Issuu on Google+


ELF YAYINLARI Yayın No: 10 / Edebiyat: 3 Daima Aşk Sandi Lynn Orijinal adı: Forever Black Yayın hakları Elf Yayınlarına aittir. Her hakkı saklıdır, kaynak gösterilerek tanıtım amaçlı kısa alıntılar dışında yayıncının yazılı izni olmaksızın hiçbir yolla çoğaltılamaz. Genel Yayın Yönetmeni: Muhammed Ülker Sayfa Tasarımı: Erdal Bektaş Editör: Ferhat Bal Kapak Tasarımı: Erdinç Şavlığ Çeviri: Hanife Albayrak Yayıncı Sertifika No: 29697 ISBN: 978-605-85371-4-9 1.baskı 2014 Elf Yayınları Baskı ve cilt: İnkilap Kitabevi yayın sanayi ve Ticaret A.Ş. Çobançeşme Mah. Sanayi Cad. Altay Sok. No: 8 34196 Yenibosna / İstanbul Tel: 0 212 496 11 11 (Pbx) Matbaa Sertifika No: 10614 Elf Yayınları Yukarı Mahalle Merdivenli Sokak Uzunkaya İş Hanı No:46/ 2-2 Kartal / İstanbul Telefon ve Belgegeçer: 0 216 621 10 42


SandI Lynn

Daima Aşk

Çeviri: Hanife Albayrak


Teşekkürler Bilgisayarımın başında bu kitabı sizlere sunmak için yazarak ve düzenleyerek geçirdiğim uykusuz gecelerde bana katlandığı için kocama teşekkür ederim. Seni görmezden geldiğim, sessiz olmanı söylediğim, odaklanabilmem için TV’yi kapatmanı istediğim zamanlarda bana anlayış gösterdiğin için teşekkürler. Seni seviyorum! Üç sevgili genç kızıma ve bitmek bilmeyen, “Yemekte ne var?” sorularına, beni her gün yazmam için zorlayan yakın ve iş arkadaşım olan Debbie’ye teşekkür ederim. Aynı zamanda ön okuyucularıma teşekkür etmek istiyorum, siz olmadan bu kitabı bitiremezdim! Teşekkürler. Forever Black’in düzelti ve redaksiyonunu yapan sevgili arkadaşım Lucy D’Andrea’ya ise özel bir teşekkür borçluyum.


1. bölüm

Kyle eşyalarını toplarken yatak odasının kapısında duruyordum. “Sadece biraz ara vermeye ihtiyacım var,” derken büyük Nike çantasına gelişigüzel giysilerini fırlatıyordu. “Bunun geçen gün Zoe’de tanıştığın kaltakla bir alakası var mı?” “Hadi ama Elle, sana ortada bir şeyin olmadığını söyledim.” Dediklerine gözlerimi devirdim. “Bana birçok şey söyledin, Kyle.” Sona kalan giysilerini de Nike çantasına attıktan sonra bana döndü. “Buna doğru ilerlediğimizi ikimizde biliyorduk. Bir süredir ilişkimiz çalkantıdaydı ve nedenini de biliyorsun.”

7


“Sana göre çalkantıdaydı çünkü var olmayan bir şeyin arayışındasın.” Derin bir iç çekti. “Üzgünüm, Elle. Artık bunu yapamayacağım.” Çantasını yere bırakırken onu oturma odası dediğimiz ufak alana doğru takip ettim. Pantolonunun cebine uzanıp, bir kısım parayı masaya fırlattı. “Bununla birkaç ay idare edersin, kiranı da ödersin,” Alnımdan öptükten sonra kapıya yöneldi. Kollarımı birleştirip ona baktım. “Paranı değil, kalmanı istiyorum. Lütfen Kyle, bizden vazgeçme.” Tam da şimdi dünyanın en zavallı insanı gibi davranıyor ve şerefsiz sevgilime benimle kalması için yalvarıyordum. Ona aşık olduğum için değil, yalnız kalmaktan korktuğum için bunu yapıyordum ve yalnız kalmanın ne demek olduğunu çok iyi biliyorum. Çantasını yerden kaldırıp omzuna yerleştirdi. “Kendine iyi bak, Elle.” Aynen böylece çıkıp gitti. Oturma odasının ortasında durup gözlerimden yaşlar akarken kapalı kapıya baktım. Kyle ile üniversitenin ikinci yılından beri beraberdik. İkimizde Michigan Eyalet Üniversitesinde okurken Kyle’ın üyesi olduğu Delta Sigma Phi*’nin öğrenci partisinde tanışmıştık. Kyle yakışıklı, bir seksen boylarında ve fazla yapılı olmayan bir adamdı. Pek göze hitap eden bir şey olmasa da tatlı biriydi.

* Ç.N: Delta Sigma Phi Amerika’daki bir erkek öğrenci sosyal kuruluşudur.

8


Simsiyah saçlarını her zaman mükemmel bir şekilde tarardı ve koyu kahverengi gözleri bana dünyadaki en sevdiğim şey olan çikolatayı hatırlatıyordu. Kyle varlığıyla odayı aydınlatan insanlardandı. Cazibesi ve romantikliği ayaklarımı yerden kesmişti. Ben üniversitede Sanat okurken, o Muhasebe okuyordu. Mezun olduktan kısa süre sonra kuzeni büyük bir firmada ona iş bulmuştu. Michigan’dan New York’a taşınmamız da bunun sayesinde oldu. Kyle muhasebeci olarak tam zamanlı çalışıyor ve oldukça iyi bir para alıyordu. Böylelikle ben de müzik şirketinde yarı zamanlı bir işte çalışırken, galeriye söz verdiğim resimlerimi tamamlayabiliyordum. Tek odalı küçük bir ev tuttuk. Ama evimiz haline gelmişti, bizi mutlu ediyordu, en azından ben öyle sanıyordum. Gözü yaşlı bir şekilde kanepeye oturup, bir top gibi kıvrıldıktan sonra uyuyana kadar ağladım. Kapının vurulmasıyla yerimden sıçradığımda uyuyalı çok olmamıştı. Doğrulup şişmiş ve kızarmış gözlerle odaya bakındım. “Elle, orada mısın?” Tanıdık bir sesin kapıyı yumrukladığını duydum. Kanepeden kalkıp kendimi sürükleyerek kapıyı açmaya gittim. Peyton her zaman ona en çok ihtiyacım olduğu zamanı bilir. Kollarını sıkıntısını belirtir bir şekilde havaya kaldırdı. “Sonunda Elle. Kapıyı kırmak zorunda kalacağımı düşünmeye başlamıştım.” Kollarını bana doladı ve sıkıca sarıldı. Ona içeri girmesi için işaret ettim. Beni dürterek içeri girdikten sonra büyük kahverengi çantasını masaya koydu. 9


“Şerefsiz erkek arkadaş yemeğiyle beraber geldim.” Torbaları yağmalarken gülüyordu. Çin yemeklerini kutularından boşaltarak masaya yerleştirdi. “Moğol bifteği, marul dolması, kızarmış tavuklu pilavı, mantı çorbası ve tatlı olarak çikolatalı dondurmamız var.” Otuz iki dişi görünürken, başımı eğip tekrar kanepeye kıvrıldığımda gülüşü yok olmuştu. Peyton derin bir iç çektikten sonra yanıma gelip oturdu. “Kyle mesaj atıp ayrıldığınızı söyledi. Benden buraya gelip iyi olup olmadığını kontrol etmemi istedi.” Kolumu gözümün önünden kaldırdı. Kendini ne sanıyordu da en iyi arkadaşımı iyi olup olmadığı kontrol etmesi için çağırıyordu? diye düşündüm öfkeyle içten içe kavrulurken. “Bazı konularda uzlaşmazlığa düştüğünüz için ayrıldığını söyledi.” “Neyiz biz, evli mi?” diye homurdandım. Peyton bana sempatik bir gülümseme gönderdi ve mutfağa yemek tabakları ile altlıklarını almak için gitti. Kyle’ı ve nasıl terk edip gittiğini düşünmeden edemiyordum. Birkaç günden fazla hiç ayrı kalmamıştık ve şimdi sonsuza kadar ayrılmıştık. Bir kez daha yapayalnızdım. Neden terk etmeye karar verdiğini biliyordum ve sırf bu yüzden ondan nefret ediyordum. Ona her türlü fırsatı vermiştim ama gözlerime bakarak doğruyu söylemeyi beceremedi. Korkağın tekiydi ve hayatımda korkaklara yer yoktu. Midem rahatsız oldu10


ğu halde ayağa kalkıp, Peyton tabaklara yemekleri koyarken masaya doğru ilerledim. “Dinle, Elle. Kyle dallamanın teki ve hayatının dört yılını onunla geçirerek kaybettiğin için üzgünüm. Şu anda başka bir şeylere odaklanman lazım. Resimlerini bitirip galeriye teslim etmen lazım ki insanlar Ellery Lane’in kim olduğunu öğrensin.” dedi çatalını etrafa sallarken. Hafifçe gülümsedim çünkü haklı olduğunu biliyordum. Eğer hissettiğim acı ve yalnızlıktan kurtulmanın bir yolu varsa o da resimlerimden geçiyordu. Uzanıp kollarını bana doladı ve hafifçe sıktı. “Dert etme, hep yanında olacağım.” Peyton ile resimlerimi sergilemesi için sahibiyle konuşmaya gittiğim sanat galerisinde tanıştım. “Yardımcı olabilir miyim?” diye sorduğu anda kaynaştık ve o zamandan beri iyi arkadaşız. Peyton çıtı pıtı bir şey olsa da yüce gönüllü bir insandır. Uzun, düz, kahverengi saçı ve parlak mavi gözlerini ortaya çıkaran düzgün uygulanmış makyajıyla her zaman görünüşüne dikkat etmiştir. Onu hiç eşofman altı giyerken gördüğümü sanmıyorum. Ona göre stil, eteklerden ve ufak sevimli üst giysilerden oluşmaktaydı. Peyton’ın etrafında erkek eksikliği de olmazdı. Her zaman onunla flört eden biri bulunurdu ama kalbini vereceği mükemmel erkeği henüz bulabilmiş değildi. Pek iştahım yoktu ama Peyton’ın gönlünü yapmak zorunda olduğumu biliyordum yoksa beni asla yalnız bırakmazdı. “Bu akşam seninle kalmamı ister misin?” 11


Çatalımı bıraktım. “Yok, sadece yalnız kalmak istiyorum. Sanırım bir banyo yapacağım.” Masadan kalkıp banyoya ilerledim. Suyu açıp akan suya banyo köpüğünden biraz ekledim. Uzun sarı saçımı kıvırıp ıslanmaması için tokayla topladım. Köpük dolu küvete girdikten sonra kafam banyo yastığına yerleşene kadar suda vücudumu kaydırdım. Gözlerim kapalı uzanırken bir plan yapmaya çalıştım ama fazlasıyla üzüntüye kapılmış haldeydim ve hayatıma yalnız bir bayan olarak devam etmeden önce kendime acıyarak geçireceğim yeterli süreye ihtiyacım vardı. Küvetten çıkana kadar Peyton ortalığı temizlemişti. Bana “Biraz dinlen Elle ve bir şeye ihtiyacın olursa mutlaka beni ara. Yarın seni ararım. Seni hep seveceğim.” diyen bir not bırakmıştı. Notu beni gülümsetmişti. Peyton sahip olduğum tek ailemdi. Annem ben altı yaşındayken kanserden ölmüştü. Babam da on sekizinci doğum günümün hemen öncesinde vefat etti. Michigan’da yaşayan bir teyzem ve eniştem vardı ama babam öldüğünden beri onlardan hiç haber almadım. Her zaman Kyle’ın ailesini kendi ailem gibi görmüştüm ama şimdi ayrıldığımıza göre onlarla konuşmak oldukça tuhaf olurdu. Kapının kilitli olduğundan emin olduktan sonra ışıkları kapattım. Yatağıma kıvrılıp hayatın gerçeklerinden bu geceliğine de olsa kaçabilmek için kafamı yastığın altına gömdüm.

12


2. bölüm

Sonraki birkaç günde pijamalarımın içinde kalıp resimlerime yoğunlaşmak dışında bir şey yapmadım. İşi arayarak grip olduğumu söyledim. Bana haftanın geri kalanında da izin yapabileceğimi söylediler. Elbette, buna karşı çıkacak değildim. Maddi olarak böyle bir lüksü karşılayamayacağımdan korkuyordum ama resimlerimi bitirip galeriye göndermem lazımdı. Zaten şu anda hiç kimseye iyi arkadaşlık da edemezdim. Bugünkü üçüncü kahvemi hazırladım ve herhangi bir mesaj var mı diye telefonumu kontrol ettim. Terk ettiğinden beri Kyle benimle hiç iletişime geçmeye çalışmamıştı. Bir insan dört yıl beraber yaşadığı kişiyi bir anda nasıl unutabilirdi? Düşündükçe sinirlemeye başlıyordum. Olaylara baktığım açıdan iki seçeneğim var gibi görünüyordu. Ufak dairemde oturup ölmeyi bekleyebilir ya da başıma gelenleri hazmedip gün yüzüne çıkarak hayatımı yaşayabilirdim. Kabuğumdan 13


çıkıp yaşamaya karar verdim. Kendimi henüz ölmeye hazır hissetmiyordum. Yapmak istediğim daha çok şey vardı. Uzun süredir temizlemediğim dairemi hızlıca temizledim. Bu kadar batmasına izin verdiğim için utanç duyuyordum. Bir çöp torbası alarak bana Kyle’ı hatırlatan her şeyi attım. Daireden bütün izlerini silmeye kararlıydım. Temizliği bitirdiğimde ufak evim çoğunlukla boş kalmıştı. Kyle’la benim resimlerimizin olduğu kitaplık raflarının boşluğu bana kalbimde hissettiğim boşluğu hatırlatıyordu. Sonunda duş alıp banyo aynasının önünde durdum. Elimle aynada oluşan buğuyu sildim. Günlerdir ilk defa kendime baktım. Kyle’ın ona hep denizi hatırlattığını söylediği buz mavisi gözlerim yorgun görünüyordu ve altlarında torbalar belirmişti. Uzun sarı saçımı taradım ve saç köpüğü sürdükten sonra kuruması için kendi haline bıraktım. Depresyonda olduğum ve bir haftadır evden çıkmadığım gerçeğini gizlemek için biraz makyaj yaptım. En sevdiğim kot pantolonumu giyerken daha önce olmayan bölgelerde bollukların olduğunu fark ettim. Ayrılıktan sonra bir metre yetmiş santim boyunda ve otuz altı numara beden olan vücudum biraz çökmüştü. En sevdiğim pembe tişörtümü bulmak için dolabı biraz karıştırdım. Hazır olduğumda derin bir nefes alarak taksi çağırdım. Dünyaya adım atıp yine hayatımı yaşamanın zamanı gelmişti. Kapıdan çıkarken Manny sarı taksisini apartmanımın önündeki kaldırıma park ediyordu. Üç tane resmi taşımakta zorlandığımı görünce bana yardımcı olmak için arabadan çıktı. 14


“Merhaba Elle. İzin ver yardımcı olayım.” “Selam Manny, teşekkür ederim.” diyerek ona gülümsedim. Manny benim en sevdiğim taksi şoförüydü ve onu New York’a taşındığımdan beri tanıyorum. Taksi çağırdığımda her zaman Manny’yi isterim; bazen müsait olsa da bazen olamayabiliyor. Manny, bir metre seksen santim boyuyla yapılı bir adamdı. Siyah saçını her zaman atkuyruğu şeklinde toplardı ve çocuklarının hal hatırını sorduğumda gözleri her zaman parlardı. Tam bir aile adamıydı ve tanıştığım en iyi insanlardan biriydi. Aynı zamanda Kyle ile New York’a ilk geldiğimiz bizi arabasına alan taksiciydi. Resimlerim arka koltukta sağlam bir şekilde durabilsinler diye Manny ile beraber taksinin ön tarafında oturdum. “Bay Kyle nasıl, Elle?” “Bir hafta kadar önce Kyle taşındı, Manny.” İç geçirdim. Yüzündeki ifade sempatikti. “Üzüldüm, Elle. Sen iyi misin?” Ona baktım ve yüzümde hafif bir tebessüm belirdi. “İdare ediyorum. Geçen hafta kötü haldeydim ama şimdi uyum sağlamaya çalışıyorum.” Gerçekten yapabiliyor muydum? Yoksa iyi rol mü yapıyordum? Sanat galerisinin önünde durdu ve resimleri taksiden çıkarmamda yardımcı oldu. Parasını ödedikten sonra yardımı için teşekkür ettim. 15


“Herhangi bir şeye ihtiyacın olursa beni ara Elle. Dediklerimde ciddiyim.” dedi beni işaret ederek. Sonra taksisine binerek yavaşça oradan uzaklaştı. Peyton beni sanat galerisinin camından görmüştü ve yardım etmeye yanıma geldi. Galeri sahibi Sal’ı arayarak burada olduğumu haber verdi. Adam ofisinden çıkarak beni iki yanağımdan öperek karşıladı. “Ah, elinde neler var görelim Ellery.” dedi resimleri elimden teker teker alıp duvara yerleştirirken. Deneme amaçlı olarak galerisine üç tane resmimi asması için anlaşma yapmıştık. Resimlerden biri, bulutlarla kaplanmış ay ışığının altında dans eden bir adam ve kadının romantizmi konuluydu. İkinci resim ise güzel çiçeklerle çevrelenmiş bahçe içindeki bir fıskiyeyi gösteriyordu. Üçüncü resimde çiçeklerle dolu bir alanda beyazlar içerisinde oturan bir çocuk ve bulutların arasından bakan üç tane melek resmedilmişti. Üç resim de benim hakkımda bir şeyler anlatmaktaydı. “Vay be, Ellery. Bunlar muhteşem! Satmakta sıkıntı çekmeyeceğime eminim.” derken Sal gülümsedi. Biraz çekiniyordum çünkü yaptığım işleri ilk defa dünyaya gösterecektim. Beni boş duran bir duvara doğru yönlendirdi. “Resimlerin burada sergilenecek. Bir tanesi veya hepsi satılır satılmaz seni arayacağım.” Ona teşekkür ettim ve adam uzaklaşır uzaklaşmaz Peyton yukarı aşağı zıplarken ellerini çırpmaya başladı. 16


“Hadi bu gece dışarı çıkıp kutlayalım!” diye bağırdı. Dışarı çıkmak aklımdaki son şeydi. Yalnız kızlar gecesi için kendimi henüz hazır hissetmiyordum ama Peyton ısrarcıydı ve karşısında pek şansımın olmadığını biliyordum. O yüzden tereddüt ederek teklifi kabul ettim. Galeriden çıktıktan sonra caddeden aşağı doğru yürüdüm. Çalan telefonumu bulmak için çantamı karıştırdım. Elime alıp şu aralar sıklıkla gördüğüm numarayla karşılaştım. Reddet tuşuna bastıktan sonra evime kadar olan yolu yürümeye karar verdim. Yeni sesli mesajımın olduğuna dair bildirimin gelmesi çok sürmedi. Eve varana kadar yorgun düşmüştüm. Anahtarlarımı ve çantamı kapının yanındaki masaya fırlattıktan sonra ekranımda uyarısı kalan sinir bozucu mesajı dinledim. “Merhaba Ellery, ben Dr. Taub. Son ziyaretinden sonra iki randevunu iptal ettiğini fark ettim. Hala beni görmeye geleceğinden emin olmak istiyorum. Bunun hakkında konuşmamız çok önemli. Sana yardım edebilirim, Ellery. Lütfen en kısa zamanda randevu almak için ofisimi ara.” Gözlerimi devirip başımı iki yana sallayarak sil butonuna bastım. Yatak odama girdikten sonra eve yürümenin verdiği yorgunluğu biraz uzanarak gidermeye karar verdim. Telefon sesine uyandığımda neredeyse bir saattir uyuyordum.

17


Daima Aşk Ön Okuma