Issuu on Google+

İşçi Bülteni Özel Sayı No: 849 * Nisan 2012

“Sınıfa karşı sınıf”

METAL İŞÇİLERİ BÜLTENİ Baskı ve sömürüye karşı birlik, mücadele ve dayanışmaya!

Haydi 1 Mayıs’a!

İşçi sınıfının kapitalist sömürü koşullarına karşı birlik olup alanlara çıktığı, her türlü baskıya ve saldırıya karşı taleplerini haykırdığı birlik, dayanışma ve mücadele günü 1 Mayıs yaklaşıyor. Bu 1 Mayıs’ta da dünyanın her yerinden milyonlarca işçi olarak gücümüzü gösterecek, kölelik zincirlerini kırmak için örgütlenerek sınıfsız ve sömürüsüz bir dünya özlemimizi bir kez daha haykıracağız. Kardeşler, Azgın sömürü şartlarında çalışıyoruz. Soframızdaki ekmek her geçen gün azalıyor. Ama asalaklara ve onların uşaklarına bu kadarı yetmiyor. Yeni yasalar hazırlayıp daha fazlasını istiyorlar. Ulusal İstihdam Stratejisi adı altında bölgesel asgari ücret uygulaması, kıdem tazminatı hakkımızın gaspı, özel istihdam büroları gibi uygulamalarla belimizi tümden kırmak istiyorlar. Bir taraftan sendikalar yasası değiştirilerek örgütlenmenin ve işçi sınıfının elindeki en büyük gücü olan grev silahının kullanılmasının önüne geçilmeye çalışılırken, bir taraftan da zamlar birbiri ardına geliyor. Taşeronlaştırma daha da yaygınlaştırılarak kapitalist barbarlar karlarına kar katmak istiyor, bu yüzden her gün onlarca kardeşimiz iş cinayetine kurban gidiyor. Tersanede, maden ocaklarında, barajlarda, inşaatlarda binlerce işçi kardeşimizin canı üç kuruş için satılığa

çıkarılıyor! Yanı sıra, emperyalistler ve onların uşaklığını yapan sermaye sınıfı ve hükümeti, kirli çıkarları için milyonlarca insanın öldürülmesi pahasına kardeş halklara saldırganlığı körüklüyor. Metal işçileri, kardeşler! Her türlü saldırıya ve baskıya rağmen dünyanın her yerinde işçi sınıfı ve ezilen halklar, emperyalist-kapitalist asalaklara karşı ayağa kalkıyor. Direnişlerle, grevlerle, işgallerle kenetlenip sömürüye dur diyorlar. İşte taşeronluk sistemine karşı mücadele bayrağını yükselten Maltepe Belediyesi işçileri… İşte Türk Metal çetesinin saltanatını yıkan Bosch ve Cengiz Makine işçileri… İşte zulme ve zorbalığa rağmen haklarına sahip çıkma kararlılığı gösteren kardeş halklar… İşte işgallere karşı çıkıp diktatörleri deviren Ortadoğu halkları… Bizler de mücadeleden başka kurtuluş yolumuz olmadığını bilerek 1 Mayıs’a hazırlanmayız. 1 Mayıs alanlarında yek vücut olup sömürücülere ve uşaklarına okkalı bir şamar vurmalıyız. Ekmeğimiz, onurumuz ve geleceğimiz için kavgaya hazır olduğumuzu göstermeli, MESS’in ve Türk Metal çetesinin korkusunu büyütmeliyiz. Öyleyse haydi hep birlikte 1 Mayıs’a!


1 Mayıs’ta alanlara! 1800’lü yıllarda çalışma ve yaşam koşullarının düzeltilmesi için alanlara çıkan ve 1 Mayıs’ı yaratan işçiler bizlere işçi sınıfı tarihindeki en büyük ve en değerli miraslardan birini bıraktılar. Patronların sömürüsü nerede, hangi işyerinde ya da hangi ülkede çalışırsak çalışalım karşımıza çıkıyor. İnsanlık dışı ne varsa hepsi onlar tarafından uygulanıyor. Açlık sınırının altında verilen asgari ücret, iş cinayetleri, savaşlar, bir de hakaret ve aşağılanma, ne varsa hepsi onların kar hırsı yüzünden... Oysa bizler, yani dünyanın %99’u olan işçiler, ürettiklerimizle yaşamı var ediyoruz. Bu yüzden ne kadar güçlü olduğumuzu da biliyoruz. Fakat, sermayedarlar bizim bu gücümüzü zayıflatmak için türlü türlü saldırılara girişiyor. Sendikasızlaştırmaya, örgütlülüğümüzü dağıtmaya çalışıyor. Ya da mezhepçilik, memleketçilik dayatarak bizleri bölmek için elinden geleni yapıyor. Bu saldırılara karşı bizlerin yapabileceği çok şey var. İlk olarak işyerlerimizde komiteler kurarak örgütlü hareket etmeliyiz. 1 Mayıs’ı yaratan işçilerin bizlere bıraktığı mirasa sahip çıkmalı, geçmiş mücadele deneyimlerinden öğrendiklerimizi geleceğe

taşımalıyız. ’77 1 Mayısı’nda Taksim’de katledilen işçi kardeşlerimizin, Adana’da, Zonguldak’ta, Tuzla’da, Kayseri’de, Esenyurt’ta iş cinayetlerine kurban giden arkadaşlarımızın hesabını alanlara çıkarak sormalıyız. Kıdem tazminatı hakkının gaspına, Zorunlu mesailere, uzun saatler çalışmaya Sendikasızlaştırma saldırısına ve ücretli kölelik düzenine karşı; 7 saatlik işgünü, 35 saatlik çalışma haftası için, Eşit işe eşit ücret için, İnsanca yaşamaya yeten vergiden muaf asgari ücret için, İş cinayetlerinin son bulması, güvenceli iş güvenceli bir gelecek için, 1 Mayıs’ta alanlara çıkmalıyız. Yaşasın işçilerin birliği! Yaşasın 1 Mayıs Birlik, Dayanışma ve Mücadele Günü! Penta 1 Mayıs Hazırlık Komisyonu

Taleplerimizi haykırmak için 1 Mayıs’a! Döküm fabrikasında çalışan bir işçiyim. Sabah saat 8’de iş başı yapıp akşamın karanlığına kadar çalışıyoruz. Buna rağmen düşük ücrete talim ediyoruz. Patron sabahları işe bir dakika geç gelmemize tahammül edemezken, akşamları 15-20 dakika fazla çalışıyor olmamız umurunda bile olmuyor. Bir arkadaşımız iş kazası geçirdiğinde ona sağlık durumunu sormak yerine, yarın işe gelip gelmeyeceğini sorabiliyor. Bu da patronların biz işçileri ne kadar düşündüğünü ve ne kadar değer verdiğini gösteriyor. Biz onların zenginliğine zenginlik katabildiğimiz sürece onlar için “değerli” oluyoruz. Sorunlar bunlarla da sınırlı değil elbet. Her gün Meclisten biz işçi ve emekçilere yönelik yeni bir saldırı yasası geçiyor. Patronlar bu yasalara dayanarak ücretlerimizi düşük tutup, sosyal haklarımız gasp edebiliyor. Tüm bunlarla birlikte yaşam ve çalışma koşullarımız daha da ağırlaşıyor. Bu düzene son verebilmek, işçilerin birlik olmasından saldırılara karşı birlikte hareket edebilmesinden geçiyor. Önümüzde 1 Mayıs var. 1 Mayıs işçi sınıfının birlik ve mücadele günüdür. Taleplerimizi alanlarda haykıracağımız, patronların biz işçilerin yaşam ve çalışma koşullarını ağırlaştıran saldırılarına karşı koyacağımız bir gündür. Ben bu sorumluluk ve bilinçle 1 Mayıs’ta mücadele alanlarında olacağım. Tüm işçi arkadaşlarımı da 1 Mayıs’ta alanlarda olmaya ve taleplerini haykırmaya çağırıyorum. Sincan’dan bir döküm işçisi (Ankara)

2

METAL İŞÇİLERİ BÜLTENİ

Bosch Rexroth işçisinden çağrı:

1 Mayıs’ta üretim kesinlikle durmalı! İnsanlar birileri yapsın ben hazıra konayım diye düşünüyor. Bu büyük günün içi boşaltılıyor. 1 Mayıs’a sahip çıkmak için bir şeyler yapmalıyız. Üretim kesinlikle durmalı. Bütün işçiler alanlara çıkmalı. 1 Mayıs resmi tatil ama yine de işçileri çalıştırıyorlar, çalışmayı mecburi tutuyorlar. Haklarımıza sahip çıkmalıyız. Sendikaların net ve tok bir tutum alması gerekiyor. Mesaiydi, şuydu buydu diye düşünmek yerine 1 Mayıs alanına coşkuyla çıkmalıyız. Türk Metal çetesine attığımız tokatı tüm Bursa halkına ve işçi kardeşlerimize duyurmalıyız. Yaşasın 1 Mayıs!


Bosch işçilerinin yolundan ileri...

Türk Metal çetesini yıkalım! Arkadaşlar! Bosch işçileri tarihi önemde bir adım atarak sermaye işbirlikçisi Türk Metal çetesinden kurtuldular. Sendikadan başka her şey olan bu çeteyi fabrikalarından kovdular. Yıllar boyunca sırtlarına bir kene gibi yapışmış olan bu asalakları söküp attılar. Fabrikalarda omuz omuza vererek kader birliği yapmış olan işçileri hiçbir güç yenemez. Bosch işçileri bize bunun böyle olduğunu gösterdiler. Öyle ki Bosch işçilerinin kararlılığı karşısında Türk Metal’in zorbalıkla örülmüş, çeteleriyle tahkim edilmiş olan kaleleri kum gibi yıkılıp gitti. Bosch işçileri böylelikle ekmeklerine, onurlarına ve geleceklerine sahip çıktılar. Sadece kendileri için değil bir bütün olarak işçi sınıfı için bir yol açtılar. Emeğimiz, onurumuz ve geleceğimiz için bu yoldan ilerleyelim! Arkadaşlar! Bosch işçilerinin attığı bu adım basitçe bir sendika değiştirme eylemi değildir. Sözkonusu olan 12 Eylül darbesiyle işçi sınıfına takılmış pranganın kırılıp atılmasıdır. Türk Metal 12 Eylül darbesinin ardından işçi sınıfının başına musallat edilmiştir. 12 Eylül darbesinin hemen ardından metal işçilerinin mücadeleci sendikası olan Türkiye Maden-İş’in ve DİSK’in kapısına kilit vurulmuş işçiler bir gecede bu taşeron örgüte geçirilmişti. O güne kadar küçük bir dükkan olan Türk Metal böylelikle bir anda onbinlerce üyeye sahip olmuştu. İşte o günden bugüne dek Türk Metal çetesi sermayeye bekçilik görevini başarıyla yerine getirdi. İşçi sınıfının elini kolunu bağlayıp sermayenin sofrasına sundu. Bu hizmetleri karşılığında işçinin sırtından saraylar saltanatlar kurdu. Karun gibi zengin “sendika” başkanları çıkardı. İşçilerin çalınan ekmeği onlara servet oldu. İşte bunun için metal işçileri hep kaybetti. Metal işçileri kaybettikçe sermaye kazandı. Metal işçilerinin kaybı işçi sınıfının kaybı oldu. Çünkü böylelikle mücadeleci bir bölüğünden olan işçi sınıfının safları adım adım dağıtıldı. Bu koşullarda da sayısız saldırı yasası ve hak gaspı ağrısızsancısız geçirildi.

Arkadaşlar! İşte bunun için Bosch işçileri “artık yeter” diyerek sadece kendileri ve metal işçileri için değil bir bütün olarak işçi sınıfı için büyük bir adım attılar. 12 Eylül darbesiyle kurulmuş olan bu düzende bir gedik açtılar. Bundan sonra yapmamız gereken bu düzenden tümden kurtulmak, bunun için de Bosch işçilerinin yolundan gitmektir. Türk Metal çetesini başımızdan atmalı Birleşik Metal çatısı altında birleşmeliyiz. Bunun için öncelikle Bosch işçisiyle aktif dayanışma içerisinde, onlara yönelik herhangi bir saldırı karşısında yanlarında olmalı, davalarını davamız bilmeliyiz. Bosch işçilerinin yaptığını yapmak üzere hazırlıklara başlamalıyız. Bunun için fabrikalarımızda yan yana gelmeli, komiteler kurmalı, Türk Metal çetesini kovmak üzere harekete geçmeliyiz. Arkadaşlar! Birleşik Metal’e geçmekle işimiz bitmeyecektir. Çünkü aslolan sermayeyi yere serebilmek, bunun için de bir ordu gibi kaynaşmak, tek yumruk olabilmektir. İşte o zaman işçi sınıfının sermaye karşısındaki ezilmişliği son bulacak, yeni ve güzel günleri hep birlikte göreceğiz. Artık zamanı geldi, haydi Türk Metal çetesini yıkmak üzere harekete geçelim! Geleceğimizi kazanalım! Kahrolsun ücretli kölelik düzeni! İşçileri birliği sermayeyi yenecek! Metal İşçileri Birliği 14 Mart 2012

Bosch işçileri anlatıyor... Mahmut : Bu sendika işçi sendikası değildi. İşveren sendikası olduğu için değiştirdik. Bizim arkamızda hiçbir zaman durmadı. Burada işten çıkarılan arkadaşlarımız oldu. onlara hiç destek olmadı. Bize hep köstek oldu. bu yüzden sendika değiştirdik. Birleşik Metal’in bizim onlara bağlı olduğumuz kadar bize bağlı olmasını istiyoruz. Ücretlerimizde iyileştirmeler bekliyoruz. Burada hep %2 aldık. Daha çok güvencemiz olsun istiyoruz. Birleşik Metal’den bu sözleşme sürecinde 1 lira olsa bile daha fazla maaş bekliyoruz. Onlara güveniyoruz. Türk Metal işçileri de gelsin kurtulsun, üstlerindeki yükleri atsınlar. Mustafa: Bunu işçinin özgürlüğü olarak düşünüyorum. Demokratik bir adım atıldı burada. Bundan sonra işçi karar verecek. İşçi ve işveren arasındaki sözleşme olsun, işçinin hakları olsun her şey daha demokratik olacak diye düşünüyorum. Bosch’ta bu sürece gelindiği için mutluyum. Umarım diğer işçi arkadaşlar da bu süreçlere gelirler, bunları başarırlar. Sendika değiştirmemizin sebebi taleplerimize karşılık bulamamamız. Bazı şeylerin gizli, örtülü, bize bilgi verilmeden yapılması. Türk Metal’in işçi sendikası değil de işveren sendikası olduğunu düşünüyoruz. Bu yüzden böyle bir adım attık.

İbrahim : Kendi sözümüzü duyurabileceğimiz bir sendikaya geçmek istedik. Bunu da sağlayan sadece DİSK. Bu yüzden burada olmaktan mutluyum. Kendimi daha iyi ifade edebileceğimizi, işverene karşı kendimizi daha iyi örgütleyebileceğimizi düşündüğümüz için buradayız, DİSK’teyiz. Buradan Tofaş ve Renault’ta çalışan arkadaşlarımıza şunu tavsiye ediyorum. Kendi seslerini duyurabilecekleri bir sendika istiyorlarsa DİSK’e gelebilirler. Bizim geçmişte kalan işverenden alacağımız olan haklarımızın geri alınmasını istiyoruz. Sözleşmelerimizin iyi yapılmasını istiyoruz. Kıdem tazminatı, esnek çalışma gibi saldırıların karşısında duracağız. Bunun için de mücadelemiz devam edecek. İlker: Daha önce deplasmandaydık, şimdi ev sahibiyiz. Yuvaya döndük. Biraz geç oldu ama olsun. 98’de Tofaş’taydım. Neden sendika değiştirdik çünkü sürekli bizden gitmeye başladı. Bize gelen hiçbir şey olmamaya başladı. Bu, en azından Türk-Metal’e ültimatom olur. Biz ayrıldık, DİSK’e geçtik ama diğer sendikada kalan arkadaşlar bu durumun sefasını bir müddet süreceklerdir. Bir basınç oluşacaktır. Eğer yapmazlarsa zaten, bu arkadaşları da ellerinde tutamazlarsa herkes evine döner, kucaklaşırız.

METAL İŞÇİLERİ BÜLTENİ

3


SİDER çalışanlarına…

Palavracı Türk Metal’e “yeter” diyelim! Merhaba arkadaşlar; Bir SİDER işçisi olarak bu yazıyı yazmayı bir zorunluluk hissediyorum. Çünkü üye olduğumuz Türk Metal Sendikası bizimle alay ediyor, enayi yerine koyuyor. Arkadaşlar bir sendikanın görevi nedir? Patronla aralarındaki sorunları gidermek için işçiler sendikayı çalıştıkları işyerine getirirler. İşçiler haklarının savunması için sendikaya vekalet verir. Sadece fabrikamızda bunun için her ay toplam yaklaşık 20 bin lira ödüyoruz. Peki bunun karlışığında sendika ne yapıyor? Bu parayı sanki patrondan alıyor gibi onu savunuyor. 24 saat çalışan fabrikada sırtımızdan trilyonlarca para kazanan patron fabrika alıyor, yetmiyor birkaç ay önce özel uçak alıyor. Ama bu aynı patron işçinin ücretlerini vermiyor. İşçi de maaşını almak için servise binmeme eylemi yapıyor. Sendika ise bu eyleme önderlik edeceğine işçilerin eylemini sonlandırması için elinden geleni yapıyor. Bunun için bahaneler uyduruyor: Efendim fabrikanın üstünden kuş sürüsü geçti, yan yattı çamura battı. Eylemi sonlandıralım evimize dönelim önümüzdeki Cuma paralar yatar. Ama o Cuma gelir önümüzdeki Çarşamba yok, böylelikle de bizleri 2 yıldan beridir bu şekilde oyalıyorlar. Bakkala, manava, faturalara, çocuklarımızın ihtiyaçlarına zamanında ulaşamadığımız için borç aldığımız eşimize dostumuza yalancı çıkıp mahcup oluyoruz. Bizim şerefimizle onurumuzla oynuyorlar, insanların gözünde yalancı bir insan haline geliyoruz. Bize “idare edin haftaya alırız” diyorlar. Elektrik, su, telefon faturası bizi idare etmiyor kesiyorlar. Ev sahibi bizi idare etmiyor, bunlar bizimle dalga geçiyor. Arkadaşlar namus dediğimiz bacak arası değil sadece. Bir insanın alınteri, emeği numusudur. Emeğine sahip çıkmayan namusuna da sahip çıkmaz. Geçen hafta sendikacı diyor ki, bu hafta da benim için gidin eve. Bu hafta da bana küfür edin ne olacak ki diyor. Zaten 2 yıldan beridir bizi çocuk kandırır gibi eve

gönderen sendika değil midir? Ben o sendikacıya şunu düşünmesini istiyorum: Bu hafta da bana küfür edin diyen sendikacı sen akşam evine gidince ailenin yüzüne nasıl bakıyorsun. Buna bir dur diyelim. Geçen hafta Erşan Gıda parasını alamadığı için bir eylem yaptı. Çorba, makarna çıkarttı. Biz bu çorba ve makarna emeğimizin karşlığı olmadığı için yemedik. Sendikaya haber verdik. Peki sendika geldi ne yaptı ve ne dedi? Öyle hiç sıkılmadan utanmadan pişkin; pişkin “arkadaşlar para yok, onun için makarnayı yiyelim akşam yemek gelecek, bugün yemek yok idare edin…” Orda işçi arkadaşlarımızın kararlı duruşunu gördükten sonra çekti gitti. 10 dakika sonra geri geldi. Eğer biz onlara uysaydık o makarnayı yedireceklerdi bize. 10 dakika içinde 200 kişiye yemek nasıl yapıldı nasıl geldi, Guinness rekorlar kitabına girer doğrusu… Arkadaşlar biz bu sendikayı buradan göndermedikçe maaşımızı zamanında alamayız. Alamasak da en azından her ay bir Pazar paramızı bir aylık ekmek paramızı bu yalancı bu palavracı sendikaya vermemiş oluruz. Vekaleti verdiğimiz sendika bu görevi başaramıyor. Bunu hepimiz görüyoruz sanırım. Hepimiz şikayetçiyiz o yüzden bütün arkadaşları duyarlı olmaya davet ediyorum. Başarılar… Bir SİDER işçisi - (İzmir)

Yüreğimiz Bosch işçisiyle atıyor… Bir Habaş Demir Çelik işçisi olarak ilk önce Bosch işçilerine buradan selamlarımı gönderiyorum. Ben de Türk-Metal üyesi bir işçiyim. Umuyorumki biz de burada Bosch işilerinin yaptığını yapabiliriz. Bu yıllardır özlediğimiz bir şey. Türk-Metalden muzdaribiz. Arzumuz o ki zamanla bizde de böyle bir gelişme olur ve sırtımızdaki bu yükten kurtuluruz. Bu sömürü sistemini hep beraber mücadele ederek, başkaldırarak ortadan kaldırabiliriz. Bir kenara çekilerek hiç bir şey çözülmez, birleşerek çözebiliriz. Bosch işçisi arkadaşlar bunu bize gösterdiler ve örnek oldular, bu örnek bizde de er yada geç karşılığını bulacaktır. Bosch işçileri TürkMetal’den korkulamayacağını birleşerek gösterdiler. Tek tek bir hiçiz ama birleştiğimiz zaman koca bir güç oluruz. Karşımızda hiç bir engel duramaz. Bizler de Bosch işçilerinin açtığı yoldan ilerlemeliyiz. Bunu da ilk olarak 1 Mayıs’ta göstermeliyiz. 1 Mayıs bizim günümüz, bizim bayramımız. 1 Mayıs gücümüzü birleştireceğimiz bir gün. Bizler de hangi dinden, dilden ve görüşten olursak olalım aynı havayı teneffüs edip aynı şartlarda çalıştığımız için 1 Mayıs’ta hep beraber olmalıyız. Habaş Demir-Çelik işçisi (İzmir)

4

METAL İŞÇİLERİ BÜLTENİ

Penta işçilerinden Bosch işçilerine…

Hoşgeldiniz!... Hoşgeldiniz sınıf kardeşlerimiz! Yıllarca biz işçilerin emeğini, ömrünü tüketen patronlarla işbirliği eden Türk Metal çetesini fabrikanızdan söküp attınız. Bu anlamlı mücadelenizi tüm coşkumuzla selamlıyoruz. Siz Bosch işçisi kardeşlerimiz, sistemin bir dişlisi olan Türk Metal’den ayrılıp sendikamızda birleşerek tüm işçi sınıfına gidilmesi gereken yolu gösterdiniz. Bizler de patronlara karşı verdiğimiz mücadelenin bir parçası olan bu adımda sonuna kadar sizlerin yanınızda olacağız. Bizlere kattığınız mücadele coşkusunu tüm işçi arkadaşlarımızla paylaşacak, insanca çalışma koşulları için sendikamızı patronların saltanatını yıkacak güce kavuşturana dek mücadele edeceğiz. İşçilerin birliği sermayeyi yenecek! Penta’dan işçiler (İstanbul)


Renault’ta sömürü tam gaz!

“Bosch işçisinin yolundan gideceğiz!” 15 yıllık Renault işçisiyim. İlk işe girdiğimde çalışma koşulları daha rahattı. ‘90’lı yılların başında bugüne göre daha az iş yapıyorduk, çalışan işçi sayısı da daha fazlaydı. Gün geçtikçe iş yükü arttı. O zaman 3 araç çeşidi vardı. Projeler azdı. Şu an araba projesi çok, sürekli proje alınıyor, sürekli iş yapılıyor. Fabrika büyüdü, yeni bölümler açıldı. Şu an üç yemekhane var, daha önce birdi. Montaj ayrı, boya ve mekanik ayrı kaporta ayrı bir yemehanede yemeklerini yiyecek. Evet fabrika büyüyor, fabrika yönemi de bu büyümeyle övündükçe övünüyor. Ama biz işçilerin ekmeği de tam tersine küçüldükçe küçülüyor. O zaman aldığımız ücret yetiyordu bir nebze. Kıdemimiz yükseldi, ancak şimdi ücret yetmiyor, ayın sonunu zor getiriyoruz. Bankalara borçlandık, ek hesaplara bağlandık. Çoğu arkadaş kredi kartına borçlandı. Kriz var diyorlar ama günde 1200 araba çıkıyor. Saatte 52 araba çıkıyordu 7-8 yıl önce. Şu an 57 arabaya çıktı, daha da yükseltmeyi planlıyorlar. 62 sayısı telafuz ediliyor. Şu an bir buçuk dakikalık işi yarım dakikaya indirmeye çalışıyorlar. İşçilerin arkasında saat tutuyorlar, bu da bizleri rahatsız ediyor. Ama işçi alımıyla ilgili bir şey yok. Hatta işçi çıkartmaktan, fazlalıktan bahsediliyor. Türk Metal her sözleşme döneminde 200300 işçi fazlasından söz ediyor, kriz diyorlar ama yönetim medyaya kriz yok diyor. Şu an izinler var, bunu da fazla üretimden, hedef aşımından dolayı olduğu söyleniyor. Çalışmadığımız günler için yüzde 75 ödeniyor. Ama sosyal haklar olmayınca yüzde 50’lere düşüyor. Yeni işçi ile eski işçi arasındaki fark kalmadı. Yeni işçi 9001100 lira ile başlıyor. Eski işçilerin ücretleri aynı kaldı. Sayıları da çok azaldı, ücretleri ise 1700 TL civarında. Yoksulluk sınırının 3 bin liralarda dolaştığı bir ülkede bu ücretin ne olduğu, neye yettiği ortada. Bosch sürecini yakından takip ediyoruz. Herkes çok umutlandı. Bizler de geçmek istiyoruz ama yine de bazı engeller var. Güvensizlikler var. ‘98’in anıları var. Şu an işçiler Türk Metal’in

ve Birleşik Metal’in imzalayacağı sözleşmeyi takip ediyorlar. Açıktan Türk Metal’e yönelik öfkelerini dile getiriyorlar. Zamanı geldiğinde bizler de Bosch işçileri gibi Birleşik Metal’e geçeceğiz diyorlar. Türk Metal en iyi sözleşmeyi yapacağını iddia ediyor. Biz bu laflara inanmıyoruz. Biz hep yüzde 3-5 gibi sözleşmeler gördüğümüz için yüzde 10-15 gibi oranlar kulağa hoş geliyor. Ama bu oranlar da bir şey değil. Kriter insanca yaşamaya yeterli ücret olmalı, buradan bakıldığında yüzde 50 bile çok az. Türk Metalciler kuyruğu yanmış bir kedi gibi bir oraya bir buraya koşturuyorlar. Bosch yaşandığında zorla insanları toplayıp provokasyon yaratmaya çalıştılar. Yalanlarla bizleri kandırmaya çalıştılar: Üç beş kişi geçti onlar da geri dönüyorlar gibi sözler ettiler. Ama hepsinin yalan olduğu ortaya çıktı. Arkadaşlarıma mesajım şudur: Korkmasınlar. Çocuklarımızın geleceği için mücadele etmemiz gerekiyor. Belki biz buralarda olmayacağız ama çocuklarımız gelip çalışacaklar. Onlara bu kötülüğü yapmayalım. Bunun için Türk Metal çetesini fabrikamızdan kovalım. Bir Renault işçisi (Bursa)

Cengiz Makine işçileri de Bosch işçilerinin yolundan gitti… Bosch işçilerinin açtığı yoldan ilerleyen Cengiz Makine işçileri de geçtiğimiz günlerde Türk Metal çetesinden kurtuldu. Gebze TAYSAD Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan Cengiz Makine’de çalışan 442 işçi, 2 Nisan günü Türk Metal’den istifa ederek Birleşik Metal-İş’e geçti. İşçiler, vardiya çıkışlarında Türk Metal’den istifa ederek Birleşik Metal’e üye oldular. Türk Metal çetesinin suratında tokat gibi patlayan bu adımlar eminiz ki artacaktır. Gebze metal işçilerinin yoğun olarak çalıştığı bir bölge. Metal fabrikalarının bir çoğunda işbirlikçi Türk Metal çetesi var. Metal işçilerinin çalışma koşulları zaten ağırken Türk Metal’in bulunduğu fabrikalarda şartlar kölelik koşullarını aratmamakta. 12 saate yakın çalışma süreleri, ücret kesintileri, ücretsiz izne çıkarılmaya varana dek birçok saldırıya maruz kalıyor işçiler.

Bu koşullara yeter diyen Cengiz Makine işçileri çok önemli bir adım attılar. Türk Metal çetesinin esaretinden kurtulamamış veya örgütsüz işçi arkadaşlara yürünecek yolu gösterdiler. Bu adımı güvenceye almanın tek yolu taban örgütlülüklerini güçlendirmektir. Bizler de Gebze Metal İşçileri Birliği olarak Bosch ve Cengiz Makine işçilerinin bu anlamlı adımını olduğumuz tüm alanlarda yayıyoruz. Türk Metal Çetesinin esaretinden kurtulmamış fabrikalarda, örgütsüz fabrikalarda uyanan metal işçilerinin sesini ulaştırıyoruz. Gebze Metal işçileri Birliği

METAL İŞÇİLERİ BÜLTENİ

5


Mercedes-Benz’de neler oluyor? 1967 yılında Daimler-Benz AG’nin % 36 ortaklığı ile Otomarsan ünvanıyla İstanbul'da kurulan Mercedes-Benz Türk, 0 302 tipi otobüslerin üretimine 1968 yılında başlamıştır. Bundan 2 yıl sonra, 1970’te ihracata başlayan şirket, 1984 yılında Mercedes-Benz Türkiye Genel Mümessili olmuştur. 1986 yılında ise Aksaray’da kamyon fabrikası üretime geçmiştir. Kasım 1990'da şirketin ticari ünvanı Mercedes-Benz Türk A.Ş. olarak değişmiştir. 650 Milyon Euro’yu aşan yatırım hacmiyle Mercedes-Benz Türk A.Ş. bugün Türkiye’nin en büyük yabancı sermaye yatırımlarından biridir ve 4 bin personel istihdam etmektedir. Bunun yanı sıra ülke çapındaki bayi ve satış sonrası hizmetler ağında 2 bin 500 kişi çalışmaktadır. Daimler AG’nin Mercedes-Benz Türk sermayesindeki payı % 67’dir. Günümüzde İstanbul’da Hoşdere Fabrikası’nda şehirlerarası ve belediye tipi otobüsler, Aksaray Fabrikası’nda ise hafif, orta ağır ve ağır sınıf kamyonlar ve çekiciler üreten Mercedes-Benz Türk’ün bu tesisleri Daimler AG’nin geliştirme ve üretim ağının önemli parçalarını oluşturmaktadır. Şirket, sadece Türkiye’de üretilen modelleri de kapsayan ürünlerinin yurtiçi satışlarını ve ihracatını da yapmaktadır. Ayrıca Mercedes-Benz marka hafif ticari araç ve Daimler AG çatısı altındaki tüm otomobil markalarının ithalatını ve satışını yapan Mercedes-Benz Türk, 2009 yılında toplam 21 bin 482 adet araç satışı gerçekleştirmiştir. En güncel teknolojilerle donatılan, yüksek kaliteli ürünleri sayesinde Mercedes-Benz Türk, Türkiye şehirlerarası otobüs pazarında % 65,2’lik, 6 ton üzeri kamyon pazarında ise % 33,5’lik pazar payıyla lider konumundadır. Şirket, Türkiye’nin otobüs ve kamyon ihracatında da öncü konumundadır. 2009 yılında 2 bin 350 adet otobüs ve 980 adet kamyon ihraç edilmiştir. Batı Avrupa ülkelerinin Mercedes-Benz Türk’ün en önemli ihracat pazarlarını oluşturması ayrıca dikkat çekmektedir. Türk Metal İstanbul 1 No’lu Şube’nin örgütlü olduğu fabrika, Esenyurt’ta en büyük fabrikalar arasında. 2008’in sonu ve 2009 yıllarında yaşanan krizin faturası, tüm krizlerde olduğu gibi işçilere kesilmiştir. Mercedes Benz Türk diğer Mercedes firmaları arsında karı en yüksek olan firmadır. Ama diğerlerine göre en ağır sömürü şartları da buradadır. Mercedes-Benz Türk A.Ş Direktörler Kurulu Başkanı Jürgen Ziegler işten attıkları işçilerin çalışma tempolarını şöyle anlatıyor: “İşçiler 2008’de geçmiş yılların rekorunu kırmak istediler. Son dakikaya, son ana kadar fabrikada çalıştılar. Ertesi gün çalışmayacaklarını bildikleri halde son ana kadar çalıştılar. Ayrılmak zorunda kalan arkadaşlarımız için bir veda partisi vardı. İnsanlar ‘Biz bu kamyonların üretimini bitirmek zorundayız’ dedikleri için partiye geç geldiler. Düşünebiliyor musunuz kendi vedalarına geç geldiler. Mercedes-Benz Türk’te şirkete bağlılık olağanüstü düzeydedir. Bunu da Türkiye dışında başka bir ülkede göremezsiniz. Birçok ülkede çalıştım ama böyle bir şey görmedim. Mercedes-Benz Türk’e bağlılık ve sadakat inanılmaz düzeyde.” Rekorlar kıran, sadakatli, bağlı ve özverili işçinin ödüllendirilmesi ise işten çıkartılmak oluyor. Otobüs üretim sayısını 3 binden 4 bine çıkarmayı, 2005`te 448 milyon dolar olan ihracat rakamını yaklaşık 650 milyon dolara yükseltmeyi hedefleyen Mercedes-Benz Türk, hedefine ulaşmak için işçinin yükünü artırıyor. Otobüs üretim sayısını 3 binden 4 bine çıkarmayı, 2005`te 448 milyon dolar olan ihracat rakamını yaklaşık 650 milyon dolara yükseltmeyi hedefleyen Mercedes-Benz Türk, hedefine ulaşmak için işçinin yükünü artırıyor. Firma, uyarlanmış çalışma saati modelleri, işletme tatili uygulaması, esnek çalışma saatleri ve iki fabrika arasında geçici işgücü kaydırması gibi mümkün olan bütün önlemleri alacağını söylüyor. Mercedes Benz Türk fabrikasında ilk uygulama esnek çalışma ve işten çıkartma oldu. 2008 yılında Aksaray fabrikasından 400, Hoşdere fabrikasından 300 kişi işten atıldı.

6

METAL İŞÇİLERİ BÜLTENİ

Mercedes’te 6 ay aralıklarla verilen 150 avroluk erzak yardımı 50 TL’ye indirildi. Mercedes işçileri üretim artışı ile yardım miktarı arasındaki tezat ilişkiyi şöyle aktarıyor: 1997 yılında 6 araç üretiyordu. Aldığımız erzak yardımı neredeyse bir odayı dolduracak kadardı. Şu anda günde 12 araç üretiyor bu aracın kısa sürede 14’e çıkması planlanıyor. 12 aracı da 14 aracı da aynı sayıda insan çıkartıyor. Her sene hedefler belirleniyor ve rekor üzerine rekor kırıyor. Mercedes yetkilileri bu emeğin karşında 6 ayda bir verdikleri 150 avroluk erzak yardımını indirdiler. 1997 yılından itibaren araç sayısını 2 katına çıkarmasına ve bu sayının da üzerinde üretim planlanması yapılmasına rağmen mevcut haklar artması gerekirken alınmaya çalışıyor. Mercedes Benz Türk fabrikasında kısım kısım devam eden bir pilot çalışma yapılıyor. Shop floor Manegement (oto kontrol) yöntemiyle esnek çalışma dayatılmaktadır. Çalışma ilk olarak boyahanede uygulandı. Şu anda karoseri kısmında devam ediyor. 2010’un ortalarına kadar bu sistemin fabrikanın tümünde uygulanması planlanıyor. Bu sistemle çalışanların payına düşen, çay içme, yemek yeme, sigara içme, banyo yapma zamanının kısıtlanması oldu. Mercedes işçileri üye oldukları Türk Metal Sendikası’na çok tepkililer. Yaşadıkları durumlar karşısında haklarını koruması gereken sendika işçilere hiçbir açıklamada bulunmuyor. Sendika işverenden önce ‘Sesinizi çıkarmayın, kriz dönemi, ne yapalım, en azından maaşınızı alıyorsunuz’ gibi sözler söyleyerek işçilerin haklarını savunmak yerine kraldan daha kralcı davranıyor. İşçiler sendikanın kapısının önünden dahi geçmek istemiyor. Bir şeyler sorulduğunda ya işçilerin yüzüne bakmıyorlar ya da söylediklerini isimleriyle beraber yönetime ulaştırıyorlar. Çalışan işçiler çay molasında içtikleri çayın parasını dahi kendileri ödüyor. Çayın yapılıp satılması taşeron bir firmaya verilmiş durumda. İşçilerin içtikleri çayın parası 40 kuruştan 50 kuruşa çıkarıldı. İşçiler, “çaylar ücretsiz olması gerekirken hem pahalı hem de zam yapılıyor. Bize yapılmayan zam oranları çaya yapılıyor. Rekorlar kırmamızın karşılığını böyle küçük hesaplarla ödüyoruz” diyorlar. Mercedes Benz’de 4 bin 200 kişi çalışıyor. Bu sayının yaklaşık bin 800’ünü kadınlar oluşturuyor. Kadın sayısının fazlalığına rağmen fabrikada kreş bulunmuyor. Kadın işçiler, kreş olmadığından dolayı çok zor günler geçiriyor. Kimi çocuğunu memleketine gönderiyor, kimisi kaynanasına bırakıyor, kimisi ise annesine veya başka bir akrabasına bırakıyor. Çocuklarının bakımı yüzünden bazıları kendi evlerinde dahi kalamıyor. Kadın işçiler, ‘kreş en büyük sorunlarımızdan birisi...” diyor. İşyerinde ücretler de ciddi bir sorun. İşçiler asgari ücrette kıt kanaat geçinmeye çalışıyorlar. Aynı zamanda eski işçiler ile yeni işçiler arasında ücret makası oldukça büyük. Düşük ücretlerden kaynaklı da işçiler zorunlu olarak mesailere kalmakta. Mesaiye kalmayan işçiler kötü oluyor fişleniyor. Aynı zamandan işçiler, yeni yapılacak olan üretim planlamasıyla günlük üretilen araç sayısının 15-16’ya çıkarılmasıyla 12 saat çalışmak zorunda bırakılacak. Bu sömürü koşullarına karşı işyerinde bir hoşnutsuzluk var. Patron işçilerin durumunu anlamak için memnuniyet anketi yaptı. Bu anketten sonra işçilerin tepkilerini anlamak için kekli pastalı bir toplantı gerçekleştirildi. Burada kim ne söylüyor ne tepki veriyor diye kamera çekimleri gerçekleştirildi. Türk-Metal patronun tüm planlamalarında her zamanki uğursuz ihanetçi rollünü oynuyor. Her zaman olduğu gibi patronun yanında saf tutuyor. Tüm kölelik dayatmalarına dönük patronla ortak çalışmalar örgütleniyor. İşçiler arsında sendikanın bu tutumlarına karşı büyük hoşnutsuzluk var. Esenyurt Metal İşçileri Birliği


MEPA direnişçileri: Haklarımız için örgütlenmeye çağırıyoruz!

İletişim adres ve telefonları... Mail adresi: metaliscileribirligi@gmail.com İstanbul - Esenyurt İşçi Kültür Evi Yenikent Mah. Şehit Serkan Temeloğlu Sok. 25/A (Eskule otopark girişi karşı sokağı) Esenyurt e-mail: esenyurtiscibulteni@yahoo.com.tr İstanbul - Kartal İşçi Kültür Evi Kordonboyu Mah. Hamam sok. Özdemir İşhanı Kat:2 No:29 Kartal İstanbul - OSB-İMES İşçileri Derneği İnönü Mah. Demokrasi Cad. Serkan Sok. No: 3 (Üçler Market karşısı) - Sancaktepe Tel: 0.216.621 25 22

Bizler vahşi ve kölece çalışma koşullarına karşı biraraya geldiğimiz için işten atılan MEPA (Fabrika İstanbul Esenyurt’ta kurulu) işçileriyiz. MEPA’da yaşanan bu kölece çalışma koşullarına, patron müdür baskısına, düşük ücretlere karşı tek şey vardı: Örgütlenmek! Bizde MEPA’da çalışan işçiler olarak bir araya geldik, önümüze sendikalaşma hedefi koyarak bir çalışma başlattık. Patron bir yerden sonra, ismine ulaştığı ya da tahmin ettiği tüm işçileri işten atma yoluna gitti. İlk önce işyeri yönetmeliğine uymama, iş disiplinini bozma vs. bahanelerle işçileri bir bir atmaya başladı. Burada yaşanacak karışıklığı önlemek için polisin desteğini aldı. İşçi arkadaşlarımız işten çıkarılmadan önce fabrikaya sivil polisler sokuldu. Patron-polis işbirliği ile zorla işten çıkarıldık. Patron tepkinin önünü almak için de bu sırada da işyerindeki çalışma saatlerini 30 dakika geri çekti. İşçi sağlığı ve güvenliğinin gerektirdiği önlemleri almaya başladı. Bunun üzerine MEPA’da işten çıkartılan Metal İşçileri Birliği çalışanı 3 işçi olarak kölece çalışma koşulları, keyfi işten atmalara karşı bir direniş başlattık. Amacımız asalak MEPA patronunun biz işçileri paçavra gibi kolayca kapının önüne koyamayacağını göstermekti. Bunu da başardığımızı düşünüyoruz. Direnişimizi patronların baskılarına ve tüm zorluklarına rağmen sürdürdük. Direnişimiz direnişe geçerken düşündüğümüz anlamda olumlu sonuçlar yarattı. Birinci olarak MEPA fabrikasında her şey artık MEPA patronunun istediği gibi gitmiyor. İşyerinde koşular iyileştiriliyor, kuralsız çalışmasın hüküm sürdüğü fabrikada çalışma saatleri geri çekiliyor, işçi sağlığı ve güvenliği ile ilgili iyilileştirmeler yapılıyor, servisler artık zamanında geliyor, mesailer azaltıldı. İkinci olarak hedef tahtasına çaktığımız bu sanayi havzasında bulunan patronlar için bir korku odağı haline geldik. Haklarımız, geleceğimiz ve onurumuz için direndiğimizde karşımıza ne kadar zorluk çıkarsa çıksın başarı elde edebiliyoruz. Bizler 3 metal işçisi olarak direnişimizle bunları başarabildik. Birde bütün sanayi havzalarında, fabrikalarda tüm işçiler olarak bir araya geldiğimizde neler başarabileceğimizi bir düşünün. Bugün direniş çadırı üzerinden yürüttüğümüz mücadelemizi sonlandırırken, MEPA işçileri olarak başta MEPA patronu olmak üzere tüm patronlar sınıfına karşı mücadelemiz büyüyerek devam edecektir. İşte bu düşüncelerle direnişimizi, asgari bir başarıya ulaştığı düşüncesiyle 32. günde sona erdirdik. Direnişçi MEPA işçileri olarak bizler, tüm işçi kardeşlerimize sesleniyoruz: Artık kölece çalışma koşullarında, makine dişlilerine dönüşen işçiler olarak, bizlerin sırtından geçinen, bizler sayesinde lüks villalarda yaşayan, lüks araçlara binen asalak patronlara karşı birlik olmamız gerek. Gerek fabrika komiteleri kurarak, gerekse sendikalarda örgütlenerek haklarımızı geri almalı, bununla da yetinmemeli daha ileriye taşımalıyız. Yaşasın MEPA direnişimiz! Yaşasın Metal İşçileri Birliği!

İstanbul - Sefaköy İşçi Kültür Evi İnönü Mah. Maslakçeşme Cad. Dağlı Sok. No:14/A (Pazartesi Pazarı/Pazaryolu durağı) Küçükçekmece Tel: 0.212.697 71 53 - 0.531.955 47 60 İstanbul - Topkapı İşçi Derneği Davutpaşa Cad. Tim 2 Sanayi Sitesi Kat:2 No:541 Topkapı Tel: 0.531.986 15 91-0.535.915 32 45 İstanbul - Tersane İşçileri Birliği Derneği Evliya Çelebi Mah. İstasyon Cad. No: 33/4 Tuzla Tel: 0.541.664 70 83 Ankara - Mamak İşçi Kültür Evi Tuzluçayır Mah. 285 Sok. 21/C Mamak Tel: 0.312.368 06 90 e-mail: mamak.iscikulturevi@gmail.com İzmir - Çiğli İşçi Kültür Sanat Evi Dere Cad. 8072 Sok. No: 48 Çiğli Tel: 0.506.823 52 92 Manisa İşçi Birliği Derneği Tel: 0.537.496 18 45 Adana - Sanayi İşçileri Derneği Kuru Köprü Mah. No 14 Sok. No: 15 Seyhan Tel: 0.538.970 64 95 Bursa - Eksen Yayıncılık Bürosu Sönmez İş Sarayı Kat: 3 No: 220 Heykel Tel: 0.224.220 84 92 Kayseri İşçi Kültür Evi Cumhuriyet Mah. Tennuri Cad. Çetin Apt. No: 7

Tel: 0.535.496 72 50 İşçi Bülteni Özel Sayı: 849 * Fiyatı: 25 Kr * Nisan 2012 * Sahibi ve S. Yazı İşleri Md.: Ayten Özdoğan * Yayın türü: Yerel, süreli, siyasi, ayda bir, Türkçe * EKSEN Basım Yayın Ltd. Şti. * Mollaşeref Mah. Simsar Sk. 5/3 Fatih/İstanbul Tel/Fax: 0 (212) 621 74 52 * Baskı: Özdemir Mat. Davutpaşa Cd. Güven Sanayi Sitesi C Blok No: 242 Topkapı / İstanbul Tel: (212) 577 54 92

METAL İŞÇİLERİ BÜLTENİ

7


Bosch işçisine uzanan eller kırılır! Bosch işçilerinin okkalı şamarı karşısında sendeleyen Türk Metal çetesi, ilk anki şaşkınlığını üzerinden atarak maharetini sergilemeye başladı. Bosch patronuyla işbirliği halinde günlerdir Bosch'ta işçilere yönelik sürdürdüğü baskı ve sindirme çabasını, bugün açık bir saldırganlığa dönüştürdü. Bugün örgütlenme mücadelelerine yönelik kirli saldırıları protesto etmek amacıyla, fabrika önünde seslerini yükseltmek isteyen Bosch işçilerine ve Birleşik Metal üyelerine yönelik taşlı-sopalı saldırıya yeltendi. Bosch işçilerine yönelik bu alçakça saldırı, onurları ve gelecekleri için başlarını kaldıran Bosch işçisini yıldırmaya yöneliktir. Türk Metal çetesinin tarihinde sayısız örnekleri görülen bu tavır, Bosch işçisinin iradesini ezmek içindir. İşçi sınıfının MESS ve patronlara kulluğunu sürdürmek içindir. Bu faşist hamle, 30 yıllık esareti yeniden kurmak içindir. İşte bunun için ilk anda güya "tarafsızlığını" açıklayan Bosch yönetimi, bu saldırganlığın suç ortağıdır. Türk Metal çetesinin koruyucu, kollayıcısıdır. Saldırı amacıyla kullanılan taş ve sopaların güvenlik kulübelerinde saklanması boşuna değildir. Bu, örneklerini sayısız işçi ve gençlik eylemine yönelik saldırıda gördüğümüz rutin bir uygulamadır. Patron ve Türk Metal çetesi işbirliği yaparak ve hiçbir yasa ve kural tanımadan beslemelerini Bosch işçisinin üzerine göndermektedir. İşçilerin mücadelesini bastırmak için işi saldırganlığa ve kan dökmeye vardıran bu soysuz patron uşakları şunu bilmelidir ki, döktükleri her damla işçi kanının hesabı sorulacak, işçilere uzattıkları o kirli elleri kırılacaktır! Metal İşçileri Birliği, bu düşüncelerle saldırıya uğrayan Bosch işçileri ve Birleşik Metal üyelerinin yanında olduğunu duyurmakta, tüm sınıf güçlerini de desteğe ve dayanışmaya çağırmaktadır. Metal İşçileri Birliği 16.04.12


Metal İscileri Bulteni - Nisan 2012