Page 1

ETKİNLİĞE KATILANLAR:

DONDURMAYI KAFAMA GEÇİRDİM GRUBU SOSYAL ETKİNLİK DERGİSİ

Ertan ANTAPA

Furkan AYLAK

VE

Ş.Berfin GÖKÇUKUR Siz misiniz yaramazlık yapan, madem grubun adı “Dondurmayı Kafama Geçirdim” olsun dediniz; alın işte, ben de dondurmayı

SÜLEYMAN ÖKSÜZOĞLU CÂMİİ 09.02.2008 - CUMARTESİ Hazırlayan: Ayşe ARA

kafalarınıza geçirdim. Nasıl, A. Murat SERBEST

İzzet COŞKUN

yakışmış mı?☺

Gruba bu ismi Burak teklif etmişti ve oy çokluğuyla kabul edildi. (Ben suçsuzum hâkim bey!) O da gelseydi, bir dondurma da onun kafasına geçirecektim; tabi bir tane de Şeyma’ya. ☺ Dondurma en çok Ertan’a yakışmış, öyle bir poz vermiş ki tam uymuş ☺ Furkan ve Murat kafasına dondurma geçirilmiş biri için fazla ciddi duruyorlar, değil mi? ☺ Berfin’ de küçük bir tebessüm. Zavallı İzzet “Ben bu hallere düşecek adam mıydım?” der gibi duruyor. ☺ -2-


CÂMİ NEDİR? Câmi, Müslümanların ibadet yeridir. İbadet yapmak için toplanılan yerlere "mâbed" veya "ibadethane" denir. Müslümanların mâbedine "mescit" ve "câmi"; Yahûdilerinkine "sinagog" ve "havra"; Hıristiyanların mabedine de "kilise" denir. Sözlükte cami; toplayan, toplayıcı demektir. Müslümanların ibadet yapmak için toplandıkları yer camilerdir. Câmiler, İslamiyet’in icaplarını, emir ve yasaklarını öğretmek ve bunlara uyulmasını sağlamak için kullanılır. Câmide beraberce yapılan ibadet, yalnız başına yapılandan daha kıymetli ve daha sevaptır. CÂMİNİN İŞLEVİ NEDİR? İslâm’da ibâdetin sadece namaz ve benzeri görevlerden ibâret olmadığı, bireysel, sosyal ve siyasal hayatın bütün alanlarını kapsadığı için, mescidin de her Bu fotoğrafı çekmek ne zordu, sürekli çeşit ibâdet için bir mekân olduğunu, birileri geçiyordu önümüzden… asr-ı saâdette hayatın her alanıyla ilgili fonksiyon icrâ ettiğini görüyoruz. Câmi; ibâdet edilen yerdir, okuldur, irşad yeridir, buluşma - görüşme yeridir, dinlenme yeridir, mahkemedir, hastanedir, düğün yeridir, misafirhanedir, açlara yemek verilen yerdir, spor merkezidir, mâliye ve hazinedir, ganimet ve malların taksim edildiği, zekâtların dağıtıldığı mekândır, abdest alma yeridir, istişâre ve organizasyon yeridir, kültür meclisi ve şiir kürsüsüdür... CÂMİDE KİMLER BULUNUR? İmam: Câmilerde görevlendirilen namaz kıldırmak ve halkı din konularında aydınlatmak üzere çalışan görevliler. • Müezzin: Ezan okuyan kişi. Bazı câmilerde imam ve müezzin ayrıdır. • Cemaat: İmamla birlikte namaz kılanlar.

CÂMİNİN BÖLÜMLERİ

Mihrab: Câmilerde kıbleyi gösteren, imamın namaz kıldığı oyuklu yer. Minber: Câmilerde imamın cuma ve bayram hutbelerini okuduğu, yüksekçe merdivenli yer. Kürsü: Câmilerde vaaz verilen yüksekçe oturma yeridir. Kubbe: Yarım küre biçiminde olan ve câmiyi örten dam. Minare: Caminin bitişiğinde, ezan okumak ve ezanı civara duyurmak için ince bir kule şeklinde bir veya birkaç şerefesi bulunan yüksek yapı. Şadırvan: Üstü çadır şeklinde bir dam veya bir ahşap kubbe ile örtülü yüksek mermer bir havuz olup, içinde bir fıskiyeden veya lüleden akan sular toplanarak dış tarafında sıra ile takılmış musluklardan akar. Caminin iç avlusunda cemaatin abdest alması için yapılmıştır. Şerefe: Minarede ezan okuyanın durduğu yer. Alem: Minarenin tepesine yerleştirilen hilâl şeklindeki tepeliğe denir. Avlu: Câminin ortasında kalan üstü açık, duvarla çevrili alan.

-3-

Mihrab’dayız… Nasıl da uslu uslu oturuyorlar, değil mi? İnanmayın, hepsi numara ☺ İmam duymasın ama câmide nasıl koşturduklarını görmeliydiniz ☺ İzzet mikrofonun yanına oturmuş, namazı o kıldıracak herhalde ☺

-4-


CÂMİ ÂDÂBI  Câmi ve mescitlere giderken her şeyden önce kıyafetimize dikkat etmeli ve mümkünse yeni, ama mutlaka temiz bir elbise giymeliyiz.  Kötü kokulardan (sarsımsak, soğan, sigara, ter vb.) uzak durarak, mümkünse güzel kokular sürerek camiye gitmeliyiz.  Câmiye ağır adımlarla, vakar ve sükûnet içinde gitmeli ve içeriye sağ adımla "Eûzü besmele" çekerek girmelidir. Ayakkabılar dışarıda elden geldiğince temizlenmeli, içeride de tabanları birbirine gelecek şekilde tutularak ayakkabılığa konulmalıdır.  Ön safta namaz kılmanın daha sevaplı olduğunu her Müslüman bilir. Yalnız, câmiye geç gelenlerin cemaati yara yara ön safa geçmeye çalışmaları câmi adabına uymaz. Ayrıca saflar düz ve sık olmalıdır.  Câmide herkes eşittir. Allah'ın huzurunda hiç kimsenin bir başkasına üstünlüğü yoktur. Kimse diğerine göre imtiyazlı değildir. Ancak imamın arkasında namaza duranların Kur'an'ın tamamını veya bir kısmını ezberlemiş, dini bilgileri iyi olan kimseler olması yine câmi adabındandır. Bunun sebebi, imam yanıldığında hatasını düzeltmek veya herhangi bir sebeple imam namaza devam edemezse namazın kalan kısmını kıldırmaktır. Câmi ve mescitler Allah'ın evleridir. Oraya bu şuur ile girilmeli, içeride gürültü yapılmamalı, boş ve faydasız şeyler konuşulmamalı, sessizce oturup vaaz ve Kur’an dinlenmelidir. Câmiden Allah Teala'nın huzurundan kaçıyormuş gibi itişip kakışarak dışarı çıkmak, ayakkabıları başkalarının üstüne başına sürmek hiç de hoş olmayan davranışlardır. Burada da İslâmî nezâket bize rehber olmalıdır.

Minber’de… Ne o çocuklar, hutbe mi okuyacaksınız? Zavallı Erkam misafir ya yaramazların içinde en sonda kalmış ☺

-5-

Şiir - ÇOCUKLAR Terâvihde, mevlitlerde, bayramda Câmide ne güzel küçük çocuklar. Sahipli câmide sahipsiz boşta Câmide ne güzel küçük çocuklar.

Tesbihi dağıtmak onların işi Tekrar toplamakta bulunmaz eşi Gülünce sevimli döküle dişi Câmide ne güzel küçük çocuklar.

Başında takkesi ne mâsum durur Bilemez secdede başını vurur Onlarda bulunmaz kibir ve gurur Câmide ne güzel küçük çocuklar.

Büyüklerin yanında diz çökerler Herkesle birlikte boyun bükerler Duada el açıp boyun bükerler Câmide ne güzel küçük çocuklar.

Oyalı yazmayı anneden almış Davranışlarıyla nede çok bilmiş Giyimine baksan gelinlik olmuş Câmide ne güzel küçük çocuklar.

Saflarda yan yana çok çocuk varsa Aralara hemen büyükler girse Cemaât de fedakârlık eylerse Câmide ne güzel küçük çocuklar.

Câmi ile cemaâti süzerler Sıkılırlar aralarda gezerler Bâzan böyle tenbihatı bozarlar Câmide ne güzel küçük çocuklar.

Fatih Sultan gül demiştir çocuğa Güller açar gelir ise ocağa Herşey biter alınırsa kucağa Câmide ne güzel küçük çocuklar.

Eğilince birbirine bakışır Bâzan diğer çocuklarla takışır Ona yaramazlık dahî yakışır Câmide ne güzel küçük çocuklar.

Örnek olsa anne baba evlâda İyi yetişirler kalmaz belâda Yardım eyler böylelere Mevlâ'da Câmide ne güzel küçük çocuklar.

Kanaatkâr bir şekere sevinir Arkaya itilse hemen uğunur Başı sıvazlanır ise avunur Câmide ne güzel küçük çocuklar.

Çocuk doğar zaten dîni İslâmdır Sonra yanılsa da dünü İslâmdır Tövbe eyler ise sonu İslâmdır Câmide ne güzel küçük çocuklar.

Bir safta olsalar birkaçı bâzen O safta koymazlar tertip ve düzen Yine de olmasın onları üzen Câmide ne güzel küçük çocuklar.

Çocuk cam kâsedir içi görünür Ne ile dolarsa ona bürünür Sahipsizler sokaklarda sürünür Camide ne güzel küçük çocuklar.

Rabb'im! İçim dolu tutuldu dilim İlham olmayınca yazmıyor elim Behlül daha çocuk çok görmeyelim Camide ne güzel küçük çocuklar.

Mustafa ZİNCİRKIRAN -6-


İLK CÂMİLER Yeryüzünde yapılan ilk ibadet yeri, Mekke şehrinde bulunan Kabe’dir. Buraya "Mescid-i Haram" da denir. Allah ü Teala’nın "benim evim" buyurduğu Kabe’ye "Beytullah (Allah’ın evi)" denir. Bunun gibi, câmilere de "Beytullah" denir. Böyle söylemek, câmilerin kıymetlerini, şereflerinin çok yüksek olduğunu bildirmek içindir. Kabe ilk defa Hazret-i Âdem tarafından yapılmıştı. Nûh (as) tûfanında yıkıldı. Böylece Kabe’nin yeri, Hazret-i Nûh’dan Hazret-i İbrahim’e kadar boş durdu. Bugünkü Kabe’yi İbrahim (as) oğlu Hazret-i İsmail ile birlikte bina etmiştir. Zamanla çeşitli tarihlerde tamir edilmiştir. Müslümanların önemli mâbedi olan "Mescid-i Aksa" Hazret-i Süleyman’ın hükümdarlığı zamanında yaptırılmıştır. Çok muhteşem bir şekilde inşa ettirilen Mescid-i Aksa, Kudüs’ü zapt eden Buhtunnasar tarafından yaktırıldı. Daha sonra Sultan Keyhüsrev tarafından tamir ettirildi. 70 senesinde Romalılar yaktı ise de bina yeniden tamir edildi. Binanın arsası Kudüs Müslümanlarının eline geçince, yeni bir İslam mabedi yapmak için kullanıldı. Altıncı Emevi halifesi olan Velid bin Abdülmelik, 715 senelerinde buraya, yine "Mescid-i Aksa" denilen câmiyi yaptırdı. Müslümanlar için değeri çok yüksek olan câmilerden biri de, Medine’deki "Mescid-i Nebevî"dir. Medine-i Münevvere’nin en büyük câmisidir. Rasûlullah (sav), Medine’ye hicret ettiği zaman, devesinin ilk çöktüğü yerde inşa edilmiştir. Medine’deyken, Peygamberimiz vefat edinceye kadar, bütün namazlarını hep bu câmide cemaatla kıldı. Bu mescit, daha sonraları büyük tamiratlar yapılarak genişletildi. -7-

CEMAATLE NAMAZ Müslümanlar arasındaki birlik ve beraberlik çok önemlidir. Bu nedenle dinimiz günde beş vakit namazın bir arada kılınmasını teşvik etmektedir. Cuma ve bayram namazları ise mutlaka cemaatle kılınması gereken namazlardır. Hz. Peygamber, hayatı boyunca cemaatle namaz kıldırmış, hastalandığında da cemaate katılarak Hz. Ebû Bekir’in arkasında namaz kılmıştır.

• •

Cemaat en az kaç kişi olmalıdır? Cemaat imam ve ona uyan olmak üzere en az iki kişiden oluşur. Peygamberimiz “İki kişi ve daha fazlası cemaattir.” buyurmuştur.

CEMAATLE NAMAZ NASIL KILINIR? Cemaat imamın arkasında saf tutar. Cemaate katılanlar, hem imama uymaya hem de namaz kılmaya niyet ederler. İmama uyanlar namazdaki işlemleri hemen imamın ardından yaparlar. Rukû ve secdede imamdan önce başlarını kaldırmaz, rukû ve secdeye imamdan önce gitmezler. Kıraati sadece imam yapar. İmamın okuması cemaatin de okuması yerine geçer. İmam kıraati sesli de yapsa, sessiz olarak içinden de okusa cemaat susup bekler. Namazda Kur’an-ı Kerim dışında okunan duâ ve tesbihleri cemaat de okur. -8-


CEMAATLE NAMAZIN FAZİLETİ

İnsanlar ilk safın sevabını bilselerdi, ön safa durmak için kura çekmekten başka yol bulamazlardı. Namazı vaktinde kılmanın sevabını bilselerdi, bunun için yarışırlardı. Yatsı ile sabah namazının faziletini bilselerdi, emekleyerek de olsa bu namazları cemaatle kılmaya giderlerdi. (Hadis-i Şerif)

Üç kişi bir arada bulunur ve cemaatle namaz kılmazsa şeytan onlara hâkim olur. Öyleyse cemaatten ayrılma. Çünkü kurt ancak sürüden ayrılan koyunu yer. (Hadis-i Şerif)

Hz. Peygamber cemaatle namazın, tek başına kılınan namazdan yirmi yedi kat daha üstün olduğunu belirtmiştir.

27 > 1

Kim yatsı namazını cemaatle kılarsa gece yarısına kadar namaz kılmış sevabını alır. Sabah namazını da cemaatle kılarsa bütün geceyi namaz kılarak geçirmiş gibi sevap alır. (Hadis-i Şerif)

-9-

GÜNLERDEN BİR GÜN… O gün yine benim için zor bir gündü. 5 küçük afacanla başa çıkmak; dersi kazasız belâsız sona erdirmek ve her birini sapasağlam bir şekilde, kolları bacakları kırılmadan evlerine teslim etmek zorundaydım. Ders İzzetlerdeydi. Burak ve Şeyma o gün gelmediler. Murat ise bütün engellere ve olumsuz hava şartlarına rağmen annesini yine ikna etmiş ve geç de olsa derse gelmeyi başarmıştı. Her gün olduğu gibi sessiz sâkin bir şekilde derse başladık. Önce elifbâ kitabından derslerimizi, sonra ezberlerimizi okuduk. İzzet’in annesinin hazırladığı o güzelim çarşaf böreğini, mercimekli köfteyi, kakaolu pudingli bisküvi pastasını meyve suyumuzun eşliğinde ham yaptıktan sonra derse daha bir enerjiyle devam ettik. (Gerçi bu küçük afacanların enerji kazanmaları benim işimi zorlaştırıyor, daha bir yaramaz oluyorlar ama ne Şadırvanda… Arkadaki Erkam herhalde, yapalım yemek yemezlerse abdest mi alacaksın Erkam ☺ Murat ve büyüyemezler ki değil mi?) İzzet nereye kayboldu kim bilir? Ev Okulu kitaplarımızın ilkinden, yani sarı kitaptan cemaatle namaz bölümünü işledik. Câmilerle gölgelerini eşleştirme şeklinde bir faaliyet yaptık. Daha sonra isteyenler câmi resmi çizdi. Bu arada ben “Öğretmenim ne zaman gideceğiz câmiye? Haydi gidelim artık!” itirazlarıyla mücadele veriyordum. Beklenen an geldi ve ders bitti. Artık câmiye gidebilirdik. (Bu arada ders sırasında yaşanan tartışmaları hiç anlatmadım ki keyfiniz kaçmasın ☺ ) Grubunun bütün üyelerinin gelmemesine üzülmüştük ve hava da biraz soğuktu ama “Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın” diyerek koyulduk yola. Velilerden Ertan’ın annesi Satı Hanım ve Furkan’ın annesi Fidan Hanım da bana bu afacanlarla başa çıkmam için yardımcı olacaklardı. Ve kötü haber: Câmi imamının bir işi çıkmıştı ve câmide olmayacaktı. O olsaydı câmiyi bize daha güzel gezdirip anlatabilirdi, belki de bize Kur’an okurdu. Ne yapalım, biz karar vermiştik ve kendi işimizi kendimiz halledecektik. Câmiye gittiğimizde daha ezanın okunması için zaman vardı. Bu arada biraz fotoğraf çektirdik. Murat, fotoğraf çekmeye çok meraklı olduğu için o da fotoğraf çekmek istedi. Tabi diğerleri durur mu? “Ben de çekeceğim, -10-


ben de çekeceğim!” Herkes fotoğraf çekmek istedi ve gezi boyunca herkesin sırayla fotoğraf çekmesiyle bu işi de tatlıya bağladık. Cemaat toplandı ve ezan okundu. Ezanı camide dinledik. Ezanı dinlerken içimiz huzurla doldu. Rabbimiz bizi huzuruna çağırıyordu, bu davete icabet etmemek mümkün müydü? Elbette hayır. Rabbimizin bu davetine uymamızın sadece bizim iyiliğimiz için olduğunu bilen herkes onun rızasını kazanmak için ezanı duyar duymaz namaza koşmalı. Biz de öyle yaptık ve bu davete uyduk. Namazın sünnetini yaramazlık ihtimalini en aza indirmek için üst katta hep beraber kıldık. Ardından erkek öğrenciler alt kata indi ve kamet okundu. Namazın farzını cemaatle kıldıktan sonra, tesbihlerimizi çektik, duamızı ettik. Artık caminin içini gezebilirdik. Önce mihrabı öğrendik ve hemen orada topluca bir fotoğraf çektirdik. Sonra minber, kürsü vb. Daha sonra da dışarı çıktık ve câmiyi dışarıdan inceledik. Minare, kubbe, şadırvan vb. öğrendik. Musalla taşında bile fotoğraf çektirdik ☺ Son olarak da câmi imamının bizler için hazırladığı kek ve meyve suyu ikramlarını yedik. Bizim afacanların gitmeye niyeti yoktu ama annelerin “Haydi hava soğuk, hasta olacaksınız.” uyarısı karşısında geziyi sonlandırmak zorunda kaldık. Bu arada bir şey dikkatimizi çekmişti: Cemaatin sayısının azlığı ve daha çok yaşlı amcalardan oluşuyor olması. Onlar herhalde gençken yapamadıkları şeyin üzüntüsünü şimdi duyuyorlar ve câmiye geliyorlardı. Keşke gençler de yaşlanmadan bunu anlayabilseler ve böylece hem gençken hem de yaşlanınca bolca ibadet yapmış olsalar, değil mi? -11-

BULMACA:

Soldan Sağa: 1. Câminin avlusunda cemaatin abdest alması için yapılan yapı. 2. Câmilerde görevlendirilen, namaz kıldırmak ve halkı din konularında aydınlatmak üzere çalışan görevli. 3. Câmilerde kıbleyi gösteren, imamın namaz kıldığı oyuklu yer. 4. Câminin ortasında kalan; üstü açık, duvarla çevrili alan. 5. Câmilerde vaaz verilen yüksekçe oturma yeri. 6. Minarede ezan okuyanın durduğu yer. 7. İmamla birlikte namaz kılanlar. Yukarıdan Aşağıya: 3. Ezan okuyan kişi. 5. Yarım küre biçiminde olan ve câmiyi örten dam. 8. Câminin bitişiğinde, ezan okumak ve ezanı civara duyurmak için ince bir kule şeklinde bir veya birkaç şerefesi bulunan yüksek yapı. 9. Câmilerde imamın cuma ve bayram hutbelerini okuduğu yüksekçe merdivenli yer. 10. Yeryüzünde yapılan ilk ibadet yeri. 11. Minarenin tepesine yerleştirilen hilâl (ay) şeklindeki tepelik. -12-

etkinlik dergisi  

gerçekleştirilen bir etkinliğin kalıcı olması için hazırlanmış küçük bir dergi.

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you