Issuu on Google+

GAZETE M

S

G

S

L

Mart 2012/03 | Sayı: 1

ROCK’N PURPLE Rock müziğin kalbi Maltepe Üniversitesi’nde attı

ŞEHVAR KILIÇ:

“Hiç kopya çekmedim ama kopya verirdim.”

ONLARI HİÇ BÖYLE GÖRMEDİNİZ Öğretmenler de bir zamanlar öğrenciydi

ROMAN POLANSKI: WANTED AND DESIRED Hayatı, gazete başlıklarından fazlasını hak eden adam


2 • MSGSL Gazete

MSGSL GAZETE İmtiyaz Sahibi: Murat Özteke İmtiyaz Sahibi Adına Yayın Kurulu: Metin Hakyeri Gürkan Gürak Tasarım Uygulama: Gürkan Gürak Yazı İşleri: Metin Hakyeri Gürkan Gürak Birdal Birdal İrem Güngez Sevim Dalan Esra Kesicibilek Mimar Sinan Güzel Sanatlar Lisesi: http://www.msgsl.com Tüm hakları saklıdır. 2012.

Editoryal Tüm sanatçı arkadaşlarıma merhaba! Güzel Sanatlar Lisesi olarak düşüncelerimizi, fikirlerimizi, rahatsız olduğumuz ya da memnun kaldığımız durumları paylaşmak adına bu gazeteyi çıkarmış olduk. Her ne kadar öğrenci arkadaşlarımdan yüksek bir katılım olmasa da öğretmenlerimizin büyük desteğiyle isteğimizi gerçekleştirmiş olduk. Amacımız düşünen ve sorgulayan bireyler olarak derdimizi, düşüncelerimizi, adına koyamadığımız “şeyleri”, sevdiklerimizi, sevmediklerimizi, önerilerimizi birbirimizle paylaşmak, bir ışık yakmak! Birbirimize ayna olmak. Bir fikir uyandırmak ya da var olan bir fikri alevlendirmek. Konuşamadığımız, seslendiremediğimiz durumları kağıda kusmak. Ne olursa olsun; iyi, kötü, saçma, mükemmel, önemsiz, alakasız… Ama bir şeyler olsun. Sorgulayalım ve gerçekleştirelim. Düşüncemizi somutlaştıralım. Düşüncemize hayat katalım! Genç insanlar olarak makine gibi beyinlere sahibiz. Aynı zamanda peşine düştüğümüz sanat dallarının özel eğitimini alma gibi bir fırsatımız var. Sürekli gelişen bir dünyada yaşıyoruz. Her gün yeni bir üretim meydana geliyor, tüketimle beraber. Önümüzde ilham alabileceğimiz birçok örnek, tecrübe var. O zaman bizi tutan ne? Bu kalabalık dünyada sessiz sakin yaşamak kolay olmamalı. Birçok durumun dışa vurumu olmalı! Okulumuzun kıymetli ve iştahlı öğretmenleri biz öğrencilerle bu iştahını paylaşmış oldu gazetenin var olmasıyla beraber. Birlikten güç doğarmış. Hep birlikte okulumuza, içinde bulunduğumuz ortama yeni bir soluk getirelim istedik. Ve yaptıkta. Paylaşmanın en pratik yolu olan “yazmak” fiili bizler tarafından elinizde tuttuğunuz gazetenin sayfalarına yansıdı. Umuyoruz ki güzel yansıdı. Yazdıklarımızın, paylaştıklarımızın hiç değilse bir kısmının sizlere hitap etmesini, sizde bir “ışık” yakmasını diliyoruz. Memnun kalmayanlar için ise siz gelin daha iyisini yapın diyoruz! Yazın, çizin, çekin ve paylaşın! Bir insan olarak, özellikle birer sanatçı olarak içinizdeki enerjiyi dışa vurun. Bir dahaki yayımımızda sayımız artsın, gazetemiz genişlesin. Ben herkesin içinde dışarı çıkmayı bekleyen bir kıpırtı, herhangi birinin beyninde, kalbinde yer alacak bir düşüncesi olduğunu düşünüyorum ve merak ediyorum! Bir dahaki sayımızda sizin düşüncelerinizin bu sayfalara yansımış olması dileğiyle! İrem Güngez

Şubat 2012


MSGSL Gazete • 3

4 D. Şehvar Kılıç

İçindekiler

“Makyaj yapmaya lise sonda başladım”

17

Röportaj D. Şehvar Kılıç | 4

Dosya Onlar da öğrenci oldu | 8

Müdürümüz okul yıllarını anlatıyor.

Öğretmenlerimiz de bizim gibi öğrenciydi.

Makale Gencim, apolitiğim, gururluyum | 6 Toplumun geleceğini, politikadan bir haber gençlik mi belirleyecek?

Makale Sanal alemdeki lezzet, yaşasın yemek yemek! | 10 Karnınız mı acıktı? Bilgisayar başına.

Gencim, apolitiğim, gururluyum Toplumun geleceğini, politikadan bir haber gençlik mi belirleyecek?

19

Makale Ömrünüz duman altı olmasın | 12 Sigarayı bıraktıktan ancak 10 yıl sonra kanser riskinin yarıya indiğini biliyor muydunuz?

Sinema Eleştiri Roman Polanski: Wanted and Desired | 14 Hayatı, gazete başlıklarından fazlasını hak eden bir adamın hikayesi.

Onlar da öğrenci oldu Öğretmenlerimiz öğrenciydiler...

de

bizim

gibi

birer

19 Ömrünüz duman altı olmasın Sigarayı bıraktıktan ancak 10 yıl sonra kanser riskinin yarıya indiğini biliyor muydunuz?

19 Roman Polanskı: Wanted And Desired Hayatı, gazete başlıklarından fazlasını hak eden bir adamın hikayesi.

iletişim@msgsl.com www.msgsl.com MSGSL


4 • MSGSL Gazete

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Lisesi Müdürü

iyi bir takımın parçası olduysanız gerisi kolaydır.

Şehvar Kılıç

• Peki, sizce ideal öğrenci nasıl olmalıdır? İdeal öğrenci; öğrenme sürecinde aktif rol alır. Sorululuğun öncelikle kendisine ait olduğunu bilir. Özgüveni yüksektir. Zamanını doğru ve verimli bir şekilde değerlendirir. Hedeflerini gerçekleştirmek için çaba harcar; ailesi, arkadaşları ve çevresi ile ilişkilerini belli sınırlar içinde yürütür. Sosyaldir ve sorumluluk sahibidir.

okul yıllarını anlattı:

“Hiç kopya çekmedim ama kopya verirdim” • Neden öğretmenliği seçtiniz? Fen öğrenimi ve buluşlarında deney yönetim önemli rol oynar. Hiçbir buluş yok ki deney evrelerinden geçmemiş olsun. Fen derslerinde yapılan deneyler cazipti. (Aklını kullanabilme yollarını gösterebilme, bilimsel düşünme yeteneği kazandırma, bilim ve teknoloji arasında ilişki kurabilme v.b. Özellikle de kimya!) Aslında önemli nedenlerden birisi de insanları; özellikle çocukları sevmem öğretmenlik mesleğini seçtirdi. • En sevdiğiniz öğretmeniniz kimdi? Nasıl birisiydi? Öğretmenlerimi sever ve saygı duyardım. Onların da beni sevdiklerini biliyordum. Ama beni etkileyen öğretmenlerim

• Öğrenciyken hiç okuldan kaçtığınız oldu mu? Hayır. Okula ailemin bilgisi dâhilinde gitmediğim olmuştur. olmadı değil. Fizik ve kimya öğretmenlerimin etkisinde çok kaldım. Onları hiçbir zaman unutmam. Sorumluluk sahibi, mesleklerine âşık insanlardı.

“Makyaj yapmaya lise son sınıfta azar azar, esas olarak ise liseden sonra başladım.”

• Kopya çektiniz mi? Kopya çekmedim ama verirdim. (Yardımcı olurdum.) • Öğrenciyken hiç makyaj yaptığınız oldu mu? Lise son sınıfa kadar hiç makyaj yapmadım. Son sınıfta azar azar; esas olarak da liseden sonra makyaj yapmaya başladım. • Kavga ettiğiniz mi? Asla!

• Sizce ideal öğretmen nasıl olmalıdır?

• Peki, bizlerden memnun musunuz?

Öğretmen sadece dersini verip, belli konuları (bilgileri) öğrencilere aktaran biri olmamalıdır. “Öğrenci merkezli” öğreten, düşünen, sorgulayan, araştıran, eleştiren, çok yönlü okuyan, yaşamayı seven ve içinde “meslek sevgisi” olan öğretmen idealdir. Her meslekte olduğu gibi işinde

“Her güzelin bir kusuru vardır” sözünü örnek verirsek; sizlerin de ufak tefek hatalarını, kusurlarını görmezsek, genel olarak memnunum.

Röportaj: Esra Kesicibilek

Şubat 2012


MSGSL Gazete • 5

Rock’n Purple’da büyük başarı Bu yıl 2’incisi düzenlenen Rock’n Purple ile rock müziğin kalbi bir defa daha Maltepe Üniversitesi’nde attı!

E

şsiz pop rock grubu Hede Höde, 13-29 Şubat tarihlerini arasında kendini İkinci Liselerarası Rock’n Purple Müzik yarışmasına katılırken buldu. Maltepe Üniversitesinin düzenlediği bu yarışmada, 68 Lise arasından Hede Höde grubuyla finale kalan Mimar Sinan Güzel Sanatlar Lisesi, yarışmayı ikincilikle bitirirken, en iyi solist dalında da birincilik elde etti.

yede Deha Arslan, bas gitarda Berk Kocaer, vokalde Yağmur Hızal ve solistliğinde ise Şebnem Keskin’in bulunduğu Hede Höde grubu altı kişiden ibaret. Hem görsel hem işitsel zenginliği ile dinleyen insanı etkisi altına alıyor.

Davulda Kıvanç Cansever, gitarda Emir Erdem, klav-

Finalin getirdiği heyecan ve sabırsızlıkla bekleyen destekçiler,

MSGSL

Yarışma için ingiliz şarkıcı Sam Brown’ın Stop adlı parçasını coverlayan grubun aranjörlüğünü Çelik Kasapoğlu ve Eralp Görgün yaptı.

grup sahneye çıktığı anda kendilerini sahnenin önüne atarak tezahürat ve alkışlarıyla onlara büyük moral oldu. Onlar bu muhteşem performanslarıyla izleyiciye keyifli dakikalar yaşatıp gönüllerine taht kurarken Mimar Sinan Güzel Sanatlar Lisesi öğrencileriyse onlarla gurur duydu…

Sevim Dalan


6 • MSGSL Gazete

Gencim, apolitiğim, gururluyum. Sadece önemli günlerde, bayramlarda ya da seçim meydanlarında adı geçen, toplumun geleceğini belirleyeceği söylenen, politikadan bir haber günümüz gençliği...

B

ana ne politikadan, bana ne siyasetten.. Ben gencim, ben apolitiğim. Benim oyuncaklarım var: İnternet, msn, chat, bbm, facebook, twitter, youtube, ipod, ipad... Televizyon dizileri, yarışmalar... Büyüyünce zengin olacağım; futbolcu, manken, borsacı... Kitap okuyup da ne olacak, her şey internette var. “Sevmek dokunmaktır” demiş bir sosyal bilimci ama benim sanal sevgilim var. İki dil bilirim. İngilizcem excellent, İspanyolcam müthiş, Türkçem çat pat... En beğendiğim film Matrix... Tolstoy mu? Hiç duymadım ama en sevdiğim Dj. Tiesto, geçen gün Facebook’ta ilkokul arkadaşımı buldum. Her gün chatleşiyoruz.

madan, onlara çözüm üretmeyi düşünmeden rehavet içinde yaşayabilen gençlik.

det eylemlerini de politikayla karıştırdık ve bu yüzden politikayı şiddet zannettik.

Sadece önemli günlerde, bayramlarda, seçim meydanlarında adı geçen ve toplumun geleceğini belirleyeceği söylenen gençlik. Şid-

Sonucunda da, apolitik “cici çocuklar” olduk çıktık ve bu yüzden bir yanımız maalesef eksik kaldı.

İşte ilk tohumları 1980 darbe sonrası ortaya atılan ve bugün, ülkedeki genç nüfusun büyük bir kısmının içinde bulunduğu gençlik. Toplumun sorunlarına kafa yor-

Şubat 2012


MSGSL Gazete • 7

“Dizi kahramanlarıyla özdeşleşip, gelecek umudumuzu popstar yarışmalarına bağladık.”

Televizyon, internet, cep telefonu... Bilgisayar oyunlarının içine gömüldük, her şeyi sanal dünyalarda yaşadık. Dizi kahramanlarıyla özdeşleşip, gelecek umudumuzu popstar yarışmalarına bağladık. Ama kaçımız Tolstoy okudu? Kaç kişi Brecht tiyatrosundan haberdar? Hiçbirimiz. Çünkü kültürün armağanları çok çekici ve tehlikesizdi. Tükettikçe daha fazlasını tüketmeyi ilke edindik. Amacımız, hızla zengin ve ünlü olmak. Şimdi bu yüzden gençlerin tüm hayatını bu vazgeçilmez oyuncaklar kapsıyor. Tepkilerimizi mailleri “forward”layarak yapıyoruz.

MSGSL

Sonra görevlerimizi yapmanın rahatlığıyla ipodlarımızı takıyoruz, müziğe kaçıyoruz. Bugün Türkiye’de dünyanın gözünün üstünde olduğu bir sayıda genç nüfus varken Meclis’teki milletvekillerimizin yaş ortalaması “54.3”. Peki bu ortalamayı düşürmenin zamanı gelmedi mi? Sorumluluklarımızdan kaçmak “birileri bizim yerimize düşünür yapar” rahatlığı içinde olmak bize yakışıyor mu? Demokratik bir ülkede doğduk ve ülkemizin yönetiminde söz sahibi olabilecek donanıma sahibiz. Bunu biliyoruz ama inanmıyoruz. Sözünü ettiğimiz, politikadan haberdar olmak değil, sözünü ettiğimiz sokaktaki şiddet değil, sözünü ettiğimiz

toplum sorunlarıyla etkin bir şekilde ilgilenmek, kayıtsız kalmamak. Sözünü ettiğimiz Atamız’ın bize emanet ettiği bu ülkenin yönetiminde söz sahibi olmak. Çünkü 19 Mayıs bize sadece geçit törenleri yapalım ya da klişe konuşmaları alkışlayalım diye armağan edilmedi. Bunun içini dolduralım, hakkını verelim diye verildi. Bir düşünün! Sizce toplumsal sorunlarla ilgilenmek fikri biz “Apolitik Etiketi” gençlere çok mu uzak? Bir tek şeyi hatırlayın yeter: Biz Atatürk Gençleriyiz. Biz O’nun izinde olması gereken gençleriz.

Birdal Birdal


8 • MSGSL Gazete

Şubat 2012


MSGSL Gazete • 9

MSGSL


10 • MSGSL Gazete

Sanal alemdeki lezzet, yaşasın yemek yemek!

Yemek Siteleri: yemeksepeti.com evdebalık.com aloaciktim.com sefertas.com adreseyemek.com doyum.com neyersin.com anindayemek.com kayseriye.com uniyemek.com nettenye.com aloyemek.com yemekdaveti.com

Olumsuz Yanları

D

ünya da olduğu gibi, Türkiye’de de, internet üzerinden alışveriş hızla yaygınlaşıyor. Artık sizler de evinizden, iş yerinizden dışarı adım atmadan bilgisayarınız sayesinde her türlü siparişi verebilirsiniz... Bunların başında da yemek siparişleri geliyor. Yemek sipariş siteleri Türkiye’deki paket servis anlayışına, çok daha verimli ve hızlı bir alternatif getirmek amacıyla kuruldular. Her geçen gün artan öğeleriyle, daha da popüler hale geldiler. Üyeler, herhangi bir ücret ödemeden ve vakit kaybetmeksizin, yemek sektöründeki tüm büyük markalarla ve

restoran zincirleriyle çalışan yemek sitelerinden yemek siparişi verebiliyorlar. Telefon ile yemek siparişinin yerini, artık internetten yemek siparişi alıyor. İnternetten en çok yemek siparişi verenler ise gençler, çünkü teknolojiye ilgileri daha fazla. Gençler her türlü yeniliğe çok daha çabuk adapte olabiliyorlar. Bütün gün iş yerinde yorulup akşam eve gittiğinde, “Ne yemek yapsam” diye düşünen kadınlar veya bekar erkekler de bu siteleri en çok tercih eden kişiler arasında yer alıyor. Daha fazla eve bilgisayar girmesi sonucunda 30 yaş üzeri kesim de giderek artan bir oranda online sipariş vermeyi tercih ediyor.

Birdal Birdal

• Evde yemek yapma kültürünü öldürüyor • İnsanlarda yemek yeme zevki kalmamasıyla birlikte, insanlar yemek yemeyi sadece karınlarını doyrumak olarak görüyorlar. • Siparişlerin her zaman hayal ettiği gibi gelmemesi sorun olarak ortaya çıkıyor. • Ev yemeklerinin tercih edilmemesinin sebebi diğer servislere göre daha çabuk soğumaları. Bu da fast food tarzı yiyeceklerin tercih edilmesine sebep oluyor. • Yemeklerin büyük bir kısmı besin değeri sağlıklı beslenme açısından uygun değil.

Şubat 2012


MSGSL Gazete • 11

TEEN INTERNATIONAL SHORTS FESTIVAL Festival Hakkında Bu festivalin ilk adımları İstanbul Erkek Lisesi Sinema Kulübü’nde atıldı. Sekiz yıldır lise bünyesinde kendi destekçilerimizi bularak sürdürdüğümüz ulusal kısa film yarışmasını uluslararası bir platforma taşımak amacıyla yola çıktık. Ulusal çapta yapılan başvuruların yüzü aşması, Teen International Shorts Festival’ı planlarken temel ilham kaynağımız oldu. Ana hedefimiz ulusal sınırlar gözetmeyen

bir platform oluşturmak. Sekiz yıldır ulusal liselerarası film festivali düzenleyen İEL Sinema Kulübü’ne gelen, 10’lu yaşlarında gençler tarafından çekilmiş, 100’lerce bütçesiz ama uluslararası platforma çıkmayı hak eden iyi film var. Artık bu filmlerin uluslararası bir festivalde, kendi kategorisinde, dünyadaki tüm gençlerin yönettikleri filmlerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Katılım Koşulları ve Başvuru TISFEST Kısa Film Yarışması’nda Şubat 2012 itibariyle 19’unu geçmemiş olma ve 13’ten gün almış olma şartı dışında herhangi bir katılım koşulu yok, herhangi bir konu sınırlaması da yok. TISFEST bir kısa film yarışmasından ibaret değil, geniş programı olan bir sinema festivali. 7 - 10 Şubat 2012 tarihleri arasında herkese açık masterclasslar da düzenlenecek. Bu oturumlara Türkiye’den ve dünya-

dan ünlü simalar katılacak, genç sinemacılar ünlü simalarla konuşma, fikirlerini paylaşma, yardım alma şansına sahip olacaklar. 4 gün sürecek etkinlikte özel film gösterimleri de düzenlenecek. Bu festival sayesinde hem tüm dünyadan gençlerle karşılıklı fikir alışverişi yapma fırsatını yakalayacak hem de sinema dünyasından önemli isimlerle paylaşımlarda bulunabileceksiniz.

Festival Programı 7 Şubat 2012 - Pera Müzesi 11.00 Get Your Own Pictures 2011 13.00 ISFF Detmold Kısa Film Seçkisi 16.00 TISFEST Yarışma Filmleri 19.00 O Zaman ve Şimdi, 2010’da Sınırların ve Farklılıkların Ötesinde 8 Şubat 2012 - Pera Müzesi 11.00 İstanbul Lisesi Kısa Film Yarışması Seçkisi 13.00 Vicdan Filmleri 2010 Seçkisi 16.00 Yarışma Filmleri (Tekrar) 19.00 Stories on Human Rights / İnsan Hakları Üzerine Hikayeler 8 Şubat 2012 - Robert Kolej 15:30 Panel 9 Şubat 2012 - Pera Müzesi 11.00 TISFEST Yarışma Dışı Filmler 13.00 5. Galatasaray Üniversitesi Sinepark Film Festivali Kısa Film Seçkisi 16.00 TISFEST Belgesel ve Animasyon Seçkisi 19.00 Ekümenopolis: Ucu Olmayan Şehir 10 Şubat 2012 - Goethe Entitüsü 11.00 Detmold 2010 Europaisches Strassentheater Festival 1 13.00 Faszination Mythos “Orbiters” und “Terrioria XL” 15.00 ISFF Detmold Kısa Film Seçkisi 10 Şubat 2012 - Pera Müzesi 19.00 Ödül Töreni

MSGSL


12 • MSGSL Gazete

7 - 9 Şubat Dünya Sigarayı Bırakma Günü

Ömrünüz duman altı olmasın Şubat 2012


MSGSL Gazete • 13

Sigara kullanımı ve bunun zararları konusunda yapılan araştırmalar, sigaradan ölen kişilerin büyük bir çoğunluğunun pasif içiciler olduğunu ve bu kitlenin büyük çoğunluğunu da bebekler ve çocukların oluşturduğunu ortaya koydu. Türkiye’de 23 milyon kişinin sigara kullandığı ve bunların 2 milyonunun 18 yaşın altında olduğu bildirilirken, sigara içenlerin üçte birinin 55. yaş gününü kutlayamadığı, yarısının ise 58 yaşını hiç görmediği vurgulandı. Sigara içen kesimi daha çok gençlerin oluşturuyor olması endişe verici bir ayrıntı olarak gözümüze çarpıyor. “Çayın yanında bir sigara iyi gider” veya “Off çok sıkıldım, bir sigara içsem de kendime gelsem” gibi söylemler en çok kullanılan bahaneler arasında. Kimi zamansa yaşanan inişli çıkışlı ilişkilerin mazeret olarak öne sürüldüğü görülüyor; “ben içmeyeyim de kimler içsin”... Bu yazıyı buraya kadar okuyan sevgili okuyucu; evet sen! Okumaya devam et, bahanelerin değil, gerçeklerin hayatındaki yerini gör.

2025 yılında sigara kullanan 15 yaş üstü kitlenin 1.6 milyara ulaşması, bu sayının yüzde 85’inin de düşük - orta gelir düzeyine sahip ülkelerde olması bekleniyor.

Sigara kullananların tümünün bu eylemleri için bir bahaneleri varken, kullanmayanların geçerli nedenleri var. Şöyle bir düşündüğümüzde, sigara sadece kendinize değil, çevrenizdekilere de zarar verir. O halde bunu sevdiklerinize yapmaya hakkınız var mı? Sevdiklerinizin sağlığı sizin için önemli olsa gerek. Bununla birlikte, içeceğiniz her bir sigarayla kansere bir adım daha yaklaşmaktasınız. Sevdiklerinizle geçireceğiniz daha uzun bir ömrünüz olsun istemez misiniz? Bugün 7 Şubat Dünya Sigarayı Bırakma Günü. Onlar içmedikleri için, diğerleri de bıraktıkları için çok mutlular.

Peki ya siz? MSGSL

Son Sigaranızdan... 20 Dakika Sonra Kan basıncınız düzelir, kalp atışlarınız normale döner. El ve ayak ısınız normale döner. 8 Saat Sonra Kanınızdaki nikotin ve karbonmonoksit düzeyi yarıya düşer. Kanınızdaki oksijen seviyesi normale döner. 24 Saat Sonra Karbonmonoksit vücudunuzdan tamamen atılır. Akciğerleriniz sigaranın neden olduğu mukusu temizlemeye başlar. Kalp krizi riskiniz azalmaya başlar. 48 Saat Sonra Vücudunuzdaki nikotin tamamen temizlenir. Koku ve tat duyularınızda artış kaydedilir. 72 Saat Sonra Nefes almanız kolaylaşır. Enerji seviyeniz yükselir. 2-12 Hafta Kan dolaşımınız daha sağlıklı gerçekleşmeye başlar. Akciğer fonksiyonunuz %30 oranında artar. Yürüme ve koşmanız kolaylaşır. 3-9 Ay Sonra Öksürük ve göğüsteki hırıltılarınız azalır. Nefes alma sorunlarınız iyileşir. Akciğerlerinizin enfeksiyona karşı direnci artar. 1 Yıl Sonra Kalp hastalığı riski, sigara içmeye devam eden birinin taşıdığı riskin yaklaşık yarısına iner. 5 Yıl Sonra Ağız ve gırtlak kanserinden ölme riskiniz azalır. 10 Yıl Sonra Akciğer kanserine yakalanma riskiniz, sigara içmeye devam eden birinin taşıdığı riskin yarısına iner. Kalp hastalığı riskiniz hiç sigara içmemiş birinin taşıdığı riskle aynı seviyeye iner. 15 Yıl Felç geçirme ve kalp krizi riskiniz hiç sigara içmemiş birinin taşıdığı riskle aynı seviyeye iner.


14 • MSGSL Gazete

ROMAN POLANSKI: WANTED AND DESIRED

sinema eleştiri

Ü

nlü trajedilerden biri olan Macbeth, memleketinin işgal edilmesi sonucu toplama kampına gönderilen bir piyanist, 70lerdeki mason furyasına kurban olan bir anne… Ve daha birçok yaşam, tanık olunan olağanüstü haller. Sakin bir kesit sunarken bunu gerilime taşıyana kadar seyirciye yansıttığı yaşamı tanımasını sağlayan, gerilime hazırlayan bir yönetmen. Avrupa’da “parlayan” bir yetenek… Roman Polanski. Polonyalı olan Polanski, Polonya Sineması’nı özetleyen yönetmenlerden biridir. Kendi ülkesinde ve Fransa’da başarıya ulaşır. Bunu fark eden emperyalist güç Amerika, ellerini Avrupa’ya uzatır. İlk defa yapmamış olduğu durumu gerçekleştirir. Avrupa’daki önemli ve hissiyatlı yönetmenleri kendi çatısı altında toplar: Hollywood. Polanski Hollywood’da bir başyapıt olan Rosemary’s Baby adlı

“Roman Polanski: Wanted and Desired, sürükleyici ve merak uyandırıcı bir dile sahip. Gerçeklik hissi seyirciye empati yeteneğini kazandırıyor. filmini gerçekleştirir, büyük bir başarıya kavuşur. Bu Amerika’ya yetmez. Ardından altı yıl sonra Chinatown ortaya çıkar. Amerika’ya bu da yetmeyince Polanski’yi kurcalamak ister. Genç bir kıza tecavüz etmesiyle suçlanan Polanski artık vaktini mahkemelerde harcamaya başlar.

“Blog sitelerine bir göz atarsak Polanski hakkında yazılmış çoğu fikir tecavüz haberleri üzerine.” “Kendinden oldukça küçük bir kıza tecavüz etti” suçlaması ile yıllarca basında yer alan Polanski, mahkemelerde koşturarak ne kendi işini yapabilir ne de mason tarikatı tarafından öldürülen hamile eşiyle vakit geçirebilir. Sonuçta ortada işinde başarılı olan insanları basında rezil bir hale getirip, adalet işleriyle yıldırıp, ülke basınını ayakta tutmaya çalışan Amerika ve pompayla şişirilmiş hâkimler varken Polanski’nin elini kolunu sallayarak dünya üstünde herhangi bir yerde dolaşması oldukça tehlikeli!

Şubat 2012


MSGSL Gazete • 15

Olay cinayet, kaçakçılık veya tecavüz de olsa bu nasıl bir yerleşmiş sistem, nasıl bir kalıplaşmış fikir kümesidir? Bir ülkenin basını (Hollywood’a rağmen) nasıl olurda bu filmleri, emeği, çoğu alanda dünyaya katkıda bulunmuş bir sanatçıyı yıllarca medyada oynatarak insanlara yanlış empoze edebilir? Hakkında konuşurken bile heyecanlandıracak filmleri tasarlamış, üretmiş, kafa yormuş

dikkatini çekmesi 2003 yılında, Polanski’nin Oscar Ödülüne ‘layık’görülmesiyle gerçekleşmiş. İyi ki de gerçekleşmiş. Yıllardan süregelen bu iğrenç suçlama, basında oyuncak haline gelme durumu, sanatçının yılların deneyimiyle gösterdiği emeğinin yerini çirkin olaylarla anılması yeni nesile daha net, süssüz, gerçekçi yansıtılmış oldu bu belgesel ile birlikte.

“Bu ince ve zeki film, sevseniz de sevmeseniz de hayatı gazete başlıklarından fazlasını hak eden bir adama uygun bir övgü.” Cathleen McGuigan – Newsweek bir sinema dahisini insan nasıl asılsız olan tecavüz olayıyla hatırlanabilir? Blog sitelerine bir göz atarsak Polanski hakkında yazılmış çoğu fikir tecavüz haberleri üzerine. Her biri bilinçsiz, çoğu şeyden habersiz insanlara ait. Amerika’nın Hollywood büyüsüne kapılanlar adaletin nasıl işlendiğinden, basının nasıl kurallara aykırı bir şekilde yürütüldüğünden neden haberdar değiller? İşin bu tarafı neden kimsenin aklına gelmiyor? Bu gibi sorular kafamın içinde sürekli döndü. Marina Zenovich’in yönettiği, Antidote yapımı olan Roman Polanski: Wanted and Desired filmi kimisine hakkıyla cevap verdi, kimisine ise kendisi bile cevap bulamadı. Üst üste gelen karanlık olaylar sonucu Fransa’ya yerleşen, bir daha asla Amerika’ya geri dönmeyen Polanski’nin yaşamı Zenovich’in

MSGSL

Belgesel kesinlikle sürükleyici. Merak uyandırıcı bir dili var. Davalar, duruşma tarihleri arasında yaşanan olaylar, işin içinde yer alanların açıkladıkları, açıklamadıkları gerçekler… Görüntülerle, kurguyla birlikte yansıyan gerçeklik hissi, seyirciye empati yete-

neğini kazandırıyor. Televizyona olan ve başkalarının hayatlarına burun sokmaya olan bağımlılığının arttığı o yılların günümüzün temellerini oluşturduğu ayrı bir gerçek. İnsanların vazgeçemediği olan takıntılarının ve basının gücünün nelerin önüne geçtiğinin ispatı bu olan film, Polanski’yi yeni tanıyanların, O’na karşı ayrı bir sempati kazandıracağını düşünüyorum. Sonuçta Amerika’nın uygulamış olduğu insanlar üzerine “lekeleme” söz konusu…

İrem Güngez

Roman Polanski: Wanted and Desired, 2 dalda Emmy Ödülü ve Sundance Film Festivali En İyi Belgesel Kurgusu Ödülü’ne sahip bir yapım.


16 • MSGSL Gazete

Öğretmene Mektup Tembel Öğrenci Sözlüğü

• Vurgun: (Kopya sonucu)tam not alma • Bayram: Dersin boş geçmesi • Ecel: Yazılı sınavı • Can pazarı: Bütünleme sınavı • Eyvallah: 5 aldıktan sonra duyguların ifade edilmesi • Fatura: Karne • Fedai: Gönüllü sözlüye kalkan • Geviş getirmek: Öğrencinin bilmediğini anlatmaya başlaması • Külfet: Kitap taşıma • Ö.S.S.: Ön silkeleme sınavı • Aforoz: Okuldan atılma • Fuzuli: Ev ödevi • Arkadaş: Sınav anı yaklaştıkça kuvvetlenen dostluk ve kardeşlik bağı • Uyumak: İki tenefüs arası sosyal faaliyet • Zil: Kurtuluş çıngırağı • Gırtlak: Hocaların boşuna patlattıkları organları • Kütüphane: kitap mezarlığı

Neden ders çalışamıyoruz? Bir yılda ders çalışabilmemiz için 365 gün var. 52 gün pazarı kaldırırsak 313 kalır. Yazın, havanın ders çalışmak için çok sıcak olduğu 50 gün var. Yani 263 gün kalıyor. Her gece ortalama 8 saat uyuyoruz. Bir sene için düşünürsek, uyku saatleri 122 gün yapar. Geriye 141 gün kalır. Kendimize sevdiğimiz şeyleri yapmak için her gün 1 saat ayırsak 15 gün daha azalır diyelim. Kaldı 126 gün. Her gün yemek yemek için 2 saat harcasak 30 gün daha gidiyor. 96 günümüz kaldı. Tatil ve bayram günlerini sayarsak 40 gün daha kay-

bediyoruz diyelim (yaz aylarını saymadan). Geriye 56 gün kaldı. Testler, sınavlar falan yılda 25 günümüzü alsa, geriye 16 günümüz kalır. İyi bir öğrenci her dışarı çıktığında 3 saatini gezip tozmaya harcasa. yılda 288 saat gezse (günde 3 saatten 108 gün gezmiş olur), bu da ders çalışmamız için kalan günlerden 12’sini daha eksiltir. Geriye sadece 4 günümüz kalır. Sonuçta insanız, en azında yılda 3 gün hastalansak. Sadece bir günümüz kalır. Ama tesadüfe bakın: O kalan gün doğum gününüz :)

Şubat 2012


MSGSL Gazete