Page 1


Hanamichi Sakuragi vs. Taiga Kagami Dosya Konusu: Rafet Kaan Moral

Bir dönem Show Tv’de de yayınlanan Slam Dunk’u benim gibi doksanlı yıllarda büyümüşseniz muhakkak bilirsiniz. Kızıl kafa “baskettoman” Sakuragi dışında goril lakaplı Akagi, kızların sevgilisi yetenekli Rukawa, üçlüklerin efendisi Mitsui ve bücür Miyagi’si ile Slam Dunk, benim gözümdü gelmiş geçmiş en önemli anime serilerinden biridir. Diğer tarafa ise daha taze sayılabilecek serilerden Kuroko no Basuke var. İlk sezonu 2012 yılında ve üçüncü son sezonu 2015 yılında yayınlanan seriye adını her ne kadar Kuroko vermiş olsa da, en az onun kadar önem taşıyan Kagami ve birbirinden farklı yetenekleri ile mucize nesil önemli bir yere sahipti. Bu ayki ve aynı zamanda ilk olan dosya konumuzda ise Slam Dunk ve Kurono no Basuke’den ziyade önemli karakterleri Sakuragi ve Kagami’ye değineceğim. Neden mi? Çünkü ikisi de kırmızı kafa, ikisi de hücumcu, ikisi de hırçın, ikisinin de derslerle arası pek iyi değil  Dolayısıyla dosya konusu hazırlama fikri kafamda dank edince “bak işte bu karşılaştırma olur” dedim ve iki sevilen karakteri karşılaştırarak güzel bir yazı oluşturmayı uygun gördüm. 1-) Fiziksel Özellikler Dilerseniz ilk olarak karakter analizine geçmeden önce karakterlerimizin fiziksel özelliklerine yakından bakalım. Sakuragi, şaka gibi 1 Nisan’da doğdu ve boyu tam olarak 189.2 cm. Kırmızı saçlara ve kahverengi gözlere sahip Sakuragi’nin kilosu 85 kg. 2 Ağustos’ta doğan Kagami’nin ise boyu 190 cm ve kilosu da 82 kg. Sakuragi gibi kırmızı saçlara ve kırmızıya çalan garip kahverengi gözlere sahip. Sadece ama sadece boy – pos / kilo ölçülerini görüyoruz ki Kagami’nin boyu kilosuna göer daha dengeli ve daha fit bir görüntü çiziyor. Ayrıca görünüşlerini de işin içine katarsak fiziksel özelliklerin galibi için Kagami’yi gösterirsem herhalde kızmazsınız.

2-) Arka Plan Geçmişleri Slam Dunk başladığında bizlere tembel bir serseri olarak tanıtılan Sakuragi, liseye yeni başladığında tam elli kere çıkma tekliflerine kızlardan red yemiştir. Üstelik bir tanesi kızın “ben basketbolculardan hoşlanıyorum” dediği için ilk olarak basketboldan da nefret ediyordu. Taa ki, Akagi’nin kız kardeşi Haruko’ya vurulana kadar. Haruka ona “basketbol kulübüne girmek ister misin” dediğinde de cevabı hiçbir tecrübesi olmamasına rağmen evet olur. Böylece serseri çetesi ile gezinen ipsiz, sapsız, kopuk, tembel Sakuragi belki de ilk defa hayatında sorumluluk almaya, bir takımın parçası olmaya başlayacaktır.


Sakuragi’den farklı olaraksa hayatı hep basketbol ile iç içe geçmiştir. Üstelik üçüncü sınıfa giderken Amerika’ya taşınması ile işi adeta membasından öğrenmiş, emekliye ayrılmış WNBA oyuncusundan ders almıştır. Liseye başlayacağı yıl ülkesine, yani Japonya’ya geri dönmüş ve Seirin Lisesi’ne başlamıştır. Sakuragi gibi derslerle arası pek iyi değildir ve Amerika’da kavgalara da karışmıştır lakin basketbol geçmişi yine Sakuragi’yi bir adım öne geçiriyor.

3-) Kişilikleri İşte bu zor bir başlık. Çünkü ikisi de bir şekilde birbirini anımsatıyor. Hırçınlık desen var, cesaret desen var, kararlılık desen var, rakibe korku salma desen, o da var. Pekiiii, birinde olup da diğerinde olmayan ne var? Ben söyleyeyim: Eğlenceli kişilik :) Eğri oturup doğru konuşalım; Kagami ciddi takılan bir karakter. Evet, bazı anlarda mizahi yönü de ortaya çıkabiliyor ama Sakuragi size her duyguyu fazlasıyla yaşatabiliyor. Ciddiyet, gaza gelme dışında Sakuragi kahkaya boğma gibi bir yeteneğe sahip. İzleyen bilir; kendini “tensai” (dahi) olarak nitelendirmesi ve “baskettomaaan Sakuragi” diye nara atması yok mudyu…  Ya da ilk antrenmanlarında basket topunu etrafında döndürürken “hın-hın-hın-hın-hın” diye ağzıyla efekt yapması? Bu tur Sakuragi’nin arkadaşlar.

4-) Yetenekleri Kızıl kafaların yeteneklerini konu aldığımızda aslında ilk bakışta sanki Kagami açık ara önde diye bir varsayım yapılabilir. Bana soracak olursanız ama öyle değil. Evet, Kagami Amerika’dan geldi, basketbol eğitimi vs. aldı ama Sakuragi ne yaptı? Kagami’nin yıllardan membasından aldığı eğitimi tek senede almadı mı? Akagi’nin karşısında daha top sektirmesini bilmeyen bu çocuk Ribaund Kralı olup güçlü takımların güçlü oyuncularına kafa tutmayı becermedi mi? Birçok acemi hatası yaptı, hatta Kainan’a karşı son saniye hatalı pas da vererek maçın kaybedilmesine yol açtı. Fakat Sakuragi özür dileme mahiyetinde kafasını üç numaraya vurdu ve hatalarından ders alarak müthiş bir gelişme gösterdi. Bu yüzden kararım Sakuragi’den yana.


5-) Arkadaş İlişkileri Sakuragi ve Kagami’nin arkadaşları ile arası nasıl dersiniz? Yine her zamanki gibi Sakuragi’den başlayalım. Asi ruhlu Sakuragi her ne kadar bir ekibin parçası olmuş olsa da kabadayılık tavırlarından kolay kolay vazgeçecek değildi. Akagi’ye goril diye seslenmesi, Kogure’ye gözlük taktığı için megane (gözlük) demesi, herkesin saygı duyduğu koçları Anzai Sensei’ye karşı yaptığı türlü şoparlıklarla çevresindekileri çileden çıkartıyordu. Yani? Sakuragi’nin literatüründe saygı kelimesi sanırız ki yok. Arkadaşlarla da arası pek farklı sayılmaz. Sıkı dostluktan ziyade birbirlerine ihtiyaç daha çok göze çarpıyor. Öte yandan Kagami’de durum tam tersi. Yetişkinlerine karşı sesini yükseltmez, arkadaşları ile arası iyidir ve hatta rakip takım oyuncuları ile de içten içe bir dostluk yaşamaktadır. En güzel örneği de Kuroko ile olan ilişkisi değil mi? Dolayısıyla bu turun galibi Kagami’dir.

6-) Gerçekçilik Gerçekçilik benim için her daim önemli olmuştur. Tamam, elbette gerçek hayat izlemek sıkıcı olur ve illa ki bir farklılık – bir sıradışılık olmalı. Fakat bunun bir sınırı olmalı diye düşünüyorum. Kaptan Tsubasa’yı haırlar mısınız? Yok efendim kaplan şutları, şahin şutları falan uçuyorduk değil mi? :) Sonra ne oldu? Büyüdük ve “daha neler” dediğimiz sahnelerin daha makul olmasını istedik. En azından ben istedim. Slam Dunk bu açıdan benim tam istediğim türdeydi. Sakuragi’nin öyle özel hareketleri bulunmuyor. Kendini geliştirerek zıplamasını, hızını, ribaund yeteneğini vs. geliştirdi. Kuroko no Basuke’de ise özel yetenekler biraz daha revaçta. Hiç fark edilmeyen Kuroko, her yerden üçlük atabilen Midorima gibi enteresan herifler var. Aynı şekilde Kagami’nin insanüstü sıçrama yeteneği, “zone play” gibi kabiliyetleri bulunuyor. Eh, sanırsam bu turun galibi de belli 

7-) Oynadıkları Takımlar Ve geldik son maddeye! Bu maddede karakterlerimizin özelliklerinden ziyade oynadıkları takımlara; yani Seirin ve Shohoku takımlarına yöneleceğiz. Alfabetik sıraya giderek ilk olarak Seirin Lisesi’nin basketbol takımından başlayalım. Mangasının (ya da animesinin) başlangıcında henüz taze bir takım olan Seirin Basketbol Takımı, ilk senelerinde hezimet yaşasalar da Kuroko ve Kagami başta olmak üzere taze yüzlere kavuşmuş, hezimet senesinde sakatlanan Kiyoshi’nin de iyileşmesi ile güçlü bir şekilde geri dönmüştür. Lakin liseler arası turnuvada Too Akademisi yenik düşen Seririn ekibi soluğu Kış Kupası’nda almış ve Rakuzan Lisesi’ni ynerek şampiyon olmuşlardır. Takım arkadaşlarına değinirsek; Seriye de ismini veren Kuroko adeta gölge gibi izini kaybettirebilmekte ve felaket isabetli paslar atabilmektedir. Takımın en uzun boylusu Kaptan Kiyoshi’dir ve yetenekleri ortalamanın üzerindedir. Maçın gidişatına göre performansı değişen ikinci Kaptan Hyuga iyi bir blokçu, Izuki de “eagle eye” adlı yeteneği sayesinde maçı her perspektiften (artık nasıl oluyorsa) görebiliyor ve Mitobe de defansta iyidir. Anlayacağınız, Kagami ve Kuroko, azıcık da Kiyoshi dışında Seiren’de çıta üzeri oyuncu yoktur. Bu da bizlere Seiren’de bireysel yeteneklerin daha ön planda olduğunu ıspatlıyor. Shohoku ise çok eski bir lisedir fakat basketbol takımı ancak ortalamadır. O da Akagi sayesindedir. Taa ki Sakuragi başta olmak üzere yeni yüzler gelene dek. Öncelikle elde kızların sevgilisi Rukawa var. Karizması ve tekniği ile birçok lise onun peşindeydi ama o sırf ona en yakın okul diye Shohoku’yu seçmiştir  Bir dönem ara verse de Mitsui keskin üçlükler atabilmekte, Miyagi kısa boyuna rağmen hızı blok yeteneği ile göz dolduruyordu. Ve tabi bir de Kaptan Akegi var. Adeta bir duvar, adeta bir panzer, adeta bir goril  Teknik açıdan ön plana çıkmasa da gücü ve korku salan fiziği ile rakiplerinin birçoğunu sindirmeye yetir da artıyordu bile. Peki, bu ekip ne yaptı? Aslında iki senelik Seiren Takımı kadar başarılı olamadı. Kainan’a ulusal elemelerde yenildikten sonra ikinciliği koparan ekip, ulusallara gitmeye hak kazanmıştır. Bu arada, burası animenin


bittiği yerdir. Ulusal turnuva kısmı mangasında devam etmiş ve Shohoku ilk rakibi Toyotama’yı 91-87 gibi bir skorla alt etmiştir. İkinci rakipleri ise peş peşe ulusal şampiyonluklar yaşayan Sannoh olmuştur ve Sakuragi ile arkadaşları bu güçlü rakibini, bu efsanevi maçta 79-78 gibi kıl payı bir skorla geçmiştir. Fakat bedeli de ağır olmuştur. Takımın adeta gücü hem fiziksel hem de mental olarak tükenmiş (maçlar birer gün arayladır) ve Sakuragi sakatlanmıştır. İşler bu raddeden sonra biraz ilginçleşiyor. Nedendir bilinmez Mangaka Takehiko Inoue, tanıştırdığı yeni oyunculara rağmen bir sonraki maç olan Shohoku – Aiwa maçını çizmemiştir. Sannoh maçı doruk noktası olmuştur ve Aiwa maçından sonra öğrendiğimiz bilgilere göre Shohoku bu maçta hezimet yaşamıştır. İki takımı da, geçmişlerini, başarılarını ve oyuncularını kısaca tanıttım. Geldi sıra en zor kararı vermeye: Seinen mi yoksa Shohoku mu? Açıkçası klavyenin başında bu satırları yazarken çok düşündüm. Seinen daha bireysel, Shohoku daha takımcı. Seinen de Kuroko ve Kagami dışında hemen herkes değişebilir ama Shohoku’da herkes çarkın önemli bir parçası. Bana katılanlar olur, katılmayanlar olur; benim bu yöndeki tercihim Shohoku oldu arkadaşlar. Özellikle Sannoh maçını okuduysanız bana hak verme ihtimaliniz yüksek. Ben kararımı kazandığı bir kupa olmasa da Shohoku’dan yana kullanıyorum çünkü takım ruhunun yerini hiçbir süper star tek başına tutamaz ve bir sene bile dolmadan kendisini bu denli geliştirip takımına katkı sağlayan Hanamichi Sakuragi günün kazananı olmuştur :)


Anime İnceleme Dergisi Sayı 1  

Dergimizin ilk sayısında Taiga Kagami ve Hanamichi Sakuragi'yi karşı karşıya getirdik!

Advertisement