Page 1

Sürdürebilirlik Serisi | Sayı: 1 | Nisan 2012

Avrupa Kurum ve Ürünler için Çevresel Ayak İzi Yöntemleri Geliştiriyor Begüm Kültür Sustainability and Carbon Management Consultant

Metsims Sustainability Consulting Karbon ve Enerji Yönetimi, Kurumsal ve Ürün Karbon Ayak izi, Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi (LCA), Eko-tasarım, Çevresel Ürün Beyanları (EPD), EU Ecolabel, CDP Raporu, GRI Raporu, Sürdürebilirlik İndikatörleri, Temiz ve Yalın Üretim, Kaynak Verimliliği, Düşük Karbon Teknolojileri, AB Proje Danışmanlığı ve Yönetimi


AVRUPA YAKIN ZAMANDA TÜM DÜNYANIN UYGULAMASI GEREKECEK ÇEVRESEL KRİTERLERİN TEK STANDARD ALTINDA TOPLANACAĞI SİNYALİNİ VERİLİYOR. İnsan kaynaklı iklim değişikliği ile ilgili küresel duyarlılığın giderek arttığını düşünürsek, karbon ayakizi kavramını gerek pazarlama ve gerekse halkın duyarlılığını harekete geçirmek için kullanılan önemli bir araç olarak kabul edebiliriz. Fakat gelecek yıllarda daha gerçekçi bir altyapı oluşturulması için karbon analizleri dışında kalan tüm çevresel etkilerin de göz önünde bulundurulması ve tüm dünyada kabul edilmesi gerekecek. Bu yüzden mevcut çevresel yöntemlerin revize edilip küresel olarak standartlaştırılması, Avrupa başta olmak üzere tüm dünya ülkeleri için en önemli başlıklardan sayılıyor. Avrupa, kurumların bu süreçte hızlı ve detaylı bir altyapı oluşturmaları için hazırlık yapmaları gerekliliğinin farkında. Tabi özellikle veri tabanı, bu analizler için hazır olmayan kurumlar, bu süreçte hayli zorlanacaklar. Özellikle de şimdiye kadar ürünleri için yaşam döngüsü yaklaşımını kullanmamış şirketler için kırmızı alarm verildi diyebiliriz. Bu durumda sadece Avrupa değil, Avrupa ile ithalat ve ihracat yapan diğer ülkelerin de bu standarda ayak uydurmaları bekleniyor. Yani tüm dünyayı etkileyen bu çevresel yöntem değişikliği için artık yeni adımlar atılması gerekiyor.

Bu değişime önderlik etmesi beklenen Avrupa da süreç, Nisan 2011 tarihinde İtalya’daki toplantıyla başlamıştı. Avrupa Komisyonu, Ortak Araştırma Merkezi (Joint Research Centre) ve Çevre ve Sürdürülebilirlik Enstitüsü (IES)’den birçok katılımcı bulunan toplantının ana konusu ise ürünler ve organizasyonlar için mevcut çevresel ayakizi metodlarının analiz edilip yeniden gözden geçirilmesiydi. Toplululuk, 2008 yılında oluşturulan ‘Sürdürülebilir Tüketim ve Üretim’ (SCP) eylem planının üzerinden giderek yakın gelecekte karşılaşılacak sorunların, bir anlamda ön çalışmasını yaptı.

Toplantılar sırasında bahsedilen en önemli konuların başında ürünlerin ve organizasyonların varolan çevresel ayakizi analiz yöntemlerinin, tek bir standart altında toplanması geliyordu. Çok sayıda yöntemi harmanlayarak oluşturulacak yeni standardın daha net ve donanımlı olacağı söylenebilir. Aynı zamanda ürünlerin yaşam döngüleri, tüm çevresel etkileri ve etiketlenmeleri için destek sağlayacak verilerin de standart dahilinde yer alacağını söyleyebiliriz.

2


Kurumların bu pazarda ayakta kalmaları ve ithalatihracat piyasasında yer almaları için yakın gelecekte zorunlu hale gelecek bu standarda şimdiden ayak uydurmaları gerekiyor Komisyon, bu yeni plan ile katılımcılarından ve özellikle iş dünyasından destek bekliyor. Bu revize çalışmaları için, ISO14044 dokümanı referans alınarak, ürün tabanlı yöntemler ve yaşam döngüsü yaklaşımı kullanılıyor. Eylem planı dahilinde, komisyon ilk adımda ürün çevresel ayakizi (PEF- Product Environmental Footprint) ve kurumsal çevre ayakizi (Environmental Footprint of Organization – OEF) gibi iki yeni standardı oluşturarak halen kullanılan karbon ayakizi analizinin yetersiz kaldığını vurgulamış oldu.

Konuya kurumsal bazda baktığımızda ise, kurumların ürünleri için çok daha detaylı, teknik ve bilimsel veri tabanı oluşturmaları gerektiğini söylemek mümkün. Çünkü kurumsal çevre ayakizi, gelecekte şirketlerin pazarda duruşlarını etkileyecek, pay kazanmalarını sağlayacak ve müşteri portföyünü arttıracak en önemli etkenlerden birisi olacağının sinyallerini veriyor. Kurumların, bu pazarda ayakta kalmaları ve ithalat-ihracat piyasasında yer almaları için, yakın gelecekte zorunlu hale gelecek bu standarda şimdiden ayak uydurmaları gerekiyor. Bu noktada ürün kategori kuralları (PCR- Product Category Rules) ve benzeri dokümanlar gibi sektörel kılavuz olarak kullanılan uygulamalar önem teşkil ediyorlar. Revize çalışmalarının bir diğer alt başlığı da üretim ve tüketim sektörü ile ilgili. Üretim ve tüketim alışkanlıklarının sürdürülebilirlik fikrine daha uygun bir şekilde yön değiştirmesi gerekliliği artık tüm dünyada kabul gören bir gerçek. Şüphesiz ki bu değişim hem ulusal hem de küresel olarak zorlu bir sürecin habercisi olsa da ekonomik altyapının ve rekabete dayalı bir sistemin kurulması ve gelişimi açısından önemli bir konu olarak değerlendirilebilir. Kaynak verimliliğinin artışını da sağlayacak bu değişim, toplumsal ve çevresel olarak da iyileşmeler sağlayacak. Daha önce de bahsedildiği gibi var olan çevresel politikaların en büyük boşluğu; kompleks tedarik zincirlerinde efektif olarak yaşam döngüsü etkilerinin hesaplanmamasıdır. Bu bağlamda çevresel politikaların ve tedarik zinciri politikalarının paralel olarak revize edilip global ölçekte incelenmeleri gerekiyor. Fakat süregelen uygulamalar ışığında da görüldüğü üzere ürünlerin yaşam döngüleri içinde kaynak kullanımları ve çevresel zararlarını değerlendirmek için yeterli ve güvenilir bilgi erişimi sağlanamıyor. Bu durumda haklı olarak tüketici, doğrulanmamış bir çok çevresel etiketleme ile karşılaştığı için büyük bir kararsızlık yaşıyor. Avrupa Komisyonu da bu 3


doğrultuda üzerine düşülmesi gereken en önemli 3 alanın; ürün, üretim ve tüketim olduğunu savunuyor. Ürünlerin çevresel performanslarının yükseltilmesi, tüketim alışkanlıklarının yeşil ürünlere talebin arttırılması yönünde değiştirilmesi, tüketicilerin kaynak kullanımını azaltacak ürünlere yönlendirilmesi, ve en son olarak da şirketlerin üretim aşamalarında kaynak verimliliklerini arttırarak çevresel etkilerini azaltmalarına yönelik iyileştirmeler yapılması konuları, komisyonun azami önem gösterdiği alt başlıklar arasında yer alıyor. Yani müşterilerin tüketim alışkanlıklarının değişmesi, hem kaynak verimliliğinin artması hem de masraf tasarrufu açısından önem teşkil ediyor. Bu şekilde daha çok verimli kaynak kullanılan ürünler ve hizmetler pazarda ön plana çıkacaklar. Müşteriler, ürünlere uygulanan yaşam döngüsü yaklaşımı ile elde ettikleri detaylı ve şeffaf çevresel bilgiye çok daha kolay ulaşıp, tüketim kararlarını daha güvenli, rahat ve çevreye duyarlı bir şekilde verebilecekler. Bu değişim aynı zamanda giderek daha da bilinçlenen tüketicinin ucuz, kaliteli ve çevre dostu ürünleri satın alma kararını kolaylaştıracak. Satın alma kriterlerini belirleyebilmek ve yönlendirebilmek için öncelikle tüketici odaklı bir teşvik sistemi uygulamak gerekiyor. Avrupa Komisyonun da konuları arasında yer alan teşvikler arasında vergi indirimleri, primler ve eko-çekler gibi ürünlerin çevresel ayakizlerini ölçerek çevresel performanslarını ön plana çıkaracak uygulamalar var. Bir diğer teşvik ise katma değer vergi uygulamalarında düşünülüyor. Örneğin çevreye zararlı ürünlerde vergi indirimlerinin kaldırılması bu yönde yapılacak olan bir teşvik olarak sunuluyor. Ya da sürdürülebilir, yenilikçi ve maliyet olarak verimli ürünler için AB Ticaret adında bir ödül verilmesi de bu teşvikler arasında düşünülüyor. Satın alma kararlarının tüketici dışındaki en önemli bir diğer oyuncusu da hiç şüphesiz satıcılardır. Bu durumda satıcının daha iyi çevresel performansa sahip ürün satışını teşvik etmek de bu döngü içinde önemli bir alt başlık. Bu teşvik, örnek olarak, satıcı tarafından önerilen öncelikli ürünlerin makul bir yüzdesinin, eko dizayn ya da eko-etiket tasarısıyla bir performans kriteri olarak adlandırılması olabilir. Ya da başka bir teşvik ise satıcıların ‘yeşil’ ürünlerini bir pazarlama aracı olarak kullanmalarını sağlayıp aynı zamanda da tüketicileri bu konuda bilgilendirmeleri ve raflardan, daha az ‘yeşil’ olan ürünlerini kaldırmalarını sağlamak olabilir. Komisyonun pazarlama aracı olarak kullanılan bazı uygulamaları da ön plana çıkardığını söyleyebiliriz. Örneğin hayatımıza hızla giren, yeşil-yıkama (greenwashing) adı verilen ve aslında yeşil reklam için kullanılan bu terim dolayısıyla, özellikle tüketicilerin

“Üreticilerin ürünlerine iklim değişikliğinden kaynaklanan yasal düzenlemelerden gelecek riskleri azaltmaları için ürünlerinin çevresel etiklerini değerlendirmeleri gerekiyor” -Begüm Kültür çevresel bilgilendirmeleri yetersiz, karışık ve çoğu zaman da yanıltıcı olduğunu gözlemleyen komisyonun tüm bu problemleri ele alıp bir entegre taslak hazırlaması yakın gelecekte etiketleme ve standartlar açısından uygulanacak yeni ihracat-ithalat sisteminin başlangıcı olarak görülüyor. Özellikle yeşil, eko, ve doğal gibi tabirler artık üçüncü şahıslar (third-party) tarafından onaylanan, tek bir standart altında toplanarak daha güvenilir ve net ifadeler olarak kullanılacaklar. Dolayısıyla bu tür kelimelerin ve ibarelerin kullanıldığı ürünlerin çevresel etkileri, üretim aşamaları vb. tüm bilgelere ulaşabilecek olan tüketici, güvenli olarak tüketim hakkına da bu şekilde sahip olacak. Yani tüketici üzerinde ‘doğal’ yazan ürünün gerçekten standardın kabul ettiği kriterlere göre doğal olduğunu bilerek satın alma kararını verecek ve dolayısıyla sektör daha güvenilir olurken, tüketici bu standartları sağlayan ürünleri kolaylıkla tercih edebilecek. Ürünlerin çevresel performanslarını arttırma sürecinde şüphesiz ki güçlendirilmesi gereken en önemli konulardan bir tanesi de eko-etiketler. AB Eko-etiketi (EU Ecolabel) en son 2009 yılında, hem firmalar ve hem de tüketiciler için daha çekici hale getirilmesi yönünde revize edildi. Bu revizyon içeriğinde; üretici ve tüketiciler tarafından daha çok tanınması için yapılan çalışmalar, ulusal ve küresel tüm çevresel ürün etiketleriyle uyumlu hale getirilmesi, bürokratik ve ekonomik sorumlulukların mümkün olduğunca azaltılması ve daha çok ürün grubunun etiketlere dahil edilmesi yer almaktadır. Her ne kadar son yıllarda AB Eko-etiketine olan ilginin artışı gözlemlense de geliştirilmesi gereken bir çok noktalar da bu toplantılar sırasında tartışıldı. Pazarlama çabalarının arttırılması direkt olarak AB Eko-etiketinin küresel payını arttırması için önemli bir konu olarak değerlendirildi. Ayrıca kriterlerin daha yalınlaştırılması ve 3-4 çevresel etki üzerine odaklanılması, yine hem tüketici ve hem üretici için tercih sebebi olması konusunda önemli bir etken olabilir. Bu yalınlaştırma bürokratik ve teknik sorumlulukların azalması demek olsa da hiç bir zaman ürünün çevresel performansını azaltacak bir önlem olmayacak. 4


Begüm Kültür, BSc MSc Begüm Kültür Sürdürülebilirlik ve Karbon Yönetimi danışmanı olarak Metsims’de görev yapmaktadır. Begüm, yaşam döngüsü değerlendirmesi (LCA), karbon ayak izi, düşük karbon ve sürdürülebilir teknolojiler, yenilenebilir enerji konularında uzmanlığa sahiptir. Uluslararası LCA yazılımları olan SimaPro ve GaBi üzerine pratik deneyimi vardır ve ayrıca HOMER, LEAP, PVsyst ve WindPRo gibi sürdürülebilir enerji sistemleri ve teknolojileri ile ilgili çeşitli yazımları kullanarak bir çok projede de yer almıştır. 2009 yılında İsveç Royal Institute of Technology üniversitesinde sürdürülebilir enerji mühendisliği dalında başladığı yüksek lisans eğitimini Şubat 2012’de tamamlayan Begüm, yüksek lisans eğitimi sırasında 2011’de Ericsson AB genel merkezi Stokholm’de işe başlayarak, güneş enerjisi tabanlı bir baz istasyonunun yaşam döngüsü değerlendirmesi üzerine bir tez projesinde yer almıştır. Ericsson’un, halen mobil ulaşıma ve elektriğe erişimi olmayan kırsal bölgelerde yaşayan son 1 milyar kişi için tasarladığı bu yeni baz istasyonu modeli, özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde potensiyel bir markete sahiptir. Yapılan bu tez projesinde pilot bölge olarak Dungunab, Sudan’ı ele almıştır. 2006 yılında henüz lisans eğitimini bitirmeden Citibank A.Ş. hazine operasyonu bölümünde meslek hayatına başlayan Begüm, bankacılık kariyeri 3 yıl sürdürmüştür. Halen günümüzün en gelişmiş uydularından biri olarak sayılan ENVISAT’ın ölçümlerini kullanarak ozon ve brom arasındaki ilişki ve etkileşimleri üzerine İstanbul Teknik Üniversitesi Meteoroloji Mühendisliği bölümünde lisans tezini 2007 yılında tamamlamıştır. Begüm, Beyoğlu Anadolu Lisesi mezunudur.

Metsims Sustainability Consulting Deneyimli teknik kadrosu ile karbon hesaplama, yönetimi ve dengeleme, karbon ayak izi, enerji verimliliği, yaşam döngüsü değerlendirmesi, eko-tasarım, Çevresel Ürün beyanları (EPD), teknoloji transferi, teknik eğitim, AR-GE ve Avrupa araştırma projeleri başvuru ve yöneticiliği konularında çözümler sunan ve proje geliştiren bir danışmanlık firmasıdır.

5


Düşük karbon ekonomisine geçişte karbon yönetimi ve stratejisi, karbon ayakizi, sürdürülebilirlik, temiz üretim ve enerji ve teknoloji danışmanlığı ve proje yönetimi Karbon ve Enerji Yönetimi Sera Gazı salınımlarının ve enerji yönetiminin kurumlar seviyesinde hesaplanmasında Karbon Saydamlık Projesi (Carbon Disclosure Project), Sera Gazları Protokolü (Green House Gas Protocol) ve ISO 14064 serisi standartları kullanılmaktadır. Türkiye’nin ilk ve tek Türkçe Karbon ve Enerji Yönetimi Platformu Metsims ile artık bu standartlara uygun, sürdürülebilir, çok düşük maliyetlerle raporlama ve yönetim imkanı sunmaktayız. Ürün Karbon Ayak izi ve Etiketleme PAS2050, GHG Protokolü Ürün Tedarik Zinciri ve ISO 14067 standartları çerçevesinde hazırlanan bir ürünün karbon ayakizi, ürünün yaşam döngüsü boyunca oluşan tüm sera gazlarının hesaplanmasıdır. Bu standartlara uygun hesaplama ve etiketleme faaliyetlerimiz Türkiye’de devam etmektedir. Etiketleme çalışmalarımız İngiltere Carbon Trust kurumu ile anlaşmamız çerçevesinde yapılmaktadır.

Çevresel Ürün Beyanları (EPD) Çevresel Ürün Deklarasyonları (EPD), bir ürünün veya sistemin çevresel etki değerlendirmesinin iletişimini sağlayan ve ISO 14025 Tip III çevre beyanları temeline dayanan bir araçtır. Yaşam döngüsü değerlendirmesi, prensiplerini temel alan bu beyanlar tüm dünya çapında geçerlidir. Yapı ürünlerinde IBU Germany ve BRE UK ile tüm ürün gruplarında Swedish The International EPD sistemi ile etiketleme yapmaktayız.

Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi Yaşam döngüsü çalışması, bir ürün veya hizmetin yaşam döngüsünün ve çevresel etkilerinin modellenmesidir ve “beşikten mezara” kadar olan yolculuğunun tüm aşamalarını içermektedir. Üretim aşamalarını detaylara bölmek, sınırlı olan hammaddelerin en etkin kullanımı yanında bunların sürdürülebilir kaynaklar ile gerektiğinde değiştirilmesine olanak sağlayarak sürdürülebilir üretim olanakları sunar. Türkiye’de uygulamalı eğitim vererek proje danışmanlığı yapan tek Türk firmasıyız.

AB Eko-Etiketi (EU Ecolabel) Avrupa Komisyonunun arkasında olduğu ve Avrupa’nın tek yeşil etiketi olma özelliği ile EU Ecolabel, Avrupa’da yetkin kurumlar tarafından çevreye duyarlı ürünlere verilmektedir. Türkiye’deki etiketleme çalışmaları Metsims kanalıyla yapılmaktadır. AB Komisyonu çalışmalarımızdan övgüyle bahsetmektedir.

6


Türkiye :

İngiltere:

Veko Giz Plaza Meydan Sk. No:3 K.13 34396 Maslak İstanbul

4 Clear Water Place Oxford OX2 7NL United Kingdom

E-posta: info@metsims.com Ofis: +90 (0) 212 705 36 34 Cep: +90 (0) 534 499 32 40 Faks: +90 (0) 212 705 36 36

www.metsims.com

Email: hudai.kara@metsims.com Office: +44 7557 351476

www.eko-etiket.org

Avrupa Kurum ve Ürünler için Çevresel Ayak İzi Yöntemleri Geliştiriyor  

Metsims Sustainability Consulting Sürdürebilirlik Serisi | Sayı: 1 | Nisan 2012 Begüm Kültür

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you