lisanslı bir guard oyuncusu olarak oynamaya başladım. Aynı yılda ilkokullar arası yapılan Türkiye finallerinde Ülker ile oynadığımız final maçı neticesinde Türkiye 2’nciliğine kavuştuk. Bunu takip eden yıllarda birçok bölgesel ve amatör ligde lisanlı basketbol hayatıma devam ettim. Yıldız erkekler kategorisinde Eskişehir’de yapılan Milli takım seçmelerine katıldım. Hekimlikten vakit bulduğum zamanlarda hekim arkadaşlarımızla basketbol oynamaya devam ediyorum. Liv Hospital I 95


Liv Hospital İstanbul & Ankara

Anlaşmalı Kurumlar

Özel Sigortalar

Meslek Birliği* Mülkiyeliler Birliği Derneği* Rotary Kulübü Derneği (Beşiktaş)* Rotary (2420. Bölge)* Sinai Mülkiye Çalışanları Derneği* T.C. TEB İstanbul Eczacı Odası* TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası* Tüm Emekliler Derneği Şişli Şubesi (TUED)* Tüm Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜMSİAD)* Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu (TESK )* Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER)* Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) (Branş Bazlı) Türkiye Spor Yazarları Derneği*

Allianz Sigorta A.Ş. (Tamamlayıcı Sağlık Sigorta poliçesi (SGK ile anlaşmalı olan branşlarda) dahildir) Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi (Eko Plan ve Tamamlayıcı Sağlık Sigorta poliçesi (SGK ile anlaşmalı olan branşlarda) dahildir) Axa Sigorta A.Ş. (Eko Plan ve Tamamlayıcı Sağlık Sigorta poliçesi (SGK ile anlaşmalı olan branşlarda) dahildir) Compu Group Medical Bilgi Sistemleri (CGM) A.Ş. Demir Hayat Sigorta A.Ş. Ergo Sigorta A.Ş. (Tamamlayıcı Sağlık Sigorta poliçesi (SGK ile anlaşmalı olan branşlarda) dahildir) Eureko Sigorta A.Ş. Groupama Sigorta A.Ş. (Ekonomik Ürün Poliçe dahildir) Güneş Sigorta A.Ş. Inter Partner Assistance Ltd Şti. İmece Destek Danışmanlık Hizmetleri A.Ş. aHalk Sigorta A.Ş. aS.S. Doğa Sigorta Kooperatifi aTürk Nippon Sigorta A.Ş. aUnico Sigorta A.Ş. Mapfre Genel Sigorta A.Ş. (Eko Plan ve Tamamlayıcı Sağlık Sigorta poliçesi (SGK ile anlaşmalı olan branşlarda) dahildir)

Banka, Sandık ve Vakıflar

Spor Merkezleri ve Kulüpleri Ankara Şehir Kulübü (Animar A.Ş)* Birlik Spor ve Sağlık Hiz. Tic. A.Ş (Base Life Club)* İstanbul Atlı Spor Kulübü* Geleceğin Yıldızları Spor ve Eğitim Hizmetleri A.Ş* Levent Tenis Kulübü* Mac Spor Salonları* TED Spor Kulübü* Dernek ve Odalar Ankara Eczacılar Odası* Ankara Genç İş Adamları Derneği (ANGİAD)* Ankara Sanayi Odası Personel (ASO) Ankara Ticaret Odası (ATO) Erken Doğan Bebekleri Yaşatma Derneği* Genç Girişim ve Yönetişim Derneği* İMEAK Deniz Ticaret Odası Personeli* İMEAK Deniz Ticaret Odası Üyeleri* İstanbul Sanayi Odası Personel (İSO) İstanbul Sanayi Odası Üyeleri (İSO)* İstanbul Ticaret Odası Memurları Yardımlaşma Derneği (İTOMEMDER)* İstanbul Ticaret Odası Üyeleri* Kayseri Ticaret Odası* Musiki Eserleri Sahipleri Grubu

Akbank T.A.Ş Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi (Mensupları) Darüşşafaka Cemiyeti Film Sanayi ve Tüm Sanatçılar Güçlendirme Vakfı (Film-San)* Fortis Bank A.Ş Mensupları Emekli Sandığı Vakfı İller Bankası A.Ş Genel Müdürlüğü (İLBANK)* Milli Reasürans T.A.Ş. Mensupları Emekli ve Sağlık Sandığı Vakfı PTT A.Ş. Sağlık Yardım Sandığı Şekerbank T.A.Ş Personeli Sosyal Sigortalar Sandığı Vakfı (Branş Bazlı) TBMM Personeli Biriktirme ve Yardım Sandığı* T.C Merkez Bankası (Liv Hospital Ulus için geçerlidir) T.C. Ziraat Bankası A.Ş.* T.C. Ziraat Bankası ve T. Halk Bankası A.Ş. Mensupları Emekli ve Yardım Sandığı Vakfı Türk Sanayici ve İş Adamları Vakfı (TÜSİAV)* Türk Telekom Sağlık ve Sosyal Yardım Vakfı (TTSSYV) Türkiye Garanti Bankası A.Ş. Emekli Sandığı Vakfı (Branş Bazlı) Türkiye Halk Bankası A.Ş. Emekli Sandığı Vakfı Türkiye Halk Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğü Türkiye Sınai Kalkınma Bankası A.Ş Mensupları Munzam Sosyal Güvenlik ve Yardımlaşma Vakfı (TSKB) Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O. Memur ve Hizmetleri Emekli ve Sağlık Yardım Sandığı Vakfı TRT Mensupları Sosyal Dayanışma, Tedavi, Eğitim Yardımlaşması ve Emeklilik Vakfı (TRT VAKFI)* Kamu Sigortaları SGK (Medikal Onkoloji, Radyasyon Onkolojisi, Anjiografi Uygulamaları, Pet BT, Sintigrafik

Tetkikler, Kalp Damar Cerrahisi) Kurumlar Borsa İstanbul A.Ş.* Dışişleri Bakanlığı Mensupları Sosyal Güvenlik ve Yardımlaşma Vakfı (DİVAK)* Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK)* İstanbul Barosu* Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) Rekabet Kurumu* Savunma ve Güvenlik Destek Hizmetleri Sendikası (SAVDES-SEN)* Sermaye Piyasası Kurulu (SPK)* T.C. Anayasa Mahkemesi T.C. Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD)* T.C. Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı* T.C. Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı* T.C. Danıştay Başkanlığı* T.C. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK)* T.C. Kamu Denetçiliği Kurumu* T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı* T.C. Yargıtay Başkanlığı* Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) Türk Standardları Enstitüsü (TSE)* Türkiye Barolar Birliği Sosyal Yardım ve Dayanışma Fonu Türkiye Belediyeler Birliği ve Belediye Başkanları Birliği* Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (Tübitak)* Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Şirketler Akmerkez Çalışanları* Albayrak Holding A.Ş.* Başkent Doğal Gaz Dağıtım A.Ş (BAŞKENTGAZ)* Bayraktar Holding* Cisco Systems Internetworking Ltd. Şti.* CP Piliç (CP Standart Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.)* Çalık Holding A.Ş* Deva Holding A.Ş.* Digiturk, Show TV, Türkmax* ETS TUR* Fiba Emeklilik ve Hayat A.Ş* Four Seasons Hotels* Havelsan A.Ş* Hayat Holding A.Ş.* Holiday Inn Kavaklıdere* Hotiç Ayakkabı San. ve Tic. A.Ş* ISS* aISS Hazır Yemek Üretim ve Hizmet A.Ş.* aISS Proser Koruma ve Güvenlik Hizmetleri A.Ş*. aISS Haşere Kontrol Hizmetleri A.Ş.* aISS Tesis Yönetim Hizmetleri A.Ş.*

aCMC İletişim Bilgisayar Reklam ve Danışmanlık Hizmetleri San. Tic. A.Ş * İşbir Sünger Sanayi A.Ş.* Korozo Ambalaj San. ve Tic. A.Ş.* Man Türkiye A.Ş.* Mars Entertainment Group* Marsh Avantaj* Mavi Kalite Denetim Sağlık Eğitim Danışmanlık Tic. Ltd. Şti. (Mavi OSGB)* Mitaş Enerji ve Madeni İnşaat İşleri Türk A.Ş.* Öykü Şirketler Grubu* Pancar Ekicileri Kooperatifleri Birliği (PANKOBİRLİK)* Rafineri* Rixos Grand Ankara* Roketsan* SANGO Otomotiv Ürünleri Sanayi ve Tic. A.Ş.* Sinpaş Holding A.Ş.* TAV Havalimanları Holding A.Ş.* Türsab-Museum Pass Card* Türsab-Müzekart Plus* Yaşam Televizyon Yayın Hizmetleri Anonim Şirketi (İpek Medya)* aKanaltürk* aKanaltürk Radyo* aBugün TV* aBugün Gazetesi* Yiğit Akü* Okullar Bahçeşehir Üniversitesi/Uğur Eğitim Kurumları* Bilkent Üniversitesi Mezunlar Derneği (BİLMED)* Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Derneği BURC İktisadi İşletmesi (BÜMED)* Doğa Koleji* Galatasaray Üniversitesi* Gebze Teknik Üniversitesi* İstanbul Bilgi Üniversitesi* İstanbul Erkek Lisesi Okul Aile Birliği* İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ)* İstanbul Teknik Üniversitesi Mezunları Derneği (İTÜMD)* Okyanus Eğitim Kurumları Anonim Şirketi* Özel İstanbul Koleji* Özel Ulus Musevi Lisesi* aUlus Özel Musevi 1. Karma Ana ve İlköğretim Okulu* aUlus Özel Musevi Lisesi Vakfı* TED Mezunları Derneği* Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ)* Belediyeler Beşiktaş Belediyesi* Sarıyer Belediyesi* Şişli Belediyesi* (*) Hasta Ödemeli

Anlaşmalarımızla ilgili detay bilgi için 444 4 548 96 I Liv Hospital



Live Dergi 12. Sayı