Page 1

Çocuklar, denizler hakkında bilgi aldı >2’de

İSO listelerine giren Mersin firmaları rol modellerimizdir

Meslek lisesi öğrencilerinin İngilizce Festivali hayran bıraktı

>2’de

>2’de

Her şey hazır, Gereken şey iyi bir koordinasyon… > 3’te Ayhan KIZILTAN

MTSO Yönetim Kurulu Başkanı

www.mtso.org.tr www.mtso.org.tr | YIL: | YIL: 21 17 | SAYI: | SAYI: 377298 | 9 -| 6-19 22 Haziran ARALIK 2019 2015

Fresh Online, üretime değer katacak Kızıltan: “Odak noktamız güçlü iletişim olacak”

M

ersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Komite Başkanları İstişare Toplantısı düzenlendi. Toplantıda Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) desteği ile yürütülen Oda Kapasite Geliştirme Projesi kapsamında fonlanan Oda bünyesindeki 41 Meslek Grubu’na özel düzenlenen anket sonuçları değerlendirilip, söz konusu proje kapsamında yürütülen çalışmalar hakkında bilgi verildi. Toplantının açılışında konuşan MTSO Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Kızıltan, Oda hizmet stratejisinde en etkin yönlendirici güç olarak Meslek Komitelerinin çalışmalarını ve önerilerini göstererek, bu önerilere en sağlıklı şekilde ulaşabilmek adına anket çalışması düzenlediklerini anlattı. Meslek gruplarını faaliyet kodlarına göre temsil edebilecek oran olarak seçilen 2 bin 667 üyeyi tek tek ziyaret ederek anket düzenlediklerini bildiren Kızıltan, Komite Üyelerinin talepleri doğrultusunda gerçekleşen bu anket çalışmasının tamamlandığını dile getirdi. Sonuçların toplantıda genel olarak anlatılacağını, detayların ise komite toplantılarında komite başkanları eşliğin-

de üyelerle paylaşılacağını kaydeden Başkan Kızıltan, şunları söyledi: “Belirtmek isterim ki, anketlerde üyelerin önemli bir çoğunluğunun bizlerden ortak dileği, Oda ile üye arasındaki iletişimin güçlü tutulmasıdır. Üye iletişim ve ilişkileri Oda olarak odak noktamız olacaktır. Çünkü biz üyelerimiz için varız. Bugün itibariyle toplam üye sayımız 23 bini aştı. Bunun 17 bini faal ve 6 bin 400’ünün üyeliği askıda. Bu büyüklükteki bir sayıyı bizlerin ne Yönetim Kurulu olarak, ne de Oda Meclisi olarak ziyaret etmemiz mümkün görünmüyor. Üyemize en etkin şekilde ancak Meslek Komitelerimiz aracılığıyla dokunabiliriz. Birlikte toplantılar düzenleyelim, birlikte üyelerimizi ziyaret edelim, gelin birlikte üyelerimize nasıl dokunacağız, onların sorunlarını nasıl ilgili mercilere ileteceğiz bunun planlamasını yapalım.” Komite ve Meclis Üyelerinin tümünün sektörlerini geliştirmek adına göreve gönüllü olarak talip olduğunu hatırlatan Kızıltan, görevin en iyi şekilde yapılması için de Komite Başkanlarını birlikte çaba harcamaya davet etti. > 7’de

Tarımda yenilikçilik ve dijital teknolojiler kullanılarak kalite ve rekolte artışını hedefleyen Fresh Online Projesi hayata geçiyor. Türkiye, Almanya ve İtalya arasında yürütülecek proje kapsamında oluşturulacak online platform üzerinden 3 ülke üreticileri, paketlemecileri ve lojistikçileri arasında deneyim paylaşımı yapılabilecek.

H

er fırsatta tarımda ar-ge çalışmalarının artırılmasına yönelik projelerle öne çıkan Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO), bu kez Ulusal Ajans, Erasmus+ kapsamında desteklenen, tarımda teknolojiyi kullanarak eğitim, pazarlama, kalite ve verim artışını sağlayacak Fresh Online Projesi’ni koordine ediyor. Proje ile Almanya ve İtalyan

partnerlerin de katılımı ile web tabanlı eğitim ve deneyim paylaşımı platformu kurulması planlanıyor. Oluşacak online platform ile Mersin’deki bir çiftçi İtalya ya da Almanya’daki bir çiftçi ile iletişime geçerek sorunlarına yanıt arayabileceği gibi başarılı bir uygulamasını da paylaşabilecek. Ya da hangi gübreyi ne zaman ne kadar atması

gerektiğini yine bu sistem üzerinden öğrenebilecek. Projenin ilerleyen aşamaları uluslararası ticareti destekleyecek uygulamaları da içerecek. MTSO koordinatörlüğünde gerçekleşen projenin ortakları arasında Tarsus Ticaret ve Sanayi Odası, Türk-Alman Ticaret ve Sanayi Odası ile İtalyan Science4Life bulunuyor.

Konuyla ilgili kısa bir değerlendirme yapan MTSO Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Kızıltan, Mersin’in ekonomik açıdan çok kültürlü bir kimliğe sahip olup bu kimliklerin en güçlülerinden birinin de tarım olduğunu ifade ederek, geliştirdikleri projelerle elbirliği ile Mersin tarımını dünya çapına taşıyacaklarını söyledi. > 4’te

Eğitim ve turizmle öne çıkan ülke:

Özkan Kırık

ePati Bilişim Teknolojileri Yönetim Kurulu Başkanı

ePati, Türkiye’nin yerli uzey Kıbrıs Türk CumhuriyeK ti’ni (KKTC) Gayri Safi Yurt ve milli güvenlik duvarını İçi Hasılası (GSYİH) içinde, tarım sektörü yüzde 8,5, sanayi sektöMersin’de üretiyor rü yüzde 9,4, inşaat sektörü yüz-

T

ürkiye’de bu alanda ulusal ölçekte faaliyet gösteren 3 firmadan biri olan ePati Bilişim Teknolojileri, yaygın kullanıcı ağı ve kamu kurumlarındaki kullanım ağırlığı ile de rakiplerinden bir adım önde. 2004 yılında akademisyenlerin evinde başlayan yazılım yolculuğu bugün Mersin Teknopark’ta Türkiye genelinde verilen hizmetlerle devam ediyor. Zaman zaman yurtdışına da ürün satışı gerçekleştiren firma, önümüzdeki yıllarda yurtiçi ve yurtdışında distribütörlük anlaşmaları yaparak satış ağlarını genişletmeyi hedefliyor. ANTİKOR markası adı altında yeni nesil güvenlik duvarı yazılımı ile sektöre adım atan firmanın bugün ANTİKOR L2 Tünelleme ve

MTSO 01 CMYK

ANTİKOR Loglama olmak üzere 3 farklı ürünü bulunuyor. Devlet Malzeme Ofisi (DMO) katalogunda yer alan ePati Bilişim Teknolojileri firmasına ait ürünler aynı zamanda Savunma Sanayi Başkanlığı tarafından kurulan Türkiye Siber Güvenlik Kümelenmesi içerisinde de yer alıyor. Alanında çok sayıda ilklere de imza attıklarını anlatan ePati Bilişim Teknolojileri Yönetim Kurulu Başkanı Özkan Kırık, bunlardan bir tanesinin de geliştirdikleri çoklu dil desteği ile yaşandığını söylüyor. Mevcut durumda ürünlerinin Türkçe, İngilizce ve Arapça olmak üzere üç dilde hizmet verdiğini kaydeden Kırık, dünyada Arapça destekleyen ilk ve tek güvenlik duvarı olduklarını ifade ediyor. > 8’de

de 9,6 ve hizmetler sektörü yüzde 60,8’lik pay alıyor. Turizm ve eğitim sektörleri ise en büyük gelir kaynağı olarak gösterilebilir. Ülkede sadece belirli sanayi dallarında üretim mevcut. Dış ticaret açısından bakıldığında ise ülkenin büyük dış ticaret açığına sahip olduğu söylenebilir. KKTC pazarında potansiyel taşıyan sanayi ürünlerine değinilecek olursa öne çıkan ürünleri şu şekilde sıralamak mümkün: Demir-çelik çubuklar ve bo-

Destek olmadan güçlü, güçlü olmadan etkin olamayız >3’te

MTSO, tüm yatırımcıların yanında

rular, ilaç, plastik boru, mobilya, demir – çelik inşat ve aksamı, buzdolabı dondurucu ve soğutucular, alüminyum profil, deterjan, gübre, seramik karo, izole kablo ve teller, mücevherat, tuvalet kağıtları ve hijyenik havlular, kağıt ve karton ambalaj, hazır giyim. KKTC pazarında potansiyel taşıyan tarım ve gıda ürünleri arasında ise alkollü ve alkolsüz içecekler, bisküvi, süt ürünleri, ayçiçeği yağı, çikolatalı mamuller, et ve et ürünleri, makarna, yaş sebze ve meyve, balık, hayvansal yağlar, salça, margarin, kabuklu meyveler yer alıyor. > 6’da

500 maden sahası özelleştiriliyor

>2’de

Sanayici 6’ncı kez ‘Sabri Tekli’ dedi

>2’de

M

TSO Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Kızıltan, Türk ve Suriyeli yatırımcılar arasında hiçbir farklılık görmediklerine değinerek, “Herkes MTSO’nun eşit birer üyesidir. Oda olarak el ele verip tüm üyelerimizin güçlenmesi adına elimizden geleni yapıyoruz. Suriyeli işadamlarımız da geldiğinde her türlü desteği vermeye hazırız” dedi. Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD), Danimarka Sanayi Konfederasyonu ve Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) işbirliğinde yürütülen Kapasite Geliştirme Projesi’nin Kapanış Toplantısı iftar yemeği eşliğinde düzenlendi. Yemeğe MTSO Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Kızıltan, Yönetim Kurulu Üyeleri ve Meslek Komitesi Başkanlarının yanı sıra EBRD ile Danimarka Sanayi Konfederasyonu Temsilcileri ve Suriyeli İşadamları katıldı. Toplantının açılış konuşmasını yapan MTSO Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Kızıl-

tan, Suriyeli işadamlarına seslenerek, “Biz artık Suriyeli ya da Türk ayrımı yapmıyoruz. Hepiniz MTSO’nun eşit birer üyesisiniz. Zannetmeyin ki sizlerin çalışmasından haberdar değiliz. Takip ediyoruz. Aranızda çok ciddi başarılara ulaşan arkadaşlar var” dedi. Tüm üyeleri tek tek ziyaret edebilmenin mümkün olmayacağını anlatan Kızıltan, şunları söyledi: “Ancak birkaçınızı ziyaret etme fırsatım oldu. Yabancı bir ülkede yeni bir işe başlamanın bazı sıkıntılar doğurabileceğini biliyorum. Ben size tek tek uğrayamasam da Yönetim Kurulu Üyesi bazı arkadaşlarımız, Komite Başkanlarımız burada. Bizler el ele verip tüm şirketlerimizin iyi duruma gelmesi, güçlenmesi için her türlü desteği vermeye hazırız. Kapılarımız her zaman açık. İstediğiniz zaman gelip bizlerden her türlü desteği isteyebilirsiniz. Hiçbirinizin Türk firmalardan farkı yok. Hepiniz MTSO üyesisiniz.” > 3’te


2

YIL: 21 | SAYI: 377 | 9 - 22 Haziran 2019 | www.mtso.org.tr

İSO listelerine giren Mersin firmaları rol modellerimizdir

İ

stanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından açıklanan Türkiye’nin en büyük 500 sanayi kuruluşu listesinde Mersin’den bu yıl 8 firma yer aldı. Konuyla ilgili değerlendirme yapan Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Kızıltan, “Mersin iş dünyası olarak listelere giren tüm firmalarımızı gönülden kutluyorum. İş verdiler, aş verdiler, ihracatla ülkemize zenginlik getirdiler, vergileriyle ülkemize katkıda bulundular. Hepsiyle gurur duyuyoruz” dedi. Başkan Kızıltan mesajında şu ifadelere yer verdi: “Türkiye’nin sanayisini, üretim gücünü göstermesi anlamında İSO 500 listelerini önemsiyoruz. Birçoğu çok büyük sermayeli şirketler olarak kurulmuş olsa da, birçoğunun da bir zaman KOBİ oldukları unutulmamalıdır. Bu anlamda biz bu listedeki bir çok firmamızı, hayatına küçük bir şirket olarak başlamış, sonra KOBİ olmuş ardından bu listelere girebilen kurumsallaşmış, markalaşmış büyük şirketler haline gelebilmiş birer başarı hikayesi olarak görüyoruz. Rol model olarak görüyoruz. Mersin özelinde baktığımızda, 2017 yılında İSO ilk 500 içerisinde Odamıza bağlı 6 şirketin yer aldığını görmüştük. İSO Birinci 500 araştır-

masında 2018 yılında İkinci 500’de yer alan “Çukurova İnşaat Makinaları San. ve Tic. A.Ş.” ile “Durum Gıda San. ve Tic. A.Ş”nin de katılımı ile bu rakam 8’e yükselmiştir. ISO Birinci 500’ü oluşturan sanayi şirketleri içerisinde yer alan Mersin Ticaret ve Sanayi Odamız firmaları 2017 yılında 4 milyar lira olan üretimden net satış değeri, 2018 yılında yüzde 32,2 oranında artarak 5,7 milyar TL olarak gerçekleşmiştir. 2018 yılında listede yer alan 8 firmanın 4’ünün ilk 500 içerisindeki sırası 2017 yılına göre gerilerken, 4 firma ise yükseliş kaydetmiştir. Söz konusu sanayi kuruluşlarının net satışlarının teknoloji yoğunluğuna göre dağılımında %57’sini düşük teknoloji, %35’ini orta-düşük, %8’ini

2017

2018

İSO Birinci 500 Sıra No

Kuruluş Adı

orta yüksek teknoloji yoğunluğuna sahip sektörler oluşturmaktadır. 2018 yılında ihracatta “Çimsa Çimento San. ve Tic. A.Ş., Çukurova İnşaat Makinaları San. ve Tic. A.Ş.” şirketlerinin sıralamadaki yeri yükselirken, ücretle çalışan ortalamasına göre “Çimsa Çimento San. ve Tic. A.Ş.”nin sıralamadaki yerini koruduğu “Memişoğlu Tarım Ürünleri Ticaret Ltd. Şti. ile Çukurova İnşaat Makinaları San. ve Tic. A.Ş.”nin sıralamadaki yerinin yükseldiği görülmektedir. Ben Mersin iş dünyası olarak listelere giren tüm firmalarımızı gönülden kutluyorum. İş verdiler, aş verdiler, ihracatla ülkemize zenginlik getirdiler, vergileriyle ülkemize katkıda bulundular. Hepsiyle gurur duyuyoruz.”

2018 Üretimden Satışlar (Net) (TL)Özel

İhracat - Genel Sıra No

Ücretle Çalışanlar Ortalaması - Genel Sıra No

Çimsa Çimento San. ve Tic. A.Ş.

100

127

120

106

213

Başhan Tarımsal Ürünleri Paz. San. ve Dış Tic. A.Ş.

193

218

210

232

430

Aves Enerji Yağ ve Gıda Sanayi A.Ş.

225

254

246

288

-

Memişoğlu Tarım Ürünleri Ticaret Ltd. Şti.

335

320

312

271

398

Teknopanel Çatı ve Cephe Panelleri Üretim San. ve Tic. A.Ş.

441

414

406

-

-

Arbel Bakliyat Hububat San. ve Tic. A.Ş.

389

466

457

-

-

Çukurova İnşaat Makinaları San. ve Tic. A.Ş.*

632

486

477

237

262

Durum Gıda San. ve Tic. A.Ş.*

578

492

483

-

ve sonra ölüyor. Attığımız çöpler canlıların ölümüne neden oluyor. Ayrıca deniz tuzları denizden elde ediliyor ve oradan aldığımız tuzun içinde dahi plastik oluyor. Böylece biz de plastik yiyoruz. Bu nedenle dünyamızın değerini iyi bilip doğamızı korumalıyız”

Çocuklar, denizler hakkında bilgi aldı

A

vrupa Birliği (AB) Türkiye Delegasyonu ile imzalanan AB Bilgi Merkezleri Ağı’nın Desteklenmesi Projesi kapsamında Mersin’de sosyo ekonomik açıdan dezavantajlı okullarda eğitim gören 5 ve 6’ıcı sınıf öğrencileri, ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü’nü ziyaret etti. Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) AB Bilgi Merkezi, organizasyonu ile gerçekleşen programda, öğrenciler AB’nin su ve deniz politikalarına uyumlu olarak deniz ekosisteminin korunması, iklim değişikliği ve kaynakların sürdürülebilir kullanımı konusunda bilgilendirildi. Program kapsamında öğrencilerle bir araya gelen ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Erkan Kıdeyş, deniz çalışmalarının nasıl yapıldığından, deniz canlılarının özelliklerine kadar birçok farklı konuda bilgi verdi. Denizlerdeki bitkilerin oksijen ürettiğini kaydeden Kıdeyş, “Bazı bitkileri sadece elektrikli mikroskopta görebiliriz. Bazıları dünyanın ısınıp soğumasına yardımcı oluyor. Dünyadaki oksijenin yarısını tek hücreli bitkiler üretiyor” dedi. Nesli tükenen canlıları araştırdıklarını da anlatan

Kıdeyş, “Bunlardan bir tanesi de Akdeniz Foku. İnsanlar gibi memeli bir hayvandır ve yavrusunu emzirmesi gerekir. Sahilimizde mağaralar var ve bu foklar yavrularını oralarda emziriyorlar. Biz oralara ev yaparsak yaşam alanlarını öldürmüş oluyoruz” dedi. Kıdeyş: “Doğanın değerini bilip dünyamızı korumalıyız” Deniz kirliliğine ve denizlerin kirlenmemesi adına neler yapılması gerektiğine de değinen Kıdeyş şu bilgileri verdi: “ODTÜ sahili, 500 m çevresi ve limanı her türlü balık avcılığına kapalı. Bu sahillerde nesli tükenmekte olan deniz zambakları yaşıyor ve yeşil kaplumbağalar yumurtalarını bu bitkilerin dibine bırakıyor. Eğer sahilde kamp kurarsak yavrular yuvalarından çıkınca ölüyorlar. Aynı zamanda kaplumbağalar denizanalarını yemeyi çok seviyor. Denizanaları ise zehirli canlılar. Son zamanlarda sayıları da oldukça arttı. Eğer kaplumbağalar yeterince çoğalırsa deniz anası da kalmaz. Oysa bizim attığımız poşetleri kaplumbağalar denizanası zannedip yemek istiyor

Meslek lisesi öğrencilerinin İngilizce Festivali hayran bıraktı

-

*:İSO İkinci 500’de yer alan firmalar Kaynak: İstanbul Sanayi Odası

Sanayici 6’ncı kez ‘Sabri Tekli’ dedi

M

ersin Tarsus Organize Sanayi Bölgesi 14’üncü Olağan Genel Kurulu’nu gerçekleştirdi. İki liste ile gidilen seçim sonrası sandıktan çıkan oylarla mevcut Başkan Sabri Tekli, 6’nıcı kez güven tazeledi. MTOSB Konferans Salonu’nda yapılan Genel Kurula, Mersin Valisi Ali İhsan Su, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Tarsus Belediye Başkanı Haluk Bozdoğan, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkanı Ayhan Kızıltan, MTOSB Başkanı Sabri Tekli ve çok sayıda sanayici katıldı. Divan Başkanı MTSO eski başkanlarından Şerafettin Aşut oldu. Genel Kurulun açılışında konuşan MTOSB Başkanı Sabri Tekli, 3’üncü, 4’üncü ve 5’inci Organize Sanayi Bölgeleri ile ilgili bilgiler verdi. MTSO Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Kızıltan ise, yatırımcıların Anadolu’ya yatırım yapmaları gerektiğini belirterek şunları söyledi: “MTOSB, MTSO’nun ayrılmaz

MTSO 02 CMYK

bir parçasıdır. MTOSB, Mersin’in gözbebeği konumundadır. Kent büyüklerimiz de bunun farkında. El birliği ile Mersin’i çok iyi yerlere getireceğimize inanıyorum. Mersin’de kurulan iki Organize Sanayi Bölgemiz daha var. O iki bölgeyi de zaman kaybetmeden ayaklandırmamız gerekiyor. Geçen gün katıldığım İstanbul Sanayi Odası Meclis Toplantısı’nda da belirttiğim gibi sanayicilerin artık Anadolu’ya yatırım yapmaları gerekiyor. Özellikle bizim kentimiz gibi potansiyeli yüksek bir kent, yatırımcılar için bulunmaz nimettir. Kentimizi el birliği ile daha iyi yerlere taşıyacağımıza inanıyorum. Valimiz, Belediye Başkanlarımız, kurum ve kuruluşlarımız, STK’larımızın gayreti ile birlikte Mersin parmakla gösterilen bir kent haline gelecektir” dedi. MTOSB’nin Mersin için önemine dikkat çeken Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ise, “Organize Sanayi Bölgeleri bizim için büyük önem taşıyor. 5’inci etaba kadar büyüme başa-

rısı gösteren, Türkiye’de gerek firmaları, gerekse çalışma alanları ile örnek teşkil eden MTSOB’nin daha da büyümesi ve gelişmesi için elimizden gelen desteği vereceğiz” dedi. Son olarak konuşan Mersin Valisi Ali İhsan Su ise, “Sizler gibi işinde başarılı, yatırım odaklı çalışan, sürekli üreten iş insanları gördüğüm zaman gururlanıyorum. Sabri Başkan’da da aynı heyecanı görebiliyorum. Bu bakımdan Sabri Bey’e, yönetimine ve sanayicilere ayrı ayrı teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı Konuşmaların ardından sanayiciler başkanlarını seçmek için oy kullandı. Tamamlanan oy kullanma işleminin ardından açılan sandıkta Sabri Tekli’nin listesine 99 oy, Cemalettin Akbulut’un listesine ise 54 oy çıktı. Tekli, seçim sonunda yaptığı konuşmada, “Bizlere güvenen sanayicilerimize sonsuz teşekkür ederiz. Bölgemizi büyütmeye ve geliştirmeye devam edeceğiz. 6. dönemimizde de sarılarak, kucaklaşarak seçimimizi tamamladık. Bu, MTOSB’nin demokratik bir kurum olduğunun en açık göstergesidir” diye konuştu. MTOSB Yönetim Kurulu şu isimlerden oluştu: Asil: Sabri Tekli, Güral Savaştürk, Orhan Kahveci, Halit Altun, Kürşat Haddat, Hasan Yıldırım, Veysel Memiş, Yılmaz Akyüz Yedek: Turgay Altuntaş, Halil Demirkol, Mehmet Atille, Gökmen Akyürek, Fahri Tuncer Acar, Kazım Duru, Kasım Topuz, Mehmet Atılan

Can: “Düzenli olarak her ay çöp topluyoruz” ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü Bilimsel Proje Uzmanı Gülşah Can ise Akdeniz’in deniz memelileri balinalar, yunuslar ve Akdeniz Fokları hakkında sunum yaptı. Canlı ve cansız varlıkların bir araya gelerek ekosistemi oluşturduğunu anlatan Can, canlı varlıkların devamı için cansız varlıklara ihtiyaç olduğunu söyledi. Dünya üzerinde yaşayan en büyük hayvanın mavi balina olduğunu anlatan Can, bu canlıların 29,9 metre boyunda ve 190 ton ağırlığında olduğunu anlattı. En büyük tür olan bu canlının mikroskopla dahi görmekte zorlanılan planktonları yediğini ifade eden Can, “Çünkü ağızlarında diş yok. Günde 4-5 ton plankton yiyorlar” dedi. Ardından dişleri olan balinalar, yunusların ve Akdeniz foklarının yaşamlarına değinen Can, çocuklara bu hayvanların nasıl avlandıklarını, nasıl beslendiklerini, nerelerde yaşadıklarını, onları ve çevreyi nasıl korumaları gerektiğini anlattı. ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü olarak her ay düzenli çöp toplayıp, kumları süzdüklerini, deniz araştırmaları yaptıklarını anlatan Can, “Buna rağmen hala çöp var çünkü başka sahillerden dalgalarla geliyorlar. Bu konuda daha hassas davranmalıyız” dedi. Etkinlik, çocukların planktonları tanıtan kartlardan oluşan oyunlar oynayarak planktonları tanımaları ve ardından da sahile inerek su kaplumbağalarını denizde görmeleriyle sona erdi.

M

ersin Ticaret ve Sanayi Odası’nın (MTSO) meslek lisesi öğrencilerinin yabancı dil yetkinliğini artırma yönündeki çalışmaları sürüyor. Bu kapsamda Kadri Şaman MTSO Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde İngilizce Festivali düzenlendi. Öğrenciler sergiledikleri performansla izleyenlerden tam not aldı. Kadri Şaman MTSO Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin bu yıl 8’incisini gerçekleştirdiği İngilizce Festivali’nde, 5 danışman öğretmen

ve 60 öğrenci görev aldı. 2 aylık çalışma sonunda gerçekleştirilen festivalde, öğrenciler İngilizce öğretmenlerinin desteğiyle hazırladıkları tiyatro oyunlarını, şarkıları ve şiirleri izleyicilere sundu. Festivalde bir önceki yıl MTSO’nun destekleriyle İngiltere’de iki haftalık İngilizce kursuna katılan öğrenciler de birer sunum gerçekleştirerek deneyimlerini paylaştı. Festivale MTSO Genel Sekreteri Kadir Dölek, İSGEV Başkanı Av. Dilek Kurtuluş’un yanı sıra öğrenciler ile

velileri katıldı. Okul Müdürü Nural Geyik açılış konuşmasında meslek lisesi öğrencilerinin İngilizce öğrenmesinin önemine dikkat çekerek, İngilizce bilen meslek elemanının yaptığı her başvuruda bir adım önde olacağını vurguladı. ‘Bir dil bir insandır’ diyerek yabancı dilin önemine dikkat çeken Geyik, “Biz bu fırsatı yakalayamadık belki ama bu fırsat sizin elinizde. Bu fırsatları kaçırmayın ve hep daha ilerisini hedefleyin” dedi. İyi bir eğitim kadrosu ile yola devam ettiklerini vurgulayan Geyik, İngilizce alanında Türkiye genelindeki meslek okullarından çok daha iyi bir noktada olduklarını söyledi. MTSO Genel Sekreteri Kadir Dölek ise İngilizce yaptığı konuşmasında, Kadri Şaman MTSO Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde 8 yıldır aralıksız uygulanan kaliteli İngilizce eğitimi ve sonrasında düzenlenen İngilizce Festivali’nde emeği geçen İngilizce Bölümü Öğretmenleri ile festivale katılan öğrencileri tebrik ederek başarılarının devamını diledi.

500 maden sahası özelleştiriliyor

E

nerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü, hukuki durumları sona eren 500 maden sahasının ihale edileceğini duyurdu. Konuyla ilgili ihale ilanı Resmi Gazete’de yayımlandı. Buna göre, ihalesi yapılacak sahaların il, erişim numarası, ruhsat grubu, ihale şartnamesi, paftası, koordinatlı dökümleri, alanları ve ihale tarihleri gibi bilgiler, Genel Mü-

dürlüğün http://www.mapeg.gov. tr/ sitesinde yayımlanarak en az 15 gün süre ile erişime açık tutulacak. Kapalı teklif ve açık artırma usulü ile yapılacak ihalelerdeki teminat miktarı, teklif edilen ihale bedelinin yüzde 20’sinden ve taban ihale bedelinden az olamayacak. Sahalar için başvurular, sahanın ihalesinin yapılacağı tarihte

ve 09.00-09.30 saatleri arasında Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü Konferans Salonu’nda, İhale Komisyonu’na doğrudan yapılacak.

Ayhan KIZILTAN

A. Kadir DÖLEK

İsviçre Ülke Tanıtım Toplantısı düzenlenecek

M

ersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO, üyelerinin Pazar çeşitliliğini artırmak adına, yeni pazarların imkanlarını anlatmaya devam ediyor. Tim Swiss GmbH uzmanları tarafından İsviçre’de yatırımın avantajları ile İsviçre özelinde bilgilerin paylaşılacağı “İsviçre Ülke Tanıtım Toplantısı”, 12 Haziran 2019 Çarşamba günü, saat 16.00’da, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası’nda düzenlenecektir.

Toplantıya katılmak için aşağıdaki formu eksiksiz olarak doldurunuz.

Derya GÜLEÇ

Atatürk Caddesi MTSO Hizmet Binası Kat: 2-3-4 / MERSİN Tel: 0324 238 95 00 ( 10 Hat ) 238 56 56 ( 3 Hat ) - 238 98 00 Çağrı Merkezi: 0 850 304 33 33

Toplantının içeriği şöyle:

15.45 – 16.00: Kayıt 16.00 – 16.10: Açış Konuşmaları 16.10 – 17.00: “Fırsatlar Ülkesi İsviçre’de Yatırımın Avantajları” (Tim Swiss GmbH Uzmanları) 17.00 – 17.30: Soru & Cevap Oturumu

www.kartoncw.com Turkuvaz Haberleşme ve Yayıncılık A.Ş. Ceyhan Yolu Üzeri 5.km Yüreğir / ADANA 0322 346 30 93


3

YIL: 21 | SAYI: 377 | 9 - 22 Haziran 2019 | www.mtso.org.tr

Her şey hazır, Gereken şey iyi bir koordinasyon…

na çok yakın, iş dünyasını iyi tanıyan biri olması Mersin ekonomisi adına gerçekten bir şans. Biz Sayın SEÇER’in bu özelliğinin kent ekonomisinde artık özlenen ve beklenen “yerel yönetim” etkisini göreceğimizi umuyoruz.

Ayhan KIZILTAN MTSO Yönetim Kurulu Başkanı

Mersin potansiyelleri bakımından gerçekten olağanüstü bir kent. Muhteşem iklimi, bereketli toprağı, ekonomik çeşitliliği, vasıflı insan kaynağı, köklü kültürü her ile nasip olmayan zenginlikler. Ancak, kısmen harekete geçen bu potansiyellerin hala büyük kısmı atıl durmaktadır.

M

ersin artık bu potansiyelleri harekete geçirmek zorundadır. Ekonomik büyümesi için, refahı için, sosyal yaşam kalitesi ve sosyal huzuru için harekete geçirmek zorundadır. Ve bunun için uzun süredir kent olarak yakalayamadığımız olağan üstü olumlu bir havayı yakalamış durumdayız. Bu olumlu ve uyumlu havayı kent olarak Valiliğimizle, yerel yönetimlerimizle, siyasetçilerimizle, kentin tüm kurum ve kuruluşları ile iyi kullanmalıyız. Bu bir fırsattır. Mersin’in özellikle son birkaç yıldır yakaladığı bu olumlu, iş birliğini teşvik eden, Mersin’in önceliklerini öne çıkaran bu dayanışma havasında en büyük

desteği verenlerin başında değerli Bakanımız Sayın Lütfi ELVAN gelmektedir. Biz, kendisini gerçekten bir siyasetçi olarak görmedik. Teknik ve pratik çözümleri ile siyaset üstü davranarak, ayrıştırmadan, herkesi kucaklayan tavrı ile Mersin’e özlediği o dayanışma ve birlik ruhunu verenlerin başında görüyoruz. Sayın ELVAN, Mersin’in tüm sorunlarına vakıf bir kişi. Sokakları da bilen, iş dünyasını da bilen bir kişi. Kentin yatırımlarına sürekli kaynak aktaran ve yatırımların devamını sağlayan, kentin iş dünyasından sokaktaki vatandaşına kadar herkesin samimi bir lider olarak gördüğü bir kişi. Mersin olarak Sayın Bakanımızı Mersin’in şansı olarak görüyoruz.

Kolay ulaşılabilir bir Vali büyük avantaj Öte yandan, bu olumlu birlik ve beraberlik havasının ortaya çıkmasında ve devam etmesinde gerçekten büyük çaba sergileyen Sayın Mersin Valimiz Ali İhsan SU’ya kent olarak müteşekkiriz. Kendisi her zaman yanımızda, bekli de dünyanın en kolay ulaşılabilen, rahat iletişim kurulabilen bir Valisi diyebiliriz. Bu, bizler için olağan üstü bir avantaj. Sayın Valimiz de hiçbir ayrım gözetmeden “devlet adamlığı” sıfatının hakkını veren, sorunlara bulduğu pratik çözümlerle Mersin’in önünü açan bir lider. Bu kadar kolay ve etkin diyalog kurabildiğimiz bir Bakanımız ve Valimiz olunca gerçekten

geçmişte çözülmeyen sorunlar kısa sürede masaya geliyor, çözümler bulunuyor. “Sayın Seçer kentin yatırım projelerine çok hakim” Bu güzel işbirliği ve dayanışma havasının en etkin üçüncü ayağı ise Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Vahap SEÇER. Sayın SEÇER öncelikle geçmiş dönem Mersin Milletvekili olduğu ve siyasetin merkezinden geldiği için kentin sorunlarına, yatırım projelerine çok hakim bir insan. Gerçekten kolay erişilen, her an bulaşabildiğimiz, rahatça konuşabildiğimiz bir kişi. Kentin yatırım ve sorunlarına hakim olduğu gibi, iş dünyası-

MTSO, tüm yatırımcıların yanında

Destek olmadan güçlü, güçlü olmadan etkin olamayız

T M

TSO Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Kızıltan, Türk ve Suriyeli yatırımcılar arasında hiçbir farklılık görmediklerine değinerek, “Herkes MTSO’nun eşit birer üyesidir. Oda olarak el ele verip tüm üyelerimizin güçlenmesi adına elimizden geleni yapıyoruz. Suriyeli işadamlarımız da geldiğinde her türlü desteği vermeye hazırız” dedi. Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD), Danimarka Sanayi Konfederasyonu ve Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) işbirliğinde yürütülen Kapasite Geliştirme Projesi’nin Kapanış Toplantısı iftar yemeği eşliğinde düzenlendi. Yemeğe MTSO Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Kızıltan, Yönetim Kurulu Üyeleri ve Meslek Komitesi Başkanlarının yanı sıra EBRD ile Danimarka Sanayi Konfederasyonu Temsilcileri ve Suriyeli İşadamları katıldı. Toplantının açılış konuşmasını yapan MTSO Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Kızıltan, Suriyeli işadamlarına seslenerek, “Biz artık Suriyeli ya da Türk ayrımı yapmıyoruz. Hepiniz MTSO’nun eşit birer üyesisiniz. Zannetmeyin ki sizlerin çalışmasından haberdar değiliz. Takip ediyoruz. Aranızda çok ciddi başa-

MTSO 03 CMYK

rılara ulaşan arkadaşlar var” dedi. Tüm üyeleri tek tek ziyaret edebilmenin mümkün olmayacağını anlatan Kızıltan, şunları söyledi: “Ancak birkaçınızı ziyaret etme fırsatım oldu. Yabancı bir ülkede yeni bir işe başlamanın bazı sıkıntılar doğurabileceğini biliyorum. Ben size tek tek uğrayamasam da Yönetim Kurulu Üyesi bazı arkadaşlarımız, Komite Başkanlarımız burada. Bizler el ele verip tüm şirketlerimizin iyi duruma gelmesi, güçlenmesi için her türlü desteği vermeye hazırız. Kapılarımız her zaman açık. İstediğiniz zaman gelip bizlerden her türlü desteği isteyebilirsiniz. Hiçbirinizin Türk firmalardan farkı yok. Hepiniz MTSO üyesisiniz.” Eroğlu: “KOBİ’leri destekliyoruz” EBRD Uzmanı Suat Eroğlu ise kurum çalışmaları hakkında bilgi verdi. 67 ülke ve 2 hükümetler arası kuruluşun bir araya gelmesi ile kurulan uluslar arası bir finans kuruluşu olduklarını kaydeden Eroğlu, Türkiye’deki son yıllardaki en büyük yabancı yatırımcılardan biri olduklarını bildirdi. Çalışmalarının proje finansman ayağı bulunduğunu bildiren Eroğlu, “Firmalara kre-

diler ya da ortaklıklarla finansman sağlıyoruz. Diğer ayağımız ise danışmanlık. Hibe Programları aracılığıyla KOBİ’lerin aldığı danışmanlık hizmetlerinin yüzde 60’ını finanse ediyoruz” dedi. Hibe desteği için firmaların KOBİ statüsünde olması şartı aradıklarını vurgulayan Eroğlu, ardından mülteci desteği programları hakkında da bilgi verdi. Toplantıda MTSO Genel Sekreteri Abdulkadir Dölek Oda çalışmaları hakkında bilgi verip birimlerin yürüttüğü faaliyetleri anlatırken Genel Sekreter Yardımcısı Ezgi Biçer Uçar, Oda Kapasite Geliştirme Projesi’nin detaylarına değindi. EBRD desteği ile yürütülen ve yaklaşık 1,5 senedir üzerinde çalıştıkları Oda Kapasite Geliştirme Projesinin kapanış haftası kapsamında bir araya geldiklerini kaydeden Uçar, proje ile bir yandan Oda’nın kurumsal kapasitesini geliştirmeyi hedeflerken diğer yandan da üyelerin iş yapma kapasitesini geliştirmeye odaklandıklarını anlattı. Toplantı Suriyeli girişimci, MTSO 35 No’lu Geri Dönüşüm, Plastik ve Kimya Komitesi Başkan Yardımcısı Tahir Hayrullah’ın tecrübe paylaşım konuşması ile sona erdi.

ürk Alman Ticaret ve Sanayi Odası Genel Sekreteri Okan Özoğlu, Mersinli yatırımcıları birlikte hareket edip, güçlerini birleştirmeye davet etti. Türk Alman Ticaret ve Sanayi Odası’na Türkiye’den üyeliklerin artması halinde çok daha güçleneceklerine dikkat çeken Özoğlu, “Destekler artmadan güçlü olamayız. Güçlü olamazsak da etkin olamayız. Oysa etkinliğimizin artması halinde açamayacağımız kapı yok” dedi. Türk Alman Ticaret ve Sanayi Odası’nın 2004’te Köln’de kurulup ardından 2012’de Berlin’e taşındığını anlatan Genel Sekreter Okan Özoğlu, Türkiye ile Almanya arasındaki ticaretin desteklenmesi, yönlendirilmesi, karşılıklı yatırımların teşvik edilip, geliştirilmesi adına köprü görevi üstlendiklerini anlattı. Türkiye’deki en büyük destekçilerinin Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) olduğunu dile getiren Özoğlu, aralarında Mersin Ticaret ve Sanayi Odası’nın (MTSO) da yer aldığı Türkiye’den 143 Oda ve Borsa’nın üyeleri olduğunu bildirdi. Ancak çalışmalarının Türkiye’de halen yeterince tanınmıyor olmasından şikayet eden Özoğlu, “Bünyemizde Mercedes, Deutsche Bank, Deichman, Beko gibi oldukça güçlü üyelerimiz bulunuyor. Türk yatırımcıların da bu ağın bir parçası olması, birlikte hareket edebilmek en büyük hedefimiz” dedi. Türkiye adına Almanya’da faaliyet gösteren tek Oda olduklarını dile getiren Özoğlu, amaçlarının Türkiye’ye daha

fazla döviz kazandırmak, Türk yatırımcıların Almanya’daki çalışmalarını kolaylaştırmak olduğunu söyledi. Bunun için bünyelerinde çalışma grupları bulunduğuna da değinen Özoğlu, Otomotiv Çalışma Grubu, Gümrük Çalışma Grubu, Kadın Girişimciler Çalışma Grubu’nun bunlardan bazıları olduğunu anlattı. Bu gruplarla Türkiye ve Almanya’da etkinlikler düzenlediklerini kaydeden Özoğlu, karşılıklı ticaretin artması noktasında verimli sonuçlar elde ettiklerini söyledi.

“Almanya’da iş yapabilme prosedürlerine uyum önemli”

Türkiye’nin en önemli ve eski ticari partnerleri arasında Almanya’nın yer aldığını ancak bu ülkeye yapılan ticaretin yıllar itibariyle düşmeye başladığını hatırlatan Okan Özoğlu, şunları söyledi: “Mersin özelinde örnek verecek olursam tarımsal ürün ihracatı Mersin’den oldukça fazla olmasına rağmen son yıllarda düşüşler gözleniyor. Bunda kalıntı sorununu da bir yana bırakacak olursak girdi maliyetlerinin yüksekliği önemli bir etken. Aynı kalitede bir ürünü AB üyesi bir ülkeden almak mümkün. Mevcut durumda karşılaşılan en büyük sorun bu. Rekabetçi fiyatlarla hizmet sunulamaması. Türkiye’nin mevcut durumdaki kur avantajı ithal girdi maliyetleri ile aşağı çekiliyor. Şu dönemde en fazla avantaj yüzde 100 yerli ürünlerin ihracatında müm-

“Mersin sevdalısı başkanlar umut veriyor” Elbette Mersin’in tüm ilçe yerel yönetimleri de, özellikle merkez ilçeler olan Mezitli, Yenişehir, Akdeniz ve Toroslar Belediye Başkanlarımız farklı siyasi partilerden de olsalar söz konusu Mersin olduğunda bir masa etrafına oturma konusunda hiçbir çekincesi olmayan kişiler olması bizleri gerçekten mutlu ediyor. Her biri Mersin adına birlikte çalışma konusunda samimi tavır gösteren Mersin sevdalısı Başkanlar. Bu uyumu görmek gerçekten Mersin olarak bize umut veriyor. Kentin ekonomik güç noktalarından biri olan Organize Sanayi Bölgesi ve MTSO arasındaki uyum kentin üretiminin itici gücü haline gelmektedir. Bu anlamda Mersin-Tarsus OSB Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Sabri TEKLİ’nin de aynı ekibi büyük oranda koruyarak tekrar göreve seçilmesi bu uyumun devamı anlamında bizleri sevindirmiştir. Diğer taraftan kent adına rahatça bir araya gelen Mersin Vekillerimiz var. Vekillerimiz Ankara’da olsun, Mersin’de olsun tüm buluşmalarımızda hep birlikte bir araya gelebilen olağanüstü olgun tavırlarıyla Mersin adına her şeyi bir kenara koyabilen kişiler. Bir de bunlara yine son günlerde STK’lar boyutunda yakaladığımız güzel uyumu eklediğinizde ortaya bahsettiğimiz bu potansiyelleri harekete geçirecek güç de çıkmış oluyor. Hani derler ya un var, yağ var, irmik var. Gereken şey helvayı yapmak. Mersin olarak bizim de her şeyimiz var artık. Gereken şey, bu uyumu iyi bir koordinasyonla çalıştırmak. Kentin bu değerli liderlerinin ve tüm bu dinamiklerin bu içten çaba ve uyumunun tüm potansiyellerimizi harekete geçireceğine gönülden inanıyoruz.

kün.” Almanya’ya ihracatta her sektör için geçerli olan şartlar bulunduğuna da değenin Özoğlu, bunları ise şöyle sıraladı: “Öncelikle fotoğraf ya da maketini gösterdiğiniz ürünle teslim edeceğiniz ürünün aynı olması gerekiyor. Ardından kaliteyi üst seviyede tutmanız gerekiyor. Verilen sözler zamanında yerine getirilmeli ve yapılan işlerde süreklilik olmalı. Bunlara uyulması halinde Almanlarla çalışmak çok daha rahat olacaktır.” “Profesyonel yaklaşım önemli”

Almanya’da çalışmaların, atılacak adımların biraz zaman alabileceğini bu nedenle sabır ve profesyonel yaklaşımın büyük önem taşıdığını da vurgulayan Okan Özoğlu, “Türkler çok girişken. Uluslararası alanda rekabeti öğrendi. Malı nasıl pazarlayabileceğini iyi biliyor. Yurtdışında çalışabilmek adına kalite de yükseldi” dedi. Ancak şu anda da AB duvarını ya da yüksek girdi maliyetleri sorununu çözemediklerini ifade eden Özoğlu, bu sorunun da Romanya, Bosna Hersek gibi AB ülkelerine yatırımla ya da Almanya’da şirket satın almalarıyla çözme yoluna gidildiğini anlattı. Ancak bu adımların kolay atılmadığına da işaret eden Özoğlu, bunun için profesyonel yaklaşım ve sabrın önemli olduğunu söyledi. “Türkler Almanya’da bir Alman markası oluşturabilir”

Türklerin Almanya’da bir Alman markasını satın alıp bir Alman markası oluşturabileceğini ya da yarı mamül ürün alıp birleştirip marka haline getirebileceğini anlatan Özoğlu, “Almanya’daki bir kredi ajansı olan KFW geçtiğimiz günlerde yayınladığı raporunda 2019 yılı sonuna kadar 240 bin, 2023 yılı sonuna kadar da yaklaşık 600 bin civarında firmanın yaşlılık ve diğer nedenlerle devredilmeyi beklediğini söylüyor. Bu önemli bir fırsat. Türk yatırımcılar bunu değerlendirebilir” ifadelerini kullandı.


4

YIL: 21 | SAYI: 377 | 9 - 22 Haziran 2019 | www.mtso.org.tr

Yaş meyve sebzede kalite ‘Fresh Online’ ile artacak larla yeni proje süreçlerinin başlatılması adına da gerekli adımları atmamızı sağladı” dedi. Proje kapsamında yurtiçi ve yurtdışında bir dizi eğitimler verileceğini anlatan Filik, özellikle iki konuyu önemsediklerini vurgulayarak bunlardan birisini pestisitle mücadele, ikincisini ise üretim ve kalite standartlarının oluşturulması olarak açıkladı. Filik, hedeflerine ulaşmaları halinde narenciyede yüzde 46 olan ticaret kapasitesinin yüzde 70’lere ulaşabileceğine inandıklarını da sözlerine ekledi.

Dijitalleşen dünyada Mersin yönünü tarımda dijitalleşmeye çevirdi. MTSO Koordinatörlüğünde yürütülen ve kısa adı Fresh Online olan ‘Yaş Meyve ve Sebze Sektöründe Kalite ve Verimliliği Artırmak için Web Tabanlı Eğitim ve Deneyim Paylaşımı Platformunun Oluşturulması Projesi’ ile ürünlerin kalite ve rekoltesinin artırılması, pazarlamada avantajlar elde edilmesi hedefleniyor.

Y

aş Meyve ve Sebze Sektöründe Kalite ve Verimliliği Artırmak için Web Tabanlı Eğitim ve Deneyim Paylaşımı Platformunun Oluşturulması’ Projesi basın lansmanı yapıldı. Mersin Valisi Ali İhsan Su ile Mersin İl Tarım ve Orman Müdürü Arif Abalı’nın da katılımıyla gerçekleşen lansmanda proje ortakları, detayları paylaştı. Ulusal Ajans, Erasmus+ kapsamında desteklenen projenin süresi 18 ay olarak belirlendi. Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) koordinatörlüğünde, Tarsus Ticaret ve Sanayi Odası, Türk-Alman Ticaret ve Sanayi Odası ile İtalyan Science4Life ortaklığında yürütülecek projenin hedef grubunu sektördeki üreticiler, teknik elemanlar, araştırmacılar, akademisyenler, öğrenciler ve girişimciler oluşturuyor. Projenin detaylarını anlatan MTSO Projeler Müdürü Fevzi Filik, Mersin’in yaş meyve sebze sektöründeki gücünü vurgulayarak sözlerine başladı. Türkiye narenciye ticaretinin yüzde 46’sının Mersin’de gerçekleş-

tiğini kaydeden Filik, proje ile ürün kalitesinin, rekoltesinin ve sektörde bilincin artırılmasının hedeflendiğini söyledi. Ulusal Ajans tarafından fonlanan bir proje olduğunu da hatırlatan Filik, “Türkiye’de sadece bu projenin Odaların başvurusu olarak hibeye hak kazanmış olması da ayrıca doğru projenin doğru İlden verildiğinin bir göstergesi olarak yorumlanabilir” dedi. “Uluslararası iletişim platformu oluşacak” Proje kapsamında yetiştiricilikten hasada, paketlemeden lojistiğe kadar dünyadaki iyi örneklerin incelenerek Türkiye’ye transferinin gerçekleşmesi adına adımlar atılacağını bildiren Filik şunları söyledi: “Yaş Meyve ve Sebze Sektöründe; yetiştiricilik, paketleme ve ihracat, lojistik işlemlerinin İtalya’da (Messina’da) ve Mersin’de nasıl yapıldığı karşılaştırılacak. İthalatçı Almanya’nın yaş meyve sebze konusundaki beklentileri anketlerle saptanacak. Kıyaslama çalışmaları, yerinde

eğitim ve inceleme ile oluşturulacak olan Web Tabanlı Eğitim ve Deneyim Paylaşım Platformu ile kullanıcıya bilgiye kolay erişim imkanı sağlanacak. Mersin’e iyi örneklerden yola çıkarak know how taşıyacağız. Bugün artık tüm çiftçilerin elinde cep telefonu var. Oluşacak online platform ile Mersin’deki bir çiftçi İtalya ya da Almanya’daki bir çiftçi ile iletişime geçerek sorunlarına yanıt arayabileceği gibi başarılı bir uygulamasını paylaşabilecek. Ya da hangi gübreyi ne zaman ne kadar atması gerektiğini yine bu sistem üzerinden öğrenebilecek. Projenin ilerleyen aşamaları uluslararası ticareti destekleyecek uygulamaları da içerecek.”

Kızıltan: “Tarımda önemli bir ivme yakalanacak” Proje detaylarının anlatılması sonrasında söz alan MTSO Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Kızıltan, son dönemlerde Mersin’de tarımda önemli gelişmelerin yaşandığına dikkat çekti. Agropark kurulumu, Tarsus Tarım ve Gıda İhtisas OSB ile Mersin Tarımsal Ürün İşleme İhtisas OSB kurulumu gibi sektör adına önemli çalışmalar yürütüldüğünü hatırlatan Kızıltan, bunları destekler nitelikte hayata geçirilen bir diğer projenin Fruit Online olduğunu söyledi. Mersin’in ekonomik açıdan çok kültürlü bir kimliğe sahip olup bu kimliklerin en güçlülerinden birinin de tarım olduğunu ifade eden Kızıltan, elbirliği ile Mersin tarımını dünya çapına taşıyacaklarını söyledi. Bu noktada Mersin Vali-

si Ali İhsan Su’ya teşekkür ettiğini de belirten Kızıltan, “Sayın Valimizin en büyük özelliği sorunlara anında çözüm üretmesidir. Projelerimizde büyük desteği var. Kendisine bir kez daha teşekkür ediyoruz” dedi. Koçak: “Tüm projeler birbirini destekliyor” Bir diğer proje ortağı Tarsus Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ruhi Koçak da tarım sektöründe yürütülen diğer projelere dikkat çekti. Mersin tarımının gelişimine önemli ar-ge desteği sağlayacak projelerin hayata geçmeye başladığını hatırlatan Koçak, ihtisas OSB’ler, ihtisas teknoparklarla sektörün gelişimine ciddi katkılar sağlandığını, bu katkıların Fresh Online Projesi ile güçlendirileceğini söyledi. Koçak, başta Vali Ali İhsan Su olmak üzere tüm paydaşlara teşekkür ederek sözlerini tamamladı. Özoğlu: “Türkiye’nin ihracatına katkı sağlama hedefindeyiz” Türk-Alman Ticaret ve Sanayi Odası Genel Sekreteri Okan Özoğlu ise lansmandaki konuşmasında, “Odamızın sizlerle yapacağı toplantılarla bölgenin tarım üretimi ve ihracatı konusundaki gelişmelere bir ölçüde de olsa katkıda bulunmak bizleri mutlu edecektir” dedi. Ülkenin içinde bulunduğu konjonktür-

de ihracatın öneminin arttığını hatırlatan Özoğlu, hazırlanacak online eğitim platformu ile üreticilerin uluslararası alanda rekabet edebilirliğini artırmak istediklerini söyledi. Proje ortaklığı ötesinde kurum olarak Almanya’daki ticari faaliyetleri kapsayan her alanda yardımcı olmak istediklerini de vurgulayan Özoğlu, proje ortakları arasında İtalya’nın bulunmasının ise çalışmalarının uluslararası tanınırlığını artıracağına inandığını sözlerine ekledi. Su: “Çiftçileri yeniliklerle buluşturmak önemli” Mersin Valisi Ali İhsan Su ise konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Mersin’in birçok sektörde önemli potansiyeli var. Tarım sektörü de bizim için önemli sektörlerden biri. Bizim için olduğu kadar ülke için de önemli bir sektör. Çok ciddi istihdam sağlıyor. İstihdamın artması için bu sektörün de gelişmesi gerekiyor. Birçok tarım ürününün üretiminde lideriz; biz üreten bir İliz. 200 bin dekarın üzerinde seramız var. Bunun sürdürülebilir olması için mutlaka üreticilerimizi, çiftçilerimizi yeniliklerle buluşturmalıyız. Dünyada bu alanda neler oluyor, hangi gelişmeler yaşanıyor, yurtdışı pazarlar hangi tür ürünleri talep ediyor, her konuda çiftçinin bilgilendirilmesini önemsiyoruz.”

“Ticaret hacmi yüzde 70’lere çıkabilir” Bu projenin Avrupa’daki diğer projelerin kapısını araladığına da değinen Fevzi Filik, “Türkiye ile Avrupa ülkeleri arasında yaş meyve ve sebze ticaretinin artması Messina Üniversitesi ve Messina’daki ilgili diğer kurum-

Yaş meyve ve sebzede yenilikçi uygulamalar anlatıldı nüm hangisi? Pazarlara bakınca hangi e-ticaret kanalını kullanacağım? Pazara nasıl erişeceğim? En yakın rakibim kimler? Onların en avantajlı ürünleri hangisi? E-ticaretin talep ettiği personel yapısına sahip miyim? Lojistik ve depolamada nerede elleçleme yapılacak, ürün nerede nasıl paketlenecek? Depolar yeterli mi? Gibi birçok parametreye yanıt bulmak gerektiğini söyledi.

Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Avrupa İşletmeler Ağı Ofisi tarafından Yaş Meyve ve Sebze Sektöründe Güncel ve Yenilikçi Uygulamalar Konferansı düzenlendi. Dijital teknolojilerin sektör üzerindeki etkilerinden ihracata, lojistikten sektörde yapılan hatalar ve çözüm önerilerine kadar çok geniş çerçevede değerlendirmelerin yapıldığı Konferans ile katılımcılara yenilikçi uygulamalar anlatıldı.

K

onferansın ilk konuşmacısı Digital Green CEO’su Dr. Vincenzo Fracassi, ağırlıklı olarak tarımda dijitalleşme kavramı üzerinde durdu. İlk olarak Türk tarım sektörüne değinerek, Türk tarım ekonomisinin dünyanın 8’inci büyük ekonomisi olduğunu dile getiren Fracassi, dünyada lider olduğu 5 üründe ise 2023 yılı hedefleri bulunduğunu anlattı. 7 hedef bulunduğunu kaydeden Fracassi, bu hedefleri ise şöyle sıraladı: “İlki sektörün KOBİ’lerini,

MTSO 04 CMYK

özellikle 5 hektardan küçük üretim alanına sahip KOBİ’leri desteklemek. İkincisi, yerel ürünleri geliştirmek adına kalite ve miktarlarını geliştirmek. Üçüncüsü, rekabetçi pazarlarda net ihracatçı pozisyonunu geliştirmek. Dördüncüsü, tarım sektöründe mutlaka ilk 5 ülke içinde yer almak. Beşincisi, özellikle zararlı emisyonları azaltmak ve daha çevreci, sürdürülebilir bir üretim yapısına geçmek. Altıncısı, altyapı sorunlarını azaltmak ve lojistik faaliyeti artırmak. Son olarak

yedincisi ise gübre kullanımını kontrol edebilmek, modern tarım uygulamalarını uygulamaya almak.” “e-ticarette artış var” Özellikle son yıllarda ticaret dengesinde e-ticarete doğru bir dönüşüm olduğunu anlatan Vincenzo Fracassi, bu dönüşümün tarım sektöründe de yaşanmaya başladığını, artık geleneksel ticaretten tarım ve gıdada da e-ticarete evrilmenin söz konusu olduğunu söyledi. Türki-

ye ile Avrupa Birliği ülkeleri arasındaki tarım ve gıda ticaretinin 7,6 milyar dolar seviyesinde olduğunu ve bunun yüzde 7-12’sinin e- ticaret aracılığıyla gerçekleşmeye başladığını kaydeden Fracassi, ancak dijitalleşmenin de bazı zorlukları beraberinde getirdiğini ve bu nedenle henüz istenilen seviyede kullanılmadığını anlattı. Sektörde e-ticaretle birlikte farklı bakış açılarının geldiğini ifade eden Fracassi, benim firmam ne sunuyor? Artıları neler? Avantajı en yüksek ürü-

“Geleneksel yöntemlerle detaylı bilgiye ulaşmak zor” Dijitalleşmenin bilgiye ulaşma noktasında da büyük avantaj sağladığını, ticarette ürünle ilgili bilgilere mail, telefon gibi geleneksel yöntemlerle ulaşmanın zor olacağını vurgulayan Vincenzo Fracassi, “Geleneksel yöntemle ulaşabileceğimiz en rahat bilgi ürün adı olur. Oysa nakliye şirketleri için teslim zamanı, envanterdeki mevcut miktar bilgisi, teslimat lokasyonu gibi detayları öğrenmek gerek. Bunun için artık dijitalleşme, yazılım gerekiyor. Geleneksel yöntemlerle bu bilgilere kısa sürede ulaşmak

Vincenzo Fracassi Digital Green CEO’su

günümüzde mümkün görünmüyor” dedi. Sanal ürünlerin daha izlenebilir olduğunu vurgulayan Fracassi, yazılımın oluşturduğu sanal dünyada üretim bilgisi, şirket bilgisi, ürün bilgisi, gibi tüm detayları monitör aracılığıyla izlemenin mümkün olduğunu söyledi. “Dijital ticarette sertifika ile denetim var” Dijital ticarette üreticiyi iyi tanımanın, finansal yapısını bilmenin gerekebileceğine de değinen Fracassi, yeterince tanınmayan üreticilerde de sertifikaya bakılabileceğini anlattı. Dijital ticarette sertifika ile denetim bulunduğunu bildiren Fracassi, “Sertifikası olmayan firmalarda sürdürülebilirlik olmuyor. Şirketin güvenirliği, yasalara uyup uymadığı, çevreye, hayvan haklarına saygılı olup olmadığı gibi her türlü bilgi bu sertifikalar içinde yer alıyor” dedi. Ürünün üretiminden, pazarlanmasına, lojistik aşamalarına kadar artık her alanda dijitalleşmenin ve nesnelerin interneti-


5

YIL: 21 | SAYI: 377 | 9 - 22 Haziran 2019 | www.mtso.org.tr

nin ön plana çıktığını kaydeden Fracassi, dijital sistemlerde tüm ürünlerin bir kodu bulunduğunu da söyledi. Her bilginin bir kodu bulunduğunu ve bu kodun ürüne standart getirdiğini ifade eden Fracassi, renk kodu, paketleme kodu, tedarikçi kodu gibi uluslararası sistemin gördüğü, açık artırmalarda kullanılan bir sisteme değinerek, bu sistemin denetlenebilir ve izlenebilir imkanlar sunduğunu ve üretici için de alıcı için de güvenlik açısından önem taşıdığını anlattı. “Türk ürünleri fiyat rekabetinde zorlanıyor” Türk ürünlerinin kalite açısından Avrupa’da ilgi gördüğünü ancak ürün Avrupa’ya gidene kadar çok sayıda aracıyı geçmek zorunda kalması nedeniyle fiyatları yükselince alıcı bulamadığını anlatan Fracassi, Türk üreticilerin de online sisteme entegre olmaları halinde aracıları ortadan kaldırıp daha fazla kar elde edebileceğini söyledi. Bu ticaret yöntemi ile ürünlerin siparişlerin taşıma birimlerinin küçüldüğünü ancak satılan ürün miktarının arttığını kaydeden Fracassi, küçük paketlerin daha kontrollü taşımacılığı da beraberinde getirdiğini söyledi. Küçük ve akıllı paketlemenin önemine dikkat çeken Fracassi, akıllı paketleri ise şöyle anlattı: “Tek kullanımlık ürünler artık yasaklandı. 2023’te ise tamamen yok olacak ve kendi kendine yok olan hammaddelerle paketleme yapılacak. Bu teknolojilerle ürün hareket ettiği an takip edilebilir hale geliyor. Şu anda dünyada bu sektörü kontrol edenler üreticiler de lojistikçiler de değil. Datayı işleyenler bu sektörü kontrol ediyor. Yapay zekalı algoritmalar kullanıyorlar. Üretici, paketleme ve lojistikçiyi de entegre ederek sistemi sürdürüyorlar.”

ithal edilen ürünlerin pazarlanabilirliğinden tamamen sorumlu tutuluyor” dedi. Bu durumun Türkiye’deki üreticiler için önem taşıdığını vurgulayan Özoğlu, çünkü üreticilerin doğrudan iletişim kurduğu ilk kanalın ithalatçı firma olduğunu, ithalatçılardan da tüketiciyi korumak adına, gıdanın bileşimi, hijyen, kalite, gerçek ağırlık ve hacim kontrolü, ambalajın gıdalar üzerindeki etkisi, iç yasalara göre ambalaj üzerinde yer alması gereken zorunlu bilgiler gibi konuları kontrol etmesinin beklendiğini anlattı. “İthalatçı yönetmeliğe uygun mal ithal ettiğini kanıtlamalı”

Almanya’da gıda güvenliğinin temelde biri Gıda Güvenliği ve Yem Yasası, diğeri ise AB’nin AB-Temel Düzenlemesi Gıda Hukuku ve Güvenliği Yasası olmak üzere iki yasaya göre düzenlendiğini dile getiren Okan Özoğlu, şunları söyledi: “Her ikisi de önce gıda güvenliğini ardından gıda zincirinin tüm üretim ve işleme aşamalarını kapsar. Sonuç olarak ithalatçı düzenlenen bu yönetmeliklere uygun mal ithal ettiğini kanıtlayarak pazara sunmak durumundadır.” İthalatçıların AB üyesi olmayan ülkelerden mal alırken ciddi sorumlulukları bulunduğuna da dikkat çeken Özoğlu, “Üçüncü bir ülkede üretilen bir yiyecek ilk önce başka bir AB üyesi devlete ithal edilip ardından Almanya’ya ithal edilse bile topluluk yasalarının ilkeleri ve gerekleri uyarınca, ilk ithal edilen ülkede üretilen yiyeceklerle aynı şekilde muamele edilir” dedi. “Gümrük Birliği tarımı kapsamıyor”

Gümrüklüme konusunda önemli açıklamalarda da bulunan Okan Özoğlu, Türkiye’nin

öngörüyor.” “Dijitalleşme gündemde”

Almanya’da tarım sektöründe dijitalleşmenin de son dönemlerde yapılan tarım toplantılarında sıklıkla gündeme geldiğine değinen Okan Özoğlu, Almanya’nın araştırma, eğitim ve sanayi ile tarım üretiminde dijitalleşmenin avantajlarına ulaşmak istediğini söyledi. Dijitalleşme ile tarımda ekim ve yetiştirmeyi mükemmelleştirmek istediklerini vurgulayan Özoğlu, Dünya Gıda Örgütü verilerine göre gıda talebinin 2050 yılına kadar % 70 ile % 100 arasında artmasının beklendiğini bu ihtiyacı karşılayacak sorunsuz üretim süreçleri yaratmak istediklerini anlattı. Tarım 2030 programına da değinen Özoğlu, bu çerçevede ithal edilen ürünlerde üretim süreçlerinde çevrenin korunmasına dikkat edilip edilmediğine, sürdürülebilir yöntemlerin kullanılıp kullanılmadığına, iyi yönetişimin dikkate alınıp alınmadığına bakıldığını bildirdi. Özoğlu, buna göre doğal kaynaklara zarar vermeden üretimi artırmak ve tarım hayvanlarını korumak, Almanya’da tarım üretimi alanında daha eğitimli elemanların çalıştırılması, yenilikçi ve bilime dayalı üretim modelleri ile buna dayanan ürünlerin kullanımının ön plana çıktığını söyledi. “Fiyatlar nedeniyle rekabet gücü zayıflıyor”

Almanya’da Türk üreticilerle çalışmış ithalatçı firmalarla yaptıkları görüşmelerin sonuçları hakkında bilgi de veren Özoğlu şunları anlattı: “İthalatçılar tarafından Türk üreticilerde paketleme sorunu bulunmadığı anlatıldı. Çalışmada güvensizlik durumunun söz konusu olmadığı bildirildi. Ya-

‘Yaş Meyve ve Sebze Lojistiğinde Sık Yapılan Hatalar ve Çözüm Önerileri’ konulu bir sunum gerçekleştirdi. İlk olarak yeni bir tesis kurarken yapılan hataları anlatan Devres, “Örneğin firmalar bir depo kuracak. Yeni yatırım yaparken her zaman önce fuarları, başka tesisleri gezer, ardından soğutmacıları gezer, sonra teklifler alır, teklifleri değerlendirir, en ucuz teklif verene tesisini yaptırır. Ardından tesis devreye alınır ve son aşamada da istediğini bulamaz ve şikayet edilmeye başlanır. İşte o zaman da danışman firmaya gidilir. Ama ilk 6 aşamada gerekli hizmet alınmayınca bu aşamada gidilmesinin hiçbir anlamı kalmaz” dedi. Bu nedenle çalışmaya tersten başlamak gerektiğini anlatan

Türk Alman Ticaret ve Sanayi Odası Genel Sekreteri

Özoğlu: “Almanya ile Türkiye arası ticaret oldukça eski”

Türk Alman Ticaret ve Sanayi Odası Genel Sekreteri Okan Özoğlu ise yaş meyve ve sebze ihracatında Almanya örneğini anlattı. İki ülke arasında 1975 yılında tarım alanında İşbirliği Anlaşması imzalandığını bildiren Özoğlu, yapılan mutabakat kapsamında iki ülke arasındaki teknik engellerin kısa sürede aşılması adına bir Tarım Çalışma Grubu oluşturulmasına karar verildiğini, aynı zamanda tarımsal teknoloji ve kooperatifçilik alanlarında teknik işbirliği ve bilgi değişiminin hedeflendiğini anlattı. Almanya Türkiye’nin yaş meyve sebze ihracatında Rusya’dan sonra 2’nci önemli ülke konumundayken Türkiye’nin 2018’de Almanya’nın yaş meyve ve sebze ithalatında 175 milyon Euro ile 11’inci sıraya gerilediğini bildiren Özoğlu, Almanya’nın en çok ithal ettiği ilk 5 sebzenin domates, salatalık, biber, havuç ve soğan olduğunu söyledi. Bu ticaretin geliştirilmesi adına hangi noktalara dikkat edilmesi gerektiğini de anlatan Özoğlu, Türkiye’deki bir üreticinin Almanya’ya ithalatçı firmalar aracılığıyla satış yaptığını bildirdi. Alman Gıda Hukukunda ithal edilecek gıdaları araştırmak ve kontrol etmek için açık bir yükümlülük bulunmadığını ancak bu durumun ithalatçı firmaların bazı zorunlulukları yerine getirmesini engellemeyeceğini kaydeden Özoğlu, “Çünkü ithalatçı, yerli zincirdeki ilk halka olarak

MTSO 05 CMYK

Gümrük Birliği üyesi olmasına rağmen Gümrük Birliği’nin tarımı kapsamadığını ve bu kapsamda da bir genişlemeye gidilmesinin düşünülmediğini söyledi. Sebze ve meyve ithalatında Almanya’nın çeşit, ürün ve mevsime bağlı olarak farklı gümrük tarifeleri uyguladığını anlatan Özoğlu, bu uygulama ile birlik içerisindeki tarım üreticisi ülkelerin rekabet edebilirliğini artırmak istediklerini söyledi. Gümrük tarife pozisyonlarının da sürekli değiştiğini kaydeden Özoğlu, uzman kuruluşlarla yapılacak işbirlikleri ile bu değişimin düzenli olarak takip edilmesini tavsiye etti. “Ambalajlar geri dönüşüm tesislerine bildirilmeli”

Güncel gelişmelerden haberdar etmek adına Yeni Ambalaj Kanunu hakkında da bilgi veren Özoğlu şunları söyledi: “Yeni bir Ambalaj Kanunu çıktı. Tüm klasik ambalajlar, kapak, etiket, yardımcı ambalaj ürünleri, ambalaj hava yastıkları dahil son kullanıcının atıklarına karışacak olan ambalaj türevlerinin merkezi sisteme kayıt ettirilmesi gerekiyor. Buna göre ürünlerini satarak ya da doğrudan göndererek özel tüketiciye ya da marketler gibi eş değer tüketim yerlerine mal ulaştıranlar, ambalajlarını www. verpackungsregister.org adresine ve geri dönüşüm sistemine (Duales System) kaydettirmek zorunda. Ambalajınızın bir takvim yılı içinde kaydı en uygun şartlarda ve her yılın başında yapılamalı. Aksi halde yeni yasa çok sert yaptırımlar ve cezalar

bancı dilin sorun olmadığı dile getirildi. Ancak bunun yanında Türk ürünlerinin Avrupa pazarında fiyat politikaları nedeniyle rekabetçi olamadığı, bu noktada Tarım Bakanlığı desteklerinin önem taşıdığı söylendi. Zirai üretimde ilaç ve yakıtın yurt dışından ithalatı kur farklılıklarını ithalatçı için avantaja çeviremedikleri anlatıldı. AB’nin kendi üretim potansiyeline göre gümrükleme yapmasının Türk üreticiyi zor duruma düşürdüğü belirtildi ve son olarak tarım üretiminde etkin kooperatifleşmenin önemine dikkat çekildi.” Özoğlu sözlerini Türk Alman Ticaret ve Sanayi Odası’nın çalışmalarını anlatarak sonlandırdı.

Devres, bir tesis kurmadan önce çok geniş bir vizyonla düşünüp önce uluslararası sertifikaları almaya odaklanmak gerektiğini anlattı. Bir sertifika alırken nasıl en yüksek nota ulaşılabileceği düşüncesiyle hareket edilip tesisin de bu öngörü ile ilgili standartlarda kurulması tavsiyesinde bulunan Devres, kalite standartlarında AA+ notunun alınması halinde istenen her türlü kapının işletmeye açılabileceğini vurguladı.

Ardından meyve ve sebzelerin tüketimine değinen Onur Devres, bu ürünlerin neden soğukta saklanması gerektiğini anlattı. En önemli sebebin arz – talep dengesi olduğuna işaret eden Devres, ürün ile fiyat dengesinin sağlanabilmesi adına arz ve talep yoğunluğunun göz önünde bulundurulup sezonluk ürünlerin gerekirse soğukta saklanarak ürünün raf ömrünün uzatılabileceğini söyledi. Aynı zamanda kolay bozulabilir ürünlerin de soğukta saklanması gerektiğini anlatan Devres, soğukta saklamanın tedarik zincirinin de önemli bir halkası olduğunu anlattı. Soğukta saklamaya meyveler ve sebzeler gibi canlı ürünlerin, et, balık, süt yumurta gibi canlı olmayan ürünlerin ihtiyaç duyduğu gibi bakteri, küf ve maya gibi canlı kalmaya çalışan küçük canlıların yaşamasının önüne geçmek adına da önem taşıdığını anlattı. Ardından soğutma sistemlerinin nasıl seçilmesi gerektiği noktasında teknik bilgilendirme de yapan Devres, ürünün soğutulmaması halinde neler yaşanabileceğini, ürünün hangi sıcaklığa kadar ve hangi hızla soğutulması gerektiğini anlattı.

Günay: “Türkiye, dünya hava kargo trafiğinin merkezinde”

Türk Hava Yolları (THY) Adana Kargo Müdürü Muhammed Kadri Günay, ise hava kargo ile yaş meyve ve sebze taşımacılığı alanında verdikleri hizmetleri anlattı. İlk olarak yapılanmaları hakkında bilgi veren Günay, bünyelerinde 18 adet kargo uçağı, 92 adet geniş gövdeli uçak ve 221 adet dar gövdeli uçak olmak üzere toplam 331 adet uçak filosuna sahip olduklarını söyledi. 121 ülke ile dünyada en fazla ülkeye uçan, 251 dış hat noktası ile dünyada en fazla dış hat noktasına uçan THY Kargo’nun 305 nokta ile dünyanın en büyük 4’üncü uçuş ağına sahip olduğunu ifade eden Günay, Türkiye’nin dünya hava kargo trafiğinin merkezinde yer aldığını anlattı. 2018 yılında bir önceki yıla göre tonaj hacimlerinin yüzde 25’in üzerinde arttığını bildiren Günay, toplamda 1 milyon 413 bin tonluk taşıma gerçekleştirdiklerini söyledi. Ardından Afrika, Amerika, Asya Pasifik, Orta ve Güney Avrupa, Doğu Avrupa, Rusya ile Ortadoğu güzergahlarıyla ilgili detaylı bilgi paylaşan Günay, konuşmasını Adana Kargo Müdürlüğü hakkında verdiği bilgilerle sürdürdü. 55 kişilik ekiple çalıştıklarını ifade eden Günay, Adana ve Gaziantep çıkışlı direkt seferlerini ve yükleme kapasitelerini anlattı. “Depolarda güvenlik üst seviyede”

Adana’daki depolama alanları hakkında da bilgi veren Muhammed Kadri Günay, şunları söyledi: “7 bin metrekare büyüklüğünde Adana çıkışlı iç hat giden

Tarım Gıda Danışmanı

Tarım Gıda Danışmanı Prof. Dr. Onur Devres ise Konferansta,

“Operasyonel hizmetlerimizde çeşitli avantajlar sunuyoruz”

Operasyonel olarak verdikleri hizmetleri ise Günay şöyle özetledi: “Dış hatlarda ihracatçılarımı-

Türk Hava Yolları Adana Kargo Müdürü

Prof. Dr. Onur Devres

Devres: “Tesis kurmaya tersten başlanmalı”

çici depolama alanımız ise 2 bin metrekare büyüklüğünde. Depolarımızın güvenliğinin de üst seviyede olduğunu söyleyebilirim. 7/24 güvenliği sağlayan 17 silahlı güvenlik görevlimiz bulunuyor. Kargoların sürekli izlendiği CCTV sistemimiz bulunmakta. -5 ile +21 derece arasında ayarlanabilen 110 metreküp büyüklüğünde oda ile birlikte toplam 3 soğuk oda, termal battaniyeler, uçak altına kargo taşınırken kullanılan elektrikli, ısı dereceli kontenerler, yenilenen istif makinelerimiz bulunmakta.”

Muhammed Kadri Günay

“Meyve ve sebze neden soğukta saklanmalı?”

Okan Özoğlu

res, ‘TIR’a yükleyelim yolda soğur’ mantığı ile hareket etmenin yapılan en önemli hatalardan birisi olduğunu söyledi. Ürünün depolama sıcaklığında araca yüklenmesi gerektiğini vurgulayan Devres, “Soğutma kapasitesi 18 ton civarındaki ürünün sıcaklığını taşıma sıcaklığına indirmek için yeterli değildir. Ambalaj havalandırmaya uygun olmalıdır” diye konuştu. Sonuç olarak Türkiye’de yeni bir tesis kurarken işin uzmanından hizmet alınması yerine tanıdıklar aracılığıyla sonuca ulaşılmasının sıkıntı oluşturduğuna değinen Devres, hatalı kurulan bir tesisin işin profesyonellerinden hizmet alınması sırasındaki maliyetten çok daha yüksek olacağını söyledi.

“En büyük hata TIR’a yükleyelim yolda soğur”

Taşıma aşamasında yapılan hatalara da değinen Onur Dev-

ve ihracat deposuna sahibiz. Bin metrekare büyüklüğünde Adana varışlı iç hat gelen kargo muhafaza alanımız bulunmakta. Ge-

za ve ithalatçılarımıza en iyi hizmeti verme garantisi sunuyoruz. Bölgedeki kuryecilik trendi sebebiyle ödenen yüksek navlunların engellenmesini hedefliyoruz. İç nakliye tarafımızca ücretsiz koordine edilerek iç nakliye bedeli, İstanbul’da yüklü ardiyeler ödenmesinin engellenmesi adına çalışıyoruz. Yeni yapılan gümrük düzenlemesiyle beyannamelerin 1-2 gün içerisinde kapatılarak, ihracatçılarımızın teşvik ve vergi iadesinden zamanında faydalanmasının sağlanması önceliğimiz. İç hatlarda ise Adana’dan direkt seferlerimiz olan İstanbul Atatürk, İstanbul Sabiha Gökçen ve Ankara Esenboğa Havalimanlarına 2 saat içinde ulaşım sağlıyoruz. Türkiye’nin havalimanı olan diğer tüm illerine 5-6 saat içinde teslimat yapıyoruz. Tonajlı ve düzenli gönderilerde indirimli navlunlar sunuyoruz. Zaman zaman parsiyel kamyon fiyatlarından daha düşük navlunlarımız olabiliyor.” “Hava kargo ile meyve taşıması artıyor”

Türkiye’de hava kargo ile yaş meyve sebze ihracatına da değinen Muhammed Kadri Günay, hava kargo ile meyve taşımacılığının her geçen yıl arttığına dikkat çekti. 2016’da Türk Hava Yolları ile ortalama 2 bin 500 ton ihracatı yapılan yaş meyve sebze tonajının 2018’de yaklaşık 7 bin tona ulaştığını anlatan Günay, Çin ve ABD pazarının açılmasıyla bu tonajın çok daha artmasını beklediklerini söyledi. Hava kargo ile karışık meyve, kiraz, karışık sebze, incir, erik, kayısı, çilek, marul, mantar, nar, limon, kavun gibi çok geniş yelpazede ürün taşındığına değenin Günay, “Gümrüklü havalimanları arasında en çok hava kargo ile yaş meyve sebze taşıması Adana’dan yapılmaktadır. Tüm Türkiye incelendiğinde Hong Kong, Suudi Arabistan, Seyşeller, Norveç ve Singapur hava kargo ile en çok meyve taşınan destinasyonlar arasında gösterilmektedir” dedi. Ülke bazında da değerlendirme yapan Günay, şehir olarak bakıldığında 2018’de Adana çıkışlı en çok meyve sebzenin hava kargo ile taşındığı noktanın Hong Kong olarak görüldüğünü anlattı. Özellikle Suudi Arabistan, Singapur ve Malezya’nın diğer önemli destinasyonlar arasında gösterilebileceğini kaydeden Günay, “Her geçen yıl hava kargo ile taşınan ürün gamı, ürün çeşitliliği artıyor. Özellikle geçen sene sebze çoğunlukta olmak üzere meyve taşıması yapılan Maldivler, Seyşeller, Mauritius gibi pazarlar hala gelişime açıktır” değerlendirmesini yaptı.


6

YIL: 21 | SAYI: 377 | 9 - 22 Haziran 2019 | www.mtso.org.tr

K

uzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni (KKTC) Gayri Safi Yurt İçi Hasılası (GSYİH) içinde, tarım sektörü yüzde 8,5, sanayi sektörü yüzde 9,4, inşaat sektörü yüzde 9,6 ve hizmetler sektörü yüzde 60,8’lik pay alıyor. Turizm ve eğitim sektörleri ise en büyük gelir kaynağı olarak gösterilebilir. Ülkede sadece belirli sanayi dallarında üretim mevcut. Dış ticaret açısından bakıldığında ise ülkenin büyük dış ticaret açığına sahip olduğu söylenebilir. KKTC pazarında potansiyel taşıyan sanayi ürünlerine değinilecek olursa öne çıkan ürünleri şu şekilde sıralamak mümkün: Demir-çelik çubuklar ve borular, ilaç, plastik boru, mobilya, demir – çelik inşat ve aksamı, buzdolabı dondurucu ve soğutucular, alüminyum profil, deterjan, gübre, seramik karo, izole kablo ve teller, mücevherat, tuvalet kağıtları ve hijyenik havlular, kağıt ve karton ambalaj, hazır giyim. KKTC pazarında potansiyel taşıyan tarım ve gıda ürünleri arasında ise alkollü ve alkolsüz içecekler, bisküvi, süt ürünleri, ayçiçeği yağı, çikolatalı mamuller, et ve et ürünleri, makarna, yaş sebze ve meyve, balık, hayvansal yağlar, salça, margarin, kabuklu meyveler yer alıyor. Coğrafi konum Kıbrıs, Akdeniz’in Sicilya ve Sardunya’dan sonra üçüncü büyük adasıdır. KKTC’nin toplam yüzölçümü 3 bin 355 km2’dir ve adanın üçte birine karşılık gelir. Yaklaşık olarak ada sahillerinin yarısı KKTC sınırları içerisindedir. KKTC’nin kuzeyinde 65 km mesafede Türkiye, doğusunda 112 km mesafede Suriye, 267 km mesafede İsrail ve 162 km mesafede Lübnan, güneyinde Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve 418 km mesafede Mısır, batısında ise 965 km mesafede Yunanistan yer alır. Başkent Lefkoşa Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin en büyük kentidir. Deniz kıyısında yer alan Gazimağusa ve Girne de diğer önemli kentlerdir. Güzelyurt ve Lefke ise geniş narenciye bahçeleri ile ünlü iki şehirdir. KKTC’de ekilebilen %45 verimli arazinin %20’si sulanmaktadır. KKTC genelinin %20’si ormanlık alan olup yoğun bir ağaçlandırma programı devam eder. Kuzey Kıbrıs’ın iklimi tipik bir Akdeniz iklimidir. Yazları uzun ve kurak, kışları ise yağmurludur. Yıllık ortalama sıcaklık 19 derecedir. Yaz ortası sıcaklık 40 derece civarında seyreder. Kışın hava oldukça yumuşaktır ve yıllık ortalama 500 mm yağmur düşer. Nüfus ve işgücü yapısı 17 Aralık 2012’de açıklanan 2011 Nüfus ve Konut Sayımı ilk kesin sonuçlarına göre KKTC’nin nüfusu 286 bin 257’dir. Ekim 2011 tarihli Hanehalkı İşgücü Anketi sonuçlarına göre KKTC genelinde toplam istihdam 97 bin 103 kişidir. İşsiz sayısı ise 10 bin 411 kişi, işsizlik oranı ise %9,7’dir. Ekonomik yapı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ekonomisinin büyük kısmı ticarete, yani ithalata dayanır. Üretim girdileri ve tüketim maddeleri büyük oranda ithalat yoluyla sağlanır. Bu nedenle TL’nin döviz karşındaki değeri, üretim maliyetleri ve ürün fiyatları üzerinde etkilidir. KKTC’nin 2015 yılında 3,74 milyar dolar olan GSYİH’sının 2016 yılında 3,84 milyar dolara yükselmiştir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ekonomisinde 2010-2011 yıllarında gerçekleşen %3.7 ve %3.9’luk büyümenin ardından 2012 ve 2013 yıllarında büyüme yavaşlayarak devam etmiş, GSYİH reel olarak sırasıyla %1.8 ve %1.1 artmıştır. 2014 ve 2015 yıllarında ise GSYİH reel olarak sırasıyla %4.9 ve %4.0’lük artış göstermiştir. Kuzey Kıbrıs’ın 2016 yılında %2,4 oranında 2017 yılında da %5,0 oranında büyüdüğü tahmin edilir. ABD Doları bazında ise, 2013 yılında 15,357 dolar olan kişi başına düşen GSYİH, 2014 yılında 15,109 dolara 2015 yılında ise 13,737 dolara gerilemiştir. KKTC’de kişi başına düşen milli gelirin 2016 yılında 12 bin 135 dolar olduğu bilinmektedir. GSYİH içinde, tarım sektörü %8,5, sanayi sektörü %9,4, inşaat sektörü %9,6 ve hizmetler sektörü %60,8 oranında pay alır. Turizm ve eğitim sektörleri büyük gelir kaynağıdır. Ülkede sadece belirli sanayi dallarında üretim mevcuttur. Dış ticaret açısından bakıldığında ülke büyük dış ticaret açığına sahiptir. 2016 yılı itibarıyla 105,5 milyon dolarlık ihraca-

MTSO 06 CMYK

Eğitim ve turizmle öne çıkan ülke:

Damascus ırkı yaygındır. Kanatlılardan ise yerli ırk tavuklarla birlikte yumurta ve et tavuğu olan Ross ırkı yaygındır. Su ürünleri KKTC’de beslenmedeki yeri ile ithal ikamesi yaratabilecek kapasiteye sahip olması bakımından balıkçılığın önemi bulunmakla beraber Karpaz Bölgesi dışındaki kıyılarda balık stoklarının az olması ve açık deniz balıkçılığının yapılamaması nedeniyle bu sektörün milli gelire olan katkısı sınırlı ve beklenen düzeyin altındadır.

Akdeniz’in Sicilya ve Sardunya’dan sonra üçüncü büyük adası olan Kıbrıs’ın yaklaşık 3’te 1’ini Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti oluşturuyor. Ülke özellikle turizm ve eğitim sektörlerindeki gücüyle öne çıksa da tarım ve sanayi de potansiyel sektörler arasında sıralanabilir.

ta karşılık 1,6 milyar dolarlık ithalata sahiptir.

Dış ticaret K.K.T.C’de ihracat sektörü uluslararası arenada uygulanan izolasyonlar ve ambargolar nedeniyle ciddi sorunlarla karşılaşmaktadır. Özellikle AB Adalet Divanı tarafından alınan kararlar birçok ürünün AB’ye ihracatını engellemiştir. Fakat Türkiye’nin sağladığı pazar olanakları ve diğer destekler ile ihracat sektörü ayakta durmaya çalışmaktadır. K.K.T.C’nin 2016 yılı ihracatı bir önceki yılın aynı dönemine göre % 11 oranında düşüş göstererek 105,5 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. Dış ticaret açısından bakıldığında ülke büyük dış ticaret açığına sahiptir. 2017 yılı itibarıyla 106 milyon dolarlık ihracata karşılık 1,8 milyar dolarlık ithalata sahiptir. K.K.T.C’nin ihracatı K.K.T.C’nin ihraç ettiği başlıca ürünler; süt ürünleri, narenciye, rakı, hurda metal, narenciye konsantresi, piliç eti, patates, alçı taşı, hazır giyim, meşrubat ve meyve suyu, sebzeler, deriler ve yumurtadır. KKTC ihracatının önemli bir kısmını Türkiye’ye gerçekleştirmektedir. 2017 Yılında gerçekleşen toplam ihracatın % 60.4’ü Türkiye’ye, % 7.9’zu AB ülkelerine, % 1.6’sı Diğer Avrupa Ülkelerine, %21.1’i Orta Doğu Ülkelerine, geriye kalan % 9’luk kısmı da Diğer Ülkelere yapılmıştır KKTC’nin ithalatı KKTC’nin ithalatında önemli paya sahip ürünler yakıtlar, taşıt araçları, arpa, hayvan yemleri, boru ve aksamı, inşaat demiri, ilaçlar, alkollü içkiler, sanayi tipi makineler, mobilya ve aksesuarları, LPG gazı, telefon cihazları, cep telefonu, süt ürünleri, mısır, oto aksamı, sigara, bilgi işlem makineleri, plastik ürünler, meşrubat ve meyve suları, elektrik malzemeleri, taze meyveler, kozmetik ürünleri, temizlik malzemeleri, alüminyum profil, elektrik santral sistemleri, buğday, tıbbi cihazlar, elektrikli ev eşyaları, oto lastikleri, deri ayakkabılar ve klima cihazlarıdır. KKTC ithalatının yaklaşık %6570’ini Türkiye’den gerçekleştirir. Güney Kıbrıs ile ‘Yeşil Hat Tüzüğü’ kapsamında ticaret KKTC ile Güney Kıbrıs arasındaki ticaret “Yeşil Hat Tüzüğü”ne tabidir. AB Konseyi, “Yeşil Hat Tüzüğü” olarak da anılan KKTC toprakları ile Güney Kıbrıs arasında mal, hizmet ve kişilerin dolaşımı konusunu düzenleyen tüzüğü 29 Nisan 2004 tarihinde kabul etmiştir. Söz konusu Tüzük 17 Şubat 2005 tarihinde tadil edilmiştir. Yeşil Hat Tüzüğü uyarınca Kuzey Kıbrıs’ta üretilen ürünlerin Güney Kıbrıs’a satışı Kıbrıs Türk Ticaret Odası’nın vereceği Refakat Belgesi (Accompanying Document) beraberinde mümkün olmaktadır. Bu ürünler herhangi bir gümrük vergisine veya eş etkili mükellefiyete tabi olmamaktadır.

Söz konusu ürünlerin Refakat Belgesi alabilmeleri için; Tamamen Kuzey Kıbrıs’ta yetiştirilmeleri (her türlü sebze, meyve, taş, maden vs. gibi) veya Hammaddesinin yurtdışından gelmesi durumunda ise Kuzey Kıbrıs’ta işleme tabi tutularak ve yeterli katkı sağlanarak yeni bir ürün elde edilmesi gerekmektedir. Bu menşe tespit kuralları genel kurallardır. Başta tekstil ürünleri olmak üzere, bazı ürünlerin menşe tespitinde uygulanacak istisnai kriterler mevcuttur. İthal hammaddeye yapılacak aşağıdaki uygulamalar refakat belgesi almaya yeterli değildir: Ürünün nakliye veya muhafaza anında korunmasına yönelik uygulamalar (havalandırma, ayırma, kurutma, hasarlı ürünlerin ayrılması vb). Tozların alınması, elenmesi, düzenlenmesi, eşleştirilmesi, birleştirilmesi gibi basit işlemler, yıkanması, kesilmesi. Yeniden paketleme, parçalara ayırma; torba, kasa, kutu vs. ile paketleme ve bunun gibi paketleme işlemleri, marka, etiket ve bunun gibi ayıraçların ürün veya paketler üzerine konması. Ayrı ayrı ithal edilen parçaların yeni bir ürün oluşturacak şekilde birleştirilmesi. Bu bahsi geçen işlemlerden bir veya birkaçının yapılması. Bu kurallara uysa dahi, Güney Kıbrıs’a Yeşil Hat Tüzüğü kapsamında satışı yapılamayacak istisnai ürünler ise şunlardır: Canlı hayvan ve hayvansal ürünler (balık hariç), süt ürünleri, Türkiye’den gelen veya Türkiye menşeli fıstık, fındık ve bunları ihtiva eden ürünler. Ekilmek üzere gönderilen canlı bitkiler. Yeşil Hat Tüzüğü kapsamında yukarıdaki koşullar çerçevesinde ‘ticari mal’ satışının yanı sıra, 18 Haziran 2008’de yapılan Tüzük değişikliği uyarınca aşağıdaki eşyalar geçici olarak Güney Kıbrıs’a geçirilebilir: Hattı geçen kişilerin seyahatleri için makul bir gereklilik arz eden kişisel eşyalar ve spor ekipmanları. Nakliye vasıtaları. Mesleki ekipmanlar. Tamir edilme amacı ile geçirilecek eşyalar. Teşhir amaçlı (sergi, fuar gibi organizasyonlarda kullanılmak üzere) eşyalar. Geçişte beyan edilecek amaç dahilinde yukarıda belirtilen eşyalar Güney Kıbrıs’ta en fazla 6 (altı) ay kalabilir. Yeşil Hat Tüzüğüne ilişkin en güncel bilgiler Kıbrıs Türk Ticaret Odası web sayfasında (www.ktto.net) yer alır.

Türkiye ile ticaret Genel durum K.K.T.C’nin dış ticaretinde en önemli paya sahip ülke Türkiye’dir. Türkiye’nin K.K.T.C’ye ihracatı 1 milyar dolar civarında gerçekleşir. K.K.T.C’nin Türkiye’ye ihracatı ise son yıllarda 40-80 milyon dolar arasında değişmektedir. Türkiye’nin 2018 yılında ihracatı %12 artarak 1,2 milyar dolar olmuş; ithalatı ise %1,5 artarak 68 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. Türkiye’nin KKTC’ye ihracatı Türkiye’nin KKTC’ye ihracatında ilk sırayı 377 milyon dolar ile petrol ürünleri alır. Türkiye’nin ihracatında önemli paya sahip diğer ürünler; demir/çelik çubuklar, ilaçlar, alkollü ve alkolsüz içecekler, oturmaya mahsus mobilyalar, çimento, mücevherler, alüminyum çubuk ve profillerdir. Türkiye’nin KKTC’den ithalatı K.K.T.C tarafından Türkiye’ye ihraç edilen başlıca ürünler peynir (hellim, kaşar peyniri, lor), narenciye, patates, demir-çelik döküntü ve hurdalarıdır. Genel Sektörler Tarım KKTC yaklaşık 1,4 milyon dönümlük tarımsal arazi potansiyeline sahiptir. Bu potansiyelin yaklaşık %60’ı tarımsal faaliyetler için kullanılır. Bitkisel üretim tahıl, yemlik ve leketmit baklagil, sebze, bostan, endüstri bitkileri, meyveler, bağlar ve turunçgillerden oluşur. Ekilen arazinin ürün çeşidine göre dağılımında tahıl arazisi %45’lik payla birinci sıradadır. Bunu sırasıyla yemlik baklagil, meyve ve turunçgil alanları ta-

kip eder. Ekonomik olarak değerlendirilen tarım arazisinin ise yaklaşık 72,532 dönümü (%8,5’i) sulu ziraatta kullanılır. Yarı kurak iklim koşullarına sahip olan ülkede su kaynakları, tarımsal arazi varlığı ve elverişliliği gibi önemli faktörlerin sınırlılığı tarım sektörünün gelişmesini olumsuz etkiler. KKTC’de ihtiyaç duyulan suyun büyük kısmı yeraltı sularından karşılanır. Yıllık yağışların 350-400 mm. gibi düşük bir düzeyde olması ve yeraltı suyunun aşırı ve kontrolsüz kullanımı su seviyelerinin devamlı azalmasına, bazı bölgelerde tehlikeli boyutlara ulaşmasına ve tuzlanmaya neden olur. Bölgede mevcut su kaynaklarından aşırı çekimin önlenmesi ve bu kaynaklardan en iyi şekilde yararlanılmasına olanak sağlanması adına halen geleneksel yöntemlerle sulanan tarımsal arazilerde süratle modern sistemlere geçilmesi gerekir. Ayrıca depolama, nakliye, pazarlama, kredi, hastalıklarla mücadele sorunlarının yanı sıra teknolojik eksiklikler, tarımsal araştırma ve adaptasyon çalışmalarının eksikliği ile yetersiz ve pahalı girdi kullanımının yarattığı sorunlar tarım sektörünün gelişimini olumsuz etkiler. KKTC’de mevcut tarımsal makine parkının çeşitliliği ve makinelerin genellikle ekonomik ömrünü tamamlamış olması, makinelerde gereksinim duyulan yedek parça çeşit ve miktarlarını büyük oranda artırır. Hayvancılık KKTC’de hayvan sayıları, sayı açısından doyum noktasına yaklaşmış olmakla beraber, hayvan başına elde edilen verim hedeflenen düzeye ulaşamamıştır. Bunun başlıca nedenleri olarak; pedigrili ve genetik özellikleri yüksek hayvan sürülerinin oluşturulmaması ile çevre faktörleri ve bakım-beslenme koşullarının yeterli düzeyde olmaması sayılabilir. Tarımı gelişmiş ülkelerde tarımsal üretimin büyük kısmı hayvancılıktan elde edilirken KKTC’de hayvancılık üretiminin toplam tarımsal üretim içindeki payı %35 ile %50 dolaylarında seyreder. Hayvancılık alt sektörü sığırcılık, koyunculuk, keçicilik ve kanatlılardan oluşur. KKTC’de sığır türünden et ve süt kombine ırkı olan Siyah-Beyaz Frisian, koyun türünden ivesi, sakız, yerli ve bu ırkların melezleri ve keçi türünden ise yerli kıl keçisi ile

Sanayi KKTC’nde sanayi işletmeleri, ülkenin ekonomik ve doğal yapısı gereği, küçük ve orta büyüklükteki işletmelerden oluşur. KKTC sanayi faaliyetleri, çok fazla kuruluş sermayesi gerektirmeyen, daha geniş tüketim payı olan ve ilk yatırımı daha çabuk geri ödeyen hafif sanayi alanlarında yoğunlaşmıştır. Mobilya, PVC, alüminyum ve cam, temizlik ürünleri, plastik, tekstil, metal işleme gibi ürün ve sektörler özellikle turizm sektörüne ve iç tüketime yönelik sektörler olarak gelişme göstermiştir. Bu işletmeler büyük çoğunlukla aile şirketleri halinde faaliyet gösterir. Eylül 2001 itibariyle yürürlüğe giren 47/2000 sayılı Yatırımları Teşvik Yasası ile sektöre sağlanan finansal ve diğer teşviklerin özel sektör yatırımlarında beklenen gelişmeyi özellikle 2004 ve 2007 dönemi rakamlarına yansıdığı görülür. Türkiye - KKTC arasında sürdürülen KKTC’nin kalkınmasına yönelik çabalar çerçevesinde sanayi sektörüne aktarılması öngörülen finansal teşviklerin KKTC Kalkınma Bankası aracılığı ile kullandırılması yatırım ikliminin canlı tutulmasında önemli rol oynar ve sektör üzerinde olumlu etki yaratır. Bu çerçevede sektöre aktarılan finansal teşviklerin artırılarak sürdürülmesi önemlidir. Turizm KKTC’de yatak kapasitesi 2012 yılı sonu itibarıyla 19bin 867 yatakla en yüksek seviyesine ulaşmıştır. Konaklama tesislerinin doluluk oranı yıl ortalaması dikkate alındığında %50’lerin altında kalırken, yaz sezonunda %65’ler dolayında gerçekleşir. %75’lere nadiren ulaşmaktadır. KKTC’ye gelen turist sayısı 2012’de 1 milyon 88 binden 2013’te %5,9 artışla 1 milyon 152 bine ulaşmıştır. 2013’te gelen turistlerin 856 binini T.C. vatandaşları oluşturmuştur. T.C. vatandaşlarının dışında en çok gelenlerden %18’ini İngilizler, %13’ünü ise Almanlar oluşturur. Bankacılık KKTC’de resmi para birimi Türk Lirası’dır (TL). Gerçek ve tüzel kişilerin döviz bulundurması, dövizle tasarruf yapması, dövizi bir mübadele aracı olarak kullanması ve ödeme emri ve akitlerindeki rakamları döviz ile ifade etmesi serbesttir. KKTC’deki resmi işlemlerde esas alınacak kurlar Merkez Bankası’nca günlük olarak belirlenir ve Resmi Gazete’de yayımlanmak suretiyle ilan edilir. Bankalar, döviz büroları ve Merkez Bankası, kendi işlemleri maksadıyla döviz alış ve satış kurlarını serbestçe belirler. KKTC’de gelişmiş bir bankacılık sistemi vardır. Merkez Bankası ve Kalkınma Bankası’na ek olarak 24 tane ticari banka 14 tane de off-shore banka bulunur. Bankalar, döviz bulundurmak, ithalat ve ihracat işlemlerinde aracı kurum olarak faaliyet göstermek, döviz mevduatı kabul etmek, döviz alım-satımı yapmak, döviz ödemeli bono satışında aracılık yapmak, döviz olarak kredi vermek, para ve döviz piyasalarına aktif olarak katılmak, uluslararası bankacılık kurallarına uygun her türlü işlemi döviz ile yapmakta serbesttir. Kaynak: Ticaret Bakanlığı


7

YIL: 21 | SAYI: 377 | 9 - 22 Haziran 2019 | www.mtso.org.tr

Kızıltan: “Odak noktamız güçlü iletişim olacak” sonrasında da kendi sektörlerini temsil eden komite üyelerinin bire bir ziyaretini ve sorunları yerinde tespit etmesini bekliyorlar. Yoksa Oda’nın kendilerini en iyi şekilde temsil ettiğine dair bir tereddütleri yok” ifadelerini kullandı. İzol: “Her Komite, üyesini Oda’ya davet etsin” MTSO Meclis Başkanı Hamit İzol ise toplantıda yaptığı konuşmada Komitelere büyük görevler düştüğüne dikkat çekti. “Yarın seçim günü gelip de üyelerin karşısına geçtiğinizde ben komite üyeliğine talibim dediğinizde size sıcak bakmalarını Oda sağlayamaz, ancak siz sağlayabilirsiniz” diyen İzol, senede bir kez de olsa her komitenin üyelerini bir kez Odaya davet etmesi tavsiyesinde bulundu. Bunun için sektörü ilgilendiren konularda en az yılda bir kez geniş katılımlı toplantı düzenlenmesi önerisini dile getiren İzol, konunun uzmanlarının davet edileceği bu toplantılarla insanlar arası iletişimin artabileceğini ve kişilerin kendisini Oda’nın bir parçası olarak görebileceğini söyledi.

Meslek Komitesi Üyeleri arasında yapılan Oda Beklenti Anketi sonuçlarını değerlendiren MTSO Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Kızıltan, sonuçlarda en çok talebin Oda ile üyeler arasındaki iletişimin güçlü tutulması noktasında geldiğini belirterek, “Önümüzdeki süreçte üye iletişim ve ilişkileri odak noktamız olacaktır. Çünkü üyelerimiz için varız” dedi.

M

ersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Komite Başkanları İstişare Toplantısı düzenlendi. Toplantıda Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) desteği ile yürütülen Oda Kapasite Geliştirme Projesi kapsamında fonlanan Oda bünyesindeki 41 Meslek Grubu’na özel düzenlenen anket sonuçları değerlendirilip, söz konusu proje kapsamında yürütülen çalışmalar hakkında bilgi verildi. Toplantının açılışında konuşan MTSO Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Kızıltan, Oda hizmet stratejisinde en etkin yönlendirici güç olarak Meslek Komitelerinin çalışmalarını ve önerilerini göstererek, bu önerilere en sağlıklı şekilde ulaşabilmek adına anket çalışması düzenlediklerini anlattı. Meslek gruplarını faaliyet kodlarına göre temsil edebilecek oran olarak seçilen 2 bin 667 üyeyi tek tek ziyaret ederek anket düzenlediklerini bildiren Kızıltan, Komite Üyelerinin talepleri doğrultusunda gerçekleşen bu anket çalışmasının tamamlandığını dile getirdi. Sonuçların toplantıda genel olarak anlatılacağını, detayların ise komite toplantılarında komite başkanları eşliğinde üyelerle paylaşılacağını kaydeden Başkan Kızıltan, şunları söyledi: “Belirtmek isterim ki, anketlerde üyelerin önemli bir çoğunluğunun bizlerden ortak dileği, Oda ile üye arasındaki iletişimin güçlü tutulmasıdır. Üye iletişim ve ilişkileri Oda olarak odak noktamız olacaktır. Çünkü biz üyelerimiz için varız. Bugün itibariyle toplam üye sayımız 23 bini aştı. Bunun 17 bini faal ve 6 bin 400’ünün üyeliği askıda. Bu büyüklükteki bir sayıyı bizlerin ne Yönetim Kurulu olarak, ne de Oda Meclisi olarak ziyaret etmemiz mümkün görünmüyor. Üyemize en etkin şekilde ancak Meslek Komitelerimiz aracılığıyla dokunabiliriz. Birlikte toplantılar düzenleyelim, birlikte üyelerimizi ziyaret edelim, gelin birlikte üyelerimize nasıl dokunacağız, onların sorunlarını nasıl ilgili mercilere ileteceğiz bunun planlamasını yapalım.” Komite ve Meclis Üyelerinin tümünün sektörlerini geliştirmek adına göreve gönüllü olarak talip olduğunu hatırlatan Kızıltan, görevin en iyi şekilde yapılması için de Komite Başkanlarını birlikte çaba harcamaya davet etti.

MTSO 07 CMYK

“Her etkinlikte birlikte hareket etme gücümüzü göstermeliyiz” Ardından anket sonuçlarını değerlendiren Başkan Kızıltan, ilk olarak ‘Oda hizmetlerinden yıllık olarak faydalanma sıklığınızı belirtiniz’ sorusuna değindi. Üyelerin neredeyse yarısının bu soruya olumlu anlamda birçok kez yararlandığı yanıtını verdiğini kaydeden Kızıltan, “Ama neredeyse yarısı da yararlanmadığını ifade etmiş. Bu konuya önemle eğileceğiz. Her etkinliğimizde birlikte hareket etme gücümüzü göstermek zorundayız” dedi. MTSO’nun gerçekleştirdiği faaliyetler kapsamında sahip olduğu yetkinlikler beklenen standartları karşılıyor mu? Sorusuna ise üyelerin yüzde 70’inin evet, yüzde 17’sinin hayır ve yüzde 13’ünün ise fikrim yok dediğini paylaşan Başkan Kızıltın, “Odamızın yetkinliği çok iyi noktada olsa da amacımız her üyemizin gözünde bu olumlu imaja sahip olmaktır” ifadesini kullandı. “Amacımız sadece üyeye dokunan değil, katkısını da alan bir Oda olmak” ‘MTSO Meslek Komitenizin işletmenizi temsil etme düzeyini değerlendiriniz’ sorusuna ise üyelerin yüzde 72’sinin yeterli, yüzde 23’ünün yetersiz, yüzde 5’inin de bilgisi olmadığı yönünde yanıtlar geldiğini dile getiren Kızıltan, amaçlarının daha çok temsil edilen bir sektör yapısı oluşturmak olduğunu vurguladı. ‘MTSO Meslek Komitelerinin etkili çalışması için beklenti ve önerilerinizi belirtiniz’ sorusuna ise üyelerin yüzde 53’ünün ‘bir fikrim yok’ dediğini bildiren Kızıltan şunları söyledi: “Yüzde 18’i faaliyetlere ilişkin daha fazla bilgilendirme yapılmalı diyerek, üye ile sürekli iletişim içinde olunmasını talep etmiş. Yüzde 7,3’ü Komitelerimizin daha aktif çalışılması gerektiğini söylemiş. Yüzde 6,2’si çalışmalarına devam etsinler, memnunum demiş. Yüzde 5,2’si daha fazla seminer, toplantı gibi etkinlikler yapılmasını talep etmiş. Sadece üyeye dokunan bir Oda değil, üyelerinin katkısını alan bir Oda olmak amacımız olacaktır. Her üyenin katkısına ihtiyacımız var.”

“Amacımız sıfır hataya ulaşmak” Anketlerde MTSO’ya üye olmanızın işletmenize sağladığı hizmetler açısından memnuniyet düzeyeni ölçen soruya ise üyelerin yüzde 74’ünün yeterli olduğunu, yüzde 21’inin yetersiz gördüğünü anlatan Kızıltan, bunların nedenlerini Meslek Komiteleri ile birlikte araştıracaklarını anlattı. ‘Genel olarak Odamızın İşletmenizi temsil düzeyi nasıl’ sorusuna ise üyelerin %75’inin ‘MTSO beni temsil edebiliyor’ yanıtını verdiğini kaydeden Kızıltan, yüzde 21’inin temsiliyette yetersiz kalıyor dediğini, yüzde 4’ünün ise “bilmiyorum” dediğini anlattı. “Olumlu olan göstergeler bizi sevindirse de, amacımız sıfır hatayla, her bir üyemizi temsil eden, her bir üyemizle tam iletişim içinde olan, her bir üyemizin memnun olduğu ve parçası olmaktan gurur duyduğu bir Oda olmaktır” diyen Başkan Kızıltan, bu hedeflere ulaşabilmenin temelinde Meslek Komiteleri’nin işbirliğinin yattığını vurguladı. Özyamanoğlu: “Üyeler yüz yüze görüşme istiyor” Ekonomik Araştırmalar Servisi Müdürü Aslı Özyamanoğlu ise toplantıda Üye Beklenti Anketi sonuçlarını değerlendirdi. Üyelerin beklenti ve önerilerini tespit etmek, ticari faaliyetlerini yerine getirirken karşılaştıkları sorunları belirleyebilmek, daha etkin hizmet sunabilmek adına bir saha çalışması gerçekleştirdiklerini anlatan Özyamanoğlu, 2 bin 700 firma ile bire bir görüştüklerini söyledi. Çalışmanın 3 bölümden oluştuğunu kaydeden Özyamanoğlu, ilk bölümde firmaların yapısal özelliğinin incelendiğini, ikinci bölümde ticari faaliyetlerinde, tedarik zincirlerinde, sektörde yaşadıkları sorunların tespit edildiğini, swot analizi yapıldığını, son aşamada da Komitelerden ve Odadan üyelerin beklentilerini öğrenmeye çalıştıklarını söyledi. Üyelerin büyük bölümünün kendileriyle yüz yüze görüşülmesini, sorunlarının kendilerinden bire bir dinlenmesini talep ettiğini belirten Özyamanoğlu, “Bizim ziyaretlerimizde dahi çok mutlu oldular. Geleceğe dair umutlandılar. Bundan

Araç: “Komite üyelerimizden daha çok destek bekliyoruz” MTSO 19 No’lu Yük ve Eşya Taşımacılığı Meslek Komitesi Başkanı Muazzez Araç, toplantıda yaptığı konuşmada tüm komite üyelerinin aynı özveriyle çalışması gerektiğinin altını çizdi. Araç, “Komite olarak bir plan dahilinde üyelerimizi ziyaret edip sorunları her ne kadar bilsek dahi bir de onların ağzından dinlememiz gerekiyor, tabi ki bunu tek başımıza değil, tüm Komite ve Meclis üyelerimizle yapmalıyız, bu nedenle Meclis Üyelerimizden destek bekliyoruz” diye konuştu. Attila: “Nace kodlarına bir düzenleme getirilmeli” MTSO 6 No’lu Toptan Gıda ve Muhtelif Ticaret Meslek Komitesi Başkanı Sadık Erhan Attila ise Nace kodları ile ilgili yaşadıkları sıkıntıları dile getirdi. Nace kodlarının doğru belirlenmemiş olması nedeniyle üyelere ulaşmakta zorlandıklarına dikkat çeken Attila, “Her komitede farklı firmalar var. Aslında bizim sektörde gözükmesine rağmen bizim sektörde olmayan 180 tane farklı nace kodunda ulaşamadığımız firma var. Komite olarak bu kodlar bizim elimizde olmayınca diyalog kuramıyoruz. Biliyoruz ki bu kodlar maliyenin sorumluluğunda, ama bundan sonra yapılacak anket çalışması ya da başka yöntemlerle belki doğru kodlar belirlenebilir” diye konuştu. Şan: “Sağlıklı ve hızlı iletişimi whatsapp gruplarıyla kuruyoruz” MTSO 18 No’lu Gümrük Müşavirliği Hizmetleri Meslek Komitesi Başkanı Zeki Şan ise üyelerle en yakın teması kuran komitelerden birisi olduklarını belirterek, şunları söyledi: “Odamız iletişim konusunda bize kalırsa oldukça başarılı. Etkinleri, programları bir hafta önceden yayınlıyor. Bizler komite olarak elimizden geldiği kadar katılıyoruz ama üyelerin de bu konuda çalışması lazım. Biz üyelerimizle iç iletişimi whatsapp grubumuz kanalıyla yürütüyoruz. Aralıklarla üyelerimizi ziyaret edip sorunlarını dinliyoruz. Ancak bir tek bizim çabamız yetmiyor. Odamız gerek yönetimiyle gerekse çalışanlarıyla kendilerine ulaşan tüm sorunları elinden geldiğince çözmeye gayret gösteriyor. Bu nedenle sorunları tespit edip üzerine gidilmesi önemli. Her bir komitede 5 ya da 7 kişi var. Her bir üye 10 – 20 firma temsilcisine ulaşsa üyelerimizin hemen tümüne dokunmuş oluruz. MTSO Yönetimi demek, biz demektir. Komitelerden aldıkları bilgiler çerçevesinde kararlar

alıyorlar. Bu nedenle diyalogu artırmamız önemli.” Aslan: “Bizler de sekretarya hizmeti almalıyız” MTSO 35 No’lu Geri Dönüşüm, Plastik ve Kimya Meslek Komitesi Başkanı Gül Zeynep Aslan ise toplantıda Proje Kapsamında Danimarka Sanayi Konfederasyonu’na gerçekleştirdikleri ziyaretin detaylarını anlattı. Ziyarette Danimarka Sanayi Konfederasyonu’nun bünyesindeki Komitelerin çalışmaları hakkında bilgi verdiğini kaydeden Aslan, şunları söyledi: “Danimarka Sanayi Konfederasyonu’nun 11 binden fazla üye firması var. Yüzde 89’unda yüzden az personel çalışıyor. Kendi aralarında sektörlere göre birliktelikler yapmışlar. Komiteleri yılda 4 kez toplantı yapıyor ve bu toplantılar yaklaşık 2 – 2,5 saat sürüyor. Bu toplantılarda sorunlarını tespit ediyorlar ve çözümü için de programlama yapıyorlar. 3 ayda bir şu kişilerle görüşeceğiz, şöyle seminer, konferanslar düzenlenmeli şeklinde yol haritası belirliyorlar. Hedefe ulaşmak adına ilgili iş gezileri ve fuar katılımları gerçekleştirilmesi gerektiğini saptıyorlar. Bana bu çalışmalarda ağırlıklı olarak sekretarya işi var gibi geldi. Bizim de MTSO’dan bu tür bir yardım almamız gerektiğine inanıyorum. Toplantılarında ortak sorunlar çözülüp networkün organizasyonunu yapıyorlar. Bir hafta öncesinden program belli oluyor ve gelen tüm komite üyelerine neler konuşulacağını bildiriyorlar. Çıkan aksaklıkları konuşup bir sonraki toplantıya kadar nasıl çözüleceğine karar veriyorlar. Bunu kendi komitelerimize de uyarlayabiliriz. Örneğin benim komitemin zayıf yönlerinden birisi gümrük işlemleri. Gümrüğü en çok ithalatçılar ve ihracatçılar kullanıyor. Biz de gümrükle ilgili sorunları çözmek adına ithalat ve ihracatçıları da dahil ettiğimiz ayrı bir birlik kurabiliriz. Bu birlik aracılığıyla sorunların çözümü adına çalışabiliriz. Proje kapsamında tüm komitelerin güçlü ve zayıf yanları belli oluyor. Ben de kendi komitem için bu çalışmayı yapacağım. Eksik yönleri üyelerle tartışıp tespit ederek ardından çözümü adına programlı çalışacağız.” Mortensen: “Öncelik odak nokta belirlenmeli” Danimarka Sanayi Konfederasyonu Kıdemli Uzmanı Alan Mortensen ise Danimarka’daki komitelerin nasıl çalıştığını anlattı. Bir yıl boyunca gerçekleştirdikleri faaliyetleri 3’er aylık periyodlarda 4 çeyreğe böldüklerini kaydeden Mortensen, önceliği odak noktalarını belirlemeye verdiklerini söyledi. Her yıl bir sorun belirlendiğini ve bu sorunun çözümüne odaklı çalışıldığını kaydeden Mortensen, yıl içinde yaptıkları toplantılarla bir yol haritası belirleyip hedefler koyduklarını anlattı. “Örneğin basın ağı oluşturmak, bir yayın çıkarmak ve o sorunu kapsayan bir-iki etkinlik düzenlemek yıl içindeki hedefler oluyor” diyen Mortensen, yılı tamamladıklarında hedeflerin yüzde kaçına ulaşıldığını Konfederasyon sekretaryasının takip ettiğini söyledi. Hedefleri değerlendirirken kırmızı, sarı, yeşil gibi renkler kullandıklarını kaydeden Mortensen, kırmızı rengin hedefe ulaşılmadığını, sarının hemen hemen ulaşıldığını, yeşilin ise hedefe ulaşıldığını simgelediğini belirtip, ortalama yüzde 40-45 hedeflerin yakalandığını ifade etti. Konfederasyonun devlet bağlantısı bulunmadığını, gönüllü üyelikle çalıştıklarını ve bünyelerinde 8 sektörel birlik bulunduğunu anlatan Mortensen aynı zamanda bu sektörlere danışmanlık hizmeti verdiklerine de değindi.


8

YIL: 21 | SAYI: 377 | 9 - 22 Haziran 2019 | www.mtso.org.tr

RÖPORTAJ

ePati, Türkiye’nin yerli ve milli güvenlik duvarını Mersin’de üretiyor

T

başlayınca bu kez bizde bir aydınlanma oldu ve ürünümüzü üniversitelere tanıtmaya başladık. Doğu pazarı öncelikli olmak üzere bir yayılım politikası başlattık. Kars, Hakkari, Iğdır derken en batıda Yalova’ya kadar üniversite pazarında ciddi yol aldık. Yerli ürüne karşı halen güven sağlanmış değildi ama bizim üniversitedeki başarılarımızı gördükleri için güvendiler. Akademisyen olmamız ve kişisel yakınlık duymaları nedeniyle de rahat ettik. “Common Criteria sertifikasına sahibiz” 2008 yılında Telekomünikasyon Bilgi Teknolojileri İletişim Kurumu (BTK) tarafından onaylanan ilk içerik filtreleme yazılımı olduk. 30 ülke tarafından kabul edilmiş olan ISO 15408 Common Criteria (Ortak kriterler) Sertifikasyonu ile ürünümüzün güvenlik zafiyeti içermediğini belgeledik. Bu, uluslararası bir sertifika. Bu sertifikanız olmadan Avrupa’da satış yapamıyorsunuz. Ayrıca bu belgenin seviyeleri de var. Biz ürün sınıfımızdaki EAL4+ seviyesi diye adlandırılan en üst seviyeyi aldık. Sıkı bir denetimden geçiyorsunuz. Bu nedenle belgeyi almamız 2 yılı buldu. Özkan Kırık

ePati Bilişim Teknolojileri Yönetim Kurulu Başkanı

Mersin Üniversitesi Bilgi İşlem departmanında çalışırken yaşadıkları sıkıntılara çözüm üretmek adına yola çıkan üç akademisyen, geliştirdikleri yazılımla yalnızca kendi sorunlarını çözmekle kalmayıp ürünlerini ticarileştirerek Türkiye’nin yerli ve milli güvenlik duvarı yazılımı yapan firmaları arasında adını yazdırdı.

ürkiye’de bu alanda ulusal ölçekte faaliyet gösteren 3 firmadan biri olan ePati Bilişim Teknolojileri, yaygın kullanıcı ağı ve kamu kurumlarındaki kullanım ağırlığı ile de rakiplerinden bir adım önde. 2004 yılında akademisyenlerin evinde başlayan yazılım yolculuğu bugün Mersin Teknopark’ta Türkiye genelinde verilen hizmetlerle devam ediyor. Zaman zaman yurtdışına da ürün satışı gerçekleştiren firma, önümüzdeki yıllarda yurtiçi ve yurtdışında distribütörlük anlaşmaları yaparak satış ağlarını genişletmeyi hedefliyor. ANTİKOR markası adı altında yeni nesil güvenlik duvarı yazılımı ile sektöre adım atan firmanın bugün ANTİKOR L2 Tünelleme ve ANTİKOR Loglama olmak üzere 3 farklı ürünü bulunuyor. Devlet Malzeme Ofisi (DMO) katalogunda yer alan ePati Bilişim Teknolojileri firmasına ait ürünler aynı zamanda Savunma Sanayi Başkanlığı tarafından kurulan Türkiye Siber Güvenlik Kümelenmesi içerisinde de yer alıyor. Alanında çok sayıda ilklere de imza attıklarını anlatan ePati Bilişim Teknolojileri Yönetim Kurulu Başkanı Özkan Kırık, bunlardan bir tanesinin de geliştirdikleri çoklu dil desteği ile yaşandığını söylüyor. Mevcut durumda ürünlerinin Türkçe, İngilizce ve Arapça olmak üzere üç dilde hizmet verdiğini kaydeden Kırık, dünyada Arapça destekleyen ilk ve tek güvenlik duvarı olduklarını ifade ediyor. Kırık, firmalarının nasıl doğduğunu ve bugünlere gelene kadar hangi süreçlerden geçtiklerini şöyle anlatıyor: “Her şey kendi ihtiyaçlarımızın çözümü adına başladı” 2006 yılında Mersin Teknopark’ın hayat bulmasıyla birlikte kurulan ilk şirketiz. ePati Bilişim Teknolojileri olarak yerli ve milli siber güvenlik ve bilgisayar ağları çözümleri üretiyoruz. Aslında her şey 2004 yılında başladı. Mersin Üniversitesi Bilgi İşlem departmanında görevliyken çevremizde teknik yeterlilikte kişiler olmadığı için gerek duyduğumuz zamanlarda görevi devredecek birisini bulamıyor ve izin kullanamıyorduk. Bunun üzerine mesai arkadaşlarım Kutluhan Kibrit ve Nasır Can Kırık ile birlikte daha kolay kullanılabilir, Türkçe ara yüze sahip, teknik bilgi seviyesi daha düşük kişilerin de internet güvenlik önlemi alabileceği bir yazılım geliştirmeye karar verdik. Üçümüz de üniversitede akademisyeniz. Üçümüzün de sorunu aynı olunca tamamen mesai saatleri sonrasında, hafta sonları evde çalışmaya başladık. Kendi imkanlarımızla yeni bir ürün geliştirdik. Aynı apartmanda otuyor olmamız da büyük bir avantajdı. Sürekli bir arada olunca hem aynı dili konuşuyor birbirimizi anlıyor hem de aynı sorunları paylaştığımız için ortak çözüm geliştirmek adına daha çok birlikte vakit geçirebiliyorduk. Çok geçmeden Mersin Üniversitesi’nin ihtiyacını karşılayabilecek güvenlik duvarı yazılımını geliştirdik. Bu yazılımla üniversitede kendi ihtiyaçlarımızı karşılayacak düzeye geldik. Ardından da ürünü üniversitede kullanmaya başladık. Bu sayede izin alabilmeye ve beraberinde de nefes almaya başladık. “Ticarileşme fikri bizi heyecanlandırdı” Üniversitede kendi yazılımımızı kullanmaya başladığımız dönemde Serkan Gürsoy isimli bir araştırma görevlisi ile tanıştık. O dönem tam Mersin Teknopark’ın kuruluş aşamasıydı ve dönemin Rektör Yardımcısı Teknopark çalışmalarının takibi için bu kişiyi görevlendirmişti. Bu arkadaş bizim ürünümüzü duyunca neden ticarileştirmediğimizi

MTSO 08 CMYK

sordu ve Teknopark diye bir oluşumdan bahsederek bize detayları anlattı. Çok heyecanlanmıştık. Oysa Serkan bize bunu anlattığında Mersin Teknopark’ın henüz Bakanlıktan onayı dahi çıkmamıştı. Bizim için bir hayal gibiydi ama o kadar çok heyecanlanmıştık ki artık bunu yapmak istiyorduk. Sonunda 2006 yılında Mersin Teknopark, Mersin Tarsus Organize Sanayi Bölgesi (MTOSB) içerisinde kuruldu. Üniversiteye mevki olarak oldukça uzak bir mesafe olduğu için izin alıp da oralara gitmemizin zor olacağını biliyorduk. Ama bildiğimiz bir şey daha vardı ki üniversite içinde de Teknopark inşaatı başlamıştı ve bu tarafa taşınabilme imkanı vardı. “Teknokente ilk başvuran firma olduk” Bunun üzerine Teknokentlerin başvuru formlarını alarak araştırmaya başladık. İşin mevzuatını araştırdık ve Mersin Teknopark teknik olarak faaliyete başlayınca ilk başvuru formunu biz doldurduk. O zamanki başvurumuz girişimci başvurusuydu. Yani şirketi açmadan iş fikri ile başvurmuştuk. Teknopark projeyi kabul ederse şirketi kuracaktık. Başvurumuz değerlendirilip kabul edildi. Çok sevinmiştik ama bu kez karşımızda ikinci bir sorun duruyordu. Üniversitede akademisyen olunca Teknopark’ta faaliyet gösterebilmemiz için resmi olarak görevlendirilmemiz gerekiyordu. Asılında mevzuatta bununla ilgili maddeler var. İlgili kanun maddesini gösterip başvurumuzu yaptık. Ama yine de mevzuatı değerlendirme süreci yaklaşık 8 ay sürdü. Bu, üniversite tarihinde ilk kez olunca doğrudan onaylamaya çekindiler. Başka kurumların görüşü alındı, mevzuat yorumlandı derken görevlendirmemiz yapıldı. Böylece, bizden sonraki akademisyenler için de bir kapı aralamış olduk. Bizden sonraki başvuruların tamamı anında kabul edildi. Bunun üzerine OSB’deki ofisimiz için gerekli hazırlıkları yapmaya başladık. O tarihlerde öz kaynaklarımızla hareket ettik ve şirketi kurarken finansal destek almadık. Bu arada üçümüz de akademisyen olarak çalışmayı sürdürdüğümüz için ofisin sürekli açık kalmamsı adına Tarsus’ta oturan bir de elektrik elektronik öğretmeni ile çalışmaya başladık. Ofis irtibat amaçlı açık kalıyordu ama biz ar-ge çalışmalarını Mersin’de sürdürüyorduk. “İlk noterlerle ardından üniversitelerle çalıştık” 2008 yılında üniversite kampusu içindeki Teknopark binası tamamlanınca biz de taşındık. Ürünümüzün markasının ise ANTİKOR olmasına karar vermiştik. Firma ismimizi kullanmadık çünkü yeni ürünler çıkarmamız önünde engel olabilirdi. Her şey yolundaydı artık diye düşünürken bu kez de ürünü geliştirsek de nereye satacağımız sorunuyla karşılaştık. Sonunda noterde çalışan bir arkadaşla konuşurken ürünümüzü onlara satmayı başardık ve ardından onun aracılığıyla Mersin’deki diğer noterlerle de çalışmaya başladık. Daha önce ticaret yapmadığımız için şirket yönetim tecrübemiz de finans tecrübemiz de pazarlama tecrübemiz de yoktu tabii. Sadece ürün geliştirmeyi biliyorduk. Bu nedenle kendimiz üniversitede çalışıyor olmamıza rağmen diğer üniversitelere ürün pazarlamak aklımıza bile gelmemişti. Ta ki Van 100. Yıl Üniversitesi’nden sipariş gelene kadar. Van 100. Yıl Üniversitesi, yabancı bir ürünle çalışmış ve sorun yaşamışlar. Ardından yurtdışı ile bağlantıya geçmişler ama sorunun çözümü için 1-2 ay bekleme süresi olunca yerel bir üretici var mı diye araştırıp bizi bulmuşlar. Van ile çalışmaya

“DMO ile birlikte kamudaki gücümüz arttı” Yıl 2011 olduğunda daha yüksek kapasiteli ürünler geliştirmeye başlamamızla ürün fiyatlarımız da yükseldi. Kurumlar ürünü almakta zorlanmaya başladı. Satın alma yöntemlerinin kısıtlı olması nedeniyle ihaleye çıkmaları gerekiyordu. Çözüm olarak DMO kataloguna girmemiz gerektiğini anladık ve girişimlere başlattık. DMO Mersin Şube Müdürlüğü ile görüştük. O sırada Mersin’den tedarikçi olarak başvuran ilk firma olduğumuzu öğrendik. Bu da sanıldığı kadar kolay değilmiş. Başvuru sırasında 52 farklı evrak hazırlamak gerekiyordu ve bunu 3-4 ay gibi bir sürede tamamlayabildik. Bürokrasiye rağmen yılmadık ve DMO Katalogunda yer alarak tedarikçisi olduk. Bu, bize kamuya açılma fırsatı sundu. Elimizdeki bu güçle birlikte üniversiteler dışına çıkmayı düşünmeye başladık. Katalogda olmak ürün tanıtımına da yardımcı oldu. Ardından yıllık izinlerimizi alarak aktif pazarlamaya başladık. “TÜBİTAK desteği 2’nci ürünü getirdi” 2011 sonrasında artık bir taraftan ürünümüzü geliştirirken diğer yandan yeni bir ürüne yöneldik. ANTİKOR markası ile farklı bir ürün. Bu ürün de bir firmanın başka şehir ya da ülkedeki şubelerinin birbiriyle güvenli bağlantı kurmasını sağlayacaktı. Bu alanda yapacağımız çalışma için TÜBİTAK 1507 KOBİ AR-GE Desteği’ne proje başvurusu yaptık ve kabul edildi. Projeden aldığımız destekle personel sayımızı da artırdık. Aynı zamanda ikinci ofisimizi de kiralama imkanımız oldu. Bugün çalışmalarımızı 9’u mühendis ve yüksek mühendis olan 16 kişi ile sürdürüyoruz. Teknopark bünyesinde 5 ofisimiz bulunuyor. Önümüzdeki iki yılda ise Ankara ve İstanbul’da da birer şube açmayı düşünüyoruz. Kamudaki tanıtımlarımız da bir yandan devam ediyordu. Bu kez Tarım İl Müdürlüğü, Çevre İl Müdürlüğü gibi kendi şehrimizdeki tüm il müdürlüklerini ziyaret ettik. Ardından Türkiye genelindeki müdürlüklere ulaşmaya çalıştık. Özellikle sağlık sektöründe, savunma sektöründe ve üniversitelerde çok güçlü olduğumuzu söyleyebilirim. Türkiye genelinde ürünümüz 200’ün üzerinde hastanede kullanılıyor. Üniversitelerin yaklaşık yüzde 10’unda varız. 2012 yılından itibaren pazarlamada biraz daha yol alabilmek adına düzenli fuar katılımlarına başladık. İstanbul’da düzenlenen CEBİT Avrasya Fuarı’nda stant açtık ve bu noktadan itibaren satış ve pazarlama konusunda ciddi bir ivme yakaladık. Bu tarihten itibaren her Akademik Bilişim Konferan-

M

ersin Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Kızıltan, Mersin Teknopark’ta faaliyet gösteren ePati Bilişim Teknolojileri Firmasını ziyaret ederek Yönetim Kurulu Başkanı Özkan Kırık, Yönetim Kurulu Üyesi Kutluhan Kibrit ve Genel Müdür Umut Oğur’la bir araya geldi. Bir süre sohbet ederek çalışmalar hakkında bilgi alan Başkan Kızıltan, Teknolojide yerli ve milli ürün kullanımının ekonomik olduğu kadar güvenlik açısından da büyük önem

sı’na stantlı katıldık. “Terzi usulü, kişiye özel çalışmıyoruz” Bizi en çok kamçılayan, yabancı ürünler. Yabancı ürünlerle rekabet için yabancı ürünlerin fonksiyonlarını sağlamaya çalışıyoruz ve üzerine de ülkemizin sektörel mevzuatlarına özel ve müşterilerimizden gelen talepler doğrultusunda yeni fonksiyonlar geliştirerek ilerliyoruz. Bu nedenle dünya piyasasını iyi izleyip yabancı ürünlerin özelliklerini iyi bilmemiz gerekiyor. Bununla birlikte her gelen talebi de değerlendirmiyoruz. Yani terzi usulü çalışmıyoruz. Eğer bir iyileştirme yapıyorsak yalnızca bir kişinin sorununu gidermek yerine bir sektörel ihtiyacı karşılaması gerektiğine inanıyoruz. “Yurtdışı operasyonlarımız da oldu” Bununla birlikte yurtdışı operasyonlarımız da oldu. Yaklaşık 3 yıl önce Ekonomi Bakanlığı’nın uluslararası rekabeti geliştirme programına dahil olduk. Ortadoğu ve Türki Cumhuriyetleri’ne gittik. Suudi Arabistan, Katar ve Dubai’de ziyaretler gerçekletirdik. Suudi Arabistan’da fuarlara katıldık. Ve bir distribütör anlaşması yaptık. Şu anda Güney Afrika ile bağlantımız başladı. Orada distribütör adayı ile görüşüyoruz. Türk Cumhuriyetlerine de bir çalışma planlıyoruz. Aynı zamanda yıllık güncelleme lisansları satıyor, servis hizmeti de veriyoruz. Çalıştığımız ülkede bu cihazı kullanmak isteyenlere eğitim de veriyoruz. Bu nedenle çoklu dil yazılımı geliştirdik. Şu anda Türkçe, İngilizce ve Arapça olmak üzere 3 dilde çalışıyoruz. Bundan sonrasında dil eklememiz kolay çünkü yapı kuruldu. Arapça özelliği sayesinde ilk ve tek Arapça destekleyen güvenlik duvarı olduk. “Savunma sanayinde güçlüyüz” Ardından Yerli Malı Belgesi alarak kamu ihalelerinde avantaj sağlamaya başladık. Gerçi bu da kolay olmadı çünkü Yerli Malı Belgesi alabilmemiz için sanayi sicil belgemiz olması gerekliydi oysa bizim nace kodumuz farklıydı. Sanayici değildik. Konuyla ilgili çok kez Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile görüştük. Sonunda mevzuatta yapılan düzenlemelerle bu sorunları da aştık. Savunma Sanayi Başkanlığı’nın kurduğu Türkiye Siber Güvenlik Kümelenmesi içine yerli üretici olarak katıldık. Bu kümelenmeye katılmak için siber güvenlik alanında ürün, eğitim ya da hizmet üreticisi olmak gerekiyor. Siber güvenlik kümelenmesiyle kamuda tanınırlığımız arttı. Üst düzey kurumlarla daha rahat çalışmaya başladık. TÜBİTAK BİLGEM Siber Güvenlik Enstitüsü ile çalışmaya başladık. Siber Küme aracılığıyla Türkiye Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Başkanlığı ile irtibat kurabildik. Onun yönlendirmesiyle şu anda ürünümüz Cumhurbaşkanlığı Bilgi İşlem Daire Başkanlığı tarafından değerlendirme aşamasında. Bunun dışında şirkette ISO 27001 ve ISO 9001 standartlarına sahibiz. Havelsan’ın iş ekosisteminde tedarikçi olarak yer alıyoruz. Aselsan ile işbirliği yapmaya başladık. “Distribütör ağımızı genişletmek istiyoruz” Her yıl kendimizi geliştirerek yolumuza devam ediyoruz. Sürekli işimize yatırım yapıyoruz. 5 yıl önce profesyonel bir yönetici ile çalışmaya başlamamızla ivmemiz daha da arttı. Bu yıl ülkede yaşanan ekonomik sıkıntılara rağmen personel sayımız yüzde 25 arttı. Önümüzdeki süreçteki hedeflerimize de değinecek olursak yurtiçi ve dışındaki distribütör ağımızı genişletmek istiyoruz. Türkiye’deki kamu kurumlarının en az yarısında yerli ve milli güvenlik duvarına geçişinde rol üstlenmek istiyoruz.

taşıdığına dikkat çekti. Çin ile Amerika arasında yaşanan teknolojik çatışmaları hatırlatan Kızıltan, Türkiye’deki bütün teknolojik altyapının yabancılar eliyle yürütüldüğüne dikkat çekerek, herhangi bir sorun yaşanması halinde yaşanabilecek risklere değindi. Bu nedenle yerli üretimin desteklenmesinin önemini vurgulayan Kızıltan, ePati Bilişim gibi firmaların sayısının artması gerektiğine inandığını, bu tür üreticilerin ürünlerinin desteklenmesi gerektiğini söyledi.

Profile for Mersin TSO

MTSO Haber Sayı 377