Issuu on Google+

OCAK

2011

1


2

OCAK

2011


B A Ş YA Z I MİLLETİN OYLARIYLA ZİRVEDE OLANLAR…

9

viphaber@viphaber.net

Bir ay sonra 20. yılına girecek olan derginiz her yıl olduğu gibi bu yılda zirvedekilerini okurları belirledi… Derginizin sitesine gelen e-postalar, telefon ve fakslarla zirvedekilerin seçilmesini sağlayan AYDIN okurlarımıza teşekkür ediyor, seçilenleri de Nurettin millipolitika@millipolitika.com tebrik ediyoruz… Ülkemiz insanı, başarılı olanların haklarını teslim ediyor, daha başarılı olmaları içinde desteklerini sürdürüyorlar… Geçmiş yıllarda olduğu gibi 2010 yılının da en başarılı siyasi lideri seçilen sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı başarılı işleri burada anlatmamıza gerek yok, zaten millet oylarıyla söyleyeceğini söylemiş durumda, bizde başarılarını yürekten tebrik ediyor, devamını diliyoruz… Diğer yandan zirveye çıkartılanlardan Ulaştırma Bakanı Sayın Binali Yıldırım’ı, hava yolu taşımacılığı ve demir yolu çalışmalarından dolayı, TOKİ Başkanı Sayın Erdoğan Bayraktar’ı, Türkiye’ye konut alanında yeni bir çehre, vizyon ve ciddiyet kazandırdığından, hükümetle uyum içinde çalıştığından, fakir fukarayı ev sahibi yaptığından ve yapma gayretlerini sürdürdüğünden, yaptığı bu başarılı işlerden, heyecanı ve dinamizmi ile daha çok işler yapabileceğinin işaretini vermesinden dolayı… Sayın Ahmet Çalık’ı iş adamı olarak yatırım ve istihdam konusunda fayda sağladığından, TV programlarını başarıyla sürdüren Metin Özkan ve Erkan Tan’ı, ekonomi yorumları açısından Yiğit Bulut’u, en çok okunan kitabın yazarı olan Elif Şafak’ı, Anadolu dan ikinci futbol takımı olarak lig şampiyonu olan Bursaspor’u ve şampiyon olmasını sağlayan teknik direktör Ertuğrul Sağlam’ı başarılarından dolayı tebrik ediyoruz…

OCAK

2011

3


10

14

4

16

6 22

24

12 Martı Yay. Ltd. Şti. Adına Sahibi ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Nurettin AYDIN

4

OCAK

2011

Haber Merkezi Pınar BİRSEN İrfan BİŞİREN Gökhan AYDIN Soner ABACI

Tasarım M. Edip ERDOĞAN


26

50

56 İdare Yeri Martı Yayıncılık Cemal Nadir Sk. 17/4 Çankaya-ANKARA Tel: 0312 439 92 99 Fax: 439 88 92 millipolitika@millipolitika.com www.millipoltika.com

Baskı: Atalay Matbaacılık Tel: 0312 384 41 82 www.atalaymatbaacilik.com

Kaynak gösterilmeden iktibas edilemez. Üç ayda bir yayınlanan MİLLİ POLİTİKA Dergisi basın meslek ilkelrine uymaya söz vermiştir. Basım Tarihi: 01.10.2010 Abone Fiyatı: 100 TL ISSN 1307-0339 Yayın Türü : Yaygın

OCAK

2011

8

12 VAADINE 72 MILYONUN VERGISI YETMIYOR

9

BAHÇELI’NIN IZLEYEMEDIĞI TV DIZILERI

24

TÜRKİYE’NİN HEPATİT B HARİTASI ÇIKARILDI

26

BANKAYA ÇALIŞIYORUZ!

28

OTOMOTİVİN YOL HARİTASI ÇİZİLECEK!

30

İSTİHDAM VE MESLEKİ EĞİTİM İLİŞKİSİNİN GÜÇLENDİRİLMESİ EYLEM PLANI

36

1,5 MİLYON GÖRME ENGELLİYE GÖREN GÖZ CİHAZI ÜCRETSİZ DAĞITILACAK

40

HATTIN BAŞKENTİNDEN 99 MUSHAF

42

NEDİR ŞU OMEGA 3 DEDİKLERİ?

44

İSTİHDAM HARİTAMIZ ÇIKARILDI

46

2011’İN YILDIZI TÜRKİYE OLACAK!

48

İNSANLIK TARİHİNİ DEĞİŞTİRECEK KEŞİF

52

1 MİLYON KİŞİ İŞ SAHİBİ OLACAK!

5


ZİRVEDEKİLER 2010

Recep Tayyip Erdoğan - En Başarılı Lider

Kadir Topbaş

Binali YILDIRIM En Başarılı Bakan

6

Erdoğan BAYRAKTAR En Başarılı Bürokrat

OCAK

2011

Ahmet ÇALIK En Başarılı İşadamı


Milli Politika dergisi olarak her yıl olduğu gibi bu yılda, kendi kategorilerinde başarılı olan lider, bakan, bürokrat, gazeteci, yazar, haber kanalı, futbol takımı, teknik direktör, sporcularımız, en yükselen ve en düşen değerleri daha önceki yıllarda yaptığımız gibi bu yıl da Zirvedekiler 2010’u dergimizin www.millipolitika.com internet sitesi aracılığı ile faks ve e-postaların sonucunda okurlarımız seçmiştir. Metin ÖZKAN Seçilenleri tebrik ediyor başarılarıEn Başarılı TV Haber Programcısı nın devamını diliyoruz.

Erkan TAN En Başarılı TV Programcısı

Elif ŞAFAK En Başarılı Yazar

Yiğit BULUT En Başarılı Ekonomi Yorumcusu

HABER TÜRK En Başarılı Haber Kanalı

Ertuğrul SAĞLAM En Başarılı Teknik Direktör

BURSASPOR En Başarılı Futbol Takımı

Arda TURAN En Başarılı Futbolcu

WIKILIEKS Yılın Olayı

İNSANLIK En Düşen Değer

PARA En Yükselen Değer

OCAK

2011

7


Wikileaks: Erdoğan,

mükemmelliyetçi, işkolik ve adil

Wikileaks’de yayımlanan 26 Temmuz 2007 tarihli, ABD’nin Ankara Büyükelçiliği belgesinde Başbakanlık’tan “üst düzey bir yetkiliye” dayandırılarak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a dair görüşlere yer verildi. Söz konusu üst düzey Başbakanlık yetkilisinin “içerden birisi (insider)” olarak nitelendirildiği belgede, Başbakan Erdoğan çevresindekilerin iyiliğini isteyen, “mükemmelliyetçi bir işkolik” olarak tanımlandı. Belgede şunlar belirtildi:

Üst düzey yetkilinin Başbakan Erdoğan’ın kişisel tarzına ilişkin görüşlerini aktardığı ifade edilerek, Erdoğan’ın gerek kendisinden gerekse çevresindekilerden mükemmel iş beklediği, hatta mükemmel işleri bile daha da geliştirmek için yollar yarattığı belirtiliyor. İşkolik olarak tanımlanan Erdoğan için 3 günlük tatil süresinin bile uzun olduğu, çevresindeki personelin aynı tempoda çalıştığı belirtiliyor. Belgede daha sonra şu ifadeler yer alıyor:

“İçerdekine göre patronu Erdoğan, çok demokratik, ancak genel ta- “Başbakanı iyi tanırsanız, bizim tenımlaması daha çok, nüfuzunda- mas kurduğumuz kişinin de bize kileri katı otokratik kurallara göre söylediği gibi çok inatçı olduğunu yöneten cömert ve baskın bir figür anlarsınız. Aklı birşeye takıldığı olduğu yönünde.” Belgede bu gö- zaman, hatta birşeye inandığı zarüşlerin tek bir kişinin izlenimleri man onu hiçbir şey vazgeçiremez. olduğu belirtildi ve bu kişinin Baş- Erdoğan çok kararlı bir kişi. Ayrıca bakan Erdoğan ile yakın bir mesai yabancı liderler de dahil insan insana iletişimde çok yetenekli ve etkili içinde olduğuna dikkat çekildi.

8

OCAK

2011

birisi. (İçerdeki yetkili) örnek olarak Başkan (George) Bush ile uzun toplantısını ve hatta buz gibi (Rusya Başbakanı Vladimir) Putin’in Erdoğan’ı kucakladığını hatırlattı.” Belgede Başbakan Erdoğan’ın çalışanları ile ilişkilerinde adil bir insan olduğu da belirtilerek, personelini desteklediği ve ihtiyaçlarına karşı ilgili olduğu kaydedildi. Söz konusu belgede “(İçerdeki yetkili) Erdoğan’ın merhametli bir kalbi olduğunu ve çalışanlarında muazzam bir sadakate neden olduğunu belirtiyor” denilerek, Baş-


bakan Erdoğan zırhlı arabasında kilitli kaldığı zaman camı balyozla kırarak Erdoğan’ı kurtaran, ancak hayatını da tehlikeye atan koruması Halit’i, bu hatasına rağmen işinde tuttuğu, basında pek çok haber çıkmasına rağmen Halit’in bu hatalı davranışını kendisine yönelik bir sadakat ve sevgi olarak değerlendirdiği bildiriliyor. Wikileaks’e göre, “İçerdeki yetkili” Başbakan Erdoğan’ın sağlık durumu hakkında da bilgi vererek, Erdoğan’ın gayet iyi olduğunu belirtiyor.

Dünya çapında olay yaratan Wikileaks’in açıkladığı bazı belgelerde Başbakanlık’tan üst düzey bir yetkilinin ABD’nin Ankara Büyükelçiliği’ne Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın kişiliği hakkında bilgi aktararak, Erdoğan’ın “mükemmelliyetçi, işkolik, adil ve merhametli bir kalbe sahip olduğunu” belirttiği kaydediliyor.

OCAK

2011

9


12 vaadine 72 milyonun vergisi yetmiyor ılıçdaroğlu’nun 41 vaadini değerlendi- Kılıçdaroğlu’nun 41 vaadinden ren siyaset bilimciler, bu tip çözümlerin sadece 12’sinin gerçekleşmesi asalak bir toplum yaratma riski taşıdı- için, vatandaşlardan toplanacak ğını söylüyor. Yapılan hesaplarda ise vergiler bile yeterli olmuyor Kılıçdaroğlu’nun vaatleri için gereken • Kılıçdaroğlu’nun, kurultayda para memuru bile maaşsız bırakabilir. vatandaşlara vaat ettiği 41 proje, ECEVİT’LE BENZERLİK GÖZDEN kaynak tartışması başlattı. Genç KAÇMIYOR Parti Lideri Cem Uzan’ın vaatlerini bile sollayan projelerin sade• Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. ce 12’sini hayata geçirmek için İlter Turan: 1973 yılında Ecevit’in liderek 241.6 milyar liralık kaynağa liğindeki CHP, bir siyasi partinin sosyoihtiyaç duyuluyor. Bu kaynağı ekonomik meselelere göre şekillenmiş karşılamaya ise 72 milyon vatandüşünce benimsemesi gerektiğini idrak daştan 2010 yılı içinde toplanan etmişti. Ortanın solu, Halk Partisi’nin vergiler yetmiyor. Eğer, 12 proje soyso ekonomik temelde seçmen de hayata geçirilirse, bütçede aramasıdır. Ecevit 1973 ve 1977’de kamu personelinin maaşlarına, yatırımbaşarılı da oldu. 1979’da ara seçimde lara, faiz ödemelerine ve savunma harkaybedince istifa etti. Ecevit ile Kılıçdacamalarına aktarılacak kaynak kalmıyor. roğlu arasındaki benzerliği görmemek 1-) YOKSULLUK TARİHE GÖMÜLECEK: mümkün değil. TÜİK’in rakamlarına göre nüfusun yüzBİR NEVİ ÜÇ KAĞITÇI SİYASET de 15.4’ü yani 10.5 milyon kişi yoksulluk sınırının altında. 4 kişilik aile baz • Fatih Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. alındığında 2.6 milyon aileye aylık 600 Ömer Çaha: Kaynak bulmadan nasıl lira maaş bağlanması gerekiyor. Bunun yapacaksınız? Popülist bir söylemle yıllık maliyeti 18.9 milyar lira. dağıtım mekanizması üzerinde durmak günümüz siyasetine uymuyor. Kaynağı 2-) MAZOTTAKİ ÖTV KADIRILACAK: Manasıl bulacağınızı izah etmeniz gerekir. liye Bakanlığı mazottaki ÖTV’nin kaldıKılıçdaroğlu’nun söylemi modası geç- rılmasının maliyetini yeni hesapladı: 14 miş bir söylemdir. Bir nevi üç kağıtçı milyar. siyasettir. ASALAKLAR GÜRUHU ÇIKAR • A.Ü emekli Öğretim Üyesi Prof. Doğu Ergil: Çalışmayan herkese asgari ücret vereceğim dediği zaman sonuçlarını düşünün, büyük bir asalaklar gürühu ve kaynak sorunu ortaya çıkar. Kemal Bey, Türkiye’yi 1973’teki aynı toplum zannediyorsa yanılıyor. 72 milyonun verdiği vergi 12 vaadine bile yetmiyor

10

3-) ÜNİVERSİTE HARÇLARI KALDIRILACAK: Maliyeti 1.5 milyar. 4-) YURTSUZ ÖĞRENCİ KALMAYACAK: Yurt sorunun tam anlamıyla çözülmesi için en az 500 bin yatak kapasiteli yurt yapılması gerekiyor. 25 milyar liralık yatırım yapılması lazım. 5-) EMEKLİLER İÇİN İNTİBAK: 3 milyon emeklinin maaşlarının eşitlenmesi öngörülüyor. Yıllık 36 milyar lira ek kaynak bulunması gerekiyor. 6-) İŞSİZLİK SİGORTASI: Bu vaat hayata

OCAK

2011

geçirilirse bütçeye her yıl 4 milyar liralık ek kaynak bulunması söz konusu olacak. 7-) GAP BİTİRİLECEK: 20 milyar kaynak gerek. 8-) DOĞU VE GÜNEYDOĞU’DA İSTİHDAM: Bu sözün tutulması içinde her iki bölgeye 36 milyar liralık yatırım yapılması gerekecek. 9-) 4/C VE 4/B UYGULAMASINA SON VERİLECEK: 4/C ve 4/B’li olarak çalışan tüm işçilerin kadroya alınması ve haklarının iyileştirilmesi gerekiyor. Aylık 3 milyar lira, yıllık ise 36 milyar lira maliyeti bulunuyor. 10-) KAMUDA TAŞERON İŞÇİLİK KALDIRILACAK: 300 bin taşeron işçi var. Kadroya alınması halinde, yıllık 7.2 milyar liralık ek yük gelecek. 11-) 2-B ARAZİLERİ BEDELSİZ VERİLECEK: Projeden 38 milyar liralık gelir bekleniyor. 12-) DOĞU VE GÜNEYDOĞU’YA SIFIR FAİZLİ KREDİ: Bunun için faizlerin bütçeden karşılanması gerekiyor. Yıllık bütçeden en az 5 milyar kaynak gerekli.


Bahçeli'nin izleyemediği TV dizileri MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TV yer alan haberlerin ve dizilerin içeriklerini eleştirerek, izleyemnediğini anlattı. Kurtlar Vadisi ve Karadağ dizileri ile ilgili eleştirilerde bulunan Bahçeli ‘Havuç’u da unutmadı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, televizyonda yer alan haberlerin ve dizilerin içeriklerini eleştirerek, esprili bir dille “Çocuklar Duyması”nın sevilen karakteri “Havuç”tan yakındı. Eskiden Küçük Ev diye bir program vardı. İki çocuğun aile içerisindeki yaşantılarını düzenleyen çok eğitici unsurlar vardı. Şimdi mesela bizde ‘Çocuklar Duymasın’ var. Gayet güzel eğitiyordu. Havuç eğitile eğitile büyüdü. Fakat şimdi raydan çıktı. Reyting uğruna Havuç gitti. Bahçeli, “Ekranlarda, insanları mutlu kılacak, mutlu yaşamalarını sağlayacak şeyler olması lazım. Eskiden Küçük Ev diye bir program vardı. İki çocuğun aile içerisindeki yaşantılarını düzenleyen çok eğitici unsurlar vardı. Şimdi mesela bizde ‘Çocuklar Duymasın’ var. Gayet güzel eğitiyordu. Havuç eğitile eğitile büyüdü. Fakat şimdi raydan çıktı. Reyting uğruna Havuç gitti” dedi. Cinayetler çok fazla işleniyor Osmaniye ve Hatay illerinde temaslarda bulunan Bahçeli, değerlendirmelerde bulundu. Medya yöneticilerinin özellikle şiddet içeren haberleri yayınlamasını eleştiren Bahçeli, şunları söyledi:

- “Dizi filmlerinde genellikle cinayet motifleri, baskınlar, bir takım hukuk dışı uygulamalar, kuvvet kullanarak sonuç alma eğilimleri çok fazla işleniyor.

Asayişsizlikten yaşanmaz oldu

Buna bağlı olarak toplumsal suçlar artıyor, cinayetler de cinnet de toplumun tüm katmanlarına yaygınlaşıyor. Bir kişi sokakta silah denemesi yapıyor ve bir genci öldürüyor.

- Arabayla gidiyorsunuz birisinin üzerine su sıçramış, mutlaka şiddetle cevap veriyor. Asayişsizlik en az terörle mücadele kadar önemlidir. İstanbul, İzmir, Ankara gibi büyükşehirler yaşanamaz hale geldi. Öbür yandan toplumsal eylemler de artıyor. Bunu bir devlet ve sosyal politika haline getirmek lazım.”

Baltayla doğruyorlar

İzlemiyorum

- İki kişi birbirini baltayla doğruyor. Bu dakikalarca televizyonlarda veriliyor. Bir kültürel, siyasal faaliyet bu kadar uzun verilmiyor. İşsizlik, yoksulluk, çaresizlik yüzünden bıçak sırtında olan insanlarımız var.

- “Karadağlar diye bir dizi var. Oraya bakıyorsunuz, tefecilik meşru, kumarhane meşru, herşey meşru. Böyle şey olur mu? Kurtlar Vadisini izlemiyorum. Ben bunları seyretmiyorum. Bilgi sahibi olmak için muhtevasına bakıyorum. ‘Bundan sonra muhtemelen böyle olur’ diyerek kapatıyorum.”

Tedavi olmuyor ve bir bakıveriyorsunuz bir yerde bir aile faciası ile karşı karşıya kalıyorsunuz. Bunun dizi film gibi saatlerce yayınlanmasının bir manası yok.

İntihar sahneleri intihara neden oluyor

- Bir tane hem siyasal içerikli hem bir aile dramı olan, ‘Öyle Bir Geçer Zaman Ki’ dizisi, diğerleri var. Hepsi üzerinde durulması gereken şeyler. Bu konuyu medya incelemeli. RTÜK’ün bu manada önemli bir görev üstlenmesi lazım.

- “Dizi filmlerinde intihar olayları kötü örnek oluyor. Dizideki bir genç kızın veya delikanlının intihar olayı, bir bakıyorsunuz 10 gün içerisinde 3-4 benzer intihar olaylarına neden oluyor. O zaman bu televizyonların eğitici vasfı, haber verme vasfının çok gerisine düşüyor.

Üniversiteler neyi araştırır

Ya felaketler yaygınlaşırsa?

- Sosyal antropologlara ve psikologlara ihtiyaç var. Bu üniversiteler ne yaparlar, neyi araştırırlar? Üniversitelerin o kadar enstitüsü, programı var ama hiçbir tanesi bu konuya eğilmiyor. Türkiye’de medya ve toplumsal ilişkilerde bir çalışma yok.

- “Bu ülke bizlerin olduğu kadar televizyon sahiplerinin de ülkesidir. Ellerindeki alet onlara büyük imkan sağlıyor olabilir ama bunun çok tehlikeli bir araç olduğunu görmeleri gerekiyor. Yarın bu felaketler yaygınlaşırsa, dalga dalga Türkiye’nin her tarafına yaygınlaşırsa ne olacak? ”

OCAK

2011

11


TÜRK UZAY KUVVETLERİ 2050’YE KADAR EN GÜÇLÜ OLMAYA DEVAM Önümüzdeki yıllarda birbiri ardına fırlatılacak Göktürk uydularıyla Türkiye’nin istihbarat ihtiyacını da çözeceğini vurgulayan Org. Aksay, “2050 yılına kadar bölgenin en güçü Hava Kuvvetleri olmaya devam edeceğiz” dedi.

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) gözünü uzaya dikti. Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hasan Aksay, 2020’li yılarda Türk Hava Kuvvetlerinin (THK) bağımsız bir uzay gücüne sahip olacağını açıkladı.

Org. Aksay’ın çarpıcı değerlendirmeleri, Genelkurmay ATASE Başkanlığı “Silahlı Kuvvetler Dergisi”nin son sayısında yayımlandı. Akşam gazetesinin haberine göre Org. Aksay, özetle şu bilgileri verdi: 2020’li yıllara gelinirken Hava Kuvvetleri Komutanlığı kuvvet yapısında önemli değişikliklerin olması planlanmaktadır. Bu kapsamda, mevcut muharip gücümüze F-35, SOJ (Stand off Jammer), İnsansız Uçak Sistemleri, Uzun Menzilli Hava Savunma Sistemi, Havadan İhbar Kontrol Sistemi entegre edilirken, sahip olunacak uydu sistemleri ile özellikle keşif ve ihbar kontrol alanlarında uzay ortamı da etkin olarak kullanılacaktır. YERLİ UZAY SANAYİ İLE DESTEKLENECEK Uzay tabanlı keşif mimarisi kapsamında elektro optik uydu sistemlerinin yanında sahip olunacak radar görüntüleme uyduları ile coğrafyadan bağımsız olarak gece ve gündüz her hava şartında görüntü

12

toplama yeteneği kazanılacaktır. Uzay teknolojilerine yönelik mevcut çalışmalar dikkate alındığında 2020’li yıllarda Türk Hava Kuvvetleri bağımsız bir millî uzay sanayisi ile desteklenen uzay gücüne sahip olacaktır.

da da güçlü olması bir zorunluluk hâline gelmiştir. Bu maksatla THK; uygulamaya koyduğu Havadan İhbar Kontrol (HİK), İnsansız Hava Aracı (İHA), Keşif Gözetleme Uydu Sistemi ve Müşterek Taarruz Uçağı (JSF) gibi projelerle köklü dönüşüm sürecine girmiş bulunmaktadır.

SİBER UZAYDA DA VURUCU GÜÇ Mevcut teknolojik gelişmeler ve değişen tehdit yelpazesi dikkate alındığında; caydırıcılığı sağlamada, krizlere ve tehditlere müdahale etmede en belirleyici vurucu güç olan Hava Kuvvetlerinin sadece havada değil uzayda ve siber uzay-

OCAK

2011

İSTİHBARAT SORUNUNU GÖKTÜRK BİTİRECEK TSK’nın hedef istihbaratına yönelik uydu görüntüsü ihtiyacını, kara suyu ve hava sahası kısıtlamaları olmaksızın gündüz ve iyi hava şart-


ULUSAL SAVAŞ UÇAĞI A400M uçağı ile stratejik ulaştırma alanında önemli bir kabiliyet kazanılmış olacak; bu sayede Türkiye’nin etki ve ilgi alanındaki bölgeye erişim kabiliyeti artacaktır. Türk Hava Kuvvetleri, envanterine almayı planladığı F-35 uçakları ile mevcut vurucu gücünü önemli oranda artıracaktır. F-35’in gelişmiş ve entegre bir platform olması nedeniyle diğer uçaklara ihtiyaç olmadan tek veya iki F-35 uçağı ile harekât görevi icra edilebilecektir.

larında karşılamak amacıyla başlatılan GÖKTÜRK-1 uydusunun 2013 yılı sonunda yörüngeye atılması planlanmaktadır. GÖKTÜRK-2 Projesi ile Türkiye’de, keşif gözetleme uydularına yönelik teknolojik altyapının oluşturulması; uydu tasarım, entegrasyon, montaj, test ve üretim yeteneğinin geliştirilmesi, çeşitli alt sistemler bazında teknolojik yetenek kazanılması hedef-

lenmektedir. Uydu yol haritamıza göre uydunun 2012 yılında yörüngeye atılması planlanmaktadır TSK’nın hedef istihbaratına yönelik yüksek çözünürlüklü uydu görüntüsü ihtiyacını gece ve gündüz her hava şartında karşılamak amacıyla başlatılan GÖKTÜRK-3 uydusunun 2014 yılı içinde yörüngeye atılması planlanmaktadır.

OCAK

2011

Gelecekte millî imkânlarla üretilmiş ve üzerinde her türlü tasarrufta bulunma yetki ve kabiliyetine sahip olduğumuz modern bir savaş uçağı ile bu uçaktan atılacak tüm Hava - Yer ve Hava - Hava mühimmatlarına sahip olmak en önemli hedeflerimizden birisidir.” Şunu iftiharla belirtmeliyim ki mevcut projelerimiz hayata geçtiğinde THK 2050 yılına kadar bölgenin en güçlü Hava Kuvvetleri olmaya devam edecektir.

13


Duble demiryolu seneye yapılacak 2023’e kadar mevcut demiryolu çıkacak” dedi. Yıldırım, büyük böağını iki katına çıkaracaklarını söy- lümü hızlı tren hatlarından oluşaleyen Ulaştırma Bakanı Yıldırım, cak projelerin hayata geçmesiyle, çoğu hızlı trenden oluşacak yeni “Kara tren gecikir” anlayışının yeağ ile “kara tren gecikir” anlayışı- rini, “Hızlı tren yetişir” anlayışının nın yerini “hızlı tren yetişir”in ala- alacağını vurguladı cağını söyledi. Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın, 2011’den itibaren başlayacağını duyurduğu “duble demiryolu atağı»nın ayrıntılarına ulaşıldı. Yıldırım, “2011 iktidar yürüyüşümüzün en önemli projesi duble demiryolları. Mevcut 11 bin kilometre demiryolu ağımız var. 2023’e kadar bunu iki katına çıkarıyoruz. 2035’te bunun üzerine 7-8 bin kilometre daha ilave ediyoruz. Yani 11 bin kilometreden 30 bin kilometreye

14

OCAK

2011

Karayollarında başlatılan “duble yol” hamlesiyle 13 bin 400 kilometre bölünmüş yolu hizmete açtıklarını bildiren Yıldırım, yeni dönemde duble demiryolu hamlesini başlatacaklarını bildirdi. Yıldırım,


2023’e kadar mevcut demiryolu ağını iki katına çıkaracaklarını söyleyen Ulaştırma Bakanı Yıldırım, çoğu hızlı trenden oluşacak yeni ağ ile “kara tren gecikir” anlayışının yerini “hızlı tren yetişir”in alacağını söyledi. Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın, 2011’den itibaren başlayacağını duyurduğu “duble demiryolu atağı”nın ayrıntılarına ulaşıldı. Yıldırım, “2011 iktidar yürüyüşümüzün en önemli projesi duble demiryolları.

“Türkiye’de halen 11 bin kilometre demiryolu hattı bulunuyor. Bunun 10 bin kilometresi tek hat” diye konuştu.

2’den yüzde 27’ye çıkacak” dedi.

Hızlı tren ağına 18 yeni hat geliyor

Adapazarı-Karasu, Ereğli, Bartın 

Bandırma-Bursa-Ayazma Osmaneli; Ayazma İnönü 

PAYI ARTACAK

Yıldırım’ın açıkladığı duble demiryollarının en büyük bölümünü hızlı tren hatları oluşturuyor. İşte yeni yapılacak demiryolu hatları:  

Dinar-Denizli-Aydın 

Kars-Iğdır-Aralık-Dilucu 

Bandırma-İzmir 

Eskişehir-Antalya 

Konya-Karaman UlukışlaMersin 

Bölünmüş hatların bekleme sorununu ortadan kaldıracağını söyleyen Yıldırım “Yeni hatların hız limitleri yüksek olacağından demiryolu seyahat süresi 2-3 kat artacak. Sadece yolcu trenleri değil, yük trenleri de hızlanacağından demiryollarının payı da artacak. Demiryollarının yükte yüzde 5, yolcuda yüzde 2 olan ulaşım içindeki payı, artacak. Demiryolu projelerinin tamamlanmasıyla demiryollarının yolcudaki payı yüzde

Edirne-İstanbul 

Adapazarı-İstanbul 

Ankara-İzmir 

Kırıkkale-Çorum-Samsun 

Sivas-Kars 

Trabzon-Erzincan 

Van Gölü Kuzey Geçiş 

Erzincan-Muş 

Samsun-Fatsa

Şanlıurfa-Mürşitpınar

Aydın-Güllük Liman Bağlantısı

OCAK

2011

15


Kültür ve Turizm Bakanlığı küçülecek

16

Kültür ve Turizm Bakanlığı Müsteşarı İsmet Yılmaz, Bakanlığı küçültmeye çalıştıklarını, ilçelerdeki kütüphanelerin ‘’okuma salonu’’ olarak İl Özel İdarelerine devredileceğini söyledi.

çok büyük olduğunu, bu nedenle yönetmekte zorluk yaşadıklarını söyledi.

İsmet Sanat Fatih sohbet

‹›Bizden önceki dönemde Bakanlığı küçültme projesi vardı. Meclise sunulan bu yasa tasarısına göre, illerdeki Kültür ve Turizm İl Müdür-

Yılmaz, İstanbul Kültür Meclisinin Üsküdar’daki Mahkemesinde yapılan toplantısında, Bakanlığın

Bir yasa tasarısı olduğunu ve Bakanlığı küçültmek istediklerini vurgulayan Yılmaz, şöyle konuştu:

OCAK

2011

lükleri ile il halk kütüphaneleri kapatılıyordu. Sadece arkeoloji müzeleri ve yazma eser kütüphaneleri kalıyordu. İl halk kütüphaneleri İl Özel İdarelerine devredilecekti. Biz gelince bunu değiştirdik. Şimdi il halk kütüphaneleri bizde kalacak. İlçe kütüphanelerini okuma salonu şekilde İl Özel İdarelerine devrediyoruz. Bunların çalışma, usul ve esaslarını belirliyoruz. Bu-


Sohbet toplantısına katılan yazar ve sanatçılar da yaşadıkları sıkıntıları ve önerileri dile getirdi. Toplantıya, Kültür ve Turizm Bakanlığının ‘’Yaşayan İnsan Hazineleri Ödülü’’nü alan hattat Hasan Çelebi, yazarlar Cihan Okuyucu, Yavuz Bülent Bakiler, Münevver Okur Meriç, Süleyman Zeki Bağlan, Mehmet Cemal Çiftçigüzel, Orhan Durgut, Adnan Arslan, Mahmut Nuri Yardım, ebru sanatçısı Hikmet Barutçu, koro şefi, kanun virtüözü, besteci Ruhi Ayangil, akademisyenler Ayten Altıntaş, İlhan Özkeçeci, Cihan Okuyucu, Mısır Sohağ Edebiyat Fakültesi Doğu Dilleri Bölümü Türkçe Şubesi Başkanı Sabri Tevfik Heammam, Üsküdar Belediye Başkan Yardımcısı Ali Rıza Şenbabaoğlu katıldı. ralara nakdi ve ayni yardımda bulunacağız, kitap alacağız, vereceğiz veya parasal yardım yapacağız. Her kütüphanede bir kütüphaneci olacak. Bizim hala birçok kütüphanemiz kapalı olduğu gibi her birisinde kütüphaneci de yok. Sadece bir memur açıp kapatıyor. İl Kültür ve Turizm Müdürlüklerini kapatmıyoruz, illerdeki kütüphaneleri de devretmiyoruz. Oraları örnek olarak göstereceğiz. İlçelerdeki kütüphaneleri de biz denetleyeceğiz. Biraz küçülmeye çalışıyoruz.’’ Bakanlığın, turizm çalışmalarını da sürdürdüğünü ifade eden Yılmaz, ‘’Bitlis Kalesi’nin restorasyonunun bir kısmı bitmek üzere. Hoşaf, Van ve Kars Kalesi restore ediliyor’’ dedi.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Müsteşarı İsmet Yılmaz, Bakanlığı küçültmeye çalıştıklarını, ilçelerdeki kütüphanelerin ‘’okuma salonu’’ olarak İl Özel İdarelerine devredileceğini söyledi.

OCAK

2011

17


Nüfusu azalan ülkeler 2050 yılına kadar, dünya üzerindeki insan sayısı yüzde 37 artarak 9.5 milyar olacak. Bazı ülkeler nüfus artışının getirdiği sorunlarla boğuşurken, nüfusu azalan ülkeler de farklı tehditlerle karşı karşıyalar. 2050’ye değin bu ülkelerde yüzde 25’e varan nüfus azalması yaşanacak. Ekonomik büyümeyi engelleyen azalan nüfus ulusal saygınlığa da zarar veriyor.

18

OCAK

2011


Ukrayna 2010’daki nüfusu: 45,864,000 2050’deki tahmini nüfusu: 35,273,000 Düşüş oranı: Yüzde 23.1 2010’da 65 yaş üstü nüfus: Yüzde 16 Doğum oranı: Yüzde 1.5

Gürcistan 2010’daki nüfusu: 4,638,000 2050’deki tahmini nüfusu: 3,591,000 Düşüş oranı: Yüzde 22.6 2010’da 65 yaş üstü nüfus: Yüzde 14 Doğum oranı: Yüzde 1.7

Bulgaristan 2010’daki nüfusu: 7,542,000 2050’deki tahmini nüfusu: 5,894,000 Düşüş oranı: Yüzde 21.9 2010’da 65 yaş üstü nüfus: Yüzde 18 Doğum oranı: Yüzde 1.6

Bosna Hersek 2010’daki nüfusu: 3,843,000 2050’deki tahmini nüfusu: 3,075,000 Düşüş oranı: Yüzde 20 2010’da 65 yaş üstü nüfus: Yüzde 14 Doğum oranı: Yüzde 1.2

OCAK

2011

19


Letonya 2010’daki nüfusu: 2,242,000 2050’deki tahmini nüfusu: 1,799,000 Düşüş oranı: Yüzde 19.8 2010’da 65 yaş üstü nüfus: Yüzde 17 Doğum oranı: Yüzde 1.3

Sırbistan 2010’daki nüfusu: 7,288,000 2050’deki tahmini nüfusu: 5,874,000 Düşüş oranı: Yüzde 19.4 2010’da 65 yaş üstü nüfus: Yüzde 17 Doğum oranı: Yüzde 1.4

Litvanya 2010’daki nüfusu: 3,317,000 2050’deki tahmini nüfusu: 2,721,000 Düşüş oranı: Yüzde 18 2010’da 65 yaş üstü nüfus: Yüzde 16 Doğum oranı: Yüzde 1.5

Polonya 2010’daki nüfusu: 38,186,000 2050’deki tahmini nüfusu: 31,849,000 Düşüş oranı: Yüzde 16.6 2010’da 65 yaş üstü nüfus: Yüzde 13 Doğum oranı: Yüzde 1.4

20

OCAK

2011


Moldova 2010’daki nüfusu: 4,117,000 2050’deki tahmini nüfusu: 3,466,000 Düşüş oranı: Yüzde 15.8 2010’da 65 yaş üstü nüfus: Yüzde 10 Doğum oranı: Yüzde 1.3

Romanya 2010’daki nüfusu: 21,454,000 2050’deki tahmini nüfusu: 18,236,000 Düşüş oranı: Yüzde 15 2010’da 65 yaş üstü nüfus: Yüzde 15 Doğum oranı: Yüzde 1.3

Küba 2010’daki nüfusu: 11,246,000 2050’deki tahmini nüfusu: 9,725,000 Düşüş oranı: Yüzde 13.5 2010’da 65 yaş üstü nüfus: Yüzde 12 Doğum oranı: Yüzde 1.6

Güney Kore 2010’daki nüfusu: 48,875,000 2050’deki tahmini nüfusu: 42,343,000 Düşüş oranı: Yüzde 13.4 2010’da 65 yaş üstü nüfus: Yüzde 11 Doğum oranı: Yüzde 1.2

OCAK

2011

21


Hırvatistan 2010’daki nüfusu: 4,424,000 2050’deki tahmini nüfusu: 3,838,000 Düşüş oranı: Yüzde 13.2 2010’da 65 yaş üstü nüfus: Yüzde 17 Doğum oranı: Yüzde 1.5

Belarus 2010’daki nüfusu9,470,000 2050’deki tahmini nüfusu: 8,281,000 Düşüş oranı: Yüzde 12.6 2010’da 65 yaş üstü nüfus: Yüzde 14 Doğum oranı: Yüzde 1.4

Almanya 2010’daki nüfusu: 81,624,000 2050’deki tahmini nüfusu: 71,510,000 Düşüş oranı: Yüzde 12.4 2010’da 65 yaş üstü nüfus: Yüzde 20 Doğum oranı: Yüzde 1.3

Arnavutluk 2010’daki nüfusu: 3,213,000 2050’deki tahmini nüfusu: 2,862,000 Düşüş oranı: Yüzde 10.9 2010’da 65 yaş üstü nüfus: Yüzde 9 Doğum oranı: Yüzde 1.6

22

OCAK

2011


Rusya 2010’daki nüfusu: 141,920,000 2050’deki tahmini nüfusu: 126,674,000 Düşüş oranı: Yüzde 10.7 2010’da 65 yaş üstü nüfus: Yüzde 13 Doğum oranı: Yüzde 1.5

Slovakya 2010’daki nüfusu: 5,429,000 2050’deki tahmini nüfusu: 4,879,000 Düşüş oranı: Yüzde 10.1 2010’da 65 yaş üstü nüfus: Yüzde 12 Doğum oranı: Yüzde 1.4

Macaristan 2010’daki nüfusu: 10,004,000 2050’deki tahmini nüfusu: 9,040,000 Düşüş oranı: Yüzde 9.6 2010’da 65 yaş üstü nüfus: Yüzde 16 Doğum oranı: Yüzde : 1.3

Makedonya 2010’daki nüfusu: 2,054,000 2050’deki tahmini nüfusu: 1,867,000 Düşüş oranı: Yüzde 9.1 2010’da 65 yaş üstü nüfus: Yüzde 11 Doğum oranı: Yüzde : 1.5

OCAK

2011

23


Turist sayısı 26 milyona ulaştı

Türkiye’yi ziyaret eden turist sa- Rusya’dan ise 10 ayda 2 milyon yısı 2010 yılının 10 ayında yüzde 996 bin 560 turist geldi. Rusya’da6,25 oranında artarak 25 milyon ki artış yüzde 11,54 olarak gerçek975 bin 296 kişiye ulaştı. 2010 yılı leşti. Rusya’yı yüzde 9,98’lik artışla ocak-ekim döneminde Türkiye’ye İngiltere, yüzde 6,35 ile İran, yüzde en fazla ziyaretçi gönderen ülkeler 4,59 ile Bulgaristan izledi. 2010’un sıralamasında Almanya ilk sıradaki 10 atında ayında Almanya’dan 3 yerini korudu. milyon 987 bin 136, Rusya’dan 2 Almanya’dan gelen turist sayısı milyon 996 bin 560, İngiltere’den yüzde 15,35 aratarak 3 milyon 978 2 milyon 592 bin 658, İran’dan ise bin 136 oldu. İkinci sırada yer alan 1 milyon 649 bin 148 turist geldi.

24

OCAK

2011

Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2010 yılının Ocak-Ekim dönemine ilişkin turizm istatistiklerini yayınladı. Bakanlığın verilerine göre, 10 ayda en fazla turist 8 milyon 868 bin 411 ile Antalya’ya geldi. İstanbul’a gelen yabancı misafirlerin sayısı ise, 5 milyon 939 bin 580 olarak gerçekleşti. Muğla’yı ise 2 milyon 950 bin 364 kişi ziyaret etti. Türkiye’ye gelen toplam ziyaretçilerin yüzde


Türkiye’yi ziyaret eden turist sayısı 2010 yılının 10 ayında yüzde 6,25 oranında artarak 25 milyon 975 bin 296 kişiye ulaştı. 2010 yılı ocak-ekim döneminde Türkiye’ye en fazla ziyaretçi gönderen ülkeler sıralamasında Almanya ilk sıradaki yerini korudu. 34,14’ü Antalya’yı tercih etti. İstanbul ise, Türkiye’ye gelen toplam turistin yüzde 22,87’sini ağırladı. Ocak-Ekim döneminde Türkiye’ye gelen 25 milyon 975 bin 296 yabancı ziyaretçinin 1 milyon 516 bin 949’u (yüzde 5,48) günübirlikçi. EKİM AYINDA 2,8 MİLYON TURİST GELDİ Ekim ayında Türkiye’ye gelen turist sayısı da geçen yılın aynı ayına göre yüzde 8,52 oranında arttı. Yılın onuncu ayında Türkiye’yi toplam 2 milyon 840 bin 95 yabancı ziyaret etti. Ekimde en fazla ziyaretçi gönderen ülkeler sıralamasında Almanya yüzde 21,81’lik pay

ve 619 bin 550 ilk sırada yer aldı. rinden gelen yabancı ziyaretçiler Almanya’yı yüzde 9,79’luk pay ve ise artıyor. Suriye’den gelenlerin 278 bin 155 kişiyle İngiltere, yüzde sayısı rekor oranda artarak 748 bin 6,28’lik pay ve 178 bin 497 kişiyle 35 kişiye ulaştı. Suriye’den gelen Rusya Federasyonu izledi. Diğer turist sayısı yüzde 91,48 oranında ülkelerde, İran, Hollanda, Bulga- artarken, Türkiye’yi ziyaret eden ristan, Gürcistan, Fransa, Suriye ve İsrailli turist yüzde 65,93 azaldı. A.B.D olarak sıralandı. Ekim ayında 2010 yılının 10 ayında Suriye’den gelen turistlerin yüzde 33,51’i An- 748 bin 35 ziyaretçi geldi. Aynı talya, yüzde 25,20’si İstanbul, yüz- dönemde İsrailli turist sayısı ise 97 bin 140’ta kaldı. Suriye’nin yanı de 9,88’i Muğla’yı tercih etti. sıra diğer Ortadoğu ülkelerinden gelen turist sayısında da ciddi arORTADOĞU’DAN GELEN tış yaşanıyor. Bakanlığın verilerine TURİST SAYISI ARTMAYA göre 10 ayda BEA’dan gelen turist DEVAM EDİYOR sayısında yüzde 45,19 Lübnan’dan Ocak-Ekim döneminde İsrail’den yüzde 80,93 İran’dan yüzde 43,31 gelen turist sayısındaki düşüş de- Katar’dan yüzde 34,05 artış kaydevam etti. Diğer Ortadoğu ülkele- dildi.

OCAK

2011

25


WikiLeaks Nedir? WikiLeaks açıkladığı belgelerle tüm dünyayı sarsmaya devam ediyor. Peki WikiLeaks’in amacı nedir, nasıl çalışır? İşte bu soruların yanıtları... Şimdiye kadar açıkladığı toplam bir milyon civarında gizli yazışma ile diplomaside depreme yol açan WikiLeaks, İsveç merkezli uluslararası bir oluşum.

uzman isimler bulunuyor, sayıları 800 civarında tahmin edilen bu isimler, gönüllü çalışıyor.

Liderleri Eski Bir Bilgisayar Korsanı 800 Gönüllüsü Var 2006 yılında kurulan WikiLeaks’in bünyesinde Amerikalı, Avrupalı, Tayvanlı, Avustralyalı, Güney Afrikalı gazeteciler, Çinli muhalifler, matematikçiler, teknoloji alanında

26

Oluşumun lideri eski bir bilgisayar korsanı olan Avustralyalı gazeteci Julian Assange... Amaçları ise gizli belgeleri kamuoyu ile paylaşmak. WikiLeaks’e ulaşan bilgiler, uzmanlar tarafından

OCAK

2011

teker teker değerlendiriliyor. Çok gizli bazı belgeler, dedikodular, yorumlar ayıklanıyor, sadece belge niteliğinde olanlar yayınlanıyor. Yayınlanan belgeler “çok gizli” değil, sadece “gizli” sınıfında yeralan belgeler... Oluşum asıl dikkatleri, Washington’ın çeşitli ülkelerdeki Amerikan büyükelçilikleri ve konsoloslukları ile gizli yazışmaları internet sitesinde yayınlamasıyla dikkatleri çekti.


Afganistan Belgeleri ile Adını Duyurdu WikiLeaks önce Amerika’nın Afganistan savaşına ilişkin 90 bin belge yayınladı. Belgeleri 6 ayda indirip, Lady Gaga cd’leri ile dışarı sızdırmakla suçlanan, Bağdat’ta istihbarat analizcisi olarak görevli 22 yaşındaki Amerikalı bir asker gözaltına alındı. Gelecek yıl yargılanacak olan Bradley Manning isimli asker, Bağdat’ta hücre hapsinde tutuluyor ve vatana ihanetten suçlu bulunması halinde idam cezasına çarptırılması bile söz konusu. Wikileaks kaynağının Manning olduğunu doğrulamadı, ancak savunma masraflarını üstlendi.

Bazı Kişilerce ABD’ye Tehdit Olarak Adlandırılıyor Oluşumun lideri Julian Assange, Pentagon tarafından “Amerikan Ordusuna tehdit” olarak değerlendirildi. Assange hakkında İsveç’te tecüvüz suçundan tutuklama kararı çıkarıldı. Assange’ın nerede olduğu bilinmiyor, İzlanda ya da İsveç’te olduğu düşünülüyor. Wikileaks, son belgeleri açıklamadan önce de siber saldırıyla karşı karşıya kaldı, belgelerin yayınlanması engellenmeye çalışıldı. Ününe rağmen WikiLeaks, finansal sıkıntıya düştü, geçen şubat ayında internet sitesini kapatmak zorunda kaldı. Ancak bağışlarla tekrar yayın hayatına geri döndü. Gözlemciler, yayınlanan son belgelerin zaten tahmin edilen şeyler olduğunu belirtiyor, Belgeler arasında İsrail’i güç durumda bırakan bir şey olmadığına dikkat çekiliyor.

OCAK

2011

27


Megakentte Bir süre öncesine kadar adı Kayabaşı Toplu Konut Projesi'ydi. Satın alan vatandaşların da yoğun isteği üzerine Kayaşehir olarak değiştirildi. Atatürk Olimpiyat Stadı'nın kuzeyinde, Sazlıdere barajının güneyinde Bahçeşehir'le Başakşehir'in arasında yer alıyor. Atatürk Havalimanı'na 16, Boğaziçi Köprüsü'ne 24 kilometre uzaklıkta. Proje 11 milyon 300 metrekarelik bir alanda kurulu. 2.5 milyon metrekaresi yeşil alan olarak planlandı. Kişi başına düşen yeşil alan 36 metrekare. Ağaçlandırılacak alan 160 bin metrekare. Rekreasyon alanı 550 bin metrekare. 65 bin konutluk bir proje. Bittiğinde 250 bin kişi yaşayacak. Bu proje uydukent anlamında bugüne kadar Türkiye'de yapılan en büyük proje. Cumhuriyet tarihinde bugüne kadarki uydukentler içinde en büyü-

28

ğü. Ataköy'ün 3 katı büyüklüğünde. 81 ilin yarısından daha fazla nüfusu olacak. SELİMİYE'NİN KÜÇÜĞÜ TOKİ İstanbul Uygulama Daire Başkanı Niyazi Özdemir, "Böyle projeleri büyük yapan sosyal donatılardır. Sosyal donatılar ise okulları, sağlık ocakları, anaokulu, hastaneleri, üniversiteleri, camileri, ticaret merkezleridir... Polis karakolu da yapıyoruz. Ticaret merkezinin karşısına Selimiye Camii'nin daha küçüğünü yapacağız. 3 bin 500 kişilik kapalı alanı olan bir cami olacak burası" diye konuşuyor.

yapılıyor bitme aşamasına geldi. 2011 başından itibaren peyderpey teslimini yapacağız. Okullar da bitmek üzere. Biri kreş biri anakolu iki tane ilköğretim, iki tane de lise. Kafeteryalar, büfeler ve bir de ticaret merkezi yapılıyor. Kayaşehir Merkez adı altında ihaleye çıkıldı" diyor. 50 trilyonluk ihale ile yol yaptırdıklarını belirten Özdemir, "Son kat asfaltlar dökülüyor. Şu anda elektrik, su, doğalgaz hepsi tamam. İGDAŞ'a 3.5 trilyon para yatırdık hatları çektirdik. Şu anda sayaçlara bağlantı yapılıyor" diye konuşuyor. METRO DENEME SEFERLERİ

"Kim ne derse desin İstanbul'da en Projeyi 2005'te başlattıklarını be- önemli sorun ulaşım" diyen Özdelirten Özdemir, "2008 sonu 2009 mir, şöyle devam ediyor: "Atatürk başı ilk kazmayı vurduk. Birinci Olimpiyat Stadı'nda şu anda elektetapta 10 bölgede 10 bin 110 rik ve elektrifikasyon işleri devam konutun ihalesini yaptık. 6 tane eden, bu yılın başlarında deneme de okul ihalesi yapıldı. 10 bin 110 sürüşleri başlayacak olan bir metro konutun şu anda geçici kabulleri çalışması var. Stat buraya 2-3 kilo-

OCAK

2011


dev bir kent metre. Başakşehir Belediyesi'yle görüşüyoruz buradan stada dolmuş ve otobüs hatları koyulacak. Ayrıca tramvay hatları yeri bıraktık." Her blokun üzerine güneş kolektörü konulduğunu, bu kolektörlerden güneş enerjisi elde edileceğini belirten Özdemir, şunları anlatıyor: "Bu enerji aküleri şarj edecek ve apartmanların ortak kullanım alanları asansörleri bu enerjiyle aydınlatılacak. Merkezi ısıtma sistemi var. Kazanlar çatılarda olacak. Her daire ısındığı kadar ve kullandığı sıcak su kadar para ödeyecek. Dairelerde kombi yok. Isı ölçerler var."

TOKİ'nin Kayaşehir'de hazırlıklarını sürdürdüğü, cumhuriyet tarihinin en büyük toplu konut projesi tamamlandığında 250 bin kişinin yaşayacağı devasa bir şehir ortaya çıkacak. Güneş enerjili konutların anahtar teslimi de başlıyor

"İSTANBUL İÇİN BÜYÜK ŞANS" TOKİ İstanbul Uygulama Dairesi Başkanı Özdemir, İstanbul gibi büyük deprem bekleyen bir kentte bu tür projelerin önemine dikkat çekerek "Kayaşehir İstanbul için büyük şans" diye konuşuyor.

OCAK

2011

29


Kayaşehir’in 4 ilçeden daha büyük Ispartakule’de, Halkalı’da, Pendikkonuma sahip olduğunu söyleyen ’te konut üretim uygulamalarımız TOKİ Başkanı Bayraktar, “60 bine var. yakın konut yapılacak, 250 bine yakın nüfus gelecek. “250 BİN NÜFUS GELECEK” Ekolojik bir şehir olacak, güneş enerjisinden ve yağmur suyundan istifade edilecek” dedi.

Kayaşehir, Türkiye’de bir etapta yapılan en büyük konut uygulamasıdır. İstanbul’da şu anda 4 ilçeden daha büyük konuma sahiptir. Tamamı yapıldığında 60 bine yakın konut olacak, 250 bine yakın nüfus gelecek.

Ahmet Cömert Kapalı Spor Salonu’nda TOKİ tarafından Kayaşehir’de yaptırılan 17. Bölge Toplu Konut Uygulaması kura çekilişinde konuşan Toplu Konut İdaresi (TOKİ) Kayaşehir, Türkiye’nin her bölgeBaşkanı Erdoğan Bayraktar, mort- sinden insanların olacağı bir yer gage (tutsat) sisteminin Türkiye’de olacak. Yeşil alan, parklar, okullar hala tam anlamıyla oturmadığını, bakımından son derece zengin bir ferdi kredi verme şeklinde siste- kent parçası olacak. Ekolojik bir min yürüdüğünü belirtti. Bayraktar, şehir olacak, güneş enerjisinden İngiltere, Amerika ve Japonya’da ve yağmur suyundan istifade ediolduğu gibi ev almak isteyen her- lecek. ”Bugün çekilişi yapılacak kesin Türkiye’de de ev alabilecek konutların teslim tarihi 2012 Nisan konuma gelebileceğini, vadelerin ayında olacak. Ama bu tarihi öne 20 yıla kadar uzayacağını ifade etti. çekmeyi düşünüyoruz. Gelecek yıl Bugün 1600′e yakın kişinin kura Ocak-Şubat ayında teslime hazır için müracaatta bulunduğunu be- olacak konutlar.” lirten Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü: ”Belli bir süredir İstanbul’da İSTANBUL’UN DEPREMSELLİK oturan, ihtiyacı olan bütün insan- RİSKİ larımızı ev sahibi yapmak istiyoruz. Hükümetin programı doğrultusunPlanlı Kentleşme ve Konut Üretim da, insanları ev sahibi yapmak ve Programı kapsamında Türkiye’nin İstanbul’u depremsellik riskinden her tarafında, 1900′e yakın şantikurtarmak için bu çalışmaların hayede faaliyetlerimiz devam ediyor. yata geçirilmesi gerektiğini anlaBunun yanında İstanbul’da da çok tan Bayraktar, şunları kaydetti: ciddi çalışmalar içindeyiz. İstanbul’da 150 civarında şantiyemiz ”İstanbul’un yapı stokunun eski var. Başakşehir’de, Kayabaşı’nda, olduğunu biliyoruz. Bu bakımdan

30

OCAK

2011

devletimizin imkanları ne ise bu imkanları sizlerin verdiği vergilerle, devletin edindiği imkanlarla organize ederek azami düzeyde insanımızın sosyal refahına ulaştırmak için elimizden geleni yapmak zorundayız. TOKİ olarak devlet terbiyesi içinde ve alabildiğine kanunlara bağlı çalışırken, özel sektör dinamizmini de yakalayan bir gayret içinde çalışıyoruz. Bu nedenle devlette bürokrasiyi azaltmak, üretkenliği artırmak için TOKİ örnek olmaya çalışmaktadır. TOKİ hazineden ve bütçeden kaynak almamakta, kendi kaynağını üreterek iş yapmaktadır. Biz bunları çok iyi anlatamadık. Sizler bizim ortağımızsınız, bunların sizin bilmenizi istiyoruz. TOKİ olarak devletten atıl arazileri alarak, bunlardan elde ettiğimiz kaynaklarla alt gelir grubuna konut üretiyoruz. Türkiye’nin şehirlerini kaçak ve depreme dayanıksız yapılardan kurtarmak yönündeki çalışmalarımızı kaynağımızı üreterek yapmak durumundayız. Bunun için halkın desteğine ciddi ihtiyacımız var. Halk bizi desteklerse bu iş çok daha hızlı yürür, bereketlenir, ülkemiz bu çirkin görüntülerden kurtulur. Türkiye’de hedefimiz 500 bin konuttu. Her ay 500 bin konutu ya-


”Belli bir süredir İstanbul’da oturan, ihtiyacı olan bütün insanlarımızı ev sahibi yapmak istiyoruz. Planlı Kentleşme ve Konut Üretim Programı kapsamında Türkiye’nin her tarafında, 1900′e yakın şantiyede faaliyetlerimiz devam ediyor. Bunun yanında İstanbul’da da çok ciddi çalışmalar içindeyiz. İstanbul’da 150 civarında şantiyemiz var. Başakşehir’de, Kayabaşı’nda, Ispartakule’de, Halkalı’da, Pendik’te konut üretim uygulamalarımız var. Kayaşehir’in 4 ilçeden daha büyük konuma sahip olduğunu söyleyen TOKİ Başkanı Bayraktar, “60 bine yakın konut yapılacak, 250 bine yakın nüfus gelecek. Ekolojik bir şehir olacak, güneş enerjisinden ve yağmur suyundan istifade edilecek” dedi. kaladık. Bu kapsamda Türkiye’de 650′nin üzerinde ilkokul, spor salonu, 304 cami yaptık.” Daha sonra noter huzurunda kura çekilişi yapıldı. İlk kura, çekilişe katılan şehit aileleri için gerçekleştirildi. Yapılan çekilişle, üç şehit ailesine (2+1) ev çıktı. KAYAŞEHİR KONUTLARI TOKİ Başkanlığınca Kayaşehir Toplu Konut Uygulaması kapsamında toplam 434 konut satışa sunuldu. Başvurular, şehit aileleri, maluller ile dul ve yetimleri, İstiklal Savaşı Gazisi, Kore Gazisi, Kıbrıs ve vatani hizmet gazisi, diğer konut alıcı adayları olmak üzere 3 kategoride kabul edildi. Kura ile 13 adet 1+1, 125 adet 2+1, 236 adet 3+1, 60 adet 4+1 konut, 96, 108 ve 120 ay vadeyle satışa

sunuldu. Konutların fiyatları büyüklüklerine ve ödeme seçeneklerine göre, 75 bin 944 lira ile 250 bin 929 lira arasında değişiyor. Konut kura çekilişine, 1568 kişi başvurdu. ŞEHİT AİLELERİNE KURASIZ EV Mortgage sisteminin Türkiye`de tam anlamıyla oturmadığını anlatan Bayraktar, “İngiltere, Amerika, Japonya gibi ülkelerde olduğu gibi ev almak isteyen herkesi, ev alabilecek konuma getirmeye çalışıyoruz. Bugün çekilişini yapacağımız konutlara yaklaşık bin 600 vatandaşımız müracaat etti. Bu sayının yalnızca üçte biri ev sahibi olabilecek. Bu bizi üzüyor. Biz istiyoruz ki herkes ev sahibi olabilsin. Şu an Türkiye`de 81 vilayet, 800 ilçe, bin 900 şantiyede çalışmalarımız devam ediyor. İstanbul`da da 150 şantiyemiz var. Kayaşehir uygulaması Türkiye`de

OCAK

2011

bugüne kadar yapılan bir etaptaki en büyük konut çalışmasıdır” diye konuştu. Kayaşehir projesinin tamamının 60 bin konutu kapsadığını ve proje tamamlandığında burada yaklaşık 250 bin kişinin yaşayacağını anlatan Bayraktar, “Bu da İstanbul`daki 4 ilçeden daha büyük anlamına geliyor. Burada her kesimden vatandaşımız olacak. Sosyal donatılar bakımından son derece zengin olacak. Site aidatlarını minimize etmeye çalışıyoruz. Bununla ilgili çalışmalarımız devam edecek. Şu anda çekilişini yaptığımız konutlar 2012 Mart ayında teslim edilecek. Ancak biz teslim tarihini daha öne çekmeye çalışıyoruz. Devlet olarak bu konutları yapmak zorundayız. İstanbulluyu deprem riskinden korumak için elimizden geleni yapmalıyız” dedi.

31


Türkiye’nin Hepatit B haritası çıkarıldı

Halk arasında sarılık olarak bilinen ve karaciğerin iltihaplanmasıyla meydana gelen bu hastalığa erkeklerin daha çok yakalandığı tespit edildi. Dernek Başkanı Prof. Dr. Nurdan Tözün, bu duruma, ortak kullanılan tıraş malzemelerinin yol açtığına dikkat çekti. Tözün’ün verdiği bilgilere göre Hepatit B virüsü en fazla Güneydoğu Anadolu, en az Ege ve İç Anadolu Bölgesi’nde görülüyor. Birçok kişi, bu hastalığa yakalandığını bilmiyor. Virüsü daha çok 50-59 yaş arası kişiler taşıyor. Türk Karaciğer Araştırmaları Derneği (TKAD) tarafından 23 ilde yapılan araştırmaya göre 3 milyon kişinin hepatit B’li olduğu ortaya çıktı. 730 bin civarında insanın

32

hepatit C geçirdiği tespit edilirken, hastalığa erkeklerin daha çok yakalandığı görüldü. Prof. Dr. Nurdan Tözün, bulaşıcı ve öldürücü olan hepatit B’nin erkeklerde daha çok görülmesinin sebebinin ortak kullanılan tıraş malzemeleri olduğuna dikkat çekti. Türk Karaciğer Araştırmaları Derneği (TKAD) yaptığı araştırmayla Türkiye’nin hepatit haritasını çıkardı. 23 ilde gerçekleştirilen araştırmada 3 milyon kişinin hepatit B’li olduğu tespit edildi. Sağlık Bakanlığı tarafından da desteklenen çalışmada aynı zamanda 730 bin civarında da hepatit C’li kişi bulunduğu ve toplumun yüzde 93’ünün hepatit A geçirdiği ortaya çıktı. Hepatit, diğer adıyla sarılık, karaci-

OCAK

2011

ğerin iltihaplanmasıdır. Hepatit virüslerinin sebep olduğu hastalığın A, B, C, D, E, G olmak üzere 6 çeşidi bulunuyor. En tehlikelisinin hepatit B olduğunu söyleyen Türk Karaciğer Araştırmaları Derneği Başkanı Prof. Dr. Nurdan Tözün, dünyada her yıl yaklaşık 1 milyon kişinin hepatit B ile ilgili sebeplerden dolayı hayatını kaybettiğini ifade ediyor. Yapılan araştırmada ülkemizde de 3 milyon kişinin hepatit B’li olduğunun ortaya çıktığını belirten Tözün, “Maalesef birçok kişi hepatit B olduğunu bilmiyor. Araştırmaya baktığımızda hepatit B virüsü erkeklerde daha fazla rastlanılmakta. En büyük nedeni ortak kullanılan saç sakal tıraş malzemeleridir. Ay-


rıca kaynatılan enjektör kullanımı, Hepatit B önlenebilir bir kan nakli, ağız içi ve diş tedavisi, hastalık mıdır? enfekte kişilerle yakın temas diğer 1982`den beri güvenli ve etkili faktörlerdir.” diyor. Araştırmaya aşılar sayesinde önlenebilir bir göre hepatit B virüsü en fazla Orta hastalık olmuştur. Ancak aşı, enve Güneydoğu Anadolu, en az ise feksiyon geliştikten sonra kronik Ege ve İç Anadolu Bölgesi’nde hepatiti tedavi etmemekte; aşının görülüyor. Ayrıca virüsü daha çok bağışıklama yüzdesi yüksektir. 50-59 yaş arası kişiler taşıyor. Tözün, bu yaş arası kişilerde virüsün Kimler özellikle risk altındadır? daha çok rastlanmasının nedenini Birçok kişi, özellikle gelişmekte çocukluk dönemlerinde aşı yaolan ülkelerde, çocukluk çağı pılmamasına bağlıyor. Araştırma; sırasında hepatit B enfeksiyonu Adana, Amasya, Ankara, Aydın, Bageçirmektedir. Hepatit B ile lıkesir, Bursa, Erzurum, Gaziantep, enfekte olan kişilerle yakın Hatay, İstanbul, İzmir, Kastamonu, temastakiler ve virüslü kanın Kayseri, Konya, Malatya, Manisa, bulaştığı eşya ya da materyallerle Sivas, Tekirdağ, Trabzon, Şanlıurfa, teması olanlar risk altındadır. Yozgat, Kırıkkale ve Yalova illerinde yapıldı. Hastalık nasıl bulaşır? Hepatit B ne kadar tehlikeli, kronik hepatit B nedir? Kronik hepatit B; siroz, karaciğer yetmezliği ve kanserine yol açabilen viral (virüs) etkenli bir hastalıktır. Hepatit B virüsü (HBV) tütünden sonra en yaygın ikinci kanser sebebidir. Kronik hepatit B yaşamı tehdit eden bir hastalık mıdır? HBV bulaşan sağlıklı yetişkinlerin çoğu iyileşir ve vücudunda hepatit B enfeksiyonlarına karşı koruyucu antikorlar gelişir. Hastaların yüzde 5�10 kadarında ise virüs vücuttan temizlenemez ve kronik enfeksiyona dönüşür. Kronik enfeksiyon gelişenlerde siroz veya karaciğer kanserinin ortaya çıkma riski çok fazladır. Özellikle de siroz ortaya çıktıktan sonra, tedavi artık mümkün değildir ve hasta en geç 5 yıl içinde hayatını kaybeder.

Virüs genellikle doğum sırasında anneden bebeğe, kişiden kişiye, güvenli olmayan enjeksiyon, kan veya organ nakli ve cinsel yolla bulaşır.

Sağlık Bakanlığı’nın desteğiyle Türk Karaciğer Araştırmaları Derneği (TKAD) tarafından 23 ilde yapılan araştırma, Türkiye’de kaç milyon kişinin Hepatit B’li olduğunu ortaya çıkardı. En çok erkeler sarılık oluyor. lediğini ortaya koymuştur. Ayrıca tedavi için çeşitli ilaçlar mevcuttur. Hastalar kronik hepatit B kontrolünde aktif rol almak için ne yapabilir?

Hepatit B’nin yıllık tedavi giderleri bin ile 22 bin TL arasındadır. KaraHalsizlik, iştah kaybı, kusma, ateş, ciğer naklinin maliyeti ortalama bulantı, karın ağrısı, sarılık (deri ve 100 bin TL civarındadır. Buna karşıgöz akında sarımsı renk oluşması), lık hepatit B’den korunmak için yanadiren de olsa eklem ağrıları pılması gereken üç dozluk aşının başlıca belirtilerdir. Bu belirtiler fiyatı ise sadece 75 TL’dir ve Sağlık haftalarca sürebilir ve tam olarak Bakanlığı tarafından aile hekimleri geçmeleri birkaç ay ila bir yıl kadar aracılığıyla ücretsiz olarak karşızaman alabilir. Bazen de farkında lanmaktadır. Ayrıca orta yaşlardan olmadan hepatit geçirilmiş olunaitibaren karaciğer kanseriyle ilgili bilir. Bu da ancak tesadüfen bir düzenli taramalardan geçilmelidir. check-up sırasında ya da başka nedenler araştırılırken ortaya çıkabilir. Hastalığın yayılmasını engellemek amacıyla herhangi bir önTedavisi nasıldır? lem alınmış mıdır? Hepatit B aşısı ile ilgili çalışmalar enfekte olmamış çocuk ve yetiş- Ülkemizde 1998’den beri hepatit kinlerde aşının kronik enfeksiyon aşısı çocuk aşılama programına gelişimini yüzde 95 oranında ön- dâhil edildi. Belirti ve bulguları nelerdir?

OCAK

2011

33


Bankaya çalışıyoruz!

Vatandaşın yaklaşık yüzde 60’ı bankalara borçlu! Ankara Ticaret Odası (ATO), konut kredisi, kredi kartı borçları ile Türkiye'de banka kredilerinin hız- şirketlerin bankalardan sağladıkları la artması, çeşitlenmesi ve kredi kredilerin toplamını oluşturan nakalma koşullarının kolaylaşmasıyla, di krediler, bir yılda yüzde 48,3 artanüfusun yarısından fazlasının ban- rak 469,4 milyar liraya çıktı. kalara borçlu hale geldiğini bildirdi. Şirketler ve vatandaştan oluşan kredi müşterisi sayısı geçen yıl -TÜKETİM İÇİN KREDİ İŞLETME eylül ayı sonu itibarıyla 40 milyon KREDİLERİNE YAKLAŞTI980 bine, bankalara olan kredi borÖzel ve kamu bankaları olmak cu 475 milyar liraya yükseldi. üzere tüm bankacılık sektörünün ATO'nun, Türkiye Cumhuriyet Mer- kullandırdığı kredi, yurt dışından kez Bankası (TCMB) ve Bankacılık sağlanan kredilerle birlikte geçen Düzenleme ve Denetleme Kuru- yıl eylül sonu itibarıyla 475 milyar mu (BDDK) verilerine dayanarak 659 milyon liraya ulaştı. yaptığı yazılı açıklamaya göre, EyBankacılık sektörü kredileri içinlül 2010 sonu itibarıyla, vatandaşde, tüketicilerin kullandığı konut, ların tüketici kredisi, taşıt kredisi, otomobil ve ihtiyaç kredilerinden

34

OCAK

2011

oluşan toplam tüketici kredilerinin tutarı, iş kurmak ya da işletmeye sermaye sağlamak amacıyla kullanılan işletme kredilerine yaklaştı. Aynı dönemde kullanılan tüketici kredileri 116 milyar 850 milyon liraya ulaşırken, işletme kredileri tutarı 118 milyar 828 milyon lira oldu. İhracat kredilerinin 31 milyar 534 milyon liraya ulaştığı söz konusu dönemde, diğer yatırım kredileri 23 milyar 973 milyon lira, diğer krediler 141 milyar 569 milyon lirayı buldu. Vatandaşların kredi kartı borçları ise 42 milyar 906 milyon liraya yükseldi.


-KREDİ BORCU MİLLİ GELİRİN YÜZDE 44'Ü-

kişiye düştüğü ifade edilen açık- Kişi başına en az kredi borcu bulamaya göre, küresel krizin etkile- lunan il ise 635 lirayla Muş oldu. rinin görülmeye başlamasıyla bir- Muş'u 696 lira ile Hakkâri, 747 lira Geçen yıl eylül ayı sonu itibarıyla likte 2008 yılında kredi müşterisi ile Ağrı izledi. Kişi başına en az krebankaların kullandırdığı kredi 2008 sayısı artarak, 34 milyon 194 bin di borcu bulunan diğer iller bin 113 yılına göre yüzde 23,8 artış gösterlirayla Van, bin 130 lirayla Şırnak, se de Türkiye'de banka kredilerinin kişiye, 2009 yılında da 38 milyon bin 224 lirayla Bitlis, bin 261 lirayla milli gelire oranı AB ülkelerine kı- 181 bin kişiye yükseldi. Bingöl, bin 289 lirayla Mardin, bin yasla düşük seviyede seyrediyor. Bankaların kredi kartı müşterisi sa301 lirayla Batman ve bin 312 lirayAynı dönemde banka kredileri 1 yısı ise Eylül 2010 sonu itibarıyla 27 la Şanlıurfa sıralandı. trilyon 60 milyar 499 milyon liralık milyon 356 bin kişi oldu. Eylül 2010 sonu itibarıyla kredi gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYH) borcu en fazla artan il Siirt oldu. yüzde 44'ünü oluşturdu. Bu oran, GSYH'nin 950 milyar 534 milyon -EN BORÇLU İSTANBUL, EN AZ Önceki yılın aynı döneminde, kişi başına 577 lira olan Siirt'in borcu lira olduğu 2008 yılında yüzde 38,7 BORÇLU MUŞyüzde 209,2 artarak bin 784'e yükseviyesinde bulunuyordu. Nakdi kredilerin il bazında dağı- seldi. Avrupa Merkez Bankasının (ECB) lımına bakıldığında, en borçlu il verilerine göre, AB ülkelerinden İstanbul oldu. İstanbul'un, banka- Borcu 2009 yılına oranla yüzde Slovenya'da toplam kredilerin tu- lara olan kredi borcu, 193 milyar 24,9 artan Ankara ise 81 il arasında kredi borcu en az artan il oldu. tarı milli gelirle aynı seviyede iken, 236 milyon lirayla toplam nakdi Belçika, Estonya, Letonya, İtalya, kredilerin yüzde 41'ine karşılık gelFransa, Almanya, Avusturya, İsveç, di. İstanbulluların kullandığı kredi -HAKKARİLİ EV, MUŞLU ARABA Portekiz, İspanya, Hollanda, Danimiktarı Eylül 2009 sonuna göre ALDImarka, İrlanda, İngiltere, Kıbrıs ve de yüzde 52,3 arttı. 12 milyon 915 Malta'da bankaların kullandırdığı bin kişinin yaşadığı İstanbul'da kişi Tüketici kredilerini oluşturan konut, kredilerin miktarı GSYH'lerinin üzebaşına düşen borç 14 bin 962 lira otomobil ve ihtiyaç kredilerinde rine çıkmış durumda. yıllık artışta değişik iller liderlik kololdu. tuğuna oturdu. Bankalara en çok borcu bulunan -NÜFUSUN YARISINDAN FAZLA- ikinci il ise Ankara olarak kayıtlara Konut kredilerinde en fazla artış yüzde 391,4 ile Hakkari'de oldu. SI BORÇLUgeçti. Ankaralıların kredi borcu EyEylül 2009 sonu itibarıyla 3 milyon BDDK verilerine göre, Eylül 2010 lül 2010 sonu itibarıyla 59 milyar 46 bin liralık konut kredisi kullasonu itibarıyla, kişi ve şirketlerden 931 milyon liraya yükselirken, 4 nılan ilde, bir yıl sonra kredi tutarı oluşan bankaların kredi müşterisi milyon 650 bin nüfuslu Ankara'da 14 milyon 968'e yükseldi. Konut sayısının 40 milyon 980 bine yük- kişi başına 12 bin 886 lira kredi bor- kredilerinde en çok artış olan diğer seldiği belirtilen ATO açıklama- cu düştü. iller ise yüzde 234 ile Muş, yüzde sında, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi verilerine göre, Türkiye nüfusunun 72 milyon 561 bin kişi olduğu dikkate alındığında ve her bir kredi borçlusu bir kişi sayıldığında nüfusun yüzde 56,5'inin bankalara borçlu olduğunun ortaya çıktığı kaydedildi. Bankaların kredi müşterisi sayısı 2006 yılı sonunda 29 milyon 177 bin iken, 2007'de 27 milyon 712

Bankalardan kullanılan nakdi kre- 168,4 ile Şırnak, yüzde 145,5 ile diler sıralamasında kişi başına 8 bin Bingöl oldu. liralık borçla Antalya üçüncü sırada Otomobil kredisinde ise en fazla aryer aldı. Antalya'yı kişi başına 7 bin tış yüzde 511,8 ile Muş'ta görüldü. 857 liralık borçla Kocaeli, 6 bin 657 846 bin liralık kredisi bulunan Muş, liralık borçla İzmir, 5 bin 597 lira- otomobil almak için bankalardan lık borçla Denizli, 5 bin 574 liralık geçen yıl eylül ayı sonu itibarıyla borçla Muğla, 5 bin 532 liralık borç- 5 milyon 176 bin lira kredi kullandı. la Bursa, 5 bin 446 liralık borçla Ha- Hakkâri'nin kullandığı taşıt kredisi tay, 5 bin 297 liralık borçla Zongul- yüzde 380,5 artarken, Bitlis'in artışı yüzde 141,4 oldu. dak izledi.

OCAK

2011

35


Otomotivin yol haritası çizilecek! Ergün, yaptığı açıklamada, toplan- ‘’Birincisi Türkiye’nin bir otomotiv “ÜRETİMDE YERLİ GİRDİ KULLAtıya sektör temsilcilerinin de davet üretim üssü olmasıdır. İkincisi de NIMINI ARTIRACAK” edildiğini belirterek, ‘’Otomotiv Türkiye’deki otomotiv sanayinin Bakan Ergün, tasarım doğrulama Sektör Strateji Belgesi’ni en kısa yerlilik oranının artırılması ve nihai ve dayanıklılık, yol testleri için sürede hükümet belgesi haline ge- hedef olarak da kendi markamızı gerekli pistler, çarpışma test labodünya pazarlarına sunan bir ülke tirmeyi planlıyoruz’’ dedi. ratuvarları ve rüzgar tüneli eksiklikonumuna gelmektir. Bunu gereğini gidermek için test merkezleri Belgeyi, sektörün de görüşlerini kirse kamu-özel işbirliğiyle yapmaalarak hazırladıklarını, birlikte top- lıyız ama mutlaka kendi markamızı kuracaklarını bildirerek, otomotiv lantılar yaptıklarını belirten Ergün, çıkarmalıyız. İşte bu iki temel he- alanında yetkinliği olan üniversi5 Ocak Çarşamba günü ise sektör defe yönelik olarak bir Otomotiv telerin laboratuvar altyapısını geliştirecek adımlar atacaklarını dile temsilcilerinin katılımıyla strateji Sektör Strateji Belgesi hazırladık. getirdi. belgesini, EKK’da görüşerek son Şimdi hazırladığımız bu belgeşeklini vereceklerini kaydetti. yi sektör temsilcilerimizle, ilgili Üretimde yerli girdi kullanımını Bakan Ergün, dünya ticareti ile ilgili kamu kuruluşlarının temsilcileriyle artıracak, yan sanayi ve ana sanayi sektörel bazda yapılan değerlen- kapsamlı olarak bu toplantıda ele arasındaki tedarik zincirini güçlendirmelerin ve çalışmaların gele- almış olacağız. Öncelikle canlı bir direcek ve rekabet öncesi işbirliğini cekte otomotivin dünya ticareti iç pazar oluşturarak, daha fazla ya- sağlayacak mekanizmalar geliştiiçindeki payını artıracağını dile ge- bancı yatırımı ülkemize çekmeyi ve receklerini anlatan Ergün, sözlerini tirerek, bu nedenle Bakanlık olarak dünya ticaretinden daha fazla pay şöyle sürdürdü: otomotiv sektörüne özel bir önem almayı hedefliyoruz. Sadece mon- ‘’Son teşvik paketimizde otomotiv taj yapmakla yetinemeyiz. Kendi verdiklerini vurguladı. sektörünü 12 büyük ve stratejik tasarım ve modellerini de hayata sektörden biri olarak belirledik. İKİ TEMEL HEDEF geçirmeliyiz. Bu nedenle, strateji Bundan sonra yapılacak yatırımHazırladıkları Otomotiv Strateji belgesinde, ülkemizin üretim mer- larda yeni tasarımlara, yeni model Belgesi’nde iki temel hedef ortaya kezi ve Ar-Ge üssüne dönüşümü ürünlere ağırlık verileceğini düşükoyduklarını anlatan Ergün, şunları için gerekli mekanizmalara öncelik nüyoruz. Otomotiv Sektörü Strateji verdik.’’ söyledi:

36

OCAK

2011


Belgesi’nde, stratejik bir bakış açısıyla, gelecek dönemde otomotiv sektörünün nerede, nasıl bir üretim modeli içinde olması gerektiğine ilişkin maddeler var. Ayrıca belgede, otomotiv sektörünün üretimdeki hedeflerinin ne olması gerektiğini ortaya koyan, ana üreticilerle, yan sanayi, diğer tedarikçiler ve satıcılar arasındaki işbirliğinin, koordinasyonun daha güçlü bir şekilde nasıl sağlanacağına dair yapılması gerekenler anlatılıyor. Toplantıda, 2011 yılında Türkiye’de de üretimine başlanılacak olan elektrikli otomobillerin kullanımının yaygınlaştırılması, şarj istasyonlarının oluşturulması için yapılması gerekenler de masaya yatırılacak.’’ “SEKTÖRÜN REKABET GÜCÜNÜ ARTIRMAK İÇİN 27 FARKLI EYLEM...” Nihat Ergün, 2011 yılı içerisinde merkez ve il müdürlüklerinde kullanılmak üzere 100’e yakın araç satın alacaklarını, bunlardan yaklaşık 10 tanesinin elektrikli araçlardan oluşacağını anımsatarak, böylece kamuda elektrikli araç kullanımını başlatmış olacaklarını kaydetti. EKK’ya sunulan Otomotiv Strateji Belgesinin, bu süreci en iyi şekilde yönetmek ve sektör temsilcilerine öncülük etmek için hazırladıklarını bildiren Ergün, ‘’Bu belge, orta vadeli hedeflerimiz olan 2 milyon

adet üretim, 1,5 milyon adet ihracat, 50 milyar dolar ihracat geliri ve 600 bin kişilik istihdam hedeflerine ulaşmamızda kilit rol oynayacaktır. Ancak mesele sadece bu sayısal hedeflere ulaşmakla ilgili değil, sektöre sürdürülebilir bir pozisyon kazandırmakla ilgilidir’’ dedi.

ülkenin, yeni nesil teknolojilerde kendi markalarını oluşturması gerektiğine inanıyoruz. Burada üretilen araçların hiç geri çağrılmamasından da anlıyoruz ki, bugün gerçekten de dünyada en kaliteli üretim yapan ülkelerden biriyiz’’ diye konuştu.

Bakan Ergün, strateji belgesinde, ‘’Ar-Ge altyapısını iyileştirmek, fiziki altyapıyı geliştirmek, şirketlerin tasarım, üretim ve markalaşma becerilerini artırmak, hukuki ve idari düzenlemeleri iyileştirmek, insan kaynaklarını geliştirmek’’ başlıkları altında beş temel politika alanı belirlediklerini dile getirerek, Belge’nin en önemli özelliklerinden birisinin de sektörün bir bütün olarak değerlendirilmesi, ana üreticilerle yan sanayi ve diğer tedarikçiler arasındaki işbirliğine önem verilmesi olduğunu vurguladı.

1 MİLYON ADETLİK SATIŞ HEDEFİ

27 FARKLI EYLEM HAZIRLIĞI Sektörün rekabet gücünü artırmak ve yüksek katma değerli bir üretime geçişi sağlamak için 27 farklı eylem hazırladıklarına işaret eden Ergün, ‘’Bu kapsamda, Ar-Ge desteklerini artırmak, test merkezleri kurmak, özellikle alternatif yakıt ve elektrikli araçlarla ilgili yatırımları desteklemek gibi eylemleri devreye alacağız. İçten yanmalı motor teknolojisini sadece üretim ve montaj başarısıyla sürdüren bu

Ergün, iç pazarda 1 milyon otomobil satışını gelecek 5 ile 10 yıl içinde yakalanabileceğini bir kez daha tekrarlayarak, bu durumun da yeni bir otomobil markası üretmenin, yeni tasarımlar geliştirmenin Türkiye’ye sağlayacağı avantajı ortaya koyan iç gelişmeler olduğunu anlattı. EKK’YA DAVET EDİLENLER.. Ankara’da gerçekleştirilecek Ekonomi Koordinasyon Kurulu’na Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD), Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu (TUSKON), Otomotiv Sanayii Derneği (OSD), Otomotiv Distribütörleri Derneği (ODD), Taşıt Araçları Yan Sanayicileri Derneği (TAYSAD) ve Makine İmalatçılar Birliği’nin de davet edildiği öğrenildi. Bu arada aynı tarihteki EKK’da Makine Sektörü Strateji Belgesi’nin de görüşüleceği kaydedildi.

Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, bakanlık olarak hazırladıkları Otomotiv Sektörü Stratejisi Belgesi’nin 5 Ocak 2011 Çarşamba günü Ekonomi Koordinasyon Kurulu’nda (EKK) görüşüleceğini bildirdi. OCAK

2011

37


İSTİHDAM VE MESLEKİ EĞİTİM İLİŞKİSİNİN GÜÇLENDİRİLMESİ EYLEM PLANI Toplantı öncesinde açıklama yapan, Bakan Dinçer, işsizlik ve istihdam sorunlarının temel nedenlerinden birinin eğitim istihdam ilişkisinin zayıflığı ve eğitim çıktılarının kalite güvencesinin sağlanamamış olması olduğunu söyledi.İşgücünde aranan mesleki niteliklerin teknolojik gelişmelere, iş organizasyonlarına ve müşteri taleplerine bağlı olarak sürekli değiştiğini, yeni mesleklerin ve farklılıkların ortaya çıktığını belirten Dinçer, iş gücünün istihdam edilebilir olması için, iş piyasasına duyarlı ve iyi eğitim almış olması, hayat boyu öğrenme sürecinde bilgilerini günceleyerek beceriler edinmesi gerektiğini vurguladı.

38

Resmi bir eğitimi olmadan iş yaşamında beceri edinen ve iş dünyasında yeterliliğe sahip olan kişilerin mesleki vasıflarını belgelendirme imkanı bulamadığını ifade eden Dinçer, bu durumun işverenin aradığı nitelikte iş gücü temin edememesine, işsizlerin de iş bulamamasına ya da eksik istihdamına neden olduğunu kaydetti.Mesleki Yeterlilik Kurumunun kuruluş amacının bu sorunların giderilmesine katkı sağlayacak olan Ulusal Yeterlilik Sistemi’ni kurmak ve işletmek olduğunu dile getiren Dinçer, Mesleki Yeterlilik Kurumunun kuruluş aşamasını tamamlayarak sistemi oluşturmaya dönük asli görevlerini paydaşlarıyla birlikte yerine

OCAK

2011

getirmeye başladığını söyledi.Bu kapsamda ulusal meslek standartlarının oluşturulmaya başlandığını, bugün itibariyle 135 ulusal mesleki standardın Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiğini belirten Dinçer, yaklaşık 230 meslek standardının tanımlanması çalışmalarının sona erdiğini bildirdi. Ulusal yeterlilik sisteminin oluşması ve işletilmesi için ulusal meslek standartlarının hazırlanmasının tek başına yeterli olmadığına dikkati çeken Dinçer, örgün ve yaygın eğitim ve öğretim programlarının ulusal meslek standartlarına uygun hale getirilmesi, ulusal meslek standartlarındaki değişikliklerin eş zamanlı olarak programlara yansı-


tılması, öğretmen yeterliliklerinin sağlanması ve okul koşullarının iyileştirilmesi için iş birliği yapılması gereken zorunlu ve zor aşamaların olduğunu kaydetti. İlk ulusal meslek standartlarının Resmi Gazete’de yayımlanmasını takiben Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının koordinasyonunda Milli Eğitim Bakanlığı, Yükseköğretim Kurulu başta olmak üzere Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Devlet Planlama Teşkilatı, TOBB, TESK, işçi ve işveren konfederasyonları, meslek kuruluşları, sivil toplum örgütleri ve ilgili tüm kamu kurum ve kuruluşlarının katılımı ile ‘’İstihdam ve Mesleki Eğitim İlişkisinin Güçlendirilmesi Eylem Planı’’ hazırlandığını hatırlatan Dinçer, planın Bakanlar Kurulu kararıyla da uygun bulunarak yürürlüğe konulduğunu söyledi.Bakan Dinçer, eylem planının amacının, bakanlıklar, kurum ve kuruluşlar arasında sürdürülebilir işbirliği ortamı hazırlayarak mesleki ve teknik eğitimin iş piyasasının ihtiyaçları doğrultusunda verilmesi, eğitim-istihdam ilişkisinin güçlendirilmesi, hayat boyu öğrenme anlayışı içinde aktif iş gücü piyasası politikalarının etkin olarak uygulanması ve mesleksizlik sorununun giderilerek iş gücünün istihdam edilebilirliğinin artırılması olduğunu bildirdi.Eylem planında 9 öncelik alanının belirlendiğini ve bunlara ilişkin tedbirler ile sorumlu, ilgili ve ilişkili bakanlıkların, kurum ve kuruluşların tespit edildiğini ifade eden Dinçer, yaklaşık 6 aydır uygulanmakta olan eylem planı kapsamında gerçekleştirilen tüm faaliyetlerin Mesleki Yeterlilik Kurumu tarafından raporlandığını, İzleme ve Değerlendirme Kurulu tarafından da koordine edi-

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, TBMM Bütçe Komisyonu’nda görüşülmekte olan ve ‘’Torba Kanun Tasarısı’’ olarak adlandırılan tasarının yasallaştığında istihdam ve mesleki eğitim ilişkisini güçlendiren tedbirlerin uygulamaya konulmuş olacağını söyledi. lip çalışmaların değerlendirildiğini kaydetti.İzleme ve Değerlendirme Kurulu’nun 2010 yılında 3 kez toplantı yaptığını ve ilgili bakanlıklar, kurum ve kuruluşların eylem planı kapsamında yapmakta olduğu çalışmaları değerlendirdiğini hatırlatan Dinçer, kurulun bu yıl sonu toplantısında da eylem planı kapsamında gerçekleştirilen faaliyetlerin değerlendirileceğini söyledi. Eylem planı kapsamında yer alan bazı tedbirlerin kanun değişiklikleri yapılmasını gerektiğini belirten Dinçer, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının sorumlu ve ilgili olduğu alanlarda gerekli kanun değişikliklerinin hazırlandığını, TBMM’ye sunulduğunu ifade etti. Dinçer, şöyle devam etti: ’’Torba Kanun Tasarısı’’ olarak adlandırılan ve TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülmekte olan tasarı kanunlaştığında eylem planında kararlaştırdığımız mesleki ve teknik eğitim almış bireylerin Mesleki Yeterlilik Kurumu, mesleki yeterlilik belgesine sahip olanların eğitim, belge almaları halinde istihdam edilmeleri kaydıyla sosyal güvenlik primleri işveren payının 2 yıla varan sürey-

OCAK

2011

le tarafımızdan karşılanması, meslek yüksek okulları öğrencilerinin 3308 sayılı kanun kapsamına alınarak ortaöğretim öğrencileri gibi staj imkanlarından yararlandırılmaları, staj yapılan iş yerleri için belirlenmiş olan asgari istihdam kriterlerinin değiştirilerek staj yapılabilecek işletme sayısının artırılması, daha önceki düzenlemede 20 ve daha fazla personel istihdam eden iş yerlerinde staj yapılması mümkünken, bu düzenlemeyle 5 ve daha fazla personelin çalıştırıldığı işletmelerde staj yapılabilmesi imkanı da veriliyor. Dolayısıyla staj yapılacak evren oldukça büyütülmüş oluyor. Ayrıca stajyerlerin ücretlerinde brüt değil net asgari ücretin esas alınması ve onların sağlık sigortası kapsamına dahil edilmeleri gibi hususlar yer almaktaydı. Böylece istihdam ve mesleki eğitim ilişkisini güçlendiren tedbirleri uygulamaya koymuş olacağız.’’Bakan Dinçer, toplantıda 2011 yılı için alınacak tedbirleri ve etkinliğin artırılmasını hedefleyen yeni stratejileri gözden geçireceklerini sözlerine ekledi.

39


1,5 MİLYON GÖRME ENGELLİYE GÖREN GÖZ CİHAZI ÜCRETSİZ DAĞITILACAK Türkiye Vodafone Vakfı, Tüm Özürlüler ve Aileleri Sosyal Yardımlaşma Derneği (TÜM ÖZDER) ile Sincan Belediye Başkanlığı işbirliğinde görme engellilere beyaz baston dağıtılması nedeniyle Sincan Belediyesi Lale Kültür Merkezinde tören gerçekleştirildi. Görme engelli Behrami Aktemur'un saz eşliğinde Bakan Yıldırım'a yazdığı türküyü söylemesi ve şiir okuması üzerine Binali Yıldırım, sahneye çıkarak Aktemur'a teşekkür etti. Yıldırım, törende yaptığı konuşmada, her yıl Ocak ayının 7 ila 14. günlerinin Görme Engelliler Hafta-

40

sı olarak kutlandığını anımsatarak, bu tür haftaların engellileri hatırlama için değil, onların sorunlarına ilişkin farkındalık oluşturmak için var olduğunu söyledi.

ve diğerleriyle de görüşmelerimiz sürüyor. Onlara da bu uygulamayı yaptıracağız'' diye konuştu. Önceki yıllarda altyapı hizmetlerinin engelliler düşünülmeden hayata geçirildiğini dile getiren Yıldırım, yollar, hastaneler ve toplu ulaşım araçlarındaki bu tür engellerin ortadan kaldırılması için çalışmalarına hız verdiklerini ifade etti.

Engellilerin sıkıntılarının, gündemlerinin en ön sırasında yer aldığını ifade eden Yıldırım, kısa süre önce yayımlanan Başbakanlık Genelgesi ile ağır engelli grubunda bulunan vatandaşların yanlarındaki refakatçilerinden seyahatlerinde ücret alınmayacağını anlattı. Uygula- ''Yardım Beklerken Yardım Eder manın ilk olarak TCDD Genel Mü- Hale Geldiler'' dürlüğünce devreye sokulduğunu Başlattıkları projeyle 230'dan fazla bildiren Yıldırım, ''Şimdi havayolları engellinin evlerinde çağrı hizmeti

OCAK

2011


verdiklerini kaydeden Yıldırım, ''Bu gençler yardım beklerken vatandaşa yardım eder hale geldiler'' dedi. Engelli vatandaşlar için bakanlığınca yapılan hizmetleri anlatan Yıldırım, ''Bunlar lütuf değildir, sorumluluktur, geç kalan görevin yerine getirilmesidir'' ifadelerini kullandı. Törende beyaz baston dağıtacaklarını ancak asıl önemli olanın bu bastonlar değil, engelliler konusunda farkındalık yaratılması olduğunu vurgulayan Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Uzun süre üzerinde çalıştığımız Gören Göz Projesi ile teknolojinin en ileri seviyede kullanıldığı bir cihaz oluşturduk. Bu cihazı görme engelli vatandaş üzerine takınca ona rehberlik ediyor. Bu cihazla başka bir yardıma ihtiyaç kalmıyor. 1,5 ay sonra bu cihazların dağıtımı için burada bir araya geleceğiz. Bu projeyle 1,5 milyon görme engelliye ücret almadan bu cihazları dağıtacağız.'' Babasının da bir engelli olduğunu ancak yaşama azmini hiç bir zaman kaybetmediğini dile getiren Yıldırım, engellilerin önündeki engellerin kaldırılması gerektiğine dikkati çekti. Ulaştırma Bakanı Yıldırım, bölünmüş yolların arttığını ancak yüzde 90'ı sürücü hatalarından kaynaklanan trafik kazalarının yaşandığını belirterek, trafik kazalarında yaşamını kaybedenlerin oranının Avrupa ülkeleriyle kıyaslandığında Türkiye'de yüzde 50 daha fazla olduğunu bildirdi.

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Gören Göz Projesi ile teknolojinin en ileri seviyede kullanıldığı bir cihaz oluşturduklarını, cihazı kullanan görme engelli vatandaşa rehberlik edeceğini ve başka bir yardıma ihtiyacı kalmayacağını belirterek, ‘’1,5 ay sonra 1,5 milyon görme engelliye ücret almadan bu cihazları dağıtacağız’’ dedi. liderlik üstlendiğini ve önayak olduğunu söyledi. Bakan Yıldırım, Serpil Timuray ve Sincan Belediye Başkanı Mustafa Tuna, konuşmaların ardından Mitat Enç Görme Engelliler İlköğretim Okulunda eğitim gören 3 öğrenciye beyaz baston dağıttı. Konuşmacılara da günün anısına plaket sunuldu. 2010'un En Önemli Olayları Ulaştırma Bakanı Yıldırım, törenin ardından bir gazetecinin 2010'un en önemli olaylarını sorması üzerine en önemli olayın referandum olduğunu, Cumhuriyet Halk Partisi'nin Genel Başkanının değişmesinin de ana muhalefet partisi açısından önemli olay olarak zikredilebileceğini ifade etti. Yeni yıl mesajının sorulması üzerine de Yıldırım, ''Aydınlık gelecek günler Türkiye'yi bekliyor. 2011, şüphesiz 2010'dan daha güzel olacak. Daha fazla hizmetler ile milletimizin gönlünü, yollarını yapacağız'' dedi.

Vodafone İcra Kurulu Başkanı Serpil Timuray da yaptığı konuşmada, şirketinin ticari sorumluluğu sosyal sorumluluklardan ayırmadığını vurgulayarak, Türkiye Vodafone Vakfı olarak engellilere yönelik projeler gerçekleştirdiklerini belirtti. ''Kafamızda Bir Zam Yok'' ''Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, bizim için şanstır'' diyen Timuray, bu Bakan Yıldırım, daha sonra Karatür projeler konusunda Yıldırım'ın yolları Genel Müdürü Cahit Turhan,

OCAK

2011

TCDD Genel Müdürü Süleyman Karaman ve Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkanı Serpil Timuray ile Sincan Belediye Başkanı Mustafa Tuna'yı makamında ziyaret etti. Yıldırım, burada yeni yılda demiryolu veya havayolu ulaşımına herhangi bir zam yapılıp yapılmayacağının sorulması üzerine, ''Kafamızda bir zam yok ama bütün hizmetlerde her yıl başı yeniden değerlendirme yapılır'' dedi. Bunun enflasyon oranında bir ayarlama olduğunu ve zam anlamına gelmeyeceğini ifade eden Yıldırım, bu konularda kuruluşların kendilerinin karar verdiğini, THY'ye ücret veya diğer konularda herhangi bir etkide bulunamayacaklarını işaret etti. Yıldırım'ın tren biletlerine zam yapılıp yapılmayacağını sorması üzerine TCDD Genel Müdürü Karaman, bir yıldır tren biletlerine zam yapmadıklarını belirterek, bazı hatlarda zam yapıldığını, bazı hatlarda da indirim yapıldığını kaydetti. Bakan Yıldırım, Karaman'ın sözleri üzerine, ''Makul ölçülerin dışına çıkmamak kaydıyla, enflasyon oranında yeniden düzenleme olabilir'' şeklinde konuştu.

41


Hattın başkentinden 99 mushaf İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti faaliyetleri, Kur’an’daki bir âyetten alınma tabiriyle ‘hıtâmühû misk’ dedirtecek bir eserle sona erdi. M. Uğur Derman tarafından hazırlanan ‘Doksandokuz İstanbul Mushafı’, fetihten bugüne İstanbul’da yazılmış 99 mushafı, fotoğrafları, sanat özellikleri, hikâyeleri ve hattatlarının hayatlarına dair malumatla bir araya getiriyor. Kitap, Osmanlı hat sanatının beşyüz küsûr yıllık bir özeti gibi. 42

Sühreverdi tarikatine mensup Buharalı Mustafa Dede, yerleşip mekân tuttuğu Amasya’da keşfi açık bir zattan şehirdeki fakir bir kadının kızıyla evlenmesi tavsiyesini alır. Bahsedilen kızla evlendiğinde bu kez “Madem ki, sen o fakîrenin kızını aldın. Allah sana ondan öyle bir çocuk versin ki, kemâlâtı, irfânı ve güzelliği her yerde bilinip söylensin. Nâmı, kıyamete dek kalsın, ismi de Hamdullah olsun.” müjdesine nail olur. Bir müddet sonra bu müjde tahakkuk eder ve ileride isminin başına ‘Şeyh’ unvanı ilave edilecek olan Hamdullah dünyaya gelir. İlim tahsilinin yanı sıra hüsn-i hatta da ilerleyen Şeyh Hamdullah, Amasya Sancağı’na vali olarak gelen Şehzade Bayezid’e yazı dersleri verir. Fatih’in vefatı üzerine tahta çıkan Bayezid, hocasını da İstanbul’a getirtir. Bir sohbet esnasında padişah, saray hazinesinden hat sanatının büyük üstadı Yakûtü’l-Mustâsımî’nin mushaflarını getirtip hocasından ricada bulunur: “Bu tarzdan gayri bir vâdî ihtira olunsaydı iyi olurdu.” Şeyh Hamdullah, padişah ricasını işitince hemen inzivâya çekilir, “Hızır Aleyhisselâm’ın da yardımıyla” güzel yazıda kendisine mahsus bir tarz geliştirir. O günden sonra hat sanatında ‘Şeyh vâdisi’ hâkim olur. Kur’ân-ı Kerîm’in en güzel nüshaları, bu vâdide yetişen İstanbul hattatlarının kalemiyle vücûda gelir. Hatta “Kur’ân-ı Kerîm Hicaz’da nâzil oldu, İstanbul’da yazıldı, Mısır’da okundu.” cümlesi cihana yayılır.

OCAK

2011


Şeyh Hamdullah’tan bugüne İstanbul’da yazılan mushaflardan seçilmiş 99 mushaf, 2010 İstanbul Avrupa Kültür Başkenti (AKB) faaliyetleri çerçevesinde fotoğrafları, sanat özellikleri ve hikâyeleriyle bir kitapta toplandı. M. Uğur Derman’ın himmetiyle ortaya çıkan ‘Doksandokuz İstanbul Mushafı’ adlı kitap, Şeyh Hamdullah’ın Topkapı Sarayı Müzesi’nde korunan 1503 tarihli mushafı ile başlıyor, Hasan Rıza Efendi’nin 1911 yılında Sultan Reşad’ın Eyüp Sultan’da yaptırdığı türbesine konulmak üzere yazdığı mushafla tamamlanıyor. Kitaptaki mushaflar, Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi, Türk ve İslâm Eserleri Müzesi, Süleymâniye Kütüphanesi, İstanbul Üniversitesi Nâdir Eserler Kütüphanesi, Sakıp Sabancı Müzesi ile özel koleksiyonlardan derlenmiş. Hattatlar, müzehhipler, hat tarihçileri, güzel yazı meraklıları ve klasik sanatlara alâka duyanlar için önemli bir kaynak olan kitapta Osmanlı kitap sanatlarının gelişimini görmek mümkün. Hat sanatı zaman içinde gelişerek kemâlini bulurken tezhip son dönemlerinde Avrupa taklitçiliği ile gerileme kaydediyor. Bu seyri göstermek için kitaba sanat açısından mükemmel olmayan bazı örnekler de alınmış. Kitaptaki fotoğraflar, günümüzün usta hattatlarından Mehmet Özçay tarafından çekilmiş. Kitabın kapağına da 99 rakamını göstermek için yine Özçay’ın kaleminden çıkma iki vav harfi yerleştirilmiş. ‘Doksandokuz İstanbul Mushafı’nın en güzel yanlarından biri de Uğur Derman gibi Türk kitap sanatlarının tarihi konusunda üstad bir ismin emeğinin mahsûlü olması. Derman, böyle bir çalışmada hiz-

Cildi, kıymetli taşlarla bezeli Yedikuleli Seyyid Abdullah Efendi’nin 1712’de yazdığı Kur’an-ı Kerîm’in cildi de ayrı bir sanat harikası. Cildin dış tarafı siyah deri üzerine tasarlanmış. Ortasındaki şemse ile köşebentleri som altından dantel gibi oyularak kesilmiş ve gerekli yerlere zümrüt, yakut, firuze gibi taşlar yerleştirilmiş.

Hafız Osman mushafı 1642-1698 yılları arasında yaşayan Hafız Osman’ın yazdığı mushaf, günümüzde İstanbul Üniversitesi Nâdir Eserler Kütüphanesi’nde bulunuyor. Son sayfasının altında bulunan mühürden buraya Yıldız Sarayı’ndan geldiği anlaşılıyor. Mushaf, Kanbur Hasan Çelebi tarafından tezhip edilmiş. Yazısı, tezhibi ve cildiyle bir bütün olarak hat sanatının şaheserleri arasına girecek özellikte. metinin geçmesinden dolayı hissettiklerini, merhum Fuat Şemsi İnan’ın “Secde olsam Sana Yâ Rab, yine yetmez şükrüm,/ Yâ Muhammed! Sana mevkûf-i ezeldir ömrüm.” beytiyle ifade ediyor. 2010 Avrupa Kültür Başkenti faaliyetlerinin sona erdiği günlerde böyle bir eserin yayımlanması hakkında ise Osmanlı kültüründe güzel biten şeyler hakkında kullanılan

OCAK

2011

ve bir âyet-i kerîmeden mülhem olan ‘hitâmühû misk’ ifadesini sarf ediyor. 2010 AKB ajansı Gelenekli Sanatlar Yönetmeni Ömer Faruk Şerifoğlu da “Kur’an Hicaz’da nazil oldu, İstanbul’da yazıldı, Kahire’de okundu” ifadesinde adı geçen İstanbul’un kültür başkenti olmasındaki unsurlardan birinin de bu kitap ile tanıtılmış olduğuna dikkat çekiyor.

43


Son zamanlarda televizyonda, internet sitelerinde ve daha birçok ortamda Omega-3’ten bahsediliyor. Çoğumuzun kulak aşinası olduğu ‘Omega-3’ nedir, faydaları nelerdir? Omega-3, gerekli olan ama vücudumuzda üretilemeyen bir yağ asidi. Bu yüzden gıdalardan elde ediliyor. Vücudun bu yağ asidine ihtiyacı daha anne karnındayken başlıyor, ömür boyu devam ediyor. Beslenme ve diyet uzmanları, beslenmede yer alan Omega-3 bağı içeren önemli yağ asitlerinin eikosapentaenoik asit (EPA) ve dokosaheksaenoik (DHA) olduğunu söylüyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Müge Özyurt, vücudumuzun sağlıklı çalışabilmesi için Omega-3 içeren gıdaların dışarıdan diyetle alınması gerektiğini ifade ediyor. Omega-3 yağ asitle-

44

rinden EPA, daha çok yetişkinlerde kardiyovasküler hastalıkların önlenmesinde; DHA ise görme fonksiyonlarında, büyüme ve beyin gelişiminde etkili. Omega-3’ün en iyi kaynağı deniz ürünleri. Özellikle somon, sardalya gibi soğuk sularda yaşayan balıklar Omega-3’ten en zengin olanları. Ancak deniz ürünlerinin bazılarını bulmak zor; balık alırken kolayca bulabileceğiniz uskumru, lüfer ve hamsi tüketimini tercih edebilirsiniz. Bunların yanında semizotu, ceviz, keten tohumu yağı, kolza yağı gibi besinler de az miktarda Omega-3 içeriyor.

Omega-3 hangi hastalıklara iyi geliyor? Omega-3 yağ asitleri EPA ve DHA, kan pıhtısı oluşumunu önleme ve damar sistemini koruyucu etkiye

OCAK

2011

sahip. Kalp damar tıkanıklığını önlüyor, kan basıncını düşürüyor ve kanı inceltiyor. Bunların sonucunda damar sertliğinin oluşumu ve ilerlemesi yavaşlıyor. Omega-3 alımının artırılması total kolesterol ve trigliserit düzeylerini azaltıyor ve iyi kolesterol (HDL) düzeyini artırıyor. Kalp ve damar sağlığını koruyor. Faydaları bunlarla sınırlı değil. Beynin neredeyse yüzde 60’ı yağdan oluşuyor. Bu yağların yüzde 20-30’unu DHA oluşturuyor. DHA, hücre zarının oluşumundan ve fonksiyonlarından sorumlu. Sadece beynin gelişim döneminde değil, tüm yaşam boyunca nöronlar arasındaki bağlantıların devamlılığında etkili. Bu sayede bellek fonksiyonlarının bozukluğunda kurtarıcı görevi görebiliyor.


Nedir şu Omega 3 dedikleri? Adını sık sık duyduğumuz ‘Omega-3’, sağlığımız için gerekli bir yağ asidi. Ancak vücutta üretilemediği için besinlerden alınması gerekiyor. Özellikle uskumru, lüfer ve hamsi gibi deniz ürünlerinde bolca var. Semizotu, ceviz, keten tohumu yağı, kolza yağı gibi besinlerde de az mikAyrıca yapılan bilimsel çalışmalarda Omega-3 yağ asitlerinin meme, kolon, pankreas ve prostat kanserlerinde tümör oluşumunu ve büyümesini geciktirici etkisinin olduğu gösteriliyor. Omega-3 içeren besinlerin tüketilmesi kanserden de koruyor. Balığı, beslenme alışkanlıklarınıza dâhil edin Omega-3’ün insan sağlığı üzerindeki olumlu etkilerinden faydalanmak için balık tüketimine önem verin. Beslenme ve diyet uzmanı Müge Özyurt’a göre balığı beslenme listesine dâhil etmek ve haftada 2 ya da 3 kere tüketmek gerekiyor. Ancak özellikle kirli denizlerde büyüyüp yetişen balıklarda civa, arsenik gibi ağır metal kalıntıları olabiliyor. Bu nedenle mümkün olduğu kadar temiz sularda yetişmiş

balıkları tercih etmelisiniz. Özyurt, çiftlik balıklarıyla Omega-3 ihtiyacının karşılanamadığını belirtiyor. Deniz balığı bulmanın çok zor olduğu yerlerde alternatif besinleri alabilirsiniz. Omega-3 yağ asitleri hem balık yağında hem de Omega-3 şurup veya kapsüllerinde bulunuyor. Elbette ki balığın kendisini yemek daha yararlı, balığı bulmak mümkün olmadığında ilaveten alternatif besinleri tercih edebilirsiniz. Burada şuna dikkat etmelisiniz; satın alınan ürün uluslararası kalite standartlarına uygun ve sağlığa zararlı ağır metallerden arındırılarak rafine edilmiş olmalı.

Omega-3 çocukların beslenmesinde de gerekli Omega-3, çocukların sağlığında ve beslenmesinde de oldukça önemli.

OCAK

2011

Zihinsel gelişimlerinde etkili. Göz sağlığı ve görme fonksiyonlarının iyi olması için Omega-3 yağ asitlerinden DHA’nın alınması gerekiyor. Ayrıca, duygusal dengesizlik, düzenli çalışma bozukluğu, dikkat eksikliği, konsantrasyon zayıflığı, aşırı hareketlilik ve öğrenme güçlüğü gibi durumlarda yeterli Omega-3 tüketiminin olumlu etkileri görülüyor. Omega-3 herkes için gerekli. Bu nedenle sağlıklı her yetişkin ve çocuğun yeterli miktarda Omega-3 alması sağlanmalı. Özellikle kalp hastalığı riski olanlar, kolesterol ve kan yağları düzeyleri yüksek olanlar ve obezler Omega-3 tüketimine daha çok özen göstermeli. Ancak bu besin desteklerini mutlaka doktor bilgisinde kullanmalısınız.

45


İstihdam haritamız çıkarıldı Kamu ile özel sektör arasında ‘’BECERİ;10’’

sloganıyla

yürütülen

‘’Uzmanlaşmış Meslek Edindirme Merkezleri

(UMEM)

Projesi’’yle

Türkiye’nin istihdam haritası çıkarıldı. Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfının (TEPAV) gerçekleştirdiği ‘’İşgücü Piyasası İhtiyaç Analizleri’’ ile Türkiye’nin kayıtlı istihdamının yüzde 75’ini oluşturan ve işsizlik sigortası için İŞKUR’a başvuran işsizlerin de yüzde 80’inin bulunduğu 19 ilin fotoğrafı çekildi.

46

TEPAV’dan yapılan yazılı açıklama- çekleştiren TEPAV, ihtiyaç analizleri ya göre, analiz çerçevesinde krizin konusunda ise TOBB ETÜ’yle birlikardından illerin istihdam rakamla- te çalıştı. rındaki son durum, il il iş gücünün eğitim profili ve ihtiyaç duyulan -EĞİTİM PROFİLİ YÜKSEK, BECEiş gücü profili gibi önemli verilere Rİ DÜŞÜKulaşıldı. Çalışmada, illerin büyük kısmında Çalışma Adana, Ankara, Antalya, iş gücünün eğitim profili, Türkiye Bursa, Denizli, Diyarbakır, Erzu- ortalamasının üzerinde çıktı. Bu ilrum, Gaziantep, İstanbul, İzmir, ler Ankara, Trabzon, Adana, Kocaeli, Kayseri, Kocaeli, Konya, Malatya, Antalya, Malatya, İstanbul, TekirManisa, Mersin, Samsun, Tekirdağ dağ, İzmir, Erzurum ve Bursa olarak ve Trabzon’da gerçekleştirildi. Fir- sıralandı. Konya, Denizli, Samsun, malarla yüz yüze yapılan anketle- Manisa, Diyarbakır ve Gaziantep’te ri illerdeki Odalar ve ilgili Türkiye ise iş gücünün eğitim durumunun Sektör Meclisleriyle birlikte ger- ülke ortalamasının gerisinde kal-

OCAK

2011


Kamu ile özel sektör arasında ‘’BECERİ;10’’ sloganıyla yürütülen ‘’Uzmanlaşmış Meslek Edindirme Merkezleri (UMEM) Projesi’’yle Türkiye’nin istihdam haritası çıkarıldı.

-PEK ÇOK İŞ KOLUNDA İŞ GÜCÜ TEMİNİNDE GÜÇLÜK ÇEKİLİYORÇalışma, illerin pek çok iş kolunda iş gücü temininde güçlük çektiğini de ortaya çıkardı. Sıkıntının deneyim ve mesleki beceri eksikliğinin yanı sıra piyasada bu alanlarda yeterli personelin bulunmayışından kaynaklandığı ifade edildi.

dığı görüldü. Mersin ve Kayseri’de de Türkiye ortalamasına ‘’oldukça benzer’’ bir durum söz konusu.

Kayseri’de argon kaynakçısı (tığ kaynakçısı), Kocaeli’de mekanik bakım-onarımcı, Konya’da CNC tezgah operatörü, Malatya’da makineci (dikiş), Manisa’da bakım ve onarım elektrikçisi, Samsun’da CNC tezgah operatörü, Tekirdağ’da mekanik bakım-onarımcı ve Trabzon’da gıda mühendisi.’’

İllere göre bazı farklılıklar göster- -KURS AÇILACAKse de iş gücü temininde zorluk çekilen mesleklerde öne çıkanlar, Öte yandan, TEPAV’ın açıklama‘’dikiş makinesi operatörü, gaz altı sında, İşgücü Piyasası İhtiyaç Anakaynakçısı, dokumacı, konfeksi- lizlerinin, TOBB, Çalışma ve Sosyal yon işçisi, CNC operatörü, iplikçi, Güvenlik Bakanlığı, Milli Eğitim Bakalite kontrolcü, ütücü, plastik kanlığı ve TOBB ETÜ arasında yürüenjeksiyon makineleri operatörü, tülen UMEM Projesi kapsamında mekanik bakım-onarımcı, tornacı, açılacak meslek edindirme kursoverlokçu, bobin-katlama-büküm larının oluşturulması açısından operatörleri’’ olarak sıralandı. önem taşıdığı da bildirildi.

Buna karşın, illerde iş gücünün sahip olduğu beceri ile işverenin İllerin ilk sırada talep ettiği mestalep ettiği beceri arasında ciddi lekler ise şöyle: uyumsuzluklar yaşandığı belirlendi. 19 ilde 5 bine yakın işverenle ‘’Adana’da gaz altı kaynakçısı, yapılan görüşmelerde firmaların Mersin’de overlok makinesi operayüzde 49’u, çalışanlarının geneli- törü, Ankara’da gaz altı kaynakçısı, nin işine hakim olmadığını belirtti. Antalya’da aşçı, Bursa’da CNC tezFirmalar sıkıntının kaynağı olarak gah operatörü, Denizli’de dokuma ise yetersiz mesleki eğitime işaret makineleri operatörü, Diyarbakır’da etti. Mesleki beceri eğitimlerinin muhasebeci, Erzurum’da pazarişsizlik sorununun çözümünde et- lamacı, Gaziantep’te mekanik bakili olacağını dile getiren firmaların kım-onarımcı, İstanbul’da makineoranı yüzde 87;yi buldu. ci (dikiş), İzmir’de makineci (dikiş),

OCAK

2011

Açıklamaya göre, analiz sonuçlarından çıkacak ihtiyaçlara göre işsizlere yönelik olarak kurslar açılacak. Kursiyerler, ortalama 3 ay teorik ve pratik eğitimlerin verileceği kursların ardından sanayi kuruluşlarında da 3 ay staj yapacak. Hem eğitim hem de staj sürecinde başarılı olanların yüzde 90;ının illerde Odalara üye firmalarca istihdam edilmesi sağlanacak.

47


2011’in yıldızı Türkiye olacak! Economist dergisi 2011 yılı özel sayısında Türkiye'ye yer ayırdı. Makale derginin Avrupa editörü John Peet tarafından kaleme alındı. Peet başta genel seçimler ve anayasa değişikliği süreciyle ilgili olmak üzere öngörülerini sıralarken, Erdoğan ve ekibinin kabullenmek zorunda kalacağını aktardı.

ekonomisi olması (2010'da büyü- Gücünü yeniden tazelemiş bir başme rakamları yüzde 6'ya yakındı). bakan olarak Erdoğan, özünde hala Türkiye 2011'de sadece Çin, Hin- 1980 darbesinden sonra yazılan distan ve diğer küçük gelişmekte metin olan anayasayı değiştirmek olan ekonomiler tarafından geçile- için çalışmalara başlayacak. Anabilecek gibi görünüyor. yasanın en baştan yazılması, iktidar ve muhalefetin birlikte çalışacağı Bu ekonomik başarı Recep Taypartiler üstü bir olay olmalı. yip Erdoğan liderliğindeki Adalet ve Kalkınma Partisi'ni 2002 ve Ancak Erdoğan'ın Türkiye'yi yönet2007'den sonra bu kez 2011 ya- tiği yaklaşık 10 yılın ardından, AK zında yapılacak seçimlerde bir kez Parti'yi destekleyen çoğunluğu Economist'in analizinde şu ifadaha başarıya götürecek. Ancak Anadolu'dan gelen dindar Müsdeler yer alıyor: partinin oy marjının azalması ihti- lümanlarla, militan laikler olan Çok uzun yıllar boyunca Avrupa'nın mali söz konusu. AK Parti hüküme- İstanbullu ve Batılı “beyaz Türkler” dışında kalan bir ülke olarak Türki- ti Eylül 2010'da yapılan anayasa arasında derin bir bölünme var. Doye 2011'de her zamankinden daha değişikliği referandumunda büyük layısıyla yeni anayasanın yeni bir büyük bir rol oynayacak. Bunun başarı sağladı. Bu da “hayır” diyen referandumla kabul edilme zorunsebeplerinden bir tanesi iki yıl üst partilerde bir rahatsızlığa neden luluğu doğabilir. üste Avrupa'nın en hızlı büyüyen oldu.

48

OCAK

2011


KATILIM SÜRECİ AKSAYACAK! İç siyasetteki bu durum, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyelik müzakerelerinin daha da ertelenmesine neden olacak. Yeniden seçilen Erdoğan AB konusunda konuşmaktan her zamankinden daha fazla kaçınacak. Bunun yerine, Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Arap dünyası, İran ve Rusya dahil Türkiye'nin diğer komşularıyla olan ilişkilere vurgu yapacak. Türkiye'nin tek başına bir bölgesel güç olma yeteneğinden bahsetme isteği dayanılmaz bir hale gelecek.

Davutoğlu'nun “komşularla sıfır sorun” politikası Türkiye'yi Arap dünyasında ve Balkanlarda bir nüfuz pozisyonuna taşıyor. Avrupa'nın bir yüzyıl önceki gözüyle bakılırsa bu gelişim yeni Osmanlıcı olarak bile tanımlanabilir. Yine de tarihçiler yıllarca “Avrupa'nın hasta adamı” olarak nitelendirilen Osmanlı İmparatorluğu'nun Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra nasıl parçalara ayrıldığını hala hatırlıyor.

ALTERNATİFİ YOK Acı gerçek şu ki Türkiye'nin Avrupa dışında gerçek bir alternatifi

yok, Erdoğan ve ekibi de 2011'de bunu keşfedecek. Suriye ve Irak'la ekonomik ilişkileri geliştirmenin, İsrail'e sert çıkışlar yaparak Arap ülkelerinde sevilmenin ve Rusya'yla büyük enerji politikası oyunları oynamanın çekiciliği, hızla kaybolacak. Avrupa hala Türkiye'nin ticaretinin yarısına tekabül ediyor. Türkiye'de reform yapmak ve ülkeyi modernize etmek isteyen herkesin, gözünü katılaşmış, demokratik olmayan Ortadoğu'ya değil liberal ve demokrat Avrupa'ya dikmesi gerekiyor.

Economist dergisi 2011 yılı özel sayısında Türkiye’ye yer ayırdı. Makale derginin Avrupa editörü John Peet tarafından kaleme alındı. Peet başta genel seçimler ve anayasa değişikliği süreciyle ilgili olmak üzere öngörülerini sıralarken, Erdoğan ve ekibinin kabullenmek zorunda kalacağını aktardı.

OCAK

2011

49


400 bin yaşındaki diş, insanın evrim tarihini değiştirebilecek nitelik taşıyor

İnsanlık tarihini değiştirecek keşif İsrailli arkeologlar, "modern insanın" varlığına ilişkin en erken kanıt olarak gösterilebilecek, 400 bin yıl yaşında bir "diş" buldu. Bilimadamlarının yeni savına göre, Tel Aviv'in 12 kilometre doğusundaki Roş Ha'Ayin'de, Kesem Mağarası'nda bulunan 400 bin yaşındaki diş, insanın evrim tarihini değiştirebilecek nitelik taşıyor. Tel Aviv Üniversitesi'nden bir ekip, İsrail'in merkezindeki mağarada

50

yaptığı çalışmada ortaya çıkardığı "bütün evrim tablosunun değişebidişin, 400 bin yıl yaşında olduğunu leceğini" ifade etti. ve bilimsel olarak "Homo Sapiens" Kabul edilen bilimsel teoriye göre, olarak tanımlanan modern insana Neanderthal insan ve modern inçok benzeyen özellikler taşıdığını san, Afrika'da 700 bin yıl önce yabelirtiyor. Bilinen en erken homo şayan atalarından türedi. Bir grup, sapiens kalıntısı, bulunan dişin yarı Afrika'dan Avrupa'ya göç etti ve yaşında. Neanderthalleri oluşturdu. Başka Bu sonuca ulaşmanın "çok heye- bir grup Afrika'da kaldı ve bugünkü can verici" olduğunu bildiren arke- modern insanı oluşturdu. olog Avi Gopher, elde edilen sonucu kesinleştirmek için daha fazla araştırma gerektiğini ve bu keşifle

OCAK

2011


MODERN İNSAN ŞİMDİKİ İSRAİL'DE ORTAYA ÇIKMIŞ OLABİLİR Gopher, kılıntıların modern insanın atalarıyla bağlantılı olduğu kesin olarak tespit edilirse, modern insanın orijininin şimdiki İsrail olduğunun ortaya çıkacağını da söyledi.

NEANDERTALLER SEBZE DE YİYORMUŞ İngiltere'deki Cambridge Üniversitesi tarih öncesi dönem uzmanı Sir Paul Mellers, "Kesem Mağarası diş buluşu önemli. Ancak dişin insana ait olduğu tam kanıtlanamadı.

Kesem'de kazı sürecek ve kafatasları ve kemiklere bakılarak kesin sonuca varılacak" dedi. İsrailli arkeolog Gopher ise, kazıya devam eden ekibinin, kemik ve kafataslarına da ulaşacağına inandığını ifade etti. Tarih öncesi döneme ait Kesem Mağarası, 2000 yılında keşfedildi ve 2004 yılında kazılara başlandı. Paleontoloji, antropoloji ve arkeoloji alanlarında uzman araştırmacılar Gopher, Ran Barkay ve İsrail Herşkovitz, sözkonusu buluşu, "American Journal of Physical Anthropology" adlı dergide yayımladı.

OCAK

2011

51


2011 Mehmet Akif yılı ilan edildi Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Grup Toplantısı'nda İstiklal Marşı'nın yazarı Mehmet Akif Ersoy'un ölümünün 74. yılı etkinliklerinden bahsedip gelecek yılı Kültür Bakanlığı ile alınan kararla Mehmet Akif Yılı ilan ettiklerini söyledi. Başbakan, "İnşallah 2011 boyunca Akif’i ve eserlerini daha yoğun bir şekilde gündemde tutacağız. Ayrıca Mehmet Akif’in babasını doğum yeri olan Kosova’nın Suşitsa köyünde, Mehmet Akif Ersoy İlköğretim Okulu’nu tamamladık. Teknik kalitesini artırdık, okulu adeta ayağa kaldırdık" dedi. Başbakan sözlerine şöyle devam etti:

52

Mehmet Akif, İstiklal Marşı’mızın Ipıssız âşiyanlar; kimsesiz köyşairi olduğu kadar, büyük bir mü- ler; çökük damlar; nevver idi. Bir cihan imparatorluEmek mahrumu günler; fikr-i ğunun parçalanmasına, Kurtuluş ferdâ bilmez akşamlar.' Savaşı'na, Cumhuriyetimizin kuruluşuna tanıktık etti. Yaşanan acıyı Diyor ki Mehmet Akif: yüreğinde hissetti ve o acıyı kağıda döktü. Akif’in hemen her satırı, çok 'Bir zamanlar biz de millet; hem büyük coğrafyayı kardeşliğe ilerle- nasıl milletmişiz: meye, kalkınmaya çağırdı. Bu nokGelmişiz dünyaya; milliyet nedir tada Akif adeta yüreğini parçaladı. öğretmişiz! Gezip gördüğü şahit olduğu coğKapkaranlıkken bütün âfâkı inrafyayı şu dizeleriyle anlatmıştı: saniyetin, 'Örümcek bağlamış, tütmez Nur olup fışkırmışız tâ sinesinocaklar; yanmış ormanlar; den zulmetin.' Ekinsiz tarlalar, ot basmış evler, İSTİKLAL MARŞI'NI BİR ARNAküflü harmanlar; VUT YAZDI

OCAK

2011


Akif, 'Arap'ın Türk'e; Laz'ın Çerkes'e yahut Kürd'e. Acem'in Çinli'ye üstünlüğü mü varmış? Nerde!' diyerek kavimciliği reddetmişti. İstiklal Marşımızı bir Türk mü yazdı? Kürt mu yazdı? Arnavut yazdı. Ama o milletin ortak sesiyle, onun için bu Meclis’te sahiplenildi ve takdire şayan oldu.

kimsenin hakkı yok. Eğer böyle bir şey yapılırsa bu insafsızlık olur. Bu rabıtları tartışmak, Mehmet Akif’in 80 yıl önce söylediği gibi bu milletin kardeşliğinden haz etmeyenlere hizmet etmektir. KÜRDİSTAN GÖNDERMESİ

"Milletler topla tüfekle yıkılmaz. Milletler ancak aralarındaki raHERKES ANADİLİNİ KONUŞAbıtalar çözülerek, kendi başının CAKTIR derdine, kendi havasına, kendi Bizim ortak rabıtamız Türkçe’dir. menfaatine düştüğünde yıkılırlar. Herkes anadilini konuşacaktır ama Düşmanlarımızın bugün bizden resmi dille bunu lütfen birbirine istedikleri, ne bir vilayet ne de sankarıştırmayalım. Bu ülkenin sos- caktır. Doğrudan doğruya başımızyal barışını zedelemeyelim. Buna dır, devletimizdir. Ey cemaat gözü-

nüzü açınız, ibret alınız. Bizim hani senelerden beri kanımızı, iliğimizi kurutan dahili meseleler yok mu? Havran meselesi, Yemen meselesi, Şam meselesi, Kürdistan meselesi, Arnavutluk meselesi... Bunların hepsi düşman parmağıyla çıkarılmış meselelerdir." Akif bunu ne zaman konuşuyor dikkat edin. Şimdi de aynı şeyleri yaşıyoruz.

‘Bir zamanlar biz de millet; hem nasıl milletmişiz: Gelmişiz dünyaya; milliyet nedir öğretmişiz! Kapkaranlıkken bütün âfâkı insaniyetin, Nur olup fışkırmışız tâ sinesinden zulmetin.’ OCAK

2011

53


1 milyon kişi iş sahibi olacak! Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, ''Biz artık şu duvarı yıkıyoruz; toplumun ve piyasanın ihtiyaçlarından uzak eğitim veya teorik eğitimden uzaklaşıyor ve daha çok ihtiyaca odaklanmış bir programı hedeflemeye başlıyoruz'' dedi. Dinçer, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, TOBB, TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi (TOBB ETÜ) ve Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) işbirliğiyle yürütülen ''Uzmanlaşmış Meslek Edindirme Merkezleri (BECERİ'10) Projesi''nin tanıtımında yaptığı konuşmada, bu projenin aslında Türkiye'de sistematik istihdam yaratma projelerinden biri olduğunu, yaklaşık olarak her yıl 200 bin kişi olmak üzere 5 yıl süreyle bu çabayı ortaya koyacaklarını söyledi.

54

Projenin Türkiye'deki mesleki eğitime çok önemli boyut ekleyeceğini ifade eden Dinçer, ''Bugüne kadar mesleki eğitimle ilgili, hatta üniversite eğitimiyle ilgili en ciddi eleştiriler toplum hayatının, toplum gerçeklerinin dışında kalması ve piyasa ihtiyaçlarına cevap vermemesidir. Bu proje aslında mesleki eğitimin piyasa ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde gerçekleştirilmesinin çok önemli bir adımı olarak görülmelidir'' diye konuştu. Dinçer, bu projeyle doğrudan doğruya piyasanın ihtiyaçlarına uygun elemanlar yetiştirmeyi ve onları da bu ihtiyaç yerlerinde istihdam etmeyi öngördüklerini belirtti. Bu açıdan bakıldığında, mesleki eğitimin mutlaka iş adamlarının ihtiyaç duyduğu gerekleri donatacak

OCAK

2011

şekilde planlanması gerektiğini vurgulayan Dinçer, mesleki eğitimi piyasaya çok daha uyumlu hale getirmek için çaba sarf ettiklerini dile getirdi. 2009 yılının haziran ayında Türkiye'de ilk kez meslek standartlarının yayınlanmaya başladığını anımsatan Dinçer, bugüne kadar yaklaşık 220 meslek standardını Resmi Gazete'de yayımladıklarını, 260'dan fazlasını hazırladıklarını, buna önümüzdeki yıl yaklaşık 100 standardı daha ilave edeceklerini söyledi. Dinçer, özellikle YÖK, Milli Eğitim ve Sanayi ve Ticaret bakanlıklarının mesleki eğitimle ilgili attığı her adımda ve ortaya koyduğu her programda, meslek standartlarını esas kabul edeceğini ve müfre-


datlarını buna göre uyarlayacağını ifade etti. 2011 yılı sonuna kadar her kurumun adım adım hangi faaliyetleri gerçekleştireceklerine dair eylem planı oluşturduğunu anlatan Dinçer, eylem planına göre, meslek standartlarına uygun mesleki eğitim müfredatları hazırlanacağını, hem meslek liseleri hem meslek yüksekokulları hem de meslek eğitimi veren lisans programlarında bu düzenlemenin gerçekleştirileceğini belirtti. Ömer Dinçer, şöyle konuştu: ''Ayrıca, sadece müfredatlar değişti-

rilmeyecek, aramızdaki çok yoğun -''ÇALIŞMA HAYATINI ESNEKişbirliği ile bunlar sürekli güncelle- LEŞTİRMEK GEREKECEK''necek. Bu açıdan bakıldığında biz Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı artık şu duvarı yıkıyoruz; toplumun Dinçer, sürekli mesleklerin değiştive piyasanın ihtiyaçlarından uzak ğini, teknolojinin gelişmesiyle aynı eğitim veya teorik eğitimden uzakmeslekte bile olsa farklılıkların laşıyor ve daha çok ihtiyaca odakyeni ihtiyaçların ortaya çıktığına lanmış bir programı hedeflemeye dikkati çekti. Ömer Dinçer, sözleribaşlıyoruz. Bu yaptığımız çalışma ne şöyle devam etti: için önümüzdeki günlerde, inşallah sanıyorum çarşamba günü de ''Şayet biz insanlarımızı bu anlamda yaptığımız çalışmaların bir yıllık iyi eğitmeyecek olursak o zaman performansını gözden geçiren bir çok daha katı bir çalışma hayatıyla çalışma da ortaya konulacak ve ka- karşı karşıya kalacağız. Çünkü gümuoyu ile paylaşılacak.'' nün ihtiyaçlarına uygun bir şekilde bilgi ve tecrübeyle donanmamış

Dinçer, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, TOBB, TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi (TOBB ETÜ) ve Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) işbirliğiyle yürütülen ‘’Uzmanlaşmış Meslek Edindirme Merkezleri (BECERİ’10) Projesi’’nin tanıtımında yaptığı konuşmada, bu projenin aslında Türkiye’de sistematik istihdam yaratma projelerinden biri olduğunu, yaklaşık olarak her yıl 200 bin kişi olmak üzere 5 yıl süreyle bu çabayı ortaya koyacaklarını söyledi.

OCAK

2011

55


kişiler mevcut işlerine çok daha sıkı sarılacaklar, asla ayrılmak istemeyecekler, bunun için her türlü mücadeleyi yapacaklar. İşverense bu alanda verimsizlikten yakınacak ve maliyetlerin yüksekliğini giderek hissetmeye başlayacak ve bu katılık giderek çatışmaya götüren bir sonuç doğurabilecek. Bütün bunların önüne geçmenin yegane yolu da insanları her an, her yerde ve farklı bir işte çalışabilecekleri bilgi ve tecrübeye sahip bir dona-

56

nımla teçhiz etmek, ondan sonra da piyasayı daha serbest, daha çalışılabilir hale getirmek, çalışma hayatını esnekleştirmek gerekecek.''

bizimle işbirliği yaptı. Onlar belirliyorlar biz belirli süreçleri ve denetimleri gerçekleştiriyoruz'' dedi.

Bu süreçte özellikle hem İstanbul -''BİZ KOLAYLAŞTIRIYORUZ''Ticaret Odası (İTO) ve İstanbul Sanayi Odası (İSO) başkanlarına özel Projenin piyasanın aktörlerini süreteşekkür borcu olduğunu dile geti- ce dahil ettiğinin altını çizen Dinçer, ren Dinçer, ''Meslek standartlarının şöyle konuştu: belirlenmesinde piyasa aktörle- ''Biz Bakanlık olarak direksiyondan riyle çalışıyoruz. Onlar bize destek kalktık, ticaret ve sanayi odalarını, veriyorlar. Birçok meslek kuruluşu TOBB'u direksiyona oturttuk. Biz

OCAK

2011


yavaş yavaş standartlarını belirliyor, denetimlerini yapıyor, izliyoruz, ama fiilen yürütme alışkanlıklarımızı bırakmaya çalışıyoruz. Bu proje somut bir şekilde bunu gösterecek. Ticaret ve sanayi odası başkanlarının her ilde bizatihi işin başında olduğu, kendisine mensup ihtiyaçlarını belirlediği ve ona uygun eğitim biçimiyle 'şu kabiliyette insanı biz de istihdam edelim' dediği bir noktaya geldik. Biz müfredatı ve hangi alanda ihtiyaç ol-

duğunu belirlemiyoruz. Biz finans- Türkiye'de her yıl 1 milyona yakın manı sağlıyor, zeminini düzeltiyor, insanı istihdam ediyorken, bunlaeğitim yerlerini modernleştiriyor, rın sadece yüzde 10-12'lik kısmını eğitilecek insanları yetiştiriyor ama biz istihdam edebiliyor, yerleştireasla eğitim programlarında nelerin biliyoruz. Halbuki bizde bu ülkede olacağını ve bu eğitilmiş insanların kayıtsız bütün işsizlerin dökümü hangi meslekleri kazanacaklarını ve nerede istihdam edileceklerini olmalı. Onların hangilerinin handüşünmüyoruz. Biz kolaylaştırıyo- gi işi yapabileceklerini bilmeliyiz, ruz, iş adamlarımız da bu işin yöne- mesleksizleri eğitebilecek konumticisi konumunda, kendileri karar da olmalıyız. Uluslararası standartveriyor, uyguluyorlar ve istihdam larda olduğu gibi en az yüzde 40'ını ediyorlar. Hakikaten özel sektör, işe yerleştirebilmeliyiz.'' sivil toplum ve kamu kurumlarının birbirleriyle dayanışarak çok ortaklı bir yönetimi burada başardıklarını -''400 BİN KİŞİYE MESLEKİ EĞİgörüyoruz.'' TİM KURSU''-''FARKINDAYIZ''Bunun altından kalkabilmek için Dinçer, Çalışma ve Sosyal Güvenlik yaklaşık 80 bin personel olması geBakanlığı olarak bütün toplumsal rektiğini, ancak 2 bin 400 kişi ile çaaktörlerin hepsini sürece dahil edelıştıklarını anlatan Dinçer, ''Bunun rek daha etkin bir yönetim modeli gelemeyeceğimize ortaya koymaya çalıştıklarını dile üstesinden getirdi. Ömer Dinçer, konuşmasına, göre çok düşük maliyetli proje yü''Devlet olarak bu ülkenin çalışma rütüyoruz. Türkiye'de şu anda 781 hayatının kalitesini tek başımıza belediyemizle anlaşarak onların artıramayacağımızın farkındayız. personelini eğittik'' dedi. İşsizliği tek başımıza çözemeyeceğimizi biliyoruz. İstihdamı tek başı- Tüm il düzeyinde örgütü olan olan na alacağımız düzenlemelerle hat- kurumlarla konuştuklarını, yaklata teşviklerle çözemeyeceğimizin şık 870 kurum ve birimle sözleşme farkındayız. Bize yardım ve destek yaptıklarını ifade eden Dinçer, sasağlayacak bütün aktörleri sürece dece Esenler Belediyesince geçen dahil edip, mümkün olduğu kadar sene bu süreçte bin 500 kişinin işe düşük maliyetle, mümkün olduğu yerleştirildiğini anımsattı. kadar çok büyük bir faydayı üretmenin peşinde koşuyoruz'' diye Dinçer, 2008 yılında 20 bin kişiyi devam etti. eğiten İŞKUR'un 2009 yılında 167 Ömer Dinçer, İŞKUR olarak bütün bin kişiye kurs düzenlediğini, 2010 vilayetlerde örgütlendiklerini, ama yılında 150 bin kişiyi geçtiklerini, Türkiye'deki işsizlerin sadece yak- işe yerleştirme oranını da yüzde laşık yüzde 30-35'ini kayıt altına al- 3-4'lerden yüzde 10'ların üzerine dıklarını aktararak, şunları kaydetti: çıkardıklarını anlatarak, 2011 yılı ''3 milyona yakın işsiz olduğunu için aşağı yukarı 400 bin kişiye biliyorken sadece 1 milyona ya- mesleki eğitim kursu açmayı plankını bizde kayıtlı görünüyor. Yine ladıklarını bildirdi.

OCAK

2011

57


Ekonomiden siyasete, dış politikadan kültür sanata, çalışma yaşamından spora kadar geride bıraktığımız yılın satırbaşları nelerdi, neleri konuştuk ve tartıştık?

MAVİ MARMARA GEMİSİNE YAPILAN SALDIRI İHH İnsani Yardım Vakfı’nın Gazzeliler için hazırladığı yardım gemilerinin İsrailli askerler tarafından saldırıya uğraması, Mayıs ayı sonlarında hem ülke hem dünya gündemine bomba gibi düştü. Birçok Türk vatandaşının öldüğü ve gözaltına alındığı saldırı, dünya basınında da büyük yankı buldu. Yaşanan tüm bu gelişmelerin ardından İsrail’le ilişkiler iyice gerilirken; İsrail, gazete, dergi, TV kanalı ve haber siteleri toplamında yıl boyunca 247 bin 516 habere konu edildi.

58

OCAK

2011

ERGENEKON DAVASI SICAKLIĞINI KORUDU Medyanın 2010 yılındaki önemli gündem maddelerinden bir diğeri de Ergenekon Davası oldu. Ergenekon kapsamında, yapılan açıklamalar, gözaltına alınmalar, davalar ve dava süreçleri bu yıl da ülkenin nabzını yükseltti. İlhan Cihaner’in Ergenekon Davası kapsamında görev başındayken gözaltına alınmasıyla başlayan hararetli tartışmalar, hükümet ve Yargıçlar Birliği arasında gerilime neden olurken, “yargı bağımsızlığı” konusu da sıkça tartışıldı.


REFERANDUM TÜRKİYE GÜNDEMİNİ KİLİTLEDİ MTM’nin raporu, yılın en çok konuşulan bir diğer konusunun da 12 Eylül’de gerçekleştirilen Referandumun olduğunu ortaya koydu. Partilerin kıyasıya yürüttükleri propaganda çalışmaları ve siyasi polemikleri ile medyanın yakın takibine giren Referandum, EVET’le sonuçlandı. Referandum, yıl toplamında 136 bin 669 habere konu edildi. KİMLER EVET, KİMLER HAYIR DEDİ?

Referandumda evet diyen partiler şöyle: AKP, Saadet Partisi, DSİP, EDP, BBP

Referandumda hayır diyen partiler şöyle: CHP, MHP, DSP, ÖDP, TKP, EMEP, SP, İP

DENİZ BAYKAL’IN ŞOK KASETİ VE İSTİFASI ÜLKE GÜNDEMİNİ DEĞİŞTİRDİ 2010 yılının en önemli gelişmelerinden bir diğeri ise Deniz Baykal’ın şok kaset görüntüleri oldu. Kaset görüntülerinin siyasi arenada bomba etkisi yaratmasının ardından istifasını veren Baykal, medyanın an be an takibindeydi. Baykal, yıl toplamında, siyasi söylemleri ve kaset konusuyla toplam 111 bin 336 habere konu edildi. Baykal’ın istifasıyla boşalan Genel Başkanlığa, sürpriz bir kararla Kemal Kılıçdaroğlu’nun aday olması ve CHP Genel Başkanı seçilmesi, yılın büyük yankı bulan gelişmeleri arasında kayda geçti.

OCAK

2011

59


BAŞÖRTÜSÜ TARTIŞMALARINDA NABIZ YÜKSELDİ Uzun yıllardır Türkiye’nin gündemini meşgul eden konular arasında yer alan türban-başörtü konusuna medyanın ilgisi bu yıl tam üç katına çıktı. Hem iktidar partisinin hem de muhalefet partilerinin sıkça gündeme getirdiği türban tartışmaları, türbanın bazı üniversitelerde serbestleşmesiyle iyice alevlendi. Konu, yıl boyunca 82 bin 911 haber ile yansıma buldu.

MİLLİ BİRLİK VE KARDEŞLİK PROJESİ BASINDA SIKÇA YER ALDI Diğer yandan, Kürt sorunun çözülmesi için de yıl boyunca çeşitli adımlar atıldı. Özellikle, bazı toplumsal mesajların Kürtçe olarak verilmesi, yılın dikkat çeken gelişmeleri arasındaydı.

60

“BALYOZ DARBE PLANI” İDDİASI İLE DARBE TARTIŞMALARI YİNE GÜNDEMDE KALDI Ergenekon’un yankıları devam ederken Türkiye gündemi, yılın ilk ayında, Balyoz Darbe Planı iddiası ile sarsıldı. Taraf gazetesinin ortaya çıkardığı “Balyoz Darbe Planı”, dönem dönem artan darbe söylentilerini ve tartışmalarını hararetlendirdi. Yılın en çok konuşulan konuları arasında yer alan Balyoz Darbe Planı iddiaları, toplam 67 bin 162 haberde yer aldı.

WİKİLEAKS BELGELERİ DEPREM ETKİSİ YARATTI Birçok ülkenin istihbarat kayıtlarını ve yakın tarihteki savaşların gizli belgelerini yayınlayan WikiLeaks, bu kez de ABD Dışişleri Bakanlığı’nın belgelerini ortaya çıkardı. Kasım ayının sonlarına doğru ortaya çıkan belgelerle tüm dünyayı sarsan WikiLeaks, şimdiye kadar açıkladığı toplam bir milyon civarında gizli yazışma ile diplomaside depreme yol açtı. Belgelerin içerisinde Türkiye’ye dair de birçok açıklama ve itham bulunması ise Türk medyasının WikiLeaks’e olan ilgisini arttırdı.

OCAK

2011


KPSS SINAVINDA YAŞANAN SKANDAL Türkiye gündemini en çok meşgul eden bir diğer skandal ise KPSS sınavında cevapların çalınması oldu. Sınava giren adaylardan büyük tepki toplayan olay, bakanlıkların çeşitli açıklamaları ile sıkça tartışıldı. Skandalın ardından iptal edilen sınavın tekrarlanması ve getirilen yeni güvenlik önlemleri, konuya ilgiyi sıcak tuttu. KPSS, yıl boyunca 40 bin 729 habere konu edildi.

1 MAYIS, 32 YIL SONRA YENİDEN TAKSİM’DE KUTLANDI

TEKEL İŞÇİLERİNİN GREVİ BÜYÜK YANKI BULDU 2009 yılının son aylarında greve başlayan Tekel işçileri, yıl boyunca yaptıkları eylemlerle seslerini duyurmaya devam ettiler. Eylem, uzlaşma sağlanamaması ve işçilerin sağlıklarıyla ilgili endişelerin ciddi boyutlara ulaşması nedeniyle sıkça tartışıldı. Başbakan Erdoğan’ın ve hükümetin çeşitli sözcülerinin, işçilerin grevine yönelik sert açıklamaları da konuya ilgiyi arttırdı. Tekel, yıl boyunca gazete, dergi, TV kanalı ve haber siteleri toplamında 33 bin 534 haberde yer buldu.

32 yılın ardından, ilk kez bu yıl Taksim meydanında kutlanan 1 Mayıs, hem halktan hem de medyadan büyük ilgi gördü. Kutlamaya birçok sanatçı ile parti temsilcilerinin katılması ve alınan güvenlik önlemleri yılın dikkat çeken başlıkları arasındaydı.

ŞİLİ’DEKİ MADEN GÖÇÜĞÜ VE MADEN İŞÇİLERİ Kimileri gerçek bir trajedi, kimileri turizm tezgahı diyor. Ama gerçek şu ki Dünya aylarca Şili’de göçük altında kalan madencileri konuştu. Aylar sonra yerin 650 metre aşağısındaki göçükten çıkarılan yaklaşık 50 madenci hem ülkenin kahramanı oldular, hem de ülkelerinin reklamlarını gayet iyi tanıttılar.

OCAK

2011

61


PAKİSTAN’DAKİ SEL FELAKETİ 2010 yılının en dramatik ve trajik olaylarından biri de şüphesiz Pakistan’da meydana gelen sel felaketiydi. Nuh tufanını andıran bir kuvvetle yağan yağmurlar Pakistan’ın Pencap bölgesini sular altında bıraktı. İkibin kadar insan ölürken, binlercesi kayboldu, onbinlercesi de evsiz kaldı. Bu olayın tek iyi yanı ise Anadolu insanı olarak yine mağdurun yanında olmamızdı. Türkiye, Pakistan’a yardım eden ülkelerin başında geliyordu. Sivil toplum kuruluşları, Kızılay, Devlet, camideki cemaat, okuldaki çocuk, hep birlikte maddi manevi desteği esirgemediler.

VUVUZELA 2010 FIFA Dünya Kupası kara kıtanın Güney Afrika Cumhuriyeti’nde düzenlenince dünya insanı (ya da yeni kıtaların insanları) yeni bir kavram katmış olduğu dağarcığına: Vuvuzela! Güney Afrika’nın bu üflemeli yerel çalgısı dünya kupasında hemen tüm maçlarda binlerce seyirci tarafından hep bir ağızdan çalındı. Sonucu kulakları sağır eden bir uğultudan ibaret olsa da vuvuzela artık şöhret dünyasına adımını atmıştı bile. Çoğu insan bu gürültüyü duymamak için maçları TV’nin mute tuşuna basarak izledi. Dünya şampiyonunun İspanya olduğunu da hatırlatalım.

HAİTİ DEPREMİ Bir trajedi de uzaklardan duyuldu Haiti’de, Port au Prince’e 25 km uzaklıkta yerin 13 km altında meydana gelen 7.0 şiddetindeki depremde 100.000’e can kaybı olurken milyonlarca insan da evsiz kaldı. Tarihteki en büyük doğal felaketlerden biri olan bu deprem sonrası şiddeti 5 ile 6 arasında 14 artçı deprem daha olması felaketin bilançosunu arttırdı.

BP’NİN PETROL SIZINTISI 2010 yılında başka bir korkunç felaket daha oldu. Bu kez Meksika körfezindeydi ve diğerlerinin aksine bu kez bu afet doğal değil insan eliyle oluşuyordu. 20 Nisan 2010 günü Dünyaca ünlü akaryakıt şirketi British Petrol’e ait petrol boru hattında meydana gelen

62

petrol sızıntısında okyanusa milyonlarca ton petrol yayılmaya başladı (100 bin varil/gün) ve bu aylarca (3 ay) devam etti. BP sızıntıyı üç ay kadar durduramadı. Bu dünya tarihinde meydana gelen en büyük çevre felaketlerinden biriydi şüphesiz.

OCAK

2011


İSTANBUL 2010 AVRUPA KÜLTÜR BAŞKENTİ SEÇİLDİ İstanbul’un sadece tarihi birikimi

Avrupa’da kültür ve sanat alanında uzman yedi kişiden oluşan uluslararası seçici kurul, İstanbul’un başvurusunu değerlendirdi ve hem aşağıdan yukarı olan süreç, hem de sivil toplumun etkin işlevini kritik nitelikler olarak görüp İstanbul’un Avrupa Kültür Başkenti olmasına karar verdi. Bu karar, Avrupa Parlamentosu’nun görüşü ve Avrupa Birliği Kültür Bakanları Konseyi’nin onayına sunuldu. 13 Kasım 2006 günü, ilgili kurulların da onayıyla İstanbul’un 2010 Avrupa Kültür Başkenti olduğu ilan edildi.

ile değil, kültür sanat etkinlikleri ile de uluslararası arenada etkin tanıtımın yapılması sayesinde, gerçek bir kültürel deneyim yaşamak isteyen

ziyaretçilerin

yönlendirilmesi

ve

İstanbul’a ziyaretçile-

rin kentteki ortalama kalış sürelerinin uzatılması, hem İstanbul’un tanıtımına katkıda bulunacak hem de çeşitli ticari faaliyet kollarında daha fazla gelir elde edilmesini sağlayacaktır. Bu durumun sonucu olarak da İstanbul, ekonomik an-

İstanbul 2010, kentsel gelişmenin çağdaş normlara uygun, sağlıklı bir çizgide sürdürülmesi için gerekli adımların atılmasına katkıda bulunmaktadır. 2010 yılında düzenlenecek kültür sanat etkinlikleri ile 20 yıldır Avrupa’nın önemli bir kültür merkezi olarak yerini sağlamlaştıran İstanbul’un bu konumu güçlendirilecek, İstanbul ek bir çekim gücü kazanacaktır. İstanbul’un eşsiz kültürel mirası ve yaratıcı kültür kapasitesinin turizme yansıtılması, yurtiçi ve yurtdışında İstanbul’a ilişkin var olan algıların güçlendirilmesi ve zenginleştirilmesi, turizm açısından gerekli kentsel altyapının iyileştirilmesi, hizmet kalitesinin yükseltilmesi çalışmaları ile İstanbul’un önemli bir kültür turizmi destinasyonu olmasına da katkıda bulunulacaktır.

OCAK

lamda turizm hareketliliğinden daha fazla yararlanabilecektir. İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti, İstanbul’un zengin kültürel ve tarihi varlıklarının mevcut

durumlarının

iyileştirilerek

İstanbul’un

UNESCO Dünya Kültür Mirası listesindeki konumunu sağlamlaştıracaktır. İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti, İstanbul’un tanıtımı yanında Türkiye’nin uluslararası arenada adını duyurması ve imajını güçlendirmesi açısından büyük bir fırsattır. İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti adına yapılacak her tanıtım Türkiye’nin de tanıtılmasını beraberinde getirecektir.

2011

63


FIBA DÜNYA KUPASI FİNALI Türkiye’de düzenlenen Dünya Basketbol Şampiyonasında Türkiye Milli Basketbol Takımı Finale kadar yükselme başarısı göstererek final oyununda Rüya Takım diye tabir edilen ABD Milli takımına kaybederek Basketbol’da dünya ikincisi oldu. Yarı finalde oynadığımız Sırbistan maçı ise basketbol severlerin hafızlarından kolay silinmeyecek cinstendi. Uzun zaman geride götürdüğümüz ve buraya kadarmış dediğimiz bir anda öne geçmemiz ve milisaniyeler kala Semih Erden’in yaptığı müthiş blokla maç 83-82 bitmişti.

BURSASPOR ŞAMPİYON OLDU Turkcell Süperlig’de Bursaspor şampiyon olarak Trabzonspordan sonra şampiyonlluk sevincini yaşıyan 5. takım oldu.

64

OCAK

2011


OCAK

2011

65


66

OCAK

2011


OCAK

2011

67


68

OCAK

2011


Milli Politika