Page 1


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 89

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 139

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

6 7 8 9 10 11 12 13

-

yekfur bi-hâ hâulâi fe kad vekkelnâ bi-hâ kavmen leysû bi-hâ bi kâfirîne

: : : : : : : :

inkâr ederler onu bunlar o taktirde olmuþtur vekil kýldýk ona bir kavim onu inkâr etmeyecek

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Allahû Tealâ burada, Sýratý Mustakîm’in tarifini 88. âyet-i kerimede yaptýktan sonra, evvelki peygamberlerin kardeþlerinden ve oðullarýndan seçtiðini, hidayete erdirdiðini ve onlarý en son noktaya kadar ulaþtýrdýðýný ifade ediyor. Onlarýn, Allahû Tealâ tarafýndan kendilerine nübüvvet verilen kiþiler olduðunu, nebîlik verilen peygamberler olduðunu söylüyor. Allah’ýn resûllerini, (bütün nebîler, ayný zamanda resûldür) bütün kavimler baþlangýçta inkâr etmiþlerdir ama, sonra kavmin dokusu deðiþmiþ ve Allah’ýn nebîleri, toplumun bir kýsmý tarafýndan mutlaka kabul edilmiþtir. Allahû Tealâ bütün kavimlere resûl gönderdiðini, bütün kavimlerin baþlangýçta resûllerini mutlaka inkâr ettiðini söylüyor. Peygamber Efendimiz (S.A.V) için de ayný þey olmuþtur, olmadýk hakaretlere maruz kalmýþtýr. Ama sonra toplum tarafýndan kabul edilmiþtir. Mekke’yi fethetmek O’na nasip olmuþtur. Ne zaman peygamberler reddedilirse, neticede mutlaka onlarý inkâr etmeyecek bir kavim bulunur.

248

248


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 90

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 139

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

⎢″ ←Γ↔Β″5! ↑ϖ↑Ζ↑<×φ↑Ζ←Α↔4 ↑ψ™ς7!

↔Γ↔; ↔ω<∝Η⊕7! ↔τ←∴⊆7ÿ:↑!

↔ξ↑; ″ ←! ⎢∼→Ι″%↔! ←ψ″[↔ς↔2 ″ϖ↑Υ↑ς↔ ″,↔! ≥ ÷ ″υ↑5 〉↔ω[∝Ω↔7≅↔Θ″ς←7

×Ι″6←) ® ←!

Ulâikellezîne hedallâhu, fe bi hudâyuhumuktedih, kul lâ es’elukum aleyhi ecrâ(ecren), in huve illâ zikrâ lil âlemîn(âlemîne).

⇑⎭τε ονλαρ, Αλλαη’⎬ν ηιδαψετε ερδιρδιðι κιμσελερδιρ. √ψλεψσε ονλαρ⎬ν ηιδαψετινε τ®β⎩ ολ! “Βεν, ονα καρ⎭⎬λ⎬κ σιζδεν βιρ ⎫χρετ ιστεμιψορυμ. Ο ανχακ ®λεμλερ ι⎜ιν βιρ ζικιρδιρ.” δε. 249

249


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 90

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 139

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

1 - ulâike ellezîne

:

iþte onlar

2 - hedâ allâhu

:

Allah hidayete erdirdi

3 - fe bi hudâyu-hum ýktedih

:

öyleyse onlarýn hidayetine tâbî ol

4 - kul

:

de

5 - lâ es’elu-kum

:

sizden istemiyorum

6 - aleyhi

:

ona (karþýlýk)

7 - ecren

:

bir ücret

8 - in huve

:

o ise

9 - illâ

:

ancak

10 - zikrâ

:

bir zikirdir, hatýrlatmadýr, bir öðüttür

11 - li el âlemîne

:

âlemlere, âlemler için

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Allahû Tealâ burada Kur’ân’ýn en önemli kavramlarýndan biri olan hidayetten bahsetmektedir. Hidayet, Allah’a teslim olmaktýr. Birinci teslim ruhu, ikinci teslim fizik vücudu, üçüncü teslim nefsi Allah’a teslim etmektir. Dördüncüsü iradeyi de Allah’a teslim etmektir. Allah’ýn hidayete erdirdiði birtakým kiþiler vardýr. Ve Allahû Tealâ herkesin hidayete tâbî olmasýný ister. Kur’ân-ý Kerim 4 tane 7 basamak olan 28 basamaktan ibarettir. Hidayet kavramý 28 basamaðýn 28 tanesini de muhtevasýna alýr. Allah’a ulaþmayý dilemek, baþlangýç hidayetidir. Allah talebi derhal iþitir, bilir ve görür. Kiþinin üzerine Rahmân esmasýyla tecelliye baþlar. Bu tecelli Allah’ýn bize 12 tane ihsan vermesine sebebiyet verir. Kalpteki hicab-ý mestureyi, kulak-

250

250


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 90

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 139

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

taki vakrayý, kalpteki ekinneti alýr, yerine ihbat koyar ve Allah, insanýn nefsinin kalbine ulaþýr. Kalbin þeytana dönük konumda yaratýlan Rabbanî kapýsýný Allah’a döndürür. Göðüsten kalbe bir nur yolu açar; sonra huþûya ulaþtýrýr ve Allahû Tealâ sözü olduðu için, mürþidi gösterir. 29/ANKEBÛT-5: Men kâne yercû likâallâhi fe inne ecelallâhi leât(leâtin), ve huves semîul alîm(alîmu). Kim Allah’a mülâki olmayý (hayattayken Allah’a ulaþmayý) dilerse, o taktirde muhakkak ki Allah’ýn tayin ettiði zaman mutlaka gelecektir (ruhu mutlaka hayattayken Allah’a ulaþacaktýr). Ve O, en iyi iþiten, en iyi bilendir. Ýrþad makamýna ulaþtýðýmýz zaman önünde diz çöküp, 12 tane ihsanla tövbe ettiðimiz için 7 tane de ni’met alýrýz: 1. ni’met; devrin imamýnýn ruhunun baþýmýzýn üzerine gelip yerleþmesidir. Bu ruh, bizim ruhumuzun vücudumuzdan ayrýlmasýný temin eder. 2. ni’met; kalbin içine îmâný yazar. 3. ni’met; günahlarýmýzý sevaba çevirir ve Allah 1’e 10 verirken, 1’e 700’e kadar yükseltmek üzere 1’e 100 vermeye baþlar. 4. ni’met; ruhumuz vücudumuzdan ayrýlýp hidayete ermek üzere Allah’a doðru yola çýkar. 5. ni’met; nefs tezkiyesine baþlanýr. 6. ni’met; fizik vücudumuz da Allah’ýn kulu olmaya baþlar. 7. ni’met; irademiz güçlenmeye baþlar. Vücudumuzdan ayrýlan ruhumuz hidayetine baþlar. Allah’a doðru Sýratý Mustakîm üzerinde yaptýðý yolculukla (seyr-i sülûk) 7 tane gök katýný aþýp Allah’ýn Zat’ýna ulaþýr ve Allah’a teslim olur. Böylece vuslat olayý tahakkuk eder. Birinci hidayet olan ruhun hidayeti gerçekleþir.

251

251


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 90

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 139

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

Ayný anda nefsimiz de hidayete baþlamýþtýr. Tezkiye olmaya baþlar. Zikrimize paralel olarak nefsin kalbindeki afetlerin azalmaya baþladýðý nokta burasýdýr. Fazýllar gelip nefsin kalbine yerleþir ve afetler nefsin kalbini terkeder. Böylece Allah’ýn güzellikleri adým adým daha çok yaþanmaya baþlanýr. Ve kiþi yaptýðý zikirle, nefsin kalbinde: Ýlk %7 nur birikimiyle Nefs-i Emmare’ye ulaþýr. Ýkinci %7 nur birikimi Nefs-i Levvame’dedir, nefsini kýnar. Üçüncü %7 nur birikimi Nefs-i Mülhime’dedir, Allah’tan ilham alýr. Dördüncü %7 nur birikimi Nefs-i Mutmainne’de doyuma ulaþýr. Beþinci defa %7 nur birikimi Nefs-i Radiye, kiþi Allah’tan razýdýr. Altýncý %7 nur birikimi Nefs-i Mardiyye, Allah da kiþiden razýdýr. Nefs-i Tezkiye’de nefsin kalbinde %7’den fazla nur birikimi gerçekleþir. Nefs %50’den fazla tezkiye olup temizlenmiþtir. Fizik vücut Allah’ýn emirlerine yarýdan fazla itaat etmeye, yasak ettiði fiilleri de yarýdan fazla iþlememeye baþlamýþtýr. Daha sonra beka makamýnda Allahû Tealâ ruha bir taht ihsan eder. Zühd makamýnda zikrimiz günün yarýsýný aþar. Fizik vücudumuz da 4. velâyet makamýnda Allah’a teslim olur. Bu, fizik vücudun hidayete ermesidir ve 25. basamakta gerçekleþir. 26. basamakta daimî zikre ulaþýrýz, nefsimizdeki bütün afetler yok olur ve nefsimiz de hidayete erer. Daha sonra salâh makamýnda irade de Allahû Tealâ’ya teslim edilir. Öyleyse birinci hidayet ruhun, ikinci hidayet fizik vücudun, üçüncü hidayet nefsin, dördüncü hidayet iradenin hidayetidir. Bir baþka deyiþle, ruhun Allah’a teslimi, fizik vücudun Allah’a teslimi, nefsin Allah’a teslimi ve en sonra da iradenin Allah’a teslimi, hidayetlerdir. Görülüyor ki; 3. basamaktan 28. basamaða kadar bütün bu basamaklarý, hidayet müessesesi muhtevasýna almýþtýr.

252

252


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 91

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 140

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

≥_↔8 ∼Ψ↑7≅↔5 ″ ←! ≥∝ ∗≠″Γ↔5 ⊕σ↔& ↔ψ™ς7! ∼:↑∗↔Γ↔5 _↔8 ↔: ″ω↔8 ″υ↑5 ⎢↓″|↔− ″ω8≠ ↓η↔Λ↔∀ |×ς↔2 ↑ψ™ς7! ↔ ↔ϑ″9↔! ∼→∗Ψ↑9 |×,Ψ↑8 ∝ψ∀≠ ↔ ≥≅↔% ↔ϕ[∝0!↔Ι↔5

∝Η⊕7! ↔ ≅↔ΒΥ≠″7! ↔ ↔ϑ″9↔!

↑ψ↔9Ψ↑ς↔Θ″Δ↔#

≠≅⊕Ξς7≠

→Γ↑; ↔:

↔: ⎣∼→Ι[∝Χ↔6 ↔ Ψ↑Σ″Φ↑# ↔: _↔Ζ↔9:↑Γ″Α↑# ≥ ÷ ↔: ″ϖ↑Β″9↔! ∼Ψ≥↑Ως↔ ″Θ↔# ″ϖ↔7 ≅↔8 ″ϖ↑Β″Ω±ς≠↑2 ″ϖ↑;″∗↔) ⊕ϖ↑∃ ↑ψ™ς7! υ≠↑5 ↔ Ψ↑Α↔Θ″ς↔< 253

⎢″ϖ↑6ÿ↑®≥≅↔∀×∼

″ϖΖ≠/≠″Ψ↔∋ |∝4 253


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 91

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 140

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

Ve mâ kaderûllâhe hakka kadrihî iz kâlû mâ enzelallâhualâ beþerin min þey(þey’in), kul men enzelel kitâbellezî câe bihî mûsâ nûren ve huden lin nâsi tec’alûnehu karâtîse tubdûnehâ ve tuhfûne kesîrâ(kesîran), ve ullimtum mâ lem ta’lemû entum ve lâ âbâukum, kulillâhu summe zerhum fî havdýhim yel’abûn(yel’abûne).

“ςε Αλλαη, βε⎭ερε βιρ ⎭εψ ινδιρμεδι.” δεδικλερι ζαμαν Ο’νυν καδρινι ηακκ⎬ψλα τακδιρ εδεμεδιλερ. “⇑νσανλαρ ι⎜ιν ηιδαψετ εδιχι ϖε βιρ νυρ ολαν Ηζ. Μυσα’ν⎬ν γετιρδιðι κιταβ⎬ κιμ ινδιρδι?” δε. Ονυ κ®ð⎬τλαρα (ψαζ⎬π) α⎜⎬κλ⎬ψορσυνυζ, ⎜οðυνυ γιζλιψορσυνυζ. Βαβαλαρ⎬ν⎬ζ⎬ν ϖε σιζιν βιλμεδιðινιζ ⎭εψλερ σιζε ⎞ðρετιλδι. “Αλλαη” δε, σονρα ονλαρ⎬ δαλδ⎬κλαρ⎬ ⎭εψλερδε β⎬ρακ οψνασ⎬νλαρ. 1 - ve mâ kaderû allâhe

: ve onlar Allah’ý takdir edemediler

2 - hakka

:

hakkýyla

3 - kadri-hî

:

onun kadrini

4 - iz kâlû

:

dedikleri zaman

5 - mâ enzele allâhu

:

Allah indirmedi

6 - alâ

:

üzerine, ...e

7 - beþerin

:

beþer, insan

254

254


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 91

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 140

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

8 - min þey’in

:

bir þey

9 - kul

:

de

10 - men

:

kim

11 - enzele

:

indirdi

12 - el kitâbe

:

kitabý

13 - ellezî

:

ki o

14 - câe- bi

:

ile geldi, getirdi

15 - hî

:

onu

16 - mûsâ

:

Musa (A.S)

17 - nûren

:

bir nur

18 - ve huden

:

ve bir hidayet

19 - li en nâsi

:

insanlara, insanlar için

20 - tec’alûne-hu

:

onu yapýyorsunuz

21 - karâtîse

:

sayfalar, kâðýtlar (kýrtasiye)

22 - tubdûne-hâ

:

onu açýklýyorsunuz

23 - ve tuhfûne

:

ve gizliyorsunuz

24 - kesîran

:

çoðunu

25 - ve ullimtum

:

ve size öðretildi

26 - mâ

:

þeyler

27 - lem ta’lemû

:

siz bilmiyorsunuz

28 - entum

:

siz

29 - ve lâ

:

ve deðil

30 - âbâu-kum

:

atalarýnýz, babalarýnýz

31 - kul allâhu

:

“Allah” de

32 - summe

:

sonra

33 - zer-hum

:

onlarý býrak

34 - fî

:

içinde

35 - havdý-him

:

onlarýn dalmasý

36 - yel’abûne

:

oynuyorlar, oyalanýyorlar

255

255


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 91

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 140

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Tarih, tekerrürden ibarettir. Ýnsanlýk tarihi boyunca hep ayný þeyler tekrarlanmýþtýr. Her devirde, insanlardan saklanan ve insanlara kabul ettirilmeye çalýþýlan bir þeyler olmuþtur. Bir kýsým insanlar, Allah’ýn söylediklerini insanlara açýklayýp, onlarý Allah’a çaðýrmýþlardýr. Ýþte bunlar, Allah’ýn mürþidleridir. Bir kýsým insanlar da, özellikle hidayeti, insan ruhunun Allah’a ulaþmasýný hem inkâr etmiþ; kendilerine sorulduðunda: “Hayýr ruhun ölmeden evvel Allah’a ulaþmasý mümkün deðildir, öyle birþey yoktur.” demiþler, hem de böyle söyleyerek Allah’ýn hidayetini gizlemiþlerdir (Bakara-159). Allah’ýn hidayeti vardýr ve bu hidayetin ketmedilmesi söz konusudur. Allahû Tealâ, Kur’ân-ý Kerim için Tevrat için “Bir hidayet rehberidir.” buyurmaktadýr. Ancak insanlar, Peygamber Efendimiz (S.A.V) devrine gelinceye kadar hidayeti açýklamak yerine hidayeti gizler hale gelmiþlerdir. Aslýnda bilirler ki; hidayet vardýr ve Allahû Tealâ insanlara kesin bir þekilde Tevrat’ta da, Ýncil’de de, Kur’ân-ý Kerim’de de “Mutlaka hidayete ermek mecburiyetindesiniz!” emrini vermiþtir. Ve hidayet müessesesi bütün insanlar için vazgeçilmez bir emirdir. Allah’ýn hidayetini hem bilip, hem konunun hakimi olup, gizlemenin karþýlýðýnda insanlar Allah’ýn lânetine muhatap olmaktadýrlar. 2/BAKARA-159: Ýnnellezîne yektumûne mâ enzelnâ min el beyyinâti vel hudâ min ba’di mâ beyyennâhu lin nâsi fîl kitâbi, ulâike yel’anuhumullâhu ve yel’anuhumul lâinûn(lâinûne). Ýndirdiðimiz o beyyinelerden olan þeyleri ve hidayeti (ölmeden evvel ruhun Allah’a ulaþtýrýlmasýný) Kitap’ta Allah insanlara açýkladýktan sonra gizleyenler (var ya), onlara, hem Allah lânet eder hem de lânet ediciler lânet eder. Buradaki dizaynda Allahû Tealâ; daha çok Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in çevresindeki musevilere hitap etmektedir. Çünkü onlar, bunu babalarýndan, dedelerinden tevarüs ettikleri

256

256


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 91

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 140

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

bilgilere dayalý olarak yapýyorlardý. Onlar bu istikamette kâðýtlara yazmýþ ve bir kýsmýný açýklamýþlardýr. Ama Allah’ýn âyetlerinin çoðunu ve hidayetini gizlemiþlerdir, inkâr etmiþlerdir. 18/KEHF-105: Ulâikellezîne keferû bi âyâti rabbihim ve likâihî fe habitat a’mâluhum fe lâ nukîmu lehum yevmel kýyameti veznâ(veznen). Ýþte onlar, Rab’lerinin âyetlerini ve O’na mülâki olmayý (ölmeden evvel ruhun Allah’a ulaþmasýný) inkâr ettiler. Böylece onlarýn amelleri heba oldu (boþa gitti). Artýk onlar için kýyâmet günü mizan tutmayýz. Böylece derecat kazandýrýcý hangi amelleri varsa hepsi birden boþa gitmiþtir. Ruh açýsýndan; ruhun ölmeden evvel Allah’a ulaþmasýný, fizik beden açýsýndan; fizik bedenin Allah’ýn bütün emirlerini yerine getiren, yasak ettiði hiçbir fiili iþlemeyen bir özellik kazanmasýný, nefsin ayný standartlarý kazanmasýný inkâr etmiþler; gizlemiþlerdir. Allahû Tealâ “onunla hidayete erdireceðim” diyerek, bir nur olan Hz. Musa’nýn Tevrat’ýndan bahsetmektedir. Tevrat, ilk indirildiði zaman Kur’ân-ý Kerim ile ayný esaslarý taþýyordu. Ve baþta Hz. Musa olmak üzere ona tâbî olanlarýn hepsi, önce Allah’a ulaþmayý dileyerek dalâletten kurtuldular, sonra da Allah’a teslim olmak için tâbî oldular. Ýnsanlýk tarihi boyunca tâbiiyet hiç deðiþmemiþtir. Tâbî olan kiþi, mürþidinin elini öper ve ona tâbî olur. Bu ikinci safha hidayettir. Düþünce plâtformundaki hidayetin baþlangýcý, Allah’a ulaþmayý dilediðimiz andýr. Öyleyse bu insanlarýn Allah’ýn hidayetini gizlemekten muratlarý vardýr. Kendileri dalâlettedirler ve baþkalarýnýn da kendileri gibi dalâlette kalmalarýný istemektedirler. Ýnsanlarýn hidayete ermesine gönülleri razý deðildir. Allah’a ulaþma dileðini ketmederler, Allah’a ulaþtýrmaya vesile olmakla görevli mürþidleri ketmederler, Allah’ýn doðrularýný gizlerler, Allah’ýn resûllerini inkâr ederler. Allahû Tealâ, açýk bir þekilde hidayetten bahsetmiþtir, onlar ise hidayeti gizlemiþlerdir. Hem kendilerini cehenneme atmaktadýrlar, hem de gizledikleri hidayete, insanlar ulaþamayacaklarý cihetle, veballerini almaktadýrlar.

257

257


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 92

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 140

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

∝Η⊕7! ↑ ±Γ≠↔Μ↑8 ° ↔∗≅↔Α↑8 ↑ ≅↔Ξ″7↔ϑ″9↔! ° ≅↔Β6≠ ∼↔Η×; ↔: ⎢_↔Ζ↔7″Ψ↔& ″ω↔8 ↔: ↔ Ψ↑Ξ8≠⊂Ψ↑<

×Ι↑Τ″7 ⊕ ↑! ↔ Η≠″Ξ↑Β7≠ ↔: ψ≠″<↔Γ↔< ↔ω″[↔∀ ≠↔Ι∋≠× ↵≅∀ ≠ ↔ Ψ↑Ξ8≠Ψ⊂ ↑< ↔ω<∝Η⊕7! ↔:

↔ Ψ↑Π4≠≅↔Ε↑< ″ϖΖ≠#≠ ÷↔. |×ς↔2 ″ϖ↑; ↔: ∝ψ∀≠ Ve hâzâ kitâbun enzelnâhu mubârekun musaddýkullezî beyne yedeyhi ve li tunzire ummel kurâ ve men havlehâ, vellezîne yu’minûne bil âhireti yu’minûne bihî ve hum alâ salâtihim yuhâfizûn(yuhâfizûne). Βυ (Κυρ’®ν−⎬ Κεριμ), ελλερι αρασ⎬νδακινι τασδικ εδεν ϖε αηιρετε ϖε ονα ιναναν, ⎭εηιρλεριν ανασ⎬ (ολαν Μεκκε’δε) ϖε ονυν ετραφ⎬νδα ολαν κιμσελερι υψαρμαν ι⎜ιν ινδιρδιðιμιζ μ⎫βαρεκ βιρ Κιταπ’τ⎬ρ. Ονλαρ, ναμαζλαρ⎬ν⎬ μυηαφαζα εδερλερ (δεϖαμ εδερλερ). 258

258


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 92

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 140

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

1 2 3 4 5 6 7

-

8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18

-

ve hâzâ kitâbun enzelnâ-hu mubârekun musaddýku ellezî beyne yedey-hi (beyne yedey-hi) ve li tunzire umme el kurâ ve men havle-hâ ve ellezîne yu’minûne bi el âhýreti yu’minûne bi-hî ve hum alâ salâti-him yuhâfizûne

: : : : : : : : : : : : : : : : : : :

ve bu bir kitap onu indirdik kutsal, mübarek onlarý doðrulayan, tasdik eden, ki o arasýnda onun iki eli (elleri arasýnda (önlerinde)) ve uyarman için þehirlerin anasý ve onun etrafýndakiler ve onlar iman ederler ahirete îmân ederler ona ve onlar namazlarýný muhafaza ederler

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Bu âyette Allahû Tealâ, Kur’ân-ý Kerim’le Mekke’deki hristiyanlara ve musevilere seslenmektedir. Peygamber Efendimiz’in aðzýndan, Allah Kur’ân-ý Kerim’in, onlarýn ellerinin arasýnda bulunaný tasdik ettiðini söylemektedir. Musevilerin ellerinin arasýnda Tevrat, hristiyanlarýn ellerinin arasýnda, Ýncil ve müslümanlarýn ellerinin arasýnda da artýk Kur’ân-ý Kerim vardýr. Burada Allahû Tealâ, “ahirete inanýrlar” demekle, insan ruhunun ölmeden evvel Allah’a ulaþmasýný kastetmiþtir. Bu âyet ile Kehf Suresinin 105. âyet-i kerimesinde bir eþitlik vardýr. 18/KEHF-105: Ulâikellezîne keferû bi âyâti rabbihim ve likâihî fe habitat a’mâluhum fe lâ nukîmu lehum yevmel kýyameti veznâ(veznen).

259

259


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 92

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 140

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

Ýþte onlar, Rab’lerinin âyetlerini ve O’na mülâki olmayý (ölmeden evvel ruhun Allah’a ulaþmasýný) inkâr ettiler. Böylece onlarýn amelleri heba oldu (boþa gitti). Artýk onlar için kýyâmet günü mizan tutmayýz. 1- Allah’ýn âyetlerini inkâr ederler. + = 2- Allah’a mülâki olmayý inkâr ederler.

3- Onlarýn amelleri boþa gitmiþtir.

7/ A’RÂF-147: Vellezîne kezzebû bi âyâtinâ ve likâil âhireti habitat a’mâluhum, hel yuczevne illâ mâ kânû ya’melûn(ya’melûne). Ve âyetlerimizi ve ahirete ulaþmayý (hayatta iken ruhun Allah’a ulaþmasýný) inkâr eden kimselerin amelleri heba oldu (boþa gitti). Onlar yaptýklarýndan baþka bir þeyle mi cezalandýrýlýr (karþýlýk verilir)? 1- Allah’ýn âyetlerini inkâr ederler. + = 2- Ahirete mülâki olmayý inkâr ederler.

3- Onlarýn amelleri boþa gitmiþtir.

Eþitliðin ikinci tarafý, sonuç kýsmý: “amellerin boþa gitmesi” ve birinci tarafýnýn birinci faktörü: “Allah’ýn âyetlerini inkâr etmek” iki âyette de aynýdýr. Eþitliðin birinci tarafýnýn ikinci faktöründe ise Allahû Tealâ: Kehf-105/ 2- “Allah’a mülâki olmayý inkâr ederler.” A’raf-147/ 2- “Ahirete mülâki olmayý inkâr ederler.” ifadelerini kullanmýþtýr. Eðer birinci kesimler ve sonuç birbirine eþitse, ikinci kesimlerin de eþit olmasý lâzýmdýr. Ýkisinde de zaten Allahû Tealâ, “likâi” fiilini kullanmýþtýr: “Ahirete mülâki olmak.” veya “Allah’a mülâki olmak.” Demek ki ikisi de ayný þeyi ifade eder. Görülüyor ki; Allahû Tealâ bu âyette “ahirete inanýrlar” demekle, insan ruhunun ölmeden evvel Allah’a ulaþmasýný kastetmektedir.

260

260


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 93

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 140

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

″:↔! _→∀Η≠↔6 ψ≠™ς7! |↔ς↔2

×Ι↔Β″4! ω≠⊕Ω8≠ ↑ϖ↔ς″1↔! ″ω↔8 ↔:

″ω↔8 ↔: ° ″|↔− ψ≠″[↔7!≠ ↔ Ψ↑< ″ϖ↔7 ↔: ⊕|↔7!≠ ↔|&≠:↑! ↔υ↔5 ⊆Ι↔# ″ξ↔7 ↔: ⎢↑ψ™ς7! ↔ ↔ϑ″9↔! ≥_↔8 ↔υ″Χ8≠ ↑ ϑ≠″9↑≅↔, ↔υ↔5 ↑}↔Υ∴≠⊆ς↔Ω″7! ↔:

≠″Ψ↔Ω″7!

≠!↔Ι↔Ω↔3 |∝4 ↔ Ψ↑Ω7≠≅⊕Π7! ≠!≠

↔ ″Ψ↔[″7↔! ⎢″ϖ↑Υ↔Κ↑Σ″9↔! ∼Ψ≥↑%Ι″≠∋↔! ⎣″ϖΖ≠<∝Γ″<↔! ∼Ψ≥↑Ο,≠≅↔∀ ↔ Ψ↑7Ψ↑Τ↔# ″ϖ↑Β″Ξ↑6 _↔Ω∀≠

≠Ψ↑Ζ″7! ↔ !↔Η↔2 ↔ ″:↔ϑ″Δ↑#

″ω↔2 ″ϖ↑Β″Ξ↑6 ↔: ± σ≠↔Ε″7! ↔η″[↔3 ψ≠™ς7! |↔ς↔2 ↔ :↑ΙΑ≠″ΥΒ↔ ″Κ↔# ←ψ#← ≅↔<×∼ 261

261


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 93

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 140

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

Ve men azlemu mimmenifterâ alâllâhi keziben ev kâle ûhýye ileyye ve lem yûha ileyhi þey’un ve men kâle se unzilu misle mâ enzelallâh(enzelallâhu), ve lev terâ iziz zâlimûne fî gamerâtil mevti vel melâiketu bâsitû eydîhim, ahricû enfusekum, el yevme tuczevne azâbel hûni bimâ kuntum tekûlûne alâllâhi gayrel hakký ve kuntum an âyâtihi testekbirûn(testekbirûne).

ςε Αλλαη’α ψαλανλα ιφτιρα εδεν ϖεψα κενδισινε ηι⎜βιρ ⎭εψ ϖαηψολυνμαμ⎬⎭κεν “Βανα δα ϖαηψολυνδυ.” διψενδεν ϖε “Βεν δε Αλλαη’⎬ν ινδιρδιðι ⎭εψλεριν βενζερινι ινδιρεχεðιμ.” διψενδεν δαηα ζαλιμ κιμ ϖαρδ⎬ρ? ςε ζαλιμλερι, ⎞λ⎫μ⎫ν ⎭ιδδετ ηαλινδε ικεν ϖε ⎞λ⎫μ μελεκλερι ελλερινι υζατ⎬π: “Νεφσλερινιζι ⎜⎬καρ⎬ν. Βυγ⎫ν, Αλλαη’α καρ⎭⎬ ηακ ολμαψαν ⎭εψλερ σ⎞ψλεδιðινιζ ϖε Ο’νυν ®ψετλερινε καρ⎭⎬ κιβιρλενδιðινιζ ι⎜ιν αλ⎜αλτ⎬χ⎬ βιρ αζαπλα χεζαλανδ⎬ρ⎬λαχακσ⎬ν⎬ζ.” δεδικλερι ζαμαν γ⎞ρσεν. 1 - ve men

:

ve kim

2 - azlemu

:

daha zalim

3 - mim men ifterâ

:

iftira eden kimseden

4 - alâ âllâhi

:

Allah’a karþý

5 - keziben

:

yalanla, yalan olarak

262

262


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 93

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 140

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

6 - ev

:

veya

7 - kâle

:

dedi

8 - ûhýye

:

vahyolundu

9 - ileyye

:

bana

10 - ve lem yûha

:

ve vahyolunmadý

11 - ileyhi

:

ona, kendisine

12 - þey’un

:

bir þey

13 - ve men

:

ve kim

14 - kâle

:

dedi

15 - se-unzilu

:

yakýnda indireceðim

16 - misle

:

benzeri, gibi

17 - mâ enzele allâhu

:

Allah’ýn indirdiði þey

18 - ve lev

:

ve eðer, olsa

19 - terâ

:

görürsün

20 - iz ez zâlimûne

:

o zaman zalimleri

21 - fî gamerâti el mevti

:

ölümün þiddetinde

22 - ve el melâiketu

:

ve melekler

23 - bâsitû

:

uzatarak

24 - eydî-him,

:

onlarýn elleri, elleri

25 - ahricû

:

çýkarýn

26 - enfuse-kum

:

canlarýnýzý, nefslerinizi

27 - el yevme

:

bugün

28 - tuczevne

:

karþýlýk (ceza) göreceksiniz

29 - azâb el hûni

:

alçaltýcý bir azap

30 - bi-mâ

:

dolayýsýyla, sebebiyle

31 - kuntum

:

siz oldunuz

32 - tekûlûne

:

söylüyorsunuz

33 - alâ allâhi

:

Allah’a karþý

34 - gayre el hakký

:

haksýz olan, hak olmayan þeyler

263

263


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 93

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 140

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

35 - ve kuntum

:

ve siz ..... oldunuz

36 - an âyâti-hi

:

O’nun âyetlerinden, âyetlerine

37 - testekbirûne

:

kibirleniyorsunuz

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Tarihin her devresinde insanlar Allah’ýn âyetlerini yalanlamýþlardýr. Allahû Tealâ buyuruyor: “Allah’a ulaþmayý dileyin. Eðer dilemezseniz, gideceðiniz yer cehennemdir.” Diyorlar ki: “Hayýr, Allah’a ulaþmak diye bir þey yoktur. Allah’a ulaþmayý dilemeyen kimsenin Allahû Tealâ tarafýndan cezalandýrýlmasý diye de bir þey yoktur.” Allahû Tealâ buyuruyor: “Mürþidinize ulaþýn!” Diyorlar ki: “Mürþid diye bir þey yoktur.” Allahû Tealâ buyuruyor: “Ruhunuzu Allah’a ulaþtýrýn!” Diyorlar ki: “Ruh ancak ölümle Allah’a ulaþýr, Azrail (A.S) ruhumuzu alýr ve ölürüz. Ýnsana hayat veren ruhtur ve ruh alýndýðý zaman da herkes ölür.” Allahû Tealâ buyuruyor: “Fizik vücudunuzu Allah’a teslim edin!” Diyorlar ki: “Fizik vücudun teslimi diye bir þey yoktur.” Allahû Tealâ buyuruyor: “Nefsinizi Allah’a teslim edin!” Diyorlar ki: “Nefsin Allah’a teslimi diye özel bir durum yoktur. Ýslâm’ýn beþ tane þartý vardýr: 1- Namaz kýlmak 2- Oruç tutmak 3- Zekât vermek 4- Hacca gitmek 5- Kelime-i þahadet getirmek.

264

264


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 93

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 140

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

Ýslâm, Allah’a teslim olmak demektir. Kim bu beþ tane þartý gerçekleþtirirse onlarýn hepsi, Allah’a bütün teslimleri gerçekleþtirmiþ olanlardýr.” denmektedir. Kur’ân-ý Kerim’deki Ýslâm’ýn safhalarý: 1- Allah’a ulaþmayý dilemek 2- Mürþide ulaþmak 3- Ruhu Allah’a ulaþtýrýp, teslim etmek 4- Fizik vücudu ahsen kýlarak, Allah’a teslim etmek 5- Nefsi ahsen kýlarak, Allah’a teslim etmek (daimî zikre ulaþmak suretiyle) 6- Ýrþada ulaþmak (ihlâs sahibi olmak) 7- Ýradeyi Allah’a teslim etmek Hangi devirde olursa olsun, insanlar yaþadýkça Allah’ýn söylediklerine karþý çýkanlar her zaman olacaktýr. Allahû Tealâ bu âyet-i kerimede kabir azabýndan bahsetmiþtir. Asýl azap tabiatýyla kýyâmetten sonraki cehennem azabýdýr. Ýnsanlar o konuda pek fazla bir fikrin sahibi deðillerdir. Birçoklarý için cennet de, cehennem de sadece bir hayalden ibarettir. Cennet de, cehennem de bu dünyadadýr, insanlarýn düþüncelerindedir. Ama realitede öyle bir þey yoktur. Allahû Tealâ kesin bir þekilde “ölümün þiddeti içinde olan insanlar” tarifini vermektedir. Allahû Tealâ’nýn meleklerinin onlara verdiði birtakým iþaretlerden bahsediyor. “Bugün, ölüm günü, cezalanacaksýnýz.” diyorlar. Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in “Ölüm bütün insanlarýn küçük kýyâmetidir.” sözünün mahiyeti ortaya çýkmaktadýr. Çünkü kýyâmet günü, zaman geriye dönüp de bizim hayatta olduðumuz günlere ulaþtýðý an, tekrar hepimiz, “zaman” o noktaya geri döndüðü için hayatta olacaðýz. O anda dünya üzerinde artýk yerçekimi kuvveti mevcut olmadýðý için, bütün insanlar yerçekimi kuvveti mevcut olan Allah’ýn Ýndi Ýlâhi’sine doðru çekilecekler, oraya ulaþacaklardýr. Orada hayat filimlerini göreceklerdir. Kazandýklarý dereceler fazla ise cennete, kaybettikleri dereceler fazla ise cehenneme gireceklerdir. Ölüm halinde de, mezarda hayat filminiz gösterilecek, her kazandýðýnýz derece için size ferahlýk verilecek, kaybettikleriniz için ise azap edilecektir.

265

265


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 94

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 140

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

↔ ⊕:↔! ″ϖ↑6≅↔Ξ″Τ↔ς↔∋ _↔Ω↔6

×(!↔Ι↑4 _↔9Ψ↑Ω↑Β″∴%≠ ″ φ↔Τ↔7 ↔:

⎣″ϖ↑6∗≠Ψ↑Ζ↑1 ↔ ≥!↔∗↔: ″ϖ↑6≅↔Ξ″7⊕Ψ↔∋ _↔8 ″ϖ↑Β″6↔Ι↔# ↔: ↓ ⊕Ι↔8 ″ϖ↑Β″Ω↔2↔+ ↔ω<∝Η⊕7! ″↑ϖ↑6↔ ≥≅↔Θ↔Σ↑− ″ϖ↑Υ↔Θ↔8 ↔π⊕Ο↔Τ↔# ″φ↔Τ↔7

×Ι↔9 _↔8 ↔:

⎢ÿ!∈Ψ6≥× ↔Ι↑− ″ϖ↑Υ[∝4 ″ϖ↑Ζ⊕9↔!

〉↔ Ψ↑Ω↑2″ϑ↔# ϖ″ ↑Β″Ξ↑6 _↔8 ″ϖ↑Υ″Ξ↔2 ⊕υ↔/ ↔: ″ϖ↑Υ↔Ξ″[↔∀ Ve lekad ci’timûnâ furâdâ kemâ halaknâkum evvele merretin ve terektum mâ havvelnâkum verâe zuhûrikum, ve mâ nerâ meakum þufeâekumullezîne zeamtum ennehum fîkum þurekâû, lekad tekattaa beynekum ve dalle ankum mâ kuntum tez’umûn(tez’umûne). 266

266


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

Χ⎫ζ − 7

ℜψετ − 94

Σαψφα − 140

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

ςε ανδολσυν κι, σιζι ιλκ δεφα ψαραττ⎬ð⎬μ⎬ζ γιβι Βιζε τεκ τεκ (τεκ βα⎭⎬να) γελδινιζ ϖε σιζε νε ϖερδιψσεκ (νεψιν σαηιβι ψαπτ⎬ψσακ, νε λ⎫τφεττιψσεκ) αρκαν⎬ζδα β⎬ρακτ⎬ν⎬ζ (τερκεττινιζ). Σιζινλε ορτακ ολδυðυνυ ζαννεττιðινιζ ⎭εφαατ⎜ιλερινιζι σιζινλε βεραβερ γ⎞ρμ⎫ψορυζ. Ανδολσυν, σιζινλε αραν⎬ζδακι βαðλαρ⎬ κοπαρ⎬λμ⎬⎭, ηακλαρ⎬νδα ζανδα βυλυνμυ⎭ ολδυðυνυζ ⎭εψλερ, σιζδεν υζακλα⎭⎬π γιτμι⎭τιρ.

1 - ve lekad

:

ve andolsun

2 - ci’timû-nâ

:

bize geldiniz

3 - furâdâ

:

fertler olarak, tek tek

4 - kemâ

:

gibi

5 - halaknâ-kum

:

sizi yarattýk

6 - evvele

:

evvel, ilk

7 - merretin

:

defa

8 - ve terektum

:

terkettiniz, býraktýnýz

9 - mâ

:

þeyleri

10 - havvelnâ-kum

:

size verdik, lütfettik

11 - verâe zuhûri-kum

:

(sizin) arkanýzda

12 - ve mâ nerâ

:

ve görmüyoruz

13 - mea-kum

:

sizinle beraber

14 - þufeâe-kum

:

sizin þefaatçileriniz

15 - ellezîne

:

ki onlar

267

267


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 94

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 140

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

16 - zeamtum

:

siz zannettiniz

17 - enne-hum

:

onlarýn olduðunu

18 - fî-kum

:

sizinle

19 - þurekâû

:

ortaklar

20 - lekad

:

andolsun

21 - tekattaa

:

baðlar parçalanýp, koparýlmýþ

22 - beyne-kum

:

sizinle aranýzdaki

23 - ve dalle

:

ve saptý, uzaklaþtý, kayboldu

24 - an-kum

:

sizlerden

25 - mâ kuntum

:

sizin ..... olduðunuz þeyler

26 - tez’umûne

:

zannediyorsunuz

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Herbirimiz sadece bir mahlûk, bir yaratýðýz. Bir insanýn DNA (deoksiribonükleikasit) molekülleri, sarmallardan teþekkül eder. Gen haritasý, dünyada yeni ortaya çýkmýþtýr. Ýnsanýn her hücresinde 23 çift kromozom bulunur. Bir hücrenin içindeki bu genetik sarmallarýn kodlarýnýn, insanlar sadece %5’inin þifresini çözebilmiþlerdir, %95’i bilinmemektedir. Sýfýrdan baþlayýp, artý sonsuza kadar uzanan dalga boylarýndan 5 milimetreyle 11 milimetre arasýnda, ses, renk, görüntü olarak sadece 6 milimetrelik bir sahayý idrak edebiliriz. Sýfýrýn biraz ötesinden baþlayan, eksi sonsuza kadar uzanan dalga boylarýndan hiçbirini algýlayamayýz.

268

268


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 94

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 140

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

Her yeni elde ettiðiniz ilim, kendisinin yirmi katý, otuz katý, elli katý bilinmeyenleri beraberinde getirir. Yeni bilinmeyen bir ufuk önünüzde açýlmýþtýr. Marconi radyoyu icat ettiði zaman dünyanýn herhangi bir yerinde söylenen sözlerin kulaðýnýn dibinde de mevcut olduðunu görmüþtü. Oradaki dalga boyu size ayný anda ulaþýr. Allah’ýn kendisine verdiði akýlla, insanýn ilimde ulaþabildiði son nokta; genom haritasýdýr. Ýnsanlar, domuz genomu ile insan genomunu birbiriyle karýþtýrmayý düþünürler. Eðer atasýnýn maymun olduðuna iddia eden kiþi; bugün yaþamýþ olsaydý hiçbir zaman insanýn maymundan türediðini iddia edemezdi. Genetik kodlar þifrelendiði zaman maymun türlerinin üzerinde yapýlan inceleme, 19 çift kromozomdan baþlayan maymun türleri dizisini göstermektedir. 1921-23-25-27-29-31-33 çift kromozoma ulaþan. Demek ki sekiz tür maymun, farklý kromozomlar taþýyor. Bu, elbette bir genetik ilerlemedir. Ama insana ulaþan bir ilerleme olarak düþünülemez. Çünkü insan, 23 çift kromozom taþýr. Eðer insan, maymun türünün son halkasýný oluþtursaydý, 35 çift kromozomda bir mahlûk olmasý gerekirdi. Üstelik yüzde itibariyle insan genomuna en çok benzeyen genomlar, bir beyaz fareye aittir. Bu, gerçek atalarýnýn maymun olduðunu zannedenlere, bir þeyler söylemelidir. Vücuduna göre oranlandýðý zaman bir maymunun beyni, vücuduna göre oranlanan bir insan beyninin beþte biri kadardýr. Dünya üzerinde vücuduna göre en büyük beyni taþýyan mahlûk, insandýr. Hayvanlar da “düþünce” adý verilen Allah’ýn bir ni’metinden faydalanýrlar. Ama beyinleri, o aklýn kendisini ne kadar kullanma alanýna sahipse, o hayvanlar yalnýz o kadar akýldan istifade edebilirler. Bir baþka ifadeyle akýl, onlarý ancak o kadar kullanabilir. Hayvanlarýn aklý yoktur, denir. Beyin, aklý üretir denir. Oysa aklý, beyin üretmez. Akýl, Allah’ýn insanlara verdiði en büyük hazinedir ve akýl, beyni kullanýr. Beyin, onun ne kadarýný

269

269


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 94

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 140

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

kullanmasýna müsaitse akýl, beynin o kadarýný kullanabilir. Ýnsanlarýn kiminin muhakemesi zayýf, kiminin kuvvetli, kiminin hafýzasý güçlü, kiminin zayýftýr. Bu sonuçlar akýldan deðil, beyindeki sistemlerden kaynaklanmaktadýr. Yoksa akýl, bütün insanlara eþit olarak verilmiþtir. Bütün þifreler, Kur’ân-ý Kerim’dedir. Bugün atom yapýsýnýn içinde devamlý bir deðiþim söz konusudur. Merkez elektronlarýnýn devamlý ikisi arasýnda mekik dokumasý sebebiyle, bir atomun çekirdeðindeki (nükleus’undaki) bütün protonlar her an nötrona dönüþür ve nötronlar da her an protona dönüþür. Altý tane âlemin iç içe olduðu, yavaþ yavaþ keþfediliyor. Ýnsanlarýn 30, 40 km uzunluðundaki elektron hýzlandýrýcýlarýnýn kullanýlmasýyla ulaþtýklarý sonuçlar, Kur’ân-ý Kerim’de açýklananýn belki on binde biri kadardýr. Daha evvel Tevrat, Ýncil indirilmiþ ama zaman içerisinde iblis, hepsini deðiþtirmeyi baþarmýþtýr. Allahû Tealâ, Kur’ân-ý Kerim için: “Bu kitabý Biz indirdik ve onu Biz koruyacaðýz.” diyor. 1400 yýldýr bir tek harfini dahi deðiþtirmek kimseye nasip olmamýþtýr. Kur’ân-ý Kerim deðiþmediði için de bu gerçekleri ispat etmek mümkündür. Ýlmin Kur’ân-ý Kerim’in ne kadar gerisinde olduðu adým adým öðrenilecektir. Nerede ilimle, Kur’ân-ý Kerim arasýnda bir farklýlýk varsa, onun bir tek sebebi vardýr. Ýlim henüz oraya ulaþmamýþtýr. Ama birgün ulaþacaktýr. O zaman protonun etrafýnda elektronlarýn bir eliptik yörünge üzerinde döndüðü tespit edilecektir. O zaman dünyanýn, güneþ etrafýnda ve ayýn, dünya etrafýnda bir eliptik yörünge üzerinden döndüðü anlaþýlacaktýr. Ve bu eliptik yörüngenin her noktasýnda, hýz ile manyetik alan çarpýmýnýn daima birbirine eþit olduðu öðrenilecektir. Her yeni ufuk, çok daha büyük bir bilinmeyen ufku beraberinde açmaktadýr.

270

270


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

Χ⎫ζ − 7

ℜψετ − 95

Σαψφα − 141

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

⊕|↔Ε″7! ↑ Ι≠″Φ↑< ⎢ ×Ψ⊕Ξ7! ↔: ±⎯≠↔Ε″7! ↑σ←7≅↔4 ↔ψ™ς7! ⊕ !≠ ⎢±|↔≠Ε″7! ↔ω←8 ←α←±[↔Ω″7! ↑ Ι≠″Φ↑8 ↔: ←α±[≠↔Ω″7! ↔ω8≠ ↔ Ψ↑Υ↔4⊂Ψ↑# |×±9↔≅↔4 ↑ψ™ς7! ↑ϖ↑Υ←7×) Ýnnallâhe fâlikul habbi ven nevâ, yuhrýcul hayye minel meyyiti ve muhricul meyyiti minel hayy(hayyi), zâlikumullâhu fe ennâ tu’fekun(tu’fekune). Μυηακκακ κι Αλλαη, (τανεψι) τοηυμυ ϖε ⎜εκιρδεðι ψαρ⎬π ⎜⎬καρανδ⎬ρ. √λ⎫δεν χανλ⎬ψ⎬ ⎜⎬καρ⎬ρ .ςε χανλ⎬δαν ⎞λ⎫ψ⎫ ⎜⎬καρανδ⎬ρ. ⇑⎭τε βυ, Αλλαη’τ⎬ρ. √ψλεψσε νασ⎬λ δ⎞νδ⎫ρ⎫λ⎫ψορσυνυζ? 1 - inne allâhe

:

muhakkak ki Allah

2 - fâliku el habbi

:

taneyi yarýp çýkaran

3 - ve en nevâ

:

ve çekirdek

4 - yuhricu

:

çýkarýr

5 - el hayye

:

diri, canlý

6 - min el meyyiti

:

ölüden

7 - ve muhricu el meyyiti

:

ve ölüyü çýkarandýr

271

271


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 95

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 141

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

8 - min el hayyi

:

diriden, canlýdan

9 - zâlikum allâhu

:

iþte bu Allah’týr

10 - fe ennâ

:

öyleyse nasýl

11 - tu’fekune

:

çevriliyorsunuz, döndürülüyorsunuz

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Birtakým insanlar, öldükten sonra defalarca yeniden dirildiklerini ispat etmeye çalýþýrlar. Allahû Tealâ da Kur’ân-ý Kerim’de sadece iki defa dirilmekten ve iki defa ölümden bahseder. Bu ölüm ve dirilme sayýsý birden fazla olduðu için, birtakým insanlara bir ümit aþýlar. Ýnsanlar reenkarnasyon yoluyla yüzlerce, binlerce defa hayata gelirlermiþ. Felsefe þöyle, derler ki: “Allahû Tealâ adaletin timsalidir. Bazý insanlar dünyaya hasta gelir, bazý insanlar ölü doðarlar, bazýlarý fakir, bazýlarý zengindir, aralarýnda adaletsizlik vardýr. Allah adildir. Öyleyse ayný insanlarý tekrar tekrar dünyaya getirecektir ki; birinci sefer fakir olan ikinci sefer zengin olsun, hasta olan saðlýklý olsun. Böylece adalet yerine gelir.” Reenkarnasyonu insanlara lanse eden iblis: “Binlerce, yüz binlerce, milyonlarca yýl, insanlarýn ruhlarý tekrar tekrar hayata gelmekle hep tekâmül edecektir, tekâmül edecektir, tekâmül edecektir. Öyle bir gün gelecektir ki; bütün ruhlar tekâmül etmiþ olacaktýr. Allahû Tealâ, o zaman kýyâmeti koparacaktýr. Allah kullarýna kýyamaz. Kýyâmeti kopardýðý zaman zaten bütün insanlarýn ruhlarý, bütün negatif faktörlerden kurtulmuþ olacaktýr. Hepsi de son hayatlarýnda hep hayýrlar iþleyen insanlar olacaktýr. Bütün insanlar da doðru cennete girecektir.” diyerek onlarý korkunç bir tuzaða düþürmüþtür. Oysa ki; ruh tekâmülün son safhasýndadýr. Reenkarnasyon safsatasýna inanan birçok insan böyle düþünmektedir. Baþlarýnda Maharishi’nin olduðu “occultism”in, þeytanla iliþkinin sahipleri olan bu insanlar, kendilerine “occultist” diyorlar. Allahû Tealâ, Kur’ân-ý Kerim’de: “Biz cehennemi de, cenneti de insanlarla dolduracaðýz.

272

272


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 95

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 141

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

Ve cehenneme gideceklerin sayýsý cennete gideceklerin sayýsýndan fazladýr.” buyuruyor. Ýblis de insanlara diyor ki: “Reenkarnasyon sebebiyle bütün insanlar sonunda iyi insanlar haline dönüþecek, herkes de Allah’ýn cennetine girecektir.” Ve insanlar buna inanmaktadýrlar. Allahû Tealâ burada: “Allah canlýdan ölüyü çýkarandýr.” diyor. Neden? Kýyâmet günü önce canlýyýz, Allahû Tealâ bizi orada öldürüyor. “Allah ölüden canlýyý çýkarandýr.” diyor. Neden? Çünkü kýyâmet günü, bizi öldürüyor ve tekrar canlandýrýyor. Allahû Tealâ, bütün güzellikleri insanlar için yaratmýþtýr. Öyleyse ölüyü canlýdan çýkarmak, canlýyý ölüden çýkarmak, Allah için kýyâmet günü gerçekleþen bir olaydýr. Þu dünya üzerinde insanlar hayata getirilmezler. Ýnsanlar doðarlar ve ölürler. Kýyâmet günü doðmazlar, kýyâmet günü yeniden öldürülürler. Kýyâmet günü evvela ölü olan bizlerin, ölüleri canlanýr. Zaman, bizim hayatta olduðumuz güne geri döndüðünde, zaten canlýyýz ve Allah’ýn katýna ulaþýrýz. Bu, Allah’ýn ölüden canlýyý çýkarmasýdýr. Sonra Ýndi Ýlâhi’de toplandýðýmýz zaman hepimiz ayný anda ikinci defa ölürüz; ikinci ölüm. Neden ölürüz? Çünkü hepimizin cennete veya cehenneme ayný yaþta ulaþmamýz lâzýmdýr. Herkes farklý bir yaþta öldüðüne göre, Allahû Tealâ hepimizi nasýl ayný standartlarda cennete veya cehenneme gönderecektir; ancak bizi öldürüp yeniden dirilterek... Ýþte Kur’ân-ý Kerim: “O gün hepinizi yeniden öldüreceðiz. O gün, o öldürdüðümüz sizleri yeniden canlandýracaðýz, size yeniden hayat vereceðiz.” diyor (basu badel mevt; ölümden sonra hayata dönüþ). Ýþte iki defa ölüm, iki defa dirilme... Ýnsanlar ise bunu negatif bir faktör olarak deðerlendirirler. Reenkarnasyon denilen þeyle uzaktan yakýndan Kur’ân-ý Kerim’in iliþkisi yoktur ve insanlar, sadece iddia sahipleridir.

273

273


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 96

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 141

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

_→Ξ↔Υ↔, ↔υ″[⊕7! ↔υ↔Θ↔% ↔: ⎣ ≠≅↔Α″. ≠↵! ↑σ←7≅↔4 ⎢_→9≅↔Α″Κ↑& ↔η↔Ω↔Τ″7! ↔: ↔ϕ″Ω⊕Λ7! ↔: ϖ≠[∝ς↔Θ″7! ι≠<∝ϑ↔Θ″7! ↑η<∝Γ″Τ↔# ↔τ7≠×) Fâlikul ýsbâh(ýsbâhý), ve cealel leyle sekenen veþ þemse vel kamere husbânâ(husbânen), zâlike takdîrul azîzil alîm(alîmi).

Σαβαη⎬ (φεχρ ϖακτινι) ψαρ⎬π ⎜⎬καρανδ⎬ρ. ςε γεχεψι δινλενμε (συκ⎦ν) ϖακτι ϖε γ⎫νε⎭ι ϖε αψ⎬ (ηαρεκετλερινι ⎜οκ ινχε ηεσαπλαρλα διζαψν εδερεκ) “ζαμαν⎬ ηεσαπλαμα ⎫νιτεσι (ηεσαπ ϖασ⎬τασ⎬)” κ⎬λδ⎬. ⇑⎭τε βυ, αζ⎩ζ ϖε αλ⎩μ ολαν⎬ν (Αλλαη’⎬ν) τακδιριδιρ.

274

274


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 96

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 141

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

1 - fâliku el ýsbâhý

:

sabahý yarýp çýkaran

2 - ve ceale el leyle

:

ve geceyi kýldý (yaptý)

3 - sekenen

:

bir sukûn (dinlenme) vakti

4 - ve eþ þemse

:

ve güneþ

5 - ve el kamere

:

ve ay

6 - husbânen

:

bir ölçü olarak, hesaplama ünitesi, hesap vasýtasý

7 - zâlike

:

iþte bu

8 - takdîru

:

takdiridir

9 - el azîzi

:

azîz, üstün ve güçlü olan

10 - el alîmi

:

âlim, en iyi bilen

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Trilyonlarca senedir dünya, güneþin etrafýnda eliptik bir yörüngede dönmektedir. Bu eliptik yörüngenin her noktasýnda, manyetik alanla hýz çarpýmý birbirine eþittir. 365 gün, 6 saat,

275

275


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 96

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 141

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

dakikalar, saniyeler, saliseler ve onun askatlarý; geçen milyarlarca seneye raðmen bu ölçüde en ufak bir deðiþiklik olmamýþtýr. Ýki nevi takvim vardýr. Birisi güneþ takvimi (Güneþin hareketlerine göre yýllýk bir dizayn oluþturur Türkiye’de kabul edilmiþ olan takvim budur.) diðeri ay takvimidir. (Ayýn 12 burca ayrý ayrý ulaþmasý hesaplanarak gerçekleþir. Ay takvimi, güneþ takviminden her yýl yaklaþýk olarak 10 gün kýsadýr.) Allahû Tealâ’nýn burada bir büyük muradý vardýr. Meselâ ramazan ayý her sene evvelkinden daha önce baþlamaktadýr. Her sene on gün daha evvele kaymaktadýr. Bunun mânâsý; bir sene 365 gün olduðuna göre yaklaþýk olarak 36 sene içerisinde ramazan orucu yýlýn bütün günlerinde tutulmuþ olacaktýr. Yaz devresinde günler çok uzundur, sýcak artmýþtýr, oruç tutmak güçtür. Kýþ aylarýnda da gün kýsalmýþtýr, hava zaten serindir, oruç tutmak kolaydýr. Ancak ne hep kýþa gelecek þekilde, ne de hep yaza gelecek þekilde bir dizayn söz konusu olmamaktadýr. Öyleyse bunlar, Allah’ýn ince hesaplarýdýr ve hesaplar, O’na aittir. O, bütün ilimlerin sahibidir. Burada özellikle Allahû Tealâ, “husbanen” kelimesini kullanmaktadýr. “Ýnce hesaplarla Biz bunlarý yaparýz.” demektedir. Ve gerçekten de geçen milyarlarca senede deðiþmeyen bir sonuçla karþý karþýyayýz.

276

276


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 97

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 141

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

∼:↑Γ↔Β″Ζ↔Β←7 ↔ Ψ↑Δ∩Ξ7! ↑ϖ↑Υ↔7 ↔υ↔Θ↔%

∝Η⊕7! ↔ξ↑; ↔:

″φ↔5 ⎢η″≠Ε↔Α″7! ↔: ±η↔Α≠ ″7! ← ≅↔Ω↑ς↑1 |∝4 _↔Ζ∀≠ ↔ Ψ↑Ω↔ς″Θ↔< ↓ ″Ψ↔Τ←7 ← ≅↔<× ″! _↔Ξ″ς⊕Μ↔4 Ve huvellezî ceale lekumun nucûme li tehtedû bihâ fî zulumâtil berri vel bahr(bahri), kad fassalnal âyâti li kavmin ya’lemûn(ya’lemûne). ςε καρα ϖε δενιζιν καρανλ⎬κλαρ⎬νδα (νεφσιν αφετλερινιν καρανλ⎬ð⎬νδα ) ονυνλα ψολυνυζυ βυλμαν⎬ζ (ηιδαψετε ερμενιζ) ι⎜ιν ψ⎬λδ⎬ζλαρ⎬ (νεβ⎩λερ, ρεσ⎦λλερ, μ⎫ρ⎭ιδλερ) ϖαρ εδεν Ο’δυρ. Βιλεν βιρ καϖιμ ι⎜ιν, ®ψετλερι δεταψλαρ⎬ ιλε α⎜⎬κλαδ⎬κ. 1 - ve huve ellezî

:

ve o ki

2 - ceale

:

kýldý, yaptý, var etti

3 - lekum en nucûme

:

sizin için yýldýzlar

4 - li tehdedû

:

hidayete ermeniz için, yol bulmanýz için

277

277


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 97

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 141

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

5 - bi-hâ

:

onunla

6 - fî zulumâti el berri

:

karanýn karanlýklarýnda

7 - ve el bahr

:

ve deniz

8 - kad

:

oldu

9 - fassalna el âyâti

:

âyetleri birer birer, detaylarý ile açýkladýk

10 - li kavmin

:

bir kavim için, bir topluluk için

11 - ya’lemûne

:

biliyorlar

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Fizik dünyada kutup yýldýzýnýn muhtevasýný düþünelim. Gecenin karanlýðýnda açýk denizdesiniz. Sizin için hiçbir nirengi noktasýnýn olmadýðý bir durumda ne yaparsýnýz? Gündüz güneþ, hangi istikamete gideceðinizi ifade eder. Belli bir istikamete gidiyorsanýz geminin hep ayný tarafýndan, ayný noktadan güneþin doðmasý lâzýmdýr. Eðer baþka bir taraftan doðuyorsa tekrar rotaya girmeniz gerekir. Diðer taraftan yýldýzlara baktýðýnýz zaman da belli bir istikamette gidiyorsanýz; kutup yýldýzý, bulunduðunuz yerden görünüyorsa, karþýnýza, gemiye göre hep ayný istikamette, ayný açýdan çýkmasý lâzýmdýr ki; istikametinizin doðru olduðu tebellür etsin. Bu, fizik standartlarda gecenin karanlýklarýnda yol bulmamýz için gerekli olan bir konudur. Öbür taraftan Allahû Tealâ burada manevi yolculuðunuz için (hidayete ermek için) açýk olarak “hidayet” kelimesini kullanmaktadýr: “Yýldýzlarý kýlan O’dur.” buyuruyor. Yýldýzlarýn baþýnda Peygamber Efendimiz (S.A.V) gelir. Sonra bütün nebîler, bütün peygamberler gelir. Sonra peygamber olmadýklarý, sadece resûl olduklarý halde (velî resûl), huzur namazýnýn imamlýðýna tayin edilenler gelir. Sonra bütün kavimlerde her devirde, her zaman var olan resûller gelir. Burada “hidayet” söz konusudur. Allahû Tealâ, bu âyette “gece” demekle, nefsin karanlýklarýný ifade etmektedir.

278

278


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 97

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 141

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

Peygamber Efendimiz (S.A.V) diyor ki: “Benim sahâbem yýldýzlar gibidir. Kim onlara tâbî olursa mutlaka hidayete erer.” Bu hadîs için “mevzu hadîs” (uydurma hadîs) denmektedir. Peygamber Efendimiz (S.A.V) de: “Benim hadîslerim tartýþýlacaktýr, Kur’ân-ý Kerim’e bakýn. Hiçbir hadîsim Kur’ân-ý Kerim’e aykýrý olmaz.” buyurmuþtur. Ýþte Kur’ân-ý Kerim’de Allahû Tealâ ister ensar olsun, ister muhacirîn, hepsine tâbî olunduðunu ifade buyurmuþtur. 9/TEVBE-100: Ves sâbikûnel evvelûne minel muhâcirîne vel ensâri vellezînettebeûhum bi ýhsânin radýyallâhu anhum ve radû anhu ve eadde lehum cennâtin tecrî tahtehel enhâru hâlidîne fîhâ ebedâ(ebeden), zâlikel fevzul azîm(azîmu). O sabikûn-el evvelîn (evvelki hayýrlarda yarýþanlardan ulûl’elbab, ihlâs ve salâh makamlarýný, en üst üç makamý iþgal edenler): onlarýn bir kýsmý muhacirînden (Mekke’den Medine’ye göç edenlerden) bir kýsmý ensardan (Medine’deki yardýmcýlardan) ve bir kýsmý da onlara (ensar ve muhacirîne) ihsanla tâbî olanlardandý. (Sahâbe irþad makamýna sahip olduklarý için onlara tâbî olundu). Allah, onlardan razý ve onlar da O’ndan (Allah’tan) razýdýr. Onlara Allah, altlarýndan ýrmaklar akan cennetler hazýrladý ve orada ebediyyen kalacaklardýr. Ýþte bu, en büyük (azîm) mükâfattýr. Tâbî olanlar da hidayete ermiþtir ve adlarýna “tâbiîn” denmektedir. Tâbiine tâbî olanlar da vardýr. Hidayete ermenin en üst noktasýna çýkmýþlar, mürþid olmak seviyesine ulaþmýþlardýr. Onlara tâbî olanlar da vardýr; “tebe-i tâbiin.” Onlara da, onlardan sonrakilere de tâbî olanlar hep olmuþtur. Öyleyse bu hadîs, mevzu hadîs deðildir. Tam Kur’ân-ý Kerim’le irtibat halinde, denge halinde, tam Kur’ân-ý Kerim’in söylediðini söylemektedir. Sahâbe yýldýzlar gibidir. Onlara tâbî olanlar, mutlaka hidayete ererler ve ermiþlerdir. Öyleyse âyet-i kerimeleri mânâlandýrýrken bir zahirî âleme göre kelime mânâsý, lâfzýn mânâsý, bir de ruhun mânâsý vardýr. Bu iki mânâyý birbirinden ayýrdýðýmýz zaman ruhun 7 tane

279

279


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 97

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 141

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

mânâsýna ulaþýlýr. Konuya hidayetten girildiðinde karþýmýza 6 hidayetin 7 safhasý çýkar. Bu yedi hedef, yedi tane takvayý içermektedir. Allah’a ulaþmayý dilemek birinci safhadýr. Âmenûlar takvasý hidayetin düþünce plâtformundaki ilk noktasýdýr. Düþünce bazýnda kuvveden fiile çýkmamýþ bir hidayettir. Mürþidinize ulaþtýðýnýz zaman fiziki hidayet baþlamýþtýr, hidayete adým atarsýnýz. Ruh vücuttan ayrýlmýþtýr. Sýratý Mustakîm’e ulaþmýþtýr. Allah’a doðru bir yolculuða çýkmýþtýr; tâbiiyet takvasýndasýnýz. 14. basamakta yola çýkan ruh, 21. basamakta Allah’a ulaþmýþtýr. Allah’a teslim olmuþtur. Hidayete eren ilk varlýðýnýz ruhunuz, evvab takvada hidayete erer; üçüncü takva. Henüz üçüncü hedeftesiniz. Dördüncü hedef, fizik vücudu Allah’a teslim etmektir. Fizik vücut, Allah’ýn bütün emirlerini yerine getirir, yasak ettiði hiçbir fiili iþlemez bir hüviyet kazanýr. Muhsinler takvasýnda, fizik vücut da Allah’a teslim olur, hidayete erer. Beþinci hedef, daimî zikre ulaþýp nefsi Allah’a teslim etmektir. Allah’ýn bütün emirlerini yerine getiren, yasak ettiði hiçbir fiili iþlemeyen bir özellik kazanarak, nefs hidayete erer, ulûl’elbab takvaya ulaþýr. Altýncý hedef, irþada ulaþmaktýr. Burada muhlisler takvasý (irþad takvasý) söz konusudur. Ve yedinci hedef, Allah’a köle olmaktýr. Yedinci kademedeki, yedinci takva olan “bihakkýn takva”ya ulaþýrsýnýz. Herbiri için hidayet söz konusuysa, iradenizin Allah’a teslim olarak hidayete erdiði yer burasýdýr. Bütün sahâbe bu kademelerin hepsini geçmiþ bütün hedeflere ulaþmýþlardýr. Hepsi Ýrþad Makamý’nýn sahibi olmuþlardýr.

280

280


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 98

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 141

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

↓ Γ↔ &≠!↔: ↓ϕ″Σ↔9 ″ω8≠ ″ϖ↑6↔≅↔Λ″9↔! ≥∝Η⊕7! ↔ξ↑; ↔: ″φ↔5

⎢° ↔(″Ψ↔Β″Κ↑8 ↔:

⊇η↔Τ↔Β″Κ↑Ω↔4

↔ Ψ↑Ζ↔Τ″Σ↔< ↓ ″Ψ↔Τ7≠ ← ≅↔<× ″! _↔Ξ″ς⊕Μ↔4 Ve huvellezî enþeekum min nefsin vâhýdetin fe mustekarrun ve mustevdaun, kad fassalnal âyâti li kavmin yefkahûn(yefkahûne).

ςε σιζι βιρ τεκ νεφστεν (ℜδεμ (Α.Σ)’δαν) ψαραταν ϖε β⎞ψλεχε (σιζιν ι⎜ιν) καραρλ⎬ βιρ καλμα ψερι (φιζικ ϖ⎫χυδυμυζ ι⎜ιν δ⎫νψαψ⎬), βιρ δε εμανετ καλμα ψερι (νεφσιμιζ ι⎜ιν χεννετ ϖε χεηεννεμε γιτμεδεν ⎞νχε γε⎜ιχι ολαρακ βεκλενιλεν ψερι, βερζαη ®λεμινι) διζαψν εδεν Ο’δυρ. Φ⎬κ⎬η εδεν βιρ τοπλυμ ι⎜ιν, ®ψετλερι αψρ⎬ αψρ⎬ δεταψλαρ⎬ ιλε α⎜⎬κλαδ⎬κ. 281

281


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 98

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 141

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

1 - ve huve ellezî

:

ve o ki

2 - enþee-kum

:

sizi yarattý

3 - min nefsin

:

bir nefsten

4 - vâhýdetin

:

bir tek

5 - fe mustekarrun

:

böylece bir kararlý kalma yeri vardýr

6 - ve mustevdaun

:

ve bir emanet yeri

7 - kad

:

oldu

8 - fassalna el âyâti

:

âyetleri ayrý ayrý detaylarý ile açýkladýk

9 - li kavmin

:

bir kavim için, bir topluluk için

10 - yefkahûne

:

fýkýh ediyorlar, idrak ediyorlar

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Âdem (A.S)’ý tînden (kilden, topraktan), ondan da Havva’yý, zevcesini cennette yaratmýþtýr. Sonra da “Dünya adý verilen bu gezegene inin bakalým.” demiþtir. Âdem (A.S)’la, Havva Anamýz ve onlarla beraber cinler, ayrý ayrý âlemlerin varlýklarý olarak aþaðýya dünyaya inmiþlerdir. Biz insanlar, bir gün mutlaka öleceðiz. O zaman Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in tabiriyle küçük kýyâmetimiz kopacak, hayat filmimiz bize gösterilecek ve bir azaba duçar olacaðýz; kabir azabý. Kim salâhýn ikinci mertebesine ulaþmýþsa Allah, onun günahlarýný örtecektir. Üçüncü mertebesine ulaþmýþsa sevaba çevirecektir, onlar kabir azabýna muhatap olmayacaklardýr. Ama cehenneme gidecek olan insanlar için öldükleri zaman da bir kabir azabý söz konusudur.

282

282


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 98

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 141

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

Bazýlarý diyorlar ki: “Kabir azabý diye bir þey Kur’ân-ý Kerim’de yoktur.” Oysa ölüm vücut bulur, kýrk gün süreyle kabirde bütün hayat filmi, kiþiye gösterilir. Ve o hayat filminin her negatif faktöründe, manevi bir azapla mutlaka cezalandýrýlýr. Âdem (A.S) 1200 yýl yaþamýþtýr. Bugün normal hayatlarýný yaþayan insanlar, bu dünya adý verilen gezegende ne kadar yaþarlarsa, fizik vücutlarýyla o kadar kalacaklardýr. Kiþi doðduðuna göre bir gün mutlaka ölecektir, hiçbir alternatif yoktur. Zaman ve mekân koordinatlarý belirlenmiþ, tamamen yerli yerine oturmuþtur. O an geldiði zaman dünya adý verilen bu gezegenin o noktasýnda, iki koordinatýn; ordinat ve apsisin kesiþtiði noktada, o koordinatta ölüm gerçekleþir. Burasý, fizik vücudumuz için kararlý kalmanýn sona erdiði yerdir. Nefsimiz, melekler tarafýndan bizden alýnacaktýr. Aslýnda nefsimiz, vücudumuzdan ayrýlmak mecburiyetindedir. Çünkü mitokondriler elektrik üretemeyince, vücudumuzun manyetik alanlarý sona erer ve nefsimiz bizden ayrýlýr. Ruhumuz bizdeyse, ölmeden evvel Allah’a ulaþtýrmamýþsak, o da ayrýlmak mecburiyetindedir. Çünkü vücudun çekim gücü yoktur. Artýk vücutta ikisi de kalamazlar. Ýkisinin de çýkýþlarý sigara dumanýna son derece benzemektedir. Þekillendikleri zaman tam sizin hüviyetinize girerler. Herþeyleriyle nefsiniz de, ruhunuz da sizin bir kopyanýzdýr. O anki durumunuz nasýlsa saçýnýzla, sakalýnýzla, herþeyinizle sizi temsil etmektedirler. Ve nefsleriniz, berzah âlemine girer. Berzah âlemini herkes bilir, görmeyen yoktur. Ne zaman rüyanýzda fizik þartlarýn içindeyseniz, bir fincaný kaldýrdýðýnýz zaman fincaný elinizle tutabiliyorsanýz, içindeki çayý içebiliyorsanýz, bir koltukta oturuyorsanýz bunlarýn hepsi fizik standartlardýr. Öyleyse öyle bir dünyada rüyadaysanýz, bilin ki berzah âlemindesinizdir. Orada rahmetli olan dedenizi, annenizi, babanýzý görebilirsiniz. Onlara sarýldýðýnýzda týpký sizin vücudunuz gibi þu dünyada nasýl insan-

283

283


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 98

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 141

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

lar etten kemikten oluþuyorsa, orada da ellerinizin, kollarýnýzýn arasýnda annenizi, babanýzý, dedenizi, büyükannenizi fizik olarak hissedersiniz. Sizin gibi konuþurlar, dünyaya ait þeyleri sorduðunuzda cevabýný alýrsýnýz. O zaman emin olursunuz. Yakýnlarý, dostlarý ölenler, üzülmeyin, onlar ölmediler. Sadece fizik vücudun bu dünyadaki görevi sona ermiþtir ve geldiði yer olan topraða geri döner. Ama nefsiniz yaþamakta devam edecektir. Ölenlerin nefsleri de yaþamakta devam edecektir. Yeni biri ölmüþse, onun için çok üzülüyorsanýz, üzülmeyin. Onlar üzülmenizi zaten istemezler. Çünkü yaþamaya devam ediyorlar, deðiþen bir þey yoktur. Hayat burada devam ederken ölümden sonra orada devam etmeye baþlar. Ýþte berzah âlemi Allahû Tealâ’nýn “müstevdaun” dediði bir geçici yerdir. Kýyâmete kadar bütün nefsler deðiþmeden, hangi yaþta öldüyse o haliyle, orada yaþayacaklardýr. Her zaman öyle olmayabilir de çünkü orada boyut deðiþtirmek her zaman mümkündür. Kendinizi, 7 yaþýnda veya mevcut yaþýnýzýn çok ötesinde bir yaþta görebilirsiniz. Zaman içerisinde deðiþiklik berzah âleminde olaðan bir þeydir. Berzah âleminde ölüm yoktur. Hangi olayý görürseniz görün, bir insaný makineli tüfeklerle tarasýnlar, yüzlerce parçaya ayýrsýnlar yine de onu öldüremezler. Tekrar canlandýðýný görürsünüz. Buna raðmen rüyalarýnýzda korkarsýnýz. Halbuki korkulacak bir þey yoktur. Hiç kimse size hiçbir þey yapamaz, hiç kimse sizi öldüremez. Rüyanýzda yaralandýðýnýzý görürsünüz. Neticede aradan 10 dakika geçtikten sonra yaranýz kalmamýþtýr. Sularýn dibine inersiniz, yarým saat orada suyun dibinde yüzersiniz. Orada nefes almaya ihtiyacýnýz yoktur. Ölmezsiniz, uçurumlarýn en derinine düþersiniz bir þey olmaz. Ama o korkuyu, alýþýk olmadýðýnýz için yaþarsýnýz. Ve Allahû Tealâ diyor ki: “Ýdrak eden bir toplum için bunlarý birer birer açýkladýk.”

284

284


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 99

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 141

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

∝ψ∀≠ _↔Ξ″%↔Ι″∋↔≅↔4 ⎣→ ≥≅↔8 ≠≥≅↔Ω⊕Κ7! ↔ω8≠ ↔ ↔ϑ″9↔!

≥∝Η⊕7! ξ↔ ↑; ↔:

↑ Ι≠″Φ↑9 ∼→ΙΝ≠↔∋ ↑ψ″Ξ8≠ _↔Ξ″%↔Ι″∋↔≅↔4 ↓″|↔− ±υ≠↑6 ↔ ≅↔Α↔9 ″ω8≠ υ≠″Φ⊕Ξ7! ↔ω8≠ ↔: ⎣_→Α6≠!↔Ι↔Β↑8 _∪Α↔& ↑ψ″Ξ8≠ ↓ ≅↔Ξ″2↔! ″ω8 ≠ ↓ ≅⊕Ξ↔% ↔: °}↔[9≠!↔( ° !↔Ψ″Ξ5≠ _↔ΖΘ≠″ς↔0 ↔η″[↔3 ↔: _→ΖΑ≠↔Β″Λ8↑ ↔ ≅⊕8∩Ι7! ↔: ↔ Ψ↑Β″<⊕ϑ7!↔: ≥ ∼↔)←!

≥∝ ←Ι↔Ω↔∃ |×7! ≠ ∼:≥↑Ι↑Π″9↑!

⎢↓ψ∀≠≅↔Λ↔Β↑8

″ϖ↑Υ←7×) |∝4 ⊕ !≠ ⎢∝ψΘ≠″Ξ↔< ↔: ↔η↔Ω″∃↔! ↔ Ψ↑Ξ←8⊂Ψ↑< 285

↓ ″Ψ↔Τ7≠ ↓ ≅↔<× ÷ 285


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 99

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 141

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

Ve huvellezî enzele mines semâi mâen, fe ahrecnâ bihî nebate kulli þey’in fe ahrecnâ minhu hadýran nuhricu minhu habben muterâkibâ(muterâkiben), ve minen nahli min tal’ýhâ kýnvânun dâniyetun ve cennâtin min a’nâbin vez zeytûne ver rummâne muþtebihen ve gayre muteþâbih(muteþâbihin), unzurû ilâ semerihî izâ esmere ve yen’ýhî, inne fî zâlikum le âyâtin li kavmin yu’minûn(yu’minûne). ςε σεμ®δαν συψυ ινδιρεν Ο’δυρ. Β⎞ψλεχε ηερ⎭εψιν νεβατ⎬ν⎬ (βιτκισινι) ονυνλα (συ ιλε) ⎜⎬καρττ⎬κ. ςε δε ονδαν ψε⎭ιλλικλερ ⎜⎬καρττ⎬κ. Ονδαν δα ⎫στ ⎫στε τανελερ (βα⎭ακλαρ) ϖε ηυρμα αðαχ⎬ν⎬ν τομυρχυκλαρ⎬νδαν, σαρκαν ηυρμα σαλκ⎬μλαρ⎬ ϖε βιρβιρινε βενζεψεν ϖε βενζεμεψεν ⎫ζ⎫μ βαðλαρ⎬, ζεψτιν ϖε ναρδαν ολυ⎭αν βαη⎜ελερ ⎜⎬καρτ⎬ρ⎬ζ. Ονυν μεψϖεσινε (⎫ρ⎫ν⎫νε), μεψϖε ϖερδιðι ζαμαν ϖε ολγυνλα⎭τ⎬ð⎬ ζαμαν βακ. ∈μ®ν εδεν καϖιμ ι⎜ιν, βυνλαρδα ελβεττε ®ψετλερ (δελιλλερ) ϖαρδ⎬ρ. 1 2 3 4 5 6 7 8 9

286

-

ve huve ellezî enzele min es semâi mâen fe ahrecnâ bi-hî nebate kulli þey’in fe ahrecnâ min-hu

: : : : : : : : :

ve o ki indirdi semâdan su böylece çýkardýk onunla bitki, nebat herþey böylece çýkardýk ondan

286


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 99

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 141

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33

-

hadýran nuhricu min-hu habben muterâkiben ve min en nahli min tal’ý-hâ kýnvânun dâniyetun ve cennâtin min a’nâbin ve ez zeytûne ve er rummâne muþtebihen ve gayre muteþâbihin unzurû ilâ semeri-hî izâ esmere ve yen’ý-hî inne fî zâlikum le âyâtin li kavmin yu’minûne

: : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : :

bir yeþillik çýkarýyoruz, çýkarýrýz ondan tane(ler) üst üste olan hurma aðacýndan onun tomurcuðundan hurma salkýmlarý sarkýtýlmýþ bahçeler, bostanlar üzümlerden ve zeytinler ve nar(lar) benzeyen ve benzemeyen bakýn onun meyvesine meyve (ürün, semere) verdiði zaman ve onun olgun hali muhakkak ki bunlarda vardýr elbette âyetler bir kavim için, topluluk için îmân edenler

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Allahû Tealâ herþeyin bitkisini suyla çýkardýðýný, suyun onlarý Allahû Tealâ’nýn yaratma faaliyetiyle birlikte vücuda getirdiðini söylemektedir. Ondan çýkan yeþilliklerden, hurma aðacýnýn tomurcuklarýndan, hurma salkýmlarý ve diðer nebatlardan bahsetmektedir. Allahû Tealâ bu yaratma faaliyetinin, inanan bir kavim için ibretlerle dolu olduðunu buyurmaktadýr.

287

287


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 100

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 141

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

∼Ψ↑5↔Ι↔∋ ↔: ″ϖ↑Ζ↔Τ↔ς↔∋ ↔: ⊕ωΔ≠″7! ↔ ≥≅↔6↔Ι↑− ψ≠™ς7≠ ∼Ψ↑ς↔Θ↔% :↔

↑ψ↔9≅↔Ε″Α↑, ⎢↓ϖ″ς2≠ η≠″[↔Ρ∀≠ ↓ ≅↔Ξ↔∀ ↔: ↔ω[∝Ξ↔∀ ↑ψ↔7 〉↔ Ψ↑ΣΜ≠↔< _⊕Ω↔2 |×7≅↔Θ↔# ↔: Ve cealû lillâhi þurekâel cinne ve halakahum ve harakû lehu benîne ve benâtin bi gayri ilm(ilmin), subhânehu ve teâlâ ammâ yasifûn(yasifûne).

Χινλερι Αλλαη’α ορτακ κ⎬λδ⎬λαρ. ςε, ονλαρ⎬ δα Ο (Αλλαη) ψαραττ⎬. ⇑λιμλερι ολμακσ⎬ζ⎬ν, “Ο’νυν οðυλλαρ⎬ ϖε κ⎬ζλαρ⎬ ϖαρ” ψαλαν⎬ν⎬ υψδυρδυλαρ. Ο Σ⎫βηαν’δ⎬ρ (ηερ⎭εψδεν μ⎫νεζζεητιρ), ϖασ⎬φλανδ⎬ρδ⎬κλαρ⎬ ⎭εψλερδεν ψ⎫χεδιρ.

1 - ve cealû

:

kýldýlar

2 - li allâhi

:

Allah için, Allah’a

288

288


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 100

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 141

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

3 - þurekâe el cinne

:

cinleri ortak kýldýlar, ortak koþtular

4 - ve halaka-hum

:

ve onlarý yarattý

5 - ve harakû

:

ve yalan uydurdular

6 - lehu

:

onun

7 - benîne

:

oðullar

8 - benâtin

:

ve kýzlar

9 - bi gayri

:

olmaksýzýn

10 - ilmin

:

bir bilgi, bir ilim

11 - subhâne-hu

:

o tenzih edilendir, o sübhandýr, o herþeyden münezzehtir

12 - ve teâlâ

:

ve yücedir

13 - ammâ (an mâ)

:

þeylerden

14 - yasifûne

:

vasýflandýrýlýyorlar

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Ýnsanlýk tarihi boyunca insanlar, birçok þeylere tapmýþlardýr. Zamanýmýzda bile þeytana tapan insanlar söz konusudur. Allahû Tealâ, bu konuda Hz. Ýbrâhîm’in önce yýldýzlara baktýðýný, onlarý Allah zannettiðini, sonra aya baktýðýný, onu Allah zannettiðini, sonra güneþe baktýðýný, güneþi Allah zannettiðini söylemektedir. Ve sonra Allahû Tealâ, ona ulaþýr. Hz. Ýbrâhîm’i peygamber olarak seçer ve yetiþtirir. Fizik ötesi birer mahlûk olan, enerjiden yaratýlan cinler de, baþlangýçta, cahil insanlar tarafýndan tapýlacak olan mahlûklar olarak deðerlendirilmiþtir. Allahû Tealâ, insanlarýn Allah’a karþý ne kadar hatalý davrandýklarýný, bu âyet-i kerimesiyle bizlere ifade etmektedir.

289

289


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 101

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 141

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

↑ψ↔7 ↑ Ψ↑Υ↔< |×±9↔! ⎢ ≠″∗ ÷↵! ↔:

≠!↔ξ×Ω⊕Κ7! ↑π<∝Γ↔∀

⊕υ↑6 ↔σ↔ς↔∋ ↔: ⎢°}↔Α&≠≅↔. ↑ψ↔7 ″ω↑Υ↔# ″ϖ↔7 ↔: °φ↔7↔: °ϖ[∝ς↔2 ↓ ″|↔− ±υ≠↑Υ∀ ≠ ↔ξ↑; ↔: ⎣↓ ″|↔− Bedîus semâvâti vel ard(ardý), ennâ yekûnu lehu veledun ve lem tekun lehu sâhýbeh(sâhýbetun), ve halaka kulle þey’(þeyin), ve huve bikulli þey’in alîm(alîmun). Γ⎞κλερι ϖε ψερψ⎫ζ⎫ν⎫ ⎞ρνεκσιζ ολαρακ ψαρατανδ⎬ρ. Ο’νυν νασ⎬λ οðλυ ολυρ κι, ονυν ε⎭ι ολμαμ⎬⎭τ⎬ρ. ςε ηερ⎭εψι, Ο ψαραττ⎬. ςε Ο, ηερ⎭εψι εν ιψι βιλενδιρ. 1 - bedîu

:

örneði olmaksýzýn yoktan yaratan

2 - es semâvâti

:

semâlar, gökler

3 - ve el ard

:

ve arz, yeryüzü

4 - ennâ

:

nasýl

5 - yekûnu

:

olur

6 - lehu

:

onun

7 - veledun

:

çocuk

290

290


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 101

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 141

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

8 - ve lem tekun

:

ve olmamýþtýr

9 - lehu

:

onun

10 - sâhýbetun

:

zevce, haným, eþ

11 - ve halaka

:

ve yarattý

12 - kulle þey’in

:

herþeyi

13 - ve huve bikulli þey’in

:

ve O herþeyi

14 - alîmun

:

en iyi bilendir

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Allahû Tealâ burada eþsiz, benzersiz; tek bir ilâh olduðunu açýklamaktadýr. Kur’ân-ý Kerim boyunca Allahû Tealâ bu konuya defaatle deðinmiþtir. Allahû Tealâ: “Bana çocuk izafe etmeyiniz.” diyor. Ýnsanlar bu istikamette birçok hatalar yapmýþlardýr. Melekleri Allah’ýn kýzlarý olarak kabul edenler, Hz. Ýsa’yý Allah’ýn oðlu olarak deðerlendirenler olmuþtur. Âyet-i kerimeden çýkan genel sonuç; Allah’a eþ, benzer, ortak koþulamaz. Allah tektir, tek bir Allah vardýr. Allahû Tealâ, burada hanif fýtratýnýn sonucunu söylemektedir. Hanif fýtratý; Allah’ýn tekliðine inanabilme fýtratýdýr. Allahû Tealâ, insanlara bunu tabiaten vermiþtir. Hanif fýtratý, Allah’a teslim olma kaabiliyetidir. Ýnsanda ruhuyla, vechiyle, nefsiyle, iradesiyle Allah’a teslim olabilme kaabiliyeti mevcuttur. “Allah’ýn tekliðine inanmak, Allah’a teslim olmak ve tek bir toplum oluþturmak.” da insanýn tabiatýnda mevcuttur, meknuzdur. Allahû Tealâ da hepimizden bunu istemektedir; tek bir Allah’a inanmak, Allah yolunda yek vücut olmak, vahdeti oluþturmak, inananlarýn Allah yolundaki o muhteþem beraberliði, Allah’ýn dostlarýna has o coþkulu beraberlik, Peygamber Efendimiz (S.A.V) ve sahâbenin beraberliði... Ýþte hanif fýtratýnýn gereðini yaþayanlar; tek Allah’a inanan ve bundan 14 asýr evvel Peygamber Efendimiz (S.A.V) ve sahâbe ne yapmýþlarsa, aynýný yapan, sünnet-i seniyeye bütünüyle riayet edenlerdir.

291

291


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 102

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 142

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

↑σ7≠≅↔∋ ⎣↔ξ↑; ® !≠ ↔ψ×7!≠ ≥

÷ ⎣″ϖ↑Υ∩∀↔∗ ↑ψ™ς7! ↑ϖ↑Υ←7×)

|×ς↔2 ↔ξ↑; ↔: ⎣↑ :↑Γ↑Α″2≅↔4 ↓ ″|↔− ±υ≠↑6 °υ[∝6↔:

↓ ″|↔− ±υ≠↑6

Zâlikumullâhu rabbukum, lâ ilâhe illâ huve, hâliku kulli þey’in fa’budûhu ve huve alâ kulli þey’in vekîl(vekîlun). ⇑⎭τε βυ Αλλαη, σιζιν Ραββινιζ’διρ, Ο’νδαν βα⎭κα ⇑λ®η ψοκτυρ. Ηερ⎭εψι ψαρατανδ⎬ρ. Αρτ⎬κ Ο’να κυλ ολυν! ςε Ο, ηερ⎭εψε ϖεκιλδιρ. 1 - zâlikum allâhu

:

iþte bu Allah

2 - rabbu-kum

:

sizin Rabbiniz

3 - lâ ilâhe

:

ilâh yoktur

4 - illâ huve

:

ondan baþka

5 - hâliku

:

yaratan

6 - kulli þey’in

:

herþeyi

7 - fe ubudû-hu

:

artýk ona kul olun

292

292


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 102

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 141

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

8 - ve huve

:

ve o

9 - alâ kulli þey’in

:

herþeye

:

vekildir

10 - vekîlun

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Ýnsanýn yaratýlýþ standartlarýna baktýðýmýz zaman þunu görürüz. Ýnsanoðlunun %100 afetlerle dolu bir nefsi ve %100 hasletlerle dolu bir ruhu vardýr. Ruh ve nefs, eþit güçte iki varlýktýr. Ve insanda biraraya getirilmiþtir. Kulvara eþit þartlar altýnda çýkýlýr. Ancak nefsteki bütün afetlere þeytan tesir etmek imkânýnýn sahibidir. Allah, baþlangýçta insanlarý þeytana kul olmuþ kabul etmekte ve açýkça þeytana kul olmaktan kurtulup, Allah’a kul olmalarýný istemektedir. 51/ZÂRÝYÂT-56: Ve mâ halaktul cinne vel inse illâ li ya’budûn(ya’budûni). Biz insanlarý ve cinleri baþka bir þey için deðil, Bize kul olsunlar diye yarattýk. 36/YÂSÎN-60: Elem a’had ileykum yâ benî âdeme en lâ ta’buduþ þeytân(þeytâne), innehu lekum aduvvun mubîn(mubînun). Ey Âdemoðullarý! Ben sizlerden þeytana kul olmayacaðýnýza dair ahd almadým mý? Muhakkak ki o (þeytan) size apaçýk bir düþmandýr. 36/YÂSÎN-61: Ve eni’budûnî, hâzâ sýrâtun mustekîm(mustekîmun). Ve Ben sizden Bana kul olmanýza (dair ahd almadým mý?) bu da Sýratý Mustakîm (üzerinde bulunmak)týr. Þeytan, insanlarýn nefslerine bütünüyle tesir eder. Ýnsanlar da bu tesirin þeytandan geldiðini bilmedikleri için, bunlarý kendi düþünceleri zannederek, þeytanýn düþüncelerine, þeytanýn içlerinden verdiði emirlere ram olurlar. Böylece insanlar, þeytan tarafýndan þartlandýrýlmýþ, yönlendirilmiþ, þeytanýn kullarý olurlar. Bütün insanlar için realite budur. Kurtulanlar, sadece Allah’a ulaþmayý dilemek suretiyle hidayete adým atanlardýr. Çünkü onlar, nefs mücâdelesini

293

293


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 102

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 141

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

öðrenecekler, zikir yapacaklardýr. Nefslerinin kalbinde Allah’ýn nurlarý oluþur. Bu nurlar, ruhun özelliklerini taþýyan fazýllarý, faziletleri vücuda getirir. Nefsin kalbindeki talepler doðrultusunda Allah’ýn emirlerine baþlangýçta %100 itaat edilmezken, Allah’ýn yasaklarý %100 çiðnenirken, adým adým nefsin kalbindeki afetlerin yerini faziletler almaya baþlar. Ve kiþi, her kademede %7, %7 þeytanýn kulu olmaktan kurtulur. Ýþte Allahû Tealâ, burada açýkça emrini vermektedir: “Þeytana kul olmaktan kurtulun! Ve Allah’a kul olun!” Öyleyse hepimizin görevi þeytana kul olmaktan kurtulmak ve Allah’a kul olmaktýr. Allah’ýn hedefi de budur. Kulluk dizaynýnda, baþlangýçta imajiner bir kulluðun düþünce plâtformunda insana yerleþmesi, Allah’a ulaþmayý dilemek gerçekleþir; birinci safha. 14. basamakta mürþide ulaþýldýðý an, kulluðun ikinci safhasýdýr. Ve fizik plâtformda ruhu, fizik vücudu (vechi) ve nefsi Allah’a kul etmek istikametinde harekete geçmeye baþlanýr. Burasý, fizik standartlarda üç vücut için de kulluðun baþlangýç noktasýdýr. 22. basamakta ruhunuz, 25. basamakta fizik vucudunuz, 26. basamakta nefsiniz ve 28. basamaðýn 4. mertebesinde de, iradeniz Allah’a kul olur. Ýþte Allah hepimizden bunlarý istemektedir. Âyetin sonunda Allahû Tealâ, herþeyin vekili olduðunu söylemektedir. Gerçekten Allahû Tealâ herþeye vekildir, herþeyi O, yaratmýþtýr ve herþey, O’nun emrindedir. Biz insanlara, serbest irade vererek bizleri, serbest býrakmýþtýr. Dilediði anda müdahale edebilir ama herkes Mahkeme-i Kübra’da kendi kazandýklarýyla hesap vereceði için müdahale etmemektedir. Ama biz, O’nun vekâletini kabul eder, O’nu kendimize vekil edersek, O’na tevekkül edersek O, hepimize vekildir: 1- Mü’minler Allah’a tevekkül etsinler. 3/ÂLÝ ÝMRÂN-122: Ýz hemmet tâifetâni minkum en tefþelâ vallâhu veliyyuhumâ ve alâllâhi fel yetevekkelil mu’minûn(mu’minûne). Hani sizden iki takým, korku (ve endiþe) duyarak, geri çekilmek istiyorlardý. Halbuki onlarýn dostu (ve yardýmcýsý) Allah’tý. Mü’minler, Allah’a tevekkül etsinler.

294

294


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 102

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 141

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

2- Gevþemeyin ve mahzun olmayýn. Eðer mü’minler iseniz, mutlaka siz üstün geleceksiniz. 3/ÂLÝ ÝMRÂN-139: Ve lâ tehinû ve lâ tahzenû ve entumul a’levne in kuntum mu’minîn(mu’minîne). Gevþemeyin ve mahzun olmayýn. Eðer mü’minler iseniz, mutlaka siz üstün geleceksiniz. 3- Azmettiðin zaman ise artýk Allah’a (güven) tevekkül et. 3/ÂLÝ ÝMRÂN-159: Fe bimâ rahmetin minallâhi linte lehum, ve lev kunte fazzan galîzal kalbi lenfaddû min havlik(havlike), fa’fu anhum vestagfir lehum ve þâvirhum fîl emr(emri), fe izâ azamte fe tevekkel alâllâh(alâllâhi), innallâhe yuhibbul mutevekkilîn(mutevekkilîne). Allah’ýn rahmeti iledir ki; sen, onlara yumuþak (ve hoþgörülü) davrandýn. Þâyet kaba ve katý yürekli olsaydýn, herhalde senin çevrenden daðýlýp giderlerdi. O halde onlarý, affet ve onlar için maðfiret dile. Ýþler hakkýnda onlara danýþ. Azmettiðin zaman ise artýk Allah’a (güven) tevekkül et. Hiç þüphesiz; Allah, mütevekkil olanlarý (Allah’a güvenenleri) sever. 4- Eðer Allah size yardým ederse, o zaman sizi yenecek yoktur. 3/ÂLÝ ÝMRÂN-160: Ýn yensur kumullâhu felâ gâlibe lekum, ve in yahzulkum fe men zellezî yensurukum min ba’dih(ba’dihi), ve alallâhi fel yetevekkelil mu’minûn(mu’minûne). Eðer Allah size yardým ederse, o zaman sizi yenecek yoktur. Ve eðer sizi yardýmsýz (yüz üstü) býrakýrsa, ondan sonra size kim yardým eder. Öyleyse mü’minler Allah’a tevekkül etsinler (Allah’a güvensinler). Allahû Tealâ: “Bütün dünya düþmanýnýz olsa Ben dostunuzsam, Ben onlarý yenerim ama bütün dünya dostunuz olsa, sen de Benim düþmaným olsan, hepinizi yine Ben yenerim.” buyuruyor. Gâlip olan sadece Allah’týr. Azîz kelimesi böyle bir gâlibiyetin bütününü terennüm etmektedir.

295

295


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 103

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 142

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

⎣↔ ≅↔Μ″∀↔ ↵! ↑ ∗≠″Γ↑< ↔ξ↑; ↔: ⎧↑ ≅↔Μ″∀↔ ↵! ↑ψ↑6∗≠″Γ↑#

÷

↑η[∝Α↔Φ″7! ↑ρ[∝Ο⊕ς7! ↔ξ↑; ↔: Lâ tudrikuhul ebsâru ve huve yudrikul ebsâr(ebsâru) ve huvel lâtîful habîr(habîru).

Γ⎞ρμε ηασσαλαρ⎬ ονυ ιδρακ εδεμεζ. ςε Ο, γ⎞ρμε ηασσαλαρ⎬ν⎬ ιδρακ εδερ. ςε Ο, λ®τιφτιρ, ηερ⎭εψδεν ηαβερδαρδ⎬ρ.

1 - lâ tudriku-hu

:

onu idrak edemez

2 - el ebsâru

:

görme hassalarý (gözler)

3 - ve huve

:

ve O

4 - yudriku

:

idrak eder

296

296


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 103

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 142

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

5 - el ebsâra

:

görme hassalarý (gözler)

6 - ve huve

:

ve O

7 - el lâtîfu

:

lâtif, güzel, hoþ, lütfeden

8 - el habîru

:

haberdar olandýr

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Ýnsanýn kalbinde sem’î isimli bir iþitme hassasý, basar isimli bir görme hassasý vardýr. Ne zaman baþýnýzdaki gözlerle görüyorsanýz, o görme hassasýnýn adý “rüyet”tir. Baþ gözüyle görüþ; rüyeti, kalp gözüyle görüþ; basarý ifade eder. Allahû Tealâ burada kalp gözünün görme hassasýný “basar” kullanmaktadýr. Basar, göz deðil; görme hassasýdýr.

12/YÛSUF-108: Kul hâzihî sebîlî ed’û ilallâhi alâ basîretin ene ve menittebeanî, ve subhânallâhi ve mâ ene minel muþrikîn(muþrikînmuþrikîne). De ki: “Benim ve bana tâbî olanlarýn, basiret üzere (kalp gözüyle basar ederek, Allah’ý görerek) Allah’a davet ettiðimiz yol, iþte bu yoldur. Allah’ý tenzih ederim. Ve ben, müþriklerden deðilim.”

Allahû Tealâ, kalplerdeki ve baþlardaki gözlerden, kulaklardan bahsettiði zaman gözler için “a’yunun”, kulaklar için “âzân” kelimelerini kullanýr.

297

297


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 103

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 142

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

45/CÂSÝYE-23: E fe reeyte menittehaze ilâhehu hevâhu ve edallehullâhu alâ ilmin ve hateme alâ sem’ihî ve kalbihî ve ceale alâ basarihî gýþâveh(gýþâveten), fe men yehdîhi min ba’dillâh(ba’dillâhi), e fe lâ tezekkerûn(tezekkerûne). Hevasýný kendisine ilâh edinen kiþiyi gördün mü? Ve Allah, onu ilim (onun faydasýz ilmi) üzere dalâlette býraktý. Ve onun iþitme hassasýný ve kalbini mühürledi. Ve onun basar (görme) hassasýnýn üzerine gýþavet (perde) kýldý (çekti). Bu durumda Allah’tan sonra onu kim hidayete erdirir? Hâlâ tezekkür etmez misiniz?

Gözler ve kulaklar, Kur’ân-ý Kerim’de “göz” ve “kulak” adýyla geçer. Ama kulaðýn hassasý, duymaktýr. “Duyma” fiili, sem’î fiilidir. Duymak baþka iþitmek baþka þeydir. Kulak duyar ama iþiten, mânâya varan, zihindir. Basar; kalpteki gözün görme hassasýdýr, göz deðildir. Rüyet; baþýnýzdaki gözün görme hassasýdýr, göz deðildir. Sem’î; kulaðýn duyma hassasýnýn adýdýr, kulak deðildir. Sem’î, fiilini Allahû Tealâ hem baþ kulaðýnýz, hem de kalp kulaðýnýz için kullanýr. Ama görme fiilini baþýnýz için “rüyet”, kalbiniz için “basar” olarak kullanmaktadýr. Burada Allahû Tealâ: “Gözler onu idrak edemez.” deðil “Gözlerin görme hassalarý onu idrak edemez.” demektedir. O hassa, gözünüze ait deðildir. Kalbinizdeki göze de ait deðildir. O hassa, zihninize aittir. Görüntü, zihninize ulaþýr ve o zaman idrak edersiniz.

298

298


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 104

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 142

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

″ω↔Ω↔4 ⎣″ϖ↑Υ±∀≠∗÷ ″ω8≠ ↑η=≠≥≅↔Μ↔∀

″ϖ↑6↔ ≥≅↔% ″φ↔5

⎢_↔Ζ″[↔ς↔Θ↔4 ↔|Ω≠↔2 ″ω↔8 ↔: ⎣∝ψΚ≠″Σ↔Ξς≠↔4 ↔η↔Μ″∀↔! ↓Π[∝Σ↔Ε∀≠ ″ϖ↑Υ″[↔ς↔2 ÿ_↔9↔! ≥_↔8 ↔: Kad câekum basâiru min rabbikum fe men ebsara fe li nefsihi ve men amiye fe aleyhâ, ve mâ ene aleykum bi hafîz(hafîzin).

Ραββινιζδεν σιζε βασιρετλερ (καλπ γ⎞ζλερινιζε γ⎞ρμε ψετενεðι) γελμι⎭τιρ. Αρτ⎬κ κιμ βυ βασιρετλε (καλπ γ⎞ζ⎫ψλε) γ⎞ρ⎫ρσε ονυν λεηινεδιρ (κενδι νεφσι ι⎜ινδιρ). Κιμιν δε καλπ γ⎞ζ⎫ κ⎞ρ καλ⎬ρσα, ο τακτιρδε ονυν αλεψηινεδιρ. ςε βεν, σιζιν ⎫ζερινιζε μυηαφ⎬ζ δεðιλιμ. 1 - kad

: oldu, olmuþtu

2 - câe-kum

:

size geldi

3 - basâiru

:

basiretler, basarlar (görme yeteneði)

4 - min rabbi-kum

:

Rabbinizden

299

299


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 104

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 142

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

5 - fe men

:

artýk kim

6 - ebsara

:

(kalp gözü ile) gördü

7 - fe li nefsi-hi

:

artýk, onun lehinedir, kendi nefsi içindir

8 - ve men

:

ve kim

9 - amiye

:

kör olursa, kör kalýrsa

:

o zaman onun aleyhinedir (sorumluluðu onun

10 - fe aleyhâ

üzerinedir) 11 - ve mâ ene aleykum

:

ve ben sizin üzerinize ... deðilim

12 - bi hafîzin

:

gözeten, muhafýz

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Allahû Tealâ, burada Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e ve sahâbeye hitap etmekte ve sahâbenin kalp gözlerinin açýldýðýný söylemektedir. Sahâbe, bu basiretle sonuca gitmiþlerdir. 12/YÛSUF-108: Kul hâzihî sebîlî ed’û ilallâhi alâ basîretin ene ve menittebeanî, ve subhânallâhi ve mâ ene minel muþrikîn(muþrikînmuþrikîne). De ki: “Benim ve bana tâbî olanlarýn, basiret üzere (kalp gözüyle basar ederek, Allah’ý görerek) Allah’a davet ettiðimiz yol, iþte bu yoldur. Allah’ý tenzih ederim. Ve ben, müþriklerden deðilim.” Kalplerindeki basiretle baþka þeyleri gördükleri gibi Allah’ý da görmüþlerdir. Ve kim Allah’ý görürse; O, görenlerin lehinedir. Bütün sýrlar çözülür. Son sýr, Allah’ýn Zat’ýnýn görülmesidir. Gördüðünüz zaman bundan çok büyük bir mutluluk duyarsýnýz. Allah’ýn, Kendisini görmeyi nasip ettiði kullarý için dünya, mutluluklardan oluþur.

300

300


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 105

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 142

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

∼Ψ↑7Ψ↑Τ↔[7≠ ↔:

← ≅↔<× ↵! ↑ ±Ι≠↔Μ↑9 ↔τ←7×Η↔6 ↔:

↔ Ψ↑Ω↔ς″Θ↔< ↓ ″Ψ↔Τ7≠ ↑ψ↔Ξ±[≠↔Α↑Ξ7≠ ↔: ↔α″,↔∗↔( Ve kezâlike nusarriful âyâti ve li yekûlû dereste ve li nubeyyinehu li kavmin ya’lemûn(ya’lemûne).

ςε ι⎭τε β⎞ψλεχε ®ψετλερι, “Σεν δερσ αλμ⎬⎭σ⎬ν (Σεν βυ ιλμι βα⎭κα ψερδεν ⎞ðρενμι⎭σιν) δερλερ διψε ϖε βιλεν βιρ καϖμε ονυ βεψαν ετμεμιζ ι⎜ιν” αψρ⎬ αψρ⎬ α⎜⎬κλ⎬ψορυζ. 1 - ve kezâlike

:

ve iþte böylece

2 - nusarrifu el âyâti

:

âyetleri ayrý ayrý açýklýyoruz

3 - ve li yekûlû

:

ve derler diye

4 - dereste

:

sen ders aldýn

5 - ve li nubeyyine-hu

:

ve onu beyan etmemiz için

6 - li kavmin

:

bir kavme, bir topluluða

7 - ya’lemûne

:

biliyorlar

301

301


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 105

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 142

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Peygamber Efendimiz (S.A.V), dersi Allah’tan almýþtýr. Bütün devirlerde, ilmin Allah’tan alýnmasý deðer taþýr. Baþka insanlarýn: “Sen bu dersi Allah’tan almýþsýn.” dedirtecek olan bir bilgi içermesi gerekir. Öyleyse ilmi Allah’tan alanlar, mutlaka baþkalarýnýn söyleyebileceklerinin, insanlarýn yazdýðý kitaplardan öðrendiðinin ötesinde birþeyler söylemesi söz konusudur. Her devirde, bütün kavimlerde Allah’ýn resûlleri olmuþtur. Bu resûller Allah’ýn öðretisini sunmuþlardýr. Allah’ýn kendilerine öðrettiðini ve baþkalarýna öðretmelerini emrettiði hususlarý beyan edip, açýklamýþlardýr. Burada Allah’tan alýnan bir ders ifade edilmektedir. Allahû Tealâ, bizim bildiklerimizin ötesini bildiðine göre: “Sen bu dersi mutlaka Allah’tan almýþsýn.” dedirtecek olan hakikatleri söyletir. Ama insanlar da genellikle bunu demezler. Þeytan hiç boþ durmaz, insanlarý mutlaka kandýrýr ve her kavimde mevcut olan resûllerin aleyhine onlarý harekete geçirir. Onun için Allahû Tealâ her devirde, her kavme resûllerini aralýksýz ard arda gönderdiðini söylemektedir. 23/MU'MÝNÛN-44: Summe erselnâ rusulenâ tetrâ, kullemâ câe ummeten resûluhâ kezzebûhu fe etbâ’nâ ba’dahum ba’dan ve cealnâhum ehâdîs(ehâdîse), fe bu’den li kavmin lâ yu’minûn(yu’minûne). Sonra Biz, resûllerimizi ardarda (arasý kesilmeksizin) gönderdik. Her ümmete resûlü geldiði zaman, her defasýnda onu yalanladýlar. Biz de onlarý birbiri arkasýndan (helâk ettik). Ve onlarý efsane kýldýk. Artýk mü’min olmayan kavim (Allah’ýn rahmetinden) uzak olsun. O kavimlerin hiçbiri resûllerini kabul etmemiþlerdir. Hepsi insanlýk tarihi boyunca inkâr etmiþtir, hiç istisnasý olmamýþtýr. Öyleyse kýyâmete kadar geçecek olan bütün zamanlarda ayný þey olacaktýr. Her zaman, delilleriyle ispat etmesine raðmen; insanlar, þeytanýn etkisiyle, her devrede bütün ümmetlerin içinde Allahû Tealâ’nýn bir resûlü olduðuna inanmazlar.

302

302


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 106

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 142

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

↔ψ×7!≠ ≥ ÷ ⎣↔τ±∀≠∗÷ ″ω8≠ ↔τ″[↔7!≠ ↔|&≠:↑! ≥≅↔8 ″πΑ≠⊕#!≠ ω↔ [∝6Ι″≠Λ↑Ω″7! ω≠↔2 ″ Ι≠″2↔! ↔: ⎣↔ξ↑; ® !≠ Ýttebi’ mâ uhýye ileyke min rabbike, lâ ilâhe illâ huve, ve a’rýd anil muþrikîn(muþrikîne).

Ραββινδεν σανα ϖαηψολυνανα τ®β⎩ ολ. Ο’νδαν βα⎭κα ιλ®η ψοκτυρ. ςε μ⎫⎭ρικλερδεν ψ⎫ζ ⎜εϖιρ.

1 - ittebi’

:

tâbî ol

2 - mâ uhýye

:

vahyolunan þey

3 - ileyke

:

sana

4 - min rabbi-ke

:

senin Rabbinden

5 - lâ ilâhe

:

ilah yoktur

6 - illâ

:

...’den baþka

7 - huve

:

O

8 - ve a’rýd

:

ve yüz çevir

9 - an el muþrikîne

:

müþriklerden

303

303


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 106

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 142

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Allahû Tealâ Ankebut Suresinin 45. âyet-i kerimesinde: “Sana kitaptan vahyedileni oku, anlat, mânâsýný söyle!” buyurur. Öyle söyleyerek, “Sen nasýl tâbî olduysan, onlarý da tâbî kýl!” demek istemektedir. 29/ANKEBÛT-45: Utlu mâ ûhýye ileyke minel kitâbi ve ekýmýs salât(salâte), innes salâte tenhâ anil fahþâi velmunker ve lezikrullâhi ekber(ekberu), vallâhu ya’lemu mâ tasneûn(tasneûne). Sana kitaptan vahyedileni oku, namazý kýl. Çünkü namaz kötülükten ve fuhþiyattan meneder ama Allah’ýn zikri en büyüktür. Ve Allah yaptýðýnýz þeyleri bilir. Burada da Allahû Tealâ “vahdaniyet” prensibini ortaya koymaktadýr. Bütün peygamberler ve onlarýn zamanýndaki tâbî olanlarýn hepsi sadece bir tek ilâha, Allah’a tapmýþlardýr. Bütün peygamberler ve onlara tâbî olanlar, ruhlarýný, vechlerini, nefslerini ve iradelerini Allah’a teslim ederek, Allah’a kul olmuþlardýr. Taþlardan putlar yapýp, sonra da onlara tapan, “Allah’tan baþka tanrýlar var.”, “Hz. Ýdris, Allah’ýn oðludur.”, “Hz. Ýsa Allah’ýn oðludur.” ,“Hz. Meryem, Hz. Ýsa ve Allah, üç ilâhtýr.”, “Hz. Ýsa, Ruh’ul Kudüs ve Allah, üç ilâhtýr.” diyen insanlar vardýr. Allahû Tealâ bütün bunlarýn doðru olmadýðýný, sadece bir tek ilâh olduðunu, O’nun da “El ilâh”, Allah olduðunu söylemektedir. Burada hanif fýtratýnýn temeli bir defa daha ortaya konulmaktadýr. Hanif fýtratýnýn temelinde tek Allah’a inanmak vardýr. Hanif fýtratýnýn Ýslâm’ýn kâinatýn tek dîninin (hangi lisanda, hangi ismi alýrsa alsýn) Allah’a teslim olmanýn, temelinde tek Allah vardýr. Birinci þart, tek Allah’a inanmak, O’na ruhuyla, vechiyle, nefsiyle ve iradesiyle teslim olmaktýr. Ýþte Allah’tan vahyolunan þey; Allah’ýn kulu olmak, Allah’a üç cesetle ve iradeyle teslim olmaktýr. Bu, Allahû Tealâ’nýn temel emridir. Ve Allah, buna mutlaka uyulmasýný ister. Bu âyetle tek Allah’ýn varlýðý, baþka bir ilâhýn asla olmadýðý, olmayacaðý bir defa daha açýklanmýþtýr.

304

304


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 107

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 142

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

↔τ≅↔Ξ″ς↔Θ↔% _↔8 ↔: ⎢∼Ψ↑6↔Ι″−↔! ≥_↔8 ↑ψ™ς7! ↔ ≥≅↔− ″ξ↔7 ↔: ↔α″9↔! ≥≅↔8 ↔: ⎣_Π → [∝Σ↔& ″ϖΖ≠″[↔ς↔2 υ↓ [∝6↔Ψ∀≠ ″ϖΖ≠↔[↔ς↔2 Ve lev þâallâhu mâ eþrekû, ve mâ cealnâke aleyhim hafîzâ(hafîzan), ve mâ ente aleyhim bi vekîl(vekîlin). ςε ⎭®ψετ Αλλαη διλεσεψδι, ⎭ιρκ κο⎭αμαζλαρδ⎬. Σενι ονλαρ⎬ν ⎫ζερινε μυηαφ⎬ζ ψαπμαδ⎬κ. Σεν, ονλαρα ϖεκιλ δε δεðιλσιν.

1 - ve lev

:

ve eðer, þâyet

2 - þâe allâhu

:

Allah diledi

3 - mâ eþrekû

:

þirk koþmazlardý, koþamazlardý

4 - ve mâ cealnâ-ke

:

ve biz seni kýlmadýk, yapmadýk

5 - aleyhim

:

onlarýn üzerinde

305

305


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 107

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 142

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

6 - hafîzan

:

gözetleyici, muhafýz

7 - ve mâ ente

:

ve sen deðilsin

8 - aleyhim

:

onlarýn üzerinde, onlara

9 - bi vekîlin

:

bir vekil

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Allahû Tealâ, herþeyden, herkesin her yaptýðýndan haberdardýr. Herþeyi anýnda bilir ve sistemini ona göre kurmuþtur. Kim herhangi bir fiil yaparsa, bu yaptýðý þey, Allah müsaade ettiði için gerçekleþir. Allah müsaade vermese bir yaprak bile düþmez. Herþeyin müsaadesi Allah’tadýr. Allah dilerse, dilediði herþeye mani olur ve Allah dilerse, dilediði herþeyi yaptýrýr. Ama öyle olursa kullarýn iradesi kaybolmuþ olur. Normal standartlarda Allahû Tealâ, zaten her söylediðini yaptýrmaya kaadirdir. Herkes, herþey, Allah’ýn söylediklerini yapar. Allah’ýn dileklerini yerine getirirler. O zaman hiç kimse, Allah’ýn verdiði cüz’i iradesiyle hareket etmediði için ne cezaya, ne mükâfata ehil olmaz. Allahû Tealâ’nýn insanlara ceza ve mükâfat vermesi þekle baðlý bir müessesedir. Böyle bir dizaynda, Allahû Tealâ kullarýnýn serbest iradesine izin vermekle, onlarýn yapmayý dilediði þeyleri yapmasýna müsaade etmektedir. Bu müsaadenin dizayn edildiði ortamda, kiþiler kendi iradeleriyle ya bir suç iþlerler, bir hata yaparlar ve derecat kaybederler. Ya da Allah’ýn bir emrini yerine getirirler, bir baþkasýna yardým ederler ve böylece hayýr iþlerler, derecat kazanýrlar. Birincisi þerr, ikincisi hayýrdýr. Allahû Tealâ istemese, müsaade etmese herkese doðruyu anlatýr ve yanlýþý da yaptýrmaz. Allah, yaptýrmamaya kaadirdir, yaptýrmaya da kaadirdir. Öyleyse Allahû Tealâ müdahale etmez. Allahû Tealâ, insanoðlunun iþine karýþmýyor

306

306


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 107

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 142

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

ki; böylece insanlar, kendi iradeleriyle yaptýklarý günahlar ve sevaplar sebebiyle Mahkeme-i Kübra’da deðerlendirilsinler. Kazançlarý kayýplarýndan fazlaysa, Allah’ýn cennetine girmeyi kendi iradeleriyle yaptýklarý o iþler sebebiyle haketsinler. Günahlarý sevaplarýndan fazlaysa, o zaman da yine kendi iradeleriyle yaptýklarý hatalarýn büyüklüðü sebebiyle cehennemde cezalansýnlar. Ýþte Allahû Tealâ dileseydi insanlarýn iradesini yok ederdi, Kendi iradesine direkt olarak baðlardý. Herkes Allah’ýn yaptýrdýðý þeyi yapardý ve böylece Allah yaptýrdýðý için ne derecat kaybedilirdi, ne de kazanýlýrdý. Onun için Allahû Tealâ burada: “Allah, dileseydi þirk koþmazlardý.” buyuruyor. Çünkü Allahû Tealâ, bir konuyu dilediði zaman mutlaka gerçekleþtirir. Allahû Tealâ, Peygamber Efendimiz (S.A.V)’i hidayete erdirici olarak vazifeli kýlmýþtýr. O’nu vekil tayin ettikleri zaman, O’na tâbî olduklarý zaman, önünde diz çöküp, tövbe ettikleri zaman bunu gerçekleþtirir. Ama kiþi O’nu vekil tayin etmezse, O’na tâbî olmazsa, o zaman kurtuluþu da mümkün olmaz. Çünkü o kiþi, Allah’a ulaþmayý dilememiþtir. Bu sebeple Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in yaþadýðý devirde kim O’na tâbî olmadýysa, kurtulmasý mümkün deðildir. Tâbî olmadýðý için deðil, Allah’a ulaþmayý dilemediði için kurtulmasý mümkün deðildir. Allah’a ulaþmayý dileseydi, zaten Allah o kiþiye onu sevdirecekti ve tâbiiyeti yerine getirmesini saðlayacaktý. Kiþi O’nu kendisine vekil, dost tayin etmemiþtir; O’na tâbî olmayý kibrine, gururuna yedirememiþtir. Kendisini O’ndan üstün görmüþtür. Böylece O’nu muhafýz da etmemiþtir. Eðer tâbî olsaydý, Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in Ruhu, onun baþýnýn üzerine gelip yerleþecekti. O’nu kendisine vekil tayin etmiþ olacaktý. Kim tâbî olmuþsa, o, Allah’ýn Nebîsi’ni kendisine (Allah’ýn bütün söylediklerini kendisine ulaþtýracak olan ve emirlerini mutlaka yerine getirmesi lâzýmgelen) bir vekil olarak ve Allah’la arasýna bir vasýta olarak kabul etmiþtir. Vekâlet müessesesinin baþladýðý nokta, tâbî olunan noktadýr. Sadece, kiþi Allah’a ulaþmayý dilerse, Allah ona on iki tane ihsan verir. Bu on iki tane ihsanla, onu mürþidine ulaþacak olan bir pozisyona getirir. On ikinci ihsan, mürþidin kiþiye gösterilmesidir. Ve o kiþi, gidip mürþi-

307

307


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 107

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 142

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

dine tâbî olursa, onu vekil, ayný zamanda muhafýz tayin eder. Çünkü; tâbî olduðu anda devrin imamýnýn ruhu, mutlaka tâbî olanýn baþýnýn üzerine yerleþir. Ve böylece devrin imamýný (ki nebîlerin devrinde o devirdeki nebî, devrin imamýdýr) kendisine muhafýz tayin etmiþ olur. Muhafýzý baþýnýn üzerine Allah’ýn tayin etmesine zemin hazýrlamýþ olur. Ýþte bu, devrin imamýnýn ruhunun o kiþinin baþýnýn üzerinde yer almasý, devrin imamýnýn o kiþiye muhafýz olmasýdýr. Allahû Tealâ bu âyette

Allah’a þirk koþan, müþrikler için

Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in ne bir vekil, ne de bir muhafýz olmadýðýný ifade etmektedir. Çünkü onlar Allah’a ulaþmayý dilemiyorlar. Kim Allah’a ulaþmayý dilemezse o kiþi için devrin imamý ne bir vekil, ne de bir muhafýzdýr. Niçin vekildir? Çünkü Peygamber Efendimiz (S.A.V), o kiþi ile birlikte Allahû Tealâ’dan günahlarýnýn affýný talep edecektir. Bu talep üzerine Allahû Tealâ on iki tane ihsanla, Allah’a ulaþmayý dileyen kiþiyi mutlaka mürþidine ulaþtýrýr. Peygamber Efendimiz (S.A.V) devrinde baþlangýçta tek mürþid, O idi. Dolayýsýyla küfürden Ýslâm’a girecek olanlarýn hepsi, Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e tâbî oldular. Tâbî olduklarý anda baþlarýnýn üzerinde derhal Devrin Ýmamý olan, Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in Ruhu oluþtu. Bu Ruh, zülmanî ilimlerden koruyan bir muhafýzdýr. Dalâlette olanlarýn zarar veremeyeceði bir muhafýza kavuþmak kiþinin nefs tezkiyesine, nefs açýsýndan baþlamasýyla mümkündür. 5/MÂÝDE-105: Yâ eyyuhellezîne âmenû aleykum enfusekum, lâ yadurrukum men dalle izehtedeytum

ilâllâhi

merciukum

cemîân

fe

yunebbiukum

bimâ

kuntum

ta’melûn(ta’melûne). Ey âmenû olanlar! Nefsleriniz, üzerinizedir (bir borçtur, nefsinizin sorumluluðu üzerinizedir). Siz hidayette iseniz, dalâletteki bir kimse size bir zarar veremez. Hepinizin dönüþü Allah’adýr. O zaman yapmýþ olduðunuz þeyleri, size haber verecektir.

308

308


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 107

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 142

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

Ruh açýsýndan ruhun vücuttan ayrýlarak, Allah’a doðru yola çýkmaya baþlamasýyla, fizik vücut açýsýndan; fizik vücudun, þeytana kul olmaktan kurtulmaya baþlamasýyla mümkündür. Devrin imamýnýn ruhu, mutlaka o anda onun baþýnýn üzerine gelecektir; onu zarar verecek olan zülmanî ilimlerin hepsinden koruyacaktýr. Þeytanýn ilimleri, þeytanýn dizayný içerisinde bütün insanlara zarar vermek üzere dizayn edilmiþtir. Allah’ýn Kur’ân-ý Kerim’deki âyetlerinin deðiþtirilmesiyle, þeklinin bozulmasýyla þeytanî bir hüviyete büründürülmüþtür. Yeni kelimeler ilâve ederek veya bazý kelimeleri çýkararak âyetlerin mânâlarý bozulmuþtur. O kelimelerden neþet eden (çýkan) negatif dalga boylarýný, insanlarýn üzerine saldýrtmak ve negatif tesirler icra etmek; “büyü”dür. Kimin baþýnýn üzerine devrin imamýnýn ruhu gelmiþse o bir “muhafýz”dýr. Bu muhafýzý, büyünün negatif dalgalarý aþamaz. Allah’ýn devrin imamlýðýna tayin ettiði kiþinin pozitif dalga boylarý, sahibi olduðu pozitif enerji; þeytanýn negatif enerjisinden, negatif dalga boylarýndan daima, her zaman üstündür. Üstün olduðu için þeytanýn, devrin imamýnýn ruhunun baþýnýn üzerinde bulunduðu kiþiye tesir etmesi, onu etki alanýna almasý mümkün deðildir. Bu sebeple, bu noktada devrin imamýnýn ruhu, kiþiye muhafýz olur. Görülüyor ki; Allahû Tealâ’nýn “Biz seni muhafýz yapmadýk.” demekten muradý vardýr. Ýnsanlar istemedikçe muhafýz yapmýyor. “Biz seni vekil yapmadýk.” demekten muradý vardýr. Ýnsanlar istemedikçe vekil yapmýyor. Eðer vekil olsaydý, O’na tâbî olan sahâbeyle birlikte, O da Allahû Tealâ’ya dua edecekti. Sahâbenin günahlarýný bir de Peygamber Efendimiz (S.A.V) talep ediyor diye Allahû Tealâ affedecekti. Ýki defa af; birincisinde günahlarýn affedilerek sýfýrlanmasý, ikincisinde ayný miktarda pozitif derecat kazanýlarak sevaba çevrilmesi anlamýna gelir. Allahû Tealâ, her iki tarafýn da talebini (maðfiretini, tövbesini) kabul eder. 4/NÝSÂ-64: Ve mâ erselnâ min resûlin illâ li yutâa bi iznillâh(iznillâhi), ve lev ennehum iz zalemû enfusehum câûke festagferûllâhe vestagfere lehumur resûlu le vecedûllâhe tevvâben rahîmâ(rahîmen).

309

309


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 107

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 142

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

Biz, resûlleri ancak Allah’ýn izniyle, kendilerine itaat edilsin diye göndeririz. Onlar, nefslerine zulmettikleri zaman eðer sana gelselerdi ve Allah’tan maðfiret dileselerdi, Resûl de onlar için maðfiret dileseydi; Allah’ý tövbeleri (her iki tarafýn maðfiretini, tövbesini) kabul eden ve rahmet gönderici olarak bulurlardý. Böylece bütün günahlarý sevaba çevirir. 25/FURKÂN-70: Ýllâ men tâbe ve âmene ve amile amelen sâlihan fe ulâike yubeddilullâhu seyyiâtihim hasenât(hasenâtin), ve kânallâhu gafûren rahîmâ(rahîmen). Ancak kim (mürþidi önünde) tövbe eder (böylece kalbine îmân yazýlýp, îmâný artan) mü’min olur ve salih amel (nefs tezkiyesi) yaparsa, o taktirde iþte onlarýn, Allah seyyiatlerini (günahlarýný) hasenata (sevaba) çevirir. Ve Allah, Gafur’dur (günahlarý sevaba çevirendir), Rahîm’dir (rahmet gönderendir). Peygamber Efendimiz (S.A.V), sahâbeye vekil oldu. Allah’tan talepte bulunarak, vekâletinin neticesini aldý. Allahû Tealâ, vekil sebebiyle sahâbenin bütün günahlarýný bir defa daha affetti. Öyleyse Peygamber Efendimiz (S.A.V) baþlangýçta hiç kimsenin vekili de, muhafýzý da deðildir. Ýnsanlar, mürþidlerine ulaþtýklarý anda mürþidin ruhu deðil, devrin imamýnýn ruhu baþlarýnýn üzerine gelir. Ve böylece o, onlara muhafýz olur. Ve ayný anda yine devrin imamý, arþý tutan meleklerle beraber o kiþinin günahlarýnýn affý konusunda talepte bulunur. Günahlar o kiþinin talebi üzerine, bir defa affedilir. Devrin imamýnýn ve etraftaki arþý tutan meleklerin talebi üzerine, bir defa daha affedilir. Ve günahlar sevaba çevrilir. Böylece Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in veya her devirde devrin imamýnýn vekâleti oluþur.

310

310


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 108

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 142

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

ψ≠™ς7! ≠:↑( ″ω8≠ ↔ Ψ↑2″Γ↔< ↔ω<∝Η⊕7! ∼Ψ∩Α↑Κ↔#

÷ ↔:

↔τ7≠×Η↔6 ⎢↓ϖ″ς2≠ η≠″[↔Ρ∀≠ ∼→:″Γ↔2 ↔ψ™ς7! ∼Ψ∩Α↑Κ↔[↔4 ϖ″ Ζ←≠±∀∗÷ |×7!≠ ⊕ϖ↑∃ ″ϖ↑Ζ↔ς↔Ω↔2 ↓}⊕8↑! ±υ≠↑Υ7≠ _⊕Ξ⊕<↔+ ↔ Ψ↑ς↔Ω″Θ↔< ∼Ψ↑9≅↔6 _↔Ω∀≠ ″ϖ↑Ζ↑∴±Α≠↔Ξ↑[↔4 ″ϖ↑Ζ↑Θ%≠″Ι↔8

Ve lâ tesubbûllezîne yed’ûne min dûnillâhi fe yesubbûllâhe adven bi gayri ilm(ilmin), kezâlike zeyyennâ li kulli ummetin amelehum summe ilâ rabbihim merciuhum fe yunebbiuhum bimâ kânû ya’melûn(ya’melûne).

311

311


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

Χ⎫ζ − 7

ℜψετ − 108

Σαψφα − 142

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

Αλλαη’ταν βα⎭κασ⎬να δυα εδενλερε σ⎞ϖμεψιν, ακσι ηαλδε ιλιμλερι ολμαδαν, ηαδδι α⎭αρακ Αλλαη’α σ⎞ϖερλερ. ⇑⎭τε β⎞ψλε β⎫τ⎫ν ⎫μμετλερε αμελλερινι σ⎫σλεδικ. Σονρα ονλαρ⎬ν δ⎞ν⎫⎭λερι Ραβ’λερινεδιρ. Ο ζαμαν, ψαπμ⎬⎭ ολδυκλαρ⎬ ⎭εψλερι, ονλαρα ηαβερ ϖερεχεκ. 1 - ve lâ tesubbû

:

ve sövmeyin

2 - ellezîne

:

onlara

3 - yed’ûne

:

tapýyorlar, dua ediyorlar

4 - min dûni allâhi

:

Allah’tan baþka

5 - fe yesubbû allâhe

:

o taktirde, aksi halde onlar Allah’a söverler

6 - adven

:

düþmanlýkla haddi aþýp

7 - bi gayri ilm

:

bir ilmi olmadan

8 - kezâlike

:

iþte böyle

9 - zeyyennâ

:

süsledik

10 - li kulli ummetin

:

her ümmete

11 - amele-hum

:

onlarýn amellerini

12 - summe

:

sonra

13 - ilâ rabbi-him

:

Rab’lerine

14 - merciu-hum

:

onlarýn dönüþleri

15 - fe yunebbiu-hum

:

o zaman onlara haber verecek

16 - bi-mâ

:

o þey(ler)i

17 - kânû

:

oldular

18 - ya’melûne

:

yapýyorlar

312

312


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 108

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 142

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Allahû Tealâ burada Ýslâm’a bir ihtarda bulunmaktadýr. “Sövmek”, hiç kimseye, hiçbir þey kazandýrmaz. Ama putlarýna sövülenler de öfkelenip, Allahû Tealâ’ya söveceklerdir. Ve Ýslâm mücahitleri buna sebebiyet vermiþ olacaklardýr. Kýyâmette de Allah’a sövdükleri için onlarýn daha fazla iþkenceye tâbî tutulmalarý söz konusu olacaktýr. Allahû Tealâ da buna müsaade etmemektedir. Sahâbe, onlar Allah’a sövüyor diye sabreder de, onlarýn putlarýna sövmezse, o puta tapanlarýn, Allah’a karþý daha büyük hakaret etmelerine mani olmuþ olurlar. Ýnsanlar serbest iradeyle yaratýlmýþlardýr. “Biz de yaptýklarýný güzel gösterdik, madem ki onu yapmak istiyorlar, yapsýnlar.” buyuruyor. Ama bunun karþýlýðýnda ne yazýk ki ceza vardýr. Ve kýyâmet günü bir dönüþ söz konusudur. O gün “Mahkeme-i Kübra”da hayat filmimiz, baþtan sona kadar Ýndi Ýlâhi’de gösterilecektir. Her davranýþýmýzýn pozitif veya negatif bir derecatý olacaktýr. Sonundaki duruma göre pozitif dereceler fazlaysa Allah’ýn cennetine, negatif dereceler fazlaysa cehennemine girilecektir. Allahû Tealâ, o zaman yapmýþ olduklarýmýzý bize haber verecektir. Hayat flimlerimizde kendi yaptýklarýmýzý kendimiz göreceðiz. Her yapýlan hareket, filme alýnacaðý için Allahû Tealâ bu konuda: “Uzuvlar yaptýklarýný söylerler, gösterirler.” buyurmaktadýr.

313

313


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 109

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 142

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

″ϖ↑Ζ″#↔ ≥≅↔% ″ω∴≠↔7 ″ϖΖ≠9≠≅↔Ω″<↔! ↔φ″Ζ↔% ψ≠™ς7≅∀≠ ∼Ψ↑Ω↔Κ″5↔! ↔: ↑ ≠≅↔<× ↵! _↔Ω⊕9!≠ ″υ↑5 ⎢_↔Ζ∀≠ ⊕ω↑Ξ8≠⊂Ψ↑[↔7 °}↔<×∼ ≥_↔Ζ⊕9↔! ″ϖ↑6↑ΙΘ≠″Λ↑< _↔8 ↔: ψ≠™ς7! ↔φ″Ξ2≠ ↔ Ψ↑Ξ8≠⊂Ψ↑<

÷ ″ ↔ ≥≅↔% ∼↔)!≠

Ve aksemû billâhi cehde eymânihim le in câethum âyetun le yu’minunne bihâ, kul innemel ayâtu indallâhi ve mâ yuþ’irukum ennehâ izâ câet lâ yu’minûn(yu’minûne). ςε εðερ ονλαρα βιρ ®ψετ (μυχιζε) γελιρσε, ονα μυτλακα ιναναχακλαρ⎬να δαιρ, Αλλαη’α εν κυϖϖετλι ψεμινλερι ιλε ψεμιν εττιλερ. “Μυηακκακ κι ®ψετλερ (μυχιζελερ), ανχακ Αλλαη’⎬ν κατ⎬νδαδ⎬ρ (⇑νδι ⇑λ®ηι’δεδιρ)” δε. ςε (βιρ ®ψετ, βιρ μυχιζε) γελδιðι ζαμαν σιζ, ονλαρ⎬ν “ινανμαψαχακλαρ⎬ν⎬ν” φαρκ⎬νδα δεðιλσινιζ. 314

314


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 109

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 142

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

1 - ve aksemû

:

ve yemin ettiler

2 - bi allâhi

:

Allah’a

3 - cehde

:

en kuvvetli

4 - eymâni-him

:

(onlarýn) yeminleri

5 - le in

:

mutlaka, eðer olursa

6 - câet-hum

:

onlara geldi

7 - âyetun

:

âyet, mucize

8 - le yu’minunne

:

mutlaka îmân edeceklerine

9 - bi-hâ

:

ona

10 - kul

:

de

11 - innemâ el ayâtu

:

âyetler ancak

12 - inde allâhi

:

Allah katýnda

13 - ve mâ yuþ’iru-kum

:

ve size bildirmez, sizi farkýna vardýrmaz siz farkýnda deðilsiniz

14 - enne-hâ

:

onun ..... olduðunu

15 - izâ câet

:

geldiði zaman

16 - lâ yu’minûne

:

îmân etmezler

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Ýnsanlar yemin ederler. Allahû Tealâ da onlara âyet indirir ama insanlar yine de inanmazlar. Ýþte bu âyet-i kerime böyle bir hüviyet taþýmaktadýr. Yani Allah onlara âyet indirseydi bile onlar inanmayacaklardý.

315

315


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 110

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 142

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

″ϖ↔7 _↔Ω↔6 ″ϖ↑;↔∗≅↔Μ″∀↔! ↔: ϖ″ ↑Ζ↔#↔Γ∴″4≠↔! ⎯ ↑ ←±ς↔Τ↑9 ↔: ″ϖ↑;↑∗↔Η↔9 ↔: ↓ ⊕Ι↔8 ↔ ⊕:!↔ ≥∝ψ∀≠ ∼Ψ↑Ξ8≠⊂Ψ↑< 〉↔ Ψ↑Ζ↔Ω″Θ↔< ″ϖΖ≠9≠≅↔[″Ρ↑0 |∝4 Ve nukallibu ef’idetehum ve ebsârehum kemâ lem yu’minû bihî evvele merretin ve nezeruhum fî tugyânihim ya’mehûn(ya’mehûne). ςε ονλαρ⎬ν φυαδ ηασσαλαρ⎬ν⎬ (νεφσιν καλβινιν ιδρακ ηασσαλαρ⎬ν⎬) ϖε βασιρετλερινι (νεφσιν καλπ γ⎞ζ⎫ν⎫ν γ⎞ρμε ηασσαλαρ⎬ν⎬) εϖϖελχε Ο’να ιμαν ετμεδικλερι (μ⎫’μιν ολμαδ⎬κλαρ⎬) ιλκ ζαμανκι ηαλλερινε ⎜εϖιριριζ. Ονλαρ⎬, αζγ⎬νλ⎬κλαρ⎬ ι⎜ινδε ⎭α⎭κ⎬ν β⎬ρακ⎬ρ⎬ζ. 1 - ve nukallibu 2 - ef’idete-hum

: :

3 - ve ebsâre-hum

:

4 - kemâ

:

316

ve çeviririz, döndürürüz onlarýn fuad hassalarý (nefslerinin kalbinin idrak hassalarý) ve onlarýn basiretleri, kalp gözünün görme hassalarý gibi

316


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 110

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 142

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

5 6 7 8 9 10 11 12

-

lem yu’minû bi-hî evvele merretin ve nezeru-hum fî tugyâni-him ya’mehûne

: : : : : : : :

îmân etmediler (mü’min olmadýlar) ona evvel, ilk defa ve onlarý terkederiz içinde tuðyanlarý, taþkýnlýklarý bocalýyorlar, þaþýrýyorlar

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Allahû Tealâ insanlarýn mü’min olmadýklarý zamanki durumlarýný anlatýrken, “fuad” kelimesini kullanmamaktadýr. Kalbin çoðulu olan “kulûb” kelimesini kullanarak; “Onlarýn kalpleri vardýr, onunla fýkýh etmezler, idrak etmezler.” buyurmaktadýr. Allahû Tealâ, bir insaný daimî zikre ulaþtýrdýðý zaman onun kalbindeki fýkýh hassasý, fuad adýný alýr. Fuad hassasý, kalpteki görme hassasýnýn dýþýndaki diðer þeyleri bütünüyle ifade ettiði gibi, kalbin özellikle idrak hassasýný ifade eder. Allahû Tealâ, bir insaný daimî zikirden evvel, kalp gözünün çalýþtýðý bir noktaya ulaþtýrmýþsa ve buna raðmen o insan, Allahû Tealâ’nýn yolundan çýkmýþsa, kalbindeki fuad hassasý, Allahû Tealâ tarafýndan yok edilir. Kalp gözünün görme yani kalbin basar hassasý yok olur. Ve kiþi, mü’min olmadýðý devredeki haline döner. Allahû Tealâ, o kiþinin kalbinden tekrar îmân kelimesini alarak küfür kelimesini tabeder. Bu sebeple üçüncü fýska düþmüþse artýk o insan için kurtuluþ söz konusu deðildir. Burada Allahû Tealâ’nýn çok önemli bir iþareti vardýr. Bu âyet-i kerimede Allahû Tealâ, kalbin özelliklerini geri aldýðý zaman, kalbin eski haline dönüþünden bahsetmektedir. “Mü’min olmadýklarý, îmân etmedikleri ilk zamanki hallerine döndürülür.” buyuruyor. 7/A'RÂF-110: Yurîdu en yuhricekum min ardýkum, fe mâzâ te’murûn(te’murûne). (Firavun, Musa (A.S) hakkýnda kavminin ileri gelenlerine sordu:) “Sizi topraklarýnýzdan (arzýnýzdan) çýkarmak istiyor. O halde ne dersiniz (ne yapýlmasýný istersiniz)?” Resûlün Allah’a ulaþmayý dileme davetine verdikleri cevaba göre insanlar gruplara ayrýlýr ve davete icabet etmeyen 3 grup insan vardýr. Allah onlara engeller koyar.

317

317


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 110

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 142

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

1. grup: Resûlün Allah’a ulaþma davetinden yüz çevirenlerdir. Bunlar tebliðe muhatap olurlar ve davete icabet etmezler. Ama resûlle de tartýþmazlar. Sadece arkalarýný döner giderler. Baþka insanlarýn hidayetine de mani olmazlar. Allah bu kiþilerin hassalarýna engel koyar. 2/BAKARA-6: Ýnnellezîne keferû sevâun aleyhim e enzertehum em lem tunzirhum lâ yu’minûn(yu’minûne). Onlar muhakkak ki kâfirdirler. Onlarý ikaz etsen de etmesen de onlar için eþittir, onlar mü’min olmazlar. 2/BAKARA-7: Hatemallâhu alâ kulûbihim ve alâ sem’ýhim, ve alâ ebsârihim gýþâveh(gýþâvetun), ve lehum azâbun azîm(azîmun). Allah onlarýn kalplerinin üzerini ve iþitme (sem’î) hassasýnýn üzerini mühürledi ve görme (basar) hassasýnýn üzerine gýþavet (perde) çekti. Onlar için azîm (büyük) bir azap vardýr. 45/CÂSÝYE-23: E fe reeyte menittehaze ilâhehu hevâhu ve edallehullâhu alâ ilmin ve hateme alâ sem’ihî ve kalbihî ve ceale alâ basarihî gýþâveh(gýþâveten), fe men yehdîhi min ba’dillâh(ba’dillâhi), e fe lâ tezekkerûn(tezekkerûne). Hevasýný kendisine ilâh edinen kiþiyi gördün mü? Ve Allah, onu ilim (onun faydasýz ilmi) üzere dalâlette býraktý. Ve onun iþitme hassasýný ve kalbini mühürledi. Ve onun basar (görme) hassasýnýn üzerine gýþavet (perde) kýldý (çekti). Bu durumda Allah’tan sonra onu kim hidayete erdirir? Hâlâ tezekkür etmez misiniz? 2. grup: Resûlün Allah’a ulaþma davetine muhatap olduktan sonra sadece davetten yüz çevirmekle kalmazlar. Resûlle mücâdele ederler. Allah bu kiþilerin uzuvlarýna (organlarýna) engel koyar. 17/ÝSRÂ-45: Ve izâ kara’tel kur’âne cealnâ beyneke ve beynellezîne lâ yu’minûne bil âhýreti hicâben mestûrâ(mestûren). Sen Kur’ân’ý kýraat ettiðin (okuduðun) zaman, seninle ahirete (ölmeden evvel Allah’a ulaþmaya ve kýyâmet gününe) inanmayanlar arasýna hicab-ý mesture kýldýk (gözlerinin üzerine, seni peygamber olarak görmelerini engelleyen bir perde koyduk). 17/ÝSRÂ-46: Ve cealnâ alâ kulûbihim ekinneten en yefkahûhu ve fî âzânihim vakrâ(vakran), ve izâ zekerte rabbeke fîl kur’âni vahdehu vellev alâ edbârihim nufûrâ(nufûren).

318

318


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 110

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 142

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

O’nu (Kur’ân’ý), fýkýh (idrak) etmelerine karþý, (fýkýh edemesinler diye) kalplerinin üzerine ekinnet ve onlarýn kulaklarýna vakra (iþitme engeli) kýldýk. Ve sen, Kur’ân’da Rabbinin tekliðini zikrettiðin zaman nefretle arkalarýna döndüler. 3. grup: Bu kiþiler, Resûlün, Allah’a ulaþma davetinden yüz çevirmekle kalmazlar. Baþka insanlarýn da hidayet üzere olmalarýna (ve hidayete ermelerine) mani olurlar. Allah, bu kiþilerin hem hassalarýna hem de uzuvlarýna (organlarýna) engel koyar. Bunlarýn gözleri görmez, kulaklarý duymaz ve kalpleri fýkýh etmez. 7/A'RÂF-179: Ve lekad zere’nâ li cehenneme kesîren minel cinni vel insi lehum kulûbun lâ yefkahûne bihâ ve lehum a’yunun lâ yubsýrûne bihâ ve lehum âzânun lâ yesmeûne bihâ, ulâike kel en’âmi bel hum edallu, ulâike humul gâfilûn(gâfilûne). Ve andolsun ki; cehennemi, insanlarýn ve cinlerin çoðuna hazýrladýk (yarattýk). Onlarýn kalpleri vardýr, onunla fýkýh (idrak) etmezler. Onlarýn gözleri vardýr, onunla görmezler. Onlarýn kulaklarý vardýr, onunla iþitmezler. Onlar hayvanlar gibidir. Hatta daha çok dalâlettedirler. Ýþte onlar, onlar gâfillerdir. Bu kiþiler baþkalarýnýn dalâlette kalmalarýna sebep olurlar. Bu kiþilerin üzerinde, dalâlette kalmasýna sebep olduklarý insanlarýn vebali vardýr. Bu sebeple Allah, bu kiþilere en az iki kat azap verecektir. 33/AHZÂB-67: Ve kâlû rabbenâ innâ ata’nâ sâdetenâ ve kuberâenâ fe edallûnes sebîl(sebîlâ). Cehennemde olanlar derler ki: “Yarabbi, muhakkak ki biz, sâdatlarýmýza (dînde ileri gidenlerimize) ve küberamýza (büyüklerimize) itaat ettik. Ve böylece Senin yolundan (Sýratý Mustakîm’inden) saptýk. 33/AHZÂB-68: Rabbenâ âtihim dý’feyni minel’azâbi vel’anhum la’nen kebîrâ(kebîren). Rabbimiz, onlara iki kat azap ver ve onlarý büyük bir lânetle lânetle. Kiþi bir gün Allah’a ulaþmayý dileme davetine icabet ederse, Allah o kiþiye furkanlar verir. 8/ENFÂL-29: Yâ eyyuhellezîne âmenû in tettekullâhe yec’al lekum furkânen ve yukeffir ankum seyyiâtikum ve yagfir lekum, vallâhu zul fadlil azîm(azîmi).

319

319


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 110

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 142

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

Ey âmenû olanlar, Allah’a karþý takva sahibi olursanýz sizi furkan (hak ve bâtýlý ayýrma özelliði) sahibi kýlar! Ve sizden (sizin) günahlarýnýzý örter ve size maðfiret eder (günahlarýnýzý sevaba çevirir). Ve Allah, büyük fazl sahibidir. Ve bu sayede daha önce Allah’a ulaþmayý dilemediði için koyulmuþ olan bütün engelleri Allah kaldýrýr. Engelleri kaldýrdýktan sonra Resûlün sözlerini idrak edebilsin diye ihbat koyar. 22/HACC-54: Ve li ya’lemellezîne ûtul ýlme ennehul hakku min rabbike fe yu’minû bihî fe tuhbite lehu kulûbuhum, ve innallâhe le hâdillezîne âmenû ilâ sýrâtýn mustakîm(mustakîmin). Ve kendilerine ilim verilenlerin, onun (irþad makamýnýn, Velî Resûl’ün, Nebî Resûl’ün) söylediklerinin Rabbinden bir hak olduðunu bilmeleri, O’na îmân etmeleri, onlarýn kalplerinin O’nu (Allah’ý) idrak etmesi (kalplerinden ekinnetin alýnýp yerine ihbat sistemi konarak kalplerin mutmain olmasý) içindir. Muhakkak ki Allah, âmenû olanlarý (Allah’a ulaþmayý dileyenleri) mutlaka Sýratý Mustakîm’e hidayet edendir. Öyleyse görmeyen, iþitmeyen, idrak edemeyen insan, Allah’a ulaþmayý dilediði zaman Allah’ýn müdahaleleriyle görür, iþitir ve idrak eder. Görme ve iþitme, baþ gözü ve baþ kulaðýna aittir. Ama idrak, kalpte olgunlaþan bir meyvedir. Bu noktada kalpteki fuad hassasý henüz yoktur. Kalp, ihbatla idrak eder yani fýkýh eder. Ne zaman ki; o kiþinin, kalbindeki göz görmeye, kulak iþitmeye baþlar, o zaman kiþinin kalbindeki fýkýh hassasý, fuad hassasýna dönüþür. Bu, kiþinin ölüyken dirilmesi halidir. Allah’ýn dizaynýný “ölü” olarak anlayamadýðý noktadan, “diri” olarak anladýðý bir dizayna ulaþmasý halidir. Bir kalpte idraki önleyen bir müessese (ekinnet) varsa o kalp için Allahû Tealâ’nýn kullandýðý ifade onlarýn idrak (fýkýh) etmedikleridir. 7/A'RÂF-179: Ve lekad zere’nâ li cehenneme kesîren minel cinni vel insi lehum kulûbun lâ yefkahûne bihâ ve lehum a’yunun lâ yubsýrûne bihâ ve lehum âzânun lâ yesmeûne bihâ, ulâike kel en’âmi bel hum edallu, ulâike humul gâfilûn(gâfilûne). Ve andolsun ki; cehennemi, insanlarýn ve cinlerin çoðuna hazýrladýk (yarattýk). Onlarýn kalpleri vardýr, onunla fýkýh (idrak) etmezler. Onlarýn gözleri vardýr, onunla görmezler. Onlarýn kulaklarý vardýr, onunla iþitmezler. Onlar hayvanlar gibidir. Hatta daha çok dalâlettedirler. Ýþte onlar, onlar gâfillerdir.

320

320


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 110

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 142

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

Bu, bir kiþinin baþ gözünün, baþ kulaðýnýn açýldýðý ve kiþinin kalbinde sadece idrakin var olduðu bir noktadýr. Kiþi, bu standartlarda mürþidine ulaþýr. Allahû Tealâ, onun kalbinin mührünü açar, kalbindeki “küfür” kelimesini alýr, yerine “îmân” kelimesini yazar. Fýkýh eden bu kiþinin kalbinde henüz “basar” adlý görme müessesesi çalýþmaz. Henüz kalbin “sem’î” isimli iþitme hassasý çalýþmaz. Ve henüz kiþi fýkýh etmenin ötesine, “fuad hassasýna” ulaþmýþ deðildir. Ýþte Allahû Tealâ’nýn “fuad” dediði standart, bu âyet-i kerimede kalp gözünün, görme hassasýnýn ötesindeki kalbe ait herþeyi kapsar. Öyleyse bir insanýn kalp gözünün gördüðü yerde, kalbindeki basiret çalýþmaya baþlamýþtýr. Kalp gözünün basiret (görme) hassasý, görmeye baþlamýþtýr. Bu, basiretin faaliyete geçtiði andýr. Artýk kiþi basiretin, kalp gözüyle görmenin sahibidir. Kalbindeki sem’î isimli iþitme hassasýnýn sahibidir ve kalp kulaðýyla iþitir. Allahû Tealâ, Kur’ân-ý Kerim’de, kalp gözündeki görme hassasýný “basar”, baþ gözünün görmesini “rüyet” olarak deðerlendirmektedir. Kalp kulaðý ve baþ kulaðý için de “sem’î” isimli iþitme hassasýný kullanmaktadýr. Ýþte fýkýhtan fuada geçiþ, öyle bir dizayn oluþturacaktýr ki; kiþinin kalp gözü görmeye, kalp kulaðý da iþitmeye baþlamýþ olacaktýr. Burada kiþi kalp gözünün, basiretin, kalp kulaðýnýn ve fuadýn sahibi olur. Kiþinin iç dünyasýnda, fiziðin ötesine geçiþin temel þartlarý saðlanmýþtýr. Eðer Allahû Tealâ kiþinin, daimî zikre ulaþmadan ya da çok daha evvel kalp gözünü, kalp kulaðýný açarsa ve bu noktadan sonra þeytan, onu fýska düþürmeyi baþarýrsa, o zaman bu kiþinin Allahû Tealâ tarafýndan verilen fuad ve basar hassasý geriye alýnýr. Onun, kalbinde küfür yazýlý olduðu devredeki dizayna geri dönmesi söz konusu olur. Üç safha için Allahû Tealâ, farklý deyimler kullanmaktadýr. Allah’a ulaþma davetinden yüz çevirdiði baþlangýç seviyesinde kiþi ölüdür. Baþ kulaklarýnda vakra vardýr; irþad makamýnýn söylediklerini iþitmez. Baþ gözlerinde hicab-ý mesture vardýr; irþad makamýna bakar ama görmez. Kalbinde ekinnet vardýr; onun söylediklerini idrak edemez. Bir baþka ifadeyle bazen Allahû Tealâ, fuad konusunda idraki de devreye katar ve muhtevayý tamamlayan bir faktör olarak kullanýr. Kalbin, basiret adlý görme hassasýnýn dýþýndaki bütün hassalarýna sahip olduðu ve Allah’ýn o kiþinin kalp gözünü ve kalp kulaðýný açtýktan sonra, kiþinin, fiziðin ötesini görmeye ve Allah’ýn sesini iþitmeye baþlamasýndan sonraki durumu, o kalpte fuadýn yerleþmiþ olduðu bir durumdur. Burada Allahû Tealâ, sadece iki kelime kullanmýþtýr: “Basiret ve Fuad.” Fuad, basiretin dýþýndaki çok þeyi ifade eder; hem iþitme hassasýný, hem idrak hassasýný. Fuad da fýkhýn ötesinde üst seviye, bir idrak hassasý vardýr. Fuad da iþitme hassasý vardýr; Allah’ýn söylediklerini iþitmek. Fýkýhta ise irþad makamýnýn söylediklerini iþitmek, okuduklarýný anlama seviye-

321

321


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 110

Χ⎫ζ − 7

Σαψφα − 142

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

sine ulaþmak. Böylece kiþinin, kalbin idrak seviyesine sahip olmasý söz konusudur. Bu fuad deðildir. Bu fýkýhtýr. Ama ne zaman ki; Allah’ýn söylediklerini kalbinizle iþitmeye baþlarsanýz, Allah’ýn gösterdiklerini kalbinizle görmeye baþlarsanýz, o zaman kalbinizdeki idrakin adý, fýkýh olmaz, fuad olur. Fuad, bu idrakle beraber görme hassasýný da içine alýr. Basiretin ötesindeki, kalbin görme hassasýnýn ötesindeki, iþitme hassasý ve idrak hassasý fuad ismiyle adlandýrýlýr. Burasý üçüncü seviyedir ve üst seviye bir olaydýr. Bu âyette Allahû Tealâ böyle bir alternatifte ne yapacaðýný söylemektedir. O kiþi fuadýn sahibi olmuþ, basireti açýlmýþtýr. Ama ondan sonra da irþad makamýndan þüphe ederek fýska düþmüþtür. Bu noktada diyor Allahû Tealâ: “Onlardaki fuad hassalarýný, hem onlarýn üst seviyedeki idraklerini (fuad seviyesindeki kalplerin idraklerini), hem onlarýn üst seviyedeki Allah’ýn söylediklerini iþitebilecek olan sem’î hassalarýný, hem onlarýn kalplerindeki basiret isimli kalp gözüyle görme hassalarýný eski þekline çeviririz. Kalp gözleri göremez, kalp kulaklarý iþitemez, kalp artýk fuad da edemez, idrak de edemez. Kiþi mü’min olmadýðý noktaya geri döner.” Allahû Tealâ, âyetin sonunda hidayete ermemiþ olanlarýn þaþkýnlýklarý,eski hallerine geri dönüþleri; kalplerindeki îmân kelimesini Allahû Tealâ’nýn almasý ve onlarý tekrar küfre geri döndürmesi þeklinde tecelli etmektedir. 7/A'RÂF-186: Men yudlilillâhu fe lâ hâdiye leh(lehu), ve yezeruhum fî tugyânihim ya’mehûn(ya’mehûne). Allah kimi dalâlette býrakýrsa, artýk onun için bir hidayetçi (hidayete erdiren) yoktur. Ve onlarý azgýnlýklarý (isyanlarý) içinde þaþkýn (bir halde) terkeder (býrakýr). Onlar isyanda olduklarý için, Allah’a ulaþmayý dilemedikleri ve baþkalarýný da Allah’a ulaþmayý dilemekten men ederek, yeryüzünde fesat çýkardýklarý için Allahû Tealâ da onlarý dostlarý arasýnda tutmamaktadýr. 13/RA’D-25: Vellezîne yankudûne ahdallâhi min ba’di mîsâkýhî ve yaktaûne mâ emerallahu bihî en yûsale ve yufsidûne filardý ulâike lehumulla’netu ve lehum sûud dâr(dâri). Onlar misaklerini yerine getirdikten sonra (ruhlarýný Allah’a ulaþtýrdýktan sonra) Allah’ýn ahdini (yemin, misak ve ahdlerini) bozarlar, ve Allah’ýn O’na (Allah’a) ulaþtýrýlmasýný emrettiði þeyi (vuslattan sonra ruhlarýnýn Allah ile baðlantýlarýný) keserler (fýska düþerler) ve (böylece) yeryüzünde fesat çýkarýrlar. (Baþka insanlarýn Allah’a verdikleri 3 yeminlerini yerine getirmelerine mâni olurlar ve böylece Allah’ýn emirlerine karþý çýktýklarý için fesat çýkarýrlar). Lânet onlarýn üzerinedir. Onlar için ne kötü bir yurt var (cehennem).

322

322


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 111

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 143

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

↔: ↔}↔Υ∴⊆≠ς↔Ω″7! ↑ϖΖ≠″[↔7!≠ ϖ″ Ζ≠″[↔ς↔2

≥_↔Ξ″7⊕ϑ↔9

_↔Ξ⊕9↔! ″ξ↔7 ↔:

_↔9″Ι↔Λ↔& ↔: |×#″Ψ↔Ω″7! ↑ϖ↑Ζ↔Ω⊕ς↔6

∼Ψ≥↑Ξ8≠⊂Ψ↑[7≠ ∼Ψ↑9≅↔6 _↔8 → ↑Α↑5 ↓″|↔− ⊕υ↑6 ⊕ω←Υ×7 ↔: ↑ψ™ς7! ↔ ≥≅↔Λ↔< ″ ↔! ≥® ←! ↔ Ψ↑ς↔Ζ″Δ↔<

″ϖ↑;↔Ι↔Χ″6↔!

Ve lev ennenâ nezzelnâ ileyhimul melâikete ve kellemehumul mevtâ ve haþernâ aleyhim kulle þey’in kubulen mâ kânû li yu’minû illâ en yeþâallâhu ve lâkinne ekserehum yechelûn(yechelûne). 323

323


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 111

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 143

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

ςε εðερ Βιζ, γερ⎜εκτεν ονλαρα μελεκλερ ινδιρσεψδικ, ⎞λ⎫λερ δε ονλαρλα κονυ⎭σαψδ⎬, ηερ⎭εψι ονλαρ⎬ν καρ⎭⎬σ⎬νδα τοπλασαψδ⎬κ, Αλλαη’⎬ν διλεμεσι ηαρι⎜, ιναναχακ δεðιλλερδι. ςε λ®κιν ονλαρ⎬ν ⎜οðυ χαηιλλικ εδιψορ.

1 - ve lev

:

ve eðer, olsaydý

2 - enne-nâ

:

gerçekten biz

3 - nezzelnâ

:

indirdik

4 - ileyhim

:

onlara

5 - el melâikete

:

melekler

6 - ve kelleme-hum

:

ve onlarla konuþtu

7 - el mevtâ

:

ölüler

8 - ve haþernâ

:

topladýk

9 - aleyhim

:

onlarý, onlara

10 - kulle þey’in

:

herþeyi

11 - kubulen

:

karþýlarý, karþýlýklý olarak

12 - mâ kânû li yu’minû

:

inanacak deðillerdi (olmadýlar)

13 - illâ

:

...’den baþka, hariç

324

324


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 111

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 143

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

14 - en yeþâe allâhu

:

Allah’ýn dilemesi

15 - ve lâkinne

:

ve lâkin

16 - eksere-hum

:

onlarýn çoðu

17 - yechelûne

:

cahillik ederler (ediyorlar)

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Allahû Tealâ insanlardan seçer. O seçime ehil olanlar, sadece Allahû Tealâ’nýn kalplerinde hayýr gördükleri, insanlarýn kötülüðünü deðil, iyiliðini düþünen insanlardýr. Daha Kur’âný Kerim hakkýnda, Allah hakkýnda hiçbir þey bilmedikleri halde, kalbî davranýþlarý, dizaynlarý hayra dönük insanlardýr. Allah’a daha yakýn olan, kalpleri, iç dünyalarý hayrý, “davranýþ biçimleri” olarak deðil ama “dilek” olarak þerrden daha çok ihtiva eden insanlardýr. Allahû Tealâ’nýn âyette “onlarýn çoðu cahildirler” demesinden anlaþýlmaktadýr ki; cahiller için böyle bir þey söz konusu deðildir.

325

325


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 112

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 143

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

↔ω[∝0≅↔[↔− ∼∪:↑Γ↔2 ↓±|Α≠↔9 ≠±υ↑Υ7≠ _↔Ξ″ς↔Θ↔% ↔τ7≠×Η↔6↔: ↓μ″Θ↔∀ |×7!≠ ″ϖ↑Ζ↑Ν″Θ↔∀ |∝&Ψ↑< ±ω≠Δ≠″7! ↔: ϕ≠″9 ≠↵! ↔τ∩∀↔∗ ↔ ≥≅↔− ″ξ↔7 ↔: ⎢∼→∗:↑Ι↑3

≠″Ψ↔Τ″7! ↔ ↑Ι″∋+↑

↔ :↑Ι↔Β″Σ↔< _↔8 ↔: ″ϖ↑;″∗↔Η↔4 ↑ Ψ↑ς↔Θ↔4 _↔8 Ve kezâlike cealnâ li kulli nebiyyin aduvven þeyâtînel insi vel cinni, yûhî ba’duhum ilâ ba’dýn zuhrufel kavli gurûrâ(gurûran), ve lev þâe rabbuke mâ fealûhu fe zerhum ve mâ yefterûn(yefterûne). ςε β⎞ψλεχε πεψγαμβερλεριν ηεπσινε, ινσαν ϖε χιν ⎭εψτανλαρ⎬ δ⎫⎭μαν κ⎬λδ⎬κ. Ονλαρ, βιρβιρλερινε αλδαταρακ γ⎫ζελ (σ⎫σλ⎫) σ⎞ζλερ ϖαηψεδερλερ. ςε εðερ Ραββιν διλεσεψδι, ονυ ψαπαμαζλαρδ⎬. Αρτ⎬κ ονλαρ⎬ ϖε ιφτιρα εττικλερι ⎭εψλερι τερκετ (β⎬ρακ).

326

326


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 112

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 143

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

1 - ve kezâlike

:

ve böylece

2 - cealnâ

:

kýldýk

3 - li kulli

:

hepsine

4 - nebiyyin

:

peygamber

5 - aduvven

:

düþman olarak

6 - þeyâtîne

:

þeytanlar

7 - el insi

:

insan

8 - ve el cinni

:

ve cin

9 - yûhî

:

vahyederler

10 - ba’du-hum

:

onlardan bazýsý

11 - ilâ ba’dýn

:

bazýsýna

(ba’du-hum ilâ ba’dýn )

: (birbirlerine)

12 - zuhrufe

:

süslü, güzel

13 - el kavli

:

söz(ler)

14 - gurûran

:

aldatarak

15 - ve lev

:

ve eðer

16 - þâe

:

diledi

17 - rabbu-ke

:

senin Rabbin

18 - mâ fealû-hu

:

onu yapmazlardý

19 - fe zer-hum

:

öyleyse onlarý terket (býrak)

20 - ve mâ

:

ve þey

21 - yefterûne

:

iftira ediyorlar

327

327


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 112

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 143

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Allahû Tealâ bütün kavimlere ardarda resûl gönderdiðini ifade etmektedir. “Hiçbir ülkeyi resûlsüz býrakmadýðý” mânâsý burada kesin olarak mevcuttur ve kýyâmete kadar da böyle olacaktýr. 23/MU'MÝNÛN-44: Summe erselnâ rusulenâ tetrâ, kullemâ câe ummeten resûluhâ kezzebûhu fe etbâ’nâ ba’dahum ba’dan ve cealnâhum ehâdîs(ehâdîse), fe bu’den li kavmin lâ yu’minûn(yu’minûne). Sonra Biz, resûllerimizi ardarda (arasý kesilmeksizin) gönderdik. Her ümmete resûlü geldiði zaman, her defasýnda onu yalanladýlar. Biz de onlarý birbiri arkasýndan (helâk ettik). Ve onlarý efsane kýldýk. Artýk mü’min olmayan kavim (Allah’ýn rahmetinden) uzak olsun. Bu resûller, bir hristiyan ülkede veya musevilerin içinde veya budistlerin, taoizmin içinde olmuþ hiç farketmez. Bütün ülkelerin içinde þu anda Allah’ýn vahyetmekte olduðu bir resûl mutlaka yaþamaktadýr. Allahû Tealâ asla hiçbir ülkeyi, hiçbir devrede resûlsüz býrakmaz. “Bir resûl göndermedikçe onlara azap etmeyiz.” buyuruyor. Bu hepsine devamlý olarak resûl gönderdiðinin kesin iþaretidir. Ve Allahû Tealâ: “Hangi millete resûl gönderdiysek, bütün kavimler resûllerini reddettiler, yalanladýlar, onlarý kabul etmediler.” buyuruyor. Ýþte istisnasýz olarak bütün resûllerin reddedilmesinin arkasýnda buradaki gerçek vardýr. Ýnsanlarýn, nebîlere ve resûllere inanmamalarýnýn arkasýnda þeytanýn kendinden taraf yapmayý baþardýðý, kandýrdýðý, aldattýðý insan ve cin þeytanlar vardýr. Ýþte bu insanlar, Allah’ýn resûllerine ve nebîlerine devamlý karþý çýkarlar ve devamlý isyan ederler.

328

328


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 113

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 143

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

↔ Ψ↑Ξ8≠⊂Ψ↑<

÷ ↔ω<∝Η⊕7! ↑ ↔Γ∴″4≠↔! ψ≠[″ ↔7!≠ |⊆Ρ″Μ↔Β7≠ ↔:

∼Ψ↑4Ι≠↔Β″Τ↔[7≠ ↔: ↑ ″Ψ↔/″Ι↔[7≠ ↔:

≠↔Ι∋≠× ↵≅∀≠

↔ Ψ↑4Ι≠↔Β″Τ↑8 ″ϖ↑; ≅↔8 Ve li tesgâ ileyhi ef’idetullezîne lâ yu’minûne bil âhýreti ve li yerdavhu ve li yakterifû mâ hum mukterifûn(mukterifûne).

ςε αηιρετε ινανμαψανλαρ⎬ν γ⎞ν⎫λλερι ονα (ονλαρα; ινσαν ϖε χιν ⎭εψτανλαρα) μεψλετσιν ϖε ονδαν ραζ⎬ ολσυνλαρ. ςε ονλαρ, καζανδ⎬κλαρ⎬ ⎭εψλερι καζανμαψα δεϖαμ ετσινλερ. 329

329


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 113

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 143

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

1 - ve li tesgâ

:

ve meyletsin

2 - ileyhi

:

ona

3 - ef’idetu

:

gönülleri

4 - ellezîne

:

ki onlar

5 - lâ yu’minûne

:

îmân etmezler, inanmazlar

6 - bi el âhýreti

:

ahirete

7 - ve li yerdav-hu

:

ve ondan razý olsunlar

8 - ve li yakterifû

:

ve kazansýnlar

9 - mâ hum mukterifûne

:

onlarýn kazandýklarý þey(ler)

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Bunlar, ayný insanlardýr. Ýnsan ve cin þeytanlar, kimlere musallat olmuþsa, onlar negatif bir dizayn içinde asla Allah’a ulaþmayý dilemezler. Ahiret gününe, insan ruhunun ölmeden evvel Allah’a ulaþmasýna inanmazlar. Burada Allah “efidet” kelimesini kalp (gönül) olarak kullanmýþtýr.

330

330


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 114

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 143

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

≥∝Η⊕7! ↔ξ↑; ↔: _→Ω↔Υ↔& |∝Ρ↔Β″∀↔! ψ≠™ς7! ↔η″[↔Ρ↔4 ↔! ↔ω<∝Η⊕7! ↔: ⎢→ ⊕Μ↔Σ↑8 ↔ ≅↔ΒΥ≠″7!

↑ϖ↑Υ″[↔7!≠ ↔ ↔ϑ″9↔!

° ⊕ϑ↔Ξ↑8 ↑ψ⊕9↔! ↔ Ψ↑Ω↔ς″Θ↔< ↔ ≅↔ΒΥ≠7″ ! ↑ϖ↑;≅↔Ξ″[↔#×∼ ⊕ω↔9Ψ↑Υ↔#

÷↔4 ±σ≠↔Ε″7≅∀≠ ↔τ±∀≠∗÷ ″ω8≠ ↔ω<∝Ι↔Β″Ω↑Ω″7! ↔ω8≠

E fe gayrallâhi ebtegî hakemen ve huvellezî enzele ileykumul kitâbe mufassala(mufassalan), vellezîne âteynâhumul kitâbe ya’lemûne ennehu munezzelun min rabbike bil hakký fe lâ tekûnenne minel mumterîn(mumterîne). Αρτ⎬κ Αλλαη’ταν βα⎭κα βιρ ηακεμ μι αραψαψ⎬μ? Σιζε Κιταβ’⎬ α⎜⎬κλανμ⎬⎭ (ταφσιλατλ⎬) ολαρακ ινδιρεν Ο’δυρ. ςε κενδιλερινε κιταπ ϖερδιðιμιζ κιμσελερ, Ο’νυν, σενιν Ραββινδεν ηακ ιλε ινδιριλδιðινι βιλιψορλαρ. Ο ηαλδε σακ⎬ν σεν, ⎭⎫πηε εδενλερδεν ολμα! 331

331


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 114

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 143

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19

-

e fe gayre allâhi ebtegî hakemen ve huve ellezî enzele ileykum el kitâbe mufassalan ve ellezîne âteynâ-hum el kitâbe ya’lemûne enne-hu munezzelun min rabbi-ke bi el hakký fe lâ tekûnenne min el mumterîne

: : : : : : : : : : : : : : : : : : :

artýk, Allah’tan baþka mý arayayým, arýyorum bir hakem, hüküm veren ve o ki indirdi size kitabý açýklanmýþ olarak ve onlar ki onlara verdik kitap biliyorlar onun ..... olduðunu indirilmiþ senin Rabbinden hak ile o halde sen sakýn olma þüphe edenlerden

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Allahû Tealâ, Kitab’ý indirmiþ, herþeyi açýklamýþtýr. Hakemlik, bütün boyutlarýyla Allah’ýn Kitabý’ndadýr. O’nu hak ile indirdiði, birçok insan tarafýndan bilinmekte ve kabul edilmektedir. Allah’ýn hak ile indirdiði þeyler, önemli olanlardýr. Herþey en güzel standartlarda oluþmuþtur. Bizlere düþen de o Kitab’a inanmak ve O’nun gereklerini yerine getirmektir.

332

332


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 115

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 143

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

÷ ⎢ ≈″Γ↔2 ↔: _→5″Γ.≠ ↔τ±∀≠∗÷ ↑α↔Ως↔≠6 ″α⊕Ω↔# ↔: ↑ϖ[∝ς↔Θ″7! ↑π[∝Ω⊕Κ7! ↔ξ↑; ↔: ⎣∝←ψ#≠≅↔Ως↔≠Υ7≠ ↔ ±←Γ↔Α↑8 Ve temmet kelimetu rabbike sýdkan ve adla(adlen), lâ mubeddile li kelimâtihî, ve huves semîul alîm(alîmu). ςε Ραββινιν σ⎞ζ⎫ σαδακατλε ϖε αδαλετλε ταμαμλανδ⎬. Ο’νυν κελιμελερινι δεðι⎭τιρεχεκ κιμσε ψοκτυρ. ςε Ο, εν ιψι ι⎭ιτεν, εν ιψι βιλενδιρ. 1 2 3 4 5 6 7 8

- ve temmet - kelimetu - rabbi-ke - sýdkan - ve adlen - lâ mubeddile - li kelimâti-hi - ve huve es semîu el alîmu

: : : : : : : :

ve tamamlandý kelime, söz senin Rabbin doðru olarak, sadakatle ve adaletli olarak, adaletle deðiþtirecek yoktur onun sözlerini, kelimelerini ve O, en iyi iþiten, en iyi bilendir

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Allahû Tealâ “Rabbinin sözü doðrulukla ve adaletle tamamlandý.” buyuruyor. Allahû Tealâ burada: “O’nun sözlerini deðiþtirebilecek olan kimse yoktur.” diyor. Allahû Tealâ ne diyorsa o doðrudur, o bütünü ifade eder. O; gerçeði, tamamý ve deðiþmezi ifade etmektedir.

333

333


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 116

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 143

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

″ω↔2 ↔ Ψ∩ςΝ≠↑< ← ″∗↔ ↵! |≠4 ″ω↔8 ↔η↔Χ″6↔! ″πΟ≠↑# ″ !≠ ↔: ⊕ω⊕Π7! ® ←! ↔ Ψ↑ΘΑ≠⊕Β↔< ″ !≠ ⎢ψ≠™ς7! υ≠[∝Α↔, ↔ Ψ↑.↑Ι″Φ↔< ⊕ !≠ ″ϖ↑; ″ !≠ ↔: Ve in tutý’ eksere men fîl ardý yudýllûke an sebîlillâh(sebîlillâhi), in yettebiûne illez zanne ve in hum illâ yahrusûn(yahrusûne).

ςε ψερψ⎫ζ⎫νδε βυλυνανλαρ⎬ν ⎜οðυνα ιταατ εδερσεν, σενι Αλλαη’⎬ν ψολυνδαν σαπτ⎬ρ⎬ρλαρ. Ονλαρ, ανχακ ζαννα τ®β⎩ ολυρλαρ. ςε ονλαρ, ανχακ ψαλαν υψδυρυρλαρ. 1 - ve in

:

ve eðer, ...olursa

2 - tutý’

:

itaat edersin

3 - eksere

:

çoðuna

334

334


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 116

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 143

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

4 - men fî el ardý

:

yeryüzünde bulunan kimseler

5 - yudýllû-ke

:

seni saptýrýrlar

6 - an sebîli allâhi

:

Allah’ýn yolundan

7 - in

:

eðer olursa, ancak ...olur

8 - yettebiûne

:

tâbî olurlar, uyarlar

9 - illâ ez zanne

:

ancak zan

10 - ve in

:

ve eðer olursa, ancak ...olur

11 - hum illâ

:

onlar ancak

12 - yahrusûne

:

yalan uydururlar

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Bir taraftan, Allahû Tealâ hakikatleri söylüyor; Peygamber Efendimiz (S.A.V) insanlara teblið ediyor; öbür taraftan insanlarýn çoðu, O’nun söylediklerinden habersiz, yanlýþ yoldalar, dalâletteler ve hidayet yolunu tercih etmiyorlar. Ve Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in de kendileri gibi dalâlette olmasýný istiyorlar. Âyet-i kerimede insanlarýn çoðunun dalâlette olduðu vurgulanmaktadýr. Ýblis bunu baþarmýþtýr. Onun için insanlarýn çoðunun gideceði yer ne yazýk ki cehennemdir. 7/A'RÂF-179: Ve lekad zere’nâ li cehenneme kesîren minel cinni vel insi lehum kulûbun lâ yefkahûne bihâ ve lehum a’yunun lâ yubsýrûne bihâ ve lehum âzânun lâ yesmeûne bihâ, ulâike kel en’âmi bel hum edallu, ulâike humul gâfilûn(gâfilûne). Ve andolsun ki; cehennemi, insanlarýn ve cinlerin çoðuna hazýrladýk (yarattýk). Onlarýn kalpleri vardýr, onunla fýkýh (idrak) etmezler. Onlarýn gözleri vardýr, onunla görmezler. Onlarýn kulaklarý

335

335


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 116

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 143

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

vardýr, onunla iþitmezler. Onlar hayvanlar gibidir. Hatta daha çok dalâlettedirler. Ýþte onlar, onlar gâfillerdir. Bu çoðunluk, %90’dan daha fazladýr. 34/SEBE-20: Ve lekad saddaka aleyhim iblîsu zannehu fettebeûhu illâ ferîkan minel mûminîn(mûminîne). Ve andolsun ki iblis, onlar üzerindeki zannýný (hedefini) yerine getirdi. Böylece mü'minleri oluþturan bir fýrka (Allah'a ulaþmayý dileyenler) hariç, hepsi ona (þeytana) tâbî oldular. Mü’minleri oluþturan bir tek fýrka hariç, bütün insanlar þeytana kul olacaklardýr. Sahâbe Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e soruyor: “Ey Allah’ýn Resûl’ü kaç fýrka?” “73 fýrka.” “Ey Allah’ýn Resûl’ü, bunlardan sadece bir fýrka mý kurtulacak?” “Evet, bir fýrka.” “Fýrkanýn adý ne?” “Fýrka-i naciye, mü’minler.” “Özellikleri nedir ey Allah’ýn Resûl’ü?” “Onlar da sizinle benim gibi Sýratý Mustakîm’in üzerinde olanlardýr.” 6/EN'ÂM-152: Ve lâ takrebû mâlel yetîmi illâ billetî hiye ahsenu hattâ yebluga eþuddeh(eþuddehu), ve evfûl keyle vel mîzâne bil kýst(kýstý), lâ nukellifu nefsen illâ vus’ahâ ve izâ kultum fa’dilû ve lev kâne zâ kurbâ, ve bi ahdillâhi evfû, zâlikum vassâkum bihî leallekum tezekkerûn(tezekkerûne).

336

336


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 116

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 143

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

Yetimin malýna, o en kuvvetli çaðýna gelinceye kadar, en güzel þekliyle olmadýkça yaklaþmayýn. Ölçü ve tartýyý adaletle yerine getirin. Kimseyi gücünün dýþýnda (bir þey ile) sorumlu tutmayýz. Söylediðiniz zaman, yakýnýnýz olsa bile, artýk adaletle söyleyin. Allah’ýn ahdini yerine getirin (ifa edin). Böylece tezekkür edersiniz diye, (Allah) iþte böyle, size onunla vasiyet (emir) etti. 6/EN'ÂM-153: Ve enne hâzâ sýrâtî mustekîmen fettebiûh(fettebiûhu), ve lâ tettebiûs subule fe teferreka bikum an sebîlih(sebîlihi), zâlikum vassâkum bihî leallekum tettekûn(tettekûne). Ve muhakkak ki; bu, Benim mustakîm olan yolumdur. Öyleyse ona tâbî olun. Ve (baþka) yollara tâbî olmayýn ki; o taktirde sizi, onun yolundan ayýrýr. Ýþte böyle size onunla vasiyet etti(emretti). Böylece siz takva sahibi olursunuz. Hadîs-i þerife göre de 73 fýrkanýn 72’sinin gideceði yer cehennemdir. Öyleyse her devirde insanlarýn %90’dan fazlasý Allahû Tealâ’ya ulaþmayý dilemeyenler olacaktýr. Hep böyle olmuþtur. Þeytan, akýl almaz bir zekâyla insanlarý devamlý korkunç bir kandýrma çemberinin içine almýþ, herkesi ayrý bir cepheden yakalamýþ ve Allah’tan uzaklaþtýrmayý baþarmýþtýr. Emaniyye; asýrlar boyunca insanlarýn Kur’ân-ý Kerim’ den sonra kendi elleriyle yazdýklarý yazýlar, kitaplardýr. Aslýnda herbiri Kur’ân’ý açýklamak için yazýlmýþtýr. Fakat açýklamalar, Kur’ân’a bakarak gerçekleþtirilmemiþtir. Hep daha evvel insanlarýn yazdýklarý yazýlar, esas alýnarak ve bir þeyler ilâve edilerek, Kur’ân-ý Kerim’e yaklaþýlýyor mu, uzaklaþýlýyor mu hiç deðerlendirilmeksizin, asýrlar sonunda emaniyye isimli bir ilim oluþmuþtur: Faydasýz ilim. Ve bu ilim, dünyadaki bütün insanlarý mahvetmiþtir. Aslýnda bir tek dîn vardýr. Ama zaman geçtikçe emaniyye sebebiyle baþka dînler varmýþ gibi dînlerin üzerine bir kýlýf örtülmüþtür. Ýþte bu emaniyye sebebiyle insanlar, dînlerini bildik-

337

337


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 116

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 143

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

lerini zannetmiþlerdir. Hep yanlýþlýklar yapmýþlar, Allah’ýn yolunda olduklarýný zannederek dalâlette kalmýþlardýr. Bütün insanlar, hayata dalâlette ve fýskta olarak baþlarlar. 3/ÂLÝ ÝMRÂN-82: Fe men tevellâ ba’de zâlike fe ulâike humul fâsikûn(fâsikûne). Artýk bundan sonra (Allah 81. âyetteki Resûl’den bahsettikten sonra), kim yüz çevirirse (nebîlerden sonra gelecek olan bu Resûl’ü inkâr ederse); iþte onlar, onlar FASIK’lardýr. Tâbî olmayanlarýn hepsi fýsktadýr. Tâbî olmadýklarý sürece bütün insanlar, doðuþlarýndan itibaren dalâlettedir. Ve insanlarýn, tâbî olanlarýnýn, sayýsý dünya nüfusuna kýyasla hiçbir zaman %10’u bulmamýþtýr. Allahû Tealâ, Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e de ayný þeyi söylemektedir: “Seni dalâletteyken bulup da hidayete erdirmedik mi?” Baþlangýçta hepimiz dalâletteydik. Kur’ân’daki hidayet müessesesinin ne olduðunu da bilmiyorduk. Ama Allah’ýn Kitab’ý hiç deðiþmemiþtir. Bütün peygamberlerine, Son Peygamber olan Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz’e de indirdiði Kur’ân-ý Kerim’le ayný þeyi; hidayeti emretmiþtir. Allahû Tealâ: “Ruhunuzu Bana ulaþtýracaksýnýz, hidayete ereceksiniz. Fizik vücudunuzu ahsen kýlarak Bana teslim edeceksiniz. Nefsinizi ahsen kýlarak, Bana teslim edeceksiniz. Ve iradenizi Bana teslim edeceksiniz, hepsi hidayettir.” buyuruyor. Ýnananlarýn çok büyük bir kýsmý kendilerini hiçbir zaman kurtaramayacak olan, Kur’ân’dan deðil, insanlarýn asýrlardan beri yazdýðý kitaplardan öðrendikleri bir dîni yaþamaktadýrlar. Bu dîn, Kur’ân’ýn Ýslâm’ý; Allah’ýn Ýslâm’ý deðildir. Bu dîn, sadece emaniyye adlý bir tuzaða düþürür. Böylece onlar, sadece zanna tâbî olurlar. Ve insanlar, Allahû Tealâ’yla olan iliþkilerinde Allah’ýn onlardan istediði standartlara normal hüviyette ulaþamazlar.

338

338


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 117

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 143

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

⎣∝ψς≠[∝Α↔, ″ω↔2 ∩υΝ≠↔< ″ω↔8 ↑ϖ↔ς″2↔! ↔ ξ↑; ↔τ⊕∀↔∗ ⊕ !≠ ↔ω<∝Γ↔Β″Ζ↑Ω″7≅∀≠ ↑ϖ↔ς″2↔! ↔ξ↑; ↔: Ýnne rabbeke huve a’lemu men yadýllu an sebîlihi, ve huve a’lemu bil muhtedîn(muhtedîne).

Μυηακκακ κι, σενιν Ραββιν, Κενδι ψολυνδαν σαπαν⎬ (δαλ®λεττε καλαν⎬) εν ιψι βιλενδιρ. ςε Ο, ηιδαψεττε ολαν⎬ δα εν ιψι βιλενδιρ.

1 2 3 4 5 6 7 8 9

339

-

inne rabbe-ke huve a’lemu men yadýllu an sebîli-hi ve huve a’lemu bi el muhtedîne

: : : : : : : : :

muhakkak ki senin Rabbin O en iyi bilir sapan kimseyi onun yolundan, kendi yolundan ve o en iyi bilen hidayete erenleri

339


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 117

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 143

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Burada hidayetle, dalâlet son derece açýk bir biçimde ifade edilmektedir. Ýnsanlar, evvelâ hidayettedirler de sonradan Allahû Tealâ’nýn yolundan sapmýþlardýr, diye bir olgu yoktur. Bütün insanlar doðduklarý günden itibaren dalâlettedirler. Bütün insanlar ayný zamanda fýsktadýrlar. 3/ÂLÝ ÝMRÂN-82: Fe men tevellâ ba’de zâlike fe ulâike humul fâsikûn(fâsikûne). Artýk bundan sonra (Allah 81. âyetteki Resûl’den bahsettikten sonra), kim yüz çevirirse (nebîlerden sonra gelecek olan bu Resûl’ü inkâr ederse); iþte onlar, onlar FASIK’lardýr. Kiþi ya Allah’a ulaþmayý diler ve hidayet üzere olur. Ve bundan sonraki basamaklarý yaþayabilme (28 basamaðýn tamamý) hakkýný elde eder. Üzerine düþen görevleri yerine getirdiði taktirde 7 safha hidayeti ve 4 teslimi yaþayacaktýr. Kiþi ikinci alternatif olarak, Allah’a ulaþmayý dilemez ve bulunduðu basamakta kalýr ve (1. ya da 2. basamaktadýr) bundan sonraki basamaklarý yaþayabilme hakkýnýn ve imkânýnýn sahibi olamaz. Rabbimiz bu insanlarý çeþitli negatif kelimelerle ifade buyuruyor ve gidecekleri yer ise cehennemdir. Allah’a ulaþmayý dilemeyenlerin durumlarý: 1- Allah’a ulaþmayý dilemeyenler Allah’ýn âyetlerinden gâfildirler. 10/YÛNUS-7: Ýnnellezîne lâ yercûne likâenâ ve radû bil hayâtid dunyâ vatme'ennû bihâ vellezîne hum an âyâtinâ gâfilûn(gâfilûne). Muhakkak ki onlar, Bize ulaþmayý (hayatta iken ruhlarýný Allah’a ulaþtýrmayý) dilemezler. Dünya hayatýndan razý olmuþlardýr ve onunla doyuma ulaþmýþlardýr ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardýr. 10/YÛNUS-8: Ulâike me'vâhumun nâru bimâ kânû yeksibûn(yeksibûne). Ýþte onlarýn kazandýklarý (dereceler) gereðince varacaklarý yer ateþtir (cehennemdir).

340

340


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 117

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 143

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

2- Allah’a ulaþmayý dilemeyenler cehenneme gideceklerdir (Yunus-7,8). 3- Allah’a ulaþmayý dilemeyenler müþriktirler. 30/RÛM-31: Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel muþrikîn(muþrikîne). O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaþmayý dileyin) ve takva sahibi olun. Ve namazý ikame edin (namaz kýlýn). Ve (böylece) müþriklerden olmayýn. 30/RÛM-32: Minellezîne ferrakû dînehum ve kânû þiyeâ(þiyean), kullu hýzbin bimâ ledeyhim ferihûn(ferihûne). (O müþriklerden olmayýn ki) onlar, dînlerinde fýrkalara ayrýldýlar ve grup grup oldular. Bütün gruplar, kendilerinde olanla ferahlanýrlar. 4- Allah’a ulaþmayý dilemeyenler kâfirdirler. 2/BAKARA-257: Allâhu velîyyullezîne âmenû, yuhricuhum minez zulumâti ilen nûr(nûri), vellezîne keferû evliyâuhumut tâgûtu yuhricûnehum minen nûri ilâz zulumât(zulumâti), ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne). Allah, âmenû olanlarýn (Allah’a ulaþmayý dileyenlerin) dostudur, onlarý (onlarýn nefslerinin kalplerini) zulmetten nura çýkarýr. Ve kâfirlerin dostlarý taguttur (onlar, þeytaný dost edinirler, þeytan kimseye dost olmaz), onlarý (onlarýn nefslerinin kalplerini) nurdan zulmete çýkarýrlar. Ýþte onlar, ateþ ehlidir. Onlar, orada ebedî kalacak olanlardýr. 34/SEBE-20: Ve lekad saddaka aleyhim iblîsu zannehu fettebeûhu illâ ferîkan minel mûminîn(mûminîne). Ve andolsun ki iblis, onlar üzerindeki zannýný (hedefini) yerine getirdi. Böylece mü'minleri oluþturan bir fýrka (Allah'a ulaþmayý dileyenler) hariç, hepsi ona (þeytana) tâbî oldular. 5- Allah’a ulaþmayý dilemeyenler hüsrandadýrlar. 10/YÛNUS-45: Ve yevme yahþuruhum keen lem yelbesû illâ sâaten minen nehâri yete ârefûne beynehum, kad hasirellezîne kezzebû bi likâillâhi ve mâ kânû muhtedîn(muhtedîne).

341

341


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 117

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 143

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

Ve o gün (Allahû Tealâ), gündüzden bir saatten baþka kalmamýþlar (bir saat kalmýþlar) gibi onlarý toplayacak (haþredecek). Birbirlerini tanýyacaklar (aralarýnda tanýþacaklar). Allah’a mülâki olmayý (Allah’a ölmeden önce ulaþmayý) yalanlayanlar, hüsrana düþtüler (nefslerini hüsrana düþürdüler). Ve hidayete eren kimse(ler) olmadýlar (ruhlarýný ölmeden evvel Allah’a ulaþtýramadýlar). 6- Allah’a ulaþmayý dilemeyenler hidayette deðildirler (Yunus-45). 7- Allah’a ulaþmayý dilemeyenler tagutun kuludurlar. 39/ZUMER-17: Vellezînectenebût tâgûte en ya’budûhâ ve enâbû ilâllâhi lehumul buþrâ, fe beþþir ýbâd(ýbâdi). Onlar ki; taguta (insan ve cin þeytanlara) kul olmaktan içtinap ettiler (kaçýndýlar, kendilerini kurtardýlar). Çünkü Allah’a yöneldiler (Allah’a ulaþmayý dilediler). Onlara müjdeler vardýr. Öyleyse kullarýmý müjdele! 8- Allah’a ulaþmayý dilemeyenler tagutun dostudurlar (Bakara-257). 9- Allah’a ulaþmayý dilemeyenler dalâlettedirler. 13/RA’D-27: Ve yekûlullezîne keferû lev lâ unzile aleyhi âyetun min rabbih(rabbihi), kul innallâhe yudillu men yeþâu ve yehdî ileyhi men enâb(enâbe). Ve kâfirler: “Ona, Rabbinden bir âyet (mucize) indirilse olmaz mý?” derler. De ki: “Muhakkak ki Allah, dilediði kimseyi dalâlette býrakýr ve O’na yönelen kimseyi Kendine ulaþtýrýr (hidayete erdirir).” 10- Allah’a ulaþmayý dilemeyenler fýsktadýrlar. 57/HADÎD-27: Summe kaffeynâ alâ âsârihim bi rusulinâ ve kaffeynâ bi’îsebni meryeme ve âteynâhul incîle ve cealnâ fî kulûbillezînet tebeûhu re’feten ve rahmeh(rahmeten), ve rahbâniyyetenibtedeûhâ mâ ketebnâhâ aleyhim illebtigâe rýdvânillâhi fe mâ reavhâ hakka riâyetihâ, fe âteynellezîne âmenû minhum ecrehum, ve kesîrun minhum fâsikûn(fâsikûne).

342

342


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 117

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 143

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

Sonra onlarýn izleri üzerine resûllerimizi ardarda gönderdik. Ve Meryemoðlu Ýsa (A.S)’ý gönderdik ve ona Ýncil’i verdik. Ve ona tâbî olanlarýn kalplerinde refet (þefkat) ve rahmet kýldýk. Ve onlar, ona ruhbanlýk ihdas ettiler. Biz, Allah’ýn rýzasýný ibtiga etmekten baþkasýný onlara farz kýlmadýk. Oysa ona hakkýyla riayet etmediler. Böylece onlardan, âmenû olanlarýn ecirlerini verdik ve onlardan çoðu fasýklardý. 11- Allah’a ulaþmayý dilemeyenler takva sahibi deðildirler (Rûm-31). 12- Allah’a ulaþmayý dilemeyenlerin amelleri heba olmuþtur. 18/KEHF-105: Ulâikellezîne keferû bi âyâti rabbihim ve likâihî fe habitat a’mâluhum fe lâ nukîmu lehum yevmel kýyameti veznâ(veznen). Ýþte onlar, Rab’lerinin âyetlerini ve O’na mülâki olmayý (ölmeden evvel ruhun Allah’a ulaþmasýný) inkâr ettiler. Böylece onlarýn amelleri heba oldu (boþa gitti). Artýk onlar için kýyâmet günü mizan tutmayýz. 13- Allah’a ulaþmayý dilemeyenler mü’min deðildirler (Sebe-20 ve Rûm-31,32). Kim Allah’a ulaþmayý dilerse o kiþiye Allahû Tealâ, 12 tane ihsan verir. Bu 12 tane ihsanla o kiþi mürþidine ulaþýr, önünde diz çöküp tövbe eder. Tövbe ettiði anda Allah’tan yedi tane ni’met alýr. 12 ihsan ve 7 ni’met burada tamamlandýðý an yani o kiþi tâbî olduðu an, kiþinin ruhu Allah’a doðru yola çýkmýþtýr. Allah’a ulaþmayý dilemedikleri için hüsrandadýr. Dilemedikleri için de Allahû Tealâ onlara hidayetçi tayin etmez. Dilemeyenler için dalâlet kesin bir müessesedir. Allahû Tealâ hidayete erenleri de en iyi bilir. Teslimler açýsýndan baktýðýmýzda 4 teslimimize paralel 4 hidayet vardýr. Kiþi 21. basamakta ruhunu Allah’a ulaþtýrdýðý zaman 1. hidayete erer. 25. basamakta, fizik vücudunu ahsen kýlarak Allah’a teslim ettiði zaman 2. hidayete ulaþýr. Nefsini ahsen kýlarak Allah’a teslim ettiði zaman 3. hidayete ulaþýr. Ve son hidayet, iradesini de Allah’a teslim ederek “hakkatukatihi takva”ya ulaþtýðý andýr.

343

343


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

Χ⎫ζ − 8

ℜψετ − 118

Σαψφα − 143

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

ψ≠″[↔ς↔2 ψ™≠ς7! ↑ϖ″,! ↔η6≠↑) _⊕Ω8≠ ∼Ψ↑ς↑Υ↔4 ↔ω[∝Ξ8≠⊂Ψ↑8 ∝ψ#≠≅↔<×≅∀≠ ″ϖ↑Β″Ξ↑6 ″ !≠ Fe kulû mimmâ zukiresmullâhi aleyhi in kuntum bi âyâtihî mu’minîn(mu’minîne).

Εðερ σιζ, Ο’νυν (Αλλαη’⎬ν) ®ψετλερινε ⎩μ®ν εδενλερσενιζ ο ζαμαν ⎫ζερινε Αλλαη’⎬ν ⇑σμι αν⎬λαν ⎭εψλερδεν ψεψινιζ.

1 - fe kulû

:

o zaman yeyin

2 - mimmâ (min mâ)

:

o þeylerden

3 - zukire ismu allâhi

:

Allah’ýn Ýsmi anýlan

4 - aleyhi

:

onun üzerine

344

344


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 118

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 143

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

5 - in kuntum

:

eðer .... siz iseniz

6 - bi âyâti-hî

:

onun âyetlerine

7 - mu’minîne

:

îmân eden kimseler (mü’min olan)

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Allahû Tealâ: “Size domuz eti, ölü hayvanýn eti, kaný akmayan hayvanýn eti, Allah adýna kesilmeyen hayvanýn eti haram kýlýndý.” buyurmuþtur. Öyleyse ne zaman bir et yiyecekseniz mutlaka o et, domuz etinin dýþýnda bir et olmak mecburiyetindedir. Kaný akmayan hayvanýn eti olmamalý, daha evvel boðazlanmýþ ve ölmüþ bir hayvan olmamalýdýr. Allâhû Tealâ, Allah’ýn emrettiði hayvanlardan da koyun olsun, keçi olsun, sýðýr olsun sadece Allah adýna, besmeleyle kesilmiþ olanlarýn etini yiyebileceðimizi söylüyor. “Eðer Allah’ýn âyetlerine inanýyorsanýz böyle yapacaksýnýz.” buyuruyor. Allahû Tealâ, “av hayvaný” dendiðinde Allah’ýn emrettiði istikamette avlanan hayvanlardan bahsetmektedir. Ama balýk etinin yenmesinde, avlanmasýnda böyle bir þeyi devreye almamaktadýr. Balýk avý, müslüman olmayanlar tarafýndan da yapýlabilir. Yerken besmeleyle yiyerek aradaki fark kapanýr. Ancak hiçbir zaman Allah’ýn yasak ettiði hýnzýr etini, domuz etini yememek söz konusudur.

345

345


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 119

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 144

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

ψ≠≠″[↔ς↔2 ψ≠™ς7! ↑ϖ″,! ↔η6≠↑) _⊕Ω8≠ ∼Ψ↑ς↑6″ ≅℘↔# ® ↔! ″ϖ↑Υ↔7 _↔8↔: ® !≠ ″ϖ↑Υ″[↔ς↔2 ↔ ⊕Ι↔& _↔8 ″ϖ↑Υ↔7 ↔υ⊕Μ↔4 ″φ↔5 ↔: ↔ Ψ∩ςΝ≠↑[↔7 ∼→Ι[∝Χ↔6 ⊕ ←! ↔: ⎢ψ≠″[↔7!≠ ″ϖ↑#″∗Ι↑≠Ο″/! _↔8 ↔τ⊕∀↔∗ ⊕ ←! ⎢↓ϖ″ς2≠ η″≠[↔Ρ∀≠ ″ϖΖ≠=≠≥!↔Ψ″;↔≅∀≠ ↔ω<∝Γ↔Β″Θ↑Ω″7≅∀≠ ↑ϖ↔ς″2↔! ↔ξ↑; Ve mâ lekum ellâ te’kulû mimmâ zukiresmullâhi aleyhi ve kad fassale lekum mâ harreme aleykum illâ madturirtum ileyh(ileyhi), ve inne kesîren le yudýllûne bi ehvâihim bi gayri ilm(ilmin), inne rabbeke huve a’lemu bil mu’tedîn(mu’tedîne).

346

346


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 119

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 144

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

Σιζε νε ολυψορ κι, ⎫ζερινε Αλλαη’⎬ν ⇑σμι αν⎬λαν ⎭εψλερδεν ψεμιψορσυνυζ? Δαρδα καλ⎬π, ονα μεχβυρ ολδυðυνυζ ⎭εψλερ ηαρι⎜, σιζε ηαραμ κ⎬λδ⎬ð⎬ ⎭εψλερι σιζε αψρ⎬ αψρ⎬ α⎜⎬κλαμ⎬⎭τ⎬. ςε μυηακκακ κι ονλαρ⎬ν ⎜οðυ, βιρ ιλιμλερι ολμακσ⎬ζ⎬ν, κενδι ηεϖεσλερι ιλε (βα⎭καλαρ⎬ν⎬) γερ⎜εκτεν δαλ®λεττε β⎬ρακ⎬ψορλαρ(σαπτ⎬ρ⎬ψορλαρ). Μυηακκακ κι σενιν Ραββιν, Ο, ηαδδι α⎭ανλαρ⎬ εν ιψι βιλενδιρ.

1 - ve mâ lekum

:

ve size ne oluyor

2 - ellâ te’kulû (en lâ te’kulû)

:

yememeniz, yemiyorsunuz

3 - mimmâ (min mâ)

:

o þeylerden

4 - zukire ismu allâhi

:

Allah’ýn ismi anýlan

5 - aleyhi

:

onun üzerine

6 - ve kad fassale

:

ve ayrý ayrý açýklamýþtý

7 - lekum

:

size

8 - mâ harreme

:

haram kýldýðý þey(ler)

9 - aleykum

:

size

:

hariç

10 - illâ

11 - madturirtum (ma idturirtum) :

darda kaldýðýnýz, mecbur kaldýðýnýz þey(ler)

12 - ileyhi

:

ona

13 - ve inne

:

ve muhakkak

14 - kesîren

:

çok

15 - le yudýllûne

:

gerçekten dalâlette býrakýyorlar

16 - bi ehvâi-him

:

kendi hevesleri ile

17 - bi gayri ilmin

:

bir ilim olmaksýzýn

18 - inne

:

muhakkak

347

347


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 119

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 144

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

19 - rabbe-ke

:

senin Rabbin

20 - huve

:

o

21 - a’lemu

:

en iyi bilir

22 - bi el mu’tedîne

:

haddi aþanlarý

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Allah’ýn yarattýðý insana, gene Allah’ýn yarattýðý gýda maddelerinin ulaþmasý, hayýrlý ve faydalý olmasý söz konusudur. Böyle bir dizaynda Allahû Tealâ, herkesin helâl ni’metlerden yemesini ister. Ýnsanlar hangi konu kötü, hangi konu iyi bilemezler. Bunun için, Allahû Tealâ’nýn yasaklarý ve serbest býraktýklarý vardýr. Özellikle yenilmesini istediði þeyler vardýr. Ýnsanlar, Kur’ân-ý Kerim indirildiði devrede öyle bir durum almýþlardýr ki; Allah’ýn serbest býraktýðý, yemeleri icap eden þeyleri yemeyip, yasak kýldýðý þeyleri yemeye devam ediyorlardý. Bu âyet, bu sebeple devreye girmiþtir. Allahû Tealâ bir defa daha hatýrlatmada bulunmaktadýr. Ýnsaný yaratan “Allah”, onun en iyi standartlarda yaþamasýný isteyen; “Allah”, onun yaþamasý için gerekli bütün gýda maddelerini yaratan gene; “Allah”, onlardan hangisinin insana en uygun olduðunu bilen tabiatýyla gene o yüce yaratýcýdýr. Ve diyor ki: “Daha da öteye geçiyorum, size emrediyorum! Domuz etini yemeyeceksiniz! Kaný akmayan hayvanýn etini yemeyeceksiniz! Ölü hayvanýn etini yemeyeceksiniz! Bunlarý size yasak ediyorum! Allah adýna kesilmeyen hayvanýn etini de yemeyeceksiniz!” Öyleyse boðazlanan, Allah’ýn adýna kesilmeyen, euzû besmeleyle kesilmeyen hayvanlar da biz müslümanlara haramdýr.

348

348


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 120

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 144

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

↔ω<∝Η⊕7! ⊕ !≠ ⎢↑ψ↔Ξ0≠≅↔∀ ↔: ϖ≠″∃ ≠↵! ↔η;≠≅↔1 ∼:↑∗↔) ↔: _↔Ω∀≠ ↔ ″:↔ϑ″Δ↑[↔, ↔ϖ″∃ ≠↵! ↔ Ψ↑ΑΚ≠″Υ↔< ↔ Ψ↑4Ι↔≠Β″Τ↔<

∼Ψ↑9≅↔6

Ve zerû zâhirel ismi ve bâtýnehu, innellezîne yeksibûnel isme se yuczevne bimâ kânû yakterifûn(yakterifûne).

ςε γ⎫ναη⎬ν α⎜⎬κτα ολαν⎬ν⎬ δα, γιζλι ολαν⎬ν⎬ δα τερκεδιν. Μυηακκακ κι; γ⎫ναη ι⎭λεψενλερ (καζανανλαρ), καζανδ⎬κλαρ⎬νδαν δολαψ⎬ ψακ⎬νδα χεζαλανδ⎬ρ⎬λαχακλαρ.

1 - ve zerû

:

ve terkedin

2 - zâhire el ismi

:

açýkta olan günahý

349

349


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 120

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 144

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

3 - ve bâtýne-hu

:

ve onun gizli olanýný

4 - inne ellezîne

:

muhakkak ki onlar

5 - yeksibûne el isme

:

günah kazanýyorlar

6 - se-yuczevne

:

yakýnda karþýlýk görecekler (cezalandýrýlacaklar)

7 - bi-mâ

:

...’den dolayý, sebebiyle

8 - kânû yakterifûne

:

kazanmýþ oldular

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Allahû Tealâ, günahlardan ve bunlarýn neticesinden bahsetmektedir. Kim günah iþlerse, günah iþlemesinin tabii neticesi olarak, Allahû Tealâ tarafýndan mutlaka bir cezalandýrma iþlemine tâbî tutulacaktýr. Öyleyse Allahû Tealâ’nýn dizayný budur. Günah iþleyenler, günahlarýnýn karþýlýðýnda mutlaka cezalandýrýlacaklardýr. Günahýn hemen arkasýndan Allahû Tealâ, fizik vücuda azap verir. Ruh da nefse azap verir. Bir beraberlik söz konusudur. Hem ruh nefsi azaplandýrýr, hem de fizik vücut azaplanýr. Kiþi iþlediði her günahýn arkasýndan bunun bedelini, mutlaka, hayattayken Allahû Tealâ’ya iki defa öder. Buradaki ceza ise cehennemdeki cezadýr.

350

350


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 121

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 144

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

↔: ←ψ″[↔ς↔2 ←ψ™ς7! ↑ϖ″,! ←η↔6″Η↑< ″ϖ↔7 _⊕Ω←8 ∼Ψ↑ς↑6″≅↔#

÷ ↔:

|⊆7←! ↔ Ψ↑&Ψ↑[↔7 ↔ω[∝0≅↔[⊕Λ7! ⊕ ←! ↔: ⎢°σ″Κ←Σ↔7 ↑ψ⊕9←! ″ϖ↑;Ψ↑Ω↑Β″Θ↔0↔! ″ ←! ↔: ⎣″ϖ↑6Ψ↑7←(≅↔Δ↑[←7 ″ϖ←Ζ←=≥≅↔[←7″:↔! 〉↔ Ψ↑6←Ι″Λ↑Ω↔7

″ϖ↑Υ⊕9←!

Ve lâ te’kulû mimmâ lem yuzkerismullâhî aleyhi ve innehu le fýsk(fýskun), ve inneþ þeyâtîne le yûhûne ilâ evliyâihim li yucâdilûkum ve in eta’tumûhum innekum le muþrikûn(muþrikûne).

ςε ⎫ζερινε Αλλαη’⎬ν ⇑σμι αν⎬λμαψαν ⎭εψλερδεν ψεμεψιν. ςε μυηακκακ κι ο, γερ⎜εκτεν φ⎬σκτ⎬ρ. ςε μυηακκακ κι ⎭εψτανλαρ, μυτλακα σιζινλε μ⎫χ®δελε ετμελερι ι⎜ιν δοστλαρ⎬να ελβεττε ϖαηψεδερλερ. ςε ⎭®ψετ ονλαρα ιταατ εδερσενιζ (υψαρσαν⎬ζ), μυτλακα σιζ μ⎫⎭ρικλερ ολυρσυνυζ. 351

351


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 121

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 144

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14

-

ve lâ te’kulû mimmâ (min mâ) lem yuzkeri ismu allâhi aleyhi ve inne-hu le fýskun ve inne eþ þeyâtîne le yûhûne ilâ evliyâi-him li yucâdilû-kum ve in eta’tumû-hum inne-kum le muþrikûne

: : : : : : : : : : : : : :

ve yemeyin o þeylerden Allah’ýn Ýsmi anýlmayan onun üzerine ve muhakkak ki o gerçekten fýsktýr ve muhakkak ki þeytanlar elbette vahyederler kendi dostlarýna sizinle mücâdele etmeleri için ve eðer, þâyet onlara itaat edersiniz muhakkak siz mutlaka müþrikler olursunuz

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Allahu Tealâ’nýn emrettiði standartlarýn dýþýna çýkanlar, bunlara itaat etmeyenlerle ayný standartlara girerler. Buna fýsk denir. “Onlar müþrik olduklarý için, putlara taptýklarý için, Allah’tan baþka Allah’lar edindikleri için onlara uyanlar da onlarýn seviyesine düþerler. Onlar gibi fýskta olurlar.” Fýsk müessesesi; bir insanýn devrin imamýnýn veya kendi ülkesindeki resûlün veya en alt seviyede bir nezirin Allah’a ulaþmayý dileme davetine icabet etmeme halidir. Bu sürede kiþi fasýk hüviyetindedir. Allahû Tealâ tarafýndan, fýska düþmüþ olarak kabul edilir. Burada ise Allahû Tealâ, farklý bir fýsk hüviyeti açýklamaktadýr. Eðer bir þeyi yerken besmeleyle yemezseniz o zaman siz de onu Allah için yememiþ olursunuz. Bir þeyler yediðiniz sürece, fýskta olanlarýn durumuna düþersiniz. Çünkü Ýslâm hüviyetindeki bir insanýn her yediðini, her içtiðini mutlaka besmeleyle yemesi ve içmesi lâzýmdýr. Allah’ýn genel anlamda söylediði; her ne yiyorsanýz mutlaka euzû besmeleyle yemenizdir.

352

352


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 122

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 144

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

∼→∗Ψ↑9 ↑ψ↔7 _↔Ξ″ς↔Θ↔% ↔: ↑ ≅↔Ξ″[↔[″&↔≅↔4 _→Β″[↔8 ↔ ≅↔6 ″ω↔8 ↔: ↔! ← ≅↔Ω↑ς∩Π7! |←4 ↑ψ↑ς↔Χ↔8 ″ω↔Ω↔6 ← ≅⊕Ξ7! |←4 ∝ψ←∀ |∝Λ″Ω↔< ↔ω±←< ↑+ ↔τ←7×Η↔6 ⎢_↔Ζ″Ξ←8 ↓ ←∗≅↔Φ←∀ ↔ϕ″[↔7 ↔ Ψ↑ς↔Ω″Θ↔< ∼Ψ↑9≅↔6 ≅↔8

↔ω<∝Ι←4≅↔Υ″ς←7

E ve men kâne meyten fe ahyeynâhu ve cealnâ lehu nûren yemþî bihî fîn nâsi ke men meseluhu fîz zulumâti leyse bi hâricin minhâ, kezâlike zuyyine lil kâfirîne mâ kânû ya’melûn(ya’melûne). ςε, ⎞λ⎫ ικεν (Αλλαη’α υλα⎭μαψ⎬ διλεμεμι⎭κεν), (ονα ον ικι ιησαν, ψεδι νι’μετ ϖερερεκ) διριλττιðιμιζ ϖε ινσανλαρ αρασ⎬νδα ονυνλα ψ⎫ρ⎫ψεχεðι νυρ ϖερδιðιμιζ κιμσε, καρανλ⎬κλαρ ι⎜ινδε ολυπ, ονδαν ⎜⎬καμαψαχακ κιμσε γιβι μιδιρ? Β⎞ψλεχε κ®φιρλερε, ψαπμ⎬⎭ ολδυκλαρ⎬ ⎭εψλερ σ⎫σλ⎫ γ⎞στεριλδι. 1 - e ve men 2 - kâne meyten

353

: ve o kiþi, kimse... mi? : ölmüþ olan, ölü iken

353


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 122

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 144

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18

-

fe ahyeynâ-hu ve cealnâ lehu nûren yemþî bi-hî fî en nâsi ke men meselu-hu fî ez zulumâti leyse bi-hâricin min-hâ kezâlike zuyyine li el kâfirîne mâ kânû ya’melûne

: : : : : : : : : : : : : : : :

böylece onu dirilttik ve kýldýk, yaptýk, verdik ona bir nur yürür onunla insanlar içinde, arasýnda o kimse gibi onun meselesi, durumu karanlýklar içinde çýkacak deðil, çýkamayacak olan ondan, oradan iþte böyle, böylece süslü, güzel gösterildi kâfirlere yapmýþ olduklarý þeyler

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Allahû Tealâ: “Onlar saðýrdýrlar, dilsizdirler, kördürler, bakarlar ama görmezler. Onlar týpký mezardaki ölüler gibidirler. Sen onlara iþittiremezsin.” buyuruyor. Burada Allahû Tealâ’nýn koyduðu genel dizayn þudur. Allah, ölü olan bu kiþilerden birisini seçer ve ona yardýmcý olur. Allah’ýn kiþinin etrafýnda vücuda getirdiði olaylarla, o kiþi Allah’a ulaþmayý dilemesi lâzým geldiðini idrak eder. Ve Allah’ýn yardýmýyla kiþi, Allah’a ulaþmayý diler. Dilediði anda “diri” olmamýþtýr, hâlâ ölüdür. Allahû Tealâ, Rahmân esmasýyla tecelliye baþlar. Allah’a ulaþma davetine icabet etmeyip, davetten ve davetçiden yüz çeviren kiþinin Allah, hassalarýna engel koymuþtur.

354

354


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 122

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 144

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

Görme hassasýna gýþavet çeker, iþitme hassasýný mühürler ve kalbinin idrak hassasýný mühürler. Allah’a ulaþmayý dileme davetine icabet etmemekle kalmayýp, davetçi ile mücâdele edenlerin organlarýna Allah engel koymuþtur. Allah’a ulaþmayý dileyen kiþinin Allah, gözlerindeki hicab-ý mestureyi, kulaklarýndaki vakrayý ve kalbindeki ekinneti kaldýrýr. Allah’a ulaþma davetine icabet etmemekle kalmayýp, baþkalarýnýn da dalâlette kalmalarýna sebep olanlarýn Allah hem hassalarýna, hem de organlarýna engeller koyar. Bu kiþiler Allah’a ulaþmayý dilediklerinde toplam altý tane engeli Allah kaldýrýr ve idraki saðlayan ihbat müessesesini koyar. Kiþi idrak eder. Artýk kiþi görür, iþitir ve akleder, idrak eder. Ýþte bu kiþi, artýk ölü deðildir. Mezardaki ölüler, dünyada olanlarýn yaptýklarýný nasýl görmezlerse, duymazlarsa, bilmezlerse, Allah, bu insanlarý da onlar gibi ölü kabul ediyor. Allahû Tealâ: “Ýnsanlar arasýnda onunla yürüyeceði bir nur verdiðimiz kiþi.” cümlesi iki mânâyý birden ihtiva eder. Fazl, rahmet ve salâvât üç grup nuru temsil eder. Kiþinin baþýnýn üzerine devrin imamýnýn ruhu geldikten sonra ancak Allahû Tealâ, o kiþinin kalbine îmâný yazar. Îmân kelimesi aslýnda bir nurdur, tezyin edici bir nurdur. Çekim gücünün sahibidir. Ve bu îmân kelimesinin nurunun çekimiyle, fazýllar “îmân” kelimesinin etrafýnda toplanmaya baþlar. Bu, nur toplanmasýdýr. O kiþi Allah’a göre baþkalarýndan farklý bir insandýr. Onun kalbinde, o kiþi baþkalarýyla beraber olduðu zaman onu, baþkalarýndan ayýran nur vardýr. Îmân kelimesinin nurundan ve fazýllarýn nurundan farklý olarak bir baþka nur daha vardýr; devrin imamýnýn ruhu. Öyleyse Allahû Tealâ’nýn kendilerine nur verdiði insanlar, üç ayrý cepheden nurlanmýþ durumdadýrlar. 1- Kalplerindeki îmân kelimesi bir nurdur. 2- Îmân kelimesinin çekim gücüne kapýlan fazýllar, bir nurdur. 3- O kiþinin baþýnýn üzerinde yer alan devrin imamýnýn ruhu da Allahû Tealâ tarafýndan bir nur olarak deðerlendirilir.

355

355


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 122

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 144

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

Peygamber Efendimiz (S.A.V) ve Kur’ân-ý Kerim için de Allahû Tealâ “nur” adýný kullanmaktadýr. Öyleyse nur, Kur’ân-ý Kerim’de ayrý ayrý mânâlarda kullanýlmýþ bir kelimedir. Ne zaman ki; Allah’ýn verdiði on iki ihsanla mürþidimize tâbî oluruz, o zaman biz, bir diriyiz ve ayrýca nurumuz da vardýr: 1- Baþýmýzýn üzerinde devrin imamýnýn ruhu 2- Kalbimizdeki “îmân” kelimesi 3- Kalbimizde ancak ondan sonra toplanmaya baþlayan fazýllar Burada Allahû Tealâ bir baþka konuya daha girmiþtir. Allah’a ulaþmayý dilemeyen kiþiler, Allah’a göre ölülerdir. Allah’a ulaþmayý dileyen kiþiler Allah’ýn ölü iken dirilttiði kiþilerdir. Allah’a ulaþmayý diledikleri zaman, daha önce gözlerine, kulaklarýna ve kalbine engel konulan bu kiþilerin engelleri Allah tarafýndan kaldýrýlýr. Yani furkanlar verilir. Furkanlarý alan kiþi ölü iken dirilen kiþidir. Çünkü artýk kendisine ulaþan nezir- mürþid ya da resûlün, Allah’a ulaþma davetine icabet etmiþtir. Allahû Tealâ daha da öteye geçiyor, o kiþiye nur verdiðini buyuruyor. Yani kiþi Allah’ýn kendisi için tayin ettiði mürþide 12 ihsanla ulaþýp, tâbî olmuþtur ve baþýnýn üzerine Devrin imamýnýn ruhu bir nur olarak gelip yerleþmiþtir. Karanlýklar içinde bocalayan kiþilerin kâfirler olduðunu söylüyor. Allah’ýn nur verdiði, kalbinin içine Allah’ýn nurunun girmiþ olduðu kiþi evvelâ “îmân” kelimesinin girmiþ olduðu kiþidir. “Küfür” kelimesi karanlýklarý temsil eder ve karanlýklarý kendisine çeker. Kiþi, mürþidine tâbî olduðu güne kadar kalbinin içinde küfür kelimesi yazýlýdýr. Karanlýklarýn kalpte daha çok konsantre olmasýný temin eden, “küfür” kelimesinin çekim gücüdür. Allahû Tealâ, mürþidimize ulaþýp, tövbe edip, devrin imamýnýn ruhu baþýmýzýn üzerine geldiði noktadan sonra: 58/MUCÂDELE-22: Lâ tecidu kavmen yu’minûne billâhi vel yevmil âhýri yuvâddûne men hâddallâhe ve resûlehu ve lev kânû âbâehum ev ebnâehum ev ihvânehum ev aþîretehum, ulâike ketebe fî kulûbihimul îmâne ve eyyedehum bi rûhin minhu, ve yudhýluhum cennâtin tecrî min tahtihel enhâru hâlidîne fîhâ, radýyallâhu anhum ve radû anhu, ulâike hýzbullâh(hýzbullâhi), e lâ inne hýzballâhi humul muflihûn(muflihûne).

356

356


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 122

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 144

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

Allah’a ve âhiret gününe (ölmeden önce Allah’a ulaþmaya) îmân eden bir kavmi, Allah’a ve O’nun Resûl’üne karþý gelenlere muhabbet duyar bulamazsýn. Ve onlarýn babalarý, oðullarý, kardeþleri veya kendi aþiretleri olsa bile. Ýþte onlar ki, (Allah) onlarýn kalplerinin içine îmâný yazdý. Ve onlarý, Kendinden bir ruh ile destekledi (orada eðitilmiþ olan, devrin imamýnýn ruhu onlarýn baþlarýnýn üzerine yerleþir). Ve onlarý, altýndan nehirler akan cennetlere dahil edecek. Onlar orada ebediyyen kalacak olanlardýr. Allah, onlardan razý oldu. Ve onlar da O’ndan (Allah’tan) razý oldular. Ýþte onlar, Allah’ýn taraftarlarýdýr. Gerçekten Allah’ýn taraftarlarý, onlar, felâha erenler deðil mi? Ne zaman ki kalbimizin mührünü açar, o zaman kalbimizin içindeki “küfür” kelimesini dýþarý atar ve karanlýklarýn çekim alaný yok olur. Kalbimize “îmân” kelimesini bir nur olarak yazar. Bu kelimenin çekim gücü sebebiyle Allah’ýn nurlarý, fazýllar “îmân” kelimesinin etrafýnda toplanmaya baþlarlar. Ve bu nur, kalplerinde îmân nuru bulunmayan ve kalplerinde bu îmân kelimesinin oluþturduðu fazýl bulunmayan insanlardan, kiþiyi ayýrýr. Onlar, kalplerinde küfür kelimesi bulunan kâfirlerdir. Bu âyet tek baþýna “nurun sahiplerinin kâfir olmadýklarýný” ifade etmektedir. Burada küfür kelimesinin o kalpte bulunduðunun kesin iþareti vardýr. Eðer bir insanýn kalbinde küfür kelimesi varsa o kalp mühürlüdür. 2/BAKARA-6: Ýnnellezîne keferû sevâun aleyhim e enzertehum em lem tunzirhum lâ yu’minûn(yu’minûne). Onlar muhakkak ki kâfirdirler. Onlarý ikaz etsen de etmesen de onlar için eþittir, onlar mü’min olmazlar. 2/BAKARA-7: Hatemallâhu alâ kulûbihim ve alâ sem’ýhim, ve alâ ebsârihim gýþâveh(gýþâvetun), ve lehum azâbun azîm(azîmun). Allah onlarýn kalplerinin üzerini ve iþitme (sem’î) hassasýnýn üzerini mühürledi ve görme (basar) hassasýnýn üzerine gýþavet (perde) çekti. Onlar için azîm (büyük) bir azap vardýr.

357

357


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 122

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 144

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

Bütün kâfirlerin kalpleri mühürlüdür. Allahû Tealâ burada ikinci bir ayýrým yapýyor: Karanlýk olan kalpler; aydýnlýk olan kalpler. Karanlýk olan kalpler, kâfirlerin kalpleridir. Çünkü “küfür” kelimesi karanlýklarý kendisine çeken bir gücün, çekim kuvvetinin sahibidir. “îmân” kelimesi nurlarý kendisine çeken bir gücün, çekim kuvvetinin, atraksiyonun, atraktiv bir gücün sahibidir. Onun çekim gücüyle, kalbindeki yedi þart tamamlanmýþ olan, kalbinden ekinnet alýnmýþ, yerine ihbat konulmuþ kalbin nur kapýsý Allah’a döndürülmüþ ve göðsünden kalbine yol açýlmýþ, kalbinin mührü açýlmýþ, içindeki küfür kelimesi alýnmýþ ve kalbinin içine îmân yazýlmýþ kiþinin kalbine Allahû Tealâ’nýn nurlarý girer. Bu noktadan sonra zikir yapan kiþinin göðsüne, oradan kalbine rahmet, fazl ve salâvât partikülleri gelir ve mührü kalbin alt boyutuna indirir. O mühür, zülmanî kapýyý mühürler. Yukarýdaki Rabbani kapýdansa rahmet, fazl, salâvât, üç ayrý nur girer. Bunlardan fazýllar, nefsin kalbine girip yerleþir. Ýþte bu nur, o kiþinin baþkalarýndan farklý bir nura sahip olduðunun kesin iþaretini taþýr. Bu nuru vücuda getiren, orada kalmasýný temin edense kalpteki bir baþka nurdur; “îmân kelimesi.” Küfür kelimesi karanlýðý temsil eden bir karanlýk yazýdýr. Îmân kelimesi nuru temsil eden kalbe Allahû Tealâ’nýn yazdýðý bir nurlu yazýdýr. Bu sebeple îmân kelimesinin bir nur olduðunu ifade etmesi sadedinde adýna “îmân nuru” denmektedir. Ayrýca kalbe yazýlan îmân kelimesi, fazýllarý etrafýnda biriktirecektir. Biriken nurlar, nur olmanýn tabii neticesi olarak kalbi aydýnlatacaktýr. O kiþiye Allahû Tealâ yürümesi için, Allah’a doðru yürümesi için, ruhunun Allah’a ulaþmasý için bir nur vermiþtir. Karanlýkta olan insanlarýn içinde o bir meþaledir, o bir nurdur. Ve Allah’a gidebilenler, sadece o nurun sahipleridir. Bir tek âyette Allahû Tealâ, çok þey söylemektedir. Bir defa kâfirlerin karanlýkta olduklarý kesinlik kazanýyor. Kâfir olmayanlar, mü’min olanlar ancak nurun sahipleridir. Kendisine nur verilenler, kâfirler deðildir. Allahû Tealâ “Kâfirlere yaptýklarý süslü gösterilir.” diyor. Kendilerine yaptýklarý süslü gösterilmeyenlerse, mü’minlerdir. Onlar, kalplerinde nur olanlardýr.

358

358


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 123

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 144

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

_↔Ζ[∝8←Ι″Δ↑8 ↔η←∀≅↔6↔! ↓}↔<″Ι↔5 ←±υ↑6 |∝4 _↔Ξ″ς↔Θ↔% τ ↔ ←7×Η↔6 ↔: ® ←! ↔ :↑Ι↑Υ″Ω↔< _↔8 ↔: ⎢_↔Ζ[∝4 ∼:↑Ι↑Υ″Ω↔[←7 ↔ :↑Ι↑Θ″Λ↔< _↔8 ↔: ″ϖ←Ζ←Κ↑Σ″9↔≅←∀ Ve kezâlike cealnâ fî kulli karyetin ekâbire mucrimîhâ li yemkurû fîhâ, ve mâ yemkurûne illâ bi enfusihim ve mâ yeþ’urûn(yeþ’urûne).

ςε ι⎭τε β⎞ψλεχε, ηερ κασαβαδα (⎭εηιρδε), ονυν μ⎫χριμλερινι (γ⎫ναη ι⎭λεψενλερινι), οραδα σαητεκ®ρλ⎬κ (ηιλε) ψαπμαλαρ⎬ ι⎜ιν λιδερλερ ψαπτ⎬κ. Κενδιλερινδεν βα⎭κασ⎬ν⎬ αλδαταμαζλαρ ϖε ονλαρ φαρκ⎬νδα δεðιλλερ. 359

359


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 123

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 144

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

1 - ve kezâlike

:

ve iþte böylece

2 - cealnâ

:

kýldýk, yaptýk

3 - fî kulli karyetin

:

her kasabada, þehirde

4 - ekâbire

:

önde gelenler, liderler

5 - mucrimî-hâ

:

onun günahkârlarý

6 - li yemkurû

:

hile yapsýnlar diye (yapmalarý için)

7 - fî hâ

:

orada

8 - ve mâ yemkurûne

:

ve hile yapamazlar, aldatamazlar

9 - illâ

:

ancak, ...’den baþka

10 - bi enfusi-him

:

kendilerini

11 - ve mâ yeþ’urûne

:

ve bunun þuuruna varmazlar, farkýnda deðiller

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Bütün dünyada, her yerde, insanlýk tarihi boyunca mücrimler, cürüm iþleyecek olanlar, dostlarýný seçerler. Onlar, birbirlerine dayalý olarak, cürüm aðlarýný kurarlar. Allahû Tealâ, burada son derece açýk olarak, her kasabada, her þehirde, her ülkede mücrimleri, ekâbir, önde gelenler yaptýðýný söylüyor. Ekâbir hep, hile yapanlardan oluþmuþtur. Allahû Tealâ, onlarýn

360

360


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 123

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 144

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

kendilerini aldatmasý ve baþka insanlara zulüm yapýlmasý söz konusu olduðu için böyle yapmalarýna müsaade ediyor. Bu âyet-i kerime, bu konuda çok önemli bir konuya dokunuyor. Her ülkede ekâbir, büyükler, genel çerçeve içinde hep hile yapmaya yönelik kiþilerdir. Ve hilelerini rahatlýkla yapabilmeleri için Allahû Tealâ, onlara zemin hazýrlar. Aslýnda yaptýklarý kendilerinden baþkasýna bir zarar vermez. Birçok insan sadece bu dünya var zanneder. Dünya hayatý, asýl yaþanacak sonsuz hayatýn yanýnda bir hiçtir. Burada size yapýlan zulüm, iþkence, haksýzlýk þu dünyanýn geçici bir metaýdýr. Ama kýyâmet gününden sonraki o sonsuz hayatta burada yapýlan zulmün sonsuz katý onlara ödettirilecektir. Þu dünyayý herþey zannedenler, bu dünyada yaptýklarýnýn karþýlýðýný binlerce, milyonlarca, sonsuz kat olarak mutlaka orada ödeyeceklerdir. Buradaki hayatý, 200 yýl yaþadýðýnýzý varsayalým, orada 200 trilyon belki 200 katrilyon yýl yaþayacaksýnýz. Sonsuz hayatýn sahibi olacaksýnýz; ya zulüm yapanlardan olacaksýnýz; ekâbirden olacaksýnýz ya da zulüm görenlerden olacaksýnýz; halk olacaksýnýz. Birinde Allah’ýn cennetlerinde, diðerinde cehenneminde olursunuz. Ýþte bu dünyanýn geçici metaýna aldanýp da, bu dünyada bir mevkii sahibi olan kuvvetin sahipleri, bu sebeple hep aldanmýþlardýr, hep baþkalarýna zulmetmiþlerdir. Ama zalimlerin cezasýný Allah verir, Allah’ýn intikamý korkunç olur. Zulüm sonsuza kadar devam etmez. Mutlaka zulmün sonu gelir.

361

361


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 124

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 144

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

|×#⊂Ψ↑9 |×±Β&÷ ↔ω←8⊂Ψ↑9 ″ω↔7 ∼Ψ↑7≅↔5 °}↔<×∼ ″ϖ↑Ζ″#↔ ≥≅↔% ∼↔)←! :↔ ↑β″[↔& ↑ϖ↔ς″2↔! ↑ψ™ς7↔! ⎢←ψ™ς7! ↑υ↑,↑∗ ↔|←#:↑! ≥_↔8 ↔υ″Χ←8 ∼Ψ↑8↔Ι″%↔! ↔ω<∝Η⊕7! ↑⎯[∝Μ↑[↔, ⎢↑ψ↔Β↔7≅↔,←∗ ↑υ↔Θ″Δ↔< °φ<∝Γ↔− ° ↔Η↔2 ↔: ←ψ™ς7! ↔φ″Ξ←2 ° ≅↔Ρ↔. ↔ :↑Ι↑Υ″Ω↔< ∼Ψ↑9≅↔6 _↔Ω←∀ Ve izâ câethum âyetun kâlû len nu’mine hattâ nu’tâ misle mâ ûtiye rusulullâh(rusulullâhi), allâhu a’lemu haysu yec’alu risâletehu, se yusîbullezîne ecremû sagârun indallâhi ve azâbun þedîdun bimâ kânû yemkurûn(yemkurûne). 362

362


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 124

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 144

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

ςε ονλαρα βιρ ®ψετ γελδιðι ζαμαν: “Αλλαη’⎬ν ρεσ⎦λλερινε ϖεριλεν ⎭εψιν αψν⎬σ⎬ βιζε δε ϖεριλμεδικ⎜ε (ϖεριλινχεψε καδαρ) ασλα ινανμαψ⎬ζ.” δεδιλερ. Ρισαλετινι κιμε ϖερεχεðινι Αλλαη, εν ιψι βιλενδιρ. Χ⎫ρ⎫μ ι⎭λεψεν (γ⎫ναη ι⎭λεψεν) κιμσελερε, ψαπμ⎬⎭ ολδυκλαρ⎬ σαητεκ®ρλ⎬κλαρ σεβεβιψλε ψακ⎬νδα Αλλαη’⎬ν ηυζυρυνδα βιρ ζιλλετ (α⎭αð⎬λανμα) ϖε “⎭ιδδετλι αζαπ” ισαβετ εδεχεκτιρ (γελεχεκτιρ).

1 - ve izâ

:

ve, olduðu zaman

2 - câet-hum

:

onlara geldi

3 - âyetun

:

bir âyet

4 - kâlû

:

dediler

5 - len nu’mine

:

asla îmân etmeyiz

6 - hattâ

:

oluncaya kadar, ... olmadýkça

7 - nu’tâ

:

bize verilsin

8 - misle

:

gibi, aynýsý

9 - mâ ûtiye

:

verilen þey

10 - rusulu allâhi

:

Allah’ýn elçileri, resûlleri

11 - allâhu

:

Allah

12 - a’lemu

:

en iyi (çok iyi) bilir

13 - haysu

:

hangisine, kime

14 - yec’alu

:

yapar, kýlar, verir

15 - risâlete-hu

:

risaletini, elçiliðini

16 - se yusîbu ellezîne

:

yakýnda isabet edecek ki onlar

17 - ecremû

:

cürüm iþlediler, günah iþlediler

363

363


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 124

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 144

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

18 - sagârun

:

küçüklük, zelillik, aþaðýlýk, zillet

19 - inde allâhi

:

Allah’ýn yanýnda, huzurunda

20 - ve azâbun

:

ve bir azap

21 - þedîdun

:

þiddetli

22 - bi-mâ

:

...’den dolayý, sebebiyle

23 - kânû yemkurûne

:

hile, sahtekârlýk yapmýþ oldular

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Allahû Tealâ her devirde, insanlarý mutlu etmek için resûller beas eder, vazifeli kýlar. Eðer onlara, herhangi bir devirde Allahû Tealâ âyetler verirse, bu verdiði âyetlerin aynýsý kendilerine gelmedikçe “Biz o âyetlere îmân etmeyiz.” derler. Ýnsanlarýn inanmamalarý sadece onlarýn Allah’ýn katýnda azap çekmelerine sebebiyet verir, kaybeden onlardýr. Ýnanmayan, inanmaz ama inanmadýðý zaman bunun sonucuna da hak kazanýr. Bir insan, Allah’ýn âyetlerine îmân etmezse elbette o âyetlerin gereðini yerine getirmeyecektir. Yerine getirmiyorsa, kendisine gerekli olmadýðýný düþünüyorsa, o zaman böyle bir dizaynda o sadece kaybedenlerden olur. Çünkü Allah’ýn farzlarýný gerçekleþtirmeyecektir. Meselâ Allah’a ulaþmayý dilemeyecektir ve gideceði yeri kendisi seçmiþ olacaktýr: “Cehennem” Allah, dilediðini resûl olarak seçer. Seçim için kimseye sormaz. Ýnsanlar hep Allah’ýn seçtiði resûllerin eþraftan, ileri gelenlerden olmadýðýný ve ileri gelenlerin aslýnda mekir sahipleri mücrimler, günahkârlar olduðunu genel anlamýyla bilmezler. Bu insanlar, inanmadýklarý zaman kendilerine ne kadar büyük bir kötülük yaptýklarýný bilmeden bu dünyadan bir gün gideceklerdir. Ve gidecekleri yer cehennemdir. Üstelik bu insanlar, bu dünyada da mutluluðu hiçbir þekilde yaþamamýþ olacaklardýr.

364

364


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 125

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 145

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

↑ ↔∗″Γ↔. ″ ↔Ι″Λ↔< ↑ψ↔<←Γ″Ζ↔< ″ ↔! ↑ψ™ς7! ← ←Ι↑< ″ω↔Ω↔4 ″υ↔Θ″Δ↔< ↑ψ⊕ς←Ν↑< ″ ↔! ″ ←Ι↑< ″ω↔8 ↔: ⎣← ÷″,← ↵←7 ↑φ⊕Θ⊕Μ↔< _↔Ω⊕9↔≅↔6 _→%↔Ι↔& _→Τ←±[↔/ ↑ ↔∗″Γ↔. ↔ϕ″%←±Ι7! ↑ψ™ς7! ↑υ↔Θ″Δ↔< ↔τ←7×Η↔6 ⎢← ≥≅↔Ω⊕Κ7! |←4 ↔ Ψ↑Ξ←8⊂Ψ↑<

÷ ↔ω<∝Η⊕7! |↔ς↔2

Fe men yuridillâhu en yehdiyehu yeþrah sadrehu lil islâm(islâmi), ve men yurid en yudýllehu yec’al sadrehu dayyikan haracen, ke ennemâ yassa’adu fîs semâi, kezâlike yec’alûllâhur ricse alâllezîne lâ yu’minûn(yu’minûne). 365

365


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 125

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 145

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

Αρτ⎬κ Αλλαη κιμι ηιδαψετε ερδιρμεψι διλερσε, ονυν γ⎞ðσ⎫ν⎫ ⇑σλ®μ’α (τεσλιμε) α⎜αρ. Κιμι δαλ®λεττε β⎬ρακμαψ⎬ διλερσε, ονυν γ⎞ðσ⎫ν⎫ σεμ®δα ψ⎫κσελιψορμυ⎭ γιβι δαραλμ⎬⎭, σ⎬κ⎬ντ⎬λ⎬ ψαπαρ. Β⎞ψλεχε Αλλαη, ⎩μ®ν ετμεψενλεριν ⎫ζερινε αζαπ (γ⎫⎜λ⎫κ) ϖεριρ. 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21

366

-

fe men yuridi allâhu en yehdiye-hu yeþrah sadre-hu li el islâmi ve men yurid en yudýlle-hu yec’al sadre-hu dayyikan haracen ke ennemâ yassa’adu fî es semâi kezâlike yec’alû allâhu er ricse alâ ellezîne lâ yu’minûne

: : : : : : : : : : : : : : : : : : : : :

artýk kim(i) Allah diler onu hidayete erdirmek yarar, açar onun göðsünü Ýslâm’a, teslime ve kimi diler onu dalâlette býrakmak kýlar, yapar onun göðsünü dar, daralmýþ sýkýntýlý sanki, gibi (nefesi daralýr bir þekilde) yükseliyor semâda iþte böyle, böylece Allah kýlar, yapar pislik, azap, ceza onlarýn üzerine îmân etmezler

366


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 125

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 145

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Burada önemli bir olgu vardýr: “Allah’ýn dilemesi” Allah’ýn hidayete erdirmeyi dilediði kiþiler vardýr, dilemediði kiþiler vardýr. Ýnsanlar olaylarý yaþar ve olaylardan müspet veya menfi sonuçlar çýkarýrlar. Olaylarý yaþadýklarý zaman baþka insanlarýn hidayet üzere olmasýna mani olmayan yani onlarýn dalâlette kalmasýný saðlayacak kötü niyetli bir hareket halinde olmayanlarý Allah seçer ve 2. basamaða ulaþtýrýr. Bu basamaktaki kiþi eðer Allah’a ulaþmayý dilerse 3. basamaða geçer ve bundan sonraki basamaklarý yaþayabilecek ehliyetin sahibi olur. Olgular dizisine baktýðýmýz zaman Allahû Tealâ’nýn kiþiyi seçtiðini, onu karar arifesine getirdiðini, kararýný Allah’a ulaþmayý dilemek istikametinde vermesi için ona birçok þeyler gösterdiðini, etrafýndaki olaylarla ispat ettiðini görürüz. Ve kiþi, Allah’ýn kendisinden beklediði þeyi yaparak Allah’a ulaþmayý diler. Allahû Tealâ bu âyette iki nevi insandan bahsediyor: “Kimi de dalalette býrakmayý dilerse onlarýn da göðsünü açmaz. Onlarý, göðüsleri sýkýþarak, nefes alamaz bir þekilde göðe yükseliyormuþ gibi hissettirir. Bu, azaplý bir yükseliþtir.” Allah’ýn dalâlette býrakmayý dilemesinin nedeni bu kiþilerin Allah’a ulaþmayý dilememeleridir. Yani biz neyi dilesek Allah da bizim için onu diliyor. Burada kesin bir olgu vardýr. Allah’ýn, Allah’a ulaþtýrmayý dilediði insanlarýn varlýðý ortaya çýkýyor. Kim Allah’a ulaþmayý dilerse, Allah da onu Kendisine ulaþtýrmayý diler. Bir insan Allah’a ulaþmayý dilemezse gideceði yer cehennem olur. 10/YÛNUS-7: Ýnnellezîne lâ yercûne likâenâ ve radû bil hayâtid dunyâ vatme'ennû bihâ vellezîne hum an âyâtinâ gâfilûn(gâfilûne). Muhakkak ki onlar, Bize ulaþmayý (hayatta iken ruhlarýný Allah’a ulaþtýrmayý) dilemezler. Dünya hayatýndan razý olmuþlardýr ve onunla doyuma ulaþmýþlardýr ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardýr.

367

367


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 125

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 145

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

10/YÛNUS-8: Ulâike me'vâhumun nâru bimâ kânû yeksibûn(yeksibûne). Ýþte onlarýn kazandýklarý (dereceler) gereðince varacaklarý yer ateþtir (cehennemdir). Kim Allah’a ulaþmayý dilerse, Allah’ýn tayin ettiði o gün mutlaka gelecektir. 29/ANKEBÛT-5: Men kâne yercû likâallâhi fe inne ecelallâhi leât(leâtin), ve huves semîul alîm(alîmu). Kim Allah’a mülâki olmayý (hayattayken Allah’a ulaþmayý) dilerse, o taktirde muhakkak ki Allah’ýn tayin ettiði zaman mutlaka gelecektir (ruhu mutlaka hayattayken Allah’a ulaþacaktýr). Ve O, en iyi iþiten, en iyi bilendir. Allah, o kiþiyi mutlaka Kendisine ulaþtýracaktýr. Allahû Tealâ garanti veriyor. Ve Allah’ýn kiþiyi cennetine ulaþtýracaðý da kesindir. 89/FECR-27: Yâ eyyetuhen nefsul mutmainneh(mutmainnetu). Ey mutmain olan nefs! 89/FECR-28: Ýrciî ilâ rabbiki râdýyeten mardýyyeh(mardýyyeten). Rabbine dön (Allah’tan) razý olarak ve Allah’ýn rýzasýný kazanmýþ olarak! 89/FECR-29: Fedhulî fî ibâdî. (Ey fizik vücut!) O zaman, (nefsini tezkiye ettiðin ve ruhunu Allah’a ulaþtýrdýðýn zaman Bana kul olursun) kullarýmýn arasýna gir. 89/FECR-30: Vedhulî cennetî. Ve cennetime gir. Burada Allahû Tealâ’nýn Allah’a ulaþtýrmayý dilediði kiþinin göðsünü, Ýslâm’a açtýðý kesin-

368

368


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 125

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 145

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

lik kazanmaktadýr. Allah, kiþinin göðsünü þerheder, yarar ve Ýslâm’a hazýrlar. Allahû Tealâ, onun kalbindeki nur kapýsýný Allah’a çevirdikten sonra kiþi zikir yapmaya baþlarsa Allah’tan gelen rahmetle fazl, o kiþinin göðsüne geldiðinde göðsünden kalbine ulaþmasý için, Allah kiþinin göðsünü þerheder, yarar ve göðsünden kalbine bir nur yolu açar. 39/ZUMER-22: E fe men þerehallâhu sadrehu lil islâmi fe huve alâ nûrin min rabbih(rabbihi), fe veylun lil kâsiyeti kulûbuhum min zikrillâh(zikrillâhi), ulâike fî dalâlin mubîn(mubînin). Allah kimin göðsünü Ýslâm için (Allah’a teslim için) yarmýþsa artýk o, Rabbinden bir nur üzere olur. Allah’ýn zikrinden kalpleri kasiyet baðlayanlarýn vay haline! Ýþte onlar, apaçýk dalâlettedirler. Nurlarýn kiþinin kalbine ulaþýp, kalbinin içinde yerleþmesi ve parýldamaya baþlamasý ve “îmân” kelimesinin etrafýnda fazýllarýn toplanmasý lâzýmdýr. Böylece nefsin afetleri, fazýllarýn toplanmasý oranýnda yok olur. Allahû Tealâ buna “nefs tezkiyesi” diyor. Göðsünden kalbine açtýðý bu nur yolunu da veriyor: “Hiç kalpleri kapkaranlýk olan, kasiyet baðlamýþ insanlarýn kalbi, göðüslerinden kalplerine yol açýlanlar gibi olur mu?” buyuruyor. Sadece Allah’ýn göðüslerinden kalplerine yol açtýðý, göðüslerini Allah’ýn þerhettiði kiþilerin kalplerine Allah’ýn nuru ulaþabilir. Öyleyse bu âyet-i kerimede, Allah kiþinin göðsünden kalbine nur yolunu açar ve kiþi zikir yapýnca açýlan bu nur yolundan Allah’ýn nurlarý gelir. Kiþinin göðsüne açýlmýþ olan þifreli yolu takip ederek kiþinin kalbine ulaþýr ama kalbine giremez. Çünkü bu kademede kiþinin kalbi henüz mühürlüdür. Mühür açýlmamýþtýr ama rahmet hafif bir þekilde içeriye sýzabilir; fazýllarsa hiç giremez. Ýþte bu rahmetin %2 çevresinde o kiþinin kalbine sýzmasý halinde kiþi huþû sahibi olur. Burada Allahû Tealâ’nýn Allah’a ulaþtýrmayý dilediði kiþilerin varlýðý kesinlik kazanýyor. Öyleyse Allah’ýn dilemediði kiþiler de var. Allah’a ulaþmayý dilemeyen kiþileri, Allah da Kendisine ulaþtýrmayý dilemez. Böyle bir dizaynda, Allahû Tealâ’nýn Kendine ulaþtýrmayý dilemediði insanlarýn varlýðý da kesindir.

369

369


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 126

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 145

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

″φ↔5 ⎢_→Ω[∝Τ↔Β″Κ↑8 ↔τ←±∀∗÷ ↑ !↔Ι←. ∼↔Η×; ↔: ↔ :↑Ι⊕6⊕Η↔<

↓ ″Ψ↔Τ←7 ← ≅↔<× ↵! _↔Ξ″ς⊕Μ↔4

Ve hâzâ sýrâtu rabbike mustekîm(mustekîmen), kad fassalnâl âyâti li kavmin yezzekkerûn(yezzekkerûne). ςε βυ, σενιν Ραββινε ψ⎞νλενδιριλμι⎭ ψολδυρ. (Αλλαη’α γ⎞τ⎫ρεν ψολδυρ). Τεζεκκ⎫ρ εδεν βιρ καϖιμ ι⎜ιν ®ψετλερι αψρ⎬ αψρ⎬ α⎜⎬κλαμ⎬⎭τ⎬κ. 1 2 3 4 5 6 7

-

ve hâzâ sýrâtu rabbi-ke mustekîmen kad fassalnâ el âyâti li kavmin yezzekkerûne

: : : : : : :

ve bu senin Rabbinin yolu istikametlenmiþ, yönlendirilmiþ (Allah’a götüren) ayrý ayrý açýklamýþtýk, açýkladýk âyetler bir kavim (topluluk) için tezekkür ediyorlar

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Allahû Tealâ burada “müstekîme” kelimesiyle; istikameti Allah olan, Allah’a istikametli, Allah’a doðru dizayn edilmiþ, yola ulaþaný mutlaka Allah’a ulaþtýracak olan bir yolu, Allah’a ulaþtýran bir yolu kastetmektedir.

370

370


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 127

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 145

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

↔ξ↑; ↔: ″ϖ←Ζ←±∀∗÷ ↔φ″Ξ←2 ← ÷⊕Κ7! ↑ !↔( ″ϖ↑Ζ↔7 ↔ Ψ↑ς↔Ω″Θ↔< ∼Ψ↑9≅↔6 _↔Ω←∀ ″ϖ↑Ζ∩[←7↔: Lehum dârus selâmi inde rabbihim ve huve veliyyuhum bimâ kânû ya’melûn(ya’melûne).

Ονλαρ ι⎜ιν Ραβ’λερινιν κατ⎬νδα σελ®μ ψυρδυ (τεσλιμ ψυρδυ) ϖαρδ⎬ρ. ςε Ο (Αλλαη), ψαπμ⎬⎭ ολδυκλαρ⎬νδαν δολαψ⎬, ονλαρ⎬ν δοστυδυρ.

1 2 1 3 4 5

371

-

lehum dâru lehum es selâmi inde rabbi-him

: : : : : :

onlar için vardýr, onlarýndýr diyar, yurt onlar için vardýr, onlarýndýr selâm, selâmet, teslim katýnda, yanýnda onlarýn Rabbi, Rab’leri

371


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 127

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 145

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

6 7 8 9

-

ve huve veliyyu-hum bi-mâ kânû ya’melûne

: : : :

ve O onlarýn velîsi, dostu ...’den dolayý, sebebiyle yapmýþ oldular

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Bu âyet, Kur’ân-ý Kerim’de önemli bir yer alýr. Allah’ýn huzurunda olan teslim yurdu, Kur’ân-ý Kerim’de adýna “eraik” veya “sürur” adý verilen altýn tahtlardýr. Bu tahtlar, Ýndi Ýlâhi’de, Allahû Tealâ’nýn huzurunda, huzur namazýnýn kýlýndýðý o sonsuz meydanda, huzur namazýna arkadan bakýldýðýnda imamýn sol tarafýnda, huzur namazýnýn baþladýðý noktadan 50-60 metre ileride, sol tarafta, yerden yaklaþýk 4 metre yükseklikte dururlar. En alt katta som altýndan tahtlar vardýr. Bu tahtlarýn üzerlerinde, birçok altýn tahtlar sýrasý, yukarýya doðru giderek azalarak yükselmektedir. En çok taht olan sýra, en alt sýradýr. Alt sýralar, som altýndan olduðu halde yukarýya doðru giderken üzerlerine mücevherler de konulur. Ýþte kim bu altýn tahtlardan birine sahip kýlýnýrsa, Allahû Tealâ kimin ruhunu yeniden vücuda getirip o altýn tahtlarýn üzerinde onu kaim kýlarsa, orada kiþi ikamet ederse, Ýndi Ýlâhi’nin yani mekânsýzlýðýn, mekânýn ötesinin ahalisinden olur. Mekân, Ýndi Ýlâhi’nin topraðýnda biter. Onun üzerinde hiçbir yere dayalý olmayan altýn tahtlar, mekânýn ötesinde, mekânsýzlýkta yer almýþ tahtlardýr. Bu sebeple Yunus, Allahû Tealâ’nýn kendisine böyle bir taht ihsan etmesi, ni’met olarak vermesi sebebiyle “Lâ mekâna kavmoldum; mekânsýzlýðýn ahalisinden, kavminden, milletinden oldum.” diyor.

372

372


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 127

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 145

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

Baþka insanlarýn hidayetlerine mani olmayan ve bu sebeple Allahû Tealâ tarafýndan seçilen kiþi, önce Allah’a ulaþmayý dilemiþtir. Sonra Allahû Tealâ, onu mürþidine ulaþmaya hazýrlayarak, 12 tane ihsan vermiþtir. Kiþi mürþidine ulaþýp tâbî olmuþ ve ruhunu Allah’a ulaþtýrýrak (ermiþ evliya olarak) fenâ makamýnýn sahibi olmuþtur. Ruh, Allah’ýn Zat’ýna 21. basamakta ulaþmýþtýr. 22. basamakta Allah’ýn Zat’ýnda kaybolur, yok olur. Ruh, Allah’ýn Zat’ýnda ifna olmuþtur. Allahû Tealâ’nýn Zat’ýnda ifna olma makamý, fenâfillâh olarak adlandýrýlýr. Allah’ýn Zat’ýnda ifna olmak, Allah’ýn Zat’ýnda yok olma olarak adlandýrýlýr. Allahû Tealâ, Kendisi için Al-i Ýmran-14’te, “meab; sýðýnak” burada ise “yurt” kelimesini kullanmýþtýr. 3/ÂLÝ ÝMRÂN-14: Zuyyine lin nâsi hubbuþ þehevâti minen nisâi vel benîne vel kanâtîril mukantarati minez zehebi vel fýddati vel haylil musevvemeti vel en’âmi vel hars(harsi), zâlike metâul hayâtid dunyâ, vallâhu indehu HUSNUL MEÂB(meâbi). Ýnsanlara, kadýnlarýn, oðullarýn, kantar kantar altýnlarýn ve gümüþlerin salma (niþaneli) atlarýn, davarlarýn ve ekinlerin sevgisi süslendi (güzel gösterildi). Bunlar, dünya hayatýnýn metaýdýr (malýdýr). Ve Allah, O’nun (Allah’ýn) katýnda Hüsnül Meab’týr (en güzel sýðýnaktýr). Ýnsanoðlu, Allah’ýn Zat’ýna ulaþýp, Allah’ýn Zat’ýnda yok olup Allah’a ermiþ evliya olur. Sonra da Allah, o kiþiye dost olur. Kur’ân-ý Kerim’de çoðunlukla Allahû Tealâ bu konuda “mevlâ” kelimesini kullanýyor. Nasýl, önce 19. basamakta biz Allah’tan razý oluyorsak, 20. basamakta Allah bizden razý oluyorsa, 21. basamakta da ruhumuz Allah’a ulaþýyorsa; týpký bunun gibi önce biz, Allah’a ermiþ evliya, velî, dost oluruz sonra da Allah, bize dost olur. Allah, Kendi dostluðu konusunda

373

373


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 127

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 145

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

bazen “velî” bazen “mevlâ” kelimesini kullanýr. Ama insanlar, hiçbir zaman Allah’a mevlâ olamazlar. Ýnsanlarýn hepsi, sadece Allah’ýn velîsi olabilirler. Burada velâyetin ikinci makamý olan bekabillah makamýndan bahsedilmektedir. Allahû Tealâ; kime bir taht verirse o kiþi, mekânsýzlýðýn kavminden olur. Beka makamýnýn sahibi olur. Tahtýn üzerinde bakî olacaktýr. Allahû Tealâ beka makamýna bu sebeple, bekabillah; Allah ile birlikte bâki olmak diyor. Allah’ýn Zat’ýnda, Allah ile birlikte olmak... Ruhlar için ömür sonsuzdur. Ruhlar cennete ve cehenneme girmezler. Onlar, sonsuza kadar yaþamakta devam edeceklerdir. Bu âyet, Bakara Suresinin 257. âyet-i kerimesiyle bir illiyet rabýtasý taþýr. Kiþinin ruhu, Allah’ýn Zat’ýna ulaþýr. Allah’ýn Zat’ýnda ifna olur, yok olur. Bu, kiþiyi Allah’ýn Zat’ýna ulaþtýran üçüncü seviye bir âmenû oluþtur. Üçüncü takvanýn (evvab takva) sahibi kýlar. Sonuçta; Allah, o kiþinin nefsinin kalbindeki afetlerin yarýdan fazlasýný yok eder, kiþi nefs tezkiyesini tamamlar. Afetlerin %100’ünü yok ettiði zaman da nefs tasfiyesini tamamlar. Her ikisinde de Allahû Tealâ o kiþinin velîsi, dostu olur. Kalbinin önce yarýdan fazlasýný ve sonra da tamamýný zulmetten nura çýkarýr. 2/BAKARA-257: Allâhu velîyyullezîne âmenû, yuhricuhum minez zulumâti ilen nûr(nûri), vellezîne keferû evliyâuhumut tâgûtu yuhricûnehum minen nûri ilâz zulumât(zulumâti), ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne). Allah, âmenû olanlarýn (Allah’a ulaþmayý dileyenlerin) dostudur, onlarý (onlarýn nefslerinin kalplerini) zulmetten nura çýkarýr. Ve kâfirlerin dostlarý taguttur (onlar, þeytaný dost edinirler, þeytan kimseye dost olmaz), onlarý (onlarýn nefslerinin kalplerini) nurdan zulmete çýkarýrlar. Ýþte onlar, ateþ ehlidir. Onlar, orada ebedî kalacak olanlardýr.

374

374


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 128

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 145

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

←±ω←Δ″7! ↔η↔Λ″Θ↔8 _↔< ⎣_→Θ[∝Ω↔% ″ϖ↑;↑Ι↑Λ″Ε↔< ↔ ″Ψ↔< ↔: ″ϖ↑;ÿ↑®≥≅↔[←7″:↔! ↔ ≅↔5 ↔: ⎣←ϕ″9← ↵! ↔ω←8 ″ϖ↑#″Ι↔Χ″Υ↔Β″,! ←φ↔5 ↔: ↓μ″Θ↔Α←∀ _↔Ξ↑Ν″Θ↔∀ ↔π↔Β″Ω↔Β″,! _↔Ξ⊕∀↔∗ ←ϕ″9← ↵! ↔ω←8 ≡ ≅⊕Ξ7! ↔ ≅↔5 ⎢_↔Ξ↔7 ↔α″ς⊕%↔!

≥∝Η⊕7! _↔Ξ↔ς↔%↔! ≥_↔Ξ″Ρ↔ς↔∀

⎢↑ψ™ς7! ↔ ≥≅↔− _↔8 ® ←! ≥_↔Ζ[∝4 ↔ω<∝Γ←7≅↔∋ ″ϖ↑Υ<×Ψ″Χ↔8 °ϖ[∝ς↔2 °ϖ[∝Υ↔& ↔τ⊕∀↔∗ ⊕ ←! Ve yevme yahþuruhum cemîa(cemîan), yâ ma’þerel cinni kadisteksertum minel ins(insi) ve kâle evliyauhum minel insi rabbenestemtea ba’dunâ biba’dýn ve belagnâ ecelenellezî eccelte lenâ, kâlen nâru mesvâkum hâlidîne fîhâ illâ mâ þâallâhu, inne rabbeke hakîmun alîm(alîmun). 375

375


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 128

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 145

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

ςε ονλαρ⎬ν ηεπσινι βιραραψα τοπλαδ⎬ð⎬ γ⎫ν (Αλλαη⎦ Τεαλ® ⎭⎞ψλε βυψυραχακτ⎬ρ): “Εψ χιν τοπλυλυðυ! ⇑νσανλαρλα σαψ⎬ν⎬ζ⎬ αρτ⎬ρδ⎬ν⎬ζ (ταγυτλαρ⎬ν αρασ⎬να ινσανλαρ⎬ δα καττ⎬ν⎬ζ).” Ονλαρα δοστ ολαν ινσανλαρδαν βιρ κ⎬σμ⎬ ⎭⎞ψλε δεδι: “Ραββιμιζ, βιζ βιρβιριμιζδεν φαψδαλανδ⎬κ ϖε Σενιν βιζε τακδιρ εττιðιν ζαμαν⎬μ⎬ζ⎬ν σονυνα ερι⎭τικ.” (Αλλαη⎦ Τεαλ®): “Αλλαη’⎬ν διλεδιðι ⎭εψ (χεηεννεμιν ψοκ ολμα ζαμαν⎬ γελμεσι ηαλι) ηαρι⎜; σιζιν βαρ⎬ναχαð⎬ν⎬ζ ψερ ατε⎭τιρ, οραδα εβεδ⎩ καλαχακ ολανλαρσ⎬ν⎬ζ.” βυψυρδυ. Μυηακκακ κι σενιν Ραββιν, η⎫κ⎫μ σαηιβιδιρ, εν ιψι βιλενδιρ. 1 - ve yevme

:

ve (o) gün

2 - yahþuru-hum

:

onlarý toplar

3 - cemîa

:

hepsini

4 - yâ ma’þere el cinni

:

ey cin topluluðu

5 - kad isteksertum

:

sayýnýzý arttýrdýnýz

6 - min el insi

:

insanlardan

7 - ve kâle

:

ve dedi

8 - evliyau-hum

:

onlarýn dostlarý

9 - min el insi

:

insanlardan

:

Rabbimiz

10 - rabbe-nâ

11 - istemtea ba’du-nâ bi ba’din :

bazýmýz bazýsýndan (birbirimizden) metalandý, faydalandý

12 - ve belagnâ

:

ulaþtýk, eriþtik

13 - ecele-nâ ellezî

:

bizim ecelimiz, zamanýmýz sonu ki o

14 - eccelte

:

senin takdir ettiðin zaman, o zamaný sen taktir ettin

376

376


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 128

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 145

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

15 - lenâ

:

bizim için, bize

16 - kâle

:

dedi

17 - en nâru

:

ateþ

18 - mesvâ-kum

:

sizin barýnacaðýnýz yer

19 - hâlidîne

:

ebedî kalacak olanlar

20 - fî-hâ

:

orada

21 - illâ

:

hariç, dýþýnda

22 - mâ þâe allâhu

:

Allah’ýn dilediði þey

23 - inne

:

muhakkak ki

24 - rabbe-ke

:

senin Rabbin

25 - hakîmun

:

Hakîm, hüküm ve hikmet sahibidir

26 - alîmun

:

en iyi bilendir

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Allahû Tealâ göklerin de, yerin de, cennetin ve cehennemin de sahibidir. Burada göklerin dürüleceði, yok olacaðý bir zamandan bahsetmektedir. O zaman gelirse; cennetin ve cehennemin yerleri ve gökleri durdukça, cehennemdeki insanlar cehennemde olacaktýr, cennetteki insanlar da cennette olacaklardýr. Asla cennetten cehenneme veya cehennemden cennete bir geçiþ söz konusu olmayacaktýr.

377

377


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

Χ⎫ζ − 8

ℜψετ − 129

Σαψφα − 145

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

_→Ν″Θ↔∀ ↔ω[∝Ω←7≅⊕Π7! ↔μ″Θ↔∀ |∝±7↔Ψ↑9 ↔τ←7×Η↔6 ↔: 〉↔ Ψ↑Α←Κ″Υ↔< ∼Ψ↑9≅↔6 _↔Ω←∀ Ve kezâlike nuvellî ba’daz zâlimîne ba’dan bimâ kânû yeksibûn(yeksibûne).

ςε ι⎭τε β⎞ψλεχε καζανμ⎬⎭ ολδυκλαρ⎬νδαν (γ⎫ναηλαρ⎬νδαν) δολαψ⎬ ζαλιμλεριν βιρ κ⎬σμ⎬ν⎬, βιρ κ⎬σμ⎬να ⎜εϖιριριζ (μυσαλλατ εδεριζ).

1 - ve kezâlike

:

iþte böylece

2 - nuvellî

:

döndürürüz, çeviririz

3 - ba’da ez zâlimîne

:

zalimlerin bir kýsmýný

378

378


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 129

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 145

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

4 - ba’dan

:

bir kýsmýna

5 - bi-mâ

:

...’den dolayý, sebebiyle

6 - kânû yeksibûne

:

kazanmýþ oldular

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Eðer insanlar zalimse, hepsi birbirine zulüm yapmakta muhakkak ki; devam edecektir. Allahû Tealâ’nýn dizayný, ayný standartlardadýr. Önceki âyetlerde de belirtildiði gibi kavimlerde, ileri gelenleri Allahû Tealâ hep genel anlamda zalimlerden seçer. Zalimleri, insanlarýn baþýna geçirir. Bir toplumda eðer tâbî olmamak söz konusu ise hep zulüm sahipleri söz alýr, mevki kazanýr. Burada da Allahû Tealâ ayný þeyi söylemektedir. Allahû Tealâ’nýn Kur’ân-ý Kerim’inde sadece iki türlü toplum yapýsý olduðunu görürüz: 1- Allah’ýn tayin ettiði resûllere tâbî olanlarýn oluþturduðu bir toplum yapýsý. 2- Tâbî olmayanlarýn oluþturduðu bir toplum yapýsý. Zaten her zaman tâbî olmayanlar çoðunlukta olduðu için çoðunluðun idarecileri de, çoðunluðun standartlarýnda insanlar olur. Zalimler, zalimler tarafýndan idare ediliyor. Zaten insan zalimse, þeytanla iþbirliði halindedir. O baþkalarýna zulüm yaptýðý için, baþkalarýnýn eline fýrsat geçince mutlaka onlar da ona zulüm yapacaktýr. Böylece insanlar, hem iç dünyalarýnda, hem dýþ dünyalarýnda, hem de Allah ile olan iliþkilerinde hep huzursuz ve mutsuz olacaklardýr.

379

379


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 130

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 145

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

°υ↑,↑∗ ″ϖ↑Υ←#⊂ ≅↔< ″ϖ↔7 ↔! ←ϕ″9← ↵! ↔: ←±ω←Δ″7! ↔η↔Λ″Θ↔8 _↔<

″ϖ↑Υ↔9:↑∗←Η″Ξ↑< ↔: |∝#≅↔<×∼ ″ϖ↑Υ″[↔ς↔2 ↔ Ψ∩Μ↑Τ↔< ″ϖ↑Υ″Ξ←8 _↔Ξ←Κ↑Σ″9↔! |⊆ς↔2 _↔9″Γ←Ζ↔− ∼Ψ↑7≅↔5 ⎢∼↔Η×; ″ϖ↑Υ←8″Ψ↔< ↔ ≥≅↔Τ←7 |⊆ς↔2 ∼:↑Γ←Ζ↔− ↔: _↔[″9∩Γ7! ↑ ξ×[↔Ε″7! ↑ϖ↑Ζ″#⊕Ι↔3 ↔: ↔ω<∝Ι←4≅↔6 ∼Ψ↑9≅↔6 ″ϖ↑Ζ⊕9↔! ″ϖ←Ζ←Κ↑Σ″9↔! Yâ ma’þerel cinni vel insi e lem ye’tikum rusulun minkum yakussûne aleykum âyâtî ve yunzirûnekum likâe yevmikum hâzâ, kâlû þehidnâ alâ enfusinâ ve garrethumul hayâtud dunyâ ve þehidû alâ enfusihim ennehum kânû kâfirîn(kâfirîne). 380

380


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 130

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 145

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

Εψ ινσαν ϖε χιν τοπλυλυðυ! Σιζε ®ψετλεριμι ανλαταν ϖε βυγ⎫ν⎫ν⎫ζε υλα⎭αχαð⎬ν⎬ζ κονυσυνδα σιζι υψαραν ι⎜ινιζδεν ρεσ⎦λλερ (ελ⎜ιλερ) γελμεδι μι? “Κενδι νεφσλεριμιζε ⎭αηιτ ολδυκ.” δεδιλερ. ςε, δ⎫νψα ηαψατ⎬ ονλαρ⎬ αλδαττ⎬ ϖε κενδιλερινιν κ®φιρ ολδυðυνα, κενδιλερι ⎭αηιτ ολδυλαρ. 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22

381

-

yâ ma’þere el cinni ve el insi e lem ye’ti-kum rusulun min-kum yakussûne aleykum âyâtî ve yunzirûne-kum likâe yevmi-kum hâzâ kâlû þehid-nâ alâ enfusi-nâ ve garret-hum el hayâtu ed dunyâ ve þehidû alâ enfusi-him

: : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : :

ey cin topluluðu ve insan olmadý mý? size geldi resûller, elçiler sizden, içinizden anlatýyorlar size âyetlerim ve sizi uyarýyorlar karþýlaþma, ulaþma, mülâki olma sizin gününüz bu dediler biz þahit olduk üzerine nefslerimize ve onlarý aldattý dünya hayatý ve þahit oldular üzerine kendi nefslerine, kendilerine

381


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 130

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 145

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

23 - enne-hum 24 - kânû 25 - kâfirîne

: : :

onlarýn ... olduklarýna, kendilerinin ...olduðuna oldular kâfirler

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Allahû Tealâ, kýyâmet günü cehenneme giren bütün cinlere ve insanlara hitap ediyor. Allahû Tealâ bu âyetle, insanlardan da cinlerden de resûller olduðunu söylemektedir. Bunun yanýnda Nebî resûller, (peygamber resûller) vardýr. Ancak ne cinlerden, ne meleklerden, nebî resûl olmaz. Cinlerden de, insanlardan da peygamber olmayan resûller, velî resûllerdir. Allah’ýn evliyasý, dostu olan resûllerdir. Bütün nebîler, ayný zamanda mutlaka ama mutlaka resûldür. Kur’ân-ý Kerim boyunca hiç istisna görülmemiþtir. “Bütün resûller de nebîdir.” sözü Kur’ân-ý Kerim’e tamamen ters düþer. Ýþte o tersliði ifade eden âyetlerden bir tanesi, bu âyettir. Çünkü burada cinlerden de insanlardan da resûl olduðu açýk bir þekilde ifade buyrulmuþtur. Öyleyse Kur’ân-ý Kerim’de hiçbir cin nebîye iþaret bulunmadýðý cihetle ve cin resûllerin de var olmasý sebebiyle buradaki resûl kelimesi, bütün resûllerin nebî olmasýnýn imkânsýz olduðunu söylemektedir. Öyleyse Allahû Tealâ’nýn dizayný bütün nebîlerin, resûl olmasý konusunda apaçýk bir þekilde bir iþaret taþýmaz. Ama Kur’ân-ý Kerim boyunca aksini gösterecek hiçbir âyet mevcut deðildir. Ama bütün resûllerin nebî olduðu iddia edilecek olursa âyet-i kerime, bu konuya cevaplardan biri olacaktýr. Yusuf Suresinin 50. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ: 12/YÛSUF-50: Ve kâlel meliku’tûnî bih(bihî), fe lemmâ câehur resûlu kâlerci’ ilâ rabbike fes’elhu mâ bâlun nisvetillâtî katta’ne eydiyehunn(eydiyehunne), inne rabbî bi keydihinne alîm(alîmun). Ve Melik: “Onu bana getirin.” dedi. Böylece ona, resûl (ulak, haberci) geldiði zaman Yusuf (A.S): “Efendine dön ve ellerini kesen kadýnlarýn hali (durumu) nedir, ona sor.” dedi. Muhakkak ki; Rabbim onlarýn hilelerini en iyi bilendir.

382

382


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 130

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 145

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

Bir kâfir olan, firavunun habercisi olan alelâde bir haberci Kur’ân-ý Kerim’de resûl adýný alýyor. O zaman bütün nebîlerin resûl olmasý kadar tabii bir þey olamaz. Hepsi mutlaka resûldür. Ama Kur’ân’da adý geçen bütün resûllerin ayný zamanda nebî olmasý iddiasý kesinlikle yanlýþ bir ifadedir. Burada risaletle uzaktan yakýndan alâkasý olmayan herhangi bir haberciye, haber götüren kiþi için Allahû Tealâ “resûl” kelimesini kullanmýþtýr. Kim böyle bir ulak’ýn peygamber olduðunu iddia edebilir. Burada, bu âyette de Allahû Tealâ, cinlerden de resûllerin mevcut olduðunu söylüyor. Öyleyse cinlerden nebî olmasý mümkün olmadýðý cihetle bir defa daha Allahû Tealâ burada bütün resûllerin nebî olmadýðýný kesinleþtirmiþ oluyor. Bütün devirlerde, bütün kavimlerde resûller vardýr. Ýþte o resûller insanlara; “Allah’a ulaþmanýz lâzým. Ruhunuzu, vechinizi, nefsinizi ve iradenizi Allah’a teslim etmeniz lâzým. Herþeyden evvel Allah’a ulaþmayý dilemeniz lâzým. Allah’a ulaþmayý dilemezseniz, böyle bir talebiniz olmazsa kurtulmanýz mümkün deðildir, gideceðiniz yer cehennemdir.” diyerek insanlarý uyarýrlar. Ama insanlarýn büyük kýsmý onlarý hiçbir zaman dinlemezler. Son Peygamber olan Hz. Muhammed (S.A.V)’den sonra kâinata bir daha peygamber gelmeyecektir. Bundan sonra gelenlerin hepsi, sadece velî resûl olacaktýr. Asla nebî resûl olmasý mümkün deðildir. Her devirde bütün bu resûller, kendi kavimlerine ve huzur namazýnýn imamý olan resûl de bütün kavimlere ve bütün kâinata bunu haber verecektir. “Allah’a ulaþmayý dilemek asýldýr ve Allah’a ulaþmayý dilemeyenin gideceði yer cehennemdir.” diyerek Yunus Suresinin 7 ve 8. âyetleriyle ikaz edecektir. Çünkü insanlar ne yaparlarsa yapsýnlar, Allah’a ulaþmayý dilemedikçe kurtuluþlarý söz konusu deðildir. 10/YÛNUS-7: Ýnnellezîne lâ yercûne likâenâ ve radû bil hayâtid dunyâ vatme'ennû bihâ vellezîne hum an âyâtinâ gâfilûn(gâfilûne). Muhakkak ki onlar, Bize ulaþmayý (hayatta iken ruhlarýný Allah’a ulaþtýrmayý) dilemezler. Dünya hayatýndan razý olmuþlardýr ve onunla doyuma ulaþmýþlardýr ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardýr. 10/YÛNUS-8: Ulâike me'vâhumun nâru bimâ kânû yeksibûn(yeksibûne). Ýþte onlarýn kazandýklarý (dereceler) gereðince varacaklarý yer ateþtir (cehennemdir).

383

383


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 131

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 145

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

×Ι↑Τ″7! ↔τ←ς″Ζ↑8 ↔τ∩∀↔∗ ″ω↑Υ↔< ″ϖ↔7 ″ ↔! ↔τ←7×) ↔ Ψ↑ς←4≅↔3 _↔Ζ↑ς″;↔! ↔: ↓ϖ″ς↑Π←∀ Zâlike en lem yekun rabbuke muhlikel kurâ bi zulmin ve ehluhâ gâfilûn(gâfilûne). ⇑⎭τε βυ, σενιν Ραββινιν, ⎫λκε ηαλκ⎬ γαφλετ ι⎜ινδεψκεν (υψαρ⎬λμαδαν), ⎫λκελερι ζυλ⎫μλε ηελ®κ εδιχι ολμαμασ⎬νδανδ⎬ρ.

1 - zâlike

:

iþte bu

2 - en lem yekun

:

olmamasý

3 - rabbu-ke

:

senin Rabbin

4 - muhlike

:

helâk eden kiþi, helâk edici

5 - el kurâ

:

ülkeler, kasabalar

6 - bi zulmin

:

zulüm ile

7 - ve ehlu-hâ

:

ve onun ehli, halký

8 - gâfilûne

:

gâfiller, gaflet içinde olanlar

384

384


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 131

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 145

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Kâinattaki, dünyadaki, bütün kavimlerdeki Allah’ýn resûlleri insanlarý ikaz ederler, uyarýrlar. Ama insanlar, uyarýlmalarýna raðmen gene gafletlerinden ayrýlmýyorlarsa iþte onlar cehenneme gidecek olan gâfillerdir. Allah’ýn resûlleri diyorlar ki: “Allah’ýn sizden istediði þey, sizi cehenneme atmak deðildir. Sizi mutlu kýlmaktýr. Hem de Allahû Tealâ sizi sadece cennet saadetine deðil, dünya saadetine de lâyýk görür, çünkü siz insan olarak yaratýldýnýz. Allahû Tealâ, hepinizin Allah’ýn cennetine girmenizi ve hepinizin mutluluðu yaþamasýný ister.” Resûller ikaz ederler: “Allah’a ulaþmayý dileyeceksiniz, dilerseniz mutlaka cennet saadetinin sahibisiniz, dilemezseniz hiçbir zaman cennet saadetine ulaþamazsýnýz. Hidayete adým atamazsýnýz. Sonra mürþidinize ulaþacaksýnýz, tâbî olacaksýnýz. Tâbî olamazsanýz, îmâný artan mü’min olamazsýnýz. Ruhunuzu (üçüncü safhada) Allah’a ulaþtýrmakla da mükellefsiniz. Ulaþtýrýrsanýz Allah’ýn ermiþ evliyasý olursunuz ve daha üst cennete gitmek imkânýnýn sahibi olursunuz. Fizik vücudunuzu da Allah’a teslim etmekle mükellefsiniz. Sonra da nefsinizi Allah’a teslim etmekle mükellefsiniz. Bunlar dünya saadetinize daha büyük güzellikler ekler. Cennet saadetinizi daha üst kademelere çýkartýr.” Öyleyse herþeyin en güzeli, bütün insanlar için dizayn edilmiþtir. Mutluluk, Allah’ýn bütün insanlar için temel hedefidir. Allahû Tealâ sizlerden sadece ve sadece sizin mutlu olmanýzý ister, baþka hiçbir dileði yoktur. Allahû Tealâ, sizi sadece mutlu olasýnýz diye yaratmýþtýr. Þu dünyada mutlu olmanýzý ister ve bunun için emreder. Ahirette de en üst cennete ulaþmanýzý ister. Peygamberlerin gireceði cennetin katýna sizin de ulaþmanýzý ister. Kur’ân-ý Kerim’e bunun þartlarýný ve emirlerini koymuþtur. Bu âyet-i kerime Allahû Tealâ’nýn, hiçbir kavmin ahalisini uyarýlmadan cehennemine atmayacaðýna dair bir iþaret taþýmaktadýr. Allahû Tealâ’nýn bütün kavimlerin içerisinde hem cinlere, hem de insanlara hitap eden resûller beas etmekten elbette bir muradý vardýr. “Bütün insanlarýn uyarýlmalarý, cehenneme gitmemeleri için tedbir almalarý.” Ýþte bütün bu hakikatlere raðmen, insanlarýn çoðu, her devirde Allah’ýn resûllerini mutlaka reddetmiþlerdir. Öyleyse her devirdeki gibi Allahû Tealâ ikazýný yapacaktýr. Büyük kesim, ikaza raðmen Allah’ýn resûllerini, Allah’ýn emirlerini reddedeceklerdir ve kýyâmet günü kendilerini bekleyen azaba duçar olacaklardýr.

385

385


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 132

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 146

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

_↔8 ↔: ⎢∼Ψ↑ς←Ω↔2 _⊕Ω←8 ° ≅↔%∗↔ ↔( ↓±υ↑Υ←7 ↔: ↔ Ψ↑ς↔Ω″Θ↔< _⊕Ω↔2 ↓υ←4≅↔Ρ←∀ ↔τ∩∀↔∗ Ve li kullin derecâtun mimmâ amilû, ve mâ rabbuke bi gâfilin ammâ ya’melûn(ya’melûne).

ςε ηερκεσ ι⎜ιν ψαπτ⎬κλαρ⎬νδαν δολαψ⎬ δερεχελερ ϖαρδ⎬ρ. ςε σενιν Ραββιν, ονλαρ⎬ν ψαπτ⎬κλαρ⎬ ⎭εψλερδεν γ®φιλ δεðιλδιρ.

1 - ve li kullin

:

ve herkes için vardýr

2 - derecâtun

:

dereceler

3 - mimmâ (min mâ)

:

þeylerden

4 - amilû

:

yaptýlar

5 - ve mâ rabbu-ke

:

ve senin Rabbin deðil

6 - bi gâfilin

:

gâfil, habersiz

7 - ammâ (an-mâ) ya’melûne

:

yaptýklarý þeylerden

386

386


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 132

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 146

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Doðuþumuzdan itibaren hepimizin etrafýnda kiramen kâtibin melekleri vardýr. Bütün hayatýmýzý her noktasýyla filme alýrlar. Neyi gizli yaparsak yapalým, kapalý kapýlar ardýnda yaparsak yapalým, netice hiç deðiþmez. Bütün yaptýklarýmýzý kiramen kâtibin melekleri hem davranýþ biçimi, aksiyon olarak, fizik vücudumuzun yaptýðý iþlevler olarak üç boyutlu filme almaktadýr, hem de düþüncelerimizin de filmini almaktadýr. Acaba biz o iþlemi yaparken ne düþünerek yaptýk? O iþlevde hangi ölçüde taammüd var? Bilerek, isteyerek kasten yapma eðilimimiz hangi ölçüdedir? Bunlarýn cevabý, düþüncelerimiz göründüðü anda amelimizle karþýlaþtýrýldýðýnda net olarak ortaya çýkar. “Biz ne yapmak istemiþiz, amelimiz nedir (yapmýþ olduðumuz þey nedir), birbirine vurulduðu zaman bu iki faktör, taammüd unsuru, net olarak, kesin olarak görülür. Ýþte kýyâmet günü sizlere verilecek olan mizan, bütün olaylarýnýzda hayat filminize ve düþüncelerinize bakarak, birbirine kýyas ederek hiçbir haksýzlýða meydan vermeyecek %100 bir doðrulukla, adaletle size derecatý tespit eder. Pozitif dereceler yeþil, negatif dereceler kýrmýzý renklidir. Birbirinden tamamen ayrý yerlerde klasifiye edilirler. Pozitif dereceler, sað tarafýnýzdaki, negatif dereceler sol tarafýnýzdaki kiramen kâtibin melekleri tarafýndan tespit edilirler. Netice, her an kümülatif olarak belirir. Kazandýklarýnýzdan kaybettikleriniz çýkarýlýr. Sonuç, kaybettikleriniz çoksa; kýrmýzý renkli, negatif rakam olarak görünür. Eðer kazandýklarýnýz, kaybettiklerinizden çoksa; sonuç yeþil renkli, pozitif rakam olarak görülür. Hayatýnýz boyunca her an sizin için dereceler vardýr. “Allahû Tealâ yaptýklarýndan gâfil deðildir.” diyor. Allahû Tealâ bunu hem herkesin, herþeyini gördüðü ve bildiði için söylüyor; hem de bunun ispat vasýtalarýnýn her zaman mevcut olduðunu ifade etmiþ oluyor. Ýspat vasýtalarý da kiramen kâtibin meleklerinin çektiði hayat filmlerinizdir. Üç boyutlu, hologram standartý içinde çekilir ve kýyâmet günü bir ekrana ihtiyaç göstermeden açýkta oynar. Onun için Allahû Tealâ: “O gün, hiç kimsenin kimseden gizlisi kalmayacaktýr. Uzuvlarýnýz, yaptýklarýný davranýþlarýyla sizlere gösterecektir.” buyuruyor.

387

387


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 133

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 146

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

⊂_↔Λ↔< ″ ←! ⎢←}↔Ω″&⊕Ι7! ↑) ∩|←Ξ↔Ρ″7! ↔τ∩∀↔∗ ↔: _↔8 ″ϖ↑6←Γ″Θ↔∀ ″ω←8 ″ρ←ς″Φ↔Β″Κ↔< ↔: ″ϖ↑Υ″Α←;″Η↑< ←}⊕<←±∗↑) ″ω←8 ″ϖ↑6↔≅↔Λ″9↔! ≥_↔Ω↔6 ↑ ≥≅↔Λ↔< ⎢↔ω<∝Ι↔∋×∼

↓ ″Ψ↔5

Ve rabbukel ganiyyu zur rahmeh(rahmeti), in yeþe’ yuzhibkum ve yestahlif min ba’dikum mâ yeþâu kemâ enþeekum min zurriyyeti kavmin âharîn(âharîne). ςε σενιν Ραββιν γανιδιρ (ζενγινδιρ, ηι⎜βιρ ⎭εψε ιητιψαχ⎬ ψοκτυρ) ραημετ σαηιβιδιρ. Διλερσε σιζι γιδεριρ (ψοκ εδερ) ϖε σιζι βα⎭κα βιρ καϖμιν ζ⎫ρριψετινδεν (νεσλινδεν) ψαραττ⎬ð⎬ γιβι, σιζδεν σονρα δα διλεδιðινι ηαλεφ ψαπαρ (ψερινιζεγετιριρ). 388

388


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 133

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 146

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13

-

ve rabbu-ke el ganiyyu zu er rahmeti in yeþe’ yuzhib-kum ve yestahlif min ba’di-kum mâ yeþâu kemâ enþee-kum min zurriyyeti kavmin âharîne

: : : : : : : : : : : : :

ve senin Rabbin gani, zengin, ihtiyacý olmayan rahmet sahibi eðer dilerse sizi giderir, yok eder ve yerine halef yapar, yerine baþkasýný getirir sizden sonra ne dilerse, dilediði þey gibi sizi var etti, yarattý zürriyetinden, soyundan, neslinden bir kavim baþka, diðer

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Þu anda yaþayanlar hangi milletleri, kavimleri oluþturuyorlarsa onlarý vücuda getirenler onlar deðildir, ayný kavmin evvelidir. Yaþayanlardan hiç kimse, baþka bir kavim tabiri içine girmez. O ayný kavmin selefinden baþka bir kavim, yani hayatta olmayanlar onlarýn babalarý, dedeleri ve geçmiþleri yani usulleridir. Allahû Tealâ evvelkilere “usul”, sonrakilere “füru” diyor. Bir insanýn babasý, dedesi, büyükbabasý, onun babasý o kiþiye göre usuldür. Onun çocuklarý, çocuklarýnýn çocuklarý ve daha sonra gelecek bütün nesiller “füru”dur. Öyleyse Allahû Tealâ’nýn burada açýk ve kesin bir ifadesi vardýr. Eðer Allahû Tealâ, bir kavmi yok etmek istiyorsa (tarihte görüldüðü gibi) yok eder. Kur’ân-ý Kerim’de birçok kavimden, bazýlarýný sesle, bazýlarýný suda boðarak, bazýlarýný maymuna çevirerek, bazýlarýný taþ haline getirerek, isyanlarýndan dolayý yok etmiþtir. Allahû Tealâ’nýn herþeye gücü yeter.

389

389


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 134

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 146

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

≥_↔8 ↔: ↓ × ÷ ↔ :↑Γ↔2Ψ↑# _↔8 ⊕ ←! ↔ω<∝ϑ←Δ″Θ↑Ω←∀

″ϖ↑Β″9↔!

Ýnne mâ tûadûne le âtin ve mâ entum bi mu’cizîn(mu’cizîne).

Μυηακκακ κι, σιζε ϖααδεδιλεν (ϖααδολυνδυðυνυζ) ⎭εψ μυτλακα γελεχεκτιρ. ςε σιζ, αχιζ β⎬ρακαχακ δεðιλσινιζ (⎞νλεψεμεζσινιζ).

1 - inne 2 - mâ

: :

muhakkak þey

3 - tûadûne

:

siz vaadolundunuz, size vaadedilen

390

390


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 134

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 146

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

4 - le âtin

:

mutlaka gelecek

5 - ve mâ entum

:

ve siz deðilsiniz

6 - bi mu’cizîne

:

aciz býrakan (býrakacak) kimseler

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Allah’a ulaþmayý dilemeyen, cehenneme girer. Allah onu cehennemine atmaz. Onlar kendileri cehenneme girerler. Allah’ýn kanunlarý böyle olduðu için. Ve daha üst seviyelerde mürþidine ulaþmayan, ruhunu Allah’a ulaþtýrmayan, fizik vücudunu, nefsini, iradesini Allah’a teslim etmeyen, Allah’ýn bütün insanlara vaadettiði o güzellikleri hiçbir zaman yaþayamaz. Allahû Tealâ: “Bunlarý yapanlar benim cennetime girer. Bunlarý yapanlar adým adým yükselerek dünya saadetinin de bütününe sahip olurlar. Ama yapmayanlar da cehenneme gitmeye mecburdurlar. Hem bu dünyada huzursuzluk, ýzdýrap içinde yaþarlar, hem de ölümden sonra mutlaka cehenneme giderler, cezalanýrlar. Biz hem bugün, hem yarýn, hem kýyâmet günü sizi dilediðimiz gibi dizayn ederiz. Dilediðimiz anda bu dünyadaki hayatýnýzý bitiririz. Sizi öldürürüz. Dilediðimiz anda sizin için dilediðimiz herþeyi yaparýz. Siz bunu önleyemezsiniz.” buyuruyor.

391

391


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 135

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 146

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

⎣°υ←8≅↔2 |∝±9←! ″ϖ↑Υ←Β↔9≅↔Υ↔8 |×ς↔2 ∼Ψ↑ς↔Ω″2! ← ″Ψ↔5 ≅↔< ″υ↑5 ⎢← !⊕Γ7! ↑}↔Α←5≅↔2 ↑ψ↔7 ↑ Ψ↑Υ↔# ″ω↔8 ↔ Ψ↑Ω↔ς″Θ↔# ↔ ″Ψ↔Κ↔4 ↔ Ψ↑Ω←7≅⊕Π7! ↑δ←ς″Σ↑<

÷ ↑ψ⊕9←!

Kul yâ kavmi’melû alâ mâ kânetikum innî âmil(âmilun), fe sevfe ta’lemûne men tekûnu lehu âkýbetud dâr(dâri), innehu lâ yuflihuz zâlimûn(zâlimûne).

Δε κι: “Εψ καϖμιμ, ψαπαχαð⎬ν⎬ζ ⎭εψι ψαπ⎬ν! Μυηακκακ κι βεν δε ψαπ⎬ψορυμ. Αρτ⎬κ βυ ψυρδυν σονυνυν κιμιν ολαχαð⎬ν⎬ ψακ⎬νδα βιλεχεκσινιζ. Μυηακκακ κι ζαλιμλερ φελ®ηα ερεμεζλερ.” 392

392


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 135

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 146

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

1 - kul

:

de

2 - yâ kavmi ý’melû

:

ey kavmim, ... yapýn

3 - alâ mâ kâneti-kum

:

siz yapacaðýnýz þeyi

4 - innî

:

muhakkak ki ben

5 - âmilun

:

yapaným, yapýyorum

6 - fe sevfe

:

artýk yakýnda (olacak)

7 - ta’lemûne

:

bileceksiniz

8 - men tekûnu

:

kim(in) olacak

9 - lehu

:

onun

10 - âkýbetu

:

âkibet, sonu

11 - ed dâri

:

diyar, ülke, yurt

12 - inne-hu

:

muhakkak ki o

13 - lâ yuflihu

:

felâha ermezler, eremezler

14 - ez zâlimûne

:

zâlimler

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Allahû Tealâ, bütün ülkelerde neler olacaðýný elbette evvelden bilir. Çünkü; “zaman”, Allahû Tealâ ile iliþkisi olmayan bir mefhumdur. Zamanýn geçmiþi de, geleceði de Allah için bitmiþtir. O, zamanýn tamamen dýþýndadýr. Bazan da kader unsurunu devreye sokar. Bizatihi, zelzele, sel felâketi gibi þeyleri Allahû Tealâ bilerek vücuda getirir.

393

393


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 136

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 146

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

_→Α[∝Μ↔9 ← ≅↔Θ″9 ↔ ↵! ↔: ← ″Ι↔Ε″7! ↔ω←8 ↔∼↔∗↔) _⊕Ω←8 ←ψ™ς←7 ∼Ψ↑ς↔Θ↔% ↔: ⎣_↔Ξ←=≥≅↔6↔Ι↑Λ←7 ∼↔Η×; ↔: ″ϖ←Ζ←Ω″2↔ϑ←∀ ←ψ™ς←7 ∼↔Η×; ∼Ψ↑7≅↔Τ↔4 ⎣←ψ™ς7! |↔7←! ↑υ←Μ↔<

÷↔4

″ϖ←Ζ←=≥≅↔6Ι↔ ↑Λ←7 ↔ ≅↔6 _↔Ω↔4

|×7←! ↑υ←Μ↔< ↔ξ↑Ζ↔4 ←ψ™ς←7 ↔ ≅↔6 _↔8 ↔: ↔ Ψ↑Ω↑Υ″Ε↔< _↔8 ↔ ≅≥ ↔, ⎢″ϖ←Ζ←=≥≅↔6↔Ι↑− Ve cealû lillâhi mimmâ zeree minel harsi vel en’âmi nasîben fe kâlû hâzâ lillâhi bi za’mihim ve hâzâ li þurekâinâ, fe mâ kâne li þurekâihim fe lâ yasýlu ilâllahi ve mâ kâne lillâhi fe huve yasilu ilâ þurekâihim, sâe mâ yahkumûn(yahkumûne).

394

394


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 136

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 146

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

ςε Ο’νυν (Αλλαη’⎬ν) ψαρατ⎬π, ⎜οðαλττ⎬ð⎬ εκινλερδεν ϖε ηαψϖανλαρδαν Αλλαη ι⎜ιν παψ αψ⎬ρδ⎬λαρ. ςε β⎞ψλεχε κενδι ζανλαρ⎬νχα: “Βυ Αλλαη ι⎜ιν ϖε βυ δα ορτακλαρ⎬μ⎬ζ ι⎜ιν.” δεδιλερ. Φακατ ορτακλαρ⎬ ι⎜ιν ολαν, Αλλαη’α υλα⎭μαζ αμα Αλλαη ι⎜ιν ολαν ισε, ονλαρ⎬ν ορτακλαρ⎬να υλα⎭⎬ψορ. Η⎫κμεττικλερι ⎭εψ νε κ⎞τ⎫.

1 - ve cealû

:

ve yaptýlar (ayýrdýlar)

2 - lillâhi (li allâhi)

:

Allah için

3 - mimmâ (min mâ)

:

o þeylerden

4 - zeree

:

yarattý, var etti, çoðalttý

5 - min el harsi

:

ekinlerden

6 - ve el en’âmi

:

ve büyük baþ hayvanlar

7 - nasîben

:

bir nasip, bir pay

8 - fe kâlû

:

böylece dediler

9 - hâzâ

:

bu

10 - li allâhi

:

Allah için, Allah’ýn

11 - bi za’mi-him

:

kendi zanlarýyla

12 - ve hâzâ

:

ve bu

13 - li þurekâi-nâ

:

ortaklarýmýz için

14 - fe mâ kâne

:

fakat o ...olmadý

15 - li þurekâi-him

:

ortaklarý için olan

395

395


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 136

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 146

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

16 - fe lâ yasýlu

:

fakat ulaþmaz, varmaz

17 - ilâllah (ilâ allâhi)

:

Allah’a

18 - ve mâ kâne

:

ve o ...olmadý

19 - lillâhi (li allâhi)

:

Allah için

20 - fe huve

:

ama o

21 - yasýlu

:

vasýl olur, ulaþýr

22 - ilâ þurekâi-him

:

onlarýn ortaklarýna

23 - sâe

:

ne kötü

24 - mâ yahkumûne

:

hükmettikleri þey

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Allahû Tealâ burada þirk koþanlarýn durumunu çok açýk olarak ifade etmiþtir. Allah’a ortak koþulan putlara da hisselerin ayrýldýðýndan bahsetmektedir. Bu, þirkle alâkalý bir âyet-i kerimedir. O zamanlar insanlar, ürettikleri þeylerden, Allah’a ve putlarýna da ayýrýyorlardý. Tabii putlar hiçbir þeye kaadir olmadýklarý için onlara ait olan hissenin de bir iþe, yaramasý söz konusu deðildir. Lâfýzda kalan bir âyet-i kerimedir. Allahû Tealâ, Kendisi ile putlar arasýnda bir karþýlaþtýrma yapmaktadýr.

396

396


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 137

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 146

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

↔υ″Β↔5 ↔ω[∝6←Ι″Λ↑Ω″7! ↔ω←8 ↓η[∝Χ↔Υ←7 ↔ω⊕<↔+ ↔τ←7×Η↔6 ↔: ∼Ψ↑Κ←Α″ς↔[←7 ↔: ″ϖ↑;:↑(″Ι↑[←7

″ϖ↑;ÿ↑®≥≅↔6↔Ι↑− ″ϖ←;←( ÷″:↔!

↑ Ψ↑ς↔Θ↔4 _↔8 ↑ψ™ς7! ↔ ≥≅↔− ″ξ↔7 ↔: ⎢″ϖ↑Ζ↔Ξ<∝( ″ϖ←Ζ″[↔ς↔2 ↔ :↑Ι↔Β″Σ↔< _↔8 ↔: ″ϖ↑;″∗↔Η↔4 Ve kezâlike zeyyene li kesîrin minel muþrikîne katle evlâdihim þurekâuhum li yurdûhum ve li yelbisû aleyhim dînehum, ve lev þâellâhu mâ fealûhu fe zerhum ve mâ yefterûn(yefterûne). ςε β⎞ψλεχε ονλαρ⎬ν ορτακλαρ⎬, μ⎫⎭ρικλεριν ⎜οðυνα, ονλαρ⎬ ηελ®κ ετμεκ ι⎜ιν ϖε ονλαρα κενδιλερινιν δ⎩νινι καρ⎬⎭τ⎬ρμαλαρ⎬ ι⎜ιν, εϖλ®τλαρ⎬ν⎬ ⎞λδ⎫ρμεψι γ⎫ζελ γ⎞στερδιλερ ςε εðερ Αλλαη διλεσεψδι, ονυ ψαπαμαζλαρδ⎬. Αρτ⎬κ ονλαρ⎬ ϖε υψδυρδυκλαρ⎬ ⎭εψλερι τερκετ. 397

397


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 137

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 146

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

1 - ve kezâlike

:

ve iþte böyle, böylece

2 - zeyyene

:

güzel gösterdi, süsledi

3 - li kesîrin

:

çoðuna

4 - min el muþrikîne

:

müþriklerden

5 - katle evlâdi-him

:

çocuklarýný öldürmeyi

6 - þurekâu-hum

:

onlarýn ortaklarý

7 - li yurdû-hum

:

onlarý helâk etmek için

8 - ve li yelbisû

:

ve karýþtýrmalarý için

11 - aleyhim

:

onlara

12 - dîne-hum

:

onlarýn dîni, kendilerinin dîni

13 - ve lev

:

ve eðer

14 - þâe allâhu

:

Allah diledi

15 - mâ fealû-hu

:

onu yapmazlardý, yapamazlardý

16 - fe zer-hum

:

artýk onlarý býrak, terket

17 - ve mâ yefterûne

:

ve iftira ettikleri, uydurduklarý þeyleri

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Bu âyet-i kerime putlarla alâkalýdýr. Ve korkunç bir sonuçla karþý karþýyayýz. Þeytan, müþrikleri sadece putlara taptýrmakla kalmýyor, bir de kendi öz evlâtlarýný, kýzlarýný, küçücük yaþlarda diri diri mezara gömmeyi, onlarý katletmeyi öðütlüyor. Bunu onlara güzel gösteriyor ve onlar da bunu gerçekleþtiriyorlar. Bu müþrikler (putlara tapanlar), küçücük yaþtaki kýz çocuklarýný diri diri mezara gömüyorlardý.

398

398


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 138

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 147

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

≥_↔Ζ↑Ω↔Θ″Ο↔<

÷ ⎧°η″Δ←& ° ″Ι↔& ↔: ° ≅↔Θ″9↔! ≥∝ ←Η×; ∼Ψ↑7≅↔5 ↔:

″α↔8←±Ι↑& ° ≅↔Θ″9↔! ↔: ″ϖ←Ζ←Ω″2↔ϑ←∀ ↑ ≥≅↔Λ↔9 ″ω↔8 ® ←! ←ψ™ς7! ↔ϖ″,! ↔ :↑Ι↑6″Η↔<

÷ ° ≅↔Θ″9↔! ↔: _↔;↑∗Ψ↑Ζ↑1

″ϖ←Ζ<∝ϑ″Δ↔[↔, ⎢←ψ″[↔ς↔2 → ≥!↔Ι←Β″4! _↔Ζ″[↔ς↔2 ↔ :↑Ι↔Β″Σ↔< ∼Ψ↑9≅↔6 _↔Ω←∀ Ve kâlû hâzihi en’âmun ve harsun hicrun lâ yat’amuhâ illâ men neþâu bi za’mihim ve en’âmun hurrimet zuhûruhâ ve en’âmun lâ yezkurûnesmallâhi aleyhaftirâen aleyh(aleyhi) se yeczîhim bimâ kânû yefterûn(yefterûne). 399

399


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 138

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 147

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

Ονλαρ, κενδι ζανλαρ⎬ ιλε: “Βιζιμ διλεδιðιμιζ κιμσελερ ηαρι⎜ βυ ηαψϖανλαρ ϖε εκινλερ ηαραμδ⎬ρ, ονλαρ⎬ ψεμεψιν!” δεδιλερ. (Βιρ κ⎬σ⎬μ) ηαψϖανλαρ⎬ν σ⎬ρτ⎬να( βινμεκ) ηαραμ κ⎬λ⎬νδ⎬. ςε βιρ κ⎬σ⎬μ ηαψϖανλαρ⎬ν δα (ονα ιφτιρα εδερεκ), ⎫ζερλερινε Αλλαη’⎬ν ισμινι ανμ⎬ψορλαρ (ονλαρ⎬ βεσμελε ιλε κεσμιψορλαρ). (Αλλαη) ιφτιρα ετμι⎭ ολδυκλαρ⎬νδαν δολαψ⎬ ονλαρ⎬ ψακ⎬νδα χεζαλανδ⎬ραχακ.

1 - ve kâlû

:

ve dediler

2 - hâzihi

:

bu

3 - en’âmun

:

(büyük baþ) hayvanlar

4 - ve harsun

:

ve ekinler

5 - hicrun

:

dokunulmaz, yasak, haram

6 - lâ yat’amu-hâ

:

onu (onlarý) yemeyin

7 - illâ

:

dýþýnda, ...’den baþka, hariç

8 - men neþâu

:

bizim dilediðimiz kiþi

9 - bi za’mi-him

:

kendi zanlarý ile

10 - ve en’âmun

:

ve (büyük baþ) hayvanlar

11 - hurrimet

:

haram kýlýndý

12 - zuhûru-hâ

:

onun (onlarýn) sýrtlarý

13 - ve en’âmun

:

ve hayvanlar

14 - lâ yezkurûne isme allâhi

:

Allah’ýn ismini anmýyorlar

15 - aleyha

:

onun üzerine

16 - iftirâen aleyhi

:

ona iftira ederek

400

400


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 138

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 147

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

17 - se yeczî-him

:

yakýnda onlarý cezalandýracak

18 - bi-mâ

:

...’den dolayý, sebebiyle

19 - kânû yefterûne

:

iftira etmiþ oldular

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Þeytan insanlara bir þeyler fýsýldamakta, onlara vahyetmektedir. Ve insanlar, þeytandan aldýklarý vahiy gereði birtakým bitkileri, hayvanlarý, insanlarýn onlardan istifadesi konusunda yasaklamaktadýrlar. “Bu hayvanlarýn eti yenmez, sýrtýna binilmez, bu ekinler yenmez. Sadece biz kimi dilersek ona yediririz.” demektedirler. Allahû Tealâ, bir hayvanýn, bir sýðýrýn, bir koyunun, bir keçinin yenmesi için onlarýn boðazlanmasýný þart koþar. Ve boðazlanma sýrasýnda mutlaka Allah’ýn isminin anýlmasýný, o hayvanýn Allah adýna, Allah için besmeleyle kesilmesini emreder. Böyle bir olay yoksa bir mü’min, bir müslüman, o eti yiyemez. Etin temiz olmasý bir þey ifade etmez. Allah için kesilmesi lâzýmdýr. Allahû Tealâ diyor ki: 1234-

Domuz eti, size haram kýlýndý. Allah adýna kesilmeyen hayvanlarýn eti, size haram kýlýndý. Ölü hayvanýn eti, size haram kýlýndý. Kaný akmayan hayvanýn eti, size haram kýlýndý.

Öyleyse Allahû Tealâ’nýn yasaklarý vardýr. Bu yasaklarýn bütün insanlar tarafýndan tatbik edilmesi lâzýmdýr. Ama þeytan, insanlara bu yasaklarýn tam tersini kabul ettirmiþtir. Onlar, hayvanlarý Allah’ýn adýný anmadan da kesebiliyorlar, yiyebiliyorlar. Ve bazý hayvanlarýn etinin yenmesini, bazý hayvanlarýn da sýrtlarýna binmeyi yasak ediyorlar. Ve Allahû Tealâ, iftiralarý sebebiyle onlarý yakýnda cezalandýracaðýný söylüyor.

401

401


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 139

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 147

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

°}↔Μ←7≅↔∋ ← ≅↔Θ″9 ↔ ↵! ← ←Η×; ← Ψ↑Ο↑∀ |∝4 _↔8 ∼Ψ↑7≅↔5 ↔: ″ω↑Υ↔< ″ ←! ↔: ⎣_↔Ξ←%!↔:″+↔! |⊆ς↔2 ° ⊕Ι↔Ε↑8 ↔: _↔9←∗Ψ↑6↑Η←7 ″ϖ←Ζ<∝ϑ″Δ↔[↔, ⎢↑ ≥≅↔6↔Ι↑− ←ψ[∝4 ″ϖ↑Ζ↔4 →}↔Β″[↔8 °ϖ[∝ς↔2 °ϖ[∝Υ↔& ↑ψ⊕9←! ⎢″ϖ↑Ζ↔Σ″.:↔

Ve kâlû mâ fî butûni hazihil en’âmi hâlisatun li zukûrinâ ve muharremun alâ ezvâcinâ ve in yekun meyteten fe hum fîhi þurekâu, se yeczîhim vasfehum, innehu hakîmun alîm(alîmun).

402

402


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 139

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 147

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

ςε ⎭⎞ψλε δεδιλερ: “Βυ ηαψϖανλαρ⎬ν καρν⎬νδα ολανλαρ, ψαλν⎬ζ ερκεκλεριμιζε αιττιρ. Ε⎭λεριμιζε (ηαν⎬μλαρ⎬μ⎬ζα) ηαραμδ⎬ρ. ςε ⎭®ψετ ⎞λ⎫ ολυρσα, ο τακτιρδε ονλαρ (ερκεκ ϖε καδ⎬νλαρ ονυ ψεμεκτε), ορτακτ⎬ρλαρ.” (Αλλαη) ονλαρ⎬ν ϖασ⎬φλανδ⎬ρμαλαρ⎬νδαν δολαψ⎬ ψακ⎬νδα ονλαρ⎬ χεζαλανδ⎬ραχακ. Μυηακκακ κι Ο, η⎫κ⎫μ σαηιβιδιρ, εν ιψι βιλενδιρ.

1 - ve kâlû

:

ve dediler

2 - mâ fî

:

içindeki þey

3 - butûni

:

karýnlar

4 - hazihi el en’âmi

:

bu hayvanlar

5 - hâlisatun

:

hastýr, özeldir, aittir

6 - li zukûri-nâ

:

erkeklerimize ait

7 - ve muharremun

:

ve haramdýr

8 - alâ ezvâci-nâ

:

9 - ve in yekun

:

ve eðer olursa

10 - meyteten

:

ölü

11 - fe hum

:

o taktirde onlar

12 - fî-hi

:

onda

13 - þurekâu

:

ortaktýrlar

14 - se yeczî-him

:

yakýnda onlarý cezalandýracak

15 - vasfe-hum

:

onlarýn vasýflandýrmalarý, nitelendirmeleri

403

zevcelerimize, eþlerimize

403


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 139

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 147

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

16 - innehu

:

muhakkak ki o

17 - hakîmun

:

hüküm sahibidir

18 - alîmun

:

en iyi bilendir

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Allahû Tealâ, neyi emretmiþse insanlar, aksini yapmak için yarýþmaktadýrlar. Ýblis, onlarý Allah’ýn emirlerine karþý gelmek için devamlý kýþkýrtýr. Her devirde bu böyledir. Allahû Tealâ: Allah’a ulaþmayý dileyin, diyor. Ýnsanlar dilemiyorlar. Mürþidinize ulaþýn, diyor. Ýnsanlar ulaþmýyorlar. Ruhunuzu Allah’a ulaþtýrýn, diyor. Ýnsanlar ulaþtýrmýyorlar. Fizik vücudunuzu, nefsinizi, iradenizi Allah’a teslim edin, diyor. Teslim etmiyorlar. Þeytan onlara yapmamalarýný emreder. Onlar da Allahû Tealâ’nýn emirlerini dinlemeyip, þeytanýn emirlerini dinlerler. Allahû Tealâ bir ayýrým yapmadýðý halde onlar, kendi açýlarýndan þeytanýn kendilerine verdiði telkinlerle, vahiylerle, Allah’ýn emirlerine açýk bir þekilde karþý çýkmaktadýrlar. Ve Allahû Tealâ da onlarý cezalandýracaðýný söylüyor.

404

404


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 140

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 147

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

_→Ζ↔Σ↔, ″ϖ↑;↔( ÷″:↔! ∼Ψ≥↑ς↔Β↔5 ↔ω<∝Η⊕7! ↔η←Κ↔∋ ″φ↔5 ↔: → ≥!↔Ι←Β″4! ↑ψ™ς7! ↑ϖ↑Ζ↔5↔+↔∗ _↔8 ∼Ψ↑8⊕Ι↔& ↔: ↓ϖ″ς←2 ←η″[↔Ρ←∀ 〉↔ω<∝Γ↔Β″Ζ↑8 ∼Ψ↑9≅↔6 _↔8 ↔: ∼Ψ∩ς↔/ ″φ↔5 ⎢←ψ™ς7! |↔ς↔2 Ve kad hasirellezîne katelû evlâdehum sefehan bi gayri ilmin ve harremû mâ rezekahumullâhuftirâen alâllâh(alâllâhi), kad dallû ve mâ kânû muhtedîn(muhtedîne). ςε βιρ ιλμι ολμακσ⎬ζ⎬ν ακ⎬λσ⎬ζχα (απταλχα) εϖλ®δ⎬ν⎬ ⎞λδ⎫ρενλερ η⎫σρανα υðραμ⎬⎭λαρδ⎬ρ. ςε Αλλαη’α ιφτιρα εδερεκ, Αλλαη’⎬ν ονλαρ⎬ ρ⎬ζ⎬κλανδ⎬ρδ⎬ð⎬ ⎭εψλερι ηαραμ κ⎬λαν κιμσελερ, δαλ®λεττε καλμ⎬⎭λαρδ⎬ρ ϖε ηιδαψετε ερμι⎭ δεðιλλερδιρ. 1 2 3 4 5 6 7 8

405

-

kad hasire ellezîne katelû evlâde-hum sefehan bi gayri ilmin ve harremû

: : : : : : : :

oldu, olmuþtu hüsranda oldu o kimseler ki öldürdüler kendi evlâtlarýný sefih olarak, akýlsýzca, aptalca bir ilmi olmaksýzýn ve haram kýldýlar

405


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 140

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 147

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

9 10 11 12 13 14 15 16

-

mâ rezaka-hum allâhu iftirâen alâ allâhi kad dallû ve mâ kânû muhtedîne

: : : : : : : :

þey(ler) Allah onlarý rýzýklandýrdý yalan yere iftira ederek Allah’a karþý, Allah’a oldu (olmuþtu) dalâlette kaldýlar, oldular ve olmadýlar hidayete eren kimseler

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Bir insan, Allah’a ulaþamayý dilemedikçe dalâlettedir. Allah’a ulaþmayý dilediði andan itibaren hidayete adým atar. Evvelâ Allah’a ulaþmayý dilemelidir. Allah’ýn ona ardarda vereceði on iki ihsanla, gösterdiði mürþide ulaþmasý, onun önünde tövbe etmesi lâzýmdýr. 10 âyet-i kerime Allah’a ulaþmayý dilemeyenlerin [ve dolayýsýyla mürþidlerine 12 ihsanla ulaþmayanlarýn (tâbî olmayanlarýn)] dalâlette olanlar olduðunu söylemektedir. Allahû Tealâ burada hüsranda olmak, dalâlette olmak ve hidayete ermemek gibi 3 kavramdan bahsetmektedir. Kur’ân-ý Kerim’in skalasýnda, bütününde, 28 basamakta, hüsranda olanlar, günahlarý sevaplarýndan fazla olan, Allah’a ulaþmayý dilemeyen insanlardýr. 23/MU'MÝNÛN-103: Ve men haffet mevâzînuhu fe ulâikellezîne hasirû enfusehum fî cehenneme hâlidûn(hâlidûne). Ve kimin mizaný (sevap tartýlarý), hafif gelirse iþte onlar, nefslerini hüsrana düþürenlerdir. Onlar, cehennemde ebediyyen kalacak olanlardýr. Onlarýn kaybettikleri dereceler, kazandýklarý derecelerden mutlaka büyük olacaktýr. Bu yüzden gidecekleri yer ateþtir. Yani onlar hüsranda olanlardýr. 10/YÛNUS-7: Ýnnellezîne lâ yercûne likâenâ ve radû bil hayâtid dunyâ vatme'ennû bihâ vellezîne hum an âyâtinâ gâfilûn(gâfilûne).

406

406


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 140

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 147

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

Muhakkak ki onlar, Bize ulaþmayý (hayatta iken ruhlarýný Allah’a ulaþtýrmayý) dilemezler. Dünya hayatýndan razý olmuþlardýr ve onunla doyuma ulaþmýþlardýr ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardýr. 10/YÛNUS-8: Ulâike me'vâhumun nâru bimâ kânû yeksibûn(yeksibûne). Ýþte onlarýn kazandýklarý (dereceler) gereðince varacaklarý yer ateþtir (cehennemdir). Öyleyse insanlar, Allahû Tealâ’ya ulaþmayý dilemiyorlarsa hüsrandadýr. Zaten bunlarý yapabilen insanlarýn Allah’a ulaþmayý dilemesi hiçbir zaman söz konusu deðildir. “Ayný zamanda dalâlettedirler.” 28/KASAS-50: Fe in lem yestecîbû leke fa’lem ennemâ yettebiûne ehvâehum, ve men edallu mimmenittebea hevâhu bi gayri huden minallâh(minallâhi), innallâhe lâ yehdil kavmez zâlimîn(zâlimîne). Bundan sonra eðer sana icabet etmezlerse (senin hidayete erdirme davetine uymazlarsa), bil ki onlar heveslerine tâbîdirler. Allah’tan bir hidayetçi olmaksýzýn (hidayetçiye deðil de) kendi heveslerine tâbî olandan daha çok dalâlette kim vardýr? Muhakkak ki Allah, zalimler kavmini hidayete erdirmez. Kiþi davetçinin Allah’a ulaþmayý dileme davetine icabet etmemiþtir bu âyet-i kerime gereðince. 18/KEHF-17: Ve tereþ þemse izâ taleat tezâveru an kehfihim zâtel yemîni ve izâ garabet takrýduhum zâteþ þimâli ve hum fî fecvetin minh(minhu), zâlike min âyâtillâh(âyâtillâhi), men yehdillâhu fe huvel muhted(muhtedi), ve men yudlil fe len tecide lehu veliyyen murþidâ(murþiden). Ve güneþin doðduðu zaman maðaralarýnýn sað tarafýndan geldiðini ve battýðý zaman sol taraftan onlarýn yanlarýndan geçtiðini görürsün. Ve onlar, onun (maðaranýn) geniþ sahasý içinde bulunuyorlardý. Ýþte bu, Allah’ýn âyetlerinden (mucizelerinden)dir. Allah, kimi Kendisine ulaþtýrýrsa, iþte o hidayete ermiþtir. Ve kimi dalâlette býrakýrsa (kim Allah’a ulaþmayý dilemezse) artýk onun için velî mürþid (irþad eden evliya) bulunmaz. Allah’ýn Kendisine ulaþtýrdýðý kiþiler, Allah’a ulaþmayý dileme davetine icabet edenlerdir.

407

407


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 140

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 147

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

45/CÂSÝYE-23: E fe reeyte menittehaze ilâhehu hevâhu ve edallehullâhu alâ ilmin ve hateme alâ sem’ihî ve kalbihî ve ceale alâ basarihî gýþâveh(gýþâveten), fe men yehdîhi min ba’dillâh(ba’dillâhi), e fe lâ tezekkerûn(tezekkerûne). Hevasýný kendisine ilâh edinen kiþiyi gördün mü? Ve Allah, onu ilim (onun faydasýz ilmi) üzere dalâlette býraktý. Ve onun iþitme hassasýný ve kalbini mühürledi. Ve onun basar (görme) hassasýnýn üzerine gýþavet (perde) kýldý (çekti). Bu durumda Allah’tan sonra onu kim hidayete erdirir? Hâlâ tezekkür etmez misiniz? Hevasýný kendisine ilâh edinen kiþi, resûlün Allah’a ulaþmayý dileme davetine faydasýz ilmi sebebiyle icabet etmeyen kiþidir. 62/CUMA-2: Huvellezî bease fîl ummiyyîne resûlen minhum yetlû aleyhim âyâtihî ve yuzekkîhim ve yuallimuhumul kitâbe vel hikmeh(hikmete), ve in kânû min kablu le fî dalâlin mubîn(mubînin). Ümmîler arasýnda, kendilerinden bir resûl beas eden (görevlendiren) O’dur. Onlara, O’nun (Allah’ýn) âyetlerini okur, onlarý tezkiye eder (nefslerini temizler), onlara Kitab’ý (Kur’ân-ý Kerim’i) ve hikmeti öðretir. Ve daha önce (resûle tâbî olmadan evvel) elbette onlar, sadece açýk bir dalâlet içinde idiler. “Resûlün, Allah’a ulaþmayý dileme davetine icabet etmeyen önce dalâlettedir.” buyuruyor Allahû Tealâ. 3/ÂLÝ ÝMRÂN-164: Le kad mennallâhu alel mu’minîne iz bease fîhim resûlen min enfusihim yetlû aleyhim âyâtihî ve yuzekkîhim ve yuallimuhumul kitâbe vel hikmeh(hikmete), ve in kânû min kablu le fî dalâlin mubîn(mubînin). Andolsun ki mü’minlerin (baþlarýnýn) üzerine (devrin imamýnýn ruhu) bir ni’met olmak üzere kendi zamanlarýnda, kendi içlerinden bir resûl beas ederiz, onlarýn aralarýnda (kendi kavminin içinde) onlara Allah’ýn âyetlerini tilâvet eder, onlarý tezkiye eder ve onlara kitap ve hikmeti öðretir. Ondan evvel (resûle tâbî olmadan evvel) onlar açýk bir dalâlet içinde idiler. Cuma Suresi 2. âyetiyle ayný açýdan dalâleti anlatmýþ, Yüce Rabbimiz.

408

408


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 140

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 147

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

16/NAHL-36: Ve le kad beasnâ fî kulli ummetin resûlen eni’budûllâhe vectenibût tâgût(tâgûte), fe minhum men hedallâhu ve minhum men hakkat aleyhid dalâleh(dalâletu), fe sîrû fîl ardý fanzurû keyfe kâne âkýbetul mukezzibîn(mukezzibîne). Ve andolsun ki Biz, bütün ümmetlerin (milletlerin, kavimlerin) içinde resûl beas ettik (hayata getirdik, vazifeli kýldýk). (Allah’a ulaþmayý dileyerek) Allah’a kul olsunlar ve taguttan (insan ve cin þeytanlardan) içtinap etsinler (sakýnýp kurtulsunlar) diye. Onlardan bir kýsmýný, (Resûlün daveti üzerine Allah’a ulaþmayý dileyenleri) Allah hidayete erdirdi ve bir kýsmýnýn (dilemeyenlerin) üzerine dalâlet hak oldu. Artýk yeryüzünde gezin. Böylece yalanlayanlarýn akýbetinin, nasýl olduðuna bakýn (görün). Resûlün, Allah’a ulaþmayý dileme davetine icabet etmeyenlerin üzerine dalâlet hak olmuþtur. 39/ZUMER-23: Allâhu nezzele ahsenel hadîsi kitâben muteþâbihen mesâniye takþaýrru minhu culûdullezîne yahþevne rabbehum, summe telînu culûduhum ve kulûbuhum ilâ zikrillâh(zikrillâhi), zâlike hudallâhi yehdî bihî men yeþâu, ve men yudlilillâhu fe mâ lehu min hâd(hâdin). Allah, ihdas ettiði (nurlarýn) ahsen olanlarýný (rahmet, fazl ve salâvâtý), ikiþer ikiþer (rahmet-fazl ve rahmet-salâvât), Kitab’a müteþabih (benzer) olarak indirdi. Rab’lerinden huþû duyanlarýn ciltleri ondan ürperir. Sonra onlarýn ciltleri ve kalpleri Allah’ýn zikriyle yumuþar, sukûnet bulur (yatýþýr). Ýþte bu, Allah’ýn hidayetidir, dilediðini onunla hidayete erdirir. Ve Allah, kimi dalâlette býrakýrsa artýk onun için bir hidayetçi yoktur. Resûlün davetine icabet etmemek suretiyle Allah’a ulaþmayý dilemeyen kiþiyi Allahû Tealâ o kiþiyi hidayete erdirecek hidayetçiye ulaþtýrmaz. 7/A'RÂF-186: Men yudlilillâhu fe lâ hâdiye leh(lehu), ve yezeruhum fî tugyânihim ya’mehûn(ya’mehûne). Allah kimi dalâlette býrakýrsa, artýk onun için bir hidayetçi (hidayete erdiren) yoktur. Ve onlarý azgýnlýklarý (isyanlarý) içinde þaþkýn (bir halde) terkeder (býrakýr). Allah’ýn dalâlette býraktýðý kiþi davetten yüz çeviren kiþidir. 46/AHKÂF-32: Ve men lâ yucib dâiyallâhi fe leyse bi mu’cizin fîl ardý ve leyse lehu min

409

409


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 140

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 147

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

dûnihî evliyâu, ulâike fî dalâlin mubîn(mubînin). Ve Allah’ýn davetçisine icabet etmeyen kimse, yeryüzünde (Allah’ý) aciz býrakacak deðildir. Ve onun Allah’tan baþka dostlarý yoktur. Ýþte onlar apaçýk dalâlet içindedirler. Davete icabet etmeyenler, Resûlün, Allah’a ulaþmayý dileme davetine icabet etmeyenlerdir. 20/TÂHÂ-123: Kâlehbitâ minhâ cemîan ba’dukum li ba’dýn aduvv(aduvvun), fe immâ ye’tiyennekum minnî huden fe menittebea hudâye fe lâ yadýllu ve lâ yeþkâ. (Allahû Tealâ þöyle) dedi: “Ýkiniz oradan (aþaðý) inin! Hepiniz (þeytan ve siz), birbirinize düþman olarak. Bundan sonra Benden size mutlaka hidayet gelecek. O zaman kim hidayetçime tâbî olursa artýk o, dalâlette kalmaz ve þâkî olmaz.” Hidayete tâbî olan kiþi, Allah’a ulaþmayý dileme davetine icabet eden kiþidir. 78/NEBE-39: Zâlikel yevmul hakk(hakku), fe men þâettehaze ilâ rabbihî meâbâ(meâben). Ýþte o gün (mürþidin eli Hakk’a ulaþmak üzere öpüldüðü ve ona tâbî olunduðu gün) Hakk günüdür. Dileyen (Allah’a ulaþmayý dileyen) kiþi kendisini Rabbine ulaþtýran (yolu, Sýratý Mustakîm’i) yol ittihaz eder (edinir). (Allah’a ulaþan kiþiye Allah) meab (sýðýnak, melce) olur. Allah’a ulaþmayý dileme davetine icabet eden kiþiyi Allah, mürþidine ulaþtýrýr ve kiþi 12 ihsanla tâbiyeti gerçekleþtirir. Mürþidine tâbî olan kiþi,dört ayrý cepheden birden hidayete adým atar. Kiþinin ruhu, Allah’a doðru yola çýkar. Ruh hidayete adým atmýþtýr, vücuttan ayrýlýr. Allah’a ulaþtýran yola ulaþýr (Nebe-39). Fizik vücut, hidayete adým atar. Nefs tezkiyesine paralel olarak, þeytana kul olmaktan kurtulmaya, Allah’a kul olmaya baþlar. Nefs, tezkiye olarak hidayete adým atar. Nefsin afetleri giderek azalacaktýr ve nefs böylece tezkiyeye, afet temizliðine baþlayacaktýr. Ýrade de hidayete adým atar. Nefste karanlýklarýn azalmasýna paralel olarak irade güçlenmeye baþlar. Öyleyse bunlardan hiçbirisi, bu insanlarda hiçbir þekilde olmayacaktýr. Bu sebeple de tabiatýyla onlar daima dalâlette kalacaklardýr.

410

410


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 141

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 147

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

↔η″[↔3 ↔: ↓ ≅↔−:↑Ι″Θ↔8 ↓ ≅⊕Ξ↔% ↔_↔Λ″9↔!

≥∝Η⊕7! ↔ξ↑; ↔:

↑ψ↑ς↑6↑! _→Σ←ς↔Β″Φ↑8 ↔ ″∗⊕ϑ7! ↔: ↔υ″Φ⊕Ξ7! ↔: ↓ ≅↔−:↑Ι″Θ↔8 ↔η″[↔3 ↔: _→Ζ←∀≅↔Λ↔Β↑8 ↔ ≅⊕8∩Ι7! ↔: ↔ Ψ↑Β″<⊕ϑ7! ↔: ↔η↔Ω″∃↔! ≥∼↔)←! ≥∝ ←Ι↔Ω↔∃ ″ω←8 ∼Ψ↑ς↑6 ⎢↓ψ←∀≅↔Λ↔Β↑8 ⎢∼Ψ↑4←Ι″Κ↑#

÷ ↔: ⎧∝ ←(≅↔Μ↔& ↔ ″Ψ↔< ψ↑ ⊕Τ↔& ∼Ψ↑#×∼ ↔: ↔ω[∝4←Ι″Κ↑Ω″7! ∩⎯←Ε↑<

411

÷ ↑ψ⊕9←! 411


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 141

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 147

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

Ve huvellezî enþee cennâtin ma’rûþâtin ve gayre ma’rûþâtin ven nahle vez zer’a muhtelifen ukuluhu vez zeytûne ver rummâne muteþâbihen ve gayre muteþâbih(muteþâbihin), kulû min semerihî izâ esmere ve âtû hakkahu yevme hasâdihî ve lâ tusrifû, innehu lâ yuhibbul musrifîn(musrifîne). ςε ασμαλ⎬ ϖε ασμασ⎬ζ βαη⎜ελερι, ηυρμαλαρ⎬, ψενιλεν ⎜ε⎭ιτλι εκινλερι, βιρβιρινε βενζεψεν ϖε βενζεμεψεν ζεψτινλερι ϖε ναρλαρ⎬ ψαραταν Ο’δυρ. ⇐ρ⎫ν ϖερδιðι ζαμαν, ονυν ⎫ρ⎫ν⎫νδεν ψεψιν. Ονυν ηασαδ εδιλδιðι γ⎫ν, ονυν ηακκ⎬ν⎬ (ζεκ®τ⎬ν⎬) ϖεριν. ⇑σραφ (ζιψαν) ετμεψιν. Μυηακκακ κι Ο, μ⎫σριφλερι (ισραφ εδενλερι) σεϖμεζ.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11

412

-

ve huve ellezî enþee cennâtin ma’rûþâtin ve gayre ma’rûþâtin ve en nahle ve ez zer’a muhtelifen ukulu-hu ve ez zeytûne

: : : : : : : : : : :

ve o ki yarattý (inþa etti) bahçeler asmalý olmaksýzýn asmalý ve hurma ve ekinler farklý, çeþitli, muhtelif o yenilen ve zeytin(ler)

412


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 141

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 147

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25

-

ve er rummâne muteþâbihen ve gayre muteþâbihin kulû min semeri-hî izâ esmere ve âtû hakka-hu yevme hasâdi-hî ve lâ tusrifû inne-hu lâ yuhibbu el musrifîne

: : : : : : : : : : : : : :

ve nar(lar) benzeyen ve benzemeyen yeyin onun ürününden ürün verdiði zaman ve verin onun hakkýný (birr, zekât, sadaka...) gün onun hasadý (toplanmasý) ve israf etmeyin muhakkak ki o sevmez müsrifler, israf eden kimseler

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Herþeyi yaratan muhakkak ki; Allah’týr. Ýnsanlar, Allah’ýn sofrasýndan yeyip, içmektedirler. Allahû Tealâ her çeþit mahsulü, ekini, narý insanlar için yaratmýþtýr. “Bu güzellikler, bu bahçelikler, (cennet aslî mânâ itibariyle bahçelik anlamýna gelir) herþey sizin ve onlarý yeyin ve o yediklerinizin hakkýný verin.” buyuruyor. “Ona ait olan birr’i, ona ait olan sadakayý, ona ait olan zekâtý verin.” diyor. Allahû Tealâ’nýn söylediði: “Yeyin, için, israf etmeyin.” Allahû Tealâ’nýn dizayný, bu dizayndýr. Bizleri her zaman doyuracak, her zaman bizim için yeterli gýdayý oluþturacaktýr. Bizi yaratan Allah’týr. Eðer biz çalýþýrsak, O’na lâyýk olursak bizim rýzkýmýzý zaten verecektir. Öyleyse bir bahçeyi vücuda getirmek, tarlaya ekini ekmek, bir emektir. Ve emeðin karþýlýðý alýnacaktýr.

413

413


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 142

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 147

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

_⊕Ω←8 ∼Ψ↑ς↑6 ⎢_→−″Ι↔4 ↔: →}↔7Ψ↑Ω↔& ← ≅↔Θ″9 ÷↵! ↔ω←8 ↔: ⎢← ≅↔Ο″[⊕Λ7! ← !↔Ψ↑Ο↑∋ ∼Ψ↑Θ←Α⊕Β↔#

÷ ↔: ↑ψ™ς7! ↑ϖ↑Υ↔5↔+↔∗

°ω[∝Α↑8 ⊇ ↑Γ↔2 ″ϖ↑Υ↔7 ↑ψ⊕9←! Ve minel en’âmi hamûleten ve ferþâ(ferþan), kulû mimmâ razakakumullâhu ve lâ tettebiû hutuvâtiþ þeytân(þeytâni), innehu lekum aduvvun mubîn(mubînun). Ηαψϖανλαρδαν ψ⎫κ τα⎭⎬ψανλαρ ϖε κεσιμ ηαψϖαν⎬ ολανλαρ ϖαρ. Αλλαη’⎬ν σιζι ρ⎬ζ⎬κλανδ⎬ρδ⎬ð⎬ ⎭εψλερδεν (κεσιμ ηαψϖανλαρ⎬νδαν) ψεψιν. ⇒εψταν⎬ν αδ⎬μλαρ⎬να τ®β⎩ ολμαψ⎬ν. Μυηακκακ κι ο, σιζε απα⎜⎬κ δ⎫⎭μανδ⎬ρ. 1 2 3 4 5 6

414

-

ve min el en’âmi hamûleten ve ferþan kulû mimmâ (min mâ) razaka-kum allâhu

: : : : : :

ve hayvanlardan (4 ayaklý) yük taþýyan kesim hayvaný olan yeyin þeylerden Allah sizi rýzýklandýrdý

414


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 142

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 147

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

7 8 9 10 11 12

-

ve lâ tettebiû hutuvâti eþ þeytâni inne-hu lekum aduvvun mubînun

: : : : : :

ve tâbi olmayýn, uymayýn þeytanýn adýmlarý muhakkak ki o sizin için, size düþman beyan olunan, apaçýk

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Allah’ýn, Kur’ân-ý Kerim boyunca: “Þeytanýn adýmlarýna tâbî olmayýn!” demekten elbette muradý vardýr. Allahû Tealâ þeytanýn adýmlarýna tâbî olmanýzý istemiyor. Allah’ýn yolunu takip etmenizi, emirlerine itaat etmenizi istiyor. Þeytan her zaman sizin sesinizi taklit ederek, iç dünyanýzda mutlaka size negatif þeyleri her saniye öðütler. Allah’ýn yasak ettiði fiilleri iþlemeniz, Allah’ýn emrettiklerini yapmamanýz için sizi hep kandýrmaya çalýþýr. Allahû Tealâ burada bizlere diyor ki: “Nefsinizin afetlerine tâbî olmayýn.” Nefsiniz þeytanýn taleplerini taþýr. Ve þeytan, sizi Allah’ýn yolundan uzaklaþtýrmak, Allah’ýn yolunda deðilseniz, o yola ulaþtýrmamak, sizi huzursuz etmek için devamlý günah iþletip, arkasýndan o huzursuzluklarý size yaþatmak için bu afetleri kullanýr. Öyleyse ruhunuz Allah’ý temsil eder. Allahû Tealâ: “Þeytanýn adýmlarýna tâbî olmayýn, bizim size verdiðimiz talimatý tatbik edin, emrettiðimiz þeyleri yapýn, yasak ettiklerimizi yapmayýn ki mutlu olabilesiniz.” diyor. Çünkü Allah, bütün insanlarý mutlu olsunlar diye yaratmýþ, þeytan bütün insanlarý mutsuz etmeye çalýþýr. Ne kadar hazin bir tecellidir ki; Allah sizin mutlu olmanýzý istiyor, siz mutlu olmak istiyorsunuz, ama iblis sizin mutlu olmanýzý istemiyor. Ve çoðunuz mutsuzsunuz. Þeytan öylesine yalanlarla, vaadlerle insanlarýn gözlerini boyar ki, insanlar yanlýþ þeyleri doðruymuþ gibi tatbik etmek isterler. Unutulmamalýdýr ki; en büyük düþmanýnýz iblistir.

415

415


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 143

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 148

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

↔ω←8 ↔: ←ω″[↔Ξ″∃! ← ⊂≅®Ν7! ↔ω←8

⎣↓ !↔:″+↔! ↔}↔[←9≅↔Ω↔∃

↔ ⊕Ι↔& ←ω″<↔Ι↔6⊕Η7⊆∼ ″υ↑5 ⎢←ω″[↔Ξ″∃! ←ι″Θ↔Ω″7! ←ψ″[↔ς↔2 ″α↔ς↔Ω↔Β″−! _⊕8↔! ←ω″[↔[↔Χ″9↑ ↵! ← ↔! |∝9∈ξ←±Α↔9

⎢←ω″[↔[↔Χ″9↑ ↵! ↑ ≅↔&″∗↔!

↔ω[∝5←(≅↔. ″ϖ↑Β″Ξ↑6 ″ ←! ↓ϖ″ς←Θ←∀ Semâniyete ezvâc(ezvâcin), minad da’nisneyni ve minel ma’zisneyn(ma’zisneyni), kul âz zekereyni harreme emil unseyeyni emmeþtemelet aleyhi erhâmul unseyeyn(unseyeyni), nebbiûnî bi ilmin in kuntum sâdýkîn(sâdýkîne). 416

416


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 143

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 148

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

(Βιρι δι⎭ι ϖε βιρι ερκεκ ολαρακ) σεκιζ ⎜ιφτ (ψ⎫κ ϖε κεσιμ) ηαψϖαν⎬ ψαραττ⎬ Κοψυνδαν ικι, κε⎜ιδεν ικι. Δε κι: “⇑κι ερκεðι μι ψοκσα ικι δι⎭ιψι μι? ςεψα ικι δι⎭ινιν ραηιμλερινιν ιηατα εττιðινι μι (ραηιμλερδε βυλυναν⎬ μ⎬) ηαραμ κ⎬λδ⎬? Εðερ σιζ σαδ⎬κλαρσαν⎬ζ, βανα βιρ ιλιμλε ηαβερ ϖερινιζ.”

1 - semâniyete

:

sekiz adet

2 - ezvâcin

:

çift, (erkek ve diþi)

3 - min ed da’ni isneyni

:

koyundan iki

4 - ve min el ma’zi isneyni

:

keçiden iki

5 - kul

:

de

6 - âz zekereyni (e ez zekereyni):

iki erkek mi

7 - harreme

:

haram kýldý

8 - em el unseyeyni

:

yoksa iki diþi mi

9 - emmeþtemelet

:

ya da (veya) ihata etti, içine aldý

:

veya- yoksa, ya da ...mý?

10 - aleyhi

:

onu, kendisini

11 - erhâmu

:

rahimler

(emmâ iþtemelet) e...em...emmâ

417

417


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 143

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 148

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

12 - el unseyeyni

:

iki diþi

13 - nebbiû-nî

:

bana haber verin

14 - bi ilmin

:

bir ilimle

15 - in

:

eðer

16 - kuntum

:

siz ..... oldunuz

17 - sâdýkîne

:

sadýklar, doðru söyleyenler, doðru sözlüler

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Ýnsanlar: “Bu hayvanlar sizlere haramdýr, þunlarý yemeyeceksiniz.” diye Allahû Tealâ’nýn emrine muhalif olarak kendi kafalarýndan bir þeyler söylüyorlar, putlar gibi bir dizaynda oluyorlar. Burada da Allahû Tealâ, onlarýn yasak ettikleri veya helâl kýldýklarý, Allah’ýn emirlerine paralel olmadýðý için bir açýklama getiriyor. Allahû Tealâ’nýn iki çift koyun ve keçiden, sekiz tane çift yarattýðýný söylüyor ve: “Sizin söylediklerinize göre söyleyin bakalým, iki erkek mi haram veya helâl, iki diþi mi haram ya da iki diþinin rahimlerinin ihata ettiði mi (bunlarýn karýnlarýnda mevcut olan doðacak olanlar mý?)” buyuruyor.

418

418


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 144

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 148

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

″υ↑5 ⎢←ω″[↔Ξ″∃! ←η↔Τ↔Α″7! ↔ω←8 ↔: ←ω″[↔Ξ″∃! ←υ″∀← ↵! ↔ω←8 ↔: ″α↔ς↔Ω↔Β″−! _⊕8↔! ←ω″[↔[↔Χ″9↑ ↵! ← ↔! ↔ ⊕Ι↔& ←ω″<↔Ι↔6⊕Η7⊆∼ ″ ←! ↔ ≥!↔Γ↔Ζ↑− ″ϖ↑Β″Ξ↑6 ″ ↔! ⎢←ω″[↔[↔Χ″9↑ ↵! ↑ ≅↔&″∗↔! ←ψ″[↔ς↔2 ×Ι↔Β″4! ←ω⊕Ω←8 ↑ϖ↔ς″1↔! ″ω↔Ω↔4 ⎣∼↔Η×Ζ←∀ ↑ψ™ς7! ϖ↑ ↑Υ[×±.↔: ⎢↓ϖ″ς←2 ←η″[↔Ρ←∀ ↔ ≅⊕Ξ7! ⊕υ←Ν↑[←7 _→∀←Η↔6 ←ψ™ς7! |↔ς↔2 〉↔ω[∝Ω←7≅⊕Π7! ↔ ″Ψ↔Τ″7!

←Γ″Ζ↔<

÷ ↔ψ™ς7! ⊕ ←!

Ve minel ibilisneyni ve minel bakarisneyn(bakarisneyni), kul âz zekereyni harreme emil unseyeyni emmeþtemelet aleyhi erhâmul unseyeyn(unseyeyni), em kuntum þuhedâe iz vassâkumullâhu bi hâzâ, fe men azlemu mimmenifterâ alâllâhi keziben li yudillen nâse bi gayri ilm(ilmin), innallâhe lâ yehdîl kavmez zâlimîn(zâlimîne). 419

419


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 144

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 148

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

ςε, δεϖεδεν ικι, σ⎬ð⎬ρδαν ικι. Δε κι: “⇑κι ερκεðι μι ϖεψα ικι δι⎭ιψι μι? ςεψα ικι δι⎭ινιν ραηιμλερινιν ιηατα εττιðινι μι ηαραμ κ⎬λδ⎬? Ψοκσα Αλλαη’⎬ν βυνυνλα σιζε ϖασιψετ εττιðινε (φαρζ κ⎬λδ⎬ð⎬να) ⎭αηιτ μι ολδυνυζ?” Ο ηαλδε βιρ ιλιμλερι ολμακσ⎬ζ⎬ν ινσανλαρ⎬ σαπτ⎬ρμακ ι⎜ιν Αλλαη’α καρ⎭⎬ ψαλαν σ⎞ψλεψενδεν (ιφτιρα εδενδεν) δαηα ζ®λιμ κιμδιρ? Μυηακκακ κι Αλλαη, ζ®λιμ καϖμι ηιδαψετε ερδιρμεζ.

1 - ve min el ibilisneyni : (ve min el ibili isneyni) 2 - ve min el bakarisneyni : (ve min el bakara isneyni) 3 - kul : 4 - âz zekereyni (e ez zekereyni): 5 - harreme : 6 - em el unseyeyni : 7 - emmâ iþtemelet : 8 - aleyhi : 9 - erhâmu : 10 - el unseyeyni : 11 - em kuntum : 12 - þuhedâe : 13 - iz vassâkum allâhu : 14 - bi hâzâ : 15 - fe men : 16 - azlemu : 17 - mimmenifterâ : (min men ifterâ)

420

ve deveden iki sýðýrdan iki de iki erkek mi haram kýldý veya iki diþi mi veya (ya da) ihata ettiði mi onu rahimler iki diþi yoksa siz oldunuz mu þahitler Allah size vasiyet ettiði zaman (farz kýldýðýna) bunlarý o halde kimdir daha zalim iftira eden kimseden

420


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 144

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 148

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

18 - alâllâhi (alâ allâhi)

:

Allah’a (karþý)

19 - keziben

:

yalanla

20 - li yudille

:

saptýrmak, dalâlette býrakmak için

21 - en nâse

:

insanlar

22 - bi gayri ilmin

:

bir ilim olmaksýzýn

23 - innallâhe (inne allâhe)

:

muhakkak ki Allah

24 - lâ yehdî

:

hidayete erdirmez

25 - el kavme 26 - ez zâlimîne

kavim, topluluk :

zâlimler

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Ýnsanlar daima iki grup oluþturmuþtur: 1- Allah’ýn tarafýnda olanlar. 2- Þeytanýn tarafýnda olanlar. Farklýlýklarý son derece açýktýr. Allah’ýn tarafýnda olanlar, Allah ne emretmiþse onu emrederler, neyi yasak etmiþse onu yasak ederler. Þeytanýn taraftarlarý, Allah neyi emretmiþse onu yasaklarlar, neyi yasaklamýþsa onu emrederler. Kalýn çerçeve içinde, bu âyetin muhtevasý içinde insanlara baktýðýmýzda, kim Allah’ýn tarafýndadýr, kim þeytanýn tarafýndadýr hemen anlaþýlýr.

421

421


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 144

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 148

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

Allahû Tealâ burada hayvanlardan bahsediyor ama söz konusu olan Allah’ýn emirlerine ve yasaklarýna riayet konusunda orada bir vasiyet yer alýyor. Kesilecek, eti yenecek olan hayvanlardan bahseden bu âyet-i kerimenin ruhunda Allahû Tealâ: “Allah’ýn vasiyet ettiðinin yerine insanlara onun tam zýddý olan þeyleri öðütleyerek, böylece Allahû Tealâ’ya karþý yalanla iftira edenden daha zalim kim vardýr?” diyor. Bu, tagut (insan ve cin þeytanlar), Allah’ýn söylediklerinin tam tersini söylerler ve Allah’ýn söylediklerini söyleyenleri de sahtekârlýkla itham ederler. Ýki defa üst üste Allah’a ihanet içindedirler. Hem yanlýþ söylemekle ihanet içindedirler, hem de doðruyu söyleyeni sahtekâr olarak tanýtmaya çalýþmakla ihanet içindedirler. Allahû Tealâ, Allah’a ulaþmayý dilemeyi emretmiþ. Bir kýsým insan: “Allah’a ulaþmayý dileyeceksiniz.” diyor. Bir kýsým insan da: “Hayýr Allah’a ulaþmayý dilemeyeceksiniz.” diyor. Allahû Tealâ ne emretmiþse bunu bütün sahâbe gerçekleþtirmiþtir. Hepsi Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in ve Kur’ân’ýn emriyle Allahû Tealâ’ya ulaþmayý dilemiþler. Bütün sahâbe Allah’a ulaþmayý dilemiþler. Öyleyse doðru; Allah’a ulaþmayý dilemektir. Ama Allah’ýn emirlerini söyleyenlerle, o emirleri söyleyenlere “sahtekâr” diyenler arasýndaki farký belirtmek üzere Allahû Tealâ burada þunu söylüyor: “Allah’ýn vasiyet ettiklerine karþý yalanla iftira edenden daha zalim kim vardýr?” Allah’ýn söylediklerinin tam tersini söyleyerek, onlarý inandýran, Allah’ýn yolundan saptýran ve Allahû Tealâ’nýn emirlerini bildirenleri de sahtekâr ilân ederek bir defa daha zulmeden insanlar; onlar ihanet içindedirler. Ýþte safhalara bakýldýðýnda, Allah’a ulaþmayý dileyeceksiniz. Bütün sahâbe Allah’a ulaþmayý dilemiþlerdir. Ama bir kýsým insanlar: “Hayýr Kur’ân-ý Kerim’de Allah’a ulaþmayý dilemek yoktur. Kim böyle bir þey söylüyorsa o bir sahtekârdýr.” diyorlar.

422

422


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 144

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 148

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

Sonra Allahû Tealâ; “Mürþidinize ulaþacaksýnýz.” diye emrediyor. Bütün sahâbe, Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e, sonra dört halifeye ulaþmýþ, sonra da sahâbeye ulaþýlýp tâbî olunmuþ. Ama “olmayacaksýnýz” diyorlar. Ve kim mürþid olduðunu söylüyorsa, kim “Mürþide tâbî olmak farzdýr.” diyorsa, “O sahtekârdýr.” diyorlar. Ýki defa zulüm. Sonra Allahû Tealâ: “Ruhunuzu ölmeden Allah’a ulaþtýrýn.” diyor. Bütün sahâbe ölmeden evvel ruhlarýný Allah’a ulaþtýrmýþlardýr. Þeytanýn ilminde olan insanlar: “Hayýr, insan ruhunun ölmeden evvel Allah’a ulaþmasý mümkün deðildir. Çünkü ruh, insana hayat verir. Ruhu, Azrail (A.S) aldýðý anda insan ölür. Ancak ölülerin ruhu Allah’a ulaþtýrýlabilir.” diye yalan söylüyorlar, Allah’a karþý iftira ediyorlar. Öyleyse gene Allah’ýn tarafýnda olanlarla, þeytanýn tarafýnda olanlar; insan ve cin þeytanlar bir defa daha devreye girmektedir. Allahû Tealâ gerekli âyet-i kerimelerde insan ruhunun ölmeden evvel Allah’a ulaþmasýna mani olanlara zaten açýkça “zalim” diyor. Daha sonra Allahû Tealâ: “Fizik vücudunuzu Allah’a teslim edeceksiniz.” diyor. Bütün sahâbe fizik vücutlarýný Allah’a teslim etmiþler. Ve diyorlar ki: “Hayýr, fizik vücudun Allah’a teslimi diye onlarýn anlattýðý gibi bir þey söz konusu deðildir. Ýslâm’ýn 5 tane þartýný yerine getiren herþeyi yapmýþtýr. Teslim de olmuþtur, iþi bitirmiþtir.” O, “iþini bitirmiþ” denilen insanlarýnsa hiçbirinin kurtulmasý mümkün deðildir. Daha ötede nefsin, iradenin teslimi vardýr. Allah’ýn dostlarý, hepsinin teslim edilmesi gerektiðini söylerler. Bütün sahâbe hepsini teslim etmiþler ve tagut (insan ve cin þeytanlar): “Hayýr, böyle bir þey yoktur Kur’ân-ý Kerim’de.” deyip iþin içinden çýkarlar. Ayrýca, bunlarýn farz olduðunu söyleyenleri, sahtekârlýkla itham ederler, iki defa zulmederler. Hem Allah’ýn söylediklerinin tam zýddýný söylemekle insanlara ve kendilerine zulmederler, hem de doðrularý söyleyenlerin sahtekâr olduðunu iddia etmekle bir defa daha zulmederler.

423

423


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 145

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 148

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

|×ς↔2 _→8⊕Ι↔Ε↑8 ⊕|↔7←! ↔|←&:↑! ≥≅↔8 |∝4 ↑φ←%↔! ≥ ÷ ″υ↑5 ″ ↔! →}↔Β″[↔8 ↔ Ψ↑Υ↔< ″ ↔! ≥® ←! ≥↑ψ↑Ω↔Θ″Ο↔< ↓ϖ←2≅↔0 ↑ψ⊕9←≅↔4 ↓η<∝ϑ″Ξ←∋ ↔ϖ″Ε↔7 ″ ↔! _→&Ψ↑Σ″Κ↔8 _→8↔( ⎣∝ψ←∀ ←ψ™ς7! ←η″[↔Ρ←7 ⊕υ←;↑! _→Τ″Κ←4 ″ ↔! °ϕ″%∗← ↓ ≅↔2

÷ ↔: ↓ ≅↔∀ ↔η″[↔3 ⊕η↑Ο″/! ω← ↔Ω↔4 °ϖ[∝&↔∗ ° Ψ↑Σ↔3 ↔τ⊕∀↔∗ ⊕ ←≅↔4

Kul lâ ecidu fî mâ ûhiye ileyye muharremen alâ tâimin yat’amuhu illâ en yekûne meyteten ev demen mesfûhan ev lâhme hinzîrin fe innehu ricsun ev fýskan uhille li gayrillâhi bihî, fe menidturra gayre bâgýn ve lâ âdin fe inne rabbeke gafûrun rahîm(rahîmun). 424

424


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 145

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 148

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

Δε κι: “Βανα ϖαηψολυναν ⎭εψλερδε, ψενιλεν ψιψεχεκλερ ⎫ζερινδε, ⎞λ⎫ ετι ϖεψα ακ⎬τ⎬λμ⎬⎭ καν ϖεψα δομυζ ετι κι ο μυτλακα μυρδαρδ⎬ρ, ϖεψα φ⎬σκ ολαν, Αλλαη’ταν βα⎭κασ⎬ ι⎜ιν βοðαζλανανδαν βα⎭κα, ηαραμ κ⎬λ⎬νμ⎬⎭ βιρ ⎭εψ βυλαμ⎬ψορυμ.” Αρτ⎬κ κιμ δαρδα καλ⎬ρσα, ηαδδι α⎭μασ⎬ (μεψλετμεσι) ϖε ηακκα τεχαϖ⎫ζ ετμεσι ηαρι⎜. Ο τακτιρδε Ραββιν, μυηακκακ κι Γαφυρ’δυρ (μαðφιρετ εδενδιρ), Ραη⎩μ’ διρ (ραημετ νυρυ γ⎞νδερενδιρ).

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19

425

-

kul lâ ecidu fî mâ ûhiye ileyye muharremen alâ tâimin yat'amu-hu illâ en yekûne meyteten ev demen mesfûhan ev lâhme hinzîrin fe inne-hu ricsun

: : : : : : : : : : : : : : : : : : :

de bulmuyorum, bulamýyorum þeylerde (bana) vahyolunan bana haram kýlýnmýþ yiyeceðe, yiyecek üzerinde onu yer (o yenir, yenilen) baþka, hariç, ...’den baþka olmasý ölü veya kan dökülen, akýtýlmýþ veya et domuz ki o mutlaka murdar, pis

425


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 145

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 148

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33

-

ev fýskan uhille li gayri allâhi bi-hî fe men idturra gayre bâgýn ve lâ âdin fe inne rabbe-ke gafûrun rahîmun

: : : : : : : : : : : : : :

veya, ya da fýsk olan boðazlandý, kesildi Allah’tan baþkasý için onu artýk kim darda kaldý, ihtiyaç duydu olmaksýzýn, olmasý hariç, olmadan haddi aþan, meyleden ve hakka tecavüz etmeden o taktirde muhakkak senin Rabbin gafûr olan, maðfiret eden rahîm olan, rahmet nuru gönderen

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Burada Allahû Tealâ’nýn yasak ettiði þeyler bir defa daha ortaya çýkmaktadýr. Ýnsanlarýn Allah’a iftira ettiði gibi: “Hayvanlarýn karnýnda olanlar, iki diþi, iki erkek deve, þunlar haram, bunlar haram.” diye bir þey yoktur. Allahû Tealâ: 1234-

Domuz eti Kaný akmayan hayvanýn eti Ölü hayvanýn eti Allah adýna boðazlanmamýþ olan hayvanlarýn etinin haram olduðunu buyuruyor.

Hepsi bu kadar.

426

426


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 146

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 148

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

⎣↓η↑Σ↑1 ∝) ⊕υ↑6 _↔Ξ″8⊕Ι↔& ∼:↑(≅↔; ↔ω<∝Η⊕7! |↔ς↔2 ↔: ≥_↔Ω↑Ζ↔8Ψ↑Ε↑− ″ϖ←Ζ″[↔ς↔2 _↔Ξ″8⊕Ι↔& ←ϖ↔Ξ↔Ρ″7! ↔: ←η↔Τ↔Α″7! ↔ω←8 ↔: _↔<!↔Ψ↔Ε″7! ← ↔! ≥_↔Ω↑;↑∗Ψ↑Ζ↑1 ″α↔ς↔Ω↔& _↔8 ® ←! ″ϖ↑;≅↔Ξ″<↔ϑ↔% ↔τ←7×) ⎢↓ϖΠ ″ ↔Θ←∀ ↔ν↔ς↔Β″∋! _↔8 ″ ↔! ↔ Ψ↑5←(≅↔Μ↔7 _⊕9←! ↔: ⎧″ϖ←Ζ[← ″Ρ↔Α←∀ Ve alellezîne hâdû harremnâ kulle zî zufur(zufurin), ve minel bakari vel ganemi harremnâ aleyhim þuhûmehumâ illâ mâ hamelet zuhûruhumâ evil havâyâ ev mahteleta bi azm(azmin), zâlike cezeynâhum bi bagyihim ve innâ le sâdikûn(sâdikûne). ςε ψαηυδι ολανλαρα, τ⎬ρνακλ⎬ ηαψϖανλαρ⎬ν ηεπσι ϖε, ινεðιν ϖε κοψυνυν, ικισινιν δε σ⎬ρτ⎬νδα ϖεψα βαð⎬ρσακλαρ⎬νδα ολαν ϖεψα κεμιðε καρ⎬⎭μ⎬⎭ ολανλαρ⎬ ηαρι⎜, ι⎜ ψαð⎬ν⎬ ηαραμ κ⎬λδ⎬κ. ⇑⎭τε β⎞ψλεχε, ονλαρ⎬ αζγ⎬νλ⎬κλαρ⎬ σεβεβιψλε χεζαλανδ⎬ρδ⎬κ. ςε μυηακκακ κι βιζ, γερ⎜εκτεν σ®δ⎬κ ολανλαρ⎬ζ (σ⎞ζ⎫ν⎫ τυτανλαρ⎬ζ). 427

427


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 146

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 148

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23

-

ve alâ ellezîne hâdû harremnâ kulle zî zufurin ve min el bakari ve el ganemi harremnâ aleyhim þuhûme-humâ illâ mâ hamelet zuhûru-humâ ev el havâyâ ev mahteleta (mâ ýhteleta) bi azmin zâlike cezeynâ-hum bi bagyi-him ve innâ le sâdikûne

: : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : :

ve onlara, ...olanlara yahudi haram kýldýk hepsi týrnaklý (týrnaða sahip, týrnaðý olan) ve ineklerden (sýðýrlardan) ve koyunlar haram kýldýk onlara o ikisinin iç yaðlarý dýþýnda, hariç üzerinde bulunan, taþýdýðý kadar (þey) o ikisinin sýrtlarý veya baðýrsaklar veya karýþan, karýþmýþ olan þey kemiðe böylece, iþte böylece onlarý cezalandýrdýk (onlarýn) azgýnlýklarý sebebiyle ve muhakkak ki biz gerçekten sadýk olanlar, sözlerini tutanlar

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Allahû Tealâ’nýn yahudilere iç yýðýný haram kýldýðý ve bunu azgýnlýklarý sebebiyle cezalandýrma olarak yaptýðý açýklanýyor ve gerçekten sözlerini tutanlar olduklarý vurgulanýyor.

428

428


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 147

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 149

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

⎣↓}↔Θ←,!↔: ↓}↔Ω″&↔∗ )↑ ″ϖ↑Υ∩∀↔∗ υ″ ↑Τ↔4 ↔ Ψ↑∀⊕Η↔6 ″ ←≅↔4 ↔ω[∝8←Ι″Δ↑Ω″7! ← ″ΨΤ↔ ″7! ←ω↔2 ψ↑ ↑,″≅↔∀ ∩ ↔Ι↑< ÷ ↔: Fe in kezzebûke fe kul rabbukum zû rahmetin vâsi’ah(vâsi’atin), ve lâ yureddu be’suhu anil kavmil mucrimîn(mucrimîne). Βυνδαν σονρα εðερ σενι ψαλανλαρλαρσα, ο ζαμαν δε κι: “Σιζιν Ραββινιζ γενι⎭ βιρ ραημετιν σαηιβιδιρ ϖε Ο’νυν αζαβ⎬, μ⎫χριμλερ (συ⎜λυλαρ) καϖμινδεν γερι ⎜εϖριλεμεζ.” 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10

-

fe in kezzebû-ke fe kul rabbu-kum zû rahmetin vâsi'atin ve lâ yureddu be'su-hu an el kavmi el mucrimîne

: : : : : : : : : :

artýk, bundan sonra eðer seni yalanladýlar o zaman de sizin Rabbiniz rahmet sahibi geniþ ve geri çevrilemez onun azabý kavminden mücrimler, suçlular

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Eðer seni yalancýlýkla itham ederlerse o zaman onlara Rab’lerinin geniþ bir rahmetin sahibi olduðunu ve azabýnýn mücrimler topluðundan geri çevrilmesinin mümkün olmayacaðýný söyle.

429

429


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 148

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 149

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

_↔Ξ″6↔Ι″−↔! ≥_↔8 ↑ψ™ς7! ↔ ≥≅↔− ″ξ↔7 ∼Ψ↑6↔Ι″−↔! ↔ω<∝Η⊕7! ↑ Ψ↑Τ↔[↔,

↔τ←7×Η↔6 ⎢↓∂″|↔− ″ω←8 _↔Ξ″8⊕Ι↔&

÷ ↔: ÿ_↔9↑®≥≅↔∀×∼ ≥ ÷ ↔:

⎢_↔Ξ↔,⊂≅↔∀ ∼Ψ↑5!↔) |×±Β& ÷ ″ϖ←Ζ←ς″Α↔5 ″ω←8 ↔ω<∝Η⊕7! ↔ ⊕Η↔6 ↑ Ψ↑%Ι← ″Φ↑Β↔4 ↓ϖς″ ←2 ″ω←8 ″ϖ↑6↔Γ″Ξ←2 ″υ↔; ″υ↑5 ″ ←! ↔: ⊕ωΠ ⊕ 7! ⊕ ←! ↔ Ψ↑Θ←Α⊕Β↔# ″ ←! ⎢_↔Ξ↔7 ↔ Ψ↑.↑Ι″Φ↔# ® ←! ″ϖ↑Β″9!↔ Seyekûlullezîne eþrekû lev þâallâhu mâ eþreknâ ve lâ âbâunâ ve lâ harremnâ min þey’(þey’in), kezâlike kezzebellezîne min kablihim hattâ zâkû be’senâ, kul hel indekum min ilmin fe tuhricûhu lenâ, in tettebiûne illez zanne ve in entum illâ tahrusûn(tahrusûne). 430

430


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 148

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 149

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

⇒ιρκ κο⎭ανλαρ ⎭⎞ψλε σ⎞ψλεψεχεκλερ: “⇒®ψετ Αλλαη διλεσεψδι, βιζ ϖε βαβαλαρ⎬μ⎬ζ ⎭ιρκ κο⎭μαζδ⎬κ ϖε ηι⎜βιρ ⎭εψι ηαραμ ετμεζδικ.” Ονλαρδαν ⎞νχεκιλερ δε αζαβ⎬μ⎬ζ⎬ ταδ⎬νχαψα καδαρ ι⎭τε β⎞ψλε ψαλανλαδ⎬λαρ. Δε κι: “Σιζιν ψαν⎬ν⎬ζδα ιλιμδεν βιρ ⎭εψ(βιρ βιλγι) ϖαρ μ⎬? √ψλεψσε (ϖαρσα) ονυ βιζε ⎜⎬καρ⎬ν. Σιζ ανχακ ζαννα τ®β⎩ ολυψορσυνυζ. ςε σιζ σαδεχε ψαλαν σ⎞ψλ⎫ψορσυνυζ.”

1 - se yekûlu

:

söyleyecekler

2 - ellezîne eþrekû

:

þirk koþanlar

3 - lev þâe allâhu

:

eðer Allah dileseydi

4 - mâ eþreknâ

:

biz þirk koþmazdýk

5 - ve lâ âbâu-nâ

:

ve babalarýmýz da yapmazdý

6 - ve lâ harremnâ

:

ve haram kýlmazdýk

7 - min þey’in

:

bir þeyi

8 - kezâlike

:

böyle, iþte böyle

9 - kezzebe

:

yalanladý

10 - ellezîne min kabli-him

:

onlardan öncekiler

11 - hattâ

:

oluncaya kadar

12 - zâkû

:

tattýlar

13 - be'se-nâ

:

azabýmýz

14 - kul hel

:

var mý de

15 - inde-kum

:

sizin yanýnýzda

16 - min ilmin

:

ilimden bir þey, bir bilgi

17 - fe tuhricû-hu lenâ

:

öyleyse onu bize çýkarýn

18 - in

:

eðer olursa

19 - tettebiûne

:

tâbî oluyorsunuz

20 - illâ ez zanne

:

ancak zanna

431

431


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 148

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 149

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

21 - ve in

:

ve olursa

22 - entum

:

siz

23 - illâ

:

sadece, ancak

24 - tahrusûne

:

yalan söylüyorsunuz (tahminde bulunuyorsunuz)

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Bu âyet-i kerime, insanlarýn kendilerini müdafaa etmek için Allahû Tealâ’yý nasýl vasýta kýldýklarýný gösteren ilginç bir açýklamadýr. “Þâyet Allah dileseydi biz de, babalarýmýz da þirk koþmazdýk, hiçbir þeyi de haram kýlmazdýk.” diyen insanlar, kendilerini tasarrufta zannetmektedirler. Ýnsanlar iki gruptur: 1- Allah’ýn cennetine girecek ve devamlý orada kalacak olanlar. 2- Allah’ýn cehennemine girecek ve devamlý orada kalacak olanlar. Allah sadece þartlarý koþmuþtur, seçim bizlere aittir. Koyduðu þartlar açýk ve kesindir: Kim Allah’a ulaþmayý dilerse kiþi, mutlaka Allah’ýn cennetine girer. Allah’ýn verdiði 12 tane ihsanla mürþidine ulaþýp tâbî olursa kiþi ikinci kat cennete girer. Kendisinden ayrýlan ruhunu Allah’a ulaþtýrýrsa, nefs tezkiyesine ulaþýrsa ve fizik vücudu da %50’den daha fazla þeytana kul olmaktan kurtulursa, o zaman bir üst (3. kat) cennete gider. Üstelik dünya saadetinin de yarýsýný kazanýr. Fizik vücudunu Allah’a teslim ederse daha üst cennete (4. kat) ulaþýr. Nefsini Allah’a teslim ederse daha üst cennete (5. kat) ulaþýr. Ýrþada ulaþýrsa daha üst cennete (6. kat) ulaþýr. Bihakkýn takvaya (hakka tukatihi takva) ulaþýr. Hakk’ul yakînin sahibi olursa, Allah’a köle olursa 7. kat cennete; en üst cennete ulaþýr.

432

432


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 148

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 149

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

Allahû Tealâ, eðer insanlarýn iradesine ipotek koysaydý ve “Siz ancak Ben dilersem dileyebilirsiniz. Ben sizi nasýl davranmanýz lâzýmsa öyle davrandýrýrým.” deseydi, o zaman Allahû Tealâ, Kendi iradesiyle, onlarýn iradesini devreden çýkartarak ikiye ayýrýrdý. Bir kýsmýný cehenneme, bir kýsmýný cennete atardý. Ve insanlar cehenneme ve cennete Allah’ýn iradesiyle giderlerdi. Bu açýklama, bu insanlarýn açýklamasýna uymaktadýr. Görülüyor ki; bu insanlarýn Allah’ýn El Adl, El Hakk esmalarýndan ve Allah’ýn insanlara bahþettiði “serbest cüz’i irade”den haberleri yoktur. Allahû Tealâ, El Adl esmasýnýn sahibidir; adaleti temsil eder. Allahû Tealâ cennete gidecek evsafta (konumda) olan kullarý cehenneme atacak olsa, El Adl esmasýnýn sahibi olmaz. Allahû Tealâ, eðer insanlarýn kazandýklarý dereceler yerine onlara derecat kaybettirse, El Hakk esmasýnýn sahibi olmaz. Allahû Tealâ üç iradeden bahsetmektedir: 1. Ýlâhi Ýrade : Bizatihi Allah’ýn iradesi 2. Küllî irade : Allahû Tealâ’nýn o muhteþem kompüter sistemi (Allah’ýn bütün kainâta onunla hükmettiði) 3. Cüz’i irade : Kiþisel irade, Allah’ýn bizlere ihsan buyurduðu serbest irade Bizi Allah’ýn cennetine veya cehennemine götürecek olan bizim serbest irademizdir. Ancak kendi irademizle yaptýðýmýz þeyler sebebiyle cehenneme gidebiliriz. Çünkü; eðer biz Allah’ýn iradesiyle hareket etmiþ olsaydýk, Allahû Tealâ bize hükmediyor olsaydý o zaman bu, bizim için kader olurdu. Kader, baþka bir iradenin bizim üzerimizde vücuda getirdiði bir tesirdir. Eðer bizim irademizin bu olayýn vücuda gelmesinde bir dahli, fonksiyonu, etkisi yoksa, o zaman bu bir kader olayýdýr. Bir baþka cüz’i irade bize bir zarar verebilir veya bir fayda saðlayabilir. Eðer bir fayda saðlarsa, bize bu faydayý saðlayan kiþi, bundan derecat kazanýr. Ama biz, bize bir fayda saðlandýðý zaman ne derecat kaybeder, ne de derecat kazanýrýz, sadece faydayý yaþarýz. Madalyonun bir yüzünde baþka iradelerin bize tesiri vardýr. Bu tesir bize, bizim dahlimiz

433

433


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 148

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 149

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

olmadan bir fayda saðlar, bize mutluluk verecek bir þey olur. Biz, mutluluðu ve zevki yaþarýz. Fayda tamamlanýr ama derecat kaybetmeyiz ve kazanmayýz. Baþka bir irade bize bir zarar verirse, o baþka irade derecat kaybeder. Biz de kul hakký doðduðu için onun kaybettiði derecatý kazanýrýz, hayra ulaþýrýz. Öyleyse kaderin, bize zarar veren negatif cephesinde bizim hayra ulaþmamýz, derecat kazanmamýz söz konusudur. Bir insanýn cehenneme gitmesi için kaybettiði derecelerin kazandýðý derecelerden fazla olmasý lâzýmdýr. 23/MU'MÝNÛN-102: Fe men sekulet mevâzînuhu fe ulâike humul muflihûn(muflihûne). O zaman kimin mizaný (sevap tartýlarý) aðýr gelirse iþte onlar, felâha erenlerdir. 23/MU'MÝNÛN-103: Ve men haffet mevâzînuhu fe ulâikellezîne hasirû enfusehum fî cehenneme hâlidûn(hâlidûne). Ve kimin mizaný (sevap tartýlarý), hafif gelirse iþte onlar, nefslerini hüsrana düþürenlerdir. Onlar, cehennemde ebediyyen kalacak olanlardýr. Bu insanlarýn vasfý hüsranda olmalarýdýr. Hüsranda olan insanlar, günahlarý sevaplarýndan fazla olanlardýr. Eðer kader, bir insana derecat kaybettiremiyorsa, ister bize bir fayda saðlasýn, ister zarar versin, her iki halde de baþka birisinin yaptýðý bir amel sebebiyle bizim derecat kaybetmemiz Kur’ân’a göre mümkün deðildir. Bu mümkün deðilse hiç kimse kader sebebiyle cehenneme gidemez. Bu insanlar iddia ediyor ki: “Eðer Allahû Tealâ, bizim þirk koþmamýzý istemeseydi o zaman biz þirk koþamazdýk; atalarýmýz da koþamazdý ve Allahû Tealâ bizim þirk koþmamamýzý isteseydi þirk koþamazdýk ve haram kýlmamamýzý isteseydi, hiçbir þeyi haram kýlamazdýk.” Bu insanlar aldatýlmýþlardýr. Ýddialarý; Allah dilediði için þirk koþmuþlar, Allah istediði için birtakým þeylerden haramlar çýkarmýþlar, birtakým þeyleri haram kýlmýþlardýr. Allahû Tealâ sonucu söylüyor: “Gidecekleri yer cehennemdir.” Eðer Allahû Tealâ’nýn dilemesi söz konusuysa, olay kaderse Allah, þirk koþmak ve birtakým þeyleri haram kýlmak için onlarýn öyle yapmasýný istemiþ olsaydý, onlar bunlarý yaptýklarý zaman derecat kaybetmezlerdi ve cehenneme de gitmezlerdi.

434

434


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 148

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 149

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

Buradaki mantýk ölçülerine bakýlýrsa, bu insanlarýn bu âyetler sebebiyle cehenneme gidecekleri kesindir. Allahû Tealâ: “Azabýmýz onlara ulaþacak. Azabýmýzý tattýklarý zaman söylediklerinin yanlýþ olduðunu görecekler.” diyor. Eðer bu insanlar cehenneme gidiyorsa, cehenneme gitmeleri sadece kaybettikleri dereceler sebebiyledir. Hiçbir þey, insaný cehenneme götürmez. Sadece kaybettiði derecelerin kazandýðý derecelerden fazla olmasý gerekir. Kýsaca; kaybettiði derecelerin fazla olmasý bir insaný cehenneme götürür. Öyleyse bu insanlar derecat kaybetmiþlerse, kader sebebiyle derecat kaybetmek mümkün olmadýðý için, hem kendilerinin, hem de babalarýnýn þirk koþmalarýný ve birtakým þeyleri haram koþmalarýný Allah onlara yaptýrmýþ olsaydý, o zaman derecat kaybetmiþ olmayacaklardý. Bu, kader olduðuna göre Allah’ýn onlara bunu yaptýrmasý ve böyle bir statüde bu insanlarýn davranýþ biçimleri onlarý cehenneme götürüyorsa, cehenneme gidecekleri kesinse âyet-i kerimeden kesin bu sonuç çýkýyor ve kader hiç kimseye derecat kaybettirmeyeceðine göre bu insanlar en azýndan bu olaylar sebebiyle derecat kaybetmemiþ olacaklardý. O zaman, Allahû Tealâ’nýn dizaynýna göre cehenneme gitmeleri mümkün olmayacaktý; ama cehenneme gidecekleri kesin. Cehenneme gideceklerine göre olay kesinlik kazanýyor. Kim Allah’a þirk koþarsa, Allah’ýn yasak etmediði þeyleri yasak kýlarsa bundan derecat kaybeder. Ýnsanlar, sadece kaybettikleri dereceler sebebiyle cehenneme girerler. Bu iddianýn sahiplerinin sözlerinin mânâsýna bakarsak; insanlar, sadece Allah dilettiði için dilerse, Allah yaptýrdýðý için yaparsa o zaman yaptýklarýnýn hiçbirisinden derecat kaybetmeleri mümkün deðildir. O zaman, cehenneme gitmeleri de mümkün deðildir. Allahû Tealâ herkese, onlarýn söylediklerinin doðru olmadýðýný, yalan olduðunu bununla ispat ediyor. Bu insanlarýn cehenneme gideceðini kesinleþtirmiþtir. Kur’ân-ý Kerim’de de Allahû Tealâ cehenneme gitmenin bir tek, kaybettiði derecelerin kazandýðý derecelerden mutlaka fazla olmasý þartýna dayalý olduðunu söylüyor. Eðer insanlar herþeyi Allah’ýn emriyle, Allah istediði için yapmýþ olsaydý bunun arkasý sadece kaderdir. Eðer Allah kendi iradesiyle herkese tesir ediyorsa, herkes Allah’ýn istediði

435

435


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 148

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 149

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

þeyi yapýyorsa, istemediði þeyi yapmýyorsa, herþeyi kaderle yapýyorlarsa o zaman hiçbir þeyden derecat kaybetmeleri mümkün deðildir. Oysa ki; bu insanlarýn derecat kaybettikleri kesindir. Eðer yaptýklarý kader olsaydý, Allah istediði için öyle yapmýþ olsalardý hiçbir þekilde derecat kaybetmeleri ve cehenneme gitmeleri mümkün olmayacaktý. Allahû Tealâ Kur’ân’daki âyetleriyle bunlarýn söylediklerinin geçersiz olduðunu bizlere çok net olarak anlatýyor. Hiç kimse kader sebebiyle, Allah’ýn takdir-i ilâhisi sebebiyle, Allah’ýn onlarý kullanmasý sebebiyle derecat kaybedemez. Öyleyse hiç kimse kader sebebiyle, Allah’ýn insanýn üzerindeki tesiri sebebiyle, hangi tarzda bir tesir olursa olsun; o kiþiye, ister Allahû Tealâ yaptýrmýþ olsun, ister kendisini üzecek, ister sevindirecek olan sonuca ulaþsýn her iki standartta da derecat kaybetmesi ve cehenneme gitmesi asla mümkün deðildir. Öyleyse “Allahû Tealâ isteseydi bize mani olurdu. Biz bunlarý yaptýðýmýza göre, Allahû Tealâ bize mani olmadýðý için yaptýk.” diye bir yalana baþvurmak, eski yalanlara yenilerini eklemek anlamýna gelir. Kesin bir olgu vardýr. Allahû Tealâ’nýn dilemesiyle bir insanýn birþey yapmasý ancak salâh mertebesinde gerçekleþir. Kim Allah’ýn kölesi olursa, iradesini Allah’ýn iradesine baðlar. Allah’ýn emrettiði þeyleri yapar, Allah’ýn yasak ettiði þeyleri de Allah yaptýrmadýðý için yapmaz. Allah’ýn iradesiyle hareket ettiði için bu noktadan itibaren o kiþi derecat kazanýr, ama kaybetmez. Kiþi, tasarrufta ise konu daha da öteye geçer. Sadece Allah’ýn yaptýrdýklarýný yapabilir ve sadece Allah’ýn söylettiklerini söyleyebilir ve hiçbir þekilde derecat kaybetmesi söz konusu deðildir. Ýþte, “Allah dileseydi yaptýrmazdý.” sözü tasarruf makamý için geçerlidir. Allah neyi dilerse onu yaptýrýr ve Allahû Tealâ diyor ki: “Onlarýn seçim hakký yoktur.” Hakký hiyarý; olaylarý düzenlemekte kendi seçim hakký yoktur. Bu sebeple de onlar kendi iradeleriyle hareket edemedikleri için yaptýklarýndan mesûl deðillerdir. Bir yanlýþ dizayn da kaderiyecilerin: “Herþey kaderdir.” demeleridir. Ama böyle diyenler de cehenneme gidiyor. Herþey kader olsaydý, kader sebebiyle derecat kaybetmek mümkün olmadýðý için insanlarýn hiçbirisinin cehenneme girmesi söz konusu olmazdý.

436

436


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 149

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 149

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

↔ ≥≅↔− ″ξ↔ς↔4 ⎣↑}↔Ρ←7≅↔Α″7! ↑}⊕Δ↑Ε″7! ←ψ™ςς← ↔4 ″υ↑5 ↔ω[∝Θ↔Ω″%↔!

″ϖ↑Υ<×Γ↔Ζ↔7

Kul fe lillâhil huccetul bâligah(bâligatu), fe lev þâe le hedâkum ecmaîn(ecmaîne). Δε κι: “Αρτ⎬κ εν κυϖϖετλι δελιλ, Αλλαη’⎬νδ⎬ρ. √ψλεψσε, εðερ Ο (Αλλαη) διλεσεψδι, ελβεττε σιζιν ηεπινιζι ηιδαψετε ερδιριρδι.” 1 - kul

:

de

2 - fe li allâhi

:

artýk Allah’ýn

3 - el huccetu

:

delil

4 - el bâligatu

:

en üstün, en kuvvetli, kesin olan

5 - fe

:

öyleyse

6 - lev þâe

:

eðer o dileseydi

7 - le hedâ-kum

:

elbette sizi hidayete erdirirdi

8 - ecmaîne

:

hepsi, topluca

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Kim Allah’a ulaþmayý dilerse, Allah da o kiþiyi Kendisine ulaþtýrmayý diler. Allah, Kendisine ulaþtýrmayý dilediði insanlarý hidayete erdirir.

437

437


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 149

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 149

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

Kim Allah’a ulaþmayý dilemezse onun gideceði yer ateþtir. 10/YÛNUS-7: Ýnnellezîne lâ yercûne likâenâ ve radû bil hayâtid dunyâ vatme'ennû bihâ vellezîne hum an âyâtinâ gâfilûn(gâfilûne). Muhakkak ki onlar, Bize ulaþmayý (hayatta iken ruhlarýný Allah’a ulaþtýrmayý) dilemezler. Dünya hayatýndan razý olmuþlardýr ve onunla doyuma ulaþmýþlardýr ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardýr. 10/YÛNUS-8: Ulâike me'vâhumun nâru bimâ kânû yeksibûn(yeksibûne). Ýþte onlarýn kazandýklarý (dereceler) gereðince varacaklarý yer ateþtir (cehennemdir). Kiþi Allah’a ulaþmayý dilerse, Allah mutlaka onlarý Kendisine ulaþtýracaktýr. Ve Allah’ýn tayin ettiði o gün mutlaka gelecektir. 29/ANKEBÛT-5: Men kâne yercû likâallâhi fe inne ecelallâhi leât(leâtin), ve huves semîul alîm(alîmu). Kim Allah’a mülâki olmayý (hayattayken Allah’a ulaþmayý) dilerse, o taktirde muhakkak ki Allah’ýn tayin ettiði zaman mutlaka gelecektir (ruhu mutlaka hayattayken Allah’a ulaþacaktýr). Ve O, en iyi iþiten, en iyi bilendir. Ýki grup “âmenû olanlar” vardýr. Birinci grup sadce Allah’a inanýrlar ve sadece bu sebeple âmenûdürler. Allah’a ulaþmayý dileyenler ikinci grup âmenû olanlar grubuna girerler. Bunlar, Allah’a ulaþmayý dileyen âmenûdürler. Allah’a ulaþmayý dilemeyen âmenûlerin takva sahibi olduklarý taktirde kurtuluþa ereceklerini (Enfal-29) ve ancak Allah’a ulaþmayý dilemek suretiyle Allah’a yönelenlerin takva sahibi olacaklarýný ve dolayýsýyla bunlarýn kurtulacaðýný Rabbimiz buyuruyor. Kim Allah’a ulaþmayý dilerse, Allah onlarý Kendine ulaþtýracaktýr. 8/ENFÂL-29: Yâ eyyuhellezîne âmenû in tettekullâhe yec’al lekum furkânen ve yukeffir ankum seyyiâtikum ve yagfir lekum, vallâhu zul fadlil azîm(azîmi). Ey âmenû olanlar, Allah’a karþý takva sahibi olursanýz sizi furkan (hak ve bâtýlý ayýrma özelliði) sahibi kýlar! Ve sizden (sizin) günahlarýnýzý örter ve size maðfiret eder (günahlarýnýzý sevaba çevirir). Ve Allah, büyük fazl sahibidir.

438

438


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 149

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 149

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

42/ÞÛRÂ-13: Þerea lekum mined dîni mâ vassâ bihî nûhan vellezî evhaynâ ileyke ve mâ vassaynâ bihî ibrâhîme ve mûsâ ve îsâ, en ekîmûd dîne ve lâ teteferrekû fîh(fîhi), kebure alel muþrikîne mâ ted’ûhum ileyh(ileyhi), allâhu yectebî ileyhi men yeþâu ve yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu). (Allah) dînde, onunla Hz. Nuh’a vasiyet ettiði (farz kýldýðý) þeyi (þeriati); “Dîni ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dînde) fýrkalara ayrýlmayýn.” diye Hz. Ýbrâhîm’e, Hz. Musa’ya ve Hz. Ýsa’ya vasiyet ettiðimiz þeyi sana da vahyederek, size de þeriat kýldý. Senin onlarý, kendisine çaðýrdýðýn þey (Allah’a ulaþmayý dileme) müþriklere zor geldi. Allah, dilediðini Kendisine seçer ve O’na yöneleni, Kendisine ulaþtýrýr (ruhunu hayatta iken Kendisine ulaþtýrýr). 11/HÛD-29: Ve yâ kavmi lâ es’elukum aleyhi mâlâ(mâlen), in ecriye illâ alâllâhi ve mâ ene bi târidillezîne âmenû, innehum mulâkû rabbihim ve lâkinnî erâkum kavmen techelûn(techelûne). Ve ey kavmim! Buna (teblið ettiðim þeylere) karþýlýk sizden mal olarak (bir þey) istemiyorum. Eðer ücretim (ecrim) varsa ancak Allah’a aittir. Ve ben âmenû olanlarý ((Allah’a ulaþmayý dileyenleri) tardedecek (uzaklaþtýracak, kovacak) deðilim. Muhakkak ki onlar, Rab’lerine mülâki olacaklar (ulaþacaklar). Ve lâkin ben, sizi cahillik eden bir kavim olarak görüyorum. 13/RA’D-27: Ve yekûlullezîne keferû lev lâ unzile aleyhi âyetun min rabbih(rabbihi), kul innallâhe yudillu men yeþâu ve yehdî ileyhi men enâb(enâbe). Ve kâfirler: “Ona, Rabbinden bir âyet (mucize) indirilse olmaz mý?” derler. De ki: “Muhakkak ki Allah, dilediði kimseyi dalâlette býrakýr ve O’na yönelen kimseyi Kendine ulaþtýrýr (hidayete erdirir).” Allahû Tealâ: “Allah dileseydi hepinizi hidayete erdirirdi, hepinizin ruhunu Kendisine ulaþtýrýrdý.” diyor. Allah, Kendisine ulaþtýrmayý dilediði kiþiyi, Zat’ýna ulaþtýrýr. Öyleyse kiþi Allah’a ulaþmayý diliyor, Allah da o kiþiyi Kendisine ulaþtýrmayý diliyor ve Allahû Tealâ mutlaka o kiþiyi Kendisine ulaþtýrýyor. Ama bunu dilemesi için evvelâ o kiþinin, Allah’a ulaþmayý dilemesi lâzýmdýr. Ýþte Kur’ân kavramlarýnýn bir bütün içerisinde deðerlendirmesini yapamayan, bütün âyetlerin muhtevalarý içinde Kur’ân gerçeðine bakacak alt yapýya sahip olmayanlar, bu âyetteki

439

439


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 149

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 149

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

“Þâyet Allah dileseydi, elbette hepinizi hidayete erdirirdi.” sözünü, “Demek ki; Allahû Tealâ, hidayete erdirmeyi dilemiyorsa hiç kimse hidayete eremez.” sözüne baðlamaktadýrlar. Oysa ki; âyetlerin bütünü üzerinden deðerlendirme yaptýðýnýz zaman, Allahû Tealâ’nýn Allah’a ulaþmayý dilemeyi þart koþtuðunu; Allah’a ulaþmayý dileyenleri, mutlaka Kendisine ulaþtýrdýðýný ama ulaþtýrmadan evvel de onlarý Kendisine ulaþtýrmayý Allah’ýn dilediðini görüyoruz. Kul, Allah’a ulaþmayý dileyecek; bunun üzerine bu dileði onda gören Allahû Tealâ, 12 tane ihsanla o kulunu mükâfatlandýracaktýr. Çünkü Allahû Tealâ, onu Kendisine ulaþtýrmayý istiyor. Kim Allah’a ulaþmayý dilerse, Allah da mutlaka onu Kendisine ulaþtýrmayý diler. Kim Allah’a ulaþmayý dilemezse, Allah da onu Kendisine ulaþtýrmayý dilemez. Böyle bir dizaynda Allah’ýn Kendisine ulaþtýrmayý dilediði ve dilemediði insanlar vardýr. Dileyenler, Allah’ýn da Allah’a ulaþtýrmayý dilediði kiþilerdir. Dilemeyenler, Allah’ýn da Allah’a ulaþtýrmayý dilemediði kiþilerdir. Olaylarý tek taraflý olarak düþünenler, büyük bir hatanýn içindedirler. Allahû Tealâ’nýn dizaynýnda, Allah’ýn vücuda getirdiði baz üzerinde kiþinin bir karar vermesi gerekmektedir. Allah’a ulaþmayý dileme kararý. Kim böyle bir dileðin sahibiyse Allahû Tealâ, sadece onu Kendisine ulaþtýrmayý diler ve kimi de dilerse mutlaka hidayete erdirir. Allah kimi Kendi Zat’ýna ulaþtýrmayý dilerse, onlarýn göðsünü teslime açar. 6/EN'ÂM-125: Fe men yuridillâhu en yehdiyehu yeþrah sadrehu lil islâm(islâmi), ve men yurid en yudýllehu yec’al sadrehu dayyikan haracen, ke ennemâ yassa’adu fîs semâi, kezâlike yec’alûllâhur ricse alâllezîne lâ yu’minûn(yu’minûne). Öyleyse Allah kimi Kendisine ulaþtýrmayý dilerse onun göðsünü yarar ve (Allah’a) teslime (Ýslâm’a) açar. Kimi dalâlette býrakmayý dilerse, onun göðsünü semada yükseliyormuþ gibi daralmýþ, sýkýntýlý yapar. Böylece Allah, mü’min olmayanlarýn üzerine pislik (azap, darlýk, güçlük) verir. Allah’a ulaþmayý dileyen ve dilemeyen insanlar olduðu gibi, Allah’ýn da Kendisine ulaþtýrmayý dilediði veya dilemediði insanlar vardýr. Dilediði insanlar; Allah’a ulaþmayý dileyenler, Kendisine ulaþtýrmayý dilemedikleri ise Allah’a ulaþmayý dilemeyenlerdir. Allah’a ulaþmayý dilemeyeni, Allah da dilemez; dileyeni Allah da diler. Öyleyse hiçbir þey mantýksýz, sebepsiz deðildir. Herþey Kur’ân-ý Kerim’de baþtan sonuna kadar muhteþem bir dizaynla dizayn edilmiþtir.

440

440


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 150

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 149

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

↔ψ™ς7! ⊕ ↔! ↔ :↑Γ↔Ζ″Λ↔< ↔ω<∝Η⊕7! ↑ϖ↑6↔ ≥!↔Γ↔Ζ↑− ⊕ϖ↑ς↔; ″υ↑5 ⎣″ϖ↑Ζ↔Θ↔8 ″φ↔Ζ″Λ↔#

÷↔4 ∼:↑Γ←Ζ↔− ″ ←≅↔4 ⎣∼↔Η×; ↔ ⊕Ι↔&

_↔Ξ←#≅↔<×≅←∀ ∼Ψ↑∀⊕Η↔6 ↔ω<∝Η⊕7! ↔ ≥!↔Ψ″;↔! ″πΑ← ⊕Β↔# ″ϖ↑;↔:

← ↔Ι←∋× ↵≅←∀ 〉↔ Ψ↑7←Γ″Θ↔<

↔ Ψ↑Ξ←8⊂Ψ↑<

÷ ↔:

÷ ↔ω<∝Η⊕7! ↔:

″ϖ←Ζ∀±← Ι↔ ∀←

Kul helumme þuhedâekumullezîne yeþhedûne ennallâhe harreme hâzâ, fe in þehidû fe lâ teþhed meahum, ve lâ tettebi’ ehvâellezîne kezzebû bi âyâtinâ vellezîne lâ yu’minûne bil âhireti ve hum bi rabbihim ya’dilûn(ya’dilûne). 441

441


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 150

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 149

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

“Αλλαη’⎬ν βυνυ ηαραμ κ⎬λδ⎬ð⎬να ⎭αηιτλικ εδεν ⎭αηιτλερινιζι γετιριν.” δε. Εðερ η®λ® ονλαρ ⎭αηιτλικ εδερλερσε, ο τακτιρδε σεν ονλαρλα βεραβερ ⎭αηιτλικ ετμε. Αηιρετε ινανμαψαν ϖε ®ψετλεριμιζι ψαλανλαψαν κιμσελεριν ηεϖεσλερινε τ®β⎩ ολμα. ςε ονλαρ, Ραβ’λερινε ε⎭ τυτυψορλαρ (ορτακ κο⎭υψορλαρ).

1 - kul

:

de

2 - helumme

:

getirin

3 - þuhedâe-kum ellezîne

:

þahitleriniz ki onlar

4 - yeþhedûne

:

þahitlik ederler

5 - ennallâhe (enne allâhe)

:

Allah’ýn ..... yaptýðýna

6 - harreme

:

haram kýldý

7 - hâzâ

:

bunu

8 - fe in

:

eðer hâlâ

9 - þehidû

:

þahitlik ettiler

10 - fe lâ teþhed

:

sen þahitlik etme

11 - mea-hum

:

onlarla beraber

12 - ve lâ tettebi’

:

ve tâbî olma, uyma

13 - ehvâ

:

hevesler

14 - ellezîne kezzebû

:

yalanlayan kimseler

15 - bi âyâti-nâ

:

âyetlerimizi

16 - ve ellezîne

:

ve onlar

17 - lâ yu’minûne

:

îmân etmezler

442

442


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 150

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 149

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

18 - bi el âhireti

:

ahirete

19 - ve hum

:

ve onlar

20 - bi rabbi-him

:

Rab’lerine

21 - ya’dilûne

:

ortak koþuyorlar, putlarý ona adil, eþit, eþ tutuyorlar

AÇIKLAMA_________________________ _______________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Bu âyetin son kýsmýnda üç tane faktör vardýr: 1- Allah’ýn âyetlerini yalanlayanlar 2- Ahirete inanmayanlar 3- Allah’a ortak koþanlar Onlar ki; Allah’ýn âyetlerini tekzib ederler, yalanlarlar ve ahirete mülâki olmayý, ahirete ulaþmayý da yalanlarlar; onlarýn amelleri boþa gitmiþtir. 7/A'RÂF-147: Vellezîne kezzebû bi âyâtinâ ve likâil âhireti habitat a’mâluhum, hel yuczevne illâ mâ kânû ya’melûn(ya’melûne). Ve âyetlerimizi ve ahirete ulaþmayý (hayatta iken ruhun Allah’a ulaþmasýný) inkâr eden kimselerin amelleri, heba oldu (boþa gitti). Onlar, yaptýklarýndan baþka bir þeyle mi cezalandýrýlýr (karþýlýk verilir)? Birtakým güzel iþlerinden dolayý ne kadar derecat kazanýrlarsa kazansýnlar, kýyâmet günü onlarýn hepsi silinir. Burada ahirete ulaþmak demek; bir mânâda ahirete, kýyâmet gününe diðer mânâda sonraki güne ulaþmak demektir. Mürþide tâbî olduðunuz günü, evvelki gün kabul ederseniz, sizin için sonraki gün, evvelin sonrasý ruhunuzun Allah’a ulaþtýðý gündür. Allahû

443

443


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 150

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 149

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

Tealâ: “Amellerini hüsrana düþürenler, Allah’ýn âyetlerini tekzip ederler, yalanlarlar ve Allah’a mülâki olmayý yalanlarlar. Onlarýn amelleri boþa gitmiþtir.” 18/KEHF-103: Kul hel nunebbiukum bil ahserîne a’mâlâ(a’mâlen). De ki: “Ameller açýsýndan en çok hüsrana uðrayanlarý size haber vereyim mi?” 18/KEHF-104: Ellezîne dalle sa’yuhum fîl hayâtid dunyâ ve hum yahsebûne ennehum yuhsinûne sun’â(sun’an). Onlar, dünya hayatýnda amelleri (çalýþmalarý) sapmýþ (kaybettikleri dereceler, kazandýklarý derecelerden daha fazla) olanlardýr. Ve onlar, güzel ameller iþlediklerini zannediyorlar. 18/KEHF-105: Ulâikellezîne keferû bi âyâti rabbihim ve likâihî fe habitat a’mâluhum fe lâ nukîmu lehum yevmel kýyameti veznâ(veznen). Ýþte onlar, Rab’lerinin âyetlerini ve O’na mülâki olmayý (ölmeden evvel ruhun Allah’a ulaþmasýný) inkâr ettiler. Böylece onlarýn amelleri heba oldu (boþa gitti). Artýk onlar için kýyâmet günü mizan tutmayýz. Allah’ýn dizaynýnda, birinci olay: Allah’ýn âyetlerini tekzip etmek, yalanlamak, inkâr etmek ve ahirete mülâki olmayý inkâr etmektir (A’raf-147). Ama (Kehf-104)’de Allah’a mülâki olmak vardýr. Sonuç eþittir: Amellerin boþa gitmesi, “habitat a’mâluhum.” Her ikisinin de sonucu amellerin boþa gitmesi olduðu için Allah’a mülâki olmak ve ahirete mülâki olmak, ikisi de ayný þey olur. Allahû Tealâ, burada çok açýk bir þekilde, güzel bir ders veriyor. Sonuç, amellerin boþa gitmesidir ve bir kiþi Allah’a ortak koþtuðu zaman da ayný sonuç söz konusudur. Çünkü bu taktirde o kiþi, baþka Allahlarýn da var olduðuna inandýðý için Allah’a ulaþmayý dilemez ve böyle bir sonuca ulaþmasý söz konusu olur.

444

444


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 151

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 149

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

® ↔! ″ϖ↑Υ″[↔ς↔2 ″ϖ↑Υ∩∀↔∗ ↔ ⊕Ι↔& _↔8 ↑υ″#↔! ∼″Ψ↔7≅↔Θ↔# ″υ↑5 ÷ ↔: ⎣_→9≅↔Κ″&←! ←ω″<↔Γ←7!↔Ψ″7≅←∀ ↔: ⎢→_ ″[↔− ∝ψ←∀ ∼Ψ↑6←Ι″Λ↑# ″ϖ↑Υ↑5↑+″Ι9↔ ↑ω″Ε↔9 ⎢↓ 8÷″ ←! ″ω←8 ″ϖ↑6↔( ÷″:↔! ∼Ψ≥↑ς↑Β″Τ↔# _↔Ζ″Ξ←8 ↔η↔Ζ↔1 _↔8 ↔κ←&!↔Ψ↔Σ″7! ∼Ψ↑∀↔Ι″Τ↔# |∝Β⊕7! ↔ϕ″Σ⊕Ξ7! ∼Ψ↑ς↑Β″Τ↔#

÷ ↔: ⎣″ϖ↑;≅⊕<←! :↔

÷ ↔: ⎣↔ω↔Ο↔∀ _↔8 ↔:

″ϖ↑Υ←7×) ⎢←±σ↔Ε″7≅←∀ ® ←! ↑ψ™ς7! ↔ ⊕Ι↔& ↔ Ψ↑ς←Τ″Θ↔# 445

″ϖ↑Υ⊕ς↔Θ↔7 ∝ψ←∀ ″ϖ↑Υ[×±.↔: 445


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 151

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 149

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

Kul teâlev etlu mâ harreme rabbukum aleykum ellâ tuþrikû bihî þey’â(þey’en), ve bil vâlideyni ihsânâ(ihsânen), ve lâ taktulû evlâdekum min imlak(imlakin), nahnu nerzukukum ve iyyâhum, ve lâ takrebûl fevâhýþe mâ zahere minhâ ve mâ batan(batane), ve lâ taktulûn nefselletî harremallâhu illâ bil hakk(hakký), zâlikum vassâkum bihî leallekum ta’kýlûn(ta’kýlûne). Δε κι: “Γελιν Ραββινιζιν σιζε νελερι ηαραμ κ⎬λδ⎬ð⎬ν⎬ οκυψαψ⎬μ: Ο’να ηι⎜βιρ ⎭εψι ορτακ κο⎭μαψ⎬ν. Αννε, βαβαψα ιησανλα δαϖραν⎬ν. Ψοκλυκ (φακιρλικ) σεβεβιψλε ⎜οχυκλαρ⎬ν⎬ζ⎬ ⎞λδ⎫ρμεψιν. Ονλαρ⎬ δα, σιζι δε ψαλν⎬ζ Βιζ ρ⎬ζ⎬κλανδ⎬ρ⎬ρ⎬ζ. Κ⎞τ⎫λ⎫ð⎫ν α⎜⎬ð⎬να δα, γιζλισινε δε ψακλα⎭μαψ⎬ν. Ηακλ⎬ ολμαν⎬ζ ηαρι⎜, κιμσεψι ⎞λδ⎫ρμεψιν κι ονυ Αλλαη ηαραμ κ⎬λδ⎬. Υμυλυρ κι β⎞ψλεχε σιζ, ακ⎬λ εδερσινιζ διψε (Αλλαη), ι⎭τε βυνλαρ⎬ σιζε, ονυνλα ϖασιψετ εττι (εμρεττι).” 1 2 3 4

: : : :

de gelin okuyayým þeyler

5 - harreme

:

haram kýldý

6 - rabbu-kum

:

sizin Rabbiniz

446

-

kul teâlev etlu mâ

446


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 151

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 149

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

7 - aleykum

:

size

8 - ellâ (en lâ) tuþrikû

:

ortak (koþmamanýz) koþmayýn

9 - bi-hî

:

ona

10 - þey’en

:

bir þeyi

11 - ve bi el vâlideyni

:

ve anne babaya

12 - ihsânen

:

ihsanla davranma

13 - ve lâ taktulû

:

ve öldürmeyin

14 - evlâde-kum

:

evlâtlarýnýz, çocuklarýnýz

15 - min imlakin

:

yokluktan, yoksulluktan, fakirlikten

16 - nahnu

:

biz

17 - nerzuku-kum

:

sizi biz rýzýklandýrýrýz

18 - ve iyyâ-hum

:

ve onlarý da yalnýz (biz)

19 - ve lâ takrebû el fevâhýþe

:

ve kötülüðe yaklaþmayýn

20 - mâ zahere

:

zâhir olan, açýk olan

21 - min-hâ

:

ondan

22 - ve mâ batane

:

ve gizli olan

23 - ve lâ taktulû en nefse

:

ve kimseyi öldürmeyin

24 - elletî harreme allâhu

:

ki onu Allah haram kýldý

25 - illâ bi el hakký

:

haklý olmak hariç

26 - zâlikum

:

iþte bunlar

27 - vassâ-kum

:

size vasiyet etti (farz kýldý)

28 - bi-hî

:

onunla

29 - lealle-kum

:

umulur ki böylece siz

30 - ta’kýlûne

:

siz akýl edersiniz

447

447


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 151

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 149

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Anne, baba sizlerin dünyaya gelmesine sebebiyet verenlerdir. Allahû Tealâ, onlarý, ona vasýta kýldýðý için siz varsýnýz, yoksa hayatta olmazdýnýz. Varoluþ sebebiniz Allah’ýn tayin ettiði bu iki insandýr. Anne ve babanýzý üzmeyin. Hele son demlerini yaþýyorlarsa o zaman özellikle buna dikkat edin ki; onlar rahmetli olduktan sonra boþuna geçmiþe bakýp, hatalarýnýz yüzünden üzülmeyesiniz. Bunu, onlar hayatta iken yapmak mecburiyetindesiniz. Bu güzelliði, onlara en güzel davranýþla davranarak, onlar hayatta iken siz yaþamak mecburiyetindesiniz. Onlar yaþlýdýr. Bir ayaklarý çukurdadýr. Annenize babanýza, son demlerinde güzel davranmazsanýz, onlarý mutlu edecek olan fedakârlýklarda bulunmazsanýz, onlar öldükten sonra çok üzülürsünüz; “Keþke sað olsaydý da onu böylesine üzgün göndermeseydim bu dünyadan. Evlâdýna, ona eziyet eden biri gibi bakmasýný önleseydim.” demek zorunda kalýrsýnýz. Çok dikkat edin, annenizi, babanýzý mutlu kýlmaya çalýþýn. Allahû Tealâ, “Çocuklarýnýzý öldürmeyin.” diyor. Müþriklerde bir âdet vardý. Kýz çocuklar, küçücükken, belki rýzýk bulamayýz da onlarý açlýktan öldürürüz fikri ile diri diri mezara gömülüyorlardý. Allahû Tealâ, bunun boþ bir þey olduðunu, rýzký verenin, kazananýn onlar deðil, Allah olduðunu söylüyor. Tabii kýsas da olsa öldürmezseniz, Allahû Tealâ, bunun sizin için daha hayýrlý olduðunu söylüyor. Bu konuda üç âyet-i kerime vardýr: 1. âyet: Kýsas, sizden evvelkilere olduðu gibi sizin de üzerinize yazýldý. 2/BAKARA-178: Yâ eyyuhellezîne âmenû kutibe aleykumul kýsâsu fîl katlâ el hurru bil hurri vel abdu bil abdi vel unsâ bil unsâ fe men ufiye lehu min ahîhi þey’un fettibâun bil ma’rûfi ve edâun ileyhi bi ihsân(ihsânin), zâlike tahfîfun min rabbikum ve rahmeh(rahmetun), fe meni’tedâ ba’de zâlike fe lehu azâbun elîm(elîmun). Ey âmenû olanlar! Katl (öldürülme) konusunda kýsas üzerinize yazýldý (size farz kýlýndý). Hüre hür, köleye köle, diþiye diþi (kýsas olunur), fakat kim, onun (öldürülenin) kardeþi tarafýndan bir þey ile (bir diyet karþýlýðý) affolunursa (baðýþlanýrsa), o taktirde gereken, örfe tâbî olunmasý ve ona (affedene), (diyetin) ihsanla ödenmesidir. Ýþte bu, Rabbinizden bir hafifletme ve bir rah-

448

448


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 151

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 149

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

mettir. Artýk kim bundan sonra haddi aþarsa (saldýrýya kalkarsa) o zaman onun için elîm bir azap vardýr. 2. âyet: Ama affederseniz sizin için çok daha hayýrlýdýr. 5/MÂÝDE-45: Ve ketebnâ aleyhim fîhâ ennen nefse bin nefsi vel ayne bil ayni vel enfe bil enfi vel uzune bil uzuni ves sinne bis sinni vel curûha kýsâs(kýsâsun) fe men tesaddeka bihî fe huve keffâretun leh(lehu) ve men lem yahkum bimâ enzelallâhu fe ulâike humuz zâlimûn(zâlimûne). (Tevrat’ta) onlara; Cana can, göze göz, buruna burun, kulaða kulak, diþe diþ ve yaralamalara karþý, kýsas (ödeþme) yazýp farz kýldýk. Kim bunu baðýþlar da (kýsas hakkýndan vazgeçerse) o kendisi için (günahlarýna) kefaret olur. Ve kim, Allah’ýn indirdiðiyle hükmetmezse; iþte onlar, onlar zalimlerdir. 3. âyet: Onlar kötülüðe karþý iyilikle hareket edenlerdir. Kötülüðe karþý iyilikle hareket edin. Seyyiati hasenatla söndürün. 41/FUSSÝLET-33: Ve men ahsenu kavlen mimmen deâ ilâllâhi ve amile sâlihan ve kâle innenî minel muslimîn(muslimîne). Allah’a davet eden ve salih amel (nefs tezkiyesi) iþleyen ve: “Muhakkak ki ben teslim olanlardaným.” diyenden daha güzel sözlü kim vardýr? 41/FUSSÝLET-34: Ve lâ testevîl hasenetu ve les seyyieh(seyyietu), idfa’ billetî hiye ahsenu fe izellezî beyneke ve beynehu adâvetun ke ennehu veliyyun hamîm(hamîmun). Hasene (iyilik) ve seyyie (kötülük), müsavi (eþit) deðildir. (Kötülüðü) en güzel þekilde karþýla. O zaman seninle arasýnda düþmanlýk olan kiþi, samimi bir dost gibi olur. 41/FUSSÝLET-35: Ve mâ yulakkâhâ illellezîne saberû, ve mâ yulakkâhâ illâ zû hazzýn azîm(azîmin). Ona (kötülüðü iyilikle karþýlama hasletine), sabredenlerden ve hazzul azîm (en büyük haz) sahiplerinden baþkasý ulaþtýrýlmaz.

449

449


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 151

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 149

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

Bütün sahâbe, seyyiati hasenatla önleme noktasýna ulaþmýþlardýr. Birbirlerinin can düþmanýyken Allah, kalplerini telif ettikten sonra birbirlerinin can dostu olmuþlardýr. 3/ÂLÝ ÝMRÂN-103: Va’tasýmû bihablillâhi cemîân ve lâ teferrekû, vezkurû ni’metallâhi aleykum iz kuntum a’dâen fe ellefe beyne kulûbikum fe asbahtum bi ni’metihî ihvânâ(ihvânen), ve kuntum alâ þefâ hufretin minen nâri fe enkazekum minhâ, kezâlike yubeyyinullâhu lekum âyâtihî leallekum tehtedûn(tehtedûne). Ve hepiniz Allah’ýn ipine sýmsýký sarýlýn ve fýrkalara ayrýlmayýn. Ve Allah’ýn sizin üzerinizdeki ni’metini hatýrlayýn; hani o zaman siz birbirinize düþman idiniz. (Sonra Allah), kalplerinizi uzlaþtýrdý da O’nun bu ni’meti ile artýk kardeþler oldunuz. Siz, ateþten bir çukurun tam kenarýnda bulunuyordunuz da (Allah), sizi ondan kurtardý. Allah, size âyetlerini böyle beyan ediyor ki; böylece hidayete eresiniz. Allah’ýn vasiyetinin temel þartlarý dört muhtevayý içine alýr: 1- Ruhu Allah’a teslim etmek, 2- Fizik vücudu Allah’a teslim etmek, 3- Nefsi Allah’a teslim etmek, 4- Ýradeyi Allah’a teslim etmektir. Musevilerin her zaman bahsettikleri on tane emir, aslýnda vasiyetin teferruata müteallik temelleridir. Ama vasiyetin bütününü içermesi; bir insanýn kiþisel (enfüsi, subjektif) olarak, ruhunu, vechini, nefsini ve iradesini Allah’a teslim etmesidir. Ama afaki açýdan, objektif olarak baþkalarýyla olan iliþkimizi düzenleyen, bütün bu muhtevadýr. Enfüsi olanlar, afaki olanlardan þöyle ayrýlýr. Bir âyette sadece siz varsanýz; baþka insanlarla bir iliþkiyi deðil de Allah arasýndaki iliþkileri dizayn ediyorsa, o âyet sizin için enfüsidir. Ne zaman baþka insanlara olan davranýþýnýz veya onlardan size gelen davranýþlara nasýl mukabele edeceðiniz söz konusu ise o afakidir (objektiftir). Bir kýsým emirler afaki, bir kýsým emirler enfüsidir.

450

450


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 152

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 150

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

↑ω↔Κ″&↔! ↔|←; |∝Β⊕7≅←∀ ® ←! ←ϖ[∝Β↔[″7! ↔ ≅↔8 ∼Ψ↑∀↔Ι″Τ↔#

÷ ↔:

↔ !↔ϑ[∝Ω″7! ↔: ↔υ″[↔Υ″7! ∼Ψ↑4″:↔! ↔: ⎣↑ ⊕Γ↑−↔! ↔θ↑ς″Α↔< |×±Β&÷ _↔Ζ↔Θ″,↑: ↔ ←! _→Κ″Σ↔9 ↑ρ←±ς↔Υ↑9

÷ ⎣←ν″Κ←Τ″7≅←∀

⎣|×∀″Ι↑5 ∼↔) ↔ ≅↔6 ″ξ↔7 ↔: ∼Ψ↑7←Γ″2≅↔4 ″ϖ↑Β″ς↑5 ∼↔)←! ↔: ″ϖ↑Υ[×±.↔: ″ϖ↑Υ←7×) ⎢∼Ψ↑4″:↔! ←ψ™ς7! ←φ″Ζ↔Θ←∀ ↔: ↔ :↑Ι⊕6↔Η↔#

″ϖ↑Υ⊕ς↔Θ↔7 ∝ψ←∀

Ve lâ takrebû mâlel yetîmi illâ billetî hiye ahsenu hattâ yebluga eþuddehu, ve evfûl keyle vel mîzâne bil kýst(kýstý), lâ nukellifu nefsen illâ vus’ahâ ve izâ kultum fa’dilû ve lev kâne zâ kurbâ, ve bi ahdillâhi evfû, zâlikum vassâkum bihî leallekum tezekkerûn(tezekkerûne). 451

451


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 152

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 150

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

Ψετιμιν μαλ⎬να, ο εν κυϖϖετλι ⎜αð⎬να γελινχεψε καδαρ, εν γ⎫ζελ ⎭εκλιψλε ολμαδ⎬κ⎜α ψακλα⎭μαψ⎬ν. √λ⎜⎫ ϖε ταρτ⎬ψ⎬ αδαλετλε ψερινε γετιριν. Κιμσεψι γ⎫χ⎫ν⎫ν δ⎬⎭⎬νδα (βιρ ⎭εψ ιλε) σορυμλυ τυτμαψ⎬ζ. ςε σ⎞ζ σ⎞ψλεδιðινιζ ζαμαν, ψακ⎬ν⎬ν⎬ζ ολσα βιλε, αρτ⎬κ αδαλετλε σ⎞ψλεψιν. Αλλαη’⎬ν αηδινι ιφα εδιν (ψερινε γετιριν). Υμυλυρ κι β⎞ψλεχε σιζ, τεζεκκ⎫ρ εδερσινιζ διψε (Αλλαη), ι⎭τε βυνλαρ⎬ σιζε, ονυνλα ϖασιψετ εττι (εμρεττι).

1 - ve lâ takrebû

:

ve yaklaþmayýn

2 - mâle

:

mal

3 - el yetîmi

:

yetim

4 - illâ

:

dýþýnda, ...’den baþka

5 - bi elletî

:

ki ona

6 - hiye

:

o

7 - ahsenu

:

en güzel

8 - hattâ

:

oluncaya kadar

9 - yebluga

:

eriþir, yetiþir, gelir

10 - eþudde-hu

:

onun en kuvvetli çaðý, erginlik çaðý

11 - ve evfû

:

ve vefa edin, ifa edin, yerine getirin

12 - el keyle

:

ölçü, ölçek

13 - ve el mîzâne

:

ve tartý, terazi, mizan

14 - bi el kýstý

:

adaletle

15 - lâ nukellifu

:

biz sorumlu tutmayýz

16 - nefsen

:

bir nefs, kiþi, kimse

17 - illâ

:

hariç, dýþýnda

18 - vus’a-hâ

:

onun gücü, kapasitesi

452

452


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 152

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 150

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

19 - ve izâ

:

ve olduðu zaman

20 - kultum

:

siz (söz) söylediniz

21 - fa’dilû (fe ý’dilû)

:

artýk adaletli olun

22 - ve lev kâne

:

ve olsa bile

23 - zâ kurbâ

:

yakýnlýk sahibi (akraba), yakýnýnýz

24 - ve bi ahdi allâhi

:

ve Allah’ýn ahdi

25 - evfû

:

vefa edin, ifa edin, yerine getirin

26 - zâlikum

:

iþte bunlar

27 - vassâ-kum

:

size vasiyet etti, emretti, farz kýldý

28 - bi-hî

:

onunla, onu

29 - lealle-kum

:

umulur ki böylece siz

30 - tezekkerûne

:

siz tezekkür edersiniz

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Allahû Tealâ, yetimin malý konusunda kesin emrini vermektedir. Yetimlerin malý yetimlere aittir. Vasilere; yetimlerin dýþýnda bulunan büyükler, anne, babalarý öldükten sonra yetimleri korumalarý altýna alanlar ve sahipleri altýna alanlara, yetimin malýna kendilerine menfaat çýkarmak açýsýndan kesinlikle yaklaþmamalarý açýk bir þekilde emrediliyor. Buluða erdikleri zaman da Allahû Tealâ’nýn emri, mutlaka onlara mallarýný teslim etmek, kendi mülkleri olarak kullanmalarýný temin etmek, o konuda da yardýmcý olmaktýr. Eðer bir teraziyle iþ yapan birisi tartýyý

453

453


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 152

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 150

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

kendi lehine kullanýyorsa yani eksik tartýyorsa devamlý haram yiyor demektir. O, onun gideceði yeri kesinlikle cehennem kýlar. Allahû Tealâ, “Ölçüyü, tartýyý adaletle yerine getirin. Biz kimseyi gücünün dýþýnda sorumlu tutmayýz. Nefsi mükellef tutmayýz. Onun kapladýðý alan içerisi hariç, onun vasi olduðu alan, yani ona hangi gücü verdiysek, o kiþiden istediðimiz þey, o gücün içinde kalýr. O büyük gün, ona verdiðimiz imkânýn muhassalasýný (semerisini, sonucunu) isteriz. Daha fazlasýný istemeyiz. Kim neyi yapabilecek kapasitede ise ondan sadece o kapasiteyi isteriz. Yakýnýnýz olsa bile, yakýnýnýz hakkýnda þehadet ediyorsanýz bile mutlaka doðruyu söyleyin. Ve Allah’ýn ahdini yerine getirin.” diyor. “Ve bi ahdillahi evfu” ki siz onunla Allahû Tealâ’nýn size vasiyet ettiði emrini yerine getirin. Burasý bu âyetin en önemli bölümüdür. Allahû Tealâ “Allah’ýn ahdi” diyor. Allah’ýn ahdi, Allah’ýn bize olan vasiyetidir. Bu vasiyet: 1- Ruhumuzu Allah’a teslim etmeyi 2- Fizik vücudumuzu Allah’a teslim etmeyi 3- Nefsimizi Allah’a teslim etmeyi 4- Ýrademizi Allah’a teslim etmeyi ihata eder, muhtevasý içine alýr. Allahû Tealâ, vasiyetini böyle yapmasýna raðmen bunun karþýlýðýnda bizden istediði yemin, misak, ahde baktýðýmýz zaman vasiyetin son bölümünün bizden yemin ile istenmediðini görüyoruz. Karþýlýk olarak yemin tarzýnda bir þey söyleyerek, emri üstlenmemizi Allahû Tealâ emretmiyor. Ruhumuzu Allah’a ulaþtýracaðýmýza dair bizden MÝSAK almýþ. Fizik vücudumuzu þeytana kul olmaktan kurtarýp, Allah’a kul edeceðimize dair bizden AHD almýþ. Nefsimizi Allah’a teslim edeceðimize dair bizden YEMÝN almýþ. Böylece üçüne MÝSAK, AHD

454

454


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 152

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 150

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

ve YEMÝN diyoruz. Bunlar bizim Allah’a verdiðimiz YEMÝN, MÝSAK VE AHD’imizdir. Bunlarýn ötesinde irademizin teslimine dair bizden MÝSAK almýþ. Ahdimiz, fizik vücudumuzun Allah’a teslimini içeriyor. Ama Allah’ýn ahdi, Allah’ýn bizden istedikleri yani Allah’ýn bize olan vasiyeti ki farzýn temelini vasiyet oluþturur, bunlarýn ötesindedir. Allahû Tealâ, irademizi de Allah’a teslim etmemizi istiyor. Allahû Tealâ, A’raf Suresi 172. âyet-i kerimede Âdemoðullarý’nýn üzerine nefslerine þahit tuttuðunu buyurduktan sonra “Ben sizin Rabbiniz deðil miyim?” buyuruyor. Hepimizin cevabý “Evet” oluyor. Yani “Sen bizim Rabbimizsin” diye ikrar ediyoruz. Rabbimiz bu konunun devamýný Maide Suresinin 7. âyet-i kerimesinde bize hatýrlatýyor ve buyuruyor. 5/MÂÝDE-7: Vezkurû ni’metellâhi aleykum ve mîsâkahullezî vâsekakum bihî iz kultum semi’nâ ve ata’nâ vettekûllâh(vettekûllâhe) innallâhe alîmun bizâtis sudûr(sudûri). Allah’ýn, sizin üzerinizdeki ni’metini ve “iþittik ve itaat ettik” dediðiniz zaman, onunla sizi baðladýðý misakinizi hatýrlayýn. Allah’a karþý takva sahibi olun. Çünkü; O, göðüslerde (sinelerde) olaný bilir. Burada, daha önce ruhumuzdan misak, fizik vücudumuzdan ahd, nefsimizden yemin adlý yeminleri alan Rabbimiz, irademizi de Allah’a teslim etmemiz istikametinde irademizi baðlayan bir misak aldýðýný buyuruyor. Bu da dördüncü yeminimizdir. Allah’ýn ahdi bizim irademizin misakine eþittir. Bu âyet-i kerimede (En’âm-152) Rabbimiz, “Allah’ýn ahdini yerine getirin.” buyurmakla direkt olarak irademizin verdiði misaki yerine getirmemizi emrediyor. Ýrademizin misaki en son teslimimizin yerine gelmesi demektir. Bunun

455

455


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 152

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 150

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

yerine gelebilmesi için de, daha önceki safhalarda: 1- Ruhumuzun misakini (21. basamakta) 2- Fizik vücudumuzun ahdini (25. basamakta) 3- Nefsimizin yeminini (26. basamakta) yerine getirmiþ olmamýz gerekir. Ýrademizin teslimi ve irademize ait misakin yerine getirilmesi ise 28. basamaðýn 4. kademesindedir. Allah’ýn vasiyeti ise dört teslimimizin birden yerine getirilmesini ifade eder. Öyleyse görülüyor ki, iradenin baðlanmasý, müzeyyen olma þartýna baðýmlý, müzeyyen olma ise daimî zikre ulaþan bir kiþide yaþarsa otomatik olarak olgunlaþan bir meyvedir. Kiþiyi mutlaka bu noktaya ulaþtýracaktýr. Onun için Allahû Tealâ, insanlardan bu konuda bir söz almak gereðini duymamýþ ama vasiyet ruhun, vechin ve nefsin tesliminden sonra iradenin teslimini de içerir. Buradan Allahû Tealâ, ‘ahdallahi’ Allah’ýn ahdi dediði zaman bu, vasiyettir. Vasiyet; üç vücudumuzun tesliminin ötesinde irademizin teslimini de içerir. Ama Allahû Tealâ, diðerleri konusunda ruhumuzu Allah’a teslim edeceðimize dair bizden misak almýþ, fizik vücudumuzu Allah’a teslim edeceðimize dair ahd almýþ, nefsimizi Allah’a teslim edeceðimize dair yemin almýþ, ama irademizi Allah’a teslim edeceðimize dair bir söz almamýþtýr. Böylece bütün insanlar için Allah ile olan iliþkilerde bir dizayn söz konusudur. Bu âyet, Maide Suresinin 7. âyet-i kerimesi ile bir illiyet rabýtasý içerisindedir. Allahû Tealâ’nýn bize vasiyet ettiði dizayn net bir þekilde orada da belirtilmiþtir. Bilin ki; Allahû Tealâ, hepinizin ruhunuzu da, vechinizi de, nefsinizi de mutlaka Allah’a teslim etmenizi üzerinize farz kýlar. Bu Allahû Tealâ’nýn farz emridir. Öyleyse dizayn budur. Vasiyet ise bütün muhtevayý kaplayan, sizi herþeyinizle ruhunuzla, vechinizle, nefsinizle, iradenizle Allah’a teslime götüren, Allah’ýn bir temel emridir.

456

456


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 153

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 150

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

↔: ⎣↑ Ψ↑Θ←Α⊕#≅↔4 _→Ω[∝Τ↔Β″Κ↑8 |∝0!↔Ι←. ∼↔Η×; ⊕ ↔! :↔ ⎢∝ψ←ς[∝Α↔, ″ω↔2 ″ϖ↑Υ←∀ ↔ ⊕Ι↔Σ↔Β↔4 ↔υ↑Α∩Κ7! ∼Ψ↑Θ←Α⊕Β↔# ↔ Ψ↑Τ⊕Β↔# ″ϖ↑Υ⊕ς↔Θ↔7 ∝ψ←∀ ″ϖ↑Υ[×. ± ↔: ″ϖ↑Υ←7×) Ve enne hâzâ sýrâtî mustekîmen fettebiûhu, ve lâ tettebiûs subule fe teferreka bikum an sebîlihi, zâlikum vassâkum bihî leallekum tettekûn(tettekûne).

ςε μυηακκακ κι βυ, βενιμ μυστακ⎩μ ολαν ψολυμδυρ. √ψλεψσε ονα τ®β⎩ ολυν. ςε (βα⎭κα) ψολλαρα τ®β⎩ ολμαψ⎬ν κι, ο τακτιρδε σιζι, Ο’νυν (Αλλαη’⎬ν) ψολυνδαν αψ⎬ρ⎬ρ. Υμυλυρ κι β⎞ψλεχε σιζ, τακϖα σαηιβι ολυρσυνυζ διψε (Αλλαη), ι⎭τε βυνλαρ⎬ σιζε, Ο’νυνλα ϖασιψετ εττι (εμρεττι). 457

457


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 153

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 150

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

1 - ve enne

:

ve muhakkak ki

2 - hâzâ

:

bu

3 - sýrâtî mustekîmen

:

benim mustakîm olan (Allah’a götüren) yolum

4 - fettebiûhu (fe ittebiû-hu)

:

öyleyse ona tâbî olun

5 - ve lâ tettebiû

:

ve tâbî olmayýn

6 - es subule

:

yollara

7 - fe teferreka

:

o taktirde ayýrýr

8 - bi-kum

:

sizi

9 - an sebîli-hi

:

onun yolundan

10 - zâlikum

:

iþte bunlar

11 - vassâ-kum

:

size vasiyet etti, emretti

12 - bi-hi

:

onunla

13 - lealle-kum

:

umulur ki böylece siz

14 - tettekûne

:

siz takva sahibi olursunuz

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Allahû Tealâ, 152. âyet-i kerime ile 153. âyet-i kerimeyi birbirine baðlamýþtýr. Allahû Tealâ, 152’de “Allah ile olan ahdinizi yerine getirin. Ýþte bu Allah’ýn sizi baðladýðý, taahhüt altýna koyduðu ve vasiyet ettiði þeydir.” buyuruyor. Açýklamasýný da 153. âyette veriyor; “Allah ile olan ahdiniz Sýratý Mustakîm’dir.” diyor. 4 tane Sýratý Mustakîm:

458

458


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 153

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 150

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

1- Ruhun Sýratý Mustakîm’i 2- Fizik vücudun Sýratý Mustakîm’i 3- Nefsin Sýratý Mustakîm’i 4- Ýradenin Sýratý Mustakîm’i Ruhun Sýratý Mustakîm’i; bir yükselme yoludur. Ruhunuz dünya adý verilen bu gezegenden, sizden ayrýlarak sonsuz bir hýzla, sonsuz bir mesafe kat ederek Allah’ýn katýna ulaþýr ve yedi tane âlem geçer. Yedinci âlemde Sidret-ül Münteha’ya ulaþtýðý zaman Ýndi Ýlâhi’de dikey bir yolculukla Allah’ýn yokluktaki Zat’ýna ulaþarak, Allah’ýn Zat’ýnda yok olur. Ýþte bu vuslattýr; ruhun Allah’a ulaþýp, Allah’ýn Zat’ýnda ifna olmasý, yok olmasý, fenafillah makamýnýn sahibi oluþunuz. Ruhunuz, 14. basamakta ihsanla mürþidinize tâbî olduðunuz taktirde, sizden ayrýlýr. Allah’a doðru bu yolculuðu yapar. Allah’ýn Zat’ýnda yolculuk biter. Nerede tâbî olduysanýz, tâbî olduðunuz noktadan itibaren ruhunuz sizden ayrýlmýþtýr. Mürþidinizin dergâhýna ulaþmýþtýr. Oradan 1. gök katýna çýkmak imkânýna kavuþtuðunuz an Nefs-i Emmare’yi %7 nurla tamamladýðýnýz an, ana dergâha (devrin imamýnýn dergâhý) ulaþýr. Oradan da 1. kata çýkmaya baþlar. Sonra 2. 3. 4. 5. 6. 7. gök katlarýna birer, birer týrmanýr. Sonunda da Allah’a ulaþýr. Bu, ruhun kendi âlemindeki reel bir yolculuðudur. Kendi âleminde fizik standartlarda yolculuk edip, Allah’a doðru yükselir. Sonunda Allah’ýn Zat’ýna erer, kiþi “ermiþ” olur. Allah’ýn evliyasý olur. Ruhun Sýratý Mustakîm’i, Allah’ýn Zat’ýnda sona erer. Bu bir yücelme deðil, yükselme yoludur. Fizik standartlarda, fizik olarak adýna “seyr-i sülûk” denilen bir yolculuktur. Sonra fizik vücudun, ardýndan da nefsin Sýratý Mustakîm’i söz konusudur. Nefsiniz, nefs tezkiyesi yapar. Nefsin kalbindeki afetler azalýr. Yerlerine ruhun hasletlerinin paralelinde olan faziletler gelip yerleþir. Ýþte böyle bir dizaynda ilk %7 nur birikiminde nefsin kalbindeki afetler

459

459


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 153

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 150

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

%7 azalmýþtýr. Þeytan, sadece nefsinizin afetlerine tesir edebileceði için þeytanýn tesir alaný da %7 küçülmüþtür. Ýkinci defa %7 nur birikiminde þeytanýn tesir etme imkâný, %7 daha küçülmüþtür. Bunun mânâsý, fizik vücudunuz baþlangýçta þeytanýn bütün emirlerine itaat ederken, nefsinizin afetleri yok oldukça %7, %7 þeytanýn emirlerine deðil, Allah’ýn nurlarýnýn kontrolünde, Allah’ýn nurlarýnýn emirlerine itaat eder. Nefsinizin kalbine yerleþen fazýllar, Allah’ýn bütün emirlerinin mutlaka yerine getirilmesini, yasak ettiði fiillerin de asla iþlenmemesini gerçekleþtirir. Ama sahip olduðu yüzdede bunu yapabilir. Nefs-i Levvame’de, nefsinizin kalbindeki nurlar henüz %14’dür. Huþûyla beraber %16’dýr. Sonra yediþer, yediþer yükselecektir. Nefsinizin kalbindeki faziletlerin oraný yükseldikçe, þeytanýn üzerindeki hakimiyeti adým, adým azalacak ve fizik vücudunuz da þeytana kul olmaktan o seviyede, ayný miktarda kurtulacak ve ayný miktarda Allah’a kul olacaktýr. Böylece Allah’a olan kulluðu devamlý artacaktýr. Ýþte ruhunuz Allah’a ulaþtýðý zaman nefsinizin kalbindeki nurlar %49 ve huþûdaki %2, ile %51 olmuþtur. Artýk nefsinizin kalbi, þeytanýn hakimiyetinden kurtulmuþtur. Allah’ýn nurlarýnýn yani Allah’ýn hakimiyetine girmiþtir. Artýk 100 üzerinden 51 Allah’ýn emirlerine itaat eden bir fizik vücut vardýr. %51’den daha fazla emirlere itaat ve %51’den daha fazla yasaklara riayet söz konusudur. Öyleyse fizik vücudunuz, adým adým þeytana kul olmaktan kurtulup Allah’a kul olur. Nefsinizin kalbinde afetler azaldýkça, nefsinizin dizayný da þeytanýn hakimiyetinden Allah’ýn hakimiyetine dönük bir muhteva kazanýr. Nefsinizin afetleri devamlý azalýr. Ve %50’yi geçtikten sonra afetlerin azalmasýyla nefsiniz Allah’a teslim olma yolunda önemli bir mesafe alýr. Nefsiniz bir rehinedir. Ruhunuz Allahû Tealâ’ya ulaþtýktan sonra nefsiniz gene rehinedir. Ne zaman ki 22. basamakta ruhunuz Allah’ýn Zat’ýnda ifna olursa, yok olursa fenâ makamýnýn sahibi olursunuz. 23. basamakta beka makamýnýn sahibi olursunuz, altýn taht ihsan edilir. 24.

460

460


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 153

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 150

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

basamakta zikriniz günün yarýsýný aþar, zühd sahibi olursunuz. Ve %81 nur ile fizik vücudunuz Allah’a teslim olur. Bu teslime ulaþýncaya kadar, ruhunuzun Allah’a teslim olmasýna raðmen nefsiniz bir rehine olmakta devam eder. Fizik vücudunuzun Sýratý Mustakîm’i, fizik vücudunuzun Allah’a teslim olduðu noktada tamamlanýr (25. basamak). Fizik vücudunuz da, nefsiniz de, ruhunuz da, iradeniz de ayný anda kulvara girerler. Ayný anda herbiri kendi Sýratý Mustakîmleri üzerinde iki tanesi aklanmaya baþlar, bir tanesi (ruhunuz) yolculuða, “seyr-i sülûk”a çýkar. Ýradeniz ise nefsinizin afetleri azaldýkça güçlenmeye baþlar. Ve fizik vücudunuzun Allah’a teslim olduðu 25. basamaða kadar nefsiniz bir rehine olmakta devam eder. Önce bir tek emanet vardý; ruhunuz. Ruhunuz Allah’a ulaþýncaya kadar, fizik vücudunuz bir emanet deðildi. Ama ne zaman ki ruhunuz Allah’a ulaþtý, o zaman nefsiniz gene rehine olmakta devam eder ama, fizik vücudunuz emanet hüviyetine girer. 23., 24. ve 25. basamakta fizik vücudunuz, “fizik vücudunuzun Sýratý Mustakîm’i” olarak yücelmeyi oluþturur ve Allah’a teslim olur. Hâlâ nefsin kalbinde bu sýrada %19 karanlýk vardýr, henüz nefs, daimî zikre ulaþmamýþtýr. Ama o %19’u hiç nazari itibare almayarak fizik vücut Allah’a teslim olur. Sonra nefsiniz de ayný standarta ulaþýr. Sadece bu Sýratý Mustakîm üstünde fizik vücudunuzun teslimiyle birlikte ikinci emanet de Allah’a teslim edilmiþ olur. Nefsiniz rehin olmaktan kurtulur. O da emanet olur. Nefsiniz daimî zikir ile Allah’a teslim olur. Üçüncü Sýratý Mustakîm de tamamlanýr. Sonra 28. basamaðýn 4 kademesinde 4 mertebe daha; kalp müzeyyen olur. Ve iradenizin Sýratý Mustakîmi’nin sonunda Salâh Makamýnýn (28. basamaðýn) 4. kademesinde iradenizi Allah’a teslim edersiniz. Böylece olay biter. Ýþte Allahû Tealâ’nýn bu âyette bahsettiði Sýratý Mustakîm, 4 Sýratý Mustakîm’i birden ihata eden hüviyette bir Sýratý Mustakîm’dir.

461

461


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 154

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 150

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

≥∝Η⊕7! |↔ς↔2 _→8≅↔Ω↔# ↔ ≅↔Β←Υ″7! |↔,Ψ↑8 _↔Ξ″[↔#×∼ ⊕ϖ↑∃ →Γ↑; ↔: ↓∂″|↔− ←±υ↑Υ←7 → [∝Μ″Σ↔# ↔: ↔ω↔Κ″&↔! ← ≥≅↔Τ←ς←∀ ″ϖ↑Ζ⊕ς↔Θ↔7 →}↔Ω″&↔∗ ↔: 〉↔ Ψ↑Ξ←8⊂Ψ↑<

″ϖ←Ζ±∀← ∗÷

Summe âteynâ mûsel kitâbe tamâmen alellezî ahsene ve tafsîlen li kulli þey’in ve huden ve rahmeten leallehum bi likâi rabbihim yu’minûn(yu’minûne).

Σονρα Μυσα (Α.Σ)’α, αησεν ολανα ταμαμλαψ⎬χ⎬ ολαρακ, ηερ⎭εψι α⎜⎬κλαψαν ϖε ραημετ ολαν ϖε ηιδαψετε ερδιρεν κιταβ⎬ (Τεϖρατ’⎬) ϖερδικ. Β⎞ψλεχε ονλαρ, Ραβ’λερινε μ⎫λ®κι ολαχακλαρ⎬να ⎩μ®ν εδερλερ. 462

462


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 154

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 150

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15

-

summe âteynâ mûsa el kitâbe tamâmen alâ ellezî ahsene ve tafsîlen li kulli þey’in ve huden ve rahmeten lealle-hum bi likâi rabbi-him yu’minûne

: : : : : : : : : : : : : : :

sonra biz verdik Musa (A.S) kitap tamamlayýcý olarak ona ahsen olan ve ayrý ayrý açýklayan herþeyi hidayete erdiren ve rahmet olan umulur ki böylece onlar kavuþmaya, ulaþmaya Rab’leri îmân ederler

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Allahû Tealâ, burada Kur’ân-ý Kerim için ne diyorsa Tevrat için de ayný þeyi söylüyor. “Hz. Musa devrinde de, ahsen takvanýn, bihakkýn takvanýn sahipleri vardý. Ve ahsen olanlarý, bihakkýn takvaya, son hedefe ulaþtýracak olan bütün tamamlamalarý Hz. Musa’ya vermiþtir. Allahû Tealâ hep ayný þeyleri emreder, ayný þeyleri yaptýrýr. Hz. Musa zamanýnda da ona tâbî olanlar ahsene ulaþmýþlardýr. Ahsenin son noktasýnda ise bihakkýn takvanýn sahibi olmak söz konusudur. Böylece þunu görüyoruz; Kur’ân-ý Kerim nasýl hidayete erdiren, Allah’ýn rahmet göndermesine sebebiyet veren bir Kitap’sa, Tevrat için de Allahû Tealâ ayný þeyi söyle-

463

463


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 154

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 150

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

mektedir. Baþka baþka dînler insanlar tarafýndan kabul edildiði için asýrlardan beri (bir kýsmý için binlerce yýldan beri) dînler birbirinden ayrý hüviyetler kazanmýþlardýr. Sanki Allahû Tealâ, Hz. Musa’ya bir þey söylemiþ, Hz. Ýsa’ya baþka bir þeyler söylemiþ, Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e baþka bir þeyler söylemiþ, herbirine ayrý ayrý þeriatler vermiþ ve hepsi kendi þeriat dizaynlarý içerisinde deðiþik dînleri yaþamýþlar gibi bir inanýþ oluþmuþtur. Artýk dînlerin birleþtirilmesi zamaný gelmiþtir. Bu âyet aslýnda Hz. Musa’ya, Allahû Tealâ’nýn indirdiði þeylerin Kur’ân-ý Kerim’dekilerin ayný olduðunu kesin bir lisanla ispat etmektedir. Kur’ân-ý Kerim, bir hidayet rehberidir, bir rahmet göndericidir. Kur’ân-ý Kerim; ahsen olanlarý bihakkýn takva noktasýna ulaþtýran Allah’ýn Muhteþem, Mukaddes Kitab’ýdýr. Ve Allahû Tealâ Tevrat’ta da ayný þeylerin var olduðunu söylüyor. Gerek museviler için, gerek hristiyanlar için Allah’ýn söylediði þey: “Eðer onlar kendi kitaplarýna, Allah’ýn indirdiði standartlarda tâbî oluyorlarsa, hepsi Peygamber Efendimiz (S.A.V) ile sahâbenin yaþadýðý hayatý yaþadýlar.” Ýþte bugün ne yazýk ki bütün dînlerin içinde inananlarýn %90’dan fazlasý kendi dînlerinin deðiþen standartlarý içinde Allah’ýn indirdiði temel ilkeleri unutmuþlardýr. Artýk ruhun hidayeti, vechin hidayeti, nefsin hidayeti diye bir þey hristiyanlýkta da, musevilikte de, Ýslâm’da da kalmamýþtýr. Ýnsanlarýn %90’dan fazlasý Allah’ýn yegâne dînini, Allah’a teslim olma standartlarýný yaþamýyorlar. Öyleyse þunu görüyoruz, insanlarý mutluluða, daha çok mutluluða, daha çok mutluluða ulaþtýrmak için Allahû Tealâ’nýn indinde, en güzel standartlarda bir dizayn kurulmuþ ve insanlar unutmuþlardýr. Ýþte bugün bu asýllardan hareketle, aslýnda bütün peygamberlere Allahû Tealâ’nýn ayný þeyi, ayný hedefleri öðütleyen, hedef gösteren, ayný þeyleri öðrettiðini, her devirde ahsen olanlarýn bulunduðunu, bu âyet ispat etmektedir. Bu âyet-i kerime, Kur’ân-ý Kerim’in dînlerin birleþtirilmesi açýsýndan en önemli âyetlerinden bir tanesidir.

464

464


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 155

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 150

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

↑ Ψ↑Θ←Α⊕#≅↔4 ° ↔∗≅↔Α↑8 ↑ ≅↔Ξ″7↔ϑ″9↔! ° ≅↔Β←6 ∼↔Η×; ↔: ↔ Ψ↑Ω↔&″Ι↑#

″ϖ↑Υ⊕ς↔Θ↔7 ∼Ψ↑Τ⊕#! ↔:

Ve hâzâ kitâbun enzelnâhu mubârekun fettebiûhu vettekû leallekum turhamûn(turhamûne).

ςε ινδιρδιðιμιζ βυ κιταπ μ⎫βαρεκτιρ. √ψλεψσε Ο’να τ®β⎩ ολυν. ςε τακϖα σαηιβι ολυν. Υμυλυρ κι β⎞ψλεχε σιζ ραημετ ολυνυρσυνυζ 1 - ve hâza

:

ve bu

2 - kitâbun

:

kitaptýr

3 - enzelnâ-hu

:

onu biz indirdik

4 - mubârekun

:

mübarek

5 - fe

:

artýk, öyleyse

6 - ittebiû-hu

:

ona tâbî olun

7 - ve ittekû

:

ve takva sahibi olun

8 - lealle-kum

:

umulur ki böylece siz

9 - turhamûne

:

rahmet olunursunuz

465

465


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 155

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 150

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Allahû Tealâ, Tevrat’la Ýsrail kavmine indirdiði kitabýn muhtevasýný vermektedir. Kur’ân-ý Kerim boyunca Peygamber Efendimiz (S.A.V) ve O’nun bütün sahâbesine “takva sahibi olun” diyor. Tevrat’ýn da ayný hedefi gösterdiðini bu âyet-i kerime, bir defa daha ispat ediyor. “Vettekû” kelimesi büyük bir ifade taþýmaktadýr. Allahû Tealâ, bütün kitabý bir tek kelimeyle anlatmýþ oluyor ve bu kelime 7 takvayý ifade ediyor: Allah’a ulaþmayý dileyin ve âmenûlar takvasýnýn sahibi olun (1). (O zaman kitap, Hz. Musa’ya indirilmekte olduðuna göre) Hz. Musa’ya tâbî olun ve tâbiiyet takvasýna ulaþýn (2). Ruhunuzu Allah’a ulaþtýrýn; birinci hidayeti gerçekleþtirin ve evvab takvanýn sahibi olun (3). Fizik vücudunuzu Allah’a teslim edin, muhsinler takvasýnýn sahibi olun (4). Ve nefsinizi de tasfiye edin, Allahû Tealâ’ya teslim edin ve ulûl’elbab takvasýnýn sahibi olun (5). Ýhlasa ulaþýp irþad olun ve muhlisler takvasýnýn sahibi olun (6). Arkasýndan da bihakkýn takvanýn (hakka tukatihi takva) sahibi olun (7). “Vettekû” Ve takva sahibi olun. Allahû Tealâ, Hz. Musa’ya da hitap ettiðine göre tasarruf takvasýný da ifade ediyor. Görülüyor ki; dînlerin birleþtirilmesi kaçýnýlmaz bir olaydýr. Allahû Tealâ’nýn söyledikleri, tek bir dînin bütün peygamberlere, ayný standartlarda verildiðini son derece net olarak, hiçbir tevîle meydan býrakmadan açýklamaktadýr.

466

466


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 156

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 150

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

←ω″[↔Β↔Σ←=≥≅↔0 |×ς↔2 ↑ ≅↔Β←Υ″7! ↔ ←ϑ″9↑! ≥_↔Ω⊕9←! ∼Ψ≥↑7Ψ↑Τ↔# ″ ↔! ↔ω[∝ς←4≅↔Ρ↔7 ″ϖ←Ζ←Β↔,!↔∗←( ″ω↔2 _⊕Ξ↑6 ″ ←! ↔: ⎨_↔Ξ←ς″Α↔5 ″ω←8 En tekûlû innemâ unzilel kitâbu alâ tâifeteyni min kablinâ ve in kunnâ an dirâsetihim le gâfilîn(gâfilîne).

“Κιταπ, ψαλν⎬ζχα βιζδεν ⎞νχεκι ικι τοπλυλυðα ινδιριλδι. ςε βιζ ονλαρ⎬ν οκυδυκλαρ⎬νδαν γερ⎜εκτεν γ®φιλδικ.” δερσινιζ διψε (δεμεμενιζ ι⎜ιν).

1 - en tekûlû

:

demeniz (dememeniz, söylemeniz)

2 - innemâ

:

yalnýzca, sadece

3 - unzile

:

indirildi

4 - el kitâbu

:

kitap

5 - alâ

:

üzerine, ...’a

6 - tâifeteyni

:

iki taife, topluluk

7 - min kabli-nâ

:

bizden önce

8 - ve in kunnâ

:

ve biz olurduk

467

467


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 156

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 150

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

9 - an dirâseti-him 10 - le gâfilîne

:

onlarýn derslerinden (okuduklarýndan)

:

gerçekten gâfil (habersiz) olanlar

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Allahû Tealâ burada sahâbeye hitap ediyor, Tevrat’ý örnek verdikten sonra ayný þeyleri onlarýn dilleriyle indirdiðini haber veriyor. Aslýnda üç kitap da evrenseldir ve her geçen gün biraz daha farkýna varýyorsunuz ki hepsi birbirinin aynýdýr. Allahû Tealâ bütün peygamberlere ayný þeyleri emretmiþ, ayný emirleri vermiþ, bütün toplumlara ayný þeyleri söylemiþtir; Allah’a teslim olmak. Hepsi bundan ibarettir. Öyleyse ayrý ayrý dînler yoktur, bir tek dîn vardýr; Allah’a teslim olmak. Ve Allah’a teslim olma dîninin; ruhun da, vechin de, nefsin de, iradenin de Allah’a tesliminden ibaret olan kâinatýn yegâne dîninin, tek dîninin Arapça adý Ýslâm’dýr ve baþka bir dîn hiç olmamýþtýr. Hz. Musa da, ona tâbî olanlar da Ýslâm’ý yaþadýlar, Allah’a teslimlerini tamamladýlar. Hz. Ýsa da, ona tâbî olanlar da Ýslâm’ý yaþadýlar. Bütün peygamberler de, onlara tâbî olanlar da Ýslâm’ý yaþadýlar. Ve nihayet Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) ve O’na tâbî olan bütün sahâbe, onlar da Ýslâm’ý yaþadýlar, Allah’a teslim oldular. Allahû Tealâ her fýrsatta, Kur’ân-ý Kerim boyunca, aralarýnda farklýlýðýn olmadýðýný söylüyor. Öyleyse Kur’ân-ý Kerim, þeriat itibariyle kâinata indirilen Son Kitap’týr. Baþka bir kitabýn, bir þeriat kitabýnýn gelmesi söz konusu deðildir. Çünkü Allahû Tealâ’nýn baþka bir nebî, peygamber göndermesi söz konusu deðildir. Allahû Tealâ, Son Peygamber’ine, Son Þeriat Kitab’ýný (Kur’ân-ý Kerim’i) indiriyor ve onunla açýklýyor ki; bütün dînler tek bir dînden ibarettir; Allah’a teslim olmak dîni; iþte hepsi bu kadar...

468

468


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 157

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 150

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

≥_⊕Ξ↑Υ↔7 ↑ ≅↔Β←Υ″7! _↔Ξ″[↔ς↔2 ↔ ←ϑ″9↑! ≥_⊕9↔! ″ξ↔7 ∼Ψ↑7Ψ↑Τ↔# ″ ↔!

″ϖ↑Υ∀←± ∗÷ ″ω←8 °}↔Ξ←±[↔∀ ″ϖ↑6↔ ≥≅↔% ″φ↔Τ↔4 ⎣″ϖ↑Ζ″Ξ←8 ×Γ″;↔! ″ω⊕Ω←8 ↑ϖ↔ς″1↔! ″ω↔Ω↔4 ⎣°}↔Ω″&↔∗ ↔: →Γ↑; ↔: ⎢_↔Ζ″Ξ↔2 ↔ ↔Γ↔. ↔: ←ψς™ 7! ← ≅↔<×≅←∀ ↔ ⊕Η↔6 _↔Ξ←#≅↔<×∼ ″ω↔2 ↔ Ψ↑4Γ← ″Μ↔< ↔ω<∝Η⊕7! ←ϑ″Δ↔Ξ↔, ↔ Ψ↑4←Γ″Μ↔< ∼Ψ↑9≅↔6 _↔Ω∀← ← !↔Η↔Θ″7! ↔ ≥Ψ↑, Ev tekûlû lev ennâ unzile aleynel kitâbu le kunnâ ehdâ minhum, fe kad câekum beyyinetun min rabbikum ve huden ve rahmeh(rahmetun), fe men azlemu mimmen kezzebe bi âyâtillâhi ve sadefe anhâ, se neczîllezîne yasdifûne an âyâtinâ sûel azâbi bimâ kânû yasdifûn(yasdifûne). 469

469


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 157

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 150

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

ςεψα “Εðερ βιζε δε βιρ κιταπ ινδιριλσεψδι, ελβεττε ονλαρδαν δαηα ⎜οκ ηιδαψετε ερερδικ.” δερσινιζ. ⇑⎭τε σιζε Ραββινιζδεν ηιδαψετ (ηιδαψετε ερδιρεν), βεψψινε (δελιλ) ϖε ραημετ γελμι⎭τιρ. √ψλεψσε κιμ, Αλλαη’⎬ν ®ψετλερινι ψαλανλαψανδαν ϖε Ο’νδαν ψ⎫ζ ⎜εϖιρεν κιμσεδεν δαηα ζ®λιμδιρ? ℜψετλεριμιζδεν ψ⎫ζ ⎜εϖιρενλερι, ψ⎫ζ ⎜εϖιρμι⎭ ολμαλαρ⎬νδαν δολαψ⎬ κ⎞τ⎫ (αð⎬ρ) βιρ αζαπλα χεζαλανδ⎬ραχαð⎬ζ. 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24

470

-

ev : veya tekûlû : siz dersiniz lev : eðer ennâ : bize olsa unzile : indirildi aleynâ el kitâbu : bize kitap le kunnâ : elbette biz olurduk ehdâ : daha çok hidayete erdi min-hum : onlardan fe kad câe-kum : iþte size gelmiþti beyyinetun : beyyine, delil min rabbi-kum : Rabbinizden ve huden : ve hidayet, hidayete erdiren ve rahmetun : ve bir rahmet fe men : öyleyse kim azlemu : daha zalim mimmen (min men) : o kimseden kezzebe : yalanladý bi âyâtillâhi (bi âyâti allâhi ) : Allah’ýn âyetlerini ve sadefe : ve yüz çevirdi an-hâ : ondan se neczî : karþýlýk vereceðiz, cezalandýracaðýz ellezîne yasdifûne : yüz çeviren kimseler an âyâti-nâ : âyetlerimizden

470


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 157

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 150

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

25 26 27 28

-

sûe el azâbi bi-mâ kânû yasdifûne

: : : :

kötü, aðýr bir azap ...’den dolayý, sebebiyle oldular yüz çeviriyorlar

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Âyetin muhtevasýnda Allah’ýn âyetleri ve bu âyetlerden yüz çevirenler ve yüz çevirenlere sebep olanlar söz konusudur. Allah’ýn âyetlerinin hedefi, insanlarýn hidayete ermesi, ruhlarýný, vechlerini, nefslerini, iradelerini Allah’a teslim etmeleridir. Fakat bir kýsým insanlar Allah’ýn âyetlerini yani hidayeti tekzip etmektedirler. Ýnsan ruhunun, vechinin, nefsinin, iradesinin, Allah’a teslim olmasý keyfiyetini yalanlýyorlar. Kendileri Allahû Tealâ’nýn yolunda olmadýklarý halde, baþkalarýný da Allah’ýn yolundan men ediyorlar. Ýþte Allahû Tealâ: “Bu insanlara aðýr bir azabýmýz var.” diyor. Þeytan, bütün insanlarý Allah’ýn yolundan saptýrmak için bir faaliyetin içindedir. Ýblisin bu faaliyet alanýna baktýðýmýz zaman görürüz ki, iblis ne kadar çok insaný kendisiyle beraber cehenneme götürebilirse o kadar memnun oluyor ve insanlarý devamlý Allah’ýn yolundan uzaklaþtýrmaya çalýþýyor. Burada sonuç son derece açýktýr. Allahû Tealâ “Hidayete erdiren ve rahmet olan bu Kur’ân-ý Kerim’le size Rabbinizden deliller gelmiþtir.” diyor. Bu âyet Bakara Suresinin 159. âyeti kerimesiyle kesin bir illiyet rabýtasý içindedir. 2/BAKARA-159: Ýnnellezîne yektumûne mâ enzelnâ min el beyyinâti vel hudâ min ba’di mâ beyyennâhu lin nâsi fîl kitâbi, ulâike yel’anuhumullâhu ve yel’anuhumul lâinûn(lâinûne). Ýndirdiðimiz o beyyinelerden olan þeyleri ve hidayeti (ölmeden evvel ruhun Allah’a ulaþtýrýlmasýný) Kitap’ta Allah insanlara açýkladýktan sonra gizleyenler (var ya), onlara, hem Allah lânet eder hem de lânet ediciler lânet eder.

471

471


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 157

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 150

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

Orada Allahû Tealâ “Ýndirdiðimiz kitaplarda beyyinelerle, ispat vasýtalarýyla insanlara bildirmemize, açýklamamýza raðmen bir kýsým insanlar hidayeti ve Allah’ýn âyetlerini bilerek gizlerler.” diyor. Onlar, hidayet diye birþeyin varlýðýndan haberdardýrlar, gerçekleþtirilmesi lâzým geldiðini, Allahû Tealâ’nýn hidayeti emrettiðini de bilmektedirler. Ama kendileri hidayete adým atmadýklarý gibi hidayet âyetlerini gizleyerek, baþkalarýnýn da hidayete ermelerini engellerler. Her devirde dînin ileri gelenleri ayný þeyi yapmýþlardýr. Ýnsanlarý Allah’ýn yoluna yaklaþtýracak yerde Allah’ýn yolundan uzaklaþtýrmýþlardýr. Allah’ýn yoluna girmekten men etmiþlerdir. 33/AHZÂB-67: Ve kâlû rabbenâ innâ ata’nâ sâdetenâ ve kuberâenâ fe edallûnes sebîl(sebîlâ). Cehennemde olanlar derler ki: “Yarabbi, muhakkak ki biz, sâdatlarýmýza (dînde ileri gidenlerimize) ve küberamýza (büyüklerimize) itaat ettik. Ve böylece Senin yolundan (Sýratý Mustakîm’inden) saptýk. 33/AHZÂB-68: Rabbenâ âtihim dý’feyni minel’azâbi vel’anhum la’nen kebîrâ(kebîren). Rabbimiz, onlara iki kat azap ver ve onlarý büyük bir lânetle lânetle. 4/NÝSÂ-167: Ýnnellezîne keferû ve saddû an sebîlillâhi kad dallû dalâlen baîdâ(baîden). Muhakkak ki onlar kâfirdirler ve Allah’ýn yolundan alýkoyarlar (men ederler) (kendileri de Allah’ýn yolunda deðillerdir). Andolsun ki onlar, uzak bir dalâlet içindedirler. Allahû Tealâ, insanlarý Allah’ýn yolundan (hidayet yolundan) men edenlerin, ruhlarýný Sýratý Müstakîm’e ulaþtýrmaktan men edenlerin dalâlette olduðunu, kâfir olduðunu, yeryüzünde fesat çýkaranlar olduðunu vurguluyor. Allahû Tealâ, Kur’ân-ý Kerim boyunca onlardan bahsediyor. Allah’ýn yolundan yüz çevirenleri ve baþka insanlarýn da yüz çevirmesine sebebiyet verenleri aðýr bir azapla cezalandýracaðýný söylüyor. Görülüyor ki; Allahû Tealâ Kur’ân-ý Kerim boyunca hep “Hidayet, hidayet, hidayet!” diyor.

472

472


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 158

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 151

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

↔|←#″≅↔< ″:↔! ↑}↔Υ←∴⊆ς↔Ω″7! ↑ϖ↑Ζ↔[←#″≅↔# ″ ↔! ≥® ←! ↔ :↑Ι↑Π″Ξ↔< ″υ↔; ↔ ″Ψ↔< ⎢↔τ←±∀∗÷ ← ≅↔<×∼ ↑μ″Θ↔∀ ↔|←#″≅↔< ″:↔! ↔τ∩∀↔∗ _→Κ″Σ↔9 ↑π↔Σ″Ξ↔<

÷ ↔τ←±∀∗ ÷ ← ≅↔<×∼ ↑μ″Θ↔∀ |∝#″≅↔<

↑υ″Α↔5 ″ω←8 ″α↔Ξ↔8×∼ ″ω↑Υ↔# ″ϖ↔7 _↔Ζ↑9≅↔Ω<∝! ″υ↑5 ⎢∼→Ι″[↔∋ _↔Ζ9← ≅↔Ω<∝! |≥∝4 ″α↔Α↔Κ↔6 ″:↔! ↔ :↑Ι←Π↔Β″Ξ↑8 _←⊕9!

∼:≥↑Ι←ΠΒ↔ 9″ ←!

Hel yanzurûne illâ en te’tiyehumul melâiketu ev ye’tiye rabbuke ev ye’tiye ba’du âyâti rabbike, yevme ye’tî ba’du âyâti rabbike lâ yenfeu nefsen îmânuhâ lem tekun âmenet min kablu ev kesebet fî îmânihâ hayrâ(hayran), kul intezýrû innâ muntezýrûn(muntezýrûne). 473

473


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 158

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 151

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

Ονλαρ (ιλλ®), ονλαρα μελεκλεριν γελμεσινι μι ψοκσα σενιν Ραββινιν γελμεσινι μι ϖεψα σενιν Ραββινδεν βαζ⎬ ®ψετλεριν γελμεσινι μι βεκλιψορλαρ? Ραββινδεν βαζ⎬ ®ψετλεριν (μυχιζελεριν) γελδιðι γ⎫ν, δαηα ⎞νχε ⎩μ®ν ετμεμι⎭σε (®μεν⎦ ολμαμ⎬⎭σα) ϖεψα ⎩μ®ν⎬ψλα βιρ ηαψ⎬ρ καζανμαμ⎬⎭σα ονυν ⎩μ®ν⎬ κενδισινε βιρ φαψδα ϖερμεζ. Δε κι: “Βεκλεψιν! Μυηακκακ κι; βιζ δε βεκλεψενλεριζ.” 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25

474

-

hel yanzurûne illâ en te’tiye-hum el melâiketu ev ye’tiye rabbu-ke ev ye’tiye ba’du âyâti rabbi-ke yevme ye’tî ba’du âyâti rabbi-ke lâ yenfeu nefsen îmânu-hâ lem tekun âmenet min kablu ev

: : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : : :

...mi? bakýyorlar, bekliyorlar ancak, sadece mutlaka, illâ onlara gelmesi melekler veya, yoksa gelir senin Rabbin, Rabbin veya, yoksa gelir bazý âyetler, mucizeler senin Rabbin o gün gelir bazý âyetler, mucizeler senin Rabbin fayda vermez bir kimse onun îmâný olmaz îmân etti, âmenû oldu daha önceden veya, yoksa

474


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 158

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 151

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

26 27 28 29 30 31 32

-

kesebet fî îmâni-hâ hayran kul intezýrû innâ muntezýrûne

: : : : : : :

kazandý îmânýnda, îmânýyla bir hayýr de bekleyin muhakkak ki biz bekleyenleriz

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Kur’ân-ý Kerim’de Rabbimiz iki grup âmenûdan, iki grup mü’minden bahsediyor. Birinci grup mü’minler sadece Allah’a inananlardýr. Bu insanlarýn düþüncesine göre bir yaratýcý vardýr. Bu mânâda Allah’a inandýklarý için Allahû Tealâ onlara da mü’min (âmenû) diyor. Yalnýz “Bu insanlarýn âmenû ya da mü’min olmalarý, eðer Allah’a ulaþmayý dilemezlerse onlara bir hayýr saðlamaz.” buyuruyor Allahû Tealâ. Enfal Suresi 29. âyet-i kerimesinde henüz Allah’a ulaþmayý dilememiþ bu insanlara hitap ediyor. 8/ENFÂL-29: Yâ eyyuhellezîne âmenû in tettekullâhe yec’al lekum furkânen ve yukeffir ankum seyyiâtikum ve yagfir lekum, vallâhu zul fadlil azîm(azîmi). Ey âmenû olanlar, Allah’a karþý takva sahibi olursanýz sizi furkan (hak ve bâtýlý ayýrma özelliði) sahibi kýlar! Ve sizden (sizin) günahlarýnýzý örter ve size maðfiret eder (günahlarýnýzý sevaba çevirir). Ve Allah, büyük fazl sahibidir. Enfal-29’da Rabbimiz bu insanlara daha sonra ihsan edeceði bütün güzellikleri takva sahibi olma þartýna baðlamýþ. Takva olmak ise ancak Allah’a yönelmekle, Allah’a ulaþmayý dilemekle gerçekleþen bir olgudur. 30/RÛM-31: Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel muþrikîn(muþrikîne). O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaþmayý dileyin) ve takva sahibi olun. Ve namazý ikame edin (namaz kýlýn). Ve (böylece) müþriklerden olmayýn. Dolayýsýyla bu âyette ifade buyrulan, kiþiye îmânýn hayýr saðlamasý için kiþinin öncelikle Allah’a ulaþmayý dilemesi gerekmektedir.

475

475


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 159

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 151

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

↔α″Κ↔7 _→Θ↔[←− ∼Ψ↑9≅↔6 ↔: ″ϖ↑Ζ↔Ξ<∝( ∼Ψ↑5⊕Ι↔4 ↔ω<∝Η⊕7! ⊕ ←! ⊕ϖ↑∃ ←ψ™ς7! ↔|7←! ″ϖ↑;↑Ι″8↔! ≥_↔Ω⊕9! ⎢↓∂″|↔− |∝4 ″ϖ↑Ζ″Ξ←8 ↔ Ψ↑ς↔Θ″Σ↔< ∼Ψ↑9≅↔6 _↔Ω←∀

″ϖ↑Ζ↑∴Α±← Ξ↔ <↑

Ýnnellezîne ferrekû dînehum ve kânû þiyean leste minhum fî þey’(þey’in), innemâ emruhum ilâllâhi summe yunebbiuhum bimâ kânû yef’alûn(yef’alûne).

Μυηακκακ κι ονλαρ, κενδι δ⎩νλερινι φ⎬ρκαλαρα αψ⎬ρδ⎬λαρ ϖε γρυπ γρυπ ολδυλαρ. Σενιν ονλαρλα βιρ ιλγιν ψοκ. Φακατ ονλαρ⎬ν ι⎭ι Αλλαη’α αιττιρ. Σονρα (Αλλαη), ονλαρα ψαπμ⎬⎭ ολδυκλαρ⎬ ⎭εψλερι ηαβερ ϖερεχεκ.

1 - innellezîne (inne ellezîne)

:

muhakkak ki onlar

2 - ferrekû

:

fýrkalara ayýrdýlar, tefrik ettiler

3 - dîne-hum

:

onlarýn dîni, kendi dînlerini

4 - ve

:

ve

5 - kânû þiyean

:

grup grup oldular

476

476


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 159

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 151

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

6 - leste

:

sen deðilsin

7 - min-hum

:

onlardan

8 - fî þey’in

:

bir þeyde, bir ilgide, baðlantýda

9 - innemâ

:

fakat

10 - emru-hum

:

onlarýn iþi

11 - ilâllâhi (ilâ allâhi)

:

Allah’a ait

12 - summe

:

sonra

13 - yunebbiu-hum

:

onlara haber verecek

14 - bi-mâ

:

þeyleri

15 - kânû yef’alûne

:

yapmýþ olduklarý

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Allahû Tealâ burada aslýnda bir tek dîn olduðunu, insanlarýn, o dîni ayýrdýðýný ve gruplara ayrýldýklarýný söylüyor. Son derece önemli bir konu; bir küçücük kelime farklýlýðý birçok þeyi yanlýþ algýlamamýza sebebiyet verebilir. Birden fazla dîn hiç olmadý. Allahû Tealâ “onlar” deyince hristiyanlarý da, musevileri de kastediyor, “onlarýn dînlerini” deyince sanki hristiyanlýk ayrýymýþ, yahudilik ayrýymýþ gibi, yani Allahû Tealâ’nýn Hz. Musa’ya verdikleri ayrýymýþ, Hz. Ýsa’ya verdikleri ayrýymýþ gibi bir sonuçla karþýlaþýlýyor. Ancak öyle deðildir. Hz. Musa ve ona baðlý olanlarýn da hepsi, herþeyleriyle Allah’a teslim oldular. Hz. Ýsa ve Hz. Ýsa’ya baðlý olanlar da ruhlarýný, vechlerini, nefslerini, iradelerini Allah’a teslim ettiler. Ayný þeyleri, ayný standartlarda, ayný þeriatle yaþadýlar. Daha sonra gelen Peygamber Efendimiz (S.A.V) de sahâbesiyle beraber ayný þeyleri, ayný standartlarda, ayný þeriatle yaþadý.

477

477


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 159

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 151

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

42/ÞÛRÂ-13: Þerea lekum mined dîni mâ vassâ bihî nûhan vellezî evhaynâ ileyke ve mâ vassaynâ bihî ibrâhîme ve mûsâ ve îsâ, en ekîmûd dîne ve lâ teteferrekû fîh(fîhi), kebure alel muþrikîne mâ ted’ûhum ileyh(ileyhi), allâhu yectebî ileyhi men yeþâu ve yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu). (Allah) dînde, onunla Hz. Nuh’a vasiyet ettiði (farz kýldýðý) þeyi (þeriati); “Dîni ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dînde) fýrkalara ayrýlmayýn.” diye Hz. Ýbrâhîm’e, Hz. Musa’ya ve Hz. Ýsa’ya vasiyet ettiðimiz þeyi sana da vahyederek, size de þeriat kýldý. Senin onlarý, kendisine çaðýrdýðýn þey (Allah’a ulaþmayý dileme) müþriklere zor geldi. Allah, dilediðini Kendisine seçer ve O’na yöneleni, Kendisine ulaþtýrýr (ruhunu hayatta iken Kendisine ulaþtýrýr). Allahû Tealâ bu âyet-i kerimede, bir defa daha açýk ve kesin bir þekilde anlatýyor. Bu açýdan âyet son derece önemlidir. Ýnsanlarýn ayrý ayrý gruplar oluþturduðunu, dîni parça, parça, ayýrdýklarýný, tefrik ettiklerini ve fýrkalara ayrýldýklarýný ifade ediyor. (Tefrik etmek, fýrkalara, parçalara ayýrmak istikametinde kullanýlýyor, fýrka kelimesi de, tefrik kelimesi de, ferrekû kelimesi de ayný kökten gelmektedir). Öyleyse bir tek dîni insanlar kendilerine göre farklý þekillere sokmuþlardýr. Bunu yapanlar ne yazýk ki her devirde, insanlarýn çoðudur. Hz. Âdem zamanýnda da, Hz. Âdem’in oðullarýndan, torunlarýndan, torunlarýnýn torunlarýndan büyük kýsmý gene Allah’ýn yolunda deðillerdi. Hz. Âdem’in ve ona tâbî olan evlâtlarýnýn, torunlarýnýn, bütün dileklerine, temennilerine, hatta ýsrarlarýna raðmen onlarýn çoðu Allah’ýn yoluna girmediler. Allah’ýn tek dînini yaþamadýlar. Âdem (A.S)’dan bu tarafa kâinatýn hiçbir noktasýnda, hiçbir millet resûlsüz olmamýþtýr. Kýyâmete kadar da ayný þey olacaktýr. Bütün kavimlerde, þu anda yaþadýklarý gibi Allah’ýn resûlleri yaþayacaktýr. Her kavmin içinde, onlarýn kendi dînlerinin içinde, ama o dînin aslýný, tek dîni yani Allah’a teslim olmayý yaþayan, kendilerine tâbî olanlara, da Allah’a teslim olmayý yaþatan resûller hep var olacaktýr.

478

478


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 160

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 151

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

⎣_↔Ζ←7≅↔Χ″8↔! ↑η″Λ↔2 ↑ψ↔ς↔4 ←}↔Ξ↔Κ↔Ε″7≅←∀ ↔ ≥≅↔% ″ω↔8 ® ←!

⊆ϑ″Δ↑<

÷↔4

↔ Ψ↑Ω↔ς″Π↑<

←} [÷← Κ ⊕ ⎯ 7≅←∀ ↔ ≥≅↔% ″ω↔8 ↔: ÷ ″ϖ↑; ↔: _↔Ζ↔ς″Χ←8

Men câe bil haseneti fe lehu aþru emsâlihâ, ve men câe bis seyyieti fe lâ yuczâ illâ mislehâ ve hum lâ yuzlemûn(yuzlemûne). Κιμ (Αλλαη’⎬ν ηυζυρυνα) βιρ ηασενε ιλε γελιρσε, ο τακτιρδε ονυν ον μισλι, ονυνδυρ. ςε κιμ βιρ σεψψιε ιλε γελιρσε, ο ζαμαν ονυν μισλινδεν βα⎭κασ⎬ ιλε χεζαλανδ⎬ρ⎬λμαζ. ςε ονλαρ ζυλμολυνμαζλαρ. 1 2 3 4 5 6 7

479

-

men câe bi el haseneti fe lehu aþru emsâli-hâ ve men

: : : : : : :

kim geldi bir hasene ile artýk, o taktirde onundur on (10) onun katý, misli ve kim

479


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 160

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 151

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

8 9 10 11 12 13

-

câe bi es seyyieti fe lâ yuczâ illâ misle-hâ ve hum lâ yuzlemûne

: : : : : :

geldi bir seyyie (günah) ile o zaman cezalandýrýlmaz onun mislinden baþka ve onlar zulmolunmazlar

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Ýnsan, Allah’ýn bir mahlûkudur ki; Allah’ýn katýnda torpillidir. Her iþlediði sevapta yani kazandýðý derecatta, kazandýðý herbir derecenin karþýlýðý insanoðluna kim olursa olsun, hangi standartlarda olursa olsun mutlaka 10 kat yazýlýr. Ýþlediði her günahta ise kaybettiði 1 derecatýn karþýlýðýnda, 1 kat yazýlýr. Bu kiþi 1 derece kaybediyorsa, kiramen kâtibin meleklerinin elindeki mizan, amel defterine sadece bir tek derece yazar. Bu, amel defterinin sol tarafýdýr. Ne zaman o kiþi bir tek derecat kazansa, o zaman amel defterinin sað tarafýna, o tek bir derecatýn karþýlýðý, o ilâhi kompüter sistemi (mizan) tarafýndan 10 kat olarak yazýlýr. Kiþi Allah’ýn yolunu tercih ederse kazandýðý dereceler 1’e 10’dan, 1’e 700’e kadar da yükselebilir. 2/BAKARA-261: Meselullezîne yunfikûne emvâlehum fî sebîlillâhi ke meseli habbetin enbetet seb’a senâbile fî kulli sunbuletin mietu habbeh(habbetin), vallâhu yudâifu li men yeþâu, vallâhu vâsiun alîm(alîmun). Mallarýný Allah yolunda harcayanlarýn durumu, her sünbülünde (baþaðýnda) yüz adet tane (tohum) olmak üzere, yedi sünbül (baþak) veren bir tek tohumun durumu gibidir. Allah, dilediði kimse için (onun rýzkýný) kat kat artýrýp verir. Ve Allah Vâsi’dir, Alîm’dir.

480

480


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 160

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 151

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

Peygamber Efendimiz (S.A.V) bir cuma hutbesinde sahâbeye diyor ki: “Ey sahâbe ölmeden evvel ölün, ruhunuzu ölmeden evvel Allah’a ulaþtýrýn ki; Allah, size kazandýðýnýzýn 700 katýný versin.” Allah’a doðru ruhunuz yola çýktýðý zaman bu âyet-i kerime gereðince 1’e 100 kazanmaya baþlanýr. Çünkü artýk siz hem infâk ediyorsunuz, hem de Allah’ýn yolundasýnýz. 1. þart: Fi sebîlillâh olmak (ruhunuzun Allah’a doðru yola çýkmýþ olmasý) 2. þart: Kazandýklarýndan infâk etmek. Kiþi mürþidine ulaþýp tâbî olduktan sonra, Allah’ýn sevaplara 1’e 10 kat yazmasý Nefs-i Emmare’de 100 kat, Nefs-i Levvame’de 200 kat, Nefs-i Mülhime’de 300 kat, Nefs-i Mutmainne’de 400 kat, Nefs-i Radiye’de 500 kat, Nefs-i Mardiyye’de 600 kat, Nefs-i Tezkiye’de 700 kat olur. Allahû Tealâ insaný o kadar çok seviyor ki onu sýrf cennetine almak için onun sevaplarýný 1’e 700 e kadar yükseltir. Ve ömrü boyunca 1’e 700 almakta devam eder. Zaten Allah’ýn yardýmlarý olmasa, hiç kimse Allah’ýn cennetine ulaþamaz. Amelleri, hiçbir zaman insanlarý kurtaramaz. Öyleyse Allah’ýn cenneti veya cehennemi söz konusudur. Kazandýðýnýz dereceler fazlaysa cennette, kaybettiðiniz dereceler fazlaysa cehennemdesiniz, ebediyen orada kalacaksýnýz. 23/MU'MÝNÛN-102: Fe men sekulet mevâzînuhu fe ulâike humul muflihûn(muflihûne). O zaman kimin mizaný (sevap tartýlarý) aðýr gelirse iþte onlar, felâha erenlerdir. 23/MU'MÝNÛN-103: Ve men haffet mevâzînuhu fe ulâikellezîne hasirû enfusehum fî cehenneme hâlidûn(hâlidûne). Ve kimin mizaný (sevap tartýlarý), hafif gelirse iþte onlar, nefslerini hüsrana düþürenlerdir. Onlar, cehennemde ebediyyen kalacak olanlardýr. Cehennemden sonra cennete girmek hiçbir zaman söz konusu deðildir.

481

481


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 161

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 151

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

⎣↓ϖ[∝Τ↔Β″Κ↑8 ↓ !↔Ι←. |×7←! |≥±∀∝ ↔∗ |∝Ξ<×Γ↔; |∝Ξ⊕9←! ″υ↑5 ⎣_→Σ[∝Ξ↔& ↔ϖ[∝;×Ι″∀←!

↔}⊕ς←8 _→Ω↔[←5 _→Ξ<∝(

ω↔ [∝6Ι″←Λ↑Ω″7! ↔ω←8 ↔ ≅↔6 _↔8 ↔: Kul innenî hedânî rabbî ilâ sýrâtýn mustekîm(mustekîmin) dînen kýyamen millete ibrâhîme hanîfâ(hanîfen), ve mâ kâne minel muþrikîn(muþrikîne).

“Μυηακκακ κι Ραββιμ, βενι Σ⎬ρατ⎬ Μυστακ⎩μ’ε, κ⎬ψ®μετε καδαρ αψακτα καλαχακ ολαν Ηζ. ⇑βρ®η⎩μ’ιν “Ηανιφ δ⎩νι”νε ηιδαψετ εττι.” δε. ςε ο, μ⎫⎭ρικλερδεν ολμαδ⎬. 482

482


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 161

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 151

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

1 - kul

:

de

2 - inne-nî

:

muhakkak ki beni

3 - hedâ-ni

:

beni hidayete erdirdi, hidayet etti

4 - rabbî

:

Rabbim

5 - ilâ sýrâtýn mustekîmin

:

Sýratý Mustakîm’e, Allah’a yönelmiþ, Allah’a götüren yola

6 - dînen

:

dîn olarak

7 - kýyamen

:

ayakta kalan, kalacak olan

8 - millete

:

topluluk, din

9 - ibrâhîme

:

Hz. Ýbrâhîm

10 - hanîfen

:

hanif olarak, hanif olan (tek Allah’a inanan)

11 - ve mâ kâne

:

ve olmadý

12 - min el muþrikîne

:

müþriklerden

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in hanif olduðu, Hz. Ýbrâhîm’in dîninin, yani kâinatýn tek dîninin standartlarý içinde Sýratý Mustakîm’e hidayet edildiði, bu âyette açýklýða kavuþturulmuþ.

483

483


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 162

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 151

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

↔ ≅↔[″Ε↔8 ↔: |∝Υ↑Κ↑9 ↔: |∝# . ÷↔ ⊕ ←! ″υ↑5 ↔ω[∝Ω↔7≅↔Θ″7! ±← ↔∗

←ψ™ς←7 |∝#≅↔Ω↔8 ↔:

Kul inne salâtî ve nusukî ve mahyâye ve memâtî lillâhi rabbil âlemîn(âlemîne). “Μυηακκακ κι, βενιμ ναμαζ⎬μ ϖε τ⎫μ ιβαδετλεριμ ςε, ηαψατ⎬μ ϖε ⎞λ⎫μ⎫μ, ®λεμλεριν Ραββι Αλλαη ι⎜ινδιρ.” δε. 1 2 3 4 5 6 7 8

-

kul inne salâtî ve nusukî ve mahyâye ve memâtî lillâhi (li Allahi) rabbi el âlemîne

: : : : : : : :

de muhakkak benim namazým benim tüm ibadetlerim, kurbaným benim hayatým ve benim ölümüm Allah içindir âlemlerin Rabbi

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in tasarrufta olduðu, herþeyinin sadece Allah için olmasýyla bir defa daha belirginleþiyor.

484

484


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 163

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 151

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

↑ ″Ι←8↑!

↔τ←7×Η←∀ ↔: ⎣↑ψ↔7 ↔τ<∝Ι↔− ω↔ [∝Ω←ς″Κ↑Ω″7! ↑ ⊕:↔!

÷

ÿ_↔9↔! ↔:

Lâ þerîke lehu, ve bi zâlike umirtu ve ene evvelul muslimîn(muslimîne). Ο’νυν ορταð⎬ ψοκτυρ ϖε βεν βυνυνλα εμρολυνδυμ. ςε βεν, μ⎫σλ⎫μανλαρ⎬ν (τεσλιμ ολανλαρ⎬ν) ιλκιψιμ. 1 - lâ þerîke

:

ortaðý yoktur

2 - lehu

:

onun

3 - ve bi zâlike

:

ve bununla

4 - umirtu

:

emrolundum

5 - ve ene

:

ve ben

6 - evvel

:

evvel, ilk

7 - el muslimîne

:

müslümanlar, teslim olanlar

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Müslüman, “teslim olan” demektir. Peygamber Efendimiz (S.A.V) Son Peygamber’di. Ýlk peygamber ve ilk insan Hz. Âdem’di ve teslim onunla baþladý. O, ruhunu da, vechini de, nef-

485

485


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 163

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 151

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

sini de, iradesini de Allah’a teslim etti. Ona tâbî olan oðullarý, kýzlarý, torunlarý, teslim olanlarýn hepsi Allah’a da teslim oldular. Ruhlarýný, vechlerini, nefslerini ve iradelerini Allah’a teslim ettiler. Ve tâbii Hz. Âdem ilk insan olduðuna göre, ondan evvel Peygamber Efendimiz (S.A.V) mevcut olmadýðýna göre, ilk teslim olanýn Hz. Âdem olmasý lâzýmdýr. Zamandan evvel Allahû Tealâ nefsle, ruhla, fizik vücutla bizi ezelde biraraya topladý. 7/A'RÂF-172: Ve iz ehaze rabbuke min benî âdeme min zuhûrihim zurriyyetehum ve eþhedehum alâ enfusihim, e lestu birabbikum, kâlû belâ, þehidnâ, en tekûlû yevmel kýyâmeti innâ kunnâ an hâzâ gâfilîn(gâfilîne). Ve kýyâmet günü, gerçekten biz bundan gâfildik (gâfilleriz) dersiniz diye (dememeniz için), senin Rabbin, Âdemoðullarýnýn sýrtlarýndan onlarýn zürriyetlerini aldýðý zaman onlarý, nefsleri üzerine þahit tuttu. (Allahû Tealâ þöyle buyurdu): “Ben, sizin Rabbiniz deðil miyim?” Dediler ki: “Evet, (Sen, bizim Rabbimizsin), biz þahit olduk.” Hepimiz oradaydýk. Daha bedenlenmemiþtik. Ruhlarýmýz bize üfürülmemiþti, fizik bedenlerimizin içinde nefslerimiz yoktu. O zaman, ilk teslim olan Peygamber Efendimiz (S.A.V) idi. Hz. Âdem de insanlardan da hiçbiri henüz yaratýlmamýþtý. Sonsuz bir zamandan sonra yaratýlacaklardý. Ýþte o gün, zamandan evvelki devredeki teslimler yapýldý. Bu teslimler insanýn gelecekteki dizaynýnýn bir görüntüsü olarak, baþlangýçta, zamandan evvel gerçekleþti. Allahû Tealâ orada bizlerden yemin, misak, ahd aldý. 5/MÂÝDE-7: Vezkurû ni’metellâhi aleykum ve mîsâkahullezî vâsekakum bihî iz kultum semi’nâ ve ata’nâ vettekûllâh(vettekûllâhe) innallâhe alîmun bizâtis sudûr(sudûri). Allah’ýn, sizin üzerinizdeki ni’metini ve “iþittik ve itaat ettik” dediðiniz zaman, onunla sizi baðladýðý misakinizi hatýrlayýn. Allah’a karþý takva sahibi olun. Çünkü; O, göðüslerde (sinelerde) olaný bilir.

486

486


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 163

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 151

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

Onun da ötesini, irademizin de teslimini üzerimize vasiyet etti. Ruhumuzu, vechimizi, nefsimizi ve irademizi Allah’a teslim etmemiz gerektiðini üzerimize farz kýldý, vasiyet etti. Ýþte bu dünya teslimlerinin daha baþlangýç noktasýnda, daha Âdem (A.S) ve hiç kimse yaratýlmadan, o gün Peygamber Efendimiz (S.A.V) gelecekteki teslimi beklemeden ruhuyla, vechiyle ve nefsiyle Allah’a teslim oldu. Bu kâinatýn ilk teslimiydi. Zamandan evvelki bu toplantýda sadece bu dünyanýn sakinleri deðil, bu dünyada asýrlar boyunca, Âdem (A.S)’dan, kýyâmet günü yaþayacak son insana kadar gelip geçecek herkes deðil, bütün kâinatta insan olarak, kýyâmete kadar yaratýlacak olan her türlü, bize benzer insan varlýklar, hepsi, hepimiz Allah’ýn huzurundaydýk. Ve geleceðe býrakýlan bir teslim, Peygamber Efendimiz (S.A.V) için geçerli deðildi. O, zamandan evvel, herkesten evvel, Allah’a teslim oldu. “Müslüman” lügat mânâsý itibariyle “Allah’a teslim olan” demektir. Peygamber Efendimiz (S.A.V) de Allahû Tealâ tarafýndan, Allah’a teslim olmakla emrolunmuþtur. O gün hepimiz ruhumuzu, vechimizi, nefsimizi ve irademizi Allah’a teslim etmekle ve dünyaya geldiðimiz zaman bunu mutlaka gerçekleþtireceðimize dair, yemin, misak ve ahd vererek emrolunduk. Peygamber Efendimiz (S.A.V) bu dünyayý beklememiþ, o zaman teslim olmuþtur. Allahû Tealâ, O’na öyle bir idrak vermiþ ki; daha bedenlenmeden, daha ruh üfürülmeden, daha kendisine nefs verilmeden, orada “elestu bi rabbikum” günü ya da “Kâlû belâdan beri müslümanýz.” denilen söze esas teþkil edecek olan ilk adýmý atmýþ, kâlû belâ’da Allah’a teslim olmuþtur. Bütün insanlar, kâlû belâ günü Allahû Tealâ’dan Allah’a teslim olma konusunda emir almýþlardýr. Ýþte Peygamber Efendimiz (S.A.V) de Allah’a teslim olanlarýn ilki olmakla emrolunmuþ ve olmuþtur. Allah’a teslim olanlarýn ilkidir; ruhunu, vechini ve nefsini Allah’a ilk teslim eden Peygamber Efendimiz (S.A.V), kâlû belâdan beri müslüman olan tek kiþidir. Bizlerse ruhumuzu, vechimizi, nefsimizi ve irademizi bu dünyada Allah’a teslim etmiþiz. Öyleyse Peygamber Efendimiz (S.A.V) o gün, kâlû belâ toplantýsýnda, kâinattaki bütün insanlarýn ve cinlerin baþlangýç mahþerinde, daha insanlar hayata getirilmeden önce, Allahû Tealâ’nýn huzurundaki o toplantýda Allah’a teslim olmuþtur. Allah’a ilk teslim olma þerefini Allahû Tealâ, O’na nasip kýlmýþtýr.

487

487


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 164

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 151

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

⎢↓∂″|↔− ←±υ↑6 ∩ ↔∗ ξ↔ ;↑ ↔: _∪∀↔∗ |∝Ρ″∀↔! ←ψ™ς7! η↔ ″[↔3 ↔! ″υ↑5 ↑ ←ϑ↔# ÷ :↔ ⎣_↔Ζ″[↔ς↔2 ® ←! ↓ϕ″Σ↔9 ∩υ↑6 ↑⎯←Κ″Υ↔# ″ϖΥ↑ ∀←± ∗÷ |×7←! ⊕ϖ↑∃ ⎣ _↔Ω←∀

″ϖ↑Υ↑∴Α←± ↔ Ξ↑[↔4

×Ι″∋↑! ↔ ″+←:

÷ :↔

° ↔∗←+!↔:

″ϖ↑Υ↑Θ←%″Ι↔8

↔ Ψ↑Σ← ς↔Β″Φ↔# ←ψ[∝4 ″ϖ↑Β″Ξ↑6 Kul e gayrallâhi ebgî rabben ve huve rabbu kulli þey’(þey’in), ve lâ teksibu kullu nefsin illâ aleyh(aleyhâ), ve lâ teziru vâziretun vizre uhrâ, summe ilâ rabbikum merciukum fe yunebbiukum bimâ kuntum fîhi tahtelifûn(tahtelifûne). 488

488


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 164

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 151

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

“Ο ηερ⎭εψιν Ραββι ικεν, Αλλαη’ταν βα⎭κα Ραβ μ⎬ ιστεψεψιμ?” δε. Β⎫τ⎫ν νεφσλερ, κενδισινε αιτ ολανδαν βα⎭κασ⎬ν⎬ καζανμαζ. ςε βιρ γ⎫ναηκ®ρ, βα⎭κασ⎬ν⎬ν γ⎫ναη⎬ν⎬ (ψ⎫κ⎫ν⎫) τα⎭⎬μαζ. Σονρα δ⎞ν⎫⎭⎫ν⎫ζ Ραββινιζεδιρ. Ο ζαμαν, ηακκ⎬νδα ιητιλ®φα δ⎫⎭τ⎫ð⎫ν⎫ζ ⎭εψλερι σιζε ηαβερ ϖερεχεκ. 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24

489

-

kul : e gayrallâhi (e gayre allâhi ) : ebgî : rabben : ve huve : rabbu : kulli þey’in : ve lâ teksibu : kullu : nefsin : illâ : aleyhâ : ve lâ teziru : vâziretun : vizre : uhrâ : summe : ilâ rabbi-kum : merciu-kum : fe yunebbiu-kum : bi-mâ : kuntum : fîhi : tahtelifûne :

de, söyle Allah’tan baþka mý arayayým, isteyeyim bir Rab ve O Rab herþey ve kazanmaz hepsi, bütün bir nefs, kiþi ancak, hariç, ...’den baþka ona, kendisine ve (yük) yüklenmezler, taþýmazlar yükü taþýyan, günahkâr aðýrlýk, yük, günah diðeri, baþka biri, baþkasý sonra Rabbinize sizin dönüþünüz o zaman, size haber verecek þeyleri siz oldunuz onun hakkýnda ihtilâfa düþtünüz, anlaþmazlýða düþtünüz

489


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 164

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 151

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Peygamber Efendimiz (S.A.V) putperestlerle, kâfirlerle devamlý mücâdele halindedir. Onlar, nasýl Allah’tan baþka bir þeyleri kendilerine Rab ediniyorlarsa, put ediniyorlarsa, Allahû Tealâ da Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in: “Ben de sizin gibi Allah’tan baþka put mu arayayým? O Allah, herþeyin Rabbi iken Allah’tan baþka Rab mý edineyim? O sizin de Rabbiniz benim de Rabbim ve Allah’tan baþka ilâh yoktur, baþka bir tanrý söz konusu deðildir. Benim de sizin yaptýðýnýz hatalara düþmemi mi istiyorsunuz?” demesini söylüyor. Hayatýnýzýn her saniyesinde ya derecat kaybedersiniz ya da kazanýrsýnýz. Bir insan: “Ben þu anda ibadet etmiyorum, derecat kazanmýyorum ama kimseye de bir kötülüðüm yok. Öyleyse derecat kaybetmiyorum.” diyemez. Çünkü Allahû Tealâ daimî zikri üzerinize farz kýlmýþtýr. 4/NÝSÂ-103: Fe izâ kadaytumus salâte fezkurûllâhe kýyâmen ve kuûden ve alâ cunûbikum, fe izatma’nentum fe ekîmus salât(salâte), innes salâte kânet alel mu’minîne kitâben mevkûtâ(mevkûten). Namazý bitirdiðinizde; ayaktayken, otururken ve yan üzeriyken (yan üstü yatarken) Allah’ý hep zikredin! Güvenliðe kavuþtuðunuzda namazý erkânýyla kýlýn. Çünkü; namaz, mü’minlerin üzerine, vakitleri belirlenmiþ bir farz olmuþtur. Eðer zikretmiyorsanýz, kimseye zarar vermeseniz de zikretmediðiniz taktirde devamlý derecat kaybedersiniz, yani kendinize zarar verirsiniz. Zaman, bir hazine olarak her an sarfettiðiniz bir kaynaktýr. Allah’ýn en kýymetli hazinesidir. Ve eðer o zamaný zikirsiz geçiriyorsanýz, devamlý derecat kaybedersiniz. Her saniye bir tek derecat, çok az bir kayýptýr ama devamlý kaybedilir. Ve Allahû Tealâ için namaz kýlmak, oruç

490

490


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 164

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 151

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

tutmak gibi kendinizle Allah arasýnda bir iþ yaparsanýz, derecat kazanýrsýnýz, iktisab edersiniz. Kazandýðýnýz derecatý sadece siz kazanýrsýnýz. Sizin kazandýðýnýz derecatý (size aitse), baþkasý kazanmaz. Allahû Tealâ’nýn kazanmaktan muradý ayný zamanda negatif istikamettedir. Negatif derecelerin kazanýlmasý söz konusudur. Herkes sadece kendi derecatýný kazanýr, kendi yaptýklarýnýn karþýlýðýný kazanýr. Kimse baþkasýnýn yükünü taþýmaz. Bazý insanlar: “Korkma sen bu günahý iþle, ben senin günahýný yükleneyim.” derler. Ama hiç kimse bu standartlar içinde kimsenin günahýný yüklenmez! Bir insanýn kazandýðý derecatýn kendisine ait olmasý; kendisiyle ya da baþka biri ile iliþkili bir fiil iþlediðinde de geçerlidir. Baþka birisine iyilik ettiniz, onu mutlu eden bir davranýþta bulundunuz, gene derecat kazandýnýz, Allah için bir hizmette bulundunuz baþkasýna, onun Allah yolunda mutlu olmasýný saðladýnýz, onun ruhunun istikametinde ona bir fayda saðladýnýz, bir mutluluðu yaþamasýna sebebiyet verdiniz, o zaman da gene derecat kazanýrsýnýz. O hizmeti yaptýðýnýz kiþi ise sizin ona yaptýðýnýz iyilik sebebiyle derecat kazanmaz ve kaybetmez. Ama yaptýðýnýz þeyin mutluluðunu yaþar. Kendinizle Allah arasýndaki iliþkide Allah’ýn bir emrini yapmadýðýnýzda derecat kaybedersiniz. Sizin kaybettiðiniz derecatý (Allah ile olan iliþkilerinizde ne namaz kýlmadýðýnýz için, ne de oruç tutmadýðýnýz için) baþka birisi kaybetmez. Böyle bir þey mümkün deðildir. Demek ki; Allah ile olan iliþkileriniz istikametinde, derecat kaybettiðiniz zaman baþka hiç kimse sizin sebebinizle derecat kaybetmez. Baþkalarýyla alâkalý iþlerde bir baþkasýna kötülük yaptýðýnýz zaman derecat kaybedersiniz. Burada farklý bir olayla karþý karþýyasýnýz, kul hakký doðmuþtur. Kaybettiðiniz derecatý zulüm yaptýðýnýz kiþi kazanýr. Bu söylediðimle bu iki âyeti birbirine karýþtýrmayýn. Allahû Tealâ: “Hiç kimse kimsenin kazandýðýný kazanmaz, kaybettiðini kaybetmez.” diyor. Ama kul hakký doðduysa gene bu âyetlere uygun olarak birisi kaybeder, öteki onun kaybettiðini kazanýr. Yani

491

491


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 164

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 151

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

kaybettiðini kaybetmez, kazandýðýný kazanmaz ama kaybettiðini kazanabilir. Öyleyse kim bir baþkasýna zulüm yaparsa, zulüm yapan kiþi, mutlaka baþkasýna zulüm yaptýðý için derecat kaybetmiþtir. Ayný zamanda derecat kaybettiði için kendisine de zulmetmiþtir. Hangi olay derecat kaybetmenizle sonuçlanýyorsa bilin ki; o olayda siz kendinize zulmettiniz. Namaz kýlmadýnýz, oruç tutmadýnýz, baþkasýna kötülük ettiniz, hepsi sizin ayný zamanda kendinize zulmettiðinizi gösterir. Ýþlem, Allah ile aranýzdaysa daima, sadece kendinize zulmedersiniz. Ýþlem, baþka birilerine zarar vermeniz hali ise o zaman hem baþkasýna zulmetmiþ olursunuz, hem de siz derecat kaybetmiþ olursunuz. Kul hakký doðduðu için karþý tarafýn amel defterinde, zulmettiðiniz kiþinin sizin kaybettiðiniz dereceleri kazandýðýný görürsünüz. Zulmeden kiþinin amel defterine, kaybettiði dereceler kýrmýzý rakamlarla, nâkýs olarak, eksi olarak yazýlýr. Bu sebeple onun kaybettiði derecatý kazanan zulme uðramýþ olan mazluma ise o dereceler ilâve edilir. Birinci taraf þerre ulaþmýþtýr, ikinci taraf hayra ulaþmýþtýr. Baþkalarýna Rabbanî alanda, ruhun istikametinde, Allah yolunda yaptýðýnýz yardýmlar için derecat kazanmak geçerlidir. Eðer nefsler söz konusuysa orada derecat kazanamazsýnýz. Nefsanî davranýþýnýz sebebiyle hem siz derecat kaybedersiniz, hem de karþý taraf nefsanî davranýþýnýzýn aynýný iþlediði için kaybeder. Öyleyse ya ruhunuzun istikametindesiniz Allah’la, ya da nefsinizin istikametindesiniz þeytanla berabersinizdir. Þeytanla beraber olduðunuz zaman þeytanýn ülkesindesiniz. Sadece derecat kaybedersiniz. Baþkalarýnýn da derecat kaybetmesine sebebiyet verirsiniz. Bir hýrsýz birisiyle banka soyarsa her ikisi de derecat kaybeder. Ýnsanlar kötü davranýþlarda ortak olduklarý bütün olaylarda beraberce derecat kaybederler. Nefsleri doðrultusunda, asla derecat kazanamazlar. Allah yolunda bir hizmete, üç kiþi beraber gidiyor ve üçü de yardým ediyorsa, üçü de derecat kazanýr. Yardým ettikleri kiþi derecat kazanmaz, o da kendisine yapýlan hizmetin karþýlýðýnda onun mutluluðunu yaþar. Sadece iki tür olay vardýr: “Allah’ýn emirleri ve Allah’ýn nehiyleri.” Allah’ýn emirlerini yerine getirirseniz, derecat kazanýrsýnýz, yerine getirmezseniz derecat kaybedersiniz. Allah’ýn nehiy-

492

492


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 164

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 151

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

lerini, Allah’ýn yasak ettiði fiili iþlemezseniz derecat kazanýrsýnýz, iþlerseniz derecat kaybedersiniz. Hayatýnýzýn her saniyesi derecat kazanmakla veya kaybetmekle geçer. Ýþte burada Allahû Tealâ eðer bir insan diyor kendi baþýna hareket ediyorsa, Allah ile iliþki içerisinde Allah’ýn bir emrini yerine getirmiyorsa veya Allah’ýn yasak ettiði bir fiili iþliyorsa derecat kaybeder. Eðer kendi baþýnaysa, bu derecatý baþka kimse yüklenmez. Eðer bir baþka kiþi de gene kendi baþýnaysa Allah’ýn emrettiði bir þeyi yerine getiriyorsa, yasak ettiði bir þeyi yapmýyorsa o da her ikisinde de derecat kazanýr. Bir baþkasý birincinin kaybettiði derecatý kaybetmez, kazandýðý derecatý da kazanmaz. Olaylarýn iki taraflý vücuda gelmesi halinde, fiile bir baþkasý da iþtirak halinde ise, yani bir insan isteyerek veya istemeyerek bir baþkasýna zarar verdiyse, zarar gören taraf mutlaka derecat kazanýr. Zarar veren taraf eðer bunu bilerek, isteyerek yaptýysa mutlaka derecat kaybeder ve onun kaybettiði derecatý öbür taraf kazanýr. Bir insan farkýna varmadan bir baþka insana zarar verdiyse zarar gören taraf gene derecat kazanýr ama zarar veren taraf kasýt olmadýðý için kasýtla yapýlan bir olaydaki ölçüde derecat kaybetmez. Bu mümkün deðildir. Çünkü kiramen kâtibin melekleri hayat filmimizi çekerken, aksiyonlarýmýzý, davranýþ biçimlerimizi üç boyutlu olarak filme alýrken düþüncelerimizin de filmini alýr. Kýyâmet günü elinizde mizan adlý bir ölçü olacaktýr. Þu anda sizin hayat filminizi çeken kiramen kâtibin meleklerinin elinde de ayný mizan vardýr. O mizan hayatýnýzýn akýþý içerisinde hem düþüncelerinizi, hem de aksiyonlarýnýzý mutlak bir deðerlendirmeye tâbî tutar. Düþünceleriniz yüzde kaç kasýtla hareket ettiðinizi mizana en geniþ þekilde aksettirir. Mizan öyle bir kompüter sistemidir ki gördüðü hayat filmlerinizin düþünce ve tatbikat standartlarýnda olanlardan kastýn ölçüsünün ne olduðunu yüzde yüz tespit eder. Bunun mânâsý, verdiði hükmün yüzde yüz doðru olmasýdýr. Allahû Tealâ’nýn ilahî kompüter sistemi mizan, öyle bir sistemdir ki kâinatta düþünülebilecek olan veya düþünülemiyecek olan her türlü suçu ve güzel davranýþý muhtevasýna alýr. Herbirinin hangi yüzde de kasýt unsuru olmasý halinde vereceði

493

493


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 164

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 151

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

rakamlar A’dan Z’ye bellidir. Hiçbir yanlýþlýðý yapmasý mümkün deðildir. Bu sebeple Allahû Tealâ, Kur’ân-ý Kerim’de “Kýyâmet günü hayat mizanýnýza, hayat filminize baktýðýnýz zaman size kýl kadar zulmedilmediðini görürsünüz.” diyor. Çünkü mizan, insan deðildir. Mizan Allah’ýn Ýlâhî kompüteridir ki hiçbir hata yapmasý mümkün deðildir. Çünkü gördüðünü yorumlarken hissiyata kapýlmasý mümkün olmayan bir varlýktýr. Ve orada taammüden yüzde neyi görüyorsa, o kadar taammüd unsuruyla derhal otomatik iþlemini yapar. Hayat filmine o rakamý kaydeder, o rakam mutlaka ayný anda bir evvelki rakama ilâve edilir. Böylece son rakam da görülür. Hem o an aldýðýnýz rakam bellidir, hem de daha evvelki rakamlara ilâve ettiðiniz zamanki son rakam bellidir. Bir taraftan derecat kazanýrken, öbür taraftan derecat kaybedebilirsiniz. Namaz kýlýyorsunuz ama daimî zikrin sahibi deðilsiniz. Namaz boyunca zikir yapmýyorsunuz, zikir yapmadýðýnýz için her saniye bir derecat kaybedersiniz. Ama namazý kýlarken, her saniyesinde, kazanacaðýnýz derecenin, Allahû Tealâ size Allah’ýn yoluna girmemiþ olsanýz bile, tâbiiyetiniz olmasa bile on katýný verecekti. Öyleyse kazandýðýnýz herþeyle, kaybettiðiniz herþey arasýnda kesin bir illiyet rabýtasý vardýr. Namaz kýlarken normal þartlar altýnda iseniz on katýný kazanýrsýnýz. Eðer Allah’a doðru yola çýkmýþ iseniz birinci kata kadar yüz, ikinci katta iki yüz, üçüncü katta üç yüz, dördüncü, beþinci, altýncý, yedinci katlarda yedi yüz katýný kazanýrsýnýz. Bir iþlem ki; siz Allah yolunda bir iþ yaparken, Allahû Tealâ’nýn zikrini yapmadýðýnýz için her saniye bir derecat kaybedersiniz ve Allahû Tealâ onu on katýna çýkarmaz. Allahû Tealâ günahlarýnýzý, kaybettiðiniz dereceleri eþit yazar. Bir derecat kaybettiyseniz amel defterinize o saniye sadece bir derece yazýlýr. Zikir yapmadan, namaz kýlmak size en az on derece kazandýrýrsa, o on derecenin yüz katýný yani bin dereceyi ayný saniyede kazanmýþ olursunuz. Veya iki yüz, üç yüz, dört yüz, beþ yüz, altý yüz, yedi yüz katýný yedi bin dereceyi ayný saniye kazanmýþ olursunuz. Arada büyük bir farklýlýk vardýr. Allah çok sevdiði insan mahlûkunu, ne kadar torpilli kýlmýþtýr. Allahû Tealâ, sizin kayýplarýnýzý bire bir yazdýrýr.

494

494


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 164

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 151

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

Kazançlarýnýza gelince en az bire on yazdýrýr. Ama bire yedi yüze kadar da bunu yükseltir. Peygamber Efendimiz (S.A.V) ilk cuma hutbesinde: “Ey sahâbe ölmeden evvel ölün ki; Allah size bire yedi yüz katýný versin.” buyuruyor. “Ölmeden evvel ölmek” demek; ruhu ölmeden evvel Allah’a ulaþtýrmak demektir. Böyle bir hususu gerçekleþtirdiðiniz zaman ruhunuzun Allah’a ulaþmasý boyunca bire yüzden baþlayarak iki yüz, üç yüz, dört yüz, beþ yüz, altý yüz, yedi yüz katýný kazanmaya baþlarsýnýz. Birine bir iyilik yaptýnýz, on derecat kazandýnýz. Onun üzerine Allahû Tealâ size onu yedi yüzle çarparak neticesini amel defterinize yazdýrýr. O mizan bunu böyle yapar. Sizi A’dan Z’ye takip eder. Hiçbir hata yapmasý ihtimali yoktur. Ve siz zikirsizlik sebebiyle bir derecat kaybederken o saniye yedi bin derecat kazanýrsýnýz. Kýyâmet günü yeniden canlanan insanlar, Mahþer Meydaný’ndan ayrýlarak, Ýndi Ýlâhi’ye ulaþýrlar. Ýndi Ýlâhi’de herkesin hayat filmini göreceði bir sistemle baðýmlýlýðý vardýr. Ve baðlý olduklarý elektronik sistem, onlarý kendi hayat filmlerini görebilecekleri yere götürür. Hayat filmlerinde doðumlarýndan ölümlerine kadar hepsini görürler. Ellerindeki mizanla da derecelerini devamlý kontrol etmek yetkisinin sahibidirler. Hayat filmleri boyunca, mizanla hayat filmi arasýnda en ufak bir farklýlýk olmadýðýný, kendilerine kýl kadar zulmedilmediðini, o gün, kýyâmet günü bütün insanlar görürler. Ýþte Allahû Tealâ’nýn bu âyette “O zaman hakkýnda ihtilâfa düþtüðünüz þeyleri size haber verecek” ve baþka âyetlerde de: “O zaman size yaptýðýnýz þeyleri haber verecek. Aðzýnýzý mühürleyeceðiz. Uzuvlarýnýz yaptýklarýnýzý gösterecekler, böylece söylemiþ olacaklar.” dediði, kazandýðýnýz dereceler ve kaybettiðiniz dereceler olacaktýr. Ýnsanlar arasýndaki dizaynda Allahû Tealâ herkesin farklý bir hayat filminin olduðunu, kazandýðý derecelerin orada kendisine ait olarak kazanýlmýþ olduðunu, kaybettiði derecelerin orada kendisine ait kaybedilmiþ dereceler olduðunu ve hiç kimsenin bir insanýn kendisiyle Allah arasýndaki iliþkilerde baþka birisine bir derecat yüklemesinin veya kendisinin baþka birinden derecat yüklenmesinin mümkün olmadýðýný buyuruyor. Ama baþka insanlara zarar

495

495


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 164

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 151

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

vermiþseniz nefsinizle, onlarý zarardîde etmiþseniz, o zaman derecat kaybedersiniz. Kaybettiðiniz derecatý da onlar kazanýr. Böylece insanlar arasýnda bir derecat baðlantýsý kaybedenden kazanana bir ulaþma söz konusu olur. Allahû Tealâ’nýn “Hakkýnda ihtilâfa düþtüðünüz þeyleri o zaman size haber vermesi” söz konusudur. Kur’ân-ý Kerim, bütün mukaddes kitaplarýn sonuncusudur. Allah’ýn peygamberlerine yazdýrdýðý þeriat kitaplarýnýn sonuncusudur. Kâinatý kýyâmete kadar idare edecek olan, Son Peygamber’e indirilen Son Þeriat Kitabý’dýr. Herþeyin gerçek hüviyeti Kur’ân-ý Kerim’de net ve kesin bir biçimde açýklanmýþtýr. Allah’ýn önce kalbinde hayýr gördüðü insanlarý seçtiði, Allah’a ulaþmayý insanlar dilediði taktirde Allah’ýn cennetini hakettikleri, yaþarlarsa bu insanlarýn Allahû Tealâ’dan 12 tane ihsan alarak mürþidlerine ulaþacaklarý, Allah’a ulaþmayý dilemeyenlerin kurtuluþunun mümkün olmadýðý, Kur’ân-ý Kerim’de bütünüyle açýklanmýþtýr. Allahû Tealâ, Kur’ân-ý Kerim’de yirmi sekiz basamaklýk bir dizaynda, insanlarýn Allah’a ulaþmayý dilemelerini, mürþidlerine ulaþmalarýný, tövbe etmelerini, (teslimler açýsýndan) 4 hidayete birden baþlamalarýný (ruhun, vechin, nefsin ve iradenin hidayetine) ve sýrasýyla ruhlarýný Allah’a ulaþtýrarak ruhlarýný hidayete erdirdiklerini, fizik vücutlarýný Allah’a teslim ederek, ahsen kýlarak ikinci hidayete ulaþtýklarýný, nefslerini ahsen kýlarak üçüncü hidayete ulaþtýklarýný, iradelerini Allah’a teslim ettikleri zaman dördüncü hidayete ulaþtýklarýný anlatýyor. Bu bütün mukaddes kitaplarýn aslýdýr. Tevrat’ta da, Ýncil’de de, Kur’ân-ý Kerim’de de Allahû Tealâ ayný þeyleri, bu esasý söylemektedir. Bu muhteva içerisinde ruhunuzu da, vechinizi de, nefsinizi de, iradenizi de Allah’a teslim etmek mecburiyetindesiniz. Ve Allah’a ulaþmayý dilemezseniz kurtuluþunuz mümkün deðildir. Ýþte Allah’ýn bütün mukaddes kitaplara koyduðu esas budur. Âdem (A.S)’ dan bugüne kadar da bütün hayatta olan insanlarýn küçük bir kýsmý bunlarý hep yaþamýþtýr. Öyleyse ihtilâf nerededir? Allah’a ulaþmayý dilemek konusunda; dilemek isteyenler var, dilemek istemeyenler var, farz olmadýðýný iddia edenler var, hiç hesaba katmayanlar var.

496

496


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 164

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 151

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

Mürþide ulaþmak konusunda, mürþidi inkâr eden var, mürþid yoktur diyenler var. Ruhun Allah’a ulaþmasý, için “ruhun ölmeden evvel Allah’a ulaþmasý mümkün deðildir” diyenler var. Tabii bunun arkasýndan ne fizik vücudun, ne nefsin, ne iradenin Allah’a teslimi diye bir olay insanlar tarafýndan hem bilinmiyor, hem de kabul görmüyor. Ýþte, herbirisi bir ihtilâf konusudur. Kur’ân-ý Kerim’de Allah’ýn, sahâbenin hayatýndan verdiði kesitlerde onlar, seçilmiþler, Allah’a ulaþmayý dilemiþler, mürþidlerine ulaþmýþlar, kâinatýn en büyük mürþidine tâbî olmuþlar, ruhlarýný, arkasýndan fizik vücutlarýný, arkasýndan nefslerini ve en sonunda da iradelerini Allah’a teslim etmiþler. Allah hepsini farz kýlmýþ, onlar da hepsini yapmýþlar, çünkü onlar kitabýn bütününe tâbî olmuþlar. Ýþte ihtilâf, Kitab’ýn bütününe tâbî olmamaktan kaynaklanmaktadýr. Allahû Tealâ’nýn bütün bu yedi safhadan oluþan dizayný insanlar tarafýndan 14 asýrda Ýslâm’ýn beþ þartýna dönüþtürülmüþtür. Namaz kýlmak, oruç tutmak, zekât vermek, hacca gitmek, kelime-i þehadet getirmek. Bunlarý yaptýnýz mý cennetliksiniz deniyor ama aslýný bilmedikleri için doðru söylenmiyor: Ýþte Ýslâm’daki ihtilâf, anlaþmazlýk. Ýslâm’ýn içindeki ihtilâflardan baþka, dýþýnda da ihtilâflar mevcuttur: Ýnsanlar birden fazla Allah’a inanýyorlar, üç tane Allah var diyorlar. Hz. Ýsa göðe canlý olarak mý, ölü olarak mý kaldýrýldý? Ýslâm, Kur’ân-ý Kerim, canlý olarak kaldýrýldýðýný söylüyor ama hristiyanlar onun çarmýha gerilip öldüðünü, öldükten sonra kaldýrýldýðýný söylüyor. Allah’ýn temel faktörlerinin büyük kitlelerce bütün dînlerde unutuluþunun tabii neticesi olarak insanlarýn arasýnda ihtilâflar doðmuþtur. Bütün ihtilâflarýn çözümü ise Allah’a aittir. O gün, kýyâmet günü, Ýndi Ýlâhi’de hayat filmlerimizin yanlýþ olan her safhasýnda sonuç, doðrular belli olacaktýr. Ýþte bu ihtilâfýn neticelerini Allahû Tealâ, kýyâmet gününde bütün insanlara orada anlatacaktýr. Yaptýklarýyla doðrularý göstererek, nerelerde, hangi noktalarda, ne hatalar yaptýklarýný insanlara açýk bir þekilde gösterecektir.

497

497


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 165

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 151

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

↔π↔4↔∗ ↔: ← ″∗ ÷↵! ↔ρ←=≥ ↔∋÷ ″ϖ↑Υ↔ς↔Θ↔%

∝Η⊕7! ↔ξ↑; ↔:

|∝4 ″ϖ↑6↔Ψ↑ς″Α↔[←7 ↓ ≅↔%↔∗↔( ↓μ″Θ↔∀ ↔ ″Ψ↔4 ″ϖ↑Υ↔Ν″Θ↔∀ ⎧← ≅↔Τ←Θ″7! ↑π<∝Ι↔, ↔τ⊕∀↔∗ ⊕ ←! °ϖ[∝&↔∗ ° Ψ↑Σ↔Ρ↔7

⎢″ϖ↑Υ[×#×∼ _≥8↔

↑ψ⊕9←! ↔:

Ve huvellezî cealekum halâifel ardý ve refea ba’dakum fevka ba’dýn derecâtin li yebluvekum fî mâ âtâkum, inne rabbeke serîul ikâbi ve innehu le gafûrun rahîm(rahîmun).

498

498


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 165

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 151

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

ςε σιζι ψερψ⎫ζ⎫ν⎫ν ηαλιφελερι ψαπαν, σιζε ϖερδιðι ⎭εψλερλε σιζι ιμτιηαν ετμεκ ι⎜ιν, βιρ κ⎬σμ⎬ν⎬ζ⎬ν δερεχελερινι διðερ βιρ κ⎬σμ⎬ν⎬ζ⎬ν ⎫στ⎫νε ψ⎫κσελτεν Ο’δυρ. Μυηακκακ κι; σενιν Ραββιν, χεζασ⎬ ⎜αβυκ ολανδ⎬ρ. ςε μυηακκακ κι Ο, μυτλακα Γαφυρ’δυρ (μαðφιρετ εδενδιρ), Ραη⎩μ’διρ (ραημετ νυρυ γ⎞νδερενδιρ). 1 - ve huve ellezî

:

ve o’dur, ki o

2 - ceale-kum

:

sizi kýldý, yaptý

3 - halâife el ardý

:

arzýn, yeryüzünün halifeleri

4 - ve refea

:

ve yükseltti

5 - ba’da-kum

:

bazýnýzý, bir kýsmýnýzý

6 - fevka

:

üstünde, üstüne

7 - ba’dýn

:

bazýsý, bir kýsmý

8 - derecâtin

:

dereceler

9 - li yebluve-kum

:

sizi imtihan etmek için

10 - fî mâ

:

þeylerle, þeyler hakkýnda (hususunda)

11 - âtâ-kum,

:

size verdi

12 - inne

:

muhakkak

13 - rabbe-ke

:

senin Rabbin

14 - serîu

:

seri, çabuk olan

15 - el ikâbi

:

ikâb, ceza

16 - ve inne-hu

:

ve muhakkak ki o

17 - le gafûrun

:

mutlaka maðfiret eden

18 - rahîmun

:

rahmet nuru gönderen

499

499


} øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yj»A ú øɼ@é »A øÁônø@I {

ℜψετ − 165

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 151

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

AÇIKLAMA________________________________________________________________ Bismillâhirrahmânirrahîm Allahû Tealâ, Bakara Suresinin 30. âyetinde: “Ben muhakkak ki; yeryüzünde bir halife yaratacaðým.” buyuruyor. Ýþte o halife, insanoðludur. 2/BAKARA-30: Ve iz kâle rabbuke lil melâiketi innî câilun fîl ardý halîfeh(halîfeten), kâlû e tec’alu fîhâ men yufsidu fîhâ ve yesfikud dimâ(dimâe), ve nahnu nusebbihu bi hamdike ve nukaddisu lek(leke), kâle innî a’lemu mâ lâ tâ’lemûn(tâ’lemûne). Ve Rabbin meleklere: “Muhakkak ki Ben, yeryüzünde bir halife kýlacaðým.” demiþti. (Melekler de): “Orada fesat çýkaracak ve kan dökecek birisini mi yapacaksýn? Biz Seni, hamdinle tesbih ve Seni takdis ediyoruz.” dediler. (Rabbin de): “Muhakkak ki Ben, sizin bilmediklerinizi bilirim.” buyurdu. Hepiniz aslýnda yeryüzünün bir halifesisiniz. Bütün insanlar yeryüzünde halifedir, Allah’ýn temsilcileridir. Ama Allah, Kendi temsilcisi olarak yarattýðý insanýn, þeytanýn temsilcisi, olduðunu görüyor. Ve tabii Allahû Tealâ, bu konuda insanlar için çok üzülüyor. Allahû Tealâ, insanlarýn en üstün dereceleri kazanmalarýný, Allah’ýn en sevgili kullarý olmalarýný, birbirleri için yaþamalarýný, birbirlerini sevmelerini, yardým etmelerini, kýsaca “insan” olmalarýný ister. Ama yeryüzünün halifeleri yeryüzünde kan dökmektedirler. Ýnsanoðlu, kâinatta bugüne kadar yaratýlan mahlûklarýn sonuncusudur. Ve Allah bu insaný, Allah’ýn yeryüzündeki halifesi, yeryüzündeki temsilcisi, yeryüzündeki vekili olarak yaratmýþtýr.

500

500


øÁÎ@Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I {

ℜψετ − 165

Χ⎫ζ − 8

Σαψφα − 151

(6) En’âm Suresi ¡âb Ȥã üa ¢ñ ‰ì¢

Bir kýsmýnýzýn derecesi bir kýsmýnýzdan fazla, diðerlerinin derecesi birinci gruptan azdýr. Böylece bütün insanlar arasýnda en az dereceden en çok dereceye kadar çok büyük ölçüde bir spektrum söz konusudur. Ýnsanlarýn her an sahip olduklarý dereceler deðiþiklik gösterir. Herbir olay bir imtihandýr. Allahû Tealâ, hesabý çabuk görendir. Kiþi, ne zaman bir sevap iþlerse, derecatý derhal amel defterine pozitif olarak yazýlýr. Kiramen kâtibin meleklerinin elindeki mizan, otomatik olarak hayat filmine, kompüter sistemine kazanýlan dereceyi yazar. Kiþi, ne zaman bir yanlýþlýk yaparsa, Allah’ýn bir emrine itaat etmezse, yasak ettiði fiili iþlerse o zaman da mizan, negatif dereceleri hayat filmine yazar. Allahû Tealâ ayný anda mahkemeyi bitirmiþtir. Günah iþlediðinizde derhal huzursuzluk, sevap iþlediðinizde huzur ve mutluluk verir. Hem sevabý, hem günahý; sonuçlarýyla hemen olaylarýn akabinde yaþarsýnýz. Öyleyse ikabý (iþlediklerinize karþýlýk oluþturduðu cevap) da anýnda gerçekleþir. Kim baþka birine Allah yolunda, ruhu istikametinde bir mutluluk vermiþse ve kim Allah ile arasýndaki, Allah’ýn kendisine verdiði bir emri gerçekleþtirmiþse, o kiþi anýnda derecat kazanýr. Allahû Tealâ, hesabý çabucak görmüþtür, ayný anda hesabý bitirmiþtir. Ayný anda, olayý bitirdiðiniz anda ferahlýk, huzur duyarsýnýz. Birisine kötülük ettiðiniz zaman da arkasýndan Allahû Tealâ size mutlaka onun cezasýný verir. Ayný anda huzursuzluðu yaþarsýnýz. Çünkü ruhunuz nefsinize, Allah da size azap eder. Hem ikabýn iki muhtevasýndan biri olan cezasý, hem de gene iki muhtevasýndan ikincisi olan mükâfatý, her olayýn arkasýndan aynen gelir ve size tesir eder. Ferahlýðý da, huzursuzluðu da yaþayabilirsiniz. Öyleyse Allah, cezasý çabuk olandýr. Günahlarý sevaba çevirendir ve sizi hedefe, verdiði rahmetle ulaþtýrandýr.

501

501

5.cilt_6-enam-Part-2  

AÇIKLAMA________________________________________________________________ ΣΣααψψφφαα − 113399ΧΧ⎫⎫ζζ−77 @Yìj»A øÅ}Àô@Yúj»A øÉ}é¼@»A øÁônø@I øÁ...

Advertisement