Issuu on Google+

C

M

Y

CM

MY

CY

CMY

K

IBRAHIM

ARTUKARSLAN

THE GRAND BAZAAR / TONINO LAMBORGHINI / KENYA


Rixos The Palm Dubai Lobby Level Shop B - Dubai, UAE P. O. Box 27223 - Tel: 00971-4-3697296 Info@aghajewellery.com

Agha Renaissance Gallery Madinat Jumeirah - Dubai, UAE Tel: 00971-4-4276658 - Fax: 00971-4-4276659 Member of Agha Gruop


D E S I G N E D B Y

A V A I L A B L E A T A G H A J E W E L L E R Y B O U T I Q U E S

Rixos The Palm Dubai Lobby Level Shop B - Dubai, UAE P. O. Box 27223 - Tel: 00971-4-3697296 Info@aghajewellery.com

Agha Renaissance Gallery Madinat Jumeirah - Dubai, UAE Tel: 00971-4-4276658 - Fax: 00971-4-4276659 Member of Agha Gruop


www.terracity.com.tr

facebook.com/TerraCity

twitter.com/TerraCityAVM


ALIŞVERİŞ MACERASI


CONTENTS

İÇİNDEKİLER ♦

contents 54 We lost İbrahim ARTUKARSLAN Bir gönül insanını kaybettik

58 History of Olympic Games Olimpiyat Tarihi

70 The Grand Bazaar and an interview with Serdar Gülgün Kapalıçarşı ve Serdar Gülgün ile bir söyleşi

114 Kenya Into the magic of the wild Vahşi doğaya yolculuk

120 The Gutfreund’s Life Gutfreund çiftinin lüks dolu hayatı

26

RIXOS MAGAZINE

SUMMER 2012


CONTENTS

İÇİNDEKİLER ♦

içindekiler 126 The Eastern Blacksea Shores of Turkey Doğu Karadeniz ve yeşilin her tonu

150 An interview with Tonino Lamborghini Tonino Lamborghini ile bir söyleşi

166 Jaeger LeCoultre Vintage Watches & Absolute Femininity Eski Saatler & Kadınsılık

194 Lokum & Akide Traditional Turkish Confectionary Geleneksel Türk Şekerlemeleri

200 Rixos Sharm El Sheikh

SUMMER 2012

RIXOS MAGAZINE

27


CHAIRMAN’S MESSAGE

BAŞKANIN MESAJI ♦

Dear Readers, I am sad about laying our respected older brother Ibrahim Artukarslan to rest. He, always exciting us with his positive approach and enthusiasm, the prime mover of Rixos Magazine, always met you in this column since the year 2003.

2003 yılından beri bu köşenin ev sahibi olarak sizlerle buluşan, pozitif yaklaşımı ve coşkusuyla bizlere her zaman heyecan veren Rixos Magazine’nin fikir babası, değerli büyüğümüz İbrahim Artukarslan’ı ebediyete uğurlamanın üzüntüsünü yaşıyorum.

Though time passes so quickly, we all experience moments and occasions of frustration that we cannot get accustomed to, and feelings of sorrow do occur. The sudden departure of brother Ibrahim is one such occasion. Nowadays, as we face the difficulty of becoming accustomed to his absence, we are trying to find solace from those things that he had left behind to us.

Hepimizin zaman hızla akıp giderken alışamadığımız, burukluğunu her daim içimizde taşıyacağımız anlar ve olaylar vardır. İbrahim Ağabey’in aramızdan ani ayrılışı da bunlardan biri oldu. Yokluğuna alışmanın zorluğunu yaşadığımız bugünlerde onun ardında bıraktıklarıyla avunmaya çalışıyoruz.

Since the day we lost him, we are reminded of brother Ibrahim and of those things that we learned from him, by receiving calls from all over the world extending condolences. We feel proud of having such a special brother who was always hopeful, full of fresh ideas and projects. How many people have you known in your life time that had such a positive life? It was an honor to have spent so many years together, sharing memories with such a valued person and initiating so many special projects all over the world. This magazine, which has been reaching you for about 10 years, is one of his special works. In implementing this project, he had two goals. First, was to deliver this magazine to all Rixos Hotels guests, thus, by expressing our country’s values, introduce both Turkish and foreign brand products. The other goal was to prepare a qualified publication which guests could take with them and share with others, contributing to Rixos Hotel’s journey towards achieving a recognized brand name and image. The result is this quality and unique lifestyle magazine, of which every issue is eagerly awaited for. It is not possible for us to fill his shoes. The greatest heritage, from our part, is to continue where he left off and to glorify his works. I congratulate all of my team mates, who act with this sense of duty and responsibility, and on their professionalism. I remember our valued brother who brought Rixos Magazine to where it is today, with gratitude, love, respect and longing.

28

RIXOS MAGAZINE

FALL 2012

Değerli Okurlar,

Onu kaybettiğimiz günden bu yana dünyanın dört bir yanından aranmadığımız, İbrahim Ağabey’i ve onun bize kattıklarını anmadığımız gün geçmiyor. Böyle müstesna bir Ağabey’e sahip olduğumuz için gururlanıyoruz haliyle, göğsümüz kabarıyor. Arkasında eserler bırakmış, iyiliklerle yollarını bezemiş, geleceğe hep ümit dolu projelerle yönelmiş kaç insan tanıyabilme şerefine erişir ki insan bu hayatta? Onun gibi bir değer ile anıları paylaşmanın, birlikte dünyanın pek çok yerinde özel projelere imza atmış olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Yaklaşık 10 yıldır sizlere ulaşan bu dergi de onun eserlerinden biriydi. Onun bu projeyi hayata geçirirken iki hedefi vardı. İlk hedefi; Rixos Hotels’in odalarında bulunacak olan bu derginin tüm misafirlere ulaşması, böylelikle ülkemizin değerlerini anlatarak Türk markalarını yabancı markalarla birlikte tanıtabilmekti. Diğer hedefi ise kaliteli bir yayın hazırlayarak misafirlerin yanlarında taşıyıp, paylaşarak Rixos’un marka yolculuğuna ve imajına katkı sağlamaktı. Böylelikle her sayısının merakla beklendiği, takip edildiği, kaliteli ve özgün bir “lifestyle” dergiyi kazandırdı bizlere. Onun yerini doldurmamız mümkün değil. Ancak onun bıraktığı yerden devam etmek, eserlerini yüceltmek bize düşen en büyük miras. Bu görev bilinci ve sorumluluğunda hareket eden tüm ekip arkadaşlarımı profesyonelliklerinden ötürü bir kez daha kutluyor, Rixos Magazine’i bugünlere getiren değerli büyüğümüzü şükran, sevgi, saygı ve hasretle anıyorum.

Sincerely,

Saygılarımla,

Fettah TAMİNCE

Fettah TAMİNCE

Rixos Hotels Chairman of the Board

Rixos Hotels Yönetim Kurulu Başkanı


PART OF THE MOON-DNA COLLECTION, THE MOON DUST STEEL MOOD CHRONO ILLUSTRATES THE MAGIC OF THE MOON. THIS LUNAR TIMEPIECE IS SWISS MADE AND CONTAINS ELEMENTS OF THE APOLLO 11 SPACECRAFT AS WELL AS MOON DUST. www.romainjerome.ch


COVER LETTER

ÖN YAZI ♦

Dear Readers / Değerli Okurlar Knowing what to say, after a beloved and respected person’s death, is really difficult, especially for İbrahim Artukarslan, a father who is as close as a friend. In a world in which success is perceived as side by side zeros, he looked for it in a different way. For him success would sometimes mean thousands of children that come from all over the world to celebrate the April 23rd Children Fest and spend an unforgettable day, with hundreds of foreign university students that take their certificates from the Turkish Prime Minister and they become volunteer publicity ambassadors of Turkey, or they form an organisation that successfully represents Turkey abroad. He was a kind of man who always builds up, gathers together, reconciles resentments and forgives wickedness, and does not bear a grudge against anybody. After his death, seeing people from all over the world, from USA to China, from Dubai to Malaysia, from Russia to UK, from Germany to Kazakhstan, acknowledging his unrequited kindness, positive influence, motivation, excitement and assistance in people’s lives, is one of the biggest consolations for us. He made a great contribution to the birth and development of a brand like Rixos in the last 10 years of his life. Rixos Magazine was an idea that seemed impossible at first, but he took care of it like a baby. Today, it’s a publication that is accepted all over. He had a lot to do; but when its time to go, there is nothing much to say. We would like to especially thank our Prime Minister Recep Tayyip Erdoğan, State Minister Hayati Yazıcı, Tourism and Culture Minister Ertuğrul Günay, Industry and Trade Minister Zafer Çağlayan and all the statesman, Rixos Hotels Chairman of Board Fettah Tamince, our relatives and friends for their tremendous support and their condolences. He was a man that loved to work for his country and adopted the principle of being useful to people. The beautiful smile he had on his face after his death was like the most concrete reward for this beautiful lifestyle. We hope to follow in our father’s footsteps. May he rest in peace...

PUBLISHER Mediap İletisim Ltd. Sti. Mehmet Yasin ARTUKARSLAN yasin.artukarslan@rixos.com MARKETING DIRECTOR Mehmet KÜPELİ mehmet.kupeli@rixos.com CHIEF EDITOR Derya DOKUMACI derya.dokumaci@rixos.com EDITOR İrem KÜPELİ irem.kupeli@rixos.com REPORTER Hande TÜTÜNCÜ PHOTOGRAPH Nur Banu ARTUKARSLAN Beria MERVE ENGLISH EDITING Leyla İSMET ADVERTISEMENT DIRECTOR Candeniz ALANTAR candeniz.alantar@rixos.com REPRESENTATIVE FOR ITALY Ayça OSKAY ayca.oskay@rixos.com

M. Yasin Artukarslan

İbrahim Artukarslan’ı, dost gibi bir babayı kaybettikten sonra ardından bir şeyler yazabilmek gerçekten çok zor. Başarının hesapta yanyana dizilmiş sıfırlar olarak algılandığı bir dünyada O , başarıyı hep farklı şekillerde aradı. O’nun için başarı, bazen düzenlediği 23 Nisan Şenliğine dünyanın dört bir yanından gelen ve gönüllerince bir gün geçiren binlerce çocuk, bazen Başbakan’dan sertifikalarını almalarına ve Türkiye’nin gönüllü tanıtım elçisi olmalarına vesile olduğu yüzlerce yabancı üniversite öğrencisi, bazen de Türkiye’nin yurtdışında başarıyla temsil edilmesini sağladığı bir organizasyon oldu. Herkesi toparlacı ve bir araya getirici, küskünleri barıştıran, affedici bir tarzı vardı. Çevresindekilere yaptığı karşılıksız iyilikler, pozitif katkıların yanında, motivasyon ve yol göstermelerinin sonucu belki de; vefatının ardından Amerika’dan Çin’e, Dubai’den, Malezya’ya, Rusya’dan İngiltere’ye birçok ülkeden binlerce kişinin kendisini minnet ve şükranla anması, ektiği tohumların filizlendiğinin göstergesiydi. Rixos gibi bir markanın bugünlere gelmesinde gösterdiği katkıların yanı sıra, Rixos Magazine gibi bir dergiyi bebek büyütürcesine, kendini kabul ettiren bir yayın haline getirdi. Kurucu Başkanı olduğu TUHETO (Turkish Health Tourism Organization) ile, Türkiye’nin sağlık sektöründe sahip olduğu avantajları turizmle birleştirerek, ülkemizi dünyanın sağlık turizmi merkezi haline getirmek hedefiyle hiç durmadan çalıştı. RTİB’in (Rus-Türk İşadamları Birliği) Genel Sekreterliğini yaptığı süreçte, Türk-Rus ilişkilerini ilerletmek adına gösterdiği çabalar sonucu gelinen nokta takdire şayandı. Dünyanin dört bir yanından gelen öğrencileri çeşitli organizasyonlarla buluşturduğu DÜGP (Dünya Üniversite Gençliği Platformu) vesilesiyle ülkemize binlerce kültür elçisi kazandırdı. Bu çabaları onun hiç bitmeyecekmiş gibi görünen enerjisinin tezahürüydü. Yapacağı daha çok iş vardı. Ama ne yazık ki vakit dolunca söylenecek söz kalmadı. Taziye sürecinde bizlere destek olan başta Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Devlet Bakanımız Sayın Hayati Yazıcı, Kültür ve Turizm Bakanımız Sayın Ertuğrul Günay, Sanayi ve Ticaret Bakanımız Sayın Zafer Çağlayan olmak üzere tüm devlet büyüklerimize, Rixos Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Fettah Tamince’ye, akraba ve dostlarımıza şükranlarımızı iletmek istiyorum. Ülkesi için çalışmayı seven, insanlara faydalı olmayı prensip edinmiş bir insandı. Vefatından sonra yüzünde oluşan o huzurlu ifade ve güzel gülümseme sanki bu yaşam tarzına verilen mükafatın en somut müjdesiydi. Devrettiği bayrağı teslim alarak, hedeflediği yerlere ulaştırmak bundan sonra bizlere düşüyor. Sevgili babamızın mekanı cennet olur inşallah... M. Yasin Artukarslan

ART DIRECTOR Kamil AYDİLEK kamilaydilek@gmail.com GRAPHIC Mehmet KARADON ATTORNEY AT LAW Mustafa Melih KUYUCU SUPPORTERS Alattin ALTINDİŞ / Aysun SPREYER Dinara OSKAY / Emir BOZGAN Melek KUBLAY / Tamer GÜNGÖREN Nurcan SARAÇ / Hakkı YAVUZ Deniz BELLİ PRINT Star Medya Yayıncılık REPRESENTATIVES U.S.A. / Burak ESKİCİ Austria / Sadık SARAÇ Azerbaijan / Alper ÖNDER China / Mehmet SÖYLER England / Gökhan GÜNERİ France / Tuğba YÜREKLİ Russia / Kubeysi TARHAN Ukraine / Barış ÖZTAŞ CONTACT Kuşbakışı Caddesi Aşuroğlu Sitesi No: 31/3 Altunizade / İSTANBUL / TÜRKİYE Tel:+90 216 651 96 81 / 83 Fax: +90 216 651 96 82 www.mediap.com.tr info@mediap.com.tr www.rixosmagazine.com

30

RIXOS MAGAZINE

FALL 2012


EDITOR’S CHOICE

EDİTÖR’ÜN SEÇİMİ ♦

THE SPIRIT OF

Versailles VERSAILLES RUHU

B

oca do Lobo’s New Limited Edition piece takes us to the 17th century where grandeur and pageantry reigned in the French Court. Created from a long process of inspiration and dedication, this art object recreates the “Versailles Spirit.” Abandoning the restrictions and rigidity imposed during the Middle Ages, it opens the way to freedom and the need for bringing extravagant creations to life. Boca do Lobo’nun sınırlı sayıda üretilen yeni koltuğu, bizi Fransız Sarayındaki görkem ve debdebenin hüküm sürdüğü 17. Yüzyıla götürüyor. Uzun bir ilham ve emek sürecinin ürünü olan bu sanat eseri, “Versailles Ruhunu” yeniden ortaya çıkarıyor. Orta Çağın dayattığı sınırlamalar ve katılığı geride bırakarak, özgürlüğe ve abartılı üretiler yapma ihtiyacına yeni bir yol açıyor. 32

RIXOS MAGAZINE

FALL 2012


T HERE ARE STORIES THAT DESERVE TO BE CAPTURED FOREVER.

Created in 1931 for polo players, the Reverso is one of the rare cult watches in horological history. Its second face that may be personalised will enable you to choose exactly the moment you wish to remember forever. What will yours be? Let our engraving, enamelling and gemsetting artists immortalise your legend. A Reverso just for you. GRANDE REVERSO ULTRA THIN TRIBUTE TO 1931. Jaeger-LeCoultre Calibre 822.

YOU DESERVE A REAL WATCH.

Jaeger-LeCouLtre Butik, Nişantaş›, +90 212 232 3017 İstanbul: DAMAS Kanyon AVM, +90 212 353 0978 / SAPPHIRE Flyinn AVM, +90 212 663 2828 Ankara: GREENWICH Armada AVM +90 312 219 1289 / GREENWICH Kentpark AVM, +90 312 219 9315 Antalya: ARGOS, +90 242 310 3210 / DAMAS Terracity AVM, +90 242 323 2849 / ROM SÜMER, +90 242 340 6474 / VİKİNG Kemer, +90 242 814 5152 www.jaeger-lecoultre.com


EDITOR’S CHOICE

EDİTÖR’ÜN SEÇİMİ ♦

The

Shah of Persia’s Elephant Automaton Clock İran Şahı’nın Fil Saati A George III paste-set ormolu musical automaton clock, circa 1780, signed by Peter Torckler 1780 civarı, Peter Torckler tarafından imzalı, III. George dönemi yaldızlı pirinçten müzikli otomat saat

T

his magnificent automaton clock of a rare and impressive scale stands over one metre tall and was probably acquired by Naser al-Din Shah of Persia (1831–96) in London in the 1890s. The Shah had been mesmerized by similar clocks he saw while visiting Baron Ferdinand de Rothschild at Waddeson Manor in 1889. It typifies the intriguing and inventive objects produced in London by skilled British craftsmen in the second half of the 18th century and would have originally been destined for the Chinese market. Promoted by the East India Company, such objects played a key role in lessening the trade deficit between Britain and China and were articles of tribute in Chinese society, where gifts flowed through the official hierarchy, passing through the system to superiors and eventually, the Emperor. Similarly ornate elephant figures were frequently found throughout the Chinese Imperial Palaces and a large number remain in the Palace Museum, Beijing. 34

RIXOS MAGAZINE

FALL 2012

Bir metreden uzun olan bu muhteşem ve nadide saat, muhtemelen 1890larda Londra’da İran Şahı Naser al-Din (1831 - 96) tarafından alınmış. Şah, 1889 yılında Waddeson Malikânesinde Baron Ferdinand de Rothschild’ı ziyareti esnasında gördüğü benzer saatlerle büyülenmişti. Saat, 18. yüzyılın ikinci yarısında yetenekli İngiliz zanaatkârlar tarafından Londra’da, aslında Çin pazarına gitmek üzere üretilen, çekici ve yenilikçi objeleri temsil ediyor. Doğu Hindistan Şirketinin desteklediği bu tarz objeler, Britanya ve Çin arasındaki ticaret açığını azaltmada büyük bir rol oynarken aynı zamanda Çin toplumu hakkında da ayrıntılar veriyordu; hediyeler, resmi hiyerarşiyle sistemden geçerek asillere ve nihayetinde İmparator’a ulaşıyordu. Benzer şatafata sahip fil figürleri, Çin İmparatorluk Saraylarında sıklıkla bulunmuştur ve Pekin’deki Saray Müzesinde bu figürlerden çok sayıda görmek mümkündür.


ABDİ İPEKÇİ CADDESİ, LALEZAR APT. N°45, KAT4, D11, NİŞANTAŞI, ISTANBUL / T.+90 212 514 99 45 / www.homAjEwELLERy.Com


EDITOR’S CHOICE

EDİTÖR’ÜN SEÇİMİ ♦

OLYMPIC

C AU L D R O N OLİMPİYAT MEŞALESİ by Thomas Heatherwick ‘‘We were aware cauldrons had been getting bigger, higher, fatter as each olympics happened and we felt we shouldn’t try to be even bigger than the last ones.’’ ‘‘Her olimpiyattan sonra meşalelerin daha çok büyüdüğünün, yükseldiğinin ve genişlediğinin farkındaydık. Buna karşılık son meşaleden daha büyüğünü yapmamaya karar verdik.’’

O

n arriving in London, each of the 204 national teams competing in the 2012 Olympic Games received a special object, inscribed with the name of its country. Each slightly different from the other, these objects have sculpturally beautiful forms, made in polished copper. During the opening ceremony, teams entered the Olympic stadium with their country’s precious object. One by one, in a clearing at the centre of the growing crowd of athletes, these artifacts were laid out as offerings, forming a large-scale pattern on the ground that radiates like the petals of a flower. When the last of these petals had been illuminated by the London 2012 Olympic Torch, the first one began rising silently from the ground, carried upwards on a long fine stem. Over the next minute or so, the 204 separate flames converged to form one great flame of unity surging into the sky, making this a giant kinetic sculpture in the centre of the stadium that symbolizes the coming together in peace of 204 nations for two weeks of sporting competition. At the close of the Games, the Olympic cauldron opened out and divided once more into its constituent objects. When each country took home its own object, as a souvenir of this most important sporting event, the 2012 cauldron ceased to exist. Like a flower that only blooms for the duration of the competition, it was a temporary representation of the extraordinary transitory togetherness that is an Olympic Games. A model of the Olympic Cauldron designed by Thomas Heatherwick was exhibited in the Victoria and Albert Museum, London from 31 May to 30 September 2012. 36

RIXOS MAGAZINE

FALL 2012

2012 Olimpiyat Oyunlarında rekabet eden 204 milli takım Londra’ya vardığında, her birine üzerinde ülkelerinin adı kazınmış özel bir obje verildi. Açılış seremonisinde takımlar, Olimpik stadyuma bakırdan yapılmış bu özel objeyle birlikte girdiler. Bu objeler, sporculardan oluşan kalabalığın ortasındaki boş alana yerleştirildiler ve tıpkı dev bir çiçeğin taçyaprakları gibi açıldılar. Taçyapraklarının herbiri Londra 2012 Olimpiyat Ateşiyle yandığında, ince uzun dalları üzerinde tek tek sessizce yerden yükselmeye başladılar. Yaklaşık bir dakika içinde 204 adet meşale bir araya gelerek gökyüzüne doğru yükselen büyük bir alev haline geldi. Stadyumun ortasındaki dev kinetik heykel, iki haftalık spor müsabakaları için barış içinde biraraya gelen 204 milletin birliğini sembolize etti. Müsabakaların sona ermesiyle Olimpiyat Meşalesi, yapraklarını tekrar açtı ve parçalarına ayrıldı. Bu önemli spor etkinliğinin bir hatırası olarak her ülke kendisine ait taçyaprağını evine götürdü ve 2012 meşalesi yok oldu. Sadece müsabakalar esnasında açan bir çiçek gibi, Olimpiyat Oyunlarının kısa süreli birlikteliğinin geçici bir simgesi oldu. Thomas Heatherwick tarafından tasarlanan Olimpiyat Meşalesinin bir modeli, Londra’daki Victoria and Albert Müzesinde 31 Mayıs – 30 Eylül 2012 tarihleri arasında sergilendi.


EDİTÖR’ÜN SEÇİMİ ♦

EDITOR’S CHOICE

Architect JACK ROW BY

T

he Architect is the first fountain pen by Jack Row, a 27 year old young goldsmith. The Architect’s design was inspired by London’s 30 St May’s Axe, more commonly known as the ‘Gherkin’, located in the heart of the financial district. It certainly is a must-have luxury item for businessmen. The beautifully designed fountain pen is offered in 3 versions: sterling silver with black diamonds limited to 888 pieces at $10,360, 18k yellow gold with sapphires limited to 88 pieces at $34,325, and 18k white gold with diamonds limited to 88 units at $38,890. Each pen comes with an 18k gold nib and cartridge / converter filling system.

38

RIXOS MAGAZINE

FALL 2012

Architect, 27 yaşındaki genç kuyumcu Jack Row’un ilk dolma kalem tasarımı. Sınırlı sayıda üretilen dolma kalemin tasarımında, Londra’daki finans semtinin kalbinde bulunan ve daha çok ‘Gherkin’ adıyla bilinen 30. St. May’s Axe binasından esinlenilmiş. İş adamları için vazgeçilmez bir lüks aksesuar olmaya aday. Zarifçe tasarlanmış dolma kalem, üç farklı modelle sunulmuş: siyah elmaslar ve som gümüşten model 888 adet üretilmiş; safirlerle süslenmiş 18k yeşil altından ve elmaslarla bezenmiş 18k beyaz altından üretilen model ise sadece 88 adet üretilmiş. Her kalem, 18k altın kalem ucu ve kartuş doldurma sistemi ile birlikte geliyor.


EDITOR’S CHOICE

Voie

Lactée One day in 2006, Pleyel asked Andrée Putman to: “ Draw the piano of the 21st century…” 2006 yılında bir gün Pleyel, Andrée Putman’dan bir istekte bulunuyor: “Bize 21. yüzyılın piyanosunu çizer misin?”

O

n June 12, Pleyel, France’s oldest piano manufacturer, introduced its latest design: “Voie Lactée,” a baby grand designed by Andrée Putman. The designer imagined the piano as a traditional music box. Voie Lactée was born from the union between a mythical designer and the oldest piano maker in the world. It is the instrument crystallized into a unique luxury object, transformed into a life size musical box, refined to novel proportions. It is a marriage between design and music, curved and straight lines, black lacquer and chrome, the blue of the Milky Way and mother of pearl, keyboard and checkerboard. 12 Haziran’da Fransa’nın en eski piyano üreticisi Pleyel, en son tasarımını tanıttı: “Voie Lactée,” Andrée Putman tarafından tasarlanan bir küçük kuyruklu piyano. Tasarımcı, piyanoyu geleneksel bir müzik kutusu olarak hayal etmiş. Voie Lactée, efsanevi bir tasarımcı ve dünyadaki en eski piyano üreticisi arasındaki işbirliği sonucunda ortaya çıkan bir piyano. Eşsiz bir lüks obje olan enstrüman, yeni boyutlarıyla daha zarif olmasının yanında büyük bir müzik kutusunu andırıyor. Piyano; tasarım ve müzik, kıvrımlı ve düz hatlar, siyah lake ve krom, Samanyolu’nun mavisi ve sedefin beyazlığını bir araya getirmiş. 40

RIXOS MAGAZINE

FALL 2012

EDİTÖR’ÜN SEÇİMİ ♦


abdi ipek癟i caddesi no: 17, nisantas覺, istanbul brioni.com

TO BE ONE OF A KIND


EDITOR’S CHOICE

EDİTÖR’ÜN SEÇİMİ ♦

A new interpretation for

Old

Eskiye yeni bir yorum

K

ilim, one of the most important of the traditional Turkish hand weaving arts, is reinterpreted as a contemporary piece of art by Heike Weber. Using gossamer silicone instead of thread, Weber’s “Kilim” series combines traditional Turkish motifs with contemporary media. Oriental rugs are typically adored for their intricate patterns and vibrant dyes, but Weber’s re-imaginations reinterpret these design elements. By sketching the carpets’ typical swirls and floral depictions with her stringy white silicon, the artist presents the basic repetitive lines that serve as the works’ foundation. These floor installations, titled “Kilim” after the Turkish word for carpet, are then displayed on the grounds of vaulted rooms, sprawled across wood and stone that peek out as negative space amongst the white twirls. Weber’s contemporary Turkish carpets were inspired by a trip that she made to Turkey during a student exchange program. She became familiar with the traditional motifs used in Middle Eastern architecture and design, and was particularly intrigued by the allure of the rugs sold at nearby bazaars to tourists. Geleneksel Türk el dokuma sanatlarının en önemlilerinden biri olan Kilim, Alman sanatçı Heike Weber tarafından çağdaş bir sanat eseri olarak yeniden yorumlandı. İplik yerine silikon ağlar kullanılarak yapılan “Kilim” serisi, geleneksel Türk motifleriyle çağdaş medyayı bir araya getiriyor. Şark halıları, girift desenleri ve canlı renklerinden dolayı çok sevilirken Weber’in hayal gücüyle bu tasarım ögeleri yeniden yorumlanmış. Geleneksel halıların özgün kıvrımlarını ve çiçek tasvirlerini incecik beyaz silikonuyla çizen sanatçı, çalışmanın temeli olan tekrar edilen ana çizgilerini sunuyor. Kilim adı verilen bu zemin enstalasyonları, kubbeli odaların ahşap ve taş zeminlerine yayılmış ve beyaz kıvrımların arasında negatif alanlardan göz kırpıyor. Weber’in bir öğrenci değişim programıyla Türkiye’yi ziyareti bu çalışmalarına ilham olmuş. Orta Doğu mimari ve tasarımında kullanılan geleneksel motiflerle aşina olan sanatçı, özellikle civardaki pazarlarda satılan halılarının cazibesine kapılmış.

42

RIXOS MAGAZINE

FALL 2012


EDITOR’S CHOICE

EDİTÖR’ÜN SEÇİMİ ♦

Traditional yet modern Geleneksel ve modern

S

moking the shisha symbolizes the blending of nature and culture – the ritual of sharing and appreciating everything that the world has to offer; a celebration of the earth’s bounty. With its flawless design and unparalleled beauty the Desvall Shisha is an object worthy of its tradition. The Desvall Shisha truly embodies Sweden´s world famous and critically acclaimed artisans’ heritage: hand shaped ceramics, pioneering use of metal and leather working techniques, as well as the exquisite and rare reindeer antler carvings of the indigenous Sami people. The selection includes a metal series of limited edition black, chrome and gold. The limited edition in black features a stunning metallic black complimented by a 24-carat gold-plated ring which is adorned with Swarovski crystals. The pipe skin consists of the finest hand-crafted black leather. 44

RIXOS MAGAZINE

SUMMER 2012

Nargile içmek, doğa ve kültürün kaynaşmasını, dünyanın sunduğu her şeyi paylaşmak ve takdir etmek için yapılan bir geleneği, yeryüzünün cömertliğine sunulan bir kutlamayı simgeliyor. Kusursuz tasarımı ve eşsiz güzelliğiyle Desvall Shisha, bu eski geleneğe yakışır bir obje. Elle şekil verilen seramikler, metal ve deri işleme tekniklerinin usta kullanımı, yerli Sami halkına ait ayrıcalıklı ve nadir geyik boynuzu oymalarıyla nargile, İsveç’in dünyaca ünlü zanaatkarlarının mirasını tam anlamıyla taşıyor. Nargile, siyah, krom ve altın seçenekleriyle sınırlı sayıda üretilmiş. Siyah nargile serisi, metalik siyah rengini tamamlayan Swarovski kristalleriyle bezenmiş 24 karat altın kaplama bir halka taşıyor. Nargile çubuğu, incelikle işlenmiş siyah deriyle kaplı.


Vanity Fair - Archivio Poltrona Frau - Colour SC 126.

It’s true. Wrinkles are a sign of beauty.

Poltrona Frau. Intelligence in our hands.

poltronafrau.com

Poltrona Frau Showroom: Ayazma Yolu Sokak No:5 Etiler T: 212-2636406 www.bms-tr.com


EDITOR’S CHOICE

EDİTÖR’ÜN SEÇİMİ ♦

1955

Ferrari 410 S Berlinetta by Carrozzeria Scaglietti

Sold for $8.250.000, the world record for a closed Ferrari sold at auction. Kapalı bir Ferrari müzayedesi için dünya rekoru bir fiyat olan 8.250.000 dolara satıldı.

B

road Ferrari histories often give short shrift to some of the marque’s most fascinating early sports racers, many of which occupy truly unique crosssections of Maranello design and competition history. Such is the case with the 410 Sport, of which only four examples were built in 1955, with the specific intent of winning the notorious Carrera Panamericana road race. The Carrera quickly gained a reputation for danger, as the rugged terrain left little room for error and resulted in numerous crashes and driver fatalities. The availability of this ultra-rare, oneoff Scaglietti-bodied berlinetta doubtlessly drew the attention of the most ardent Ferrari collectors, as 0594 CM offers its next owner entrance to the world’s finest vintage rallies, FCA events, and discriminating concours d’elegance. It is a “Prancing Horse” of inestimable cachet, whose offering here constitutes a once-in-a-lifetime opportunity for the serious tifosi. 46

RIXOS MAGAZINE

FALL 2012

Pek çoğu, Maranello tasarım ve rekabet tarihinin gerçekten eşsiz köşelerinde yer alırken, bazı büyüleyici yarış arabaları, geniş Ferrari tarihinde hak ettiği önemi görememiştir. Bu gerçek, 410 Sport için de geçerli. 1950’den itibaren sayısız hasarlı ve ölümle sonuçlanan kazalara neden olan Carrera yolu, hataya pay bırakmayan engebeli arazisinin tehlikesiyle büyük bir üne sahipti. 410 S Berlinetta, 1955 yılında özel olarak tehlikesiyle ünlü Carrera Panamericana yol yarışını kazanması için sadece dört adet üretildi. Özel Scaglietti yapımı bir kaportaya sahip bu çok nadir Berlinetta, en gayretli Ferrari koleksiyoncularının dikkatini çekmekte vakit kaybetmedi. Ne de olsa “Şahlanan Atın” paha biçilemez saygınlığına sahip 410 S Berlinetta, 0594 CM numaralı motor ve şasesiyle, yeni sahibine dünyanın en iyi vintage rallilerine, FCA etkinliklerine ve ayrıcalıklı zarafet yarışmalarına katılma imkanı sunuyor.


EDITOR’S CHOICE

EDİTÖR’ÜN SEÇİMİ ♦

Delicious and Pretty!

Leziz ve Şık!

A

fter Christian Louboutin, Sonia Rykiel, John Galliano, Marni, Christian Lacroix and Alexis Mabille, now Lanvin has collaborated with Ladurée, the best macaron maker in the world. Alber Elbaz, the sweet and talented name behind Lanvin, made his own bubblegum flavor along with Ladurée pastry chef Vincent Lemains and presented in an illustrated Lanvin box. They say that a delicious air of childhood surrounds those with a soft spot for sweets; this playful aura still follows Alber, despite his role as a prominent couturier today. It is this whimsical spirit that inspired his flavorfully sketched faces of playful women on Ladurée boxes containing eight pink bubble gum-flavored macarons. A bright red pop of grosgrain ribbon adds a final touch of style to the delectable, collectable boxes of goodies.

48

RIXOS MAGAZINE

FALL 2012

Christian Louboutin, Sonia Rykiel, John Galliano, Marni, Christian Lacroix ve Alexis Mabille’den sonra Lanvin de dünyanın en iyi makaron üreticisi Ladurée ile ortak bir çalışma yaptı. Lanvin’in arkasındaki tatlı ve yetenekli isim Alber Elbaz, Ladurée pasta şefi Vincent Lemains ile en sevdiği ciklet aromalarına sahip makaronlar yapıp çizimlerle süslü bir Lanvin kutusunda sundular. Çocukluktan hatırda kalan leziz aromalar, tatlıya düşkün olanların hep etrafındadır derler; bu çocuksu hava, ünlü bir modacı olmasına rağmen Alber’in peşini hiç bırakmadı. İşte bu eğlenceli ruh ile Alber; pembenin farklı tonlarında, sakız aromaları taşıyan makaronlarla dolu Ladurée kutularını neşeli kadın çizimleriyle süsledi. Canlı kırmızıdan grogren bir kurdele, bu nefis koleksiyon objelerini tamamlamış.


EDITOR’S CHOICE

EDİTÖR’ÜN SEÇİMİ ♦

Buben & Zörweg’s TREASURY Buben & Zörweg’in HAZİNESİ

T

reasury, a modular safe, watch winder, humidor and jewelery case in one – is rich with possibilities for any connoisseur of haute living. “There is no greater pleasure for discerning watch aficionados than to display their passion for exceptional creations against the background of a masterpiece of craftsmanship. The Treasury provides the ideal setting for doing so,” said brand co-founder Christian Zörweg. The Treasury’s focal point is a Germanmade safe adorned with a fine timepiece featuring a flying minute tourbillon badged with Buben & Zörweg initials. A Swiss escapement with screw balance wheel and 11 jewel bearings work quietly behind a Ruthenium-coated dial, bounded by a goldstone bezel. A state-of-the-art alarm system guards the safe as well as the shatter-proof glass doors to the eight different compartments above and around the safe, supplying a higher level of security for a collector’s most treasured items. The removable modules come in several incarnations, including humidors, watch winders, a Hi-Fi stereo, a jewelry cartridge. LED lighting can be adjusted as the mood fits from an integrated electronic control panel that also controls the alarm system. 50

RIXOS MAGAZINE

FALL 2012

Treasury; kasa, saat kurucu, hümidor ve mücevher kasasını içinde barındıran, haute yaşamın her ihtimaline hazırlıklı bir obje. Markanın kurucularından Christian Zörweg, “Saat meraklıları için, farklı tasarımlara olan tutkularını ve zanaatkarlığın başyapıtı bu eserleri arka planda sergilemek harika bir keyif. Treasury, bunu mümkün kılıyor,” diyor. Alman yapımı Treasury’nin esas özelliği, Buben & Zörweg baş harfleriyle süslü uçan dakika türbilyonu içeren bir saat taşıyor olması. Vida denge tekerleğine sahip İsviçre yapımı bir saat maşası ve 11 mücevher mil yatağı; yıldız taşı bezelle sabitlenen Rutenyum kaplı kadranın arkasında sessizce çalışıyor. Son teknoloji alarm sistemi, kırılmaz cam kapıları ise kasayı çevreleyen sekiz farklı bölmeyi koruyor. Bir koleksiyoncunun en değer verdiği eşyalarını saklayacak en üst düzey güvenliği sunuyor. Çıkarılabilir bölmeler; hümidorlar, saat kurucuları, Hi-Fi stereo, mücevher kutuları gibi farklı işlevlere sahip. LED ışıklandırma, alarm sistemini de kontrol eden entegre elektronik bir kontrol panelinden ayarlanıyor.


Avrupa'nın en lüks mobilya ve aksesuar markaları 15,000 m2'lik tek nokta’da! Most luxurious European furniture and accessory brands meet under a 15,000 sqm roof!

Live Original...

www.mdhomecenter.com.tr + 90 (212) 444 82 83 İSTANBUL/TURKEY


INTERIOR

DEKORASYON ♦

Colecciona

Alexandra C

olecciona Alexandra Elite Furniture Saloon presents the stylish and comfortable wicker furniture by “Point SL” Spanish factory for home and garden, hotels, fitness centers, cafes and restaurants. The company was established in 1920 as a family business.First class furniture of rattan and natural wood harmonically combines the classic style and unequalled performance. Point’s products are the symbiosis of traditions, experiments and new technologies. The nature is the inspiration for designers’ ideas. While making a collection they use the latest materials: abaca and laminated coco, and metal inserts are used for decoration. For collection specially designed for the exteriors, the technologies protecting the product against aggressive environmental influences under different climatic conditions are used. The style, in which designers work, can be called the Mediterranean. This furniture is like a piece of heat and light from Mediterranean coast, bringing pleasing memories of summer, sea, nature and relaxing vacation. Today, the factory offers its products in more than 40 countries, and in spite of such impressive sales figures, carries out the strict quality control, and each piece of furniture meets all standards and market demands. In Coleccion Alexandra you can choose Point’s products that are suitable just for your home. This furniture will be not only comfortable and stylish interior solutions for you, but also the opportunity to accentuate your perfect taste and personality.

52

RIXOS MAGAZINE

FALL 2012

Салон элитной мебели Colecciona Alexandra представляет линию стильной и удобной плетеной мебели для дома и сада, отелей и фитнесс центров, кафе и ресторанов от испанской фабрики Point S.L. Компания, созданная в 1920 г, как семейное предприятие. Первоклассная мебель из ротанга и натурального дерева, гармонично сочетает в себе классический стиль и непревзойденное мастерство исполнения. Изделия фабрики Point — это симбиоз традиций, экспериментов и новых технологий. Вдохновителем идей для дизайнеров является сама природа. В изготовлении коллекции применяются новейшие материалы: abaca и laminated coco, также для декорации применяют металлические вставки. В коллекции, специально предназначенной для экстерьеров, применяются технологии, защищающие изделия от агрессивных воздействий окружающей среды при различных климатических условиях. Стиль, в котором работают дизайнеры, можно назвать средиземноморским. Эта мебель как будто несет в себе частичку тепла и света средиземноморского побережья, навевая приятные воспоминания о лете, море, природе и спокойном отдыхе. В настоящее время эта фабрика представляет свою продукцию более чем в 40 странах мира, и, не смотря на эти впечатляющие объемы продаж, ведется строгий контроль качества, и каждый предмет мебели отвечает всем стандартам и спросам рынков. Посетив салон Coleccion Alexandra Вы сможете выбрать изделия фабрики Point, подходящие именно для вашего дома. Наша мебель станет для вас не просто удобным и стильным интерьерным решением, но и возможностью подчеркнуть свой отменный вкус и индивидуальность.


Салон Элитной Мебели Coleccion Alexandra

Coleccion Alexandra Central Asia 25, Al-Farabi Avenue, microdistrict Samal – 3 Almaty city, The Republic of Kazakhstan Tel: +7 (727) 2584461 Fax: +7 (727) 2584463 E-mail: alexcoleccion@mail.ru

Khan Shatyr EC, 113 boutique 37, Turan Avenue, Astana city, The Republic of Kazakhstan Tel: +7 (7172) 577 933 E-mail: alexcoleccion_astana@mail.ru

г. Алматы, мкр. Самал-3 д.25 тел.: 8 (727) 2584461 факс: 8 (727) 2584463 E-mail: alexcoleccion@mail.ru

Khan Shatyr EC, 113 boutique 37, Turan Avenue, Astana city, The Republic of Kazakhstan Tel: +7 (7172) 577 933 E-mail: alexcoleccion_astana@mail.ru


BIOGRAPHY

BİYOGRAFİ ♦

BİR GÖNÜL İNSANI

İBRAHİM ARTUKARSLAN 1954-2012

54

RIXOS MAGAZINE

FALL 2012


BİYOGRAFİ ♦

BIOGRAPHY

1. Turkish Passport Harvard Üniversitesi Özel Gösterimi – Açılış Konuşması 2. Rus-Türk İş Adamları Birliği daveti, Moskova 3. İbrahim ARTUKARSLAN – Fettah TAMİNCE 4. TUHETO Sağlık Turizmi ödülleri – Dr. Mehmet ÖZ’e plaket takdimi 1

2

4

3

İbrahim Artukarslan, born on March 8, 1952 in Bingöl, completed his primary, secondary and high school education in his hometown. After graduating from the Faculty of Economics in Izmir Alsancak, he continued his education in Istanbul University Faculty of Law between 1975-1981. İbrahim Artukarslan maintained an active social life during and after the time he was in university and served as a board member on various organizations like “Foreign Turkish Worker’s Children Education Foundation” and “Turkey Folklore Federation”. İbrahim Artukarslan’s father Hakkı Artukarslan served as the Bingöl Deputy of Anavatan Party (ANAP), which was founded by Turgut Özal, 8th President of The Turkish Republic, after the 1980 military coup during the period of restructuring, and was one of the most trusted names in the Eastern Anatolia settlement. İbrahim Artukarslan also entered politics with the encouragement of his father and he spent 4 years serving as the ANAP Üsküdar County Commissioner. During this term, he also entered in the elections as a candidate for Mayor of Üsküdar on behalf of his party, ANAP.

8 Mart 1954’te Bingöl’de doğan İbrahim Artukarslan; ilk, orta ve lise eğitimini memleketi Bingöl’de tamamladı. İzmir Alsancak İktisat Fakültesinden sonra, 1981 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Üniversite yıllarındaki aktif, sosyal ilişkilerini üniversite sonrasına da taşıyan İbrahim Artukarslan, “Yurtdışı Türk İşçi Çocukları Eğitim Vakfı” Yönetim Kurulu Üyeligi ve “Türkiye Folklor Federasyonu” Yönetim Kurulu Üyeliği gibi çeşitli görevler üstlendi. İbrahim Artukarslan; 8. Cumhurbaşkanımız Turgut Özal’ın 1980 Darbesi sonrasında kurduğu “Anavatan Partisi”nin (ANAP) Doğu Anadolu yapılanmasında en güvendiği isimlerden biri olan Bingöl Milletvekili (babası) Hakkı Artukarslan’ın teşvikiyle siyasete atıldı. 4 sene ANAP Üsküdar İlçe Başkanlığı görevini yürüttü. Bu dönemde Üsküdar Belediye Başkanlığına partisi ANAP adına aday olarak seçimlere girdi. FALL 2012

RIXOS MAGAZINE

55


BİYOGRAFİ ♦

BIOGRAPHY

1. Türk Üniversite Sektörü Zirvesi, İstanbul 2. 23 Nisan Çocuk Şenliği, Rixos Hotel Premium Belek 3. Sağlık Turizmi Hukuku Kongresi, İstanbul Üniversitesi 4. Columbia Üniversitesi Ziyareti, New York 1

2

3

In the early 90’s, after the dissolution of the “Soviet Union”, İbrahim Artukarslan, who was involved in trade in Turkey, started his commercial activities in Russia. Establishing the “Russian-Turkish Businessmen’s Association” (RTIB), he helped several Turkish firms to enter to the Russian market and to make robust and longterm investments. Also, in the last 20 years, he provided significant contributions to the Turkish-Russian relations with the works and activities performed within the RTIB. In 2000, İbrahim Artukarslan, together with Chairman of the Board of Directors of Rixos Hotels Mr. Fettah Tamince, who was his friend from RTIB, decided to lay the foundations of “Rixos Hotels”. The positive relations with Russia played an active role in Rixos’ recognition as a brand in the region. İbrahim Artukarslan continued his duty as a board member of Rixos until his death. He began publishing “Rixos Magazine”, which seemed very difficult at first, with the idea of introducing Turkey and Turkish brands to Rixos guests through a qualified publication and contributing to Rixos’ brand experience. Today Rixos Magazine is a pioneer in its field, in a way worthy of Rixos, and accepted as an important and qualified publication. 56

RIXOS MAGAZINE

FALL 2012

4

90’ların başında “Sovyetler Birliği”nin dağılmasıyla Türkiye’deki ticari hayatının yanı sıra Rusya’da da ticari faaliyetlere başlayan İbrahim Artukarslan, “Rus-Türk İşadamları Birliğini” (RTİB) kurarak, ülkemizin birçok önemli markasının Rus pazarına adım atarak, sağlam ve uzun vadeli yatırımlar yapmasına önayak oldu. Aynı zamanda son 20 senede RTİB olarak, yaptıkları çalışmalar ve gerçekleştirdikleri faaliyetlerle, Türkiye-Rusya ilişkilerinin pozitif ivme kazanmasına ciddi katkılar sağladı. Moskova yıllarından sonra Türkiye’ye dönüp, Rixos Otelleri Yönetim Kurulu Üyesi olarak markanın bugünlere gelmesinde yönetim kurulu başkanı Fettah Tamince Bey’in en büyük destekçilerinden biri oldu. Vefatına kadar bu görevini sürdüren İbrahim Artukarslan, Rixos’un marka olma yolundaki serüvenine etkin bir katkı sağlamak ve Rixos misafirlerine kaliteli bir yayınla Türkiye ve Türk markalarını tanıtma fikri ve idealiyle, başlangıçta zor gözüken “Rixos Magazine” Dergisini yayımlamaya başladı. Bugün Rixos Magazine de, Rixos’a yakışır bir şekilde alanında öncü olma özelliğini taşıyan çok önemli ve kaliteli bir yayın organı pozisyonuna geldi.


BIOGRAPHY

Besides his commercial activities, İbrahim Artukarslan attached great deal of importance on social activities. He founded and chaired important social organizations such as “Turkish Health Tourism Organization” (TUHETO) and “World University Youth Platform” (DUGP). TUHETO was founded with the objective of propagating the opportunities and advantages Turkey has in health tourism to the world. He organized various promotional activities in Russia and Middle East and presented Turkish organizations to those people in the most efficient manner. On the other hand, DUGP was founded with the objective of protecting foreign students that were studying in our country under the auspices of the Prime Ministry of the Republic of Turkey and ensuring that they left our country with contentment and becoming voluntary publicity ambassadors of Turkey when they return to their countries. With dozens of organizations, conferences and activities, those students were brought together and the desired communication links are established in an effective way. İbrahim Artukarslan was married and the father of three children. As the “Rixos” and “Rixos Magazine” family, we are deeply saddened by the loss of our respected and loved brother, this unique, generous and community minded man, and offer our condolences to his family and those he loves…

BİYOGRAFİ ♦

Ticari faaliyetlerinin yanında sivil toplum faaliyetlerine de önem veren İbrahim Artukarslan, “Türkiye Sağlık Turizm Organizasyonu” (TUHETO) ve “Dünya Üniversite Gençliği Platformu” (DÜGP) gibi kurumların kuruculuğunu ve başkanlığını yaptı. “Tuheto,” Turkiye’nin sağlık turizminde sahip olduğu imkân ve avantajları tüm dünyaya anlatma amacıyla kuruldu. Rusya ve Ortadoğu’da çeşitli tanıtım faaliyetleri düzenleyerek ülkemizdeki kuruluşları en etkin şekilde bölge insanına ulaştırmaya çalıştı. DÜGP’nin amacı; özellikle ülkemizde okuyan yabancı uyruklu öğrencilere, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığı nezdinde sahip çıkarak, onların ülkemizden memnun ayrılması ve ülkelerine döndüklerinde Türkiye’nin gönüllü tanıtım elçileri olmalarını sağlamaktı. Düzenlenen onlarca organizasyon, konferans ve aktiviteyle, bu öğrenciler bir araya getirilerek amaçlanan köprüler en güzel şekilde kurulmuş oldu. İbrahim Artukarslan, evli ve 3 cocuk babasıydı. “Rixos” ve ‘‘Rixos Magazine’’ ailesi olarak; bu sıra dışı, hizmet ve gönül adamını, çok sevdiğimiz bir abimizi kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyor, ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyoruz... FALL 2012

RIXOS MAGAZINE

57


FROM PAST TO PRESENT

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE ♦

History of

Olympic

Games

Olimpıyat Tarihi The Olympic games, followed by millions of people with excitement and joy, and considered to be the most popular and extensive sports organization, date way back to the 6th century BC. Günümüzde milyonlarca kişi tarafından keyifle ve heyecanla takip edilen ve gelmiş geçmiş en büyük ve kapsamlı uluslararası spor organizasyonu olarak kabul edilen olimpiyat oyunlarının tarihi aslında çok eski çağlara dayanır.

58

RIXOS MAGAZINE

FALL 2012


FROM PAST TO PRESENT

The name of olympic games comes from the ancient Greek city Olympia. The first documented games were dated 776 BC, but it is widely believed that the games existed almost 500 years prior to this date. The ancient games were held in honor of Zeus every four years and the word “Olympiad” referred to these 4 year intervals. Back then, the Olympic Games consisted of a “stadion” race which was a 190 meters foot race. Over the years, other running events were added along with boxing, wrestling, jumping, javelin throw and fighting competitions.

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE ♦

Olimpiyat oyunlarının ismi antik Yunan şehri Olympia’dan gelir. Bulunan en eski oyun kayıtları M.Ö. 776 yılına ait, fakat oyunların tarihinin bundan beş asır daha geriye dayandığı yaygın bir inanış. Zeus’a ithaf edilen bu eski olimpiyatlar şimdi olduğu gibi 4 senede bir düzenlenir, “olympiad” kelimesi de bu 4 yıllık aralara işaret eder. O dönemlerde Olimpiyat oyunları 190 metrelik “stadion” yarışından ibaret. Asırlar içerisinde bu yarışa farklı parkurlar ve boks, güreş, atlama, cirit atma ve dövüş müsabakaları eklenir.

FALL 2012

RIXOS MAGAZINE

59


FROM PAST TO PRESENT

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE ♦

The event was mainly a religious one, the games were held as a tribute to the gods and the 42 feet tall gold-ivory sculpture of Zeus made by Pheidias was placed in the glorious temple within the site. Later on that sculpture became one of the seven wonders of the ancient world. Along with the sculptures and architects, the games hosted many artisans and was a means to display their work. The winners of the games were awarded an olive branch, sculptures would make statues of the victors and poets would write odes to praise them. These ceremonies continued until the Roman invasion of Greece, and after declining in popularity for two centuries, the games were abolished in 393 AD with Christianity becoming the state religion. The idea of reviving the Olympic Games came in 1892, by French aristocrat Baron Pierre de Coubertin. He offered the idea in a sports conference held in Paris in 1984, and was able to convince the delegates. As a result of his attempts, the first modern Olympic games was held in Athens in 1896 and continued to take place every four years up until today.

60

RIXOS MAGAZINE

FALL 2012

Tarihi organizasyon temelde dini bir ritüel, oyunlar tanrılara ithafen düzenlenir ve Pheidias tarafından yapılan, daha sonra dünyanın 7 eski harikasından biri olarak kabul edilen 13 metre uzunluğundaki sembolik altın-fildişi Zeus heykeli ise oyun alanı içerisine inşa edilen tapınakta yer alır. Heykeltraş ve mimarların yanısıra oyunlarda çok sayıda sanatçı bir araya gelir ve organizasyon onlar için sanatlarını sergileyebilecekleri bir mecra olur. Kazanan atletler bir zeytin dalı ile ödüllendirilir, heykeltraşlar tarafından heykelleri yapılır ve adlarına övgü dolu şiirler yazılır. Bütün bu seremoniler Roma İmparatorluğu Yunanistan’ı ele geçirene kadar tüm ihtişamı ile devam eder, fetihten sonra ise iki asır boyunca popülerliğini kaybeden organizasyon 393 yılında Hıristiyanlığın resmi din olması ile beraber yürürlükten kaldırılır. Tarihe karışan olimpiyat oyunlarını canlandırma fikri ise 1892 yılında Fransız aristokrat Baron de Coubertin tarafından öne sürülür. 1984 yılında Paris’te gerçekleşen bir spor konferansında fikrini delegelere sunan Coubertin, onları ikna etmeyi başarır ve girişimleri sonucunda ilk modern Olimpiyat oyunları 1896 yılında Atina’da gerçekleşir.


FROM PAST TO PRESENT

Nowadays the Olympic Games hosts 13,000 athletes from 200 different nations competing in 33 different sports and nearly 400 different events. The winter and summer games are now held biennially, and there is also Paralympic Games for athletes with disabilities, and Youth Olympic Games for teenage athletes. The event has many celebrations and organizations, and major opening and closing ceremonies. The organization has many symbols such as the Olympic Flame which is lit in Olympia and carried to the host city’s Olympic stadium by the runners, the Olympic flag consisting of five linked rings symbolizing five continents, and the Olympic motto “Citius, Altius, Fortius” meaning “Faster, Higher, Stronger.”

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE ♦

Günümüzde olimpiyat oyunları 200 farklı ülkeden 13.000 atletin 33 farklı dalda yarıştığı 400 farklı müsabakaya ev sahipliği yapıyor. Yaz ve kış olimpiyatları ikişer sene aralıklarla gerçekleşiyor ve bunların yanı sıra engelli atletler için Paralimpic Olimpiyat oyunları, genç atletler için ise Gençlik Olimpiyatları düzenleniyor. Oyunlar çok sayıda kutlama ve organizasyonu ve büyük açılış-kapanış törenlerini de beraberinde getiriyor. Olimpiyat oyunlarının dünya çapında bilinen pek çok simgesi var; Olimpia şehrinde yakılıp atletler tarafından ev sahibi şehre getirilen olimpiyat ateşi, beş kıtayı temsil eden beş farklı halkanın bir araya geldiği olimpiyat bayrağı ve “Daha hızlı, daha yüksek, daha güçlü” anlamına gelen olimpiyat mottosu “Citius, Altius, Fortius” bu simgelerden bazıları. FALL 2012

RIXOS MAGAZINE

61


GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE ♦

FROM PAST TO PRESENT

“Citius, Altius, Fortius” “Faster, Higher, Stronger.” “ ‘‘Daha hızlı, daha yüksek, daha güçlü” The magical showcase of the modern Olympics Games invaded London this year, for the third time after 1908 and 1948 Olympics. The city hosted many glorious events to entertain the spectators along with the participating athletes. More than 10,000 athletes from 204 nations participated in 302 events in 26 different sports. The opening and closing ceremonies were major organizations with concerts and shows and, as usual, the event caused a huge stir around the world.

62

RIXOS MAGAZINE

FALL 2012

Modern Olimpiyat oyunlarının büyülü gösterisi bu yıl 1908 ve 1948 yıllarından sonra 3. kez Londra’da gerçekleşti. Şehir, ziyaretçiler ve atletlerin keyifli vakit geçirmeleri için çok sayıda muhteşem organizasyona ev sahipliği yaptı. 204 farklı ülkeden 10.000’den fazla atlet 26 farklı dalda 302 yarışa katıldı. Açılış ve kapanış törenleri ise çeşitli gösteriler ve konserlerle her zamanki gibi dünya çapında yankı uyandıran büyüleyici organizasyonlar olarak tarihe geçti.


Light

EVENT

ETKİNLİK ♦

Installations by Bruce Munro at Longwood Gardens Longwood Bahçelerinde Bruce Munro Sergileri Photos: Corriette Schoenaerts

In 1906, industrialist Pierre S. du Pont purchased a small farm near Kennett Square, PA, to save a collection of historic trees from being sold for lumber. Throughout his life, Mr. du Pont indulged his passion for gardening, turning his farm into a magnificent horticultural showplace. Since Pierre du Pont first welcomed his good friend John Philip Sousa to the gardens in 1922, Longwood has hosted some of the finest artists from various performing genres. 64

RIXOS MAGAZINE

FALL 2012

1906 yılında, sanayici Pierre S. du Pont bir dizi tarihi ağacın keresteye dönmesine engel olmak için Kennett Square yakınlarındaki küçük bir çiftliği satın aldı. Du Pont, hayatı boyunca bahçeye olan tutkusunun tadını çıkardı ve çiftliği muhteşem bir keyif bahçesine dönüştürdü. Du Pont’un 1922 yılında yakın arkadaşı John Philip Sousa’yı bahçede ağırlamasından itibaren ise Longwood farklı alanlardan çok sayıda sanatçıya ev sahipliği yaptı.


T

his summer, the exhibition LIGHT: Installations by Bruce Munro at Longwood Gardens amazed more than 300,000 visitors. Light is UK light artist Bruce Munro’s first garden installation in the US and showcased never-before-seen views of Longwood at night. LIGHT featured six largescale outdoor installations, two installations within Longwood’s grand 4-acre Conservatory, and a collection of illuminated sculptures in Longwood’s historic Music Room. In all, the exhibition spans 23 acres.

EVENT

ETKİNLİK ♦

Bu yaz Longwood bahçelerinde kurulan LIGHT: Bruce Munro Işık Oyunları sergisi 300.000’den fazla ziyaretçiyi büyüledi. Sergi İngiliz sanatçı Bruce Munro’nun ABD’deki ilk bahçe sergisi olma özelliğini taşıyor ve Longwood tarihinde görülmemiş gece manzaralarını beraberinde getiriyor. LIGHT, altı büyük ölçekli açık hava kurulumuna, Longwood’un 16,000 metrekarelik ekim alanında 2 ayrı düzeneğe ve tarihi müzik odasında ışıklandırılmış bir heykel koleksiyonuna ev sahipliği yapıyor. Sergi toplamda 93,000 metrekarelik bir alana yayılıyor.

FALL 2012

RIXOS MAGAZINE

65


EVENT

ETKİNLİK ♦

“The unmatched beauty of Longwood Gardens inspired me in so many ways,” said Munro. “Creating works that speak to the landscape but also enhance the natural beauty of the Gardens was an exciting artistic challenge,” said Munro.

Installation highlights include Forest of Light, which invites guests to wander through a serene forest of 20,000 illuminated stems reminiscent of blooming flowers. Longwood’s undulating Meadow plays host to the Water Towers, a collection of 69 symmetric towers that create a glowing maze of light that change hues to music. In Waterlilies, Munro pays homage to Longwood’s iconic waterlily platters and sets his shimmering interpretations to float on the Large Lake. Nearby, the 6,000 stem installation Field of Light beckons visitors toward its enchanting glow. Arrow Spring artfully mixes horticultural splendor and LED lights to create a meandering hillside stream. Serginin dikkat çeken ve açan çiçekleri temsil eden düzeneği “Ormanın Işığı,” ziyaretçiyi 20,000 ışıkla donatılmış ağaç gövdelerinin arasında bir gezintiye davet ediyor. Longwood’un dalgalı çayırları 69 adet simetrik “Işık Kulesi” kurulumuna ev sahipliği yapıyor, kuleler müzikle renk değiştiren parıltılı bir ışık dalgası sunuyor. Nilüferler sergisinde ise Munro, Longwood’un simgeleşmiş nilüfer plakalarına saygı duruşunda bulunuyor ve ışıltılı tepsilerini Büyük Göl üzerinde sergiliyor. Hemen yakınında, 6,000 dal üzerine kurulu ışık gösterisi ziyaretçileri kendine çekiyor. “Ok Atışı” sergisi ise bahçeciliğin şaşaasını LED ışıklarla birleştirip dolambaçlı bir yamaç akışı sağlıyor.

66

RIXOS MAGAZINE

FALL 2012


EVENT

ETKİNLİK ♦

Photo: Mark Pickthall

Inside the Conservatory, the Orangery is adorned with six grand Snowball Chandeliers suspended from the towering ceiling. Each chandelier is more than nine feet in diameter and formed by 127 perfectly uniform glass balls. Light Shower rains more than 1,600 drops of twinkling lights over the flooded Fern Floor, creating a magical reflection that intensifies the luminous shower. Finally, the Music Room is featuring a collection of illuminated sculptures and models created by Munro. Ekim alanı içerisindeki limonlukta ise, tavandan sarkan altı büyük “Kartopu Avizesi” göze çarpıyor. Her bir avize yaklaşık iki buçuk metre çapında ve 127 adet cam toptan oluşuyor. “Işık Yağmuru,” 1,600’den fazla büyülü ışık damlasının su kaplı zemine düşüşünü sahneliyor ve ışıltılı gösteri büyülü yansımalar ile göz alıcı bir görüntü sunuyor. Son olarak ise “Müzik Odası” Munro eserlerinden ışıklı heykellere ve modellere ev sahipliği yapıyor. FALL 2012

RIXOS MAGAZINE

67


“Longwood Bahçeleri’nin eşsiz güzelliği pek çok yönden bana ilham verdi,” diyor Munro. “Alanın ruhuna hitap eden tasarımlar yapmak ve aynı zamanda da bahçelerin doğal güzelliğini ön plana çıkarmak harika bir sanatsal deneyimdi.”

Bruce Munro’s work shows a sensitivity to the environment and landscape that reflects Longwood’s commitment to sustainable practices and environmental stewardship. From the ordinary materials he uses to create extraordinary displays to the low-energy consumption of his works, Light: Installations by Bruce Munro respects and nurtures the environment as much as it beautifies it. Bruce Munro’nun çalışmaları çevreye ve alana duyarlılık gösteriyor, bu da Longwood’un sürdürülebilir uygulamalara ve çevresel yönetime olan bağlılığını yansıtıyor. Kullandığı sıradan malzemelerle sıra dışı düzenekler oluşturan ve bunu yaparken düşük enerji tüketimine dikkat eden LIGHT sergisi doğaya saygı duyarak onu beslerken bir yandan da onu güzelleştiriyor.

68

RIXOS MAGAZINE

FALL 2012

EVENT

ETKİNLİK ♦


SIGHTSEEING

ŞEHİR TURU ♦

A

& Kapalıçarsı ç

Serdar Gülgün The Grand Bazaar Interview / Söyleşi: İrem Küpeli

70

RIXOS MAGAZINE

FALL 2012

fter opening a store at Bebek, one of the most favorite districts of Istanbul, Assouline is continuing to strengthen its connection with Istanbul and to present publications emphasizing the beauty of this mysterious city. The Grand Bazaar is another example for these publications. The author of the book is Serdar Gülgün, a very familiar name for everyone who is interested in the Ottoman Arts and Culture. Assouline yayınevi, İstanbul’un en gözde semtlerinden biri olan Bebek’te açtığı şubesiyle İstanbul ile bağını güçlendirmeye ve bu gizemli şehrin güzelliklerini ön plana çıkaran yayınlar sunmaya devam ediyor. The Grand Bazaar (Kapalıçarşı) kitabı da bu yayınlara bir örnek. Kitabın yazarı ise Osmanlı Sanatlarıyla az da olsa ilgilenen hemen herkesin tanıyabileceği bir isim; Serdar Gülgün.


SIGHTSEEING

He is the most well-known Turkish interior designer and collector of Ottoman art as well as a Turkish art historian and connoisseur. Having studied Business Administration at Istanbul University, he then read Islamic Art in the School of Oriental and African Studies at London University, specializing in Ottoman calligraphy, textiles and cuisine. After knowing his specialty, one couldn’t help thinking that The Grand Bazaar must be his most sacred place in Istanbul, maybe in the whole world. How did this old mall become so gigantic? The Grand Bazaar is a time tunnel where both an Istanbulite who saw the place several times and a foreign tourist who visited it for the first time can be fascinated with the same amount of magnificence. After his conquest of Istanbul, Sultan Mehmet the Second gave an order to build khans (ottoman inns), hamams, bazaars and mosques carrying the characteristics of Turkish architecture. Upon this order, stores slowly began to be built, around the inner bedesten (name of covered bazaars in Ottoman Turkish) which was left by the Byzantines, and has shaped today’s Grand Bazaar. With a closed area of 45,000 square meters, the Grand Bazaar now has 64 streets, 2 bedestens, 16 khans, almost 3600 stores and 22 gates. As author Serdar Gülgün writes: “The Inner Bedesten is the oldest section of the Bazaar. Fortified against fire and safeguarded at all times, the Inner Bedesten is the most secure part of the Grand Bazaar, where the most precious goods are kept. This vaulted structure lies at the core of the Grand Bazaar.”

ŞEHİR TURU ♦

Serdar Gülgün, Türk sanat tarihçisi ve uzmanı olmasının yanında en tanınmış Türk dekoratör ve Osmanlı Sanatları koleksiyoncusudur. İstanbul Üniversitesi’nde İşletme okuyan Gülgün, ardından Londra Üniversitesi’nin Oryantal ve Afrika Çalışmaları Okulunda İslami Sanatlar okudu ve Osmanlı hat sanatı, tekstil ve mutfağında uzmanlaştı. Böyle bir kariyeri göz önüne alırsak, Kapalıçarşı’nın Serdar Bey için İstanbul’daki –belki de tüm dünyadaki- en değerli mekan olabileceğini düşünüyorum. Peki bu devasa alışveriş merkezi nasıl ortaya çıktı? Kapalıçarşı, İstanbul’un yerlisini de Türkiye’yi ilk defa ziyaret eden yabancı bir turisti de aynı ihtişamla büyüleyen bir zaman tüneli... Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethettikten sonra Türk mimarisinin özelliklerini taşıyan hanlar, hamamlar, çarşılar ve camiler yapılmasını emreder. Bu emir üzerine Bizanstan kalan iç bedesten, zamanla etrafına ilave edilen dükkânlarla yavaş yavaş büyür ve bugünkü devasa Kapalıçarşı ortaya çıkar. Yazar Serdar Gülgün’ün belirttiği gibi, “İç Bedesten, Kapalıçarşı’nın en eski kısmıdır. Tarihi boyunca yangınlara karşı koymuş ve her zaman korunmuştur. Bu nedenle burası en değerli malların saklandığı Kapalıçarşı’nın en güvenli yeridir. Bu kubbeli yapı, Kapalıçarşı’nın kalbidir.”

FALL 2012

RIXOS MAGAZINE

71


SIGHTSEEING

We asked Serdar Gülgün about the book and this enchanting place: We, as Rixos Magazine, have been wanting to have a conversation with you about the Ottoman culture and art for a very long time. Our paths crossed thanks to the Grand Bazaar book. Do you remember going to the Grand Bazaar for the first time? What was your impression? I am happy to have this lovely conversation with you, thank you. It is so nice that The Grand Bazaar book, published by Assouline, is the reason for our conversation. I was born and grew up in Istanbul. That’s why I don’t remember my first time going to the grand bazaar, probably I was in my mother’s womb. Then, the Grand Bazaar has become such a great part of my life that it was like an old car, a dear family friend, a place where I have been familiar with since the day I was born. Our trips to the Grand Bazaar with my mother and aunts during my childhood are still in my mind. I remember that it was a colorful world where I was impressed with people, scents and colors. Of course, because I was a little child, it impressed me with its grandness and made me feel like it was even bigger than it is.

72

RIXOS MAGAZINE

FALL 2012

ŞEHİR TURU ♦

Serdar Bey’e hem kitap hem de bu büyüleyici mekan hakkında birkaç soru sorduk: Aslında sizinle sayfalarca sürecek bir Osmanlı Kültürü sohbeti yapmayı dergice çok uzun bir süredir istiyorduk. Nasip The Grand Bazaar kitabınaymış. Kapalıçarşı’ya ilk girişinizi hatırlıyor musunuz? Neler hissetmiştiniz? Böyle güzel bir sohbet için esas ben size teşekkür ederim. Assouline tarafından hayata geçirilen ‘The Grand Bazaar’ kitabının sohbet vesilemiz olması da ayrı bir hoşluk. İstanbul’da doğdum ve büyüdüm, dolayısıyla Kapalıçarşı’ya ilk gittiğim anı hatırlamıyorum, sanıyorum ilk gidişim annemin karnında. Daha sonra Kapalıçarşı benim hayatımın o kadar parçası idi ki, sanki eski bir akraba gibi, bir aile dostu gibi, doğduğum günden beri aşina olduğum bir yerdi. Çocukluğumda annemle, teyzelerimle hep Kapalıçarşı’ya gittiğimiz aklımda. Her seferinde de içindeki renklerden, kokulardan, insanlardan etkilendiğim rengarenk bir dünyaydı diye hatırlıyorum. Tabii küçük bir çocuk olduğum için büyüklüğü de beni çok etkiliyor, şu anda hissettiğimden çok daha büyük hissediyordum.


SIGHTSEEING

ŞEHİR TURU ♦

‘‘I remember that it was a colorful world where I was impressed with people, scents and colors.’’

Indeed each corner of the Grand Bazaar is beautiful, but do you have a special corner that you can recommend for visitors? It is so hard to recommend a place in the Grand Bazaar. I think everything must be seen and its harmonic chaos must be felt. Rich next to poor; precious next to worthless; genuine next to fake; this ensures the dynamism of the Grand Bazaar. However, the sine qua non of the Grand Bazaar is, I think, the Inner Bedesten which is the oldest part of the Grand Bazaar. The rumor has it that the Inner Bedesten is the first safe for rent in the world. During the old times, people entrusted their precious goods to the safes of tradesmen in the Grand Bazaar. The Grand Bazaar’s khans (Ottoman inns) are likewise important; each of these khans is a completely different world. The ateliers spread all over the Bazaar must be absolutely be seen. A lot of master craftsmen make such works that are worth a fortune in any other place of the world, for very affordable prices. Tabii ki her yeri ayrı güzel ama Kapalıçarşı’ya gidenler için önerebileceğiniz özel bir köşe var mı? Kapalıçarşı’da adres tavsiye etmek çok zor, bence her şeyi görmek, oradaki uyumlu karmaşayı hissetmek gerekiyor. Zenginin yanında fakir, değerlinin yanında değersiz, sahicinin yanında sahte duruyor, bu da Kapalıçarşı’nın dinamizmini sağlıyor. Ama Kapalıçarşı’nın illa ki olmazsa olmazı bence İç Bedesten, burası Kapalıçarşı’nın en eski kısmı. Hatta rivayete göre dünyanın da ilk kiralık kasası. Eski devirlerde insanlar buradaki esnafların kasalarına eşyalarını emanet ederlermiş. Kapalıçarşı’nın hanları da çok önemli, bu hanların hepsi kendi içinde apayrı bir dünya. Çarşı’nın her yerine yayılmış atölyeler de görülmeli, hala pek çok usta dünyanın herhangi bir yerinde bir servet ödenerek yaptırılacak işleri ulaşılabilir bedellere yapıyor.

FALL 2012

RIXOS MAGAZINE

73


‘‘Tradesmen have so much love and respect for each other.’’

SIGHTSEEING

ŞEHİR TURU ♦

The Grand Bazaar is an asset standing from past to present; which of the commerce and tradesmen values do we owe to the Bazaar? Kapalicarsi still harbors many humanistic values. Tradesmen have so much love and respect for each other. Tradesmen’ attitude towards customers is likewise. Each shop owner wants to entertain their customers as if a guest came to their house. Also, the tradesmen have so much confidence in their customers that they -especially goldsmiths- may say, “You can take this jewelry with you, try it on or ask your wife’s opinion, then you can pay when you decide to buy it.” Such confidence is rarely found in the world, especially in a metropolis like Istanbul. Kapalıçarşı eskiden günümüze ayakta kalabilmiş bir değer, devasa çarşı yapısının yanında hangi ticaret ve esnaflık değerlerini ona borçluyuz? Kapalıçarşı hala pek çok insani değeri içinde barındıran bir dünya. Esnaf birbirine çok saygı ve sevgi dolu. Aynı şey esnafların müşterilerine olan tavırlarında da var. Her mağaza sahibi müşterisini evine gelmiş bir misafir gibi ağırlamak istiyor, ikramlarda bulunuyor. Ayrıca esnafın müşterisine o kadar güveni var ki bildiğiniz gibi pek çok esnaf, özellikle kuyumcular, “bu mücevheri alın, evinize götürün, deneyin, eşinize sorun şayet almaya karar verirseniz parasını ödersiniz,” diyebiliyor. Bu güven dünyanın çok az yerinde mevcut, hele ki İstanbul ölçeğinde büyük bir metropolde.

74

RIXOS MAGAZINE

FALL 2012


SIGHTSEEING

ŞEHİR TURU ♦

‘‘It is almost a once in a lifetime experience to shop at such an old bazaar that was built in the 15th century and still remains standing.’’ What shall a collector, a regular foreign tourist and an Istanbulite hope to see in the Grand Bazaar? There are many things to be discovered for a collector in the Grand Bazaar. The shelves of many antique dealers and vintage shops are full of treasures and waiting to be discovered. It is an incredible experience. A collector may feel like a holy treasure hunter here. In the Grand Bazaar, a foreign tourist may feel like they are in the “Tales of a thousand and one nights“. It is almost a once in a lifetime experience to shop at such an old bazaar that was built in the 15th century and still remains standing. Istanbulites must feel like they are at home here. They have been friends with the tradesmen after visiting the bazaar so many years. For an Istanbulite, therefore, going to the Grand Bazaar is not just for shopping but also for visiting friends. Thank you for this lovely conversation. Thank you. Bir koleksiyoncuyu, sıradan bir yabancı turisti ve bir İstanbulluyu Kapalıçarşı’da neler bekliyor? Bir koleksiyoncuyu Kapalıçarşı’da yapılacak muhteşem keşifler bekliyor. Pek çok antikacının, eskicinin rafları hazinelerle dolu ve keşfedilmeyi bekliyor, inanılmaz bir deneyim, bir koleksiyoncu kendini kutsal hazine avcısı gibi hissedebilir. Bir yabancı turist de kendini Kapalıçarşı’da binbir gece masallarının içinde hissedebilir, düşünün, 15. Yüzyılda kurulmuş ve hala ayakta olan bir çarşıda alışveriş yapma imkanı bu dünyada az yerde olur. İstanbullu ise Kapalıçarşı’da kendini evinde hissediyor olmalı, çünkü senelerdir gittiği için esnaflarla bir ahbaplık ve dostluk kurmuş oluyor, böylece sadece alışverişe değil dostlarını da görmeye gitmiş oluyor. Bize vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederiz. Ben teşekkür ederim. FALL 2012

RIXOS MAGAZINE

75


MİMARİ ♦

ARCHITECTURE

Florida-based firm Oppenheim Architecture + Design and Swiss studio Huesler Architekten have created offices for themselves in an eighteenth century building in northern Switzerland and constructed a new house in the garden behind. Florida’daki Oppenheim Architecture + Design ve İsviçre’deki Huesler Architekten, kuzey İsviçre’de on sekizinci yüzyıldan kalma eski bir binayı restore ederek bir ofis yaptılar. Eski binanın arkadaki bahçesine ise yeni bir ev inşa ettiler.

KIRCHPLATZ Office & Residence / Ofis & Ev by

Oppenheim and HueslerArchitekten

78

RIXOS MAGAZINE

FALL 2012


T

he design of this adaptive re-use project was born initially out of a design competition initiated by the City of Muttenz/ Basel. The design was based on the renovation of an historic farmhouse situated within the historic center core of the city. The original farmhouse was constructed in 1743. Today the converted farmhouse serves as an office for an architectural design company, provides community meeting space, and serves as a compelling link to a new, adjacent private residence. The new design aimed to provide a fresh interpretation to the existing traditional features of the historic farmhouse building and it’s interior. This is achieved by creating new openings for natural daylight and by using a crisp white finish in the interiors, which juxtapose against the texture of the old wood and through the way in which the spaces open up, overlap, and merge together with one another.

ARCHITECTURE

MİMARİ ♦

Bu uyarlanabilir tekrar kullanım projesinin tasarımı, ilk olarak Muttenz şehrinde düzenlenen bir tasarım yarışmasında ilk olarak ortaya çıktı. Tasarım, şehrin tarihi merkezinde bulunan eski bir çiftlik evinin renovasyonuna dayalı. Orijinal çiftlik evi, 1743 yılında inşa edilmiş. Yeniden kullanılma hazır hale getirilen çiftlik evi bugün, bir mimari tasarım şirketinin ofisi olarak kullanılıyor, toplum için bir toplantı alanı sunuyor ve bahçesindeki yeni özel konuta bağlı. Yeni tasarım, tarihi çiftlik binasının ve iç dekorasyonunun mevcut geleneksel özelliklerine daha modern bir yorum sağlama amacıyla yapılmış. Buna, doğal gün ışığı için yeni yollar açarak ve iç mekanlarda keskin bir beyaz kullanılarak erişilmiş. Bu şekilde eski ahşabın yapısıyla bir zıtlık da yakalanmış. Alanlar, içeri doğru açılmış, çakışmış ve birbiriyle birleşmiş.

FALL 2012

RIXOS MAGAZINE

79


80

RIXOS MAGAZINE

FALL 2012

ARCHITECTURE

MİMARİ ♦


ARCHITECTURE

MİMARİ ♦

The sustainability considerations included maintaining an energy-efficient building through the use of current MINERGIE (energy efficiency) construction standards, solar roof panels, a sustainable choice of materials such as reclaimed wood used for the facade, and the restoration of existing architectural elements where possible. New windows bring extra daylight into the white-washed offices on the upper storeys, which connect to the ground floor with a metal-framed spiral staircase. The new timberclad house is screened behind the existing building and has two storeys above ground as well as one below. The 3-floor house is organized with the master bedroom and guest bedroom on the top floor; the kitchen, dining and living spaces on the ground level; and the children’s bedrooms below ground with a ramped outdoor backyard terrace leading up to the ground level. One side of the house is recessed at the back, creating a terrace that is framed by exposed structural columns. Güncel MINERGIE (enerji etkinliği) standartları, solar çatı panelleri, cephe için yeniden kullanılan ahşap gibi sürdürülebilir malzemelerin seçimi ve mümkün olduğu yerlerde mevcut mimari ögelerin restorasyonu yapılarak süreklilik faktörleri göz önüne alınmış. Proje; yeni, bir ailelik bir ev tasarımını da içeriyor. Ev, ofis olarak tekrar kullanıma açılan çiftlik evine uyumlu bir şekilde bağlanıyor. Yeni pencereler, üst kattaki beyaza boyalı ofislere ekstra gün ışığını taşıyor ve üst kat, aşağıya metal tırabzanlı bir merdivenle bağlanıyor. Yeni ahşap kaplı ev, mevcut binanın arkasında yer alıyor. Bahçedeki yeni evin bir katı yer altında, iki katı yer üstünde, toplamda üç kattan oluşuyor. 3 katlı ev, büyük yatak odası ve konuk yatak odası en üst katta; mutfak, yemek ve yaşam alanları zemin katında; çocukların yatak odaları en alt katta olacak şekilde tasarlanmış ve bir kapıyla zemin seviyesinde arka bahçeye açılan bir terasa sahip. Evin bir tarafı, arkaya doğru girintileşerek bir teras oluşturmuş ve açıkta bırakılan yapı kolonlarıyla çerçevelenmiş.

FALL 2012

RIXOS MAGAZINE

81


ARCHITECTURE

MİMARİ ♦

The project also included the design of a new single family house adjacent to the adaptively re-used historic farmhouse that was converted into the office. This elegant contemporary residential structure juxtaposes with the historic building. The new and old share commonalities of materials and colors, yet have distinctly different expressions with the interplay of modern and historic delighting the senses. Located just outside Basel in Muttenz, the renovated building provides Oppenheim with a European studio and also contains a meeting room for the use of the local community. Bu zarif ve çağdaş konut binası, tarihi binayla yanyana duruyor. Yeni ve eskinin bu kombinasyonunda, malzeme ve renk olarak ortak noktalar var ama çağdaş ve tarihi olmasının verdiği etkileşimle belirgin bir şekilde farklı, hoş ifadelere de sahip. Basel’in hemen dışında Muttenz şehrinde bulunan yenilenmiş bina, Oppenheim için Avrupai tarzda bir stüdyo-ofis görevi görüyor. Bölge cemiyetinin kullanımı için bir toplantı odası da bulunuyor.

82

RIXOS MAGAZINE

FALL 2012


INTERIOR

DEKORASYON ♦

Roche Bobois

&

Sonia Rykiel Maison

T

his autum is looking Haute Couture with the new Sonia Rykiel Maison designs for Roche Bobois! In celebration of the Paris Fashion shows, Roche Bobois launches new versions of its furniture and accessories ‘dressed’ in Sonia Rykiel Maison fabrics for Roche Bobois. Roche Bobois’ love to work with famous fashion designers and maisons like Missoni, Philippe Bouix, Kenzo, Emanuel Ungaro, Jean Paul Gaultier is a well known fact by everyone. This autumn Roche Bobois was once again collaborated with Sonia Rykiel Maison. Sonia Rykiel has provided a collection of cushion accessories designed especially for Roche Bobois. Additionally, the Cédric Ragot designed Bipod poufs are covered with Sonia Rykiel’s textile prints. There is a wide range to choose from. You can select random prints and connect the Bipod’s together to create an interesting piece of furniture. The Rainbow cushions and Absolu rug carry the colour and stripes found in Sonia Rykiel’s fashion collection. Roche Bobois’nın yeni Sonia Rykiel Maison tasarımları ile bu sonbahar evler Haute Coutre şıklığında! Paris Moda gösterileri kutlamasında Roche Bobois, Sonia Rykiel Maison tarafından giydirilerek yeniden yorumlanan mobilya ve aksesuarlarını sundu. Missoni, Philippe Bouix, Kenzo, Emanuel Ungaro, Jean Paul Gaultier gibi ünlü modacılarla birlikte çalışmayı seven Roche Bobois, bu sonbaharda Sonia Rykiel Maison ile tekrar biraraya gelerek haute couture şıklığını evlere taşıyor. Sonia Rykiel, özel olarak Roche Bobois için tasarladığı bir minder koleksiyonu hazırladı. Ayrıca, Cédric Ragot’un tasarladığı Bipod puflar, Sonia Rykiel Maison’un kumaşlarıyla kaplandı. Seçilecek o kadar çok çeşit var ki! İsterseniz, Bipod pufları farklı desenler ve renklerdeki Sonia Rykiel Maison kumaşlarıyla kaplatıp eğlenceli kombinlere ulaşabilirsiniz. Rainbow minderler ve Absolu Halı da Sonia Rykiel’in moda koleksiyonlarında bulunan renkleri ve çizgileri taşıyor. ABSOLU Rug / Halı 100% pure new wool. Multi-colour regular stripe pattern. L. 300 x H. 200 cm %100 saf yeni yün. Çok renkli, düzenli çizgili desen L.300 x H.200 cm

84

RIXOS MAGAZINE

FALL 2012


1 2 3 4

DEKORASYON ♦

INTERIOR

ICON Cushion / Yastık Sublimation-printed design on pale pink-grey, red or taupe background. Plain cotton reverse. 60 x 60 cm Uçuk pembe/gri, kırmızı veya boz kahverengi fon üzerine grafik baskılı tasarımlar. Arkası düz pamuklu kumaş. 60x60 cm RAINBOW Cushion / Yastık Wide stripes on front, thinner stripes on reverse. Available in 3 variations of colour. L. 70 x H. 40 cm Önde geniş çizgiler, arkada ince çizgiler. 3 değişik renk seçeneği mevcut. L.70 x H.40 cm

1

YOUPI Cushion / Yastık Sublimation-printed design on pale pink-grey, red or taupe background. Plain cotton reverse. 60 x 60 cm Uçuk pembe/gri, kırmızı veya boz kahverengi fon üzerine grafik baskılı tasarımlar. Arkası düz pamuklu kumaş. 60x60 cm BIPOD Ottoman / Puf Design Cédric Ragot. Double ottoman upholstered in Sonia Rykiel Maison fabrics. Wood and foam structure. L.85 x H.36 x D.45 cm Tasarım Cédric Ragot. İkili puf Sonia Rykiel Maison kumaşlarla kaplı. Çift oturumlu puf. Yapısı ahşap ve köpük. L.85 x H.36 x D.45 cm

2

3

www.roche-bobois.com

4

FALL 2012

RIXOS MAGAZINE

85


YACHT

YAT ♦

Amazon Cruise with

ARIA

ile Amazon Nehrinde Seyahat

86

RIXOS MAGAZINE

FALL 2012


YACHT

YAT ♦

T

he 147-foot-long, Aria is Aqua Expeditions’ second luxury cruise ship on the northern Amazon River in Peru. It was entirely custom built for Aqua Expeditions by Peruvian architect Jordi Puig to offer an extraordinary level of comfort for the guests and was launched in April 2011. 45 metre uzunluğundaki Aria, Aqua Expeditions’ın Peru’daki kuzey Amazon nehri üzerindeki ikinci lüks seyahat gemisi. Nisan 2011’de suya indirilen Aria, konuklarına olağanüstü bir konfor sunmak üzere Perulu mimar Jordi Puig tarafından özel olarak Aqua Expeditions için inşa edilmiş.

FALL 2012

RIXOS MAGAZINE

87


T

YACHT

he Aria can accommodate a maximum of 32 cruise ship guests plus crew. This luxury cruise ship is the perfect size to sail along the Amazon River, providing extremely comfortable lounge, outdoor jacuzzi, exercise room, dining and sleeping accommodations and modern navigation technologies and standards for cruise ship travel and safety on the water. The Aria’s sixteen oversized cruise ship design suites, feature en suite sitting areas and generous outward-facing picturewindows with panoramic Amazon River views. All of the Aria’s oversized suites measure a spacious 250 square feet, with a comfortable en suite seating area and extralarge windows that enable you to get the “big picture” of the rivers and their banks from the comfort of your airconditioned room. All suites are decorated to create the feeling of a luxury lodge on the Amazon River. Open the curtain at the foot of your California kingsized (or separate singles) bed at night and count the constellations in a sky filled with brilliant stars. The Design Suites, like all of their luxury suites, contain a private bath, complete with all necessities, plus a shower that has hot water around the clock, a hairdryer, and a basket of luxury toiletries. The fine Peruvian linens, with a thread count in the hundreds, sooth you to sleep with a sense of elegant luxury. And there is an internal communication system, to facilitate announcements. For the most luxurious Aqua Expeditions Experience, book a Design Suite on the Aria.

YAT ♦

Aria, mürettebatla beraber maksimum 32 yolcu taşıyabiliyor. Lüks seyahat gemisi, Amazon Nehrinde bir yolculuk yapmak için en mükemmel boyutlara sahip. Çok konforlu bir salon, açık hava jakuzisi, egzersiz odası, yemek ve uyku bölümleri, modern navigasyon teknolojileri ve bir seyahat gemisinin su üzerindeki güvenlik standartlarına uygun her şeyi içeriyor. Aria’nın on altı adet büyük tasarım süiti; oturma alanları ve Amazon Nehrinin panoramik manzarasını sunan geniş pencerelere sahip. Aria’nın 23 metrekarelik bütün büyük süitleri, konforlu ve geniş oturma alanının yanında ekstra-geniş penceresi, klimalı odanızın konforundan Amazon nehrinin ve kıyılarını seyredebilmenize olanak tanıyor. Bütün süitler, Amazon Nehri üzerinde lüks bir konaklama yerinde kalıyormuşsunuz hissini vermek üzere dizayn edilmiş. Gece, büyük yatağınızın (veya ayrı tek yataklar) ayak tarafındaki perdeyi açıp, parıldayan yıldızlarla dolu bir gökyüzünde takım yıldızlarını sayabilirsiniz. Tasarım süitler, tıpkı bütün lüks süitlerde olduğu gibi, bütün gerekli ihtiyaçların yanında bir saç kurutma makinesi ve lüks banyo ürünleriyle dolu bir sepetle donatılmış, suyun bütün gün sıcak aktığı özel bir banyoya ve bir duşa sahip. Peru çarşafları, sizi zarif bir lüks duygusuyla sararak uykuya dalmanızı sağlayacak. Dahili bir iletişim sistemiyle anonslardan haberdar olacaksınız. En lüks Aqua Expeditions deneyimini yaşamak için bir Tasarım Süitini seçmenizi tavsiye ediyoruz.

On the generous top-level Observation Deck, sunbathing, reading a good book, enjoying some down time after an excursion, or simply watching the river go by… 88

RIXOS MAGAZINE

FALL 2012


YACHT

YAT ♦

Gourmet Cuisine on Board Gaze out at the great wilderness from the elegant comfort of the ship’s dining room. Fine china and crystal and superb service are part of the experience, matching what you would expect from a fine dining restaurant in Lima. Choose to dine à deux, or at a table accommodating your whole family or your new friends. From the gourmet Peruvian cuisine to the crystal and china service at dinner, the amenities onboard the Aria will treat you to an intimate but luxurious Amazon River cruise. Fine dining, deep in the Amazon jungle, may sound like unlikely—yet you will find it aboard the Aria. Executive chef Pedro Miguel Schiaffino, one of Lima’s culinary stars, has created a menu that draws on both Peruvian and European influence. Guests aboard the Aria will enjoy a menu of fresh, delicious Peruvian cuisine, whether served on board in the elegant dining room or out and about on a luxury cruise excursion in the Amazon jungle.

Gemide Gurme Mutfak

En üst kattaki geniş gözlem güvertesinde güneşlenin, güzel bir kitap okuyun, bir keşif gezisinden sonra dinlenin veya sadece nehrin akışını seyredin...

Geminin yemek odasının zarif konforundan el değmemiş bitki örtüsünü seyre dalın. China ve kristal yemek takımları, Lima’da şık bir restorana eş değer harika servis bu deneyimin bir parçası. İsterseniz iki kişilik bir masada isterseniz bütün aileniz ve arkadaşlarınızla büyük bir masada yemeyi seçebilirsiniz. Gurme Peru mutfağı ile Aria, size sıcak ve lüks bir akşam yemeği sunacak. Amazon yağmur ormanlarının derinliklerinde gurme bir akşam yemeği kulağa imkansız geliyor ama Aria güvertesinde bu mümkün. Lima’nın aşçılık yıldızlarından biri olan Şef Pedro Miguel Schiaffino, Peru ve Avrupa mutfaklarından esinlenmiş bir menü sunuyor. Aria güvertesindeki konukları, taze ve lezzetli Peru mutfağından oluşan bir menü bekliyor. Bu gurme yemek deneyimini isterseniz Aria’nın güvertesinde isterseniz Amazon ormanlarının derinliklerinde bir keşif esnasında tatma lüksüne sahip olacaksınız. FALL 2012

RIXOS MAGAZINE

89


YACHT

YAT ♦

Egzotik bir yerdeki rahatlatıcı bir vahaya benzeyen klimalı iç barda; Amazon maceralarınız arasında dinlenebilir veya bir kokteylin tadını çıkarabilirsiniz. Rahat bir atmosfer, yumuşak bir müzik ve güzel bir sohbet.

Amazon’s Wild Life There is no better way to experience the diverse wildlife and learn about the many Amazon rainforest animals than on a luxury cruise on the Amazon River on the Aria. The Aria’s ability to travel quietly by water into the remote areas of the Amazon jungle, many of which have been seldom visited by travelers, allow you to experience the Amazon’s animals in a more intimate manner – from the Amazon’s dolphins to its fish, monkeys, insects and birdlife. The Aria cruise ship route takes you to Pacaya Samiria Reserve and we enter the Amazon jungle and a world filled with birds adorned in neon-brilliant colors, playful Amazon monkeys, graceful hawks and herons and millions of butterflies. You will have the opportunity to see hundreds of species of Amazon wildlife, including the endangered pink Amazon dolphin, the three toed sloth—and perhaps, if you are very lucky—a sleek, black jaguar. In this glorious Amazon rainforest environment, the animals are free in their natural habitat to show you their best highlights. Parrots and macaws perch in trees as though posing… fuzzy orange and chic black howler monkeys munch on the treetop leaves… pre-historic looking iguanas, like mini-dinosaurs, laze in the sun. You will have the chance to watch long-legged cormorants fish for their dinner, and will probably see alligators cooling themselves in the river, and possibly from a safe distance, the legendary boa constrictor.

90

RIXOS MAGAZINE

FALL 2012

Amazon’un Vahşi Hayatı Amazon’un bol çeşitli vahşi hayatını deneyimlemenin ve geniş yağmur ormanlarındaki hayvanlarını öğrenmenin, Aria ile Amazon Nehri’ndeki seyahatten daha iyi bir yolu yok. Aria, Amazon’un balta girmemiş ormanlarındaki uzak bölgelere su üzerinde sessizce girebiliyor. Seyahatçiler tarafından çoğunlukla ziyaret edilmeyen bu bölgelerde Amazon’un yunuslarından balıklarına, maymunlarından böceklerine ve kuş hayatına kadar çok çeşitteki Amazon hayvanlarını daha yakından görebiliyorsunuz. Aria seyahat gemisinin rotası bizi Pacaya Samiria Tabiiatı Koruma Alanı’na götürüyor. Amazon’un balta girmemiş ormanlarına giriyoruz, öyle bir dünya ki neon parlaklığındaki renklerle bezeli kuşlarla, yaramaz Amazon maymunlarıyla, vakur şahinler, balıkçıllar ve milyonlarca kelebekle dolu. Amazon vahşi yaşamının yüzlerce örneğini görme şansına sahip olacaksınız, bunların arasında nesli tükenmekte olan pembe Amazon yunusu, üç parmaklı tembelhayvan ve eğer biraz şanslıysanız simsiyah bir jaguar’a bile rastlayabilirsiniz. Amazon yağmur ormanlarının bu muhteşem ortamındaki hayvanlar, doğal yaşama alanlarında özgürce en ilginç yönlerini gösterecekler. Papağan ve makavlar poz verircesine ağaçlara tünemiş... Turuncu tüylü ve siyah uluyan maymunlar ağaçların üstünde yaprak çiğniyor... Tarih öncesinden kalmış gibi duran iguanalar tıpkı minik dinozorlar gibi güneş altında dinleniyorlar. Burada, uzun bacaklı karabatak balığını seyretme şansına sahip olacaksınız ve belki de güvenli bir mesafeden nehirdeki timsahlar ve efsanevi boğa yılanını görebileceksiniz.


YACHT

Aria’s Naturalist Guides Aqua Expeditions has assembled a talented and experienced team of naturalist and interpretive Amazon River guides and professional crew who are the most important and essential ingredient in the luxury class cruise service on Peru’s Amazon River. Their expert knowledge of the Aria cruise ship, the Amazon’s wildlife, plants and birdlife and the history of this part of Peru will be the difference between a visit to Peru and an unforgettable life experience on Peru’s Amazon River. Four highly trained interpreter Amazon River guides, who know all the flora and fauna of the Amazon, will take you on as many as three expeditions a day, aboard comfortable motorized skiffs. Your Englishspeaking Amazon guides will give you both the big picture of life on the Amazon, and will point out the multitude of small details that make the region special--a howler monkey hidden in a tree, a vivid butterfly resting on a leaf, a bird, such as the endangered harpy eagle, enjoying the tranquility of the Amazon basin.

YAT ♦

Aria’nın Doğa Rehberleri Peru’nun Amazon Nehri’ndeki lüks seyahatinizin en önemli parçası olan Aqua Expeditions’ın Amazon Nehri rehberleri ve profesyonel mürettebatı yetenekli ve deneyimli doğabilimciler ve tercümanlardan oluşuyor. Aria seyahat gemisi, Amazon’un vahşi hayatı, bitki örtüsü ve kuş hayatı ve Peru’nun bu kısmının tarihi üzerine olan tecrübe ve bilgileri, sadece Peru’yu gezmekle Amazon Nehri’nde geçirilecek unutulmaz bir deneyim arasındaki farkı ortaya koyuyor. Amazon faunası ve florası hakkındaki her şeyi bilen dört adet çok eğitimli tercüman rehber, sizi motorlu kayıklarla bir günde üç keşfe çıkaracak. İngilizce konuşan Amazon rehberleri, Amazon’daki hayatı gözler önüne serecek ve minik detaylara dikkatinizi çekecek. Örneğin, bölgeyi özel kılan ağaçta saklanmış bir uluyan maymun, bir yaprağın üzerinde dinlenen canlı renklerde bir kelebek, nesli tükenmekte olan bir kartal gibi ayrıntıları görebilecek ve Amazon koyunun sükunetinin keyfini çıkarabileceksiniz.

Relax between Amazon adventures, or enjoy a pre- or post-dinner cocktail, in your air-conditioned Indoor Bar, a soothing oasis in an exotic location. The atmosphere is casual, the music is soft, and the conversation is good.

FALL 2012

RIXOS MAGAZINE

91


AUTOMOBILE

OTOMOBİL ♦

Mercedes-Benz

G63 AMG

The Ultimate G-Class New technology for the AMG off-road icon: the new 2013 G63 AMG impresses with a state-of-the-art powertrain, expressive new design and improved efficiency. All this is largely attributable to the AMG 5.5-liter V8 biturbo engine delivering 544 hp and the 7-speed automatic transmission. Off-road ikonu AMG’nin yeni harikası 2013 G63 AMG, son teknoloji güç özellikleri, çarpıcı yeni tasarımı ve geliştirilmiş verimliliği ile çok etkileyici. Bütün bu özelliklerde 7 vitesli otomatik şanzıman ve 5.5 litre hacmindeki çift turbolu V8 motorun 544 PS güç üretmesinin de büyük payı var.

92

RIXOS MAGAZINE

FALL 2012


AUTOMOBILE

OTOMOBİL ♦

FALL 2012

RIXOS MAGAZINE

93


‘‘

AUTOMOBILE

OTOMOBİL ♦

for the first time in the 33-year history of the G-Class, AMG customers can enjoy some of the latest cutting-edge systems.

‘‘

E

very new AMG high-performance vehicle offers an outstanding mix of “more power from less fuel” – and the G63 AMG is no exception. The “strong man” in the AMG model range has been further enhanced with the state-of-the-art powertrain of the new ML63 AMG. The design has been comprehensively refreshed, so that, for the first time in the 33-year history of the G-Class, AMG customers can enjoy some of the latest cutting-edge systems: spray-controlled gasoline direct injection, the ECO stop/start function and alternator management. The AMG 5.5-liter V8 biturbo engine develops a maximum output of 544 hp and this enables the 2013 G63 AMG to accelerate from zero to 60 mph in just 5.3 seconds. The vehicle’s driving performance features are matched by its impressive advances in the area of fuel economy. The fuel consumption has been reduced by 13 percent thanks to the state-of-the-art biturbo eightcylinder engine, along with the AMG 7-speed automatic transmission, the alternator management system and the ECO stop/start function. The seven-speed automatic gearbox features three drive modes and an automatic rev-matching function for downshifting, creating an incredible range of versatility. Her yeni üstün performanslı AMG, “daha az yakıtla daha fazla güç” üretmeyi hedefliyor ve G63 AMG için durum farklı değil. AMG modelleri arasındaki “güçlü adam,” son teknoloji ürünü olan güç üretimi ile daha da geliştirilmiş. Tasarım etraflıca yenilenmiş, öyle ki G sınıfının 33 yıllık tarihinde AMG müşterileri ilk defa sprey kontrollü benzinli direkt enjeksiyon, ECO stop/start fonksiyonu ve alternatör yönetimi gibi son teknoloji sistemlerin tadını çıkarabilecekler. 5.5 litrelik çift turbolu V8 AMG motor 544 PS’e kadar güç üretebiliyor ve bu da G63 AMG’nin sıfırdan 96 km/s hıza 5.3 saniyede çıkmasını mümkün kılıyor. Aracın sürüş performansı yakıt ekonomisi alanındaki etkileyici yenilikler ile örtüşüyor. 8 silindirli çift turbolu motorun son teknolojisi, ECO stop/start fonksiyonu, alternatör yönetimi ve 7 vitesli otomatik şanzıman sayesinde yakıt tüketimi %13 kadar düşüyor. 7 vitesli otomatik şanzıman 3 farklı sürüş ayarı ve otomatik vites küçültme fonksiyonu ile çok yönlü bir sürüş sağlıyor.

94

RIXOS MAGAZINE

FALL 2012


AUTOMOBILE

OTOMOBİL ♦

In the Sport (S) and Manual (M) modes, the ECO stop/ start function is off, and the engine and transmission behave more aggressively. Short, precisely defined ignition and injection retardations mean shorter shift times under full load. The efficiency of the AMG 7-speed automatic transmission system is further enhanced with a new torque converter, friction-reducing bearing and transmission oil thermal management. Despite fuel efficiency improvements, there’s been no sacrifice in emotional appeal. The twin tailpipes of the AMG sports exhaust system emit the hallmark AMG eight-cylinder sound that’s central to this vehicle’s appeal. Spor (S) ve Manuel (M) modlarında, ECO start / stop fonksiyonu devre dışı kalıyor ve motor ile şanzıman daha agresif bir karaktere bürünüyor. Kısa, keskin ateşleme ve enjeksiyon süreçleri tam performansta daha kısa vites değiştirme süreleri sağlıyor. AMG 7 vitesli otomatik şanzıman sisteminin verimliliği, yeni bir tork konvertörü, sürtünme azaltıcı mil yatağı ve şanzıman yağı ısı yöneticisi ile daha da geliştirilmiş. Yakıt verimliliğindeki gelişmelere rağmen, aracın çekiciliğinde hiçbir eksiklik olmamış. AMG sports’un ikili egzoz çıkışı aracın ünlü sekiz silindirli sesini yayıyor ve araç böylelikle cazibesinden bir şey kaybetmiyor. FALL 2012

RIXOS MAGAZINE

95


AUTOMOBILE

OTOMOBİL ♦

‘‘

The interior features even more innovations in comparison including the new instrument panel and state-of-the-art infotainment and assist systems.

New chassis settings, optimized acoustic comfort

‘‘

The suspension/damper settings in the AMG Sports chassis have been adjusted for the more dynamic handling characteristics of the new model. To reduce vibration and noise, the design engineers at Mercedes-AMG also implemented a wide range of measures including optimized bearings for the automatic gearbox, transfer case and engine cut vibration and noise levels. All this ensures a more comfortable ride and helps to keep the driver fit and alert, particularly over long distances. The exterior of the eight-cylinder top-of-the-range model has also been refreshed. Following the example of the SL63 AMG and SL65 AMG, the G63 AMG has also taken on the new face of the AMG brand. The interior features even more innovations in comparison including the new instrument panel and stateof-the-art infotainment and assist systems, the G63 AMG has an AMG instrument cluster with color TFT screen, AMG main menu and separate gear display, plus white-lit AMG sills on all doors. An exclusive interior is created by leather upholstery with fluted leather door paneling.

Yeni şasi ayarları, iyileştirilmiş akustik AMG Sports’un süspansiyon / amortisör ayarları yeni modelin daha dinamik yol tutuş özelliklerine uygun olarak ayarlanmış. Titreşim ve gürültüyü azaltmak için, MercedesAMG tasarım mühendisleri otomatik şanzıman için geliştirilmiş rulmanlar, transfer kutusu, titreşim ve gürültü seviyelerinin motor tarafından kesilmesi gibi çok sayıda tedbir almışlar. Bütün bunlar daha rahat bir sürüş sağlıyor ve özellikle de uzun mesafelerde sürücünün zinde ve uyanık olmasına yardım ediyor. Sekiz silindirli, serisinin en iyisi olan modelin dış görüntüsü de yenilenmiş. SL63 AMG ve SL65 AMG örneklerini takiben, G63 AMG de AMG markasının yeni yüzüne adapte olmuş. İç mekan da aynı şekilde yeni iç gösterge paneli, son teknoloji bilgi-eğlence ve asist sistemleri, renkli TFT ekranı, AMG ana menüsü ve ayrı bir vites göstergesi ve her kapıda yer alan beyaz ışıklı pervazlar gibi çok sayıda yeniliğe sahip. Deri döşemeler ve deri kaplı lambri kapı panelleri de iç mekana son derece özel bir hava veriyor. 96

RIXOS MAGAZINE

FALL 2012


www.yasaroglulimousine.com


INTERVIEW

SÖYLEŞİ ♦

AN INTERVIEW WITH

Savaş Seçkiner İLE BİR SÖYLEŞİ

Interview / Söyleşi by Hande Tütüncü

We had a pleasant conversation with Savaş Seçkiner, the sales director of Derkon Inc., Turkey representative of the Façonnable and Vilebrequin brands, about the brands that they represent and the fashion industry. Façonnable ve Vilebrequin markalarının Türkiye temsilcisi Derkon A.Ş.’nin satış direktörü Savaş Seçkiner ile moda sektörü ve temsilcisi olduğu markalar ile ilgili keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

F

irst of all, could you briefly tell us about Derkon Inc.? Derkon is a company that has been operating for 50 years. 3 families came together and established a fully integrated facility to produce leather garments. By processing the leather and turning it into garment, the company has exported to western Europe and United States for many years. Then the production costs increased and China started to dominate the market, which weakened the Turkish leather industry. That’s why Derkon decided to enter to the retail market with the Façonnable brand. The company has been operating in the retail industry for 12 years and it is specialised in retailing. It still produces leather for prestigious brands in the western Europe. 98

RIXOS MAGAZINE

FALL 2012

Öncelikle Derkon A.Ş.’yi biraz tanıyabilir miyiz? Derkon 50 yıllık bir firma. Deri konfeksiyonları için deri üreten bir fabrikayla başlıyor. 3 aile bir araya geliyor ve tam entegre bir tesis kuruluyor. Firma, derisini işliyor ve konfeksiyona çeviriyor, bu şekilde yıllarca batı Avrupa ve Amerika için üretim yapılıyor. Fakat sonradan üretim maliyetlerinin yukarı çıkması ve Çin gibi bir devin ön plana çıkması ile sistem o bölgeye kayıyor ve Türkiye deri piyasasında zayıflama oluyor. Derkon bu yüzden Façonnable ile perakende pazarına girme kararı alıyor. Firma 12 yıldır parekende sektöründe çalışıyor ve mağazacılıkta artık uzman konumunda, Batı Avrupa’daki belli başlı bazı markalara da halen deri üretiyor.


INTERVIEW

SÖYLEŞİ ♦

‘‘

The brand performed well before the crisis, since it already had existing customers.

Halihazırda bir müşteri kitlesi olduğu için markanın müşteriyle buluşması çok başarılı oldu ve kriz öncesi çok başarılı bir performans sergilendi. How did Façonnable enter the Turkish market and how did it expand? Actually Façonnable entered to the Turkish market in 1993. At that time, the brand was sold at Beymen and I was working in there. In 1999, Derkon has become the Turkey representative of the Façonnable brand, for whom it has been manufacturing leather jackets. Then in March 2000, the company opened Bodrum and Akmerkez stores. The brand performed well before the crisis, since it already had existing customers. We decided to expand our business with a reasonable expansion policy and we opened stores in cities like Ankara and Izmir after negotiating with the French representatives. Now we are planning to shift to places where we could get more customers. We will position ourselves in the most widely-circulated areas.

Façonnable markasının Türkiye’ye girişi ve büyümesi nasıl oldu? Façonnable markasının Türkiye’ye ilk girişi 93 yılında aslında. O zamanlar marka Beymen’de satılıyor ve ben de orada çalışıyorum. 99 yılında Derkon, Façonnable’nin deri ceketlerini üretiyorken Türkiye temsilciliğini alıyor. 2000 Mart ayında ise Bodrum ve Akmerkez mağazalarını açıyor. Halihazırda bir müşteri kitlesi olduğu için markanın müşteriyle buluşması çok başarılı oldu ve kriz öncesi çok başarılı bir performans sergilendi. Akılcı bir yayılma politikası ile büyümeye karar verdik ve Fransızlar ile yaptığımız görüşmeler sonucunda Ankara ve İzmir gibi şehirlerde mağazalar açtık. Şimdi ise trafiğin daha yoğun olduğu bölgelere doğru kaymayı planlıyoruz ve müşterinin ayağına gidecek bir strateji benimsiyoruz.

Vilebrequin and Façonnable are French brands. What lead you to choose them? Like everyone else, we also have a sense of life which is improved by the business we do. We frequently travel to France to choose our Façonnable collection or to visit trade shows. We see French stores that attract us and Vilebrequin is one of them. We were impressed when they said “We are the Hermes of swimwear”, and they appreciated our retail experience. Since we both are from Southern France, we could come to a deal. The brands also reflect our soul, because the joyful spirit of France comes into being in their designs.

Vilebrequin ve Façonnable Fransız markalar, bu markaları seçmenizde ne gibi etkenler var? Herkes gibi bizim de bir hayat anlayışımız var ve bu hayat anlayışı yaptığımız işle gelişiyor. Ağırlıklı olarak Fransa’ya gittiğimiz için fuarlara ve Façonnable için koleksiyon seçmeye gittiğimizde Fransız mağazalarını görüyor ve dolaşıyoruz, Vilebrequin de orada beğendiğimiz bir marka olarak bizi cezbetti. “Biz mayonun Hermes’iyiz” demeleri bizi çok etkiledi, onlar da bizim parekendecilik yönümüzü değerlendirdiler. İkimizin de Güney Fransa’lı olması sonucu taraflar örtüştü. Bizim de ruhumuza uygun çünkü Fransa’nın neşesi bu markalarda vücut buluyor. FALL 2012

RIXOS MAGAZINE

99


‘‘

INTERVIEW

SÖYLEŞİ ♦

We target people that have a style, that love to dress comfortably and that are not so keen on changes. Tarzı, stili oturmuş, yeniliklere çok da açık olmayan ve rahat giyinmeyi seven, aynı zamanda giydiğine bakılmasını isteyen bir kitle.

Actually both of the brands evoke the summer, with the colours and visuals, they fully reflect the spirit of summer. Well, Turkish man is not very brave when it comes to fashion… Did you hesitate to enter the Turkish market with Vilebrequin? In recent years, Turkish people have been traveling a lot abroad, so they get to know different brands. We were lucky to be able to sell a seasonal summer product in winter. Vilebrequin has a cute father-son detail. We have opened 5 stores in a short time and we expect a better sales performance in the following terms.

İki marka da yazı çağrıştırıyor aslında, görselleriyle renkleriyle tamamen yaz ruhunu yansıtıyorlar. Peki Türkiye’ye Vilebrequin ile girmeye çekindiniz mi, Türk erkeği moda konusunda çok cesur değil... Son yıllarda Türk halkı yurt dışına çok seyahat eder oldu, bazı markaları da bu şekilde görüp tanıyorlar. Rüzgar iyi esti ve sadece yazın satabileceğimiz bir malı kışın da satabilmeyi başardık. Vilebrequin’in bir ayrıntısı da baba-oğul gibi bir şirinlik içerisinde olması. Kısa sürede 5 mağaza olduk, ilerleyen dönemde daha iyi bir satış performansı göstermeyi bekliyoruz.

How would you define the target audience for these two brands? When we look at from a socio-economical perspective, both brands are A, A+. We appeal to those who want to carry the French elegance. Façonnable is still perceived as 35+; however, with Julian Neale’s designs, the age range is coming down recently. We target people that have a style, that love to dress comfortably and that are not so keen on changes. They also want to be recognized for what they wear.

Peki bu iki markanın hedef kitlesini nasıl tanımlarsınız? Sosyo-ekonomik duruma baktığımızda iki marka da A, A+. Fransız şıklığını taşımak isteyenlere hitap ediyoruz. Façonnable halen 35+ olarak görünüyor fakat son dönemde Julian Neale’ın tasarımları ile yaş aralığı daha da aşağıya iniyor. Tarzı, stili oturmuş, yeniliklere çok da açık olmayan ve rahat giyinmeyi seven, aynı zamanda giydiğine bakılmasını isteyen bir kitle. Fark edilmeyi sevenler diyelim.

Thank you very much Mr. Savaş. We would like to finish by asking your thoughts about Rixos Magazine. Rixos Magazine is a brand that we’ve cooperated for a long time and we see this collaboration as the engagement of two beautiful brands. The partnership is pleasing us, we hope for more collaborations. 100 RIXOS MAGAZINE

FALL 2012

Çok teşekkür ediyorum Savaş Bey, son olarak Rixos Magazine ile ilgili görüşlerinizi alabilir miyiz? Rixos Magazine uzun zamandır işbirliği yaptığımız bir marka, bu işbirliğini iki güzel markanın buluşması olarak görüyoruz. Birlikte çözüm ortaklığı yapılıyor olması sevindirici, inşallah daha nice birlikteliklere diyoruz.


Have a 5 bar vacation with Avea Roam on Avea and stay connected during your trip How to roam on Avea? 1. Go to “Network Settings” 2. Choose “Manual Selection” 3. Search for Network 4. Select Avea 5. Stay Connected

GSM


CULTURE & ART

KÜLTÜR & SANAT ♦

THE CIVILIZATIONS OF TURKEY:

EMPERORS IN ISTANBUL TÜRKİYE’NİN UYGARLIKLARI: İSTANBUL’DAN GEÇEN İMPARATORLAR

S

ince 2008, the National Museum of Korea has been hosting a series of exhibitions highlighting the world’s greatest civilizations, which have proved very popular with the public. The latest in the series the Civilizations of Turkey: Emperors in Istanbul offered visitors a rare chance to view the largest collection of Turkish cultural artifacts ever exhibited in Korea.

102 RIXOS MAGAZINE

FALL 2012

2008 yılından beri Kore Milli Müzesi, halk tarafından da çok sevilen, dünyanın büyük uygarlıklarını ele alan bir sergiler serisine ev sahipliği yapıyor. Bu serinin en sonuncusu Türkiye’nin Uygarlıkları: İstanbul’dan geçen İmparatorlar oldu. Sergi, Kore’de bugüne dek sergilenmiş en büyük Türk kültürel sanat eserleri koleksiyonunu görme şansını ziyaretçilerine sundu.

Alexander and the Hellenistic World İskender ve Helenistik Dünya


CULTURE & ART

KÜLTÜR & SANAT ♦

Constantine I and Eastern Roman Empire 1. Konstantin ve Doğu Roma İmparatorluğu

Standing at the crossroads of Eastern and Western civilizations, Turkey developed a rich and flourishing culture with religious diversity. A peninsular nation where the Bosphorus Strait forms the boundary between the Asian and European continents, it can be divided into the Asian side, Anatolia, which comprises the greater part of the nation, and the European side, Thrace. From the ancient times, the cultural and historical progress of Turkey has been driven by Thrace. Thanks to these geographical characteristics, Turkey retains the legacies of various cultures including the ancient Hittites, the Greek and Roman Empires, the East Roman Empire, and the Ottoman Empire, which flourished in Istanbul.

Doğu ve Batı uygarlıklarının dönüm noktasında duran Türkiye, dini çeşitliliğiyle zengin ve mamur bir kültüre sahip. İstanbul Boğazı, Asya ve Avrupa kıtaları arasında bir sınır oluşturuyor ve ülkenin büyük kısmını kapsayan Asya kıtasındaki “Anadolu” ve Avrupa kıtasındaki “Trakya” olarak yarımada ülkesini iki parçaya bölüyor. Eski zamanlardan beri, Türkiye’nin kültürel ve tarihi ilerleyişi Trakya’dan başlıyor. Bu coğrafi özellikleri sayesinde Türkiye; antik Hititliler, Yunan ve Roma İmparatorlukları, İstanbul’da gelişen Doğu Roma İmparatorluğu ve Osmanlı İmparatorluğu gibi çeşitli kültürlerin miraslarını bünyesinde taşıyor.

Hittites and Ancient Civilizations Hittitler ve Antik Uygarlıkları

FALL 2012

RIXOS MAGAZINE 103


CULTURE & ART

KÜLTÜR & SANAT ♦

The exhibition featured important Turkish treasures from the Topkapı Palace Museum, the Museum of Anatolian Civilizations, the Istanbul Archaeological Museums, and the Museum of Turkish and Islamic Arts, shown in Korea for the first time. The exhibition included 184 artifacts, including numerous works from ancient civilizations that are well known through myths such as Troy, Phrygia, and Hittite, as well as fine Greek and Roman sculptures, and national treasures from the court of the Ottoman Sultans. Divided into four parts—the Ancient Civilization, the Greek-Roman Civilization, the Eastern Roman Civilization, and the Ottoman Empire—the exhibition gave visitors the chance to see for themselves the splendor and brilliance of Turkish culture and civilization, marked by its ethnic and religious diversity. Sergi, Kore’de ilk defa sergilenmek üzere Topkapı Sarayı Müzesi, Anadolu Medeniyetleri Müzesi, İstanbul Arkeoloji Müzeleri, Türk ve İslam Sanatları Müzesinden getirilen önemli Türk hazinelerini içerdi. 184 sanat eserini sunan sergide; Truva, Firigya ve Hitit gibi efsaneleriyle çok iyi bilinen antik uygarlıklardan sayısız eser vardı. Bunların yanında, güzel Yunan ve Roma heykelleri ve Osmanlı Padişahlarının sarayından milli hazineler de bulunuyordu. Antik Uygarlıklar, Yunan ve Roma Uygarlığı, Doğu Roma Uygarlığı ve Osmanlı İmparatorluğu olarak dört bölüme ayrılan sergi, ziyaretçilerine etnik ve dini çeşitliliğiyle iz bırakmış Türk kültür ve medeniyetinin ihtişamını ve görkemini kendi gözleriyle görebilmelerini sağladı.

Sultan, the Ottoman Emperor Osmanlı İmparatoru, Padişah 104 RIXOS MAGAZINE

FALL 2012


BIOGRAPHY

BİYOGRAFİ ♦

ALBER ELBAZ A gem and a rare talent in the fashion industry, Alber Elbaz stands out with his ability to make women feel good and charming. He loves women, and says that he is here to make women look good and feel comfortable in their ensemble.

T

he Moroccan-born Elbaz was raised in Tel Aviv and studied fashion at the Shenkar College. He began his career with Geoffrey Beene in New York before moving to Paris in 1997. There he got into Guy Laroche and then Yves Saint Laurent as the women’s ready-to-wear designer. He eventually moved to Lanvin in 2001 when the oldest running fashion house was struggling deeply. He was a magical touch to Lanvin, transforming the label into a highly coveted one.

106 RIXOS MAGAZINE

FALL 2012

Moda dünyasının cevherlerinden ve nadir yeteneklerinden Alber Elbaz, kadınlara kendilerini iyi ve çekici hissettirmeyi en iyi bilenlerden. Elbaz kadınları çok seviyor ve tasarımlarını onlara kendilerini iyi ve mutlu hissettirmek için yaptığını söylüyor.

Fas doğumlu modacı Tel Aviv’de büyümüş ve Shenkar Üniversitesinde moda tasarımı eğitimi almış. Kariyerine New York’ta Geoffrey Beene ile başlayan Elbaz, 1997 yılında Paris’e taşınmış. Burada önce Guy Laroche ile çalışan modacı, sonra Yves Saint Laurent moda evinde bayan hazır giyim koleksiyonları hazırlamış. 2001 yılında ise, dünyanın en eski moda evi olarak bilinen Lanvin’in kan kaybettiği bir dönemde firmaya kreatif direktör olarak kabul edilmiş ve sihirli dokunuşu ile markayı bugünkü imrenilen pozisyonuna kavuşturmuş.


He started from scratch to build the contemporary image of Lanvin, and worked around his emotions and aesthetical approach to give the label the romantic and strong feeling it has. Ignoring the trends and prototypes, he designs for every kind of women of every age, every color and every body shape. He uses colors, frills, jewels, and layers in such a cunning way that he can offer something for every woman, and give them the pleasure of feeling special. His designs are not revealing at all, but they are so strong and striking that they can spread the lure. The flowing and assymetrical silhouette of his designs are a result of his approach to garments. He prefers to work directly on mannequins instead of paper, and although he does sketch, the end result is usually completely different from the work on paper he says. And he adds that it is because fashion is three dimensional, there is more than the front and back in reality. “It’s not about the front or back of a dress. It’s about what’s in between... the human being, the person.” He acquired his technique and profession from Geoffrey Beene, with whom he worked for several years.

BIOGRAPHY

BİYOGRAFİ ♦

Lanvin’i bugünlere taşımak için her şeye sıfırdan başlamak zorunda kalan Elbaz, duygusal ve estetik yaklaşımını ortaya koyarak markaya romantik ve güçlü imajını kazandırdı. Moda akımlarını ve prototipleri reddeden tasarımcı, her yaştan, her renkten, farklı fiziklerdeki ve karakterlerdeki kadınlara hitap etmesi ile biliniyor. Elbaz; renkleri, fırfırları, takıları ve kumaşları öyle ustaca kullanıyor ki, her kadın Lanvin koleksiyonlarında kendini bulabiliyor ve özel hissedebiliyor. Tasarımları asla teşhirci değil, fakat o kadar güçlü ve çarpıcılar ki taşıyan kadını diğerlerinden farklı kılıyorlar. Elbaz’ın akıcı, rahat ve asimetrik silüetleri, tasarımcının elbiselere olan yaklaşımını ve dokunuşlarını gözler önüne seriyor. Kağıt üzerinde çalışmaktansa manken üzerinde çalışmayı tercih eden Elbaz, çizim yapsa bile ortaya çıkan tasarımın kağıttakinden çok farklı olduğunu söylüyor. Bunun sebebi ise modanın sadece ön ve arka profilden ibaret olmayıp, üç boyutlu olması. “Önemli olan bir elbisenin önü veya arkası değil, arasında olup bitenler... Önemli olan insan ve karakter.” Elbaz tekniğini ve mesleki bilgisini yıllarca beraber çalıştığı Geoffrey Beene’ye borçlu olduğunu söylüyor.

“I want to make woman happy, make them shine from within so that their clothes are eclipsed by their personality. I want to see beautiful women, not beautiful clothes.”

FALL 2012

RIXOS MAGAZINE 107


“Kadınları mutlu etmek istiyorum, mutlulukları yüzlerine yansımalı ve ışıldamalılar ki kıyafetleri kişilikleri ile bir bütün olsun. Güzel elbiseler değil, güzel kadınlar görmek istiyorum.” Focusing on women rather than dresses, Elbaz succeeds in creating the glamorous beauty. With the emotions he passes onto his designs, he touches the soul as well as the eye. By making women happy with the dresses, he nourishes his spirit and that way he feels good. Fashion is his world, and the world would be incomplete without his sense of fashion. Elbise yerine kadına odaklanan Elbaz, bu şekilde büyüleyici güzelliği elde etmeyi başarıyor. Tasarımlarına yansıttığı duygularıyla hem göze hem de ruha hitap ediyor. Kadınları tasarımlarıyla mutlu ederek kendi ruhunu da besliyor ve bu şekilde iyi hissettiğini söylüyor. Moda onun dünyası ve moda dünyasını onsuz hayal etmek çok zor. 108 RIXOS MAGAZINE

FALL 2012

BIOGRAPHY

BİYOGRAFİ ♦


Bosart Design & Co. Modoko Mobilyacılar Çarşısı 3. Cad No:243 Y. Dudullu - Ümraniye - İstanbul T. +90 216 314 12 06 / +90 216 364 68 67 F. +90 216 314 81 14

www.bosart.com.tr


CULTURE & ART

KÜLTÜR & SANAT ♦

An Artist and Unlimited Inspirations Bir Sanatçı ve Sınırsız İlham Kaynağı

Seray VURAL

G

raduated from the Traditional Turkish Arts and Ceramic Division of Mimar Sinan University, Seray Vural is an artist who devoted her life to art. Having lived abroad for years, she held nine exhibitions internationally and four in Turkey. She performs her art in her workshop in Zekeriyaköy, Istanbul. Seray Vural’s works were recently exhibited in Italy at Florence Design Week. When I asked about her favorite theme that she used; she answered, “For me, the universe is an unlimited stock filled with materials. The universe has all the possible forms, colors and formation. It is not possible to make something that does not exist in nature. Therefore, all I do is manifest myself by using the existing materials. They are the layers formed by people, civilizations and experiences; they are what’s left behind and what’s been experienced before.”When we asked about her motivation and what’s drawing her to art, she said, “I don’t know what’s motivating me. This is an instinct to see what others cannot, and a skill to prove what they couldn’t. When I am working on something, the process makes me think about the next projects. And I start to design the next one before I finish the current project.” 112 RIXOS MAGAZINE

FALL 2012

Mimar Sinan Üniversitesinde önce Geleneksel Türk Sanatları sonrasında Seramik bölümünden mezun olan Seray Vural, hayatını mesleğine adayan sanatçılar arasında yer alıyor. Uzun yıllar yurtdışında yaşayan ve dokuzu yurtdışında olmak üzere 13 kişisel sergi açan Vural çalışmalarını Zekeriyaköy’deki atölyesinde sürdürüyor. Seray Vural’ın eserleri son olarak Mayıs ayında İtalya’da Floransa Tasarım Haftasında sergilendi. “Çalışmalarınızda en çok kullandığınız tema nedir?” diye sorduğumda Seray Hanım şöyle cevap veriyor, “Evren benim için malzemenin sınırsız olduğu bir depo. Olabilecek her türlü form, renk ve oluşum orada mevcut. Doğada var olmayanı oluşturabilmek mümkün değil. Buradan hareketle benim yaptığım var olan malzemeyi kullanarak kendimi ortaya koymak. İnsanın, uygarlıkların, yaşananların zaman içinde oluşturdukları katmanlar, görünenin gerisinde kalanlar, önceden yaşanmış olanlar.” Sanatçı kendisini sanata çeken, motive eden nedir sorusuna, “Beni neyin motive ettiğini bilmiyorum. Bu bir içgüdü, bir yetenek. Başkalarının görmediğini görebilme, bunu ortaya koyabilme yeteneği ve isteği... Bir şey yaparken yaptığım iş düşüncelerimde başka kapılar açılmasını sağlıyor. Elimdekini bitirmeden bir sonrakini tasarlamaya başlıyorum,” cevabını veriyor.


I

F A R OĞ

T O F İL

TAT

Süha Derbent Danışmanlığında

ailesinin yeni üyesi

www.sedventure.com

0212 230 03 36

2adam1madam

FOTOĞRAF TATİLİ


ADVENTURE

MACERA ♦

Into the magic of the wild Vahşi doğaya yolculuk

KENYA Article / Yazı : Derya Dokumacı Photos / Fotoğraflar : Süha Derbent

Close your eyes, relax and dream about Africa... If you can, imagine the wildness and glamour of nature, with wandering lions, zebras and giraffes, and thousands of flamingos on the shores of a lake, welcome to Kenya - truly a natural beauty.

114 RIXOS MAGAZINE

FALL 2012

Gözlerinizi kapatın, ayaklarınızı uzatın ve Afrika’yı hayal edin... Eğer hayalinizde canlanan manzara büyülü ve vahşi bir doğa, doğada serbest dolaşan aslanlar, zürafalar, zebralar ve göl kenarına dizilmiş binlerce flamingo ise, bir doğal yaşam cenneti olan Kenya’ya hoş geldiniz.


ADVENTURE

K

MACERA ♦

enya is one of the favored safari spots of the world with it’s vast natural reserves, wide variety of accommodations, safaris offered with professional local guides, and the wide range of animals it harbors. The first destination on a Kenya safari is usually Nairobi, the capital and biggest city of Kenya. From Nairobi, you can proceed to such game reserves as Lake Nakuru, Masai Mara, Amboselli National Park or Aberdare National Park. They are all located a couple of hours away from the capital and either reached by safari vehicles or plane. Masai Mara, the most popular of these game reserves, is located in the southwest of Kenya and is the region where the Great Migration takes place. The region hosts 95 species of animals and more than 400 bird species and is one of the best safari destinations of the world. If you happen to visit Masai Mara between June-November, you may come across the magnificent migration of nearly two million wildebeest, hundreds of thousands of zebras and gazelles, with lions stalking them to catch their share of nature. Along the river, you can watch crocodiles ambush the migrating animals and the ensuing struggle.

Kenya korunmuş uçsuz bucaksız vahşi yaşam alanları, bu alanlarda bulunan her türlü konaklama imkanı, tecrübeli yerli rehberlerle sunduğu profesyonel safari gezintileri ve barındırdığı çok çeşitli hayvan türleri ile safari denince akla gelen ilk yerlerden biri olmayı başarıyor. Kenya safarisinde ilk durak çoğunlukla başkent Nairobi. Buradan ufak uçaklarla ya da safari araçlarıyla birkaç saat mesafedeki Nakuru Gölü, Masai Mara, Amboselli Ulusal Parkı ve Aberdare Ulusal Parkı gibi safari bölgelerine geçiliyor. Bu safari bölgelerinden Masai Mara, Kenya’nın güneybatısında yer alan, Büyük Göç’ün sahne aldığı uçsuz bucaksız bir park alanı. 95 çeşit hayvan türüne ve 400’den fazla kuş türüne ev sahipliği yapan bölge, dünyanın en ünlü safari alanlarından biri. Masai Mara’yı Haziran-Kasım ayları arasında ziyaret ederseniz iki milyona yakın Afrika antilopu’nun, yüzbinlerce zebranın, binlerce ceylanın ve bunları avlamak için etraflarında dolaşan aslanların ihtişamlı geçişine ve göç halindeki hayvanların nehirde pusu kuran timsahlarla mücadelesine şahit olmanız mümkün.

FALL 2012

RIXOS MAGAZINE 115


ADVENTURE

MACERA ♦

If you prefer to reach your preferred game reserve by a road-trip, you will have the chance to visit the natives and their villages; you can buy their hand-carved animals and ceremonial masks, have pictures taken together and see children walking to school in their colorful attire. On the way to Masai Mara, you will see the small villages of the Masai which have groups of 10-20 huts for accommodations, fenced in, to protect from the wild animals that wander around. And after all these experiences, when you reach your destination, make sure that you have a good rest. Because with the first rays of light in the morning, you will be out on a safari for awe inspiring photographing opportunities. Safari yapacağınız bölgeye araçla gitmeyi tercih ederseniz, yolda yerli halkı ve köylerini görebilir, yaptıkları el oyması ahşap hayvan heykellerinden ve maskelerden alabilir, beraber fotoğraf çekilebilir ve boş arazilerde saatlerce yürüyerek okula giden rengarenk giyinmiş çocukları izleyebilirsiniz. Masai Mara’ya giden yol üzerinde Masai halkının 10-20 evlik, vahşi hayvanlardan korunmak için etrafı çubuklarla örülmüş minik köylerini ziyaret etme imkanınız da var. Bütün bu keşif deneyimini yaşadıktan sonra konaklayacağınız kampa vardığınızda dinlenmeye bakın, çünkü sabahın ilk ışıklarıyla büyülü fotoğraf olanakları sunan safari turuna hazır olmanız gerekiyor.

116 RIXOS MAGAZINE

FALL 2012


ADVENTURE

Zebras and giraffes gathered around water holes, wandering wildebeests, elephants together with their young, timid gazelles, buffalos, rhinos and a wide variety of birds are ready for you to capture on film, and help you soak up the atmosphere of being in the wilderness. But the situation is a little different with the lions, cheetahs and leopards. It can be a matter of luck to come across a lion playing with her cubs, the cheetah in pursuit of prey, and the leopard resting on the branch of a tree. Lions and cheetahs prefer to sleep in the bush during the heat of the day, and they hunt in the evening or in the morning breeze. Leopards have no preferred time for hunting, but you may need to look carefully into the tree branches in order to catch a glimpse of one resting. It is inevitable to leave this country with amazing images you collected in your camera and in your mind. In this trip you will cherish nature, witness the undisturbed life of animals in the wild, and enjoy viewing their real life from afar. You will see life of the native people in the remote regions, witness their life within the primitive and brutal surroundings, and enjoy the cultural differences in their colorful world. Kenya will appeal to your adventurous spirit and you will leave the country with a lifetime of experiences.

MACERA ♦

Asil ve vahşi zebralar, su kenarlarlarında bir araya gelen zürafalar, Afrika antilopları, aileleriyle gezintiye çıkan filler, ürkek ceylanlar, buffalolar, gergedanlar ve çeşit çeşit kuşlar gün boyu size vahşi doğayı iliklerinize kadar hissettirecek ve muhteşem fotoğraflar çekebilmeniz için pozlar verecekler. Fakat aslanlar, çitalar ve leoparlar için durum biraz farklı. Yavrularıyla oynayan bir aslanı, avının peşinde koşan bir çitayı ve bir ağacın dalında dinlenen leoparı görmek biraz da şans meselesi. Aslanlar ve çitalar gündüz sıcağında çalılar arasında uyumayı tercih ediyor, sabah serinliğinde ve akşam saatlerinde ise avlanmaya çıkıyorlar. Leopar için avlanmanın vakti yok, fakat ormanın derinliklerinde dinlenen sessiz leoparı görebilmek için ağaç dallarına dikkatlice bakmanız gerekebilir. Sabahın ilk ışıklarıyla çıktığınız safaride, güneşin doğuşu ile beraber kahvaltısının peşine düşen dişi aslanı takip edebilirsiniz, şansınız yaver giderse aslanın yavrularını nasıl beslediğini ve onlarla nasıl oynadığını izleyebilir, doğaya bir kez daha hayran kalabilirsiniz. Kenya safarinizden zihninizde ve kameranızda biriktireceğiniz muhteşem karelerle ayrılmanız kaçınılmaz. Doğaya doyacak, hayvanların doğadaki insan eli değmemiş yaşantısına şahit olacak, onların gerçek hayatını uzaktan izlemenin zevkine varacaksınız. Şehre uzak bölgelerdeki yerli halkların ilkel ve vahşi yaşam koşulları içerisindeki çabasını görecek, rengarenk dünyalarında kültürel farkların tadını çıkaracaksınız. Kenya, size sundukları ile maceracı ruhunuza hitap edecek ve buradan sepetiniz dolu dolu ayrılacaksınız. FALL 2012

RIXOS MAGAZINE 117


118 RIXOS MAGAZINE

FALL 2012

ADVENTURE

MACERA ♦


ADVENTURE

MACERA ♦

A unique experience in Kenya with SEDVENTURE

Kenya’da eşsiz bir deneyim: SEDVENTURE

Setur’s adventurous brand SEDVENTURE invites you to an African journey, imaged in photos of a lion’s commitment to it’s family, the striking stripes of zebras, the wildness of buffalos, elephants distinguished by their long tusks, the freedom of the fastest animal the cheetah, the striking presence of giraffes and courage of the loneliest and most aesthetic cat, the leopard. SEDVENTURE offers, with the guidance of travel and wildlife photographer Süha Derbent, a pleasant journey and photo opportunities into different cultures, nature and wildlife through special programs. Launched on July 2012, SEDVENTURE organizes special routes and photography tours for those interested in ecological and alternative tourism opportunities, under the consultation of Süha Derbent.

Setur’un maceracı markası SEDVENTURE sizleri, aslanların aile bağlılığının, zebraların çizgisel hayatlarının, buffaloların vahşiliğinin, üç metreye varan uzun dişleriyle farklılaşan fillerin, karanın en hızlı hayvanı olan çitanın özgürlüğünün, kendini her yerde fark ettiren zürafaların, en estetik en yalnız kedi olan leoparın cesaretinin yansıdığı fotoğrafların içinde Afrika yolculuğuna davet ediyor… SEDVENTURE; farklı kültürlere, doğaya ve vahşi yaşam alanlarına konunun uzman ismi, vahşi yaşam fotoğrafçısı Süha Derbent’in danışmanlığında kişilere özel programlarla fotoğraf ve seyahat keyfi yaşatıyor. 2012 Temmuz ayında hayata geçen SEDVENTURE markası, bu özel programlar ile Süha Derbent’in danışmanlığında, ekolojik ve alternatif turizme ilgi duyanlara seyahat ve fotoğraf turları düzenliyor.

Personalized Boutique Tours With SEDVENTURE’s individual and small group photography tours, you will reach many places around the world and collect endless memories. Before each trip, you will have the chance to meet our photography and travel consultant Süha Derbent and get answers to your questions regarding the climate, health conditions and travel clothing, and will get suggestions about your photo equipment.

Kişiye Özel Butik Turlar Kişiye özel ve küçük gruplarla fotoğraf turlarının organize edildiği SEDVENTURE ile dünyanın her yerine ulaşabilecek ve unutulmayacak anılar biriktirebileceksiniz. Seyahat öncesi fotoğraf ve seyahat danışmanınız Süha Derbent ile yüz yüze yapacağınız görüşmelerde seyahate ilişkin sağlık, iklim, giyim gibi tüm sorularınız yanıtlanacak, fotoğraf ekipmanlarınızın nasıl olması gerektiği konusunda danışmanlık alabileceksiniz.

FALL 2012

RIXOS MAGAZINE 119


1

2

3

4

ANTIQUE

ANTİKA ♦

A Louis XIV ormolu eigth-branch chandelier, 19th century. XIV. Louis döneminden pirinç, sekiz kollu avize, 19. yüzyıl. €25.000 Bookcase in Trompe L’oeil, French School circa 1950. Trompe L’oeil kitaplık tablosu, 1950 civarı Fransız Okulu. A pair of régence style parcel-gilt ebonised bookcases, 20th century. Bir çift Rejans tarzı altın yaldızlı abanozlanmış kitaplık, 20. yüzyıl. €7,500

2

1

A Régence ormolumounted ebonized desk, circa 1730 Once owned by Hubert de Givenchy. Rejans döneminden kalma pirinç kakma abanozlanmış çalışma masası, 1730 civarı. Bir zamanlar Hubert de Givenchy’ye aitti. €58.600

3

4

The Gutfreund’s Life WITH LUXURY FROM THE PAST AND THE PRESENT

GUTFREUND ÇİFTİNİN GEÇMİŞ VE GÜNÜMÜZÜN LÜKSÜYLE DOLU HAYATI

120 RIXOS MAGAZINE

FALL 2012


ANTIQUE

F

or 26 years, the antique-filled Paris apartment of John and Susan Gutfreund was the scene of intimate dinners and glittering cocktail parties. Now the American financier and his society decorator wife have given up their “pied à terre.” The French term, “pied à terre” is a small living unit usually located in a large city some distance away from the owner’s primary residence. And Paris is the perfect city for a pied à terre. But the story of the Gutfreunds’ pied à terre has come to an end. After the apartment, they sold its treasure trove of contents in a Christie’s Paris auction on June that includes everything from 18th century writing desks to 13 well used porcelain dinner service sets.

ANTİKA ♦

satın alarak seyahat etmişti; biletlerden biri kendisi diğeri pastasına alınmıştı. Bir hostesken Wall Street’in en önemli oyuncularından biriyle evlenen Susan’ın, yaşam tarzlarıyla ilgili harika bir sözü var: “Zengin olmak çok masraflı!” Gutfreund çiftinin, 1987’de Tom Wolfe tarafından yazılan 1990’da Tom Hanks, Melanie Griffith ve Bruce Willis ile sinemaya uyarlanan Şenlik Ateşi (The Bonfire of the Vanities) kitabındaki Bavardage çiftine ilham oldukları bile söylenir. Birkaç on yılı hızlıca ileri sarıp günümüze geldiğimizde görüyoruz ki Gutfreund ailesi hala zengin yaşamlarıyla tanınıyor. Susan, dünyadaki en iyi couture müşterilerinden biri olarak biliniyor ve artık gösterişçi tüketimden ziyade “iyi bir zevkin” sembolü olarak görülüyor.

“It’s so expensive being rich!” During the 1980s, the society hostess and decorator Susan Gutfreund and her financier husband John were considered symbols of excess, famous for their extravagant parties, decadence, and high spending. One December soirée required a crane to lift a 22-foot tall Christmas tree into their New York apartment. Susan apparently once travelled by Concorde on two tickets – one for her and one for a cake. “It’s so expensive being rich,” is the most delicious quote attributed to the former air hostess who married a man who was at one time one of the most important players on Wall Street. The couple are even said to have been the inspiration behind the Bavardages in Tom Wolfe’s Bonfire of the Vanities. Fast forward a few decades and while the Gutfreunds are still known for high living – Susan being known as one of the world’s most prolific couture clients – they are now a symbol of good taste rather than conspicuous consumption. John ve Susan Gutfreund’un antikalarla dolu Paris’teki apartman dairesi 26 yıl boyunca samimi akşam davetlerine ve pırıltılı kokteyl partilerine ev sahipliği yaptı. Amerikalı yatırımcı ve şimdi sosyeteye dekoratörlük yapan değerli eşiyle beraber, bu güzel “pied-à-terre” evlerini satmaya karar verdiler. Fransızcadan İngilizceye geçen Pied à terre terimi daha mütevazı, ikincil bir ev anlamında kullanılıyor. Paris ise bir pied à terre için harika bir şehir. Gutfreund ailesi, bu güzel evin bir hazineyi andıran antika eşyalarını Christie’s’in geçtiğimiz Haziran’da Paris’te düzenlediği bir müzayedesinde satışa sundu. Bu antika hazinenin içinde 18. yüzyıldan kalma çalışma masalarından 13 adet porselen yemek takımına kadar akla gelebilecek pek çok şey vardı.

“Zengin olmak çok masraflı!” 1980’lerde, sosyetenin misafirperver ev sahibesi ve dekoratörü Susan Gutfreund ve yatırımcı eşi John, aşırılığın sembolü olarak gösteriliyorlardı. Abartılı partileriyle, düşkünlükleriyle ve aşırı harcamalarıyla ünlülerdi. Öyle ki bir Kasım ayı suaresinde, yaklaşık 7 metrelik yılbaşı ağacını New York dairelerine yerleştirmek için bir vince ihtiyaç duymuşlardı. Susan, bir defasında Concorde ile iki bilet

A partly Louis XIV ormolumounted ebonised bookcase. XIV. Louis tarzı pirinç kakma abanozlanmış kitaplık. €25.000

FALL 2012

RIXOS MAGAZINE 121


ANTIQUE

ANTİKA ♦

‘‘Antiques are everywhere’’

‘‘Duvardan duvara antika’’

Nowhere is this more evident than in their homes, a glimpse of which can be seen in the auction of the contents of their just sold Paris apartment. Located in a wing of the Hotel de Baufferemont on Rue de Grenelle in the chic seventh arrondissement (Hubert de Givenchy occupies another part of the grand mansion), the Gutfreunds’ four floor apartment was designed by decorator Henri Samuel and architect Alain Reynaud (as well as Susan who is now a sought after interior designer in her own right), and styled in period splendor with 18th century paneling and fireplaces and a treasure trove of Louis XVI antiques. Maryvonne Pinault, writing in the foreword to the Christie’s catalogue, describes their home of 26 years as, “equal to the most beautiful historic Parisian apartments,” and a “magnificent ‘French’ pied-à-terre”, a statement which belies its 506 square meters of living space. What is most striking about both the apartment and its contents available at Christie’s is not the rare highlightswhich include an 18th century writing desk once owned by Hubert de Givenchy and a large rococo crystal chandelier – but instead the copious amounts of tableware, which includes 13 porcelain dinner service sets.

Evleri, bunun en iyi kanıtı. Müzayedede satılan Paris dairelerindeki eşyalar ile bunu biraz da olsa anlayabiliyoruz. Paris’in yedinci arrondissement’inde (Paris’teki semt benzeri bölgelere verilen isim) Rue de Grenelle, şehrin en şık sokaklarından biridir. Bu sokak üzerinde yer alan Hotel de Baufferemont’un bir kanadında Gutfreund ailesinin satılan dairesi bulunuyor diğer bir kısmı ise Hubert de Givenchy’ye ait. Gutfreund ailesinin dört katlı dairesi, dekoratör Henri Samuel, mimar Alain Renaud ve şimdi aranan bir iç mimar olan Susan tarafından tasarlanmıştı. Daire, 18. yüzyıl lambriler, şömineler ve 16. Louis antikalarından oluşan bir hazineyle döşenmişti. Christie’s’in kataloğundaki önsözü hazırlayan Maryvonne Pinault, çiftin 26 yıl kullandığı 506 metrekarelik yaşam alanını, “Paris’in en güzel tarihi daireleriyle eşdeğerde” ve “ihtişamlı bir ‘Fransız’ pied-à-terre’si” olarak tasvir ediyor. Daire ve müzayededeki eşyalar arasındaki en çarpıcı şey, bir zamanlar Hubert de Givenchy’nin sahibi olduğu 18. yüzyıldan kalma çalışma masası ya da büyük rokoko kristal avize gibi nadir eşyalar değil de 13 adet yemek takımından oluşan bol miktardaki sofra takımları. Gutfreund çiftinin Paris dairesinin tam anlamıyla misafir ağırlamak için tasarlanmış olduğuna bir kanıt.

A rococo crystal, glass and gilt-metal eighteen-branch chandelier, mid-18th century, probably Venetian. Bir rokoko kristal, cam ve yaldızlı metalden, onsekiz kollu avize, 18. yüzyıl ortaları, muhtemelen Venedik işi. €49.000 A suite of six Louis XVI creampainted armchairs stamped by Adrien-Pierre Dupain, last quarter 18th century. Altı adet, XVI. Louis tarzı krem rengi boyanmış koltuk, AdrienPierre Dupain damgalı, 18. yüzyılın son çeyreği. €41.800

122 RIXOS MAGAZINE

FALL 2012


ANTIQUE

ANTİKA ♦

Fifteen carved ivory bananas, Japan, Meiji period. (1868-1912) Onbeş adet fildişi oyma muz, Japonya, Meiji Dönemi. (1868 – 1912) €21,250

‘‘I’m a hausfrau. I love my house.’’ I’d like to take you to an evening in this house. Indeed, the Gutfreunds’ Paris apartment was designed for entertaining. Entered via an entry hall of ballroom proportions complete with sweeping staircase to the first floor, the Gutfreunds would serve cocktails and canapés in the salon, dinner in the intimate dining room, and coffee in the library off the drawing room. “I’m a hausfrau. I think that’s why I feel that I’m good at what I do with my decorating,” once said Susan. “I care about running houses. I think there’s nothing better than being a housewife. I love my house. I love entertaining. I love the kitchen. I love to put flowers. I love the details of a house.” Despite the grandeur that she surrounds herself with, Susan has talked of the key to entertaining being in the basics. “Like Mrs. Dalloway, you work very hard to set a mood for the evening and make people feel welcome,” she says. “You’re going to give them a cold drink, a comfortable chair and a warm meal. That’s basically what I want to do – and to make my girlfriends look pretty with good lighting.”

‘‘Ben bir ev hanımıyım.’’ Sizi bu evde bir davete götürmek istiyorum. Daireye, sizi ilk kata götüren geniş merdivenlerle tamamlanan balo salonu büyüklüğündeki bir holle giriş yaptıktan sonra, salonda Gutfreund çiftinin ikram ettiği kokteyller ve kanepelerle akşam başlardı. Ardından sıcak yemek odasında bir akşam yemeği ve dinlenme odasının kütüphanesinde kahveyle ağırlanmaya devam ederdiniz. Susan bir seferinde, “Ben bir ev hanımıyım. Sanırım bu nedenle dekore ederken yaptığım işte iyi olduğumu hissediyorum,” demiş ve şöyle devam etmişti, “Evi idare etmeye özen gösteriyorum. Bana göre, bir ev hanımı olmaktan daha iyi bir şey yok. Evimi seviyorum. Misafir ağırlamayı seviyorum. Mutfağı seviyorum. Evi çiçeklerle süslemeyi seviyorum. Bir evin küçük detaylarını seviyorum.” Etrafındaki görkeme rağmen Susan, misafir ağırlamanın püf noktasının ana kurallarda yattığını söylüyor. Ve Virginia Woolf’un bir romanından örnek veriyor, “Tıpkı Mrs. Dalloway gibi, akşam iyi bir atmosfer oluşturmak, misafirleri rahat hissettirmek için çok uğraşıyorsunuz. Onlara soğuk bir içecek, rahat bir koltuk ve sıcak bir yemek veriyorsunuz. Esasında benim de yapmak istediğim bu ve tabii ki arkadaşlarımın iyi bir ışıkla güzel görünmelerini sağlamak!” A Hector Guimard style lamp. Hector Guimard tarzı bir lamba.

FALL 2012

RIXOS MAGAZINE 123


ANTIQUE

ANTİKA ♦

A bohemian gilded part glass service, circa 1900. Bohem tarzı yaldızlı kadeh takımı, 1900 civarı. €3.750 An 18th century Niderviller porcelain part dinner service. 18. yüzyıl Niderviller porselen yemek takımı. €10.000

Known globally for their generous hospitality, the ultimate invitation is to their main residence, a lavish Fifth Avenue duplex that is legendary for its art (one of Claude Monet’s Water Lilies once hung in the foyer) and its winter garden (complete with a chirping, caged parrot). What of the future of the Gutfreunds’ former Paris apartment? It is all change on Rue de Grenelle. WWD reports that Coach creative director Reed Krakoff is the new owner. A well-known collector of cutting edge design and contemporary art, he passed on the opportunity to acquire the apartment’s contents. It is the end of a gilded era at the Hotel de Bauffremont.

A mid-18th century glass panels, blue tinted glass and embossed metal mantel clock, probably Venetian. 18. yüzyıl ortalarından, şömine üstü saat, cam panelli, mavi renklendirilmiş cam ve kabartmalı metalden, muhtemelen Venedik işi. €25.000

124 RIXOS MAGAZINE

FALL 2012

Cömert misafirperverlikleriyle dünyaca ünlü çiftin New York Fifth Avenue’da bulunan iki katlı evleri, kafeste öten papağanıyla tamamlanan kış bahçesi ve içinde barındırdığı sanatıyla meşhur. Antresinin duvarında bir zamanlar Claude Monet’nin Nilüferler tablosunun asılı olduğu söylenir. Peki, Gutfreund çiftinin eski Paris dairesini gelecekte neler bekliyor? Rue de Grenelle sokağındaki dairede tam bir değişim yaşanıyor. Coach’un kreatif direktörü Reed Krakoff’un dairenin yeni sahibi olduğu söyleniyor. Tam bir çağdaş sanat ve modern tasarım koleksiyoncusu olarak bilinen Reed Krakoff, -büyük ihtimalle bu nedenle- dairenin içindeki eşyalara sahip olma fırsatını seçmedi. Böylece Hotel de Bauffremont’daki yaldızlı bir dönemin sonu gelmiş oldu.


LYDION PREMIUM · RIXOS PREMIUM BELEK CLUB HOTEL · BELEK-SERIK · ANTALYA LYDION TEKIROVA · RIXOS TEKIROVA · TEKIROVA-KEMER · ANTALYA LYDION SUNGATE · SUNGATE HOTEL · ÇIFTEÇESMELER MEVKII BELDIBI · KEMER · ANTALYA LYDION BODRUM · RIXOS CLUB HOTEL ·ZEYTINLIKAHVE MEVKII KIZILAĞAÇKÖYÜ · BODRUM · MUĞLA


TRAVEL

SEYAHAT ♦

Article/Yazı: İrem Küpeli Photos/Fotoğraflar: Beria Merve

THE EASTERN

BLACKSEA

SHORES O F

T U R K E Y

Where You Can Find Every Shades

Of Green Doğu Karadeni̇z YEŞİLİN HER TONUNU BULABİLECEĞİNİZ YER

126 RIXOS MAGAZINE

FALL 2012


J

ust as the new morning sun was about to shine on us, we were slowly ascending the steep and curvy roads of the Blacksea region. On the same road, we were passing young and old women walking with their wooden knapsacks on their backs. Some were carrying their babies on their backs; some their working tools; some their foods. A high and mighty mountain is rising on one side, covered with green; on the other side, we hear the sound of a cascading stream from below, hidden by mist. As we near a village, children came running towards us, welcoming us like a longlost friend. Are the hills too tall or are the clouds too low? Here, it is difficult to tell the difference. The entire Blacksea region is attired in green, much like a land in fairy tales. With its endless rainy seasons, mountain sides of lushes green fields of tea plants, hazelnut trees, plateau houses and along the vast sea shore, fisherman boats. The Blacksea region of Turkey is the perfect place to enjoy nature at its best.

TRAVEL

SEYAHAT ♦

Gün henüz ışımaya başlamışken Karadeniz’in dik ve kıvrımlı yollarında arabayla yukarı doğru yavaş yavaş tırmanıyoruz. Sağımızdan ve solumuzdan ahşaptan sırt çantalarıyla yaya olarak aynı yolu tırmanan genç kızlar, çocuklarıyla genç kadınlar ve torunlarıyla teyzeler var. Kimi sırtında bebeğini, kimi çalışma malzemelerini, kimi yiyeceklerini taşıyor. Bir tarafımızda yüksek ve yeşil dağ yükselirken, diğer tarafımızda sislerin altında kalmış, aşağıda çağlayan derenin sesini duyuyoruz. Yaklaştığımız köyden çocuklar sanki bizi bekliyormuş, tanıyormuş gibi koşarak bizi karşılamaya geliyorlar. Tepeler mi çok yüksek yoksa bulutlar mı çok alçakta? Burada bunu ayırt etmek çok zor. Karadeniz’in her köşesi yemyeşil, sisli bir masal diyarı gibi. Bitmek bilmeyen yağmuru, çay bahçeleri, fındık tarlaları, yayla evleri ve balıkçı tekneleri ile Karadeniz doğaya doymak için en mükemmel yer.

Here, every shades of green and blue... Yeşilin ve mavinin her tonu burada.

’’

FALL 2012

RIXOS MAGAZINE 127


In the Blacksea Region, houses always have wide windows. They open to the greenery of fields of tea plants, flowers and breathtaking streams, which along with nature are symbols of life. In the homes, cushioned wooden Ottoman sofas are placed under the windows, wall to wall. Although they spend their life outside, the residents do not want to break their connections with nature even at home. Universally, homes reflect cultures and religious tendencies, forming the mold of their society. The easiest way to understand the inter-cultural differences within a society, is to observe the utilization of their homes.

128 RIXOS MAGAZINE

FALL 2012

TRAVEL

Karadeniz’de evlerin pencereleri hep geniş tutulmuştur. Pencereler doğayla birlikte yaşamı da simgeleyen yeşile, çiçeklere, çay tarlalarına, dereye açılır. Evin içinde ahşap sedirler; pencerelere paralel, boydan boya uzanır. Yöre insanı yaşamını dışarıda geçirmesine karşın evin içindeyken de doğayla bağlarını kesmek istemiyor. Konutlar, toplumların kültür izlerini oluşturan, kozmik ve dini inanışlarını yansıtırlar. Kültürler arasındaki farklılığı anlamak için konutların kullanım şekillerini incelemek en kolay yoldur.

SEYAHAT ♦

’’

Here, history and nature are one. Tarih ve doğa iç içe.


TRAVEL

SEYAHAT ♦

FALL 2012

RIXOS MAGAZINE 129


TRAVEL

In addition to its stunning nature, its historical richness fascinates visitors. The Blacksea is famous with its legends and myths; this is a region that hosted many civilizations. During the Ottoman era, it was a region where people belonging to different religions and nations could live together in peace. Therefore, it has a very rich cultural structure with its castles, mosques, monasteries, etc. Which places are a must to be on your list for a journey in the Blacksea region? Located over the peninsula, dividing the city into two, Giresun Castle is a must-see archaeological site. The world-famous Sümela Monastry is one of the most visited historical ruins in the region. If you are looking for an adrenaline rush, the Çoruh River is the wildest river of Turkey. Every year local and foreign tourists came here for rafting. The Anzer Plateau of Rize, with its magnificent natural beauty, is well known for its world-famous Anzer honey. Hosting a wide variety flowers that are only endemic to the region, the plateau is also very popular with bird watchers. Located in the middle of the tall mountains, the lake Uzungöl is one of the most popular touristic spots of the Blacksea region. With hotels constructed from rustic wood, smoke rising from their chimneys and ducks floating on the lake which is covered with mist, it is truly enchanting. Whichever beautiful corner of the Blacksea region you decide to go to, remember to take long hikes with your camera, eat breakfast in the open air, converse with the local people and (if you have the chance) sail on a fisherman’s boat on the Blacksea, right before sunrise.

130 RIXOS MAGAZINE

FALL 2012

SEYAHAT ♦

Karadeniz, harika doğasının yanında tarihi zenginlikleriyle ziyaretçilerini büyülüyor. Karadeniz efsaneleriyle, mitleriyle ünlü; pek çok uygarlığa ev sahipliği yapmış bir bölge. Osmanlı zamanında farklı dinlere ve milletlere mensup insanların bir arada yaşayabildiği bir bölge olmuş. Bunun sonucu olarak çok zengin bir kültürel yapıya sahip. Peki, Karadeniz’de mutlaka görülmesi gereken yerler nereler? Birinci derece doğal ve arkeolojik sit alanı olan Giresun Kalesi, kenti ikiye bölen yarımada üzerine kurulu ve görülmeye değer. Trabzon’daki dünyaca ünlü Sümela Manastırı, bölgede en çok ziyaret edilen tarihi kalıntıları arasında bulunuyor. Eğer biraz adrenalin arıyorsanız Çoruh Nehri, Türkiye’nin debisi en yüksek nehri olma özelliğiyle, yöreye her yıl rafting yapmak üzere gelen yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı oluyor. Rize’nin İkizdere İlçesi’ne bağlı Anzer Yaylası, muhteşem doğası ve dünyaca ünlü Anzer Balı’nın yanı sıra çok sayıda endemik türde çiçeğe evsahipliği yapan yaylalarında kuş gözlemciliğine de imkan tanıyor. Yüksek dağların arasında, etrafında bacası tüten sıra sıra dizilmiş ahşap otelleri, içinde yüzen ördekleriyle sislerin arasındaki Uzungöl, Karadeniz’in en popüler turistik yerlerinden biri. Karadeniz’in hangi güzel köşesine giderseniz gidin fotoğraf makinenizle uzun keşif yürüyüşleri ve açık hava kahvaltıları yapın, yöre insanlarıyla sohbet edin ve fırsat bulursanız bir balıkçının teknesine binip sabahın ilk ışıkları doğmadan Karadeniz’in çılgın sularına açılın.


present

AS THE PERFECT DESTINATION TO COMBINE

www.karnakmedical.ae

TEL. UAE: +971 4 3477784 - TUR: +90 212 225 3131


HEALTH & BEAUTY

SAĞLIK VE GÜZELLİK ♦

The Pioneers In Health Tourism Sağlık Turizmi’nin Öncüleri

KARNAK INTERNATIONAL

T

he companies mentioned have come together under the roof of Karnak International Health Care Alliance, to promote Turkey as a health care center and establish it as a brand, primarily in the Middle East and Gulf markets, as well as in Europe, the Balkans and the Turkic Republics. The Alliance will be providing health care services in every kind of medical field, partnering with the leading health care providers of Turkey, combined with the required Travel Services: Bahsi geçen kurumlar Türkiye’yi sağlık merkezi olarak tanıtmak adına, Orta Doğu ve Körfez pazarları başta olmak üzere, Avrupa, Balkanlar ve Türki Cumhuriyetler’de marka olarak kurulan Karnak International Health Care Alliance çatısı altında toplanmıştır. Alliance,Türkiye’nin önde gelen sağlık kurumlarıyla beraber, gerekli seyehat hizmetlerini de sağlayarak, her türlü tıp alanında sağlık hizmetleri sunacaktır: Karnak International is a leading travel and tourism organization in the Middle East, with offices in Dubai, Abu Dhabi, Istanbul, Antalya, Damascus and Beirut. Karnak International provides services such as hotel, resorts and flight bookings; meeting, incentive and event organizations; roundtrips, sightseing tours, wellness and spa packages among others.

Karnak International Orta Doğu’nun önde gelen seyahat ve turizm organizasyonlarından biri olup, Dubai, Abu Dhabi, İstanbul, Antalya, Damascus ve Beyrut’ta ofisleri bulunmaktadır. Otel, tatil köyü ve uçuş rezervasyonları, toplantı ve etkinlik organizasyonları, gidiş-dönüş yolculukları, şehir turları, sağlık ve spa paketleri, Karnak International’ın sunduğu hizmetlerden bazıları.

Esteworld Health Group was established in Istanbul to provide qualified service to people who are looking for beauty in a healthy way. The recent trend in our globalizing world is to stay young and healthy. ESTEWORLD is following this trend with its team and its philosophy of quality service, infrastructure, medical, physical hardware in a secure way with innovation to construct a global brand.

Esteworld sağlık gurubu, sağlıktan ödün vermeyerek güzellik arayanlara kaliteli hizmet sunmak üzere İstanbul’da kuruldu. Küreselleşen dünyamızda genç ve sağlıklı kalmak son trendler arasında. Profesyonel ekibi, kaliteli hizmet, altyapı, tıbbi ve fiziksel donanım anlayışı ile bu trendi takip eden Esteworld, dünya markası olma yolunda.

132 RIXOS MAGAZINE

FALL 2012


HEALTH & BEAUTY

SAĞLIK VE GÜZELLİK ♦

This boutique clinic, located in the unique district of Akaretler - Besiktas in Istanbul, renders dental health services at the highest level through its young and dynamic staff. The understanding of management and doctor team have broken grounds in dental surgery. Taking its name from immaculate and natural balance as well as integrated service philosophy, Clinic 32 is the representative of a proprietary and boutique service.

İstanbul’un eşsiz semti Akaretler - Beşiktaş’ta bulunan butik klinik, genç ve dinamik kadrosu ile en üst düzeyde diş sağlığı hizmeti vermektedir. Yönetim anlayışı ve doktor kadrosuyla diş cerrahisinde bir ilklere imza atmıştır . Adını entegre servis anlayışının yanı sıra saf ve doğal dengeden alan Klinik 32, özel ve butik hizmetlerin temsilcisidir.

Dünyagöz provides descisive solutions to eye and orbit health problems, 365 days and 24 hours, with 240 different treatment methods in all the branches of eye, with the most advanced technologies. Dünyagöz Hospitals Group offers health services in a total of 16 hospitals both at national and international level.

Dünyagöz, 365 gün 24 saat, gözün her alanında 240 farklı tedavi yöntemi ve en gelişmiş teknolojilerle, göz ve göz çukuruyla alakalı sağlık problemlerine kalıcı çözümler sunar. Dünyagöz Hastaneler Grubu ulusal ve uluslararası düzeyde toplam 16 hastanede sağlık hizmetleri sunmaktadır.

Turkey has invested heavily in medical technologies, patient care and education of health care professionals. This provides a supporting infrastructure for international health care tourism. With the facilities, efforts for dedicated health care professionals, the hospitals and wellness centers, Turkey has world-wide medical standards. Turkey offers the highest quality in health tourism. Since % 15 of the whole JCI accredited hospitals are in Turkey, its private medical infrastructure is now built-in well in the global medical tourism arena.

Türkiye, tıp teknolojileri, hasta bakımı ve sağlık profesyonellerinin eğitimi alanlarında uluslararası sağlık turizmine destekleyici bir altyapı sağlayan önemli yatırımlar yapmıştır. Türkiye, tesisleri, özel sağlık profesyonelleri, hastaneleri ve bakım merkezleriyle dünya çapında tıbbi standartlara sahiptir. Türkiye sağlık turizminde en yüksek kaliteyi temin eder. Tüm JCI akredite hastanelerinin %15’i Türkiye’de olduğundan, ülkenin özel tıbbi altyapısı küresel tıp turizmi alanında sağlam atılmıştır.

Services Provided By The Aliance For Medical Tourism In Turkey

Türkiye Sağlık Turizmi Için Alliance Tarafından Sunulan Hizmetler

The best hospital / clinic and doctor choice in Turkey for your health care. Organization of essential appointments and treatment processes and coordination between the institutes. Accommodation opportunities close to medical centers. Flight services from your country to Turkey. Organization of existing promotions & incentives for patients and their relatives. Transfer services from airport to hospital and hotel. Luxurious Cars with private drivers during your stay in Turkey on request. Guiding services both in hospitals and outside. Planning of all estimated expenses for doctor, hospital, accommodation and such services. Exclusive city tours and cultural organizations for patients and their relatives. Offering pre and post-treatment services.

Sağlığınız için Türkiye’de en iyi hastane / klinik ve doktor seçimi Önemli randevu ve tedavi süreçlerinin organizasyonu ve kurumlar arası koordinasyon Sağlık merkezlerine yakın konaklama imkanları Ülkenizden Türkiye’ye uçuş hizmetleri Mevcut promosyon ve teşviklerin hasta ve hasta yakınları için organizasyonu Havaalanından hastaneye ve otellere ulaşım hizmetleri İstek üzerine Türkiye’de kaldığınız süre boyunca hizmetinize verilecek özel şöforlü lüks arabalar Hastane içinde ve dışında rehberlik hizmetleri Doktor, hastane, konaklama ve benzer hizmetler için bütün tahmini masraflarının planlanması Hasta ve hasta yakınları için özel şehir turları ve kültürel etkinlikler Tedavi öncesi ve sonrası sunulan hizmetler

www.karnakmedical.ae TEL. UAE: +971 4 3477784 - TUR: +90 212 225 3131

FALL 2012

RIXOS MAGAZINE 133


FASHION

MODA ♦

The Louis Vuitton Express created historical moments on the runway for the Fall-Winter collection, leaving a mark in the history of fashion shows. Louis Vuitton Ekspresi sonbahar-kış koleksiyonunun sunumunda tarihi anlar yaşattı ve defile unutulmayacak moda anları arasında yerini aldı.

Fall/Winter 2012

Louis Vuitton THE

SHOW

T

he show began with the turn-of-the-century steam train, which took five months in the making, entering the Vuitton station, or show venue at the Cour Carree du Louvre. It bellowed steam and the carriage was filled with models, who then proceeded to disembark the wagon and take a turn around the station, each girl followed by a uniformed porter to carry her luggage. ‘It all started with the train,’ said Jacobs, ‘We thought well, what kind of bags would she have on the train and we thought she’d have big and small valises, overnight bags. And after that we thought well what would she wear?’ Gösteri; bir 19. yüzyıl harikası olan ve yapımı beş ay süren buharlı lokomotifin Vuitton istasyonuna yani Cour Carree du Louvre sahnesine girmesi ile başladı. Buharlar arasındaki trenin içerisinden çıkan modeller, arkalarında valizlerini taşıyan görevliler ile istasyon etrafında turladılar. Marc Jacobs, “Her şey tren ile başladı” diyor. “Peki, bir kadın trende nasıl bir çanta taşırdı diye düşündük ve irili ufaklı seyahat çantalarına ve valizlere karar verdik. Sonra da yolculukta ne giyeceğini düşündük.” 134 RIXOS MAGAZINE

FALL 2012


FASHION

MODA ♦

LV is bringing back the romance in train travel. LV eskilerin romantik tren yolculuğunu geri getiriyor. It was a tribute to the romantic times with the ladies wearing tall hats and high waisted coats, skirts over pants and brocades. Back in the 60’s, a train journey stood for extravagant dressing up and carrying fancy, chic leather bags. The French fashion house, Louis Vuitton is bringing back the romance in train travel with the impeccably dressed ladies and their lavish luggage. As Sarah Jessica Parker stated the show was ‘one of the greatest triumphs, ever. It was cinema, literature, incredibly nostalgic and reminded everybody of a past we don’t even know.’ Defile, kadınların uzun şapkaları, yüksek belli paltoları, etekleri, pantolonları ve brokar kumaşları ile romantik zamanlara bir geri dönüş niteliğindeydi. 60’lı yıllarda tren seyahati, süslenip şık çantalar taşımak demekti. Fransız moda evi Vuitton, kusursuz giyinmiş kadınlar ve son derece gösterişli valizleriyle eskilerin romantik tren yolculuğunu geri getirmeyi başardı. Sarah Jessica Parker’ın dediği gibi, defile “gelmiş geçmiş en büyük zaferlerden biri. Hem sinema, hem edebiyat, bunların yanında son derece nostaljik ve izleyenlere aslında hiç yaşamadıkları bir geçmişi hatırlatıyor.”

FALL 2012

RIXOS MAGAZINE 135


FASHION

MODA ♦

RUNWAY

Balmain Fall 2012

136 RIXOS MAGAZINE

FALL 2012

Balmain presents the fashion house’s couture-like vision in an effortless way. Elaborate pieces are combined with relaxed pants, and leathers are softened with embellished pieces. Handworked ornaments constitute a big part of the show as usual, and the sine qua non Balmain jacket is there again; but shorter and more boxy this time.

Balmain, moda evinin couture dokusunu rahat kesimlerle birleştiriyor. Süslü parçalar rahat kesim pantolonlarla bir arada, deriler ise işlemeli parçalarla yumuşatılıyor. El işi süslemeler her sezon olduğu gibi sonbahar defilesinin de büyük kısmını oluşturuyor ve Balmain’in olmazsa olmazı ceketler yine sahnede, fakat bu sefer kesimi daha kısa ve geniş.


FASHION

MODA ♦

Valentino

Couture Fall 2012

Valentino Couture presents the romantic beauty of Valentino woman. The flowy dresses have a soft and sensual feeling that is obtained through laces and chiffons. The fragile and refined designs are mostly blue for the fall season, with some blush, pink, yellow and Valentino’s signature red. Sophisticated and elegant, as we know Valentino.

Valentino Couture, sonbahar sezonunda Valentino kadınının romantik güzelliğini sahneliyor. Uçuşan elbiselerde kullanılan şifon ve danteller yumuşak ve ipeksi bir hava veriyor. Zarif ve ince tasarımlar bu sezon pembe, pudra, sarı ve bir Valentino klasiği olan kırmızının yanında çoğunlukla maviye bürünmüş. Valentino her zamanki gibi sofistike ve şık.

FALL 2012

RIXOS MAGAZINE 137


FASHION

MODA ♦

Lanvin Fall 2012

Alber Elbaz celebrates his 10th year in Lanvin with the fall collection. He stages a carnival with intense colors, furs, brocades, appliques and prints. The Lanvin woman is recognized by her curvy and slim silhouette, the hourglass shape is worked up delicately and brilliantly. The mastermind doesn’t cease to amaze with the highly celebrated fall collection.

138 RIXOS MAGAZINE

FALL 2012

Alber Elbaz, sonbahar koleksiyonu ile moda evindeki 10. yılını kutluyor. Modacı; güçlü renkler, kürkler, brokarlar, işlemeler ve desenler ile tam bir karnaval sergiliyor. Lanvin kadını ince ve kıvrımlı hatlarıyla özdeşleşmiş ve kum saati görüntüsü zarifçe ve zekice işlenmiş. Elbaz, büyük kutlamalara sahne olan bu koleksiyonla yine Lanvin severleri büyülüyor.


FASHION

MODA ♦

RUNWAY

Dolce & Gabbana

Fall 2012

Dolce & Gabbana stages a scene from the early 1900s for the fall. The vintage look of the capes and suits were taking the audience to the era, and the embellishments on the velvets were adding an enchanting touch to the collection. Men of that period were on the stage with all their glory, and pleased the audience with the details.

Dolce & Gabbana, sonbahar koleksiyonunda 1900’lerin başından bir sahne sergiliyor. Pelerinlerin ve takımların vintage görüntüsü seyirciyi o döneme götürüyor ve kadifelerin üzerindeki işlemeler koleksiyona büyülü bir hava veriyor. Dönemin erkeği sahnede tüm ihtişamı ile sergileniyor ve seyirciyi detaylarla keyiflendiriyor. FALL 2012

RIXOS MAGAZINE 139


FASHION

MODA ♦

RUNWAY

Gucci Fall 2012

140 RIXOS MAGAZINE

FALL 2012

Gucci fall 2012 collection presents slim silhouettes. The tight cuts are layered with oversized coats and knits, and the looks are completed with travel bags. Dark flower and paisley prints and jacquards are used to enhance the sense of fall.

Gucci 2012 sonbahar koleksiyonu karşımıza dar ve zarif hatları ile çıkıyor. Oturan kesimler bol palto ve üstlerle tamamlanmış ve kombinler seyahat çantaları ile sunulmuş. Koyu renkli çiçek ve şal desenleri ve sık kullanılan jakarlar sonbahar havasını güçlendiriyor.


Salvatore Ferragamo Fall 2012

FASHION

MODA ♦

The tight and tailored silhouettes of Salvatore Ferragamo’s 2012 collection depicts the fall with the dark and deep colors. Strong lines are softened through textures and fabrics like velvet and cashmere. The Ferragamo men will be recognized with the long chic coats this season, and he is accessorized with clutches.

Salvatore Ferragamo’nun dar ve oturan kesimleri karşımıza sonbaharın derin ve koyu renkleri ile geliyor. Güçlü hatlar, dokular ile ve kadife, kaşmir gibi kumaşlarla yumuşatılıyor. Ferragamo erkeği bu sezon uzun şık paltosu ile ve elindeki portföy çanta ile tanınıyor.

FALL 2012

RIXOS MAGAZINE 141


FASHION

MODA ♦

Roman 2012 / 2013 Cinematographic Effect at the Autumn-Winter Collection Sonbahar-Kış Koleksiyonunda Sinematografik Etki

R

oman women is stylish, elegant and chic at the 2013 winter as we know her. The silhouette of Roman women stands confident, and is emphasized by different forms in the collection. Wide-leg trousers and cigarette pants are combined with pointy shoes, and high-waisted wide-legged pants emphasizing the strong female silhouette are combined with silk blouses. This effect is seen with the peplum form in the dresses. The collection is strengthened with the details, and the dramatic effect is emerged through embroidery, laces and accessories on the jackets and dresses. It is also possible to find this season’s must have high-waisted fitted skirts and voluminous pieces in the collection. The photo shoot was performed outside Florence, at the house of the well-known Medici family. Photography was by Cihan Alpgiray, and styling by Bahar Kongel.

142 RIXOS MAGAZINE

FALL 2012

Roman kadını her sezon olduğu gibi 2013 kışına da şık, zarif ve elegan bir giriş yapıyor. Kendinden emin bir duruş sergileyen Roman Kadını’nın silüeti, koleksiyonda farklı formlar ve detaylarla vurgulanıyor. Geniş paça pantolonların yanı sıra, vücut hatlarını vurgulayan sigaret pantolonlar sivri burunlu ayakkabılarla kullanılıyor, güçlü kadın silüetini vurgulayan yüksek belli geniş paçalı pantolonlar ipek bluzlarla tamamlanıyor. Elbiselerde ise bu etki karşımıza bele vurgu yapan peplum formuyla çıkıyor. Detaylarla güçlenen koleksiyonda dramatik etki ceketlerde ve elbiselerde kullanılan işlemeler, danteller ve aksesuarlarla daha da ortaya çıkıyor. Bu sezonun olmazsa olmazları; sigaret kesimli, yüksek belli vazo etekler ve basenlerden itibaren volümlü inen modelleri görmek mümkün. Koleksiyonun çekimleri, Floransa’da, Italya’nın en köklü ailelerinden biri olan Mediciler’in evinde gerçekleştirildi… Çekimleri fotografçı Cihan Alpgiray üstlenirken, styling Bahar Kongel imzasını taşıyor.


karenwalker.com.tr


FASHION

MODA ♦

PRESENTS

2

012-2013 Autumn/ Winter Collection of SS Club shows itself as the reflection of the elite pragmatism sense that is located in its core. As a result of this reflection, SS Club models have a vision that brings simplicity and attractiveness to the forefront. Used coupe features transform the pieces of the collection into master pieces in the form of an art work, and glittering accessories that are used without moving away from the essence of simplicity unfold the distinctiveness of the style of SS Club. Clothes are enthroned upon the heart of the collection, while tight fitting mid-calf models prove that absolute beauty is hidden in the style of SS Club. The joy of simplicity has never been so assertive.

144 RIXOS MAGAZINE

FALL 2012

SS Club 2012-2013 Sonbahar/Kış Koleksiyonu, merkezindeki elit pragmatizm duyusunun yansıması olarak karşımıza çıkıyor. SS Club modelleri bu yansımanın sonucu olarak sadelik ve çekiciliği ön plana çıkaran bir vizyona sahip. Kullanılan kup özellikleri koleksiyonun parçalarını sanat eseri niteliğinde birer baş yapıt haline getiriyor ve sadeliğin özünden kopmayarak kullanılan ışıltılı aksesuarlar çekici ve gizemli bir SS Club çizgisinin belirginliğini gözler önüne seriyor. Elbiseler koleksiyonun kalbinde bulunurken, vücudu saran dizaltı modeller ise mutlak güzelliğin SS Club stilinde olduğunu ispatlıyor. Sadeliğin hazzı hiç bu kadar iddialı olmamıştı.


GÜZELLİK ♦

BEAUTY

Vivienne Westwood Cheeky Alice

Armani Code Ultimate by Giorgio Armani

Balenciaga

Florabotanica

BCBG Max Azria Bon Chic

Byredo

Black Saffron

Bvlgari

Jasmin Noir L’Elixir

Czech & Speake Dark Rose Cologne

Escada

Sexy Graffiti

Guerlain

La Petite Robe Noire

Givenchy

Dahlia Noir

Comme des Garçons Amazingreen

Juicy Couture

Viva La Juicy La Fleur

Sue

Devitt

Tom Ford

Neroli Portofino Eau Fraiche Body Splash

Etro

Greene Street

Jo Loves

Pink Vetiver

Chloé

L’eau de Chloé Body Lotion

Chloé

L’eau de Chloé Shower Gel

Butter London’s Shag lacquers

146 RIXOS MAGAZINE

FALL 2012

He-Shi’s

Luminous Shimmer


BEAUTY

GÜZELLİK ♦

Ladylike

Hermès

Autumn

Eau des Merveilles

Sonbahar’ın Zarafeti

Once the tan has faded and the days become shorter and colder, make up will be needed highly. This winter’s fashion is all about ladylike elegance and natural is the key word for the season’s make up. However, that does not say no to make up. Tricks like natural colored eye shadow with a touch of golden or pearled pigment will be great. Darker hues are also important. The ladylike allure is interpreted with the smoky eye effect. When you think Sixties, one of the first things that came up to mind is eyeliners with a dramatic look. The season also demands for red lipstick. All hues work, from brick red to lacca red, and burgundy.

Hanae Mori No. 6

Tom Ford

Jonquille De Nuit

Stella McCartney Print Collection

Bronzluğunuz solduğunda ve günler daha kısa ve daha soğuk olduğunda, makyaja olan ihtiyaç yüksek oranda artıyor. Bu kışın modası, tam bir hanımefendi zarafetinde olmak. Doğallık, bu sezon da çok önemli. Ama doğal bir görünüm demek hiç makyaj yapmamak demek değil. Altın ve inci tonlarındaki doğal renklerle yapılan bir göz makyajı harika olacak. İsterseniz daha koyu tonları da kullanabilirsiniz. Bir hanımefendi cazibesi, dumanlı göz makyajıyla da sağlanabilir. Altmışları düşündüğümüzde, ilk akla gelenlerden biri dramatik bir duruş katan eyelinerlı gözler. Bu sezon aynı zamanda kırmızı rujlar popüler. Kiremit kırmızısından parlak veya burgonya kırmızısına kadar her tonu kullanabilirsiniz.

Serge Lutens Une Voix Noire

Guerlain

Ombre Eclat Mono Eyeshadow

Moschino

Pink Bouquet

Guerlain

KissKiss Lipstick

Crème de la Mer

Yves Saint Laurent

Limited Edition Eye Concentrate

Rouge Volupté Perle

Trish McEvoy

Watercolors Collection

Crème de la Mer

Limited Edition Eye Balm

Versace Vanitas

FALL 2012

RIXOS MAGAZINE 147


GÜZELLİK

BEAUTY ♦

Aesthetical Approach Of Turkish Doctor Türk Doktorun Estetik Yaklaşımı

E

stetik International has been offering many different alternatives and suggestions in terms of plastic surgery, and the “Face Rejuvenation” operation is a serious surgery attempting to stretch the skin. Op. Dr. Bülent Cihantimur is getting known worldwide with his numerous operations and achievements both in Turkey and abroad.

Estetik konusunda her zaman değişik alternatifler ve öneriler sunan Estetik International Sağlık Grubu’nun “Yüz Gençleştirme” operasyonu, yüzü gerginleştiren ciddi bir cerrahi girişim. Kısa sürede elde ettiği başarıların yanında ülkemizde ve yurt dışında sayısız ünlü isme yaptığı estetiklerle Op. Dr. Bülent Cihantimur, dünya çapında bilinen bir doktor olma yolunda.

You have gathered worldwide attention with the operation you have performed for Malta’s famous TV presenter Mariella Pace Axiaq. Can you tell us about this surgery? We have talked with Mariella Pace Axiaq numerous times before the operation, and when we met she said, “I want a brand new face.” I was impressed with her wish because that is the magical sentence I would like to hear from my patients. Now Mariella Pace Axiaq has transformed into a different person with her clothing, hair and body language.

Malta’nın ünlü televizyon sunucusu Mariella Pace Axiaq’a uyguladığınız yüz gençleştirme operasyonu ile gündeme oturdunuz. Bu süreçten bahseder misiniz? Operasyon öncesinde defalarca Mariella Pace Axiaq ile telefonda konuştuk. Kendisi ile buluştuğumuzda ise “Yepyeni bir yüz istiyorum!” demesinden çok etkilendim. Benim mesleki kariyerimde hastalarımdan duymak istediğim en büyülü, en anlamlı sözdür bu. Şu an Mariella Pace Axiaq tamamen değişti; kıyafetleri, saçları ve vücut diliyle artık o bambaşka biri...

148 RIXOS MAGAZINE

FALL 2012


GÜZELLİK

BEAUTY ♦

Yüz gençleştirme operasyonlarındaki önemli detaylar sizce nelerdir? Estetik cerrahide en önemli ayrıntılardan birisi kişinin taze görünmesini sağlamaktır. Bizi farklı kılan da bu yaklaşımımız. Yaşlanmış bir yüzde sarkma, çökme ve parlaklık kaybı gibi sorunlar vardır. Klasik yüz germe operasyonlarında sadece sarkıklık tedavi edilmeye çalışılıyor ve sadece bir fark ortaya çıkıyor, bu da eşittir daha gergin bir cilt. Oysa kişinin aradığı şey bu değil, güzellik ve tazelik! Tüm yüz gençleştirme operasyonlarında sarkma olan kişiler düzeltildikten sonra hücreden zenginleştirilmiş yağ transferini öneriyoruz. Enjeksiyon için özel hazırladığımız bu özel organik kokteyl ile yüze daha dolgun, gergin ve taze bir görüntü verilmesini sağlıyoruz. Bir diğer önemli avantaj da hastalarımız daha hızlı iyileşiyor, daha az ağrı hissediyor, daha kaliteli bir yara iyileşmesi oluyor ve daha az izleri oluyor.

What are the critical details for the facial rejuvenation operations? One of the most important details for the plastic surgery is to provide a “fresh” face to the customer. This approach makes us different from the rest. An aging skin shows the signs of sagging, collapse and dullness. The classical approach would try to treat the sagging, and it creates tenseness. But this is not what the patients are looking for; they want a fresh skin and beauty! After the treatment of sagging, we offer a cell-enriched fat transfer and with the help of this organic cocktail, we transform the face into a fuller, tense and fresh state. Another important advantage is that the patients heal faster, feel less pain, have a better healing for the scars and have less scar wounds.

Ameliyatsız yüz gençleştirme yöntemlerinden de bahsedersek... Botoks, hazır dolgu maddeleri, plazmajel, lazerli cilt gençleştirme, secret uygulaması, PRP ve peeling gibi kırışıklık giderme yöntemleri de yüz gençleştirmede tercih edilen teknikler arasında. Bu işlemlerden yüzdeki mimik kaslarının hareketleri ile ortaya çıkan çizgilenmeleri ameliyatsız olarak azaltmak amacı ile faydalanılıyor ve bu şekilde yaşlı, yorgun ya da kızgın yüz ifadesinde belirgin düzelmeler sağlanabilmektedir. Kötü beslenme, sigara, düzenli olmayan yaşam tarzı, stres, hava kirliliği, cilt bakımlarının yetersiz yapılması veya hiç yapılmaması ve yerçekimi etkisi ciltte yaşlanmayı tetikleyen etkenlerdir. Fakat önemli olan daha öncede belirttiğim gibi sizin ruh yaşınız ve bunun bedeninize yansımasıdır. Biz burada sadece kişinin taze görünmesine yardım ediyoruz ki taze görüntünün yansıması ruhta da tazelenmeyi sağlasın.

Talking about the non-surgical facial rejuvenation techniques... Botox, fillers, plasma gel fillers, laser skin rejuvenation, the secret application, wrinkle removal methods such as PRP and peeling are among the preferred rejuvenating techniques. These transactions are used in order to reduce the wrinkles caused by mimic muscles without ta surgery. Significant improvements can be achieved through these methods for the treatments of old, tired of angry facial expressions. A poor diet, smoking, irregular lifestyle, stress, air pollution, inadequate maintenance of skin, and gravity contributes to the aging of the skin. But the most important thing is your mental age and its reflection to your body. We only help our patients to look fresher in order to freshen the soul.

FALL 2012

RIXOS MAGAZINE 149


A N

A BRAND STORY

I N T E R V I E W

MARKA HİKAYESİ ♦

W I T H

TONINO LAMBORGHINI İ L E

B İ R

S Ö Y L E Ş İ

We spoke with Tonino Lamborghini- only son of the founder of the Lamborghini empire Ferruccio Lamborghini, about his father, their legendary brand, and his projects. Lamborghini imparatorluğunun kurucusu Ferruccio Lamborghini’nin tek oğlu Tonino Lambroghini ile doğuşuna birebir şahit oldugu markayı, babasını ve projelerini konuştuk.

Interview / Söyleşi: Ayça Oskay

L

amborghini is one of the most important luxury brands in the world, but a story of bullfighting began in the mid-1950s as a tractor company. Could you tell us about the origin of this legendary brand please… My father was always interested in mechanics. After serving as a mechanic in the Italian Air Force and his military experiences during the war, he found out that he could convert old military vehicles into farm tractors… Then he founded his tractor company and became one of the largest agricultural equipment manufacturers in Italy. The origin of the logo is the famous “raging bull”, a Miura bull, one of the strongest bulls in the world. My father was born under the bull sign of zodiac, and, like a bull, he had a really strong character. That’s why he wanted a symbol of a charging bull on his first car. 150 RIXOS MAGAZINE

FALL 2012

Lamborghini dünyanın en önemli üst segment markalarından biri, ancak “dövüşen boğa”nın tarihi 1950’lerin ortasında doğan bir traktör firmasıyla başlıyor. Bu efsane markanın ortaya çıkış hikayesini anlatabilir misiniz… Babam her zaman mekanikle ilgilenmiştir. İtalyan Hava Kuvvetleri’ndeki hizmeti ve savaş esnasında kazandığı tecrübesinden sonra, eski askeri araçları tarım alanında kullanılabilecek traktörlere çevirmeye başlar ve ardından kendi traktör firmasını kurarak, İtalya’nın en büyük tarımsal ekipman üretim firmalarından biri haline gelir. Firmanın ünlü “azgın boğa” logosu ise, dünyanın en güçlü boğalarından biri olarak bilinen Miura’yı temsil ediyor. Aynı zamanda babamın doğduğu ayın burcu, kendisi de gerçekten bir boğa kadar güçlü bir karaktere sahipti. O yüzden ilk ürettiği arabada atağa hazır “dövüşçü bir boğa” sembolü kullandı.


A BRAND STORY

MARKA HİKAYESİ ♦

My father said that night “I will design better and faster cars than Ferrari’s.” O gece babam “Ferrari’den çok daha iyi ve çok daha hızlı arabalar yapacağım,” dedi.

FALL 2012

RIXOS MAGAZINE 151


A BRAND STORY

He was brilliant, inspired, ingenious. Somehow a visionary dreamer who managed to succeed. Zeki, kreatif ve son derece becerikliydi. Hayalperest yapısına rağmen büyük bir başarıya ulaştı.

MARKA HİKAYESİ ♦

In the 1960s your father was a powerful and wealthy man who had companies and a number of luxury cars ranging from Maserati to Ferrari. But one day he decided to build his own luxury sports cars. What happened between Mr.Ferruccio and Enzo Ferrari? Their quarrel became a legend. Many people have different versions of the story. I only happen to know my father’s story. He tried out a Lamborghini tractor’s clutch on his Ferrari car and discovered that with the Lamborghini clutch, it could function better. He went to the office of Ferrari’s founder, Enzo, to explain it. But, Enzo made my father wait for two hours- even though he was one of the best clients of Ferrari in Italy. After my father’s explanation, Enzo sent him away yelling at him: “Concentrate your efforts on the tractors and give up the cars, it is not your business!” So my father came back home that night, he told me and my mother what happened with Enzo Ferrari and he said, “I will design better and faster cars than Ferrari’s.”

Even though he owned an empire, he would often roll up his sleeves and work on the cars… You grew up close to your father, worked together and built the Lamborghini Museum in his honor, too. How would you describe him as a father and as one of the most respected industrialists in the history of Italy? My father was a great entrepreneur, and he had a very big personality. It wasn’t so easy to deal with him. Although he was very kind and open with everyone, with himself and at home he was very strict and demanding. But as a manufacturer and businessman I can say – and everybody who met him can confirm – he was brilliant, inspired, and ingenious. Somehow a visionary dreamer, who managed to succeed.

152

1960’ların başları, babanız gücünün doruk noktasında, firmalarının yanısıra Maserati’den Ferrari’ye kadar birçok lüks arabaya sahip olduğu bir dönem. Ancak bir gün babanız birden kendi spor arabasını yapmak istediğini söyler... Enzo Ferrari ile arasındaki olayın bunda bir etkisi var mı? Aralarında geçen bu tartışma şimdilerde şehir efsanesine dönüşmüş durumda. Herkesin farklı bir versiyonu var. Ama benim bildiğim sadece babamdan duyduğum. Babam bir gün Lamborghini traktörlerinin debriyajını kendi Ferrari’sinde dener ve kendi ürünüyle sonucun daha iyi olduğunu keşfeder. Bunun üzerine babam, Ferrari’nin kurucusu Enzo’nun ofisine giderek konuyu kendisi ile paylaşmak ister, ancak Enzo, Ferrari’nin İtalyadaki en iyi müşterilerinden biri olan babamı iki saat bekletir. Babam konuyu anlattıktan sonra Enzo Ferrari babamı kovar ve “bunlarla uğraşacağına git gücünü traktörlerine harca ve arabalardan vazgeç, bu senin işin değil,” diye bağırır. İşte o gece babam eve gelip bana ve anneme Enzo Ferrari ile olanları anlattı ve “Ferrari’den çok daha iyi ve çok daha hızlı arabalar yapacağım” dedi. Büyük bir imparatorluğa sahip olmasına rağmen babanız sık sık kollarını sıvayıp arabalarla uğraşmaya devam ederdi. Siz de babanızın yanında büyüyüp, birlikte çalıştınız, hatta onun onuruna Lamborghini Müzesini inşa ettiniz. Kendisini hem babanız hem de İtalya tarihinin en saygın işadamlarından biri olarak nasıl tanımlarsınız? Babam büyük bir girişimciydi ve oldukça önemli bir kişiliğe sahipti. Kendisiyle anlaşmak pek kolay değildi. Ancak çok kibar ve dışa dönük bir insandı, ev ortamına karşı ise, son derece katı ve titiz bir yapıya sahipti. Ama üretici ve işadamı yönüne değinecek olursak tanışan herkesin de onaylayacağı gibi zeki, kreatif ve son derece becerikliydi. Hayalperest yapısına rağmen büyük bir başarıya ulaştı.


A BRAND STORY

You are a part of this well-known success. How do you adapt his business strategies to today’s luxury world? I worked with my father in his companies, managed the Lamborghini Calor (Heating Systems) and Oleodinamica (Hydraulic components) then I decided to give more space to my passion: design and accessories. Therefore I founded ‘Tonino Lamborghini Style and Accessories’ in 1981. I reinterpreted the historic values and symbols which characterized my family and was inspired by my previous experiences in the field of engineering and design. I revisited and summarized a rich storage of knowledge about cars and mechanics in my lifestyle brand. I can say that, like my father, I was a visionary in the development of my business: with great foresight, in the early ‘80s I opened the first flagships in Hong Kong. That place represented a real springboard into the Asian marketwhich was unexplored then. Now the brand grew up very much and today it counts as a dozen flagship stores in Hong Kong and Macau and numerous corners and shopin-shops in the most important Chinese cities. As you know, now the brand’s extension strategy is accepted as the real beginning of the company and has become a case story in several universities and institutions around the world. The imagination, the passion for design, the love for Italy and its culture have represented the values I tried to export worldwide with my products. The aim of my brand has always been the promotion of the tradition and spirit of “Made in Italy” in all its diversity.

MARKA HİKAYESİ ♦

Siz de bu dünyaca ünlü başarının bir parçasısınız. Babanızın iş stratejilerini günümüz üst segment dünyasına nasıl adapte ediyorsunuz? Lamborghini ısıtma sistemleri ve hidrolik parçalar dahil olmak üzere babamla birlikte çeşitli firmalarında çalıştım, sonra tutkuyla bağlandığım tasarım ve aksesuar işine zaman ayırmaya karar verdim. 1981’de Tonino Lamborghini Style ve Accessories’i kurdum. Ailemin ve benim mühendislik ve dizayn tecrübelerimizden ilham alarak önemli değer ve sembollerimizi yeniden uyarladım. Böylece arabalar konusundaki uzmanlık bilgisi ile mekaniği bir araya getirerek yaşam stili markamı oluşturdum. Şunu söyleyebilirim ki ben de babam gibi firma gelişiminde hayalperest bir yol izledim; 80’li yılların başında ilk mağazamı Hong Kong’ta açtım. O zamanlar keşfedilmemiş olan Asya pazarına girmem markanın büyümesine, Hong Kong ve Macau’da bugün yüze yakın mağazaya ulaşmamıza ve Çin’in en büyük şehirlerinde birçok corner ve mağaza içi mağaza açmamıza yardımcı oldu. Sizin de bildiğiniz gibi şu anda şirketlerin yayılma stratejisi firmanın başlangıcı olarak görülüyor ve dünyanın çeşitli üniversite ve kurumlarında ele alınıyor. Ben kreatif beceriye ve tasarıma olan tutkumu, İtalya’ya olan sevgimi ve kültür değerlerimizi ürünlerim aracılığı ile dünyaya ulaştırmayı denedim. Firmamın amacı Made in Italy geleneklerine ve ruhuna sadık kalarak bünyesinde bulunan çeşitlilikleri tanıtmak.

FALL 2012

RIXOS MAGAZINE 153


A BRAND STORY

MARKA HİKAYESİ ♦

2001 yılında Tonino Lamborghini Group sektördeki 30. yılını kutladı. Firmanızın temel ürünlerinden bahseder misiniz? 30. yılımızın ardından, Tonino Lamborghini Group 2009 yılında başladığı yeniden yapılanma sürecine yeni projelerle devam ederek Çin ve Güney Asya’ya yoğunlaşmış bulunmakta. Firmamızın temel ürünleri saatler, güneş gözlükleri ve telefonlar. 2012 yılında 3 önemli noktaya ayrıldılar. Mart ayında Baselworld’de -saat ve mücevher fuarı- yeni otomatik kronografik mekanizmalı saatimizi, Hong Kong uluslararası premiere’de ise yeni akıllı telefonlarımızı tanıttık. Kasım ayında ise, SLK ve fonksiyonel elementlerin yanı sıra gizli bir imzanın da bulunduğu efsanevi vintage spor arabaların kapı çizgisinden esinlenerek tasarladığımız gözlük koleksiyonumuzu tanıtacağız.

In 2010 the Tonino Lamborghini Group celebrated 30 years in business. What are your core business products? After the celebration for the 30th anniversary of the company last year, the Tonino Lamborghini Group continues to take advantage of the reorganization process started in 2009 signing new projects in China and in Southeast Asia and focusing on the core business. Our core business products are: watches, sunglasses and phones. In the year 2012, there are three turning points. In March at Baselworld - the World Watch and Jewellery Show – the company presented a new line of high-end watches with automatic chronograph movement. International premiere of the new smartphone was organized in Hong Kong. In November there will be the launch of the new eyewear collection which features stylish technical features, functional elements and hidden signature, directly inspired by the lines of the door of the legendary vintage sports car. Your brand is reinterpreting the historical values of your family to luxury products, which transform the ‘‘Made in Italy’’ concept into a lifestyle… The company has decided to concentrate its energy in the field of luxury accessories; not only improving the quality of its products and their positioning, but also emphasizing the most essential characteristics of the brand: the uncompromising spirit and the Italian design. The Vision of the Group is in fact to export the passion and the spirit of our culture to the world with unique and distinctive products, inspired by the world of mechanics and sports cars. By producing design objects that recall the tradition and heritage of the Lamborghini family we intend to promote a recognizable style and Italian taste, together with the added value of the brand which is perceived by customers from around the world as the ultimate expression of luxury, exclusivity and Italian style. And we are focusing on top quality worldwide distribution, at the most exclusive, fashionable and recognizable places that guarantee the notion of being stylish. 154 RIXOS MAGAZINE

FALL 2012

Firmanızın, tarihi aile değerlerini tekrar yorumlayarak, Made in Italy konseptini bir yaşam stili haline çevirdiğini söyleyebiliriz… Firma, enerjisini sadece kalite gelişimine ve konumlandırmaya değil, aynı zamanda lüks aksesuarlara harcayarak firmanın karakteristik özelliklerini belirledi; asi ruh ve İtalyan dizaynı. Böylece mekanik dünyadan ve spor arabalardan ilham alan, tutkulu ve kültürümüze özgü farklı ürünleri dünyaya sunmak bizim vizyonumuz oldu. Lamborghini ailesinin gelenek ve mirasından esinlenen tasarımlarla hedeflediğimiz şey, ayırt edilebilir stil ve İtalyan zevkinin firma değerleri ile bir araya gelip, dünyanın her yerinde müşteriye lüks ve seçkin olarak ulaşması ve İtalyan tarzını yansıtmasıdır. Önceliğimiz dünya çapında bir dağıtım ağına ulaşıp, değerli, şık, çarpıcı ve stiliyle ön plana çıkan yerlerde bulunmak.


JEWELLERY

MÜCEVHER ♦

ROBERTO BRAVO DEPICTS THE NOBLEST SYMBOL OF LOYALTY WITH THE SWAN LAKE COLLECTION

Swan Lake ROBERTO BRAVO SWAN LAKE KOLEKSİYONU İLE SADAKATİN EN ASİL SEMBOLÜNÜ BETİMLİYOR

Interpreting jewels with its extraordinary collections by combining new trends with perfect craftsmanship and design skills, ROBERTO BRAVO presents the Swan Lake Collection in which the legendary beauty of an elegant princess who turned into a swan and her endless love are embodied. In the Swan Lake Collection depicted by Roberto Bravo as the noblest symbol of loyalty, the warm enamel technique is used by the harmonious colors reflecting an elegant swan’s innocence. In addition to brilliant cut diamonds, colorful sapphires are also used in harmony with the story as the symbol of loyalty. Pastel and sophisticated colors are preferred in this exquisite collection in which fineness, beauty, elegance and wisdom are depicted. Starting off with a meaningful story in every collection, ROBERTO BRAVO is approaching the theme of loyalty with an innovative point of view in the Swan Lake Collection. They are inspired by the elegant posture of swans floating amongst the water lilies and lotus flowers in nature, which are known as the traditional symbol of nobility and faithfulness in every culture. Yeni akımlar ile mükemmel işçilik ve tasarım ustalığını birleştirerek; mücevheri sıra dışı koleksiyonları ile yorumlayan ROBERTO BRAVO, kuğuya dönüşen zarif bir prensesin dillere destan güzelliği ve içinde duyduğu sonsuz aşkın vücut bulduğu Swan Lake Koleksiyonu’nu beğenilere sunuyor. Roberto Bravo sadakatin en asil sembolünü betimlediği Swan Lake Koleksiyonu’nda, zarif bir kuğunun masumiyetini yansıtan renklerin birbirine uyumlu geçişiyle çalışılmış sıcak mine tekniğini kullanıyor. Koleksiyonda pırlantanın yanı sıra, hikâyesiyle uyumlu bir şekilde, sadakatin simgesi olan renkli safirler de kullanılıyor. İncelik, güzellik, zarafetin ve bilgeliğin betimlendiği bu özel koleksiyonda pastel ve sofistike renkler tercih ediliyor. Koleksiyonlarının tümünde anlamlı bir öyküden yola çıkan ROBERTO BRAVO, Swan Lake Koleksiyonu’nda, tüm kültürlerde asaletin ve bağlılığın geleneksel simgesi olan kuğunun doğada nilüferler ve lotus çiçekleri arasındaki zarif duruşundan ilham alarak, sadakat temasına yenilikçi bir bakış açısıyla yaklaştı. 156 RIXOS MAGAZINE

FALL 2012


JEWELLERY

MÜCEVHER ♦

It was as if the whole lake, all living creatures, lilies, lotus

flowers were a reflection of the eternal and pure love she embodied within...

İçindeki sonsuz ve temiz aşkın yansımasıydı sanki tüm göl, tüm canlılar, nilüferler, lotus çiçekleri…

FALL 2012

RIXOS MAGAZINE 157


JEWELLERY

MÜCEVHER ♦

Cartier

Launches Dépaysement at Biennale Des Antiquaires CARTIER, ANTİKALAR BİENALİ’NDE DÉPAYSEMENT KOLEKSİYONUNU TANITTI

C

artier has been a part of the Biennale since 1964 and this year will see them as the largest exhibitor of all, with a 250m2 stand designed by renowned French designer Tristan Auer. The Dépaysement collection presented at the 26th Biennale des Antiquaires 2012 maps out an otherworldly itinerary of styles and creativity. This new Cartier Haute Joaillerie collection takes us to the four corners of an inspired world, and leads us to discover four universes: urban, luxuriant, solar and boreal landscapes…

158 RIXOS MAGAZINE

FALL 2012

Cartier, 1964 yılından beri bienalin bir parçası ve bu sene de ünlü Fransız tasarımcı Tristan Auer’in tasarladığı 250 metrekarelik standıyla en büyük katılımcı olarak bienalde yerini aldı. 26. Biennale des Antiquaires’de (Antikalar Bienali) sunulan Dépaysement koleksiyonu, öte dünyadan çıkmış bir tarz ve sanatçılığın rehberini yazıyor. Bu yeni Cartier Haute Joaillerie koleksiyonu bizleri harika bir dünyanın dört ayrı köşesine götürüyor ve urban, luxuriant, solar ve boreal (kent, lüks, solar ve kuzey) manzaraları adında dört ayrı evreni keşfe çıkarıyor.


JEWELLERY

MÜCEVHER ♦

The urban landscape is a universally familiar setting that is decidedly modern. The pieces native to this landscape exhibit radical design in every last curve. This graphic world references architecture and geometry and showcases movement through the use of illusions and optical effects. In the luxuriant landscape, Cartier invites us to discover a garden, in a spectacular expanse of colors and depth. This opulent flower bed twinkles with Haute Joaillerie pieces gleaned from a vibrant rainbow of inspiration. Vivid color palettes emblazon a wide variety of three-dimensional volumes and forms. With the solar landscape, the journey continues on to a rocky landscape where all is reminiscent of earth and sand. The warm golden palette of brown, sandy and ochre hues extends as far as the eye can see. Various plays of light create a mood of abundance and calm in these compositions. The boreal landscape’s icy world introduces the bear, tiger, emperor penguin and other newcomers to the Cartier bestiary. Clusters of omnipresent frost and snow create individual bejewelled pieces from exquisitely refined materials that are as pure as the driven snow. Kent manzarası, modern olmasına karşın çoğunlukla tanıdık bir tasarıma sahip. Bu manzaranın sakinleri olan parçalar, her kıvrımında bir farklılık sergiliyor. Bu grafik dünyası, mimari ve geometriye gönderme yaparken illüzyon ve görsel efektlerin kullanımıyla hareketliliği yansıtıyor. Lüks manzarada Cartier, bizleri renk ve derinliğin muhteşem bir enginliğe sahip olduğu bir bahçeyi keşfe davet ediyor. Bu zengin çiçek yatağı, gökkuşağının canlı renklerinden ilham alan haute joaillerie parçalarla ışıldıyor. Canlı renk tonları, çok çeşitli üç boyutlu hacimler ve şekilleri övgüye boğuyor. Solar manzara ile yolculuğumuz, toprak ve kumu anımsatan engebeli bir manzarayla devam ediyor. Kahve, kum ve toprak renklerinin sıcak altın tonları, göz alabildiğince uzanıyor. Çeşitli ışık oyunları, bu kompozisyonlarda bolluk ve sakinlik hali oluşturmuş. Kuzey manzarasının buzlu soğuk dünyası; ayı, kaplan, imparator penguen ve Cartier masal dünyasının yeni mensuplarını tanıtıyor. Her zaman her yerde olan buz ve kar kümeleri, rüzgarla uçuşan kar taneleri kadar saf ve harikulade rafine malzemelerden yapılan değerli taşlarla bezenmiş parçalar sunuyor. FALL 2012

RIXOS MAGAZINE 159


JEWELLERY

MÜCEVHER ♦

PALMIERO

CRIVELLI

SINCE 1958

In addition to its own high end collections made in Italy, Buhajar also offers the famous Italian brands such as Palmiero, Vhernier and Crivelli that combines the magnificent craftsmanship with pieces of art jewelry designs. Let’s take a look at these brands: Palmiero’s unique fame in jewelry design is caused by its ability of characterizing spectacular pieces of art with curly designs and chromatic contrasts by protecting the stable shadows of colors in the stones. Vhernier represents the pure “unidentified” uniquely and sophisticatedly. It is not possible not to appreciate the extraordinary jewelry artistry of the combination of unique and timeless pieces. Crivelli is one of the leading Italian brands with its high end fashion jewelry designs. The world-famous characteristic of the Crivelli collections is its ability to make the trendiest jewelry designs with different precious stones and materials. İtalya’da üretilen high-end Buhajar koleksiyonlarının yanında; Palmiero, Vhernier, Crivelli gibi her biri sanat eseri olan mücevher tasarımları ve muhteşem el işçiliğini en iyi birleştiren İtalya’nın ünlü markalarını da sunuyor. Bu koleksiyonlar arasında yer alan bazı markaları incelersek: Palmiero; mücevher tasarımında sahip olduğu eşsiz şöhretini, değerli taşların sabit gölgelerini koruyarak özel sanat parçalarını, kıvrımlı tasarımlar ve kromatik kontrast ile karakterize edebilmesine borçludur. Vhernier’in geleneksel İtalyan işçiliği onu eşsiz ve sofistike bir şekilde temsil etmektedir. Her parçada ortaya çıkan farklı değerli taşların eşsiz ve “zamanı geçmeyen” kombinasyonuyla, olağanüstü mücevher sanatçılığına minnettar olmamak elde değil. Crivelli, high-end mücevher tasarımları ile İtalya’nın en önde gelen marklarından bir tanesidir. Crivelli koleksiyonlarının dünyaca ünlü en önemli özelliği, farklı özellikteki değerli taşlar ile parçaları, son moda mücevher tasarımları olarak sunabilmesidir. 160 RIXOS MAGAZINE

FALL 2012

BUHAJAR

VHERNIER


JEWELLERY

MÜCEVHER ♦

J E W E L L E R Y

W

hen it comes to jewellery, we all are accustomed to luxurious environment and pampering presentations of the products. Considering the amount of money we allocate to jewellery, we have the right to expect being surprised. We need innovative ideas about the products as well as the way of presentation. That makes the jewellery industry quite competitive and that urges the jewellery brands to endeavour to mesmerize us… Sometimes the ideas are even more magical than a product. HOMA Jewellery is a Turkish based fine-jewellery brand with a large selective collection of diamonds and various types of precious stones. The collections are inspired from old legends like Arthurien tastes, Knight’s Templars as well as some ottoman styles. All the pieces are hand-made and unique, as a policy of the brand there’s only one piece from each item. 162 RIXOS MAGAZINE

FALL 2012

Konu mücevher olunca, daima lüks hissi veren ürün ve hizmete alışkınız. Mücevhere ayırdığımız bütçe düşünüldüğünde, sürprizlerle karşılaşmaya hakkımız olduğu ortada. Çığır açıcı fikirlerden forma gelmiş ürünlere ve farklı sunumlara ihtiyacımız var. Bu da mücevher sektörünü oldukça rekabetçi hale getiriyor ve markaları, müşterilerini büyülemeye itiyor. Bazen ortaya çıkan fikirler, ürünlerden bile büyülü hale gelebiliyor… HOMA Jewellery, elmas, pırlanta ve çok çeşitli değerli taşlardan oluşan çok özel bir koleksiyona sahip Türk kökenli bir mücevher markası. Kral Arthur efsanesi, tapınak şövalyeleri ve Osmanlı tarzından esinlenerek tasarlanan koleksiyon parçalarının her biri el yapımı ve özgün tasarım olup her bir parçadan sadece birer adet üretiliyor.


JEWELLERY

MÜCEVHER ♦

Magerit

Roberto Bravo

Magerit

Carrera Y Carrera

Paloma Picasso

Damas

Carrera Y Carrera

Carrera Y Carrera

Carrera Y Carrera Altınbaş Altınbaş

Altınbaş

164 RIXOS MAGAZINE

FALL 2012


JEWELLERY

MÜCEVHER ♦

L’estasi

Tiffany & Co.

Jacob & Co.

L’estasi

Jacob & Co.

FALL 2012

RIXOS MAGAZINE 165


JEWELLERY

MÜCEVHER ♦

Vintage Watches& Absolute Femininity

1. Vintage watch from 1948 Antika saat, 1948 2. Vintage watch from 1900, Brilliants and Rubies Elmaslar ve yakutlarla bezeli 1900’den kalma antika saat

Eski Saatler &Kadınsılık

1

JAEGER LECOULTRE Time is considered one of our most valuable assets since the beginning of civilization. Historians and archeologists believe that stationary and portable sun-dials were probably developed in Egypt or Mesopotamia. Since the 16th century, ladies’ watches have perpetually reinvented the rules of the game of seduction: from invisible to dazzling, from secret to open, governed by a tireless quest to achieve a balance between beauty, refinement and telling the time. JaegerLeCoultre has enriched this tradition, making watches with covers, swiveling watches, pivoting watches, ring watches and pendant watches, ranging from the pure Art Deco style to the most expressive floral motifs. 166 RIXOS MAGAZINE

FALL 2012

2

Zaman, medeniyetin başlangıcından bu yana en değerli varlığımız olarak bilinir. Birçok tarihçi ve arkeolog, sabit ve bağımsız güneş saatlerinin Mısır’da veya Mezopotamya’da geliştirildiği konusunda hemfikirler. 16. yüzyıldan bu yana güzellik, incelik ve zamanı göstermek arasındaki hassas dengeye erişmek için çıkılan bitmek bilmez yolculuğun sonucunda; görünmezden göz kamaştırıcıya, saklı olandan açıkta olanına kadar kadın saatleri, baştan çıkarma oyununun kurallarını sil baştan yazmışlar. Jaeger-LeCoultre; saf Art Deco tarzından en canlı çiçek motiflerine kadar değişen bir çeşitlilikte kapaklı, yüzük ve kolye şeklinde saatler yaparak bu geleneği zenginleştirmiş.


How about wristwatches? In this age, who can remember that the first wristwatches in watch-making history were in fact made for women? In the 19th century, pendantwatches, brooch-watches or wristwatches were embellished using the finest engravers, enamellers and gem-setters. These offered women a chance to master time in an era when female pioneers were starting to earn international recognition such as Marie Curie, Emmy Noether, and unlike Mary Ann Evans and Lucile Lupin who signed their books under masculine pseudonyms -George Eliot and George Sand-, Jane Austen and the Brontë sisters asserted themselves as female authors. The fashion at the time was for very small watches, featuring movements so small that they could not be precise or reliable. In 1925, the Duoplan was revolutionary in that it was built on two levels, offering women a winning combination of elegance and fine watchmaking. It became a symbol of femininity. It became popular in the interwar period in avantgarde circles, which were dominated by female authors such as Virginia Woolf, AnneMarie Schwarzenbach and Simone de Beauvoir. Today, elegant and chic watches continue to be the ideal choice for women; and they will always be considered as a lavish and sophisticated accessory in addition to telling the time for women.

JEWELLERY

MÜCEVHER ♦

Peki ya kol saatleri? Bu zamanda, saatçilik tarihindeki ilk kol saatinin kadınlar için yapıldığını kimler hatırlıyor? 19. yüzyıl civarında; kolye, broş veya kol saatleri en usta hakkâklar, mineciler, mücevher yerleştiricilerin emekleriyle süslenirmiş. Marie Curie, Emmy Noether ve kitaplarını -George Eliot ve George Sand gibierkek rumuzlarıyla yazan Mary Ann Evans ve Lucile Lupin’in aksine Jane Austin ve Brontë kardeşler gibi kendilerini kadın yazarlar olarak kabul gördüren kadın öncülerin uluslararası takdir toplamaya başladıkları bir zamanda, bu güzel saatler, kadınlara zamanı ustaca kullanma fırsatı sunmuştur. O zamanın modası çok küçük saatlerdi; dolayısıyla, bu saatler çok küçük mekanizmalar taşıdıklarından çok doğru veya güvenilir olamıyorlardı. 1925 yılında yapılan Duoplan modeli, kadınlara hem zarafet hem de iyi bir saatçilik eseri sunarak bir devrim yapmıştı. Kadınsılığın simgesi haline geldi. İki dünya savaşının arasına denk gelen bu dönemde; Virginia Woolf, Anne-Marie Schwarsenbach ve Simone de Beauvoir gibi kadın yazarların olduğu avangart çevrelerde çok popüler oldu. Günümüzde de zarif ve şık saatler, kadınların tercihi olmaya ve zamanı göstermenin yanında göz kamaştırıcı, sofistike bir aksesuar olarak yerlerini korumaya devam ediyorlar.

3. 1949 Jaeger-LeCoultre Duoplan 4. Diane Kruger with a Jaeger-LeCoultre vintage watch at the Cannes film Festival Diane Kruger’ın Cannes Film Festivalinde bileğinde görülen antika Jaeger-LeCoultre saati 5. Pendant watch, 1890 Kolye Saat, 1890 3

5

4 FALL 2012

RIXOS MAGAZINE 167


TIMEPIECES

ROLEX

A

sublime variation on the theme of femininity, the Oyster Perpetual DATEJUST presented at BASELWORLD 2012 is the flamboyant embodiment of Rolex’s creativity as well as its watchmaking excellence. A spirited reincarnation of the legendary DATEJUST, this model combines bold aesthetics in pink gold and diamonds with all of the qualities of precision, robustness and reliability that are the pride of Rolex. The pink gold dial of this resolutely feminine DATEJUST is finished with a contemporary black lacquer motif and 262 set diamonds, which make for a stunning contrast. Ten diamonds in pink gold settings mark the hours with shimmering splendor.

168 RIXOS MAGAZINE

FALL 2012

Baselworld 2012 fuarında tanıtılan ve kadınsılık temasına harika bir ilave olan Oyster Perpetual DATEJUST, Rolex’in yenilikçiliğinin ve saatçilikteki mükemmeliyetçiliğinin frapan bir örneği. Efsanevi Datejust modelinin neşeli bir yeniden uyarlaması olan bu model; Rolex’in gururu olan dakiklik, sağlamlık ve güvenilirlik özellikleriyle pembe altın ve elmaslarla yapılan cüretkar estetik anlayışını birleştiriyor. Tam anlamıyla feminen Datejust modelinin pembe altın kadranı, modern siyah lake motif ve 262 adet elmasla süslenmiş. Saat rakamları yerine ise on adet elmas, pembe altın kadranın üzerine yerleştirilmiş.

SAAT ♦


TIMEPIECES

SAAT ♦

CARTIER

Urban landscape’s secret watch is in white gold with two octagonalshaped pink kunzites totaling 91.45 carats. Adorned with baguette-cut diamonds, square-shaped diamonds and brilliants the timepiece carries a quartz movement. Urban landscape’in saklı saati, beyaz altından yapılmış ve üzerinde toplamda 91.45 karatlık iki adet sekizgen şeklinde pembe kunzit taşıyor. Baget kesim elmaslar, kare kesim elmaslar ve pırlantalarla bezeli saat, quartz mekanizmasına sahip.

JACOB & CO. This eye-catching, limited-edition watch is inspired by the Manhattan skyline. The dial is outlined in diamonds with a three-dimensional take on some of NYC’s top areas. Offered in stainless steel or white or rose gold, with varied levels of diamond adornment, this quartzpowered timepiece blends high fashion with modern luxury. Bu çarpıcı güzellikteki sınırlı sayıda üretilen saat, Manhattan şehir silüetinden ilhamını almış. Kadranda, New York’un bazı ünlü bölgeleri üç boyutlu olarak elmaslarla resmedilmiş. Çeşitli boyutlarda elmaslarla süslü model, paslanmaz çelik, beyaz altın ve pembe altın seçeneklerine sahip. Bu yüksek modayı, modern lüks ile birleştiren model, quartz mekanizma taşıyor.

FALL 2012

RIXOS MAGAZINE 169


TIMEPIECES

SAAT ♦

BOUCHERON

Boucheron’s Animaux de Collection offers the exotic and protective companions of joyful hours. The Crazy Jungle watches express all of the Maison’s savoir-faire and mastery of artistic craftsmanship: mother-of-pearl inlay, gold sculpture and engraving. Boucheron’un Animaux Koleksiyonu, egzotik ve koruma iç güdüsü yüksek ögeleri beraberinde getiriyor. Crazy Jungle (Çılgın Orman) saatleri, sedef kakma, altın oyma ve kabartma işleriyle Boucheron zanaatkarlığının beceri ve ustalığını tam anlamıyla ifade ediyor.

JAEGER-LECOULTRE

On Rendez-Vous haute joaillerie watch, the stones are interlaced between a rose-shaped outline that extends from the case to the dial. The watch is in 18kt white gold and contains Jaeger-LeCoultre Swiss movements. Rendez-Vous haute joaillerie saat üzerindeki taşlar, kadrandan kasanın üzerine taşan gül şeklindeki bir kontür arasında üstüste binmiş. Saat, 18 karat beyaz altından yapılmış ve JaegerLeCoultre Swiss mekanizmasını taşıyor.

170 RIXOS MAGAZINE

FALL 2012


TIMEPIECES

SAAT ♦

PERRELET The beauty of timekeeping takes inspiration from the natural elegance of flower petal shapes and the precious dazzle of diamonds. A total of 88 white diamonds are set into the bezel and into petals upon the softly textured black dial. Stainless steel petal and leaf shapes extend outward from the center. The case presents a stunning jewelry to view any time you seek the hour of the day. Zamanın güzelliği; ilhamını, çiçek yapraklarının doğal zarafetinden ve elmasların değerli pırıltısından alıyor. 88 beyaz elmas, bezelin ve çiçek yapraklarının üzerine dizilmiş. Paslanmaz çelikten çiçek yaprakları, kadranın ortasından uzanıyor. Kasa, günün saatini merak ettiğiniz her an görmeye doyamayacağınız bir mücevher sunuyor.

DELANEAU This enchanting new concept of watch in pairs has been designed to strengthen bonds between women - whether they are mothers and daughters, sisters, cousins, best friends, business partners or complete strangers. DeLaneau’s “Pairs” are a contemporary way to form a unique tie with another special person. Çift halinde sunulan bu büyüleyici saat, anneler ve kızları, kız kardeşler, kuzenler, yakın arkadaşlar, iş ortakları veya iki yabancı gibi iki kadın arasındaki bağı güçlendirmek için tasarlanmış. DeLaneau’nun “Çiftler” koleksiyonu, özel iki insan arasında eşsiz bir bağ oluşturmak için modern bir yol.

FALL 2012

RIXOS MAGAZINE 171


TIMEPIECES

ROLEX

T

he Oyster Perpetual SKY-DWELLER presented at BASELWORLD 2012 is the latest addition to the OYSTER collection, a compelling timepiece of revolutionary design that blends to perfection technological sophistication and ease of use. With 14 patents – five of which are new – the SKYDWELLER provides, in an unprecedented and highly original way, the information global travelers need to easily keep track of time: a dual time zone.

172 RIXOS MAGAZINE

FALL 2012

Baselworld 2012 fuarında tanıtılan Oyster Perpetual Sky-Dweller, Oyster koleksiyonunun en son üyelerinden ve kullanım kolaylığıyla mükemmel teknolojik zevki bir araya getiren bir tasarıma sahip çarpıcı bir saat. Beşi yeni alınmış 14 patentiyle Sky-Dweller, çift zaman dilimi göstergesi ile dünya gezginlerinin ihtiyacı olan zamanı takip edebilme lüksünü onlara sağlıyor.

SAAT ♦


TIMEPIECES

SAAT ♦

ROMAIN JEROME The watchmaking Maison pays tribute to the most iconic of all emblems of liberty. In placing its watch- making expertise at the service of Lady Liberty, RJ-Romain Jerome bears testimony to history and plays its part in striving to ensure that liberty continues to enlighten future generations. Romain Jerome, özgürlük simgelerinin en ikoniğine bir saygı duruşunda bulunuyor. Saatçilikteki uzmanlığını, Özgürlük Heykeli’nin hizmetine sunan RJ-Romain Jerome, tarihe tanıklık ediyor ve özgürlüğün gelecek nesilleri de aydınlatmaya devam etmesi için yapılan mücadelede bir rol üstleniyor.

ULYSSE NARDIN The blue in the watch design is not incidental. For Ulysse Nardin, this color represents their rich marine history of creating legendary marine chronometers. The blue reminds Evgeny Plushenko of the ice that brought success and glory to the champion, while the gold symbolizes his numerous victories and tens of gold medals. Saatin tasarımındaki mavi renk, tesadüfi değil. Ulysee Nardin için bu renk, efsanevi deniz kronometreleri üretmiş zengin denizcilik geçmişlerini simgeliyor. Mavi, modele adını veren Evgeny Plushenko’ya ise kendisine başarı ve şampiyonluk şanını getiren buzu anımsatırken altın, sayısız galibiyetini ve onlarca altın madalyasını sembolize ediyor.

FALL 2012

RIXOS MAGAZINE 173


TIMEPIECES

SAAT ♦

OMEGA

No watch début is welcomed more enthusiastically than that of the OMEGA Seamaster connected to a 007 film. As James Bond appears for the 23rd time on the silver screen in SKYFALL, he once again depended on the OMEGA Seamaster Planet Ocean as he takes down yet another onslaught of villains. Hiçbir saatin tanıtılışı, bir 007 filmiyle bağlantısı olan Omega Seamaster’ınki kadar heyecanla karşılanmamıştı. Skyfall ile 23. kez beyaz ekranda yer alan James Bond, acımasız kötülerin üstesinden gelirken bir kez daha Omega Seamaster Planet Ocean’a ihtiyaç duydu.

ARNOLD & SON With a timepiece that references to John Arnold and his son’s watchmaking heritage, Arnold & Son unveils the TBR featuring the handfinished A&S6008 calibre. Conceived, designed and manufactured inhouse, this superbly engineered wristwatch heralds a new collection - the Instrument Collection that combines instrument precision with classical styling. John Arnold ve oğlu’nun saatçilik geçmişine gönderme yapan bir saat ile Arnold & Son, el yapımı A&S6008 kalibre içeren TBR’u sunuyor. Tamamen Arnold & Son içinde tasarlanmış ve üretilmiş olan bu harika saat, yeni bir koleksiyon, enstrümanların hassasiyetiyle klasik tarzı bir araya getiren Instrument Koleksiyonunun müjdecisi.

174 RIXOS MAGAZINE

FALL 2012


TIMEPIECES

SAAT ♦

FREDERIQUE CONSTANT Following on from the successful launch of our Ladies’ Slimline Collection, Frederique Constant is delighted to present the limited edition gentlemen’s Slimline Tourbillon Manufacture. With an appearance that is at once classical and timeless, while at the same time fresh and modern, this new model perfectly illustrates all that is good, all that is exciting, and all that is unique about Frederique Constant timepieces. Hanımefendiler için hazırlanan Slimline Koleksiyonunun başarısını takiben Frederique Constant, beyefendiler için sınırlı sayıda üretilmiş bir Slimline Tourbillon modeli sunuyor. Klasik ve sonsuz olmasının yanında modern tasarımıyla bu yeni model, Frederique Constant saatleri hakkındaki güzel, heyecan verici ve eşsiz olan her şeyi mükemmel olarak temsil ediyor.

EDOX The Chronorally Automatic Chronograph is an official WRC timepiece that emphasizes Edox’s commitment to linking its designs to the events and activities it sponsors. The watch has all of the features generally associated with the collection such as the profiled rubber strap, the carbon fiber dial and signature oversized aluminum pusher, which is perfect for starting and stopping the chronograph function even in the roughest conditions. Chronorally Automatic Chronograph, Edox’un tasarımlarını sponsoru olduğu etkinliklere ve aktivitelere bağlayışını vurgulayan resmi bir WRC saati. Saat, kauçuk kayış, karbonfiber kadran ve büyük alüminyum itici düğme gibi koleksiyonun bütün özelliklerini taşıyor. Büyük itici düğme, kronograf fonksiyonunu en zorlu koşullarda bile başlatıp durdurabilmeyi çok kolaylaştırıyor.

FALL 2012

RIXOS MAGAZINE 175


CULTURE & ART

KÜLTÜR & SANAT ♦

Miniature Castles M İ N YAT Ü R K A L E L E R B Y

T A K A N O R I

A I B A

B

onsai was originally born in Heian era in Japan (794-1185) and reflect the Japanese traditional aesthetic sense of expressing the magnificence of natures in a small potted plant. For the Japanese, bonsai represents a fusion of strong ancient beliefs with the Eastern philosophies of the harmony between man, the soul and nature. The Japanese art of raising bonsai trees is an elegant way to infuse greenery into indoor spaces. But artist Takanori Aiba takes the art to a new level with his incredibly intricate series of bonsai castles. The Japanese artist carves miniature masterpieces that weave in and out of the miniature trees, creating cohesive architectural marvels that burst forth with life. Bonzai, Japonya’da Heian döneminde (794 - 1185) ortaya çıktı. Küçük bir saksı bitkisinde doğanın ihtişamını geleneksel Japon estetiğiyle ifade eden bir sanat. Japonlar için bonzai; insan, ruh ve doğa arasındaki uyumu anlatan Doğu felsefeleriyle, güçlü eski inançların birleşimini simgeliyor. Bonzai ağaçlarını yetiştirme sanatı, yeşilliği iç mekana taşımanın en zarif yollarından biridir. Sanatçı Takanori Aiba, bu sanatı son derece girift bonzai kaleleri serisiyle bambaşka bir boyuta taşıyor. Japon artist, minyatür ağaçların etrafını ören minik başyapıtlar yapıyor. Mimari eserleri hayatla dolup taşıyor.

176 RIXOS MAGAZINE

FALL 2012


CULTURE & ART

KÜLTÜR & SANAT ♦

Takanori Aiba loved to play bonsai making and HO railway model since his elementary age. Aiba’s art comes from the question “If I were a Lilliput…” then a small branch grows up a giant tree. A rock becomes a huge rock island. However, the density of decoration and the rich stories of Aiba’s Bonsai series contain extraordinary times and spaces which differ from the bonsai world determined by plants physiology. Aiba’s works contain amazing stories and some unique characters. Takanori Aiba, çocukluğundan beri model tren yolları ve bonzai yetiştiriciliğiyle uğraşmayı seviyordu. Aiba’nın sanatı, Güliver’in Gezileri’ndeki “eğer bir Lilliput olsaydım” sorusuyla başlıyor ve küçük bir dalı dev bir ağaca dönüştürüyor. Bir taşı kocaman bir kayalığa dönüştürüyor. Aiba’nın Bonzai serisinin dekorasyon yoğunluğu ve zengin hikayeleri, bitki fizyolojisiyle olagelen bonzai dünyasından farklılık göstererek olağanüstü zaman ve mekanlar içeriyor. Aiba’nın çalışmaları, harika hikayeler ve eşsiz karakterler taşıyor. FALL 2012

RIXOS MAGAZINE 177


CULTURE & ART

KÜLTÜR & SANAT ♦

Gucci

And Cinema GUCCI VE SİNEMA

G

ucci’s relationship with cinema dates back to the 1940’s, and over the past seven years the company has centered its significant commitment toward preserving the art of film through its work with Martin Scorsese’s The Film Foundation for the restoration of groundbreaking and influential films. By working in partnership with the leading archives and studios the foundation has saved over 560 films. To date, Gucci has donated over USD $2 million to The Film Foundation towards the restoration of seven historic film titles. Through its multi-year partnership with The Film Foundation, Gucci celebrates its own 91-year history which has been strongly influenced by cinema. Under the banner “Cinema Visionaries,” Gucci and The Film Foundation have made possible the restoration of a collection of films. Gucci’nin sinema ile ilişkisi 1940’lara dayanıyor ve son yedi yıl içerisinde firma sinema sanatını korumak adına Martin Scorsese’nin Film Vakfı ile beraber çığır açan kült filmlerin yenilenmesi için işbirliği yapıyor. Önde gelen arşivler ve stüdyolarla beraber vakıf bugüne kadar 560 filmi kurtardı. Gucci, şimdiye kadar yedi tarihi filmin yenilenmesi için Film Vakfı’na 2.000.000 $’ın üzerinde yardımda bulundu. Gucci, Film Vakfı ile uzun yıllar süren ortaklığıyla beraber film endüstrisinin etkisinde geçen 91. yılını kutluyor. Gucci ve Film Vakfı “Sinema Düşleri” başlığı altında bir dizi filmin yenilenmesini mümkün kıldı.

178 RIXOS MAGAZINE

FALL 2012


CULTURE & ART

KÜLTÜR & SANAT ♦

- In 2006 - A WOMAN UNDER THE INFLUENCE (1974, d. John Cassavetes) - In 2007 - LE AMICHE (1955, d. Michelangelo Antonioni) - In 2008 - WANDA (1970, d. Barbara Loden) - In 2009 - SENSO (1954, d. Luchino Visconti) - In 2010 - IL GATTOPARDO (1963, d. Luchino Visconti) - In 2010 - LA DOLCE VITA (1960, d. Federico Fellini) - In 2011 - support of the restoration of WE CAN’T GO HOME AGAIN (1976, d. Nicholas Ray) - In 2012 - ONCE UPON A TIME IN AMERICA (1984, d. Sergio Leone) - In 2012 - IL CASO MATTEI (1972, d. Francesco Rosi) Through the “Cinema Visionaries” series, Gucci and The Film Foundation screen these restored titles at select international film festivals and museums around the world. In order to further benefit the communities served by the program, Gucci extends its support to local film festivals and film societies, and is pleased to support The Film Foundation’s Conservation Collection. Gucci, in collaboration with the 69th Venice International Film Festival announced the nominees for its annual award to recognize an outstanding artistic achievement by a woman in filmmaking: the Gucci Award for Women in Cinema. The Award is presented on August 31st at the 69th Venice International Film Festival. Thelma Schoonmaker won the Award as the editor of Hugo. Salma Hayek-Pinault presented the 2012 Gucci Award for Women in Cinema during a ceremony and private dinner hosted by Gucci Creative Director Frida Giannini at the 69th Venice International Film Festival. - 2006 - A WOMAN UNDER THE INFLUENCE (1974, d. John Cassavetes) - 2007 - LE AMICHE (1955, d. Michelangelo Antonioni) - 2008 - WANDA (1970, d. Barbara Loden) - 2009 - SENSO (1954, d. Luchino Visconti) - 2010 - IL GATTOPARDO (1963, d. Luchino Visconti) - 2010 - LA DOLCE VITA (1960, d. Federico Fellini) - 2011 - WE CAN’T GO HOME AGAIN, Yenileme desteği (1976, d. Nicholas Ray) - 2012 - ONCE UPON A TIME IN AMERICA (1984, d. Sergio Leone) - 2012 - IL CASO MATTEI (1972, d. Francesco Rosi) “Sinema Düşleri” serisi sayesinde, Gucci ve Film Vakfı yenilenen bu filmleri dünya çapında belirlenen uluslararası film festivallerinde ve müzelerde yayınlıyor. Gucci, programın içeriğine daha fazla katkıda bulunmak adına yerel film festivallerine ve sinema topluluklarına da destek vermekte ve Film Vakfı’nın koruma altındaki koleksiyonunun da destekçisi konumunda. Gucci, 69. Venedik Uluslararası Film Festivali işbirliği ile film endüstrisindeki bir kadının olağanüstü sanatsal başarısını taçlandırmak için verdiği “Sinemadaki Kadınlar için Gucci Ödülü”nün adaylarını açıkladı ve ödül 31 Ağustos’ta 69. Venedik Uluslararası Film Festivali’nde sunuldu. Hugo’nun editörü Thelma Schoonmaker ödüle layık görüldü. 2012 “Sinemadaki Kadınlar için Gucci Ödülü”nü Gucci Kreatif Direktörü Frida Giannini’nin ev sahipliğini yaptığı özel bir tören ve akşam yemeği sırasında Salma Hayek-Pinault sahibine takdim etti. FALL 2012

RIXOS MAGAZINE 179


RESTAURANT

RESTORAN ♦

A LANDMARK IN DUBAI DUBAI’DE BİR YILDIZ

Hakkasan 180 RIXOS MAGAZINE

FALL 2012


RESTAURANT

RESTORAN ♦

T

ake a lavish retreat from the daily mayhem of Dubai at the stunning terrace or private dining rooms of Chinese phenomenon Hakkasan in Dubai. The new restaurant located in the heart of Dubai International Financial Center, in the Jumeirah Emirates Towers, offers to please you for a couple of hours with the delicacy. Dubai’nin günlük karmaşasından kaçıp kendinize Çinli fenomen Hakkasan’ın terasında ya da özel odalarında cömert bir ziyafet vermeye ne dersiniz? Dubai Finans Merkezi (DIFC) içerisinde, Jumeirah Emirates Towers’ta yer alan Hakkasan, size sunduğu lezzetler ile birkaç saat süren bir ziyafet vaad ediyor.

FALL 2012

RIXOS MAGAZINE 181


The ambient venue designed by Gilles and Boissier, features a dramatic entrance through its iconic long corridor in slate stone. The restaurant offers an additional 88-seat capacity on its outside terrace, which features cascading wooden pavilions surrounded by a wall of vegetation, creating the feel of a luxuriant, luscious garden and serving as the perfect venue for both private gatherings and large parties. The restaurant features two private dining rooms inside and two semiprivate sections outside with spectacular opulent architecture, as well as the Ling-Ling lounge with its sensual colors of black, gold and white for a more relaxed retreat.

RESTAURANT

RESTORAN ♦

Gilles and Boissier tarafından tasarlanan sıcak mekan, sizi kayrak taşı ile kaplı uzun koridorunun sonunda büyüleyici bir giriş ile karşılıyor. Hakkasan, iç mekan haricinde 88 kişi kapasiteli bir terasa sahip. Teras, harika kokularıyla lüks bir atmosfer sunan bitki duvarlarıyla çevrili ahşap odacıklara ev sahipliği yapıyor ve bu haliyle özel toplantılar ve büyük partiler için son derece uygun bir mekan olma özelliği taşıyor. Restoran zengin mimarisi ile iki özel toplantı odasına ve dışarıda yer alan iki yarıkapalı bölmeye sahip. Bunun yanı sıra siyah, beyaz ve altın rengine bürünmüş rahatlatıcı bir Ling-Ling salonu da mevcut.

‘‘

With its opulent décor, elegant ambience, and iconic menu, we are confident Hakkasan will become a landmark of Dubai’s fine dining scene. FALL 2012

‘‘

182 RIXOS MAGAZINE


RESTAURANT

RESTORAN ♦

Heading the Hakkasan Dubai kitchen is Chef de Cuisine Pang Pin Lee from Hakkasan Abu Dhabi, who brings with him over 10 years experience in gourmet Cantonese and the art of Dim Sum. Chef Pang Pin Lee infused his own style to the menu with new dishes that have been specifically crafted for the UAE market sitting alongside celebrated Hakkasan classics such as the Peking duck with Royal Beluga caviar, steamed dim sum platters and grilled Wagyu beef with King Soya sauce. Niall Howard, CEO of Hakkasan, stated “Following the success of our Abu Dhabi restaurant, we are proud to bring Hakkasan to Dubai gourmet customers. With its opulent décor, elegant ambience, and iconic menu, we are confident Hakkasan will become a landmark of Dubai’s fine dining scene.” Hakkasan Dubai’nin mutfağını Abu Dhabi şubesinden gelen, güney Çin mutfağında ve Dim Sum sanatında 10 yıllık tecrübeye sahip olan Chef de Cuisine Pang Pin Lee yönetiyor. Şef Pang Pin Lee kendi tarzını Hakkasan’ın menüsüne uyarlıyor ve BAE için özel olarak geliştirilmiş yeni tarifleri Beluga havyarlı Pekin ördeği, buharda hazırlanmış dim sum tabakları ve soya soslu ızgara Wagyu eti gibi Hakkasan klasikleri ile harmanlıyor. Hakkasan CEO’su Niall Howard “Abu Dhabi restoranında yakaladığımız başarıdan sonra Hakkasan’ı Dubai müşterilerimize sunmaktan gurur duyuyoruz. Eşsiz dekoru, elit ortamı ve harika menüsü ile Hakkasan’ın Dubai mekan seçenekleri arasında çok iyi bir yerde olacağına eminiz,” diyor. FALL 2012

RIXOS MAGAZINE 183


RESTAURANT

RESTORAN ♦

‘‘

Eşsiz dekoru, elit ortamı ve harika menüsü ile Hakkasan’ın Dubai mekan seçenekleri arasında çok iyi bir yerde olacağına eminiz.

‘‘ Hakkasan was founded in London in 2001, and has now established itself as one of the most successful modern Chinese restaurant concepts to become a worldwide fine-dining brand. Locations include London Hanway Place, London Mayfair, Miami, Abu Dhabi, Mumbai, Dubai and New York. Hakkasan opened to critical acclaim, achieving a Michelin star in 2003, and was the only Chinese restaurant in Europe to receive such an accolade that year. Hakkasan London Mayfair was also awarded a Michelin star for 2012. Neither the ambience, lighting and decor, nor the impeccable service and delicious food fails to amaze at Hakkasan Dubai. Cherish the relaxing atmosphere, the three course menu, the service and the whole experience will be an unforgettable one.

184 RIXOS MAGAZINE

FALL 2012

Hakkasan 2001 yılında Londra’da kurulmuş ve günümüze en başarılı modern Çin restoranlarından biri olarak gelmeyi, dünya çapında kaliteli yemek adreslerinden biri olmayı başarmış. Londra Hanway Place, Londra Mayfair, Miami, Abu Dhabi, Mumbai, Dubai ve New York’ta şubeleri olan Hakkasan, 2003 yılında Michelin yıldızını almayı başarmış ve o yıl Avrupa’da bu ödüle layık görülen tek adres olma gururunu taşıyor. Hakkasan Londra Mayfair şubesi de ayrıca 2012 yılında Michelin yıldızına layık görülmüş. Sıcak atmosferi, ışıklandırması, dekoru, eşsiz servisi ve lezzetli yemekleri ile Hakkasan Dubai misafirlerini her yönden tatmin etmeyi hedefliyor. Rahatlatıcı ortamın, üç bölümlük menünün, servisin ve restoranın size sunduklarının tadını çıkarın ve unutulmaz deneyimlerinize bir yenisini ekleyin.


FROM PAST TO PRESENT

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE ♦

‘Which way shall we take, Rosa?’ Rosa replies: ‘I want to go to the Lumps-of-Delight shop.’ ‘To the—?’ ‘A Turkish sweetmeat, sir. My gracious me, don’t you understand anything? Call yourself an Engineer, and not know that?’ From the Mystery of Edwin Drood by Charles Dickens

‘Hangi tarafa gidelim, Rosa?’ Rosa cevap verir: ‘Latif lokumlar dükkanına gitmek istiyorum.’ ‘O da ne?’ ‘Bir Türk şekerlemesi, efendim. Allah aşkına, hiçbir şeyden anlamıyor musunuz? Kendinize mühendis diyorsunuz ama bunu bile bilmiyorsunuz.’ Charles Dickens’ın Edwin Drood’un Gizemi kitabından

Lokum& Akide

Traditional Turkish Confectionary Geleneksel Türk Şekerlemeleri

Article & Interview / Yazı & Röportaj: İrem Küpeli

I

n Turkey, a piece of Lokum –also known as Turkish Delight- and a cup of Turkish Coffee are considered as the perfect couple; it is a great present if you are visiting a friend, and usually the first treat you will get during a holiday visit. It is the most loved and the most traditional sweet in Turkey. The word lokum is derived from Arabic rahat ul hulkum (literally translated as ‘soothing to the throat’). In 1776, an Anatolian sweetmaker named Hadji Bekir travelled to Istanbul bringing with him a recipe for Lokum. We can say that Hadji Bekir was his time’s Willy Wonka because soon after establishing himself in Istanbul, Lokum became wildly popular and he was appointed as the chief confectioner to the Sultan himself. Centuries later, Hadji Bekir still remains the most well-known lokum brand in Turkey. 186 RIXOS MAGAZINE

FALL 2012

Lokum, Türklerin en çok sevdiği ve en geleneksel şekerlemelerinden biri. Türkiye’de bir parça lokum ve bir fincan Türk kahvesi, mükemmel ikili olarak görülür. Eğer bir arkadaşınızı ziyarete gidiyorsanız, bir kutu lokum harika bir hediyedir. Bir bayram ziyaretinde size ikram edilecek ilk şey muhtemelen bir lokumdur. Lokum kelimesi, Arapça rahat ul hulkum’dan (boğaza rahatlık veren) geliyor. 1776 yılında, Hacı Bekir adında Anadolu’dan bir şekerci İstanbul’a gelir ve yanında Lokum tarifini getirir. Hacı Bekir için zamanının Willy Wonka’sıydı diyebiliriz çünkü kısa süre içinde İstanbul’da kendisine iyi bir yer edinir. Lokum o kadar popüler bir tatlı olur ki Hacı Bekir, Padişah’ın baş şekercisi olarak atanır. Yüzyıllar sonra, Hacı Bekir hala Türkiye’deki en bilinen lokum markası olmaya devam ediyor.


FROM PAST TO PRESENT

Certainly in the Western society, Lokum is an exotic sweet associated with novels and old journals. Rumor has it that Lokum –known as “Lumps of Delight” at first- entered Europe by the early 1800s. In the 19th century, it was renamed as Turkish Delight. Charles Dickens’ The Mystery of Edwin Drood (1870) refers to the “Lumps of Delight” shop as a very popular place. In CS Lewis’ Narnia stories (1950); the Snow Queen uses Turkish delight to bewitch Edmund. Many Western travelers who visited Turkey like Lady Londonderry, E.C.C. Baillie, Lady Fanny Blunt, Pretextat-Lecomte, Charles White wrote their first encounter with Lokum in their journals, mostly with admiration. While Lokum was considered as a rather late discovery of the Turkish confectionary, Akide candy is another Ottoman sweet which dates back to the 16th century and carries an important place in its history. Janissaries –soldiers in the Ottoman army- would offer akide candies as a symbol of their loyalty to the Sultan during a ceremony. So, the name of this traditional candy comes from the word “akit” which means loyalty in Turkish. But its use was not limited by this official ceremony; it was widely popular in the religious gatherings, amongst children and in the holidays. Why do Turkish people love sweets so much and why is it so important? In Turkish culture, offering something sweet to your guests is a matter of politeness and hospitality. It is like a silent contract established between the guest and the host saying that let’s have a conversation as sweet as these delights.

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE ♦

Batı toplumunda Lokum daha çok romanlar ve eski hatıra defterleriyle bağdaşmış egzotik bir tatlı olarak biliniyor. Rivayete göre, ilk zamanlar “Lumps of Delight” (Nefis Parçalar) adıyla bilinen lokum, 1800’lerin başında Avrupa’ya girdi. 19. yüzyılda Turkish Delight (Türk Lezzeti) olarak anılmaya başlandı. Örneğin, Charles Dickens’ın Edwin Drood’un Gizemi (1870) adlı kitabında “Lumps of Delight” dükkanından popüler bir yer olarak söz ediliyor. CS Lewis’in meşhur Narnia hikayelerinde (1950) lokum artık Turkish Delight olarak anılıyor ve Kar Kraliçesi, Edmund’u büyülemek için lokumu kullanıyor. Lady Londonderry, E.C.C. Baillie, Lady Fanny Blunt, PretextatLecomte, Charles White gibi Türkiye’yi ziyaret eden pek çok Batılı seyyah, anı defterlerinde lokumla olan ilk tanışmalarını hayranlıkla anlatıyorlar. Lokum, Türk Şekerlemeciliğinin biraz geç bir keşfi olarak görülürken; Akide şekeri, 16. yüzyıla dayanan ve tarihinde önemli bir yere sahip bir Osmanlı şekeridir. Yeniçeriler, bir resmi tören esnasında Padişah’a olan bağlılıklarının sembolü olarak kendisine akide şekeri sunarmış. Bundan dolayı geleneksel akide şekeri, ismini “bağlılık” anlamına gelen akit kelimesinden alıyor. Tabii ki kullanımı bu resmi törenle sınırlı değildi. Dini toplantılarda, çocuklar arasında ve bayramlarda da oldukça popülerdi. Peki, neden Türkler şekeri bu kadar çok seviyor ve neden hayatımızın bu kadar önemli bir parçası olmuş? Türk kültüründe, bir ev sahibinin konuğuna tatlı bir şeyler ikram etmesi kibarlık ve misafirperverlik emaresidir. Konuk ve ev sahibi arasında yapılan ve “tıpkı bu ikram kadar tatlı bir sohbetimiz olsun,” diyen sessiz bir anlaşmaya benzer. FALL 2012

RIXOS MAGAZINE 187


FROM PAST TO PRESENT

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE ♦

’’

It is true soul food that teases the taste buds in the most elegant way.

Today, there is a store named “Lokum Istanbul” in London, representing the glory of Turkish confectionary abroad. It is inspired by the beauty and treasures of Istanbul. This beautiful store of fine gifts and refined lifestyle is designed by Anouska Hempel. Here, you will find delicious and traditional Turkish sweets such as “Lokum” and “Akide candy”. They are presented in exquisite black and beige boxes depicting an Ottoman pattern with hand-made black pompoms lining the boxes. Zeynep Keyman, the owner of this enchanting store, kindly answered a few questions of mine: How did you decide to open Lokum Istanbul in London? London is a truly international city and our shop location on Walton Street, is the mecca of cool and trendy shopping. What do Londoners think about Turkish Delights and Akide candy? Lokum is a new discovery for them and a gift that amuses the senses; it is true soul food that teases the taste buds in the most elegant way. Everyone loves sweets and the Akide candy is no different, it is fun to eat your worries away on this tasty worry bead necklace. The packaging is something to covet too, exquisite black and beige boxes depicting an Ottoman Toile-de-Jouy pattern, with hand-made black pompoms. 188 RIXOS MAGAZINE

FALL 2012

Bugün, Londra’da, Türk şekerciliğinin ihtişamını yurtdışında temsil eden “Lokum İstanbul” adında bir dükkan var. İstanbul’un güzellikleri ve hazinelerinden ilham alan bu güzel mekan, Anouska Hempel tarafından tasarlanmış. Burada, lokum ve akide şekeri gibi leziz ve geleneksel Türk şekerlemelerini bulabiliyorsunuz. Şekerlemeler; bir Osmanlı resmiyle kaplı, el yapımı siyah ponponlarla çevrili, çok şık siyah ve bej renklerdeki kutularda sunuluyor. Bu büyüleyici dükkanın sahibi Zeynep Keyman, bizi kırmayarak birkaç soruya cevap verdi: Lokum İstanbul’u Londra’da açmaya nasıl karar verdiniz? Londra, tam anlamıyla uluslararası bir şehir. Dükkanımızın bulunduğu yer olan Walton caddesi en şık ve en moda mağazaların olduğu alışverişin merkezi sayılıyor. Londralılar, Lokum ve Akide şekeri hakkında ne düşünüyor? Lokum, onlar için yeni bir keşif ve duygularını okşayan bir hediye. Mümkün olan en zarif şekilde tat duyularını harekete geçiren tam bir ruhun gıdası. Herkes şekeri ve tatlıyı sever. Tesbih şeklinde dizilmiş akide şekerlerini yemek derdinizi unutmak için birebir. Şekerlemelerin paketleri de cezbedici; Osmanlı tarzında bir toile de jouy deseniyle kaplı ve el yapımı siyah ponponlarla çevrelenmiş.


FROM PAST TO PRESENT

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE ♦

’’

In Turkish culture, offering something sweet to your guests is a matter of politeness and hospitality.

Your store also has a book about Turkish Delights, could you tell us a little about the book? Mention Turkish culture and nearly everyone thinks of “Turkish Delight”. Ever since I realized how important it was for Turks to rediscover and reclaim lokum and akide, I felt as though it was my duty to help tell the story of lokum. I simply couldn’t stand by as our traditional tastes were being wiped out by the increasingly hectic pace and growing mass production of the 21st century. That’s why, I established Lokum Istanbul and had the book published. It is my heartfelt wish that the timeless flavors of lokum continue to be diversified, developed, updated and enjoyed far and wide.

Dükkanınız aynı zamanda lokumları anlatan bir kitaba sahip, bize biraz bu kitaptan bahseder misiniz? Türk kültüründen bahsedince hemen herkesin ilk aklına gelen lokum oluyor. Türklerin lokum ve akideyi sahiplenmelerinin ne kadar önemli olduğunu fark ettiğimde, lokumun hikayesini anlatmanın görevim olduğunu hissettim. Geleneksel tatlarımızın, 21. yüzyılın gittikçe artan hızlı temposu ve büyüyen toplu üretim çılgınlığıyla ortadan kayboluşuna göz yumamazdım. Bu nedenle, Lokum Istanbul’u kurdum ve kitabı yayımladım. Lokumun sonsuz lezzetinin; çeşitlenmeye, geliştirilmeye, güncellenmeye ve Türkiye dışında da daha çok kişi tarafından tadılmaya devam etmesi en büyük dileğimdir. FALL 2012

RIXOS MAGAZINE 189


RESTAURANT

RESTORAN ♦

EMRE ERGANİ

AT RIXOS PERA EMRE ERGANİ RIXOS PERA’DA

R

ixos Pera opens five different restaurants with the partnership of Emre Ergani, and brings a new breath to historical Pera. Five different venues serving in various different concepts combines Emre Ergani’s experience with Rixos quality, and offers privileged ambiances to the customers.

190 RIXOS MAGAZINE

FALL 2012

Rixos Pera, Emre Ergani işbirliğiyle açtığı mekanlar ile tarihi Pera’ya yeni bir soluk getiriyor. Otel içerisinde yer alan ve farklı konseptlerle hizmet veren beş farklı restoran, Emre Ergani’nin işletme tecrübesini Rixos kalitesi ile birleştirip müşterilere ayrıcalıklı ortamlar sunuyor.


RESTAURANT

RESTORAN ♦

JACK

RUSSELL Named after ultraintelligent, talented and fastest breed of terrier; Jack Russell will be Istanbul’s newest mischevious and fancy place. Established by Emre Ergani and Gül Etker, Jack Russell will serve on the lower floor of Rixos Pera İstanbul in cooperation with Rixos Hotels. The resto-bar will increase Pera’s energy with its open and closed areas. The place will host cheerful and provocative moments with its ‘Resto-Bar’ concept.

İsmini üstün zekalı, yetenekli ve hızlı terrier cinsi olan Jack Russell’dan alan Rixos Pera restoranı, İstanbul’un en haylaz ve havalı mekanlarından biri olmaya aday. Emre Ergani ve Gül Etker tarafından kurulan Jack Russell, Rixos Pera İstanbul’un alt katında Rixos işbirliği ile hizmet veriyor. Resto-bar konseptiyle hizmet veren mekan, yazkış açık olan bahçesi ve sıra dışı ortamıyla Pera’nın enerjisini artıracak, neşeli ve kışkırtıcı anların ev sahipliğini üstlenecek.

FALL 2012

RIXOS MAGAZINE 191


RESTAURANT

RESTORAN ♦

At the entrance of the place, you will first meet with the Jack Russell poster. After the poster you will be going through the provocative atmosphere created with the fantastic toys and images of the comic strip heroes on the walls and the glass exhibition grounds. With it’s predominantly red-light design and extraordinary decoration, Jack Russell will shed a light on the naughtiness of the entertainment and night life. With its 80-person seating capacity and assertive long bar, the place will also be a major meeting point for those who like to live fast, young and active. Jack Russell will soon become a favorite among the other restaurants with it’s extensive and delicious menu prepared by Gül Etker and will be indispensable for those who love different flavors. Pastry made of corn flour with calf’s tongue and cheese, crispy shrimp pastry, grape leaves stuffed with raspberry, mushrooms stuffed with spinach, steak tartare, breaded chicken livers, cinnamon flavored veal neck&ribs and chocolate parfait are some of the dishes in the menu. Experiencing a night-out with friends or having an amazing lunch or dinner at Jack Russell will turn out to be the best part of your day. Pera’s most urban resto-bar Jack Russell is welcoming you with its culinary experience and stunning atmosphere at Rixos Pera Istanbul. 192 RIXOS MAGAZINE

FALL 2012

Jack Russell’in girişinde sizi bir Jack Russell posteri karşılıyor. Posterden sonra ise cam vitrinlerdeki çeşitli oyuncaklar ve duvarlardaki karikatür kahramanlarıyla beraber kendinizi kışkırtıcı bir atmosferin içerisinde bulacaksınız. Kırmızı ışıklandırması, sıradışı dekoru, 80 kişilik oturma kapasitesi ve iddialı barıyla; hızlı, genç ve hareketli yaşamayı sevenlerin buluşma noktası olacak Jack Russell; bu özellikleriyle gece hayatının eğlencesine ve haylazlığına atıfta bulunuyor. Jack Russell, Gül Etker tarafından hazırlanan geniş ve leziz menüsüyle de lezzet tutkunlarının vazgeçemeyeceği mekânlar listesinde ilk sırada yerini alacak ve favorilerden biri olacak. Mısır unundan yapılmış peynirli börek, çıtır karides böreği, frambuazlı yaprak sarması, ıspanaklı mantar, biftek tartar, panelenmiş tavuk ciğeri, tarçın aromalı dana boyun ve kaburgası ve çikolatalı parfe menüdeki seçeneklerden sadece bazıları. Güne farklılık katacak bir öğle yemeği, iş çıkışı alınacak bir içecek, Jack Russell’a özel leziz ve sıra dışı menüsü eşliğinde keyifli bir akşam yemeği veya gece eğlencesinden önce sevdiklerinizle bir araya gelmek için Pera’nın en farklı resto-bar’ı Jack Russell, sıra dışı kimliğiyle şehrin en karakteristik semtinde yer alan Rixos Pera İstanbul’da misafirlerini bekliyor.


RESTAURANT

RESTORAN ♦

CHAPELLE Chapelle is located in the courtyard of Saint Helena’s Chapel which was built in 1582 by I. Constantinus , the son of the Roman Empire I. Constantius Chlorus, for his wife Saint Helena. Chapelle will serve as a cafe-bar-restaurant combination in Pera where you will feel the warmth of the city and its culture. With a Paris like ambiance, Chapelle was opened by Emre Ergani with the cooperation of Rixos Hotels in Rixos Pera Istanbul. The guests will catch the rhythm of popular culture througout the day with Chapelle’s modern and classical blended decoration and warm ambiance.With its elegant decor and hidden garden, the venue will offer you the trilogy of life; food, music and drink from 11 am till late at night. You will get the much needed pleasure throughout the day with enjoyable lunches, afternoon meetings or delicious dinners accompanied by long conversations. Chapelle is also enriching its own identity with art and music. It will play an important role in İstanbul’s festival and art projects and will host many significant names both local and international.

Chapelle Restoran, Roma İmparatoru Konstantius Chlorus’un Oğlu 1. Konstantin’in Annesi Aziz Helena için 1582 yılında yaptırdığı Saint Helena Chapel’inin avlusunda yer alıyor. Chapelle, şehir ve kültür ilişkisini hissedebileceğiniz sıcak ve keyifli ortamı ile cafe-bar-restaurant olarak Rixos Pera’da hizmet verecek. Emre Ergani Rixos Hotels işbirliği ile Rixos Pera İstanbul’un içinde açılan Chapelle, Paris havası ile bir başka dünya adeta. Popüler kültürün ritmini, dünden bugüne uyarlanan modern & klasik dekorasyonuyla tamamlayarak renkli bir müşteri yelpazesine seslenen mekan, tüm saatlerinizi geçirebileceğiniz sıcak bir ambiyansa sahip. Hem iç, hem de dış atmosferi ile anlamlı buluşmalarınızın yeri olan restoran, yeni ve vazgeçemeyeceğiniz tutkunuz olacak. İçinde saklı avlu bahçesiyle saat 11.00’den gecenin ilerleyen saatlerine kadar harika yemekleri müzik eşliğinde sunan mekan; kendi kimliğini sanat ve müzik dünyası ile zenginleştiriyor. İstanbul’un festival ve sanat projelerinde yerli, yabancı pek çok ismi ağırlayacak olan restoran muhteşem anlara imza atacak. FALL 2012

RIXOS MAGAZINE 193


Chapelle will be your most recent, most intimate, most enjoyable and most popular place of entertainment. Guests will enjoy the magical hours of Istanbul while they are experiencing the food, music and drinks of the restaurant. You should discover this intimate and cosmopolitan energy by yourself. Chapelle, the new charm of Pera, is ready to impress you with its inner court surrounded by high walls and small windows of the ancient chapel.

194 RIXOS MAGAZINE

FALL 2012

RESTAURANT

Chapelle en yeni, en samimi, en keyifli ve en eğlenceli mekânınız olacak. İstanbul’un büyülü saatleri, restoranın sunduğu yemek ve müzik deneyiminde anlam kazanacak. Bu samimi ve kozmopolit enerjiyi kendiniz keşfetmelisiniz. Pera’nın yeni cazibesi Chapelle’in yüksek duvarlar içerisindeki avlusu ve küçük chapel’in avluya bakan pencereleri sizi etkisi altına almaya hazır.

RESTORAN ♦


mercan yat


CULTURE & ART

KÜLTÜR & SANAT ♦

CONTEMPORARY ART OF A CONTEMPORARY CITY ˜˜˜ ÇAĞDAŞ KENTİN ÇAĞDAŞ SANATI Article / Yazı: Efe Korkut KURT

I

stanbul Is Fast Becoming A Center For International Contemporary Art! Being the only city in the world that is built on two continents, with no doubt, Istanbul is one of the most flourishing metropolises in our globalizing world. In the last ten years, Istanbul has forged ahead with the production, exhibition, and marketing of contemporary art and played a crucial role in spreading awareness in this field. Various artists from all over the world have gained the opportunity to participate in the city’s art life in these galleries, while corporate and personal collections have prospered. Many galleries and artists that are based in Istanbul have communicated with major art centers and started to stand out in cities like New York, London, Basel, Hong Kong and Dubai. Some important artist’s works have found their places in collector’s homes in Istanbul; whereas, some works have a chance to be a part of international collections through fairs, auctions and exhibitions. Millions of dollars are asked for, for some Turkish contemporary art pieces in London-based company Sotheby’s “Turkish Contemporary Art” auctions and in auctions managed by Christies company, that are periodically held in Dubai. 196 RIXOS MAGAZINE

FALL 2012

İstanbul Uluslararası Çağdaş Sanatın Önemli bir Merkezi Olma Yolunda! Küreselleşen Dünya’da tüm kıta ve bölgeleri birbirlerine bağlayan akış noktaları önemli metropollerden geçiyorsa; hiç kuşkusuz İstanbul bunların arasında en çok yıldızı parlayanlarından bir tanesi konumunda. İstanbul son on sene içinde Çağdaş Sanatın üretimi, sergilenmesi, pazar olarak güçlenmesi ve şehrin kültürel dolaşımında öne çıkması anlamında gözle görülür derecede mesafeler aldı. Dünyanın hemen her bölgesinden çeşitli sanatçılar bu galerilerde şehrin sanat hayatında yer alma fırsatı bulurken, kurumsal ve kişisel kolleksiyonlar zenginleşti. İstanbul merkezli galeri ve sanatçılar daha fazla büyük sanat merkezleri ile ilişki kurarak New York, Londra, Basel, Hong Kong, Dubai gibi şehirlerde etkilerini hissettirmeye başladılar. Kimi önemli sanatçıların eserleri İstanbullu kolleksiyonerlerin evlerine doğru kayarken diğer taraftan da, fuar, müzayede ve sergiler yolu ile birçok Türk sanatçısının eserleri uluslararası koleksiyonlara girme fırsatı buldu. Londra merkezli Sotheby’s firmasının “Türk Çağdaş Sanatı” müzayedeleri ile Christies firmasının Dubai de periyodik olarak gerçekleştirdiği müzayedelerde Türk sanatçılarının eserleri yüksek rakamlara alıcı buluyor.


CULTURE & ART

KÜLTÜR & SANAT ♦

‘‘

It is not a coincidence that Istanbul is taking strong steps towards being the focal point of the art production in the Balkans, the Caucasus and the Middle East. İstanbul’un Balkanlar – Kafkasya – Ortadoğu eksenli sanat üretiminin odak noktası olmaya doğru güçlü adımlar atıyor olmasına tesadüf denemez.

‘‘

Contemporary Art and Contemporary Life Art collectorship, which dates back to old times, is one of the most popular and prestigious occupations in recent years. Many art lovers gather their collections within the walls of the place they live. In this regard, a collector does not only support the art and the artist, but also adds a unique color to their daily life and enjoys works of art that could continuously gain value and would easily be marketed. Contemporary art, in this respect, is an inevitable part of the modern life. Urban population is both the carrier and the follower of the qualified art. The future looks brighter... Continuing its rapid development, Istanbul further undertakes the special regional role that is inevitably realized from its historical depth. It is not a coincidence that Istanbul is taking strong steps towards being the focal point of art production in the Balkans, the Caucasus and the Middle East. Istanbul’s achievement of these high-level art production goals, has been carried to this level seemingly dependent on its parallel strengthening of infrastructure development in this area.

Çağdaş Sanat ve Çağdaş Yaşam Sanat koleksiyonerliği çok eskilere dayanmakla birlikte son dönemlerin en gözde ve prestijli uğraşlarından biri olarak gösterilmektedir. Birçok sanatsever kolleksiyonlarını kendi mekanlarının bir parçası olarak toplamaktadır. Bu yönden bir kolleksiyoner, bir taraftan sanatı ve sanatçıyı desteklerken diğer taraftan hem günlük yaşamına eşsiz bir renk katıyor hem de sürekli değer kazanmaya açık – kimi zaman bu değer yüzlerce katı bulabilen- kolayca elden çıkarılabilir eserlere sahip oluyor. Çağdaş sanat bu açıdan çağdaş yaşamın kaçınılmaz bir parçası niteliğindedir. Kentli nüfus nitelikli sanatın hem taşıyıcısı hem de izleyicisi konumundadır. Gelecek Daha da Parlak Görünüyor… İstanbul hızlı gelişimini sürdürmekte ve tarihsel derinliğinin kaçınılmaz olarak biçtiği bölgesel rolünü daha fazla üstlenmektedir. Bu yönden Balkanlar – Kafkasya – Ortadoğu eksenli sanat üretiminin odak noktası olmaya doğru güçlü adımlar atıyor olması da tesadüf sayılmaz. İstanbul’un bu seviyeye taşıdığı alt yapıyı sağlamlaştırarak bahsedilen yüksek hedeflere ulaşması bu yöndeki paralel gelişimine bağlı görünmektedir.

FALL 2012

RIXOS MAGAZINE 197


CULTURE & ART

KÜLTÜR & SANAT ♦

“My king is the sun, my republic is water, my people are flowers and leaves” Claude Monet’s fascinating paintings will meet with Istanbulites. The exhibition Monet’s Garden will be hosted from 9th October 2012 to 6th January 2013 at the Sakıp Sabancı Museum. Monet once said, “I perhaps owe having become a painter to flowers.” Therefore, the exhibition is focusing on his paintings of “the Giverny Gardens.” Additionally, Claude and Camille Monet’s portraits signed by Auguste Renoir, some of their photographs and personal belongings will also be in the exhibition. Monet was a founder of French impressionist painting. In fact, the term Impressionism is derived from the title of his painting Impression, Sunrise (Impression, soleil levant).

The Garden of Monet - Monet’in Bahçesi 09.10. 2012 – 06.01.2013 Venue / Mekan: Sakıp Sabancı Museum, Emirgan, Istanbul

22nd Akbank Jazz Festival - 22. Akbank Caz Festivali 03.10.2012 - 21.10.2012 Venue / Mekan: Akbank Sanat, Beyoğlu, İstanbul

Move – Hamle 05.10.2012 – 18.11.2012 Venue / Mekan: Arter, Beyoğlu, Istanbul Adel Siwi 30.10.2012 – 10.12.2012 Venue / Mekan: ArtSpace, Dubai, UAE

198 RIXOS MAGAZINE

FALL 2012


CULTURE & ART

KÜLTÜR & SANAT ♦

“Kralım güneş; cumhuriyetim su; insanlarım çiçekler ve yapraklardır” Ünlü Fransız Ressam Claude Monet’nin hayranlık uyandıran tabloları İstanbullularla buluşmaya hazırlanıyor. Monet’nin Bahçesi isimli sergi, 9 Ekim 2012 - 6 Ocak 2013 tarihleri arasında Sakıp Sabancı Müzesi’nde düzenlenecek. Çiçek ve doğa temalı tabloların yer aldığı sergi; “Belki de ressam olmayı çiçeklere borçluyum.” diyen Monet’in “Giverny Bahçesi”ne yoğunlaşacak. Ayrıca, Monet ve eşi Camille’in, Auguste Renoir imzalı portreleri, kişisel eşya ve fotoğrafları da sergilenecek. Monet, Fransız empresyonist (izlenimcilik) resminin kurucularındandı. Hatta Empresyonist terimi, sanatçının “İzlenim, Gündoğumu” (Impression, soleil levant) adlı eserinden gelmektedir.

Murat Pulat: Broadcast Testing - Test Yayını 04/10/2012 – 03/11/2012 Venue / Mekan: ALAN İstanbul, Beyoğlu, Istanbul

Gaze: Changing Face of Portrait Photography Bakış: Portre Fotoğrafının Değişen Yüzü 03.10.2012 – 20.01.2013 Venue / Mekan: Istanbul Modern, Karaköy, Istanbul

Canan Aydoğan: Resimlerimle Yazıyorum Scrivo Con İ Miei Quadri 19.10.2012 Venue / Mekan: Türkiye’nin Roma Kültür ve Tanıtma Müşavirliği Ambasciata Dı Turchia Ufficıo Cultura E Informazioni Piazza della Repubblica, Rome, Italy

Transformation: A View on Chinese Contemporary Art – Dönüşüm: Çağdaş Çin Sanatına Bir Bakış 21.09.2012 – 25.11.2012 Venue / Mekan: Istanbul Modern, Karaköy, Istanbul

FALL 2012

RIXOS MAGAZINE 199


RIXOS NEWS

RIXOS HABERLERİ ♦

Rixos Sharm El Sheikh Opening in the most extraordinary diving destination Mısır’ın sıradışı dalış beldesi Sharm El Sheikh’de açılıyor

R

ixos, one of the world’s fastest-growing luxury hotel chains, opens its first hotel in Egypt, located in the region’s premiere beach destination, Sharm El Sheikh. Rixos Sharm El Sheikh opens its doors to privileged guests in October, 2012. Rixos Sharm El Sheikh is nestled in the heart of the city, prominently set along the vast white sands of Nabq Bay. The resort provides a scenic view of the Gulf of Aqaba’s mouth, as well as Tiran Island, and it located just 22 km from Naama Bay and about 8 km from the airport. The sprawling resort encompasses 695 rooms and suites, which include 488 elegantly furnished rooms, 70 Family rooms, in addition to 137 Junior Suites, ten of which have private plunge pools that offer spectacular views of the Red Sea, or “nature’s aquarium” as it renowned worldwide.

200 RIXOS MAGAZINE

FALL 2012

Dünya’nın en hızlı büyüyen otel zincirlerinden biri olan Rixos, Mısır’daki ilk otelini bölgenin özel sahil şeridi Sharm El Sheikh’de açıyor. Rixos Sharm El Sheikh, 2012 Ekim ayında seçkin müşterilerine kapılarını aralıyor. Şehrin kalbinde yer alan Rixos Sharm El Sheikh, Akabe Körfezi, Tiran Adası ve engin beyaz kumlarıyla meşhur Nabq kumsalına karşı konumlanmış. Otel, Naama Koyu’na 22, Sharm El Sheikh Uluslararası havalimanına ise 8 kilometre mesafede. Otel, 488 Superior ve Deluxe oda, 70 aile odası ve 137 çocuk odası olmak üzere toplam 695 oda ve suit odadan oluşuyor. Bunlardan 10 tanesi “Doğal Akvaryum” olarak adlandırılan muhteşem Kızıl Deniz manzaralı özel yüzme havuzu içeriyor.


RIXOS NEWS

The resort boasts a large conference hall, as well as two splendid dining rooms, six à la carte restaurants, five bars, along with the famed Rixos Royal Spa. The luxurious health and beauty center offers soothing water rituals, world-class massages, various body treatments, and skincare from a global program of traditional and contemporary methods. The ever-enticing Turkish Hamam awaits you with its mystic atmosphere, promising tranquility and purification of both body and soul. The indulgence is not only limited to adults, however, children are invited to be entertained at Rixos’s activity-filled Rixy Club. “Sharm El Sheikh’s reputation as a dynamic and rapidlyexpanding touristic destination was among the key attributes that prompted our presence in Egypt. The travel haven is internationally recognized, which in conjunction with the strength of the Rixos brand, will result in a fruitful symbiotic relationship, benefitting both Rixos and Sharm El Sheikh”, said Basak Erel, Senior Vice President Brand Management at Rixos Hotels. Rixos Sharm El Sheikh in Egypt is the 18th ring of the chain after Rixos Residence Bomonty Istanbul which opened in September 2012.

RIXOS HABERLERİ ♦

Otel içerisinde büyük bir konferans salonu, 2 adet ana restoran, 6 adet a la carte restoran, 5 adet bar ve Rixos Royal Spa yer alıyor. Lüks sağlık ve güzellik merkezi müşterilerine rahatlatıcı su ritüelleri, birinci sınıf masajlar, çeşitli vücut bakımları, küresel çağdaş ve geleneksel metodlardan oluşan cilt bakımları sunarken, hem ruha hem bedene huzur vaad eden Türk Hamamı mistik atmosferi ile ziyaretçilerini bekliyor. Olanakları sadece yetişkinlerle sınırlı kalmayan otelde aktivite dolu Rixy Club küçük ve genç misafirlere gün boyu eğlence imkanı sunuyor. Rixos Sharm El Sheikh’in açılışıyla ilgili yorum yapan Rixos Hotels Markadan Sorumlu Bakan Yardımcısı Başak Erel, “Rixos Hotels’in Mısır’daki varlığına sebep olan anahtar özelliklerden biri Sharm El Sheikh’in dinamik ve hızla genişleyen turistik bir merkez olmasıdır. Seyehat cennetinin uluslararası alanda tanınması Rixos markasının gücü ile birleşince hem Rixos’u hem Sharm El Sheikh’i memnun edecek verimli bir simbiyotik ilişki ortaya çıkıyor,” dedi. Eylul 2012’de açılan Rixos Residence Bomonty Istanbul’dan sonra, Rixos Sharm El Sheikh zincirin 18. halkası.

FALL 2012

RIXOS MAGAZINE 201


RIXOS NEWS

RIXOS HABERLERİ ♦

Rixos Premium Bodrum Flavor of “Gourmet Meat Menu” at Rixos Premium Bodrum Rixos Premium Bodrum’da ‘’Gurme Et Menü’’ Lezzeti

R

ixos Premium Bodrum offers a magnificient feast to red meat lovers with the alternative dry-aging beef. The gourmet meat menu is prepared with the meat of grass-fed cattles that are selected according to the highest standards. Menu includes varieties of t-bone, veal chop and entrecote to suit different tastes and preferences. The very special method of “dry-aging” gives the beef its unique flavor. Dry aging is done by hanging the meat in a refrigerated environment for about 6 weeks. During the waiting period, the environment is closely watched to control some important factors like the room temperature and humidity and the flow of cold air all around the meat. The “dry-aged” beef, which is prepared with the presentation of Rixos Premium Bodrum’s flavor master chef Ertan Afacan, is served with seasonal greens and garnish. It is possible to experience this unique flavor in Rixos Premium Bodrum, between August 18 - August 31, for a 99TL charge per person. 202 RIXOS MAGAZINE

FALL 2012

Rixos Premium Bodrum, kırmızı et düşkünlerine alternatif bir lezzet olarak ‘’kuru dinlendirme’’ yapılmış dana etiyle muhteşem bir ziyafet sunuyor. Gurme Et Menu, en yüksek standartlara göre seçilen ve sadece ot ile beslenen sığırların etinden hazırlanıyor. Menüde her damak tadına uygun t-bone, dana pirzola ve antrikot çeşitleri bulunuyor. Gurme Et Menüsünün lezzet sırrı, etin çok özel bir yöntem olan ‘‘kuru dinlendirme’’ yapılarak servis edilmesi… Kuru dinlendirmede tüm dana karkası soğuk odaya asılarak yaklaşık altı hafta bekletiliyor. Bekleme sırasında odanın soğukluk derecesinden nemine, soğuk havanın dolaşım hızına kadar birçok ayrıntıya dikkat ediliyor. En uygun bekleme süresi olan altı-yedi hafta boyunca et yumuşayarak muhteşem bir lezzete kavuşuyor. Rixos Premium Bodrum’un lezzet ustası şefi Ertan Afacan sunumuyla hazırlanan ‘’kuru dinlendirme’’ dana eti, mevsim yeşillikleri ve garnitür eşliğinde servis ediliyor. Bu eşsiz lezzeti Rixos Premium Bodrum’da, 18 Ağustos – 31 Ağustos tarihleri arasında kişi başı 99 TL’ye tatmak mümkün.


RIXOS NEWS

RIXOS HABERLERİ ♦

Rixos Cup 5 Champion Banvit Şampiyon Banvit

B

anvit raised the championship trophy at the breathtaking finale of the 5th International Rixos Cup Basketball Tournament, which is sponsored by the Rixos Hotels. The tournament lasted a week and attracted millions of TV viewers as well as thousands of basketball fans that filled the tribunes. Banvit defeated Anadolu Efes with a score of 78 against 74 and took the Rixos championship trophy. Anadolu Efes became the first runner while Galatasaray Medical Park, which defeated Besiktas, finished the tournament in the third place with a score of 86 against 77. Rixos Cup, which accommodates 20 teams from 14 countries for the last 5 years, entertained Turkey’s and Europe’s most important basketball teams, Banvit, Unics Kazan, Besiktas, Cibona Zagrep, Galatasaray MP and Anadolu Efes, within the scope of the Rixos Cup Tournament. Turkish and European teams competed in the eagerly anticipated tournament, which started on 12 September with the “Banvit-Unics Kazan” and “BesiktasCibona Zagrep” matches. Famous Ukrainian Dance Group Red Foxes gave a novel touch to the tournament with their mind-blowing shows.

204 RIXOS MAGAZINE

FALL 2012

Rixos Hotels’in sponsorluğunda bu yıl beşincisi düzenlenen ve milyonları ekran başına kilitleyen Uluslararası Rixos Cup Basketbol Turnuvası’nın nefes kesen finalinde şampiyonluk kupasını Banvit kaldırdı. Bir hafta boyunca ekran başındaki milyonlarca basketbolsever ile tribünleri dolduran binlerce izleyici final maçının heyecanına ortak oldu. Bu yıl beşincisi düzenlenen Uluslararası Rixos Cup Basketbol Turnuvası’nın final maçında Banvit-Anadolu Efes takımları karşı karşıya geldi. Final maçında Rixos birincilik kupasını rakibini 78-74 yenen Banvit aldı. Anadolu Efes ikinci; Galatasaray Medical Park, Beşiktaş’ı 86-77 mağlup ederek üçüncü oldu. Turnuvada 5 yıl boyunca 14 ülkeden toplam 20 takımı konuk eden Rixos Cup bu yıl da turnuva kapsamında Türkiye’nin ve Avrupa’nın en önemli basketbol takımları olan Banvit, Unics Kazan, Beşiktaş, Cibona Zagrep, Galatasaray MP ve Anadolu Efes’i ağırladı. 12 Eylül Çarşamba günü ‘’Banvit – Unics Kazan’’ ve ‘’Beşiktaş – Cibona Zagrep’’ maçları ile start veren Rixos Cup’ta Türkiye ve Avrupa’nın başarılı takımları mücadele etti. Heyecan verici şovlarla turnuvanın ateşini fitilleyen ve sadece Rixos Cup için Türkiye’ye gelen ünlü Ukraynalı Dans Grubu Red Foxes Rixos Cup’a ayrı bir renk kattı.


RIXOS NEWS

RIXOS HABERLERİ ♦

Rixos Sungate Vega Rixos Sungate Vega Convention Center has been renovated! Rixos Sungate Vega Kongre Merkezi yenilendi!

R

ixos Sungate Vega Convention Center, which is selected as “Turkey’s Best Meeting and Convention Hotel” by Business Destination Magazine, has been renewed to offer a better service to its guests. With its total capacity of 6000 people, Vega is the largest convention center in the Mediterranean region. The Vega Convention Center, which takes attention with its 15 meeting rooms, 1 amphitheater, 3 congress hall, 3 foyer area and 1 cinema saloon that are equipped with the advanced technical devices for all kinds of meetings, conferences and seminars; provides every possibility to its business guests with distinct design it has. The convention center has been renewed from top to bottom in the summer term. Renovation of the walls and the wooden construction of the convention center, insulation and changes in decoration were among the renovations that have been made. With its new face, Rixos Sungate Vega Convention Center aims to entertain the guests in a better way and to increase its success in the coming year. 206 RIXOS MAGAZINE

FALL 2012

Business Destinations dergisi tarafından “Türkiye’nin En İyi Toplantı ve Kongre Oteli” seçilen ve 6 bin kişilik kapasitesiyle Akdeniz’in en büyük kongre merkezi olma özelliğini taşıyan Rixos Sungate Vega Kongre Merkezi misafirlerine daha iyi bir hizmet sunabilmek için yenilendi. Her türlü toplantı, konferans ve seminer için ileri teknolojik ekipmanlarla donatılmış 15 toplantı odası, 1 amfitiyatrosu, 3 kongre salonu, 3 büyük fuaye alanı, 1 sinema salonu ile dikkat çeken Vega Kongre Merkezi, farklı tasarımıyla iş dünyasının ihtiyaçlarına cevap veriyor. Yaz döneminde baştan aşağı yenilenen kongre merkezinde, fuaye alanındaki mermerlerin bakımından yalıtıma, hatta dekorasyona kadar birçok renovasyon yapıldı. Kongre merkezinin tüm duvarları ve ahşap konstrüksiyonu yenilendi. Önümüzdeki dönemde yenilenen yüzü ile misafirlerini daha iyi ağırlamayı amaçlayan Rixos Sungate Vega Kongre Merkezi geçtiğimiz yıl yakaladığı başarılı grafiği önümüzdeki yıl da arttırarak sürdürmeyi hedefliyor.


Fa l l -W i n t e r 2 0 1 2 - 2 0 1 3

www.sassofono.net


Rixos Magazine Fall 2012