Page 1

Sürdürebilirlik Serisi | Sayı: 6 | Şubat 2013

Avrupa Yapı Ürünleri Yönetmeliği ve CE Markalaması Begüm Kültür Sustainability and Carbon Management Consultant

Metsims Sustainability Consulting Karbon ve Enerji Yönetimi, Kurumsal ve Ürün Karbon Ayak izi, Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi (LCA), Eko-tasarım, Çevresel Ürün Beyanları (EPD), EU Ecolabel, CDP Raporu, GRI Raporu, Sürdürebilirlik İndikatörleri, Temiz ve Yalın Üretim, Kaynak Verimliliği, Düşük Karbon Teknolojileri, AB Proje Danışmanlığı ve Yönetimi


FİRMALARIN 2013 YILINDAN İTİBAREN, UYUMLAŞTIRILMIŞ AVRUPA STANDARTLARI KAPSAMINDA AVRUPA PAZARINA SUNULACAK ÜRÜNLERİNİN, CE MARKALAMA İŞARETİ TAŞIMASI ZORUNLU OLACAK CE Markalama olarak bilinen belgelendirme işareti, aslında Fransızca iki kelimenin ilk harflerinden oluşuyor. Açılımı “Conformité Européenné” olan ve Avrupa’ya uygunluk anlamına gelen bu işaret, Avrupa Birliği yönetmelikleri doğrultusunda uygunluk gösteren ürünlerde bulunur. Artık AB pazarına girmek isteyen tüm ürünlerde zorunlu olarak bulunmalıdır. Bu işaret, ürünün kalitesi ve performansı ile ilgili bir belge değildir. AB yönetmeliklerine göre bu işareti almış bir ürün, sağlık ve güvenlik gereksinimlerini temel olarak sağlamış diyebiliriz. Temel şartlar olarak; insan sağlığını ve güvenliğini sağlayan, çevre ve evcil hayvanlara zararsız olmaları belirlenmiştir. CE işareti, bir kurumdan alınmaz ve üreticinin uygunluk belgeleri olmadan bir üründe yer alamaz. Bu işareti ürünün AB pazarı içinde serbest dolaşım hakkı ya da pasaportu olarak düşünebiliriz. Avrupa Standartlar Komitesi (CEN) tarafından sunulan Yapılarda Sürdürülebilirlik normu (CEN 350) yapı ürünlerinin EN 15804 standardına uygun çevresel etkilerinin değerlendirilmesi çerçevesini belirlemiş ve Şubat 2012 itibariyle yayınlanmıştır.

Avrupa Yapı Malzemeleri Yönetmeliği (CPRConstruction Products Regulation) olarak da karşımıza çıkan kriterler yeniden ele alınarak CE markalama süreciyle uyumluluk sağlaması ve ek gereklilikler getirilmesi nihai karara bağlanmıştır. Yeniden gözden geçirilmiş norm ile firmaların 2013 yılından itibaren, uyumlaştırılmış Avrupa Standartları kapsamında Avrupa pazarına sunulacak ürünlerinin, CE markalama işareti taşıması zorunlu hale gelecektir. Öncelikle biraz Türkiye’nin de tabi olduğu yeni Yapı Malzemeleri Yönetmeliği ne içerir, nasıl zorunlulukları vardır ve en son eklenen zorunlu kriterleri nelerdir üzerinden gidelim. Ve tabi CE markalama ile altyapısal uyumluluğu ve üreticilere nasıl gereklilikler getireceği konusunu detaylandıralım. Türkiye için oluşturulmuş yönetmelik tam olarak Avrupa Yapı Malzemeleri Yönetmeliği’ni temel alarak hazırlanmıştır ve yirmiyi aşkın ürün grubu içeren yeni yaklaşım direktifidir. 2


Yönetmelik, Türkiye sınırlarında üretilen yapı malzemelerine hem yurt içinde ve hem de AB sınırları dahilinde, pazarda yer alabilme hakkı tanır. Ürünlere ait piyasa arz koşulları, üretici ve dağıtıcı yükümlülükleri, onaylanmış kuruluşların sorumlulukları ve pazar gözetimi ve denetimi yapacak kurumum sorumluluklarını kapsam altına alan düzenleyici bir direktif olarak tanımlanabilir. Genel kapsamda bakacak olursak yönetmelik, Türkiye sınırlarında üretilen yapı malzemelerine hem yurt içinde ve hem de Avrupa Birliği sınırları dahilinde pazarda yer alabilme hakkı tanır. Tüm bina ve inşaat mühendislik işleri dahilinde üretilecek yapı malzemelerinin taşıması gereken temel gereklilikleri, uygunlukları değerlendirme prosedürleri, pazar gözetimi ve denetimi ile ilgili usul ve esasları kapsar. Yapı işlerinde kullanılacak malzemelerin yönetmelik kapsamında kullanım amacına uygunluk göstermesi gerekir ve bu nedenle bu malzemelerin kullanıldıkları, monte edildikleri, uygulandıkları veya tesis edildikleri yapı işlerinin, gerektiği gibi tasarlanması ve temel gereksinimleri sağlaması gerekmektedir. Yine bu doğrultuda bir yapı malzemesinin teknik özellikleri CE markalama uyumluluğu da doğrultusunda aşağıda sıralanan gereklere sahip olması kararı alınmıştır. . Mekanik dayanım ve sağlamlık . Yangın durumunda emniyet . Hijyen, sağlık ve çevre . Kullanım emniyeti . Gürültüye karşı koruma . Enerjiden tasarruf ve ısı muhafazası . Doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımı Bu koşulları sağlaması beklenen ürünlere de yine kapsam dahiline giren tüm ülkeler için laboratuvar koşulları, standartları ve ölçüm yöntemleri belirlenmiştir. Bu standartların sağlanması da aslında geçmişte var olan birçok karmaşanın önüne geçmiştir diyebiliriz.

3


Yeni Avrupa Yapı Malzemeleri Yönetmeliği’ne yeni sürdürülebilir kullanımı kriterinin amacı, yapı ürünlerinde Avrupa genelinde Çevresel Ürün Beyanları (EPD- Environmental Product Declaration) sistemleri standardını getirmektir ki Türkiye’nin taraf olduğu bu süreç çerçevesinde üreticiler artık ürünlerinin sürdürülebilir doğal kaynaklardan üretildiğini kanıtlamak zorunda kalacak ve bu zorunluluk gereği ürünlerine yaşam döngüsü analizleri ile yaklaşım yaparak, çevresel etkilerini beyan edeceklerdir. Bu standart ve yakın zamanda yayınlanan sera gazı emisyonlarının takibi ile ilgili yönetmelik ile artık Türkiye yasal boyutlarda da firmalardan çevresel sorumluluklarını yerine getirmelerini, çevresel etkilerini raporlamalarını ve ürünlerine gerekli standartları getirerek bu doğrultuda belgelendirmelerini beklemektedir. Bunun için firmaların hızlı bir şekilde aksiyon alıp gerekli altyapı çalışmaları yapmaları gerekmektedir. Tabi hayatımıza yeni giren bu standartlar ile ilgili yaşanan karışıklıklar ve yanlış anlaşılmalar firmaları zor durumda bırakabiliyor. CE markalama ve özellikle yapı malzemeleri yönetmeliği ile ilgili karıştırılan bazı hususlardan bahsetmeden önce bu normlar hayatımıza nasıl girdi ve bu süreçte Türkiye hangi standartlara tabi tutuldu onlardan bahsedelim. CE işareti ile Türkiye’nin tanışması sürecinden önce, ülkemizin Avrupa Birliği ile arasındaki Ortaklık Konseyi Kararı ile vergi anlaşmalarını yenilenerek 1 Ocak 1996 itibariyle AB’nin Ortak Gümrük Tarifesini uygulamaya başlamasıyla ilk adım atıldı. Bu tarifeye göre sanayi ürünleri ve işlenmiş tarım ürünleri ticaretinde AB ile aramızda gümrük vergileri, eş etkili vergiler ve miktar kısıtlamaları kaldırılmış ve ürünlerde üçüncü ülkelere karşı Türkiye, AB’nin Ortak Gümrük Tarifesini uygulamaya başlamıştır. 4703 sayılı “Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun", 11 Temmuz 2001 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak, 11 Ocak 2002 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir. Bu yönetmelikler; "Uygunluk Değerlendirme Kuruluşları ile Onaylanmış Kuruluşlara Dair Yönetmelik“, "CE Uygunluk İşaretinin Ürüne İliştirilmesine ve Kullanılmasına Dair Yönetmelik" ve "Ürünlerin Piyasa Gözetimi ve Denetimine Dair Yönetmelik" 11 Ocak 2002 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yürürlüğe girmiştir. Sonrasında 14

“Yönetmeliğe eklenen doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımı kriteri ve yakın zamanda yayınlanan sera gazı emsiyonlarının takibi ile ilgili yönetmelik ile artık Türkiye yasal boyutta da firmalardan çevresel sorumluluklarını yerine getirmelerini, çevresel etkilerini raporlamalarını ve ürünlerine gerekli standartları getirerek bu doğrultuda belgelendirmelerini beklemektedir. ” -Begüm Kültür

Şubat 2004 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 2004/9 sayılı “CE İşareti Taşıması Gereken Ürünlerin İthalatına İlişkin Dış Ticarette Standardizasyon Tebliği” ile uygulaması başlatılmıştır. Bu yönetmelik ve tebliğlerin Türkiye içindeki uygulamaları ile ilgili bazı sorunlar halen yaşanmaktadır. Özellikle de CE işaretinin alınması ile ilgili, danışmanlıkların detaylı özeni göstermeleri gerekmektedir. Firmaların da CE işaretinin aslında bir etiket olmadığının ve alınması zorunlu olduğunun, dolaysıyla ürünlerine hammadde sağlama aşamasından pazara ulaşımına kadar ve hatta bertaraf edilmesini de kapsayan süreçler dahilinde tüm yaşam süresince analizler yaparak bu yaklaşımla kontrol etmeleri gerekliliğinin farkında olmaları beklenir. Peki CE işareti nasıl alınır ve kimler yetkilidir bu konuda? CE işareti kalitenin başladığı seviyeyi gösterir, bu seviyenin altındaki ürünler emniyetsiz olarak değerlendirilir ve piyasaya sürülmezler. Direktifler sürekli yenilenir ve dolayısıyla ürünlerden de bu standarda sürekli uyumluluk göstermeleri beklenmektedir. Bu kapsamda Türkiye’ye ithal edilecek ürünlerin ya da Türkiye’den ihraç edilen ürünlerin CE işareti, CE deklarasyon belgesi, test raporu ve kullanıcı kılavuzunun ürün ile birlikte getirilmesi beklenir. İthal edilen ürün için, Türk gümrüklerinde Sanayi Bakanlığı adına Türk Standartları Enstitüsü tarafından yapılır. CE 4


belirt

işareti ve belgeleri uygun olan ürünlere uygunluk belgesi verilir ve bu şekilde ürün ithal edilebilir. Türkiye’de üretilen ürünler iki kategoride incelenir; düşük ve yüksek riskli olarak. Düşük riskli ürün, güvenlik açısından düşük riskli olarak sınıflandırılır ve üretici uygunluk değerlendirmesini yaptıktan sonra bir beyanname yayınlayarak zorunlu güvenlik, sağlık, çevre ve tüketici koruma standartlarına uygunluğunu belirtir. Yüksek riskli ürünlerde üretecinin beyannamesi yeterli değildir. Bu kategoriye giren ürünlerin mutlaka onaylanmış kuruluşlar tarafından test edilmesi gerekir. Onaylanmış bir kuruluşun incelemesi ile üretici ürününe CE işareti koyabilir. Burada karıştırılan önemli bir konu da CE işaretinin yetkili kuruluşlar tarafından verildiğine dairdir. Çünkü bu işareti yetkili bir kuruluş değil üretici kendisi elde eder. Sadece bahsedilen yüksek riskli ürün grubuna dahil ürünler için yapılan testler yetkili kuruluşlar tarafından yapılır. Fakat normlara uygun beyannameleri hazırlayan üretici firma bu işareti ürününe kendisi iliştirir. Burada önemli olan üreticinin işareti güven ilkesini sarsmayacak şekilde taşımasıdır. Çünkü AB sınırlarında ürünlerinin uygunluğunu beyan edip temel gerekleri sağlamadığı belirlenen firmalar hakkında pek çok dava açılmış, gerekli cezai yükümlülükler uygulanmış ve ürünleri piyasadan toplatılmıştır. Ayrıca AB ülkelerinde CE işareti bulunmayan riskli bir ürünü, başka bir üye ülke üreticisi kullanamaz ki bunun güvencesi ise o ülkenin Bakanlığı kontrolünde olur. Onaylanmış kuruluşların ise yasal olarak yetkilendirilmiş olması gerekir. Bu kuruluşların belirlenmiş uygunluk incelemelerinde uzmanlaşmış ve sadece o konularda inceleme yapabilme yetkisi vardır. Bu kuruluşlar tarafsız olmalıdırlar. Türkiye'de CE işareti verebilecek 13 adet onaylanmış kuruluş vardır. 16 Aralık 2006 tarihinde ülkemizden ilk defa TSE 1783 kimlik numarası ile onaylanmış kuruluş olarak atanmıştır. TSE şu anda 4 alanda (Yapı Malzemeleri, Gaz Yakan Cihazlar, Asansörler ve Basınçlı Ekipmanlar) onaylanmış kuruluş olarak görev yapmaktadır. TSE dışında ülkemiz adına Türkiye Çimento Müstahsilleri Derneği – Kalite ve Çevre Merkezi (1784 Kimlik No ile Yapı Malzemeleri), Türk Loydu Vakfı İktisadi İşletmesi (1785 Kimlik No ile Gaz Yakan Cihazlar ve Basınçlı Ekipmanlar), Meyer Yönetim ve Belgelendirme Hizmetleri Ltd. Şti (1984 Kimlik No ile Gaz Yakan Cihazlar ve Basınçlı Ekipmanlar), Szutest (2195 Kimlik No ile Asansör, Medikal Cihazlar, basınçlı ekipmanlar, makine emniyeti, yapı malzemeleri, gaz yakan cihazlar) onaylanmış kuruluş olarak atanmıştır. Sonuç olarak Yapı Malzemeleri Yönetmeliği ile ilgili aslında üzerinde durulması gereken en önemli kriter bahsettiğimiz gibi, en son eklenen ve üzerinde çok durulan doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımı kriteridir. İşte bu süreçte daha sürdürülebilir ve düşük karbon değerli bir yapı dünyası için, şirketler ve dolayısıyla tüm yapı dünyası, yapı ürünleri kaynaklı dolaylı çevresel etki, dolaylı karbon ve su ölçümleri ve azaltımı için kolları sıvamaları gerekir. Fakat günümüzde sadece yapı sektörü değil diğer tüm sektörlerde de talep gören çevresel etki bildirimi artık tüketicilerin satın alma hakları dolayısıyla bilgilendirilmeleri gerektiği önemli bir karar mekanizması olarak sistem içine girmiş bulunuyor. Dolayısıyla özellikle yüzde

5


“Her geçen gün, sürdürülebilir gelişim adına yapılan standardları ve yasaları takip eden ve uygulayan firmalar, adım adım gelişmeye giderek, ticaret ağının önemli bir parçası olmaya aday olacaklardır.” -Begüm Kültür

olarak çok daha fazla negatif çevresel etkisi olduğu bilinen yapı sektöründe daha düşük karbon teknolojileri kullanımı ve bunları sertifikalandırma yöntemleri için önemli altyapı çalışmalarına başladı ya da en hızlı şekilde başlaması gerekiyor. Çevresel etkilerin, artık dolaylı (embodied) olarak ölçülmesi gerekliliği de Çevresel Ürün Beyanlarına (Environmental Product Declarations-EPD) olan talebin doğal olarak artışına neden oldu. Çevresel Ürün Beyanları (Environmental Product Declarations, EPD)’ndan biraz daha ayrıntılı bahsetmek gerekirse, bu beyanlar bir ürünün veya sistemin çevresel etki değerlendirmesini sağlayan ve ISO 14025/TR Type III çevre beyanları temeline dayanan bir araç olarak görülürler. Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi (LCA, ISO 14040-44) prensiplerini temel alan bu beyanların yöntemi, ilgili şirketler ve kuruluşlar için tüm dünya çapında geçerliliğe sahiptir. ISO 14040 serisi standartlara dayanarak bir ürününün belirli çevre etkilerinin ölçüldüğü bir etiketleme olarak da tanımlanırlar. Tüm ürün grupları için EPD alınabilir. Yapı sektörü malzemeleri şu an için en çok ilginin ve yasal zorunluluğun olduğu ürün grubudur. Fakat diğer ürün grupları için de firmalar en kısa zamanda vizyon değişikliğine giderek aksiyon almalıdırlar. Yeni çıkan Avrupa Yapı Yönetmeliği ile CE markalama sürecine eklenen Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi (LCA) ve Çevresel Ürün Beyanları (EPD) perspektifi firmalar için bir nevi zorunlu hale getirilirken, Türkiye’de de bu konuda yürütülen çalışmalar ve gelecekte kabul görmesi gereken yeni kanunlar ile bu konuda çalışmaların hızla devam ettiğini söylemek mümkündür. Dünya standardlarını yakalama ve ticaret ağının önemli bir parçası olmaya devam etme gerekçesiyle, Türkiye’nin gerek kanuni ve gerek de pratik açısından yeni bir döneme girdiği gerçeği de yadsınamaz. Bu çerçevede her geçen gün sürdürülebilir gelişim adına yapılan standardları ve yasaları takip eden ve uygulayan firmalar, adım adım gelişmeye giderek, ticaret ağının önemli bir parçası olmaya aday olacaklardır.

6


Begüm Kültür, BSc MSc Begüm Kültür Sürdürülebilirlik ve Karbon Yönetimi danışmanı olarak Metsims’de görev yapmaktadır. Begüm, yaşam döngüsü değerlendirmesi (LCA), karbon ayak izi, düşük karbon ve sürdürülebilir teknolojiler, yenilenebilir enerji konularında uzmanlığa sahiptir. Uluslararası LCA yazılımları olan SimaPro ve GaBi üzerine pratik deneyimi vardır ve ayrıca HOMER, LEAP, PVsyst ve WindPRo gibi sürdürülebilir enerji sistemleri ve teknolojileri ile ilgili çeşitli yazımları kullanarak bir çok projede de yer almıştır. 2009 yılında İsveç Royal Institute of Technology üniversitesinde sürdürülebilir enerji mühendisliği dalında başladığı yüksek lisans eğitimini Şubat 2012’de tamamlayan Begüm, yüksek lisans eğitimi sırasında 2011’de Ericsson AB genel merkezi Stokholm’de işe başlayarak, güneş enerjisi tabanlı bir baz istasyonunun yaşam döngüsü değerlendirmesi üzerine bir tez projesinde yer almıştır. Ericsson’un, halen mobil ulaşıma ve elektriğe erişimi olmayan kırsal bölgelerde yaşayan son 1 milyar kişi için tasarladığı bu yeni baz istasyonu modeli, özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde potensiyel bir markete sahiptir. Yapılan bu tez projesinde pilot bölge olarak Dungunab, Sudan’ı ele almıştır. 2006 yılında henüz lisans eğitimini bitirmeden Citibank A.Ş. hazine operasyonu bölümünde meslek hayatına başlayan Begüm, bankacılık kariyeri 3 yıl sürdürmüştür. Halen günümüzün en gelişmiş uydularından biri olarak sayılan ENVISAT’ın ölçümlerini kullanarak ozon ve brom arasındaki ilişki ve etkileşimleri üzerine İstanbul Teknik Üniversitesi Meteoroloji Mühendisliği bölümünde lisans tezini 2007 yılında tamamlamıştır. Begüm, Beyoğlu Anadolu Lisesi mezunudur.

Metsims Sustainability Consulting Deneyimli teknik kadrosu ile karbon hesaplama, yönetimi ve dengeleme, karbon ayak izi, enerji verimliliği, yaşam döngüsü değerlendirmesi, eko-tasarım, Çevresel Ürün beyanları (EPD), teknoloji transferi, teknik eğitim, AR-GE ve Avrupa araştırma projeleri başvuru ve yöneticiliği konularında çözümler sunan ve proje geliştiren bir danışmanlık firmasıdır.

7


Düşük karbon ekonomisine geçişte karbon yönetimi ve stratejisi, karbon ayakizi, sürdürülebilirlik, temiz üretim ve enerji ve teknoloji danışmanlığı ve proje yönetimi Karbon ve Enerji Yönetimi Sera Gazı salınımlarının ve enerji yönetiminin kurumlar seviyesinde hesaplanmasında Karbon Saydamlık Projesi (Carbon Disclosure Project), Sera Gazları Protokolü (Green House Gas Protocol) ve ISO 14064 serisi standartları kullanılmaktadır. Türkiye’nin ilk ve tek Türkçe Karbon ve Enerji Yönetimi Platformu Metsims ile artık bu standartlara uygun, sürdürülebilir, çok düşük maliyetlerle raporlama ve yönetim imkanı sunmaktayız. Ürün Karbon Ayak izi ve Etiketleme PAS2050, GHG Protokolü Ürün Tedarik Zinciri ve ISO 14067 standartları çerçevesinde hazırlanan bir ürünün karbon ayakizi, ürünün yaşam döngüsü boyunca oluşan tüm sera gazlarının hesaplanmasıdır. Bu standartlara uygun hesaplama ve etiketleme faaliyetlerimiz Türkiye’de devam etmektedir. Etiketleme çalışmalarımız İngiltere Carbon Trust kurumu ile anlaşmamız çerçevesinde yapılmaktadır.

Çevresel Ürün Beyanları (EPD) Çevresel Ürün Deklarasyonları (EPD), bir ürünün veya sistemin çevresel etki değerlendirmesinin iletişimini sağlayan ve ISO 14025 Tip III çevre beyanları temeline dayanan bir araçtır. Yaşam döngüsü değerlendirmesi, prensiplerini temel alan bu beyanlar tüm dünya çapında geçerlidir. Yapı ürünlerinde IBU Germany ve BRE UK ile tüm ürün gruplarında Swedish The International EPD sistemi ile etiketleme yapmaktayız.

Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi Yaşam döngüsü çalışması, bir ürün veya hizmetin yaşam döngüsünün ve çevresel etkilerinin modellenmesidir ve “beşikten mezara” kadar olan yolculuğunun tüm aşamalarını içermektedir. Üretim aşamalarını detaylara bölmek, sınırlı olan hammaddelerin en etkin kullanımı yanında bunların sürdürülebilir kaynaklar ile gerektiğinde değiştirilmesine olanak sağlayarak sürdürülebilir üretim olanakları sunar. Türkiye’de uygulamalı eğitim vererek proje danışmanlığı yapan tek Türk firmasıyız.

AB Eko-Etiketi (EU Ecolabel) Avrupa Komisyonunun arkasında olduğu ve Avrupa’nın tek yeşil etiketi olma özelliği ile EU Ecolabel, Avrupa’da yetkin kurumlar tarafından çevreye duyarlı ürünlere verilmektedir. Türkiye’deki etiketleme çalışmaları Metsims kanalıyla yapılmaktadır. AB Komisyonu çalışmalarımızdan övgüyle bahsetmektedir.

8


Türkiye :

İngiltere:

Veko Giz Plaza Meydan Sk. No:3 K.13 34396 Maslak İstanbul

4 Clear Water Place Oxford OX2 7NL United Kingdom

E-posta: info@metsims.com Ofis: +90 (0) 212 705 36 34 Cep: +90 (0) 534 499 32 40 Faks: +90 (0) 212 705 36 36

www.metsims.com

Email: hudai.kara@metsims.com Office: +44 7557 351476

www.eko-etiket.org


Millions discover their favorite reads on issuu every month.

Give your content the digital home it deserves. Get it to any device in seconds.