Page 1


‹çindekiler

Diviti Böyle Bilmiyordunuz Halil KARACA

2 Güneşin Takipçileri Ayçiçekleri Tuğba KAYA

6

Şu Rengarenk Kuşlara Bakın

8

Mehmet Huzeyfe SIRLI

Sözün Tesiri Seda ŞENGÜL ............................... 1 Deney Atölyesi Oğuzhan AKYILDIZ................... 4 Dedemin Kütüphanesi Fatih BENZER ............. 5 Düşün Keşfet Mehmet TÜRKDOĞAN................ 10 Hiç Düşündünüz mü? Tunahan COŞKUN....... 12 Fotokopi Makinası Nasıl Çalışır İrfan BAKAR.13 Bulmacalar Selman ASLAN ............................... 14 Çizgi Hikaye Ahmet TOLUNALP ....................... 16 Sizden Gelenler ............................................... 17

editörden

Dolma kalemler icat edilmeden yazı nasıl yazılırdı biliyor musunuz? Divit sayesinde. Evet divitler çok eski zamanlardan beri kullanılmakta. Ancak o zamanlar kullanılan divitler bizim bildiğimizden çok farklı. Bu sayımızda divitin aslına gideceğiz. Divit nelerden oluşur, nasıl yapılır, kimler kullanır! Bütün bunlar diviti anlattığımız yazımızda sizleri bekliyor. Şimdi hasat zamanı. Çiftçiler önceden ektikleri ürünleri bu ay tarladan hasat ediyorlar. Ayçiçeklerinin de hasat zamanı bu ay. Haziran ayında ekilmiş olan ayçiçekleri şimdi hasat edilmekte. Birtakım aşamalardan geçtikten sonra sofralarımıza gelecek olan ayçiçeğinin hikâyesini okuyacaksınız. Hayvanlar âleminin en güzel türlerinden olan rengârenk kuşları öğreneceğiniz bir yazı var. Yazıda geçen kuşların tüyleri o kadar güzel ki, bulundukları yerde hemen dikkat çekiyorlar. Ayrıca bu sayımızda deney atölyesinde diş macunu yapmayı deniyoruz. “Dedemin Kütüphanesinde” kahvaltıyı, “Hiç Düşündünüz mü?”de karıncaların suda neden boğulmadıklarını, “Sizden Gelenler”de ise akıl ile zekânın farkını öğreneceksiniz. Ayrıca fotokopi makinesinin nasıl çalıştığına da bir göz atmanızı tavsiye ederim..

Rüzgargülü Dergisi Sayı: 12 • Eylül 2013 Fazilet Neşriyat A.Ş. Adına İmtiyaz Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü: Harun ÖZDEMİR Yayın Editörü: Ümit YÜKSEL Sanat Yönetmeni: Osman TURHAN Grafik Tasarım: Sedat YAZILITAŞ Yayın Kurulu: Abdullah ÖZBEK, Adem FİDAN, Mustafa CAN, Ahmet TOLUNALP, Mehmet TÜRKDOĞAN, Tunahan COŞKUN, Erhan GÖÇMEZ, Halil KARACA, Yunus KARADUMAN, İbrahim ERTÜRK, Ahmet Adil ADAL Yönetim Yeri: Bağlar Mah. Mimar Sinan Cad. No:52 Güneşli - Bağcılar / İSTANBUL Baskı ve Cilt: Fazilet Neşriyat ve Tic. A.Ş. Yazı İşleri: 0212 657 88 00 / 156 Email: bilgi@insanvehayat.com


Bir Kıssa Bir Hisse

Sözün Tesiri

1

çağırın.” deyip dualar okumaya başladı. O sırada kalabalığın içinden biri: “O kadar ilaç kullandı, iyileşmesi lazımdı. Sadece sözlerinizle iyileşecek mi?” Müderris, adama bir ders vermek için sordu: “Sen doktor musun, hasta adamın halinden anlayabilir misin?” Adam kendi sorusuna böyle bir cevap beklemediği için şaşırdı. Yüzü kızarmıştı. Bir şey diyecekti ki müderris şöyle dedi: “Eğer kelimeler seni böyle öfkelendiriyorsa, senin moralini bozmaya gücü yetiyorsa niye bir hastayı iyileştirmeye de yardımcı olmasın?” Müderris o gün adama kötü sözlerin insanların moralini bozacağını anlatmış oldu. İyi ve güzel sözün de hastayı tedavi edeceğini diğer insanlar da gördü.

Rüzgargülü

Müderris bir zat, öğrencilere ders vermek için medreseye doğru yola koyulmuştu. Şehrin yakınındaki köyden geçerken yanına bir adam yaklaştı. Müderrise yakınlarda hasta bir çocuk bulunduğunu söyledi. “Efendim, yakınlarda hasta bir çocuk var, onun için yapabileceğiniz bir şey var mı?” dedi. Köye girdiğinde köy halkı etrafına toplandı. Köylerine her zaman böyle bilgili biri uğramazdı. Hasta çocuğu ona getirdiler. Müderris zat “Ben bakayım, ama siz yine de doktor

Çizen: Esma GENÇ

Seda ŞENGÜL


Diviti Böyle Bilmiyordunuz! Halil KARACA

Rüzgargülü

2

Divit denilince aklınıza plastik çubuklara takılan demir uçlar gelebilir. Fakat o kadar basit değil. Demir uçları yalnızca divitin bir parçası. Divit, mürekkep hokkası anlamındaki “devat” kelimesinden geliyor. Türkçe’deki manasıyla divit; kalemdan ve hokkadan meydana gelen yazı takımıdır. Evet, divit sadece bir kalem değil yazı takımıdır. Bu yazı takımında birbiriyle bağlantılı bölmeler bulunur. Divit iki bölümden oluşur Divit, hokka ve kalemdan olmak üzere iki ana bölümden oluşur. Kalemdan divitin ana gövdesidir. içine kamış kalem, kalemtıraş ve makta konur. Kalemtıraş, kamış kalemin ucunu açmaya yarar. Fildişi veya kemikten yapılan makta ise kalemin ucunu düzeltir. Divitin diğer bölümü hokkadır. Hokkanın içerisine mürekkep konulur.

Mürekkebin dökülmemesi ve rahatça alınabilmesi için hokkaya ham ipek “lika” yerleştirilir. Yine hokkanın içine çam sakızı ve balmumundan yapılan macun sürülür. Bu sayede hokkanın yapıldığı maden kap, mürekkebi bozmaz. Mürekkep de kaba zarar vermemiş olur. Hokkalar kullanımına göre iki ya da üç bölmeli olabilir. Bu bölmelerde farklı renkli mürekkepler yer alır. İki hokkası bulunan divitlere de rastlamak mümkündür. Divitin Yapımı Divitler en fazla bakır-çinko alaşımı olan “pirinç”ten yapılır. Ayrıca altın, gümüş ve civa yaldızıyla yaldızlanmış tombak divit çeşitleri de vardır. Madeni divitler yapılırken iki teknik kullanılır: Dövme ve dökme tekniği. Dövme tekniğinde levha halindeki maden çekiçle dövülerek birleştirilir ve kalemdan yani gövde kısmı elde edilir.


Diviti kimler kulandı Selçuklular ve Osmanlı Devleti’nde divit yazı yazmada çok sık kullanılırdı. Resmi yazışmaların yanı sıra devlet sırlarının olduğu mektupları yazan kişiye “devatdar” ismi verilir. Topkapı Sarayındaki Divanhane’nin hemen yanında bulunan, sadrazamın yazışmalarının yapıldığı odaya da “divit odası” adı verilirdi. Divit ustalarının çalıştıkları Üsküdar’daki bir mahalle Divitçiler adıyla anılır ve bu ustaların dükkânları da Beyazıt’taki Kâğıtçılar çarşısındadır.

3

Divitler nasıl taşınırdı? Divitleri hattatlar ve katipler bellerine sardıkları kuşağın arasında taşırlardı. Yıpranmaması ve kuşağın arasında kaymaması için kılıf içine sararlardı. Kuşakta taşınabilen şekline “bel diviti”, bel divitinden daha küçük ve cübbe kolunda taşınabilen şekline de “kol diviti” denirdi.

Divit ile yazı yazmak Hattatlar ve katipler mum ışığında diviti masasına koyar. Kalemdanın içinden kamış kalemini çıkarıp ucunu açar. Maktasıyla kalemin ucunu bir güzel düzeltir. Ardından hokkanın kapağını da açıp mürekkebe kamış kalemi bandırır. Tertemiz sayfalar üzerinde kalemini gezdirmeye başlar. Böylece günümüze kadar ulaşmış veya ulaşamamış eserlerin yazılışında divitlerin izlerini görürüz.

Rüzgargülü

Kalemdanın dip ve kapak kısımları da aynı şekilde yapılır. Dökme tekniğinde ise kalemdanın yani gövdenin kapağı menteşelidir. Dökmeyle yapılmış kalemdana, arkadan perçinle sabitlenir. Dip ise kalemdana lehim ya da kaynakla birleştirilir. Hokka da dökümle yapılır ve aynı teknikle sabitlenir. Hokkanın kapağı da menteşeli olur. Divitler, ustasına ve madenine göre kıymetli taşlar yerleştirilerek süslenir.


Den

Sence fillere diş macunu yapabilir miyiz? Oğuzhan AKYILDIZ

1.

Gerekli Malzemeler

2.

1 adet su bardağı 1 adet kavanoz 1 adet çay kaşığı 1 çift plastik eldiven 5 gr gıda boyası 50 ml sıvı sabun 5 gr potasyum iyodür (KI) tuzu 250 ml hidrojen peroksit (oksijenli su)

3.

Açıklama Bu deney kimyasal bir tepkimedir. Sıvı sabunun üzerine yukarıdaki kimyasallar eklendiği zaman tepkimenin etkisiyle aniden köpürmektedir. Oluşan oksijen gazının da etkisiyle kaldırma kuvveti köpükleri yukarı doğru iter. Çok az bir sıvı sabun ile kocaman köpükler çıkartabiliriz. Filler için diş macunu dememizin sebebi de büyük dişleri olan fillere çok büyük köpükler üretmektir.

Rüzgargülü

4

Dikkat • Köpürme sonucunda oksijen gazı çıkışı olduğu için deneyi havalandırabileceğiniz bir ortamda yapınız. • Oluşan köpük gıda boyası ile renklenmiş sıvı sabunun köpüğüdür. Cilde temasının hiçbir zararı yoktur. Fakat gıda boyası 3-7 gün arasında cildin renkli kalmasına sebep olabilir.

Deneyin yapılışı • Plastik eldivenler giyilir. • Su bardağına hidrojen peroksit doldurulur. • Gıda boyası çay kaşığı yardımı ile hidrojen peroksitin içerisine eklenir ve karıştırılır. • Kavanozun içerisine potasyum iyodür tuzu ve sıvı sabun eklenir ve çalkalanır. • Şeffaf su bardağının içerisindeki karışımımız kavanozun içerisine azar azar dökülür. • Renkli köpüklerin aniden kavanozun ağzına kadar yükseldiği hatta taştığı gözlemlenir.

yesi öl

FİLLER İÇİN DİŞ MACUNU

At ey


Dedemin

Kütüphanesi

Kahvaltıda Yumurta

5

Yataktan kalkınca şefkatli validenizin sizin için sabah kahvaltısını hazırlamış olduğunu görürsünüz. Kahvaltı ekseriya yumurta, çay, kahve kakaodan mürekkeptir. Siz sofraya oturur, kaşıkla yumurtanın başından usulca kırar ve o arada açtığınız bir delikten yavaş yavaş az pişmiş olan dahilini/içini yersiniz.

Rüzgargülü

Annem tatlı bir şekilde her zaman şöyle söylerdi.“Kahvaltı, bir çocuğun okuldaki başarısını ve dikkatini etkileyen en önemli öğündür. Kahvaltı, uzun bir gece açlığından sonra vücudun enerji almasını ve güne iyi başlamasını sağlar.” Biz de her sabah kahvaltı yapmaya dikkat ederdik. Bu yaz tatilinde dedemin kütüphanesindeki çocuk dergilerinde kahvaltı hakkında yazılar buldum. Osmanlılar zamanında 1903 yılında “Çocuklara Mahsus Gazete” ismi ile çıkarılan bir çocuk gazetesini buldum. Her Perşembe çıkan bu gazetede kahvaltının vazgeçilmezlerinden yumurta hakkında çok güzel bilgiler var. Burada yumurtanın nasıl yenildiği anlatılıyor.

Çizen: Esma GENÇ

Fatih BENZER


Güneşin Takipçileri Ayçiçekleri Tuğba KAYA

Rüzgargülü

6

Ben güneşe bakan, ayçiçeğiyim. Niye ayçiçeği demişler anlayamadım. Ancak ay ışığını güneşten aldığı için ismim de ayçiçeği diye söylenmiş olabilir. Zaten güneşe yöneldiğim için “günebakan” da denir bana. Çünkü güneşe dönük yaşar hep onu izlerim. Gece boyu güneş olmadığı için boynum bükülür. Sabahın

olmasıyla çeviririm başımı güneşe. Ve bir gün boyunca hep onu izlerim. Hazirandan eylüle yetişirim Gün boyu güneşi takip ederken kendimi öyle kaptırırım ki, bu sebeple güneşe benzerim. Görünüşüm rengim neredeyse aynıdır. Gelelim nasıl yetiştirildiğime. Yaz ayının girmesi ile tarlalara ekilirim. Güneşi çok sevdiğimden güneşi bol olan yerlerde yetiştirilmem gerekir. 3 metreyi bulan uzunluktaki gövdemin üzerinde kocaman bir sarı papatya gibiyim. Yapraklarım 2-3 cm genişliğindedir. Meyvem, bildiğiniz çekirdektir. Çekirdek, çiçeğimin orta kısmında bal peteği şeklinde dizili


7

Çekirdekleri fazla yemeyin! Siz bu şekildeki bitkimi gördünüz mü bilmiyorum ama çerez olarak yediğiniz çekirdek benim meyvemin kavrulmuş halidir. Ve yine yemeklerinize tat veren ayçiçek yağı da çekirdeklerimden elde edilir. Bu yağım yemeklerde kullanıldığı gibi sabun ve boya sanayinde de kullanılır. Çekirdeklerimin yağı alındıktan sonra kalan kısmı da zayi olmaz, hayvan yemi olarak kullanılır. Benden size tavsiye çekirdek yemeye dalıp zamanınızı boşa geçirmeyin. Her şey kararınca olsun.

Şimdi hasat zamanı. Çiftçiler, haziranda diktikleri ayçiçeklerini eylül ayından itibaren hasada başlayacaklar. Kimileri hasadı orakla yapacak kimi de biçerdöver kullanacak. Toplanan ürün serilerek kurutulacak. Sonra da elle ya da harman dövme makinesiyle çekirdekler ayıklanacak.

Rüzgargülü

olan çizgili kabukların içindedir. Yağlı, lezzetli ve yumuşaktır. Düzenli bir sulama ile Eylül ayına kadar olgunlaşırım. Ve eylül ayında çiftçiler için hasat vakti gelmiş demektir. Ayçiçeklerim toplanıp serilerek kurutulur. Daha sonra tanelerim ayıklanır. Böylece evlerinize bazen çekirdek olarak gelirim bazen de yağ olup yemeklerinizi lezzetlendiririm.


k n e r a g n e Şu R ın! k a B a r a l ş u K LI

eyfe SIR

Huz Mehmet

Papağan

Papağanlar dünyanın en renkli kuşlarındandır. Tüyleri parlak, gagaları da kıvrıktır. Tüyleri üzerinde bulunan renkler gökkuşağı gibi rengârenktir. En önemli özellikleri insanların konuşmalarını taklit edebilmeleridir. Eğitildiklerinde 15-20 kelimeye kadar öğrenebilirler. Ayrıca ülkemizde muhabbet kuşu olarak bilinen kuş da bir papağan türüdür.

Tavus kuşu

Rüzgargülü

8

Tavusun en önemli özelliği çok renkli kuyruğa sahip olmasıdır. Erkek tavus kuşunun uzunlukları kuyrukları ile birlikte 2 metreye kadar ulaşır. Kuyruğunda gözü anımsatan tüyleri vardır. Bu tüyler, tavus kuşlarının güzel görünmesini sağlar. Erkeğin görkemli renkteki tüyleri ve kuyruğu dişilerinde bulunmaz.


Altın Sülün

Sülünler, dünyanın en süslü kuşlarındandır. Tüylerinin rengi altın rengine benzediği için altın sülün denmiştir. Üzerlerinde sarı, kırmızı, lacivert, yeşil gibi parlak tüyleri olduğu için gösterişli görünürler. Altın sülünlerin ayakları ve gagası sarı renktedir.

Tukan

Dünya da 37 kadar Tukan çeşidi vardır. Boyları 30-60 cm arasında değişir. Bunlar büyük gagaları ile meşhurdur. Gagaları büyük ve güçlü olmakla beraber çok hafiftir. Sürü hâlinde bir muz veya portakal bahçesine konduklarında, kısa zamanda bahçeyi bitirebilirler. Ağaç dallarına sürü hâlinde dizilip gagalarını hep birlikte havaya dikerek çeşitli sesler çıkarırlar. Bu davranışlarından dolayı bâzı bölgelerde bunlara “vâiz kuşları” da denir. Ayrıca uçmayı da pek sevmezler, ağaçlarda daldan dala atlamaktan daha çok hoşlanırlar.

Rüzgargülü

Yeni Gine, Avustralya’nın kuzeydoğusu ve yakın adalarda yaşarlar. Çok süslü tüylerle bezenmiş bir kuştur. Renkleri çok uyumlu olduğu için cennet kuşu diye isimlendirilmiştir. Bazı türlerinin kuyrukları çok uzundur. Bazılarının ise süs tüyleri başlarından, kuyruklarından veya kanatlarının altından çıkar.

9

Cennet Kuşu


Düşün-Keşfet

1

Mehmet TÜRKDOĞAN

Yandaki eklerin sonuna geldiğinde bu eklerin hepsini anlamlı hale getiren üç harfli sözcüğü yazınız.

Bora, Gamze, Melike, Nermin ve Selim adındaki beş arkadaş bir hafta sonu babalarıyla birbirlerinden farklı bir faaliyet yapmaya karar verirler. Bu beş arkadaşın babaları Ali, Hamza, İsmail, Nuri ve Tarık Bey çocuklarını müze, fuar,

E İS PEL DES BİF

kütüphane, gezmeye ya da lunaparka götürürler. Aşağıdaki ipuçlarından yararlanarak beş arkadaşın babalarının adlarını ve hafta sonu nereye gittiklerini bulunuz.

İpuçları: • Nuri Bey çocuğunu lunaparka götürmüştür ve çocuğunun adı Nermin değildir. • Kütüphane giden Selim ve müzeye giden Gamze’nin babalarının adı İsmail değildir. • Ali Bey ya kütüphaneye yada gezmeye gitmiştir. İsmail Bey ise ya müzeye ya da gezmeye gitmiştir. • Hamza Bey, kızı Melike ile fuar veya gezmeye gitmiştir. Çocuğun adı Selim Melike

Rüzgargülü

10

Nermin Bora Gamze

Babasının Adı

Faaliyet

2


Aynı cadde üzerinde yan yana duran dört apartman soldan sağa doğru, 1’den 4’e kadar numaralandırılmıştır. Adları sırasız olarak Çelik, Koç, Polat ve Tekin olarak bilinen bu apartmanlardan sadece birinde asansör vardır. Aşağıdaki ipuçlarından yararlanarak sıra numaralarına göre apartmanların adlarını bulunuz ve asansörü olan apartmanı belirtiniz. İpuçları: • Asansörlü apartman sıranın başında ve sonunda değildir. • Koç Apartmanı asansörlü apartmanın solundadır. • Polat Apartmanı, Çelik Apartmanının solunda, Koç apartmanının sağındadır. • Tekin ve Polat apartmanının kapı numarası 2 değildir. 1

2

4 A

3

3

4

Yandaki şekli birbirlerinin aynısı olan 3 parçaya ayırırsak bu parça aşağıdakilerden hangisi olur? (Parçalar farklı yönlerde olabilir!)

B

C

D

5

8

4

5

10

16

?

9

13

Rüzgargülü

12

11

Aşağıdaki şekilde soru işaretinin olduğu yere hangi sayı gelmelidir?


? Hiç

Rüzgargülü

12

Bugün dünyada yaşayan bütün karıncaların ağırlığı bütün insanların ağırlığından daha fazladır. Hatta bir karınca kolonisinin nüfusu yüz binlerden milyarlara kadar varabilmektedir. Karıncaların en önemli özelliklerinden biri suda uzun süre havasız kalabilmeleridir. Hatta bir karınca suyun altında saatlerce kalsa karıncanın canlı olduğu görülür. Ancak karıncayı sudan çıkardığınızda cansız gibi görünür. Ancak aradan biraz zaman geçince karınca hareket etmeye

Karıncalara Suda Niçin Bir Şey Olmuyor? Tunahan COŞKUN

başlar. Hatta ateş karıncaları denen bir karınca türü de suyun üzerinde birbirlerinden destek alarak batmadan durabilmektedir. Peki, karıncaların su altında bu kadar uzun süre hayatta kalabilmelerinin sebebi nedir? Karıncaların nefes tüpleri çok küçüktür. Bu tüplerin içine su giremez. Bu sayede karıncalar suda uzun süre kalabilirler, nefes aldıkları tüplerde bulunan oksijeni kullanarak yaşarlar. Ancak daha sonra oksijen biter ve yerini karbondioksit almaya başlar. Bu karbondioksit karıncalarda narkoz (uyuşturucu) etkisi yapar ve bir müddet sonra karıncalar bayılırlar. Baygın halde iken sudan çıkarıldıklarında hayatlarını devam ettirirler. Suya dayanma süreleri ne kadar uzun olsa da karıncalar da bir müddet sonra havasızlığa dayanamazlar.


Fotokopi makinesi nasıl çalışır? İrfan BAKAR

13

çekmesi ile drum’un toneri çekmesini özdeşleştirebiliriz. Taranan kağıdın sadece veri olan bölümleri drum üzerinde elektron yüklendiğinden toner de bu bölümlere aktarılır. Drum’dan geçen kağıt, toneri alır ve son olarak kağıdın sıcak bir bölümden geçerek kuruması sağlanır.

Rüzgargülü

Fotokopi makinesi, çeşitli belgeleri ve diğer görsel materyalleri hızlı ve ucuz çoğaltmaya yarayan cihazdır. Fotokopi makinesinin içerisinde gri selenyum kaplı bir plaka (drum) bulunur. Zayıf bir iletken olan gri selenyum ışığa maruz kaldığında iyi bir iletkene dönüşür. Drumu şuna benzetebiliriz. Kurşun bir kalemin kazağa sürtünmesinden sonra kağıt parçacıklarını çeker. Drum’ ın yaptığı buna benzer. Kopyalama işlemine başladığımızda kağıt öncelikle bir ışık ile taranır. Tarama yapıldığında drum ünitesi kurşun kalemde olduğu gibi elektron yüklenmesine maruz kalır. Kurşun kalemin kağıt parçacıklarını


Bulmacalar

Hazırlayan: Selman ASLAN

RENKLİ BULMACA SOLDAN SAĞA:

3. Suda yaşayan hayvanların solunum organı. 4. Deniz, göl ve ırmak gibi suların tabanı. 5. Dışı yeşil kabuklu, içi kırmızı ve sulu, iri yaz meyvesi. 7. Bazı hayvanların başında bulunur. 8. Sarı çiçekli, birçok türü olan, kızartması da yapılan bir sebze. 11. Geviş getirenlerden, eti, sütü, derisi ve kılı için yetiştirilen bir hayvan. 12. Adalet. 13. Bilimsel bir gerçeği göstermek için yapılan işlem, tecrübe.

Rüzgargülü

14

YUKARIDAN AŞAĞIYA:

1. Suda yaşayan, solungaçla nefes alan ve yumurtadan üreyen hayvanların genel adı. 2. Kabuklu, içi yağlı ve nişastalı yemiş, koz. 4. İnsan ve hayvanların kanıyla beslenen, birçok türü bulunan ve bir türü sıtma mikrobu aşılayan, sulak, bataklık yerlerde çok üreyen ve bulaşıcı hastalıkları yayan uçucu böcek. 6. Balıklarda hatırlama sıkıntısı olan hâl. 8. Soğuk veya sıcak hava vererek kapalı bir yerin havasını değiştiren elektrikli araç, iklimleme cihazı. 9. Donarak katı duruma gelmiş su. 10. Uzun olan arka bacaklarına dayanarak uzağa sıçrayabilen, birçok türü olan bir böcek.

ŞİFRE


S

T

E

B

B

A

H

U

M

O

F

R

A

S

E

R

İ

İ

L

İ

T

E

K

A

Z

E

N

B

Z

D

T

İ

K

R

A

M

B

İ

İ

U

E

R

D

U

Ğ

E

R

H

Y

U

B

S

Ü

R

R

İ

E

A

A

T

A

C

E

E

F

M

E

S

F

E

C

L

K

A

E

K

L

V

E

V

İ

E

S

E

R

E

V

E

T

A

T

Ü

S

A

H

İ

B

İ

N

D

M

E

D

U

A

E

D

E

R

!

1’den 6’ya kadar sayıları yerleştirmelisin. Her satırda (her yeşil ok), yukarıdan aşağıya her sütunda (her turuncu ok) ve her renk dikdörtgen içerisinde 1, 2, 3, 4, 5 ve 6 rakamlarını sadece bir defa kullanmalısın.

3 6

4 4 2

6 3 6

1

2

BEREKET ZİYAFET NEZAKET

Sayıları Toplayalım

DİKKATLİ BULMACA

20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28 sayılarını aşağıdaki kutulara öyle bir yerleştirin ki her taraftan topladığınızda sonuç 72 olsun.

EV SAHİBİ MÜSAFİR MUHABBET

İKRAM DAVET İCABET

Dikkatli arkadaşım! Hangi uçak hangisinin benzeri dikkatlice bulabilir misiniz?

=72 =72 =72 +

+

+

72 72 72

15

Kelimeleri bulmacadan bularak üzerini çiziniz. Kalan harfleri sırasıyla okuyunuz. Müjdeli şifreyi bulunuz!

RENKLİ SUDOKU

Rüzgargülü

MÜJDELİ KELİME AVI


Rüzgargülü

16

ÇEŞME BAŞI

Çizen: Ahmet TOLUNALP


SİZDEN ER GELENL SORU: Akıl ile zeka aynı şey mi? Mesut BİLGİLİ / K.Maraş CEVAP: Nasreddin Hoca bir gün yolda giderken karşısından bir tane öküz geldiğini görmüş ve hemen yolun kenarına çekilmiş. Bunu görenler Nasreddin Hoca’ya “Hocam bir öküzden bu kadar niye korkuyorsun demişler?” Nasreddin Hoca’nın cevabı gecikmemiş tabi “O öküzde boynuz varsa bende de akıl var akıl.” demiş Bu fıkrada aklın nasıl kullanacağını gösteriyor. Zeka ise biraz farklı. Akıl ve zekayı şöyle açıklayabiliriz. İnsanların çevresinde olup biten her şeyi anlaması ve onlara tepki vermesi zekâsı ile olur. Bütün bunlar arasında olup bitenlerden hangisinin doğru, hangisinin yanlış olduğunu, hangisinin kendi menfaatleri ile uyumlu olduğunu anlama kabiliyetine ise akıl denir. Yani akıl, zekâmızı kullanma becerisidir. Peki zekâ gelişir mi? Evet, özellikle 14 yaşına kadar zekâ hızla gelişir ve bu yaştan sonra gelişim devam eder ancak daha

26 24 22 =72 21 28 23 =72 +

+

+

Düşün-Keşfet: 1. Tek 2. Çocuğun adı Babası

3.

4. D seçeneği

Faaliyet

Selim

Ali

Kütüphane

Melike

Hamza

Fuar

Nermin

İsmail

Gezme

Bora

Nuri

Lunapark

Gamze

Tarık

Müze

1 Tekin

2

3

4

Koç

Polat Asansörlü

Çelik

5. 13 olmalı. Yukarıdaki üçgendeki sayıların toplamının yarısı aşağıdaki üçgendeki sayıyı veriyor. (12+4) /2= 8, (5+13) /2 =9, (10+16)/2=13

72 72 72

SİZDEN GELENLER: Siz de oyun, resim, çizim ve fotoğraflarınızı bilgi@insanvehayat.com adresine gönderin. Biz de sizin için yayınlayalım.

17

Soldan Sağa: 3 SOLUNGAÇ, 4 SUALTI, 5 KARPUZ, 7 BOYNUZ, 8 KABAK, 11 KEÇİ, 12 HAK 13 DENEY. Yukarıdan Aşağıya: 1 BALIK, 2 CEVİZ, 4 SİVRİSİNEK, 6 UNUTKANLIK, 8 KLİMA, 9 BUZ, 10 ÇEKİRGE. Şifre: SONBAHAR Müjdeli Kelime Avı Şifresi: Sofra serili durduğu sürece melekler ev sahibine dua eder! 25 20 27 =72 Sayıları Toplayalım: 1.

Dikkatli Bulmaca: 1- 9, 2-7, 3-5, 4-8, 6-10

Rüzgargülü

Bulmacaların Cevabı

yavaş bir şekilde. Zekânın gelişmesi için çok ve faydalı kitaplar okunabilir. İnsanlar beslenmesine dikkat ederler. Zekâyı geliştirici etkinlikler yapılabilir. Zekâyı körelttiği için bilgisayar oyunlarından, film izlemekten ve televizyondan olabildiğince uzak durmak lazımdır.


Rüzgargülü Çocuk Dergisi Sayı: 12  

Küçük büyük herkese hitap eden ve kalitesiyle her ay yolunu gözlediğiniz derginiz İnsan ve Hayat, çocuklarımızı da unutmadı. Her ay ücretsiz...

Rüzgargülü Çocuk Dergisi Sayı: 12  

Küçük büyük herkese hitap eden ve kalitesiyle her ay yolunu gözlediğiniz derginiz İnsan ve Hayat, çocuklarımızı da unutmadı. Her ay ücretsiz...

Advertisement