Issuu on Google+

TEMMUZ

2012

1


2

TEMMUZ

2012


B A Ş YA Z I Günler hızlı geçiyor, NATO Suriye ile ilgili planımız yok dese de şu anda gözler Suriye’ye çevrilmiş durumda…

20

viphaber@viphaber.net

Kendi halkına zulmeden bir liderin daha fazla görevde kalmasının doğru olmadığı tezi ağırlık Nurettin AYDIN kazanmış durumda… Suriye’ye dışarıdan bir millipolitika@millipolitika.com saldırı yok, kendi yönetimi kendi halkına zülüm yapıyor, işin kötü yanı da bu zaten… Suriye lideri Beşer Esat yaptığı yanlış işlerini tamamen uluslar arası meseleye çevirerek arkasına İran’ı, Rusya’yı ve Çin’i alarak bölgede bir blok lama yapmaya çalışıyor, halbuki, Suriye’de gelişen olaylar tamamen içten kaynaklanan olaylardır, buna başka devletleri katması ve onlardan destek alması doğru değil, öncelikle halkıyla barışmalı ve süratle demokrasiye geçmelidir… Şimdi ise biz ülke olarak bu günlerde çok dikkatli olmalıyız, daha önce Irak’a yapılacak olan müdahale de bizden teskerenin geçmesi istenmişti, fakat teskere meclisten geçmeyince iş tamamen ABD’nin üzerinde kaldı, sonrada biz teskerenin geçmemiş olmasını olumlu karşıladık… Çünkü, bu bölge enteresan bir bölgedir bir giren bir daha çıkamıyor… Bugünse Suriye ile geldiğimiz durum daha kötüye gidiyor, eğer bu günlerde bizim Suriye’ye karşı bir yaptırımımız isteniyorsa korkarım birileri bir provakasyon planı geliştirebilirler, yani bu günlerde ülkemizde Suriye’ye mal edilebilecek bir olay düzenlenebilir, buda çok kötü bir durumu meydana getirir… Onun için ülke olarak çok dikkatli olmalıyız, bu konu bahane edilerek İsrail’in bölgedeki gücünün sağlamlaştırılması için bazı yollar denenebilir biz bu yollarda asla olmamalıyız… Sonuç olarak, Suriye yönetimi aklı başında hareket etmelidir… Bölgede zaten sıcak olan gelişmelerin daha da sıcak hale gelmemesini sağlanmalıdır… Bu gidişatın bölgedeki devletlerin ve onları destekleyenlerin hiç birisine hayır getirmeyeceği kesindir… Olacak herhangi bir olumsuzlukta bazı çevrelerin ekmeğine yağ sürüleceği de aşikardır… Onun için herkesin çok dikkatli ve temkinli hareket etmesi gerekmektedir, bunun başında da Suriye lideri Beşer Esat ve yönetimi gelmektedir… Dolayısıyla, ihtimal olacak olumsuzluklardan mevcut Suriye yönetimi ve onun destekçileri olacaktır…

TEMMUZ

2012

3


10

12

6

18

16 28

22 Martı Yay. Ltd. Şti. Adına Sahibi ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Nurettin AYDIN

4

TEMMUZ

2012

Haber Merkezi İrfan BİŞİREN Gökhan AYDIN Soner ABACI Pınar BİRSEN

Tasarım M. Edip ERDOĞAN


26

14

Azerbaycan-Ermenistan sınırında gerilim tırmanıyor

24

Türkiye ‘bisküvici dedesi’ Sabri Ülker’i kaybetti

32

SGK’da diş sigorta kapsamına giriyor

36

Peygamberler ve sahabeler şehri Diyarbakır

42 44

30

Türk Halkı Uçmayı Sevdi Titanik’in yönetmeninden Osmanlı filmi!

45

İstanbul, yaşam maliyetinde 79’uncu sırada

46

Mihriban Yetim Kaldı...

47

Mimar Sinan ABD basınında

47

Cüneyt Çakı Euro 2012’ye hazır

34 İdare Yeri Martı Yayıncılık Cemal Nadir Sk. 17/4 Çankaya-ANKARA Tel: 0312 439 92 99 Fax: 439 88 92 millipolitika@millipolitika.com www.millipoltika.com

Baskı:

Kaynak gösterilmeden iktibas edilemez. Üç ayda bir yayınlanan MİLLİ POLİTİKA Dergisi basın meslek ilkelrine uymaya söz vermiştir. Basım Tarihi: 05.04.2011 Abone Fiyatı: 100 TL ISSN 1307-0339 Yayın Türü : Yaygın

TEMMUZ

2012

5


EĞİTİM SİSTEMİ NEDİR? TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonunda kabul edilen teklife göre, okulların kademeleri, 4 yıl süreli ve zorunlu ilkokul ile 4 yıl süreli ve zorunlu ortaokuldan oluşan kurumlar olarak düzenleniyor.

6

Ortaöğretim kurumları, ilköğretim kurumlarından sonra 4 yıllık zorunlu öğrenim veren genel, mesleki ve teknik öğretim kurumları olarak tanımlanıyor.

İlköğretim 6-14 yaş grubundaki çocukların eğitimi ve öğretimini kapsayacak, kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunlu ve Devlet okullarında parasız olacak.

Teklife göre, ilköğretim kurumlarının toplam eğitim süresi 8 yıl olacak. ‘’Bu okullarda kesintisiz eğitim yapılır’’ ifadesi, kanundan çıkarılıyor.

Yasanın yayımı tarihinde ilköğretim kurumlarının 5, 6, 7 ve 8. sınıflarında eğitim görenler, eğitimlerini bu kurumlarda tamamlayacak.

Bu kurumlar, ilköğretim birinci kademe ve ilköğretim ikinci kademe okullarından oluşacak. İlköğretim birinci ve ikinci kademe okulları bağımsız okullar halinde kurulabileceği gibi imkan ve şartlara göre birlikte de kurulabilecek.

Teklifle, 12 yıllık zorunlu eğitim uygulamasının başlangıç tarihi Bakanlar Kurulu tarafından belirlenecek. 12 yıllık zorunlu eğitim uygulamasına geçilinceye kadar ilköğretim ikinci kademesini tamamlayanlara ilköğretim diploması verilecek.

TEMMUZ

2012

Mecburi ilköğretim çağı 6-14 yaş grubundaki çocukları kapsayacak. Bu çağ, çocuğun 6 yaşını bitirdiği yılın eylül ayı sonunda başlayıp, 14 yaşını bitirip 15 yaşına girdiği yılın öğretim yılı sonunda bitecek. İlköğretim birinci kademesinin son ders yılında öğrencilere; ikinci kademede devam edebilecekleri, ikinci kademenin son ders yılında da ortaöğretimde devam edebilecekleri ‘’okul ve programların hangi mesleklerin yolunu açabileceği ve bu mesleklerin kendilerine sağlayacağı yaşam standardı’’ konusunda tanıtıcı bilgiler verilecek. Bununla ilgili gerekli çalışmalar yapılacak.


Bağımsız okullar olarak kurulacak İlköğretim kurumlarının toplam eğitim süresi 8 yıl olacak. Yasadaki ‘’kesintisiz’’ ibaresi çıkarılıyor. İlköğretim kurumları, 4 yıl süreli ilköğretim birinci kademe okulları ile 4 yıl süreli ilköğretim ikinci kademe okullarından oluşur. İkinci kademe ilköğretim okulları, ortaöğretim programlarıyla ilişkilendirilecek. Hangi programlar için ilköğretim ikinci kademe okullarının oluşturulacağı Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenecek. İlköğretim kurumlarının ilköğretim birinci kademe ve ilköğretim ikinci kademe okullar olarak bağımsız okullar halinde kurulması esas olacak. Ancak imkan ve şartlara göre ilköğretim birinci ve ikinci kademe okulları birlikte de kurulabilecek. Nüfusun az ve dağınık olduğu yerlerde, köyler gruplaştırılarak merkezi durumda olan köylerde ilköğretim birinci ve ikinci kademe okulları ve bunlara bağlı pansiyonlar, gruplaştırmanın mümkün olmadığı yerlerde yatılı ilköğretim bölge birinci ve ikinci kademe okulları kurulacak. Ortaöğretim kurumları, ilköğretim kurumlarından sonra 4 yıllık zorunlu öğrenim veren genel, mesleki ve teknik öğretim kurumları olarak tanımlanıyor. Bu okulları bitirenlere ortaöğretim diploması verilecek. Düzenlemede belirtilen ilköğretim birinci kademe sonrasında hangi programların açık öğretimle ilişkilendirileceği ve zorunlu eğitim kapsamına alınacağı Bakanlar Kurulu tarafından belirlenecek.

Yasadaki, ‘’ilköğretim okulu’’ ibaresi, ‘’ilköğretim birinci kademe’’ şeklinde değiştiriliyor. Çırak olabilmek için ‘’14 yaşını doldurmuş, en az ilköğretim okulu mezunu olmak’’ şartı da değiştiri-

liyor. Çırak olabilmek için 11 yaşını doldurmak ve ilköğretim birinci kademeden mezun olmak şartı getiriliyor.

Katsayı Teklifle, üniversiteye girişteki katsayı uygulamasına ilişkin düzenleme de yapılıyor. Buna göre, Yükseköğretim kurumlarına giriş ve yerleştirme işlemleri, imkan ve fırsat eşitliğini sağlayacak tedbirleri almak kaydıyla, YÖK tarafından belirlenen usul ve esaslara göre yapılacak. Yükseköğretim kurumlarına, esasları YÖK tarafından belirlenen merkezi sınavlarla girilecek. Yerleştirme puanlarının hesaplanmasında adayların ortaöğretim başarıları dikkate alınacak. Ortaöğretim bitirme başarı notları en küçüğü 100, en büyüğü 500 olmak üzere ortaöğretim başarı puanına dönüştürülecek. Ortaöğretim başarı puanının yüzde 12’si yerleştirme puanı hesaplanırken merkezi sınavdan alınan puana eklenecek.

TEMMUZ

2012

Ortaöğretim kurumlarını birincilikle bitiren adaylar için mevcut kontenjanların yanı sıra YÖK kararı ile ayrı kontenjanlar belirlenebilecek. Kişinin üniversitede, ortaöğretim kurumundan mezun olduğu meslek dalıyla aynı bölüme yerleşmesi halinde ortaöğretim puanına ek olarak, ortaöğretim puanının yüzde 6’sı yerleştirme puanına eklenecek. Mesleki ve teknik orta öğretim kurumlarından mezun olan öğrenciler, bitirdikleri programın devamı niteliğinde veya bunlara en yakın olan mesleki ve teknik önlisans yükseköğretim programlarına sınavsız olarak yerleştirilebilecek. Bu öğrencilerin yerleştirilmesine ilişkin usul ve esaslar Milli Eğitim Bakanlığının görüşü üzerine YÖK tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenecek. Önlisans mezunları için, ilişkili lisans programlarında belirlenmiş kontenjanın yüzde 10’unu geçmeyecek şekilde YÖK kararı ile her yıl dikey geçiş kontenjanı ayrılabilecek.

7


Yabancı uyruklu öğrenciler ile ortaöğretimin tamamını yurtdışında tamamlayan öğrencilerin yükseköğretim kurumlarına kabul usul ve esasları YÖK tarafından belirlenecek. Uluslararası andlaşmalar gereği Türkiye’deki yükseköğretim kurumlarında burslu olarak öğrenim görecek yabancı uyruklu öğrencilerin yerleştirme işlemleri YÖK tarafından yapılacak.

FATİH Projesi kapsamında MEB’e bağlı okullara internet erişim hizmetleri ve ağ altyapısının sağlanması için MEB ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığınca 2015 yılı sonuna kadar yapılacak mal ve hizmet alımları ile yapım işlerinde üst yöneticinin onayıyla 15 yıla kadar gelecek yıllara yaygın yüklenmelere girişilebilecek.

YÖK tarafından belirlenecek usul ve esaslara göre, belli sanat ve spor dallarında üstün kabiliyetli olduğu tespit edilen öğrenciler ile TÜBİTAK tarafından tespit edilen uluslararası bilimsel yarışmalarda ödül kazanan öğrenciler, ilgili dallarda eğitim yapmak kaydıyla yükseköğretim kurumlarına yerleştirilebilecek.

Yeni madde eklendi

FATİH Projesi Teklifle, Rize Üniversitesinin adı ‘’Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi’’, Kayseri Abdullah Gül üniversitesinin adı ise ‘’Abdullah Gül Üniversitesi’’ şeklinde değiştiriliyor. Eğitimde Fırsatları Artırma ve Teknolojiyi İyileştirme Hareketi (FATİH) Projesi kapsamında, Milli Eğitim Bakanlığı, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı tarafından 2015 yılı sonuna kadar yapılacak mal ve hizmet alımları ile yapım işleri, Kamu İhale Kanunu hükümlerine tabi olmayacak.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve 4 MİT’çinin ifadesinin alınması için izin verip vermeyeceğini soran basın mensuplarına, “Kanunu okursanız her şey orada açık ve net” dedi.

Teklifte, üniversiteye girişte yeni katsayı uygulamasına yer veriliyor. FATİH projesi kapsamında, 2015 yılı sonuna kadar yapılacak mal ve hizmet alımları ile yapım işleri, kamu ihale kanununa tabi olmayacak.

Başbakan Erdoğan, Ensar Vakfı’nı ziyaret ettikten sonra basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Basın mensuplarının soru sormak istemesi üzerine “Biz demokratik her türlü soruya açığız” diyen Erdoğan, savcılığın MİT’çilerin ifadesinin alınması için yaptığı talebin hatırlatılması üzerine, “Kanunu okursanız her şey orada açık ve net” dedi.

Teklife ihdas edilen yeni madde ile devlet üniversitelerinin faaliyetlerinin desteklenmesi amacıyla kurulan vakıflardan Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınanlara makbuz karşılığında yapılan bağışlar da devlet üniversitelerine ve ileri teknoloji enstitülerine yapılan bağışlarda olduğu gibi gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri tarafından beyannamelerde bildirdikleri gelirlerden ve kurum kazançlarından indirilecek.

Erdoğan, eğitimde 4+4+4 sistemiyle ilgili yapılan eleştirilen hatırlatılması üzerine de bu çalışmayı yürütenlerin mürekkep yalamış insanlar olduğunu söyledi. Başbakan Erdoğan, “60 ay meselesini sürekli gündeme getirenler lütfen dünyayı iyi incelesin. Çocuk kaç aydan itibaren alıcıdır buna baksın. Onlar ne zaman başlatıyor, biz ne zaman bakıyoruz, bunu incelesinler. Okul öncesi eğitimi ne zaman başlatıyorlar ve biz ne zaman

Bu madde uyarınca yapılacak alımlara ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığı ve Kamu İhale Kurumunun görüşü alınarak Milli Eğitim Bakanlığı ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı tarafından müştereken hazırlanacak yönetmelikle düzenlenecek.

8

BAŞBAKAN ERDOĞAN’DAN 4+4+4 YENİ EĞİTİM SİSTEMİ AÇIKLAMASI

TEMMUZ

2012


başlatıyoruz, bunu bir incelesinler. İnceledikleri zaman ‘merdivenleri çocuklar nasıl çıkacak.’ Sen 3., 4. getirip de birinci sınıf öğrencisini koymazsın. Birinci kata koyarsın. Bu kadar komik ve kendilerine göre tezler ileri sürüyorlar. Bu işlerin hiçbirisini bizim yutacak halimiz yok. Biz bu işe sıfırdan başlamıyoruz. Bu işlerdeki deneyimimiz, tecrübemiz, dünyadaki tecrübelerin hepsini inceleyerek çalışmalarımızı yaptık ve komisyon bitecek, ondan sonra Genel Kurul’dan geçirmek suretiyle ülkemizin özellikle on yıllarını kaybettiği düz liselerden yavaş yavaş meslek liselerine geçiş sürecini kararlılıkla sürdüreceğiz” diye konuştu. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun uzlaşı çağrısıyla ilgili olarak da Erdoğan, “Sayın Kılıçdaroğlu ile bugüne kadar hiçbir uzlaşı sağlanamamış. Biz akşamdan sabaha kadar değişen birisiyle ne konuşacağız” dedi.

YENİ EĞİTİM SİSTEMİ 4+4+4’ÜN FAYDALARI Yapılması planlanan “4+4+4” yeni eğitim sisteminin olumlu ve olumsuz yönleri üzerine eğitimci-yazar Ali Erkan Kavaklı şunları söyledi: “Kesintisiz eğitim, 28 Şubat döneminde generallerin eğitime müdahalesi sonucu ortaya konan bir dayatmadır. Pedagojik bir yanı olmadığı gibi, faydalı da değildir.”

birlikte okuyor. Daha az zeki öğrenci, zeki öğrencinin öğrenme hızını kesiyor ve onun zamanını çalıyor. 3. Zeki öğrenci, daha az zeki olan öğrencinin moralinin bozulmasına yol açıyor. Zeki öğrenciye yetişemeyince kendi yeteneğinden şüpheye düşüyor ve yeteneklerini yeterince geliştiremiyor. 4. Yetenekli ve yeteneğini daha az geliştirmiş öğrencilerin bir sınıfta bulunması öğretmeni zor durumda bırakıyor. Dersi hızlı anlatsanız bir kısım öğrenci takip edemiyor; yavaş anlatsanız zeki öğrencilerin canı sıkılıyor. Denge tutturmak oldukça güç. 5. Kesintisiz eğitim, meslek liselerinin yolunu kesti. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin teknik elaman ihtiyacı var. Teknik eleman, sanayicilerin vazgeçilmezidir. Okullar bu ihtiyaca cevap vermemeye başladı. 6. Çarşıdaki esnaf ve sanatkâr, sanayici çırak ve ara eleman bulamıyor. Bu durum ülke kalkınmasını olumsuz yönde etkiliyor. Büyük şehir belediyeleri meslek edinme kursları açıyor. Okullar, gençlerimize meslek öğretmeyince, belediyeler devreye giriyor. Bir yıllık meslek edinme kursları açıyor. Bir genç ilköğretimde 8, düz lisede 4 sene okuyor, 12 senede bir meslek öğrenemiyor. Kesintisiz eğitim gençlerin en önemli yıllarını heba ediyor.

7. Kesintisiz eğitim Kur’an kurslarının önünü kesti. Zihin gelişiminde en etkili dönem 0-2 yaştır. 2-6 yaş altın çağıdır. Erginlik çağına kadar zihin hızlı gelişmeye devam eder. Yedi yaşında okula başlayıp 8 yıl kesintisiz okula giden bir genç, beynin hızlı gelişim döneminde hafızlık yapamaz hâle geldi. Darbeci generaller, hafızlık kurumunu yıkmayı hedeflediler. Kur’an kursları öğrenci bulamaz oldu. 8. Kesintisiz eğitim, imam hatip liselerine öğrencilerin yönelmesini engellemeyi amaçladı. İlköğretim 8 sene oldu ve meslek liselilere üniversite sınavına girişte kat sayı engeli koydular. Pek çok imam hatip lisesi öğrenci bulamadı, imam hatip lisesi binaları başka okullara ve kurumlara tahsis edildi. 5 bin öğrencisi olan Eyüp İmam Hatip Lisesinin öğrenci sayısı 2001’de 800’e indi. 4 bin 500 öğrencisi olan Küçükköy İmam Hatip Lisesi 300 öğrenciyi zor buldu. Ali Erkan Kavaklı, eğitimden anlamayan generallerin, gençlerin Kur’an kurslarına ve imam hatip liselerine gitmesini engellemek için kesintisiz eğitimi başlattıklarını söyledi. Kavaklı, “Bu çatışmaların sonucunda kesintisiz eğitimle meslek liseleri ve sanayi de büyük darbe aldı” dedi. Kavaklı, darbecilerin koyduğu ve hiçbir faydası olmayan bu sistemin, bir an önce sona erdirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Ali Erkan Kavaklı, kesintili eğitimin faydalarını ise şöyle sıraladı: 1. Kesintili eğitimde yeteneğini geliştirmiş öğrenci ile henüz yeterince geliştirememiş öğrenci aynı sıralarda 8 yıl birlikte olma mecburiyetinden kurtulacak. 2. Zeki öğrenci ile daha az zeki öğrenci kesintisiz eğitimde 8 yıl

TEMMUZ

2012

9


Türk halkı Suriye’ye müdahaleye karşı Suriye’ye müdahale konusunda Adalet ve Kalkınma Partisi için kamuoyu yoklamaları yapan ANAR’ın araştırması, gerekli olması halinde Türk halkının bu seçeneğe hazır olduğunu göstermiş olsa da bugün açıklanan bir başka anket, Türk halkının ezici bir çoğunluğunun buna karşı olduğunu ortaya koydu. Ekonomi ve Dış Politikalar Araştırmalar Merkezi’nin (EDAM) TNS aracılığıyla yaptığı araştırmaya göre, Türkiye’nin Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a karşı doğrudan askeri müdahalede bulunmasını isteyenlerin oranı yüzde 11.3’te kalırken, yüzde 40.3 ile en büyük desteği ise diplomatik ve

10

askeri yollar da dâhil hiçbir biçimde müdahale edilmemesi aldı.

DOĞRUDAN MÜDAHALE İSTENMİYOR

Anket, Adana, Ankara, Antalya, Bursa, Diyarbakır, Manisa, Erzurum, Gaziantep, İstanbul, İzmir, Kayseri, Kırklareli, Konya, İçel, Samsun, Zonguldak, Denizli ve Malatya’da bin 500 kişiyle görüşülerek hazırlandı.

Ankette, Türkiye’nin siyasi ve diplomatik girişimlerine devam etmesini destekleyenlerin oranının yüzde 15.9 olarak açıklandı. Dolayısıyla doğrudan müdahaleye karşı olanların oranı yüzde 56.2’lik bir çoğunluğu oluşturdu.

TEMMUZ

2012


Suriye içinde Türk askerinin korunmasında güvenlikli bölge oluşturulmalı diyenler yüzde 15.4’lük bir oranda kalırken, muhaliflere silahlı destek verilmesini isteyenler yüzde 7.9 ile en küçük paya sahip oldu.

DOĞRUDAN MÜDAHALEYE EN ÇOK BDP SEÇMENİ KARŞI Ankete katılanlara hangi siyasi partiyi destekledikleri de soruldu. Siyasi parti seçmenlerinin dağılımı ise Suriye’ye yönelik müdahaleye en çok karşı çıkanların BDP seçmenleri olduğunu gösterdi. BDP seçmenlerinin yüzde 62.6’sı Suriye’ye yönelik bir müdahaleye karşı çıkarken, aynı oran MHP, CHP ve AKP seçmenleri için sırasıyla yüzde 42.1, yüzde 41.7 ve yüzde 39.9 olarak gerçekleşti. Siyasi ve diplomatik girişimde bulunulmasını en çok destekleyenlerin MHP tabanı olduğunu gösteren araştırma, AKP seçmenleri arasında bu seçeneği

tercih edenlerin oranının yüzde 18.9 olduğunu ortaya koydu.

DOĞRUDAN ASKERİ MÜDAHALEYİ EN ÇOK CHP’LİLER İSTEDİ CHP’liler arasında siyasi ve diplomatik girişimde bulunulması seçeneğini destekleyenler yüzde 9.6’ya inerken, doğrudan askeri müdahaleyi de en çok bu tabanın desteklediği görüldü. CHP seçmenlerinin yüzde 20.2’si Esad’a karşı doğrudan bir askeri müdahaleyi savunurken aynı oran MHP seçmenleri arasında yüzde 14.3, AKP seçmenleri arasında da yüzde 8.1 olduğu ortaya çıktı. Suriye içinde güvenlikli bölge isteyen CHP ve AKP seçmenleri arasında benzerlik olduğu gözlemlendi. Güvenlikli bölgeye CHP seçmenlerinin yüzde 13.3’ü, AKP seçmenlerinin yüzde 14.7’sinin destek verdi. AKP seçmenleri, Suriyeli muhaliflerin silahlandırılmasına ise yüzde 6.7 gibi oldukça düşük bir

TEMMUZ

2012

seviyede destek verdi. Ana muhalefet partisi seçmenleri içinde bu oran yüzde 5.4’e kadar düştü.

UZMANLAR DAHA FAZLA KARŞI Öte yandan EDAM tarafından dış politika uzmanlar panaline yöneltilen aynı sorulara verilen yanıtlar, siyasi ve diplomatik girişimlerin devam etmesi gerektiği sonucunu ortaya koydu. Ankete katılanların, yüzde 67.5’i bu seçeneği tercih ederken, herhangi bir müdahalede bulunulmamasını düşünenlerin oranı yüzde 21 oldu. Dolayısıyla doğrudan bir müdahaleye karşı çıkanların oranı yüzde 88.5’e ulaştı. Uzmanlar paneline katılanların Suriye içinde güvenlikli bölge oluşturulmasını isteyenler yüzde 6.5, doğrudan askeri müdahale seçeneğini işaretleyenler yüzde 1.5 ve Suriyeli muhalifleri silahlandırmayı doğru bulanlar yüzde 3.5’te kaldı.

11


Sanal savaş resmen başladı New York Times’ın haberine göre, Obama, göreve başladıktan kısa bir süre sonra İran’ın uranyum zenginleştirme tesislerini kontrol eden bilgisayarları hedef alan siber saldırıların hızlandırılması talimatı verdi. Bu proje kapsamında görevlendirilen yetkililerin verdiği bilgiye göre, Obama göreve geldikten sonra, Bush yönetimi zamanında “Olimpiyat Oyunları” kod adıyla başlatılan saldırıların artırılmasını istedi. Böylece, ABD ilk kez İran’a yönelik sanal saldırıların arkasında organize bir planla yapılmış bir sürecin yattığını da kabul etmiş oldu.

12

SIZMAMASI GEREKİRKEN SIZDI

Habere göre, virüsün yayılmasının ardından Obama, Beyaz Saray’da Başkan Yardımcısı Joe Biden ve dönemin CIA Başkanı Leon Panetta ile yaptığı bir görüşmede, “Bu programı artık sonlandırmalı mıyız?” sorusunu yöneltti.

Stuxnet adıyla bilinen ve İran’ın nükleer programında iki yıllık bir gecikme yarattığı öne sürülen virüsün de “Olimpiyat Oyunları” adlı “TAHRİBAT YARATTI, sanal saldırı programının bir unKANITIMIZ VAR” suru olduğu ifade edildi. Obama’ya “İranlıların yazılım hakYetkililer, Obama’nın, ABD ve İsrail kında ne kadar şey keşfettiğini biltarafından geliştirilen Stuxnet’in miyoruz ama halen daha tahribata 2010 yazında bir programlama ha- neden olduğuna dair kanıtlarımız tası nedeniyle İran’ın Natanz tesisi var” yanıtı verildi. üzerinden tüm dünyaya yayılarak Bunun üzerine Obama’nın siber bilinir hale gelmesine rağmen saldırıların sürdürülmesine karar kararından geri adım atmadığını verdi. Obama’nın bu kararını takip söyledi. eden haftalarda Natanz tesisi virü-

TEMMUZ

2012


ABD Başkanı Barack Obama’nın İran’ın nükleer programıyla mücadele için giderek artan bir “sanal savaş” başlattığı ortaya çıktı. New York Times’da bu konuda çıkan haberle, ABD, İran’ı sanal yollarla vurduğunu da resmen kabul etmiş oldu. vid Sanger’ın kısa bir süre sonra yapmaya yetecek kadar yakıt var. piyasaya çıkacak olan “Confront Bununla birlikte ABD’li yetkililer, and Conceal” adlı kitabını gösterbu hafta içerisinde İran’ı yine vudi. Sanger’ın Obama döneminin ran Flame virüsünün arkasında dış politika süreçlerini anlattığı ABD’nin olup olmadığına ilişkin kitabının İran’la ilgili bölümleri yorum yapmaktan kaçındı. için programda görev yapan ABD’li, Avrupalı ve İsrailli yetkililerle son 1.5 yıl içinde çok sayıda görüşme “AŞIRIYA KAÇMAYALIM” yaptığı ifade edildi.

sün yeni bir versiyonunun hedefi oldu. ısa süre sonra tesisleri yeni bir versiyon daha vurdu. Stuxnet’in dünya genelinde tespit edilmesinden birkaç hafta sonra ise bu saldırıların sonuncusu geldi ve bu saldırıda Netanz’daki 5 bin santrifüjden bin tanesi geçici olarak devre dışı kaldı.

Yetkililer, sabotaj programının, Habere göre, İran’a yönelik siber İran’ın nükleer programını ne ka- saldırıların artırılmasını isteyen dar yavaşlattığı konusunda ise Obama, yardımcılarına defalarca farklı değerlendirmeler yapıyor. “sanal savaş” silahının aşırı kullanıObama yönetiminden bazı yetki- mının riskleri olduğunu da söyledi. liler, İran’ın nükleer programının Nitekim altyapısı bilgisayar sis1.5-2 sene geriye gittiği görüşünde. temlerine bağlı ülkelerin başında Ancak aynı görüşte olmayan baş- ABD geliyor. Dolayısıyla ABD’nin ka uzmanlar da var. Bu uzmanlara bu tür saldırılar karşısında diğer göre, İran’ın uranyum zenginleş- ülkelere göre kaybedecek çok tirme çalışmaları yapılan siber daha fazla şeyi var. Kaldı ki birçok saldırılara rağmen istikrarlı bir ge- uzman ABD’nin böyle bir saldırıya lişim gösteriyor ve Tahran’ın elin- uğramasının an meselesini oldude şu an en az beş nükleer bomba ğunu belirtiyor.

1.5 YILLIK BİR ÇALIŞMANIN ÜRÜNÜ New York Times, “sabotaj programı”nın ayrıntılarına ilişkin haberine kaynak olarak, Washington bürosu kıdemli muhabiri Da-

TEMMUZ

2012

13


Azerbaycan-Ermenistan sınırında gerilim tırmanıyor

Azerbaycan ve Ermenistan sınırında, hafta başından bu yana devam eden çatışmalarda can kayıpları yaşanırken gerilim tırmanıyor. Artan çatışmaların yüksek yoğunluk bir savaşa dönüşmesinden kaygı duyan uluslararası toplumun “silahları susturun” çağrıları henüz yanıt bulamadı. Azerbaycan Savunma Bakanlığı basın merkezinden yapılan açıklamada, Azerbaycan- Ermenistan cephe hattı boyunca Ermeni güçleri tarafından yoğun ateş açıldığı ve Azerbaycan askerlerinin de karşılık verdiği duyuruldu. Açıklamada, dünden bu yana çatışmaların

yoğunlaştığı

ancak

Azerbaycan ordusunda herhangi

14

bir kayba neden olmadığı belirtildi. Yaşanan çatışmaların arttığı bir dönemde dün gece Ermenistan’ın seferberlik ilan ettiği ve Azerbaycan topraklarına girdiği yönündeki söylentiler ortalığı karıştırdı. Ancak bu iddialar asılsız çıktı. Azerbaycan Savunma Bakanlığı yetkilisi Teymur Abdullayev, konuya ilişkin yaptığı açıklamada,

TEMMUZ

2012

karşılıklı çatışmaların olmasının savaş çıktığı anlamına gelmediğini söyledi.

GERİLİM BİR ANDA TIRMANDI ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın Azerbaycan ve Ermenistan’ı kapsayan ziyareti öncesinde çatışmalar bir anda şiddetlendi.


4 Haziran’da Ermenistan, Azeri ordusundan açılan ateş sonucunda 3 askerin yaşamını yitirdiğini duyurmuştu. 5 Haziran’da da, bu kez Azerbaycan, Ermenistan tarafından açılan ateş nedeniyle 5 askerinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Clinton, tarafları çatışmaya son vermeye çağırırken, Azerbaycan Başbakan Yardımcısı Ali Hasanov, çatışmaların bu ziyarete denk gelmesinin tesadüf olmadığını söyledi. Hasanov, Ermenistan’ı provokasyon yapmakla suçlarken, Erivan yönetiminin “bazı odaklar tarafından kışkırtıldığını” öne sürdü.

RUSYA VE NATO ARASINDA SIKIŞTILAR İki ülke arasındaki sorunların temelinde “en büyük donmuş ihtilaf” olarak bilinen Dağlık Karabağ meselesi ve buna bağlı olarak Ermenistan’ın Azerbaycan topraklarının yüzde 20’sini işgal altında tutması yatıyor. Ancak, son dönemde Dağlık Karabağ sorununun çözümsüzlüğünden kaynaklı çatışmaların tırmanmasının yanı sıra NATO ve Rusya’nın bu bölgedeki faaliyetlerinin artması da dikkat çekiyor. Rusya, Kafkaslar’da NATO’nun faaliyet göstermesine şiddetle karşı çıkıyor. Daha önce Gürcistan’ın NATO üyeliğinin gündeme gelmesini, Moskova yönetimi “savaş ilanı” olarak değerlendirmişti. Azerbaycan’ın NATO ile yakınlaşan ilişkileri ve Devlet Başkanı İlham Aliyev’in Mayıs ayı sonunda ABD’nin Chicago kentinde düzenlenen NATO toplantısına katılması, Moskova’yı rahatsız ediyor.

Bu ülkede 8 milyar dolarlık yatırımı olan ABD ise Azerbaycan’ı NATO’ya yakınlaşma konusunda teşvik ediyor.

ULUSLARARASI TOPLUM ÇÖZÜM BULAMIYOR Azerbaycan ve Ermenistan dışişleri bakanlarının 16 Haziran’da Minsk Grubu görüşmeleri çerçevesinde, Fransa’da bir araya gelmeleri bekleniyor. Minsk Grubu, sınırdaki çatışmaların ardından tarafları ateşkese sadık kalmaya çağıran bir açıklama yayınladı. Bu çağrı, Rusya ve ABD tarafından da tekrarlandı. Ancak Azerbaycan Başbakan Yardımcısı Hasanov, bugün yaptığı açıklamada, Minsk Grubu’nun Dağlık Karabağ sorununun çözümünde yetersiz kaldığını ve eş başkanlarının bildirilerinin “boş laflardan ibaret olduğunu” söyledi. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) bünyesinde kurulan Mink Grubu’nda Rusya, Fransa ve ABD eş başkanlık görevini sürdürüyorlar. 20 yıldır Dağlık Karabağ sorunu konusunda taraflarla görüşmeler gerçekleştiren Minsk Grubu, soruna henüz çözüm bulabilmiş değil. Gelinen son noktada, 2007 yılında ortaya atılan Madrid Prensipleri çerçevesinde görüşmeler devam ediyor. Madrid Prensipleri ilk aşamada, Dağlık Karabağ’ı çevreleyen 7 bölgedeki Ermenilerin, bu alanlardan çekilmesini öngörüyor. Ancak Karabağ’ın statüsünün ne olacağı, 15–20 yıl sonra yapılacak bir referanduma bırakılıyor.

İSRAİL BÖLGEDE Azerbaycan ayrıca İsrail ile ilişkilerini de son dönemde artırdı. Şubat ayında, İsrailli yetkililer Bakü ile insansız hava araçları ve füzelere

TEMMUZ

2012

karşı savunma sistemlerini içeren 1.6 milyar dolarlık bir savunma anlaşmasının imzalandığını artık gizlemiyor. Foreign Policy dergisi de üst düzey ABD’li diplomatlar ve askeri istihbarat yetkililerine dayandırdığı haberinde, İsrail’in Bakü yönetiminden, İran’ın kuzeyindeki Azerbaycan hava üslerine erişim izni aldığını açıklamıştı. Söz konusu habere göre, ABD’li bir yetkili, “İsrailliler bir havaalanı satın aldı ve bu havaalanının adı Azerbaycan” demişti. Bu haberlerin yayılmasının ardından Azerbaycan’ın İsrail diplomatlarını hedef alan İranlı bir terörist hücresini ortaya çıkardığını açıklaması, İran’ın ise nükleer bilim adamlarının Azerbaycan üzerinden gelen İsrailli ajanlar tarafından öldürüldüğünü söylemesi ile iki ülke arasındaki gerilim doruğa çıktı. İran açısından Azerbaycan’ın tek önemi İsrail’e üsler tahsis edebilecek olması değil. Bu ülkede CIA’nın yayınladığı Factbook’a göre, 13 milyona yakın Azeri yaşıyor.

ERMENİSTAN RUSYA’YA YANAŞIYOR Ermenistan ise petrol gelirleriyle zenginleşen komşusu Azerbaycan’ın yükselişini, Rusya ile ilişkilerini artırarak dengelemeye çalışıyor. 2011 yılının Nisan ayında Ermenistan parlamentosu, ülkedeki Rus askeri üssünün süresinin uzatılmasına yönelik anlaşmayı onaylamıştı.

15


Türkiye’den IMF’ye: “5 milyar dolar da benden” Uzun yıllar boyunca Uluslararası Kredi Fonu (IMF) ile birçok gözden geçirme anlaşmasına imza atan ve yaklaşık 50 milyar dolar kredi kullanan Türkiye artık masanın öbür tarafına geçiyor. Türkiye IMF’nin sorunlu ülkelere yardım yapmak için oluşturduğu fona 5 milyar dolara kadar katkıda bulunacak. Türkiye ile IMF arasında 1961 yılında ilk gözden geçirme anlaşmasının imzalanması ile başlayan kredi ilişkisi Mayıs 2008’e kadar devam etti.

bulunduğu çok sayıda gelişmekte olan ülkenin IMF kaynaklarının güçlendirilmesi yoluyla küresel finansal istikrara katkı yapma konusundaki niyetlerini beyan ettikleri belirtildi.

Türkiye 47 yıl boyunca IMF ile 19 ayrı stand-by anlaşması imzaladı. Bu anlaşmaları sonucunda yaklşık “KAYNAK KULLANAN DEĞİL 50 milyar dolarlık kredi sağladı. KAYNAK AKTARAN” 2008 yılında IMF ile sonlanan anUzmanlar, IMF’nin oluşturacağı laşmanın ardından Türkiye bir havuza Türkiye’nin katkı vermesidaha IMF ile kredi almak için mani, “Türkiye IMF’den kaynak kullasaya oturmadı. Şimdi ise IMF’nin nan bir ülke iken artık kaynak akoluşturaca��ı fona katkıda buluntaran bir ülke konumuna geliyor” mak üzere oturacak. şeklinde değerlendiriyor. 5 MİLYAR DOLARLIK KATKI Merkez Bankası’ndan yapılan açıklamaya göre, Türkiye IMF kaynaklarına uluslararası rezervler arasında sayılmak kaydıyla 5 milyar dolara kadar katkıda bulunacak. Açıklamada, G-20 ülkelerinin Los Cabos’ta devam eden toplantısında Türkiye’nin de aralarında

16

Bosphorus Capital Genel Müdürü Murat Salar, “IMF eskiden ağırlıklı olarak ödemeler dengesi problemi yaşayan ülkelere yardım ederdi. Ancak şimdi eskisinden farklı olarak aralarında büyük ekonomilerin de olduğu sorunlu ülkelere yardım için bir fon oluşturuldu. Türkiye de bu fona 5 milyar dolara kadarkatkı sağlamayaı taahhüt etti” dedi.

TEMMUZ

2012

Radikal Gazetesi yazarı ve ekonomist Uğur Gürses de bu paranın bir taahhüt olduğuna dikkat çekti. Paranın Merkez Bankasının bilançosunu bozmayacağını belirten Gürses, “Türkiye’nin IMF’ye sadece 1.7 milyar dolar borcu kaldı ve bu da 2013 Nisan’da bitiyor.


Türkiye’nin bundan sonra borç alan değil borç veren konumunda olması önemli bir gelişme” diye konuştu. FONUN BÜYÜKLÜĞÜ 456 MİLYAR DOLARA ÇIKTI IMF, krizle mücadele fonunu aralarında Türkiye’nin de bulunduğu gelişmekte olan ülkelerin de yer aldığı 12 ülkeden alacağı destekle 456 milyar dolara çıkardı. IMF Nisan ayında euro bölgesindeki sıkıntılarının küresel ekonomiyi etkilememesi için kurtarma fonunu 430 milyar dolar olarak hedeflemişti. Ancak BRICS ülkelerinin geri adım atması nedeniyle, sadece 360 milyar dolarlık yardım aldı. Meksika’da düzenlenen G20 zirvesinde, BRICS liderleri IMF’ye verecekleri desteği 95.5 milyar dolar artıracaklarını açıkladı. Ancak Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika liderleri, yardım sözünü IMF’de ABD ve Avrupa hakimiyetinin değişmesi gerektiği IMF Başkanı Christine Lagarde uyarısını yaparak verdi. “Küçük ya da büyük olması fark etmesizin birçok ülke acil hareket çağrımıza yanıt verdi ve daha fazlası da gelebilir. Hepsine sonsuz saygılarımı gönderiyorum. Onların sayesinde IMF’in kurtarma fonunun büyüklüğü 456 milyar dolara yükselecek ve kredi verme kapasitemiz bu şekilde iki katına çıkacak” dedi.

HANGİ ÜLKE NE KADAR KATKI SAĞLAYACAK? Japonya 60 milyar dolar, Almanya 54.7 milyar dolar, Çin 43 milyar dolar, Fransa 41.4 milyar dolar, İtalya 31 milyar dolar, İspanya 19.6 milyar dolar, Hollanda 18 milyar

TEMMUZ

2012

dolar, İngiltere 15 milyar dolar, Suudi Arabistan 15 milyar dolar, Güney Kore 15 milyar dolar, Belçika 13.2 milyar dolar, İsveç 10 milyar dolar, Brezilya 10 milyar dolar, Hindistan 10 milyar dolar, Meksika 10 milyar dolar, Rusya 10 milyar dolar, İsviçre 10 milyar dolar, Norveç 9.3 milyar dolar, Polonya 8.3 milyar dolar, Avusturya 8.1 milyar dolar, Avustralya 7 milyar dolar, Danimarka 7 milyar dolar, Türkiye 5 milyar dolar, Finlandiya 5 milyar dolar, Singapure 4 milyar dolar, Lüksemburg 2.7 milyar dolar, Slovakya 2.1 milyar dolar, Malezya 1 milyar dolar, Yeni Zelanda 1 milyar dolar, Filipinler 1 milyar dolar, Güney Kıbrıs 600 milyon dolar, Malta 300 milyon dolar.

17


Yeni Türk Ticaret Kanunu’na Hazır mısınız? Uzun çalışmalardan sonra son şeklini alarak TBMM’ye sevk edilen TTK Kanun Tasarısı’nda, suç ve cezalara ilişkin detaylar belirlendi. Buna göre 3 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezası öngören bazı maddeler idari para cezasına dönüştürüldü. Cezası 3 aydan 2 yıla kadar hapis -Tescil edilen ticaret unvanının, ti- -Belgelerde gösterilecek bilgilerin veya adli para cezası olup da 2 bin cari işletmenin görülebilecek bir internet sitesinde yayımlanmalira idari para cezasına dönüştü- yerine okunaklı bir şekilde yazıl- ması (39/2) rülen fiiller şöyle: maması (39/2) -Tacirin, ticari işletmenin açıldığı -Tescil ve kayıt için gerçeğe aykırı -Ticari mektuplarda ve ticari def- günden itibaren 15 gün içinde, tibeyanda bulunmak (38/1) terlerin dayanağını oluşturan cari işletmesinin ve seçtiği ticaret belgelerde ticaret unvanının, iş- unvanının tescil ve ilan ettirme-Tacirin, ticari işletmesine ilişkin letmenin merkezinin, ticaret sicil mesi (40/1) işlemleri, ticaret unvanıyla yapnumarasının ve şirket internet maması ve işletmesi ile ilgili se-Tacirin kullanacağı ticaret unvasitesi oluşturma yükümlülüğüne netlerle diğer belgeleri bu unvan nını ve bunun altına atacağı imtabi ise internet sitesi adresinin altında imzalamaması (39/1) zayı notere onaylattırdıktan songösterilmemesi (39/2)

18

TEMMUZ

2012


ra sicil müdürlüğüne vermemesi (40/2) -Merkezi Türkiye’de bulunan ticari işletmelerin şubelerinin ticaret siciline tescil ve ilan ettirmemesi (40/3) -Merkezleri Türkiye dışında bulanan ticari işletmelerin Türkiye’deki şubelerinin tescil ettirilmemesi, bu şubeler için yerleşim yeri Türkiye’de bulunan tam yetkili bir ticari mümessil atanmaması (40/4) -Gerçek kişi tacirin ticaret unvanındaki adının ve soyadının kısaltılarak yazılması (41) -Kollektif şirketin ticaret unvanında, bütün ortakların veya ortaklardan en az birinin adı ve soyadıyla şirketin ve türünü gösterecek bir ibareye yer verilmemesi (42/1) -Adi veya sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin ticaret unvanlarında, komandite ortaklardan en az birinin adının ve soyadının, şirketin ve türünün gösterilmemesi, bu şirketlerin ticaret unvanlarında komanditer ortakların adları ve soyadlarına yer verilmesi (42/2)

ticaret unvanlarında adlarının bu- 4 bin liralık idari para cezaları lunmaması, donatma iştirakinin İki yüz günden az olmamak üzere, ticaret unvanında, ortak donatan- adli para cezası olup da 4 bin lira lardan en az birinin adı ve soyadı- idari para cezasına dönüştürülen nın veya deniz ticaretinde kullanı- fiiller şöyle: lan geminin adının yer almaması, ticaret unvanındaki soyadların ve -Ticari işlemleriyle malvarlığı dugeminin adının kısaltılması, tica- rumunu kanuna göre açıkça göret unvanında donatma iştiraki- rülebilir bir şekilde ortaya koymamak (562/1-A,64/1) nin belirtilmemesi (44) -Defterlerin üçüncü kişi uzman-Bir ticaret unvanına Türkiye;nin lara, makul bir süre içinde yapaherhangi bir sicil dairesinde daha cakları incelemede işletmenin önce tescil edilmiş bulunan diğer faaliyetleri ve finansal durumu bir unvandan ayırt edilmesi için hakkında fikir verebilecek şekilde gerekli olduğu takdirde, ek yapıltutulmaması(562/1-A, 64/1) maması (45) -İşletme faaliyetlerinin oluşumu-Her şubenin, kendi merkezinin nun ve gelişmesinin defterlerden ticaret unvanını, şube olduğunu izlenmemesi (562/1-a, 64/1) belirterek kullanmaması (48) -Tacirin, işletmesi ile ilgili olarak -Merkezi yabancı ülkede bulunan gönderilmiş bulunan her türlü bir işletmenin Türkiye;deki şubebelgenin kopyasını, yazılı, görsel sinin ticaret unvanında, merkezin veya elektronik ortamda saklamave şubenin bulunduğu yerlerin ve ması (562/1-b, 64/2) şube olduğunun gösterilmemesi -Ticari defterlerin açılış veya kapa(48) nış onaylarının yaptırılmaması -İşletme adının tescil ve ilan etti-Defterlerin Türkçe tutulmaması rilmemesi (53)

-Anonim, limited ve kooperatif şirketlerin, ticaret unvanlarında işletme konusunun gösterilmemesi, ticaret unvanlarında, “anonim şirket”, “limited şirket” ve “kooperatif” kelimelerinin bulunmaması, bu şirketlerin ticaret unvanında, gerçek bir kişinin adı veya soyadı yer aldığı takdirde, şirket türünü gösteren ibarelerin, baş harflerle veya başka bir şekilde kısaltma yapılarak yazılması (43) -Ticari işletmeye sahip olan dernek, vakıf ve diğer tüzel kişilerin

TEMMUZ

2012

19


-Kısaltmaların kullanılması halin- -Elektronik ortamda saklanan belde bunların anlamlarının açıkça gelerin ibraz edilememesi (562/1-f, belirtilmemesi 86) -Bir yazımın veya kaydın, önceki içeriği belirlenemeyecek şekilde çizilmesi ve değiştirilmesi -Defterlerin ve diğer kayıtların elektronik ortamda tutulması durumunda, bu bilgilerin her zaman kolaylıkla okunmasının temin edilmemiş olması -Kayıt sırasında mı yoksa daha sonra mı yapıldığı anlaşılmayan değiştirmelerin yapılması -Defterlere yazımların ve diğer gerekli kayıtların eksiksiz doğru, zamanında ve düzenli olarak yapılmaması -Hileli envanter çıkarılması (562/1e, 66)

20

Mevcut şekli: İki yıla kadar hapis veya adli para cezası Yapılan değişiklik: İki yüz günden az olmamak üzere adli para cezası

-Defterlerin muhasebe standartlarına göre tutulmaması, finansal -İnternet sitesi oluşturmamak tabloların bu standartlara göre (562/12) düzenlenmemesi (562/2, 88) Mevcut şekli: 6 aya kadar hapis ve 100 günden, 300 güne kadar adli para cezası. Yapılan değişiklik: -Diğer adli para cezaları100 günden, 300 güne kadar adli Hapis veya adli para cezası gerek- para cezası tiren fiillerin yaptırımlarının sade-Kanunda belirtilen içerikleri ince adli para cezasına dönüştürülternet sitesinde yayımlamamak düğü fiiller şöyle: (562/12) -Şirketler topluluğuna dahil bağlı Mevcut şekli: Üç aya kadar hapis şirketler tarafından hakim şirketve 100 güne kadar adli para cezası. le yapılan işlemler hakkında rapor Yapılan değişiklik: Yüz güne kadar düzenlenmemesi, hakim şirket adli para cezası yönetim kurulunca bağlı şirketlerle olan ilişkilere yönelik raporun -Ayni sermayenin veya devralınadüzenlenmemesi (562/3, 199) cak işletme ile ayınların değerle-

TEMMUZ

2012


Yeni Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’na göre, internet sitesi oluşturmayan şirketlere, 100 günden 300 güne kadar adli para cezası verilebilecek.

mesinde emsaline oranla yüksek fiyat biçmek, işletme ve aynın niteliğini veya durumunu farklı göstermek ya da başka bir şekilde yolsuzluk yapmak (562/10, 551)

lüğü kaldırıldığından, bu ceza da kaldırıldı

-Ticaret unvanının, işletmeden ayrı olarak başkasına devredilmesi (49)

Cezada değişikliğe gidilmeyen maddeler

Mevcut şekli: Üç aydan 2 yıla kadar hapis cezası veya adli para cezası

Mevcut şekli: Üç aydan iki yıla kadar hapis cezası. Yapılan değişiklik: 90 günden az olmamak üzere adli para cezası

Ceza gerektiren fakat herhangi bir değişiklik yapılmayan maddeler şöyle:

-Kurucular tarafından düzenlenen beyanın doğru ve eksiksiz düzenlenmemesi (562/5-a, 349)

-Tacirin ticaret unvanına, kimliği, Mevcut şekli: Üç yüz günden az olişletmesinin genişliği, önemi ve mamak üzere adli para cezası finansal durumu hakkında, üçün- -Ticari sırların izinsiz kullanılması cü kişilerde yanlış bir görüşün veya açıklanması (562/7, 527) oluşmasına sebep olacak nitelikte, Mevcut şekli: Üç aydan 2 yıla kadar gerçeğe ve kamu düzenine aykırı Mevcut şekli: Bir yıldan üç yıla kadar hapis ve 5 bin güne kadar adli hapis cezası. Yapılan değişiklik: olarak ekler yapması (46/1) para cezası Üç yüz günden az olmamak üzere Mevcut şekli: Üç aydan 2 yıla kadar adli para cezası -Sermaye tamamıyla taahhüt hapis cezası veya adli para cezası olunmamış veya karşılığı kanun -İşlem denetçisinin kanuna aykırı -Tek başlarına ticaret yapan ger- veya esas sözleşme hükümleri gerapor düzenlemesi (562/5-b, 351) çek kişilerin ticaret unvanlarına reğince ödenmemişken, taahhüt Mevcut şekli: Üç yüz günden az bir şirketin var olduğu izlenimini edilmiş veya ödenmiş gibi gösterolmamak üzere adli para cezası. uyandıracak şekilde ek yapmaları mek (562/9, 550) Yapılan değişiklik: İşlem denet- (46/2) Mevcut şekli: Üç aydan iki yıla kaçileri kaldırıldığı için bu ceza da Mevcut şekli: Üç aydan 2 yıla kadar dar hapis veya adli para cezası kaldırıldı hapis cezası veya adli para cezası -Sermaye şirketlerinin finansal -Cezası artırılan tek yaptırımtablolarını Türkiye ticaret sicili -“Türk”, “Türkiye”, “Cumhuriyet” Düzenlemeyle cezası artırılan tek gazetesinde ve internet sitelerin- ve “Milli” kelimelerinin bir ticaret yaptırım halktan izinsiz para topunvanına bakanlar kurulu kararı de ilan ettirmemeleri (562/6, 524) lamak oldu. Mevcut şekliyle 6 aya olmaksızın ek yapılması (46/3) kadar hapis cezası olan yaptırım, Mevcut şekli: İki yüz günden az olmamak üzere adli para cezası. Mevcut şekli: Üç aydan 2 yıla kadar yapılan değişiklikle, “Bir yıla kadar Yapılan değişiklik: İlan yükümlü- hapis cezası veya adli para cezası hapis cezasına” dönüştürüldü. -Gümrük ve ticaret bakanlığı denetim elemanlarınca istenilen bilgi ve belgelerin verilmemesi veya denetimin engellenmesi (562/4)

TEMMUZ

2012

21


Otomotiv dört ayda 5.4 milyar dolar ihracatı yakaladı Otomotiv sektörünün ihracatının yüzde 70’inden fazlasını karşılayan AB üyesi 26 ülkeden 16’sında krizin etkisiyle rakamlar eksiye döndü, 5 aylık ihracattaki düşüşü dengeleyen ise uzak pazarlar oldu. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçılar Birliği’nin (OİB) kayıtlarından derlenen bilgilere göre, 2011 ocak-mayıs döneminde, 8 milyar 435 milyon 271 bin dolar ihracat yapan otomotiv sektörü, bu yılın aynı dönemde de 163 ülke ve özerk bölge ile 9 serbest bölgeye yine 8 milyar 435 milyon 152 bin dolar ihracat gerçekleştirdi. Türkiye’nin ihracatının yüzde 70’inden fazlasını gerçekleştirdiği

22

AB ülkelerinde, krizin etkisiyle yılın ilk 5 ayında büyük performans kaybı yaşandı. Avrupa’da krize rağmen en güçlü ekonomiye sahip olan Almanya’da, yüzde 6.32’lik artışla yükseliş trendini sürdüren otomotiv ihracatı, Hollanda’da yüzde 38.92, İsveç’te yüzde 41.98, Danimarka’da yüzde 16.58, Estonya’da yüzde 209.25, Finlandiya’da 72.43, Letonya’da yüzde 17.07, Macaristan’da yüzde 24.40, Malta’da yüzde 243,78 ve

TEMMUZ

2012

Slovakya’da da yüzde 40,92 artış kaydetti. Bu dönemde, ayrıca Arjantin’de yüzde 99,5 Kanada’da yüzde 102, Irak’ta yüzde 120,7, Tunus’ta yüzde 89,4, Fas’ta yüzde 74,4, Gürcistan’da yüzde 673,9, Libya’da yüzde 252,7, Özbekistan’da yüzde 147,40,Türkmenistan’da yüzde 104,85, Fildişi Sahili’nde yüzde 102,23, Kırgızistan’da yüzde 176,06, Bahreyn’de yüzde 163,25,


Endonezya’da yüzde 659,23’lük ihracat artışı kaydedildi. Almanya’nın yanı sıra otomotiv ihracatında en büyük paya sahip ülkelerden Fransa’da yüzde 12.33, İtalya’da yüzde 26.43, İngiltere’de yüzde 7.14, İspanya’da yüzde 19.14 ve Belçika’da yüzde 8.30 gerileme oldu. Ayrıca, Romanya’da yüzde 18.69, Slovenya’da yüzde 0.54, Çek Cumhuriyeti’nde yüzde 5.17, Avusturya’da 19.88, Bulgaristan’da yüzde 7.56, Lüksemburg’da yüzde 1.88, Litvanya’da yüzde 16.34, Portekiz’de yüzde 57.54, Slovenya’da yüzde 0.54, Yunanistan’da yüzde 45.42 ve İrlanda’da yüzde 22.79’luk ihracat düşüşü oldu. AB ülkelerine yapılan toplam ihracatta 5 aylık dönemde 7.79’luk gerileme olurken, sektör bu ülkelerdeki kayıpları uzak ve komşu ülkelerdeki pazarlarla dengeledi. Türk otomotiv sanayi yılın 4 aylık döneminde 1 milyar 269 milyon dolar dış ticaret fazlası verdi.

Otomotiv Sanayii Derneği’nin Cari açığa katkı (OSD) raporuna göre otomotiv OSD Başkanı Kudret Önen, konuysanayinde ihracat oranları yük- la ilgili yaptığı değerlendirmede, selirken ithalat rakamları düşüş “Özellikle de küresel ekonomik krieğilimi gösterdi. 2012 yılının ocak- zin hakim olduğu dünya piyasaları nisan döneminde otomotiv sana- göz önüne alındığında ülkenin yinde ihracat yüzde 1’lik artış ile cari açık pozisyonu üzerinde sek5 milyar 397 milyon dolar seviye- törün önemli etkileri buluyor. Bu sinde gerçekleşirken, ithalat ise nedenle otomotiv sanayinin son yüzde 36’lık gerileme ile 4 milyar dönemde gösterdiği performans 128 milyon dolar oldu. Düşen it- cari açık konusunda olumlu bir halat ve artan ihracat rakamları tablo çiziyor” diye konuştu. Ağırdoğrultusunda otomotiv sanayi 1 lıkla AB ülkelerinde etkili olan milyar 269 milyon dolar dış ticaret ekonomik krize bağlı olarak gefazlası verdi. rileyen ihracat rakamları ile ilgili de bilgi veren Önen, şunları söyledi: “2011 yılında motorlu araçlar ile bunların aksam ve parçalarını kapsayan GTİP 87.00 ürünlerinde 1 milyar 378 milyon dolar düzeyinde olan dış ticaret açığı, 2012 yılının ilk 4 aylık döneminde 1 milyar 269 milyon dolar dış ticaret fazlası olarak gerçekleşti. Bu durum, cari açık konusunda ekonomik performansa olumlu katkı sağlayacak bir gelişme. Kaydedilen dış ticaret fazlası, önümüzdeki dönemde artarak devam edecek ve cari açık konusunda sektörün ekonomiye olan olumlu katkısının yıl boyunca süreceği görüşündeyim.”

TEMMUZ

2012

23


Türkiye ‘bisküvici dedesi’ Sabri Ülker’i kaybetti Ülker Grubu’nun kurucusu Sabri Ülker, yaşlılığa bağlı nedenlerle 92 yaşında hayata veda etti.

SABRİ ÜLKER KİMDİR? Cumhuriyetin ilk kuşak sanayicilerinden Sabri Ülker, 1920 yılında Kırım’da doğdu. Ailesi 1929 yılında Türkiye’ye göç ederek İstanbul’a yerleşti. İlkokul yıllarında yaz tatillerinde ağabeyi Asım Ülker ile birlikte Besler Bisküvi Fabrikası’nda çalıştı. İlkokuldan sonra İstanbul

24

Erkek Lisesi’ne kaydoldu. Orta ikinci sınıfta iken parasız yatılı sınavını kazanarak Bilecik Lisesi’ne gitti. Ortaokulu Bilecik’te, liseyi Kütahya’da okudu. Yüksek öğrenimini Sultanahmet İktisadi ve Ticari İlimler Mekteb-i Âli’de tamamladı.

NOHUTÇU HAN’DA BAŞLAYAN HİKAYE Nohutçu Han Eminönü’nde 63 yıl önce 6-7 kazanda bisküvi üreti-

TEMMUZ

2012

miyle başlayan serüveninde Ülker, bir gıda devine dönüştü. Sabri Ülker’in 3 işçi ile günde 200 kilo bisküvi üretimiyle başladığı mütevazı iş; bugün dünyaya çikolatabisküvi ihracatı gerçekleştiriyor. Ülker’in doğumundan bugüne yolculuğu oldukça uzun, öyküsü başarılarla dolu. 1944 yılının bir sabahı erken saatlerde, genç adam oldukça harap bir yapıya gelir. 3’üncü katta, alçak bir kapıdan geçerek, 100 metrekarelik alandaki 6-7 kazanı, kalıpları,


küçük fırını, 4-5 çuval şekeri, topu topu üç işçisini adeta gözleriyle okşar ve şükreder. 24 yaşındadır. Aynı kişinin 1998’de girdiği, artık bir binanın değil, dev bir kompleksin geniş ve yüksek kapılarından biridir. Bu kez gözleriyle okşayıp şükrettiği ise otomatik makineler, pırıl pırıl çelik kazanlar, yürüyen bantlar, çalışan beyaz giysili işçilerdir. Onbinlerce metrekarelik onlarca fabrika, binlerce makine, binlerce çalışan vardır artık.

MÜHENDİS OLACAKTI AMA.. Bir şileple İstanbul’a vardıklarında dokuz yaşındadır. Çıkış kontrolünü yapan Rus gizli polisi tüm paralarına el koyduğu için, onları şilepten karaya götürecek sandala verecek paraları bile yoktur. Anne tarafından akrabaların yardımıyla ayak basarlar İstanbul’a. Yıl 1929, aylardan ağustos. Sonrasında gelecek mahrumiyet yıllarında, anne hariç evdeki herkes çalışır. Kadırga 3. İlkokulu’nun çıkışında satıcılık yapan, yaz tatillerinde fabrikalarda çalışan Sabri Ülker’in üç yaz işçilik yaptığı bir fabrika da Besler Bisküvi ve Çikolata Fabrikası’dır. (Daha sonra o işadamı olup, bu fabrika da kapanınca isim hakkını alacak, yağ üretimine karar verdiğinde bir marka yapacaktır.) İstanbul Erkek Lisesi’nin orta ikinci sınıfındayken parasız yatılı sınavını kazanınca, ortaokulu Bilecik, liseyi Kütahya’da bitirir. Mühendis olmaktır planı. Ancak o yıl ağabeyi yedek askerliğe alınınca onun işlerine bakmak zorunda kalır, ağabeyi ikinci yıl kayıtlar kapandıktan

sonra dönünce de bir yıl daha kaybetmemek için Sultanahmet İktisadi ve Ticari İlimler Mekteb-i Álisi’ne girer, 1944’te mezun olur.

İŞÇİSİ OLDUĞU FABRİKANIN İSİM HAKKINI ALDI Onun deyimiyle ‘‘taş üstüne taş konmayan’’, pek iş bulabileceği bir dönem değildir, çünkü bu kez de İkinci Dünya Savaşı yıllarıdır. İmalat yapacak yer, makine, hiçbir şey yoktur ya, öğrenci-işçiyken tanıdığı bir ustayla bisküvi yapmaya karar verdiğini anlatır röportajlarında. (Ama çoğu kaynakta Ülker Grubu’nu ağabeyi Asım Ülker’le birlikte kurduğu yazar. Asım Ülker, 1985 yılında Ülker’deki hisselerini kardeşine devrederek, Kar Şirketler Topluluğu’nu kuracak, 90 yaşında hayata veda edecektir.) Eminönü’nde harap haldeki bir fabrikayı, borç parayla alıp, gece gündüz çalışarak adam etmesinde, imalathaneyi satan Rum’un, bir Türk’e yer sattığı için sitemde bulunanlara, ‘‘boşuna konuşuyorsunuz, yeni mektebi bitirmiş, bir şeyden haberi olmayan birisi, altı aya varmaz, yarı fiyatına geri alırım’’ demesinin etkisi vardır. Ancak 1944’te işe başlayan imalathane, dört yıl mal yetiştiremeyecek şekilde çalışır. Sonra Topkapı Sanayi Bölgesi’ne taşınır. Yeni makine ve tesis ithali için döviz tahsisi alamayınca, Ülker kendi bilgisi, gözlemleri, biraz da deneme yanılmayla yerlilerini yapar, 20 metrelik dört fırın daha imal ederek, yeni bir arsaya ilk tesisini kurar.

TEMMUZ

2012

TARİHÇESİ 1944:Ülker markalı ilk ürün pötibör üretildi. Ülker, Lüks İdeal, Haylayf, Arı ve Besler gibi köklü markalarla rekabet etmeye başladı. 1965: Ülker TopkapıDavutpaşa’da açtığı fabrikayla modern üretim tesislerine adım attı. O yılda Anadolu’ya yaptığı tanıtımlarla tüm Türkiye’ye yayıldı. 1970: Şirket, unutulmayan reklam repliği “Ülkersiz çay saati düşünülemez”i üretti. Reklam filmi radyo ve televizyon yayınlarında kullanıldı. Yine aynı yıl, Çokomilk, Çokomel, Çokonat gibi markalar doğdu. 1972: Ülker ilk kez kendi ismiyle çikolata üretti. O tarihten sonra şirket aynı zamanda çikolata markası da oldu. 1974: Ar-Ge departmanı kuruldu. 1977: Dido markasını ortaya çıkardı. 1980: Ülker Çikolatalı Gofret üretimi başladı. 1986: Ülker Halley ve Ülker Hobby markalarını piyasaya sürdü. 1988: Ülker Albeni ve Metro piyasaya sürüldü. 1994: Ülker ilk kez bisküvi ve çikolata dışımnda, Bizim markasıyla mutfakta kullanılan yemek malzemeleri üretmeye başladı. 2002: 30 yıllık bebek maması markası Hero ile işbirliğine gidildi. 2009: Ülker 65. yılını kutladı. 2010: Ülker FIBA Dünya Kupası’na sponsor oldu.

25


Vize serbestisine Rum müdahalesi

AVRUPA Birliği ve Türkiye dün Türk vatandaşlarına ‘Vize Muafiyeti’ sürecini resmen başlattılar. Üç yıl gibi bir zaman alması beklenen bu sürecin ilk adımı, Brüksel’de Türkiye’nin AB Daimi Temsilcisi Büyükelçi Selim Yenel’in, ‘Geri Kabul Anlaşması’nı parafe etmesiyle atıldı. Kıbrıslı Rumlar, vize konusunda da ‘sorun’ çıkardılar ve geri kabul anlaşması metnine, Türkiye’nin ‘Tüm AB ülkeleriyle’ ifadesini ekleyerek Güney Kıbrıs’la da ‘Adalet ve İçişleri alanında işbirliği’yapması ifadesinin eklenmesini sağladılar. Geri Kabul Anlaşması, Türkiye üzerinden AB ülkelerine geçen kaçak göçmenlerin, Türkiye’ye yeniden iadesini öngörüyor. GKA’nın maliyetinin bir bölümünün AB tarafından karşılanması konusunda da uzlaşıldı.

26

TEMMUZ

2012


Süreç nasıl işleyecek

* Europol ile işbirliğinin geliştirilmesi

Kıbrıs’ın ısrarlarıyla ‘AB ve tüm AB ülkeleriyle İçişleri ve Adalet konularında işbirliği yapılması’ yönünde ifadeler yer aldı. Rumların ısrarıyla ‘Tüm AB ülkeleri’ ifadesi, metinde bir kaç yerde vurgulandı.

* AB Komisyonu’nun İçişlerinden Sorumlu Temsilcisi Cecilia Malms- * AB’nin göç politikasına uyum sağtröm, Türkiye ile ‘Vize Muafiyeti’ lanması sürecini yürütmek için görevlen* Türkiye’nin vize politikasını AB’nin dirilecek. vize politikasıyla uyumlaştırması. Türkiye’nin AB Daimi Temsilcisi * Malström, Haziran sonunda Bu uygulamayı, daha önce ‘Vize Selim Yenel’in paraf ettiği metin Türkiye’yi ziyaret edecek ve vize Muafiyeti’ süreci yaşayan ülkeler şöyle: serbestisi sürecinin başladığı res2,5 veya 3 yıl içerisinde tamamladımen ilan edilecek. “AB Komisyonu tarafından Türlar. Türkiye’nin de bu süre içerisinkiye ile AB arasındaki geri kabul * Ekim veya kasım ayında AB de tamamlaması bekleniyor. anlaşmasının imzalanmasına Türkiye’ye ‘vize muafiyeti eylem Vize muafiyetinin başlamasına ka- paralel olarak, kademeli ve uzun planı”nı sunacak. Türkiye bu eydar Türk vatandaşlarına ‘Vize Ko- vadeli perspektifte vize muafiyeti lem planını ‘uygun bulması’ halaylığı’ uygulanacak. AB ülkelerinin yönünde adımlar atılmalıdır. Bu linde, GKA’yı imzalayacak ve böy‘Vize Büro’ sayısı artırılacak. ‘Vize işbirliğinin, performans bazlı yaklelikle “Vize Muafiyeti Eylem Planı” Kolaylığı’ ise, iş adamları, spor- laşım üzerine kurulması, konunun uygulamaya geçirilecek. cular, öğrenciler, gazeteciler ve Türkiye tarafından AB ve üye dev* Eylem planının uygulamaya ge- sanatçılar gibi bazı meslek grup- letlere etkili ve tutarlı bir şekilde çilmesi ve ilerleme sağlanmasıyla larına 2 yıldan 5 yıla kadar uzun uygulanmasına bağlı bir ‘Eylem birlikte Türkiye, TBMM aracılığıyla süreli vizelerin verilmesi uygula- Planı’ temelinde ilerlemesi sağlanGKA’yı onaylayacak. Türkiye, ‘vize masını getiriyor. Ayrıca, emekliler malıdır. muafiyeti’ aşamasına gelindiğinde ve 12 yaş altı kişilerden vize ücreÖzellikle uluslararası yükümlülükGKA’yı uygulamaya başlayacak. ti alınmayacak. Vize ücretleri 65 ler gözetilmeli, geri kabul anlaşEuro’dan 35 Euro’ya düşecek. Vize masının tüm üye devletler ve tüm başvuruları en geç 15 günde soüye devletlerin adalet ve içişleri Eylem Planı nuçlanacak, başvuruya ret cevabı konularında, sınır ve göç akımları Bu süreçte Türkiye, belge güven- verilmesi halinde bunun gerekçebahis olduğunda etkin ve tam olaliğinden sınır yönetimine ve göç- si açıklanacak ve başvuru yapana rak işbirliği sağlanmalıdır. Özellikmen politikasına kadar birçok dava açma hakkı getirilecek. le vize konusunda AB müktesebatı alanda yeni reformlar gerçekleşile daha fazla uyuma ve yasal mevtirecek. zuatın uygulanması konusuna önRumlar bastırdı, ‘Tüm AB ülkeleri’ celik verilmelidir”. Türkiye’ye sunulacak olan Eylem ifadesi girdi Planı içinde şu unsurların yer alAkşam saatlerinde yayımlanan ması bekleniyor: ‘Geri Kabul Anlaşması’nda, Güney * Türk vatandaşlarının elindeki pasaportların tamamının biometrik pasaport olması, * Türkiye’nin AB Sınır Koruma Ajansı Frontex ile işbirliğini daha da geliştirmesi, * GKA ile ilgili AB üyesi ülkelerle ikili anlaşmaların imzalanması. Örneğin Yunanistan ile GKA imzalanması,

TEMMUZ

2012

27


Karaman’da çalıştıracak işçi bulamıyorlar Karaman Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Müteşebbis Heyeti Başkanı Kemal Boynukalın, “Karaman göç almadığından, kentte çalıştıracak işçi bulunamıyor. Şehirde her türlü fabrikanın işçiye ihtiyacı var. Bireysel başvurular durumunda direkt işe alınrlar” diye konuştu. “Karaman göç almayan bir şehir. O yüzden işçi sıkıntısı hat safhada. Karaman nüfusu her geçen gün azalan bir şehir de aynı zamanda. Gelenler kesinlikle başvuranlar bireysel başvurularıyla işe alınacaktır” dedi.

28

Bireysel başvuru şart Karaman’a gelmek isteyenlere yönelik herhangi bir uygulamanın henüz başlamadığını da belirten Boynukalın, “Organize Sanayi Bölgesi olarak bu konuda herhangi bir çalışma yok. Henüz böyle bir şeye başlamadık ama iş arayanlar bireysel başvurularıyla kesinlikle işe alınacaktır çünkü işçi eksikliği çok fazla. Her türlü fabrikada işçi açığı var” diye devam etti. Boynukalın, “Bisküvinin Başkenti” olarak bilinen Karaman OSB’de 99 sanayi tesisi olduğunu ve bu te-

TEMMUZ

2012

sislerden her yıl milyonlarca dolar ihracat yapıldığını belirtti. Karaman OSB’de gıda ağırlıklı tesislerden bir çoğunun dünya çapında marka olduklarını ifade eden Boynukalın, “Karaman’da bisküvi ve şekerleme üretimi oldukça fazla. Türkiye’de üretilen her 3 bisküviden 1’i Karaman’da üretiliyor. Bu tesisler kurumsal kimlik kazanmış tesisler. Dünyanın her yerine ihracat yapıyorlar. Türkiye’nin her yerinde bölge müdürlükleri ve bayileri var” dedi.


Daha 5 bin işçiye ihtiyaç var” Karaman OSB’de en büyük sorunun işçi sıkıntısı olduğunu, sanayi tesislerinin çalıştıracak işçi bulmakta zorlandıklarını dile getiren Boynukalın, sözlerini şöyle sürdürdü: “Şu anda 9 bin işçi çalışıyor. Daha 5 bin işçiye ihtiyaç var. Çalıştıracak işçi bulamıyoruz. İş için başvuran, niyeti gerçekten çalışmak olan bir kişi başvurduğunda mutlaka iş buluyor. ‘İş bulamadım’ diyen mutlaka masa başı iş istiyor. Tesisler şimdi yaklaşık yüzde 70 kapasite ile çalışıyor. Her fabrika kapasitesini artırmak için yeni milyon dolarlık yatırımlar yaptı. Fakat işçi bulamadığı için tam kapasiteye çıkamıyor. Yatırım yapmak istediği halde cesaret edemeyen iş adamlarımız var. İş için başvuranları neredeyse çiçekle karşılayacağız.”

Çevre ilçelerden işçi getiriliyor İşçi bulabilmek için en uzak köylere bile gittiklerini, her gün onlarca işçi servisinin çevre ilçelerden Karaman’a işçi taşıdığını vurgulayan Boynukalın, şöyle devam etti: “Mersin’in Mut ilçesinden gelen işçiler var. Mut Karaman’a 70 kilometre. 100 kilometre uzaktaki Konya’nın Ereğli ilçesinden gelen işçilerimiz var. Konya’nın Çumra ilçesinden gelen işçiler var.

Karaman’ın en uzak köylerinden servislerimiz işçi taşıyor. Köylere, “Düzenli göçün teşvik edilmesi lakasabalara gidip evlerden, kahvezım” lerden çalışacak işçi arıyoruz. 100 kilometre uzaktan gelen bir işçi Karaman’a dışarıdan gelecek 5 bin tam anlamıyla verimli olamıyor. kişinin 15-20 bin kişi demek olduİşe başlamadan yolda yoruluyor. ğunu, kentin bu kadar bir artışı Trafik kazaları oluyor. Dalgınlıktan birden kaldırmasının zor olacağını dolayı iş kazaları oluyor. Maliyeti vurgulayan Boynukalın, “Şu anda yükseltiyor. Makineler boş çalı- işçi Karaman’a göçüp gelse, en büşıyor. Tüm dünyada işsizliğin en yük sıkıntı konut... Bu kadar insanı büyük sorun olarak gösterildiği bir barındıracak konut var mı, bunun zamanda bu çektiğimiz sıkıntı her- sorgulanması lazım. TOKİ yeni konutlar yapabilir. İşçi evleri yapılahalde ancak fıkralarda olur.” bilir. Dışardan gelen işçi, iş günlerinde bu işçi evlerinde kalıp hafta sonları memleketine gidebilir. İyi bir organize ile düzenli göçün teşvik edilmesi lazım. Bu konuda yetkililerden yardım bekliyoruz” diye konuştu.

TEMMUZ

2012

29


‘Yasa oyuncak değil’ 11 firma teşhir edilirken Bakan Eker, şirketlere dikkatli olmaları uyarısında bulundu. Eker “Ürünün etiketinde ‘Yüzde 100 dana etinden üretilmiştir’ ibaresi koymuşsanız, içine tavuk eti katamazsınız. Oyuncak değil” dedi.

sorularını yanıtlayan Eker, teşhir kararını alırken ‘vebal’ duygusuyla hareket ettiklerini kaydetti. Eker, hukuken açık, şeffaf ve hassas bir

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, son açıklanan listede Pınar’ın da ürününde ‘yüzde 100 dana’ ibaresi bulunmasına karşın içinde kanatlı çıkması sonrası başlayan tartışmaya katıldı. Eker, teşhir kararını çok hassas bir sürecin sonunda aldıklarını söyledi. TBMM’de bir grup gazetecinin

30

TEMMUZ

2012

denetim sürecinin ardından teşhir kararı alındığını kaydetti.


Eker, üreticileri şöyle uyardı: “Yeni kanunu hemen uygulamaya koymadık, 18 ay bekledik ki herkes hatası, eksiği varsa düzeltsin diye. Artık Türkiye başka bir ülkedir. Amsterdam’da ne ise Ankara’da da o olacak, dedik. Kanunun ardından 102 yönetmelik çıkarttık. Bunu şaka olsun diye yapmadık. Oyuncak değil.

ŞAKA OLSUN DİYE ÇIKMADI Eker, üreticileri şöyle uyardı: “Yeni kanunu hemen uygulamaya koymadık, 18 ay bekledik ki herkes hatası, eksiği varsa düzeltsin diye. Artık Türkiye başka bir ülkedir. Amsterdam’da ne ise Ankara’da da o olacak, dedik. Kanunun ardından 102 yönetmelik çıkarttık. Bunu şaka olsun diye yapmadık. Oyuncak değil. Herkes kendisine çekidüzen verecek.” Bir tüketici olarak, haklarında teşhir kararı verilen Apikoğlu ve Pınar’ın Türkiye’nin iyi firmaları olduğunu

düşündüğünü kaydeden Bakan ten Eker, Türkiye çapında gıda deEker, “Ancak bir ürünün etiketinde netimini 5 bin dolayında elemanla ‘Yüzde 100 dana etinden üretil- yaptıklarını ifade etti. miştir’ ibaresi koymuşsanız, içine tavuk eti katamazsınız. Bizim söylediğimiz budur. Hijyen değil veya ‘İMAJINI KENDİSİ DÜZELTECEK’ sağlığa aykırıdır demiyoruz. O baş- Eker, teşhir edilen firmaların daha ka bir şey” diye konuştu. sonra kurallara uygun üretime başladıklarının da duyurulup duyurulmadığına ilişkin bir soru üze5 BİN ELEMANLA 90 BİN ÜRÜN rine, “O bizim işimiz değil. İmajını DENETLENDİ artık kendisi düzeltecek. Ben ne Alo 174 gıda ihbar hattına gelen sebeple teşhir ettiğimi açıklaihbarlardan yola çıkarak 90 bin mamda yazıyorum. Ben demiyoüründe denetim yaptıkları belir- rum ki, bu ürün mikrop saçıyor” dedi. ‘BUYURSUN KANUNİ HAKLARINI KULLANSIN’ Eker, Pınar’ın açıklamasında ‘Kanuni haklarımızı kullanacağız’ denildiğinin anımsatılması üzerine de “Buyursun kullansın. Kullanmasın demiyoruz” şeklinde konuştu. Eker 11 bin 800 liralık para cezasının yanında suç duyurusunda bulunduklarını bildirdi.

TEMMUZ

2012

31


SGK’da diş sigorta kapsamına giriyor SGK’lıların özel hastanelerde diş tedavisi de yaptırabilmelerine olanak tanıyacak uygulama, Maliye Bakanlığı ve Hazine’nin olurunu bekliyor. Kararın çıkması halinde, uygulama gelecek yıl uygulamaya girebilecek. Devlet, sigortalıların özel hastanelerde diş tedavisi yaptırabilmesi için harekete geçti. Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığı’nın olurundan sonra resmileşecek olan uygulamanın temel tedavileri kapsayacağı, ancak implant gibi pahalı teda-

32

vilerin bu uygulamanın kapsamı dışında kalabileceği belirtiliyor. Özel diş hastanelerinde yığılmanın önüne geçilebilmesi amacıyla, özele başvurunun sevk zincirine bağlanması ve bazı tedaviler için fark ücreti alınmasının da gündemde olduğu belirtiliyor.

TEMMUZ

2012

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın özel hastanelerden diş tedavisi hizmeti alımıyla ilgili çalışmasında son aşamaya gelindi. Söz konusu çalışmanın son haline göre, özel hastanelerden diş tedavisi alımı öncelikle temel rahatsızlıklarda yoğunlaşacak. Bununla birlikte diğer diş


hastalıkları için de farklı şartlar uygulanacak. Ulygulamayla bazı rahatsızlıkların tedavisinde fark alınmasının da gündeme gelebileceği belirtiliyor. Uygulamada, Sağlık Uygulama Tebliği’nin (SUT) esas alınacağı belirtilirken, özel hastanelerde verilecek sağlık hizmetlerine yapılacak ödemelerin ayrıntılarının da SUT ile belirleneceği kaydediliyor. Özel diş hastanelerinde sigortalılalara verilecek hizmetin esaslarını belirleme yetkisi de, Türk Diş Hekimleri Birliği değil SGK’da olacak. Top Maliye Bakanlığı’nda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in, “Bu işin maliyeti ne olabilir?” diye bürokratlardan hesaplama istediği, bununla birlikte SGK’dan, özel hastanelerden diş hizmeti alınabileceği konusunda olumlu görüş geldiği ifade edildi.

Ekonomi Koordinasyon Kurulu (EKK) toplantısında konunun masaya yatırılacağı, Maliye Bakanlığı ve Hazine’nin de maliyetler konusundaki görüşlerini açıklayacağı kaydedildi. EKK’dan konuyla ilgili olumlu karar çıkmasının beklendiği ifade edilirken, sigortalıların özel hastanelerde diş tedavisi yaptırmasına ilişkin uygulamanın gelecek yıl başlayabileceği öğrenildi. İmplant olmayacak! Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cem Kılıç, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın çalışması hakkında bilgi verirken, özelden sağlık hizmeti alımının temel diş rahatsızlıkları için geçerli olabileceğini belirtti. Kılıç, “Örneğin implant gibi harcamalar, bunun içinde olmayacak. Botoks gibi harcamalar nasıl SGK’dan tahsil edilemiyorsa, burada da öyle olacak” ifadesini kullandı. Kılıç, hastaların özel diş hekim-

TEMMUZ

2012

lerine doğrudan mı başvuracağı, yoksa devlet hastanesinden mi sevk edileceği şeklindeki bir sorusu üzerine de, bu konunun henüz netleşmediğini vurguladı ve “Muhtemelen enflasyonu önlemek açısından bir sevk zinciri olabilir” diye konuştu.

33


7 bin yıllık tarih TOKİ'ye emanet Mardin’de 3 yıl önce başlayan tarihi dönüşüm projesi kapsamında devam eden çalışmalarda şu ana kadar 140 beton bina yıkıldığı belirtildi. Konu ile ilgili bilgi veren Mardin Belediye Başkanı Beşir Ayanoğlu, tarihi kentte başlayan dönüşüm projesi kapsamında şu ana kadar tespit edilen 570 binadan 140 binanın yıkıldığını kaydetti. Projenin Mardin’i 100 yıl önceki haline getirme amacı taşıdığını ifade etti.

34

TEMMUZ

2012


7 bin yıllık tarihi geçmişi bulunan ve 30 medeniyete beşiklik eden Mardin’i bir dünya kenti yapma adına imkanlar ölçüsünde hizmet ettiklerini belirten Mardin Belediye Başkanı Beşir Ayanoğlu, 50 yıl boyunca yerel yönetimlerin yapmış oldukları hataları şimdi kendilerinin çektiğini ifade etti. Baş-

kan Ayanoğlu, “Bugün Mardin’de restore ettik. Mardin’i UNESCO’ya tespit edilen beton ev sayısı 2 bini hazırlıyoruz. 2014 yılında başvugeçiyor. Acil olarak yıkılması gere- rumuzu yapacağız.” şeklinde koken ilk etapta 570 bina var. Bunları nuştu 2014 yılına kadar yıkmamız gerekir. Şu ana kadar 140 bina yıkıldı. Mardin’in hem alt yapısı hem de “MARDİN DÜNYA TURİZM MERKEZİ üst yapısını yeniden şekillendiri- OLACAK” yoruz. Şu ana kadar şehrin sokak- Turizm’de son yıllarda önemli bir larına 550 bin metre parke taşı ile başarı yakalayan Mardin yatırımdöşedik. 200 kilometre su ve ka- cıların da iştahını kabarttığına diknalizasyon döşemesi yaptık. 1952 kat çeken Başkan Ayanoğlu, son 5 yılında yapılan Mardin’in alt yapısı, yılda Mardin’de 10 otel 30’a yakın 60 yıl sonra tamamı yeniden kazı- butik otel açıldığını hatırlattı. Ayalarak döşendi. Suyu, elektriği, ka- noğlu, “2003 yıllarında Mardin’e nalizasyonu, telefonu atık su tah- gelen turist sayısı 30 binken buliyesi bunlar tamamen yenilendi. gün ise bir milyonu aşmaktadır. Şehri güzelleştirecek 11 tane park Bölgeye gelen huzur ve güven sayaptık. Mardin’i adeta şantiyeye yesinde yerli yabancı yatırımcılar dönüştürdük. Bütün bunlar için tarihi kentte yatırım yapmak için şu ana kadar 80 milyon lira harca- sıraya girmiş durumdadır. Bizim ma yaptık.” dedi hedefimiz büyük. 2023 vizyon hedefimizde ise Mardin’e 5 milyon turist 50 bin yatak ve 50 butik otel “İNANÇ AYRIMI YAPMADAN CAMİhedefliyoruz. Herkesin Mardin Yİ DE KİLİSEYİ DE ONARIYORUZ” için elini taşın altına koyma vakti İnanç ve kültür turizmine yöne- geldi. İşadamından bürokratına, lik yapılan diğer çalışmalar kap- basınından esnafına kadar hersamında hiçbir ayrım yapmadan kesin üzerine düşen görevi yeriçalıştıklarını vurgulayan Başkan ne getirmesi gerekir. Bunun için Ayanoğlu, şunları söyledi: “Son üç Mardin’de turizm alanında yatırım yılda cami, medrese, hamam, kili- yapmak isteyen herkese kapımız se tarihi evler ve çarşılar restore açıktır. Mardin sadece ülkemizin edildi. Mardin Valiliği ile ortak ya- değil bir dünya kenti olacaktır. pılan çalışmalar kapsamında tarihi Kudüs’ten Venedik’ten Toledo’dan dokunun korunması adına önemli daha eski daha zengin bir kültüprojelere imza atıldı. Turizm de re sahip olan Mardin’in kaderi de günden güne yıldızı paralayan değişecektir. İşsizlik sona erecek. Mardin’i geleceği hazırlamak için İnsanlar birbirleri ile değil işleri ile, önemli projeler hazırlandı. Tarihi aşları ile uğraşacak. Artık Mardin kenti dünya turizm merkezi yap- kabuğunu kırdı.” diye konuştu mak için kolları sıvadık. Mardin’in simgesi olan tarihi surları yeniden

TEMMUZ

2012

35


Peygamberler ve sahabeler şehri Diyarbakır

Geceleri gökyüzünün lacivert renginde yıldızlara ulaşmak için başımızı kaldırırız. Yıldızlar bizim için hep ulaşılamaz, hep uzaktadırlar. Oysa yakınımıza kadar gelmiş yıldızlar vardır ki onları fark edemez ve onlardan uzak dururuz. Peygamberimiz, Sultanımız, gönül güneşimiz Hz. Muhammed (sav), ashabını gökteki yıldızlara benzetmiştir. “Kim onların yolunda giderse, kurtuluşa ulaşır” buyurmuştur. Onları tam manasıyla örnek alamasak da, onların aktığı Samanyolu galaksisinin dışında kalsak da; onları arama, onlara yakın olma arzumuz bir Müslüman olarak her zaman içimizin bir yanındadır. Her zaman bizimle beraberdir.

36

TEMMUZ

2012


Yıldızlı bir gecenin sabahında düştük gökyüzünün yıldızlarının kıskandığı “kırk bir” yıldızın peşine… Diyarbakır’dayız. Şanlıurfa için ne kadar ‘Peygamberler Şehri’ demek yerinde ise, Diyarbakır için o kadar “Sahabeler Şehri’ demek o kadar yerindedir.

Her Yan Tarih Tüm seslere inat, biz sessizliğimizle şehri kuşatan surları dolaşıyoruz ilk önce. Uzaydan görülebilen, Çin Seddi’nden sonra, en uzun yapı surlar. Surların bu uzayan büyüleyici güzelliği bizi etkilerken, aynı zamanda insanların tarih boyunca en büyük sorunlarının başında güvenlik kaygısının da olduğunu gösteriyor. İnsan yaşantısından, hayatından, canından, malından emin olmak istiyor. Şehrin hemen her yanında bir tarihi mekâna rastlamak mümkün. Eski yapılarda görülen Diyarbakır’a özgü siyah taşlar, eski zamanlara çağırıyor bizi. Kırkbir sahabenin yaşadığı bu şehrin tarih kokan sokakları, bizi geçmişin sayfalarına çağırıyor. Surları geçip az ilerdeki yirmi yedi sahabenin bulunduğu Hz. Süleyman Camii’ne çeviriyoruz yolumuzu. Diyarbakır fethinde şehit düştüğü tespit edilen kırk bir sahabeden, mezarlarının yeri tespit edilen otuz sahabe var. Bunlardan yirmi yedi tanesi Hz Süleyman Cami’inde bulunmakta.

Işık Ordusu Diyarbakır’da Mekke’nin fethedilmesinin üzerinden henüz 9 yıl geçmişti. Hali-

fe Hz. Ömer’in (r.a.) görev verdiği her sahurda erzak getiren askere komutan İyaz bin Ganem ve Halid “Erzakımız mı bitti?” diye sorar. Asbin Velid, 8 bin kişilik İslam ordu- ker erzakın yeterli olduğunu söysu ile Kuzey Mezopotamya’ya doğ- leyince ‘neden sahurda kendisine ru ilerliyordu. Ordunun içerisinde üç gündür bir şey bırakılmadığını’ Sahabelerden oluşan bin kişilik bir sorar. Asker de her gece ekmek bıkuvvet bulunuyordu. raktığını belirtir. Diyarbakır Kalesi önüne gelinmişDurumdan şüphelenen asker, neti. Bizans İmparatoru Heraklius ler olduğunu anlamak için gece yönetimindeki bölgede kuşatma beş ay sürdü. İyaz bin Ganem, sahurda her zaman ekmek bırakMardinkapı’yı; Said bin Zeyd, tığı yere Halit bin Velid’in ekmeUrfa Kapı’yı; Muaz bin Cebel, Dağ ğini bırakır, olacakları gizlendiği Kapı’yı; Halid bin Velid, Yenikapı’yı yerden beklemeye başlar. tutmuştu. (Radıyallahu anhum ecmain). Allah İnanlarla Beraberdir Onlar, her gönle Allah sevgisini anlatmak için yola çıkmış ışık or- Sonsuzluğun sahibi, yarının tek hakimi olan Allah hep sevdikleri duları… ile beraberdir. Gece çadıra gizliBugünkü Dicle Üniversitesi’nin, surlar dışında bulunan kampüsü- ce bir köpek girer. Ekmeği kapıp nün olduğu yere kadar gelmişler. uzaklaşır. Nöbetçi asker köpeği Buraya karargahlarını kurmuşlar. takip eder. Köpek ağzında ekmekYanlarında çölün susuzluğu, ek- ler Diyarbakır’a doğru yönelir. Irmeğin kıtlığı, karşılarında aşılması mağı geçerek surların altından bir zor sur sıradağları var. delikten içeri girer. Nöbetçi asker bu deliği keşfetmiştir. Durumu Hz. Surlar bütün çabalara rağmen aşılamaz. Kuşatma uzadıkça uzar. Halit bin Velid’e bildirir. Köpeğin Aylar birbirini kovalarken, zaman surlar altından geçtiği delik az kutlu ay Ramazan’a denk gelir. daha genişletilebilirse, içeriye asSavaşan askerler oruçlarını ihmal kerin sızmasının mümkün olacağı etmez. Onların komutanı olan Ha- anlaşılır. lit bin Velid de orucunu her gece Hemen bir plan yapılır. Gece asçadırına bırakılan ekmekle tutar. kerler içerisinden seçilecek bir Bir gece sahura kalktığında, sahur gurup köpeğin geçtiği delikten için bırakılan ekmeği göremez. Er- geçerek, surlardan içeri sızacak, tesi gece de sahurda yiyecek bir surların kapısını açacak, İslam şeyi yoktur. Üç gün devam eden orduları da açılan kapıdan içeri bu durum karşısında, ordunun ergireceklerdir. zakı bittiği için kendisine sahurda bir şey getirilmediğini düşünerek, Plan güzel bir plandır. Lakin zorsahursuz oruç tutar. dur. İçeri girmek, yakalanmak, öldürülmek vardır. Ancak onlar Yemeksiz oruç tutuğuna göre, asker de aynı şekilde sahursuz oruç ölümü sevgiliye kavuşmak olarak tuttuğunu düşünerek, kendisine algılamışlardır. Herkesin merak

TEMMUZ

2012

37


ettiği bu fedakar insanlar kim olacak diye beklenirken, Halid Bin Velid oğlu Süleyman’ın (r.a.) yanına bir gurup sahabe verir. Buldukları küçük bir gediği biraz daha açarak girerler içeriye. Gedik küçüktür. Ancak, yapılacak iş için büyük bir adımdır. Gecenin rengine bürünmüş bu sevda erleri, surların kapısını açarlar. Ancak, kapı açılana kadar, Hz. Süleyman (ra) ve yirmi yedi arkadaşı sonsuzluk kervanına katılırlar.

Şehitler Yurdu Diyarbakır surlarının altındaki kapıdan geçip ihtişamı ile karşımızda duran Hz. Süleyman Camii’ne varıncaya kadar, rehberimizden bu hikayeyi dinledik. Siyah taşlardan örülmüş caminin avlusunda ve cami içinde insanlar dua ediyorlar. Öyle ki Kur’an okumayı bilmeyenlere, Kur’an okumak için hazır kıta bekleyen insanlar da türbe etrafını kuşatmış. Cami-i şerif şehit düşen yirmi yedi sahabenin kabirlerinin üzerine yapılmış. Cami, altındaki türbeye iniş merdiveni kapatılmış zamanla. Onların anısına, cami avlusuna Hz. Süleyman’ın sandukası yapılmış. Daha sonra, etrafını çok sayıda mezar sarmış. Temiz ve bakımlı olan cami ve türbelerin güzel görüntüsünü cami ve türbe etrafını mekan tutan paralı Yasin okuyanlar ve dilenciler gölgelemekte. Bu sahabe mabedinin kapısında el açılması, inancın sömürülmesi içimizi burkuyor. Fatihalarımızın yanına, bu nahoş

38

görüntülerin son bulması için temennilerimizi sıkıştırıyoruz.

Hz. Süleyman Camii ve 27 Şehit Sahabe Hz. Süleyman Camii, Nisanoğlu Ebul Kasım tarafından 1155-1169 yılları arasında yaptırılmıştır. Ebul Kasım’ın rüyasına giren Hz. Süleyman, “Üzerimiz ne zamana kadar açık kalacak?” diye sitemde bulunmuş. Cami bitişiğinde, Osmanlılar dö-

TEMMUZ

2012

neminde yapılan Halid Bin Velid’in oğlu Hz. Süleyman ile Diyarbakır’ın İslam orduları tarafından alınışı sırasında şehit düşen diğer sahabelerin yattığı şehitlik bulunmaktadır. Diyarbakır’ın fethi sırasında şehit olan Halid Bin Velid’in oğlu Süleyman dahil, 27 Sahabe bu bölgede, 13 Sahabe ise surların farklı bir yerinde şehit olmuştur. Yaralanan Sultan Sa’sa’nın da 6 ay sonra şehit olmasıyla birlikte, bölgeye toplam 41 sahabe defnedildi.


10- Hattab b. Cerir (r.a.)

mış. Türbedar eline pamuk alır,

11- Efleh b. Saide (r.a.)

kanayan şehit kanlarını silermiş.

Diyarbakır’da (çeşitli mekanlarda) medfun bulunan Sahabiler:

Geceleyin türbeye inen türbedar,

6-Ebul Mücin (Hançer-i Güzel) (r.a.), Lalabey Mahallesinde.

Diyarbakır’da (Hz.Süleyman Camii’nde) Metfun Bulunan Sahabiler:

3- Huzeyde b. Sabit (r.a.) 4- İmran b. Bişr (r.a.)

Hz.Süleyman, Hz.Rıdvan, Hz.Mesut, Hz.Beşir, Hz.Hamza, Hz.Amr, Hz.Sabe, Hz.Sabit, Hz.Zeyd (2 ayrı kişi), Hz.Halid (2), Hz.Numan, Hz.Muhammed (2), Hz.Abdullah (3), Hz.Hasan (2), Hz.Ka’b-Zişan, Hz.Fudayl, Hz.Malik, Hz.Fahr, Hz.Ebul Hamd, Hz.Ebu Nasr, Hz.Muğire (radıyallahu anhum).

5- Selem b. Yes’ub (r.a.)

ne pamuk alması için para vermiş. kanayan yaraları pamukla temizlemeye başlamış. Bir ara hiç yapmadığı bir şeyi yapmış. Şehitlerden birinin yüzünü açmış. Gördüğü karşısında şaşkına dönmüş. Kendisine pamuk parası veren kişi, kanını temizlediği şehidin ta kendisi imiş. Bu türbedarın ölümünden sonra, şehitlerin gömülü olduğu mahzene inen yol kapatılmış.

Camii de Namaz Kılmayan Veli Büyük Allah dostlarından, Mevlana Halid Zülcenaheyn Hazretleri (ks) bir seferden dönerken, Hz. Süleyman Camii’ne namaz kılmak için gelmiş. Camiye adımını atar atmaz geri çekilmiş. Geri dönüp camii avlusunda namazını kılmış. Kendisine “Namazı neden avluda kıldınız?” diye soranlara verdiği cevap enteresan ve bir o kadarda manidardır. “Orada o kadar çok mektense dışarıda kılmayı tercih

Türbedârın Anısı

7- Musanna b. Asim (r.a.)

Anlatılanlara göre, Şehitlerin bir türbedarı Şeyh Muhiddin Efendi, onlara sürekli hizmet edermiş. Her Cuma şehitlerin kanları akar-

9- Malik b. Hafiz (r.a.)

pamuk alacak parayı bulamamış.

şehit bir arada idi ki, onları incit-

6- Macid b. Talha (r.a.)

8- Salim b. Adiyy (r.a.)

Çarşı-pazar dolaşsa da bir türlü

2-Mir Seyyaf (r.a.) Hasırlı Mah. Kardeniz 2 Sk.

5-Mirsiyap (r.a.) Şeyh Matar (Dört ayaklı) Camii bahçesinde.

2- Amir b. Ehves (r.a.)

parası bitmiş. Pamuk alamamış.

Yanına bir adam gelerek, kendisi-

4-Sa’saa bin Sühân (r.a.) Ulu Camii yanı, Hasan Paşa Hanı karşısı.

1- Süleyman İbn-i Halid (r.a.)

Yine bir Cuma akşamı yaklaşınca,

1-Malik-i Eşter (r.a.) Bu mekanda Parmağı medfundur. Balıkçılarbaşı Aşefçiler Sokakta.

3-Sahad bin Ebi Vakkas Ebul Muhsin (r.a.) Dağ Kapı’da kapının yanında.

Diyarbakır’da medfun bulunan Sahabiler (Vakidi Tarihi’ne göre):

Şehitlerin yüzlerini hiç açmazmış.

TEMMUZ

2012

ettim.”

39


Türkiye’nin biyoçeşitlilik zenginliği Artvin’de

40

Artvin, varlığı belirlenen 55 memeli, 216 kuş, 15 tatlısu balığı, 33 sürüngen ve amfibi ile 192’si kelebek olmak üzere yüzlerce böcek türüyle Türkiye’nin biyolojik çeşitlilik bakımından en zengin şehirlerinin başında geliyor.

loji ve Koruma Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Temel Göktürk, zengin orman kaynağı ve yaban hayatına sahip olan Artvin’in biyolojik çeşitlilik bakımından Türkiye’nin önemli illerinden biri olduğunu belirtti.

Artvin Çoruh Üniversitesi (AÇÜ) Orman Fakültesi Orman Entomo-

Artvin’in içinde barındığı zengin biyoçeşitlilik bakımından “doğal bir

TEMMUZ

2012

müze olduğunu” ifade eden Göktürk, şunları söyledi:”Türkiye’nin kuzeyinde, Gürcistan sınırında yer alan ilk biyosfer alanı olan Camili biyosfer alanı, Artvin sınırları içerisinde yer almaktadır. Avrupa ve Orta Asya’nın en büyük orman ekosistemine sahip olan iğne yapraklı ve yapraklı ormanların hakim


olduğu biyoçeşitlilik acısından dünyanın 200 sıcak noktasından biri de Artvin’dedir. Karagöl-Sahara Milli Parkı, Hatila Vadisi Milli Parkı, Camili Biyosfer Rezervi, Borçka Karagöl Tabiat Parkı, Camili-Gorgit Tabiatı Koruma Alanı, Camili-Efeler Tabiatı Koruma Alanı ve Çamburnu Tabiatı Koruma Alanı Artvin’de bulunmaktadır.” Artvin’de 2002-2011’de yapılan bilimsel çalışmalarda 55 memeli, 216 kuş, 15 tatlısu balığı, 33 sürüngen ve amfibi ve 192’si kelebek olmak üzere yüzlerce böcek türünün varlığının tespit edildiğini kaydeden Göktürk, “Biyolojik zenginlik “Kelebek çeşitliliği açısından bakımından önemli ve bugün yok Türkiye’nin en zengin illerinden olma noktasına gelmiş ayı, çengel biridir. Türkiye’nin endemik türboynuzlu dağ keçisi, kızıl keçi ve lerinden Merhaba Çokgözlü Çoruh karaca da tespiti yapılan türler- Vadisi’nde, Hopfer’in Çokgözlüdendir. Gri kurt, kızıl tilki, vaşak, sü ilin güney yarısında, Çokgözlü alanda yayılış gösteren ve koruma Türk Mavisi Kaçkarlar’ın eteklerinstatüsünde yer alan türlerdir. Kaf- deki yüksek çayırlarda, Çokgözlü kas leoparının Yusufeli ilçesinde, Büyük Turan Mavisi ise ilin güneyyerel halk tarafından varlığından batı bölgesinde, özellikle Yusufeli ilçesinde kolaylıkla görülebilecek bahsedilmektedir” dedi. türler arasındadır. Avrupa’da nesDoğu Karadeniz Bölgesi’nde buli ciddi olarak tükenme tehlikesi lunan iki önemli kuş alanından altında olan en az bir düzine türü birinin Artvin’i de kapsadığına işade Artvin sınırları içinde yaşam ret eden Göktürk, “ Ayrıca Artvin sürdürmektedir.” Çoruh Vadisi, ülkemizden geçen 2 önemli kuş göç yollarından birine de sahiptir. Artvin’in denize kıyı “Son yıllarda hayvan kaçakçılığıolması ve birçok orman içi göllenın arttığını görüyoruz” re ve akarsuya sahip olması balık faunasının zenginliği yanında su Göktürk, Artvin’de bulunan endekuşlarının da çeşitliliğini berabe- mik hayvanların, turist kisvesi altında bölgeye gelen bir çok yabanrinde getirmiştir” diye konuştu. cı araştırmacının ilgisini çektiğini de belirterek, şöyle konuştu: “Türkiye’de yaşayan kelebeklerin “Bu yabancı araştırmacılar tarafınyüzde 60’ına sahip” dan yaban hayvanlarımız ülke dıGöktürk, Artvin’in, barındırdığı şına kaçırılmaktadır. Özellikle son 192 kelebek türü ile Türkiye’de ya- yıllarda ilimizde rastlanan hayvan şayan kelebeklerin yaklaşık yüzde kaçakçılığının arttığını görüyo60’ına sahip olduğuna dikkati çe- ruz. Bu da ülkemizdeki faunistik zenginliğin yok olması demektir. kerek, şöyle konuştu:

TEMMUZ

2012

Halkımızı doğa ve yaban hayvan kaçakçılığı konusunda bilinçlendirerek bu kaçakçılığı önlemeye çalışıyoruz. Geçen yıl Yusufeli ilçesinde Rus vatandaşı, kelebek kaçakçılığı yaparken köylülerin dikkati sonucu suçüstü yakalandı. Bir süre önce Hopa ilçemizde İsviçre uyruklu 2 kişi tarafından Kafkas engereği kaçakçılığı meydana geldi. Bu kaçakçılık olayı da yine köylülerimizin aldığı doğa eğitimleri ve kaçakçılık eğitimleri ile ortaya çıkarıldı.” Doğada hangi nedenle olursa olsun bir hayvan çeşidinin toplanmasının yasak olduğunu ifade eden Göktürk, “Bu izne tabidir. Bu konuda Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü yetkilidir. Bu kurumdan izin alınmalıdır” diye konuştu. Göktürk, vatandaşların, doğada durumlarından şüphelendikleri yabancı uyruklu kişileri görmeleri halinde Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü ve güvenlik güçlerini bilgilendirmeleri gerektiğini kaydetti. Göktürk, bu konuda gümrük kapılarında görevli memurların da bilgili ve tecrübeli olması gerektiğini sözlerine ekledi.

41


Türk Halkı Uçmayı Sevdi havayolu ile seyahat eden yolcuların yüzde 87’si hava yolu ulaşımında gelişmeleri başarılı buluyor ve verilen hizmetten memnun olduklarını belirtiyor. Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM), Türkiye’de ilk defa, iç hat yolcularının, sunulan hizmetlerden memnuniyet ve beklenti düzeylerini tespit etmek için 18 yaşının üzerinde 10 bin 579 yolcu ile anket çalışması yaptı. Hava alanlarında Haziran-Temmuz 2012 tarihleri arasında gerçekleştirilen anket ilginç sonuçlar ortaya çıkardı. Anket sonuçlarına göre, hava yolunu tercih eden yolcuların yüzde

42

87’si, hava yolu ulaşımında gelişmeleri başarılı buluyor ve verilen hizmetten memnun olduklarını belirtiyor. Ankete katılanların yüzde 5’i hava yolu ulaşımında son 10 yılda katedilen mesafeyi yeterli bulmazken, yüzde 5’lik bölümü ise kısmen olumlu gelişmelerin yaşandığını ifade ediyor.

Havayolu yolcularının büyük bölümü hava yolu ile seyahatin hız, kolaylık ve konfor/rahatlık sağladığını ifade ediyor. Ankete göre, yolcularının yüzde 74’ü güvenli yolculuk özelliği açısından hava yollarını tercih ederken, yüzde 54’ü hava yolu yolculuğunun daha ekonomik olduğunu düşünüyor.

YÜZDE 92 EN AZ BİR KEZ UÇTU

Yolcuların yüzde 43’ünün iş gezisi, yüzde 31’inin tatil, yüzde 28’inin ise memleket veya akraba ziyareti gibi nedenlerden dolayı uçakla seyahat ettiği belirlendi.

Ankete katılanların yüzde 8’i ilk defa uçağa bindiğini, yüzde 92’si ise daha önce en az bir kez uçakla seyahat ettiğini belirtiyor.

Ankette, 2003 yılından sonra uçağa binmeye başlamış yolculara uçağa binme nedeni de soruldu. 2003 yılından sonra ilk kez uça-

TEMMUZ

2012


ğa binen uçak yolcularının yüzde 53’ü uçuş fiyatlarının uygun hale gelmiş olmasından dolayı hava yoluyla seyahat ettiğini ifade ederken, yüzde 14’ü sefer sayılarının artmasıyla rahat bilet bulabildiği için hava yolunu tercih ettiğini belirtti. Bulundukları şehirde uçak seferlerinin başlaması nedeniyle hava yolunu tercih etmeye başladığını ifade edenlerin oranı yüzde 14 olurken, yüzde 13’ü ise bilet satın alma işlemlerinin kolaylaşmasından dolayı uçakla yolculuk etmeye başladıklarını dile getirdi. Araştırma tarihinde 25 yaşın üzerinde olan yolcuların yarıya yakını (yüzde 48) uçağa ilk binişlerinin 2003 yılı veya sonrasında gerçekleştiğini ifade etti. EN ÇOK İSTANBUL’A GİDENLER ALIYOR Ankete göre, Türkiye’de havayoluyla seyahat eden yolcuların yüzde 46’sı İstanbul’a gidiyor. İstanbul’dan sonra hava yolu seyahatinin en çok tercih edildiği ikinci şehir, yüzde 21 ile Ankara. Hava yolu yolcu trafiğinde ilk varış noktası olarak yüzde 7’lik paya sahip İzmir üçüncü sırada yer alırken, uluslararası düzeyde turizm merkezi olan Antalya’nın ise iç hatlar yolcularının yüzde 3’ünün ilk varış noktası olduğu görülüyor.

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye’de 2003 yılından itibaren sivil havacılığın serbestleştirilmesiyle birlikte hava yolu ulaşımında önemli gelişmeler yaşandığını belirtti. 2003 yılı öncesinde uçak seyahati yapanların sayısının çok az olduğunu ve sadece belli gelir düzeyine sahip kişilerin uçak yolculuğu yapabildiğini ifade eden Bakan Yıldırım, sivil havacılıkta sağlanan gelişmeler, fiyatların makul düzeye düşmesi, yurdun her köşesine hava limanlarının yapılması sayesinde artık herkesin rahatlıkla uçağa binebildiğini söyledi. SHGM’nin memnuniyet anketini de değerlendiren Bakan Yıldırım, şunları kaydetti: ‘Türk halkı zaman ve para tasarrufuna önem veriyor. Aynı zamanda da konforlu ve güvenli yolculuk yapma isteğini gösteriyor. Yapılan ankete göre, yüzde 87’lik bir oran hava ulaşımındaki genel gelişmelerden çok memnun. Hava yolunu tercih nedenleri; hızlı, konforlu, ekonomik ve güvenli oluşu şeklinde sıralanıyor. Yapılan bu anket gösteriyor ki, hava yolunu halkın yolu haline getirdik. Bu alanda-

ki çalışmalarımız başarıya ulaştı, meyvesini vermeye başladı. Türk halkı uçmayı çok sevdi. Havacılık alanındaki gelişmeler ve halkımızın buna gösterdiği ilgi ve takdir bizi de son derece mutlu ediyor.’ Anket verilerine göre ilk kez uçağa binenlerin oranının yüzde 8’lere kadar gerilediğini ifade eden Bakan Yıldırım, ‘2003 yılından sonra ilk kez uçağa binenlerin oranının yüzde 48’lerden yüzde 8’lere gerilemesi Türk Sivil Havacılığı için yola çıkarken koyduğumuz hedeflerin gerçekleştiğinin bir göstergesidir’ dedi. 2003 yılı öncesine kadar Türkiye’de iç hatlarda sadece Türk Hava Yolları’nın 2 merkezden 25 noktaya uçuş gerçekleştirildiğini hatırlatan Yıldırım, bugün iç hatlarda 7 hava yolu şirketi tarafından 7 merkezden 48 noktaya uçuş gerçekleştirildiğini belirtti. Yolcu sayısının da aynı dönemde 8,5 milyondan 120 milyona ulaştığını belirten Yıldırım, ‘Vatandaşlarımızın hava ulaşımına gösterdikleri teveccühün nedenleri arasında ekonomik güvenli ve hızlı olmasının yanı sıra, her yerden kolayca bu hizmete ulaşılır olmasının da büyük etkisi var’ diye konuştu.

Havalimanı bazında ise en fazla yolcu İstanbul Atatürk Havalimanı’na gidiyor. Atatürk Havalimanı’nı kullanan yolcu sayısı tüm iç hava yolu yolcularının yüzde 29’unu oluşturuyor. Atatürk Havalimanı’nı sırasıyla Esenboğa ve Sabiha Gökçen ve İzmir Adnan Menderes hava limanları takip ediyor.

TEMMUZ

2012

43


Titanik’in yönetmeninden Osmanlı filmi! James Cameron’un yöneteceği ‘’Kıtlık’’ filmi, Osmanlı Devleti’nin büyük bir kıtlık yaşayan İrlanda’ya gönderdiği yardımı konu alıyor Osmanlı Devleti’nin 1845’te büyük bir kıtlık yaşayan İrlanda;ya gemilerle gönderdiği yardımı konu alan “Kıtlık” (Famine) filminin çekimlerine önümüzdeki Ekim ayında başlanıyor. Dünyaca ünlü yönetmen James Cameron’un yöneteceği film, İrlanda ve Türkiye’de çekilecek. Tanınmış Hollywood yıldızlarının yanı sıra Türk oyuncular da kame-

44

ra karşısına geçecek. Yaklaşık 50 milyon dolar bütçeli filmin 2013 yılında gösterime girmesi bekleniyor.

TEMMUZ

2012

Filmin senaristi ve proje müdürü Ömer Sarıkaya, yaptığı açıklamada, Independent Film Development Corporation (IFDC) şirketiyle ön anlaşma imzaladıklarını


belirterek, Ekim ayında çekimlerine başlanacak filmin 2013 yılında gösterime gireceğini söyledi.

“TİTANİK’TEN DAHA ETKİLEYİCİ OLACAK” “Kıtlık” filminde Saoirse Ronan, Sean Bean, Colin Farrell ile birlikte Burak Özcivit ve Kenan İmirzalıoğlu;nun rol alacağını kaydeden Sarıkaya, senaryosu kendisi tarafından yazılan, “Türk denizci Fatih” ile “İrlandalı Mary”nin kıtlık zamanındaki aşklarını anlatacak film için “Titanik’ten daha etkileyici olacak” dedi. Sarıkaya, “İrlanda;nın çektiği kıtlığı ve Osmanlı;nın büyük bir devlete yakışır şekilde yaptığı yardımı merkeze alarak çekeceğimiz filmle, tarihin bu fazla bilinmeyen yönüne ışık tutmayı hedefliyoruz” diye konuştu. “Mary” karakterini İrlanda asıllı yıldız Saoirse Ronan, “Fatih” karakterini Burak Özcivit’in oynamasının planlandığını belirten Sarıkaya, “Sultan Abdülmecid”in ise Kenan İmirzalıoğlu tarafından canlandırılacağını aktardı.

türdü. İki yıl boyunca Türkiye’de ve İrlanda’da arşivleri taradım. Kütüphaneleri bir bir gezdim ve senaryoyu tamamladım. Filme, İrlanda;ya yardım için gelen Osmanlı donanmasındaki Türk denizci Fatih ile İrlandalı Mary;nin aşk öyküsünü de yerleştirdim” diye konuştu.

BÜYÜK KITLIKTA SULTAN ABDÜLMECİD’DEN İRLANDA’YA YARDIM İrlanda;da 1845 yılında başlayarak 1851 yılına kadar süren kıtlık, 1 milyon İrlandalı;nın ölmesine 2 milyon kişinin de zorunlu göçüne yol açtı. O dönem İrlanda;nın temel besin maddesi olan patateste ortaya çıkan bir mikrobun tüm patates ürünlerini zayi etmesi üzerine başlayan kıtlık sonunda 8 milyonluk ülke nüfusu 5 milyona geriledi. İrlanda;nın çektiği sefaleti haber alan Osmanlı Sultanı Abdülmecid, bu ülkeye 10 bin pound yardım yapılmasına karar verdi. Ancak İngi-

liz Kraliçesi, Osmanlı;nın yardımının sadece bin poundunun kabul edebilece��i yanıtı verdi. Buna karşılık Sultan Abdülmecit, nakti yardımın yanı sıra, gıda maddesi dolu 5 gemiyi gizlice İrlanda’ya gönderdi.

ŞEHRİN TAKIMININ SİMGESİ AY YILDIZ Uzun bir yolculuktan sonra Dublin;e varan gemiler limana sokulmayınca, rota değiştirerek

FİLME KONU OLAN HİKAYEYİ TESADÜFEN ÖĞRENDİ Sarıkaya, kendisini söz konusu filmin hikayesini yazmaya İrlanda’ya yaptığı bir seyahatin sevkettiğini anlattı. Dört yıl önce, İrlanda;ya gideceği sırada internet üzerinde araştırma yaparken gözüne çarpan bir ay yıldız ile Osmanlı hilalinin dikkatini çektiğini anlatan Ömer Sarıkaya, “Bu beni Dublin Limanı;nın elli kilometre uzağındaki Drogheda;ya kadar gö-

TEMMUZ

2012

45


Böyle bir film, tarihi bir hakikati açıklamaktan başka, gelecekte kurulacak dostluk ve münasebetlerin hangi temeller üzerinde şekilleneceğinin de bir göstergesi olacaktır.”

İRLANDA’DAN TAM DESTEK

Drogheda şehrine giderek gıda malzemelerini buradaki halka ulaştırdı. Osmanlı Devleti’nin bu hareketi halkın büyük takdirini kazandı ve şehrin futbol takımının simgesinde ay yıldıza yer verildi. Şehrin en hareketli caddesinde bulunan bir otelin ön cephesine de Osmanlı;ya verilen şükran plaketi asıldı.

OSMANLI ŞEFKATİ TANITILACAK

DÜNYAYA

Türkiye ve İrlanda arasındaki bu tarihi bağın pek bilinmediğini ve en büyük hedefinin “Osmanlı;nın büyüklüğünü ve şefkatini dünyaya tanıtmak olduğunu” ifade eden Ömer Sarıkaya, “Bu filmde Osmanlı;nın ve devamı olan Türk devletinin ne kadar şefkatli, merhametli olduğunu, Türklerin barbar ve işgalci olmadığını gözler önüne sermek isiyorum” diye konuştu.

Başta ABD, Türkiye ve İrlanda olmak üzere dünyanın pek çok ülkesinde gösterime girmesi planlanan filmin Türkiye;nin tanıtımına büyük katkıda bulunacağını kaydeden Sarıkaya, kıtlık zamanında göç eden İrlandıların şu anda ABD’de önemli noktalarda olduğuna işaret etti. Önümüzdeki günlerde ABD’ye giderek yapım şirketi Independent Film Development Corporation (IFDC) ile nihai anlaşmayı imzalayacağını bildiren Sarıkaya, dün Dublin;de bir araya geldiği İrlanda Sanat ve Kültürel Miras Bakanı Jimmy Deenihan;ın kendisine tam destek verdiğini söyledi.

Bunun yanı sıra Osmanlı;nın yardımı karşısında oldukça duygulaBakan;a filmle ilgili bilgiler vernan İrlanda;nın önde gelenleri, bir diğini belirten Sarıkaya, “milli bir mektupla Sultan Abdulmecid;e proje” olarak tanımladığı filmi koşükranlarını bildirdi. Aslı Topkapı “Geçmişimiz açısından iftihar ve- nusunda Türk yetkililerden de çok Sarayı;nda bulunan mektupta şu silesi olan bu belgelerin dünyaya iyi mesajlar aldığını vurgulayarak, ifadeler yer aldı: duyurulması, bilhassa ülkemiz “İrlanda Sanat ve Kültürel Miras “Aşağıda imzaları bulunan biz İr- aleyhine bazı olumsuzlukların yaBakanı;yla makamında görüştüm. landa asilzadeleri, beyefendileri şandığı şu günlerde çok mühim Bu proje için kendileri her konuda ve sakinleri, acı çeken kederli İr- olsa gerek” diyen Sarıkaya, şöyle destek sözü verdiler. Böyle büyük landa halkına majesteleri tara- konuştu: ve anlamlı projede Türk işadamfından gösterilen cömertlik, hayırseverlik ve alaka için en derin “Geceyarısı Ekspresi ve Musa Dağı larını da sponsor olmaya davet minnetlerimizi saygıyla takdim gibi asılsız filmlerle ülkemize if- ediyorum. Büyük devletimizden eder ve İrlanda halkının ihtiyaç- tirada bulunanlara karşı verile- ve hükümetimizden talebimiz, bu larını karşılamak ve acısını dindir- cek en güzel cevap, bu hadisenin önemli projeye sahip çıkması ve mek üzere cömertçe yapılan 1000 böyle bir film haline getirilip dost- katkı sağlaması ve bunu milli prosterlinlik bağış için teşekkürleri- luğun nasıl olması gerektiğini je olarak görmeleridir” ifadelerini mizi arz ederiz.” dünya kamuoyuna duyurmaktır. kullandı.

46

TEMMUZ

2012


İstanbul, yaşam maliyetinde 79’uncu sırada İnsan kaynakları yönetim danışmanlığı firması Mercer’in Yaşam Maliyeti Araştırması’nın sonuçlarına göre, İstanbul yaşam maliyetinde 79’uncu sırada. 214 şehirde gerçekleştirilen, her şehirde konut, ulaşım, yiyecek, giysi, ev eşyası ve eğlence dahil olmak üzere 200’den fazla kalemin karşılaştırmalı maliyetlerinin ölçüldüğü araştırma sonuçlarına göre, 2012 yılının en pahalı şehirleri Tokyo, Luanda ve Osaka olarak sıralandı. Moskova ve Cenevre 4’üncü ve 5’inci olarak geçen yılki sıralamalarını korurken, Zürih geçen yıla göre yaşam maliyeti listesinde 1 sıra yükselerek 6’ncı oldu. Yaşam maliyeti en düşük şehir Karaçi oldu. Geçen yılki araştırmada 70’inci sırada yer alan İstanbul, bu yıl 79’uncu sıraya gerileyerek, yaşam maliyeti açısından geçen yıla göre “daha ucuz” bir şehir olarak listede yer aldı. 33’üncü sıradaki New York, Amerika’nın en pahalı şehri olma-

ya devam ederken, Los Angeles 68’inci, San Francisco 90’ıncı sırada yer aldı. Los Angeles 9, San Francisco 16 basamak yükseldi. Geçen yıl 108’ inci sıradaki Washington bu yıl 107’nci sıraya çıktı. Amerikan dolarının değer kazanması ile Amerika’da birçok şehrin sıralamada yukarı çıktığı tespit edildi. Ortadoğu’da en pahalı şehir Beyrut Moskova, Avrupa’daki en pahalı şehri unvanını korumaya devam ederken, ilk 10’daki diğer Avrupa şehirleri Cenevre ve Zürih oldu. Cenevre 5’inci, Zürih 6’ncı sırada yer aldı. Bern 14’üncü, Londra 25’inci, Paris 37’inci, Milano 38’inci, Roma 42’nci, Stokholm 46’ncı, Viyana 48’inci, Amsterdam 57’nci, Helsinki 65’inci ve Prag 69’uncu oldu. 2011 yılına kıyasla, Viyana 12, Amsterdam 7, Helsinki 23 ve Prag 22 basamak gerileme göstererek ucuzladı.

TEMMUZ

2012

Dünyanın en pahalı şehri geçen yılın ikincisi Tokyo olurken, geçen yıl da ilk 10’da bulunan Osaka, 3 basamak yükselerek 3’üncü oldu. Osaka ayrıca, Asya’da en pahalı ikinci şehir unvanını da elde etti. Singapur 6’ncı, Hong Kong 9’uncu ve Nogaya 10’uncu sırada yer aldı. Bu kıtada pahalılığın artışını etkileyen faktörler arasında, yuanın yükselişi, konut, ulaşım, yiyecek, giyim gibi farklı ihtiyaç kalemlerinde görülen fiyat artışının yanı sıra yoğun talebe karşın kısıtlı konaklama imkanları sayıldı. Ortadoğu’da, en pahalı şehir unvanını, 67’nci sırada yer alan Beyrut elde etti. Abu Dabi 76’ncı sırada yer alırken, Dubai 94’üncü, Riyad 123’üncü ve Suudi Arabistan’ın en ucuz şehri Cidde 186’ncı oldu. New York’a kıyasla bazı kalemlerin ve hizmetlerin daha az fiyat artışı göstermesi ve konut ücretlerin az da olsa düşmesi ile tüm Ortadoğu şehirleri sıralamada gerileme gösterdi.

47


Mihriban Yetim Kaldı... Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde tedavi gören şair ve yazar Abdürrahim Karakoç vefat etti. Karakoç’un cenazesi, Kocatepe camisinde kılınan namazın ardından toprağa verildi. HEM ŞAİR HEM MUHASEBECİ “KARACAOĞLAN KADAR GÜÇLÜ BİR ŞAİRDİ” 1932 yılında Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesine bağlı Ekinözü köyünde doğan Abdurrahim Karakoç, çocukluk çağından itibaren şiire ilgi duymaya başladı. Elbistan Belediyesi’nde 1958-1985 yılları arasında muhasebeci olarak çalışan ve günümüz aşık tarzı şiirinin büyük ustalarından olan Karakoç’un ilk şiirleri Elbistan’da çıkan Engizek gazetesinde yayınlandı.

zaman sevgi ve saygıyla hatırlanaca- TBMM Başkanı Cemil Çiçek, şair Abğını bildirdi. durrahim Karakoç’un vefatı nedeniyle başsağlığı mesajı yayımladı. Gül, yaptığı yazılı açıklamada, Karakoç’un vefatından derin üzüntü duyduğunu belirterek şunları kayMİHRİBAN” UNUTULMAZLAR ARAdetti: SINDA “Rahatsızlığı sırasında sağlık duruYazdığı şiirilerden bazıları bestemunu yakından takip ettiğim Abdulenerek birçok sanatçı tarafından rahim Karakoç, ideallerine ve deseslendirilen Karakoç’un bestelenen ğerlerine bağlı, ülkesini ve milletini eserlerinden “Mihriban”, unutulmaz çok seven bir şair olarak, şiirleri ve türküler arasında yerini aldı. yazılarıyla geniş kitleleri etkilemiştir. “Yasaklı Rüyalar”, “Gerdanlık-I-II-III”, Güzel Türkçesiyle kaleme aldığı “Parmak İzi” adlı kitapları bulunan duygu yüklü şiirleriyle gönüllerde ünlü şairin “Çobandan Mektuplar” müstesna bir yer edinen Karakoç; bestelenen ve dilden dile dolaşan adlı denemesi de basıldı. ‘Mihriban’ başta olmak üzere, unu- Ünlü şair ve yazar Karakoç’un eserletulmaz eserleriyle herkesin beğeni- ri şunlar: sini kazanmıştır.

Edebiyat dünyamızın ustalarından Şiirleri: Abdurrahim Karakoç, her zaman sevgi ve saygıyla hatırlanacaktır. Hasan’a Mektuplar (1965), Hasan’a Temiz Türkçe ve hece vezniyle aşk, Kendisine Allah’tan rahmet, yakınla- Mektuplar ve Haberler Bülteni gurbet ve sosyal temalı şiirler kale- rına, sevenlerine ve edebiyat dünya- (1967), El Kulakta (1969), Bütün Şiirme alan Karakoç, ironik yazılarıyla mıza başsağlığı diliyorum.” leri (1973), Vur Emri (1975), Kan Yageniş kitlelere hitap etti. zısı (1978), Şiirler (1981), Suları IslaBaşbakan Recep Tayyip Erdoğan, veAbdurrahim Karakoç, evli ve 3 çocuk fat eden şair Abdurrahim Karakoç’un tamadım (1988), Dosta Doğru (1988), babasıydı. oğlu Türk İslam Karakoç’u telefonla Gökçekimi (1991) TAZİYE MESAJLARI Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, şair ve yazar Abdurrahim Karakoç’un her

48

arayarak başsağlığı diledi. Başbakanlık Basın Merkezi’nden alınan Yazıları: bilgiye göre Başbakan Erdoğan, Türk İslam Karakoç’u telefonla arayarak, Düşünce Yazıları (1990), Beşinci taziyelerini bildirdi. Mevsim (1990)

TEMMUZ

2012


Mimar Sinan ABD basınında

ABD’nin saygın gazetelerinden New York Times (NYT), Mimar Sinan’ın mimari eserlerine tam sayfa ayırdı.

Gazetenin haftasonu çıkan gezi

ta olan ve hergün kullanılan yüz-

ekinde, Andrew Ferren tarafın-

lerce eserinin bulunduğunu belir-

dan kaleme alınan, “Türkiye’nin İlk

ten gazete, “Sinan’a dünyanın ilk

Yıldız Mimarının Peşinde” başlıklı

yıldız mimarı diyebilirsiniz” ifade-

yazıda, 300’ün üzerinde mimari

sine de yer verdi.

esere imza atan Mimar Sinan’ın, sadece Türkiye’nin değil, belki de dünyanın ilk “Yıldız Mimarı-Starchitect” olduğu belirtildi.

Mimar Sinan’ın başta Süleymaniye, Selimiye, Mihrimah Sultan Camileri olmak üzere Edirne’deki ve İstanbul’daki ünlü mimari

Yazıda İstanbul’u ziyaret eden ve

eserleriyle ilgili detaylı bilgiler ve

Mimar Sinan’ı tanımayan Batılı

fotoğrafların yer aldığı tam sayfa-

turistlere bilgi veren tur rehberle-

lık yazıda, İstanbul’u ziyaret eden

rinin, Mimar Sinan’ı aynı dönem-

turistlerin

lerde yaşayan İtalyan heykeltraş

Sinan’ın camilerini turlara katıla-

ve mimar Michelangelo ile kar-

rak yakından tanıyabilecekleri de

şılaştırdıklarını, oysa bu tür bir

bildirildi.

İstanbul’da

Mimar

karşılaştırmanın aslında Mimar Sinan’a haksızlık olduğu vurgulandı. Mimar Sinan’ın, Belgrad’dan Mekke’ye kadar bugün hala ayak-

TEMMUZ

2012

49


Cüneyt Çakır Euro 2012’ye hazır 2012 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda görev alacak FIFA kokartlı hakem Cüneyt Çakır, İstanbul’daki çalışmalarını tamamladı. Türkiye Futbol Federasyonu’ndan (TFF) yapılan açıklamada, Çakır ve turnuvada görev alacak yardımcı hakemler ile ilave yardımcı hakemlerin yarın saat 12.20’da Atatürk Havalimanı’ndan Polonya’ya hareket edecekleri bildirildi. Geçtiğimiz hafta Riva’daki TFF tesislerinde kampa giren Cüneyt Çakır’a kondisyoner Ali Kızılet, mentor olarak Oğuz Sarvan ve Turgay Biçer eşlik etti. Cüneyt Çakır ayrıca A Milli Takım’la EURO 2000 heyecanı yaşayan eski A Milli Takım teknik direktörü Mustafa Denizli ile bir araya gelerek, ken-

50

disinin deneyimleri hakkında görüş alışverişi yaptı. Çakır ve diğer hakemler Merkez Hakem Kurulu yöneticileriyle de kendileri için verilen moral yemeğinde bir araya geldi. Tarihi bir başarı göstererek, 4 yılda bir düzenlenen Avrupa Futbol Şampiyonası’nda görev alacak 12 Avrupalı hakemden biri olmayı başaran Cüneyt Çakır, aynı zamanda 16 yıl aradan sonra Avrupa Şampiyonası’nda maç yönetecek ilk Türk hakemi olacak. Maçları yönetecek hakemin ülkesinden, kendisine yardımcı olacak

TEMMUZ

2012

5 hakem daha belirleyen UEFA, FIFA kokartlı yardımcı hakemler Bahattin Duran ve Tarık Ongun’u görevlendirdi. FIFA kokartlı hakemler Bülent Yıldırım ve Hüseyin Göçek de EURO 2012’de kale çizgilerinde görev alacak. FIFA kokartlı yardımcı hakem Mustafa Emre Eyisoy da yedek yardımcı hakem olarak olası bir sakatlanma ve aksilik durumunda görev alması için atandı. Toplam 2 ülkede 8 şehirde yapılacak 2012 Avrupa Şampiyonası, 8 Haziran’da başlayacak ve 1 Temmuz 2012’de sona erecek.


TEMMUZ

2012

51


52

TEMMUZ

2012


millipolitika374