Issuu on Google+

METAL İŞLEYEN SEKTÖRLERİ BORSA HEYECANI SARDI ALÜMİNYUM SEKTÖRÜNDE UR-GE FAALİYETLERİ BAŞLIYOR METALİK FİKİRLER GENÇLERE EMANET ALTERNATİF PAZARLAR - GÜNEY KORE VE JAPONYA

AĞUSTOS 2013 • SAYI: 21

İSTANBUL DEMİR VE DEMİR DIŞI METALLER İHRACATÇILARI BİRLİĞİ AYLIK YAYINI


BAŞKANDAN İ S T A N B U L

D E M İ R

V E

D E M İ R

D I Ş I

M E T A L L E R

İ H R A C A T Ç I L A R I

B İ R L İ Ğ İ

A Y L I K

Y A Y I N I

A Ğ U S T O S

2 0 1 3

S A Y I :

2 1

Tahsin ÖZTİRYAKİ İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı

Artan ihracatımız, hız kazanan faaliyetlerimiz

A

ğustos ayında Türkiye’nin ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre, yüzde 1,4 artışla 10 milyar 594 milyon dolar oldu. Demir ve demir dışı ihracatımız, Ağustos 2013 döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2,34’lük artışla 513,3 milyon dolar olarak gerçekleşti. Almanya 66,5 milyon dolarla bu ay ilk sırada yer alırken, Irak 32,2 milyon dolarla ikinci sırada, İtalya 28 milyon dolar ve geçen sene aynı döneme göre yüzde 28 artış göstererek üçüncü sırada yer aldı. İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği olarak geçmişten bugüne firmalarımızı sektör sektör ayırarak her sektörde ihracata dair yaşanan sıkıntıların temeline inmeyi, bu sorunları gidermeyi, ülke emeğimizi yurt dışına hak ettiği değerde sunabilmeyi yani ihracatta kaliteyi artırmayı kendimize görev bildik. Bu amaçla birçok proje gerçekleştirdik: Fuarlar, ticaret heyetleri, AR-GE Proje Pazarları, çalıştaylar, eğitimler ve 2011 yılında başladığımız UR-GE Projeleri... Bugüne kadar Türkiye çapında 76 işbirliği kuruluşunun öncülüğünde 2 bin 102

firmanın katıldığı UR-GE çalışmaları sonucunda 116 proje hayata geçirildi. Söz konusu projeler arasından iki tanesinin de hâlihazırda İDDMİB tarafından yürütüldüğünü ve Alüminyum Sektörü Uluslararası Pazarlama Takımı adlı URGE Projelerimizin üçüncüsü için açılış toplantısının önümüzdeki 21 Ağustos’ta gerçekleştirileceğini gururla ifade etmek isterim. Küme firmalarının birbiriyle ve proje ekibiyle tanışması, projenin işleyişi, adımları ve firmaların beklentileri hakkında görüş alışverişinde bulunulacak. İDDMİB ile 22 sektör firmasının yer alacağı proje faaliyetlerine, ihtiyaç analizi, alım heyetleri, fuar katılımları gibi yurt dışı pazarlama basamaklarıyla devam edilecek. Ayrıca önümüzdeki günlerde Bağlantı Elemanları, Kilitler ve El Aletleri sektörü temsilcilerini aynı platformda bir araya getiren, sektörün sorunlarının masaya yatırılacağı ve geleceğinin ele alınacağı bir Sektör Çalıştayı için hazırlıklara başlandığını müjdelerim. Sözlerime burada son verirken, ğüzel bir yaz döneminden sonra önümüzdeki günlerin ülkemize birlik, beraberlik ve huzur getirmesini diliyorum.

1


İÇİNDEKİLER 4

44 32 16 24 1 BAŞKANDAN 4 HABER İDDMİB’in Temmuz ayında gerçekleştirdiği etkinlikler, Türkiye ekonomisi ve ihracatındaki önemli haberler sayfalarımızda yer alıyor.

12 İHRACAT Demir ve demir dışı metaller ihracatı Temmuz ayında 593,6 milyon dolar oldu

16 KAPAK KONUSU Borsa İstanbul’un 2014 yılında hayata geçireceği ve İDDMİB üyelerini yakından ilgilendiren Metal Borsası konunun tüm taraflarının görüşleri alınarak sunuluyor.

2

24 SANAYİNİN SESİ

32 FABRİKA TANITIMI

Sanayimizin duayenleriyle gerçekleştirdiğimiz röportajımızın bu ayki konuğu, Çuhadaroğlu Holding’in kurucusu Ahmet Çuhadaroğlu oldu.

Dünyanın 70’ten fazla ülkesine ihracat yapan Mesan Kilit bize kapılarını açtı.

28 İNOVASYON Yıldız Teknik Üniversitesi, Makine Fakültesi, Makine Mühendisliği Bölümü’nden Prof. Dr. Hüseyin Sönmez, Yrd. Doç. Dr. Anıl Akdoğan ve Arş. Gör. Ali Serdar Vanlı tarafından hayata geçirilen magnezyum alaşımlarının yüksek kalitede basınçlı dökülmesini sağlayan sistemin tanıtılması inovasyon bölümümüzün konusu.

36 KÖŞE YAZISI Dünya Gazetesi Köşe Yazarı Rüştü Bozkurt’un, İş insanları için bir “analiz kalıbı” gerekiyor, başlıklı yazısı İDDMİB üyeleri ile buluşuyor.

38 ENDÜSTRİYEL TASARIMCILAR Endüstriyel Tasarımcı Gamze Güven ile Türkiye tasarımın gelişimi ve gelecek öngörüleri üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.


İÇİNDEKİLER İ S T A N B U L

D E M İ R

V E

D E M İ R

D I Ş I

M E T A L L E R

İ H R A C A T Ç I L A R I

B İ R L İ Ğ İ

A Y L I K

Y A Y I N I

A Ğ U S T O S

2 0 1 3

S A Y I :

2 1

İmtiyaz Sahibi

Coşkun Kırlıoğlu Yönetim Yeri Çobançeşme Mevkii Sanayi Cad. Dış Ticaret Kompleksi 34350 Yenibosna - İstanbul Tel: 0212 454 00 00 Faks: 0212 454 00 46 metalik@immib.org.tr Yayın Kurulu Başkanı

Tahsin Öztiryaki Yayın Kurulu Çetin Tecdelioğlu, Ayşegül Çapan, Aynur Ayhan, Fatih Özer, Muharrem Kayılı, Özlem S. Erkan, Özgür İnan, Müge Ataçkarapınar

Yapım

Genel Yönetmen Gürhan Demirbaş Genel Yönetmen Yardımcısı Eser Soygüder Yıldız Görsel Yönetmen Yavuz Karakaş Editör Arzu Demirezen

44 ALTERNATİF PAZARLAR

Düzeltmen Editör Ersel Ergüz

İDDMİB tarafından UR-GE Projesi kapsamında Güney Kore ile Japonya’ya gerçekleştirilen organizasyon ve sonuçları.

Fotoğraflar Murat Güney, Damla Salor

48 BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ? 52 KANUN DEĞİŞİKLİKLERİ

Reklam Rezarvasyon Nazlı Demirel Tel: 0212 440 27 69 nazli.demirel@dunya.com İletişim Yazı işleri: (0212) 440 27 83 Pazarlama: (0212) 440 27 65 ajansd@dunya.com Baskı Dünya Yayıncılık AŞ Globus Dünya Basınevi 100.Yıl Mahallesi 34204 Bağcılar /İstanbul Tel: 0212 440 24 24

3


HABER

4


HABER İ S T A N B U L

D E M İ R

V E

D E M İ R

D I Ş I

M E T A L L E R

İ H R A C A T Ç I L A R I

B İ R L İ Ğ İ

A Y L I K

Y A Y I N I

A Ğ U S T O S

2 0 1 3

S A Y I :

2 1

ULUSLARARASI MARKA OLMA YOLUNDA İLK ADIMI ATAN VE 3,5 AY SÜREN EĞİTİM PROGRAMI SONUNDA BAŞARILI OLAN 14 FİRMANIN TEMSİLCİLERİ SERTİFİKALARINI ALDI. İDDMİB YÖNETİM KURULU BAŞKANI TAHSİN ÖZTİRYAKİ, “BÖLGENİN ÇİN’İ DEĞİL, AVRUPA’SI OLMALIYIZ” DİYEREK BUNUN YOLUNUN DA ÜRÜN ÇEŞİTLEMESİNDE FARKLILIK YARATARAK MARKALAŞMADAN GEÇTİĞİNE DİKKAT ÇEKTİ.

T

ürkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), İstanbul Maden ve Metaller İhracatçıları Birliği (İMMİB) ile Yıldız Teknik Üniversitesi iş birliğiyle gerçekleşen Uluslararası Markalaşma Programı ilk mezunlarını verdi. 3,5 ay süren eğitimin ardından mezun olanlar, YTÜ Beşiktaş Kampüsünde gerçekleştirilen törenle sertifikalarını aldı. Programın açılışında konuşan TİM Başkan Vekili ve İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği (İDDMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Tahsin Öztiryaki, Türkiye’nin artık her alanda, daha çok üreterek ucuz satan değil, markalı ve kaliteli ürünlerini yüksek fiyatla satan ülke olmayı kendisine ilke edinmesi gerektiğini söyledi.

“BÖLGENİN ÇİN’İ DEĞİL AVRUPA’SI OLMALIYIZ” Bu yıl ilk mezunlarını veren Uluslararası Markalaşma Programı’nın Turquality programının eşleniği olarak hazırlandığını bildiren Tahsin Öztiryaki, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’nin 2023 hedefinde yer alan 500 milyar dolarlık ihracat hedefine ulaşmak, endüstrinin katma değeri yüksek, inovatif ürünler üretmesinden geçiyor. Birilerinin yaptığını daha ucuza üreterek piyasada tutunmak ve izleyici olmak gündemimizde olmamalı. Ürün çeşitlemesinde farklılıklar yaratan, piyasalara yenilikler getiren ‘marka’ firmalar çıkarmalıyız. Tüm sektörlerde, başkasının yaptığının daha mükemmelini yapan, piyasanın belirleyicisi, oyun kurucusu olmalıyız. Yani biz bölgenin Çin’i değil Avrupa’sı olmalıyız. YTÜ ile başlattığımız Uluslararası Markalaşma Programı, bu alanda attığımız adımlardan

biri. Program, katılan kişilerin ve firmaların bakış açısını değiştirecek, iş hayatında daha geniş bir çerçeveden bakmasını sağlayacak ve geleceğin markalarının yaratılmasında temel oluşturacaktır.” METALİK FİKİRLER’E 10 ÜNİVERSİTE DAVET EDİLDİ Türkiye’de uzun yıllar kâğıt üzerinde kalan üniversite sanayi iş birliğinin son yıllarda etkin şekilde günlük hayatımıza girdiğini belirten Öztiryaki, sözlerini şöyle sürdürdü: “Geçtiğimiz yıl ilkini gerçekleştirdiğimiz Metalik Fikirler Proje yarışmasında sektör, girişimci, akademik ve öğrenci kategorilerinde 410 başvuru ile bu alanda bir rekor kırdık. Dereceye giren projelerimizi parasal ödüllerin yanında sektörle buluşturduk. Bu projeleri satın alan ihracatçı firmalarımız oldu. Bu yıl Türkiye’nin seçkin 10 üniversitesinde, rektörleri ve dekanları, bölüm başkanlarını bizzat yerlerinde ziyaret ederek yarışmamızın ikincisini anlattık. Hem akademik çevreyi hem de üniversite öğrencilerimizi Metalik Fikirler Proje yarışmalarına davet ettik. İDDMİB olarak, sektörde ürün farklılaştırması başta olmak üzere, aynı zamanda üretim teknolojilerini de içine alacak şekliyle sanayicimizi her alanda geliştirecek destekleyici programlar üretmeye çalışıyoruz.” ENDÜSTRİYEL TASARIMCILAR MESLEK OKULU’NDAN YETİŞİYOR Konuşmasında Türkiye’de bir ilk olan İMMİB Erkan Avcı Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi’nden söz eden Öztiryaki, istikrarla büyüyen ekonomiler olmanın yolunun, tasarım yapan, marka işletmelerin sayısının

5


HABER

YILDIZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ REKTÖRÜ PROF. DR. İSMAİL YÜKSEK ÜNİVERSİTE SANAYİ İŞ BİRLİĞİNİN ÖNEMİNE VURGU YAPTI. PROF. DR. YÜKSEK, İŞ BİRLİĞİNİN HER İKİ TARAFIN GELİŞİMİ İÇİN ÖNEMLİ OLDUĞUNA DİKKAT ÇEKEREK , “FİRMALAR NE KADAR BÜYÜR VE GELİŞİRSE, ÖĞRENCİLERİMİZİN İSTİHDAM ALANI DA O KADAR ARTAR” DİYE KONUŞTU. 6

artmasından geçtiğini vurguladı. Öztiryaki, YTÜ ile gerçekleştirdikleri Uluslararası Markalaşma Programı’nın ilk mezunlarını vermesinden büyük mutluluk duyduğunu, bu tür çalışmaların gerek YTÜ ile gerekse diğer üniversiteler ile de devam edeceğini söyledi. “SANAYİYE KAPIMIZ HER ZAMAN AÇIK” YTÜ Rektörü Prof. Dr. İsmail Yüksek ise yaptığı konuşmada şunları dile getirdi. “Üniversite sanayi işbirliği yoğun uygulama alanımız olup teknoparklarımızla, pratik uygulama programları ve laboratuvarlarımız ile üniversitemizi, tüm fakülteleri ile üretim ve hizmet sektörünü

buluşturmaya çalışıyoruz. Bugün YTÜ, bu tarz programları yoğun şekilde uygulayan üniversitelerden biri. Bilgi ve akademik birikimlerimizle üreten sektöre destek her zaman önceliğimiz. Bu her iki tarafın da gelişimi için önemli. Buradan mezun olan yönetici arkadaşlarımızın çalıştığı firmalar ne kadar büyür ve gelişirse biz de lisans ve yüksek lisans programlarımızdan o kadar daha fazla öğrencilerimize istihdam alanı yaratmış oluruz.” Konuşmaların ardından eğitimini başarı ile tamamlayan öğrencilere sertifikaları İDDMİB Yönetim Kurulu Başkanı Tahsin Öztiryaki ve YTÜ Rektörü Prof. Dr. İsmail Yüksek tarafından dağıtıldı.


FUAR İ S T A N B U L

D E M İ R

V E

D E M İ R

D I Ş I

M E T A L L E R

İ H R A C A T Ç I L A R I

B İ R L İ Ğ İ

A Y L I K

Y A Y I N I

A Ğ U S T O S

2 0 1 3

S A Y I :

2 1

ZÜCHEX AR MİLY 3 L I Y U B RET A C İ T K I DOLARL ARATAC AK Y H AC M İ

Z

üchex Uluslararası Züccaciye & Hediyelik Eşya ve Elektrikli Ev Gereçleri Fuarı’nın 24’üncüsü 19-22 Eylül 2013 tarihleri arasında Tüyap Kongre ve Fuar Merkezi’nde kapılarını açıyor. Züccaciye, elektrikli ev eşyaları ve hediyelik eşya sektöründe faaliyet gösteren yerli ve yabancı imalatçı, ihracatçı, ithalatçı ve distribütörlerle, zincir mağazaları, toptancıları, bayii ve perakendecileri bir araya getirecek olan fuar, bu sene daha da büyüyerek 100 bin metrekare alanda gerçekleşecek. Avrupa’nın 3’üncü, dünyanın 4’üncü büyük fuarı Züchex, Ortadoğu’dan Balkanlar’a, Avrupa’dan Güney Afrika’ya, Rusya’dan Türki Cumhuriyetlere kadar tüm dünya ülkelerinin buluştuğu ve uluslararası ticaretin başladığı önemli bir ticari platform yaratıyor. 18 yıl önce züccaciye dükkânlarının var olduğu dönemlerden, 2013 itibariyle büyük bir sektöre dönüşen ve Züchex Fuarı ile dünya çapında geniş pazarlara ulaşan züccaciye sektörünün bugünkü ticaret hacmi ithalat ve ihracatla birlikte 3 milyar dolara ulaştı.

700 FİRMANIN KATILIMIYLA 40 BİNİ AŞKIN ZİYARETÇİ BEKLENİYOR Uluslararası Züchex Fuarı için geri sayım başladı, geçen yıl 422 yerli, 127 yabancı, toplam 549 firmanın katılımı ile gerçekleşirken, bu yıl 130’ün üzerinde yabancı, 550’nin üzerinde ise yerli katılımcı ön görülüyor. Züchex’i 2012 yılında 96 ülkeden toplam 2 bin 524 yabancı profesyonel alıcı ziyaret ederken, profesyonel ziyaretçi sayısı 31 bin 278 olarak gerçekleşti. Ekonomi Bakanlığı desteğiyle fuara bu yıl, İngiltere, Japonya, Azerbaycan, BAE, Cezayir, Gana, Gürcistan, İran, Hırvatistan, Kazakistan, Libya, Lübnan, Macaristan, Makedonya, Mısır, Moldova, Polonya, Suudi Arabistan, Şili, Rusya, Umman, Ürdün, Tunus ve Yunanistan alım heyetleriyle yaklaşık 40 bin ziyaretçi bekleniyor. Firmaların fuara özel olarak hazırladığı koleksiyonları, 10 binlerce ev eşyası ve ev gereçleri ilk defa görücüye çıkacak. Züccaciye sektörünün sesini dünyaya duyurmasındaki sağlayan

Züchex Fuarı, geleneksel satış ve pazarlama yöntemlerine göre kısa sürede daha çok sonucun alınmasını sağlarken, sektörün kendi iç gelişimine ve geleceğine de ışık tutuyor. Her yıl ciddi oranda büyüyen Züchex Fuarı, katılımcılarına yurtiçinde ve uluslararası platformda yeni iş imkanları yaratarak ve firmaların bayilik ağlarının gelişmesini, yurtiçi ve yurtdışına açılımlar yapmasını ve pazar paylarının artmasını sağlıyor. Ev tekstilini züccaciye sektörünün ayrılmaz bir parçası olarak gören Züchex Fuarı, sektörün özel markalarına da yer vermeye devam ediyor. Sektöre kendilerini ilk kez Züchex Fuarı ile tanıtan firmalar, geçen zaman içerisinde elde ettikleri başarıları ihracat ataklarını genişleterek devam edecekler. İç ve dış piyasanın merakla beklediği fuarda ev tekstili, cam porselen, seramik, çelik mutfak eşyaları, plastik ve elektrikli ev gereçleri, ithal mutfak eşyaları, dekoratif ev eşyaları ile hediyelik eşya firmalarının stantları yer alacak.

7


HABER

Yöresel eşyalar ihracata katılıyor KADINLARI, GENÇLERİ EKONOMİYE KAZANDIRMAK VE YÖRESEL ÜRÜNLERİ İHRACAT KALEMİ HALİNE GETİRMEK İSTEDİKLERİNİ BELİRTEN İDDMİB YÖNETİM KURULU BAŞKANI TAHSİN ÖZTİRYAKİ, ÜNİVERSİTE MEZUNU TASARIMCI, HUKUKÇU, PAZARLAMACI VE GRAFİKER GENÇLERİ BİR ARAYA GETİREREK KURACAKLARI EKİBİN TÜRKİYE’NİN YEDİ BÖLGESİNDEKİ HEDİYELİK EŞYALARI YENİDEN TASARLAYIP, AMBALAJLAYIP, KATALOGLAYARAK FUARLAR ARACILIĞI İLE DÜNYAYA TANITACAĞINI SÖYLEDİ. DDMİB köylerde kadınların yaptığı hediyelik eşyaları ihracat kalemi içine alacak. İDDMİB Yönetim Kurulu Başkanı Tahsin Öztiryaki, Nasreddin Hoca oyuncakları, fes, tespih gibi hediyelik ürünlerin bile Çin’den geldiğine dikkat çekerek, köylerde kadınların yaptığı yöresel ürünlerin ihracat kalemi olmasını planladıklarını belirtti. Birlik olarak Türkiye’nin yedi bölgesindeki hediyelik eşyaları dünyaya tanıtacaklarını belirten Öztiryaki, sözlerini şöyle sürdürdü: “Özellikle köylerde, kasabalarda, kadınları ve gençleri çalıştıracağımız bir organizasyonla hediyelik eşyayı katma değer olarak ihracatın içine sokacağız. En son Hong Kong’da düzenlenen mutfak eşyaları fuarının yüzde 50’si hediyelik eşyadan oluşuyordu. Bunlar için ağır teknolojiye ihtiyaç yok. Ancak organizasyona ihtiyaç var. Şu anda kendi hediyelik eşyalarımızı bile yapmıyoruz. Nasreddin Hoca, tesbih, fes, tavla gibi ürünlerin hepsi Çin’den geliyor. Örneğin köylü kadınların el işlerini fuarlara getireceğiz. Birlik olarak iki üç yıl içinde bu insan gücünü çalıştıracağımız bir organizasyonla hediyelik eşyayı katma değer olarak ihracatın içine sokacağız. Türkiye’nin taşından toprağından, otundan bir şeyler çıkaralım istiyoruz.” Bunun için çalışmalara başladıklarını

İ

8

İDDMİB Yönetim Kurulu Başkanı Tahsin Öztiryaki

üniversite mezunu tasarımcı, pazarlamacı, grafiker, hukukçu gençleri bir araya getireceklerini dile getiren Öztiryaki, “Bu arkadaşlarımızı bir araya getirip Türkiye’nin çeşitli yörelerinde o yörenin ham maddesiyle, o yörenin gelenekleriyle oluşturulan eşyaları yeniden tasarlayarak, ambalajlayarak, fuarlara göndererek, kataloglar hazırlayarak hayata geçirmelerini sağlayacağız” diye konuştu. Türkiye’nin yedi bölgesinde çalışmalar yaparak, hediyelik eşya konusunda yeni iş alanı açacaklarını dile getiren Öztiryaki, “Hediyelik eşya ithalatımız 145 milyon dolar. Hediyelik eşya mağazalarını gezin, çoğunun Çin’de üretildiğini görürsünüz. Bunun önüne geçmek istiyoruz” dedi. Öztiryaki, bu amaçla İMMİB’in dokuz yıldır organize ettiği “Endüstriyel Tasarım Yarışması”nda, bu yıl ilk kez “İstanbul için Hediyelik Eşya Tasarımı” özel konseptinin de yer aldığını hatırlattı. “İTALYA İLE YARIŞIYORUZ” Türkiye Mutfak Sektörü hakkında da bilgi veren Öztiryaki, sektörün İtalya ile yarıştığına dikkat çekti. Metalden mutfak eşyalarının 4,56 dolar, plastikten üretilenlerin 3,55 dolar, camdan üretilenin ise 2,35 dolar olduğunu dile getiren Öztiryaki, “Mutfak sektörü ticareti dünyada 145 milyar dolar. Türkiye ise 3,9 milyar dolar ile sekizinci sırada. İlk sırada yüzde 36 pay ile Çin var. İkinci sırada yüzde 6,8 ile Almanya, üçüncü sırada ise yüzde 4,8 ile İtalya geliyor”


HABER İ S T A N B U L

D E M İ R

V E

D E M İ R

D I Ş I

M E T A L L E R

diye konuştu. Öztiryaki, tasarım ve marka ile Almanya’nın bu sektörlerde yüzde 6,8 pay almasının Türkiye’nin çıktığı yolun doğru olduğunu gösterdiğini kaydetti. Türkiye’nin bu sektörde İtalya ile yarıştığını belirten Öztiryaki, “Biz Hindistan, Çin, Malezya veya Endonezya olmak istemiyoruz. Avrupa’ya yakın duran bir ülkeyiz. Fiyatla değil, kalite ve markayla yola çıkmak istiyoruz” dedi. GÜNEYDOĞU’YA YATIRIM İÇİN ÇALIŞMALAR VAR Türkiye’de teşviklerin de iyi olduğuna değinen Öztiryaki barış süreci ile birlikte Güneydoğu’ya yatırımların artacağını söyledi. Birkaç firmanın araştırmaya başladığını dile getiren Öztiryaki, Türkiye’nin her yerine sanayinin yayılmasıyla iç göçün

İ H R A C A T Ç I L A R I

B İ R L İ Ğ İ

A Y L I K

de önleneceğine dikkat çekti. Mutfak eşyaları sektörünün büyümesini sürdürmesi halinde 2023’te 15 milyar dolarlık ihracata ulaşmayı öngördüklerini vurgulayan Öztiryaki, amaçlarının ise bu rakamı 25 milyar dolara çıkarmak olduğunu belirtti. ABD’nin Çin’den gelen bazı ürünlere anti-damping uygulamasının Türkiye’nin ABD’ye ihracatında bir avantaj olabileceğini belirten Öztiryaki, “Ancak, ABD’nin AB ve Japonya ile serbest ticaret anlaşmaları imzalayacağı konuşuluyor. Bu bizi endişelendiriyor” dedi. TAKLİT EDİLEN TÜRK ÜRÜNLERİ İÇİN MÜCADELE EDİYORUZ Katıldıkları fuarlarda ‘Türk malı’nın önemli olduğunu gördüklerini, özellikle ‘Türk malı

Y A Y I N I

A Ğ U S T O S

2 0 1 3

S A Y I :

2 1

mı?’ diye sorulduğunu anlatan Öztiryaki şöyle konuştu: “Türk malının imajı çok iyi, öyle ki artık taklit ediliyor. Bunun için mücadeleye başladık. Çin’de bir avukatlık bürosuyla anlaştık. Mallar daha gümrükten çıkmadan tespitini sağlayacak, taklit ürünlerin dünyaya yayılmasını engelleyeceğiz. 110 ülkeye kendi ürünlerimizi inandırmışken Türkiye’de de Türk malına itibar edilmesi lazım. Tabii ki ithalat olacak. Ama ekonomi için Türk malının kullanımı çok önemli. Örneğin, ABD kriz sonrası o taktiği uyguluyor. Ürünlerine ‘Gururla ABD malı’ yazdırdı. Türkiye 10 yıl öncesine göre farklı algılanıyor. Ezik durumumuz yok artık. Ekonomimiz çok iyi. Bize ‘sırrınız nedir?’ diye soruyorlar. Biz de çalışmak diyoruz.”

9


HABER

BİST, İDDMİB yönetimine Metal Borsası’nı anlattı stanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği’nin yönetim kurulu toplantısı yapıldı. Toplantı öncesinde Borsa İstanbul (BİST) Genel Müdür Yardımcısı Çetin Ali Dönmez ve BİST Opsiyon Piyasası Bölüm Müdürü Muammer Çakır yönetim kurulunu ziyaret etti. Kurulması planlanan Metal Borsası ile ilgili görüş alış verişinin yanı sıra Muammer Çakır tarafından “Çelik Piyasasına Yeni Dokunuş” başlıklı bir sunum yaptı ve bilgiler verdi. Sununum ardından söz alan İDDMİB Yönetim Kurulu Başkanı Tahsin Öztiryaki, son dönemde alüminyum piyasalarında manipülasyon yaşandığını, sektörün geleceğinin sağlam limanlarda olması gerektiğini vurguladı. 2013 yılı sonuna kadar sektör hedefinin 7 milyar dolar olduğunu belirtti. BİST Genel Müdür Yardımcısı Çetin Ali Dönmez ise alüminyum, bakır ve çelik üreticilerinin desteğiyle hayata geçirilecek borsanın, dünya piyasalarından ayrışmasının mümkün olmayacağını söyledi. Dönmez, özellikle fiyat politikasının dünya piyasalarından

İ İSTANBUL DEMİR VE DEMİR DIŞI METALLER İHRACATÇILARI BİRLİĞİ İDDMİB TEMMUZ AYI YÖNETİM KURULU TOPLANTISI 10 TEMMUZ 2013 TARİHİNDE YAPILDI. YÖNETİM KURULU TOPLANTISINA BORSA İSTANBUL BİST GENEL MÜDÜR YARDIMCISI ÇETİN ALİ DÖNMEZ VE BORSA İSTANBUL BİST OPSİYON PİYASASI BÖLÜM MÜDÜRÜ MUAMMER ÇAKIR KONUK OLDU.

bağımsız hareket etmesinin imkânsız olduğunu ifade etti. Sektörün Londra Metal Borsası’na göre hareket ettiğine dikkat çeken Dönmez, dünya alüminyum ve bakır üretiminin çok az kısmının Türkiye’de olduğunu, çelik de ise hatırı sayılır üretici konumunda bulunduğunu hatırlattı. Sektörün finansal ihtiyacını Borsa İstanbul olarak üstleneceklerinin altını çizen Dönmez, İDDMİB Yönetim Kurulu Üyelerini BİST’e katılmaya davet etti. BİST Opsiyon Piyasası Bölüm Müdürü Muammer Çakır ise yönetim kurulu üyelerine yaptığı “Çelik Piyasasına Yeni Dokunuş” sunumuyla Türkiye’nin çelik sektöründeki durumunu verilerle aktardı. Çakır, Türkiye’nin 2012 yılında dünya çelik üretiminde 8’inci sırada olduğunu hatırlatarak sözlerine başladı. Türkiye’nin 2012’de çelik üretiminin 35 milyon ton, tüketiminin ise 28 milyon ton olduğunu aktaran Çakır, “Türkiye’deki ekonomik büyümenin devam etmesine paralel olarak çelik tüketiminin de artması bekleniyor. Türk Çelik endüstrisinin performansı Avrupa, Orta Asya ve Asya piyasalarındaki piyasa koşullarına bağlı. Aynı zamanda Çelik Vadeli İşlem Sözleşmeleri dünyada yedi borsada işlem görüyor” dedi. İDDMİB YÖNETİM KURULU ÇALIŞANLARLA İFTAR YEMEĞİ’NDE BİRARAYA GELDİ İDDMİB yönetim kurulu, Temmuz ayı yönetim kurulu toplantısının ardından iftar yemeği verdi. Yönetim toplantısının konukları BİST Genel Müdür Yardımcısı Çetin Ali Dönmez ve BİST Opsiyon Piyasası Bölüm Müdürü Muammer Çakır’ın yanı sıra ve İDDMİB çalışanları katıldı. Florya Develi Restaurant’ta verilen iftar yemeğinde keyifli dakikalar yaşandı. Sohbetlerle sona eren iftar yemeğinin ardından konuklara ramazan şerbeti dağıtlıdı. İDDMİB gecenin sonunda ise iftar davetine katılanlara Galata Kulesi şeklinde çikolata hediye etti.

10


HABER İ S T A N B U L

D E M İ R

V E

D E M İ R

D I Ş I

M E T A L L E R

İ H R A C A T Ç I L A R I

B İ R L İ Ğ İ

A Y L I K

Y A Y I N I

A Ğ U S T O S

2 0 1 3

S A Y I :

2 1

Alüminyum sektörünün UR-GE projesi başlıyor stanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği (İDDMİB) üçüncü URGE Projesini hayata geçiriyor. Ekonomi Bakanlığı’nın Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesinin Desteklenmesi tebliği kapsamında çalışmalarını sürdüren İDDMİB’in alüminyum sektörü için hazırladığı UR-GE projesi bakanlık tarafından onaylandı. “2023 yılı 500 milyar dolar ihracat” hedefi kapsamında başlattığı ve destek kapsamının yüzde 75 olarak belirlediği projenin ilk adımı olarak 21 Ağustos’ta URGE Proje Açılış Toplantısı gerçekleştirilecek. Toplantıda küme firmalarının birbirleriyle ve proje ekibiyle tanışmasının yanı sıra projenin işleyişi, adımları ve firmaların beklentileri hakkında görüş alış verişinde bulunulacak. 22 sektör firmasının yer aldığı proje, söz konusu açılış toplantısı sonrasında ihtiyaç analizi, daha sonra ise alım heyetleri, fuar katılımları gibi yurtdışı pazarlama faaliyetleri ile devam edecek. Projeye katılan firmalar bu çalışmaların yanı sıra ihtiyaç duydukları konularda danışmanlık hizmeti de alabilecekler.

İ

URGE PROJESİ NEDİR? Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesi projesi, ihracat gerçekleştiren firmaların uluslararası pazarlarda rekabet gücünü arttırmaya yönelik giderlerinin desteklenmesi amacını taşıyor. Eğitimden, yurtdışı pazarlama alım heyetlerine kadar geniş destekleri kapsayan projeye katılan firmaların, eğitim ve danışmanlık ihtiyacının analizi, iş planı, ihracat stratejilerinin hazırlanması ve izlenmesi, ihracat potansiyelinin belirlenmesi ve ihracat yapmaya hazır hale getirilmesi, süreç iyileştirme ve yönetimi ile bilgi ve iletişim teknolojileri danışmanlığı hizmetlerinden yararlanmaları sağlanıyor. Proje, Ekonomi Bakanlığı ile işbirliği kuruluşları; ihracatçı birlikleri, sanayi ve ticaret odaları, TOBB, TİM, DEİK, teknoloji geliştirme bölgeleri, organize sanayi bölgeleri, endüstri bölgeleri, sektörel üretici dernekleri, sektörel dış ticaret şirketleri, imalatçıların kurduğu dernek, birlik veya kooperatifleri aracılığı ile hayata geçiriliyor. Aynı ya da benzer iş kolunda faaliyet gösteren, coğrafi olarak birbirine

yakın, birbirleriyle işbirliği ve rekabet halinde olan üretici, yan sanayi, hizmet tedarikçileri ve üniversiteler, kalkınma ajansları, odalar, sektör dernekleri gibi kurumların bir araya geldiği çalışma modeli olan kümelenme bu projede de uygulanıyor. Projede kümelenme modelinin seçilmesi, yoğun rekabetin yaşandığı günümüzde dünyadaki hızlı gelişim ve değişime ayak uydurmak ve rekabette bir adım önde olmak birlikte hareket eden herkesin kazanmasını sağlama amacını taşıyor. Kümelenme modeliyle firmaların, işbirliği kuruluşları önderliğinde, ortak ihtiyaç analizi, ortak öğrenme, ortak pazarlama gibi ihracata yönelik eylem ve faaliyetlerinin desteklenmesi de sağlanıyor. Tek bir firmaya değil, birlikte güç yaratacak firmaların ihtiyaçları karşılanarak, hızlı kazanım odaklı ortak eğitim ve danışmanlık ile pazarlama ve tanıtım faaliyetleri hayata geçiriliyor. 2010 yılında başlayan UR-GE projesi ile 76 işbirliği kuruluşunun öncülüğünde 2 bin 102 firmanın katıldığı 116 proje hayata geçirildi.

11


İHRACAT

MÜGE ATAÇKARAPINAR İDDMİB Metaller Sektör Şubesi Uzmanı

D

emir ve demir dışı metaller ihracatımız, Ağustos 2013 döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2,3’lük bir artışla 513 milyon dolar olarak gerçekleşti. Söz konusu dönem ihracatını 2013 yılı Temmuz dönemi ile karşılaştırdığımızda ise yüzde 13,5 oranında azalış görüldü. Demir ve demir dışı metaller sektörü ihracatımızın toplam ihracatımızda payı Temmuz 2013 dönemi itibariyle yüzde 4,7 oranında gerçekleşti.

EN FAZLA İHRACAT YİNE AVRUPA’YA Avrupa Birliği ülkeleri 263,6 milyon dolarla 2013 yılı Ağustos döneminde sektör ihracatımızın en fazla yapıldığı ülke grupları arasında ilk sırada yer aldı. Bu ülkelere yönelik ihracatımızı geçen senenin aynı dönemi ile karşılaştırdığımızda, yüzde 13,1’lik bir artışın, Temmuz 2013 dönemi ile karşılaştırdığımızda da yüzde1,5’lik bir azalışın olduğu görülüyor. Sektör ihracatının ikinci önemli pazarı durumunda bulunan Diğer Avrupa ülkelerine geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 4,3 oranında artışla 92,6 milyon dolarlık bir ihracatın gerçekleştirildiği, geçen aya göre bu rakamın yüzde 12,3 azalış kaydediyor. Üçüncü önemli ülke grubu olan Yakın, Orta, Doğu Asya

12

Demir ve demir dışı metaller ağustos ayı ihracatı 513 milyon dolar oldu ülkelerine Temmuz 2013 döneminde yüzde 7’lik azalışla 61,7 milyon dolarlık ihracat yapılırken, bu rakam geçen aya göre yüzde 33,1 azaldı. Kuzey Afrika ülkelerine Ağustos 2013 döneminde yüzde 17,6 azalışla 22 milyon dolar olarak gerçekleşen ihracatımız, Temmuz 2013 dönemi ile karşılaştırıldığında ise yüzde 43 azaldığı görüldü. Kuzey Amerika ülkelerine Ağustos 2013 döneminde yapılan ihracat ise geçen sene aynı döneme göre yüzde 10 azalışla 16 milyon dolar oldu. Bu oran Temmuz 2013 dönemine göre yüzde 20 azaldı. IRAK’A İHRACATIMIZ HER GEÇEN GÜN ARTIYOR 2013 yılı Ağustos döneminde sektör ihracatının gerçekleştirildiği önemli ülkeler arasında, Almanya 66,5 milyon dolarla ilk sırada yer aldı ve bu ülkeye olan ihracatımızda bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde1 artarken bir önceki aya göre de yüzde 5,5’lik azaldı. 2013 yılı Ağustos döneminde yapılan toplam demir ve demir dışı metaller ihracatının yüzde 13’ünün yapıldığı ülke olan Almanya sektörün en önemli pazarı olmayı sürdürüyor. Irak 32,2 milyon dolarla 2013 yılı Ağustos döneminde demir ve demir dışı metaller ihracatımızın en fazla yapıldığı ikinci ülke oldu. Irak’a yapılan ihracatta 2012 yılı aynı dönemine göre

yüzde18,2’lik ve bir önceki ayın aynı dönemine göre ise yüzde 38’lik azalışlar yaşandı. Bu dönemde demir ve demir dışı metaller ihracatı yapılan ülkeler arasında Irak yüzde 6,3’lük pay aldı. Ağustos 2013 döneminde 3’üncü sırada yer alan İtalya’ya olan ihracatımızın geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6,4 oranında artarak 28 milyon dolara ulaştığı göze çarpıyor. Temmuz 2013 döneminde İtalya’ya yaptığımız ihracat ile karşılaştırdığımızda da yüzde 13’lük azaldığı görülüyor. Ağustos 2013 döneminde demir ve demir dışı metaller ihracatı yapılan ülkeler arasında Irak yüzde 5,46 pay aldı. Sektörün ihracat yaptığı önemli ülkeler arasında 4’üncü sırada yer alan İngiltere’ye yapılan ihracat, 2013 yılı Ağustos döneminde 25,4 milyon dolar olarak gerçekleşerek, bu rakam, geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 3,2’lik artışa ve Temmuz 2013 dönemine göre de yüzde 7,5’lik azalışa denk geliyor. Ağustos 2013 döneminde demir ve demir dışı metaller ihracatı yapılan ülkeler arasında İngiltere’nin payı yüzde 5 olarak gerçekleşti. Genel olarak baktığımızda ise Ağustos 2013 döneminde belirgin oranda ihracatımızda artış olan ülkelerden bazıları ise, yüzde 593 ile Finlandiya, yüzde 478 ile Yunanistan, yüzde 84 ile Kırgızistan, yüzde 77 ile Portekiz ve Çin oldu.


HABER İ S T A N B U L

D E M İ R

V E

D E M İ R

D I Ş I

M E T A L L E R

İ H R A C A T Ç I L A R I

B İ R L İ Ğ İ

A Y L I K

Y A Y I N I

A Ğ U S T O S

2 0 1 3

S A Y I :

2 1

rı a l a y ş E k a f t u M e v Ev t a c a r h i n i ç i r a l r a z a yeni p i d e l r i l e b i n i r e l i j strate stanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği (İDDMİB), İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamülleri İhracatçıları Birliği (İKMİB), Züccaciyeciler Derneği (ZÜCDER) ve Ekonomi Bakanlığı iş birliğiyle yürütülen, Türk Ev ve Mutfak Eşyaları Yurtdışı Pazarlama Takımı Projesi’nin üyeleri çalışmalar hakkında bilgilendirildi. Küme firma temsilcilerinin katıldığı toplantıda, geçen aylarda gerçekleştirilen Avustralya-Yeni Zelanda, Tanzanya-Güney Afrika ön heyeti ve Japonya-Güney Kore heyetlerinin ardından bu ülkelere gerçekleştirilecek pazarlama çalışmaları ile ilgili fikir alışverişinde bulunuldu. İhracat istatistiklerinin değerlendirildiği toplantıda ayrıca, Avustralya-Yeni Zelanda ön heyeti kapsamında pazar, tüketici alışkanlıkları, retail mağazalar ile ilgili detaylı bilgilendirme ve alternatifler de dile getirildi. Bunun yanı sıra Tanzanya-Güney Afrika ön heyeti ile ilgili bilgilendirme ve asıl heyetle ilgili görüşlerin de yer aldığı toplantıda Japonya-Güney Kore Heyeti sonrasında alım heyeti planlanması ile ilgili neler yapılması gerektiği konuşuldu.

İ

13


METALİK FİKİRLER

M

etalik Fikirler Proje Pazarı Yarışması kamuoyuna daha çok düzenlenen ödül töreni ile yansıyor. Ancak biliyoruz ki bu çok uzun soluklu ve zor bir süreç. Ödül töreni aşamasına gelene kadar nasıl bir çalışma programı izliyorsunuz? Bilgilendirir misiniz? Sadece Metalik Fikirler AR-GE Proje Pazarı değil, İMMİB bünyesinde bulunan tüm AR-GE Proje Pazarları gerçekten de emek ve özveri isteyen etkinlikler. Bizim için ise “Metalik Fikirler” bilinen diğer AR-GE Proje Pazarlarının aksine, akademik projelerin sanayiye aktarılması ve örnek projelerin sadece sergilenmesini hedeflememektedir. Biz, Metalik Fikirler’i etkinlikten öte görüp bir marka haline getirmeye çalışıyoruz. Metalik Fikirler metal sektörüne yönelik bilgi paylaşım platformudur diyebiliriz. Bu yüzden de süreç bir yıla yayılıyor. Bakış açımızı oluştururken İDDMİB Yönetim Kurulu Başkanı ve üyelerinden oluşan Yürütme Kurulumuz ile bir araya geliyor ve önümüzdeki Metalik Fikirler için neyi hedeflediğimizi, neleri görmek ve göstermek istediğimizi konuşuyoruz. Bu sene ikincisini yapacağımız Metalik Fikirler’in ilk toplantısında “Geçen sene en çok neyi görmek isterdik?” sorusuna “Daha çok öğrenci projesi görmek” cevabını verdik. Böyle bir girişim için ne yapabiliriz dedik ve bunu projelendirdik. Bu markanın uzun soluklu olması için bize Türkiye’nin dört bir yanından gelen akademisyenlerimizin

ve sanayicilerimizin büyük katkısı var. Anlayacağınız, kalabalık bir Danışma Kurulumuz var. Proje kabul sürecine kadar eve gelecek misafir için hazırlık yapar gibi hazırlanıyoruz. Gelebilecek bütün sorulara ve ihtiyaçlara yönelik girişimleri hazırlıyor; katılımcıların ve ziyaretçilerin ulaşılabilecekleri her yerde yayınlıyoruz. Proje kabul etmeye başladıktan sonra tanıtım yapıyoruz ve sene başında kurguladığımız büyüklü küçüklü projeleri hayata geçiriyoruz. Projeler geldikten sonra, son başvuru tarihinden sonra akademisyen ve sanayicilerden oluşan i Değerlendirme Kurulu’muz v önce kriterleri tartışıp daha sonra gelen yüzlerce projeyi bu kriterlere göre değerlendiriyorlar. Çıkan sonuçlardan oluşan listeyi elimize aldığımızda büyük güne hazırlanmaya başlıyoruz. Bu süreçte çok fazla iş ortaklarımız var, matbaa, ajans, organizasyon ekibi... Geçen sene etkinlik gecesi ile olumlu geri dönüşler aldık. Bu sene geçen seneki etkimizi koruyup daha fazla insana yaymak istiyoruz. Metalik Fikirler Proje yarışı tüm hızıyla devam ediyor. Katılım nasıl? Geçen yıla göre bu yıl ki kategoriler arasında belirgin bir fark var mı? Metalik Fikirler AR-GE Proje Pazarı içerik anlamında Sanayici, Akademisyen, Girişimci ve Öğrenci olmak üzere 4 farklı kategoriden oluşuyor. Amacı, farklı deneyim ve bilgi birikimine sahip olan kişileri bir araya

Genç yarışma gençlere

İDDMİB’İN METALİK FİKİRLER ARGE PROJE PAZARI HENÜZ İKİNCİ KEZ GERÇEKLEŞECEK OLMASINA KARŞIN BÜYÜK BAŞARI ELDE ETTİ. İDDMİB ÜYELERİNİN İNOVASYONA VERDİĞİ ÖNEMİN GÖSTERGESİ OLAN YARIŞMA TÜM KURUMUN GÖZ BEBEĞİ. HERKESİN KATKI KOYDUĞU YARIŞMANIN ORGANİZASYON AYAĞINDA YER ALAN İKİ GENÇ İSİM METALLER SEKTÖRÜ ŞUBESİ UZMAN YARDIMCILARI EBRU KUTLUALP VE MERVE TAŞER ÜNEL İLE METALİK FİKİRLER ARGE PROJE PAZARI’NIN DÜNÜ, BUGÜNÜ VE GELECEĞİNİ KONUŞTUK. 14

getirerek aralarında bilgi aktarım köprüleri oluşturmak. Metalik Fikirler AR-GE Proje Pazarı hızını kesmeden dinamik, kararlı şekilde yoluna devam ediyor. Katılımcılarımız Metalik Fikirler AR-GE Proje Pazarı’na geçen yıla göre beklentilerimiz doğrultusunda daha yoğun ilgi gösterdi. Proje başvuru sürecimiz Ağustos ayı sonunda bitecek olmasına rağmen şuan için geçen yıl yapılan başvurular ile kıyaslama yaptığımızda toplamda proje başvurusunda yüzde 15’lik artış olduğu görülüyor. Metalik Fikirler AR-GE Proje Pazarı’nda amacımız nicelik olarak fazla projeden ziyade nitelikli, sanayiye dönük ve hayata geçirebilecek proje sayılarında artışı sağlamak. Geçen yıla göre bu yıl öğrenci kategorisi proje başvurularında 4 kat, girişimci kategorisi proje başvurularında ise 2 kat arttı. Özellikle öğrenci kategorisindeki yüksek artış miktarı gelecek vaat ediyor. Genç arkadaşlarımızın henüz kariyerlerinin başında Metalik Fikirler’e gönderecek projelerinin olması, gösterdikleri ilgi ve her şeyden önemlisi öz güvenlerinin yüksek olması yaptığımız ve yapacağımız etkinliklerin hedefine ulaştığının bir göstergesi niteliğinde. Metalik Fikirler’in daha geniş kitlelere ulaşması için ne gibi çalışmalar yaptınız ve nasıl geri dönüşler aldınız? Bu sene bizi en çok heyecanlandıran proje “10 Şehir-10 Üniversite Projesi”ydi. Projenin amacı Metalik Fikirler AR-GE Proje Pazarını tanıtmak, girişimcilik, inovasyon ve AR-GE algısını arttırmak, İDDMİB’i ve Metalik Fikirler AR-GE Proje Pazarını tanıtmak. Hedefimiz bir önceki sene gelen öğrenci proje sayısını artırmaktı. Proje kapsamında, İstanbul, İzmir, Ankara, Isparta, Trabzon, Karabük, Erzurum, Elazığ ve Van’da toplam 10 üniversite ziyareti gerçekleştirdik. Toplamda 3 binden fazla öğrenci ve birbirinden değerli öğretmenlerle görüştük. Gittiğimiz okullarda stant açtık, metalürji ve malzeme bölümü öğrencilerinin derslerine eşlik ettik. Bölüm başkanları, dekanlar ve rektörlerle görüştük. . Davet edildiğimiz fakat zamansızlıktan gidemediğimiz birçok okul oldu. Bu projeyi belli bir periyoda oturtabilir, Metalik Fikirler’in devamlı bir projesi yapabiliriz, bu


METALİK FİKİRLER İ S T A N B U L

D E M İ R

V E

D E M İ R

D I Ş I

M E T A L L E R

İ H R A C A T Ç I L A R I

B İ R L İ Ğ İ

A Y L I K

Y A Y I N I

A Ğ U S T O S

2 0 1 3

S A Y I :

2 1

ve gelecek sanayici grubuna katılacak olan gençlerimizden bekliyoruz. Girişimci olmalarını, AR-GE’ye güvenmelerini ve yatırım yapmalarını istiyoruz. Tahsin Öztiryaki başkanlığında İDDMİB ve Metalik Fikirler girişimin her adımını destekliyoruz. Her türlü sorunlarda ve sorularda burada olduğumuzu ve ekibimizin sadece ikimizden ibaret değil, kocaman bir şube olduğumuzu ve alanlarında çok ilgili ve alakalı arkadaşlarımızın bulunduğunu söylemek isteriz. Metalik Fikirlerin yurtdışına açmak istiyoruz; fakat daha çok genç olduğumuzu düşünüyoruz. Bir yandan da başarılarımızın sadece tesadüf olmadığını göstermek istiyoruz. Bu tür gelişmeleri “seneye yapacağız” der gibi söylemek çok zor. Bu tür gelişimleri İDDMİB Yönetim Kurulu ve Metalik Fikirler Yürütme Kurulu olarak tekrar gündeme alınıp kararı alınacaktır.

da daha sonraki zamanlarda belli olacak. Bütün projelerimiz her zaman bu kadar yollarda ve hareketli geçmiyor. Bazen 2 bin kişi ile mailleşmek bazen de telefonda konuşmak olabiliyor. Şimdiden bir sonraki Metalik Fikirler için değişik proje fikirlerimiz bulunuyor. Marka uzmanları Türkiye’yi dünyada tanıtacak bir yarışmasının olmamasından yakınırlar. Metalik Fikirler henüz çok genç bir yarışma ama yine de uluslararası platforma taşıma konusunda çalışmalarınız var mı?

Uluslararası arenada bilinir bir marka olmak kolay bir iş değildir. Bugün Türkiye’nin önde gelen, ihracat yapan, en kaliteli ürünleri üreten firmalar bile uluslararası platformda zorlanabiliyorlar. Biz bir ürün satmıyor olabiliriz ama biz bir davranış şeklini yaymak istiyoruz. Yapılan araştırmalarda kriz döneminde ilerleyen, gelişen tek olgunun inovasyon olduğu ortaya çıktı. Yani insanlar sanayinin en kötü zamanlarında bile bulundukları durumlardan çıkabileceklerini inanıp durumu değiştirmek adına girişimlerde bulunmuşlar. Cesaret etmişler... Biz bu davranışı bütün sanayicilerimizden

Metalik Fikirler’e AR-GE Proje Pazarı geçen yıl ilk defa yapılmasına rağmen büyük ilgi gördü. Sizce bunun nedenleri nelerdir? 2023 İhracat Stratejisi, bizlere bilim, teknoloji ve yenilikte yetkinleşmiş, katma değerli üretim yapan bir Türkiye görevi verdi. Ekonominin sürekli büyümesinin temelinde teknolojik üretim yatıyor. Bu da ancak ve ancak inovasyon ve tasarıma dayalı AR-GE çalışmaları ile mümkün. Bu şartlar altında AR-GE’ye verilen önemin vurgulanması ve kişilerin bu konuda bilinçlenmesi üzerine birçok proje pazarı düzenlenmektedir. Metalik Fikirler AR-GE kavramının pekiştirilmesi amacıyla yola çıkmış olsa da görünenin arkasında bir de kendi içerimizde koymuş olduğumuz hedeflerimiz var. Öncelikle sergilenen veya yayımlanan projelerimizin sanayici ile buluşarak hayata geçmesi, dolayısıyla ihracatımıza katma değerli ürünler katmak istiyoruz. Asıl amacımızın bilincinde olan katılımcılarımız sayesinde yarışmamızın ilki büyük ilgi gördü. Tüm bunların yanı sıra tabii ki de eğer yaptığınız işi seviyorsanız ve özveride bulunursanız olumsuz geri dönüş olmayacaktır. Umut ediyoruz ki bu duygularımız hiç eksilmeden katlanarak Metalik Fikirler AR-GE Proje Pazarı’nın 2’ncisi,3’üncüsü,4’üncüsünde de devam eder ve bize başarıyı getirir.

15


KAPAK KONUSU

VADELİ İŞLEM VE OPSİYON BORSASI (VOB) İLE ENTEGRASYONU TAMAMLAMAYA ÇALIŞAN BORSA İSTANBUL, TARIM DIŞI ÜRÜNLERDE DE VADELİ İŞLEM YAPMAK İÇİN KOLLARI SIVADI. İLK ADIMI DEMİR ÇELİKTE VADELİ İŞLEMLERLE 2014 YILINDA ATACAK OLAN BORSA İSTANBUL ARDINDAN HURDA VE YASSI ÜRÜNLERİ İLE ALÜMİNYUM VE BAKIR VADELİ İŞLEMLERİNİ HAYATA GEÇİRECEK.

M

etal Borsası’nı 2014 yılının ikinci yarısında devreye sokmayı planladıklarını belirten Borsa İstanbul Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası Müdürü Muammer Çakır, demir çelik ve metal işleyen sektörlerden olumlu tepkiler aldıklarını söyledi. Yabancı borsaların bile lisanslı depoculuk için coğrafi konumu nedeniyle Türkiye’yi tercih ettiğini hatırlatan Çakır, “Borsacılıkta deneyimimizi kanıtladık ve lokasyonumuz çok uygun. Bu iki unsuru kullanmamız gerektiğini düşündük” dedi. Sektörlerin, özellikle de alüminyum ve bakır sektörünün temsilcilerinin Borsa İstanbul kadar heyecanla Metal Borsası’na destek

16

verdiğini belirten Çakır, kendilerine en çok “Neden önce alüminyum ve bakırdan başlamadınız?” sorusunu yönelttiklerini söyledi. İYİ ÇALIŞAN SİSTEM İÇİN LİSANSLI DEPO ŞART Borsa İstanbul’un şu anda istese tüm metal ürünlerinde kontratları açabileceğini belirten Muammer Çakır, ancak sisteme işlerlik kazandırmanın yolunun lisanslı depoculuk ile mümkün olabileceğini belirtti. Sistemin lisanslı depoculuk kısmının TOBB tarafından yürütüldüğünü belirten Çakır, sistemin işleyişini şöyle aktardı: “Lisanslı depo sisteminin iyi işlememesi durumunda neler olabileceğini VOB

bünyesindeki pamuk ve buğday kontratlarında gördük. Pamuk, buğday kontratları iyi dizayn edilmesine karşın lisanslı depoculuk gelişmediği için çalışmadı. Lisanslı depoculuk derken neyi kastediyoruz? Ürün sözleşmesiyle aldığınız sertifikayla istediğiniz zamanda, standartları belli, denetlenen bir yerden malınızı teslim alıyorsunuz. Buğdayda, pamukta nasılsa metalde de bu geçerli. Yabancı borsalardan bazıları bile Türkiye’de lisanslı depolarını kurmaya çalışıyor ve sertifika veriyorlar. Neden? Çünkü coğrafi olarak ideal bir yerdeyiz. Biz hem borsa hem lisanslı depo tarafını bir araya getirerek başarılı bir mekanizma kurmak istiyoruz.”


KAPAK KONUSU İ S T A N B U L

D E M İ R

V E

D E M İ R

D I Ş I

M E T A L L E R

İ H R A C A T Ç I L A R I

B İ R L İ Ğ İ

A Y L I K

Y A Y I N I

A Ğ U S T O S

2 0 1 3

S A Y I :

2 1

17


KAPAK KONUSU

Oluşturulacak piyasada işlem hacminin önemli olduğunu vurgulayan Çakır, rakam vermek yerine VOB’un 2005 yılında ilk açıldığı gün 28 kontrat gerçekleştirdiğini bugün ise günlük işlem hacminin 1 milyar dolar seviyesine ulaştığı bilgisini hatırlattı. “Bu seviyelere çıkmasak bile ciddi bir büyüklüğe ulaşmak istiyoruz” diyen Çakır, vadeli işleme neden demir çelik ile başladıklarını ise şu sözlerle açıkladı: “Türkiye demir çelik sektöründe dünyada sekizinci sırada. Ekonomik olarak baktığınız zaman 17’nci sıradayız. Demir çelik sektörünün başarısını görüyoruz. Bu anlamda hem üretim hem lokasyon hem de borsacılık deneyiminde avantajlarımız var. Üçünü bir araya getirdiğimiz zaman başarılı olacağımıza inanıyoruz. Tabii metallerde ürün de çok önemli. Hangi

18

ürünün sözleşmesini açacaksınız? Demir çelikte alternatifler var. Kütük, çubuk çelik gibi. Yaptığımız araştırmalarda özellikle Şanghay ve İran metal piyasasında çelik çubuk sözleşmelerinin başarılı olduğunu gördük. Hatta Türk üreticilerin çelik çubukları da buralarda işlem görüyor. Çubuk aynı zamanda iç piyasaya dönük bir ürün. Türkiye için belki iç piyasasının ötesine de ulaşabilir. İç piyasa neden önemli? Kentsel dönüşüm başladı. Kentsel dönüşümde

çelik çubuklara çok ihtiyaç olacak. Fiyatların şeffaf oluştuğunu, en önemlisi de arz güvenliğinin oluştuğunu düşünün. Çünkü lisanslı depo denince mallar depoda duracak ve siz istediğiniz anda gidip bu malları alabileceksiniz. Ayrıca Türkiye’nin finansal piyasaları türevinden, bonosuna kadar çok gelişti. Borsa İstanbul, bugün dünyada tezgah üstü piyasalarda işlem gören ve işlem hacmi yüksek olan sabit getirili menkul kıymetlerin en çok alınıp

İSTANBUL DEMİR VE DEMİR DIŞI METALLER İHRACATÇILARI BİRLİĞİ ÖZELLİKLE ALÜMİNYUM VE BAKIR VADELİ İŞLEMLERİN HAYATA GEÇİRİLMESİ İLE İLGİLİ ÇALIŞMALARI DİKKATLE TAKİP EDİYOR. BİRLİK ÜYELERİNİN YOĞUN OLARAK TÜKETTİĞİ VE ÖNEMLİ BÖLÜMÜ İTHAL EDİLEN ALÜMİNYUM VE BAKIR VADELİ İŞLEMLERİNİN BİRLİK ÜYELERİNE KATKILARI, OLUMLU VE OLUMSUZ YÖNLERİ TEK TEK ELE ALINIYOR.


KAPAK KONUSU İ S T A N B U L

D E M İ R

V E

D E M İ R

D I Ş I

M E T A L L E R

İ H R A C A T Ç I L A R I

B İ R L İ Ğ İ

A Y L I K

başarı hikâyesi oluşmama riski var. Demir çelikte üretimde sekizinci sıradayız ama alüminyum ve bakırda durum böyle değil. Güçlü olduğumuz alandan başlayalım diye düşündük. Hemen ardından alüminyum ve bakır gelecek” dedi.

satıldığı borsa konumuna ulaştı. Bu bir başarı. Pay piyasasında da boyumuza göre çok iyi yerlerdeyiz. Bu tecrübeyi neden metal piyasasına yansıtmayalım?” ALÜMİNYUM VE BAKIRCILAR HEYECANLA BEKLİYOR Alüminyum ve bakır kullanan sektör temsilcilerinin çok heyecanlı olduklarını hatta “Neden önce alüminyum ve bakır ile başlamadınız?” sorusunun en çok sorulan soru olduğunu anlatan Çakır, öncelikli focusun demir çelik olduğunu üretimde sekizinci sırada olunmasının önemli rol oynadığını söyledi. Demir çelikte elde edilen başarının ardından alüminyum ve bakırda da elde edilmesinin önünü açacağını vurgulayan Çakır, “İlk başta bakır ve alüminyumla başlarsak

HERKESİN GÖRÜŞ VE ÖNERİLERİNİ ALIYORUZ Metal Borsalarının en önemli aktörlerinden biri olan katılım bankaları başta olmak üzere tüm sektör temsilcileri ile bir araya gelip görüş ve önerileri dikkatle dinlediklerini dile getiren Çakır, bankacılık kökenli olmasının avantajını da yaşadığını vurguladı. Katılım bankalarının kuralları gereği Merkez Bankası’na yatırmadıkları likidite ve altın fonlarını yurt dışına plase ederek değerlendirdiğini hatırlatan Çakır, özellikle yurt dışı metal borsalarını kullandıklarını söyledi. O fonların doğası gereği yurt dışında bulunmasının gerektiğini belirten Çakır, “Ama şöyle bir durum var. O işlemlerin her biri için yurt dışındaki bankalara komisyon ödeniyor. Biz burada Metal Borsası’nı gerçekleştirebilirsek bu komisyon bedeli ülke içinde kalacak ve daha ucuza yapılacak. Gelişmiş bir ülkedeki işlem maliyetlerini düşünün bir de İstanbul’daki işlem maliyetlerini düşünün” diye konuştu. Metal kullanan sektörler açısından bir değerlendirme yapan Çakır, şunları söyledi: “Sektörel olarak lisanslı depolar vasıtasıyla malınızı finansal sisteme sokuyor olacaksınız. Lisanslı depoya koyduğunuz ürün karşılığında elektronik ürün sertifikası alacaksınız. Borsada biz aslında o ürün sertifikasını alıp satacağız. Elektronik ürün sertifikası, Merkezi Kayıt Kuruluşu’nda (MKK) kaydı bulunan bir senet ve çok değerli. Para aslında. Sertifikayı herhangi bir bankaya gidip gösterdiğiniz zaman, örneğin teminat karşılığı yüzde 6 ile alacağınız krediyi yüzde 3 ile alabileceksiniz. Çünkü sertifika ile gittiğiniz zaman malınızın orada olduğu bilinecek. İşte bunun için lisanslı depoculuk sisteminin iyi çalışması gerekli. Yani malınızı istediğiniz an nakit gibi kullanacaksanız. Normal şartlarda malınızı, bu kadar hızlı paraya döndürmeniz imkânsız. Ancak bir alıcı bulup satmanız lazım. Bu banka için de güvenli. Çünkü biliyor ki herhangi bir olumsuzlukta mal depoda duruyor.” Sistemin sağlayacağı katkılar açısından şu

Y A Y I N I

A Ğ U S T O S

2 0 1 3

S A Y I :

2 1

anda ülkemizde de yaygın olan mortgage kredilerini örnek gösteren Çakır, tapu kayıt sisteminin gelişmesi ile birlikte insanların evlerini bankalara ipotek ettirerek likidite ihtiyaçlarını giderdiklerini hatırlattı. Sistemin aynı mantıkla kurulduğunu söyleyen Çakır, “Eskiden böyle bir sistemi kuramıyordunuz çünkü kayıt sisteminiz iyi değildi. Şimdi MKK’da kayıtlı olan malınız için aynı mantıkla kredi alabileceksiniz. Malınızı ticareti güvenilir biçimde yapılabilir hale sokarsak sisteme, finansman maliyeti düşebilir” diye konuştu. FİYAT, DÜNYA FİYATI OLMAK ZORUNDA Üretim yapan kesimin en büyük beklentisinin özellikle ham madde temininde düşük fiyat olduğunu vurgulayan Çakır, Metal Borsası’nın Türkiye’de hayata geçirilmesinin bu konuya doğrudan katkısının olmayacağını belirtti. Fiyatların artık internet çağında artık çok hızlı şekilde belirlendiğini dile getiren Çakır, “Altın bir nebze ama özellikle parada avro/dolar paritesi Londra’da ne ise İstanbul’da da o. Çünkü birinde farklılık olduğu zaman öbür tarafta gidip satıyor. Aradaki arbitrajı kâr olarak elde ediyor. Bunu yapan çok insan olduğu için fiyatlar kısa sürede dengeleniyor. Aynı mantık Metal Borsası’nda da olacaktır” değerlendirmesinde bulundu. Ancak Türkiye’nin artık çok büyüdüğünü ve lig atladığını belirten Çakır, kurulacak sistemin sağlayacağı yararları bu yeni durum göz önüne alınarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi: “Daha büyük lige çıktığınız zaman artık sadece yaptığınız işe odaklanmanız lazım. Çünkü rekabet ettiğiniz insanlar böyle yapıyor. Nedir bu iş? Örneğin, bakırdan boru üretiyorsanız, onu en iyi şekilde üretmek. Artık bakırın fiyatını, arbitrajını düşünmek değil. O başka bir şey. Onu bizim kuracağımız hazine departmanındaki kişiler düşünecek sizin adınıza. Düşünün Londra’da, New York’ta, Chicago’da hesap açıp o hesaptan işlemler yapmak mı daha kolay -zaman farkını da göz önüne alın- yoksa İstanbul’da bir aracı kurum ya da banka vasıtasıyla, dilini bildiğiniz, tanıdığınız kişiler aracılığı ile pozisyonlarınızı riske karşı korumak mı daha kolay? Yani daha değerli bir şey, zaman kazandıracağız aslında. Bunu altın üreticileri başarılı bir şekilde yapıyor. Türkiye altın,

19


KAPAK KONUSU mücevherat üreticileri gerçekleştiriyor. Asıl işleri, altını işlemek yani el işçiliği. Altını alıp işleyip üstüne yüzde ile kâr marjı koyup satmak. Kârları el işçiliğinde. Ama altın gibi sürekli fiyatı değişen bir ham madde ile çalışmak zor. O yüzden altın kredisi alarak kendilerini riskten koruyorlar. Aynı mantıkla Metal Borsası’nda da malı aldığınız zaman ham madde fiyatını riskten koruyor hale geleceksiniz. Artık rüyalarınızda çeliğin fiyatının kaç olduğunu değil, fabrikanıza kaç endüstri mühendisi almanız gerektiğini göreceksiniz. Tabii gelişmiş bir ülkede bu işlemleri yaptırmanın maliyetini daha düşük komisyonlarla Türkiye’de yapacaksınız. ENDİŞELER VAR AMA SORUN OLMADIĞINI SÖYLÜYORUZ Yaptıkları görüşmelerde sektör temsilcilerinin endişelerini dile getirdiğini belirten Çakır, en büyük endişenin “Fiyat yükselir mi?” olduğunu söyledi. Bu konuda endişe etmeye gerek olmadığını vurgulayan Çakır, Türk sermaye piyasalarının gücünün fiyatta büyük bir oynamaya sebep olamayacağını çünkü fiyatın dünyadaki büyük bankalar tarafından

belirlendiğini hatırlattı. Metal Borsası’nı ilk kez Türkiye’nin kurmadığını, dünyada örnekleri olduğunu da hatırlatarak endişelenilmemesi gerektiğine vurgu yapan Çakır, “Aslında işin kökeni herkesin çok iyi bildiği Unkapanı’na kadar gidiyor. Yani biz bu işi daha önce zamanın koşullarına göre, yapmışız. Herkes bilmeyebilir tabii ama Unkapanı sözü, Unkabbanı’ndan gelir. Kabban, Arapça terazi demek. Eskiden bu bölgeye gemiler gelip arpa, buğdayı oradaki büyük depolara stoklarlarmış ve büyük terazilerde de tartılırmış. Yani bir nevi o dönemde lisanslı depolarımız varmış. Üstelik fiyatlar da İstanbul’da belirlenirmiş. İşte şimdi biz bunu tekrar ülkemize geri getiriyoruz denilebilir” diye konuştu. Lisanslı depo kurulmasıyla ilgili çalışmalar hakkında bilgi veren Çakır, üretici ile tüketicinin yoğun olduğu bölgelerin tercih edileceğini belirterek, “O zaman ilk akla gelen yerler İskenderun ve Ailağa oluyor. Buralarda birer lisanslı depo kurulması planlanıyor. İzmir’de aynı zamanda Borsa İstanbul’un şubesi de olacak. Üçüncü depo ise tabii İstanbul’da olacak” dedi.

SABRIN SONU SELAMETTİR Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsası’nın (VOB) Şubat 2005’te İzmir’de, kurulduğu dönemi hatırlatan Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kenan Mortan, “Nasıl yaparız” yerine yaklaşık 10 yıl boyunca “olur mu, olmaz mı” sorusunun tartışıldığını söyledi. VOB’un, tarımsal ürünlerde “gelecek borsası” olabileceğine ilişkin bakış açısı edinmemizi sağladığını belirten Mortan, Metal Borsası ile ilgili şu görüşleri dile getirdi: “VOB, 5 Ağustos 2013’te, Borsa İstanbul çatısı altına girdi. Şimdi bir adım ilerisi 2014’ün ikinci altı ayında ‘Tarım Dışı Ürünlerde Vadeli İşlem’ e başlanması olacak. Bu işin şansı var mı? Varsa, hangi boyutta olacak? Bir kere, bu işin ilk adımının, ‘bu işe kalkışmak’ olduğunun altını çizeyim. Niyetlenmeden, hayal etmeden bu işler olmuyor. Bu açıdan, Türkiye İş Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Ersin Özince’nin kulaklarını çınlatayım. İstanbul Finans Merkezi (İFM ) projesini ilk kez kamuoyuna sunduğunda, sanırım 2008 yılı olmalı bu işin olabilirliği konusunda çokça kaygı vardı. Ama zaman Özinceyi’yi haklı çıkardı, İFM neredeyse bir devlet projesi haline dönüştü. Bu nedenle, metal vadeli borsa konusunda ilk elde “Ne kazandıracak?” diye sormaktan çok, “Etkin hale getirmek için ne yapmalı?” diye yaklaşılmalı derim. Türkiye’nin demir ve alüminyum cevher üreticisi olmaması, bir engel mi? Hatırlatmakta yarar var: Ne İsrail ne de Belçika kıymetli metal üreticisi değil. Ancak dünya genelinde kıymetli ürünlerin fiyatlarını belirlemede önemli bir etken konumundalar. Demek oluyor ki, Türkiye’nin bu işlere kalkışması sadece ‘yerinde’ sonuç verir! Çünkü Türkiye dünyada önemli bir hurda merkezi haline geliyor, demir çelik ihracatı, 1980 sonrası Türkiye’nin üçüncü önemli ihracat kalemi oldu ve demir çelik fiyatı, petrol gibi yarı tekelci piyasalar tarafından belirlenmiyor ve emtia ticareti, dünya piyasaları içinde yeniden gözde konuma ulaştı. Öyle ki 17 Ağustos 2013 tarihli The Economist dergisi, Cenevre’deki emtia ticaret evleri sayısının son beş yılda 200’den 400’e çıktığına dikkat çekti. ‘Altın Kural’a yer verelim ve seansı öyle kapatalım: Vadeli işlem borsaları adı üstünde anlık borsalar değil. Vadesi gereği sabır gerektirir. Ama bu sabır varsa, ata deyişimizdeki gibi, “sabrın sonu selamet getirir.”

20


KAPAK KONUSU İ S T A N B U L

M

D E M İ R

V E

D E M İ R

D I Ş I

M E T A L L E R

etal Borsası’nda metalle uğraşan şirketler de Borsa İstanbul üyesi olarak borsada işlem yapabilecek. Çeliği olan üretici ve satıcılar ürünlerini lisanslı depolara verecek. Mal teslimi sonrasında varant, yani elektronik ürün senedi dediğimiz sertifikalar satıcılara teslim edilecek, aynı anda Borsa İstanbul’ın merkezi takas kuruluşuna konulacak. Ardından alıcı ve satıcılar organize piyasada işlemi gerçekleştirdikten sonra işlemin takası Takasbank’ta yapılacak. Daha sonra MKK’ya alıcı ve satıcı adına bildirim yapılarak, alıcı satıcı arasında mal değiş tokuşu gerçekleşecek. Lisanslı depo çalışmaları TOBB tarafından yürütülüyor. İlk önce demir çelik piyasası devreye gireceği

İ H R A C A T Ç I L A R I

B İ R L İ Ğ İ

A Y L I K

için lisanslı depolar öncelikle İskenderun, Aliağa ve İstanbul’da hayata geçirilecek. Öte yandan, Borsa İstanbul önümüzdeki dönemde, teknolojik altyapısını da yenileyecek. 2014 yılı sonunda, saniyede 9 bin olan emir hızı, 30-40 bine çıkacak teknolojik altyapıya kavuşacak. HEDEFLER NELER? • Çelik üretici ve tüketicilerine katkı sağlamak • Fiyat dalgalanmalarından korunmak, • Çelik piyasasını her bir çelik ürünü bazında takas merkezinde mevcut olan ürün miktarı konusunda bilgilendirmek, • Reel ve finans sektörüne katkı sağlamak • Elektronik ürün senetlerinin teminat olarak kullanılması,

Y A Y I N I

A Ğ U S T O S

2 0 1 3

S A Y I :

2 1

• Sektördeki etkinlik ve güvenilirliği arttırmak, • Riski takas kurumlarına ve lisanslı depolara transfer etmek, • Piyasaya kolay ulaşımı sağlamak ve etkin fiyatın belirlenmesine öncülük etmek, • Türk Çelik Üreticilerinin uluslararası piyasadaki payını arttırmak , • Güvenilir, güvenli ve organize bir piyasa kurarak uluslararası çelik ürünü kullanıcılarını Türkiye’ye çekmek, • İslami Finansa katkı sağlamak, • Bankaların likiditelerini daha iyi yönetmesine imkan sağlayacak ürünler oluşturmak. ÇELİK PİYASASINDA BORSA İSTANBUL’UN ROLÜ; • Çelik fiyatının belirlenmesine şeffaflık getirmek, • Spot piyasadaki çelik fiyatı için gösterge oluşturmak, • Piyasa oyuncularına fiyat dalgalanmalarından korunma olanağı sağlamak, • Yerel ve uluslararası piyasa oyuncularının piyasaya ulaşmasını sağlamak, • Adım 1: Çelik ürünlerine dayalı sözleşmeler; Uzun Ürünler (Çelik Filmaşin, Çelik Çubuk) Çelik Kütük, • Adım 2: Çelik ve çelik hurdaya dayalı sözleşmeler; (Türkiye ithalatta 1. sırada) Yatay Ürünler (Sıcak Hadde / Soğuk Hadde Ürünler / Galvanize Ürünler), • Adım 3: Diğer endüstriyel baz metallere dayalı sözleşmeler; Alüminyum (Türkiye ithalatta 1. sırada), Bakır, Çinko. LONDRA METAL BORSASI DA TÜRKİYE İLE İLGİLENİYOR Fiyatlardaki dalgalanma çelik piyasasındaki risk faktörlerinin başında geliyor. Dünyada bu yüksek voladite ile nasıl başa çıkıldığına bakıldığında Londra

21


KAPAK KONUSU

Metal Borsası, New York ve Şanghay Futures Borsası olmak üzere üç önemli borsa ön plana çıkıyor. Londra Metal Borsası, vadeli sözleşmeler üzerinden gerçekleştirdiği işlemler üzerinden piyasayı belirliyor. Şanghay Futures Borsası ise sahip olduğu depolarla piyasada etkin şekilde fiyat riskini yönetiyor. New York da çelik ürünlerinin yoğun olduğu üçüncü borsa. Bunun dışında Dubai’de, İran’da ve Hindistan’da dört borsa daha var. Özellikle Hindistan’daki borsa da çelik üzerine vadeli işlemler gerçekleştiriyor. Borsa İstanbul, çelik ürünlerinde vadeli işlem sözleşmelerine başlayarak, Londra ve New York borsaları gibi Türkiye’yi başta kendi bölgesinde olmak üzere uluslararası çelik piyasasının merkezi yapmayı hedefliyor. İDDMİB METAL BORSASI’NI MASAYA YATIRDI İDDMİB’in geçen mayıs ayında gerçekleştirdiği Alüminyum ve Bakır Çalıştayı’nda Metal Borsası kurulması

22

da tartışılan konular arasındaydı. Çalıştayda alüminyum sektöründe yerli ham madde üretimi yetersizliği nedeniyle ithalat yapıldığına dikkat çekildi. Bunun hem temin güvenliği riski hem de bu risklerin yaratabileceği ek maliyetler nedeniyle rekabet gücünü olumsuz etkilediğine değinilerek, toplu ham madde alımları için işleyebilir sistemin belirleyici çizgileri neler olabilir konusunda görüşler dile getirildi. Maliyetleri düşürmek adına birincil alüminyum ham maddesinin, üreticiler tarafından kurulan konsorsiyum ile yıllık bağlantılarla tedarik edilebileceği ya da ucuz enerji ve boksit bulunan Dubai ve Bahreyn’de, Türkiye’nin de içinde olduğu ortak girişimle ham madde üretim tesisi kurulabileceği aktarıldı. Ayrıca Türkiye’de Metal Borsası kurulmasıyla, ham madde temini güvencesinin sağlanabileceğini, primlerin kontrol altına alınarak, girdi maliyetlerinde düşüş ve sürdürülebilir

karlılık sağlanabileceği de görüş olarak iletildi. Borsa ile kur dalgalanmalarına karşı, üreticinin olası zararlarının tolere edilebileceği ve fiyat eşitliğinin uygulanabileceği de vurgulanırken, ürün bazında, kaliteyi artırarak markalaşmayı teşvik edeceği ve ürünün doğru fiyattan pazara çıkacağı da belirtildi. UNKAPANI, YAĞKAPANI VE BALKAPANI’NDAN, LİSANSLI DEPOCULUĞA…. Osmanlı döneminde bazı satış yerlerinde Arapçada kabban adını taşıyan büyük teraziler bulunduğundan, bu tip yerlere “kapan” denirdi. O dönemde un ve tahılların muhafaza edildiği hanlar burada bulunuyordu. Bugünkü Unkapanı sahiline buğday ve arpa yüklü gemiler demirlediğinden, semt 19’uncu yüzyılda bu ismi aldı. Ayrıca kapanlara getirilen ürünlere göre yağkapanı ve balkapanı adını alan satış yerleri de bulunurdu. İstanbul’a gelen yiyecek ve


KAPAK KONUSU İ S T A N B U L

D E M İ R

V E

D E M İ R

D I Ş I

M E T A L L E R

İ H R A C A T Ç I L A R I

B İ R L İ Ğ İ

A Y L I K

Y A Y I N I

A Ğ U S T O S

2 0 1 3

S A Y I :

2 1

METAL BORSASI HAM MADDE TEDARİK GÜVENLİĞİ AÇISINDAN ÖNEMLİ İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği (İDDMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Tahsin Öztiryaki ise hayata geçirilecek Metal Borsası ile ilgili görüşlerini dile getirdi. İDDMİB’in, sektörün yol haritasını belirlediği çalıştaylarında sık sık bu konunun gündeme geldiğini hatırlatan Öztiryaki, şunları söyledi: “Strateji çalıştaylarımızda, ülkemizde fiziki teslimat fonksiyonu bulunan bir metal borsası kurulmasının sağlayacağı avantajlar, sektör temsilcileri tarafından dile getirildiği bir dönemde, eş zamanlı olarak Borsa İstanbul’un paralel çalışma içinde bulunduğunu öğrenmek bizleri sevindirdi açıkçası. Londra ve Şangay Metal Borsaları gibi çok büyük işlem hacimlerine sahip ve köklü metal piyasalarının bulunduğu bir ortamda Borsa İstanbul bünyesinde kuracağı borsanın fiyatları bağımsız belirlemesinin mümkün olmayacağını biliyoruz. Fakat Londra Metal Borsası’ndakine benzeyen, vadeli sözleşme bazında fiyatlar üzerinden işlem yapmayan, borsada işlem gören metalin fiziki olarak da üreticiye teslimini mümkün kılan lisanslı depo sistemine sahip bir borsanın kurulması, büyük oranda dış kaynaklı

ham madde kullanan metal sektörünün ham madde tedarik güvenliğinin sağlanması açısından önemlidir.” Sürdürülebilir ham madde tedariki sağlanamamasının sektörün geleceğini risk altına alacağını belirten Öztiryaki, demir dışı metallerde ve özellikle alüminyumda, ham madde üreticilerinin azaldığını ve üretimin birkaç büyük üreticinin

ihtiyaç maddelerinin ekspertiz, ölçüm, fiyatlandırma ve dağıtım işlemlerinin yapıldığı kapanlar, Haliç girişinde ayrı birer iş ve ticaret merkezi konumundaydı. Bunların en büyükleri “Yağkapanı, Balkapanı, Unkapanı”ydı. Bunlar, içinde satılan malların adlarıyla anılmaktaydı. Böylece büyük tartı aletinin adı olmaktan çıkıp günümüz toptancı hallerine veya zahire borsalarına benzeyen yerlerin adı olmuştur. Kantarların çalıştığı zamanlarda yağ, bal, un, erzak, hububat, kahve, tütün, enfiye, ipek, pamuk, dokuma gibi her şey üretim alanlarından büyük tüketim merkezlerine getirilince önce bu kapanlara alınır, buralardaki memurlar tarafından muayene ve kontrol edilir, ağırlıklarına ve çeşitlerine göre narh (fiyat) işlemleri yapılırdı. Ayrıca bu ürünler için, “ihtisab”, “imaliye”, “ruhsatiye”, resm-i munzam” gibi vergiler de kamu hazinesi adına yine kapanlarda belirlerin ve tahsil edilirdi. Bu işlemler ilk

zamanlarda doğrudan doğruya hazine adına kethüda (esnaf loncaları yönetim kurulu başkanı), emin, naib (lonca idare amiri) gibi memurlar tarafından yerine getirilmekteyken sonraki dönemlerde hazine açıkları yüzünden iltizam yönetimiyle satışa çıkarılmaktaydı. 19’uncu yüzyıl başlarında kapan gelirinin bir kısmı rüsûmat adı altında devletçe alındı, kalan kısmı da şehremanetine (İstanbul Belediyesi) gelir olarak bırakıldı. Günümüzde hallerde belediyelerin toptancı, hal kurma ve işletme hakkında elde ettikleri vergiler ile “Kantar Remi” adı altında alınan vergilerin temelleri, kapanlar dönemi uygulamalarına dayanır. İstanbul’a dışarıdan giren ürün, kapanlarda gerekli işlemi gördükten sonra, bir kurul tarafından dağıtıma tabi tutulurdu. Böylece halkın muhtaç olduğu zaruri maddelerde karaborsa önlenir, adil bir dağıtım sağlanırdı. Bu da halkın ve halkın ihtiyaçlarının devletçe gözetilmesi,

elinde toplandığını hatırlattı. Böyle bir durumda ham madde tedarik riskinin arttığını vurgulayan Öztiryaki, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu çerçevede, Borsa İstanbul Metal Borsası’nın fiziki teslim mekanizmasını işletmesi büyük önem arz ediyor. Büyük metal ham madde üreticisi bir ülke değiliz, fakat çevremiz dünya metal sektörüne girdi sağlayan önemli üreticilerle çevrili, Demir-çelikte Rusya ve Ukrayna, alüminyumda yine Rusya, Körfez ve Orta Asya Ülkeleri, bakırda Balkan ülkelerinde önemli üreticiler var. Lojistik avantajı sayesinde Türkiye’de kurulacak lisanslı depolar fiziki teslimde diğer borsalara alternatif yaratabilir ve kurulma aşamasındaki Metal Borsası metal işleyen sektörler için bölgesel bir merkez konumuna gelebilir düşüncesindeyiz. Demir ve Demir Dışı Metaller Sektörü olarak Borsa İstanbul tarafından başlatılan Metal Borsası girişiminin başarılı olması ve ülkemiz ekonomisine katkı sağlamasını diliyoruz ve ilk etapta çelik ile başlayacağı ifade edilen işlemlerin en kısa sürede öncelikle alüminyum ve bakır olmak üzere diğer metallere doğru genişlemesini temenni ediyoruz.”

fırsatçı kişilerden korunması adına önemli bir uygulamaydı. Kapanlara her türlü zahire ve hububat türü malları getirme işlerini yüklenen büyük tüccarlara ve gemi sahiplerine “kapan tüccarı” veya “kapan hacıları” denirdi. 18’inci yüzyıl ortalarında İstanbul’un zahire (yağ, bal, peynir vb. ihtiyaç malzemeleri) ihtiyacının yüzde 90’ından fazlasını bunlar karşılıyordu. Bu kişiler Osmanlı topraklarından veya dış ülkelerden yüklendikleri malzemeleri İstanbul’a getirdiklerinde ilgili kantara boşaltırlar, “çardak” (gümrük) işlemlerini yaptırırlardı. Kapanlardaki fiyatlandırma da kapan hacılarının bildirdikleri alım fiyatı ve diğer ücretler dikkate alınarak yapılırdı. OSMANLI DEVRİNDE İSTANBUL’DA FAALİYET GÖSTEREN KAPANLAR: Unkapanı (Eminönü) Yağkapanı (Galata) Balkapanı (Tahtakale)

23


SANAYİNİN SESİ

TÜRK ALÜMİNYUM SANAYİCİLERİNİN DUAYENLERİNDEN ÇUHADAROĞLU HOLDİNG’İN KURUCUSU AHMET ÇUHADAROĞLU KENDİSİYLE GERÇEKLEŞTİRDİĞİMİZ RÖPORTAJIMIZ YAYINLANMADAN VEFAT ETTİ. ÇUHADAROĞLU AİLESİ BAŞTA OLMAK ÜZERE TÜM ALÜMİNYUM SEKTÖRÜMÜZÜN BAŞI SAĞ OLSUN.

S

anayi sektörünün Türkiye’deki gelişim öyküsü kişisel yaşam öykülerinin toplamı gibidir. Cumhuriyet sonrası yeniden inşa edilen genç ülkenin genç evlatlarının bilgi birikimini hayata geçirme çabası üstünde yükselen sektördür sanayi sektörü. Birçok köklü kuruluşun temelinde bu anlayışla çalışarak dev fabrikalar yaratan insanlar olduğunu görürsünüz. İşte onlardan biri de Çuhadaroğlu Holding’in kurucusu, çok sayıda özel projeye imza atarak “binaların terzisi” unvanını hak eden bir isim, Ahmet Çuhadaroğlu…. “Hayatım Cumhuriyetin kurulmasıyla paralel” diyen Ahmet Çuhadaroğlu’nun üretim yolunda yaşadıkları, Türk sanayi sektörünün nerelerden geçerek bugünlere geldiğinin göstergesi gibi. Çuhadaroğlu ile sektörü, Türkiye’yi ve gençlere önerilerini içeren hoş bir sohbet gerçekleştirdik. Başarının sırrının işe saygı olduğunu vurgulayan Çuhadaroğlu, kar kış demeden işinin başında bulunduğunu söyledi.

24

AHMET ÇUHADAROĞLU:

Ahmet bey, sektörde sizi tanımayan yoktur ama yine de “Ahmet Çuhadaroğlu kimdir” sorusuyla başlayabilir miyiz? Benim hayatım Cumhuriyetimizin kurulmasıyla paralel. 1925 yılında Sivas’ta doğdum. İlkokulu Sivas’ta bitirdim. İstanbul’a geldim. 1938’de Vefa Lisesi’nde ortaokula başladım. İstanbul Erkek Lisesini bitirdim. Sonra Mimar Sinan Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’ni bitirdim ve iş hayatına başladım. Askere gitmeyi bir iki yıl geciktirdikten sonra, iş hayatına vakıflarda çalışarak başladım. Sonra serbest mimarlık yaptım. İki, üç yıl da Doğu’da askerlikle geçtikten sonra İstanbul’a döndüm. O günkü şartları size anlatabilmem çok zor. İmkânlar çok farklı, iş yapmak için çevre lazım, para lazım, bilgi lazım... Bilgi var, sermaye yok, çevre yok. Bu şartlar altında tutunmaya çalışıyorsun. Bir yerde yukarı çıkmak için tırmanıyorsun fakat tutunduğun şeyler hep elinde kalıyor. Zaman geliyor aşağı iniyorsun, sonra tekrar tırmanmaya çalışıyorsun.

Olumlu gelişmeler yaşanmıyor muydu? Tesadüfler de oldu elbet. Taksim Tünel’de mimarlık bürom vardı... Bir gün köyden bir okul arkadaşım çıkageldi. Mimarlık yaparken Fatih’te bir proje çizmiştim. Bir apartman projesiydi. O projenin demir işlerinin kendisine verilmesi konusunda mal sahibiyle görüşmemi istiyordu. Ve sonuç olarak demir işlerinin bu arkadaşa verilmesini sağladım. “Al hadi, işi yap bakalım” dedik. Bize “Testerem yok, matkabım yok” demeye başladı. “Ben ne anlarım bu işlerden, al dedin işi aldık” dedim. Neyse efendim, arkadaşıma yardımcı olayım derken mal sahibine de “yapamıyoruz” diyemedik. İş üzerimize kaldı. Önce mimari projesini yaptığım bir dostumdan bir miktar borç para aldım ve gerekli aletleri aldık. Demirciliğe bu sayede başlamış oldum. Demir kapı pencere yapan biri olarak buldum kendimi... O zaman demir karaborsadaydı. Demir alıp işleyip, yerine takana kadar fiyat değişiyordu. Satmasam daha kârlıyım, öyle bir durumdu. Ama şartlar beni demirci yapmıştı...


SANAYİNİN SESİ İ S T A N B U L

D E M İ R

V E

D E M İ R

D I Ş I

M E T A L L E R

İ H R A C A T Ç I L A R I

B İ R L İ Ğ İ

A Y L I K

Y A Y I N I

A Ğ U S T O S

2 0 1 3

S A Y I :

2 1

25


SANAYİNİN SESİ Arkasından başka projeler geldi sanırım…. Eskişehir’de Porsuk Çayı üzerinde Porsuk Barajı var. Almanlar orada bir iş hanını yapıyordu. Onlardan işi aldım. Ancak işi yapacak param yoktu. Yanıma iki tane daha ortak buldum ve onlarla birlikte daha sonra Ataköy’de daha büyük bir demir işi çıktı. Ataköy o zaman daha yeni yapılıyordu.Mimar arkadaşların teşvikiyle buradaki ihaleye girdik. O zaman rakipler Profilo ve Arçelik’ti. O zamanlar rakiplerimizin imkânları vardı. Presleriyle sacları bükebiliyorlardı. Arkadaşım mimar Aydın Boysan, orada müdürdü. Mimarlık ikinci planda kaldı ve akıntı beni demir doğrama-çelik işleyen, uygulayan biri haline getirdi. Ahmet bey, Selahattin bey ve Firuz Cevahir de demir doğrama işi yapıyorlardı. Onlarla birlikte ASFER’i kurduk. Sekiz yıl ortaklık yaptık bu arkadaşlarla. Ancak işi yapacak yer bulamıyorduk. Kağıthane derelerinde ahırlar vardı. Onlardan kiralamak istedik ancak beğenmedik. Şu an ÇUHADAROĞLU’nun bulunduğu yere yerleştik ama bina falan yoktu. Sekiz yıl sonra ayrıldık. Diğer arkadaşlar devam etmediler. Vefat edenler oldu. Mimarken alüminyum sektörüne girdiniz. Nasıl oldu bu geçiş? Anlatabilir misiniz? Almanlar, Hilton Oteli’ni yapıyordu. Kısmen demir işleri de yapılıyordu. Şantiye şefi de arkadaşımdı. Gidip gelirken görüyordum alüminyum profilleri... “Ben niye yapmıyorum bunu?” dedim. Ethem Çömlekçi vardı, meraklıydı “Profil yapsam, uğraşsam” diyen bir arkadaş. Ethem Çömlekçi’ye kalkıp yapması için o zaman bir miktar para verdim. Alüminyum doğramanın daha iyi olacağını düşündüm. Ethem “Profiller yaptım ben” dedi. Gittim baktım, yamuk yumuk bir şey... O zamanlar presler falan nerede... Huninin üzerine alüminyumu eritiyor, huninin altına da kalıbı bağlamış; döküm gibi bir şey yapıyor, akıyor profil... Alüminyum macerası böyle başladı. Biz bunu böyle geliştirdik. Benzin istasyonu işi almıştım. Alüminyumdan yapayım dedim. Finlandiyalı Türk Kablo diye bir firma vardı. Elektrik kabloları yapıyordu. İzmit’te fabrika kurdular. Tabii alüminyum çekme işini bilmiyorlardı. Firmaya alüminyumu anlatmaya çalışıyordum “Vitrin vesaire

26

GENÇLERE DÜNYANIN GELİŞMESİNE PARALEL TEKNOLOJİYİ VE BİLGİYİ TAKİP ETMELERİNİ ÖNEREN AHMET ÇUHADAROĞLU, AYNI ZAMANDA BİLGİYİ ÜRETMEK VE BİLGİ SAHİBİ OLMAK İÇİN ÇOK ÇALIŞMALARI GEREKTİĞİNİ DE VURGULADI.

yapabilirsiniz aslında siz” diye... Vitrinin ne olduğunu anlatamadım adamlara. Kabloyu çekenlerin vitrinde yapabileceğini düşünmüştüm. Yaptırmayı başardım da... 25 yıla yakın bu firmaya profil çektirdim. Hedef değil, akıntıyla buralara gelmiştik. Taksim’de 40-50 yıl önce Intercontinental Oteli yıkılıp yeniden yapılıyordu. Orasının alüminyum doğrama işlerini almıştım. İşi almıştım ama bırakın yanımdaki elemanları mimarlarımız dahi acemiydi... O zamanlar çocuk sahibi de olmuştum. Geceleri oturup proje çözüyordum. Yardımcım da yoktu... Türk Kablo’ya profil çektirip otel işini yaptık. Bu arada teşkilatımız biraz daha büyüdü. Cam işlerini de almıştık. Camlar Fransa’dan geliyordu, dışarıdan gelen camları o zamanki şartlarla profillere uydurmaya çalışıyorduk. O zaman yurt içinde yeni rakiplerimde çıkmaya başlamıştı. Feniş, Arçelik gibi alüminyum profil işleyen firmalar... Bu kadar sıkıntılı dönemlerden sonra çalışanlarınızla birlikte önemli başarılara imza attınız. Bunun sırrı nedir? Sırrı kişinin işine saygısı. Sabah kalkıp zamanında işine geliyor olması. Etiler’de oturuyordum, kar yağardı, çizmelerimi giyer işimin başında olurdum. Prensiplerim

sayesinde belki hem işimin, hem çalışanımın saygısını kazandım. Anadolu’daki işlere koşturur olduk. Libya’da, Sibirya’da, Rusya’da işler yaptık. 10-15 sene sonrasında Suudi Arabistan’da, Cidde’de işler yaptık. Avrupa’ya açıldık. Fransa’da, Almanya’da birçok başarılı projeye imza attık. Alüminyumla ilgili devam edecek olursak sizce Türkiye’de alüminyum sektörü olması gereken noktada mı? Alüminyum, Türkiye’de anlaşıldı ve tüketiliyor. Şu an sektörde 350 tane pres var diye duyuyorum. Ancak ticaret hayatı biraz birbirinin peşinden geliyor. Yeni bir şey yerine olanı yapmaya çalışıyoruz. Sektörde şu an gereksiz bir yarış hakim. Belki buna da faydası vardır bilemiyorum. Ama uzun ticaret hayatımda yok olan, kaybolan çok firma gördüm. Aslında Çin sınırına kadar da bizdekiler gibi presi olan ülke yok. Bizim firmamız şu an oralarda işler yapıyor ya da malzemelerimiz oralarda satılıyor. Peki sizce Alüminyum tüketimi Türkiye’de hangi aşamada? Alüminyum tüketimi konusu, bütçe ile ilgili bir konu. O sebepten gelişmiş ülkelerdeki tüketimi yakalayabilmemiz için önce


SANAYİNİN SESİ İ S T A N B U L

D E M İ R

V E

D E M İ R

D I Ş I

M E T A L L E R

İ H R A C A T Ç I L A R I

B İ R L İ Ğ İ

A Y L I K

Y A Y I N I

A Ğ U S T O S

2 0 1 3

S A Y I :

2 1

tüketicinin ekonomik durumunun iyi olması gerek. Çünkü alüminyum ucuz bir malzeme değil. Elbette herkes, kapısı, penceresi alüminyum olsun ister. Ancak mecburen plastik kullanmak zorunda kalıyorlar. Ancak kaliteli olan, uzun ömürlü olan, geri dönüşümlü olan malzemenin alüminyum olduğu kesin. Ortak paydası alüminyum olan iş adamlarımız , bir araya gelip, birlikte bir güç oluşturabiliyor mu? Olabilmesi mümkün değil. İnsanlar ayrı ayrı yaratılmış. Ona “egoizm” derler, “ben, ben” dersen bir araya gelemezsin. Bir araya gelirlerse birbirlerini yerler. Gelinirse elbet çok güzel olur, çok güzel eserler çıkar. Biz bu kadar başarabildik, yüzde yüz bir araya gelebileceğimizi sanmıyorum. Bununla birlikte yeni nesillerin bu birlikteliği sağlamaları tabii ki sektör ve ülkemiz açısından güç oluşturacaktır. Sosyal konularda da hep faal gördük sizi, bununla ilgili bir şey söylemek ister misiz? Arkanıza dönüp baktığınızda çok güzel eserler bıraktınız... İnsanların içinden gelen bir vefa borcu... Devletimiz bizi okuttu. Zara’da bir yüksekokul yaptık. Mahallede bir ilköğretim okulu yaptık. Zara’daki yüksekokulu, Cumhuriyet Üniversitesi’ne (Sivas) bağışladık. Bunlar özel, güzel şeyler. Bununla birlikte her yıl düzenli olarak inşaat sektöründe faaliyet gösteren yetkili uygulayıcı bayilerimize gerek mevcut atölyelerinde, gerekse toplantılarımızda gerçekleştirdiğimiz eğitimlerle, bilgi ve becerilerini artırmalarına yönelik teorik ve pratik uygulamalara dayalı eğitimler veriyoruz. Bu eğitimleri herkese açmak ve eğitimlerin sonunda vereceğimiz sertifikalarla daha bilinçli, bilgili, sektöre katkı sağlayacak donanımlı istihdam gücü sağlamayı hedefliyoruz. Mimarlık fakültelerine yönelik öğrenci proje yarışması düzenliyoruz. Öğrencilerin iş hayatına hazırlanmalarına yardımcı oluyoruz. Bunca yıllık tecrübelerinize dayanarak gençlere iletmek istediğiniz öneri ve öğütler var mı? Her şeyden önce dürüst, kanaâtkar ve

Ahmet Çuhadaroğlu sektöre 1954 yılında çelik yapı elemanları üretimiyle girdi ve 1965 yılından itibaren de faaliyet alanını alüminyum doğrama olarak belirledi. 1978’de anonim şirket olma yolundaki tüm gelişimini tamamlayan firma bünyesindeki şirketlerin sayısını sekize yükselterek 1996 yılında holdingleşme kararı aldı. Çuhadaroğlu Holding, alüminyum profil çekimi, yüzey işlemleri, alüminyum yapı elemanları, taahhüt ve üretimi ile hem yurt içinde hem de yurt dışında hizmet veriyor. Çuhadaroğlu Metal Sanayi ve Pazarlama yarım asrı geçen tecrübeyle Büyükçekmece’de toplam 70 bin metrekare alana kurulu fabrikasında; ekstrüzyon hatları, kalıp atölyesi, yüzey işlem tesisleri, mekanik işlem ve montaj atölyelerinde entegre bir işletme olarak üretim gerçekleştiriyor. sabırlı olmaları ilerleyen iş hayatları için çok önemli. Dünyanın gelişmesine paralel olarak teknolojiyi ve bilgiyi takip etsinler, değişime ayak uydursunlar. Bilgiyi üretmek ve bilgi sahibi olmak için daha çok çalışsınlar. Bir de tabi gençken sağlıklarına dikkat etsinler. Sağlıklı yaşama yollarını öğrensinler. Mutlaka spor yapsınlar. İlave etmek istediğiniz başka konular var mı Ahmet bey? İnsan egoist düşünmez yanındaki insanın da başarılı olmasına engel olmaz, hatta destek olursa o zaman daha sosyal bir kişi olur.

Birliktelik konusuna ilave etmem gerekirse bir lokomotifin başı olursa tüm vagonlar da bir arada gider. Bunu şekillendirmek de mümkün. Biz bir araya gelerek 100’er lira toplayarak ALKOP’u kurduk. Şu an olmaması için de bir neden yok. Hatta şu an mahallemize hukukçular gelecek gibi görünüyor. Bu doğrultuda yeni bir Alüminyumcular Çarşısı’na ihtiyaç var gibi gözüküyor. Mahalle ticari vasfını yitirebilir, bu sebeple girişimci olmakta fayda var. Toparlayıcı bir kişi olursa, egolar olmazsa, dürüstlük olursa elbet güzel şeyler de olacaktır...

27


İNOVASYON

Prof. Dr. Hüseyin SÖNMEZ - Yrd. Doç. Dr. Anıl AKDOĞAN - Arş. Gör. Ali Serdar VANLI Yıldız Teknik Üniversitesi, Makine Fakültesi, Makine Mühendisliği Bölümü

alaşımları yüksek kalitede basınçlı dökülüyor Magnezyum alaşımlarının basınçlı döküm yöntemiyle üretimi, diğer üretim yöntemlerinden daha ekonomik avantajlar sunuyor. Basınçlı döküm, otomasyona uygunluğu yönüyle, yüksek hacimli imalatlar için ideal bir yöntemdir [1]. Magnezyum alaşımlarının basınçlı dökümünde

uygulanan parametreler, 15 yıl öncesine kadar, etkileyiş yönleri bakımından çok fazla değerlendirilmedi. Daha önceki yıllarda alüminyum alaşımlarının basınçlı dökümü için yapılan araştırmalar, magnezyum alaşımlarının basınçlı döküm parametrelerini optimize etme çalışmalarına ışık tutuyor. [2].

Gravite Döküm %0,5

Dövme %1,1

Diğerleri %1,8

Basınçlı Döküm %35,5 Alüminyum Alaşımlama %42,6

Kimyasal %1,4 Elektrokimyasal %3,0 Metal İndirgeme %0,6 Desülfürizasyon %11,1

Küresel Dökme Demir %2,4

Şekil 1. Yaygın imalat yöntemleri [3]

YILDIZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ, MAKİNE MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ, MAKİNE MALZEMESİ VE İMALAT TEKNOLOJİSİ ANABİLİM DALI BÜNYESİNDE YAKLAŞIK ÜÇ YILLIK BİR ÇALIŞMAYLA BASINÇLI DÖKÜM LABORATUVARI HAYATA GEÇİRİLDİ. BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI’NIN KATKISI İLE KURULAN VE MAGNEZYUM Mg ALAŞIMI PARÇALARIN İMALATINI GERÇEKLEŞTİREN BASINÇLI DÖKÜM ÜRETİM HATTI, TÜRKİYE’DE İLK OLMA ÖZELLİĞİ TAŞIYOR. 28

MAGNEZYUMA İLGİ SON 20 YILDA ARTTI Geçen 20 yıllık süreçte magnezyum alaşımlarının kullanımı önemli oranda arttı. (Şekil 1). Özellikle otomotiv endüstrisinde, yürürlüğe giren yeni emisyon kanunlarıyla, araç ağırlıklarının düşürülmesi ihtiyacı doğdu ve bu magnezyum alaşımlarına talebi yükseltti. Önümüzdeki on yıllık süreçte de magnezyum endüstrisinin büyüme hızındaki artışın, yıllık yüzde 7 civarında olacağı tahmin ediliyor. [1]. Basınçlı döküm endüstrisi içerisinde magnezyum alaşımlarına olan ilginin, 1990’lı yıllardan itibaren arttığı ve günümüzde de ilginin artarak devam ettiği görülüyor. Sektörel anlamda oldukça yaygın bir pazara sahip olan bu metalin basınçlı döküm yöntemiyle imalatı esnasında, üç farklı proses dikkatli şekilde tasarlanmalı ve gerçekleştirilmeli. Bunlardan birincisi “ergitme”, ikincisi “transfer” ve üçüncüsü de “döküm” prosesidir. Her bir proses kendi içinde alt basamaklara ayrılarak işlem adımları ayrıntılı şekilde belirlenmeli ve proses parametreleri optimize edilmelidir. TÜRKİYE’DE ÜRETİM YOK DENECEK KADAR AZ Basınçlı döküm sektörüne paralel gelişme gösteren ve alternatif teknoloji olan yarı-katı fazda imalat yöntemleri de son yıllarda ön plana çıktı. Bu farklı teknolojinin magnezyum alaşımı parça üretimi için popüler hale gelmesi ve yakın gelecekte talaşsız imalat ve döküm yöntemlerinin kombinasyonu olarak piyasada yerini alması kaçınılmaz. Ayrıca magnezyum alaşımlarının çeşitli talaşsız imalat yöntemleri


İNOVASYON İ S T A N B U L

D E M İ R

V E

D E M İ R

D I Ş I

M E T A L L E R

ile üretimi konusunda dünya genelinde önemli eksikliklerin olduğu, literatür ve piyasa araştırmaları sonucunda görülüyor. Yıllık bazda üretilen birincil magnezyumun sadece yüzde 1’lik bölümünün talaşsız imalat yöntemleriyle işlendiği ancak bu konudaki ihtiyacın her geçen gün arttığı biliniyor. Yıldız Teknik Üniversitesi bünyesinde yapılan çalışmaların, bu ve benzeri alanlardaki teknolojik araştırmaların başlatılması konusunda itici güç olarak kullanılacağı düşünülüyor. Dünyada yakın gelecekte talaşsız imalat ve döküm yöntemleri kombinasyonun Mg alaşımı parça imalatı için piyasada yaygınlaşacağı da öngörülüyor. Bu öngörü ile öğretim elemanları ülkemize henüz girmemiş basınçlı döküm yöntemi ile Mg alaşımı parça üretim teknolojisinin kurulup, geliştirilmesi ve yaygınlaştırılmasını hedeflediler. Uygun karakteristikleri sayesinde birçok sektörde kullanılabilen magnezyum alaşımları, özellikle otomotiv, havacılık ve elektronik sektöründe hafifliği ve dayanımı dolayısıyla tercih ediliyor. Magnezyum alaşımlarının basınçlı dökümü, magnezyum endüstrisi içinde en hızlı büyüyen ve global ölçekte en çok gelişen segment oldu. [3]. Ancak ülkemizde basınçlı döküm yöntemiyle magnezyum alaşımlarından mamul üretimi yapan kurulu işletme yok denecek kadar azdır. Bu konudaki bilgi ve tecrübe eksikliğinden dolayı sanayimiz bu sektörden uzak durmakta ve dünyada yaygın olarak kullanılan avantajlı bir metalin ürünlerinden ancak ithalat yolu ile yararlanılabilmektedir. İTHALATA YARIM MİLYAR DOLAR HARCIYORUZ Ülkemize yıllık yaklaşık 10 bin tonluk magnezyum alaşımı parça ithal ediliyor. Sözü edilen miktar için ülkemiz kaynaklarından yapılan harcama yaklaşık yıllık 0,5 milyar dolar gibi ciddi bir rakama ulaşıyor. Global ölçekte sadece basınçlı döküm sektöründe yıllık ortalama 500 bin ton magnezyum alaşımı parça üretildiği göz önüne alındığında, sektörün yıllık 25 milyar dolarlık pazara sahip olduğu görülüyor. Bu sebeplerden dolayı, ülkemiz sanayine henüz yabancı olan bu teknolojinin bir an önce yerli imkânlar ile geliştirilmesi ve kullanıma sunulması hayati önem taşıyor. Dünyada magnezyum sektörünün her

İ H R A C A T Ç I L A R I

B İ R L İ Ğ İ

A Y L I K

geçen gün daha da büyüdüğü biliniyor. Bazı markaların ürettikleri otomobillerde yaklaşık olarak 50 kilogram magnezyum alaşımı parça kullandıkları da biliniyor (Şekil 2). MIT (Massachusetts Institute of Technology) Malzeme Sistemleri Laboratuvarı’nda yapılan araştırmalara göre, 2015 yılı sonu itibarıyla otomobil başına minimum 35 kilogram ile maksimum 70 kilogram arasında magnezyum alaşımı parça kullanımı öngörülüyor.

Y A Y I N I

A Ğ U S T O S

2 0 1 3

S A Y I :

2 1

Çalışmalarına 2009 yılında geniş bir araştırma ve tasarım fikri ile başlayan Yıldız Teknik Üniversitesi öğretim üyeleri; 2011 yılının Haziran ayında Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’ndan aldıkları destek ile çalışmalarına hız kazandırdı. Döküm Laboratuvarı bünyesinde kurulumu tamamlanan Basınçlı Döküm Laboratuvarı’nda, deneme üretimleri birkaç ay önce tamamlandı. Elde edilen sonuçlar ülkemiz sanayisi için oldukça

Şekil 2. Otomobillerde kullanılan bazı Mg alaşımı parçalar [3] MAGNEZYUM KULLANIMI EFSANE BEETLE İLE BAŞLADI Mg alaşımları otomotiv sektöründe ilk kez 1950’li yıllarda VW Beetle modelinde kullanıldı. Bu modelde 20 kilogram Mg alaşımı parça kullanılıyordu. BMW 3.0 lt sıra tipi 6 silindirli dizel motor bloku Mg/ Al melez motordur. BMW-Mini ve Fiat Stilo modellerinin ön konsol bölümü, MercedesSL kapı çerçevesi (AM50 alaşımı, 4.5 kg), VW Golf ve Lupo otomobillere ait direksiyonlar, Audi V12 (8,43 kg) - Audi V8 (5,49 kg) emme manifoldu, BMW V12 emme manifoldu (8,2 kg), VW sübap kapağı (2,4 kg), VW şanzıman kutusu (19,5 kg) Mg alaşımından üretilmiş parçalardandır. Yine Chevrolet Corvette Z06 modelinde motor taşıyıcı yatakları ve jantları Mg alaşımından imal edilmiştir. Otomotiv sektörü dışındaki Mg alaşımı parça örnekleri ise Şekil 3’te görülüyor.

umut verici. Üniversitede gerçekleştirilen AR-GE çalışmasının temel hedefi, dünya pazarlarında mevcut ve yaygın kullanımı olan bir ürünün, ülkemiz sanayi için yeni bir üretim yöntemi ile imal edilebilmesinin sağlanmasıdır. Bilgi ve tecrübe eksikliğinden dolayı bu konudan uzak duran sanayicimize, bu işin dünyadaki rakipleriyle minimum aynı seviyede yapılabileceğini göstermektir. Özetle; üretilen parçaların mekanik, fiziksel, metalürjik ve geometrik özelliklerinin yeterli olmasının yanında, parça başına maliyet ve tüketim değerleri ile üretim hızları da kabul görmüş değerlerde gerçekleşmektedir. İMALAT PROSESİ İmalat prosesinde üç temel ve yardımcı bileşenlere hassasiyetle dikkat edildi. (Şekil 4). Magnezyumun oksijene olan

Şekil 3. Otomotiv sektörü dışındaki Mg alaşımı parça örnekleri [3]

29


İNOVASYON

İngot Girişi

Ergitme Prosesi

Transfer Prosesi

Döküm Prosesi

Ön Isıtma Fırını

Ergiyik Pompası

Enjeksiyon Kamarası

Ergitme Fırını

Ergiyik Metal

Gaz Giderme

Transfer Tüpü

Ergiyik Metal

Transfer Nozülü

Döküm Kalıbı

Kalıp Yağlama

İtici Sistem

Döküm Parçası

Koruyucu Atmosfer

Şekil 4. İmalat için ayrıntılı iş akış şeması

yüksek ilgisi dolayısıyla sorunlu olan ergitme prosesinin başarılı şekilde gerçekleştirilmesi için, sisteme ön ısıtma fırını ile koruyucu gaz ünitesi entegre edildi. Magnezyum alaşımlarının ergitilmesi sırasında herhangi bir koruyucu önlem alınmazsa, ergimiş magnezyum, havada bulunan oksijenle ekzotermik

bir reaksiyona girer. Bu reaksiyon kontrol altında tutulamayacak kadar şiddetli olabilir. Ayrıca, ötektik faz olan Mg17Al12, 430ºC’de oksidasyona uğramaya başlar. Bundan dolayı, alüminyum içeren magnezyum alaşımlarının 400ºC’nin üzerindeki sıcaklıklardan itibaren, henüz ergime başlamadan korunması gerekir [4].

DÜNYADA ÜRETİMİ GERÇEKLEŞTİRİLEN, BASINÇLI DÖKÜM Mg ALAŞIMI PARÇALARIN MEKANİK, METALÜRJİK VE GEOMETRİK ÖZELLİKLERİ İLE REKABET EDEBİLECEK NİHAİ ÜRÜNLERİN İMALATI İÇİN TASARLANAN SOĞUK KAMARALI BİR BASINÇLI DÖKÜM MAKİNESİ İLE TAM ENTEGRE ÇALIŞAN ERGİTME VE TRANSFER SİSTEMLERİ, İMALAT PROSESİNİ SANİYELER İÇİNDE VE KUSURSUZ BİR ŞEKİLDE TAMAMLIYOR.

Şekil 5. Tasarımı yapılan pota-pota kapağı ve transfer sistemi

30

Bu amaçla atmosferdeki oksijen ile temasın kesilmesi ve koruyucu atmosfer olarak N2+SF6 karışımı uygun görüldü. Ayrıca argon bileşenli atmosferin de alternatif olarak denenmesi düşünüldü. SF6 gazı, yoğun sera gazı etkisiyle küresel ısınmaya neden olduğu için yakın gelecekte yasaklanması gündemdedir. Koruyucu gaz sistemini ergitme fırınına entegre edebilmek için değişik pota kapağı dizaynları yapıldı. (Şekil 5). Pota kapağına gaz giriş ve çıkışı için üç adet port bırakıldı ve ingot şarjı için bir kapak ilave edildi. Pota kapağına, ergiyik pompası ve transfer tüpü için montaj ağızları bırakıldı ve bu şekilde özgün tasarım gerçekleştirildi. Seri üretim hattına entegre edilecek ergiyik pompası ve transfer ünitesi sayesinde, hem ekonomik hem de otomasyona uygun pompa dozajlamalı sistem geliştirildi [5]. Basınçlı döküm işlemi için tasarlanan makine 100 ton kilitleme kuvvetine sahip, yatay enjeksiyonlu soğuk kamara tipi basınçlı döküm makinesidir (Şekil 6). Makinenin kilitleme kuvveti, dökümü yapılacak maksimum parça ağırlığı, maksimum projeksiyon alanı ve gerekli enjeksiyon basıncı dikkate alınarak belirlenmiştir. Döküm işleminin sağlıklı şekilde yapılabilmesi için 250-400 bar arasında basınç uygulayabilen enjeksiyon sistemi kullanılması gerekiyor. Enjeksiyon sistemi üç fazlı olarak belirlendi ve her bir fazdaki hız ve


İNOVASYON İ S T A N B U L

D E M İ R

V E

D E M İ R

D I Ş I

M E T A L L E R

İ H R A C A T Ç I L A R I

B İ R L İ Ğ İ

A Y L I K

Y A Y I N I

A Ğ U S T O S

2 0 1 3

S A Y I :

2 1

Şekil 6. Tasarımı yapılan basınçlı döküm makinesi

basıncın elektronik olarak ayrı ayrı ayarlanabilmesine imkân sağlayacak, oransal kontrollü hidrolik sistem ve PLC kontrol paneli makineye dâhil edildi. [6]. Magnezyum alaşımlarının basınçlı dökümünde enjeksiyon hızları, alüminyum alaşımlarının basınçlı döküm prosesine göre yaklaşık iki kat hızlı seçiliyor. Bunun sebebi magnezyumun düşük ısıl kapasitesinden dolayı çabuk soğuma eğilimi göstermesidir. Ayrıca enjeksiyon ve katılaşma sırasında uygulanan sıkıştırma basınçları da alüminyum alaşımlarına uygulananlardan yaklaşık olarak 1/3 oranında daha yüksek tutuluyor [8]. Bu çalışmanın yürütücüleri elde ettikleri bilgiler ışığında uygun ergitme fırını, transfer ünitesi, makine ve kalıbın; parça üretimine uygun şekilde entegrasyonunu sağlayacak çalışma algoritmaları belirleyerek, kontrol ünitesi için gerekli endüstriyel yazılımları yaptılar. Bugün laboratuvar bünyesinde tam entegre olarak çalışabilen ergitme, transfer ve döküm sistemlerinden oluşan bir Mg alaşımı parça üretim hattı bulunmaktadır.

SONUÇLAR Üretim hattından elde edilen deneysel numunelere; mekanik, metalografik ve geometrik testler uygulanıyor. Mekanik özelliklerin belirlenmesi için çekme ve yoğunluk testi deneyleri uygulanarak, akma ve çekme dayanımları ile porozite değerleri belirlendi. Literatürde en yaygın alaşımların özellikleri Tablo 1’ de verildiği gibidir. AZ91 alaşımı dökümünden elde edilen çekme deneyi numuneleri çekme testlerine tabi tutulduğunda elde edilen 255 MPa civarındaki çekme, 175 MPa civarındaki akma dayanımı, 1,80 g/cm3 yoğunluk ve yüzde 3’ün altındaki düşük porozite değerleri ile ilk sonuçlar oldukça başarılı ve dünya ile rekabet edebilecek seviyededir. Basınçlı döküm laboratuvarı, farklı Mg alaşımlarının, değişik kalıp tasarımları ve geniş parametre yelpazesinde denenebileceği yeterliliktedir. Bu çalışma T.C. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından desteklenmiştir. Proje No: 00961.STZ.2011-2.

KAYNAKÇA 1-Vanlı A.S., Akdoğan A., (2013). “Magnezyum Alaşımlarının Basınçlı Dökümü”, MakineTek Dergisi, WIN Fuarı Özel Sayısı, 188: 368-372. 2- Vanlı A.S., Sönmez H., (2010). “Magnezyum Alaşımlarının Basınçlı Dökümünde Proses Parametrelerinin İncelenmesi”, 3. Uluslararası Döküm ve Çevre Sempozyumu (IFES 2009), 28-29 Ocak 2010, İstanbul, 316-326. 3-Friedrich H.E. ve Mordike B.L., (2006). Magnesium Technology (Metallurgy, Design Data, Applications), Springer, Berlin. 4-Vanli A.S., “Investigation of the Protective Atmospheres Used for Melting Process of High Pressure Die Casting Magnesium Alloys” The Academic Journal of Science Conference (AJS 2012), 19-22 June 2012, Florence, 1(3): 109-120. 5-Vanli A.S., “Investigation of Different Mass Production Lines Used for High Pressure Die Casting of Magnesium Alloy Products” The International Journal of Arts & Sciences Conference (IJAS 2011), 21-24 June 2011, Prague, 4(19): 269-275. 6-Vanli A.S., Akdogan A., Sonmez H., (2010) “Investigation the Effects of Process Parameters on Product Quality in Cold Chamber High Pressure Die Casting of Magnesium Alloys” The International Journal of Arts & Sciences Conference (IJAS 2010), 8-11 June 2010, Provence, 3(9): 320-325. 7-ASM Specialty Handbook, (1999). Magnesium and Magnesium Alloys, ASM International Handbook Committee, United States of America.

Tablo 1. Literatürde en yaygın kullanılan alaşımların özellikleri [7].

Alaşım

Bileşim, %

Çekme Dayanımı

Akma Dayanımı

Uzama 50 mm

Sertlik

Yoğunluk

Ergime Sıcaklığı

Al

Mn

Zn

MPa

MPa

%

HB

g/cm3

°C

AM60

6.0

0.4

---

230

150

13

65

1,80

615

AZ91

9.0

0.3

0.7

250

160

7

70

1,81

598

31


FABRİKA TANITIMI

Kolombiya’dan Endonezya’ya 70’den fazla ülkeye ihracat yapıyor

E

ndüstriyel kilit ve menteşe üreten Mesan Kilit, 70’in üstünde ülkeye ihracat gerçekleştiriyor. Silivri Alipaşa’da 13 bin 500 metrekare kapalı alana ve 20 milyon TL yatırım değerine sahip fabrikada, 2012 yılından itibaren üretim gerçekleştirdiklerini belirten Mesan Kilit Genel Müdürü Rıdvan Mertöz, elektrik, elektronik, otomotiv, beyaz eşya, makine, mobilya sektörlerine hizmet verdiklerini açıkladı. Mertöz ile 1979 yılında kurulan firmanın üretimi, yeni kurulan fabrika, sektör sorunları ve ihracat ile ilgili bir sohbet gerçekleştirdik. AR-GE ve inovasyona önem verdiklerini belirten Mertöz, üç yıllık bir çalışma sonunda elektronik kilit üretimi gerçekleştirdiklerini söyledi. Telekomünikasyon, soğutma ve elektrik pano sektörlerine hitap eden yedi farklı elektronik ürün geliştirdiklerini dile getiren Mertöz, “Bu yıl ciroda yüzde 20’lik artış hedefliyoruz. Ayrıca bu yıl ciromuzun yüzde 55’ini ihracattan elde etmeyi planlıyoruz” dedi. Kolombiya’dan Endonezya’ya uzanan geniş

bir coğrafyada ihracat gerçekleştirdiklerini vurgulayan Mertöz, “İhracat olmazsa olmazımız” diye konuştu. Üretiminizle ilgili bilgi verebilir misiniz? Katma değeri yüksek üretim gerçekleştiriyoruz. En az beş, altı çeşit ham madde, yüzlerce değişik parça ve farklı farklı ürünler bir araya gelerek toplanıyor. Emek yoğun bir işimiz var. Bu emek yoğun işi de mümkün olduğu kadar yatırımla ve otomasyonla rekabetçi ve kârlı hale getirmeye çalışıyoruz. Biz endüstriyel kilit ve endüstriyel menteşe üretiyoruz. Elektrik piyasası başta olmak üzere makine, klima, mobilya imalatçılarının kullandığı ürünler... Bir de son zamanlarda taşımacılıkta endüstriyel kilit kullanılmaya başlandı. Bunun yanında müşterilerimizin isteği ile üç yıllık bir çalışma sonunda elektronik kilit üretimi gerçekleştirdik. Bu telekomünikasyon, soğutma ve elektrik pano sektörlerinin kullandığı kilitlerdir. Bu üç sektöre hitap eden yedi farklı elektronik ürün geliştirdik.

“İHRACAT OLMAZSA OLMAZIMIZ” DİYEN MESAN KİLİT GENEL MÜDÜRÜ RIDVAN MERTÖZ, 2013’TE CİRODA YÜZDE 20’LİK BÜYÜME HEDEFLERİ OLDUĞUNU SÖYLEDİ. BİR DİĞER HEDEFLERİNİN DE CİRONUN YÜZDE 55’İNİ İHRACATTAN ELDE ETMEK OLDUĞUNU BELİRTEN MERTÖZ, ARGE VE İNOVASYON ÇALIŞMALARININ DA ARALIKSIZ SÜRECEĞİNİ SÖYLEDİ. 32

Üretim kapasiteniz nedir? 400’ün üstünde çeşidimiz var. Bu ürünlerin versiyonlarıyla birlikte 5 bin çeşit ürünümüz bulunuyor. Kapasite derken tabii milyonlarla ifade edilen adetlerde üretim yapıyoruz. 2012 yılında toplam üretim adedimiz 20 milyonu geçti. Emek yoğun bir iş olduğunu düşünürseniz üretim kapasitemizi buradan da görmüş olursunuz. İhracatınız hakkında bilgi verebilir misiniz? İhracat olmazsa olmaz. İhracatımızın bir kısmını Avrupa’ya yapıyoruz. Bunun dışında komşu ülkeler, Orta Doğu ve Uzak Doğu’ya da ihracatımız giderek artıyor. Avrupa’nın durgunluğunu bu uzak ülkelerle telafi etmeye çalışıyoruz. Özellikle 2012-2013 döneminde de Amerika kıtası, Güney Amerika, ABD dahil olmak üzere yeni hedef pazarlarımızdır.Tabii üretimimiz endüstriyel ürün olduğu için gelişmiş ülkeler önemli pazarlarımızdır. 70’in üstünde ülkeye ihracat yapıyoruz. Bu ülkeler Avrupa ülkeleri başta olmak üzere Kolombiya’dan Endonezya’ya kadar yayılan coğrafyada, neredeyse dünyanın her bölgesine satış yapıyoruz. Bazı ülkelerde distribütörlerimiz var. Bazı ülkelerde direkt müşteriler var. Ürettiğimizin, yarıdan biraz fazlasını dışarıya satıyoruz. Bu yıl ihracatımız iç piyasayı geçecek diye tahmin ediyoruz. Toplam


FABRİKA TANITIM İ S T A N B U L

D E M İ R

V E

D E M İ R

D I Ş I

M E T A L L E R

İ H R A C A T Ç I L A R I

B İ R L İ Ğ İ

A Y L I K

Y A Y I N I

A Ğ U S T O S

2 0 1 3

S A Y I :

2 1

33


FABRİKA TANITIMI ciromuzun yüzde 55’ini ihracat olarak gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. 2013 hedefleriniz nelerdir? İlk altı aylık verilere bakıldığında bu hedeflere ulaşabilecek misiniz? Mesan Kilit olarak bugüne kadar belirlediğimiz hedefler hep gerçekleşti. Son 2012-2013’te de AB’nin durağan gitmesine karşın hedeflere yaklaştık. Bu sene inşallah yüzde 20’lik ciro artış hedefimiz var. Bunu aşacağımızı tahmin ediyorum. Önemli olan yüksek ciro değil tabii önemli olan katma değerli üretim ve ihracat yapmak ve istihdamı artırmak. Yoksa yüzde 50-100 ciro artışı sağlarsınız zarar edersiniz, kendinize de ülkeye de zarar verirsiniz. Katma değerli üretim gerçekleştirdiğinizi belirttiniz. AR-GE ve inovasyon ile ilgili çalışmalarınız hakkında bilgi verebilir misiniz? Çok iyi bir AR-GE departmanımız var. Hem AR-GE çalışması hem de eski ürünlerin iyileştirmeleri gerçekleştiriliyor. Bunun yanında da otomasyon çalışmaları, seri üretim için gerekli çalışmalar da bu departman tarafından yapılıyor. Elektronik kilit üretimi son üç yılda bizim en önemli çalışmalarımızdan biri oldu. Bunun yanında mekanik konusunda daha katma değerli yeni sektörlere hitap edecek, kaliteli, dünyada çok az firmanın yaptığı ürünleri üretmeye çalışıyoruz. Müşterilerimizle devamlı diyalog halindeyiz. Onların AR-GE departmanı ile kendi AR-GE departmanımız beraber çalışarak firma bazlı üretim gerçekleştiriyoruz.Hitap ettiğimiz elektrik sektörü çok dinamik. Bu sektörün içine elektrik pano, jeneratör imalatçıları giriyor. Bunlar belki Avrupa’nın en dinamik sektörleri diyebilirim. Jeneratör imalatçılarımız dünyanın dört bir yanına ihracat yapıyor. Panocularımız da iç piyasaya hakimler ve çok kaliteli üretim gerçekleştiriyorlar. Dolaylı ihracatınız da çok yüksek diyebilir miyiz? Evet. Bizim müşterilerimizin hemen hemen hepsi ihracatçı olduğu için yüzde 55 olan ihracatımızı dolaylıyı da saydığımız zaman yüzde 75’e çıkıyor diyebiliriz.

34


FABRİKA TANITIM İ S T A N B U L

D E M İ R

V E

D E M İ R

D I Ş I

M E T A L L E R

İ H R A C A T Ç I L A R I

B İ R L İ Ğ İ

A Y L I K

İstanbul Türkiye sanayisinin kalbi konumunda bir kent. Ancak her geçen gün yaşanması zor bir hale geldi. Sizin bu kentte üretim yapmakla ilgili sorunlarınız var mı? İstanbul sanayicisi her gün biraz daha zor duruma düşüyor. Kendimizden örnek verelim. Yaklaşık 34 yıl evvel başlayan serüvenimiz bugünkü duruma gelinceye kadar inanılmaz zorluklarla karşılaştık. En büyük problemlerden biri de mekân sorunuydu. Bunu hep kendi imkânlarımızla aşmaya çalıştık. Önce dükkânlarda işimizi yürüttük daha sonra arsa alıp fabrika yaptık. Şimdi tam fabrikayı yaptığımız anda bulunduğumuz alanı sanayi bölgesi olmaktan çıkardılar. Burası ticari alan ve lojistik alanına dönüştü. Tekrar mücadele vermeye başladık. Islah Organize Sanayi Bölgesi diye bir şey oluştu. Biz de bu kapsama girmeye çalışıyoruz. Yine bir-iki yıl çevredeki sanayici arkadaşlarla mücadele ederek Islah OSB talebimiz kabul edildi. Bu gelişme sorununuzu çözdü mü? Talebimiz kabul edildi ama şartlar zor. Şimdi “Bunu istediniz, Islah OSB olacaksanız ama biz sizin epeyce bir burnunuzdan getireceğiz. Madem siz sanayicisiniz, çekeceğiniz çile daha bitmedi” dercesine, bütün çevre ile ilgili sorumluluklar omzumuza yüklendi. Devletin destek vereceği de söyleniyor fakat yeterli değil. Biz bu araziler bomboş iken buralara geldik. Herhangi yapılaşma konut yoktu. Yaklaşık 5 bin 500 dönümlük alanın OSB olacağını söylemişlerdi, şehir planında bu şekilde göründüğü için geldik. Herhangi bir suistimalimiz yok. Sanayi alanı olmayan bir yere yapı yapmış değiliz. Silivri bölgesinde kaliteli, katma değer üretim yapan, yüksek ihracat gerçekleştiren firmalar var. Özellikle bu konuya devletin dikkat etmesini ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin destek vermesini istiyorum. Islah OSB konusunda bizi fazla yormamalarını ve destek vermelerini talep ediyorum. Islah OSB çalışmamız Silivri’de üç ayrı noktada devam ediyor. Alipaşa, Selimpaşa Kavaklı ve Kınalı Sanayi Bölgesi var. Üç ayrı sanayi bölgesinde 100’ün üzerinde firma var. Bunların çoğu ihracatçı ve çok ciddi istihdam sağlayan firmalardan oluşuyor.

Y A Y I N I

A Ğ U S T O S

2 0 1 3

S A Y I :

2 1

firmalar ya parçalanıyor ya bölünüyor ya da kapanıyor. Bunun için çok iyi bir kadro, çok iyi bir eğitim ve kurumsallaşma gerekli. Eğitim dedik, biz firma olarak her türlü eğitime destek vermekteyiz, bu eğitimler iş güvenliği, teknik, mesleki eğitimler olabiliyor. Üniversitelerin makine, endüstri mühendisliği bölümlerinde okuyan çok sayıda öğrenci fabrikamızda staj yapmaktadır. Mühendislerimiz stajyerlerle yakından ilgilenmektedir. Askerliğin acemi birliği gibi, önce onları yoruyoruz, daha sonra sıkı bir eğitime tabii tutuyoruz. Her hafta yapılan masabaşı eğitimlere ben de katılıyorum. Haftada 2-3 saatlik zamanımı stajyer eğitimine ayırıyorum. Hem sosyal hem de teknik bilgi anlamında tecrübelerimizi aktarmaya çalışıyoruz. Mezun olduktan sonra soramayacağı şeyleri rahatlıkla sorup öğrenmekteler. İşletmenin içinde çalışanlarla yan yana olmalarını sağlayıp onlara; ”Korkmayın, çekinmeyin soru sorun. Biz sizi hiçbir şeyi bilmiyormuş gibi görüyoruz. Mühendis olup geldiğiniz zaman biz size soracağız” diyoruz.

EĞİTİME ÖNEM VERDİKLERİNİ DİLE GETİREN RIDVAN MERTÖZ, ÖZELLİKLE STAJ İÇİN GELEN MÜHENDİSLİK ÖĞRENCİLERİNE ELLERİNDEN GELEN HER TÜRLÜ İMKÂNI SAĞLADIKLARINI SÖYLEYEREK, “MEZUN OLDUKTAN SONRA HER ŞEYİ BİZ ONLARA SORACAĞIMIZ İÇİN, STAJLARINDA HER ŞEYİ SORMALARINI İSTİYORUZ” DEDİ. Türkiye’nin en önemli sorunlarından biri de eğitim. Mesan Kilit olarak sizin bu konuda ne gibi çalışmalarınız var? Türkiye’de kurumlar, firmalar çok fazla yaşamıyor. 100 yıllık firma sayın derseniz, birkaç şekerci, Vefa Bozacısı gibi buna benzer firmalar sayabiliyoruz. Sanayici, gerçek anlamda sanayiyi temsil eden firma maalesef 50 yaşın üstünde çok az. İnşallah bunlar çoğalır. Uzun ömürlü firmalarımız olur. Türkiye’de birinci nesilden sonra

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı? Mesan Kilit olarak dinamik bir firmayız. hedeflerimize genel olarak ulaşmaktayız. Çalışanlarımızın mutlu olması için devamlı faaliyetler yapıyoruz. Kalite politikamızın birinci maddesi çalışanların memnuniyetidir. İki ayda bir çalışanlarımızla bir araya gelerek şikayetlerini dinleriz. Görüşleri, istekleri varsa onlar tartışılır. Ayda bir, ayın elemanı seçilir. Sosyal etkinlikler yapılır. Piknik, spor turnuvaları benzer çalışmaları gücümüz yettiği, zamanımız olduğu kadar yapmaya çalışırız. Başarılı ve mutlu bir firmanın temelinin çalışan memnuniyeti olduğuna inanıyoruz. Ülke olarak Cumhuriyetimizin 100’üncü yılı olan 2023 yılı hedeflerimiz var. TİM’in 500 milyar dolar olarak hedeflediği, kişi başına düşen milli gelir düzeyimizin 25 bin dolar olacağı ve dünyanın en büyük ilk 10 ekonomisi arasında yer almamız gibi büyük hedeflerimiz var. Bu hedeflere ulaşabilmek için üretmenin kıymetini bilmek, üretenin yanında olmak ve desteklerle ihracatçı üreticilerin sayısının artması tek dileğimiz.

35


MAKALE

RÜŞTÜ BOZKURT Dünya Gazetesi Yazarı

İş insanları için bir “analiz kalıbı” gerekiyor

“A

“İŞ DÜNYASINDA TEMEL ANALİZ KALIBI İNSAN, MALZEME, MAKİNE, METOT, PARA, YÖNETİM BİLEŞENLERİNE DAYANIR. EĞER DEĞİŞİM VE DÖNÜŞÜMLERİ NET BİR BİÇİMDE OKUMAK İSTİYORSAK, SÖZ KONUSU BİLEŞENLERDEN HAREKET ETMELİYİZ.” 36

nlama nedir?” sorusuna yanıt aradığımız birkaç yazıda, “temelde yatan kalıbı açığa çıkarma”, “bilinçli katılım” ve “insan zihninin temel düzen ihtiyacı” gibi kavramlarla bir “çerçeve” oluşturmaya çalıştık. İş insanlarının dünya genelindeki eğilimlerin yarattığı değişmeleri anlayabilmesi için de temeldeki kalıbın ne olduğunu netleştirmeliyiz: İş dünyasında temel analiz kalıbı insan, malzeme, makine, metot, para, yönetim bileşenlerine dayanır. Eğer değişim ve dönüşümleri net bir biçimde okumak istiyorsak, söz konusu bileşenlerden hareket etmeliyiz. 1. İş içinde insanın konumu değişti: Tarım Döneminde insanların günlük yaşamlarını, topluluk ve toplumların karşılıklı ilişkilerini, savaşı, barışı, zenginliği, gücü belirleyen temel bileşen “toprak”tı. Toprağı işleme teknikleri çok yavaş ilerliyordu. Çin’de Kubilay Han döneminde yazılmış üretimle ilgili bir kitap 20’inci yüzyıl başlarına kadar bir el kitabı olarak kullanıldı; gerekli üretim teknikleri bir kuşaktan diğerine, bir topluluktan ötekine aktarılabildi. İnsanlık tarihinde çok kısa bir zaman aralığı olan yüz yıl öncesine döndüğümüzde, dünya nüfusunun yüzde 70’inin geçimini kırsal alanlarda, topraktan kazandığını görüyoruz… Sanayi Toplumu aşamasına

geçilince, fabrika-odaklı üretim kentleşmeyi hızlandırdı; emek-sermaye eksenli bir gelişme öne çıktı. Çalışanların ve sermayedarların örgütleri yaratılan geliri paylaştıran karar odağı olma mücadelesi yapar hale geldi; emek-sermaye eksenli gelişmeye yaklaşık 300 yıllık bir zaman kesitinde tanıklık edildi. Yaklaşık 35 yıl önce Bilgi Toplumuna geçiş süreci hızlanınca, gelişmiş ülkelerde tarım kesiminde çalışanların oranı yüzde 10’ların altına indi… İmalat kesiminin oranı yüzde 20’lerin altına düştü… Hizmet kesimi hızla büyüdü. Yaratıcı-yenilikçi-girişimcilik ekseninde bir gelişme süreci ile yüzleştik. Süreç kendi standartlarını oluşturmuş değil. Belirsizlik koşulları geçerli. Belirsizlik, risk sınırlarını belirleyerek karar almayı zorlaştırıyor. Bir avuç istikrara olan ihtiyaç, insanları başta inanç sistemleri olmak üzere değişik topluluk örgütlerine sığınmaya yöneltti. İş içinde insanın konumu değişti ama, değişmeyi tam olarak tanımlayamadığımız için net betimlemeler yapamıyor; yaratmak istediğimiz sonuçları belirlemede sıkıntı çekiyoruz. Girişimcinin temel özelliklerinden biri geleceğe yatırım yapmadır… Gelecekle ilgili insanın konumunun tanımlanması, yeni üretim alanlarından eğitim ihtiyacına her alanda ne yapacağımızı belirlemeyi kolaylaştırır.


MAKALE İ S T A N B U L

D E M İ R

V E

D E M İ R

D I Ş I

M E T A L L E R

İş insanları “yeni analitik tekniklerini” kullanarak belirsizliği azaltmaya, “risk alanını tanımlamaya” ve yol haritalarını belirleyerek ilerlemeye çalışıyor. İnsanların geçimlerini nasıl, nerede ve hangi işlerden sağladıklarına ilişkin temel eğilimleri gözlemeden gelecekle ilgili öngörüler yerli yerine oturmuyor, haritasız, pusulasız, rastlantıların dümeninde bir gelişme süreci oluşuyor. 2. Malzemelerin yapısı, işlevi ve işlenme teknikleri değişiyor: Özellikle maddi zenginlik üretmenin 6 temel bileşeninden biri de “malzemeler”dir. Taş baltadan demir mızrağa, tunçtan ok ucundan nükleer başlığa savaş araç-gereçlerinden, giyim kuşama, yeme-içmeye kullandığımız tüm malzemelerin yapıları, işlevleri ve işleme teknikleri çok hızlı değişiyor… Neredeyse 12 bin yıldır bildiğimiz malzemeleri ve yeni malzemeleri tanımlamak gerekiyor. Toplam içinde “geleneksel malzeme kullanma oranı” göreceli olarak azalırken, yeni malzemelerin payı artıyor. Üretilen yeni malzemeler hızlı işlemeye elverişli yapıda olduğundan; iş süreçlerinde makine-donanımın işleme hızları artıyor; “zaman kazancı” yaratıyor ve rekabet de zaman kazancı üzerine kuruluyor. İş yaşamında yeni analitik, kullanacağımız malzemeleri yakından tanımayı gerektiriyor. Malzeme tanımada sadece internet bilgileri ile yetinenler uzun dönemli gelecek yaratamıyor. Kullanılan malzeme alanında ciddi üniversite, enstitü ve araştırma laboratuvarlarının bilimsel gelişmelerle ilgili yayınlarını izlemek de gerekiyor. Malzemelerin yapılarına, işlevlerine ve işleme tekniklerine hâkim olmadan, iş süreçlerini iyileştirme, doğru insan istihdamı için iş gücü profillerini belirleme mümkün olmuyor. 3. Paranın akışkanlığı, erişebilme olanakları ve işlevleri yenileniyor: İş insanlarının analiz açısından geleneği geleceğe taşımaları gereken bir diğer bileşen de “para”dır. İnsanoğlunun parayı icadından bugüne temelde bir alışveriş aracı olsa da, bugün para akışkanlıkları alabildiğine artmış, paraya erişebilmenin koşulları değişmiş, paranın işlevleri farklılaşmış ve derinleşmiştir.

İ H R A C A T Ç I L A R I

B İ R L İ Ğ İ

A Y L I K

Para yönetiminde geleneklerin taassubu tehlikelidir. Değişen koşulları sürekli gözlemek, eğilimlerin fırsat ve tehlikelerinin farkında olmak, para kullanımının alternatif yol ve yöntemlerini sorgulamak için yeni analiz teknikleri kullanmak gerekiyor. Para yönetiminin temel değişmezlerini kavramadan, değişmelerin hızını ve yönünü belirleyemeyiz. Para yönetiminden sorunlu her iş insanı, para yönetiminin temel değişmezlerini bilmek, nelerin değiştiğini kavramak zorundadır ki, gelişmelerin yönünü ve hızını kavrasın, gerçekliğe yakın bir tutum izleyebilsin. Bugünün iş yaşamını yönetenler sormalıdır: Para algım nedir? Para yönetiminin sabitleri nelerdir? Para yönetiminin kısa ve uzun dönemli değişen yönleri nelerdir? Değişmelerin hızı ve yönü hakkında ne biliyorum? vb. 4. Makine-donanımın yetkinlikleri farklılaşıyor: Makine-donanım konusunu ele alırken temel kavramların da hızla değiştiğini gözlüyoruz: Satın alınacak makine donanımın “işlevini” tanımlar; ardından da “teknik ömrünü” öğrenir; geri ödeme hesaplarını ona göre yapardık. Yaklaşık otuz yıl önce, makine-donanım üretiminde termodinamik ilkelerine kuantum ilkeleri de eklenince, makinelerin hızları ve işlevleri hızla değişir oldu. Fizibilite hesaplarında “teknik ömür” bakışı geriledi, “kullanılabilir ömür” kavramı yerleşti. Makine-donanım teknik bakımından bir eksikliği olmadığı halde, hız, esneklik ve diğer zaman kazandırıcı işlevleri yetersiz kalınca elden çıkarmak gerekiyordu. Bugün bir yatırım fizibilitesi hazırlanırken makine-donanım seçimi ve satın alma sözleşmelerinde “rekabet edebilir ömür” kavramı öne çıkıyor. Rekabet edebilir ömür kavramı, makine-donanımın hızını, esnekliğini, değişmelere uyumunu, esnekliğini, otomasyon olanaklarını vb. bir dizi mikro-analiz gerektiriyor. Özellikle manine-donanım arasındaki iletişim olanaklarının artması iş süreçlerinin hız ve esnekliğini yeniden tanımlama ihtiyacını artırıyor. Yatırım fizibiliteleri hazırlanırken makinedonanımın özellikleri, satın alma sözleşmeleri, montaj aşaması, deneme üretimi aşaması, bakım-onarım olanakları

Y A Y I N I

A Ğ U S T O S

2 0 1 3

S A Y I :

2 1

dünya geneli ile iş yeri özelinde ayrıntıda incelenmezse ciddi kaynak israfına yol açabiliyor. 5. İş yapma yeni metotlar gerektiriyor: Temeldeki kalıba dönersek, “Metot, o kadar önemsizdir ki, sadece esası etkiler” genellemesini unutmamalıyız. İş çevresinin ulaşma ve erişme koşulları değişmişse, malzemesi yenilenmişse, makine-donanım yeni yapı ve işlev boyutları kazanmışsa, paranın yaşamdaki yeri farklılaşmışsa, iş gücü profilinin niteliğini yükseltmek gerekiyorsa; iş yeri yönetiminde gelenek taassubu ile gelecek kuramazsınız. İş yapma metotlarını da gözden geçirmek, günün koşullarına uygun metotlar geliştirmek zorundasınızdır. Yönetimle iletişimi dengelemeliyiz… Yönetişim, yönetimin geleneksel teknikleri ile iletişimin yarattığı yeni kavrayış, algı ve beklentiler arasında denge kurma olduğunu bilmeliyiz. İş yaşamında önemli tuzaklardan biri de alışkanlıkların esiri olmadır. Değişmelere uyumu kemiren kurt, alışkanlıklarımızdır. Alışkanlıkların tuzağına düşmemenin yolu, işlerimizi analizle yapmadır. Klasik analizler de yetmez, yeni analitik ihtiyacının gereklerini yerine getirmek gerekir. 6. Yönetim biçimi ve tarzına ilişkin yeni kuramsal çerçeveler aranıyor: Kuram olmaksızın, uygun bir model oluşturmaksızın insan aklının doğru çözümlere ulaşması tamamen rastlantı sonucudur. Kuramsal çerçeveler, öğrenme ve öğretmede rastlantının payını azaltır. Bir konuyu analiz ederken, özellikle yönetici konumunda olanlardan, “İyi ama, çok teorik. Pratikte ne yapılacağını söyle!” diyen yaklaşımdan daha tehlikeli bir anlayış olamaz… Teori olmadan pratik, okyanuslarda pusulasız yol almaya benzer…Binde bir ihtimalle size bir kıtayı keşfe götürür ama, 999 ihtimalle de okyanusların dibindeki sonsuzluğa… Temeldeki analiz kalıbını geleneğin taassubundan kurtularak geleceğe taşımamız için bir küçük denemede aktardım. Bu analizi okuyanlardan özel bir ricam var : Özellikle eksik ve yanlış bulduklarınızı paylaşalım ki, rotamızı düzelterek yaratmak istediğimiz sonuca ilerleme şansımız olsun…

37


ENDÜSTRİYEL TASARIMCILAR

T

ürkiye’de endüstriyel tasarıma en çok destek verenlerin ihracatçılar olduğunu söyleyen Endüstriyel Tasarımcı Gamze Güven, ancak yine de arz ile talebin bir türlü buluşamadığına dikkat çekiyor. Bunun yanı sıra beraber çalışması gereken disiplinlerin eğitimde ve profesyonel yaşamda yan yana yer alamamasının önemli bir sorun olduğuna değinen Güven, bununla ilgili de bir çalışma yaptıklarını söylüyor. Yaratıcı Endüstriler Konseyi Derneği (YEKON) adı altında 18 yaratıcı disiplin derneğinin bir araya getirildiğini belirten Güven, üç üniversite ve bir kültür vakfı bünyesinde Yaratıcı Endüstriler Atölyeleri kuracaklarına ve akademisyenler ile profesyonellerin ortak politika geliştireceklerine vurgu yapıyor. Yiyecek içecek sektöründe birçok başarılı tasarıma imza atan, ulusal ve uluslararası alanda çok sayıda ödül sahibi olan Gamze Güven, en keyif aldığı anın tasarladığı ürünü rafta görüp satın aldığı an olduğunu söylüyor. Dünyada yeni yeni yayılmaya başlayan yenebilir tasarımı Türkiye’de ilk kez gerçekleştiren isim olan Gamze Güven ile endüstriyel tasarımın bugününü ve hedeflerini konuştuk.

38


TASARIMCI İ S T A N B U L

D E M İ R

V E

D E M İ R

D I Ş I

M E T A L L E R

İ H R A C A T Ç I L A R I

B İ R L İ Ğ İ

A Y L I K

Y A Y I N I

A Ğ U S T O S

2 0 1 3

S A Y I :

2 1

39


ENDÜSTRİYEL TASARIMCILAR Neden endüstriyel tasarım? Yaratıcılıkla ilgili bir meslek yapmak istiyordum. İç mimarlık gibi… Endüstriyel tasarımı bilmiyordum açıkçası. Lise 2’nin yaz tatilinde, kuzenimin nişanlısının endüstriyel tasarımda okuduğunu öğrendim. “Nedir endüstriyel tasarım” diye sorduğumda anlattı ve “Aradığım meslek bu” dedim. Yani aslında erken yaşta karar verdim endüstriyel tasarım okumaya ve birinci tercihimdi. Doğru da bir kararmış, çok severek yapıyorum işimi. Endüstriyel tasarım, Türkiye’de çok yeni ve genç bir meslek olmasına rağmen epey mücadele verdik bu mesleğin ne olduğunu anlatmak adına… Çoğu zaman sıkıldık, “Nedir, ne yapıyorsunuz?” dediklerinde, “Mimarlık gibi bir şey” dedik, bazen geçiştirdik. Geçen 10 yılda endüstriyel tasarımın ne olduğunu hem hükümet hem sanayici hem de kamuoyu anlamaya başladı. Kıymetli meslek oldu. O kadar ki, üniversitelerde çok fazla bölüm açıldı. Medyada adı geçmeye başladı. Bu sefer de, mesleğin değerini, kalitesini tutturmak için çaba sarf etmeye başladık. Bu kadar mezun olan var, peki iş potansiyeli var mı? Potansiyel var. Ama arz talep hâlâ buluşamıyor. Özellikle 2023 yılında 500 milyar dolar ihracat hedefinin endüstriyel tasarımın yarattığı katma değerle gerçekleşebileceğine inanıyorken. Şu anda 6 bine yakın endüstriyel tasarımcı var. Fakat bu potansiyel Türkiye’de yeterince kullanılamıyor. Muhtemelen, yüzde 10’u mesleğini icra ediyor diye kaba bir tahminimiz var. Çünkü elimizde yeterli envanter yok. Aslında hükümetin ve Endüstriyel Tasarımcılar Meslek Kuruluşu’nun (ETMK) envanter çalışmasını tamamlayarak, potansiyeli doğru yönlendirilmesi gerekiyor. Peki bunun için neler yapılması lazım? Ya da bununla ilgili çalışmalar var mı? Öncelikle şunu belirteyim, ETMK’nin kurucu üyesiyim. Birçok dönem etkin biçimde yönetim kurullarında yer aldım. Derneğin birçok çalışması var. “Mesleğin hak ettiği yere ulaşması ve ihracatın artmasını sağlamak için neler yapılması gerekiyor”

40

nildiğinde öncelikle envanter çalışmasını denildiğinde ylemeliyiz. Ardından, ihracat açısından söylemeliyiz. tansiyel sektörlerle, endüstriyel tasarım potansiyel rencilerinin bir araya getirilmesi ve daha öğrencilerinin nra bu tasarımcıların o firmalarda sonra hdam edilmesinin sağlanması istihdam rekiyor. Bunun yanı sıra tasarım gerekiyor. şvikleri başladı ve bu oldukça iyi teşvikleri ma biraz bilgi akışından biraz ama malkârlıktan, ne tasarımcılar ihmalkârlıktan, ne sanayiciler ne de rneğimiz etkin olarak bu derneğimiz şvikleri kullanabiliyor. teşvikleri talizör bir kurumun, Katalizör bu un, yağ ve şekeri luşturabilmesi lazım. buluşturabilmesi racatçı birliklerinin de endüstriyel İhracatçı sarımın gelişmesine katkıları var tasarımın ğil mi? değil oğrudur. İhracatçı birlikleri ile ilişkilerimiz Doğrudur. 02 yılına dayanıyor. Çok güzel iş birlikleri 2002 pıldı. Dizayn Turkey başta olmak üzere yapıldı. sarım yarışmalarına dernek olarak tasarım stek verdik. Aslında endüstriyel tasarım destek mesleğine en büyük katkı sağlayan kurum ihracatçılardır diyebilirim. Hem sanayicilerin bilinçlenmesinde rol oynadılar hem de mesleğimize destek sağladılar. Birçok ortak projeyi hayata geçirdik. Yakın bir zaman diliminde de açılması planlanan Hizmet İhracatçı Birliği’ne, hizmet ihraç eden tasarımcılarımız üye olacak. Böylece ihracatçılarla aynı çatı altında yer alacağız. Aslında TİM, derneğimizin kuruluş aşamasında bize binalarında yer vermeyi talep etti ancak uzak olduğu gerekçesiyle kabul edilmedi. Belki aynı çatı altında olsaydık daha verimli olabilirdi. İhracatta istenen hedeflere ulaşılması için KOBİ’lerde katma değeri yüksek üretimin yaygınlaşması lazım. Endüstriyel tasarım KOBİ’lere ulaştı mı? Aslında ulaştı. Ulaştıysa endüstriyel tasarım mezunlarında yüzde 90’lık açık neden var o zaman? Yüzde 90’lık bir açık tabi iki var. Yüzde yüzü kendi mesleğini icra edecek diye bir kural yok. Yüzde 90’ın bir bölümü başka yaratıcı disiplinlerde çalışmalarını sürdürüyor. İç

mimarlık, grafik, web tasarımı yapıyorlar. KOBİ’lerde geçmişe göre olumlu gelişmeleri var ama yavaş ilerliyor. Geçmişte çok KOBİ ile çalıştığım için züccaciye, promosyon, mobilya sektörlerinde, o sektördeki öncü markalar tasarıma, fikre para vermeye, yatırım yapmaya sıcak bakıyor. Olumlu sonuçlar olduğunda da arkadan diğer firmalar geliyor. Ama yavaş yavaş... Açıkçası teknolojiye, reklama, standa, mala, makineye yatırım yapmaya, para vermeye gocunmuyorlar ama fikre para vermek söz konusu olduğunda KOBİ’ler henüz bunun ne kadar kıymetli bir şey olduğunu anlayamadılar diye düşünüyorum. Biz İtalya’daki KOBİ’lerle karşılaştırıyoruz Türkiye’deki KOBİ’leri ama İtalya, Rönesans yaşayan bir uygarlık. Orada zanaattan makineleşmeye ve seri üretime geçiş kesintisiz oldu. Türkiye’de ise mübadeleyle, sanayi kuruluşları sahiplerinin değişimi kesintiye uğradı ve sermayedar sınıfın oluşması yıllar aldı. Türkiye’de 1950’lerden sonra başlayan bir hikâye. İtalya’da ise kesintisiz süreç ve zanaat yeteneği, kaliteli ve kıymetli iş yapma yeteneği seri üretime aksettirildi. Tabii kültürde sanatçılık, yaratıcılık olduğu, bundan beslendiği için İtalyan KOBİ’leri tasarıma, fikre para verme anlayışını daha hızlı geliştirdi. Türkiye’de katma değeri


TASARIMCI İ S T A N B U L

D E M İ R

V E

D E M İ R

D I Ş I

M E T A L L E R

İ H R A C A T Ç I L A R I

B İ R L İ Ğ İ

A Y L I K

Y A Y I N I

A Ğ U S T O S

2 0 1 3

S A Y I :

2 1

yaratmada aslında fikrin kıymetli olduğunu, para getiren şeyin aslında fikir olduğunu anlatabilmemiz lazım. Bunu fark eden öncüler var. Ama arkasının gelmesi lazım ve bence geliyor. Tabii bu biraz doygunlukla da ilgili bir durum. Belirli bir hacme ulaşınca otomatikman geliyor. Girişimciyiz ancak arkasını getiremiyoruz galiba… Çok girişimci bir toplumuz evet. KOBİ’ler de hakikaten bunun önünü açıyor. Fakat nitelikli eleman istihdamı ve patron şirketinden kurumsal şirkete dönüşme sürecinde bence tasarım, AR-GE, inovasyonun içselleştirilmesi, kurumun DNA’sına işlemesi lazım. Aksi takdirde özümsenemiyor. Olaya salt yeni form yaratmak, piyasadaki rakibin benzerini, tescili delecek, patenti patlatacak şekilde yapmak olarak bakılmamalı. Farklı vizyon, marka kimliği, felsefesi, reklamı, logosu, grafiği, dekorasyonu, showroom’u, standı bunların hepsine bir bütün olarak bakılmalı. Bunun tüketicinin markaya verdiği değeri artıracağını ve fiyata yansıyacağını, katma değerin bütün bunların totalinin yarattığı bir durum olduğunu anlatabilmemiz lazım diye düşünüyorum. Bir şeyler öğrendiler ama eksikler var. Bir örnek verebilir misiniz? Çin’den örnek vereyim. Çin’in hız, üretim kalitesi ve yarattığı katma değer açısından geri kaldığı birçok sektör var. Ama Çin daha hızlı öğreniyor. Hong Kong’lu promosyon üreten bir müşterimiz vardı. Biz alternatifleriyle birlikte tasarımı yapıyor ve e-maille yolluyorduk. Hangisi üretilecekse seçim yapılıyordu. Daha sonra teknik projelerini, imalat projelerini yapıyor ve yine e-maille yolluyorduk ve Çin’de mühendisler hızla prototipini, kalıpları yapıp ürünü üç ayda piyasaya çıkarıyorlardı. İnanılmaz verimli çalışıyorlar. Türkiye’de ise onlarca toplantı, git, gel. Bir yılda ürünler zor piyasaya çıkıyor. Bizim en büyük sorunlarımızdan biri verimsiz çalışma. Karar süreci çok zor. Onlarca toplantı yapılıyor, patron fikir değiştiriyor, vazgeçiyor. Böyle olmaz. Proje, pazarlama müdürü, tasarım yöneticisi tarafından takip edilmeli ve

zaman verimli kullanılmalı. Ancak o zaman başarılı olunur. İyi bir tasarım üretilebilir, maliyetine katlanılabilir, çevreye duyarlı olmalı ve tabii ki satışları artırmalı. Bunlar değerlendir ildiğinde son sekiz senedir yiyecek içecek sektöründe yoğunlaştık. Baktığınız zaman; diğer sektörlerde de önceden çalıştığım için biliyorum, bu sektörde çok daha bilimsel çalışıldığını ve sürecin çok daha iyi yönetildiğini deneyimledim. Çünkü bütün pazar verileri sağlanıyor. İyi brif ile çok daha sağlıklı tasarım süreci yaşayabiliyoruz. Hedefe, doğru odaklanmış, hedef kitlesini doğru tanımlayan bir sektör. Yaptığımız tasarımlar kalitatif ve kantitatif tüketici testlerine sokularak en doğru tasarımın seçilebilmesi sağlanıyor. Ondan sonra bu süreçte plastik, cam, karton ambalaj tedarikçileriyle görüşerek üretim kısıtlarını sağlıklı şekilde alıp, beraber finalize ederek, prototipleri ve numuneleri üretip, kontrolünü yapıp piyasaya sunuyoruz. Bu sağlıklı süreci yiyecek içecek sektöründe yaşayabildim. Muhtemelen artık diğer sektörlerde de yaşanabiliyordur. Endüstriyel

tasarım sadece patronun takip ettiği bir iş olmamalı. Pazarlama, tasarım yönetimi, ürün geliştirmenin her daim sürecin içinde olması gerekiyor. Bu sağlandığında hakikaten verimli, iyi ürünlerin ortaya çıktığını görüyoruz. Ödüller alınıyor, satışlar artıyor. En güzeli üreticiler açısından tabii, içi aynı olduğu halde ambalajın satışları artırabildiği görülüyor. Öyle ki sadece ambalaj değişimiyle satışların 2,5 kat arttığı ürünleri biliyorum. Bunu deneyimledik. Çikolata tasarımımız bitter kategorisinde lider oldu. Endüstriyel tasarımda en bakir sektör hangisi? Geçen yıl birçok sektörle toplantı yaptık. Ambalaj, züccaciye, küçük ev aletleri, deniz, kara taşıt ulaşımı, örneğin yat ya da hafif ticari araçlar, savunma sanayi, tıbbı gereçler gibi çok akla gelmeyen sektörlerde dahi tasarım yatırımı yapılmaya başlandığını biliyoruz. Tıbbi gereçler konusunda Ankara’da odaklanmış ciddi yatırımlar var ve tasarımcıyla

41


ENDÜSTRİYEL TASARIMCILAR tıbbı gereçler sanayini buluşturmaya yönelik çabalar olduğunu da görüyoruz. Ufak ufak adımlar tabii ama potansiyeli var. Bu soruyu bana üç sene önce sorsaydınız tıbbi gereçler derdim ama şimdi diyemiyorum. Elektronik sektöründe yatırımcılar çalışıyor ama hâlâ potansiyeli olan sektör. Aslında hemen hemen her sektörde endüstriyel tasarım var ama ağırlıkları çok değişken. Endüstriyel tasarımcıların yüzde 50’sinin mobilya sektöründe olduğu söyleniyor. Ama mobilyada da çok yüksek adette ihracat yapan markalar ile küçük atölyeler arasında uçurum var. Büyük fabrikalarda tasarımcı çalışması bence yeterli değil. Dışarıdan hizmet almaları da daha fazla olabilir. İnegöl, Kayseri mobilya sektörü yatırıma başladı. O potansiyel ve hacmin yanında yine de küçük kalıyor. Neden yiyecek içecek sektöründe çalışıyorsunuz? Bu bir tercih mi yoksa zorunluluk mu? Aklımın ucunda olan bir sektör değildi. Endüstriyel tasarım eğitimi aldıktan sonra uzun yıllar kent mobilyası tasarımı yaptım. Ankara’daki imkânlar öyleydi. 1995 yılında Gümrük Birliği’ne giriş sürecimizle sanayide kıpırdanma oldu ve tasarım

hizmeti talep edildi. Ondan sonra Ankara’da da çalışmalarımız oldu. 1998 yılında İstanbullu firmalar bizden proje talep etti. Bir süre sonra ofisi İstanbul’a taşıdık. O zaman şirketin adı başkaydı, 2000 yılında ortağımdan ayrıldım ve “tasarımüssü” olarak adını değiştirdim. 2004 yılına kadar endüstriyel ürün tasarımı ağırlıklı geçti. Promosyon sektörü, vitrifiye, mobilya ve züccaciye sektörü ağırlıklıydı işlerimiz. Birçok tencere, cezve, kulp tasarımları, tepsi tasarımı yaptık. 2004 yılında bir içki şirketi ambalajların yenilenmesi ve marka için konkur açtı. O konkurda davet edilen beş tasarımcıdan biri bendim. Bizim şişe tasarımımız tüketici testlerinde seçildi ve farkında olmadan sektöre girdik. Şu anda işlerimizin yüzde 70’i bu sektörde diyebilirim. 2009 yılında da Eti, çikolata tasarımı istedi. Çok ilginç bir projeydi bu da, yenebilir tasarım istendi ilk defa. Gıda tasarımı dünyada çok çok yeni bir şey ve onu Türkiye’de Eti ile denedik. O da hâlâ sürüyor.

dokunsal algıları önemsiyoruz. Çikolata da dokunsal algıyı önemsedik. Bir bitter tüketicisi olarak fark ettim ve sonradan diğer bitter tüketicileriyle de konuştum onlar da beni onayladı, bitteri damağa yapıştırarak yemeği seviyoruz. Bu noktada da çikolatanın sivri kenarlarının en çok rahatsız eden noktalar olduğunu gördük. O zaman damağa oturan bir form olması gerektiğine karar verdik. Bunu da deneyimledik. Sonra da ürünü tasarladık.

Nasıl yarattınız yeni çikolata tasarımını? Tasarım sadece görsel değil, örneğin ambalajda da sadece görsel bakmıyoruz. Çünkü ele alınıyor, farklı etkileşimi var,

Farklı ürün tasarımları yapmak aklınızdan geçiyor mu? Geçmişte çok rahatsız olduğunu düşündüğüm otobüs koltuklarının tasarımını yapmayı isterdim. Hâlâ da yapılması gerektiğini düşünüyorum. Bir dönem çocuklarım küçükken çok sevdikleri için makarna tasarımı yapmak istedim. Bir başka girmek istediğim sektör kozmetik. Çünkü bu sektörde de ambalaj çok önemli. Tabii yiyecek ve içecek, kozmetik, perakende sektöründe

TÜRKİYE’DEKİ ENDÜSTRİYEL TASARIMDAKİ EN ÖNEMLİ SORUNUN ORTAK ÇALIŞILMASI GEREKEN DİSİPLİNLERİ BİR ARAYA GETİRMEK OLDUĞUNU SÖYLEYEN GAMZE GÜVEN, BUNUNLA İLGİLİ ADIM ATTIKLARINI VURGULADI. YARATICI ENDÜSTRİLER KONSEYİ DERNEĞİ’Nİ YEKON KURARAK, 18 YARATICI ENDÜSTRİYİ BİR ÇATI ALTINDA TOPLADIKLARINI BELİRTEN GÜVEN, İLK PROJELERİNİ HAYATA GEÇİRDİKLERİNİ AÇIKLADI.

42

Sadece görüntü değil yani… Şişe, çikolata denildiğinde basit gelebilir ama birçok kısıt var. Örneğin çikolatanın kalıptan çıkarken kırılmaması, pet şişenin darbeye dayanması, vakum yapmaması, deforme olmaması, cam şişenin dolum sırasında birbirine çarparak kırılmaması gibi aklınıza gelebilecek birçok kısıtı düşünerek tasarlıyorsunuz. Tasarım yaratıcı bir eylem bütünü ve bu kısıtları değerlendirerek çalışıyor. Yani bir sanatçı gibi, “ben istediğimi yaptım” deme şansı yok.


TASARIMCI İ S T A N B U L

D E M İ R

V E

D E M İ R

D I Ş I

M E T A L L E R

olduğu için tasarımlarınızı rafta görme ve kullanıyor olma tatminini de yaşıyorsunuz. Bunun yanı sıra yat tasarlamak istiyorum. Uzmanları ile beraber tabii çünkü belli birikim gerekiyor. Tüm tasarımcı annelerin yaşadığı bebek ve anne ürünleri tasarımı yapma fikri benim de aklımdan geçti. Mesela özel emzirme koltuğu projem vardı. Hatta niyeti olan imalatçı varsa projelerimi paylaşabilirim. Deneysel tasarım işlerimiz oldu. Bazı sergilere yaptığımız işlerin küçük adetli üretimleri de söz konusu ve bazen onlardan bir marka yaratsam mı diye ara ara düşünüyorum. Ama sadece marka yaratıp üretmekle iş bitmiyor, pazarlama olmalı. Ortak olmadan da bu işler çok zor. Evinizde kendi tasarladığınız özel ürünler var mı? Evimin bütün mobilyalarını kendim yaptım. 90’lı yıllarda mezun olduktan sonra master yaptım ve serbest piyasaya atıldım. O dönemde Ankara’da mobilya ağırlıklı sanayi vardı. Evlenirken kendi eşyalarımı tasarlayayım ve yaptırayım dedim. Piyasalardan da bir şey beğenmiyorum tabii. Oturdum çizdim ve mobilya sitelerinde imal ettirdim. Bu vesileyle malzeme, imalat detayını deneyimledim. Kariyerimi mobilya tasarımında yapmadım ama bu bana altyapı oluşturdu. Kapı kolu tasarımlarımız var. Üyeniz olan bir firmaya 10 yıldır kapı kolu tasarlıyoruz. Onların tasarımlarını da evde iş yerinde kullanıyorum. Daha önceki dönemlerde tasarladığım düdüklü tencere, çaydanlık, tencere tasarımları, gömme rezervuar, klozet ve lavabolar da hep evimde kullandığım ürünler. Endüstriyel tasarımı Türkiye ve dünya ölçeğinde değerlendirir misiniz? Bence en büyük sorun beraber çalışması gereken disiplinleri eğitimde de profesyonel yaşamda da bir araya getiremememiz. En başta da mühendislerle, tasarımcılar beraber çalışmalılar. Dünyanın konuştuğu örnek, Steve Jobs iPad konsepti. 90’lı yıllarda laptopum 3,5 kiloydu sadece portfolyomu sunabileceğim bir ekran olmasının yeterli olduğunu düşünüyordum. Tasarımcı ihtiyaçtan yola çıkarak böyle bir fikir geliştirebiliyor. Hayata geçirilmesi için mühendislik ve yatırımcıya ihtiyaç

İ H R A C A T Ç I L A R I

B İ R L İ Ğ İ

A Y L I K

Y A Y I N I

A Ğ U S T O S

2 0 1 3

S A Y I :

2 1

var. Üçlü beraberlik kuramazsanız yenilikçi ürün yaratamazsınız. Steve Jobs bu fikirleri hayata geçirmek için mühendislerini, tasarımcılarını çalıştırabildi. Şimdi mesela ihracatçı birliklerinin böyle bir fonksiyonu gerçekleştirme misyonu olabilir. AR-GE, inavosyon ve tasarımla ilgileniyorlar aynı zamanda sanayiciler de ellerinin altında. Bu kümelenmeyi başarmamız lazım. Sadece tasarımcılar değil yaratıcı endüstrilerin içinde yer alan reklam, grafik, moda tasarımcılarının hepsi bir araya gelmeli. Bunun için endüstriyel tasarımcıların bir çabası olacak mı? Zaten var. Yaratıcı Endüstriler Konseyi Derneği diye bir dernek oluşturduk. Kısa adı YEKON. YEKON’u 18 dernek bir arada kurduk. ETMK olarak bunun içindeyiz. Başkan yardımcılarından biri de benim. Burada hedefbirbirinden uzak olan yaratıcı disiplinleri aynı çatı altında toplayarak, ortak proje yapmak ve birbirimizi tamamlayıp sinerji yaratmak. İçinde reklamcılar, reklam yaratıcıları, moda, grafik tasarımcıları, halkla ilişkiler, oyuncular, eğlence sektörü temsilcilerinin dernekleri var. Bu kümelenmeyi belki TİM bünyesinde yapmak lazım ki, katma değerli sektörlere ulaşalım. Geliştirdiğiniz bir projeniz var mı? Şu anda YEKON yaratıcı endüstrilere yönelik Kalkınma Bakanlığı’nın verdiği mali destek fonuna bir proje hazırladı ve kazandı. Yaratıcı Endüstriler Atölyeleri kuruyoruz. Üç tane üniversite ve kültür vakfında, dört farklı temada akademisyenlerle profesyonelleri bir arayla getirerek politikaları oluşturacak, stratejiler kurgulayacak atölyeler bunlar. Sonrasında da Türkiye’nin bu alandaki envanteri çıkarılacak ve bütün veriler doğrultusunda konferans düzenlenerek örneğin Micheal Porter gibi deneyimli bir kişi bu verileri değerlendirerek bir yol haritası çizecek. Bir strateji oluşturulması sağlanacak. Yaratıcı endüstriler nasıl bir potansiyele sahip, bu nasıl değerlendirilebilir ve uluslararası anlamda neler yapılabilir sorularının cevapları aranacak. Şimdiye kadar planlı çalışma olmadığı için rüzgâr nereye eserse oraya gidildi. Daha bilinçli olmak için bir girişim bu.

43


ALTERNATİF PAZARLAR

44


ALTERNATİF PAZARLAR İ S T A N B U L

D E M İ R

V E

D E M İ R

D I Ş I

M E T A L L E R

İ H R A C A T Ç I L A R I

B İ R L İ Ğ İ

A Y L I K

Y A Y I N I

A Ğ U S T O S

2 0 1 3

S A Y I :

2 1

HAVVA DENİZ İDDMİB Metaller Sektör Şubesi/ Mutfak UR-GE Proje Sorumlusu

Türk Ev ve Mutfak Eşyaları Sektörü Pazarlama Faaliyeti

Japonya - Güney Kore DDMİB tarafından, İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) ve Züccaciyeciler Derneği (ZÜCDER) iş birliğinde, Ekonomi Bakanlığı’nın Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesinin Desteklenmesi Tebliği kapsamında

İ

projelendirilen Türk Ev ve Mutfak Eşyaları Yurt Dışı Pazarlama Takımı’nın ikinci yurtdışı pazarlama faaliyeti, Japonya ve Güney Kore’ye gerçekleştirildi. 15-21 Haziran 2013 tarihleri arasında düzenlenen organizasyonda, proje kümesinde yer alan 12 firmadan 14 katılımcı ve ayrıca Ekonomi

JAPONYA VE GÜNEY KORE PAZARLARINA YAPILAN BU ZİYARET GENEL OLARAK DEĞERLENDİRİLİRSE “TOHUM ATMA” OLARAK GÖRÜLMELİ, ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDE ALIM HEYETLERİ VE SEKTÖREL HEYET ORGANİZASYONLARIYLA PAZARLARA İLGİNİN DEVAM ETTİRİLMESİ GEREKMEKTEDİR.

Bakanlığı’nı temsilen iki, İDDMİB’i temsilen iki yetkili yer aldı. 16 HAZİRAN 2013 PAZAR TOKYO VARIŞ VE RETAİL TOUR 15 Haziran Cumartesi günü saat 17.10’da yola çıkan heyetimiz yaklaşık 11 saatlik uçuş sonrasında 16 Haziran Pazar günü 11.30 da Tokyo’ya vardı. Heyetin Tokyo merkezdeki otele varışının ardından saat 15.00’te Daiso (100 Yen’lik ürünler satan mağazalar zinciri), Don Quijote, Matsuya Ginza Department Store ve Mitsukoshi çok katlı mağazaları ziyaret edilerek, rakip ürünler ve kaliteleri hakkında fikir alındı.

45


ALTERNATİF PAZARLAR 17 Haziran 2013 Pazartesi Tokyo Retail Tur Pazartesi günü saat 08.15’te otelden hareket ile başlayan retail turumuzda ilk Japon Tasarım Enstitüsü ziyaret edildi. Burada, Enstitü Uluslararası İlişkiler Müdürü Makiko Tsumara tarafından ürünlere verilen “Good Design” (İyi Tasarım) belgesi hakkında kısa bir sunum yapıldı ve sonrasında Japon tüketicilerin tasarıma bakışı ve ürün tercihlerinde tasarımın önemi hakkında bilgiler verildi. Ayrıca, ziyaretimiz öncesinde kendilerine gönderdiğimiz, katılımcı firmalarımıza ait örnek ürünleri de tasarım yönünden değerlendiren Enstitü yetkilileri, Japonya pazarına girmek isteyen firmalarımıza önerilerde bulundu. Japonya Tasarım Enstitüsü, tüm dünyadan gelen başvuruları ve çoğunluğu tasarımcılardan oluşan jüri tarafından seçilen ürünlere “Good Design” belgesi veriyor. Enstitü bağımsız faaliyet gösteriyor ve tüm gelirini bu belgelendirme faaliyetinden elde ediyor. Yaptığımız görüşmelerde, Enstitü yetkilileri ayrıca “Design Turkey” ve İMMİB Endüstriyel Tasarım Yarışmaları konusunda bilgilendirildi ve ortak iş birliği imkanları konusunda görüşmeler başlatıldı. Tasarım Enstitüsü ziyaretimiz sonrasında, sırasıyla 212, Muji, Aeon, Itoyokado gibi zincirleri ziyaret eden firmalarımız, son olarak Kappabashi Caddesi’ndeki mutfak eşyaları toptancılarını gezerek pazardaki ürünleri inceleme fırsatı buldu. 18 HAZİRAN 2012 SALI TOKYO İKİLİ İŞ GÖRÜŞMELERİ Tokyo Ana Intercontinental Otelinde gerçekleştirilen ikili iş görüşmelerin sabah bölümünde Tokyo Ticaret Müşavirimiz Musa Demir tarafından, Japonya pazarı hakkında sunum yapıldı. Ayrıca görüşmeler öncesinde Y-Yacht firması başkanı Akihiko Terada, Kai Corporation ürün geliştirme ve kalite kontrol uzmanı Ikuo Ikegaki ile Mitsubishi Corporation Fashion yetkilisi Katsumi Kawakubo tarafından Japonya pazarı ve pazara girişte dikkat edilmesi gerekenler konusunda katılımcılarımız bilgilendirildi. Öğleden sonra gerçekleştirilen görüşmelere ise toplam 33 Japon firması katıldı ve her bir katılımcı firma yaklaşık altı dokuz arası Japon firma ile görüşme fırsatı buldu.

46


ALTERNATİF PAZARLAR İ S T A N B U L

D E M İ R

V E

D E M İ R

D I Ş I

Pazarda gözlemlenen en büyük özellik Japon firmalarının alışılmış modern Batı çizgisi yerine Türkiye’ye özgü ürünleri tercih etmeleri oldu. Japonya pazarı alışılmış kanının aksine Türk firmaları için ulaşılması çok zor bir pazar değil. İkili iş görüşmeleri sonrasında katılımcı firmalarımız ile yapılan görüşmede de Japonya pazarına yönelik faaliyetlerin sürdürülmesi gerekliliği üzerinde duruldu ve büyük alım potansiyeline sahip Japonya pazarına yönelik önümüzdeki dönemde alım heyeti düzenlenmesine karar verildi. 19 HAZİRAN 2013 ÇARŞAMBA SEUL’E VARIŞ VE RETAİL TOUR İkili iş görüşmeleri sonrasında heyetimiz 19 Haziran sabahı erken saatlerde programın devamı için Güney Kore’ye hareket etti ve öğleden sonra Seul’e vararak otele giriş yapmadan Kore mutfak eşyaları sektörünü

M E T A L L E R

İ H R A C A T Ç I L A R I

B İ R L İ Ğ İ

A Y L I K

inceleme fırsatı buldu. Seul Ticaret Müşavirimiz Kaan Koktürk de Retail tura katılarak heyetimize pazar ve ülke hakkında faydalı bilgiler verdi. Kore mutfak eşyaları pazarı özellikle plastik mutfak eşyaları konusunda çok rekabetçi ve kaliteli ürünleri barındırıyor. Pazarın alt segmentinde Hindistan ve Çin menşeli metal mutfak eşyaları yaygın olmakla birlikte çok katlı mağazalar ve süpermarketlerde daha kaliteli markaların raflarda yerini aldığı görüldü. 20 HAZİRAN 2013 SEUL PERŞEMBE İKİLİ İŞ GÖRÜŞMELERİ 20 Haziran 2013 Perşembe günkü ikili iş görüşmeleri COEX Fuar merkezinde gerçekleştirildi. KOIMA-Kore İthalatçılar Birliği ve Seul Ticaret müşavirliğimiz aracılığı organizasyona davet edilen Kore firmaları, Türk mutfak eşyalarına ilgi gösterdi, kalite ve fiyat açısından ürünlerimizi rekabetçi

Y A Y I N I

A Ğ U S T O S

2 0 1 3

S A Y I :

2 1

bulduklarını açıkladı. Plastik mutfak eşyaları sektöründe, fiyat konusunda rekabet metal sektörüne göre daha zorlu olsa da görüşmeler hemen tüm firmalarımız için olumlu geçti. Kore tarafından toplam 24 firmanın katıldığı ikili iş görüşmeleri programında firmalarımız beş ile yedi arasında Kore firması ile görüşme imkanı buldu. Verimli geçen ikili iş görüşmeleri programımız tamamlandıktan sonra heyetimiz aynı akşam dönüşe geçti ve 21 Haziran 2013 Cuma sabahı İstanbul’a vardı. GENEL DEĞERLENDİRME Her iki pazarda da yapılan bu faaliyetin bir “tohum atma” olarak değerlendirilmesi, önümüzdeki dönem alım heyetleri ve sektörel heyet organizasyonları gibi farklı faaliyetler ile gerek Japonya gerekse Güney Kore pazarına ilginin devam ettirilmesi gerektiği düşünülüyor.

47


BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?

Çin’e yeşil şapka satamazsınız...

?

“BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ” BÖLÜMÜMÜZDE BİRKAÇ AY BOYUNCA ULUSLARARASI TİCARETTE KÜLTÜR KONUSUNU İŞLEYECEĞİZ VE MARMARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER MESLEK YÜKSEKOKULU DIŞ TİCARET ÖĞRETİM ÜYESİ DOÇ. DR. MEHMET MELEMEN TARAFINDAN HAZIRLANAN ULUSLARARASI TİCARET KÜLTÜRÜ KİTABINDAN ALINTILAR YAPACAĞIZ. TÜRKİYE’NİN DIŞ TİCARETİNİ GERÇEKLEŞTİRDİĞİ ÜLKELERİN KÜLTÜRLERİNİN İŞ İLİŞKİLERİNİ NASIL ETKİLEDİĞİNİ AKTARAN VE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN KONULARA DİKKAT ÇEKİLEN KİTAPTA, YAŞANAN SIKINTILAR VAKA ÖRNEKLERİYLE AÇIKLANIYOR. KEYİFLE BİLGİLENECEĞİNİZİ DÜŞÜNDÜĞÜMÜZ BU BÖLÜMÜN İLK ÜLKESİ İSE ÇİN OLACAK.

Ç

in dünya ticaretinde 1980’li yıllardan sonra kontrollü bir şekilde yer almaya başladı. Dünya ülkelerinin doğrudan ya da dolaylı olarak Çin’den etkilenmemesi mümkün değil. Köklü bir tarihi geçmişi olan Çin, geleneklerini günümüze kadar taşımayı büyük oranda başaran nadir ülkelerden biridir. Ticaret kültürü açısından zengin ülkelerden biri olmasında geçmişiyle olan bağını devam ettirmesi önemli rol oynar. Dünya ticaretinde üretim merkezi, inovasyonların uygulama alanı, ucuz üretimin ve tüketimin ilk adresi konumuna gelmesi sebebiyle ticaret kültürünün bilinmesine olan ihtiyacı ortaya koymaktadır. Küresel ekonomik ortamda, uluslararası ticaret müzakerelerinin artan şekilde şirket operasyonlarının parçası haline gelmesine rağmen değişik kültürler hakkında genel bilgi eksikliği uluslararası ticaret müzakerelerinde engel teşkil eder. Değişik toplumların iş kültürleri hakkında bilgi sahibi olunması iş adamlarının rekabet gücünü yükseltmekte, iş bağlantılarının başarısını artırmaktadır.

48

ÇİN HALKININ GENEL ÖZELLİKLERİ VE TİCARET KÜLTÜRÜYLE İLGİLİ VAKALAR Çin’de iyi bir dinleyici olmak önemlidir. Çinliler geçmişteki başarılarıyla gurur duymaktadır. Çinliler kolektif toplum anlayışına sıcak bakarlar. Çinlilerle konuşurken genelde “ben” kelimesini kullanmaktan kaçınılmalıdır. Çinliler sakin görünüşlü insanlardır. Sevgi ve heyecanlarını açık olarak göstermekten kaçınırlar. Çin’in öne çıkan ticaret kültürü özelliklerini ana maddeler halinde sıralamak gerekirse; İNGİLİZCE, ÜLKE GENELİNDE YETERLİ DÜZEYDE BİLİNMEZ Çin’de iş kültürü Çincedir. Çeşitli kalitedeki tercümanları değişik ajanslardan kiralamak mümkün. Çinli yetkililerle yapılan her görüşmede mutlaka bir tercüman bulundurulmalıdır. Başarılı bir iletişim sağlamada tercümanın önemi büyüktür. ÜSTLERE VE YAŞLILARA İTAAT, ÇİN İŞ HAYATININ YAPISINI BELİRLEMEKTEDİR İlk görüşmeler genellikle törenseldir ve iş görüşmelerine çok az vakit ayrılır. Bu


BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ? İ S T A N B U L

D E M İ R

V E

D E M İ R

D I Ş I

M E T A L L E R

İ H R A C A T Ç I L A R I

B İ R L İ Ğ İ

A Y L I K

Y A Y I N I

A Ğ U S T O S

2 0 1 3

S A Y I :

2 1

“YEŞİL ŞAPKA” DETAYINI BİLMEYEN İŞ ADAMI ANLAŞMAYI İMZALAYAMADI Türkiye’de üç nesildir deri ve ayakkabı üreten bir deri firması, 90’lı yıllarda Çin pazarını tanımak ve pazar araştırması yapmak için bir iş gezisi düzenledi. Çinli firmanın temsilcisi Türk firma yetkilisini havaalanında karşıladı, konaklayacağı otele kadar eşlik etti ve ertesi gün görüşmek üzere ayrıldı. Ertesi gün toplantıdan önce denenmesi ve incelenmesi için Çinli iş adamlarına kendi üretimleri olan yeşil renk deri şapka ve deri çantalar hediye edildi. Türk yetkili toplantının beklenenden daha iyi geçmesine rağmen toplantı bitip otele döndüğünde Çinli firmanın yetkilisinden beraber çalışamayacaklarına dair bir telefon aldı. Bu olumsuzluğa bir türlü anlam veremeyen Türk yetkili, olayın sebebini aynı otelde kalan başka bir meslektaşından tesadüfen öğrendi. Meslektaşı yetkiliye, Çinlilerin hediye konusunda çok titiz olduğunu, hediyenin saygınlığa ve yaşa göre değer kazanması gerektiğini. bu yüzden herkese aynı hediyenin verilmesinin yanlış olduğunu söyledi. Ayrıca, Çin kültüründe “yeşil şapka”nın, “eşim beni aldatıyor ve bunu benim dışımda herkes biliyor” anlamına geldiğini, bu yüzden de hediyenin büyük kabalık olarak algılandığı bilgisini de verdi Zaten ülkede kimsenin yeşil şapka giymediğini ve hiçbir mağazada yeşil şapka satılmadığını, mallarının ağırlığı bu tür ürünler üzerineyse Çin pazarında tutunamayacağını da sözlerine ekledi.

49


BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ? durumda takip eden görüşmelerin bir an önce gerçekleştirilmesi konusunda anlaşma sağlamak için hazırlıklı olunmalıdır. Çin toplumunun tüm üyeleri resmi olarak eşit kabul edilmekle birlikte üstlere ve yaşlılara itaat, Çin iş hayatının yapısını etkilemeye devam eder. Yaş ve rütbeye saygı gösterilmelidir. ÇİNLİLER DOĞRUDAN “HAYIR” DİYEMEDİKLERİ İÇİN ÜSTÜ KAPALI BİR DİL KULLANIRLAR Çoğunlukla konuyu müzakere ediyoruz anlamına gelen ifadelerle soruları cevaplarlar. Karşı tarafa olumsuz cevap vermemek ve konuşmayı kesmemek için sık sık “evet” ifadesini kullanırlar. Ticari görüşme yapan diğer taraf için her şeyin onaylandığı şeklinde yansıyabilir. Bunu anlamanın en iyi yolu konuşulanları ayrıca yazıya dökmektir. GRUP KARARINA BAĞLI KALINMASI Çin’de müzakere yürüten takımlar genelde çok kişiden oluşur. Genellikle grup arasında oy birliği sağlanmadan karara varılamaz. Bu nedenle biraz beklemek en iyi yöntemdir. TİCARİ YAZIŞMA STİLİNDEKİ FARKLILIKLAR Çin ile ticari yazışmalar uygun formatta ve resmi üslupta yapılmalıdır. Eğer biliniyorsa alıcının sıfatı ve unvanı kullanılmalı, mektup ya da elektronik postaya adres yazarken daima “Mr.” ve “Ms.” eklenmeli, asla sadece ilk isim yazılmamalıdır. Tarihte önce yıl, sonra ay ve gün yazılmalıdır. TİCARİ RANDEVULARA ÖZEN GÖSTERME VE TOPLANTI DÜZENİ Önceden randevu alınmalı ve randevularda belirtilen yerlerde zamanında bulunulmalıdır. Toplantı odasına giriş ve masaya oturuş statü ve yetki sırasına göre yapılır. Çinceye tercüme edilmiş kartvizit bulundurmak kibarlık göstergesidir. Kartvizitler iki elle sunulmalıdır, bu karşı tarafa verilen önemi gösterir. Kart hemen cebe konulmamalı, toplantı sonuna kadar masada tutulmalıdır. Çin kültüründe altın prestij ve zenginliğin sembolü olduğundan kartvizitlerin yaldızlı mürekkeple bastırılması olumlu etki yapar. Toplantı odasına giriş ve masaya oturuş, statü ve yetki sırasına göre yapılır ve en kıdemli üye odaya ilk girer. En kıdemli kişi yüzü kapıya dönük olarak oturur.

50

Müzakereleri yürütecek ve sunuşları yapacak bir sözcü bulundurulmalıdır. Kırmızı, ilişkinin bittiğini ima ettiği için kesinlikle toplantıda kırmızı kalem kullanılmamalıdır.

ve saatin cenazeyle ilgili olması nedeniyle seçilecek hediyelerde dikkatli olunmalıdır. Beyaz, mavi ve siyah renkleri de cenazeyle ilgili olduğu için tercih edilmemelidir.

SELAMLAŞMA VE HİTAP ŞEKİLLERİ Bir kişi ile tanışıldığında başla selamlama ile birlikte yapılan el sıkışma uygun bir davranıştır. Takdim en kıdemli temsilciden en gence doğru yapılmalıdır. Çin’de soyadı addan önce gelir.

TİCARİ GÖRÜŞMELERDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER Çinli müzakereciler kurnazdırlar ve çeşitli pazarlık taktikleri kullanırlar. Bunlarından bazıları şunlardır; • Çinliler uzun bir yolu göze alarak Çin’e kadar gelen yabancıların elleri boş dönmek istemediklerini iyi bilmektedirler. Bu yüzden tam dönüş zamanlarında yabancılar üzerinde baskı oluşturmak sıklıkla Çin tarafına fayda sağlar. Bu hareket “stratejik son dakika baskısı” olarak isimlendirilmektedir. • Çinli müzakerecilerin en sık kullandığı taktiklerin başında görüşme başlarken karşı tarafın gözüne bakmadan önce masaya rakip firmaların önerilerini koyup karşı taraftan öneri beklemeleri gelir. Bu taktik Çin kültüründe “öldür ama ödünç bıçakla” şeklinde yerleşmiştir. Çinli taraf sözleşmeyi kaybetmekten korkan yabancı taraf üzerinde baskı oluşturmak için önceden planlanmış bir kızgınlık gösterisinde bulunabilir. • Çinliler sabırlıdırlar ve müzakereleri karşı tarafı yıpratmak için uzatabilirler. • Tam anlaşmaya varılmadan hassas teknoloji bilgilerinin açıklanmamasına dikkat edilmelidir. Yabancı heyetten bir kişi ticari anlaşmanın tüm yönleri hakkında eksiksiz bilgiye sahip olmalıdır. Uzun ve ayrıntılı bir sunuş yapmaya hazırlıklı olunmalıdır. • Eğer anlaşma tıkanmaya başlarsa, Çinli tarafın anlaşma yapabileceği tek şirket olmadığının bilinmesi sağlanabilir. • Çinliler Batılıların daima acele içinde olduklarına inanırlar ve detayların incelenmesi için yeterli zaman bırakmadan anlaşmayı imzalatmaya çalışabilirler. • Çinli müzakereciler için bilinen tek strateji müzakerelerin tevazu ve hürmet göstererek başlamasıdır. Bu kendilerini hassas ve zayıf olarak sunmalarını sağlar. Karşı tarafın, güçlü ve taviz veren taraf olarak yardım etmesini beklerler. • Çin kültüründe yaşa ve tecrübeye büyük değer verilir. Çinli iş liderleri ile yapılacak görüşmelerde mutlaka yaşça büyük biri yer almalı ve söz hakkı yüksek olmalıdır.

İŞ AHLAKI VE GELENEKLERİ Devlet kurumlarında çalışan Çinlilerin işle ilgili istekleri çok güçlü değildir. Yabancı şirketlerin Çin ekonomisindeki ağırlıklarının artmasıyla vasıflı işçilerin bu şirketlerde çalışma istekleri de arttı. Bu durum da iş ahlakının istenilen seviyeye gelmesini sağlıyor. Bunun yanında Çinliler toplum önünde eleştirilme, suçlanma, övülme gibi konularda hassastırlar. Batı toplumlarında yaygın olan şakalaşma ve takılmalar Çinlilerin tarafından itibarlarını yitirdikleri şeklinde yorumlanabilir. Bu tür davranışlar affedilmez bir durum arz eder. Toplum önünde övülme ise itibarı artırır. GÖRGÜ KURALLARI Çinliler sıra oluşturmaz. Kalabalık halde bulunurlar ve kalabalık içinde ittirmek için vücutlarını kullanırlar. Elle dokunulmasından rahatsızlık duyarlar. Bir kişinin çocuklarına ilgi gösterilmeli fakat öpmeye çalışmamalı veya başlarına dokunulmamalıdır. Çinlilere göre bu kaba bir davranıştır. Eğitimli Çinliler direkt göz temasından kaçınırlar ve kendilerine uzun süre bakıldığında rahatsızlık duyarlar. Gözlerin aşağıya doğru bakması bir saygı göstergesidir. İşaret parmağı ile işaret etmek veya işaret parmağını sallamak saldırganlık ve kabalık olarak düşünülür. Çinliler asabiyet belirtisi olarak da genellikle gülerler. HEDİYE VERME Çin’de hediye nezaket göstergesidir. Küçük ya da büyük olması önemli değildir ancak hediye almadan gelen ziyaretçi nezaketsiz kabul edilir. Çin gelenekleri hediye paketini verenin önünde açmayı önler niteliktedir. Hediyeyi ilk hatta ikinci ve üçüncü defasında reddetmek kibarlık göstergesidir. 4 rakamının okunuşunun ölümü çağrıştırması


KANUN

İhracata Yönelik İşletme Sermayesi Kredisi işlemler için esas alınacak firma limiti azami 50.000.000,-ABD doları olup, kredi euro veya TL olarak da kullanılabilir.

AMAÇ Türk ürünlerinin ihracatına yönelik olarak mal üreten imalatçıların, imalatçı-ihracatçıların, işletme sermayesi ihtiyaçlarının finansmanı amaçlanmaktadır.

ASLİ TEMİNATLAR Türk Eximbank tarafından kullandırılacak krediye ilişkin geri ödeme ve ihracat taahhüt yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi durumunda oluşabilecek azami risk tutarının asgari yüzde100’ü oranında asli teminat tesis edilir.

KREDİDEN KİMLER YARARLANABİLİR Bu krediden imalatçı-ihracatçı veya ihracata yönelik mal üreten imalatçı vasfını haiz Türkiye’de yerleşik firmalar yararlanabilir. KREDİ PROGRAMININ GENEL KOŞULLARI Program kapsamında uygun bulunan, kredi başvuru tarihinden azami 180 gün öncesine kadar olan sürede gerçekleştirilmiş olan ham madde, ara malı alımı ve 1 aylık dönem için elektrik, su, doğal gaz, personel masrafları gibi işletme sermayesi ihtiyacı finanse edilecektir. KREDİ, HARCAMA BELGELERİ KARŞILIĞINDA • İşletmenin ekonomik amacına ulaşması için temel nitelikteki harcamalar, • Ham madde, ara malı alımı ve 1 aylık dönem için elektrik, su, doğal gaz, personel masrafları gibi işletme sermayesi ihtiyacı için kullandırılacaktır. Firmaların arsa, bina ve kullanılmış mal alımları finanse edilmez. FİRMA LİMİTİ Bu program kapsamında kredilendirilecek

KREDİYE İLİŞKİN ASLİ TEMİNATLAR; • Süresiz veya kredi süresi ile uyumlu kesin banka teminat mektubu. Teminat mektuplarının vade sonunda uzatılması koşuluyla en az 15 ay vadeli olarak Türk Eximbank’a iletilmesi de mümkündür. • Devlet İç/Dış Borçlanma Senedi, • KGF Kefaleti VADE VE FAİZ ORANLARI Kullandırılacak kredilerin vadesi azami 1 yıl geri ödemesiz dönem olmak üzere 3, 4 veya 5 yıldır. GERİ ÖDEME Kredinin dönem faizleri kredinin ilk diliminin kullanıldığı tarihten itibaren 6’ncı ayda ödenmeye başlanacaktır. Takip eden dönemlere ilişkin faizler 6’şar aylık dönemlerde ve anapara geri ödeme tarihlerinde ilgili tarihlerdeki kredi risk bakiyeleri üzerinden tahakkuk ve tahsil edilecektir. Faiz tahsilatları ile birlikte

faize ilişkin Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi (BSMV) tahsilatları da yapılacaktır. Kredi anaparası, kredinin kullanıldığı tarihten itibaren; • 3 yıl vadeli kredilerde 12’nci, 18’inci, 24’üncü, 30’uncu ve 36’ncı aylarda 5 eşit taksit halinde, • 4 yıl vadeli kredilerde 12’inci, 18’inci, 24’üncü, 30’uncu ve 36’ncı, 42’nci ve 48’inci aylarda 7 eşit taksit halinde • 5 yıl vadeli kredilerde 12’nci, 18’inci, 24’üncü, 30’uncu ve 36’ncı, 42’nci ve 48’inci, 54’üncü ve 60’ıncı aylarda 9 eşit taksit halinde ödenecektir. İHRACAT TAAHHÜDÜNÜN KAPATILMASI Kredi vadesi içerisinde anapara, faiz ve varsa masraflar toplamı tutarında firmanın faaliyet konusu mallarının ihracı ile kapatılır. Bu çerçevede, ibraz edilen gümrük beyannamelerinin ihracatçı nüshalarının orijinalleri incelenerek, gümrük beyannamelerinin üzerinde Bankamıza veya diğer bankalara ait ihracat taahhüdü şerhi olsun veya olmasın, şerh düşülmeksizin gümrük beyannamelerinin sıhhatlerinden şüpheye mahal vermeyecek birer fotokopilerinin alınıp üzerlerine görüldüğüne/incelendiğine dair kaşe basılıp imzalanarak firmaya iade edilir. İhracat taahhüdüne ilişkin olarak yükümlülüklerin yerine getirilmemesi durumunda ise taahhüt cezası alınır.

İHRACATA YÖNELİK İŞLETME SERMAYESİ KREDİSİNİN VADELERE GÖRE FAİZ ORANLARI

52

İŞLETME SERMAYESİ KREDİSİ

VADE

TL

DEĞİŞKEN FAİZ TRİLİBOR+ %

USD

DÖVİZ EUR

İşletme sermayesi finansmanı

3 YIL

6,00

TRİLİBOR+0,25

LİBOR +2,75

EURIBOR+ 2,50

Amaçlı kullandırımlarıyla

4 YIL

6,00

TRİLİBOR+0,25

LİBOR +2,75

EURIBOR+ 2,50

1 YIL GERİ ÖDEMESİZ

5 YIL

6,25

TRİLİBOR+0,50

LİBOR +3,00

EURIBOR+ 2,75


METAL İŞLEYEN SEKTÖRLERİ BORSA HEYECANI SARDI ALÜMİNYUM SEKTÖRÜNDE UR-GE FAALİYETLERİ BAŞLIYOR METALİK FİKİRLER GENÇLERE EMANET ALTERNATİF PAZARLAR - GÜNEY KORE VE JAPONYA

AĞUSTOS 2013 • SAYI: 21

İSTANBUL DEMİR VE DEMİR DIŞI METALLER İHRACATÇILARI BİRLİĞİ AYLIK YAYINI


21 sayi