Page 1

A E Y LÜ L - A R

LI

DİR

Ses kısıklığı baş boyun kanseri habercisi

İZ

Tip 2 diyabette obezite cerrahisi ciddi bir seçenek

TS

Hangi besini ne zaman tüketmeliyiz?

E KS AY I : 1 0 Ü C R

H AYAT G Ü Z E L D I R - L I F E I S B E AU T I F U L

Omurga

Cerrahisinde

robot dönemi Tüp bebek

tedavisiyle mucizeyi kucaklayın

Neştersiz

10 yaş

gençleşin

İleri düzey merkezleriyle multidisipliner tedavi


Ö n söz Sevgili okurlar, Hayatta her birimizin hedef ve amacı ne olursa olsun, başarı; inanmak, çalışmak ve en iyiye ulaşmak için çıtayı her seferinde daha da yükseltmekten geçiyor… Liv Hospital olarak kurulduğumuz günden bu yana, Attığımız her adımda… Dokunduğumuz her misafirimizde… Ve yaptığımız her tıbbi girişimde… Bu felsefe ile yol aldık… Bir gün herkesin ihtiyaç duyabileceği kaliteli sağlık hizmetini, etik ve doğru bir şekilde misafirlerimize sunmaya devam ediyoruz. Her biri alanında uzman olan hekimlerimiz, ileri teknolojik tanı, tedavi ve uygulamalar, özellikli ameliyatlar ve robotik cerrahi uygulamaları ile sağlığa giden yolun mihmandarlığını yapıyor... Kanser, kalp, obezite, diz ve omurga cerrahisinde kullandığımız robot teknolojisiyle başarılı tedaviler gerçekleştiriyoruz. Dünyanın birçok bölgesinde kolay kolay yapılamayan ilerici uygulamaları hayata geçiriyoruz. Sağlık sektörüne ve siz misafirlerimize verdiğimiz sağlık hizmetinde yenilikçi adımlar atmak için durmadan çalışıyoruz.  Kendimize hedefler koyuyor, çıtayı daha da yükselterek, bir sonraki basamağa çıkmayı amaçlıyoruz.  Yeni bir yıla daha merhaba demek üzere olduğumuz bu son aylarda, Liv Ailesi olarak tüm tecrübemizi ortaya koyduğumuz, inşaatı büyük bir hızla devam eden ve son teknolojinin deneyimle buluşacağı, 50 bin metrekare kapalı alana sahip, Liv Hospital Topkapı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ni hazırlamanın heyecanını yaşıyoruz. Liv Hospital teknolojisi, deneyimi ve kültürünü, hocalarımızın yetiştireceği öğrencilere aktarmasını ve daha geniş kitlelere sağlık hizmeti vermeyi hedefliyoruz.  Çünkü hayat güzeldir...

Meri İstiroti

Liv Hospital Grup Koordinatörü


İçindekiler

68 Göğsünüzde yanma

varsa dikkat! 70 Kemoterapide akıllı ilaç çağı 72 Gelecekte tıp nasıl olacak? 74 Tiroid yaşlıların değil gençlerin hastalığı 76 Spor yaralanmalarına trombositten zengin plazma enjeksiyonu 78 İçimizdeki saatli bomba; aort anevrizmaları

Eylül-Ekim-Kasım-Aralık 2015

26

80 Akciğer kanserinin bir

numaralı nedeni sigara

riski azaltıyor!

tüketmeliyiz?

82 Tek embriyo transferi 84 Hangi besini ne zaman 86 Gece yatak ıslatma

çocuğunuzun kabusu olmasın 88 Biyolojik yaşınızı test edin 90 İyi bir cinsel yaşam için hareketlenin 92 Misafir mektupları 94 Sıra dışı hekimler

28

84

Liv Hospital Adına İmtiyaz Sahibi Muharrem Usta Yayın Adı Live Yayın Türü Yerel Süreli / 4 Ayda Bir Türkçe Yönetim Yeri Liv Hospital Ahmet Adnan Saygun Cad. Canan Sok. No:5 Pk: 34340 Ulus, Beşiktaş İstanbul

32

Sorumlu Yazi İşleri Müdürü Meri İstiroti

20 Mucizeyi kucaklayın 22 Prof. Dr. Oktar Asoğlu dünyanın

en eski mesleği hekimliği anlattı

24 Neştersiz 10 yaş gençleşin 26 Hareketsiz kalmayın 28 Ağrı ile yaşamak kader değil 30 Jinekolojik kanserlerde erken

teşhis önemli

32 Çocuğunuz TV’nin sesini çok

açıyorsa dikkat! 34 Omurga cerrahisinde robot dönemi 36 Baş boyun kanserlerinin habercisi ses kısıklığı 38 Ders zili çaldı 40 Sarı nokta gözünüzü yormasın 42 MS’li hastaların yaşam kalitesi fizik tedavi ile yükseliyor 2 I Liv Hospital

20

82

44

Tuvalet sancısına botoks tedavisi 46 Tip 2 diyabette obezite tedavisi ciddi bir seçenek 48 İkinci baharı yaşıyorlar. 11 kişi toplam 585 kilo verdi 50 Hamilelikte şeker tadınızı kaçırmasın 52 Bacak ve kol uyuşmasını ciddiye alın 54 Beyin tümörlerine nokta atışı 56 Mesane kanserinden korkmayın 58 Check-up hayat kurtarır 60 Makyaj malzemelerinizi paylaşmayın 62 Sağlıklı yaşam için 10 ipucu 64 Kalbimizle değil, beynimizle aşık oluyoruz 66 Fibroscan yaptırarak karaciğerinizi koruyun

Yayın Kurulu Prof. Dr. Oktar Asoğlu Dr. Adil Tanık Dr. Gamze Demirtaş Mine Tuduk Eylem Gökalp Ceren Başaran Yayın Tasarım Ve Uygulama Karsel ve Zaimoğlu Yayıncılık ve Danışmanlık San. Tic. Ltd. Şti. Nispetiye Cad. Peker Sok. 30/4 1. Levent-Beşiktaş

34

Koordinatör Muhammet Bektaş Editör Serpil İnci Özkoca Kreatif Direktör Hasan Fehmi Bayramoğlu Baskı

Yılmazlar Basım Yay. Prom ve Kağıt San. Tic. Ltd. Şti. Evren Mah. Hadımköy-Gülbahar Cad. No: 62/C Güneşli-Bağcılar / İstanbul Tüm hakları Liv Hospital’a aittir, alıntı yapılamaz. Bilgilendirme amaçlı hazırlanan bir yayındır.

Liv Hospital I 3


Katkıda bulunanlar

Prof. Dr. Ahmet Özkara İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Kardiyovasküler Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Özkara, robotik bypass ameliyatlarıyla ilgili bilinmesi gerekenleri anlatıyor. Sf: 18

Uzm. Dr. Akçay Övünç Özön Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Nöroloji Uzmanı Dr. Akçay Övünç Özön, herkeste farklı semptomlarla ortaya çıkan MS hastalığıyla ilgili merak edilenleri aktarıyor. Sf: 28

Uzm. Dr. Alev Özsarı Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu İç Hastalıkları Uzmanı Alev Özsarı, sağlıklı ve mutlu bir yaşam için yapılacak küçük değişikliklere dikkat çekerek 10 ipucu veriyor. Sf: 62

Prof. Dr. Ali Bozkurt GATA Tıp Fakültesi mezunu Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Ali Bozkurt, hep kalple ilişkilendirilen aşkın aslında birçok kimyasalın etkisinde olduğunu söyleyerek aşkın kimyasını çözümlüyor.

Uzm. Dr. Berna Özen İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Uzm. Dr. Berna Özen, sağlıklı, mutlu bir cinsel yaşam sürmek için yapılması ve uzak durulması gerekenler hakkında bilgi veriyor. Sf: 90

Doç. Dr. Binnur Şimşek İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Binnur Şimşek, karaciğer yağlanmasının tedavi edilmezse yol açacağı sorunları aktarıyor. Sf: 66

Dyt. Burcu Erdöl Başkent Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü mezunu Dyt. Burcu Erdöl, kalp ve damar sağlığı ile diğer hastalıklarda Akdeniz beslenmesinin önemini vurgulayarak öneriler veriyor.

Doç. Dr. Emel Güngör Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Dermatoloji Uzmanı Doç. Dr. Emel Güngör neştersiz güzelleştirip gençleştiren yöntemlerle ilgili merak edilenleri anlatıyor.

Prof. Dr. Erdal Karaöz Kocaeli Üniversitesi Hücre ve Gen Tedavileri Araştırma ve Uygulama Merkezi Anabilim Dalı kuruculuğunu yapmış olan Prof. Dr. Erdal Karaöz, gelecekte kök hücre tedavisinin uygulanacağı hastalıklarla ilgili bilgiler veriyor.

Prof. Dr. Erdoğan İlkay Gülhane Askeri Tıp Fakültesi mezunu Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Erdoğan İlkay, periferik damar ve kalp hastalıkları hakkında bilinmesi gerekenleri anlatıyor. Sf: 52

Prof. Dr. Asena Akdemir Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Asena Akdemir, omurgadan kaynaklanan ağrıların psikolojik sorunlara yol açabileceğini belirtiyor. Sf: 34

Prof. Dr. Başak Kandi Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Başak Kandi, ortak kullanılan makyaj malzemelerinin yol açtığı sorunları ve kök hücre tedavisini anlatıyor. Sf: 60-72

Op. Dr. Bekir Sıtkı Aslan Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Bekir Sıtkı Aslan, ilerleyen yaşla birlikte görülen sarı nokta hastalığı ile ilgili bilinmesi gerekenleri anlatıyor. Sf: 40

Uzm. Kli. Psk. Beril Yardımcı Heidelberg Üniversitesi’nde Psikoloji lisans ve yüksek lisans eğitimi gören Uzman Klinik Psikolog Beril Yardımcı, obezite ameliyatları sonrası psikolojik süreci aktarıyor. Sf: 46

Prof. Dr. Cengiz Pata Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Pata, karaciğer yağlanması tedavisinde kullanılan fibroscan yönteminin hayat kurtardığını belirtiyor. Sf: 66

Op. Dr. Cenk İndelen Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Cenk İndelen, robotik bypass ameliyatlarının hastanın konforu ve iyileşmesi açısından avantajları olduğunu söylüyor. Sf: 18

Op. Dr. Cevahir Tekcan İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Cevahir Tekcan hamilelikte şeker ve tansiyonla ilgili bilinmesi gerekenleri anlatıyor. Sf: 50

Doç. Dr. Çağatay Öztürk Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Omurga Cerrahisi Bölüm Başkanı Doç. Dr. Çağatay Öztürk, omurga cerrahisinde kullanılan robot teknolojisiyle ilgili bilgi veriyor. Sf: 34

4 I Liv Hospital

Sf: 24

Sf: 64

Op. Dr. Ali Enver Kurt İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi mezunu Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Ali Enver Kurt, tüp bebekle ilgili merak edilenleri anlatıyor. Sf: 20

Sf: 44-78

Prof. Dr. Ali Ergün İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi mezunu Kadın Hastalıkları ve Doğum-Perinatoloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Ergün, riskli gebeliklerde karşılaşılan sorunlarla ilgili bilgi veriyor. Sf: 82

Prof. Dr. Ali Şefik Hoşal Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Kulak Burun Boğaz Hastalıkları-Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Şefik Hoşal, baş boyun kanserleri ve ortak kulak iltihabını anlatıyor. Sf: 32-36

Doç. Dr. Alp Burak Çatakoğlu İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi mezunu Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Alp Burak Çatakoğlu, kalp ve damar sağlığı için egzersizin önemine dikkat çekiyor. Sf: 26

Prof. Dr. Bülent Menteş Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Genel Cerrahi Uzmanı Bülent Menteş, halk arasında makat çatlağı olarak bilinen hastalığın tedavisinde botoksun etkili olduğunu belirtiyor. Sf: 44

Doç. Dr. Cem İyibozkurt İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Cem İyibozkurt, en sık görülen jinekolojik kanserlerle ilgili bilgi veriyor. Sf: 30

Prof. Dr. Cem Sungur Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Cem Sungur, check- up yaptırmayı planlayanlara dikkat etmesi gerekenleri anlatıyor.

Uzm. Dr. Eren Eroğlu İstanbul Üni. İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Check-Up ve Sağlıklı Yaşam Kliniği Uzmanı Dr. Eren Eroğlu, check-up’ın önemini anlattı. Biyolojik yaşınızı öğrenmeniz için test hazırladı. Sf: 58-88

Prof. Dr. Esat Orhon Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Esat Orhon, jinekolojik kanserlerde erken tanıya dikkat çekerek korunma yollarını aktarıyor. Sf: 30

Doç. Dr Fatih Tunca İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Fatih Tunca, tiroid kanseri tedavisinde iyi bir cerrahi girişim ve deneyimli cerrahın önemini vurguluyor.

Sf: 58

Sf: 74

Liv Hospital I 5


Katkıda bulunanlar

Prof. Dr. Fikret Arpacı İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Fikret Arpacı, kanserli hastalara uygulanan kemoterapi tedavisiyle ilgili bilgi veriyor. Sf: 70

Uzm. Dyt. Gaye Başkurt Başkent Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü mezunu olan Uzm Dyt. Gaye Başkurt, doğru besinleri doğru zamanda tüketmenin hastalıklardan koruduğunu belirtiyor. Sf: 84

Prof. Dr. Gonca Gökdemir İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Gonca Gökdemir, neştersiz güzelleştiren en yeni yöntemlerle ilgili bilgi veriyor. Sf: 24

Prof. Dr. Göksun Ayvaz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Göksun Ayvaz, hamilelikte şeker ile oksitosin hormonunun etkisini anlatıyor.

Sf: 80

Sf: 50-64

Sf: 68

Uzm. Dr. İsmail Gönen İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İsmail Gönen, felç geçiren ve beyninde mantar oluşan 7 yaşındaki çocuğun tedavi sürecini anlatıyor. Sf: 19

Prof. Dr. İsmet Aslan İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. İsmet Aslan, ses kısıklığıyla ortaya çıkan baş boğaz kanserleriyle ilgili bilgi veriyor. Sf: 36

Prof. Dr. Hilmi Apak İstanbul Ünivertesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi mezunu Çocuk Hematolojisi ve Kemik İliği Nakli Uzmanı Prof. Dr. Hilmi Apak, 7 yaşındaki felçli çocuğun mucize kurtuluşunu anlatıyor. Sf: 19

Doç. Dr. İbrahim Kalelioğlu İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi mezunu Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. İbrahim Kalelioğlu gebelikte riski en aza indirmek için yapılacakları aktarıyor. Sf: 20

Uzm. İlknur Güven Hacettepe Üniversitesi Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Bölümü mezunu Çocuk Gelişim Uzmanı İlknur Güven küçük çocuklarda görülen alt ıslatma problemine karşı önerilerde bulunuyor. Sf: 86

Prof. Dr. Murat Aksoy İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi mezunu Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Murat Aksoy, bacak damarlarındaki tıkanıklıklarda uygulanan cerrahi müdahaleleri anlatıyor. Sf: 52

Prof. Dr. Murat Dayanç Gülhane Askeri Tıp Akademisi mezunu Üroloji-Çocuk Ürolojisi Uzmanı Prof. Dr. Murat Dayanç, çocuklarda idrar kaçırma sorunuyla ilgili bilgi verip tedavi yöntemlerini anlatıyor.

Doç. Dr. Mustafa Kemal Hamamcıoğlu Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Kemal Hamamcıoğlu, beyin tümörlerinin belirtilerini ve tedavi yöntemlerini aktarıyor.

Uzm. Dr. Mustafa Törü Marmara Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Radyoloji Uzmanı Dr. Mustafa Törü, mesane kanserlerinin tanı ve tedavisinde MR ile bilgisayarlı tomografinin önemini anlatıyor.

Sf: 86

Sf: 54

Sf: 56

6 I Liv Hospital

Prof. Dr. Hakan Bozkaya İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Bozkaya, gastrit ve ülserle ilgili en çok merak edilen soruları cevaplıyor.

Prof. Dr. Gökhan Yuncu Anadolu Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Gökhan Yuncu, akciğer kanserinde tedavi yöntemlerini ve cerrahi uygulamaları anlatıyor.

Uzm. Dr. Mustafa Yücel Kızıltan Uzm. Dr. Mustafa Yücel Kızıltan Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Çocuk Hastalıkları ve Yenidoğan Uzmanı Mustafa Yücel Kızıltan, kırtasiye malzemesi alacaklara önerilerde bulunuyor. Sf: 38

Doç. Dr. Haluk Akpınar Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Haluk Akpınar, 60 yaş üstü erkeklerde sıkça görülen mesane kanserinin belirtileri ve tedavi yöntemlerini sıralıyor. Sf: 56

Doç. Dr. Handan Tokmak İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Nükleer Tıp ve Moleküler Uzmanı Doç. Dr. Handan Tokmak tiroid ameliyatından sonra uygulanan radyoaktif iyot tedavisini anlatıyor. Sf: 74

Doç. Dr. Hasan Altun Hacettepe Tıp Fakültesi mezunu Genel Cerrahi Uzmanı Hasan Altun son dönemde hızla artan obezite ve tip 2 diyabet hastalarının tedavisinde obezite cerrahisinin önemine dikkat çekiyor. Sf: 46

Uzm. Dr. Hilal Yıldız İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Hilal Yıldız omurgadan kaynaklanan hastalıklarda fizik tedavinin önemini vurguluyor. Sf: 34

Doç. Dr. Kader Keskinbora Marmara Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Algoloji Uzmanı Doç. Dr. Kader Keskinbora, omurga ve vücudun diğer bölgelerinde görülen kronik ağrılarla ilgili bilgi veriyor. Sf: 28-34

Uzm. Dr. Meltem Topalgökçeli Selam İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Meltem Topalgökçeli, kemoterapi tedavisiyle ilgili bilinmesi gerekenleri anlatıyor. Sf: 70

Doç. Dr. Merdan Fayda İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Doç. Dr. Merdan Fayda, kanserin tüm evrelerinde kullanılan stereotatkik radyoterapiyi anlatıyor. Sf:80

Uzm. Dr. Metin Okucu İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Metin Okucu, check-up sırasında yapılan muayene ve testlerle hastalık riskinin belirlendiğine dikkat çekiyor. Sf: 58

Prof. Dr. Muammer Kendirci İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Muammer Kendirci erkeklerde sıkça görülen sertleşme sorununa karşı fiziksel aktivite öneriyor.

Uzm. Dyt. Müge Özturna Hacettepe Ünviversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü mezunu Beslenme ve Diyet Uzmanı Müge Özturna, kilo almamak için hangi besinleri hangi saatte yememiz gerektiğini söylüyor. Sf: 84

Prof. Dr. Nilgün Turhan Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Kadın Hastalıkları ve Doğum ve Perinatoloji Uzmanı Prof. Dr. Nilgün Turhan, sağlıklı bir gebelik için anne adaylarına tavsiyelerde bulunuyor. Sf: 82

Odyolog Nur Baykal Hacettepe Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Anabilim Dalı Odyoloji mezunu Uzman Odyolog Nur Baykal, çocuklarda orta kulak iltihabından kaynaklanan işitme kaybına dikkat çekiyor.

Doç. Dr. Oğuz Taşdemir Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Oğuz Taşdemir, vücudumuzdaki saatli bomba dediği aort anevrizmalarıyla ilgili bilgi veriyor. Sf: 16-78

Prof. Dr. Oktar Asoğlu İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Oktar Asoğlu dünyanın en eski ve onurlu mesleği hekimliğin dünü ve bugününü analiz ediyor. Sf: 22

Sf: 32

Sf: 17-90

Liv Hospital I 7


Katkıda bulunanlar

Kurumsal haberler

Doç. Dr. Onur Egemen İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Onur Egemen, son teknoloji tedavi yöntemlerini kullandıklarını belirtiyor. Sf: 16

Prof. Dr. Pakize Elif Erkul Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Pakize Elif Erkul çocukların, başarılı bir eğitim yılı geçirmesi için tavsiyelerde bulunuyor. Sf: 38

Uzm. Dr. Reskan Altun Hacettepe Üniversitesi mezunu Gastroenteroloji Uzman Dr. Reskan Altun ülser ve gasritte beslenme konusunda dikkat edilmesi gerekenleri anlatıyor.

Doç. Dr. Serpil Salman İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları uzmanı Doç. Dr. Serpil Salman, gebelik şekerinin iyi takip edilmesi gerektiğini belirtiyor. Sf: 50

Prof. Dr. Şükrü Sindel Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Şükrü Sindel, sağlıklı bir yaşam için genetiğimiz ve değiştiremeyeceğimiz faktörlere dikkat çekiyor. Sf: 62

Doç. Dr. Tuğrul Altan İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tuğrul Altan, genellikle yaşlılarda görülen sarı nokta hastalığıyla ilgili bilgi veriyor. Sf: 40

Op. Dr. Uğur Gönç Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Ortopedi ve Travmatoloji Op. Dr. Uğur Gönç, spor yaparken meydana gelen yaralanmalarla ilgili bilgi vererek önlemleri sıralıyor. Sf: 76

8 I Liv Hospital

Sf: 68

Prof. Dr. Rıdvan Alaca Gülhane Askeri Tıp Fakültesi mezunu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Rıdvan Alaca kronik ağrılar ve MS tedavisinde; fizik tedavi ve rehabilitasyonun iyileştirici gücünü vurguluyor. Sf: 28-42

Uzm. Dyt. Serap Güzel Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü mezunu Diyetisyen Serap Güzel, baş boğaz bölgesinde görülen kanserlerde beslenme konusunda dikkat edilmesi gerekenleri anlatıyor. Sf: 36

Prof. Dr. Talat Kırış İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Talat Kırış, Türkiye’de şu anda sadece Liv Hospital’da kullanılan yeni tedavi yöntemlerini anlatıyor.

Doç. Dr. Taner Bekmezci Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortapedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Taner Bekmezci, spor yaparken sakatlanmamak için dikkat edilmesi gerekenleri aktarıyor.

Prof. Dr. Tekin Akpolat Hacettepe Tıp Fakültesi mezunu Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Tekin Akpolat, hamilelikte gelişen yüksek tansiyonun anne adayı ve bebek sağlığı açısından risklerini anlatıyor.

Sf: 54

Sf: 76

Sf: 50

Prof. Dr. Vedat Kaya Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Göz Hastalıkları Uzmanı Vedat Kaya, ortak kullanılan makyaj malzemelerinin göz enfeksiyonlarına neden olabileceği konusunda uyarıyor. Sf: 60

Doç. Dr. Yelda Tayyareci İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Yelda Tayyareci, kalp sağlığını korumak için spor yaparken dikkat edilmesi gerekenleri anlatıyor. Sf: 26

Topkapı Eğitim ve Araştırma Hastanesi

kapılarını açmaya hazırlanıyor Liv Hospital Grup, İstanbul Ulus ve Ankara’daki dev hastane yatırımlarına Topkapı Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile devam ediyor.

3

yıl önce İstanbul Ulus’ta, bir yıl önce de Ankara’da yaptığı dev hastane yatırımı ile sağlık sektörüne ivme kazandıran Liv Hospital Grup, İstanbul’da üçüncü hastanesini açmaya hazırlanıyor. Topkapı’da 47 bin metrekare alanda, 12 ameliyathane, 39 yoğun bakım olmak üzere 291 yatak kapasitesiyle hizmet verecek olan Topkapı Eğitim ve Araştırma Hastanesi bilimsel çalışmalardan tanı ve tedavi süreçlerine, teknolojik alt yapıdan her biri alanında önemli başarılara imza atmış iddialı hekim kadrosuyla hizmet sunacak. Yakın zamanda kapılarını açması planlanan Topkapı Eğitim ve Araştırma Hastanesi tüm dallarda yer alan ihtisaslaşmış kliniklerle sağlık sektörüne ivme kazandıracak. Son teknolojik cihazlarla ve alanında uzman tecrübeli hekimlerle hizmet verileceğini söyleyen Liv Hospital Grup Koordinatörü Meri İstiroti “Değerli birikim ve tecrübemizi kocaman bir aile olarak, Topkapı Eğitim ve Araştırma Hastanesi için tüm kalbimizle ortaya koyacağız. Aramıza katılacak yeni hekimlerle daha da güçleneceğiz” dedi.


Kurumsal haberler

Liv Hospital ve Demir Hayat Sigorta işbirliği: El Bebek Tüp Bebek

L

iv Hospital ve Demir Hayat Sigorta, tüp bebek ile çocuk sahibi olmayı düşleyen evli çiftlere özel yeni bir ürün geliştirdi. “El Bebek Tüp Bebek Sigortası” isimli projede, poliçeyi satın alarak bebek sahibi olamayan çiftlere yüzde 50 geri ödeme garantisi veriliyor. Ayrıca çifte, gebelik süresince ve doğum sonrasında bebek ve ailesi için ömür boyu sürecek avantajlar sunuluyor. Yüzde 50 geri ödeme garantisi Liv Hospital ve Demir Hayat Sigorta işbirliğiyle hayata geçirilen “El Bebek Tüp Bebek Sigortası” sektörde bir ilk olma özelliğini taşıyor. Ürün tüp bebek yaptırmak isteyen ailelere “Tek Denemeli” ve “Çok Denemeli” olmak üzere 2 farklı alternatif sunuyor. “Çok Denemeli” alternatifte yüzde 50 geri ödeme garantisi var ve bu plan 3 defa tüp bebek denemesini kapsıyor. Garanti sisteminin geçerli olması için öncelikle aileye hastane tarafından bir ön değerlendirme yapılıyor. Günümüzde çiftlerin en büyük sorunlarından birinin çocuk sahibi olamamak olduğunu söyleyen Liv Hospital Grup Koordinatörü Meri İstiroti “Liv Hospital ve Demir Hayat Sigorta olarak, sektördeki tecrübe ve deneyimlerimizin arkasında duruyoruz. Çocuk

A

10 I Liv Hospital

Hastanın, uzmanlar tarafından takibinin yapıldığı ve teknolojinin getirdiği avantajlarla tedavi edildiği Liv Hospital yeniliklerine Liv Web TV ile devam ediyor.

www.livhospitaltv.com üzerinden izlenebilecek olan Liv Web TV’de sağlıkla ilgili merak edilenler yanıt buluyor. Liv Hospital Damar Cerrahı Prof. Dr. Murat

özlemi çeken çiftlerin mucizeyi kucaklamalarına sebep olabilecek bir proje hayata geçirmenin mutluluğunu yaşıyoruz” dedi. Bir yıl içinde 3 deneme Demir Hayat Sigorta Genel Müdürü Ali Ersoy, 1 yıl poliçe süresi olan üründe anne adayının 38 yaşını geçmemesi şartı olduğuna dikkat çekerek, “Bu bir yıl içinde 3 denemenin tamamlanmış olması ve sigortalının tedaviyi kendi isteği ile sonlandırmamış olması kaydı ile poliçe bitiminde hala gebelik olmamışsa, poliçe bitiş tarihini takip eden 2’nci ay sonunda primin yarısı geri ödeniyor” diye konuştu.

Dünya Sağlık Turizmi Zirvesi Ankara’da yapıldı nkara’da gerçekleşen “Dünya Sağlık Turizmi Zirvesi” 20 ülkeden, 154 kişilik heyetin katılımıyla gerçekleşti. 3 gün süren etkinlikte Ankara’nın sağlık turizminde tercih edilen bir destinasyon olması için yapılabilecekler masaya yatırıldı. “Ankara’nın en iyi hastaneleri ve sağlık tesisleri” konulu toplantının açılış konuşmasını Liv Hospital Grup Koordinatörü Meri İstiroti yaptı. Ankara’nın son 10 yılda sağlık tesisleri

Liv Web TV yayın hayatına başladı

yatırımında büyük gelişme gösterdiğine ve THY’nin uçuşları ile sağlık turizmi için önemli bir destinasyon haline geldiğini belirten İstiroti “Dünyada meydana gelen ekonomik gelişmeler batıdan çok doğuya kaydı. Türkiye de bundan nasibini

aldı” dedi. Türkiye’de sağlıkta uluslararası kalite belgesi olan JCI ve TUV belgesine sahip 56 sağlık kuruluşu olduğunu söyleyen İstiroti “Yalnız 80 milyonluk nüfusa değil, çevre ülkelerle birlikte 650 milyonluk nüfusa hizmet ediyoruz” diye konuştu. 4 grup halinde Liv Hospital Ankara’yı ziyaret eden katılımcılar, robotla yapılan üroloji ameliyatına girdi, katarakt cerrahisini canlı izledi. canlı cerrahisi izledi.

Aksoy’un sunuculuğunu üstlendiği Liv Web TV’de her hafta dünyada sağlıkla ilgili son gelişmeler aktarılacak. Uzman hekimler ilgi alanlarıyla ilgili bilgiler verecek. İzleyicilerin sağlıkla ilgili sorularının web üzerinden yanıtlandığı, Liv Web TV’de Prof. Dr. Murat Aksoy’un akıcı yayın sunumu ve içeriği ile yeni teknolojilerle ilgili bilgiler keyifle izlenebiliyor. Haftada 1 kez, 45 dakikalık bölümler halinde yayın yapan Liv Web TV’de, uzman hekimlerden, klinik tanıtımlarına, sağlıklı yaşam tüyolarından estetikle ilgili her türlü gelişmeye kadar birçok konu ele alınacak.

E-Learning Eğitim Programı devrede Liv Hospital Grup, çalışanlarının kişisel ve mesleki gelişimlerine katkı sağlamak, kurum içi bilgi, algı seviyesinin yükseltilmesi, performansları artırmak ve motivasyonun sağlanması amacıyla, Turkcell Akademi sistemi ile bir eğitim iş birliğine imza attı. Turkcell -Akademi Sistemi’nin Liv Hospital’a entegre edilerek oluşturulduğu “Liv Akademi E-Learning Eğitim Programı”nın amacı, hekimlik hizmetinden tüm sağE-Learning lık profesyonellerine geleneksel eğitim modellerinin dışındaki yöntemleri efektif şekilde kullandırabilmek. Hasta odaklı modern teknolojik yaklaşım ve üst düzey uzman kadrosu ile sağlık hizmeti veren Liv Hospital, çalışanların da eğitimlerini en güncel ve dinamik metotlar kullanarak sürdürüyor.

Esnaf ve sanatkarlar Liv Hospital’a emanet

Liv Hospital Ankara ile Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu arasında, üyelerine ve çalışanlarına yönelik her türlü sağlık sorununun çözülmesi için işbirliği protokolü imzalandı. İşbirliği çerçevesinde konfederasyon üyeleri ve çalışanları Liv Hospital’dan ayrıcalıklı ve avantajlı sağlık hizmeti alacak. Konfederasyon Genel Başkanı Bendevi Palandöken ile Liv Hospital Ankara Genel Müdürü Dr. Mustafa Köroğlu’nun katıldığı törende yapılan anlaşma ile konfederasyon çalışanlarına ve bakmakla yükümlü oldukları kişilere Liv Hospital’da avantajlı sağlık hizmeti verilecek. Liv Hospital I 11


Bilimsel haberler

Liv Hospital ve Memorial Sloan Kettering Cancer Center işbirliğiyle

4. sempozyum “IORT” gerçekleştirildi

L

iv Hospital ve dünyaca ünlü kanser merkezi Memorial Sloan Kettering Cancer Center (MSKCC), çağımızın hastalığı kanserle ilgili ortaklaşa düzenlediği sempozyum ile dördüncü kez işbirliğine imza attı. Özellikle nüks kanser cerrahisinde ameliyat sırasında verilen tek doz radyoterapi tedavisi olan, Intra Operatif Radyoterapi (IORT) ile hedef odaklı sonuç elde edilebiliyor. Son iki yıldır kanser alanında Amerika’da “en iyi hastane” sıralamasında ilk sırayı alan Memorial Sloan Kettering Cancer Center’la ortaklaşa düzenlenen IORT sempozyumuna Liv Hospital Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Oktar Asoğlu ev sahipliği yaptı. Dünyaca ünlü birçok hekimin konuşmacı ve izleyici olarak katıldığı sempozyum, webcast konseptiyle, simültane İngilizce tercüme eşliğinde canlı olarak yayınlandı. Böylece akıllı telefon teknolojisiyle Avrupa ve Amerika’dan da izlendi. Prof. Dr. Oktar Asoğlu, MSKCC’den Prof. Dr. Kaled M. Alektiar ve Prof. Dr. Philip Paty’nin de konuşmacı olarak yer aldığı sempozyumun ilk gününde doktorların paylaşımlarının ardından halk söyleşisi gerçekleştirildi. Oturumun ikinci gününde ise vaka üzerinden çalışmalar, hekimler arasında yansıtılarak sempozyumun bilimsel ayağı gerçekleştirildi. IORT: Ameliyat sırasında tek doz radyoterapi Intra Operatif Radyoterapi (IORT) ile kanser ameliyatı sırasında verilen tek doz radyoterapi sayesinde hedef odaklı sonuç elde etmek mümkün. Özellikle nüks kanserlerde, cerrahi sırasında

12 I Liv Hospital

Akademik eğitim toplantıları başladı

L

iv Hospital Ankara’da Tıbbi Direktör Prof. Dr. Şefik Hoşal liderliğinde akademik eğitim programları başladı. Akademik eğitim toplantılarıyla pek çok konu bilimsel olarak ele alınacak. Toplantılarla farklı yaklaşımları güncel olarak değerlendirebileceklerini söyleyen Prof. Dr. Şefik Hoşal, “Zor ve

gerçekleştirilen tek doz radyo terapi uygulaması (IORT) ile yüz güldürücü sonuçlar elde edilebiliyor. IORT özellikle sindirim sistemi kanserlerinde, kalın bağırsağın son kısmı nüks tümörlerinde, yani rektum kanserlerinin tedavisinde cerrahinin başarısını oldukça artıran bir uygulama. Liv Hospital Tıbbi Direktörü ve Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Oktar Asoğlu, özellikle nüks kanser ameliyatı sırasında kullanılan, IORT tedavisi ile yalnızca sorunlu bölgeye verilen yoğun ışın tedavisi ile sağlam dokuların tamamen korunabildiğine dikkat çekiyor. Prof. Dr. Oktar Asoğlu, “IORT yönteminde tümör cerrahi operasyon ile çıkarılıyor. Sonrasında riskli bölge ışın tedavisi için hazırlanıyor. Hasta anestezi altındayken cerrah, karın içi organları bölgeden uzaklaştırarak bir alan açıyor. Radyasyon onkoloğunun, vakaya özel olarak belirlediği doz saptamasının ardından ışın tedavisi tek doz olarak kullanılıyor. Işın işlemi bittikten sonra yara kapatılarak ameliyata son veriliyor” dedi.

kritik vakaları değerlendirirken bölümlerimizde gerçekleşen ilginç olgular hakkında bilgi sahibi olabileceğiz. Onkoloji Konseyimiz de yıl boyunca devam edecek. Hastanemiz ve hekimlerimizin akademik gelişim ve devamlılığı açısından son derece önemli etkinlikler olacak” dedi.

Cinsel sağlık sempozyumu Liv Hospital Hemşirelik Hizmetleri ve Kadın Sağlığı Hemşireliği Derneği’nin ortaklaşa Liv Hospital Ulus’ta düzenlediği “Cinsel Sağlık Sempozyumu” yoğun bir katılım ile gerçekleşti. Grup Koordinatörü Meri İstiroti’nin açılış konuşmasıyla başlayan sempozyum, Kadın Sağlığı Hemşireliği Derneği Başkanı Doç. Dr. Nevin Hotun Şahin, Prof. Dr. Hediye Aslan Özkan, Seksolog Rayka Kumru, Yard. Doç.

Dr. Özlem Can Gürkan, M. Sc. Funda İkisivri önderliğinde yapıldı. Cinselliğin fizyolojisi, cinsellik ve cinsel sağlığın sosyokültürel boyutuna değinen Dr. Ejder Yıldırım’ın ardından Prof. Dr. Süleyman Akhan ve Prof. Dr. Muammer Kendirci kadın ve erkek cinsel sağlığı ile ilgili açıklamalar yaptı. Seksolog Rayka Kumru ise cinsellik ve cinsel sağlığın sosyo-kültürel boyutunu ele aldı. Prof. Dr. Kafiye Eroğlu

ve Dr. Zehra Gölbaşı cinsel mitler hakkında bilgi verirken, Psikoterapist Meltem Ok cinsel sağlık için multidisipliner yaklaşımın önemini anlattı. Sempozyum “Cinsel Tanımlama Modelleri ve Hemşirelik Yaklaşımı’’ başlığı ile Yrd. Doç Dr. Feride Yiğit ve ‘’Cinsel Sağlık’’ başlığı ile Doç. Dr. Nevin H. Şahin’in sunumlarının ardından sona erdi. Sempozyumda katılımcılara sertifika verildi.

Liv Hospital I 13


Bilimsel haberler

Liv’den dünyaya canlı cerrahi yayınlarına tam gaz devam  

L Liv Hospital ve FUJIFILM işbirliği ile Endoskopi Eğitim Merkezi

L

iv Hospital ve FUJIFILM işbirliği ile kurulan “Endoskopi Eğitim Merkezi” (GI Training Center) eğitimlerine başladı. Endoskopi Eğitim Merkezi’nde, Liv Hospital doktorlarının deneyim ve tecrübesi, FUJIFILM’in son teknolojik altyapı desteği ile birleşerek, yurt dışından gelen hekimlere uygulamalı eğitimler verilecek. Liv Hospital’da gerçekleştirilen eğitimler Prof. Dr. Cengiz Pata, sektörün ileri gelen akademisyenleri ve Liv Hospital Gastroenteroloji uzmanları tarafından veriliyor. Animasyon ve hayvan modelleri üzerinde teorik ve pratik olmak üzere verilen eğitim sonunda katılımcılar sertifika sahibi oluyor. 3–4 Eylül’de yapılan ilk eğitimde iki gün boyunca gastroenterolojik tetkiklerden, Çift Balonlu Endoskopi (Double Balloon Endoscopy) işlemi ve Endosonografi (EUS) ele alınarak teorik ve uygulamalı olarak gerçekleştirildi.

84 ülkeden gelen doktorlara uygulamalı eğitim verilecek Gastroenterolojide yeni teknik ve yöntemlerin gerçekleştirildiği yoğun eğitim programında Çift Balonlu Endoskopi (ÇBE) ve Endosonografi (EUS) ile ilgili eğitimlere yer verildi. Dünyada da son yıllarda kullanılan, ince bağırsağın endoskopik 14 I Liv Hospital

olarak tetkikini sağlayan Çift Balonlu Endoskopi ve organların vücut içerisinden görüntülenerek lezyon/kanser risklerinin değerlendirilmelerini sağlayan EUS ile ilgili son teknolojik gelişmeler, uygulamalı olarak yurt dışından gelen hekimlere 2 günlük yoğun eğitim ile aktarıldı. Orta Doğu, Afrika ve Orta Asya başta olmak üzere 84 ülkeden gelecek olan doktorlara hizmet verecek olan “Endoskopi Eğitim Merkezi”nde endoskopi uygulamaları konusunda başlangıç ve ileri seviye eğitimler düzenlenecek. Eğitime katılan Ürdün Üniversitesi Hastanesi’nden Uzman Dr. Mohd Rashid, “İki günlük eğitim boyunca endoskopik alanda yenilikler hakkında bilgi aldık. Aynı zaman da çift balonlu yöntemi kullanmak için uygulamalı olarak gerçek doku üzerinde eğitim gördük. Aldığımız sunumlar doğrultusunda yeni, pratik bilgiler de öğrendik” diye konuştu. Kahire Üniveritesi Gastroenteroloji Bölümü Uzmanı Dr. Khaled Amr Zaki Mansour da “Özellikle burası eğitim anlamında referans merkezi ve bizim için en büyük avantaj da canlı doku üzerinde çalışma fırsatı bulmak oldu. İki günlük eğitimde de bu konu hakkında fikirler aldık, bilgilerimizi pekiştirdik” şeklinde konuştu.

iv Hospital İstanbul Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Oktar Asoğlu tarafından gerçekleştirilen robotik ameliyatlar, Türkiye ve dünyanın birçok ülkesinde web üzerinden canlı olarak izleniyor. Şimdiye dek sekiz canlı cerrahinin gerçekleştirildiği ameliyatları, anında ya da banttan web cast sistemi sayesinde dünyanın her yerinden hekimler ve sağlık çalışanları bağlanarak izleyebiliyor. Türkiye dışında ağırlıklı olarak ABD, İngiltere, Romanya, Makedonya, Hollanda, Avusturya, Almanya ve Macaristan’dan izlenen canlı yayınlar, dünya genelinde 2 bin 500 IP numarası tarafından izlendi. Web cast üzerinden yapılan canlı yayınları, hekimler ile sağlık çalışanları hastane, ev ve akıllı telefon

teknolojisiyle bağlanarak 7/24 izleyebiliyor. Web cast teknolojisi sayesinde deneyim ve uzmanlık sınırlar ötesine taşınabiliyor.

Liv Hospital Ankara işaret diliyle konuşuyor Liv Hospital Ankara, işitme engelli hastalara daha iyi ve kaliteli bir hizmet verebilmek için çalışanlarına işaret dili eğitimi verdi. İşitme Engelliler Federasyonu ile ortak yürütülen proje kapsamında 120 saat temel işaret dili eğitimi alan Liv Hospital personeli sertifika almaya hakkı kazandı. Törene milletvekillerinin yanı sıra Türkiye Sakatlar Konfederasyon Başkan Yardımcısı Tülay Ay ve dernek başkanları da katıldı. Sertifika alan Liv Hospital personelinin arasından seçilen 5 kişi, İşitme Engelliler Federasyonu’nun desteği ile ileri düzey işaret dili eğitimine devam edecek ve 5 sağlık personeli işaret dili tercümanı da olacak. Böylece Liv Hospital Ankara misafirleri ile kesintisiz iletişim içinde olacak.

Canlı katarakt cerrahisi Liv Hospital Ankara Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Bekir Sıtkı Aslan, göz hekimlerine yönelik canlı cerrahi gerçekleştirdi. Canlı yayınla toplantı sa-

lonuna iletilerek başlayan programda Dr. Bekir Sıtkı Aslan meslektaşlarına katarakt cerrahisindeki en güncel uygulamaları ve tedavileri canlı cerrahi

sırasında uygulamalı olarak anlattı. Katı antisepsi ve asepsi kurallarıyla nasıl hareket edildiği, günlük uygulamaları ile ilgili bilgi verdi. Liv Hospital I 15


Yaşamdan haberler

Göğüsten kalbe giden metal plak başarıyla çıkarıldı

29

yaşındaki Sait Ömer 2006 yılında Suriye’de pectus excavatus yani “kunduracı göğsü” (göğüs kafesinin içe doğru çökük olması hali) tanısı ile ameliyat olmuştu. 9 yıl sonra nefes darlığı şikayeti yaşayan Sait Ömer, 7 hastaneye başvurmasına rağmen kabul edilmedi. Liv Hospital Ankara’ya gelen Sait Ömer’in yapılan tetkikler sonrasında 9 yıl önce olduğu ameliyatta göğsün iç kısmına yerleştirilen metal plağın kemikten ayrılarak kalbin sağ ventrikülü içerisine girmiş olduğu tespit edildi. Kardiyovasküler Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Oğuz Taşdemir’in ameliyat ettiği Sait Ömer’in göğsünden 25 santimlik plaka çıkarıldı. Ameliyattan bir gün sonra hastane koridorlarında gezebildiğini söyleyen Sait Ömer sağlığına kavuştuğu için çok mutlu olduğunu söyledi. Ameliyat sonrası sağ kalım oranının yüzde 10 ve

altında olduğunu söyleyen Doç. Dr. Oğuz Taşdemir, “Kalbe invaze olmuş olan metal plak çıkarılarak hasar görmüş kalp dokusu onarıldı. Ameliyat sonrası herhangi bir yakınması olmayan hasta ertesi gün hastane içinde dolaşmaya başladı ve 5 gün sonra da şifa ile taburcu edildi” dedi.

İlaç tedavisiyle doğumsal anomalide başarı Gürcistanlı 2 yaşındaki Anastasia Kechlishvili’nin daha iki haftalık bebekken hemanjiom (doğumsal anomali) rahatsızlığı ortaya çıkıyor. Gürcistan’da gördüğü yanlış tedavi sonrası yanağında izler oluşmaya başlayan Anastasia’nın ailesi soluğu İstanbul’da, Liv Hospital’da aldı. Bir aylık ilaç tedavisinin ardından yüzündeki izlerde ve hastalığında gözle görülür iyileşme görünen Anastasia artık çevresine gülen gözlerle bakıyor. Anastasia’ya dünyada kabul edilen en son tedaviyi uyguladığını söyleyen Liv Hospital Plastik 16 I Liv Hospital

Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Onur Egemen “Dünyadaki en son gelişmeleri takip ediyoruz. Tedavi sonrasında bir ay içinde olumlu sonuç aldık ve hastamızı takip etmeye devam ediyoruz” dedi. Gürcistan’da uygulanan tedavi sonrası kızının hastalığının daha kötüye gittiğini belirten anne Khatuna Kechlishvili, “Doç. Dr. Onur Egemen’in yaptığı tedavi sonrası kızımın yanağındaki şişlik bir ayda küçüldü ve sertlik gitti. Başta Onur Egemen olmak üzere herkese çok teşekkür ediyorum” diye konuştu.

100 yaşındaki hastaya lazerli prostat ameliyatı

M

ılod Abdalla Masud 97 yaşında. Masud idrar yapamama nedeniyle yıllardır ülkesi Libya’da doktora gidiyor. Libyalı hekimler yaşlı adama prostat büyümesi teşhisi koymuş. İlaçlara yeterince cevap vermediği için çare ameliyat. Yaşı ve diğer yandaş hastalıkları sebebiyle aile ameliyat için Liv Hospital’a gelme kararı almış. Liv Hospital Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Muammer Kendirci, prostat tedavisinde uygulanan lazer yöntemi ile Abdalla Masud’u ameliyat etti. Mılod Abdalla Masud’un oğlu, başta Prof. Dr. Muammer Kendirci olmak üzere tüm hastane personellerine teşekkür etti: “Babam 97 yaşında adeta bir daha hayata döndü. Sondayla yaşamak zorunda değil artık. Kardeşim ve ben Muammer Hoca’ya şükranlarımızı iletiyoruz.’’ Prostatı olağanın üzerinde büyüktü Prof. Dr. Muammer Kendirci süreci şöyle anlattı: ‘’Mılod Bey bize geldiğinde uzun süredir sondalı ve kanaması vardı. Acil servise başvurduğunda sondalı yaşama bağlı sepsisten kaybedilebilirdi. Ekibimizle enerjik davranarak stabilize ettik. Prostatı olağanın üzerinde

Kansız ameliyat

büyüktü. Mılod Bey Liv Hospital’ın ekip çalışmasının iyi bir örneği oldu. Ülkesinde, “100 yaşında sondalı yaşasın ne olacak?” düşüncesiyle bakılan hastayken, biz vakayı ele alıp iki aşamalı lazer yöntemi ile ameliyatını başarıyla gerçekleştirdik. Lazerin en büyük avantajı kanamasız bir ameliyat olması ve ileri yaş hastalarda komplikasyonunun düşük olması. Hastamızı kendi kendine normal bir şekilde idrar yapabilir hale getirdik.”

İki aşamalı lazer at iy yöntemi ile amel ki da şın ya 97 edilen asud Mılod Abdalla M rar id e in nd ke kendi yapabilir hale geldi.

Liv Hospital I 17


Yaşamdan haberler

Yaşaması mucizeydi gerçek oldu

N Kaburgadan 4 cm kesiyle göğüs kafesini açmadan

Robotik Bypass

E

rdal Göksu 45 yaşında bir reklam ajansı sahibi. 2012 yılında gittiği bir tatilde şiddetli kol ağısı ile hastane gitti. Göksu, hastanenin kapısında kalp krizi geçirdi ve 7 kez kalbi durdu. Doktorlar tarafından hemen müdahale edilerek kalbi besleyen ana damara stend takılan genç adam iyileşerek günlük hayatına geri döndü. Geçen 3 yılın ardından, Erdal Bey spora başlama kararı aldı. Ancak daha önce yaşadığı kalp rahatsızlığı nedeniyle, gittiği spor salonundaki hoca, sağlık kontrolünden geçmesi gerektiğini belirtti. Göğse neşter değmeden ve kalbi durdurmadan ameliyat Bunun üzerine Liv Hospital Kardiyovasküler Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Özkara’ya muayene olan Göksu’nun, yapılan tetkiklerde 3 yıl önce takılan stendin bütünüyle tıkandığı belirlendi. Bu durum genç adam için çok kritik ve riskliydi. Prof. Dr. Ahmet Özkara ve Op. Dr. Cenk İndelen tarafından Erdal Bey’e robotik bypass yapma kararı alındı. Prof. Dr. Ahmet Özkara “Özellikle son yıllarda robotik cerrahi ile yapı18 I Liv Hospital

eşeli ve hayat dolu bir çocuk olan 7 yaşındaki Gürcistanlı Merab Nikuradze eklem ağrıları ve şiddetli ateş şikayetiyle Tiflis’te tedavi altına alındı. Akut lösemi teşhisi konulan Merab için vakit kaybetmeden kemoterapi tedavisine başlandı. İlacın yan etkisiyle felç geçiren ve enfeksiyona bağlı olarak vücudu ile beyninde mantar gelişen küçük Merab, ölümün kıyısına geldi. Merab için Gürcistan’daki doktorlar yapılacak bir şey kalmadığını söyledi. Bunun üzerine bilinci kapalı olan Merab’ı, anne ve babası ambulans uçakla Türkiye’ye getirdi. Beynindeki mantarlar temizlendi Merab, beyin ve vücudundaki mantarlardan kurtulması için acilen ameliyat edildi. Riskli ve zorlu bir ameliyatla beyindeki mantarlar titizlikle temizlendi ve tekrar yoğun bakıma alındı.

Liv Hospital Beyin ve Sinir Cerrahisi takımı, Çocuk Hematolojisi ve Kemik İliği Nakli Uzmanı Prof. Dr. Hilmi Apak ve Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İsmail Gönen’in yoğun ilgisi ile ameliyattan 10 gün sonra Merab’ın bilinci açıldı, felç olan elini ve kolunu oynatmaya başladı. Mucizevi iyileşme hikayesi Gürcistan’da televizyonlara da konu olan Merab’a ülkenin her yerinden destek mesajları ve hediyeler geldi. Gürcistan Başbakanı Irakli Garibaşvili uzun zamandır memleketinden uzak kalan Merab’a Gürcistan halk danslarının yöresel kıyafetini hediye olarak gönderdi. Ayrıca başbakan yardımcısı da Merab ve ailesini hastaneye ziyarete geldi. Doktorlar Merab’ın 1 yıl sonra birçok fonksiyonunu geri kazanabileceğini belirtiyor. Küçük dansçı Merab eskisi gibi dans edeceği günleri dört gözle bekliyor.

lan bypass ameliyatları, hasta konforu ve iyileşmenin hızlılığı açısından çok önemli bir avantaj. Koltuk altından açılan 3 delik ve sadece kaburga kemiğinin olduğu yerde yaptığımız 4 santimlik kesi ile göğse neşter değmeden ve kalbi durdurmadan ameliyatı yaptık. Hastamız 2 gün sonra taburcu oldu. Eğer Erdal Bey, bize başvurmasaydı her an bir kalp krizi geçirme riski taşıyordu. Çünkü geçen 3 yılda stendi, sigara ve düzensiz yaşam nedeniyle tamamen tıkanmıştı” dedi. 15 gün sonra işe arabamı kullanarak gittim Düzenli kontrolün hayatını kurtardığına dikkat çeken Erdal Göksu şunları söyledi: “Robotik bypass sonrası çok hızlı bir şekilde iyileştim. Ameliyattan 10 gün sonra parkta yürüyüşe başladım ve 15’inci günde arabamı kullanarak işe gidip geldim. Ameliyattan sonra artık kalp ile ilgili korkularım kalmadı. Doktorumdan aldığım destek ve pozitif elektrik çok olumluydu. Eğer sağlık kontrolünden geçmeden spora başlasaydım hayatıma mal olacak çok kötü sonuçlar yaşayabilirdim.” Liv Hospital I 19


Klinik

Mucizeyi kucaklayın

H

E K

I

M

G

Ö

Doç. Dr. İbrahim Kalelioğlu

Liv Hospital İstanbul Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı

Z

Ü

Y L E

Op. Dr. Ali Enver Kurt

Liv Hospital İstanbul Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı

Tüp bebek tedavisi ile ilgili merak edilen soruları, başarılı uygulamalara imza atan Liv Hospital İstanbul Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Ali Enver Kurt cevapladı.

KISIRLIK % 40 erkek % 40 kadın % 20 ise bilinmeyen nedenlerden kaynaklanıyor.

E

sra ile Oğuz 20 yıllık evliliklerinde 16 kez tüp bebek denemesi yaptı. Esra 46 yaşındaydı ve artık anne olacağı konusunda umutsuzluğa kapılmıştı. Bir arkadaşının tavsiyesi üzerine “Bu defa son” diyerek Liv Hospital’a geldi ve bir yılın sonunda mucizeyi kucakladı. Tüp bebek tedavisi için çiftler ne zaman başvurmalı? Çiftin herhangi birinde gebelik için engel olabilecek önceden bilinen bir durum yoksa ve yaşları 38’in altındaysa, 1 yıllık düzenli bir cinsel hayat sonrası gebelik elde edilemez ise konunun uzmanı bir doktora başvurulmalı. Tüp bebek ve mikroenjeksiyon aynı tedavi yöntemi midir? Üremeye yardımcı yöntemlerin uygulandığı kurumlar ülkemizde genel olarak tüp bebek merkezi olarak adlandırılıyor. Aslında hastanın alacağı tedavi ve geçireceği evreler aynı olmakla beraber tüp bebek (IVF) ve mikroenjeksiyon (ICSI) iki ayrı laboratuvar yöntemi. Tüp bebekte kadının yumurta hücresi ile aynı ortama belli sayıda sperm konarak kendi kendilerine döllenmeleri bekleniyor. Bu nedenle örneğin belli sayının altında sperm olduğunda bu yöntem uygun olmaz. Mikroenjeksiyonda ise tek bir yumurta

20 I Liv Hospital

anne 46 yaşında ız var olan hastam tavan yaşı Tüp bebekte nülüyor. şü 45 olarak dü iki tane de iz m ri ile Tedav yaş 46 r bi 45 yaş ile ve du ol iz im liğ gebe er kl be be sağlıklı i. dünyaya geld

hücresi içine tek bir sperm enjekte ediliyor. Bu nedenle çok düşük sperm sayılarında bile uygulanabilen bir yöntem ve başarı oranları daha yüksek.

Yaş faktörü, gebe kalma şansını nasıl etkiliyor? 19-25 yaş kadının maksimum doğurganlığına ulaştığı dönem olup IVF bu yaşlarda en iyi sonuçları verir. Sonrasında düşüş, 25-38 arası hafif olarak izlenmekte, 38 sonrası ise keskinleşmektedir. 35 yaş altı çok ağır problemi olmayan olgularda yüzde 50 gebelik beklentisi, 38 yaş sonrası genel olarak yüzde 30 ve altına düşüyor. Kadında 45 yaş tüp bebek tedavisine kabul için tavan olarak düşünülüyor. Tüp bebek uygulaması ne kadar sürüyor? Genelde artık kısa tedavi şemaları adetin 2 ya da 3’üncü günü başlayıp yaklaşık 2 haftada sonuçlanıyor. Embriyo transferinden 12 gün kadar sonra kanda gebelik testi ile sonuç alınıyor. Hangi durumlarda anne baba adaylarına uygulanan tedavi başarısız kabul edilip iptal ediliyor? Öncelikle gebelik elde edilebilmesi için 3 şey mutlaka gereklidir; bunlar rahim, yumurta ve sperm hücreleridir. Erkekte cerrahi yöntem de dahil hiçbir şekilde sperm elde edilemez ise o zaman tedavi iptal edilir. Bunun yanı sıra yumurtalıkların uyarılması sırasında eğer yeterli sayıda ve büyüklükte yumurta gelişimi olmaz ise de tedavi sonuçlandırılır. Mikroenjeksiyon sonrası uygun kalitede yani gebelik ümidi olan embriyo elde edilemez ise de tedavi iptal edilir. Yumurtalıkların uyarılması sırasında aşırı cevap yani hiperstimulasyon riski olursa bu defa tedavi iptal edilmiyor, yumurtalar toplanıp mikroenjeksiyon yapılıyor. Tüp bebek tedavisi kaç defa denenebilir? Yapılan çalışmalarda ana kural ilk 5 denemede gebelik oranlarının yükseldiği yolundadır. Ancak yine kendi hastalarımızdan bizden önce 15 başarısız deneme yapıp gelmiş bir çift, 17’inci denemesinde gebelik elde edip ikiz doğum yaptı.

Neden bir yıl beklemeli? Çünkü sağlıklı bir çiftin en uygun zamanda cinsel ilişki ile gebelik elde etm e şansı bir ayda yüzde 1520 civarındadır. Bu oran 1 yıl sonunda yüzde 90’lara ulaşıyor.

Çoğul gebeliklerden kaçınılmalı Gebelikte riski en aza indirmek için yapılması gerekenleri Liv Hospital İstanbul Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. İbrahim Kalelioğlu şöyle sıralıyor:

● Daha önce hastalığı olan kadınlar hastalıklarının iyileştiği, alevlenmesiz dönemlerde ve hastalık kontrol altında iken gebe kalmalı. ● Eğer hastalık gebelikte annenin hayatını tehlikeye sokabilecek bir hastalık ise bu durumda kadının gebe kalmasına izin verilmemeli. ● Tüp bebek gibi işlemler uygulanacaksa çoğul gebeliklerden kaçınmaya çalışılmalı. ● Gebelik öncesi ve gebeliğin erken döneminde folik asit kullanılmalı. ● Sigara, alkol ve uyuşturucu maddelerden uzak durulmalı. ● Gribi ve diğer enfeksiyonu olan kişilerle temas edilmemeli. ● Perinatolog ile birlikte takip istenmeli. ● Fetusun yakın takibi konusunda (NST, biyofizik profil, doppler gibi) deneyimli klinikler tercih edilmeli. ● Gebede oluşan stresi önlemek için psikiyatriden yardım alınmalı. ● Olası kötü bulgular durumunda doktora başvurulmalı; vajinal kanama, sürekli baş ağrısı, karnın alt kısmında ağrı ve kramplar, vajinal sulu akıntı, düzenli ve sık kasılmalar, fetusun hareketlerinin azalması, idrar yaparken ağrı ve yanma ve görmede değişiklikler gibi. Liv Hospital I 21


Klinik

Hekim...

Dünyanın en eski ve en onurlu mesleğidir hekimlik. Ana materyali ve uğraş alanı insan olan bir meslek… Asırlar boyunca elde edilen birikimin ustadan çırağa aktarımıyla günümüze ulaşan uzun bir yolculuğun mesleği.

İ

Pasteur de biziz Mengele de. İbni Sina da nsanlık tarihi boyunca değişimler biziz Albert Schweitzer de. Bazen aklımıza gösteren; çağın her türlü bilimsel buve hırsımıza yenilip, içinde bulunduğumuz luşlarından, teknolojik gelişimlerinden, koşullara uyum sağlayarak insanlık suçu ekonomisinden ve kültürel akımlarından işlemiş, insanlar üzerinde deneyler yapmışız. etkilenen bir meslek… İnsanın beynini açmış, soğuk suda ne kadar Önceleri doğaüstü mistik güçleri yaşayabileceğini test etmiş, üzerlerinde ilaçkullanmışız biz hekimler. Hastalığa yol lar, aşılar denemişiz. Bazen de Afrika’ya açan kötü ruhları kovmak için ateşin gitmiş insanlık yararına yaptıklarımızla çevresinde döne döne danslar eden, Nobel Barış Ödülü’nü almışız. kimsenin bilmediği ulaşamadığı Çağlar değişmiş, biz değişmişiz. nice dağların zirvelerinden toplaSavaşların ve felaketlerin getirdiği dığı sihirli bitkilerle şifa dağıtan o insanlar bizim meslek öncüleri- HEKIM GÖZÜYLE acılara çözüm bulmak için yaptığıProf. Dr. Oktar mız gözlemler, buluşlar, ameliyatlar miz olmuş. Asoğlu ile tıpta çığırlar açmışız. I.-II. Dünya Zaman hep akmış, yıllar Liv Hospital İstanbul Genel Cerrahi Uzmanı Savaşları günümüzün modern tıbyüzyıllar geçmiş. bının tedavi protokollerinin temelini Bazen doğru bazen yanlış oluşturmuş. işlere imza atmışız. Öldürdüğümüz İnsanlık suçlarının yaşandığı dönemkurbağaya kızgın demirle dokununlerde, savaşın arasında sıkışıp kalan çocukca meydana gelen kasılmaları hayata ların, yaşlıların, kadınların sağlık sorunlarını, döndürebilme olarak algılayıp, ölülere barınma, eğitim ve beslenme sorunlarını bağladığımız bakır tellere gökten gelen çözmede de hep en önde yer almış, mücadeşimşeğin elektriğini aktararak canlandırleler vermişiz. maya çalışmışız. Öyle ki, insanları yeniden Yeri gelmiş örselenmiş, yeri gelmiş övülhayata döndürebildiğimizi düşündüğümüz müş yüceltilmiş bir meslek grubu olmuşuz bilimsel makaleler yayımlamışız. Sinemacılara ilham olmuş Frankestein’lar yaratmışız. hep. Yaşamımızı sürdürmek için mesleğimizBazen gördüğümüzü değil, görmek istediği- den kazandığımız para, mesleğimizin kendi iç dinamikleri ve sağlık politikaları yüzünden mizi anlamlandırmışız. her zaman başımıza sorun olmuş. Bazen de İçimizden her zaman iyiler, kötüler, çok bu sorunu bizler yaratmışız. başarılılar, yetersizler, hayatlarını adayanlar, Bugün geldiğimiz bu aşamada; gerek tıptan nadiren doktor çıkar dedirtecek mesleki birikimlerimiz, gerek toplumsal kadar mesleğinden uzaklaşanlar çıkmış.

22 I Liv Hospital

Afrika’da doktorluk yaptı Nobel Barış Ödülü sahibi Alman doktor Albert Schweitzer, Afrika’da doktorluk yapmak için 30 yaşından sonra tıp tahsili gördü. Barış gönüllüsü olarak çalıştı. Nükleer silah karşıtı kampanyalar düzenledi ve hastane kurdu.

Kafasından delik açma (Trepanasyon) Kafatasından bir kemik parçası alınarak kafatasının açılması esasına dayanan bu uygulama tarih öncesi çağlardan bu yana uygulanmış. Bu yöntem M.Ö 7000 yıl öncesine kadar dayanıyor.

sorumluklarımız gerekse de içinde bulunduğumuz siyasi ve ekonomik yapı hekimlik mesleğini çok farklı bir noktaya taşımış. Bugün; gerek hekimlerin emeğini ve mesleksel onurunu koruma, gerekse içinde yaşadığımız dünyanın gerçeklerine uygun olma adına gerekli bazı değişimlerin yaşanması zorunlu görünmektedir. Artık günümüzde iyi yetişmiş; kendini alanında ve tıp dünyasında kanıtlamış hekimlerimiz de vardır. Bu hekimlerin değeri iyi bilinmelidir. Anahtar; evrensel doğrular, kanıta dayalı tıp ve hekimin alanındaki ehliyetidir. Ehliyet; uzmanlıktır, ustalıktır. Mimar Sinan’ın, Ayasofya’nın karşısına diktiği Süleymaniye’dir. Hekimlik mesleği gelişimine bakıldığında bilginin yarılanma ömrü 1950 yıllarında 50 yılken, 2020 yılında 73 gün olacağı ön görülmektedir. Bilgi hızla değişmekte ve bir

Çağlar değişmiş biz değişmişiz... Yeri gelmiş örselenmiş, yeri gelmiş övülmüş, yüceltilmiş bir meslek grubu olmuşuz hep.

insanın bir işi doğru düzgün yapabilmesi için gereken koşulları son derece zorlamaktadır. Hekimler değişmek zorundadır. Ve bu değişimi de kendi istemek zorundadır. Aksi takdirde her olayda gözlendiği gibi zorunlulukların getirdiği değişimler kasırgaya dönüşerek, var olan yapıları düzeltmek yerine daha sorunlu bir platforma taşımaktadır. Bu nedenle geleni görmek, değişim ihtiyacını tanımlamak ve kuralları koymak bizlere düşmektedir. Hastalar tedavi olacakları kurumu ve hekimleri seçme özgürlüğüne sahiptir. En iyi tedavi sonuçlarını alma temel öncelikleridir. Giderek artan toplum bilinci ve farkındalığın arttığı bu dönemde, belirleyici olan kriterler bilim, evrensel doğrular, etik davranış ve tedavi sonuçları olmalıdır. Bilginin bu kadar kısa sürede değiştiği, teknolojinin baş döndürücü bir hızla geliştiği bir dönemde, hekimler birlikte çalışma (Multidisipliner Toplantı) kültürüne sahip olabilmeli, hastalık temelli bir organizasyonel yapıyı oluşturmalı, spesifikleşmelidir. Bu yapı, sonuçlarını ortaya koymalı, dünya ile kıyaslamalıdır. Ortak akıl ve spesifik çalışma ile ancak çok iyi sonuçlar elde edilebilir ve kazanan toplum sağlığı olur. Geleceğin dünyasında, spesifikleşen, bilimi ve evrensel doğruları temel alan, multidisipliner çalışmayı başaran, sonuçlarını kıyaslayarak yayınlayan ve akredite olan hekim grupları veya kurumlar var olacaktır.

Hitler’in konuşan köpek ordusu Hitler, insan kadar zeki olduklarına inandığı köpeklerin Nazi subayları ile iletişim kurabileceklerini inanıyordu. Bu yüzden de bu köpeklere Leutenburg’daki Tier-Sprechschule ASRA isimli özel bir okulda patileri ile okuma ve konuşma öğretiliyordu.

Liv Hospital I 23


Klinik İple tsız ameliya me r e yüz g yöntemi 7-10 yaş or. riy gençleşti H

E

K

I

M

G

Ö

Z

Ü

Y

L

Kök hücre

E

Prof. Dr. Gonca Gökdemir

Doç. Dr. Emel Güngör

Liv Hospital İstanbul Dermatoloji Uzmanı

Liv Hospital İstanbul Dermatoloji Uzmanı

Kök hücre uygulamaları cildin yaşlanma sürecinin geciktirilmesi ve gençleştirilmesinde başarıyla yerini aldı. Otolog fibroblast enjeksiyonu öncesinde, kişinin kulak arkasındaki deriden steril şartlarda küçük bir deri biyopsi örneği alınıp kök hücre laboratuvarında fibroblast hücre üretim süreci başlatılıyor. Sadece bireye özgü üretilen canlı fibroblast hücreleri, ciltte kollajen yapımının artmasını, kırışıklıkların düzelmesini ve cildin elastikiyetinin artmasını sağlayarak yaşlanma sürecini yavaşlatıyor.

Neştersiz 10 yaş gençleşin

Fraksiyonel radyofrekans Fraksiyonel radyofrekans sistemi en yeni cilt gençleştirme yöntemlerinden biri. Radyofrekans sistemine bağlı, altın kaplama mikro-iğnelerin bulunduğu bir başlık cilde uygulanıyor. Radyofrekans enerjisi cilt altında belli sıcaklığa ulaştığında cildin kollajen ve elastik yapısının yenilenmesine yol açan mekanizmaları uyarıp kan dolaşımını hızlandırıyor. Sonuç olarak cildin daha genç, gergin ve parlak görünmesini sağlıyor. Uygulama ayda bir olmak üzere toplam 3 seans yapılıyor.

Modern tıp kusursuz güzelliği düşleyen kadınlara kısa sürede yapılan estetik dokunuşlarla sonsuz gençliği sunuyor. Liv Hospital İstanbul Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Gonca Gökdemir ve Doç. Dr. Emel Güngör neştersiz güzelleştiren yöntemleri anlattı.

Botulinum toksini Botulinum toksini ( Botox® veya Dysport®) yüzdeki mimik çizgilerine bağlı kırışıklıkları ve derin çizgileri gidermek amacıyla etkin ve güvenli biçimde kullanılıyor. En etkili olduğu alanlar; alın çizgileri, kaş arasındaki kızgınlık ifadesi veren derin çizgiler ve göz etrafındaki kırışıklıklar. Etkisi 3 ve 7’nci günlerde ortaya çıkıyor ve 3-4 ay sürüyor. Bu enjeksiyonla ayrıca kaşlar kaldırılabilir, burun yanlarındaki kırışıklıklar giderebilir, burun ucu kaldırılabilir, boyun ve dekolte bölgesindeki kırışıklıklar azaltılabilir.

Fraksiyonel lazer Fraksiyonel lazer cilt gençleştirmede kullanılan, cerrahi gerektirmeyen yeni bir lazer teknolojisi. Bu yöntemde lazer ışınlarıyla derinin alt tabakalarına kadar uzanan silindir 24 I Liv Hospital

şeklinde termal hasar kolonları oluşturuluyor. Hasarlanan kolonların çevresindeki deri sağlam kalıyor, bu sağlam dokudan iyileşme süreci başlatılıyor, yeni kollajen üretimi uyarılıyor. Uygulama yapılacak bölgeye göre önerilen seans sayısı 3-6, seans aralıkları 4-6 hafta sürüyor.

Mezoterapi Cilde özel ilaçların, minik ve seri enjeksiyonlar şeklinde yapılan uygulama tekniğine mezoterapi ya da mezolift deniyor. Cilt gençleştirme amacı ile yapılan mezoterapi yönteminde vitaminler, mineraller, hyaluronik asit, somon, peptidlerden oluşan ürünler kullanılıyor. Her yaşta uygulanabilen yöntemin amacı cildi nemlendirmek, cildin kendini yenileme mekanizmalarını harekete geçirmek. Mezoterapi tüm yüz bölgesi, boyun, dekolte ve ellere uygulanabilir. Uygulama 2-4 haftalık aralıklarla yapılıyor.

Neştersizrin yöntemleları kalıcılık 3 6 ay ile da yıl arasınor. değişiy

İple ameliyatsız yüz germe

Dolgu uygulamaları

Dermaroller yöntemi

Yaşlanma ile birlikte yüzümüzdeki çukurluklar, ince veya derin kırışıklıklar ve sarkmalar ortaya çıkar. Dolgu uygulamaları ile ortaya çıkan bu değişiklikleri azaltmak mümkün olabilir. Günümüzde yeni teknoloji ile geliştirilmiş dolgu maddelerinin kalıcılığı uygulama yapılan alana göre farklı olmakla birlikte ortalama 6 ay ile 18 ay arasında değişiyor.

Dermaroller (mikroiğneleme) yöntemi ucunda minik iğneciklerin olduğu bir başlığın mekanik hareketler ile cilde uygulanmasına deniyor. Özellikle ciltteki sivilce izlerinde, yağlı ciltlerde, cilt lekelerinde ve cilt gençleştirmede başarılı bir şekilde uygulanıyor. İşlem 2-3 hafta aralıklarla yapılabilir.

Cilt için özel geliştirilmiş ipler kullanılarak yapılan özel bir gençleştirme yöntemidir. İple ameliyatsız yüz germe estetik dermatolojide devrim niteliğinde bir yöntem olarak değerlendiriliyor. Bu yöntemde ipler cilt altındaki yağ dokusuna yerleştirilerek ciltte sıkılaşma, toparlanma ve nemlendirme elde ediliyor. Yöntem henüz sarkmaya yeni başlamış cilt tiplerinde başarılı sonuçlar veriyor. Uygulama tek seansta yapılıyor. Kalıcılığı 1 ile 3 yıl arasında değişiyor. En önemli avantajı genel anestezi gerektirmediği için uygulama sonunda normal hayata hemen dönülmesi. Liv Hospital I 25


Klinik Sağlıklı bir egzersiz için bunları unutmayın Yemekten sonra en az 1 saat geçmesini bekleyin. Isının: Kalp hızının daha kontrollü artmasını sağlar. H

E

K

I

M

Doç. Dr. Alp Burak Çatakoğlu Liv Hospital İstanbul Kardiyoloji Uzmanı

G

Ö

Z

Ü

Y

L

Egzersizi ani sonlandırmayın. Yürüyüş veya egzersiz temposunu yavaşlatarak bitirin. Bu kalbiniz için daha sağlıklıdır.

E

Doç. Dr. Yelda Tayyareci Liv Hospital İstanbul Kardiyoloji Uzmanı

Doktorunuza danışın!

hastaBilinen kalp hangi r la an ol lığı sıklıkla egzersizi ne pacağıya e yl re ve sü ktoru na mutlaka do eli. rm ve r ra ka ile

Hareketsiz kalmayın!

egzersiz yapmayı tavsiye ediyor, imkan varsa her gün yapılmalı. Ancak yeni başlıyorsanız haftada üç gün ile başlayıp kademe kademe sıklaştırın. Zorluk derecesini adım adım artırın: Spora yeni başladığınızda en ağır egzersizle değil, en rahat yapabileceğiniz ve keyif aldığınız bir sporla başlayın. Süreyi ve zorluk derecesini kondisyonunuz güçlendikçe, adım adım artırın. Egzersiz esnasında konuşabiliyor olmanız gerekir. Eğer konuşamıyorsanız yaptığınız egzersizin sizin için ağır olduğu anlamına geliyor. Düzenli yapın: Egzersizin faydalı olması için düzenli yapılması önemli. Bir program dahilinde yapmak bu alışkanlığı kazanmanıza yardımcı olur. Haftada 3 günden az yapılan egzersizlerin faydalı olmadığı biliniyor. Bir spor arkadaşı edinmek motivasyonu artırıyor.

Egzersizin her hücremize faydası var. Kalp-damar hastalıklarında koruyucu etkisi ise çok büyük. Sonbaharla birlikte artan yorgunluk ve mutsuzluktan kurtulup formda kalmak için her gün spor yapın.

K

ilonuzu kontrol altına almak, daha iyi bir vücuda sahip olmak ve güçlenmek için spor yapmaya ihtiyacınız var. Genç yaşlardan itibaren yapılan düzenli fiziksel aktivitenin, kalp damar hastalığını önleyici etkisi olduğu biliniyor. Liv Hospital İstanbul Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Yelda Tayyareci ile Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Alp Burak Çatakoğlu kalp sağlığı için egzersizin önemini vurgulayarak spor yaparken dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi veriyor. Sporun küçük yaşlardan itibaren düzenli olarak yapılması, kalbin güçlenmesine, tansiyon ve şeker kontrolünde iyileşmeye ve kolesterol düzeylerinde 26 I Liv Hospital

azalmaya neden oluyor. Düzenli yapılan spor, kalp kaslarında kalınlaşmaya ve kalp odacıklarında genişlemeye yol açıyor. Hacmi artan kalp, daha çok kanı içine aldığından, vücuda pompaladığı kan miktarı da artıyor. Düzenli spor yapan kişilerde kalp istirahatte daha düşük hızda çalışır, bu da kalbin ekonomik çalışmasını sağlıyor. Kalp kaslarındaki damarlarda daha rahat ve daha hacimli bir kan dolaşımı sağlayarak, dokulara daha çok oksijen taşınmasına neden oluyor. Spor yaparken konuşamıyorsanız dikkat! Yavaş başlayın: Amerikan ve Avrupa Kalp Cemiyetleri haftanın çoğu günü

Egzersiz öncesi, egzersiz esnasında ve sonrasında yeterli miktarda su tüketin. Terleme ile kaybedilecek sıvının telafi edilmesi kalp sağlığınız için önemlidir.

Düzenli yapılan fiziksel aktivite Kalbi güçlendirir. Tansiyon kontrolü sağlar. Kolesterolü düşürür. Kilo vermeyi kolaylaştırır. Stres ve endişe düzeyini azaltır. Kendinize güven ve motivasyon artırır.

Sabah ya da akşamüstü saatlerini tercih edin Kalp, tansiyon ve şeker hastaları hekimlerine danışarak egzersiz yapabilirler. Hatta bu tür sorunları olan hastalarda açık havada yapılan egzersizleri, özellikle yürüyüşün tedaviyi kolaylaştırdığı biliniyor. Egzersiz yapılacağı saatlerin öğle sıcağına rastlamamasına özen gösterin, sabah veya akşamüstü, güneşin etkisinin azaldığı saatleri tercih edin. Kış aylarında da yürüyüş ve egzersizlere devam edin, soğuktan korunmak ve vücut ısısını muhafaza etmek için birkaç kat, ancak ince kıyafetler seçin. Mutlaka şapka ve eldiven kullanın. Mümkünse ağız ve burnunuzu koruyun. Soğuk havalar kalp krizini tetikleyebilir Kalp hastalığı olan kişilerde egzersizin havanın çok soğuk olduğu durumlarda dışarıda yapılması önerilmiyor. Aşırı soğuk kalp damarlarında ani spazmına yol açarak kalp damar hastalığı var olan kişilerde kalp krizini tetikleyebilir.

Egzersiz esnasında Göğüs, sırt, çene, omuz veya kol ağrısı gelişirse Baygınlık hali veya baş dönmesi olursa Halsizlik veya nefes darlığı olursa Hızı azalmayan çarpıntı gelişirse Mutlaka egzersizi bitirip tıbbi yardım isteyin. Sağlıklı bir kalp için egzersiz programınızın ayrıntılarını kardiyologunuz ile konuşmanızı öneririz.

En güvenlisi yürüyüş Yapılan araştırmalar, özellikle kalp hastalarının haftada en az 3 gün, ideali 5 gün, 30 dakika ile 1 saat (saatte 5-6 km/hızla) arasında yaptığı normal tempodaki yürüyüşün en faydalı ve güvenli egzersiz olduğunu gösteriyor. Düşük hızda ve 30 dakikanın altındaki yürüyüşler aynı ölçüde fayda sağlamaz.

Liv Hospital I 27


Klinik

Ağrı ile yaşamak kader değil Her yıl kronik ağrıya bağlı olarak 700 milyon iş günü ve 60 milyar dolar zarar meydana geldiği tahmin ediliyor. Yaşam kalitesini ciddi oranda etkileyen ağrılardan kurtulmak yeni tedavilerle mümkün.

“İ

nsanın canı ağrısı olan yerdedir.” Bu çok bilinen bir sözdür. Bir eczaneye girip ağrı kesici ilaç isteyen insanların sayısı milyonlarla ölçülebilir. Çünkü yaşamının herhangi bir döneminde ağrı çekmeyen insan yoktur. Ağrının kaynağı genellikle bilinir ve nedenine göre tedavi edilir. Bazen nedeni saptanamaz. Ancak hastanın ağrısının nedeni saptanana kadar geçirmek de önemli. Algoloji (ağrı bilimi) nedeni genellikle bilinen ancak konservatif tedavi yöntemleri ile iyileştirilemeyen kas, iskelet ve sinir sistemi kaynaklı ağrıların tanı ve tedavisiyle ilgilenen bir bölüm. Liv Hospital Ankara Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Rıdvan Alaca yaşam kalitesini ciddi

28 I Liv Hospital

H

E K

I

M

Prof. Dr. Rıdvan Alaca

Liv Hospita Ankara Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı

G

Ö Z

Ü

Y L E

Doç. Dr. Kader Keskinbora Liv Hospital İstanbul Algoloji Uzmanı

oranda etkileyen ağrının tanımı ve ağrıya müdahale yolları ile ilgili şu bilgileri veriyor. Uluslararası Ağrı Araştırmaları Teşkilatı (IASP) tarafından yapılan tanımlamaya göre ağrı; vücudun herhangi bir yerinden kaynaklanan, gerçek ya da olası bir doku hasarı ile birlikte bulunan, insanın geçmişteki deneyimleriyle ilgili, duyusal, afektif, hoş olmayan bir duyudur. Ağrının en önemli özelliği bu tanımlamada da ifade edildiği gibi duyusal (sinir lifleri ile taşınan) olmasının yanında duygusal da olmasıdır. Yani çevresel, genetik, hormonal faktörler ve kültür farklılıkları ağrının hissedilmesini ciddi şekilde etkiler. Ağrı her zaman kişiye özel olup kişiden kişiye büyük farklılıklar taşıyor. Görüldüğü gibi ağrı subjektif bir duygu. Ağrıya müdahale etmede çeşitli güncel yöntemlerden yararlanıldığını belirten Prof. Dr. Rıdvan Alaca, “En sık çeşitli tipte ağrı kesici ilaçlar kullanılıyor. Fizik tedavi cihazları ve rehabilitasyon teknikleri de ağrıyı gidermede önemli bir seçenek” diyor. 3-6 aydan daha uzun süren ağrılar mutlaka tedavi edilmeli Liv Hospital İstanbul Algoloji Uzmanı Doç. Dr. Kader Keskinbora hastanın psikolojik durumunun ağrının şiddetini etkilediğine dikkat çekiyor. Yüksek teknoloji ürünlerinin kullanımının tanı ve tedaviye katkı sağlaması ile insan ömrü uzuyor. Arzulanan bu uzun ömrün kaliteli olmasındaki temel öğe ‘ağrısız’ olmaktır. Ağrı, hekime başvurunun en sık nedenlerinden biri. Alarm görevi olan ani başlayan ağrı, bizleri hasardan ve hastalıktan haberdar eder, medikal tıbbi yardım almaya zorlayarak iyileşme sürecine katkıda bulunuyor, hatta olası tehlikelerden koruyor. Buna karşın kronik ağrı, organik bir lezyon olsun veya olmasın vücuttaki sinir biyolojisini değiştirip fiziksel ve duygusal bozukluğa neden olarak yaşam kalitesini düşürüyor. Diğer yandan da hastada bu inatçı ağrının yarattığı kısır döngü ile depresyon görülebilir. Ayrıca hassas yapılı ve strese maruz kişilerde de hafif ağrı

Ağrı tedavisi ile başarılı sonuç alınan hastalıklar ● Kireçlenmelere bağlı ağrılar (omuz, boyun, diz ve belde) ● Kemik erimesine bağlı ağrılar ● Kanser ağrıları ● Felçlere (omurilik yaralanması, inme…) bağlı ağrılar ● Zona ● Fıtık ameliyatı olmalarına rağmen geçmeyen ağrılar ● Diskojenik (fıtık) ağrılar ● Bel-boyun ağrıları ● Sinir ağrıları ● Nöropatik ağrılar ● Kronik ağrılar ● Romatizmal ağrılar ● Omurilik kanalının daralmasına bağlı ağrılar ● Adale kökenli ağrılar yakınması daha şiddetli hissedilebilir. Sonuçta hem depresyon ağrıya, hem de ağrı depresyona yol açabiliyor. Organizmada hiçbir görevi olmayan kronik ağrı kişiyi normal yaşamdan alıkoyuyor, tedavisi de hekimi zorluyor. Tüm bu negatif biyolojik ve sosyal sonuçları düşünüldüğünde 3-6 aydan uzun süren yani kronik ağrısı olan kişilerin mutlaka bu ağrılardan kurtulmaları gerekiyor. Kronik ağrılı hastaya yaklaşım çoklu disiplin gerektiriyor. Bu disiplinlerle kronik ağrı tedavisinde ağrı kesicilerle azalma sağlanamazsa enjeksiyon tedavileri gündeme gelmelidir. Enjeksiyon tedavisi olarak uyguladığımız kortizon tedavileri günümüzde yerini radyofrekans tedavisine yerini bırakmıştır. Pulsed radyofrekans akımı uygulandığı ağrılı bölgede doku hasarı yapmadan ağrıyı azaltmakta ve bu nedenle işlem hastaya tekrar uygulanabiliyor. Liv Hospital I 29


Klinik

Hangi testler yapılmalı?

Jinekolojik

H

kanserlerde erken teşhis çok önemli

E K

I

M

Prof. Dr. Esat Orhon

Liv Hospital Ankara Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı

Türkiye’de her 100 bin kadından 291’inde rahim içi kanseri, 190’ında yumurtalık kanseri ve 120’sinde rahim ağzı kanseri görülmesine karşın Kanser Erken Teşhis Merkezlerine başvuran kadın sayısı oldukça az.

J

inekolojik kanserlerden korunmak, kanser olmayı kesin olarak önlemeyebilir ama geciktirebilir, erken tanı konmasını sağlar ve tedavi edilmesini kolaylaştırabilir” diyen Liv Hospital Ankara Kadın Doğum Uzmanı Prof. Dr. Esat Orhon aktif cinsel yaşamı olan her kadının rahim ağzı kanserine karşı tedbirli olmasının önemine dikkat çekiyor. Cinsel yolla bulaşan bir virüs olan HPV (Human papilloma virüs) enfeksiyonları önem derecesinde birinci sıradadır. HPV virüslerinin kanserojen olmayan tipleri de vardır. Kanserojen tipleri rahim ağzına yerleşmişse mutlaka kansere yol açacak anlamına gelmez. 16 ve 18 numaralı HPV en tehlikeli olanlardır. Sigara kullanımı vücut direncini düşürerek bu hastalığa yakalanılmasını kolaylaştırır, kurtulmayı zorlaştırır. Bağışıklık sistemini zayıflatan bazı özel tedaviler ve AIDS hastalığı da direnci azaltır. Sofralarında meyve ve sebzeye fazlaca yer vermeyenler de risk altında. Aşırı kilo da rahim kanserinin bir başka tipine adaylığa yol açabilir. Gebelikten korunmak

30 I Liv Hospital

amacıyla uzun süre doğum kontrol hapı veya rahim içi araç kullanan kadınlar, bir şikayetleri olmadığı sürece yıllık kontrollerini ihmal edebiliyorlar. Bu iki yöntem rahim ağzı kanserine yol açmaz ama bunların rahatlığına kapılıp yıllar boyu jinekolojik kontrollerini yaptırmayanlar erken kanser tanısı konmasında sorun yaşayabiliyor. Erken yaşta aktif cinsel yaşama başlayanlar ve çok fazla sayıda cinsel partneri olanlar da risk altında. Aktif cinsel yaşamı olanlar test yaptırmalı Rahim ağzı kanserinden korunmak için birinci kural, kondom kullanımı ve cinsel partner sayının artmamış olması. Aktif cinsel yaşamı olan her kadın yılda en ez bir kez rahim ağzından pap smear aldırmalı ve her 5 yılda bir HPV testi yaptırmalı. Yumurtalık kanserine karşı tedbir amaçlı bir test yok. Periyodik jinekolojik muayene ilk adımdır. Ancak başlangıç halindeki çok küçük yumurtalık kanserini yakalamak güçtür. Meme ve yumurtalık kanseri

G

Ö Z

Ü

Y L E

Doç. Dr. Cem İyibozkurt

Liv Hospital İstanbul Kadın Hastalıkları ve DoğumUzmanı

Yumurtalık kanseri için belirlenmiş bir test yok ve zaten yumurtalık kanserlerini erken yakalamak da her zaman mümkün değil. Yıllık veya gereken sıklıkta yapılacak düzenli kontroller en önemli koruyucu. Rahim içi kanseri ile ilgili doğrudan bir test olmamakla birlikte, düzensiz kanaması olan kadınlarda ve ultrason ile tespit edilebilecek rahim iç zarı kalınlığı belirlenen kadınlarda rahim içinden biopsi alınması hayat kurtarıcı olabilir. Rahim ağzı kanseri için çok iyi belirlenmiş olan testler vardır. Bunlar pap smear ve HPV testleri...

Doğum yapmak riski azaltıyor

jinekolojik Doğum yapmak rur. kanserlerden ko nra emzirme Doğumdan soatı ası da süresinin uz lm ne yumurtalık kanssıleri ığını yakalanma ola yarıya neredeyse yarır. azaltıyo

Rahim ağzı ve yumurtalık en sık görülen kanserler Liv Hospital İstanbul Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Cem İyibozkurt en sık görülen jinekolojik kanserlerle ilgili şunları söylüyor. Jinekolojik kanserler deyince; rahim ağzı kanserleri (serviks), rahim içi (endometriyum) kanserleri, rahim kas duvarından kaynaklanan tümörler (leiomyosarkomlar), yumurtalık, tüp ve karın zarı (periton) kanserleri, vajina ve vulva (genital bölgenin dış bölümü) kanserleri ile gebelik hücrelerinden gelişebilen trofoblastikneoplazileri anlıyoruz. Ülkemizde en sık görülen jinekolojik kanserler arasında rahim içi ve rahim ağzı kanseri ile yumurtalık/tüp/ periton kaynaklı kanserleri sayabiliriz.

taraması için BRCA1 ve BRCA2 gen testleri vardır. Her kadının yaptırması gerekmez, yakın akrabalarında kanser öyküsü olan kadınlarda yapılmalı.

Rahim içi kanser için kimler risk altında? Doç. Dr. Cem İyibozkurt, “Endometriyum kanserleri daha çok metabolik sendromun bir parçası olduğundan diyabet ve hipertansiyonu ile beraber kilo problemi olan kadınlarda daha sık görülüyor. Obezite başlı başına bir risk faktörü. Gençliğinde çok düzensiz adet görmüş veya düzensiz adet gören polikistikover sendromu olan kadınlar da uzun vadede artmış risk altında” diyor.

Erken teşhisle basit tedavilerle kurtulabilirsiniz Şüpheli bir kist veya kitlenin tespiti halinde, o bölge alınarak oluşması söz konusu bir kanser önlenebilir. Aynı durum, rahim ağzı ve rahim içi kanseri testleri için de geçerli. Hastalığın ön belirtileri olan; düzensiz kanama, ilişki sonrası kanama, pap smear testinde şüpheli hücrelerin görülmesi, kanserojen tip HPV virus varlığının tespit edilmesi halinde, gerekli işlemler yapılarak kanser aday veya başlangıç halinde yakalanır ve tedavi edilir. Erken tanı, tedaviyi kolaylaştırıp kurtulmayı sağlıyor. Aynı zamanda tedavinin ekonomik boyutu da çok önemli. Kanser tedavisi, oldukça pahalıya mal olabilecekken, erken tanı durumunda, basit ve ucuz tedavilerle kurtulmak mümkün olur. Liv Hospital I 31


Klinik

Çocuğunuz TV’nin sesini çok açıyorsa dikkat! Çocukluk çağında en sık görülen enfeksiyonların başında orta kulak iltihabı geliyor. Tedavide gecikildiğinde kalıcı işitme kaybına neden olabilen hastalık okul başarısını da olumsuz etkiliyor.

0

rta kulak iltihabı, hava ile dolu olan orta kulak boşluğunun, bakteri veya virüsler tarafından enfekte edilmesi sonucunda orta kulakta oluşan sıvı ve inflamasyon ile karakterize bir hastalık. Çocuklarda sık görülmesinin nedeni, orta kulağın havalanmasını sağlayan östaki borusunun erişkinlere göre daha kısa olması ve 10 yaşına kadar tam fonksiyonla çalışmaması. Beyin apsesi veya menenjite neden olabilir Liv Hospital Ankara Kulak Burun Boğaz Hastalık-

32 I Liv Hospital

ları Uzmanı Prof. Dr. Şefik Hoşal orta kulak iltihabının en önemli belirtilerinin kulak ağrısı ve ateş olduğuna dikkat çekerek hastalıkla ilgili şu bilgileri veriyor. İşitme azlığı, kulakta akıntı, huzursuzluk, iştahsızlık, kusma ve genelde eşlik eden üst solunum yolu enfeksiyon bulguları ile ortaya çıkıyor. Tedavi edilmeyen veya tedaviye cevap vermeyen hastalarda, enfeksiyon çevre dokulara yayılıyor. Bu durumda kulak arkasındaki kemiğin erimesi ve iltihap birikmesi nedeniyle kulak arkasında şişlik veya daha da ilerleyip beyin apsesi veya menenjit gibi kompli-

Konuşmayı geciktirebilir “Çocuğunuz TV’nin sesini fazla açmaya, uzaktan söylediklerinizi tekrar ettirmeye başladıysa orta kulak problemlerine bağlı işitme kaybından şüphelenebilirsiniz” diyen Liv Hospital H E K I M G Ö Z Ü Y L E Ankara Uzman Odyolog Nur Baykal, Prof. Dr. Odyolog Nur küçük çocuklarda sürekli kulakla Ali Şefik Hoşal Baykal Liv Hospital Ankara Liv Hospital Ankara oynama durumunda da ilerlemiş orta KBB Hastalıkları Uzman Odyolog Uzmanı kulak probleminin düşünülebileceğini anlatıyor. kasyonlara yol açabiliyor. Çocukluk çağının en sık HASTALIK A ŞT Günümüzde etkili angörülen problemlerinden birisi A Y N E K R E tibiyotik kullanımı ile olan bu durum enfeksiyon GÖRÜLÜRSE A bu sorunlar çok nadir sonucu kulakta negatif basınç TEKRARLAM I görülüyor. oluşmasına, daha ilerleyen Ğ LI SI OLA Tanı, kulak burun durumlarda sıvı birikmesine R O IY T AR boğaz muayenesiyle yol açıyor. Bu sıvı, duvar gibi konuluyor. Kulak zarı seslerin iç kulağa geçmesini KONUŞMA genelde bombe ve kırmızı engellediğinden işitme GERILĞI görünümde oluyor. Uzun kayıplarına neden oluyor. A DURUMUND dönemde tekrarlayan İşitme algısındaki azalma I H A CERR orta kulak iltihapları veya konuşmanın öğrenilmesinin M E T N Ö Y ALI kulakta sıvı birikmesi gecikmesine veya harflerin UYGULANM (Efüzyonlu Otitis Mediayanlış artiküle edilmesine hatta EOM) ortaya çıkabiliyor. zihinsel gelişimin yavaşlamasına HIJYEN Tekrarlayan enfeksiyon dolayısıyla okul başarısının ERSIZLIĞI T E Y veya orta kulakta sıvı düşmesine dahi yol açabiliyor. RI VE KIŞ AYLA toplanması durumlaK ORTA KULA rında orta kulak basınç Ağrılar geceleri ILTIHABINI ile işitme testi de tanı ve şiddetleniyor R TETIKLIYO takip açısından yapılıyor. Çocuk ne kadar erken yaşta orta kulak problemi Kulak zarına tüp takılıyor geçirirse tekrarlama olasılığı o Tedavide antibiyotik ve ağrı kesiciler kadar fazladır. Yatınca değişen basınç öneriliyor. Beraberinde alerji veya üst nedeniyle özellikle de geceleri ağrı ve solunum yolu enfeksiyonu da varsa diğer şikayetlerde artış görülür. KBB uygun tedaviler ekleniyor. İlaç tedavisiyle muayenesinden sonra orta kulakta düzelmeyen EOM’lı veya tekrarlayan biriken negatif basınç ve sıvı miktarını enfeksiyonu olan hastalara, orta kulaktaki belirlemek amacıyla Timpanogram sıvının drenajını ve orta kulağın havalanadı verilen ve işitme kaybının cinsini masını sağlamak amacıyla kulak zarına ve miktarını belirlemek amacıyla da tüp takılması tavsiye ediliyor. Özellikle Odyogram adı verilen bir dizi yarık damak, otizm, konuşma geriliği, inceleme sonucunda orta kulakta dikkat dağınıklığı, okul sorunu, işitme görülen problemler tam olarak kaybı olan çocuklarda cerrahinin en kısa belirleniyor ve bu doğrultuda tedavi sürede yapılması gerekiyor. biçimleniyor.

Çocukların yüzde 80’inde görülüyor ● Kulak enfeksiyonları kış aylarında artış gösteriyor. ● Kreş gibi kalabalık ortamlarda büyüyen, sigara dumanına maruz kalan çocuklarda daha sık görülüyor. ● Özellikle yatırılarak biberonla beslenen bebeklerde daha fazla rastlanıyor. ● 2 yaş altı bebeklerin yüzde 60’ında karşılaşılıyor. ● 6 yaşına kadar çocukların yüzde 80’i en az bir kez orta kulak enfeksiyonu geçiriyor. ● Erkek çocuklarında kız çocuklarına göre daha sık görülüyor.

Liv Hospital I 33


Takım Ruhu

O H

Doç. Dr. Çağatay Öztürk Liv Hospital İstanbul Omurga Cerrahisi Bölüm Başkanı

E

K

I

M

G

Ö

Prof. Dr. Asena Akdemir Liv Hospital İstanbul Psikiyatr Uzmanı

Z

Ü

Y

L

E

Doç. Dr. Kader Keskinbora

Uzm. Dr. Hilal Yıldız

Liv Hospital İstanbul Algoloji Uzmanı

Liv Hospital İstanbul Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı

Omurga cerrahisinde

Robot dönemi Omurga cerrahisinde kullanılan omurga robotu; skolyoz, bel kırığı gibi büyük ameliyatların küçük kesilerle ve en az hata ile yapılmasına olanak sağlıyor.

34 I Liv Hospital

Fizik tedavi ile ağrılar bitiyor Boyun, sırt ve bel omurgası, kas, tendon ve eklemlerden kaynaklanan hastalıkların tedavisinde fizik tedavi ve rehabilitasyonun çok önemli bir yeri var. Dr. Hilal Yıldız, fizik tedavinin bu hastalıklardaki faydalarını ve etki mekanizmalarını şöyle sıralıyor: Ağrıyı azaltmak, Kas spazmını çözmek, Kas kuvvetini ve dayanıklılığını artırmak, Hareketi kısıtlanmış eklemleri normal hareketine kavuşturmak, Eklem bağları ve tendonların gerginliğini ve etrafındaki ödemi azaltmak, Sinir kökü veya sinirin üzerindeki baskıyı azaltmak, Postür bozukluklarını düzeltmek.

murga cerrahisinde robot kullanımı, dünyada yeni teknolojiler arasında yer alıyor. Omurga robotu; skolyoz, kifoz, bel kayması, bel kırığı, omurgadan biyopsi alınması gibi büyük ameliyatların küçük kesilerle yapılmasını sağlıyor. Liv Hospital Omurga Cerrahisi Bölüm Başkanı Doç. Dr. Çağatay Öztürk, “Robot, operasyon öncesinde cerrahın kendi bilgisayarına yüklenen program vasıtasıyla, ameliyatta yapacağı uygulamayı sanal ortamda en ince noktasına kadar planlama imkanını veriyor. Böylece cerrahi implantlar en az hata payıyla konumlandırılıyor” diyor. Omurga tam bir takım işi Vücudun dengesi ve sağlıklı bir beden için omurga sağlığını korumak çok önemli. Özellikle kamburluk adı verilen skolyoz ve kifoz insan vücudunda sonradan meydana gelen veya doğumsal eğrilikler olsa bile bu konuda genetik faktörlerin etkisi de kanıtlanmış durumda. Liv Hospital İstanbul Omurga Cerrahisi Bölüm Başkanı Doç. Dr. Çağatay Öztürk, Algoloji (Ağrı) Uzmanı Doç. Dr. Kader Keskinbora, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Hilal Yıldız ile Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Asena Akdemir’den oluşan ekip omurga hastalıklarını masaya yatırdı. Sık rastlanan omurga sorunları arasında dejeneratif omurga hastalıklarının yer aldığını belirten Doç. Dr. Çağatay Öztürk şunları söylüyor. Bu hastalıklar sıklıkla servikal (boyun) ve lomber (bel) bölgeyi tutuyor. Disk hastalıkları ve omurganın eğrilikleri de önemli rahatsızlıklar arasında. Bunlara ek olarak omurga travmaları, omurganın primer veya metastatik tümörleri ve enfeksiyonları da sayılabilir. Osteoporotik kırıkları da omurga rahatsızlıkları içinde saymak

gerekiyor çünkü gelişen toplum ve yaşam tarzı nedeniyle giderek artan bir öneme sahip olmaya başladı. “Ağrı insan yaşamının kalitesini bozan en önemli rahatsızlıklardan. Kemikle ilgili ağrıların altında yatan nedenler ise titizlikle gözden geçirilmeli” diyen Doç. Dr. Kader Keskinbora ise ağrılarla ilgili şu bilgileri veriyor. Boyun omurlarında kireçlenmeye bağlı ağrılar daha çok boyundan başlıyor ve iki taraflı olarak omuzlara ve sırta yayılıyor. Boyun fıtığına bağlı ağrılar ise fıtığın seviyesine göre kola yayılan ağrıya ve ağrıya ek olarak da uyuşukluk-karıncalanmalara neden oluyor. Damar yetmezliğine bağlı ağrı daha çok günün sonuna doğru özellikle geceleri artan tüm bacağa yayılan ağırlık hissi şeklindedir. Damar tıkanıklığına bağlı ağrılar ise kramplar şeklinde olan çok şiddetli bıçak saplanır ve iğne batar tarzda ağrılardır. Kansere bağlı ağrı yakınması en sık kemik kanserlerinde görülüyor. Doç. Dr. Keskinbora, “Kemikte başlayan kanserle vücudun diğer yerinden başlayıp kemiğe yerleşen kanser birbirinden farklıdır ama iki tipte de ağrı birincil yakınmadır” ifadesini kullanıyor.

Omurga sorunları depresyona sokabilir Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Asena Akdemir’e göre doğrudan omurga sorunu yapabilen bir psikiyatrik hastalık yok ama depresyon, şizofreni gibi hastalıklar hareket miktarını kısıtlayarak duruş bozukluklarına yol açabiliyor. Omuz ve baş bölgesindeki kronikleşmiş ağrılar kişiyi canından bezdirebiliyor. Bazen oluşan acı ve mutsuzluk depresyonla karışabiliyor. Eğer skolyozda olduğu gibi vücut deformasyonu varsa benlik saygısı da azalabiliyor. Kas-iskelet sistemindeki ağrılı durumlarla depresyon ilişkisi araştırmaları romatoid artrit, osteoartrit, sistemik lupus eritamatozis ve fibromiyalji gibi durumların depresyona yol açtığını gösteriyor.

Liv Hospital I 35


Klinik

Baş ve boyun kanserlerinin habercisi Ses kısıklığı

En önemli nedeni l sigara ve alko

sinde ortaya çıkan Baş ve boyun bölge deni aşırı kullanılan ne li em ön kanserlerin en ara arasınrtlak kanseri ile sig sigara ve alkol. Gı tak ve yeyu , içi ız Ağ dı. ispatlan çok fazla. daki ilişki bire bir isi etk n olü erlerinde alk r ise bu ıyo mek borusu kans nıl lla te sigara da ku Hele alkol ile birlik gibi olup birbirlerinin etkirut iki etken ateş ve ba (human papilloma virus) V rın lerini artırıyor. HP üsü gibi viral ajanla ve Epstein Barr vir e kanser ind es ölg n b yu  bo da  baş ici özellikleri gelişimini tetikley ır. ışt nm sapta

Ağız içinde geçmeyen yaralar, nedensiz ses kısıklığı, kanlı burun akıntısıyla ortaya çıkan baş ve boğaz kanserlerinde erken teşhis çok önemli. Gırtlak kanseri tespit edilen hastaların yüzde 95-98’inde ise sigara hikayesi var.

E

lli beş yaşındaki Harun Bey, gençliğinden beri günde bir paket sigara içiyordu. Zaman zaman sesi kısılsa da iki haftadır neredeyse hiç konuşamıyordu. Eşinin ısrarı üzerine bir kulak burun boğaz uzmanına gitmeye karar verdi... Üç haftada geçmeyen ses kısıklıklarının mutlaka uzman bir kulak burun boğaz hekimi tarafından değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Liv Hospital İstanbul Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. İsmet Aslan, “Ses kısıklığı polip, nodül gibi iyi huylu patolojiler nedeniyle de ortaya çıkabilir ancak ses telinden ortaya çıkan gırtlak kanserinin en önemli belirtisi ses kısıklığıdır. Dudakta ortaya çıkan geçmeyen yaralar ve ülserasyonlar da dikkatle incelenmeli” diyor. Ağız içinde çıkan ve geçmeyen yaralara dikkat! Baş boyun kanserlerinin belirtileri kaynaklandıkları odağa bağlı olarak değişebiliyor. Örneğin ses tellerinden kaynaklanan bir kanser erken evresinde ses kısıklığı ile belirti verirken, gırtlağın ses tellerinin üzerinde kanal supraglottik larenks bölgesinden kaynaklanan bir kanser ses kısıklığı yapmayabiliyor. Boğazda takılma, kulağa vuran ağrı gibi belirti verebiliyor.

36 I Liv Hospital

Prof. Dr. İsmet Aslan baş ve boyun bölgesindeki diğer kanserlerle ilgili şunH E K ları anlatıyor. Ağız Prof. Dr. Ali Şefik içi kanserlerinin Hoşal Liv Hospital Ankara en önemli belirtisi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı ağız içinde ortaya çıkan geçmeyen yaradır. Yutak kanserleri yutma güçlüğü ve boğazda takılma hissi ile belirti verirken burun ve paranasal sinüs kanserleri burun tıkanıklığı, kanlı iltihaplı burun akıntısı ve burun bölgesinde şişlik ile ortaya çıkıyor. Nasofarenks kanserinin en önemli belirtisi orta kulağı havalandıran östaki kanalı tıkanıklığına bağlı olarak kulakta işitme kaybı ve tıkanıklık olabilirken, boyun kitlesi ile de karşımıza çıkabilir. Tükürük bezi kanserlerinin en önemli belirtisi kaynaklandığı tükürük bezinde ortaya çıkan kitledir. İleri evrelerde yüz felci de görülebilir. En çok faranjit ve ağız içindeki aftlarla karıştırılıyor  Liv Hospital Ankara Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ali Şefik Hoşal, baş-boyun kanserlerinin karıştırıldıkları hastalıklarla ilgili şu bilgileri veriyor. Baş boyun kanserlerinin karıştırıldığı hastalıkları, hastalığın yerleştiği bölgeye göre değerlendirmek gerekiyor. Sık karşılaşılan iyi huylu birçok hastalık aynı şikâyetlere neden olabiliyor. Kronik faranjit bunlardan biri. Bunun nedeninin, faranjitin; boğaz, yutak ve gırtlağın üst kısım tümörleriyle benzer şikâyetlere yol açması olduğuna dikkat çekiliyor. Ses tellerindeki nodül, polip veya larenjit (gırtlak enfeksiyonu) gibi hastalıklar da aynı şekilde

Ağrınız varsa besinleri püre şeklinde tüketin I

M

G

Ö

Z

Prof. Dr. İsmet Aslan Liv Hospital İstanbul Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı

Ü

Y

L

E

Uzm. Dyt. Serap Güzel

Liv Hospital İstanbul Beslenme ve Diyet Uzmanı

ses kısıklığına yol açabiliyor. Boyundaki kitleler çoğunlukla lenfoma ile karışıyor. Ağız içindeki yaralar ise bazen hastalar tarafından ‘aft’ olarak algılanıyor. Erken evrede başarı yüzde 90’lara çıkıyor Baş-boyun kanserlerinde cerrahinin temel tedavi yaklaşımı olduğunu belirten Prof. Dr. Hoşal şunları söylüyor. Tedavi seçeneği kanserin geliştiği baş-boyun bölgesine göre değişiklik gösteriyor. Cerrahi, erken evre kanserlerde etkili bir yöntem olmasına rağmen, ileri evre hastalıklarda tek başına yeterli olamadığından radyoterapi ve kemoterapi ile beraber uygulanıyor. Ancak cerrahi etkili bir tedavi sağlasa da bazı durumlarda organ ve fonksiyon kaybına neden olabiliyor. Bu organ ve fonksiyon kaybı yaşam kalitesini olumsuz yönde etkiliyor. Bu gibi durumlarda hastalığın evresine ve geliştiği bölgeye göre radyoterapinin bir tedavi yöntemi olarak tercih edilmesi gerekiyor. Cerrahi tedavide başarı oranları hastalığın evresine ve yerleştiği bölgeye göre değişiklik gösteriyor. Baş-boyun kanserlerinde erken evrelerde başarı yüzde 80-90 civarında iken ileri evrelerde bu oran yüzde 40-50’lere düşüyor. Erken evrede başarı yüzde 90’lara çıkıyor.

Bulantı ve kusma durumunda

Kuru yiyecekler tüketmeye çalışın, tost, grisini, kızarmış ekmek, peynir vs. Spagetti, makarna yemeğe çalışın. Yağlı ve kızartılmış besinlerden kaçının. Yemekleri az az ve yavaş tüketin. Suyu yemeklerden önce ve sonra için.

Baş boyun bölgesi hastalıklarında beslenmenin çok önemli olduğunu belirten Liv Hospital İstanbul Beslenme ve Diyet Uzmanı Serap Güzel, “Hastalığın tedavisinde kanserli hücreler yok edilirken normal hücreler de ölüyor ve kanser tedavisinin yan etkileri bu nedenle oluşuyor. Hem tedavi sırasında hem de sonrasında beslenme düzenini sürdürmek güç ama hastanın tüketebildiği şekilde düzenlemeler yapılırsa besin alımı kolaylaşıyor” diyerek kanser sonrası beslenmede dikkat edilecekleri özetliyor.

Yutma güçlüğü ve ağrı durumunda

Besinleri püre şeklinde yiyin. Meyve ve sebze püreleri, Çorba + et/tavuk + tam buğday ekmeği ile yapılmış püreler, Kefir/yoğurt/probiyotik yoğurt ve meyve ile yapılmış püreler, Asitli, acı, çok baharatlı besinlerden kaçının. Sıvı şeklindeki besinleri daha çok tüketmeye çalışın.

Liv Hospital I 37


Klinik

H

E

K

I

M

G

Ö

Z

Ü

Y

L

E

Prof. Dr. Pakize Elif Erkul

Uzm. Dr. Mustafa Yücel Kızıltan

Liv Hospital Ankara Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı

Liv Hospital Ankara Çocuk Hastalıkları ve Yenidoğan Uzmanı

Kokulu silgiler ve plastik baskılı ürünlerden uzak durun Çocukların kullandıkları kırtasiye malzemelerinin seçiminde dikkatli davranılması gerektiğine dikkat çeken Liv Hospital Ankara Çocuk Hastalıkları ve Yenidoğan Uzmanı Dr. Mustafa Yücel Kızıltan ebeveynlere şu tavsiyelerde bulunuyor.

Önceki senelerde okula gitmiş çocukların okula başlamalarında çeşitli motivasyonlar vardır. Her ne kadar yeniden ders çalışmaya başlayacakları için huzursuzlaşsalar da tatil boyunca ygun koşullarda çocuklar 3-5 yaşında anaokula başlayagörmedikleri arkadaşlarına kavuşmak bilir. Ebeveyn olarak çocuğun zihinsel ve sosyal gelişiheyecan vericidir. Okullarında yapıminin yaşıtlarına göre yavaşladığı ya da yalnız kaldığını lan herhangi bir değişiklik, sınıflarıhissettiğinizde, anaokulunun vakti gelmiş demektir. Unutmayın, nın yerinin değişmesi gibi anaokuluna giden çocuğunuzun kendine güveni gelişecek, küçük detaylar da onları paylaşmayı, sabretmeyi öğrenecek, bağımsızlık kazanacak mutlu edebiliyor. Okul ve dil becerileri gelişecek. Kendine yetecek, sosyalleşecek. Sınıflar, konusunda hevesli olKurallarla yaşamaya, rekabete, yarışmaya ve bununla baş valavabo ve tu mayan çocuklara ders etmeye erken yaşta alışacak. letler hijyenik haricindeki avantajları olarak temiz anlatarak duygularını Bağımlılık yaratabilirler! tutulmalı. olumluya çevirin. Ancak çocukların ana okulundan itibaren kullanmaya Çocuğunuzdan okulla başladıkları kırtasiye malzemeleri ebeveynlerin özellikle çok ilgili bu yılki hedeflerini dikkatli olması gereken bir konu. Kokulu silgiler, birbirinden düşünmesini isteyin. Unutmayın ilginç ve rengarenk kırtasiye malzemeleri, her okul döneminde ki; kendi koyduğu hedefler için çalışması çocukların hayalini süsleyen ve okuldaki zamanları eğlenceher zaman daha kolay ve zevklidir. ye dönüştüren ürünler. Aslında cicili bicili albenili kırtasiye malzemeleri, ebeveynler tarafından bilinçli bir şekilde seçilSınavlara hazırlanırken mezse, çocuklarımızın hayatını ciddi anlamda tehlikeye atıyor. çocuğunuzu cesaretlendirin Çocuklarımızın sağlığı açısından içeriği belli olmayan, kalitesiz Bu sene sonunda sınava girecek öğrenve markasız kırtasiye malzemelerinden uzak durulmalı. Sağlık ciler biraz daha endişeli olabilir. Okulun açısından ciddi tehdit oluşturan kalitesiz kırtasiye ürünlerinin başlamasının bir diğer anlamı her gün kimyasal maddeleri bünyesinde barındırma olasılığı yüksektir. Bu sınava bir adım daha yaklaşacak olmakimyasalların ağız yoluyla alınması veya deriden emilmesi halinde ları. Sınava hazırlık yolunun zor ama vücutta birikerek ciddi metabolik hastalıklara, zehirlenmelere sonunun aydınlık olduğu hatırlatarak neden olabileceği, hatta bazılarının uzun vadede kansere yol çocuğunuzu cesaretlendirin. açabileceği unutulmamalı. Kokulu silgi gibi ürünler ise kanseroÖğretim yılının başında çocuğunuzu jen olduğu için tercih edilmemeli. Kokulu silgi ve kalemlerin ek çocuk doktoruna götürerek genel bir olarak bağımlılık yapabildiği de biliniyor. Mümkün olduğunca muayeneden geçirin. Göz muayenesi ve boyasız ya da en az miktarda boya içeren ürünler alınmalı, plastik diş kontrolü de yaptırın. baskılı ürünler tercih edilmemeli.

U

Ders zili çaldı Çocukların mutlu, başarılı ve üretken bir ders yılı geçirmeleri için anne babalara büyük görev düşüyor. Uzmanların tavsiyelerine kulak vererek doğru yöntemlerle çocuğunuzu okul disiplinine adapte etmek tahmin ettiğinizden kolay olabilir.

“E

beveynlerin yanlış davranışları yüzünden binlerce öğrencinin eğitim dönemi kötü geçebiliyor” diyen Liv Hospital Ankara Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Pakize Elif Erkul, başarılı bir eğitim yılı için dikkat edilmesi gerekenleri anlatıyor. Okulla ilgili özendirici olumlu cümleler kurun Hayat düzeninizi okula göre yeniden programlayın. Ailece alışkanlıklarınız yeniden gözden geçirilmeli, yeni sorumluluklar, yeni ilkeler belirlenmeli ve yeni kurallar konulmalı. Beklentilerinizi belirler, kararlı ve tutarlı olursanız, 38 I Liv Hospital

Çocuğunuza grip aşısı yap si k fe en k ra tıra an yonlard koruyun.

çocuğunuz yeni düzene kısa zamanda alışır. Beslenme, uyku, ödev yapma gibi sorumluluklarını üstlenmeyi öğrenir. Böylece okula adaptasyonu kolaylaşır. Bu sene ilk defa okula gidecek çocuklar büyümenin çok büyük bir adımı olan okula başlamanın heyecanı içinde oluyor. Her ne kadar daha önce anaokulu veya hazırlık sınıfına gitmiş olsalar da birinci sınıfın öneminin her zaman farkındadırlar. Onlar için bu yılın en büyük özelliği okuma yazma öğrenecekleri bir seneye başlangıç yapıyor olmaları. Bu nedenle çocuklarınıza okulla ilgili özendirici ve yapıcı cümleler söylemek adaptasyonları açısından olumlu etki yapabilir.

Liv Hospital I 39


Klinik

Sarı nokta

gözünüzü

H

40 I Liv Hospital

85 yaş üstünde iki kişiden birinde görülüyor.

I

M

G

Ö

Z

Ü

Y

L

E

Op. Dr. Bekir Sıtkı Aslan

Liv Hospital Ankara Göz Hastalıkları Uzmanı

Tedavide özel vitamin ve enjeksiyonlar uygulanıyor

Yaşa bağlı makula halk arasındaki adıyla sarı nokta hastalığı teşhisi konulduğunda insanların akıllarına gelen ilk şey görme kaybı yaşayacakları. Ancak erken teşhis ve tedavi yöntemleriyle hastalıkla mücadele mümkün.

G

K

Liv Hospital İstanbul Göz Hastalıkları Uzmanı

bozmasın

ünümüzde 50 yaş ve üzerinde en sık görme kaybı nedeni olan ‘sarı nokta hastalığı’, insanları oldukça kaygılandırıyor. “Semptom ve risk faktörlerini, tedavi imkanlarını bilmek gerginliğinizi azaltabilir” diyen Liv Hospital Ankara Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Bekir Sıtkı Aslan bilinmesi gerekenleri anlatıyor. Tıpta ‘makula’ olarak adlandırılan vücudumuzda bu çok önemli nokta, keskin görmemizi sağlıyor. Makulanın yaşa bağlı değişiklikler nedeniyle hasarlanması, yaşa bağlı sarı nokta hastalığı olarak adlandırılıyor. Yaşa bağlı sarı nokta hastalığı, bazı insanlarda çok uzun sürede gelişirken, diğer bir grup insanda çok hızlı görme kaybına neden olabiliyor. Bu hastalıkta, görme merkezinde veya hemen yanı başına uyan bir alandaki tutulum nedeniyle bulanık görme gelişiyor. Hastalığın ilerlemesi ile bulanık görülen alan genişliyor. Bir veya her iki gözde birden görme kaybedilebilir. Her ne kadar yaşa bağlı sarı nokta hastalığında görme tam ola-

E

Doç. Dr. Tuğrul Altan

1

Kuru tip makula dejenerasyonu: Bu tip yavaş seyirlidir. İlerlemenin daha da yavaşlatılabilmesi için özel vitamin, mineral, omega-3 ve antioksidan bileşimleri kullanılıyor.

2 rak kaybedilmese de insanlar günlük aktivitelerini yapamaz hale geliyor. Makula, halk arasındaki adıyla sarı nokta, ışığı algılayan milyonlarca noktadan oluşuyor. Buraya gelen görüntü elektrik sinyalleri olarak beyne ulaştırılır ve beyinde görüntü oluşumu gerçekleşir. Sarı noktada oluşacak bir harabiyet bu iletimi sağlayamaz. Baktığınız noktada eğilme çarpılma varsa dikkat! Hastalığın toplumda özellikle 50 yaş üstü gruplarda her 4–5 kişiden birisinde görüldüğüne dikkat çeken Liv Hospital İstanbul Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tuğrul Altan “85 yaşında ise her iki kişiden birinde sarı nokta hastalığının belirtileri gözlenir” diyor. Doç. Dr. Altan risk faktörleri, tanı ve tedavi yöntemleriyle ilgili ise şunları anlatıyor. Yaşa bağlı sarı nokta hastalığı için en önemli risk faktörü yaş. 60 yaş bazen de öncesinde bu hastalık oluşabilir. Sigara içiyor olmak riski ikiye katlar. Sigara içmeyenlerde, egzersiz

yapanlarda, kan basıncını ve kolesterol seviyesini normal sınırlarda tutanlarda ve yeşil yapraklı bir diyet takip edenlerde daha az görülüyor. Tedaviye ne kadar erken başlanırsa görme keskinliği de o kadar yüksek seviyede korunabiliyor. Erken tanı için düzenli olarak gözlerinizi kontrol ettirmeniz gerekiyor. Hastalığın erken dönemlerinde genellikle hastanın semptomları tanı koydurucudur. Baktığı cisimlerin orta kısmını göremeyenlerde detaylı bir göz muayenesine eşlik eden göz anjiyografisi ve göz tomografisi tetkikleri tanı koymada önemli yardımcılardır. Gelişimin takibi için hastalar evlerinde AmslerGrid testiyle takip ediliyor. Sarı nokta hastalığı sadece bir gözünüzde var ise diğer gözünüz iyi görüyor ise çoğunlukla hastalar olayın önemini anlayamazlar. Tanı konusunda gecikmiş hastalarda diğer gözde de ileri yaşa bağlı sarı nokta hastalığı olma ihtimali artıyor. Baktığınız noktalarda bir çarpılma, eğilme, görmenizde bulanıklık çok dikkatli değerlendirilmeyi gerektirir.

Yaş tip makula dejenerasyonu: Bu tip hastalarda oluşan görme kaybının nedeni anormal damar yapılarından makula içine ve altına oluşan sızıntı ve kanamalar. Bu anormal gelişimin altında yatan önemli bir maddenin VEGF adı verilen bir büyüme faktörü olduğu gösterilmiştir. Günümüzde uygulanan tedaviler VEGF’in etkilerini baskılayan ilaçlara dayanıyor. Bu ilaçlar ayda 1 kez göz içine enjekte edilerek uygulanıyor. Enjeksiyonların sayısını, aralığını ve tedavi süresini hastalığın seyri belirliyor. Her ne kadar pahalı ve zahmetli olsa da günümüzdeki en etkin tedavi yöntemi budur.

Liv Hospital I 41


Klinik

H E

K

I

M

G

Ö

Z

Ü

Y

L

görülüyor. Farklı kişilerde farklı şekilde etkilenmeler olduğu için hastalığın nasıl seyredeceğini öngörmek güç. Bunun için özel bir test yok. MS’lilerin çoğu yıllar sonra bile yürümeye ve işini yapmaya devam ederken bazı MS’li kişiler zaman içinde iş göremez hale gelebiliyor.

E

Prof. Dr. Rıdvan Alaca

Uzm. Dr. Akçay Övünç Özön

Liv Hospital Ankara Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı

Liv Hospital Ankara Nöroloji Uzmanı

MS’li hastaların yaşam kalitesi fizik tedavi ile yükseliyor Merkezi sinir sisteminin iltihabi hastalığı olarak bilinen Multipl Skleroz (MS); görme, konuşma bozukluğu, dengesizlik gibi belirtilerle ortaya çıkıyor. Bugün için MS’in kesin bir tedavisi olmasa da semptomların hafifletilmesi ile hastalar konforlu bir yaşam sürüyor.

M

ultipl Skleroz (MS) hastalığının nedeni olarak birkaç teori olmakla birlikte (otoimmünite, genetik, patojenler, çevresel faktörler gibi...) her yeni bilgi daha fazla soruyu da beraberinde getiriyor. Sonuç olarak geçmişe oranla daha fazla bilgiye sahip olduğumuz hala söylenemez. Liv Hospital Ankara Nöroloji Uzmanı Dr. Akçay Övünç Özön, hastalığın herkeste farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini söylüyor. MS çok değişik semptomlara neden olabiliyor; uyuşmalar, güç, görme kaybı, çift görme, idrar, gaita yapma problemleri, cinsel

42 I Liv Hospital

fonksiyon bozuklukları, konuşma bozukluğu, dengesizlik, yorgunluk gibi... Birçok kişide yalnızca birkaç semptom görülüyor. Vücudun bir parçasında tek bir semptom olabileceği gibi, vücudun farklı parçalarında birkaç semptom da olabiliyor. Herkeste farklı bir seyir izliyor MS bir kez tetiklendiğinde değişik şekillerde seyredebiliyor. Hastalık zaman zaman ataklar ve düzelmeler şeklinde görülebileceği gibi semptomların baştan itibaren ilerleyerek kötüleştiği durumlar da yaşanabiliyor. Hayat boyunca yalnızca 1-2 atak olup düzelen iyi huylu formları da

Tedavi ile atak sayısı azaltılıyor Bugün için MS’in kesin bir tedavisi olmasa da semptomlarının hafifletilmesi ve hastanın yaşam kalitesinin artırılması mümkün. Tedavide kullanılan bazı ilaçlar atakların sayısını azaltabiliyor. Ayrıca hastaların bağımsız ve üretken olabilmeleri için bazı destek tedavilerden faydalanılıyor. Genel vücut sağlığına dikkat etmek, fizyoterapi, konuşma terapisi, uzman hemşire desteği, psikolojik terapiler gibi multidisipliner bir tedavi yaklaşımı tavsiye ediliyor. Egzersizle koruma sağlanıyor Multipl Skleroz (MS)’da egzersizin yararları sayısız çalışmada gösterilmiş durumda. Sağlıklı veya MS’li kişilerde hareket azlığı koroner kalp hastalığı ile ilişkili birçok risk faktörünü artırabiliyor. Ek olarak, kas zayıflığı, azalmış kemik yoğunluğu ile artmış kırık riski, sığ ve yetersiz solunuma yol açabiliyor. Liv Hospital Ankara Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Rıdvan Alaca, “Bu genel sağlık problemlerinin yanında MS’e özgü birçok sorun da fizik tedavi ve rehabilitasyon ile düzeltilebilir durumda. MS’de rehabilitasyonun amacı fonksiyonları korumak ve geliştirmek” diyerek tedavide rehabilitasyon ekibinin önemine dikkat çekiyor. Hastalık semptomları günlük aktiviteleri etkilemeye başlarsa, rehabilitasyon ekibi bu problemlere yönelik planlamalar yapıyor. Bu problemler; mobilite, giyinme-soyunma, kişisel

bakım, araç kullanma, ev ve iş yerindeki fonksiyonlar, boş zaman aktivitelerine katılım ile ilgili olabiliyor. Ayrıca, konuşma ve yutma güçlükleri ve düşünme, hafıza problemleri de rehabilitasyon ekibi tarafından değerlendirilip, tedavi ediliyor. Ağrıyla mücadele ediliyor Fizik tedavi ve rehabilitasyon ünitelerinde MS’li hastaların hayat kalitesini düşüren hareket sorunlarıyla ilgili yürüme, güçlendirme, denge, postür düzeltme, yorgunluk ve ağrı ile mücadele teknikleri uygulanıyor. Bunlarla ilgili bir egzersiz programının yanında mobiliteye yardımcı baston, yürüteç, tekerlekli sandalye ve diğer yardımcı cihazların kullanımını içeriyor. Amaç güvenliği sağlamak, optimum fonksiyona ulaşmak, bunu korumak ve genel durum bozukluğu, hareket eksikliğine bağlı kas zayıflığı ve istemsiz kasılmalara bağlı eklem sertleşmeleri gibi istenmeyen komplikasyonları engellemek. Bu tedavi ile kişisel bakım, boş zaman aktiviteleri ve çalışma hayatındaki bağımsızlık, üretkenlik ve güvenlik artırılıyor.

20-40 yaş arasında ortaya çıkıyor Dünyada 3 milyon ülkemizde ise 40 bin MS hastası var. Gençler arasında en sık görülen nörolojik hastalıklardan biri. MS hastalarının büyük bölümü ilk ataklarını 20-40 yaşları arasında geçiriyor. Nadiren çocukluk veya ileri yaş gruplarında da ortaya çıkıyor. Hastalık kadınları 2 kat daha fazla etkiliyor. Aşırı yorgunluk ve stres hastalığı tetikliyor.

Liv Hospital I 43


Klinik

H

E

K

I

M

Prof. Dr. Bülent Menteş Liv Hospital Ankara Genel Cerrahi Uzmanı

G

Ö

Z

Ü

Y

L

E

Uzm. Dyt. Burcu Erdöl Liv Hospital İstanbul Beslenme ve Diyet Uzmanı

Tuvalet sancısına

botoks

tedavisi Halk arasında makat çatlağı olarak bilinen anal fissür hastaların hayatını kabusa çeviriyor. Hastalığın tedavisinde botoks etkili bir yöntem.

K

alın bağırsağın son kısmıyla deri arasındaki geçiş alanında gelişen çatlak ve yırtılmalara makatta çatlak, (yani anal fissür) deniyor. Bazı vakalarda bu çatlağın etrafında bir deri kıvrımı (skin tag, sentinel pile) gelişebilir. Ve bu genellikle hemoroid ile karıştırılmasına neden oluyor. 44 I Liv Hospital

Basınç ya da spazm dışkılama ve kabızlık hastalığa sebep ayarlı uygulama oluyor. Akut çatlaklar bebekler Cerrahi literatüre sunduğumuz bir dahil herkeste, geçici ve yüzeysel katkıyla basınç ayarlı ya da spazm zorlanma ile oluşuyor. Ancak bu ayarlı uygulamayı ekibimiz tablonun yerleşmesi (uzaması), geliştirmiştir ki ameliyatın daha inatçı, derin kronik amacına tam yönelik çatlakla (kronik anal Bağırsak gerçekleştirilmesinde fissürle) sonuçlanır en önemli unsur ki kronikleşen fıtığı olabilir n, ğı tla ça a budur. Bir taraftan çatlaklarda rd la ka Bazı va üstündeki n yu su basıncın yeterince ameliyat, özel n gi er sb ay düşünülerek azaltılamaması krem kullanımı ve kısmı olabileceği ğırsak fıtığı ba nedeniyle tedavinin botoks gibi özellikli altta yatabilecek hastalıkların gibi daha önemli a dikkat başarısız olması, diğer yaklaşımlara ihtiyaç atlanmamasın taraftan anal basıncın duyuluyor. edilmeli. gereğinden fazla azaltılması sonucu ameliyat Lokal anestezi ile sonrası gaz-gaita kaçırma riski fissür ameliyatı bu ayarlamamız ile bertaraf ediliyor. Özellikle botoks ve GTN krem Tabii ki bu uygulamaların ustaca uygulamasının başarısız olduğu yapılması gerekiyor. vakalarda, kronik çatlaklar (makat çatlağı/anal fissür) ameliyat ile tedavi edilmeli. Kas spazmı tarzındaki dinamik bozukluğun sonucu ortaya çıkan klinik tablo kronik anal fissürdür (anal kanal basıncı Liv Hospital İstanbul Beslenme ve Diyet Uzmanı Burcu artar- İAS kas basıncı). Aşırı kasılan Erdöl, Akdeniz tipi beslenmenin pek çok hastalığın önüne gekasın bir kısmını keserek artmış çebildiği gibi makat çatlağı olanlarda da en iyi beslenme biçimi basıncı azaltmak, anal basıncı olduğunu vurgulayarak şu önerilerde bulunuyor. normalleştirmenin en direkt ve etkili Günde en az 4-5 porsiyon sebze-meyve tüketmeye çalışın. yöntemidir. Bu girişim sakinleştirme (yani sedasyon) + lokal anestezi Süt grubunu daha çok peynir ve yoğurt olarak tüketin. ile yapılıyor ve bizim sistemimizde Bulgur, tam buğday makarnası, nohut, kurufasulye vb. gibi tam belden uyuşturma ya da genel taneli tahılları tercih edin. anestezi uygulamıyoruz. Bu girişim Haftada 2 defa balık, diğer günler tavuk, ayda 2-3 defa kırmızı için yarı açık yöntem kullanırız et tüketin. ve hastanede kalınmaz (bizim sistemimizde ayaktan yapılıyor). Haftada 1-2 defa yumurta yiyin. Bu yaklaşımlar literatürde de Şeker tüketmektan kaçının. Tatlı yerine taze veya kuru destekleniyor. meyveleri seçin. Bizim cerrahi ekibimiz, cerrahi Zeytinyağı tercih edin. 1 kg sebzeyi 2-3 çorba kaşığı, salatalapratikteki en yüksek vaka serilerine rınızı 1-2 tatlı kaşığı zeytinyağı ile hazırlayın. Başta E vitamini sahip olması ötesinde, özellikle anal olmak üzere çok sayıda antioksidan madde içeren zeytinyağı, fissür ameliyatlarının daha güvenli hücreleri yeniler, doku ve organların yaşlanmasını geciktirir. yapılabilmesi doğrultusundaki teknik Günde ortalama 8-10 su bardağı su için. buluşlarıyla bu alanda dünya çapında söz sahibidir.

Akdeniz diyeti ile hastalıktan korunun

Cam parçası gibi acı veriyor Liv Hospital Ankara Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Bülent Menteş hastaların hayatını kabusa çeviren anal fissürle ilgili şunları anlatıyor. Hastada bazen ağrıya eşlik eden küçük kanamalar, ama daha tipik olarak yırtılır veya küçük bir cam parçası çıkarır tarzda şiddetli ağrı-acı dışkılama esnasında gerçekleşiyor. Hastada dışkılama giderek bir eziyete dönüşüyor. Anal kanaldaki bir kas yapısında (İAS’de-iç sfinkter kasında) refleks bir kasılmaya neden olan şey şiddetli ağrıdır. Anoderm (deri), kasılma olunca dışkılama sırasında daha fazla yırtılır. Daha çok kasılır, daha fazla yırtılır ve zamanla bir kısır döngü oluşur. Nadiren ishal atakları, ancak daha sıklıkla düzensiz

Liv Hospital I 45


Klinik

Ameliyat sonrası büyük önem taşıyor H

E

K

I

M

Doç. Dr. Hasan Altun Liv Hospital İstanbul Obezite Cerrahisi Uzmanı

Tip 2 diyabette

obezite cerrahisi

ciddi bir seçenek

Obezite ve tip 2 diyabetin hızlı artışı, ciddi riskleri beraberinde getiriyor. Liv Hospital İstanbul Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Hasan Altun, erken ölümleri önlemek için obezite cerrahisinin önemini vurguluyor.

T

ip 2 diyabet genellikle obezite ve hareketsiz bir yaşama bağlı olarak görülüyor. Vücut kitle indeksi (VKİ) 30’un üzerindeki hasta sayısı 2 kat, VKİ 40’ın üzerindekiler 4 kat, 50’nin üzerindeki hasta sayısı ise 5 kat arttı. Diyabete yakalanma riski ise ciddi obez kadınlarda normal kilolulara göre 93 kat, obez erkeklerde ise 42 kat artıyor. Çocuklarda da obezitenin çok hızlı artması, ileride obezite ve diyabetin daha önemli bir sorun olacağını gösteriyor. Liv Hospital İstanbul Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Hasan Altun, “VKİ artışı ile erken ölümler arasında direkt ilişki var” diyor ve bu noktada obezite cerrahi-

46 I Liv Hospital

sinin önemini vurgulayarak şunları söylüyor. Obezite cerrahisi yapılan hastalarda, ciddi oranda tip 2 diyabetlerde düzelme sağlanıyor. Bunun yanında ameliyat olan hastalarda diyabete bağlı yan etkiler ve ölüm oranlarında da ciddi düşmeler yaşanıyor ve bu etkiler uzun süreli oluyor. Obezite ameliyatları ile diyabetik hastaların yüzde 80-100’ünde kanda şeker seviyesi, insülin ve HbA1c seviyelerinin normalleşmesi sağlanıyor. Diyabetin düzelmesi, hastalarda ciddi bir kilo kaybı olmadan günler içinde oluyor. Bu düzelme ameliyatların bağırsak sisteminde yol açtığı hormonal değişikliklere bağlanıyor.

G

Ö

Z

Ü

Y

L

E

Uzm. Kli. Psikolog Beril Yardımcı Liv Hospital İstanbul Psikolog

Yılda 500 bin kişi ameliyat oluyor Obezitenin tedavisinde diyet, davranışsal değişiklikler, egzersiz programları ve ilaç tedavisi sıklıkla kullanılıyor. Dr. Altun, bu tedavilerde genellikle kilo verimlerinin az veya geçici olduğunu söyleyerek, başarısızlık oranının 1 yılda yüzde 95’e ulaştığını söylüyor. Obezite ameliyatları diyabet tedavisinde özellikle kısa süreli diyabeti olan hastalarda daha etkili oluyor. Bu nedenle, obezite cerrahisi özellikle diyabeti kontrol edilemeyen ve obeziteye bağlı kontrol edilemeyen yandaş hastalığı olan kişilerde son seçenek olarak değerlendirilmemeli. Bariatrik cerrahi sonrası gelişen yan etkiler ve olabilecek ölümler hakkında medyada, tıp camiasında ve tabii ki bu ameliyata aday hastalarda ciddi bir ilgi var. Obezitenin giderek artması ve yapılan ameliyatların dünyada yılda yarım milyona ulaşması bu ilgiyi artırıyor. Fakat obezitenin hala insanlar arasında bir hastalık olarak kabul edilmemesi, cerrahinin obezitenin tedavisindeki yerinin tartışılmasına yol açıyor. Liv Hospital’da yüzde yüz başarı Doç. Dr. Hasan Altun, “Liv Hospital’da uygulanan obezite cerrahisi ile hasta konforu ve komplikasyon açısından son derece yüz güldürücü sonuçlar alınıyor” diyerek rakamları veriyor: Son 2 yılda hastanemizde 500’ün üzerinde obezite ameliyatı gerçekleştirildi. Yapılan tüm obezite ameliyatları yüzde 100 sağ kalım ve binde 2 kaçak komplikasyon oranı ile gerçekleşti. Bu sonuçlar dünyadaki gelişmiş obezite merkezlerinin sonuçlarından daha iyi. Hastalarımızda ameliyat sonrası 1 yıllık fazla kilo verme oranları yüzde 70’in üzerinde.

Tüp mide ameliyatı görünüşte bedene yapılan bir müdahale; ancak hem karar verme sürecinde hem de ameliyat sonrasındaki dönüşüm sürecinde kişinin psikolojisi belirleyici rol oynuyor. Liv Hospital İstanbul Uzman Klinik Psikolog Beril Yardımcı, ameliyattan sonraki sürecin önemini vurguluyor. İlk dönem çoğunluk için uzun dönemdir, çıkılmayı beklenen yolun başlangıcı gibidir. Bununla birlikte yaşanan fiziksel değişim bir şok gibi de yaşanabilir. Katı beslenmemek, tok hissetmek, sıvıyı çok yavaş tüketmek kişiler için yeni deneyimlerdir. Yardımcı, bu dönemde katı gıdalara bir özlem duyulabildiğini ve kişinin pişmanlık yaşayıp, kendini yorgun hissedebileceğini belirtiyor.

Balayı evresi başlıyor

Ameliyat olan kişi yeni beslenme düzenine uyum sağladıkça, kilo verip sağlık konusunda olumlu değişiklikler yaşadıkça ve tüm bu değişim dışarıdan da alkışlandığında, çoğunluk için ‘balayı dönemi’ denilen keyifli bir süreç başlar. Bu dönemde yaşama isteğinde artış, benlik algısı ve beden memnuniyetinde olumlu değişimler oluyor. Sosyal hayatlarında daha mutlular. Yakın ilişkilerde iyileşmeler görülüyor. Kişi, bu dönemde kilolu olduğu zaman kaçındığı faaliyetleri hayatına tekrar sokmaya başlıyor.

Yeni alışkanlıkların sabitlenmesi önemli Çoğunlukla operasyondan iki sene sonra kilo bir noktada sabitlenir veya biraz artar. Uzman Klinik Psikolog Beril Yardımcı, bu dönemde sosyal desteğin ‘normalleştiğini’ anlatıyor. Bu evrede hayat odağının kilonun dışındaki hedeflere kayması ve yemeğe atfedilen anlamın dönüşmesi, ameliyat etkinliğinin önemli bir ifadesidir. Yeme alışkanlıkları açısından bu evrede kişinin değişen beslenme alışkanlıklarını iyice benimsemiş olması bekleniyor. Ancak obezite cerrahisi herkeste aynı sonuçları vermez. Zaman geçtikçe bazı kişiler eski yeme alışkanlıklarına dönmeye başlayabilir. Yemekle ve bedenle meşguliyet devam edebilir. Bunun farkındalığı ve süreçte doğru desteği almak, kişinin dönüşümünü bilinçli olarak şekillendirmesinde rol oynuyor.

Liv Hospital I 47


İkinci Bahar

Dikkat! öncesi ve sonrası arasında

yarım tonluk fark! O nlar küllerinden yeniden doğmayı başardı... Yıllarca yaşadıkları kilo sorunu hepsi için hayatı çekilmez hale getirdi... Uzun yıllar birçok diyetisyene, spor salonuna gittiler, her türlü yöntemi deneyerek zayıflamaya çalıştılar… Ama sonuç verdikleri kiloları her seferinde misli misli geri aldılar… Kimi çocuğuyla koşarak doya doya oynayamadı, kimi yeni bir kıyafet için alışveriş yapmaktan kaçtı, kimi yolda yürürken kendisine yönetilen bakışlar yüzünden evden çıkamayacak hale geldi, kimi uçak, otobüs, sinemada koltuğa sığamadığı için kendini berbat hissetti.. Ama bir gün obezite cerrahisi olmaya karar vererek, yeni hayatlarına adım attılar… 11 kişi, bir yıl içinde tam 585 kilo verdi…

“Hayatımda verdiğim en güzel karardı”

Liv Hospital’da 2 yılda toplam 540 obezite ameliyatı gerçekleştirildi.

“Umarım rüyada değilimdir”

İzhak Hason 44 yaşında

115 kiloydu, şimdi 73 kilo 6 ayda 42 kilo verdi.

Etel Mulinas 40 yaşında

Tiyatrocu 156 kiloydu, şimdi 102 kilo 5.5 ayda 54 kilo verdi.

“Dilediğim gibi alışveriş yapıyorum”

Özlem Türkmen 27 yaşında

Bankacı 107 kiloydu, şimdi 64 kilo. 6 ayda 35 kilo verdi.

“Oğlumla artık kayak yapabileceğim”

“Hayatımdaki her şey değişti”

Yasemin Kabur 30 yaşında

Banu Durak

Ev hanımı 95 kiloydu şimdi 55 kilo 1 yılda 40 kilo verdi.

44 yaşında

Bilgisayar öğretmeni 140 kiloydu, şimdi 80 kilo 7 ayda 60 kilo verdi.

“Artık topuklu ayakkabı giyebiliyorum”

“Hayat döndüm”

Sait Fikret Bahçe 36 yaşında

Müteahhit 153 kiloydu, şimdi 98 kilo 5,5 Ayda 55 kg verdi.

Nilda Koç 33 yaşında

Makine mühendisi 150 kiloydu, şimdi 95 kilo 8 ayda 50 kilo verdi.

“Yemek için yaşamıyorum, yaşamak için yiyorum”

Ozan Evren İnce 34 yaşında

Restoranda çalışıyor. 160 kiloydu, şimdi 78 kilo 1 yılda 82 kilo verdi. 48 I Liv Hospital

“Nefes aldığımı, yaşadığımı hissediyorum”

İlknur Cici 34 yaşında

Mağaza müdürü 110 kiloydu, şimdi 70 kilo 6 ayda 40 kilo verdi.

“Doğru bir karardı, çok mutluyum”

Ece İncebay 25 yaşında

Öğrenci 105 kiloydu, şimdi 68 kilo 8 ayda 37 kilo verdi.

“Özgüvenim artık tavan”

Levent İri 42 yaşında

160 kiloydu, şimdi 70 kilo 2 yılda 90 kilo verdi. Liv Hospital I 49


Klinik bebekteki bu sorunların gelişme ihtimalini azalttığı, bilimsel olarak kanıtlanmıştır.

H

E

K

I

M

G

Ö

Z

Ü

Y

L

E

Prof. Dr. Göksun Ayvaz

Prof. Dr. Tekin Akpolat

Doç. Dr. Serpil Salman

Op. Dr. Cevahir Tekcan

Liv Hospital Ankara Endokrinoloji ve Metabolizma Uzmanı

Liv Hospital İstanbul Nefroloji Uzmanı

Liv Hospital İstanbul Endokrinoloji ve Metabolizma Uzmanı

Liv Hospital İstanbul Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı

Hamilelikte şeker tadınızı kaçırmasın Hamilelik öncesi var olan veya hamilelik süresince ortaya çıkan diyabet ve hipertansiyon anne ve bebeğin sağlığını tehlikeye sokabiliyor. Ancak gerekli önlemler alındığında sağlıklı bir gebelik ve doğum hiç de zor değil.

D

aha önceden diyabeti olmayan bir gebede ikinci trimester (16-26. haftalar arası) ve sonrasındaki bir zamanda diyabet ortaya çıkmasına gestasyonel diyabet (gebelik şekeri) adı veriliyor. Pek çok kadında gestasyonel diyabet belirti ve sinyal vermiyor. 24-28. haftada rutin olarak yapılan şeker yükleme testinde tanı konuluyor. Liv Hospital İstanbul Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Cevahir Tekcan, hamilelik şekeriyle ilgili şu uyarılarda bulunuyor.

Egzersiz yaparak kan şekerinizi düzenleyin Şeker yükleme testi 24-28. gebelik haftaları (bu süre bazı yayınlarda 32. gebelik haftasına kadar) arasında yapılıyor. Eğer; obezite, daha önce iri bebek doğurma, önceki gebelikte gebelik şekeri geçirmiş olma veya ölçülen açlık kan şekeriniz 92 mg/dl üzerinde ise ilk 3 ayda şeker yükleme testi yaptırmalısınız. Eğer ölçülen değerlerden biri yüksekse gebelik şekeri tanısı konuyor. Test sonucunda gebeliğe bağlı şeker hastalığı tanısı 50 I Liv Hospital

almışsanız; endokrin, diyet ve kadın doğum bölümü tarafından sıkı takip edilmeniz gerekiyor. Şeker ölçümleri günlük takibe alınmalı. Diyetiniz orta derecede karbonhidrat içerecek şekilde düzenlenmeli. Düşük kalorili diyetler kilo kaybına ve ketosis dediğimiz istenmeyen duruma yol açar. Egzersiz, kan şekerini düzenlemekte iyi bir yoldur. Bu önlemlere rağmen şekeriniz kontrol altına alınmazsa ilaç tedavisi başlanabilir. Her 10 gebeden yaklaşık biri diyabetle ilgili sorun yaşıyor. Liv Hospital İstanbul Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Serpil Salman gebelik diyabeti olan anne adayları ve bebeklerinin karşı karşı kaldıkları risklerle ilgili şu bilgileri veriyor. Annede gebelik diyabeti varsa; bebeğin aşırı büyük doğması (4 kg.dan fazla), bununla birlikte akciğerlerinin yeterince olgunlaşamaması, doğumdan sonra bebekte kan şekeri düşüklüğü (hipoglisemi), kalsiyum, magnezyum düşüklüğü, yenidoğan sarılığı ve hatta nadir de olsa bebek kayıpları görülebilir. Annenin tedavi edilmesinin

İyi takip diyabetli kadınlar için önemlidir Hap kullanan diyabetli anne adaylarında ilaç kesilip insüline başlanır, insülin kullanmakta olanlarda ise gebelikte daha güvenli olduğu için insülinlere geçiş yapılır. Gebelikte hedef kan şekeri düzeyi diğer diyabetlilere kıyasla düşüktür. Kan şekerini istenilen seviyede tutabilmek için, hasta sık takiple izlenmelidir. Diyabetli kadınlar iyi takip edilirlerse sorunsuz bir gebelik geçirip sağlıklı bebekler dünyaya getirebilirler. Gebelik şekeri nedeniyle düşükler meydana gelebillir Önceden Tip-1 ya da Tip-2 diyabeti olan kadınların gebeliklerinin özenle planlanması gerektiğini vurgulayan Liv Hospital Ankara Endokrinoloji Uzmanı Prof. Dr. Göksun Ayvaz, “Bu kişilerde gebelik öncesinden başlayan sıkı kan şekeri düzeninin sağlanmasında ve son 3 aylık kan şekeri durumunu gösteren HbA1c düzeyini yüzde 6.5’un, daha iyisi yüzde 6’nın altında tutulmasında yarar bulunuyor. Aksi halde anne karnındaki bebek, organlarının gelişme döneminde anneden gelen yüksek glukoz değerlerine maruz kalır. Düşük tehdidinin yanı sıra bu bebeklerde normalden düşük veya yüksek doğum ağırlığı, kalp ve kemik rahatsızlıkları, kromozom bozuklukları gelişebilir” diyor. Bu hastalara hamilelik öncesinde gebelikte de uygun olan insülin tiplerine, hatta gerekiyorsa uygun hipertansiyon tedavilerine başlanması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Ayvaz şunları anlatıyor. Gebelikte uygun olan tedavi, “çoklu insülin enjeksiyonu” olarak adlandırılan, günde 4 kez uygulanan insülin rejimidir. Kan şekeri kontrolü sağlanamayan hastalarda, ayarlanmış dozlarda vücuda devamlı insülin veren “insülin pompası” olarak adlandırılan tedavi uygulanabilir. Bu kişiler, mevcut şeker hasta-

Yüksek tansiyon erken doğum riskini artırıyor “Gebelikle birlikte küçük tansiyon 5-10 mm Hg düşer ve 20’inci haftadan sonra gebelik öncesi değerlerine döner” diyen Liv Hospital İstanbul Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Tekin Akpolat, gebelikte yüksek tansiyonun dört grupta incelendiğini belirtiyor. Gebelikten önce hipertansiyon vardır: Gebe farkında olabilir veya olmayabilir. Hipertansiyon 20’nci haftadan önce saptanır. Geçici hipertansiyon: Gebelikte veya doğumu takiben ilk 24 saatte ortaya çıkar ve genellikle kısa sürede kaybolur. Gebelik zehirlenmesine (toksemi) bağlı hipertansiyon: Gebeliğin 20’nci haftasından sonra ortaya çıkar ve genellikle doğumdan sonra yok olur. Hastada gebe kalmadan önce hipertansiyon ve gebelik zehirlenmesi birlikte vardır.

1 2 3 4

Anne ve bebek için tehlikeli Hipertansiyon hem anne hem de bebek için riskler yaratır. Bebekte büyüme geriliği, erken doğum, düşük kilo ile doğum riskini artırıyor. Ölüme neden olabilir. Annede ise böbrek yetmezliği, akciğer ödemi, plasenta ayrılması, sezaryenle doğum, felç ve ölüm gibi sorunlara yol açabilir.

lığının göz ve böbreğe zararları açısından da incelenmeli, gebeliklerinde de göz ve böbrek hastalıkları yönünden yakın takip edilmeli. Daha önceden bilinen şeker hastalığı olmayan gebelerde de sadece gebelik döneminde ortaya çıkıp, genellikle doğumdan sonra ortadan kalkan, gebelik diyabeti olarak adlandırılan durum da ortaya çıkabilir. Bu durumda diyet tedavisi, yeterli gelmemesi halinde insüline başlanır. Bu gebelerde, hastalığın doğumdan sonraki dönemde de devam etme ihtimaline karşı doğumu takip eden aylarda standart bir şeker yükleme testi daha yapılması kuraldır.

Kimler risk altında Gebelik yaşı 25’in üstünde olanlar Ailesinde tip 2 diyabet öyküsü bulunanlar Daha önce iri bebek doğurma veya doğuma yakın anne karnında nedeni açıklanamayan bebek kaybı yaşanlar Aşırı kilo alanlar veya aşırı kilolu hamileler

Hamilelik şekeri olanlar günde 6 öğün yemeli Diyet planlanırken mutlaka bol fiber içeren kompleks karbonhidratlar tercih edin. Diyetiniz protein ağırlıklı olmalı. Asla öğün atlanmayın. İyi bir kahvaltı yapın. Kahvaltıda karbonhidrat, protein ve meyve bir arada olmalı. Meyve ve sebze gibi bol lifli gıdalar tüketin. Kan şekerinizin düzenlenmesi için mutlaka egzersiz yapın.

Liv Hospital I 51


Klinik

Bacak ve kol

uyuşmasını ciddiye alın

H

E K

I

M

Prof. Dr. Erdoğan İlkay Liv Hospital Ankara Kardiyoloji Uzmanı

G

Ö Z

Ü

Y L E

Prof. Dr. Murat Aksoy Liv Hospital İstanbul Genel Cerrahi Uzmanı

P

Damar sertliği en önemli neden Periferik atar damar hastalığının en belirgin özellikleri arasında bacak ve kolda uyuşma güç kaybı, görmede veya konuşmada geçici bozukluk yer alıyor. Bunların dışında inme, yürürken bacaklarda ağrı, bacaklarda kapanmayan yaralar, ereksiyon (sertleşme) zorluğu, yemek sonrası karın bölgesinde ağrı, el hareketleri ile gelişen baş dönmeleri, 52 I Liv Hospital

Yürüyünce bacaktaki ağrı nedeni ile durmak zorunda kalmak. Ağrının istirahatle hızla geçmesi.

Yürürken bacaklarda ağrıya neden olan periferik atar damar hastalığı, yaşam kalitesini ciddi oranda bozuyor. Hastalığın en önemli nedeni ise damar sertliği… İki uzman hastalığı ve tedavi seçeneklerini anlattı. eriferik atar damar hastalığı, genelde bacak atar damarlarında daralma ve tıkanmaya bağlı olarak gelişen, vasküler bir hastalık. Hastalık yaşam kalitesini bozuyor. Yürürken ve hastalığın ileri evrelerinde dinlenme halinde bile bacaklarda ağrı ve kramplara neden oluyor. Liv Hospital Ankara Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Erdoğan İlkay, “Hastalık doğumsal veya sonradan oluşabilir. Doğumsal olanlar diğer bir damara açılması (fistül) veya balonlaşma (anevrizma) tarzında görülür. Hastalığın en önemli sebebi aterosklerozdur (damar sertliği)” diyerek şunları anlatıyor.

Periferik arter hastalığı bulguları

sırt veya karında ağrı da doktora gitme konusunda uyarıcılar arasında. Hastalığın en önemli nedeni ise halk arasında damar sertliği olarak bilinen aterosklerozdur. Damar tıkanıklığı sıklıkla şeker hastalarında görülüyor. Bacak damarlarının tıkanıkları diz altı ve üstü diye sınıflandırılmakta ve son yıllarda balon veya stentleme cerrahiden daha sık kullanılıyor. Diz altı damar tıkanıkları özellikle şeker hastalarında görülüyor. Tedavi süreçleri geciktirildiğinde, ayakta kapanmayan yaralar çoğu zaman uzvun kesilmesi ile sonuçlanabiliyor. Balon ile damarın açılması hem yara iyileşmesi hem de uzuv kayıpları önemli ölçüde azaltabiliyor. Ne zaman girişim gerekli? Bacağa kan taşıyan damarların tıkanıklığı veya darlığı olarak tanımlanan periferik arter hastalığı toplumda tahmin edilenden daha sık görülen bir durum. Altmış yaşın üzerinde görülme sıklığı yüzde 5-10 aralığında iken, 80 yaş üzerinde yüzde 25’lere çıkabiliyor. Yani tanıdığınız her 4-5 yaşlıdan birinin bacak damarlarında

Yürüyünce ağrının tekrar başlaması. Ayakta iyileşmeyen yara veya kangren gelişmesi. Bacakta veya ayakta soğukluk, solukluk olması. Tırnak yapısında bozulma.

tıkanıklık vardır. Bu durumda herkesin ameliyat veya anjiyo mu olması gerekli? Liv Hospital İstanbul Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Murat Aksoy, bu sorunun cevabını şöyle veriyor. Bacak damarlarında tıkanıklık olan bir hastanın en fazla endişe duyduğu konu, bacağını kaybetmektir. Peki, amputasyon dediğimiz bu işleme gereksinim duyma riski nedir? Uygun tedavi alındığı takdirde bacak damarı tıkalı olan kişilerin bir yıl içinde durumunun kötüleşme riski yüzde 25’tir. Bu hastaların büyük bir kısmında ilaçlar işe yarar ve herhangi bir girişime gerek kalmaz. Ancak yüzde 5 hastada bacağı kurtarmak için bir ameliyata veya balon anjiyoplastiye gerek duyulur. Bu hastaların yüzde 60-80’i de bu girişimler ile bacağını kaybetmemiş olur. Özetle, uygun tedavi yapıldığı takdirde periferik arter hastalığı grubunda yılık olarak bacağı kaybetme oranı yüzde 1-2’dir. Risk bu denli düşük olduğu için her tıkalı damarın açılması gerekli değil. Bacak damarları tıkalı olduğu zaman girişimin mutlak gerekli olduğu iki

önemli durum var. Bunlardan birincisi hastanın kanının kaslara az gelmesine bağlı istirahat ağrısının olması, ikincisi ise ayakta iyileşmeyen yara veya kangrenlerin gelişmesidir. İkinci durum özellikle diyabetli hastalarda daha sıktır. Bu iki durumda ameliyat veya anjiyoplasti (balon ve/veya stent ile damar genişletme) ile bacağa yeterli kan akışı sağlanmadığı takdirde bacak kaybedilebilir. Hastanın eğer yürüme mesafesi kısalmaya başladıysa da doktor ile görüşüp, tartıştıktan sonra girişim kararı verilebilir. Özellikle hastanın yürüme mesafesi 100 metrenin altına düştü ise girişim ön plana çıkar. Bunların dışında hastanın yürüme mesafesi 100 metrenin üzerinde ise veya hastada bacak damarı tıkanıklığı tamamen tesadüf olarak bulundu ise ve hiçbir şikayete neden olmuyorsa girişim önerilmemeli. Periferik arter hastalığında uygun tedavi genel sağlık açısından daha önemli. Bacağı kaybetme riski çok düşük olsa bile kalp krizi ve felç oranları oldukça yüksektir. Bu nedenle uygun tedavi ve tedaviye uyum azami önem taşıyor. Liv Hospital I 53


Klinik

Beyin tümörlerine

nokta atışı Beyin tümörü ameliyatlarında kullanılan yeni teknolojiler, tümörün tam olarak çıkartılmasını sağlıyor. Bu da hastalarda sağ kalım süresini en olumlu etkileyen parametre...

S

on yıllarda gelişen teknolojiler sayesinde beyin tümörleri artık daha erken ve sıklıkla teşhis ediliyor. Hastalığın belirtileri tümörün yerleşim yeri ve büyüklüğüne bağlı olarak farklı şekillerde görülebiliyor. Liv Hospital İstanbul Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Kemal Hamamcıoğlu en sık görülen belirtileri ile ilgili şu bilgileri veriyor. Unutkanlık, dengesizlik, uyuşma ve bilinç bozukluğu ile ortaya çıkıyor Beyin tümörü hastalarında en sık belirtiler baş ağrısı (genellikle sabahları daha fazladır) ve nöbet geçirmedir (epilepsi ‘sara krizi’). Bunların dışında kusma, bulantı, görme azalması ve çift görme, bilinç bozukluğu, konuşma ve anlama bozukluğu, unutkanlık, dengesizlik, kol ve bacaklarda güçsüzlük ile uyuşma gibi yakınmalardan bir ya da birkaçı görülebilir. Bu belirtilerin bir kısmı genişleyemez bir boşluk olan kafatası içerisinde tümörün büyümesi ile oluşan kafa içi basınç artışına, bir kısmı da beynin baskı altında kalması ve/veya dokusunun tümör tarafından işgal edilmesiyle ortaya çıkıyor. Bazı tümörlerin ise özel belirtileri olabilir, hipofiz tümörlerinde; el, ayak ve bazı organların büyümesi ve devlik, kısırlık, kortizon fazlalığına bağlı gelişen özel klinik semptomlar gibi… 54 I Liv Hospital

H

E K

I

M

Prof. Dr. Talat Kırış Liv Hospital İstanbul Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı

G

Ö

Z

Ü

Y L E

Doç. Dr. Mustafa Kemal Hamamcıoğlu Liv Hospital İstanbul Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı

Kötü huylu tümörler sı el am iyat sonra cü tümör öldürü i is özel ilaç tedav (kemoterapi) gerektiriyor.

Beyin tümörleri sıfır hatayla çıkartılıyor

B

eyin tümörü ameliyatlarında artık yeni teknolojiler kullanılıyor. Liv Hospital İstanbul Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Talat Kırış son gelişmeleri şöyle anlatıyor. Beyin dokusundan kaynaklanan tümörlerle ilgili en önemli sorun, bu tümörlerin ameliyat sırasında normal beyin dokusundan ayırt edilememesi ve tümör sınırlarının tam olarak anlaşılamaması olabiliyor. Diğer cerrahi branşlardan farklı olarak beyin cerrahisinde, tümörün etrafından geniş bir sağlam doku ile çıkartılması mümkün değil, çünkü beyinde milimetrik düzeyde bile olsa normal doku kaybı hastanın konuşma, hareket ve diğer birçok fonksiyonunda kayba yol açabiliyor. Yeni ameliyat teknolojileri ile yanılma payı yok oluyor Normal beyin dokusunu koruyarak tümörün mümkün olduğunca fazla veya tam olarak çıkartılması en önemli amacımız... Bu sebeple uzun süredir nöronavigasyon adı verilen yöntemi kullanıyoruz. Bu yöntemde, hastanın ameliyat öncesi çekilen nöroradyolojik görüntüleri özel bir cihaza yüklenerek, kafatasının gerçek anatomik yapısı ile MR görüntülemede elde edilen sanal anatomik yapıların birbiri ile çakıştırılması yardımıyla ameliyat esnasında beynin içinde hangi alanlarda olduğumuzu görebiliyoruz. Ancak kafatası açıldıktan sonra dokularda belli bir oranda yer değişimi oluyor ve nöronavigasyonun doğruluğu etkilenebiliyor. Bunu engellemek için intraoperatif MR, intraoperatif BT veya intraoperatif ultrason gibi yöntemler eklenerek gerçek zamanlı görüntüler elde etmek mümkün. Bu yöntemler arasında intraoperatif ultrason en pratik kullanımı olan yöntem, hastanın ameliyat sırasında MR veya BT cihazına transferi gerekmiyor, kolaylıkla uygulanıyor. Son dönemde nöronavigasyon ile intraoperatif ultrasonu kombine ederek kullanıyoruz ve tümör çıkartılmasında ciddi yararlarını gördük.

Liv Hospital ve Avrupa’da sayılı merkezde kullanılıyor Son olarak bu teknolojilere floresan kılavuzluğunda yapılan cerrahi eklendi. Ameliyat başında verilen özel floresan ilaç ve özel mikroskop filtreleri yardımıyla tümörün farklı renklerde görünmesi, bu sayede normal dokunun korunarak tümörün tamamıyla çıkartılması mümkün. Türkiye’de şu anda sadece Liv Hospital’da ve Avrupa’da birkaç sayılı merkezde uygulanan bu yöntemde özellikle beynin primer ve metastatik tümörlerinde çok daha etkin tümör çıkartılması mümkün oluyor. Bu yöntem için dünyadaki en son teknoloji ameliyat mikroskobu hastanemizde son aylarda kullanılmaya başlandı. Tümörün tam olarak çıkartılması da bu hastalarda sağ kalım süresini en olumlu etkileyen parametre. Diğer iki yöntem ile floresan kılavuzluğu birleştiğinde; beynin teknik olarak tümör çıkartılması çok zor olan bölgelerinde bile, herhangi bir komplikasyona yol açmadan başarılı ameliyatlar gerçekleştirebiliyoruz.

Liv Hospital I 55


Klinik

H

Mesane

kanserinden korkmayın Sık sık idrara çıkıyorsanız, idrar yaparken yanma, kanama, idrar kaçırma, ani sıkışma, gibi şikayetleriniz varsa hemen bir doktora başvurun. Sigara içenlerde daha sık rastlanan mesane kanseri erkeklerde kadınlardan daha fazla görülüyor.

56 I Liv Hospital

E

K

I

M

G

Ö

Z

Ü

Y

L

E

Doç. Dr. Haluk Akpınar

Uzm. Dr. Mustafa Törü

Liv Hospital İstanbul Üroloji Uzmanı

Liv Hospital Ankara Radyoloji Uzmanı

N

iyazi Bey 67 yaşındaydı. Bir süredir sık idrara çıkma şikayeti vardı. Ama bu sabah farklı bir şey oldu. Pıhtılı bir kan gelmişti idrarından. Normal bir şey değildi yaşadığı ve hemen doktora gitti... En sık görülen kanser türlerinden biri olan mesane kanseri, erkeklerde 3’üncü, kadınlarda ise 12’nci sırada yer alıyor. Bu farkın en önemli sebebi ise sigara içimi. Mesane kanseri genelde 65 yaşından sonra görülüyor. Ancak daha genç hastalarda görülmesi de söz konusu. Liv Hospital İstanbul Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Haluk Akpınar, mesane kanserinin belirtilerini şöyle sıralıyor. Hastaların yüzde 98’i idrarda kan şikayetiyle geliyor Endüstriyel kimyasallar ve boya sanayinde kullanılan malzemeler de mesane kanseri oluşumuna zemin hazırlıyor. Hastaların yüzde 98’i idrardan kan gelmesi şikayetiyle hastaneye başvuruyor. İdrarda gözle görülür bir kanama olduğunda, özellikle de ağrı sızı olmaksızın oluşmuş ise ilk olarak akla mesane kanseri gelmeli. İdrarda belli belirsiz yanmalar, sık idrara çıkma da şikayetler arasında olabiliyor. Mesane kanseri yüzeysel ve agresif tümörler olmak üzere iki grupta değerlendiriliyor ve tedavisi de buna göre şekilleniyor. Agresif mesane tümörleri uygun şekilde tedavi edilmezse hastaların büyük çoğunluğu tanıdan sonraki üç-dört yıl içinde yaşamlarını kaybediyor. Mesane kanserleri, mesane duvarı do-

kularından kaynaklanan kötü huylu tümör hücrelerinin oluşumudur. Transizyonel hücreli karsinomlar mesane kanserlerinin yüzde 90’nını oluşturuyor. Liv Hospital Ankara Radyoloji Uzmanı Dr. Mustafa Törü, mesane kanserlerinin tanısında idrar tetkiklerinin önemli yer tuttuğuna dikkat çekerek şunları söylüyor. Tam idrar tahlilinde idrarda kan hücrelerinin görülmesi tümör şüphesini ortaya koyar. İdrar sitolojisinde kanserli hücreler tespit edilebiliyor. Ultrason incelemesinde mesane duvarından kaynaklanan ve lümene doğru uzanan polip tarzındaki kitleler belirlenebiliyor. Bir sonraki aşama ürolog tarafından sistoskopi yapılmasıdır. Sistoskop adı verilen ince ışıklı bir tüp ile doğrudan mesanenin içine bakılıyor. Bu esnada teşhis ve evreleme için biyopsiler alınıyor. İlk başvurudaki radyolojik ve patolojik evreleme, hastalığın süreci hakkında bilgi veriyor. Tümör organa yayılmışsa bağırsaktan mesane yapılıyor Mesane kanserinin lokal evrelemesinde MR (Manyetik Rezonans) görüntüleme önemli bir yer tutuyor. Mesane duvarını oluşturan tabakalar MR’da seçilebiliyor. Ayrıca yüksek riskli hasta gruplarında üriner sistemde yer alabilecek farklı odaklar BT (Bilgisayarlı Tomografi) ürografi tetkiki ile ortaya konabiliyor. Tümör derin tabakaları tutmuşsa radikal sistektomi adı verilen mesane alınması ve bağırsaktan yeni mesane yapılması operasyonu ile hastalar sağlıklarına kavuşuyor.

Görülme sıklığı yaşla artıyor Ortalama görülme yaşı 60-70. Vakaların 2/3’ü 65 ve daha üstü. Tanı alan vakaların yüzde 85’inde kanser mesaneyle sınırlı, yüzde 15’inde ise çevre dokulara veya uzak organlara yayılma var. Kadınlarda mesane kanseri açısından en yüksek risk grubunu, 20 yıl veya daha uzun süre sigara içenler oluşturuyor. 50 yaşından büyük olan ve idrarında kan pıhtısı tespit edilen kadınlar da mesane kanseri sık görülen grup içinde yer alıyor.

Liv Hospital I 57


Klinik

Check-up

H

E K

I

M

58 I Liv Hospital

Ö Z

Ü

Y L E

Prof. Dr. Cem Sungur

Uzm. Dr. Eren Eroğlu

Uzm. Dr. Metin Okucu

Liv Hospital Ankara İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı

Liv Hospital İstanbul Check-Up ve Sağlıklı Yaşam Kliniği Uzmanı

Liv Hospital İstanbul İç Hastalıkları Uzmanı

r ı r a t r u k t a hay Periyodik sağlık taraması veya yıllık muayene olarak da tanımlanan check-up, arabanız için yaptırdığınız düzenli bakımların vücudunuz için olanı. Hastalıklardan korunmak için vücudun belirli aralıklarla muayene ve tetkik edilmeye ihtiyacı var.

G

İ

nsan bedeni zamanın ve çevresel faktörlerin saldırısı altında devamlı olarak yıpranıyor. Bu arada genetik faktörler ve nesiller boyu taşınan hastalıklar da vücuda zarar veriyor. Check-up bu riskleri analiz ederek henüz klinik belirti vermemiş hastalıkları tespit edip tedavi yolunu açıyor. Sağlıklı ve uzun yaşam sürdürmenin önemli enstrümanlarından biri olan check-up’ın neden gerekli olduğunu, Liv Hospital İstanbul Check-Up ve Sağlıklı Yaşam Kliniği’nden Uzm. Dr. Eren Eroğlu ve İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Metin Okucu anlatıyor. 50 yaşından sonra kolonoskopi önemli Check-up sırasında yapılacak işlemlerin hepsinin riskleri önceden hesaplanıyor. Yapılacak işlemin sağlayacağı fayda getirebileceği sağlık riskinin çok üzerinde değilse

zaten uygulanmıyor. Örneğin radyolojik değerlendirmelerde kullanılan röntgen ışınının minimal bir sağlık riski doğurabileceğinden endişe edilebilir ama çekilen röntgende tespit edilen tümörün erken safhada olması hayat kurtarıcı. Mesela sessiz seyreden bir hastalık olan bağırsak kanserinin erken teşhisi için kolonoskopi 50 yaşından sonra her sağlıklı kişiye beş yılda bir öneriliyor. Sağlıklı bir yaşam için destek sağlanıyor Check-up kapsamında muayene, boy, kilo, göbek çevresi ve tansiyon ölçümleri yapılıyor. Kan şekeri ve yağlarına bakılıyor. Meme, rahim ağzı, prostat, kalın bağırsak ve akciğerlerde erken kanser taraması yapılıyor. Koroner ve büyük damarlar görüntüleniyor. Gerekli aşılar hatırlatılıyor ve sağlıklı beslenme, egzersiz, sigara bırakma

Sağlıklı bir yaşam için!

a bir, da beş yıld 30 yaş altını her birkaç yılda 30-40 aras nrasında ise her so bir, 40 yaş rla görüşülmesi yıl dokto analizlerin ve hangi a karar yapılacağın doğru i es lm veri olur.

Bir check-up taraması

yüzde 100

olarak şunları söyler: kilo ve beslenme

sorunları, yüksek tansiyon, şeker, kolesterol, damar anevrizmaları, kan

hastalıkları, cinsel yolla bulaşan hastalıklar, osteoporoz, depresyon, görmeişitme sorunları, diş ve dişeti sorunları, cilt kanserleri, tiroit hastalıkları, aile-

vi risk yükü.

programları veriliyor. Psikolog görüşmesi sağlanıyor. Kilo problemleri düzeltiliyor. Son yılların teknolojisi olan multidedektör bilgisayarlı tomografi sayesinde kanser taramaları ve damar incelemeleri yapılıyor ve kesin bilgiler elde edilebiliyor. Kalp-damar hastalıklarında ölüm riskini belirliyor Bir check-up taraması yüzde 90 oranında meme, kalın bağırsak, rahim ağzı kanserini belirler. Prostat ve tiroit kanseriyle ilgili bilgi verir. Check-up sonrası kalp damar hastalıklarından kişinin gelecek 10 yıl içinde ölüm riski de tayin edilir.

Check-up için tüyolar Liv Hospital Ankara İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Cem Sungur check-up yaptırırken dikkat edilmesi gerekenleri şöyle sıralıyor: ✔ Eğer geçici sağlık sorunlarınız varsa ve ilaç kullanıyorsanız, muayene ve tetkiklerinizi bu süre zarfında check-up yaptırarak doğru sonuçlara ulaşamayabilirsiniz. ✔ Bu tür bir programa girmeden önce geçmişinizle, ailenizle ilgili bilgileri gözden geçirin. Boy ve kilo ölçüm kayıtlarınızı yanınızda bulundurun. Birçok sağlık sorununun kalıtsal yatkınlıklardan kaynaklandığını unutmayın. ✔ Eğer daha önceden yapılmış tetkiklerinize ait kayıtlar varsa onları bulmaya çalışın ve doktor değerlendirmesi sırasında gösterin. ✔ Sağlık durumunuzun kontrolü için öncelikle bir doktorla konuşun, muayene olun ve sonra tetkiklerinizi yaptırın. Tetkikleriniz sonuçlanınca yine aynı doktorla konuşarak risklerinizi ve varsa sağlık sorunlarınızı öğrenin. Risklerinize göre bir izlem planının gerekip gerekmediğini birlikte belirleyebilirsiniz. ✔ Görüntüleme tetkiklerinin sağlıklı bireylerde sağladığı bilgiler son derece kısıtlıdır. Vücudun tümünün veya bir bölümünün görüntülemesine dayalı “check-up”lar hem sonuç vermemekte, hem bazı tetkiklerde aşırı miktarda radyasyona maruz kalınmaktadır. Hastalık olmadığı halde varmış gibi sonuçlanan testlerin (yalancı pozitif testler), başka tetkiklere, hatta girişimlere neden olabileceğinden size yarardan çok zarar getirebileceğini unutmayın. ✔ Günümüzde paket uygulamaların yerini bireysel yaklaşımlara dayalı tetkikler almıştır. Eğer imkanınız varsa, “check-up paketi” seçmektense doktor değerlendirmesinin sonucuna göre belirlenen tetkikleri yaptırın. ✔ Son yıllardaki gelişmeler “erken teşhisin” her zaman hayat kurtarmadığını ve bazen “erken teşhisler” sonucunda uygulanan tedavilerin zarar verici nitelikte olabildiğini göstermiştir. Tarama testlerinin sağladığı yararlarla ilgili beklentilerinizi gerçekçi düzeylerde tutun. ✔ Eskiden “check-up”ın doğal bir parçası gibi görülen PSA testi ve akciğer filmi paket halinde sunulan uygulamalardan çıkartıldı. Bireylerin riskine göre belirlenen ve seçici olarak uygulanan tetkiklere dönüştürüldü. Size sunulan “check-up” paketlerini bir de bu bilgiler ışığında değerlendirin. ✔ Halen onkoloji alanında erken kanser teşhisini sağlayan tetkikler üzerinde çalışılıyor. Tümör belirleyicileri ve genel görüntülemeler erken teşhis yöntemi değildir. Bu nedenle kanser erken teşhisi için bu testlerden yarar beklemeyin. ✔ Kanser çok genel bir terimdir ve birbirinden çok farklı kanser türleri vardır. Dolayısıyla değişik kanser risklerinin fazla olduğu bireylerde, kanser türüne göre çok farklı tarama ve izlem yöntemleri uygulanıyor. Kanserin erken tanısını sağlayan basit bir test olmadığını unutmayın. - İleri yaştaki bireylerin sağlık durumlarının değerlendirmesi tümüyle farklılaşmıştır. Sağlık durumlarının değerlendirme yöntemleri farklıdır ve yapılması gereken tetkikler de çok farklıdır. Paket halinde sunulan tetkiklerden en fazla zarar gören bireylerin ileri yaş grubundaki bireyler oldukları saptanmıştır. Büyükleriniz için check-up anlamında bir sağlık hizmeti planlarken bireyselleştirilmiş bir muayeneyi tercih edin.

Liv Hospital I 59


Klinik Kokusu ya da rengi değişen ürünü atın H

Makyaj

E

K

I

M

Prof. Dr. Başak Kandi

Liv Hospital Ankara Dermatoloji Uzmanı

G

Ö Z

Ü

Y L E

Prof. Dr. Vedat Kaya

Liv Hospital İstanbul Göz Hastalıkları Uzmanı

malzemelerinizi

paylaşmayın! Makyaj malzemeleri güzelleştirirken doğru kullanılmaması durumunda birçok sorunu da beraberinde getiriyor. Özellikle ortak kullanılan makyaj malzemeleri bulaşıcı hastalıklar açısından tehlike saçıyor. Enfeksiyonların yayılmasına neden oluyor.

G

üzelleşmek için kullandığınız biriken tüm bakteri ürünün içine yerlemakyaj malzemeleri ortak kulşir. Ve bu şartlarda bakteriler çok hızlı lanımda ciddi sorunlara neden bir şekilde ürer. Yani eller yıkanmadığı olabiliyor. Liv Hospital Ankara Dermataktirde makyaj malzemeleri mikrop toloji Uzmanı Prof. Dr. Başak Kandi, yuvası haline dönüşebilir. ortak kullanımın sağlık açısından risk oluşturması dışında, makyaj malzemeTester rujları denemeyin! lerini hijyen kurallarına uyarak En sık ortak kullanılan makyaj kullanmanın da önemli malzemesi rujdur. Şayet ruMakyajla olduğuna dikkat çekiyor. junu kullandığınız kişinin kapatmayın! ra ya uçuk gibi bir enfeksiyonu ık Yüzünüzde aç varsa on iy ks fe Mikrop yuvasına varsa, rujla birlikte enen da ya akyaj ile bu bölgeleri m nkü bu feksiyon da size bulaşmış dönebilirler kapatmayın. Çü u daha on Makyaj yapmadan önce olacaktır. Özellikle iy ks fe en m duru erek iz eller mutlaka yıkanmalı. parfümerilerde tester kötü hale getir bep kalmasına se olarak kullanılan rujları Çünkü ellerdeki kir ve olabilir. bakteriler makyajla birlikte kesinlikle denemeyin. yüze bulaşabiliyor. Diğer bir En tehlikelisi göz ürünleri önemli nokta ise özellikle çok sayıda insanın kullandığı likit makyaj malzeGöz ve göz çevresi makyaj ürünlerinin melerinin bakteri üretmesidir. Parmakla ortak kullanımı en riskli durumdur. Çeşitli enfeksiyonlar gözyaşı ile bulasürülen makyaj malzemelerinde, elde 60 I Liv Hospital

Kozmetik ürünlerin bulunduğu şişe, kutu vb. kapaklarını sıkıca kapatın. Güneş, kozmetiklerin içindeki koruyucuların bozulmasına yol açar. Ürüne asla su eklemeyin. Su, bakterilerin üremesine sebep olur. Kokusu ya da rengi değişen ürünü atın. Ambalajı zarar görmüş ürünü satın almayın. Ürünün etiketini, içindekiler bölümünü ve kullanma talimatlarını mutlaka okuyun. Makyaj malzemelerinizi başkalarıyla ortak kullanmayın. Mikrop bulaşabilir. Temizliğinden emin olmadığınız parfümerilerdeki deneme ürünlerini kullanmayın. Enfeksiyon kapmışsanız durumu fark ettiğiniz anda ürünü kullanmayı bırakın. Ürünü kullanmayı bıraktıktan sonra, ciltte oluşan sorunlar devam ederse, bir cilt doktoruna gidin.

şabiliyor. Vücut salgılarıyla bulaşabilen hepatitler (sarılık) ihtimal düşük de olsa hastalıklı kişinin gözyaşı ile temas sonucu bulaşabiliyor. Göz nezlesi, uçuk ve diğer göz enfeksiyonları da göz farı, göz kalemi, rimel gibi makyaj malzemelerinin ortak kullanımıyla bulaşabiliyor. Basit bir ortak kullanılan makyaj ürünü ile görme sağlığınızı kaybedebiliriz. Fırçalar alerjiye yol açabilir Makyaj malzemeleri arasında hijyenine dikkat edilmesi gereken en önemli ürünlerden biri fırçadır. Başkalarının fırçası cildinizde bakteri ve mikrop oluşmasına neden olabilir. Bu nedenle bu başkası arkadaş dahi olsa fırçası kullanılmamalı. Fırçalar çok kolay bakteri ve mikrop barındırır. Sürekli ciltle temas halinde oldukları için alerji ve sivilce gibi durumlara yol açabilirler.

Enfeksiyonlar gözyaşı ile kişiden kişiye geçiyor Liv Hospital İstanbul Göz Hastalıklar Uzmanı Prof. Dr. Vedat Kaya, ortak kullanılan makyaj malzemelerini göz sağlığı açısından değerlendiriyor. Göz makyajı için kullanılan malzemeler ortak kullanım durumunda çok sayıda enfeksiyona kaynak oluşturabiliyor. Gözyaşına geçen ve kullanılan materyallere bulaşan virüsler, bakteriler ve diğer mikroorganizmalar diğer kullanıcıya bu materyallerin ortak kullanılması yoluyla kolayca bulaşabilir. Bu yolla bulaşabilecek çok sayıda enfeksiyon etkeni vardır ama özellikle viral konjonktivit çok kolay bulaşması ve yaygınlığı nedeniyle ilk sırayı alıyor. Viral enfeksiyon yanında çeşitli parazitlerin bulaşma olasılığı da bulunuyor. Bulaşma kaynağı olarak sadece ortak kullanım değil kozmetik merkezlerindeki deneme ürünleri de kaynak olabiliyor.

Liv Hospital I 61


Klinik

H

E

K

I

M

G

Prof. Dr. Şükrü Sindel

Liv Hospital Ankara İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı

m a ş a y ı l k ı l ğ Sa için 10 İpucu

Günlük hayatınızda yapacağınız küçük değişikliklerle hastalıklardan korunup sağlıklı, mutlu ve uzun bir ömür yaşamanız mümkün.

S

ağlıklı ve uzun bir ömür herkesin en büyük dileği. Ama bunun için çaba göstermek gerekiyor. Liv Hospital Ankara İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Şükrü Sindel, sağlıklı bir yaşam için bilinmesi gereken noktalara dikkat çekiyor. Liv Hospital İstanbul İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Alev Özsarı ise yapılması gerekenleri sıralıyor. Öncelikle değiştiremeyeceğimiz bazı faktörler var. Bunlar; giderek ilerleyen yaşımız ile erkek veya kadın cinsiyete sahip olmak (Erkeklerde hipertansiyon, prostat kanseri, kadınlarda meme kanseri sık görülen hastalıklar). 62 I Liv Hospital

Yine doğumla birlikte başlayan damar sertliği yaşla birlikte artıyor. Kimilerinde daha erken yaşlarda ortaya çıkıyor, bazı etkenler nedeniyle çok hızlı ilerliyor. Bu etkenlerin en başında sigara var. Ayrıca obezite, beslenme bozuklukları, ağır stresli yaşam, aşırı tuz, aşırı alkol tüketimi de sayılabilir. Bunun sonucunda HT, M.İnfarktüsü, inme gibi olaylar gelişiyor. O halde değiştiremediğimiz genetik mirasımıza bağlı sağlık problemleriyle karşı karşıya kalacağımıza göre hiç olmazsa alacağımız tedbirlerle oluşabilecek hastalıkların ortaya çıkmasını engellemek, en azından geciktirmek için yaşam tarzımızda değişikliklere ihtiyacımız var.

1

Ö

Z

Ü

Y

L

E

Uzm. Dr. Alev Özsarı Liv Hospital İstanbul İç Hastalıkları Uzmanı

Dengeli beslenin Güne sağlam bir kahvaltı ile başlayın. Bol su içip yağ oranı düşük, karbonhidrat ve protein oranı dengeli yiyecekleri tercih edin. Günde en az birkaç adet meyve ve sebze, akşamları bir kase taze yoğurt, haftada birkaç kez balık, her gün bir bardak sütü beslenme programınıza ekleyin. Gerekirse ek takviyeler alınabilir.

2

Sigara ve alkolden uzak durun Sigara asla içmeyin, bırakmak için gerekirse yardım alın. Araştırmalar çocuklarının yanında içmediğini savunan ebeveynlerin giysilerindeki nikotinin bile çocukları etkilediğini gösteriyor. Alkolün azı karar çoğu zarardır. Haftada en fazla 7 kadeh şarap aşıldığında zararlı etkileri ortaya çıkmaya başlıyor.

3

Düzenli uyuyun Bağışıklık ve deliksiz bir uyku uyumak birbirine bağımlı iki şey. Bu nedenle kronik uykusuzluk, bağışıklığınızın zarar görmesine ve sonuç olarak da vücudunuzun hastalıklarla savaşmasını engeller.

4

Spor yapın Vücudun spora en hazır olduğu vakit akşamdır. Bacak, karın, kol, göğüs ve bel kaslarını çalıştıracak aktiviteler oldukça önemli. Hayatınız boyunca yapacaksanız günde 10 dakikalık hafif tempo koşu ve 10 dakikalık (mekik, yan mekik, ayak gerdirme) hareketleri yeterli olur. Haftada 3 kez spor yapabiliyorsanız en az 20 dakika, daha az zaman ayırıyorsanız

en az 45 dakika olmalı. Yoga ve meditasyon kalp sağlığı için çok faydalı. Yoga ve meditasyonda derin nefes alarak nikotinik asiti akciğerlerinize doldurun.

5

Güneşten korunun D Vitamini kaynağı olan ancak kanser ve yaşlanmaya neden olan güneş ışınlarına sabah ve akşam üzeri çıkmaya çalışın. D vitamini alacağınız güneş ışınları ülkemizdeki hesaplamalara göre saat 11.00-13.00 arasıdır. Bu saatlerde güneşe çıkmanın yararı-zararını iyi değerlendirin. Günlük oral alım tavsiye edilir.

6

Beyninizi aktif tutun Bulmacalar, zeka oyunları ve hafıza teknikleri beyni aktif tutuyor. Ama yorulduğunuzda beyninizi zorlamayın. Günde okuayacağınız 20 sayfalık bir kitap, yemeklerinizde kullanacağınız baharatlar beyninizin aktif kalmasına yardımcı olacaktır.

7

Vücudunuzu kontrol edin Özellikle duşta ve duş aldıktan sonra vücudu kontrol etmek, yeni yumruları, benleri tespit etmede yararlı.

8

Temiz kalın Vücudunuzun temiz kalmasına özen gösterin. Haftada en az 2-3 kez ya da 3 günde bir kez banyo yapın. Tuvalet temizliğine özen gösterin ve ellerinizi sık sık sabunla yıkayın.

9

Aşılanın Artık yetişkinlerin de aşı takvimi var. Aşısı olan hastalıklardan korunun. Gribe karşı aşı olun. Kronik hastalıkları olanlara pnömoni ve zona aşısı öneriliyor.

10

Stresle başa çıkın Stresle; yoga, müzik dinlemek, yürüyüş yapmak ve masaj gibi yöntemlerle mücadele ederek ip bağışıklık sisteminizi destekleyebilirsiniz. Sosyal ilişkilerin iyiliği, kişinin sevdikleriyle birlikte olması stresi azaltıyor. Kucaklaşma ile kişi yanlızlık ve korkularını yeniyor, sevildiğini hissediyor.

Liv Hospital I 63


Ruh Sağlığı

H

E

K

I

M

Prof. Dr. Ali Bozkurt Liv Hospital Ankara Psikiyatri Uzmanı

G

Ö

Z

Ü

Y

L

E

Prof. Dr. Göksun Ayvaz Liv Hospital Ankara Endokrinoloji Uzmanı

Kalbimizle değil beynimizle aşık oluyoruz Uğrunda savaşlar başlatılmış, yaşamlar sonlandırılmış, saraylar anıtlar dikilmiş güçlü bir duygu aşk… Psikiyatrinin, psikolojinin, felsefenin, sosyolojinin ve biyolojinin konusu olmuş bir duygu ve eylem. Peki, aşk nedir? Neden aşık oluyoruz?

A

şk hep kalple ilişkilendirilen bir olgu ama temelinde pek çok kimyasalın etkisi olduğu artık biliniyor. Liv Hospital Ankara Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Ali Bozkurt, aşk ile ilgili temel nörokimyasalların testosteron, östrojen, dopamin, serotonin, oksitosin, vazopressin ve endorfinler olduğunu belirtiyor. Yani bu nörokimyasallar yakınlık, cinsel istek, ilişki başlatma ve sürdürme isteği gibi birçok duygumuzun nedeni. 64 I Liv Hospital

En büyük aşk 28.8 ay sürüyor Aşk konusunda en önemli kimyasalın dopamin olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ali Bozkurt şunları söylüyor. Dopaminin depresyonda azaldığı, mani dediğimiz çoşkun, taşkın dönemde arttığı düşünülürse aşk ile bağlantısı daha iyi anlaşılır. Aşık olma sürecinin başlangıcında olası bir başka önemli madde de feromonlar. Bu kimyasal bazı kişileri daha yakın ve çekici bulmamıza neden

Burun spreyiyle sadakat artırıldı Bir grup erkeğe burun spreyi ile oksitosin hormonu verildikten sonra bu yolla erkeklerin eşlerine ve ilişkilerine olan sadakatlerinin artabileceği belirtilmiş. Bütün bu çalışmalardan alınan sonuçlar, daha sonra yapılacak olan daha büyük sayıda insanın katıldığı çalışmalarla da doğrulanırsa, kimbilir belki de bir gün monogami ve eş sadakati konusunda dünya üzerindeki ender canlılardan biri olan insana ve özellikle de erkeklere, oksitosin hormonu veya bunun salgılanmasını artıracak ilaçlar vererek daha sosyal olmaları, eşlerini daha çekici bulmaları ve eşlerine daha sadık olmaları sağlanabilir.

oluyor. Yapılan araştırmalar Aşk acısı da feromonların bizi bir anlamda n kimyasalları da koruduğunu gösteriyor. re ö g a n çalışması Feromonlar sayesinde genetik r. ri e st farklılık gö açıdan bizden daha farklı inda n sı Aşk acısı sıra sanları daha çekici bulduğumuz r a çl konusunda bilgiler mevcut. Bu terapi ve ila etkilidir. da çocuklarımızın daha sağlıklı olması anlamına geliyor. Peki, bu nörokimyasallar aynı yoğunlukta salınmaya devam ediyor mu? Maalesef bu sorunun yanıtı “Hayır”! En iyimser çalışma bile aşık olma duygusundaki yoğunluğun ortalama 28.8 ay devam ettiğine işaret ediyor. Bazı çalışmalar ise 7.4 ay gibi... Aşık olma eylemi burada açıklamaya çalıştığımız biyolojik yanından çok daha karmaşık psikolojik, sosyolojik, felsefi yanları da içeren bir durum. Bununla birlikte biyolojimizin bu duygu ve sonrasında davranışımızı yakından etkilediğini bilmekte yarar var. Evet gerçek bu: beynimizle aşık oluyoruz. Romantik cazibe oksitosin hormonu Liv Hospital Ankara Endokrinoloji Uzmanı Prof. Dr. Göksun Ayvaz, son yılarda yapılan hayvan ve insan çalışmalarında; oksitosin hormonunun sosyalleşme ve özel olarak eşlerle ilişkide rolünün olduğunun ortaya konduğunu ifade ederek şu bilgileri veriyor. Araştırmalar eşlerin kucaklaşması, sosyal destek alınması, masaj yapılması ve orgazm sırasında oksitosin seviyelerinin arttığını ayrıca hormonun yeni sevgililerde sevgilisi olmayanlara göre daha yüksek düzeylerde bulunduğunu gösteriyor. Tek eşlilik çok nadir olarak hayvanlarda ancak esas olarak insanlarda olan bir özellik. Tüm canlılarda ve insanlarda çift oluşturmanın nasıl bir mekanizma ile meydana geldiği hakkında çok az bilgi var. Ancak oksitosinin bunda rol oynayabileceği düşünülüyor. Sadakatin özellikle de erkeklerde hangi faktörlere bağlı olarak geliştiği de pek bilinmiyor. Yapılan çalışmalarda insanlara burun spreyi ile oksitosin verilmesinin sosyal uyarıların beyinde işlenmesini artırdığı; güven, hafıza, sadakat ve heyecan gibi sosyal duyguları ayarladığı gösterildi. Bunun aksine oksitosinin erkeklerde dışarıdan gelen itici, istenmeyen sosyal uyarılardan da koruduğu bulundu. Dirk Scheele ve arkadaşları yaptıkları bir çalışmada kadın ve erkek arasındaki romantik cazibenin oluşmasında ve bunun insanları monogamiye itmesinde de oksitosinin rolünün olduğuna dair bulgular elde etti. Liv Hospital I 65


Klinik

H

E

K

I

M

Prof. Dr. Cengiz Pata

Liv Hospital İstanbul Gastroenteroloji Uzmanı

G

Ö

Z

Ü

Y

L

E

Doç. Dr. Binnur Şimşek Liv Hospital İstanbul Gastroenterohepatoloji Uzmanı

Fibroscan yaptırarak karaciğerinizi koruyun Karaciğer yağlanması her dört kişiden birinde görülüyor. Obezite ve kontrolsüz diyabet hastalıkları karaciğer yağlanmasının en önemli nedeni. Fibroscan yaptırarak hastalığın siroza dönüşmesini önleyebilirsiniz.

V

ücudumuzdaki tüm hücrelerin kan dolaşımında bulunan fazla yağı absorbe etme yeteneği var. (Göz, kalp, sinirler gibi bazı dokularımızdaki özel hücreler hariç). Karaciğer vücudun metabolik merkezi olup kan şekeri, kolesterolü gibi önemli parametreleri bazen bu maddeleri depolayarak bazen de tekrar kana salarak sabit tutmaya çalışıyor. Eğer fazla kalori alımı, buna bağlı olarak kan yağlarının yükselmesi ve kilo artışı varsa karaciğer yağlanması kaçınılmaz oluyor.

Liv Hospital Fibroscan cihazına sahip 3 merkezden biri “Karaciğerimiz o kadar müthiş bir organdır ki her gün yaşlanan hücrelerinin ya da hastalığa bağlı ölen hücrelerinin yerine yenilerini oluşturur ve çok büyük kısmı harap olmadıkça görevini yapar” diyen Liv Hospital İstanbul Gastroenteroloji Uz66 I Liv Hospital

Siroz karaciğer kanserine zemin hazırlayabilir Karaciğer yağlanması ile birlikte karaciğer enzim yüksekliğinin bulunduğu yağlı hepatit hastalığında, karaciğer hücrelerindeki kronik hasar ve fonksiyon kaybı sonucu yıllar sonra siroza dönüşüm görülebiliyor. Hatta bu siroz zemininde karaciğer kanseri gelişme riski de artıyor. Sebebi bilinmeyen karaciğer sirozlarının çoğunun nedeninin yağlı karaciğer hastalığı olduğu düşünülmektedir. Yağlı hepatit; yüzde 15-50 oranında karaciğer fibrozisine ve yüzde 7-16 oranında da karaciğer sirozuna yol açabiliyor. Başka bir deyişle sağlıklı karaciğerde yağlanma, sonrasında yağlı hepatit, ardından siroz ve bu zeminde karaciğer kanseri gelişimi mümkün olabilir.

Güvenli tanı... Liv Hospital İstanbul Gastroenterohepatoloji Uzmanı Doç. Dr. Binnur Şimşek, hastalığın teşhisiyle ilgili şunları söylüyor. Yağlı hepatit hastalarında karaciğer enzimlerinde yükselme ultrasonografik olarak karaciğer yağlanması bulguları tespit edilebilir. Fibroscan, karaciğer yağlanmasının ve buna bağlı karaciğer hasarının belirlenmesinde kullanılan güvenilebilir, hızlı sonuç veren ve uygulanması kolay bir tanı aracıdır. Yöntem sayesinde karaciğer hastasının, karaciğer yağlanmasının düzeyi net bir biçimde saptanabilir ve önerilen tedavi sonrası durum değerlendirmesi yapılabilir. Ayrıca karaciğerindeki doku sertleşmesi (fibrozis veya siroz gelişimi) net olarak belirlenebilir.

manı Prof. Dr. Cengiz Pata şu bilgileri veriyor. Biliyoruz ki NASH karaciğeri etkilemeye başladıktan sonra yıllar içerisinde (2-20 yıl) siroza yol açabiliyor. Ne yazık ki siroza kadar geçen bu sürede hastanın halsizlik, ağrı gibi hiçbir şikayeti olmaz. Karaciğer testleri (ALT, AST) değerlerinin normal olması genelde karaciğerin iyi olduğunu düşündürür ama kesin değildir. Ultrasonografi de yağlı karaciğer tanısı konulan kişilerin belli aralıklarla Fibroscan yaptırması, yağlanmanın yıllar içerisinde siroz oluşturma riskini belirleyecektir. Fibroscan ultrasonografi gibi yapılan son derece zahmetsiz bir işlem olup şanslıyız ki hastanemiz ülkemizde bu cihaza sahip üç merkezden birisi. En etkili tedavi yöntemi kilo verme Maalesef etkin bir tedavi henüz yok. Öncelik hastanın yaşam tarzını düzenlemek oluyor. Kilo kontrolü, beslenme alışkanlıkları egzersiz gibi... Gerçekten kilo verme en etkili tedavidir. Bunun dışında insulin direncini kıracak ilaçlar (metformin..), antioksidanlar, safra asidleri, antihiperlipidemikler, bazı bitkisel antiinflamatuar (Slymarine..) tedavide kullanılabilir. Karaciğer yağlanması iki şekilde oluyor Karaciğer yağlanmasının; karaciğer hücrelerinde biriken yağ miktarının, karaciğer ağırlığının yüzde 5’inden fazla olması şeklinde tanımlanabileceğini söyleyen Doç. Dr. Binnur Şimşek hastalığı şöyle sınıflandırıyor. Bu yağlanma iki farklı şekilde meydana gelebilir; basit yağlanma (hepatosteatoz) olarak bilinen tipinde karaciğerde yağlanma görülmekle birlikte iltihabi durum eşlik etmemektedir. Ancak ikinci form olan steatohepatit olarak adlandırılan yağlı hepatit tipinde karaciğer hücrelerinde yağlanma ile birlikte iltihabi hücre birikimi ve fibrozis dediğimiz hücre hasarlanması da mevcuttur.

Yağlı hepatit

anında yüzde 15-50 or ine zis karaciğer fibro aor ve yüzde 7-16 er ciğ ra ka da a nd nı sirozuna sebep olabiliyor.

Hastanın belirgin bir şikayeti olmaz Yağlı karaciğer hastalığı olan bireylerin klinik olarak belirgin bir şikayetleri olmaz; muayenedeki tek bulgu ise büyümüş bir karaciğer (hepatomegali) varlığıdır. Hastaların çoğunda genel sağlık kontrolleri sırasında yapılan ultrasonografide karaciğerin büyük ve yağlı olduğu saptanır. Diğer bir bulgu ise karaciğer enzimlerinde hafif–orta derecede yükselme saptanması. Enzim yüksekliği basit yağlanma olgularında değil, yağlı hepatit hastalarında görülen bir bulgudur. Yağlı hepatit hastalığı klinik olarak daha önemli seyre sahiptir; bu durumda karaciğerde ilerleyici hasar ve zaman içerisinde fonksiyon kayıpları meydana gelebilmektedir.

Liv Hospital I 67


Klinik (mümkünse) tüketilmemeli. Mevsim sebze ve meyveleri yeterince tüketilmeli.

H E

K

I

M

Prof. Dr. Hakan Bozkaya

Liv Hospital Ankara Gastroenteroloji Uzmanı

G

Ö

Z

Ü

Y

L

Gastrit ve ülser nasıl tedavi edilir? Tedavi aşamaları nelerdir? Tedavide çeşitli ilaçlar kullanılıyor. Antiasitler, mide asidini tamponlar. Histamin reseptör bloke ediciler ve proton pompa inhibitörleri asit salgısını baskılar. Yüzey koruyucuları döşemeyi korur. Eğer helikobakter saptandıysa, antibiyotiklerle bu mikrop tedavi edilmelidir. Ağrı kesicilere bağlı ülser oluştuysa bu ağrı kesiciler mümkünse kullanılmamalı.

E

Uzm. Dr. Reskan Altun

Liv Hospital Ankara Gastroenteroloji Uzmanı

Göğsünüzde yanma varsa dikkat!

Gastrit ve ülser ne gibi belirtiler gösteriyor? Ülserde açlık ağrısı, yanma şeklinde ağrı, reflü yakınmaları olabildiği gibi dispepsi yakınmaları (şişkinlik, rahatsızlık hissi, erken doyma, hazımsızlık) da ortaya çıkabilir. Gastritte, tipik olarak tanımlanan dispepsi yakınmaları ortaya çıkar. Ülserde çeşitli komplikasyonlar (delinme, kanama, tıkanma) oluşursa, belirtiler değişir. Delinme durumunda tüm karna yayılan ani şiddetli ağrı olur. Eğer kanama varsa kahve telvesi gibi kusma meydana gelir. Dışkı rengi ise katran gibi siyah olur. Mide çıkışında tıkanma yaparsa bulantı, kusma, ağız kokusu oluşur.

Sürekli mide ağrısından şikayet ediyor, ülseriniz olduğundan mı şüpheleniyorsunuz? İki uzman doktor gastrit ve ülser hakkında bilinmesi gerekenleri anlatıyor.

Ülser sadece midede mi oluyor? Ülser, sindirim dolaşım sisteminin her yerinde ortaya çıkabilir. Halk arasında bilinen ve kastedilen ülserler; mide ve oniki parmak bağırsağında oluşur.

L

iv Hospital Ankara Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Bozkaya gastrit ve ülserle ilgili merak edilen soruları cevaplıyor.

Gastrit ve ülser arasındaki farklar neler? Ayırıcı tanı nedir? Gastrit, mide iç döşemesinin iltihabıdır. Bu rahatsızlık; çok yüzeysel olabilir veya mide duvarını biraz daha derin olarak etkileyebilir. Ülser ise mide duvarında daha derin tabakaların etkilenmesi sonucu bir yara açılma durumudur. Hastanın şikayetine göre ayrım yapmak çok güçtür. Bu nedenle kesin tanı endoskopi ile konuluyor. Ülserde daha çok ağrı ortaya çıkarken (yemekten bir-iki saat sonra çıkan ve bir şeyler yenince bir miktar rahatlayan veya mide üzerinde yanma şeklinde ağrı), gastritte ise daha çok yemek yemekle dispepsi dediğimiz karnın üst kısmında rahatsızlık-dol68 I Liv Hospital

gunluk hissi, erken doyma, şişkinlik ve bulantı gibi şikayetler ortaya çıkar. Göğüste yanma gastrit ya da ülserin belirtisi midir? Göğüste yanma; esas olarak mide ve oniki parmak bağırsağı ülseri ve gastritin değil, reflü hastalığının tipik belirtisidir ama ülser hastalığında da bu yakınma görülebilir. Ancak bunun temel nedeni; reflü hastalığının, ülserli hastalarda sıklıkla birlikte görülmesidir. Gastrit ve ülser hastalığında önlem almak mümkün mü? Nelere dikkat edilmeli? Helikobakter enfeksiyonu varsa tedavi edilmeli. Gereksiz ağrı kesici (NSAID) kullanılmamalı. Sigara, alkol ve aşırı kahve tüketilmemeli. Sağlıklı bir vücut kitlesine sahip olunmalı. Rafine şeker ve rafine tahıl

Gastrit ve ülser kanser riski taşıyabilir Gastrit, reflü ve ülserin gelebileceği son nokta mide kanseri midir? Kronik gastritlerin az bir kısmı kansere dönüşebilen bir süreç geliştirir. Aslında bu süreç, onarım mekanizmalarının bir ürünüdür. Uzun yıllar süren bir gastritte mide döşemesi, önce bağırsak döşemesine dönüşebilir. Bu hastaların bir kısmında da hücrelerde daha fazla dejeneratif değişiklik oluşur. Displazi şiddetli ise, bu bölgede kanser gelişme olasılığı artar. Ülserde ise böyle bir gelişim süreci yoktur. Uzmanlar tarafından kabul edilen görüş; mide ülserinin kansere dönüşmeyeceğidir. Ancak mevcut ülser daha başından beri bir kanser ülseri olabilir ve içinde odaksal olarak kanser hücresi barındırabilir. Bu hücreler zamanla kanser haline gelebilir. Reflüde ise durum farklıdır. Reflüde yemek borusunun alt ucunda mide ile birleştiği yerde eğer çeşitli doku değişiklikleri ortaya çıkarsa, kanserleşme riski belirir.

Mide sağlığı için alkol ve sigaradan uzak durmalısınız Liv Hospital Ankara Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Reskan Altun gastrit ve ülsere karşı beslenme konusunda dikkat edilmesi gerekenleri aktarıyor.

Stres ülsere neden olur mu?

Genellikle stresin, ülser gelişiminde bir risk faktörü olduğu kabul edilir. Çok ağır stres, hızla akut ülser gelişimine neden olabilir. Ancak stres, ülser oluşumunda en sık görülen neden değildir.

Gastrit ve ülser tanılarında hangi besinler mideye zarar verir?

Sigara ve alkol mide döşemesine zararlıdır ve tüketilmemeli. Yoğun alkol; gastrit ve ülsere yol açarken, az miktarda alkol ülserin iyileşmesini hızlandırabilir. Ancak unutmayın ki; alkol zararlı olmasa da şikayetleri artırabilir. Kahve, asit salgısını artırdığı için sınırlandırılmalıdır. Soğan, baklagiller, yağlı yiyecekler ve kızartmalar gibi çeşitli besinler; hiçbir zarar vermedikleri halde hastanın şikayetlerini artırabilir. Bu besinler zararsız olsalar da ülser iyileşene kadar bir süre tüketilmemeleri (örneğin bir ay) şikayetleri azaltabilir. Kırmızı biberin ise ülseri iyileştirici etkisi olduğu bilinir. Süt, aslında asit salgısını artırarak zarar verebilir. Ancak süt mide asidini tamponlama etkisi sayesinde hasta şikayetlerini yatıştırabilir. Bu nedenle süt içilmesi (bir-iki bardağı geçmemek üzere) önerilir. Bütün bunlar ülser sırasında alınacak tedbirlerle ilgilidir. Sigara ve alkol tüketimi durdurulursa, ülserin tekrarlama veya ortaya çıkma olasılığı düşer. Sebze ve meyve tüketimi iyi olan ve poliansatüre yağ (yararlı yağlar) tüketimi olanlarda ülser olma olasılığı düşüktür. Depolanmış pirinç ve rafine şeker ve rafine buğday tüketimi olanlarda tekrarlama olasılığı daha yüksektir.

Liv Hospital I 69


Klinik

H E

K

I

M

Prof. Dr. Fikret Arpacı Liv Hospital Ankara Medikal Onkoloji Uzmanı

G

Ö

Z

Ü

Y

L

Akıllı ilaçlar olumlu sonuçlar veriyor

E

Uzm. Dr. Meltem Topalgökçeli Selam Liv Hospital İstanbul Tıbbi Onkoloji Uzmanı

Kemoterapide

akıllı ilaç çağı Kanser tedavisinin en önemli silahlarından biri olan kemoterapi tedavisinde artık hastanın tümörünün biyolojisi ve genetiğine uygun akıllı ilaçlar kullanılıyor. Bu ilaçlar direkt olarak hedefe yöneliyor.

K

emoterapi kişiye kanser için süresi değişebiliyor. ilaçların uygulanmasıdır” diyen Liv Kemoterapi tedavisi sırasında aslında Hospital İstanbul Tıbbi Onkoloji hastaya çok sıkı bir diyet önerilmiyor. YapıUzmanı Dr. Meltem Topalgökçeli Selam lacak şey çok basit; sağlıklı beslenme. Hazır, tedaviyle ilgili şunları söylüyor. Kemoteraişlenmiş gıdalar tüketilmemeli, mevsim pi tedavisi bu konuda eğitim almış tıbbi meyve ve sebzesi yenmeli. Her besin gruAkıllı onkoloji uzmanı tarafından planlanıp bundan yiyecek tercih edilmeli. Muhakilaçlar mi, uygulanıyor. Tedavide bozulmuş kak bol sıvı tüketin. Hastanın aldığı ilaca se lö a, Lenfom ciğer, hücre yapısıyla kontrolsüz çoğalan göre tüketmesi gereken besinler olabilir meme, ak lın ka , ek kanser hücrelerinin ilaçlarla bunu doktoru hastaya söylecektir. br bö beyin öldürülmesi amaçlanıyor. Bunun Şekerin besleyici değeri düşük olduğu bağırsak, cileltrive tümör ndelıyor. için farklı mekanizmalara bağlı için fazla tercih edilmemeli. Kanseri llanı daha sık kum lu ilaçlar birlikte ya da ardışık olarak beslediğini düşünerek şekerden uzak yo ar da İlaçlar, n kullanılıyor. Kemoterapi damardan, kalıp diğer besin gruplarından fazla tüya da ağızda ağızdan, karın içi gibi çeşitli yollarla ketirseniz unutmayın onlarında fazlası da alınıyor. uygulanıyor. şekere dönüşecektir. Bunun için her şeyden Kemoterapi yani ilaç tedavisi tüm ama kararında tüketmek en önemlisi. kanser türlerine hastanın durumu müsaitse uygulanıyor. Tedavi çeşitlilik gösteriyor. Soğuk şapka önerilmiyor Kanser hücresinin tipine, kanserin başladığı Kanser tedavisinde kullanılan ilaçların ve yayıldığı bölgeye göre tedavinin şekli ve önemli bir kısmının saç dökülmesine

70 I Liv Hospital

neden olduğunu ancak her kanser ilacının saç dökmediğini belirten Liv Hospital Ankara Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Fikret Arpacı şu noktalara dikkat çekiyor. Kemoterapiyi planlayan medikal onkolog bu durumu gözetmeksizin öncelikle hastayı etkin bir şekilde tedavi etmeyi düşünür. Unutulmamalı ki kemoterapiyi tamamladıktan sonra birkaç ay içinde kişi aynı saçlarına tekrar kavuşuyor. Kemoterapiye bağlı saç dökülmesi hastadan hastaya da değişiyor. Dökülme bazen az olabilir, saçlar seyrekleşebilir, bazen de tam olarak dökülür. Bazı kişilerde saç dökülmesine kaşlar ve kirpiklerde azalma da eşlik edebilir. Saç dökülmesi genellikle ikinci kemoterapiyi almadan önce başlar. Saç dökülmesini azaltmak için geliştirilmiş “ice cap= soğuk şapka’’ uygulamaları, saçlı deriye ve başa giden kemoterapötik ilaçların etkinliğini azalttığı için önerilmiyor.

Sperm ve yumurtalar dondurulabilir Bütün kemoterapi ilaçları kısırlığa neden olmasa da bazıları özellikle yüksek dozlarda ve uzun süren tedavilerde kısırlık olasılığını artırabiliyor. Erkek hastalarda kemoterapi ilaçları sperm sayılarını ve yeteneklerini belirgin şekilde azaltıyor. Bu etkilenme süreci geçici veya kalıcı da olabiliyor. Kısa süreli kemoterapilerde düzelme hemen her zaman 6 ay-2 yıl içinde oluyor. Sperm bankalarında kemoterapi tedavisine başlamadan önce spermler dondurulup saklanabilir. Kadınlarda kemoterapi ilaçları yumurtalıklardaki yumurtaları etkiliyor. Bu durumu azaltmak için kemoterapi sırasında hormonlar kullanılıyor. Ya da yumurta ve bir kısım yumurtalık dondurulması şeklinde önlemler kemoterapi öncesi uygulanabilir.

Prof. Dr. Fikret Arpacı tedaviyle ilgili son gelişmeleri şöyle anlatıyor. Nasıl her sağlıklı kişi farklıysa her hasta aynı tür hastalığa sahip olsa da etkileri farklıdır ve kendisine özgüdür. Bu nedenle son yıllarda genetik ve hücre bilimindeki gelişmeler her hastada farklı özellikleri ortaya koymayı başardı. Artık kanser tedavisi planlanırken her hastadaki tümörün biyolojisi, genetik özellikleri ve mutasyon yerleri incelenerek varsa bu hedeflere yönelik ilaçlar kullanılıyor. Eğer henüz bir ilaç geliştirilmediyse bu hedeflere yönelik halk arasında “akıllı ilaç” dediğimiz yeni ilaçlar geliştiriliyor. Hedefe yönelik ilaçlar daha çok lenfoma, lösemi, meme, kalın bağırsak, akciğer, böbrek, cilt ve beyin tümörlerinde kullanılıyor. Bu ilaçlar ya tek başına ya da kemoterapi ilaçlarıyla birlikte damar yoluyla ya da ağızdan alınıyor.

Liv Hospital I 71


Klinik

H

E

K

I

M

Prof. Dr. Başak Kandi Liv Hospital Ankara Dermatoloji Uzmanı

G

Ö

Z

Ü

Y

L

de kök hücre esaslı uygulamalar oldukça gelişecek. Gen tedavileri ve doku mühendisliği teknikleri ile kombine edilerek gerçekleştirilecek bu tedavi yöntemleriyle bu hastalıklardan muzdarip insanlarda önce hastalığın ilerleyişi durdurulacak, sonrasında hastalığın seyri geri döndürülebilecek. Kanser tedavisinde kök hücre ve gen tedavi protokolleri birleştirilecek ve özellikle beyin tümör-

E

Prof. Dr. Erdal Karaöz

Liv Hospital İstanbul Kök Hücre Üretim Merkezi Sorumlusu

GELECEKTE

TIP NASIL OLACAK?

Hızlı teknolojik gelişmeler her alanı olduğu gibi tıbbı da temelden etkiliyor. Sağlıklı ve uzun bir yaşam için yeni buluşlar yapılıyor. Bilim kurgu fimlerinde tanık olduğumuz sahneleri gerçeğe dönüştürmeye hedefleyen geleceğin tıbbını alanında uzman iki isim anlattı.

S

on yıllarda standart tedavi yöntemlerine yeni bir tedavi yöntemi eklendi “Hücresel tedavi.” Başka bir deyişle; hastalıkların hücrelerle tedavi edilmesi yaklaşımı… Liv Hospital İstanbul Rejeneratif Tıp ve Kök Hücre Üretim Merkezi Başkanı Prof. Dr. Erdal Karaöz tıpta çığır açan yöntemle ilgili; “1960’ların başındaki bu keşfin hemen ardından kemik iliğimizde yer alan ve “kan yapımından sorumlu kök hücre” olarak adlandırılan bu hücreler, başta kan (kemik iliği) kökenli kanserler (lösemi) ve genetik tabanlı kan hastalıklarının (Talesemi, Fankoni anemisi gibi) tedavisinde uzun yıllardır kullanılıyor. Bu yöntemle 500 binden fazla insan sağlığına kavuştu” diyor. “Kök hücre” temelli tedavilerin tıbbın birçok alanında kabul edilmiş ve kanıtlanmış tedavi protokolleri olarak kullanılacağına dikkat çeken Prof. Dr. Erdal Karaöz, bu tedavilerden bazılarını şöyle sıralıyor. Kalp-damar cerrahları miyokard enfarktüsü geçirmiş

72 I Liv Hospital

hastaların tıkalı damarlarını değiştirirken ölmüş ya da hasarlanmış kalp kası dokusunu yeniden canlandırmak için hastadan elde edilen kök hücreleri kalbe enjekte edilecek. Eş zamanlı olarak bu cerrahi işlemlerde laboratuvarlarda doku mühendisliği teknolojisiyle üretilmiş ve doku reddine neden olmayacak özelliklere sahip damarlar kullanılacak. Gelecekte organ nakillerinde, nakledilen doku ya da organın alıcı tarafından ret edilmesini önlemek amacıyla kullanılan bağışık baskılayıcı ilaçlar ya hiç kullanılmayacak ya da çok az kullanılacak. Çünkü bu nakil işlemlerinde eş zamanlı olarak kök hücreler de nakledilecek ve bu hücrelerin alıcının savaşçı hücrelerinin nakledilen dokuya saldırılarını engelleyici özelliklerinden yararlanılacak. Kas erimesinin dahil olduğu, dejeneratif kas hastalıkları ile ALS, MS ve omurilik hasarı gibi patolojilerin dahil olduğu nöro-dejeneratif hastalıklarının tedavisin-

lerinde hastaların hastalıksız ömürleri uzayacak. Kök hücrelerin tümör dokusuna göç etme özelliğinden yararlanarak kanser hücrelerini öldürecek genlerin yüklenmesiyle “kamikaze hücreler” laboratuvarlarda üretilecek ve kanser hücreleriyle savaşta kullanılacak. Laboratuvarlarda kişinin kök hücreleri kullanılarak üç boyutlu doku ve organlar üretilebilecek. Kalp ve karaciğer hedefteki ilk organlar.

Kök hücrenizle gençleşin

Y

aş ilerledikçe yüz, boyun, dekolte bölgesi ve ellerimizde kırışıklık ve sarkmalar meydana geliyor. Özellikle sigara içen ve uzun süre güneşe maruz kalanlarda bu yıpranma daha şiddetli oluyor. Yüzdeki kırışıklar, boyun ve dekoltenin, ellerin gençleştirilmesi, dudakların biçimlendirilmesi, sivilce izlerinin, hatta uzun süreli deri yaralarının ve izlerinin tedavisi için kullanılan kök hücre ile ilgili merak edilen soruları Liv Hospital Ankara Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Başak Kandi cevaplıyor. Cildimizde kök hücre nasıl uygulanır? Cildimizde en taze, hasarsız ve güneş görmemiş kulak arkası cildinden steril şartlarda mercimek tanesi büyülüğünde doku alınır. Bu doku soğuk zincir ile özel laboratuvara gönderilir ve üretime sokulur. Doku laboratuvar ortamında, cildin genç kalmasını sağlayan fibroblastlarına ayrılıp çoğaltılır. Çoğaltılan hücreler istenilen bölgelere tekrar enjekte edilir. Bu süreç kişiye göre değişmek ile beraber 4-6 hafta sürer. Elde edilen fibroblastlar 3’er hafta ara ile 3 kez 2 ml’lik dozlarda cilde enjekte edilir.  Etkileri ne zaman görülmeye başlar? Kişiye bağlı olarak değişebilmekle birlikte ilk etkiler ilk enjeksiyondan hemen sonra da gözle görülebilir ama esas sonuç 3–4 hafta içinde ortaya çıkar. Hangi bölgelerin gençleşmesi için uygulanır? Bu yöntemle yüzdeki kırışıklar ve derin olukların tedavisi, yüz ovalinin toparlanması, boyun ve dekoltenin gençleştirilmesi, ellerin gençleştirilmesi, dudakların biçimlendirilmesi, sivilce izlerinin, hatta uzun süreli deri yaralarının ve izlerinin tedavisi için kişinin kendine ait (otolog) canlı alt deri hücreleri (fibroblast) dolgu maddesi olarak kullanılır. Bu hücreler kollojen sentezleyerek derinin yeniden yapılanmasını sağlar.

Alışagelmiş dolgu maddelerinden farklı olarak uzun etkili bir yöntemdir. Dolgu maddelerinin aksine kişinin kendi hücrelerinden elde edilen bir yöntem olarak, kişinin doğal güzelliğini ortaya çıkartmaya yardımcı olur, cildini yeniler. Herkese uygulanabilir mi? Hiçbir zararı ve alerji riski yoktur, kalıcı ve uzun etkilidir, güvenlidir. Nasıl sonuçlar elde ediliyor? Yeni kollajen cildin kırışıklığının azalmasına, sarkmanın toparlanmasına ve sonuçta yıllara meydan okuyan yeni bir cilt görünümüne kavuşmamızı sağlar. Bu tedavi ile cilde verdiğimiz fibroblastlar kollajen sentezleyerek derinin yeniden yapılanmasına yol açar, bu da cildin pırıl pırıl olmasını sağlar. Tedavinin etkisi ne kadar sürer? Tedavinin etkisi yaklaşık 5 yıl devam eder. Alınan doku saklandığı için tekrarında tekrar bir işleme gerek yoktur ve hastanın kendi dokusundan tekrar hazırlanabilir. Etkileri ne zaman görülmeye başlar? Kaç yılda bir tekrar etmek gerekir? Etkinliği birinci ay ile beraber görülmeye başlar ve hastayı yaklaşık 5 yıl kadar korur. İşlemin etkisi bitiğinde kişi 5 yıl önceki halinden daha iyi bir görüntü ile hayatına kaldığı yerden devam eder. İstenirse işlem tekrar yenilenebilir.

Hangi alanlarda kullanılır? Cilt lekelerinde Sivilce ve akne izlerinde Cilt çatlaklarında Göz altı torbaları ve morluklarında

Kırışıklıklar ve ince çizgilerde Saç dökülmelerinde, saç köklerini yeniden canlandırmada

Liv Hospital I 73


Klinik

Tiroid

yaşlıların değil gençlerin hastalığı Tiroid kanseri, tiroid bezi içindeki hücrelerin kontrol dışı büyümesi ve nodül oluşturmaları ile başlıyor. Ancak her tiroid nodülü kanser anlamına gelmiyor. Hastalık en sık 20-55 yaş arasında görülüyor.

T

iroid nodüllerinin yüzde 90’ı selim (kanser olmayan) nodüller. Sadece nodüllerin yüzde 5-10’unda kanser riski mevcut. Kadınlarda tiroid kanseri riski erkeklere göre yaklaşık 3 kat daha fazla. Son yıllarda görüntüleme yöntemlerindeki gelişmeler (Ultrasonografi, PET, Bilgisayarlı Tomografi, MR) ile çok daha küçük çaplardaki tiroid kanserlerinin tanınabilirliği sayesinde tanı konulan tiroid kanserlerinin sıklığı artıyor. Diğer kanser tiplerinden farklı olarak tiroid kanserleri yaşlı hastalardan ziyade 20-55 yaş arası erişkinlerde daha çok görülüyor. Şüpheli nodöllerden biyopsi alınıyor Tiroid kanserinin en önemli özelliği en iyi kür sağlanabilen (tamamen ortadan kaldırılabilen) kanser türü olması... Liv Hospital İstanbul Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Fatih Tunca teşhis ve tedavi ile ilgili şu bilgileri veriyor. Tiroid

74 I Liv Hospital

H

E K

I

M

Doç. Dr. Fatih Tunca

Liv Hospital istanbul Genel Cerrahi Uzmanı

G

Ö

Z

Ü

Radyoaktif iyot tedavisiyle risk en aza indiriliyor

Y L E

Doç. Dr. Handan Tokmak Liv Hospital İstanbul Nükleer Tıp Uzmanı

kanserlerinde tanı için önce hastanın hikayesi alınıp muayenesi yapılıyor. Sonra tiroid hormonları (çoğunlukla TSH yeterlidir) isteniyor. TSH düzeyi normal veya yüksek olan bir hastada, yapılan muayenede tiroid bezinde bir nodül saptandığında ilk olarak tiroid bezinin ultrasonografi ile değerlendirilmesi gerekiyor. Deneyimli ellerde yapılan tiroid ultrasonografisinde şüpheli (içinde kireçlenmeler olan, katı, çevre dokuya doğru girintileri olan ya da dikey çapı yatay çapından daha uzun olan) nodüller belirleniyor. Biyopsi sonucu hastalar beş gruba ayrılıyor Bu aşamadan sonra yapılması gereken bu şüpheli nodüllerden ultrasonografi eşliğinde biyopsi almak. Yapılan biyopsi sonucunda beş grup sonuç karşımıza çıkabilir. Biyopsi sonucu tiroid kanseri olarak yorumlanan hastalarda ameliyat sonrası nodülde kanser çıkma oranı yaklaşık yüzde 97 civarında. Bu hasta grubu direkt ameliyata adaydır. İkinci grupta biyopsi sonucu kanser kuşkusu olan nodüller bulunur. Bu hasta grubunda ameliyat sonrası sonucun kanser gelme olasılığı yaklaşık yüzde 70 civarındadır ve bu hastalara da ameliyat öneriyoruz. Üçüncü grupta ara formlar bulunur, sonucun foliküler neoplazi ya da hurthle hücreli neoplazi olarak yorumlandığı grupta hastada kanser çıkma olasılığı yaklaşık yüzde 25-30’dur. Foliküler

lezyon ya da hurthle hücreli lezyon olarak yorumlanan hastalarda ise kanser riski maksimum yüzde 15 civarında. Bu saydığımız dört grupta da yapılması gereken hastaya ameliyat önermektir. Biyopsi sonucu önemi belirsiz a tipi vb gelen hastalarda ise yapılması gereken üç ay bekleyerek yeniden biyopsi yapmak ve bu ikinci biyopsinin sonucuna göre karar vermektir. Cerrahi operasyon deneyimli ellerde yapılmalı “Tiroid kanseri tedavisinin ana bileşeni iyi bir cerrahi girişim ve deneyimli cerrahtır” diyen Doç Dr. Fatih Tunca operasyonla ilgili şunları söylüyor. Deneyimli ellerde tiroid bezinin tamamının çıkarılması ve gerekli olgularda tiroid bezi çevresindeki lenf bezlerinin temizlenmesi tedavinin en önemli komponentini oluşturuyor. Her ameliyatın olduğu gibi bu ameliyatın da bir takım riskleri mevcut. Korkulan komplikasyonlardan bir tanesi ses kısıklığı. Çeşitli kaynaklarda yüzde 2 ila yüzde 5 arasında değişen ses kısıklığı riski deneyimli cerrahların ellerinde bin cerrahi girişimde bir seviyelerine kadar indirilebilir. Deneyimin yanında teknolojideki gelişmelere paralel olarak ameliyat sırasında ses tellerine (vokal kordlar) giden sinirlerin bulunması ve korunmasına yardımcı olan sinir monitörizasyonu cihazı ses kısıklığı riski iyice düşürüyor.

Liv Hospital İstanbul Nükleer Tıp Uzmanı Doç. Dr. Handan Tokmak tiroid ameliyatından sonra uygulanan radyoaktif iyot tedavisini şöyle anlatıyor. Tiroid kanseri teşhisinin ardından tiroid bezinin tamamı ya da tamamına yakını cerrahi olarak çıkartılıyor. Bundan sonra kalıntı dokunun ortadan kaldırılması amaçlı, nüksü ve mortaliteyi azaltmak için ve süregelen hastalığı olanlarda radyoaktif iyot tedavisi (RAI) yapılıyor. Cerrahiden sonra RAI tedavisi ilk kez uygulanacak hastalarda tedavi öncesi, total ya da totale yakın tiroidektomi uygulananlarda, radyoaktif iyot tedavisinden 1-2 hafta önce düşük iyot içeren diyet uygulamasına geçilmeli. RAI tedavisi sonrasında, 5-8’inci günler arasında tüm vücut taraması (TVT) yapılmalı.

Liv Hospital I 75


Klinik

SPOR

yaralanmalarına trombositten zengin plazma enjeksiyonu

H

L

Tenisçi ve voleybolcularda omuzda ağrı hissedilir Kas ve tendon yaralanmalarında ilk müdahale sonrası kesin tedavi çoğunlukla fizik tedavi ve rahabilitasyon yöntemleri ile yapılıyor. Burada amaç olabildiğince çabuk eklem hareketlerinin açılması, kas gücünün tekrar kazanılması ve spora özgün becerilerin tekrar oluşturulmasıdır. Bunun için çoğu zaman kişiye özel, aktif rehabilitasyon programlarının planlanması gerekiyor. Bu programlarda TENS, ultrason, hidroterapi gibi tedavi modaliteleri kullanılıyor. Son yıllarda kas ve tendon yaralanmaları sonrası özellikle profesyonel sporcularda iyileşmeyi hızlandırmak için trombositten zengin plazma enjeksiyonu uygulamaları da sıklıkla kullanılmaya başladı. Liv Hospital İstanbul Ortapedi ve Travmatoloji 76 I Liv Hospital

I

M

Liv Hospital İstanbul Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı

Spor sonrası kas iskelet sisteminin birçok yerinde yaralanma meydana gelebiliyor. En sık görülenleri ise kas ve tendon hasarları... iv Hospital Ankara Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Uğur Gönç, “Yapılan sportif aktivitenin yoğunluğuna ve olan yaralanmanın şiddetine göre kas ve tendon yaralanmalarından daha ciddi olan bağ yaralanmaları, hatta kırık ve çıkılar da oluşabiliyor” diyerek şu bilgileri veriyor. Spor yaralanmaları sonrası tedavi acil ve kesin tedavi olmak üzere iki aşamada yapılıyor. Acil müdahele genellikle olay yerinde yapılır. Amaç yaralanan bölgeyi mümkün olduğunca hareketsiz hale getirerek kesin tanı konulana kadar ek yaralanmaları önlemek ve hastanın ağrısını azaltmaktır. Acil tedaviden sonra hasta mutlaka uzman bir ortopedi ve travmatoloji doktoruna yönlendirilmeli.

E K

Doç. Dr. Taner Bekmezci

G

Ö

Z

Ü

Y L E

Op. Dr. Uğur Gönç Liv Hospital Ankara Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı

Cerrahi girişim gereken spor yaralanmaları

Uzmanı Doç. Dr. Taner Dizde bağ yaralanBekmezci, omuz yaralanmaları (ön çapraz malarında sık rastlanan bağ, arka çapraz şikayetlerin; aktivite ağrısı, bağ veya çoğul bağ ağrıya bağlı hareket kısıtlıyaralanmaları) lığı ve bazı hareketler için Dizde kıkırdak yeterince güç üretilememesi yaralanmaları ve menisküs yırtıkları olduğunu söyleyerek şunları Ayak bileğinde kıkıranlatıyor. Tenis oyuncuları, dak yaralanmaları yüzücüler ve voleybolcular Bazı kronik gibi geniş salınımlı-maksiayak bileği bağ mum güç hedeflenen spor yaralanmaları dallarında, omuz önü, kürek Tekrarlayan omuz kemiği orta-alt taraflarında çıkıkları ağrı hissedilir. Omuzda kas Yakın temasa bağlı burkul- yırtıkları maya maruz kalan, basketTendon kopmaları (aşil tendon yırtığı bol-futbol gibi oyunlarda gibi) daha ani yaralanmalara bağlı Kırıkların cerrahi sorunlar oluşabiliyor. Omuz tespiti çıkıkları, kırıklar ve eklem çevresi tendonların yaralanmaları bunlardan bazıları. Çıkık bir omuzda ilk hedef eklemin anatomik hale getirilmesidir. Kırık gibi durumlarda kırık parçaların biribiri ile ilişkisi ve kayma miktarına göre kol askı ya da cerrahi tedavi uygulanabilir. Acil olmayan tendon yaralanmalarında omuz cerrahisinin hedefi, kişinin aktif yaşam beklentisini karşılamak, günlük konforu artırmak ve yükümlülüklerini yerine getirmesini sağlamaktır.

C

M

Y

CM

MY

CY

CMY

K


Klinik

Sağlıklı beslenmek için 1 kg sebzeyi 2 çorba kaşığı sıvıyağ ile pişirin.

H E

K

I

M

Doç. Dr. Oğuz Taşdemir

Liv Hospital Ankara Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı

G

Ö

Z

Ü

Y

L

Günde 5- 6 öğün şeklinde azar azar sık sık beslenin. Öğün atlamamaya dikkat edin, özellikle ara öğünleri kaçırmayın.

E

Uzm. Dyt. Burcu Erdöl Liv Hospital İstanbul Beslenme ve Diyet Uzmanı

Günde 2-2,5 lt su tüketin. Günde en fazla 2 fincan kahve veya 4-5 bardak açık çaydan fazlasını içmeyin ve içme zamanının yemeklerden en az 1 saat sonra olmasına dikkat edin.

Bunlardan uzak durmalısınız! Sakatatlar (karaciğer, beyin, böbrek, işkembe, dil vb.) Sucuk, salam, sosis, pastırma vb.

İçimizdeki saatli bomba

Aort anevrizması

Yağlı gıdalar (kaymak, krema, mayonez, çikolata ve yağlı soslar) Yağlı etler ve tavuk derisi Yağda kızartma veya kavurmalar Alkollü içkiler, hazır meyve suları, meşrubatlar Tereyağı, kuyruk yağı, içyağı, margarin Günde 10 adet fındık/badem veya 2 adet bütün cevizden fazlası

Vücudunuzda patlamaya hazır bir bomba olduğunu öğrenirseniz ne yaparsanız? Aort anevrizmaları, yırtılma meydana gelmeden önce tespit edilirse kesin tedavisi mümkün olabiliyor.

İçeriği bilinmeyen hazır gıdalar ve fast food tarzı yemekler

1760

da otozamal dominat geçen Marfan, Loesys-Dietze ve Osteartiritis gibi sendromların yanı sıra travma, iltihabi hastalıklar, ateroskleroz, hipertansiyon, doğumsal aort kapağının yaprakcıklarının ikili veya tekli olması ile sigara içimi gibi risk faktörleri bulunuyor. Bu ölümcül hastalığın, tanısı kolayca konulup kesin tedavisi yapıbiliyor. Bunun için belirli zaman aralıklarında yapılacak muayenelerin önemi büyük. Basit bir göğüs radiyografisi ile yüzde 25-35 hastaya tanı konuluyor.

yılında Britanya Kralı 2’nci George’un aort anevrizmasının yırtılması sonucu ani bir şekilde öldüğünü biliyor musunuz? Aort; kalpten çıkan ve tüm vücudumuza, organlarımıza kan ve besin taşıyan en büyük atar damar. Kalpten çıktığı zaman çapı normalde erkekte 2.9 cm, kadında ise 2.6 cm’dir. Aortun çapının genişlemesi sonucunda damar duvarı incelip zayıflıyor. Bu durum tıpta anevrizma adı ile tanımlanıyor. Liv Hospital Ankara Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Oğuz Taşdemir

78 I Liv Hospital

her 100 bin kişiden altısında aort anevrizması görüldüğünün altını çizerek şunları anlatıyor. Bu ölümcül hastalıktan korunmak için belli aralıklarla muayene olun Aort anevrizmaları olan bireylerde belli bir periyod içinde yüzde 74’ünün yırtıldığı ve bunların yüzde 94’ünün kaybedildiği saptanmıştır. Tanı ile ruptür arasındaki periyot 2 yıldır. Beş yıllık yaşam sadece yüzde13’tür. Anevrizma oluşma nedenleri arasın-

Börek, poğaça gibi hamurişleri

Yeşil yapraklı sebze tüketimini artırın.

Haftada 2-3 defa balık yiyin.

Kabuklu yenebilen meyveleri soymayın ve günlük posa tüketiminizi artırmaya çalışın.

Tam buğday, ruşeymli, kepekli, çavdarlı, yulaflı ekmeği tercih edin.

Haftada 1-2 defa kurubaklagil tüketin.

Yemeklerinize ve salatanıza tuz eklemeyin.

Nefes darlığı, kronik öksürük ve ses kısıklığı ile ortaya çıkıyor Boyun ve göğse yayılan ağrısı olan, nefes darlığı ve kronik öksürüğü bulunan ses kısıklığı gelişen hastalarda aort anevrizması aklımıza gelmeli. Bu noktadan sonra; EKG, EKO ile başlayan tetkikler daha da ilerletilerek BT, MRI ve anjiyografilerle hastalığın yaygınlık derecesi ortaya konuluyor. Tedavi görmeyen takip edilen serilerde hastaların yüzde 78’i kaybediliyor. Aort anevrizmalarına yırtılma olmadan müdahale edilmeli. O zaman yüzde 95’lerin üzerinde başarılı sonuç alınıyor. Yırtılma olduğunda çok acil müdahale gerekiyor ve sonuçların her zaman arzu edilen değerlerde olmayacağı bilinmeli. Kalp damar hastalıklarına karşı yaşam tarzınızı düzenleyin Kalp damar hastalıkları, dünyadaki ölümlerin birinci nedeni. Kalp damar hastalıkları, sağlıklı beslenme ve yaşam tarzı değişikliği ile önlenebilen veya oluştuktan sonra tıbbi tedavi, beslenme tedavisi ve yaşam tarzı değişiklikleri ile iyileştirilebilen bir sağlık sorunu. Liv Hospital İstanbul Beslenme ve Diyet Uzmanı Burcu Erdöl, “Kalp hastalıklarının oluşumunda, yaş, cinsiyet, genetik gibi değiştirilemez risk faktörlerinin yanında yüksek kan basıncı, hiperkolesterolemi, dislipidemi, diyabet ve şişmanlık gibi beslenmenin primer rol oynadığı kronik hastalıkların da yeri var. Dolayısıyla kalp damar hastalıklarında beslenmeye önem verilmeli” diyor.ralıyor. Liv Hospital I 79


Klinik

H

E

K

I

M

Prof. Dr. Gökhan Yuncu Liv Hospital İstanbul Göğüs Cerrahisi Uzmanı

G

Ö

Z

Ü

Y

L

E

Belirtileri

Doç. Dr. Merdan Fayda Liv Hospital İstanbul Radyasyon Onkoloji Uzmanı

Akciğer kanserinin bir numaralı nedeni

SİGARA Araştırmalar, sigara içen erkeklerde akciğer kanserine yakalanma riskinin 20 kat fazla olduğunu gösteriyor. Hala en tehlikeli kanser türlerinin başında gelen akciğer kanserinin en önemli tedavi yöntemi ise cerrahi.

E

n tehlikeli kanser türlerinin başında gelen akciğer kanserlerinin en büyük nedeni sigara! Araştırmalar, hiç sigara içmemiş olanlara kıyasla sigara içenler arasında bu kanser riskinin 10 kat veya daha fazla arttığını gösteriyor. Daha hızlı ve kötü klinik gidiş gösteren bazı kanser türleri olsa da, akciğer kanseri günümüzde en çok öldüren kanser haline gelmiş durumda. Liv Hospital İstanbul Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Gökhan Yuncu en önemli tedavi yönteminin cerrahi olduğunu söyleyerek şunları anlatıyor. Pasif içicilik de riski artıyor Akciğer kanserlerinin büyük çoğunluğunda (yüzde 80) neden,

80 I Liv Hospital

sigara içimidir. Sigaranın, içilen her 15 sigarada bir, bir genetik mutasyonun başlamasına neden olduğu ileri sürülmüştür. Sayısız araştırma, hiç sigara içmemiş olanlara kıyasla sigara içenler arasında bu kanser riskinin 10 kat veya daha fazla arttığını gösteriyor. Amerikan Kanser Derneği’nin 1 milyondan fazla Amerikalı’da yaptığı araştırmada, sigara içen erkeklerde akciğer kanseri riskinin 20 kat daha fazla olduğu gösterilmiş. Sigara içmeyenler de akciğer kanserine yakalanıyor. Ancak yakalanma olasılığı daha düşük. Genetiğin önemli bir rolü var. Yani ailesel kanser öyküsü olan kişiler. Pasif içicilik de kansere yakalanma riskini artırıyor.

Hastalığın evresi cerrahi tedavi için önemli Akciğer kanserinde bilinen en iyi tedavi yöntemi uygun vakalarda cerrahidir. Cerrahi tedavide en önemli kriter ise hastalığın evresi. Evre I-II’de ilk seçilecek yöntem genellikle cerrahi tedavidir. Bu evrelerde cerrahi tedavi genellikle küratifdir. Yani iyileşme veya şifa sağlanabilir. Evre I’de kemoterapinin rolü, etkinliği belirsizdir, yalnızca tümör boyutu 4 cm’den büyük hastalara kemoterapi önerilir. İyi bir performansa sahip Evre II hastalarda, ameliyat sonrası kemoterapi yaşamı uzatır. İleri evrede ise hastaların yüzde 85’inde ilk tedavi seçeneği kemoterapi veya radyoterapidir. Kanserin bölgesel lenf bezlerine veya uzak organlara yayılımının ve hastanın tedaviyi tolere edip edemeyeceğinin belirlenmesi büyük önem taşımaktadır.

Stereotaktik radyoterapinin akciğer kanserinde kullanımı?

Öksürük, Nefes darlığı, Göğüs ağrısı, Ses kısıklığı, gelmesi, Öksürükle kan ğında; rlı va z ta as Met rolojik nö ı, ar rıl kemik ağ lık, ız hs ta iş belirtiler, halsizlik, zayıflama.

Erken evre hastalıkta akciğer fonksiyonları ya da diğer organ fonksiyonlarındaki yetersizlik sebebi ile ameliyata uygun olmayan akciğer kanserlerinde küratif tedavi olarak, Uygun sayıda ve boyutta olan beyin metastazlarının tedavisinde, Daha önce tüm beyin ışınlaması yapılmış ancak beyin içinde yeni gelişen ya da büyüyen metastazların tedavisinde, Vücutta az sayıda metastazın olduğu hastalarda sistemik kemoterapiye yardımcı olarak karaciğer, böbrek üstü bezi, akciğer ve kemiklerdeki metastazların tedavisinde, Uygun sayı ve boyuttaki omurga metastazlarının tedavisinde, Kaynağı vücudun başka bir yeri olan ancak akciğere metastaz yapmış, uygun sayı ve boyuttaki akciğer metastazlarının tedavisinde, Daha önce dışarıdan küratif akciğer ışınlaması yapılmış hastalarda nüks olması durumunda kurtarıcı tedavi olarak. Daha önce opere edilmiş akciğer kanserlerinde nüks gelişmesi durumunda...

Stereotaktik radyoterapi normal dokuları koruyor 1900’lü yıllardan beri kullanımda olan radyoterapi (ışın tedavisi), şimdilerde tümörü maksimum şekilde ışınlarken normal dokuları mümkün olduğunca korumaya yönelik olarak gelişme gösterdi. Liv Hospital İstanbul Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Doç. Dr. Merdan Fayda, “Günümüzde 0.25 cm’lik ince MLC yapısı ve cihazda hastanın üç boyutlu anatomisini değerlendirmeye imkan

veren IGRT özellikleri ile TruebeamSTx cihazı en ileri teknolojinin hastalarımızın yararına sunulmasına imkan veriyor” diyerek Stereotaktik radyoterapi ile ilgili şu bilgileri veriyor. Stereotaktik radyoterapi, aynı stereo müzikte olduğu gibi farklı düzlemlerden gönderilen ışınların tümörde maksimum hasarı meydana getirecek yüksek dozlara çıkılmasını sağlarken, normal dokuları mümkün olduğun-

ca koruyabilen özel bir radyoterapi çeşidi. Stereotaktik radyoterapi akciğer kanserli hastalarımızın yönetimine ciddi katkılar sağlıyor. Göğüs hastalıkları, göğüs cerrahisi, Radyasyon Onkolojisi, Medikal Onkoloji, Radyoloji ve Beyin Cerrahi uzmanlarından oluşan Multidisiplinertorasik onkoloji konseylerinde değerlendirilen hastalarımız için en iyi tedavi yöntemlerinin seçilmesine gayret ediliyor.

Liv Hospital I 81


Klinik

H E

K

I

M

Prof. Dr. Ali Ergün

Liv Hospital Ankara Kadın HastalıklarıDoğum ve Perinatoloji Uzmanı

G

Ö

Z

Ü

Y

L

Bol su içerek çatlakları ve kilo alımını engelleyin

E

Prof. Dr. Nilgün Turhan

Liv Hospital İstanbul Kadın HastalıklarıDoğum ve Perinatoloji Uzmanı

Tek embriyo transferi riski azaltıyor! Tüp bebek tedavisinde en önemli risk çoğul gebelikler. IVF bebeklerinin yüzde 51’ini çoğul gebelikler oluşturuyor. Uzmanlar, ailelerin birden çok bebek istemeleri halinde detaylı bilgi almalarını öneriyor.

G

ünümüzde kadınların sosyal yaşama daha çok katılmaları veya bebek sahibi olmayı ertelemeleri sonrası doğal yolla gebe kalma oranı azalıyor. Liv Hospital Ankara Kadın Hastalıkları ve Perinatoloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Ergün ailelerin isteğiyle, doğal gebelik sürecini beklenmeden gebe kalma zamanını kısaltmak amacıyla yapılan, yardımla üreme uygulamalarında artış izlendiğini belirterek sözlerini şöyle sürdürüyor. Tüm doğumların dörtte biri yardımcı üreme teknolojileri sonrası elde ediliyor. Annelik yaşının artmasıyla beraber, diyabet, obezite, hipertansiyon gibi sistemik hastalıklar da çoğalıyor. Buna ek IVF’e (Tüp bebek) bağlı sorunlar da eklenince bu gebelikler daha riskli bir hal alıyor. IVF’e bağlı olarak, yumurtalıkların aşırı uyarılması, yumurta

82 I Liv Hospital

Gebelik sürecinde doğru ve dengeli beslenme anne adayının fit ve sağlıklı kalmasını sağlarken sağlıklı bebek gelişimi ve konforlu bir doğum sürecine de zemin hazırlıyor. Liv Hospital İstanbul Kadın Hastalıkları-Doğum ve Perinatoloji Uzmanı Prof. Dr. Nilgün Turhan bu nedenle gebelik sürecinde doğru beslenmenin çok önemli olduğunu vurguluyor. “Tek yönlü beslenmeden kaçınmalı, protein, karbonhidrat, yağ ve vitamin, minerallerden gereği kadar uygun oranlarda alınmalı” diyen Prof. Dr. Turhan yapılması gerekenleri şöyle anlatıyor.

Yüzde 51

Bol su tüketin: Gebelikte günde 2.5-3 litre su içilmeli. Çatlakları ve kilo alımını engeller.

Tüp bebek zde gebeliklerinin yü ler lik be ge l ğu ço i 51’in oluşturuyor. Bu gebelikler bebek ölümlerinin en sık nedeni.

toplama sırasında kanama ve enfeksiyon, embriyo transferinde enfeksiyon görülebiliyor. En önemli risk çoğul gebelikler Tüp bebek gebeliklerinde en önemli risk çoğul gebelikler. Normalde çoğul gebelik oranı 85’te bir iken, bu tarz gebeliklerde oran yüzde 30 olup IVF bebeklerinin yüzde 51’ini çoğul gebelikler oluşturuyor. Çoğul gebelikler bebek ölümlerinin ve yaşarsa da spastik bebeklerin en sık nedeni. Ayrıca çoğul gebeliğe bağlı olarak, anne ölümlerinde ilk sırayı alan preeklempsieklampsi, plasentanın erken ayrılması riskleri de artıyor. Bu nedenle, ailelerin birden çok bebek istekleri halinde detaylı bilgilendirilmeleri gerekiyor. Mümkün olduğunca tek embriyo transfer edilmeli ve fazla embriyoların dondurularak gebelik olmadığı zaman daha

Düzenli hareket edin: Düzenli hareket ve spor kiloyu kontrol altında tutarken anne adaylarının kendisini fiziksel olarak daha güçlü hissetmesini sağlar.

sonra kullanılması önemli. Sonuç olarak, aileler bebek isteklerini zorunlu olmadıkça ileri yaşa bırakmamaya özendirilmeli. Erken doğumlarda artış görülüyor Prof. Dr. Ali Ergün gebeliklere ait riskleri üç gruba ayırarak sıralıyor. Anneye ait: Düşük oranı, gebelik bulantı kusmaları, gestasyonel diyabet, gebeliğe bağlı hipertansiyon, erken doğum ve sezaryen oranında artış. Rahim ve plasentaya ait: Plasentanın aşağı yerleşimi ve erken ayrılması, su kesesinin erken açılması, kordon düğümlenmesi, doğum sonu kanama oranında artış. Bebeğe ait: Çoğul gebelikler, büyüme geriliği, ikizler arası büyüme orantısızlığı, bebek ölümü, anomali ve kromozom bozuklukları, makat veya yan geliş ve ikizler arasında kan transfüzyonu oranlarında artış.

Çatlak kremleri kullanın: Çatlak kremleri veya doğal yağlar gebelik sırasında oluşabilecek cilt çatlaklarını önlemede destek olur. Vitamin ve takviyeler: Gebelik öncesi ve sürecinde, doktor kontrolü ile alınması gereken folik asit, vitaminler, demir ve takviyeler gebeliğin daha dinç ve sağlıklı geçmesine yardımcı olur. Günlük kişisel bakım (diş bakımı, banyo vs…): Gebelik döneminde alınabilecek enfeksiyonlar ve hastalıklar bebeği etkileyip erken doğuma yol açabiliyor. Gebelik sırasında hormonal değişimler diş etlerinde ginjivit denilen iltihaplanmaya, kusma ise dişlerde çürümeye yol açabilir. Bu nedenle dişlerinizi günde en az 2 defa, tercihen her yemek sonrası etkili bir biçimde fırçalayın. Tedbir olarak, saçların boyanması ve perma işlemi gibi bakım uygulamalarını doğum sonrasına bırakmalısınız.

Liv Hospital I 83


Klinik

Hangi besini

ne zaman

tüketmeliyiz?

H

E K

I

M

Uzm. Dyt. Gaye Başkurt

Liv Hospital Ankara Beslenme ve Diyet Uzmanı

G

Ö

Z

Ü

Y L E

Uzm. Dyt. Müge Özturna Liv Hospital Ankara Beslenme ve Diyet Uzmanı

Böylelikle yağ miktarını azaltılıp posayı artırarak güne başlarken sindirim sistemini zorlamamış olursunuz.

Doğru besinleri doğru zamanda tüketmek hem hastalıklardan koruyor hem de kilo almayı engelliyor. Liv Hospital Ankara Beslenme ve Diyet Uzmanı Gaye Başkurt ile Liv Hospital Ankara Beslenme ve Diyet Uzmanı Müge Özturna hangi besini ne zaman yememiz gerektiğini anlatıyor. Kahvaltıda yağı azaltıp posalı yiyeceklere yönelin Güne yeterli ve dengeli beslenmeyi destekleyen, besin içeriği kuvvetli yiyeceklerle başlamak gün boyu vücudun verimini artırıyor. Geceden sabaha yaklaşık 8 saatlik açlık sonrası kahvaltıdaki besin seçimi çok önemli. Kahvaltıda yağda kızarmış, şekerli, yağlı yiyecekler gibi sindirimi zor olan gıdalar yerine sindirim sistemini yormayan az yağlı peynirler, yumurta, az miktarda zeytin, bol yeşillik, tam buğday ekmeği, az miktarda bal gibi besinler tercih edin. 84 I Liv Hospital

Öğle yemeğinde protein tercih ederek enerjinizi dengeleyin Günün ortasındaki öğle öğününde enerjinin çok iyi dengelenmesi gerekiyor. Yağ içeriği yüksek etlerin, kızartılarak yapılan sindirimi zor yiyeceklerin tüketilmesi gün içerisinde konsantrasyon ve performansın olumsuz etkilenmesine neden oluyor. Dolayısıyla gün ortasındaki bu öğün; hem günlük enerjinin yüzde 30-40’ını karşılayabilmeli hem de sindirim sistemini yormamalı. Protein içeriği yüksek gıdaların öğle öğününde, posa içeriği yüksek sebze yemeklerinin akşam öğününde tercih edilmesi sindirim sistemini zorlamaz. Akşam sebzenin yanında yoğurt ve bulgur pilavı tüketin Çalışma hayatıyla birlikte bazen geç saatlere sarkan akşam yemeğinde sindirimi son derece kolay yemeklerin tüketilmesi metabolizmayı yormaz. Etli veya zeytinyağlı sebze yemeğinin yanında yoğurt, az miktarda kepekli makarna veya bulgur pilavı tercih edebilirsiniz Ara öğünlerde çiğ badem ve fındıkla kan şekerinizi düzenleyin Ara öğünlerde meyvenin yanı sıra ceviz, çiğ badem, çiğ fındık gibi yağlı tohumları

az miktarda tercih edin. Bu tohumlar yapılarında bulunan omega-3 yağ asidi sayesinde mideyi diğer besinlere göre daha geç terk ediyor. Dolayısıyla da iki öğün arasında kan şekerinin daha dengeli ayarlanmasını sağlıyor. Ara öğünde meyve tüketilmesi günlük posa gereksinimini karşılayacağı için bağırsak sağlığını da koruyor. Günlük en az 5 porsiyon meyvenin 2 veya 3 ara öğün şeklinde tüketilmesi gerekiyor. Bir bardak kefir içmek sindirim sistemini rahatlatıyor Gece yatmadan iki saat önce meyve ve 1 bardak kefirden oluşan ufak bir ara öğün yapılması; sindirim sisteminin rahat çalışması sağlıyor. Aynı zamanda sabaha kadar uzun sürecek olan açlıkta kan şekerinin düzenlenmesine yardımcı oluyor. Yağsız yoğurt yiyerek bel çevresindeki yağlardan kurtulun Yapılan çalışmalar günde 3 kase yağsız yoğurt yiyenlerin daha kolay zayıfladıklarını ve bel çevresindeki yağlarının azaldığını gösteriyor. Yoğurt kilo vermek isteyenler için hem sağlıklı bir seçim hem de karbonhidrat-protein içeriğinden dolayı doyurucu. 1 porsiyon yoğurt tüketmek günlük kalsiyum ihtiyacının yüzde 30’unu karşılıyor. Ayrıca içeriğinde bulunan prebiyotikler bağışıklığı güçlendiriyor, sindirim sistemini sağlıklı kılıyor. Meyveli ya da az yağlı yoğurt ara öğün veya ana öğün yerine geçebilir. Ekmekten vazgeçmeyin! Günlük enerji ihtiyacımızdan fazla tükettiğimiz her gıda kilo aldırıyor. Ancak ekmek, makarna ve diğer tahıllı gıdalar gibi yüksek karbonhidratlı besinlerin kalorileri genel olarak düşük. Karbonhidratların her gramı 4 kaloriyken, yağın her gramı 9 kalori içeriyor. Bu yüzden ekmek şişmanlatır, kilo aldırır ifadesini kullanırken dik-

kat etmek gerekiyor. Çünkü asıl kalori ekmekten çok ekmekle birlikte tüketilen kalorice zengin gıda maddelerinden geliyor. Ekmek ortalama yüzde 45 oranında karbonhidrat içeriyor. Ancak bu oran basit şekerlerden değil nişasta gibi kompleks karbonhidratlardan oluşuyor. Çok tahıllı ekmeklerde sadece karbonhidrat değil mineraller, doymamış yağlar dediğimiz omega 3 ve 6, fitokimyasallar, antioksidanlar, E ve B vitaminler bulunuyor.

Az su içmek ödemi artırıyor! Sağlıklı beslenmenin en önemli öğesi sudur. Kalorisi olmamasına rağmen, vücut fonksiyonlarında sindirim, metabolizma ve hücre korunmasında katalizör görevi yapıyor. Su kilo vermek isteyenlerin de en büyük yardımcısı, iştahı azaltıp metabolizmayı hızlandırıyor. Eğer yetersiz su içiyorsanız vücudunuz aldığınız suyu tutar ve şişkinlik yaşarsınız. Ödem, şişkinlik, tansiyon problemleri yaşamamak için sağlıklı bir yetişkinin günde 1.5-2.5 litre su içmesi gerekiyor.

Liv Hospital I 85


Klinik

Çocuk ve ailede sosyal travmaya neden oluyor

Gece

H

E K

yatak ıslatma çocuğunuzun kabusu olmasın Gece yatak ıslatma sorunu insanlık tarihinin en eski sağlık problemlerinden biri. 5 yaşına gelmiş bir çocuğun yatağını ıslatması normal değil. Çocukta ve ailelerde travmaya neden oluyor.

İ

nkontinans (idrar kaçırma); idrar ve dışkının uygun olmayan yer ve zamanda istem dışı olarak kaçırılması durumudur. İnkontinans devamlı ve aralıklı olarak ikiye ayrılıyor. Devamlı inkontinans, nörolojik ve yapısal bozukluklardan kaynaklı idrar kaçırma durumudur. Aralıklı inkontinans ise gündüz idrar kaçırma ve gece yatak ıslatma (enürezis nokturna) olarak iki kısımda inceleniyor. “Nörololjik ve anatomik bozukluğu olmayan çocuklarda gözlenen idrar kaçırma problemi, aralıklı inkontinans olarak sınıflandırılıyor. Çocuklarda idrar kaçırma klinikte gündüz kaçırma, gece yatak ıslatma ve hem gündüz hem de gece kaçırma olarak karşımıza çıkar” diyen Liv Hospital Ankara Üroloji-Çocuk Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Dayanç şu bilgileri veriyor. 4 yaşına kadar gece idrar kontrolü sağlanır Anatomik veya nörolojik bozukluğu olmayan bir çocuk ortalama 2.5 yaşında çişini haber vermeyi ve çişini tuvalete yapmayı öğrenir. Genel olarak 2 yaşa kadar gündüz, 4 yaş sonuna kadar da gece idrar kontrolü sağlanır. 5 yaşından sonra meydana gelen idrar kaçırmalar normal olarak kabul edilemez. 5 yaş ve üzerindeki çocuk halen idrar kaçırıyorsa, muhakkak değerlendirilmeli, altında yatan sebepler belirlenmeli ve ona uygun tedavi seçenekleri uygulanmalı. 86 I Liv Hospital

I

M

Prof. Dr. Murat Dayanç

Liv Hospital Ankara Üroloji -Çocuk Üroloji Uzmanı

G

Ö

Z

Ü

Y L E

Çocuk Gelişim Uzmanı İknur Güven

Liv Hospital İstanbul Çocuk Gelişim Uzmanı

İlknur Güven, hastalığın psikolojik boyutuyla ilgili şu noktalara dikkat çekiyor. Enürezis nokturnası (gece idrar kaçırma) olan çocuklarda ve ailelerinde sosyal ve duygusal travmaya neden oluyor. Bu çocuklarda aileleri tarafından beğenilmeme

ve kardeşler arasındaki sataşmalar nedeni ile çocukların kendilerine olan özgüveni azalıyor. Enürezis nokturnası olan çocuklar, bu durumu ebeveynlerinin ölümü veya boşanmasından sonra, hayatlarındaki en stresli olay olarak tanımlıyor.

Tedavi edilmezse üriner sistemi bozabilir İdrar kaçırma çocuğun kontrol edemediği bir durum. Bilinenin aksine idrar kaçırma psikolojik değil, ancak önemsenmez ve tedavi edilmez ise

İdrar kaçırmanın, yetişkinlikte psikolojik ve davranışsal bozukluk, idrar ve fekal inkontinans riskini artırdığı göz önüne alındığında erken tedavi ile ileriki yaşlarda bu gibi durumların ortaya çıkması engellenebiliyor.

psikolojik problemler yaratabiliyor. Tüm bunların yanı sıra çok daha önemlisi, birkaç damla bile olsa idrar kaçırma tedavi edilmez ise zamanla üriner sistem fonksiyonlarında bozulmaya neden olabilir. Bu da böbrek fonksiyonunu bozacak kadar ciddi problemlere yol açabiliyor. Bu nedenle 5 yaş içindeki çocuk hala idrar kaçırıyorsa, beklenilmeden tedavi edilmeli. İşeme Geliştirme Programı yüzde 90 başarı sağlıyor İdrar kaçırma problemini İşeme Geliştirme Programı (İGP) (VoidingImprovement Program) ile tedavi ediyoruz. Bu program birçok değerlendirme ve tedavi yöntemlerinin birlikte uygulandığı bir tedavi bütünü. Hasta çok iyi değerlendirilmeli ve tedavi seçenekleri olarak İGP’nin içinden uygun olan tedavi yöntemleri seçilip uzman hekim ve uzman üroterapist birlikteliği ile oluşan profesyonel ekip tarafından uygulanmalı. İGP içerisinde mesane eğitimi, pelvik taban rehabilitasyonu, biofeedback, elektrik stimülasyonu, alarm tedavisi, mesane rahatlatıcı ilaç uygulamaları gibi önemli tedavi yaklaşımları bulunuyor. Tedavi, hastanın durumuna bağlı olarak 8 ila 12 seans olacak şekilde planlanıyor. İGP ile tedaviye düzenli katılım sağlandığında yüzde 90’lara varan başarı oranından söz edebiliriz.

Çocukları strese sokup özgüvenlerini azaltıyor Çocuklarda idrar kaçırmanın nedeni ile ilgili biyolojik, psiko-sosyal ve kalıtsal faktörler üzerinde durulduğunu belirten Liv Hospital İstanbul Çocuk Gelişim Uzmanı İlknur Güven ayrıca üriner sistemin yapısal ve nörolojik anormallikleri, kötü tuvalet eğitimi, üriner sistem enfeksiyonlarının da enürezise (idrarın istemsiz boşalması) yol açtığını söylüyor. Olumsuz psiko-sosyal yönünün yanı sıra getirdiği ekonomik yük, enürezisi ciddi bir sağlık problemi haline getiriyor” diyen Güven şöyle konuşuyor. Bu durum okul öncesi yaş grubu çocuklarda fazla önemsenmezken; okul çağı ve adolesan dönemde hem aileyi hem de çocuğu etkilemeye başlıyor.

Liv Hospital I 87


Klinik

Kesinlikle fazla kilolu (+2) 5-6 kilo fazla var (+1) Tam boya uygun (-1,5) Zayıf (-1)

   

6

Göbeğiniz ne kadar büyük? Baktığınızda ilk o göze çarpar (+1) Yuvarlak diyebiliriz (+0,5) Nerdeyse düzdür (+0) Dümdüzdür (-1)

   

7

Biyolojik yaşınızı test edin! Hepimiz kaç yıl önce doğduğumuzu biliyoruz fakat kaçımız vücudumuzun yaşından haberdar? Bilim dünyası son zamanlarda artık kronolojik yaştan öte biyolojik yaşa da yoğunlaşmaya başladı. Biyolojik yaşı belirleyen, zamanın yanında çevresel ve kişiye ait parametreler. Peki beden yaşınız kaç? Bunu bulmak için soruları cevaplayın ve yanda yazan rakamı yaşınıza ekleyin ya da çıkarın. Bakalım sizin biyolojik yaşınız kaç çıkacak…

1

Sorunlarınızı paylaşabileceğiniz kaç arkadaşınız var? Hiç (+1 yıl) 1 ile 3 arası (-0,5) 4 ya da üzeri (-1)

2

Bir haftada kaç kişiyle kucaklaşır ve öpersiniz? Hiç (+1) 1 ile 3 arası (-0,5) 4 ya da üzeri (-1)

3

Kaç yaşında öleceğinizi düşünüyorsunuz? 75 yaş altı (+2) 88 I Liv Hospital

  

  

76 ile 90 arası (+1) 91 ile 99 arası (+0) 100 yaş üzeri (-2)

  

4

Bacaklarınızı kırmadan ayak parmaklarınıza dokunabiliyor musunuz? Kolayca (-1) Biraz zorlarsam (+0) Nerdeyse (+0,5) Birkaç santim kalıyor (+1) Hiç yolu yok (+2)

5

    

Vücut şekliniz nasıl? (Dürüstçe söyleyin)

Obez (+3)

Ne sıklıkla yorgun hissedersiniz ya da enerji dalgalanmalarınız olur? Çoğu gün (+2) Çoğu gün ama yemekten sonra (+1,5) Bazen (+0,5) Hiç (-1)

8

Sigara içiyor musunuz? Hiç içmedim (-3) Beş yıldan önce bıraktım (-2) 3 ile 5 yıl önce bıraktım (-1) 1 ile 3 yıl önce bıraktım (+0) Son bir yıl içinde bıraktım (+1) Sigara içiyorum (+3)

   

     

9

Geçen sene bir günde en fazla ne kadar içki içmişsinizdir? 3 ya da daha az bardak (+0) 4 bardak (+0,5) 5 bardak (+1) 5 bardaktan fazla (+1,5)

   

10

Hazır meyve suyu ya da şekerli içecek içer misiniz? Hiç (-1) Haftada 1-3 bardak (+0,5) Haftada 4-6 bardak (+1) 7 üzeri (+1,5)

   

11

Açıp hemen yenebilen işlenmiş yemek-gıda tüketiminiz nasıl? Her öğünde işlenmiş hazır gıda tüketirim (+3) Çoğu öğünde (+1) Yarısından azdır (-1) Hiç işlenmiş gıda tüketmem (-2)

   

12

Haftada kaç sefer yemekten karnı şişkin kalkarsınız? Yediden fazla (+3) 3 ile 6 arası (+2) 1 ile 2 arası (+1) Hiç (-1,5)

   

13

Haftada kaç defa 30 dakika üzeri tempolu yürürsünüz ya da benzer bir egzersiz yaparsınız? Hiç (+1) 1 ya da 2 (+0) 3 veya 4 (-0,5) 5 ya da üzeri (-1,5)

   

14

Haftada kaç defa kuvvet egzersizi yaparsınız? Hiç (+1)  1 veya 2 (+0.5)  3 ile 5 arası (-1,5)  6 ya da üzeri (-0,5) 

SONUÇ - PUAN TABLOSU

Şimdi eksileri artıları üst üste koyup gerçek yaşınıza ekleyin, biyolojik yaşınızı hesaplayın! Eğer sonuç size gerçek yaşınızdan daha yaşlı olduğunuzu söylüyorsa paniğe kapılmayın, elli yaşından sonra bile daha genç yaşlara taşıyabilirsiniz kendinizi. Dikkat etmeniz gereken en önemli alanlar beslenmeniz ve egzersizdir. Doğru kilo rejimi ile fazla kilolardan uzak durmak ve beslenme alışkanlıklarını düzeltmek, bunun yanında bedeninizi hareketli tutup egzersiz yapmak ömrünüze seneler katacaktır. Fakat her şeyi maddeye indirip duyguyu ihmal edersek yanlış yapmış oluruz; ailenizle dostlarınızla kuracağınız sevgi dolu ilişkiler sizi mutluluğa ve sağlıklı bir yaşama taşıyacaktır. Liv Hospital I 89


Klinik

Ereksiyon için hangi spor daha iyi?

Daha iyi bir cinsel yaşam için hareketlenin! H

E K

I

M

Prof. Dr. Muammer Kendirci Liv Hospital İstanbul Üroloji Uzmanı

G

Ö Z

Ü

Y L E

Uzm. Dr. Berna Özen

Liv Hospital İstanbul Psikiyatri Uzmanı

Sertleşme bozukluğu, sedanter yani hareketsiz yaşantısı olanlarda daha sık görülüyor. Düzenli spor yapanların iyi bir cinsel yaşamı olduğunu söyleyen uzmanların tavsiyesi, “hareket edin”!

B

irleşik Devletler Ulusal Sağlık ve Beslenme Araştırması’nda yaklaşık 4 yıl boyunca takip edilen 20 yaş ve üzeri 4 bin erkeğin değerlendirmesinde, düzenli fiziksel aktivite yapmayanların ereksiyonları yapanlara göre daha kötü bulunmuş. Liv Hospital İstanbul Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Muammer Kendirci, sedanter yaşamı olanlarda, yani hareketsiz olanlarda sertleşme bozukluğu riski yüzde 40−60 oranında daha yüksek saptandığını belirtirek şunları anlatıyor. Bir başka çalışmada sertleşme bozukluğu olmayan 40−70 yaş arası 593 erkek 8 yıl süreyle takip edilmiş. Bu süre içinde hareketsiz yaşam sürenlerde sertleşme bozukluğu gelişme oranı yüzde 31 düzeyinde iken, başta hareketsiz olup ilerleyen zaman içinde düzenli fizik aktivite (egzersiz, spor vs.) yapmaya başlayanların ise ancak yüzde 9’unda sertleşme bozukluğu gelişmiş. Massachusetts Erkek Yaşlanma Çalışması bu konuda önemli veriler sunuyor. 40 yaş üzerinde binlerce erkeğin sekiz yıl boyunca izlendiği bu çalışmada, başlangıçta erektil disfonksiyonu olmayan erkeklere göre sedanter erkekler, sertleşme sorunu gelişmesi açısından daha büyük risk altında bulunmuş. 90 I Liv Hospital

Prof. Dr. Kendirci, bu çalışmaların sonuçlarına dayanarak; “Bedeni hareketsiz insanların penisi de daha hareketsiz” diyor. Haftada 3 kez 45 dakika yürüyün Gerek sağlıklı, gerekse diyabetik ve obez erkeklerde düzenli egzersiz yapmanın, ereksiyon üzerine olumlu etki sağladığı bilimsel bir gerçek. Prof. Dr. Kendirci’ye göre hareketsiz erkekler, düzenli egzersiz yapar hale geldiklerinde sertleşme bozukluğu ihtimali en az yüzde 30 azalıyor. Düzenli egzersiz yani fiziksel aktivitede bulunmanın yalnızca ereksiyonun iyileşmesine değil, aynı zamanda seksüel faaliyet sıklığına da olumlu katkısı var. Düzenli egzersiz sertleşme sorunu olmayan erkeklerde koruyucu etki gösterirken, sertleşme bozukluğu olanlarda ise ereksiyon sorununun düzelmesine katkıda bulunuyor. Peki, ne kadar hareketlenelim? “Her türlü fiziksel aktivite kuşkusuz yararlı” diyen Prof. Dr. Muammer Kendirci sözlerini şöyle sürdürüyor. Bilimsel verileri günlük pratiğimize uyguladığımızda, haftada en az üç kez, günde 30-45 dakikalık tempolu bir fiziksel aktivite daha iyi bir ereksiyon için yeterli.

Yapılan toplumsal çalışmalarda, hemen her türlü düzenli sporun ereksiyona olumlu katkısı olduğu bildiriliyor. Tenis, yüzme, squash, koşmak, hatta temiz havada tempolu yürümek bile sertleşme bozukluğundan korunmada yararlı. Yapılacak düzenli aktivitenin şeklini belirlemede kişinin ağırlığı, imkanları, yaşı dikkate alınmalı.

Ruhsal dengenizi egzersizle koruyun Liv Hospital İstanbul Psikiyatri Uzmanı Dr. Berna Özen, cinsel işlev bozukluklarının psikolojik boyutuna dikkat çekiyor: "Sertleşme kaybı erkek cinsel işlev bozuklukları arasında en sık başvuru nedenidir. Yaşla birlikte fizyolojik olarak ve damarsal bozukluklar gibi organik kaynaklı sorunlar nedeniyle görülme oranı artıyor. Büyük bir kısmının kökeninde organik nedenler saptanmaktadır. Ancak organik bir nedenin saptanması eşlik edebilecek psikolojik bir bozukluğun varlığını dışlamadığı gibi artmasına da sebep oluyor. Çünkü organik kaynaklı bir işlev bozukluğunun psikolojik bir yansımasının olmaması düşünülemez. Bazen de tam tersi şekilde psikolojik sorunlar cinsel işlev bozukluğuna yol açar. Bu sorunlara baktığımızda sıklıkla başarısız olma korkusu ve performans konusunda kaygılarla karşılaşırız. Genel anlamıyla kaygı (anksiyete) adını verdiğimiz ruhsal çatışma kaynaklı duygu durum, uyku, iştah, cinsellik gibi bedensel işlevler üzerinde önemli düzensizliklere hatta bozukluklara yol açabilir. Bu tür sorunlar ortaya çıktığında altta yatan sorun araştırılmalı ve tedavi edilmeli. Kaygı gibi doğal bir durumdan kaçınmak veya önlemek her zaman mümkün olmayabilir. Ancak ruhsal ve bedensel dengeyi korumak adına düzenli egzersiz, sağlıklı beslenme ve düzenli uyku gibi alışkanlıklar öneriyoruz. Çünkü kaygı yaratan içsel ve dışsal stres uyaranlarının, düzenli ve uygun şekilde boşalımı sayesinde bu zorluklar taşınması ve baş edilmesi çok daha kolay ruhsal durumlar olarak deneyimlenir. Ve böylece kişi başta cinsellik olmak üzere kendisine zevk veren olumlu duyguları deneyimlemekle ilgili gerekli ruhsal enerjiye sahip olabilir."

Liv Hospital I 91


Klinik

ı r a l p u t k e Misafir m

V

e sonra umutlarımın tükendiğini düşündüğüm bir anda yüce Allah büyük mucizelerle varlığını hissettirir… Hiç ummadığın bir anda seni dünyanın en güzel insanlarına emanet eder. Başta Liv Hospital Ulus Kulak Burun Boğaz Uzmanı Prof. Dr. İsmet Aslan hocamız olmak üzere Liv Hospital’ın sevgi dolu küçük kalpli melekleri iyi ki varsınız hep de var olun olur mu? Sizlere sonsuz şükran ve minnet borçluyum. Hemşire Fulya Ünal, Sevgi Kara, Yasemin Şahin, Gülsemin Pınar Kılıçarslani, Burak Bey, Emre Bey ve adını hatırlayamadığım diğer arkadaşlar hepinize teşekkürü bir borç bilirim. İyi ki varsınız yüreği sevgi, yüzleri tebessüm dolu sıcak kanlı, dost canlısı güzel insanlar. Hoşça kalın… En önemlisi yüreğinizde umut, yüzünüzde tebessümle kalın. En güzele emanetsiniz. Ercan Giç

Ç

ok saygıdeğer hocamız Liv Hospital Ankara Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Oğuz Taşdemir başta olmak üzere tüm ekibinize sonsuz saygılar sunar ve çok teşekkür ederiz. Biz çok memnun kaldık. Herkese önerebileceğimiz bir hastane. Halen Özyüksel

H

astanenizde gördüğümüz güleryüz, sevgi, saygıdan dolayı teşekkür ediyoruz. Prof. Dr. Oral Nevruz, Prof. Dr. Fikret Arpacı ve Dilek Bayrak’a teşekkür ediyoruz. Samimiyetiniz ve güleryüzünüz için minnettarız. Ceren Kırtay

H

astanenizde öncelikle Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’ne geldim. Boyumda biraz uzama oldu. B-12 eksikliğim giderildi, tedavim sürüyor. Şimdi de diz kapağı kayması geçirdim, Dr. Uğur Gönç hocama geldim, diğer hastanelerde sonuçsuz kaldı ama burada MR’da kayma-kırık çıktı ve ameliyat oldum. Şimdi her şey yoluna girdi, teşekkürler. Fizik Tedavide Prof. Dr. Rıdvan Alaca Hocama ve Hemşire Gözde Hanım’a da ayrıca teşekkürler. Hastanenizde çalışan hemşire-doktor ve danışmanlara da çok çok çok teşekkür ediyorum. Danışmada Aydan ve Dicle, 7’inci kat hemşirelerinizden Fatma ve Emine Hanım’a da çok çok teşekkür ediyorum. Caner Çırak

92 I Liv Hospital

L

iv Hospital Ulus Medikal Onkoloji Uzmanı Dr. Meltem Topalgökçeli Selam, Liv Hospital Ulus Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Serpil Salman tarafından çok iyi tedavi edildik, yönlendirildik ve bilgilendirildik. Tüm Liv Hospital Ulus doktorları tedavim boyunca olağanüstü ilgili davrandılar. Hemşirelerimiz Aynur ve Derya Hanım başta olmak üzere hepsi ilgili ve sevgi ile yardımcı oldular. Ayrıca Diyabet Hemşiresi Emel Namoğlu’dan da ayrıntılı bilgi aldık. Tüm sağlık personeline sonsuz teşekkürlerimizi sunarız. Dilek Kadıoğlu

K

ızım Elif Zişan Yüksel’in skolyoz operasyonunu başarıyla gerçekleştiren Liv Hospital Ulus Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Çağatay Öztürk ve ekibine minnettarım. Katta sağlık hizmetlerinin devamlılığını sağlayan hemşire ekibine ve hizmet veren diğer tüm personele teşekkür ederiz. Atilla Yüksel

Prof. Dr. Oktar Asoğlu en hastanız Zekeriya Şahin’in eşi Fatma Şahin. Doktorum sizi en içten sevgilerimle selamlıyorum. Sizi büyüten anneye ve babaya selam olsun ki sizin gibi bir insan yetiştirmiş. İnsanlara hayat verip dünyasını ışıtansınız. Rabbim de sizin hayatınızı ışıtsın. Sizin isminizi biz ailece bir “ışık” koyduk. Size her zaman dua ediyorum. Yaradan mevlamıza hamd ediyorum. Şükürler olsun sizi tanıdığımız ve karşılaştığımız güne. Göstermiş olduğunuz ilgi ve alaka sanki bir doktor değil de ailemizden biri gibi hissettirdi. Sizden ve hastanenizden orada çalışanlardan çok memnunuz. Size burdan Adana dolusu selam yolluyoruz. Sevgi, saygı, mutlulukla kalın. Size göndermiş olduğum hediyeyi kabul ederseniz çok sevinirim. Hepsi ev yapımıdır. Görüşmek üzere Fatma Şahin

B

B

aşka hastanelerde başlayan doğum sürecimiz Liv Hospital Ankara ile tanışmamız ile mutlu sonuçlanmış oldu. Başta kararsızlık yaşasak da bu kararımızdan çok memnun kaldık. Bu 3’üncü doğumumuz olması da dikkate alındığında; temizlik, konfor, ilgi, hijyen, otel konseptindeki verilen hizmet mükemmele yakındı. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Başak Güler başta olmak üzere tüm sağlık ekibine teşekkür ederiz. Saygılarımızla. Not: Liv Hospital Ankara Hastanesi tavsiyesinde gönüllü bir katılımcı olacağımızı belirtiriz. Seda Yarar

L

iv Hospital Ankara’da doğum yapabilmek çok büyük bir ayrıcalık. Her şey mükemmeldi. Liv Hospital Ankara’dan Dyt. Gaye Başkurt bizimle çok ilgilendi, sayesinde bebeğim çok güzel emdi. Çok değerli bir insan ve işini son derece profesyonel yapıyor. Hizmet kalitesi konusunda hiçbir eksiklik yok. Liv Hospital Ankara Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Mustafa Yücel Kızıltan çok ilgili, bilgili bir doktor, çok memnun kaldık. Başak Güner

Liv Hospital I 93


Sıra Dışı Haberler

Doğanın muhteşem uyumunu görüntülüyor

“Saat tamir etmek beyin ameliyatlarına benziyor”

L

iv Hospital İstanbul Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Kemal Hamamcıoğlu hem mekanik saat tamir ediyor hem de ahşap gemi modelleri inşa ediyor. Çocukluğumda rahmetli babam, dedemden kalan Serkisof marka saati her akşam cebinden çıkarıp törenle kurardı. O günlerden bu yana mekanik saatlere, özellikle cep saatlerine özel bir ilgim oldu. Üç dört yıldır bu karşı konulmaz ilgi, beni evde küçük bir mekanik saat tamir atölyesi kurmaya kadar götürdü. Kitaplar, internet ve Tahtakale’deki usta arkadaşların yardımlarıyla önce eski ve ıskarta saatleri tamamen söküp tekrar monte etmeyle başladım tamirciliğe. Şimdilerde çıraklık safhasını biraz geçirdim ve az çok arızaları anlayıp tamir etmeye çalışıyorum. Bu iş, benim her gün ameliyat mikroskobu altında ileri konsantrasyonla yaptığım beyin cerrahisi ameliyatlarına çok benziyor. İleri büyütme altında çok ince mekanizmaları hatasız tamir etmek mesleki açıdan da adeta pratik sağlıyor. Bir insanın üzerinde taşıyabildiği çalışan en küçük mekanik makine olan saatlerin son yıllarda çıkan ileri komplike modellerini gördükçe hayran olmamak elde değil. Saat atölyemin hemen karşısındaki dolapta

L

“Koleksiyon yapmak insanı geçmişi ile bütünleştiriyor” da ahşap mini ve mikro modeller yapıyorum. Önce ahşap gemi modelciliği ile başladım. Şu sıralarda şişe içine mini gemi modelleri yapmayı öğreniyorum. Son olarak 3 cm büyüklüğünde her şeyi orijinal ve aslına uygun malzemelerle dolu ahşap balıkçı sandığı yaptım. Şimdi bunu şişe içine monte etmeye çalışıyorum. Bu iki hobi beni beyin cerrahisinin çok stresli yaşamından biraz olsun uzaklaştırıyor.

“Gökyüzü ve deniz benim için adrenalin Liv Hospital İstanbul Göz Hastalıkları Uzmanı Emrullah Taşındı tam bir adrenalin tutkunu. Uçuyor, yelken yapıyor ve ralli yarışlarına katılıyor.

U

çmak ve yelken en sevdiğim hobiler. 15 yıldır her ikisini de çok keyif alarak yapıyorum. Cessna tipi uçak kullanıyorum ve yelken yapıyorum. Bu tarz adrenalin veren hobiler, özellikle cerrahinin getirdiği stresi atmamı sağlıyor. Müzik eşliğinde yelken yaparken beyim adeta boşalıyor, inanılmaz bir enerji depoluyor ve daha zinde hissediyorum. Ayrıca yıllarca ralli yarışlarına da katıldım.

94 I Liv Hospital

L

iv Hospital Ankara Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Adnan Gülsoy’un 7-8 yaşlarında başlayan koleksiyon merakı bugün antik takılarla devam ediyor. 7-8 yaşlarında yaprak çeşitlerini kurutup defter sahifeleri arasına yerleştirerek başlayan merakım sonra kelebek toplamaya yöneldi. 10 yaşından sonra bozuk para biriktirdim ve halen onlar duruyor. Lise yıllarımda kitap alıp, çoğunu da okuyarak biriktirdim ve 4-5 bin kitabım oldu. Hekimliğe adım atınca etnografiye yöneldim. Osmanlı dönemi kıyafet, el işlemeleri, bakır-pirinç veya bronz kap-objeler, kama, kılıç, tüfek v.s. biriktirdim ve halen devam ediyorum. Sonra koleksiyoner belgesi alarak antik kültür unsurları toplayıp kaydetmeye başladım. Buna da halen devam ediyorum. Hatırı sayılır şekilde antik takı koleksiyonum var diyebilirim. Finike işi cam kolye ve bilekliğim olağanüstü. El emeği ve zevkin birleştiği eski kültür inanılmaz cezbedici. “Peşkir” diye ifade edilen, yemekten sonra el ve ağız silmeye kullanılan altın işlemeli bir bez için en az altı aylık bir emek harcandığını bilmek şaşırtıcı gelebilir. Ama gerçek. Bir ev kıyafetini hesap işi işleme ile 3-4 ayda hazırlamak bugün için çok zor veya mümkün değil. Ama yapılmış. Örneği gittikçe azalan ve sanat olarak yok olmaya yüz tutmuş bu kültürü yaşatmak hem görev hem de olağanüstü bir zevk. Robotik insan modeli olmaktan kurtulup bu güzelliklere vakit–para ve emek ayırmak insanı kendisi ve geçmişi ile bütünleştiriyor. Yaşamın farkına varıp tadını alıyorsunuz. Mümkün olsa da bu kültürü kalıcı şekilde sergileyip insanımızla paylaşabilsek. Kimbilir, belki de olur.

iv Hospital Ankara Diş Hekimi Yasemin Türkdönmez’in işinin bir parçası olarak başladığı fotoğrafçılık şimdi yaşamının değişmez bir parçası olmuş. Fotoğraf çekimine ortodonti uzmanı olmam sebebiyle hasta fotoğraflarını çekmekle başladım. Hastalarımın ortodontik problemlerinin teşhisinin ayrılmaz bir parçası olan ağız içi ve dışı ayrıntılı fotoğraflarını profesyonel makinemle rutin olarak çekiyorum. Zamanla bu yakın plan çekimleri beni dışarıya, doğaya yönlendirdi. Doğanın muhteşem uyumu ve güzelliği karşısında zaten etkilenmemek elde değil, bir de uygun zamanı, ışığı ve açıyı yakaladığınızda bu anı kaçırmak istemiyorsunuz. İşte benim fotoğrafçılığı hobi olarak edinmemdeki en büyük etken bu oldu. Fotoğrafçılıkla ilgilenmemle birlikte gezdiğim dolaştığım her yeri farklı bir objektiften görmeye başladım ve artık küçük ayrıntıları gözden kaçırmamaya itina gösteriyorum. Daha önce baktığım fakat görmediğim ne çok şey olduğunu böylelikle fark ettim. Fotoğrafçılıkla ilgilenmek bence size farklı bir bakış açısı veriyor. Bu işle profesyonel olarak uğraşan insanların çalışmalarına baktığınızda sadece ortada bir resim değil, sözü olmayan sessiz bir kompozisyon görüyorsunuz. Beni mutlu eden ve amatör olarak gerçekleştirdiğim bu çekimleri, daha yolun çok başında olsam da elimden geldiğince devam ettireceğim ve gelişim kaydedeceğim mükemmel bir çalışma alanı olarak görüyorum. Hepinize sağlıklı, güzellik ve sanat dolu bir yaşam diliyorum.

Liv Hospital I 95


Liv Hospital İstanbul & Ankara

Anlaşmalı Kurumlar Özel Sigortalar Aksigorta A.Ş. Allianz Sigorta A.Ş. Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi Axa Sigorta A.Ş. (Eko Plan ve Tamamlayıcı Sağlık Sigorta poliçesi (SGK ile anlaşmalı olan branşlarda) dahildir) Compu Group Medical Bilgi Sistemleri (CGM) A.Ş. • ACE European Sigorta (Ferdi Kaza Sigorta Hastane Tedavi Teminatı) •  Ankara Anonim Türk Sigorta •  Eureko Sigorta (Garanti-Eureko Mediko Özel Sağlık Sigortası ve Garanti Bankası Çalışanları – İştirakleri) •  Fortis Bank Sandık (Çalışan ve Bağımlıları) •  Generali Sigorta •  HDI Sigorta •  Ray Sigorta •  Sompo Japan Sigorta (FİBA) •  Ziraat Sigorta •  Zurich Sigorta •  Turk Nippon Sigorta •  CGM Sağlıkta Avantajlar Dünyası •  Assist Line  - Demir Sigorta  - Ege Sigorta •  Medline Box Üyeleri Bireysel •  Medline Box Üyeleri Kurumsal  - Groupama Emeklilik -  Kobi Sağlık Paketi Üyeleri  - Roche Diagnostik •  HDI Sigorta Acil Sağlık Sigortası •  HDI-GS Sigorta-Galatarasay Aslan Yürek – Aslan Taraftarım Güvende •  ACE Group Sigorta Üyeleri •  Care & Create ( C&C) - A-Prestige Card - Mobile Plus Asist -Safir Card -Turk Asist Card Demir Hayat Sigorta A.Ş. Ergo Sigorta A.Ş. (Tamamlayıcı Sağlık Sigorta poliçesi (SGK ile anlaşmalı olan branşlarda) dahildir) Eureko Sigorta A.Ş. Groupama Sigorta A.Ş. (Ekonomik Ürün Poliçe dahildir) Güneş Sigorta A.Ş. Inter Partner Assistance Ltd Şti. •  AIG Sigorta A.Ş & AIG Sigorta HSBC Acil Tedavi Sigortası •  Ankara Sigorta Acil Tedavi Sigortası •  Aviva Sigorta Acil Tedavi Sigortası •  Dubai Starr Acil Tedavi Sigortası •  Halk Sigorta Acil Tedavi Sigortası •  Metlife Emeklilik Acil Tedavi Sigortası • NN Hayat Emeklilik Acil Tedavi Sigortası •  SBN Sigorta Acil Tedavi Sigortası •  Turins Sigorta Acil Tedavi Sigortası •  Türk Nippon Sigorta Acil Tedavi Sigortası •  Zirve Sigorta Acil Tedavi Sigortası •  Akbank* •  Avivasa Emeklilik ve Hayat A.Ş.* •  Benefit Card* •  Benefit Global & AIG Card* •  Benefit Global & Eureko Sigorta İş Birliği ile Kobi Sağlık Paketi * •  Dr.Back-up Kişisel Sağlık Sistemi* •  Dr.Back-up Kişisel Sağlık Sistemi & Fortis Bank Card* •  ING BANK Platinium Card* •  IPA Card* •  IPA Privilege Card* •  Metlife Emeklilik ve Hayat Kobiler İçin İşletme Kartı* •  SBN Sigorta & Boğaziçi Brokerlik* •  SBN Şeker Hayat Projesi* •  TAV Passport Edition* •  Türkiye Petrolleri A.Ş*

96 I Liv Hospital

• Vakıf Emeklilik* (Bireysel Emeklilik Sigortalıları) •  AXA Mbask Insurance – AXA Mbask Seyahat Sigortası •  Axa PPP & Axa Assistance •  Az Insurance – Az Seyahat Sigortası •  Buta Insurance – Buta Seyahat Sigortası •  Mega Insurance – Mega Seyahat Sigortası •  Pasha Insurance – Pasha Seyahat Sigortası •  Revan Seyahat Sigortası •  Safiran Insurance – Safiran Seyahat Sigortası •  Sanayı  Insurance – Sanayı Seyahat Sigortası •  World Sıgnia / Master Card •  Zirve Seyahat Sigortası İmece Destek Danışmanlık Hizmetleri A.Ş. • Halk Sigorta A.Ş. Mapfre Genel Sigorta A.Ş. (Eko Plan ve Tamamlayıcı Sağlık Sigorta poliçesi (SGK ile anlaşmalı olan branşlarda) dahildir)

Spor Merkezleri ve Kulüpleri Ankara Şehir Kulübü (Animar A.Ş)* Birlik Spor ve Sağlık Hiz. Tic. A.Ş (Base Life Club )* İstanbul Atlı Spor Kulübü* Geleceğin Yıldızları Spor ve Eğitim Hizmetleri A.Ş*  Levent Tenis Kulübü*  Mac Spor Salonları*  TED Spor Kulübü*

Dernek ve Odalar Ankara Eczacılar Odası * Ankara Genç İş Adamları Derneği (ANGİAD)* Ankara Sanayi Odası Personel (ASO) Ankara Ticaret Odası (ATO) Erken Doğan Bebekleri Yaşatma Derneği* İMEAK Deniz Ticaret Odası Personeli* İMEAK Deniz Ticaret Odası Üyeleri* İstanbul Sanayi Odası Personel (İSO) İstanbul Sanayi Odası Üyeleri (İSO) * İstanbul Ticaret Odası Memurları Yardımlaşma Derneği (İTOMEMDER)* İstanbul Ticaret Odası Üyeleri * Kayseri Ticaret Odası* Musiki Eserleri Sahipleri Grubu Meslek Birliği * Mülkiyeliler Birliği Derneği* Rotary Kulübü Derneği (Beşiktaş)* Rotary (2420. Bölge)* T.C. TEB İstanbul Eczacı Odası* Tüm Emekliler Derneği Şişli Şubesi (TUED)* Tüm Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜMSİAD) * Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu (TESK )* Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER ) * Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) (Branş Bazlı) Türkiye Spor Yazarları Derneği*

Banka, Sandık ve Vakıflar Akbank T.A.Ş Ankara Barosu Yardımlaşma Sandığı (ABAYS)* Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi (Mensupları) Darüşşafaka Cemiyeti Film Sanayi ve Tüm Sanatçılar Güçlendirme Vakfı(Film-San)* Fortis Bank A.Ş Mensupları Emekli Sandığı Vakfı İller Bankası A.Ş Genel Müdürlüğü

(İLBANK)* Milli Reasürans T.A.Ş. Mensupları Emekli ve Sağlık Sandığı Vakfı PTT A.Ş. Sağlık Yardım Sandığı Şekerbank T.A.Ş Personeli Sosyal Sigortalar Sandığı Vakfı (Branş Bazlı) T.C Merkez Bankası T.C. Ziraat Bankası A.Ş.* T.C. Ziraat Bankası ve T. Halk Bankası A.Ş. Mensupları Emekli ve Yardım Sandığı Vakfı Türk Sanayici ve İş Adamları Vakfı (TÜSİAV) * Türk Telekom Sağlık ve Sosyal Yardım Vakfı (TTSSYV) Türkiye Garanti Bankası A.Ş. Emekli Sandığı Vakfı (Branş Bazlı) Türkiye Halk Bankası A.Ş. Emekli Sandığı Vakfı Türkiye Halk Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğü Türkiye Sınai Kalkınma Bankası A.Ş Mensupları Munzam Sosyal Güvenlik ve Yardımlaşma Vakfı (TSKB) Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O. Memur ve Hizmetleri Emekli ve Sağlık Yardım Sandığı Vakfı TRT Mensupları Sosyal Dayanışma ,Tedavi,Eğitim Yardımlaşması ve Emeklilik Vakfı (TRT VAKFI)*

Kamu Sigortaları SGK (Medikal Onkoloji,Radyasyon Onkolojisi ,Anjiografi Uygulamaları, Pet BT, Sintigrafik Tetkikler, Kalp Damar Cerrahisi)

Kurumlar Borsa İstanbul A.Ş. Dışişleri Bakanlığı Mensupları Sosyal Güvenlik ve Yardımlaşma Vakfı (DİVAK ) * Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) * İstanbul Barosu* Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) Rekabet Kurumu* Savunma ve Güvenlik Destek Hizmetleri Sendikası (SAVDES-SEN ) * Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) * T.C. Anayasa Mahkemesi T.C. Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) * T.C. Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı * T.C. Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı* T.C. Danıştay Başkanlığı* T.C. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK)* T.C. Kamu Denetçiliği Kurumu * T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı * T.C. Yargıtay Başkanlığı* Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) Türk Standardları Enstitüsü (TSE )* Türkiye Barolar Birliği Sosyal Yardım ve Dayanışma Fonu Türkiye Belediyeler Birliği ve Belediye Başkanları Birliği * Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (Tübitak) * Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)

Şirketler Akmerkez Çalışanları* Başkent Doğal Gaz Dağıtım A.Ş (BAŞKENTGAZ) * Bayraktar Holding* Cisco Systems Internetworking Ltd. Şti.* CP Piliç (CP Standart Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.) * Çalık Holding A.Ş * Deva Holding A.Ş.*

Digiturk, Show TV, Türkmax* ETS TUR* Fiba Emeklilik ve Hayat A.Ş* Four Seasons Hotels * Havelsan A.Ş * Holiday Inn Kavaklıdere* Hotiç Ayakkabı San. ve Tic. A.Ş * ISS * • ISS Hazır Yemek Üretim ve Hizmet A.Ş.* •  ISS Proser Koruma ve Güvenlik Hizmetleri A.Ş*. •  ISS Haşere Kontrol Hizmetleri A.Ş.* •  ISS Tesis Yönetim Hizmetleri A.Ş.* •  CMC İletişim Bilgisayar Reklam ve Danışmanlık Hizmetleri San. Tic. A.Ş * İşbir Sünger Sanayi A.Ş.* Korozo Ambalaj San. ve Tic. A.Ş.* Man Türkiye A.Ş. * Mars Entertainment Group* Marsh Avantaj* Mavi Kalite Denetim Sağlık Eğitim Danışmanlık Tic. Ltd. Şti. (Mavi OSGB) * Mitaş Enerji ve Madeni İnşaat İşleri Türk A.Ş. * Öykü Şirketler Grubu* Pancar Ekicileri Kooperatifleri Birliği (PANKOBİRLİK) * Rafineri * Rixos Grand Ankara* Roketsan* SANGO Otomotiv Ürünleri Sanayi ve Tic. A.Ş.* TAV Havalimanları Holding A.Ş.* Türsab-Museum Pass Card* Türsab-Müzekart Plus* Yaşam Televizyon Yayın Hizmetleri Anonim Şirketi (İpek Medya)* •  Kanaltürk* •  Kanaltürk Radyo* •  Bugün TV* •  Bugün Gazetesi* Yiğit Akü*

Okullar Bahçeşehir Üniversitesi/Uğur Eğitim Kurumları* Bilkent Üniversitesi Mezunlar Derneği (BİLMED) * Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Derneği BURC İktisadi İşletmesi (BÜMED)* Doğa Koleji* Galatasaray Üniversitesi* Gebze Teknik Üniversitesi * İstanbul Bilgi Üniversitesi* İstanbul Erkek Lisesi Okul Aile Birliği* İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ)* İstanbul Teknik Üniversitesi Mezunları Derneği (İTÜMD) * Okyanus Eğitim Kurumları Anonim Şirketi * Özel İstanbul Koleji* Özel Ulus Musevi Lisesi * • Ulus Özel Musevi 1. Karma Ana ve İlköğretim Okulu* •  Ulus Özel Musevi Lisesi Vakfı* TED Mezunları Derneği* Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ)*

Belediyeler Beşiktaş Belediyesi* Sarıyer Belediyesi* Şişli Belediyesi*

(*) Hasta Ödemeli

Liv10sayı  
Advertisement