Page 1

Ainos (Enez)


k端nye


Sait Başaran

Ainos (Enez) Sait Başaran

|3


iรงindekiler


Sait BaลŸaran

iรงindekiler

|5


Sunu ş

Enez ya da eski adıyla Ainos olarak bilinen kent, Edirne İlinin Ege kıyısında Meriç Nehrinin denize kavuştuğu alanda yer almaktadır. Enez’e Keşan üzerinden (60 km) ya da İpsala’dan (30 km) ulaşılır. İstanbul’a 270 km, Edirne’ye ise 180 km uzaklıktadır. Ainos’taki kazı, araştırma ve restorasyon çalışmaları 1971-72 yıllarında Prof. Dr. Afif Erzen başkanlığında İstanbul Üniversitesi adına başlatılmıştır. 1978 yılına kadar ara verilen çalışmalara bu tarihten itibaren yine Prof. Dr. Erzen başkanlığında 1993 yılına kadar yürütülmüştür. Başlangıcından itibaren görev aldığım Ainos kazısı başkanlığı T.C. Bakanlar Kurulu kararı, Kültür ve Turizm Bakanlığı,Kültür Varlıkları Müzeler Genel Müdürlüğünün uygun görüşü ile 1994 yılında şahsıma devredilmiştir. Bu günkü Enez, antik kentin üzerinde kurulmuştur. Bundan dolayı çalışmalarımız sınırlı alanlarında gerçekleştirilebilmektedir. Buna rağmen Ainos’ta yürütülen arkeolojik kazılar ve araştırmalarda gün ışığına çıkan kalıntılar, başta Trakya olmak üzere Anadolu, Ege Adaları, Yunanistan ve Güney Doğu Avrupa Arkeolojisine önemli katkılar sağlamıştır. Ainos ören yerinde ve Hoca Çeşme Höyüğünde yapılan kazı ve araştırmalar; bölgedeki ilk yerleşimin Neolitik Çağ’da (MÖ. 6500 yıllarında) başladığını, Kalkolitik ve Tunç çağlarda devam ettiğini, Demir Çağ, Klasik Çağlar, Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlere ait uygarlıkların kesintiye uğramadan günümüze kadar gelişerek ulaştığını gösteriyor. Enez ve çevresinde yeşeren uygarlıkların bu denli gelişmiş olması, bölgenin ekonomik zenginliği, deniz, nehir ve kara bağlantılı ticaret yolların varlığı ile Ainos’un Anadolu - Avrupa arasında doğal köprü konumunda olmasının büyük rolü olmuştur. Kuruluş yıllarında deniz kenarında yer alan Ainos, yüzyıllar süresince alüvyon taşıyan Meriç Nehri, ağzını ve yatağını hızlı bir şekilde doldurarak deniz-


Vorwort

Das mit seinem alten Namen als Ainos bekannte heutige Enez liegt in der Provinz Edirne am ägäischen Meer, dort wo der Fluss Meriç (Evros) einmündet. Enez erreicht man von Keşan (60km östlich) und von Ipsala (30km nördlich), die Entfernung nach Edirne beträgt 180km, nach Istanbul 270km. Die Erforschung, Ausgrabung und Restaurierung von Ainos wurde 1971/72 unter der Leitung von Prof.Dr.Afif Erzen namens der Universität Istanbul begonnen; nach einer Pause bis 1978 führte dieser die Arbeiten dann bis 1993 weiter. Nachdem ich von Anbeginn an dem Unter-nehmen teilgenommen hatte, wurde mir 1994 per Ministerratsbeschluss die Leitung seitens der Generaldirektion für Kulturgüter und Museen am Kultur- und Tourismus-Ministerium übertragen. Das heutige Enez wurde über der antiken Stadt errichtet, weshalb unsere Arbeiten nur in be-grenztem Umfange durchgeführt werden können. Dennoch steuern die in Ainos durch archäo-logische Grabungen und Forschungen zutage geförderten Reste nicht nur für das archäolo-gische Bild Thrakiens, Anatoliens und der ägäischen Inseln, sondern auch für Griechenland und Südosteuropa einen bedeutenden Beitrag bei. Die in Ainos und auf dem Hoca BrunnenHöyük durchgeführten Grabungen und Untersuchungen zeigen, dass die ältesten Siedlungen der Gegend im Neolithikum (um 6500 v.Chr.) begannen, im Chalkolithikum und in der Bron-zezeit weiter bestanden und schließlich in der Eisenzeit, der Klassik, der Römerzeit, der Byzantinischen und Osmanischen Zeit ohne Unterbrechung bis heute fortlaufen. So wie sich die im Gebiet von Ainos blühenden Zivilisationen entwickelten, machte der Reichtum der Ge-gend, zusammen mit den Handelswegen über Meer, Fluss und Land, Ainos zu einer bedeu-tenden Brücke zwischen Anatolien und Europa. Ainos, das in der Zeit seiner Gründung direkt am Meeresufer lag, entfernte


8 |

Enez Ainos

den 4.5 km uzaklaşmıştır. Geniş bir alanı kaplayan deltanın ağzında doğal güzellikleriyle cazibe merkezi durumunda olan ve Enez’in turizmini olumlu yönde etkileyen Bücürmene, Dalyan ve Taşaltı gölleri ile Enez’in kuzeyinde Gala (Stentoris) Gölü ve Milli Parkı, Armutlu ile Sığırcı gölleri bulunmaktadır. Enez’in çevresinde yer alan bu lagünler ve diğer sulak alanlar, uzak diyarlardan gelen çeşitli göçmen kuşlara konaklama ve üreme alanları sunuyorlar. Çeşitli tarihlerde Ainos’a gelen seyyahlar, verimli bir arazinin ortasında ve nehir yolunun ağzında, dış limanları ile üç tarafı duvar ve kulelerle korunmuş iç limanını ve şehrin parlak durumunu anlatırlar. Bu durumun, Balkan ve Birinci Dünya savaşına değin devam ettiği anlaşılıyor. 19. yüzyılın başında halen maddi refah düzeyi yüksek olan Enez, Balkanların en güvenli limanına sahip ve bölgenin en gelişmiş kentlerin başında yer almıştır. Bu tarihlerde 300 den fazla küçük çaplı geminin Meriç üzerinden Edirne’ye değin gidip geldiğine, Ege ve Marmara’nın bütün limanları ile ticaret yaptığına dair yazılı belgelerde kayıtlar vardır. Ainos, yakın zamanlara kadar yağ, şarap, tuz, yılan balığı, kurutulmuş deniz ürünlerinin üretimini ve ticaretini yapmıştır. Bölgede üretilen tuzun Ainos’a iyi bir gelir kaynağı sağladığı Osmanlı arşivlerinde yazılıdır. Antik yazarlar Ainos’ta her çeşit meyvenin yetiştirildiğini ancak bunların en lezzetlisinin üzüm olduğunu ifade ederler. Rehber niteliğinde hazırlanan bu kitapçık Enez’in (antik Ainos) yer üstünde günümüze kısmen de olsa ayakta ulaşan yapı kalıntılarını ve bilimsel kazılarda gün ışığına çıkartılan taşınabilir eserlerin bir bölümünü görüşlerinize sunarak kentik geçmişini tanıtmak amacıyla kaleme alınmıştır. T.C.Bakanlar Kurulu kararı ile Ainos’taki uygarlıkların gün ışığına çıkartılmasında yapılan çalışmalara maddi destek sağlayan Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğüne, Döner Sermaye İşletmeleri Merkez Müdürlüğüne, İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü Bilimsel Araştırma Projeleri Fonuna, Türk Tarih Kurumuna, Viyana Ainos’u sevenler Derneği Mensuplarına şükran borçluyuz. 35 yıldan beri sürdürülen çalışmalarda görev alan; Kültür Bakanlığı Yetkili uzmanlarına, özverili gayretlerinden dolayı meslektaşlarıma, öğrencilerime ve kazıda çalışan işçilerime teşekkür etmeyi vazgeçilmez bir gönül borcu sayarım. Ayrıca kitabın basılmasında maddi olanak sağlayan ve başlangıcından itibaren çalışmalarımızı her alanda destekleyen Enez Belediyesinin değerli başkanlarına, Almanca düzeltmelerini yapan kazı üyemiz dostum Prof. Dr. Stefan Karwiese’ye teşekkürü bir borç bilirim.


Sait Başaran

|9

sich im Laufe der Jahrhunderte durch die Anschüttungen des Flusses, der Mündung und Bett rasch verlanden ließ, 4.5km landeinwärts. Die Mündung des weitläufigen Deltas übt mit seiner Naturschönheit eine große Anziehungskraſt aus, und mit den für den lokalen Tourismus wichtigen Seen Bücürme, Dalyan und Taşaltı finden sich nördlich von Ainos noch die Seen Gala (Stentoris), Armutlu und Sığırcı. Diese Lagunen und Weiher bieten den aus fernen Ländern kommenden Zugvögeln Wohn- und Nistplätze. Die zu verschiedenen Zeiten nach Ainos gelangten Reisenden berichten von der glänzenden Situation der Stadt inmitten fruchtbarer Felder und von Außenhäfen an der Flussmündung sowie sicheren Innenhäfen. Dies blieb auch so bis zum 1.Weltkrieg. Noch zu Beginn des 19.Jh.s nahm Enez mit seinem hohen wirtschaſtlichen Niveau und als sicherster Hafen des Balkan unter den am weitesten entwickelten Städten den ersten Platz ein. Ainos hat bis vor kurzem Olivenöl, Wein, Salz, Aale, getrocknete Meeresfrüchte erzeugt und mit ihnen gehandelt. In osmanischen Archiven steht, dass Ainos von der Salzproduktion pro-fitierte. Antike Quellen berichten davon, dass es in Ainos allerlei Früchte gab, dass jedoch die Trauben die köstlichsten waren. Dieses als Führer gedachte Büchlein wurde zu dem Zweck geschaffen, um die in Enez sicht-bar auf uns gekommenen Ruinen und die bei den wissenschaſtlichen Ausgrabungen zutage geförderten Funde wenigsten zum Teil vor Augen zu führen und die Entwicklung der Stadt aufzuzeigen. Die materielle Unterstützung der mit Ministerratsbeschluss der Republik Türkei durchgeführ-ten Arbeiten zur Freilegung der Kulturen von Ainos ist der Generaldirektion für Kulturgüter und Museen am Kultur- und Tourismus-Ministerium, der Zentraldirektion für Betriebskapital, dem Fonds zur Förderung wissenschaſtlicher Projekte am Rektorat der Universität Istanbul, dem Türkischen Geschichtsinstitut und dem Wiener Verein zur Förderung der wissenschaſt-lichen Erforschung von Ainos zu danken. All denen, die seit 35 Jahren hier im Einsatz waren : den Vertretern des Kulturministeriums, den Kollegen, die aus selbstlosem Enthusiasmus mit-halfen, sowie unseren Studierenden und einheimischen Grabungsarbeitern bin ich zutiefst zu Dank verpflichtet. Vor allem der Gemeinde Enez, deren Bürgermeister die Arbeiten von Anbeginn auf allen Gebieten unterstützt haben, danke ich für die Bereitstellung der Mittel zum Druck dieses Büchleins, das unser Grabungsmitglied Prof.Dr.Stefan Karwiese in dan-kenswerter Weise aus dem Türkischen übertragen hat.


10 |

Enez Ainos


Sait BaĹ&#x;aran

| 11


12 |

Enez Ainos

Enez (Ainos)

TARİHÇE VE KALINTILAR Eski çağda Ainos olarak bilinen bugünkü Enez, Kuzey Ege sahilinde Meriç Nehrinin (Eski adı Hebros ) denize döküldüğü yerde denizden 25 m. yükseklikte kalker bir yarımada üzerinde kurulmuştur.Akropol tepesi batıda, güney batıda ve Meriç Nehrinin ağzına doğru olan tarafa dik yamaçlarla son bulur. Bundan dolayı surlar bu taraſta çok iyi korunmuştur ve denizden bakıldığında ihtişamlı bir manzara göstermektedir.

Dalyan Gölü (Dış Liman) ve Kale Güneyden Dalyan Lagüne ( außernhafen) und Die Burg von süden


Sait Başaran

| 13

Aınos (Enez)

GESCHICHTE UND RUINEN Das in der Antike als A bekannte heutige Enez wurde am Nordrand der Ägäis an der Stelle, wo der Fluß Meriç ins Meer mündet, auf einer Halbinsel aus Kalkstein auf einer Seehöhe von 25m gegründet. Dieser Akropolis-Hügel läuſt im Westen, Südwesten und gegen die Flussmündung zu in steilen Abhängen aus. Deshalb sind hier die mittelalterlichen Umfassungsmauern sehr gut erhalten und zeigen, vom Meer aus gesehen, einen prächtigen Anblick

Kale ve Kule EvDie Burg und dasTurmhaus


14 |

Enez Ainos

İlk Çağda Ainos Balkanları, Anadolu ve Ege’ye bağlayan kara, deniz ve nehir yollarının kesiştikleri zorunlu geçiş yolu üzerinde kurulmuş önemli bir liman şehriydi. Heredot, Ainos’un ilk olarak M.Ö. 7. Yüzyılda İzmir’in Kuzeyinde yerleşmiş olan Aiollar tarafından bir koloni olarak kurulduğundan söz etmektedir. Ancak, bu tarihten önce Ainos’ta Trakyalı kabilelerin Poltyobria ve Apsinthos adlarıyla kurdukları şehirler veya köy kentler bulunduğunu yine Eski Çağ yazılı kaynaklarından öğreniyoruz. Ainos adının etimolojisine ilişkin elimizde netleştirilmiş bilgiler bulunmamaktadır. Ancak Yazılı kaynaklarda Anos’un kuruluşunda Troyalı Prens Aeneas’ın adı geçmektedir. Troya savaşından sonra Aeneas ve arkadaşları kendilerine yeni bir yurt edinmek için denize açılarak Trakya topraklarında yay biçimindeki körfeze ulaşırlar. Aeneas, Hebros (Meriç) Nehri’nin ağzında övgü ya da öykü anlamına gelen “Aeneadea” (Ainos) adını verdiği şehrin temelini atar

Kale kapısı Das Burgtor

Ainos, M.Ö. 513 tarihinde Pers Kralı Darius’un İskiler’e karşı yaptığı sefer sırasında kısa bir süre için Pers İmparatorluğunun hakimiyeti altına girdi. Pers Krallarından Kserkes’in M.Ö. 480 yılında Yunanistan seferi sırasında Ainos üzerinden geçtiğini Eski Çağ tarihçileri tarafından zikredilmektedir. Persler, Atina


Sait Başaran

| 15

Açık Hava Teşhiri Freilicht-Ausstellung

Zunächst war Ainos eine wichtige Hafenstadt, die an einer naturgegebenen Transitstraße entstand, wo sich die Überland-, Meeres- und Flussstrassen kreuzten. Herodot berichtet, dass Ainos im 7. Jh.v.Chr. von Aiolern aus Kyme, Mytilene und Aleppokonnesos, die nördlich von Izmir siedelten, als Kolonie gegründet wurde. Doch erfahren wir aus antiken Quellen auch, dass davor noch sich im Gebiet von Ainos von thrakischen Stämmen begründete Städte oder Dörfer namens Poltyobria und Apsinthos befanden. Die Etymologie des Namens Ainos liegt im Dunkel, auch wenn die Antike einen Bezug zu Aineas herstellen wollte, der hier auf der Flucht aus Troia Station gemacht habe. Ainos geriet im Jahre 513 im Zuge der von König D gegen die Skythen geführten Expeditionen für kurze Zeit unter persische Herrschaſt. In den antiken Quellen heißt es, dass der Perserkönig X i.J. 480 im Verlauf seiner gegen Griechenland geführten Militäroperation auch nach Ainos kam. Als die Perser 480/79 von Athen und seinen Bundesgenossen besiegt wurden, erreichte die Stadt wieder ihre Unabhängigkeit. Ainos, das lange Zeit Mitglied


16 |

Enez Ainos


Sait BaĹ&#x;aran

| 17


18 |

Enez Ainos

ve müttefiklerine karşı yenilince (M.Ö. 480/479) kent tekrar bağımsızlığına kavuşmuştur. Atina’nın kurduğu Attik – Delos Deniz Birliği’ne uzun süre üye kalan Ainos, M.Ö. 4. yüzyılın ortalarında Makedonya egemenliğine girdi. Helenistik Çağda Mısır’daki Ptolamaios Krallığının hakimiyeti altında kalan şehir, M.Ö. 190 yılında Romalıların Trakya’yı ele geçirmeleriyle Roma’ya bağlanmıştır. Roma imparatorluğunun ikiye ayrılmasından sonra Trakya ve dolayısıyla Ainos, Doğu Roma İmparatorluğuna bağlı olarak gelişimine devam etmiştir. Enez, Bizans Çağında bölgenin başkenti olarak çok önemli bir ticaret merkezi konumundaydı. Kale surları 6. yüzyılda Bizans İmparatoru Justunianus tarafından kuzeyden gelen bazı Slav akınlarına karşı tamir ettirilmiştir. Orta Bizans Çağında ise (7.yüzyıldan itibaren) İmroz (Gökçe) ve Samothrakhe (Semadirek) adalarını içine alan aşağı Rodop bölgesinin prenslik merkezi olmuştur. Bizans İmparatorluğunun son döneminde ise, Cenevizli Gattelusio ve Doria ailelerinin hakimiyetine girmiştir.

Gattelusi ve Doria ArmalarıWappen mit symbolen der Familien

Trak suvarisi RölyefiRölief mit Thrakischem Reiter Gattelusio und Doria

Bu ailelerin Enez’deki varlıklarını belgeleyen armalar kalenin duvarlarında halen yer almaktadır. Ainos’u yöneten Doria ailesinden Palmede 1455 yılında ölünce, kentin idaresinde iç çekişme başlamıştır. Bu tarihlerde daha önce Ainos’ta yerleşmiş bulunan Türklere baskı uygulanmaya ve Osmanlılara verilmekte olan yıllık haraç, yönetim tarafından verilmemeye başlanınca; FATİH SULTAN MEHMET ordusuyla, Edirne’den birlikte İpsala’ya geldi. Gelibolu’daki Türk donanması da HAS YUNUS BEY komutasında denizden Ainos’un önlerine gelerek şehri kuşattı. Bu durum karşısında şaşkına dönen


Sait Başaran

| 19

des von Athen begründeten attisch-delischen Bundes war, kam in der Mitte des 4.Jh.s unter makedonische Herrschaſt. In der hellenistischen Zeit gehörte es zum Reich des ägyptischen Königs Ptolemaios und wurde 190 zusammen mit der Einverleibung Thrakiens an Rom gebunden. Als das Römerreich sich um 395 n.Chr. zweiteilte, wurden Thrakien und damit auch Ainos Teil des Oströmischen Reiches. In der byzantinischen Zeit hatte die Stadt als Hauptort der Region die Position eines sehr wichtigen Handelszentrums inne. Im 6.Jh. wurde es unter Kaiser J I. gegen die von Norden hereinströmenden Slaven befestigt. Ab dem 7.Jh. wurde es das fürstliche Zentrum der unteren Rhodopen-Region unter Einbeziehung der Inseln Imbros (Gökçe Ada) und Samothrake. Gegen Ende des byzantinischen Reiches kam es im 14.Jh. unter die Herrschaſt der Genueser Familien G und D. Die Wappen, die dies belegen, sind noch an den Burgmauern angebracht. Als P, der letzte Herr von Ainos, i.J. 1455 starb, wurde der fällige Tribut an die Osmanen seitens der innerlich zerstrittenen Stadtführung verweigert. Daraufhin rückte der in Edirne sitzende FATİH SULTAN MEHMET mit seinem Heer nach Ipsala. Die in Gelibolu stationierte tür-kische Flotte segelte unter dem Kommandanten H Y B heran und belagerte Ainos von der See her. Das von dieser Situation vollkommen überraschte Volk übergab die Stadt Ende Januar 1456 kampflos den Osmanen.

Enez’in Topografik Planı Topographie von Ainos


20 |

Enez Ainos

halk, 1456 yılı Ocak ayının sonunda savaşmadan şehrin anahtarını FATİH SULTAN MEHMET’e teslim etmiştir. Ainos’un kuruluşuna ve bölgedeki konumuna ilişkin bilgilere Antik Çağ’ın yazılı kaynaklarında ayrıntılı olarak rastlanmakla birlikte, kentin Eski Çağda erişmiş olduğu yüksek kültür düzeyi burada yapılmakta olan arkeolojik kazı ve araştırmalar sonucunda ele geçen kalıntılarla belgelenmektedir.

KALE (AKROPOLİS) Akropol tepesi batıda, güney batıda ve Meriç Nehrinin ağzına doğru olan tarafa dik yamaçlarla son bulur. Bundan dolayı surlar bu taraſta çok iyi korunmuştur ve denizden bakıldığında ihtişamlı bir manzara göstermektedir. Harita 1; Res.1-2. Enez’de günümüze kadar hemen hemen tümü ayakta sağlam durumda gelen en önemli kalıntılardan biri kuşkusuz Kale duvarları ve batısında yer alan iç liman ile mendirekleridir.

Kale İçindeki Osmanlı Dönemi Ev Kalıntıları Osmanische Hauser Reste in der Burg

Aynı zamanda akropol tepesi ve Enez’in ilk yerleşim alanı olan kalenin biri doğuda diğeri kuzeyde kemerli iki kapısı vardır. 740 m uzunluğu, 2 m kalınlığı ve


Sait Başaran

| 21

Abgesehen von den Nachrichten zur Gründung von Ainos und zu seiner Umgebung, die in den antiken Quellen im Detail anzutreffen sind, bezeugen die, im Zuge der hier durchgeführten archäologischen Grabungen und Forschungen angetroffenen, Reste das hohe kulturelle Niveau, das der Ort in der Frühzeit erlangte. Durch archäologische Forschungen wurde klar, dass die älteste Siedlung auf dem in der Nähe von Yeniceköy gelegenen Hoca Çeşme („Lehrer-Brunnen“)Höyük lag. Diese neolithische Siedlung der Zeit um 6500 ist für die archäologische Erforschung von Ainos und seines Gebietes als einer der ältesten thrakischen Orte höchst bedeutsam. Im 4. und 3.Jtsd. verdichteten sich die Ansiedlungen noch weiter. Neben dem Hasköy Höyük sind in der Nähe des Dorfes Küçük Evren u.a. der Garten Pandır, der Mühlenhügel im Dorf Umur Bey und Sultaniçe zu nennen.

DIE BURG (AKROPOLİS) Die Burgmauern und die von diesen nach Westen reichenden Hafenmauern gehören in Ainos ohne Zweifel zu den wichtigsten auf uns gekommenen noch weitgehend aufrecht stehenden Ruinen. Außerdem besitzt die Burg, wo sich die Akropolis und der älteste Siedlungsraum von

İç Liman, Mendirek ve kulelerBinnen Hafen, mit Keimauern und Türmen


22 |

Enez Ainos

yer yer 25 m yüksekliğe ulaşan sur duvarları yuvarlak, dikdörtgen ve çok köşeli kulelerle desteklenmektedir. Kalenin batısında yer alan iç liman, kuzey ve güney taraſtan mendirekler ve kulelerle korunmuştur. Güney taraſtaki mendirek doğu-batı yönünde 130 m uzanmakta, üzerinde çeşitli şekillerde yapılmış beş kule bulunmaktadır. Kuzey mendireğin günümüze kadar ayakta gelebilen uzunluğu 80 m olup ucunda kare planlı büyük bir kule vardır. Kalıntılar, kulenin Helenistik Çağda yapıldığını, Bizans döneminde ise ilaveler yapılarak büyütüldüğünü gösteriyor. Gerek kale duvarlarında ve gerekse limanı koruyan mendirek ve kulelerde büyük hasarlar bulunmaktadır. Bizans ve Osmanlılar Döneminde tamir edilen duvarların güney bölümü, Kültür ve Turizm Bakanlığı,Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından 1994 yılında onarılmıştır.

Kale içindeki kazıdan gürüntü,Klassik ve Hellenistik Dönemler Ansicht der Grabung in der Burg, klassisch- hellenistische Zeit

Kale (Akropolis) içinde bugüne kadar yapılan açmalarda 7.50 m kalınlığındaki kültür toprağının altında yer alan anakaya üzerinden ele geçen M.Ö. 4. ve 3. bin yıllara ait pişmiş toprak kalıntılar, buradaki iskanın Kalkolitik Çağa değin geri gittiğini gösteriyor. Enez Akropolisinde en eski yerleşmeyi temsil eden bu tabakanın üzerinde, Grek iskanını gösteren kalıntılar tespit edilmiştir. Söz


Sait Başaran

| 23

Enez befanden, im Osten und Norden je ein überwölbtes Tor. Die 740 m langen und 2m starken Befestigungsmauern sind mit mehreren bis zu 25m hohen runden, vier- und mehreckigen Türmen abgestützt. An der Westseite der Burg, wo heute Landwirtschaſt betrieben wird, ist die Südseite des Hafens von einer 130m langen, starken Mauer und vier Türmen gesichert. Nördlich davon, am Ende einer 80m langen Mauer befindet sich ein großer quadratischer Turm. Sowohl an den Burgmauern als auch an der den Hafen schützenden Mauer finden sich große Schäden. Die in byzantinischer und osmanischer Zeit reparierten Mauern wurden zuletzt 1994 in geringem Ausmaß durch das Ministerium für Kultur und Tourismus instand gesetzt. Mauerreste aus gebranntem Ton über dem gewachsenen Fels, der in den Sondagen auf der Akropolis in 7.5m Tiefe angetroffen wird, zeigen, dass die hiesige Besiedlung bis in die chalkolithische Zeit zurückreicht. Über dieser ältesten Siedlungsschicht in der Burg von

Kale içindeki kazıdan gürüntü, Osmanlı, Bizans ve Roma Dönemi kalıntıları Ansicht der Grabung in der Burg, osmanisch, byzantinisch- römische Mauer Reste


24 |

Enez Ainos

konusu kültür katları ile aşağıda değineceğimiz nekropollerden ele geçen siyah ve kırmızı boyalı çömlekler, Enez’in Kıta Yunanistan, Ege Adaları ve Batı Anadolu’daki şehirlerle yaptığı ticarete ve kültür ilişkilerine tanıklık etmektedir (Res.4-5). Bu dönemde anakaya işlenerek dikdörtgen planlı çeşitli mekanlar ile bu günün soğuk hava depolarının benzeri olan mahzenler yapılmıştır. Mahzenler bugünkü toprak yüzeyinin 12 m altında ana kayaya geniş mekanlar biçiminde işlenerek yapılmıştır (Res.6-7). Bütün mahzenlerin tavanlarında çok güzel işçilik gösteren havalandırma bacalarına yer verilmiştir.

Pişmiş Toprak çocuk oyuncakları Kinderspilzeuge aus Ton


Sait Başaran

| 25

Ainos wurden die Reste einer griechischen Niederlassung festgestellt. Die aus den Perioden dieser Kultur aufgefundenen schwarz.- und rotfigurigen Scherben reflektieren die Handels- und Kulturbeziehungen, die Ainos mit Festland-Griechenland, den Ägäis-Inseln und Westanatolien unterhielt. Aus dieser Zeit stammen auch die aus dem Felsgrund gehauenen verschiedenen unterirdischen Räume und Keller. Der Umstand, dass in diesen zahlreiche Weinbecher und Amphoren gefunden wurden, zeigt, dass Ainos ein Zentrum für Weinproduktion und -Export war.


26 |

Enez Ainos

Kandiller Die Lampen

Pişmiş Topraktan Satyr Başı Satyrkopf aus Terrakotta

Osmanlı Çanak-Çömlekleri Osmanische Gefäße

Mermer Arkaik Baş Archaischer Marmorkopf

Sırlı Çanak-çömlekler Glasierte keramik

Kantharos Kantharoi


Sait Başaran

| 27

Während der langen Friedenszeit im Römischen Reich etablierte sich Ainos als eine der Städte, die ihren Wohlstand am stärksten mehrten. Damals entstanden mit Mosaikböden aus-gestattete Villen, Tempel, Bäder und Monumente in der Stadt, und außerhalb Verkehrswege und ein Netz von Wasserleitungen und Kanalisationen.


28 |

Enez Ainos

Gerek mahzenlerden ve gerekse mahzenlerin üstünde yer alan yerleşim birimlerinden, Arkaik, Klasik ve Helenistik dönemlere ait siyah ve kırmızı figür tekniği ile üretilmiş çeşitli çanak çömlek kalıntıları, figürinler, plastik eserler ve özellikle şarap kadehi olan kantharoslar yoğun olarak gün ışığına çıkmıştır. Ayrıca, hem akropoldeki açmalardan hem de Ainos kentinin diğer kesimlerinde yapılan kazılardan, ait oldukları kentlerin armalarının betimlendiği binlerce amfora kulpunun bulunmuş olması, Enez‘in şarap ve zeytin yağı üreten bir merkez olduğunun ve deniz aşırı kentlerle ticarete dayalı güçlü bir bağı bulunduğunu kanıtlamaktadır. Ainos’un, bunların yanı sıra, tahıl, tuz ve özellikle kurutulmuş balık ihraç ettiğini, Eski Çağın yazılı kaynaklarında ve Osmanlı Arşivinde bulunan belgelerde zikredilmektedir. Kale içinde ve antik kenttin diğer alanlarında yapılan kazı ve araştırmalarda ortaya çıkan eserler, Enez’in Kıta Yunanistan, Ege Adaları ve Batı Anadolu’daki şehirler ile yaptığı ticarete ve kültür ilişkilerine tanıklık etmektedir.

FATİH CAMİİ (AYA SOFYA KİLİSESİ) Günümüzde Fatih Cami olarak bilinen ve Bizans dini yapıları arasıda önemli bir yeri olan Hagia Sophia kilise kalıntısı Akropolisin (Bizans Kalesi) güney doğu ucunda yer almaktadır. Kilise, apsisler hariç 21 X 38 m ölçüleri ile İstanbul’daki orta ve geç dönem kiliselerinden daha büyüktür. Yapı, 1456 yılında camiye çevrilmiş 1965 yılındaki depremde yıkılmış bu tarihten sonra terk edilmiştir. Deprem sırasında orta ve kuzey nefler yıkılmıştır. Kubbesi ise daha erken dönemlerde yıkılmış olmalıdır. Osmanlı döneminde yapıda gerçekleştirilen özellikle pencerelerin yeniden konumlandırılması, apsisler ve yan duvarlarda yüzeylerin yenilenmesi gibi onarımlar ile ilgili kanıtlar günümüze değin kısmen sağlam gelmiştir.


Sait Başaran

| 29

Lekitoslar (5.yüzyıl) lekythen des 5.Jh. s v.Chr.

DIE FATIH MOSCHEE (ehem. HAGIA SOPHIA) Die heute Fatih Camii genannte Hagia Sophia befindet sich am Südöstlichen Ende der Akropolis Die 21 x 38 m grosse Kirche (ohne Apsiden) ist mächtiger als die Kirchen der mittleren und spaeten Perioden in Konstantinopel. İm Jahre 1456 wurde sie zur Mosche umgewandelt und nach der Zerstörung durch ein Erdbeben im Jahre 1965 aufgelassen. Während des Erdbebens wurden hauptsächlich das mittlere und das nördliche Schiff zerstört.

Fatih Cami ( Ayasofya Kilisesi) güney-batıdan Die Fatih-Moschee (Hagia Sophia) von Südwesten


30 |

Enez Ainos

Fatih Cami ( Ayasofya Kilisesi) güneyden Die Fatih-Moschee von Süden

Kilisenin planı, bilinen kilise planlarından bazı ayrıntılarla ayrılmaktadır. Ainos kilisesi kubbeli bazilika olarak tanımlanabilir. Naos kısmı köşe duvarlı haç planlı bir mekan olarak inşa edilmiştir. Bu geniş naosun önünde iki narteks yer alır. Haçın doğu bölümünü oluşturan Bema ve iki yanında geniş beşik tonozlu pastophorion hücreleri bulunmaktadır. Bunlar içte yarı dairesel dışta ise köşeli olarak biçimlendirilmiştir. Haçın batı kolu diğer kollara göre daha uzundur ve yanlarında birer köşe mekanı yer almaktadır. Naos, çapı 7 m olan geniş bir kubbe ile örtülüdür ve L biçimli 4 adet payanda ile desteklenmiştir. Daha geç bir dönemde kubbenin güçlendirilmesi ve ağırlığın paylaşılması amacıyla payandaların önüne ikişer sütun ve üzerlerine kemerler ilave edilmiştir. Yapıda kullanılan sütun gövdeleri tek parçadan oluşmaktadır. Sütun başlıkların dört tanesi Korinth tarzda işlenmiş diğerleri ise piramidal biçimde olup, yüzlerinde kabartma olarak haçlar yapılmıştır. Sütun başlıkları 6. yüzyıldandır.


Sait Başaran

| 31

In der osmanischen Zeit wurden die Fenster neu eingesetzt, die Apsiden und die Oberflächen der Wände wurden renoviert. Der Kirchenplan unterscheidet sich im Detail von den bekannten Kirchen dieser Zeit. Die Ainos Kirche kann man als eine Basillika mit Kuppel definieren. Der Naos ist ein eckiger Raum, der nach einem kreuzförmigen Plan gebaut wurde. Zu beiden Seiten des Bema, des den östlichen Teil des Kreuzes bildet, sind Pastophoria mit Tonnengewölben angebaut. Diese sind innen halbkreisförmig und aussen eckig. Der Naos war mit einer Kuppel (7m im Durchmesser) auf vier Lförmigen Balken (“Elefantenfüsse”) überwölbt. Später wurde die Kuppel mit je zwei Säulen und Gewölben verstärkt. Über den vier Säulen wurden korinthische Kapitelle aufgesetzt, die anderen sind pyramidal geformt und mit Kreuz-Reliefs verziert. Die Saeulen stammen aus dem 6. Jahrhundert. Die meisten Marmorelemente in der Kirche sind Spolien. Wie die Kammern in den Pastophorien sind auch die Aerme des Kreuzes mit Tonnengewölben überwölbt. Der Eingang zum Naos hat einen verzierten Türrahmen. Die Eckräume im westlichen Arm des Kreuzes haben je einen länglichen Grundriß.


32 |

Enez Ainos

Fatih Cami ( Ayasofya Kilisesinin) içi Das Innere der Fatih-Moschee

Kilisede kullanılan mermer elamanların çoğu devşirmedir. Pastopforion hücrelerinde olduğu gibi haçın kolları da beşik tonozlarla örtülmüştür. Naosa girişi, başlangıçta kemerli ancak yıkıldığı için daha sonra kemer kısmı kapatılmış, güzel işlenmiş söveli bir kapı sağlıyordu. Haçın batı kolunu oluşturan bölümde yer alan köşe odaları da uzun inşa edilmiştir. Bu odaların üstü çapraz tonozlarla örtülmüştür. Haçın dört kolunu ise büyük beşik tonozlar örtmektedir. Yapının iç tarafındaki kemer ve tonoz başlangıcında bazı yerleri süslemeli bir silme çevirmektedir. Kilise, 1456 yılında kuzeydeki kolun içine kapı açılmış, güney kolun içine de minber ve mihrap ilave edilerek camiye çevrilmiştir. İç narteks üç bölüme ayrılmıştır. Bunun orta bölümü beşik tonoz, yanları ise çapraz tonozlarla örtülmüştür. İç nartekse ait batı duvarı yıkılmış olduğundan biçimi belirgin değildir. Zarif bir revaklı cephe ile kilisenin önünde yer alan exonarteks, kilisenin en ilgi çekici bölümünü oluşturur. Kilise ile aynı dönemde inşa edilmiş olmasına rağmen , kilisenin ana gövdesi ile organik bağ içinde değildir. Bu kısım olasılıkla ahşap çatı ile örtülmüştür. Cephesinde


Sait Başaran

| 33

Diese Räume wurden mit Kreuzgewölben, und die vier Arme des Kreuzes wiederum mit Tonnengewölben überwölbt. Die Gewölbe und der Sattel im inneren der Gebäude waren ursprünglich mit verzierten Leisten umrahmt. Als die Kirche im Jahre 1456 zur Moschee umgewandelt wurde, hat man in dem nördlichen Arm einen neuen Eingang geöffnet und im südlichen Arm ein Minbar und eine Gebetnische (Mihrap) hinzugefügt.

Fatih Cami (Ayasofya Kilisesi) kuzeyden Die Fatih-Moschee (Hagia Sophia) von Norden


34 |

Enez Ainos

kullanılan kübik biçimli sütun başlıkları 6. yüzyılın prototipine benzetilebilir ancak bunların olasılıkla 9. veya 10. yüzyıl gibi daha geç bir tarihe ait olmaları gerekmektedir. Bunların yüzlerinde haç ya da rozetler bulunmaktadır. Kilise, taş ve tuğla sıralarından oluşan dönüşümlü duvar örme tekniği ile inşa edilmiştir. Bu kilisede birkaç sıra kesme taş ve taşa göre daha geride örülmüş birkaç sıra tuğla dizisinden oluşan bir mimari özelliğe sahiptir. Bu duvar örme tekniği, yan duvar yüzeyinden daha geride yerleştirilen tuğla sıraları tekniği, 11. ve 12.yüzyıl İstanbul mimarisinde görülür. Duvar örgüsü, kilisede kullanılan tasarım detaylardaki zarafete özenli işçilik göstermektedir. Tuğlalarla oluşturulmuş dekoratif şekiller ve inşaat detayları kilisenin İstanbul’daki çağdaşları ile uyumludur. Bunlar Prothesis apsisinde meander, diakonikonun güney yüzeyinde yarım ay alanında balıksırtı ve iç apsisinde zikzak motifi ile prothesisin kuzey yüzü üzerinde yarım ay alanı içinde yuvarlak biçimli haç grubu desenlerden oluşur. Benzer detaylar İstanbul’da Kariya Cami (Chora ve Pantokrator (Zeyrek Cami) kiliselerinde görülmektedir. İç duvarların sıvaları üzerinde 19.yüzyılın kalem işi süslemeleri bulunmaktadır. Ancak dökülen son dönem sıvaların altından Bizans çağına tarihlenen aziz resimleri ve diğer resim kalıntıları ortaya çıkmaktadır. Sol yan hücrenin Bemaya açılan kapı içinde halen sağlam olarak günümüze değin gelebilen koyu renk saçlı, haleli ve sakallı bir aziz resmi bulunmaktadır. Figür basit kırmızı-turuncu bir tunik giymiştir. Erken Palaiologos dönemine aittir. Haçın güney kolu içinde dört aziz resmini ihtiva eden bir fresk parçası şu anda restorasyonu yapılmak üzere laboratuara kaldırılmıştır. Naosa girişin üzerindeki yarım ay içinde yeşil üzerine yapılmış bir figür ve yanında basamak üzerinde duran, olasılıkla Meryem ana figrünü betimleyen kısmen korunabilmiş bir sahne bulunmaktadır. Meryem Ananın koyu mavi renk elbisesi ve mor kaſtanı bulunmaktadır. Solundaki rahip düz koyu mavi tünik ve yeşil kahverengi karışımı pelerin giymiştir. Rahip sol elinde bir kitap tutarken sağ eliyle Meryem anaya uzanmaktadır. Sahnenin üst ve sol tarafı kayıptır. Yarım ay panelinin sağ ve üstünde sağlam kalmış tonoz kalıntısı içinde yeşil zemin üzerine yapılmış insan ayaklarına ait freskler ve diğer süslemeler vardır. Yapının güney dış duvarı dibinde yapılan derin sondajda, kilisenin yerinde daha eskiye tarihlenen kalıntıların veya kiliseye


Sait Başaran

Kayaya oyulmuş Mahzenin Girişi, Arkaik-Klassik dönemler Eingangstunnel des arkaisch-klassischen Felskellers

| 35


36 |

Enez Ainos


Sait Başaran

| 37

Vor dem breiten Naos befinden sich zwei Narthexe. Der innere Narthex besteht aus drei Teilen. Der mittlere Teil hat ein Tonnengewölbe, die seitlichen Teile wurden mit Kreuzgewölben versehen. Wegen der Zerstörüng des Westwandes ist die Form des Narthex unklar. Der Exonarthex mit einem schönen Pultdach vor der Kirche ist wohl der reizvollste Teil des Gebäudes. Obwohl mit der Kirche zur selben Zeit gebaut, sieht man keine eindeutige Verbindung. Ein Teil war wahrscheinlich mit einem hölzernen Dach versehen. Die Saeulen mit kubischen Kapitellen an der Fassade weisen Aehnlichkeiten mit Prototypen des 6.Jahrhunderts auf, aber gehören wahrscheinlich zum 9./10. Jahrhundert. Die Kirchenmauern bestehen abwechselnd aus Stein- und Ziegelreihen. Die Ziegelreihen wurden leicht eingerückt gemauert. Diese Mauertechnik sieht man in der Konstantinopolitaner Architektur vom 11./ 12. Jahrhundert. Auch die Mauertechnik ist wie die Konstruktionen in der Kirche sehr präzise. Die aus Ziegeln gefomten dekorativen Figuren und Details stimmen mit den zeitgenössichen Formen in Konstantinopel überein. Sie bestehen aus Maeander- Motiven in der Prothesis-Apsis, aus Grätenmuster an der südlichen Seite des Diakonikons und aus Zickzackmotiven in der inneren Apsis. Vergleichbare Details sieht man auch in der Chora - und Pantokrator Kirche in İstanbul. Der Verputz der inneren Wände ist in feinster Arbeit (kalem işi) verziert. Unter dem abgefallenen Verputz der letzten Phase sind Gemälde von byzantischen Heiligen und andere Bilder zum Vorschein gekommen. An der Tür zwischen der nördlichen Kammer und dem Bema sieht man einen Heiligen mit dunklen Haaren und Bart. Der Heilige trägt ein schlichtes rotoranges Gewand aus der palaiologischen Periode. Das Fresko mit den vier Heiligen vom südlichen Arm des Kreuzes befindet sich zur Zeit im Laboratorium und wird restauratiert. Über dem Eingang zum Naos sieht man auf einem grünem Tympanon eine Szene mit Maria. Sie trägt ein dunkelblaues Kleid und einen violetten Mantel. Links von ihr steht ein Priester mit einem dunkleblauen Gewand und grünbraunem Umhang. Der Priester traegt ein Buch in seiner linken Hand, mit der rechten Hand greiſt er nach Maria. Die obere und linke Seite dieser Szene sind verlorengegangen. An den Gewölben über der rechten Seite des


38 |

Enez Ainos

ait olan yenileme evrelerinin varlığı saptanmıştır. Osmanlılar döneminde de bir kaç kez tamir edildiği anlaşılan bu yapı, 1965 yılında bir deprem sonucunda büyük bir kısmı yıkılarak kullanılamaz duruma gelmiş bulunmaktadır. Enez’deki kazı çalışmalarımız sırasında kilisenin duvarlarında yer alan fresk ve kalem işi süslemelerin konservasyonları tarafımızca yapılarak koruma altına alınmıştır. Ayrıca geçmiş yıllarda orta nefe ait yıkılmış sütunlar tekrar özgün yerlerine dikilerek koruma altına alınmıştır. Akropolün diğer kesimlerinde yapılan kazı çalışmalarında Orta çağa tarihlenen iki şapel ve bir zengin evi ortaya çıkmıştır. Yalnızca temel seviyesine kadarki bölümü günümüze değin gelebilen zengin evin, latrini, su kuyusu ve magazinleriyle ilgi çekicidir. Temelleri taş olan evin üst kısımlarında ahşap malzeme ile yapılmış olup yangın sonucu yıkıldığı kalıntılardan anlaşılmaktadır. Evin değişik mekanlarından ve özellikle latrininden ele geçen sırlı kuşlu tabaklar ve kaseler, yapı kalıntısının 11/12. yüzyıllara ait olduğunu kanıtlamaktadır.

1 NUMARALI ŞAPEL Kalenin kuzey batısında Theotokos Chrysopege adıyla bir şapel yer almaktadır. 7 x 10.50 m ölçülerinde olan şapelin kuzey duvarının büyük bir kısmı halen ayaktadır. Yazılı kaynaklar şapelin 1422 yılında inşa edildiği anlaşılmaktadır. Tek apsis ve nevten oluşan şapelin zemini dikdörtgen biçimli kalker taşlarla döşenmiş olup zemininde mezarlar bulunmaktadır.

2 NUMARALI ŞAPEL (Hagios Gregorios Neokaiserias Şapeli) Kalenin orta yerinde halen kullanılan özel mülkiyetli evlerin kuzeyinde yer almaktadır. Bugünkü toprak seviyesinin 1.5 m altında bulunan şapel tek apsislidir. 12.yüzyılda inşa edilmiştir. Aynı yüzyılda batı tarafına bir oda ilave edilerek büyütülmüştür. Duvarlarınnda aynı dönemin taşra sanatını yansıtan freskler yer almaktadır. Apsisli odanın tabanı mermer levhalarla, ilave dilen odanın tabanı ise pişmiş toprak levhalar ile kaplanmıştır. Şapelin içinde, olasılıkla yaptıranlara ait üç adet lahit yer almaktadır. Şapelin kuzeyinde büyük bir avlu vbe bunun kuzeyinde doğu-batı yönde uzanan bir sokak yer almaktadır. Her iki mekan mermer kaplamalıdır.


Sait Başaran

| 39

Tympanon sind Fresken mit Menschenfüssen und anderen Ornamenten zu sehen. Während der Ausgrabung neben der südlichen Mauer sind die Reste älterer Phasen gefunden worden. Die Kirche wurde in der osmanischen Zeit mehrmals restauriert, wurde aber nach der Zerstörung während des Erdbebens 1965 zum grössten Teil unbrauchbar. Während unserer Ausgrabungsarbeiten in Ainos haben wir die Fresken und die anderen Verzierungen konserviert. Ausserdem wurden die Säulen des mittleren Schiffes wieder an den originalen Plätzen aufgestellt und konserviert.

KAPELLE Nr.1, KLEINE KIRCHE DER THEOTOKOS CHRYSOPEGE Dieser kleine Bau befindet sich in der NW-Ecke der Burg. Ein Großteil seiner Nordmauer steht noch aufrecht, der Boden ist mit rechteckigen Kalksteinen ausgelegt. Hier wurden bereits die notwendigsten Sicherungsmaßnahmen vorgenommen

Kale Şapeli Die Burgkapelle

KAPELLE Nr.2 DES HAGİOS GREGORIOS NEOKAISAREIOS Sie liegt 1.5m unter Niveau inmitten der Burg gleich neben heute noch in Benutzung stehenden Privathäusern. Der Boden, in dem sich drei Gräber


40 |

Enez Ainos

Pan Mağarası Die Panhöle (taranmış dia gelecek)

PAN MAĞARASI MEZAR ŞAPELİ (Agia Triada) Kalenin dışında, güney mendireği üzerinde yer alan ve iç limana girişi sağlayan kemerli kapının 15 m güney-doğusunda yer almaktadır. Mağara girişinin batı duvarına yapılmış bir niş içinde bulunan ve üzerinde Pan ile birlikte dans eden iki Nymphe’nin betimlendiği Helenistik döneme tarihlenen mermer kabartmadan dolayı Pan Mağarası olarak adlandırılmıştır. Başlangıçta Pan kül tüyle ilişkisi olan ve doğal bir yapı gösteren mağara, olasılıkla 14.yüzyılda yer altı mezar şapeline dönüştürülmüş ve Agia Triada adını almıştır. Şapel tek nefli olup, ekseni üzerinde apsisi ve yanlarında prothesis ve diakonikon apsisleri işlenmiştir. Apsisler içinde kireç harcı üzerine aziz resimlerin betimlendiği fresklar kısmen günümüze değin sağlam durumda gelmiş olmakla birlikte, şapelin son dönemlerde kalaycı atölyesi olarak kullanılmış olmasından dolayı, resimlerin çoğu dökülmüştür. Apsisin ortasında kırmızı rengin ve tonlarının hakim olduğu haleli Meryem Ananın betimi yer almaktadır. Fresklerin diğer resimlerinde kırmızının değişik tonları egemen durumda olmakla birlikte, siyah ve özellikle gri renkler yaygın olarak kullanılmıştır. Kuzey ve giriş duvarlarında mum yakılan iki ayrı niş bulunmaktadır. Başlangıçta şapelin ekseninde yer alan esas giriş, sonraki tarihlerde bilinmeyen bir nedenle kapatılmış ve güney duvarı içine başka bir giriş açılmıştır.


Sait Başaran

| 41

befinden, ist mit marmornen und tönernen Platten bedeckt. Die aus dem 12.Jh. stammende Kapelle bestand ursprünglich nur aus einem Schiff. Im 14.Jh. wurde im Süden noch ein Raum angebaut. Vor der Kapelle befindet sich ein mit Spolien ausgelegter viereckiger Hof mit einem 15m tiefen Brunnen. Im Norden erstreckt sich eine Ostwest gerichtete Gasse.

HÖHLEN GRAB KAPELLE DES PAN (Agia Triada) 15m südöstlich der Gewölbetür, die vom inneren Hafen zum südlichen Hafendamm führt, befindet sich die Pan-Höhle. İn der Nische in der westlichen Wand des Einganges befindet sich ein Pan- Marmorrelief mit 2 tanzenden Nymphen aus der hellenistischen Periode. Nach diesem Relief wurde die Höhle Pan-Höhle genannt. Obwohl sie ursprünglich eben mit dem Pan– Kult in Verbindung stand, wurde die Höhle im 14.Jahrhundert wohl zur einer unterirdischen Grabkapelle umgewandelt und erhielt den Namen Agia Triada. Das einzige Schiff der Kapelle hat eine Apsis in der Mittelachse, in den Kreuzachsen befinden sich Prothesis- und Diakonikon- Apsiden. İn diesen sieht man noch Fresken mit Heiligen, aber da die Kapelle in den fünfziger Jahren als eine Schmiede verwendet wurde, sind die meissten Fresken zerstört worden. İn der Mitte der Apsis befindet sich ein Bild der Maria auf rotem Grund. Auf den anderen Fresken ist Rot wiederum die Hauptfarbe, doch wurden auch schwarze und graue Farbtöne verwendet. An der Nordwand des Einganges befinden sich Nischen für Kerzen. Die ursprünglische Tür an der mittleren Kapellenachse wurde spaeter geschlossen, und an der südlichen Wand wurde eine neue Tür geöffnet. Auf dem Kapellenboden befinden sich in Ost-West Richtung fünf Graeber in unterschiedlicher Grösse. Obwohl die Kapellendecke ursprünglich gut bearbeitet war, hat sie heute wegen der Strasse über der Kapelle mehrere Risse und Spalten bekommen. Die Fresken sind bereits konserviert.


42 |

Enez Ainos

Tabanında, doğu-batı yönünde oyularak farklı ölçülerde yapılmış beş ayrı mezar vardır. Tavanı düzeltilmiş olmasına rağmen, üstünden yol geçtiğinden içinde oluşan titreşimlerden dolayı, tavanda çatlak ve yarıklar meydana gelmiştir. Fresklerin konservasyonları yapılmıştır.

ZENGİN EVİ (ROMA VİLLASI) Ainos kazılarının önemli bir bölümünü oluşturan Roma Dönemi Villası, Gazi Ömer Bey Mahallesi’nde bugünkü kaymakamlık lojmanının karşısındaki bahçede yer almaktadır. Evler arasında özel mülkiyetli beş ayrı parsele yayılmış durumda bulunan villanın yalnızca kamulaştırılan parsellerdeki bölümü çalışılarak orta avlunun bir bölümü, bir oda, mutfak ve banyosu gün ışığına çıkartılmıştır. Villanın diğer birimlerinin yayıldığı alanların kamulaştırılamamış olmaları ve üzerinde yer alan binalar nedeniyle açığa çıkartılamamıştır. Bundan dolayı villanın planına ilişkin bilgiler eksik kalmıştır. Buna rağmen buradan ele geçen buluntular villaya ait önemli bilgiler sunmaktadır. Avluda, ortaya çıkartılan mozaik döşemenin mevcut uzunluğu 6.00 m genişliği ise 1.85 m dir. Bu mozaiğin iki kenarı yalnızca beyaz teseralardan oluşan bant şeklinde geniş bordürlerle sınırlanmıştır. Bordürlerin içinde beyaz ve siyah renk teseralarla itinalı işlenmiş menderes motifli bantlar yer almaktadır. Bunların arasındaki geniş alanda ise, dört yapraktan oluşan dairesel motiflere yer verilmiştir. Oda, villanın kuzey bölümünde 2.50 x 4.00 m ölçülerinde zemini figürler ve geometrik desenlerden oluşan çok renkli taşçıklarla döşenmiştir. Mozaik döşemenin yapımında kullanılan taş çeşidi, kompozisyonun tasarımı ve ince işçilik, buranın önemli bir villa olduğunu gösteriyor. Kompozisyonun odak noktasını üç figürden oluşan bir pano ve bunun çevresinde ayrı ayrı çerçevelerin içine yerleştirilmiş geometrik betimlemeli panolar yer alıyor. Bu ana betimlemenin etrafını 40 cm genişliğinde beyaz renk taşlardan yapılmış geniş bir bordür çevrelemektedir. Mozaiğin merkezini oluşturan bu kompozisyonun yan kenarlarında dik-


Sait Başaran

| 43

VILLA Die römische Villa, die sich im Gazi Ömer Bey Bezirk in einem Garten gegenüber dem Wohnhaus des Bezirkshauptmannes befindet, bildet einen wichtigen Fokus der Grabungen in Ainos. Die Anlage, die sich zwischen Privathäusern über fünf Parzellen hin erstreckt, kann nur in bereits enteigneten Bereichen ergraben werden, wobei bisher ein Teil des Zentralhofes, ein Zimmer, eine Küche und ein Bad ans Licht kamen. Die übrigen Teile konnten, da nicht enteignet und unter Wohnhäusern liegend, noch nicht erschlossen werden, weshalb ein Grundplan fehlt. Doch die bisherigen Funde haben wichtige Evidenzen zutage gefördert. So misst der bisher freigelegte Mosaikboden 6 x 1.85m. Seine beiden Ränder werden von einem, nur aus weißen Tesserae (Steinchen) bestehenden, Band mit breiten Bordüren begrenzt. In diesen finden sich aus weißen und schwarzen Steinen sorgfältig gesetzte Mäander-Motive, und dazwischen vierblättrige räumliche Muster. Das Zimmer misst 4 x 2.5m, sein Boden ist mit figürlichen und geometrischen Mustern aus sehr bunten Steinchen ausgelegt. Das bei diesem Mosaik verwendete unterschiedliche Material, die Komposition und die sorgfältige Arbeit beweisen, dass hier ein wichtiges Gebäude vorliegt. Das Zentrum der Komposition bildet ein Panel aus drei Figuren, und um dieses herum liegen eingerahmte geometrische Muster. Das Hauptfeld wird von einer weißen Bordüre umrahmt. An den Rändern dieser Zentralkomposition findet sich je ein rechteckiges, in den Ecken je ein quadratisches Panel, so dass acht Panels entstehen. In den seitlichen Rechtecken finden sich Rhomben und je eine Kleeblatt-ähnliche Rosette. Die Spitzen der Rhomben werden von Pelten (Amazonenschilden) ausgefüllt, was in allen Rechtecken um die figürliche Komposition wiederholt wird. Die in den Ecken des figürlichen Panels befindlichen Quadrate geben mit ihrer Flechtwerk-Füllung der Gesamtkomposition eine besondere Note. Außen werden die Panels von einem Band umrahmt, das ein spirales Wellenmotiv enthält.


44 |

Enez Ainos

dörtgen biçimli birer, köşelerde ise kare biçimli yine birer pano olmak üzere etrafına sekiz pano yerleştirilmiştir. Yanlarda bulunan dikdörtgen panoların ortalarına baklava dilimi ve ortasına dört yapraklı yonca benzeri birer rozet yerleştirilmiştir. Baklava diliminin sivri köşelerine pelte (deri kaplı küçük kalkan) yerleştirilerek boşluklar doldurulmuştur. Bu betimler figürlü kompozisyonun etrafında yer alan dikdörtgen şekilli bütün panolarda tekrarlanmıştır. Figürlü panonun köşelerinde yer alan kare biçimli panolar hasır örgüsü biçiminde yapılarak kompozisyona ayrı bir güzellik katılmıştır. Panoların dışını, üzerinde spiral biçimli dalga motifinin yer aldığı dar bir bant çevrelemektedir. Mozaikli taban üzerinde avluya mimari kalıntıların yanı sıra bronzdan Nike, Serapis, giyimli kadın heykelciği ile çeşitli küçük buluntular ve sikkeler de ele geçmiştir.

Roma Villası Die römische Villa


Sait Başaran

| 45

Roma Dönemi Villasının Taban Mozaiği Mozaikboden in der römerzeitlichen Villa

Auf dem Mosaik wurden neben Architekturteilen eine bronzene Nike, ein bronzener Serapis und eine weibliche Gewandstatuette sowie verschiedene Kleinfunde und Münzen entdeckt, die Zerstörung der Anlage in die Zeit kurz nach der Mitte des 3.Jh.s n.Chr. datieren.

Mozaikten bir Figürlü Kompozisyon Figürliche Komposition im Mosaiksboden der Villa


46 |

Enez Ainos

ROMA CADDESİ Ainos kentinin merkezinde bugünkü Bekir Kara Caddesine paralel olarak uzanıyor. Roma Çağına tarihlenen cadde balık sırtı biçiminde tonozlu yapılmış, üst tarafı iri taş bloklarıyla kaplanmıştır. Yağmur suyunu kanalize etmek için iki yanına caddeye paralel uzanan arklar açılmıştır. İçinden 0.60 m genişliğinde 0.80m yüksekliğinde kanalizasyon geçmektedir. Roma Çağına tarihlenen cadde ve kanalizasyonunun Meriç Nehrine uzandığı bu alanda yer alan kalıntılardan anlaşılmaktadır.

TAŞALTI NEKROPOLÜ Enez kenti girişinin solunda, Taşaltı adıyla bilinen yükseltinin yamacında yer almaktadır. Nekropolün ön safında anıtsal mezarlar, kaideli lahitler ve bir kahraman anıtı yer almaktadır. Anıtlar M.Ö.5 ve 4. yüzyıllara ait olmalarına rağmen aralarında yer alan lahitler Geç Helenistik ve Erken Roma dönemlerine aittir. Ön sıradaki bu gömü tabakasının arkasındaki yamaçta Erken Roma ile İlk Hiristyanlık dönemleri arasındaki zaman dilimine tarihlenen gömü tabakaları yer almaktadır. Mezar ve lahitlerden çok önemli hediyelerin yanı sıra üzerinde ziyafet sahnelerinin betimlendiği mezar stelleri de bulunmuştur.

Taşaltı Nekropolü Die Nekropole von Taşaltı


Sait Başaran

| 47

RÖMERSTRASSE Diese verläuſt parallel zu der Bekir Kara Straße von Ainos. Sie ist in die frühe Römerzeit zu datieren, da in Form eines Fischrückens gewölbt gebaut und mit großen Blöcken bedeckt. Für den Abfluss des Regenwassers wurden daneben zwei parallele Kanäle angelegt. In 60cm Tiefe findet sich eine 80cm hohe Kanalisation. Es ist nach den vorhandenen Resten anzunehmen, dass diese Kanalisation zum Flusse Meriç (Evros) führte.

DIE„FELSFUß“-NEKROPOLE Diese befindet sich am Eingang nach Enez auf einem, als Felsfuß bekannten, ungefähr 25m hohen steilen Abhang. Dank diesem sind hier übereinander 3-4 Begräbnisschichten entstanden. Am tiefsten Punkt des Abhanges und davor liegen Gräber, die zeigen, dass in Ainos die Friedhof-Architektur in klassischer, hellenistischer und römischer Zeit selbständig und künstlerisch reich war. In der vordersten Reihe der Nekropole stehen neben monumentalen Sarkophagen auf hohen Podien Sarkophage auf 3-4 stufigen Sockeln, von Mauern umgeben und auf der Vorderseite mit Bilden oder reliefierten Grabsteinen bedeckt.

Taşaltı Nekropolünde mezar odaları Grabkammern in der Taşaltı Nekropole


48 |

Enez Ainos

Pişmiş Toprak Heykelcikler Terrakotta Statuetten

Camkoku şişeleri unguentariumlar Glas- Unguentarien (Salbgefäße)


Sait Başaran

| 49

Zwischen diesen Sarkophagen finden sich ummauerte Familiengräber, Gräber aus Dachziegeln und tiefe Gefäße nach Art von Amphoren und Hydrien., die für Leichenbrand verwendet wurden. In der Mitte des Abhanges im Südwesten der Nekropole tauchen verschiedene Gräber auf, die Licht auf die Gräbertradition in spätrömischer und frühbyzantinischer Zeit in Ainos werfen. Diese Gräber sind aus dem Felsen gehauen, doch an ihren nach Osten blickenden Fronten wurden große Steinblöcke verwendet, wie um eine Hausfassade zu bilden. In den Gräbern kamen auch spätrömische und frühbyzantinische Grabbeigaben zutage, unter diesen verschiedene bronzene Formen wie Gürtelschnallen und Kreuze, ja sogar Goldmünzen.

Pişmiş Toprak Heykelcikleri Terrakotta-Statuetten

Çeşitli Takılar Verschiedene Schmucketüis


50 |

Enez Ainos

Mezar Taşı (MÖ 1.yüzyıl) Ölü ziyafet sahnesinin betimlendiği, yüksek kabartma olarak işlenmiş mezar taşı. Kline üzerinde LUCIUS FABRİCUS adında bir subay, uzanmış durumdadır. Baş ucunda eşi FABRICIA MAXSİMA oturmaktadır. Alttaki köşelerde hizmetkarlar, ortada üzerinde meyve tabağı bulunan masa, arka planda at başı, ağaca sarılı yılan, kalkan, miğfer ve afyon çiçeği bulunmaktadır. Grabstein des 1. Jh.s. v.Chr. Auf einer Totenmahl-Szene in Hochrelief iiegt auf einer Kline ausgestreckt der Offizier LUCİUS FABRİCUS, am Kopfende des Bettes sitz auf einem Stuhl seine Ehefrau FABRICIA MAXSİMA, im Hintergrund stehen Ihre Dienerinnen mit persönlichen Gegenständen, außerdem sind noch ein Pferdekopf, eine um einen Baum gewundene Schlange sowie das Fruchtbarkeitssymbol der Mohnblume zu sehen.


Sait Başaran

Çeşitli Takılar Verschiedene Schmucketüis

Bronz heykeller Bronze- Statuetten

| 51


52 |

Enez Ainos

HAS YUNUS BEY TÜRBESİ =(HAGİOS EVPLOS ŞAPELİ) Enez’in güneyinde, Osmanlı dönemine tarihlenen mezarlık alanı içinde halk arasında Enez’in fatihi Has Yunus Bey’in türbesi olarak bilinen küçük bir şapel yer almaktadır. doğu tarafta yarım yuvarlak planlı, dışa taşkın ve üzeri yarım kubbe ile örtülü bir apsisi olan bu yapı, aslında Bizans dönemine tarihlenen bir mezar şapeli olarak inşa edilmiş olmalıdır. Bütün aksamlarıyla bir kilise mimarisi geleneğinin egemen olduğu anlaşılan bu şapelin içi, dört kolu hemen hemen eşit ölçülerde yapılmış bir haç biçimindedir. İçten içe ölçüleri, doğu-batı, 5.8, kuzey-güney 5.1 m. dir. Bu plan tertibi dışarıya da aksettiğinden bina hiristiyan mimarisinde serbest haç şeklinde denilen mimari tipe girmekte ve böylece eski mezar geleneğinin bir örneği olduğunu ortaya koymaktadır. Haçın kollarının her birinin üzeri beşik tonozla örtülmüş, tam ortada ise pandantifli kubbe yükselmektedir. 1.65 m yüksekliği olan kubbenin dört tarafında 15 x 60 cm ölçülerinde dört pencere aralığı vardır. Binanın doğu tarafında yarım yuvarlak planlı, dışa taşkın ve üzeri yarım kubbe ile örtülü bir apsis bulumaktadır. Binanın planı ve yapı karakteri Bizans eseri özelliklerini yansıtmaktadır. Esas girişi batıda iken, türbeye çevrilmesinden sonra bu giriş kapatılmış ve haçın kuzey koluna kapı açılmıştır. Haçın güney kolu içinde basit bir sanduka yer almaktadır. Bu şapelin yakın benzerlerine Ravenna’da 450452 yıllarında yapılan Gala Placidia mausoleumudur. Enez’deki yapıya çok benzeyen başka bir örnek de Karadağ’da Doclea’da görülür. Ayrıca aynı tip şapellere Karaman’ın yakınındaki Karadağ’da Madenşehir’de ve Orta Anadolu’da da rastlanmaktadır.


Sait Başaran

| 53

GRABMAL DES HAS YUNUS BEY (Evlos Prodromos) İn südlich von Enez liegende, Türbe ist dem Volk als Yunus Baba-Kloster bekannt. Sie wurde in byzantinischer Zeit als Kapelle errichtet und 1456 nach dem Tode von H YS (des osmanischen Flottenkommanten von 1455) in ein Grabmal mit verändertem Eingang umgewandelt, und der Verstorbene hier beigesetzt. Der Sarg ist immer noch vorhanden und der Anbetung zugänglich. Rings um die Türbe befindet sich ein 18 Hektar umfassender Fried-hof osmanischer Zeit. Hier gibt es besonders schöne Beispiele osmanischer Marmor-Bear-beitung, weshalb wir den Friedhof als Freilichtmuseum eingerichtet haben. Die Grabsteine um das Monument wurden wieder aufgerichtet und restauriert, welche Arbeit fortgesetzt wird. Die Kapelle hat an der Ostseite eine Apsis. Diese springt etwas nach aussen vor, erhebt sich auf einem halbrunden Grundriss und wurde wiederum mit einer halbrunden Kuppel überwölbt. Eigentlich ist diese Gebaeude eine Grabkapelle aus der byzantischen Zeit und mit allen Bauelementen ein Vorbild für die traditionelle Kirchenarchitektur. Der Kreuzplan der İnnengebaeude hat fast gleichmaessige Aerme. İn Ost-West Richtung hat es eine Laenge von 5,8m, und in Nord-Süd Richtung ist es 5,1m lang. Da diese Planordnung sich auch aussen wiederspiegelt, zeigt der Kreuzplan eine christliche Tradition. Die Arme des Kreuzes sind mit Tonnengewölben abgedeck. İn der Mitte erhebt sich eine Pendentif-Kuppel. An den vier Seiten der Kapelle befindet sich je ein 15x60cm grosses Fenster. Der ursprüngliche Eingang war an der Westseite, aber nach der Umwandlung zur Türbe wurde es geschlossen und an dem nördlichen Arm des Kreuzes wurde eine neue Tür geöffnet. İn dem südlichen Arm des Kreuzes befindet sich die Sarkophage. Die Kappelle weist Aehnlichkeiten mit Gala Placidia Mausoleum (450-452) in Ravenna und die Kapellen von Doclea in Montenegro. Kappelen in gleicher Bauweise sieht man auch in den zentralanatolischen Staedte wie Karaman und Madenşehir.


54 |

Enez Ainos


Sait Başaran

Mezar Taşı (18.yüzyıl) Grabstein des 18.Jh.s.

| 55


56 |

Enez Ainos

Has Yunus Bey Türbesi ve Osmanlı Mezarlığı Das Mausoleum des Has Yunus Bey und die osmanische Nekropole

KRAL KIZI BAZİLİKASI Enez’in güney-doğusunda, Ainos’un iki limanından biri olan bugünkü Taşaltı Gölü’nün batı yamacında, Kral Kızı olarak bilinen Mevkide yer almaktadır. 30 m uzunluğundaki Bazilika, üç nefli olup nefler arasında pastophorion yer almaktadır. Son yıllarda yapılan kazılar ve araştırmalar bazilikanın şu ana kadar yedi yapı safhası geçirdiğini ve en eski yapı katının Roma dönemine kadar geri gittiğini göstermiştir. Orta neſte taban döşemesi seviyesinin altında kayaya oyulmuş üç nişten oluşturulan bir çeşme ortaya çıkmıştır. Temellerinden ele geçen 10 altın sikkeden dolayı bazilikanın son evresinin 12.yüzyıla ait olduğu anlaşılmıştır. Bazilikanın inşaatında kullanılan mermer bloklar, Marmara Adası ile Semadirek’ten getirilmiştir.


Sait Başaran

| 57

Kralkızı Bazilikası Die “Königstochter” Bazilika

KÖNİGSTOCHTER-BASILIKA Im Südosten von Enez, wo im Altertum eine als innerer Osthafen bezeichnete, heute als „Felsfußsee“ bezeichnete Lagune liegt, befindet sich am Hang eine als „Königstochter“ be-kannte Stätte. Es handelt sich um eine dreischiffige Basilika mit Pastophorien zwischen den Schiffen, was einen ganz besonderen Grundriss und eine Frontlänge von 30m ergibt. Bei den jüngsten Grabungen und Forschungen konnten bisher insgesamt sieben Bauphasen festgestellt werden, wobei die ältesten noch aus der römischen Zeit stammen : Der dafür verwendete Marmor kam vom Hellespont sowie von Samothrake. Der im Volk gebräuchliche Name des Baues ist nach vor ein Rätsel, das es noch zu klären gilt. Interessant ist vor allem die starke Bindung an das Grund- bzw. Hangwasser, das in allen Bauphasen architektonisch gefasst wurde, so dass am Ende ein Nymphaion inmitten des Kirchenschiffes lag !


58 |

Enez Ainos

ÇATALTEPE TÜMÜLÜSÜ Enez’in doğusunda, 10 m yüksekliğindeki bir tepenin güneydoğu tarafında yer alıyor. Mezar odası, kuzeybatı-güneydoğu yönünde düzenlenmiş olup, dromosu ve kapısı güneydoğuya bakmaktadır. Odanın üst örtüsünü oluşturan tonoza ait taşlar, odanın içine çökmüş durumda bulunmuştur. Oda, 4.70 m uzunluğunda, 3.25 m genişliğinde, tonoz başlangıcına kadar olan yüksekliği 4.00 m dir. Kuzeybatı duvarı beşik tonozun başlangıç noktasına kadar olan bölümü, günümüze değin ayakta sağlam gelmiştir Diğer duvarların üst kısımları tepenin eğimi doğrultusunda yıkılmıştır. Duvar kalınlıkları genel olarak 0.55 metredir. Zemin üzerinde yer alan birinci taş sırası 1 cm, üzerine oturan ikinci taş sırası ise 0.5 cm içe doğru çekilerek 25 cm genişlikte üst üste gelen kademeli silmeler yapılmıştır. Bunların üstüne oturtulan duvarlar 2.00 m yüksekliğe kadar düz çıkmaktadır. Bu yükseklikten sonra içe doğru orantılı biçimde daraltılarak yarım daire şekilli beşik tonoz oluşturulmuştur. Duvarlardan tonoza geçişte mezar odasını 27 cm eninde bir kısmı halen özgün yerinde duran üç oluklu dört şeritli yatay bir silme çevrelemektedir. Mezar odasının giriş kapısı 0.90 m genişliğindedir. Kapının önünde uzanan dromosun yalnızca batı duvarı yapılmış, diğer duMermer Heykel (Roma 1.yüzyıl) Marmorstatuette des 1.Jh.s


Sait Başaran

| 59

İçki kapları (Kiliksler) Kylikes (Trinkgefäße)

ÇATALTEPE TUMULUS Dieser liegt im Südosten eines 10m hohen Hügels östlich von Ainos. Seine Grabkammer ist Nordwest-Südost ausgerichtet. Zugangs-Dromos und Tür blicken nach Südosten. Die Gewölbesteine der Kammer waren in diese hineingestürzt. Am Übergang von den Seitenmauern zum Gewölbe steht noch ein Teil aufrecht, den drei horizontale Rinnen und vier Linien umrahmen. Die Tür zur Grabkammer ist 90cm weit. Auf der rechten Seite der Kammer steht ein Nordwest-Südost

Çataltepe Tümülüsü onarımdan sonra Çataltepe Tumulus nach der restaurirung


60 |

Enez Ainos

Çataltepe Tümülüsü Çataltepe Tumulus vara ilişkin herhangi bir veri bulunmamış olması, bu duvarın yapılmadığını göstermektedir. Dromosun batı tarafında yer alan duvarın günümüze kadar sağlam durumda gelen bölümünün mevcut uzunluğu 4.20 m’dir. Mezar odasına kapıdan girişte, odanın sağ tarafında iri blok taşlardan yapılmış taban döşemesinin arasına gömülmüş vaziyette kuzeybatı-güneydoğu yönünde beyaz mermerden bir lahit yerleştirilmiştir. Uzunluğu 2.30 m, genişliği 0.95 m, derinliği 1.30 m olan lahdin üstünü semerdam biçimli iki adet kapak örtmektedir. Biri diğerinden daha büyük yapılmış olan kapakların tekneye oturtuldukları kenarlarına kare kesitli birer oluk açılmıştır. Aynı şekilde, oluğun oturabilmesi için lahit teknesinin ağız kenarlarına ince şerit biçiminde iki tarafı düzgün kesilmiş inceltilmiş kenar yapılmıştır. Odanın sol tarafında ise içten içe uzunluğu 2.40 m, genişliği 0.70 m, derinliği ise 1.10 m, kenar kalınlığı 12 cm olan kalker taşından yapılmış başka bir lahit yer alıyor. Kapakları bulunmayan lahdin içi ve üst kenarları beyaz renkli ince bir sıva ile sıvanarak mermer taklidi yapılmıştır. Her iki lahit içinden herhangi bir buluntu ya da kemik kalıntısının ele geçmemiş olması ilginçtir. Mezar odası büyük olasılıkla kullanılmadan yıkılmış olmalıdır.


Sait Başaran

| 61

ausgerichteter Sarkophag aus weißem Marmor, der zwischen die aus großen Steinblöcken gebildeten Bodenplatten eingelassen ist. Auf der linken Seite steht ein weiterer Sarkophag aus Kalkstein. Im Nordosten der Grabkammer steht noch ein Kalkstein-Sarkophag, der vermutlich einem Diener gehörte, und nördlich davon ein mit Steinen umgebener Bankettplatz. Die hier geborgenen Münzen und Keramik zeigen, dass Grab und Festplatz am Ende des 4.Jh.s v.Chr. errichtet wurden.

BURGTHERME Nördlich der Burg in ca.40m Entfernung von der Befestigungsmauer liegt dies Bad wiederum inmitten von Privatgrund. Am Eingang dieses 10.6x8m großen Baues liegt ein rechteckiger Gebetsraum mit Mihrap (Gebetsnische), dann der quadratische Umkleideraum, drei Wasch-räume und ein rechtekkiges Wasserdepot. Die Mauern dieses einsturzgefährdeten Bades sind bis zum Ansatz von Gewölbe und Kuppel erhalten, alles darüber ist verloren.

Mermerden Aslan (MÖ.5.yüzyıl) Marmorlöwe des 5.Jh.s. v.Chr)


62 |

Enez Ainos

Bronz Hydrialar bronzene Hydria

Mezar odasının yapımında kullanılan tüf taşın cinsi kötü olmasına rağmen, taş işçiliği oldukça güzeldir. Duvarlar, büyük panolar biçiminde ince kum katkılı kireç harcıyla sıvandıktan sonra üstü beyaz renk badana yapılmıştır. Bu yapısıyla duvarlara mermer kaplama süsü verilmiştir. Tümülüsün batı ve güney eteklerinde aralıklı olarak yapılan açmalarda, tümülüsün çevresine moloz taş ve kireç harcı kullanılarak 1.00 m yüksekliğinde koruma duvarı yapıldığı görülmüştür. Bu duvarların yapımında, iç ve dış cephede nispeten büyük taşlar kullanılmış, araları ise daha küçük taşlarla doldurulmuş olup, sandık duvar tekniğinde inşa edilmiştir. Duvarların kalınlıkları her yerde aynı olmayıp 60-90 cm’ler arasında değişmektedir. Toprağın kaymasını önlemek amacıyla yapıldığı anlaşılan duvarlar özensizdir. Mezar odasının kuzey doğusunda şölen yeri ve bir lahit ortaya çıkmıştır. Tümülüsten ele geçen sikkeler ve keramik kap parçaları, Mezar odası ile şölen yerinin M.Ö. 4. Yüzyıla ait olduklarını göstermiştir.


Sait Başaran

| 63

Unter dem mit Ziegeln gepflasterten Boden befindet sich eine HypokaustHeizanlage. Durch die Verwen-dung von Spitzbögen über den Türen und das Flechtmauerwerk weist diese Bautechnik das Bad als das einzige erhaltene in die Zeit der frühmittelalterlichen thrakischen Fürstentümer, weshalb ihm große Bedeutung zukommt.

GROSSER FAHNENHÜGEL TUMULUS Östlich des „Felsfuß“-Sees befindet sich dieser 25m hohe Grabhügel. Dieser überaus prächtige und ungewöhnlich große Tumulus muss einem um Ainos sehr verdienten Mann, etwa dem Stadtgründer oder im Volk beliebten König oder Prinzen gehört haben. Auf jeden Fall würde seine (freilich sehr aufwendige) archäologische Untersuchung Sensationelles zu Tage fördern !

KERVANSARAY 7km von Enez entfernt liegt am Strand ein als Zollhaus benannter Bau. Diese im Volk als Englische Kaserne bezeichnete Kervansaray stammt aus dem


64 |

Enez Ainos

BÜYÜK SANCAKTEPE TÜMÜLÜSÜ Taşaltı Gölünün doğusundaki hafif engebeli arazi üzerinde, 25 m yüksekliğinde çapı 100 m olağanüstü büyüklüğe sahip tümülüs yer almaktadır. Bu büyüklükteki bir tümülüsün, Ainos’un kurcusu, kralı ya da prense ait olmalıdır. Yukarıda bir bölümünü verdiğimiz kalıntıların dışında Enez’in içinde ve yakın çevresinde önemli kültürel kalıntılar bulunmaktadır. manastırlar ve diğerleri Enez’in Eski Çağdaki maddi ve kültürel zenginliğini gösteren önemli kalıntılardır.

KALE HAMAMI Kalenin kuzeyinde sur duvarına yaklaşık 40 m mesafede özel mülkiyetli bir arsanın içinde yer alıyor. Dikdörtgen planlı (10.6 x 8 m boyutlarında) hamamın girişinde mihraplı bir ibadet yeri, soyunma odası, biri dikdörtgen, ikisi kare planlı üç yıkanma odası ile dikdörtgen planlı su deposu bulunmaktadır. Yıkıntı durumda olan hamamın duvarları tonoz ve kubbe başlangıcına kadar korunmuş, üst kısımları ise yıkılmıştır. Kapılarda kullanılan sivri kemer ve duvarların örgüsü ile mimari yapısı tekniği hamamın Enez’de Beylikler Dönemine ait tek yapı kalıntısı olması dolayısıyla önemlidir.

KİLİSE KALINTISI Bugün pazar yerinin doğusunda özel mülkiyetli bahçe içinde yer alıyor. Kilisenin yalnızca apsisi ile doğu duvarı ayakta kalmıştır. Dıştan beş köşeli ve muntazam kesme


Sait Başaran

| 65

18.Jh. Sie misst 110x15m und hatte einen Oberstock. Das riesige Gebäude, dessen Mauern an einigen Stellen bis zum Dach reichen, ist in fünf verschiedene Sektionen geteilt. Falls es als Hotel oder z.B. als Kultur-zentrum wiedererrichtet würde, wäre damit nicht nur sein Bestand gesichert, sondern Enez würde auch touristisch sehr viel gewinnen.

DIE KIRCHENRUINE Diese befindet sich an der nördlichen Seite des Marktplatzes in einem privaten Garten. Nur die Apsis und die Ostwand sind stehen geblieben. Die aussen fünfeckige Apsis ist im Inneren Seite halbrunn.

DIE FELSKAPELLE ( Panagia Phaneromene) Diese befindet am südwestlichen Abhang des Hügels, der südlich vom Gazi Ömer Bey Viertel liegt. Mit einem Schiff und einer Apsis misst die Kapelle 8.65 x 4.5m. Die Kapellendecke ist nicht sorgfaeltig bearbeitet worden.

ANTIKE STRASSEN UND BRÜCKEN Enez war im Altertum als Doppelhafen bekannt. Der Fluss Meriç (Maritza bzw. Evros) war bis ins 18.Jh. schiffbar, und über diesen Weg konnte man den Balkan und das Schwarze Meer leicht erreichen. Über Jahrhunderte


66 |

Enez Ainos

Antik Yollar Antike Strassen

taşlardan yapılmış olan apsis içten yarım daire biçimindedir. Çevresinde dağınık kiliseye ait mermer kalıntılar bulunmaktadır.

KAYA ŞAPELİ =Panagia Phaneromene Gazi Ömer Bey mahallesinin güneyindeki tepenin güneybatı yamacında kaya oyularak yapılmıştır. Şapel tek neſten ve bir apsisten oluşmaktadır. 8.65 x 4.5 m ölçülerinde olan şapelin tavanı muntazam değildir.

KERVANSARAY Enez’e 7 km uzaklıkta sahilde Gümrük adı verilen mevkide yer almaktadır. Halk arasında İngiliz Kışlası olarak bilinen Kervansaray 18.yüzyıldan kalmadır. 110 m uzunluğunda 15 m genişliğinde iki katlıdır. Dış duvarları yer yer çatıya kadar sağlam olan yapı 5 ayrı birimden oluşmaktadır.

YOLLAR VE KÖPRÜLER Enez Eski Çağda çiſte limanlı olarak ünlenmişti. Meriç Nehri 18. yüzyıla değin seyrüsefere açıktı ve bu su yolu ile Balkanlara ve Karadenize rahatlıkla ulaşılabiliyordu. Tarih boyunca Balkanların ve Trakya’nın ithalat ve ihracatını üstlenmiş olan Meriç Nehri alüvyon sürükleyerek ağzını doldurunca bu su


Sait Başaran

| 67

trug der Fluss den balkanischen und thrakischen Handel, doch da er seine Mündung beständig mit Aluvion auffüllte, wurden sein Wasserweg und die Häfen unbrauchbar. Enez hatte sich im Altertum mit diesen Wegen auch zu einem Knoten-punkt der Überlandstraßen entwickelt. Die wichtigste unter diesen, die noch immer strecken-weise besteht, ist im Volk als „Bankett, das den Baba getötet hat“ bekannt; sie ist aus großen Steinblöcken errichtet und verband einst Enez mit Fere (Pheres). Von Enez ausgehend zieht sie zwischen dem Berg Hisarlı und dem Gala-See nach Norden und schlängelt sich ab dem Gehöſt Döken nach Nordwesten weiter. Dieser Abschnitt verläuſt zwischen dem Gala- und dem Birnen-See, um sich bei Fere mit der berühmten Via Egnatia zu vereinen. Entlang der Strecke finden sich auch einige Brücken. Diese Verbindung enthielte für Enez ebenfalls noch immer ein wichtiges touristische Potential, sobald die direkte Verbindungsstraße von Ipsala fertiggestellt ist. Enez war im Altertum als Doppelhafen bekannt. Der Fluss Meriç (Maritza bzw. Evros) war bis ins 18.Jh. schiffbar, und über diesen Weg konnte man den Balkan und das Schwarze Meer leicht erreichen. Über Jahrhunderte trug der Fluss den balkanischen und thrakischen Handel, doch da er seine

Kervansaray Die Kervansaray


68 |

Enez Ainos

Roma Dönemine Ait Köprü Die römische Brücke

yolu ve limanlar kullanılamaz duruma gelmiştir. Enez’de bu yollarla birlikte Eski Çağda kara yolu ağı da gelişmişti. Bunların en önemlisi ve halen ayakta bulunanı yöre halkı arasında “Baba Öldüren Kaldırım” olarak bilinen, Enez – Fere arasını birleştiren, büyük blok taşlarla döşenmiş yoldur. Enez’den başlayan yol Hisarlı dağın etekleri ile Gala gölü arasındaki yamaçtan kuzeye ilerleyerek, Döken Çiſtliğinde kuzey batıya doğru kıvrılır. Bu kesimde Gala ile Armutlu Gölleri arasından geçerek Fere’de, İstanbul-Roma arasında yer alan askeri ve ticaret yolu olan Via Egnatia ile birleşir. Yol güzergahı üzerinde yer yer köprüler ve istasyonlar da yer almaktadır. Yukarıda kısaca tanıtılan kalıntılar dışında Enez ve çevresinde, burada yer veremediğimiz önemli birçok kültür varlıkları bulunmaktadır. Elimize geçen buluntular, antik Ainos kentinin kuruluşundan itibaren devamlı yerleşildiğini, toprak altında saklı durumda taban döşemeleri mermer ya da mozaiklerle kaplı, duvarlarında resimleri olan Roma Dönemi villaları, hamamlar, mezar ve kahraman anıtları, tapınaklar, kanalizasyonu olan mermer ya da taş kaplamalı caddelerin olduğunu gösteriyor. Şehir dışında ise, neolitik, kalkolitik, tunç ve demir çağlarında bölgenin yerleşildiğini gösteren höyükler, mezar anıtı tümülüsler, kentler arasını birleştiren yollar, köprüler, manastırlar, limanlar Ainos’un bir kültür ve sanat merkezi olduğunu kanıtlamaktadır.


Sait Başaran

| 69

Mündung beständig mit Aluvion auffüllte, wurden sein Wasserweg und die Häfen unbrauchbar. Enez hatte sich im Altertum mit diesen Wegen auch zu einem Knoten-punkt der Überlandstraßen entwickelt. Die wichtigste unter diesen, die noch immer strecken-weise besteht, ist im Volk als „Bankett, das den Baba getötet hat“ bekannt; sie ist aus großen Steinblöcken errichtet und verband einst Enez mit Fere (Pheres). Von Enez ausgehend zieht sie zwischen dem Berg Hisarlı und dem Gala-See nach Norden und schlängelt sich ab dem Gehöſt Döken nach Nordwesten weiter. Dieser Abschnitt verläuſt zwischen dem Gala- und dem Birnen-See, um sich bei Fere mit der berühmten Via Egnatia zu vereinen. Entlang der Strecke finden sich auch einige Brücken. Diese Verbindung enthielte für Enez ebenfalls noch immer ein wichtiges touristische Potential, sobald die direkte Verbindungsstraße von Ipsala fertiggestellt ist. Von den Fernstraßen abgesehen, finden sich in Enez und Umgebung also insgesamt viele wichtige kulturelle Reste. In der Stadt gab es römische Villen, Zisternen, einen gewölbten Abwasserkanal unter einer Hauptstraße, christliche Kirchenruinen und am Fuße des Akro-polisfelsens eine Nekropole mit sehr sehenswerten Grabmälern. Außerhalb belegen vor allem die frühen Höyük-Hügel, Tumuli, dann Brücken und Klöster den kulturellen Reichtum von Ainos im Altertum. Es gab hier nicht nur in früher Zeit, sondern auch später noch einen Hafen. Grabstele : Auf einer Totenmahl-Szene findet sich in Hochrelief ein auf einer Kline ausgestreckter Offizier namens L F, am Kopfende des Bettes sitzt auf einem Stuhl die Ehefrau F M, ihre Dienerinnen zusammen mit persönlichen Gegenständen sind im Hintergrund zu sehen, außerdem ein Pferdekopf und eine um einen Baum geschlungene Schlange sowie als Fruchtbarkeitssymbol eine Mohnblume.


70 |

Enez Ainos


Sait BaĹ&#x;aran

| 71


72 |

Enez Ainos

Enez Belediye Başkanlığı  

Edirne-Enez

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you