Page 1

Haberler YAŞLI TÜRKİYE’YE YENİ POLİTİKA

16 mart 2015

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Türkiye nüfusunun yaşlı olduğu, ülkenin geniş aile yapısından çekirdek aileye dönüştüğü ve ciddi devlet politikalarına ihtiyaç duyulduğu vurgulandı. TÜİK verilerine göre ülkedeki 65 yaş üstü nüfusun toplam oranın da yüzde 8’e ulaştığı belirlendi.

İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Öğretim Görevlisi Melahat Kızıl, Dünya Sağlık Örgütü'ne göre 65 yaş ve yukarı yaştaki kişilerin yaşlı nüfus olarak kabul edildiğini belirterek, "Yaşam süresinin uzamasına bağlı olarak ülkemizde ve dünyada yaşlı nüfus oranı da gittikçe artmaktadır. Ortalama yaşam süresi 20. yüzyılın başına göre iki katına çıkmıştır. Türkiye’de yaşlıların yüzde 64’ü halen kendi evinde yaşamayı tercih etmektedir. Yaşlılık oranın hızla arttığı ve yaşamın doğal bir süreci olarak herkesin bir gün yaşlanacağı düşünülerek yaşlılara yönelik ciddi devlet politikaları geliştirilmek durumundadır" dedi.

‘Yaşlılar Depresyonda’

Her yıl 18 Mart ve haftasının 'Yaşlılar Haftası' olarak anıldığını ifade eden Kızıl, ülkedeki yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranın yüzde 8 ile 10 arasında olmasıyla o toplumun yaşlı olarak kabul edildiğini kaydetti. Kızıl, nüfusun yaşlanmasının yeni sorunları da beraberinde getirdiğini vurgulayarak, şunları söyledi:

"Türkiye’de 2013 yılında 100 çalışanın bakması gereken yaşlı sayısı on birken bu sayının 2030 yılında 19 olması beklenmektedir. Ülkemizde aile yapısındaki değişmeler, ekonomik zorluklar, kültürel değişiklikler sonucu yaşlıların bakımı bir yük olarak algılanmaktadır. Bu durum yaşlıları yalnızlaşmaya, toplumdan uzaklaşmaya ve depresyona itmektedir. İzmir Ekonomi Üniversitesi olarak yaşlılar üzerine yaptığımız bir araştırmada her üç yaşlıdan ikisinde ağır veya orta düzeyde depresyon yaşadığını gördük.”

‘Yaşlılarda Yoksulluk Yükseliyor’

Toplumun önemli bir kısmını oluşturan yaşlıların yoksulluk riski altında olduğuna da dikkat çeken Kızıl, yaşlı nüfusta yoksulluk oranının 2012 yılında yüzde 18,7'ye yükseldiğini belirtti.

‘Huzurevlerinin İmajı Hala Kötü’


Sosyal güvence yoksunluğu, eğitimsizlik, kronik hastalıklar, kolay hareket edememe gibi etkenlerin yaşlıların önemli sorunları arasında yer aldığını aktaran Kızıl, "Huzurevleri hala daha kimsesi olmayan, bakılamayan yaşlıların bakım aldıkları yerler olarak kabul edilmektedir. Son dönemlerde gündüz bakım evleri ve huzurevleri gibi kurumlar özellikle özel sektörde artmış olmasına rağmen bu inanış nedeniyle yeterince rağbet görmemekte ya da sadece parası ve güvencesi olan insanlara hizmet etmektedir" diye konuştu.

NEW POLICY TO AGING TURKEY

NEW POLICY TO AGING TURKEY Turkish Statistical Institute (TUIK) data revealed that Turkey’s population was old, that extended family structure transformed into nuclear family structure, and there was need for serious state policies. According to TUIK statistics, total ratio of ages 65 and over reached up to 8% in Turkey.

Melahat Kızıl, Lecturer at Izmir University of Economics (IUE), Vocational School of Health Services, stated that people 65 and over were considered as elderly population according to the World Health Organization, and she said "Elderly population in accordance with the life expectancy is gradually increasing in Turkey and worldwide. Life expectancy has doubled compared to the beginning of the 20th century. 64% of the elderly population in Turkey prefers to live in their own homes. When we consider the rate of aging, and since aging is a natural process and everyone will age, serious state policies regarding the issue should be made.”

‘The Elderly Struggle with Depression’

Kızıl reminded that the week of March 18 was observed as the ‘Elderly Week’ and if the elderly population was 8-10% within the total population, that nation was regarded as old. Kızıl said that aging population brought along new problems and she stated the following:

"While in 2013 in Turkey the number of old people that 100 employees needed to look after were eleven, that number is expected to go up to 19 in 2030. Taking care of the elderly is seen as a major problem in our country due to changes in the family structure, economic hardship, and cultural changes. This makes the elderly feel alienated, lonely, and depressed. Survey done by Izmir


University of Economics showed that two out of every three elderly experienced mild or medium level depression.”

‘Poverty in Elderly Increases’

Kızıl also pointed that the elderly were below the poverty risk, and poverty ratio for elderly people increased to 18.7% in 2012. ‘Nursing Homes Still Have a Bad Image’

Factors such as lack of social security, lack of education, chronically diseases, and inability to move easily were among the major problems the elderly people faced, stated Kızıl and she said, "Nursing homes are considered as places for homeless elderly where they receive care. Even though the number of nursing homes and adult day care centers, especially in the private sector, increased they are still not popular due to the belief mentioned before, or they only serve people with social security or money.”

03 KASIM 2014

YANIKLARA DİKKAT! Kış aylarının soğuk günlerinin başladığı bugünlerde uzmanlar, özellikle çocuklu aileleri soba ve diğer ısıtıcı yanıklarına karşı uyarıyor. Yanıkların kişilerin ölümüne, şekillerinin bozulmasına veya sakat kalmasına neden olabileceğini belirten uzmanlar, yanık vakalarının yüzde 70’inin evlerde oluştuğuna dikkat çekti. İzmir Ekonomi Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Öğretim Görevlisi Melahat Kızıl, derinin dokuları yaralanmalardan koruyan vücudun en geniş organı olduğunu söyledi.

Yanığın deri ve derialtı dokularında ısı, ışın, elektrik veya kimyasal maddelere maruz kalması sonucu oluşan yaralanma olduğuna işaret eden Kızıl, tedavide yanığın tipi, derinliği ve genişliğinin büyük önem taşıdığını aktardı. Birinci derece yanıkların kişilerde hassasiyet, ağrı, ödem oluşturabileceğini, yaklaşık 7 günde iyileşmenin oluşacağını ifade eden Kızıl, “2. derece yanıklar, nemli parlak görünür, renk kırmızı ve somon pembesidir. Ağrı hissedilir. İkinci derece yanıkta içi su toplanmış kabarcıklar olmak zorunda değildir. 7 ile 21 gün içerisinde iyileşme görülür. Üçüncü derece yanıkta, yanık yağ hücrelerine ulaşmıştır. Küçük kanamalar olabilir. İyileşme olmaz, deri nakli gerektirir” dedi.

‘Yanıklara Tıbbi Tedavi Önerileri’


Birinci derece yanıklara tedavi amaçlı yoğurt, salça, diş macunu, zeytinyağı gibi maddelerin sürülmemesi gerektiğini anlatan Kızıl, yanık bölgeye en az 10 – 15 dakika veya ağrı geçene kadar çok soğuk olmayan su tutulmasının yararlı olacağını söyledi. Geniş yanıklarda bol sıvı tüketilmesini isteyen Kızıl, şu tavsiyelerde bulundu:

“Yanıkların yüzde 70’i evde gerçekleşen kazalar sonucunda oluşuyor. İlk yardım aşamasında da evlerde çok sayıda yanlış uygulama yapılıyor. Yanık üzerine asla buz koymayın. 2 yaşın üzerindekilere ağrı kesici verilebilir. Genellikle kendiliğinden iyileşirler. İkinci derece yanıklarda tedavi birinci derece yanıklarla aynıdır. İlave olarak, kabarcıklar asla patlatılmaz. Gerekiyorsa hastaneye götürülerek, steril koşullarda pansuman yaptırılır. Eğer kabarcıklar geniş bir alanı kapsıyorsa, üstteki deri asla soyulmamalıdır. Eğer patlamışsa, o zaman içindeki sıvı boşaldıktan sonra o kısım antiseptikle silinip üzeri steril gazlı bez ile kapatılıp sargı beziyle sarılır. Üçüncü derecede, hastanın mutlaka bir yanık merkezine veya hastaneye götürülmesi gerekir. Açık yanık yarası hava ile temas ettiği sürece ağrıya neden olacağından, yaranın hemen hava ile teması kesilmelidir. Bunun için yara nemli steril gazlı bez ile kapatılmalıdır.”

‘Haşlanarak Yanıyoruz!’

Evdeki yanıkların büyük çoğunluğunun çocuklar üzerinde oluştuğunu vurgulayan Kızıl, özellikle 5 yaş altı çocukların her şeye dokunarak öğrenmeye çalıştığını, bu nedenle banyo, prizler, sıcak soba, sıcak yiyecekler gibi maddelerin onlar için tehlike oluşturduğunu kaydetti. Türkiye’de haşlanma ile yanmanın ilk sırada olduğunu aktaran Kızıl, şunları aktardı:

“Banyo öncesi sıcak su kontrol edilmeli. Prizlere koruyucu kapaklar yerleştirilmeli. Elektrik kabloları açıkta olmamalı. Tezgâh üzerinde sıcak yiyecekler bırakılmamalı. Yemek yapılırken dikkatli olunmalı, çocuk mutfakta yalnız kalmamalı. Masa örtüsü kullanılmamalı. Soba ve şöminelerin etrafı çocukların yaklaşamayacağı şekilde düzenlemeli. Ütü prizde kalmamalı. Biberon asla mikrodalgaya konulmamalı. Yanıcı giysi ve ev tekstili kullanmamalı”

WATCH OUT FOR BURNS!

WATCH OUT FOR BURNS!


As the cold days of winter are ahead of us, the experts especially warn families with small children against possible burns from heaters such as stoves, electric heaters, etc. The experts stated that 70% of burn incidents, which may cause people to get deformed, crippled, or die, happen at home. Melahat Kızıl, Lecturer at Izmir University of Economics, Vocational School of Health, stated that the skin was the largest organ of the body which protected the tissues from injuries.

Kızıl indicated that a burn was a type of injury to flesh or skin caused by heat, electricity, chemicals, friction, or radiation, and stated that the type, depth, and severity of the burn played a significant role in treating the burn. First degree burns caused pain, edema, and discomfort in people and took approximately 7 days to heal. “Second degree burns appear moist and it is red or salmon pink. Pain exists. Blisters may not appear. Healing takes 7 to 21 days. In third degree burns, the injury extends to fat cells. Minor bleeding may occur. Healing is not possible, skin transfer is required,” reported Kızıl.

‘Medical Advice for Burns’

Kızıl said that people should avoid putting yoghurt, tomato paste, toothpaste, olive oil on burned areas, and she said that the injured area should be kept under running water (not too cold) for at least 10 – 15 minutes or until the pain is gone. Kızıl, who suggested plenty of water intakes for large burns, made the following recommendations:

“70% of burn incidents take place at homes which result in improper first aid. Do not ever put ice directly on a burn. Children 2 and over may be given pain killers. They usually heal on their own. Treating second degree burns is as same as for first degree burns. Additionally do not ever try to pop the blisters. If necessary, go to a medical centre for a dressing. If blisters are spread to a wide area, the outer layer of the skin should not be peeled off. If the blisters popped, germicide should be applied; sterile gauze strip should be put and covered with elastic bandage after all the liquid is gone. The patient should definitely be taken to a burn centre or a hospital in third degree burns. Since the open wound in contact with air would cause pain, the injury should immediately be covered with a sterile gauze strip.”

‘Burns Caused by Boiling Water’

Kızıl remarked that children in majority got affected from burns at homes, especially children under the age of 5 learned by touching everything, therefore, baths, plugs, hot ovens, stoves, etc. caused danger for them. In Turkey, burns caused by boiling water were number one reason for burns, she said. Kızıl stated the following:


“Make sure to check the hot water before bath. Use child proof plugs. Hide away electrical cables. Do not leave hot meals on the counter. Make sure not to leave children unattended in the kitchen while cooking. Do not use table cloths. Prevent access to stoves, ovens, fireplaces. Do not leave irons on. Do not microwave baby bottles. And avoid using inflammable clothing and house textile.”

KALP İLGİ İSTER

KALP İLGİ İSTER Türkiye’de yaklaşık 2 milyon kişinin kalp yetersizliği yaşadığı, buna karşı tuz, yağ, şeker kullanımına dikkat edilmesi gerektiği vurgulandı. Doğru beslenmenin hastalıkların oranlarını azalttığını aktaran uzmanlar, obeziteden kaçınılmasını, tansiyonun kontrol altında tutulmasını ve her gün düzenli egzersiz yapılmasını önerdi.

İzmir Ekonomi Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Öğretim Görevlisi Melahat Kızıl, Türkiye’de ölümlerin yüzde 39,8’inin dolaşım sistemi hastalıklarından kaynaklandığını belirterek, “Ülkemizde kalp krizi oranları dikkat çekici boyutlardadır. Özellikle, kişiler hastaneye ulaştırılıncaya kadar yaklaşık yüzde 20, hastaneye ulaştıktan sonra ise yüzde 10’nunda kalp krizi ölüm nedeni olarak görülmektedir. Kalbi besleyen koroner arterlerin çeşitli nedenlerle kalbi besleyememesi sonucu ortaya çıkan tablo kalp krizini oluşturuyor. Sigara içmek, sağlıksız beslenmek, aşırı kilo, egzersiz azlığı, yüksek tansiyon, sürekli stres, hipertansiyon, diyabet gibi etkenler risk faktörlerini oluşturuyor. Bu nedenle doğru beslenme ve egzersizin hayatımızda büyük bir rol oynaması gerekiyor” dedi.

Kriz Geldi ise Ne Yapmalı?

Kalp krizi geçirdiği anlaşılan bir hasta için öncelikle 112 acil servisin aranması gerektiğini kaydeden Kızıl, hastanın mutlaka dinlendirilmesini, hareket ettirilmemesi gerektiğini söyledi. Sıkı giysilerin gevşetilmesinin yararlı olacağını aktaran Kızıl, “Kalp krizi yaşadığı düşünülen hasta için ilk öncelikle 112 aranmalıdır. Ülkemizde 112’sisteminin gelişmesi ve paramediklerin sisteme girmeleri sonucunda ölüm oranları önemli oranda azalmıştır. Bu durum ilkyardım eğitimleri ve halkın bilinçlendirilmesi sonucunda ölüm ve sakat kalma oranları daha da azalacaktır” diye konuştu. 20 FEBRUARY 2015 HEART NEEDS A TLC


HEART NEEDS A TLC It was reported that approximately 2 million people in Turkey suffered from heart failure, and people needed to watch their sodium, fat, and sugar intakes. The experts reminded that proper nutrition decreased the rate of diseases, and that people needed to avoid obesity, keep their blood pressure under control, and exercise regularly.

Melahat Kızıl, Lecturer at IUE Vocational School of Health Services, indicated that 39.8% of deaths in Turkey were caused by circulatory system diseases, and she said, “Prevalence of heart attack is remarkably high in our country. 20% of individuals die of heart attack on the way to the hospital and 10% die at the hospital. A heart attack occurs when one or more of coronary arteries become blocked. Factors such as smoking, poor dietary habits, obesity, overweight, physical inactivity, high blood pressure, chronic stress, hypertension, diabetes are among the causes of a heart attack. Therefore, healthy eating and exercise should become big part of our lives.”

What to Do During a Heart Attack?

Kızıl stated that 112 emergency services should be notified and she made the following recommendations: “Call 112 immediately. Make sure the victim stops all physical activity and lies down, loosen clothing around the chest area, and remain calm until the ambulance arrives. Thanks to emergency service system 112 and paramedics, there was a remarkable decrease in deaths caused by heart attack. Firstaid training and raising awareness of public about recognizing and responding to heart attack will decrease the death rates.”

DOĞANIN RENGİ FOTOĞRAFLARDA BULUŞTU

DOĞANIN RENGİ FOTOĞRAFLARDA BULUŞTU


Doğadaki estetik, fotoğraflarda hayat buluyor. İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Öğretim Üyesi Melahat Kızıl, “Basıp Geçtiklerimiz” adlı sergide doğanın zenginliğini ışığın birleşimiyle makro fotoğraflara yansıtıyor. İEÜ Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Çok Amaçlı Salon’da 25 fotoğraftan oluşan sergi 29 Eylül’e kadar sanatseverlerin beğenisine sunulacak.

Bugüne dek 3 kişisel, 14 karma sergiye katılan Kızıl, Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema-TV-Fotoğraf Bölümü’nü bitirdi. DEÜ Güzel Sanatlar Enstitüsü’nde “Fotoğraf” alanında yüksek lisans yapan Kızıl, aynı zamanda Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü’nü tamamladı. Yaklaşık 8 yıldır doğal ışıkla makro fotoğraflar üzerine çalışan Kızıl, doğadaki estetiği fotoğrafa yansıtmaya çalıştığını kaydetti. Kızıl, rengin, ışığın ve estetiğin kendisini yönlendirdiğini belirterek, “Işığın gücü saniyelerle belirlenir. Birkaç saniyelik gecikme bizi bambaşka sonuçlara götürür. Her ne kadar fotoğraf tesadüflerin sanatı olarak anılsa da bu durum sadece şanstır. Bütün sanatlar gibi fotoğrafta bilgi, bilinç ve duyarlılık gerektirir” dedi.X

Doğanın en güzel detaylarını bitki ve çiçeklerin yansıttığını ifade eden Kızıl, “Çiçekler doğanın en nazlı modelleridir ancak kaprisleri daha azdır. Pek çoğunun ömrü çok kısadır, onları izlemek için sabırla beklemelisiniz. Eğer uygun şekilde görüntüleyemezseniz, tekrar açması için bir yıl beklemek zorunda kalabilirsiniz. Uygun ışığı beklerken çiçeğiniz solabilir” diye konuştu.

23 SEPTEMBER 2014 COLOURS OF NATURE REFLECTED IN PHOTOGRAPHY

COLOURS OF NATURE REFLECTED IN PHOTOGRAPHY The aesthetics of nature come to life in pictures. Melahat Kızıl, Lecturer at IUE Vocational School of Health, reflects the richness of natüre combined with light to macro pictures in her exhibition titled, “Basıp Geçtiklerimiz”. The exhibition of 25 pictures will be available at IUE Faculty of Fine Arts and Design Multi-Purpose Hall through September 29.

Kızıl, who had 3 solo exhibitions and 14 combined exhibitions so far, has graduated from Dokuz Eylül University (DEU) Faculty of Fine Arts and Design, Department of Cinema-TV-Photography. Kızıl completed her graduate studies at DEU Graduate School of Fine Arts in “Photography” while she completed her studies at Department of Nursing, Faculty of Health Sciences at Hacettepe University. She said that she had been working on macro photography with natural light for approximately 8


years and she tried to reflect the aesthetics of nature on photography. Kızıl stated that colour, light, and aesthetics motivated her. “Speed of light is measured in seconds. A delay of couple of seconds takes us to different results. No matter how much photography is known as an art of coincidences, this in fact is a pure luck. Just like any other art, photography requires knowledge, awareness, and precision.” Kızıl said that plants and flowers reflected the most beautiful details of nature. “Flowers are the most delicate models of nature but they behave less whimsical. Most of them are short lived; you need to be patient to observe them. If you miss the right time, you will have to wait another year for them to bloom. The flower might wither while you wait on the perfect lighting”.

İZMİR EKONOMİ’DE HİJYEN EĞİTİMİ eylül 2014 Toplumun her kesimi tarafından uygulanması gereken hijyen kuralları, İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi ile Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu tarafından Narlıdere Halk Eğitim Merkezi işbirliğinde perakende, yiyecek sektörlerinde ve güzellik merkezlerinde çalışanlara anlatılıyor. Resmi Gazete’de yayımlanan Hijyen Eğitimi Yönetmeliği kapsamında gerçekleştirilen eğitimlerde, 36 kişi sertifikalarını alırken, 140 kişi daha hijyen eğitimini tamamlayacak.

İEÜ Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Öğretim Görevlileri Dr. Funda İfakat Tengiz, Dr. Yavuz Selim Süral ile Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Görevlileri Deniz Harputlu, Melahat Kızıl, Sevil Telli, Nursun Üstünkarlı ve Deniz Talaz tarafından verilen eğitimler kapsamında katılımcılar, el yıkama, maske takma, bone kullanma gibi temel bilgilerin yanı sıra enfeksiyon oluşumlarına karşı özel eğitim alıyor.

‘Hijyen Eğitimi Olmazsa Çalışamıyorlar’

Eğitim hakkında bilgi veren İEÜ Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Öğretim Görevlisi Dr. Funda İfakat Tengiz, katılımcıların iki gün boyunca 8 saat süren bir eğitime tabi tutulduklarını belirterek, “Gıda üretim ve perakende satış işyerlerinde, insani tüketim amaçlı sular ile doğal mineralli suların üretimini yapan işyerlerinde çalışanların hijyen eğitimini almaları gerekiyor. Ayrıca kaplıca, hamam, sauna, berber, kuaför, dövme ve piercing yapılan yerler, masaj ve güzellik salonları, otel, gibi yerlerde görev yapan tüm çalışanların da bu eğitime tabi olmaları yönetmelikle kararlaştırılmıştır. Yönetmelik gereğince eğitimi almayan kişiler söz konusu işletmelerde çalıştırılamaz” dedi.

Eğitimlerde, enfeksiyon ve etkenleri, bulaşıcı hastalıklara yönelik bilgilerin aktarıldığını kaydeden Tengiz, temizlik kuralarına her daim uyulması gerektiğini söyledi. Tengiz, “Özellikle yiyecek sektöründe ve güzellik salonlarında çalışanlar tarafından büyük ilgi gören eğitimlerimizde, temel bilgilerin yanı sıra bone, maske, eldiven giyimi gibi çeşitli eğitimler verildi” diye konuştu.


Rules of hygiene, which need to be practiced by every walk of life, are being taught to employees working in wholesale, food, and beauty sectors by Izmir University of Economics (IUE) Faculty of Health Sciences and Vocational School of Health Services in collaboration with Public Education Centre. So far 36 people received their certificates and another 140 are waiting to complete their hygiene education as part of the trainings organized within Hygiene Education regulation published on the Official Gazette.

Lecturers Dr. Funda İfakat Tengiz, Dr. Yavuz Selim Süral of IUE Vocational School of Health Services and Lecturers Deniz Harputlu, Melahat Kızıl, Sevil Telli, Nursun Üstünkarlı, and Deniz Talaz of IUE Faculty of Health Sciences, teach the participants basic information on washing hands, wearing masks and hair bonnets in addition to special training on infections.

‘Working is not allowed without a hygiene education’

Dr. Funda İfakat Tengiz, who gave information about the training, stated that the participants received 8-hour training for two days and she said, “Employees who work at food production and wholesale and those who work at water intended for human consumption and natural mineral water sectors have to receive hygiene education. Also, the regulation calls for employees of Turkish bath houses, saunas, barbers, hairdressers, tattoo shops, massage and beauty salons, and hotels to receive this training. People who do not receive this training are not allowed to work at aforementioned workplaces according to the regulation.”

Tengiz said that the trainings included infection and its agents, and infectious diseases. She said that hygiene rules need to be practiced always. “Our trainings, which are especially appreciated by employees of food and beauty sector, are taught about wearing gloves, masks, bonnets in addition to basic information,” stated Tengiz.

YAŞLILAR HAKLARINI BİLMİYOR

YAŞLILAR HAKLARINI BİLMİYOR Yaşlı nüfusun hukuksal farkındalıklarının olmadığı belirlendi. İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu öğretim üyeleri tarafından 65 yaş üstü kişilerde yapılan araştırmada, yaşlıların hayatlarının bir döneminde ihmal ve suistimale maruz kaldığı belirlendi. İEÜ Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Öğretim Görevlisi Melahat Kızıl öncülüğünde, Yüksekokul Müdürü Prof. Dr. İlgi Şemin, Öğretim Görevlisi Nursun Üstünkarlı, İEÜ Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç.


Dr. Zeynep Şişli tarafından yapılan çalışmaya, İzmir Büyükşehir Belediyesi Gürçeşme Huzurevi’nde kalan ve kendi temel ihtiyaçlarını karşılayabilen yaşlılar katıldı.

Çalışma hakkında bilgi veren İEÜ Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Öğretim Görevlisi Melahat Kızıl, yaşlıların hukuksal farkındalıklarının olup olmadığını araştırdıklarını belirterek, “Yüz yüze görüşme yöntemiyle yaptığımız anket çalışmasında yaşlıların yüzde 24,3’ü malvarlığına yönelik suçlardan olan hırsızlığa, yüzde 12,2’si dolandırıcılığa maruz kalmıştır. Yaşlıların yüzde 56,2’si daha genç yaşlarda vurma, tokatlama gibi fiziksel ihmale maruz kaldığını bildirdi. Yine yanıtlarda yüzde 9,5’i cinsel suistimalle karşı karşıya kaldığını kaydetti. Yine aldığımız yanıtlarda yüzde 58,1’lik bir oranda ileri yaşlarda bağırma, suçlama, alay edilme gibi psikolojik suistimalle karşılaştıklarını gördük” dedi.

‘Yaşlılar, ne yapacağını bilemiyor!’

Çalışmada, ‘Türk Ceza Kanunu’na göre; yaşlı olduğu için beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olan bir kişinin canı ya da malına zarar veren bir suçun cezası nasıl verilir?’ sorusuna yanıt aradıklarını vurgulayan Kızıl, yaşlıların hakları konusunda bilgi sahibi olmadığının belirlendiğini ifade etti. Kızıl, şunları söyledi:

“Eziyet suçu beden ve ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan yaşlıya karşı işlenirse, üç yıldan sekiz yıla kadar hapisle cezalandırılır. Ancak bu hüküm yaşlılarımız tarafından bilinmiyor. Bunun yanı sıra hakaret, tehdit, korkutma, cinsel taciz ve benzeri davranışların hepsi yaşlıların pek çoğu tarafından suç sayıldığı anlaşılıyor. Ancak yine de bu durumlarda ne tür tavır takınacakları hakkında fikirlerinin olmadığı ortaya çıktı. Araştırmamızda, yaşlıların hayatlarının bir döneminde ihmal ve suistimale maruz kaldıkları anlaşılıyor. Ancak bu durumlar karşısında depresyonda olan ya da olmayan çoğu yaşlının hukuksal farkındalıkları yoktur. Yaşlılarda farkındalık yaratmak ve mağduriyetlerini engellemek için yaşlıları ve bakım elemanlarını bu konuda bilgilendirmek ve eğitmek onların yaşama bağlılıklarını artıracaktır. Ayrıca ihmal ve suistimali bildirebilecekleri telefon hattı ya da kamu spotları yoluyla yaşlılar koruma altına alınabilirler.”

THE ELDERLY DO NOT KNOW THEIR RIGHTS 28 temmuz 2014

THE ELDERLY DO NOT KNOW THEIR RIGHTS


It has been stated that the elderly population was unaware about their legal rights. A survey for people over 65, conducted by lecturers of Izmir University of Economics (IUE) Vocational School of Health Services, revealed that the elderly people have been subject to neglect and abuse in some part of their lives. The study, led by Melahat Kızıl, Lecturer at IUE Vocational School of Health Services and conducted by Prof. Dr. İlgi Şemin, Director of Vocational School of Health Services, Lecturer Nursun Üstünkarlı, and Asst. Prof. Dr. Zeynep Şişli, Lecturer at IUE Faculty of Law, involved residents of Izmir Metropolitan Municipality Gürçeşme Nursing Home, who were able to meet their basic needs on their own.

Melahat Kızıl stated that the study aimed to find out if the elderly were aware of their legal rights or not. She said, “The face-to-face survey studies revealed that 24.3% of the elderly were subject to theft against their assets, and 12.2% to fraud. While, 56.2 of them reported that they were subject to beating and slapping in younger ages, 9.5% indicated that they were subject to sexual assault. Also, 58.1% stated they were subject to psychological abuse such as yelling, blaming, and/or mocking.”

‘The elderly don’t know what to do!’

Kızıl pointed out that they tried to find an answer to the question of ‘How does the Turkish Criminal Code penalise someone who harms an elderly incapable of defending themselves physically or spiritually?’ in their study and she said that the elderly did not know about their rights. Kızıl stated the following:

“Torment against an elderly incapable of defending themselves physically or spiritually requires prison sentence between three to eight years. However, this provision is not known by the elderly. Also, insulting, threatening, frightening, sexual assaulting and such behaviours are seen as crime by the elderly. However, they still do not know what actions to take against such behaviours. Our study shows that the elderly people have been subject to neglect and abuse in some part of their lives. Whether they are depressed or not, majority of the old people do not have legal awareness. Informing the elderly and their care takers on such issues will prevent unjust treatment and increase their will to live. Also, hot lines to report neglect and abuse or public ads would help protect the elderly.”

MUTLU YAŞLI, SAĞLIKLI BESLENİYOR’ Yaşlılar, Huzurevinde huzur buluyor, depresyonda olmayanlar iyi besleniyor. İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Öğretim Görevlisi Melahat Kızıl yönetiminde öğretim üyelerinin katıldığı “Huzurevinde Yaşayan Yaşlılarda Depresyon ve Beslenme İlişkisi” başlıklı çalışmada, İzmir Büyükşehir Belediyesi Gürçeşme Zübeyde Hanım Huzurevi’nde yaşlıların durumunu inceledi. Bakımlarının iyi olduğu belirlenen yaşlıların yüzde 48,6’sında hafif depresyon, yüzde


21,6’sında ise yoğun depresyon saptandı. Yoğun depresyonun, beslenme yetersizliğini de beraberinde getirdiği belirlendi.

İEÜ Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Öğretim Görevlisi Melahat Kızıl öncülüğünde, İEÜ Tarımsal Teknoloji ve Gıda Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazan Turhan, İEÜ Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. İlgi Şemin, Öğretim Görevlisi Nursun Üstünkarlı ile İEÜ İşletme Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Nilgün Gürkaynak’ın yer aldığı çalışmada, depresyonda olan yaşlıların yeme alışkanlıklarının da bozulduğu ortaya konuldu. Depresyon oranlarının kadınların yüzde 27’sinde yoğun şekilde görüldüğü, erkeklerde ise bu oran yüzde 16 olduğu belirlendi.

‘Yoğun depresyondaki yaşlılarda beslenme bozukluğu çıktı’

Kızıl, çalışmaya 74 yaşlının katıldığını, kişilerin yüzde 36,5’inin yakınları tarafından hiç ziyaret edilmediğinin saptandığını belirterek şunları söyledi:

“Çalışmamıza gönüllü olarak katılan yaşlıların yüzde 67,6’sının en az bir kronik hastalığı olduğunu belirledik. En sık görülen kronik hastalıklar yüksek tansiyon, diyabet ve kalp yetmezliği oldu. Çalışmamızı, Geriatrik Depresyon Ölçeği kriterlerine göre yaptık. Çalışma sonucunda, yaşlıların yüzde 29,8’inde depresyon bulunmazken, yüzde 48,6’sında hafif depresyon ve yüzde 21,6’sında ise yoğun depresyon saptandı. Bununla birlikte yaşlıların yemek yeme bozukluğunun (malnütrisyon) depresyon ile olan ilişkisini araştırdık. Yaşlıların yüzde 68,9’unda malnütrisyon riski yokken, yüzde 23’ünde hafif, yüzde 8,1’inde yoğun risk gözlendi. Depresyon değerleri ile malnütrisyon arasındaki ilişki anlamlı bulundu.”

Öneriler…

Kızıl, huzurevinde yaşayan yaşlılarda depresyonun varlığı ve varsa beslenme ile ilişkisinin araştırılmasına odaklandıklarını ifade ederek, “Sonuç olarak; malnütrisyon riski yüksek olan yaşlılarda beslenme alışkanlıklarının gözden geçirilmesini öneriyoruz. Huzurevi çalışanlarının depresyon ve malnütrisyon riskleri konusunda eğitilmesi ve konuyla ilgili gerekli önlemlerin alınması gerekiyor. Tüm bu çalışmalar, yaşlıların yaşam kalitelerinin artırılması üzerine önemli bir etken oluşturacaktır” dedi. OLD PEOPLE WHO ARE HAPPY ARE EATING HEALTHY’

‘OLD PEOPLE WHO ARE HAPPY ARE EATING HEALTHY’ 3 nisan 2014


The elderly are finding peace at retirement homes, those who don’t have depression eat healthy. In a study titled, “The Correlation between Depression and Nutrition in Elderly Living at Retirement Homes”, led by Melahat Kızıl, Lecturer of Izmir University of Economics (IUE) Vocational School of Health Sciences, the lecturers observed the elderly living at Izmir Metropolitan Municipality Gürçeşme Zübeyde Hanım Retirement Home. Among the old people staying there and well taken care of, it has been found out that 48.6% had mild depression, whereas 21.6% of them had severe depression. It has been reported that severe depression brought along lack of nutrition.

The study team of Melahat Kızıl, Prof. Dr. Nazan Turhan, Dean of IUE Faculty of Agricultural Technology and Food Sciences, Prof. Dr. İlgi Şemin, Director of IUE Vocational School of Health Sciences, Lecturer Nursun Üstünkarlı, and Asst. Prof. Dr. Nilgün Gürkaynak, Lecturer at IUE Faculty of Business, revealed that the old people who have depression have bad eating habits as well. While 27% of the elderly women had severe depression, only 16% of elderly males had it severely.

‘Severe depression causes malnutrition’

Kızıl pointed out that 74 elderly participated in the study, and 36.5% of those were never visited by their family or friends. Kızıl stated the following:

“We found out that 67.6% of the elderly who volunteered to participate in our study has at least one chronic disease. The most frequent ones are high blood pressure, diabetes, and congestive heart failure. We based our study on the Geriatric Depression Scale. The study revealed that 29.8% of the elderly did not have depression, 48.6% had mild depression, whereas 21.6% of them had severe depression. We also studied the correlation between malnutrition and depression in the elderly. While 68.9% did not have any risk of malnutrition, 23% of them had it mildly, and 8.1% of them had it severely. So, it is safe to say that there is a relation between depression and malnutrition.”

Recommendations…

Kızıl mentioned that they focused on the roots of the depression and its relation between nutrition for the elderly living at retirement homes who has depression. “As a result, we suggest analysing the eating habits of the elderly with severe risk of malnutrition. The personnel working at retirement homes needs to be trained on depression and malnutrition, or necessary measures need to be taken regarding the issue. All these studies will have a tremendous effect on increasing the quality of life of the elderly, said Kızıl.


TÜRKİYE ARTIK GENÇ DEĞİL YAŞLANIYOR!

TÜRKİYE ARTIK GENÇ DEĞİL YAŞLANIYOR! Türkiye’nin ‘genç bir toplum’ olduğuna dair ifadeler tarih oluyor. Uzmanlar, artık Türkiye’de yaşlı nüfusun toplumun önemli bir bölümünü oluşturduğuna dikkat çekiyor. Geniş aile yapısı, çekirdek aileye dönüştü. Günümüzde uzmanlar, ömür süresinin uzaması ve yaşam tarzının değişmesiyle birlikte toplumda yaşlı bakım hizmetlerinin her geçen gün önem kazandığı vurguladı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2012 verilerine göre Türkiye’nin yüzde 7,5’inin yaşlı olduğu, 2013’te ise oranın yüzde 10’a ulaşmasının beklendiği kaydedildi.

İzmir Ekonomi Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Öğretim Görevlisi Melahat Kızıl, Türkiye’nin benimsendiği gibi genç bir toplum olmadığına dikkat çekerek, ülkenin yaşlı bakımına yönelik politikalar belirlemesi gerektiğini bildirdi. Kızıl, “Bir toplumda yüzde 7 ile 10 arasında yaşlı nüfusu varsa o toplum yaşlıdır. TÜİK’in 2012 verilerine göre yaşlı nüfusumuz yüzde 7,5’tir. Bu oranın 2013’te yüzde 10’a ulaşması bekleniyor. Yani artık, toplumumuz yaşlandı. Toplumumuzda en yaşlı nüfusa yüzde 16,5 oranıyla Ege Bölgesi sahip. Bu yıl İzmir Ekonomi Üniversitesi bünyesinde yaşlı bakımı programını açtık. En yaşlı nüfusa sahip İzmir açısından böyle bir programın başlatılması çok önemli” dedi.

İzmir’in emekliler tarafından tercih edildiğine, kentte 5 huzur ve bakım evinin bulunduğuna öte yandan bu alanların sayıların yetersiz kaldığına dikkat çeken Kızıl, Türk toplumunun giderek çekirdek aile yapısına büründüğünü söyledi. Kızıl, “Toplumumuz, aile içini fazla dışarıya yansıtan bir toplum değil. Bu nedenle şanslıyız. Hem çocuklarını hem de yaşlılarını kolluyor. Çocuklar genelde anne babalarına bakıyor. Ancak gelişen hayat şartlarında yurtdışında yaşayan başka kentlere göç eden çocuklar, ailelerine bakamayacaklar. Bu nedenle anne babalar sahipsiz kalıyor. Yaşlıların çekirdek aile yapısında yeri kalmıyor. Bu noktada yaşlı bakım programlarının önemi ortaya çıkıyor” şeklinde konuştu.

“65 yaşta iki kişinden biri depresyonda”

Yaşlı nüfusun toplumsal yaşamdan ayrılmaması gerektiğini, bugün 65 yaşını yaşayan iki kişiden birisinde depresyon görüldüğüne işaret eden Kızıl, bu kişilerin aktif yaşamda yer almalarının bakıma muhtaç olma risklerini azalttığını söyledi. Türkiye’nin yaşlı topluma hazır olmadığını, bu kuşağın evlerine itildiğini belirten Kızıl, şunları söyledi:


“Aktif yaşam sadece spor değil. Bu insanlar her alanda aktifleşmeli. Belediye meclisinde yer almalı, sosyal konularda fikirlerini belirtmelidir. Toplumumuzun kendini yaşlı toplumuna hazırlaması gerekir. Sadece el öpmekle değil psikolojik olarak da kişilerin hazırlanması gerekir. Özellikle hayatını aktif yaşamamışsa depresyon olasılığı çok yüksektir. Psikolojik ve fizyolojik olarak da destek vermek gerekiyor. Yeni nesil yaşlı bakım programlarında, yaşlılarla ilgili ne yapılması gerektiği konusunda uzmanlaşıyor. Beslenmesinden tıbbi bakımına, yatağının yapımından her türlü desteği yapacak bireyler yetişiyor.”

“İleri yaşlarda hastalıklar artacak”

Toplumlarda 65 yaş ve üstü bireylerin yaşlı olarak kabul edildiğini, Türkiye’de 6 milyonu aşkın yaşlı nüfusun bulunduğunu kaydeden Melahat Kızıl, yaşlılıkla birlikte kişilerde görülen hastalıkların arttığını söyledi. İkinci Dünya Savaşı sonrasında Avrupa ve Amerika’da bebek doğumunun desteklendiğini, bu döneme ‘baby boomer’ kuşağı adı verildiğini anımsatan Kızıl, “Bu nüfus yaşlandı. Genellikle 75 yaş sonrası kişilerde 3 kronik hastalık bulunur. 65’ten sonra bir iki kronik rahatsızlık yaşanmaya başlanırken 75 yaş sonrası kişiler 3 kronik hastalığa hazır olmalı. İleri yaşla birlikte Demans, Alzeimer, Parkinson gibi hastalıkların da hızla yükseldiğini görüyoruz. Özellikle ileri yaş olarak tanımladığımız 85 ve üstü yaşlarda bu hastalıkların görülme sıklığı arttı. Bu da çok fazla bakım ve masraf gerektiriyor. Yaşlı bakımında özel bir ilgi ve bilgi birikiminin olması sağlanmalı” diye konuştu.

TURKEY IS NOT A YOUNG POPULATION ANYMORE!

TURKEY IS NOT A YOUNG POPULATION ANYMORE! The notion about Turkey being a ‘young society’ is becoming a history. The experts remind that older population makes up an important part of the society now. Extended families turned into nuclear ones. The experts say that with the increased life span and change in life styles, elderly care services gain importance with each passing day. Based on the Turkish Statistics Institute’s (TÜİK) 2012 data, Turkey has a 7.5 % of elderly population and this number is expected to reach up to 10% in 2013.

Melahat Kızıl, Lecturer at Izmir University of Economics Vocational School of Health Services, stated that Turkey was no longer a young population as it was widely thought before, and that new policies regarding the older population needed to be set. “If the older population takes up 7-10% of the society, it is considered an old society. 2012 TÜİK statistics revealed that we have a 7.5 % elderly population and this number is expected to reach up to 10% in 2013. In other words, we are an old society now. Aegean Region has the highest older population with a 16.5 %. This year we are offering


an elderly care program in Izmir University of Economics. This program is very significant in terms of having the oldest population in Izmir,” said Kızıl.

Kızıl also pointed out that Izmir was preferred widely by the retirees, although there were 5 elderly care facilities, they were still not enough to meet the needs. Kızıl mentioned that the Turkish society turned into nuclear families gradually. She said, “Our society does not reflect family matters outside very much. We are lucky in this sense. It looks after both its children and elder. Children usually take care of their parents; however, changing life conditions make it impossible for children, who move to other cities or countries, to look after their parents. Therefore, parents are left on their own, having no place in nuclear family structures anymore. This is when the elderly care programs step in.”

“One out of two 65 year olds has depression”

Older population should not be excluded from the social life and one out of two 65 year olds had depression stated Kızıl and mentioned that those people actively taking part in life decreased the possibility of needing care. She said Turkey was not ready for older population and that generation was pushed into homes. Kızıl stated the following:

“An active life does not mean sports only. These people need to get active in every aspect of life. They need to take part in city councils, express their ideas on social matters. The society needs to prepare itself psychologically for the older population. Depression is a high possibility in inactive life styles especially. Psychological and physiological support is essential. The new generation gets expertise on what to do in elderly care programs. They learn about providing all kinds of support to elderly from nutrition to medical care, to beds, etc.”

“Illnesses will increase in older ages”

Melahat Kızıl stated that individuals 65 and over were considered old in societies and Turkey had more than 6 million old people, and illnesses increased with the older population. She reminded that after the 2nd World War, Europe and America supported baby births known as the ‘baby boomer’ period. Kızıl said, “This population got old. Usually, people over 75 have 3 chronic diseases. While it is one or two after the age of 65, people over 75 should be ready for 3 chronic diseases. We see rapid increase in illnesses such as dementia, Alzheimer’s, Parkinson’s, etc. in older ages, especially after 85 and over. This means more care and cost. Therefore, a special interest and knowledge is essential when it comes to elderly care.”


Haberler melahat  

melahat kızıl / haberler

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you